Aydın’da emekli vatandaşların yüzü, Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı yeni uygulama ile güldü.
Uygulama ile ‘Emekli Kart’ sahibi vatandaşlar, Halk Ege Et marketlerinde yüzde 20 indirimle et alışverişi yapabiliyor.
Giderek zorlaşan ekonomik şartlar nedeniyle evlerine et alamayan emekli vatandaşlar, uygulamadan yararlanarak yaklaşan Ramazan ayı öncesinde indirimli et alma imkanı yakaladı.
Aydınlı emekliler, uygulamadan memnuniyetlerini şu cümlelerle paylaştı:
-Erdal Gülle: “2 saat içerisinde kartımı aldım, bugün de geldim 500 liralık et aldım, yüzde 20 indirimle 400 lira para ödedim. Allah razı olsun belediyeden. Çok güzel, mükemmel bir hizmet. Zaten üç seçimdir kazanıyor Özlem Hanım, nereye giderseniz gidin herkes Özlem Çerçioğlu diyor. Bu hizmet emekliler için çok güzel bir uygulama. Ben iki senedir ilk defa bir kasaba et almaya giriyorum.”
-Nevzat Uyar: “Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun çalışmalarını takdirle karşılıyorum, teşekkür ederiz. Ayda bir alacağımıza şimdi 15 günde bir kıyma alma şansımız olacak. Emeklilerimiz mağdur durumda, eziliyor. Bu hizmetten çok memnun kaldım.”
-Salih Yıldız: “Aydın’da böyle fedakar bir başkanımız yetişmiş, ondan çok memnunum. 200 lira ucuza almak ne demek? Bu az bir şey değil. ve ramazan ayı geliyor, bu eti tüketeceğiz. Bu uygulama her yere nasip olan bir şey değil. Televizyonlarda görüyoruz; et satılan bazı kurumlarda çok erken saatlerde 200-300 kişi sıraya girip et almaya çalışıyor. Ben beş dakika içerisinde geldim, aldım ve gidiyorum. Hayatımda Aydın’da 10 tane belediye başkanı gördüm, ama böyle bir belediye başkanı görmedim, görmem de…”
-Tahsin Pehlivanoğlu: “Bu hizmetten çok memnun kaldım. Ramazan ayında ihtiyacım olan eti aldım. Etsiz ramazan olmaz, bugün geldim ve buradan dolu dolu aldım. Bu hizmet emekliler için süper bir hizmet. Emeklilerin durumu çok kötü, et yiyemez duruma düştüler. Tüketenler tüketti, fakat biz eti tüketemedik. Teşekkür ederim, Özlem bacımız sayesinde bu etleri aldık. Bu aldığım eti dışarıda 1500 liraya zor alırdım, şu an 1200 lira. En az 1 kilo et avantajım oldu.”
-Ercan Güngör: “Bu imkanı bize sağlayanlardan Allah razı olsun. Ama bundan 10 yıl önce emekli olan arkadaşlarımın emekli maaşları asgari ücretin üç-dört katıyken şu anda maaşları asgari ücretin çok altında kaldı. Ben yeni emekliyim. Ama aynı zamanda da çalışıyorum. Evim kira olmamasına rağmen emekli maaşımın bana yetmesi mümkün değil. 10 bin lira ile geçinebilecek birisi varsa gelsin alnından öpeyim. Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz.”
-Hatice Dirik: “Emeklinin hali ortada, çok memnun kaldım. Çoğu insanın evine et çok zor giriyor. Belediyeler sosyal belediyecilik yapmak zorunda. Bu tür projeler çok önemli. Ben avukatlıktan emekliyim. İnsanlar gelip bir dava açacak ücreti bulamıyor, harçlar çok yüksek olduğu için dava açmaktan vazgeçiyorlar. Yaşamak mümkün değil. İnsanlar pazaryerlerinden akşam kalan sebzeleri seçiyor. Ben Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnunum. Aydın sosyal belediyecilik anlamında başarılı bir şehir.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amirliği ekipleri, kent merkezlerinden en ücra yerleşim yerlerine kadar ulaşarak, kahvehanelerde erkeklerle görüşüp şiddetin önlenmesi için bilgi veriyor.
