Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından düzenlenen “Tarımda Kadın Emeği Zirvesi”ne katıldı. Yumaklı, yaptığı konuşmada Anadolu’nun verimli hilalin merkezinde yer alan, köklü bir tarihe, zengin bir kültürel mirasa ve doğal güzelliklere sahip bir coğrafya olduğunu ve bu kadar zenginliği içinde barındırmasının ana unsurlarından birinin Anadolu kadını olduğunu belirtti. Bakan Yumaklı, kırsal kalkınmadaki başarıların ana kaynağının kadınlar olduğunu ifade etti. Kırsal kalkınmanın Türkiye’nin gıda arz güvenliğini sağlaması, sanayiye hammadde temini ve istihdama sağladığı katkı nedeniyle stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Kadınlarımızı da kırsal kalkınmanın ana unsuru olarak görüyoruz. Bu nedenle yürüttüğümüz politikalarda her zaman onlara pozitif ayrımcılık yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Biliyoruz ki kırsal kalkınmada kadın varsa sürdürülebilirlik vardır. Bu kapsamda kadınlarımızın ekonomik anlamda güçlenmesi; kırsal alanların gelişmesinde ve güçlendirilmesinde kilit rol oynamaktadır. Kadınların desteklenmesi ve liderlik rollerine teşvik edilmesinin büyük öneme sahip olduğunu her fırsatta ifade ediyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak da kadınların ve gençlerin tarımsal üretimde yer almaları için var gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu.
Kırsal alanların sadece üretim alanı değil, insanların yaşamlarını sürdürdükleri, geleceğe miras bırakacağı zenginlikler olduğunu söyleyen Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kırsalda yaşayanların yaşam ve çalışma koşullarının yükseltilmesini ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılmasını amaçlıyoruz. Bu kapsamda IPARD- TKDK, Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı, Uzman Eller, Orköy, Genç Çiftçi, Bireysel Sulama, IFAD gibi projeler kapsamında kırsalımıza önemli destekler sağlıyoruz. Bütün bu programlarla kırsal kalkınmada son 22 yılda 774 bin projeye reel rakamlarla yaklaşık 120 milyar lira hibe ödemesi yaptık. Bu desteklerde gençlerimize ve kadınlarımıza her zaman pozitif ayrımcılık yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Kırsal kalkınma yatırımlarımız içerisinde IPARD ve TKDK hibe desteklerinin önemli bir yeri bulunuyor. IPARD-TKDK desteklerini daha önce 42 ilde uyguluyorduk, 2024 yılı itibarıyla ise ülke geneline yaydık. Artık 81 ilimiz IPARD-TKDK desteklerinden yararlanabilecek” şeklinde konuştu.
Bakan Yumaklı, hayvansal gıda ürünlerinin gıda arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, geçen hafta başında hayvancılıkla ilgili yol haritasını kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlattı. Yumaklı, yeni hayvancılık politikalarında gençlere ve kadınlara pozitif ayrımcılık yaparak, hayvancılık desteklerinden daha fazla pay almasını sağlayacaklarını aktardı. Yumaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın çevre konularına olan duyarlığının ve öncülüğünde yürütülen çalışmaların sadece Türkiye’nin değil, dünyanın geleceğine de ışık tuttuğunu söyledi. Emine Erdoğan’ın hamiliğinde Sıfır Atık Projesi’nin bir dünya markası haline geldiğine dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Şimdi de su kaynaklarımızın korunması için başlattığınız su verimliliği seferberliğinin tüm insanlığa faydalı olması için var gücümüzle çalışıyoruz. 1992 yılındaki Dublin Konferansı’nda ‘Kadınlar, suyun temini, yönetimi ve korunmasında önemli role sahiptir’ ilkesine de yer verilmiştir. O yıllarda yakılan meşaleyi günümüzde yeniden alevlendiren ve su yönetiminde kadının etkisini gösteren vizyonunuz tarihe not düşmektedir. Suya yön veren bir kadın liderin öncülüğünde tüm gayretimizle çalışmaya devam ederken, ülkem adına sizlere şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Yumaklı, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. – ANKARA
]]>Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından organize edilen Tarımda Kadın Emeği Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla The Ankara Otel’de başladı.
Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, kırsal kalkınmadaki başarıların ana kaynağının kadınlar olduğuna işaret ederek, kırsal kalkınmanın, ülkenin gıda arz güvenliği, sanayiye hammadde temini ve istihdama sağladığı katkı nedeniyle stratejik bir alan olduğunu söyledi.
Yürüttükleri politikalarda kadınlara pozitif ayrımcılık yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini bildiren Yumaklı, “Biliyoruz ki kırsal kalkınmada kadın varsa sürdürülebilirlik vardır. Bu kapsamda kadınlarımızın ekonomik anlamda güçlenmesi, kırsal alanların gelişmesinde ve güçlenmesinde kilit rol oynamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yumaklı, kadınların desteklenmesi ve liderlik rolüne teşvik edilmesinin büyük öneme sahip olduğuna işaret ederek, Bakanlık olarak kadınların ve gençlerin tarımsal üretimde yer almaları için çalıştıklarını dile getirdi.
Kırsal bölgelerin, insanların yaşamlarını sürdürdükleri, geleceğe miras bırakılacak zenginlikler olduğuna dikkati çeken Yumaklı, kırsalda yaşayanların yaşam ve çalışma koşullarının yükseltilmesini amaçladıklarını aktardı.
Yumaklı, kırsal yaşam koşullarının yükseltilmesi için çeşitli projeler yürüttüklerini belirterek, “Kırsal kalkınmada son 22 yılda 774 bin projeye reel rakamlarla yaklaşık 120 milyar lira hibe ödemesi yaptık. Bu desteklerde gençlerimize ve kadınlarımıza her zaman pozitif ayrımcılık yaptık. Kırsal kalkınma yatırımlarımız içerisinde IPARD ve TKDK hibe desteklerinin önemli yeri bulunuyor.” diye konuştu. Yumaklı, Emine Erdoğan’a, himayesinde yürütülen Sıfır Atık, Su Verimliliği Seferberliği projeleri ile Tarımda Kadın Emeği Zirvesi için teşekkür etti.
“6 binden fazla kadın girişimciye yaklaşık 14 milyar lira hibe desteği sağladık”
TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı da kurumlarının bugüne kadar 6 binden fazla kadın girişimciye yaklaşık 14 milyar lira hibe desteği sağladığını söyledi.
Antalyalı, bu desteklerle ülkeye 30 milyar liraya yakın yatırım kazandırıldığının altını çizerek, yatırımlar sayesinde 33 bin kadının istihdam edildiğini belirtti.
IPARD-I ve II programları kapsamında bugüne kadar 25 binden fazla projeye 45 milyar lira hibe desteği verildiğini aktaran Antalyalı, bu hibeler sayesinde ülkenin tarım ve gıda sektörlerine 95 milyar lira tutarında yatırım kazandırıldığını bildirdi.
Antalyalı, bu yatırımlarla 100 binden fazla istihdam sağlanmasına katkıda bulunulduğuna işaret ederek, “Önümüzdeki dönemde başlatacağımız IPARD-III Programı’yla da 786 milyon avroluk hibe desteğimizle 1,2 milyar avro tutarında yatırım sağlanacak ve 40 bin kişilik yeni istihdam olanağı oluşturulacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Hibe desteklerinin yüzde 67’sinin genç, yüzde 30’unun ise kadın yatırımcılar tarafından kullanıldığını belirten Antalyalı, bugüne kadar 42 ilde uyguladıkları IPARD Programı’nı 81 ile yayacaklarını kaydetti.
Bu arada, “Kırsal Alan ve Kadının Kırsal Ekonomik Hayata Katılımı”, “Kırsal Alanda Kadın Yatırımlarına Yönelik Destekleme Mekanizmaları”, “Kırsal Alanda Kadının İstihdamı ve Örgütlenmeye Katılımı”, “IPARD Programı ve Kadın”, “Kırsal ve Agro Turizm”, “Kadın ve Ata Tohumu” ile “IPARD III Programı Tanıtımı” konulu oturumların düzenleneceği zirve, 8 Mart’a kadar devam edecek.
]]>Yumaklı, birtakım programlara katılmak üzere geldiği Konya’da Tarım Fuarı’nı ziyaretinin ardından Sarayönü ilçesinde Sarayönü Belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitap etti.
Vatandaşın desteğinin kendilerini gece gündüz demeden çalışmaya sevk ettiğini belirten Yumaklı, şöyle konuştu:
“Sizin bu kıymetli desteğiniz yerelden biz hükümete kadar en büyük güvencemiz. Sizler arkamızda durduğunuz sürece bizler, sizler için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa etmek üzere, üçlü olacağız ve güçlü olacağız. Yani hem ilçe belediyesinde hem büyükşehir belediyesinde hem de hükümette bu senkronizasyon, bu güzel işbirliği hem ülkemizin, o inşa edeceğimizi söylediğimiz Türkiye Yüzyılı için hem de şehirlerimizin dünya çapında artık belli yerlere gelebilmesi için son derece önemli. Zaten sizin bütün dünyada tanınan bir büyükşehir belediye başkanınız var.”
AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ve Sarayönü Belediye Başkanı Nafiz Solak da birer konuşma yaparak 31 Mart yerel seçimleri için vatandaşlardan destek istedi.
Bakan Yumaklı ve beraberindeki heyet, daha sonra Sarayönü’nde esnaf ziyaretinde bulundu.
Ardından TİGEM Gözlü Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nü ziyaret eden Yumaklı, burada büyükbaş tesisinde incelemelerde bulundu.
Bakan Yumaklı, Sarayönü’nden sonra Altınekin ilçesinde AK Parti Altınekin Seçim Koordinasyon Merkezi’nde partililer ve vatandaşlarla bir araya geldi.
Burada yaptığı konuşmada AK Parti’nin milletine verdiği sözleri her zaman tuttuğunu dile getiren Yumaklı, “Hepimiz biliyoruz ki bu memlekette bir yapıyormuş gibi yapanlar var bir de gerçekten yapanlar var. Neşet Ertaş’ın bir sözü, ‘Biz çekmediğimiz derdin türküsünü yakmıyoruz’ der. Bizler de öyle. Cumhur İttifakı olarak bu ülkeye neler yapılabilir, neler yapılması gerekir? Bunun derdinde olan liderlerimiz var. Bunun gece gündüz çilesini çeken bir Cumhurbaşkanımız var. Her şehrin derdiyle dertlenen bir kabinemiz, hükümetimiz var.” ifadelerini kullandı.
