Dirençli şehirler yeni dönemde de en önemli konu başlıklarından biri olacağını belirten Cumhur İttifakı AK Parti Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar, 11 ayrı konum belirlediklerini söyledi.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, 4. dönem tanıtım toplantısında basın mensuplarıyla bir araya geldi. AK Parti Osmangazi Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar yeni dönem projelerini açıkladı. Soğanlı Kentsel dönüşümü ile 50 bini aşkın sağlam planlı konut inşa ettiklerini ifade eden Başkan Mustafa Dündar, “200 ile 400 bin kişinin güvenli konutlara yerleşmesine vesile olduk. Yeni dönemde yerinde ve güvenli yaşam ilkesiyle 11 ayrı konum belirledik. Vatandaş talepleri öncelikli dönüşümü hızlıca başlatıyoruz. Afetlere kendimizi dirençli hale getirirken, muhtemel afete hazırlık yapıyoruz. Yeni dönemde afet koordinasyon merkezini ilçemize kazandırıyoruz. İlçemizin afetlere karşı tüm kapasitesini yönetecek kent haritasını hazırlıyoruz. Yeni deprem toplanma alanlarını oluşturuyoruz. 238 toplanma alan sayısını 500’e çıkaracağız. Osmangazi Meydanı ile çöküntü bölgesini vitrin haline getirdik. Meydanda 2. etaba başlıyoruz. Osmangazi Meydanı Bursa’nın yeni buluşma noktası olacak. Ulaşımda yeni yollar açarak trafiğe nefes aldıracağız. Hamitler Dereçavuş arası imar yolu, Recep Tayyip Erdoğan, Bağlarbaşında yeni yollar yapacağız. Şehre yaptığımız her dokunuşun bugünden geleceğe iz bırakacağına inanıyoruz. Yeni dönemde çevre şehircilik standartlarını yükselteceğiz” diye konuştu.
“Kuruluş dönemine ait izleri koruyacağız”
Bursa ne kadar değişirse değişsin ilk kuruluş döneminin izlerini taşıyor. Bursa tarih şehridir. Bu kimliği korumak ve geleceğe en iyi şekilde aktarmak için gayretle çalışacağız. Panoroma 1326 Fetih Müzesi, Hanlar Bölgesi ve Hisarda yaptığımız çalışmalarla 567 restorasyon ile markayız. Hisar bölgesinde binlerce yıllık tarihin izini sürüyoruz. Arkeopark ile açık hava müzesine dönüştürüyoruz. Hisar Üftade kentsel dönüşüm çalışmasıyla seyir terası haline getiriyoruz. Hem ipekyolu aksını, hem de 1326 Bursa’sını gün yüzüne çıkarıyoruz. Hisar bölgesini kentimizin turizm rotası ile sokak sağlıklaştırma çalışmasına devam edeceğiz. Romangalı fabrikası restorasyon çalışması ile Bursa devasa bir eserle buluşacak. Tarihi İpek Yolu aksı içinde önemli bir yere sahip Bursa ipekçiliğini tanıtmak noktasında bu değerin kazandırılması büyük bir görevdir. 19. Yüzyılda inşa edilen ipek üretiminin yapıldığı tarihi fabrika binası özgün kimliğine kavuşturulacaktır. Müze restorasyon kafe, uluslararası etkinlik alanı olarak kullanılacak. İpekçiliğe de hizmet edecektir” dedi.
“Kayhan’ı eski kimliğine kavuşturacağız”
Kayhan’da yeni çalışmalara imza atacaklarını belirten Dündar, “Bu bölgeyi kültür aksı yayalaştırma projesiyle kent turizmine kazandırıyoruz. Antika pazarı ile eski eşya meraklılarını Kayhan’da buluşturacağız. Sivil mimari örneği binaları da kazandıracağız. Yeşil alan konusunda önemli çalışmalara imza attık. Mahallelere kazandırdığımız 451 park ile ilçemize 1 milyon 700 bin metrekare nitelikli yeşil alan kazandırdık. Yeşil alanı 2 milyon metrekarenin üzerine çıkarıyoruz. İnkaya’da 450 dönüm doğa spor alanları parkuru yeni şehir parkı olacak. Mahallelere sokak oyunları parkları kazandıracağız. Sağlıklı hayatın temeli spor yapmak. Herkes spor yapsın diye spor ve kondisyon parkları kazandıracağız. Daha yeşil Bursa için elimizden geleni yapıyoruz. Sıfır atık projesiyle atıkların dönüşümü için önemli mesafe kat ettik. Geri dönüşüm çalışmalarımızı yeni dönemde kesintisiz sürdüreceğiz. Yenilenebilir enerji üretimi önemli. Fetih Müzesi ve Veysel Karani Kurban kesim tesisinde geçen yıl enerji ihtiyacımızın yüzde 25’ini güneşten sağladık. Bu rakamı ikiye katlamayı planlıyoruz” dedi.
“Gencinden yaşlısına, öğrencisinden sporcusuna herkese dokunacağız”
Sosyal belediyecilik için Barem ile zirveye ulaştıklarına dikkat çeken Başkan Dündar, “200 yatak kapasiteli huzurevi, 150 kişilik engelli ve 150 kişilik Alzheimer merkezi ile örnek oldu. Farklı merkezlere kazandıracağımız anne çocuk merkezleri ile 4-6 yaş çocukları okullara hazırlayacağız. Gençlik hizmetleri önemli konuların başında geliyor. Gençlerimize ders çalışıp kendilerini geliştirecekleri mekanlar hazırlıyoruz. Osmangazi Meydanındaki kütüphane başta olmak üzere sayıyı arttıracağız. Bilgi evleri kazandırmaya devam edeceğiz. Sınavlara bilgi evlerinde hazırlanan 18-25 yaş gençlere moral etkinlikleri düzenleyeceğiz. O kafe bu kafe gençlerden büyük ilgi gördü. Mekanlarımızın sayısını yeni dönemde arttıracağız. Güçle aile güçlü toplum ilkesiyle hayata geçirdiğimiz aile merkezlerinin sayısını arttırıp Osmek kurslarını geliştireceğiz. Yılda 3,5 milyon ekmeği ücretsiz ulaştırdığımız Somuncu Baba ekmek fırını ve aşevi ile yeni gönül köprüleri kuracağız. Yeni dönemde kadınlarımıza mutfak, emeklilerimize pazar, öğrencilerimize ulaşım desteklerini başlatıyoruz. Talepleri belediyemizin internet sitesinden almaya başladık. Hemşehrilerimizi kültürel sanatsal etkinliklerle buluşturmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Can dostlarına da sahip çıktıkların belirten Dündar, şöyle konuştu;
“Sahipsiz hayvanlarımıza sahip çıkıyoruz. Yeni dönemde daha donanımlı olacak Gurabahane-i Laklakhane’yi kazandıracağız. Akpınar Kültür merkezini hayata geçiriyoruz. Proje ile Akpınar Kültür Merkezi yerinde daha güvenli ve konforlu olarak bölgeye kazandırılacak. Kapalı pazar alanları sayısını arttıracağız. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran aile sağlığı merkezlerine yenilerini ekleyeceğiz, mahalle hizmet binaları, muhtarlık ve taksi durakları yenilenecek. Düğün ve davet salonları mahallelere kazandırılacak. Yunuseli ve Kükürtlüde sporcu fabrikalarını kazandıracağız. Dijital gösterim merkezi ile sanat ve eğlenceyi buluşturacağız. Ziyaretçiler sanal evrende yolculuk yapabilecek. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da önce insan diyerek eser belediyeceliğini sürdüreceğiz. Devler gibi eserler bırakmak için karıncalar gibi çalışmak lazım. Önümüzdeki dönemde de Bursamıza dev eserler kazandırmaya devam edeceğiz.”
