Konya’da Medya Buluşması programına katıldı. Bakan Yumaklı, “Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajı’ndan yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya kapalı havza alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yılsonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur” dedi.
Bir dizi açılış ve ziyaret programı için Konya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ilk olarak AK Parti Konya İl Başkanlığında Medya Buluşması programına katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, “Konya, sadece şanlı tarihimizin değil aynı zamanda cumhuriyetin de marka şehirlerinden bir tanesi ve İnşallah Türkiye Yüzyılının da parlayan şehri olacak. Bunu başarmak için gerekli tecrübe, birikim, kadro Konya’da var. İnşallah yine Konya 31 Mart akşamı Uğur İbrahim Altay diyecek. Cumhur İttifakı’nın o güçlü iradesi de sandığa yansımış olacak” dedi.
Konya’nın bakanlığı için önemli şehirlerden birisi olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Çünkü hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde Konya, Türkiye’nin gıda ihtiyacını karşılayan en önemli şehirlerden birisi. Biz de doğal olarak Konya’ya ayrı bir önem verdik her zaman. Son 21 yılda Konya’ya tarım, orman ve su konularında yapılmış olan yatırımların toplam tutarı 189 milyar lira. Yine su alanında sadece düşünürsek 328 tesisi hizmete alındı. Bunların da yaklaşık rakamı 95 milyar lira. Ben inanıyorum ki önümüzdeki dönemde Konya tarımsal üretim anlamında yaptıklarıyla birçok şehrimize de örnek olacak ve ihracat rakamlarında arttırmış olacak” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz inşallah bu yılın Eylül ayında tarımsal, bitkisel üretimle alakalı tarımsal üretim planlamasını devreye koymaktır”
Tarımsal üretim planlaması çalışmalarıyla ilgili bilgiler veren Bakan Yumaklı, “Tarımsal üretimin planlaması sizin etki edeceğiniz ya da edemeyeceğiniz bütün unsurları bir araya getirerek, suyu merkeze koyarak, bütün kriterleri dikkate alarak, bulunduğumuz bölgede, şehirde hangi ürünü ne kadar ve nasıl ekeceğinize dair planlama konusuydu. Kurulmuş olan İl Tarım Planlama Kurulları o ildeki üreticilerden, üretici birliklerinden, ziraat odalarından, ticaret odalarından, üniversitelerden, şehrin ileri gelenlerinden yani bu alakalı taraflarından oluşan bir komisyon. Ne yapacaklar? Öncelikle kendileri bulundukları ilde hangi ürünün ekilip dikilmesi gerektiğini, olup olmayacağını, münavebe olduğunda yani bir yıl bir ürün ertesi yıl başka bir ürün ve hangi ürünlerin hangi bölgede ekilip ekilmeyeceğine onlar karar verecek. Biz bunları tüm Türkiye’de bütün illerden gelenleri kontrol etmiş olacağız. Bu bir yıllık bir çalışma değil, bir seferlik bir çalışma değil. Sürekli olarak 3 yıllık bir periyodu koyacak olan bir çalışma olacak ve bizim hedefimiz inşallah bu yılın Eylül ayında tarımsal, bitkisel üretimle alakalı tarımsal üretim planlamasını devreye koymaktır” şeklinde konuştu.
“Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımız sahaya çıkıyor”
Bakanlık olarak Ramazan ayı boyunca sürecek gıda denetimlerine başladıklarını belirten Bakan Yumaklı, “Bakanlık olarak bizim diğer bir sorumluluğumuz da vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşması sağlamak. Bakanlık olarak 2023 yılında 1 milyon 300 bin gıda denetimi yapıldı. Bu denetimlerde 18 bin 948 işletmeye idari para cezası uygulandı. 2024’de de bu denetimlerimiz hız kesmeden devam ediyor. Ancak Ramazan ayının önemi ve farklı bir atmosferi olması sebebiyle bu denetimlerimizi daha da sıklaştıracağımızı ve Ramazan ayına özgü olarak 7 bin 500 arkadaşımızın sahaya tekrar çıktığını ifade etmek istiyorum. Başta un ve unlu mamuller; pasta ve tatlılar, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri gibi hususlarda yoğun denetimlerimiz de başlamış durumda. Özellikle bütün bunların yanı sıra iftar yapılan yerlerdeki toplu tüketim yapılan alanlardaki denetimlerimizi de yoğunlaştıracağız. Burada hijyen şartları, saklama şartları, gıdaların kullanım, son kullanım sürelerini aşmadıkları gibi içerik denetimleri de, analiz denetimleri de dahil olmak üzere yapılmış olacak. Ayrıca yine Ramazan kolilerilerinde de denetimlerimiz olacak. Burada da etiket ve son kullanım, son tüketim tarihlerini de incelemiş olacağız. Biz elbette en büyük gıda denetçisinin, halkımızın kendisinin olduğunu her zaman vurguladık. Buradan da bir kez daha ifade edelim vatandaşlarımızın karşılaştıkları herhangi bir problemin her türlü iletişim vasıtasıyla bakanlığımıza iletmeleri halinde anında bunlarla ilgili gerekli aksiyon, gerekli tedbir alınacak” diye konuştu.
“Hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceğiz”
Bakan Yumaklı, “Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte et fiyatlarında bir yükseliş yaşanacak mı” sorusu üzerine, hayvansal ve bitkisel ürünlerde vatandaşın ihtiyacının karşılanmasıyla ilgili bir problem olmadığını ifade etti. Yumaklı, “Sadece hayvansal ürünler değil, bitkisel ürünlerde de bizim ülkemizin vatandaşımızın ihtiyacını karşılamakla ilgili herhangi bir problemi yok. Bunu farklı zamanlarda ifade ettik. Rekabet Kurulunun bir tespiti var. Sektör paydaşlarının bir tespiti var. Burada herkesin şu anda özellikle son 1-2 ayda yaşanmış olan fiyat artışlarının maliyetlerle ya da ürünlerinin arzı ile bir sorunun olmadığını bütün taraflar biliyor. Biz bu konuyla alakalı Ticaret Bakanlığımızla yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Ben tekrar ifade etmek istiyorum. Hiçbir şekilde haksız kazanca yol açacak eyleme izin vermeyeceğiz. Bunlarla ilgili olanlarda bu eylemlerin karşılığını görecekler” dedi.
“Önemli olan elimizde halihazırda mevcut su kaynaklarını nasıl kullandığımız”
Su verimliliği hakkında çalışmalarına deprem nedeni ile ara verdikleri ve tekrardan başladıklarını anlatan Bakan Yumaklı, “Hatırlarsanız su verimliliği seferberliği başlatmıştık. 2023 yılında başlatılmış ama deprem sebebiyle ara vermek zorunda kaldık. 2023 yılının son çeyreğinde tekrar başlattık. 2024 yılından itibaren de yoğun bir şekilde devam edeceğiz. Burada özellikle suyun yaklaşık yüzde 77’sini kullanan tarım sektörünün bu suyu kullanırken de metotlarından tutun da kentsel kullanıma kadar, sanayi kullanımına kadar birçok konuda büyük bir gayret sarf ediyoruz. Yani sadece suyun temini değil, aynı zamanda bunun kullanımının da çok önemli olduğunun altını çizmek için bunları söylüyorum. Özellikle Kızılırmak Havzasından Konya Kapalı Havzasına su aktarımıyla alakalı Hirfanlı Barajından yaklaşık 200 milyon metreküp bir suyun Konya Kapalı Havzasına alınabileceği öngörülmüştür. Bununla ilgili toprak etütleri, hidrolojik raporlar vesaire tamamlandı. Sanırım yıl sonuna kadar planlama çalışmaları tamamlanmış olur. İnşallah bunu da bu şekliyle çözmüş oluruz. Şunu bir daha unutmamak lazım, hani suyu oradan getirirsiniz, buradan getirirsiniz, mümkün olur olmaz. Önemli olan elimizde halihazırda mevcutları nasıl kullandığımız? Dolayısıyla bizler özellikle kapalı devre basınçlı sulamayla alakalı gerekli yatırımları Devlet Su İşlerimiz yapıyor ama aynı zamanda çiftçilerimizin, üreticilerimizin de basınçlı sulama sistemleriyle ilgili sulama ekipmanlarını veya tesisatlarını yapmalarını istiyoruz. Bunların yüzde 50’sini de bakanlık olarak maliyetini karşılıyoruz zaten” dedi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Bakanımıza ve ekibine Konya’ya verdiği kıymetten dolayı teşekkür ediyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde de birlikte Konya’nın tarımına ve ekonomisine iş birliği içerisinde katkı sunmaya devam edeceğiz. Konya birçok özelliğiyle öne çıkmış bir şehir olmasına rağmen en temel özelliği bir tarım şehri. Çatalhöyük’ten başlayarak Konya önemli bir tarımsal üretim merkezi oldu. Özellikle pandemi döneminde Konya’nın üretiminin Türkiye’nin gıda güvenliğinin ne kadar büyük katkı sağladığını hep birlikte izlemiş olduk. Konya bugün de birçok manada hayvanseverlikte de birinci sırada. Bunda bakanlığımızın çok önemli desteği var. Bu vesileyle tekrar tüm çiftçilerimiz ve tarım ve hayvancılıkla uğraşan tüm Konya halkı adına bakanlığımıza tekrar teşekkür ediyoruz” dedi.