“Örnek olan bir ülke haline geldik”
Yumaklı, AK Parti hükümetlerinin iktidara geldiği günden bu yana ülkenin dört bir yanına hizmet götürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:
“Biz bütün bunları size anlatırken, ‘Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır’ diye anlatıyoruz. Genel seçimlerden önce bir düşünün, 6’lı masalar, 7’li masalar, neler vadettiler, neler söylediler. Bugün onların hiçbirisi yok, tuz buz olup dağıldılar. Neden? Onların ortak paydası, onları birleştiren şey menfaatleriydi. Menfaat gitti, ortada ne masa kaldı ne o masanın üyeleri kaldı ama Cumhur İttifakı öyle olmadı. Cumhur İttifakı başından sonuna kadar ‘Bu memleketin insanı için varız’ dedi, ‘milletin hizmetkarıyız’ dedi. Kaldı ki bunu hep söylüyoruz, şiarımız her zaman bu millete efendi olmak değil, hizmetkar olmak üzere olduğu için memleketin gelişmesine dair ne varsa bunları yapmak üzere vazifelerimizi yerine getirmeye devam ediyoruz.”
Türkiye’nin ikinci yüzyılını vatandaşlarla omuz omuza inşa etmeyi hedeflediklerini anlatan Yumaklı, şunları kaydetti:
“Bu memleketin istiklalini ve istikbalini, çocuklarımızın geleceğini olması gerektiği gibi, daha ilerilere taşıyacak ne varsa onu yapalım. Daha dün ‘ya adamlar yapmış’ derken bugün ‘Türkiye Cumhuriyeti yapmış’ dedirtiyoruz. Daha önce örnek alırken artık şimdi örnek olan bir ülke haline geldik. Bütün bunlar hem hükümet olarak hem bu ülkenin liderleri olarak hem siz vatandaşlarımız, milletimiz olarak el ele, kol kola vermenin bir sonucudur.”
AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, Altınekin Belediye Başkanı Muharrem Dere ve AK Parti Altınekin Belediye Başkan adayı Agah Yılmaz da konuşma yaparak vatandaşlardan destek istedi.
]]>Yumaklı, AK Parti İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısı sonrasında Mevlana Çarşısı ve Fatih Çarşısı çevresinde esnaf ziyaretinde bulundu.
Bakan Yumaklı, daha sonra Konya Ticaret Odası (KTO) Teknoloji ve Eğitim Kampüsünde düzenlenen Tarım Sektörü Paydaşları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Konya’yı ziyaretlerinde tarımsal üretimin sektör temsilcileriyle buluştuğunu, Türkiye’de tarımsal üretim konusunu sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte değerlendirme imkanı bulduğunu söyledi.
İstişarenin kendisi için çok önemli olduğunu dile getiren Yumaklı, “Bütün başarılı uygulamaların arkasında ‘Ben yaptım, oldu’ anlayışı değil, hep birlikte, omuz omuza vererek, düşünceleri paylaşarak belli bir noktaya getirdikten sonra, uygulanabilir hale getirdikten sonra bunun sahadaki yansımalarını görmek ve bu başarıyı yakalamak mümkün.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, planlı ve sistemli bir şekilde tarımsal üretimi arttırmayı hedeflediklerine işaret ederek, “Amacımız Türkiye’de sürdürülebilir, verimli, kaliteli, kayıt altında bir üretimin olmasını sağlamak ve günün sonunda elde edilecek faydadan tekrar sektörü yatırım olarak daha ileriye götürecek, geliştirecek ortamların sağlanmasına mesnet teşkil etmek. Biz Konya’ya oldukça sık geliyoruz. Burası hem tarımsal üretim açısından hem de tarımsal sanayi açısından son derece önemli bir şehir, model bir şehir. Pek çok üretimiyle Türkiye sıralamasında her zaman en üst sıralarda olmuş. Dolayısıyla biz de geçtiğimiz yıl tarımsal üretim planlamasıyla alakalı ilk saha çalışmalarından bir tanesini Konya’da yaptık.” diye konuştu.
Üretim planlaması konusunun herhangi bir proje değil, bir mecburiyet olduğunu vurgulayan Yumaklı, ülkenin her konuda hazırlıklı olmasını sağlamaya gayret ettiklerini belirtti.
Yumaklı, ülkenin kendi vatandaşının gıda güvenliğini sağlamanın yanı sıra ülkesine gelecek turistleri besleyecek bir kapasiteye sahip olması amacını taşıdıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Günün sonunda geçen yıl 31 milyar dolar olan ihracatı bu yıl 35 milyar dolarlara, 40 milyar dolarlara çıkartacak potansiyeli kullanıyoruz. Bütün bunları düşündüğümüzde ‘Böyle gelmiş böyle gider’ ya da ‘Hayır. Bizi herhangi bir çerçeveye sokmayın’ anlayışı doğru değil. Çünkü en başta söyledim; bu bir çerçeveye sokmak değildir. Bu, istişare ile o ilde, o bölgede, o alanda yapılması gereken tarımsal üretimin ne olduğuna, nasıl olduğuna, ne kadar olduğuna ya da olacağına karar vermektir. Dolayısıyla tarımsal üretim kavramı sadece bitkisel üretim değil aynı zamanda hayvansal üretim için de geçerli. Bu kavramın basit bir proje olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Eğer ülke olarak bunu ıskalarsak yarın bir gün mecburiyetlerin bizi nereye götüreceğini de bilmemiz mümkün değil. Hep konuşuyoruz, iklim değişikliği, pandemi… Bu salonlarda bundan 1-2 sene önce bu şekilde oturabiliyor muyduk? Herkesin ağzında maske vardı. Şu anda hiç kimse bunu hatırlamıyor. İnsanlar annesine, babasına bayramlaşmaya gitmedi. Dünyada hangi olaylarla nasıl karşılaşacağımızı bilemeyiz. Dolayısıyla bu ileriye doğru bakışı, mutlaka sağlamamız gerekir.”
“Konya sadece tarımsal üretim değil, tarımsal sanayiyle alakalı son derece ciddi atılımlar içerisinde”
Yumaklı, Konya Tarım Fuarı’nın bugün başladığını ve hem kent hem ülke için önemli bir program olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bugün 20’ncisini açacağımız, iştirak edeceğimiz Konya Tarım Fuarı artık bir marka olmuş. 300 bin ziyaretçi beklendiği söylendi. Çok önemli bir rakam. Tarımsal üretimle alakalı biraz şüpheci yaklaşımların, aslında bu 300 bin ziyaretçi sayısıyla beraber çok da gerçekçi olmadığını söylememiz lazım. Evet, problemlerimiz yok mu? Var ama bir taraftan tarımsal üretim konusunda büyük de bir iştah var, azim de var, gayret de var. Konya sadece tarımsal üretim değil, tarımsal sanayiyle alakalı son derece ciddi atılımlar içerisinde. O yüzden nasıl ki tarım ürünlerimizde ilgili ihracat potansiyelimizden bahsediyoruz, tarımsal makinalar konusundaki özellikle son dönemde bu bünyede gerçekleşmiş yapılarla beraber burada da büyük ilerlemelerin kaydolacağını düşünüyorum. Şimdiden buna vesile olanlara canıgönülden teşekkür ediyorum.”
Yumaklı, Konya’daki halin genişletilmesiyle ilgili bir talep aldıklarına da değinerek, “Ben buradan onun ilk bölümünün Bakanlığımıza başvurularının onaylanacağı müjdesini bütün Konya’ya vermek istiyorum.” dedi.
Programda KTO Başkanı Selçuk Öztürk ve Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik de birer konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından sektör temsilcileri ve Bakan Yumaklı basına kapalı istişare toplantısı gerçekleştirdi.
Bakan Yumaklı programın ardından TÜYAP Konya Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen Konya Tarım Fuarı’nda açılış kurdelesini kesti. Yumaklı, fuar alanında stantları ziyaret etti, işletme sahipleri ve yetkililerden bilgi aldı.
Ardından Tarım ve Orman Bakanlığının standında kadın çiftçilerle bir araya gelen Yumaklı, kadın kooperatiflerine ilişkin bilgi aldı, kadınların sektörde yer almaları için desteklerini sürdüreceklerini belirtti.
]]>Yumaklı, AK Parti Konya İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, Konya’nın hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerinden biri olduğunu söyledi.
Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında 189 milyar lira yatırım yapıldığına dikkati çeken Yumaklı, Konya’nın potansiyelini harekete geçirmek için Konya Büyükşehir Belediyesi ile birçok çalışma yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini dile getirdi.
Yumaklı, son aylarda tarımda özellikle bazı konuları çözüme kavuşturmak ya da iyileştirmek adına devrim niteliğinde düzenlemeler gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Örneğin işlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili gerekli altyapı çalışması bitti ve bunun izleme dönemine geçtik. 2 yıl üst üste işlenmeyen tarım arazilerinin 2 yıl sonra mülkiyeti sahiplerinde kalmak üzere bakanlığımız tarafından kiraya verilerek, kira bedelinin mülkiyet sahiplerine ama bu arazinin tarıma, Türkiye ekonomisine kazandırılması işlemi olacak inşallah. Çiftçi kayıt sistemine kaydolamayan miras veya veraset konularıyla alakalı büyük bir kesim vardı. Bununla ilgili de düzenlemeleri yaptık. Şu ana kadar yaklaşık 4,6 milyon dekarlık ilave arazi için de çiftçi kayıt sistemine kaydolmak üzere başvuru geldi.”
Sözleşmeli üretimin de yeni bir konu olmadığını ama uygulamada istedikleri rakamları bulamadıklarını vurgulayan Yumaklı, farklı sektörlere ait 7 tip sözleşme yaparak bakanlığın garantörlüğünü koyduklarını, tarımsal üretim planlamasını eylülde, hayvansal üretim planlamasını da 2024 başında devreye koymayı hedeflediklerini bildirdi.
“2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı”
Hayvancılık yol haritasını kısa süre önce açıkladıklarını hatırlatan Yumaklı, “Bu konuda sektörden gelen destek bizi ziyadesiyle memnun etti. Ben buradan üretim yapan, üretim için gayret sarf eden ve bizlerle omuz omuza veren bütün üreticilerimize tekraren teşekkür ediyorum. Üretim planlamasından hayvan hastalıklarıyla mücadeleye, ıslah planlarından gençlerin ve kadın girişimcilerin sektörde yer almasında, aile işletmelerinin desteklenmesine kadar bütün unsurları kapsayan bir yol haritası. Bunların alt başlıklarını önümüzdeki birkaç gün içerisinde arkadaşlarımız yayınlamaya başlayacak.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, AK Parti hükümetleri olarak kalıcı çözümler üretmeye odaklandıklarını vurguladı.
Bakanlık olarak sorumluluk alanlarından birinin vatandaşın güvenilir gıdaya ulaşımını sağlamak olduğuna değinen Yumaklı, şöyle konuştu:
“Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’te de denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek, Konya’dan bunu duyurmak istiyorum. Başta ramazanda tüketimi çok fazla olan un ve unlu mamuller, pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. İftar yapılan yerlerdeki, toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen koşulları, saklama koşulları, gıdaların son kullanım sürelerini aşıp aşmadıkları gibi içerik denetimleri, analiz denetimleri dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ramazan kolileriyle alakalı denetimlerimiz de olacak. Burada etiket ve son tüketim tarihlerini incelemiş olacağız.”