“Türkiye belediyecilikle 1994 yılında tanıştı”
Bursa hanları ve çarşılarında ahi geleneğinin yaşatıldığını, ipekyolunun doğudaki son batıdaki ilk şehri olduğunu ifade eden Başkan Dündar, “Ahmet Hamdi Tanpınar ‘insan Bursa’da ikinci bir zaman vardır daha düşenebilir’ der. Bursa atalarımızın mirası olduğu kadar çocuklarımızın da emanetidir.
Bu emanete sahip çıkmak en güzel şekilde geleceğe taşımak bizim asli vazifemizdir. Türkiye’de 27 Mart 1994 tarihinde yerel yönetimlerde önemli bir kırılma yaşandı. Bu tarih sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul büyükşehir belediye başkanı olarak seçilme tarihi değil, Türkiye’nin hizmet belediyeciliği ile tanıştığı tarihtir. Sadece çöp toplayan su ve kanalizasyon ile ilgilenen belediyeler şimdi hayatın her alanında varlığını hissettiren kurumlara dönüştü. Hizmet belediyeciliği için yerel kalkınma sloganıyla göreve başladık. 2009 yılından bu yana marka şehirler vizyonu, gönül beledeyeciliği temasıyla koşmanın onurunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Ruhaniyetli şehir Bursa’ya hizmet etme imkanı veren Allah’a şükrettiklerini belirten Dündar, “Yeni bir etaba başlıyoruz. Türkiye’nin yeni yüzyılında gerçek belediyecilik ilkesiyle yerel yönetimlerde 15 yıllık tecrübe ve ilk günkü aşkla yeni sayfa açıyoruz. Tevuza gayret samimiyetle yeniden yola çıkıyoruz. Soğanlı kentsel dönüşüm ile Panoroma fetih müzesi ile tarihi mirasa sahip çıkmada örnek olduk. Osmangazi Meydanı ile kentin kalbindeki çöküntü bölgesini cazibe merkezine getirdik. Bursa’da bugüne kadar yaptığımız 567 restorasyonla ecdada vefa borcumuzu ödedik. Hisar bölgesinde binlerce yıllık tarihin izlerini sürüyoruz. Roma Bizans ve Osmanlı kalıntılarına ev sahipliği yapan Hisar’ı arkeoparka dönüştürüyoruz. Tarihi sur ve kapılar medrese, türbe ve konakları özgün kimliğine kavuşturduk. Yaşayan tarih Hisar içi projesiyle hem tarihi ipekyolu aksını hem 1326 Bursasını gün yüzüne çıkarıyoruz. Çevre konusunda da önemli adımlar atıyoruz. 1 milyon 700 bin metrekare yeşil park kazandırdık. Macera park, tematik parkla macera severlerin vazgeçilmezi oldu. Komşusu açken tok yatan bizden değildir anlayışı ile sosyal ve örnek projeleri hayata geçirdik. Barem Bakım Rehabilitasyon merkezi fonksiyon ve büyüklüğü ile Türkiye’de bir ilk oldu. Osmangazi Belediyesi aile sağlığı merkezi 28’dir. Soğanlı AŞ evi, sevgi mağazası, somuncu baba aşevi sosyal sorumluluk projesi 56 şehri nüfus yoğunluğunda geride bıraktık. Merkezden kırsaldaki en ücra mahallemize kadar her bireyin hayat kalitesini üst seviyeye çıkarıyoruz” dedi.
Osmangazi atletizm salonu, olimpiyatlar için nice sporcular yetiştireceği belirten Dündar, “26 farklı mahalleye kazandırdığımız spor salonlarında binlerce lisanslı sporcu başarılarımıza yenilerini ekliyor. Türkiye’nin en büyük proje okulunu ilçemize kazandırdık. Okullarımızın eksiklerinin giderilmesi, eğitim materyalleri ile desteklemede ön sırada olduk. Bulvar, yol genişletme çalışmaları, çıkmaz sokakların açılmasıyla trafiğe rahat nefes aldırıyoruz. Recep Tayyip Erdoğan, Alpaslan Türkeş, Çelebi Mehmet bulvarlarını, köprüleri yeni yolları ve üst geçitleri hayata geçirdik. Osmangazi Meydan otoparkı ile birlikte 4 bin araç kapasiteli otoparklar inşa ettik. 31 meydan ile mahallelerimizi rahatlattık. Kapalı pazar yerlerini model haline getirdik. 37 kapalı pazar yeri ile market konforunda hizmet sunuyoruz. Millet kıraathaneleri, cami ve mescitler ile yediden yetmişe herkese hizmet ediyoruz. Can dostlarımızın her zaman yanında olduk. Osmangazi olarak asrın felaketinin hemen ardından olay yerine ulaştık. Arama kurtarma çalışmalarına katıldık. Cumhurbaşkanlığı tarafından devlet üstün fedakarlık madalyası ile ödüllendirildik. Bugüne kadar yaptıklarımız ortada. Biz boş vaatlerle değil, kalıcı eserlerle halkımızın karşısına çıkıyoruz. Yeni dönemde de hizmet belediyeciliğini kesintiye uğratmayacağız” diye konuştu.