Şiddete karşı “Sıfır tolerans” ve “Kadına el kalkmaz” sloganlarıyla kanun maddelerine dair erkeklere bilgilendirme yapan kadın astsubaylar, ziyaret ettikleri evlerde de kadınlara şiddet veya cinsel saldırı gibi zor durumlarda KADES uygulamasından nasıl faydalanacaklarını anlatıyor.
Bu kapsamda yola koyulan ekiplerin bir adresi de kent merkezine yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki Çüngüş ilçesinin kırsal Atalar Mahallesi oldu.
İlk olarak köy kahvesinde soba etrafında toplanan erkeklere bilgiler veren kadın astsubaylar, onlardan gelen soruları yanıtladı.
Daha sonra da evleri gezen astsubaylar görüştüğü kadınlara broşür dağıttı, telefonlarına indirdikleri KADES programını nasıl kullanacaklarını anlattı.
“Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz”
Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amiri Astsubay Üstçavuş Karanfil Tayfur, AA muhabirine, fabrikalar, tarlalar, kahvehaneler başta olmak üzere her bir noktaya ulaşıp, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin bilinçlendirme eğitimi vermek için azim ve kararlılıkla görev yaptıklarını söyledi.
Jandarma Genel Komutanlığı olarak kadına yönelik şiddetle mücadelede kalıcı ve etkin bir başarının elde edilmesi için “Sıfır tolerans” ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Tayfur, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Ayrıca KADES uygulaması, 183 Kadın Destek Hattı ve 112 Acil Çağrı Merkezine ilişkin afiş ve broşürler vasıtasıyla eğitimler veriyoruz. Kadınlarımızın KADES uygulamasını telefonlarına yüklemesini sağlamaktayız.” dedi.
Türkiye genelinde Jandarma Genel Komutanlığınca yürütülen çalışmalarla 5 milyon erkeğe ilgili kanunun ve yaptırımların anlatıldığını dile getiren Karanfil, ziyaretlerde hem erkeklere hem de kadınlara fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet konularında bilgilendirmede bulunduklarını aktardı.
Karanfil, ayrıca sorumluluk bölgelerinde yer alan okullarda öğrencilere ve ailelerine yönelik de kaybolma ve kaçırılma, güvenli internet kullanımı, uyuşturucu ve alkolün zararları hakkında bilgilendirme faaliyeti yürüttüklerini kaydetti.
“Komutanlarımız kilometrelerce yol geldi”
Atalar Mahallesinde çiftçilik yapan Zülfü Kızılelma (58), bu eğitimi faydalı bulduğunu belirterek, “Kadına el kaldırmak acizliktir. Komutanlarımız Diyarbakır’dan kalkıp kilometrelerce yol geldi. Gençlerimiz var, bilen var bilmeyen var. Bu eğitim güzel bir şey.” dedi.
Köydeki gençlerden Gurbet Başkurt, bilgilendirmenin kadınlar için çok önemli olduğunu ifade etti.
Öğrenci olduğunu, il dışında okuduğunu belirten Başkurt, şunları söyledi:
“Dışarda güvende olamayabiliyoruz. Bunun için KADES uygulaması telefonumda kayıtlı. Kendimi güvende hissetmediğim bir durum yaşarsam uygulamayı kullanırım. Köyümüz merkeze çok uzak. Ulaşımı zor olduğu için kimse kolay kolay buraya gelmez diye düşünüyordum. Jandarma ekibimiz buraya geldi. Böyle bir uygulama yaptıkları için çok sevindim. Bu uygulama çok yararlı çünkü burada KADES’i bilmeyen, uygulamadan haberi olmayan çok insan var. Köyümüze geldikleri için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar ve KADES uygulaması çok iyi.”
]]>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), iş dünyasına dönük eğitim programlarına ara vermeden devam ediyor. Enflasyon düzeltmesine ilişkin mefhuma dair çerçeve ve uygulama prensiplerine yönelik farkındalık oluşturmayı hedefleyen ‘Vergi Usul Kanununa Göre Enflasyon Muhasebesi Uygulaması Eğitimi’, BTSO Hizmet Binası’nda düzenlendi. BTSO Akademi ve Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası iş birliğinde gerçekleştirilen programa BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Bursa Vergi Dairesi Başkanı Hüseyin Erol, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı İhsan Akar ile çok sayıda iş dünyası temsilcisi katıldı.
BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Türkiye ekonomisinin ve üretim şartlarının tüm dünya ile birlikte çetin sınavlardan geçtiği bir dönemde olduklarını kaydetti. Mevcut durumda iş dünyası için en önemli stres kaynağının enflasyon olduğuna dikkati çeken Batmaz, “Ülke olarak enflasyonla mücadeleyi mutlaka kazanmamız gerekiyor. Ekonomi yönetimimiz yüksek enflasyonla mücadeleyi önceleyen bir politika belirlemiş durumda. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneye çekme hedefine ilerlerken, ekonomik aktivitenin de devam etmesi büyük önem taşıyor” dedi.
“BTSO Akademi eğitimleri farkındalığı artırıyor”
Enflasyonun finansal verilerde de bozulmalara yol açtığını kaydeden Batmaz, bunun giderilmesi hedefiyle enflasyon düzeltmesi uygulamasının yeniden gündeme geldiğini ifade etti. İş dünyasının beklentileri doğrultusunda enflasyon muhasebesine geçiş için hazırlıkların sürdüğünü kaydeden Batmaz, “Uygulamaya yönelik gerek iş dünyamızın gerekse de meslek mensuplarımızın merak ettiği birçok husus var. BTSO Akademi projesi kapsamında, TÜRMOB Genel Başkan Danışmanı Yeminli Mali Müşavir Abdullah Kiraz’ın katılımıyla düzenlediğimiz eğitimin bu anlamda bilgilerimizin tazelenmesi açısından faydalı olacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Finansal tablolar faaliyet sonuçlarını gerçeğe uygun yansıtmıyor”
Bursa YMM Odası Başkanı İhsan Akar, yüksek enflasyonlu ekonomilerde tarihi maliyet esasına dayalı muhasebe sistemlerinden elde edilen finansal tablolardaki bilgilerin işletmelerin finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını doğru ve gerçeğe uygun olarak yansıtmadığını ifade etti. Akar, “Enflasyon dönemlerinde, alınan vergiler gerçek kar veya kazanç yerine sermaye üzerinden alınan vergiye dönüşerek işletmelerin öz sermayelerinin azalmasına neden olmaktadır. Bu durumu önlemek için Vergi Usul Kanununun 298. maddesinde finansal tabloların fiyat hareketlerine göre enflasyon düzeltmesine yönelik bir düzenleme yapıldı. Bu seminerde meslek mensupları ve uygulayıcılara enflasyon düzeltmesinin detayları hakkında bilgi vermeyi amaçladık” dedi.
Uygulamaya ilişkin merak edilenler yanıtlandı
TÜRMOB Genel Başkan danışmanı YMM Abdullah Kiraz ise eğitimde Vergi Usul Kanunu uyarınca enflasyon muhasebesine hangi mükelleflerin dahil olduğu, enflasyon muhasebesinin işletmelerin bilançoları üzerine etkileri, enflasyon düzeltmesinin bilanço kalemlerine nasıl uygulanması gerektiği, 2024 yılında kurumlar vergisi matrahına etkisi, uygulamada tereddüt edilen konulara ilişkin bilgilendirmede bulundu. – BURSA
]]>Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”
“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”
SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.
“Bu bizim için velinimet”
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.
“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”
‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.
“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”
Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
]]>Hayvancılık alanında ihtisaslaşan MAKÜ koordinatörlüğünde, Lizbon ve Milano üniversitelerinden bilim insanları, “Büyükbaş ve Küçükbaş Çiftliklerinde Hayvan Refahı Uygulamalarının Yaygınlaştırılması” projesi kapsamında Türkiye, İtalya ve Portekiz’deki verimli çiftlikleri inceledi.
Çalışmalar sonucu ortaya çıkan hayvancılıkta buzağı, kuzu ve oğlak ölümleri, döl tutmama, kötü beslenme, sağlıksız barınak, et ve süt verimsizliği gibi sorunları ortadan kaldıracak yeni bilgiler ve yenilikçi uygulamalar, Türkiye Ulusal Ajansı ve Avrupa Birliği (AB) Erasmus programı desteğiyle kitaplaştırıldı.
