Görev yaptığı hastane bombalanınca Gazze-Avrupa Hastanesi ile Sahra Hastanesi’nde de çalışan, İsrail’in tehditleri sonucu İngiltere’ye gitmek zorunda kalan El Mohallalati, sağlık kongresi için geldiği Antalya’da, AA muhabirine, İsrail’in Filistin’de, Gazze’de soykırım yaptığını, her yere barbarca saldırı düzenlendiğini anlattı.
Çok zor günler yaşadıklarını söyleyen El Mohallalati, “Dünyanın gözü önünde insanlar hastanelere erişemiyor, mağduriyet içindeler. Etrafınızda görebileceğiniz yanık tiplerinden çok farklı. 14 aylık süreçte İsrail tarafından yeni silahlar denendi. Bunların çok büyük patlayıcı etkisi var, o yüzden çok yaygın ve derin, tedavisi zor olan yanıklar. 6 ay da küçük şarapnel parçalarına sahip silahlara geçtiler. Bunların yarattığı yanıklar da çok farklıydı, dirençli, tedavisi çok zor yanıklardı.” diye konuştu.
El Mohallalati, İsrail’in Filistin’de yeni silahlar denemeye devam ettiğini, bu silahlarla yaralananların vücudunda yanma etkisinin sürdüğünü dile getirdi.
İsrail’in saldırılarının başladığı ilk hafta hastanelerine 100’den fazla yanık vakası geldiğini aktaran El Mohallalati, şunları kaydetti:
“Bu kişilerin yoğun bakım ünitesine, cerrahi müdahaleye, antibiyotik kullanımına ihtiyacı oluyor. Bir günde 800 yaralının geldiği oldu. Bu kadar çok hasta nezdinde sınırlı kaynakla tedavi etmek çok zordu. Yanık tedavisi bakım isteyen, bazen ameliyat gerektiren bir durum ve hastanın en az 3 ay hastanede kalması gerekiyor. Bu hastaların çok büyük kısmında hayatta kalacak olanları yani ‘tedavi edilecek olanlar’ ve ‘tedavi edilemeyecek’ olanlar diye önceliklendirmek gerekiyordu. Tüm hastalara tedavi verme imkanımız yoktu, sınırlı kaynaklarımız vardı. Hayatta kalma şansları olanlara tedavi veriyorduk. Bir ‘kara alan’ yaratarak, ‘ölecek kişiler’, ‘hayatta kalabilecek kişiler’ diye ayırt ediyorduk.”
“İlk hastane saldırısında eşim 8,5 aylık hamileydi”
Bazı yaralıların hastaneye dahi ulaşamadan hayatını kaybettiğini dile getiren El Mohallalati, bazı silahların büyük yanıklar oluşturduğunu belirtti.
Savaş suçu sayılacak silahların sivillerde kullanıldığını vurgulayan El Mohallalati, “Şifa Hastanesi, iki hafta kuşatma altında kaldı. Hastaneye girdiler, bizleri sorguladılar, tutukladılar, hastaneyi kapattılar. Ateşkes zamanında da hastane kullanılmasın diye hayati önem taşıyan oksijen ünitesine, iletişim odasına, jeneratöre aklınıza gelebilecek tüm önemli altyapı kaynaklarına, su ve elektrik odalarına zarar verdiler.” bilgisini paylaştı.
El Mohallalati, Gazze’de en fazla hastanın o dönemde Şifa Hastanesi’nde olduğunu, Kasım 2023’te hastanenin kuşatılarak görev yapılamaz hale getirildiğini, Şubat 2024’te tekrar operasyonel hale getirmeye çalıştıklarını vurguladı.
İkinci saldırıda hastanenin kullanılamaz hale geldiğini bildiren El Mohallalati, “Hastane saldırısında ailemi öldürmekle tehdit ettiler. İlk bombadan kurtulduk. Sağlık çalışanlarının ailelerini takip edebiliyorlardı. Eşim 8,5 aylık hamileydi, ailemi İngiltere’ye göndermek zorunda kaldım. Hastane tamamen tahrip olduktan sonra Gazze-Avrupa Hastanesine gittim. Daha sonra da Sahra Hastanesi’nde çalıştım.” dedi.
“Türkiye yanık tedavisinde çok başarılı”
Daha sonra kendisinin de geçici süreliğine İngiltere’ye gitmek zorunda kaldığını anlatan El Mohallalati, “Filistin’den çıktıktan sonra 4 kez girmeye çalıştım, almadılar. Şu an mecburen Londra’dayım. Hayalim, Gazze’de yaşamak. Ülkeme dönmek, hastanemizi yeniden inşa etmek, şifa olmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yanık alanında bilimsel çalışmaları olan doktorlarla farklı ülkelerdeki kongrelerde tanışma fırsatı bulduğuna değinen El Mohallalati, “Türkiye’nin yanık tedavisinde geldiği nokta son derece önemli. Bu coğrafyadaki yanıklar, Avrupa’dan, Amerika’dan, Kanada’dan çok farklı.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, kendilerine bağlı televizyon kanalına yaptığı açıklamada, İsrail’in Yafa kentindeki bir askeri noktayı hedef aldıklarını belirtti. Söz konusu hedefin “Filistin 2” adlı ses hızını aşan süpersonik bir füzeyle vurulduğunu aktaran Seri, operasyonun başarılı olduğunu ifade etti.
İSRAİL SESSİZLİĞİNİ KORUYOR
Filistin direnişine destek amaçlı İsrail’e yönelik saldırılarının durmayacağını tekrarlayan Seri, Gazze’ye saldırılar duruncaya kadar ve abluka kalkana dek, bunu sürdüreceklerini kaydetti. Söz konusu saldırıya ilişkin İsrail tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CENTCOM, Suriye’nin Deyrizor vilayetinde hedefli bir saldırıda IŞİD Lideri Ebu Yusuf’u öldürdüğünü açıkladı. Bugün sosyal medya platformu X üzerinden CENTCOM tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“19 Aralık’ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Suriye’nin Deyrizor Vilayetinde IŞİD lideri Ebu Yusuf aka Mahmud’u hedef alan bir hava saldırısı gerçekleştirerek Ebu Yusuf de dahil olmak üzere iki IŞİD mensubunun öldürülmesini sağladı.
Bu hava saldırısı CENTCOM’un bölgedeki ortaklarıyla birlikte teröristlerin ABD’den, müttefiklerimizden ve ortaklarımızdan sivillere ve askeri personele yönelik saldırı planlama, organize etme ve gerçekleştirme çabalarını bozma ve geriletme yönündeki süregelen kararlılığının bir parçasıdır.
Saldırı daha önce Suriye rejimi ve Ruslar tarafından kontrol edilen bir bölgede gerçekleştirilmiştir.”
CENTCOM Komutanı Michael Erik Kurilla ise operasyona ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bölgedeki müttefik ve ortaklarıyla birlikte çalışan ABD, daha önce de ifade edildiği üzere, IŞİD’in Suriye’deki mevcut durumdan faydalanmasına ve yeniden yapılanmasına izin vermeyecektir. IŞİD’in, şu anda Suriye’deki cezaevlerinde tutulan 8 binden fazla IŞİD mensubunun kaçmasını sağlama niyeti vardır. Suriye dışında operasyonlar yürütmeye çalışanlar da dahil olmak üzere bu liderleri ve ajanları agresif bir şekilde hedef alacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konya’dan güzellik eğitimi için Elazığ’a gelen Ukraynalı Olivia Melnikova (35), ülkesinin Rusya ile girdiği savaşın hayatını değiştirdiğini söyledi. 15 yaşındaki oğlunun 3 yıl boyunca savaşmak zorunda kaldığını belirten Melnikova, “Tüm Ukrayna savaştı, ben de Türkiye’ye geldim. Oğlumu ancak şimdi yanıma alabildim. Önce sadece yaz ve kış tatillerinde geliyordu ya da ben Ukrayna’ya gidiyordum ama savaş başlayınca, mecburen Türkiye’ye geldik. Savaş tüm hayatımı değiştirdi. Sevdiklerimi kaybettim. Babam şeker hastası oldu, hastanede kaldı, birçok ameliyat geçirdi ama iki ay sonra kaybettim. Annemi de kalp krizinden kaybettim. Eski hayatımız, memleket, aile bir aradayken, şimdi herkes farklı ülkelere, farklı şehirlere gitmek zorunda kaldı. Bu çok zor bir şey” diye konuştu.
“Tek istediğimiz herkesin barış içerisinde yaşaması”
Savaşın sadece politik bir mesele olduğuna inandığını aktaran Olivia Menlikova, “Ruslar ve Ukraynalılar kardeştir. İnsanlar arasında bir sorun yok. Birbirimizi sevmediğimiz bir sürü haberler gösteriyorlar ama ben kesinlikle Ruslara kötü bir şey olsun istemiyorum. Çünkü uzak akrabam, arkadaşım var. Burada Kapadokya’ya gittiğimde, Ruslar, Ukraynalılar, Kazaklar, herkes vardı. Tanıştık, çok iyi insanlardı. Kesinlikle savaş istemiyorlar. Üzülüyorum, çünkü barış istiyoruz. İnşallah bu savaş bitecek. Tek istediğimiz şey herkesin barış içinde yaşaması” şeklinde konuştu. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İç savaş sırasında Türkiye’ye sığınan Suriyeliler, 61 yıllık Baas rejiminin devrilmesi sonrasında ülkelerine dönmek için Hatay’daki üç sınır kapısını kullanıyor.
Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’na gidenler, jandarmanın düzen sağlamak üzere oluşturduğu koridorda gümrük işlemleri için sıra bekliyor.
Ülkelerine dönen Suriyelilerin yanlarında götürdükleri kıyafet ve ev eşyalarının taşınmasına, jandarma ve İl Göç İdaresi Müdürlüğü ekipleri de tekerli sepetlerle yardımcı oluyor.
Gümrük işlemleri tamamlanan Suriyeliler, ülkelerine geçiş yapıyor.
Kapıda güvenliği sağlayan jandarma ekiplerine bomba arama köpekleri de eşlik ediyor.
Türk Kızılay ve diğer yardım kuruluşları, aileler ile bölgedeki görevlilere sıcak çorba dağıtıp ikramda bulunuyor.
Sınır kapılarına konuşlandırılan Göç İdaresi Mobil Hizmet Birimi araçları da çıkış işlemlerinin hızlanmasına katkı sunuyor.
“Mutlu bir şekilde ülkemize gidiyoruz”
Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan geçerek ülkesine gitmek için bekleyen Suriyelilerden Ferhat Ramazan, gazetecilere, 12 yılın ardından memleketi Hama’ya dönmenin mutluluğunu ve heyecanını yaşadığını söyledi.
Türkiye’den çok memnun ayrıldıklarını ifade eden Ramazan, “Burada çalışarak ekmek parası kazandım. Allah razı olsun Türkiye’den ve Türk milletine çok teşekkür ederim. Esed gitti, 12 yıldır babamı, annemi hiç görmedim şu an onları göreceğim için çok mutluyum. Türkiye’ye bekar olarak gelmiştim, şu an evli ve çocuklu olarak ülkeme geri dönüyorum. Komşularımla da güzel ayrıldık, mutlu bir şekilde ülkemize gidiyoruz.” dedi.
Sefa Ebubekir de yaklaşık 8 yıl sonra ülkesine döndüğünü belirterek, “Memleketim Halep’e gidiyorum, annem ve kardeşim beni bekliyor, onları çok özledim. Esed gitti elhamdülillah şimdi Suriye’de hayat rahat.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Trablus’ta düzenlenen forumda çok sayıda uluslararası medya kuruluşundan idareci, uzman, gazeteci, ve eğitimci atölye çalışmaları, seminer ve tartışma oturumlarında Libyalı medya mensupları, gazeteci adayı öğrencilerle tecrübe paylaşımında bulundu.
Forumdaki atölye çalışmalarında, AA Haber Akademisi Müdürü Zeynep Bayramoğlu Öztürk, AA Teyit Hattı Müdürü Ömer Faruk Görçin, AA Siber Güvenlik Müdürü Murathan Ok ve AA Ankara Haberleri Müdür Yardımcısı Mehmet Yılmaz Güldaş uzmanlık alanlarında ders verdi.
Haberciliğin Temel İlkeleri Atölyesi
AA Haber Akademisi Müdürü Öztürk, Haberciliğin Temel İlkeleri temalı atölye çalışmasında gazeteciliğin temel ilkelerinden “doğruluk” ilkesini ele aldı.
Bayramoğlu, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında İsrail haber kaynakları tarafından ileri sürülen “İsrail ordusunun kafası kesilmiş 40 bebek bulduğu” iddiasını hatırlattı.
Bu haberlerin yalan haber olduğunu AA’nın İsrail tarafından teyit ettiğini kaydeden Bayramoğlu, “Çıkan haberler üzerine AA, İsrail ordusu (IDF) ile görüştü ve IDF, Hamas’ın bebeklerin başlarını kestiği yönündeki iddiaları teyit edecek bir bilgi bulunmadığını söyledi.” dedi.
Dijital Çağda Dezenformasyondan Korunma Yöntemleri Atölyesi
AA Teyit Hattı Müdürü Görçin, “Dijital Çağda Dezenformasyondan Korunma Yöntemleri” temalı atölye çalışmasında, “geleneksel medya araçlarının etkisinin kırılarak sosyal medyanın öne çıktığı günümüzde gazetecilik ilkelerinin nasıl olması gerektiğini” ele aldı.
Yanıltıcı haberlerin bireysel ve toplumsal ölçekte oluşturabileceği zararları anlatan Görçin, dezenformasyonla mücadelede alınabilecek önlemlere dair uluslararası çalışmaları aktardı.
Bireyler için Siber Güvenlik Atölyesi
AA Siber Güvenlik Müdürü Ok, “Bireyler için Siber Güvenlik” başlıklı atölye çalışmasında siber güvenliğin tanımı ve bireylerin siber saldırılardan korunma yöntemlerini değerlendirdi.
Siber saldırıların hangi yöntemlerle gerçekleştiğini anlatan Ok, “Siber güvenlik, dijital dünyada bireylerin ve kurumların verilerini koruma konusunda hayati bir rol oynuyor. Ancak artan teknoloji kullanımıyla birlikte siber saldırılar da giderek yaygınlaşıyor ve bireyler için ciddi riskler oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Özel Habercilik Atölyesi
AA Ankara Haberleri Müdür Yardımcısı Güldaş, “Özel Habercilik” temalı atölye çalışmasında özel haber üretimi konusunu anlattı.
Güldaş, katılımcılara AA’nın özel haber hazırlama ve yayımlama süreci hakkında örnekler verdi.
Etkinliğe, AA Global Haberler Direktörü Faruk Tokat da katıldı.
Libya İletişim ve Siyasal İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Velid el-Lafi ve çok sayıda Libyalı yetkili, AA’nın atölye çalışmalarını yaptığı standı ziyaret ederek, AA’nın çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Etkinliğin sonunda AA yöneticileri, atölye çalışmalarına katılan Libyalı medya mensubu ve iletişim fakültesi öğrencilerine sertifikalarını takdim ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de 13 yıl süren iç savaşın ardından Esad rejiminin devrilmesiyle savaşın harabeye çevirdiği Şam’ın kırsal mahalleleri havadan görüntülendi. Enkaz yığınlarıyla dolu mahallelerde, savaşın yıkıcı izleri gözler önüne seriliyor. Tüm binaların enkaza döndüğü dikkat çekerken cami minarelerinin de yıkıldığı görülüyor. Esad’ın devrilmesinin ardından mahallelerine dönen halk, yıllar sonra yakınlarının mezarlarını ziyaret ediyor. Görüntülerde çok sayıda sivil Suriyelinin de temizlik çalışmalarına katıldığı görülüyor. – ŞAM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Savunma Bakanlığı toplantısında Ukrayna’da gelinen son durum ile ülkenin güvenliği, küresel ve bölgesel konuları değerlendirdi. Silahlı kuvvetlerin muharebe hazırlığını ve kapasitesini iyileştirmenin önemine dikkat çeken Putin, 2024 yılını Ukrayna’daki özel askeri operasyonun hedeflerine ulaşmasında dönüm noktası olarak nitelendirdi. Putin, “Bu yıl 189 yerleşim yeri kurtarıldı. Askerlerimizin profesyonelliği ve cesareti, savunma sanayi personelinin kahramanca çalışmaları ve ordumuz ile donanmamıza ülke çapında verilen destek sayesinde birliklerimiz stratejik hedefler üzerinde sıkı bir kontrole sahip” dedi.