Bakan Yumaklı’ya teşekkür eden AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı da, gün boyu yapılan projeleri yerinde inceleyeceklerini ifade etti.
Programa, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Milletvekilleri, belediye başkanları, partililer ve basın mensupları katıldı. – KONYA
]]>ANKARA – Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde geliştirilen faydalı böcek salım kutularıyla, bitkilere zarar veren böceklerin engellenmesi ve tarımda ilaçlamanın yan etkilerinin önlenmesi amaçlanıyor.
Tarımda verimli üretimin önüne geçen en önemli sorunlardan bir tanesi bilinçsiz ilaçlamalar. Bu ilaçlamalar zararlı böcekleri bitkilerden uzak tutması için yapılmasına rağmen zaman zaman istenmeyen sonuçlar ile karşılaşılabiliyor. Gıda ürünlerinin doğru temizlenmemesi halinde ilaç partiküllerinin tüketicilerde sağlık problemleri oluşturması olumsuz örneklerden sadece bir tanesi.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma bölümünün Biyolojik Mücadele Laboratuvarında üretilen ‘Trichogramma Evanescens’ türündeki böcekler, faydalı böcek salım kutularında ağaç dallarına asılıyor. Kutuların içerisinden çıkan böcekler, zararlı böceklerin içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile zararlı böcekler imha ediliyor. İmha edilen böceğin içindeki yumurtadan çıkan faydalı böcekler ise biyolojik mücadeleyi devam ettiriyor. Bu sayede tarımdaki ilaçlamaya karşı alternatif oluşturulurken biyolojik mücadelede daha az bütçe ile daha fazla etki oluşturulabiliyor.
Bitki Koruma bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Cem Özkan, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, tarım ürünlerini ve doğayı zararlı böceklerden korumak amacıyla faydalı böcek üretimi çalışmalarını hızlandırdıklarını ifade etti.
Tarım ilacına alternatif oluşturulmalı
Prof. Dr. Özkan, zararlı böceklere karşı kimyasal mücadele ve tarım ilaçlarına alternatif oluşturduklarını belirterek, “Tarım ilaçları istenilen bir uygulama mı? Hayır. Yüzde 1’i hedefe gidiyor geri kalanı toprağa ve suya karışıyor. Birde ürünlerin üzerinde kalıntı kaldığı için bunu yiyen insanlarda sağlık sorunları çıkıyor. Bu ürünler ihraç edildiğinde geri dönüyor. Dolayısıyla tarım ilacına alternatif yöntemlerde çalışmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Akıllı böcek ve akıllı çiftçi dönemi
40 yılın üzerinde faydalı ve akıllı böcek üretimi için çalıştıklarını vurgulayan Özkan, “Bizim sloganımızda akıllı böcek ve akıllı çiftçi. Bizim çiftçilerimiz tarım ilacı yerine faydalı böcekleri kullandığında çevremiz kirlenmiyor. Biyolojik çeşitlilik kaybı olmuyor. İnsanda sağlık problemleri olmuyor ve ürünlerimiz yurt dışından geri dönmüyor” diye konuştu.
“Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır”
Türkiye’nin biyolojik mücadele açısından dünyanın en zengin ülkelerinden bir tanesi olduğuna işaret eden Özkan, “Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği Avrupa kıtasından çok daha fazla. Bu biyoloji çeşitliliğimiz katma değerli ürünlere nasıl dönüştüreceğimiz konusunda istenilen durumda değiliz. 40 yıldır bu faydalı böceklerle çalışıyoruz. Bu böceklerin kitle üretim teknolojisi sır” dedi.
Gençler tarım ilacı yerine faydalı böcek üretiyor
Tarım ilaçlarına alternatif olabilmesi için söz konusu faydalı böceklerin en ekonomik ve etkili üretim tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özkan, “40 yılda biz bunları geliştirdik. Teknokentte genç ziraat mühendislerimiz var. Onlar ödül aldı ve Ankara Üniversitesindeki genç girişimcilerimiz ile birlikte çalışıyorlar. Tarım ilacı yerine bu faydalı böcekleri üretiyorlar” kaydetti.
“Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz”
Faydalı böcek salım kutularının özelliklerini anlatan Özkan, şunları kaydetti:
“Bunun içinde faydalı böcek var. Biz bu böceklere ‘akıllı böcek’ diyoruz. Bunun içerisinde 5 bin tane faydalı böcek var. Bu karta 5 bin tane faydalı böceği sığdırıyorsunuz. Biz bunları ürettikten sonra üreticilere hemen veriyoruz. Üreticilerimiz birçok üründe asıyor bitkilerine. Buradan çıkan faydalı böcek zararlıyı arıyor ve buluyor ajan gibi. Bulduktan sonra içerisine bir yumurta koyuyor. O yumurta ile onu imha ediyor. İçinden tekrar bir faydalı böcek çıkıyor. Bu biyolojik müdahale sürdürülebilir tek mücadele yöntemi ve Türkiye’nin müthiş bir şansı var. Bu faydalı böceklerin ana vatanı Türkiye.”
“Yabancılar bu böcekleri kendi çiftçilerine veriyor”
Yurtdışından Türkiye’ye söz konusu biyolojik mücadeleyi takip etmek için çok sayıda araştırmacının geldiğini söyleyen Özkan, “Yabancılar geliyor izinsiz bu faydalı böcekleri götürüyorlar kendi çiftçilere veriyorlar. Bize de tarım ilaçlarını satıyorlar. Dolayısıyla her yıl 600 milyon dolarlık tarım ilacı alıyoruz. Bunu yoğun ve bilinçsiz kullandığımız zaman biz ekonomik olarak istenilen düzeyde bir tarım yapamıyoruz. Bu akıllı böcekler şu anda çiftçiyle buluştu. Elmada, bağda, narda, cevizde, meyve ve sebzelerde çok aktif olarak kullanılıyor” açıklamasında bulundu.
“İhracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor”
İki bin dekarlık üretim alanında 50’nin üzerinde çiftçinin söz konusu uygulamaları yaptığını aktaran Özkan, “Ar-Ge çalışmalarımız oturdu, üretimimizde bir sorunumuz yok. Alandaki çalışmalarımız ve üreticilerimiz çok memnun. Verimlilik kaybı yaşamıyorlar ve sağlıklı ürünlere ulaşıyorlar. Bizim ürettiğimiz ürünler yurt dışına gittiği zaman geri dönmüyor. Dolayısıyla burada ihracatçı, çiftçi ve ülke kazanıyor” ifadesini kullandı.
Faydalı böcekleri kibrit kutusu kadar bir bölüme kitle üretim teknolojisiyle sığdırdıklarını dile getiren Özkan, “Bununla ilgili bir yayın bulamazsınız. Her ülke bunun sırrını elinde tutar. 40 yıldır aynı konu üzerinde çalışarak 16 tane şirket kurduk gençlerimizle. Şirketler sır olan bu çalışmaları ortaya geliştirdiler ve şuan da yabancı ülkelerle rekabet edebilecek üretim teknolojisi elimizde” dedi.
Genç ziraat mühendislerinin Türkiye’nin tarımda kalkınmasını ve sürdürülebilirliği devam ettirmesi için yoğun çaba sarf ettiğine dikkati çeken Özkan, şöyle konuştu:
“Bizim gençlerimiz ‘Biz bu faydalı böcekleri yurt dışındaki çiftçilere satacağız’ diyor. Devletimizin katkı sağlaması durumunda biz hem gıda güvenliğimizi sağlarız hem tarımda marka ürünler üretiriz hem de bu faydalı böcekleri yurt dışına satabiliriz. Birçok ziraat mühendisimize de iş imkanı sağlamış oluruz. Kitle üretim teknolojisiyle ürünü bu hale getirdik ve kit haline getirdik. Üretici sadece bunu alıyor ve alanına asıyor. Buradan çıkan faydalı böcekler zararlıları imha ediyor.”