Türkiye’de taş üstüne taş nasıl konulur bunun derdinde olduklarını belirten AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “Yapılan eserler aslında bizim anlayışımızın en güzel göstergesidir. O kadar iddialıyız ki, bizden başka Cumhur ittifakından başka Türkiye’de böyle eserler ortaya koyabilecek başka bir siyasi hareket, ya da bize rakip olabilecek başka aday bulamazsınız. Biz inanıyoruz ki, bundan çok daha fazlasını yapabiliriz. Bunun yolu da bir sinerji yakalamaktan geçiyor. İlçe belediyesi, büyükşehir belediyesi, merkezi hükümet. 3’lü saç ayağını bir araya getirdiğinizde işler daha bereketli, hızlı olur. Bu dönemde bütün belediye başkanlarımız, biz inanıyoruz ki, Bursa’da 17’de 17 yapabiliriz. İnsanlar hizmete aç. Belediyecilik görmek istiyor. Bakınız Cumhuriyet Halk Partisinin yönettiği ilçeler kasabaya dönmüş durumda. Milletin refahını düşünme derdi yok. Bursa’da 17’de 17 yapalım. Büyükşehirde gayretli, çalışkan bir isimle farklı Bursa’yı inşa edelim. Benim vereceğim söz şu, Bursa’nın neye ihtiyacı varsa, başkanlarımızın adeta çalışan gibi bunu takip edecek ihtiyacı varsa bunları takip etmek durumundayız. Biz bu şehre sevdalıyız. Yerelde de genelde de farklı bir Bursa’yı inşa edeceğiz
Çok konuşulan raylı sistem, hızlı trenlerin tamamlandığı bir döneme farklı bir Bursa’ya giriyoruz. Sizlerin desteği çok önemli. Ben bu kadar çalışkan bir başkanımız olduğu için. Her kesimle barışık bir başkanımız olduğu için kendisine teşekkür ediyorum” dedi.
Tanıtım toplantısına TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve Bursa Milletvekili Mustafa Varank, AK Parti MKYK üyesi Önder Matlı, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Ak Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, milletvekilleri, Ak Parti, MHP, BBP ilçe başkanları yöneticileri ve meclis üyesi adayları ile partililer katıldı. – BURSA
]]>Kastamonu Üniversitesi’nde “Şehadetinin 111. Yılında İşkodra Kahramanı Hasan Rıza Paşa” konulu panel, 29 Şubat 2024 tarihinde Merkez Kütüphane Cemil Meriç Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele Vali Meftun Dallı, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan ile birlikte akademisyenler, öğrenciler ve kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Panel saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlarken panelin açılış konuşmasını Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selahattin Kaymakçı yaptı. Prof. Dr. Kaymakçı konuşmasında, Türkiye’de yaşayan her bireyin kendi değerlerini aramakla, bulmakla, bilmekle ve öğretmekle de mükellef olduğunu dile getirerek tarihiyle barışık, medeniyetiyle, kültürüyle barışık gençlerin nasıl yetiştirebileceği sorusunun cevabını bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.
Programın moderatörlüğünü İnsan ve Toplum bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz yaptı. Prof. Dr. Yılmaz konuşmasında Balkan Savaşları sırasında İşkodra, kalelerinin savunulmasında Türk askerinin gösterdiği kahramanlıkların övgüye değer olduğunu dile getirerek bu savunmada önemli rol oynayan Hasan Rıza Paşa hakkında kısa bilgi paylaştı. Ayrıca Yılmaz, konuşmasında panele katkıda bulunan tüm akademisyenlere ve öğrencilere katılımlarından dolayı teşekkür etti.
‘Hasan Rıza Paşa inandığı dava uğruna İşkodra’yı savundu’
Panelin açılış konuşmasından sonra sözü Eğitimci-Yazar Efendi Barutçu aldı. Barutçu panelde kahraman, kahramanlık ve kahramanlar üzerine başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Barutçu, konuşmasında, kahramanların ölümden korkmadığını aksine ölümün üzerine sakınmadan gittiklerinin altını çizdi. Kahramanlığın dini açıdan da önemli bir unsur olduğunu dile getiren Barutçu, hadisler ile kahramanlık kavramının önemini açıkladı. Barutçu, kahramanların inandıkları dava için yaşadığını ifade ederek Hasan Rıza Paşa’nın da bu davaya inanarak İşkodra’yı savunduğunu ve bunun için can verdiğini söyledi. İşkodra’da önemli başarı kazanan Hasan Rıza Paşa’nın yaptıklarının geleceğe ışık tuttuğunu söyleyen Barutçu, geçmişteki başarıları örnek almayan ahlaktan ve benliğinden uzaklaşan milletlerin akıbetlerinin iyi olmayacağına vurgu yaptı. Barutçu, Kastamonu il yönetiminin de İşkodra şehri ile bir kültür tarih kardeşliği kurmasına yönelik girişimlerde bulunmasını önerdi.
Barutçu’dan sonra söz alan Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şerif Demir’in yaptığı konuşmada Balkan Savaşları, İşkodra ve Hasan Rıza Paşa hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Demir konuşmasında Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devleti’nin zayıflığından faydalanmak isteyen ülkelerin çıkardığı sorunların Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmedeki süreci hızlandırdığını söyleyerek, Balkan Savaşları’nda askerlerin görevlerini en iyi şekilde yaptıklarını ifade etti. Prof. Dr. Demir, “Tarihi hadiselerin tekrarı olarak değil, belki geleceği inşa ederek etmek için geleceği daha iyi anlamak için ihtiyaç duyacağımız en önemli referans kaynağı olarak düşünmek gerekir” dedi.
Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Çelebi ise Hasan Rıza Paşa’nın hayat hikayesi isimli sunuyu dinleyicilerle paylaştı. Prof. Dr. Çelebi konuşmasında Hasan Rıza Paşa’nın doğum yerinin Arnavutluk, Bağdat ve Kastamonu olduğuna yönelik farklı görüşlerin olduğunu dile getirerek Hasan Rıza Paşa’nın kariyerinde gösterdiği başarıları dinleyicilere anlattı. Prof. Dr. Çelebi, Hasan Rıza Paşa’nın eğitimini İstanbul ve Bursa’da tamamladığını Berlin’de de Harp eğitimi aldığını Osmanlı topraklarında çeşitli yerlerde görev alarak başarılı bir asker olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çelebi başarılı bir asker olan Hasan Rıza Paşa’ya ait belgelerin olduğuna değinerek bu belgelere ait geniş çaplı sistematik bir çalışma yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Panelin sonunda konuşmacı olarak katılan katılımcılara teşekkür belgesi takdim edildi. – KASTAMONU
]]>Fatih’in kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmak için 2021’de başlatılan “Sözlü Tarih” projesinin sonuçlarını değerlendirmek üzere gerçekleştirilen sempozyumda, sözlü tarihin önemi ve etkisi tartışıldı.
