BEİJİNG, 8 Mayıs (Xinhua) — Çin’in başkenti Beijing, ağustosta 2025 Dünya Robot Konferansı’nın yanı sıra ilk kez düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’na ev sahipliği yapacak.
Çarşamba günkü basın toplantısında 8-12 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Dünya Robot Konferansı ile 15-17 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’nda robotik alanındaki en son gelişmelerin sergileneceği ve küresel sektör işbirliğinin teşvik edileceği belirtildi.
Organizatörlerin verdiği bilgilere göre 2025 Dünya Robot Konferansı’nda forum, sergi, yarışma ve ağ oluşturma etkinlikleri yer alacak ve yaklaşık 200 robotik şirketi en son yeniliklerini sunacak.
Konferansın küresel ölçekte büyüyen etkisine dikkat çeken Çin Elektronik Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Chen Ying, bu yılki etkinliğe 30’dan fazla uluslararası kuruluş, 30’un üzerinde tanınmış küresel uzman ve 100’ü aşkın uluslararası takımın katılmasının beklendiğini belirtti. Katılımcıların en az yüzde 20’sininse uluslararası firmalardan oluşacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan robotlar arasında birçok spor dalında düzenlenecek ilk yarışma etkinliği olan Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında robotlar, atletizm, futbol, dans, malzeme taşıma ve tıbbi sınıflandırma gibi alanlarda hem atletik hem de işlevsel becerilerini sergileyecek. Oyunlar sırasında badminton, masa tenisi ve basketbol gibi branşlarda düzenlenecek etkinliklerle de eğlence ve izleyici etkileşimi ön plana çıkarılacak.
Beijing Belediyesi Ekonomi ve Bilişim Teknolojisi Bürosu Direktörü Jiang Guangzhi, “Oyunlar, robotların insan benzeri yeteneklere ulaşmaya ne kadar yakın olduğunu gösterecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ordu’nun Ulubey ilçesinde ikamet eden Muzaffer Şahan, yaşadığı demans rahatsızlığı sebebi ile kayboluyor, ailesinin onu bulması ise saatler alabiliyor. Defalarca tekrarlanan bu olaydan üzüntü duyan Şahan, ailesi babalarının bu durumdan kurtulması için çareyi Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin hizmeti olan Akıllı Saat Projesi’nde buldu.
Muzaffer Şahan’ın aynı durumu bir daha yaşamasını istemeyen ailesi, Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin muhtemel kaybolma ve düşme olaylarına karşı önlem almak için geliştirdiği cihaz olan akıllı saat için talepte bulundu. Talep üzerine harekete geçen ekipler, Muzaffer Şahan ve ailesini evinde ziyaret ederek akıllı saati teslim etti. Muzaffer Şahan’a takılan saatin kullanımı ekipler tarafından ailesi ve kendisine anlatıldı. Verilen saat ile birlikte babalarının artık güvende olduğu bilen ailesi Büyükşehir Belediyesine teşekkürlerini ilettiler.
“Bu hizmet hayatımızı kolaylaştıracak”
Babasının yaşadığı bu üzücü olaylardan akıllı saat ile kurtulacak olmasından dolayı mutlu olduklarını belirten Volkan Şahan, “Bu hizmetten yararlandığım için oldukça duygulandım. Babam sürekli kayboluyor, bazen buluyoruz, bazen ise hemen bulamıyoruz. Bu da bize oldukça sıkıntı yapıyor. Aldığımız bu hizmet artık bizim hayatımızı kolaylaştıracak. Artık bu saat ile babamı takip edebileceğiz. Korkuyla yaşamayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımızdan Allah razı olsun, iyi ki varlar. Bize yardımcı oldular, sesimize kulak verdiler, çok mutluyuz” dedi.
Akıllı saatin özellikleri
Konum görüntüleme, düşme sensoru ile tehlikeyi bildirme, ilaç hatırlatma ve nabız ölçme, fotoğraflı rehber ve hareketsizlik hatırlatıcı gibi özelliklerle donatılmış olan akıllı saat, hasta ile yakını arasında kolay ve sağlıklı iletişim sağlıyor. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamada, Ulubey ilçesinde Şahan’ın demans rahatsızlığı sebebiyle daha önce birkaç kez kaybolduğu belirtildi.
Şahan ailesinin Akıllı Saat Projesi’nden yararlanmak amacıyla talepte bulunduğu vurgulanan açıklamada, ekiplerin saati aileye ulaştırdığı ve kullanımı anlattığı kaydedildi.
Muzaffer Şahan’ın oğlu Volkan Şahan ekiplere teşekkür ederek, “Aldığımız hizmet bizim hayatımızı kolaylaştıracak. Artık bu saat ile babamı takip edebileceğiz, korkuyla yaşamayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımızdan Allah razı olsun, iyi ki varlar. Bize yardımcı oldular, sesimize kulak verdiler, çok mutluyuz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Resmi IRNA haber ajansı, “WhatsApp ve Google Play yasağı, Siber Uzay Yüksek Konseyi üyelerinin oy birliğiyle kaldırıldı” açıklamasını yaptı.
İLK ADIM OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ
IRNA’nın aktardığına göre İran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Bakanı Sattar Hashemi, “Bugün internet sınırlamalarının kaldırılmasına yönelik ilk adım atıldı” dedi.
İRAN’DAKİ ERİŞİM ENGELİ KARARLARI
İran’da 2022 yılında ardından Instagram, WhatsApp ve Google Play’e erişim engellenmişti. Mesajlaşma uygulaması Telegram’a erişim de 2018 yılında ‘ulusal güvenlik gerekçesiyle’ engellenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA – Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Madenler Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Onur Adıyaman, evinin garajında ürettiği el yapımı araçlarla dikkat çekiyor. Teknolojiye olan ilgisiyle çevresindekilerin takdirini kazanan genç kaşif, go-kart, pervaneli bisiklet ve el yapımı chopper gibi birbirinden farklı araçları kendi imkanlarıyla tasarlayıp hayata geçirdi.
Adıyaman, tamamen geri dönüştürülebilir malzemeler kullanarak ürettiği araçlarla çevre bilincine de katkı sağlıyor. Kendi azmi ve öğrenme isteği sayesinde bu araçları yapmayı başardığını belirten Adıyaman, “Küçük bir garajda bile büyük hayaller kurabilir ve bunları gerçekleştirebilirsiniz. Üretim sürecinde en büyük destekçim kendi merakım ve azmim oldu” ifadelerini kullandı.
Adıyaman, tasarladığı araçların yapım aşamalarını sosyal medya üzerinden paylaşarak birçok kişiye ilham vermeyi amaçlıyor. “Araç yapma amacım sadece hobi değil, aynı zamanda bilgi ve tecrübe paylaşımı” diyen genç kaşif, projeleriyle dikkat çekmeye devam ediyor.
Makinalara ve içten yanmalı motorlara olan ilgisinin 12 yaşında başladığını söyleyen Adıyaman, ilk olarak motorlu bir bisiklet tasarladığını ve bisikletine bir pervane eklediğini belirtti. “İlk makinem motorlu bir bisikletti. Daha sonra bu deneyimimi geliştirerek pervaneli bir bisiklet tasarladım. Bu, aslında uçak yapma hayalime giden yolda bir başlangıçtı. Pervane mühendisliği oldukça teknik bilgi gerektiriyor, bu nedenle bu alanda tecrübe kazanmak için bu projeyi gerçekleştirdim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Bilim Kadınları İçin” Programı, 40 yaş altındaki genç ve yetenekli bilim kadınlarının başarılarını onurlandırarak, projelerinin küresel çapta duyulmasına olanak tanıyor. Bu yıl, ödül kazanan 4 bilim kadınının önemli çalışmalarının kamuoyu ile paylaşıldığı programda, yenilikçi projeler vurgulandı. 2024 yılı ödülleri, L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Sinem Sandıkçı Gökçen’in ev sahipliğinde ve 2017 yılında ‘L’Oréal Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülü’ne layık görülen ODTÜ İVME-R Müdürü Prof. Dr. Bilge Demirköz’ün onur konuğu olduğu özel bir törende verildi. Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek, su kaynaklarındaki kirliliği azaltmayı hedefleyen ve atık sudaki dirençli kirleticileri arıtarak yeşil hidrojenle enerji üretmeyi amaçlayan projeyle bu yıl ödül kazanan kadın bilim insanları arasında yer aldı.
Atık suyu temizliyor, yeşil hidrojen üretiyor
Su kaynaklarındaki kirliliği ortadan kaldırmak ve sürdürülebilir enerji üretimini desteklemek amacıyla yenilikçi bir sistem geliştirmeyi hedefleyen Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek, geliştirilen sistem ile atık sudaki dirençli kirleticileri arıtarak, aynı zamanda yeşil hidrojenden enerji üretmeyi hedefliyor. Proje, hem iki boyutlu hem de kuantum boyutundaki malzemelerin sentezlenmesiyle, hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli avantajlar sunuyor. Bor temelli sistem, muadillerine göre daha düşük maliyetle etkili bir arıtma ve enerji üretim süreci sağlarken geliştirilen ileri arıtma ve enerji üretim teknolojisinin, 1-2 yıl sürecek laboratuvar çalışmaları ve 4-5 yıl sürecek pilot ölçekli geliştirme süreçlerinin ardından ticarileştirilmesi planlanıyor. Böylece, güneş ışığı kullanılarak su kirliliği önlenirken, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynağı olarak hidrojen üretimi gerçekleştirilecek.
Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek projesini ve ‘Bilim Kadınları İçin’ Programı’nı şu sözlerle anlattı: “Projemizde, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla su arıtımı ve yeşil hidrojen üretimini birleştirerek, doğada bol bulunan bor, karbon ve azot temelli malzemelerle çevre dostu bir çözüm sunmayı hedefliyoruz. Bu çalışmanın hem su kirliliğiyle mücadelede hem de sürdürülebilir enerji üretiminde önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bilimsel araştırmalarımız ile dünyayı daha iyi bir yer haline getirme potansiyeli, su ve enerji kaynaklarının giderek azalması için bulacağımız çözümler bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır.”
Sürdürülebilirlik için önemli adım
Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. Günümüzde Gebze Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Şimşek, sürdürülebilir, çevre dostu teknolojiler alanlarında yeni malzemelerin geliştirilmesi ve bu malzemelerin nasıl daha iyi hale getirebileceğiyle ilgili araştırmalar yapıyor.
İş birliği yaparak farklı bakış açılarını birleştirmek ve yenilikçi çözümler geliştirmek Şimşek’in en büyük başarılarından biri olarak öne çıkıyor. Işık enerjisinin kullanılmasıyla ilgili reaksiyonlar olarak adlandırılan fotokataliz konusundaki tutkusu ise çevre koruma ve sürdürülebilirlik üzerine yoğunlaşıyor. Özellikle toksik kirleticilerin parçalanması ve güneş ışığından enerji üretimi gibi alanlarda çözümler geliştirmeyi amaçlayan Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek, bu teknolojilerin verimliliğini artırarak daha geniş ölçekli uygulamalara taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PETROL Ofisi Grubu, Türkiye genelindeki akaryakıt istasyonları ve yurt genelinde yayılan köy pompalarında satış, stok ve dolum verilerinin yönetimini daha güvenli ve kesintisiz hale getirmek amacıyla Türk Telekom ile sürdürdüğü iş birliğini genişlettiğini duyurdu. Buna göre Türk Telekom, Petrol Ofisi’nin akaryakıt otomasyon sistemlerinin dijital dönüşümünde ‘Geniş Alan İletişim Ağı’ (SD-WAN) ve Lokal Network Altyapı kurulumunu hayata geçirerek 5 yıl daha altyapı yönetimini sağlayacak.
Yeni anlaşma ile Petrol Ofisi Grubu’nun dört yıl önce yine Türk Telekom iş birliğiyle kullanmaya başladığı SD-WAN teknolojisi, geçtiğimiz günlerde devir süreci tamamlanan bp istasyonlarında ve hizmet noktalarında da kullanılacak.
ABBASOĞLU: SEKTÖRDE NORM OLACAK BİR STANDARDA ÖNCÜLÜK ETMENİN GURUNU YAŞIYORUZ
Anlaşma hakkında açıklama yapan Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu şöyle konuştu:
“Grubumuzun dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmasında önemli bir kilometre taşı olan ve Türkiye genelinde enerji sektöründe iletişim otomasyon altyapısının, UTTS dahil olmak üzere yenilikçi çözümlerle güçlendirilmesine katkı sunan bu önemli projeyi, dijitalleşmeyi bir kültür olarak gören ve ülkemizin dijital dönüşümünde hayati rol oynayan Türk Telekom’la hayata geçirmekten dolayı mutluluk duyuyoruz. Bp satın alımı ile birlikte ülke genelinde 2 bin 700 adetlik bir istasyon ağına ulaşarak ülkenin enerji arzının güvenliği ve erişimindeki rolümüzü daha da perçinlediğimiz bir yaygınlığa eriştik. Türkiye’nin dört bir yanına ulaşan bu ağı güvenli, kesintisiz ve yüksek erişilebilirlik sağlayan bir iletişim altyapısı ile destekleyerek sektörde norm olacak bir standarda öncülük etmenin gurunu yaşıyoruz.”
ÖNAL: PEK ÇOK SEKTÖRDE DİJİTALLEŞMEYİ SAĞLAYAN KİLOMETRE TAŞLARINI OLUŞTURMAYA DEVAM EDİYORUZ
Türk Telekom CEO’su Ümit Önal ise “Türk Telekom olarak, işletmelerin ve kurumların dijital dönüşüm yolculuklarında yanlarında olmaktan gurur duyuyoruz. Hayatın her alanına aktardığımız dijitalleşme vizyonumuz ile savunmadan sanayiye, finanstan enerjiye, eğitimden sağlığa ulaşımdan tarıma, sanattan spora pek çok sektörde dijitalleşmeyi sağlayan kilometre taşlarını oluşturmaya devam ediyoruz. Petrol Ofisi ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, SD-WAN teknolojimizle onların ağ yönetimini daha esnek, güvenilir ve merkezi hale getirerek, operasyonel verimliliklerini en üst düzeye çıkarmalarına olanak tanıyor. Geleceğin teknolojilerini bugünden hayata geçirerek, işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerini desteklemeye ve en yeni teknolojilerle uçtan uca çözümler sunmaya devam edeceğiz” dedi.
MERKEZİ AĞ MİMARİSİ İLE YÜZDE 100’E YAKIN ERİŞİLEBİLİRLİK
İstasyon ve terminal altyapısını tek bir merkezden yönetmeyi mümkün kılan, esneklik, ölçeklenebilirlik ve yüksek görünürlük sağlayan bir ağ mimarisi olan SD-WAN (Geniş Alan İletişim Ağı) teknolojisi Petrol Ofisi Grubu’nun Türkiye’nin 81 ilinde bulunan ve sayıları bp’nin de katılımıyla 2 bin 700’e varan akaryakıt istasyonunda kullanılabilir hale gelecek. Bu sayede istasyonlarda otomasyon sistemleri ile elde edilen verilerin Türk Telekom’un sağladığı uydu, GSM ve karasal hatlar üzerinden Petrol Ofisi veri merkezi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) anında iletilmesi sağlanacak. Petrol Ofisi Grubu’na geniş alan ağlarını merkezi bir yapıda yönetme imkanı sunan bu yenilikçi SD-WAN teknolojisi, yüzde 100’e yakın erişilebilirlik, esneklik ve ölçeklenebilirlik sağlıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Bugün ürün tanıtımlarının ötesinde, sosyal medyada başarılı olabilmek için kitleni tanıman, onlara uygun bir dil geliştirmen, fotoğrafçılık ve video edit gibi teknik programları kullanabilmen gerekiyor. Aynı zamanda etik kurallar, marka iletişimi gibi konuları da bilmek şart. Dolayısıyla bu alanın bir okulunun olması gerektiğine inanıyorum,” diye ekledi.
Türkiye’deki üniversitelerde medya ve pazarlama bölümlerinde sosyal medya kullanımına yönelik derslerin şimdiden verilmeye başladığına dikkat çeken Sümeyra Teymur, “Eğer bu iş artık bir meslekse, bunun okulu da olmalı. Akademik eğitimle desteklenmiş profesyoneller bu sektöre yön verebilir,” ifadelerini kullandı.
Influencer’ların ve sosyal medya uzmanlarının gelecekte daha da büyüyen bu sektöre çok daha donanımlı bir şekilde adım atabilmesi için, sosyal medya içerik üretiminin akademik bir bölüm olarak ele alınmasının önemini vurgulayan Teymur’un bu açıklamaları, sektörde yankı uyandırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayseri; Türkiye’nin toplu ulaşım sektöründeki ilk Rüzgar Enerji Santrali (RES) projesine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İzmirAlsancak Limanı’ndan yola çıkan 80 araçlık dev türbin sevkiyatının parçaları peyder pey Kayseri’ye ulaşmaya devam ediyor. Türkiye’nin enerji geleceği için önemli bir adım olan bu projede, dev türbin parçaları kente getirilirken, montaj işlemleri de hızla devam ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, projeyle ilgili yaptığı açıklamada; “Proje çerçevesinde Nasel adı verilen jeneratör kutusu kente ulaştı. Nasel, rüzgar türbinlerinin elektrik üretiminde en önemli parçalarından biri olarak, jeneratör, şaft ve kontrol ekipmanlarını barındırıyor. Hafta sonu itibarıyla kurulan ilk türbinin montajını tamamlamayı planlıyoruz. Proje tamamlandığında, türbinlerin en büyük parçası 81,5 metre uzunluğunda ve 155 ton ağırlığında olacak. Bu parçaların montajı sonucu, türbinler toplamda 194,5 metreye kadar yükselerek, 65 katlı bir binaya eşdeğer bir yükseklik kazanacak” ifadelerini kullandı. Projenin Cumhurbaşkanlığı tarafından kamu kaynaklarının tasarruf ve verimlilik esasına göre kullanılmasına ilişkin genelge doğrultusunda yürütüldüğünü vurgulayan Başkan Büyükkılıç, “Yalnızca enerji üretimini değil, çevre dostu ulaşım sistemlerinin de Kayseri’ye kazandırılmasını sağlayacağız. Kayseri’nin yeşil enerji dönüşümüne katkı sağlamak amacıyla başlatılan bu projemizde, rüzgar enerjisinin toplu ulaşımda kullanılmasını hedefliyoruz” diye konuştu. Büyükkılıç, bu dev yatırımın, Kayseri’yi çevre dostu ve yenilenebilir enerji projeleriyle öne çıkan bir şehir yapma hedefine katkı sağlayacağını belirterek, “Kayseri olarak, çevreye duyarlı enerji çözümleri ile geleceği şekillendiriyoruz” dedi. Başkan Büyükkılıç, projenin tamamlanmasıyla Kayseri’nin ulaşım alanında enerji tüketiminde önemli bir tasarruf sağlanacağını ve çevreye duyarlı ulaşım sistemlerinin hızla yaygınlaşacağını da sözlerine ekledi.
Türkiye’nin toplu ulaşım sektöründeki ilk Rüzgar Enerji Santrali projesinin bir parçası olarak Kayseri, bu proje ile yenilenebilir enerji yatırımları ile çevre dostu bir şehir olma yolunda büyük bir adım atıyor. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AKINGÜÇ Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Bu yıl ‘Sağlıkta Yapay Zeka Uygulamaları’ başlığında düzenlenen 2024 Akıngüç Ödülünü ‘Genomik Veri Paylaşımında Gizlilik Sorunları: İşaretler ve Çözümler’ konulu çalışmasıyla Doç. Dr. Ercüment Çiçek alırken, Akıngüç Mansiyon Ödülünü Abdominal Organların Tıbbi Görüntüleme verilerinden segmentasyonunu ele alan ‘CHAOS challenge – Combined (CT-MR) Healthy Abdominal Organ Segmentation’ başlıklı çalışmasıyla Prof. Dr. Mustafa Alper Selver kazandı.
Kültür Koleji, İstanbulKültür Üniversitesi ve Kültür Koleji Vakfının kurucusu Akıngüç Ailesinin bilim, sanat ve düşünce insanlarını teşvik amacıyla düzenlediği Akıngüç Ödülleri sahiplerini buldu.
DR. BAHAR AKINGÜÇ: NİTELİKLİ EĞİTİM İÇİN ARAŞTIRMAYI VE ARAŞTIRMACILARI DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ
İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç, Akıngüç Ailesi adına paylaştığı mesajda ödüllerin amacını şöyle özetledi:
“Nitelikli eğitim hizmetinin sürdürülebilirliği; bilim, kültür, düşünce ve sanat alanındaki emeği desteklemekle mümkün. 65 yıldır Kültür markasıyla eğitim alanında hizmet veren aile işletmemiz, nitelikli eğitim için araştırmayı ve araştırmacıları desteklemeye devam edecek” dedi.
PROF.DR FADİME YÜKSEKTEPE: BİR ARAŞTIRMACI EN BAŞTA DAİMA SORULARI İLE YALNIZDIR
Üniversite Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe ise tören konuşmasında, sağlık alanında yapay zeka uygulamalarına yönelik çok değerli çalışmaların Akıngüç Ödülüne başvurduğunu belirtti. Araştırmaya yönelik emeğin paha biçilmez olduğuna dikkati çeken Rektör Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe şunları söyledi:
“Bir bilim ve düşünce insanının, bir sanatçının dünyayı, yaşamı anlamaya dair duyduğu merak, yorumlamak için sahip olduğu heyecan paha biçilmezdir. Başlangıç öyküsünde ise bir araştırmacı en başta daima soruları ile yalnızdır. Anlamak, ispatlamak için çıkılan ve tutkuyla sürdürülen bir araştırma yolculuğunun ne kadar yorucu ve zahmetli olduğunu özellikle akademisyenler ve eğitimciler bilir. Eğitimdeki 65 yıllık deneyiminde bilim, sanat ve düşünce insanlarının emeğine saygıyı vurgulayan Kurucumuz ve Onursal Başkanımız İnş. Yük. Müh. Sayın Fahamettin Akıngüç ve Akıngüç Ailesi de bu duruşu, Akıngüç Ödülleriyle somutlaştırmışlardır.”
PROF.DR. AKBULUT: BU ÇALIŞMALAR HEM ÜLKEMİZ, HEM SAĞLIK HEM DE BİLİM DÜNYASI ADINA UMUT VE ONUR VERİCİ
Akıngüç Ödülü 2024 Seçici Kurul Başkanı İstanbul Kültür Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Akhan Akbulut, süreci aktardığı konuşmasında şunları söyledi:
“Toplam 37 araştırmacıdan 64 çalışma için başvuru yapıldı. Başvuruları; başvuru tipi, kalite ve etki, yenilik düzeyi ile başvuranın araştırma profili gibi kriterlere göre kurulumuzla birlikte değerlendirdi. Sağlıkta yapay zeka alanında son derece kıymetli çalışmalardı her biri. Başvuruları incelediğimizde, Türkiye’de bu alanda gerek bilimsel ve toplumsal etki gerek yenilik düzeyi bağlamında çok kıymetli çalışmaların yapıldığını görmek hem ülkemiz, hem sağlık hem de bilim dünyası adına umut ve onur verici.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yükseliş geçici mi kalıcı mı?
Musk, kullanıcılar tarafından üretilen çeşitli meme coinleri yeniden paylaşarak dikkatleri üzerine çekti. Özellikle Pepe (PEPE) ile ilgili yaptığı paylaşımlar, kısa süreli bir fiyat yükselişi yarattı. Ancak bu olumlu hava, genel kripto piyasasındaki düşüş trendiyle uzun süre korunamadı. PEPE, 10 Aralık’ta diğer altcoinlerle birlikte kayıplar yaşasa da 0,000022 dolar seviyesinden gelen alımlarla toparlanma sinyalleri verdi. Analistler, bu toparlanmanın Musk’ın paylaşımlarından kaynaklanmış olabileceğini belirtti.
Musk’ın sosyal medyadaki etkisi, kripto piyasasındaki manipülatif gücünü bir kez daha tartışmaya açtı. Yatırımcılar, meme coinlere yönelik bu ilginin sürdürülebilirliği ve piyasa üzerindeki potansiyel riskleri konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bununla birlikte, Musk’ın kripto ekosistemi üzerindeki etkisi, yatırımcılar ve analistler tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor.

Sosyal MedyaKripto ParaYapay ZekaElon MuskTeknolojiEkonomiFinansMedyaCoinPepe
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avrupa’nın önde gelen ev aletleri üreticilerinden BSH’nin dört ana yönetim bölgesinden biri olan Gelişen Pazarlar Bölgesi (REM), stratejik önemi ve operasyonlardaki başarısı ile konumunu koruyor. Nisan 2020’den bu yana Türkiye‘den yönetilen bölge 2024 yılında da dikkat çeken çalışmalara imza attı. Bölgenin 2024 yılındaki performansını ve gelecek hedeflerini BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi CEO’su ve BSH Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Sığın ile BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi CFO’su ve BSH Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sedef Ataman paylaştı.
BSH Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Sığın, yaptığı değerlendirmede “Dünya çapında 38 fabrikası ve 60 bini aşkın çalışanı ile şirketimizin dokunduğu en büyük coğrafya olan Gelişen Pazarlar Bölgesi’nde güçlü bir yılı geride bırakıyoruz. 130 ülke ile çok geniş bir coğrafyada 4,6 milyarlık büyük bir nüfusu barındıran bölgemizde, 2024 yılında büyümeyi sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 13 iştirak, 9 fabrika, güçlü global marka portföyü, yenilikçi ürün ve hizmetlerimiz ile Gelişen Pazarlar Bölgesi, büyüme potansiyelini 2025 yılında da koruyor” dedi. Sığın, başta Türkiye olmak üzere bölgeye yatırımların devam edeceğine işaret etti.
“Mısır’da yeni fabrika 2025 yılının ilk aylarında açılıyor”
Dünyanın en büyük 600 şehrinin dörtte birinin bulunduğu Gelişen Pazarlar Bölgesi, 2024 yılında büyük gelişmelere de ev sahipliği yaptı. Mısır’da inşaatı devam eden yeni fabrikanın kapılarını 2025 yılının ilk aylarında açması bekleniyor. Yılda 80 bin fırın üretecek olan fabrika, Hidrojen Florür (HF) filtresi gibi sürdürülebilir üretim teknolojilerinde de ilklere imza atıyor. Gökhan Sığın, Suudi Arabistan, Güney Doğu Asya ve Güney Afrika’da da büyüme ivmesinin devam ettiğini, ayrıca Hindistan’da bulaşık yıkamada yeni bir devir başlatıldığını belirtti. Elde yıkama kültürünün yaygın olduğu ülkede bulaşık makinesi kategorisinin geliştiğine işaret eden Sığın, “Yeni nesil ürünlerimizle, elde yıkamaya kıyasla su ve enerjiden tasarruf sağlarken aynı zamanda daha kısa sürede daha hijyenik bir yıkama deneyimi sunuyoruz” dedi. Sığın bu gelişmelerle bölgenin daha da güçlendiğine değinirken “Gelişen Pazarlar Bölgesi’nde başarının taşıyıcı gücü ise gururla ifade etmeliyiz ki Türkiye oldu. Grubun en büyük üretim tesisi Türkiye’de bulunurken buradan 150 ülkeye ihracat yapıyoruz. 8 binden fazla çalışanımız, yaklaşık 400 kişilik A-Ge ekibimiz ve Türkiye’nin ilk sertifikalı Ar-Ge merkezi ile Gelişen Pazarlar Bölgesinin kalbi olarak konumlanıyoruz” dedi.
Türkiye’ye önümüzdeki 5 yılda 500 milyon eurodan fazla yatırım
Şirket, 8 binden fazla çalışanı ile Bosch, Siemens, Gaggenau ve Profilo markaları altında teknoloji ve sürdürülebilirlik şampiyonu ürünlerini tüketicilerle buluşturuyor. Bünyesinde 5 fabrika, Ar-Ge merkezi ve lojistik alanları barındıran Çerkezköy yerleşkesi ise şirketin en büyük üretim tesislerinden biri. Yaklaşık 7 milyonluk üretim kapasitesinde sahip olan yerleşkeden tüm dünyada 150 ülkeye ihracat yapılıyor. Çerkezköy’ün bu özellikleri ile eşsiz bir konumda olduğunu vurgulayan Sığın, “BSH Türkiye, üretimden satışa kadar pek çok alanda bölgeye öncülük ediyor. Bu başlıklardan biri de dijital dönüşüm. Çerkezköy’de açılan Future Lab inovasyon merkezi, global uçtan uca izlenebilirlik ve bağlantı projelerine liderlik ediyor. Burada sunulan eğitim ve deneyimlerle Türkiye, BSH’nin dijital yolcuğuna rehberlik sunuyor” diye konuştu.
Sığın son olarak, başarılı ivmesi ve potansiyeli ile bölgede yatırımların devam edeceğini belirtti ve şöyle devam etti: “Hem Türkiye hem de Gelişen Pazarlar Bölgesi’ne yatırımlarımız devam edecek. Önümüzdeki 5 yılda Türkiye’ye yaklaşık 500 milyon euro yatırım planlıyoruz”.
2024 yılında çift haneli büyüme
Gelişen Pazarlar Bölgesi’nin finansal performansını değerlendiren BSH Gelişen Pazarlar Bölgesi CFO’su ve BSH Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sedef Ataman ise yılı yine çift haneli büyüme ile kapatmayı beklediklerini söyledi. Bölgenin her yıl yüzde 10 üzerinde büyüdüğünü hatırlatan Ataman, “2024 yılı küresel ve yerel pek çok zorluk yanında fırsatları da beraberinde getirdi. Büyüme stratejimiz doğrultusunda temkinli ve akılcı adımlar attık. Sonuç olarak da büyümemizi koruduk ve yılı yine yaklaşık yüzde 10’un üzerinde bir büyüme ile kapatmayı umuyoruz” dedi.
“İşimizin kalbinde insan yatıyor. Yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan ürün ve hizmetlerimizi tüm bölgede 10 bini aşkın çalışanımızla tüketicilerimize ulaştırıyoruz” diyen konuşan Ataman, bölgedeki beyaz eşya pazarının 2030 yılında 51 milyar euroya ulaşmasının beklendiğini paylaştı.
2025 fırsatlar ve zorluklarla geliyor
2025 yılı için değerlendirmelerde bulunan Ataman, beyaz eşya sektörünün geleceğine yönelik beklenen kritik fırsatları ve zorlukları paylaştı. Fırsatlar arasında artan tüketici talebinden bahseden Ataman, genişleyen orta sınıf ve kentleşme sürecinin, beyaz eşya talebini artırdığını söyledi. “Bununla beraber daha küçük ve modern yaşam alanlarına uygun yenilikçi beyaz eşya ürünlerine olan talep hızla yükseliyor. Enerji tasarrufu sağlayan ürünlere yönelik talep hem tüketiciler hem de hükümetler tarafından teşvik edilirken bölgesel enerji standartları, üreticileri yüksek verimlilikte ürünler geliştirmeye yönlendiriyor. Öte yandan IoT ve akıllı ev teknolojileri, dijitalleşme yatırımları için fırsatlar sunuyor” diyen Ataman, buna karşılık ekonomik dengesizlikler ve yüksek enflasyon gibi zorluklar bulunduğuna işaret etti. Ataman şöyle devam etti: “Küresel ve yerel ekonomilerdeki dengesizlikler, maliyet yönetimi ve fiyatlandırma stratejileri üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Yüksek enflasyon, tüketici alım gücünü azaltarak talepte dalgalanmalara yol açabiliyor ve karlılık hedeflerini etkileyebiliyor.”
Altyapı eksiklikleri, politik dalgalanmalar, iklim değişikliği gibi pek çok alandaki zorlukların maliyet yönetimi ve ticaret koşullarına olumsuz yansıdığını ifade eden Ataman, “Ayrıca, hızla değişen teknoloji ve dijitalleşme ile birlikte nitelikli iş gücüne olan ihtiyaç giderek artarken, bu alandaki eksiklikler büyüme ve yenilikçi projeleri sınırlayabiliyor” diye konuştu.
Gelişen Pazarlar Bölgesi’nin sahip olduğu çeşitliliğin en büyük güç olduğunu vurgulayan Ataman sözlerini şöyle sonlandırdı: “Gelişen Pazarlar Bölgesi dünyanın geri kalanı için ilk sayılabilecek pek çok fırsatı da zorluğu da çok defa deneyimledi. Bu eşsiz deneyimin yanı sıra ekiplerimizin çeşitliliği de bölgemizi her türlü dalgalanmaya karşı dirençli kılıyor. Gelişen Pazarlar Bölgesi olarak istikrarlı büyümemizi önümüzdeki yıllarda da sürdüreceğiz.” – İSTANBUL
Bsh Ev AletleriTeknolojiEkonomiTürkiyeÜretim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altınordu ilçesinde yaşayan Salih Sakarya, 1987 yılında saatçilik mesleğine çırak olarak başladı. 7 senelik çıraklık döneminin ardından işinde ustalaşıp tamirci dükkanı açan Sakarya, 37 yıldır saat tamiri ve bakımı yapıyor. 8 metrekarelik dükkanında çalışarak 6 kişilik ailenin geçimini sağlayan Salih Sakarya, son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte mesleğinin arka planda kalmasından yakınıyor.

ÇIRAK BULAMAMAKTAN ŞİKAYETÇİ
Sakarya, gençlerin mesleğine ilgi göstermediğini, yıllardır mesleği öğretecek çırak bulamadığını ifade etti. Mesleğinin yok olmaya yüz tuttuğunu anlatan Salih Sakarya, “Teknoloji geliştikçe biz yavaş yavaş tükendik ve artık bu işin sonuna geldik. Çünkü hangi meslekte olursa olsun çıraklığın olmadığı bir yerde zanaatın gelişmesi, ileriye gitmesi mümkün değil. Bizimki de öyle oldu. Bizde de çırak yok. Çoğu kişi saatler bozulduğu zaman çöpe atıyor ve yenisini alıyor. Saatçilikte usta, zanaatkar bulunamayacağı için son dönemlerimizi yaşıyoruz. Herkese şunu söylemek istiyorum, bizden faydalanın, bu işi öğrenmeye çalışın. Elinizdeki bozuk saatleri yaptırın. Yaptırdığınız bu saatler yanınıza kâr kalacak çünkü bizden sonra yaptırmaya usta bulamayacaksınız” dedi.
“İMİTASYON SAATLER İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI”
İmitasyon saatlerin zararlarına değinen Sakarya, “Bir usta olarak saat alacaklara önerim, imitasyon malzemeden üretilen saatleri almamaya dikkat edin. Eğer saatten anlamıyorsanız bu işi yapan ve saatten anlayan kişilerden yardım alın. Çünkü imitasyon saatler bu sektörü ve zanaatı bitirdi. Ayrıca imitasyon ürünlerin vücutta çok büyük zararı da var. Bu imitasyon saatler, orijinal olmayan toplama malzemelerden yapıldığı için insan sağlığına zarar veriyor. Bunlara dikkat etmeye çalışalım” diye konuştu.
Salih SakaryaTeknolojiSakaryaYaşamOrdu
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
VERİ KAYBI YAŞANMADI
PTT’den yapılan açıklamada veri kaybı olmadığı belirtilirken, “Söz konusu izinsiz müdahale sırasında ise herhangi bir veri kaybı ya da kullanıcı bilgilerinin yetkisiz kişilerin eline geçmesi gibi bir durum yaşanmamıştır. Ayrıca, yasal mercilerle iş birliği içinde hukuki süreç başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” ifadeleri kullanıldı.

TeknolojiGüvenlikFinansMobilHukukYerelPTT
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İki firma, 2023 yılında Avrupa’da elektrikli araçların üretiminde kullanılacak batarya parçalarını üretmek üzere anlaşma imzaladı. CATL Genel Müdürü Robin Zeng, 4,1 milyar avroluk anlaşmanın açıklanması öncesinde pazartesi akşamı İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir araya geldi.
İSPANYA OTOMOTİVDE ÖNE ÇIKIYOR
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’ne göre İspanya, 2023 yılında 1,87 milyon otomobil üreterek Avrupa araç üretiminde giderek artan bir rol üstleniyor ve Almanya’nın ardından Avrupa’nın en büyük ikinci üreticisi oluyor.
2011 yılında Çin’in doğusundaki Ningde kentinde kurulan CATL, dünyada satılan elektrikli araç akülerinin üçte birinden fazlasını üretiyor. Şirketin Almanya ve Macaristan’da iki fabrikası bulunuyor.
Abdurrahman YazıcıHaberler.com – EkonomiTeknolojiZaragozaOtomobilEkonomiİspanyaEnerji
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teknoloji şirketlerinden Medion’un oyun bilgisayar ve aksesuar markası ERAZER, Türkiye pazarına giriş yapıyor. İlk etapta dizüstü bilgisayar modelleriyle kullanıcılarla buluşacak markanın satışları yeni yılda başlayacak.
2005’ten bu yana oyun sektörüne yüksek performanslı donanım konfigürasyonları sunan ERAZER, Almanya’daki merkezinin yanı sıra Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya ve İngiltere’deki ofislerinin de dahil olduğu geniş bir satış ağı üzerinden oyun severlere ulaşıyor.
Ocak sonunda Türkiye’de satışa sunulmaya başlanacak ERAZER ürünlerinin teknik servis hizmetleri BDH tarafından sağlanırken, Türkiye pazarındaki ürünlerin dağıtımı Eksa Elektronik Bilgi İşlem San. ve Dış Tic. AŞ tarafından yapılacak.
Medion, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında, oyun bilgisayar ve aksesuar markası ERAZER’ın küresel çaptaki genişleme stratejisinde yeni durağının Türkiye olacağını duyurdu.
Toplantıda konuşan Medion Kuzey ve Güney Avrupa Genel Müdürü Michiel Van Der Vliet, Türkiye’deki potansiyeli gördüklerini söyleyerek, bu potansiyeli yeni kriterler oluşturan teknolojiyle desteklemekten heyecan duyduklarını aktardı.
Vliet, Türk pazarına olan bağlılıklarının ciddi olduğunu altını çizerek, “Sadece ürün tanıtmakla kalmıyoruz, Türk oyununun geleceğine de yatırım yapıyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’de oyun endüstrisinin geliştiğini ve piyasanın 43 milyondan fazla oyuncuyla 1,2 milyar dolarlık etkileyici bir gelir elde ettiğini belirten Vliet, özellikle rekabetçi bilgisayar segmentinde oyun tutkusunun ERAZER gibi markalar için Türkiye’nin ideal ortam haline olduğunu kaydetti.
“1,2 milyar dolarlık bir pazar var”
Düzenlenen toplantının ardından AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Medion Türkiye ve Orta Doğu Ülke Müdürü Cem Çerçioğlu, 3 yıldır Türkiye’yi gözlemlediklerini ve Türkiye’nin artık stabil olması, genç oyuncuların olması, oyun geliştiriciliği, ekosistemiyle beraber çok fazla yukarıya doğru çıkan bir ivmesi olduğunu belirtti.
Çerçioğlu, “Biz de doğru zamanın şu anda olduğunu düşündük. Yatırımlarımızı buna doğru başlattık.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’yi diğer pazarlardan ayıran önemli özelliklere değinen Çerçioğlu, bunları, genç nüfus, oyuna olan ilgi ve her zaman teknolojiyi yakından takip eden bir nesil olarak özetledi.
Oyun pazarı açısından genç nüfusun önemine değinen Çerçioğlu, şöyle devam etti:
“Çünkü genç nüfus bir itici güç olarak geliyor. Bununla beraber biliyorsunuz oyun geliştiriciler, oyun dünyası artık son 5 yıldır oyunu konuşuyoruz ve oyun dünyasına baktığımızda artık Hollywood pazarını geçmiş durumda. Türkiye’ye de baktığınızda 1,2 milyar dolarlık bir pazar var.”
Çerçioğlu, ilk ürünlerinin Türkiye’ye ocak ayının ilk haftalarında gelmiş olacağını ve Türkiye’yi bir merkez gibi düşündüklerini vurgulayarak, “Türkiye’deki hedeflerimizi gerçekleştirdikten sonra Türk Cumhuriyetlerine, Körfez Ülkelerine ve Kuzey Afrika’ya, Türkiye’den ulaşmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.
Medion’un yani ERAZER’ın yaklaşık 30 yıllık bir firma olduğunun altını çizen Çerçioğlu, bu 30 yıl boyunca Avrupa’daki gelişimlerini bitirdikten sonra Türkiye pazarına geldiklerini dile getirerek, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Şöyle bir rekor vereyim. Oradan çıkartabilirsiniz rekabetçi olduğunuzu. Dünyadaki çok önemli bir rekora sahibiz. Bir gün içinde 450 bin adet masaüstü satan bir şirket olduğumuz için oradaki aldığımız tecrübe ve alım gücünü rekabetçi olarak Türkiye’ye sunmayı hedefliyoruz.”
Kuzey AfrikaBilgisayarTeknolojiOrta DoğuistanbulEkonomiTürkiyeOyun
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılandığı dava kapsamında MHP’li avukat Serdar Öktem ve eski Ankara Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarının şifrelerinin temini için ABD’deki Apple şirketine Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yazı yazılmıştı.
APPLE DETAYLI BİLGİ TALEP ETTİ
Apple söz konusu talebe yanıt verdi. Ensar ve Aykal’ın telefon şifrelerinin neden istendiğine dair daha detaylı bilgi talep eden Apple, “Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız” dedi.
Apple’ın yanıtı şöyle: “Öncelikle, Türk makamlarının söz konusu cep telefonlarının iCloud şifrelerini istediğini anlıyorum. Daha önce de Türk makamlarına bildirdiğim üzere Apple, Apple telefonları veya iCloud hesapları için şifre sağlayamaz. Talep edilen kayıtlardan herhangi birini sağlayabileceğimizi varsayarsak, şifre dahil edilmeyecektir.
İkinci olarak, zaten bildiğiniz üzere, içerik kayıtlarını araştırmak için ABD yasaları bir ABD mahkemesinden arama emri çıkarmamızı gerektirmektedir. Bunu yapabilmek için, bir ABD yargıcının (1) bir suç işlendiğine ve (2) araştırılacak hesabın kanıt içerdiğine inanmak için “geçerli bir neden” olduğuna dair bağımsız bir tespit yapabileceği yeterli olguları ortaya koymalıyız. Başka bir deyişle, geçerli nedeni desteklemek için, talep edilen kanıtın hesap kayıtları arasında bulunacağına ve bu kayıtların suç faaliyetiyle ilgili olduğuna dair inancı destekleyen belirli olgular sunmalıyız. Ayrıca, bir ABD yargıcının, güvenilirliğini değerlendirmek için geçerli nedeni destekleyen kanıtın kaynağını bilmesi gerekecektir.
SORULARA YANIT İSTENDİ
Talebi incelediğimde, Türk yetkililerin Serdar Öktem”in ve Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarında yapılacak aramada cinayetle ilgili kanıt bulunacağına neden inandıklarını anlayamadım. Her bir şüpheli, Serdar Ökten ve Mustafa Ensar Aykal için, lütfen aşağıdaki soruları yanıtlayınız:
1. Bu şüphelinin cinayetteki rolü nedir? Nereden biliyorsunuz? Lütfen verdiğiniz tüm bilgilerin kaynağını kaynaklarını özellikle belirtiniz.
2. Neden şüphelinin telefonunda yapılacak bir araştırmanın cinayetle ilgili kanıt sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Ayrıca, lütfen maktulün ölümüne yol açan ve ölümüyle sonuçlanan olayların kronolojik bir anlatımını sununuz ve bu bilgilerin kaynağını açıklayınız. “Anlaşıldığı kadarıyla…” gibi ifadeler. yeterli değildir. Türk makamlarının her bir önemli olguyu nasıl tespit ettiğini açıklamalısınız.
Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız. Daha fazla zaman gerekiyorsa, lütfen yetkililerin ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu bize bildiriniz. Bu sorulara e-posta ile yanıt verilmesi yeterlidir ve bu talebin işleme alınmasını hızlandıracaktır.
ŞİFRELERİNİ VERMEMİŞLERDİ
Sanıklar Serdar Öktem, Covid19 nedeniyle hafıza kaybı yaşadığını, telefon şifresini hatırlamadığını iddia etmiş, 9 ay soruşturmada görev yapan eski Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal da telefon şifresini paylaşmak istemediğini belirtmişti. Dava sonucunda Serdar Öktem ve dönemin Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal hakkında “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım”, Aykal hakkında ayrıca; “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” suçundan açılan dava dosyasının ayrılmasına karar verilmişti. Öktem tahliye edilmiş, Aykal’ın tutukluluk halinin de devamına karar verilmişti.

Sinan AteşTeknolojiPolitikaCinayetMahkemeGüncelHukukDünyaAppleSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HGS NASIL HACKLENDİ?
HGS’nin resmi mobil uygulaması üzerinden kullanıcılara küfür içerikli mesajlar ve kripto para talepleri iletildi. Ptt, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada konuyla ilgili hukuki sürecin başlatıldığını açıkladı.
Öte yandan, ilerleyen saatlerde kullanıcılara bu kez de ‘kripto varlık’ mesaj ve bildirimleri gelmeye başladı. Söz konusu mesaj ve bildirimlerde, “Eğer bu BTC adresine $25,000 göndermezseniz, tüm veriyi paylaşacağım” ifadeleri yer aldı.

PTT’DEN AÇIKLAMA VAR
Ptt Genel Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklama şu şekilde:
“Akşam saatlerinde HGS mobil uygulamamızın mesaj servisine yurt dışından izinsiz bir erişim gerçekleşmiş ve bu kapsamda şirketimizle ilgisi olmayan bildirimlerin bazı kullanıcılara iletildiği tespit edilmiştir. Olayın tespitiyle birlikte, güvenlik sistemlerimiz hızlıca devreye girmiş, gerekli teknik ve operasyonel önlemler uygulanmıştır. Söz konusu izinsiz müdahale sırasında ise herhangi bir veri kaybı ya da kullanıcı bilgilerinin yetkisiz kişilerin eline geçmesi gibi bir durum yaşanmamıştır. Ayrıca, yasal mercilerle iş birliği içinde hukuki süreç başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Kamuoyuna saygıyla duyurulur?? pic.twitter.com/cNxkMzWzoZ
— PTT AŞ (@PTTKurumsal) December 10, 2024Soğuk HaberTeknolojiGüvenlikHukukPTT
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dubai çikolatasının takipçisi ise sosyal medyada gündem oldu. En çok aranan ikinci tarif olarak listeye giren palamut tarifi dikkat çekti. Yayınlanan liste sosyal medyada da çok konuşuldu.
İşte gündemdeki o liste;
1- Dubai Çikolatası Tarifi
2- Palamut Tarifi
3- Soğuk Kahve Tarifi
4- Laz Böreği Tarifi
5- Jalapeno Turşusu Tarifi
6- Elbasan Tava Tarifi
7- Altın Bilezik Tatlısı Tarifi
8- Churros Tarifi
9- Biryani Tarifi
10- Grip Düşmanı Tatlı Tarifi

Yemek TarifiGastronomiTeknolojiTürkiyeGoogleYaşamDubai
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erdoğan’ı görmek için buraya gelen bir vatandaş da ilginç anlara sahne oldu. Erdoğan’ın yanına gelen vatandaş, Tiktok videosu çekip, değişik hareketler yaparak şiir okudu. Vatandaşın şiirine karşılık Erdoğan hem şaşırdı hem gülümsedi.
Vatandaşın okuduğu şiir ise şu şekilde;
“Siyah saçlarına, olmadı. Beyaz saçlarına kurban olduğum.
Tatlı sözlerine, hayran olduğum.
Kalem kaşlarına yar vurulduğum.
Bittim tükendim, Gaziantep ben de yoruldum.
Mutlu olmak istiyorsan sayın Cumhurbaşkanım, sevmeyi bileceksiniz.
Türkiye’ye, dünyaya ömrünü vereceksin.
Sevgi dolu gönlümde bir kuş gibi kanatlı, dünyam Recep Tayyip Erdoğan.
Seninle güzel seninle…”
Erdem AksoyHaberler.com – PolitikaRecep Tayyip ErdoğanSosyal MedyaGaziantepTeknolojiPolitika3-sayfa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karabük Üniversitesi yenilikçi projeleriyle öne çıkmaya devam ediyor
KBÜ’lü akademisyenlerden biyomedikal alanında öncü proje
KARABÜK – Karabük Üniversitesi’nde görevli akademisyenler biyolojik yaşın tükürük örneklerinden kolaylıkla tespit edilmesini sağlayacak proje hazırladı.
Karabük Üniversitesi yenilikçi projeleriyle öne çıkmaya devam ediyor. Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacı Mehmet Kayılı ve Doç. Dr. Hakan Yılmaz tarafından “Tükürükten Biyolojik Yaş Tespiti İçin IgG N-Glikomu Kullanılarak Makine Öğrenmesi Temelli Bir Modelin Geliştirilmesi ve Serum IgG N-Glikozilasyon Profillerine Bağlı Olarak Validasyonu” başlıklı TÜBİTAK COST projesi hazırlandı.
Akademisyenler proje çerçevesinde insan sağlığına ilişkin önemli biyobelirteçlerden biri olan IgG glikozilasyon profillerinin incelenmesiyle biyolojik yaşın tespiti için bir model geliştirecek. Bu modelin özellikle tükürük örnekleri kullanılarak geliştirilmesi yaş tespitinin mümkün hale gelmesini sağlayacak. Ayrıca, serum örnekleri üzerinden yapılacak doğrulama çalışmaları, modelin güvenilirliğini ve geçerliliğini artıracak.
Tükürükteki IgG N-glikozilasyon profillerinin analizinde makine öğrenmesi algoritmalarını kullanacak olan modelle geleneksel analizlere kıyasla daha hızlı ve kesin sonuçlar sunmak hedefleniyor. Geliştirilecek model, biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkları tespit ederek bireylerin sağlık durumlarına dair önemli veriler sunacak.
Hazırladıkları projeyle tükürükten biyolojik yaş tespitine yönelik analitik bir yöntem geliştirmeyi ve bu yöntemi kan örneklerinden elde edilen verilerle kıyaslamayı hedeflediklerini belirten Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Öğretim Üyesi ve prroje yürütücüsü Doç. Dr. Hacı Mehmet Kayılı, “Bu projenin temel amacı, kişilerin yaşlanma durumu hakkında bilgi vermek, yaşlanmasının ne düzeyde olduğunu kişilere göstermek ve böylelikle kişilerin yaşlanma dereceleri hakkında fikir sahibi olmasını sağlamaktır. Bu projede, ilk olarak sağlıklı bireylerden kan ve tükürük örnekleri alıyoruz. Çok küçük miktar hacimde kan örneği bizim için yeterli oluyor. Vücudumuzda bulunan antikorlara bakarak, antikorlardaki modifikasyonlarını takip ederek, özellikle yaşlanmayla alakalı biyobelirteç seyrini Türkiye popülasyonuna özgü olarak inceliyoruz” dedi.
Proje bünyesinde sağlıklı bireylerden kan ve tükürük örnekleri toplandığını ifade eden Kayılı, “Bu sayede, kişilerden bir biyolojik bir damla kan veya tükürük örneği alarak, kişilerin biyolojik yaşının, normal yaşlarından ileride olup olmadığını tespit edeceğiz. Biliyorsunuz ki insanların bir yaşı var. Kronolojik yaş diyoruz bu yaşa. Bu, doğumdan itibaren geçen bir süreç. Bir de vücudumuzun çevresel etkilerden ne kadar etkilendiğini gösteren biyolojik yaşımız var. Biz, bu biyolojik yaşımızı, moleküler düzeyde analizlerle gerçekleştiriyoruz. Moleküler düzeyde yaptığımız analizlerde, hücrelerinizin yaşlanma derecesini söyleyerek sizin yaşlanmanızı ve dolayısıyla hastalıklara olan yatkınlığınızı ne düzeyde olduğunu belirtiyoruz. Eğer biyolojik yaşınız yüksek çıkarsa, siz kendinizi ve hayat tarzınızı ona göre değiştirerek örneğin diyet yaparak veya spor aktivitelerinizi artırarak yaşlanma düzeyinizi geriletebilirsiniz. Böylelikle de hastalıklara daha geç maruz kalabilirsiniz” diye konuştu.
Kayılı, projede iki bursiyerin ve iki araştırmacı hocanın görev aldığını ve projenin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini aktararak bu yenilikçi çalışmanın, sağlıklı bir yaşlanma sürecine katkıda bulunmayı ve hastalıkların erken teşhisine yönelik önemli bir adım atmayı amaçladığını vurguladı.
Proje Araştırmacısı Doç. Dr. Hakan Yılmaz, makine öğrenmesinin sağlık alanındaki etkinliğine vurgu yaparak, şu ifadeleri kullandı:
“Makine öğrenmesi, artık günümüzde oldukça popüler, girmediği alan yok diyebiliriz. Bu alanların en başında sağlık geliyor. Biz de makine öğrenmesi yöntemlerini sağlıkta etkin ve efektif olarak kullanmaya çalışıyoruz. Burada da kişinin normal demografik yaşı ile kronolojik ve biyolojik yaşı arasındaki bağıntıyı ortaya koyarak bir yaş tahmini yapmaya çalışıyoruz. Özellikle sağlık alanında ön tanı çalışmalarında, makine öğrenmesi uygulamalarını oldukça fazla kullanıyoruz. Farklı projelerde de yine bu yöntemleri kullanmaya devam ediyoruz.”
Projenin iki temel aşamadan oluştuğunu anlatan Yılmaz, “Bu proje aslında iki tane aşamadan oluşuyor: Birinci aşamada örneklerin toplanması, ikinci aşamada ise bu örneklerin analiz edilmesi ve makine öğrenmesi teknikleriyle aradaki bağlantının ortaya koyulması. İlk etaptaki sonuçlarımız umut vaat edici. Tabi şu an net bir rakam veremiyoruz. Özellikle sağlıkta belirli bir aşamaya ulaşmadan rakam vermek çok doğru olmuyor ama burada da güzel sonuçlar elde edeceğimizi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya havacılık tarihinde bir ilk
Bayraktar TB3 kısa pistli bir gemiden iniş kalkış yapmayı başaran ilk İHA oldu
Toplam uçuş süresi: 823 saat İSTANBUL – Bayraktar TB3 SİHA, kısa pistli bir gemiden iniş ve kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. TCG ANADOLU Gemisi’nde gerçekleştirilen gemiden uçuş testi başarıyla tamamlanırken toplam uçuş saatinin 823 saat olduğu açıklandı.
Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen silahlı insansız hava aracı Bayraktar TB3, kısa pistli gemilerden kalkış ve iniş testini başarıyla tamamladı ve havacılık tarihinde bir ilke imza attı. Bayraktar TB3, TCG Anadolu gibi kısa pistli gemilerden iniş ve kalkış yapabilen dünyadaki ilk silahlı insansız hava aracı oldu.
Uçarak intikal etti
Rampa testlerini başarıyla tamamlayan Bayraktar TB3 PT1 ve PT2 geçtiğimiz günlerde Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanarak Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na intikal etti. Burada sürdürülen çalışmalarda Bayraktar TB3 PT1, TCG ANADOLU’ya gece ve gündüz yakın uçuş gerçekleştirerek “Yaklaşma Testlerini” sorunsuz geçti.
Tarihi test
Açık denizden gemi üzerindeki testlerini tamamlayan Bayraktar TB3 PT2 ise 19 Kasım’da TCG Anadolu’nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalandı. Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasında 46 dakikalık test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, ardından aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaptı. Gerçekleştirilen test uçuşuyla hem havacılık hem de denizcilik tarihinde yeni bir dönemin kapıları aralandı.
Yerli motor ile en yükseğe
Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024’te Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36.310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla tamamladı. TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçti. Milli havacılık tarihimizin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.
Rampa testlerini başarıyla tamamladı
Bayraktar TB3 SİHA, TekirdağÇorlu’da başlayan ve Edirne’nin Keşan ilçesinde bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde devam eden testlerde ilk kez 1 Haziran 2024’te rampadan havalandı. Keşan’da Bayraktar TB3’ün konuşlandırılacağı TCG Anadolu’nun güvertesindeki şartlar ile aynı özelliklerde inşa edilen pistte 12 derece eğime sahip bir rampa bulunuyor. Test kampanyası başarıyla ilerleyen Bayraktar TB3, başarılı rampa testleriyle birlikte gemiye çıkmaya hazır hale geldi.
Toplam uçuş 823 saat
Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 823 saat havada kaldı. Milli SİHA, 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5.700 km yol katetti.
Milli SİHA, milli kamera
Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart 2024 tarihinde ilk kez Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu. İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.
Deniz aşırı güç çarpanı
Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı kabiliyetler ile sınıfındaki lider insansız hava aracı olacak. Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyetine de sahip olacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek. Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye’nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.
İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz aylarda restoran zincirinin bir şubesinde domuz eti kullanıldığı iddialarıyla gündeme gelen markanın, ‘Köfteci Yusuf Rüzgar Enerji Santralı’ adıyla enerji sektörüne yönelmesi dikkat çekti.
‘Köfteci Yusuf RES’ için ÇED süreci başlatıldı
Çevre, Şehircilik ev İklim Değişikliği Bakanlığı, 18 Kasım’da “Köfteci Yusuf Hazır Yemek Temizlik Canlı Hayvan Et Mamulleri Entegre Gıda İthalat İhracat San. ve Tic. A.Ş.” tarafından yapılması planlanan “Köfteci Yusuf Rüzgar Enerji Santrali” projesiyle ilgili ÇED sürecinin başladığını duyurdu.
Ürünlerinde domuz eti kullandığı iddialarıyla gündemden düşmeyen Köfteci Yusuf yeni bir sektöre giriyor. “Köfteci Yusuf Rüzgar Enerji Santralı” projesiyle ilgili ÇED süreci başlatıldı.
Ürünlerinde domuz eti kullandığı iddialarıyla gündemdeki yerini koruyan Köfteci Yusuf’tan çok konuşulacak yeni bir hamle geldi. Köfteci Yusuf, Balıkesir’de rüzgar enerji santralı kuracak.
Balıkesir’in Susurluk ilçesine bağlı Asmalıdere Mahallesi, Tosunalanı Mevkii’nde yapılması planlanan RES projesi toplam 3 türbinden oluşacak. İki ayrı projeden oluşan Köfteci Yusuf Rüzgâr Enerjisi Santralı’nın kurulacağı bölgenin Kuzeybatı-Güney ana kuş göç yolu üzerinde yer aldığı, özellikle Leylek ve Yırtıcı göçlerinin gerçekleştiği İstanbul-Çanakkale-Hatay kesiminin üzerinde bulunduğu belirtildi.
RES kurulacak bölge kuş göç yolu üzerinde
Köftesi Yusuf RES için hazırlanarak Bakanlığa sunulan Proje Tanıtım Dosyasında (PDT), Proje sahasının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalarda kuş göç rotası üzerinde kaldığının tespit edildiği bilgisine yer verildi. Uzman görüşü de eklenen Proje Tanıtım Dosyasında, “Proje alanına yönelik Sonbahar 2023 kuş göç dönemi ornitolojik izleme raporu hazırlanması çalışmaları kapsamında saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu gözlem, inceleme ve değerlendirme çalışmaları sonuçlarına göre, araştırma alanı ve yakın çevresinde 42 kuş türü saptanmıştır. Tespit edilen türlerin büyük çoğunluğu yüzde 81’i ötücü kuşlardan (Passeriformes) meydana gelmektedir. Süzülerek uçan Gündüz yırtıcıları ve büyük kanat açıklığına sahip su kuşları veya Leylek gibi türlere ise çok az yüzde 19 oranında rastlanmıştır” bilgisine yer veriliyor.
Proje dosyasında ‘kuşlar için sorun olmayacak’ denildi
Türbin pervanelerinin uzunluğu ve etki alanına göre, her türbinin bulunduğu noktanın yaklaşık 100-150 m çapındaki bir alanın kuşlar açısından tehlikeli ve riskli olduğu vurgulanan uzman raporunda, “Bu nedenle rüzgâr santrallerinde türbinler arasındaki mesafeler, bu etki alanı göz önünde bulundurularak konumlandırılmalıdır ve buna göre mesafe bırakılmalıdır. Bu durumda Köfteci Yusuf 5 ve 6 RES’te yer alan türbin arası mesafeler etki alanı göz önüne alındığında, alanda tek türbin bulunmakta olup, kuşların çarpmadan türbin aralarından güvenli bir şekilde geçmelerini sağlayabilecek mesafelerde sorun olmasının söz konusu olmadığı görülmektedir” denildi.
3246 ton hafriyat çıkacak, enerji Balıkesir’e satılacak
Toplam 3 türbinden oluşacak Köfteci Yusuf Rüzgâr Enerji Santrali’nde üretilmesi planlanan elektrik enerjisinin Balıkesir 1 TM’ye bağlanacağı belirtilirken, proje dosyasında inşaat aşamasına ilişkin ise şu bilgilere yer verildi: “Köfteci Yusuf Hazır Yemek Temizlik Canlı Hayvan Et Mamulleri Entegre Gıda İthalat İhracat San. Ve Tic. A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi planlanan ‘Rüzgâr Enerji Santrali (2 Adet Türbin – 2 MWm/ 1,998 MWe)’ projesi kapsamında, türbin alan kazısı ve yol kazısı faaliyetleri ile betonarme yapıda toplam 50 m 2 olan 2 adet köşk ve konteyner şeklinde 10 m2’lik 1 adet güvenlik binasından oluşan yapıların inşaat işlemleri gerçekleştirilecektir. Bu kapsamda oluşacak toplam hafriyat miktarı 3.479,2 ton olup detaylı hesaplamaları ‘İnşaat Aşamasında Oluşacak Hafriyat Atığı’ başlığı altında verilmiştir. Söz konusu inşaat aşamasında sökme, yükleme, nakliye ve boşaltma işlemleri sırasında toz oluşacaktır. Toz emisyonu kütlesel debi hesaplamaları kontrolsüz emisyon faktörleri kullanılarak hesaplanmıştır. Proje kapsamında yapılacak olan arazi hazırlık ve inşaat toplam 5 ay süreceği öngörülmektedir. Türbin alan kazısı ve yol kazısı faaliyetleri ile inşaat aşamasında toplam 3246,1 ton hafriyat çıkartılacaktır. Bu durumda toplam saatlik hafriyat miktarı 2,70 ton/saat olacaktır.”
Enerjide üretime destek, tüketiciye yüksek fatura
Türkiye’de doğrudan iştigal alanı enerji olmayan farklı sektörlerden yatırımcılar alım garantisi verilen ve desteklenen enerji sektörüne yöneldi. Enerji üretimi ve dağıtımını özelleştirerek kamusal bir hizmet olmaktan çıkaran politikalar, bu alanı birçok girişimci için alım garantili ve kazançlı bir yatırım alanı olarak görülmesine neden oluyor. Ancak şirketlere verilen yatırım ve üretim desteğine karşın tüketiciler kamusal bir hizmet olması gereken elektrik tüketiminde dünyanın en yüksek faturalarına maruz kalıyor.
Türkiye pahalı elektrikte ilk 10’da
Son ABD seçimlerinde Donald Trump’ı destekleyen X’in sahibi Elon Musk, kişisel hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye’nin de içinde yer aldığı grafiği paylaşarak, İngiltere ve Avrupa’daki elektrik fiyatlarının pahalı olmasını “Vay canına, İngiltere ve Avrupa’da elektrik fiyatları inanılmaz yüksek!” sözleriyle eleştirmişti. En pahalı elektriği kullanan İngiltere’nin ilk sırayı paylaştığı grafikte, Türkiye Almanya, İtalya, Fransa, Japonya ve Brezilya’dan sonra 7. Sırada yer alıyor. Financial Times’in hazırladığı grafikte, en pahalı elektrik enerjisi kullanan ülkeler arasında 7. Sırada bulunan Türkiye’nin altında Meksika, Kuzey Kore, Tayland, Hindistan, Tayvan, Arjantin, ABD, Kanada, Endonezya, Rusya ve Çin gibi ülkeler yer alıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkler dünyada bir ilki başardı. İnsansız hava araçlarıyla kısa pistli gemilere iniş- kalkış yapabilen ilk ülke Türkiye oldu” dedi.
Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen Bayraktar TB3, Türkiye’nin ürettiği TCG Anadolu Gemisi’ne iniş ve kalkış yaptı. Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, o anları sosyal medya hesabından paylaştı.
Bakan Kacır ise ‘Gurur Duy Türkiye’ etiketiyle sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Türkler dünyada bir ilki başardı. İnsansız hava araçlarıyla kısa pistli gemilere iniş- kalkış yapabilen ilk ülke Türkiye oldu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, yeni kütüphane binasında inşaat çalışmalarının yeniden başladığını belirterek gelecek eğitim-öğretim döneminin başında kütüphane binasının hizmete açılmasının planlandığını sözlerine ekledi. Kütüphane binası inşaatının projesinden bugün gelinen noktaya kadar emeği geçenlere teşekkür eden Rektör Sözbir, yeni kütüphanenin hayırlı olmasını temenni etti. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Karagöz’ün yaptığı dua sonrasında Rektör Sözbir ve Düzce Üniversitesi mensupları bina inşaatını yeniden başlatan butonlara basarak çalışmaları başlattı.
13 bin 500 metrekarelik yeni kütüphane binası, modern görünümü, teknolojik imkanlara sahip altyapısı ve oldukça konforlu alanlarıyla Düzce Üniversitesi öğrencilerinin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde inşa ediliyor.
Basılı yayınlar salonu, genel okuma salonu, toplantı salonu, grup çalışma odası, bilgisayar salonu, etüt salonu gibi hizmet alanlarının yanı sıra dijitalleştirme, baskı merkezi, ciltleme, kataloglama, süreli yayın deposu, basılı yayın deposu ve idari ofisler gibi daha birçok kullanım alanı bulunacak yeni kütüphane binası, çocukları da unutmayarak özel çocuk kütüphanesini de hizmete sunacak.
Binada yer alması planlanan güneş enerjisi panelleri sayesinde büyük oranda kendi elektriğini üretecek olan Düzce Üniversitesi’nin yeni kütüphanesi, teknolojik altyapısıyla bilgiyi öğrencilerle buluşturacak. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskenderun Belediyesince yaya geçitlerini kullanmadan yolun karşısına geçmeye çalışan bazı vatandaşların refüjlerdeki çimlere basarak zarar vermeleri üzerine çalışma başlatıldı.
Mete Aslan Bulvarı’ndaki refüje kurulan sensörlü sistem, çimlere basıldığında aktif olarak vatandaşları “çimlere basma” ve “lütfen yaya yolunu kullanınız” anonslarıyla uyardı.
İlçede yaşayan Hanifi Taya, AA muhabirine, sistemi gördüğünde şaşırdığını söyledi.
Yapılan uyarıyı hem vatandaşların can güvenliği hem de doğa için olumlu bulduğunu dile getiren Taya, “İnsanların çimlere bastırılmaması iyi bir şey. Böyle bir sistem beklemiyordum açıkçası. Genellikle herkes basıp geçiyordu ama böyle daha iyi oldu, insanlar da bilinçleniyor.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB3, dünya havacılık tarihinde bir ilki başardı. Silahlı insansız hava aracı (SİHA) sınıfındaki Bayraktar TB3, kısa pistli bir gemiden iniş ve kalkış yapan ilk İHA olarak havacılık tarihine geçti. TCG Anadolu Gemisi’nde gerçekleştirilen gemiden uçuş testi başarıyla tamamlandı. Rampa testlerini başarıyla tamamlayan Bayraktar TB3 PT1 ve PT2 geçtiğimiz günlerde Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanarak Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na intikal etti. Burada sürdürülen çalışmalarda Bayraktar TB3 PT1, TCG Anadolu’ya gece ve gündüz yakın uçuş gerçekleştirerek ‘Yaklaşma Testlerini’ sorunsuz geçti.
TEST UÇUŞU 46 DAKİKA SÜRDÜ
Açık denizden gemi üzerindeki testlerini tamamlayan Bayraktar TB3 PT2 ise 19 Kasım’da TCG Anadolu’nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalandı. Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasında 46 dakikalık test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, ardından aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaptı. Gerçekleştirilen test uçuşuyla hem havacılık hem de denizcilik tarihinde yeni bir dönemin kapıları aralandı.
YERLİ MOTOR İLE EN YÜKSEĞE
Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024’te Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36 bin 310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla tamamladı. TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçti. Milli havacılık tarihimizin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.
RAMPA TESTLERİNİ BAŞARIYLA TAMAMLADI
Bayraktar TB3 SİHA, TekirdağÇorlu’da başlayan ve Edirne’nin Keşan ilçesinde bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde devam eden testlerde ilk kez 1 Haziran 2024’te rampadan havalandı. Keşan’da Bayraktar TB3’ün konuşlandırılacağı TCG Anadolu’nun güvertesindeki şartlar ile aynı özelliklerde inşa edilen pistte 12 derece eğime sahip bir rampa bulunuyor. Test kampanyası başarıyla ilerleyen Bayraktar TB3, başarılı rampa testleriyle birlikte gemiye çıkmaya hazır hale geldi.
TOPLAM UÇUŞ 700 SAATİN ÜSTÜNDE
Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 700 saatten fazla havada kaldı. Milli SİHA, 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5 bin 700 km yol katetti. Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart 2024 tarihinde ilk kez Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu. İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.
BAYKAR, SAVUNMA VE HAVACILIK SEKTÖRÜNDÜ İHRACAT ŞAMPİYONU OLDU
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen silahlı insansız hava aracı Bayraktar TB3, kısa pistli gemilerden kalkış ve iniş testini başarıyla tamamladı ve havacılık tarihinde bir ilke imza attı. Bayraktar TB3, TCG Anadolu gibi kısa pistli gemilerden iniş ve kalkış yapabilen dünyadaki ilk silahlı insansız hava aracı oldu.
Uçarak intikal etti
Rampa testlerini başarıyla tamamlayan Bayraktar TB3 PT1 ve PT2 geçtiğimiz günlerde Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanarak Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na intikal etti. Burada sürdürülen çalışmalarda Bayraktar TB3 PT1, TCG ANADOLU’ya gece ve gündüz yakın uçuş gerçekleştirerek “Yaklaşma Testlerini” sorunsuz geçti.
Tarihi test
Açık denizden gemi üzerindeki testlerini tamamlayan Bayraktar TB3 PT2 ise 19 Kasım’da TCG Anadolu’nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalandı. Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasında 46 dakikalık test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, ardından aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaptı. Gerçekleştirilen test uçuşuyla hem havacılık hem de denizcilik tarihinde yeni bir dönemin kapıları aralandı.
Yerli motor ile en yükseğe
Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024’te Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36.310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla tamamladı. TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçti. Milli havacılık tarihimizin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.
Rampa testlerini başarıyla tamamladı
Bayraktar TB3 SİHA, TekirdağÇorlu’da başlayan ve Edirne’nin Keşan ilçesinde bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde devam eden testlerde ilk kez 1 Haziran 2024’te rampadan havalandı. Keşan’da Bayraktar TB3’ün konuşlandırılacağı TCG Anadolu’nun güvertesindeki şartlar ile aynı özelliklerde inşa edilen pistte 12 derece eğime sahip bir rampa bulunuyor. Test kampanyası başarıyla ilerleyen Bayraktar TB3, başarılı rampa testleriyle birlikte gemiye çıkmaya hazır hale geldi.
Toplam uçuş 700 saatin üstünde
Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 700 saatten fazla havada kaldı. Milli SİHA, 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5.700 km yol katetti.
Milli SİHA, milli kamera
Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart 2024 tarihinde ilk kez Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu. İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.
Deniz aşırı güç çarpanı
Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı kabiliyetler ile sınıfındaki lider insansız hava aracı olacak. Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyetine de sahip olacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek. Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye’nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.
İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Türkiye Yüzyılı’nda uzay bilimi ve teknolojilerinde varlığını küresel ölçekte ispat eden bir Türkiye’ye şahitlik edeceğiz”
İSTANBUL – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Toplumsal bir seferberlik ruhu ile yürüttüğümüz ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ vizyonumuz doğrultusunda; kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi ve geliştiricisi bir Türkiye’yi inşa ediyoruz” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Uluslararası Ali Kuşçu Sempozyumu’na katıldı. Sempozyumun açılışında konuşan Bakan Kacır, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi’ne değinerek, uzay bilimi ve teknolojilerinde küresel ölçekte varlık gösteren bir Türkiye’ye tanıklık edileceğini vurguladı.
“Bu coğrafyayı tekrar bilim ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine dönüştürüyoruz”
Bakan Kacır, konuşmasının başında, Ali Kuşçu’nun evrensel düzeyde değerinin takdir edilmesinden ve vefatının 550’nci yılı dolayısıyla 2024’ün UNESCO tarafından “Ali Kuşçu Yılı” ilan edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bakan Kacır, konuşmasına şöyle devam etti: “Bilimde ve teknolojide çağ atlamış bir Türkiye hedefiyle, tarihimizden ve medeniyetimizden aldığımız bu ilhamla hareket ediyoruz. Bu toprakların mayasına, ruhuna ve bereketine güveniyoruz. İşte bu ruh haletiyle son 22 yılda yaptığımız atılımlar, uyguladığımız politikalarla bilimin ve teknolojinin her daim destekçisi olduk, olmayı da sürdürüyoruz. Bilim ve teknolojide taşıdığımız bağımsızlık şiarının, Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının da güvencesi olduğuna inanıyoruz. Mazimizde olduğu gibi, bu coğrafyayı tekrar bilim ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine dönüştürüyoruz. Ülkemizin dört bir yanında, yediden yetmişe adeta toplumsal bir seferberlik ruhu ile yürüttüğümüz ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ vizyonumuz doğrultusunda; kritik teknolojilerin pazarı değil, üreticisi ve geliştiricisi bir Türkiye’yi inşa ediyoruz. Bilimsel kapasitemizi artırırken, güçlü bir teknoloji geliştirme ve üretme yetkinliğine de sahip oluyoruz. Yurdun dört bir yanındaki 208 üniversitemiz, 104 teknoparkımız, 1600’ü aşan Ar-Ge ve tasarım merkezimiz, 291 bin Ar-Ge personelimiz ile ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ hedeflerimize kenetlenmiş şekilde ilerliyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, yürüttüğümüz istikrarlı politikalarla istiklalimizi ve istikbalimizi güçlü kılacak adımlar atmayı sürdürüyoruz.”
