Bakan Tunç, Burdur’un Bucak ilçesinde, AK Parti Bucak Belediye Başkan adayı Emrullah Ünal ile esnaf ziyaretinde bulundu.
AK Parti Bucak Seçim Bürosunda partililerle bir araya gelen Tunç, burada yaptığı konuşmada, Burdur ve Bucak’ın her zaman Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na en büyük desteği veren yerlerden olduğunu söyledi.
Bakan Tunç, Türkiye’de gerçek belediyeciliği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başlattığını, CHP yönetiminde suları akmayan, çöpleri toplanmayan, yolları çukur olan İstanbul’u 5 yılda yaşanabilir hale getirdiğini hatırlattı.
Tunç, İstanbul’daki gerçek belediyecilik başarısının AK Parti’nin kurulmasını ve Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkenin başına geçmesini sağladığını vurgulayarak, “Gerçek belediyecilik, AK Parti’nin iktidara gelmesiyle beraber, Türkiye genelinde, bütün Anadolu’nun il ve ilçelerinde, beldelerinde eser ve hizmet siyasetine dönüştü. 22 yıldan bu yana da milletimize, hem yerelde hem genelde hizmet etmenin şerefini Cenabıallah bahşetti. Biz de milletimizin güvenine layık olabilmek için gecemizi gündüzümüze katmaya devam ediyoruz.” dedi.
“Özgürlüklerin önünü alabildiğince açtık”
Tunç, 22 yıldan bu yana toplum olarak “güçlü olalım” diye çalıştıklarını, istikrarlı kalkınma hamleleriyle bütün vilayetleri eserlerle donattıklarını vurguladı.
Enerjide bağımsız, savunma sanayinde daha güçlü olmak, terörle daha güçlü mücadele etmek ve dışa karşı daha güçlü olmak için çalıştıklarını vurgulayan Tunç, şöyle konuştu:
“Enerjide bağımsız olmak için doğal gazıyla petrolüyle ve diğer enerji kaynaklarıyla yoğun bir çaba gösterdik. Yine göstermeye devam ediyoruz. Dünya projeleriyle ülkemizi tanıştırdık. AK Parti’den önce temel hak ve özgürlükler kısıtlanıyordu. Üniversitelerde çocuklarımızın kılık kıyafeti sorun ediliyordu. Derslerden, sınavlardan atılıyordu. Okul birincileri, kürsülerden indiriliyordu. Öyle günleri yaşadık. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı o günlerden bugünlere geldik. ve özgürlüklerin önünü alabildiğince açtık. Demokrasimizin standardını yükselttik. Hep ne yaptık? Milletimizle beraber o milli iradenin düşmanlarına, vesayetçi ve darbeci anlayışa karşı hep mücadele ederek bugünlere geldik. 22 yıldan bu yana ülkemizi geliştirmek için kalkındırmak, büyütmek için çalışırken her türlü engellerle de karşılaştık.”
“Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar bu mücadelemiz devam edecek”
Tunç, Gezi olayları, 17-25 Aralık emniyet, yargı darbesi ve 15 Temmuz darbe girişimiyle ülkenin seçilmiş hükümetini devirip, demokrasiye darbe vurulmaya çalışıldığını anımsatarak, milletin şanlı direnişi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü duruşuyla tüm bu zorlukları aşmayı başararak bugünlere geldiklerini söyledi.
Bundan sonra da yine milletle yürümeye devam edeceklerini belirten Tunç, milletin refahını, alım gücünü arttırmak için çalışacaklarını vurguladı.
Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurulması çabalarına karşı yaptıkları mücadelede şehitler de verdiklerini aktaran Tunç, “Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar bu mücadelemiz devam edecek. Çocuklarımızın ve gençlerimizin huzurlu bir geleceğe kavuşması için çalışacağız.” dedi.
Bakan Tunç, Anayasa’nın tamamen demokratik sivil bir hale kavuşması için yeni bir mücadele verdiklerini dile getirerek, bu dönemde parlamentoda uzlaşma sağlanırsa, millete yakışır, demokratik, şirin, katılımcı bir anayasaya kavuşulacağını kaydetti.
]]>Bakan Tunç, Burdur Valiliğini ziyaret ederek, valilik şeref defterini imzaladı.
Vali Türker Öksüz’le bir süre görüşen Tunç, Cumhur İttifakı Burdur Belediye Başkan adayı Mehmet Şimşek ile Salı Pazarı’nı gezerek, vatandaşlarla sohbet etti.
Balıkçılarla konuştuktan sonra pazardakilere salep ikram eden Tunç, AK Parti’nin seçim çadırını ziyaret etti.
Bakan Tunç, burada yaptığı konuşmada, Burdur’da büyük bir heyecan gördüğünü söyledi.
Gerçek belediyeciliğin 31 Mart’tan sonra Burdur’da da başlayacağını gördüğünü dile getiren Tunç, “Burdur’u büyütecek, daha da yükseltecek projeler hayata geçtiği zaman Burdur’umuz inşallah daha da farklı olacak.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileten Tunç, şöyle konuştu:
“İnşallah Burdur’a yakışır yüksek oranda bir destekle sandıktan çıkacağız. Biz de o güvene layık olmaya çalışacağız. 22 yıldır tek başına, Cumhur İttifakı olarak iktidarda kalmak öyle kolay değil. İnsanı düşünen, önce insan diyen, insanın daha müreffeh şehirlerde yaşamasını sağlayan, eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan adalete, güvenliğe kadar hep insanı önceleyen politikaları hayata geçirdik. 22 yıldan bu yana iktidardayız. Bu süreç içinde ülkemizi istikrarlı kalkınma hamleleriyle baştan başa eserlerle donattık. Hizmet ve eser siyaseti bizim vizyonumuz. ‘Gerçek belediyecilik’ aslında AK Parti’nin kuruluş sebebidir. 1994’te Sayın Cumhurbaşkanı’mız CHP yönetiminde yaşanılamaz hale gelmiş İstanbul’u devralmış. Kısa dönemde 4,5-5 yılda yaşanılabilir hale getirmiştir. İşte bu başarı bütün Türkiye’ye yayılmıştır. Milletimiz Cumhurbaşkanı’mıza, ‘bir parti kur, seni hemen seçelim, Başbakan yapalım, bu ülkenin problemlerini sen çözersin.’ demiştir. Kendi elleriyle kurdurduğu, adeta millet hareketi olarak ortaya çıkan AK Parti’miz, kurulduktan itibaren hemen 14 ay gibi kısa bir zamanda iktidara gelmiştir.”
“Milletimize şükran borçluyuz”
Tunç, iktidarda bulundukları süre içinde ülkenin fiziki kalkınmasını yollarıyla, köprüleriyle, barajlarıyla sağladıklarına değinerek, şunları kaydetti:
“Diğer yandan da vatandaşlarımızın eğitimine, sağlığına ve özellikle onların daha müreffeh bir hayat sürmesi için sosyal politikalara ağırlık verdi. Bu kutlu yürüyüşü durdurmak, kalkınma hamlesini durdurmak için türlü türlü engellerle karşılaştık. Şer güçler, darbeciler, vesayetçiler devreye girdi ancak tüm bunları sizin, milletimiz desteğiyle aşmayı başardık ve bugünlere geldik. O nedenle milletimize şükran borçluyuz, neyi başardıysak hep onlar sayesinde başardık. İnşallah 31 Mart’ta ‘Gerçek belediyecilik’ hem Burdur’da hem de bütün şehirlerimizde Cumhur İttifakı olarak büyük bir başarı sağlayacağız. Önümüzdeki 4 yılık seçimsiz geçecek süreyi istikrar içinde geçireceğiz ve halkımızın alım gücünü artıran, ekonomimizi daha da geliştiren yatırımlara inşallah hız kesmeden devam edeceğiz.”
Tunç, Burdur Belediye Başkan adayı Mehmet Şimşek ile ilgili, “Burdur’a çalışkan bir başkan yakışır, Burdur’a şimşek gibi bir başkan yakışır. Burdur’umuz için ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız.” ifadelerini kullandı.
]]>Tunç, Burdur Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Adalet Bakanlığı İşyurtları Atölye ve Tesislerinin açılışında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin temel amacının, adaletin tecellisi olduğunu anımsatarak, bunun önemli boyutunu ise ceza adaleti sisteminin oluşturduğunu belirtti.
Ceza adaleti sisteminin ilk aşamasının ceza soruşturma, ikinci aşamasının ceza kovuşturma ve üçüncü aşamasının da bu cezanın infazı olduğunu ifade eden Tunç, soruşturma ve kovuşturma sonrasında gerçekleşecek olan cezanın infazı ile ilgili aşamanın, ceza adaleti açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Bakan Tunç, suçlunun hem bir yaptırımla karşı karşıya kalmasının hem de onun yeniden topluma kazandırılmasının, ceza adaletinin temelini oluşturduğunu dile getirerek, ceza infaz sisteminin amacının yalnızca suçluyu cezalandırmak değil, aynı zamanda suçluları yeniden topluma kazandırmak ve toplumu suçtan korumak olduğunu vurguladı.
Ceza infaz kurumlarının aynı zamanda birer eğitim kurumları olduğunu aktaran Tunç, kurumlarda 893 öğretmen görev yaparken, 63 bin 888 hükümlü ve tutuklunun da eğitim gördüğünü anlattı.
Tunç, Adalet Bakanlığı ile Kültür Turizm Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında, hükümlü ve tutukluların 6 ilde faaliyet gösteren 8 adalet halk kütüphanesindeki 23 milyon kitaptan yararlanabildiğini dile getirdi.
İşyurtları sistemi milli ekonomiye katkı sağlıyor
Hükümlülerin infaz sonrası yaşamlarında topluma kazandırılmaları ve meslek edinmeleri amacıyla işyurtları kurumunun önemli faaliyetler yürüttüğünün altını çizen Tunç, şöyle konuştu:
“İşyurtlarımız sayesinde cezaevlerimiz sadece suçluların ıslah edildiği yerler olmayıp aynı zamanda işbaşı mesleki eğitim veren büyük bir teşkilat yapısına da sahiptir. Bu konuda hedef koyarken, batı infaz sistemlerinin ötesinde, içerisinden çıktığımız medeniyetin gereklerine uygun olarak, insanlarımızı kazanmayı ve yüksek değerler ile donatarak topluma geri dönmelerini amaçlıyoruz. Bu kapsamda, işyurtlarımız üretimin hiç durmadığı bir fabrika gibi çalışmalarına devam ediyor. Türkiye genelinde 403 Ceza ve İnfaz Kurumumuzda toplam 367 işyurdu müdürlüğünde bin 700 atölye ve tesisimiz bulunuyor. Bu işyurdu atölyelerinde, gıdadan tarım ve hayvancılığa, mobilyadan el sanatlarına, tekstilden hazır giyime, metal işlerinden inşaat ve onarım işlerine kadar 200’den fazla meslek dalında işbaşı meslek eğitimi veriyoruz. Bu tesislerde her yıl ortalama 58 bin 500 hükümlü ve tutuklu çalışıyor. Başta tarım ve hayvancılık sektörlerinin yanı sıra endüstriyel üretimde de öne çıkarak yerli ve milli üretimi destekleyen işyurtları sistemimiz, milli ekonomimize katkı sağlarken, buradan elde edilen gelir adalet hizmetlerine harcanıyor.”
Tesislerde 104 hükümlü çalışacak
Yılmaz Tunç, açılışını gerçekleştirdikleri Burdur İşyurtları Atölye ve Tesislerinin 698 bin metrekare büyüklüğündeki Burtrak arazisi üzerine kurulu olduğunu ifade etti.
Yerleşkede işyurdu müdürlüğüne bağlı işkollarında 52 personel ve 104 hükümlünün çalışacağını belirten Tunç, bin 200 metrekare kapalı ve bin 200 metrekare açık alana sahip, restoran, dinlenme tesisi ve halka açık satış mağazasının, 600 metrekare kapalı alana sahip, keçi sütünden peynir ve dondurma üretimi yapacak süt işleme tesisinin ve 3 bin 600 küçükbaş hayvan kapasiteli 4 keçi ağılının bulunduğunu kaydetti.
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, Burdur Valisi Türker Öksüz ve protokol üyeleri tarafından tesisin açılış kurdelesi kesildi.
Açılış sonrasında Tunç ve beraberindekiler tesisleri gezdi.
]]>Karabük Bartınlılar Derneğince düzenlenen toplantıya katılan Tunç, bölgenin bir evladı ve kardeşi olarak, bölge illerine sahip çıkarak, şehirlerin daha müreffeh hale gelmesi için çalıştıklarını söyledi.
Projelerin hayata geçmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirten Tunç, Bartın-Karabük kara yolunun, bölünmüş yol olarak yapılmasını yatırım programlarına aldıklarını kaydetti.
Tunç, AK Parti’nin 22 yıldır iktidarda olduğunu anımsatarak, siyaset anlayışlarının merkezine hep insanı koyduklarını dile getirdi.
Milletin 17 seçimde de AK Parti’yi desteklediğine dikkati çeken Tunç, “Biz de milletimizin bu güvenini boşa çıkarmamak için çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. İnsanı güçlendirmeye devam edeceğiz. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız.” diye konuştu.
Her dönemde Türkiye’nin daha da gelişmesi için istikrarlı kalkınma hamleleri ortaya koyma gayretinde olduklarını anlatan Tunç, şöyle devam etti:
“Türkiye’yi ekonomide 3-4 kat büyüttük. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayinde bağımsız olabilmek için mücadele ettik. Savunma sanayinde yerlilik oranını yüzde 80’lere ulaştırarak hem terörle mücadeledeki kararlılığımızı gösterdik hem de dış tehditlere karşı ülkemizin savunmasını daha da güçlü hale getirdik. Enerjide bağımsızlığımızı ilan edebilmek için doğal gaz keşiflerinden petrol keşiflerine, nükleer enerjiye varıncaya kadar her alanda ülkemizi ileriye taşıdık, taşımaya da devam ediyoruz.”
İstikrarlı kalkınma hamleleriyle eser ve hizmet siyasetiyle 81 ili hiçbir ayrım yapmadan daha da ileriye taşıyacaklarını vurgulayan Tunç, çocuk ve gençlerin daha müreffeh, daha gelişmiş bir ülkede yaşayabilmelerinin yolunu açmak için mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.
“Demokrasimizin standardını yükselttik”
Bakan Tunç, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Demokrasimizin standardını yükselttik. Her türlü vesayetle mücadele ettik. Darbeci anlayışı milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Bundan sonra da bu darbecilerin, vesayetçilerin hiçbir zaman bu karanlık gecelere tevessül edememeleri için çok önemli, sessiz devrim sayılan reformları hayata geçirdik. Anayasa değişiklikleri yaptık. Kanun değişiklikleri yaptık. Yapısal reformları hayata geçirdik ve bundan sonra ülkemizin demokrasisine müdahale edemesinler, milli iradeye kastedemesinler diye o sessiz devrim sayılan reformları milletimizin desteğiyle gerçekleştirdik.”