Proje kapsamında 2022-2024 arasında çalışma yürütülürken, detaylı literatür taramaları, saha araştırmaları, stüdyo hazırlıkları, çekimler ve proje tanıtımı gibi bir dizi faaliyet yapıldı.
Sempozyumun açılışında konuşan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan, sözlü kültürün hayata dair deneyim pratiklerinin şifahi olarak toplum belleğine aktarılması olduğunu söyledi.
Turan, sözlü tarihin araştırma metodu olarak son yıllarda rağbet gördüğünü belirterek, “Sözlü tarih metodunun, özellikle şehircilik ve sosyal tarih çalışmalarında tercih edildiği, sevildiği bilinmektedir. Fatih Belediyesi olarak biz de ilçemizin somut ve somut olmayan kültürel mirasına sahip çıkmak, şehrimizin derin hafızasını, insanlar ve mekanlar üzerinden belgelemek için Sözlü Tarih projesi başlattık. Zeyrek Akademi bünyesinde yürüttüğümüz sözlü tarih çalışmalarıyla ilçemizdeki toplumsal ve kültürel değişimin kaydını tutarak geleceğe aktarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Farklı sosyokültürel ve ekonomik özelliklere sahip 80 vatandaşın yaşamını kayıt altına aldıklarını aktaran Turan, şunları kaydetti:
“Burada Fatih’imizin tarihinden uzun uzun bahsetmemize imkan yok. Elbette bu köklü tarihin, gün yüzüne çıkmamış, kaydedilmemiş dalları, uzantıları da mevcut. Biz bu projeyle geçmişi neredeyse medeniyet tarihi kadar eski olan şehrimizin insan ve hafıza birikimini değerlendiriyoruz. Proje kapsamında akademisyenlerimiz, sanatkarlarımız, esnafımız, ev hanımlarımız yani toplumumuzun bütün kesimleri hakkında fikir verebilecek geniş bir profilde hemşehrilerimizin yaşamını, hatıralarını kayıt altına aldık.”
İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, “Başkan’ımız aslında bir ilçe belediyesinin faaliyetlerini değil, bizim kadim medeniyet merkezimizin tarihini, kültürünü ve medeniyetini ortaya koymaya, geçmişin birikimini günümüze ve geleceğe taşıyarak geleceğin de temellerini attı. Bir tarihçi olarak gördüğüm budur.” değerlendirmesini yaptı.
“Sözlü tarih şu anda tarihçilikte ve diğer disiplinlerde oldukça kullanılan bir yöntem”
Programda proje danışmanı Dr. Öğretim Üyesi Arzu Güldöşüren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdülhamit Avşar, Doç. Dr. Yunus Uğur, Doç. Dr. M. Emir İlhan, Doç. Dr. Emine Çakır, Doç. Dr. Samet Çevik ve arkeolog Aslı Avcı gibi alanında uzman hocalar, “Mekan, Bellek, Gündelik Hayat ve Mekansal Dönüşümü Sözlü Tarihle Okumak”, “Kültürel Miras, Müzecilik, Belgesel Sinema ve Sözlü Tarih İlişkisi” oturum başlıklarının altında sözlü tarih ile ilgili sunumlar gerçekleştirdi.
Sözlü Tarih projesinin 2021 yılında başladığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Arzu Güldöşüren, şu bilgileri verdi:
“Biz Fatih’teki kültürel miras mekanlarının gündelik hayattaki yeri ve dönüşümü adlı projeye 2021’de başladık. Bugüne kadar 80 kişiyle sözlü tarih görüşmeleri gerçekleştirdik. Birincisi, bunun çıktılarını araştırmacılarla ve akademisyenlerle bir taraftan da aslında Fatihlilerle paylaşmak, ikincisi de sözlü tarih şu anda tarihçilikte ve diğer disiplinlerde oldukça kullanılan bir yöntem. Sözlü tarihin teorisine ve pratiğine dair bu alanın uzmanlarının yapacağı sunumlarla bire bir sempozyum düzenlemek istedik.”
]]>AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon Sanatevi’ni ziyaret etti. Başkan Genç, Sanatevi Başkanı Adnan Taç ve yönetim kurulu üyeleriyle bir süre sohbet ederek Trabzon’a kültür ve sanatla ilgili yaptığı ve yapacağı projelerden bahsetti. Genç’e ziyaretinde AK Parti Ortahisar Belediye Başkan Adayı Ergin Aydın da eşlik etti.
Ziyaretlerinden dolayı Başkan Genç ile Ergin Aydın’a teşekkür eden Adnan Taç, kenti bilen, kenti tanıyan ve kentle iç içe olan herkesle istişare edilmesi gerektiğini vurguladı. Yerel yönetimlerle her zaman temas halinde olduğunu ve birçok proje yürüttüğünü ifade eden Taç, “Biz ziyaretlerimizi ve çalışmalarımızı sadece seçim döneminde değil, daha öncesinde de yapıyorduk. Her zaman temas halindeydik. Zaten Ahmet Başkanım ve Ergin Aydın Başkanım bizimle her gün temas halindeydiler. Sabah kahvaltıları, akşam buluşmalarını ve diğer etkinliklerde zaman zaman kendileriyle görüşmelerimizi yapıyorduk” dedi.
Başkan Adayı Ahmet Metin Genç ise, kültür ve sanat faaliyetlerine desteği her zaman kendisi için bir görev olarak addettiğine dikkati çekerek, “Biz görevde olduğumuz süre içerisinde sizlerle beraber şehrin en önemli alametifarikası olduğunu söylediğim kültür, sanat ve tarih yönüyle birlikte bu özelliklerimizi dolu dolu yaşamaya ve altı dolu bir şekilde devretmek için sizlerin çalışmalarına desteği bir vazife bilerek hareket ettiğimi düşünüyorum. Tam mütekamil manada bu desteği yapamamış olabiliriz ama ben hiçbir zaman bu desteği bir lütuf olarak değil, bir vazife olarak görüyorum. Çünkü bu şehir bizim. Şehrin kültür ve sanat ilgili geçmişteki misyonunu bu zaman dilimindeki misyonla nasıl buluşturabiliriz, nasıl uzlaştırabiliriz, bu kıymetlidir Bunu sizlerle yapabiliriz. Kültür insanlarımız, sanat insanlarımız özgün insanlar. Tahayyüllerini yetenekleriyle birlikte yansıtabilen insanlar, o nedenle de kıymetli insanlar” diye konuştu.