Hükümetin ülkenin güvenliğini sağlama ve stratejik hedeflere ulaşma konusundaki kararlılığını yineleyen Putin, ABD’yi Ukrayna’daki çatışmaları silah, fon ve askeri danışmanlar göndererek körüklemekle suçladı. Rusya Devlet Başkanı Putin, küresel askeri-politik iklimin hem zorlu hem de istikrarsız olduğunu belirterek, birçok bölgede devam eden çatışmalara ve artan gerginliklere dikkat çekti. Putin, ” Orta Doğu’da kan dökülmeye devam ediyor ve dünyanın diğer birçok yerinde önemli çatışma riskleri var” ifadesini kullandı.
“ABD bizi kırmızı çizgiye itiyor”
NATO’nun Asya-Pasifik bölgesindeki artan varlığına ve 5 bin 500 kilometreye kadar menzile sahip füzeler konuşlandırma hazırlıkları konusunda endişelerini dile getiren Putin, bu eylemlerin küresel istikrar için önemli riskler oluşturduğunu, uluslararası güvenlik konusunda güven ve iş birliği kaybına yol açtığını söyledi. ABD’nin Rusya politikasına ilişkin konuşan Putin, “Sözde ‘Rus tehdidi’ bahanesiyle birine saldırmayı planladığımızı iddia ederek halkını korkutuyor. Taktik basit, bizi geri adım atmayacağımız kırmızı çizgiye itiyorlar ve karşılık verdiğimizde bir Rus tehdidi korkusunu tırmandırıyorlar” dedi.
Rusya’nın güncellenmiş askeri doktrininde nükleer caydırıcılık politikasının sürdüğünü vurgulayan Putin, nükleer savaş tehdidi suçlamalarını reddetti. Rusya’nın geliştirdiği Oreşnik füzelerinin üretimine ilişkin açıklamalarda bulunan Putin, “Bildiğiniz gibi, orta menzilli füze sistemi Oreşnik Rusya’nın en yeni en güçlü silahı oldu. Kasım ayında ülkemiz topraklarına yapılan saldırılara karşılık başarıyla kullanıldı. Bu tür sistemlerin seri üretiminin, Rusya ve müttefiklerinin güvenliğini sağlamak için yakın zamanda başlaması bekleniyor” şeklinde konuştu. – MOSKOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’deki Suriyelilerin Hatay’daki Cilvegözü Gümrük Kapısı’ndan ülkelerine dönüşleri devam ediyor.
Suriye’deki muhalif grupların başkent Şam’da kontrolü ele almasının ardından, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Gümrük Kapısı’na, bu sabah da gelen çok sayıda Suriyeli, geri dönüş işlemlerini için sınırda yoğunluk oluşturdu. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, gümrük kapısındaki yoğunluğu hafifletmek amacıyla mobil hizmet araçlarını devreye soktu. Ayrıca Hatay Valiliği, hava sıcaklıklarının düşmesi ve yağış beklentisi nedeniyle bekleyen kişilerin mağdur olmamaları için çadır kurdu. Eşleri, çocukları ve akrabalarıyla gümrük kapısına gelen Suriyeliler, gerekli işlemler tamamlandıktan sonra ülkelerine doğru yola çıkıyor.
Haber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI,(Hatay),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun İHH önünde, eyleme destek vermek isteyen vatandaşlar ve gönüllüler toplandı.
Samsun İHH Başkanı Mustafa Yeşil, eylem öncesi yaptığı basın açıklamalısında, dünyanın farklı coğrafyalarında devam eden savaş ve çatışmalardan dolayı milyonlarca insanın zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
Halen evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanların olduğunu dile getiren Yeşil, “Bir yanda bütün zenginliklere sahip olan ülkeler varken diğer tarafta temel gıda ve suya ulaşamayan ülkeler var. Her geçen gün milyonlarca insan yaşam, barınma, sağlık, eğitim gibi en temel insan haklarından mahrum kalmakta. Komşumuz Suriye’de 2011’den bu yana devam eden savaşta 600 binden fazla kişi hayatını kaybetti. 12 milyon kişi mülteci konumuna düştü, ülkelerinde kalan 11 milyondan fazla kişi de yardıma muhtaç durumda.” dedi.
İHH olarak yardımseverlerin katkılarıyla milyonlarca kişiye yardım ulaştırdıklarını belirten Yeşil, “Bu özel günde de 81 ilimizden insani yardım tırı mazlumlar için yola çıkıyor. Yıllardır zor şartlar altında ve imkansızlıklar içinde yaşamak zorunda kalan kadınları, yaşlıları ve kimsesizleri asla yalnız bırakmayacağız.” diye konuştu.
Açıklamanın ardından kalabalık, ellerinde “insan hakları Gazze’yi kapsıyor mu?”, ” Filistin’e sahip çıkmak için Müslüman olmaya gerek yok”, “Gazze’de soykırım var”, “Nehirden denize özgür Filistin” yazılı dövizlerle Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü.
Trafikteki araçlar da selektör yaparak ve dörtlüleri yakarak eyleme destek verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut, ABD’deki Andrews Üniversitesi’ni ziyaret etti. Ziyarette, Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut ile Andrews Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Rektörü Prof. Dr. John Wesley Taylor V, bilimsel araştırmaları artırmayı ve güçlendirmeyi, eğitimde ve bilimde etkileşime imkan sağlayacak bir protokole imza attı.
7. Uluslararası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu’nun sponsorları arasında yer alan Andrews Üniversitesi’ni ziyaret etmekten dolayı memnun olduklarını belirten Prof. Dr. Karabulut, 2025 Yılında yapılacak 8. Uluslararası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu’nun iki üniversitenin ortaklığında düzenlenmesi amacıyla iş birliği protokolü yapıldığını söyledi.
Prof. Dr. Karabulut, Üniversitenin uluslararasılaşmasında önemli bir adım olan protokolle ortak sempozyum düzenlemenin bir başlangıç olduğunu, iki üniversite arasında sosyal alandan teknolojiye birçok alanda çalışmaların yapılacağını ifade etti.
Protokol imza töreninde, AİÇÜ Dış İlişkilerden Sorumlu Rektör Danışmanı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Önder Şimşek ve Dış İlişkiler Genel Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Nimetullah Aldemir ile Andrews Üniversitesi’nden Akademiden Sorumlu Rektör Vekili Prof. Wagner Kuhn ile Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Randall Younker de hazır bulundu. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güney Kore yerel basınına göre, 31 üniversiteden öğrenci temsilcileri Seul Yeouido’da Ulusal Meclis önünde bir basın toplantısı düzenledi ve Başkan Yoon’a istifa çağrısında bulundu.
Ülkedeki birçok akademisyen de Devlet Başkanı Yoon’a tepkilerini göstererek, sosyal medyada Yoon’un ülkeyi antidemokratik bir zemine götürdüğünü ve istifa etmesi gerektiğini bildiren paylaşımlar yaptı.
Ülkede Yoon’a yönelik protestolar liselere de sıçradı.
Yoon’un mezun olduğu Seul’deki Chungam Lisesi öğrenci konseyi, Yoon’un sıkıyönetim ilanının yanlış olduğunu belirterek, istifasını isteyen bildiri yayımladı.
Hankuk Yabancı Diller Üniversitesinden Türkçe dahil 18 dilde yayımlanan açıklamada, Yoon’un, yaptığı eylemin sorumluluğunu yerine getirmesi istenerek, şu ifadelere yer verildi:
“Dünyaya duyuruyoruz, halkın iradesini terk eden birini devlet başkanı olarak kabul etmemiz imkansızdır. Devlet Başkanı Yoon, ülkeyi kaosa sürükleme ve halkı aldatma eylemlerinin sorumluluğunu alarak görevinden istifa etmelidir. İktidar partisi milletvekilleri, halkın temsilcisi olarak görevlerini yerine getirmedikleri için özür dilemeli ve halkın iradesini yansıtmalıdır.”
Güney Kore’de sıkıyönetim ilanı
Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık gecesi televizyon kanalında yaptığı konuşmada, “muhalefetin devlet karşıtı aktivitelere karıştığı” gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmiş ancak parlamentonun yaptığı oylamada kararı kaldırması ve bunun Bakanlar Kurulunda onaylanmasıyla geri adım atmıştı.
Yoon, muhalefeti “Hükümetin işlevini yerine getirmesini engellemekle” suçlayarak, sıkıyönetimin “Kuzey Kore yanlısı güçleri ortadan kaldırmayı ve anayasal özgürlük düzenini korumayı amaçladığını” savunmuştu.
Sıkıyönetim ilanının ardından Savunma Bakanlığı, ordudaki komutanlara toplantı talimatı verip teyakkuzda olunması çağrısı yapmıştı. Öte yandan, “sıkıyönetim birlikleri” olarak görevlendirilen askerlerin Ulusal Meclise girdiği bildirilmişti.
Ulusal Mecliste yapılan acil oturumda sıkıyönetim kararının kaldırılmasına ilişkin verilen önerge, 190 milletvekilinin oyuyla kabul edilmişti. Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisi, sıkıyönetimin, yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiğini açıklamıştı.
Bunun üzerine Bakanlar Kurulunu toplayan Yoon, kabinenin onayının ardından sıkıyönetimi sona erdirdiğini duyurmuştu.
“Vatana ihanet” şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında Devlet Başkanı Yoon için yurtdışı seyahat yasağının getirildiği bildirilmişti.
Güney Kore Ulusal Meclisi de 3 Aralık’taki sıkıyönetim ilanı nedeniyle Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un “derhal” gözaltına alınmasını içeren karar tasarısını kabul etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basın açıklamasını, Altınordu ilçesi Ceren Özdemir Meydanı’nda Genç İHH gönüllüsü Emir Yusuf Sakarya okudu.
Sakarya, savaşın ve krizlerin oluşturduğu insani trajedilerin, dünya genelinde milyonlarca insanı temel ihtiyaçlardan yoksun bıraktığını söyledi.
Türkiye’nin önde gelen çok sayıda sivil toplum kuruluşunun, “Sizi Bekliyorlar” projesiyle güçlerini birleştirerek bu zor durumdaki insanlara umut olmaya devam ettiğini belirten Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, bugüne kadar savaş ve kriz bölgelerinde yürüttükleri çalışmalarıyla milyonlarca hayatı etkileyen projelere imza attı. Suriye, Filistin, Doğu Türkistan, Lübnan, Yemen, Afganistan, Somali gibi çatışma ve krizlerin sürdüğü bölgelerde ve savaş dolayısıyla göç eden insanların sığındığı topraklarda, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir özveriyle çalışmaktadır.” dedi.
Birçok alanda yapılan yardımları anlatan Sakarya, yardımların insanlığın dayanışma ruhunu güçlendirerek kriz bölgelerine umut taşımaya devam ettiğini dile getirdi.
Sakarya, dünyada savaşların bitmediğini, kriz bölgelerinde durumun her geçen gün kötüleşmeye devam ettiğini belirterek, insanlar savaşın, göçlerin, yoksulluğun ve hastalıkların gölgesinde yaşam mücadelesi verirken bölgelerdeki insani ihtiyaçların da her geçen gün artmaya devam ettiğini vurguladı.
Milyonlarca kişinin, güvenli bir yaşam sürmek için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduğuna işaret eden Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları olarak dünyanın dört bir yanında bizi bekleyen mazlumlara umut olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye ve Libya arasındaki tarihi dostluğun altı çizilmiş, milli birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunulmasının önemi vurgulanmıştır. Komisyonun güven artırıcı önlemler kapsamında yürüttüğü ve Libya’nın istikrarına katkılar sağlayan memnuniyet verici çalışmaları takdirle karşılanmıştır. Doğu-batı arasında müşterek faaliyetlerin geliştirilmesi konusunda fikir alışverişinde bulunulmuştur. Bu aşamada müşterek faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik her türlü desteği vermeye ve katkı sağlamaya devam edeceğimizi teyit ettik. Nihai amacımız tüm kurumları ile birlikte hareket eden birleşik bir Libya’dır. Bu vesileyle 5+5 Ortak Askeri Komisyonu’nu Türkiye’de ağırlamaktan duyulan memnuniyet Libyalı muhataplarımız nezdinde teyit edilmiştir. Bu kapsamda birleşik Libya anlayışı zemininde desteğimizi ve Libya’daki tüm kesimlerle iş birliğimizi sürdürmekte kararlıyız. Bakanlığımızda gerçekleşen görüşme sonrası 5+5 Ortak Askeri Komisyonu, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler tarafından da kabul edilmiştir. Kabulde Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak da yer almıştır” denildi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükelçilikte düzenlenen programa, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, bursiyerler ve birçok davetli katıldı.
Bozay, Hollanda-Türkiye dostluğunun 100. yılının kutlandığı programın açılışında konuştu.
Bakan Yardımcısı Bozay, bugünlerin “belirsizlikler” kavramıyla tanımlanabileceğini, Jean Monnet Burs Programı’nın ise bir “fenere” benzetileceğini belirterek bu programın Türkiye-AB ve Türkiye-Hollanda ilişkilerinin ne yöne gitmesi gerektiğine dair ipucu verdiğini söyledi.
Eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı ve eski İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin, AB ekonomisinin küresel gelişmeler karşısında nasıl rekabetçi kalabileceği konusundaki raporuna değinen Bozay, “Draghi raporunun bence tek eksik yönü bir üye olarak Türkiye ve onun kapasitesi. Size, Türkiye ve AB kapasitelerini, üyelik sürecinde nasıl bir araya getirebileceği konusunda çalışmanızı rica edeceğim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ortaklığımız ve dostluğumuz oldukça güçlü”
Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Wijnands ise Jean Monnet Burs Programı’nın AB ve Türkiye arasındaki işbirliğinin en önemli sacayaklarından biri olduğunu ve iki aktör arasındaki akademik ilişkilerin gelişmesine yardımcı olan bir husus olduğunu söyledi.
Türkiye-Hollanda ilişkilerinin önemine işaret ederek bu yıl iki ülke arasındaki dostluğun 100. yıl dönümünü kutladıklarını belirten Wijnands, “Ortaklığımız ve dostluğumuz oldukça güçlü. Sadece NATO müttefiki ülkeler değiliz aynı zamanda çok önemli ticaret ortaklarıyız. Hollanda Türkiye’de birinci sıradaki yabancı olan yatırımcı.” dedi.
Wijnands, iki ülke toplumları arasında güçlü bağlantıların olduğunu vurguladı.
Büyükelçi Ossowski de Jean Monnet Burs Programı’nın çok iyi algılanan ve herkes tarafından beğenilen bir program olduğunu söyledi.
AB’nin Türkiye’de kullandığı fonların çok iyi değerlendirildiğini vurgulayan Ossowski, “(Fonların) Onların hayata geçirilmesi ve değerlendirilme süreci Türkiye’de çok iyi işliyor çünkü Türkiye’de çok iyi eğitimli bir bürokrasi var, birçok aday ülke için bunu söyleyemeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ossowski, Türkiye’de göreve başlamasının 2 ayını geride bıraktığını ve Türkiye’nin varlığının kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.
Jean Monnet Burs Programı
Jean Monnet Burs Programı, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi çerçevesinde, AB alanında uzmanlaşmış insan kaynağının geliştirilmesi ve müktesebatın etkin uygulanabilmesi için gerekli idari kapasitenin oluşturulması amacıyla 1990’dan bu yana uygulanmakta olan bir program.
Bugüne kadar yaklaşık 3 bin kişinin faydalandığı programın finansmanı AB tarafından Türkiye’ye sağlanan Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı altından yapılıyor.
Program Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından Merkezi Finans ve İhale Birimi ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile işbirliği içerisinde yürütülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TAHRAN – İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail basınının ortaya attığı “komada” iddialarının aksine, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Müçteba Amani ile bir araya geldi.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail basını ve sosyal medya tarafından ortaya atılan “komada” iddialarının ardından ilk kez görüntülendi. Hamaney, İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği telsiz saldırısında yaralanan İran’ın Beyrut Büyükelçisi Müçteba Amani ile başkent Tahran’da dün bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin bugün servis edilen görüntülerde, Hamaney’in sağlıklı olduğu görüldü.