Bakan Yumaklı, en büyük gıda denetçisinin halkın kendisinin olduğunu her zaman vurguladıklarına işaret ederek, “Buradan da bir kez daha ifade edelim, vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemi, her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak.” dedi.
AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı’nın seçim çalışmalarına ilişkin bilgi verdiği toplantıda, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur ibrahim Altay ve AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan da konuşma yaptı.
Toplantıya Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş ve Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca ile bazı milletvekilleri ve teşkilat mensupları da katıldı.
Bakan Yumaklı, toplantının ardından beraberindekilerle Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünü ziyaret etti.
]]>ANKARA – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.
Bakan Yumaklı, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen yaban hayatı geliştirme faaliyetleri hakkında bilgi veren Yumaklı, tür koruma eylem planlarının yanı sıra yaban hayvanı üretim, doğaya yerleştirme ve izleme çalışmaları konularına da değindi.
Türkiye’nin Avrupa’dan orman, Asya’dan step ve Afrika’dan çöl türlerini bir arada barındırdığına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Dünyadaki 8 ana gen merkezinden biri olan Anadolu toprakları çok sayıda yabani bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Önemli coğrafi konumu dolayısıyla ülkemiz kuş göç yolları konusunda da kilit pozisyona sahip. Bu da ülkemizin biyolojik çeşitlilik açısından önemini bir kat daha artırıyor. Biz de bu zenginliğimizi ve yaban hayatımızı korumak için canla başla çalışıyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz gerekli çalışmaları aralıksız yürütüyor.”
Yaban hayatı geliştirme sahalarının DKMP Genel Müdürlüğünün en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde 154 memeli, 490 kuş, 140 sürüngen türünün yaşadığını biliyoruz. Ayrıca 19 bine yakın omurgasız hayvan ile 11 bine yakın bitki türünün de yaşadığını tespit ettik. Yaban hayatı geliştirme sahaları ile bu türlerin korunup geliştirilmesini sağlıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde 1 milyon 165 bin 447 hektar alana sahip 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunuyor. Farklı türler için ilan edilen bu sahalarda yaban keçisi, Anadolu yaban koyunu, geyik, karaca, alageyik, kelaynak, karaakbaba ve ceylan gibi türlerimiz koruma altına alınmış durumda” ifadelerini kullandı.
Nesli tehlike altındaki türlerin korunup geleceğe taşınması için tür koruma eylem planlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildiren Yumaklı, “Ülkemizde doğal ortamlarında korunan alanlar veya tür eylem planları aracılığıyla korunmakta olan yaban hayvanlarını desteklemek amacıyla bazı türler için yaban hayvanı üretme istasyonları kuruyoruz. Bu alanlarda kızıl geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı, kelaynak gibi türlerin üretimini yapıyoruz. Halihazırda toplam 12 memeli yaban hayvanı, 9 kanatlı yaban hayvanı, 3 adet de alabalık üretme istasyonumuzda bu çalışmalarımız sürüyor” ifadelerine yer verdi.
42 milyon Alabalık, 1,4 milyon Keklik ve Sülün doğaya bırakıldı
Bakan Yumaklı, 2023 sonu itibarıyla Bakanlığın üretme istasyonlarında 185 alageyik, 690 yaban koyunu, 142 kızıl geyik, 298 ceylan ve 301 de kelaynak bulunduğunu belirtti. Bu istasyonlarda üretilip doğaya salınan yaban hayvanları ile ilgili de bilgi veren Yumaklı, 2002-2023 yıllarında 4 bin 477 memeli yaban hayvanı üretildiğini bunların 2 bin 41’inin doğaya bırakıldığını söyledi.
Aynı çalışmalar kapsamında, 2002- 2023 yıllarında 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına salındığını aktaran Yumaklı, “Yaban hayvanlarını izleme çalışmaları çerçevesinde yaban hayvanı türlerinin ve popülasyon büyüklüklerinin tespit edilmesi amacıyla 54 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat ayları arasında envanter çalışmaları yürütüyoruz” ifadesini kullandı.
Sulak alanların korunmasına yönelik de kış ortası su kuşu sayımları yaptıklarını anımsatan Yumaklı, 2023’te 145 alanda, 110 kuş türünden 2 milyon 66 bin 758 su kuşu sayıldığını aktardı.
3 binden fazla fotokapan ile izleniyor
Bakan Yumaklı, doğadaki büyük memeli hayvanların takibinin ise fotokapanlar ile yapıldığına işaret ederek DKMP Genel Müdürlüğünce ülke genelinde 3 binden fazla fotokapanla izleme yapıldığını dile getirdi.
“11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip doğal yaşam alanlarına bıraktık”
Çeşitli nedenlerle yaralanan yaban hayvanlarının DKMP Genel Müdürlüğüne ait Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezlerimizde tedavi ve rehabilite edilerek tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıldığını hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:
“2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutmayalım ki güzel ülkemizin yaban hayatının ve zengin biyoçeşitliliğinin korunması; havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması ve tarımsal üretimimizin devamı için büyük önem taşıyor. Tüm vatandaşlarımızdan biyoçeşitliliğimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde gece gündüz demeden çalışan tüm görevlilerimize destek olmalarını rica ediyorum.
]]>Yumaklı, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.
Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yürütülen yaban hayatı geliştirme faaliyetleri hakkında bilgi veren Yumaklı, tür koruma eylem planlarının yanı sıra yaban hayvanı üretim, doğaya yerleştirme ve izleme çalışmaları konularına da değindi.
Türkiye’nin Avrupa’dan orman, Asya’dan step ve Afrika’dan çöl türlerini bir arada barındırdığına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Dünyadaki 8 ana gen merkezinden biri olan Anadolu toprakları çok sayıda yabani bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Önemli coğrafi konumu dolayısıyla ülkemiz kuş göç yolları konusunda da kilit pozisyona sahip. Bu da ülkemizin biyolojik çeşitlilik açısından önemini bir kat daha artırıyor. Biz de bu zenginliğimizi ve yaban hayatımızı korumak için canla başla çalışıyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz gerekli çalışmaları aralıksız yürütüyor.”
Yaban hayatı geliştirme sahalarının DKMP Genel Müdürlüğünün en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde 154 memeli, 490 kuş, 140 sürüngen türünün yaşadığını biliyoruz. Ayrıca 19 bine yakın omurgasız hayvan ile 11 bine yakın bitki türünün de yaşadığını tespit ettik. Yaban hayatı geliştirme sahaları ile bu türlerin korunup geliştirilmesini sağlıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde 1 milyon 165 bin 447 hektar alana sahip 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunuyor. Farklı türler için ilan edilen bu sahalarda yaban keçisi, Anadolu yaban koyunu, geyik, karaca, alageyik, kelaynak, kara akbaba ve ceylan gibi türlerimiz koruma altına alınmış durumda.” ifadelerini kullandı.
Nesli tehlike altındaki türlerin korunup geleceğe taşınması için tür koruma eylem planlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildiren Yumaklı, yaban hayvanlarını desteklemek amacıyla bazı türler için yaban hayvanı üretme istasyonları kurduklarını kaydetti.
Yumaklı, bu alanlarda kızıl geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı, kelaynak gibi türlerin üretimini yaptıklarının bilgisini vererek, halihazırda toplam 12 memeli yaban hayvanı, 9 kanatlı yaban hayvanı, 3 alabalık üretme istasyonunda bu çalışmaların sürdüğünü bildirdi.
42 milyon alabalık, 1,4 milyon keklik ve sülün doğaya bırakıldı
Bakan Yumaklı, 2023 sonu itibarıyla bakanlığın üretme istasyonlarında 185 alageyik, 690 yaban koyunu, 142 kızıl geyik, 298 ceylan ve 301 de kelaynak bulunduğunu belirtti. Bu istasyonlarda üretilip doğaya salınan yaban hayvanları ile ilgili de bilgi veren Yumaklı, 2002-2023 yıllarında 4 bin 477 memeli yaban hayvanı üretildiğini, bunların 2 bin 41’inin doğaya bırakıldığını ifade etti.
Yumaklı, aynı çalışmalar kapsamında, 2002- 2023 yıllarında 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına salındığını belirterek, “Yaban hayvanlarını izleme çalışmaları çerçevesinde yaban hayvanı türlerinin ve popülasyon büyüklüklerinin tespit edilmesi amacıyla 54 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat ayları arasında envanter çalışmaları yürütüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Sulak alanların korunmasına yönelik de kış ortası su kuşu sayımları yaptıklarını anımsatan Yumaklı, 2023’te 145 alanda, 110 kuş türünden 2 milyon 66 bin 758 su kuşu sayıldığını aktardı.
3 binden fazla fotokapan ile izleniyor
Yumaklı, doğadaki büyük memeli hayvanların takibinin ise fotokapanlar ile yapıldığına işaret ederek DKMP Genel Müdürlüğünce ülke genelinde 3 binden fazla fotokapanla izleme yapıldığını bildirdi.
Çeşitli nedenlerle yaralanan yaban hayvanlarının DKMP Genel Müdürlüğüne ait Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezlerinde tedavi ve rehabilite edilerek tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıldığını hatırlatan Yumaklı, şöyle devam etti:
“2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutmayalım ki güzel ülkemizin yaban hayatının ve zengin biyoçeşitliliğinin korunması; havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması ve tarımsal üretimimizin devamı için büyük önem taşıyor. Tüm vatandaşlarımızdan biyoçeşitliliğimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde gece gündüz demeden çalışan tüm görevlilerimize destek olmalarını rica ediyorum.”
]]>Bakan Yumaklı, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Bakanlığa bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından yürütülen yaban hayatı geliştirme faaliyetleri hakkında bilgi veren Yumaklı, tür koruma eylem planlarının yanı sıra yaban hayvanı üretim, doğaya yerleştirme ve izleme çalışmaları konularına da değindi.
Türkiye’nin Avrupa’dan orman, Asya’dan step ve Afrika’dan çöl türlerini bir arada barındırdığına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Dünyadaki 8 ana gen merkezinden biri olan Anadolu toprakları çok sayıda yabani bitki türüne de ev sahipliği yapıyor. Önemli coğrafi konumu dolayısıyla ülkemiz kuş göç yolları konusunda da kilit pozisyona sahip. Bu da ülkemizin biyolojik çeşitlilik açısından önemini bir kat daha artırıyor. Biz de bu zenginliğimizi ve yaban hayatımızı korumak için canla başla çalışıyoruz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz gerekli çalışmaları aralıksız yürütüyor.”
