Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılandığı dava kapsamında MHP’li avukat Serdar Öktem ve eski Ankara Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarının şifrelerinin temini için ABD’deki Apple şirketine Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yazı yazılmıştı.
APPLE DETAYLI BİLGİ TALEP ETTİ
Apple söz konusu talebe yanıt verdi. Ensar ve Aykal’ın telefon şifrelerinin neden istendiğine dair daha detaylı bilgi talep eden Apple, “Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız” dedi.
Apple’ın yanıtı şöyle: “Öncelikle, Türk makamlarının söz konusu cep telefonlarının iCloud şifrelerini istediğini anlıyorum. Daha önce de Türk makamlarına bildirdiğim üzere Apple, Apple telefonları veya iCloud hesapları için şifre sağlayamaz. Talep edilen kayıtlardan herhangi birini sağlayabileceğimizi varsayarsak, şifre dahil edilmeyecektir.
İkinci olarak, zaten bildiğiniz üzere, içerik kayıtlarını araştırmak için ABD yasaları bir ABD mahkemesinden arama emri çıkarmamızı gerektirmektedir. Bunu yapabilmek için, bir ABD yargıcının (1) bir suç işlendiğine ve (2) araştırılacak hesabın kanıt içerdiğine inanmak için “geçerli bir neden” olduğuna dair bağımsız bir tespit yapabileceği yeterli olguları ortaya koymalıyız. Başka bir deyişle, geçerli nedeni desteklemek için, talep edilen kanıtın hesap kayıtları arasında bulunacağına ve bu kayıtların suç faaliyetiyle ilgili olduğuna dair inancı destekleyen belirli olgular sunmalıyız. Ayrıca, bir ABD yargıcının, güvenilirliğini değerlendirmek için geçerli nedeni destekleyen kanıtın kaynağını bilmesi gerekecektir.
SORULARA YANIT İSTENDİ
Talebi incelediğimde, Türk yetkililerin Serdar Öktem”in ve Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarında yapılacak aramada cinayetle ilgili kanıt bulunacağına neden inandıklarını anlayamadım. Her bir şüpheli, Serdar Ökten ve Mustafa Ensar Aykal için, lütfen aşağıdaki soruları yanıtlayınız:
1. Bu şüphelinin cinayetteki rolü nedir? Nereden biliyorsunuz? Lütfen verdiğiniz tüm bilgilerin kaynağını kaynaklarını özellikle belirtiniz.
2. Neden şüphelinin telefonunda yapılacak bir araştırmanın cinayetle ilgili kanıt sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Ayrıca, lütfen maktulün ölümüne yol açan ve ölümüyle sonuçlanan olayların kronolojik bir anlatımını sununuz ve bu bilgilerin kaynağını açıklayınız. “Anlaşıldığı kadarıyla…” gibi ifadeler. yeterli değildir. Türk makamlarının her bir önemli olguyu nasıl tespit ettiğini açıklamalısınız.
Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız. Daha fazla zaman gerekiyorsa, lütfen yetkililerin ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu bize bildiriniz. Bu sorulara e-posta ile yanıt verilmesi yeterlidir ve bu talebin işleme alınmasını hızlandıracaktır.
ŞİFRELERİNİ VERMEMİŞLERDİ
Sanıklar Serdar Öktem, Covid19 nedeniyle hafıza kaybı yaşadığını, telefon şifresini hatırlamadığını iddia etmiş, 9 ay soruşturmada görev yapan eski Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal da telefon şifresini paylaşmak istemediğini belirtmişti. Dava sonucunda Serdar Öktem ve dönemin Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal hakkında “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım”, Aykal hakkında ayrıca; “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” suçundan açılan dava dosyasının ayrılmasına karar verilmişti. Öktem tahliye edilmiş, Aykal’ın tutukluluk halinin de devamına karar verilmişti.

Sinan AteşTeknolojiPolitikaCinayetMahkemeGüncelHukukDünyaAppleSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün düzenlediği özel eğitimi başarıyla tamamlayan motosikletli yunus polislerine İl Emniyet Müdürü Engin Dinç tarafından sertifikaları takdim edildi. Yunuslar tarafından törende yapılan gösteri ve operasyon seremonisi ise büyük beğeni topladı. Dinç yaptığı konuşmada, “Yunus polislerimiz aldıkları
üst düzey eğitimlerle hem hız hem de refleks konusunda kendilerini kanıtladı. Başkent halkının huzuru ve güvenliği onların ellerinde” dedi.
Yunusların yakaladığı şüphelilerden 23’ü tutuklandı
Son 1 ayda yunus polisler tarafından yapılan çalışmalarda hakkında aranma kararı bulunan 17 şüpheli yakalandı. Ekipler, narkotik suçuna karışan 73 şüpheliyi de yakalayarak, ilgili birimlere teslim etti. Yakalanan şüphelilerden 23’ü tutuklanarak cezaevine gönderilirken, çalışmalarda ele geçirilen 93 ruhsatsız tabancanın inceleneceği aktarıldı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VAN – Van’ın İpekyolu ilçesinde narkotik polisleri bir minibüste yaptıkları atmada ‘zula’ diye tabir edilen bölmede 24 kilo 100 gram metamfetamin ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.
Van Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu tacirlerine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar çerçevesinde İpekyolu ilçesinde tespit edilen bir minibüste arama yapıldı. Yapılan aramada; minibüsün taban kısmında ‘zula’ diye tabir edilen gizli bölmede 24 kilo 100 gram metamfetamin maddesi ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli şahıs hakkında gerekli adli işlemlere başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince hırsızlıktan elde edilen suç eşyalarının hurdacılara para karşılığı satıldığı tespit edildi. Muratpaşa ve Kepez ilçelerinde faaliyet gösteren 11 iş yerine, 11 ekip ve 39 polis eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. İş yerlerinde yapılan aramada 1 adet su pompası, 1 adet su motoru, 1 adet monitör, 1 adet bilgisayar kasası, 3 adet fişli spiral, 12 adet şarjlı matkap, 1 adet hilti, 1 adet taşlama makinesi, 1 adet akü, 1 adet beton mikser, 1 adet av tüfeği ve kamuflaj kılıfı, 1 adet kütüklük ve kütüklüğe takılı 23 adet av tüfeği fişeği, 1 adet şasisi kazıntı olan motosiklet ve 3 adet bisiklet ele geçirildi. Çalıntı eşyalar muhafaza altına alınırken, 6 iş yeri mühürlendi. Ayrıca 11 iş yerinin tümüne idari para cezası uygulandı. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı, yasadışı bahis soruşturması kapsamında Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’a verilen ‘Ev hapsi’ kararına itiraz etti. Savcılık, Ortaç ve Erbil’in tutuklanmalarını talep etti.
TUTUKLANMALARI TALEP EDİLDİ
Pazartesi günü yasadışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve emniyette işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından, tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bırakıldı. Diğer yandan, Sefa Caner Sarıcam, Esma Sözen, Muzaffer Zorbey Erkoçlar ve sosyal medya fenomeni İbrahim Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bıraılmasına itiraz etti. Başsavcılık Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın tutuklanmalarını talep etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UZUN NAMLULU SİLAHLARLA SALDIRI DÜZENLEYECEKLERDİ
Olay, 31 Ekim günü Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi Mahallesi ara sokaklarında meydana geldi. İddiaya göre, Hakan H. montunun içine koyduğu uzun namlulu silahla arkadaşı Muhammet Metin E. idaresinde motosikletle silahlı saldırı düzenlemeye gitti. Bu sırada asayiş şube müdürlüğüne bağlı motosikletli polis timleri amirliği ekipleri, şahıslardan şüphelenip durdurmak istedi. Polislerin dur ihtarına uymayan şahıslar kaçtı.
POLİSLERE YAKALANDILAR
Yaşanan kovalamaca sonucu yunus polisleri, motosikletli her iki şüpheliyi yakalarken uzun namlulu silah ele geçirdi. Şüpheliler gasp büro amirliğine teslim edildi. Silahlı saldırı yapacağı öne görülen şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Her iki şüphelide çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dün, Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi’nde 34 LS 0371 plakalı kargo firması şoförü Enes Ali Ç., sokakta annesi ile birlikte oyun oynayan 3 yaşındaki Ö.K. isimli çocuğa çapıp ölümüne neden olduktan sonra kendini araca kilitleyip hayatına son vermişti. Olay anına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Anne kriz, şoför şok geçirdi
Meydana gelen olayın güvenlik kamerasında yer alan görüntülerde, annesiyle sokakta dolaşan minik Ö.K, araç çevresinde dolaşırken Enes Ali Çakmak, bir eve kargo bırakıp araca geçiyor. Çakmak, aracı çalıştırıp hareket ettiği esnada Minik Ö.K, aracın çalıştığını fark etmeyip aracın önünden geçiyor. 3 yaşındaki çocuğu görmeyip altına alan Çakmak, olayı fark edip arabadan iniyor. Durumu gören anne kendini yere atıp kriz geçirdiği, şoförün ise büyük bir şokla zıpladığı görülüyor. Ö.K hastaneye kaldırılırken tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şoför Enes Ali Çakmak ise kendini kargo aracına kilitleyip hayatına son verdi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Annesiyle sokakta oynayan çocuğa çarparak ölümüne neden olan sürücü, intihar etti
İSTANBUL – Esenyurt’ta annesi ile sokakta oynayan çocuğa çarparak ölümüne neden olan sürücü, kendisini araç içerisine kilitleyerek intihar etmişti. Olayın güvenlik kamera görüntüsü ortaya çıktı.
Dün, Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi’nde 34 LS 0371 plakalı kargo firması şoförü Enes Ali Ç., sokakta annesi ile birlikte oyun oynayan 3 yaşındaki Ö.K. isimli çocuğa çapıp ölümüne neden olduktan sonra kendini araca kilitleyip hayatına son vermişti. Olay anına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Anne kriz, şoför şok geçirdi
Meydana gelen olayın güvenlik kamerasında yer alan görüntülerde, annesiyle sokakta dolaşan minik Ö.K, araç çevresinde dolaşırken Enes Ali Çakmak, bir eve kargo bırakıp araca geçiyor. Çakmak, aracı çalıştırıp hareket ettiği esnada Minik Ö.K, aracın çalıştığını fark etmeyip aracın önünden geçiyor. 3 yaşındaki çocuğu görmeyip altına alan Çakmak, olayı fark edip arabadan iniyor. Durumu gören anne kendini yere atıp kriz geçirdiği, şoförün ise büyük bir şokla zıpladığı görülüyor. Ö.K hastaneye kaldırılırken tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şoför Enes Ali Çakmak ise kendini kargo aracına kilitleyip hayatına son verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-Mersin’de film sahnesini aratmayan görüntüler: Aracını kalabalığın üzerine sürdü
MERSİN – Mersin’de bir kişi sahil kesimindeki parkta aracını tartıştığı kişilerin üzerine sürerek ezmeye çalıştı, park halindeki diğer araçlara çarparak zarar verdi. Film sahnelerini aratmayan o anlar cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.
Edinilen bilgiye göre olay, merkez Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Kültür Parkta meydana geldi. İddiaya göre, kız arkadaşlarına laf atma meselesi yüzünden iki grup arasında tartışma çıktı. Tartışma devam ettiği sırada, kimliği öğrenilemeyen cip sürücüsü, aracıyla kaldırımdan çıkıp parkta tartışan gençlerin üzerine sürdü. Ardından tekrar yola inen cip sürücüsü, bu kez yol kenarında park halindeki araca çarparak zarar verdi. Hızını alamayan öfkeli sürücü, çığlıklar içerisinde parka kaçan grubun peşinden giderek ezmeye çalıştı, gençlerden birine çarparak yere düşürdü. Sonrasında ise iki grup arasında arbede yaşandı.
Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polisin olay yerine gelmesiyle sakinleşen gruptaki gençlerden bazılarının gözaltına alındığı öğrenildi.
Film sahnesini aratmayan görüntüler cep telefonu kamerasında
Öte yandan film sahnelerini aratmayan olay, cep telefonu kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, iki grubun parkta tartıştığı sırada olay yerine gelen siyah cipin, gençlerin üzerine doğru hızla ilerlediği, ardından kaldırımdan inip yol kenarında park halindeki araca çarptığı anlar ile parka kaçan grubun üzerine sürdüğü, bir gence çarparak yere düşürdüğü anlar yer aldı. Görüntünün devamında ise gençler arasında yaşanan arbedeye olay yerine gelen polis ekiplerinin müdahale ettiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Yunus Emre Mahallesi Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi yakınlarında Ali D. ile Mahmut A. arasında iddialara göre alacak verecek meselesi nedeniyle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışmada Ali D. isimli şahıs Mahmut A.’yı bacağından silahla vurarak yaraladı. Yaralı olayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, aranması olan şüphelilere yönelik çalışma yaptı. Yapılan çalışmalar neticesinde 32 şüpheli yakaladı.
Haklarında çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezası bulunan 11 hükümlü adliyedeki işlemleri sonrası cezaevine teslim edildi. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAKAN TUNÇ: TÜRKİYE BEBEK ÖLÜMLERİNE MÜSAADE ETMEZ
Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan çeteyle ilgili soruşturmada adı geçen hastanelerin ruhsatları bir bir iptal edildi. ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturması ile ilgili konuşan Bakan Tunç, “Türkiye Cumhuriyeti gerek kamu gerek özel hastanelerde bebek ölümlerine müsaade etmez.” ifadelerini kullandı. Tunç, “Dün Sayın Cumhurbaşkanımız Sağlık Bakanımızla bizi kabul etti. Bebeklerin ölümüne neden olan bir durum varsa ne gerekiyorsa yapılması kararlılığını iletti” diye de ekledi.
TAPE KAYITLARI KAN DONDURDU
22’si tutuklu 47 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, 197 suç eylemine ilişkin tape kayıtları yer aldı. Görüşmelerdeki ifadeler kan dondurdu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, suça konu 197 eylem sıralandı. Bu eylemlere ilişkin, şüphelilerin telefon konuşmalarını içeren tape kayıtları ve bunlarla ilgili değerlendirmeler de iddianameye girdi.
ÖRGÜTSEL ŞEMA ORTAYA ÇIKTI
İstanbul’daki “yenidoğan çetesi” soruşturması kapsamında kolluk kuvvetlerince hazırlanan fezlekede, suç örgütünün şeması ve yaptıkları usulsüzlükler yer aldı.


KAHREDEN LİSTE
Soruşturma dosyasındaki uzmanların raporuna göre, çete üyeleri bebekleri, doktorsuz yenidoğan ünitelerine yatırarak, doktor olarak tanıtılan hemşirelerin yanlış tedavileri, besleme eksiklikleri ve pasif ötenazi; yani tedavi etmeyerek ölüme terk etmiş. Bebeklerin ölüm nedenleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlarınce şöyle anlatıldı:
1 – Bebek Melek Süleymanoğlu: Beslenme Eksikliği ve Geç Müdahale
2 – Kerem Muhammet Tokluoğlu: Pasif Ötenazi İddiası… Müdahale etmeyip ölümünü beklediler
3 – Miray Sena Bahadıroğlu: Ani Akciğer Kanaması ve Yetersiz Ventilasyon
4 – Mustafa Sezer: Yetersiz besleme ve yetersiz takip
5 – Bebek Kadan: Hatalı Tanı ve Müdahale Eksikliği
6 – Ayaz Karaduman Vakası: Tedavi Gecikmesi ve Yetersiz Müdahale
7 – Michelle Nwando Opara Vakası: Tedavi Hataları ve Sevk Yanlışları
8 – Bebek Kaya Vakası: Yoğun Bakım Yetersizliği ve Müdahale Eksikliği
9 – Havvanur Karakoç Vakası: Yetersiz Beslenme ve Malnutrisyon
10 – Öykü Helvacı Vakası: Yanlış Resusitasyon ve Tedavi Gecikmesi
11 – Mive Serdarova Vakası: Eksik Cerrahi Müdahale ve Yetersiz Beslenme
12 – Bebek Asilhan Dağlı: Beslenme yetersizliği ve eksik takip
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İŞTE İSTENEN CEZALAR
Sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen’in 10 kez “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve 11 kez uygulanmak üzere “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9’ar aya kadar hapisle cezalandırılmaları, Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapsi isteniyor.
“ŞİKAYET ETME SEBEBİM…”
”Çete faaliyetleri çerçevesinde doktor yerine epikriz raporu yazdığı, usulsüz ilaç satışı yaptığı” ileri sürülen ifadesi iddianameye giren hemşire Hakan Doğukan Taşçı ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir’i, CİMER’e kendisinin şikayet ettiğini anlattı. “Şikayet etme sebebim bebek tüccarlığı yapmasından dolayı” dedi.
“İŞLER ÇIĞIRINDAN ÇIKTIKTAN SONRA TARTIŞTIM”
27 yaşında lise mezunu olan Hakan Doğukan Taşçı, sağlık üzerine faaliyet gösteren bir şirketin sahiplerinden görünüyor.Taşçı’nın iddianameye giren ifadelerinden bir bölümü şöyle: “Beni usulsüz işlerin içine sokan kişi doktor Fırat Sarı’dır. Kendisi hastanede doktor bulundurması gerekirken doktor yerine beni bırakıyordu. Ben de çocukların sağlığı için elimden geleni yapıyordum. İşler iyice çığırından çıktıktan sonra, çocukların sağlığı tehlikeye girdikten sonra bu kişi ile sürekli tartıştım.
“BEBEKLERİN CANINI HİÇE SAYIYORLAR”
Gıyasettin Mert Özdemir 112’de ambulans şoförü olarak çalışır. Ben bu kişiyi CİMER’e şikayet ettim. Şikayet etme sebebim bebek tüccarlığı yapmasından dolayı. Birçok özel hastane ile iş yapar. Genelde hastanelerde başhekimlerle, hastane müdürleri ile anlaşarak, hastanelere dışarıdan yeni doğan bebeklerin yatışını yaptırıyor ve bu işten kar elde ediyor. Bu işlemlerde hastanenin yeni doğan bebekler için uygun olup olmadığına bakmadan, sadece para kazanmak için bebeklerin canını tehlikeye atarak hastanelere sevkini yapıyor. İstanbul dışı sevk organizasyonu için de Serdar Yüksel isimli şahsı kullanıyor.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Cumartesi günü San Gabriel Dağları’nda meydana geldi. Polis, şüphelinin olay yerinden arabayla kaçtığını, ancak kısa bir süre sonra kaza yaptığını bildirdi. Emir Lowe, cinayet şüphesiyle tutuklandı.
Paul Lowe, Londra Sanat Üniversitesi’nde profesördü ve dünyaca ünlü bir foto muhabiriydi. Kariyeri boyunca Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Nelson Mandela’nın serbest bırakılması gibi tarihi olayları fotoğraflamıştı. Özellikle Saraybosna kuşatması sırasında çektiği fotoğraflarla tanınıyordu.
Meslektaşları ve arkadaşları, Lowe’u “nazik, coşkulu ve cesur” bir insan olarak anıyor. Bosna Hersek Büyükelçiliği onu “büyük bir sanatçı” olarak nitelendirdi.
Bu trajik olay, fotoğrafçılık ve gazetecilik dünyasında büyük üzüntüye yol açtı. Lowe’un ani kaybı, onun insani değerlerini ve profesyonel başarılarını bir kez daha gündeme getirdi.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor ve Emir Lowe’un önümüzdeki günlerde mahkemeye çıkması bekleniyor.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, uyuşturucu madde ticareti yaptıkları gerekçesiyle A.B. (30) ve T.P’nin (29) araç ve üzerlerinde yaptıkları aramada 200 gram sentetik uyuşturucu ele geçirdi.
Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri Düzce Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.
Şüphelilerden A.B’nin 10, T.P’nin ise 8 suç kaydı olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzce’de hemşirelik eğitimi gören Merve Apaydın, hafta onu ailesiyle vakit geçirmek için memleketi Sakarya’da çarşı gezisine çıktı. Bu sırada genç kızın cep telefonu çalındı. Çark Caddesi Dar Sokak’ta okul notlarının, kişisel bilgi ve verilerinin bulunduğu telefonu çaldıran genç kız, güvenlik kameralarını izlediğinde hayrete düştü. Görüntülerde, Merve Apaydın’ın bir mağazaya girdiği esnada arkasından gelen kadının telefonu çantadan alması ve hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi yer alıyor.
“Elini uzatıp telefonumu çalması bir oldu”
Yaşananları anlatan Merve Apaydın, “Ailemle çarşıda tur atmak istedik ve ilk mağazaya girerken olay yaşandı. Beğendiğim bir kıyafeti anneme göstermeye giderken arkamdan bir kadının elini uzatmasıyla telefonumu çalması bir oldu. Okulum açılalı daha 3 hafta oluyor. Telefonumda eğitim ve kişisel bilgilerim, öğretmenlerimin gönderdiği slayt bilgileri, arkadaşlarımdan aldığım notlar bütün bilgilerim vardı. Ben çalınan telefonumu uzun zamandır kullanıyordum ve çoğu bilgim gitti. Bu sebeple bir mağduriyet yaşıyorum. Telefonumdaki notlar ve bilgilerim gittiği için şu anda onları toplamaya çalışıyorum” dedi.
“Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı”
Polise şikayette bulunduğunu anlatan Apaydın, “Ben okulum için Düzce’ye döneceğim. Telefonum yok. Arkadaşlarımın yardımıyla bir süre idare etmeye çalışacağım. Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Bir gence böyle bir şey yapılması çok üzücü. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız. Maalesef benim başıma geldi. Umarım başkasının başına gelmez” diye konuştu. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarşı gezisi kabusu oldu, okul verilerinin bulunduğu telefonu çalındı
SAKARYA – Sakarya’da üniversite öğrencisi genç kızın, ailesiyle vakit geçirmek için çıktığı çarşı gezisinde cep telefonu çalındı. Bu anlar saniye saniye güvenlik kamerasına yansırken, saniyeler içinde cep telefonundan olan genç kız, “Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız” dedi.
Düzce’de hemşirelik eğitimi gören Merve Apaydın, hafta onu ailesiyle vakit geçirmek için memleketi Sakarya’da çarşı gezisine çıktı. Bu sırada genç kızın cep telefonu çalındı. Çark Caddesi Dar Sokak’ta okul notlarının, kişisel bilgi ve verilerinin bulunduğu telefonu çaldıran genç kız, güvenlik kameralarını izlediğinde hayrete düştü. Görüntülerde, Merve Apaydın’ın bir mağazaya girdiği esnada arkasından gelen kadının telefonu çantadan alması ve hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi yer alıyor.
“Elini uzatıp telefonumu çalması bir oldu”
Yaşananları anlatan Merve Apaydın, “Ailemle çarşıda tur atmak istedik ve ilk mağazaya girerken olay yaşandı. Beğendiğim bir kıyafeti anneme göstermeye giderken arkamdan bir kadının elini uzatmasıyla telefonumu çalması bir oldu. Okulum açılalı daha 3 hafta oluyor. Telefonumda eğitim ve kişisel bilgilerim, öğretmenlerimin gönderdiği slayt bilgileri, arkadaşlarımdan aldığım notlar bütün bilgilerim vardı. Ben çalınan telefonumu uzun zamandır kullanıyordum ve çoğu bilgim gitti. Bu sebeple bir mağduriyet yaşıyorum. Telefonumdaki notlar ve bilgilerim gittiği için şuanda onları toplamaya çalışıyorum” dedi.
“Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı”
Polise şikayette bulunduğunu anlatan Apaydın, “Ben okulum için Düzce’ye döneceğim. Telefonum yok. Arkadaşlarımın yardımıyla bir süre idare etmeye çalışacağım. Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Bir gence böyle bir şey yapılması çok üzücü. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız. Maalesef benim başıma geldi. Umarı başkasının başına gelmez” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN – Samsun’da polis tarafından düzenlenen operasyonunda 92 bin 400 adet sentetik ecza ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Canik ve İlkadım ilçelerinde operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan 2 kişinin ikamet adreslerinde yapılan aramalarda 92 bin 400 adet sentetik ecza, 1 adet ruhsatsız tabanca, 71 adet tabanca fişeği ve uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 25 bin TL nakit para ele geçirildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da, Afganistan uyruklu çoban E.S. (23), arkadaşının kazayla ateşlediği iddia edilen tabancadan çıkan kurşunla hayatını kaybetti.
Olay, gece saatlerinde Mamak ilçesi Gökçeyurt Mahallesi’nde meydana geldi. Afganistan uyruklu çoban iki arkadaştan H.H’nin (23) iddiaya göre kazara ateşlediği tabancadan çıkan kurşun E.S.’ye isabet etti. İhbar üzerine jandarma ve sağlık ekipleri olay yerine sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde E.S.’nin hayatını kaybettiği belirlendi. E.S.’nin cesedi yapılan incelemeden sonra Ankara Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. H.H. ise jandarma tarafından gözaltına alındı.
Haber-Kamera Gizem ÇORLU-Muhammet BAYRAM ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oturma izni almak için sahte evrak basan şüpheliler operasyonla yakalandı
BURSA – Bursa’da turizm acentesi altında yurt dışında yaşayan yabancı uyrukları kişilerin kimlik, ehliyet ve ikamet izin kartlarının kopyasını bastırıp, ders kitaplarının arasında kargo olarak Fransa’ya gönderen şüphelilere operasyon düzenlendi. Oturma izni almak için sahte evrak düzenleyen 3 şüpheli tutuklanarak ceza evine gönderildi.
Bursa Emniyet MüdürlüğüGöçmen Kaçakçılığı ile Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince, göçmen kaçakçılığı suçunun deşifre edilmesi, suç failleri ve organizatörlerinin yakalanmasına yönelik çalışma başlatıldı. Ekipler danışmanlık ve turizm acentesi altında faaliyet gösteren iş yerlerini yakından takibe aldı. Turizm acentesi adı altında yurt dışında yaşayan yabancı uyruklu şahıslara, yaşadıkları ülkelerin; kimlik kartlarını, ikamet izin kartlarını, sürücü kartlarını asıllarına benzer şekilde bastırarak bahse konu acenteler tarafından bir kargo ile yurt dışına gönderildiğini tespit edildi. Kargoların gönderildiği kargo şubesi ile irtibata geçen ekipler, şüpheli şahıslar tarafından kargoya verilmek üzere 27 adet kargonun bulunduğu görülmüş yapılan incelemede; ders notlarının arasına zarf içine konularak gizlemek suretiyle; çeşitli ülkelere ait kimlik kartı, sürücü kartı, ikamet izin kartı olmak üzere toplam 41 adet sahte kartın Fransa’ ya gönderilmek üzere yakalandı.