Görüşmeye ilişkin açıklama yapan Amani, “Kendileri sağlık durumumla yakından ilgilendi. Sol gözümde sorun olmadığını, sağ gözümde ise hafif bir görme problemi olduğunu belirttim. Yaralanmamdan dolayı gösterdiği ilgi ve alakadan memnuniyet duydum” ifadelerini kullandı.
İsrail ile bağlantılı sosyal medya hesapları, 7 Kasım’dan bu yana kamuoyu önünde görülmeyen Hamaney’in zehirlenerek hastaneye kaldırıldığı ve komada olduğu hatta hayatını kaybettiği iddiaları ortaya atmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Kacır, sosyal medya hesabı X’ten, Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 10. Toplantısı’na ilişkin paylaşım yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani başkanlıklarında Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 10. Toplantısını gerçekleştirdiklerini bildiren Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sayın devlet başkanlarımızın belirlediği vizyon doğrultusunda son yıllarda mükemmel bir seviyeye erişen ilişkilerimizi sanayi ve teknoloji yatırımları ile daha da ilerleteceğiz. İki stratejik ortak olarak Türkiye ve Katar, bölgenin istikrarı ve refahı için birlikte çalışmaya devam edecek. Toplantı marjında Ticaret Bakanımız Ömer Bolat ile birlikte Katar Ticaret ve Sanayi Bakanı Sayın Şeyh Faysal Bin Sani El Sani ile görüşme gerçekleştirdik. Ticaretimizi geliştirecek, yatırımların önünü açacak adımlar atmayı sürdüreceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 9 Kasım (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile Çin’in başkenti Beijing’de bir araya geldi.
Mattarella, Xi’nin davetiyle resmi ziyarette bulunmak üzere Çin’de bulunuyor.
Görüşmelerin ardından iki cumhurbaşkanı, kültür, bilim, teknoloji, eğitim ve dünya mirası alanlarının korunması konularında çok sayıda ikili işbirliği belgesinin imzalanmasına nezaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kaybeden Harris, Washington’daki Howard Üniversitesi kampüsünde destekçilerine bir konuşma yaptı.
Başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Trump’a kaybettiklerini kabul eden Harris, “Bu seçimlerin sonuçlarını kabul etmemiz gerekiyor. Seçilmiş Başkan Trump ile konuşup zaferi dolayısıyla kendisini tebrik ettim. Ayrıca kendisine ve ekibine, bu yetki devir sürecinin barışçıl bir şekilde gerçekleşmesi konusunda yardımcı olacağımızı da söyledim.” şeklinde konuştu.
Bağlılıklarının Trump’a değil Anayasa’ya olduğunu kaydeden Harris, “Bu seçimleri kaybettiğimi kabul ediyorum ancak bu kampanyayı ateşleyen mücadelemizden vazgeçmiyorum.” vurgusunu yaptı.
Seçim kampanyası boyunca başarılı bir iş çıkardıklarını savunan Harris, kendisine destek olan herkese teşekkür etti ve inandıkları değerler uğrunda çalışmaya devam etmelerini istedi.
ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Trump 270 delegeyi geçerek ülkenin 47. başkanı olmaya hak kazanmıştı.
Trump, 20 Ocak 2025 günü yemin ederek resmen görevine başlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gürcistan’da 26 Ekim’de gerçekleştirilen parlamento seçimlerine hile karıştırıldığı iddiası ile Batı yanlısı muhalefet partilerinin başlattığı protestolar devam ediyor. Başkent Tiflis’te akşam saatlerinde parlamento binası önünde toplanan göstericiler, Gürcü Hayali Partisi’nin kazandığı seçimleri tanımadıklarını belirterek, yeniden seçim yapılmasını talep ettiler. Değişim İçin Koalisyon bloğu lideri Nika Melia, yaptığı konuşmada geri adım atmayacaklarını vurgulayarak, her gün gösteri yapmaları gerektiğini belirtti. Melia, “Her gün Tiflis’te olacağız. Bazen çok kalabalık olacağız, bazen de bundan daha fazla. Ama yakın zamanda öyle bir gün gelecek ki burada kimse içeri giremeyecek. Her gün sokakta olacağız. Öyle kalabalık olmalıyız ki, kimse parlamentoya giremesin. Sadece Rustaveli’de toplanmak yetmez, tüm caddelerde bir araya gelmeliyiz. Yarın saat 14.00’te Spor Sarayı’nda buluşacağız ve bunu her gün yapmalıyız. Gururlu Gürcü halkına yakışan bir zafer elde edene kadar geri adım atmayacağız. Her gün gösteri yapmalıyız” dedi.
Muhalefetten 6 maddelik bildiri
Yüzde 5 barajını aşarak parlamentoda temsil hakkı kazanan Batı yanlısı Değişim İçin Koalisyon, Birleşik Ulusal Hareket ve Güçlü Gürcistan partileri, 6 maddelik bildiri yayınladı. Bildiride, “Yeni seçimlerin yapılmasını talep ediyoruz. Seçimleri tanımıyoruz ve parlamentonun meşruiyetini kabul etmiyoruz. Direniş hareketini başlattık ve önce Tiflis’te, ardından tüm Gürcistan’da bir direniş cephesi oluşturuyoruz. Her yeni protesto daha yoğun olacak ve daha somut hedeflere odaklanacak. Kanıt toplamaya ve uluslararası bir soruşturma için tüm belgeleri eksiksiz bir şekilde hazırlamaya devam ediyoruz ki, halkın iradesini çalan herkes cezalandırılsın. Her şeyi birlikte yapıyoruz; bu, hepimizin birlikte yapması gereken bir iştir. Son olarak nihai zafere ulaşana kadar devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı.
Gürcistan’da muhalefet ve cumhurbaşkanı seçimleri tanımadı
Gürcistan’da 26 Ekim’de ilk kez nispi temsil ve elektronik oylama ile yapılan seçimleri, Merkezi Seçim Komisyonunun sonuçlarına göre iktidardaki Gürcü Hayali Partisi yüzde 53,93 ile kazandı. Yüzde 5’lik barajı aşarak parlamentoya 3 muhalefet bloğu ve bir muhalefet partisi daha girdi. Ancak muhalefet partileri seçim sonuçlarını tanımadıklarını, seçimlere hile karıştırıldığını ve parlamentoya girmeyeceklerini açıkladı. Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili de seçim sonuçlarını tanımadığını belirtti.
Seçim Tiflis ile Batı arasındaki gergin ilişkilerin gölgesinde geçti
NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon süreci Gürcistan için öncelikli konular olmaya devam ederken, Tiflis yönetimi ile bazı Batılı ülkeler arasında son dönemde ilişkiler gerildi. Nisan ve mayıs aylarında uzun süreli gösterilere yol açan ve muhalifler tarafından “Rus yasası” olarak nitelendirilen “Yabancı Etkinin Şeffaflığı Hakkında” yasası nedeniyle Gürcistan’ın AB’ye katılım süreci askıya alındı. AB, Gürcistan ordusuna 2024 için planlanan 30 milyon euro tutarındaki yardımı durdurdu. ABD, Gürcistan’a yapacağı 95 milyon dolarlık yardımı ve bu yıl yapılması planlanan ortak askeri tatbikatı askıya aldı ve bazı Gürcistanlı yetkililere de vize yasağı getirdi. Muhalefet seçimi “Avrupa ile Rusya arasında bir tercih”, hükümet ise “barış ya da savaş meselesi” olarak nitelendiriyordu.
“Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasası, yıllık finansmanlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan Gürcistan’daki sivil toplum ve medya kuruluşlarının her yılın ocak ayında kendilerini “yabancı ajan” olarak kaydettirmelerini, aksi halde para cezalarıyla karşı karşıya kalmalarını içeriyor. – TİFLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doğu Afrika ülkesi Cibuti’ye geldi. Türkiye-Afrika Ortaklığı Üçüncü Bakanlar Gözden Geçirme Konferansı’na katılmak üzere ülkeyi ziyaret eden Fidan, Cibuti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mahmud Ali Yusuf ile bir araya geldi. – CİBUTİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalabalık bir grup, şehrin merkezinde Atatürk Parkı’nda bir araya gelerek İsrail’in saldırgan politikalarına tepki gösterdi, Filistin halkının yanında olduklarını ifade etti.
Açıklamada, İsrail’in Filistin topraklarında uzun yıllardır sürdürdüğü işgal ve zulme dikkat çekilerek, bu operasyonun bir savunma hakkı olarak değerlendirildiği vurgulandı. Sivil toplum kuruluşları adına konuşan temsilciler, İsrail’in Mescid-i Aksa ve Filistin’deki Müslüman halka yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini belirtti.
Basın açıklamasının sonunda Filistin’e destek sloganları atıldı ve Batman’daki STK’lar olarak Filistin halkının özgürlük mücadelesini her platformda desteklemeye devam edeceklerini belirttiler. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odenplan bölgesinde toplanan göstericiler, İsveç Parlamentosu’na doğru yürüyüşe geçti.
Ellerinde Gazze’de öldürülen çocukları temsilen bebek maketleri taşıyan protestocular, “özgür Filistin”, “özgür Gazze”, “soykırımı durdurun” sloganları attarak, Gazze ve Lübnan’da acil ateşkesin sağlanması çağrısında bulundu.
Eylemciler, İsrail’in saldırılarına destek verdiği için İsveç ve ABD’yi de kınadı.
Gösteriye destek veren İsveçli aktivist Sofia Johansson, AA muhabirine Gazze özgürleşene kadar onlara destek vermeye devam edeceklerini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
“Protestolara katılmayan herkese de şunu söylemek isterim ki bu sadece Filistin ile ilgili değil, Siyonist rejim topraklarını genişletmek ve örneğin İran’a karşı ABD ve Avrupa Birliği’ni (AB) savaşına dahil etmek istiyor. Arap dünyasındaki ve AB’deki liderlerin neler yaptıklarını biliyoruz, bu yaptıklarını unutmayacağız ve bunları kayıt altına alarak Lahey’de yargılanmalarını sağlayacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Cibuti’de düzenlenen Türkiye- Afrika Ortaklığı Üçüncü Bakanlar Gözden Geçirme Konferansı kapsamında Cibuti Dışişleri ve Uluslararası İş birliği Bakanı Mahmud Ali Yusuf ile bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Bosna Hersek İslam Birliği Vakıflar Müdürlüğü ve İbn Haldun Üniversitesince ortaklaşa düzenlenen uluslararası konferans, Bosna Hersek ve Türkiye’den uzmanları bir araya getirirken, iki ülkenin vakıflara yönelik uygulamaları ele alındı.
Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Amila Svraka Imamovic, Bosna Hersek’te karmaşık bir düzen olduğunu ifade ederek, hukuki durumun düzeltilmesine ilişkin yapılacak en önemli maddenin Bosna Hersek’te en kısa sürede iade kanununun çıkartılması olduğunu söyledi.
Dini topluluklara ait olanın geri verilmesi gerektiğini belirten Svraka Imamovic, “Böyle bir şeyin gerçekleşmesi durumunda tüm dini toplulukların güveni de kazanılır. Örneğin Saraybosna’daki Başçarşı’nın tamamı vakıf mülküdür.” dedi.
Bosna Hersek İslam Birliği Vakıflar Müdürü Senaid Zaimovic de iade kanununun önemine değinerek, Bosna Hersek’te birçok vakıf mülkünün yerel yönetimlerin elinde olduğunu aktardı.
İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Afra Aksoy ise akademik olarak iki ülkenin geçirdiği tarihsel kırılmaları takip etmek ve benzer noktalarını görmek istediklerini ifade ederek, “Çünkü Bosna Hersek ve Türkiye, Osmanlı vakıf hukuku bakımından ortak bir mirasa sahip. Osmanlı sonrası dönemde bu nasıl devam etti, nasıl bir dönüşüm geçirdi, hangi kırılmaları yaşadı, vakıf mallarının şu anki durumu nedir ve Batı kanunları ne seviyede uygulanıyor görebilmek için ortak bir çalışma yaptık.” diye konuştu.
Bosna Hersek’in uzun bir birikime sahip olduğunu belirten Aksoy, “Bu sadece bir mal varlığı meselesi değil bu aynı zamanda bir kültür havzası, bir etkileşim ve ortak kültür meselesi. Vakıfların ihyası ve etkin şekilde işleyebilmesini sağlamak önemli. Vakıflar için yapılan her çalışmanın mutlaka bir dönüşü oluyor.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya’da yaşayan çifte vatandaşlar için Serdivan ve Ferizli ilçelerinde birer sandık kuruldu.
Sabah saatlerinden itibaren Serdivan Beşköprü Mahallesi’ndeki Hacı Emine Oba İlkokulu’na gelen seçmenler, kimlik kontrolünün ardından oylarını kullandı.
Oy verme işlemi, saat 20.00’de sona erecek.
Kocaeli
Kocaeli’deki çifte vatandaşlar için ise 7 ilçede 10 sandık kuruldu.
İzmit ilçesindeki Albay İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokulu’nda sabah saatlerinde açılan sandıklardaki oy kullanma işlemi öncesi, görevliler vatandaşların kimlik belgelerini kontrol etti. Sonrasında başlayan oy kullanma işlemi saat 20.00’ye kadar devam edecek.
Kocaeli Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Aydın, AA muhabirine, Bulgaristan’da 3,5 yılda 7. seçimin yapıldığını anımsattı.
Kocaeli’de yaklaşık 10 bin Bulgaristan vatandaşlığına sahip çifte vatandaşın ikamet ettiğini aktaran Aydın, son seçimlerde oy kullanma ortalamasının 3 bin 500 civarında olduğunu bildirdi.
Aydın, Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının yoğunluğunu gösterme, temsil gücünü artırma ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesi açısından seçimleri önemsediklerine dikkati çekerek, “Diğer seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de Bulgaristan’daki demokrasiye katkı anlamında, burada veya Türkiye’nin illerindeki çifte vatandaşlarımıza, hangi partiye oy verirlerse versinler sandıklara gitmeleri için demokrasi adına çağrıda bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bulgaristan’da yaşayan 6,3 milyon kayıtlı seçmen, bugün gerçekleştirilen erken genel seçim ile 240 üyeli 51’inci meclisin yeni milletvekillerini belirliyor. Ülkede 3 yılda 7’nci kez erken seçime gidilirken, Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşlar da oy kullanmaya başladı. Seçimler için Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İstanbul, Bursa ve İzmir gibi çifte vatandaşların yoğunluk yaşadığı illerde 168 sandık kuruldu. 168 sandıktan 31’i Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’dan oluşan Trakya bölgesi ile Çanakkale’de yer aldı. Bölgedeki vatandaşlar, sabah 07.00 itibariyle kurulan sandıklarda oy kullanmaya başladı.
EDİRNE’DE İKİ SANDIK KURULDU
Edirne’de yaşayan çifte vatandaşlar, 75’inci Yıl İlkokulu ve Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu’nda kurulan iki sandıkta oylarını kullanmaya başladı. Bulgaristan Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafedjiyska da oy kullanmak için 75’inci Yıl İlkokulu’nu tercih etti. Oy kullandıktan sonra konuşan Kafedjiyska, “Bulgaristan’da, son 3 seneden bu yana 7’nci seçime giriyoruz. Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu’na bağlı alanlarda 31 sandığımız açıldı. Bunlardan 17 sandıkta da elektronik sistem dediğimiz sistemle oy kullanma yapılıyor. Bir elektronik makinemiz de Edirne’de vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu ve şu anda oylarını kullanıyorlar. Ben de kendim bu sebeple burayı tercih ettim, hem de oyumu kullandım” dedi.
‘VATANDAŞLARIMIZ YILGINLIĞA KAPILMAYIP, OYLARINI KULLANSIN’
Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş de Bulgaristan’da 3 senedir istikrarlı bir hükümet kurulamadığını belirterek, “Tabii bunun farklı sebepleri var ama nihayetinde vatandaşın ilgisi, beklentisi de azalıyor. Bizim Türkiye’deki soydaşlardan beklentimiz bu ilgi ve alakayı azaltmamaları. Bizim için demokratik hakkımız kıymetli. Hak ve hukukumuza sahip çıkmak kıymetli. İrademizi sandığa yansıtmak çok önemli bizim açımızdan. Dolayısıyla Türkiye’deki soydaşlar, Bulgaristan’daki soydaşlarımız yılgınlığa kapılmadan seçim sandığına gidip özgür iradesiyle oradaki görüşünü sandığa yansıtsın. Yansıtsın ki bunun bir sonucu olarak da Bulgaristan Parlamentosu’nun temsiliyeti olsun. Bir hak hukuk istediğinde onu isteyecek kişi olsun. Bizim için bu çok kıymetli. Bu yüzden de vatandaşlarımızı bu konuda seslenmek istiyorum” diye konuştu.