Yaban hayatı geliştirme sahalarının DKMP Genel Müdürlüğünün en önemli faaliyet alanlarından biri olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde 154 memeli, 490 kuş, 140 sürüngen türünün yaşadığını biliyoruz. Ayrıca 19 bine yakın omurgasız hayvan ile 11 bine yakın bitki türünün de yaşadığını tespit ettik. Yaban hayatı geliştirme sahaları ile bu türlerin korunup geliştirilmesini sağlıyoruz. Bu bağlamda, ülkemizde 1 milyon 165 bin 447 hektar alana sahip 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunuyor. Farklı türler için ilan edilen bu sahalarda yaban keçisi, Anadolu yaban koyunu, geyik, karaca, alageyik, kelaynak, karaakbaba ve ceylan gibi türlerimiz koruma altına alınmış durumda” ifadelerini kullandı.
Nesli tehlike altındaki türlerin korunup geleceğe taşınması için tür koruma eylem planlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini bildiren Yumaklı, “Ülkemizde doğal ortamlarında korunan alanlar veya tür eylem planları aracılığıyla korunmakta olan yaban hayvanlarını desteklemek amacıyla bazı türler için yaban hayvanı üretme istasyonları kuruyoruz. Bu alanlarda kızıl geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı, kelaynak gibi türlerin üretimini yapıyoruz. Halihazırda toplam 12 memeli yaban hayvanı, 9 kanatlı yaban hayvanı, 3 adet de alabalık üretme istasyonumuzda bu çalışmalarımız sürüyor” ifadelerine yer verdi.
42 milyon Alabalık, 1,4 milyon Keklik ve Sülün doğaya bırakıldı
Bakan Yumaklı, 2023 sonu itibarıyla Bakanlığın üretme istasyonlarında 185 alageyik, 690 yaban koyunu, 142 kızıl geyik, 298 ceylan ve 301 de kelaynak bulunduğunu belirtti. Bu istasyonlarda üretilip doğaya salınan yaban hayvanları ile ilgili de bilgi veren Yumaklı, 2002-2023 yıllarında 4 bin 477 memeli yaban hayvanı üretildiğini bunların 2 bin 41’inin doğaya bırakıldığını söyledi.
Aynı çalışmalar kapsamında, 2002- 2023 yıllarında 42 milyon alabalık ile 1,4 milyon keklik ve sülünün doğal ortamlarına salındığını aktaran Yumaklı, “Yaban hayvanlarını izleme çalışmaları çerçevesinde yaban hayvanı türlerinin ve popülasyon büyüklüklerinin tespit edilmesi amacıyla 54 yaban hayatı geliştirme sahasında her yılın eylül-şubat ayları arasında envanter çalışmaları yürütüyoruz” ifadesini kullandı.
Sulak alanların korunmasına yönelik de kış ortası su kuşu sayımları yaptıklarını hatırlatan Yumaklı, 2023’te 145 alanda, 110 kuş türünden 2 milyon 66 bin 758 su kuşu sayıldığını aktardı.
3 binden fazla fotokapan ile izleniyor
Bakan Yumaklı, doğadaki büyük memeli hayvanların takibinin ise fotokapanlar ile yapıldığına işaret ederek DKMP Genel Müdürlüğünce ülke genelinde 3 binden fazla fotokapanla izleme yapıldığını dile getirdi.
“11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip doğal yaşam alanlarına bıraktık”
Çeşitli nedenlerle yaralanan yaban hayvanlarının DKMP Genel Müdürlüğüne ait Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezlerimizde tedavi ve rehabilite edilerek tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıldığını hatırlatan Yumaklı, şunları kaydetti:
“2023’te çeşitli nedenlerle yaralanan 11 bin 284 yaban hayvanını tedavi edip tekrar doğal yaşam alanlarına bıraktık. İlki 2010 yılında tesis edilen Yaban Hayvanı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi sayımızın artırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Unutmayalım ki güzel ülkemizin yaban hayatının ve zengin biyoçeşitliliğinin korunması; havamızın, suyumuzun, toprağımızın korunması ve tarımsal üretimimizin devamı için büyük önem taşıyor. Tüm vatandaşlarımızdan biyoçeşitliliğimizin korunması ve geliştirilmesi yönünde gece gündüz demeden çalışan tüm görevlilerimize destek olmalarını rica ediyorum.” – ANKARA
]]>Kırşehir’de MALYA Tarım İşletmesi Müdürlüğünü ziyaret ederek, kuzu katımı programına iştirak eden Bakan Yumaklı, gazetecilere açıklamada bulundu.
Kırşehir’deki ziyaretleri kapsamında kendileri için çok önemli olan bu işletmeyi de ziyaret ettiklerini belirten Yumaklı, “Kuzu katımı yaptık. Gerçekten ifade edilmesi zor görüntüler, sadece hissedilebilir. Ben de kendimi şanslı addediyorum bu noktada.” ifadesini kullandı.
Bu yerin 219 bin dönümlük hari bir işletme olduğunu dile getiren Yumaklı, işletmede 12 bine yakın Akkaraman ve Malya cinsi koyun bulunduğunu anlattı.
Pazartesi günü açıkladıkları hayvancılık yol haritasında söyledikleri hususların aslında burada tezahürünü gördüklerini vurgulayan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ne demiştik orada biz, büyükbaş hayvancılıkla alakalı verimi arttıracağız. Küçükbaş hayvancılıkta da hem verimi hem kaliteyi arttıracağız. Özellikle hayvan hastalıklarıyla alakalı çok ciddi mücadele planımız ve programımız var. Burada küçükbaş hayvanlar için yapılacak olan hem çiçek aşısı hem de koyun, oğlak vebası ile alakalı aşıları bakanlık olarak bizler karşılayacağız. Yine aile işletmelerimizi destekleyeceğiz. Onlara ilk defa verilecek birçok destek programı belirledik. Çok kısa bir süre içerisinde de detaylarını arkadaşlarımız açıklayacaklar. Özellikle gençlerimizin ve kadın girişimcilerimizin tarımsal üretimin içerisinde hem bitkisel üretim hem de hayvansal üretim yönüyle olmalarını istiyoruz. Onlara da yine bu üretimi yapmaları ve Türkiye’nin üretimine katkıda bulunmaları sebebiyle desteklerimiz olacak. Bir konu daha söylemiştik. O da Türkiye’nin hem büyükbaş hayvancılık hem de küçükbaş hayvancılıkta damızlık ihtiyacını Et ve Süt Kurumu ile TİGEM işbirliğiyle çok daha üst kademeye taşımak ve üreticilerimizin, besicilerimizin o damızlık ihtiyacını, üstün nitelikli damızlık ihtiyacını karşılayacak bir yapıya kavuşturmak. Bunlar zaten yapılıyor idi. Ancak biz bunu bir üst seviyeye taşıyarak, üreticilerimizin ellerindeki halihazırda yapmış oldukları hem besi açısından hem de süt açısından büyükbaş ve küçükbaş hayvanların daha iyileriyle değiştirilerek, onların sürülerinin kabiliyetini, kapasitesini ve verimliliğini arttırmak istiyoruz.”
Bakan Yumaklı, işletmedeki kuzuların her birinin besicilerin, üreticilerin çiftliklerine gideceğini ve ülke üretimine katkıda bulunacağını söyledi.
Geçen yıl burada yüzde 46 olan ikiz kuzulamanın, bu yıl yüzde 51’e çıktığına dikkati çeken Yumaklı, verimlilikle alakalı çıtayı çok daha yukarılara taşıyacak uygulamaları devam ettirdiklerini aktardı.
“Bunun adı fırsatçılıktır”
Son dönemde özellikle et üzerinden devam eden bir tartışma olduğunu kaydeden Yumaklı, şunları söyledi:
“Bizim ülkemizin tarımsal üretim açısından gıda arz güvenliğini etkileyecek herhangi bir problemi yoktur. Ben bunu söylemekten imtina etmeyeceğim, hep söyleyeceğim. Hem bitkisel üretimde hem hayvansal üretimde bizim gerekli üretimimiz mevcut. Peki bu tartışma neden çıkıyor, bu tartışmayı, Rekabet Kurulu bugün açıkladı, sektör paydaşları açıkladı. Bunların herhangi bir maliyet artışıyla ya da üretimin azlığı ya da çokluğuyla açıklanabilir bir yönü yok. Bunun adı fırsatçılıktır. Ramazan öncesi fırsatçılığıdır. Açıkçası bunu da anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz, Ticaret Bakanlığımızla birlikte bu fırsatçılara göz açtırmayacağız. Şöyle bir algı var, sanki Türkiye’de tüketilen etin hepsi yurt dışından geliyor, değil. Yani bizim hayvan sayılarımıza baktığımız zaman şu anda piyasa regülasyonu için yapılan ithalatın çok küçük bir oran olduğunu görürüz. Maalesef bu biraz da ‘kuşa bak’ diye bakışların yönünü o tarafa çevirip, fırsatçıların bu taraftan hakikaten tüketicilerin, bu ülke halkının cebinden tabiri caizse hiç hak etmedikleri bir geliri elde etmeleri anlamına gelir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Biz üreteceğiz, daha fazla üreteceğiz. Bugün bu içinde bulunduğumuz işletme gibi işletmeler bizim üreticilerimizin sürülerinin ya da bizim üreticilerimizin üretim yaptıkları alanların verimli üretim kapasitesini arttırmaya devam edecek. Buna da birebir sizler de şahit oldunuz. Ben şimdiden bütün besicilerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Gerçekten bu üstün nitelikte hem büyükbaşta hem küçükbaşta ırkların, bizim hayvansal üretim kapasitemizi çok daha yukarılara taşıyacağını tekraren ifade etmek istiyorum.”
Yumaklı, hayvancılık yol haritaları açıklandığı andan itibaren sektörden çok güzel dönüşler aldıklarını belirtti.
Ülkenin gıda arz güvenliği açısından herhangi bir problemi olmadığını da vurgulayan Bakan Yumaklı, “Biz üretimimize devam edeceğiz. Hem kendi vatandaşlarımızın hem ülkemize gelen turistlerin ihtiyacını karşılayacağız. 2023 yılı ihracat rakamımız 31 milyar dolardı, bunu 35 milyar dolarlara, 40 milyar dolarlara çıkaracak gerekli üretim artışını yapacağız inşallah, üreticilerimizle birlikte. Bu konuda hem onlar kararlı hem de biz kararlıyız.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, açıklamasının ardından, yaralı halde bulunan ve tedavisi tamamlanan puhuyu doğaya saldı.
]]>Çeşitli programlara katılmak üzere kente gelen Bakan Yumaklı, Kırşehir Valisi Hüdayar Mete Buhara’yı ziyaret etti.
Buradan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen TAKE Projesi Tohum Dağıtım Programı’na katılan Yumaklı, yaptığı konuşmada, Türkiye Yüzyılı’nı üretimin ve üreticinin yüzyılı yapma parolasıyla yola çıktıklarını, bu yoldaki en büyük destekçilerinin de çiftçiler olduğunu söyledi.