Belirtilen kargo paketlerini kargo firmasına getiren şüpheli şahıslara ait 3 işyeri ve ikametlerine yapılan operasyonda; A.K., A.K.E.A isimli 2 şahıs yakalanarak gözaltına alınırken, işyerlerinde ve ikametlerinde yapılan aramalarda; 4 adet diz üstü bilgisayar, 10 adet gönderime hazır çeşitli ülkere ait sahte kimlik belgesi, 3 adet bilgisayar kasası, Bir adet hard disk, 4 adet cep telefonu, Muhtelif kargo ambalaj malzemeleri, 10 adet Arapça yazılı mühür ıstampa baskı metaryeli, bir adet tablet, bir adet para sayma manikası, çok sayıda Arapça yazılı döküman ve 14.524 Amerikan Doları, 400 Euro, 5.154 TL para ele geçirildi.
Yapılan operasyonlar sonucunda yakalanarak gözaltına alınan A.K., A.K.E.A. ve olaya aracı olan S.J. isimli toplam 3 şahıs, haklarında düzenlenen tahkikat evrakları ile birlikte çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Niğde Valiliği tarafından yapılan açıklamada, hakkında işlem başlatılan 231 şahıstan 5’inin adli makamlarca tutuklandığı bildirildi.
Yapılan çalışmalarda 73 adet fişek, 7 adet ateşli silah, 2 adet şarjör ve 1 adet de bıçak ele geçiren ekipler, çeşitli suçlardan aranan 59 şahsı yakaladı, 8 hırsızlık olayını aydınlatarak şüphelileri gözaltına aldı.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan operasyonlarında ise 9 şahsın yakalandığı, gerçekleşen operasyonlarda da, gümrük kaçağı makaron, tütün, 13 adet cep telefonu ile define aramada kullanılan 6 adet materyalin ele geçirildiği bildirildi.
Narkotik operasyonları kapsamında gerçekleştirilen 26 operasyonda yakalanan 26 şahıstan 2’sinin tutuklandığı, 24 şahsın serbest bırakıldığı ifade edildi.
Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele kapsamında da ülkemizde yasal kalış hakkı bulunmayan yabancı uyruklu 11 şahsın Geri Gönderme Merkezine gönderildiği belirtildi.
1 haftalık süre içerisinde yapılan trafik denetimlerinde il genelinde 13 bin 962 aracın denetlendiği, ihlali tespit edilen 3 bin 890 araca cezai işlem uygulandığı, 75 aracın ise trafikten men edildiği ifade edildi. – NİĞDE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgilere göre, 13 Eylül’de merkez Sur ilçesinde kına sonrası evlerine giden Y.L., eşi, çocukları ve diğer aile fertlerinin içinde olduğu 3 araç, Yeşilli Mahallesi’nde oturan akraba husumetlileri tarafından taşlı ve silahlı saldırıya uğramıştı. İçinde çocukların da olduğu araçların saldırıya uğradığı anlar cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedilmişti. Olayda yaralanan olmazken araçlarda maddi hasar oluşmuş ve N.L., F.L., R.L., A.L., M.L. ve R.L, gözaltına alınmıştı.
R.L., M.L. ve A.L., sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı.
Olaya dair yeni görüntüler ortaya çıktı. Çocukların çığlıkları ve saklanma anları cep telefonu kamerasına yansıdı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor Can Cevher Gürler’i dün aralarında çıkan tartışma sırasında darbeden Seracettin D’nin (48), Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlandı.
Adana Adli Tıp Birimi’nde sağlık kontrolünden geçirilen Seracettin D, adliyeye sevk edildi.
Şüpheli, savcılıktaki işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Öte yandan, Seyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan doktorun tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Seracettin D, dün Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor Can Cevher Gürler’i aralarında çıkan tartışma sırasında darbettiği gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’de tarihi eser bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı yapan 5 kişi suçüstü yakalanarak gözaltına alındı.
Mersin İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kentte kaçak kazı yapıldığı bilgini aldı. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, izinsiz olarak kazı yapanların kimlik ve adresini belirledi. Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde Akdeniz ilçesindeki adrese operasyon düzenlendi. Operasyonda tarihi eser bulmak amacıyla kaçak kazı yapan 5 kişiye suçüstü yakalanarak gözaltına alındı. Kaçak kazı olaylarında kullanılan çok sayıda malzemeye Jandarma tarafından el kondu.
Yakalanan define avcıları B.G., Ş.G., M.E., B.G. ve D.G. işlemleri tamamlanmak üzere Jandarma Komutanlığına götürülürken soruşturma sürüyor.
Haber-Kamera: Mustafa ERCAN/MERSİN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filipinler Haber Ajansına (PNA) göre, polis yetkilileri, Guo’nun dün gözaltına alındığı Endonezya’ya gitti.
Endonezyalı yetkililerle yapılan görüşmenin ardından Guo’yu teslim alan Filipin polisi, eski belediye başkanını uçakla ülkeye getirdi.
Antara News’in haberine göre de Endonezya Ulusal Polisi, Guo’nun iadesi karşılığında Endonezya Ulusal Narkotik Ajansı tarafından uyuşturucu kaçakçılığından aranan Avustralyalı Gregor Johann Haas’ın iadesi için Filipin hükümeti ile görüşmeler yürütüyor.
Filipinli yetkililer, mart ayında Alice Guo’nun belediye başkanlığını yaptığı Tarlac ilinin Bamban bölgesinde “geniş bir dolandırıcılık merkezi” tespit etmişti.
Guo’nun bu merkezleri koruduğunu savunan yetkililer soruşturma başlatmış, Filipin polisi de bu merkezlere baskın düzenlemişti. Baskında, aralarında Çinli ve Vietnamlıların da bulunduğu yüzlerce işçinin zorla çalıştırıldığı ortaya çıkmıştı.
Guo ve bağlantılı 35 kişi hakkında kara para aklama suçlamasıyla Adalet Bakanlığı nezdinde birden fazla dava açılmıştı.
Filipinler Senatosu tarafından hakkındaki iddialara ilişkin ifadeye çağrılan Guo Senato’ya gelmeyi reddetmiş, eski belediye başkanı hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Belediye başkanlığı yaptığı bölgede tespit edilen “dolandırıcılık merkezlerini” korumak, kara para aklamak, suç örgütleriyle bağlantılı olmakla suçlanan Guo’nun “Çin adına casusluk” yaptığı da iddialar arasında yer alıyor.
Temmuz sonunda ülkeyi terk ederek Malezya, Singapur ve en son Endonezya’ya kaçtığı bilinen Guo, dün Endonezya’da yakalanarak gözaltına alınmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde çalışma gerçekleştirildi. İl genelinde 1-31 Ağustos 2024 tarihinde yapılan çalışmalarda 145 olaya müdahale edildi. Yapılan çalışmalar çerçevesinde işlem yapılan 236 şüpheliden 119’u tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Çalışmalarda yapılan aramalarda ise 502 gram metamfetamin, 29 bin 93 adet sentetik ecza hapı, 1 kilo 906,69 gram esrar, 571 adet uyuşturucu hap, 514,63 gram bonzai, 11 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 8 adet hassas terazi, 4 adet av tüfeği, 3 adet tabanca, 4 adet şarjör ve 11 adet tabanca fişeği ele geçirildi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, saat 11.30 sıralarında Buca ilçesinde meydana geldi. İddiaya göre, Menderes Caddesi ile Koşuyolu Caddesi üzerinde 03 AET 894 plakalı araç sürücüsü G.T., tehlikeli bir şekilde U dönüşü yaptı. Bu esnada durumu fark eden polis ekipleri, araç sürücüsünü durdurdu. Bir süre sonra polislere sözlü hakarette bulunan şahıs; önce polis aracının aynasını kırdı, ardından polise yumuk attı. Ekipler ise şahsı kontrol altına alabilmek için biber gazı sıktı. Yaşanan o anlar cep telefonu kamerasına yansırken, ekipler tarafından gözaltına alınan G.T., sağlık kontrolünün ardından ifadesi alınmak üzere polis merkezi amirliğine götürüldü. İfade işlemlerinin ardından G.T.’nin mevcutlu olarak adliyeye sevk edileceği öğrenildi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, Yalova Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince bir araçta yapılan kontrolde, satışa hazır vaziyette 390 adet epimedium içerikli toplamda 89 kilo 700 gram bitkisel macun ele geçirildi. Polis araç sürücüsüyle ilgili adli tahkikat başlattı. – YALOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Su, Valilikte düzenlenen basın toplantısında, beraberinde İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya ve İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Selçuk Yıldırım ile 1 Ocak 2023 ile 29 Şubat 2024 tarihleri arasında kentte terör, asayiş, güvenlik, uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı ve siber suçlara yönelik gerçekleştirilen çalışmalarla ilgili bilgi paylaştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ve bakanların koordinesinde kamu ve özel sektör olmak üzere ilde her sektörde çok önemli yatırım, çalışma ve hizmetlerin gerçekleştirildiğini belirten Su, ilin huzur ve güvenliği için de önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Su, vatandaşların huzur ve güvenliği için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini ifade ederek, ilin huzuru ve güvenliği için bir taraftan önleyici kolluk hizmetleri yürüttüklerini, diğer taraftan da suçluların yakalanması ve olayların aydınlatılmasına yönelik savcıların talimatları doğrultusunda güvenlik kuvvetlerinin çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
19 terör eylemi engellendi
İlde terör örgütlerine yönelik çok önemli çalışmalar yapıldığını belirten Su, şunları söyledi:
“Önleyici kolluk hizmetleri önemli. Bu konuda da yoğun bir çaba gerçekleştirdik. 19 terör eylemi yapılmadan engellenmiştir. Terör örgütlerine yönelik kırsalda 13 bin 349, merkezlerde 512 operasyon gerçekleştirdik. Bu operasyonlarda, 44 terörist etkisiz hale getirildi, 1937 şahıs gözaltına alındı, bunlardan 222’si tutuklandı, 372’si hakkında da adli kontrol kararı verildi. Güvenlik kuvvetleri terörizmin finansmanına yönelik de 2 önemli operasyon gerçekleştirdi ve 34 şüpheli gözaltına alındı. Bu şüphelilerden 9’u tutuklandı.”
Vali Su, organize suç örgütlerine yönelik de ciddi çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirerek, bu kapsamda düzenlenen 111 operasyonda 313 şüphelinin gözaltına alındığını, bu şüphelilerden 102’sinin tutuklandığını, 86’sı hakkında da adli kontrol kararı verildiğini aktardı.
Uyuşturucuyla mücadele
Diyarbakır’da uyuşturucuyla ilgili hem önleyici tedbirler hem de bu işle iştigal edenlerin yakalanmasına yönelik emniyet ve jandarmanın çok önemli çalışmalar yaptığını aktaran Su, şunları kaydetti:
“İlimizde uyuşturucu madde imal edenlere, ticaretini yapanlara, kullananlara, bunlara yardım edenlere yönelik 7 bin 689 operasyon gerçekleştirdik. Şüpheli 8 bin 451 şahsı yakaladık, bunlardan 1271’i tutuklandı, 253’ü hakkında da adli kontrol kararı verildi. 58 ton 748 kilo 562 gram esrar, 103 milyon 19 bin 31 kök skunk ve kenevir bitkisi ele geçirdik. 5 kilo 412 gram eroin, 3 kilo 865 gram kokain, 90 kilo 299 gram metafetamin, 141 bin 308 ecstasy sentetik ecza gibi maddeleri ele geçirdik. Bunların imhasını gerçekleştirdik.”
Kentte asayiş olayları ve mala karşı işlenen suçlar azaldı
Su, 2023’ün ilk iki ayı ile 2024’ün ilk iki ayını karşılaştırdıklarında kişilere karşı işlenen asayiş suçlarında yüzde 1,5’luk, mal varlığına karşı işlenen suçlarda da yüzde 30 azalma olduğunu tespit ettiklerini belirtti.
Göçmen kaçakçılığıyla ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin de bilgi veren Su, organizatör ve düzensiz göçmenlere yönelik 27 operasyonun yapıldığını söyledi.
Operasyonlarda 78 şüphelinin gözaltına alındığını, bunlardan 45’nin tutuklandığını, 16’sı hakkında da adli kontrol kararı verildiğini ifade eden Su, 1714 düzensiz göçmenin yakalandığını, bunların geri gönderme merkezlerine sevki ve sınır dışı edilme işlemlerinin yapıldığını belirtti.
Siber suçlara yönelik mücadeleye de değinen Su, “Siber suçlarla ilgili 51 operasyon gerçekleştirdik. Şüpheli 239 kişi gözaltına alındı, bunlardan 155’i tutuklandı, 37’si hakkında da adli kontrol kararı verildi.” dedi.
Vali Su, vatandaşların huzuru ve güvenliği için aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
]]>İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuksuzlar sanık Ogün Samast ve Ersin Yolcu, Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’in de aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar da tutuklu bulundukları cezaevlerinden duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı.
Dink ailesinin avukatı ve sanık avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada ayrılan dava kapsamındaki ilk savunmasını yapan sanık Samast, iddianameye konu eylemleri daha önceki yargılandığı davada anlattığını, olayın üzerinden yaklaşık 19 sene geçmesi nedeniyle cinayete ilişkin sanıklar Erhan Tuncel ve Yasin Hayal arasında geçen konuşmaları hatırlamadığını iddia etti.
“Arkamız sağlam’ konuşmalarını duydum”
Erhan Tuncel’in evine 2-3 kez gittiğini, burada Tuncel ve Yasin Hayal arasında “arkamız sağlam” konuşmalarını duyduğunu aktaran Samast, şu savunmayı yaptı:
“Ben bu olayı Erhan’ın bildiğini bilmiyordum. Biz Erhan’ın evine sohbet için gidiyorduk. Bir taraftan Yasin de beni tehdit ediyordu. ‘İşten vazgeçersen sen de bedel ödersin.’ diyordu. Bu olayı yapmamın en büyük sebebi Yasin’in beni tehdit etmesi. Yasin sıradan vatandaş değil. Bir sürü eylemi var. Hiç istemediğim olaya Yasin yüzünden dahil oldum.”
Mahkeme heyeti başkanının, “Yasin Hayal seni askerden, jandarmadan, polisten herhangi biriyle tanıştırdı mı, herhangi bir kuruma gittiniz mi?” sorusunu yanıtlayan Samast, “Hayır tanıştırmadı ve gitmedik.” dedi.
“Karman çorman bir dava oldu bu”
Erhan Tuncel’in evinde geçen konuşmaları net hatırlamadığını da öne süren Samast, “Olaydan sonra panik havası oldu. Ben de, ‘Trabzon’a gideyim ne olacaksa olsun.’ dedim. Karman çorman bir dava oldu bu. Biz örgütten de ceza aldık.” diye konuştu.
Sanık Samast, Ramazan Akyürek’in avukatının “Ramazan Akyürek’le daha önce tanıştınız mı ve Hrant Dink’i öldürmeniz için doğrudan talimat aldınız mı?” sorusuna karşılık da, tanışmadıkları ve talimat almadığı yanıtını verdi.
Duruşmada söz verilen diğer sanıklar ise bir diyeceklerinin olmadığını beyan etti.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosyanın, mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderilmesine ve sanık Samast hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı yönündeki adli kontrol tedbirinin devamına karar verdi.
Tanık Ali Fuat Akdağ hakkında zorla getirme emri düzenlenmesini kararlaştıran heyet, sanıklar Tuncel ve Hayal’in avukatlarının olay yerinde keşif yapma talebini ise reddetti.
Duruşma 29 Mayıs’a ertelendi.
Davanın geçmişi
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Dink cinayetine ilişkin kararını 26 Mart 2021’de açıklamıştı.
Bazı sanıklara değişen oranlarda hapis cezası veren heyet, aralarında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de bulunduğu 13 sanığın dosyasını ayırmış, ölen sanık Şeref Ateş hakkındaki davanın ise düşmesine karar vermişti.
Heyet, kararda bazı sanıklar hakkında başkaca suçlardan işlem yapılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına hükmetmişti.
Mahkemenin suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, 15 sayfalık yeni bir iddianame hazırlanmıştı.
İddianamede, Hrant Dink’in, azmettiriciler Yasin Hayal ve grubunca tasarlanıp tetikçi Ogün Samast tarafından öldürüleceğinden sanıklar Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Faruk Sarı, Yahya Öztürk ve Adem Sağlam’ın önceden haberdar oldukları, görev, yetki ve konumları gereği cinayeti önleme yükümlülükleri bulundukları, cinayeti işleyecek örgüte operasyon yapmayıp Dink’e şahsi, fiziki ve mekansal koruma sağlamayıp FETÖ’nün yıkıcı emelleri doğrultusunda hareket ettikleri belirtiliyor.
Sanıkların cinayetin önlenmesi ve müdahale edilmesi noktasında yetki ve sorumlulukları bulunmasına rağmen olay tarihine kadar görevlerini yerine getirmekte kasıtlı olarak ihmalli davrandıkları ve cinayetin işlenmesini sağladıkları anlatılıyor.
İddianamede, dönemin Trabzon Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürü sanık Yahya Öztürk ve komiser yardımcısı sanık Adem Sağlam’ın “anayasayı ihlal”, “belli bir yükümlülüğün ihmaliyle kasten öldürmeye neden olmak” ve “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve 22 yıl 6’şar aydan 35’er yıla kadar hapisleri talep ediliyor.
Sanıklar Ramazan Akyürek, Faruk Sarı ve Ali Fuat Yılmazer’in “anayasayı ihlal” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisleri öngörülen iddianamede, sanıklar Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Tuncay Uzundal, Erhan Tuncel, Ersin Yolcu, Ahmet İskender’in “terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçundan 5’er yıldan 10’ar yıla kadar hapisleri isteniyor.
Samast hakkındaki yeni dava 11 sanıklı dosyayla birleşti
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca cinayetin tetikçisi Ogün Samast hakkında hazırlanan iddianamede de Arat, Delal, Hasrof ve Rahil Dink ile Sera Dink Nazarıan “müşteki” olarak yer alırken, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin suç duyurusunda bulunduğu kaydediliyor.
Yasin Hayal’in “suç örgütü yöneticisi olmak”, Erhan Tuncel ve Ogün Samast’ın ise “suç örgütü üyesi olmak” suçundan ceza aldıkları ifade edilen iddianamede, Samast hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin somut delil elde edilemediği anlatılıyor.
İddianamede, Samast hakkında ele geçirilen bir kısım delillerin örgütün yönetici ve üyeleriyle belli bir irtibatının olduğunu, bu irtibatla şüpheliler Tuncay Uzundal, Zeynel Abidin Yavuz, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ersin Yolcu ve Ahmet İskender’le Samast’ın Dink cinayetini işlerken ve sonrasında örgütün çıkar ve amaçları doğrultusunda hareket ettiğini ortaya koyduğu aktarılıyor.
Ogün Samast’ın “suça sürüklenen çocuk” olarak yer aldığı iddianamede, Samast’ın FETÖ kapsamında “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi isteniyor. Samast’ın, olay tarihinde yaşı 18’den küçük olduğu için bu suç üçte bir oranında düşürülürken, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yapılan yarı oranındaki artırımla yine aynı cezaya çarptırılması öngörülüyor.
Samast hakkındaki bu dava, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki “anayasayı ihlal”, “belli bir yükümlülüğün ihmaliyle kasten öldürmeye neden olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “terör örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçlarına ilişkin 11 sanığın yargılandığı dava dosyasıyla birleştirilmişti.
Samast 15 Kasım’da tahliye edilmişti
Dink cinayetinin tetikçisi Ogün Samast, İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 25 Temmuz 2011’de Hrant Dink’e yönelik eyleminden dolayı “tasarlayarak öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılmıştı. Olay tarihinde Samast’ın 16 yaşını bitirmiş, 17 yaşını tamamlamamış olduğunu belirten mahkeme, Samast’ın cezasını üçte bir oranında indirim uygulayarak 21 yıl 6 aya düşürmüştü.
Samast’ı “ruhsatsız silah taşımak” suçundan da 2 yıl hapis ve 900 lira adli para cezasına mahkum eden mahkeme, olay tarihindeki yaşını göz önüne alarak bu cezayı da 1 yıl 4 ay hapis ve 600 lira adli para cezasına çevirmişti.
Öte yandan Samast, cezaevindeyken hakkında Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından cezaevindeki gardiyanlara saldırdığı gerekçesiyle açılan dava kapsamında 5 yıl 1 ay 13 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.
Samast, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan koşullu salıverilme kapsamında 15 Kasım’da tahliye edilmişti.
]]>Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta 1-29 Şubat tarihleri arasında İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirme yaptı. Usta yaptığı açıklamada, “2024 yılı Şubat ayı içerisinde Bingöl’ümüzün güvenlik ve asayişine yönelik yapılan 01 Şubat – 29 Şubat günlerini kapsayan 1 aylık süreçteki güvenlik güçlerimizin çabalarına ilişkin siz değerli hemşehrilerimizi ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Bingöl’ün huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden azim ve kararlılıkla çalışıyoruz. Amacımız siz kıymetli vatandaşlarımızın huzur ve güven içerisinde yaşamasını sağlamak; suçun önlenmesi, azaltılması ve suçluların yakalanması konusunda kararlılıkla çalışmaktır. İlimiz genelinde aldığımız tedbirlerle suç işleyenlere ve halkımızın huzurunu bozanlara göz açtırmıyoruz. Ne kadar büyük ve çok olurlarsa olsunlar aramızda dolaşan kriminal kişilerin peşini bırakmayacak ve adalete teslim edeceğiz. Bu kapsamda; 2024 yılının Şubat ayında il genelinde genel asayiş ve kamu düzeninin sağlanması ile suç ve suçlularla mücadele edilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda 0-5 yıl arası aranan 60 şahıs, 5-10 yıl arası aranan 5 şahıs, 10 yıl üzeri aranan 5 şahıs, İiadeye yönelik aranan 132 şahıs, olmak üzere toplam 202 şahıs yakalanmış, 70 şahıs tutuklanmıştır” dedi.
Vali Usta, “Asayiş suçları kapsamında ilimiz genelinde gerçekleşen hırsızlık olaylarında 56 olay aydınlatılmış, olaylarda ise 156 şahıs yakalanmış, 1 şahıs tutuklanmıştır. Umuma açık iş yerlerine yapılan denetimlerde 40 işyerine toplam 17 bin 404 TL idari para cezası uygulanmıştır. Asayiş olaylarında ilimiz genelinde 15 tabanca, 3 kurusıkı tabanca, 11 av tüfeği ve 1 uzun namlulu silah olmak üzere toplam 30 silah yakalanmıştır. Olaylarda 1 adet çalıntı araç, 1 adet motosiklet, 1 adet üç tekerlekli seyyar araba, 4 adet araç hoparlörü, muhtelif inşaat malzemeleri ve toplam 500 metre bakır kablo ile hayvan hırsızlığı kapsamında çalıntı 8 adet küçükbaş hayvan ele geçirilmiş, toplam 851 şüpheli yakalanmıştır. Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında: İlimiz genelinde 8 kaçakçılık, 9 mali, 2 organize ve 1 ulusal güvenliğe karşı olmak üzere toplam 20 olay meydana gelmiştir. Meydana gelen olaylarda 14 şüpheli yakalanmış, 14 şüpheli gözaltına alınmıştır. Ayrıca olaylarda 64 adet cep telefonu, 124 adet sikke, 8000 adet makaron, 38 kg kaçak tütün, 2 adet sahte para, 51 adet emtia eşya, 1 adet tabanca, 156 adet fişek ele geçirilmiştir. Narkotik suçlarla mücadele kapsamında: İlimiz genelinde 71 olay meydana gelmiştir. Meydana gelen olaylarda 91 şüpheli yakalanmış, 8 şüpheli tutuklanmıştır. Olaylarda 43 kg 479 gram esrar, 11,57 gram metamfetamin, 4 adet ecstasy, 2 adet sentetik hap ele geçirilmiştir. TEM suçları kapsamında: İlimiz genelinde şubat ayı içerisinde 363 adet operasyonel faaliyet ifa edilmiş olup yapılan bu operasyonlar neticesinde PKK/KCK bölücü terör örgütü kapsamında 8 şüpheli şahıs, dini istismar eden terör örgütleri kapsamında 3 şüpheli şahıs olmak üzere toplamda 11 şüpheli şahıs yakalanmıştır, Yakalanan bu şahıslardan 4 şahsın ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış 7 şahıs ise mevcutlu olarak sevk edildikleri adli makamlarca haklarınca adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştır. Ayrıca yapılan operasyonlar neticesinde; 4 adet cep telefonu, 4 adet sim kart, 2 USB bellek ve 8 örgütsel kitap/yayın ele geçirilmiştir. Göçmen kaçakçılığıyla suçlarla mücadele kapsamında: İlimizde 5 olay meydana gelmiştir. Meydana gelen olaylarda 2 göçmen kaçakçısı organizatörü tutuklanmış, 15 düzensiz göçmen yakalanarak gerekli idari işlemler yapılmıştır” diye konuştu. – BİNGÖL
]]>Başkent Port-au-Prince’in neredeyse yüzde 80’ini kontrol eden çetelerin liderleri, Başbakan Ariel Henry’nin istifasını talep ediyor.
En güçlü çete liderlerinden biri “Barbekü” olarak bilinen G-9 Ailesi ve Müttefikleri’nin (G9 Fanmi e Alye – G9) başındaki Jimmy Cherizier.
Cherizier paylaştığı bir mesajda, “Haiti polisi ve ordusundan sorumluluklarını yerine getirmelerini ve Ariel Henry’yi tutuklamalarını istiyoruz. Halk bizim düşmanımız değil; silahlı gruplar da onların düşmanı değil” dedi.