Çocukların ve gençlerin huzurlu bir geleceğe kavuşması anlamında terörün her türlüsüyle mücadele ettiklerinin altını çizen Tunç, “Dünyada da hakkaniyeti, mazlumun hakkını savunmaya devam ettik. Dünyada adaleti, hakkaniyeti savunarak, dengeli dış politikamızda bir Türkiye ekseni oluşturduk. Bundan sonra da güçlü Türkiye için gece gündüz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, konuşmasının ardından Karabük Bartınlılar Derneğince engelli vatandaşlara dağıtılmak üzere temin edilen akülü sandalyeleri sahiplerine verdi.
Tunç, çölyak hastaları için oluşturulan gıda kolileri ile Bartın’ın Ulus ilçesindeki okullara ulaştırılmak üzere hazırlanan kitapları da teslim etti.
Adalet Bakanı Tunç, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından kentten ayrıldı.
Bakan Tunç’a, AK Parti Karabük milletvekilleri Cem Şahin ve Durmuş Ali Keskinkılıç, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Özkan Çetinkaya ve partililer eşlik etti.
]]>Bakan Tunç, AK Parti Sinop Belediye Başkan adayı Yakup Üçüncüoğlu’nun Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Proje Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de gerçek belediyeciliğin temellerinin 1994 yılında atıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da temellerini attığı gerçek belediyeciliğin bütün ülkeye yayıldığını dile getiren Tunç, “Sayın Cumhurbaşkanı’mız 1994 yılında suları akmayan, Haliç’in kenarından kokudan geçilmeyen, yaşanılamaz hale getirilmiş bir İstanbul’u devraldı. Dört buçuk, beş yıl gibi kısa bir sürede yaşanılır hale getirdi. İşte gerçek belediyecilik oradan doğdu.” diye konuştu.
AK Parti’nin masa başında, birkaç kişinin bir araya gelip, “Haydi, bir parti kuralım, amblemini belirleyelim, milletten oy isteyelim.” diye siyaset mühendisliği yapılarak değil, milletin talebiyle kurulduğunu anlatan Tunç, şunları kaydetti:
“AK Parti’nin kurulmasının sebebi de işte bu gerçek belediyeciliktir. O gerçek belediyeciliğin daha sonra merkezi hükümetle de icraat hamlesi 81 vilayetimize yayılmış ve 22 yıldan bu yana da AK Parti’nin eser ve hizmet siyaseti olarak devam etmektedir. 2002’den bu yana ülkemizin her köşesine ayrım yapmadan hizmet götürdük. 22 yıldan bu yana hep ‘önce insan’ dedik. Siyasetimizin merkezinde hep insan vardı. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ derken bunu sadece bir slogan olarak söylemedik. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, insanımızı güçlendirmek için çok çalıştık. ‘Her alanda insan güçlü olacak’ dedik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete, güvenliğe varıncaya kadar her alanda insanımızı güçlendirmek için çalıştık.”
AK Parti iktidarında Türkiye’deki temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin birer birer kaldırıldığını belirten Tunç, şu değerlendirmede bulundu:
“Temel hak ve özgürlüklerin önüne engel koymak isteyenlerin karşısında olmaya devam edeceğiz. Bir daha bu ülkede 28 Şubatlar, 15 Temmuzlar, 12 Eylüller, 27 Mayıslar yaşanmasın diye demokrasimizin standartlarını yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz. Anayasa’mızda gerçekleştirdiğimiz sessiz devrim sayılan reformlarla hak arama yollarını genişlettik. Kadın hakları Anayasa’mızda yoktu, çocukların korunması yoktu, özel hayatın korunması yoktu, kişisel verilerin korunması yoktu, bilgi edinme hakkı diye bir hak yoktu. Bunların hepsini 22 yılda milletimizin onanıyla gerçekleştirdik.”
Adalet Bakanı Tunç, “bir daha bu ülkede darbe olmasın, vesayetçi anlayış ikide bir devreye girip de millet iradesinin önüne taş koymasın” diye yaptıkları reformları anlattı.
Bakan Tunç, Türkiye’de muhalefet belediyelerine de eşit hizmetin gittiğini ancak, AK Parti belediyelerinin başarılı kılanın payların doğru projelere aktarılması olduğunu dile getirdi.
Payların yanı sıra ilave projeler üreterek ilin milletvekiliyle bakanıyla uyumlu bir şekilde çalışılmasının da bir diğer başarı unsuru olduğunu anlatan Tunç, şunları kaydetti:
“İşte Sinop’ta da inşallah bunu göreceğiz ve gerçek belediyeciliğin nasıl olduğunu Sinoplu hemşehrilerimiz de yaşayarak görmüş olacaklar. Gerçek belediyecilik katılımcı bir belediyeciliktir. Herkesin görüşlerine saygı duyar, herkesi dinler. Mahalle meclisleri, halk meclislerinde vatandaşların, hemşehrilerinin ne istediğine bakar. Sivil toplum kuruluşlarını dinler. Muhtarları dinler. Şehri için ne istiyor ona bakar. Gerçek belediyecilik erişilebilir bir belediyeciliktir. Belediyeye gittiğiniz zaman hemen kapıda karşılanırsınız. Problemini sorarsınız. İşte beyaz masa denilen projeler arasında var. Bir vatandaşı dinlersiniz. Vatandaş çayını içerken problemini anlatır. Gerçek belediyecilik hem dijitalden hem de gerçek olarak erişilebilmektir. Telefonla aradığınızda bir belediyeyi, şurada bir sorun var dendiğinde o telefona cevap verecek bir belediye görevlisi hemen o soruna müdahale eden bir belediyeciliktir.”
]]>Biri dizi ziyaret ve toplantıya katılmak için Sinop’a gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ilk olarak Sinop Valiliği’nin ziyaret etti. Protokol üyeleri tarafından karşılanan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Valilik Anı Defteri’ni imzalamasının ardından Vali Dr. Mustafa Özarslan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Daha sonra Bakan Tunç, sırasıyla Adalet Sarayı, Sinop Barosu ve Sakarya Caddesi’nde esnafları ziyaret etti. Akabinde AK Partinin kültür merkezindeki proje tanıtım toplantısına katılan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yaptığı açıklamada, “Sinop’umuz Karadeniz’in incisi. Türkiye’nin en güzel şehri. Karadeniz’in bütün illeri birbirinden güzel ama Sinop gerçekten coğrafyasıyla, konumuyla tartışmasız bir değere sahip. Sinop’a inşallah hep beraber sahip çıkacağız. Yakup Üçüncüoğlu başkanımız bu projeleri hızlı bir şekilde hayata geçirecek. Biz de ona destek olacağız. Sinop’un bundan sonra vakit kaybetmeyeceğine, kayıp yılları da süratli bir şekilde telafi edeceğine yürekten inanıyoruz. Sinop’ta inşallah gerçek belediyecilik başlayacak. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Gerçek belediyecilik 1994 yılında sayın cumhurbaşkanımızın İstanbul’da temellerini attığı ve sonrasında eser ve hizmet siyaseti olarak bütün yurda yayılan AK Parti iktidarıyla yayılan cumhur ittifakıyla birlikte ekol haline gelen bir belediyecilik. İnşallah Sinop bu heyecanı yakalamış ve 1 Nisan’dan itibaren de bunun uygulamasını Sinop’ta da göreceğiz” dedi.
“Yeni bir anayasa yapmanın mücadelesini vereceğiz”
Son 22 yıl içinde anayasada bir çok yenilik getirdiklerini belirten Bakan Tunç, “Anayasamızda gerçekleştirmiş olduğumuz sessiz devrim sayılan reformlarla hak arama yollarını genişlettik. Kadın hakları anayasamızda yoktu, çocukların korunması yoktu, özel hayatın korunması yoktu, kişisel verilerin korunması yoktu. Bilgi edinme hakkı diye bir hak anayasamızda yoktu. Bunların hepsini işte şu son dönemde 22 yıl içerisinde milletimizin onayıyla gerçekleştirdik. Bugüne kadar anayasamızda yapılan sessiz devrim sayılabilecek bu reformlar evet küçümsenmeyecek reformlar. Ülkemizin demokrasi standardını yükselten reformlar. Hükümet sistemiyle beraber cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte vatandaşlarımızın doğrudan doğruya yürütmeyi, cumhurbaşkanını seçtiği halkın idaresinin yürütmeye yansıdığı, demokrasiyi güçlendiren, cumhuriyet rejimini daha da güçlendiren yönetim reformuna da milletimizin onayıyla imza attık. Şimdi bu kazanımları koruyarak katılımcı, demokratik, sivil, temel hak ve özgürlükleri öne alan bir anlayışla yeni bir anayasayı yapmanın mücadelesini vereceğiz” şeklinde konuştu.
“Depremde yıkılan 11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz”
Deprem bölgelerine yardımların devam ettiğini söyleyen Tunç, “Ülkemizi çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir geleceğe kavuşabilmesi için terörün her türlüsünden arındırarak devam edeceğiz. Bir taraftan ülkemizi geliştirirken, kalkındırırken şehirlerimizi de inşallah tabi önceliğimiz deprem bölgemiz. Depremde yıkılan 11 vilayetimizi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz. Orada o mücadeleyi verirken diğer şehirlerimizi de ihmal etmeden oraların imarını, ihyasını da kesintisiz sürdüreceğiz. 31 Mart’a şurada 1 ay gibi kısa bir zaman kaldı. Bu süre içerisinde inşallah kapı kapı dolaşacağız. Karadeniz’in incisi olan Sinop’a yakışır güzel hizmetlerin gelmesi için herkesin kapısına giderek Yakup Üçüncüoğlu diyeceğiz. Hep beraber ona destek vereceğiz ve inşallah 1 Nisan’dan itibaren Sinop’ta yeni bir dönemi başlatacağız” ifadelerini kullandı.
Proje tanıtım toplantısı sonrası AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun tarafından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a yöresel Sinop Bıçağı hediye edildi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun, AK Parti Sinop Belediye Başkan Adayı Yakup Üçüncüoğlu eşlik etti. – SİNOP
]]>Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odasını ziyaret eden Tunç, burada yaptığı konuşmada, 90’lı yılların sorunlu geçtiğini belirterek, 2000’li yılların başından itibaren ülkenin yeni bir döneme girdiğini kaydetti.
Bu gelişmeden vesayetçi yapının rahatsız olduğunu dile getiren Tunç, “Türkiye her alanda büyümesini, gelişmesini, kalkınmasını sürdürdü ve arttırarak devam ettirdi. Tabii bu gelişme ve kalkınma hamlesinden rahatsız olanlar oldu. Vesayetçi anlayış o Türkiye istikrarı yakaladığında her zaman devreye girer. Darbeci vesayetçi anlayış maalesef bu dönemde de girmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Tüm engellemelere bu darbeci anlayışın müdahalelerine rağmen ve onları da aşarak milletimizin destekleriyle Türkiye’nin gelişme ve kalkınma sürecini devam ettirdik ve devam ettirmeye çalışıyoruz.” dedi.
Zorlu bir dönemden geçildiğini aktaran Tunç, “Özellikle geçtiğimiz 5 yıllık sürece baktığımız zaman bir pandeminin yaşanmış olması, tüm dünyada ekonominin etkilenmesi, yine 6 Şubat’ta meydana gelen depremler bunlar ekonomimizi olumsuz etkileyen hususlardı ama şimdi bir toparlanma sürecindeyiz. Yerel seçimlerden sonra seçimsiz geçecek 4 yıl önümüzde ve istikrarın yakalandığı yine halkımızın alım gücünün tekrar yine eski seviyesini de aşarak yolumuza devam ettiğimiz bir süreci inşallah hep beraber yaşayacağız. Yine siyasetimizin, yönetimimizin merkezine insanı koymaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Tunç, birçok alanda önemli gelişmelere imza attıklarını vurgulayarak, “Enerjide bağımsız, savunma sanayinde bağımsız, terörle mücadelede kararlı, terörün her türlüsünü temizleyerek, Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Ekonomide IMF’ye muhtaç olmayan güçlü bir ülke oluşturma noktasında çok mesafe aldık. Bundan sonra da alacağımız daha çok mesafe var ve dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yerimizi alma mücadelemizden ve önümüzdeki asrın Türkiye Yüzyılı olabilmesi noktasındaki mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmeden yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Ülkenin gelişmesi ve kalkınmasında iş dünyasına önemli görevler düştüğünü belirten Tunç, sanayiciyi, iş dünyasını desteklemeye devam edeceklerini anlattı.
Kastamonu’nun Adalet Bakanlığıyla ilgili olarak önceki dönemlerde önemli yatırımlar aldığını vurgulayan Tunç, “Kastamonu’nun İstinaf Mahkemesi talebini değerlendirelim. Ülkemizde şu anda aktif olarak çalışan istinaf dediğimiz 15 Bölge Adliye Mahkememiz var. 18’e çıkardık. Malatya, Denizli ve Tekirdağ illerimizde de Bölge Adliye Mahkemesinin açılışına karar verdik. Denizli ve Tekirdağ’ın binaları da hazır. Malatya’nın şimdi deprem nedeniyle yıkılan attığı yerine yeni büyük bir adliyenin de temellerini artık inşaat çalışmaları devam ediyor. Şimdi bu 3 bölgemizde açılışına karar verilen ama faaliyete geçmeyen bölge adliye mahkemelerimizin açılışını faaliyete geçme çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Tabii Kastamonu’da etrafındaki illerle bizim özellikle Batı Karadeniz’in bölge müdürlükleri hep Kastamonu’dadır. Bölge Adliye Mahkemesi Kastamonu’ya yakışır. Kastamonu’ya Bölge Adliye mahkemesinin kazandırılması konusunda çalışmalarımızı sürdürürüz. Tabii bu gerçekleşirse memnun oluruz.” dedi.
Bakan Tunç, daha sonra esnaf ziyaretlerinde bulundu.
Tunç’a Kastamonu Valisi Meftun Dallı, AK Parti Milletvekili Fatma Serap Ekmekci, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuz Fındıkoğlu eşlik etti.
]]>Çeşitli programlara katılmak için Kastamonu’ya gelen Tunç, ilk olarak Kastamonu Valisi Meftun Dallı’yı makamında ziyaret etti.
Valilikte açıklamada bulunan Tunç, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri insanlık suçu işlediğini söyledi.
Filistinlilere yönelik soykırım yapıldığını dile getiren Tunç, şunları kaydetti:
“Bu konuda Uluslararası Adalet Divanında İsrail’in Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçisiyle açılan bir dava da söz konusu. Bu davada mahkeme tedbir kararı verdi. Maalesef İsrail bugüne kadar, bir asırdır zaten uluslararası hukuka uymuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun ve diğer uluslararası sözleşmeler ve uluslararası kuruluşların kararlarının hiçbirine bugüne kadar uymayan bir devlet.”
İsrail’in saldırılarında 30 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirten Tunç, şöyle devam etti:
“Bunun yüzde 70’i kadın ve çocuklardan, masumlardan oluşuyor. Filistin’de, Gazze’de hastaneler bombalandı, okullar bombalandı, mülteci kampları bombalandı. Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı, artık bir an önce soykırım, savaş suçu nedeniyle soruşturmayı tamamlayıp oradaki katliamı gerçekleştiren yöneticilerle gerçek kişilerle ilgili dava açmalı. Çok geç kalındı. Uluslararası Adalet Divanında geçtiğimiz günlerde alınan tedbir kararı maalesef uygulanmıyor. İsrail mahkeme kararını tanımıyor. Dünkü katliam da bunu gösteriyor. O nedenle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin acilen toplanması ve bu konuda gereken kararı alması gerekir.”