]]>Dünyada bal üretiminde 95 bin arıcısı ile önemli bir sırada yer alan Türkiye’de en çok bal üretimi Ordu’da yapılıyor. 3 bin 500 kayıtlı arıcının bulunduğu Ordu’da yaklaşık 100 bin kişi geçimini bu sektörden sağlıyor. 550 bin koloninin olduğu kentte sektör, merdiven altında üretilen sahte ballar ile tehlikeye uğruyor.
“Bir kilo balın maliyeti 126 TL”
Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, marketlerde bal adı altında ucuza satılan ürünlerin insan sağlığını tehlikeye düşürdüğünü, arıcılık sektörünü de olumsuz etkilediğini söyledi. Çiftçi, “Arıcı birlikleri olarak her yıl olduğu gibi bu yılda bal maliyetleri üzerinde çalışmalar yapmaktayız. Buradaki en temel amacımız Türkiye’de bal üretimi yapan arıcılık işletmelerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, bal kalitesi ve kovan başına verimin artırılıp dünya ortalaması seviyesine çıkmaktır. Biz bir kilo balın 126 TL maliyeti olduğunu yaptığımız çalışmalarda belirlemiştik. Ancak bugün market raflarında 50-60 liraya satılan bal adı altında ürünler var. Bu ürünler olduğu müddetçe de arıcılarımızın ürettiği ürünler hak ettiği değere ulaşmıyor. Merdiven altı üretimin önüne geçilmeli ve üreticilerimiz tarafından üretilen ballar maliyetlerinin üzerinde satılmalı. Üreticinin de refah seviyesi mutlaka yükseltilmeli” diye konuştu.
“Sahte ballar ihracatta da sorunlara neden oluyor”
Çiftçi, arıcılığın sürdürülebilir hale gelmesi için denetimlerin artması gerektiğini belirterek, “Doğadaki polinasyonun yüzde 40’ı arılar tarafından sağlanıyor. Merdiven altı yani tağşişli, arı görmeden bal adı altında satılan ürünlerin ayırt edilmesi için bakanlığımız bütçe ayırarak, tanesi 3 milyon olan NMR cihazı alınmıştı. Şuanda arıcılarımız maliyetin altında bal satıyor. Arıcılarımız ürettiği ballar elinde ve bu şekilde devam ederse arıcılık bitme noktasına gelir. Sonuçta Ordu’da 3 bin 500, Türkiye’de 95 bin arıcı bu meslekten ekmek yiyor. Bu maliyetler karşısında biz bal üretemez hale geldiğimizde merdiven altı ballar böyle giderse daha da artacak. Bu merdiven altı ballar ile ilgili ihracat yönünden de sıkıntılar var. Dünyanın farklı ülkelerinden ve ihraç ettiğimiz ballar ile ilgili sıkıntılar çıkıyor. Bakanlığımız üreticisini ve doğadaki polinasyonu düşünmeli, arıcılık sürdürülebilir hale gelmeli. Bu konuda destek sağlanırsa da hem arıcılarımız kazançlı çıkar, tüketici de düzgün bal yemiş olur” ifadelerine yer verdi.
“Enzimler ile yapılan ‘sahte bal’ insan sağlığını olumsuz etkiliyor”
“Marketlerde 50-60 liraya satılan ürünlere bal dememek lazım” diyen Çiftçi, şunları söyledi:
“Bir balın sadece dolum maliyeti kavanozu ve kapağı ile birlikte 30 TL. Ancak şuan market raflarında 60 liraya ballar var. Bunların içerisinde birileri ne olduğunu anlatsın, insanlar ne yediğini bilsin. Sonuçta bunlar enzimler ile yapılıyor, enzimler ile yapılan bir ürünün insan sağlığına zararının ne olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle merdiven altı üretimlerin mutlaka önüne geçilmeli.” – ORDU
]]>