“Türkiye’yi küresel uzay ekosisteminde söz sahibi bir aktör haline getirme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz”
Uzay teknolojisine dikkat çeken Bakan Kacır, “Kritik teknolojilerde olduğu gibi uzay teknolojilerinde de değerli ve milli bir anlayışla, Ar-Ge ve inovasyon altyapısını güçlendirerek ve asırlık projeler ortaya koyarak yolumuza hız kesmeden devam ediyoruz. Geçmişten aldığımız mirasla, ülkemizi küresel uzay ekosisteminde söz sahibi bir aktör haline getirme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu yürüyüşün ilk adımlarını; önce BİLSAT uydusuyla, sonra RASAT, GÖKTÜRK uydularıyla attık. Kazandığımız gözlem uydusu üretme yetkinliklerimizi metre altı çözünürlüklü milli görüntüleme uydumuz İMECE ile taçlandırdık. Yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A ile birlikte kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biriyiz. Tüm bunların yanı sıra uzay teknolojilerinin uydu ile sınırlı olmadığının da bilincindeyiz. Kurguladığımız teknoloji ekosistemiyle; uçsuz bucaksız uzayın sunduğu sınırsız fırsatlardan yararlanmaya fazlasıyla hazır durumdayız. Türkiye Uzay Ajansı ile birlikte uzay teknolojileri sahasında aktif çalışmalarımızı yürütüyoruz. İlan ettiğimiz Milli Uzay Programımız çerçevesinde, uzay hedeflerimiz ile ilgili 10 yıllık vizyonumuz, stratejimiz, hedef ve projelerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Milli Uzay Programımızın kritik hedeflerinden ‘Türk Astronot ve Bilim Misyonu’ kapsamında astronotumuz Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunduğu süre zarfında 13 bilimsel deneyi başarıyla tamamladı. Diğer astronotumuz Tuva Cihangir Atasever de yedi deney icra ettiği bir yörünge altı uçuşuna imza attı. Türk Astronot ve Bilim Misyonumuzun yanı sıra; önümüzdeki dönemde de Milli Uzay Programımızı başarılı bir şekilde uygulamak adına uzay çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz. Uzaya bağımsız erişim programımızda kararlıyız. Ay Programımız kapsamında, milli imkanlarla geliştirdiğimiz itki sistemine sahip, kendi mühendislerimizin ve bilim insanlarımızın tasarlayıp ürettiği uzay aracıyla aya erişeceğiz.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, ‘Türkiye Yüzyılı’nda küresel uzay ekonomisinden pay alan, uzayın sunduğu fırsatlarından en üst düzeyde yararlanan, uzay bilimi ve teknolojilerinde varlığını küresel ölçekte ispat eden bir ülke olacağız. “İnanmak başarmanın yarısıdır” derler; biz de önce kendimize inanacağız. Çok çalışacağız, çok emek sarf edeceğiz, çok gayret göstereceğiz. Gençlerimize inanacağız” şeklinde konuştu.
“Bizim sorumluluğumuz ülkemiz ile sınırlı değil”
Bakan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı: ” İsrail, dünya tarihinin en kanlı, en vahşi saldırılarından birini, bir soykırımı dünyanın gözü önünde gerçekleştiriyor. Bakın, işte Filistin. Uluslararası kamuoyu ise üç maymunu oynamaya devam ediyor. Biz biliyoruz ki tarihimiz bize her alanda öncü olma, mazlumlara ve mağdurlara el uzatacak güce imkana dirayete sahip olma sorumluluğu yüklüyor. Diğer tüm alanlar gibi bilim alanında ki çalışmalarda da bu anlayışla hareket etmek zorundayız. Bu vesileyle Ali Kuşçu’yu rahmetle anarken, onun ilim aşkının ve bilime olan bağlılığının genç nesillerimize örnek teşkil etmesini temenni ediyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Kacır, sosyal medya hesabı X’ten, Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 10. Toplantısı’na ilişkin paylaşım yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani başkanlıklarında Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 10. Toplantısını gerçekleştirdiklerini bildiren Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sayın devlet başkanlarımızın belirlediği vizyon doğrultusunda son yıllarda mükemmel bir seviyeye erişen ilişkilerimizi sanayi ve teknoloji yatırımları ile daha da ilerleteceğiz. İki stratejik ortak olarak Türkiye ve Katar, bölgenin istikrarı ve refahı için birlikte çalışmaya devam edecek. Toplantı marjında Ticaret Bakanımız Ömer Bolat ile birlikte Katar Ticaret ve Sanayi Bakanı Sayın Şeyh Faysal Bin Sani El Sani ile görüşme gerçekleştirdik. Ticaretimizi geliştirecek, yatırımların önünü açacak adımlar atmayı sürdüreceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Azerbaycan Hazar, Azerbaycan Teknik, Uluslararası Saraybosna, Malezya Putra ve ÖzbekistanSemerkand Devlet Mimarlık ve İnşaat Mühendisliği üniversitelerinin paydaşlığında düzenlenen etkinlik bu yıl ilk kez uluslararası ölçeğe taşındı.
Türkiye’nin 35 ilinden başvuruların geldiği etkinliğe, 47 üniversite, 30 lise, 10 kurum ve kuruluş ile AR-GE merkezinden toplam 403 proje gönderildi.
TÜBİTAK tarafından desteklenen etkinlikte yurt içinden ve yurt dışından araştırmacılar projelerini sunacak.
AR-GE ve yenilik bilincinin yaygınlaştırılması, finansman veya diğer yetersizlikler nedeniyle hayata geçirilemeyen projelerin sektör temsilcileriyle buluşturulması amacıyla düzenlenen etkinlikte, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin değerlendirmeleri sonucu dereceye giren projeler yarın ödüllendirilecek.
Kutlubey Yerleşkesi’nde düzenlenen açılış töreninde konuşan Bartın Valisi Nurtaç Arslan, bilginin her zamankinden daha değerli olduğu, inovasyon ve teknoloji geliştirme süreçlerinin ülke ve tüm dünya için hayati önem taşıdığı bir dönemin yaşandığını söyledi.
Bu anlamda araştırma ve geliştirme alanında yürütülen projelerin sadece akademik ve bilimsel bir zemin oluşturmakla kalmadığını, aynı zamanda sürdürülebilir bir kalkınma ve yenilikçi çözümlerle toplumsal refahın artmasını sağladığına işaret eden Arslan, “Bugün burada Bartın Üniversitesinin akademik başarıları, araştırma ve geliştirme faaliyetleriyle Türkiye’nin önemli üniversitelerinden biri haline gelmiş olması, bu etkinliği daha da anlamlı kılmaktadır. Bartın Üniversitemiz TÜBİTAK ve benzeri ulusal ve uluslararası kuruluşlardan destek alarak hayata geçirdiği projelerle yaptığı araştırmalarla birçok alanda çalışmalara imza atmıştır. Bu çalışmalar hem ülkemizin geleceği hem de genç araştırmacılarımızın gelişimi için büyük bir değer taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Bu etkinlik hepimiz için ilham kaynağıdır”
BARÜ Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun da etkinliğin yedincisini uluslararası ölçeğe taşımanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Ülkeye katma değer sunmak, ülkenin milli teknoloji hamlesine yönelik çalışmalar yapmak isteyen, “Benim de bir fikrim var” diyen bilim tutkunlarını bir araya getirmeyi amaçladıklarını belirten Uzun, “İşte bugün burada sergilenen projelerin her biri, farklı bir bakış açısını, yenilikçi bir çözümü ve geleceğe dair umut verici bir vizyonu temsil ediyor. Bu yıl yine geçmiş yıllarda olduğu gibi yüzlerce bilim ve teknoloji tutkununun geleceğe yönelik yenilikçi fikirlerine ortak olmak için bir aradayız. Bu vesileyle daha güçlü Türkiye, daha güçlü yarınlar için ‘Ben de varım’ diyen tüm katılımcılarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.” diye konuştu.
Uzun, üniversitenin her geçen gün yeni başarılarla geleceğe olan yürüyüşünü sağlam adımlarla sürdürdüğünü ve son 7 yılda yayın ve atıf sayılarını 5 kata yakın artırmayı başardıklarını aktararak, “Webometrics Dünya Üniversite Sıralaması’nda 7 yılda 4 bin 591 üniversiteyi gerimizde bıraktık. Projeler yaptık, ödüller aldık, yaptığımız çalışmalarla örnek gösterildik. Dünyanın en bilinen yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarından Times Higher Education (THE) 2025 Dünya Üniversite Sıralaması’nda ‘Araştırma Kalitesi’ kategorisinde dünyada 455’inci, Türkiye’de ise 2’nci olduk. Devlet üniversiteleri arasında ilk sırada yer aldık. 14 akademisyenimizle onların bilgiye olan tutkusuyla nitelikli araştırmaları ve özverili çalışmalarıyla ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesine girdik. Geçtiğimiz günlerde açıklanan ve Türkiye’de sadece 44 kişinin yer aldığı ‘Ulusal Lider Araştırmacı’ programına 2 bilim insanımızla girdik.” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetin 101. yılında ülkenin milli teknoloji hamlesine katkı sunan birçok ilham verici projenin fikirden ürüne dönüştüğüne ve farklı sektörlere önemli katkılar sunduğuna vurgu yapan Uzun, şunları kaydetti:
“İnanıyorum ki bugün sergilenen projeler arasında da bizleri kendine hayran bırakacak yeni fikirler yer alıyor. Ancak bu fikirlerin hayat bulması ve katma değeri yüksek ürünlere dönüşmesi tek başına olmuyor, bu süreç el birliği ve güç birliği gerektiriyor. Üzerimize düşen sorumlulukların bilinciyle bilim ve teknolojinin toplumla buluşmasını sağlıyor, Türkiye Yüzyılı hedefiyle teknolojik gelişmelerin gerisinde kalmayan hatta yön veren bir ülke olma gayreti gösteriyoruz. Unutmayalım ki bu etkinlik sadece fikirlerin tanıtıldığı bir sergi değil, aynı zamanda hepimiz için ilham kaynağıdır. Bugün burada bir araya gelerek deneyimlerimizi paylaşacak, işbirlikleri geliştirecek ve belki de yeni projelere imza atacağız.”
Akademik Performans Ödülleri’nin de verildiği etkinliğe Bartın Belediye Başkanı Rıza Yalçınkaya, Garnizon Komutanı Deniz Kıdemli Albay Erkan Şahin, Emniyet Müdürü Ünsal Hayal, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Mehmet Baykal ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Musk seçim gecesini Trump’ın Florida’nun Mar-a-Lago bölgesindeki evinde izledi.
Trump’ın seçim galibiyeti netleşmeye başlarken, sahibi olduğu X’teki hesabından,”Amerikan halkı, bu gece Donald Trump’a değişim için çok açık bir yetki verdi” diye yazdı.
Donald Trump da Palm Beach Kongre Merkezi’ndeki zafer konuşmasının bir bölümünü Musk’ı övmeye ayırdı. Yeni başkan, SpaceX tarafından üretilen inişini anlattı.
Temmuz ayında Pennsylvania’da bir seçim mitingindeki suikast girişimi sonrası açıktan Trump’a destek vermeye başladı.
Donald Trump’a bağış sağlama amacıyla kurulan bir siyasi örgütlenmenin en önemli destekçileri arasındaydı. Toplam 119 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.
Ülke seçime geri sayarken, çekişmeli eyaletlerde seçmen kaydı yaptırılmasını teşvik etmek için bizzat çalıştı. Seçmen kaydı yaptıracaklara, çekilişle bir milyon dolar ödül vadetmesi çok tartışıldı.
Bu çekiliş mahkemeye de taşındı ve bir hakim yasal sorun olmadığına hükmetti.
Trump’a, ününü, parasını ve sahibi olduğu X platformunu kullanarak destek veren Musk’ın, bu zaferden kazanacağı çok şey olabilir.
Seçilmiş başkan Donald Trump, ikinci döneminde israfı ortadan kaldırmak için Musk’a yönetiminde görev vereceğini söyledi.
Musk söz konusu girişime, DOGE kısaltması üzerinden ” Hükümet Verimliliği Bakanlığı” adını verdi. DOGE aynı zamanda milyarder iş insanının popülerleştirdiği bir meme ile kripto para biriminin de adı.
Uzay araştırmalarını nasıl etkiler?
Trump’ın başkanlığı, şu anda hükümet uydularını uzaya gönderen SpaceX’e ek faydalar getirebilir.
Musk, uzay araştırmaları alanında yapılan, rakibi Boeing’inki de dahil, kamu sözleşmelerini yapısı nedeniyle eleştiriyordu. Bu sözleşmelerin, bütçeyi korumayı ve teslim zamanına bağlı kalmayı teşvik etmediğini savunuyordu.
SpaceX ayrıca, Pentagon ve ABD’nin istihbarat kurumları, casus uydu yatırımı için milyarlarca dolar bütçe ayırmışken, bu alanda çalışmalar yapmaya başladı.
Trump ayrıca, elektrikli araç piyasasına yönelik düzenlemeleri en aza indirme planını açıklamıştı. Bu da Musk’ın sahibi olduğu Tesla şirketine yarar sağlayabilir.
Geçtiğimiz ay ABD’de yol güvenliğini denetlemek ve düzenlemekle sorumlu kurum, Tesla’nın otonom sürüş yazılım sistemini incelediğini duyurmuştu.
Musk ayrıca, Tesla çalışanlarının sendikalaşmasını engellemeye çalıştığı iddiasıyla da eleştiriliyor.
Birleşik Otomobil İşçileri, Trump ve Musk arasında X’te geçen bir konuşma sonrası haksız işçi çıkarma uygulaması nedeniyle şikayette bulundu. Söz konusu sohbette Musk, Trump’a grevdeki çalışanları işten çıkardığını söylüyordu.
Trump ayrıca, kurumlar vergisini ve zenginlere uygulanan vergileri düşürme sözü verdi.
Bu da Musk’ın muhtemelen yerine getirilmesini umduğu bir diğer sözdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da yaşayan Efe Berk Bulut, eski cep telefonunu satmak için sahibinden.com platformu üzerinden ilan verdi. Bulut, ilanı vasıtasıyla kendisiyle iletişime geçen bir alıcıya, internet sitesinin ‘Param Güvende’ uygulaması üzerinden satmaya karar verdi. Daha sonra telefonu anlaştığı kişiye göndermek üzere anlaşmalı bir kargo şirketi ile kargoya veren Bulut, uygulamada yer alan 72 saatlik cayma süresinin olması üzerine alıcı tarafından telefonun kendisine geri iade edileceğini öğrendi. Fakat alıcı anlaşmalı kargo şirketi yerine özel bir kargo şirketi üzerinden telefonu iade etti. Bulut, telefonu aldığında ise gönderilen telefonun kendisine ait olmadığını fark etti.
Konu üzerine kendisinin mağdur olduğunu dile getiren Bulut, “Sahibinden.com’un ‘Param Güvende’ hizmetini kullanarak telefonumu sattım. Bir çok şikayet okumuştum fakat kendi başıma gelmeyeceğini düşüyordum. Ürünü kargoya verdikten sonra iade talebi oluşturuldu. İade talebi oluşturulduğunda okuduğum şikayetlerin benim de başıma geldiğini anladım. Telefonu sattığım kişiyle de yaptığım konuşmalarda bunu belirterek, belli bir sürece başlayacağımı da bahsettim” açıklamasında bulundu.
“Gelen kargodan çıkan telefon ise benim telefonum değildi”
Telefonu sattığı kişinin kendisine kargoyu özel bir kargo şirketiyle yolladığını dile getiren Bulut, “Bu sürecin sonunda benim adresimin yanlış yazılmasıyla birlikte kargo süreci de uzadı. Gelen kargodan çıkan telefon ise benim telefonum değildi. Gerek İMEİ numaraları olsun gerek model ve seri numaraları olsun birçok detayı farklıydı. Telefon benim değildi” diye konuştu.
“Model, seri ve İMEİ numaraları benim kendi telefonumdan farklı”
Telefonumu ilana koyarken birkaç detayın fotoğrafını çektiğini kaydeden Bulut, “İMEİ numarası, model ve seri numaralarının fotoğrafını çekmiştim. Okuduğum birçok şikayet vardı ama fakat bunların bana denk gelmeyeceğini düşünmüştüm. Fakat bu fotoğrafları çekmem sayesinde telefon geri geldiğinde kıyaslama fırsatım oldu. Kıyasladıktan sonra anladım ki model, seri ve İMEİ numaraları benim kendi telefonumdan farklı. Zaten bana gelen cihaz yurt dışı cihazı olduğu için telefonu kullanma gibi bir imkanım da yok. Farklı bir şahsın üzerine kayıtlı bu telefondaki İMEİ numarası” ifadelerine yer verdi.
“Müşteri hizmetleri hiçbir şey yapılamayacağını ifade etti”
Sahibinden.com sitesinin maddi ve manevi olarak çok eksiğinin olduğunu dile getiren Bulut, “Manevi tarafı daha önemli bence. Bu olay yaşandıktan sonraki süreç içerisinde benimle iletişime geçen müşteri hizmetleri açıkçası hiçbir şey yapılamayacağını ifade etti. Yardımcı olunmaya çalışılmıyor. Sonraki süreçte ben de sosyal medya üzerinden bir paylaşım yayımladığımda ise beni daha üst rütbeli insanlar aradığı, konuşma tarzlarının değiştiği, biraz daha ilgili davrandıkları fakat yine konuşurken benim suçlu olduğumu iddia ettikleri gibi bir şekilde ilerledi süreç” diye konuştu.
“Satıcının dolandırılma ihtimalini düşünüyorlar fakat alıcının bunu yapabileceğini düşünmeden hareket ediyorlar”
Bulut, Sahibinden sitesinin ‘Param Güvende’ sisteminde dolandırıcılıklar için açıklar olduğunu ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bu süreç içerisinde kendi eksiklikleri, benim satıcı olarak e-Devlet üzerinden kayıt yapma zorunluluğum olması fakat alıcının böyle bir ihtiyaca gerek tutulmaması. Herhangi bir insanın kimlik numarasıyla giriş yapılabiliyor olması. Sahibinden platformundan bir satıcı olarak ilan vermek istiyorsan bu araba olsun ya da başka bir alet olsun, e-Devlet üzerinden giriş yapıyorsunuz ve bunu onaylıyorsunuz. Çünkü satıcının dolandırılma ihtimalini düşünüyorlar fakat alıcının bunu yapabileceğini düşünmeden hareket ediyorlar. Buradaki en büyük sistem açığının bu olduğu aşikar. Geçmişte yaşanan olaylarda kapora ve cihaz hırsızlıkları olsun bu açık sayesinde faydalanılıyor. Çünkü alan kişinin bir T.C. Kimlik Numarası veya hiçbir bilgisi beyan edilmediği için çok kolay olarak gösteriliyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Cihazı önce Sahibinden’in alması sonra alıcıya yollanması gerekiyordu”
Bulut, yapılan satışlarda Sahibinden platformunun bir aracı olması gerektiğini vurgulayarak, “Geçmişte yaşanan olaylarda da herkesin temennisi bu yönde ilerliyor. Teknolojik veya başka bir üründe Sahibinden’nin bir aracı firmayla ya a kendisinin kuracağı bir sistemle benim cihazı önce onların alması sonra alıcıya yollanması gerekiyordu. Bu durumlarda alıcı da dolandırıcı olabilir, satıcı da dolandırıcı olabilir” şeklinde konuştu.
Yapılan işlemlerin ardından dolandırıldığını söyleyen Bulut, hukuki süreçlerini başlattığını ve konuyu yargıya taşıdığını da sözlerine ekledi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ege Genç İş İnsanları Derneği – EGİAD’ın sosyal sorumluluk projelerinden biri olan ve 16 yıldan beri süregelen EGİAD Hayat Okulu, eğitimlerine EGİAD Dernek Merkezi’nde başladı. İzmir’deki 8 üniversiteden 100’ü aşkın meslek yüksekokulu öğrencisini ağırlayan proje sayesinde gençler, iş hayatındaki önemli başlıklarda yeni donanımlara sahip olma şansını yakalayacak. “Yapay Zeka Hayatımızı Nasıl Değiştirecek?” başlığında Taylan Demirkaya- İzmir Ekonomi Üniversitesi, Geleceğin Meslekleri ve 21’inci yüzyıl Yetkinlikleri’nde Seçil Yıldırım Çelebi – Genç Başarı Vakfı, Zaman Yönetimi ve Organizasyon Becerileri’nde Prof. Dr. Engin Deniz Eriş – Dokuz Eylül Üniversitesi, Kendini Tanıma ve İletişim Becerileri kısmında Ece Sarıcı – Oyunda Kal Derneği, İş Dünyasından Tecrübe Paylaşımında Alp Avni Yelkenbiçer -EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı, EGİAD Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Barbak, İlker Erdiliballı, EGİAD İş Geliştirme Komisyonu Başkanı İsmail Girginoğlu gençlerle birikimlerini paylaşacak. 5 hafta boyunca sürecek eğitimler 30 Kasım’da sertifika töreni ile son bulacak.
MYO öğrencilerine güçlü destek
Hayat Okulu’nun ilk gününde gençlerle bir araya gelerek açılış konuşması gerçekleştiren EGİAD Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, hedeflerinin öğrencilerin teknik yeterliliklerinin sosyal gelişim ile desteklenmesi olduğunu belirterek, “Bu eğitim programı ile sizlerin okullarınızda elde ettiğiniz değerli mesleki teknik bilgi ve becerilerinize ek olarak, geleceğe güçlü adımlarla ilerleyebilmeniz için sahip olmanız gereken kişisel yetkinliklerinizi artırmayı amaçladık. Bugün burada, geleceğin mimarları olarak gördüğümüz siz değerli gençlerimizle bir arada olmanın ve sizlerin hayat yolculuğunuza bir katkı verebilecek olmanın gururunu yaşıyoruz. Hayat Okulu programı projemizi bu yıl da sürdürüyoruz. Hayat Okulu programımızın hedefi; sizler gibi başarılı MYO öğrencilerinin iş hayatına hazırlığınızda destek olmak, iş insanlarıyla tanışmanıza imkan vermek ve interaktif eğitim ve çalışmalarla iş hayatında ihtiyaç duyacağınız yeni ve sosyal yetkinlikleri kazandırmaktır . Program bitiminde, sizlerin derneğimizin iş insanı üyeleri ile bir araya gelmeniz, onlardan ilham almanız ve staj imkanı bulmanız da hedeflerimiz arasındadır” dedi.
“Ara eleman değil, nitelikli ana elemanlarsınız”
Üretim, inovasyon ve teknolojinin hızla ilerlediği bir çağda, ülke olarak küresel ölçekte rekabet edebilmenin, gelişmiş ekonomilerle aynı çizgide yer alabilmenin güçlü ve yetkin bir iş gücüne sahip olmaktan geçtiğini hatırlatan EGİAD Başkanı Yelkenbiçer, “Mesleki ve teknik eğitimin ülkemiz için taşıdığı önemin altını çizmek isterim. İş gücünün temelini sizler gibi mesleki ve teknik eğitim alan gençlerimiz oluşturuyor. Mesleki eğitimin, sanayi ve teknoloji alanındaki gelişmelerle iç içe geçmesi gerektiğine inanıyoruz, çünkü günümüz iş dünyasında teorik bilgi kadar pratik becerilere de değer veriliyor. Bu noktada, çok önemli bir vurgu yapmak istiyorum; maalesef iki yıllık meslek yüksekokulu mezunları için sıklıkla “ara eleman” ifadesi kullanılmakta. Ancak biz biliyoruz ki sizler, iş dünyasında önemli roller üstlenerek kritik görevler yerine getiriyorsunuz. Ara eleman değil, “Nitelikli Ana Elemanlar” olduğunuza, sistemin sadece destekleyici değil, bizzat itici gücünü olduğunuza inanıyoruz. Sahip olduğunuz bilgi ve yetenekler sayesinde, üretimden teknolojiye, sanayiden hizmet sektörüne kadar her alanda ülkemizin gelişimine doğrudan katkı sağlıyorsunuz” diye konuştu.
“Gençlere bir yol haritası sunmak istiyoruz”
Yelkenbiçer, “Bugün sadece teknik bilginizle değil, aynı zamanda kişisel gelişim düzeyinizle de öne çıkmalısınız. Öğrenmeyi öğrenme, kendinizi sürekli yenileyebilme kapasiteniz, eleştirel düşünebilme yeteneğiniz, farklı bakış açılarına açık olmanız, iş birliği yapabilme beceriniz ve problem çözme yetenekleriniz gelecekte sizi farklı kılacak. Artık geleceğin dünyasında teknik becerilerin yanı sıra geliştiricilik, dijital okuryazarlık, liderlik, etkili iletişim ve uyum yeteneği gibi kişisel beceriler çok önemli hale geldi. Bu programla sizlerin sadece alanınızda yetkin bireyler olmanızı değil, aynı zamanda daha geniş bir vizyona sahip, değişen dünyaya uyum sağlayabilen, güçlü ve bilinçli bireyler olarak yetişmenizi hedefliyoruz. Bu süreçte sizlere sadece bilgi değil, aynı zamanda bir yol haritası sunmaya kararlıyız” şeklinde konuştu.
Daha sonra öğrencilerle bir araya gelen İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Taylan Demirkaya, Yapay zeka başlığında tavsiyelerde bulundu. Yapay zeka ile çalışırken kendi verilerinizi ve araştırmalarınızı kullanın diyen Demirkaya, “Yapay zeka ile çalışmadan önce; problem, hedef, kitle, var olabilecek çözümleri belirleyin. Hedef kitle ile kendi gözlemlerinizi ve görüşmelerinizi yapın. İhtiyacınıza uygun yapay zeka araçlarından iş akışı oluşturun. Yapay zeka çıktısını kaynaktan doğrulayın ve geliştirin” tavsiyelerinde bulundu. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belçika, daha önce Telegram’ı organize suç soruşturması kapsamına alan Fransa ile birlikte bir “ortak soruşturma ekibi” (JIT) oluşturdu.
Belçika yargısına göre, Telegram, dünya çapında suçlular tarafından hiçbir kısıtlama olmadan rahatlıkla kullanılıyor.
Fransa yargısı, Ağustos ayında Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov’u, organize suç örgütü soruşturmasında gözaltına almıştı.
Durov’un 5 milyon euro kefalet ve Fransa’dan ayrılmaması koşuluyla serbest bırakılmasının ardından, Telegram’la ilgili bir başka soruşturma da Belçika da başlatıldı.
Belçika makamları, De Standaard gazetesi tarafından duyurulan soruşturma haberini doğruladı.
Federal savcılık, 2020 yılından bu yana yakından izlenen Telegram uygulaması ile ilgili olarak resmi soruşturma yürütüldüğünü açıkladı.
Belçika savcılığı, Telegram ile ilgili iddiaları ele almak amacıyla Fransa yargısı ile birlikte bir “ortak soruşturma ekibi” kurulduğunu da vurguladı.
Bu özel ekip, Belçika ve Fransa’daki araştırmalarda Telegram hakkında elde edilen bilgi ve belgeleri anında birbirleriyle paylaşıyor. Özel ekip, Telegram hakkında sınır ötesi ülkelerde gerçekleştirilen operasyonlarda da işbirliği yapacak.
Belçika makamları, Telegram’ın dünya çapındaki suçlular arasında hiçbir kısıtlama olmadan rahatça kullanıldığına işaret ediyor. Federal savcılık sözcüsü Eric Vandersypt’e göre, örneğin silah kaçakçılığına ilişkin hemen hemen her soruşturmada, zanlıların Telegram üzerinden iletişim sağladığı ortaya çıktı.
Telegram’ın adı, son olarak bu hafta başında Belçika, Hollanda ve ABD’de ortaklaşa gerçekleştirilen, internet üzerinden veri hırsızlığı operasyonunda gündeme geldi.
İnternet kullanıcılarının şifre ve banka bilgileri gibi kişisel verilerini ele geçiren uluslararası siber suç ağının, elde ettikleri verileri Telegram üzerinden satışa sundukları belirlendi.
Suçluların, müşterilerine Telegram üzerinden “kötü amaçlı yazılım” desteği sağladığı da ortaya çıkarıldı. Belçika savcılığı tarafından yürütülen operasyonda 2 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin kullandığı 4 Telegram kanalı kapatıldı.
Telegram CEO’su Durov hakkındaki yasal süreç
Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, Ağustos ayı sonunda Fransa’nın başkenti Paris yakınlarındaki Le Bourget Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.
Fransa makamları, şu an 40 yaşında olan Rusya doğumlu Fransız vatandaşı Durov’un, organize suç örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alındığını açıklamıştı.
Durov, “organize suç örgütlerinin yasa dışı transferlerine olanak tanıma, çocuk pornosu, sahtecilik ve yetkililere bilgi vermeme” gibi suçlamalar nedeniyle sorgulanmıştı.
Pavel Durov, 29 Ağustos’ta, 5 milyon euro kefalet ve Fransa’dan ayrılmaması koşuluyla serbest bırakılmıştı.
Bu olayın ardından Telegram’ın daha uzlaşmacı bir görünüm sergilediği belirtiliyor. Durov, kişisel Telegram hesabı aracılığıyla, gizlilik politikasını güncellediklerini ve kuralları ihlal edenlerin bilgilerinin ilgili makamlarla paylaşılacağı bu bildirmişti.
Durov, “yapay zeka kullanan özel bir moderatör ekibinin Telegram’ın arama işlevini çok daha güvenli hale getirdiğini” belirterek, “Tanımladığımız sorunlu içerikler artık mevcut değil” demişti.
Telegram; Facebook, YouTube, WhatsApp, Instagram, TikTok ve Wechat ile birlikte dünyanın en büyük sosyal medya platformları arasında yer alıyor.
Telegram, 2013 yılında Pavel Durov ve kardeşi Nikolai tarafından Rusya’da kuruldu.
Vladimir Putin yönetiminin muhalif toplulukların engellenmesi yönündeki taleplerine uymayı reddetmesi nedeniyle Durov 2014’te Rusya’dan ayrıldı.
Durov kardeşler, Telegram’ın merkezini Dubai’ye taşıdı. Dubai’de yaşayan Pavel Durov’un Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa vatandaşlığı da bulunuyor .
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİRLERİN İNŞASI, OTURUMUN ODAK NOKTASI OLDU
E-dönüşümün topluma etkileri, kamu ve iş dünyasında iş modelleri, sürdürülebilir kalkınma fırsatları, dijital dönüşüm uygulamaları ve daha birçok konunun masaya yatırıldığı konferansta dijitalleşmenin sürdürülebilir kalkınma ve yerel yönetimlerdeki önemi ele alındı. Katılımcılar tarafından dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir ilerleme değil aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma için de hayati öneme sahip olduğunu vurgulanırken yerel yönetimlerin dijital çözümlerle verimliliklerini artırabileceği ve sürdürülebilir şehirler inşa edilmesinin mümkün olduğu konuşmalar, oturumun odak noktası oldu.

Dr. Ekrem Teymur’un yönlendirmesiyle, dijital dönüşüm uygulamalarının sadece iş dünyasına değil toplumsal gelişmeye de büyük katkı sağladığına dikkat çekildi. Panelde, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecindeki ilerlemeleri ve bu süreçte karşılaşılan zorluklar da tartışıldı. Katılımcılar, dijitalleşmenin hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından yarattığı fırsatlara dikkat çekerek kamu ve özel sektör iş birliklerinin bu alanda daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Konferans, dijital dönüşümün geleceği şekillendiren en kritik unsurlardan biri olduğu mesajıyla sona erdi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TOGG YANDI MI?
Türkiye‘nin yerli ve milli otomobili Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (Togg) otomobil, Şanlıurfa Viranşehir‘de şarj sırasındayken alev alev yanmaya başladı. Togg yetkilileri tarafından yapılan açıklamada yangının bataryadan kaynaklanmadığı ve detaylı inceleme başlatıldığını belirtildi. Togg’un T10X modeli, yangın yüzünden hurda yığınına döndü ve kullanılamaz hale geldi. Hadise sonrası Togg tarafından açıklama yapıldı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde 4 Ekim Cuma günü, kullanıcımızın özel mülkünde park halindeki T10X’te, yangın meydana gelmiştir. Kısa sürede kontrol altına alınan yangında herhangi bir yaralanma veya can kaybı yaşanmamıştır. Kullanıcımızla hemen irtibata geçilip, araç uzman ekiplerimizce incelenmek üzere Togg Gemlik Kampüsümüze getirilmiştir. Yapılan ilk incelemede yangının bataryadan kaynaklanmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili detaylı teknik inceleme başlatılmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunarız.”
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teknoloji ve girişim yarışmaları, hava gösterileri, hava ve kara araçları sergisi, eğitici atölye etkinlikleri, dikey rüzgar tüneli, simülasyon deneyim alanları, konserler ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği festivalde ziyaretçiler, ETÜ Teknoloji Takımları Koordinatörlüğü ve MUCİTPARK Bilim ve Fikir Atölyesi tarafından kurulan stantlara yoğun ilgi gösterdi.
Yarışmalara 27 takımıyla katılan ETÜ’nün 18 takımı zorlu eleme süreçlerinden geçerek büyük finale kalma başarısı gösterdi. Adana’da zirveyi zorlayan 4 ETÜ takımı önemli bir başarıya imza atarak büyük ödüllerle Erzurum’a döndü.
The Lang Wizards takımı, Türkçe Doğal Dil İşleme kategorisinde Türkiye 3.’sü olarak yapay zeka alanındaki yetkinliklerini sergiledi ve büyük bir alkış topladı. ETÜ Algronomists takımı ise Tarım Teknolojileri kategorisinde Türkiye 2.’liği elde ederek sektöre yenilikçi bir soluk getirdi. İletişim teknolojileri kategorisinde mücadele eden ULAK FIE takımı, Kablosuz Haberleşme kategorisinde Türkiye 2.’si olarak fark oluşturdu. Uluslararası arenada yarışan DİHA takımı ise Uluslararası İnsansız Hava Araçları kategorisinde Performans Ödülü kazanarak adını zirveye yazdırmayı başardı.
MUCİTPARK Bilim ve Fikir Atölyesi ise bilim, ahşap, uygulamalı deney ve sanal gerçeklik atölyelerini ziyaret eden binlerce ziyaretçi uzmanlar eşliğinde çeşitli deneylere katılırken yeni teknolojileri deneyimleme fırsatı yakaladı.
Festivali yerinde takip eden ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, elde edilen başarılı sonuçlardan dolayı çok memnun olduklarını dile getirerek: “ETÜ olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da TEKNOFEST heyecanına ortak olduk. Adana’da gençlerimiz ve teknoloji meraklılarıyla birlikte muhteşem bir atmosferde 5 gün geçirdik. Teknoloji takımlarımız yıl boyunca gece gündüz demeden titizlikle buradaki finallere hazırlandı ve önemli dereceler elde etti. Bu başarı üniversitemizin genç yeteneklerinin ve akademik kadrosunun yenilikçi bakış açısını bir kez daha kanıtlamış oldu. Öte yandan festivalin en yoğun stantlarından biri olmak da bizi ziyadesiyle memnun etti MUCİTPARK Bilim ve Fikir Atölyemizde binlerce çocuğumuz bilimin eğlenceli tarafını deneyimleme şansı yakaladı. Bunun yanı sıra festival süresince ülkemizin savunma sanayi ve teknoloji alanlarındaki lokomotif kurum ve kuruluşlarının yetkilileriyle bir araya gelerek hem öğrencilerimizin staj olanaklarını hem de yapılabilecek iş birlikleri hakkında görüşmeler gerçekleştirdik. Bilim ve teknolojiyi merkeze alarak ülkemizin gelişimine katkı sunma hedefiyle yolumuza devam edeceğiz. Böylesine önemli bir etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyor, bir kaz daha ülkemizi ulusal ve uluslararası arenalarda en iyi şekilde temsil eden takımlarımızı tebrik ediyorum” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dijital ve yeşil dönüşüm ekseninde Türkiye ile AB arasındaki sinerji ve işbirliği olanaklarının değerlendirildiği “İkiz Dönüşüm: Türkiye ve Avrupa Birliği Arasındaki Stratejik Fırsatlar” etkinliği, MESS Teknoloji Merkezi MEXT’te gerçekleştirildi.
Etkinliğe, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile AB Türkiye Delegasyonu temsilcilerinin yanı sıra AB üyesi ülkelerin Türkiye’deki büyükelçiliklerinden temsilciler, ticari ataşeler, bilim ve teknoloji uzmanları ile MESS ekosisteminden firma yetkilileri katıldı.
“AI EDIH Türkiye Konsorsiyumu yapay zeka alanında AB ile işbirliğini derinleştirecek”
Erdem, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, MEXT’in dijital ve yeşil dönüşüm için imalat sanayisine dört ana eksende destek verdiğini, bu unsurlar arasında yeni teknolojiler için test alanı olarak kullanılan “dijital fabrika”, şirketlerin dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerine rehberlik eden “teknik danışmanlık hizmetleri”, mevcut iş gücüne yönelik “beceri geliştirme programları” ve teknoloji şirketleri, üniversiteler ve girişimlerle kurulan “ortaklık ekosisteminin” yer aldığını belirtti.
MEXT’in kuruluşundan bu yana Türkiye ve bölge için en kapsamlı dijital ve yeşil geçiş merkezi olmayı hedeflediğini vurgulayan Erdem, “Merkez, son yıllarda dijital fabrikasını 50’si sürdürülebilirlik ile ilgili olmak üzere 200’den fazla kullanım senaryosuna ev sahipliği yapacak şekilde geliştirdi. MEXT’in teknik danışmanlık hizmetleri, 15 farklı sektörde 500’den fazla şirkete özel rehberlik sağladı. Ayrıca, bugüne kadar 30 binden fazla kişiye beceri geliştirme eğitimi verildi ve bu sayıyı önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artırmayı planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Erdem, MEXT’in 70’ten fazla küresel ve yerel ortakla işbirliği yaparak önemli bir ortaklık ekosistemi oluşturduğunu aktararak, “Bu merkezde düzenlediğimiz 300 etkinlikte sektörün en iyilerinden oluşan 70’ten fazla küresel ve yerel ortakla iş birliği yaptık. Bu dönüşümü hızlandırmak için neler yapılması gerektiğini konuşmak ve tartışmak üzere özel bir izleyici kitlesi ve topluluk oluşturduk. Bugüne kadar bu tesiste 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırladık.” açıklamalarında bulundu.
MEXT liderliğinde kurulan yapay zeka odaklı faaliyet gösterecek AI EDIH Türkiye Konsorsiyumun Avrupa Dijital İnovasyon Merkezi olarak seçildiğini hatırlatan Erdem, bu durumun AB ile işbirliğini derinleştirme açısından önemli bir adım olduğunu kaydetti.
“Türk firmalar, AB tedarik ve değer zincirlerine ileri düzeyde entegre”
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Jurgis Vilcinskas da Türkiye ve AB arasındaki işbirliğinin dijital ve yeşil dönüşümleri hızlandırma açısından kritik olduğunu vurguladı.
Vilcinskas, dijitalleşme ve karbon azaltımının ekonomik büyüme ve rekabet gücü için hayati öneme sahip olduğunu, bu alanlarda Türkiye’nin de AB’nin de geri kalma lüksüne sahip olmadığını söyledi.
AB’nin Türkiye ile ikiz dönüşüm konusundaki işbirliğinden bahseden Vilcinskas, şöyle konuştu:
“Avrupa Birliği, Türkiye’yi ve Türk işletmelerini ikiz dijital ve yeşil dönüşüm yolculuklarında desteklemiştir ve desteklemeye devam edecektir. Türk firmalar, özellikle otomotiv, makine ve tekstil sektörlerinde olmak üzere, Avrupa Birliği tedarik ve değer zincirlerine halihazırda ileri düzeyde entegre olmuş durumdadır. Avrupa Birliği ve Türkiye, Gümrük Birliği sayesinde çok yakın bir ticaret ilişkisine sahiptir. 2023’te ikili ticaret 206 milyar avroyu aşarak yeni bir rekora ulaşmış, Türkiye Avrupa Birliği’nin beşinci en büyük ticaret ortağı haline gelmiştir. Avrupa Birliği, Türkiye’deki en büyük yatırımcı olmaya devam etmektedir. AB, 2022’de ülkedeki doğrudan yabancı yatırımların (DYY) yaklaşık yüzde 70’inin kaynağı olmuştur. AB, 2023’te de yaklaşık yüzde 53’lük payıyla en büyük yatırımcı olmaya devam etmiştir.”
“İkiz dönüşüm Türkiye ve AB olarak daha sürdürülebilir ve verimli bir gelecek için ortak hedef”
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip de Türkiye’nin dijital ve yeşil dönüşüm entegrasyonunun ülkenin küresel rekabet gücünü artırmada hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Söz konusu dönüşüm sürecinin ekonomik, çevresel ve sosyal faydalarına işaret eden Hatip, “Bu değişimi benimseyen işletmeler önemli bir avantaj elde ediyor. Bu dönüşüm, yalnızca maliyet tasarrufu, yeni pazarlar ve rekabet avantajı gibi ekonomik faydalar sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda karbon emisyonlarını azaltarak ve temel kaynakları koruyarak çevresel etkiyi de düşürüyor. Ayrıca, sürdürülebilir teknoloji odaklı projeler aracılığıyla yeni iş imkanlarının yaratılması, beceri geliştirme ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi gibi sosyal faydalar da sağlıyor.” dedi.
Hatip, ikiz dönüşümün Türkiye ve AB olarak daha sürdürülebilir ve verimli bir gelecek için ortak hedef olduğunu belirterek, bu hedef doğrultusunda Dijital Dönüşüm Destek Programı, Yeşil Dönüşüm Destek Programı, Türkiye Yeşil Sanayi Projesi, Türkiye Yeşil OSB Projesi gibi çok sayıda ikiz dönüşümü destekleyen program ve projeyi hayata geçirdikleri bilgisini paylaştı.
Model fabrikalar, inovasyon merkezleri ve dijital dönüşüm merkezlerine bugüne kadar 1,2 milyar lira üzerinde dijital dönüşüm yatırımı yaptıklarının altını çizen Hatip, sözlerini şöyle tamamladı:
“IPA Rekabetçi Sektörler programımızda AB ile birlikte 2007’den beri imalat sanayi, AR-GE, teknoloji transferi ve yenilik alanlarında geliştirilen projelere 760 milyon avroluk hibe desteği sağladık. Beyaz eşyadan, tekstile, makinadan otomotive birçok spesifik sektörde 50 milyon avroluk yatırım yaparak son teknolojiye sahip 6 Dijital Dönüşüm Merkezini hayata geçirdik. Tüm bunların yanı sıra Dijital Avrupa Programında Avrupa Komisyonu tarafından açılan çağrıda başarılı olan, aralarında MEXT’in de bulunduğu Avrupa Dijital İnovasyon Merkezi konsorsiyumumuz (5 ADİM) toplam 9 milyon avroluk bir yatırım hacmiyle 2025 başında faal hale gelerek firmaların ve kamu kurumlarının ikiz dönüşümüne önemli ölçüde katkı sağlayacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Siber tehditlerin nereden ne zaman geleceğini bilmek mümkün değil. Bu alandaki mücadelemizi çok katmanlı ve 7-24 esaslı olacak şekilde sürdürüyoruz. Enerji sektöründe siber güvenliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ‘Enerji Sektöründe Siber Savunma Simülasyonu’ programına katıldı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ev sahipliğinde düzenlenen programda siber savunmanın finans, sağlık, savunma ve enerji alanlarındaki önemine vurgu yapıldı.
Programda bir konuşma gerçekleştiren Bakan Bayraktar, son yıllarda dijitalleşmenin hemen her sektörde öne çıkan en önemli alanlardan biri olduğunu belirterek, akıllı uygulamalara her geçen gün yenilerinin eklendiğini ve evlerin, günlük kullanılan cihazların ve şebekelerin bile akıllı hale geldiğini aktardı.
Bakan Bayraktar, yapay zekanın, hayatın her noktasında konforlu çözümler ürettiğini vurgulayarak, “Tüm bunlar dünyada üretilen veri miktarında da ciddi bir artışa neden oluyor. Bu baş döndüren hız karşısında, elbette ki verilen hizmetin devamlılığını sağlamak, sürdürülebilir kılmak büyük önem arz ediyor. Burada da iki konu ön plana çıkıyor. Bunların ilki, hemen her alan için kritik öneme sahip büyük veri akışının devasa elektrik ihtiyacı ve buna uygun bir altyapının olması, diğer konu ise bu hizmet ve çözümleri sunan altyapıları siber risk ve tehditlere karşı korunması” açıklamasında bulundu.
“Dijital risklere karşı hatlarımızın güvenliğini sağlıyoruz”
Türkiye’nin ekonomisi büyüyen, üreten, sanayisi güçlü bir ülke olduğu dikkati çeken Bayraktar, hızla büyüyen yapay zeka ve büyük veri kaynaklı elektrik talebiyle elektrik tüketiminin daha da artacağını ifade ederek, “Enerjide arz güvenliği sadece bizim değil, bütün ülkelerin temel gündem maddesi olmaya devam ediyor. Jeopolitik gelişmeler, küresel piyasalarda yaşanan sıkıntılar, artan sermaye maliyetleri, tedarik zinciri problemleri gibi temel belirsizlik ve risklerle karşı karşıya olan enerji sektörü için maalesef başka bazı tehdit alanları da söz konusu. Bunlardan biri fiziki tehditler. Bilhassa elektrik, doğal gaz ve petrol iletim şebekelerine yönelik saldırı riskleri. Bu hususta gerek oluşturduğumuz tesis güvenlik standartlarıyla gerekse de kurduğumuz kameralı dijital sistemler ve kontrollerle fiziksel anlamda hatlarımızın güvenliğini sağlıyoruz” diye konuştu.
“Tüm devletler siber güvenlik konusuna ciddi bütçeler ayırarak çeşitli önlemler alıyor”
Gelişen teknolojideki bir diğer riskin siber saldırılar olduğunu işaret eden Bayraktar, “Tüm dünya; devletler, şirketler ve bireyler siber güvenlik konusuna ciddi bütçeler ayırarak çeşitli önlemler alıyor. Bu alana küresel ölçekte çok daha komplike, çok daha büyük yatırımlar yapılıyor. 2024 yılı sonu itibarıyla siber suçların küresel maliyetinin yıllık yaklaşık 10 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu anlamda yakın gelecekte siber tehditlere karşı siber savunmaya çok daha fazla önem verileceği ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Enerji sektöründe siber güvenliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz”
Türkiye’nin, bulunduğu jeopolitik konumu ve son 22 yılda ekonomideki büyümesi ve teknoloji alanında gerçekleştirdiği hamlelerle bölgesinde lider bir ülke olduğunu dile getiren Bayraktar, “Geliştirdiğimiz yerli ve milli çözümlerle enerji, sağlık, bankacılık, haberleşme gibi kritik altyapılarda karşı karşıya kalınması muhtemel siber risklerden korunmak için etkin adımlar atıyoruz. Elbette günümüz dünyasında siber tehditlerin nereden ne zaman geleceğini bilmek mümkün değil. Bu nedenle bu alandaki mücadelemizi çok katmanlı ve 7-24 esaslı olacak şekilde sürdürüyoruz. Enerji sektöründe siber güvenliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Bayraktar, enerji sektörünün; dijitalleşmenin ve otomasyonun hızla büyüdüğü bir alan olarak öne çıktığını kaydeden Bayraktar, elektrik, petrol, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının üretim, dağıtım ve yönetimi giderek daha fazla dijital sistemler üzerinden sağlandığı bilgisini aktardı.
Bu çerçevede enerji üretim tesislerine, elektrik şebekelerine ve petrol hatlarına yönelik saldırıların yoğunlaştığını da söyleyen Bayraktar, üretim ve iletim dışında, kullanılan cihazların dijitalleşmesiyle tüketim tarafında da yeni siber riskler oluştuğunu vurguladı.
“Siber saldırılara yönelik geliştirilen SCADA sistemi Batman Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı’ üzerinde kullanmaya başlandı”
Hem arz kesintilerinin önüne geçmek hem de ekonomik kayıpları engellemek adına enerji sektöründe de siber saldırıları önlemek amacıyla çeşitli siber güvenlik uygulamaları geliştirdikleri bilgisini paylaşan Bayraktar, “Bunlardan biri de bu ihtiyaca yönelik geliştirilen özelleşmiş SCADA sistemleri. Milli şirketimiz BOTAŞ, Aselsan ortaklığında yerli ve milli imkanlarla geliştirilen SCADA sistemini, ülkemizin petrol ihtiyacı için kritik öneme sahip ‘Batman Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı’ üzerinde kullanmaya başladı. Bu sistemi tüm doğal gaz altyapısında kullanmak için de ilgili kuruluşlarımızla çalışmalarımız devam ediyor. Diğer yandan yaklaşık 75 bin kilometrelik elektrik iletim hattımızın işletmesinden sorumlu kurumumuz TEİAŞ da siber saldırılara karşı güvenlik için önemli bir altyapıya sahip” değerlendirmesinde bulundu.
“Düzenli olarak yaptığımız sızma testleriyle saldırılara karşı güvenliği ön planda tutuyoruz”
Tüm siber güvenlik şebekelerinin enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığında bulunun Siber Güvenlik Operasyon Merkezinden 7-24 esaslı izlendiğini söyleyen Bayraktar, “Olası bir felaket durumunda veri merkezimizin devamlılığını sağlamak için Ankara dışında da bir Felaket Kurtarma Merkezimiz bulunuyor. Düzenli olarak yaptığımız sızma testleri ve kapalı devre iletişim altyapısıyla olası saldırılara karşı güvenliği ön planda tutuyoruz” dedi.
“Daha güvenli yazılım teknolojileri geliştirilmesi için ilgili kurumlarla işbirliğine gidilmeli”
Programda konuşan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ise siber güvenlik alanında meydana gelen tehditlerle mücadelede özel sektör ile kamu arasındaki işbirliğinin önemine vurgu yaparak, “Buradan özellikle sektör temsilcilerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Siber güvenlikte başarılı olmanın yolu daima yerlilik ilkesine öncelik vermekten geçmektedir. Veri güvenliğimizi yabancı çözümlerle sağlamaya çalışmanın bizler için ne kadar büyük bir risk olduğu aşikardır. Daha güvenli yazılım teknolojileri geliştirilmesi için mutlak surette ilgili kurumlarla işbirliğine gidilmeli, yazılım geliştirme ve test etme aşamalarında üniversitelerimizden ve genç beyinlerimizden mutlak surette faydalanılmalıdır” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından basına kapalı olarak devam eden programa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, ve EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz’ın yanı sıra birçok sektör temsilcisi katılım sağladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ve Akkuyu Nükleer AŞ, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde 2- 6 Ekim’de Adana Havalimanı’nda düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu festivale katıldı.
Alana “Nükleer güç santrali herkes için” konseptiyle kurulan stantta sunulan interaktif gösterimde, nükleer güç santralinin temel çalışma prensipleri anlatıldı.
Mersin’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) tamamlandığında nasıl özelliklere sahip olacağının tanıtıldığı stantta, küçük ziyaretçiler için kinetik kumdan oyun alanı oluşturuldu.
Konferans salonunda da Rusya’da aldıkları eğitimin ardından Akkuyu NGS’de görev yapan Türk nükleer mühendislerin katılımıyla santralin inşaat sahasına video turu düzenlendi. Ziyaretçiler, “gerçeklik uygulaması” ile Akkuyu NGS’yi keşfetti, santralin iç yapısını, reaktör binasının detaylarını ve tesisin güvenlik sistemlerini görsel olarak inceledi.
Standı 5 gün boyunca 50 binden fazla kişi ziyaret etti.
“Festival yüksek teknolojili endüstrinin avantajlarını paylaşma fırsatı sundu”
Açıklamada görüşlerine yer verilen Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Sergei Butckikh, TEKNOFEST’in, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi buluşturan eşsiz bir platform olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Festivale katılım, projemizi geniş bir kitleye anlatma, nükleer enerjiyle ilgili soruları samimi bir diyalogla yanıtlayarak bilgilendirme ve Türkiye’de hızla gelişen, ülke ekonomisinin pek çok sektörüne ivme kazandıran dinamik ve yüksek teknolojili endüstrinin avantajlarını sade ve anlaşılır bir şekilde paylaşma fırsatı sundu.”
Butckikh, Akkuyu NGS’nin, Adana’nın komşu kenti Mersin’de inşa edildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
“Akkuyu NGS, sanayiden eğitime, kentsel altyapıdan özel sektör ve turizme kadar birçok alanda bölgenin kalkınmasına şimdiden katkıda bulunuyor. Santral tam kapasite çalıştığında yaklaşık 15 milyon kişiye temiz elektrik sağlayacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Alanı tarafından TSE 13703 Özel Servis Belgesi ve Hizmet Yeterlilik Ek Belgesi alındı. Daha sonra Kayseri Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sivas Sosyal Güvenlik Kurumu ile imzalanan protokol ile Türkiye’de ilk olarak KOAH hastaları için kullanılan oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımı işi alındı. Bölümde okuyan öğrenciler ve bölüm öğretmenleri tarafından imzalanan protokol çerçevesinde cihazların bakımı yapılırken, üretimi yurt dışında yapılan cihazın okulda yerli olarak üretilmesi planlanıyor. Okul, daha öncesinde de pandemide N-95 maskeyi ilk üreten lise olurken, dizel araçların doğaya verdikleri zararın önlenmesinde kullanılan ilk yerli Adblue üretimi de gerçekleştirilmişti.
“Okulumuz imkanlarıyla cihazı üretmeyi planlıyoruz”
Protokol görüşmelerinin çevre illerle de devam ettiğini söyleyen Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Özgül, “Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak Türkiye’de ilk olma hasebiyle söylüyorum; Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Alanında KOAH hastalarının kullandığı oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımını yapıyoruz. Bu kapsamda TSE Belgesi aldık. Teknik servis ünvanını kazandık. Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumlarıyla protokol yaparak bu oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımını yapıyoruz. Şu an itibariyle Kayseri Sosyal Güvenlik Kurumu’yla protokol yapıldı. Artı olarak Sivas Sosyal Güvenlik Kurumu’yla protokol yapıldı. Maraş’la görüşmelerimiz var. Maraş Sosyal Güvenlik Kurumu’yla. İnşallah böyle çevre illeri de alarak buradaki oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımını yapacağız. Buradaki hedefimiz Türkiye’nin değişik illerinden gelen cihazların tamir ve bakımını yapmak. Asıl büyük hedefimiz de bu cihazların Türkiye’de üretimi yok. Yurt dışından tedarik ediliyor. Bu yurt dışından tedarik edildiği için biz bunu yerli olarak okulumuz imkanları doğrultusunda üretmeyi planlıyoruz. Asıl hedefimiz, büyük hedefimiz budur” dedi.
Yapılan iş ile amaçlarının öğrencilerin piyasada daha profesyonel işlemler gerçekleştirmesi olduğunu söyleyen Biyomedikal Cihaz Teknolojileri Alanı Öğretmeni Mustafa Say ise, “Okulumuz Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesiyle birlikte Kayseri Sosyal Güvenlik Kurumu arasında oksijen konsantratörü cihazlarının bakım, onarım anlaşması imzalayarak alanımızda bulunan biyomedikal öğrencilerinin sahada etkin bir şekilde profesyonel bir eğitim alması için bu cihazların bakım ve onarım işlemlerini gerçekleştirmekteyiz. Öğrencilerimizin piyasada daha profesyonel işlemler gerçekleştirmesi için uygun bir şekilde bu işlemleri okulumuzda TSE 13703 Özel Servis Belgesi ve Hizmet Yeterlilik Ek Belgesi’yle bu hizmeti gerçekleştirmek çalışıyoruz. Mümkün olduğunca öğrencilerimizin hem kendi mesleki açılarından, hem ailelerine ekonomik anlamda bir katkı sağlamak amacıyla bu işlemleri şu anda güzel bir şekilde yürüttüğümüzü düşünüyoruz. Bu yürütme sayesinde öğrencilerimizin piyasada profesyonel anlamda hem biyomedikal alanında iş bulmalarını kolaylaştırmak hem de alanımızın Türkiye’de etkin ve donanımlı bir şekilde yer edinmesini temenni ediyoruz. Bu şekilde de çalışmalarımıza devam etmekteyiz” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Embiyacan Akbaş (20) olası depremlerde arama kurtarma birimleri arasındaki iletişimi hızlandırıp, ihtiyaca göre hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla mobil uygulama geliştirdi. Akbaş’a, uygulama ile Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nden ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’ verildi.
Üniversiteli Embiyacan Akbaş, olası İstanbul depremini düşünerek, Dr. Fatih Özkoyuncu danışmanlığında, mobil uygulama tasarladı. Uygulama ile arama-kurtarma çalışmalarının verimli şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Kamu, özel ve gönüllülerden oluşan arama-kurtarma ekipleri arasındaki iletişimi güçlendirmek, bilgi dezenformasyonunu da en aza indirerek, kurtarma çalışmalarının etkin yürütülmesini hedefleyen uygulama ile Akbaş, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’nü aldı. Uygulama, Türkiye’deki kurumlara, iletişim ajanslarına ve genç iletişimcilere açık olan yarışmada, 20 ana ve 18 alt kategori olmak üzere toplam 38 kategoride 231 kurum projesi ve 114 genç iletişimci projesi içinde 4’üncü olarak ödüle layık görüldü.
Üniversite öğrencisi Akbaş, amacının bütünleşik afet yönetim sistemi kurmak olduğunu söyleyerek, “Aktif olarak öğretim hayatıma devam ederken aynı zamanda çeşitli aplikasyonlar üreterek iletişim kısmında ülkeme hizmet etmek istiyorum. Olası İstanbul depremi için bütünleşik afet yönetim sistemi kurmaktı hedefim. Temel amacımız İstanbul’da çalışan kurumlar başta olmak üzere depremden sonra kurumlar arası iletişim kurabileceğimiz bir aplikasyon sistemi oluşturabilmek. Aplikasyonda sadece kurumlar değil aynı zamanda deprem bölgesinde çalışmak isteyen gönüllülerin de kendi aralarında iletişim kuramasa bile yönetim merkeziyle dolaylı yoldan iletişim kurarak, bu sayede yönetim merkezinin ihtiyaç duyduğu yerlere sevkleri sağlanabilecek. Aynı zamanda STK’larla da beraber çalışma fırsatı yakalayacağımız ayrı bir ara yüz tasarladık” dedi.
‘3 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR’
Akbaş, uygulamanın ‘kamu ara yüz’, ‘STK ara yüz’ ve ‘gönüllü ara yüz’ olmak üzere 3 bölümden oluştuğunu anlatarak, “Aslında burada yapmak istediğimiz şey; yönetim merkezinde sürecin yönlendirilmesi sırasında bir dezenformasyonun önüne geçmek. Yani 3 grubun da neler yaptığını görebilmek ve 3 grubun insan gücünü deprem esnasında şehrin afetten sonraki kalkınma sürecinde etkin kullanabilmek. Hatta şu an projenin bir kısmını alıp ekstra bir entegreye çevirmeye çalışıyoruz. Bu entegrede 6 Şubat deprem döneminde yani ‘asrın felaketi’ diye adlandırdığımız depremlerde motokuryelerin çalışmalarını gördük. Biz de bu projeden ayrı deprem sırasında motokuryelerin İstanbul’da aktif çalışması için bir entegre geliştiriyoruz aynı zamanda. Bütün deprem paydaşlarını tek bir çatı altında toplayabileceğiz. Günümüz çağında, her şeyin dijitale çevrildiği dönemde sadece tüketim değil aynı zamanda dönüşüm de önemli. Yani afet yönetim sürecini dijital dönüşüm içerisine sokmak bizim için çok kıymetli. Motokuryeler deprem bölgesinde çok aktif çalıştı ve herhangi bir iletişim mekanizması olmadan bunu yaptılar. İstanbul’un yapılanma durumunu biliyoruz. Çok sık bir yapılanma var. Arabanın giremediği her noktada motokuryelerin girebileceği bir entegre üzerinde durmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akkuyu Nükleer A.Ş. ve Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, bu yıl 7’ncisi düzenlenen Uluslararası Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’e katıldı. Ziyaretçiler ile ülkenin ilk nükleer santraline ilişkin bilgileri paylaşan şirket, bu yıl ‘Nükleer güç santrali herkes için’ konseptiyle sahadaydı.
İnteraktif sunulan gösterimde ziyaretçiler, nükleer güç santralinin temel çalışma prensiplerini basit şekilde ve görsel olarak kavramanın yanı sıra çeşitli fiziksel ve kimyasal olayları da inceleme fırsatı buldular. Akkuyu NGS standı 5 gün süren TEKNOFEST boyunca 50 binden fazla kişiyi ağırladı.
‘SANTRAL TAM KAPASİTE ÇALIŞTIĞINDA 15 MİLYON KİŞİYE TEMİZ ELEKTRİK SAĞLAYACAK’
Akkuyu Nükleer A.Ş Genel Müdürü Sergei Butckikh festivale ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “TEKNOFEST, her yıl Türkiye’nin dört bir yanından milyonlarca ziyaretçiyi bir araya getiren eşsiz bir platformdur. Festivale katılım, projemizi geniş bir kitleye anlatma, nükleer enerjiyle ilgili soruları samimi bir diyalogla yanıtlayarak bilgilendirme ve Türkiye’de hızla gelişen, ülke ekonomisinin pek çok sektörüne ivme kazandıran dinamik ve yüksek teknolojili bir endüstrinin avantajlarını sade ve anlaşılır bir şekilde paylaşma fırsatı sunuyor. Akkuyu NGS, Adana’nın çok yakınında, komşu Mersin ilinde inşa edilen ülkenin ilk nükleer güç santrali olma özeliğini taşıyor. Akkuyu NGS, sanayiden eğitime, kentsel altyapıdan özel sektör ve turizme kadar birçok alanda bölgenin kalkınmasına şimdiden katkıda bulunuyor. Santral tam kapasite çalıştığında yaklaşık 15 milyon kişiye temiz elektrik sağlayacak.”
STANTTA ZİYARETÇİLERE BİRBİRİNDEN FARKLI ALANLAR SUNULDU
Akkuyu Nükleer’in bu yılki standı, Akkuyu NGS’nin tamamlandığında nasıl özelliklere sahip olacağını gözler önüne serdi. İçi tematik alanlara ayrılan stantta ziyaretçiler, nükleer enerji dünyasındaki yolculuklarına, Akkuyu NGS’ye ekipman taşıyan gemilerin yanaştığı bir tesis olarak dikkat çeken limanının interaktif bir maketinin bulunduğu su alanında başladılar. Bu bölümde, ziyaretçilerin kullanabileceği uzaktan kumandalı gemiler yer alırken, küçük ziyaretçiler için de kinetik kumdan bir oyun alanı oluşturuldu.
Konferans salonunda ise, Rusya’da eğitim almış ve Akkuyu NGS sahasında görev yapan Türk nükleer mühendisler eşliğinde, santralin inşaat sahasına bir video turu düzenlendi. Ziyaretçiler ayrıca, özel bir artırılmış gerçeklik uygulaması kullanarak Akkuyu NGS’yi keşfetme şansı yakaladılar ve bu uygulama sayesinde santralin iç yapısını, reaktör binasının detaylarını ve tesisin güvenlik sistemlerini görsel olarak inceleyebildiler. Standın farklı bölümlerinde çeşitli fiziksel ve kimyasal olaylara ayrılmış alanlar da mevcuttu. Turun sonunda ise, ziyaretçiler Türkiye’nin ilk nükleer santralini inşa eden mühendisler gibi fotoğraf çektirme imkanı buldular.
YARIŞMADA AKKUYU NÜKLEER ÇALIŞANLARI ÖDÜLE LAYIK GÖRÜLDÜ
Ayrıca festival kapsamında düzenlenen ve ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği yarışmada Akkuyu Nükleer çalışanlarından oluşan bir ekip de ödüle layık görüldü. Genç Türk mühendisler Nükleer Enerji Teknolojisi kategorisinde birincilik kazandı. Birinci olan ‘6-Çarpan’ ekibi, açık bilgi kaynaklarını kullanarak, VVER-1000 reaktör teknolojilerini küçük modüler reaktörlerde kullanıma uyarlamak için bir proje geliştirdiler. Özel yazılım kullanarak nötronik ve termal hesaplamalar yapan ve sonuçlarına göre tasarlanan reaktör tesisinin düzenini ve ekipman parametrelerini hesaplayan mühendisler, yapay zeka teknolojisini kullanarak, nükleer güç santrali boru hatlarının görsel denetimini optimize etmek için yazılım kodu da geliştirdi. Ekip üyeleri İshak Burak Alper, Mahmut Yıldırım, Mustafa Baskan, Muhammet Yasin Hakan, Ubeyd Altuntaş ve Arif Nihat Yıldız, Teknofest’in ana sahnesinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onur ödülünü aldılar. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) tarafından desteklenen projenin bilimsel danışmanlığını Hacettepe Üniversitesi Nükleer Mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Ergün yaptı.
SEKTÖR TEMSİLCİLERİ STANDI ZİYARET ETTİ
Akkuyu NGS standı uzaya çıkan ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın yanı sıra Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rıza Bayrak başkanlığındaki Sinop Üniversitesi çalışanları ve öğrencilerinden oluşan bir heyet de ziyaret etti. Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdür Basın Sekreteri ve İletişim Direktörü Vasiliy Korelskiy heyete, Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin nasıl inşa edildiği ve projenin bölgenin kalkınması üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.
Akkuyu Nükleer A.Ş. İnşaat ve Üretim Organizasyon Direktörü Denis Sezemin, festival alanında Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarına röportaj verdi. Sezemin, Akkuyu NGS’nin inşası, projenin güvenilirliği, Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin inşasında kullanılan modern ekipmanlar ve yenilikçi teknolojiler hakkındaki gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Uluslararası festivale, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri ve üniversiteler ile kamu kurum ve kuruluşları katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzce’de hemşirelik eğitimi gören Merve Apaydın, hafta onu ailesiyle vakit geçirmek için memleketi Sakarya’da çarşı gezisine çıktı. Bu sırada genç kızın cep telefonu çalındı. Çark Caddesi Dar Sokak’ta okul notlarının, kişisel bilgi ve verilerinin bulunduğu telefonu çaldıran genç kız, güvenlik kameralarını izlediğinde hayrete düştü. Görüntülerde, Merve Apaydın’ın bir mağazaya girdiği esnada arkasından gelen kadının telefonu çantadan alması ve hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi yer alıyor.
“Elini uzatıp telefonumu çalması bir oldu”
Yaşananları anlatan Merve Apaydın, “Ailemle çarşıda tur atmak istedik ve ilk mağazaya girerken olay yaşandı. Beğendiğim bir kıyafeti anneme göstermeye giderken arkamdan bir kadının elini uzatmasıyla telefonumu çalması bir oldu. Okulum açılalı daha 3 hafta oluyor. Telefonumda eğitim ve kişisel bilgilerim, öğretmenlerimin gönderdiği slayt bilgileri, arkadaşlarımdan aldığım notlar bütün bilgilerim vardı. Ben çalınan telefonumu uzun zamandır kullanıyordum ve çoğu bilgim gitti. Bu sebeple bir mağduriyet yaşıyorum. Telefonumdaki notlar ve bilgilerim gittiği için şu anda onları toplamaya çalışıyorum” dedi.
“Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı”
Polise şikayette bulunduğunu anlatan Apaydın, “Ben okulum için Düzce’ye döneceğim. Telefonum yok. Arkadaşlarımın yardımıyla bir süre idare etmeye çalışacağım. Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Bir gence böyle bir şey yapılması çok üzücü. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız. Maalesef benim başıma geldi. Umarım başkasının başına gelmez” diye konuştu. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarşı gezisi kabusu oldu, okul verilerinin bulunduğu telefonu çalındı
SAKARYA – Sakarya’da üniversite öğrencisi genç kızın, ailesiyle vakit geçirmek için çıktığı çarşı gezisinde cep telefonu çalındı. Bu anlar saniye saniye güvenlik kamerasına yansırken, saniyeler içinde cep telefonundan olan genç kız, “Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız” dedi.
Düzce’de hemşirelik eğitimi gören Merve Apaydın, hafta onu ailesiyle vakit geçirmek için memleketi Sakarya’da çarşı gezisine çıktı. Bu sırada genç kızın cep telefonu çalındı. Çark Caddesi Dar Sokak’ta okul notlarının, kişisel bilgi ve verilerinin bulunduğu telefonu çaldıran genç kız, güvenlik kameralarını izlediğinde hayrete düştü. Görüntülerde, Merve Apaydın’ın bir mağazaya girdiği esnada arkasından gelen kadının telefonu çantadan alması ve hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi yer alıyor.
“Elini uzatıp telefonumu çalması bir oldu”
Yaşananları anlatan Merve Apaydın, “Ailemle çarşıda tur atmak istedik ve ilk mağazaya girerken olay yaşandı. Beğendiğim bir kıyafeti anneme göstermeye giderken arkamdan bir kadının elini uzatmasıyla telefonumu çalması bir oldu. Okulum açılalı daha 3 hafta oluyor. Telefonumda eğitim ve kişisel bilgilerim, öğretmenlerimin gönderdiği slayt bilgileri, arkadaşlarımdan aldığım notlar bütün bilgilerim vardı. Ben çalınan telefonumu uzun zamandır kullanıyordum ve çoğu bilgim gitti. Bu sebeple bir mağduriyet yaşıyorum. Telefonumdaki notlar ve bilgilerim gittiği için şuanda onları toplamaya çalışıyorum” dedi.
“Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı”
Polise şikayette bulunduğunu anlatan Apaydın, “Ben okulum için Düzce’ye döneceğim. Telefonum yok. Arkadaşlarımın yardımıyla bir süre idare etmeye çalışacağım. Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Bir gence böyle bir şey yapılması çok üzücü. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız. Maalesef benim başıma geldi. Umarı başkasının başına gelmez” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Oğuz Tunç, Taş Bina Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda, İsrail’in, saldırılarının bölge istikrarında derin yaralar açtığını, Birleşmiş Milletler’in yaşananlar karşısında yaptırımsız kalmasının dünyanın derin bir adalet krizinde olduğunu gösterdiğini söyledi.
Güçlünün haklı olduğu, haklının kendini ifade edemediği, ifade etse dahi görünürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda, en çok zedelenen şeyin hakikat ve adalet anlayışları olduğunu belirten Tunç, “Enformasyon bombardımanı altında hakikatin ne olduğunu kavramanın zorluğunu derinden yaşamaktayız. Sistematik, yoğun ve kalıcı dezenformasyon üreten sosyal medya aparat ve şirketlerinin, psikolojik harp unsuru olarak bireyleri ve kitleleri manipüle edebiliyor olması da hakikat krizini derinleştiren başat unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.” ifadesini kullandı.
“Zihinsel bir altyapı oluşturmayı hedeflemekteyiz”
Üretilen bilgi ve haberin insanlar veya robotlar tarafından mı üretildiğinin net olarak ayırt edilmediği bir ortamda, geleneksel medyanın toplumun güvenini kazanma noktasında ciddi bir fırsata sahip olduğunun gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:
“Yapay zekanın istenilen bilgi veya mesajı öne çıkarma, çoğaltma ve aksi sedasının görünürlüğünü minimize etme kabiliyeti dezenformasyonu artırırken aynı yapay zeka teknolojilerinin geleneksel basın faaliyetlerini de kolaylaştırıp hızlandırdığı görülmektedir. Bu itibarla merkezinde insan olan birçok faaliyeti otonom şekilde icra edebilen yapay zeka teknolojilerinin imkan ve kabiliyetlerinin, yaşadığı toplumun ve coğrafyanın gerçeklerine bigane kalmayan basın mensuplarıyla buluşmasını ve hakikat mücadelesinde etkili şekilde kullanılmasını çok önemsiyoruz.”
Hayatın her alanında birtakım kolaylıklar sağlayan yapay zeka teknolojisinin basın faaliyetlerine ürettiği imkanlara sırt çevirmelerinin mümkün olmadığını dile getiren Tunç, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Konya Teknik Üniversitesi olarak hazırladığımız bu program vesilesiyle, yerel düzeyde geleneksel ve dijital habercilik yapan siz basın mensuplarımızın, basın faaliyetlerini daha efektif yapmanızı sağlayacak zihinsel bir altyapı oluşturmayı hedeflemekteyiz.” diye konuştu.
Teknolojik araştırmalara destek
KTÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Deveci de teknoloji çağında yeni nesile ayak uydurmak ve çağın gerisinde kalmamak için teknolojik gelişmelerden uzak kalınamayacağını söyledi.
Teknolojinin birçok alanda hayatı kolaylaştırdığına dikkati çeken Deveci, KTÜN olarak teknolojik gelişmelere ve ülkenin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla öğrencilere teknolojik araştırmalar için imkan sağladıklarını, ülkeye faydalı olabilecek her türlü çalışmaya destek vermeye devam edeceklerini bildirdi.
Konuşmaların ardından program kapsamında KTÜN Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri, Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mesut Gündüz ile Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı, Yapay Zeka Uygulama, Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Engin Eşme yapay zeka konulu sunum yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ), enerji sektöründe siber saldırıları önlemek amacıyla yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ‘Merkezi Denetleme ve Kontrol ve Veri Topla Sistemi’ni (SCADA) Batman Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı üzerinde kullanmaya başladığını söyledi. Bayraktar, “Bu sistemi tüm doğal gaz altyapısında kullanmak için de ilgili kuruluşlarımızla çalışmalarımız devam ediyor” dedi.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nda (EPDK), ‘Enerji Sektöründe Siber Savunma Simülasyonu’ programı düzenlendi. Programa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve sektör temsilcileri katıldı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, konuşmasında, akıllı uygulamalara her geçen gün yenilerinin eklendiğini belirterek, “Evlerimiz, cihazlarımız, şebekemiz akıllı hale geliyor. Yapay zeka, hayatımızın her noktasında bizler için konforlu çözümler üretiyor. İşte tüm bunlar dünyada üretilen veri miktarında da ciddi bir artışa neden oluyor. Bu baş döndüren hız karşısında, elbette ki verilen hizmetin devamlılığını sağlamak, sürdürülebilir kılmak büyük önem arz ediyor. Burada iki konu ön plana çıkıyor. Bunların ilki, hemen her alan için kritik öneme sahip büyük veri akışının devasa elektrik ihtiyacı ve buna uygun bir altyapının olması. İkincisi ise bu hizmet ve çözümleri sunan altyapıları siber risk ve tehditlere karşı korumak. Türkiye, ekonomisi büyüyen, üreten, sanayisi güçlü bir ülke. Bu bağlamda elektrik ihtiyacımız da her geçen yıl artıyor. Şu an 330 teravatsaatlerde olan elektrik talebimizin 2035 yılında 510 teravaatsaate çıkmasını öngörüyoruz. Ancak hızla büyüyen yapay zeka ve büyük veri kaynaklı elektrik talebiyle bu tüketimin daha da yukarılara çıkacağını hesaplıyoruz. Biz de planlamalarımızı bu artan talebe göre şekillendiriyoruz” dedi.