Türkiye’nin akan kanın durdurulması için bölgede yaptığı girişimlerin devam ettiğini kaydeden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrail bugüne kadar bir devlet olarak hareket etmedi. Adeta bir örgüt gibi hatta bir terör örgütü gibi hareket ediyor. Çocukları, kadınları açlıktan korumak için orada yardım bekleyen Filistinlilerin üzerine bomba yağdıran bir devlet olamaz. Bu ancak terör örgütü işidir. Dolayısıyla insanlık vicdanında İsrail mahkumdur. Uluslararası Adalet Divanının tedbir kararının bir an önce uygulanması ve hayata geçirilmesi, orada bir an önce ateşkesin sağlanması gerekir.”
Bölgede sürekli bir çözümün sağlanması gerektiğini vurgulayan Tunç, “Artık bağımsız Filistin devletinin 1967 sınırları çerçevesinde kurulması vakti çoktan gelmiştir. Biz orada bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, Filistinlilerin hakkının uluslararası arenada korunması çağrısını hep yinelemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Tunç, 8. Yargı Paketi hakkında bilgi verdi
TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri süren 8. Yargı Paketi olarak bilinen teklife ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunç, 43 maddeden oluşan paketin yargı hizmetlerinde etkinliğin artırılmasını amaçladığını ifade etti.
Pakette suç ve terörle etkin mücadele noktasında önemli gördükleri maddeler olduğunu aktaran Tunç, şu bilgileri verdi:
“Yine kişisel verilerin korunması ile ilgili, vatandaşlarımızın özellikle küresel şirketler üzerinden alışveriş noktasında, internet alışverişi, tüm bunlarda tabii ki kişisel verilerin hassasiyetle korunmasını gerektiriyor. Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin yurt dışına aktarılması noktasındaki özellikle sorumlulukları belirleyen, o şirketlere veri sorumluluğu ve cezai müeyyidelerini belirleyen önemli düzenlemeler var. Türk Ceza Kanunu’nun hem adi örgütler bakımından hem suç örgütleri bakımından hem de terör örgütleri bakımından 220 ve 314’üncü maddeleri var. O maddelerde ‘Örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyen kişi, örgüt üyesi gibi cezalandırılır’ hükmü vardı. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Bu iptal sonrasında yasal düzenlemeyi gerçekleştirmek gerekiyordu. Çünkü burada terörle mücadelede bir rehavetin olmaması lazım. O anlamda TBMM’de milletvekillerimiz de duyarlı davrandılar ve o maddenin bir an önce düzenlenmesiyle ilgili teklifi Genel Kurulun gündemine getirdiler. Orada terör örgütüne üye olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz. Terörle mücadelede kararlıyız. Terörün her türlüsüyle mücadele noktasında, suç örgütlerinin temizlenmesi noktasındaki kararlığımızı da yasal düzenleme bakımında da uygulama bakımından da sürdürmekte kararlıyız.”
Pakette Anayasa Mahkemesine gitmeden Adalet Bakanlığındaki tazminat komisyonuna başvuruları düzenleyen bir madde olduğunu dile getiren Tunç, “Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme. Seçimden sonra da 9. Yargı Paketi’ni gündeme getireceğiz. Orada da yargının hızlandırılmasına yönelik, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya ve suçla mücadeleye yönelik önemli tekliflerimiz, düzenlememiz olacak ve milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız.” ifadelerini kullandı.
(Sürecek)
]]>İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu (İEKKK), İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ev sahipliğinde 124’üncü toplantısını Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yaptı. İEKKK Başkanı Mehmet Ali Kasalı yönetiminde yapılan toplantıda, kent gündemine dair konular masaya yatırıldı. Kurulun açılış konuşmasını yapan İEKKK Başkanı Kasalı, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptığı eğitim eleştirisi nedeniyle AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın hakaret içeren sözleri kınadığını ifade etti.
“İZMİR BUNUN GEREĞİNİ YAPAR”
Açılış konuşmasında Başkan Tunç Soyer, ilk olarak görev süresi boyunca İEKKK ile çalışmaktan çok mutlu olduğunu söyledi. Konuşmasında AK Partili İnan’ın ifadelerini tasvip etmediğini ifade eden Başkan Tunç Soyer, “Jak Bey’e yapılan saldırının düşmanca olduğunu düşünüyorum. Bir İzmir milletvekiline hiç yakışmadı; esefle kınıyorum. Bu söylemi düşmanca buluyorum. İzmir, böyle husumetleri hiçbir zaman takdir etmemiştir, arkasında durmamıştır. İzmir bunun gereğini mutlaka yapar” diye konuştu.
“BENAZUS’UN MİRASI BÜYÜKŞEHİR’İN SONSUZA KADAR TAŞIYACAĞI BİR ONURDUR”
Kurul oturumu, 15 Ocak 2024’te vefat eden ve Mustafa Kemal Atatürk’ün en geniş fotoğraf koleksiyonuna sahip yazar, iş insanı Hanri Benazus’u anarak başladı. Hanri Benazus’un asistanı ve araştırmacı yazar Derya Yelkenkaya, kurulda Benazus’u anlattı. Benazus ile ilgili konuşan Başkan Soyer, “Hanri Benazus bütün eserlerini İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne hibe etti. Bu İzmir Büyükşehir Belediyesi için büyük bir gururdur. Sonsuza kadar taşıyacağı bir onurdur. Hanri Benazus’un Atatürk koleksiyonu, eşsiz bir koleksiyondur ve sonsuza kadar taşınacak eşsiz bir hediyedir. Gözümüz gibi bakacağımıza söz veriyorum. Ona her zaman hayran oldum. Olağanüstü bir bilgeydi. Türkiye’nin her yerinde iz bıraktı. En büyük izini de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bırakmış oldu” şeklinde konuştu.
“İZMİR’İN NERESİNE DOKUNSAK TUNÇ BAŞKANIN İZLERİNİ GÖRÜYORUZ”
Kurul gündeminde Yahudi Kültür Mirası Projesi Genel Koordinatörü Nesim Bencoya ve Restorasyon Uzmanı İnşaat Mühendisi Mahir Kaplan, İzmir’in kültür mirası olan sinagoglarının restorasyonu için yürütülen çalışmalar hakkında sunum yaptı. Mahir Kaplan, sunumun ardından sinagoglara ev sahipliği yapan tarihi Kemeraltı çarşısı için Başkan Soyer’e teşekkür ederek, “Kemeraltı UNESCO geçici listesine girdi, başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Tunç başkan döneminde çok zor bir altyapı çalışması yapıldı. Buna herkes cesaret edemez. Ben İzmir’i seven birisi olarak size çok teşekkür ediyorum” dedi.
Başkan Soyer’e çalışmalarından dolayı teşekkür eden Başkan Mehmet Ali Kasalı ise, “İzmir’in neresine dokunursak dokunalım, Tunç başkanın izlerini görüyoruz” dedi.
“HERKESİN GÖRMESİ GEREKİYOR”
Toplantıda İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen İzmir Akdeniz Bienali hakkında bilgilendirme de yapıldı. 11 Mart 2024’e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak Akdeniz Bienali’ne herkesi davet eden Başkan Soyer, “Emin olun İzmir’in uluslararası alandaki bilinilirliğine çok hizmet eden bir bienal oldu. Herkesin görmesi gerekiyor. Olağanüstü bir sergi. Hikayenin bütünü bir eser” dedi.
Toplantının son bölümünde ise ESİAD (Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği) Ekonomi Gözlem Grubu Başkanı Muhittin Bilget, 2023 yılının ekonomik değerlendirmesini ve 2024 yılı beklentilerine dair sunum yaptı.
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç. Marmara Üniversitesi Göztepe Yerleşkesi İbrahim Üzümcü Konferans Salonu’nda düzenlenen “28 Şubat Postmodern Darbe” konulu söyleşiye katıldı. Söyleşiye Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kurt ve TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci ve öğrenciler katıldı.
Söyleşide konuşan Bakan Tunç, “Şimdi hedefimiz yeni bir anayasa. Bu noktada muhalefet partileriyle de uzlaşmak gerekiyor. Bu uzlaşmanın sağlanması lazım. Herkesin evet demesi durumunda evet diyenler kazanır. Bu konuda da direnenler ‘hayır olmaz darbe anayasası ile devam edelim’ diyenler de milletin nezdinde yine puan kaybetmeye devam ederler. Temennimiz parlamentoda bu uzlaşmanın sağlanması. Bundan sonra bu tür karanlık süreçleri çocuklarımız gençlerimiz bir daha yaşamasın. Türkiye hem o karanlık gecelerde şehitler vermesin hem de terörden arınmış huzurlu bir geleceğe daha köklü adımlarla yoluna devam etsin. Biz bunun mücadelesini veriyoruz ve bu mücadelede de milletimizin desteğini gördük. Anayasamız yaptığımız değişikliklerle vesayetçi ruhundan arınmaya çalışsa da vesayetçi ruh hala devam ediyor. Bir takım yargı krizlerinde görüyorsunuz. Gelecekte de başka maddelerin başka krizlere dönüşebileceği açık. O nedenle yeni bir anayasa ihtiyacı açık. Nasıl yapılacak hangi konularda nasıl uzlaşacağız asıl problem orada kaynaklanıyor. İnşallah onu başarırız” dedi.
Bakan Tunç, “Dünyada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden 5 üyesinden birisi bir konu hakkında veto kararına imza attığında o konu hakkında karar alınamıyor. Filistin meselesini hep beraber gördük. Zaten bir asırdan bu yana Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyinin Filistin lehine kararları da İsrail tarafından uygulanmıyor. O da ayrı bir konu. Bu kararların hiçbirine İsrail uymuyor. Ama 7 Ekim’den bu yana meydana gelen insanlık dramı insanlık suçu sonrasında BM Güvenlik Konseyine yapılan müracaatlarda maalesef bir karar çıkmadı. Ateşkes ile ilgili kararlara hep hayır denildi” dedi.
“28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin yaralar”
Bakan Tunç konuşmasının devamında, “28 Şubat’ın açtığı yaralar çok derin yaralar. Okuyamayan, fakültelerinden atılan öğrenciler, 6 milyon insan fişlendi o dönemde. Binlerce öğretmen görevlerinden alındı. Yüzbinlerce insan memuriyetinden oldu. O süreç demokrasimize bir kara leke olarak çalındı. 28 Şubat mağdurlarının savunulması noktasında gerekli düzenlemeler yapıldı memuriyetlere geri dönüşler sağlandı. 2000’li yıllarda Cumhurbaşkanımızın kararlılığıyla bunlar yapıldı. Dönemin Başbakanı o zaman kayıp trilyon yalanıyla yargılandı ve mahkum edildi. 28 Şubat’ın bir mağduriyetiydi o. O mağduriyetlerin, yaralarının sarılması ile ilgili olarak da önemli mesafeler alındı. Bundan sonra bu problemlerle çocuklarımız gençlerimiz karşılaşmasın diye neler yapılır? Anayasamızdaki vesayetçi ruhu ortadan kaldıran düzenlemeler yeni anayasada kalıcı hale getirilmelidir ve yeni demokratik bir anayasa ile Türkiye Yüzyılının inşasına devam edilmelidir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in dirençli kent vizyonu doğrultusunda çalışan İzmir Büyükşehir Belediyesi orman yangınlarına erken müdahale edilmesi, yangın söndürme ekipmanlarının artırılması amacıyla orman köylerine su tankeri dağıtımına devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ev sahipliğinde Kültürpark Atlas Pavyonu yanında bulunan alanda yapılan törenle orman köylerine 40 yangın tankeri daha verildi. Daha öncekilerle beraber toplam dağıtılan tanker sayısı 165 oldu. Törene İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı ile genel sekreter yardımcıları, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı İsmail Derse, bürokratlar, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Törenin ardından tankerlerle tatbikat yapıldı.
Soyer: “İklim kriziyle ilgili mücadele vermek zorundayız”
Türkiye’de bir ilki hayata geçirdiklerini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, küresel iklim kriziyle birlikte büyük felaketler yaşandığına dikkat çekti. Başkan Soyer, “Küresel iklim krizi nedeniyle hasta bir gezegende yaşıyoruz. Bu hasta gezegende hiçbirimiz sağlıklı olamayız. İklim kriziyle ilgili mücadele vermek zorundayız” dedi.
“Milliyetçilik sadece kültürel değerlerden mi ibaret?”
2020’de İzmir’de yaşanan deprem felaketinin ardından Seferihisar’daki tsunamiyi hatırlatan Başkan Tunç Soyer, dirençli bir kent oluşturmanın önemine vurgu yaptı. Başkan Tunç Soyer, “Milliyetçilik Özellikle siyasi partilerde çokça konuşulan, herkesin birbiriyle yarıştığı, daha fazla milliyetçi olduğunu anlattığı bir siyasal iklimde yaşıyoruz. Milliyetçilik sadece kültürel değerlerden mi ibaret? Memleketin suyuna, havasına, toprağına sahip çıkmak değil midir? Merasına, ormanlarına, nehirlerine, vadisine sahip çıkmak değil midir? Niçin siyasiler memleketin toprağına, havasına, suyuna sahip çıkmak konusunda yarışmazlar da sadece kültürel değerler üzerinden milliyetçilik yarışındadırlar? Gerçek milliyetçilik; yerli olana, milli olana sahip çıkmak, önce havasına, suyuna, toprağına sahip çıkmakla başlar. ve ben iddia ediyorum; İzmir Büyükşehir Belediyesi şehrinin havasına, suyuna, toprağına, yer altına, yer üstüne, bitki örtüsüne, yerli tohumuna Türkiye’de en çok sahip çıkan şehirdir. İddia ediyorum Türkiye’nin en milliyetçi şehri İzmir’dir. Türkiye’de milliyetçiliğin öncüsü İzmir’dir ve öyle olmaya devam edecektir” diye konuştu.
Derse: “Sonsuz teşekkür ederim”
Yangınların önüne geçmek adına birçok ilkin hayata geçirildiğini ifade eden İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı İsmail Derse, “2021 yılında 60 tanker, 2022’de 65 ve şimdi 40 adet tanker dağıtımı yapıyoruz. Bölgelere göre dağıttık. Kırsal ve orman alanlara ağırlık verdik. Tankerlerin bakım onarımı için de ekip kurduk. Toplamda 325 tankeri faal hale getirdik. Bizi hiçbir yangında yalnız bırakmayan Başkanımız Tunç Soyer’e sonsuz teşekkür ederim” diye konuştu. – İZMİR
]]>İstanbul 2 Nolu Barosu tarafından İstanbul Üniversitesi (İÜ) Doktora Salonu’nda düzenlenen “28 Şubat Sempozyumu”nda konuşan Tunç, demokrasiye kara lekenin çalındığı 28 Şubat darbesinin 27. yıl dönümünde bu sempozyumu düzenleyenlere teşekkür etti.