‘İSTEYEN ELEKTRONİK OY KULLANABİLİYOR’
Edirne’de ve Türkiye’nin belli illerinde ise çifte vatandaşların elektronik olarak oylarını kullanabildiğini anlatan Güneş, “Edirne ilinde ve Türkiye’nin işte belli başlı illerinde Bulgaristan parlamento seçimlerinde, elektronik oylamayla biz oy kullanabiliyoruz. Makine üzerinden oylama yapabiliyor vatandaş. Makine oylamasında şöyle bir rahatlık var. Dijital bir kart, yani bankamatik kartı gibi bir kart takıyoruz cihaza. Cihazın önümüzdeki sayfasında numaralar beliriyor. Dilediğiniz numarayı seçip alttaki onaylama tuşuna bastığınızda direkt seçmiş oluyorsunuz ve size bir kağıt çıktısı, bir pusula veriyor. O pusulaya da sandığa atmak suretiyle oyunuzu kullanmış oluyorsunuz. Çok daha basit bir işlem ama klasik oy kullanıcıları da yine pusulayı tercih edebilir” ifadelerini kullandı.
ÇORLU’DA ÇİFTE VATANDAŞLAR SANDIK BAŞINDA
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde ise Çorlu Bilim ve Sanat Merkezi’nde kurulan sandıklarda çifte vatandaşlar, saat 07.00’den itibaren oylarını kullanmaya başladı. Elektronik oy kullanma sisteminin de kullanıldığı okulda yoğunluk oluştu. Listelerde isimleri olmayanlar ise okullardaki görevli yazıcılar tarafından beyanname doldurup oylarını kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KazAID Başkanı Arken Arıstanov, kurulma amaçlarını, faaliyetlerini ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile işbirliği hakkında AA muhabirine konuştu.
Arıstanov, Kazakistan’ın 1991’de bağımsızlığını kazandığını hatırlatarak “İlk başta ekonomik sıkıntılarımız vardı ve alıcı ülke konumundaydık. Türkiye’den de yardım aldık. Çok sayıda Türk şirketi başkent Astana’yı inşa etmede yardımcı oldu.” dedi.
Dünya Bankası sınıflandırılmasına göre 2006’dan bu yana orta gelirli ve artık donör ülke haline geldiklerini belirten Arıstanov, “Kazakistan, son 10 yılda başta Orta Asya ülkeleri olmak üzere diğer ülkelere 600 milyon dolardan fazla insani yardım sağladı.” ifadesini kullandı.
Arıstanov, 2014’te ülkede resmi kalkınma yardımlarına ilişkin kanunun kabul edildiğini, 2020 yılında ise Kazakistan Dışişleri Bakanlığı nezdinde KazAID’in resmi olarak kurulduğunu belirterek “Kovid-19 salgını nedeniyle ilk iki yıl faaliyetlerimizi aktif bir şekilde yürütemedik ancak şu anda projelerimizi hayata geçirmeye başladık.” diye konuştu.
KazAID olarak dijitalleşme, eğitim ve kamu yönetimi alanlarında faaliyetlerini yoğunlaştırdıklarını dile getiren Arıstanov, “Kazakistan’ın halihazırda ilerleme kaydettiği sektörlerde tecrübe alışverişini amaçlıyoruz. Bu yıl e-devlet yazılım ürünlerimizi Afrika ülkelerine hibe etmeye başladık.” dedi.
Arıstanov, 6 Şubat depremlerinde Türkiye’ye kardeş eli uzatan ilk ülkelerden birinin Kazakistan olduğunu ve Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde deprem bölgesine bir okul armağan edilmesi konusunda öneride bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
“Bu projenin operatörü olarak şu anda Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 960 öğrenci kapasiteli okulun inşaat projesini başlattık. Gelecek sene sonunda inşaatı tamamlayarak Türkiye Milli Eğitim Bakanlığına devretmeyi planlıyoruz.”
“TİKA’nın tecrübesini önemli buluyoruz”
Arıstanov, KazAID olarak üçlü işbirliklerini önemsediklerini ve bu kapsamda TİKA’nın tecrübesinden yararlanmak istediklerini belirtti.
TİKA’nın Kazakistan Koordinatörü Hüseyin Hikmet Özdenoğlu ile ilk kez bir ortak projeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Arıstanov, “Kazakistan’ın KazAID’i ve Türkiye’nin TİKA’sı olarak Tacikistan ve Kırgızistan’dan tıp öğrencilerine Astana Tıp Üniversitesi’nde Türk hocalar tarafından tıpta entegre eğitim modülü üzerine seminer düzenledik. Bir haftalık eğitimi tamamlayanlara sertifikalarını takdim ettik.” dedi.
Başkan Arıstanov, “Biz daha yolun başındayız dolayısıyla TİKA’nın projeyi geliştirme, hayata geçirme ve sonraki süreci destekleme gibi alanlardaki tecrübesini önemli buluyoruz. Bu gibi ortak faaliyetlerle birbirimizi destekliyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bu yıl TİKA, Afganistan’daki çiftçilerin eğitim programını destekledi. Gelecek sene bu projeyi biz de desteklemek istiyoruz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’dan İstanbul’a dönerek güvenlik toplantısı düzenledi.
Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ndeki toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma BakanıYaşar Güler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik katıldı.
Toplantıda, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketinin (TUSAŞ) Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesine yönelik terör saldırısı ve terörle mücadele konularının ele alındığı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Genel Kurulu’nda, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısına ilişkin Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi. TBMM’de kabul edilen tezkerede, “Arkasında emperyalist güçlerin ve karanlık odakların olduğu terör saldırıları ülkemizin huzur ve istikrar ortamına zarar veremeyecektir” denildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan Başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da, siyasi partilerin grup başkanvekillerinin açıklamalarda bulunduğu bölümde söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, TUSAŞ’a gerçekleştirilen saldırının Türkiye’yi yasa boğduğunu belirterek, “Çokça boyutları var, bu boyutları üzerine ilgili kurumlar muhakkak suretle çalışıyorlar. Zaten bu saldırıyı düzenleyenlerden birinin kimliği tespit edildi, diğeri de tespit edilecek ama önemli olan, bundan da daha önemlisi hem yapılma şekli hem TUSAŞ’ın seçilmiş olması ve devamında da bu konuya ilişkin olarak yapılan tüm açıklamalar. Bunlardan yola çıkarak neyin, niçin hedeflendiğine dair çok detaylı bir analizle birlikte, buradan çıkan sonuçlara göre Türkiye’nin bundan sonra terörle alakalı yapacağı çalışmalarda muhakkak ki bunun da bir öncülük etmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
‘SALDIRI GÖRÜNTÜLERİNİ PAYLAŞANLARLA İLGİLİ YAPTIRIMLAR OLACAK’
Zengin, terör saldırısına ilişkin birçok ülkenin başsağlığı mesajı ilettiğini belirterek, “Bu saldırılarla ilgili olarak hem hukuki düzenleme adına daha ağır yaptırımlar var hem de içten gelen bir şey var, bir mekanizma var. Yani burada bu olaylar olduktan sonra bu terör örgütlerinin zaten asli amaçları buraya gelirken varlığını göstermek, kendi propagandasını yapmak. Bununla ilgili olarak, kendi içimizden kaynaklanan, başta gazeteciler olmak üzere, bir fren mekanizmasının muhakkak suretle olması gerekiyor. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu konuyla alakalı olarak muhakkak bir çalışma yapmamız lazım. Bu görüntülerin paylaşılmasının yarattığı muazzam bir tahribat var. Bu tahribata, terör örgütlerinin propaganda yapmasına, bu şekilde propaganda yapmasına müsaade etmemek lazım. Şu andan itibaren de biliyorum ki İçişleri Bakanlığımız bu konuyla ilgili olarak da bu görüntülerin ortaya çıkma süreci ve bunların nasıl çoğaldığı, ilk paylaşanlar, bunların çoğaltılmasıyla ilgili, sosyal medya üzerinden çoğaltanlarla ilgili olarak da bir yaptırım süreci olacak, hukuki bir süreç olacak” diye konuştu.
‘TEZKEREYİ DESTEKLEDİĞİMİZİ İFADE ETMEK İSTİYORUM’
Grup başkanvekillerinin açıklamalarının ardından TBMM Başkanlığına sunulan ‘TSK unsurlarının Orta Afrika’daki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına’ ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi görüşmeleri başladı. Saadet Partisi İstanbulMilletvekiliMustafa Kaya, “Şimdi, Afrika; böyle uzak kalabileceğimiz, işte, ‘Biz buradan uzak kalalım, burada herhangi bir şey olmaz’ diyebileceğimiz bir coğrafya değil. Türkiye’nin oradaki çabalarının, Türkiye’nin orada yapmaya çalıştıklarının mutlaka artırılması, desteklenmesi ve diğer ülkelerin yaptığı şekliyle orayı sömüren değil, oraya olabildiği ölçüde insani açıdan, diğer açılardan bir çaba içerisinde, barış çabası içerisinde gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda, bu Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Birleşmiş Milletler Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu’nun (MINUSCA), askeri olarak bu tezkerenin de bu anlamda önemli olduğu kanaatindeyiz. Bu tezkereyi bu açıdan önemli buluyor, desteklediğimizi ifade etmek istiyorum. 623 bin kilometrekare, neredeyse Türkiye’nin coğrafi büyüklüğüne sahip bir ülke konumunda ama milli gelir çok düşük, çok çok düşük. 2017 verilerine göre, yaklaşık 387- 400 dolar civarında bir milli gelirleri var” dedi.
İYİ PARTİLİ ERGUN: ÇEKİNCELERİMİZ GİDERİLİRSE TEZKEREYE DESTEK VERMEKTEN GERİ DURMAYIZ
İYİ Parti Grubu adına tezkere üzerine söz alan Muğla Milletvekili Metin Ergun, “Bu tezkere doğrultusunda Afrika Cumhuriyeti’nde bulundurduğumuz personelimiz sadece birkaç polisimizden ibarettir. Yanlış isek lütfen düzeltin bizi, yürütmeden ilgili bakan gelip Parlamentoyu bilgilendirsin ve düzeltsin. Ayrıca sadece polisimizi yurt dışında görevlendirmek için de böyle bir tezkereye ihtiyaç yoktur. Yani bu tezkereyle açıkça bizden istediğiniz şudur: İçinde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının olmadığı bir misyon için, ancak Türk Silahlı Kuvvetleri için çıkarılması gereken bir tezkereyi yani bir görev yetkisini uzatmamızı istiyorsunuz. Üstelik bu yetki konusunda şümul ve mahiyetini Sayın Cumhurbaşkanının keyfiyetine bırakarak, bizden açıkça ifade etmemiz gerekir ise açık çek imzalamamızı arzu ediyorsunuz ve istiyorsunuz. Yani belirtildiği gibi hududu, şümulü, miktarı ve zamanı Cumhurbaşkanınca belirlenecek şekilde izin istiyorsunuz. Burada şunu belirtmek isteriz ki bu, partili cumhurbaşkanlığı sistemine bağlı olarak yaşadığımız yeni bir garabet türüdür. Bu konuda iktidar hem bizleri hem de kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapmadığı sürece İYİ Parti olarak bizim bu tezkereye, ‘Evet’ vermemiz mümkün değildir. Eğer görüşülmekte olan bu tezkere konusundaki çekincelerimiz giderilir ise ve ihtiyaç hasıl olur ise destek vermekten de geri durmayız” değerlendirmesinde bulundu.
MHP’Lİ ÖZDEMİR: TÜRKİYE KITADA İSTİKRAR, BARIŞ VE GÜVENLİĞİ ELE ALMANIN YOLLARINI ARIYOR
Türkiye ile Afrika arasında ticaret, diplomasi, eğitim, savunma ve kültürel alanlarda stratejik iş birliğinin derinleştiğini aktaran MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, “Bakınız, Afrika’da sadece tek yönlü, doğrudan bire bir ilişki geliştirmiyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti; kıtayı genel ve bölgesel olarak ele alırken burada istikrarı, barışı, huzuru, güvenliği ele almanın da yollarını arıyor ki bu kıtanın kalkınmasına yönelik de hassas bir süreci yönetiyor. Her ne kadar yapmış olduğumuz bazı savunma ve ikili iş birliği anlaşmamız bazı çevreler tarafından eleştirilse de örneğin, Etiyopya’ya verdiğimiz yine bu ülkenin kendi istikrar, güvenlik ve barışını tesis etmeye yönelik destekle beraber, yine, Etiyopya’nın komşusu olan Somali’ye verdiğimiz istikrar, barış, huzur ve kalkınmasını sağlayacak desteklerimiz bugün baktığınızda iki ülkenin kendi arasındaki yaşamış olduğu anlaşmazlıklara Türkiye’nin ara buluculuğunda bir çözüm getirilmesi çabasını da beraberinde doğuruyor. Saygıdeğer milletvekilleri, dolayısıyla bütün bunlar memnuniyet verici gelişmelerdir. MHP de Türkiye’nin dünyanın genelinde olduğu gibi, bilhassa tarihi ve kültürel bağlarımızın bulunduğu ve 21’inci yüzyılın yükselen değerleri arasında yer alan Afrika Kıtası’yla da münasebetlerini geliştirmesi bizim tarafımızda da memnuniyetle karşılanmaktadır. Bu gerekçe ve saiklerle, MHP olarak bizler ilgili tezkereye olumlu yönde oy vereceğiz” ifadelerini kullandı.
‘GÖZLERİMİZİ ORTA DOĞU’YA ÇEVİRMEMİZ GEREKTİĞİNİ BELİRTİYORUM’
DEM Parti Grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, TUSAŞ’a gerçekleştirilen saldırıyı kınadı ve olaydan ders çıkarılması gerektiğini belirterek, ” Lübnan, sadece Lübnan değil, Suriye, Irak ve hatta İran büyük bir istikrarsızlık durumuyla, ihtimaliyle yüz yüze bulunuyor. Suriye, Irak ve İran’da tıpkı Türkiye’de olduğu gibi nüfusun bir bölümü Kürt ve Kürtlerin, dünyadaki Kürtlerin en büyük bölümü, yarısından fazlası ülkemizde, Türkiye’de yaşıyor, bizim halkımızın bir parçası. Türkiye’de toplumsal barış, iç cephenin güçlendirilmesi demek Türkiye’deki Kürt halkının mutlu edilmesi demek ve böyle bir durum ister istemez tüm bölgeye de etkisini olumlu ölçüde yayacaktır. Böyle bir gelişme Suriye’deki ve Irak’taki Kürtleri de Türkiye’nin bekasına potansiyel bir tehdit gibi algılanmaktan çıkaracaktır. İç barışımız ve güçlü demokrasimiz Kürtleri, ister Amerika olsun ister İsrail olsun ister İran olsun kim olursa olsun bunların etkisi altında görülmekten çıkaracaktır; bizim halkımızın bölgedeki devamı, uzantısı olarak görülmelerini sağlayacaktır. Öyle bir bakış açısının siyasete intikali demek ise dün gece olduğu gibi Irak ve Suriye’de sivil hedeflerin, Kürt halkının sivil hedeflerinin bombalanmasını da anlamsız hale getirecektir. Dolayısıyla Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Birleşmiş Milletler gücü içindeki MINUSCA’da Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bulundurulmasından ziyade, çok öncelikli olarak gözlerimizi Orta Doğu’ya çevirmemiz gerektiğini belirtiyorum” diye konuştu.