İngilizce, Türkçe, Portekizce ve İtalyanca hazırlanan 6 kitapta, veteriner fakültesi ve ziraat fakültelerinde okutulan hayvan refahı dersi için yenilikçi müfredat, süt ve besi sığırı, koyun, keçi ve buzağı yetiştiriciliği ile ilgili refah değerlendirilmesi ve iyi uygulamaları anlatılıyor.
Uluslararası yayın olarak da çıkan kitaplardaki uygulamalar, Burdur Tarım ve Orman Müdürlüğü, Burdur Veteriner Hekimler Odası ve MAKÜ tarafından meslek içi eğitimlerle veteriner hekimlere ve yetiştiricilere anlatılarak yaygınlaştırılacak, bölge ve ülke hayvancılığının gelişiminde ve verim artışı çalışmalarında kullanılacak. Ayrıca MAKÜ’de düzenlenen projenin seminerinde basılan 200 kitap yetiştiricilere ve veteriner hekimlere dağıtıldı.
Proje Koordinatörü MAKÜ Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkan Elmaz, AA muhabirine, hayvancılıkta basit uygulama hataları yüzünden çok fazla ekonomik kayıp yaşandığını söyledi.
Artık dünyada tüketicilerin hayvan refahı iyi olan çiftliklerde üretilen sağlıklı ve kaliteli ürünleri satın alma eğiliminde olduklarına dikkati çeken Elmaz, iyi uygulama örneklerinin denenmesiyle elde edilen bilimsel verilerle hazırladıkları kitaplardaki tekniklerin uygulanması ve yaygınlaşmasıyla hayvancılıkta kayıpların önlenebileceğini dile getirdi.
Kitapları ziraat mühendislerinin, veteriner hekimlerin ve yetiştiricilerin anlayacağı düzeyde sade ve anlaşılır hazırladıklarını vurgulayan Elmaz, “Hayvan refahı alanında dünyanın takip ettiği yeni bilgileri ve uygulamaları ülkemizde yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” dedi.
“Akademik dille yazılmadı”
Hayvan refahının iyi uygulamalarıyla hayvancılıkta büyük kayıplara yol açan sorunların ortadan kalkacağını anlatan Elmaz, şöyle konuştu:
“İlk önce ilgili fakülteler için yenilikçi eğitim müfredatı yazdık. İkincisi süt sığırlarının refah değerlendirilmesi ve iyi uygulamalarını ele aldık. Süt sığırı yetiştiriciliğinde barınaktan tutun beslenme teknikleri, yem ve suyun nasıl verileceğine kadar teknik özellikleri vurguladık. Besi sığırlarıyla ilgili refah değerlendirilmesini ve iyi uygulama el kitabını yazdık. Buzağı refahı ve korunmasıyla ilgili kitap. Keçi ve koyun refahı ve iyi uygulamalarını anlatan 6 kitabımız İngilizce, Türkçe, Portekizce ve İtalyanca olmak üzere saygın bir yayınevi tarafından basılarak yayımlandı. Akademik dille yazılmadı, fotoğraflarla desteklendi. Bu kitapları okuyan yetiştiricilerimiz çiftliklerinde ufak tefek yapacakları dokunuşlarla kayıplarını önleyecek, verim artışı sağlayacak.”
Elmaz, eğitici el kitaplarına yetiştiricilerin, veteriner hekimlerin ve ziraat mühendislerinin şubat sonunda “welfaruminant.org” internet sitesinden ücretsiz olarak ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.
“Sektör açısından önemli bir kaynak”
Burdur Veteriner Hekimler Odası Başkanı Kazım Üstüner de hayvansal üretimin artması bakımından hayvan refahının büyük önem taşıdığını kaydetti.
Günümüzde hayvancılık sektörünün hayvan refahı temelinde ilerlediğini vurgulayan Üstüner, “Çalışmanın kitaplaşmasının sektör açısından önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki Türkiye’deki hayvancılık sektörüne mesafe alması konusunda katkı sunacak.” ifadelerini kullandı.
]]>