Tunç, 1995 seçimlerinde birinci çıkan Refah Partisi Hükümetinin daha ilk yıllarında, sürekli irtica tehlikesinin pompalanmaya başlandığını, 28 Şubat 1997’de ise toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 18 maddelik bir bildiri yayımladığını hatırlattı.
1990’lı yıllardan 2000’lerin başına kadar parlamenter sistemdeki koalisyonların, siyasi krizlerin yol açtığı bunalımlı yıllar olarak tarihe geçtiğini kaydeden Tunç, “O günleri yaşadı bu ülke. Şimdi hatırladığımız zaman ne kadar çirkin, ne kadar kötü, ne kadar demokrasi düşmanlığı yapıldığını hafızalarımızı tazelediğimizde görüyoruz.” ifadesini kullandı.
“15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti”
Kendisinin de 1990’lı yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğunu belirten Tunç, o dönem başörtülü kız arkadaşlarının derslere alınmadığını anlattı.
Vesayetçi anlayışın hem demokrasiye hem milli iradeye hem de ekonomiye zararının olduğunu vurgulayan Tunç, darbenin yüz kızartıcı bir suç ve milli irade hırsızlığı olduğunu, Türk Ceza Kanunu’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğini kaydetti.
Tunç, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini yapanların yargı önüne çıktığını ve hesap verdiklerini hatırlatarak, “Aslolan bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamaması. Bunun için neler yapıyoruz, önemli olan bu.” dedi.
Bu ülkede bir daha darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdiklerini kaydeden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve kararlılığı sayesinde siyasetçilerimizin, parlamentomuzun yoğun çalışması ve milletimizin yoğun desteği sayesinde gerçekleştirdik. Milletimizin destekleri olmasaydı, o referandumlarla anayasa değişikliklerine ‘evet’ dememiş olsalardı bunları gerçekleştiremezdik. 15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti. O nedenle biz milletimize şükran borçluyuz. Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için, özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri, anayasamızda sessiz devrim diyebileceğiniz şekilde gerçekleştirdik.”
“Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten önemli düzenlemeler yaptık”
Tunç, Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten, hak arama yollarını arttıran önemli düzenlemeler yaptıklarını, darbelere gerekçe gösterilen yasa maddelerini ve uygulamaları kaldırdıklarını söyledi.
Milli Güvenlik Kurulu’nu ve Yüksek Askeri Şura’yı, yapısını sivilleştirip demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdiklerini hatırlatan Tunç, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdıklarını aktardı.
Bakan Tunç, özel yetkili mahkemeler, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısının daha demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun hale getirilmesi gibi önemli yapısal düzenlemeleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Tunç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş gibi, özellikle halkın doğrudan doğruya yürütmeyi ve cumhurbaşkanını belirlediği bir sisteme geçerek, Cumhuriyet rejimini ve demokrasiyi güçlendiren bir yönetim sistemine de adım attıklarını vurguladı.
Fazilet Partisinde ilçe başkan yardımcısı olduğu dönemde “Başörtüsüne özgürlük” diye bir metin imzaladıklarını anlatan Tunç, o zamanki İstanbul Barosunun isimlerini ve adreslerini bildirmesi üzerine Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandıklarını dile getirdi. Tunç, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan 312. maddenin suç olmaktan çıkarılması üzerine, o davanın ortadan kalktığını anımsattı.
“Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük”
Adalet Bakanı Tunç, “Özellikle vesayetçi-darbeci anlayışının kök saldığı en önemli kurumlardan birisi de yargımızdı. Türk hukuk tarihine baktığımız zaman özellikle 60 darbesi sonrası maalesef o günkü yargı mensupları darbecilerin yanında durdu, darbe mağdurlarını idama mahkum etti. Darbecileri ise baş tacı etti ve onları korudu. Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük.” ifadesini kullandı.
Sonrasında 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiğini aktaran Tunç, “Yine o günkü yargı, darbe mağdurlarını yargıladı. Yaşlarını büyüterek gençleri astılar ve darbecilerin yanında durdu, darbecilere destek verdi. 28 Şubat’a geldiğimizde Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, bütün yüksek mahkeme başkanları ve daire başkanlarını alıp doğru Genelkurmaya götürdüler, askerlerin karşısında hazır ola geçirttiler.” diye konuştu.
“Demokratik, sivil bir anayasayı milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız”
Adalet Bakanı Tunç, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti savcılarının adliyelere koşarak darbeciler hakkında gözaltı ve yakalama kararları çıkardığını vurguladı.
Millet meydanlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile beraber darbecilere karşı koyarken Türk yargısının da adliyelerde darbecileri soruşturmak için mücadele ettiğini kaydeden Tunç, şunları paylaştı:
“Bugün Türk yargısıyla ilgili laf edenler, ‘Yargı bağımsız, tarafsız değil’ diyenler aslında o 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yargısını özleyenler. Tüm açıklığıyla söyleyebiliriz ki bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonra da eğer böyle bir tehlike karşısında, böyle bir şeyi aklından geçirenlerle ilgili de zaten teyakkuzdadır. 28 Şubatları bundan sonra yaşamamak için elbette ki bu önemli günlerle hafızalarımızı tazeleyeceğiz ama bu yapısal dönüşümlerin daha kalıcı olması için de inşallah yeni, demokratik, sivil bir anayasayı, milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız.”
Tunç, 28 Şubat sürecinde yüz binlerce insanın fişlendiğini belirterek, demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda yapısal dönüşümle sağladıklarını ifade etti.
“Darbe yapan bütün darbeciler yargılandı”
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı ise her darbenin milletin bilimsel, teknolojik, ekonomik ve askeri alanda, her türlü gelişmesine engel olmak amacıyla yapıldığını anlattı.
Şamlı, 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerin ve memurların tamamının kurumlardan atıldığını belirterek, “Bütün vakıf ve dernekler hakkında kapatma davaları açıldı. O günün sözüm ona hukukçularına göre Müslüman kadının örtüneceği tek yer evleri olarak kalıyordu.” ifadesini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bütün darbecilerin yargılandığını aktaran Şamlı, “2012’de 12 Eylül darbecileri yargılanmaya başlandı. 2013’te 28 Şubat postmodern darbecileri yargılanmaya başladı. 2016’da 15 Temmuz darbecileri yargılandı ve gerekli cezaları aldılar.” diye konuştu.
]]>Bakan Tunç, Haber Global televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.
Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanındaki Gazze sunumuna ilişkin soru üzerine Tunç, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de insanlık suçu işlediğini, uluslararası hukuka uymadan, bir devlet gibi değil, bir örgüt gibi davrandığını dile getirdi.
Gazze’de akan kanın durması adına Türkiye’nin çeşitli girişimlerde bulunduğunu anımsatan Tunç, Uluslararası Adalet Divanının ülkelerden “danışma görüşü” istediğini, Türkiye’nin bu görüşü veren ilk ülkelerden biri olduğunu vurguladı.
Güney Afrika’nın açtığı davada Uluslararası Adalet Divanının “tedbir” kararı verdiğini hatırlatan Tunç, ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının, suçu işleyen kişiler hakkında da yürüttüğü bir soruşturmanın bulunduğunu belirtti.
Soruşturmanın bir an önce davaya dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin soruşturmasının bir an önce davaya dönüşmesi lazım. Özellikle savaş suçunu, insanlık suçunu, soykırımı işleyenlerin cezalandırılması anlamında.” görüşünü paylaştı.
Uluslararası Adalet Divanında devletlerin yargılandığına işaret eden Tunç, Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi kapsamında Güney Afrika’nın açtığı davada verilen “tedbir” kararının uygulamaya konulması gerektiğini, bunun da Güvenlik Konseyi’nin kararıyla mümkün olduğunu söyledi.
Yılmaz Tunç, “Temennimiz bir an önce orada akan kanın durması. Çocuk katliamının bir an önce sona ermesi. İnsanlığın gözü önünde bunların artık olmaması gerekiyor. Uluslararası hukukunu, insan haklarını, adaleti, mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Maden kazalarına ilişkin soruşturmalar sürüyor
Bakan Tunç, soru üzerine, Erzincan’ın İliç ilçesindeki ve Elazığ’daki maden sahalarında meydana gelen göçük olaylarının ardından adli soruşturmaların derhal başlatıldığını bildirdi.
İliç’teki olaya ilişkin soruşturma kapsamında ilk etapta 8 kişinin gözaltına alındığını, 6 kişinin tutuklandığını anımsatan Tunç, adli soruşturmanın önemli olduğunu, ancak önceliklerinin arama-kurtarma çalışmaları olduğunu anlattı.
Yılmaz Tunç, “Yargımıza güveneceğiz. En detaylı bir şekilde bu kazanın neden kaynaklandığını ve buna neden olan sebeplerde kimlerin sorumlu olduğunu elbette ki bağımsız ve tarafsız yargımız ortaya çıkaracak. Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Elazığ’daki göçük nedeniyle başlatılan soruşturmanın da sürdüğünü bildiren Tunç, İliç’teki maden kazasına ilişkin TBMM’de de komisyon kurulduğunu, Meclis’in de bu konuyu araştıracağını anımsattı.
“Kira artışında yüzde 25 sınırı Meclis’in takdirinde”
Adalet Bakanı Tunç, fahiş kira artışları nedeniyle getirilen “yüzde 25 zam” düzenlemesinin süresinin 1 Temmuz’da dolacağına dikkati çekerek, söz konusu düzenlemenin süresinin uzatılıp uzatılmayacağının TBMM’nin takdirinde olduğunu ifade etti.
Tunç, “Maliye Bakanımızın enflasyon oranının düşürülmesi noktasında çabaları var. Bir hedef de var. Hedefin tutturulması durumunda bu tür sınırlamalara gerek kalmayabileceğini söyledim. Önceliğimiz enflasyon hedefinin tutturulması.” sözlerini sarf etti.
Kovid-19 salgını, depremler ve diğer etkenler nedeniyle ekonominin olumsuz etkilendiğini, kiracıların korunması konusunda birtakım tedbirlerin alınması ihtiyacının doğduğunu ifade eden Tunç, “Meclis böyle bir tedbiri düşündü. Şimdi bunun uzatılıp uzatılmayacağıyla ilgili husus o günkü şartlara göre belirlenecek.” dedi.
Kira uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuğun zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Tunç, bugüne kadar arabuluculara 132 bin 60 başvuru yapıldığını, anlaşma sayısının ise 71 bin 112 olduğunu aktardı.
“FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz”
Bakan Tunç, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından ihraç edilen bazı hakimlerin, Danıştay tarafından görevlerine iade edildikleri hatırlatılarak, “FETÖ ile mücadelede zafiyet mi var?” sorusuna, “FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz.” yanıtını verdi.
Türkiye’nin bütün terör örgütleriyle kararlı bir mücadele sürdürdüğünü kaydeden Tunç, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 4 bin 6 hakim ve savcının da ihraç edildiğini hatırlattı.
İhraç edilen hakim ve savcılardan 3 bin 888’inin Danıştay’a dava açtığını belirten Tunç, 387’sinin göreve iadesinin kararlaştırıldığını, bu kişilerden 371’inin göreve iade edildiğini bildirdi.
Göreve iadeler konusunda HSK’nin Danıştay’a itirazlarını yaptığını, temyiz aşamasında olan davaların bulunduğunu vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:
“Bu 371 kişiyle ilgili kamuoyundaki endişeyi de ortadan kaldırmak adına, eğer incelemede bir hata varsa, sonradan çıkan bir delil de olabilir, sonradan ifadelerde adı geçen, ByLock kayıtlarında adı geçenlerle ilgili HSK yeni bir inceleme başlattı. Teftiş Kurulu görevli bu noktada. Her dosya tek tek incelenecek. Hatalı davranılmaması noktasında titiz davranılacak. Eğer bir hata söz konusuysa bu konuda yeniden bir soruşturma açılabilir bu kişiler bakımından. Soruşturma açılıp açığa alınabilir. O süreç kendi mecrasında devam eder. Burada FETÖ ile mücadeledeki kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz veremeyiz. Yargı süreçlerinde gözden kaçan bir husus olursa da gerekli inceleme ve soruşturma yine HSK’nin elindeki bir husus.”
Can Atalay
Adalet Bakanı Tunç, Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından CHP’nin ve Atalay’ın avukatlarının yaptığı başvuruda Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın TBMM Genel Kurulunda okunduğunu, bir oylamanın yapılmadığını belirten Tunç, “Burada ‘Meclis’in aldığı bir karar yoktur, bir işlem yoktur’, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse ‘ret’ kararına yakın olur. Ama Meclis’te okunan kesin hükmün ‘hukuki değeri yoktur, Yargıtay kararı usulsüzdür’ diye bir karar verir de karar verilmesine yer olmadığına derse o Anayasa’ya, hukuka aykırı bir karar olur. Onu gerekçeli karar okunduktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.
Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan dokunulmazlığın “bir milletvekilinin seçimden önce ya da sonra işlediği bir suç için tutuklanamaz” şeklinde düzenlendiğini aktaran Tunç, Anayasa’nın 14. maddesi kapsamındaki “devletin güvenliğine ilişkin suçlar”ın ağır cezalık suç üstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olunması durumlarının ise bu durumun dışında olduğunu söyledi.
Yüksek Mahkemeler arasındaki görüş farkının Anayasa ya da yasa değişikliği ile giderilebileceğini belirten Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçimden önce soruşturmasına başlanan terör suçları, dokunulmazlık kapsamında mı değil mi? Yani Kandil’deki bir terörist elebaşı aday gösterildiğinde, Türkiye’de bir sabıkası yok, yargılanamadı çünkü, bu kişi aday gösterildiğinde Kandil’den gelip Meclis’te yemin edebilsin mi? ya da Pensilvanya’daki FETÖ elebaşı seçildiğinde gelip TBMM’de yemin edebilsin mi? Anayasa bu güvenceyi şöyle koymuş; ‘seçimden önce soruşturması başlamışsa terör suçları dokunulmazlık kapsamında değildir’ demiş. Yargılaması devam eder, yargılaması bittiğinde de kesin hüküm Meclis’te okunur ve milletvekilliği düşer. Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki görüş farkı buradan kaynaklandı. Anayasa’nın 83. ve 14. maddelerinin Anayasa Mahkememiz tarafından farklı yorumlanması nedeniyle buralara gelindi ve uyulmamayla sonuçlanacak bir duruma geldik. Bu tür tartışmaları sona erdirmenin çözümü anayasa değişikliği, uzlaşma olmadığı takdirde ise kanun değişikliği.