‘SİBER SAVUNMAYA DAHA FAZLA ÖNEM VERİLECEĞİ ORTAYA ÇIKIYOR’
Bakan Bayraktar, enerjide arz güvenliğinin, bütün ülkelerin temel gündem maddesi olduğunu belirterek, “Jeopolitik gelişmeler, küresel piyasalarda yaşanan sıkıntılar, artan sermaye maliyetleri, tedarik zinciri problemleri gibi temel belirsizlik ve risklerle karşı karşıya olan enerji sektörü için maalesef başka bazı tehdit alanları da söz konusu. Bunlardan biri fiziki tehditler. Bilhassa elektrik, doğal gaz ve petrol iletim şebekelerine yönelik saldırı riskleri. Bu hususta gerek oluşturduğumuz tesis güvenlik standartlarıyla gerekse de kurduğumuz kameralı dijital sistemler ve kontrollerle fiziksel anlamda hatlarımızın güvenliğini sağlıyoruz. İkincisi ise belki de son yıllarda gelişen teknolojiyle daha da büyük bir risk haline gelen bugünkü toplantımızın da konusu olan siber riskler. Tüm dünya; devletler, şirketler ve bireyler siber güvenlik konusuna ciddi bütçeler ayırarak çeşitli önlemler alıyor. Bu alana küresel ölçekte çok daha komplike, çok daha büyük yatırımlar yapılıyor. 2024 yılı sonu itibarıyla siber suçların küresel maliyetinin yıllık yaklaşık 10 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu anlamda yakın gelecekte siber tehditlere karşı siber savunmaya çok daha fazla önem verileceği ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
‘TÜM DOĞAL GAZ ALTYAPISINDA KULLANMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ’
Enerji sektörünün dijitalleşme ve otomasyonun hızla büyüdüğü bir alan olarak öne çıktığını belirten Bayraktar, “Elektrik, petrol, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının üretim, dağıtım ve yönetimi giderek daha fazla dijital sistemler üzerinden sağlanıyor. Başta enerji üretim tesislerine, elektrik şebekelerine ve petrol hatlarına yönelik saldırıların yoğunlaştığı gözleniyor. Üretim ve iletim dışında, kullandığımız cihazların dijitalleşmesiyle tüketim tarafında da yeni siber riskler oluşuyor. Olası enerji kesintileri de bir yandan vatandaşların yaşam standardını düşürürken, diğer taraftan ülkelerin ekonomilerine ve itibarına doğrudan zarar verebiliyor. Hem arz kesintilerinin önüne geçmek, hem de ekonomik kayıpları engellemek adına enerji sektöründe de siber saldırıları önlemek amacıyla çeşitli siber güvenlik uygulamaları geliştiriliyor. Bunlardan biri de bu ihtiyaca yönelik geliştirilen özelleşmiş, SCADA sistemleri. Milli şirketimiz BOTAŞ, ASELSAN ortaklığında yerli ve milli imkanlarla geliştirilen SCADA sistemini, ülkemizin petrol ihtiyacı için kritik öneme sahip Batman Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı üzerinde kullanmaya başladı. Bu sistemi tüm doğal gaz altyapısında kullanmak için de ilgili kuruluşlarımızla çalışmalarımız devam ediyor” dedi.
‘OLASI SALDIRILARA KARŞI GÜVENLIĞI ÖN PLANDA TUTUYORUZ’
Bakan Bayraktar, yaklaşık 75 bin kilometrelik elektrik iletim hattının işletmesinden sorumlu Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin de (TEİAŞ) siber saldırılara karşı güvenlik için önemli altyapıya sahip oluğunu söyleyerek, “Tüm bu şebeke, bakanlığımızda bulunan Siber Güvenlik Operasyon Merkezinden 7/24 esaslı izleniyor. Olası bir felaket durumunda veri merkezimizin devamlılığını sağlamak için Ankara dışında da bir Felaket Kurtarma Merkezimiz bulunuyor. Düzenli olarak yaptığımız sızma testleri ve kapalı devre iletişim altyapısıyla olası saldırılara karşı güvenliği ön planda tutuyoruz. Yine BOTAŞ gibi TEİAŞ da milli SCADA projesini HAVELSAN ile birlikte geliştiriyor. Enerji sektöründe siber güvenliğin düzenlenmesi görevi, mevzuat kapsamında sektörün düzenleme ve denetiminden sorumlu kurum olan EPDK’ya verilmiş durumda. Bu kapsamda EPDK, sektörel düzeyde siber güvenlik etkinlikleri düzenliyor. Bu yılki konferansın teması ‘Doğal Afetlere Dayanıklı Kritik Enerji Altyapıları’ olarak belirlenmiş durumda. Elbette siber saldırılarda olduğu gibi doğal afetlerde de elektrik ve doğal gazda kesintiler olabiliyor. Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanan depremler bize gösterdi ki enerji sektörü gibi kritik altyapılarda meydana gelen kesintilerin, aynı siber saldırılarda olduğu gibi bir an önce giderilmesi büyük önem taşıyor. Bu nedenle bugün bilim insanlarımızın ve sektör temsilcilerinin yapacağı sunumların hem doğal afetlere, hem de siber saldırılara karşı yeni politika ve stratejilerin oluşturulmasına katkı yapacağına inanıyorum. Enerji altyapılarımızı korumaya, yerli ve milli siber güvenlik teknolojileri geliştirmeye ve bu alandaki yetkin insan kaynağımızı güçlendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz da siber güvenlik alanında meydana gelen tehditlerle mücadelede özel sektör ile kamu arasındaki iş birliğinin önem taşıdığını söyleyerek, “Buradan özellikle sektör temsilcilerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Siber güvenlikte başarılı olmanın yolu, daima yerlilik ilkesine öncelik vermekten geçmektedir. Veri güvenliğimizi yabancı çözümlerle sağlamaya çalışmanın bizler için ne kadar büyük bir risk olduğu aşikardır. Daha güvenli yazılım teknolojileri geliştirilmesi için mutlak surette ilgili kurumlarla iş birliğine gidilmeli, yazılım geliştirme ve test etme aşamalarında üniversitelerimizden ve genç beyinlerimizden mutlak surette faydalanılmalıdır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bayraktar, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından düzenlenen “Enerji Sektöründe Siber Savunma Simülasyonu Konferansı”ndaki konuşmasında, Türkiye’de ve dünyada hızla büyüyen yapay zeka ve büyük veri kaynaklı artan elektrik talebine göre planlarını şekillendirdiklerini kaydetti.
Enerjide arz güvenliğinin bütün ülkelerin temel gündem maddesi olmaya devam ettiğini anımsatan Bayraktar, “Jeopolitik gelişmeler, küresel piyasalarda yaşanan sıkıntılar, artan sermaye maliyetleri, tedarik zinciri problemleri gibi temel belirsizlik ve risklerle karşı karşıya olan enerji sektörü için maalesef başka bazı tehdit alanları da söz konusu. Bunlardan biri fiziki tehditler. Bilhassa elektrik, doğal gaz ve petrol iletim şebekelerine yönelik saldırı riskleri. Bu hususta gerek oluşturduğumuz tesis güvenlik standartlarıyla gerekse de kurduğumuz kameralı dijital izleme sistemler ve kontrollerle fiziksel anlamda hatlarımızın güvenliğini sağlamak için çalışıyoruz.” diye konuştu.
Bayraktar, enerji sektörü için bir diğer tehdit alanına da dikkati çekerek, “İkincisi ise belki de son yıllarda gelişen teknolojiyle daha da büyük bir risk haline gelen bugünkü toplantımızın da konusu olan siber riskler.” ifadesini kullandı.
Tüm dünyada siber güvenlik konusuna ciddi bütçe ayrıldığına işaret eden Bayraktar, bu yıl sonu itibarıyla siber suçların küresel maliyetinin yıllık 10 trilyon dolara ulaşacağının tahmin edildiğine işaret etti.
Bayraktar, yakın gelecekte siber tehditlere karşı siber savunmaya daha fazla önem verileceğine dikkati çekerek, “Ülkemiz, bulunduğu jeopolitik konumu, son 22 yılda ekonomideki büyümesi ve teknoloji alanında gerçekleştirdiği hamlelerle bölgesinde lider bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerine de yansıyan bu ilerlememiz, ekonomik ve sosyal alanlarda kalkınmamızı daha da pekiştiriyor. Geliştirdiğimiz yerli ve milli çözümlerle enerji, sağlık, bankacılık, haberleşme gibi kritik altyapılarda karşı karşıya kalınması muhtemel siber risklerden korunmak için etkin adımlar atmaya devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Siber tehditlerin nereden ne zaman geleceğini bilmenin mümkün olmadığını, bu nedenle çalışmaları çok katmanlı ve 7/24 esaslı olarak yürüttüklerini vurgulayan Bayraktar, enerji sektöründe siber güvenliği, milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini dile getirdi.
Enerji sektöründe siber saldırıları önlemek amacıyla siber güvenlik uygulamaları geliştirildi
Bayraktar, enerji sektöründe dijitalleşme ve otomasyonun hızla büyüyen bir alan olarak öne çıktığını, elektrik, petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının üretim, dağıtım ve yönetiminin giderek daha fazla dijital sistemler üzerinden sağlanır hale geldiğini söyledi.
Başta enerji üretim tesislerine, elektrik şebekelerine ve petrol hatlarına yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir döneme girildiğini kaydeden Bayraktar, üretim ve iletim dışında, kullanılan cihazların dijitalleşmesiyle tüketim tarafında da yeni siber risklerin oluştuğunu ifade etti.
Bayraktar, arz kesintilerinin önüne geçmek ve ekonomik kayıpları engellemek adına enerji sektöründe siber saldırıları önlemek amacıyla çeşitli uygulamalar geliştirdiklerine dikkati çekerek, “Bunlardan biri de bu ihtiyaca yönelik geliştirdiğimiz özelleşmiş SCADA sistemleri. Milli şirketimiz BOTAŞ, Aselsan ortaklığında yerli ve milli imkanlarla geliştirilen SCADA sistemini, ülkemizin petrol ihtiyacı için kritik öneme sahip Batman Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı üzerinde kullanmaya başladı. Bu sistemi tüm doğal gaz altyapısında kullanmak için de ilgili kuruluşlarımız çalışmalarına devam ediyor.” dedi.
Elektrik şebekesinin güvenliğine yönelik çalışmalara da değinen Bayraktar, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 75 bin kilometrelik, dünyanın en büyük şebekelerinden biri olan elektrik iletim hattımızın işletiminden sorumlu kurumumuz TEİAŞ da siber saldırılara karşı bu anlamda güvenlik için önemli bir altyapıya sahip. Tüm bu şebeke, bakanlığımızda bulunan Siber Güvenlik Operasyon Merkezinden 7/24 izleniyor. Olası bir felaket durumunda veri merkezimizin devamlılığını sağlamak için Ankara dışında da bir felaket kurtarma merkezimiz bulunmakta. Düzenli olarak yaptığımız sızma testleri ve kapalı devre iletişim altyapısıyla olası saldırılara karşı güvenliği ön planda tutuyoruz. Yine BOTAŞ gibi TEİAŞ da milli SCADA projesini Havelsan ile birlikte hayata geçiriyor.”
Enerji sektöründe siber güvenliğin düzenlenmesi görevinin, mevzuat kapsamında sektörün düzenleme ve denetiminden sorumlu kurum olan EPDK’de olduğunu kaydeden Bayraktar, bu kapsamda EPDK tarafında düzenli olarak sektörel düzeyde siber güvenlik etkinliklerinin gerçekleştiğini belirtti.
Bayraktar, siber saldırılarda olduğu gibi doğal afetlerde de elektrik ve doğal gaz kesintilerinin yaşanabildiğini ifade ederek, “Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanan depremler bize gösterdi ki enerji sektörü gibi kritik altyapılarda meydana gelen kesintilerin, aynı siber saldırılarda olduğu gibi bir an önce giderilmesi büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Bayraktar, enerji altyapılarını korumaya, yerli ve milli siber güvenlik teknolojileri geliştirmeye ve bu alandaki yetkin insan kaynağını güçlendirmeye devam edeceklerine dile getirdi.
Siber güvenliğin sağlanmasında gelişmiş teknolojiler tercih ediliyor
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da söz konusu etkinliğin olası siber saldırılara karşı katılımcılara savunma yeteneklerini test etme imkanı sunacağını ve teknik ile yönetsel yetkinliğin geliştirilmesini destekleyeceğini söyledi.
Varank, siber güvenliğin sağlanmasında gelişmiş teknolojilerin kullanılmasının, siber olaylara müdahale kabiliyetlerinin güçlendirilmesinin ve bilgi farkındalık ile hazırlık seviyelerinin artırılmasının önemine işaret ederek, dünyada her cihazın potansiyel bir güvenlik açığı ve tehdit oluşturduğuna işaret etti.
Son bir yılda siber güvenlik saldırılarının küresel maliyetinin yaklaşık 10 trilyon dolara ulaştığını anlatan Varank, bankacılıktan enerji sistemlerine, iletişim ağlarında ulaşım ve sağlık altyapılarına kadar birçok alanda siber tehditlere karşı ülkelerin mücadele ettiğini kaydetti.
Varank, kritik altyapıların başında enerji sektörünün geldiğini belirterek, “Yakın zamanda terör devleti İsrail’in Lübnan’da iletişim cihazlarını hedef alan saldırılarına hep birlikte şahit olduk. Askeri ve sivil hedefler arasında fark gözetmeden yapılan bu saldırı siber güvenlik alanında yeni bir sayfa açarken siber güvenliğin önemini bir kez daha ortaya koymuş oldu. Türkiye de jeopolitik konumu nedeniyle her gün sayısız siber güvenlik tehdidi altında. Ülkemizin Asya ve Avrupa kıtalarının bağlantı noktası olduğunu düşündüğümüzde kritik altyapılarımızın ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin siber güvenliğin milli güvenliğe entegrasyonu konusunda ciddi mesafe katettiğine dikkati çeken Varank, ülkelerin siber güvenlik konusundaki olgunluğunu ölçmede kullanılan “Global Siber Güvenlik Endeksi” verilerine göre Türkiye’nin dünya genelinde ilk 10’da, Avrupa’da da 6. sırada yer aldığını, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen hızlı tespit ve erken müdahale sistemlerinin dünyada ilgiyle takip edildiğini söyledi.
Varank, milli teknoloji hamlesi çerçevesinde siber güvenlik alanında yerli donanım ve yazılımların geliştirilmesi ve bunların kritik altyapılarda kullanılması için büyük çaba sarf edildiğini aktararak, “Milli siber güvenlik alanı oluşturmanın bağımsızlığımızın ve istikbalimizin en önemli unsurlarından biri olduğunun farkındayız. Mavi Vatan ne kadar önemliyse, terörle mücadele ne kadar önemliyse, sınırlarımızı korumak ne kadar önemliyse, verilerimizin ve dijital altyapılarımızın korunması da emin olun o derece önemli. Bu bilinçle siber tehditlere karşı verdiğimiz mücadelenin kurumsal bir altyapıya kavuşması için siber güvenlik teşkilatının kurulmasıyla ilgili çalışmalar da şu anda hızlanmış durumda.” diye konuştu.
Varank, siber güvenlik alanında insan kaynağının geliştirilmesi ve yetiştirilmesine büyük önem verildiğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ali Osman Kurt tarafından “TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı” kapsamında konferans salonunda düzenlenen eğitime, farklı bölümlerden öğrenciler katılıyor.
AA muhabirine program hakkında bilgi veren Kurt, büyük şirketlere yapılan iş başvurularında proje hazırlayan öğrencilerin tercih edildiğini, bu nedenle eğitimi düzenlediklerini söyledi.
Eğitimlere ilginin fazla olduğunu dile getiren Kurt, lisans öğrencilerinin TÜBİTAK’a giden proje sayısının her yıl artış gösterdiğine dikkati çekti.
Kurt, amaçlarının öğrencilere proje hazırlama konusunda farkındalık kazandırmak olduğunu vurgulayarak, “İşletmeler, öğrencilerin sadece lisans düzeyinde diplomaya sahip olmalarını yeterli görmüyor. Verdiğimiz eğitimle öğrencilerin proje yapma, hazırlama ve sonuçlandırma konusunu işletmeler çok değerli görüyor. İşletmeler kendi imkanlarıyla böyle projelere başvuru yapmak istiyor. Kendi personelinin bu niteliklere sahip olmaları, işletmeler için büyük avantaj oluyor.” dedi.
Programa katılan öğrenci Yunus Emre Taş da eğitimin kendisi için faydalı olduğunu, mezun olduklarında bir işletmeye başvuru yapacakları zaman proje hazırlayabileceklerini CV’lerine yazabileceklerini söyledi.
Eğitimde faydalı bilgiler aldıklarını anlatan öğrenci Fazlı Sakar ise ileriye yönelik atacakları adımlarda ve öğrenci kalitesini artırmada projenin faydalı olduğunu dile getirdi.
Öğrenci Ayşe Nur Demirci de işletmelerin proje hazırlama konusuna önem verdiğini, bu tür eğitimlerin bu konuda avantaj sağladığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANKO Park AVM ana etkinlik alanında 5 Ekim’de başlayan etkinlikte ziyaretçiler Taarruz Helikopteri, F-16, Cessna 172 ve VR-Jet uçakları başta olmak üzere değişik amaçlı uçak simülasyonlarda pilotluk hayalini deneyimleyebilecekler.
Katılımın ücretsiz olduğu Turkish Aero etkinliği, 13 Ekim Pazar gününe kadar hafta içi 12.00-20.00, hafta sonu ise 10.00-22.00 saatleri arasında ziyaretçilerini konuk edecek. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YTB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, YTB, 2018’den bu yana TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde yurt dışında yaşayan vatandaşların yer almasını sağlayarak çeşitli projeler düzenliyor.
YTB, Türk Devletleri Teşkilatı 2. Diaspora Gençleri Forumu kapsamında Türkiye’de bulunan üye devletlerin diasporalarından 25 genci, Türk diasporasına mensup 30 genç mühendis ile Adana’da düzenlenen TEKNOFEST’te buluşturdu.
Burada konuşan YTB Başkanı Abdullah Eren, YTB olarak her yıl Avrupa’da doğan, büyüyen ve özellikle mühendislik alanında eğitim alan gençleri TEKNOFEST’e getirdiklerini belirterek, Türkiye’nin teknoloji hamlesine diasporadan gençlerin şahit olduğunu anlattı.
Eren, yurt dışında yaşayan vatandaşlarla, Türkiye’de yaşayan vatandaşları ayırmadıklarını ifade ederek, daha önce kardeş ülke Azerbaycan’da bu festivali düzenlediklerini anımsattı.
TEKNOFEST’in muazzam ve dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali olduğunu vurgulayan Eren, “Burada Türkiye’nin savunma sanayisi başta olmak üzere yüksek teknoloji ürünlerinde gelmiş olduğu noktayı görüyoruz. Yaptığımız uçakları, helikopterleri, roketleri, füzeleri, birçok şirketimizin ortaya çıkarmış olduğu yüksek teknoloji ürünlerini görüyoruz.” ifadesini kullandı.
Eren, Türkiye’nin genç mühendislerinin neler yapabildiğini tüm dünyanın gördüğünü dile getirerek, “Yurt dışında yaşayan insanlarımız da bu heyecana ortak olsun istiyoruz. O yüzden özellikle ilk TEKNOFEST’ten itibaren, 2018’den itibaren yurt dışındaki gençlerimizi, sizler gibi genç kardeşlerimizi bu alana getiriyoruz.” dedi.
Bu yıl Türk diasporasından 30 genç ile Türk Devletleri Teşkilatı 2. Diaspora Gençleri Forumu kapsamında üye devletlerin diasporalarından Türkiye’de misafir edilen 25 gencin, TEKNOFEST’te birbirleriyle tanışma fırsatı bulduğunu anlatan Eren, “Bundan sonra da yurt dışındaki gençlerimizi kökleriyle buluşturmaya, ana vatanlarında birbirleriyle hemhal kılmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Program kapsamında YTB Başkanı Eren, TEKNOFEST alanını gençler ile birlikte gezdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlar birçok nedenden dolayı içki içerler.
Kutlamak, sosyalleşmek ve hatta stresi azaltmak yaygın alkol tüketim nedenleri arasında gösterilir.
Bazı araştırmalar, kırmızı şarap gibi bazı alkollü içeceklerin sınırlı tüketiminin sağlığa iyi gelebileceğini de öne sürüyor.
Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlıklı bir alkol tüketim seviyesi bulunmuyor.
BBC Dünya Servisi’nin The Food Chain isimli programı içki içmenin risklerini ve faydalarını inceledi.
DSÖ’nün araştırması
DSÖ’nün yakın tarihli bir raporuna göre, yılda 2,6 milyon kişi alkol tüketimine bağlı nedenlerle ölüyor.
Alkol, bağırsak ve meme kanseri de dahil olmak üzere en az yedi kanser türünün nedenleri arasında gösteriliyor.
DSÖ tarafından yapılan ayrıntılı bir çalışma; hafif ve orta düzeyde tüketime karşılık gelen 1,5 litreden az şarap, 3,5 litreden az biranın dahi tehlikeli olduğunu açıklıyor.
DSÖ’nün yeni kılavuzunda, güvenli bir tüketim miktarının olmadığı, “herhangi bir alkollü içeceğin ilk damlasıyla sağlık riskinin başladığı” belirtiliyor.
Tüketimde düşüş
DSÖ verileri, dünya genelinde kişi başına toplam alkol tüketiminin 2010’da kaydedilen 5,7 litreden, 2019’da 5,5 litreye hafif bir düşüş gösterdiğini ortaya koyuyor.
Alkol tüketiminde erkekler kadınların önünde geliyor. Ortalama olarak kadınlar yılda 2,2 litre, erkekler 8,2 litre alkol tüketiyor.
İngiltere’nin Berkshire bölgesinde yaşayan Anna Tait (44) alkolü tamamen bıraktı.
Tait, “Genel olarak çok fazla içtiğimi söyleyemem ama cuma olduğunda çok fazla alkol tüketiyordum. İşten sonra birkaç bira, birkaç cin içip sonra kocamla bir şişe şarabı paylaşmayı dört gözle bekliyordum” diye anlatıyor.
Tait Cumartesi günü de alkol tüketiyordu. Sonra Perşembe ve Pazar günleri de içtiğini fark etti.
Ancak bu yılın başlarında katılacağı maraton için antrenman yapmaya başladı ve antrenörü onu alkolü bırakmaya teşvik etti.
Kocası da spor yapıyordu ve ikisi de alkol tüketimini kesti.
Tait, “Çok büyük bir değişim oldu. Kendimi daha güçlü veya daha iyi hissediyorum” diyor.
Ancak sosyal ortamlarda çiftin alkol almayacağını anlayan arkadaşlarının bundan mutlu olmadığını da aktarıyor.
Almanya’nın Bavyera eyaletinden 22 yaşındaki Amelie Hauenstein, içkiyi bırakmak için arkadaş desteğini aldı.
Hauenstein, “İçmediğim zaman eğlenceli bir gece geçirmediğimi fark ettim” diyor ve devam ediyor:
“Bırakmak istedim çünkü pazar günü uyandığımda bir önceki gün ne yaptığını bilmemek çok kötü bir histi”
Hauenstein da Tait gibi yaşadığı gelişimden dolayı çok mutlu hissediyor.
Bilim yanılıyor mu?
Programa konuşan iki kadının deneyimleri, alkolü bırakmanın onlar üzerindeki sağlık faydalarını açıkça gösteriyor.
Kanada’da madde bağımlılığı üzerine çalışan Dr. Tim Stockwell, Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırma sonuçlarına katılıyor.
Stockwell, “Alkol esasen riskli bir maddedir ve risk bunu içmeye başladığınız anda başlar” diyor.
Stockwell, düşük seviyelerde alkol tüketimi ile ölüm oranları arasındaki bağlantıyı anlamak için 107 makaleyi analiz etti.
British Medical Journal isimli tıbbi yayın, yüzde bir ölüm riskini orta, binde bir ölüm riskini düşük seviye olarak tanımlıyor.
Bu seviyeler ülkeden ülkeye farklı konumlandırılıyor.
İngiltere hükümeti haftada on dört üniteden fazla içilmemesini öneriyor, bu da yaklaşık altı orta boy bardak şarap veya biraya karşılık geliyor.
Stockwell, ölçülü alkol kullanımının sağlığa iyi gelebileceği fikrinin araştırma metodolojisinin zayıf olmasından kaynaklandığını savunuyor.
Soruların olması gerektiği seviyede olmadığını, geçmiş alkol tüketimlerinin hesaba katılmadığını, bazı önemli faktörlerin göz ardı edildiğini söylüyor.
Stockwell, “Orta seviye içki tüketenler daha yüksek gelir grubundaydı. Daha iyi besleniyor, egzersiz yapıyor ve sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşıyorlardı. Daha iyi işleri ve daha ince bir bel ölçüleri vardı” diyor.
Fayda-zarar dengesi’Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok’
Ancak herkes alkol ile ilgili risklerin endişe verici seviyede olduğunu düşünmüyor.
Profesör Sir David Spiegelhalter, “Günde bir veya iki bardak alkol tüketiminin risklerini anlamaya çalışma saplantısını gerçekten anlamıyorum” diyor.
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde istatistik profesörü olan Spiegelhalter, riski nasıl anlamlandırabileceğimizi açıklıyor:
“Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok. Güvenli bir yaşamın da öyle. Ancak bunları kesmeyi kimse önermiyor. Fayda-zarar dengelerine bakmamız gerekiyor.”
Dr. Spiegelhalte, riskleri doğru bir şekilde belirleme kapasitemiz konusunda şüpheci ve “Bence insanların sadece keyif almak için içtiğini kabul etmeliyiz.” diyor.
Spiegelhalte, ne içki firmaları için çalışan bir lobinin de ne de ölçülülük lobisinin (alkole karşı bir hareket) parçası olduğunu vurguluyor ve BBC’ye neden alkol içmekten hoşlandığını anlatıyor:
“Burada risk, ortalama yaşam süresini yüzde bir oranında azalttığı zaman anlamlı oluyor. Elli yılı aşkın süre, günde bir bardak içki içmek hayatınızdan altı ay götürebilir.
Dr. Spiegelhalte, günde bir saat televizyon izlemenin veya haftada iki kez pastırmalı sandviç yemenin de sağlık riskleri taşıdığını ekliyor.
Doktor, yetişkin bireylerin kendileri için neyin iyi olduğuna kendilerinin karar vermesi tavsiyesini yapıyor.
Dr. Tim Stockwell de içki içmekten hoşlanıyor ve alkolü kesmeyi savunmuyor:
“Eğer alkolü hayatınıza renk katan bir şey olarak görüyorsanız, bunun küçük riskler getireceğini bilerek değerlendiriyorsunuzdur”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu:
“ANKA-3’ün görünmezliğini geliştirme çalışmaları sürüyor”
“Hem yurt dışı, hem de yurt içinden çok ciddi ilgi var”
ADANA – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, “KAAN, 2 test platformunda 2025 yılı sonunda hazır olacak. Esas yoğun geliştirme uçuşları o zaman başlayacak. ANKA-3’ün de görünmezlik geliştirmeleri devam ediyor” dedi.
TEKNOFEST’in açılışının ardından Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu İhlas Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu. Demiroğlu, “Yarın ANKA-3, Hürjet ve Hürkuş kol uçuşlarını yapacaklar. ANKA-3 mühimmatlı atışlarını yaptı. Görünmezlik konusunda geliştirmeler devam ediyor. Görünmezliğini daha da arttıracağız. Test uçuşlarını bitirip bu sene sonlarında deneme amacıyla Türk Hava Kuvvetleri’ne vermeyi düşünüyoruz. Geliştirmeleri bitirdikten sonra seri üretimine geçeceğiz. Hem yurt dışı hem de yurt içinden çok ciddi ilgi var” dedi.
“Herkes gelsin”
Herkesi TEKNOFEST alanına davet eden Demiroğlu, “Gençlerimiz faaliyetlerini gösteriyorlar. Gerçekten bütün çocukların, kendisini genç hissedenlerin buraya gelmesi lazım. Buraya lütfen gelin. Uçaklara dokunun. Faaliyetleri görün, çocukların neler yapmaya kadir olduğunu görün” ifadelerini kullandı.
“Planlamada değişiklik yok”
Demiroğlu, Türkiye’nin önemli savunma projesi Milli Muharip Uçak ‘KAAN’ hakkında ise şunları söyledi:
“KAAN bizim mahallenin ağır abisi, büyüğü. 2025’deki uçuşunu 2 sene önce çektik. 2 test platformunda 2025 yılı sonunda hazır olacak. Esas yoğun geliştirme uçuşları o zaman başlayacak. 2028’e kadar da ilk teslimatı Türk Hava Kuvvetleri’ne yapmayı planlıyoruz. Planlamada bir değişiklik yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, ilk günü değerlendirdi
ADANA – TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, “‘Bir çocuk gelsin, uçağa dokunsun’ sloganıyla yola çıktık. Adana bugüne kadar online kayıt açısından en fazla kayıt alan festivalimiz oldu” dedi.
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde, kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da aralarında olduğu 128 kurumun katılımıyla Adana Havalimanı’nda düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapılarını açtı.
Açılıştan sonra gazetecilere Kızılelma’nın önünde açıklamalarda bulunan TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, “Bu yıl 1 milyon 600 binden fazla gencimiz yarışmalarımıza başvurmuştu. Artık 50 farklı kategoride olan yarışmaların sadece birkaçı devam ediyor. 25 farklı yarışmanın büyük bir kısmı Antalya’da gerçekleşti. Bunun yanında son döneme de sadece birkaç yarışma kaldı. İnanılmaz bir coşkuyla bu yıla girmiştik. Adana’nın sıcaklığıyla benzer bir şekilde muhteşem bir coşkuyla Şakirpaşa’da da Adana TEKNOFEST kapılarını açmış oldu” diye konuştu.
Bayraktar, “Çok yoğun bir katılım ve ilgi var. Bu ilgi hafta sonu daha da artacaktır. Bu nedenle tüm ziyaretçilerimize hafta içini ve toplu taşımayı kullanmalarını öneriyoruz. Teknolojinin yeni sürprizleri olacak. ‘Bir çocuk gelsin, uçağa dokunsun’ sloganıyla yola çıktık. Adana bugüne kadar online kayıt açısından en fazla kayıt alan festivalimiz oldu. On binlerce genç kardeşimizi biz buraya getiriyoruz. Onların hayallerine dokunarak nice eserler geliştirmesi için katkı sunuyoruz. Bizim amacımız genç kardeşimizin, en imkanı olmayan çocukların dahi hayallerine girebilmek” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep İl Jandarma Komutanlığına bağlı Trafik Jandarması Timleri, adli makamların koordinesinde son 1 hafta içerisinde tarım işçilerine yönelik trafik bilincinin arttırılması ve tarım işçilerini taşıyan araçlar ile motosiklet ve motorlu bisiklet sürücülerine yönelik denetim gerçekleştirdi. Yapay zeka radar cihazı ile hız kontrolü yapan ekipler, diğer yandan dron ile emniyet kemeri denetimi ve alkollü araç kullanımına yönelik özel denetim faaliyeti de gerçekleştirdi. Yapılan denetimler sonucunda 930 araç ve sürücüsü, 145 traktör ve kamyonet sürücüsü, 125 motosiklet ve motorlu bisiklet sürücüsü denetlendi. 2 araç trafikten men edilirken 2 sürücünün belgesi ise geri alındı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA – Adana’da düzenlenen TEKNOFEST’te SOLOTÜRK ve Akıncı’nın nefes kesen gösterisi izleyicilerden büyük alkış aldı.
Adana’da düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nin ilk gününde SOLOTÜRK ve Akıncı ilk kez gökyüzünde vatandaşları selamladı. Bayraktar AKINCI TİHA ve TB 3 kol uçuşu gerçekleştirirken, SOLOTÜRK pilotları gökyüzünde nefes kesen bir gösteriye imza attı. Akıncı ile SOLOTÜRK ilk kez gökyüzünde birlikte uçtu.
Elif Kalan, SOLOTÜRK gösterisini ilk kez izlediğini belirterek, “Muhteşem bir gösteri. Neden düşmana korku, dosta güven verdiğini anladım. Hayallerim değişti. Pilot olmak istiyorum” dedi.
Festivale katılan Semih Öğüt ise hayranlık ve gururla gösterileri izlediğini kaydederek, “Keşke havacılık okusaydım” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HÜRKUŞ VE HÜRJET’TEN GÖSTERİ
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ana yürütücülüğünde Adana Havalimanı’nda ziyaretçilere kapılarını açan TEKNOFEST 2024’te, HÜRKUŞ ve HÜRJET gösteri uçuşu yaptı. Gösteri uçuşu cep telefonu ile görüntülenirken, katılımcılar tarafından da büyük beğeni topladı. Etkinlikte SOLOTÜRK ve ATAK helikopterleri de gösteri uçuşu sergiledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda ziyaretçilerini ağırlıyor.
Festivalde T3 Vakfınca oluşturulan “Bilim Sokağı Etkinlik Alanı”nda, 6-14 yaş grubundan çocuklara yönelik eğlenceli ve öğretici çalışmalar yapılıyor.
Alanda teknoloji, doğa bilimleri, astronomi, havacılık, tarım teknolojileri, matematik, girişimcilik, tasarım, kişisel gelişim, kimya ve insan bilimlerinin de olduğu 20 farklı atölyede çocuklara eğitim veriliyor.
Ziyaretçiler, ” Pisagor’un adalet kulesi”, “Koordinasyon” ve “Sonsuz ayna” gibi etkinliklerde hem eğleniyor hem de yeni bilgiler öğreniyor.
T3 Vakfı Eğitim ve AR-GE Koordinatör Yardımcısı Melek Yaşar, AA muhabirine, atölyelerde 40 eğitmenin görev aldığını söyledi.
Her atölyede günlük 500 öğrenci ağırlayacaklarını belirten Yaşar, “T3 Vakfı olarak çocuklarda bilim ve teknoloji alanında farkındalık yaratmak istiyoruz. Çocukların hangi konulara ilgisi varsa keşfetmelerini sağlamak için farklı atölyeler kurduk.” dedi.
Ziyaretçilerden 7. sınıf öğrencisi Ecrin Armağan da tarım teknolojileri atölyesinin ilgisini çektiğini anlattı.
8. sınıf öğrencisi Muhammet Hamza Sözer de alandaki uçak ve robotlar hakkında bilgi alma imkanı bulduğunu kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİN Ulaşım ve Akıllı Şehir Teknolojileri A.Ş (BinBin) Bulls Yatırım liderliğinde halka arz oluyor. Halka arz 3-4 Ekim tarihlerinde BINBN.HE koduyla ‘Borsada Satış’ yöntemi ile gerçekleştirilecek. Her geçen gün büyüyen, yenilikçi bir teknoloji şirketi haline geldiklerini belirten BinBin Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Abdik, “Çevreci ulaşım anlayışını Türkiye’de ve Avrupa’da uygulama konusunda öncü olmayı ve büyüyen bu sektörden daha fazla pay almayı istiyoruz. Halka arz, BinBin’in teknoloji altyapısını güçlendirmesi ve uluslararası pazarlardaki varlığını pekiştirmesi için önemli bir fırsat. Yatırımcılarımızı bu heyecan verici yolculuğa ortak etmekten büyük mutluluk duyacağız” dedi.
Mikromobilite şirketi BinBin halka arz ediliyor. Bulls Yatırım liderliğinde 3-4 Ekim tarihlerinde ‘Borsada Satış’ yöntemiyle pay başına 91,85 TL sabit fiyatla gerçekleşecek arza BINBN.HE koduyla katılım sağlanabilecek. Bin Ulaşım ve Akıllı Şehir Teknolojileri’nin çıkarılmış sermayesinin 100 milyon TL’den 112 milyon TL’ye yükseltilmesi nedeniyle 12 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artırımı şeklinde ve 1000 Yatırımlar Holding A.Ş.’nin sahip olduğu 4 milyon 750 bin TL nominal değerli paylar, Re-Pie Portföy Yönetimi A.Ş. Altun Capital Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun sahip olduğu 25 bin TL nominal değerli paylar ve Re-Pie Portföy Yönetimi A.Ş. BİNBİN Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun sahip olduğu 225 bin TL nominal değerli paylar ortak satışı şeklinde satışa sunulacak. Toplamda 17 milyon TL nominal değerli payın halka arz büyüklüğünün 1 milyar 561 milyon 450 bin TL olması hedefleniyor. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 15,18 olarak gerçekleşmesi planlandı.
‘2026’YA KADAR FİLOMUZUN YÜZDE 30’UNU YERLİLEŞTİRMEYİ PLANLIYORUZ’
Kısa mesafeli yolculukları eğlenceli hale getirirken, sürdürülebilir ve ekonomik bir ulaşım alternatifi sunduklarını belirten BinBin Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Abdik, “2019 yılında üniversite kampüslerinde başladığımız operasyonlarımızı 2020 yılı itibarıyla şehirlere taşımaya başladık. Çevreye duyarlı teknolojiler geliştirerek karbon salınımını azaltmayı ve sürdürülebilir ulaşımı yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bugün yurt içinde İstanbul, Konya, Antalya, Eskişehir, Samsun, Adana, Kocaeli, Bursa, Gaziantep, Uşak ve Sakarya’da hizmet veriyoruz. Mikromobilite alanında yurt dışına açılan ilk Türk şirketi olarak Arnavutluk, Bulgaristan, Bosna Hersek ve Kuzey Makedonya’da faaliyetlerimize devam ediyoruz. Filomuzun yüzde 87,20’si yurt içi, yüzde 12,80’i yurt dışında konumlanıyor. Filomuzdaki skuterlerin yerlileştirilmesi ve millileştirilmesi konusunda da çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2025 yılının sonuna kadar yurt içi filomuzun yüzde 30’unu yerli skuterler ile değiştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
‘ULAŞIMIN SUPER APP’İ OLMAYI HEDEFLİYORUZ’
Abdik, “2022 yılında 2,44 milyar dolar olan küresel bisiklet ve skuter kiralama pazarının, 2023-2030 tahmin döneminde yüzde 16,15’lik bir yıllık bileşik büyüme oranı ile büyüyerek 2030 yılına kadar 8,08 milyar dolara ulaşması bekleniyor. P&S Intelligence’ın araştırmasına göre ülkemizde ise elektrikli skuter kategorisi son birkaç yılda Türkiye mikromobilite pazarında en büyük paya sahip oldu. Önümüzdeki yıllarda elektrikli skuter ve bisiklet gibi mikromobilite çözümlerinin Türkiye pazarında daha yüksek büyüme oranı göstereceği tahmin ediliyor. Biz de çevreci ulaşım anlayışını Türkiye’de ve Avrupa’da uygulama konusunda öncü olmayı ve büyüyen bu sektörden daha fazla pay almayı istiyoruz. BinBin mobil uygulamamızı geliştirerek ulaşımın Super App’i olmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘HALKA ARZ İLE YENİ YATIRIM FIRSATLARINI DEĞERLENDİRECEĞİZ’
Halka arzın yeni yatırım fırsatları için önemli bir adım olduğunu belirten Abdik, “Türkiye’de ve yurt dışında, uluslararası standartlarda çözümler üreten, müşteri ve çalışan memnuniyetine önem veren, çalışanlarımızın ve süreçlerimizin sürekli gelişimini odağında tutan, güvenilir ve alanında lider bir yüksek teknoloji şirketi olmak istiyoruz. Halka arz, BinBin’in teknoloji altyapısını güçlendirmesi ve uluslararası pazarlardaki varlığını pekiştirmesi için önemli bir fırsat. Halka arzla birlikte artacak öz kaynaklarımız sayesinde başta şirket alımı olmak üzere yeni yatırımları finanse etmeyi, sektörde yer alan ve oluşacak fırsatları değerlendirmeyi hedefliyoruz. Bununla beraber elde edeceğimiz geliri mevcut e-skuter filomuzun yenilenmesi ve ihtiyaç duyduğumuz diğer taşıt, cihaz alımları gibi yatırımlarda kullanmayı planlıyoruz. Yatırımcılarımızı bu heyecan verici yolculuğa ortak etmekten büyük mutluluk duyacağız” dedi.
2024’ÜN İLK YARISINDA YAKLAŞIK 363 MİLYON TL HASILAT
2024 ilk yarısında BinBin, diğer yurt dışı bağlı ortaklıkları ile birlikte 363 milyon TL hasılat elde ederek geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20 artış gösterdi. Yine yurtdışı bağlı ortaklıkları ile 2023 yılında 674 milyon TL, 2022’de 662 milyon TL, 2021’de ise 242 milyon TL hasılat elde etmişti. 2022 yılında yüzde 173 oran ile bir önceki yıla göre oldukça yüksek bir hasılat büyümesi gerçekleştiren BinBin, 2023 yılında bu hasılatı koruyarak yılsonunda bunun üzerine yüzde 2 daha ekledi. Hem yurt içinde hem de farklı ülkelerde büyümesini sürdüren BinBin, güçlü maliyet politikası sayesinde brüt kar marjını yüzde 45 seviyesinde tutmayı başardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1.5 Adana Cyberova Rover Takımı, tarım arazilerindeki yabani otları temizlemede kullanılması amacıyla 2 ay gibi kısa bir sürede “Flora V2” adlı aracı üretti.
Çapa aracının prototipi, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının “Global İletişim Ortağı” olduğu TEKNOFEST Adana’da sergileniyor.
Otonom ve manuel olarak kullanılabilen çapanın üstüne güneş paneli eklenerek de kullanım süresi arttırılabiliyor.
“Projemizi geliştirmek isteyen firmalar var”
1.5 Adana Cyberova Rover Takımı’nın kaptanı Hasan Sarıköse, AA muhabirine, takımlarının 2018 yılında kurulduğunu belirtti.
Ürettikleri çapa hakkında bilgi veren Sarıköse, “Aracımız daha önceden belirlenmiş alanı tarayarak bitkilere zarar vermeden yabanı otları tarladan ayıklıyor. Aracımız elektrikli, güneş panelimiz aracımıza entegre bir şekilde çalışıyor. Pilimizin ömrü 2 saat. Prototip olduğu için küçük bir pil tercih ettik. Güneş paneli sayesinde 2,5-3 saate kadar kullanılabiliyor.” diye konuştu.
“Toprağın altındaki engeli tespit edebiliyor”
TEKNOFEST’te Tarımsal İnsansız Kara Araçları Yarışması’na katıldıklarını belirten Sarıköse, araçlarında hem otonom hem de manuel modların bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Ekstra olarak çapa sırasında toprağın altındaki engeli tespit edebiliyor. Tespit edilen engelde çapayı kaldırabiliyor ve engeli geçtikten sonra çapayı indirip işlemine devam ediyor. Projemizi geliştirmek isteyen firmalar var, onlarla görüşüyoruz. Biz de ürünümüzü daha da geliştirmek istiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA’nın global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST Adana, T3 Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde, kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da aralarında bulunduğu 128 kurumun katılımıyla Adana Havalimanı’nda ziyaretçilere kapılarını açtı.
TEKNOFEST alanında stant kuran AA, festival alanındaki gelişmeleri anbean abonelerine aktarıyor.
AA standını ziyaret edenler arasında bulunan minikler de haber bilgi yarışmasına katılıp, savaş muhabirliği eğitim parkurunu deneyimleyerek unutulmaz anlar yaşıyor.
Kurum personeli, ziyaretçilerine öz kaynaklarla üretilen “Haberci Drone” ürünü ile AA Kitap’tan çıkan yayınların tanıtımını yapıyor.
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Karagöz’den minik ziyaretçilere hediye
Festival alanındaki standı ziyaret eden AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz de personelle selamlaştı, çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Haber bilgi yarışmasına katılan çocukların heyecanına ortak olan Karagöz, minik ziyaretçilere AA’nın hazırladığı çeşitli hediyeler verdi.
Karagöz, AA personelinin “Haberci Drone” ile yaptığı uçuş gösterisini de izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>COŞKULU SEREMONİ
TEKNOFEST 2024’ün açılış seremonisi AdanaŞakirpaşa Havalimanı’nda yapıldı. Kortej yürüyüşüyle başlayan törene, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ile kent protokolü ile paydaş kurum temsilcileri katıldı.
Törende konuşan Selçuk Bayraktar, Türkiye’nin teknoloji yolculuğunun en önemli duraklarından biri olan TEKNOFEST Akdeniz’de, Adana’nın bereketli topraklarında vatandaşlarla buluşmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, şunları söyledi:
“TEKNOFEST sadece bir festival değil daha güvenli, huzurlu bir dünyayı amaçlayan bir gençlik hareketidir. 2018’den bu yana 27 farklı şehirde teknoloji yarışmaları düzenledik. 81 ilimizden 120 ülkeden katılımcılar oldu. Binlerce proje ürettik. Şimdiye kadar TEKNOFEST’ten çıkan150 girişim teknoloji şirketi kurdu. Aralarında 21 ülkeye ihracat yapan da var, milyonlarca liralık yatırım alan da. Geliştirdikleri uçuş kartlarıyla askeri standartlardaki testleri geçen bir girişimimiz dahi bulunuyor. Adana’nın meşhur kebabını takım adı seçen bir takımımız var; 1,5 Adana. 11 yıl önce yola çıktılar. Bugün roketten savaşan İHA’ya, su altından tarıma, hidromobilden insanlık yararına teknolojilere kadar 9 farklı alanda mücadele eden, 200 kişilik kocaman bir aile oldular. Geride kalan 7 yılda kardeş Azerbaycan’a kadar uzanan 9 farklı TEKNOFEST’i başarıyla gerçekleştirdik. Şimdi 10’uncuyu gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki yıllarda KKTC, Türk dünyası, dost ve kardeş coğrafyalarda TEKNOFEST düzenleyerek bu hareketi daha da genişletmeyi hedefliyoruz.”
‘HERKES SUSSA, BİZ GENÇLER SUSMAYACAĞIZ’
Ana teması yapay zeka olan TEKNOFEST Akdeniz’de 50 farklı yarışma olduğuna dikkat çeken Selçuk Bayraktar, şöyle konuştu:
“Aralarında Nükleer Enerji Teknolojileri, Kuantum Hackathon, Finansal Teknolojiler, Büyük Dil Modelleri, Hava Savunma Sistemleri ve Blokzincir gibi temaların bulunduğu 11 yeni yarışmamız var. Bu yıl kendi rekorumuzu kırdık. 1,6 milyon kardeşimiz yarışmacımız olarak başvurdu. 2018’den bu yana başvuru sayısı 4 milyonu aştı. Toplamda 10 milyon ziyaretçiyi ağırladık. Bir yanda bütün bu güzellikler olurken maalesef insanlık da büyük bir karanlığa doğru savruluyor. Gramsci’nin bir sözü var. ‘Eski dünya ölüyor, yenisi doğmakta zorlanıyor. Şimdi canavarların zamanı.’ Dünya kurulmaya çalışılan yeni bir düzenin sancılarını yaşıyor. Ne yazık ki bu düzen, barış, adalet ve merhamet etrafında değil; güç, şiddet ve zulüm temelinde şekilleniyor. Gazze’de masum siviller ve bebekler katlediliyor. Dünya ise bu katliamı maalesef ekranlardan izliyor. Barışı sağlaması gereken uluslararası kuruluşlar işlevsiz halde. Birleşmiş Milletler gibi yapılar, adaleti sağlamada yetersiz. İnsan Hakları Beyannamesi ve Cenevre Konvansiyonu gibi insanlığın ortak mirası olan rehber metinler ayaklar altında ve dünya, tanrısı para olan ve diğer tarafta tanrısı olmayan bir taraf arasında seçim yapmak zorunda. Adaletsizlik kol geziyor. Ne yöne baksak haksızlık ve eşitsizlik görüyoruz. Nükleer enerji geçmişte, atom bombaları ile yüzbinlerce insanı öldürmek için kullanıldı. Benzer bir süreç yapay zeka için de kullanılıyor. Yapay zekayı, eğitimi tüm insanlığa ulaştırabilmek, sağlıkta çok daha fazla insana hizmet sunabilmek için kullanmak mümkün. Yakın zamanda yaşanan canavarca terör eylemleri gösterdi ki, tedarik zincirine yerleştirilen bombalarla yanımızdan ayırmadığımız telefonlar, hatta kulaklıklar bile insanları katletmek için kullanılabilir. Yapay zekanın kundaktaki bebekleri dahi öldürmek için kullanıldığı bu düzen devam edemez. Biz TEKNOFEST olarak teknolojinin canavarca kullanımına karşı çıkacağız. Herkes sussa biz gençler susmayacağız. Teknolojiyi refah dağıtmak ve adil bir gelecek inşa etmek için kullanacağız. İnsanlık bilgiyi binlerce yıl kulaktan kulağa anlattı. Kalemi keşfettiğinde ise bilimi hurafelerden arındırarak aktardı. Yapay zeka da insanlık için bir kalem. Yapay zeka etik ve ahlaki öğelerle şekillendirilirse insanlık için bir dönüm noktası olabilir. Aksi halde insanlık için karanlık olur. Bu harekete dur diyecek bir hareket var; TEKNOFEST hareketi. Bu karanlığa, bu adaletsizliğe, bu zulme karşı ses çıkarmaktan vazgeçmeyeceğiz. Herkes sussa, biz gençler susmayacağız. Dünyayı değiştirecek projeler bu meydandan çıkacak. Memleketimizin geleceğini ve daha adil bir dünyayı burada inşa edeceğiz.”
‘BU GİDİŞATA DUR DİYECEK BİR HAREKET VAR’
Teknolojiyi insanlığın hizmetine sunmak gibi büyük bir sorumluluğun yükünün gençlerin omzunda olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“İnsanlık binlerce yıl, bilgiyi sözle kulaktan kulağa aktardı. Kalemi keşfettiğinde ise bilgiyi sonraki nesillere, hurafelerden arındırarak aktarma kabiliyetine kavuştu. Söz uçtu, yazı kaldı. İşte yapay zeka da insanlık için adeta yeniden keşfedilmiş bir kalem. İnsanlığın bilgi üretme aracı haline gelecek yapay zeka, etik ve ahlaki değerlerle yönlendirilirse bir dönüm noktası olabilir. Aksi halde bu yeni kalemle, insanlık için karanlık bir geleceğin tarihi yazılacak. Bu gidişata ‘dur’ diyecek bir hareket var. TEKNOFEST hareketi. Dünyayı değiştirecek projeler işte tam bu meydandan çıkacak. Memleketimizin geleceğini ve daha adil bir dünyayı hep birlikte inşa edeceğiz. Buradan anne ve babalarımıza bir kez daha sesleniyorum. Çocuklarımız, ülkemizin ve dünyanın geleceğine işte burada yön verecekler. Türk milletinin dünyada neler yapabileceğini işte buradaki gençler gösterecek. Hep birlikte dünyanın geleceğini Türkiye’den inşa edeceğiz. Annelerimiz ve babalarımız emin olunuz, TEKNOFEST gençleri sizin gururunuz olacak. Gençler. Sizlere tüm heyecanımla, tüm samimiyetimle sesleniyorum. Dünyayı değiştirecek hayallerinizle bu yolculuğa sizler de katılın. Gelin, hep beraber dünyayı değiştirelim. Bugün Adana’dayız, Adana’dan ülkemin bütün gençlerine sesleniyorum. Diyarbakır’dan, Trabzon’a, güzel İzmir’den, Şanlıurfa’ya, gözbebeğimiz İstanbul’dan, başkentimiz Ankara’ya, ülkemin bütün gençlerine sesleniyorum. Hayallerinizle, heyecanınızla gelin.”
‘İLERLEYİŞİMİZE ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLARA MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİYLE CEVAP VERİYORUZ’
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır ise “Türkiye 100 yılında tam bağımsız Türkiye’ye, toprağına bağlı, vatanına sevdalı, güzel Adana’yla birlikte yürüdüklerini belirterek, “Küresel tekellerin kurmak istedikleri tahakküme göğüs gererken, Adana’nın milli mücadele yıllarındaki duruşundan, direnişinden ilham alıyoruz” dedi. Bakan Kacır, şunları söyledi:
“Nasıl ki milli mücadele zamanlarında en çetin şartlarda, düşman kuvvetlerine geçit vermemiş, işgal güçlerini toprağımızdan, yurdumuzdan defetmişsek bugün de ilerleyişimize engel olmaya çalışanlara milli teknoloji hamlesiyle cevap veriyoruz. Yedi düvele, yetmiş iki millete, milli teknoloji hamlesini buradan haykırıyoruz. Artık Türkiye, eski Türkiye değil semalarında özgürce kanatlanan, çelik kanatları üreten, dosta güven ve itimat, düşmana korku, hayret ve endişe veren bir Türkiye var. Yerli ve milli otomobilini üretir, milletini 60 yıllık hayaline kavuşturan bir Türkiye var. Gözlerini ufkun ötesine diken, insanlı uzay misyonları gerçekleştiren bir Türkiye var. Kendi tasarlayıp geliştirdiği yerli ve milli haberleşme uydusuyla dünyanın sayılı ülkeleri arasında yerini alan bir Türkiye var. Tüm bu saydıklarım aslında bizlere bir şeyler söylüyor. Tarih dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu toprakların sahiplerini, Türkleri yeniden çağırıyor. Özenen, beklenen, masuma, mazluma kol kanat geren, Anadolu toprakları yeniden diriliyor. Türkiye Yüzyılında, Türk milletinin devri Türk gençliğinin çağı yeniden başlıyor. Evet, insanlık adalete ve merhamete hasret. Mazlumların çığlıklarına sağır kalanların, mazlumların feryatlarını, masumların haykırışlarını duymayanların, insanlığa verecekleri hiçbir şey, sunacakları hiçbir gelecek vaadi yoktur. Hangi teknolojik üstünlüğe sahip olursa olsun uzayın derinliklerinde hangi gezegenleri keşfedecek? Yeryüzünde, gökyüzünde hangi teknik kabiliyeti kazanacak olursa olsun, hakkaniyet taşımayan, adalet üzere olmayan bir gücün insanlığa faydası yoktur, olamaz. Ahlaki temeller üzerine yükselmeyen bir teknolojik kuvvet insanlık için ancak felakettir. Kucaklarında yavrularının katledilmiş çıplak bedenlerini taşıyan annelerin hıçkırıkları üzerine asla bir medeniyet inşa edilemez. Sapkın inanışlarıyla ellerindeki kuvvete yaslanarak başkalarına ait topraklar üzerine gelecek hayali kuranlar ancak yalancı, sahte zaferler elde ederler. Zulümle abat olunmaz. Bu mezalimin hesabı belki yarına kalır ama asla yanlarına kalmaz. Tam bağımsız Türkiye’nin mimarları. Milli teknoloji hamlesinin öncüleri, sevgili genç kardeşlerim. Sizler geliştirdiğiniz teknolojilerle, sadece milletimizin istiklali için değil, insanlığın istikbali için de sorumluluk taşıyorsunuz. Sizler medeniyetimizin yeniden yükselişinin bayraktarlarısınız. Sizler milletimizin bugünkü akıncılarısınız. Sizler Türk milletini kızıl elmaya taşıyan semalara imzalarını atan gök beylersiniz. Dalgalanan bayrak kağanların mührü bugün sizlerin elinde. Gazze’nin yetimlerinin emaneti sizlerin omuzlarında. Afrika’dan Asya’ya bir damla suya muhtaç nice boynu bükük çocuğun gözlerindeki umut ışığı sizlerde bugün. Roketlerinizin yükseldiği gökler sizindir. Bastığınız toprak, uçsuz bucaksız mavi sular sizindir. Yeniden inşa edeceğiniz medeniyet sizindir. Fethettiği topraklara esenlik taşıyan Fatih sizin, adaleti kanunnamelere ilmek ilmek isteyen Süleyman sizindir. ya istiklal ya ölüm diyen Gazi Mustafa Kemal sizindir. Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü. Çatlayacak yalanın çelik kabuğu. Sizin bahçenizde büyüyecek, aşkın ve inancın güneş yüzlü çocuğu. Biz sizlere inanıyoruz. Sizlere güveniyoruz. Bu yolculukta hiç ayrı düşmedik. Biz bizi hiç yalnız bırakmadınız. Sözü güçlü, güçlü etkili bir Türkiye için. Bu milletin evlatlarıyla beraber yürüdük, yürümeye devam ediyoruz. İşte şu meydana bakın. Şu hıncahınç kalabalığa işte Asım’ın nesli burada, işte TEKNOFEST kuşağı burada. Her ne yapıyorsak, bu meydanın coşkuyla, heyecanla kuşu direnen gençlerimiz için yapıyoruz.”
‘GIPTA EDEN DEĞİL, PROJELERİYLE YARINLARI İNŞA EDEN GENÇLİK VAR’
Artık el memleketlerine bakıp gıpta eden değil, hayalleri ve fikirleriyle projeleriyle ülkesinin güçlü yarınlarını inşa eden bir Türk gençliği olduğunu söyleyen Bakan Kacır, şöyle devam etti:
“Bize düşen işte bu gençliğin TEKNOFEST kuşağının önünü açmaktır. 2018’den bu yana TEKNOFEST’ler gerçekleştiriyoruz. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Samsun’da, Gaziantep’te, Bakü’de milyonlarca gencimizle buluştuk. Her buluşmamızda birlikte yeni rekorlar kırdık. Bu yıl da TEKNOFEST Akdeniz’de Adana’da milli teknoloji hamlesi heyecanını zirveye taşıdık. 790 bin takımla 1 milyon 650’den fazla yarışmacımız teknoloji geliştirme yolculuğunda ‘ben de varım’ dedi. Yapay zekadan kuantuma biyoteknolojiden nükleer enerjiye, fırından çevre teknolojilerine TEKNOFEST yarışmalarımızla 100 bin teknogirişim hedefimize giden yolda geleceğin teknoloji girişimleri işte burada doğuyor. Bu yarışmalar Türkiye’nin girişimcilik fabrikası haline geldi. Milli teknoloji hamlesiyle Türkiye’nin geleceği burada, bu meydanda yazılıyor. Milletimiz adına Cumhurbaşkanımızın liderliğinde üstlendiğimiz sorumluluk içinde yaptığımız en kıymetli işler TEKNOFEST kuşağı için Türk gençliğiyle birlikte yaptığımız işlerdir. Adeta bir toplumsal seferberliğe dönüşen milli teknoloji hamlesi ile savunma sanayinde ve sivil teknoloji alanlarında beşeri sermayemiz muazzam bir hızla yükseliyor. Ufku açık, hayal kuran, araştıran, geliştiren, sorgulayan, üreten bir gençlik geliyor. Yolunu kesen bir taş gördüğünde bu taşı kaldırmak üzere ‘bir teşkilat kurulmadı’ diyerek topu taca atan değil, ‘bu taşı buraya bırakan her kimse bulunmalı’ diyerek vakit kaybeden değil, sırtındaki küfeyi kenara koyup o taşı kaldıran yeri geldiğinde elini, yeri geldiğinde gövdesini taşın altına koyan bir gençlik geliyor. ya bir yol bulan ya bir yol açan bir gençlik geliyor. Yolundan dönmeyen, vazgeçmeyen, pes etmeyen, gemileri yakmasını bilen Türk gençliği geliyor.”
BÜYÜK BİR DEĞİŞİMİN PEŞİNDEYİZ’
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de konuşmasında “Milyonlarca ziyaretçiyi tek bir ortak paydada 5 gün boyunca bir araya getirmek imkansız. Vatan sevdası ile teknoloji hayalinin birleştiği bir platform. Her yıl büyümeye devam ediyor çok şükür” dedi. Görgün, “Ayrıca TEKNOFEST etkinliğine katılan bütün paydaşlar halkımız ile bir araya geliyor. Onlarla bir araya geldikçe yaptığımız işlerin anlamını onlardan bir kere daha öğreniyoruz. TEKNOFEST’te şarj oluyoruz, milletimizin enerjisiyle. Sevgili gençler şunu unutmayın. Biz büyük bir değişimin peşindeyiz. Bu değişimin merkezinde siz varsınız. Çünkü biliyoruz ki ülkemizin geleceği sizlerin hayallerinde ve fikirlerinde gizli. Farabi’nin dediği gibi, bilgi, toplumların ve milletlerin en büyük hazinesidir. Bugün TEKNOFEST’te bu hazineyi büyütmek için buradayız. Değişim ateş yakmak gibidir. Yellemeden önce alttan tutuşturmak gerekir. TEKNOFEST gençlerin milli değerlerini tutuşturan bir festival olmanın yanı sıra zihinlerimizdeki değişimin başlatma çabasıdır. Değerli gençler, TEKNOFEST sizlere sadece teknolojiyi öğretmiyor. Aynı zamanda hayal cesareti aşılıyor. Bu festival zihinlerindeki sınırları kaldırıyor. Çünkü biz biliyoruz ki hayal edebilen, hayalinin peşinden giden herkes başarabilir” dedi.
‘ÇALIŞMALARIN GURURUNU YAŞIYORUZ’
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ise “Gençlerimizin teknolojiye olan ilgisini artırmak, bu alandaki potansiyellerini ortaya çıkarmak ve onların geleceğin liderleri olarak yetiştirmek amacıyla TEKNOFEST ile milli teknoloji hamlemizin en güzel örneklerini bugün burada olduğu gibi sahada görüyoruz. Savunma sanayimizden yapay zekaya, uzay teknolojilerden yenilenebilir enerjiye kadar pek çok alanda yapılan çalışmaların gururunu yaşıyoruz bugün” diye konuştu.
Konuşmaların ardından protokol tarafından butona basılarak festival başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “TEKNOFEST’ler bu ateş çemberindeki zor coğrafyada Türkiye’nin tam bağımsız yolculuğuna güçlü bir şekilde devam etmesi için en önemli kazanımlarımız olmayı sürdürecek” dedi.
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde, kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da aralarında olduğu 128 kurumun katılımıyla Adana Havalimanı’nda düzenlenen Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapılarını açtı.
“TEKNOFEST’ler birçok girişimi inşa ediyor”
Açılış sonrası GÖKBEY helikopterin önünde basın mensuplarına konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “2018 yılından bu yana TEKNOFEST’leri gerçekleştiriyoruz. TEKNOFEST Akdeniz’de bu sene de bu heyecanı yaşıyoruz. TEKNOFEST milli teknolojilerin milletimizle buluştuğu adres. 50 teknoloji yarışmasına 790 bin takımdan 1 milyon 650 bin gencimiz katıldı. Bu yılın TEKNOFEST’inde 11 yeni yarışma var. 11 yeni yarışmayı TEKNOFEST’e ilave ettik. Artık sadece araştırma, geliştirme projelerini değil, teknoloji girişimlerini de TEKNOFEST’lerde inşa ediyorlar” dedi.
2030 için Türkiye’nin 100 bin tekno girişim hedefi olduğuna dikkat çeken Bakan Kacır, daha sonra şunları söyledi:
“2030 için 100 bin tekno girişimin bu topraklardan doğup dünyaya açılmasını hedefliyoruz. TEKNOFEST’ler adeta girişimci fabrikası olarak bizi bu hedefe taşıyan en önemli unsurlar. Burada çok keyifli vakit geçireceğiz. Bilim merkezi alanlarında birçok farklı etkinlikte muhteşem hatıralar yaşatacağız. TEKNOFEST’ler bu ateş çemberindeki zor coğrafyada Türkiye’nin tam bağımsız yolculuğuna güçlü bir şekilde devam etmesi için en önemli kazanımlarımız olmayı sürdürecek. Bizler de her daim bütün teknolojik çalışmalarda Türk gençliğinin önünü açmaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), dünyada ilk kez insansız hava aracı ve uydu sistemlerinden elde edilen görüntülerle değişken oranlı damla sulama sistemini hayata geçirdi. OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. EyüpSelim Köksal, “Sistemin ana amacı, uydudan ve insansız hava aracından alınan görüntülerin farklı bölgelere, farklı miktarlarda sulama yapmakta değerlendirilmesi” dedi.
Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü, Tarla Bitkileri Bölümü, Bafra Meslek Yüksek Yüksekokulu ve sanayi iş birliği ile Samsun’un Ladik ilçesinde yürütülmekte olan ve TÜBİTAK ARDEP-1001 programı kapsamında desteklenen ‘Hareketli Damla Sulama Sistemlerinde Değişken Oranlı Sulama için İnsansız Hava Aracı ve Uydu Sistemlerine Dayalı Yönetim Modelinin (DOSUYM) Geliştirilmesi’ projesinde büyük tarımsal alanlarda suyun etkin kullanılmasında, sulama otomasyonu ve değişken oranlı sulama yapılması amaçlandı.
‘İSRAFI AZALTMAK İÇİN YENİ BİR SİSTEM GELİŞTİRDİK’
Proje hakkında bilgi veren OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, “Büyük tarım arazilerinde sulamada israfı azaltmak için yeni bir sistem geliştirdik. Büyük tarım arazilerinde, toprak ve bitki değişkenliğinden dolayı, farklı bölgelerde sulama suyu ihtiyaçları farklılık göstermektedir. Geliştirdiğimiz bu sistem ile hem yağmurlama sulama hem de damla sulama yapabilir ve damla sulama ile farklı bölgelere, farklı miktarlarda, su ve gübre uygulanabilmektedir. Yürütülen proje ile Ladik deneme sahasında, sistemin nasıl çalıştığını test edilmiş ve olumlu sonuçlar alınmıştır. Projemiz TÜBİTAK tarafından da desteklenmektedir” dedi.
GİRDİ MALİYETİNDE DE TASARRUF
Prof. Dr. Eyüp Selim Köksal, “Sistemin ana amacı, uydudan ve insansız hava aracından alınan görüntülerin farklı bölgelere, farklı miktarlarda sulama yapmakta değerlendirilmesi. Daha sonra da bu görüntülere göre de sistemin otomatik olarak büyük arazilerde, farklı bölgelere, farklı miktarlarda su bırakabilmesidir. Böylelikle hem işçilikten tasarruf edeceğiz hem diğer girdi maliyetlerinden tasarruf edeceğiz hem sudan tasarruf edeceğiz hem de verimi arttırarak daha karlı bir üretim yapacağız” diye konuştu.
‘İLK DEFA BURADA UYGULANIYOR’
Projenin dünyada ve Türkiye’de tek olduğunu belirten Köksal, “Sistemde geliştirdiğimiz damla sulama ile değişken oranlı sulama yapabilen bir teknoloji, dünyada ve Türkiye’de ilk defa burada uygulanıyor. Ladik ilçesinde testleri devam eden sistemin eksikliklerini bu proje sayesinde belirleyip, uygulamaya aktarılabilir bir seviyeye getirme hedefindeyiz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da yer aldığı 128 kurumun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Atatürk Üniversitesi de J-12 numaralı peronda ziyaretçilerini ağırlıyor. Atatürk Üniversitesi standına gelen ziyaretçiler, üniversitenin inovatif projelerini yakından inceleme fırsatı bulurken, gençler de üniversitenin sunduğu eğitim ve araştırma olanakları hakkında bilgi ediniyor.
Atatürk Üniversitesinin standında; Ata-Teknokent bünyesinde yürütülen projeler ve Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından gerçekleştirilen uygulamalı gösteriler, katılımcılar tarafından büyük ilgi görüyor. Özellikle çocukların merakla gözlemlediği mini teleskop ile gökyüzü incelemeleri, festivalin öne çıkan etkinlikleri arasında yer alıyor. Stantta görevli uzmanlar, Atatürk Üniversitesinin bilimsel çalışmaları ve teknolojik projeleri hakkında detaylı bilgi paylaşımında bulunarak, üniversitenin teknolojiye ve inovasyona olan katkılarını anlatıyor.
Rektör Hacımüftüoğlu: “Geleceği İnşa Eden Gençler Yetiştiriyoruz”
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Teknofest’in teknoloji ve bilim alanında Türkiye’nin en önemli etkinliklerinden biri olduğuna vurgu yaparak, üniversite olarak bu organizasyonda yer almaktan büyük gurur duyduklarını ifade etti. Rektör Hacımüftüoğlu: “Üniversitemiz, yalnızca teorik eğitimle değil, uygulamalı ve yenilikçi projelerle öğrencilerimizi geleceğe hazırlamaktadır. Ata-Teknokent bünyesindeki çalışmalarımız ve Astrofizik Araştırma Merkezimizin gösterileri de bu vizyonumuzun bir yansımasıdır. Geleceğin mühendisleri, bilim insanları ve teknoloji liderlerini yetiştirmek için burada bulunuyoruz” dedi.
Hacımüftüoğlu, Teknofest’in gençlere teknolojiyle buluşma ve yeni projeler geliştirme konusunda büyük fırsatlar sunduğunu belirterek: “Teknoloji üretiminde öncü rol oynayan gençlerimiz sayesinde ülkemiz, dünya çapında adından söz ettiren projelere imza atmaktadır. Biz de, Atatürk Üniversitesi olarak bu sürece katkıda bulunmaktan onur duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Teknofest’te Teknoloji Rüzgarı Esmeye Devam Ediyor
Teknofest boyunca Türk Yıldızları, SOLOTÜRK, Bayraktar Akıncı ve TB3 gibi yerli üretim hava araçlarıyla gösteriler düzenlenecek. Ayrıca, 50 farklı yarışmaya katılan 790 bin takım ve 1 milyon 650 binden fazla yarışmacı, projelerini sergileyerek dereceye girmeye çalışacak. Bu yarışmalar sonucunda başarılı olan takımlar, toplamda 31 milyon lirayı bulan ödüllerini Teknofest ana sahnesinde alacak. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVRUPA Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, öneri sistemlerinin tasarımı ve işleyişi hakkında detaylı bilgi istedi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, algoritmalarının kullanıcılara içerik önerirken kullandığı parametreler ve seçim süreci ile ruh sağlığı ve küçüklerin korunmasıyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere bazı sistemik riskleri artırmadaki rolleri hakkında bilgi istedi.
AB, teknoloji firmalarının talep edilen bilgileri 15 Kasım’a kadar sunmaları gerektiğini, yanlış veya eksik yanıt verilmesi halinde şirketlere para cezası kesebileceği belirtildi. AB’nin teknoloji kuralları kapsamında Avrupa’da faaliyet gösteren büyük şirketler ve dijital platformların katı kurallara uyması gerekiyor. AB, kurallarını ihlal eden firmalara yüksek para cezası uygulayabiliyor. Daha önce, Facebook, Instagram, AliExpress ve TikTok gibi platformları etkileyen DSA kapsamında uyumsuzluk soruşturmaları başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAKAN KACIR: BU COŞKUYA ORTAK OLACAĞIZ
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Adana’da ilk kez düzenlenen etkinlikle ilgili değerlendirmede bulundu. 2018’den bu yana TEKNOFEST’i gerçekleştirdiklerini kaydeden Bakan Kacır, “Daha önce İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Samsun’da, Gaziantep’te Azerbaycan’da, Bakü’de bu heyecanı hep birlikte yaşamıştık. Şimdi de TEKNOFEST Akdeniz’de, Adana’da Şakirpaşa Havalimanı’ndayız. 2- 6 Ekim tarihlerinde çarşambadan pazara burada bu heyecana, bu coşkuya hep birlikte ortak olacağız” dedi.
‘100 BİN TEKNOGİRİŞİMCİNİN DÜNYAYA AÇILMASINI HEDEFLİYORUZ’
2018’de düzenlenen TEKNOFEST kapsamında 14 yarışma gerçekleştirildiğini, 20 bin gencin yarıştığını hatırlatan Bakan Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu yıl muhteşem bir rekoru gençlerimizle birlikte kırdık. 50 teknoloji yarışmasına 790 bin takımda 1 milyon 650 bin gencimiz katıldı. Dünyada eşi, benzeri olmayan, adeta bir toplumsal dip dalgaya dönüşmüş bir seferberliğe dönüşmüş bir hareket TEKNOFEST. Bu yılın TEKNOFEST’inde 11 yeni teknoloji yarışması var. Kuantum teknolojilerinden nükleer enerjiye, akıllı haberleşme ağlarından hava savunma sistemlerine, finans teknolojilerinden, blok zincir teknolojilerine 11 yeni yarışmayı TEKNOFEST’e ilave etmiş olduk. Her yıl yarışmacılarımız daha ileriye taşıyorlar. Artık sadece araştırma geliştirme projeleri değil, teknoloji girişimlerini de inşa ediyorlar. Malumunuz 2030 için önemli bir hedefimiz var. 100 bin teknogirişimin bu topraklardan doğmasını ve dünyaya açılmasını hedefliyoruz. İşte TEKNOFEST’ler adeta Türkiye’nin girişimci fabrikası olarak bizim o hedefe taşıyan en önemli unsurlar. İnanıyorum ki önümüzdeki günlerde burada çok keyifli vakit geçireceğiz. 7’den 77’ye farklı yaş grupları için hazırlanmış alanlarda çok küçük yaş grubundan misafirlerimiz için hazırlanmış Bilim Merkezi alanlarında, dijital deneyim merkezleri alanlarında yine Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonlarını gerçekleştiren astronotlarımız Alper Gezeravcı ve Tuva Cihangir Atasever’in Türkiye’deki şu anda kurulmuş en büyük planetaryumunda milletimizle bu misyonların detaylarını paylaşacağı alanlarda ve pek çok farklı etkinlikle ziyaretçilerimize, misafirlerimize muhteşem hatıralar yaşatacağız. İnşallah TEKNOFEST’ten bu ateş çemberine dönmüş zor coğrafyada Türkiye’nin tam bağımsızlık yolculuğuna güçlü şekilde devam etmesi için en önemli kazanımlarımız olmayı sürdürecek. Bizler de her daim TEKNOFEST kuşağının Türk gençliğinin önünü açmaya, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde milli teknoloji hamlesi için çalışmaya, sadece savunma sanayinde değil, sanayinin teknolojinin tüm kritik alanlarında haberleşme teknolojilerinde finans teknolojilerinde, sağlık, gıda, tarım teknolojilerinde tüm bu alanlarda Türkiye’nin millileşme sürecini hızlandırmaya devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>” Lübnan’da yaşanan olay bilginin silaha dönüşmesinin örneğidir”
ESKİŞEHİR – Eskişehir Anadolu Üniversitesinde ‘Hukuk Devleti ve Adalet’ konulu açılış dersini veren Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Lübnan’da çağrı cihazlarının aynı anda tek merkezden gönderilen elektronik mesajla patlatılması, bilginin nasıl vahşice bir silaha dönüştürüldüğünün yıkıcı bir örneği olmuştur” dedi.