Yumaklı, çiftçilerin kullandığı tohumun sertifikalı olma zorunluluğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Siz bir dönümlük yere ektiğiniz tohumdan 300 kilogram yerine 400 kilogram alabilecek potansiyele sahipseniz ve bunun da başlangıç noktası tohumsa bunun da temel şartı o tohumun sertifikalı olmasıdır. Milli ve yerli sertifikalı tohumlarımızı üretmek için tohum firmalarımız, bakanlık teşkilatımız çok yoğun çaba içerisinde. Neden? Çünkü iklim değişikliği dediğimiz mevzu var. Bugün 29 Şubat, normalde bu mevsimde kar yağması gerekiyordu ama yok. Günlük, güneşlik bir ortam. Elbette şu an için bu bağlamda bizi etkileyecek bir şey yok bugün itibarıyla ancak bu gelişmeleri çok sıkı takip etmemiz gerekiyor. Çünkü iklim değişikliğine uyumlu ektiğiniz zaman sizin beklediğiniz hatta üzerinde verim verecek tohumları yetiştirmeniz gerekir. İşte bugün burada dağıtımını yapacağımız tohumlar da bu mesafede olan tohumlar.”
Türkiye’de 100 kilogram tohum kullanıyorlarsa 97 kilogramının bu memleketin topraklarında üretildiğini anlatan Yumaklı, patates gibi tohumlarla ilgili de çok yoğun çalışmalarının olduğunu belirtti.
Bakan Yumaklı, son 22 yılda tarımsal üretim anlamında Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin çok ciddi bir muhasebesini yapmak gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Güçlü altyapı, son 22 yılda yapılan politikalarla ve desteklerle sağlandı. Kırşehir, gıda arz güvenliği açısından önemli bir şehir. Bütün yatırımları bugünün parasıyla hesap ettiğimizde yaklaşık 18,2 milyar liralık yatırım yapılmış Kırşehir’e. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başta Kırşehir olmak üzere, üretim yapan bütün illere karşı gösterdiği ilgi ve teveccühün çok önemli bir göstergesi bu. 44 tane tesis var mesela. Yaklaşık 5 milyar hatta bunun da üzerinde bir rakamla yine kırsal kalkınma destekleri var. Bugün valilikte konuştuk, TKDK ile alakalı bunu 81 ile yaygınlaştırdık. Buradan da bunun duyurusunu yapmış olayım. Kırşehir’e de TKDK ofisi açıldı. Ben bütün üreticilerimizin projeleriyle buradan sağlamış olduğumuz hibe desteklerini mutlaka arkadaşlarımızla konuşmalarını istiyorum. Yaklaşık 786 milyon Avroluk üçüncü IPARD için finansmanı toparladık. Bunun tamamını Türkiye’de üretim yapan çiftçilerimizle buluşturmaya kararlıyız. Bu manada da bugün Kırşehir’deyiz. Kırşehir’deki bütün üreticilerimizi bu desteklerden yararlanmaya davet ediyorum.”
“Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu”
Kırşehir’de tarla bitkileri üretimindeki artışın yaklaşık yüzde 55, büyükbaş hayvan varlığındaki artışın 5 kat, küçükbaş hayvan varlığındaki artışın da 4 kat olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, bu sayede son 20 yılda Kırşehir’in tarımsal hasılasının yaklaşık 18 kat arttığına işaret etti.
Tarımsal üretimin yararlı ve kaliteli yapılmasının önemine değinen Yumaklı, TAKE projesi hakkında da bilgiler verdi.
Yumaklı, bu projenin yaklaşık 3 yıl önce başladığını anımsatarak, şöyle devam etti:
“Son 2 yılda büyük bir ivme kazandı. 3 yılda 1241 projeye ayırmış olduğumuz kaynak tutarı yaklaşık 1 milyar lira. 2024 yılında, son 3 yılda harcamış olduğumuz bu rakamın yarısı kadar, yani 520 milyon liralık bir kaynağı bu projeye ayırmış durumdayız. Anlatmaya çalıştığımız, sizlerle paylaşmaya çalıştığımız şey şu; Türkiye’nin kendi vatandaşına gıda arz güvenliği açısından herhangi bir sorun yaşatmayacak potansiyele sahip olduğunu biliyoruz hatta daha fazlasını da yapabilir. Ülkeye gelen turistlerin, misafirlerin ihtiyacını karşılayabilir. Bunların da ötesinde ihracat yaparak ülkeye döviz kazandırmak mümkün. Geçtiğimiz yıl bu rakam 31 milyar dolar oldu. Bunlar hep sizin sayenizde, sizin ürettiğiniz ürünlerden oldu. Biz istiyoruz ki daha fazlası olsun. Elde edilen bu refahtan herkes eşit bir şekilde faydalanmış olsun inşallah.”
Bugün 500 çiftçiye yüzde 60 hibeli sertifikalı yağlık ayçiçeği tohumunu, 575 çiftçiye yüzde 50 hibeli yerli ve milli nohut tohumunu dağıtacaklarını ifade eden Yumaklı, bu kadim toprakların boş kalmaması için çiftçilerin kararlılığının önemine dikkati çekti.
Bakan Yumaklı ve il protokolü, konuşmaların ardından çiftçilere tohum dağıttı.
]]>Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen Yumaklı, salgın hastalıklar, doğal afetler, ülkeler arasındaki savaşlar, iklim değişikliği gibi hususların gıdanın neden stratejik bir sektör olduğunu öğrettiğini söyledi.
Ülkeler için gıda arz güvenliğinin milli güvenlik meselesi olduğunu dile getiren Yumaklı, bir yandan üretmeye devam ederken bir yandan da bütün dünyayı baskısı altına alan enflasyonla, üretimi baskılayan girdi maliyetleri gibi süreçlerle karşı karşıya kaldıklarını, bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak için de gece gündüz çalıştıklarını belirtti.
Bakan Yumaklı, son 21 yılda Bakanlığın Kayseri’ye yaptığı bütün yatırımların, desteklerin toplam tutarının yaklaşık 60 milyar lira olduğu bilgisini vererek şöyle devam etti:
“Kayseri’de 110 milyon tohum ve fidan toprakla buluşturuldu. Kayseri’de 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz. Burada bir itiraz süreci var, çok da önemli olduğunu düşünmüyoruz açıkçası. O sürecin tamamlanmasını da yakından takip ediyoruz. Her ne kadar Memduh (Büyükkılıç) başkanımla Kastamonu pastırması mı Kayseri pastırması mı tartışması yapıyor olsak da… Biz her halükarda bu tatlı tartışmayı başkanımızla devam ettireceğiz. Ama şuna karar verdik, her ikisi de ayrı kategoriler, birbirleriyle yarıştırmayalım. Her ikisini de ayrı kulvarlarda takip etmiş olalım.”
“Sözleşmeli üretimi yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”
İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Yumaklı, “Son dönemde yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindeki düzenlemelerdir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla alakalı düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik, suya göre tarım yapmamız gerekir çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Yumaklı, sözleşmeli tarım konusunda bazı sektörlerin, sözleşmenin koruyucu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak bunu bir bağlayıcılık olarak gördüklerini dile getirdi.
Planlı üretime geçişle alakalı çalışmaların hızla devam ettiğini vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde hangi üründen ne kadar üreteceğiz, ne kadar fazlamız var, ne kadar eksiğimiz var, hangi ili nereye yönlendireceğiz konusunu da çalışmak istiyoruz. Bu basit bir yasal düzenleme değildir, sizlerle beraber bizim Bakanlığımızın, tüm arkadaşlarımızın el ele, omuz omuza vererek ortaya koyması gereken bir husustur. Başladığı andan itibaren 3 yıllık bir planlamayı gerektirecek, yani sadece 1 yıla ait bir şey değil. Dolayısıyla üretim yapacak olanlar da önündeki 3 yılı görmüş olacaklar.” ifadesini kullandı.
Planlı ve suya göre tarıma örnek veren Yumaklı, Kayseri’de sulama amaçlı kullanılan Sarıoğlan Barajı’nın yağışların yetersiz olmasından dolayı yeterli doluluk oranına ulaşamadığını, bölgede şeker pancarı üreten üreticilerin endişelendiklerini, il müdürlüğü ve büyükşehir belediyesinin bir proje başlattığını ve üreticiye yüzde 100 hibe nohut tohumu dağıtılarak 10 bin dekarda ekim yapılmasının sağlandığını anlattı.
Bakan Yumaklı, tarımsal arazilerin boş kalmamasıyla ilgili TAKE projesi olduğunu dile getirerek, “Bununla ilgili de çiftçilerimize yine yüzde 50 hibeli, suyu az tüketen nohut, aspir ve yeşil mercimek tohumlarını Bakanlık olarak dağıtacağız.” dedi.
TAKE projesine ilişkin bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Resmi Gazete’de dün gece yayımlanan hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. TAKE projesiyle 3 yılda yaklaşık 950 milyon lira tutarında 1241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl için de Türkiye’ye 520 milyon liralık bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz TAKE projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer gelişme de hayvancılıkla uğraşan üreticilerimiz bilir. Onlar, uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden, tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle para alışverişi olmayacak. Kendilerine olan desteklerimiz içinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”
Toplantı, sektör temsilcilerinin sorularının cevaplanmasıyla basına kapalı devam etti.
]]>Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Karar 1 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Yumaklı, karar kapsamında 81 ilde tarım arazilerinin etkin kullanımı amacıyla bitkisel üretimin geliştirilmesine yönelik proje uygulanacağını bildirdi.
2021’den bu yana 81 ilde öncelikle işlenmeyen ve nadasa bırakılan araziler ile işlemeli tarıma uygun olmayan alanlardaki bitkisel üretimin artırılması amacıyla TAKE Projesi’ni yürüttüklerini ve bu kapsamda üreticilere azami yüzde 75 hibeli olmak üzere tohum, fide ve fidan temin ettiklerini vurgulayan Yumaklı, şunları kaydetti:
“TAKE Projesi ile öncelikle işlenmeyen, nadasa bırakılan veya işlemeli tarıma uygun olmayan arazilerin, uygun münavebe planı ve ekim yöntemleri uygulayarak stratejik ürünlerin üretiminde kullanılmasını, iklim değişikliğini dikkate alarak uygun çeşitlerle hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin geliştirilmesini sağlıyoruz. Bunun yanında, çeltik üretiminin yoğun olarak yapıldığı Edirne, Balıkesir, Çanakkale, Karabük ve Samsun illerimizde iklim değişikliğini dikkate alarak su tüketiminin azaltılmasına yönelik de 2 bin 513 dekar alanda çeltik üretiminde damla sulama sistemlerini devreye aldık. Ayrıca Kastamonu, Diyarbakır, Çankırı, Kırıkkale ve Düzce illerinde de 18 bin 500 dekar alanda çeltik üretimine yönelik projelere kaynak tahsis ettik.”