Bireysel başvuru 2010 yılında Anayasa’mıza girdi. Bireysel başvuru, kesinleşmiş hükümlerden kaynaklanan hak ihlallerinin incelenmesi durumunda, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya bakan bölümünün özellikle Yargıtay ve Danıştay’dan gelen üyelerden oluşmasına yönelik bir anayasa değişikliği yapılabilir. Anayasa’nın 148. maddesine kanun koyucu, bu görev karmaşasının olmaması için ‘bireysel başvuruda kanun yolunda yapılması gereken inceleme yapılamaz’ demiş. Süper temyiz mahkemesi olmaması için. Ama maalesef gelinen noktada bu karmaşayı görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararları, ceza muhakemesi kanunumuzda yargılamanın yenilenmesi sebebidir. ‘Anayasa Mahkemesi kararları da yargılamanın yenilenmesi sebebidir’ diye ceza muhakemesi kanunumuza koyduğumuz zaman aslında bu sorun çözülmüş oluruz. Bu da Meclisimizin takdirinde olan bir husus.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Gaziosmanpaşa’da Bartınlılar Derneği’nin yeni binasının açılışına katıldı. Açılışta konuşan Bakan Tunç, “Derneğimizin yeni yerinin hayırlı uğurlu olmasını Cenabı-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Önümüzde bir seçim var, sandığa gideceğiz. Gaziosmanpaşa için İstanbul için Türkiye için en doğru kararı vereceğiz inşallah. Hemşehrilerimiz özellikle 94’de temelleri atılan gerçek belediyeciliğin İstanbul’da yeniden başlaması için bir karar verecekler. Ülkemizin gelişmesi, kalkınması için 22 yıldan bu yana cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir mücadele veriyoruz. 94’te Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşanılamaz hale getirdiği İstanbul’un nasıl 4-5 yıl içerisinde yaşanabilir hale getirildiğini o dönemde İstanbul’da yaşayanlar olarak sizler ve ben de o dönemde İstanbul’daydım, çok iyi hatırlıyoruz. Suları akmayan bir İstanbul vardı. Havası solunamayan bir İstanbul vardı. Çöpleri toplanamayan bir İstanbul vardı. Cumhurbaşkanımız o dönem yaşanılamaz denilen İstanbul’u 4-5 yılda yaşanabilir hale getirdi” diye konuştu.
Bakan Tunç, “22 yıldan bu yana hep önce insan dedik. İnsanımızı güçlendirmemiz lazım dedik. Çocuğuyla, kadınıyla, ailesiyle insan güçlü olacak ki aile güçlü olsun, toplum güçlü olsun dedik. Eğitime önem verdik. En fazla payı çocuklarımızın eğitimi için bütçede onlara ayırdık. Sağlığa önem verdik. Pandemi sürecinde İtalya’daki, Yunanistan’daki, Avrupa ülkelerindeki o sıkıntıları hep beraber gördük. Türkiye sağlam sağlık alt yapısıyla o süreçleri başarıyla geçirdi. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştık. Hep adalet dedik, hukukun üstünlüğü dedik. Bundan sonra da böyle demeye devam edeceğiz inşallah. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle memleketimizi geliştirmenin gayreti içerisinde olduk. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayiinde yüzde 80 yerlilik oranını yakaladığımız için terörle mücadelede başarılı olduk. Güneyimizde terör devleti kurdurmak isteyen küresel güçlere müsaade etmedik, kuramazsınız dedik, kurdurtmayız dedik. Savunma sanayiindeki yüzde 80 yerlilik oranını yakalayamasaydık bu başarıyı sağlayabilir miydik? Sağlayamazdık” ifadelerini kullandı.
“Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik”
“Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz” diyen Bakan Tunç, “Libya ile mutabakat yaparken, askerimizi oraya gönderirken muhalefet ne dedi? ‘Ne işimiz var Libya’da’ dedi. Biz Libya’ya boşuna mı gittik. Doğu Akdeniz’deki petrol yatakları, doğalgaz kaynakları gelecekte keşfedildiğinde çocuklarımızın kaynağı onlar. O mavi vatanımızdan bir damla suyu peşkeş çektirtmeyiz dedik ve çektirtmedik. Rusya- Ukrayna savaşı çıktığında muhalefet bir tarafı tutalım dedi. Olmaz dedik, hakkaniyetli ve dengeli politikamızı yürüteceğiz ve millet olarak bundan zarar görmememiz lazım dedik. Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz. 31 Mart’ta milletimizin vereceği karar doğrultusunda inşallah hükümetle uyumlu belediye başkanlarımız yerelde gerçek belediyeciliği uygulayarak inşallah herkese eşit, adil hizmeti götürmeye devam edecekler. Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik. Gerçek belediyecilik katılımcı, ulaşılabilir belediyecilik. İstanbul için yeniden İstanbul, sadece İstanbul dediğimiz bir belediyecilik” dedi.
Yerel yönetimlerde istikrarın şart olduğuna vurgu yapan Bakan Tunç, “5 yıllık dönem maalesef İstanbul’da bir algı belediyeciliğinden öte geçemedi. Geçmişte devam eden projeleri sanki kendi projesiymiş gibi sosyal medyada paylaşarak zaman geçirdi. İstanbul’da kar yağdı yollar tıkandı. Kendisi balıkçıda büyükelçi ile keyif çattı. Sonrasında Elazığ’da deprem oldu, Erzurum’daki kayak keyfini yarıda bırakmadı. İstanbul’da sel oldu, Bodrum’da tatilini bir saatliğine kesebildi, sonra tekrar koşarak gitti. Sonuna kadar beklesen ne olur. Ben tatili çok seviyorum diyebildi. Muhalefetin durumunu görüyorsunuz. Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkardıkları kişiyi sonrasında kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. 8-9 tane yardımcı vardı. Ne oldu bu yardımcılar? Şimdi hepsi birbirine düştü. Demek ki bunlar bir iktidara gelmiş olsalardı, iktidarda bunların hali ne olacaktı. Paylaşabilecekler miydi acaba. Muhalefeti paylaşamadı bunlar. O nedenle yerel yönetimlerde de istikrar şart, uyum şart. Her belediyeye hükümetten nüfusa göre pay verilir, bütçe verilir ama o bütçeyi doğru kullanmak önemlidir. Gaziosmanpaşa’da doğru kullanmaya devam edeceğiz” dedi. – İSTANBUL
]]>Tunç, TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’ndeki Türk Parlamenterler Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin gerçekleşmesi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini söyledi.
Muhalefette bugünkü yargıdan rahatsız olanların, geçmiş vesayet anlayışını özleyenlerin bulunduğunu ifade eden Tunç, “Bugünkü yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” diye konuştu.
Tunç, adliyelerdeki teknolojik imkanları arttırdıklarını, Ulusal Yargı Ağı Projesi, görüntülü duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ve cezaevlerinde elektronik sistemleri getirip uyguladıklarını kaydederek, sosyal medyayla birlikte hukuki konularda görünürlüğün arttığını vurguladı.
Bakan Tunç, Başakşehir’de yılbaşı gecesi bir kedinin asansörde sıkıştırılıp tekmelenerek öldürüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:
“Bir karar çıktı. ‘Eros’ diye bir kedi basında çok yer aldı. Apartmanın çok sevdiği, sürekli beslediği kedi, bir psikopat tarafından parçalandı ve öldürüldü. Bu şüphelinin yargılaması yapılmış ve yargılamada da cezası verilmiş. Şimdi bu duyulduğu anda infial oldu. Savcımız buna itiraz etti ama itirazı o kadar duyulmadı. Şimdi tekrar o karar kaldırıldı, yeniden yargılanacak. Buna benzer eleştirilerin de faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle yargı mensuplarının kararlarını verirken görünürlüğün artması nedeniyle kendilerine çekidüzen verip daha doğru kararlar alma noktasında da faydalı olacağına inanıyoruz yani kamuoyunun denetimini önemsiyoruz.”
“Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor”
Tunç, özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerinin olduğunu belirterek, “Hakim ve savcıların birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Adalet Akademisinde en az üç kez belli süre eğitim görmeleri şartını kanuni zorunluluk haline getirdik ve o uygulanmaya başladı. Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor. Adalet yüksekokullarından hukuk fakültelerine geçiş vardı, bunu kaldırdık. Hukuka girmek isteyen sınavını kazanacak, puanı tutturacak.” ifadelerini kullandı.
Hukuk fakültesinden mezun olanların avukatlık stajına başlamadan önce ön elemeden geçmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavını koyduklarını dile getiren Tunç, “Hakim ve savcılık sınavına girmek isteyenler de yine bu hukuk mesleklerine giriş sınavını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavına girebilecekler. Hakim, savcı olabilmek için hakimlik, savcılık sınavını kazandıktan sonra mülakat, ardından da iki yıl adaylık söz konusuydu. İki yıl adaylığı kaldırdık, yerine üç yıl süren hakim, savcı yardımcılığını getirdik.” diye konuştu.
Hakim ve savcı adaylarının üç yıllık eğitimin bir yılında Adalet Akademisinde eğitim alacaklarını belirten Tunç, diğer iki yılında ise yargının her kademesinde hakim ve savcı yardımcısı olarak tecrübeli hakim ve savcıların yanında yardımcılık yapacaklarını anlattı.
Bakan Tunç, adayların hakim ve savcı yardımcılığı süresinde alacakları eğitim ve kazanacakları tecrübeyle kürsüye çok daha donanımlı çıkacaklarını vurguladı.
Toplantıya çok sayıda Türk Parlamenterler Birliği üyesi katıldı.
]]>Bakan Tunç, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesince üniversitenin Kavacık Güney Kampüsü Konferans Salonu’nda düzenlenen “Uyuşturucu Madde Sempozyumu”na katıldı.
Burada konuşan Tunç, Adalet Bakanlığı olarak uyuşturucu ile mücadelede imali, ticareti ve kullanımı sonunda bu işe bulaşmış olanların cezalandırılması ve cezasının infazı hususlarını yakından takip ettiklerini söyledi.
Uyuşturucuyla mücadelede etkin işleyen önleyici bir mekanizmaya sahip olunmasının, bağımlılıkla mücadelede önemli bir aşamayı oluşturduğunu belirten Tunç, bu kapsamda ilk adımın uyuşturucunun zararları konusunda toplumun farkındalık seviyesinin arttırılarak bilinçlendirilmesi olduğunu aktardı.
Tunç, ikinci adımın bağımlıların tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması olduğunu, böylece bağımlıların hem tedavi olacaklarını hem yeniden topluma kazandırılabileceklerini ifade etti.
Üçüncü adımın ise özellikle Adalet Bakanlığı olarak kendilerine düşen uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarıyla mücadele konusu olduğunu aktaran Tunç, bu konuda Anayasa’nın 56. ve 58. maddesinin devlete önemli görevler yüklediğini vurguladı.
Uyuşturucu suçlarında denetimli serbestlik
Bakan Tunç, son 22 yılda uyuşturucuyla mücadelede ve kullanıcıların tedavisi konusunda ceza mevzuatında önemli düzenlemeleri hayata geçirdiklerini belirterek, tedavi uygulamasını infaz evresinden önce kovuşturma evresine, daha sonraki düzenlemeyle de soruşturma evresine çekerek, derhal tedaviye başlanmasını amaçladıklarını anlattı.
Denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu 2005’ten bu yana denetimli serbestlik müdürlüklerine 1 milyon 593 bin 756 tedavi ve denetimli serbestlik kararı geldiğini kaydeden Tunç, halen 71 bin 478 kararın infazına bu şekilde devam edildiğini aktardı.
Tunç, denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu tarihten bu yana 1 milyon 303 bin 640 kişiyle bireysel görüşme, grup çalışması, seminer gibi eğitim ve iyileştirme çalışmaları gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Yükümlülerin bağımlılıkla mücadele sürecine ailelerinin dahil edilmeleri de gerçekleştirilen çalışmaların etkinliğini artırmada son derece önemli. Bu nedenle ailelere yönelik de bireysel görüşmeler ve aile eğitim programları düzenleniyor, ev ziyaretleri gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda sadece 2023 yılında yapılan çalışmalarda 10 bin 366 aileye ulaşıldı.” ifadelerini kullandı.
Denetimli serbestlik kapsamında yapılan faaliyetlerin sonuçlarını sürekli takip ettiklerini vurgulayan Tunç, “Bu kapsamda, denetimli serbestlik uygulanan kişilerin 5 yıl içerisinde yeniden uyuşturucu kaynaklı suç oranı 2018 yılında yüzde 33,5 iken, bu oran 2023 yılında yüzde 19,5’e düştü.” bilgisini paylaştı.
“Uyuşturucu madde bağımlılarına özgü iyileştirme tedbirlerini geliştirdik”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2023’te yasalaştırdıkları 7. Yargı Paketi’yle de uyuşturucu madde kullananlar hakkında uygulanacak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri sürecinin daha etkin işletilebilmesini amaçladıklarını dile getirdi.
Bu kapsamda, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin uzatma süresini 1 yıldan 2 yıla çıkardıklarını kaydeden Tunç, şöyle konuştu:
“Cumhuriyet savcısının erteleme süresi içinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için şüpheliyi yılda en az 2 kez ilgili kuruma sevk etmesini zorunlu hale getirdik. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’na eklediğimiz 12/A maddesiyle uyuşturucu madde bağımlılarına özgü iyileştirme tedbirlerini geliştirdik. Uyuşturucu madde kullanmak suçundan hükümlü olanlarla başka bir suçtan hükümlü olup uyuşturucu madde bağımlısı olduğu tespit edilenlerin, ceza infaz kurumunda tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılmasını da zorunlu hale getirdik.”
Tunç, ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarının uygulanacağı müstakil ceza infaz kurumlarının açılabilmesini veya mevcut ceza infaz kurumlarının bir bölümünün bu amaç için tahsis edilmesini düzenlediklerini anlattı.
Bununla ilgili yasal düzenlemenin gerçekleştiğini, uygulamaya yönelik hazırlıklar olduğunu aktaran Tunç, sadece uyuşturucu suçlularının tedavi ve rehabilitasyonlarının da yapılabileceği, aldıkları cezanın infazının da gerçekleşeceği kapalı ya da açık cezaevlerinin yapımıyla ilgili proje çalışmalarının bulunduğunu bildirdi.
“Uyuşturucu bulundurmak veya satın almak suçundan 5 bin 527 hükümlü cezaevlerimizde”
Bakan Tunç, uyuşturucu ticareti suçuyla ilgili birçok düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini belirterek, uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarında hapis cezalarının artırıldığını hatırlattı.
Uyuşturucu ticaretinde bazı eylemleri cezayı artırıcı veya ağırlaştırıcı hal olarak kabul ettiklerini aktaran Tunç, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken süreyi artırdıklarını aktardı.
Tunç, uyuşturucu madde suçlarında para cezalarının alt sınırını yükselttiklerini, 2023’te yasalaştırdıkları 7. Yargı Paketi’yle de uyuşturucu kullanma suçunun yanı sıra uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçlarına ilişkin önemli düzenlemeler yaptıklarını anlattı.
Ceza infaz kurumlarında şu anda uyuşturucu ticareti suçundan hükümlü ve tutuklu toplam 59 bin 485 kişi bulunduğunu aktaran Tunç, şunları kaydetti:
“Uyuşturucu bulundurmak veya satın almak suçundan 5 bin 527 hükümlü cezaevlerimizde bulunmaktadır. Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca, Türk Ceza Kanunu’nun 188, 190 ve 191. maddeleriyle ilgili uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanımının kolaylaştırılması, kullanmak için satın almak, bulundurmak suçlarıyla ilgili olarak 2024 yılında şu ana kadar; 77 bin 793 soruşturma açılmış, 81 bin 339 şüpheli hakkında işlem yapılmış. 121 bin 121 derdest soruşturma dosyası da devam etmektedir.”