Peki eski polis memuru bir suç örgütünün lideri olarak Cherizier nasıl bu kadar güç topladı ki ulusal bir hükümeti devirmeye çalışabiliyor?
Haiti hükümeti bu hafta sonu Port-au-Prince’teki ana hapishanede meydana gelen firar olayının ardından olağanüstü hal ilan etti
Cherizier, son yıllarda Haiti’yi sarsan çete şiddeti dalgasının ana figürlerinden biri olarak öne çıktı.
Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Jovenel Moise’nin öldürülmesinden bu yana Cherizier, ülkenin “yozlaşmış siyasi eliti” olarak tanımladığı kişilere karşı kendisini “devrimci” olarak niteledi.
Öldürülmeden kısa bir süre önce Moise, Ariel Henry’yi başbakan olarak atamıştı; bu nedenle bazıları seçimle gelmediği için Henry’nin meşruiyetini sorguluyor.
Moise’nin yerine yeni cumhurbaşkanı atanmadı ve 2016’dan bu yana seçim yapılmadı.
Cherizier yükselişinde, mesajını iletmek ve silahlı örgütüne takipçi çekmek için sosyal medya platformlarından etkili bir şekilde yararlandı.
YouTube kanalındaki bir röportajında bunun öneminden bahsediyor, “Bu teknolojileri yaratanlara teşekkür ediyorum. Teknoloji bugün bize kendimizi halka sunma fırsatı veriyor. Ben yalan satmıyorum” diyordu Cherizier.
“Ben söylediğim kişiyim. Yaptığımı söyledikleri şeylerin yüzde 99’unu yapmadım… Teknoloji bana kendimi savunma fırsatı verdi” diye ekledi.
Cherizier’in kendini savunma ihtiyacı hissettiği konulardan biri de “Barbekü” lakabını alışıyla ilgili.
AP haber ajansına 2019 yılında verdiği bir röportajda, annesinin sokaklarda tavuk sattığı için bu lakabı aldığını söyleyen Cherizier, insanları ateşe verdiği suçlamalarını reddetti.
ABD ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne göre Cherizier ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu ve hem Washington hem de BM kendisine yaptırım uyguladı.
Dünyanın en kanunsuz ülkelerinden birinde en tehlikeli dokuz suç örgütünden oluşan bir ittifakın başı olan Cherizier, şu anda birçok kişi tarafından Haiti’nin en güçlü çete lideri olarak görülüyor.
Oysa işe polis memuru olarak başlamış. Aralık 2018’de kovulana kadar Haiti Polisi’nin ayaklanmalar ya da protestoları kontrol altına almaktan sorumlu olan Kitle Kontrol Birimi’nde çalışmıştı.
Haitili yetkililer Cherizier’i gecekondu mahallelerinde 2017-2019 yılları arasında yapılan katliamları organize etmekle suçluyor, Cherizier ise bu suçlamaları reddediyor.
O dönemde Haiti’deki Birleşmiş Milletler misyonunun başında bulunan Susan D. Page, Haitili yetkilileri “Polis birimlerinin insan hakları ihlalleri iddialarını” soruşturmaya çağıran bir açıklama yaptı.
Harvard Hukuk Fakültesi Uluslararası İnsan Hakları Kliniği tarafından yayınlanan bir rapora göre, ertesi yıl La Saline’de 71 kişi daha öldürüldü, 11 kadın tecavüze uğradı ve 150 ev tahrip edildi. 2019 yılında ise Bel-Air’de en az 24 kişi öldürüldü.
Haziran 2020’de Cherizier, YouTube kanalı aracılığıyla “G9 Ailesi ve Müttefikleri” olarak bilinen yeni bir ittifak kurduğunu duyurdu.
Başlangıçta bu yapı dokuz çeteden oluşuyordu, ancak bir BM Güvenlik Konseyi raporuna göre o zamandan beri daha fazla çeteyi kapsayacak şekilde büyüdü.
Harvard raporuna göre G9, 2020 yılının ortalarında Cite Soleil’de en az 145 kişiyi öldürmek ve “Moise’nin siyasi rakiplerinin elindeki bölgeleri ele geçirmek için” çok sayıda kadına tecavüz etmekle suçlandı.
“Bölge sakinleri, Moise ve partisine seçim desteği sağlamak amacıyla siyasi bağlantıları nedeniyle hedef alındıklarına inanıyor” denilen raporda, “G9’un hem Moise yönetimi hem de Haiti Polisi ile bağları olduğu bildiriliyor” ifadelerine yer verildi.
Haiti Ulusal İnsan Hakları Savunma Ağı da bu iddiaları yineleyerek yerel polisin Cherizier’in korunmasına yardımcı olduğunu iddia etti.
Aralık 2020’de ABD Hazine Bakanlığı, Cherizier ve katliamlara karıştığına inanılan diğer kişilere karşı yaptırım kararı aldı ve çetelerin aralarında çocukların da bulunduğu kurbanları infaz ettiklerini, “daha sonra cesetlerinin yakıldığı, parçalandığı ve hayvanlara yedirildiğini” belirtti.
Cherizier katliamlara karıştığını defalarca reddetti ve kendisinin bölge sakinlerine yardım eden bir toplum lideri olduğunu ve “silahlı bir devrime” öncülük ettiğini söyleyerek, eşitsizlik sistemi ve onu kontrol eden elitlerle savaşmak için “gerekirse her çocuğun eline silah vereceğini” söyledi.
AP’ye verdiği demeçte “Benimle aynı sosyal sınıftan olan insanları asla katletmem. Ben gettoda yaşıyorum. Getto hayatının ne olduğunu biliyorum” diyordu.
Cherizier, silahlı mücadelesinin sadece yoksulların yaşam standartlarını iyileştirmeyi ve barınma, gıda ve temiz su ihtiyaçlarını karşılamayı amaçladığını ve silahlı adamlarının ona siyasi güç verdiğini söyledi.
Haitili bir sivil toplum kuruluşu “Suç çeteleri polisten daha donanımlı ve yetkililer tarafından korunuyorlar” diyordu.
Uluslararası uzmanlara göre Cumhurbaşkanı Möise’nin 2021’de suikasta uğraması örgüt için bir kırılma noktası oldu, zira hükümet korumasını kaybetmesine yol açtı.
Güç gösterisi
Cherizier, basın toplantıları düzenleyerek, şiddet dolu başkentte yürüyüşlere liderlik ederek ve nüfuzunu artırmak için sıklıkla sosyal medyayı kullanarak, kendisini siyasi bir lider olarak tanıtıyor.
Haiti’deki Policite düşünce kuruluşundan Yvens Rumbold, ABD merkezli Washington Post gazetesine “Haydutların sosyal medya olmadan Haiti’deki kadar güçlü olmaları mümkün değil” dedi.
Cherizier, YouTube hesabını G-9’un kuruluşunu duyurmak ve polisin mevcut başbakanı tutuklamasını talep etmek için kullandı ve Twitter’dan mevcut yönetici sınıfın ortadan kaldırılması için yönetimin ele geçirilmesi çağrısında bulundu.
Bu arada TikTok’ta, diğer çetelerin liderlerinden, çetelerin fikirlerini yayan rapçilere kadar, Port-au-Prince sokaklarında olup bitenler hakkında mesajlar veren başka kişiler de var.
Haiti’deki durum kısmen çetelerin fikirlerinin sosyal platformlar aracılığıyla duyurulmasından kaynaklanıyor.
Ancak gücü sokaklara da oldukça çarpıcı bir şekilde yansıyor.
Ekim 2021’de Moise’nin ölümünün ardından siyasi boşluğu dolduran Başbakan Ariel Henry’nin bir anıta çelenk koyması, Cherizier’in çetesinin ağır silahlı üyeleri tarafından havaya ateş edilerek engellendi.
Kusursuz beyaz bir takım elbise giyen ve her iki yanında adamları bulunan çete lideri, daha sonra olağanüstü bir güç gösterisi yaparak anıta çelenk koydu.
Cherizier defalarca, ülkedeki huzursuzluğun büyük kısmından sorumlu tuttuğu Başbakan Henry’nin istifasını talep etti.
El Cezire televizyonunda Ekim 2021’de verdiği bir röportajda, “Ariel Henry saat 8:00’de istifa etse, 8:05’te tüm barikatları kaldırırız, böylece kamyonlar yakıt deposuna gelip, depolarını doldurabilirler ve böylece kriz biter” dedi.
Haitili yetkililer çetesini, Henry hükümeti üzerinde baskı kurmak amacıyla, 2022’de ülkeyi yaklaşık iki ay boyunca felç eden bir yakıt ablukası organize etmekle suçluyor.
Yakıt kıtlığı Haiti’deki insani durumu daha da kötüleştirdi.
Ablukayı kaldırdığını açıklayan kişi Cherizier oldu. 6 Kasım 2022’de sosyal medyadan yayınladığı bir konuşmada, “Sürücüler depoya korkmadan gelebilirler” dedi.
Organize suçları araştıran medya ve düşünce kuruluşu Insight Crime’a göre G-9 çetesi, suikasta kurban giden Cumhurbaşkanı Moise’e muhalif partilerle bağlantılı olduğu söylenen rakip grup G-Pep ile de kanlı bir savaş yürütüyor.
İki grup arasında silahlı çatışmalar ve yetki alanı kavgaları yaygın ve en yoksul mahallelerden Port-au-Prince’in merkezine kadar yayılıyor.
Geçtiğimiz Temmuz ayında G9 ile G-Pep arasında ateşkes yapıldığına dair haberler geldi, ancak çeteler arasında ve polis ile devlet korumasının yokluğunda ortaya çıkan kanun dışı gruplar arasında çatışmalar devam etti ve yüz binlerce kişi yerlerinden oldu.
Guillermo D. Olmo, Cecilia Barria ve Vanessa Buschschlüter bu habere katkıda bulundu.
]]>Vali Özkan, DSİ 4 Bölge Misafirhanesinde, Vali Yardımcıları Hacı İbrahim Türkoğlu ve Vali Yardımcısı Sait Arcaklıoğlu, 31 ilçe kaymakamı, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul ve İl Emniyet Müdürü Mahmut Karabulut ile toplantı yaptı.
Yaklaşan 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri ile ilgili tedbirleri değerlendiklerini ve genel asayiş, suç ve suçlular ile mücadeledeki son durumu konuştuklarını belirten Özkan, “Konya’mız huzur şehri, Konya’mıza tarım şehri, sanayi şehri, kültür şehri, spor şehri deniliyor. Çok önemli özelliklerinden birisi de tarihten gelen dayanışmanın, sivil toplum ruhunun hakim olduğu, yardımlaşmanın ve huzurun cari olduğu bir şehir. Şehrimizin avantajlarından birisi de suç ve suçlulara müsamahanın daha az olduğu, iyiye, güzele koşturma yönündeki temayülün daha ağırlıklı olduğunu ifade edebilirim. Bu huzur, istikrar ortamının muhafazasına tedbirler alacağız.” diye konuştu.
Özkan, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesi gerekli hazırlıkların tamamlandığını ifade ederek, Konya’da 1 milyon 649 bin 704 seçmenin 5 bin 365 sandıkta oy kullanacağını belirtti.
Seçimlerde 6 bin 437 polis, 2 bin 326 jandarma olmak üzere toplam 8 bin 763 personelin görev başında olacağını vurgulayan Özkan, “Seçimle ilgili bu çalışmalarımız nitelikli bir şekilde etkin, yaygın ve koordineli bir şekilde devam edecektir. Kaymakamlarımız ilçelerinde bu toplantıları yapıp risk analizlerini yaparak tedbirler alacaktır. Adli makamlarımızın gözetim ve denetiminde geçecek olan seçimlerin hayırlı olmasını, kazasız belasız bir şekilde atlatılmasını temenni ederim.” dedi.
Suç ve suçlularla mücadele
Konya’da meydana gelen asayiş olayları, suç ve suçlu ile mücadeledeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Özkan, son 9 ayda malvarlığına karşı işlenen, evden hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçlarda aydınlatma oranının yüzde 91 olduğunu, 59 cinayet olayının ise tamamının aydınlatıldığını vurguladı.
Son 2 ayda hapis cezalı aranan 846 kişinin yakalandığını ifade eden Özkan, şunları kaydetti:
“İl Jandarma Komutanlığınca 17 Ocak’ta icra edilen operasyonda Çumra ilçesinde Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından kiralanan depolardan 1 Kasım 2023’te buğday çalınması olayı ile ilgili 11 şüpheli yakalanmış, 3’ü tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol almıştır. Sarayönü ilçesinde 29 Ocak’ta kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı olayında, 2 bin 430 adet sikke ve 164 adet tarihi obje ele geçirilmiş, yakalanan 3 şüpheli adli kontrol almıştır. Son 2 ayda İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan çalışmalarda, 8 yağma olayında yakalanan 24 şüpheliden 11’i tutuklanmış, motosiklet hırsızlığı olaylarında 1 zanlı tutuklanarak cezaevine teslim edilmiş, piyasa değeri toplam 190 bin lira olan 5 motosiklet bulunarak sahiplerini teslim edilmiştir. Yapılan 98 kayıp şahıs müracaatında 91 şahıs bulunmuş, 8’inin aranmasına devam edilmektedir. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda da 46 aranan şahıs yakalanmış, 15 şahıs tutuklanmıştır.”
Özkan, son 2 ayda PKK, DEAŞ ve FETÖ/PDY Terör Örgütüne yönelik 11 terör operasyonu düzenlendiğini, 50 şüphelinin gözaltına alındığını, 8’inin tutuklandığını söyledi.
Narkotik ekiplerinin çalışmalarında ise son 2 ayda 279 operasyon yapıldığını, 1373 kişinin gözaltına alındığını, 209 şüphelinin tutuklandığını dile getiren Özkan, operasyonlarda 20 kilo 370 gram esrar, 2 kilo 548 gram eroin, 7 kilo 620 gram metamfetamin ve 120 bin 787 adet sentetik ecza ele geçirildiğini belirtti. Organize suç örgütleri ile mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettiğini kaydeden Özkan, 28 operasyon düzenlendiğini, 29 şüphelinin tutuklandığını ifade etti.
Konya’da 142 bin 408 göçmen yaşıyor
Özkan, geçici koruma altındaki Suriyeli sayısının 120 bin 356 olduğunu, ikamet izni ile kalan 8 bin 544 ve uluslararası koruma çerçevesinde kalan 13 bin 508 kişi olmak üzere toplam göçmen sayısının 142 bin 408 olduğunu belirtti.
Özkan, 2023’te 1827, 2024’ün ilk 2 ayında 117 düzensiz göçmen yakalandığını kaydetti. Göçmenlerle ilgili son 9 aydaki 57 operasyonda 26 organizatörün tutuklandığını ifade eden Özkan, İl Emniyet Müdürlüğünce göçmen kaçakçılığı (TCK-79) suçundan 14, organ doku ticareti suçundan 2 adli işlem tesis edilerek yakalanan 19 şüpheliden 11’inin tutuklandığını ve bu dosyalar kapsamında 7 aracın trafikten men edildiğini sözlerine ekledi.
]]>Vali Vahdettin Özkan, yaklaşan 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri ve genel asayiş, suç ve suçlular ile mücadelede son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesi gerekli hazırlıkların tamamlandığını belirten Vali Özkan, “Seçim güvenliğine ilişkin seçim güvenlik toplantılarını yapıyoruz. Seçimlerle ilgili kolluk birimlerinin kim nerede görev yapacak planlamaları yapıldı, kaymakamlıklara gönderildi. Konya’da 1 milyon 649 bin 704 seçmen 5 bin 365 sandıkta oy verme işlemini gerçekleştirecek. Seçimlerde 6 bin 437 polis, 2 bin 326 jandarma olmak üzere toplam 8 bin 763 personel, toplam bin 346 araç ile görev başında olacak” ifadelerini kullandı.
Suç ve suçlularla mücadele
Konya’da emniyet ve jandarma bölgesinde meydana gelen asayiş olayları, suç ve suçlu ile mücadeledeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Özkan, son 9 ayda malvarlığına karşı işlenen, evden hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçlarda aydınlatma oranının yüzde 91 olduğunu, 59 cinayet olayının ise tamamının aydınlatıldığını, son 2 ayda hapis cezalı aranan 846 kişinin yakalandığını ifade etti. Özkan, “İl Jandarma Komutanlığınca 17 Ocak 2024 tarihinde icra edilen operasyonda Çumra ilçesinde Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından kiralanan depolardan 1 Kasım 2023 tarihinde buğday çalınması olayı ile ilgili 11 şüpheli yakalanmış, 3’ü tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol almıştır. Sarayönü ilçesinde 29 Ocak 2024 günü, kültür ve tabiat varlığı kaçakçılığı olayında, 2 bin 430 adet sikke ve 164 adet tarihi obje ele geçirilmiş, yakalanan 3 şüpheli adli kontrol almıştır. Son 2 ayda, İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan çalışmalarda, 8 yağma olayında yakalanan 24 şüpheli şahıstan 11’i tutuklanmış, motosiklet hırsızlığı olaylarında 1 şahıs tutuklanarak cezaevine teslim edilmiş, piyasa değeri toplam 190 bin TL olan 5 adet motosiklet bulunarak sahiplerini teslim edilmiştir. Yapılan 98 kayıp şahıs müracaatında 91 şahıs bulunmuş, 8’inin aranmasına devam edilmektedir. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda da 46 aranan şahıs yakalanmış, 15 şahıs tutuklanmıştır” dedi.
Terör, narkotik ve suç örgütü operasyonları kararlıkla devam ediyor
Vali Vahdettin Özkan, son 2 ayda düzenlenen terör, narkotik ve organize suç örgütü operasyonları hakkında bilgiler verdi. Özkan, PKK, DAEŞ ve FETÖ/PDY Terör Örgütüne yönelik 11 terör operasyonu düzenlendiğini, 50 şüphelinin gözaltına alındığını, 8’inin tutuklandığını söyledi. Vali Özkan, narkotik ekiplerinin çalışmalarında ise 279 operasyon yapıldığını, bin 373 kişinin gözaltına alındığını, 209 şüphelinin tutuklandığını kaydetti. Özkan, operasyonlarda 20 kilo 370 gram esrar, 2 kilo 548 gram eroin, 7 kilo 620 gram metamfetamin ve 120 bin 787 adet sentetik ecza ele geçirildiğini belirtti. Organize suç örgütleri ile mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettiğini kaydeden Özkan, 28 operasyon düzenlendiğini, 29 şüphelinin tutuklandığını ifade etti.
Konya’da Geçici Koruma Altındaki Yabancı Sayısı: 120 bin
Konya’daki göçmenlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Konya Valisi Vahdettin Özkan, Geçici Koruma Altındaki Suriyeli sayısının 120 bin 356 olduğunu, İkamet İzni ile kalan 8 bin 544 ve Uluslararası Koruma çerçevesinde kalan 13 bin 508 kişi olmak üzere toplam göçmen sayısının 142 bin 408 olduğunu belirtti. Özkan, 2023 yılında 1.827, 2024 yılının ilk 2 ayında 117 düzensiz göçmen yakalandığını kaydetti. Göçmenlerle ilgili son 9 aydaki 57 operasyonda 26 organizatörün tutuklandığını ifade ederek, İl Emniyet Müdürlüğünce Göçmen Kaçakçılığı (TCK-79) suçundan 14, Organ Doku Ticareti suçundan 2 adli işlem tesis edilerek yakalanan 19 şüpheliden 11 ‘i tutuklandığını ve bu dosyalar kapsamında 7 aracın trafikten men edildiğini sözlerine ekledi.
Toplantıya, Vali Vahdettin Özkan, Vali Yardımcısı Hacı İbrahim Türkoğlu, Vali Yardımcısı M. Sait Arcaklıoğlu, 31 İlçe Kaymakamı, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul ve İl Emniyet Müdürü Mahmut Karabulut katıldı. – KONYA
]]>İstanbul Valisi Davut Gül, 2023 yılında ve yeni yılın ilk 2 ayında gerçekleşen operasyonlara ilişkin asayiş raporunu Cağaloğlu’ndaki valilik binasında düzenlenen toplantıda duyurdu. Vali Davut Gül’e İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu eşlik etti.
İstanbul’un 16 milyona yaklaşan nüfusuyla dünyanın en büyük 15. metropolü olduğunu söyleyen Vali Gül, 131 ülkeden daha fazla nüfusa sahip mega kentte 65 bin 62 personelin görev yaptığını söyledi.
“2023, 2022 yılına göre yüzde 16 daha az suç işlendi”
Vali Davut Gül, hırsızlık suçlarıyla ilgili “2023 yılında bir önceki yıla göre; katalog suçlar olarak tabir edilen malvarlığına karşı suçlarda genel düşüş oranının yüzde 16. Bu ne demek, 2023, 2022 yılına göre yüzde 16 daha az suç işlendi demek. Aydınlatma oranımız yüzde 72. Bunlarda özellikle evden hırsızlık yüzde 29, otodan hırsızlık yüzde 19, işyerinden hırsızlık yüzde 21 azaldı. Kişilere karşı işlenen suçlar yüzde 2 düştü. Aydınlatma oranımız kişilere karşı olan suçlarda yüzde 98. Bunun yanında, dolandırıcılık suçlarında 2023 yılında suç sayısı 14 bin 575, aydınlatma oranı yüzde 91’dir. Ayrıca, ilimizde 2023 yılında hapis cezalı aranan 43 bin 790 şahıs, gıyabi aranan 142 bin 245 şahıs olmak üzere toplamda 186 bin 35 şahıs yakalanmıştır. Aynı performans 2024 yılının ilk 2 ayında geçen yılın aynı dönemine göre şehrimizde katalog suçlar olarak tabir edilen malvarlığına karşı suçlarda genel düşüş oranının yüzde 23, aydınlatma oranının yüzde 75 oldu. Burada şuna dikkatinizi çekmek istiyorum. 2023, 2022 yılına göre daha iyi 2024’ün ilk 2 ayın da 2023’e göre daha iyi bir sonuçla karşı karşıyayız. Özellikle ilk 2 ayda evden hırsızlık yüzde 35, otodan hırsızlık yüzde 51, işyerinden hırsızlık yüzde 20 azaldı. Kişilere karşı işlenen suçlar yüzde 2 düştü. Aydınlatma oranı yüzde 98 oldu. Bunun yanında, dolandırıcılık suçlarında 2024 yılı 2 aylık dönemde suç sayısı 2 bin 435, aydınlatma oranı yüzde 80’dir” dedi.
Vatandaşları internet ve telefon dolandırıcılığına karşı vatandaşları uyaran Vali Gül, “Hemşerilerimizden özellikle internet ve telefon dolandırıcılığına karşı kurumsal uyarıları dikkate almalarını rica ediyorum. İlimizde 2024 yılı ilk 2 aylık dönemde hapis cezalı aranan 11 bin 969 şahıs, gıyabi aranan 33 bin 86 şahıs olmak üzere toplamda 45 bin 55 şahıs yakalanmıştır” şeklinde konuştu.
“Terör örgütlerine karşı operasyon sayımız yüzde 5,5 yakalanan şahıs sayısı yüzde 10 arttı, 609 şahıs tutuklandı”
Terör örgütlerine karşı yapılan operasyonlar hakkında da bilgi veren Vali Gül, “Dünyanın tüm metropollerinde olduğu gibi, İstanbul’umuzun da güvenlik gündeminin en önemli başlıklarından biri de terör. 2023 yılında bir önceki yıla göre; terör örgütlerine karşı operasyon sayımız yüzde 5,5 yakalanan şahıs sayısı yüzde 10 arttı. 609 şahıs tutuklandı, 477 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. 2024 yılı ilk iki ayında; terör örgütlerine karşı toplam 287 operasyon düzenledik. Bu operasyonlarda 795 şahsı yakaladık. 205 şahıs tutuklandı, 167 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. 2023 yılında organize suçlarla mücadele kapsamında düzenlenen 404 operasyonda bir önceki yıla göre; yakalanan şahıs sayısı yüzde 7, tutuklu şahıs sayısı yüzde 47 arttı. 634 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. 2024 yılı ilk iki ayında; 45 operasyonda 448 şahıs yakalandı. 231 şahıs tutuklandı, 109 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı” ifadelerini kullandı.
“Önceki yıla göre ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı yüzde 21, hap miktarı yüzde 27, sentetik ecza maddesi 8 buçuk kat arttı”
Uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadelede zehir tacirlerinin kökünü kazımaya kararlı olduklarını söyleyen Vali Gül, “Bu amaçla, 2023 yılında, ilimizde narkotik suçlarla mücadele kapsamında yapılan operasyonlarda yakalanan şahıs sayısı 59 bin 68 oldu. Önceki yıla göre ele geçirilen uyuşturucu madde miktarı yüzde 21, hap miktarı yüzde 27, sentetik ecza maddesi 8 buçuk kat arttı. 5 bin 701 şahıs tutuklandı. 3 bin 474 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. 2024 yılı ilk iki aylık döneminde ise narkotik suçlarla mücadele kapsamında yapılan operasyonlarda 13 bin 23 şahıs yakalandı. 2 ton 378 kilogram uyuşturucu madde, 2 milyon 545 bin 320 adet hap, 2 milyon 22 bin 973 adet sentetik ecza maddesi, Bin 382 kilogram ara kimyasal ele geçirildi. Bin 131 şahıs tutuklandı. 610 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. Uyuşturucu tehlikesine yönelik, yürütülen eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları önemli bir gücümüz. Annelerimiz, en büyük destekçimiz. Bu amaçla ‘En İyi Narkotik Polisi Anne Eğitimi’ projesi kapsamında 2023 yılında bilgilendirdiğimiz annelerimizin sayısı önceki yıla göre yüzde 70 arttı, 258 bine ulaştı” ifadelerini kullandı.