Yumaklı, TAKE Projesi ile doğal ekolojilerde bulunan bitki türleri üzerinde aşılama ve çeşit değişimi gibi teknik uygulamalar gerçekleştirerek birim alandan elde edilen verimin artırılmasını sağladıklarını belirtti.
2023’te 4 bin 500 dekar alanda menengiç (Antep fıstığı), delice (zeytin) ve ahlat (armut) aşılaması yaptıklarını aktaran Yumaklı, doğal ekolojideki yabani ağaçları aşılayarak tarımsal üretime kazandırdıklarını ifade etti.
2023’te 390 projeye destek verildi
Yumaklı, bakanlığa bağlı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce yürütülen proje ile ayrıca, tarla bitkileri ekim alanlarında artış olduğunu, nadas alanlarının azaldığını ve işlenmeyen alanların etkin kullanıldığını vurgulayarak şöyle devam etti:
“TAKE Projesi ile 2021-2022 yıllarında 500 milyon lira bütçe ile yaklaşık 3,4 milyon dekar alanda ekim, dikim ve aşılama çalışmaları gerçekleştirip beklenen hedefimize ulaştık. 2023’te ise Bakanlığımızın 450 milyon lira katkısı ile toplam 390 projeye destek verdik. Bu projelerden 110 bin çiftçimiz faydalandı. 2 milyon dekar alanda tarla bitkileri, 12 bin dekar alanda meyve ve 29 bin dekar alanda da sebze ekim ve dikimi yapıldı. Başta 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerimiz olmak üzere, yaklaşık 23 bin ton sertifikalı tohum ile 42 milyon adet fideyi üreticilerimize temin ettik. Proje kapsamında ayrılan kaynağımızın 127 milyon lirasını deprem, 323 milyon lirasını da diğer illerimize tahsis ettik.”
Yumaklı, TAKE projeleri ile Kent Tarımı’nı da desteklediklerinin belirterek, “2023 yılında destek verdiğimiz 390 projenin 76’sını Kent Tarımı projeleri oluşturuyor. Bakanlığımız bu projeler kapsamında, 20 bin 875 çiftçimize toplam 58 milyon 298 bin 353 lira tutarında ayni destek sağladı. Böylece 29 bin 488 dekar alanda toprakla buluşturulan 42 milyon 785 bin fide ve 30 ton tohum, bitkisel üretimimize güç kattı.” ifadesini kullandı.
Ödeneğin 200 milyon lirası depremden etkilenen illere
Çalışmalar neticesinde TAKE projeleri kapsamında, 3 yılda 1241 projeye toplam 950 milyon lira tutarında ayni destek sağlandığını bildiren Yumaklı, “Ekim yapılmayan araziler, nadas alanları ve işlemeli tarıma uygun olmayan alanlar önceliklendirildi ve böylelikle 5,4 milyon dekar alanda bitkisel üretim gerçekleştirildi.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Yumaklı, bu yılda TAKE projelerini desteklemeyi sürdüreceklerini vurgulayarak, “2024 yılı için 520 milyon lira ödenek tahsis edilen, Cumhurbaşkanı kararında belirtilen başlıklardaki TAKE projeleri ile ülkemiz genelinde 1,73 milyon dekar arazide bitkisel üretim yapılmasını hedefliyoruz. Aynı zamanda 2024 yılı için il müdürlüklerimizden gelen 456 proje değerlendirmeye alınmış olup 120 bine yakın çiftçimizin yararlanmasını öngörüyoruz. Bu yılki ödeneğimizin 200 milyon lirası 6 Şubat depreminden etkilenen illerimize, 320 milyon lirası da diğer illerimize ayrıldı. Çiftçilerimize sağladığımız hibe ve desteklerimizi artırmaya, bitkisel üretimimize güç katmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Nevşehir’in Gülşehir ilçesinde kayadan oyma doğal soğuk hava deposunda incelemede bulunan Yumaklı, dünyada farklı doğal depolama örnekleri bulunduğunu ancak kenttekilerin çok özel olduğunu dile getirdi.
Yumaklı, bu depolarda hem havalandırma hem de diğer hususlar için herhangi bir enerji harcamaya gerek kalmadan başta patates olmak üzere farklı ürünlerin depolanabildiğini belirtti.
Türkiye’de 5,7 milyon tonluk patates üretimi olduğunu aktaran Yumaklı, “Nevşehir, patates üretiminde Türkiye’de sekizinci sırada. Patates üretiminde kullanılan tohumların tamamı sertifikalı tohum. Bu, verimlilik açısından son derece önemli. Dünyadaki örneklerinden verimlilik açısından yaklaşık yüzde 80’e yakın daha fazla verim alınması söz konusu.” diye konuştu.
Türkiye’nin tohumculukta dünyada söz sahibi ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:
“Türkiye, ilk 10 ülke arasındadır. Türkiye’de üretimde kullanmış olduğumuz tohumların yüzde 97’si bu ülkenin topraklarında üretilmektedir. Bizim tohum açısından ya da bitkisel üretim açısından herhangi bir problemimiz yok. Ancak bazı ürünler var ki bunların tohumlarıyla alakalı henüz istediğimiz seviyede değiliz. Bunlardan bir tanesi de patates tohumu. Ancak bu konuda gerçekten işletmelerimiz, firmalarımız Ar-Ge yaparak patatesteki tohum üretiminde şu anda yaklaşık yüzde 10-15’ler civarındayız. Yüzde 50-60’lara çıkarmakla ilgili ciddi bir çaba var. İçinde bulunduğumuz bu alan, yaklaşık 100 bin tonluk patatesin depolanması için gerekli potansiyele sahip.”
Bazı ürünler sembolleştirilerek bunların üzerinden siyaset yapıldığını vurgulayan Yumaklı, şöyle devam etti:
“Her zaman söylediğim gibi gıda ile alakalı konular, siyaset malzemesi yapılmamalı. Çünkü bu üreticiye de haksızlık, bu oluşan ortamdan olumsuz etkilenen tüketiciye de haksızlık. Geçtiğimiz yıllarda soğan ve patates konusunda maalesef bizim ülkemizde hakikaten çok kısa bir dönemi belki de 3-5 günlük ya da bir haftalık bir dönemi sanki o üretim yılının tamamında varmış gibi lanse etmekle alakalı maalesef gündemimiz oldu. Bu konunun tekrar altını çizmek istiyorum, sadece Nevşehir’de şu anda ki sezonun yeni ürünlerinin çıkmasına doğru gidiyoruz, sezonun toplamında şu anda Nevşehir’de 660 bin tonluk patates stoku var. Bunun 100 bin ton civarındaki kısmını eğer tohum olarak düşünürsek 500 bin tonluk sadece Nevşehir’de bir stok söz konusu.”
Diğer illerin depolarında da yeteri kadar ürün olduğunu belirten Yumaklı, “Türkiye, bazı ürünlerin üretimi konusunda kendi ihtiyaçları için ve ülkeye gelen turistlerin ihtiyacını karşılama anlamında yeterli. Yeterli olamadığımız kısımlar için de bunları yüzde 100’e tamamlamak için çok yoğun bir çaba var. O yüzden ben buradan başta patates üreticileri olmak üzere bu ülkenin gıda arz güvenliğine katkıda bulunan bütün üreticilere teşekkür ediyorum. Bu dönemde artık hepimiz de biliyoruz ki ne patatesle alakalı ne de soğanla alakalı aldığımız tedbirler neticesinde herhangi bir spekülasyon söz konusu değil, olmayacaktır da, olmaması için biz hükümet olarak her şeyi yapacağız.” diye konuştu.
Hem üretici hem de tüketici için haksızlık olan bu duruma hiçbir şekilde göz yummayacaklarını kaydeden Yumaklı, tüm ürünlerde haksız ortam oluşmasını engelleyeceklerini, bu konuda Ticaret Bakanlığıyla koordineli çalıştıklarını aktardı.
Türkiye’nin gıda arz güvenliğiyle alakalı bir sorununun olmadığını dile getiren Yumaklı, “Fiyat hareketlerini gıda arz güvenliği üzerinden tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bunun dışındaki hususlara da yani tüketicinin zararına olacak eylemlere de hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda hem bizler Tarım ve Orman Bakanlığı hem de Ticaret Bakanlığı son derece kararlıyız.” dedi.
Açıklamasının ardından depodaki yetkililerden bilgi alan Yumaklı, burada çalışan işçilerle sohbet etti ve patates ayıkladı.
]]>Dünya Su Konseyi 86. Guvernörler Toplantısı, Tarım ve Orman Bakanlığı ev sahipliğinde, Bakan İbrahim Yumaklı, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon ve çeşitli ülkelerden temsilcilerin katılımıyla yapıldı.
Yumaklı, buradaki konuşmasında, insanlığın siyasi zorluklar ve insani krizler, iklim değişikliği, su kıtlığı, gıda krizleri, artan enerji ihtiyacı, çevre kirliliği ve salgın hastalıklar yaşadığına işaret etti.
Geçen yıl şubat ayında Türkiye’de büyük bir deprem felaketi yaşandığını anımsatan Yumaklı, “14 milyon nüfusun yaşadığı 11 şehrimiz bundan etkilendi. Bu tahribatları hızlıca onararak, halkımızın en kısa sürede temiz suya erişimini sağladık. Bu gibi doğal afetler de dahil olmak üzere ortak refahımızı tehdit eden pek çok zorlukla karşı karşıyayız. Bu tür zorluklar ve felaketler bizlere, afetleri önlemek ve acil durumlara hazırlıklı olmak için hem ulusal hem de uluslararası yüksek düzeyde koordinasyon ve işbirliği sağlanmasının önemini hatırlatıyor.” dedi.
“Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz”
Bakan Yumaklı, Türkiye olarak, ülkede ve dünyada herkesin temiz suya erişiminin sağlanması için her zamankinden daha kararlı yol aldıklarını ifade etti.
Suyun tüm dünyada farklı platformlarda sıklıkla ele alınan, öncelikli bir konu haline geldiğini belirten Yumaklı, Konseyin faaliyetlerini her zaman yakından takip ettiklerini ve bu faaliyetlere aktif katkı sağladıklarını söyledi.
Türkiye’de küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerinin günden güne daha çok hissedilmeye başlandığını dile getiren Yumaklı, şöyle devam etti:
“Ülkemiz, Akdeniz Havzası’nda yer alması nedeniyle küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler içinde yer alıyor. Ayrıca, kişi başına düşen 1313 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su stresi altında bir ülkeyiz. Bu nedenle şunun bilincindeyiz; Türkiye su zengini bir ülke değildir. Su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması için önemli yatırımlar yapıyoruz.