“Kültür ve sanat merkezi yapılacak”
Yeni dönemde Avni Aker Stadyumu ve Yavuz Selim Stadının olduğu bölgede bir kültür ve sanat merkezi projesi yapacağını ifade eden Genç, “Biz her zaman fiziki kapasite olarak kültür ve sanat çalışmalarıyla ilgili yetersizliği gözlemledik. Bu konuda mutabıkız. Bir şehirde Sanatevi öncülüğünde bir uluslararası etkinlik yapılabiliyorsa, bu o şehrin yönetenlerin çok çok önemsemesi gereken bir hadisedir. Çünkü şehriniz uluslararası arenaya çıkıp, bir tanıtım sağlıyor. İnşallah 14. sanat etkinliğini de yapacağız. Kültür ve sanat etkinlikleri nitelikli etkinlikler. Bir opera sahnesinin nitelikli olduğunu ben operayı Trabzon’a getirdiğimde anlayabildim. O nedenle sizlerle konuşurken her zaman dile getirdiğimiz bir kültür sanat merkezi projemizi bu dönemde inşallah hayata geçireceğiz. Yavuz Selim ve Avni Aker’in orada iki dönümlük bir alanın Çevre Bakanlığı’ndan tahsisini sağladık. İnşallah bu dönem bu projeyi yapacağız. Oradaki yeşil alanlara halel getirmeden ve fazla bir yapılaşmada bulunmadan inşa edeceğiz. Ama bunun da yeterli olduğu düşüncesinde değilim. Bütün kültür ve sanat faaliyetlerinin bir arada icra edilebileceği daha geniş bir platforma da ihtiyacımız var. Bununla ilgili düşüncemizi de önümüzdeki zaman diliminde açıklamayı düşünüyorum” şeklinde konuştu.
“Değirmendere’deki sanayi siteleri taşınacak”
Değirmendere’de sanayi sitelerinin bulunduğu alanda kentsel dönüşüm çalışması yaparak sanayi sitelerini buradan taşıyacağını ifade eden Genç, “Değirmendere’de 5 tane küçük ölçekli sanayi sitemiz şehrin merkezinde kaldı. Burada bin 700 esnafımız faaliyet yürütüyor. İstiyoruz ki, orayı nakledelim. Orayı yeniden bir yaşam alanına çevirelim. Havalimanından çıktığınız zaman Değirmendere’de şehrin siluetiyle bağdaşmayan çok çarpık bir görsel sizi karşılıyor. Orayı dönüştürerek orada da güzel bir sanat merkezi yapmayı planlıyoruz. Bu daha büyük ölçekli bir iş. Bir taraftan da kötü yapılaşmayla beraber örttüğümüz koca bir tarih var. Trabzon farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan bir şehir. Yukarı Hisar’da arkeolojik kazı çalışmaları yapılıyor. Yeni dönemde inşallah bu işi hızlandırarak müze konseptiyle bir arkeo-park yapacağız. Bu konuda da sizlerden istifade edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Örttüğümüz tarihi dokuyu ortaya çıkarmamız lazım”
Kültür ve sanat değerlerini kurumsal bir hafızada geleceğe taşınması gerektiğini dile getiren Başkan Genç, “Trabzon bir tiyatro kültürü olan bir şehir aynı zamanda. Buna sahip çıkmak lazım. 12-13 tane amatör tiyatro grubumuz var. Bunlardan 8 tanesi aktif. Önce merkezde başlattığımız bu tiyatro festivalini genişlettik. Ordu, Bulancak, Merzifon ve Amasya’ya kadar gittik. Bunları da ulusala taşıyabilen bir anlayışı ortaya koymamız lazım. Çünkü bu konuda da nitelikli sanatçılarımız var. Bütün bunlar bizim gücümüz. Şehri bilmek, tanımak önemli. Şehrin sadece güzelliklerini değil, özelliklerini de öne çıkarmak gerek. Trabzon’un gerçek anlamda değerleri var. Bunları yaşamak ve yaşatmak önemli. Biz gelir gelmez işe müzeyle başladık. Tarih Müzesi, Basın Müzesi kurduk. Sizin de çok katkılarınız oldu. Sanat değerlerimizi kurumsal bir hafızaya alıp geleceğe taşıyabilmemiz lazım. Dünyada dört tane olan matbaanın birisi Trabzon’da. Türkiye’de de üç Basın Müzesi’nden biri Trabzon’da var. Onu açtık. Saray Atik Sokağı kültür sanat merkezi haline getireceğiz. Zeminini yaptık. Tarih Müzemiz burada. Bütün bunlar şehrimizin beklentileri aslında. Daha erken yapmamız gereken konulardı. Şehrimiz daha fazlasını hak ediyor. O örttüğümüz tarihi de ortaya çıkarmamız lazım. Kadınlar Pazarı’nın bulunduğu bölgeden çıkan 1. yüzyıla ait kalıntılar hakikaten değerli. Bunlara sahip çıkmamız ve öne çıkarmamız lazım. İnşallah bu çalışmaları sizlerin de elbirliğiyle yapmaya devam edeceğiz. Yazarlarımız, kültür adamlarımız, sanatçılarımız var. Biz belediye olarak bugüne kadar 35 kitabın basımını üstlendik” dedi.
“Trabzon’da güzel hizmetler yapıldı”
AK Parti Ortahisar Belediye Başkan Adayı Ergin Aydın ise, Trabzon’da atılan her adımda tarihi dokunun hissedildiğine vurgu yaparak, bunun geleceğe taşınması gerektiğini kaydetti. Tarihin gençlere iyi öğretilmesi gerektiğini belirten Aydın, “Tarihte bir söz vardır. Eğer, bir devletin tarihi ve kültürü yoksa ona devlet demiyoruz. Trabzon işte böyle bir şehir. Geçmişi olan, geçmişiyle övünen bir şehir olduğundan dolayı her attığınız adımda bir tarih dokusu hissediyorsunuz. Ahmet Başkanımız Trabzon’da çok güzel hizmetler yaptı. Bizim de bunu devam ettirmemiz lazım. Devam eden projeleri de bitirmek lazım. Bunun için aynı aşkla, aynı çalışma azmiyle birlikte bunları halkımızla buluşturmak bizlerin görevidir. Biz tarihimizle hep övünüyoruz. Trabzon öyle bir şehir ki diyoruz, metrekaresine en az 10 sanatçı düşen bir şehir diyoruz. Tarihimizi gençlerimize öğretebilirsek ve böyle eserler bırakabilirsek ne mutlu bize. Burada en çok görev yerel yöneticilere düşüyor. Sizlerle birlikte şehrimizi kültürel anlamda yönetmekten onur duyacağımı da belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Kentte raylı sistem serüveni, o dönemlerde 1 milyona yaklaşan nüfus yoğunluğu ve toplu ulaşım ihtiyacı nedeniyle Osmanlı Padişahı Abdülaziz’in izni ve imtiyazıyla 30 Ağustos 1869 tarihinde “Dersaadet Tramvay Şirketi”nin kurulmasıyla başladı.