“Yakalanan şahıs sayısı yüzde 9 arttı, 98 şahıs tutuklandı”
2023 yılında bir önceki yıla göre; kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında düzenlenen operasyon sayısının yüzde 11 artarak 3 bin 695 olduğunu söyleyen Vali Gül, “Yakalanan şahıs sayısı yüzde 9 arttı. 98 şahıs tutuklandı. 564 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. Tütün ve sigara kaçakçılığı operasyonlarında yakalanan kaçak sigara miktarı yüzde 35, tütün miktarı yüzde 27 arttı, Ayrıca, sahte içki imalatında kullanılan 212 bin 326 litre alkole el kondu. 2024 yılı ilk 2 aylık döneminde kaçakçılık suçlarıyla mücadele kapsamında düzenlenen 578 operasyonda 750 şahıs yakalandı, 38 şahıs tutuklandı, 35 şahsa adli kontrol tedbiri uygulandı. Tütün ve sigara kaçakçılığı operasyonlarında ise 170 bin 743 paket kaçak sigara, 17 milyon 599 bin 819 adet makaron, 21 bin 546 kg tütün ele geçirildi. Yine sahte içki imalatına baktığımızda 25 ton alkole el kondu” diye konuştu.
“Akıcı ve güvenli bir trafiğin sağlanması için gece-gündüz çalışıyor”
İstanbul’da akıcı ve güvenli bir trafiğin sağlanması için çalıştıklarını söyleyen Vali Gül, “İstanbul’umuz, 7/24 saat insan ve araç hareketliliğini çok yoğun yaşayan bir şehir. Geçtiğimiz yılsonunda 5 milyon 406 bin 820 olan motorlu araç sayısı 5 milyon 455 bin 930 oldu. Motosiklet sayısı ise yüzde 5 artarak 650 bin 783’e ulaştı. Akıcı ve güvenli bir trafiğin sağlanması için gece-gündüz çalışıyor ve önlemler alıyoruz. İçişleri Bakanlığımız tarafından şehrimize yeni atanan 6 bin 994 polis memurumuzun 2 bin 500’ü trafik birimlerinde görevlendirildi. Böylece 2 bin 785 olan trafik birimlerinde görevli personel sayımız 5 bin 285 oldu. Emniyetimize Ocak ayında teslim edilen bin 173 araçtan 418’i, 600 motordan 300’ü trafik birimlerimizin hizmetine verildi. 2023 yılında yapılan uygulamalarda kontrol edilen araç sayısı 8 milyon 468 bin 663 oldu” şeklinde konuştu.
“2024 yılı 2 aylık dönemde 22 bin 377 servis aracı kontrol edildi”
Servis araçlarına yönelik 2024 yılının ilk iki ayında kontrollerin yapıldığını söyleyen Vali Gül, “Bu kapsamda, 68 bin 568 servis aracı kontrol edildi, 2024 yılı ilk 2 aylık döneminde ise yapılan uygulamalarda kontrol edilen araç sayısı 2 milyon 755 bin 216 oldu. Gözümüzün aydınlığı evlatlarımızın okul yolundaki güvenlikleri için de denetimlerimize aralıksız devam ediyoruz. 2024 yılı 2 aylık dönemde 22 bin 377 servis aracı kontrol edildi. Hepimizin güvenliği için trafik kurallarına uymak bir zorunluluk. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığımızca hayata geçirilen hız, emniyet kemeri, alkollü araç kullanımı, yaya önceliği ve cep telefonu kullanımı gibi birçok hususta denetim ve uygulamalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.
“2023 yılında 138 ölümlü kazada üzülerek ifade etmek isterim ki 157 vatandaşımız hayatını kaybetti”
2023 yılında İstanbul’daki ölümlü kazalarda 157 vatandaşın hayatını kaybettiğini belirten Vali Gül, “2023 yılında 138 ölümlü kazada üzülerek ifade etmek isterim ki 157 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ayrıca yaralanmalı kazalarda 32 bin 628 vatandaşımız yaralandı. 2024 yılı ilk 2 aylık dönemde ise ölümlü kazalarda 25 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ayrıca yaralanmalı kazalarda 5 bin 151 vatandaşımız yaralandı. Oysa bizim hedefimiz, bir insanımızı dahi kaybetmemek. Trafik kurallarına uyarak, birbirimize sabır ve anlayış göstererek, bu acıları hep birlikte azaltabiliriz. Siz hemşerilerime bu konuda güveniyorum” dedi.
“Bu güzel şehir 436 kilometre deniz sınırına sahip”
436 kilometre deniz sınırına sahip olan İstanbul’da sahil güvenliğinin önemli olduğunu vurgu yapan Vali Gül, “Siber Güvenlik ekiplerimiz, internet yoluyla işlenen suçlara karşı 7/24 çevrimiçi güvenliğin sağlanması için kararlılıkla mücadele ediyor. Biz bu dünyada da güçlüyüz. 2023 yılında 2 bin 459 dosya adliyeye intikal ettirildi. 2024 yılı 2 aylık dönemde ise bu sayı 457 oldu. Bu güzel şehir 436 km deniz sınırına sahip. Sahil Güvenlik Komutanlığımız denizlerimizdeki huzur ve güvenliğin sağlanması için 2023 yılında bir önceki yıla göre; görev icra saatini %6 artırarak 62 bin 390 saate çıkardı. Gemi/tekne kontrol sayısı % 16 artarak 21 bin 573’e yükseldi. Denizden kurtarılan kişi sayısı 193 oldu. Yasa dışı su ürünleri avcılığına yönelik tekne kontrolü sayısı 5 bin 571 oldu. Yasa dışı su ürünleri avcılığı ihlal tespit sayısı %12 azalarak 499’a düştü. Yasa dışı avcılık sonucu el konulan su ürünleri %22 artarak 31 bin 106 kilograma ulaştı. Yasa dışı avlanan 13 adet tekneye el kondu” ifadelerini kullandı.
“Yaz döneminden itibaren yeni Sahil Güvenlik birimlerimizle denizlerimizdeki denetimlerimiz artarak devam edecektir”
Yaz döneminden itibaren yeni kurulacak birimlerle denizlerdeki denetimin artacağını söyleyen Vali Gül, “Çevre kirliliği tespiti yüzde 40 azalarak 62’ye düştü. Kaçakçılık, İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama (KİHBİ) sorgulamaları yüzde 67 artarak 58 bin 333’e ulaştı. 2024 yılı ilk 2 ayında geçen yılın aynı dönemine göre ise Sahil Güvenlik Komutanlığımız Gemi/tekne kontrol sayısı yüzde 48 artarak, 4 bin 496’ya yükseldi. Denizden kurtarılan kişi sayısı yüzde 129 arttı, 31 kişi güvenle tahliye edildi. Yasa dışı su ürünleri avcılığına yönelik tekne kontrolü yüzde 102 artışla bin 802’ye, Yasa dışı su ürünleri avcılığı ihlal tespit sayısı yüzde 18 artarak 141’e yükseldi. Yasa dışı avcılık sonucu el konulan su ürünleri yüzde 414 artarak 8 bin 930 kg’a ulaştı. 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanununa muhalefet ederek yasa dışı avlanan mülkiyeti kamuya geçirilen tekne sayısı yüzde 67 arttı, yasa dışı avlanan 5 adet tekneye el konuldu, çevre kirliliği tespiti yüzde 20 azalarak 12’ye düştü. Kaçakçılık, İstihbarat, Harekat ve Bilgi Toplama (KİHBİ) sorgulamaları yüzde 10 artarak 92 bin 130’a ulaştı. Yaz döneminden itibaren Tuzla, Beykoz, Avcılar ilçelerimizde kurulacak yeni Sahil Güvenlik birimlerimizle denizlerimizdeki denetimlerimiz artarak devam edecektir” dedi. – İSTANBUL
]]>TBMM’de kabul edilen Kanun Teklifi içinde, deprem bölgelerinin yeniden ihyası ve inşası için çok önemli bir maddenin de olduğunu ifade eden Milletvekili Ölmeztoprak, “Deprem bölgelerinde sanayi alanı olabilecek yerler, fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği ve yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek, alanın durumuna göre ilgili kurumların görüşü alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca tespit edilmekte, malikleri tarafından depremler nedeniyle yıkılan veya kullanılamayacak kadar hasarlı durumda olan sanayi işyerlerinin borçlandırılmak suretiyle, yerinde yeniden inşası veya güçlendirilmesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yapılmakta, yatırım programında olan veya sonradan programa dahil edilen sanayi sitelerinin altyapı ve üstyapı inşasının tamamına kadar, mimarlık-mühendislik hizmetleri dahil proje tamamlanana kadar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca krediyle desteklenmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sanayi altyapısının güçlendirilmesine yönelik olarak verilen destek ve uygulamaların süresi bir yıl daha uzatılacak” dedi.
Kanun maddeleri arasında silahlı örgütlerle mücadele içinde de çok önemli maddeler olduğunu belirten Milletvekili Ölmeztoprak, “Gazi Meclisimizde kabul edilen Sekizinci Yargı paketi ile birlikte, silahlı örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürmünden ayrı ayrı cezalandırılacak. Silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Devlet güvenliğine ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Ayrıca, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltiliyor” ifadelerini kullandı.
“Kişisel veriler etkin bir şekilde korunacak”
Kişisel veriler etkin bir şekilde korunacağını vurgulayan Ölmeztoprak, “Sekizinci Yargı paketi ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları, güncel ihtiyaçlar ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü nazara alınarak yeniden düzenleniyor. Söz konusu değişiklikle birlikte ilgili kişinin açık rızasının olması ve kanunlarda açıkça öngörülmesi gibi hallerde kişisel veriler işlenebilecektir” dedi.
Kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin madde ile ilgili düşüncelerini ifade eden Ölmeztoprak, “Mevcut düzenlemede bulunan hükümler, ticari faaliyetlerini sürdüren şirketlerin yurt dışında bulunan bulut tabanlı yazılım ve uygulamaların hukuka uygun olarak kullanılabilmesini hemen hemen imkansız hale getirmiştir. Bu nedenlerden dolayı Türkiye’de yapılacak yatırımları da engelleyici bir hal almaktadır. Sekizinci yargı paketindeki düzenlemelerle engeller kalkacaktır. Kişisel veriler, kişisel verilerin işlenme şartları ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin varlığı ve aktarımın yapılacağı ülke, uluslararası kuruluş veya ülke içerisindeki sektörler hakkında yeterlilik kararı bulunması halinde veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilecektir” diye konuştu. – MALATYA
]]>İçerisinde emekli bayram ikramiyelerine artışı da düzenleyen ve kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak anılan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. 298 milletvekili oy kullandı; 237’si kabul, 61’i ise red oyu verdi.
İlgili kanun teklifi geçen hafta Adalet Komisyon’undaki 2 günlük görüşmenin ardından Genel Kurul’a sevk edilmişti. Genel Kurul’da bu hafta gündeme alınan 42 maddelik teklifin görüşmeleri 3 gün sürdü.
TMSF’NİN KAYYUM OLARAK ATANMASI DÜZENLEMESİ TEKLİFTEN ÇIKARILDI
Görüşmelerde, Genel Kurulda kabul edilen değişiklik önergesiyle 22. maddedeki, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde yargı mercilerince kayyum atanmasına karar verildiği takdirde, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanabilmesini” içeren düzenleme teklif metninden çıkarıldı.
Teklifin kanunlaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Genel Kurul’un gündemindeki çalışmaları tamamladığını ifade ederek, 67. birleşimi 31 Mart’taki yerel seçimler sonrasında yani 2 Nisan 2024 Salı günü toplanmak üzere kapadı.
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, özetle şu düzenlemeleri içeriyor:
“İcra ve İflas Kanunu’nda kanun yoluna başvuru süreleri hafta olarak belirlendiği için buna uyum sağlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki benzer hükümler dikkate alınarak düzenleme yapılacak. Süre, hafta olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitecek.
Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uyumunun sağlanması için düzenlemeye gidilecek. Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.
İcra ve İflas Kanunu’na göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yönelik sürede düzenleme yapılacak. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecek, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacak. Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.
Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanacak veya kendisine kayyum atanacak. Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya mal varlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde kısıtlanabilecek. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirecek. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinleyecek. Kanun’un kayyumluğa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu düzenleme için de uygulanacak.
Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için aranan resmi sağlık kurulu raporunun temini amacıyla, yasanın “usul” başlıklı madde hükümlerine başvurulabilecek.
Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilebileceği haller düzenleniyor. Buna göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak. Hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilmesi, toplam 5 yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması ve toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya mal varlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde mümkün olacak.
Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemelere gidilecek.
Buna göre, TCK’de belirtilen “Devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar” bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilecek.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında, sanığa yüklenen suçtan dolayı yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalacak. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edecek.”
]]>İSTANBUL – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Eyüpsultan’da ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılış törenine katıldı. Yerlikaya, “Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz” dedi.
Eyüpsultan Belediyesi tarafından Nişanca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılışı törenine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, partililer ve vatandaşlar katıldı.
“90 projeden 91’incisini yaptık”
Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “2023’te projeye başladık. Yılbaşı öncesinde bitirmiştik havanın o halinde açılışını yapmayalım dedik. Baharı bekleyelim dedik. İçişleri Bakanımızı bekleyelim dedik, sizinle birlikte açmak istedim. Vatandaşlarımız İstanbul’u ve Eyüpsultan’ı buradan rahat izleyecekler. 90 projeden 91’incisini yaptık. Normal şartlarda gelecek projemiz içine dahil etmemiz gerekiyordu. Bir an önce açalım dedik. Çok yoğun bir talep vardı. 90+1’inci projemiz hayırlı olsun” dedi.
31 Mart seçimlerinde Deniz Köken ve Murat Kurum’a destek isteyen Bakan Ali Yerlikaya, “31 Mart akşamı inşallah ilçede ilk sayımda Deniz Köken Başkanımız hemen akabinde büyükşehir eminliğine Murat Kurum Başkanımızı iftiharla seçiyor muyuz? Artık seçime 30 gün kaldı. 91 eser çok önemli. Ben buna yüzde 10 diyorum” şeklinde konuştu.
“Sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz”
Göreve geldiği andan itibaren yoğun bir çalışma temposunda olduklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, “İçişleri Bakanınız olarak 9 aydan beri gece gündüz gündüz demeden polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz. Allah’ın izniyle de çalışmaya devam edeceğiz. İlk gün mesaiye başladığımız zaman hukuktan, insan haklarından, aziz milletimizin rızasından, gönlünden ayrılmayacağız, hep onu gözeteceğiz dedik. Allah’ın ipine sımsıkı sarıldık. Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz, Allah’ın izniyle de göstermeye devam edeceğiz. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz. Bu inançla bize emanet edilen bu görevi kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ile beraber her geçen gün bir önceki günden daha azimli, daha kararlı, daha heyecanlı yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek”
Açılan teras hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Göreceksiniz bu tepe turizmle ilgili rehberlerin, gözde mekanı olarak kayıtlara girecek. Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek. Çünkü buradan manzaraya baktığımız zaman hamdolsun diyoruz. Aziz İstanbul’umuzu, böyle güzel bir terastan seyretmek çok büyük bir onur ve çok büyük bir teşekkür halinde geri dönecektir” dedi.
Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşları ziyaret etti
Bakan Ali Yerlikaya ve Belediye Başkanı Deniz Köken ile beraberindeki heyet daha sonra Rami Yürüyüş Yolundaki esnafları ve vatandaşları ziyaret etti. Bakan Yerlikaya, ziyaretinden ardından Rami Sosyal Tesislerinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir toplantıda araya geldi. Toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Sahil Güvenlik ve Marmara Bölge Boğazlar Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken katıldı. Toplantı basına kapalı halde gerçekleştirildi.
]]>Eyüpsultan Belediyesi tarafından Nişanca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılışı törenine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, partililer ve vatandaşlar katıldı.
“90 projeden 91’incisini yaptık”
Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “2023’te projeye başladık. Yılbaşı öncesinde bitirmiştik havanın o halinde açılışını yapmayalım dedik. Baharı bekleyelim dedik. İçişleri Bakanımızı bekleyelim dedik, sizinle birlikte açmak istedim. Vatandaşlarımız İstanbul’u ve Eyüpsultan’ı buradan rahat izleyecekler. 90 projeden 91’incisini yaptık. Normal şartlarda gelecek projemiz içine dahil etmemiz gerekiyordu. Bir an önce açalım dedik. Çok yoğun bir talep vardı. 90+1’inci projemiz hayırlı olsun” dedi.
31 Mart seçimlerinde Deniz Köken ve Murat Kurum’a destek isteyen Bakan Ali Yerlikaya, “31 Mart akşamı inşallah ilçede ilk sayımda Deniz Köken Başkanımız hemen akabinde büyükşehir eminliğine Murat Kurum Başkanımızı iftiharla seçiyor muyuz? Artık seçime 30 gün kaldı. 91 eser çok önemli. Ben buna yüzde 10 diyorum” şeklinde konuştu.
“Sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz”
Göreve geldiği andan itibaren yoğun bir çalışma temposunda olduklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, “İçişleri Bakanınız olarak 9 aydan beri gece gündüz gündüz demeden polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz. Allah’ın izniyle de çalışmaya devam edeceğiz. İlk gün mesaiye başladığımız zaman hukuktan, insan haklarından, aziz milletimizin rızasından, gönlünden ayrılmayacağız, hep onu gözeteceğiz dedik. Allah’ın ipine sımsıkı sarıldık. Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz, Allah’ın izniyle de göstermeye devam edeceğiz. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz. Bu inançla bize emanet edilen bu görevi kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ile beraber her geçen gün bir önceki günden daha azimli, daha kararlı, daha heyecanlı yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek”
Açılan teras hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Göreceksiniz bu tepe turizmle ilgili rehberlerin, gözde mekanı olarak kayıtlara girecek. Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek. Çünkü buradan manzaraya baktığımız zaman hamdolsun diyoruz. Aziz İstanbul’umuzu, böyle güzel bir terastan seyretmek çok büyük bir onur ve çok büyük bir teşekkür halinde geri dönecektir” dedi.
Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşları ziyaret etti
Bakan Ali Yerlikaya ve Belediye Başkanı Deniz Köken ile beraberindeki heyet daha sonra Rami Yürüyüş Yolundaki esnafları ve vatandaşları ziyaret etti. Bakan Yerlikaya, ziyaretinden ardından Rami Sosyal Tesislerinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir toplantıda araya geldi. Toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Sahil Güvenlik ve Marmara Bölge Boğazlar Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken katıldı. Toplantı basına kapalı halde gerçekleştirildi. – İSTANBUL
]]>Kastamonu Valiliği’nde açıklamada bulunan Tunç, suçla mücadelenin önemine değindi.
8. Yargı Paketi’nde önemli adımlar atıldığını vurgulayan Tunç, “Suçla etkin mücadele bakımından, para cezasına çevrilen suçlar bakımından, para cezasından hapis cezasına dönüşen suçlarla ilgili caydırıcılığı arttıracak yeni güncelleme yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Tunç, şunları söyledi:
“Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu. Usule ilişkin birçok düzenleme var. Kanun yolları, istinaf, itiraz, temyiz yollarında süreler çok karışık. 7-8 günlük, 15 günlük süreler var. Bunda da vatandaşlarımız, avukatlarımız için bir hak kaybına neden olabiliyor. Dolayısıyla burada düzenleme yapıyoruz. Tüm itirazlar, istinaf, temyize başvuruda süre tebliğden itibaren 2 hafta şeklinde düzenleme yapıyoruz. Bazı davalarda tefhim yüze karşı okumayla başlıyordu, onu da kaldırıyoruz. Artık bütün kanun yollarında süreler tebliğden sonra 2 haftadır.”
Suç örgütlerine ilişkin önemli düzenlemeler olduğunu belirten Tunç, şöyle devam etti:
“Basit yargılama usulüne ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptalleri söz konusuydu. Orada da itiraz yollarında, özellikle hak arama yolunu genişleten, hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin itirazların İstinaf Mahkemesine yapılması ile ilgili ve diğer usul konularında da önemli düzenlemeler var. Suç örgütleri ve terör örgütleri ile teröre finansman sağlanmasının önlenmesine yönelik önemli bir düzenleme var. O da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum tayin edilmesi. Terör örgütleri açısından bu mümkün, ancak süresini uzatıyoruz. Suç örgütleri bakımından da TMSF’nin, terör örgütlerine, suç örgütlerine, çetelere, finansman sağlayan şirketler bakımından ya da mal varlığı bakımından kayyum tayin edilmesi ile ilgili önemli bir düzenlememiz var. Milletvekillerimiz seçim öncesi yorucu bir çalışma ile yargı paketi ile karşı karşıya kaldılar. Onlara da kolaylık diliyorum. İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır, TBMM’deki çalışmalar neticesinde Cumhurbaşkanı’mızın onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir.”
“Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir”
Yerel seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tunç, Türkiye’nin şeffaf bir seçim sistemine sahip olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de seçim güvenliğine ilişkin hiçbir endişe yok. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir. Gerek sandık kurulları üyeliklerinde, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve ardından Yüksek Seçim Kurulu hem partilerin gözetimi ve denetimindedir hem de yargının gözetimi ve denetimindedir.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç, şunları kaydetti:
“Tarafsız ve bağımsız yargı gözetiminde gerçekleşir seçimler. Kimin nerede oy kullanacağı internette yayınlanır. Herkes sandığında oy kullanacakları görür. Seçim sonrasında bütün tutanaklar ysk.gov.tr’de yayınlanır. Dünyada bu kadar şeffaf bir seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. Onun için Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir. Dolasıyla seçim güvenliği bakımından gerek güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler, yargımızın da, Yüksek Seçim Kurulumuzun da aldığı tedbirler vardır. Aylar öncesinde bu tedbirler alınmıştır. Hiçbir sorun olmadan bu sürecin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Tabii adaylıklara yönelik itirazlar söz konusu. Bu itirazlar ilgili İlçe Seçim Kurullarının vermiş olduğu kararlar, İl Seçim Kurulları tarafından denetlenir. Orada da bir hata varsa, Yüksek Seçim Kurullarına gider. Yüksek Seçim Kurulunun da vereceği karar da kesin olur ve bu şekilde hak kayıplarına neden olmadan süreç devam eder.”
(Bitti)
]]>Çeşitli programlara katılmak için Kastamonu’ya gelen Tunç, ilk olarak Kastamonu Valisi Meftun Dallı’yı makamında ziyaret etti.
Valilikte açıklamada bulunan Tunç, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri insanlık suçu işlediğini söyledi.
Filistinlilere yönelik soykırım yapıldığını dile getiren Tunç, şunları kaydetti:
“Bu konuda Uluslararası Adalet Divanında İsrail’in Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçisiyle açılan bir dava da söz konusu. Bu davada mahkeme tedbir kararı verdi. Maalesef İsrail bugüne kadar, bir asırdır zaten uluslararası hukuka uymuyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun ve diğer uluslararası sözleşmeler ve uluslararası kuruluşların kararlarının hiçbirine bugüne kadar uymayan bir devlet.”
İsrail’in saldırılarında 30 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirten Tunç, şöyle devam etti:
“Bunun yüzde 70’i kadın ve çocuklardan, masumlardan oluşuyor. Filistin’de, Gazze’de hastaneler bombalandı, okullar bombalandı, mülteci kampları bombalandı. Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı, artık bir an önce soykırım, savaş suçu nedeniyle soruşturmayı tamamlayıp oradaki katliamı gerçekleştiren yöneticilerle gerçek kişilerle ilgili dava açmalı. Çok geç kalındı. Uluslararası Adalet Divanında geçtiğimiz günlerde alınan tedbir kararı maalesef uygulanmıyor. İsrail mahkeme kararını tanımıyor. Dünkü katliam da bunu gösteriyor. O nedenle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin acilen toplanması ve bu konuda gereken kararı alması gerekir.”
Türkiye’nin akan kanın durdurulması için bölgede yaptığı girişimlerin devam ettiğini kaydeden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrail bugüne kadar bir devlet olarak hareket etmedi. Adeta bir örgüt gibi hatta bir terör örgütü gibi hareket ediyor. Çocukları, kadınları açlıktan korumak için orada yardım bekleyen Filistinlilerin üzerine bomba yağdıran bir devlet olamaz. Bu ancak terör örgütü işidir. Dolayısıyla insanlık vicdanında İsrail mahkumdur. Uluslararası Adalet Divanının tedbir kararının bir an önce uygulanması ve hayata geçirilmesi, orada bir an önce ateşkesin sağlanması gerekir.”
Bölgede sürekli bir çözümün sağlanması gerektiğini vurgulayan Tunç, “Artık bağımsız Filistin devletinin 1967 sınırları çerçevesinde kurulması vakti çoktan gelmiştir. Biz orada bağımsız bir Filistin devletinin kurulması, Filistinlilerin hakkının uluslararası arenada korunması çağrısını hep yinelemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Tunç, 8. Yargı Paketi hakkında bilgi verdi
TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri süren 8. Yargı Paketi olarak bilinen teklife ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunç, 43 maddeden oluşan paketin yargı hizmetlerinde etkinliğin artırılmasını amaçladığını ifade etti.
Pakette suç ve terörle etkin mücadele noktasında önemli gördükleri maddeler olduğunu aktaran Tunç, şu bilgileri verdi:
“Yine kişisel verilerin korunması ile ilgili, vatandaşlarımızın özellikle küresel şirketler üzerinden alışveriş noktasında, internet alışverişi, tüm bunlarda tabii ki kişisel verilerin hassasiyetle korunmasını gerektiriyor. Vatandaşlarımızın kişisel verilerinin yurt dışına aktarılması noktasındaki özellikle sorumlulukları belirleyen, o şirketlere veri sorumluluğu ve cezai müeyyidelerini belirleyen önemli düzenlemeler var. Türk Ceza Kanunu’nun hem adi örgütler bakımından hem suç örgütleri bakımından hem de terör örgütleri bakımından 220 ve 314’üncü maddeleri var. O maddelerde ‘Örgüt üyesi olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyen kişi, örgüt üyesi gibi cezalandırılır’ hükmü vardı. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Bu iptal sonrasında yasal düzenlemeyi gerçekleştirmek gerekiyordu. Çünkü burada terörle mücadelede bir rehavetin olmaması lazım. O anlamda TBMM’de milletvekillerimiz de duyarlı davrandılar ve o maddenin bir an önce düzenlenmesiyle ilgili teklifi Genel Kurulun gündemine getirdiler. Orada terör örgütüne üye olmamakla beraber, örgüt adına suç işleyenlerin cezasını yeniden belirliyoruz. Terörle mücadelede kararlıyız. Terörün her türlüsüyle mücadele noktasında, suç örgütlerinin temizlenmesi noktasındaki kararlığımızı da yasal düzenleme bakımında da uygulama bakımından da sürdürmekte kararlıyız.”