‘TEZKERE’NİN UZATILMASI AFRİKA CUMHURİYETİ’NİN REFAHI İÇİN ÖNEM TAŞIMAKTADIR’
AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin MINUSCA’nın icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi ve Sayın Cumhurbaşkanınca verilecek izin ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için verilen izin süresinin Anayasa’mızın 92’nci maddesi uyarınca 1 yıl uzatılması, gerek Afrika Ortaklık Politikamız gerekse dost Afrika Cumhuriyeti halkının huzur ve refahı için önem taşımaktadır. Afrika Kıtası dinamik genç nüfusu, zengin kültürel birikimi ve muazzam potansiyeliyle 21’inci yüzyılın yükselen değeri olarak öne çıkmaktadır. Yüzyıllara dayanan tarihi, kültürel ve insani bağlarımızdan aldığımız güç ve ilhamla Afrika’yla birlik ve dayanışmamız devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyonla, Afrika açılımıyla sağladığımız başarı ve edindiğimiz birikim temelinde 2013 yılında Afrika ortaklık politikasına geçiş yapmış bulunuyoruz, ilişkilerimiz ortak hedeflerimiz doğrultusunda derinleşmektedir” dedi.
‘BÖYLE DIŞ POLİTİKA OLMAZ’
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, “Türkiye’nin BRICKS’e başvuru yaptığını Ruslardan, reddedildiği Almanlardan öğrendik, böyle dış politika olmaz. Orta Afrika’yı konuşuyoruz, Orta Afrika’yı konuşmamız gereken zamanda BRICS gibi önemli bir meselede ortadayız. Türkiye Avrupa Birliğine girme çabası içinde olan bir ülke. AK Parti bunu ne kadar önemsiyor belli değil. Söyleme bakarsanız önemsiyor ama öbür taraftan Meclis’te etki ajanlığını gündeme getiriyorsunuz. Bu, aslında, ‘Bizi Avrupa Birliğine almayın, biz istesek de almayın, biz ne açıklama yaparsak almayın’ demek; açıkçası bu. Sonra, Türkiye NATO’nun bir parçası ama deniliyor ki: ‘Değerler konusunda ortak olduğumuz BRICS üyeleriyle biz aynı birlik içinde bulunmayı uygun görüyoruz’, BRICS üyelerinden bazılarını sayayım ben size: Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan. Yakın zamana kadar birine, ‘Katil’ dedik, birine, ‘Darbeci’ dedik, birine de ‘Milleti enayi yerine koyan bir ülke’ dedik. Bu 3 ülkeyle ilgili doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin en başındaki kişiden, AK Parti’nin Genel Başkanından duyulmuş olan sözler. Şimdi, bütün bunlar varken, bütün bunlar söyleniyorken bizim nasıl bir ortak değerler birliğimiz var bu ülkelerle; birisinin bunu izah etmesi lazım. Taktik sonucunda bir iş yapılıyorsa bunun izah edilmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.
ORTA AFRİKA TEZKERESİ KABUL EDİLDİ
Meclis Başkanvekili Celal Adan, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının Orta Afrika’daki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına’ ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresini oylamaya sundu ve tezkere kabul edildi.
‘TBMM OLARAK TERÖRE KARŞI MÜCADELE ETME KARARLILIĞIMIZ TEYİT EDİYORUZ’
Orta Afrika tezkeresinin kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Celal Adan, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısına ilişkin Meclis Başkanlığı tezkeresini okuttu. Tezkerede, “23 Ekim 2024 tarihinde Ankara’da Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi tesislerine yönelik terör saldırısı, ülkemizin barışına ve huzuruna kasteden alçakça bir girişimdir. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dileriz. Milletimizin başı sağ olsun. Hiçbir güç ülkemizin ve milletimizin birlik ve beraberliğini bozamayacaktır. Arkasında emperyalist güçlerin ve karanlık odakların olduğu terör saldırıları Ülkemizin huzur ve istikrar ortamına zarar veremeyecektir. Bu saldırının esas amacı milli savunma sanayimiz ve tam bağımsız Türkiye istikametindeki kararlı yürüyüşümüzdür. Saldırı sonrasında milletimizin gösterdiği metanet ve birlik duygusu, tarihten gelen millet olma bilincimizin simgelediği çelikten irade her türlü terörist girişimi boşa çıkaracak güçtedir. Burada milli iradenin tecelligahı, demokrasimizin merkezi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olarak terör örgütlerine ve tüm destekçilerine karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Ortak duruşumuzu ilan eden bu tezkerenin kabulünü ve bu kararın Resmi Gazete’de yayımlanması hususunu Genel Kurulun tasviplerine arz ederim” denildi.
TUSAŞ İLE İLGİLİ TEZKERE KABUL EDİLDİ
Tezkerenin Genel Kurul’da okunmasının ardından oylamaya geçildi. Tezkere; AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin ‘evet’ oyuyla kabul edilirken, DEM Parti oylamada çekimser kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZAN, 24 Ekim (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Mısır ile birbirini kollayan samimi bir dost ve ortak kalkınmada yakın bir ortak olmaya istekli olduklarını söyledi.
Xi, söz konusu açıklamayı Çarşamba günü, 16. BRICS Zirvesi sırasında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmede yaptı. Xi, BRICS Zirvesi’ne ilk kez tam üye olarak katılan Mısır’ı kutlayarak durumdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Xi, ulusal egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarını koruma konusunda Mısır’a güçlü destek verdiklerini belirtti.
Sisi ise Çin’in Mısır ve Afrika ülkelerinin en samimi dostu olduğunu kaydederek Mısır’a verdiği değerli destek için Çin’e teşekkür etti.
Mısır’ın tek Çin ilkesine sıkı şekilde riayet ettiğini söyleyen Sisi, Taiwan sorununun Çin için son derece önemli olduğunu tam olarak anladıklarını ifade etti.
İki taraf Ortadoğu’daki mevcut durum hakkında da görüş alışverişinde bulundu. Xi, Çin’in bölgedeki mevcut durumdan derin endişe duyduğunu vurguladı.
Bölgedeki savaş ve kaosun kimsenin çıkarına hizmet etmediğini ve Filistin meselesinin Ortadoğu sorununun özünü oluşturduğunu belirten Xi, an itibarıyla acilen yapılması gereken şeyin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarını tam ve etkili şekilde uygulamak ve Gazze’deki çatışmaları bir an önce sona erdirmek olduğunu söyledi.
Xi, Filistin sorununda en kısa sürede kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşabilmek için iki devletli çözümün uygulanması gerektiğini belirtti.
Mısır’ın ateşkes sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi yönündeki çabalarını takdir ettiklerini söyleyen Xi, Filistin- İsrail çatışmasının en kısa sürede sonlandırılması ve bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için Mısır ile koordinasyon ve işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki “Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı” çerçevesinde çeşitli ikili görüşmeler de gerçekleştirdi. İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile görüştü. Görüşmelerde, aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Toplantılarda Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı. – CENEVRE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile ayrı ayrı görüştü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki ‘Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı’ kapsamında ikili görüşmeler de gerçekleştirdi.
İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Limani ile görüştü.
Görüşmelerde aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Bakan Göktaş’ın görüşmelerinde, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YTB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, YTB, 2018’den bu yana TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde yurt dışında yaşayan vatandaşların yer almasını sağlayarak çeşitli projeler düzenliyor.
YTB, Türk Devletleri Teşkilatı 2. Diaspora Gençleri Forumu kapsamında Türkiye’de bulunan üye devletlerin diasporalarından 25 genci, Türk diasporasına mensup 30 genç mühendis ile Adana’da düzenlenen TEKNOFEST’te buluşturdu.
Burada konuşan YTB Başkanı Abdullah Eren, YTB olarak her yıl Avrupa’da doğan, büyüyen ve özellikle mühendislik alanında eğitim alan gençleri TEKNOFEST’e getirdiklerini belirterek, Türkiye’nin teknoloji hamlesine diasporadan gençlerin şahit olduğunu anlattı.
Eren, yurt dışında yaşayan vatandaşlarla, Türkiye’de yaşayan vatandaşları ayırmadıklarını ifade ederek, daha önce kardeş ülke Azerbaycan’da bu festivali düzenlediklerini anımsattı.
TEKNOFEST’in muazzam ve dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali olduğunu vurgulayan Eren, “Burada Türkiye’nin savunma sanayisi başta olmak üzere yüksek teknoloji ürünlerinde gelmiş olduğu noktayı görüyoruz. Yaptığımız uçakları, helikopterleri, roketleri, füzeleri, birçok şirketimizin ortaya çıkarmış olduğu yüksek teknoloji ürünlerini görüyoruz.” ifadesini kullandı.
Eren, Türkiye’nin genç mühendislerinin neler yapabildiğini tüm dünyanın gördüğünü dile getirerek, “Yurt dışında yaşayan insanlarımız da bu heyecana ortak olsun istiyoruz. O yüzden özellikle ilk TEKNOFEST’ten itibaren, 2018’den itibaren yurt dışındaki gençlerimizi, sizler gibi genç kardeşlerimizi bu alana getiriyoruz.” dedi.
Bu yıl Türk diasporasından 30 genç ile Türk Devletleri Teşkilatı 2. Diaspora Gençleri Forumu kapsamında üye devletlerin diasporalarından Türkiye’de misafir edilen 25 gencin, TEKNOFEST’te birbirleriyle tanışma fırsatı bulduğunu anlatan Eren, “Bundan sonra da yurt dışındaki gençlerimizi kökleriyle buluşturmaya, ana vatanlarında birbirleriyle hemhal kılmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Program kapsamında YTB Başkanı Eren, TEKNOFEST alanını gençler ile birlikte gezdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dawn gazetesindeki habere göre, akşam saatlerinde Karaçi’deki Cinnah Uluslararası Havalimanı yakınında büyük bir patlama meydana geldi.
İlk belirlemelere göre patlamada 1 kişi yaşamını yitirdi, 7 kişi yaralandı.
Patlamanın etkisiyle çevredeki çok sayıda araç alev alırken, patlama sesi şehrin birçok noktasından duyuldu.
Yetkililer, Cinnah Uluslararası Havalimanı’na giriş ve çıkışların kapatıldığını açıklarken, uçuş operasyonlarının devam edeceğini kaydetti.
Polis yetkilileri, havalimanı dışında bir tankerin patladığını belirtti.
Sind Eyaletiİçişleri Bakanı Ziyaül Hasan Lanjar ise el yapımı patlayıcıyla yabancıların hedef alındığını açıkladı.
Söz konusu yabancıların kim ya da kimler olduğuna yönelik bilgi paylaşılmadı.
“Çin vatandaşları hedef alındı”
Öte yandan, Sind İçişleri Bakanlığından adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, yaptığı açıklamada, olayın Çin vatandaşlarına yönelik bir saldırı olduğunu söyledi.
Pakistan’da Pekin yönetiminin Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında başlatılan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru projelerinde çalışan binlerce Çinli işçi bulunuyor. Ülkedeki Çin vatandaşlarına yönelik zaman zaman saldırılar düzenleniyor.
Hayber-Pahtunhva eyaletinde 26 Mart’ta Çinli şirketlerce yürütülen Dasu Hidroelektrik Santrali’nin inşaatında çalışan mühendisleri ve işçileri taşıyan araç konvoyuna düzenlenen saldırıda 5’i Çinli, biri Pakistanlı 6 kişi hayatını kaybetmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Lübnan’da yaşanan olay bilginin silaha dönüşmesinin örneğidir”
ESKİŞEHİR – Eskişehir Anadolu Üniversitesinde ‘Hukuk Devleti ve Adalet’ konulu açılış dersini veren Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Lübnan’da çağrı cihazlarının aynı anda tek merkezden gönderilen elektronik mesajla patlatılması, bilginin nasıl vahşice bir silaha dönüştürüldüğünün yıkıcı bir örneği olmuştur” dedi.
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, bugün sabah saatlerinde Eskişehir’e geldi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı’nın açılış dersini veren Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, ‘Hukuk Devleti ve Adalet’ konusunu ele aldı.
“Lisans ve ön lisans programları doluluk oranlarında yüzde 102’ye ulaşarak rekor kırdı”
Açılış dersin öncesinde konuşan Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kemal Şenocak, “1958 yılından bu yana, üniversitemiz yaşam boyu öğrenme odaklı bir dünya üniversitesi olma vizyonuyla pek çok önemli başarıya imza attı. Kentten başlayarak, bölge, ülke ve hatta dünya genelinde insan yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen çalışmalarımızla; bilim, teknoloji, sanat ve spor gibi alanlarda yürüttüğümüz eğitim, araştırma ve projelerle evrensel bilgi ve kültüre katkı sağlıyoruz. Üniversitemiz örgün lisans ve ön lisans programlarının doluluk oranları ek yerleştirmelerle birlikte yüzde 102’ye ulaşarak rekor kırdı. Açıköğretim Sistemi programlarımız da yine yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Bu yıl örgün programlarımıza yeni katılan 4 bin 641 öğrencimizi ve Açıköğretim programlarımıza merkezi yerleştirme ile katılan 72.814 öğrencimizi gönülden tebrik ediyor, hepsine başarılı bir eğitim hayatı diliyorum” dedi.
“Eskişehir, her yönüyle sizi mutlu edecek bir gençlik şehirdir”
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in açılış dersi öncesi Eskişehir’e gelen öğrencilere seslenen Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, “2024-2025 Akademik Yılı’nın başta öğrencilerimiz olmak üzere tüm üniversite mensuplarımız için başarılarla dolu olmasını diliyorum. Tercihim Eskişehir diyerek ilimize ve üniversitemize gelen yeni öğrencilerimize hoş geldiniz diyorum. Eskişehir, sadece üniversite okuduğunuz bir şehir değildir. Bilim, kültür ve sanat alanındaki zenginlikleri yanında her yönüyle sizi mutlu edecek bir gençlik şehirdir. Bu nedenle sizlerden, bu şehrin üniversitesinde okurken, şehri de tanımak için zaman ayırmanızı istiyorum. Mutlu mezunlar olarak üniversitemizden ve şehrimizden ayrıldığınızda, hem üniversitemizin, hem de şehrimizin elçileri olacağınıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Üniversite eğitimi, öğretimi aşan boyutlarıyla ayrıca ele alınması gereken önemdedir”
Üniversite eğitiminin dersten daha farklı konuları öğrencilere işlediğini belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Aslında eğitim, bilgi edinmeyi de içeren daha kapsamlı bir tekamül sürecidir. Bu sürece bilgi edinme dahil olduğu gibi sosyal, kültürel, ahlaki değerler kazandırma, mesleki beceri edindirme, sosyal davranış kurallarını benimsetme de dahildir. Bu bağlamda üniversite eğitimi, öğretimi aşan boyutlarıyla ayrıca ele alınması gereken önemdedir. Üniversitelerimiz evrensel bilginin üretildiği, öğretildiği en önemli eğitim kurumlarımızın başında gelmektedir” dedi.
“Hukuk fakültelerinden 2023 yılında mezun olan öğrenci sayısı 15 bin 744’tür”
Ülkemizdeki hukuk fakülteleri ve mezunları hakkında bilgi veren Yiğit, “Üniversite eğitiminin bir parçası da mensubu bulunduğum hukuk camiasına kaynaklık eden hukuk eğitimi ve öğretimidir. Anadolu Üniversitesi bünyesinde Türkiye’nin köklü hukuk fakültelerinden birini barındırmaktadır. Bu fakülteden mezun olmuş çok sayıda hukukçu bugün Türk yargı sisteminde hakim, savcı, avukat ve hukuk müşaviri olarak görev yapmaktadır. Yükseköğretim Kurulu verilerine göre, bugün itibariyle Türkiye’de 88 hukuk fakültesi bulunmaktadır. Yine aynı verilere göre, hukuk fakültelerinden 2023 yılında mezun olan öğrenci sayısı 15 bin 744’tür. Bu veriler düzenli olarak yayınlanmakta ise de ülkemizin ve adalet camiasının her yıl itibariyle ihtiyacı olan hukukçu sayısı, bunları eğitecek kaç hukuk fakültesi ihtiyacı olduğu, iyi bir hukuk eğitimi için nicelik ve nitelik açısından asgari öğretim elemanlarına duyuran ihtiyaç gibi konular araştırılmaya, incelenmeye ve bilimsel çalışmalara konuk edilmeye muhtaçtır” diye konuştu.