Bu, aynı zamanda kentteki ulaşımın ilk işletmecisi olan İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmelerinin (İETT) kurulduğu tarih olarak da kabul ediliyor.
Şehirde atlı tramvayların kullanılması için daha rahat ray döşenmesi amacıyla Tophane- Beşiktaş güzergahındaki Arnavut kaldırım taşları kaldırıldı. Yerlerine parke taşlarıyla beraber raylar konuldu.
Atlı tramvay, deneme seferlerinin ardından Tophane Meydanı’nda 31 Temmuz 1871’deki açılışla Azatkapı-Beşiktaş arasında hizmet vermeye başladı.
Halkın yoğun talep göstermesi sebebiyle Eminönü-Sirkeci-Beyazıt-Aksaray ile Aksaray- Yedikule arasında da yeni hatlar kuruldu.
Hızla yaygınlaştırılan hatlarda 430 at ve 45 tramvayla toplu ulaşım hizmeti verildi.
Balkan Savaşı’nın 1912 yılında başlamasıyla atlı tramvay hizmeti veren şirketin bütün atları, devlet tarafından satın alınıp ordu hizmetinde kullanıldı.
Kısa bir aranın ardından 1913 yılında Silahtarağa’da elektrik fabrikasının kurulması üzerine elektrikli tramvaylara geçiş süreci başladı.
Kentte 11 Şubat 1914’de tramvaylara ilk elektrik verilirken 20 Şubat 1914 tarihinde ise Karaköy Meydanı’nda İstanbul Şehremini Vekili (Günümüzde İBB Başkanvekili) Bedri Bey’in açılışını yaptığı törenle elektrikli tramvay Karaköy-Ortaköy hattında ilk seferini yaptı.
İstanbul’da toplu ulaşımda dönüm noktası olan elektrikli tramvay, daha sonra Galata Köprüsü’nden geçti.
Süreç içerisinde, Üsküdar- Kısıklı, Bağlarbaşı- Haydarpaşa, Üsküdar-Haydarpaşa, Fenerbahçe-Bostancı- Moda hattı, Fatih- Edirnekapı ile Bağlarbaşı- Karacaahmet tramvay hatları kuruldu.
Elektrikli tramvayların, özellikle 1930’dan itibaren kentte toplu ulaşım için taksilerin, otobüslerin ve dolmuşların kullanılmaya başlamasıyla, hızlı gitmediği ve trafiği aksattığı yönündeki gerekçeler öne sürüldü. Bu nedenle Avrupa Yakası’nda 12 Ağustos 1961, Anadolu Yakası’nda ise 3 Ekim 1966 tarihinde son seferini yaptı.
Bırakılan son iki hat Üsküdar- Kadıköy ile Kadıköy- Hasanpaşa seferleri de 14 Kasım 1966’da kaldırıldı.
24 yıllık aradan sonra elektrikli tramvaya dönüş
Daha sonra 1966 yılı öncesi işletmede hizmet veren tramvay araçlarından kullanılabilir durumda olan üçü yenilenip 24 yıllık aradan sonra “Nostaljik Tramvay” adıyla 29 Ocak 1990’da Taksim-Tünel güzergahında yolcu taşımaya başladı.
T1 Kabataş- Bağcılar Tramvay Hattı’nda Aksaray-Beyazıt 13 Haziran 1992, Sirkeci-Beyazıt 10 Temmuz 1992, Aksaray-Topkapı 29 Aralık 1992, Topkapı- Zeytinburnu kısmı 10 Mart 1994, Sirkeci-Eminönü kısmı 20 Nisan 1996, Eminönü-Fındıklı kısmı 30 Ocak 2005, Fındıklı-Kabataş kısmı 29 Haziran 2006, T2 hattı olarak Zeytinburnu-Bağcılar kısmı 16 Eylül 2006’da hizmet vermeye başladı. T1 ve T2 hattı da 3 Şubat 2011’de birleşti.
İstanbul’da günümüzde Kabataş-Bağcılar başta olmak üzere T3 Kadıköy-Moda Tramvay Hattı, T4 Topkapı-Mescid-i Selam Tramvay Hattı ve T5 Eminönü-Alibeyköy Tramvay Hattı İstanbullulara hizmet veriyor.
Elektrikli tramvaylar, bugün raydan çıkma, arıza, sefer iptalleri ve yoğunluk şikayetleriyle de zaman zaman gündeme geliyor.
Elektrikli tramvay haricinde raylı sistem olarak 10 metro hattı ile Karaköy- Beyoğlu Tarihi Tünel Füniküler Hattı dahil olmak üzere 3 füniküler hattı daha kente hizmet veriyor.
]]>Romanya’nın başkenti Bükreş’te gerçekleştirilen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda kadınlar kategorisinde müsabakalar sona erdi. Şampiyonada Kadın Milli Takımı, Avrupa ikincisi oldu. Kadın Güreş Milli takım; 3 altın, 1 gümüş, 1 bronz madalyayla organizasyonu 107 puanla ikinci sırada tamamladı.
Türkiye’ye 68 kiloda Buse Tosun Çavuşoğlu, 72 kiloda Nesrin Baş ve 76 kiloda Yasemin Adar Yiğit altın, 50 kiloda Evin Demirhan Yavuz gümüş, 53 kiloda ise Zeynep Yetgil bronz madalya kazandırdı.
Milliler, THY’ye ait TK1044 sefer sayılı uçakla öğle saatlerinde İstanbul’a geldi.
Efrahim Kahraman: “Tarih yazan bir takımız”
İstanbul Havalimanı’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kadın Güreş Milli Takımı Teknik Direktörü Efrahim Kahraman, “Müsabakalar beklediğimiz gibi oldu. Olimpiyat öncesi zor bir Avrupa Şampiyonası geçirdik. Biz tarih yazan bir takımız. Gerçekten burada kızlarımız adeta savaştı. Terlerinin son damlasına kadar mücadele eden tüm sporcularımızı tebrik ediyorum. Buraya kolay gelinmiyor şuan bizim Olimpiyatlara iki kotamız var. Şimdi başlıyoruz daha devam edecek. İnşallah olimpiyatlara tak takım gitmek istiyoruz” diye konuştu.