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, bugün sabah saatlerinde Eskişehir’e geldi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı’nın açılış dersini veren Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, ‘Hukuk Devleti ve Adalet’ konusunu ele aldı.
“Lisans ve ön lisans programları doluluk oranlarında yüzde 102’ye ulaşarak rekor kırdı”
Açılış dersin öncesinde konuşan Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Kemal Şenocak, “1958 yılından bu yana, üniversitemiz yaşam boyu öğrenme odaklı bir dünya üniversitesi olma vizyonuyla pek çok önemli başarıya imza attı. Kentten başlayarak, bölge, ülke ve hatta dünya genelinde insan yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen çalışmalarımızla; bilim, teknoloji, sanat ve spor gibi alanlarda yürüttüğümüz eğitim, araştırma ve projelerle evrensel bilgi ve kültüre katkı sağlıyoruz. Üniversitemiz örgün lisans ve ön lisans programlarının doluluk oranları ek yerleştirmelerle birlikte yüzde 102’ye ulaşarak rekor kırdı. Açıköğretim Sistemi programlarımız da yine yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Bu yıl örgün programlarımıza yeni katılan 4 bin 641 öğrencimizi ve Açıköğretim programlarımıza merkezi yerleştirme ile katılan 72.814 öğrencimizi gönülden tebrik ediyor, hepsine başarılı bir eğitim hayatı diliyorum” dedi.
“Eskişehir, her yönüyle sizi mutlu edecek bir gençlik şehirdir”
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in açılış dersi öncesi Eskişehir’e gelen öğrencilere seslenen Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, “2024-2025 Akademik Yılı’nın başta öğrencilerimiz olmak üzere tüm üniversite mensuplarımız için başarılarla dolu olmasını diliyorum. Tercihim Eskişehir diyerek ilimize ve üniversitemize gelen yeni öğrencilerimize hoş geldiniz diyorum. Eskişehir, sadece üniversite okuduğunuz bir şehir değildir. Bilim, kültür ve sanat alanındaki zenginlikleri yanında her yönüyle sizi mutlu edecek bir gençlik şehirdir. Bu nedenle sizlerden, bu şehrin üniversitesinde okurken, şehri de tanımak için zaman ayırmanızı istiyorum. Mutlu mezunlar olarak üniversitemizden ve şehrimizden ayrıldığınızda, hem üniversitemizin, hem de şehrimizin elçileri olacağınıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Üniversite eğitimi, öğretimi aşan boyutlarıyla ayrıca ele alınması gereken önemdedir”
Üniversite eğitiminin dersten daha farklı konuları öğrencilere işlediğini belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Aslında eğitim, bilgi edinmeyi de içeren daha kapsamlı bir tekamül sürecidir. Bu sürece bilgi edinme dahil olduğu gibi sosyal, kültürel, ahlaki değerler kazandırma, mesleki beceri edindirme, sosyal davranış kurallarını benimsetme de dahildir. Bu bağlamda üniversite eğitimi, öğretimi aşan boyutlarıyla ayrıca ele alınması gereken önemdedir. Üniversitelerimiz evrensel bilginin üretildiği, öğretildiği en önemli eğitim kurumlarımızın başında gelmektedir” dedi.
“Hukuk fakültelerinden 2023 yılında mezun olan öğrenci sayısı 15 bin 744’tür”
Ülkemizdeki hukuk fakülteleri ve mezunları hakkında bilgi veren Yiğit, “Üniversite eğitiminin bir parçası da mensubu bulunduğum hukuk camiasına kaynaklık eden hukuk eğitimi ve öğretimidir. Anadolu Üniversitesi bünyesinde Türkiye’nin köklü hukuk fakültelerinden birini barındırmaktadır. Bu fakülteden mezun olmuş çok sayıda hukukçu bugün Türk yargı sisteminde hakim, savcı, avukat ve hukuk müşaviri olarak görev yapmaktadır. Yükseköğretim Kurulu verilerine göre, bugün itibariyle Türkiye’de 88 hukuk fakültesi bulunmaktadır. Yine aynı verilere göre, hukuk fakültelerinden 2023 yılında mezun olan öğrenci sayısı 15 bin 744’tür. Bu veriler düzenli olarak yayınlanmakta ise de ülkemizin ve adalet camiasının her yıl itibariyle ihtiyacı olan hukukçu sayısı, bunları eğitecek kaç hukuk fakültesi ihtiyacı olduğu, iyi bir hukuk eğitimi için nicelik ve nitelik açısından asgari öğretim elemanlarına duyuran ihtiyaç gibi konular araştırılmaya, incelenmeye ve bilimsel çalışmalara konuk edilmeye muhtaçtır” diye konuştu.
“Hukuk eğitiminin niteliğiyle, adaletin tesisi arasında doğru orantı vardır”
Adalet sisteminin düzgün işleyişi açısından hukuk eğitiminin büyük önem taşıdığını belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “Mevcut veriler ve hukuk eğitimi ile ilgili tartışmalar göstermektedir ki hukuk fakültelerinin akademik yapısı, hukuk eğitiminin akademik düzeyleri, müfredatını, süresini ve yöntemini ayrı ayrı ele alınmalı, değerlendirilmeli ve tartışılmalıdır. Zira tüm hukuk düzeninin ve hukukçuların nihai gayesi olan adalet tesisi ancak iyi yetişmiş, gerekli donanıma sahip hukukçular eliyle gerçekleşebilir. Hukuk eğitiminin niteliğiyle, adaletin tesisi arasında doğru orantı vardır. Bugün için hukuk fakültelerinden mezun olmakla hukuk bilgisi yönünden akademik yetkinlik kanıtlanmış olmakta ise de iyi bir hukukçu olmak için felsefe, mantık, iletişim, bilişim, sosyoloji, psikolojik gibi farklı disiplinlerden de yararlanılması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Hukuk eğitiminde sadece ders dinleme ve kitap okuma şeklindeki klasik eğitim ve öğretim tarzının, mantık kurallarına uygun muhakeme yetkinliği, kendini yazılı ve sözlü olarak ifade etme ve kaynaklara erişim becerisi kazandıran, ezberlemeyi değil araştırmayı, sorun çözmeyi, analitik ve eleştirel bakış açısını içinde barındıran stratejik düşünmeyi ve üretmeye teşvik eden kısaca eğitim ve öğretim sürecinde öğrenciyi edilgen değil etkin kılan bir yönteme dönüşmesi zaruridir” dedi.
“Hukukçuların eğitimi, hukuk fakültelerindeki eğitim ile sınırlı kalmamalıdır”
Hukuk eğitiminin üniversitelerde verilen derslerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yiğit, “Sosyal ve ekonomik hayatın karmaşık bir yapı teşkil etmesi özellikle de teknolojik gelişmeler ve yaygın internet kullanımına bağlı sosyal medya ağlarıyla sanal alışveriş dünyasının etkin ve yaygın kullanımı sonucunda uyuşmazlıklar her geçen gün çeşitlenmektedir. Bu olgu hukuk fakültelerindeki eğitimin günün gereklerine göre uyarlanmasını ve geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu gerçek, hukukçuların eğitiminin hukuk fakültelerindeki eğitim ile sınırlı kalmaması gerektiğini de göstermektedir. Dolayısıyla hukukçuların mesleki eğitimlerinin, meslek hayatları boyunca sürmesi zaruridir. Hukuk eğitiminde temel prensip, ön yargılardan ve peşin hükümlerden uzak bir hukuk eğitimi verilmesidir. Hukukçular ön yargılarla ve peşin hükümlerle yetiştirilmemeli. Açık görüşlü olmalı. Hukukun farklı ideolojiler ve dünya görüşleri için araç olamayacağı bilinci kazandırılmalıdır. Zira hukuk ve hukukun uygulanması yoluyla ulaşılmaya çalışılan adalet, ekmek ve su kadar her ferdin, her topluluğun ayrım gözetilmeksizin sahip olması gereken ve ihtiyacı olan evrensel bir değerdir” diye konuştu.
“Bizler köklerini geçmişinden alan ve umutla geleceğe ilerleyen bir medeniyete sahibiz”
Açılış dersindeki konuşmasını sürdüren Danıştay Başkanı, “Evrensel bir değer olan adalet, bir toplumda insanlar arasındaki ilişkilerde huzurun temini bakımından ne kadar önemliyse belki bundan daha da önemli boyutlarda küresel huzurun ve barışın tesisi ve devamı için elzemdir. Bu bakımdan her bir insanın, her bir milletin ve devletin gözetmesi gereken evrensel ve kutsal temel değer olarak devletler ve milletler, toplumlar ve bireyler, adaleti ve birbirlerinin haklarını gözettikleri takdir takdirde küresel çapta barış tesis edilebilecek ve huzur sağlanabilecektir. Bu bilinçte olan milletimiz, tarih boyunca olduğu gibi milletlerarası camiada ve ilişkilerde bariz şekilde ortaya çıkan haksızlık ve zulüm karşısında adaleti evrensel düzeyde gerçekleştirme azim ve gayretine öncülük etmektedir. ederim. Bizler köklerini geçmişinden alan ve umutla geleceğe ilerleyen bir medeniyete sahibiz. Geçmişte büyük medeniyetler kurduk ve adaletle yönettik. Zulümle yönetilen başka devlet veya otoriterlerin halkları, zaman zaman bu adil yönetim anlayışımız nedeniyle kendiliğinden kurduğumuz imparatorluklarımızın yönetimine girmeyi kabul ettiler. Ancak geçmişimizle övünerek mesafe alınmayacağı ortada olup ileriye doğru atılacak adımların çok sağlam bir şekilde atmak zorundayız. Buna da öncülük yapacak olan kurumların başında milletimizin ve devletimizin gelecek tasavvurunun merkezinde olan üniversitelerimiz gelmektedir” ifadelerini kullandı.
“Bilim ve bilgi, başlı başına bir güçtür ve günümüzde silah olarak kullanılmaktadır”
Lübnan’da çağrı cihazlarıyla yapılan saldırının günümüzdeki bilim ve bilginin silaha dönüşmesindeki bir örnek olduğunu belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, “İnsanlık tarihinin en zor anlarını, en çok çatışmaların, çekişmelerin ve zulmün olduğu zamanlarını yaşıyoruz. Bu zaman dilimi, yaşadığımız bu çağ, dijitalleşme ve bilişim çağıdır. Hikmet ve irfan yoksunu insanların elinde gelişen bu bilim ve bilgi, başlı başına bir güçtür ve günümüzde silah olarak kullanılmaktadır. Bilgiyi güç ve silah olarak kullananlar, teknoloji, ticaret, uluslararası örgütler vesair her alanda kurdukları hegemonik bir yapı ile dünyadaki mazlum ve masum milletlerin seslerinin çıkmasına mani olmaya çalışmaktadırlar. İnsanlığın hayrına olan teknoloji ve. Günümüzde silaha dönüştürüldüğünü görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Lübnan’da çağrı cihazlarının aynı anda tek merkezden gönderilen elektronik mesajla çarşı, pazar, market, park vesaire gibi halka açık yerlerde patlatılarak yüzlerce kişinin öldürülmesi, binlerce insanın yaralanması, masum binlerce insanın temel insan hakkı olan yaşam hakkının nasıl ihlal edildiğinin, bilginin nasıl vahşice bir silaha dönüştürüldüğünün en yıkıcı bir örneği olmuştur” dedi.
“Adalet ve eşitlik anlayışına dayalı yeni bir uluslararası sistemin kurulması gerekiyor”
Uluslararası düzeyde kurulacak yeni sistemle dünya genelindeki çatışmaların ve anlaşmazlıkların sona erebileceğini belirten Danıştay Başkanı Yiğit, “Bilginin, insanlığın ve kainatın hayrına kullanılması gerekirken bir tür silah olarak kullanılmasının önüne geçecek güçlü uluslararası hukuksal mekanizmalara duyulan ihtiyaç da açıktır. Somut örneklerini Filistin’de, Gazze’de, Lübnan’da, Doğu Türkistan’da yaşananlarda gördüğümüz gibi milletlerarası ilişkilerde adalet ve eşitlik ilkelerinin görmezden gelindiği, güçlünün haklı kabul edildiği, zulme uğrayanın hakkını arayacağı mekanizmaların işlemediği bir gerçektir. Artan uluslararası anlaşmazlık ve çatışmaların temel sebebini de bu durum olduğu açıktır. Bu çatışma ve anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması ancak adalet ve eşitlik anlayışına dayalı yeni bir uluslararası sistemin kurulmasıyla mümkün olacaktır. Milletler arası ilişkilerde adalet ve eşitlik ilkelerinin görmezden gelinmesinin somut tezahürü olarak coğrafyamızda yaşanan çatışma ve savaşlar en temel insan haklarından olan yaşam hakkı ihlal edilen ve can güvenlikleri tehlike altında olan insanları sığınacakları güvenli bir yer arayışına itmektedir. Aynı coğrafyayı ortak tarihi mirası, kültürel ve manevi değerleri paylaştığımız bu insanlar, canlarını tehlikede gördüklerinde zulme uğradıklarında sığınılacak en güvenilir ülke olarak Türkiye’yi görmektedirler” diye konuştu.
“Günümüzde medeniyet ve insanlık büyük bir sınav vermektedir”
İnsan haklarının ve adaletin korunması için hukukun tüm imkanlarının kullanıldığını belirten Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, şu ifadeleri kullandı:
“Hukukun ve onu uygulamakla görevli bir yetkili yargının korumaya çalıştığı en önemli evrensel değer insan hakları ve adalettir. Geçmişte adaletle dünyayı yönetmiş bir milletin ve atalarımızın mirasçısı olarak onlardan devraldığımız bu hak ve adalet değerlerinin, dünyanın birçok yerinde sürdürülen zulüm karşısında yoksunluğunu yaşadığımız bu zaman diliminde yeniden hakim olması için mücadelesini vermek, adil bir dünya için çalışmak, sizlerin ve gelecek nesillerin en büyük sorumluluklarından biridir. Günümüzde medeniyet ve insanlık büyük bir sınav vermektedir. Bilginin silaha dönüştürüldüğü günümüzde aşırı silahlanmanın getirdiği güç dengesizlikleri, savaşları ve çatışmaları körüklemekte, bu savaşlarda sergilenen orantısız güç kullanımları, insan hakları ihlalleri boyutunun çok üstüne çıkarak, bir insanlık suçu olan soykırım olarak tezahür etmektedir. Uluslararası camiada zulmü oraya milletlerin hakkını korumanın, haklı olanı güçlü kılmanın yolu, milletlerarası adil bir düzeni hayata geçirecek yeni yapılanmadan ve bunu ayakta tutacak güçlü bir hukuki temele dair dayalı kurumların teşkilinden geçmektedir.”
Danıştay Başkanı Zeki Yiğit’in açılış dersinin ardından Eskişehir’de bulunan üniversitelerde görev yapan ve “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde yer alan akademisyenlere tebrik belgeleri verildi.
Törene, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ulus Caddesi’nde bir mobilya mağazasını işleten Şahin Bozdağ (52) ile nişanlısı Ayşe Ekinci’nin bakımını üstlendiği “Efe” isimli kedileri, iki yıl önce apartmanın 7’inci katından düşerek ağır yaralandı.
Omuriliğinde kırıklar nedeniyle iki ameliyat geçiren kedi, hayata tutundu ancak arka iki ayağı felç kaldı.
Şahin Bozdağ, kedinin sürünmeden hareket edebilmesi için sosyal medyadan gördüğü yürütecin benzerini tasarlayarak dükkanındaki atölyede imal etti.
Kedilerinin tekerlekli yürüteç sayesinde rahatlıkla hareket edebildiğini ifade eden Bozdağ, onunla tekrar oyunlar oynayabildiklerini ifade etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde basına kapalı gerçekleşen kabulde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da hazır bulundu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. Kenar, işitme sağlığında erken teşhis ve sosyal desteğin önemini vurguladı
Op. Dr. Tuna Kenar: “Yüksek sesli müzik dinlemek, gençlerin işitme sağlığını tehdit ediyor”
DENİZLİ – Gelişen teknolojinin gençlerin sağlığını da olumsuz yönde etkileyebildiğine işaret eden Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuna Kenar, “Yüksek sesli müzik dinlemek, gençlerin işitme sağlığını tehdit ediyor” dedi.
Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuna Kenar, 23-29 Eylül tarihleri arasında kutlanan Uluslararası İşitme Engelliler Haftasında işitme sağlığı ve işitme cihazları konusunda önemli uyarılarda bulundu. Hafta etkinliklerinin işitme engellilerin topluma entegrasyonunu sağlamak ve farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir fırsat sunduğunu belirten Dr. Kenar, işitme kayıplarının önlenmesi ve tedavi edilmesi noktasında toplumda bilinç oluşturmanın önemine değindi. Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara yapılan işitme taramalarının erken yaşta muhtemel işitme kayıplarının tespit edilmesi açısından kritik öneme sahip olduğunun altını çizen Dr. Kenar, son yıllarda gençlerde yüksek sesle müzik dinlemenin işitme kaybına yol açtığına dair artan bir kaygı olduğuna dikkat çekti.
“Bin doğumdan, 2 ile 4 arasında yeni doğan bebekler işitme engelli olarak doğmaktadır”
Dünyada 70 milyon, ülkemizde ise 200 bin civarında işitme engelli birey olduğunu belirten Op. Dr. Tuna Kenar, 2000’li yıllardan itibaren Yeni Doğan İşitme Taraması ile yeni doğan bebeklerin işitme engelli birey olup olmadıklarını tespit edildiğini söyledi. Yapılan istatistiklerde bin doğumda 2 ile 4 arasından yeni doğan bebeklerin işitme engelli olarak doğduklarını vurgulayan Op. Dr. Tuna Kenar, “Dünyada yaklaşık günümüzde 70 milyona yakın ülkemizde ise 200 bin civarında işitme engelli birey bulunmakta. Bu kişiler tabi yeni doğan ve en yaşlı bireyler olmak üzere sayılmaktadır. Dış dünyaya açılan penceremizi işitme aracılığıyla sağlayıp daha sonrasında sesimizle bunu duyurarak insanlarla iletişime geçiyoruz. Ülkemizde 2000’li yıllardan itibaren Yeni Doğan İşitme Taraması Programı uygulanarak yeni doğanlara işitme engelli bireylere buluyoruz. Bu da erken dönemde tanı ve tedavisi yapılmakta. Yapılan istatistiklere göre bin doğumda 2 ile 4 arasında yeni doğan bebek işitme engelli doğmaktadır. Biz de bu bebekleri erken teşhis koyarak işitme cihazları kullanıyoruz ama bunlardan fayda görmez ise Bionik kulak ya da daha ilerleyen aşamada beyin sapı impilantı ile bu bireylerin işitmelerini sağlanarak topluma kazandırılmaktadır” şeklinde konuştu.
“Yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı erken dönemde işitme kayıpları sıkça görülüyor”
Op. Dr. Tuna Kenar, okul öncesi ve ilkokul birinci sınıftaki çocuklara işitme taramaları yapılarak o çağdaki çocuklarında işitme engeli olup olmadığını tespit ettiklerini belirtti. Ayrıca son zamanlarda gelişmekte olan teknolojinin gençlere etkilediğini ve yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı erken dönemde işitme kayıplarının sıkça görüldüğünü kaydeden Dr. Kenar, “Bunların dışında işitme kayıplarının sıralayacak olursak okul öncesi ve ilkokul birinci sınıfta işitme taramaları yapılarak o çağdaki çocuklarda işitme engelli durumu saplanmaktadır. Genç nüfusta ise son dönemlerdeki teknolojik aletler ve yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı erken dönemde de işitme kayıpları görülmektedir. Esasen ileri yaşta daha çok gördüğümüz yaşlanmaya bağlı işitme kaybı da karşımıza sık çıkıyor. Mesela 75 ile 80 yaşındaki bireylerin yaklaşık yüzde 50’si işitme cihazı kullanacak derecede işitme kaybı oluyor. Burada önemlisi özellikle ileri yaşta eğer sesi duyamazsa insanlar beyne yeterince uyarılmadığı için ve bir çıktı da veremeyeceği için sosyalleşmesi azalıyor ve beyin kullanımı da yavaşlıyor. Alzheimer, Demans ve yaşlılık depresyonu hastalıklarında artış olmaktadır” dedi.
“İşitme cihazı kullanan bireylerin çevresindeki vatandaşlar desteklemelidir”
Hangi çağda olursa olsun işitme cihazı kullanan bireylerin çevresinden vatandaşlar tarafından desteklenmesini vurgulayan Dr. Kenar, “Hangi çağda olursa olsun işitme cihazı kullanılması gerektiği durumlarda bu kişilerin ve etrafındaki kişilerin sosyal olarak desteklenmesi gerekmektedir. Çünkü bu bizim çok sık karşılaştığımız toplumsal handikap, sanki bir engellilik göstergesi gibi görülüyor. Teknolojinin ilerlemesi ile kulak içi gözükmeyecek derece ciplerde mevcut. ya da daha teknolojik ciplerde mevcut. Bir de teknolojinin gelişmesi ile cip teknolojinin de gelişmesi ile bu cihazlar eskisi gibi ses yapma ve benzeri gibi durumları mevcut değil. Şimdiki ciplerin kullanılması daha da kolay durumda. Dolayısıyla işitme cihazı kullanması gereken bireylerin çevresindeki vatandaşlar hastaya desteklenmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zhao, Karasal ve Deniz Üstü Rüzgar Etkinliği (WindEnergy Hamburg) kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin enerji dönüşümü için gerekli kapasite artışında her yıl ortalama 1 gigavat hacim yarattığına işaret eden Zhao, “Bu dönüşümü hayata geçirmek için 1 megavatı bile hesaba katmalıyız. Kapasite artışında Avrupa’da sadece birkaç ülke Türkiye ile yarışabiliyor. Bunlar Almanya, İspanya gibi uzun yıllardır rüzgar enerjisi sektöründe olan ülkeler.” diye konuştu.
Zhao, Türkiye’nin küresel rüzgar enerjisi kurulu gücüne sağladığı kapasite artışı ve ekipman üretimi ile kattığı değerle Avrupa’da ilk 10’da bulunduğuna işaret etti. Zhao, şöyle devam etti:
“Türkiye ekipman üreten bir ülke. Daha da önemlisi tedarik zinciri güvenliği ve bu zincirin devamlılığını sağlayabilen bir ülke konumunda. Coğrafi olarak doğu ile batının birleştiği eşsiz avantajlara sahip. Bu durumda özellikle Kovid-19 salgını sonrası oluşan tedarik zinciri sıkıntılarında Türkiye’nin rolü ortaya çıktı. Çin kadar büyük kapasiteli olmasa da ekipman talebine cevap verebilen bir ülke oldu. Üretim kapasitesini belki 3’e katlayarak ve Avrupa ile rüzgarda daha fazla işbirliği yaparak sektörün gelişimi desteklenebilir. Rüzgar enerjisi ekipman tedarikinde Türkiye özellikle Avrupa için vazgeçilmez bir pazar. Ekipman üretiminde Avrupa büyük oranda Çin’e bağımlı ancak tedarik zinciri değişiminde yumuşak geçiş gerekiyor, Türkiye sahip olduğu imkan ve potansiyelle avantajlı konumda bulunuyor.”
Türkiye’de yatırımcıların ilgi duyduğu yenilenebilir enerji kaynaklı yeşil hidrojen üretimi konusunda da bilgi veren Zhao, “Yeşil hidrojen ve amonyak üretimi konusu Kovid-19 salgınından önce çıkmıştı. Bu iki konu da şu an enerji sektörünün anahtar konuları halinde geldi. Bu teknoloji hala çok yeni olsa da birkaç yıl içinde küçük ölçekli yeşil hidrojen projelerinin hayata geçeceğini öngörüyoruz. Yüksek maliyetler sebebiyle beklenenden biraz daha yavaş ilerlese de gerçekleşecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düşüyor”
GWEC Endüstri Üst Yöneticisi (CIO) Stewart Mullin de enerji dönüşümü için gerekli yenilenebilir enerji artışında rüzgar enerjisine büyük iş düştüğünü belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Rüzgar enerjisinin enerji dönüşümüne anlamlı katkısı için mevcut kapasite artışının iki katına çıkması gerekiyor. Türkiye dahil tüm ülkelerin buna katılımı oldukça önemli. Dünyada yeni rüzgar enerjisi kurulumları için yeterli ekipman var mı, yeterli elaman var mı, yeterli kapasite açılacak mı? Sektörde odaklandığımız konular bunlar.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların araçlarda kullanımını yasaklamayı planlıyor. Yetkililer kararın, özellikle otomotiv sektöründeki güvenlik risklerini azaltmayı hedeflediğini ifade etti.
ABD hükümeti, güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların otomobillerde kullanılmasını yasaklamayı planladığını duyurdu. Yetkililer, ‘Çin’in teknolojik araçlarını kullanmanın potansiyel risklerini’ vurgulayarak, otomotiv sektöründe bağımsızlık sağlamak amacıyla bu düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Açıklamada, kararın ABD içindeki otomobil üreticilerini etkileyecek ve ülkenin teknoloji politikalarındaki değişimlerin bir parçası olarak görüldüğü belirtildi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Çin’in ABD’nin ulusal güvenlik kavramını aşırı esnetmesine ve ilgili Çin şirketlerine ve ürünlerine karşı ayrımcı önlemler almasına karşı olduğunu söyleyeyim. ABD’yi piyasa ekonomisi ilkelerine saygı göstermeye ve Çinli şirketler için açık, adil, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlamaya çağırıyoruz. Çin, yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden yapılan açıklamada görülerine yer verilen Dr. Orhon, televizyon, internet siteleri ve video oyunlarının çocukların dikkatini çekmek için yarıştığına işaret ederek, çocukların bilinçsizce medya karşısında şiddet ve risk alma davranışlarını örnek aldığını aktardı.
Orhon, “Çocuklar cinsel içerikli yayınlar, yasaklı madde kullanımı, siber zorbalık, yanıltıcı veya yanlış bilgiler, güvenli olmayan davranışlara yöneltebilecek akrobasi veya meydan okuma videolarına maruz kalıyor.” ifadelerini kullandı.
Çocukların ekran başında geçirdiği zamanı yönetmenin aileler için zorlayıcı olabildiğine vurgu yapan Orhon, ekran başında geçirilen süreyi çocukların doğru bir şekilde planlayamayacağının altını çizdi.
“Çocuklar 18 aylık olana kadar ekrana hiç maruz bırakılmamalıdır.” uyarısında bulunan Orhon, “18 ila 24 ay arasında günde en fazla 20 dakika, bakıcıyla birlikte eğitim programlarını izleyebilir. 24-60 ay arası çocuklar için eğitim dışı ekran süresini hafta içi 1 saat, hafta sonu 3 saat ile sınırlandırılmalıdır. 5 yaş ve üzeri çocuklar için sağlıklı alışkanlıklar teşvik edilmeli ve ekran içeren aktiviteler sınırlanmalıdır. Aşırı ekran kullanımı uyku sorunları ve okul başarısında düşüşe yol açabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Ailelerin yemek yerken ve gezi sırasında tüm ekranları kapatması gerektiğini aktaran Orhon, “Ebeveyn denetimleri hakkında bilgi edinin ve bunları kullanın. Ekranları emzik, bebek bakıcısı olarak veya öfke nöbetlerini durdurmak için kullanmaktan kaçının. Yatmadan 30-60 dakika önce ekranları kapatın ve yatak odalarından çıkarın.” açıklamasını yaptı.
Çok fazla ekran başında kalmanın çeşitli sorunlara yol açacağına dikkati çeken Orhon, bu sorunları, uyku problemi, akademik başarıda düşüş, aile ve arkadaşlarla daha az zaman geçirme, açık hava etkinlikleri ve fiziksel aktivitelerden uzaklaşma kilo sorunları, duygu-durum bozuklukları, zayıf kişisel imaj ve vücut imajı sorunları olarak sıraladı.
Çocukların fikirlerini ve endişelerini paylaşmasına izin verilmesi gerektiğine değinen Orhon, şunları kaydetti:
“Çocuğunuzla ekranda gördükleri hakkında konuşun. İş birliği, arkadaşlık ve başkalarıyla ilgilenme gibi iyi davranışlara dikkat çekin. Reklamların ve reklamların seçimleri nasıl etkilediğinin farkında olun ve çocuğunuzu ekran gerektirmeyen spor, müzik, sanat, hobiler gibi diğer etkinlikleri öğrenmeye teşvik edin.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kentte 20 Ağustos’ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili’ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Bu kapsamda EÜ Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alper Doğan koordinatörlüğündeki uzmanlar, “İzmir Körfezindeki Balık Ölümleri ve Kötü Kokunun Nedenlerinin İncelenmesi” başlıklı rapor hazırladı.
Prof. Dr. Alper Doğan, AA muhabirine, körfezde daha önce bu boyutta bir tür ve birey kaybı görmediklerini, daha çok balık ölümleri konuşulmasına rağmen deniz dibindeki canlılığın da önemli ölçüde yok olduğunu saptadıklarını aktardı.
Deniz dibinde neler olduğunu anlamak için çalışma yaptıklarını anlatan Doğan, şunları kaydetti:
“Çünkü denizel ortam sadece balıklardan ibaret değil diğer canlılar bundan nasıl etkilendi diye örnekleme yaptık. Kıyıda yaptığımız örneklemelerde ki bunlar çok dayanıklı canlılar; midyelerin tamamen öldüğünü, bir tane bile canlı birey kalmadığını tespit ettik. İç körfezde yıllardır izleme yaptığımız nokta var, tekrar örnekleme yaptık ve hızlı biçimde bunu değerlendirdik. Geçen yıl 19 türe ait 1486 birey tespit ettiğimiz örnekleme sahasında bu yıl 4 türe ait 7 birey var. Maalesef çok çarpıcı bir sonuç.”
Tek beklenti havaların soğuması
Alper Doğan, ölümlerin önüne geçmek için kısa vadede tek beklentinin havaların bir önce soğuması olduğuna dikkati çekerek, “Havalar soğudukça canlıların metabolik faaliyetleri ve dolayısıyla oksijen ihtiyaçları kısmen azalırken suyun oksijen tutma kapasitesi de artıyor. Bunun dışında iç körfezde sıkıntının yoğun olduğu bir kesimde belirlenecek en azından bir bölgenin güçlü biçimde havalandırılması ile o bölgedeki balıkların ve diğer canlıların hayatta kalmalarına katkı sağlanabilir.” diye konuştu.
Orta körfezin de çok kirli olmasının canlıların iç körfezden dış körfeze kaçmalarını önlediğini aktaran Doğan, bunun balık ölümlerinin bu kadar yüksek olmasında etkili olduğunu düşündüklerini dile getirdi.
Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önceki dönemlerde sıkıntı sadece iç körfezdeydi. Orada sıkıntıyı gören canlı, dış körfeze doğru gittikçe orta körfezden sonra rahatlıyordu. Şimdi orta körfez de kirletildiği için körfezi terk etmek isteyen balıklar muhtemelen daha da sıkıntılı bir ortamla karşılaşıyorlar ve maalesef ölümler yaşanıyor.”
Su Ürünleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tolga Dinçer, balık ölümlerinin iç körfezdeki kirlenme kaynaklı olduğunu, alınan numunelerde mikrobiyolojik veya paraziter bir bulguya rastlamadıklarını, bunun da oksijen eksikliğini gösterdiğini aktardı.
Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ise İzmir Körfezi’ndeki soruna karşı duyarlı olduklarını, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü çalışmalara bilimsel katkı sunmaya devam edeceklerini bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 2023 yılında başvuruda bulunulan Dünya Bankası finansmanlı proje doğrultusunda Kutlubey Kampüsünde inceleme gerçekleştirildi.
Enerji üretimine uygun alanları değerlendirmek amacıyla yapılan ziyarette, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından elektrik ve elektronik mühendisi Batuhan Aksoy ile müşavir firma yetkilisine, BARÜ Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Gökhan Arslan ve enerji yöneticisi makine yüksek mühendisi Meriç Küçükköse eşlik etti.
Yapılan ön incelemede, Spor Bilimleri Fakültesi açık otoparkı ile Eğitim Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi karşısındaki otoparkların, güneş enerjisi verimliliği projesi için yeterli kriterleri sağladığı görüldü.
Heyet, daha sonra BARÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevim Çelik ile Genel Sekreter Prof. Dr. SelçukGümüş’ü ziyaret ederek bilgi verdi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Rektör Prof. Dr. Orhan Uzun, BARÜ’nün sürdürülebilirlik alanındaki başarılı çalışmalarına bir yenisini daha eklediğini belirtti.
Ülkenin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji dönüşümüne yönelik uygulamalarını desteklediklerini, temiz enerjiden elektrik üretimi sağlamak için kararlı adımlar attıklarını vurgulayan Uzun, şunları kaydetti:
“Bu noktada tükettiğimiz enerjinin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması için önemli projeyi daha hayata geçiriyoruz. Yeşil enerji diye tabir edilen güneş enerjisi sistemlerini yerleşkemize uyarlayarak, hem çevreyi koruyacak hem de kullandığımız elektriği üreteceğiz. Bu itibarla ‘daha yeşil ve daha temiz bir gelecek’ hedefiyle çıktığımız bu yolda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a teşekkürlerimi sunuyorum. Daha iyiye ulaşma ve topluma model olacak çalışmaları hayata geçirme konusundaki teşvikleri için ise YÖK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar ve YÖK üyelerimize teşekkür ediyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir’in dünyaya açılan kapısı 93. İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), alanında uzman isimleri de yurttaşlarla buluşturuyor. Seri ve inovatif girişimci, fütürist ve Türkiye Fütüristler Derneği Onursal Başkanı Alphan Manas, “Teknoloji” temasıyla ve “Zamanın Ötesine Geçiyoruz” sloganıyla devam eden fuar kapsamında “TechTalks” etkinliğine konuk oldu.
İZFAŞ ile İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, “Gelecek” başlığıyla katılımcılarla tecrübelerini paylaşan Alphan Manas, teknolojinin gelişimine değindi. Manas, “2030’a gelindiğinde insanların hafızalarını internete yüklemeye başlayacakları, 2045’te ise insanın yapay zeka temelli makinelerle birleşeceği belirtiliyor. 2023’te 30 yaşında olanların, ölümsüz olma şansı yüzde 50. Ölümsüzlük yavaş yavaş gelmeye başladı. Ölen yakınlarımızla çok yakında konuşuyor olabileceğiz. Sanal gerçeklik gözlüklerimizi taktığımızda, onlarla iletişim kurmaya başlayacağız. Dünya bu noktaya doğru gidiyor. Biraz korkutucu ama yaşam da böyle” diye konuştu.
“Yapay zeka ile rekabet edecek altyapı gerekiyor”
Gelecekte mavi yaka diye bir şeyin kalmayacağını, hepsinin metal yakaya dönüşeceğini ifade eden Manas, şunları söyledi: “Her şeyi robotların yaptığı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Duvar ustası artık robot. Süper akıllı toplum olmak zorundayız. Yapay zeka ile rekabet edecek altyapı gerekiyor. Oysa dijital dönüşümü bile bu ülke tamamlayamadı. Tarımda otomasyon yapacaklarını söylüyorlar. Tarımda yaş ortalaması 55. Bu insanlar nasıl bilgisayar kullanacak? Yetkinliklerimiz gelecek için yeterli mi? 2025 yılı itibariyle yetkinlikler değişecek. Analitik düşünme ve inovatif olma, eleştirel düşünme, karmaşık problem çözme, stres altında karar verme, stresi yönetme önemli.”
“Çok yakında açlık çekeceğiz”
2030’dan sonra yazılımcı ihtiyacı kalmayacağını da vurgulayan Alphan Manas, dikey tarıma değinerek, “Bu ülkenin en büyük sorunu tarım. Çok yakında açlık çekeceğiz. Çiftçiliği öğrenmeliyiz. Türkiye, Gıda Sürdürülebilirlik Endeksinde 67 ülke arasında 58’inci. Dikey tarımda işletme maliyetinin yüzde 50’si işçilik. Yüzde 10’u ürün, yüzde 40 civarı da enerjiden oluşuyor. Dikey tarım lojistik istemiyor. Bu ülke çok derin bir uykuda. Artık uyanmak zorundayız” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Getir, 24 Haziran’da 250 milyon dolarlık yeni bir yatırım aldığını açıklamıştı. Bu yatırım sonrası stratejik bir yeniden yapılanmaya giden Getir, bundan sonra her biri farklı pazar fırsatlarına odaklanan iki ayrı grup olarak faaliyetlerine devam edeceğini duyurmuştu.

MUBADALA ŞİRKETE EK SERMAYE SAĞLAMIŞTI
Bloomberg’in haberine göre ilk grubun Getir’in Türkiye’deki online market ve yemek teslimatı hizmeti işine odaklanırken, ikinci grubun ise Getir’in e-ticaret, finans, mobilite ve ABD’deki FreshDirect’in de olduğu diğer faaliyetlerini yürüteceği belirtilmişti.
Öte yandan, Getir’in mevcut hissedarlarından Mubadala Investment Company’ın şirkete ek sermaye sağlayarak Getir’in Türkiye’deki online market ve yemek teslimat hizmeti işinde yönetime ve çoğunluk hissesine sahip olacağı aktarılmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Kurulum çalışmaları devam eden 5 yeni model fabrikayla bu örnek tesislerin sayısını 15’e çıkaracağız ve sanayimizin dijital çağa adaptasyonunu güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz” dedi.
Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmete giren Samsun Model Fabrika’nın açılışa Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun MilletvekiliÇiğdem Karaaslan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Milletvekili Dr. Mehmet Muş, AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları ve iş insanları katıldı.
Açılış öncesi konuşan Bakan Kacır, “Bölgemizde ve dünyada yaşanan eknomik, politik ve sosyal kriz ortamına rağmen durmaksızın yolumuza devam ediyoruz. Son 22 yılda hayata geçirdiğimiz yatırım, üretim, istihdam ve kalkınma hamleleriyle daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye’ye doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Bağımsızlığımızın, büyümemizin, kalkınmamızın yapı taşlarından sanayi ve teknolojide her geçen gün yükselen bir ivmeyle yolumuza devam ediyoruz. Son 22 yılda sanayi sektöründe çalışan sayımızı 3 milyon 900 binden, 6 milyon 700 bine çıkardık” diye konuştu.
Organize sanayi bölgelerinin (OSB) sayısını 191’den 360’a yükselttiklerini ifade eden Bakan Kacır, “Kurduğumuz 45 endüstri bölgesini Türkiye’nin üretim üsleri haline getirdik. Eş zamanlı olarak ülkemizin küresel üretim üssü rolünü güçlendirecek, katma değerli, rekabetçi ve sürdürülebilir üretim altyapımızı bir üst lige taşıyacak dijital dönüşüm atılımlarını hayata geçiriyoruz. Yüksek teknoloji yatırımları için Ar-Ge’den seri üretime uçtan uca bütüncül bir destek mekanizması sunan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programımızın dijital dönüşüm çağrısıyla dijital dönüşüm alanında öncü ve yenilikçi 36 projeyi uçtan uca destekliyoruz. Yakın zamanda ilan ettiğimiz Yükselen Yenilikçi Teknolojiler Çağrısıyla da iklim teknolojilerinden malzeme teknolojilerine, biyoteknolojiden bilgi ve iletişim teknolojilerine paradigma değişimlerinin yaşandığı birçok alanda yeni yatırımlara öncülük ediyoruz” dedi.
8,2 MİLYAR EURO BÜTÇELİ DİJİTAL AVRUPA PROGRAMI’NA KATILDIK
8,2 milyar Euro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldıklarını hatırlatan Bakan Kacır, “Program kapsamında süper bilgisayarlardan yapay zeka test merkezlerine ve deney tesislerine KOBİ’lerimizin, sanayicilerimizin dijital dönüşüm yolculuklarında ihtiyaç duydukları kritik önemi haiz altyapılara erişimlerini sağladık. Dijital Avrupa Programı’nın en önemli mekanizmalarından, ülkemiz sanayisinin, KOBİ’lerinin ve kamu kurumlarının dijital dönüşümündeki önemli aktörlerden biri olacak 5 konsorsiyum ‘Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri’ (ADİM/EDIH) ağına dahil oldu. Tabii bizler ortaya koyduğumuz başarılı çalışmalarımızı, ileriye dönük plan ve programlarımızı sizlerle paylaşırken; tüm bu yapının odağı nitelikli insan kaynağımızdır ve geleceğimizin umudu olmazsa olmazımız gençlerimizdir. ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ hedeflerimize giden yolda azimle, kararlılıkla devam ediyorsak, buradaki temel misyonumuz elbette ki insanımıza, gençlerimize yatırım yapmaktan asla vazgeçmeyen bir anlayışa sahip olmamızdır. TEKNOFEST’ler, DENEYAP Teknoloji Atölyelerimiz, Sektör Kampüste programımız ve yeni devreye aldığımız Milli Teknoloji Atölyelerimizin arka planında hep gençlerimizin ve beşeri sermayemizin gelişimi yatmakta. Gençlerimizin geleceğin yetkinlikleriyle donatılması önceliğimizdir. Bir diğer önceliğimiz de mevcut işgücümüzün dönüşümüdür” diye konuştu.
MODEL FABRİKALARLA DİJİTAL ÇAĞA ADAPTASYONU GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ
Samsun’da kurulan model fabrika ile sayılarını 10’a çıkarttıklarını belirten Bakan Kacır, “Model fabrikalarımızla sanayicimizi ve emekçilerimizi yalın üretim ve dijital dönüşümle buluşturuyoruz. İlkini 2018 yılında Ankara’da faaliyete aldığımız Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezlerimizin, yani model fabrikalarımızın sayısını kısa dönem içinde 10’a çıkardık. Bugüne kadar model fabrikalarımızda 508 öğren-dönüş programı düzenledik. 170 yalın proje uygulama çalışması gerçekleştirdik ve 3 bine yakın firmamıza eğitim verdik. Verdiğimiz bu desteklerle, eğitimlerle firmalarımızı sanayinin dijitalleşme yolculuğuna hazırladık. Böylece sanayicilerimizin verimliliklerinde yüzde 76’ya varan artış, üretim sürelerinde ortalama yüzde 34 düşüş ve üretimlerinde yüzde 140’ı bulan artış elde ettiklerini memnuniyetle ifade etmek isterim. Kurulum çalışmaları devam eden 5 yeni model fabrikayla bu örnek tesislerin sayısını 15’e çıkaracağız ve sanayimizin dijital çağa adaptasyonunu güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz. Bugün de açılışını gerçekleştirdiğimiz Samsun Model Fabrikamız ile sanayide dijital dönüşüm ve verimlilik potansiyelimizi çok daha yukarılara taşıyacağımıza inanıyorum”
Samsun’daki Model Fabrikanın bin metrekare alana kurulduğunu ifade eden Bakan Kacır, “Samsun Merkez Organize Sanayi Bölgesi’nde bin metrekare alanda kurduğumuz bu tesisi son teknolojili makine ve ekipmanlarla donattık. Samsun’un güçlü imalat sanayisine güç katacak ve rekabet gücünü artıracak model fabrikamız, yalın üretim eğitimlerine katılmak isteyen tüm KOBİ ve işletmelerimize açık olacak. Şimdiden 10 farklı eğitim ve etkinlikle 800’den fazla kişiye ulaşan fabrikamız Samsun başta olmak üzere bölgedeki sanayicilerimize hizmet etmeye başladı. Gelecekte binlerce firmanın verimlilik artışını ve dijitalleşmelerini sağlama hedefiyle kurduğumuz bu fabrikanın Samsun ve bölge sanayisinin dijital dönüşüm yolculuğunda başat aktörlerden biri olacağına hiç şüphem yok. Şunun iyi bilinmesini isterim ki; Samsun için kararlılıkla çalışmaya, eser ve hizmet üretmeye, gönülleri fethetmeye devam edeceğiz. Samsun’un bizlere gösterdiği yüksek teveccühün hakkını vermeyi sürdüreceğiz”
OVP İLE ÖNÜMÜZDEKİ 3 YILLIK ROTAMIZI BELİRLEDİK
Orta Vadeli Program (OVP) ile 3 yıllık rotayı belirlediklerini belirten Bakan Kacır, “Önümüzdeki dönemde de Samsun’u ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz çerçevesinde eser ve hizmet anlayışıyla donatmayı sürdüreceğiz. Şehrimizin üretim kabiliyetine ve gücüne yeni halkalar ekleyerek inşallah yerelden genele yayılan emsal teşkil edecek bir başarı zinciri oluşturacağız. Bizler her daim çalışanın, üretenin, bu ülke için alın ve akıl teri dökenin yanında yer almaya devam edeceğiz. Dün açıkladığımız OVP ile önümüzdeki 3 yıllık rotamızı belirledik. Önümüzdeki dönemde de ilgili tüm kurumlarımızla eş güdüm içinde, yüksek katma değerli üretimi önceleyen bir sanayi politikası ile yapısal dönüşümü hızlandıracağız. Ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle teşvik mekanizmalarımızı daha güçlü hizalayan yeni teşvik modelimizle yatırımcılara selektif ve program bazlı olarak cazip teşvikler sunacağız. Yeni teşvik modelimizin önemli bir sütunu konumundaki ve yakın dönemde kamuoyuyla detaylarını paylaşacağımız Yerelde Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında 81 ilimizin potansiyelini ve yetkinliklerini harekete geçirecek yatırım başlıklarını tespit ettik. Yine dün yürürlüğe giren OSB Yönetmeliği’yle de OSB sistemimizde reform niteliğinde adımlar attık. OSB’lerimizde kamulaştırma, altyapı ve tahsis süreçlerine hız kazandıracak düzenlemleri gerçekleştirdik. Sanayicilerimizle, girişimcilerimizle yakın iş birliği içerisinde hareket etmeye devam ederek bu toprakları yeni yatırımlarla bereketlendirmeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken Samsun Model Fabrika’mızın Samsun’umuza Samsunlu hemşehrilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum”
Konuşmaların ardından Samsun Model Fabrikası’nın açılış kurdelesi geçildi.
Haber: Gökhan İÇKİLLİ – Kamera: Berkay YILDIZ/Samsun
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Kurulum çalışmaları devam eden 5 yeni model fabrikayla bu örnek tesislerin sayısını 15’e çıkaracağız ve sanayimizin dijital çağa adaptasyonunu güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz” dedi.
Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmete giren Samsun Model Fabrika’nın açılışa Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun MilletvekiliÇiğdem Karaaslan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AK Parti Milletvekili Dr. Mehmet Muş, AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları ve iş insanları katıldı.
Açılış öncesi konuşan Bakan Kacır, “Bölgemizde ve dünyada yaşanan eknomik, politik ve sosyal kriz ortamına rağmen durmaksızın yolumuza devam ediyoruz. Son 22 yılda hayata geçirdiğimiz yatırım, üretim, istihdam ve kalkınma hamleleriyle daha güçlü ve müreffeh bir Türkiye’ye doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Bağımsızlığımızın, büyümemizin, kalkınmamızın yapı taşlarından sanayi ve teknolojide her geçen gün yükselen bir ivmeyle yolumuza devam ediyoruz. Son 22 yılda sanayi sektöründe çalışan sayımızı 3 milyon 900 binden, 6 milyon 700 bine çıkardık” diye konuştu.
Organize sanayi bölgelerinin (OSB) sayısını 191’den 360’a yükselttiklerini ifade eden Bakan Kacır, “Kurduğumuz 45 endüstri bölgesini Türkiye’nin üretim üsleri haline getirdik. Eş zamanlı olarak ülkemizin küresel üretim üssü rolünü güçlendirecek, katma değerli, rekabetçi ve sürdürülebilir üretim altyapımızı bir üst lige taşıyacak dijital dönüşüm atılımlarını hayata geçiriyoruz. Yüksek teknoloji yatırımları için Ar-Ge’den seri üretime uçtan uca bütüncül bir destek mekanizması sunan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programımızın dijital dönüşüm çağrısıyla dijital dönüşüm alanında öncü ve yenilikçi 36 projeyi uçtan uca destekliyoruz. Yakın zamanda ilan ettiğimiz Yükselen Yenilikçi Teknolojiler Çağrısıyla da iklim teknolojilerinden malzeme teknolojilerine, biyoteknolojiden bilgi ve iletişim teknolojilerine paradigma değişimlerinin yaşandığı birçok alanda yeni yatırımlara öncülük ediyoruz” dedi.
8,2 MİLYAR EURO BÜTÇELİ DİJİTAL AVRUPA PROGRAMI’NA KATILDIK
8,2 milyar Euro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldıklarını hatırlatan Bakan Kacır, “Program kapsamında süper bilgisayarlardan yapay zeka test merkezlerine ve deney tesislerine KOBİ’lerimizin, sanayicilerimizin dijital dönüşüm yolculuklarında ihtiyaç duydukları kritik önemi haiz altyapılara erişimlerini sağladık. Dijital Avrupa Programı’nın en önemli mekanizmalarından, ülkemiz sanayisinin, KOBİ’lerinin ve kamu kurumlarının dijital dönüşümündeki önemli aktörlerden biri olacak 5 konsorsiyum ‘Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri’ (ADİM/EDIH) ağına dahil oldu. Tabii bizler ortaya koyduğumuz başarılı çalışmalarımızı, ileriye dönük plan ve programlarımızı sizlerle paylaşırken; tüm bu yapının odağı nitelikli insan kaynağımızdır ve geleceğimizin umudu olmazsa olmazımız gençlerimizdir. ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ hedeflerimize giden yolda azimle, kararlılıkla devam ediyorsak, buradaki temel misyonumuz elbette ki insanımıza, gençlerimize yatırım yapmaktan asla vazgeçmeyen bir anlayışa sahip olmamızdır. TEKNOFEST’ler, DENEYAP Teknoloji Atölyelerimiz, Sektör Kampüste programımız ve yeni devreye aldığımız Milli Teknoloji Atölyelerimizin arka planında hep gençlerimizin ve beşeri sermayemizin gelişimi yatmakta. Gençlerimizin geleceğin yetkinlikleriyle donatılması önceliğimizdir. Bir diğer önceliğimiz de mevcut işgücümüzün dönüşümüdür” diye konuştu.
MODEL FABRİKALARLA DİJİTAL ÇAĞA ADAPTASYONU GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ
Samsun’da kurulan model fabrika ile sayılarını 10’a çıkarttıklarını belirten Bakan Kacır, “Model fabrikalarımızla sanayicimizi ve emekçilerimizi yalın üretim ve dijital dönüşümle buluşturuyoruz. İlkini 2018 yılında Ankara’da faaliyete aldığımız Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezlerimizin, yani model fabrikalarımızın sayısını kısa dönem içinde 10’a çıkardık. Bugüne kadar model fabrikalarımızda 508 öğren-dönüş programı düzenledik. 170 yalın proje uygulama çalışması gerçekleştirdik ve 3 bine yakın firmamıza eğitim verdik. Verdiğimiz bu desteklerle, eğitimlerle firmalarımızı sanayinin dijitalleşme yolculuğuna hazırladık. Böylece sanayicilerimizin verimliliklerinde yüzde 76’ya varan artış, üretim sürelerinde ortalama yüzde 34 düşüş ve üretimlerinde yüzde 140’ı bulan artış elde ettiklerini memnuniyetle ifade etmek isterim. Kurulum çalışmaları devam eden 5 yeni model fabrikayla bu örnek tesislerin sayısını 15’e çıkaracağız ve sanayimizin dijital çağa adaptasyonunu güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz. Bugün de açılışını gerçekleştirdiğimiz Samsun Model Fabrikamız ile sanayide dijital dönüşüm ve verimlilik potansiyelimizi çok daha yukarılara taşıyacağımıza inanıyorum”
Samsun’daki Model Fabrikanın bin metrekare alana kurulduğunu ifade eden Bakan Kacır, “Samsun Merkez Organize Sanayi Bölgesi’nde bin metrekare alanda kurduğumuz bu tesisi son teknolojili makine ve ekipmanlarla donattık. Samsun’un güçlü imalat sanayisine güç katacak ve rekabet gücünü artıracak model fabrikamız, yalın üretim eğitimlerine katılmak isteyen tüm KOBİ ve işletmelerimize açık olacak. Şimdiden 10 farklı eğitim ve etkinlikle 800’den fazla kişiye ulaşan fabrikamız Samsun başta olmak üzere bölgedeki sanayicilerimize hizmet etmeye başladı. Gelecekte binlerce firmanın verimlilik artışını ve dijitalleşmelerini sağlama hedefiyle kurduğumuz bu fabrikanın Samsun ve bölge sanayisinin dijital dönüşüm yolculuğunda başat aktörlerden biri olacağına hiç şüphem yok. Şunun iyi bilinmesini isterim ki; Samsun için kararlılıkla çalışmaya, eser ve hizmet üretmeye, gönülleri fethetmeye devam edeceğiz. Samsun’un bizlere gösterdiği yüksek teveccühün hakkını vermeyi sürdüreceğiz”
OVP İLE ÖNÜMÜZDEKİ 3 YILLIK ROTAMIZI BELİRLEDİK
Orta Vadeli Program (OVP) ile 3 yıllık rotayı belirlediklerini belirten Bakan Kacır, “Önümüzdeki dönemde de Samsun’u ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz çerçevesinde eser ve hizmet anlayışıyla donatmayı sürdüreceğiz. Şehrimizin üretim kabiliyetine ve gücüne yeni halkalar ekleyerek inşallah yerelden genele yayılan emsal teşkil edecek bir başarı zinciri oluşturacağız. Bizler her daim çalışanın, üretenin, bu ülke için alın ve akıl teri dökenin yanında yer almaya devam edeceğiz. Dün açıkladığımız OVP ile önümüzdeki 3 yıllık rotamızı belirledik. Önümüzdeki dönemde de ilgili tüm kurumlarımızla eş güdüm içinde, yüksek katma değerli üretimi önceleyen bir sanayi politikası ile yapısal dönüşümü hızlandıracağız. Ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle teşvik mekanizmalarımızı daha güçlü hizalayan yeni teşvik modelimizle yatırımcılara selektif ve program bazlı olarak cazip teşvikler sunacağız. Yeni teşvik modelimizin önemli bir sütunu konumundaki ve yakın dönemde kamuoyuyla detaylarını paylaşacağımız Yerelde Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında 81 ilimizin potansiyelini ve yetkinliklerini harekete geçirecek yatırım başlıklarını tespit ettik. Yine dün yürürlüğe giren OSB Yönetmeliği’yle de OSB sistemimizde reform niteliğinde adımlar attık. OSB’lerimizde kamulaştırma, altyapı ve tahsis süreçlerine hız kazandıracak düzenlemleri gerçekleştirdik. Sanayicilerimizle, girişimcilerimizle yakın iş birliği içerisinde hareket etmeye devam ederek bu toprakları yeni yatırımlarla bereketlendirmeye devam edeceğiz. Sözlerime son verirken Samsun Model Fabrika’mızın Samsun’umuza Samsunlu hemşehrilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum”
Konuşmaların ardından Samsun Model Fabrikası’nın açılış kurdelesi geçildi.
Haber: Gökhan İÇKİLLİ – Kamera: Berkay YILDIZ/Samsun
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UZAYDAN GÖRÜNTÜLENDİ
Bu kapsamda, orman yangınlarının doğaya verdiği zarar, İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Earth3bee – 3 Boyutlu Yer Modelleme Laboratuvarı bünyesinde “Sentinel-2” uydusu aracılığıyla uzaydan görüntülendi. Görüntülerde, yangınların en çok İzmir‘in Karşıyaka ve Bolu‘nun Göynük ilçelerini etkilediği belirlendi. Yangınlar, İzmir Karşıyaka’da 3 bin 298, Bolu Göynük’te 3 bin 238, Çanakkale Gelibolu Yarımadası’nda 1471, Manisa Karayakup Bölgesi’nde 2 bin 437, Aydın Bozdoğan’da 2 bin 304, Didim’de 329 ve Muğla Yatağan’da 272 hektar alana zarar verdi. Çalışmalarda, orman yangınlarının kuzeyden başlayarak güneye doğru yayıldığı tespit edildi. Yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinde, yaklaşık 19 bin 600 futbol sahası büyüklüğündeki alanın yandığı belirlendi.

13 BİN HEKTARIN ÜZERİNDE ALAN ETKİLENDİ
Dr. Öğr. Üyesi Akay, AA muhabirine, laboratuvar bünyesinde, Türkiye’de yaşanan son yangınların doğada bıraktığı tahribatı tespit etmek için çalıştıklarını söyledi. Bu kapsamda, uydu görüntüleriyle yangından etkilenen alanların boyutunu hesapladıklarını belirten Akay, şunları kaydetti: “Çalışmalarda İzmir, Çanakkale, Aydın, Manisa, Bolu ve Muğla’da meydana gelen yangınları inceledik. Yangınların yanma şiddetlerini ve etkilenen alanların boyutunu hesapladık. Yangınlardan en çok etkilenen yerler Göynük ve Karşıyaka, en az etkilen yer ise Yatağan ilçesi oldu. Geçtiğimiz hafta orman yangınlarında ülkemizde yaklaşık 14 bin hektarlık alanın, yani yaklaşık 19 bin 600 futbol sahası büyüklüğündeki alanın etkilendiğini belirledik.”

Laboratuvar bünyesinde yangından etkilenmiş alanların envanterini oluşturmaya çalıştıklarını dile getiren Akay, bu kapsamda orman yangınlarının etkilediği arazi örtüsünü ve arazi kullanımını hesapladıklarını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye değer görülen “Palatal Yaralarda Uygulanacak Mezenkimal Kök Hücre Yüklü Liyofilize Hidrojel Geliştirilmesi” başlıklı proje ile dişeti yarası tedavilerinde klinik ortamda kullanımı kolay ürün geliştirilecek.
Multidisipliner bir ekip tarafından yürütülecek projede Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Ali Batuhan Bayırlı yürütücü; Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Deniz Genç, Muğla Meslek Yüksekokulu Kimya ve Kimyasal İşletme Teknolojileri Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ezgi Eren Belgin, Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Patoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Leyla Tekin ve Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Dr. Serhat Sezgin ise araştırmacı olarak yer alıyor.
Damak yaraları için geliştirilen yapışkan hidrojel, rafta saklanabilecek ve kullanıma hazır kök hücre içerikli ağız mukozasına yapışma özelliğinde olacak.
Biyouyumluluk ve düşük toksisitesi dikkate alındığında hidrojeller, içine yerleştirilebilen ilaç veya hücresel içerikleri dağıtım sistemi olarak umut verici malzemelerden biri olarak görülüyor.
Benzer tedavilerde kullanılan ürünlerin hem saklama şartlarının güç olması hem de yara iyileşme hızında belirgin bir artış bulunmaması nedeniyle, ürünün sağlık sektöründe tercih edileceği öngörülüyor.
Ürün aynı zamanda patentlenerek ticarileştirilecek ve üretim aşamasına da geçtikten sonra milli bir ürün olarak ülkemize katma değer sağlayacak.
Proje yürütücüsü Öğr. Üyesi Dr. Ali Batuhan Bayırlı, “Dişeti çekilmesinin tedavisi için damak bölgesinden alınan yumuşak doku sonrası o bölgede yara bölgesi oluşmaktadır. Ağız içi mukozada yer alan yara bölgeleri, hastanın operasyon sonrası ağrı, kanama, enfeksiyon, duyusal işlev bozukluğu gibi semptomlara sebep olmaktadır. Güncel tedavilerde ozon tedavisi, fotobiyomodulasyon tedavisi, düşük seviyeli mikroakım elektroterapisi uygulanmaktadır, ancak yara iyileşme hızında belirgin bir artış bulunmamaktadır. Geliştirdiğimiz bir teknik ile klinikte kök hücre kullanımındaki sınırlamaları ortadan kaldırarak rafta saklanabilen kullanıma hazır kök hücre içerikli ağız mukozasına yapışma özelliğinde bir hidrojel elde ettik. Projemiz desteklenmeye değer görüldü. Mutluyuz, gururluyuz. Umarım hastalarımıza faydalı olur” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güven Hastanesi’nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Uzman Psikolog Hilal Savaş, sosyal medyada hızla yayılan ve tırnak makası sesi veya fırçalama sesi gibi çeşitli seslerle insanları rahatlatmayı amaçlayan ASMR videolarının bireylerin odaklanma yeteneğini artırma potansiyeline de sahip olduğunu belirtti.
Savaş, “ASMR, yalnızca keyif veren bir eğilim değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal sağlığı olumlu yönde etkileyen bir fenomen. ASMR’nin rahatlatıcı etkileri, bireylerin stres seviyelerini düşürerek daha sakin ve huzurlu bir zihin durumuna geçmelerine yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra, bu videoların dikkati artırma ve odaklanma yeteneğini geliştirme gibi faydaları da göz ardı edilmemelidir.” değerlendirmesinde bulundu.
ASMR’nin hormonlar üzerindeki etkilerine yönelik araştırmalara da değinen Savaş, araştırma sonucuna göre bu tür videolarının dopamin hormonunun salınımını tetiklediğini kaydetti.
Savaş, ASMR videolarının, bireylerin hem zihinsel hem de duygusal olarak fayda sağlayabileceği güçlü bir araç haline geldiğini belirterek, “Özellikle stresli ve yoğun bir yaşam temposuna sahip olan insanlar için ASMR videoları, rahatlama ve yeniden odaklanma sürecini destekleyen önemli bir yardımcı olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
ASMR videolarının bireylerin günlük yaşam kalitesini arttırmada potansiyel bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Savaş, bu konudaki farkındalığın artmasının, daha fazla insanın bu videoların sunduğu faydalardan yararlanmasını da sağlayabileceğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Konya’nın yüzölçümünün yüzde 47’si tarım arazisi olarak kullanılıyor. Meram ilçesi Kaşınhanı yöresinde ise çiftçiler, 80 bin dekar arazide havuç yetiştiriyor. Aşamalı ekimin ardından ilk havuç sökümleri devam ediyor. Havuçlar tarlalardan makinelerle söküm yapılarak toplanıyor. Kamyonlarla fabrikalara götürülen havuçlar, burada özenle yıkandıktan sonra paketleme işlemi yapılıyor. Son günlerde 35 dereceye kadar yükselen bölgedeki hava sıcaklığına rağmen havuç fabrikalarındaki mesailer aralıksız devam ediyor. Türkiye’deki 650 bin ton havuç üretiminin 450 bin tonunun Konya’dan karşılandığı havuç üretiminde sıralı söküm sayesinde yılın 11 ayı ürün elde edilebiliyor.
“Teknolojiyi en iyi bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz”
Gelişen teknoloji ile tarımda kullanılan makinelerin havuç üretiminde de kaliteyi yüksek seviyelere çıkarttığını söyleyen havuç üreticisi Oğuzhan Özcan, “Teknolojiyi en iyi bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Havalı mibzer, büyük ekipman traktörlerinden, dronla ilaçlama sistemlerinden bant sistemlerine kadar bir çok kolaylık sağlıyor bu araçlar. Hedefimiz Allah izin verirse paketleme sistemine geçmek. Makineleşmeyle, bu işler daha kaliteli, daha kalibrasyonu düzgün bir şekilde yapılıyor. Marketler genellikle ufak paketlemelere geçiyor. Biz burada işçilerle büyük paketleme yapıyoruz. Ufak paketleme işçiye yaptıramıyoruz. Yaptırsak bile maliyetleri artıyor. Bir kiloluk bir poşetleme işçiyle yapmış olsak kilogram maliyeti bize 2 bin 500 liraya kadar maliyet olur. Ama makineleşme olduğunda biz yine işçi kullanacağız. Zaten işçi sıkıntısı var tarım alanında. Bu sayede biz daha çok iş yapacağız, Allah izin verirse hedefimiz, daha nizami, daha düzgün bir şekilde marketse markete, pazarsa pazara, 1 kilo isteyene 1 kilo, 5 kilo isteyene 5 kilo gibi bu şekilde düzgün bir şekilde paketlemek” dedi.
Üretimdeki işleyişin teknoloji ile beraber arttığını belirten Özcan, “20 yıl önceden örnek vermek gerekirse şimdi ile arasında yüzde 500 fark var teknoloji ekipman kullanma arasında. 150 kişi ile üretmiş olduğumuz, paketlediğimiz havucu şu an 10 kişiyle yapıyoruz. Yani sökümde makineleşmeye geçtik. Yüklemede makineleşmeye geçtik. Yıkama havuz sistemi dediğimiz kamyonda damper sistemine geçtik. Burada işçiler de tabii bundan 20 sene önce işçiler de biraz daha bu işlerde tecrübesizdi. Şimdi onlar da paket başı çalışıyor. Ne kadar fazla çalışıyorsa kendilerine o kadar kazançları oluyor” şeklinde konuştu.
“Havuçları burada bedava dahi versek vatandaş bu havucu 15 ila 20 liranın altına tüketemiyor”
Üreticinin satışı ile tüketicinin aldığı havuç fiyatındaki farklara değinen Özcan, “Burada şöyle bir sıkıntı var; son zamanlarda özellikle 2 senedir biz üreticiler bu zamana kadar 2 seneye kadar para kazandık. 2 senedir biz sadece üretecek şekilde bir kazanç yapılıyor. Buradaki en büyük problem biz havuçları burada bedava dahi versek İstanbul’daki vatandaş bu havucu 15 ila 20 liranın altına tüketemiyor. Arada çok aşırı bir şekilde makas var, çok aşırı masraflar var. Nakliye masrafları, pazarcı masrafları, marketçi masrafları, poşet masrafı, sandık masrafı, halde komisyon masrafı, yüzde 1 ila 2 stopaj vergi masrafları. Bizim elimizde şu an havucun kilogram fiyatı 4 ile 6 lira arası. Vatandaş, İstanbul halinde, markette, pazarda 20 ila 25 liradan aşağı tüketemiyor. Aradaki makası siz hesaplayın” ifadelerini kullandı.
“Yurt dışından bu havucun tercih edilme nedenlerinden biri rengi ve aroması”
Konya’da 80 bin dekarlık bir alanda havuç üretimi yapıldığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz de, “Konya’nın Kaşınhanı Mahallesi’nde havuç hasadı devam ediyor. Tabii havuç 11 aylık bir serüven. Burada çiftçilerimiz 11 ay boyunca havuç tarımıyla ilgili çalışma yürütüyor. Bu dönemlerde de havuçlarımız hasat oluyor. Kaşınhanı yöresinde yaklaşık 80 bin dekarlık bir alanda 500 bin ton civarında bir üretim gerçekleşiyor. Bu da ülke ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini karşılıyor. Tabii büyük bir oranda da yurt dışı pazarına sevk ediliyor havuçlar. Yurt dışından bu havucun tercih edilme nedenlerinden biri rengi ve aroması, kalitesi” diye konuştu. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVUNMA Sanayii Başkanlığı (SSB), geleceğin harp ortamında Türkiye’nin güvenliğini ve üstünlüğünü sağlayacak kuantum teknolojilerini yurt içinde geliştirmeye imkan verecek atılımları gerçekleştirmek üzere Türkiye Kuantum Teknolojileri Geliştirme Merkezi kurulacağını açıkladı.
SSB’den yapılan yazılı açıklamada, “6 Ağustos 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) ile karara bağlanan Türkiye Kuantum Teknolojileri Geliştirme Merkezi’nde; kuantum teknolojilerinde ihtiyaç duyulan altyapıların kurulması, insan kaynağının yetiştirilmesi, yurt içi kuantum teknolojileri ekosisteminin ve teknolojik birikiminin geliştirilmesi, yurt içi kuantum teknolojilerinin odaklı olarak yürütülmesi, ulusal ve uluslararası iş birliklerinin artırılması faaliyetleri yürütülecek. Geleceğin harp ortamında kuantum teknolojilerinin; algılama, haberleşme, şifreleme, hesaplama, algoritma ve işlemciler gibi birçok alanda kullanılması ve halihazırda mümkün olmayan pek çok yeteneği harp ortamında mümkün kılması öngörülüyor” denildi.
‘KRİTİK BİR KAZANIM OLARAK GÖRMEKTEYİZ’
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Türkiye Kuantum Teknolojileri Geliştirme Merkezi’nin kurulmasına ilişkin yazılı değerlendirmede bulunarak, “Başkanlığımız tarafından kuantum teknolojilerindeki küresel gelişmeler dikkate alınarak 2020 yılında Kuantum Teknolojilerinin Geliştirilmesi Programı başlatılarak, program kapsamında, yurt içindeki mevcut altyapı, insan gücü ve bilgi birikiminden en yüksek oranda yararlanacak şekilde kuantum teknolojileri geliştirme projeleri hayata geçirildi. Dünyada gelişim hızını giderek artıran kuantum teknolojilerinde, küresel gelişmelerle eş zamanlı ve eş değer kazanımları yurt içinde elde etmenin gerek harp sahasında gerekse bilimsel alanında ülkemize kazandıracağı stratejik avantajların farkında olarak, kuantum teknolojilerinde yurt içi gelişimi ivmelendirmeyi ve dünya ile rekabet edebilir hale getirmeyi kritik bir kazanım olarak görmekteyiz. Açılacak merkezin askeri alanla eş zamanlı olarak, malzeme ve ilaç geliştirme, tıbbi araştırmalar, uzay ve enerji gibi kritik sivil sektörlerde de çığır açan gelişmelerin önünü açacağını değerlendiriyor, vatanımız ve milletimiz için hayırlı çalışmalara ve faydalara vesile olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RİZE Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pınar Mert Cüce, pandemi döneminde aşıların taşınmasında yaşanan zorlukların önünde geçmek için güneş enerjisi ile içerisindeki ısının dengelendiği, taşınabilir aşı dolabı tasarladı. Doç. Dr. Cüce’nin projesi, İngiltere’den World Society of Sustainable Energy Technologies ve Oxford University Press tarafından inovasyon ödülüne layık görüldü.
RTEÜ Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Pınar Mert Cüce, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisinin önlenmesine etkin rol oynayan aşıların taşınmasında yaşanan sorunlara çözüm bulmak için çalışma başlattı. Sağlık çalışanlarına destek olmak isteyen Doç. Dr. Cüce, 1 yıllık çalışmaları sonrası enerjisini hem şebekeden hem de üstündeki güneş panelinden sağlayıp, içerisindeki ısının dengelendiği, taşınabilir aşı dolabı üretti. Saklanma koşullarında 200 aşının depolanabildiği dolap, termal kaplama sayesinde içerisindeki sıcaklığı 24 saate kadar muhafaza edebilecek şekilde tasarlandı. İç kısmı yalıtım malzemeleriyle dizayn edilen aşı dolabı projesi, İngiltere merkezli dünya sürdürülebilir enerji topluluğu olan World Society of Sustainable Energy Technologies (WSSET) ve Oxford University Press tarafından inovasyon ödülüne layık görüldü.
‘KENDİ KENDİNİ BESLEYEBİLEBİLEN BİR SİSTEM YAPTIK’
Tasarladığı dolaba ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Pınar Mert Cüce, “Pandemide sağlıkçılar ellerinden geleni yaptılar. ‘Mühendisler olarak onlara nasıl katkı sunabiliriz’ diye düşünmeye başladık. Onun neticesinde pandemiden doğan aşı ihtiyacını sağlık bir şekilde son noktaya ulaştırmak amacıyla portatif aşı dolabını tasarlardık. Bu dolap, nihai kullanıcıya ulaşana kadar şebekeden herhangi bir enerji ihtiyacı duymamaktadır. Özellikle ulaşımın olmadığı bölgelerde portatif, taşınabilen, fotovoltaik panelleri kullanarak kendi kendini besleyebilen bir sistem tasarladık. Ürünün tasarımı, dizaynı, üretimi ve testlerin sonuçlanması yaklaşık 1 yıl süre aldı” dedi.
‘LİTERATÜRDE BU TEKNİKLE ÇALIŞAN DOLAP YOK’
Aşıların belirli bir termal dolaşımda saklandığını anlatan Doç. Dr. Cüce, “Literatürde bu teknikle çalışan bir dolap yok. Piyasada diğer dolaplara baktığımızda içerisinde soğutma amaçlı buzlar kullanılıyor. Sistemimizle aşılar belirli sıcaklık arasından termal dolaşımı sağlanarak muhafaza edilebilmektedir. Kullandığımız panellerden dolayı güneş ışığı olduğu süre boyunca bu aşıları muhafaza edebiliriz. Güneş ışınımının olmadığı zamanlarda dolap içerisinde ve dışından kullanacağımız süper yalıtım malzemeleri sayesinde bu süre 24 saate kadar uzanabilmektedir” diye konuştu.
‘BEKLENEN SAKLAMA SICAKLIĞINDA MUHAFAZA EDEBİLMEKTEYİZ’
Projeyle aşıların özellikle kırsal alanlarda nakil sırasında kolaylık sağlayacağını da aktaran Doç. Dr. Cüce, “Tasarımın asıl nedeni, kırsal alan veya araçlarla ulaşımının olmadığın bölgelerde aşıları taşıyabilmek. Orada bulunduğumuz belirli süre içerisinde aşıları istenen ve beklenen saklama sıcaklığında muhafaza edebilmekteyiz. Dünyada alanında uzman jürilerin değerlendirdiği projem, inovasyon ödülüne layık görüldü” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapay Zeka, İş Dünyasını Yeniden Şekillendiriyor : Yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesi, iş dünyasını derinden etkilerken, yeni mesleklerin doğuşuna da zemin hazırlıyor. Türkiye'nin önde gelen yapay zeka uzmanlarından ve teknoloji yatırımcılarından Ömer Asım Öztürk, bu dönüşümün detaylarını ve gelecek öngörülerini paylaştı. Öztürk: "Yapay Zeka, İş Dünyasını Yeniden Şekillendiriyor" Ömer Asım Öztürk, yapay zekanın sadece mevcut meslekleri dönüştürmekle kalmayıp, tamamen yeni iş kolları yaratacağını vurguluyor. "Önümüzdeki on yıl içinde, bugün adını bile duymadığımız meslekler ortaya çıkacak," diyen Öztürk, eğitim çağındaki gençlerin de bu anlamda ümitsiz olmamalarına dikkat çekiyor.
Yeni Nesil Meslekler : Öztürk'ün öngördüğü bazı yeni meslek alanları şunlar:
Yapay Zeka Etik Uzmanı AI sistemlerinin etik kullanımını denetleyecek ve düzenleyecek profesyoneller.