“Hukuk eğitiminin niteliğiyle, adaletin tesisi arasında doğru orantı vardır”
Adalet sisteminin düzgün işleyişi açısından hukuk eğitiminin büyük önem taşıdığını belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Mevcut veriler ve hukuk eğitimi ile ilgili tartışmalar göstermektedir ki hukuk fakültelerinin akademik yapısı, hukuk eğitiminin akademik düzeyleri, müfredatını, süresini ve yöntemini ayrı ayrı ele alınmalı, değerlendirilmeli ve tartışılmalıdır. Zira tüm hukuk düzeninin ve hukukçuların nihai gayesi olan adalet tesisi ancak iyi yetişmiş, gerekli donanıma sahip hukukçular eliyle gerçekleşebilir. Hukuk eğitiminin niteliğiyle, adaletin tesisi arasında doğru orantı vardır. Bugün için hukuk fakültelerinden mezun olmakla hukuk bilgisi yönünden akademik yetkinlik kanıtlanmış olmakta ise de iyi bir hukukçu olmak için felsefe, mantık, iletişim, bilişim, sosyoloji, psikolojik gibi farklı disiplinlerden de yararlanılması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Hukuk eğitiminde sadece ders dinleme ve kitap okuma şeklindeki klasik eğitim ve öğretim tarzının, mantık kurallarına uygun muhakeme yetkinliği, kendini yazılı ve sözlü olarak ifade etme ve kaynaklara erişim becerisi kazandıran, ezberlemeyi değil araştırmayı, sorun çözmeyi, analitik ve eleştirel bakış açısını içinde barındıran stratejik düşünmeyi ve üretmeye teşvik eden kısaca eğitim ve öğretim sürecinde öğrenciyi edilgen değil etkin kılan bir yönteme dönüşmesi zaruridir” dedi.
“Hukukçuların eğitimi, hukuk fakültelerindeki eğitim ile sınırlı kalmamalıdır”
Hukuk eğitiminin üniversitelerde verilen derslerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yiğit, “Sosyal ve ekonomik hayatın karmaşık bir yapı teşkil etmesi özellikle de teknolojik gelişmeler ve yaygın internet kullanımına bağlı sosyal medya ağlarıyla sanal alışveriş dünyasının etkin ve yaygın kullanımı sonucunda uyuşmazlıklar her geçen gün çeşitlenmektedir. Bu olgu hukuk fakültelerindeki eğitimin günün gereklerine göre uyarlanmasını ve geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu gerçek, hukukçuların eğitiminin hukuk fakültelerindeki eğitim ile sınırlı kalmaması gerektiğini de göstermektedir. Dolayısıyla hukukçuların mesleki eğitimlerinin, meslek hayatları boyunca sürmesi zaruridir. Hukuk eğitiminde temel prensip, ön yargılardan ve peşin hükümlerden uzak bir hukuk eğitimi verilmesidir. Hukukçular ön yargılarla ve peşin hükümlerle yetiştirilmemeli. Açık görüşlü olmalı. Hukukun farklı ideolojiler ve dünya görüşleri için araç olamayacağı bilinci kazandırılmalıdır. Zira hukuk ve hukukun uygulanması yoluyla ulaşılmaya çalışılan adalet, ekmek ve su kadar her ferdin, her topluluğun ayrım gözetilmeksizin sahip olması gereken ve ihtiyacı olan evrensel bir değerdir” diye konuştu.
“Bizler köklerini geçmişinden alan ve umutla geleceğe ilerleyen bir medeniyete sahibiz”
Açılış dersindeki konuşmasını sürdüren Danıştay Başkanı, “Evrensel bir değer olan adalet, bir toplumda insanlar arasındaki ilişkilerde huzurun temini bakımından ne kadar önemliyse belki bundan daha da önemli boyutlarda küresel huzurun ve barışın tesisi ve devamı için elzemdir. Bu bakımdan her bir insanın, her bir milletin ve devletin gözetmesi gereken evrensel ve kutsal temel değer olarak devletler ve milletler, toplumlar ve bireyler, adaleti ve birbirlerinin haklarını gözettikleri takdir takdirde küresel çapta barış tesis edilebilecek ve huzur sağlanabilecektir. Bu bilinçte olan milletimiz, tarih boyunca olduğu gibi milletlerarası camiada ve ilişkilerde bariz şekilde ortaya çıkan haksızlık ve zulüm karşısında adaleti evrensel düzeyde gerçekleştirme azim ve gayretine öncülük etmektedir. ederim. Bizler köklerini geçmişinden alan ve umutla geleceğe ilerleyen bir medeniyete sahibiz. Geçmişte büyük medeniyetler kurduk ve adaletle yönettik. Zulümle yönetilen başka devlet veya otoriterlerin halkları, zaman zaman bu adil yönetim anlayışımız nedeniyle kendiliğinden kurduğumuz imparatorluklarımızın yönetimine girmeyi kabul ettiler. Ancak geçmişimizle övünerek mesafe alınmayacağı ortada olup ileriye doğru atılacak adımların çok sağlam bir şekilde atmak zorundayız. Buna da öncülük yapacak olan kurumların başında milletimizin ve devletimizin gelecek tasavvurunun merkezinde olan üniversitelerimiz gelmektedir” ifadelerini kullandı.
“Bilim ve bilgi, başlı başına bir güçtür ve günümüzde silah olarak kullanılmaktadır”
Lübnan’da çağrı cihazlarıyla yapılan saldırının günümüzdeki bilim ve bilginin silaha dönüşmesindeki bir örnek olduğunu belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “İnsanlık tarihinin en zor anlarını, en çok çatışmaların, çekişmelerin ve zulmün olduğu zamanlarını yaşıyoruz. Bu zaman dilimi, yaşadığımız bu çağ, dijitalleşme ve bilişim çağıdır. Hikmet ve irfan yoksunu insanların elinde gelişen bu bilim ve bilgi, başlı başına bir güçtür ve günümüzde silah olarak kullanılmaktadır. Bilgiyi güç ve silah olarak kullananlar, teknoloji, ticaret, uluslararası örgütler vesair her alanda kurdukları hegemonik bir yapı ile dünyadaki mazlum ve masum milletlerin seslerinin çıkmasına mani olmaya çalışmaktadırlar. İnsanlığın hayrına olan teknoloji ve. Günümüzde silaha dönüştürüldüğünü görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Lübnan’da çağrı cihazlarının aynı anda tek merkezden gönderilen elektronik mesajla çarşı, pazar, market, park vesaire gibi halka açık yerlerde patlatılarak yüzlerce kişinin öldürülmesi, binlerce insanın yaralanması, masum binlerce insanın temel insan hakkı olan yaşam hakkının nasıl ihlal edildiğinin, bilginin nasıl vahşice bir silaha dönüştürüldüğünün en yıkıcı bir örneği olmuştur” dedi.
“Adalet ve eşitlik anlayışına dayalı yeni bir uluslararası sistemin kurulması gerekiyor”
Uluslararası düzeyde kurulacak yeni sistemle dünya genelindeki çatışmaların ve anlaşmazlıkların sona erebileceğini belirten Danıştay Başkanı Yiğit, “Bilginin, insanlığın ve kainatın hayrına kullanılması gerekirken bir tür silah olarak kullanılmasının önüne geçecek güçlü uluslararası hukuksal mekanizmalara duyulan ihtiyaç da açıktır. Somut örneklerini Filistin’de, Gazze’de, Lübnan’da, Doğu Türkistan’da yaşananlarda gördüğümüz gibi milletlerarası ilişkilerde adalet ve eşitlik ilkelerinin görmezden gelindiği, güçlünün haklı kabul edildiği, zulme uğrayanın hakkını arayacağı mekanizmaların işlemediği bir gerçektir. Artan uluslararası anlaşmazlık ve çatışmaların temel sebebini de bu durum olduğu açıktır. Bu çatışma ve anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması ancak adalet ve eşitlik anlayışına dayalı yeni bir uluslararası sistemin kurulmasıyla mümkün olacaktır. Milletler arası ilişkilerde adalet ve eşitlik ilkelerinin görmezden gelinmesinin somut tezahürü olarak coğrafyamızda yaşanan çatışma ve savaşlar en temel insan haklarından olan yaşam hakkı ihlal edilen ve can güvenlikleri tehlike altında olan insanları sığınacakları güvenli bir yer arayışına itmektedir. Aynı coğrafyayı ortak tarihi mirası, kültürel ve manevi değerleri paylaştığımız bu insanlar, canlarını tehlikede gördüklerinde zulme uğradıklarında sığınılacak en güvenilir ülke olarak Türkiye’yi görmektedirler” diye konuştu.
“Günümüzde medeniyet ve insanlık büyük bir sınav vermektedir”
İnsan haklarının ve adaletin korunması için hukukun tüm imkanlarının kullanıldığını belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, şu ifadeleri kullandı:
“Hukukun ve onu uygulamakla görevli bir yetkili yargının korumaya çalıştığı en önemli evrensel değer insan hakları ve adalettir. Geçmişte adaletle dünyayı yönetmiş bir milletin ve atalarımızın mirasçısı olarak onlardan devraldığımız bu hak ve adalet değerlerinin, dünyanın birçok yerinde sürdürülen zulüm karşısında yoksunluğunu yaşadığımız bu zaman diliminde yeniden hakim olması için mücadelesini vermek, adil bir dünya için çalışmak, sizlerin ve gelecek nesillerin en büyük sorumluluklarından biridir. Günümüzde medeniyet ve insanlık büyük bir sınav vermektedir. Bilginin silaha dönüştürüldüğü günümüzde aşırı silahlanmanın getirdiği güç dengesizlikleri, savaşları ve çatışmaları körüklemekte, bu savaşlarda sergilenen orantısız güç kullanımları, insan hakları ihlalleri boyutunun çok üstüne çıkarak, bir insanlık suçu olan soykırım olarak tezahür etmektedir. Uluslararası camiada zulmü oraya milletlerin hakkını korumanın, haklı olanı güçlü kılmanın yolu, milletlerarası adil bir düzeni hayata geçirecek yeni yapılanmadan ve bunu ayakta tutacak güçlü bir hukuki temele dair dayalı kurumların teşkilinden geçmektedir.”
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in açılış dersinin ardından Eskişehir’de bulunan üniversitelerde görev yapan ve “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde yer alan akademisyenlere tebrik belgeleri verildi.
Törene, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zhao, Karasal ve Deniz Üstü Rüzgar Etkinliği (WindEnergy Hamburg) kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin enerji dönüşümü için gerekli kapasite artışında her yıl ortalama 1 gigavat hacim yarattığına işaret eden Zhao, “Bu dönüşümü hayata geçirmek için 1 megavatı bile hesaba katmalıyız. Kapasite artışında Avrupa’da sadece birkaç ülke Türkiye ile yarışabiliyor. Bunlar Almanya, İspanya gibi uzun yıllardır rüzgar enerjisi sektöründe olan ülkeler.” diye konuştu.
Zhao, Türkiye’nin küresel rüzgar enerjisi kurulu gücüne sağladığı kapasite artışı ve ekipman üretimi ile kattığı değerle Avrupa’da ilk 10’da bulunduğuna işaret etti. Zhao, şöyle devam etti:
“Türkiye ekipman üreten bir ülke. Daha da önemlisi tedarik zinciri güvenliği ve bu zincirin devamlılığını sağlayabilen bir ülke konumunda. Coğrafi olarak doğu ile batının birleştiği eşsiz avantajlara sahip. Bu durumda özellikle Kovid-19 salgını sonrası oluşan tedarik zinciri sıkıntılarında Türkiye’nin rolü ortaya çıktı. Çin kadar büyük kapasiteli olmasa da ekipman talebine cevap verebilen bir ülke oldu. Üretim kapasitesini belki 3’e katlayarak ve Avrupa ile rüzgarda daha fazla işbirliği yaparak sektörün gelişimi desteklenebilir. Rüzgar enerjisi ekipman tedarikinde Türkiye özellikle Avrupa için vazgeçilmez bir pazar. Ekipman üretiminde Avrupa büyük oranda Çin’e bağımlı ancak tedarik zinciri değişiminde yumuşak geçiş gerekiyor, Türkiye sahip olduğu imkan ve potansiyelle avantajlı konumda bulunuyor.”
Türkiye’de yatırımcıların ilgi duyduğu yenilenebilir enerji kaynaklı yeşil hidrojen üretimi konusunda da bilgi veren Zhao, “Yeşil hidrojen ve amonyak üretimi konusu Kovid-19 salgınından önce çıkmıştı. Bu iki konu da şu an enerji sektörünün anahtar konuları halinde geldi. Bu teknoloji hala çok yeni olsa da birkaç yıl içinde küçük ölçekli yeşil hidrojen projelerinin hayata geçeceğini öngörüyoruz. Yüksek maliyetler sebebiyle beklenenden biraz daha yavaş ilerlese de gerçekleşecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düşüyor”
GWEC Endüstri Üst Yöneticisi (CIO) Stewart Mullin de enerji dönüşümü için gerekli yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düştüğünü belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Rüzgar enerjisinin enerji dönüşümüne anlamlı katkısı için mevcut kapasite artışının iki katına çıkması gerekiyor. Türkiye dahil tüm ülkelerin buna katılımı oldukça önemli. Dünyada yeni rüzgar enerjisi kurulumları için yeterli ekipman var mı, yeterli elaman var mı, yeterli kapasite açılacak mı? Sektörde odaklandığımız konular bunlar.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde 2 PKK/ YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde 1 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Gücünü asil milletimizden alan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörist temizliğine ara vermeden devam ediyor. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde belirlediği 2 PKK/YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği 1 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleye devam edecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların araçlarda kullanımını yasaklamayı planlıyor. Yetkililer kararın, özellikle otomotiv sektöründeki güvenlik risklerini azaltmayı hedeflediğini ifade etti.
ABD hükümeti, güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların otomobillerde kullanılmasını yasaklamayı planladığını duyurdu. Yetkililer, ‘Çin’in teknolojik araçlarını kullanmanın potansiyel risklerini’ vurgulayarak, otomotiv sektöründe bağımsızlık sağlamak amacıyla bu düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Açıklamada, kararın ABD içindeki otomobil üreticilerini etkileyecek ve ülkenin teknoloji politikalarındaki değişimlerin bir parçası olarak görüldüğü belirtildi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Çin’in ABD’nin ulusal güvenlik kavramını aşırı esnetmesine ve ilgili Çin şirketlerine ve ürünlerine karşı ayrımcı önlemler almasına karşı olduğunu söyleyeyim. ABD’yi piyasa ekonomisi ilkelerine saygı göstermeye ve Çinli şirketler için açık, adil, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlamaya çağırıyoruz. Çin, yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere gittiği Rusya’nın başkenti Moskova’da Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş yaptığı açıklamada, “Resmi temaslarımız dolayısıyla bulunduğumuz Moskova’da, parlamento heyetimizle birlikte Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktık” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL, Gazze’nin güneyinde yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı bir okulu vurdu. Saldırıda 22 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı. Filistin Kızılayı (PRCS) ölü ve yaralıları hastaneye naklettiği görüntüleri paylaştı.
Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in bugün Gazze’nin güneyinde bulunan yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı bir okulu vurduğu ifade edildi. Saldırı sonucunda 22 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı. Bakanlık sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, bakanlık çalışanlarının bulunduğu depolara da saldırı düzenlendiği ve 5 çalışanın hayatını kaybettiğini açıkladı. PRCS, ölü ve yaralıları bölgedeki hastaneye naklettiği görüntüleri paylaşarak, “Filistin Kızılayı ekipleri, Gazze şehrinin El-Zaytun mahallesindeki El-Falah Okulu’nu hedef alan saldırının ardından 5 ölü ve 15 yaralıyı nakletti” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarında ölenlerin arasında Hizbullah’ın üst düzey bir komutanı olduğunu açıklamasından sonra Hizbullah İbrahim Akil’in öldüğünü doğrulamıştı. Hizbullah, ayrıca saldırılar sonucunda örgütün bir diğer üst yetkilisi Ahmed Vehbi’nin de öldüğünü bildirdi.
Beyrut’a saldıran İsrail’e, Hizbullah’tan misilleme geldi. Hizbullah, İsrali’in kuzeyindeki askeri bölgeye son bir saat içerisinde 45 füze attı. Askeri bölgede yangın çıktı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Seminer Salonu’nda yapılan sempozyumun açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğü Kütüphaneler Daire Başkanı Ayhan Tuğlu, programın iki ülkenin kütüphanesi arasında gerçekleşen ikinci etkinlik olduğunu belirtti.
Tuğlu, “İlk etkinliğimizde hem Osmanlı hem de Macar tarihinde önemli yeri olan İbrahim Müteferrika’yı anmıştık. Onun, iki ülke arasındaki kültürel ve entelektüel köprü olma vasfı bugün hala edebi, kültürel işbirliğimizde sürmektedir.” diye konuştu.