Yasemin Adar Yiğit: “2024 yılı kadın güreşinin tarih yazacağı bir yıl olacak”
Kadın güreşinde başarılarının yükselmeye devam ettiğini belirten Yasemin Adar Yiğit, “Takımın parçası olduğum için çok gururluyum. Benden başka üç tane daha altın madalya alan sporcumuz var. Gümüş madalya alan ve bronz madalya alan sporcular da var. Takım halinde de Avrupa ikincisi olduk. 2024 yılı kadın güreşinin tarih yazacağı bir yıl olacak diyebilirim. Bu sebepten dolayı da bütün takım arkadaşlarıma ve bize destek olan bakanlığımız ve federasyonumuza çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Sporcu olmak isteyen genç kuşaklara da çağrıda bulunan milli gürelçi, “Güreş branşı zor bir branş, bana ilk zamanlar bu sporu yapamayacağımı söyleyenler çok olmuştu ama ben bunlara hiçbir zaman inanmadım ve kendi bildiğim doğrultuda hayallerim için mücadeleye devam ettim. Onlar da hayalleri için mücadele etmeye devam etsinler ve ülkelerinin en iyi şekilde temsil edip bayrağımızı dalgalandırsınlar” dedi.
Buse Tosun Çavuşoğlu: “Tarihi bir başarıya imza atarak dönüyoruz”
Kadın güreşinin sürekli zirvede olan bir branş olduğunu aktaran Buse Tosun Çavuşoğlu ise, “Bizler 2022 yılında Avrupa şampiyonu olmuştuk. Bu sene ülkemize ikinci olarak dönüyoruz ama tarihi bir başarıya imza atarak dönüyoruz. 3 altın madalyayla gerçekten çok zorlu bir müsabaka atlattık diyebiliriz” açıklamasında bulundu.
Nesrin Baş: “Çok mutlu ve gururluyum”
Nesrin Baş da, şampiyonaya çok iyi hazırlandıkları ifade ederek, “Çok iyi emek verdik, çok çalıştık ve sonunda güzel dereceler elde ettik. Takımımız gerçekten çok iyi tarih yazmış bir takımız. Avrupa ikincisi olduk. Ülkeme altın madalyamı kazandırdım. Çok mutluyum ve çok gururluyum” değerlendirmesinde bulundu. – İSTANBUL
]]>BAYBURT – Bayburt’ta İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünde öğrenci olan 73 yaşındaki Veysel Gider bir yandan derslerine çalışıyor, bir yandan vize ve finallerine hazırlanıyor, bir yandan da derslerini aksatmayacak şekilde kitap yazıyor. Okuduğu bölümden hareketle ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap kaleme alan Gider, kitabını yüksek maliyetlerden dolayı bastıramamaktan dert yandı.
Uzun yıllardır gazetecilikle ilgilenen, araştırmacı yazar olarak bilinen ve Bayburt tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Gider, 71 yaşında hayalini kurduğu Tarih Bölümünü kazanarak, gençlere örnek olmuştu. 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte Tarih Bölümünde aynı sıraları paylaşan Gider, derslerine çok çalıştığını, notlarının da iyi olduğunu söyledi.
Okumayı çok sevdiğini ve hayatı boyunca sayısızca kitap okuduğunu vurgulayan Gider, okuduğu bölümle alakalı ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap yazdı. Üniversite 2’nci sınıf öğrencisi olan Gider, hayallerini bir bir gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
“İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek için 70 yaşından sonra üniversiteye başladım”
Üniversite okuma hayalini 70 yaşından sonra gerçekleştirdiğini aktaran Gider, “70 yaşından sonra üniversite okumaya başladım, Tarih Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. En küçük oğlum Mürsel Yusuf’ta aynı bölümde benimle birlikte öğrenim görüyor. İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek adına 70 yaşından sonra üniversiteye başlamış oldum. Bu konu şuydu; bir şeyler yazıyoruz, adımız araştırmacı yazara çıkmış ama akademik bir terbiye var mıdır diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım, daha sonra bu işe bismillah diyerek adım attım ve 70 yaşından sonra üniversite kazanarak bu bölüme girmiş oldum” dedi.
“Tarih konularında hep yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulmuş bu konu beni rahatsız etti”
Akademik terbiyeyle kitap yazmak için işe koyulan Gider, bir konuya dikkat çekti. Tarih konularında ağırlıklı olarak yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulduğunu, kaynak olarak gösterildiğini iddia eden Gider, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirterek, “Akademik bir terbiyeyle bir şeyler yazayım diye düşündüm ve özellikle aklıma tarih metodolojisi konusu takıldı. Tarih metodolojisinde dikkat ettim, genellikle yabancıların bilgilerine başvurulmuş, onların ortaya koyduklarını biz gerçek olarak almışız. Peki yabancılar bu işi doğru yapmamış mı diye soracaksınız, mutlaka yabancıların bu konularda haklı oldukları çalışmalar vardır ancak bazı yabancı tarihçilerin Türkler için, Müslümanlar için iyi çok iyi şeyler düşünmediği herkesçe biliniyor, tabii doğrusunu yazan tarihçiler de yok değil. Genellikle batılı yazarların, tarihçiler dahil olmak üzere Türkler üzerindeki olumsuz düşünceleri herkes tarafından bilinmektedir. O nedenle yabancı yazarlardan alıntılar, bir süre sonra kafama takılmaya başladı. Müslüman Türk tarihçisi olarak nasıl bir yol izleyebiliriz diye düşündüm ve işe koyuldum. Birinci sınıfın sonlarına doğru ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ adlı bir kitap kaleme aldım. Kırıntı ve kırpıntılar üzerine tarih yazılabilir mi düşüncesiyle böyle bir çalışmayı ortaya koydum ama bastırma imkanım olmadı. Osmanlıcam iyidir, tarihle ilgili diğer konularda bilgi sahibiyim, Allah nasip ederse ileride bazı çalışmaları da gerçekleştirmek istiyorum, inşallah bunu başarabilirim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, üniversitemizde çok değerli tarihçi hocalarımız bulunuyor, onların akademik bilgilerinden de yararlanıyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Uzun yıllardır gazetecilikle ilgilenen, araştırmacı yazar olarak bilinen ve Bayburt tarihi üzerine araştırmaları ile tanınan Gider, 71 yaşında hayalini kurduğu Tarih Bölümünü kazanarak, gençlere örnek olmuştu. 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte Tarih Bölümünde aynı sıraları paylaşan Gider, derslerine çok çalıştığını, notlarının da iyi olduğunu söyledi.