Veri Dedektifi : Büyük veri setlerinde gizli kalmış değerli bilgileri keşfeden uzmanlar.
Dijital Bellek Yöneticisi : Kişisel ve kurumsal dijital verileri organize eden ve koruyan profesyoneller.
Robot-İnsan İş Birliği Danışmanı : İnsan çalışanlar ile AI sistemleri arasındaki iş akışını optimize eden uzmanlar.
Quantum Makine Öğrenmesi Analisti : Quantum bilgisayarlar üzerinde çalışan AI sistemlerini geliştiren ve analiz eden uzmanlar.
"Bu yeni meslekler, teknoloji ile insani değerlerin kesişiminde ortaya çıkacak," diyor Öztürk. "Örneğin, Yapay Zeka Etik Uzmanları, teknolojinin etik sınırlar içinde kalmasını sağlarken, insan haklarını ve toplumsal değerleri de gözetecek."
Eğitim Sisteminde Üniversiteler Başrolde : Eğitim konusuna da değinen Ömer Asım Öztürk: “Şu anda Türkiye'de bu yıl itibarıyla toplam 20 üniversitede yapay zeka bölümü bulunmaktadır. Bu üniversiteler arasında Hacettepe Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi gibi çeşitli devlet ve vakıf üniversiteleri bulunuyor.
Ayrıca önümüzdeki yıl için yapay zeka, dijitalleşme ve büyük veri alanlarında lisans ve önlisans programları açılıyor. Bu oldukça mutluluk verici bir tablo. Yeni açılan bölümler arasında yapay zeka operatörlüğü, büyük veri analistliği, otonom sistemler teknikerliği gibi çeşitli programlar mevcut.”
Değişime Hazır Olun : Ömer Asım Öztürk, son olarak bireylere ve kurumlara şu tavsiyede bulunuyor: "Değişim kaçınılmaz. Sürekli öğrenmeye açık olun, teknolojik gelişmeleri yakından takip edin ve adaptasyon yeteneğinizi geliştirin. Yapay zeka, korkulması gereken değil, fırsata çevrilmesi gereken bir güç."
Ömer Asım Öztürk kimdir? Aslen Gaziantepli olan Ömer Asım Öztürk, yazılım dünyasında birçok alanda yatırımları ile tanınır. Teknoloji yatırımcısı ve yapay zeka uzmanıdır.
Erken Yaşlarda Yazılım ile Tanışma : Ömer Asım Öztürk, küçük yaşlarda yazılım dünyasıyla tanışarak teknoloji alanında hızlı bir başlangıç yaptı. 18 yaşına girer girmez, kendi şirketini kurarak yazılım alanındaki faaliyetlerini kurumsal alana taşıdı. Genç yaşlarda birçok seri girişimde bulunan Öztürk, başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimlerini "başarısız girişimler koleksiyonu" olarak nitelendiriyor. Bu deneyimler, daha sonra uluslararası başarıya ulaşan projelerine zemin hazırladı.
Yazılım ve Danışmanlık Kariyeri : Öztürk, kariyerine Pattern Design ve Software Architect olarak başladı. Daha sonra Business Analyst ve Yönetim Danışmanı olarak Türkiye'nin genç ve dinamik finans kuruluşlarına ve holdinglerine yönetim danışmanlığı yaptı. Halen kurumsallaşma, yönetim organizasyonu ve dijital dönüşüm alanında danışmanlık hizmeti veriyor.
Derin Öğrenme ve Yapay Zeka : 2006 yılında yayınlanan derin öğrenme makalelerinden etkilenerek, bu alana yönelen Öztürk, 2008 yılında "Moongles" isimli bulma motorunu geliştirdi. Bu motor, farklı arama motorlarının sonuçlarını analiz ederek daha etkili bir web arama deneyimi sundu. Açık kaynak kodun gelişmesi amacıyla Mambo, Joomla ve WordPress projelerine katkılarda bulundu ve çeşitli Linux ve Ubuntu dağıtımlarına destek verdi. 2009 yılında yapay zeka, big data ve machine learning üzerine yoğunlaştı ve MapReduce ile Apache Hadoop projelerinde danışman olarak yer aldı.
Teknoloji Girişimciliği ve Soctag : 2012 yılında Soctag'ı kuran Öztürk, teknoloji geliştirmelerine odaklandı. Aynı yıl, çok boyutlu ilişkisel veritabanı mimarisi ve 2013 yılında yapay duygusal zeka mimarisini geliştirdi. Soctag’de üretilen Pilot, Revula ve CodeCon uygulamaları, yurtdışında büyük beğeni topladı. Özellikle Revula, No-code yapısı ile kolay uyarlanabilirliği, esnek yapısı ve kolay entegrasyonu sayesinde birçok profesyonel tarafından tercih edilmektedir. Pilot için geliştirilen güvenli ve performans odaklı Pilot-Service ve P-Kule altyapısı ise hala birçok web ve mobil uygulamada kullanılmaktadır.
Yatırımcı ve Yapay Zeka Uzmanı : Şu anda yatırımcı olarak birçok alanda yatırımları bulunan Ömer Asım Öztürk, yapay zekanın geliştirilmesi, iş süreçlerine entegre edilmesi ve daha etkin kullanılması için girişimlerine devam ediyor. Yapay zekanın gelecekteki potansiyelini ve iş dünyasındaki etkisini öngören Öztürk, bu alanda yaptığı yatırımlar ve geliştirdiği projeler ile sektörde öncü bir isim olmayı sürdürüyor.
Web sitesini ziyaret etmek için lütfen ilgili bağlantıya tıklayınız!
]]>Batman Organize Sanayi Bölgesi’nde yapımı tamamlanarak hizmete sunulan fabrikanın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı M. Fatih Kacır, fabrika açılışında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, hayırlı olması temennisinde bulundu. Teknolojik gelişim ve dijital dönüşümün tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de yeni bir devrimin kapılarını araladığını belirten Bakan Kacır, “Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, büyük veri analitiği, robotik gibi bilgi teknolojilerinin sağlık sektöründe kullanımının yaygınlaşması, teşhis ve tedavi hizmetlerinin sunum şekli ve kalitesinde önemli dönüşümlere sebep oluyor. Ancak Covid-19 salgını, teknolojik dönüşümün etkisiyle hızla gelişen sağlık sektörünün pek çok açıdan sorgulanmasına sebep oldu. Dünyanın en güçlü ekonomileri arasında yer alan ülkeler, salgın karşısında güçlerinin ne kadar kırılgan olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Türkiye ise hem içeride salgınla mücadele ederek sağlık sistemini etkin bir şekilde yönetmeyi başardı hem de 160 ülke ve 14 uluslararası kuruluşun salgınla mücadelesine tıbbi ekipman ve ayni yardımlarla destek verdi. Buradaki en önemli etkenler kuşkusuz ki Türkiye’nin geleceği öngören bir sağlık hizmetleri altyapısı ve planlaması ile donanımlı ve fedakar sağlık insan gücüne sahip olmasıdır” dedi.
Bakan Kacır, pandemi döneminde hastanelerin en kritik ihtiyaçlarının başında yoğun bakım solunum cihazlarının geldiğini söyledi. Bu cihazları ya da parçalarını parasını verseniz dahi satın alamayacağınız bir dönem yaşandığının altını çizen Bakan Kacır, “O dönemde Baykar, Arçelik ve ASELSAN’ın destek ve çabaları ile BİOSYS’in geliştirdiği yerli solunum cihazını 14 gün içerisinde seri üretime geçirmeyi başardık. 3 ay içerisinde 5 bin adet cihazımızı hastanelerimizle buluşturduk. Yüz binlerce vatandaşımıza nefes olduk. Somali gibi yoğun bakım solunum cihazının hiç olmadığı ülkelere bu cihazları göndererek, dost ve mazlum ülkelere yardım elimizi uzattık. İşte Milli Teknoloji Hamlesi’nin ruhu tam olarak budur. Stratejik alanlarda kritik teknolojileri devlet millet el-ele yerlileştirmektir. Bu salgın bizlere elbette sağlık yatırımlarının önemini ve sağlıkta millileşme, öz yeterliliğin ve yerlileşme hamlesinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Bu gerçekten hareketle Milli Teknoloji Hamlesi rehberliğinde hazırladığımız ‘Akıllı Yaşam ve Sağlık Ürün ve Teknolojileri Yol Haritası’ ile stratejik alan olarak belirlediğimiz ilaç, tıbbi cihaz ve sağlık bilişim teknolojilerinde yerli ve milli üretimi odağımıza aldık” şeklinde konuştu.
“2023’te 315 yatırım teşvikiyle 9 bin istihdam sağlandı”
Pandemi sürecinde sağlık alanındaki yatırımları hedeflerine aldıklarını belirten Bakan Kacır, “Klinik ve bilişim teknolojilerindeki patent sayılarını ve Ar-Ge harcamalarını artırmayı hedefledik ve sağlık alanındaki girişimleri öncelik olarak belirledik. Sağlık sektörü ve ilgili endüstrileri, yatırım teşvik sisteminde öncelikli yatırım teşvikleri kapsamına aldık. Sadece 2023 yılında sağlık sektöründe 315 yatırıma teşvik belgesi düzenleyerek, 55 milyar liradan fazla yatırımı harekete geçirdik ve yaklaşık 9 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. TEKNOFEST kapsamında Biyoteknoloji İnovasyon ve Sağlıkta Yapay Zeka Yarışmaları düzenledik. Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara kadar toplam büyüklüğü 22 milyar lirayı geçen 56 yatırım projesini destekliyoruz. Yakın zamanda kamuoyu ile paylaştığımız yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini kolaylaştıracak” ifadelerini kullandı.
“Yatırım taahhütlü avansas kredi desteği”
Bakan Kacır, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artıracak ve milli ekonominin yükselişini destekleyecek Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı çerçevesinde sağlıkta katma değerli üretim kabiliyetlerini güçlendirdiklerini söyledi. Bugüne kadar sağlık alanında 17 büyük ölçekli yatırım projesi için başvuru aldıklarını belirten Kacır, şunları kaydetti:
“Sağlık sektöründe Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin gelişimi de hassas olduğumuz bir diğer konu. Bugüne kadar teknoparklarımızdaki 2 binden fazla teknoloji girişiminin sağlık teknolojileri alanındaki 15 binden fazla projesine destek verdik. İlaç, tıbbi cihaz ve medikal sektörü başta olmak üzere sağlık alanında faaliyet gösteren öncü firmalarımız bünyesinde yer alan 68 Ar-Ge merkezinde 2 bine yakın araştırma projesi yürütüyoruz.”
“BİOSYS 100 milyon doların ülkede kalmasını sağladı”
TÜBİTAK destek programlarında Ar-Ge ve yenilik konu başlıkları altında sağlık sektöründe pek çok alanda çalışmalara öncelik verdiklerini ifade eden Bakan Kacır, “2012 yılında Ankara’da Bakanlığımız tekno-girişim sermayesi destekleriyle kurulan, TÜBİTAK ve KOSGEB destekleriyle gelişim sağlayan BİOSYS, sağladığımız destekler ve inşa ettiğimiz Ar-Ge ve inovasyon altyapısının imkanlarını en üst düzeyde değerlendirdi. Önemli başarılara imza attı. ASELSAN ve USHAŞ işbirliği ile son 4 yılda 75 milyon dolar ihracatın gerçekleşmesini sağlayan firmamız, ülkemizin ihtiyaç duyduğu sağlık teknolojilerini geliştirerek 100 milyon doların da bu topraklarda kalmasını sağladı. Bakanlığımızın sağladığı can suyu ile hayat bulan ve ülkemizin sağlık teknolojilerinde vizyonu ile hızla büyüyen teknoloji girişimlerine en iyi örnek” dedi.
“Bu sene 530 milyar lira destek vereceğiz”
Bakan Kacır’ın ardından kürsüye gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, açılışı gerçekleştirilen fabrikanın önemine değindi. Bu yıl yatırım teşviklerine 530 milyar lira destek vereceklerini vurgulayan Bakan Şimşek, “Bu organize sanayi bölgesinde birçok fabrikanın açılışında bulundum. Ama bu en anlamlısı. İlk defa Batman’da yüksek teknoloji ürün üretecek bir fabrika açılışı yapıyoruz. BİOSYS gerçekten büyük bir başarı hikayesi. Üretim üssünün Batman’da olması büyük bir gurur kaynağı. Onun için tebrik ediyorum, hayırlı olsun. Bu organize sanayisinde 220 fabrika ya inşaat halinde ya da faal halde. Nereden nereye. 20 yılda Batman sanayileşti, üretiyor, Batman Türkiye’nin önemli bir büyüme motoru işlevi görüyor. Bu çok önemli. Batman çok rahat bir şekilde bu bölgede önemli bir üretim üssü olmaya aday. Bu kültür var. Bugün yüksek teknoloji ürün üretecek bir tesisin açılması bu nedenle çok değerli. Biz hükümet olarak AR-GE’ye, değişime, dijital dönüşüme, yeşil dönüşüme çok önem veriyoruz. Savunma sanayisinde yakaladığımız büyük başarıyı bütün diğer alanlarda Türkiye yakalayabilir. Sağlık teknolojileri konusunda, yarın birgün tarım, iklim teknolojileri konusunda çok rahat bir şekilde Türkiye bunları başarabilir. Sanayicilerimize sesleniyorum; biz size bütçeden destek vereceğiz. Bu sene yatırım teşviklerinde 530 milyar lira destek vereceğiz. Muazzam bir destek. Amacımız Türkiye’nin katma değer zincirlerini artırmak. Sanayisini, ihracatını daha sofistike kompleks ürünlere daha yüksek teknolojik ürünlere evrimini sağlamak” dedi.
Amaçlarının Türkiye’yi dünyanın sayılı ekonomileri arasına sokmak olduğuna dikkati çeken Bakan Şimşek, “İlk defa geçen sene Türkiye’nin gayri milli hasılası 1 trilyon 100 milyar doları aştı. Satın alma gücü kalitesi ile Türkiye 3.1 trilyonluk bir ekonomi ile dünyanın en büyük 11. ekonomisi. Cari olağan kurulda da dünyanın 17. büyük ekonomisi noktasında” diye konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından fabrikanın açılışı gerçekleştirildi.
8 bin metrekarelik alanda 150 milyon TL’lik yatırım
8 bin metrekare kapalı alanda 150 milyon liralık yatırımla kurulan ve açılışı gerçekleştirilen fabrikada ilk etapta yoğun bakımda ihtiyaç duyulan mekanik ventilatör, nöromonitör, nemlendirici ve yüksek akış oksijen terapisi cihazı üretilecek. Ayrıca ilerleyen süreçte endoskopik kapsül, hemodiyaliz cihazı ve anestezi cihazları gibi kritik ürünler de üretilerek, sağlık alanında yerlileşme hamlesine katkı sağlanacak. – BATMAN
]]>Çeşitli temaslarda bulunmak için kente gelen Bakan Kacır, Batman Havalimanı’ndan Togg ile Valiliğe geçti. Vali Ekrem Canalp’i ziyaret eden Kacır, kentteki çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Daha sonra Bakan Kacır, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Necat Nasıroğlu Külliyesi’nde Leyla Nasıroğlu Gençlik Merkezi ve Kütüphanesi’nin açılışını gerçekleştirdi, Hatice Nasıroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen “Batman’ı TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturma Projesi İmza Töreni”ne katıldı.
Bakan Kacır, törende yaptığı konuşmada, projenin tanıtım töreninde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, TÜBİTAK, Batman Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde bilimi toplumla buluşturan projede, Batman’da anaokulundan liseye kadar 492 okulda 160 binin üzerinde popüler bilim kitabı ve binlerce dergiyi armağan etmenin heyecanını ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Projenin İstanbul ile başladığını, geçen hafta da Eskişehir’de sürdüğünü anımsatan Kacır, Batman merkezdeki tüm okullara 75 bin kitap armağan ettiklerini, ama bugün sadece Batman merkezde değil, Hasankeyf’ten Gercüş’e, Beşiri ve Kozluk’tan Sason’a kadar tüm ilçelerde TÜBİTAK kitaplıklarını kurduklarını, çocuk ve gençlerin bilime ilgisini arttırdıklarını belirtti.
Cumhuriyetin ikinci asrında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde tam bağımsızlık anlayışıyla kutlu yürüyüşlerini sürdürdüklerini aktaran Kacır, ülke için insan kaynağına gereken yatırımı yaptıklarını, bilim ve teknolojide güçlenen, kendinden emin, ayakları yere sağlam basan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa ettiklerini bildirdi.
Türkiye Yüzyılı’nda, yediden yetmişe, adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla hareket ettiklerini ifade eden Kacır, bu inşa ve ihya yolculuğunda en değerli yol arkadaşlarının yarınların umudu gençler olduğunu, imkan tanındığında, gerekli ortam sağlandığında gençlerin neleri başarabileceğini çok iyi bildiklerini, bu anlayışla gençleri bilim ve teknoloji kültürü ile buluşturacak ve onların bu alanda yeni çalışmalar yapmasını sağlayacak hamleleri gerçekleştirdiklerini anlattı.
“Tüm imkanlarımızı, gençlerimiz için seferber etmekten asla geri durmuyoruz”
Bu hamlelerin başında TEKNOFEST’in yer aldığını dile getiren Kacır, şöyle konuştu:
“Dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali TEKNOFEST’le, gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlıyor, bilim ve teknoloji yolculuğunda onların yanında yer alıyoruz. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, aziz milletimize İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç TEKNOFEST armağan ederek, 4,5 milyonun üzerinde ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi’nin coşkusunu yaşadık. Gençlerimizin geleceğe dair ufkunu şekillendirdiğimiz TEKNOFEST’lerde biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar 44 teknoloji yarışmasında 1 milyon gencimizin rekabetine şahit olduk. TEKNOFEST kuşağımızın akamete uğramış bilim ve teknoloji yolculuğumuzu yeniden dirilten, geleceğin Türkiye’sine giden yolun köşe taşlarını döşeyen, yarınlarımız adına ümidimizi yeşerten nesil olacağından hiç şüphem yok. TEKNOFEST’lerin yanı sıra beşeri sermayemizin, nitelikli insan kaynağımızın güçlendirilmesi için önemli adımlar atmayı sürdürüyoruz. Merak eden, sorgulayan, araştıran, keşfeden, çözüm üreten bir gençliğin peşinde, tüm imkanlarımızı, gençlerimiz için seferber etmekten asla geri durmuyoruz.”
Araştırma ve proje yarışmalarının yanı sıra bilim olimpiyatları ile de bilim kültürünü güçlendirdiklerine dikkati çeken Kacır, 81 ilin tamamında kurdukları Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde 16 bin ortaokul ve lise öğrencisine robotik kodlamadan, tasarımdan programlamaya, nesnelerin internetinden havacılık ve uzay teknolojilerine birçok yenilikçi teknoloji alanında 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunduklarını bildirdi.
Son 2 yılda gerçekleştirdikleri 2 bin 500 bilim söyleşisiyle 300 binden fazla öğrenciyi bilim insanlarıyla bir araya getirerek, toplumda bilime yönelik ilgiyi ve bilimsel okuryazarlığını pekiştirdiklerini belirten Kacır, destekledikleri 3 bin 500’e yakın bilim fuarı ile 250 bin öğrencide ve 3 milyon ziyaretçide bilimsel farkındalığı yeşerttiklerini kaydetti.
Son 3 yılda destek verdikleri 89 bilim şenliği ile 400 binin üzerinde genci bilimle buluştururken, onlara bilimin eğlenceli dünyasını keşfetme fırsatı sunduklarını anlatan Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bilim merkezlerimiz vasıtasıyla, genç nesillerimizi bilimle buluşturuyor, onları denemeye ve keşfetmeye teşvik ediyoruz.
Hizmet vermekte olan 10 büyük ölçekli bilim merkezimizde bugüne kadar 11 milyon ziyaretçi ağırladık. Ayrıca ziyarete açık ilçe ölçeğindeki 15 bilim merkezimizde 850 bin gencimizi bilimin atölyeleriyle buluşturduk. Yakın zamanda da Necat Nasıroğlu Vakfının önderliğinde Batman’ı da bir bilim merkezine kavuşturacağız. TÜBİTAK eliyle desteklenecek ve inşallah Batman’ı, bilim insanlarının, mühendislerin, araştırmacıların yetişeceği yeni bir eğitim merkezine kavuşturacağız. Bilimin temelinde merak ve keşfetme arzusu yatar. İnsanoğlu merak ettikçe okur, okudukça merakı artar. Bizler de bu sebeple, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’yla 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okura sesleniyor, bilime yönelik ilgiyi ve merakı artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız 1167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Geride bıraktığımız yılda, 37’si yeni olmak üzere toplam 204 kitapta, 2 milyon 700 bini aşan basım adedine eriştik. Bu yılın ilk 2 ayında popüler bilim dergilerine abone sayımızı yüzde 162 artırarak 568 bine çıkardık. Sadece 2 aylık bir sürede 700 bini aşkın popüler bilim kitabını bilim meraklılarıyla buluşturduk. Basılı yayınlarımızın yanı sıra popüler bilimin dijital adresi Bilim Genç web sitesi ile her ay yaklaşık 400 bin kullanıcıya erişiyoruz. Bu sayı her ay katlanarak artmaya devam ediyor.”
Tüm arzu ve gayelerinin bilimi gençlerle, gençleri bilimle buluşturabilmek olduğuna işaret eden Kacır, gençlerin yarınların mimarı, geleceğin teminatı olduğunu ifade etti.
Geleceğin güçlü Türkiye’sini inşa ederken, gençlerle beraber yürüdüklerini aktaran Kacır, “Bu sebeple, gençlerimize küçük yaşlardan itibaren okuma alışkanlığı kazandırmayı ve her bir gencimizin birer bilim okuryazarı olmasını istiyoruz. Gençlerimize yönelik desteklerimizi büyük bir motivasyonla gerçekleştiriyoruz. Bugün Milli Teknoloji Hamlesi’nin tüm gurur tablolarında gençlerimizin izi var. Biliyorum ki, biz gençlerimize yatırım yaptıkça, onların yanında durdukça, onlara güvendiğimizi hissettirdikçe, Türkiye Yüzyılı’nda da yeni başarı hikayelerinde gençlerimizin imzasının bulunacağına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Törende, Vali Ekrem Canalp, AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu ve İl Milli Eğitim Müdürü Mahmut Kurtaran da birer konuşma yaptı.
Programa, Batman Üniversitesi Rektöre Prof. İdris Demir, siyasi parti ve sivil toplum kuruluş temsilcileri ile öğrenciler katıldı.
]]>AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yerli ve milli dijital oyun uygulamalarını geliştirmek amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalar ve sağladığı destekler bu yıl da devam etti.
Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yeni teknolojilere odaklanılırken oyun sektörü de bu alanda gençlere yönelik projeleriyle öne çıktı. Firmalar, geliştirdikleri oyunlarla bir yandan dünya vitrininde boy gösterdi, diğer yandan akademiler, eğitim ve uygulama merkezleri de gençlere bu alanın kapılarını açtı.
Bu kapsamda atılan adımlardan biri, Bakanlık, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi destekleriyle, Google, T3 Girişim Merkezi ve Türkiye Girişimcilik Vakfı paydaşlığında “Oyun ve Uygulama Akademisi”nin hayata geçirilmesi oldu.
Akademi ile dijital ekonominin büyümesine, 18-29 yaş üniversite öğrencisi veya mezunu gençlerin dijital becerilerinin gelişmesine, teknoloji sektöründe istihdamın artmasına ve teknoloji odaklı girişimlerin çoğalmasına katkı hedeflendi.
Yarısı kızlardan oluştu
Her yıl 2 bin gence teknoloji, uygulama ve oyun geliştirme, girişimcilik alanlarında yetkinlik kazandıran akademiye, 2021-2022 ve 2022-2023 dönemlerinde 81 ilden 65 binden fazla başvuru yapıldı. 4 bin 500 genç ilk 2 yıl verilen eğitimlerden yararlandı. 2 yılda 1969 kişiyi mezun eden akademi, 17 bin 841 sertifika verdi.
Akademinin, 2023-2024 dönemi için başvuruları da alınarak değerlendirme süreçleri tamamlandı. 2 bin kişi eğitimlerine Aralık 2023 itibarıyla başladı.
Oyun ve Uygulama Akademisi 3’üncü yılında da yüzde 50’si kadın olmak üzere üniversite öğrencisi veya mezunu 2 bin gence tamamen ücretsiz, çevrim içi eğitim ve etkinlikler sunuyor.
Yeni oyun geliştiriciler yolda
Ayrıca, nitelikli insan kaynağını geliştirmek, bilişim meslekleri özelinde ulusal meslek standardı ve ulusal yeterliliklerin hazırlanması için de protokol imzalandı.
Protokolle hem Türkiye Yazılım Envanteri Projesi’nin çıktısının alınması hem de 42 Yazılım Okulu’ndan mezun öğrencilerin bir ihtiyacı olarak bilişim mesleklerine ilişkin ulusal meslek standardı ile ulusal yeterliliklerinin hazırlanması amaçlandı. İlk etapta çalışılacak meslekler “mobil yazılım geliştirici”, “oyun geliştiricisi” ve “BT mimarisi uzmanı” olarak belirlendi.
Yeni Nesil Yazılımcı Yetiştirme Programı olarak tasarlanan 42 İstanbul ve 42 Kocaeli okullarına geçen yıl 74 bin 106 kişi başvurdu. 6 bin 650 kişinin havuz eğitimine alındığı okullarda 1716 kişi eğitimi başarıyla tamamladı, 1421 kişinin bu okullara kaydı gerçekleşti. Halen okullarda 691 aktif öğrenci bulunuyor. İstanbul kampüste 35 ve Kocaeli kampüste 12 öğrenci olmak üzere, müfredatın temel modülünü tamamlayan toplam öğrenci sayısı 47 oldu.
Öte yandan bilişim, yazılım, dijital oyun, telekomünikasyon, finansal teknolojiler (fintek), akıllı şehircilik alanlarında sektörlerin yurt dışına açılması ve ihracatın artırılmasına yönelik sektöre özel kurgulanan destekler verilmesi de planlanıyor.
Türkiye’nin ilk “unicorn”u oyun şirketi olmuştu
Türkiye’nin ilk “unicorn”u (değerlemesi 1 milyar doları geçen teknoloji girişimi) olan Peak Games’i, ABD’li oyun şirketi Zynga 1,8 milyar dolara satın almıştı.
Unicorn olan bir diğer oyun stüdyosu Dream Games’e bugüne kadar finansal yatırımcılar tarafından yatırım yapıldı. Türkiye’nin ilk unicornlarından Dream Games’in “Royal Match” oyunu geçen yıl 82,62 milyon dolarla dünyada en yüksek gelire sahip oyun olmuştu.
]]>AA muhabirinin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla derlediği bilgilere göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda Bireysel Genç Girişim (BiGG) adıyla oluşturulan TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) Girişimcilik Destek Programı, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerinin katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmesi için girişimcilerin fikir aşamasından pazara kadar olan faaliyetlerini destekliyor.
BiGG çekirdek sermaye desteği almaya hak kazanan kadın girişimciler, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasınca yürütülen Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı’na katılabiliyor. Programda, kendilerine atanan kadın mentörle iş fikrini ticari değere dönüştürme konusunda destek sağlanırken farklı teşvik ve ödül mekanizmalarıyla ilgili bilgi veriliyor.
BiGG kapsamında bugüne kadar 2 bin 453 girişimciye destek verildi. Bu girişimcilerden 501’i kadın girişimcilerden oluştu.
Türkiye’de yatırım tabanlı ilk çağrı olma özelliği taşıyan 1812 BiGG Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı çağrısı 2023’te açıldı. Bu çağrı kapsamında toplam 515 iş planı başvurusu alındı. Başvurulardan 161’i kadın girişimciler tarafından gerçekleştirildi.
Mükemmeliyet mührü almaya hak kazanan 153 girişimciden 47’si kadın girişimci oldu. 2012’de yüzde 10 olan kadın girişimci destek oranı 2023’te yüzde 31’e yükseldi.
Akıllı nano ilaç projesi
TÜBİTAK tarafından çeşitli projeleri desteklenen bilim insanlarından Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal’ın kurduğu biyoteknoloji girişimi RS Research, hedefli tedaviyi mümkün kılan akıllı nano ilaçlar geliştiriyor.
Ana yatırımcısı Avrupa Yatırım Fonu olan ACT’den 2 milyon avro çekirdek yatırım alan Sanyal, GEN İlaç liderliğinde, Eczacıbaşı Momentum ve İstanbul Portföy fonlarının katılımıyla 12 milyon dolar Seri-A yatırımı aldı. Şirket, ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.
Özlem Barut Selver, 10 hastalığa yönelik prospektif klinik pilot çalışmayı içeren TÜBİTAK 1005 Projesi’ni 2018’de tamamlandı. Türkiye’de bir ilk teşkil eden bu çalışmada, Avrupa’daki muadil üründen farklı kültür tekniği ve materyaller kullanılarak literatürle benzer başarı elde edildi. Girişim takımı, 1005 Projesi’nde gerçekleştirilen hücresel tedavi seçeneğini iyileştirmeyi ve ürünleştirmeyi amaçlıyor.
Oyunseverlere özgü metaverse platformu
TÜBİTAK BiGG Girişimcilik desteğiyle kurulan TELEPORTER firmasının kurucu ortağı olan Dilara Keçeci, sanal gerçeklik teknolojisini kullanarak tüm dünyadan oyunseverleri tek dijital sosyal evrende bir araya getiren ve oyunculara özgü metaverse platformunu inşa eden kadın girişimci oldu. Bugüne kadar Türkiye’den ve Silikon Vadisi’nden 1 milyon doların üzerinde yatırım alan ve dünyanın her yerinden on binlerce kullanıcıya ulaşan şirket, hem Türkiye’de hem de dünyada onlarca ödüle layık görüldü.
Atık sorununa etkin çözüm
Burcu Saner Okan, TÜBİTAK BiGG Girişimcilik Desteği ile kurduğu Nanografen Nano Teknolojik Ürünler Kimya AR-GE Danışmanlık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile atık lastiklerden elde edilen karbonu grafen nanotabakalara dönüştürebilen yıllık 6 ton üretim kapasitesine sahip üretim hattını oluşturdu.
Gan Piroliz ile kurduğu ortaklıkla tesis, özellikle dünyada gün geçtikçe artan atık sorununa etkin çözüm getirerek katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin önünü açtı. Otomotiv firmalarının hem ulusal hem uluslararası merkezleriyle çalışan Nanografen, Kasım 2021’den bu yana Renault’un onaylı tedarikçi listesine girmeyi başardı.
TÜBİTAK BiGG Girişimcilik programı kapsamında desteklenen Dr. Saliha Durmuş’un kurduğu PHI TECH Bilişim Biyoteknoloji AR-GE AŞ, hassas tıp uygulamalarına yönelik, multi-omik tabanlı, yapay zeka destekli klinik karar desteği sağlayan biyoinformatik platform geliştirildi.
Hastane enfeksiyonlarına hızlı tanı cihazı
Hastane enfeksiyonlarının hızlı ve erken tanısında kullanılacak portatif taşınabilir tanı cihazı geliştirmek amacıyla TÜBİTAK BiGG programı kapsamında destek alan girişimci Asiye Karakullukçu’nun İngiltere’deki patent başvurusu da tescillendi. Karakullukçu’nun firması, 1,5 milyon avro AB EIC Hızlandırıcı fon desteği için ilk aşamayı başarıyla geçti. Şirketin, ürünün doğrulama ve sertifikasyon süreçleri için çalışmaları sürüyor.
Güneş, yaşlılık ve hamilelik lekeleri, hormon kullanımında oluşan lekelerin açılmasına ve yeni leke oluşumunun önlenmesine yardımcı krem projesiyle TÜBİTAK BiGG Girişimcilik Programı’ndan destek alan girişimci Mutlu Aydemir, Koji kremleri ürün formülüyle patent aldı. Hazırlanan 5 prototip içinden sadece 1 ürün Koji Leke Kremi adıyla ticarileştirilerek piyasada satışa sunuldu. Ticarileştirme süreci Hacettepe Üniversitesi Teknokent bünyesinde öz sermayeyle yapılan projeyle gerçekleştirildi.
Prostat kanserinde kullanılan ilaç öncülleri yerli üretiliyor
Farklı alanlarda kullanılmak üzere peptit üretimi yapan Peptiteam AŞ, kadın girişimci Güzide Aykent tarafından TÜBİTAK BiGG desteğiyle ODTÜ Teknokent bünyesinde kuruldu. Eczacıbaşı-Monrol Nükleer Ürünler Sanayi ve Ticaret AŞ ile Sipariş AR-GE kapsamında destek alan proje kapsamında, prostat kanseri teşhis ve tedavisinde kullanılan ilaç öncülleri yerli olarak üretilmeye başlandı.
TÜBİTAK 1501 projesi kapsamında prostat kanseri teşhis ve tedavisinde kullanılabilecek yeni peptitler projesi sürdürülüyor.
Kolajen ürünlerle destek aldı
Kadın girişimci Aslı Zuluğ tarafından Guru Sağlıklı Gıda Sanayi, TÜBİTAK BiGG Girişimcilik Programı desteğiyle 2019 yılında kuruldu. Girişimci, aynı zamanda Royal Academy of Engineering tarafından yürütülen LIF programı ile desteklenmeye hak kazandı.
Firma, sağlıklı gıda tüketim eğiliminin ön planda olduğu dönemde hızla büyüyen fonksiyonel gıda pazarı için yüksek protein ve kolajen içeren atıştırmalık et ürünü, daha sonra yine doğal kolajen ve protein içeren granola, kraker, çocuk cipsi ve ilikli kemik suyu gibi ürünler geliştirdi.
Hekimanne firmasının sahibi Dr. Görkem Astarcıoğlu, 2020’de TÜBİTAK BiGG desteğiyle “giyilebilir termometre” geliştirdi, yara bandı gibi cilde yapıştırılarak kullanılan giyilebilir ateş ölçer ve BabyStar isminde mobil sağlık takip uygulamasını hayata geçirdi. Giyilebilir termometrenin seri üretimi gerçekleştirildi.
Tekstil ve ambalaj sektöründe projeleriyle destek aldılar
TÜBİTAK BiGG programı kapsamında desteklenen Swatchloop Teknoloji ve Yazılım’ın kurucusu Güneş Sayıt, tekstilde sürdürülebilirliği sağlayan yapay zeka tabanlı atık yönetimi platformu Swatchloop ile Organik Kimya’dan 1,33 milyon dolar değerlemeyle yatırım aldı.
????Esra Ulaşan’ın TÜBİTAK BiGG desteğiyle kurduğu Smart Capital Yazılım firmasının ürünü olan Magnus, makine öğrenimi ve yapay zeka algoritmalarına dayalı portföy optimizasyonu ve yatırım yönetimi, platform olarak hayata geçirildi.
Çeşitli teknolojilerle atıl nişasta bazlı ham maddeler kullanılarak ileri dönüşüm sağlamak amacıyla Merve Arıkan tarafından TÜBİTAK BiGG desteğiyle kurulan Plastic Move, ambalaj sektöründeki plastik kullanımını azaltacak teknolojiler geliştiren biyoteknoloji girişimi oldu. Geliştirilen biyopolimer, firmaların üretim süreçlerinde kullandıkları petrol bazlı plastiklerin yüzde 20 azaltılmasını sağlayarak, karbon emisyonlarını düşürmeyi hedefliyor. Proje, 4,5 milyon dolar değerleme üzerinden tohum yatırımı aldı.
Sanal Fizik Tedavi Uygulaması
Kadın girişimci Zehra Yaşar, TÜBİTAK BiGG desteğiyle kurduğu Amazoi Bilişim firmasında, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezlerinde fizyoterapist eşliğinde tedavi gören hastalar için özel “Sanal Fizik Tedavi Uygulaması” geliştirdi. Amazoi, çocuklara yönelik kahramanlarla desteklenen uygulama geliştirerek tedaviye katılımlarını ve ilgilerini artırmayı hedefliyor.
TÜBİTAK BiGG Girişimcilik programı kapsamında desteklenen Aysun Şener de duygu temelli melodiler üretebilen özgün makine öğrenimi yazılımını içeren proje, duygu ve müzik türüne özgü yapay zeka tabanlı müzik besteleme yazılımı geliştirmeyi amaçlıyor. Proje, İnci Grubu (Türkiye), Trakya Yatırım (Türkiye), ÇekInvest Hızlandırıcı Programı (Çekya) ve KOSGEB Uluslararası Hızlandırıcı Programı (Türkiye) gibi yatırımcılardan destek aldı.
]]>Güngör, Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun çalışmalarına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Kurulun 25 Mayıs 2004’te Resmi Gazete’de yayımlanan kanun ile kurulduğunu dile getiren Güngör, kanun kapsamında, kamuda etiğe dayalı bir yönetim sisteminin yerleştirilmesi amacıyla, kamu görevlilerinin uymaları gereken etik davranış ilkelerini belirlemek ve kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmakla görevlendirildiğini ifade etti.
Devlete ve kurumlarına güven oluşturmak, saygınlık kazandırmak ve kamu hizmetinin layıkıyla yerine getirilmesini sağlamak için etik kamu yönetimine ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Güngör, kamu kurumlarının başarılı, uyumlu, verimli çalışmasının devlet düzeni ve gücünün olumlu bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Çalışmalarını 20 yıldır geniş bir yelpazede devam ettiren Kurul’un, özellikle sorunlu alanlara yöneldiğini, AB projelerinin de desteğiyle etik açıdan problem yaşanan alanlarda çözüm üretmek amacıyla önemli çalışmalar yürüttüğünü aktaran Güngör, bu kapsamda yerel yönetimler için belirlenen etik ilkelerin uygulamasına yönelik hazırlanan Etik Rehberi’nin ilgili yönetim birimleri ile paylaşıldığını anlattı.
400 bin kamu görevlisine etik eğitimi verildi
Güngör, 9 Temmuz 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile atamalarının yapılması üzerine Kurulda 5. dönem olarak çalışmalara başladıklarını hatırlattı.
Kurula yapılan başvurular dikkate alındığında, kamu yönetiminde etik bilincin ve kültürünün yerleşmesi ve etik farkındalığın artırılması için daha etkin ve yaygın çalışmalar yapılmasının gerekli görüldüğünü aktaran Güngör, bu çerçevede Kamu Yönetiminde Etik ve Etik Davranış İlkeleri konulu il konferansları düzenleme kararı aldıklarını bildirdi.
Güngör, ilk olarak 22 Kasım 2021’de Kocaeli’de 800 kamu görevlisine hitap edilerek başlatılan bu konferansların bugüne kadar toplam 7 ilde yapıldığını belirterek, bu kapsamda geçen yıl toplam 400 bini aşan kamu görevlisine ulaşıldığını belirtti.
Zerrin Güngör, 2004-2021 arasında etik eğitici eğitimi verilen kamu görevlisi sayısının 442 olduğunu, 2022 yılından itibaren bugüne kadar ise 720 etik eğiticisi yetiştirildiğini bildirdi.
Etik ilkeler, en az yasalar kadar önemli
Etik eğitiminin önemine ilişkin olarak Güngör, “Bazen öyle olaylarla karşılaşılır ki, yasalar ve hukuki düzenlemeler, ortaya çıkan hukuk ve ahlak dışı davranışların tanımlanmasında yetersiz kalabilir. Böylesi yasal boşlukların bulunduğu alanlarda karşılaşılan ikilemlerin çözümünde kamu görevlilerine yardımcı olacak etik ilke ve standartlar, en az yasalar kadar önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni teknolojiler alanında daha etkin etik kavramlara ihtiyaç var
Zerrin Güngör, etik eğitimi toplantılarında, toplumsal temel haklar ile bilim ve yeni teknolojilerin kesiştiği mevzuat ve politikaların etik yönleri hakkında tavsiyeler verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu alanda dünyanın daha etkin etik kavramlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu yeni teknolojileri üretenlerin, görünenin dışında hangi alanda ne hedeflediklerinden haberdar ve emin olmamız için yakın takibe ve bilgi geliştirmeye ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Yapay zeka kullanımı ile yakından ilgilenen bütün ülkeler, yapay zekanın sorunsuz şekilde geliştirilmesi ve dağılımı konusunda yönergeler, koruyucu önlemler, politika süreçleri önerileri gibi altyapı çalışmaları ve komisyonlar oluşturuyor. Yapay zeka devriminin etik değerlerle yürütülmesine azami özen gösteriliyor, burada sağlam gizlilik politikaları, güven ve etik değerler önemli başlıklar olarak öne çıkıyor.”
“Hiçbir teknoloji kendini şekillendiren değerler manzumesi olmadan gelişemez”
UNESCO’nun “yapay zeka etik tavsiye kararları”na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güngör, dijital teknolojilerin belirli düzenlemelerinin kamu kurumları üzerindeki olumsuz etkilerinin ciddi sorunlar oluşturabildiğine işaret etti.
Güngör, bu alandaki en belirgin olumsuzlukların, “dezenformasyon”, “mahremiyet anlayışının, veri gizliliğinin zedelenebilmesi”, “olayların-kurumların manipüle edilmesi”, “dışardan yabancı müdahaleler”, “ayrımcılık politikalarına hizmet” olmak üzere 5 başlıkta toplanabileceğini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu durumda temel haklar, yasalar, etik değerler ve nihayetinde savunduğumuz hukukun üstünlüğü ve demokrasi anlayışı, zedelenme durumu ile karşı karşıya gelebilir. Etik kavramına burada da önemli şekilde ihtiyaç duyuluyor. Hiçbir teknoloji kendini şekillendiren değerler manzumesi olmadan gelişemez. Çünkü değerler ve etik, teknoloji ve yeniliği kısıtlamaz, engel oluşturmaz, tam aksine toplumsal sorumluluğu, kapsayıcılığı ve sürdürülebilirliği destekler.”
Kamu kurumlarında etik ilkelerin bilinmesine ve uygulanır olmasına, algılanmasına, etik eğitimi programlarının artırılmasına ve etik değerlerin kurumsallaştırılmasına çok önem verdiklerinin altını çizen Güngör, “2005 yılında yayımlanan 18 etik ilkenin belirlendiği bir yönetmeliğimiz var ancak o yıllardan bu yana yüksek teknolojinin de hayata girmesi, iletişim teknolojilerinin ve dijital dünyanın yepyeni kavramlar getirmiş olması ‘dijital etik’ başlığında bizi çalışmaya sevk ediyor. Bu dönemde bu başlıkları da eğitimlerimize dahil edeceğiz.” dedi.
Özgürlük-güvenlik dengesi önemli
Zerrin Güngör, kamuda sosyal medya kullanımına ilişkin etik ilkelerin Kurulca belirlendiğini ilgili kurum ve kuruluşlar ve kamuoyu ile paylaşıldığını hatırlatarak, benzer şekilde yapay zeka üzerine de bir çalışma yürüttüklerini belirtti.
Dijital teknolojinin getirdiği olumlu ya da olumsuz pek çok durumla karşılaşıldığına dikkati çeken Güngör, kamu görevlilerin dijital teknolojiler ve yapay zeka kullanımına ilişkin farkındalığını artırmak, çözüm önerileri sunmak, programlar yapmak ve ilke kararları almak üzere çalışmalara başladıklarını bildirdi.
Yapay zeka ve dijital teknolojiler alanının teknik bir alan olması nedeniyle üniversiteler ve alan uzmanları ile işbirliği yapacaklarını belirten Güngör, şöyle konuştu:
“Yüksek teknoloji artık her alanda hakim olmaya başladı. Etik değerler, inovasyon dediğimiz yenilikçi süreçlerin kritik bir yol göstericisi, pusulası gibidir. Her adımda ‘acaba etik mi’ diye düşünmeliyiz. Daha önce hiç tanışmadığımız yeni meslekler, yapay zeka, genetik çalışmalar gibi konular bugün artık kamuda ve özel sektörde iç içe geçmiştir. Kamu görevlileri de, özel sektör çalışanları da tüm bu konularda etik değerleri göz önünde bulundurmalıdırlar. Söylediğimiz her söz isabetli ve yerinde olmalı, buna dikkat etmeliyiz. Yapay zeka ve dijital alandaki etik ilkelerle, kamu görevlilerinin özgürlük ve güvenlik dengesini çok iyi korumamız, kollamamız lazım. Bu hayatın her alanında önemli. Yıllarca idari yargıda çalıştım, kararlarımızda daima hukukun üstünlüğü, hakikat ve hakkaniyet dengesine önem verdik, bu dengeyi burada da çok iyi korumamız, kollamamız lazım. Zamana ve zemine göre de yeni tedbirler üretmemiz gerekiyor.”
“Çalışmalar, hem özel alanda hem de kamu alanında olmalı”
Yapay zeka teknolojisi üreticilerinin büyük çoğunluğunun yurt dışı kaynaklı olduğuna işaret eden Güngör, şunları kaydetti:
“Bu teknolojinin getireceği imkanlar, büyük fayda da yaratacaktır. Ancak biz bunun olumlu etkilerini artırmak ve de zararlı etkileri olacaksa da onu engellemek, önlemek, tedbirli olmak adına mutlaka çalışmalar yapmalıyız. Bu çalışmalar, hem özel alanda hem de kamu alanında olmalı. Bu alanda boşluk ve zafiyet alanları oluşmasına engel olmalıyız. Bir bakıyorsunuz, yapay zeka ile kişinin görüntüsü kullanılmış, sesi değiştirilmiş. Bunlar insanı ürpertiyor. Demek ki bir koruma kalkanı oluşturacağız. Bu neyle olacak? Teknolojiyi reddetmekle değil, teknolojiyi kontrol edebilmekle olacak. Teknolojiyi nasıl kontrol ederiz? Özgürlük-güvenlik dengesine dikkat ederek. Bu teknolojiyi kullanacağız ancak kontrollü şekilde, kullanacağız. Ülkemize, toplumumuza zarar verici etkilerinden korunmamız lazım. Ağırlıklı olarak bu alanda karşılaşacağımız riskleri öngörüp önleyici tedbirler almak için yeni çalışmalar yaparak ilke ve tavsiye kararları alacağız.”
Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Güngör, çalışmaları sonuçlandığında yapay zeka ve dijital teknolojilerle ilgili etik ilke kararlarını kamuoyuyla paylaşacaklarını belirterek, “Yapay zeka etik ilkelerinin kamu yönetiminde karar alma süreçlerinde faydalı ve etkili bir rehber olmasını temenni ediyoruz.” diye konuştu.
]]>15 yeni Turcorn adayı belirlendi!
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın liderliğinde gerçekleştirilen Turcorn Adayları Tanıtım Toplantısı, Türkiye’nin teknoloji tabanlı büyüme ve inovasyon odaklı kalkınma vizyonunun altını çizdi. Turcorn olarak adlandırılan bu yüksek potansiyelli girişimler, ulusal ekonominin dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye hazırlanıyor.

Bu program, Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeyi, yerli girişimlerin küresel pazarlarda rekabet edebilirliğini artırmayı ve ülkenin “unicorn” olarak bilinen milyar dolarlık şirketler çıkarma kapasitesini göstermeyi amaçlıyor.
Bakan Kacır’ın vurguladığı gibi, Türkiye şimdiye kadar 7 turcorn çıkarmayı başardı ve 2030 hedefi, 100 bin teknogirişimci yetiştirmek ve dünya sahnesinde daha fazla Türk teknoloji girişiminin başarıya ulaşmasını sağlamak.
Bu hedef doğrultusunda, Bakanlık tarafından tanıtılan 15 yeni Turcorn adayı, yapay zekadan dijital hizmetlere, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine ve finansal teknolojilere kadar geniş bir yelpazede hizmet veren girişimleri içeriyor.
Bu adaylar arasında ACE Games, Albert Sağlık Hizmetleri, Apps Medya Teknolojileri (Appsamurai), ICT Buluş Bilişim (Bulutistan), Colendi Yapay Zeka ve Büyük Veri Teknoloji Hizmetleri gibi inovatif şirketler bulunuyor.
Turcorn 100 Programı, seçilen adaylara sadece finansal destekle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda yurt içi ve yurt dışı pazarlara açılma, hızlandırma programlarına katılma ve dünya markası program paydaşlarıyla iş birliği yapma gibi imkanlar da sunuyor.
Bu destekler, girişimlerin hızlı bir şekilde ölçeklenmesine, global pazarlarda rekabetçi bir konuma ulaşmasına ve “Turcorn” olma yolunda ilerlemesine yardımcı olacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, konuşmasında şunları söyledi:
“Sizlere katkı sunmayı, imkanlarımızı sizler için, sizin başarınız için seferber etmeyi sürdüreceğiz. Ar-Ge teşviklerimizden, teknopark uygulamalarımıza, TÜBİTAK desteklerinden KOSGEB programlarına ve girişim sermayesi fonlarına pek çok uygulama ve düzenleme ile Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalışıyoruz. Teknolojik dönüşüm rüzgarının tarihte hiç olmadığı kadar kuvvetli estiği bir dönemdeyiz. Bireysel yaşamımız, üretim ve hizmet sektörleri, kamu yönetimi ve toplumsal düzen teknolojik devrimle hızla dönüşüyor.
22 yılda adeta sıfırdan bir girişimcilik ekosistemi kurduk. Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda Ar-Ge ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. TÜBİTAK Bigg programıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık.
2018’den bu yana düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerle milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna kazandık. Adeta girişim fabrikasına dönüşen TEKNOFEST’lerden artık her yıl binlerce teknoloji girişimi doğuyor. Türkiye’ye özgü ‘garaj modeli’ budur.
Başka ülkelerin girişim ekosistemlerinin dinamikleriyle kıyaslandığında daha fazla fırsat eşitliği sunan, daha demokratik bir modeli Türk girişimcilik ekosisteminde hep birlikte inşa ediyoruz. Toplumun tüm kesimlerinden yetenekleri keşfettiğimiz, onlara girişimcilik yolculuğuna başlama fırsatı sunduğumuz bu model; başarılı oldukça dünyaya örnek olacak.
Daha fazla teknoloji girişimi çıkarmak, binlerce genç girişimcinin hayallerini projelere, projelerini girişimlere dönüştürmesini sağlamak öncelikli amaçlarımızdan biri. Bu istikamette, Ulusal Girişimcilik Stratejimizde 2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk. Her yıl binlerce yeni teknoloji girişiminin Türkiye’den doğmasını sağlayacak ve 100 bin teknogirişim ile dev bir girişimcilik ekosistemi inşa edeceğiz.
Bu hedefin bir tamamlayıcı unsuru da Türkiye’den milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri çıkarmaktır. Girişimcilik literatüründe ‘unicorn’ olarak adlandırılan milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri, bir girişim ekosisteminin rekabet gücünün göstergesi olarak da kabul ediliyor.
2019’da yayımladığımız 2023 Sanayi ve Teknoloji Girişimciliği stratejimizde, Türkiye’den unicorn’lar çıkaracağımızı, yani ülkemizi Turcornlarla tanıştıracağımızı ifade etmiştik. Bugüne dek aldıkları yatırımlarda elde ettikleri değerleme milyar doları aşan 7 Turcorn’umuz oldu.
Oyun, yazılım, e-ticaret ve fintek girişimleri. 7 Turcorn’umuzun 6’sının bugünlere gelmesinde Bakanlık destek ve uygulamalarımızın katkısının bulunuyor olması, doğru yolda olduğumuzun göstergesi. Hedefimiz; 2030’a dek 100 Turcorn’un bu ülkeden doğması, bu ülkede büyümesi, dünyaya açılması. Bunu başarabilecek bir potansiyelimiz olduğunu biliyoruz.
Kurduğumuz ekosistem ve altyapı sayesinde pandemiden bu yana teknoloji girişimciliği Türkiye’de de altın çağını yaşıyor. Önceki 10 yılda yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimlerine, sadece son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım yapılmış olması yakaladığımız ivmeyi gösteriyor.
Girişimcilik ekosistemimiz geçtiğimiz yıl yatırım sayısı bakımından Avrupa’da beşinciliği, Orta Doğu ve Doğu Avrupa bölgesinde birinciliği elde etti. İstanbul ise girişimcilik otoriteleri tarafından en güçlü erken aşama ekosistem olarak kabul ediliyor. Bu ivmeyi kaybetmeyecek, daha da yükselteceğiz.
Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR programı gibi fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz.
Gerçekleştirdiğimiz mevzuat düzenlemeleriyle Ar-Ge teşviklerimizden üst düzeyde yararlanan Ar-Ge merkezleri ve teknopark firmalarının yararlandıkları teşvikleri girişim yatırımlarına yönlenmesini sağladık. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST bünyesinde ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz girişim yarışmaları ile proje takımlarının ortaya çıkardığı iş fikri ve ürünlerin girişime dönüşmesini destekledik.
Teknoloji Girişimciliği Konseyini kurduk ve inovasyon dostu regülasyon yaklaşımıyla, kamu politikalarının ve mevzuat düzenlemelerinin girişimlerimizi destekleyici bir perspektifle hazırlanmasına yönelik adımlar attık. TÜBİTAK Bigg Programını bir yatırım programına dönüştürdük.
: Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejimizin ana uygulamalarından biri olan Turcorn 100 Programı’mızla da erken aşamayı başarıyla geçmiş, hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin, daha hızlı ölçeklenmesine ve küresel pazarlara açılmasına rehberlik ediyoruz.
Program ile küresel hedefleri olan ölçeklenme aşamasındaki Turcorn adaylarının ihtiyaçlarına nitelikli cevap veren destekler sağlayarak teknoloji girişimciliği ekosistemimize yeni Turcornlar kazandırmayı amaçlıyoruz.
Programın sağladığı terzi usulü destekler kadar önemli bir bileşeni de ülkemiz girişim ekosisteminden yeni başarı hikayeleri çıkması adına, Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınma yolculuğunda elini taşın altına koymaktan çekinmeyen 17 program paydaşının katkıları. Girişimlerimiz, program paydaşlarımızın sunduğu güçlü destek ağının yanında bilgi birikimi, deneyim erişim imkanı elde ederek küresel pazarlarda daha güçlü var olacaklar.
21 Aralık 2022’de kamuoyuna duyurduğumuz ilk program sonrasında bugüne kadar 72 teknoloji girişimimiz turcorn adayı olmak için başvurdu. Girişimcilik ekosistemimizin paydaşlarının katılımıyla oluşturduğumuz jüri marifetiyle gelen başvuruları gelir büyüklüğü, yenilik, teknolojik derinlik gibi kriterleri dikkate alarak inceledik. Firmalarımızın beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate aldık.
Bugün itibarıyla da Turcorn 100 Programı’na seçilen ilk 15 teknoloji girişimini kamuoyu ile paylaşıyoruz. Yapay zekadan dijital hizmet teknolojilerine, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine, yeşil dönüşümden finansal teknolojilere farklı sektörlerde 15 Turcorn adayımızı özel desteklerle daha ileri seviyelere hep birlikte taşıyacağız.
Teknopazar Destek Programı ile Turcorn adayı işletmelerimizin uluslararası arenada müşteri ve yatırımcılarla yeni iş birlikleri geliştirmelerini destekleyecek, Uluslararası platformlarda daha güçlü var olmalarını sağlayacağız. KOSGEB eliyle yürüteceğimiz Küresel Rekabetçilik Programı ile Turcorn adaylarına 50 milyon lira finansman desteği sunacağız.
İnanmak, başarmanın yarısıdır. İnancın olmadığı bir yerde başarı ancak tesadüf eseridir. Bugün Turcorn 100 Programı’nın ilk üyeleri olacak girişimlerimizin başarılarını inancın ve azmin bir zaferi olarak gördüğümü özellikle belirtmek isterim. Tabi bu sadece bir başlangıç. Yeni Turcorn adayları için önümüzdeki dönemde başvuru almaya devam edeceğiz.
Ekosistemimizin teknoloji tabanlı girişimlerine açık çağrıda bulunuyorum. Bakanlık ve paydaşlarımızla birlikte sizlere katkı sunmayı, imkanlarımızı sizler için, sizin başarınız için seferber etmeyi sürdüreceğiz. Sizler Türkiye için, Türkiye Yüzyılı için çalıştıkça hiç endişeniz olmasın, bizler de size ve sizin gibi işletmelere sahip çıkacağız. Sizlerin gayreti, birikimi, kabiliyeti ve ortaya koyacağınız rekabetçi ürün ve hizmetlerle inşallah hedeflerimize daha emin adımlarla yürüyeceğiz.
]]>Uluslararası Yatırımcılar Derneğinin (YASED) düzenlediği 43. Olağan Genel Kurulu Toplantısı’nda konuşan Kacır, küresel şirketlerin Asya merkezli tedarik zincirlerine alternatif arayışı içerisinde olduğu, nearshoring ve friendshoring kavramlarının yükselişte olduğu bir dönemde ihracatta elde ettikleri 255,8 milyar dolarlık tarihi rekorda, Türkiye’nin coğrafi konumu, nitelikli insan kaynağı, güçlü üretim lojistik altyapısı ile yatırımcıların ihtiyaçlarına başarılı cevap verdiğinin tescili niteliğinde olduğunu söyledi.
Kacır, Türkiye Yüzyılı’nda imalat sanayisini daha rekabetçi ve yenilikçi yapıya kavuşturarak Türkiye’yi küresel düzeyde ileri teknoloji üretim merkezi haline getireceklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Küresel değer zincirindeki rolümüzü perçinleyeceğiz. Sizlerin de yakından bildiği üzere Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte AR-GE, yatırım ve üretim teşvikleri Bakanlığımız çatısı altında toplandı. Destek mekanizmalarımızı AR-GE’den seri üretime bütüncül bakış açısıyla kurgulama imkanına kavuştuk. İşte bu yaklaşımla katma değerli üretimi artıracak, cari açığı azaltacak projeleri desteklemek üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’nı sürdürüyoruz. Makine, mobilite, üretimde yapısal dönüşüm, sağlık ve kimya ile dijital dönüşüm alanlarında desteklediğimiz, orta yüksek ve yüksek teknoloji odaklı 103 milyar lira yatırım tutarında 182 proje ile cari açığın kapanmasına yılda 7 milyar dolar katkı sunacağız.
Önümüzdeki dönem yatırım teşvik sistemimizi revize ederek, büyük ölçekli yatırımlarla arz güvenliğini sağlayacağız. İlk kez Togg’da hayata geçirdiğimiz yeni nesil sanayi politikamızı yaygınlaştırarak, 5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerinden, güneş panellerine biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştireceğiz.”
Kacır, küresel tedarik zinciri krizi ve Kovid-19 salgınının neden olduğu kırılmaların henüz atlatılamadığını dile getirerek, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere Türkiye’nin yakın coğrafyasında baş gösteren krizlerin tüm dünyada enerji ve ham madde arzında yeni arayışları beraberinde getirdiğini belirtti.
Küresel krizlerden kaynaklanan bu sınamalar ve geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanılan iki büyük deprem felaketi karşısında Türkiye ekonomisinin 2023 yılında başarılı bir sınav verdiğini ifade eden Kacır, “14 çeyreklik kesintisiz büyümesini devam ettirdi. OECD üye ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ikinci, G20 üye ülkeleri arasında ise üçüncü ekonomi olduk. Gayri Safi Yurt İçi Hasılamız ilk defa 1 triyon dolar barajını aştı, rekor kırdı.” dedi.
“Yüksek teknolojiye yönelik yatırımları artıracağız”
Bakan Kacır, yüksek teknolojiye yönelik yatırımları artırarak, cari açığın azaltılması ve fiyat istikrarının sağlanması hedefine hep birlikte daha fazla katkı vereceklerini kaydetti.
Yatırım teşviklerinde yeni yaklaşımın ilk örneği olarak da teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programını TCMB ile hayata geçirdiklerini anımsatan Kacır, “Yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini kolaylaştıran bu programla Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırıyor, milli ekonomimizin yükselişini destekliyoruz.” şeklinde konuştu.
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya koyulan 12. Kalkınma Planı’nın 5 ana ekseninden biri olan yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim Milli Teknoloji Hamlesi hedefi doğrultusunda Türkiye’yi yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin adresi haline getirirken, toplumsal seferberlik ruhuyla yeşil ve dijital dönüşüm altyapısını güçlendirdiklerini anlattı.
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi uygulamalarının etkilerini en aza indirmek üzere milli teşvik ve finansman mekanizmalarını hayata geçirdikleri gibi uluslararası finans kuruluşlarıyla da iş birliklerini artırdıklarını kaydeden Kacır, “Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının katkılarıyla çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörleri için karbonsuzlaşma yol haritaları hazırladık. Bu sektörlerde alternatif teknolojilerin uygulanabilirliğini, beklenen emisyon düşüşlerini, gerekli yatırımların boyutlarını ve uygulanacak politikaları tespit ettik.” diye konuştu.
“Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ni geçen aylarda devreye aldık”
Kacır, sektörel yol haritalarını geliştirerek, geleceğe yönelik perspektif koydukları ve yeni organize sanayi bölgelerinin, yeşil organize sanayi bölgelerine dönüşümünü hızlandırmak amacıyla Dünya Bankası destekli Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’ni hayata geçirdiklerinin altını çizdi.
Yine Dünya Bankası iş birliğinde hayata geçirdikleri ve yeşil dönüşüm alanında şimdiye kadar gerçekleştirdikleri en kapsamlı ve en yüksek bütçeli programı olan Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’ni geçen aylarda devreye aldıklarını belirten Kacır, dijital dönüşümü hızlandırdıklarını, dijital ekonomiyi büyüttüklerini açıkladı.
Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sayılarını 14’e çıkaracağımız model fabrikalarımızla firmalarımızın rekabet gücünü yükseltiyoruz. Başta KOBİ’lerimiz olmak üzere firmalarımızın dijital dönüşümüne yönelik desteklerimizi güçlendirmek amacıyla, 8 milyar avro üzerinde bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldık. KOBİ’lerimiz program kapsamında Avrupa çapında kurulacak altyapılara erişebilecekleri gibi, programın bir bileşeni olarak ülkemizde kurulumu tamamlanacağımız Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerinden, yatırım öncesi test, yatırımcı bulma desteği gibi hizmetlerden faydalanabiliyor olacaklar.
Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz Dijital Dönüşüm ve Yeşil Dönüşüm destek programlarıyla da yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını öncelikli olarak destekleyeceğiz. Son 22 yılda inşa edilen siyasi istikrar, genç, yetenekli ve rekabetçi iş gücü, modern teşvik sistemi ve iş yapma kolaylığı sağlayan mevzuat altyapısı ile Türkiye uluslararası yatırımcıların sağlam ve dayanıklı yatırım ortağı olmaya devam ediyor. Oluşturduğumuz yatırım iklimiyle Türkiye son 22 yılda doğrudan yabancı yatırım performansını iyileştirmenin yanında dünyadaki rakiplerinden pozitif olarak ayrıştı.”
“İş ortamını iyileştiren yapısal reformları en üst düzey kararlılıkla gerçekleştiriyoruz”
Doğrudan yabancı yatırımların ülkenin rekabet gücü kazanmasında, istihdamı artırmasında ve AR-GE ekosisteminin beslenmesinde kritik rol üstlendiği bilinciyle yatırımcılarla iş birliği içerisinde hareket etmeyi sürdürdüklerini dile getiren Kacır, “Bürokrasiyi azaltan ve iş ortamını iyileştiren yapısal reformları en üst düzey kararlılıkla gerçekleştiriyoruz. Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesine yürüttüğümüz çalışmalarla da şeffaf ve daha öngörülebilir bir yatırım ortamı sunuyoruz. Türkiye’nin güvenli liman olduğunu tüm dünyaya her adımımızda kanıtlıyoruz.” diye konuştu.
Bakan Kacır, geçen günlerde yayımladıkları 57 maddelik YOİKK Eylem Planı ile özellikle yatırımcıların karşılaştıkları sorunları çözmeye ve iş yapma ortamını daha da iyileştirmeye yönelik adımlar atmaya odaklandıklarını ifade ederek, “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile uyumlaştırılmasına yönelik kanun değişikliği taslağı yüce meclisimiz tarafından onaylandı. Veri transferine ilişkin mevzuat hükümlerimizi AB normlarıyla uyumlu hale getirerek ülkemizde dijital ekonominin ivme kazanmasında önemli bir eşiği de aşmış olduk. Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz düzenlemelerle, uluslararası veri aktarımına ilişkin ulusal politikaları ülkemiz menfaatleri doğrultusunda ticareti destekleyici çerçeveye oturtacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, hedef odaklı ve seçici yatırım finansmanı sağlanması, girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi, 5G ve fiber iletişim altyapısının yaygınlaştırılması, lojistik bağlantıların geliştirilmesi, emisyon ticaret sistemi ve karbon düzenlemesi başlıklarında atacakları adımlarla Türkiye’yi dünyanın sayılı tedarik ve inovasyon merkezlerinden biri haline getireceklerini de sözlerine ekledi.
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlediği Turcorn adayları tanıtım toplantısında konuşan Kacır, bakanlık olarak, teknoloji girişimciliğinin Türkiye Yüzyılı’nda hep birlikte ekonomide yazacakları yeni başarı hikayesinin ana aktörü olduğuna inandıklarını söyledi.
Kacır, teknolojiyi kim geliştiriyorsa, kuralları da onun koyacağını kaydederek, eğer dünya yapay zeka, kuantum, biyoteknoloji gibi derin teknoloji alanlarında birkaç dev teknoloji tekeline mahkum olursa ortaya çıkacak yeni düzenin insanlığın yararına ve herkesin iyiliğine olmasının, fazlasıyla iyimser bir beklenti hatta hayal, olacağını belirtti.
Kacır, ulus devletlerin ya da uluslararası yapıların kural ve düzenlemelerle sınırlandırmakta giderek zorlandığı teknoloji tekellerinin, bağlayıcı bir ahlaki değerler bütününden yoksun olabilecekleri de düşünüldüğünde ortaya çıkacak sonuçların ne kadar ürkütücü olabileceğinin de tahayyül edilebildiğini, ahlaki bir zeminde yükselmeyen teknolojinin ne büyük kötülüklere neden olabileceğini tarih boyunca sıklıkla gördüklerini açıkladı.
AR-GE teşviklerinden teknopark uygulamalarına, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) desteklerinden Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB) programlarına ve girişim sermayesi fonlarına pek çok uygulama ve düzenleme ile Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütmek için çalıştıklarını belirten Kacır, “Teknolojik dönüşüm rüzgarının tarihte hiç olmadığı kadar kuvvetli estiği bir dönemdeyiz. Bireysel yaşamımız, üretim ve hizmet sektörleri, kamu yönetimi ve toplumsal düzen teknolojik devrimle hızla dönüşüyor.” şeklinde konuştu.
KOSGEB eliyle yürütecekleri küresel rekabetçilik programıyla TURCORN adaylarına 50 milyon lira finansman desteği sunacaklarını açıklayan Kacır, “Bugün Turcorn 100 Programı’nın ilk üyeleri olacak girişimlerimizin başarılarını inancın ve azmin bir zaferi olarak gördüğümü özellikle belirtmek isterim. Tabii ki bu sadece bir başlangıç. Yeni Turcorn adayları için başvuru almaya devam edeceğiz.” dedi.
Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buradan ekosistemimizin teknoloji tabanlı girişimlerine açık çağrıda bulunuyorum. Bakanlık ve paydaşlarımızla birlikte sizlere katkı sunmayı, imkanlarımızı sizler için, sizin başarınız için seferber etmeyi sürdüreceğiz. Sizler Türkiye için, Türkiye Yüzyılı için çalıştıkça hiç endişeniz olmasın, biz de size ve sizin gibi işletmelere sahip çıkacağız. Sizlerin gayreti, birikimi, kabiliyeti ve ortaya koyacağınız rekabetçi ürün ve hizmetlerle inşallah hedeflerimize daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Geleceğin Turcornlarının şimdiden ülkemize ve küresel girişimcilik ekosistemine hayırlı olmasını temenni ediyorum.”
Kacır, pek çok sınamayı ve meydan okumayı beraberinde getiren teknolojik devrimin ortaya çıkardığı değişimin salt müşterisi ve pazarı olarak bu değişime maruz kalmanın Türkiye için bir seçenek olmadığının altını çizerek, 85 milyon genç ve dinamik nüfus ile birlikte otomotivden kimyaya, beyaz eşyadan yenilenebilir enerjiye, metal sanayisinden makine sanayisine, tarımdan gıdaya küresel üretim zincirinde sahip oldukları rolün Türkiye için teknoloji girişimciliğinin açacağı fırsat pencerelerinin işaretleri olduğunu belirtti.
Türk ekonomisinde yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıracak olan 208 üniversite ve araştırma altyapılarında yüzbinlerce araştırmacının geliştirdiği bilgiyi ekonomik değere dönüştürecek olanın teknoloji girişimciliği olduğunu kaydeden Kacır, “22 yılda adeta sıfırdan bir girişimcilik ekosistemi kurduk. Teknoparklarımızın sayısını 2’den 101’e, teknoparklarımızda AR-GE ve inovasyon yapan girişimlerin sayısını 56’dan 10 binin üzerine çıkardık. TÜBİTAK Bigg programıyla 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladık.” dedi.
Kacır, 2018’den bu yana düzenledikleri TEKNOFEST’lerle milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna kazandırdıklarını, adeta girişim fabrikasına dönüşen TEKNOFEST’lerden artık her yıl binlerce girişim doğduğunu hatırlattı.
Türkiye’ye özgü garaj modelinin bu olduğunu belirten Kacır, “Başka ülkelerin girişim ekosistemlerinin dinamikleriyle kıyaslandığında daha fazla fırsat eşitliği sunan, daha demokratik bir modeli Türk girişimcilik ekosisteminde hep birlikte inşa ediyoruz. Toplumun tüm kesimlerinden yetenekleri keşfettiğimiz, onlara girişimcilik yolculuğuna başlama fırsatı sunduğumuz bu model; başarılı oldukça dünyaya örnek olacaktır.” açıklamasında bulundu.
“Ulusal Girişimcilik Stratejimizde 2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk”
Kacır, Filistin topraklarında İsrail’in sürdürdüğü ahlaksız ve insanlık dışı saldırıların müşahede edildiğini belirterek, “O halde, sadece Türkiye’nin kalkınması için değil, bu yeni çağda insanlığın geleceği için de başarmak zorundayız.” diye konuştu.
Daha fazla teknoloji girişimi çıkarmak, binlerce genç girişimcinin hayallerini projelere ve girişimlere dönüştürülymesini sağlamanın öncelikli amaçlarından biri olduğunun altını çizen Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu istikamette, Ulusal Girişimcilik Stratejimizde 2030 için 100 bin teknogirişim hedefini koyduk. Her yıl binlerce yeni teknoloji girişiminin Türkiye’den doğmasını sağlayacak ve 100 bin teknogirişim ile dev bir girişimcilik ekosistemi inşa edeceğiz. Hemen bu hedefin bir tamamlayıcı unsuru da Türkiye’den milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri çıkarmaktır. Girişimcilik literatüründe unicorn olarak adlandırılan milyar dolar değeri aşan teknoloji girişimleri, bir girişim ekosisteminin rekabet gücünün göstergesi olarak da kabul ediliyor. Henüz milyar dolar değeri aşan bir teknoloji girişimimiz yok iken 2019’da yayımladığımız 2023 Sanayi ve Teknoloji Girişimciliği stratejimizde, Türkiye’den unicornlar çıkaracağımızı, yani ülkemizi Turcornlarla tanıştıracağımızı ifade etmiştik.
Bugüne dek aldıkları yatırımlarda milyar doları aşan 7 Turcornumuz oldu. Oyun, yazılım, e-ticaret ve fintek girişimleri. 7 Turcornumuzun 6’sının bugünlere gelmesinde bakanlık destek ve uygulamalarımızın katkısı bulunuyor olması, doğru yolda olduğumuzun göstergesi. Hedefimiz 2030’a dek 100 Turcorn’un Türkiye’den doğması, bu ülkede büyümesi, dünyaya açılması. Bunu başarabilecek bir potansiyelimiz olduğunu biliyoruz. Bu hedef şüphesiz, sadece göstergelerde ülkemizi daha ileri düzeylere çıkarmak gayesiyle ortaya koyduğumuz bir hedef değil. Turcornlar bir yandan oluşturdukları ölçek ekonomisi ile küresel ölçekte rekabet gücüne sahip olacak, öte yandan da kazandıkları deneyimden yararlanarak kurulan onlarca yeni teknoloji girişiminin doğuşuna vesile olacaklar. Tıpkı ilk Turcornumuz Peak Games’ten 70’e yakın teknoloji girişiminin doğması gibi.”
“Dijital dönüşümün hızlanmasıyla küresel düzeyde girişim sermayesi yatırımları büyüdü”
Pandemi döneminde dijital dönüşümün hızlanmasıyla küresel düzeyde girişim sermayesi yatırımlarının büyüdüğünü belirten Kacır, “Kurduğumuz ekosistem ve altyapı sayesinde pandemiden bu yana teknoloji girişimciliği Türkiye’de altın çağını yaşıyor. Önceki 10 yılda yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapılan Türk teknoloji girişimlerine, sadece son 3 yılda 4 milyar dolara yakın yatırım yapılması yakaladığımız ivmeyi gösteriyor.” dedi.
Kacır, 2023’te küresel düzeyde yüksek faiz ve sıkılaştırılmış para politikası girişim sermayesi fonlarının düşüşünü beraberinde getirdiğini ve tüm dünyada girişimlere yatırımların son 5 yılın en düşük düzeyinde gerçekleştiğini belirtti.
Girişimcilik ekosisteminin geçen yıl yatırım sayısı bakımından Avrupa’da beşinciliği, Orta Doğu ve Doğu Avrupa bölgesinde birinciliği elde ettiğini belirten Kacır, İstanbul’un ise girişimcilik otoriteleri tarafından en güçlü erken aşama ekosistem olarak kabul edildiğini, bu ivmeyi kaybetmeyeceklerini, daha da yükseleceklerini açıkladı.
“Girişimlerin bankacılık ve borçlanma yoluyla değil, girişim sermayesi, yatırımlar ve halka arz yoluyla daha hızlı ve sağlıklı büyüyeceğini biliyoruz. Bu düşünceyle, önemli adımlar attık. Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech- InvesTR programı gibi fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz.” diyen Kacır, “Gerçekleştirdiğimiz mevzuat düzenlemeleriyle AR-GE teşviklerimizden üst düzeyde yararlanan AR-GE merkezleri ve teknopark firmalarının yararlandıkları teşvikleri girişim yatırımlarına yönlenmesini sağladık. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST bünyesinde ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz Girişim Yarışmalarıyla TEKNOFEST takımlarının ortaya çıkardığı iş fikri ve ürünlerin girişime dönüşmesini destekledik.” ifadelerini kullandı.