Pakette Anayasa Mahkemesine gitmeden Adalet Bakanlığındaki tazminat komisyonuna başvuruları düzenleyen bir madde olduğunu dile getiren Tunç, “Anayasa Mahkemesinde uzun süren tazminat talepleri yerine, daha kısa yoldan hakkına kavuşması noktasında önemli bir düzenleme. Seçimden sonra da 9. Yargı Paketi’ni gündeme getireceğiz. Orada da yargının hızlandırılmasına yönelik, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndan cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya ve suçla mücadeleye yönelik önemli tekliflerimiz, düzenlememiz olacak ve milletvekillerimizin takdirlerine sunacağız.” ifadelerini kullandı.
(Sürecek)
]]>Teklifte, TCK’nın 220. ve 314. maddelerini kapsayan ve muhalefet tarafından tepki çeken 10. ve 11. maddeleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenleniyor.
Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak. Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürümünden ayrı ayrı cezalandırılacak.
Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemeler yapılacak. Buna göre de TCK’da belirtilen ‘devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar’ bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerin kapsamı genişletiliyor. Düzenlemeye göre, yakalama ve tutuklama işlemlerinin yanı sıra adli kontrol işlemlerine karşı da kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan kişiler, tazminat isteminde bulunabilecek.
“İŞ CİNAYETLERİ, KADIN CİNAYETLERİ… HİÇBİR ŞEY YOK”
CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, getirilen yargı paketinin ‘hayal kırıklığı’ olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Ne iktidarın vaatleri var, ne de kamuoyunun beklentileri karşılandı. Mesela infaz düzenlemesi yok, ehliyet affı yok, çek mağdurlarına ilişkin gelişme yok, disiplin affı yok, kader mağdurlarına ilişkin af beklentisi yok, bu pakette. İş cinayetleri, kadın cinayetleri, sokak cinayetleri ve mafyalara ilişkin onların cezalandırılmasına dair bir şey yok. Anlayacağınız dağ yine fare doğurdu.
Anayasa’ya aykırı torba yasalarla yamalı bohçaya dönen kanunlarımıza bir tanesi daha eklenmiş oldu. Anayasa Komisyonu başta olmak üzere diğer komisyonlarda da görüşülmesi gereken birçok madde yine es geçildi ve yine konunun paydaşlarından görüş alınmadı. Maddelere bakınca Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği maddeleri aynı anlama gelecek halde ama ısrarla iptal gerekçelerini karşılamadan hazırlanmasını gerçekten anlayamıyoruz. ya neyin ısrarı bu? Siz Anayasa’yı, Anayasa Mahkemesi’ni tanımazsanız kimse de sizi tanımaz. Aslında devletin kurumlarının yaptığı bütün işlemlerde tanınmaz ve hepsi de yok hükmüne düşer. Kabile devletinin bile bazı kuralları vardır. Maalesef sayenizde bu koskoca ülkede hiçbir kural, hukuk, yargı hiçbir şey kalmadı. Gerçekten içler acısı durum. Bizler hukukçuyum demekten utanır hale geldik. Ama siz hukuk tanımamazlıktan utanmadınız.
Örneğin Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliğin kendilerini eleştiren herkesi terörist yaftası yapıştıran bu zihniyetle bir ceza avına dönüşeceğini, yoldan geçen herkesi terör örgütü üyesi olarak yargılatacağını görmek için gerçekten hukukçu olmaya da gerek yok siyasetçi olmaya da gerek yok.”
“BİR GÜN ŞU KÜRSÜ DE ’10 EKİM’ DEDİĞİNİZİ DUYMADIM”
Maddeler üzerine söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk şunları söyledi:
“Yargı paketinin 6. maddesinin birçok boyutu üzerine konuşuldu ama zaten paketteki genel sorunların bir tezahürünü görüyoruz burada da. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımama, arka kapıdan çıkıp ön kapıdan girme bir tür aslında herkese yönelttiğiniz yargısal aktivizm. Ben söz hakkımı başka bir noktada kullanacağım. Dün 28 Şubat’tı ve 28 Şubat üzerine söz alanlar travmalardan söz ettiler, tanklarla göz dağı verilmesinden söz ettiler. İrade gaspından söz ettiler. Her şeyden evvel 28 Şubat’ı ben de bu ülkenin tarihindeki bir utanç sayfası olarak tanımlıyorum. Bu tür modern postmodern neyse… Darbe girişimlerinin mağdurları bu ülkede her zaman sol ve sosyslistler olmuştur. Fakat şubat ayında çok şey oldu. 7 şubat 2016’dan bugüne geçen 7 yıldır tekrar eden bir 28 Şubat… Tanklar mı dediniz, travmamı dediniz elinizi vicdanınıza koyun. Bir gün ‘biz neden bu ülkenin bunca travması içinden bir tek kendi travmalarımızı seçiyoruz, neden başka hiçbir şeyden bahsetmiyoruz’ deyin. Bu ülkede Ankara’nın göbeğinde 2 kilometre ötede 10 Ekim’de 100 insan paramparça edildi. Barış istediği için bir gün şu kürsüde ’10 Ekim’ dediğinizi duymadım. Sonra gelip sizinle bir duygudaşlık kurmamızı bekliyorsunuz.”
“İSTİNAFA RAĞMEN, BASİT BİR İŞ DAVASI İKİ YIL SÜRÜYOR”
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin ise yargının en önemli sorunlarından birinin ‘liyakat’ sorunu olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:
“Liyakat sorunu yargı camiasının en önemli sorunlarından birisidir. Haksız mülakat sistemi maalesef yargı organını tıkayan uygulamalardan birisidir. Sınavlarda yüksek puan alan ancak torpil bulamayan gariban vatandaşın oğlu, kızı sınavlarda eleniyor ama sınavlarda düşük puan alan Ankara’da dayısı olan torpili olan vatandaşın çocukları maalesef haksız bir şekilde sınavları kazanabiliyorlar.
Yargılamaların uzaması yargı sisteminin önemli bir sorunu. Geciken adalet, adalet değildir. Sayın Bakan yardımcım davalar bitmiyor. Yargı sistemini hızlandırmak için İstinaf kurumu getirildi. Allah aşkına basit bir iş davası iki yıl sürüyor. İstinafa gidiyor 2-3 yıl sürüyor. Burada liyakatsiz hakimlerin de yargılamaların uzamasına sebep olmaları önümüzde duruyor. Sadece hukuki değerlendirme gerektiren konularda bile dosyalar bilirkişiye gönderiliyor.”
Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, maddelerin devamının görüşülmesi için Meclis Genel Kurulu’nu 1 Mart’ta tekrar açılmak üzere kapattı.
]]>Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: ONUR BİNGÖL
Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı, TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunan 8. Yargı Paketi’ne ilişkin “Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket, işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak. Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nun, 8. Yargı Paketi’nin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından yerel seçim nedeniyle çalışmalarına ara vermesi bekleniyor.
“BİR REFORM DEĞİL, SIKINTILI HÜKÜMLERE YER VERİYOR”
Anayasa profesörü Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, paketle ilgili olarak ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Yazıcı Özbudun, teklife “yargı paketi” denmesinin doğru olmadığını belirterek, “Çünkü bir pakete, yargı reformu dediğiniz zaman o paketin içeriğinde usul hukukuna ilişkin, ceza hukukuna ilişkin, insan hakları hukukuna ilişkin iyileştirilmelerin olduğunu düşünürsünüz. Şimdi bu paket, usul hukuku, ceza hukuku, ceza muhakemeleri hukukuna ilişkin hatta insan hakları hukukuna ilişkin birtakım hükümler içeriyor ama bunlar iyileştirme mahiyetinde değil. Aksine mevcudun daha gerisine anlamını taşıyor. Bu bakımdan bu bir reform değil maalesef Türkiye açısından gayet sıkıntılı hükümlere yer veriyor.
“SUÇU TANIMLAMA KONUSUNDA YARGIYA ÇOK GENİŞ TAKDİR YETKİSİ SUNMUŞLAR”
Yazıcı Özbudun, teklifin AYM tarafından iptal edilen “örgüt üyesi olmadan suç işleme” maddesine ilişkin şunları söyledi:
“Bu hüküm çok önemli. Çünkü bir kez yazımında suçun tanımını öylesine muğlak ifadelerle gerçekleştirmişler ki bu şu anlama geliyor, yargı organı bir fiili anayasal hürriyet niteliği taşısa dahi hürriyetin meşru alanında olsa dahi, onu bu suçun nitelemesine dahil edebilir. Böylece kişilere anayasal hürriyetlerini kullandıkları halde cezalandırabilir. Oysa bu maddeye ilişkin daha önce Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir iptal kararı var. Pakete baktığınızda diyorlar ki ‘Biz bu Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçelerine uygun bir formülasyon yaptık.’ Tam aksine… Mahkeme kararlarının gerekçelerinin kararında ne belirtilmişse o gerekçelerde belirtilen her hususu göz ardı etmişler. Suçu tanımlamak konusunda yargı kuruluşuna çok geniş bir takdir yetkisi sunmuşlar. Böylece aslında hukuk devletlerinin ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’ ilkesi ihlal ediliyor. Biz bu maddeye baktığımız zaman suçu yaratacak makam yargı organı olmaktadır bu da hem hukuk devletine hem de Anayasamızın 38. maddesini ihlal ediyor.
“ANAYASAL BİR HÜRRİYET SUÇ HALİNE GELEBELİR…”
Örneğin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlar haklarının daha genişletilmesi amacıyla yürüyüş yapabilirler. Bu Anayasa’ya uygun bir fiildir. Yargı organı bu fiili anayasal hürriyet olarak nitelememiş olabilir, suç olarak nitelendirilebilir. Böylece meşru bir anayasal hürriyet suç haline gelebilir yargı kuruluşunun takdirine bağlı olarak.”
“TMSF CEZAİ, MALİ SORUMLULUĞU OLMAYACAK…MÜLKİYET HAKKI TAMAMEN İHLAL EDİLEBİLİR”
Teklife göre, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde kayyum atanmasına karar verildiğinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanabilecek. Özbudun, bu maddeye ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:
“Teklifin 22. maddesinde yer alıyor. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na geçici 6. maddeyi ekliyor. Bu maddenin beşinci fıkrasında çok karmaşık olarak ifade edilen bir hüküm var. Bir kere böyle karmaşık hukuk metni yazılmaz. Bu Anayasamızın ikinci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkemizin belirlilik unsurunu ihlal ediyor. Bir hukuk normunu okuyan ortalama bir yurttaş o hükmün ne anlama geldiğini anlamalıdır. Bu hükmün ne anlama geldiğini anlamak için bırakın ortalama yurttaş, çok yetenekli bir hukukçu olmak da yetmiyor. Defalarca okumak ve incelemek gerekiyor. Bu hükümle mealen ifade ediyorum. Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak.
Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir. Ama bu ihlal fiilini gerçekleştirenlerin hiçbir hukuki sorumluluğu olmayacaktır.
2010 yılında Türkiye bir anayasa değişikliği yaptı. Gene aynı iktidar çoğunluğu bunu gerçekleştirdi. Anayasamızın geçici 15. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ilga edildi. Bu fıkralar, Milli Güvenlik Konseyi yöneticilerine, yani gençler için söyleyeyim, 12 Eylül’de Türkiye’de yönetime el koyan 5 generale ve onların emirleri altında karar veren bütün asker ve sivillere benzer bir koruma zırhı getiriyordu. Şimdi bir hukuk devletinde kimsenin suç işleme hürriyeti olamaz. Herkes eylemin ve işleminden dolayı hukuken sorumludur, cezaen sorumludur. Şimdi o zamanlar Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti bize bu yaptıkları reformu nasıl takdim ettiler? Türkiye’de hukuk devletini güçlendiriyoruz dediler. Biz de onları destekledik. Tabii ki hukuk devletini güçlendiren bir reformdu bu. Şimdi bakın aynı hüküm TMSF için getiriliyor. Ben de şu soruyu soruyorum. 14 yılda zihin alemlerinde bu kadar köklü değişikliği ne ile açıklayacaklar? Bu hukuk devletinin yok edilmesidir. Bu belli bir gruba suç işleme hürriyetinin tanınmasıdır ve bu mülkiyet hakkının açık ihlali sonucunda olacaktır.”
]]>
Şimşek, AA muhabirine, yasa dışı bahis ve kumar siteleriyle mücadele için yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulundu.
Bakanlığının, şans oyunları sektöründeki vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi, suç niteliğindeki lisanssız faaliyetlerin engellenmesi amacıyla yasa dışı şans oyunu, bahis ve sanal kumar sitelerine yönelik mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Şimşek, ilgili kurumların verdiği yetki veya izne dayalı olmadan her türlü eşya piyangosu, şans oyunu ve müşterek bahis veya benzeri oyunları oynatmanın ya da oynanmasına imkan sağlamanın suç olduğunu söyledi.
Şimşek, yurt dışında oynatılan oyunlara erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkan sağlamanın, bu amaçla para nakline aracılık etmenin de suç kapsamında olduğuna dikkati çekti.
Kapatılan siteler yeni isimle yeniden aktif hale geliyor
Milli Piyango İdaresinin, sanal ortamda yürütülen lisanssız faaliyetleri izlediğini, bunlara yönelik gerekli idari tedbirleri aldığını ve yetkili mercilere bildirimde bulunduğunu belirten Şimşek, “Bu kapsamda 2016-2023 döneminde izinsiz faaliyet gösteren ve sanal ortamda yasa dışı şans oyunu, bahis veya kumar oynattığı tespit edilen 227 bin 630 site için erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanması sağlandı. Ancak büyük çoğunluğu yurt dışından yayın yapan bu internet sitelerini işleten kişi ve organize suç örgütlerinin, hakkında tedbir uygulanan sitelerin alan adının başına, sonuna veya mevcut adresinin herhangi bir bölümüne harf, sayı, rakam, işaret ekleyerek yeniden aktif hale getirdikleri ve çok kısa bir süre sonra yeni isim ve URL adresleriyle suç konusu faaliyetlerine devam ettikleri görüldü.” diye konuştu.
Şimşek, bu siteleri kuran, işleten, para transferine aracılık yapan ve diğer suç konusu eylem ve işlemleri gerçekleştiren kişi ve örgütlerin çoğu kez tespit edilememesi nedeniyle erişimi engellenen sitelerin her defasında yeni bir adresle yasa dışı faaliyetlerine devam ettiği bilgisini vererek, bu konuda CİMER ve ihbar hattı üzerinden çok sayıda ihbar ve şikayet geldiğini dile getirdi.
Vergi kaçağına neden oluyor
Ülkede lisansız faaliyet gösteren, kanunları ihlal eden, vergi kayıp ve kaçağına neden olarak kamu maliyesine çok yönlü zarar veren yasa dışı bahis ve kumar sitelerini kurup, işleten kişi ve örgütlerin tespit edilerek cezalandırılması ve bu faaliyetlerin önlenmesi için gerekli her türlü tedbiri almaya kararlı olduklarını vurgulayan Şimşek, şu bilgiyi verdi:
“Bu doğrultuda 2016-2023 döneminde sanal ortamda kumar ve bahis oynattığı tespit edilerek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ihbar edilip erişimin engellenmesi sağlandığı halde farklı isimlerle faaliyet göstermeye devam eden 1212 internet sitesiyle ilgili olarak Milli Piyango İdaresi tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.”
Şimşek, suç duyurusuna konu internet sitelerinin yayın yaptıkları ülkeler incelendiğinde, 3’ü hariç tamamının yurt dışı kaynaklı olduğunun saptandığını belirterek, “Bunların 486’sının ABD, 403’ünün Ermenistan, 156’sının Hollanda, 50’sinin Almanya, 34’ünün Tayvan, diğerlerinin ise 22 farklı ülke üzerinden yayın yaptığı anlaşılmıştır.” ifadesini kullandı.
“Yargı önüne çıkacaklarına inanıyoruz”
Suç duyurusunun, suçun önlenmesi ve faillerinin cezalandırılması için Milli Piyango İdaresince UYAP sistemi üzerinden yapıldığını bildiren Şimşek, şunları kaydetti:
“Suç duyurusunda sanal ortamda yasa dışı şans oyunu, bahis ve kumar oynatmak suretiyle Türk Ceza Kanunu, vergi kanunları ve diğer hukuk normlarını ihlal eden, ülkemize, topluma, Hazineye ve gençlere çok yönlü zararlar veren 1212 internet sitesinin kurucuları ve yetkilileri ile bu siteler için para transferine aracılık yapan ve suça iştirak eden şüphelilerin cezalandırılması için haklarında kamu davası açılmasını talep ettik. Böylece 2016 yılından beri suç konusu faaliyetlerini farklı internet adresleri üzerinden sürdürmeye çalışan şüphelilerin tespit edilmesi ve bu faaliyetlerinin önlenmesini amaçladık. Bakanlığımız, açılacak adli soruşturmayı hassasiyetle izleyecek ve Milli Piyango İdaremiz davaya müdahil olacak. Adli mercilerin, soruşturma sürecinde kolluk kuvvetleri marifetiyle ve teknolojik imkanları da kullanarak şüpheli kişi ve örgütleri tespit edip yargı önüne çıkaracağına inanıyoruz.”
]]>Cumartesi Anneleri’nin 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını 3 yıla kadar hapis cezası talebiyle hakim karşısına çıktı. Çok sayıda diplomat, insan hakları kuruluşu ve gözlemcinin izlediği duruşmada Maside Ocak savunmasında, “En azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu” dedi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 950’nci hafta eylemi nedeniyle 20 kayıp yakını hakkında, “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet etmek” iddiasıyla 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.
Davanın ilk duruşması, İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya bazı sanıklar ve avukatları katılırken, ABD, Almanya, Çekya, Fransa, Hollanda ve İsveç konsoloslukları, AB Türkiye Delegasyonu, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH), İşkenceye Karşı Dünya Örgütü (OMCT), Paris Barosu, Tehlikedeki Avukatlar için Gözlemevi (OIAD), Uluslararası Af Örgütü, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Hakikat, Hafıza ve Adalet Merkezi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı da takip etti.
EREN: “KORİDOR AÇILMADI, DERHAL GÖZALTINA ALINDIK”
İlk olarak savunma yapan İkbal Eren Yarıcı, “Dağılmamız için koridor açılmadı, derhal gözaltına alındık” dedi ve şöyle devam etti:
“AYM bizim davamızla ilgili hak ihlali kararı verdi. Sonrasında biz tekrar Cumartesi Meydanı’na çıktık. Ancak çevremiz polislerle sarıldı. Dağılmamız için bir uyarı yapılmadan gözaltına alındık. Gözaltına alınırken, darp edildik, havasız ortamda bekletildik. 29 hafta her cumartesi günü Galatasaray Meydanı’na yakın nerede olursa görüldüğümüz yerde gözaltına alındık. AYM kararını göstersek de suç işlediklerini söylesek de hiçbir direnç göstermediğimiz halde gözaltına alındık. Dağılmamız için koridor açılmıyor ve derhal gözaltına alınıyorduk.”
ALİ OCAK: “SUÇ YOKTU, BİZ SUÇ İŞLEMEDİK”
Ali Ocak ise yaptıklarının suç olmadığını belirterek şu ifadelere yer verdi:
“700. hafta eylemimize polis saldırdı. Engellendi. Toplanma hakkımız engellendi. AYM bunun hak ihlali kararı olduğuna karar verdi. AYM bu kararı yetkililere de gönderdi. Bizler de AYM ile güvence altına alınan demokratik hakkımızı kullanmak için girişimlerde bulunduk. Her girişimimiz engellendi. Gözaltına alındık. Bu uygulama 29 hafta sürdü. Her hafta hakkımızda dava açılmak istendi fakat soruşturmalar düştü, suç yoktu. Biz suç işlemedik. Bu iddianamede söz konusu olan iddialara gelecek olursak hakkımızda açılan davada iddianame gerçeklerle bağdaşmıyor. Bir, kanuna aykırı bir yürüyüş yapmadık aksine demokratik hakkımızı kullandık. İkinci olarak zorla kelepçelendik. Üçüncü olarak güvenlik güçlerince dağılmamız engellendi. Bu gerçeklere o günkü kamera kayıtlarından ulaşmak mümkün. Bu iddiaları kabul etmiyorum beraatimi istiyorum.”
ALİ TOSUN: “ADALETSİZLİĞE KARŞI MÜCADELE EDERKEN ADALETSİZLİKLERE MARUZ KALMAK TRAJİKOMİK”
Ali Tosun da mahkemedeki savumasında şunlara değindi:
“Slogan olmadı açıklamamızı yaptık oradan ayrıldık. Sonra yasaklar başlayınca şiddet oldu. Adaletsizliğe karşı mücadele ederken bu adaletsizliklere maruz kalmak tirajikomik. Bu suçlamayı kabul etmiyorum.”
HANİFE YILDIZ: “BEN DAVALI DEĞİLİM DAVACIYIM”
Hanife Yıldız, mahkemedeki savunmasında davalı değil davacı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Devlete güveneceksin, adalete güveneceksin oğlunu vereceksin, sonra oğlunu vermeyecekler. Ben bunu nasıl kabul edeyim? Ben hem anneyim, ben davacıyım bunlardan. Ben davalı değilim davacıyım.”
MASİDE OCAK: “EN AZINDAN BİR MEZARI OLSUN TALEBİMİZ KARŞILIKSIZ BIRAKILDI”
Maside Ocak kayıplarının mezarları olsun yönündeki taleplerinin karşılıksız bırakıldığını söyleyerek savunmasında şunlara değindi:
“27 Mayıs 1995 günü Galatasaray Meydanında oturmaya başladık. On yıllardır biz kayıp yakınlarının sevdiklerimizle ilgili hakikate ulaşma, onların en azından bir mezarı olması ve adalet talebimiz hep karşılıksız bırakıldı.
AYM kararları herkesi bağlar ve AYM kararlarına uyularak Galatasaray Meydanı’nın açılması gerektiğini hatırlatmak için 10.06.2023 tarihinde meydana gitmek istedim. Elimde sadece kayıplarımız için Galatasaray’a bırakmak üzere karanfil vardı. Kalkanlı polisler tarafından etrafımızın sarılarak çembere alınmamız, kelepçelenerek gözaltına alınmamız, bütün bunlar sadece 5 dakika içinde oldu.
Polis memurunun elindeki yasak kararını okumamıza dahi izin verilmedi. Dağılın anonsu yapılırken polis çemberi içindeydik ve dağılmamız için koridor açılmadı. Sadece gözaltı aracına binmemiz için koridor açıldı. Araç içinde en azından yaşı 70-80’i aşmış annelerimize, kardeşlerimize takılan kelepçelerin çıkarılmasını istedik ama çıkarılmadı. Yaklaşık 5 saat gözaltında kaldık. 29 yıldır yan yana olduğum, aile olduğumuz annelerim, kardeşlerim gibi ben de anayasal bir hakkın kullanımının suç olmadığını sizlere hatırlatarak, siz mahkeme heyetini hepimiz için ayrı ayrı derhal beraat kararı vermeye çağırıyorum.”
DURUŞMA 7 HAZİRAN’A ERTELENDİ
Duruşma savcısı eksik hususların giderilmesini talep etti. Mahkeme dosyadaki görüntülerin izlenmesine karar vererek, duruşmayı 7 Haziran’a erteledi.
]]>“HANGİ İLAÇ ÖLDÜRÜR” ŞEKLİNDE ARAMA YAPMIŞ
Raporda, 15 Mart ve 7 Nisan 2023 tarihleri arasında sanık Erzan’ın internet aramalarında, “Hangi ilaç öldürür?”, ” Türkiye’ye suçlu iadesi olmayan ülkeler 2023″, “İsviçre suçlu iadesi”, “Suçlu iade etmeyen ülkeler”, “İntihar çeşitleri”, “Fare zehri insanı kaç saatte öldürür?”, “Nasıl intihar edilir?”, “Kendini asma”, “Fare zehri insana zarar verir mi?” ve “Bilekleri kesmek” ifadeleriyle aramalar yaptığının tespit edildiği belirtildi.
“SEN NE KADAR YALANCI BİR KADINMIŞSIN”
Erzan’ın telefonundaki pek çok fotoğrafın silindiğinin tespit edildiği aktarılan raporda, elde edilebilen fotoğraflarda ise sanığın kişisel ajandasında bazı müştekiler ile “hoca” ve “F.T.” isminin yazılı olduğu kişilere ilişkin yaptığı ödeme kayıtları ve senetlerin bulunduğu fotoğraflara, 7 Nisan 2023’te müşteki Volkan Bahçekapılı ile sanık Erzan arasında gerçekleşen konuşmaların devamında Bahçekapılı’nın Erzan’a “Ya sen ne kadar yalancı bir kadınmışsın. Şimdi hocayı arıyorum.” mesajına da yer verildi.
2 İSMİN TELEFON KAYITLARI SİLİNMİŞ
Raporda, Ali Yörük ve Atilla Yörük’ün 9 Nisan 2023’ten itibaren telefonlarını kullanmaya başladıklarının belirlendiği, sanıkların telefon değiştirme ya da sıfırlama işlemlerini anlaşıp birlikte yapmış olabileceklerinin tespit edildiği değerlendirildi. Sanıkların telefonlarında 9 Nisan 2023’ten öncesine ait çok az sayıda veri olduğu bildirilen raporda, Atilla Yörük’ün 3 kişiye “Telefonu değiştirdim.” mesajını gönderdiğine işaret edildi. Raporda, Ali ve Atilla Yörük’ün olaya ilişkin soruşturmanın başladığı tarihlerde yazılan haberlerin sayfalarını birbirlerine yolladığının görüldüğü kaydedildi.