Tunç, bu durumun “uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanımı, kullanımının kolaylaştırılması” suçlarının ne kadar fazla işlendiğini ve uyuşturucu madde bağımlılığıyla mücadelede ne kadar hassas olunması gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Vatandaşlara “Uyuşturucuyla ilgili suçları ihbar edin” çağrısı
Adalet Bakanı Tunç, uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlılıklarının aile bütünlüğünü ortadan kaldıran, aile hayatını ifsat eden, aile kurumunu ve toplumu derinden tehdit eden büyük bir bela olduğunu belirterek, “İnsanımızı sosyal ve ekonomik hayattan koparan, aile ilişkilerine zarar veren, çeşitli suçların işlenmesine zemin oluşturan uyuşturucuyla mücadele bizim kırmızı çizgimizdir. Uyuşturucuyla mücadelede sonuna kadar kararlıyız.” dedi.
Uyuşturucuyla mücadelede vatandaşın desteğini de önemsediklerini vurgulayan Tunç, “Vatandaşlarımız, uyuşturucunun okul çevrelerinde, mahalle aralarında, sokak aralarında yahut diğer ortamlarda satıldığını, teşvik edildiğini, yer sağlandığını görüyorsa bu durumu cumhuriyet savcılıklarına ve kolluk güçlerimize ihbar etmesi vatandaşlık görevidir. Vatandaşımız uyuşturucuyla ilgili suçlardan haberdar olur olmaz, savcılıklara ihbar ederek bizim bu mücadelemize yardımcı olmasını hassaten istiyoruz.” çağrısında bulundu.
Tunç, uyuşturucuyla mücadelede etkin ve sürdürülebilir çözümler için hem kamu hem özel sektör ile sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar arasında güçlü işbirlikleri ve ortaklıklar kurulmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.
]]>Bartın Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan adayı Hüseyin Fahri Fırıncıoğlu ile esnafı ziyaret eden Bakan Tunç, daha sonra Amasra ilçesine geçti.
AK Parti Amasra İlçe Seçim İrtibat Bürosu’nun açılışına katılan Tunç, burada yaptığı konuşmada, 37 gün sonra sandık başına gidileceğini belirterek, seçimlerin hayırlı olmasını temenni etti.
Tunç, Amasra’ya bugüne kadar pek çok hizmet getirdiklerini dile getirerek, bundan sonra da bunu sürdüreceklerini kaydetti.
Karadeniz’deki doğal gaz keşfine değinen Tunç, “‘Yok orada gaz’ dediler, Filyos’a bağlandığında, ‘hayır’ dediler, ‘sizi kandırıyor’ demedi mi bu Cumhuriyet Halk Partililer? Dediler ama ne oldu orada? 4 yerli sismik araştırma gemimiz gazı keşfetti ve Filyos’a getirdi. Şimdi inşallah bütün Türkiye’ye dağıtıyoruz ve dağıtmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Bakan Tunç, gerçek belediyeciliğin AK Parti belediyeciliği olduğunu vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra CHP’den devraldığı kenti nasıl yaşanır hale getirdiğini anlattı.
AK Parti’nin doğuş sebebinin de bu başarı olduğuna işaret eden Tunç, “İyi ki kurulmuş, iyi ki bu millet AK Parti’nin kurulmasını istemiş. 22 yıldan bu yana da ülkemizin ekonomisini 4 kat büyüttük. Enerji bağımsızlığını sağlayabilmemiz için, doğal gazından nükleer santraline varıncaya kadar, Gabar’daki teröristlerden temizlediğimiz dağlarda petrol çalışmalarına varıncaya kadar, savunma sanayimizdeki yerlilik oranımızı yakalayarak terörle mücadeledeki başarımıza varıncaya kadar ülkemizi dünya projeleriyle tanıştırmanın gayretini gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz.” ifadesini kullandı.
“Yolumuza devam ediyoruz”
Tunç, Türkiye’nin büyümesinden ve gelişmesinden rahatsız olanların olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“İçte ve dışta şer güçler tabii ki bu sürede boş durmadı. Gezi olaylarıyla ortalığı ateşe vermeye çalıştılar hatta onların uzantıları buralarda tencere tava çalmaya da başlamıştı değil mi? Milleti huzursuz etmeye başlamışlardı. Neydi dertleri? Sadece Taksim’deki 2 ağaç mı? Milyonlarca ağacı biz diktik, toprakla buluşturduk. Ağaç sevgisi deyince bu bizim tartışmasız sevgimiz. Dolayısıyla orada 2 ağacı bahane ederek sokakları ateşe verme, hükümeti devirmenin gayreti içerisinde oldular. Başarabildiler mi? Başaramadılar. Sonra geldiler masa başında emniyet, yargı darbesiyle gerçekleştirmeye çalıştılar. Onu da başaramadılar.
Terörü azdırmaya çalıştılar. Hendekler kazdılar. Hatırlayın o günleri. MİT tırlarını, o MİT krizini, tüm bu şer şebekelerinin planlarını hatırlayın. Bunlarda da başarılı olamayınca ne yaptılar? 15 Temmuz hain FETÖ darbe kalkışmasıyla zannettiler ki Türkiye’nin yönetimini devralıp kendilerine göre o maşaları tutan o küresel güçler, Türkiye’nin yönetimini uydu yönetimi olarak sağlayıp bölgede özellikle güneyimizde bir terör devleti kurmaya kalkıştılar. Başarabildiler mi? Başaramadılar. Milletimizin şanlı direnişiyle Cumhurbaşkanı’mızın kararlı duruşuyla karşı karşıya kaldılar. Milletçe Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçerek de yolumuza devam ediyoruz.”
“AK Parti siyasetinin merkezinde insan var”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk döneminde salgınla karşı karşıya kaldıklarını hatırlatan Tunç, Rusya-Ukrayna savaşının ülke ekonomisini olumsuz etkilediğini kaydetti.
Tunç, terörle mücadeleye, Doğu Akdeniz’i işgal etmeye kalkışan küresel güçlere karşı aldıkları tedbirlere, Libya’yla yapılan mutabakata, asker gönderilmesine ve Mavi Vatan’ın işgalden kurtarılmasına değinerek, “Pandeminin etkisi ve 6 Şubat depremleriyle elbette ekonomimizde de sarsılma oldu. Bu alım gücünün daha da artırılması noktasındaki çare nedir? O da inşallah yine AK Parti’dir, Cumhur İttifakı’dır, Recep Tayyip Erdoğan’dır. Halkımızın alım gücünü artırmak için gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz inşallah.” diye konuştu.
Bakan Tunç, 31 Mart’tan sonra 2028’e kadar seçimsiz geçecek bir süre olacağını işaret ederek, “Bir istikrar ortamı. Belediyelerde işinin ehli gerçek belediyeciliği uygulayacak, milletvekilleriyle belediye başkanlarının uyumlu olduğu, bakanlarıyla hükümetiyle uyumlu olduğu, yerel merkezi hükümet işbirliğiyle inşallah şehirlerimizi yeniden imar edeceğiz, daha yaşanılabilir hale getirmenin gayreti içerisinde olacağız.” dedi.
AK Parti siyasetinin merkezinde insan olduğunu vurgulayan Tunç, “Hep insanı güçlendirmek için çalıştık 22 yıldan bu yana. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adalete varıncaya kadar hep insanımız güçlü olsun dedik. İnsanımızı güçlendireceğiz ki aile güçlü olsun. Aile güçlü olsun ki toplum güçlü olsun. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizi büyütmeye, ekonomisini geliştirmeye, vatandaşlarımızın depremden, pandemiden etkilenen bu alım gücünü bundan sonra daha da artırmaya devam edeceğiz inşallah.” değerlendirmesinde bulundu.
Tunç, hakkaniyetli, dengeli, mazlumu, hukuku ve adaleti savunan dış politikada Türkiye eksenini oluşturmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Türkiye’yi terörün her türlüsünden arındırarak; çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir şekilde yaşayabileceği bir ülkeyi Türkiye Yüzyılı’nda inşallah inşa edeceğiz.” dedi.
Programa, AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, Bartın Belediye Başkanı Hüseyin Fahri Fırıncıoğlu, AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan, MHP İl Başkanı Ercüment Özçelik, Cumhur İttifakı’nın AK Parti’den Amasra Belediye Başkan adayı Ahmet Reis ve partililer katıldı.
]]>Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, AYM’nin, CHP ile Can Atalay’ın avukatlarının yaptığı iki yeni başvuruya ilişkin kararına yönelik sorusu üzerine Tunç, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının henüz yayımlanmadığını, gerekçeli kararı gördükten sonra yorum yapmanın daha doğru olacağını söyledi.
Anayasanın 84. maddesinde milletvekilliğinin düşme sebeplerinin yazdığına işaret eden Tunç, şöyle devam etti:
“Kesin hüküm nedeniyle düşme durumunda Anayasanın 85. maddesine göre Anayasa Mahkemesine başvuru yapılamaz. Anayasamızın açık hükmüdür bu. Can Atalay’ın milletvekilliği de kesin hüküm nedeniyle Mecliste kesin hükmün okunması nedeniyle milletvekilliği düşmüştür. Bu durumda Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama ‘karar verilmesine yer olmadığına’ şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu. Karar verilmesine yer olmadığına karar vermenin gerekçesini ancak gerekçeli kararda görebileceğiz. Anayasa Mahkemesinin bu yöndeki kararı, Mecliste okunan kesin hükmün tartışılması nedeniyle ise burada bu doğru değildir. Kesin hüküm kalkmamıştır. Kesin hüküm Mecliste okunmuştur.”
Tunç, burada Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatlarının söz konusu olduğuna dikkati çekerek, “Önceki bu tür başvurularda ret kararı vermiştir ama burada farklı bir durum söz konusu. Gerekçeli karar ortaya çıktıktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.
Anayasanın milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesinin açık olduğunu vurgulayan Tunç, “Seçimden önce başlayan Gezi olayları nedeniyle bir ceza soruşturması vardır. Yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay bu suçu değerlendirmiştir ve bir kesin hükme ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kesin hüküm de ortadan kaldırılmış değildir.” diye konuştu.
Tunç, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararıyla ilgili olarak da Yargıtayın, Anayasanın 83. ve 14. maddelerinin uygulanamaz hale getirilmesi nedeniyle AYM kararına uyulmaması yönünde karar verdiğine değinerek, “Burada iki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Tabii bunun çözümü var. Bunun çözümü de yine Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak yasal ve anayasal değişikliklerdir.” değerlendirmesinde bulundu.
Anayasa değişikliğinin uzlaşma gerektirdiğini dile getiren Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yapılamıyorsa bu sorunun çözümü yine kanunlarımızda yapılacak değişikliklerledir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararları, ceza mahkemesi kanunumuza göre yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır, Ceza Muhakemesi 311. maddeye göre. Ama Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak farklı bir düzenleme vardır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları Anayasa Mahkemesinin kuruluş kanununun 50. maddesinde, yeniden yargılamaya karar verir ve yapılacaklara da hükmeder şeklinde bir düzenleme söz konusudur. Burada adliye mahkemelerinin görev alanı ve bir kesin hükmün ortadan kaldırılması usulü, yargılamanın yenilenmesiyle mümkün olabilecek bir husustur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde yapılacak değişikliklerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Bu takdir de Türkiye Büyük Millet Meclisinin elindedir.”
“8. Yargı Paketi önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek”
Bakan Tunç, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen “8. Yargı Paketi”ne ilişkin soru üzerine, “Burada yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemeler var.” dedi.
Paketin seçim takvimi ve Meclisin çalışma takvimi nedeniyle ikiye ayrıldığını aktaran Tunç, “Seçim sonrası da getireceğimiz düzenlemeler var. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli çalışmalar var. Bunların da bu süreçte seçimden sonra değerlendirileceğini umut ediyoruz.” diye konuştu.
Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle vatandaşların tazminat talebinde bulunduğuna işaret ederek, “Anayasa Mahkemesine gidiyorlardı. Anayasa Mahkemesinin buradaki dosya sayısını fazlalaştıran bir durum söz konusuydu hem uzun süren bir süreçti. Bunu da kısaltan, vatandaşlarımızın özellikle hak arama hürriyetini genişleten Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna müracaat edip hakkını öncelikle oradan arayabilmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yine Ceza Muhakemesi Kanunundaki koruma tedbirleriyle ilgili gözaltı süresinin uzatılması ya da beraat etmiş ya da öncesinde tutuklu kalmışsa buna yönelik tazminat taleplerinin de yine Tazminat Komisyonu, yine ağır ceza mahkemesinden talep edilmesiyle ilgili düzenlemeler var.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, 2010 anayasa değişikliğiyle kişisel verilerin korunmasının anayasal güvenceye kavuştuğunu hatırlatarak, sonrasında yasal düzenlemeler yaptıklarını, bunun özellikle Avrupa Birliği veri koruma tüzüğüne uyum sağlaması bakımından da birtakım düzenlemeler yapıldığını anlattı.
Terörle mücadele açısından hassasiyetlerini korumaya devam ettiklerinin altını çizen Tunç, “Bu konuda Anayasa Mahkemesinin, Türk Ceza Kanunu 220 (madde) örgüt suçları ve 314 (madde) silahlı örgüt suçları bakımından terör örgütü üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen kişinin örgüt üyesi gibi cezalandırılabileceği hükmünü, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi burada bir boşluk doğmaması lazım. Örgüt üyesi değil ama örgüt adına suç işliyorsa ceza kanunundaki o boşluğu doldurarak, örgüt üyesi olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişilerin cezasının müstakil bir suç olarak düzenlenmesini ceza kanunumuzda sağlayarak, terörle mücadele konusunda bir zafiyetin oluşmaması noktasındaki yasal düzenleme ihtiyacını meclisimizle paylaşmıştık. Milletvekillerimiz de bunu teklife dönüştürdüler ve Adalet Komisyonumuzda görüşmeleri tamamlandı.” ifadelerini kullandı.
Tunç, buna benzer usulü birtakım değişikliklerin olduğunu aktardı.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TSMF) terör örgütlerine yardım yataklık yapan şirketler bakımından kayyım tayininin mümkün olduğunu hatırlatan Tunç, “Bunun özellikle organize suç örgütlerinin işlediği suçlar bakımından da kayyım tayini imkanını getiren düzenlemeler var. Çok sayıda usulü düzenlemeler de var. Tüm bunların yasalaşması durumunda hem hak arama hürriyetinin genişletilmesi hem de yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve kişisel verilerin korunması anlamında önemli iyileştirmeler sağlanmış olacak.” şeklinde konuştu.
Bakan Tunç, daha önceki yargı paketlerinde de önemli düzenlemeler yaptıklarını anımsatarak, seçim sonrasında Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını, belirlenen hedefler doğrultusunda da yeni düzenlemeleri hayata geçireceklerini kaydetti.
“İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi”
Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağında meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili soru sorulan Tunç, olayın herkesi derinden üzdüğünü söyledi.
Toprak altında kalan 9 kişiye bir an önce ulaşmayı temenni eden Tunç, hem olayın sebeplerinin araştırılması hem de bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulduğunu hatırlattı.