Kacır sözlerini şöyle sürdürdü:
“BTeknoloji Girişimciliği Konseyini kurduk ve inovasyon dostu regülasyon yaklaşımıyla, kamu politikalarının ve mevzuat düzenlemelerinin girişimlerimizi destekleyici bir perspektifle hazırlanmasına yönelik adımlar attık. TÜBİTAK Bigg Programını bir yatırım programına dönüştürdük. Ulusal Teknoloji Girişimciliği Stratejimizin ana uygulamalarından biri olan Turcorn 100 Programımızla da; erken aşamayı başarıyla geçmiş, hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin, daha hızlı ölçeklenmesine ve küresel pazarlara açılmasına rehberlik ediyoruz. Program ile küresel hedefleri olan ölçeklenme aşamasındaki Turcorn adaylarının ihtiyaçlarına nitelikli cevap veren destekler sağlayarak teknoloji girişimciliği ekosistemimize yeni Turcornlar kazandırmayı amaçlıyoruz. Programın sağladığı terzi usulü destekler kadar önemli bir bileşeni de ülkemiz girişim ekosisteminden yeni başarı hikayeleri çıkması adına, Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınma yolculuğunda elini taşın altına koymaktan çekinmeyen 17 program paydaşının katkıları. Girişimlerimiz, program paydaşlarımızın sunduğu güçlü destek ağının yanında bilgi birikimi, deneyim erişim imkanı elde ederek küresel pazarlarda daha güçlü var olacaklar. Başarı basamaklarını daha hızlı tırmanacaklar. Bu vesileyle teknoloji girişimciliği ekosistemimizi devler ligine taşırken bizlerle beraber yol yürüyen, girişimcilerimizin yanında duran paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. 21 Aralık 2022’de kamuoyuna duyurduğumuz ilk program sonrasında bugüne kadar 72 teknoloji girişimimiz imkanlardan yararlanmak üzere başvurdu.”
Girişimcilik ekosisteminin paydaşlarının katılımıyla oluşturdukları jüri marifetiyle gelen başvuruları gelir büyüklüğü, yenilik, teknolojik derinlik gibi kriterleri dikkate alarak incelediklerini belirten Kacır, “Firmalarımızın beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate aldık. Bugün itibarıyla da Turcorn 100 Programı’na seçilen ilk 15 teknoloji girişimimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.” diye konuştu.
Kacır, yapay zekadan dijital hizmet teknolojilerine, siber güvenlikten sağlık teknolojilerine, yeşil dönüşümden finansal teknolojilere kadar farklı sektörlerde 15 Turcorn adayını özel desteklerle daha da ileriye taşıyacaklarını Teknopazar Destek Programı ile Turcorn adayı işletmelerimizin uluslararası arenada müşteri ve yatırımcılarla yeni işbirlikleri geliştirmelerini destekleyerek uluslararası platformlarda daha güçlü var olmalarını sağlayacaklarının altını çizdi.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TÜBİTAK BİLGEM Yapay Zeka Enstitüsü Müdürü Mehmet Haklıdır’ın üstlendiği “Yapay Zeka ve Diplomasi: Yeni Sınırların Yönetilmesi” paneline, Toronto Metropolitan Üniversitesi Vector Yapay Zeka Enstitüsü Müdürü Sedef Akınlı Koçak, Holistic AI Hukuk ve Regülasyondan Sorumlu Kamu Politikaları Yöneticisi Osman Gazi Güçlütürk, Rochester Teknoloji Enstitüsü Müdürü Özcan Sarıtaş ve İspanya IE Üniversitesi Dekanı Manuel Muniz katıldı.
Toronto Metropolitan Üniversitesinden Koçak, derin öğrenme alanında araştırma yaptıklarını belirterek, yapay zeka, makine öğrenimi ve derin öğrenme araştırmalarının ileri seviyede olduğunu söyledi.
Yapay zeka okuryazarlığının gelişmesi gerektiğine işaret eden Koçak, yapay zeka alanında etik ilkelerinin belirlenmesi için de ekip oluşturduklarını aktardı.
Koçak, çerçeve çalışmalar kullanılarak mahremiyet, gizlilik ve güvenirlikle ilgili yapay zeka kriterlerinin belirlenebileceğini ve böylece küresel çerçevenin de oturtulabileceğini anlattı.
Farklı ülkelerin, farklı öncelikleri olduğuna dikkati çeken Koçak, 69 ülkenin yeni yapay zeka politikalarını belirlediğini ve güzel ilerlemeler kaydettiklerini dile getirdi.
Koçak, bu politikaların nasıl hayata geçirileceğinin önemli olduğuna işaret ederek, özel sektör, kamu ve uluslararası alanlarda ortak çalışılması gerektiğinin altını çizdi.
Genç nesillerin, yapay zeka alanında eğitilmesinin gerekliliğini vurgulayan Koçak, yapay zekanın topluma nasıl fayda getireceğinin çalışılması gerektiğini söyledi.
Koçak, yapay zekanın sürdürülebilirliği nasıl etkiyeceğinin önemine işaret ederek, bunun yalnızca çevre alanında da değerlendirilmemesi gerektiğini, ekonomi, teknik ve toplum boyutlarının da düşünülmesi gerektiğini dile getirdi.
“Makul, mantıklı ve uygulanabilir bir standartlaşma”
Holistic AI’dan Güçlütürk, dünyanın her yerinde farklı ilkeler olduğunu ancak esas farkın uygulamada ortaya çıktığını belirterek, herkes için geçerli olabilecek ve eşitlik sağlayacak kamu ilkelerine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Bu alanda uyumlaştırmanın ve tek tipleştirmenin büyük bir görev olduğuna dikkati çeken Güçlütürk, bunun devletlere düştüğünü belirtti.
Güçlütürk, ortak dil ve çerçeve bir anlayışın belirlenmesi için işbirliği gerektiğini aktararak, bunun ulusal girişimlerle uluslararası çerçevelere katılma yoluyla mümkün olabileceğine işaret etti.
Uyumlaştırmanın algı seviyesinde başlaması gerektiğini belirten Güçlütürk, adil ve makul bir uyumlaştırma mentalitesi olması gerektiğini kaydetti.
Güçlütürk, uyumlaştırmanın pratik seviyede gerçekten uygulanabilir olduğundan emin olunması gerektiğini söyleyerek, “(Her ülke arasında) Tam uyum hedeflenirse bu belki uygulanabilir olmayabilir. Makul, mantıklı ve uygulanabilir bir uyumlaştırma ve standartlaşma, bunlar önemli detaylar.” dedi.
Teknolojinin dış politika alanı haline gelişi
IE Üniversitesi Dekanı Muniz, hukukta ve yasal yönetmeliklerde yapay zeka teknolojisinde pek çok gelişme olduğunu kaydederek, başarılı olan yasal düzenlemelerin bulunduğunu söyledi.
Teknoloji alanında değişim ve inovasyon dönemine girildiğine işaret eden Muniz, mahremiyet ve gizliliğin nerede başlayıp nerede bittiğine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.
Muniz, teknolojinin başlı başına bir dış politika alanı haline geldiğini, teknolojinin stratejik çıkarlar ve ana değerler etrafında şekillendiğini dile getirdi.
Yapay zeka ve diplomasi konusunda büyük bir güç unsurundan bahsedildiğini kaydeden Muniz, teknoloji kullanımının ve dağılımının değiştiğini ifade etti.
Muniz, diplomatların teknolojinin bu alandaki etkilerini öngörebilmesi gerektiğine dikkati çekerek, insan hakları ve siyasi sistem gibi alanlarda teknolojinin neler yapabileceğinin görülmesinin önemini anlattı.
Yapay zekada işbirliğinin önemi
Rochester Teknoloji Enstitüsü Müdürü Sarıtaş, bilimsel olarak mümkün, ekonomik olarak karşılanabilir ve sosyal açıdan arzu edilebilir bir gelecek tasarlanması gerektiğini kaydederek, bunu yaparken politika yapıcıların gündemine ileride bu çalışmaların neler yapabileceğini sunduklarını söyledi.
Etik, yasal ve sosyal unsurların düşünülmesi gerektiğini belirten Sarıtaş, yapay zeka alanında farkındalık oluşturulmasının yanı sıra toplum üzerindeki etki ve izlenimin nasıl olacağının değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Sarıtaş, teknoloji ile yasa arasında bir boşluk olmaması gerektiğine işaret ederek, geleceğin öngörüleri çalışılırken senaryolar üzerinden giderek fırsat ve zorlukları değerlendirdiklerini aktardı.
Bilgi ve istihbaratın çok önemli olduğunu vurgulayan Sarıtaş, yapay zeka yarışının başlayabileceğini ancak işbirliği ruhu içinde hareket edilebileceğini ifade etti.
Sarıtaş, geçmişe göre bu alanlarda aktörlerin çeşitlendiğini belirterek, boşlukları kapatmak için yapay zekaya ihtiyaç duyulduğunun ve rekabete düşmeden işbirliği tarafında kalınması gerektiğinin altını çizdi.
]]>Bahçelievler’de 15’nci Bilim Merkezi açıldı
İSTANBUL – Bahçelievler Belediyesi ve TÜBİTAK işbirliğiyle hayata geçirilen Şule Yüksel Şenler Kütüphanesi ve Bilim Merkezi açıldı.
Bahçelievler Belediyesi ve TÜBİTAK’ın ortaklaşa yaptığı kütüphane ve bilim merkezinin açılışı yapıldı. Bahçelievler’de açılış programına Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, vatandaşlar ve davetliler katıldı. Merkezde Astronomi, Havacılık ve Uzay Bilimleri, Matematik, Doğa Bilimleri, Teknoloji ve Tasarım Atölyeleri gibi pek çok farklı branşta eğitimler verilecek.
Programın açılış konuşmasını yapan Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, “Bahçelievler’de ilkokul, orta okul, lise ve kuran kursu öğrencilerimize 600 TL kırtasiye yardımı yaptık. Amacımız öğrencilerimiz okusun. Üniversite öğrencilerimize de 2 bin 600 TL burs verdik. Bunun nedeni de öğrencilerimiz Türkiye içinde okuyorlar, onlara destek vermek. Özellikle üniversite öğrencilerimiz, yurt dışında stajını yurt dışında kabul ettirenlere gidiş gelişlerinin uçak biletlerini Bahçelievler Belediyesi karşılayacak. Bahçelievler’de ikametli örgün eğitim gören üniversite öğrencilerinin İstanbul Kartını biz karşılayacağız. Aklı fikri sadece İstanbul’da olan bir belediye başkan adayı var. Diğeri Diyarbakır’da, Trabzon’da, Mardin’de, Tunceli’de tüm Türkiye’yi dolaşan bir isim var. Yahu sen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanısın. Hiçbir hizmet almadık. Büyükşehir’in bir sınırı yok, çatı belediye, koordinatör belediyedir. Büyükşehir’den bir bina, bir asfalt, bir hizmet aldınız mı diye sorsanız, almadık arkadaşlar. Allah razı olsun kar için tuz verdiler o da kumlu çıktı” dedi.
“Gençlerimizi bilime ve teknolojiye yönlendiriyoruz”
Gençleri bilime ve teknolojiye yönlendirdiklerini söyleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Araştırmaları yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi destekleyerek gençlerimizi bilime ve teknolojiye yönlendiriyoruz. Böylelikle aydınlık yarınlarımızın teminatı gençlerimizin sahip oldukları potansiyeli ortaya çıkarmaya devam ediyoruz. Merak eden, araştıran, sorgulayan, keşfeden ve çözüm üreten bir gençliğin peşinde tüm imkanlarımızı gençlerimiz için seferber ediyoruz. Bu anlayışla ülkemizin tüm şehirlerinde teknolojiye yönelik farkındalığı arttırmak üzere değer teknoloji atölyeleri kurduk. Ortaokul ve lise öğrencilerimize geleceğin teknolojilerini şekillendirecek, yenilikçi disiplinlerde üç yıl süreli, ücretsiz eğitim programları sunuyoruz” diye konuştu.
Öğrenci ve bilim insanlarını bir araya getirdiklerini belirten Kacır, “Bugüne dek büyük ölçekli on bilim merkezimizi bilim gönüllülerinin hizmetine sunduk. Altı şehrimizde daha bilim merkezi kurulması için çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde 10 milyon 500 bin vatandaşımızı ağırladık. Diğer yandan ilçe ölçeğinde bilim merkezlerimizde de bilim ve teknolojiye olan ilgiyi arttırıyor. Bilime ve teknolojiye erişimi destekliyoruz. Bugüne dek on üç ilçemizdeki bilim Eğitim atölyelerimize yedi yüz yetmiş beş bin öğrencimiz katıldı. Dün ilçe ölçeğinde on dördüncü bilim merkezimizi Çekmeköy’e, Anadolu yakasında Çekmeköy ilçemize kazandırdık. Bugün de on beş, 15’nci açılışını Bahçelievler’imizde gerçekleştir Gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından merkezin açılış kurdelesi kesilirken, bakan ve beraberindekiler merkezi gezerek öğrencilerle sohbet etti.
]]>Bahçelievler Şule Yüksel Şenler Bilim Merkezi ve Kütüphanesi açılış törenine katılan Kacır, “7’den 77’ye tüm vatandaşlarımızın bilim ve teknolojiye merakını artıracak bu merkezin Bahçelievler’e, İstanbul’a hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.
Konuşmasında 28 Şubat Darbesi’ne atıf yapan Kacır, “Hafızalarımız taze, hafızalarımız diri. Hafızalarımızı diri tutmamıza vesile olan bayrak isimlerden biri de bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezi ve kütüphanemizin de adını taşıyacak olan Şule Yüksel Şenler’dir.” ifadelerini kullandı.
Kacır, Şenler’in yaşantısıyla, şahsiyetiyle, asaletiyle topluma rehberlik ettiğini vurgulayarak, “Cezaevi günlerinde sergilediği duruşla, güçlü kalemi ve güçlü kelamıyla verdiği mücadeleyle gerçek bir yol göstericiydi. Ne mutlu ki bugün onun mirasını yaşatanlar bilimden sanata, siyasetten bürokrasiye toplumsal hayatın her yerinde özgürce ve hiçbir ayrıma tabi tutulmadan kendilerine yer buluyor. ” diye konuştu.
“Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdik”
Türkiye’nin sanayileşmede, bilimde ve teknolojide akamete uğratılmış hikayelerle dolu tarihine ve talihine yeni bir istikamet kazandırdıklarını söyleyen Kacır, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdiklerini vurguladı.
Kacır, Cumhuriyet’in ikinci asrına bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atmış ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye olarak adım attıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ve şimdi Milli Teknoloji Hamlesiyle ülkemizde son 22 yılda elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşıyoruz. Ekonomik ve siyasi bağımsızlığın teknolojik bağımsızlıktan geçtiği düsturuyla kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemize, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamıza imkan tanıyacak program ve projeleri hayata geçiriyoruz.
Bayraktar TB-2, Akıncı, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, TCG Anadolu, Togg, Kızılelma ve Kaan… Milli Teknoloji Hamlemizin bu vizyon eserlerinin hepsinde ömür sermayesini bu ülkenin kalkınması ve güçlenmesi için adayan bir gençliğin alın teri var, akıl teri var.”
TEKNOFEST gençliğinin gümbür gümbür geldiğini anlatan Kacır, gençlerin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmaya devam ettiklerinin altını çizdi.
Kacır, Türkiye genelinde teknolojiye yönelik farkındalığı artırmak için 81 ilde Deneyap teknoloji atölyeleri kurduklarının vurgulayarak, “Ortaokul ve lise öğrencimize geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz. ‘Stajyer Araştırmacı Burs Programı’ kapsamında, 7 binden fazla öğrencimizin üniversite lisans eğitimleri esnasında AR-GE projelerinde yer almasını destekliyoruz. İstanbul ve Kocaeli’de açtığımız yeni nesil yazılım okullarımızda öğrencilerimize ücretsiz yazılım eğitimi veriyoruz. Bugüne kadar büyük ölçekli 10 bilim merkezimizi bilim gönüllülerimizin hizmetine sunduk. 6 ilimizde daha bilim merkezi kurulması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne kadar 10,5 milyon vatandaşımızı ağırladık.” değerlendirmesinde bulundu.
Bugüne kadar 13 ilçedeki bilim merkezlerinde gerçekleştirilen eğitim atölyelerine 775 binin üzerinde gencin katıldığına işaret eden Kacır, “Dün ilçe ölçeğinde 14. bilim merkezimizi, Çekmeköy’e kazandırmıştık. Bugün de 15.sinin açılışını gerçekleştirmenin gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
Kacır, hükmettiği her coğrafyada asırlara meydana okuyan kütüphaneler inşa eden bir ecdadın torunları olarak kitapların mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşları olduğunun da bilincini taşıdıklarını söyleyerek, “İşte bu anlayışla ülkemizin dört bir yanında birçok modern kütüphaneyi hizmete aldık. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni, Rami Kütüphanesi’ni gençlerimiz başta olmak üzere, yediden yetmişe farklı yaş gruplarından vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Geçtiğimiz hafta Gaziantep’teydim. Şahinbey’de bir ilçe belediyemizin hizmete almaya hazırlandığı muhteşem bir kütüphane gördüm. Bizim ilçe belediyelerimizin ürettiği hizmetlere, başkalarının tatil yaparak yönettikleri büyükşehir belediyeleri yetişemiyor.” diye konuştu.
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz”
AK Partili belediye başkanlarının Türkiye’nin dört bir yanında eser siyaseti ile gayretlerini sürdürdüğüne işaret eden Kacır, şunları söyledi:
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz. Başkaları ağustos böcekleri gibi günlerini tatilde geçirdiler. Milletimiz ne diyorsa bizim için baş tacı. Yeter ki milletimiz, şu yaşadığımız şehirleri güzelleştirmek, bu şehirleri geleceğe taşımak adına önümüzdeki 5 yıl gecesini gündüzüne katacak adaylarımıza destek veriyor olsun. Biz inanıyoruz ki bizim adaylarımız Allah’ın izniyle önümüzdeki 5 yılda bu şehirlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla çalışacaklar. Neredeyse Bahçelievler’in tüm okullarında spor salonları var. Sordum arkadaşlarıma ‘Rahmetli Kadir Başkan Bahçelievler’de kaç spor salonu yapmış?’ Dediler ki 10 spor salonunu rahmetli Kadir Topbaş, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Bahçelievler’e kazandırmış”
‘Son 5 yılda okullarımızda yapılan ilave bir spor salonu var mı?’ diye sordum. ‘Büyükşehir belediyesi tarafından yok’ dediler. Karar Bahçelievler’in, karar milletin. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Murat Kurum, Bahçelievler’de Hakan Bahadır. Allah’ın izniyle bu üçlü hem Türkiye’yi hem İstanbul’u hem Bahçelievler’i geleceğe taşıyacak.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2024, ikinci gününde devam ediyor.
M?oderatörlüğünü DiploFoundation’ın kurucu üyesi ve eski Malta Dışişleri Bakanı Alex Sceberras Trigona’nın üstlendiği “Küreselleşmiş Dünyada Bilim ve Teknoloji Diplomasisin Rolü” paneline Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Diplomasisi Özel Koordinatörü Büyükelçi Murat Yavuz Ateş, DiploFoundation Yöneticisi Jovan Kurbalija, Danimarka Teknoloji Büyükelçisi Anne Marie Engtoft Melgaard ve İstanbul Üniversitesinden Prof. Özgün Erler Bayır katıldı.
Büyükelçi Ateş, her şeyin çok hızlı şekilde ilerlediğini ifade ederek, Türkiye’nin de teknolojik gelişmelerden mümkün olduğunca fazla faydalanmaya çalıştığını kaydetti.
Ateş, işe ilk başladığı zamanlarla gelinen dönemi kıyaslayarak çok uzun sürebilecek işlerin artık yapay zeka sayesinde kısa süre içerisinde tamamlanabileceğini söyledi.
Özel sektör, devlet kurumları ve akademi gibi birçok alanının kendi içerisinde teknoloji alanına ilişkin çalışmalar yürüttüğünü belirten Ateş, “Örneğin Türkiye’de dijital dönüşüm ofisimiz, sanayi ve teknoloji bakanlığımız, rekabet kurulumuz ve telekomünikasyon kurumumuz var.” dedi.
Ateş, teknolojik gelişmelerin zorlukları da beraberinde getirdiğini dile getirerek bu konuda yasal düzenlemelerin kilit noktada ve bunun nasıl şekillendirildiğinin de bir o kadar önemli olduğunu ifade etti.
Yapay zekanın popülerleşmesinin bu zorlukları artırdığı değerlendirmesinde bulunan Ateş, “Dediğim gibi çok güzel işler başarabilir ama bazı şeyleri daha da zora sokabilir ayrımcılık olsun yanlılık olsun yani dijital ayrışmayı da çoğaltabilir.” diye konuştu.
Ateş, yeni teknolojiler dünyanın her bir yanında kullanılacaksa bunun ortak şekilde regüle edilmesi ve insanı merkeze yerleştiren yasal düzenlemelerin getirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Önümüzdeki on yıl içerisinde yapay zeka süper zeka konumuna rahatlıkla gelebilir ve insan kontrolünün ötesine de geçebilir.” dedi.
“Teknoloji ve dijitalleşme talepleri artırıyor”
Danimarka Teknoloji Büyükelçisi Melgaard da teknolojinin ilerlemesinin diplomasinin farklı bir dünyada işlemesi anlamına geldiğini ifade ederek, ilk defa 1992’de e-posta gönderildiğini ancak diplomasinin tamamen kağıdı bırakmasının 20 yılı bulduğunu aktardı.
Şimdi ise ChatGPT’nin ortaya çıktığını dile getiren Melgaard, “Artık herkes yapay zekanın nasıl kullanılabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla çok ciddi bir değişimden bahsediyoruz.” dedi.
Melgaard, ancak bu konuda uluslararası bir mevzuat olmadığına dikkati çekerek, “Mesela sahte bir video, seçimlerden hemen önce gösterilirse ne olacak belki sonrasında sahte olduğu tespit edilecek ancak iş işten geçmiş olacak.” diye konuştu.
Bugün 45 ülkenin bu konuda çalışan teknoloji büyükelçileri olduğunu vurgulayan Melgaard, çok taraflı sistemlerin ortak bir paydada buluşabilmesinin önemli olduğunu belirtti.
Melgaard, ancak Birleşmiş Milletler (BM) tarafına bakıldığında bunun çok da kolay olmadığını çünkü herkesin aynı teknolojik seviyede olmadığını söyledi.
Teknoloji ve dijitalleşmenin talepleri artırdığını ifade eden Melgaard, “Git gide BM gibi kurumların sorumlulukları da ağırlaşacak çünkü çözüm bulmak durumunda kaldığımız meseleler artışa geçecek.” diye konuştu.
Melgaard, “Herkes internete erişmek istiyor herkes bilgisayar sahibi olmak istiyor neden çünkü bunlar beraberinde çok büyük imkanları getiriyor ama kuantum bilgisayarlara geçiş yapıldığında nasıl olacak onlara kaç kişi erişebilecek ve bu gelişmeleri kaç ulus takip edebilecek?” dedi.
“Küresel internet altyapısı kırılgan”
DiploFoundation Yöneticisi Kurbalija, dijital teknoloji alanında en önemli konunun “süreklilik” olduğuna işaret ederek, küresel internet altyapısının kırılgan olduğunu vurguladı.
Okyanusun ortasından geçen kablolar olduğunu ve bunun “potansiyel risk taşıdığını” ifade eden Kurbalija, böylesi kritik altyapının yedeğinin olması gerektiğini söyledi.
Üniversitelerin yapay zekayı yasaklayarak hata yaptığını belirten Kurbalija, “Yapay zeka gelecekte bugünün interneti gibi olacak ve hayatlarımızın tam merkezinde yer alacak.” diye konuştu.
“Diplomasi krizlerle şekilleniyor”
İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Özgün Erler Bayır, artık teknolojik gelişmelerin takip edilmesinin zorlaştığına dikkati çekerek, bu gelişmelerin diplomasiye adapte edilmesinin de bir soru işareti olduğunu belirtti.
Gelişimler hızla yaşanırken her şeyin dijitalleşmesi olmalı mı sorusunu sorduğunu ve bir zamanlar telefon diplomasinin de gündemde olduğunu ancak bu misyonun da tamamlandığını aktaran Bayır, bazı diplomatların dijitalleşmeye yönelik şüpheci olduğunu ifade etti.
Bayır, diplomasinin dijitalleşmesi ve bunun geleceğine karşı akıllarda soru işaretleri olduğunu vurgulayarak, tam olarak nelerin değişeceğinin merak konusu olduğunu ve Kovid-19 salgını sırasında olduğu gibi diplomasinin uygulanma şeklinin değişebildiğine işaret etti.
Özellikle kavramsallaşmada “tutarlılığa” ihtiyacın olduğunu vurgulayan Bayır, “Akademiye baktığımız zaman da konseptlerin farklılaştığını görüyoruz.
Sanal diplomasi, Twitter diplomasisi gibi pek çok farklı kavram ortaya çıktı ve bunlar diplomasinin yeni türleri.” dedi.
Bayır, nesiller boyunca diplomasinin krizlerle şekillendiğini ifade ederek, ABD’nin İran’da sanal elçilik açmış olmasının bunun bir örneği olduğunu söyledi.
Bunun gayet pratik bir uygulama olduğunu belirten Bayır, yeni politikalar geliştirirken vizyoner de olunması gerektiğini kaydetti.
]]>TÜBİTAK ve Çekmeköy Belediyesince yapılan Çekmeköy Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi’nin açılış töreninde konuşan Kacır, son 22 yılda inşa ettikleri güçlü sanayi altyapısı, nitelikli insan kaynağı, yenilikçiliği teşvik edecek AR-GE ekosistemiyle, Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkma yolculuğunda mihenk taşı konumunda nice projelere imza attıklarını söyledi.
Bakan Kacır, savaşla, terörle, siyasi çekişmelerle yıllar kaybeden Türkiye’ye yeni bir istikamet tayin ederek asırlık kazanımlar elde ettiklerini belirterek, “Türkiye Yüzyılı”nın tuğlalarını döşediklerini ve Milli Teknoloji Hamlesi istikametinde Türkiye’yi yeni teknolojilerin pazarı yerine üretim üssü yapmak için gece gündüz gayret ettiklerini vurguladı.
Kacır, “Özgüveni yüksek, fikir ve dava sahibi Türk gençliği; Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın, Şakir Zümre’nin, Nuri Killigil’in yaşadığı hayal kırıklarını yaşamasın diye hayallerinin peşinden gitme yolculuğundaki engelleri bir bir kaldırıyoruz. Tüm imkanlarımızı gençlerimiz için seferber ediyoruz. Çünkü, gençlerimiz bizim en değerli varlığımız. Gençlerimiz yarınlara giden yolda mimarlarımız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda gençlerimizin yıldızı parlayacak. Gençlerimiz, inandıkları yolda dosdoğru yürürken, desteğimiz her zaman onlarla olacak.” diye konuştu.
“Gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz”
TEKNOFEST ile Türk gençliğine teknoloji geliştirme yolculuğunun kapılarını araladıklarını kaydeden Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi adımlarını büyük bir gururla sergilerken, büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahit olduklarına dikkati çekti.
Kacır, “Atak, Anka, Gökbey, Bayraktar TB-2, Kızılelma gibi projelerimize dokunan gençlerimizde ‘Bu asır Türk’ün asrı olacak’ inancı pekişiyor. Benzer şekilde, geçtiğimiz hafta ilk uçuşunu başarıyla tamamlayarak göğsümüzü kabartan milli muharip uçağımız Kaan, yarının mühendislerinin, bilim insanlarının, teknisyenlerinin geleceğe umutla bakmasını sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Geçen ay tarihte bir ilki gerçekleştirdiklerini ve ilk astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na gittiğini hatırlatan Kacır, Gezeravcı’nın ilk bilim misyonu kapsamında gerçekleştirdiği 13 bilimsel deneyden birinin de Muş Bilim ve Sanat Merkezi’ndeki ortaokul ve lise öğrencilerinin hazırladığı bilimsel deney olduğunu dile getirdi.
Kacır, “Muş’tan uzaya uzanan bir bilimsel çalışma. 81 şehrimizin 922 ilçemizin birini diğerinden ayırmadan gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz.” dedi.
“Yarışmada derece alan lise öğrencilerini Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ediyoruz”
Kacır, TEKNOFEST kuşağının inşası için Bilim Olimpiyatları ve Araştırma Projeleri Yarışmaları düzenlediklerini anlatarak, öğrencilerin ekip ruhunu güçlendirirken aynı zamanda bilim ve teknolojiye ilgilerini artırmak adına gayret ettiklerinin altını çizdi.
Lise öğrencileri için küresel ısınma konusunda farkındalık kazandıracak Kutup Araştırmaları ve İklim Değişikliği konulu proje yarışmaları tertip ettiklerini aktaran Kacır, bu yarışmada derece alan lise öğrencileri Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ettikleri bilgisini paylaştı.
İstanbul ve Kocaeli’de açtıkları yeni nesil yazılım okullarında gençlere yazılımcılık eğitimleri verdiklerine değinen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sektör Kampüste Programı ile binlerce üniversite öğrencimizi; blokzincir, yapay zeka, dijital dönüşüm, kuantum gibi alanlarda sektör profesyonelleri ile buluşturuyoruz. 81 şehrimizde Deneyap Teknoloji Atölyeleri kurduk. Buralarda bilim ve teknoloji dünyasıyla gençlerimizi 11 yaşından itibaren buluşturuyoruz. Türkiye’nin tüm şehirlerinde, ilçelerinde, kasabalarında, köylerinde özel yetenekli öğrencilerimizi tek tek tespit ediyor, onları geleceğin teknoloji yıldızı programıyla geleceğe hazırlıyoruz.
17 bini aşan geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotuna bu Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde yenilikçi ve vizyoner bir eğitim sunuyoruz. Toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak için, yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduk. Ülkemizde bilimsel farkındalığı oluşturmak amacıyla bu bilim merkezlerimiz çok önemli bir işlev görüyor. Bugüne kadar büyük ölçekli bilim merkezlerimizi 10 şehrimizde bilim gönüllülerinin hizmetine sunduk. 6 şehrimizde daha bilim merkezleri kurmaya dönük çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne dek 11 milyona yakın vatandaşımızı ağırladık.”
“Gençler bilim ve teknolojiyle erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacak”
Bakan Kacır, ilçe ölçeğinde de bilim merkezleriyle bilim ve teknolojiyi gençlerle, öğrencilerle buluşturmaya devam ettiklerini ifade ederek, ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerinden en öncelikli kurduklarından merkezlerinden birisinin de Çekmeköy’deki Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi olduğunu ifade etti.
Kacır, “Niçin ilklerden biri Çekmeköy’de; Çünkü Çekmeköy’de, gece gündüz, 7/24 şehrinin, ilçesinin gençleri için, çocukları için seferber olan bir belediye başkanımız var. Bu eser öncelikle Çekmeköy Belediyemizindir, Çekmeköy Belediye Başkanımız Ahmet Poyraz’ındır. Biz ona sadece destek olduk ve Türkiye’de ilklerden birini daha burada gerçekleştirmiş olduk. Bugüne kadar ilçelerimizde kurduğumuz bilim merkezlerinde 775 binden fazla öğrencimizi bilim atölyelerinde ağırladık. 14’üncüsünü İstanbul’da Çekmeköy’e kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.
Astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, tasarım ve teknoloji gibi alanlarda hazırladıkları atölyelerde gençlerin bilim ve teknoloji ile erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacaklarını kaydeden Bakan Kacır, şu açıklamalarda bulundu:
“Gençlerimizin bilim ve teknolojiye ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını bu merkezlerde keşfedeceğiz. Farklı yaş gruplarından, farklı birikime sahip bireylere bilim ve teknolojiyi daha anlaşılır ve ulaşılır kılacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Çekmeköy’de böyle bir bilim merkezinin kurulmasından büyük heyecan ve mutluluk duyuyoruz. Tüm bu gayretlerimiz, gözlem yapan, merak eden, merakının peşinden koşan ve karşılaşacağı problemlere bilimsel çözümler üretebilen bireyler yetiştirmek için.
Bilim ve teknoloji yolculuğunda, gençlerimizin yanında olmaya, onlarla yol yürümeye devam ediyor olacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nın kapılarını; gençlerimizin bilim, teknoloji ve girişimcilik dünyasına yönelik heyecanı ve motivasyonuyla aralıyoruz. Çünkü bizler; gençlerimizi, fikirleriyle, cesaretleriyle ve kararlılıklarıyla ülkemizi geleceğe taşıyacak vizyoner bireyler olarak görüyoruz. Güçlü ve ‘Tam Bağımsız Türkiye’ için, Milli Teknoloji Hamlemizin başarıyla gerçekleştirilmesinde, elimizdeki en büyük güç, kuvvet gençlerimizdir.”
“Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, “Türkiye Yüzyılı”nın gençlerle ulaşacakları hedeflerle ve geleceğin Türkiye’sini inşa edecekleri projelerle mümkün olacağını vurgulayarak, Bakanlık olarak TUBİTAK destekleriyle belediyelerle işbirliği içinde gençlerin bilim, teknoloji ve girişimcilik alanındaki heyecanına ortak olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.
Kacır, “Yurdun dört bir yanında bilim ve teknoloji yolculuğumuzu gençlerimizle birlikte devam ettireceğiz. Tabi eser ve hizmet siyasetimizin ürünü olarak bu bilim merkezimizin faaliyete geçmesi sürecinde istişare, planlama ve uygulama çok önemli. Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli. Elindeki kaynakları israf etmek yerine bu ülkenin geleceği için kullanarak istikbali şekillendirmenin derdinde olan, büyük Türkiye hedefi için durmaksızın koşan, gayret eden bir belediyecilik anlayışı olması çok kıymetli.” diye konuştu.
Kacır, vatandaşlardan yerel seçim için destek istedi, esnafı ziyaret etti
Yaklaşan yerel seçimlere de değinen Kacır, Çekmeköy Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi için vatandaşlardan destek istedi.
Kacır, “Buradan verdiğimiz ses, Allah’ın izniyle Murat Kurum başkanımıza yine bir kuvvet olacak, güç verecek ve inşallah 1 Nisan sabahında 7/24 çalışacak bir ekip hem Çekmeköy’de hem İstanbul’da iş başına gelecek. Bizler de onlara destek vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşallah Cumhuriyetimizin ikinci asrını ‘Türkiye Yüzyılı’ yapacak eserlerle, projelerle milletimizi buluşturacağız.” dedi.
Bakan Kacır, açılışın ardından bilim merkezini gezip öğrencilerle sohbet ederek, hediye dağıttı.
Bilim merkezi açılışının ardından Kacır, Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz ile ilçedeki esnafı ziyaret etti.
Kacır, daha sonra Crea Center’ı ziyaret edip öğrenciler ve girişimcilerle sohbet etti.
Ardından Beykoz’a geçen Kacır, Vizyon 360 Sertifika Programı’na katıldıktan sonra AK Parti Beykoz İlçe Teşkilatı Vefa Yemeği Buluşması’na iştirak etti.
]]>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanı (TÜSEB) Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı. İlk olarak SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ı makamında ziyaret eden Akdoğan, daha sonra Senato Toplantı Salonu’nda sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme temaları etrafında gerçekleştirilen toplantıda SUBÜ’nün ilgili yönetici ve akademisyenleri ile bir araya geldi. Toplantıda Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’nü (TÜSPE) temsilen SUBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Şimşir, TÜSEB Proje Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt, SUBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Boz, Nehir Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Boru, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Alaylı, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Tatlı, Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Prof. Dr. Murat Çankaya, Biyomedikal Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Ali Furkan Kamanlı ve Proje Geliştirme Şube Müdürü Arzu Saygıner Çil yer aldı.
Toplantıda bölgesel kalkınma odaklı girişimleri bulunan SUBÜ bünyesinde sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme konularında yürütülen Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri değerlendirildi. Ayrıca TÜSEB’in sağlık bilimi ve teknolojilerine yönelik vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilebilecek stratejik çalışmalar ile destek modelleri üzerinde istişarelerde bulunuldu. Toplantının ardından SUBÜ’nün laboratuvarları, atölyeleri, uygulama ve araştırma merkezleri ile Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü ziyaret edilerek TÜSEB Başkanı Akdoğan’a sağlık alanında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verildi.
“Ürüne dönüşebilecek çalışmalar”
TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını dile getiren SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Sayın hocamız gerek gerçekleştirdiğimiz toplantıda gerekse birim ziyaretlerimizde çalışmalarımıza yoğun ilgi gösterdi. Özellikle biyomedikal teknolojiler ile sağlıkta yapay zeka alanında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz kanser cihazı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülmüştük. Teknofest’in Sağlıkta Yapay Zeka Kategorisi üzerine yoğunlaştığımız bir alan. Teknofest 2024 için 7 takımımız başvuru yaptı. Patenti alınarak ürüne dönüşebilecek birçok çalışmamız bulunuyor. İnşallah bunlarla ilgili olumlu gelişmeler yaşayacak, yeni çalışmalarımız için yürüteceğimiz projelerimizde de TÜSEB’ten destek alabileceğiz” diye konuştu.
“Sağlık teknolojisi alanında bir atılım var”
Bilginin teknolojiye dönüşümünde Türkiye’nin önemli mesafe kat ettiğini, enerji, ulaşım, yazılım alanlarında olduğu gibi sağlık dikeyinde de stratejik çıktılar üretildiğini vurgulayan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, “Üniversitelerimiz Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları ile bu teknoloji ekosisteminin önemli bir parçası oluyorlar. Üniversitelerin bünyesinde yer alan teknoparklarda başarılı çalışmalar yürütülüyor. Akademisyenler interdisipliner çalışmalarla sağlık ürünleri geliştiriyor. Şehir hastanelerimiz, üniversite hastanelerimiz ve eğitim araştırma hastanelerimiz, geliştirilen prototiplerin klinik araştırmalarına katkı sunuyorlar. Bugünkü toplantımızda ve birim ziyaretlerimizde SUBÜ’nün de katma değeri yüksek ürünler geliştirme noktasında önemli çalışmalarının olduğunu gördük. Prototipten ürüne geçiş noktasında daha önce ortaya konan modeller ile önemli başarılar elde eden TÜSEB, bu tecrübesini üniversitelerimiz bünyesinde bilimsel bilgiden teknolojiye dönüşen ürünler için takip etmeye ve desteklemeye devam edecektir. Misafirperverlikleri için SUBÜ’ye teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>Türkiye’de jeotermal enerji sektörü, yenilikçi teknoloji uygulamaları ile dünyadaki örnekler arasında öne çıkarken, yabancı yatırımcıların alana ilgisi dikkati çekiyor. Jeotermal enerji üretimi için kullanılan sondaj teknikleri, jeotermal enerjinin elektrik üretimi yanında ısıtma ve soğutma gibi alanlarda kullanılmasını sağlayan entegre sistemler ve yenilikçi depolama teknolojileri sektörde öne çıkan yenilikçi teknolojiler arasında yer alıyor.
JESDER Başkanı Ufuk Şentürk, AA muhabirine, Türkiye’de JES yatırımlarında dünyanın en yeni ve modern teknolojilerinin kullanıldığını söyledi.
Türkiye’nin JES yatırımlarında son 15 yılda edinilen tecrübenin yatırımcılar için önemli örnek teşkil ettiğini vurgulayan Şentürk, yabancı yatırımcıların sektöre ilgisinin artması ve maliyetlerin düşmesiyle Türkiye’de jeotermal santral yatırımlarının 4 bin megavat elektrik (MWe) seviyesine ulaşacağını ifade etti.
Şentürk, “Jeotermal teknolojisinin gelecekte gelişip daha da ucuzlayacağı göz önüne alındığında, bu yatırım miktarı daha da artacak. Jeotermal enerji sektöründe yerli üretime ağırlık verilmesi ve yerli teknolojinin geliştirilmesi yatırımcılar için büyük bir maliyet kaleminin çözüme kavuşturulması anlamına geliyor.” dedi.
JES’lerin atıksız elektrik üretimi konusunda “en temiz” santraller olarak öne çıktığına dikkati çeken Şentürk, “Bu santrallerin sondaj süreçleri boyunca da çevreye zararlı ve alıcı ortama bırakılan hiçbir atığı bulunmamaktadır. Tüm sondajlarımız dünya standartlarında teknolojilerle ve çevre mevzuatına uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Sondajlarımız 2 bin 500 ila 5 bin metre derinlik arasında açılmakta ve ortalama maliyetleri de 3 ila 6 milyon dolar arasında gerçekleşmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye, lityum rezervleri açısından 25’inci sırada yer alıyor”
Şentürk, jeotermal kaynaklı enerji üretim tesislerinden elde edilen lityuma ilişkin, “Sahanın jeokimyasal yapısına bağlı olarak akışkandan lityum eldesi değişmektedir. Bu sebeple sağlıklı veri elde edilebilmesi için bölgesel bazda çalışmaların yürütülmesi, elde edilebilecek rezervin sahaya göre hesaplarının detaylı olarak yapılması gerekmektedir. Fakat bu oranlar değişse de hali hazırda keşfi yapılmış jeotermal santrallerimizden sağlanacak lityum eldesi ile bu değerli mineralin çıkarılmasında büyük katkımızın olacağı inancındayız.” diye konuştu.
Türkiye’nin lityum rezervleri açısından 25’inci sırada yer aldığına ve yüksek teknolojili ürünlerin kullanımıyla lityum talebinin de artacağına işaret eden Şentürk, şöyle devam etti:
“Bu durumun lityumun yerini alabilecek yeni malzemelerin daha ekonomik olarak elde edilebileceği zamana kadar devam etmesi kaçınılmaz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde kıymetli maden ve minerallerin araştırıldığı enstitü çalışmaları arasında değerli mineral eldesine yönelik çalışmalar mevcut. Bizler bu projeler akabinde potansiyeli belirleyip endüstriyel anlamda kullanılabilir hale getirebilirsek hem enerji depolama anlamında hem de ihraç edilebilir ürünler anlamında avantajlı konuma geçeceğiz. Elektrik üretiminden kıymetli maden ve mineral eldesine kadar onlarca sektörde kullanılabilen jeotermal kaynaklar, Ar-Ge ve finansal destekle Türkiye’nin geleceğinde önemli rol oynayacak.”
Şentürk, mevcut durumda 65 lisanslı JES’in 1691 megavat seviyesinde elektrik kurulu güçle hizmet verdiğini bildirdi.
Santrallerin inşası için bugüne kadar yapılan yatırım tutarının 7 milyar dolara ulaştığı bilgisini veren Şentürk, gelecek 5 yıl içinde planlanan yatırımlarla bu tutarın 15 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi.
Şentürk, mevcut sahaların MTA tarafından yapılan ihaleleri sonucunda, jeotermal kaynak işletme ruhsatlarının devri için yatırımcılar tarafından devlete ödenen tutarın yaklaşık 1 milyar dolar olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Bu sahalarda kurulan santraller ise devlete katma değer vergisi, kurumlar vergisi, stopaj vergisi, sosyal güvenlik kurumu primleri, devlet payı ve TEİAŞ’a yapılan iletim bedeli ödemeleri de dahil olmak üzere yılda yaklaşık 600 milyon dolar tutarında bir ödeme yapıyor. Diğer taraftan santrallerimizin inşası aşamasında yüzde 70 yerli makine ve aksam kullanılıyor. Yerli üretime ağırlık verilmesi ve yerli teknolojinin geliştirilmesi biz yatırımcılar için büyük bir maliyet kaleminin çözüme kavuşturulması anlamına geliyor.”
]]>NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı.
Kacır, buradaki konuşmasında, tesisin, yenilenebilir enerji ve dijital altyapısı, döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sektörün yeni nesil sanayi tesislerinden olduğuna dikkati çekti.
Son 22 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ülke tarihine istikrar kazandırıldığını dile getiren Kacır, dünyanın kriz üstüne kriz yaşadığı bir dönemde, yarım asır sonrasına ışık tutan vizyon projelerin hayata geçirildiğini söyledi.
Bakan Kacır, ulaştırmadan eğitime, sağlıktan çevre ve şehirciliğe kadar her alanda bu vatanın her karış toprağı yatırımlarla ilmek ilmek dokunarak Türkiye’ye çağ atlatıldığını ifade etti.
Siyasi istikrarla tahkim edilen ekonomik istikrar iklimiyle sanayide ve teknolojide muazzam bir atılım gerçekleştirdiklerinin altını çizen Kacır, şöyle devam etti:
“Zat-ı alinizin güçlü liderliğinde son 22 yılda askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento üretiminde Avrupa’da birinci Türkiye’yi inşa ettik. Savunma sanayisinde ülkemizi liderliğe taşıyan yeni nesil endüstri politikasını sivil alana taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık. Şimdi Türkiye Yüzyılı’nda, Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirerek ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızı tahkim etmek üzere sanayide ve teknolojide yeni atılımlar gerçekleştiriyoruz. 81 şehrimizi de yeni eserlerle, hizmetlerle buluşturuyoruz.”
“Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı”
Kacır, “Halka hizmet Hakk’a hizmettir” şiarıyla yatırım teşvikleri, sanayi alanları, KOBİ’lere sağladıkları imkanlar ve bölgesel kalkınma projeleriyle Kütahya’yı Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı haline getirdiklerini söyledi.
Kütahya sanayisinin gelişiminde şehrin ihracatının yüzde 60’ını, imalat sanayi istihdamının yüzde 40’ını gerçekleştiren seramik sektörünün öneminin büyük olduğunu belirten Kacır, şunları ifade etti:
“Son 22 yılda 91 milyar lira tutarında sabit yatırım için 856 yatırım teşvik belgesi düzenledik. 31 bin 300’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. KOSGEB destek programlarımızla KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl önce Kütahya’da KOSGEB desteklerinden yararlanan KOBİ’lerin sayısı iki elin parmağını geçmiyorken AK Parti döneminde bu sayıyı 895 milyon lira destekle 8 bin 500’e çıkardık. Zafer Kalkınma Ajansı’mız ile şehrimizde 398 projeye 841 milyon lira destek verdik. Şehrimize, katma değer ve teknoloji odaklı kalkınmayı hızlandırmak için 1 teknopark, 9 AR-GE ve 2 tasarım merkezi kazandırdık. Kütahya’mıza son 22 yılda 3 yeni OSB kazandırdık. OSB’lerimizdeki istihdamı 1200’den 25 binin üzerine taşıdık.”
“Türkiye, seramik karo ihracatında Avrupa’da üçüncü”
Kacır, sektörün yerli girdi oranı en yüksek sektörlerinden biri olması ve net ihracatçı konumunda bulunması sebebiyle aynı zamanda Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.
Yalıtım malzemeleri, havacılık ve uzay gibi birçok yüksek teknoloji sahasında seramiğin yenilikçi kullanımının geleceğin teknolojilerine kapı araladığını vurgulayan Kacır, şöyle dedi:
“Toplam yatırım tutarı 85,6 milyar lirayı aşan 493 yatırımı desteklediğimiz seramik sektörümüz dünyada söz sahibi bir konuma erişti. Bugün Türkiye, seramik karo ihracatında Avrupa’nın üçüncü, dünyanın beşinci ülkesidir, seramik sağlık gereçleri ihracatında Avrupa’nın birincisidir. Sektörümüz giderek artan üretim kapasitesi, modern teknoloji ve çevre yatırımları, tasarım ve kalite odaklı yaklaşımıyla önümüzdeki yıllarda daha üst sıralarda kendine yer bulacak. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni fabrikamız da inşallah sektörümüzün, Kütahya’mızın yatırım ve istihdam odaklı büyüme yolculuğuna katkı sağlayacak.”
28 Şubat mesajı
Bakan Kacır, bu günün, bu ülkenin evlatlarının eğitim ve ilim öğrenme haklarından, devletlerine hizmet etme imkanından mahrum bırakıldığı, yatırımlarla ülkelerini büyütmek için çabalayan iş insanlarının önlerinin kesildiği, sermayenin renklerle tarif edilerek ayrıştırıldığı ve 1000 yıl sürecek zannedilen “postmodern darbenin” yıl dönümü olduğuna işaret etti.
“Ev sahibinin üzerine kapıyı kapadığını zanneden kendisi dışarda kalırmış” diyen Kacır, şunları kaydetti:
“Hamdolsun liderliğinizde (Cumhurbaşkanı Erdoğan) o günler geride kaldı. Bugün bu ülkede herkes birinci sınıf vatandaş. Bizler gösterdiğiniz hedef doğrultusunda hiçbir ayrım yapmadan taş üstüne taş koyan herkesin yanında olmaya, yatırımcıların önünü açmaya devam ediyoruz. Türkiye’mizin kalkınması için alın ve akıl terini esirgemeyen herkesin destekçisi olacağız.”
]]>Kacır, Eskişehir Teknik Üniversitesindeki (ESTÜ) İleri Prototip İstasyonu Projesi açılış töreni öncesi üniversitenin öğrenci kulüplerinin stantlarını ziyaret etti.
ESTÜ Konferans Salonu’ndaki törende konuşan Kacır, Eskişehir’in, geçmişte Yunus Emre ve Nasreddin Hoca gibi önemli şahsiyetlerle Anadolu irfanına değer kattığı gibi şimdi de üreticisiyle, akademisyeniyle, çalışkan genç nüfusuyla ülkeye değer kattığını söyledi.
Kacır, Eskişehir Teknik Üniversitesi bünyesinde Avrupa Birliği eş finansmanıyla hayata geçirilen “İleri Prototip İstasyonu” ile inşa edilen ekosisteme bir altyapı daha eklemenin gururu içinde olduklarını anlatarak, şöyle konuştu:
“21. yüzyılda katma değerli üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyeti, ülkelerin kalkınma yolculuğunda yönünü ve hızını tayin ediyor. İnovasyon ve AR-GE çalışmalarına yapılan yatırımlar, sürdürülebilir büyümenin ve uluslararası rekabet gücünün anahtarını oluşturuyor. Gelişmiş teknolojilerin ve yenilikçi çözümlerin benimsenmesi, toplumların refah seviyesini artırıyor ve geleceğe yönelik güçlü bir vizyon sunuyor. Bu yaklaşımla, Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde son 22 yılda, kapsamlı bir AR-GE, yenilikçilik ve girişimcilik ekosistemi inşa ettik. Sanayimizin ihtiyaç duyduğu, planlı ve entegre sanayi altyapılarını hayata geçirdik. Özel sektörün yatırım iştahını ortaya çıkaracak, cazip teşvik sistemleri uygulayarak Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirdik.”
“Yüksek teknolojide ilk akla gelen sektörlerden biri havacılık ve uzay sanayisi”
Son 22 yılda AR-GE harcamalarını 1,2 milyar dolardan 12 milyar dolara, AR-GE personeli sayısını 29 binden 272 bine çıkardıklarını vurgulayan Kacır, “Havacılıkta teknolojide paradigma değişimlerinin öncüsü olduk. 60 yıllık hayalimiz yerli ve milli aracımızı Türkiye’nin yollarıyla buluşturduk. Şimdi yeni nesil uydulardan endüstriyel robotlara, biyoteknolojiden bataryaya 5G’den uçan hızlı trenlere birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirmenin arifesindeyiz. Yüksek teknolojide üretim altyapımızı güçlendireceğiz. Tabii yüksek teknolojide ilk akla gelen sektörlerden biri havacılık ve uzay sanayisi.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin özellikle savunma sanayisinin, AR-GE’de, inovasyonda ve üretimde uzun vadeli bakış açısı, paradigma değişimlerine odaklanan yaklaşımıyla havacılıkta üretim ve teknoloji geliştirme kabiliyetlerini üst düzeye taşıdığını dile getiren Kacır, “Havacılık sektörümüz ana ve alt yüklenicileri, KOBİ’leri, araştırma kuruluşları, üniversiteleri, geliştirdiği özgün ürünleri ve ihracat potansiyeli ile Türkiye’nin en önemli ve gelişim gösteren sektörlerinden biri haline geldi. Bayraktar TB2, ANKA, AKINCI, AKSUNGUR, Bayraktar TB3, ANKA 2, ANKA 3, KIZILELMA, ATAK, GÖKBEY, HÜRKUŞ, HÜRJET ve KAAN ile Türk havacılığının altın çağını yaşıyoruz. 100 yılı bulan havacılık tarihi ve sanayisi ile Eskişehir kuşkusuz bu başarının önemli merkezlerinden.” diye konuştu.
Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, yatırım teşvikleriyle, sanayi sektörüne, KOBİ’lere sağladıkları imkanlarla Eskişehirli girişimcilerin ve sanayicilerin teknoloji odaklı üretim yolculuğunda yanında yer aldıklarını belirtti.
“Şehrimizin araştırma ve girişimcilik kültürüne çarpan etkisi oluşturacak”
Bakan Kacır, Eskişehir ekonomisinin lokomotifi KOBİ’leri de asla yalnız bırakmadıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“KOSGEB destek programlarımızla KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl önce 100’den az KOBİ’miz bu desteklerden faydalanırken biz bu sayıyı 2 milyar liranın üzerinde bir destekle 15 bin 500’e çıkardık. Bakanlık olarak sağladığımız 176 milyon lira finansmanla bugüne gelen organize sanayi bölgelerimizde 23 binin üzerinde yeni istihdam oluşturduk. Eskişehir’imize 2 teknopark, 20 AR-GE merkezi ve 4 tasarım merkezi kazandırarak şehrimizin katma değerli üretim odaklı kalkınmasının yolunu açtık. Son 22 yılda, TÜBİTAK bilim insanı, AR-GE ve özel sektör destek programlarıyla 974 proje ve 2 bin 201 bilim insanımıza 4,1 milyar lira destek sağladık.”
İleri Prototip İstasyonu ile Eskişehir’in katma değerli üretim yolculuğuna yeni bir soluk getireceklerini bildiren Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:
“4,4 milyon avro kaynak ile hayata geçirdiğimiz üretim ve ileri malzemeler, bilgi ve iletişim teknolojileri ve animasyon gibi geleceğin katma değerli sektörlerine hizmet edecek bu tesis ile girişimcilerimizin prototiplerini nihai ürünlere dönüştürmelerini sağlıyoruz. Aynı zamanda, mentorluk, teknoloji değerlendirme, kaynak yaratma, hukuk, fikri haklar gibi alanlarda sunduğumuz danışmanlık hizmetleriyle girişimcilerimizin fikirden ürüne giden yolda yanlarında yer alıyoruz. Bu proje ülkemizin stratejik endüstrilerinde faaliyet gösteren girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ulusal ve uluslararası pazarlara erişimini sağlayacak. KOBİ’lerin talaşlı imalat, tersine mühendislik ve eklemeli imalat alanlarında ihtiyaçlarına cevap verecek bu merkez ile Eskişehir sanayisinin özellikle havacılık ve raylı sistemler sektöründe sahip olduğu yetkinlikleri de güçlendireceğiz. KOBİ’lerimizin, uluslararası rekabet gücü yüksek daha yenilikçi ve verimli üretim yöntemlerini benimsemelerine ve bu teknolojileri geliştirmelerine olanak tanıyacağız. İnanıyorum ki bu merkez, şehrimizin nitelikli üretim altyapısı, AR-GE kabiliyetleri, araştırma ve girişimcilik kültürüne çarpan etkisi oluşturacak.”
Törende, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez ve ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan da katılımcılara hitap etti.
Bakan Kacır, törenin ardından AK Parti Eskişehir İl Başkanlığını ziyaret etti.
]]>İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen ve kapılarını dün açan GSMA Mobil Dünya Kongresi kapsamında Türk gazetecilerle bir araya gelen Önal, fuar kapsamında gerçekleştirdikleri işbirlikleri, Türkiye’nin 5G yolculuğu, girişimlere verdikleri destekler başta olmak üzere şirket bünyesinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
GSMA çerçevesinde yer alan Türk şirketlerin yaptıkları çalışmaların önemine dikkati çeken Önal, teknoloji ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren firmaların ve girişimcilerin, öncü çalışmalara imza attıklarını ve bunların uluslararası arenada dikkati çektiğini söyledi.
Önal, gerek yerli firmalarla gerekse alanında öncü uluslararası şirketlerle teknoloji alanındaki tüm ekosistemi sahiplenen anlayışla, bir telekomünikasyon şirketi olmanın ötesinde çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:
“GSMA Mobil Dünya Kongresi’nde, önemli proje ve işbirliklerimizle her yıl yerimizi alıyoruz. Bu yıl da güncel teknoloji alanındaki yenilikleri yerinde deneyimlemek, global teknoloji şirketleriyle işbirliklerimize imza atmak, yerli teknolojilerimizi dünyaya tanıtarak küresel arenada kullanımını sağlamak amacıyla, değerli işbirliklerine imza atmak üzere buradayız. Türk Telekom olarak, liderlik ettiğimiz sektörde sahiplendiğimiz ve önemli çalışmalara imza attığımız başlıklarımız var. Birincisi yerli ve global işbirlikleri ile bulunduğumuz bölgenin teknoloji sağlayıcısı olmak, ikincisi, teknolojimizle Türk mühendislerimizin çalışmalarını, yenilikçi fikirleri ve girişimleri destekleyerek, küresel sınırları kaldırıp dünyaya açılmak, üçüncüsü, yerli ekosistemi her zaman odağımızda tutmak, teknoloji üretmek ve ihraç etmek. Az önce saydıklarımda bir başarı varsa, Türkiye’de bu başlıklarda öncü bir çalışma varsa, tüm bunlara liderlik eden marka Türk Telekom’dur.”
“2024 için de yatırım iştahımız aynı, Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyoruz”
Ümit Önal, Cumhuriyetin 100. yılının kutlandığı 2023’te, Türkiye için de yeni bir yüzyılın kapılarının aralandığına işaret ederek, ülke için yeni fırsatları beraberinde getiren Türkiye Yüzyılı’nda da Türk Telekom olarak Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük etmeye devam edeceklerini dile getirdi.
Türkiye’de en yüksek yatırımları gerçekleştiren teknoloji şirketlerinden biri olarak, yerli teknolojileriyle dışa bağımsız bir Türkiye için durmaksızın çalıştıklarına dikkati çeken Önal, şu bilgileri verdi:
“Tarih bize bir yatırım misyonu yüklüyor. Bu misyonla ülkemizin dijitalleşmesi için 2005’ten bu yana 20 milyar dolarlık yatırım yaptık. Türkiye’yi geleceğe taşımak için 2023’te de yatırımlarımıza ara vermeden devam ettik. 2023 yılının ilk 9 ayını öngörülerimiz paralelinde tamamladık. 2022’den 2023’e yatırımlarımız yüzde 79 arttı. Geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında 12,6 milyar TL’lik yatırım yaptık. Yatırım trendimiz 2024 yılında da devam edecek. 2024 için de yatırım iştahımız aynı. Ülkemizin gelişimi için kilit nokta olan fibere yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. 2023 yılının sonunda 32,2 milyon haneyi kapsayan fiber altyapımızın uzunluğunu 437 bin kilometreye, kapsama oranını ise yüzde 94’lerin üzerine çıkardık. Bir yandan da savunmadan sanayiye, finanstan enerjiye, eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma farklı sektörlerde dijitalleşmeyi sağlayan kilometre taşlarını oluşturmaya devam ediyoruz. Ülkemizi teknoloji ve iletişim alanında söz sahibi yapmak adına, bu yılda güçlü yönlerimiz, bilgi birikimimiz ve etkili insan kaynağımızla karşımıza çıkan fırsatlara odaklanmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı, kalkınmanın, teknolojinin ve dijitalleşmenin daha da yoğun yaşanacağı bir yüzyıl olacak.”
“Şu an baz istasyonlarımızın yüzde 55’i fibere bağlı”
Türk Telekom CEO’su Önal, fiber altyapı konusunda yapılan çalışmalar ve gelinen noktada Türk Telekom’un sahip olduğu rakamlara ilişkin bilgi verdi. 5G ve dijitalleşme için fiber altyapının önemine dikkati çeken Önal, “Dijitalleşmenin ön koşullarından biri altyapı. Bizim de en önemli görev kalemlerimiz arasında. Herkes için erişilebilir ve yüksek hızda iletişim sunmak amacıyla fiber ağ çalışmalarımızı gece gündüz demeden sürdürüyoruz.” dedi.
Önal, fiberde alınması gereken yolun çok büyük kısmını katettiklerini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti:
“Türkiye’nin BTK Raporu 3. çeyrek verilerine göre 549 bin kilometrelik toplam fiber ağ uzunluğunun 427 bin kilometresini Türk Telekom tek başına tesis etmiş durumda. 2023 yılı sonu itibarıyla fiber ağ uzunluğumuzu 437 bin kilometreye çıkardık. 2023 Nisan ayında yayımlanan FTTH Council raporu da fiber konusunda geldiğimiz noktayı açıkça gösteriyor. Raporda Türkiye olarak, 15,7 milyon FTTH/B hane erişimi ile Fransa ve İspanya’nın ardından Avrupa’da 3. sırada yer alıyoruz. Uluslararası raporlardan da görüldüğü üzere, Türkiye’de 5G ve yeni nesil teknolojilerin verimli çalışmasına olanak sağlayacak fiber altyapı sürecini başarılı bir strateji ile emin adımlarla yürütüyoruz. Bir kez daha önemini belirtmek isterim ki fiber altyapı, 5G ve yarının teknolojileri için vazgeçilmez derecede önemli. 5G demek, fiber demek. Biz de tüm çalışmalarımızı, yatırımlarımızı bu bilinçle ve Türkiye için yapıyoruz. Şu an baz istasyonlarımızın yüzde 55’i fibere bağlı.”
“5G için gerekli olan teknolojide dışa bağımlılığı azaltacak her çalışmayı milli görev olarak görüyoruz”
GSMA’de en önemli başlıklardan birinin de Türkiye’nin de odak noktasındaki 5G konusu olduğunu anımsatan Önal, bu konudaki çalışmalar ve gerçekleştirdikleri ilklerle dünyada ve Türkiye’de 5G’nin yol haritasının çizilmesinde aktif rol üstlendiklerini aktardı.
Önal, “Spor, sağlık, tarım gibi birçok farklı sektörde uyguladığımız 5G denemelerimiz ile ülkemizi geleceğe taşıyan pek çok proje ve çalışmanın öncüsüyüz. Bizim 5G konusundaki fikrimiz çok net, hedefimiz 5G’ye olabildiğince yerli unsurlara geçerek ülkemizin bu teknolojiyi sadece kullanan değil, etrafına da kullandıran bir güç olmasını sağlamak. Bu konuda birçok yerli firma ile işbirliklerimiz var. 5G için gerekli olan teknolojide dışa bağımlılığı azaltacak her tür çalışmayı milli görev olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ümit Önal, konuşmasında, mobil alanda yaşanan gelişmeler, küresel işbirlikleri konusunda aldıkları yolu ve bundan sonra hayata geçirecekleri çalışmaları da anlattı.
2022’de hayata geçirdikleri Türk Telekom Ventures Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile bugün hem girişimler hem de yatırımcılar için uzun vadeli değer yaratma imkanına sahip olduklarına dikkati çeken Önal, “PİLOT ile bugüne kadar 111 girişime toplamda yaklaşık 32 milyon TL nakit desteği sağladık. Bunlardan 52’si yurt içi ve yurt dışından toplam tutarı 35 milyon doları aşan yatırım alarak proje ve fikirlerini geliştirme fırsatı yakaladı. Türk Telekom Ventures ile halihazırda yatırım yaptığımız 16 girişimin 11’i PİLOT mezunlarımızdan oluşuyor.” bilgisini verdi.
“Verimli bir GSMA süreci geçiriyoruz”
Verimli bir GSMA süreci geçirdiklerini belirterek Önal, burada pek çok işbirliğine imza attıklarını, bu görüşmelerin ve yeni iş ortaklıklarının devam edeceğini söyledi.
Önal, “Bizim, ülkemizi teknoloji üreten ve ihraç eden bir konuma getirme hedefimiz var. Bu hedefle Türkiye’nin dışa bağımlılığını her geçen gün azaltan ve dünya için teknoloji üreten bir ülke olması için var gücümüzle çalışacağız. Potansiyeli yüksek yeni girişimler keşfetmeye, ekosistemimizi genişletmeye ve bu topraklar için değer yaratmaya devam edeceğiz. Bugün ve yarın sizlerle birlikte GSMA’de programlarımız devam edecek. Yine 5G ve ötesi alanlarda bizleri gururlandıran küresel işbirliklerimizi ve SEBA gibi dünyaya açılan ürünlerimizi deneyimleme fırsatımız olacak.” diye konuştu.
“5G yerliliğimizin ön plana çıktığı bir süreç olmalı, yerlilik oranı yüksek bir 5G’ye geçmek daha anlamlı”
Toplantı sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Önal, 5G’nin yol haritasına ilişkin soru üzerine, düzenleyici kuruluşun tüm operatörlerden, 5G’ye dair perspektifi, projeleri, yorumları içeren bir doküman istediğini, kendilerinin de bu paylaşımı gerçekleştirdiklerini söyledi.
Önal, “2024 yılı için bir ihale takvimi henüz açıklanmadı fakat zaman zaman 2024 yılında 5G ile ilgili çalışmalar yapılacağına dair birtakım söylemler içerisinde oldu Bakanlık. Bizim buradaki beklentimiz hem ihale modeline ilişkin. Birçok model var dünyada, Türkiye’de hangi modelin daha iyi olduğuna dair biz görüşlerimizi paylaştık düzenleyici kuruluşla. Teknolojide dışa bağımlılık konusunda bağımlılığımızı biraz daha hafiflettiğimiz, yerliliğimizin ön plana çıktığı bir süreç olmalı. Bireysel değil, daha endüstriyel bir 5G kullanımının daha çok işte göze çarptığı bir dünyada, yerlilik oranının daha yüksek olduğu bir zamana doğru bunu kaydırmanın Türkiye açısından daha iyi olacağını düşünüyoruz. Yerlilik oranı yüksek bir 5G’ye geçmek daha anlamlı.” değerlendirmesinde bulundu.
Önal, “Toplam 406 megawattlık kapasiteye sahip olacak, Türkiye’de 3 farklı noktada güneş enerjisi santrali kurmak için en kısa zamanda ihaleleri gerçekleştireceğiz.” dedi.
]]>Dünya genelinde merkez bankalarının ne zaman faiz indirimine başlayacağına yönelik belirsizliğin devam etmesine karşın borsalarda tarihi zirveler test ediliyor. Özellikle New York Borsası’nda endekslerde teknoloji hisselerinin performansı dikkati çekerken, geçen hafta Kaliforniya merkezli çip üreticisi Nvidia’nın son çeyrekte beklentilerin üzerinde kar açıklaması da dünya genelinde pay piyasalarında risk iştahını artırdı.
Analistler, yarı iletken çip ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin, Nvidia öncülüğünde gelecek dönemlerde de piyasaların yönü üzerinde etkili olmasının beklendiğini söyledi.
Söz konusu gelişmelerle 9.450,48 puanla tarihi zirveyi gören Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yılbaşından bu yana yüzde 23’ün üzerinde getiriyle dünyanın önemli endekslerini geride bıraktı.
Yılbaşından bu yana yüzde 75’in üzerinde değer kazanan teknoloji endeksi de 17.031,65 puanla tarihi zirveyi gördü. Analistler, küresel piyasalarda TL varlıklara olan ilginin gittikçe arttığını ve bu durumun varlıkların performansı üzerinde etkili olduğunu belirtti.
TL varlıklara ilgi artıyor
Yabancı yatırım kuruluşlarının Türk varlıklarına yönelik olumlu raporlarının da devam ettiğini vurgulayan analistler, geçen yılki seçimlerin ardından başlayan normalleşme sürecinde ekonomi yönetiminin attığı adımların Türk lirası varlıklara olan risk iştahını beslediğini aktardı.
Son dönemde Türkiye’nin yurt dışı borçlanma ihalelerine yönelik artan ilgi de borçlanma faizlerinin düşmesi ve vadelerinin uzamasını sağlayarak uygulanan ekonomi programına güveni artırdı ve yatırımcı ilgisinin oluşmasına katkı sağladı.
Hazine, Eximbank ve Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) borçlanma ihalelerine gelen talep de yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilişkin olumlu algısı hakkında önemli bir sinyal verdi.
Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen hafta yaptığı açıklamada Türkiye’nin, Mali Eylem Görev Gücünün (FATF) gri listesinden çıkışı sürecinde son aşamaya gelindiğini belirterek, “FATF ekibi tarafından Türkiye’ye yapılacak ziyaret akabinde hazırlanacak değerlendirme raporu haziran ayındaki Genel Kurul toplantısında ele alınacak ve bu toplantıda ülkemize yönelik gri liste kararının kaldırılması bekleniyor.” dedi.
Analistler, Türkiye’nin, FATF’ın gri listesinden çıkması için son aşamaya gelmesinin de Türkiye ekonomisine artan güveni ortaya koyduğunu vurguladı.
BIST teknoloji şirketleri getiri olarak New York borsasındaki teknoloji şirketlerini geride bıraktı
Yılbaşına göre performanslara bakıldığında BIST Teknoloji şirketleri, getiri olarak New York borsasındaki önde gelen teknoloji şirketlerini geride bıraktı. Teknoloji endeksindeki şirketler arasında yılbaşından bu yana yatırımcısını en fazla Fonet Bilgi Teknolojileri, Kafein Yazılım ve Reeder sevindirdi.
Bu dönemde, Fonet Bilgi Teknolojilerinin hisseleri yüzde 366, Kafein Yazılımın hisseleri yüzde 238, Reeder’ın hissseleri ise yüzde 217 civarında artış kaydetti.
New York borsasındaki teknoloji şirketlerinin yılbaşından bu yana performanslarına bakıldığında ise yatırımcısına Nvidia yüzde 59,7, Amazon yüzde 15, Meta yüzde 36, Broadcom yüzde 17,3 kazandırırken, Tesla yüzde 19,8, Alphabet yüzde 1,5 kaybettirdi.
BIST Teknoloji endeksine dahil 34 şirketin toplam piyasa değeri de 629 milyar lirayı aştı. En fazla piyasa değerine sahip teknoloji şirketleri 296,6 milyar lirayla ASELSAN, 65,4 milyar lirayla Reeder, 40,2 milyar lirayla Mia Teknoloji oldu.
]]>Şirket, video, fotoğraf ve ses taklidi yapabilen yapay zeka teknolojisinin seçmenleri kandırmak için kullanılabileceğinden endişe ediyor.
Ancak bir sektör uzmanı, Meta’nın planını “etkisiz” diye niteledi.
Bu yıl dünya nüfusunun yarısından fazlasının bulunduğu 60’tan fazla ülkede seçimler yapılıyor.
ABD, Rusya, Hindistan, Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Endonezya bunlardan sadece bazıları.
Seçimlere aylar ve haftalar kala siyasetçiler de yapay zeka ile ilgili benzer endişeleri dile getiriyor.
İngiltere İçişleri Bakanı James Cleverly geçtiğimiz günlerde Times gazetesine verdiği demeçte bazı kişilerin seçimleri etkilemek için yapay zeka tarafından üretilen sahte içerikler kullanacağını söyledi.
Peki Meta tam olarak ne yapacak?
WhatsApp ve Threads’in de sahibi olan Meta’nın Avrupa Birliği (AB) işlerinden sorumlu başkanı Marco Pancini bir blog yazısında şirketin, “AB’ye özel bir Seçim Operasyonları Merkezi” kuracağını ve bu merkezin “potansiyel tehditleri tespit ederek uygulamalar ve teknolojiler genelinde gerçek zamanlı olarak özel önlemler alacağını” belirtti.
Pancini, “2016 yılından bu yana güvenlik alanına 20 milyar dolardan fazla yatırım yaptık ve bu alanda çalışan küresel ekibimizi dört kat büyüterek 40 bin kişiyi istihdam ettik” dedi.
Pancini, buna 70’ten fazla dilde Facebook, Instagram ve Threads’deki içerikleri inceleyen 15 bin kişinin de dahil olduğunu söyledi ve bu süreçte mühendislerin, veri uzmanlarının ve hukukçuların bir araya getirildiğine dikkat çekti.
Peki bu yeterli olacak mı?
Seçimler ve yapay zeka üzerine bir makalenin ortak yazarı olan, Belfast Queen’s Üniversitesi’nden Deepak Padmanabhan’a göre Meta’nın açıkladığı planda bazı eksiklikler var.
Padmanabhan, “Planlanan stratejinin önemli noktalarda etkisiz olacağını söyleyebiliriz” diyor.
Meta’nın yapay zeka tarafından üretilen görüntülerle nasıl başa çıkmayı planladığını sorgulayan Padmanabhan, stratejiyi uygulamanın mümkün olamayabileceğini düşünüyor.
Yapay zeka tarafından üretilen gerçekçi görüntülerin protestocuları polisle çatışırken gösterdiği bir durumda ne olacağı örneğini veren Padmanabhan şöyle konuşuyor:
“Görüntülerin sahte olduğunu ispatlamak için çatışma olmadığından emin olmamız gerekir. Bu da hem teknoloji hem de uzmanlar için mümkün olmayabilir.
“Herhangi bir teknoloji bunu nasıl gerçek ve sahte olarak nitelendirebilir? Dolayısıyla, Meta’nın stratejisinin ne kadar etkili olabileceği çok açık değil. En azından ciddi sınırlamalar var.”
Meta şu anda AB genelinde 26 doğrulama kuruluşuyla çalışıyor ve Bulgaristan, Fransa ve Slovakya merkezli üç ortağı daha bünyesine katacağını söylüyor.
Bu kuruluşların rolü, oylamayı bastırmayı amaçlayan içeriklerle ilgilenmek değil çünkü bu tür paylaşımlar zaten yasak.
Kuruluşlar daha ziyade yapay zeka tarafından üretilen unsurlar da dahil olmak üzere yanlış bilgi yayan içerikleri tespit etmeyi hedefliyor.
Meta’nın AB işlerinden sorumlu başkanı Marco Pancini, bu tür paylaşımlara uyarı etiketleri ekleneceğini ve böylece paylaşımların öne çıkmayacağını söylüyor.
Reklamlarda da sahte paylaşımların yer almasına izin verilmeyeceği belirtiliyor.