21 yılda bugünün fiyatlarıyla 2,4 milyar lira, yani 80 milyar dolar kaynak aktararak 10 binden fazla projeye imza attık. İçme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak için içme suyu tesisleri ve özellikle son dönemde iklim değişikliğinin diğer etkisi olan taşkınlardan korunmak için taşkın tesisleri ve atık su arıtma tesisleri kurmuş olduk. Ayrıca yer altı barajları inşa etmekle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.”
“Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattık”
Bakan Yumaklı, çiftçilerin sulama sularını verimli kullanmaları için bireysel basınçlı sulama sistemlerini koruma durumunda maliyetin yarısını karşıladıklarına dikkati çekerek, “Eğer bu yatırımları yapmazsak 2030 yılına kadar su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.” diye konuştu.
Yumaklı, bu tehditle mücadele etmek için somut adımlar atılmasının son derece önemli olduğunu, su kaynaklarını iyi yönetmenin geçmiştekinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.
Türkiye’nin, suyun hakça, makul, etkin kullanılması ve korunması konusunda üzerine düşen küresel ve bölgesel sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini söyleyen Yumaklı, son çeyrek asırda su kaynaklarını daha iyi yönetmek için yasal reformlar ve altyapı yatırımları yaptıklarını dile getirdi.
Yumaklı, bu kapsamda Su Verimliliği Seferberliği’ni başlattıklarına dikkati çekerek şunları ifade etti:
“Bu seferberlikte 4 temel amaç belirledik. Birincisi, su kayıplarının azaltılması için yağmur suyu hasadı, gri su kullanımı, arıtılmış atık suların yeniden kullanımı gibi yöntemlerle alternatif su kaynaklarının kullanımı. İkincisi, tarımda, sanayide, bireysel su kullanımlarında verimli teknolojilerin kullanımı ve bilinçli üretimin yaygınlaştırılması. Üçüncüsü, bireysel su kullanım alışkanlıklarının iyileştirilmesi ki bunların içine toplumun her kesiminden insanların katılımını sağlamak amacıyla okullarımızı dahil ederek devam ettik. Dördüncüsü, ‘Suyumuza Sahip Çıkalım’ temasıyla her bir paydaşımızı ve bütün su kullanıcılarını, çalıştaylar, eğitimler, farkındalığı artırıcı yayınlar gibi etkinliklerle bu konunun farkında olmaya davet ediyoruz.”
“Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında”
Bakan Yumaklı, ülkedeki ölçümler veya istatistiklere göre, tarım kesiminin suyun yüzde 77’sini kullandığını belirterek, Tarım Kanunu’nda değişikliğe giderek tarımsal üretim planlamasını suyu merkeze alarak yapma konusunu milli bir pozisyon haline getirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin, suyun ülkeleri ve insanları ayırdığına değil birleştirdiğine inandığını dile getiren Yumaklı, “Bu anlayışla, su alanındaki çalışmalarımızı sınırlarımız ötesinde de sürdürüyoruz. Su sorunları ve krizler karşısında ortak bir sorumluluğu paylaştığımızın ve beraber harekete geçmemiz gerektiğinin altını bir kez daha çizmek isterim. Türkiye, dünyada milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülkelerin başında geliyor. Bu yardımlar içinde su alanında gerçekleştirilen yardım faaliyetleri de var.” dedi.
Yumaklı, küresel olarak 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşılması hedefiyle Afrika ülkeleri başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye su sektöründe eğitim, mali ve teknik yardım sağladıklarını vurguladı.
“Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılmasına büyük önem veriyoruz”
Bakan Yumaklı, suyun sınırları aştığına işaret ederek, Türkiye’nin 5 sınır aşan nehir havzasına sahip olduğunu ve bu havzadaki su kaynaklarının ülkedeki su kaynaklarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu söyledi.
Yumaklı, “Hem yukarı hem de aşağı kıyıdaş ülke konumundaki bir ülke olarak komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye büyük önem veriyoruz. Sınır aşan sular alanında işbirliği, her bir nehir havzası için bilimsel gerçekler, havzanın kendine özgü özellikleri ve ihtiyaçlar dikkate alınarak kıyıdaş ülkeler arasında özel çözümler üretilmesini gerektiren karmaşık bir süreçtir.” diye konuştu.
Sınır aşan su kaynaklarının tüm havza ülkeleri tarafından adil kullanımının büyük önem taşıdığını belirten Yumaklı, sınır aşan havzalardaki su kaynaklarının korunması ve kullanılması için karşılıklı fayda esasına dayanılarak bilgi, deneyim ve teknoloji transferiyle işbirliği yapıldığını ve ortak teknik projeler geliştirildiğini kaydetti.
Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon da Türkiye’yi ve İstanbul’u çok sevdiklerini dile getirerek, burada olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Konuşmaların ardından Yumaklı ile Fauchon tarafından işbirliği mutabakat zaptı imzalandı.
]]>Bir dizi açılış ve toplantılara katılmak için Amasya’dan Samsun’a gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Samsun Valiliği’ni ziyareti ve Mert Irmağı Islah Projesi Temel Atma Töreni’ne katıldı. Ardından AK Parti Samsun İl Başkanlığı’nda teşkilat üyeleri ile buluşan Bakan Yumaklı, burada basın mensuplarına açıklamalarda bulunu. Yumaklı, DEM Parti ile görüşen ana muhalefet partisi CHP’ye yüklenirken, 31 Mart Yerel Seçimleriyle birlikte CHP tarafından yönetilen belediyelerde ise ‘Fetret Devri’nin sona ereceğini, bu belediyeleri de AK Parti’nin kazanacağını ifade etti.
“Milletimizin ortak paydası bizim siyasetimizdir”
Terör uzantıları ile görüşen siyasi partileri eleştiren Bakan İbrahim Yumaklı, “Güçlü ve büyük Türkiye’yi inşa etmek gibi bir derdimiz var. Burada da en büyük gücümüz siz dava arkadaşlarımız ve teşkilat mensuplarımızsınız. Gücümüzü sizin gayretinizden alıyorum. Sürdürdüğümüz tarihi ve kutlu yürüyüşümüzü engellemek isteyenler her zaman olacaktır maalesef. Milletimiz de her seferinde onlara ‘dur’ demiştir. Bu ülkenin gelişmesini engellemek için o bayat numaralara başvurulmasını artık bu ülkenin insanı artık yemiyor. Amiyane tabirle. Millet şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak hiçbir projeye ve anlayışa prim vermeyecektir. Çünkü terör uzantılarıyla demlenenlerin herhangi bir fırsat bulamaması adına milletimizin ortak paydası bizim siyasetimizdir. Muasır medeniyetler anlamında Türkiye sınıf atladı. İnşallah bu ruhla Türkiye Yüzyılı’nı da milletimizle birlikte inşa etmiş olacağız” diye konuştu.
“Gerçek belediyeciliğe ara verenlerin ‘Fetret Devri’ tekrar AK Parti belediyeciliği ile buluşacak”
AK Parti tarafından yönetilmeyen belediyeleri ‘Fetret Devri’ne benzeten Bakan Yumaklı, “AK Parti olarak mücadelemizi Türkiye’nin istiklal ve istikbal yürüyüşünü durdurmaya çalışanlara karşı da yürütüyoruz. Ülkemizi inşa etmek, daha ileriye getirmek adına yaptığımız mücadelenin dışında dolayısıyla 31 Mart seçimlerini de bu çerçevede değerlendiriyoruz. İl ve ilçelerimizi Türkiye Yüzyılı’nda gerçek belediyecilikle zaten var olanlar devam edecekler. Ara vermiş olanlar da bu ‘Fetret Devri’nin neye mal olduğunu gördükleri için inşallah AK Parti belediyeciliği ile herkes tekrar buluşmuş olacak” şeklinde konuştu.
Milletin her zaman AK Parti’ye güvendiğinin altını çizen Yumaklı, “AK Parti olarak yenilikçi ruhla vizyoner bir partiyiz. Gündelik işlerle uğraşmıyoruz. Türkiye’nin geleceğini inşa ediyoruz. Son 22 yılda Anadolu halkı, bizim vatandaşımız, bizim milletimiz bu iradeyi gördüğü için AK Parti’ye sonsuz bir şekilde güvendiğini sandıkta gösterdi. Gönül belediyeciliği diye bir siyasetimiz var. Bunu AK Parti sadece söylem olarak değil eyleme de dökerek farkını gösterdi. Yine insan odaklı politikaları AK Parti uygulamıştır her zaman. Sosyal belediyecilik denen kavram yine AK Parti ile gündeme gelmiştir. Bugün hiç kimsenin hatta bize muhalefet edenlerin bile tek bir cümle kuramadığı husustur, AK Parti’nin belediyecilikteki hizmet anlayışı” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı’nın AK Parti Samsun İl Başkanlığı’ndaki programında AK Parti Samsun Milletvekilleri Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, Cumhur İttifakı Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan ve AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse de hazır bulundu. – SAMSUN
]]>Yumaklı, Samsun’da Mert Irmağı Islahı Projesi’nin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, DSİ’nin Türkiye’nin her yerinde irili ufaklı birçok projesi olduğunu söyledi.
Suyun yaşamsal ve son derece önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Tarım, enerji, hizmet, günlük hayatımız, bütün faaliyetlerimiz için su, temel bir ihtiyaç. Tarih boyunca da toplumlar, medeniyetlerini suyu takip edip kurmuşlar. Suyun alternatifsiz rolü, elbette bu medeniyetlerin gelişmeleri için son derece önemli bir unsur olmuş ancak suyun kontrol edilememesi halinde ne kadar yıkıcı bir güç olduğunun da bilincindeyiz. Ülkemizde taşkınlar, depremlerden sonra can ve mal kaybının en fazla olduğu ve yaşandığı afetler olarak öne çıkmakta maalesef.” diye konuştu.
Sel ve taşkınları doğal afetler olarak niteleyebileceklerine işaret eden Yumaklı, şöyle devam etti:
“Ancak yerleşim yerlerinin uygun seçilmemesi, farklı nehir yataklarının taşkın tesislerine yapılan tekniğe aykırı müdahaleler, yetersiz kesitlere sahip köprüler gibi aslında insanın hayatını kolaylaştırmak için yaptığı birtakım şeyler, doğal afetleri maalesef kendi ellerimizle oluşturmamıza da sebep olmakta bazen ve afete dönüştürmektir. Son yıllarda özellikle iklim değişikliği sebebiyle yağışların rejiminin değişmesi sebebiyle önceki yıllara nazaran çok farklı yağış biçimlerini görüyoruz. Bundan sonra da devam edeceğinin hepimiz tarafından bilinmesi gerekir. Dolayısıyla daha sık ve daha şiddetli yağışlar, taşkın hadiselerinin bizleri etkilemesi için yeterli sebebe neden olmaktadır. Tüm bu faktörleri birlikte değerlendirdiğimizde taşkınlarla mücadele kavramının hepimiz tarafında benimsenmesi ve gereğinin yerine getirilmesi gerekir.”