Tunç, olayın hemen ardından İliç Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda 4 cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini kaydetti.
İnşaat, iş güvenliği, çevre, kimya ve bütün o alanı ilgilendiren konularla ilgili 8 bilirkişinin de olay yerinde incelemeler yaptığını aktaran Tunç, şöyle devam etti:
“Hazırlanan ön rapora göre kusurlu olduğu düşünülen kişiler oldu. İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi. Bunlardan 6’sı tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandılar. 2’si de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma devam ediyor. Tabii şirketin, yabancı şirketin, yabancı temsilcisiyle ilgili de tutuklama kararı verildi. Sonrasında 6 Şubat tarihi itibarıyla şirketin Türkiye yöneticisi olarak atanan kişiyle ilgili olarak da ifadeler alındı. O da adli kontrol şartıyla şu anda soruşturma kapsamında.”
Soruşturma neticesinde kusurlu olanların, bu kazaya sebebiyet veren olayların, nedenlerin, kişilerin yargı tarafından ortaya çıkarılacağını dile getiren Tunç, şunları kaydetti:
“Tüm teknik boyutları incelenerek bu kazada kimler kusurlu bunun tespitini yargımız yapacaktır. Soruşturma şu anda tüm detaylarıyla, tüm titizlikle devam ediyor. Hep beraber biz de süreci Erzincan Cumhuriyet Başsavcımız, İliç Cumhuriyet Başsavcımız koordinasyonunda takip ediyoruz. İlgili bakanlarımız; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, İçişleri Bakanımız konuyla ilgili gerekli açıklamaları da zaten zaman zaman yapıyorlar. Adli süreçle de ilgili biz bilgilendirme yaptık.”
Bakan Tunç, soruşturma neticesinde yargılama sürecinin başlayacağını belirterek, “Kimler sorumluysa, kimler bu kazaya sebebiyet verdiyse yargı huzurunda elbette ki hesabını verecektir.” dedi.
]]>Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, Karadeniz Ereğli Öğretmenevi’nde sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi.
Toplantıda konuşan Tunç, ilçede, 31 Mart’ta vatandaşların tercihiyle “AK Parti Belediyeciliği”nin başlayacağını söyledi.
Gerçek belediyeciliğin; hizmet, icraat, herkese eşit hizmet götüren, adaletli belediyecilik olduğunu ifade eden Tunç, Karadeniz Ereğli’nin gerçek belediyeciliği fazlasıyla hak ettiğini dile getirdi.
Bakan Tunç, CHP yönetiminde belediyecilik ve yerel yönetimler noktasında ilçenin zaman kaybettiğini, bunun son gününün de 31 Mart olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemindeki çalışmalarından bahseden Tunç, AK Parti’nin millet hareketi olarak kurulduğunu kaydetti.
Tunç, 22 yılda vatandaşın, önüne konulan 17 sandıkta tercihini AK Parti’den, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığını dile getirdi.
Kurulduğu günden bu yana AK Parti’nin çeşitli engellemelerle karşılaştığına işaret eden Tunç, “İşte bu vesayetçi, darbeci anlayışla hep karşı karşıya kalırken ülkemizi de ekonomide 4 kat büyüttük. Türkiye’nin her yerini icraatlarla donattık.” dedi.
“Türkiye’de demokrasinin standartlarını hep yükselttik”
Tunç, enerji ve savunma sanayinde bağımsız bir Türkiye’yi daha ileriye taşımayı hedeflediklerinin altını çizerek, politikalarının merkezine her zaman insanı koydukları, her konuda vatandaşı güçlendirmenin gayretinde olduklarına anlattı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk döneminde Kovid-19 salgınıyla karşı karşıya kaldıklarına, daha sonra 6 Şubat’ta yaşanan depremlerle ekonomik anlamda zorlanmaların yaşandığına değinen Tunç, vatandaşın alım gücünü artırmaya yönelik politikaları devreye soktuklarını kaydetti.
Tunç, yeni dönemde önceliklerinin, depremlerde yıkılan şehirleri ayağa kaldırmak olduğunu belirterek, altyapı, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla afetlere dirençli şehirler oluşturmaktan geri durmayacaklarını vurguladı.
“Önce insan” demeye devam edeceklerini belirten Tunç, “Türkiye’de demokrasinin standartlarını hep yükselttik, sessiz devrim sayılan reformlara imza attık. Her alanda, özellikle 90’lı yıllar boyunca temel hak ve özgürlükler noktasındaki o kayıp yılları telafi etmenin, Türkiye’yi yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Temel hak ve özgürlüklerin önünde engel koymak isteyenlerin karşısında yine biz olacağız. Yine hukukun üstünlüğünü ve adaleti savunmaya hep devam edeceğiz. Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmamızı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Tunç, terörden arındırılmış, kadına şiddetin olmadığı, çocukların her türlü istismardan korunduğu huzurlu bir gelecek için canla başla çalışmaya devam edeceklerini dile getirerek, dünyada hakkaniyeti, adaleti ve mazlumun hakkını savunmayı da sürdüreceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun miting programına değinen Tunç, “Nerede, Türkiye’nin ana muhalefetini gören var mı? Bazen aday tanıtım toplantıları yapılıyor; yanlış adayın adı anons ediliyor, başka bir adayın eli kaldırılıyor falan. Böyle bir karışıklık. Bir altılı masa vardı. Nerede altılı masa? Hani bunlar Türkiye’nin yönetimine taliplerdi? Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdikleri kişiyi kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. Şimdi aleyhinde konuşup duruyorlar. Hani siz birbirinizin yardımcısı olacaktınız? Bunlar muhalefette birliktelik sağlayamayanlar, öyle bir ihtimal yoktu ama iktidar bunlar olsaydı Türkiye’nin hali nasıl olurdu? Kaosa sürüklenirdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Tunç, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Karadeniz Ereğli’de yüzde 50’nin üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek verildiğini aktararak, “Bu ne demek? Karadeniz Ereğli Recep Tayyip Erdoğan’ı seviyor. Recep Tayyip Erdoğan da Ereğli’de gerçek belediyecilik istiyor. İşte bunu da İbrahim Sezer’le gerçekleştireceğiz inşallah.” diye konuştu.
Programın ardından Bakan Tunç ve beraberindekiler, ilçede esnafı ziyaret etti.
Tunç, ziyaret sırasında seçim ofisi önünde karşılaştığı Karadeniz Ereğli Belediye Başkanı ve CHP’nin Belediye Başkan adayı Halil Posbıyık’la bir süre sohbet etti.
Posbıyık, kendisine “Başkanım devrediyormuşsunuz bu dönem, İbrahim Bey’e (Sezer).” diyen Bakan Tunç’a esprili bir dille, “İbrahim benim yanımda zaten, o benle çalışacak. Başkan yardımcısı yapacağım inşallah. Adayların hepsi kardeşimiz, değerli insanlar. Burada seçim belli bir seviyede gider çünkü bütün adaylar birbirini tanıyor, hepsi de değerli arkadaşlar. Ben de onların ağabeyleriyim. Onlara yol göstereceğiz, beraber yürüyeceğiz.” yanıtını verdi.
Seçim ofisini ziyaret ettiği Posbıyık ve ekibine başarılar dileyen Tunç, ardından esnaf ziyaretini sürdürdü.
]]>ZONGULDAK – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kalkınma hamleleri ile güçlenen Türkiye’nin enerjide bağımsız olmayı sürdüreceğini belirterek AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlar arasında büyük farklar olduğunu söyledi.
Bir dizi ziyaretler için Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gelen Bakan Tunç, Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldi.
31 Mart seçimlerine az bir zamanın kaldığını ifade eden Tunç, “43 gün sonra milletimiz sandık başına gidecek ve belediye başkanlarını, meclis üyelerini, il genel meclis üyelerini ve muhtarları seçecek. İnşallah bu seçimler hem ülkemiz için hem Zonguldak’ımız ve tüm ilçeleri ve Alaplı’mız için hayırlı uğurlu olur inşallah. Bütün temennimiz bu. Alaplı halkının da en doğru kararı vereceğine biz yürekten inanıyoruz. Gerçek belediyecilik diyoruz. Tabii gerçek belediyecilik Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Yani 1994’te İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetiminde yaşanılamaz hale getirilen, havası solunamayan, suları akmayan, çöpleri toplanamayan, çöp dağlarının patladığı, işçilere maaş ödenmediği için çöplerin toplanamadığı için dezenfekte edildiği sahada zararlı olmasın diye çukur, çamurdan ibaret bir İstanbul’u CHP yönetiminden devralıp, 4,5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde yani şiir okuduğu için hapse atıldığı ve belediye başkanlığı elinden alındığı süreye kadar geçen dört buçuk yıl içerisinde İstanbul’u yaşanılır hale getir Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyeciliği gerçek belediyeciliktir” dedi.
“AK Parti olarak bugüne kadar belediyeler arasında, partiler arasında bir ayrım yapmıyoruz” diyen Tunç, “Ancak şunu iyi bilmek lazım her belediyenin nüfusa göre bir payı vardır. Herkese aynı şekilde nüfusuna oranla bütçeden bir pay veririz. Onu harcar ama bunun yanı sıra öyle belediye başkanları vardır ki bakanlarla, iktidarla uyumlu çalıştığında proje ürettiğinde aynı masa etrafında bulunup teşkilatıyla beraber kafa kafaya verdiğinde o şehir daha farklı projelere adım atar ve şehrin hem ima altyapısıyla, üstyapısıyla güzelleşmesi, insanların müreffeh bir şehirde hayat sürmesi hem de geleceğe yönelik, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın istihdam alanlarını arttırma noktasında ve hükümet yatırımlarının da burada önünün açılması noktasında yerel merkezi hükümet arasındaki uyum çok önemli. İnşallah 31 Mart’taki yapılan seçimlerde 1 Nisan’dan itibaren Alaplı’mızda, Ereğli’mizde, Zonguldak’ımızın diğer ilçe merkezde olduğu gibi nasıl Zonguldak il merkezinde şu geçtiğimiz beş yıldaki değişimi hep beraber gördük. Tünelleri, meydan düzenlemeleri, Uzun Mehmet Cami’sinden tutun da sahil düzenlemesi, ırmak, dere ıslahları, bir anda bir atılım sağlanmış oldu. İşte bu uyumun meyveleri. Bunu inşallah Zonguldak’ımızın Alaplısı’nda, Ereğli’sinde ve diğer ilçelerde de bu uyum inşallah sağlanmış olacak” ifadelerine yer verdi.
AK Parti’nin 21 yıldır iktidarda bulunduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hep siyasetin merkezine insanı koyduklarını ifade eden Tunç, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın dedik. Bunu sadece bir slogan olarak ya da parti programına yazarak seçim beyannamesini yazmakla kalmadı. Bunu uygulamaya dönüştürdük, hayata dönüştürdük. Önce insan dedik, güçlü insan olacak dedik. Güçlü aile için, insanın güçlü olması lazım. Aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun dedik ve eğitimden sağlığa sosyal politikalardan adalete her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk” diye konuştu.
Tunç, “İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizi enerjide bağımsız, doğalgazıyla işte bölgemiz enerji üssü olmaya devam ediyor. Maden kömürüyle başlayan serüvenimiz şimdi doğal gazla devam ediyor. Bartın’ımız, Karabük, Yenicemiz, Zonguldak’ımız ve her köyümüzde maden emeklisi var. Hem bir taraftan Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nu daha da geliştirerek, kapatmadan, bu bölge için önemli. Hem o faaliyeti devam ettirelim, hem de Filyos bir doğal gaz üssü, enerji üssü olarak ülkemizin enerjisine katkı vermeye devam etsin. Yani enerjinin başkenti olarak Zonguldak’ımız yine o başkentliğini sürdürmeye devam ediyor. Tabii diğer alanlarda da istihdam noktasındaki çalışmaları da inşallah devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
Türkiye’de AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlar arasında büyük farklar olduğunu aktaran Tunç, “Yani bir vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Darbeci milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik ve ülkemizi yüksek standartlı demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk. İnşallah yeni anayasa hedefimizle bu yüksek standartlı demokrasiyi milletimizin desteğiyle inşallah parlamentoda bu uzlaşmada sağlanırsa kavuşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını, hukuku, insan haklarını savunmaya ve Türkiye ekseni bir dış politikayı oluşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden koruyarak, kadınlarımızı her türlü şiddetten koruyarak gençlerimizi her türlü kötülükten korumak için tedbirler almaya ve Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi.
]]>Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, Alaplı ilçesinde bir kafede sivil toplum kuruluşu temsilcileri, basın mensupları ve partililerle buluştu.
Tunç, yerel seçimlere az bir zaman kaldığını dile getirerek, seçimlerin hayırlı olması temennisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 1994 yılında, yaşanılamaz hale getirilen, havası solunamayan, suları akmayan, çöpleri toplanamayan, çöp dağlarının patladığı, işçilere maaş ödenmediği için çöplerin toplanamadığı bir İstanbul’u CHP yönetiminden devralındığını anlatan Tunç, 4,5 yıl gibi kısa bir sürede İstanbul’u yaşanılır hale getiren “Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği”nin, gerçek belediyecilik olduğunu söyledi.
AK Parti hükümeti olarak bugüne kadar belediyeler ve partiler arasında bir ayrım yapmadıklarını, her belediyenin nüfusa göre payı bulunduğunu, bu kapsamda bütçeden pay verildiğini aktaran Tunç, şöyle devam etti:
“Öyle belediye başkanları vardır ki bakanlarla, iktidarla uyumlu çalıştığında, proje ürettiğinde, aynı masa etrafında bulunup teşkilatıyla beraber kafa kafaya verdiğinde o şehir daha farklı projelere adım atar. Hem şehrin imarı, altyapısıyla, üstyapısıyla güzelleşmesi, insanların müreffeh bir şehirde hayat sürmesi hem de geleceğine yönelik, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın istihdam alanlarını artırma noktasında, hükümet yatırımlarının da burada önünün açılması noktasında yerel yönetimle merkezi hükümet arasındaki uyum çok önemli.
Yani şu eleştiriyi yapabiliyorlar; diyorlar ya ‘İşte hükümetten olmayan, iktidardan olmayan bir belediyeye siz destek vermiyor musunuz?’ Hepsine eşit veriyoruz. Ama önemli olan o belediye başkanının isteyebilmesi, o belediye başkanının ‘Ben şu projeyi de yaptım.’ diyerek ilgili bakana giderek sürekli onu takip etmesi ve ilinin milletvekilleri ile beraber kafa kafaya verip teşkilatıyla beraber, birlik ve beraberlik içerisinde olduğunda şehirlerimizin faydasına olacaktır. Alaplı’mızda, Ereğli’mizde, Zonguldak’ımızın diğer ilçelerinde, Zonguldak il merkezinde olduğu gibi geçtiğimiz 5 yıldaki değişimi hep beraber gördük. Bir anda bir atılım sağlanmış oldu. İşte bu uyumun meyveleri.”
“Her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk”
Tunç, bölgede yapılan projelerden bahsederek, 21 yıldan bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde hep siyasetin merkezine insanı koyduklarının altını çizdi.