Bu çalışmaların, işbirliklerinin sonucu olarak ortaya çıktığını söyleyen Pancini, ileride daha fazla koordinasyon gerekeceğini belirtiyor:
“Yapay zeka tarafından üretilen içerikler internet genelinde ortaya çıktığı için, sektörümüzdeki diğer şirketlerle de ortak standartlar ve yönergeler üzerinde çalışıyoruz. Bu çalışma tek bir şirketi aşıyor. Endüstri, hükümet ve sivil toplum genelinde büyük bir çaba gerektirecek.”
Başka şirketler ne yapıyor?
Bundan iki hafta önce Meta, OpenAI, Microsoft ve Adobe dahil toplamda 20 teknoloji şirketi, seçimler öncesinde sahte yapay zeka içerikleriyle mücadelede bir arada çalışmak için bir anlaşma imzaladı.
Sosyal medya platformu TikTok da geçtiğimiz haftalarda yaptığı duyuruda uygulamasında 27 AB üyesi ülke için yerel dillerde “Seçim Merkezleri” kuracağını ve bu merkezlerde güvenilir resmi bilgilerin bulunacağını söyledi.
]]>Dünyanın en büyük mobil teknoloji fuarı olan Mobil Dünya Kongresi (Mobile World Congress-MWC 2024), bugün İspanya’nın Barselona kentinde kapılarını açtı.
Fira Gran Via Fuar Merkezi’nde 95 bin kişinin ziyaretçinin beklendiği dev etkinlikte Türkiye’den 32 şirket stant açtı. Fuarda Türkiye’nin milli katılımını İstanbul Ticaret Odası (İTO) organize ediyor.
MWC Barcelona, 200 ülkeden cihaz imalatçıları, teknoloji sağlayıcıları, mobil operatörler, içerik sahipleri ve teknolojinin geleceğiyle ilgilenen profesyoneller için 2024’ün en merakla beklenen teknoloji, iletişim ve ticaret etkinlikleri arasında yer alıyor.
MWC Barcelona bu yıl da mobil teknolojilerinin fenomen yükselişine sahne oluyor. Fuarda 5G, bulut ağı (cloudnet), ileri yapay zeka (AI), her şeyin interneti (IoE), teknolojinin ufku (Tech Horizon) ve finans teknolojileri (Fintech) bölümleri bulunuyor.
Fuara kayan ekranlı konsept telefonlar, mixed reality (karma gerçeklik) gözlükleri, elektrikli uçan otomobiller, NFC teknolojili akıllı yüzükler gibi geleceğin ürünleri damgasını vurdu.
Fuara giriş bileti fiyatı 966 Euro’dan başlıyor
MWC Barcelona’da öne çıkan global trendler ise şunlar oldu:
5G, 2030 yılına kadar tüm mobil bağlantıların yarısını oluşturacak. 5G teknolojisini ‘paraya’ çevirmek gelişen bir iş kategorisi. 5G’den sonra 6G için de hazırlıklar yapılıyor.
5G’nin çığır açan özelliklerinden biri olan Kablosuz Sabit Erişim (FWA) ile ev ve işyerlerine kablosuz ağ üzerinden bağlantı imkanı geliyor.
Öte yandan MWC’nin popülaritesi bilet fiyatlarına da yansımış durumda. Teknoloji tutkunu ziyaretçiler için bu yıl fuara giriş bileti fiyatı 966 Euro. VIP biletlerin satış fiyatı ise 5 bin 388 Euro olarak dikkat çekiyor.
“Hem üretim hem ihracatta teknolojiyi hakim kılmaktan öte bir seçeneğimiz yok”
Fuarın Türkiye Milli Katılımını gerçekleştiren İstanbul Ticaret Odası’nın Başkanı Şekib Avdagiç, MWC 2024’e ilişkin yaptığı açıklamada, “MWC Barcelona, Türk şirketlerinin, girişimcilerin ve startupların önemli bir inovasyon gösteri alanı” ifadesini kullandı.
Dünyanın marka değeri en yüksek 5 şirketinin tamamının teknoloji şirketi olduğuna işaret eden Şekib Avdagiç, “Dünyada ilk 10 şirketin 8’i doğrudan teknoloji firması. İlk sıradaki şirketin sadece marka değeri 517 milyar dolar. İlk 5’in marka değeri toplamı 1,5 trilyon dolar. İlk 100’e giren firmaların tamamı ya doğrudan ya da ikincil süreçte yüksek teknolojiye dayalı üretim yapan şirketlerden oluşuyor” bilgisini verdi.
Türkiye’nin dünyadaki rekabet yarışında bir yandan teknoloji üretmeye, bir yandan da ihraç etmeye ihtiyacı olduğunu kaydeden Avdagiç, “Hem üretim hem ihracatta teknolojiyi hakim kılmaktan öte bir seçeneğimiz yok. Bu nedenle de tüm yatırım kaynaklarımızı teknoloji odaklı şekilde kurgulamak ve kullanmak zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.
“Yapay zeka, küresel ticaretin dengelerini yeniden dizayn edecek”
Yapay zeka uygulamalarının hayatımızın her alanına girmeye başladığını hatırlatan Şekib Avdagiç, “Bu teknolojinin adı yapay, ama çıktısı gerçek. Bu gerçeklik, kısa süre içinde tüm üretim süreçlerini yeniden şekillendirecek ve küresel ticaretin dengelerini yeniden dizayn edecek” ifadelerini kullandı.
Şekib Avdagiç, Türkiye’de orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam imalat sanayi ürünleri içindeki payının yüzde 40,3’e çıkmasının ve bu kategorideki ihracatın 100 milyar dolara yaklaşmasının memnuniyet verici olduğunu söyledi. Avdagiç, “Kalkınmanın artık yegane yolunun yapay zeka çağında öncü ülkelerden biri olmaktan geçtiğini unutmamalıyız” dedi.
Başarı için kamu-özel ortaklığı vurgusu
Coğrafi konumunun küresel rekabette pek çok ülkeye kıyasla Türkiye’ye büyük avantajlar sağladığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Yolun henüz başındayız. Ancak teknoloji treni yolcularını almaya başladı bile. Ne pahasına olursa olsun, yatırım iklimini her bakımdan cazip hale getirerek, bu trene binmek zorundayız. Türk özel sektörünün dinamizminin, bu yolculukta ön sıralarda yer alabilecek güçte ve yapıda olduğuna inancımız tamdır. Kamu ve özel kesimin işbirliği ile orta ve uzun vadeli etkili, gerçekçi ve kararlı bir politikayla bunu başaracağımıza inanıyoruz.”
Avdagiç, İTO olarak SoftITO Yazılım-Bilişim Akademisi Projesi’ni başlattıklarını belirterek, bu merkezde Türkiye’nin yazılım ihracatı stratejisine destek olmak amacıyla kritik kurumlar için nitelikli ve güvenilir profesyoneller yetiştirdiklerini hatırlattı.
Şekib Avdagiç, İTO’nun girişimciliğin desteklenmesi amacıyla kurduğu Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) ile İTO’nun kurucularından olduğu Teknopark İstanbul’daki endüstri uzmanlarının da küresel rekabette güçlü şekilde yer aldıklarını kaydetti.
MWC Barcelona Fuarı, 29 Şubat Perşembe gününe kadar açık kalacak. – İSTANBUL
]]>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk-Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Dijitalpark Teknokent) Ataşehir Yerleşkesi Açılış Töreni’nde konuşan Kacır, bu açılışla İstanbul’un küresel finans teknolojileri sahnesinde parlayan bir merkez olma yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına imza attıklarını söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk-Alman Üniversitesi işbirliğinde teknoloji ve inovasyon ekosistemlerine değer katan altyapıyı İstanbul’a ve Türkiye’ye kazandırdıklarına dikkati çeken Bakan Kacır, fikirlerin girişimciliğin toprağa ekilen tohumları gibi olduğunu, bu tohumların doğru teknoloji ve inovasyon ikliminde elverişli girişimcilik ekosistemiyle buluştuğunda, can suyu yatırımlarla sulandığında, ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın bereketli bahçesine dönüştüğünü anlattı.
Kacır, “İşte bu anlayışla daha güçlü, daha büyük, daha müreffeh ve tam bağımsız bir Türkiye’yi inşa ederken kurduğumuz teknoparklar, kuluçka merkezleri, TEKMER gibi yapılarla yenilikçi iş fikirlerinin ticarileşmesini mümkün kılacak teknoloji ve inovasyon altyapımızı büyütüyor ve güçlendiriyoruz.” diye konuştu.
“22 yılda teknoparkların sayısını 2’den 101’e çıkardık”
Kacır, girişimcileri, üniversiteleri ve yatırımcıları buluşturarak işbirliği imkanları oluşturduklarını vurgulayarak, kurdukları altyapıların bünyesinde teknoloji geliştirme yolculuğuna devam eden firmalara sundukları desteklerle, hızlandırma programlarıyla, girişimcilerin ölçeklenmesinde öncü rol üstlendiklerine işaret etti.
22 yılda gerçekleştirdikleri yatırımlarla girişimciler için girişimcilik ekosisteminin can damarı teknoparkların sayısını 2’den 101’e çıkardıklarını anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“Teknoparklarımızı 90 binin üzerinde AR-GE personelinin çalıştığı ve 10 binden fazla teknoloji girişimine ev sahipliği yapan, yapay zekadan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil teknolojilere pek çok alanda ‘Milli Teknoloji Hamlesi’nin vizyon projelerinin yürütüldüğü mekanlara dönüştürdük. Sayıları 1600’ü aşan AR-GE ve tasarım merkezleriyle de firmalarımızın AR-GE ve inovasyonu içselleştirerek katma değer odaklı ürün ve hizmetler sunmalarını destekliyoruz. Bu altyapılar kadar girişimcilik ekosisteminin önemli gündem maddelerinden biri de girişimlerin can suyu finansmana erişimi.
Hayata geçirdiğimiz Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR Programı gibi fonlar ve fonların fonu mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının teknoloji girişimciliği için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz. Bu fonların yanı sıra TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci (BİGG) Programı aracılığıyla, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, yüksek katma değer ve nitelikli istihdam potansiyeline sahip girişimlere dönüştürme sürecinin destekçisi oluyoruz.”
“Milyar dolar değerlemeyi aşan 7 Turcorn’a ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz”
Bakan Kacır, geçen yıl ilkini düzenledikleri TEKNOFEST Girişim yarışmalarıyla da dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivalinde takımların ortaya çıkardığı iş fikri ve ürünlerin girişime dönüşmelerini gururla ve heyecanla izlediklerini dile getirdi.
Kacır, tüm bu çalışmalarla 2002’de yalnızca 29 bin olan AR-GE personeli sayısını 272 binin üzerine çıkardıklarının altını çizerek, “Aynı dönemde AR-GE harcamalarımız, özel sektörün öncülüğünde 1,2 milyar dolardan yıllık 12 milyar dolara ulaştı yani 10 katına çıktı. 22 yıl önce ülkemizde bir yılda yapılan patent başvuru sayısı ancak 404 iken, bu koca memlekette günde ancak bir patent başvurusu yapılıyorken, bu sayı 8 bin 663’e yükseldi.” şeklinde konuştu.
Teknoloji girişimciliğinde başarı hikayeleri oluşturmanın uzun soluklu çaba sonucunda ortaya çıktığını söyleyen Kacır, son 22 yılda inşa ettikleri altyapının, oluşturdukları yatırım ikliminin ve girişimcilere sundukları finansman kaynaklarının meyvelerini almaya son dönemde başladıklarını ifade etti.
Kacır, “Milyar dolar değerlemeyi aşan 7 teknoloji girişimine, bizim tarifimizle Turcorn’a ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 7 Turcorn’umuzun 6’sının Bakanlığımız destekleriyle bu başarıyı yakalamış olması, oluşturduğumuz hedef odaklı destek mekanizmalarının başarısını, girişimcilik politikalarımızın istikametinin doğru yönde olduğunu teyit ediyor.” diye konuştu.
“Hedef 100 Turcorn, 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda yükselmesi”
Kacır, başarılı girişimcilik politikasının bir ayağını da girişimci dostu mevzuat düzenlemelerinin oluşturduğuna dikkati çekerek, ekosistemle işbirliği ve iletişim içinde, girişimcilerin ihtiyaçlarını göz önüne alarak hayata geçirdikleri mevzuat düzenlemeleriyle girişimcilerin, çalışanların yanında olmaya devam ettiklerini vurguladı.
Kovid-19’un ilk günlerinde teknoparklarda uzaktan çalışmaya imkan tanıyarak salgının girişimcilere etkisini en aza indirdiklerini dile getiren Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“Çalışanlarımıza önemli bir esneklik sağladık. Salgın sonrasında teknoloji dünyasının yerleşik pratiği haline gelen zaman ve mekan kısıtı olmadan nitelikli insan kaynağıyla buluşmasına imkan tanıyan esnek ve uzaktan çalışma modelini mevzuatımıza kalıcı olarak yerleştirdik. Uydu kuluçka merkezleriyle girişimcilerimizin pazara, mentörlük ve yatırım ağlarına erişimini kolaylaştırdık. Terzi usulü desteklerle Turcorn adayı firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını sağlamak üzere hayata geçirdiğimiz Turcorn100 Programı’yla, yeni altyapılarla, finansman mekanizmalarıyla, girişim dostu mevzuat düzenlemeleriyle hedef, 2030 yılında Türkiye’den 100 teknoloji girişiminin milyar dolar değeri aşması yani 100 Turcorn, 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda yükselmesi.”
“İnanıyorum ki bu merkez, Turcorn yolculuklarında yeni bir sıçrama tahtası olacak”
Bakan Kacır, bugüne kadar Bakanlık tarafından 216 milyon lira destek sağlanan İstanbul-Çekmeköy Yerleşkesi Projesi’nin kısa sürede sunduğu altyapı ve hizmetlerle girişimciler için çekim merkezine dönüştüğünü söyledi.
Kacır, “24 bin metrekare kiralanabilir alana sahip bu merkezimizle de girişimlerimize finans sektörüyle yakın işbirliği içerisinde inovatif ürün ve çözümler geliştirme olanağı sağlıyor olacağız. İnanıyorum ki bu merkez, girişimlerimizin doğru ürünü doğru pazarla buluşturma arayışlarına ivme katacak, Turcorn yolculuklarında yeni bir sıçrama tahtası olacak. 2030 yılında 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimi hedefimize daha güçlü, daha kararlı yürüyeceğiz.” şeklinde konuştu.
“Üniversitelerin yaptığı her katkı bu şehre değer katıyor”
İstanbul Valisi Davut Gül, bu merkezle Rize ile İstanbul’daki üniversiteler arasındaki mesafenin avantaja çevrildiğini dile getirerek, üniversitelerin yaptığı her katkının bu şehre değer kattığını vurguladı.
Dijitalpark Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Bayraktar da süreçte emeği geçen herkese teşekkür ederek, ilk kez Türkiye’de İstanbul’da bulunan bir üniversiteyle Anadolu’daki bir üniversitenin işbirliğiyle Dijitalpark Teknokent kurulduğuna dikkati çekti.
Bayraktar, “Anadolu’da bir üniversitenin kendi bölgesi dışında faaliyet sürdürmesinin zor olduğunu biliyoruz ama bizim, lokomotif sektörlerin eğitim camiası, siyaset camiası, iş dünyası İstanbul’da olduğuna göre, İstanbul’da bir mutlaka bir bağ kurmanız gerekiyordu.” diye konuştu.
Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin de 100’ü geçen teknoparkların Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkış vizesi olduğunu belirterek, “3 yıl önce İstanbul Çekmeköy’de ve Rize’deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi kampüs alanında faaliyete geçirdiğimiz Dijitalpark Teknokent, an itibarıyla yazılım ve bilişim başta olmak üzere toplam 166 teknoloji tabanlı yerli ve yabancı girişime ev sahipliği yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Törene Bakan Kacır’ın yanı sıra eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, Türk-Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve milletvekilleri de katıldı.
]]>Bakan Kacır, konuşmasında katılımcılara hitaben dünyanın hızla değişen dinamiklerine ve bu değişimin uluslararası düzen üzerindeki etkilerine dikkat çekerek başladı. Teknoloji, inovasyon ve girişimcilikte atılan adımların, küresel rekabette öncü rol oynamak için elzem olduğunu vurguladı.
Dünya genelinde yaşanan değişim ve dönüşüm sürecine vurgu yaparak konuşmasına devam eden Bakan, teknoloji ve inovasyon odaklı ülkelerin küresel düzeni yeniden şekillendirdiğini belirtti. Ülkenin teknoloji geliştirme, inovasyon ve girişimcilik altyapısını güçlendirmeye yönelik kararlı adımlar atıldığını vurguladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır şunları söyledi:
” Dünya büyük bir değişim yaşıyor. Uluslararası düzen; dönüşümün neden olduğu sınamalara bilgi ve yenilikçilik odağında cevap üretebilen ülkeler tarafından yeniden şekillendiriliyor. Teknoloji geliştirme, inovasyon ve girişimcilik altyapısını güçlendiren ülkeler küresel rekabetin öncüleri haline geliyor.
İşte bu nedenle, teknoloji ve inovasyon ekosistemimize güç katacak adımları kararlılıkla atıyoruz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkarma çabamızda bizlere güç çarpanı olacak dev bir Ar-Ge, inovasyon ve yenilikçilik ekosistemi inşa ediyoruz.
Girişimcilik kültürümüzü yediden yetmişe yayıyor, destek mekanizmalarımızla, kurduğumuz altyapılarla girişimcilerimizin ürüne, üründen pazara yolculuğunu hızlandırıyoruz. Sadece 4 yılda ülkemizden çıkan 7 Turcorn ve robotikten sağlığa, finansal teknolojiden yapay zekaya sayısız başarı hikayesi, ülkemizin teknoparklarıyla, kuluçka merkezleriyle, TEKMER’leriyle, girişim sermayeleriyle, hızlandırıcı programlarıyla teknoloji girişimciliğinde bir marka olduğunun ispatı niteliğindedir.
Bizler için bu başarılar, yalnızca buzdağının görünen yüzünü temsil ediyor. Biliyor ve inanıyoruz ki ülkemizin en kıymetli hazinesi insan kaynağımıza yatırım yapmaya devam edersek, girişimlerimizi finansman kaynaklarıyla, nitelikli altyapı ve programlarla buluşturursak 2030 yılında 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimciliği hedefini gerçeğe dönüştüreceğiz.
İşte bu anlayışla, TEKNOFEST’le gençlerimizin hayallerinin peşinden koşmasına fırsat sunuyor ve fikirlerini girişimlere dönüştürmelerini teşvik ediyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında; İstanbul, Ankara ve İzmir’de dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’i gerçekleştirdik.
Takeoff Uluslararası Girişimcilik Zirvesi ve TEKNOFEST bünyesinde ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz Girişim Yarışmalarıyla gençlerimizin yanlarında yer aldık. Tech-InvesTR programı, Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu başta olmak üzere farklı fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz.
Turcorn 100 programımızla da unicorn adayı başarılı teknoloji girişimlerimizin küresel pazarlara açılarak daha hızlı ölçeklenmesi için destekler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde ülkemiz girişimcilik ekosisteminin ve bu ekosistemin kalbi konumundaki İstanbul’un marka değerini artıran çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz.
İstanbul’u teknoloji girişimlerinin global buluşma noktasına dönüştürerek girişimcilikte dünyanın ilk 20 merkezinden biri haline getireceğiz. Yakın zamanda yürürlüğe alacağımız Tech Visa da bu amaç için tasarladığımız bir program. Program ile teknoloji alanında kritik uzmanlıklara sahip yetenekler ile yenilikçi iş modelleri ve teknolojiye dayalı çalışmaları olan uluslararası teknoloji girişimlerini ülkemize davet edeceğiz.
Özellikle dost ve kardeş ülkelerden, gönül coğrafyamızdan girişimcileri, Türkiye teknoloji ekosisteminin sunduğu fırsatlar ve avantajlarla buluşturacağız. Yine İslam coğrafyasıyla birlikte tüm gönül coğrafyamızın gençlerine girişimcilik dünyasının kapılarını aralayacağız. Coğrafyamız sahip olduğu düşünce zenginliği ve bilimsel kapasite ve öncü şahsiyetlerimizle insanlık tarihinde silinmez izler bıraktı.”
]]>İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) önderliğinde hayata geçirilen Uluslararası Kuluçka Merkezi Açılış Töreni’ne Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen, ICYF Başkanı Taha Ayhan ve çok sayıda davetli katıldı.
Törende konuşan Dağlıoğlu, buradaki amacın Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendiren bir hikayeye imza atmak olduğunu belirterek, “Çok mütevazi başladık. Burada yaklaşık 12 girişimle başlıyoruz. Ben eminim ki bunun daha fazlasını yapmak mümkün. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın himayelerinde buradaki bu kuluçka merkezini daha ileri aşamalara taşıyacağız.” diye konuştu.
Geçen yıl Türkiye’de erken aşamadaki teknoloji şirketlerine 700 milyon dolardan fazla yatırım yapıldığını belirten Dağlıoğlu, bu girişimler arasında sadece Türk girişimciler olmadığını, uluslararası girişimcilerin de bulunduğunu söyledi.
Dağlıoğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye’ye girişimlerini kurmak için gelmiş olan girişimciler var ve birçok uluslararası raporda ve endekste görüyoruz ki Türkiye kendi bölgesinde girişime başlamak için en uygun, en isabetli yer. Bunun tabii çok fazla bileşenleri var. Bileşenlerinden biri de sermayeye erişimin kolay olması, fonlamaya erişimin olması. İstanbul gibi çok sofistike bir pazarda ürün geliştirmek, hizmet geliştirmek ve bunu test etmek çok mümkün. Buradan küresel pazarlara erişmek mümkün. İşte biz bu çerçevede inşallah kurduğumuz Uluslararası Kuluçka Merkezi’nin ilk başarılarını görmeye başladık.
Bizim için önemli bir platform olan TEKNOFEST’in Take Off adında girişimcilik yarışması var. Geçtiğimiz aralık ayındaki etkinlikte bizim Uluslararası Kuluçka Merkezi olarak bir standımız vardı. Orada 6 tane girişimimiz kendini göstermiş oldu ve benim için gurur verici bir andı. Çünkü ürünlerin hazır olduğunu görmek, artık onları ticarileştiğini görmek, yatırım turu yapıyor olduklarını görmek bizim mütevazi adımımızın somut meyvelere dönüştüğünü gösteren göstergelerden biriydi.”
“Bilişim Vadisi’nin en büyük ideali Türkiye’yi dünyanın inovasyon üssüne dönüştürmek”
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen de, “Bilişim Vadisi’nin en büyük ideali Türkiye’yi dünyanın teknoloji ve inovasyon üssüne dönüştürmek.” diye konuştu.
Girişimcilerle konuşurken, onlarla istişare ederken en çok gündeme gelen hususlardan bir tanesinin “doğuştan uluslararası” ifadesi olduğunun altını çizen Tüzgen, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu girişimcilik merkezi de doğduğu günden itibaren uluslararası faaliyet göstermeye başlamış bir girişimcilik merkezi olacak. Bundan sonra biz, yurt dışından, Türkiye’de büyümek isteyen girişimcileri teknoloji vizesiyle buraya adapte olma programlarıyla desteklemeye devam ediyor olacağız. Bu işbirliklerini Medine’de, Taşkent’te, İslam dünyasının her köşesinde ve inşallah özgür Kudüs’te gerçekleştirme hayali ve duasıyla sözlerime son veriyorum.”
ICYF Başkanı Taha Ayhan ise girişimciliğin en doğru çözüm olduğunu gördüklerini belirterek, “İnsanlara ilham vermenin, insanlara fikir vermenin, insanlara bir meslek edindirmenin en doğru yaklaşım olduğunu ve bizim açımızdan en verimli yol olduğunu gördük ve bu yüzden buna odaklandık.” dedi.
Buradaki gençlerin Batı’daki emsallerinden eksileri bulunmadığını, artılarının olduğunu belirten Ayhan, “Çünkü içinde bulundukları imkansızlıklara rağmen çok daha verimli, çok daha farklı yaklaşımlar geliştirerek çok daha güzel çözümler üretebiliyorlar.” şeklinde konuştu.
]]>Bakan Kacır ve Alper Gezeravcı,Gaziantep’te Gaziantep Üniversitesi öğrencileri ile buluştu
GAZİANTEP – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Gaziantep Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi. Programda ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden oldu” dedi.
GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep’teki diğer okulların TEKNOFEST’lerde elde ettiği başarılardan bahsederek, bunun Gaziantep’in geleceği için muazzam bir işaret fişeği olduğunu söyledi. Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini belirterek, ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türkiye’nin mühendisleri imza attılar. Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olmuştur. Bu başarı dünyayı yeniden adaletle ve merhametle buluşturma iddiasında, bu Türkiye için muazzam bir kazanım olmuştur. Daha yapacak çok işimiz var, son yıllarda insansız hava araçlarında peşin sıra başarı hikayelerine şahitlik ettik” dedi.
Türkiye’nin artık kendi uydularını yaptığını ve Milli Uzay Programı’ndaki projeleri tek tek hayata geçireceklerini belirten Kacır, “Roket teknolojileri konusunda Türkiye birçok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Roketsanımız var, Deltamız var. Bu kurumlarımız bağımsız şekilde uzaya ulaştıracak roket geliştirmeye devam ediyorlar. Roketsan sıvı yakıtlı motorlar konusunda Delta hibriti motorlu roketler konusunda çok önemli mesafeler kat etti ve 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler. Fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle kendi uydularımızı uzaya gönderebilen bir ülke değiliz. Aynı zamanda insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri de biz henüz geliştirmiş değiliz. Ama roket projelerinde başladığımız çalışmalar önümüzdeki dönemde önce insansız sistemleri özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan tanıyacak. Peki biz henüz bu konumda değiliz. Dünyada insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri geliştiren 3 ülke var. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin. Avrupa ülkelerinin insanlı uzay roketleri gerçekleştirecek misyonları yok. Avrupa Uzay Ajansının da böyle bir kabiliyeti yok. Milli Uzay Programı’ndaki projeleri bir bir hayata geçireceğiz. Türkiye kendi uydularını yapıyor. Görüntüleme uydularını yapıyor. 20 yılda adım adım geliştirdik bu alanı. Önce ortak üretim projesi yaptık. Türksat 6A ilk haberleşme uydumuz olacak. Hani 2023’de Ay’a erişecektiniz dediler. Bunu da başaramadınız diyerek bu misyona zarar vermek isteyenler, alaya almak isteyenler oldu. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği uzay aracını hibrit motorumuzla ateşleyip Ay transfer noktasına taşıyacağız. Ay’ın yörüngesine gireceğiz. Ay çevresinde araştırmalar yapacağız. Türkiye bu hedefi de başaracak. Bu projeler her zaman belirlendiği zamanlarda ve hızda gerçekleşmeyebilir. Bize düşen bilim adamlarımızın yanında ve arkasında durmaktır” ifadelerine yer verdi.
“TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak”
Bakan Kacır, gençlerle buluştuğu programda TEKNOFEST’in ve bu kapsamdaki yarışların geleceğin teknolojisine de yön verdiğini vurgulayarak, “İnanıyorum ki sayıları 1 milyona erişen TEKNOFEST yarışmaları, TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak. Bu yolculukta arzu ediyoruz ki gençlerimiz bayrağı bugünkünden daha ileri noktalara taşısın. Sadece havacılıkta değil uzay bilimlerinde de yapacağımız işlere Türk gençleri damgasını vursun” ifadelerini kullandı.
Gezeravcı deneyimlerini öğrencilerle paylaştı
Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında insanlı ilk uzay misyonu ile Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan ilk astronot olan Alper Gezeravcı ise, istasyonunun işleyişi, teknik özellikleri ile uzayda yaptığı bilimsel deneyler hakkında bilgiler paylaştı. Astronot Alper Gezeravcı, “Benim hikayem 2022 Mayıs’ında başladı. Haberlerde tesadüfen Cumhurbaşkanımızın halkımıza yaptığı açıklamayı dinledim. Türkiye Cumhuriyetinin 100’üncü yılında bir Türk vatandaşı ilk defa uzaya gönderilecekti. Uzay, astronomi alanında birçok araştırma yaparak, ‘Ben bu işi yapabilirim’ noktasına geldiğim an başvurumu gerçekleştirdim. Ben bu rüyanın, bu hayalin hep başka milletlerin insanlarına ait olduğunu telkin ediyordum kendime. Artık sizin hayalinizin sınırı yok. Potansiyelinize güvenin, içinizde olan özgüveniniz ayağa kalksın. Bundan sonra yolunuz açık. Bu hikayenin kalan kısmına imza atacak olan sizlersiniz. Bundan sonra sizlerin başarılarıyla övüneceğiz” şeklinde konuştu.
GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın ise, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Prof. Dr. Özaydın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılını başlatan liderdir. Bu ülkeyi dönüştüren bir lider var. Türkiye onun sayesinde küresel güç olmuştur. Bizi kırmayıp geldiği için ilk astronotumuz, komutanımız Alper Bey’e çok teşekkür ediyorum” dedi.
Rektör Prof. Dr. Arif Özaydın, program sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya hediye takdim etti.
]]>GAÜN Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gaziantep Üniversitesi ve Gaziantep’teki diğer okulların TEKNOFEST’lerde elde ettiği başarılardan bahsederek, bunun Gaziantep’in geleceği için muazzam bir işaret fişeği olduğunu söyledi. Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık mücadelesi verdiğini belirterek, ilk uçuşunu yapan milli muharip uçak KAAN’a vurgu yapan Bakan Kacır, “Özellikle insansız hava araçlarında bu mücadelenin hangi düzeye geldiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu hafta tarihe kaydedilen büyük bir başarı hikayesine Türkiye’nin mühendisleri imza attılar. Türkiye 5’inci nesil savaş uçağını imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve gökyüzüyle buluşturabilen sayılı ülkelerden biri olmuştur. Bu başarı dünyayı yeniden adaletle ve merhametle buluşturma iddiasında, bu Türkiye için muazzam bir kazanım olmuştur. Daha yapacak çok işimiz var, son yıllarda insansız hava araçlarında peşin sıra başarı hikayelerine şahitlik ettik” dedi.
Türkiye’nin artık kendi uydularını yaptığını ve Milli Uzay Programı’ndaki projeleri tek tek hayata geçireceklerini belirten Kacır, “Roket teknolojileri konusunda Türkiye birçok projeyi eş zamanlı olarak gerçekleştiriyor. Milli markalarımız var. Roketsanımız var, Deltamız var. Bu kurumlarımız bağımsız şekilde uzaya ulaştıracak roket geliştirmeye devam ediyorlar. Roketsan sıvı yakıtlı motorlar konusunda Delta hibriti motorlu roketler konusunda çok önemli mesafeler kat etti ve 100 kilometre kabul edilen uzay sınırına erişebilecek roketleri yerli ve milli olarak geliştirdiler. Fakat henüz biz kendi geliştirdiğimiz roketlerle kendi uydularımızı uzaya gönderebilen bir ülke değiliz. Aynı zamanda insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri de biz henüz geliştirmiş değiliz. Ama roket projelerinde başladığımız çalışmalar önümüzdeki dönemde önce insansız sistemleri özellikle uyduları uzaya taşımamıza imkan tanıyacak. Peki biz henüz bu konumda değiliz. Dünyada insanlı uzay misyonlarını gerçekleştirebilecek roketleri geliştiren 3 ülke var. Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin. Avrupa ülkelerinin insanlı uzay roketleri gerçekleştirecek misyonları yok. Avrupa Uzay Ajansının da böyle bir kabiliyeti yok. Milli Uzay Programı’ndaki projeleri bir bir hayata geçireceğiz. Türkiye kendi uydularını yapıyor. Görüntüleme uydularını yapıyor. 20 yılda adım adım geliştirdik bu alanı. Önce ortak üretim projesi yaptık. Türksat 6A ilk haberleşme uydumuz olacak. Hani 2023’de Ay’a erişecektiniz dediler. Bunu da başaramadınız diyerek bu misyona zarar vermek isteyenler, alaya almak isteyenler oldu. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği uzay aracını hibrit motorumuzla ateşleyip Ay transfer noktasına taşıyacağız. Ay’ın yörüngesine gireceğiz. Ay çevresinde araştırmalar yapacağız. Türkiye bu hedefi de başaracak. Bu projeler her zaman belirlendiği zamanlarda ve hızda gerçekleşmeyebilir. Bize düşen bilim adamlarımızın yanında ve arkasında durmaktır” ifadelerine yer verdi.
“TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak”
Bakan Kacır, gençlerle buluştuğu programda TEKNOFEST’in ve bu kapsamdaki yarışların geleceğin teknolojisine de yön verdiğini vurgulayarak, “İnanıyorum ki sayıları 1 milyona erişen TEKNOFEST yarışmaları, TEKNOFEST kuşağı ve gençliği Türkiye’yi milli teknoloji hamlesinde zirveye çıkaracak. Bu yolculukta arzu ediyoruz ki gençlerimiz bayrağı bugünkünden daha ileri noktalara taşısın. Sadece havacılıkta değil uzay bilimlerinde de yapacağımız işlere Türk gençleri damgasını vursun” ifadelerini kullandı.
Gezeravcı deneyimlerini öğrencilerle paylaştı
Türkiye’nin Milli Uzay Programı kapsamında insanlı ilk uzay misyonu ile Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) görev yapan ilk astronot olan Alper Gezeravcı ise, istasyonunun işleyişi, teknik özellikleri ile uzayda yaptığı bilimsel deneyler hakkında bilgiler paylaştı. Astronot Alper Gezeravcı, “Benim hikayem 2022 Mayıs’ında başladı. Haberlerde tesadüfen Cumhurbaşkanımızın halkımıza yaptığı açıklamayı dinledim. Türkiye Cumhuriyetinin 100’üncü yılında bir Türk vatandaşı ilk defa uzaya gönderilecekti. Uzay, astronomi alanında birçok araştırma yaparak, ‘Ben bu işi yapabilirim’ noktasına geldiğim an başvurumu gerçekleştirdim. Ben bu rüyanın, bu hayalin hep başka milletlerin insanlarına ait olduğunu telkin ediyordum kendime. Artık sizin hayalinizin sınırı yok. Potansiyelinize güvenin, içinizde olan özgüveniniz ayağa kalksın. Bundan sonra yolunuz açık. Bu hikayenin kalan kısmına imza atacak olan sizlersiniz. Bundan sonra sizlerin başarılarıyla övüneceğiz” şeklinde konuştu.
GAÜN Rektörü Prof. Dr. Arif Özaydın ise, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’yı konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Prof. Dr. Özaydın, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılını başlatan liderdir. Bu ülkeyi dönüştüren bir lider var. Türkiye onun sayesinde küresel güç olmuştur. Bizi kırmayıp geldiği için ilk astronotumuz, komutanımız Alper Bey’e çok teşekkür ediyorum” dedi.
Rektör Prof. Dr. Arif Özaydın, program sonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türkiye Uzay Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi ve ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’ya hediye takdim etti. – GAZİANTEP
]]>Intel, Microsoft ve Arm işbirliğiyle yapay zeka çağını şekillendiriyor
Intel Foundry’nin etkinliğinde, ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, Arm CEO’su Rene Haas ve Open AI CEO’su Sam Altman gibi önemli isimlerin yanı sıra, teknoloji ve yapay zeka alanındaki liderler bir araya geldi.

Intel Foundry, teknoloji, esneklik ve sürdürülebilirlik alanlarında liderlik ederek, müşterilerin yapay zeka hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Bu çerçevede, Intel 14A işlem teknolojisi, özel düğüm evrimleri ve yeni Intel Foundry Advanced System Assembly Test (ASAT) yeteneklerini içeren bir yol haritası açıkladı.
Microsoft ve Intel, işlemci için güçlerini birleştirdi!
Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın Microsoft’un Intel 18A sürecinde üretmeyi planladığı bir çip tasarımını seçtiği bilgisi de paylaşıldı, bu da Intel Foundry’nin tasarım zaferlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu gelişmeler, Synopsys, Cadence, Siemens ve Ansys gibi ekosistem ortakları tarafından sağlanan destekle daha da pekiştirildi.
Bu ortaklar, müşteri tasarımlarını etkinleştirmeye hazır doğrulanmış araçları, tasarım akışlarını ve fikri mülkiyet portföylerini duyurdu. Intel’in bu adımları, müşterilerin çip tasarımlarını hızlandırmaya hazır olduklarını gösteriyor.
Intel CEO’su Pat Gelsinger, yapay zekanın teknoloji ve silikon hakkındaki düşüncelerimizi derinden değiştirdiğini ve Intel Foundry’nin dünyanın en inovatif çip tasarımcıları için eşi benzeri görülmemiş bir fırsat yarattığını belirtti. Intel, yeni pazarlar yaratma ve teknolojinin kullanımında devrim yaratma potansiyeline sahip.
Intel’in genişletilmiş süreç teknolojisi yol haritası, Intel 14A’yı da içerecek şekilde, birkaç özel düğüm evrimine ilave olarak şirketin öncü düğüm planına eklenmesini içeriyor. Intel, dört yılda beş düğüm (5N4Y) süreci yol haritasına sadık kalarak, 2025 yılında Intel 18A ile işlem liderliğini yeniden kazanmayı bekliyor.
Intel Foundry, Intel 18A, Intel 16 ve Intel 3 dahil olmak üzere çeşitli dökümhane proses nesillerinde tasarım kazanımları ve gelişmiş paketleme dahil olmak üzere ASAT yeteneklerinde önemli bir müşteri hacmine sahip. Bu başarılar, Intel Foundry’nin levha ve gelişmiş paketlemede beklenen ömür boyu anlaşma değerinin 15 milyar doların üzerinde olmasını sağlıyor.
Ayrıca, Intel, Arm ile işbirliği yaparak, Arm tabanlı çipte sistemler (SoC’ler) için en ileri dökümhane hizmetlerini sağlayacak bir “Emerging Business Initiative” (Gelişmekte Olan İşletme Girişimi) ilişkisini temsil eden bilgileri de paylaştı. Bu girişim, Arm ve Intel’in teknoloji geliştirme ve inovasyonu teşvik etmek için gerekli destekleri sunma konusunda önemli bir fırsat sunuyor.
Intel’in sistem dökümhanesi yaklaşımı, fabrika ağından yazılıma kadar tam yığın optimizasyon sunuyor ve sürekli teknoloji iyileştirmeleri, referans tasarımlar ve yeni standartlar aracılığıyla müşterilerin tüm sistemde inovasyon yapmalarını sağlıyor. Intel Foundry, esnek, dirençli, daha sürdürülebilir ve güvenli bir tedarik kaynağı sunarak, müşterilere en zorlu uygulamalara yönelik çözümler tasarlama ve sunma imkanı veriyor.
Bu girişimlerle birlikte, Intel, 2023 yılında fabrikalarında %99 yenilenebilir elektrik kullanmayı, 2030 yılına kadar dünya çapında %100 yenilenebilir elektrik, net-pozitif su ve çöp sahalarında sıfır atığa ulaşmayı ve 2040 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını net sıfırlamayı hedefliyor. Intel’in bu adımları, endüstrinin en sürdürülebilir dökümhanesi olma hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak görülüyor.
]]>KONYA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, katıldığı Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, “Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” dedi.
Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.
Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.
“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”
Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.
“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”
Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.
“Konya tam bir tarım şehri”
Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.
“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”
Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.
“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti.
]]>Kacır, Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Prototipleme Merkezi’nin (AKİTEK) açılışında, sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesiyle, kritik teknolojileri milli olarak geliştiren, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunan politikaları hayata geçirdiklerini söyledi.
Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobil Togg’la 60 yıl öncesinin devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdüklerini vurgulayan Kacır, “Önümüzdeki dönemde kamu öncülüğünde yürüteceğimiz etkin sanayi politikalarıyla ülkemiz için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceğiz.
Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz.” diye konuştu.
Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makinelerinin artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağladığını aktaran Kacır, böylece su ve enerji tüketiminin en aza indirildiğini dile getirdi.
“Destek programları uygulamaya devam ediyoruz”
Kacır, son 22 yılda üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün, birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardığını belirterek, şöyle konuştu:
“Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi, 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik.”
Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladıklarını aktaran Kacır, “TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesiyle 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık.” ifadesini kullandı.
Konyalı tarım makineleri üreticilerinin Türkiye genelinde hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri imalatında birinci, traktör, pulluk ve su pompası üretiminde ise ikinci konumda olduğuna değinen Kacır, traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahip olduklarına dikkati çekti.
“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”
Kacır, Konya’da kurulan AKİTEK ile KOBİ’lere kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapı sunulduğunu dile getirdi.
Üniversite-sanayi işbirliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunun gerçekleştirileceğini anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“Tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. Bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin, başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız.”
AKİTEK’i gezen Kacır ve beraberindekiler, daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi Kapsül Teknoloji Platformu’nu ziyaret etti, çalışmalar hakkında bilgi aldı.
]]>Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Selçuk Üniversitesinde Alper Gezeravcı ile birlikte gençlerle söyleye katıldıktan sonra Konya Ticaret Odası’nın Akılı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Programda konuşan Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin ikinci asrında, Türkiye Yüzyılı’mızı inşa ederek ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşıma hedefimize kararlılıkla yürüyoruz. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretimde, teknolojide, ticarette getirdiği paradigma değişimlerini küresel rekabette daha güçlü olmamız, sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesi’yle kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemizi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamızı sağlayacak politikaları hayata geçiriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ısrarı, iddiası ve güçlü liderliğiyle Milli Teknoloji Hamlemizin öncü sektörü savunma sanayiinde elde ettiğimiz kazanımları sivil alanlara taşıyoruz. TOGG bu yaklaşımın en net ve başat çıktısıdır. Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz TOGG’la 60 yıl öncesinin Devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdük” dedi.
Bakan Kacır, ilerideki dönemde kamu öncülüğünde yürütecekleri etkin sanayi politikalarıyla ülke için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceklerini ifade ederek, “Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz. İklim değişiklikleri, nüfus artışı, artan gıda talebinin tetiklediği yeni krizler karşısında; ülkemizin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin etkin ve verimli kullanımını destekleyecek altyapıyı inşa edeceğiz. Bugün dünyada her üç kişiden birisi maalesef yeterli gıdaya erişemiyor. İklim değişikliği kaynaklı küresel su rezervlerinin azalması, yanlış tarım uygulamaları maalesef bu tablonun yakın zamanda düzelmeyeceğine işaret ediyor. Diğer yandan yeşil mutabakatın getirdiği çevresel standartlar ve sürdürülebilirlik hedefleri, tarım ve su yönetimi pratiklerimizi teknoloji odaklı yeniden şekillendirmemizi gerektiriyor. Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makineleri artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağlıyor, su ve enerji tüketimini optimize ediyor. Zararlı kimyasalların kullanımını azaltarak çevresel etkiyi minimize ederken, aynı zamanda verimliliği artırıyor ve gıda güvenliğinin sürdürülmesine katkıda bulunuyor” şeklinde konuştu.
“25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor”
Türkiye’deki son 22 yıldaki gelişmeleri anlatan Bakan Kacır, “Ülkemiz son 22 yılda inşa ettiği üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardı. Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi ve 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik. Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladık. TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma Ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesi ile 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık. Vermiş olduğumuz bu destekler neticesinde tarımın başkenti Konya’mız tarım makineleri sektöründe de önemli bir mesafe kat etti” diye konuştu.
“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”
Konya’nın tarım alanından çok fazla birinci olduğu sektörün olduğunu belirten Bakan Kacır, “Bugün Konyalı tarım makineleri üreticilerimiz Türkiye genelinde; ‘hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri’ imalatında birinci; ‘traktör, pulluk ve su pompası’ üretiminde ise ikinci konumdadır. Traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80’den, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Tabii sektörün rekabetçiliğini güçlendirmemiz için teknoloji odaklı dönüşümü başarıyla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Konya’da kurduğumuz üst düzey teknoloji ile donatılmış Akıllı Teknoloji Merkezimiz ile KOBİ’lerin kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapıyı üreticilerimize sunduk. Tarım makineleri imalatçılarımızın akıllı teknolojiler ile donatılmış ekipmanlar üretebilme kapasitelerini artırdık. Üniversite – sanayi iş birliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca, tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. ve bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız” dedi.
“Konya tam bir tarım şehri”
Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, açılışı yapılan tesisten mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Tarımda, sanayide geldiği noktayı bugün hep birlikte gördük. Bir taraftan da Konya 5 üniversitesinde 131 bin öğrencisiyle bir öğrenci şehri. Üniversitelerimiz şehrimizin gelişiminde çok önemli katkılar sunuyorlar. Karatay Üniversitemizde her yıl Konyamızın önemli sorunlarını çözmek ve fikir üretmek adına önemli çalışmalar yürütüyor. Konya bir tarım şehri. Çatalhöyük’te başlayan tarımsal üretimi bugüne kadar sürdürebilmiş dünyanın ender şehirlerinden birinde bulunuyoruz. Ayrıca pandemi döneminde gördük ki tarımsal üretim ve ülkenin kendi kendine yetme kapasitesi en az sınırlarımızı korumak kadar önemli. Konya her zaman üreten bir şehir oldu. ve üretimini geliştiren bir şehir oldu. Tarım makineleri, Konya’nın sanayisinin temel altyapısı. Önce tarım makinesi üretmeye başlamışız. Sonra OSB’de artık 50 bin insanın çalıştığı büyük bir çalışma alanına dönüştürdük. Bu manada tarım makinelerinin gelişiminde, teknolojinin kullanılması hem çevremizdeki tarımsal üretimin artmasına hem de teknolojimizin ve sanayi üretimimizin artmasına çok önemli bir katkı sağlayacak” şeklinde konuştu.
“Teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahede ediyoruz”
Konya Valisi Vahdettin Özkan, üniversite, sanayi ve kamunun birlikteliğini hep beraber müşahade ettiğini ifade ederek, “Aslında bu birliktelik aynı zamanda bir bereketi doğuruyor. Bugün de hem fonlara erişim, finansmana erişim hem pazarın önündeki engellerin kaldırması ve özellikle tarımsal kalkınmayla ilgili en önemli hususlardan birisi olan dijitalleşme, teknolojiyle ilgili odaklanan bir projeyi müşahade ediyoruz. Meyvelerini beraber topluyoruz” diye konuştu.
“Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir”
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ise, “Türkiye şimdiye kadar bir bölgesel merkez oldu fakat gerçekleştireceğimiz kalkınma hamlesi ile yolumuza küresel ekonomik güç olarak devam etmek istiyoruz. Bunun yolu da Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomileri arasına sokacak Milli Teknoloji Hamlesi’nden geçmektedir. Türkiye, yürüttüğü milli teknoloji hamlesi ile artık çağın gerisinde kalmayacağını göstermiştir. Bir yandan tam bağımsız, milli üretim modeline geçişimizi sürdürürken bir yandan dünyadaki teknolojik değişimleri yakalamak hatta bir adım önünde yer almak istiyoruz. Savunma sanayimizdeki dünya çapında muhteşem ilerleyişimizle, bir yandan milli akıllı otomobilimiz TOGG’la taçlandırdığımız teknoloji hamlemizle; diğer taraftan uzaya açılan ülkemiz ile gurur duyuyoruz. Teknofest ile gençlerimiz ve çocuklarımızın ufkunu açıyoruz. Bunlarla birlikte diğer pek çok proje ile Türkiye’nin artık kabına sığmaya zorlanamayacağını tüm dünya görmektedir. Bakanımıza hem bakan yardımcılığı döneminde hem de bakanlığı döneminde tüm bu projelerin hayata geçmesinde gösterdiği gayretlerden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız ve hükümetimizin üzerinde ısrarla durduğu yerli ve milli üretimi şiar edinen Türk özel sektörü, gelecekte ülkemiz ekonomisinin dünyanın sayılı ekonomileri arasına girmesi için çalışmaya devam edecektir” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve beraberindekiler, Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Protatipleme Merkezi açılışının ardından Kapsül Teknoloji Platformu’na giderek, burada proje geliştiren gençlerle sohbet etti. – KONYA
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ destekleriyle düzenlenen IMATECH-Endüstriyel Üretim Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de törenle kapılarını açtı.
Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Murat Aydın, İzmir’in fuarlar şehri olmasının tesadüf olmadığını belirtti. Aydın, “İzmir, her zaman hem coğrafi konumu hem de tarihsel kökeni itibari ile sanayi ve ticaretin merkezi olan ve bu anlamda da fuarlar yoluyla dünyaya açılan bir kapı olmuştur. Arkasına aldığı Ege Bölgesinin zenginliklerini dünyaya açmaya, satmaya ve dağıtmaya çalışan bir bölgenin en büyük şehridir İzmir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in söylediği gibi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, doğunun en batıdaki ve batının en doğusundaki liman şehri İzmir’in dünya ile entegrasyonunu daha da artırmak için fuarcılık faaliyetlerini yürekten desteklemeye devam edecek” dedi.
Özellikle teknoloji fuarlarının; başka pencereler açması, başka fikirleri göz önüne getirmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Aydın, “Bizi başka insanlarla, başka üreticilerle bir araya getiren bu fuarlar, başka kapıların olduğunu, birilerinin özgür düşünce ile bir şeyler üretme çabası içinde olduğunu göstermesi bakımından önemli ve değerlidir. Hepinize, İZFAŞ’a ve iş birliği içinde olan diğer fuarcılık kuruluşlarına bu fuara katkı ve değer verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Umarım daha iyi işler üretmeye vesile olup bir adım daha ilerlememizi sağlar ve her yaptığımız çalışma, bizi bir adım daha ileri götürür” şeklinde konuştu.
“İzmir’de yapılması önemli”
İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace de, “55 bin çalışanımız ve firmalarımızla, bu fuarı destekliyoruz, bu fuarın olmasını önemsiyoruz. Fuarlar için sürekli İstanbul’a taşınmaktan ziyade burada firmalarla iletişim içinde olmak çok daha önemli. Fuarın önümüzdeki yıllarda daha da gelişeceğini düşünüyorum. Bugün stantlarda göreceğimiz endüstriyel teknoloji sistemlerini sizler gibi ben de merakla bekliyor, fuarın sanayimiz ve üreticilerimiz için verimli geçmesini diliyorum” dedi.
“Bosna Hersek ekonomisi için de fırsat”
Bosna Hersek Federasyonu Ticaret Odası Başkanı Mirsad Jasarspahic ise “Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizdeki şirketlere ortak bulmak için kullanılabilecek olağanüstü fırsatlara ve lojistik altyapıya sahip, bölgesel bir ticaret koridorunun kalbinde, stratejik bir konuma sahip. Görevimiz tüm şirketler için iyi bağlantılar sağlamak. Uzun yıllardır ihtisas fuarlarının organizasyonunda mükemmel bir iş birliği içinde olduğumuz İZFAŞ ile iş birliğimizi de vurgulamak isterim. Bugün ben ve 15 kişilik heyet var bu fuarda. Bizim için mükemmel fırsatlar sunuyor. Türkiye’nin, ekonomisini, yerel akılla güçlü bir şekilde geliştirdiğine ve daha da gelişmesini ve parlak bir geleceğe sahip olmasını sağlayacak yeni teknolojilerin geliştirilmesine yatırım yaptığına şahitlik ediyoruz. Bunun en güzel örneği bugünkü fuardır. Tüm bunları tek bir yerde görme fırsatına sahip olacağımız yer bu fuar. Dolayısıyla bu fuarın Bosna Hersek ekonomisi için mükemmel bir fırsat olduğunu bir kez daha belirtmek gerekiyor” diye konuştu.
130 firma yer alıyor
Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Belçika, Çin, Kanada, Polonya ve Tayvan’dan firmalar ile Türkiye’deki temsilciliklerinin de katıldığı fuarda, 130’un üzerinde yerli ve yabancı katılımcı ve bu firmaların 250’den fazla markası, profesyonel ziyaretçilerle buluşuyor. Fuar kapsamında düzenlenen Hosted Buyer programına da Hollanda’dan Mısır’a, İrlanda’dan Bosna Hersek’e, Fransa’dan Rusya’ya birçok ülkeden 100’ün üzerinde profesyonel alıcılar katılıyor. İkili görüşmeleri, Hosted Buyer programı, ortaya çıkaracağı potansiyel ile ticari anlaşmalara imza atılacak fuarda, çok sayıda makinenin satışının da gerçekleştirilmesi, ihracata katkı sunulması bekleniyor. Fuarda, ziyaretçiler; makineler ve sistemlerle ilgili bilgi edinme, yeni ürün, hizmet ve teknolojileri keşfetme, ürün ve hizmetlerin kalitesini karşılaştırma fırsatını bulacak. Fuarda yer alan ürün ve hizmetler, ziyaretçilerin işletmelerinin verimliliğini ve rekabet gücünü artırmasına da yardımcı olacak. Fuardaki potansiyel ile sektörün büyümesi, uzun vadede kent ekonomisine katkı sunması ve yeni yatırım imkanlarının ortaya çıkarılması hedefleniyor.
Açılışa ayrıca; Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, İZFAŞ Genel Müdür Yardımcısı Yücel Kar, odaların ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, sanayiciler ile sektör temsilcileri katıldı. – İZMİR
]]>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, açılışta, bir ülkenin ilerleyişindeki en büyük göstergenin sanayi ve teknoloji olduğunu söyledi.
Bugün dünyanın ekonomik olarak önde gelen ülkelerine bakıldığında sanayi ve teknoloji alanında da ileride olduklarının gözlemlendiğini belirten Görgün, şunları kaydetti:
“Savunma sanayi, ileri teknolojinin ve sanayinin lokomotifi konumundadır. Bu alanda yapacağımız her çalışma ve ekosistemimizde elde edeceğimiz derinlik, bizi daha da ileriye taşıyacaktır. Türk savunma sanayisinin dışa bağımlılığını bitirme hedefi iyi bir noktaya gelmiş olup, ülkemiz artık teknoloji ithal eden değil, teknoloji ihraç eden bir ülke konumuna doğru emin adımlarla yürümeye devam etmektedir. İleri teknolojiye sahip savunma sanayi ürünlerinin, inovasyon odaklı diğer sektörlere öncülük etmesine katkıda bulunması inancıyla kamu, üniversite ve özel sektör olarak hep birlikte gerçekleştireceğimiz çalışmalar sayesinde daha ileri seviyelere ulaşmak mümkün olacaktır.”
Uçak, İHA ve helikopter parçaları üretilecek
Türk savunma sanayi ekosisteminin asrın felaketinin ilk anından itibaren gerek gönüllü insan gücü, gerek teknik donanım, gerekse de yatırımlarıyla milletin hizmetinde olduğunu hatırlatan Görgün, şöyle devam etti:
“6 Şubat’ta yaşanan iki büyük yıkıcı depremin ardından, Türk savunma sanayimiz tarafından geliştirilen insansız hava araçları, uydu sistemleri, farklı tip ve özelliklerde kameralar, radar sistemleri, jeneratörler ve haberleşme sistemleri gibi pek çok yerli ve milli teknolojik ürün ve sistem, afetin başarıyla yönetilmesinde büyük rol oynamıştır. Yapılan arama ve kurtarma faaliyetleri, savunma sanayimizin imkan ve kabiliyetlerinin topyekün olarak milli kapasiteye katmış olduğu değeri bizlere bir kez daha ispatlamıştır. Başkanlığımız tarafından, Türkiye Tek Yürek Kampanyası çerçevesinde taahhüt edilen yardımların kapsamı, AFAD ile imzalanan ‘Deprem Bölgesine Yapılacak Yardımlar Hakkında İşbirliği Protokolü’ ile belirlenmiş olup, savunma sanayi firmalarımız tarafından bölgeye yardım amacıyla geçici ve kalıcı yerleşim bölgeleri inşa edilmesi için 600 milyon lira, iskan ve istihdam faaliyetleri için de 3 milyon lira tutarında kaynak tefrik edilmiştir.”
Görgün, açılışı gerçekleştirilen tesiste, uçak, İHA ve helikopter parçaları üretileceğini belirterek, buradaki tesise ilaveten ikinci ve üçüncü aşamada, havaalanı bitişiğinde daha büyük bir üretim tesisi kurmayı ve bu tesisi ise 4 yıl içinde tamamlamayı hedeflediklerini ifade etti.
Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay da 6 Şubat 2023’te tüm Türkiye’nin yüreğinin yandığını, büyük acılar ve hüzünler yaşandığını hatırlattı.
Depremler sonrasında yaraların sarılması için harekete geçildiğini belirten Alpay, şöyle konuştu:
“Şüphesiz, depremle çok canımız yandı, çok canlar kaybettik. Çok sayıda bina, iş yeri ve tesislerimizi kaybettik. Ama Allah’ın yardımıyla bu aziz millet, devletin bütün kurumlarıyla el ele vererek acıların üstesinden gelmeyi başardı. TSK, emniyet, jandarma, güvenlik kuvvetlerinin tüm unsurları ilk andan itibaren tam bir seferberlik anlayışıyla deprem mahallindeki hadiselere müdahil olmuştur. Bugün geldiğimiz noktada yaşadığımız büyük acılardan sonra büyük müjdelerle yolumuza devam etmek zorundayız. Dün bütün dünyanın yakından takip ettiği gibi 5’inci nesil milli muharip uçağımız Kaan, gök yüzündeydi. Dün Türkiye için de bize umut bağlayan mazlum coğrafyada yaşayanlar için de çok önemli bir gündü. Dünden bugüne acılar yaşadık ama hiçbir tereddüttünüz olmasın. Bu acıları, bu hüzünleri sevinçlere, müjdelere taşımak suretiyle sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle Savunma Sanayi Başkanlığımızın koordinasyonu ve öncülüğünde bütün savunma sanayi şirketlerimizin yöneticileri ve çalışanlarının çok üstün gayretiyle sizlerle birlikte gereken hizmeti sunacağız.”
Diğer konuşmacılar
TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Bozdoğan da Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, kentin mevcut sanayi altyapısı dikkate alınarak TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’a yönlendirildiğini anımsatarak, “Kahramanmaraş’ta uçak ve havacılık yapısalları parçalarını üretmeye başlayacağız. TUSAŞ olarak depremin ardından kurmuş olduğumuz bu tesisin, bölgemiz adına bir başlangıç olacağını ve ilerleyen günlerde daha da büyüyeceğini kendi ekosistemini yetiştireceğini değerlendirmekteyiz.” diye konuştu.
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer de depremi yaşamış bir şehrin yeniden ayağa kalkmasının şehirdeki üretim ve istihdam faaliyetleri ile doğru orantılı olduğuna işaret etti.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci de açılışı gerçekleştirilen tesisin inanılmaz bir başarı olduğunu söyledi.
Açılışa, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Tuba Köksal, Mehmet Şahin, Ömer Oruç Bilal Debgici, Mevlüt Kurt, Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Emin Terzioğlu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Gökhan İnan, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ve ilgililer katıldı.
]]>Konya’ya gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır bir dizi açılış ve ziyaret gerçekleştiriyor. İlk olarak Konya Valiliğine gelen Bakan Kacır daha sonra KOP Bölge Kalkınma İdaresi imza törenine katıldı. Daha sonra Bakan Kacır, organize sanayi bölgesinde bir fabrika açılışına katıldı.
“Cumhurbaşkanımız liderliğinde birçok alanda büyük hamleler gerçekleştirdik”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, açılışı yapılan işletmenin Konya’ya ve ülkeye hayırlı olmasını diledi. Bakan Kacır, “Günümüzde teknolojik ilerleme ve dijital dönüşüm, yeni bir çağın kapılarını aralıyor. İçinde bulunduğumuz ‘Dördüncü Sanayi Devrimi’ çağında, dünyada tüm dengeler değişiyor ve rekabet şartları yeniden şekilleniyor. 3/12 Bunun sonucunda küresel güç mücadelesi; teknolojik gelişim ve dijital dönüşüm gibi parametreler üzerinden yaşanıyor. İşte bu paradigma değişimini yakalayan ülkeler, geleceğin dünyasında söz sahibi olacak. Türkiye olarak bizler de bu noktada önemli bir yol kat ettik. Geride bıraktığımız son 22 yılda, yerli ve milli bir anlayışın temellerini atarken; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde birçok alanda büyük hamleler gerçekleştirdik. Dev bir Ar-Ge, inovasyon ve girişimcilik ekosistemi inşa ettik. Sanayicilerimizin ihtiyaçlarını karşılayabilecek organize sanayi bölgesi (OSB) altyapısı kurduk. 4/12 Özel sektörün yatırım iştahını artıracak teşvik paketleri kurguladık. Yerel kalkınma dinamiklerini harekete geçirirken; devlet desteklerini sanayi sektörüne, KOBİ’lere, akademisyen ve girişimcilere sunduk. Bugün ülkemiz; 101 teknoparkında, 10 binin üzerinde girişimi ile teknoloji geliştirme yolculuğunu sürdürüyor. Bin 600’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezimizle birlikte 272 bin kişilik büyük bir Ar-Ge ordusuna sahibiz. Artık rahatlıkla söyleyebilirim ki; Türk sanayii, küresel üretim üslerinden biridir. 2002 yılında 36 milyar dolar seviyelerinde ihracatımız vardı. Bugün ise 255,8 milyar dolarlık rekor bir ihracattan söz ediyoruz. 5/12 Bu ihracatın yaklaşık 241 milyar dolarını da imalat sanayii oluşturuyor” dedi.
“Sanayicilerimizin, KOBİ’lerimizin, girişimcilerimizin yanında yer alıyoruz”
Bakan Kacır, Türk sanayiinin; ülke ekonomisini kalkınmasında ana aktör olduğunu kanıtladığını ifade ederek, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak bizler de Ar-Ge ve yatırım teşviklerimizin yanında, faaliyete alacağımız finansman programlarıyla kalkınma yolculuğumuzda sanayicilerimizin, KOBİ’lerimizin, girişimcilerimizin yanında yer alıyoruz. Savunma sanayiinde gösterdiğimiz yaklaşımı sivil alanlara da taşıyarak yatırım, istihdam, üretim ve ihracat ekseninde yeni başarı hikayeleri yazıyoruz. İşte bu anlayışla, Türkiye’nin yeni nesil endüstri politikasının somut örneği Togg’u hayata geçirdik. 6/12 Milletimizin 60 yıllık rüyasını gerçeğe dönüştürdük. Önümüzdeki dönemde batarya teknolojileri, çip üretimi, uzay teknolojileri, biyoteknoloji, hiper ölçekte veri merkezleri, güneş, rüzgar ve hidrojen enerjisi sistemleri alanlarında lider teknoloji girişimlerini destekleyeceğiz. Yatırım teşvik sistemimizi revize ederek, büyük ölçekli yatırımlarla arz güvenliğini sağlayacak, yüksek teknolojiye yönelik yatırımları artıracak, böylece cari açığın azaltılması ve fiyat istikrarı hedefine daha fazla katkı vereceğiz. Değerli Katılımcılar, Teknolojide paradigma değişimlerini takip ederek yenilikçi teknolojilerde öncü olma iddiası taşırken bir yandan da mevcut sanayi altyapımızın rekabetçiliğini koruyacak adımları da hayata geçiriyoruz. 7/12 dünyadaki paradigma değişimlerine odaklanırken, sanayimizin yeni düzene uyumu doğrultusunda çalışmalarımız devam ediyor” şeklinde konuştu.
“Bugüne kadar 50 firmamız öğren-dönüş programını tamamladı”
Bakan Kacır, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sanayimizin rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için fırsat pencerelerinden biri de ‘dijital dönüşüm’. Bu nedenle, model fabrikalar ile işletmelerimize uygulamalı yalın üretim ve dijital dönüşüm eğitimleri sağlıyoruz. 2019 yılında faaliyete geçen Konya Model Fabrikayla Konya sanayiinin verimlilik odaklı dönüşümünde işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 firmamız öğren-dönüş programını tamamladı. 8/12 Ben bu vesileyle, firmalarını daha rekabetçi bir yapıya taşımak isteyen sanayicilerimizin model fabrikamızın sunduğu eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden en üst düzeyde yararlanması için çağrıda bulunmak istiyorum. Bugüne kadar model fabrikalarımızdan yararlanan işletmelerimizde verimlilikte yüzde 76’ya ve üretimde yüzde 140’a varan artışın yanı sıra ürün maliyetlerinde yüzde 18’e kadar tasarruf sağladık. Konya sanayiinin dönüşümüne rehberlik eden bu tesis, dijital dönüşümün getirdiği yeni sınamaları fırsata dönüştürmek için büyük bir kazanım. Diğer yandan, iklim politikalarında uluslararası yasal düzenlemelerin getirildiği, Yenilenebilir enerji yatırımlarının öne çıktığı bir dönemde yeşil dönüşüm altyapımızı güçlendirecek ve bu alanda ihtiyaç duyduğumuz teknolojileri geliştirmemizi sağlayacak adımları hayata geçiriyoruz. 9/12 İklim değişikliğine adaptasyon ve uyuma hizmet eden Ar-Ge çalışmalarını planlamak ve koordine etmek üzere; TÜBİTAK Temiz Enerji, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Enstitüsü’nü kurduk. Sanayi bölgelerimizin sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda uluslararası standartlara ulaşmasını sağlayacak ‘Yeşil OSB Sertifikasyon Sistemi’ni hayata geçirdik. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın desteğiyle hazırlamış olduğumuz, ‘Çelik, Alüminyum, Çimento ve Gübre Sektörleri Karbonsuzlaşma Yol Haritaları’mızda; bu dört öncelikli sektöre yönelik, alternatif teknolojiler, öngörülen emisyon azaltımları, yatırım ihtiyaçları ve politikaları değerlendirdik. Sektörlerin yeşil dönüşümünde rehber niteliğinde olan ‘Sektörel Yol Haritaları’ oluşturduk. 10/12 Sanayimizin yeşil ve döngüsel ekonomiye geçişi için uluslararası finansman kaynaklarına erişimini de hızlandırdık. Organize sanayi bölgelerimizin Yeşil OSB’lere dönüşümünü hızlandırmak için Dünya Bankası Finansmanlı Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi ile 300 milyon dolar finansman sağlıyoruz. OSB’lerimizin verimliliğini, çevresel sürdürülebilirliğini ve rekabet gücünü artırıyoruz. Yine Dünya Bankası ile iş birliğinde, Yeşil Dönüşüm’deki en kapsamlı ve en büyük bütçeye sahip çalışmamızı “Türkiye Yeşil Sanayi Projesini” devreye aldık. 450 milyon dolarlık bütçeye sahip projeyi, Bakanlığımız koordinasyonunda KOSGEB ve TÜBİTAK’la yürütüyoruz. 11/12 KOSGEB’e ayrılan 250 milyon dolarlık kısmıyla; KOBİ’lerin karbon ayak izlerini azaltmaya ve kaynak verimliliğini artırmaya yönelik yeşil dönüşüm planlarını gerçekleştirmeleri konusunda yanlarında yer alıyoruz. Projenin TÜBİTAK’a ayrılan 175 milyon dolarlık kısmıyla; yeşil üretime, daha yüksek enerji ve kaynak verimliliğine yönelik Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinde bulunan firmaları ve özel sektör liderliğindeki iş birliklerini destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde sanayimizin ikiz dönüşümü adına yeni yatırım, destek ve teşvik programını hayata geçiriyoruz” diye konuştu.
“Konya çok daha güzel bir şekilde üretmeye devam edecek”
Açılış yapılan tesislerden duyduğu memnuniyeti ifade eden Konya Valisi Vahdettin Özkan, “Bizim milli sanayi stratejimize baktığımız zaman yüksek derecede katma değer taşıyan, teknolojiyi esas alan sosyal kesitleri önceleyen üretimi, ihracatı, istihdamı önceleyen bir öncelikler zincirini hepimize ödev olarak veriyor. Bakanım Konyamızdaki sanayiciler, çalışanların hep beraber kamu kuruluşlarıyla, belediyeleriyle beraber bu amaca muhatap olarak çalışmaktadır. İnşallah hayırla, bereketle, bu milli hedeflerimizin altını dolduracak iş merdivenlerini hep beraber kurup işletmiş olacağız” şeklinde konuştu.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tesisin hayırlı olmasını dileyerek, “Konya üretmeye devam edecek. Özellikle savunma sanayi ve yüksek teknolojili ürünler üretmesi sonucunda konusunda Konya’da son dönemde güçlü bir irade var. Bakanımızın desteği ile Konya Türkiye Yüzyılı’nın en önemli şehir olacaktır. Bu vesileyle organize sanayi bölgesinde üretim yapan tüm firmalarımıza destek olan bu süreçte mühendisinden işçisine kadar Konyalılar adına teşekkür ediyorum. İnşallah Konya çok daha güzel bir şekilde üretmeye devam edecek” dedi. – KONYA
]]>Ali Taha Koç, nesnelerin interneti ve siber güvenlik teknolojilerini odağa aldıklarını, Turkcell ürünlerinin tamamında güvenli ve üretken yapay zeka olacağını ifade etti.
Yeni dönem çalışmaları hakkında bilgi veren Koç, Türkiye’nin teknoloji devi Turkcell’in, Cumhuriyet’in ilk 100 yılında teknoloji alanında lokomotif görevi aldığını söyledi. Koç, “Türkiye’nin Turkcell’i” vizyonu ile çalıştıklarını, kullanıcıların dijital yolculuğunda her zaman yanlarında olacaklarını kaydetti.
Koç, üretken yapay zekanın kendileri için “olmazsa olmaz” olduğunu, Turkcell ürünlerinin tamamında hem nesnelerin interneti hem de üretken yapay zekanın olacağını belirterek, “Nasıl ki Türkiye savunma sanayinde bir çığır atladıysa, biz de Turkcell olarak yapay zeka alanında yapacağımız çalışmalarla vatandaşlarımızın ve kurumların hem dijitalleşme sürecindeki işlerini kolaylaştıracağız hem de ürünlerimizle onlara destek olacağız.” dedi.
Turkcell’in gelişmiş teknolojik yetenekleri ve inovasyon gücü sayesinde pazardaki konumlarını daha da güçlendireceklerini ifade eden Koç, Türkiye için daha güvenli bir dijital gelecek ortaya koymayı hedeflediklerini kaydetti.
Koç, “Artık herkes bir şekilde yapay zeka ile iletişim kurabiliyor. Araştırmalar, 2026 yılında şirketlerin ve bireylerin yüzde 80’inin herhangi bir yapay zeka modülü kullanmaya başlayacağını öngörüyor. Tabii bu da toplumsal manipülasyonlara, dezenformasyona ve provokasyona açıklık riski anlamına geliyor.” diye konuştu.
“Yapay zekanın sorumlu kullanımı ve siber güvenlik üzerinde aktif olarak çalışıyoruz”
Teknolojinin insan için bir araç olması gerekliliğini vurgulayan Koç, şunları kaydetti:
“İnsan ön yargılarının sistemlerimize girmesini engellemek gerektiğini de göz ardı etmemeliyiz. Kötü niyetli denemelere karşın doğru ve tutarlı çıktılar üretebilecek, güvenlik açığı oluşturmayan, sonuçlarda ayrımcılık yapmayan ve kapsayıcı yapay zeka modelleri üretmek için tüm paydaşların bir araya gelerek ortak ilkeler belirlemesi, hatta kullanıma dair uluslararası yasal uygulamaların ortaya konulması gerekiyor. Bu bakımdan Turkcell olarak, yapay zekanın sorumlu kullanımı ve siber güvenlik üzerinde aktif olarak çalışıyoruz. Yapay zekayı, insanın potansiyelini engelleyen ya da körelten bir faktör değil, doğru kullanıldığında onu destekleyen ve zenginleştiren bir araç olarak görüyorum.”
Yapay zekanın can suyunun “veri” olduğuna işaret eden Koç, yapay zekanın eğitilerek geliştirilen bir ürün olduğunu, veri ile eğitilmesi gereken bir süreçten geçildiğini söyledi. Avrupa Birliği’nin (AB) Yapay Zeka Kanunu’nu onayladığını da bildiren Koç, Turkcell olarak yapay zeka teknolojisinin yeni bir çağ başlatacağını çok önceden gördüklerini ifade etti.
Etik değerlere uygun bir yapay zeka algoritmasının olması gerekliliğine işaret eden Koç, şöyle devam etti:
“Turkcell olarak, 2020 yılında Yapay Zeka Kullanım İlkeleri’ni oluşturup açıklayan ilk marka olduk. Çünkü veriyi nasıl kanalize ederseniz ona uygun olarak yapay zeka algoritmaları çıkabilir. Teknolojinin insan odaklı, sorumlu ve adil bir şekilde kullanılmasına yönelik taahhütlerimizi yansıtan bu ilkeler; çevre ve insan odaklılık, profesyonel sorumluluk, veri gizliliği, şeffaflık, güvenlik, adil davranış ve işbirliği gibi temel prensipleri içeriyor. Verinin objektif olduğunu ve herkese eşit davrandığını kanıtlayabilmek gerekiyor.”
“Savunma sanayindeki firmalarımızla, özellikle siber güvenlik alanındaki ürünlerimizle yoğun bir şekilde çalışıyoruz”
Dr. Ali Taha Koç, Turkcell’in savunma sanayi çalışmaları ve projelerindeki yeri hakkında da bilgi verdi.
Koç, şunları kaydetti:
“Savunma sanayindeki firmalarımızla, özellikle siber güvenlik alanındaki ürünlerimizle yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Savunma sanayimizin verilerinin korunması çok büyük bir öneme sahip. Şirketlerimiz dünya sıralamasında çok yukarı çıktılar. Birçok şirketimizin hem telekomünikasyon hem de internet altyapısına destek oluyoruz. Bununla beraber güvenlik ürünlerimizle hizmet veriyoruz. Verilerinin, ürünlerinin, tasarımlarının ve bilgi birikimlerinin korunması gerekiyor. Nasıl ürünlerimizi koruyorsak onları tasarlayan, üreten gençlerimizi, mühendislerimizi ve onların ürettiği verileri de korumamız gerekiyor. Bu bağlamda Turkcell olarak savunma sanayindeki bütün firmalarımıza siber güvenlik alanında destek oluyoruz. Bununla beraber birçok kurumumuza da veri merkezimizde yer sağlıyoruz. Türkiye’nin en büyük veri merkezi sağlayıcısı olarak onların da verilerinin Türkiye’de kalmasını ve Türkiye’de işlenmesini çok önemsiyoruz.”
Koç, “Müşteri bazımızı, bireyselin yanı sıra makineler arası iletişimde de artırmayı hedefliyoruz.” dedi.