Okumayı çok sevdiğini ve hayatı boyunca sayısızca kitap okuduğunu vurgulayan Gider, okuduğu bölümle alakalı ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli kitap yazdı. Üniversite 2’nci sınıf öğrencisi olan Gider, hayallerini bir bir gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti.
“İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek için 70 yaşından sonra üniversiteye başladım”
Üniversite okuma hayalini 70 yaşından sonra gerçekleştirdiğini aktaran Gider, “70 yaşından sonra üniversite okumaya başladım, Tarih Bölümü 2’nci sınıf öğrencisiyim. En küçük oğlum Mürsel Yusuf’ta aynı bölümde benimle birlikte öğrenim görüyor. İnandığım bir konuyu gerçekleştirmek adına 70 yaşından sonra üniversiteye başlamış oldum. Bu konu şuydu; bir şeyler yazıyoruz, adımız araştırmacı yazara çıkmış ama akademik bir terbiye var mıdır diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım, daha sonra bu işe bismillah diyerek adım attım ve 70 yaşından sonra üniversite kazanarak bu bölüme girmiş oldum” dedi.
“Tarih konularında hep yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulmuş bu konu beni rahatsız etti”
Akademik terbiyeyle kitap yazmak için işe koyulan Gider, bir konuya dikkat çekti. Tarih konularında ağırlıklı olarak yabancı tarihçilerin fikirlerine başvurulduğunu, kaynak olarak gösterildiğini iddia eden Gider, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirterek, “Akademik bir terbiyeyle bir şeyler yazayım diye düşündüm ve özellikle aklıma tarih metodolojisi konusu takıldı. Tarih metodolojisinde dikkat ettim, genellikle yabancıların bilgilerine başvurulmuş, onların ortaya koyduklarını biz gerçek olarak almışız. Peki yabancılar bu işi doğru yapmamış mı diye soracaksınız, mutlaka yabancıların bu konularda haklı oldukları çalışmalar vardır ancak bazı yabancı tarihçilerin Türkler için, müslümanlar için iyi çok iyi şeyler düşünmediği herkesçe biliniyor, tabii doğrusunu yazan tarihçiler de yok değil. Genellikle batılı yazarların, tarihçiler dahil olmak üzere Türkler üzerindeki olumsuz düşünceleri herkes tarafından bilinmektedir. O nedenle yabancı yazarlardan alıntılar, bir süre sonra kafama takılmaya başladı. Müslüman Türk tarihçisi olarak nasıl bir yol izleyebiliriz diye düşündüm ve işe koyuldum. Birinci sınıfın sonlarına doğru ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ adlı bir kitap kaleme aldım. Kırıntı ve kırpıntılar üzerine tarih yazılabilir mi düşüncesiyle böyle bir çalışmayı ortaya koydum ama bastırma imkanım olmadı. Osmanlıcam iyidir, tarihle ilgili diğer konularda bilgi sahibiyim, Allah nasip ederse ileride bazı çalışmaları da gerçekleştirmek istiyorum, inşallah bunu başarabilirim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, üniversitemizde çok değerli tarihçi hocalarımız bulunuyor, onların akademik bilgilerinden de yararlanıyorum” ifadelerini kullandı. – BAYBURT
]]>MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, bugün yaptığı yazılı açıklamada; “MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli Yerel Seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir” dedi.
Semih Yalçın’ın açıklaması şöyle:
“Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bugüne kadar büyük badirelerden geçmiş, milletimiz ciddi imtihanlarla sınanmıştır. Kuruluş yıllarından sonra yaşanan toplumsal çalkantılara, askeri darbelere, vesayet rejimi kurma çabalarına, ülkemizi Batı’nın uydusu konumunda tutma gayretlerine, azgın bölücü eylemlere rağmen; devletimiz bağımsızlığını, milletimiz bütünlüğünü korumayı bilmiştir. Aziz milletimiz; şanlı geçmişinden, sahip olduğu binlerce yıllık tarihi birikimden, köklü bir yönetim ve insan anlayışından beslenen tecrübesini toplum hayatına yansıtarak devletimizi ayakta tutmuştur. Türk milleti; mevcudiyetini hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi, sarsılmaz bir azim ve aşınmaz bir dirençle savuşturmuştur. Milletimizin gösterdiği bu yüksek direnç ve varlık refleksi; daima ilham kaynağımız olmuş, yolumuzu aydınlatmıştır. Milletimizi tarih sahnesinden silmek ve yaşadığımız coğrafyayı parçalara ayırmak üzere emperyalist ülkelerin Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaptığı gizli ve açık anlaşmaların kapısı hala açık tutulmaktadır. Varlığımıza ve topraklarımıza yönelik kirli planlar, bölgede sahneye konulan yeni oyunlar ve vekalet savaşları yoluyla yeniden hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır. Düşman pusuda, içerideki iş birlikçileri de fesat ve tezgah peşindedir. Ancak hem birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etme, hem de Cumhuriyet’imizi ayakta tutma azim ve kararlığı; Milli Mücadele dönemindeki kadar azametli ve caydırıcı surette maşeri vicdanda yaşamaktadır.
MHP, siyasi faaliyetlerini daima bu bilinci diri tutma anlayışıyla sürdürmektedir. Bugün; bekasına yönelik bölücü tehdide karşı Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan, meşru askeri operasyonlarını bile sorgulama aymazlığını gösteren, bu uğurda verdiğimiz şehitleri politika malzemesi yapmaya cüret eden siyasi partiler varken bize düşen, kararlılıkla milletimizin yanında olmaktır. Bilindiği üzere, son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Milli ile hayat sürdüğümüz topraklardaki egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın yılmadan savunulacağı dünyaya ilan edilmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci TBMM’de ise Misak-ı Milli’yi hayata geçirme kararı alınmıştır. Bu tarihi beyannamede yer alan esaslar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi rehberi olmuştur.
Türkiye’de siyaset yapan herkes ve her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir. Misak-ı Milli’ye bağlılık, namus borcudur. Bu gerçekten hareketle denilebilir ki Cumhur İttifakını var eden siyasi ilkeler, Misak-ı Milli’nin günümüzdeki sürümüdür. Partimizin mitinglerimizde kullanacağımız seçim sloganlarından biriside, aynı anlayışa paralel olarak ‘Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin’ şeklinde belirlenmiştir. MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli Yerel Seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde ‘Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin’ diyeceğiz. Partimizin ‘Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin’ temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir.”
]]>