Çalışmalarda “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını uyguladıklarını vurgulayan Tunç, “Önce insan dedik, güçlü insan olacak dedik. Güçlü aile için insanın güçlü olması lazım. Aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun dedik. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan adalete her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk.” diye konuştu.
İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkenin enerjide bağımsız hale gelmesi için adımlar attıklarına dikkati çeken Tunç, bölgenin yapılan çalışmalarla enerji üssü olmaya devam ettiğini anlattı.
Bakan Tunç, bölgenin maden kömürüyle başlayan serüveninin doğal gazla devam ettiğini söyledi.
“Türkiye’nin her köşesi yatırım hamleleriyle, hizmet siyasetiyle donatıldı”
Hayata geçirdikleri projeleri anlatan Tunç, “Türkiye’nin her bir köşesi yatırım hamleleriyle, hizmet siyasetiyle donatıldı. Bu da inşallah kesintisiz devam edecek. Türkiye’de özellikle AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlarını karşılaştırdığımızda arada çok büyük fark var. Bir vesayetçi anlayışı tarihe gömdük, darbeci anlayışı milletimizin desteğiyle tarihe gömdük, temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. Ülkemizi yüksek standartlı demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, yeni anayasa sürecine ilişkin de şunları kaydetti:
“İnşallah yeni anayasa hedefimizle bu yüksek standartlı demokrasiyi, milletimizin desteğiyle inşallah parlamentoda bu uzlaşma da sağlanırsa kavuşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını, hukuku, insan haklarını savunmayı sürdüreceğiz ve Türkiye eksenli bir dış politikayı oluşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden koruyarak, kadınlarımızı her türlü şiddetten koruyarak, gençlerimizi her türlü kötülükten korumak için tedbirler almaya ve Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”
Daha sonra esnaf ziyareti gerçekleştiren Bakan Tunç, vatandaşlarla sohbet etti.
]]>Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Tunç, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasına ilişkin soru üzerine olayın herkesi derinden sarstığını söyledi.
Bölgede 9 kişiyi toprak altından kurtarma çalışmalarının devletin ilgili kurum ve kuruluşlarınca sürdürüldüğünü belirten Tunç, temennilerinin bir an önce onlara ulaşmak olduğunu kaydetti.
Tunç, olayda kusuru olan kişilerin bulunması ve nedenlerinin ortaya çıkarılması için hemen adli soruşturma başlattıklarını hatırlatarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının idari soruşturmalarını başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen 4 savcının adli soruşturmayı başlattığını anlattı.
Soruşturma kapsamında 8 bilirkişinin görevlendirildiğini dile getiren Tunç, “Jeoloji mühendisliği, inşaat, kimya, iş güvenliği uzmanı ve diğer alanlarda 8 uzman bilirkişi bölgede incelemelerine devam ediyor. Bir ön rapor verdiler. Bu ön rapor neticesinde de 8 gözaltı yapılmıştı. Yabancı firmanın başkan yardımcısı olarak görev yapan şahsın da aralarında bulunduğu, saha sorumlusu ve oradaki operasyonlardan görevli, iş güvenliğinden sorumlu firma yetkilileriyle ilgili 8 gözaltı vardı.” diye konuştu.
Tunç, şüphelilerden 6’sı hakkında tutuklama, 2’si hakkında da adli kontrol kararı verildiğini aktararak, süreci hep beraber takip ettiklerini vurguladı.
Bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırma Komisyonu da kurulduğuna işaret eden Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama olarak bir taraftan onlar araştıracak, diğer taraftan yargımız soruşturmayı titizlikle takip ediyor. Bilirkişiler de uzman bilirkişiler de incelemelerine devam ediyor. Süreç içerisinde kimlerin sorumluluğu varsa bu faciaya kim sebep olmuşsa tabii ki yargı huzurunda hesap vereceklerdir. Temennimiz 9 canımızın bir an önce toprak altından çıkarılması, bütün dileğimiz onlara kavuşmak.” ifadelerini kullandı.
“Önemli düzenlemeler var”
Bakan Tunç, dün TBMM Başkanlığına sunulan 8. Yargı Paketi’nin getireceği yeniliklere yönelik soru üzerine, bakanlık olarak yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesi anlamında gerek uygulamayla gerekse de mevzuatla ilgili iyileştirmeleri yapmaya devam ettiklerini söyledi.
Daha önce Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında 7 yargı paketinin önceki yasama döneminde hayata geçirildiğini belirten Tunç, 8. Yargı Paketi’nin de bunun devamı olarak TBMM Başkanlığına sunulduğunu kaydetti.
Tunç, gelecek günlerde TBMM’de görüşmelere başlanacağını aktararak, “Burada yargıyı hızlandıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini artıracak, hak arama hürriyetini daha da güçlendirecek, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler var. Yaklaşık 70 maddeden oluşan bir paketti. Meclisin çalışma takvimi, seçimin de yaklaşmış olması nedeniyle özellikle süreli olan, aciliyeti olan bazı hususlar öne alınarak milletvekillerimiz 41 madde, emekli maaşları, emekli ikramiyesi de ilave edilerek 42 madde olarak Meclise sevk edildi. İçerisinde önemli hususlar var.” şeklinde konuştu.
Kanun yollarında belli süreler olduğuna, her davada sürenin farklı olduğuna dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:
“Bazı davalarda 8 gündür temyiz süresi. Bazı davalarda 7 gündür, bazılarında 15 gündür, bazılarında bir haftadır. Dolayısıyla bu da bir karışıklığa neden oluyor. Yani özellikle hem avukatların takibi açısından hem vatandaşlarımızın takibi açısından temyiz sürelerini, itiraz sürelerini kaçırmaları, ‘Acaba o davada kaç gündü?’ tartışmalarını, o karışıklıkları sona erdirecek bir madde düzenlememiz var. Yani bazı davalarda tefhimden itibaren, kararın yüze karşı okunmasından itibaren süre başlar. Bazısında tebliğden başlar. Bu da karışıklığa neden oluyordu. Tüm bunları artık ortadan kaldırıyoruz. Bütün davalarda temyiz, itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığın, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme.”
Tunç, bunun yanı sıra kişisel verilerin, özel hayatın korunmasıyla ilgili bir düzenleme de olduğuna değinerek, “Küresel şirketler artık müşterilerinin kimlik bilgilerini alarak işlemler yapıyorlar. Bunlar yurt dışı kaynaklı şirketler de olabiliyor. Burada vatandaşlarımızın, özellikle kişisel verilerinin korunması anlamında birtakım güvencelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu güvenceleri ortaya koyan, özel nitelikteki kişisel verilerin korunmasını daha etkin sağlayabilecek madde düzenlemeleri var.” şeklinde konuştu.
“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak”
Anayasa Mahkemesinin, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına yönelik maddeyi kanunilik ilkesi açısından iptal ettiğini belirten Tunç, “Terörle mücadeledeki kararlılığımızdan taviz vermemiz mümkün değil. Hem Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerini dikkate alarak hem de terör örgütü üyesi olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezasız kalmaması anlamında, onların özellikle ceza kanununda belli bir ceza, terör örgütü üyeliğinin cezasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Bu da terörle mücadeledeki kararlılığımızı ortaya koyan önemli bir düzenleme.” ifadelerini kullandı.
Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle Anayasa Mahkemesinin önüne giden çok sayıda dosya olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak. Özellikle vatandaşlarımızın adil yargılanma hakkı bakımından yargıyı daha da hızlandıracak, etkinliğini daha da artıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Gerek hakim, savcı yardımcılığı sistemi gerek hukuk mesleklerine giriş sınavı, kürsüdeki hakim ve savcılarımızın adalet akademisindeki eğitimlerine varıncaya kadar özellikle yargıyı hızlandıracak, yeni mahkemelerin kurulması, istinaf dairelerinin artırılmasıyla ilgili çalışmalarımız sürerken diğer yandan da vatandaşlarımızın uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesine başvurması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce bir ara mekanizma dediğimiz Adalet Bakanlığı bünyesinde tazminat komisyonuna başvurup hakkını orada öncelikle arayabilmesi, alabilmesi anlamında… Tabii o karara karşı da tatmin olmuyorsa Anayasa Mahkemesi yolu yine açık.”
Bakan Tunç, özellikle soruşturmadaki koruma tedbirleri bakımından hak ihlalinde bulunduğunu iddia edenlerin maddi manevi tazminat için ağır ceza mahkemesine başvurduğunu anlatarak, “Burada da yine Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanını getiriyoruz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması diye bir müessese var ceza hukukumuzda. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili bir itiraz yolunun olmaması, bir kanun yolunun olmaması nedeniyle bir iptal kararı vermiştir. Bununla ilgili de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının istinaf yolunu, istinaf kanun yolunu açarak burada da hak arama yolunu genişletme noktasındaki düzenlemeler içeriyor bu paket.” şeklinde konuştu.
Özellikle toplumda “cezasızlık algısını” ortadan kaldırmaya yönelik birtakım çalışmalarının da olduğunu vurgulayan Tunç, “Milletvekillerimizle belirli bir aşamaya getirmiştik. Özellikle denetimli serbestliğin maktu 1 yıl yerine bir oran getirerek, kısa süreli hapis cezasına mahkum olanların da cezasını çekmesi anlamında ve bunun dışında ceza mevzuatıyla ilgili bazı düzenlemeler de Meclisin çalışma takvimi açısından o konular bölünerek ikinci pakete, yani Meclis seçimden sonraki çalışmalara aktarılmış oldu.” diye konuştu.
]]>Bir dizi ziyaretler için Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gelen Bakan Tunç, Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ile bir araya geldi.
31 Mart seçimlerine az bir zamanın kaldığını ifade eden Tunç, “43 gün sonra milletimiz sandık başına gidecek ve belediye başkanlarını, meclis üyelerini, il genel meclis üyelerini ve muhtarları seçecek. İnşallah bu seçimler hem ülkemiz için hem Zonguldak’ımız ve tüm ilçeleri ve Alaplı’mız için hayırlı uğurlu olur inşallah. Bütün temennimiz bu. Alaplı halkının da en doğru kararı vereceğine biz yürekten inanıyoruz. Gerçek belediyecilik diyoruz. Tabii gerçek belediyecilik Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliğidir. Yani 1994’te İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetiminde yaşanılamaz hale getirilen, havası solunamayan, suları akmayan, çöpleri toplanamayan, çöp dağlarının patladığı, işçilere maaş ödenmediği için çöplerin toplanamadığı için dezenfekte edildiği sahada zararlı olmasın diye çukur, çamurdan ibaret bir İstanbul’u CHP yönetiminden devralıp, 4,5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde yani şiir okuduğu için hapse atıldığı ve belediye başkanlığı elinden alındığı süreye kadar geçen dört buçuk yıl içerisinde İstanbul’u yaşanılır hale getir Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyeciliği gerçek belediyeciliktir” dedi.
“AK Parti olarak bugüne kadar belediyeler arasında, partiler arasında bir ayrım yapmıyoruz” diyen Tunç, “Ancak şunu iyi bilmek lazım her belediyenin nüfusa göre bir payı vardır. Herkese aynı şekilde nüfusuna oranla bütçeden bir pay veririz. Onu harcar ama bunun yanı sıra öyle belediye başkanları vardır ki bakanlarla, iktidarla uyumlu çalıştığında proje ürettiğinde aynı masa etrafında bulunup teşkilatıyla beraber kafa kafaya verdiğinde o şehir daha farklı projelere adım atar ve şehrin hem ima altyapısıyla, üstyapısıyla güzelleşmesi, insanların müreffeh bir şehirde hayat sürmesi hem de geleceğe yönelik, özellikle gençlerimizin, çocuklarımızın istihdam alanlarını arttırma noktasında ve hükümet yatırımlarının da burada önünün açılması noktasında yerel merkezi hükümet arasındaki uyum çok önemli. İnşallah 31 Mart’taki yapılan seçimlerde 1 Nisan’dan itibaren Alaplı’mızda, Ereğli’mizde, Zonguldak’ımızın diğer ilçe merkezde olduğu gibi nasıl Zonguldak il merkezinde şu geçtiğimiz beş yıldaki değişimi hep beraber gördük. Tünelleri, meydan düzenlemeleri, Uzun Mehmet Cami’sinden tutun da sahil düzenlemesi, ırmak, dere ıslahları, bir anda bir atılım sağlanmış oldu. İşte bu uyumun meyveleri. Bunu inşallah Zonguldak’ımızın Alaplısı’nda, Ereğli’sinde ve diğer ilçelerde de bu uyum inşallah sağlanmış olacak” ifadelerine yer verdi.
AK Parti’nin 21 yıldır iktidarda bulunduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde hep siyasetin merkezine insanı koyduklarını ifade eden Tunç, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın dedik. Bunu sadece bir slogan olarak ya da parti programına yazarak seçim beyannamesini yazmakla kalmadı. Bunu uygulamaya dönüştürdük, hayata dönüştürdük. Önce insan dedik, güçlü insan olacak dedik. Güçlü aile için, insanın güçlü olması lazım. Aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun dedik ve eğitimden sağlığa sosyal politikalardan adalete her alanda insanımızı güçlendirmenin gayreti içerisinde olduk” diye konuştu.
Tunç, “İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizi enerjide bağımsız, doğalgazıyla işte bölgemiz enerji üssü olmaya devam ediyor. Maden kömürüyle başlayan serüvenimiz şimdi doğal gazla devam ediyor. Bartın’ımız, Karabük, Yenicemiz, Zonguldak’ımız ve her köyümüzde maden emeklisi var. Hem bir taraftan Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nu daha da geliştirerek, kapatmadan, bu bölge için önemli. Hem o faaliyeti devam ettirelim, hem de Filyos bir doğal gaz üssü, enerji üssü olarak ülkemizin enerjisine katkı vermeye devam etsin. Yani enerjinin başkenti olarak Zonguldak’ımız yine o başkentliğini sürdürmeye devam ediyor. Tabii diğer alanlarda da istihdam noktasındaki çalışmaları da inşallah devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.
Türkiye’de AK Parti öncesi demokrasinin standartlarıyla bugünkü standartlar arasında büyük farklar olduğunu aktaran Tunç, “Yani bir vesayetçi anlayışı tarihe gömdük. Darbeci milletimizin desteğiyle tarihe gömdük. Temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik ve ülkemizi yüksek standartlı demokrasiye kavuşturmanın gayreti içerisinde olduk. İnşallah yeni anayasa hedefimizle bu yüksek standartlı demokrasiyi milletimizin desteğiyle inşallah parlamentoda bu uzlaşmada sağlanırsa kavuşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Dünyada da adaleti, hakkaniyeti, mazlumun hakkını, hukuku, insan haklarını savunmaya ve Türkiye ekseni bir dış politikayı oluşturmanın gayreti içerisinde olacağız. Çocuklarımızı her türlü tehlikeden koruyarak, kadınlarımızı her türlü şiddetten koruyarak gençlerimizi her türlü kötülükten korumak için tedbirler almaya ve Türkiye’yi huzurlu bir geleceğe kavuşturmanın gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Konuşmanın ardından Bakan Tunç, esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi. – ZONGULDAK
]]>