DSİ’nin Türkiye’de bugüne kadar 10 binin üzerinde taşkın tesisi inşa ettiğine dikkati çeken Yumaklı, şöyle konuştu:
“Sadece yerleşim yerlerine değil, tarımsal arazilerin, bu da yaklaşık 2 milyon hektarlık alan, zararlardan korumak için bu tesisler inşa edildi. Mert Irmağı, yerleşim alanları, sanayi tesisleri, alışveriş merkezlerinin bulunduğu şehrin en yoğun alanlarının, Samsun-Ordu kara yolundan geçerek Karadeniz’e dökülüyor. Dolayısıyla burada meydana gelen taşkınların her açıdan zarara sebep olduğu ve olacağı aşikar. Nitekim 2012 yılında maalesef 7 vatandaşımız bunun yan kollarından biri olan Yılanlı Deresi havzasında meydana gelen taşkın sebebiyle hayatını kaybetti. Bugün temelini attığımız bu proje, 2 milyar lira gibi bir bütçeye sahip. Bu bütçe, sadece taşkın için değil, belediyemizin yapacağı rekreasyon alanları ve benzeri çalışmalarla şehir merkezinin daha estetik, daha güzel olmasına sebep olacak.”
Bakan Yumaklı, Vezirköprü Ovası Sulama Projesi’nin de sene sonuna kadar bitirileceğini sözlerine ekledi.
Konuşmanın ardından Yumaklı, diğer katılımcılarla projenin temelini attı.
Programa Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş, Ersan Aksu ve Orhan Kırcalı, MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı ile vatandaşlar katıldı.
]]>Yumaklı, AK Parti Amasya İl Başkanlığını ziyaretinde yaptığı konuşmada, Amasya’nın tarımsal üretime katkı açısından çok özel bir kent olduğunu söyledi.
Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında yaşanan heyelan nedeniyle üzüntü yaşadıklarını dile getiren Yumaklı, “Devletimizin bütün kurumları, ilgili bütün bakanlıklarımız orada. İlk andan itibaren hem bu olayın etkileriyle alakalı hem de kazadan etkilenen 9 kardeşimizle ilgili arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda kendilerine ulaşırlar.” diye konuştu.
AK Parti’nin vesayetçi anlayışla mücadelesine herkesin şahit olduğunu vurgulayan Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mücadele dolayısıyla AK Parti’nin milletin partisi, milletin değerlerinden doğmuş bir parti olmasından hareketle sonuna kadar gücümüzü milletten almaya devam edeceğiz ancak milletimizle barışamayan, millete alışamayan, tahammül edemeyenlerle alakalı da bir mücadelemiz var. Onların bu tahammülsüzlüklerinin zaman zaman şiddeti azalır ama çoğu zaman da saklama gereği duymadan ortaya koyarlar maalesef. Türkiye’de bazı kesimler, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettiği gibi, geçmiş dönemlerden kalma usullerle kaos ve düzensizlik çabası içerisinde olmuşlardır. Bu kesimler boş durmayacaktır. İstanbul’daki saldırıda olduğu gibi tehdit ve eylemlerini ortaya koyma gibi bir gaflete düşmüşlerdir ama onların emellerine ulaşamayacağını düşünüyoruz. Onların bu zanlarını boşa çıkartacak her şeyi yapacağız inşallah. Çünkü bizim vatansever halkımız teröre ve onların uzantılarına asla prim vermeyecektir. Birlik beraberliğimize kastetmek isteyenlere hiçbir şekilde müsaade etmeyecektir inşallah.”
Türkiye’yi emekleri ve gayretleriyle olması gerekenden çok daha ilerilere taşıyacaklarına inandıklarını vurgulayan Yumaklı, “Çünkü Türkiye Yüzyılı’nı tarihlerken, içerisine gelecek tahayyülümüzü ve vizyonumuzu koyduğumuzu söylemiştik, kentleşmeden eğitime, belediyecilikten sosyal kalkınmaya, diplomasiden ekonomiye kadar. Yani bu ülkenin gelişmesi, daha ileri ulaşabilmesi için büyük ve kapsayıcı bir inşa demektir aslında Türkiye Yüzyılı. İnşallah milletimize ve ülkemizin konumuna, gücüne yakışan bir inşa vizyonu da ortaya koymak için gece gündüz çalışıyoruz.” diye konuştu.
Bakan Yumaklı, 22 yıldır Türkiye Yüzyılı’nın altyapısını yaptıklarının altını çizerek, “Bundan sonra Türkiye Yüzyılı’nın inşası var. Yeni bir inşa ve atılım döneminde olduğumuzu her fırsatta söylüyoruz. Belediyelerimiz de bu inşa döneminin en önemli aktörlerinden biri olacak. Dolayısıyla Türkiye Yüzyılı için, ‘Gerçek belediyecilik’ dedik biz bunun adına. Bu vizyonla yönetmek üzere mevcutsa halihazırda var olan arkadaşlarımızın devamını, AK Parti belediyeciliğinde olmayanları da AK Parti belediyeciliğine davet etme üzerine çağrılarımızı yapıyoruz. Merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında uyum, bir vizyon ve beraberliğinin bu süreçte önemli olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Programın ardından kent merkezinde esnaf ziyareti gerçekleştiren Yumaklı, ardından AK Parti Seçim Ofisi’nin açılışına katıldı.
Programlarda AK Parti Amasya Milletvekilleri Haluk İpek ve Hasan Çilez ile İl Başkanı Ekrem Toto da yer aldı.
]]>Resepsiyona, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade, Türk yetkililer, yabancı misyonlardan temsilciler ve birçok davetli katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılışında konuşan Yumaklı, İran’ın ulusal günü vesilesiyle İran halkı ve hükümetiyle Türkiye’de yaşayan İran vatandaşlarının milli gününü kutladı.
Yumaklı, Türkiye’nin İran’ın batıya açılan ve İran’ın da Türkiye’nin doğuya açılan kapısı olduğuna dikkati çekerek, İran’ın geniş kaynakları ve stratejik konumuyla bölge siyasetinde önemli bir konuma sahip olduğunu söyledi.
Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin gelişmeye devam ettiğini belirten Yumaklı, iki ülke arasındaki karşılıklı üst düzey ziyaretlerin ve ikili işbirliği mekanizmaların ilişkilerin güçlendirilmesinin bariz yansıması olduğunu dile getirdi.
Yumaklı, Türkiye ile İran arasında sağlıklı ve güçlü bir diyaloğun bölge barışı, güvenliği, istikrarı ve refahının sürdürülmesi açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, iki ülke arasındaki güçlü kültürel ve insani bağlara işaret etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik samimi diyaloğun sürdüğüne işaret eden Yumaklı, birkaç hafta önce Reisi’nin Ankara’ya yaptığı ziyareti hatırlattı.
Yumaklı, ikili ilişkilere dair “Türkiye ve İran, bazı konularda fikir ayrılıkları olsa da ortak çıkarları doğrultusunda birbiriyle yakın temas halindedir. Astana süreci kapsamında Suriye’de kalıcı bir siyasi çözümün sağlanmasına yönelik olarak birlikte çalışmaktayız.” dedi.
Gazze’deki duruma ilişkin Yumaklı, “Türk ve İranlı liderler arasındaki yakın koordinasyon ve yoğun temaslar, Filistinli kardeşlerimize karşı devam eden mezalimin önlenmesi ve bölgemizdeki istikrarın sağlanması çabaları bakımından önemlidir.” ifadesini kullandı.
Yumaklı, Türkiye ve İran’ın önemli ekonomik ortaklar olduğunu vurgulayarak, tek taraflı yaptırımlara karşı olduklarının altını çizdi.
30 milyar dolarlık ikili ticaret hedefiyle ticari ve ekonomik ilişkileri genişletmekte kararlı olduklarını vurgulayan Yumaklı, turizm alanında da ikili ilişkilerin insani boyutunun güçlenmeye devam ettiğini dile getirdi.
“İran, Türkiye’nin doğuya açılan, Türkiye de İran’ın batıya açılan kapısı”
Büyükelçi Habibullahzade de İran İslam Devrimi’nin her yıl görkemli etkinliklerle kutlandığını belirterek, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremin yıl dönümü dolayısıyla hayatını kaybedenleri andı.
İran’ın komşularla ilişkileri ve işbirliğini her boyutta geliştirmenin dış politikanın önemli önceliklerden olduğuna dikkati çeken Habibullahzade, İran ile Türkiye arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin önemli olduğuna değindi.
Habibullahzade, iki ülkenin bölgede refah, kalkınma ve barışa katkı sağlayabileceğine işaret ederek, şöyle devam etti:
“İran, Türkiye’nin doğuya açılan, Türkiye de İran’ın batıya açılan kapısıdır. Ticari ilişkiler, enerji, ulaştırma, transit, tarım, bilim ve teknoloji, çevre, serbest ticaret bölgeleri, iller arası işbirlikleri ve sınır ticareti, turizm, terörle mücadele ve ortak çıkarlar dolayısıyla bölgesel krizler konusunda işbirliği gibi alanlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde eşsiz fırsatlar sunmaktadır.”
İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin 24 Ocak’ta yaptığı Ankara ziyaretini anımsatan Habibullahzade, yapıcı görüşmelerde bulunulduğunu, önemli anlaşmalara ve mutabakat metinlerine imza atıldığını anlattı.
Habibullahzade, İran ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 12 milyar dolar düzeyinde olduğunu aktararak, 2025’in “İran-Türkiye kültürel işbirliği yılı” olarak ilan edilmesi konusunda mutabakata varıldığını ve bu kapsamda kültürel programlar yürütüleceğini söyledi.
Filistin meselesi ve Gazze’de yaşananların büyük endişe yaratan önemli konulardan olduğunu belirten Habibullahzade, şunları kaydetti:
“Her iki ülke, bu konuda ortak görüşe sahiptir. Gazze’deki Filistin halkı, hala İsrail rejiminin barbarca saldırıları ve bombalar altında can veriyor. Bilinen bazı ülkelerin ve uluslararası kuruluşların, bu cinayetlerin durdurulması için eylemde bulunmaması ve yetersiz kalması oldukça üzücü ve rahatsız edicidir.”
Habibullahzade, İran-Türkiye ilişkilerinin umut bahşeden aydınlık bir geleceğe sahip olduğunu söyleyerek, komşuluk politikası çerçevesinde potansiyel işbirliği kapasitelerini etkinleştirmede kararlı olduklarını belirtti.
İran-Türkiye ilişkilerini güçlendirme sürecinin sürdürülmesinin ikili ve bölgesel işbirliklerinin artırılması ile mümkün olacağını dile getiren Habibullahzade, sözlerini “Yaşasın İran, Yaşasın Türkiye” diyerek tamamladı.
]]>