“SİZİ O ZAMAN UYARDIM”
Sanık Ali Yörük’ün rehberinde kayıtlı olmayan yabancı bir hat numarasıyla aralarında geçen konuşmada söz konusu numaranın Yörük’e “Sizi o zaman uyardım. Devam ettiyseniz takibi vardır, yanarsınız.” şeklinde mesaj gönderdiği de raporda yer aldı.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın, bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydediliyor. İddianamede, müşteki Çeviker’e para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak daha sonra Çeviker’in Erzan’a ulaşamadığı, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade ediliyor. Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu, kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtiliyor. İddianamede, Erzan’ın, müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturup, bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği kaydediliyor.
252 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR
Sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 69 yıldan 226 yıla kadar hapsi istenen ana iddianamenin ardından hazırlanan yeni iddianameyle Erzan hakkında istenen hapis cezası da yükseldi. Erzan’ın, 77 yıldan 252 yıla kadar hapsinin talep edildiği iddianamede, sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün ise aynı suçlardan 3 yıl ile 85 yıl arasında hapisle cezalandırılması isteniyor. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında 2’si tutuklu 7 sanığın yargılaması sürüyor.
]]>Bakan Tunç, İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesince üniversitenin Kavacık Güney Kampüsü Konferans Salonu’nda düzenlenen “Uyuşturucu Madde Sempozyumu”na katıldı.
Burada konuşan Tunç, Adalet Bakanlığı olarak uyuşturucu ile mücadelede imali, ticareti ve kullanımı sonunda bu işe bulaşmış olanların cezalandırılması ve cezasının infazı hususlarını yakından takip ettiklerini söyledi.
Uyuşturucuyla mücadelede etkin işleyen önleyici bir mekanizmaya sahip olunmasının, bağımlılıkla mücadelede önemli bir aşamayı oluşturduğunu belirten Tunç, bu kapsamda ilk adımın uyuşturucunun zararları konusunda toplumun farkındalık seviyesinin arttırılarak bilinçlendirilmesi olduğunu aktardı.
Tunç, ikinci adımın bağımlıların tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması olduğunu, böylece bağımlıların hem tedavi olacaklarını hem yeniden topluma kazandırılabileceklerini ifade etti.
Üçüncü adımın ise özellikle Adalet Bakanlığı olarak kendilerine düşen uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarıyla mücadele konusu olduğunu aktaran Tunç, bu konuda Anayasa’nın 56. ve 58. maddesinin devlete önemli görevler yüklediğini vurguladı.
Uyuşturucu suçlarında denetimli serbestlik
Bakan Tunç, son 22 yılda uyuşturucuyla mücadelede ve kullanıcıların tedavisi konusunda ceza mevzuatında önemli düzenlemeleri hayata geçirdiklerini belirterek, tedavi uygulamasını infaz evresinden önce kovuşturma evresine, daha sonraki düzenlemeyle de soruşturma evresine çekerek, derhal tedaviye başlanmasını amaçladıklarını anlattı.
Denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu 2005’ten bu yana denetimli serbestlik müdürlüklerine 1 milyon 593 bin 756 tedavi ve denetimli serbestlik kararı geldiğini kaydeden Tunç, halen 71 bin 478 kararın infazına bu şekilde devam edildiğini aktardı.
Tunç, denetimli serbestlik sisteminin kurulduğu tarihten bu yana 1 milyon 303 bin 640 kişiyle bireysel görüşme, grup çalışması, seminer gibi eğitim ve iyileştirme çalışmaları gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Yükümlülerin bağımlılıkla mücadele sürecine ailelerinin dahil edilmeleri de gerçekleştirilen çalışmaların etkinliğini artırmada son derece önemli. Bu nedenle ailelere yönelik de bireysel görüşmeler ve aile eğitim programları düzenleniyor, ev ziyaretleri gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda sadece 2023 yılında yapılan çalışmalarda 10 bin 366 aileye ulaşıldı.” ifadelerini kullandı.
Denetimli serbestlik kapsamında yapılan faaliyetlerin sonuçlarını sürekli takip ettiklerini vurgulayan Tunç, “Bu kapsamda, denetimli serbestlik uygulanan kişilerin 5 yıl içerisinde yeniden uyuşturucu kaynaklı suç oranı 2018 yılında yüzde 33,5 iken, bu oran 2023 yılında yüzde 19,5’e düştü.” bilgisini paylaştı.
“Uyuşturucu madde bağımlılarına özgü iyileştirme tedbirlerini geliştirdik”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 2023’te yasalaştırdıkları 7. Yargı Paketi’yle de uyuşturucu madde kullananlar hakkında uygulanacak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri sürecinin daha etkin işletilebilmesini amaçladıklarını dile getirdi.
Bu kapsamda, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin uzatma süresini 1 yıldan 2 yıla çıkardıklarını kaydeden Tunç, şöyle konuştu:
“Cumhuriyet savcısının erteleme süresi içinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için şüpheliyi yılda en az 2 kez ilgili kuruma sevk etmesini zorunlu hale getirdik. Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’na eklediğimiz 12/A maddesiyle uyuşturucu madde bağımlılarına özgü iyileştirme tedbirlerini geliştirdik. Uyuşturucu madde kullanmak suçundan hükümlü olanlarla başka bir suçtan hükümlü olup uyuşturucu madde bağımlısı olduğu tespit edilenlerin, ceza infaz kurumunda tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılmasını da zorunlu hale getirdik.”
Tunç, ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarının uygulanacağı müstakil ceza infaz kurumlarının açılabilmesini veya mevcut ceza infaz kurumlarının bir bölümünün bu amaç için tahsis edilmesini düzenlediklerini anlattı.
Bununla ilgili yasal düzenlemenin gerçekleştiğini, uygulamaya yönelik hazırlıklar olduğunu aktaran Tunç, sadece uyuşturucu suçlularının tedavi ve rehabilitasyonlarının da yapılabileceği, aldıkları cezanın infazının da gerçekleşeceği kapalı ya da açık cezaevlerinin yapımıyla ilgili proje çalışmalarının bulunduğunu bildirdi.
“Uyuşturucu bulundurmak veya satın almak suçundan 5 bin 527 hükümlü cezaevlerimizde”
Bakan Tunç, uyuşturucu ticareti suçuyla ilgili birçok düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini belirterek, uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarında hapis cezalarının artırıldığını hatırlattı.
Uyuşturucu ticaretinde bazı eylemleri cezayı artırıcı veya ağırlaştırıcı hal olarak kabul ettiklerini aktaran Tunç, koşullu salıverilme için ceza infaz kurumlarında geçirilmesi gereken süreyi artırdıklarını aktardı.
Tunç, uyuşturucu madde suçlarında para cezalarının alt sınırını yükselttiklerini, 2023’te yasalaştırdıkları 7. Yargı Paketi’yle de uyuşturucu kullanma suçunun yanı sıra uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçlarına ilişkin önemli düzenlemeler yaptıklarını anlattı.
Ceza infaz kurumlarında şu anda uyuşturucu ticareti suçundan hükümlü ve tutuklu toplam 59 bin 485 kişi bulunduğunu aktaran Tunç, şunları kaydetti:
“Uyuşturucu bulundurmak veya satın almak suçundan 5 bin 527 hükümlü cezaevlerimizde bulunmaktadır. Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca, Türk Ceza Kanunu’nun 188, 190 ve 191. maddeleriyle ilgili uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanımının kolaylaştırılması, kullanmak için satın almak, bulundurmak suçlarıyla ilgili olarak 2024 yılında şu ana kadar; 77 bin 793 soruşturma açılmış, 81 bin 339 şüpheli hakkında işlem yapılmış. 121 bin 121 derdest soruşturma dosyası da devam etmektedir.”
Tunç, bu durumun “uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanımı, kullanımının kolaylaştırılması” suçlarının ne kadar fazla işlendiğini ve uyuşturucu madde bağımlılığıyla mücadelede ne kadar hassas olunması gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Vatandaşlara “Uyuşturucuyla ilgili suçları ihbar edin” çağrısı
Adalet Bakanı Tunç, uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlılıklarının aile bütünlüğünü ortadan kaldıran, aile hayatını ifsat eden, aile kurumunu ve toplumu derinden tehdit eden büyük bir bela olduğunu belirterek, “İnsanımızı sosyal ve ekonomik hayattan koparan, aile ilişkilerine zarar veren, çeşitli suçların işlenmesine zemin oluşturan uyuşturucuyla mücadele bizim kırmızı çizgimizdir. Uyuşturucuyla mücadelede sonuna kadar kararlıyız.” dedi.
Uyuşturucuyla mücadelede vatandaşın desteğini de önemsediklerini vurgulayan Tunç, “Vatandaşlarımız, uyuşturucunun okul çevrelerinde, mahalle aralarında, sokak aralarında yahut diğer ortamlarda satıldığını, teşvik edildiğini, yer sağlandığını görüyorsa bu durumu cumhuriyet savcılıklarına ve kolluk güçlerimize ihbar etmesi vatandaşlık görevidir. Vatandaşımız uyuşturucuyla ilgili suçlardan haberdar olur olmaz, savcılıklara ihbar ederek bizim bu mücadelemize yardımcı olmasını hassaten istiyoruz.” çağrısında bulundu.
Tunç, uyuşturucuyla mücadelede etkin ve sürdürülebilir çözümler için hem kamu hem özel sektör ile sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar arasında güçlü işbirlikleri ve ortaklıklar kurulmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi.
]]>Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç Medipol Üniversitesi bünyesinde, Güney Kampüsü konferans salonunda düzenlenen Uyuşturucu Madde Sempozyumuna katıldı. Sempozyuma Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç’un yanı sıra, Medipol Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Öztürk ve Medipol üniversitesi öğrencileri katıldı. Sempozyumda Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç uyuşturucu madde ve uyarıcı madde satanların ve kullananlar hakkında yapılan işlemlerin, uyuşturucunun satılmasını, kullanılmasının önlenmesi ve bu konu hakkında yasal düzenlemeler konularını kapsayan bilgiler verdi.
Uyuşturucu ve Madde Sempozyumuna katılan Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç, “Medipol üniversitesinde çok önemli bir konunun değerlendirildiği bir sempozyumdayız. Üniversitelerimiz eğitim öğretim yapan kurumlar olmamalı. Sadece ülkemizi değil bütün dünyayı ilgilendiren bu önemli sorunun ülkemizde çözüm yolları arasında araştırılması ve yapılması gerekenleri yapma anlamında bu tür toplantılar önemli. Özellikle son yıllarda gençlerimizi etkisi altına alan toplumsal sorunların başında gelen uyuşturucu madde kullanımının sebepleri ve madde bağımlılığıyla mücadelede alınması gereken sosyal, hukuki ve tıbbi önlemlerin ele alınacağı bu sempozyumun düzenlemesini çok önemli bulduğumu belirtmek istiyorum.
Böylesi önemli bir sempozyumu düzenleyen değerli rektörümüze, dekanımıza, sunacakları bildirilerle katkı sağlayacak akademisyen hocalarımız ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
“Topyekün mücadele gerekiyor”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Çağımızda neredeyse herkesin az ya da çok bir şeylere bağımlı olduğuna şahit oluyoruz.
Kimisi bilgisayar oyunlarına, sosyal medyaya; kimisi dizilere, televizyona; kimisi internete, telefonuna bağımlı halde yaşıyor. Aslında gündelik hayatta insanların hastalık denilecek seviyede birçok bağımlılığı bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı herkesin farkında olduğu ve zararından emin olduğu alkol, uyuşturucu, sigara bağımlılıklarıdır. Evlatlarımızın, gençlerimizin, canlarımızın hayat ışığını söndüren en acı ve tehlikeli bağımlılıkların başında geliyor. Uyuşturucu, sadece bireysel olarak değil, aynı zamanda toplumları da derinden etkileyen bir sorundur. Bağımlılık; aile parçalanmaları, suç oranlarındaki artış, sağlık sorunları ve daha pek çok sorunla doğrudan bağlantılıdır. Bu yüzden, uyuşturucu ile mücadele, sadece bireylerin değil, toplumların da sağlığı ve refahı için hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle madde bağımlığıyla topyekün bir anlayışla mücadele etmek gerekmektedir” dedi.
“Madde kullanma suçunun cezası 1 yıldan 2 yıla kadar hapis iken, 2 yıldan 5 yıla kadar hapse çıkardık”
Madde Kullanma Suçuyla ilgili olarak konuşan Bakan Yılmaz Tunç, “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, öncelikle tedavi edilmesini ve tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaktan korunmasını sağlamaya yönelik düzenlemeler yaptık. 2005 öncesinde uyuşturucu kullanma suçu ile ilgili denetimli serbestlik uygulaması bulunmamaktaydı. 2005 yılında yeni Türk Ceza Kanunuyla, uyuşturucu madde kullanan kişi hakkında, infaz aşamasında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hüküm olunacağını düzenledik.2006 yılında yaptığımız düzenlemeyle uyuşturucu madde kullanma suçundan dava açıldığında, tedavi ve denetimli serbestlik uygulanabileceğini düzenledik. Böylece tedavi uygulamasını infaz evresinden önce kovuşturma evresine, daha sonraki düzenleme ile de soruşturma evresine çekerek derhal tedaviye başlanmasını amaçladık. Yine bu düzenlemeye göre şüpheliler hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilecek ve 5 yıl süreyle takip edileceklerdir. 5 yıl içinde kişi tedavi yükümlülüklerine uygun davranırsa hakkında takipsizlik kararı verilecek; yeniden uyuşturucu madde kullanması durumunda ise kamu davası açılacaktır. Kişiler bu kamu davasının ertelenmesi imkanından bir kez yararlanmaktadırlar. Bu kişiler, tedavi olmayı kabul etmesi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin gereklerine uygun davranması halinde söz konusu uygulamadan yararlanabilecektir. Aynı düzenlemede uyuşturucu madde kullanma suçunun cezası 1 yıldan 2 yıla kadar hapis iken, 2 yıldan 5 yıla kadar hapse çıkardık” dedi.
“Uyuşturucu ile mücadelemiz bizim kırmızı çizgimizdir”
Türk Yargısının Uyuşturucu ile mücadelesine de vurgu yapan Adalet Bakan’ı Yılmaz Tunç, “İnsanımızı sosyal ve ekonomik hayattan koparan, aile ilişkilerine zarar veren, çeşitli suçların işlenmesine zemin oluşturan uyuşturucu ile mücadele bizim kırmızı çizgimizdir. Uyuşturucuyla mücadelede sonuna kadar kararlıyız. Türk yargısı, başta uyuşturucuyla mücadele olmak üzere özellikle organize suçlar ve milletimizi rahatsız eden, huzurunu bozan tüm suçlularla, suçluyla mücadelede tavizsiz bir şekilde hareket etmektedir. Cumhuriyet savcılarımız tüm suç ihbarlarında gerekli talimatları vererek soruşturmaları hemen başlatmakta, bu kapsamda uyuşturucu ve tüm suç örgütleriyle mücadelesini etkin ve kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Uyuşturucuyla mücadelede vatandaşımızın da desteğini bilhassa önemsiyoruz. Vatandaşlarımız, uyuşturucunun okul çevrelerinde, mahalle aralarında, sokak aralarında yahut diğer ortamlarda satıldığını, teşvik edildiğini, yer sağlandığını görüyorsa; bu durumu Cumhuriyet savcılıklarına ihbar etmesi vatandaşlık görevidir. Vatandaşımız uyuşturucuyla ilgili suçlardan haberdar olur olmaz, Savcılıklara ihbar ederek bizim bu mücadelemize yardımcı olmaya davet ediyorum” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>ANKARA – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Aydın, Kastamonu ve Balıkesir merkezli 12 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAFES-45” Operasyonlarında 3 organize suç örgütünün çökertildiğini ve 63 şüphelinin yakalandığını açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya X hesabından yaptığı paylaşımda Aydın, Kastamonu ve Balıkesir merkezli 12 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen “KAFES-45” Operasyonlarında 3 organize suç örgütünün çökertildiğini ve 63 şüphelinin yakalandığını açıkladı. Yerlikaya paylaşımında “Aydın’da Teoman Avcı ve Ferdi Kayhanlı’nın, Kastamonu’da Ömer Çınar’ın, Balıkesir’de Salih Babayiğit’in elebaşılığını yaptığı 3 organize suç örgütü çökertildi. Operasyonlarda örgüt elebaşların da içerisinde bulunduğu suç örgütü üyesi 63 şüpheli yakalandı. Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki; Suçta kibirlenenlere, halkımızın huzurunu kaçıranlara, organize suç örgütlerine ve çetelere göz açtırmayacağız. Hangi büyüklükte olursa olsun organize suç örgütlerini çökertip, adalete teslim edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Yerlikaya paylaşımının devamında Aydın, Kastamonu ve Balıkesir’de düzenlenen operasyonlara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Aydın İl Jandarma Komutanlığınca yapılan 5 aylık takip neticesinde; Aydın merkezli Ankara, İzmir ve Muğla’da düzenlenen operasyonlarda araç satış işlemlerinde hileli eylemler yapıp, vatandaşlarımızı zarara uğratarak ‘Nitelikli Dolandırıcılık’ suçunu örgütlü olarak işledikleri tespit edilen Örgüt elebaşları Teoman Avcı ve Ferdi Kayhanlı’nın da içerisinde bulunduğu 35 şüpheli yakalandı. MASAK ile koordineli olarak yapılan analizler sonucu şüphelilere ait banka hesaplarında toplam 46 milyon TL para hareketliliğinin olduğu tespit edildi.
Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Kastamonu İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen 4 aylık takip neticesinde Kastamonu merkezli İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, Samsun, Karabük ve Zonguldak’ta düzenlenen operasyonlarda organize suç örgütü üyelerinin; Sözde kuyumculuk adı altında faaliyet gösterdikleri, kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve nakit para talebi olan mağdurlardan belirli bir komisyon karşılığı, farklı şirketlere ait POS cihazlarını da kullanarak halk arasında ‘kredi kartına takla attırmak’ tabiri ile bilinen yöntemle ödemelerini sağladıkları, paravan şirketler kurarak bankalardan POS cihazları temin ettikleri ve suç örgütü elebaşı ile örgüt üyeleri arasında, suçta kullanılan POS cihazlarını karşılıklı kargo ile gönderdikleri tespit edilen örgüt elebaşı Ömer Çınar’ın da içerisinde olduğu 21 şüpheli yakalandı. MASAK ve Gelir İdaresi Başkanlığı ile yapılan ortak analizler sonucu 14 paravan şirkete ait banka hesaplarında 980 milyon TL’lik işlem hacmi ve 105 Milyon TL’lik haksız kazanç elde edildiği tespit edildi.
Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığınca Gömeç, Burhaniye ve Ayvalık ilçelerinde yapılan 4 aylık takipli KOM Faaliyeti kapsamında MASAK ile yürütülen teknik ve fiziki takip neticesinde; Maddi açıdan zor durumdaki şahıslara boş senet imzalatarak yüksek faizle borç para verdikleri, Vadesi geldiği halde borçlarını ödemek isteyen şahısların faizlerini arttırarak borçlarının bitirilmesini engelledikleri sistematik şekilde daha fazla borçlandırdıkları, Borcunu ödeyemeyen şahısları tehdit ve şiddet yoluyla baskı altına aldıkları, Mağdurların, borçlarını ödemek amacıyla traktör ve arsalarını, düşük fiyata satışa çıkardıkları ve satışa çıkarılan mal varlıklarını şüphelilerin yakınları tarafından satın alınmasını sağladıkları tespit edilen örgüt elebaşı Salih Babayiğit’in de içinde bulunduğu 7 şüpheli yakalandı. Örgüt tarafından, Çanakkale ve Balıkesir illerinde ikamet eden yaklaşık 37 vatandaşımızın mağdur edilerek 45 milyon TL haksız kazanç elde edildiği tespit edildi.
,
Yerlikaya paylaşımında operasyonlar sonucu 132 adet kredi kartı, 12 adet pos cihazı, 121 adet araç satış sözleşmesi, 2 milyon 685 bin TL tutarlı düzenlenmiş çek, senet ve dekont, tabanca, av tüfekleri, 14 adet açık çek, çok miktarda Türk lirası ile çok sayıda dijital materyal ve dokümana ele konulduğunu belirtti.
]]>İzmir 32. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Serkan Elçetin, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Taraf avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ile Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) avukatları da duruşmada hazır bulundu.
Anne Mine Durak, SEGBİS’de yaşanan sorun nedeniyle duruşmaya katılamadı.
Sanık Serkan Elçetin, savunmasında, kendisinin istismarda bulunmadığını, çocuğun müstehcen görüntülerini çekmediğini savundu.
Savcılık ifadesinde her şeyi anlattığını ileri süren Elçetin, “Telefonum zaten adliye emanette. Telefonumdan bu videolar ve görüntüler çekildi mi? Yoksa başka telefonla çekilip bana mı geldi? Araştırılsın diye söyledim. Ben telefonumla video, fotoğraf çekmedim. Eymen’i cinsel istismar etmedim. Eymen’in sadece oyun parkına götürdüğüm zamanki videolar vardır. Bunlar benim telefonumla çekilmiştir. Diğer görüntüler benim telefonumdan çıkmadı. Olmayan bir şeyle ilgili söyleyecek bir şeyim yok. Telefonumdan çekilmesi imkansız, araştırılsın.” dedi.
Hakimin diğer tutuklu sanık Mine Durak’ın ifadesindeki iddialarına ilişkin sorusuna da Elçetin, “Neden zamanında şikayetçi olmadı. Kendisi yakalandığı zaman yanında ben vardım. O zaman neden söylemedi. Polis aldığında ‘Serkan suçlu’ demedi. Normal bir insan olay varsa söylerdi. Sonra akıl hocaları tarafından yönlendirilmiştir. Karakolda çocuğu kendisi öldürdüğünü söyledi. 3 gün sonra benim aramam çıktı ve tutuklandım. Normalde suçlu olsam ilk başta benim tutuklanmamı isterdi.” ifadelerini kullandı.
Avukatlar, tanık olarak dinlenilmek istenen İ.S’nin uzun süredir mahkeme davetine yanıt vermediğini, hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Cumhuriyet savcısı da eksik hususların giderilmesini talep etti.
Hakim, tanık İ.S. hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
Davanın geçmişi
Eskişehir’de yaşayan Z.Ç, yeğeni Mine Durak ile sevgilisi Serkan Elçetin’in 5 yaşındaki Eymen Durak’a şiddet uyguladığını, cinsel yönden çocuğu istismar ettiklerini, çocuğun video görüntülerinde ve görüntülü konuşmalarda vücudunda darp izleri gördüğünü ve sağlığından endişe duyduğunu belirterek polise başvurmuş, şüpheliler İzmir’de gözaltına alınmıştı.
Durak ve Elçetin’in itirafının ardından 1 Eylül 2019’da ormanlık alanda çocuğun toprağa gömülü cesedi bulunmuştu.
Konuya ilişkin hukuksal süreç sonunda İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Mine Durak ve Serkan Elçetin’e ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve 37 yıl hapis cezası vermiş, istinafta hukuka uygun bulunan bu karar Yargıtay tarafından da onanmıştı.
Dava sürecinde Serkan Elçetin’in telefonundan elde edilen verilerde 2 sanığın da maktule yönelik “cinsel istismar” suçunu işlediğini gösteren videoların tespit edilmesi üzerine cumhuriyet savcısı tarafından ayrı bir iddianame hazırlanmış ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçunu işledikleri gerekçesiyle sanıklar hakkında ayrı ayrı 10 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.
]]>İçişleri Bakanı Yerlikaya: “Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”
KİLİS – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kilis’te İl Güvenlik Toplantısına katıldı. Yerlikaya, “Huzurumuzu bozan, güvenliğimize zarar veren çete, zehir taciri, tefeci, suç örgütü, kim olursa olsun, lütfen 112’yi arayarak ihbar edin” dedi.
Basına kapalı olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantısına, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Kilis Valisi Tahir Şahin ve protokol üyeleri katılırken toplantıda, terör, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele, asayiş, sınır güvenliği ve göç konularını ele aldı.
Göçü durdurmak için yapılan çalışmaları durdurulmayacağını söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Savunma Bakanlığımız Hudut duvarlarının ön tarafında geçişi daha da zorlaştırmak yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik ve bunların tamamını %40’a yakınının yapıldığını gördük ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemiz daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik altını çizdik. Suriye gücüyle ilgili de Kilis Valiliğimizin yine Bakanlığımızın bir görev olduğunu da biliyorsunuz. Cerablus ve Azez tarafında 7 yıldan beri yapmak çok büyük hizmetler var gayretler var. Bu göçük kaynağında durdurma ile ilgili yapılan çalışmalar mucibi olduğunu tüm dünya biliyor ve biz bu noktada gerçekten kendi şehirlerimize kendi hudutlarımıza göçü durdurma ile ilgili yaptığımız bu çalışmalarımız devam ettireceğiz” dedi.
“625 bine yakın Suriyeli ülkesine geri döndü”
625 bine yakın gönüllü Suriye uyruklu vatandaşların ülkelerine geri döndüğünü söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Biz koruma kapsamındaki Suriyeliler karşı taraftaki güveni bölgedeki hayatın normalleşmesi ihyası ile yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişlerde artarak devam ediyor bunun altını çizmek istiyoruz. İçimizde göçmen organizatörleri bunlarla ilgili planlı projeli çalışmalar ve huduttan geri ittirmeler yani geçişi engelleme ile ilgili çalışmalar büyük bir uyum içerisinde gerçekleşiyor. Bu şehirde yönetim olarak gerçekten atanmış seçilmiş ayrımı yapılmaksızın gidişimizde bir oyundan bahsediyoruz. Kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatları odaklanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.
“Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”
Türkiye’de 2022 ve 2023 tarihleri arasında yaşanan asayişlerde ciddi miktarda düşme meydana geldiğini söyleyen Yerlikaya, “2022-2023 tarihleri arasında ülke genelindeki yaşanan olay sayılarına baktığımız zaman, sayılarında ciddi bir düşme var. Var olan suçlarda aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Burada vatandaşlarla şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili yakalama ile ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşerilerimizde vatandaşlarımızın bir küçük yardım istiyoruz. Biz bu şehirde 457 hapis ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz, bunların yakalanması ile ilgili kendimizi yarışıyoruz ama 112’nin ucunda bize gördüğümüz bildiğimiz bu noktada ihbarlarınızı yaparsanız biz çok daha kendimizi güçlü ve çok daha hızlı netice alırız. Türkiye’de Ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı ve bizler hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz Bunla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız kimlik kontrollerimizi artırmamız sahada planlı projeli saygılarımızı daha ileriye gitmesi, yakalama sayılarımız çok daha güçlü hale getiriyor. Suç işleme de temel görevimiz olan önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz” dedi.
“Suç örgütleriyle mücadelemiz devam edecek”
Suç örgütleriyle mücadelenin devam edeceğini kaydeden Yerlikaya, ” Türkiye genelinde bir günde 81 vilayette 100 ikidir ya da Ocak ay ortalaması her ay biz bunların kayıtlarına bakıyoruz. Organize suç örgütleri ile zehir tacirleri ilgili torbacısından satıcısına ve kullanıcısına varıncaya kadar bunun talep ve ağır cephesinde de mücadele edilir devam ediyor. Sadece okul önlerinde değil her yerde uyuşturucuya erişimle ilgili yani arzı baskılama ile ilgili arkadaşlarımız tüm vilayetlerimiz olduğu gibi Kilis’te de gerçekten olağanüstü gayret gösteriyorlar. Başta bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör türleri ile ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesi ile ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimiz, jandarmamız ve hudut birliklerimize Kilisli hemşerilerimizin göstermiş olduğu destek güvenden dolayı doğadan dolayı her birine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
]]>Basına kapalı olarak gerçekleştirilen güvenlik toplantısına, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlan, Kilis Valisi Tahir Şahin ve protokol üyeleri katılırken toplantıda, terör, kaçakçılık, uyuşturucuyla mücadele, asayiş, sınır güvenliği ve göç konularını ele aldı. Göçü durdurmak için yapılan çalışmaları durdurulmayacağını söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Savunma Bakanlığımız Hudut duvarlarının ön tarafında geçişi daha da zorlaştırmak yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik ve bunların tamamını yüzde 40’a yakınının yapıldığını gördük ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemiz daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik altını çizdik. Suriye gücüyle ilgili de Kilis Valiliğimizin yine Bakanlığımızın bir görev olduğunu da biliyorsunuz. Cerablus ve Azez tarafında 7 yıldan beri yapmak çok büyük hizmetler var gayretler var. Bu göçük kaynağında durdurma ile ilgili yapılan çalışmalar mucibi olduğunu tüm dünya biliyor ve biz bu noktada gerçekten kendi şehirlerimize kendi hudutlarımıza göçü durdurma ile ilgili yaptığımız bu çalışmalarımız devam ettireceğiz” dedi.
“625 bine yakın Suriyeli ülkesine geri döndü”
625 bine yakın gönüllü Suriye uyruklu vatandaşların ülkelerine geri döndüğünü söyleyen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Biz koruma kapsamındaki Suriyeliler karşı taraftaki güveni bölgedeki hayatın normalleşmesi ihyası ile yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişlerde artarak devam ediyor bunun altını çizmek istiyoruz. İçimizde göçmen organizatörleri bunlarla ilgili planlı projeli çalışmalar ve huduttan geri ittirmeler yani geçişi engelleme ile ilgili çalışmalar büyük bir uyum içerisinde gerçekleşiyor. Bu şehirde yönetim olarak gerçekten atanmış seçilmiş ayrımı yapılmaksızın gidişimizde bir oyundan bahsediyoruz. Kişilere ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatları odaklanmış vaziyette” ifadelerini kullandı.
“Huzurumuzu bozanları 112’yi arayarak ihbar edin”
Türkiye’de 2022 ve 2023 tarihleri arasında yaşanan asayişlerde ciddi miktarda düşme meydana geldiğini söyleyen Yerlikaya, “2022-2023 tarihleri arasında ülke genelindeki yaşanan olay sayılarına baktığımız zaman, sayılarında ciddi bir düşme var. Var olan suçlarda aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Burada vatandaşlarla şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili yakalama ile ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşerilerimizde vatandaşlarımızın bir küçük yardım istiyoruz. Biz bu şehirde 457 hapis ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz, bunların yakalanması ile ilgili kendimizi yarışıyoruz ama 112’nin ucunda bize gördüğümüz bildiğimiz bu noktada ihbarlarınızı yaparsanız biz çok daha kendimizi güçlü ve çok daha hızlı netice alırız. Türkiye’de Ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı ve bizler hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz Bunla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız kimlik kontrollerimizi artırmamız sahada planlı projeli saygılarımızı daha ileriye gitmesi, yakalama sayılarımız çok daha güçlü hale getiriyor. Suç işleme de temel görevimiz olan önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz” dedi.
“Suç örgütleriyle mücadelemiz devam edecek”
Suç örgütleriyle mücadelenin devam edeceğini kaydeden Yerlikaya, ” Organize suç örgütleri ile zehir tacirleri ilgili torbacısından satıcısına ve kullanıcısına varıncaya kadar bunun talep ve ağır cephesinde de mücadele devam ediyor. Sadece okul önlerinde değil her yerde uyuşturucuya erişimle ilgili yani arzı baskılama ile ilgili arkadaşlarımız tüm vilayetlerimiz olduğu gibi Kilis’te de gerçekten olağanüstü gayret gösteriyorlar. Başta bölücü terör örgütü ve diğer tüm terör türleri ile ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesi ile ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimiz, jandarmamız ve hudut birliklerimize Kilisli hemşerilerimizin göstermiş olduğu destek güvenden dolayı doğadan dolayı her birine teşekkür ediyorum” diye konuştu. – KİLİS
]]>İSTANBUL – Bir internet sitesinde yazdığı yazıda kullandığı sözler nedeniyle tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Bir internet sitesinde yazdığı yazıda suç oluşturacak sözler kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan, soruşturma çerçevesinde tutuklandıktan sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Tolga Şardan’ın bir internet sitesinde yazdığı yazıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte sözler bulunduğu gerekçesiyle re’sen soruşturmaya başlandığı aktarıldı.
Şüpheli Şardan’ın ifadesine yer verilen iddianamede, haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, söz konusu yazının yayınlandığı andan ifadesinin alındığı dakikaya kadar geçen sürede yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söylediği kaydedildi.
Herhangi bir delil sunamadığı belirtildi
Hazırlanan iddianamede, şüpheli Şardan’ın yazı içeriğinde Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi. Ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yasal unsurlarının oluştuğu aktarıldı.
Yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği aktarıldı
Şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğunun belirtildiği iddianamede, şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş, okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu da belirtildi.
5 yıla kadar hapis talebi
Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiği takdirde Şardan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
]]>Bakan Yerlikaya, Kilis Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen Güvenlik Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Kilis’in Türkiye’nin huzuru açısından önem verdikleri şehirlerden biri olduğunu söyledi.
Kilis’in 114 kilometrelik Suriye sınırı olduğunu anımsatan Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Evet, hudut güvenlik sistemleriyle ilgili başta duvar ve fiziki güvenlik sistemlerimizin teknolojiyle donanımları gayet iyi noktaya geldi ve bu noktada hiçbir zaman da durmuyoruz. Öncelikli olarak düzensiz göç ve göçmen organizatörleriyle ilgili göreve geldiğimiz ilk andan itibaren bu noktada nasıl çalıştığımızı herkes biliyor. Bunu da sık sık kamuoyuna paylaşıyoruz. Burada Savunma Bakanlığımız hudut doğal ön tarafında geçişi daha zorlaştırmak için yapmış olduğu hendek çalışmalarını izledik. Bunların tamamını yani yüzde 40’ına yakınının yapıldığını gördük. ve bunlarla ilgili teknolojik kapasitemizi de daha yukarıya çıkarmaya yönelik gayretlerimizi netleştirdik, altını çizdik.”
Bölgede çalışmaların devam ettiğini aktaran Yerlikaya, şöyle devam etti:
” Cerablus, El-Bab, Azez tarafında, karşı tarafta hayatın ihyasıyla ilgili 7 yıldan beri yapılan çok hizmetler, gayretler var. Bu göçü kaynağında durdurmayla ilgili yapılan çalışmalar mucibinde olduğunu tüm dünya biliyor. Kendi şehirlerimize, kendi hudutlarımıza göçü durdurmayla ilgili yaptığımız bu çalışmalarımızı da devam ettireceğiz. 625 bine yakın gönüllü bir geri dönüş söz konusu. Bu rakamı niye veriyoruz? Bu rakamı vermemizdeki temel duruş şu; bizde geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler, karşı taraftaki güvenli bölgedeki hayatın normalleşmesi, ihyasıyla ilgili olan yapılan çalışmaları gördükçe bu tarafa doğru geçişler de artarak devam ediyor. Bunun altını çizmek istiyoruz.”
Şehirde göçmen kaçakçılığıyla ilgili planlı ve projeli çalışma ve huduttan geçişi engellemeye yönelik çalışmaların uyum içerisinde yapıldığını dile getiren Yerlikaya, güvenlik güçlerini tebrik etti.
Kilis’te kurumların uyum içerisinde çalışma yaptığına işaret eden Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Asayişle ilgili şunu söylemek istiyoruz. Kişilere karşı ve mallara karşı işlenen suçlarla ilgili sahada emniyet birimlerimiz gerçekten dikkatlerini tamamen bu noktaya bakanlıktan verilen talimatlara odaklanmış vaziyette. Bunu nereden görüyoruz? 2022-2023 rakamlarını yani olay sayılarına baktığımız zaman olay sayılarında ciddi bir düşme var. Ama var olan suçlarda da aydınlatma oranları hem kişilere hem de mallara karşı işlenmiş suçların aydınlatma oranları Türkiye ortalamasıyla aynı. Hatta bazılarının da daha önde olduğunu da gördük. Bunun tabii devamını istiyoruz. Buradan vatandaşlarımıza şöyle bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Göreve geldiğimizden beri hapisle ilgili, yakalamayla ilgili her gittiğim şehirde o şehirdeki hemşehrilerimize, vatandaşlarımızdan bir küçük yardım istiyoruz. Diyoruz ki, biz bu şehirde 457 hapisle ilgili yakalamaya odaklanmış vaziyetteyiz.”
Yerlikaya, vatandaşlara suçluların yakalanması için ihbar yapılması çağrısında bulundu. Yapılan ihbarlarla çok daha hızlı netice alınacağını belirten Yerlikaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de ocak ayında bir günde 102 hırsızlık vakası yaşandı. Biz hiç hırsızlık vakası olmasını istemiyoruz. Bununla ilgili işte sahada bizim yapmış olduğumuz huzur operasyonları kontrol noktalarımızı artırmamız, kimlik kontrollerimizi arttırmamız, yakalama sayılarımızı çok daha güçlü hale getiriyor. Dolayısıyla suç işlemede temel görevimiz olan, önleyicilikle ilgili durumumuzu çok daha güçlü hale getiriyoruz. Kilis’te bu noktada Allah’a hamdolsun 34 bin motor olmasına rağmen Kilis’te motosiklet hırsızlığı da dahil olmak üzere tüm hırsızlık tür olay sayısında çok ciddi düşmeler var. Çok büyük oranda aydınlatma oranları da Türkiye ortalamasının üstünde. Az önceki verdiğimiz günlük, bir günlük evden hırsızlık ortalaması Türkiye genelinde 102’dir. Türkiye genelinde Bir günde 81 vilayette 102’dir. O da ocak ayının ortalaması. Her ay, her gün biz bunların kayıtlarına bakıyoruz.”
Suç örgütleriyle mücadele devam edecek
Suç örgütleriyle mücadelenin sürdüğünü kaydeden Yerlikaya, uyuşturucuyla mücadelenin de devam edeceğini ifade etti.
Kilis’te de emniyet ve jandarmanın olağanüstü çalıştığını söyleyen Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Tüm terör türleriyle ilgili FETÖ, DEAŞ, DHKP-C hepsiyle ilgili bu şehirde yakalanıp adalete teslim edilmesiyle ilgili arkadaşlarımız çok büyük bir hassasiyetle gayret gösteriyorlar. Emniyetimize, jandarmamıza, hudut birliklerimize, Kilisli hemşehrilerimizin göstermiş olduğu destek, güvenden dolayı, her birine teşekkür ediyorum. İnşallah Kilis’imizin huzuru, Türkiye’mizin huzuru için gece gündüz demeden çalışma noktasında arkadaşlarımız her zaman olduğu gibi aziz milletimizin emrinde, hizmetinde olmaya devam edecekler diyorum.”
Toplantıya, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Kilis Valisi Tahir Şahin, AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, Emniyet Genel Müdürü Erol Ayyıldız ve ilgililer katıldı.
]]>19 Kasım 2022 tarihinde meydana gelen olayda, Karasu’nun Kurudere Mahallesi’ndeki evinden aracıyla ayrılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan evli ve üç çocuk babası Erdal Sakız, ailesinin ihbarı üzerine aranmaya başlanmıştı. Karasu İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince her yerde aranan Erdal Sakız, Kurudere Mahallesi ile Hendek ilçe sınırı arasındaki Çamdağı ormanlık alanda aracının içinde başından tüfekle vurulmuş halde bulundu. Hususa ilişkin başlatılan incelemede Sakız’ın arkadaşı E.K., eşi L.K. ve oğlu S.K. gözaltına alınıp çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Hususa ilişkin açılan davada Cumhuriyet Savcısı mütalaasında sanık E.K. ve eşi L.K. hakkında ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundun ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını, suça sürüklenen çocuk S.K. hakkında ise beraat isteminde bulunmuştu.
4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasında tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Gelen belgelerin zapta geçirilmesinin ardından başlayan duruşmada sanıklar, esas hakkındaki son savunmalarını yaptı.
“Olay suç örgütleri tarafından işlenmiş, benim ailemin üzerine atılmaktadır”
Tutuksuz yargılanan suça sürüklenen çocuk S.K., “Mütalaayı kabul etmiyorum. Duruşmadaki beyanlarım doğrudur. Benim maktul ile sorunum yoktur. Maktulün hasımları eşi, oğlu ve sevgilisidir. İddia edilen olayda, ben evde değildim, bir şey görmedim. Maktulü öldürenler dışarıda gezmektedir. Olay suç örgütleri tarafından işlenmiş, benim ailemin üzerine atılmaktadır. Beraatımı talep ediyorum” dedi.
“Tehditlerinden dolayı işlemediğimiz bir suçu kabul ettim”
Tutuklu sanık L.K., “Gözaltında kaldığımız 3 gün süre içinde biz derdimizi anlatmaya çalıştık. Bir avukat geldi ve bize vermemiz gereken ifadeleri söyledi. İfadeleri söylemezsek kocam, oğlum ve benim ağırlaştırılmış müebbet alacağımızı bebeğimin ise yetiştirme yurduna verileceğini söyledi. Ben de çocuklarımın başına gelecek olan olaylardan korktuğum için ve Y.D. ile E.S.’nin tehditlerinden dolayı işlemediğimiz bir suçu kabul ettim” dedi.
“Cesedi Hendek ilçesine bırakılmasının sebebi kolluk kuvvetini yanıltmak içindir”
Tutuklu sanık E.K., “Gözaltında imzaladığım ifadeler eşim, çocuğum ve benim ayrı ayrı baskı altında alınmıştır. Ben bunu kabul etmiyorum. Ben detaylı bir ifademin alınarak soruşturmanın başlatılmasını talep ediyorum. Maktulü ben ve ailem öldürmedi, husumetlileri E.S., E.D. ve N.’dir. Erdal Sakız ile kardeş gibi yaşadık. Fındık olayıyla alakalı bir husumet yaşamadık. Delillerin avukatlarıyla beraber karartılıp suçu üzerimize attılar ve mahkemeyi yanıltıyorlar. Cesedi Hendek ilçesine bırakılmasının sebebi kolluk kuvvetini yanıltmak içindir. Karasu’ya bırakılsaydı kolluk kuvveti ilk olarak husumetlilerini gözaltına alacaktı. Kolluk kuvvetini yanıltmak için Hendek ilçesinde ormanlık alana bırakmışlardır. Planlanarak olmuştur Erdal Sakız’ı öldürmedim aksine sahip çıktık. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum” diye konuştu.
Mahkeme heyeti ise tutuksuz yargılanan S.K.’nın beraatına, sanık E.K. ile eşi L.K.’nin ‘Tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. – SAKARYA
]]>KAYSERİ’de Hasibe Soykuk’u (51) başına keserle vurarak öldüren komşusu İsmail Kocatürk hakkında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Tutuklu olduğu cezaevinden dilekçe yazan İsmail Kocatürk, suçunu itiraf etmiş, olayın alacağı olan 1500 liranın verilmemesi yüzünden çıkan tartışmada yaşandığını söylemişti.
Olay, geçen yıl 13 Kasım saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi. Seyit Ahmet Soykuk hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbar üzerine eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Hasibe Soykuk’un, kafasına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.
GÖZALTINDAKİ EŞİ SERBEST
İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi’nin (JASAT) çalışması sonucu olayla bağlantısı olabileceği düşünülen, Soykuk’un eşi S.A.S., oğulları S.S. ve B.B.S. ile komşuları İsmail Kocatürk gözaltına alındı. Soykuk’un eşi S.A.S., ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılırken, diğer 3 şüpheli ise adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden İsmail Kocatürk tutuklandı, Soykuk’un 2 oğlu ise serbest kaldı.
115 SAATLİK KAMERA GÖRÜNTÜSÜ İZLENDİ
İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT ekipleri, Hasibe Soykuk’un cinayet şüphelisini bulmak için çalışma başlattı. 115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen ekipler, ölen Soykuk’un evinin arka bahçe kısmını gören kamera görüntüsünde bir kedinin hayatın olağan akışına aykırı hareketlerde bulunarak, panikle kaçtığını belirledi. Bu bölgede yapılan araştırmada, Hasibe Soykuk’un komşusu ve çocuklarının arkadaşı olan İsmail Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izlerinin olduğu tespit edildi. Şüpheli komşu Kocatürk’ün evinde yapılan incelemede ise evin bazı bölümlerinde ve lavaboda kan izleri bulundu.
POŞETLE MALZEME GÖTÜRMÜŞ
Jandarma ekipleri, çevredeki kamera görüntülerinde yaptığı incelemede, İsmail Kocatürk’ün elinde poşet ile malzeme götürdüğünü belirledi. Kocatürk ise karakolda alınan ifadesinde söz konusu poşet içinde suça konu olan keser ile kanlı elbise ve ayakkabıyı evin uzağında bulunan boş bir alana attığını söyledi. Jandarma tarafından keşif yapılan bölgede söz konusu malzemeler de ele geçirildi. Hasibe Soykuk’un kafasına keser ile vurarak öldürdüğü iddia edilen İsmail Kocatürk’ün, ‘hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından da 9 farklı suç kaydı olduğu ortaya çıktı.
İLK İFADESİNDE CİNAYETİ KABUL ETMEDİ
İsmail Kocatürk ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini öne sürerek, “Ses geldi. B.B.S.’nin elinde keser vardı. Birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım. Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp attım” dedi.
CEZAEVİNDEN İTİRAFÇI OLMAK İÇİN DİLEKÇE YAZDI
Şüpheli komşu İsmail Kocatürk, tutuklu bulunduğu cezaevinden dilekçe yazarak, yeniden ifade vermek istedi. Kocatürk’ün dilekçesi sonrası savcılık tarafından yeniden alınan ifadesinde, “Hasibe Soykuk’un ailesi ile 4 gün için gübre taşıma için anlaştım. 1 günlük ücretimi verdiler. 500 lira aldım. Ama 3 günlük ücretim olan toplam 1500 TL’yi vermediler. Evlerine gittim, oğlu B.B.S.’yi sordum, ‘Esrar içmek yerine paramı versin’ dedim. Hasibe bana, ‘Sen oğlumu takip edeceğine önce karını takip et’ dedi. Tartıştık. İtişme oldu. Koltuk üzerinde keseri gördüm, alıp vurdum. Ardından Hasibe içeri doğru gitti. Arkasından gidip bir kez daha vurdum. Araç sesini duyunca kaçtım. Amacım öldürmek değildi. Pişmanım” dediği ortaya çıktı.
İDDİANAME HAZIRLANDI
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame düzenlendi. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, sanık Kocatürk hakkından ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Sanık Kocatürk, ileriki günlerde hakim karşısına çıkacak.
]]>KAHRAMANMARAŞ’ta depremde 96 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Siteleri F Blok’la ilgili 1’i tutuklu, 9 kişinin ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada, binadan sağ kurtulanlar betonun çok kalitesiz olduğunu ve toz gibi dağıldığını söyledi. Depremde eşini ve kızını kaybeden bina görevlisi Halil İbrahim Hasırcı, “Apartmanın asansörünün tabanından su çıkardı biz o suyu motorlar dışarı atardık ve biz bunu devamlı yapardık. Suyun niye olduğunu şimdi anlıyoruz, zeminin sulak bir arazi olduğunu, tabanının sulak olduğunu, sağlam olmadığını şimdi anladık” dedi.
Geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde Ebrar Siteleri’nde yaklaşık 1400 kişi yaşamını yitirdi. 96 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan F Blok ile ilgili yürütülen soruşturma sonunda sitenin kurucusu Tevfik Tepebaşı (81), F bloku yapan Çetin Konut Yapı Kooperatif Başkanı Çetin Kurt (64), Tevfik Tepebaşı’nın damadı Ahmet Doğan (51), Atilla Öz (62), Berra Elbistanlı (48), Mehmet Akif Özgüler (73), Metin Kazancı (60), Mustafa Timurbanga (55) ve Tamer Kurtaran (60) hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralama neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına tutuksuz sanık Metin Kazancı, binadan sağ çıkanlar, ölenlerin yakınları ve tarafların avukatları katıldı. Tutuklu sanıklar Çetin Kurt ile başka dosyalardan tutuklu olan Tevfik Tepebaşı, Ahmet Doğan ve Atilla Öz, tutuklu bulundukları cezaevinden SEGBİS sistemi ile duruşmaya bağlanırken, diğer tutuksuz 5 sanık duruşmaya katılmadı.
‘İNŞAATLA İLGİM YOK, YARDIMCI OLMAK İÇİN İMZA ATTIM’
Duruşmada ilk olarak Çetin Kurt savunma yaptı. Suçlamaları kabul etmeyen Kurt, Tevfik Tepebaşı’nın muhasebecisi olduğunu, kooperatifi Miraç Apartmanı’nı yapmak için kurduğunu belirterek, “Bizim inşaatta borçlar nedeniyle ilerleyemez hale gelmişti. Tevfik hoca da sevdiğim bir insan, dürüst insan. Bana geldi, ‘Bana bir kooperatif kur’ dedi. Ben de ‘Hocam bizim kooperatif bitmek üzere’ dedim. Metin Kazancı’nın yönetime geçmesinin sebebi Miraç Apartmanı’nın arsası kendilerinindi, yani hiçbir ilgisi yok arkadaşın, Tamer Kurtaran da öyle. Yani Ebrar’la ilgili, inşaat yapımıyla ilgili hiçbir alakamız yok. Arsayı, parayı kimden aldı bilmiyorum. Arsayı aldı mecburen imzaladık, Metin Bey de imzaladı. Yönetim kurulunda olduğu için yardımcı olmak maksadıyla. Bu inşaatı hangi mühendis yaptı, statikcisi kim bilmiyorum. Deprem anında öğrendim bunları. A’dan Z’ye hiçbir ilgim yok, sadece muhasebesine baktım. Kooperatifin yönetiminde olmak benim suçum. Bunun için vereceğiniz ceza müebbet ise de ben buna razıyım. İnşaatla hiçbir ilgim yok. Ben kooperatifi bitirdim, çevre düzenlemesi var, borcu olan üyeler var. Orayı bitirdikten sonra ben çıkarım sizin adınıza burayı alabilirsiniz dedim ve aldı. Kimden aldı arsayı bilmiyorum. Sonra G Blok’u da almış, G Blok’a da imza attım. Benim suçum bu. İddia ediyorum, oradan bir tane vatandaş çıksın beni tanıyan, bana aidat veren, bana para veren çıksın müebbet hapis verin cezama razıyım” dedi.
Çetin Kurt, “İnşaat yapımıyla ilgili hiçbir bağlantım yok diyorsunuz ama inşaat yapımıyla ilgili tüm sözleşmelere neden imza attınız?” sorusu üzerine ise, “Ben Tevfik Bey için canımı veririm. Yardımcı olmak istedim, hepsi bu. Ben evime ekmek götürmek zorundayım. Yaptık, tamam suç, o suçun cezasını çekmeye razıyım” diye cevap verdi.
‘ÇETİN KURT, ATTIĞI İMZADAN SORUMLUDUR’
Tevfik Tepebaşı ise binanın Çetin Konut Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığını ve kendisinin kooperatif üyesi dahi olmadığını ve bu nedenle hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, kooperatifin de görevinin binayı yapacak ekibi bulup malzemeleri temin etmek dışında hiçbir bir sorumluğu olmadığını söyledi. Binanın temelinden bitimine kadar belediye ekiplerince 15 defa denetlendiğini ifade eden Tepebaşı, kendisini şöyle savundu:
“İnşaatın yapım safhasından ve denetiminden benim hiçbir sorumluluğum yoktur. Bundan dolayı bana ve yönetime suç isnat etmek mümkün değildir. Çünkü yasada böyle bir görev yoktur, yasada olmayan görevden dolayı bir insanı suçlamak zaten mümkün değildir. Çetin Kurt’a bu bölgenin fay hattı olduğu, çürük olduğu, altından su çıktığı söyleniyor ve niye öngörmedin, tedbir almadın diye soruluyor. Yöneticinin bu hususta bir ilgisi yoktur. Belediyenin imar komisyonu incelemiştir, DSİ incelemiş, bayındırlık incelemiş burası uygun mu diye. Uygun görüldükten sonra şartlarını belirlemiş belediye meclisinde bu konular görüşülmüş, sonunda da bu başkan tarafından imzalanarak imara açılmıştır. Çetin Kurt teknik eleman değildir, inşattan anlamaz, yasada sen burayı inceleyeceksin diye bir sorumluluğu da yoktur. Ben de orada kooperatife üye değilim, kooperatif yöneticisi de değilim. Bundan dolayı da bana suç isnat etmek mümkün değildir. Benim orada resmi bir görevim yoktur ve hiçbir yerde de imzam yoktur. Çetin bey ‘Ben hatır için yaptım’ diyor ama yönetiyorsa, yönetimden, attığı imzadan sorumludur.”