“İnsan hayatı için kolaylıklar geliştirmek, yaşam kalitesi ve toplumsal faydayı artırmak en büyük önceliğimiz”
Dr. Ali Taha Koç, Turkcell olarak bu süreçte önemli bir misyonları olduğunu belirterek, “Yeni teknolojileri kendi iş süreçlerimize dahil etmenin yanı sıra hem şirketlerin hem de bireysel kullanıcılarımızın dijitalleşme yolculuklarına eşlik ediyoruz. Teknolojinin sağladığı imkanlarla insan hayatı için kolaylıklar geliştirmek, yaşam kalitesi ve toplumsal faydayı artırmak en büyük önceliğimiz. Bu bağlamda yapay zeka teknolojileri ve siber güvenlik, önümüzdeki dönem daha fazla yoğunlaşacağımız iki önemli odak noktamız olacak.” diye konuştu.
“Türkiye’nin Turkcell’i olarak karlı olsa da olmasa da kullanılsa da kullanılmasa da mutlaka yabancı menşeli ürünlere yerli bir alternatif üretmeye çalışıyoruz.” diyen Koç, yabancı uygulamalarla ilgili bir bağlantı sorunu yaşandığı zaman dönüp gelecekleri yerin, yerli ve milli uygulamalar olduğunu söyledi.
Koç, “Nasıl ki savunma sanayinde bize herhangi bir ürün vermedikleri zaman kendimiz ürettiysek, dijital dünyada da aynı felsefeyle yaklaşıp aynı vizyonla hareket etmemiz gerekiyor.” dedi.
“4G teknolojisi insanlar için yapılmış son teknolojiydi, 5G teknolojisi nesneler için yapıldı”
Türkiye’nin 5G süreci hakkında da değerlendirmelerde bulunan Koç, 1990’larda gelen 2G teknolojisinden bu yana yaşanan gelişmelere değindi.
Koç, şu bilgileri verdi:
“Her 10 senede bir yeni teknoloji geliyor. 2020 yılında 5G’nin ilk fazları ortaya çıktı. İnşallah yakın bir gelecekte, Türkiye’de, ‘5G’nin bir sonrası’, ‘5,5G’, ‘5G Advantages’ veya başka bir tabirle olacak ama sonunda 5G gelecek. Şunu unutmamamız gerekiyor; 4G teknolojisi insanlar için yapılmış son teknolojiydi. 5G teknolojisi nesneler için yapıldı. 5G teknolojisinin var oluş sebebi, akıllı sanayileşme ve alan bazlı yeni teknolojiler. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız henüz takvim konusunda net bir zaman vermedi ama biz Turkcell olarak 5G teknolojisine hazırız. Geldiği zaman da Türkiye’de en iyi 5G teknolojisiyle hizmet verecek kurum biziz. Ama 5G’nin artık nesnelere dönük bir teknoloji olduğunu ve internet hızlarında belli bir artış olsa bile 3G’den 4G’ye geçtiğimizdeki o büyük hız artışını ve memnuniyeti yaşamayacağımızı bilmemiz gerek.”
“2050 yılında sıfır karbon emisyonu sağlayan bir teknoloji firması olmak istiyoruz”
Turkcell Genel Müdürü Dr. Koç, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında da bilgi verdi.
Halihazırda rüzgar enerji santrali dışında 300 megavatlık güneş enerjisi santrali planlarının olduğunu bildiren Koç, “Bu projeyi tamamladığımızda enerjimizin yüzde 65’ini yenilenebilir enerjiden karşılayacağız. 2050 yılında sıfır karbon emisyonu sağlayan bir teknoloji firması olmak istiyoruz.” dedi.
Koç, sahip oldukları 35 bin baz istasyonundan dolayı Türkiye’nin enerji üretiminin büyük bir oranını kullandıklarını, bundan dolayı yenilenebilir enerji çalışmalarının çok önemli olduğunu vurguladı.
“İnsanlar arasındaki dijital paylaşıma aracılık ediyoruz.”
Dr. Ali Taha Koç, Turkcell’in 2024 yılında 30. yaşını kutlayacağını hatırlatarak, “Turkcell” denilince akla telekomünikasyon ve teknoloji alanında ilklerin geldiğini söyledi.
Türkiye’ye mobilden ilk “Alo” dedirten şirketin Turkcell olduğunu belirten Koç, aynı zamanda Turkcell’in Türkiye’nin ilk New York borsasına kote olan, ilk mobil ödemeyi yapan, Türkiye’nin ilk anlık mesajlaşma uygulamasını kuran şirket olduğunu ifade etti.
Koç, şirketin fizy, ???????TV+, Paycell gibi ürünlerine işaret ederek, Turkcell’in sadece bir operatör olmadığını, insanlar arasındaki dijital paylaşıma aracılık eden bir operatör olduğunu söyledi. Koç, “‘İnsana ve ülkemize fayda’ mottosuyla yola çıktık. Öncelikle teknolojinin insanımıza fayda sağlaması gerekiyor.” dedi.
“Türkiye Yüzyılı’nı Dijitalin Yüzyılı yapacağız”
Gençlere ve kadınlara verdikleri destek ve bu alanda hayata geçirdikleri projelere değinen Koç, şunları kaydetti:
“7’den 70’e herkesin dijital okuryazarlığını artırmak istiyoruz. Teknoloji okuryazarlığını da artırmak istiyoruz. Yapay zekayı bilmeyen bir avukat, bir sosyolog, bir psikolog artık olmayacak. Herhangi bir yabancı dil öğrenmek ne kadar elzemse herkesin yapay zekayı kullanabilir olmayı bilmesi gerekiyor. Ben yapay zekanın yıkıcı olacağını düşünmüyorum ama yapay zekayı kullananların yapay zekayı kullanmayanlara karşı çok büyük bir üstünlüğü olacağını düşünüyorum. İnşallah gençlerimizle beraber Türkiye Yüzyılı’nı Dijitalin Yüzyılı yapacağız.”
]]>Finansal teknoloji sektörünün enstrümanlarından kripto paralar, ülkemizde de milyonlarca insan tarafından kullanılıyor. Kripto para piyasaları her geçen gün daha fazla büyürken, Merkez Bankası ve SPK başta olmak üzere düzenleyici kurumlar bu konuyla ilgili uzun süredir regülasyon çalışması yapıyor. Kripto para piyasalarının aktörleri ve yatırımcıların bir süredir beklediği düzenlemelerin ne getireceği merak konusu olurken Bahçeşehir Üniversitesi BlockchainIST Center Direktörü Öğr. Üyesi Dr. Bora Erdamar, beklenen düzenleme ve ülkemizdeki kripto para piyasalarının geleceğiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye pazarına girmek için fırsat kolluyorlar
Erdamar, ülkemizde şu ana kadar yaklaşık 25 milyon kişinin kripto para piyasalarında işlem yaptığını belirterek şu ifadelere yer verdi: “Bu veriye baktığımızda gelişmiş ülke ortalamalarının çok üzerinde bir ilgi görüyoruz. Genç nüfusumuzun yüksek olmasının ve Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olarak yeni teknolojilere çok açık olmasının bu duruma büyük etkisi var. Bu nedenle dünyadaki kripto para projelerinin, alım satım platformlarının ve yatırımcıların Türkiye pazarına giriş yapmak için fırsat kolladığını, bunun yollarını aradığını ve bir yol haritasına ihtiyaç duyduklarını biliyoruz. Türkiye genel olarak bu alandaki ilk 7 ülkeden birisi durumundadır.”
‘Regülasyon, Thodex ile gündeme geldi’
Ülkemizde kripto paraya olan ilginin, bazen ne yazık ki bilinçsiz yatırım ve dolandırıcılıklara sebep olduğunu vurgulayan Erdamar, düzenleme kararının özellikle binlerce kişinin mağdur olduğu Thodex olayından sonra gündeme geldiğini söyledi. “Tekrar böyle bir vakanın yaşanmaması için nasıl düzenlemeler yapmalıyız?” sorusunun konunun özü olduğunu vurgulayan Erdamar, Thodex olayı sürecinin aslında tehlike çanlarıyla birlikte geldiğini ifade etti. “Yakından incelendiğinde fark edildi ki işin başında profesyonel bir ekip yok, alım satım platformu olarak işleyen doğru düzgün bir yazılım bile yok. Pek çok iş sadece göstermelik yapılmış. Çok ciddi reklam bütçeleri varken, arka plandaki çok amatör ve belli ki nihayetinde art niyetle işleyen prosedür gizlenmiş. Ne yazık ki ve en acısı yatırımcılar bu reklamlara ve vaatlere kanmışlar.”
Fısıltı gazetesi ve suistimal şartları
Ülkemizde, insanların kripto para piyasalarında yatırım yaparken, çoğunlukla çevreden duyduklarıyla hareket ettiklerini, bunun da beraberinde kandırılma ve dolandırılma riskini artırdığını belirten Erdamar, “Türkiye özelinde bu durumun çoğunlukla, ‘benim komşum şu kadar yatırdı, şu kadar kısa zamanda parasını beşe, ona katladı, bak sen de kaçırma sakın’ gibi bizim ‘fısıltı gazetesi’ diye tabir ettiğimiz şekilde yaşandığını gördük. Bu da ne yazık ki bir suistimal ortamı oluşturdu. Bir yanda bu yeni teknolojileri ve kripto para piyasalarını hızlıca çözen, yazılım ve finans bilgisi gayet yüksek bir kesim var. Öte yanda da finansal teknoloji araçlarını hiç anlamadan ve öğrenmek için hiç emek vermeden, sadece kısa yoldan zengin olmayı hedefleyenler var. Bu işleri çözmüş ama bilmeyenleri kandırmak isteyenlerle, açgözlülük içerisinde çok kısa zamanda çok yüksek karlar peşinde koşanların bir araya gelmesi ne yazık ki hazin sonuçlara yol açıyor.”
Düzenlemelerle yatırımcılar güvende hissedecek
Bu suistimal ortamının sadece kripto paraların yer aldığı blok zinciri (Blockchain) teknolojisinde oluşmadığını, yapay zeka gibi yeni popülerleşen tüm teknolojilerde benzer durumların yaşandığını belirten Bora Erdamar, Merkez Bankasının hazırladığı düzenlemelerin bir numaralı hedefinin dolandırıcılığa sebep olan bu zemini ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı. Düzenlemelerin hem kullanıcıların hem yatırımcıların güvende hissedeceği bir ortam sağlayacağını belirten Erdamar, süreçle ilgili şunları söyledi: “Kripto para piyasaları alanında ekosisteme fayda sağlamak amacıyla faaliyet gösteren, işini profesyonelce yapan finans ve siber güvenlik firmalarıyla birlikte çalışan firmaların ve projelerin önünü açacak, lisanslama kriterleriyle standart sağlayarak yol haritası çizecek bir regülasyon planlanıyor. Bu sayede tüm kripto varlık ve finansal teknoloji sektörünün daha güvenli hale getirilmesi ve sağlam temeller üzerinde yükselmesi amaçlanıyor.”
İlk kapsam siber güvenlik
Kripto varlık düzenlemelerin kapsayıcılığı hakkında da bilgi veren Erdamar, ilk hedefin alım satım platformlarının düzenlenmesi olduğunu belirtirken şu ifadeleri kullandı: “Şu anda alım satım platformlarının üzerinde kripto varlıkların saklanması ve cüzdan yönetiminden, kullanıcıların fonlarının takibine, finansal risk yönetiminden siber güvenlik önlemlerine kadar uzanan çok fazla iş yükü var. Düzenlemelerin ilk kapsamı, alım satım platformlarının bu iş yükünü bölüştürerek riski daha iyi yönetme esaslarını içeriyor. Dolayısıyla ilk etapta lisanslama süreçlerinin başlamasına yönelik çerçeveyi çizen bir yasa beklentisindeyiz. Finansal açıdan yeterli sermaye şartları, siber güvenlik açısından uyulması gereken kriterler gibi lisans şartlarının zaman içerinde netleşeceği bir süreç başlatılmış olacak.”
Vergi sonraki düzenlemeye kalacak
Düzenlemelerle ilgili en çok merak edilen konulardan birisinin vergilendirme olduğunu belirten Erdamar, “Vergi konusunda çalışmalar büyük gizlilikle devam ediyor. Ancak vergilendirmenin ilk çıkacak çerçeve niteliğindeki yasada değil, detaylı açıklamaların yer aldığı devam niteliğindeki düzenlemelerde netlik kazanacağını düşünüyoruz” dedi. – İSTANBUL
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kacır ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sektör çalışanları ve üniversite öğrencilerini bir araya getirmeyi hedefleyen “Sektör Kampüste Programı” kapsamında işbirliği protokolünü imzaladı.
Protokolle, Bakanlık ve YÖK Başkanlığı öncülüğünde, gelişen teknolojilere yönelik ihtiyaç duyulan yetkinlikleri uygulamalı çalışmalarla geliştirmek için iş dünyası ile iç içe bir eğitim modelinin geliştirilmesi, iş dünyasının üniversiteye dahil edilmesi, firma ve üniversitelerin karşılıklı olarak gelişimlerine katkıda bulunulması hedefleniyor.
Bakan Kacır, imza töreninde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı”nı inşa ederken, kritik teknolojilerde “tam bağımsızlık” amacına emin adımlarla yüründüğünü, Türkiye’yi dünyanın devler ligine yükseltmek için insan kaynağını harekete geçirdiklerini ifade etti.
Gençlerin önlerindeki engelleri kaldırarak, onlara yönelik araştırma desteklerinden bilim merkezlerine, burslardan festivallere kadar bilimi ve teknolojiyi daha yakından tanımalarını yönlendirecek adımlar attıklarını bildiren Kacır, TEKNOFEST ve Deneyap Teknoloji Atölyeleri’yle gençlerin bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıldığını kaydetti.
Kacır, bilim merkezlerine yönelik desteklerle bilim kültürünü yaygınlaştırıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek, gençlerimize gelişen teknoloji yetkinliklerini hızla kazandırmak amacıyla araştırma, geliştirme ve inovasyona liderlik eden firmalarımızla üniversitelerimiz arasında köprüler kurduğumuz ‘Sektör Kampüste Programı’nı hayata geçiriyoruz. Gençler; blokzincir, yapay zeka, bulut bilişim, dijital dönüşüm, ileri imalat gibi konularda kendi alanlarının öncü teknoloji firmaları ve sektör profesyonelleriyle buluşacak.”
Yenilikçi öğrenme imkanı
Gençlere, sektör liderlerinden aldıkları derslerle, ileri teknolojilerdeki son eğilimleri, iyi uygulama örneklerini ve yenilikçi projeleri öğrenme imkanı sunduklarına işaret eden Kacır, öğrencilerin staj olanakları ve işbirliği projeleriyle edindiği teorik bilgileri, pratik deneyimlerle harmanlamalarına destek olduklarını belirtti.
Kacır, teknoloji üreten ve teknolojiyi en iyi kullanan firmalara da birikimlerini üniversiteler ve gençlerle paylaşma imkanı sunduklarını ve böylece ülkenin nitelikli insan kaynağını ve beşeri sermayesini güçlendirdiklerini ifade etti.
Üniversitelerin de bu işbirliğinde, öğrencilere sundukları eğitim olanaklarını yenilikçi bir modelle zenginleştirmek üzere çok önemli bir inisiyatifi üstlendiklerini bildiren Kacır, ilk uygulamasını 2022-2023 döneminde devreye aldıkları programda 36 farklı ders içeriğini 1500’ü aşkın öğrenciyle buluşturduklarını ifade etti.
Kacır, gelinen noktada ASELSAN, Arçelik, Baykar, Cezeri, TUSAŞ, Turkcell, TÜBİTAK, Türksat gibi alanlarında öncü onlarca firma ve kurumun, 84 üniversiteden on binlerce öğrencinin faydalandığı devasa bir üniversite-sanayi işbirliği platformunun temellerini atabilme noktasına geldiklerine dikkati çekti.
En büyük yatırımı insan kaynağına yapmaya devam edeceklerini belirten Kacır, “İnanıyorum ki gençlerimiz de Milli Teknoloji Hamlesi’ni en üst düzeyde sahiplenmeye devam edecekler. Onların katkılarıyla büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahitlik edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde, Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu’nu gerçekleştiren ülkenin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da bir seminer programıyla öğrencilerle buluşacağı bilgisini verdi.
Böylece gerçekleştirdikleri uzay misyonu ve insanlı uzay araştırmalarının gençlerin yakından bilgi sahibi oldukları alanlar olacağına işaret eden Kacır, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki dönemde nice insanlı uzay misyonunu hazırlayacak insan kaynağının yetişmesine TUA’nın koordinasyonuyla, İTÜ’nün ev sahipliğiyle gerçekleşecek bu seminer programı da önemli katkılar sunacak. Türkiye’nin araştırma, geliştirme, inovasyon ekosistemini üniversiteler ve gençlerin emrine amade hale getirmeye dönük adımlar atmayı çok önemsiyoruz. Her bir gerçekleşen milli projenin kazanımının Türkiye’nin beşeri sermayesine sunduğu katkı olduğunu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz ortak çalışmalar da bu süreci bugünkünden de çok daha ileri bir noktaya taşıyacak.”
“Sektörler nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilecek”
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar da protokolle, iş dünyası ve sektörlerin talepleri doğrultusunda, üniversitelerde seçmeli derslerin açılabileceğini ve bu derslerin verilmesinde Bakanlığa bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarda görev yapanlar veya sektör kuruluşlarından alanında uzman kişilerin görev alabileceğini bildirdi.
Bu şekilde, üniversite-sektör işbirliği açısından bir başka somut adımı atacaklarını belirten Özvar, şu ifadeleri kullandı:
“Üniversite-sektör iş birliği sayesinde üniversite öğrencileri, daha eğitim sürecinde, sektörel gelişmelere ve dinamiklere vakıf olabilecektir. Bu şekilde, hem mezunlarımızın istihdam piyasasına daha hazır bir şekilde girebilmesi hem de sektörlerin ihtiyaç duydukları nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilmeleri mümkün olacaktır.”
]]>Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin ev sahipliğinde, Türk Telekom Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden 5 meslek dersi öğretmeni ile 30 öğrencinin katılımlarıyla gerçekleşen teknik gezide, 1990 yılında kurulan ve Türkiye’nin ilk Teknoloji Geliştirme Bölgesi yönetici şirketi olan ATAP A.Ş’nin 2 şehir, 4 üniversite, 1 OSB’yi tek bir çatı altında toplamakla birlikte şehrimizi ve ülkemizi de Uluslararası Teknoparklar Birliği (IASP) üyesi olarak temsil ettiği belirtildi. EOSB Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen söyleşinin ardından, Anadolu Teknoloji Araştırma Parkı (ATAP) OSB yerleşkesinde bulunan Eskişehir Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (ETİM), Akarmak Ar-Ge Merkezi ve Yazılım Kule ziyaret edildi ve yetkililerden bilgi alınarak yapılan işler yerinde incelendi.
“Çok güveniyoruz”
Teknik gezi sonrası değerlendirmelerde bulunan Anadolu Teknoloji Araştırma Parkı (ATAP) A.Ş. Genel Müdürü Dr. Sedat Telçeken, “ATAP olarak bugün Eskişehir Türk Telekom MTAL öğrencilerimizi misafir ettik. Eskişehir Sanayi Odası tarafından yürütülen ‘İşin Erbapları’ projesi çerçevesinde daha önceki Turgut Reis MTAL ve Atatürk MTAL okullarımızın öğrencilerini misafir etmiştik. Geleceğimizin büyüklerine çok güveniyoruz, onlara çok iş düşüyor. Pırıl pırıl evlatlarımıza bu güzel etkinliğe katılarak bizleri onurlandırdıkları için teşekkür ediyoruz” dedi.
“Üretime teknoloji şart”
Teknik geziye katılım sağlayan, Eskişehir Sanayi Odası üyesi Turmet Endüstriyel Mineraller Genel Müdür Yardımcısı Umut Rallas, “Katma değerli üretime giden yol, bilimin ışığında teknoloji ile aydınlanıyor. Artık sanayide sadece üretmek yetmiyor. Üretmiş olduğunuz ürüne mutlaka teknoloji katmanız gerekiyor. Bizler de genç sanayiciler olarak bu düşünce yapısıyla çalışmalar yapıyoruz. Eskişehir olarak teknoloji odağında yolumuzun aydınlık olmasını sağlayan başta değerli hocam Sn. Dr. Sedat Telçeken’e ayrıca teşekkür etmek istiyorum. ‘İşin Erbapları Projesi’ çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz teknik gezide ESO Danışmanı Sn. Bekir Şahin Tütüncü’ye, Türk Telekom Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Sn. Hulusi Şentürk, Odunpazarı İlçe Milli Eğitim Müdürü Sn. Ömer Kızılkılıç, ATAP A.Ş. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Sn. İpek Aslı Tiryaki, ETİM İmalat Süreçleri Teknisyeni Sn. Serhan Ögel ve Akarmak ARGE Merkezi çalışanlarına çok teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
Sözlerine gençliğe duyduğu güven ile devam eden Rallas, “Öğrenci kardeşlerimizin, teknoloji odaklı ve katma değerli üretime göstermiş oldukları ilgi, sanayimiz ve ülkemizin geleceği için umutlarımı tazeledi ve kendileriyle vedalaşırken söylemiştim ve müsaadenizle bir kez daha belirtmek isterim, bugün hava bulutluydu ama sizin gelişinizle sanayimizde güneş açtı. Geleceğimiz, sizlerin akıl dolu katma değerli üretimleriyle daha da aydınlık olacak” diye konuştu.
Yakından incelediler
İşin Erbapları Projesi çerçevesinde meslek liselerindeki öğrenci sayısını nasıl arttırmak, okul-sanayi işbirliği daha üst seviyelere çıkarmak, meslek liselerinin ve atölyelerinin gelişimine katkı sağlamak, güncel sanayi gelişimlerinden öğrencileri haberdar etmek için çalıştıklarını dile getiren ESO Danışmanı Bekir Şahin Tütüncü, “Ayrıca erbap dediğimiz iş insanları ve girişimcilerle öğrencilerimizi buluşturarak onlarda ilham oluşturmaya çalışıyoruz. Projenin ikinci bölümünü oluşturan teknik gezilerle öğrencilerimizin teknolojiyi yakından tanımalarını sağlıyoruz. Son derece zeki ve başarılı iş insanlarının açtığı işyerlerinde araştırma, geliştirme, inovasyon, ar-ge çalışmaları yapılıyor. Belki birçok insanın bundan haberi yok ama öncelikle öğrencilerimizin bunlardan haberi olsun istiyoruz. Çünkü içlerinde bu alanda çalışacaklar çıkarak çok başarılı olacağına inanıyoruz” dedi. – ESKİŞEHİR
]]>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısına katıldı. Eyüpsultan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen toplantıda Bakan Kacır, hemşehirlileriyle bir araya geldi. Toplantıya, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız ve Şebinkarahisar derneği üyeleri katıldı. Olağan kurul toplantısında konuşan Bakan Kacır, sınır ötesinde kullanılan savunma teknolojilerinden bahsederek, Türkiye’nin bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen bir ülke haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin ilk astronotunun, ilk uzay bilim misyonunu tamamladığını belirten Kacır, Türk çocuklarının başka milletin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalinin kalmadığını ifade etti.
“Sınırları bin kilometreye yaklaşan Tayfun füzesini bu milletin yetiştirdiği evlatlar üretiyor”
Türkiye’nin yüksek teknolojik sistemlerini dünyaya rekabetçi bir şekilde ihraç edebilen bir ülke olduğunu belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir teknoloji hamlesi yolculuğundayız. Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknolojik sistemlerini dünyaya rekabetçi bir şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur. Hava araçlarından, insansız hava araçlarından Türkiye bugün dünyada 1 numara. BAYRAKTAR’ı, AKINCI’yı, KIZILELMA’yı, ANKA’yı, ANKA 1’i, ANKA 2’yi, ANKA 3’ü bu milletin evlatları yaptı, gökyüzünde buluşturdu. Sadece bunları mı? Helikopter platformlarını, ATAK’ı, ATAK 2’yi, GÖKBEY’İ, bu milletin mühendisleri, bu milletin teknisyenleri üretti. HÜRKUŞ’u, HÜRJET’i bu milletin yetiştirdiği evlatları, mühendisleri göklere yükseltti. Allah’a hamdolsun az önce değerli vekilim bahsetti. Şimdi artık sınırları bin kilometreye yaklaşan Tayfun füzesini bu milletin yetiştirdiği evlatlar üretiyor. Bu milletimiz için büyük bir kazanımdır. Allah’ın izniyle gidecek daha çok yolumuz var” dedi.
“Güvendikleri ağababaları kim olursa olsun sınırlarımızda bir ‘Teröristan’a izin vermeyeceğiz”
Bugün gelinen nokta itibariyle terörün topraklardan kazındığını ifade eden Bakan Kacır, “Biz bu yola bir mecburiyetle çıktık. Zira gördük ki, 40 yıla yakındır süren terör ile mücadelemizde parasını ödesek dahi dost bildiklerimiz ihtiyaç duyduğumuz savunma sistemlerini bizimle paylaşmıyorlardı. Evlatlarımızı kendi topraklarımızda şehit veriyorduk. Arkasında birileri olan bir terör örgütünün saldırıları yüzünden. Ama nihayetinde Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir yola çıktık. Bu ülkenin, bu milletin, bu devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarımızın alın teriyle, emeğiyle, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştireceğiz ve silahlı kuvvetlerimize ve güvenlik güçlerimize teslim edeceğiz. İşte bugün geldiğimiz nokta itibariyle kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık. Sildik attık. Onlarca yıl kendi topraklarımızda şehit veriyorduk değil mi? Güneydoğu’da, Doğu Anadolu’da hatta Karadeniz’de. Hatırlayın Eren Bülbül komşumuz Trabzon’un evladı değil mi? Hatta Şebinkarahisar’ın tepelerinde teröristler gezmeye cesaret edecek noktaya gelmişlerdi. Allah’a hamdolsun bunların hepsini kazıdık attık, def ettik ülkemizden. Ama mücadele bitmedi biz her alanda olduğu gibi bu işte de sadece bugünü değil yarınını düşünmek zorundayız. Evlatlarımızın geleceğini bu zor coğrafyada, Türk milletinin başı dik, alnı açık şekilde yaşamına devam etmesini temin etmek, sağlamak zorundayız. İşte bunun için şimdi harekatı sınır ötesine taşıdık. Sınırlarımızın ötesinde kurulmaya çalışılan ‘Teröristan’ haritalarını yırtıp atıyoruz. O teröristlerin arkalarında kimler olursa olsun güvendikleri ağababaları kim olursa olsun sınırlarımızda bir ‘Teröristan’a izin vermeyeceğiz. İnşallah kahraman silahlı kuvvetlerimiz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bu mücadelede Allah’ın izniyle başarılı olacak” diye konuştu.
“Biz milletimizin evlatlarının hayalleri, ufkun üzerine gökyüzüne uzansın istiyoruz”
Türkiye’nin ilk astronotunun, ilk uzay bilim misyonunu tamamlayıp dünyaya dönüş yaptığını aktaran Bakan Kacır, “Az önce değerli vekilim ifade etti. Hamdolsun geçtiğimiz hafta Türkiye’nin ilk astronotu, ilk uzay bilim misyonumuzu tamamladı, uluslararası uzay istasyonundan dünyaya dönüş yaptı. Bu milletin çocuklarının başka milletin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayal kalmamıştır. Biz milletimizin evlatlarının hayalleri, ufkun üzerine gökyüzüne uzansın istiyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci asrını “Türkiye Yüzyılı” yapabilmek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gayret gösterdiklerini söyledi.
Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğuna büyük bir coşkuyla devam edildiğini dile getiren Kacır, “Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını, yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknoloji sistemlerini dünyaya rekabetçi şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur.” şeklinde konuştu.
İnsansız hava araçlarında Türkiye’nin bugün dünyada bir numara olduğunu vurgulayan Kacır, bu ülkenin, milletin, devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarının alın, akıl teriyle, emeği, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştirildiğini ve güvenlik güçlerine teslim edildiğini belirtti.
Kacır, Türkiye’nin, savuma sanayisinde tarih, destan yazdığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Şimdi Türkiye’nin başarılarını bütün dünya konuşuyor. Bütün dünya yakından takip ediyor. Dostlarımız güven duyuyor, itimat duyuyor, huzur hissediyor. Hasımlarımız kıskanıyor, endişeye kapılıyor ama daha gidecek çok yolumuz var. Allah’ın izniyle hem savunma sanayisi hem sanayinin diğer alanlarında önümüzdeki dönemde daha büyük işlere hep birlikte imza atacağız. İşte bugün geldiğimiz nokta itibarıyla kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık, sildik attık.”
Kacır, sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorunda olduklarını, mücadelenin sınır ötesine taşındığını ve sınırların ötesinde kurulmaya çalışılan terörist haritalarını yırtıp attıklarını söyledi.
“İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli ve önemli”
Mehmet Fatih Kacır, teknolojik bağımsızlık olmadan ekonomik bağımsızlığın mümkün olmadığını belirterek, “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık mümkün değil. Yüz yıl önce tam bağımsızlık iddiasıyla kurduğumuz Cumhuriyet’imizi ancak teknolojik bağımsızlıkla geleceğe taşıyabiliriz. Bunu sadece savunma sanayisinde başarmamız yetmez, teknolojinin bütün alanlarında tam bağımsızlık mücadelesini sürdürüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun tamamlandığını hatırlatan Kacır, bu milletin çocuklarının, başka milletlerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalin kalmadığını dile getirdi.
Türkiye’nin bugün sadece insansız hava araçlarında bir numara olmadığını, güneş paneli, ticari araç ve beyaz eşya üretiminde Avrupa’da çok önemli konumda olduğunu anlatan Kacır, bugün 255 milyar doları aşan ihracatıyla ülkenin dünyanın önemli bir üretim üssü olmayı başardığını vurguladı.
Bakan Kacır, hiçbir başarının tesadüf olmadığına, tüm bunların 22 yıla varan gayretin, emeğin, çabanın bir sonucu olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’yi bir üretim ülkesi haline getirdiklerini, Şebinkarahisar’ın da bu üretim kervanında daha güçlü şekilde rolünü alması gerektiğini söyledi.
Giresun’da yaptıkları yatırımları aktaran Kacır, Şebinkarahisar’ın da eğitim ve üretim hamlesini gerçekleştirmek için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.
Kacır, algı siyaseti yapanların değil, hizmet siyaseti, eser yapanların yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Taş üstüne taş koyanlara inanıyorum ki Şebinkarahisarlılar destek vermeye devam edecektir. Sadece Şebinkarahisar’da değil, tabii burada, yaşadığımız bu güzel şehirde, İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli, çok önemli. İstanbul’un kaybedecek bir dakikası daha kalmamıştır. İstanbul çok hızlı şekilde depreme hazırlanmak durumundadır. Bu hazırlıkları en iyi şekilde gerçekleştirmek, yüz binlerce yeni, güvenilir, sağlam konutu inşa etmek durumundayız. Bu şehrin trafik sorununu çözmek için yeni metrolar yapmalıyız. Bütün bunlar, açılış törenleri yapacağımız projelere imza atmakla olur, değil mi? Açılışını iptal etmek üzere bir araya geldiğimiz törenlerle olmaz. İnşallah, önümüzdeki dönemde nice projeleri, nice eserleri, bu şehre kazandıracak belediye başkanlarımızı, hem ilçelerimizde hem İstanbul’umuzda seçeceğiz.”
]]>Mehmet Fatih Kacır, Acıbadem Üniversitesi Kerem Aydınlar Kampüsü’nde düzenlenen “İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu Projesi Tanıtım Toplantısı ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER) Açılış Töreni”ne katıldı.
Bakan Kacır, etkinlikte yaptığı konuşmada, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin yeni bir çağın başlangıcının kapısını araladığını belirterek, 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan bu sürecin insanlığın gelişimi ve refahını desteklemenin yanı sıra, yeni zorlukları da beraberinde getirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte “Milli Teknoloji Hamlesi” ile kendi özgün yol haritasını hayata geçirdiğini aktaran Kacır, “Kritik teknolojilerde ‘Tam Bağımsız Türkiye’ anlayışıyla teknolojide öncü bir ülke olma iradesini gösteriyoruz. Bilimin, teknolojinin ve refahın sadece birkaç ülke veya şirketin elinde asimetrik şekilde toplanmasının karşısında duruyoruz.” dedi.
Kacır, insanlık yararına bilim ve teknoloji yaklaşımıyla, milli ve özgün teknolojik ürünler geliştirmeyi sadece milletin değil tüm insanlığın huzur ve refahı adına önemli bir araç olarak gördüklerini ifade ederek, “İnsan genom projesinin tamamlanması sonrasında geliştirilen yeni nesil tedavi yöntemleri ile yapay zeka, artırılmış gerçeklik, büyük veri ve analitik, robotik gibi bilgi teknolojilerinin sağlık sektöründe kullanımının yaygınlaşması; vatandaşlarımızın maliyet etkin ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişim imkanı sunuyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlıktaki dönüşümü göğüslerken AR-GE, inovasyon kabiliyeti, nitelikli insan kaynağı ve güçlü sağlık altyapısı gibi önemli avantajlara sahip olduğuna dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Güçlü sağlık altyapımızı, AR-GE ve inovasyon yetkinliklerimizle buluşturarak küresel ölçekte ürün, teknoloji ve hizmet geliştirmenin önünü açacak kritik politika ve proje önerileri belirledik. Klinik ve bilişim teknolojilerindeki patent sayılarını, AR-GE harcamalarını ve sağlık alanındaki girişimlerin sayılarını artırmayı kendimize hedef olarak koyduk. İlaç, tıbbi cihaz ve sağlık bilişim teknolojilerinde yerlileştirme hamlemize hız verdik.
Sadece 2023 yılında sağlık sektöründe 315 yatırıma teşvik belgesi düzenleyerek 55 milyar liranın üzerinde yatırımı harekete geçirdik ve yaklaşık 9 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında, biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara kadar toplam büyüklüğü 22 milyarı geçen 56 yatırım projesini destekliyoruz. TÜBİTAK destek programlarımızda AR-GE ve yenilik konu başlıkları altında sağlık sektöründe pek çok alanda çalışmalara öncelik veriyoruz.”
“27 teknoloji merkezimizin 15’i yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor”
Bakan Kacır, TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında son 22 yılda sağlık alanında 9 binden fazla projeye ve 15 binden fazla kişiye toplam 40 milyar lira destek sağladıklarını dile getirdi.
KOSGEB destekleriyle hayata geçen teknoloji merkezlerinin sağlık alanında teknoloji geliştirme kabiliyetlerine son dönemde önemli bir ivme kattığını belirten Kacır, “27 teknoloji merkezimizin 15’i sağlık girişimlerine ev sahipliği yaparak yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor.” dedi.
Kacır, Acıbadem Üniversitesinin sahip olduğu bilgi birikimi ve enerjisini sağlık teknolojilerinde faaliyet gösteren girişimci ve işletmelere aktarmasını sağlayacak bir projenin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Girişimcilerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak tasarlanan altyapı, şimdiden 25 teknoloji girişimimize ev sahipliği yapıyor.
TEKMER bünyesinde yer alan girişimlere sağladığımız vergisel avantajlarla girişimcilerimizin yanında yer alıyoruz. İnanıyorum ki burada kurduğumuz altyapı önümüzdeki yıllarda sağlık alanında Turcorn’larımızın adresi olacak. Yenilikçi ürün ve hizmetlerin ticarileştirmeleri için uygun platform sunarken 85 milyonumuzu daha nitelikli sağlık hizmetiyle buluşturmamızı sağlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturuyoruz”
Bakan Kacır, önleyici sağlık hizmet kapasitesini güçlendirerek evlilik öncesi ve yeni doğan tarama programlarının kapsamını Sağlık Bakanlığı öncülüğünde genişlettiklerini aktardı.
Risk grubundaki bireylere genetik danışmanlık hizmetleri sunarak onların bilgi ve bilinç düzeyini yükselttiklerini kaydeden Kacır, “SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınan tüp bebek tedavisiyle; hasta veya taşıyıcı çiftlerimizin sağlıklı bebeklerini kucaklarına almalarına imkan sağlıyoruz.” dedi.
Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirdiğimiz ‘İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA’ projesi bünyesinde hayata geçirdiğimiz çalışmalarla da bireylerin nadir ve tanısız hastalıklardan kaynaklanan sosyal ve fiziksel dezavantajlı durumlarının etkilerinin azaltıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturduklarını aktaran Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansımızla bugüne kadar 28,5 milyon lira destek sağladığımız İSTisNA projesi nadir hastalıklar alanında kabiliyetlerimizi güçlendirmenin yanında İstanbul’u, Orta Doğu ülkeleri, Türk Devletleri ve Balkan ülkeleri gibi yakın coğrafya için nadir hastalıklar alanında danışmanlık alınabilecek bir referans ve çekim merkezi haline getirecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin katkıları ve fintek şirketi Colendi’nin işbirliğiyle hayata geçirilen Medeniyet Teknopark’ın yatırım imza töreni İstanbul Medeniyet Üniversitesinde gerçekleştirildi. İmza törenine; Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülfettin Çelik, Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak ile Colendi Kurucu Ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Bülent Tekmen katıldı.
Törende konuşan Burak Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi olarak özellikle doğrudan yatırımlar ve teknoloji girişimciliği alanında aktif rol oynayarak girişimcilerin sermayeye erişebilmesi; sermayedarların da Türkiye’deki girişim ekosistemini tanıması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Türkiye’de 100’e yakın teknoparkın olduğunu vurgulayan Dağlıoğlu, “Teknoparklarımızda 10 binin üzerinde şirket faaliyet gösteriyor. 1300’e yakın şirket kendi AR-GE merkezi bünyesinde AR-GE faaliyetleri yürütüyor.” diye konuştu.
?”Teknoparklar girişimcilik ekosistemi adına önemli paydaşlardan biri”
Dağlıoğlu, uluslararası doğrudan yatırım odaklı çalıştıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“700 kadar uluslararası şirketin de Türkiye’de AR-GE ve tasarım hizmetleri yürüttüğünü biliyoruz. Bu bizim için önemli göstergelerden, kendimize belirlediğimiz performans alanlarından biri. 2 yıl önce yaklaşık 450 kadar uluslararası şirket AR-GE faaliyeti yürütürken 2 yılda bu 700’e çıkmış. Kısa sürede bunu 1000’e ve üstüne taşıyacağız.
Teknoparklar girişimcilik ekosistemi adına bizim için önemli paydaşlardan biri. Hem uluslararası tanıtım turlarımızda hem de yurt içerisindeki etkinliklerimizde Türkiye’deki birçok teknoparkla işbirliği yapıyoruz. İstanbul Medeniyet Üniversitesi bünyesindeki İMÜ Karınca önümüzdeki dönemde markalaşacaktır. Bizim için önemli paydaşlardan biri haline geliyor. 7 ay sonrasına bir açılış hedefi koyduk. Bu proje (Medeniyet Teknopark) Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasında yer alacak ülke olmasına katkı sağlayacak bir proje. Çünkü bunun teknolojiyle olabileceğini biliyoruz.”
Teknoloji olmadan ekonomik büyümeyi sağlamanın mümkün olmadığını aktaran Dağlıoğlu, “Bu bağlamda bu projenin ayrı bir kıymeti olduğuna, gelecek nesiller için önemli bir altyapı sağlayacağına inanıyorum.” dedi.
“Teknoloji ileri ve yüksek kalkınmanın asli gündem maddesi”
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü ve Medeniyet Teknopark Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gülfettin Çelik, teknolojinin ileri ve yüksek kalkınmanın asli gündem maddesi olduğunu söyledi.
Dünyanın bir yarış içinde olduğuna işaret eden Çelik, “Türkiye bu yarışın inşallah öncü ülkelerinden birisi olacak. Ayrıca dünya 5’ten büyüktür diye bir iddiamız var. Biz İstanbul Medeniyet Üniversitesi olarak bu iddiada bilginin sahibi, araştırmada öncülük eden, aynı zamanda bunları toplumsallaştıran, reel hayata aktaran bir üniversite olarak öncü üniversitelerden birisi olarak yerimizi almak istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Çelik, bugünkü beraberlikle yol alacakları Colendi şirketiyle olan niyetlerinin çok anlamlı olduğunu belirterek, “İnşallah nasip olursa sonbaharda bu mekanda değil de sahada binaların içinde açılış programında buluşmak üzere diyorum.” diye konuştu.
Colendi Kurucu Ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Bülent Tekmen ise Türkiye’nin önümüzdeki 10 yılda 1 trilyon dolar yatırım çekebilecek bir ekosistem yaratacağından endişeleri olmadığını belirtti.
Dünyada 6 trilyon dolar yıllık kar elde edebilen bir finans teknolojisi sektörü olduğuna dikkati çeken Tekmen, “Biz bunun merkezinin Türkiye olması gerektiğine inanıyoruz. Bu alanda yapılabilecek her şey için geliştirmemiz gereken önce insan kaynağı, altyapı, teknoloji ve regülasyonlar. Bölgenin belki de global anlamda dünyanın en önemli ekosistemlerinden birini Türkiye’de oluşturmaya çalışıyoruz.” dedi.
Tekmen, bu hedef doğrultusunda 7-24 çalışan insanlar olduğuna vurgu yaparak, bundan sonra da bu dünyayı çok daha farklı yere taşıyabilmek adına büyük veri teknolojileri için veri merkezinin de hayata geçeceğini anlattı.
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız, başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların, başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çeşitli ziyaretler için Kayseri’ye geldi. Bakan Göktaş, Bilim Merkezi’nde düzenlenen ‘Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü’ etkinliğine katıldı. Teknolojinin gelişmesiyle dünyanın hızla değiştiğini, endüstri ve sosyal yaşamın da bu değişime ayak uydurduğunu belirten Bakan Göktaş, Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre, 2025 yılına kadar pek çok iş kolunun işlevini yitireceğini, teknoloji temelli yeni iş kollarının ortaya çıkacağını ifade etti. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu raporuna göre ise 21’inci yüzyılda mesleklerin yüzde 75’inin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) içerikli olacağını belirten Bakan Göktaş, “Bu nedenle çalışanların, işlerinde dijital yetkinlik kazanmaları gerekiyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kadınların internet kullanım oranı erkeklere göre yaklaşık yüzde 10 daha az. Dünya genelinde ise kadınlar erkeklere kıyasla yüzde 21 daha az cep telefonu kullanıyor” diye konuştu.
‘KIZLARIMIZIN EĞİTİMİNE ÇOK BÜYÜK DESTEKLER VERDİK’
Söz konusu verilerin kadınların teknolojiye erkeklerden daha az ulaştığını gösterdiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Ayrıca yapılan çalışmalar, önyargıların, kadın ve kız çocuklarının dijital beceriler geliştirmelerini ve STEM alanlarında yeterince temsil edilmediğini ortaya koyuyor. Oysa biliyoruz ki, STEM alanlarında cinsiyet farkı azaltılırsa istihdam ve üretkenlik artacak, kadınlar bireysel anlamda güçlenmelerinin yanında ülke ekonomisine de katma değer sağlayacak. Kızlarımızın ve kadınların STEM alanlarını keşfetmeleri ve başarılı rol modellerle karşılaşmaları bu anlamda oldukça önemli. Bizler de bu kapsamda kız çocuklarımızın iyi eğitim almaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin desteği ve liderliğiyle kızlarımızın eğitimine çok büyük destekler verdik, vermeye de devam ediyoruz.”
Yükseköğrenim istatistiklerine göre, üniversite eğitimine başlayanlar içinde kızların oranının yüzde 50’yi aştığını vurgulayan Bakan Göktaş, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olan kız öğrencilerin oranının ise yaklaşık yüzde 35 olduğunu belirtti.
‘YAPILAN HER ÇALIŞMADA KIZLARIMIZIN İZİ VAR’
Artık ithal teknolojilerle yetinmeyen dünyaya teknolojiler ihraç eden, teknolojinin üretim merkezi olan Türkiye’nin var olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, “Özellikle belirtmeliyim ki ihraç edilen her teknolojik ürünümüzde, yapılan her çalışmada kadınların ve kızlarımızın izi var. Her alanda onların büyük başarılarına şahidiz. Bunun en son örneğini bildiğiniz gibi, Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız ilk günlerde yaşadık. Bizlere gurur yaşatan astronot Alper Gezeravcı ile ilk insanlı uzay misyonumuzu gerçekleştirdik. Tüm Türkiye, tarif edilmez bir mutluluk yaşadı. Bu başarılı hamlede, uzayda gerçekleştirilen 13 önemli deneyden dördünün sorumlusunun bilim kadınlarımız olması ise bizleri ayrıca gururlandırdı. Buradan başarılı çalışmalara imza atan ve bilime emek veren Prof. Dr. Emel Emregül,?Prof. Dr. Didem Özçimen, Tuğçe Celayir ve Birsen Geçer’e, ülkemizin Antarktika’daki bilim çalışmalarına şu an koordinatörlük eden Prof. Dr. Burcu Özsoy’a teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.
‘KIZ ÇOCUKLARIMIZ BİZLERİ GURURLANDIRMAYA DEVAM EDECEK’
Bilimsel çalışmalarını Kayseri’de sürdüren, yapay zeka alanındaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Prof. Dr. Nurhan Karaboğa ile TÜBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri kapsamında biyoloji alanında İç Anadolu Bölgesi birincisi olan 12’nci sınıf öğrencisi Şeyma Aslan’ı da tebrik eden Bakan Göktaş, “İşte tüm bu ve bunun gibi çalışmalarda kadınların etkin pozisyonda yer alması bizler için birer övünç kaynağı. İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız, başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” ifadelerini kullandı.
]]>Kayseri Büyükşehir Belediyesi Anadolu Harikalar Diyarı Bilim Merkezi’nde gerçekleşen programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, protokol üyeleri, kız öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Teknolojinin gelişmesiyle dünyanın hızla değiştiğini, endüstri ve sosyal yaşamın da bu değişime ayak uydurduğunu belirten Göktaş, Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre, 2025 yılına kadar pek çok iş kolunun işlevini yitireceğini, teknoloji temelli yeni iş kollarının ortaya çıkacağını ifade etti. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu raporuna göre ise 21. yüzyılda mesleklerin yüzde 75’inin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) içerikli olacağına belirten Göktaş, “Bu nedenle çalışanların, işlerinde dijital yetkinlik kazanmaları gerekiyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kadınların internet kullanım oranı erkeklere göre yaklaşık yüzde 10 daha az. Dünya genelinde ise kadınlar erkeklere kıyasla yüzde 21 daha az cep telefonu kullanıyor” diye konuştu.
Söz konusu verilerin kadınların teknolojiye erkeklerden daha az ulaştığını gösterdiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Ayrıca yapılan çalışmalar önyargıların, kadın ve kız çocuklarının dijital beceriler geliştirmelerini ve STEM alanlarında yeterince temsil edilmediğini ortaya koyuyor. Oysa biliyoruz ki, STEM alanlarında cinsiyet farkı azaltılırsa istihdam ve üretkenlik artacak, kadınlar bireysel anlamda güçlenmelerinin yanında ülke ekonomisine de katma değer sağlayacak. Kızlarımızın ve kadınların STEM alanlarını keşfetmeleri ve başarılı rol modellerle karşılaşmaları bu anlamda oldukça önemli. Bizler de bu kapsamda kız çocuklarımızın iyi eğitim almaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin desteği ve liderliğiyle kızlarımızın eğitimine çok büyük destekler verdik, vermeye de devam ediyoruz.”
Yükseköğrenim istatistiklerine göre, üniversite eğitimine başlayanlar içinde kızların oranının yüzde 50’yi aştığını vurgulayan Göktaş, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olan kız öğrencilerin oranının ise yaklaşık yüzde 35 olduğunu belirtti.
“Kız çocuklarına ve kadınlara Cumhuriyet tarihinin en geniş haklarını veren iktidarımız görev başında” diyen Göktaş, son 22 yılda AK Parti iktidarında reform olarak nitelendirilebilecek çok büyük adımların atıldığını aktardı.
Artık ithal teknolojilerle yetinmeyen dünyaya teknolojiler ihraç eden, teknolojinin üretim merkezi olan bir Türkiye’nin olduğunu vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu:
“Özellikle belirtmeliyim ki ihraç edilen her teknolojik ürünümüzde, yapılan her çalışmada kadınların ve kızlarımızın izi var. Her alanda onların büyük başarılarına şahidiz. Bunun en son örneğini bildiğiniz gibi, Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız ilk günlerde yaşadık. Bizlere gurur yaşatan astronot Alper Gezeravcı ile ilk insanlı uzay misyonumuzu gerçekleştirdik. Tüm Türkiye, tarif edilmez bir mutluluk yaşadı. Bu başarılı hamlede, uzayda gerçekleştirilen 13 önemli deneyden dördünün sorumlusunun bilim kadınlarımız olması ise bizleri ayrıca gururlandırdı. Buradan başarılı çalışmalara imza atan ve bilime emek veren Prof Dr. Emel Emregül,Prof. Dr. Didem Özçimen,Tuğçe Celayir ve Birsen Geçer’e ülkemizin Antartika’daki bilim çalışmalarına şu an koordinatörlük eden Prof. Dr. Burcu Özsoy’a teşekkürlerimi sunuyorum.”
“Unutmayın, her zaman yanınızdayız”
Bilimsel çalışmalarını Kayseri’de sürdüren, yapay zeka alanındaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Prof. Dr. Nurhan Karaboğa ile TÜBİAK Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri çerçevesinde biyoloji alanında İç Anadolu Bölge Birincisi olan 12. sınıf öğrencisi Şeyma Aslan’ı da tebrik eden Göktaş, “İşte tüm bu ve bunun gibi çalışmalarda kadınların etkin pozisyonda yer alması bizler için birer övünç kaynağı. İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Göktaş 12. Kalkınma Planı’nda, kadınların ve kız çocuklarının iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına göre becerilerini geliştirmelerine yönelik önemli tedbirlerin bulunduğunu belirterek, “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planımızda ise, kadınlara ve kız çocuklarına, teknolojik ve dijital dönüşüme uyumlu yeni beceriler kazandırılmasını, temel öncelik belirledik” dedi.
Mühendis olmak isteyen kız öğrencilerin desteklenmesine yönelik 2016’dan beri “Türkiye’nin Mühendis Kızları” Projesini yürüttüklerini dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Projenin üniversite programı çerçevesinde, bugüne kadar toplam 931 kız mühendislik öğrencisini destekledik. 2023-2024 yılı için deprem bölgesindeki kızlarımız da dahil olmak üzere 311 kız mühendislik öğrencisine burs, staj ve istihdam imkanı, İngilizce dil eğitimi ve Dönüştürücü Teknolojilerde Liderlik ve İnovasyon Eğitimi sertifika programı ile mentorluk-koçluk desteği sağlıyoruz. Diğer bir projemizde Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Sabancı Vakfı iş birliğinde yürütülen, Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi. Projenin dijital portalında, ne eğitim ne de istihdam (NEET) grubunda olan genç kadınların iş, staj, eğitim ve girişim desteğine ulaşmalarını sağlayan ‘Fırsatlar Haritası’ bulunuyor. Projenin pilot illeri Adana, Diyarbakır ve İzmir’de eğitimlerimiz başladı. NEET grubundaki genç kadınlara verilen eğitimlerin, ufuk açıcı olduğuna inanıyorum. Önümüzdeki süreçte eğitim ve mentorlük programlarımızla daha çok genç kadınımıza ulaşmayı hedefliyoruz.”
Gençlere seslenen Göktaş, “Kendi potansiyelinizin farkında olun ve ülkemizin geleceğinin şekillenmesinde, bilim insanı, mühendis, mimar olarak rol alın. Kısa filmimizde yer alan akranlarınızı ve çok kıymetli bilim insanlarımızı takip edin. Unutmayın, biz her zaman yanınızdayız” dedi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ise, “İlk emri ‘oku’ olan bir dinin mensuplarıyız. Aslında dinimiz hem kadınlar hem de erkekler için bilimi emrediyor. Sadece erkekler için olmadığı gibi kadınlar için de bu emir geçerli. Bizler sizin bizlere, bu kızlarımıza olan güveninizi boşa çıkarmayacağız. İnşallah bir çalışıyorsak 2 çalışacağız ve evlatlarımızın önünü açacağız” ifadelerini kullandı.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da, “Bakanımızın varlığı yeter. Siz bizim gururumuzsunuz. Sizin de geldiğiniz süreci takip eden ve sayın Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşı olarak bu kabinede bulunmanız bizler için, özellikle de hanım kardeşlerimiz, kız çocuklarımız için bir rol modelsiniz. Bunu da paylaşmak istiyorum” dedi.
Konuşmaların ardından plaket ve hediye takdimi ile program son buldu. – KAYSERİ
]]>Bakan Uraloğlu, Antalya’nın Serik ilçesi Kadriye Turizm Merkezi’ndeki bir otelde, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Türk Telekom CEO’su Ümit Önal ile şirket yöneticilerinin yer aldığı 2024 İş Hedefleri Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.
Burada katılımcılara hitap eden Bakan Uraloğlu, bir yıl önce ülkenin yaşadığı en büyük felaket olan 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlara bir kez daha Allah’tan rahmet diledi ve devlet millet el ele büyük bir badireyi atlattıklarını kaydetti.
Bakanlık olarak, birçok stratejik alanda millete hizmet etmenin onurunu gururunu yaşadıklarının altını çizen Bakan Uraloğlu, “Yol Medeniyettir” anlayışıyla aziz vatanımızın dört bir yanında, Mavi Vatan’da, İstikbalimiz olan göklerde çalışma arkadaşlarımızın imzası vardır. Elbette bu hizmetleri yürütürken hızla gelişen teknolojiyle yarıştığımızın farkındayız. Özellikle ulaşım, bilişim, teknoloji ve telekomünikasyondaki projelerimizi, çağın ihtiyaçlarının önünden gitmenin bir zaruret olduğu bilinciyle planlıyoruz” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, yük, insan ve data ulaşımındaki yatırımları Cumhurbaşkanımızın vizyonu, hükümetlerimizin kararlılığı ve Türk Telekom gibi alanında uzman kurum ve kuruluşlarımızın inançlı çalışmalarıyla hayata geçirdiklerini bildirdi.
Geçmişi iki asır evvele dayanan Türk Telekom’un yıllar içerisinde sürekli kendini yenileyerek; mobil, internet, telefon ve TV gibi geniş hizmet ağı ve zengin ürün çeşitliliğiyle hem bireysel hem de kurumsal hizmetler alanında çok güçlü bir markaya dönüştüğüne değinen Bakan Uraloğlu, Türkiye’yi yeni teknolojilerle buluşturma ve bilgi toplumuna dönüşüm sürecini hızlandırma vizyonuyla da 81 ilin tamamında faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü kaydetti.
“İnternet yaşam tarzı haline geldi”
Türk Telekom’un, afet halleri de dahil olmak üzere her zaman ülkesinin ve milletinin yanında olduğunu gösterdiğini işaret eden Bakan Uraloğlu, “Asrın felaketi 6 Şubat depremleri çerçevesinde, mobil baz istasyonlarını bölgeye sevk ederken, bölgedeki vatandaşlarımızı acil ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için ücretsiz konuşma ve internet yükleyerek büyük faydalar sağlamıştır. Bölge halkı için WiFi internet noktalarını ücretsiz kullanıma sunmuş ve iletişime kapalı olan müşterilerinin mobil, internet ve sabit hatlarını görüşmeye açarak ülkemiz için ne kadar kıymetli bir kurum olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır” ifadelerine yer verdi.
İnternetin özellikle son 25 yıl içerisinde alışkanlıkları, zorunlulukları değiştiren ve dönüştüren yeni bir yaşam tarzı haline geldiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, bugün içinde bulunulan dördüncü sanayi devrimini; nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarlar, bulut bilişim, makineler arası iletişim, blok zincir uygulamaları ve yapay zeka teknolojilerinin oluşturduğunu belirtti.
“Küresel mobil veri trafiğindeki yükseliş”
Sosyal medya ağları ve dijital platformların önemini ve faaliyet sahasını sürekli arttırdığını ve genişlettiğini işaret eden Bakan Uraloğlu, ” Artık dijital teknolojiler, yeni ürün ve piyasaların gelişmesine yol açarken ekonomik büyümenin en önemli itici gücü haline gelmiştir. Günümüzde yaklaşık 5,5 milyar insan cep telefonu kullanmaktadır. Bu rakam toplam dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlasının cep telefonu kullandığını gösterirken, dünya genelinde kullanılan cep telefonlarının yaklaşık yüzde 80’ini ise akıllı telefonlar oluşturmaktadır. 2027 yılı itibarıyla akıllı telefon kullanıcı sayısının 7,7 milyara ulaşması beklenmektedir. Teknoloji dünyasında çığır açan 5G ağlarının, ekonomik değerde trilyonlarca dolar ve milyonlarca iş fırsatı oluşturacağı öngörülmektedir. 2028 yılında ise dünya çapında 5G aboneliklerinin tüm mobil aboneliklerin yüzde 55’ini oluşturarak 5 milyar insana ulaşacağı tahmin edilmektedir. Küresel mobil veri trafiğinin ise 2030 yılına kadar 80 kattan fazla bir artışla aylık 5 bin Exabyte’ı aşacağı düşünülmektedir. Kısaca, her geçen gün veri trafiğinin katlanarak arttığı bir dönemdeyiz. Dünyada üretilen, kopyalanan ve tüketilen veri büyük bir hızla artıyor. Sosyal ağlar ve sosyal medyanın milyarları bulan kullanıcı sayısına ulaşması, uluslararası ilişkiler ve ticaretin yoğun olarak internet üzerinden yürütülmesi bunun en önemli etkenleri arasında yer alıyor” dedi.
Veri hacminin 2010 yılında 2 zetabyte seviyesinde iken 2020’de 64 zetabyte, 2025’te ise 181 zetabyte’a ulaşacağının tahmin edildiğini aktaran Bakan Uraloğlu, sadece 15 yılda verinin neredeyse 90 kat artacağını kaydetti.
“İnternet otobanı”
“Bu nedenle ülkeler ve kıtalar arası internet otobanlarına olan ihtiyaç, öngörülenin de ötesinde artmaktadır” diyen Bakan Uraloğlu, ” Bu çerçevede de hem ihtiyacı karşılama hem de Türkiye’yi bölgenin veri üssü yapma hedefiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hem devlet hem de özel sektör olarak yeni yatırımlarımız ve iş birliklerimizle Türkiye’yi bir telekomünikasyon merkezi haline getiriyoruz. Yeni nesil teknolojilere ve özellikle fiber yatırımlara büyük önem veriyoruz. Genişbant altyapısının yaygınlaştırılması ve fiber optik altyapının güçlendirilmesi gibi stratejik adımlarla, ülke genelinde sunulan hizmetlerin daha hızlı, güvenilir ve erişilebilir olması adına çalışmalar sürdürüyoruz. Bugün yaklaşık 19,5 milyonu sabit abone, 74,8 milyonu mobil abone olmak üzere toplam 94,3 milyon genişbant internet abone sayısına ulaştık. Şu anda toplam fiber uzunluğumuz yaklaşık 550 bin kilometre ve fiber altyapı uzunluğumuzu bu yıl 600 bin kilometreye, 2028 yılına kadar da 850 bin kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Fiberin toplam sabit genişbanttaki payını ise 2024’te yüzde 35’e ulaştırmayı, mobil genişbant penetrasyon oranını ise yüzde 90’a çıkarmayı planlıyoruz. Ayrıca bugün ülkemiz, OECD ülkeleri içinde 2021-2022 yılları arasındaki bir yıllık süreçte sabit internet yaygınlığı en çok artan ülkeler arasında yer almaktadır” ifadelerine yer verdi.
Bakan Uraloğlu, haberleşme, ulaşım, savunma sanayi, otomotiv, denizcilik, hangi alanda olursa olsun yerli, milli ve özgün üretime büyük önem verdiklerini vurguladı.
“Ülkemizi yüksek teknoloji üretim üssü haline getireceğiz”
Bir yandan 5G çalışmalarında yerli ve milli çerçevede ilerlerken bir yandan da 6G teknolojisinin hazırlıklarına başladıklarını vurgulayan Bakan Uraloğlu, “5G altyapıları için kritik öneme sahip 5G çekirdek şebeke, 5G baz istasyonu, 5G’ye özel yönetim, servis ve yazılım ürünleri geliştiriyoruz. Bu noktada Türk Telekom’da, Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etme sorumluluğu ile 5G konusundaki çalışmalarını 2013 yılından bu yana sürdürüyor. 5G hız rekorlarının yanı sıra ülkemizin ilk akıllı fabrika uygulaması, ilk özel endüstriyel mobil şebeke, ilk canlı 5G maç yayını, 5G destekli ilk çevrim içi uzaktan ameliyat ve tarımda ilk akıllı traktör kullanımı gibi çok sayıda yenilikçi projeye imza atıyoruz. Bu yenilikçi çalışmaları ve başarıları için teşekkür ediyor, yenilerinin devamını bekliyoruz. Biliyoruz ki 5G’nin yaygınlaştırılması için gerekli olan planlama, strateji, kadro, kaynak, koordinasyon ve eylem entegrasyonu, kabiliyet ve imkanına sahip bir Türkiye var. Yerli üretim ile yüksek teknolojili küresel markalar çıkaracağız. Ülkemizi yüksek teknoloji üretim üssü haline getireceğiz. Ayrıca telekomünikasyon merkezi olma yolunda hızla ilerlerken, artık uydu ve uzay çalışmaları alanında da uluslararası bir oyuncu olma yolunda önemli adımlar atıyoruz. Yayıncılık ve internet erişimi hizmetleri noktasında, stratejik haberleşme sistemlerini sürekli güncelleyerek zamanın gereği olan yenilikleri vatandaşlarımıza dünya ile eş zamanlı olarak sunuyoruz” diye konuştu.
“Türksat 6A’yı haziran ayında yörüngesine göndereceğiz”
Uydu ve uzay teknolojileri alanlarında önemli faaliyetler gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Uraloğlu, “İlk defa ülkemizin insanlı uzay misyonu bir Türk astronotumuzu uzaya göndererek hem havacılık hem de uzay çalışmalarımız bakımından çok önemli bir dönem yaşıyoruz. Astronotumuz Alper Gezeravcı 13 farklı alanda uzayda bilimsel çalışmamıza öncülük etti ve yepyeni gelişmelerin kapılarını araladı. Şu anda da dünyaya dönüş yolculuğunda. İnşallah bugün saat 16.30 gibi sağ salim dünyaya inmesini bekliyoruz. Ayrıca, ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A ile uzay ve uydu teknolojileri alanında teknik bir devrim gerçekleştiriyoruz. Bu sayede Türkiye haberleşme uydusu üretebilen 10 ülke arasına girecek. İnşallah Türksat 6A’yı, önümüzdeki haziran ayında yörüngesine göndermeyi hedefliyoruz” dedi.
Bakan Uraloğlu, Türk Telekom’un yönetici kadrolarının görevinin kurumsal bir yönetim anlayışıyla hizmet kalitesini arttırmak ve Türk Telekom’u faaliyette bulunduğu alanlardaki en değerli marka haline getirmek olduğunu vurguladı. – ANTALYA
]]>Gökçetekin, AA muhabirine, e-ticaretin Türkiye’deki ve dünyadaki gelişimi, 2023’teki çalışmaları ve 2024 hedeflerine ilişkin bilgi verdi.
E-ticaret sektörünün Kovid-19’un da etkisiyle dünya genelinde 2020 yılından bu yana hızlı bir büyüme trendi yakaladığını, bu yıl da trendin devam ettiğini belirten Gökçetekin, Euromonitor verilerine göre küresel e-ticaret hacminin 2023’te 4 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi.
Gökçetekin, bu büyümenin 2024 yılında da sürmesi ve küresel e-ticaret hacminin her yıl yüzde 10 civarında büyümesinin beklendiğini dile getirerek şöyle devam etti:
“Aynı zamanda e-ticaretin toplam ticaret içindeki hacminin de önümüzdeki 5 sene içinde yüzde 25’lere ulaşması bekleniyor. Küresel e-ticaret büyümesinin temelinde, teknolojinin gelişmesi, tüketicilerin online alışverişe olan güveninin artması ve pandeminin etkisiyle bu konuya yatkınlığın artmış olması yer alıyor. Online alışveriş yapmak daha kolay ve güvenli hale geldi. Tüketiciler, online alışverişin kendilerine zaman ve para tasarrufu sağladığını gördükçe, bu kanala olan ilgilerini artırıyor. E-ticaret şirketleri de sundukları ek hizmet ve servislerle bu deneyimi müşteriler açısından zenginleştirmeye devam etti. Türkiye e-ticaret sektörü de küresel trendlere paralel olarak hızlı bir büyüme kaydetti. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2023 yılı ilk 6 ayında ülkemizde e-ticaret hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 109,7’lik artışla 652,7 milyar lira olarak gerçekleşti. Türkiye’nin e-ticaret ve pazar büyüklüğünün 2023 sonuna kadar yüzde 60 büyümeyle 1,2 trilyona kadar büyümesi bekleniyor.”
“Toplam ticaretin içinde e-ticaretin payının da artmaya devam ettiğini gözlemliyoruz”
Nilhan Onal Gökçetekin, toplam ticaret içinde e-ticaretin payının da artmaya devam ettiğini belirterek, “2022 yılı ilk 6 ayında e-ticaretin genel ticarete oranı yüzde 18,5 iken bu oran 2023 yılı ilk 6 ayında yüzde 19,1 olarak gerçekleşti.” dedi.
Türkiye’nin genç ve mobil penetrasyonu yüksek nüfusuyla e-ticaretin büyümesi için elverişli bir ülke olduğunu dile getiren Gökçetekin, bu nedenle e-ticaretin büyümesi için hala geniş bir alan bulunduğunu, son yıllarda e-ticaretin izlediği büyüme trendinin güçlü şekilde devam edeceğini söyledi.
“Bu sene yürürlüğe giren e-ticaret yasasının etkisiyle küçük ve yerli oyuncuların büyüdüğünü gözlemledik”
Özellikle bu sene yürürlüğe giren e-ticaret yasasının etkisiyle küçük ve yerli oyuncuların büyüdüğünü ifade eden Gökçetekin, “Geçen yılın 8 ayında bu piyasa yüzde 100-102 kadar büyürken bu sene aynı dönemde yüzde 140 büyüdü. Piyasada adil ve sağlıklı rekabet koşulları oldukça sektörün dengeli şekilde ve küçük oyuncular lehine büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz.” diye konuştu.
Gökçetekin, 2024 yılında makro koşulların etkisiyle tüketicilerin fiyat hassasiyetlerinin devam edeceğini ve bunun e-ticarete olan ilgiyi sürdüreceğini, bununla birlikte e-ticaret alanında ödeme çözümleri, müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik teslimat çözümlerinde farklı alternatiflerin önem kazanmaya devam edeceğini, teknolojiyi müşteri deneyimini daha da kusursuz ve ileriye götürmek için çalışmaları sürdüreceklerini, yapay zeka ve büyük veri gibi alanlarda araştırma ve geliştirme yapmaya devam edeceklerini anlattı.
“2023’te güçlü performansımızı ve büyümemizi sürdürerek başarılı rakamlara imza attık”
Hepsiburada’nın yıl genelindeki çalışmalarına değinen Gökçetekin, “Güçlü performansımızı ve büyümemizi sürdürerek e-ticaret için stratejik öneme sahip tüm göstergelerde başarılı rakamlara imza attık. Yılın üçüncü çeyreğine yönelik verileri yeni açıkladık. Buna göre Hepsiburada’nın toplam satış hacmi 2023’ün üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 126 artarak 24,3 milyar liraya ulaştı.” ifadesini kullandı.
Gökçetekin, müşterilerin verdiği sipariş adedinin 2022’nin üçüncü çeyreğine göre yüzde 55 artarak 27 milyona yükseldiğini, aktif müşteri sayısının 12 milyon, müşteri başına düşen sipariş sıklığının ise yıllık yüzde 59 artarak 8,6’ya çıktığını belirterek şu bilgileri verdi:
“Hepsiburada’nın platformdaki aktif satıcı sayısı 101,1 bin. Toplam satışlarımız içinde pazaryerinin payı üçüncü çeyrekte yüzde 66 olarak gerçekleşti. Platformumuzda yaklaşık 211 milyon ürünü müşterilerimize sunuyoruz. 2023 yılı ve sonrası için karlı ve sürdürülebilir büyüme hedefimizle uyumlu sonuçlar getiren bu stratejimize 2024 yılında da bağlı kalmayı sürdüreceğiz. E-ticaretin büyümeye devam edeceği 2024 yılında hem müşteri sadakatimizi artıracak hem de işini e-ticaretle büyütmek isteyen iş ortaklarımıza Hepsipay, HepsiAd ve HepsiJET ile çözümler sunacağız.Teknolojik kargo çözümleri sunan HepsiJET ile hizmet ağımızı genişletirken iş ortaklarımızın sayısını artırmaya odaklanacağız.
Hepsipay ile müşterilerimize en iyi ödeme çözümlerini sunmaya devam ederken ödeme geçidi çözümlerimizi sunduğumuz iş ortaklarımızın sayısını artırmaya devam ederek ülkemizin en büyük finteki olma yolunda ilerleyeceğiz. Kabiliyetlerimizle ticareti dijitalleştirmek, sahip olduğumuz bu deneyimi ve teknolojileri perakendecilerle paylaşarak onları büyütmek konusunda iddialıyız. Ayrıca Türkiye’de sahip olduğumuz teknoloji ve altyapı, lojistik ve tedarik zinciri, müşteri deneyimini Hepsiburada Global ile yeni pazarlara taşımak için de çalışacağız.”
“İlk 6 ayda hızlı tüketim malzemeleri alışverişinde de talebin güçlü olduğunu gözlemledik”
Gökçetekin, 2023’te sektörü destekleyen kategorilere değinirken de Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2023 yılının ilk 6 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre e-ticaret hacminin giyim, ayakkabı ve aksesuarda yüzde 145,1, elektronikte yüzde 136, beyaz eşya ve küçük ev aletlerinde yüzde 129,6, konaklamada yüzde 100,9, gıdada yüzde 69,4, yemekte yüzde 82,1 ve seyahat, taşımacılık ve depolamada yüzde 66,4 artış gösterdiğini, Hepsiburada verilerinin de benzer yönde gerçekleştiğini söyledi.
İlk 6 ayda hızlı tüketim malzemeleri alışverişinde de talebin güçlü olduğunu gözlemlediklerini dile getiren Gökçetekin, şunları kaydetti:
“Bunun dışında moda ve giyim kategorilerinde siparişlerimiz yüksek seyretti. Ayrıca Hepsiburada’nın en güçlü kası olan mobil ve elektronik kategorilerinde de siparişlerimiz yüksek seyretti. En çok satılan ürünler cep telefonu, laptop, LCD televizyon, fritöz ya da robot süpürgeler oldu. Örneğin eylül ayında satışa sunduğumuz iPhone 15’ler rekor taleple karşılandı. 22 Eylül ön sipariş döneminde iPhone15 Pro serinin en çok satın alınan ürünü oldu. iPhone 15 serisi ürün siparişleri, Hepsiburada üzerinden ön siparişe açıldığı 22 Eylül’ün ilk dakikalarından sonra bir hafta içinde geçen yıl gerçekleşen siparişlere göre 10 kat artış gösterdi. Yakın bir veri olarak Efsane Kasım döneminde Hepsiburada kullanıcılarının en fazla talep gösterdiği kategoriler de temel tüketim, giyim, ayakkabı ve çanta, ev-yaşam, kozmetik, aksesuar kategorileri oldu.”
“Son döneme teknoloji alanında damgasını vuran konu yapay zeka oldu”
2023 yılında geçmişe nazaran değişen teknolojiler ve tüketici alışkanlıklarında yaşanan değişime ilişkin Gökçetekin, son döneme teknoloji alanında damgasını vuran konunun yapay zeka olduğunu söyledi.
Gökçetekin, “Yapay zeka, e-ticaretin uzun yıllardır merkezinde olan bir teknoloji. Özellikle pazarlama, ürün ve kampanya önerileri bağlamında kendi yapay zeka teknolojilerimizi geliştiriyoruz. Müşteri verisi, iletişim kanalı, kampanya motoru ve içeriği, organizasyon fonksiyonu ve sonuç analiz veri tabanının tam entegre bir şekilde çalışması için yapay zekadan yararlanıyoruz. Müşteri memnuniyetini artırarak sürdürme hedefimizde yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi son teknolojileri daha da etkin kullanarak Türkiye’de e-ticaret deneyiminin standartlarını yükseltmeye devam etmeyi hedefliyoruz.” dedi.
“Türkiye’de online ödeme sistemlerinin kullanımı hızla artıyor”
Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin, e-ticarette en büyük kırılmayı 2024 yılında çevrim içi ödeme sistemlerinde beklediklerini belirterek, dünya genelinde çevrim içi ödeme sistemlerinin, e-ticaret hacminin artmasıyla birlikte giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti.
Türkiye’de de çevrim içi ödeme sistemlerinin kullanımının hızla arttığını dile getiren Gökçetekin, sözlerini şöyle tamamladı:
“2024 yılında Türkiye’de online ödeme sistemlerinin kullanımının artmasını ve online alışverişlerde nakit kullanımını geride bırakmasını bekliyoruz. Bu kırılma, e-ticaret sektörünün büyümesini ve gelişmesini hızlandıracak. Biz de 2023 yılında Türkiye’de perakende sektörü oyuncularına e-ticaret için çözümler sunma stratejimizin önemli bir parçası olan Hepsipay ödeme geçidi çözümlerimizi iş ortaklarımıza sunmaya başladık. Hepsipay 2023’ün üçüncü çeyreğinin sonu itibarıyla 13,2 milyon kullanıcıya ulaştı. Mayıs 2023’te hizmete giren Hepsipay’in ön ödemeli kart kullanıcı sayısı ise kasım sonu itibarıyla 708 bine ulaştı. Hepsipay ‘en kolay cüzdan’ uygulamasıyla banka işbirlikleri sayesinde müşterilerine kendilerine uygun taksitlendirme çözümleriyle cüzdanlarını doldurup bakiyelerini kullanmaya başlama olanağı sundu. Hepsiburada olarak ticaretin dijitalleşmesine yön veren inovatif teknolojilere yatırım yapmayı da hedefliyoruz. Bu tür fırsatlar çıktığında değerlendireceğiz.”
]]>