Çevirinin yalnızca diller arasında bir köprü olmadığını aynı zamanda toplumlar arasında tarihi ve kültürel mirasın aktarılmasını sağlayan önemli bir araç olduğunun altını çizen Tuğlu, edebi çevirinin ise milletlerin en değerli düşünce ve duygularını birbirine sunarak ortak kültürel miras oluşturmanın etkili yollarından biri olduğunu söyledi.
Bugün gerçekleştirilen etkinlikle Macaristan ile Türkiye’nin zengin geçmişini edebi eserler aracılığıyla yeniden keşfetmeyi ve iki ülke arasındaki ilişkiyi pekiştirmek istediklerini dile getiren Tuğlu, “Eserlerin dil ve düşünce zenginliği bu çeviri çalışmalarıyla daha geniş kitlelere ulaşacak, edebiyatın evrensel değerleri bir kez daha gün yüzüne çıkarılacak.” dedi.
Programda, Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Victor Matis, Bakanlık Komisyon Üyesi Peter Hoppal ve Macar Milli Kütüphanesi Genel Müdür Yardımcısı Judit Gerencser de konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından sempozyuma geçildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Üniversitenin eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine üst düzey destek vermesi amacıyla kurulan BUÜ Uluslararası Akademik Danışma Kurulu çalışmalarına başladı. Dünyaca tanınmış uzman isimlerden oluşan kurul, ilk toplantısını yaptı. Bursa’da düzenlenen toplantıya BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları, dekanlar, enstitü müdürleri, ilgili birim koordinatörleri ve idari personel katıldı.
Üniversite tarihinde ilk
Toplantıda kısa bir açılış konuşması yapan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, kurulun üniversitenin uluslararasılaşma hedeflerine yönelik son derece kıymetli katkılar yapacağına inandıklarını vurguladı. BUÜ’nün uluslararası alanda daha etkin bir rol alması için kurulun sunacağı öneriler doğrultusunda çalışmalar yürüteceklerini aktaran Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Yarım asırlık eğitim-öğretim tarihimizde ilk kez Uluslararasılaşma konusunda bir kurul oluşturduk. Bugün yaptığımız toplantı ile de kurulumuzun çalışmalarını başlatmış olduk. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığımızın belirlediği hedeflere yönelik olarak Uluslararasılaşma konusunda özel bir çaba sarf ediyoruz. Dünyanın önde gelen üniversitelerinde çalışan ve alanında tanınmış isimleri kurulumuza aldık. Bizleri kırmayarak bu kurulda yer aldıkları için kıymetli akademisyenlerimize şükranlarımızı iletiyoruz. İşbirliği içerisinde çalışacak ve üniversitemizi uluslararası arenada çok daha görünür hale getireceğiz. Hocalarımızın üniversiteleri başta olmak üzere, dünya çapındaki yükseköğretim kurumlarıyla özel projelere imza atacağız. Uluslararası Akademik Danışma Kurulumuzun üniversitemiz, akademik camiamız ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Uluslararası Akademik İlişkiler Koordinatörlüğü’nün gerçekleştirdiği sunum ile devam eden toplantı, soru-cevap bölümü ve karşılıklı görüş alışverişinin yapılmasının ardından sona erdi. Üniversite yönetimi daha sonra kurul üyeleri için kapsamlı bir Bursa gezisi düzenledi.
Dünyaca tanınmış bilim insanları
BUÜ yönetimi tarafından üniversite tarihinde ilk kez oluşturulan Uluslararası Akademik Danışma Kurulu’nda dünyanın önde gelen üniversitelerinden farklı alanlarda çalışan üyeler görev aldı. Toplam 10 üyenin bulunduğu kurul üyeleri ve görev yaptığı üniversiteler şu şekilde sıralanıyor: Prof. Dr. Cezmi Akdiş-UniversityZurich- İsviçre (Tıp), Prof. Dr.PetraCagnardi-University of Milan- İtalya (Veterinerlik), Doç. Dr. M.E. Medhat-University of Chinese Academy of Sciences-Çin (Fizik), Doç. Dr. George Lavidas Delft-University of Technology- Hollanda (Mühendislik), Prof. Dr.Mehmet Asutay-DurhamUniversity- Birleşik Krallık (İktisat), Doç.Dr. Fozia Bora-University of Leeds-Birleşik Krallık (İlahiyat), Prof. Dr.Kati Mkitalo-University of Oulu- Finlandiya (Eğitim), Prof. Dr.JosepJoanMoresoMateos-UniversitatPompeuFabra- İspanya (Hukuk), Dr.Talal Al Azem- Cambridge MuslimCollege-Birleşik Krallık (Tarih), Dr.MuthukumarappanKasiviswanathan- South Dakota StateUniversity-ABD (Biyosistem Mühendisliği). – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM İnsan Hakları Konseyi’nin 57. Oturumu dolayısıyla Cenevre’de bulunan Katrougalos, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in yoğun saldırıları altındaki Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki gelişmelere dair AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
“Gazze’de bir trajedi yaşanıyor. On binlerce sivil öldürüldü, bunların çoğu çocuk ve kadın.” diyen Katrougalos, uluslararası toplumun bu suçlar konusunda pasif kalamayacağını söyledi.
Katrougalos, ülkelerin en azından Gazze’deki savaşı durdurmak ve acilen ateşkes sağlamak için İsrail’e baskı yapması gerektiğini söyledi.
Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail’in tüm Filistin topraklarını işgal etmesinin yasa dışı olduğuna dair net bir kararı bulunduğunu hatırlatan Katrougalos, şöyle devam etti:
“Bu durum hem Batı Şeria hem de Gazze için geçerli. İşgal altındaki topraklarda yaşayan halka yönelik her türlü şiddet uluslararası hukuk tarafından yasaklandı. Batı Şeria’da yaşananlar dolayısıyla çok endişeliyim çünkü orada yaşananlarda (İsrail’in saldırıları) açık bir tırmanış görüyorum. Uluslararası baskının orada daha da kötü şeylerin olmasını önleyebilmesini umuyorum.”
Katrougalos, bu süreçte hem UAD hem de Uluslararası Ceza Mahkemesinin elinden geleni yaptığını belirterek UCM Başsavcısı Kerim Han’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “yakalama kararı” çıkarılmasına yönelik talebinin hala beklediğini söyledi.
“AB hala bölünmüş durumda”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) Gazze’de yaşananlara yönelik tepkisinin, BMGK’nin güvenirliliğini tehdit ettiğine yönelik söylemler olduğuna da işaret eden Katrougalos, “Birçok ülke çifte standartlarla hareket ediyor. Bu durum böyle devam ederse sadece Filistin’i değil, çok taraflılığın geleceğini, BM’nin kendisini de etkileyecek.” diye konuştu.
Katrougalos, uluslararası mahkemelere taşınan davalara karşı Avrupa devletlerinin müdahalesinin uluslararası hukuka saygı açısından üzücü olduğunu belirterek “(Avrupa) Ülkelerimizin böyle bir durumda İsrail’e silah satmaya devam etmesi talihsiz bir durum. Avrupa Birliği (AB) hala bölünmüş durumda. İspanya ve İrlanda gibi ülkeler savaşın durdurulması ve Filistin devletinin tanınması gerektiğini söylüyor. Diğer devletler hala sessiz. Bunu gerçekten çok üzücü buluyorum ve gelecekte değiştirmemiz gereken bir durum.” ifadelerini kullandı.
Yunanistan’ın geçmişte Filistinlilerin haklarını savunduğunu söyleyen Katrougalos, son yıllarda Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis hükümetinin bu konuda “tersine adımlar attığını” üzülerek belirtmek durumunda olduğunu bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları Han Yunus’un batısındaki El-Mevasi bölgesinde yerinden edilenlerin çadırlarına 3 füze saldırısı düzenledi.
Saldırının şiddetiyle bölgede 9 metre derinliğinde çukur oluştuğu ve en az 20 çadırın yandığı, çok sayıda kişinin kumların altına gömüldüğü kaydedildi.
Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre ise saldırıda ilk belirlemelere göre en az 8 Filistinli öldü, onlarca kişi de yaralandı.
Sivil savunma ekiplerinin, bölgede elektrik olmaması, cesetlerin oluşan çukura gömülmesi ve etrafa saçılması nedeniyle ölü ve yaralılara ulaşmakta zorluk çektiği aktarıldı. Bu nedenle sayının artabileceği belirtildi.
İsrail ordusu ise saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, Mevasi bölgesinde Hamas komuta merkezini hedef aldığını iddia etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ve Hamas arasında esirlerin takası da dahil Gazze Şeridi’nde ateşkese ilişkin anlaşmaya yönelik diplomatik çabalar devam ederken, İsrail’in başkenti Tel Aviv’de Hamas ile ateşkes anlaşması yapılması için 5 gündür hükümet karşıtı protestolar sürüyor. Protesto, esirlerin yakınlarının da katılımıyla Habima Meydanı’ndan Gazze Şeridi’nde esir tutulurken hayatını kaybeden 27 esiri temsil eden tabutlarla düzenlenen sembolik bir cenaze töreni ile başladı.
Tel Aviv’deki İsrail ordusu karargahı önüne gelen yaklaşık 2 bin kişi, “Hepimiz kan hükümetinin rehineleriyiz” ve “İmzalanmayan bir anlaşma herkesi öldürür” sloganlarını attı.
“Ben Gvir bir teröristtir”
Bazı göstericiler, daha sonra Ayalon otoyoluna doğru yürüyüşe geçti. Otoyolu trafiğe kapatmaya çalışan göstericiler ile polis arasında çatışma çıktı. Polisin sert müdahalesi sonrası göstericiler, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir aleyhine sloganlar atarak, “Ben Gvir bir teröristtir” diye bağırdı. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bugünse benzer bir ses, Ukrayna ordusunun eğitim amaçlı havalandırılan insansız hava aracından geliyor.
Chernihiv’de, Moskova’nın ilerleyişini durdurmak için üniforma altına yeni alınan Ukraynalıların eğitildiği gizli bir eğitim alanındayız.
Komutanların emirlerinin ve makineli tüfek ateşinin yankılandığı eğitim sahasındaki en çarpıcı görüntü, askere alınanların yaşı.
Çoğu 40’lı ve 50’li yaşlarında görünüyor.
Saçları ağarmış Rostyslav’un, Odesa’daki evinde yolunu gözleyen iki çocuğu ve eşi var.
Bir ay öncesine kadar burada şoförlük yapıyordu.
Önümüzdeki ay ise kendini, Ukrayna’nın başlattığı Kursk operasyonunda cephe hattında bulabilir.
Rostyslav, Kursk saldırısı için “Bence bu doğru bir şeydi” diyor:
“Ne kadar zamandır topraklarımızda olduklarına bakın. Uzun zamandır acı çekiyoruz, bir şeyler yapmalıyız. Topraklarınız ele geçirilirken öylece bakıp oturamazsınız. Ne yapalım? Onların kölesi mi olalım?”
Şahit olduğumuz hızlandırılmış eğitim programı, Ukrayna’nın karşı karşıya kaldığı asker takviyesi baskını gösteriyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı, yalnızca Mayıs ve Haziran aylarında gerçekleşen Rus asker kaybını 70 bin olarak tahmin ediyor.
Eğitim alanını kavuran güneşin altında, üniforma altına alınan Ukraynalılar, Amerikan yapımı zırhlı savaş araçlarına girip çıkıyor ve belirlenen hedefleri ateş altına alıyor.
Bu eğitim alanının yerinin gizliliğinden endişe eden ordu yetkilileri, BBC’de yayınlanmadan önce görüntüleri incelemek istedi. Ancak haber kayıtları üzerinde editoryal bir kontrole sahip değillerdi.
Savaşta iki buçuk yılı geride kaldı ve Ukrayna daha fazla askere ihtiyaç duyuyor.
Erkeklerin askere alınma yaşını 27’den 25’e düşüren yeni bir yasa yürürlüğe girdi. Kadınlar için askerlik hizmeti zorunlu değil.
Eğitim alanındaki askerlerin tamamı buraya gelmeden 30 günlük temel eğitim almıştı.
Burada, savaş alanında karşılacakları yaralanmalara karşı ilk yardım gibi eğitimlerden geçiyorlar.
Ladin ağaçlarının gölgesinde canlandırılan ilk yardım senaryolarının, önümüzdeki haftalarda ve aylarda savaş alanının acımasız gerçekliğinde karşılarına çıkması olası.
Alanda bize eşlik eden bir asker, acemi erlerin, yeterli savaş eğitimi almadan cepheye gönderilmeyeceklerini söylüyor.
Sert bir şekilde “Onları ölüme göndermeyeceğiz” diyor.
Buna karşın, özellikle profesyonel askerlerden, acemi askerlerin yeterli eğitim almadan cephe hattına gönderildikleri yönünde şikayetler duyduk.
Ukrayna, özellikle Donbas’ta stratejik açıdan önemli Pokrovsk şehrini çevreleyen cephe hattında sorunlar yaşıyor.
Ancak geçen ay Rusya topraklarına başlatılan karşı saldırı moralleri yükseltti ve savaşa yeni bir boyut kattı.
Bu morale karşı Kursk, Kiev için bir cephe daha demek ve bu aynı zamanda Zelenskiy için de büyük bir kişisel kumar anlamına geliyor.
Ordu yönetiminin, yeni askerleri nereye gönderecekleri konusunda zor stratejik kararlar almaları gerekiyor.
Mesleği inşaatçılık olan 30 yaşındaki Maxim, grubun en genci gibi görünüyor.
“Eğitim, eğitim ve tekrar eğitim almamız gerekiyor. Burada ne kadar çok eğitim alırsak o kadar çok şey öğreneceğiz. Bu bize cephede yardımcı olacak.” diyor.
Ona “Nerede yardımcı olacak?” diye soruyorum.
“Toprağımızı Donetsk’te veya Kursk’ta savunmaya hazırız,” diyor gururla karışık gergin bir kahkahayla.
Ukrayna, Kursk harekatı için Rusya içine 10 bin kişilik elit askerlerin gönderildiğini kaydediyor.
Rusya Savunma Bakanlığı, Kiev’in bu saldırıda binlerce kayıp verdiğini iddia ediyor.
Ukrayna ordusunun başı General Oleksandr Syrskyi ise Rusların Kursk’u savunmak için 30 bin asker gönderdiğini duyurdu.
Tüm bu rakamları bağımsız kaynaklardan doğrulamak zor.
Ukrayna asker kayıplarını açıklamıyor.
Eğitim alanında tanıştığımız “Yapımcı” lakaplı bir askerin Rusya harekatına katılan hasarlı ve tahrip olmuş araçlarla ilgilendiği açık.
Yorgun bir şekilde, “Bu savaşın sona ermesini istiyorum” diyor:
“Çünkü bu savaşın hiçbir nedeni yok. Vladimir Putin adında bir adam ülkemize saldırdı. Peki ne yapacaktık? Evimizi savunmalıyız. Savunmalıyız, savunmalıyız, savunmalıyız. Ancak Ukrayna küçük bir ülke.”
Moskova ile Kiev arasındaki güç farkı, Zelenskiy’nin Batı’ya yönelik askeri yardım çağrılarının temelini oluşturuyor.
Zelenskiy, savaşı Rusya’ya taşıyarak halkını motive etti.
Ancak Vladimir Putin’in tepkisinden ve daha geniş bir çatışma ihtimalinden korkan bazı müttefiklerini de endişelendirdi.
Putin şu ana kadar, en azından kamuoyu önünde, savaşın ülkesine verdiği zararı görmezden geldi.
Rusya’nın aksine, Ukrayna cepheye göndermek için sınırsız sayıda asker rezervine sahip olmadığını kabul ediyor.
Zelenskiy, hava savunması için daha fazla Amerika ve Avrupa yardımının hayati olduğunu tekrarlıyor. Uzun menzilli füzelerin Rusya’ya saldırı için kullanılmasına daha fazla izin verilmesi gerektiğini savunuyor.
Eğitim alanında konuştuğumuz Rostyslav, Zelenskiy’nin kesinlikle haklı olduğuna inanıyor.
“Ruslar uzun menzilli silahlarla topraklarımızı hedef alabiliyor. Ancak bizim onların topraklarını vuracak böyle silahımız yok. Buna daha fazla dayanamayız” diyor.
Rostyslav devam ediyor:
“Bu kirli savaşı bitirmek için Moskova’yı vurmak istiyoruz. Çocuklar ve siviller acı çekiyor, herkes acı çekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail askerleri, Cenin kentine yönelik saldırılarına 5. gününde de devam ederken, İsrail ordusuna ait iş makinaları Cenin’in kent merkezindeki en işlek noktalardan Sinema kavşağı ve Ebu Bekir Sıddık Caddesi’nde yolları kazıdı. Aynı şekilde, İsrail’e ait iş makineleri, bölgedeki Filistinlilerin dükkanlarını da tahrip etti.
Cenin Belediye Başkanı Nidal el-Ubeydi AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Cenin kentine düzenlediği saldırılarda neden olduğu yıkımı “deprem” olarak niteleyerek, “En büyük kayıp şehitlerin canıdır. Maddi düzeyde işgal araçlarının su ve iletişim hatlarını kesme ve sabote etme, elektrik trafolarını patlatma gibi altyapıya verdiği tahribat çok büyük.” ifadelerine yer verdi.
“İsrail saldırılarının Cenin’e verdiği zarar yaklaşık 500 milyon şekel (yaklaşık 135,2 milyon dolar) olarak tahmin ediliyor. Kentte deprem olmuş gibi büyük bir yıkım meydana geldi. Sokaklar yerle bir olmuş, evler yıkılmış.” sözlerine yer veren Ubeydi, saldırıların üst üste beşinci gününde de devam ettiğini ve her gün yeni yıkımların yaşandığını belirtti.
Saldırılar kamusal ve ekonomik hayatı felç etti
İsrail ordusunun saldırılarının, kamusal ve ekonomik hayatı felce uğrattığını, bölge sakinlerinin koşullarının çok zor olduğunu ve kuşatma sonucunda doğu mahallesinde ve kampta temel malzeme sıkıntısı yaşandığını vurgulayan Ubeydi şunları söyledi:
“Kentte işgalciler tarafından tahrip edilen yerleri restore etmek ve rehabilite etmek için büyük bir çabaya ihtiyaç var. İsrail askerlerinin geri çekilmesinin hemen ardından kent sakinlerinin hayatını kolaylaştırmak için kenti mümkün olduğunca iyileştirmek için çalışacağız.”
İbni Sina Hastanesi’ndeki sağlık çalışanı Hazim Mutavvif da İsrail askerlerinin yolları buldozerlerle kazıyarak, tahrip etmesinin hareketlerini kısıtladığını ve acil durumlarda olay mahalline yetişmenin zorlaştığını ifade etti.
Yıkımların kasıtlı ve sistematik bir şekilde yapıldığını aktaran Mutavvif, “Cenin kent merkezi çatışma bölgelerinden uzak olduğu halde yine de zarar veriliyor.” dedi.
İsrail, 28 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde Cenin, Tulkerim ve Tubas kentlerindeki mülteci kamplarına “2. İntifada”nın yaşandığı 2002’den itibaren en yoğun ve kapsamlı “Yaz Kampları” saldırısını başlattığını duyurmuştu.
Tubas kentine bağlı el-Faria Mülteci Kampı’ndan sonra Tulkerim’deki Nur Şems Mülteci Kampı’ndan çekilen İsrail askerlerinin Cenin’deki saldırıları ise 5. gününde devam ediyor.
İsrail ordusunun 28 Ağustos’tan bu yana işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik saldırılarında 26 Filistinli öldürüldü.
İşgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında en az 672 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEL AVİV – İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne 25 bin 100 şişe çocuk felci aşısının giriş yaptığını açıkladı.
İsrail saldırılarının devam ettiği Gazze Şeridi’nde 25 yıl sonra ilk çocuk felci vakasının tespit edilmesinin ardından İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne 25 bin 100 şişe çocuk felci aşısının giriş yaptığını açıkladı.
COGAT, söz konusu miktarın Gazze Şeridi’ndeki nüfusun yarısından biraz fazlasını aşılamak için yeterli olacağını belirtti. Aşıların Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu ile koordinasyon halinde Gazze Şeridi’ne giriş yaptığı ifade eden COGAT, aşıların önümüzdeki günlerde Gazze Şeridi’nin çeşitli yerlerinde henüz aşı olmamış çocuklara vurulacağını belirtti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hizbullah, Hizbullah’ın kurucu üyelerinden Fuad Şükür’ün öldürülmesine yanıt olarak gece saatlerinde İsrail’e saldırı başlattığını duyurdu. İsrail ise buna karşılık olarak Lübnan’ın güneyini vuruyor. İsrail, Lübnan’ın güneyine yeni saldırılar düzenledi. İsrail Savunma Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, “Gerçek zamanlı tehditleri engellemek için operasyonlarımız devam ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri savaş uçakları Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelerde Hizbullah’a ait yeni rampaları ve Lübnan’ın güneyindeki Hiyam bölgesinde bir terör hücresini vurdu” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Lübnan’da düzenlediği saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, “Kim bize zarar verirse, biz de onlara zarar veririz” dedi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Lübnan’a yaklaşık 100 savaş uçağıyla düzenlenen hava saldırılarına yönelik açıklamasında, “Bu sabah Hizbullah’ın İsrail’e saldırmak üzere hazırlık yaptığını tespit ettik. Savunma Bakanı ve IDF Genelkurmay Başkanı ile mutabık kalarak IDF’nin tehdidi bertaraf etmek üzere harekete geçmesi talimatını verdik. O günden bu yana IDF tehditleri bertaraf etmek için güçlü adımlar atmaktadır. Kuzey İsrail’i hedef alan binlerce roketi imha etti. Diğer pek çok tehdidi de bertaraf ediyor ve hem savunma hem de saldırı anlamında çok güçlü adımlar atıyor. Ülkemizi savunmak, kuzeyde yaşayanları güvenli bir şekilde evlerine döndürmek ve basit bir kuralı uygulamaya devam etmek için her şeyi yapmaya kararlıyız. Kim bize zarar verirse biz de onlara zarar veririz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler’in Filistin Ajansı (UNRWA), İsrail’in Ağustos ayı boyunca 12 ayrı tahliye emri verdiğini, bu nedenle de 250 binden fazla sivilin yerinden edildiğini duyurdu.
UNRWA’dan paylaşılan raporda, “İşgal altındaki Filistin toprakları için İnsani Yardım Koordinatörü (HC), Ağustos ayında şu ana kadar İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) ortalama iki günde bir olmak üzere 12 tahliye emri yayınladığını ve 250 bin kadar insanı bir kez daha taşınmaya zorladığını vurgulayan bir açıklama yaptı” denildi.
UNRWA, nüfusu 2 milyonu aşan Gazze’deki sivillerin 7 Ekim sonrası 1.9 milyonunun yerinden edildiğini belirtti. Raporda, “BM’ye göre, Gazze Şeridi’nde 1,9 milyona yakın insan (ya da her 10 kişiden 9’u) ülke içinde yerinden edilmiş durumda; bunların arasında defalarca yerinden edilenler de var (bazıları 10 defaya kadar)” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hem 1994’teki BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi hem de bu sözleşme kapsamında iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015’te imzalanan ve 2016’da yürürlüğe giren Paris Anlaşması’nın maddelerinin hayata geçirilmesi hususunda kararların alındığı bir süreç olan COP’u, BM’nin oluşturduğu sekreterlik yürütüyor. Bu müzakerelere her yıl bir ülke ev sahipliği yapıyor. Bu yıl, müzakerelerin koordinasyonu ve COP’a başkanlık için Azerbaycan seçildi.
Azerbaycan’ın devlet kurumları, şirketleri ve sivil toplum kuruluşları, ülkenin 11-22 Kasım’da ev sahipliği yapacağı COP 29’un başarılı şekilde hayata geçirilmesi için koordineli çalışma yürütüyor.
COP 29’da toplamda 80 bin civarında, bir günde ise yaklaşık 40 bin misafir ağırlamaya hazırlanan Azerbaycan, bir zamanlar çatışma içerisinde bulunduğu Ermenistan dahil tüm ülkelere davet gönderdi. 50’den fazla devlet ve hükümet başkanı COP 29’a katılacağını teyit ederken sayının artacağı öngörülüyor.
Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı ve COP 29 CEO’su Elnur Soltanov, konferansta müzakere edilecek konuları ve beklentilerini AA muhabirine anlattı.
Soltanov, COP 29’da ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde konuların görüşüleceğini, başlıca konunun iklim finansmanı olacağını söyledi.
Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere daha fazla yardım sağlamasının COP 29’un başlıca gündemlerinden biri olacağını belirten Soltanov, “Gelişmiş ülkeler atmosfere daha fazla sera gazı atarak gelişti. Bu ülkeler şimdi de daha fazla sera gazı emisyonunda bulunuyor. Dünyadaki sera gazı emisyonunun yaklaşık yüzde 4’ü Afrika kıtasından yapılıyor. Fakat iklim değişikliklerinden en fazla etkilenen kıta da Afrika’dır. Küçük ada devletlerinin de sera gazı emisyonu yüzde 1 oranındadır. Fakat bu ülkeler su altında kalarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Paris Anlaşması’na göre gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere sera gazı emisyonunun azaltılması ve iklim değişikliklerinin etkilerini azaltmak için yapılan mücadelede finansal destek sağlamalıdır. Şimdi 100 milyar dolar civarındaki ilkim finansmanının artırılması için ciddi müzakereler yürütülüyor. COP 29’da bu yönde karar alınmasını umuyoruz.” dedi.
“COP 29’da tüm dünyada ateşkes çağrısında bulunacağız”
Soltanov, Paris Anlaşması’nın 6. maddesi kapsamında karbon ticaretindeki engellerin ortadan kaldırılması hususunun da COP 29’da müzakere edilecek önemli konulardan olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“COP sürecinde tüm başlıca kararların oybirliği ile kabul edilmesi gerekiyor. Ama oy birliği şartı olmayan fakat iklim alanında bizi ileri götürecek öneriler de görüşecek. Azerbaycan da bu hususta 14 öneri sundu. Bu önerilerin hayata geçirilmesi için oy birliği gerekmiyor. Bunları bazı ülkelerle ya da şirketlerle hayata geçirebiliriz. Azerbaycan’ın önerisi ile görüşülecek konular içerisinde iklim finansmanı, enerji, tarım, su kaynakları, turizm, dijitalleşme, yeşil kentler ve insan kaynakları hususunda konular bulunuyor. İklim ve barış ilişkisi de Azerbaycan’ın önerileri sırasında bulunuyor. COP 29’da olimpiyatlarda olduğu gibi tüm dünyada ateşkes çağrısında bulunacağız.”
Ermenistan da davet edildi
COP 29’da genel olarak yaklaşık 80 bin misafir ağırlayacaklarını, farklı günlerde farklı sayıda misafirin Azerbaycan’a geleceğini ve gideceğini ifade eden Soltanov, şunları söyledi:
“Bir günde yaklaşık 40 bin misafiri ağırlayacak altyapımız var. Dünyanın tüm devlet başkanlarına davet gönderildi. 50’den fazla devlet ve hükümet başkanı katılacağını teyit etti. Bu rakamın artacağını bekliyoruz. Ermenistan da davet edildi.
COP 29, Azerbaycan’ın bugüne kadar ev sahipliği yaptığı herhangi uluslararası etkinlikle kıyaslanamayacak düzeyde bir etkinlik olacak. İklim müzakerelerine liderlik edeceğiz ve ülke olarak bu husustaki faaliyetlerimizi ortaya koyacağız. Azerbaycan’ın misafirperverliğini göstereceğiz. Devlet kurumları, şirketler ve sivil toplum kuruluşlarının koordineli faaliyeti ile kaliteli organizasyon hayata geçireceğiz. COP 29’un başarılı olamama ihtimali yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜGVA’nın çocuklara yönelik kentte düzenlediği yaz kurslarında yaklaşık 3 bin öğrenci, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Filistin’e yönelik düzenlediği saldırılara dikkati çekmek için anlamlı etkinliklere katılıyor.
İsrail ürünlerini boykot edip Filistin’deki akranlarına mektuplar gönderen çocuklar, çizdikleri resimlerle de işgal altında bulunan Gazze’deki yaşıtlarının yanında yer alıyor.
Sınıflardan sokaklara minik kalpleri Filistin’deki akranlarıyla atan ve kentte düzenlenen Filistin’e destek yürüyüşlerine de aileleriyle katılan çocuklar, farkındalıklarıyla takdir topluyor.
Çocuklar Gazzeli akranlarına yardım da yapıyor
TÜGVA Erzurum İl Temsilcisi Muhammet Faruk Kömeç, AA muhabirine, kentteki 45 okulda öğrencilerle Filistin için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi.
Öğrencilerin etkinliklerde duygu dolu anlar yaşadığını belirten Kömeç, şöyle konuştu:
“Filistin konusunu gündemde tutmak için şiir ve resim yarışmaları yaptık. Filistin’in ‘Türkiye ve Müslümanların davası’ demek olduğunu öğrencilerimizin bilinçlerine kaydedelim istedik. Öğrencilerimizin Filistin’deki yaşıtlarına gönderdiği mektuplar vardı. Vicdanını kaybetmemiş insanın gerçekten muazzam cümlelerle muazzam tespitler yapabildiğini gördük. Mektupları okurken hep birlikte ağladık. Mektupların okunması ve en iyilerin seçilmesi için bir ekip oluşturduk, ekip en iyisini seçmekte çok zorlandı. Bir mektupta öğrencimizin ‘Ben bu kağıdı süslemeyeceğim çünkü katliamın süsü olmaz’ şeklinde ifadesini okuduk.”
Kömeç, çocukların Gazzeli akranları için yaptığı yardımlardan da bahsederek, “Okullarımızda Gazze kolileri oluşturduk, her sınıfa tebessüm kutusu başlığında koliler bıraktık. Öğrencilerimize Gazze’deki arkadaşlarınıza ne göndermek istersiniz bu kutunun içerisine koyun ulaştıralım dedik. Kolilerden gofret, kalem kutusu, oyuncaklar çıktı.” dedi.
Etkinliklere katılan 5. sınıf öğrencisi 11 yaşındaki Sena Özdemir, Filistin’de binlerce masum çocuğun hayatını kaybettiğini televizyondan öğrendiğini anlattı.
Özdemir, Filistin’de yaşananlar için elinden geleni yaptığını belirterek, “Savaş altındaki akranlarıma çok üzülüyorum. Filistin için resim yapıyoruz, mektup ve şiir yazıyoruz. Filistin’de savaş altındaki yaşıtlarımız için farkındalık oluşturuyoruz. Karpuz, Hanzala, Filistin haritası, Mescidi Aksa, zeytin figürleri üzerine boyama yapıyoruz.” diye konuştu.
“Seni ve toprağını korumak istediğim için boykot mallarını kullanmıyorum”
Filistin’deki akranları için mektup yazan Özdemir, kaleme aldığı cümleleri şöyle okudu:
“Masum olan ama bunu gösteremeyen çocuk, seni çok iyi anlıyorum. Biliyorum ki sen de benim gibi özgür olmak istiyorsun ama toprağından ayrılmak istemiyorsun. Seni ve toprağını korumak istediğim için boykot mallarını kullanmıyorum. Çünkü o zalim İsrail’e mermi vermek istemiyorum. Tüm Filistin’i kurtarmak ve kollarımın altına almak istiyorum. Gazze’deki Mescidi Aksa’yı ve oradaki tüm Müslümanları korumak istiyorum. Hiç üzülme çünkü tüm Türkiye, Filistin’in yanında, sakın unutma zafer Allah’ındır.”
Çocuklardan Ahmet Emin Toraman, Filistin’deki yaşıtları için oyun alanı kalmadığı için üzüldüğünü söyleyerek, “Hasta ve yaralı çocuklar için resim yapıyoruz. Çocuklar orada hastalanıyor, yaralanıyor ve açlıktan ölüyor.” dedi.
Elif Sahra Kotan ise “Filistin’e yardımcı olmak için etkinlikler düzenliyoruz. Oradaki yaşıtlarım için üzülüyorum çünkü bombalanıyor, aç kalıyor. Yaptığımız etkinliklerle oradaki çocuklara farkındalık oluşturup dikkat çekmek istiyoruz. Her çocuk yaşamak için doğar, yaşamalı, ölmemeli.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>