‘YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLDUĞUMU DEPREMDEN SONRA ÖĞRENDİM’
Metin kazancı da suçlamaları kabul etmeyerek dava konusu binanın yapımıyla ilgili hiçbir bilgisi olmadığını söyledi. Miraç Apartmanı’nı 7 daire karşılığında Çetin Kurt’a verdiğini ve binanın daha iyi yapılması için kooperatife üye olduğunu belirten Kazancı, “Ben ayakkabıcıyım, inşaat işinden hiç anlamam, inşaatın İ’sini bilmem. Arsamı verdim, karşılığında Çetin’den 7 daire aldım. Benim Ebrar’la, F Blok’la uzaktan yakından hiçbir alakam yok. Deprem olduktan sonra yönetim kurulu üyesi olduğumdan haberim oldu. Orada da her şeyi yapan Çetin’di. Bizim inşaatı bize teslim ettikten sonra ne yaptı hiç bilmem. Orayla uzaktan yakından hiç alakam yok. Ben sadece Miraç’ta üye olduğumu biliyorum” diye konuştu.
Ahmet Doğan ile Atilla Öz de F Blok’la hiçbir alakaları olmadığını ifade ederek suçlamaları
reddetti.
‘BETON TOZ GİBİ ELİMDE DAĞILIYORDU’
Daha sonra duruşmaya katılan ölenlerin yakınlarına söz hakkı verilip şikayetçi olup olmadıkları soruldu. Binada 2 çocuğunu kaybeden Hilmi Çiftçi, sorumlulardan şikayetçi olduğunu belirterek, “Depremden 4 ay önce taşındım. 99 depreminden sonra yapıldığını ve güvenli olduğunu söylediler ama betonu toz gibi elimde dağılıyordu. Fazla demir kullanılmış tamam ama beton özelliği yoktu. Ben deprem anını ayakta yaşadım ve bina 8-10 saniye dayandı” dedi.
‘ASANSÖRÜN TABANINDAN SU ÇIKARDI’
Eşini ve kızını kaybeden bina görevlisi Halil İbrahim Hasırcı da binanın 5-6 saniye içinde çöktüğünü ifade ederek, “Zaten dayanıksız olduğu oradan belliydi. Apartmanın asansörünün tabanından su çıkardı biz o suyu motorlar dışarı atardık ve biz bunu devamlı yapardık. Suyun niye olduğunu şimdi anlıyoruz, zeminin sulak bir arazi olduğunu, tabanının sulak olduğunu, sağlam olmadığını şimdi anladık. Kimin yaptırdığını bilmiyorum ama Tevfik Tepebaşı’nın yaptırdığını söylüyorlardı. 7 gün boyunca cenazemizi bekledik. Kepçeler demirleri kaldırırken beton akıp gidiyordu” diye konuştu.
‘TABLAYI DEMİRLE KIRDIM’
Muhammed Çetinkaya ise ailesiyle birlikte enkaz altında kaldığını ve kızını kaybettiğini söyledi. 6-7 saniye içinde binanın yıkıldığını belirten Çetinkaya, “Binanın çok kötü dağıldığını betonların un ufak olduğunu gördüm. Enkazdan çıktıktan sonra ölü ya da diri çocuklarımı çıkarmak için balkondan aldığım bir demirle binanın tablasını kırdım başkanım. Ne kadar sağlam olduğunu siz hesap edin artık. Asansörün altından su çekildiğini birkaç defa gördüm. Yöneticimiz rahmetli oldu, binanın bahçesine beni araçla sokmadı. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ diye sorduğumda ‘Altı bataklık batarsın, arabayla çökersin’ dedi. Burayı Tevfik Tepebaşı yaptı olarak biliyoruz” diye konuştu.
‘TUZ GİBİ DAĞILIYORDU’
Binada babası ve yeğenini kaybeden Ömer Durna da betonun çok kalitesiz olduğunu belirterek, “Ben 04.30 da F Blok’un üzerindeydim. Canlı ve ölü en az 10 kişiyi çıkardım. Beton parçalarını birbirine vurduğumuz da tuz gibi dağılıyordu. Ebrar Sitesi’nde Tevfik Tepebaşı dışında hiç kimsenin ismini duymadık, orayı yapan Tevfik Tepebaşı’dır” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklardan Mehmet Akif Özgüler ile Mustafa Timurbanga hakkında da yakalama kararı çıkartılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>BURSA’da, husumetlisi olduğu Ercan Demirkıran’ın akrabası Tolga Demirkıran’ı (34) tabancayla yaralayan Emir Çullu (29), ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasında yaşadıkları tartışma sırasında, elini beline götüren Demirkıran’a korkutmak amacıyla ateş ettiğini belirtip, “İstesem onu öldürürdüm. Suç kayıtlarıma bakınca bunu anlarsınız hakim bey” dedi. Mahkeme heyeti, yaralama ve ruhsatsız silah bulundurmak gibi suçlardan çok sayıda kaydı bulunan, uyuşturucu ticareti yapmak suçundan da tutuklu olan sanığın yargılandığı suçtan tahliyesine karar verdi.
Osmangazi ilçesindeki olay, geçen yılın nisan ayında, Gökdere Hamamı’nın önünde meydana geldi. İddiaya göre Emir Çullu, arkadaşlarıyla banyo yapmak için gidecekleri Gökdere Hamamı’nın önünde beklerken, husumetlisi olduğu Ercan Demirkıran’ın akrabaları ile karşılaştı. Çullu, grup arasında bulunan tanıdığı Tolga Demirkaran’a, “Ercan nerede biliyor musun?” diye sordu. Olumsuz yanıt alan Çullu, ile Tolga Demirkıran’ın arkadaşları arasındaki tartışma, bir anda kavgaya dönüştü. Çullu, ruhsatsız tabancasıyla Tolga Demirkıran’a 6 el ateş etti. Güvenlik kamerası tarafından görüntülenen kavgada, bacağına mermi isabet eden Tolga Demirkıran yaralandı. İlk tedavisi, haber verilmesi sonucu gelen sağlık ekipleri tarafından olay yerinde yapılan yaralı, kadırıldığı hastanede tedaviye alındı. Yaralama, ruhsatsız silah taşımak, uyuşturucu ticareti yapmak gibi birçok suçtan kaydı bulunan Emir Çullu yakalanıp tutuklandı.
SEGBİS İLE KATILDI
Savcılık soruşturması sonrası hakkında, kasten öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımak suçlarından toplam 18 yıla kadar hapis cezası istemiyle Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan Emir Çullu’nun yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanığın cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi olan SEGBİS ile katıldığı duruşmada tarafların avukatları ile yakınları hazır bulundu.
Savcılık soruşturmasında verdiği ifadesinde, aralarında çıkan tartışma sonrası kendisini tabanca ile yaralayan Emir Çullu’dan şikayetçi olan Tolga Demirkarın’ın katılmadığı duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanık, yöneltilen suçlamayı kabul etmedi. Olay akşamI arkadaşlarıyla hamama gideceklerini söyleyen Çullu, “Bu sırada, aramızda husumet bulunan Ercan Demirkıran’ın akrabaları ile karşılaştım. Grup içinde bulunan Tolga’ya, ‘Ercan nerede biliyor musun?’ diye sordum. Ters cevap verince aramızda çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Müşteki bu sırada elini beline götürdü. Bende, ‘Silahını çıkartıp beni vuracak’ düşüncesiyle korkutmak amacıyla kendisine ateş ettim. Amacım onu öldürmek değildi. İstesem öldürürdüm. Suç kayıtlarıma bakınca bunu anlarsınız hakim bey” dedi.
‘MÜVEKKİLİMİN AMACI KENDİNİ VE YANINDAKİLERİ KORUMAKTI’
Mahkemede söz alan sanık avukatı Hakan Gündoğdu, müvekkilinin olay günü daha önceden husumetli olduğu Demirkıran ailesi ile karşılaştığını belirtip, “Taraflar arasında gerginlik yaşanınca, yaralanan şahıs elini bir anda beline attı. Bunu gören müvekkilim silahını çıkartıp birkaç el yaralama kastı ile ateş etti. Dava her ne kadar, ‘Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan açılmış olsa da, müvekkilimin silahında fazla mermi olmasına rağmen eylemini kendi isteği ile sonlandırması, yaralının hedef alınan bölgesinin bacaklar olması önemli. Bu gibi hususlar dikkate alındığında, Emir Çullu’nun kendini ve arkadaşlarını korumak amacıyla müştekiyi yaraladığı ortaya çıkıyor. Bu nedenle tahliyesini talep ediyorum” dedi.
Mahkeme heyeti, duruşmayı ileri bir tarihe ertelerken, delillerin büyük oranda toplanması, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ile üzerine atılı suçun niteliğinin değişme ihtimalini dikkate alarak, uyuşturucu ticareti yapmak suçundan da tutuklu bulunan Emir Çullu’nun, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan tahliyesine karar verdi.
FOTOGRAFLI
]]>Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 11 Ocak’ta düzenlenen ve 4’ü gümrük memuru 6 kişinin tutuklandığı operasyona ilişkin soruşturma sürüyor.
Suç gelirlerinin aklanmasına yönelik soruşturmada 1 milyar 142 milyon 510 bin dolar, 18 milyon avro ve 6 milyon 950 bin Danimarka kronunun usulsüz yollardan sahte belgelerle ülkeye giriş yapılmış gibi gösterilerek sisteme dahil edilmesiyle ilgili bazı detaylar ortaya çıktı.
Soruşturmanın, 1 Ocak 2024’te Şırnak’ta bir dış ticaret firması yetkilisinin “Şirketi adına 1,5 milyon dolar nakit beyannamesi doldurulduğunu ve bu belge hakkında bilgilerinin olmadığını” ihbar etmesi üzerine başladığı öğrenildi.
Çeşme Gümrük Müdürlüğündeki nakit beyannamelerinin incelenmesi sonucu normalin çok üzerinde döviz girişi için beyanname doldurulduğu tespit edildi.
Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmada E.B. (49) ve dış ticaret uzmanı A.K’nin (44) 26-27 Aralık 2023 ile 1-4 Ocak 2024’te 4 kez Sakız Adası’ndan Çeşme’ye gümrükten giriş yaptıkları ve 119 şirket adına farklı para birimlerinden yüksek miktarda dövizi yurda sokmuş gibi göstermek üzere 210 nakit beyannamesi doldurdukları belirlendi.
Şüphelilerin doldurduğu nakit formlarındaki bedelin 1 milyar 142 milyon 510 bin dolar, 18 milyon avro ve 6 milyon 950 bin Danimarka kronu olduğu tespit edildi.
10 günde 4 kez giriş çıkış yapmışlar
Tutuklanan 2 şüphelinin ifadelerinde suçlamaları kabul etmedikleri, formları kendilerinin doldurtmadığı, isimlerinin kullanıldığını öne sürdükleri öğrenildi.
Türkiye ve Almanya vatandaşlıkları bulunan ve İstanbul’da ikamet ettikleri tespit edilen şüphelilerin 10 gün içinde Sakız Adası’na 4 kez gitme nedenleriyle ilgili “balık tutma ve butik otel kurma” gibi gerekçeler öne sürdükleri öğrenildi.
Adlarına nakit beyannamesi doldurulan 119 şirketin lojistik, inşaat, madencilik, petrol, gıda ve tekstil alanında kayıtlarının bulunduğu, Mali Suçları Araştırma Kurulunun (MASAK) söz konusu şirketlerin faal olup olmadığı, ticari gelirleri ve dış ticaretleriyle ilgili incelemesini sürdürdüğü öğrenildi.
Öte yandan operasyon kapsamında tutuklanan Çeşme Gümrük Müdürlüğünde görevli memurlar A.Ş, O.E.A, E.S. ve E.O’nun da nakit beyannamesi ve döviz girişiyle ilgili rutin denetim ve kontrolleri yapmadıkları öne sürülerek, rüşvet, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma ve bilişim sistemlerine girme suçlamasıyla tutuklandıkları belirtildi.
Bu şüphelilerin evlerinde yapılan aramada ise 1’i F serisi olmak üzere 4 adet farklı seri numaraları bulunan 1 ABD doları, sahte MİT kimliği, çok sayıda ziynet eşyası ve dijital materyal ele geçirildi.
MASAK’ın bu şüphelilerin hesapları üzerinde de inceleme yürüttüğü belirtildi.
Soruşturma ve operasyon
İzmir’in Çeşme ilçesinde suç gelirlerinin aklanması ve görevi kötüye kullanma resmi belgede sahtecilik, rüşvet, bilişim sistemlerine girme, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu suçları kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında 11 Ocak’ta düzenlenen operasyonda 4’ü gümrük memuru 6 kişi yakalanmıştı.
Yüksek miktarda dövizi usulsüz yollardan sahte belgelerle ülkeye giriş yapılmış gibi göstererek sisteme dahil ettikleri suçlamasıyla adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklanmıştı.
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, duruşma öncesi yaptığı açıklamada, ülkesi hakkında açılan davayı eleştirerek, “ Dünya tersine döndü. Soykırıma karşı mücadele eden İsrail soykırımla suçlanıyor” dedi.
Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından 29 Aralık’ta açılan davanın ilk duruşması dün Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda başladı.
Duruşmanın ilk gününde, İsrail’i, Gazze’deki Filistin halkına soykırım yapmakla suçlayan Güney Afrika, bu konudaki iddialarını sözlü olarak mahkemeye sundu.
Güney Afrika öncelikli olarak, İsrail’in Gazze’deki tüm askeri operasyonlarını derhal durdurması için, uluslararası mahkemenin ihtiyati tedbir kararı almasını talep etti.
Lahey’deki Adalet Sarayı’nda bugün ikincisi yapılacak duruşmada İsrail, soykırım iddialarına yanıt verecek.
Eski Yüksek Mahkeme Başkanı Aharon Barak başkanlığındaki İsrail heyeti, soykırım suçlamasına karşı tezlerini sunarak, mahkeme heyetini ikna etmeye çalışacak.
İsrail Başbakanı Netanyahu, duruşma öncesi yaptığı açıklamada, ülkesi hakkındaki iddiaları reddetti, İsrail’in Hamas’a karşı kendini savunma hakkını elinde tutacağını söyledi.
“Teröristlerle ve yalanlarla savaştıklarını” savunan Netanyahu, Hamas’ı “insanlığa karşı suç işleyen cani teröristler” olarak tanımladı.
İsrail Başbakanı, Güney Afrika’yı da “ikiyüzlülükle” suçladı.
Netanyahu’ya göre, Suriye ve Yemen’de milyonlarca insan Hamas’ın ortakları tarafından öldürülürken ya da yerlerinden edilirken Güney Afrika bunu görmezden geldi.
Bugün mahkemeden hangi kararlar çıkabilir?
İsrail’in bugün yapacağı savunmanın ardından Uluslararası Adalet Divanı, Tel Aviv yönetiminin Gazze’deki tüm askeri faaliyetlerini durdurmasına dair taleple ilgili karar verecek.
Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in Gazze’deki tüm askerleri faaliyetlerinin durdurulması için ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini istiyor.
Uluslararası Adalet Divanı, aynı zamanda Güney Afrika’nın soykırım iddiaları ile ilgili davanın esastan görüşülüp görüşülmeyeceğine de karar verecek.
Bu İsrail açısından büyük önem taşıyan bir karar. Çünkü, soykırım ya da diğer suçlamalar konusunda Uluslararası Adalet Divanı’na yalnızca bir kez başvuru yapılabiliyor.
Eğer Güney Afrika, Gazze’de soykırım yapıldığına ilişkin yeterince kanıt sunmazsa, İsrail bir daha soykırımla suçlanamayacak.
Dava İsrail’i nasıl etkileyecek?
Mahkeme, Güney Afrika’nın iddialarını yeterli bularak davayı esastan görüşmeyi kabul ederse, bu İsrail açısından uluslararası arenada büyük bir prestij kaybı olacak.
Hollanda’daki Leiden Üniversitesi’nden Soykırım Hukuku uzmanı Prof. Dr. Larissa van den Herik’e göre, İsrail’in uluslararası itibarı tehlikede.
Van den Herik, Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a, mahkemenin vereceği mahkumiyet kararının, İsrail’i daha da yalnızlaştıracağını söyledi.
Güney Afrika’nın açtığı davayı, İsrail için çok büyük bir başarısızlık olarak değerlendiren Hollandalı profesör, bu nedenle İsrail’in zararı sınırlamak için elinden geleni yapacağını söyledi.
İsrail’in bugünkü duruşmada, “kendi halkını Hamas’ın saldırılarına karşı koruma yükümlülüğüne” vurgu yapması bekleniyor.
Ancak Prof. Dr. van den Herik, bunun, her türlü şiddet için bir gerekçe olamayacağına dikkati çekerek, “Meşru müdafaa hakkı sınırsız değil. Bu her şeyi yapabileceğiniz anlamına gelmiyor” dedi.
Güney Afrika’ya ikiyüzlülük’ suçlaması
Amsterdam Üniversitesi’nden uluslararası hukuk siyaseti profesörü Geert-Jan Knoops ise, Güney Afrika’nın iddialarının, hukuki olarak soykırımı kanıtlamak için yeterli olmadığını savunuyor.
Soykırım suçlamasının daha güçlü kanıtlar gerektirdiğini söyleyen Knoops, Hollanda medyasına yaptığı açıklamada, şunları söyledi:
“Askeri eylemlerin, milliyetlerinden dolayı Filistin halkını bir bütün olarak yok etmeyi hedeflediğinin ortaya konması gerekir. Bu çok zor. Güney Afrika’nın sunduğu belgelere dayanarak böyle bir sonuca varamazsınız.”
Hollandalı profesör, Güney Afrika Cumhuriyeti’ni “ikiyüzlülükle” suçlayarak, eski Sudan diktatörü Ömer El Beşir konusunda aynı hassasiyeti göstermediğini savundu.
Knoops, 2015 yılında, dönemin Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir, uluslararası bir kongre için bu ülkeyi ziyaret ettiğinde, Güney Afrika’nın, elindeki kanıtlara rağmen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yakalama kararını uygulamadığını söyledi.
Knoops’a göre, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan’da belirli bir nüfus grubuna yönelik soykırım suçlamalarıyla ilgili olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin eski Sudan Devlet Başkanı hakkında verdiği tutuklama emrini görmezden geldi.
Güney Afrika neden Filistin’i destekliyor?
İsrail hakkındaki soykırım suçlamasına ilişkin davanın neden Güney Afrika tarafından açıldığı, en çok merak edilen konuların başında geliyor.
Birleşmiş Milletler’in 1948 yılında hazırladığı “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”, Türkiye de dahil 140 ülke tarafından imzalandı.
Sözleşme, taraflara “soykırım suçunu önleme ve cezalandırma” yükümlülüğü veriyor.
Güney Afrika Adalet Bakanı Ronald Lamola, dünkü duruşmada ülkesinin, “insanlığın bir parçası olduğu bilinciyle Filistin halkına ellerini uzattığı” için dava açtıklarını söyledi.
Güney Afrika ile Filistinliler arasındaki bağlar, çok eskiye dayanıyor. Her ikisi de bir kurtuluş hareketi olan Afrika Ulusal Konseyi (ANC) ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında oldukça köklü ilişkiler bulunuyor.
Her iki örgüt de “ortak bir kader deneyimine” sahip. Bu nedenle Güney Afrika, Filistin’in dünyadaki en önemli destekçilerinden biri.
Belçika da davaya dahil olmak istiyor
Belçika’da iktidar ortağı Yeşil Sol ve Hristiyan Demokratlar, hükümetten, Gazze’deki durumla ilgili uluslararası bir soruşturma talep etmesini istedi.
Yeşil Sol Partili Başbakan Yardımcısı Petra De Sutter, “Belçika Gazze’de olanları izlemeye devam edemez. Yaşananlar giderek soykırıma benzemeye başladı. Bu yüzden Güney Afrika gibi ülkemizin de Uluslararası Adalet Divanı’na gitmesini istiyorum” görüşünü dile getirdi.
Hristiyan Demokrat Parti de, De Sutter’in bu önerisine destek verdi.
Ancak muhalefetteki milliyetçi Yeni Flaman İttifakı Partisi (N – VA), bu öneriye karşı çıkıyor. Sağ görüşlü parti, bölgede çözüm için İsrail’in desteklemesi gerektiğini savunuyor.
Lahey’de yerel saatle 10:00’da başlayacak kamuya açık duruşma, Uluslararası Adalet Divanı’nın internet sitesinden de canlı olarak yayınlanacak.
]]>Zonguldak’ta, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince geçtiğimiz yıl 5 Mayıs’ta 4 ilçede uyuşturucu tacirlerine yönelik ‘kökünü kurutma’ operasyonu düzenlendi. 7 aylık teknik ve fiziki takip sonucu yapılan operasyonda, Emircan İleri’nin (43) lideri olduğu öne sürülen uyuşturucu satmak amacıyla kurulmuş örgüte üye olduğu iddia edilen 32 kişi eş zamanlı baskınlarla yakalanıp, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemece örgüt lideri olduğu iddia edilen Emircan İleri (43) ile birlikte çete üyesi olduğu öne sürülen Yüksel Kocasoy (59), Batuhan Yıldırım (21), Bircan İleri (72), Ejder İleri (49), Emre Köse (27), Erçin Taşçıoğlu (43), Gökhan Türkmen (34), Mehmed Çakır (29), Mert Dikici (28), Ogün Akbulut (32), Ömer Etçioğlu (47), Selahattin Köse (31), Serdar Kuyucu (40), Ufuk Sarıkaya (37) ve Yıldırım Üçer (47) isimli 16 kişi tutuklandı, 16 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Tutuksuz sanıklardan 2’si ise işledikleri başka suçlardan dolayı tutuklandı.
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı;16’sı tutuklu 32 kişi hakkında iddianame hazırladı. Cumhuriyet Savcısı, iddianamede sanıklar hakkında, ‘Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma,’ ‘örgüte bilerek isteyerek yardım etme? ve ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama?, suçlarından toplam 1036 yıla kadar hapis cezası istedi.
Zonguldak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 32 sanığın yargılanması bugün başladı. Tutuklu 14 sanık farklı illerden mahkemeye getirildi, 4 kişi SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılırken 14 kişi ve avukatlar salonda hazır bulundu. Emircan İleri’den satın aldığı uyuşturucuyu sattığını anlatan başka suçtan tutuklu Sedat Saraç, eşinin intihara kalkıştığını daha sonra da kendisine çete tarafından cinsel saldırı olduğunu söylediğini anlattı. Saraç daha sonra eşiyle birlikte karakola giderek yaşananları anlattığını söyledi. Saraç’ın sanık olarak yargılanan eşi Gülcan Saraç da, şehir dışından Emircan İleri için uyuşturucu alıp getirdiklerini anlattı.
‘MASA KURACAKLARMIŞ’
Suçlamaları reddeden tutuksuz sanık T.G. ise Serdar Kuyucu bana ‘bir masa kurulacak’ dedi. Bu masada olacak kişileri anlatırken ben konuşmasına izin vermeden konuyu kapattım. Bir süre sonra Hüseyin Pirecioğlu yanıma geldi. Uyuşturucu satılacakmış, başında da Emircan’ın olacağını söyledi. Kendisi ne derse onu yapacağını söyledi. Bu işleri Emircan adına yapılacağını söyledi? dedi.
İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ
Örgüt yöneticiliği ile suçlanan, polis ve savcılık ifadelerinde örgüt şemasını tarif ederek etkin pişmanlıktan yararlanan Hüseyin Pirecioğlu mahkemede ifadesini değiştirdi. Bazı noktaları kontrol altında tutmak için uyuşturucuyu ihbar ettiklerini ya da maddeye sahip olan kişilerin malına çöktüklerini anlatan Hüseyin Pirecioğlu, ‘Buradaki herkes uyuşturucu kullanıcısıdır. Her kullanıcı da satıcısıdır. Almaya gücü yetmeyince satacaktır. Biz Emircan ile samimi arkadaşız ortada bir örgüt olduğunu düşünmüyorum’ diye konuştu.
PARAYI ‘KİRA, BORÇ’ DİYE GÖNDERİRMİŞ
Polisteki ifadesinde ayrıntılı olarak tarif ettiği çetenin farklı grupları sorulan Pirecioğlu, ‘Bu kişiler uyuşturucularını genellikle nerede ucuzsa oradan alırlar. Bahsettiğim bu gruplar Emircan’ın hiyerarşisi altında emirlerini yerine getiren kişiler değildir. Emircan al şu uyuşturucuyu sat demez. Ben satın almış olduğum uyuşturucunun parasını Batuhan Yıldırım’ın hesabına ‘kira, borç’ gibi açıklamalarla yatırırdım. Emircan’ın yanına gittiğimde elden de verirdim. Batuhan’ın hesap kartları Emircan’daydı? ifadelerini kıllandı.
‘POLİSTEKİ İFADEM YANLIŞ YAZILMIŞ’
Polisteki ifadesinin yanlış yazıldığını ve suç örgütü olmadığını öne süren Pirecioğlu, ‘Ben emniyette ifade verirken herkesin konuştuğu şeyi anlattım. Ben böyle bir yapılanma içinde yer almadım. Poliste adını söylediğim grup sorumlularıyla uyuşturucu almaya Emircan’a gittiğimde, gelmişlerse görüyordum. Bunun dışında bir araya gelip örgüt kurmadık. Ben emniyette kendi bilip gördüklerimden ziyade sokakta duyduklarımı anlattım’ dedi.
TUTUKLANDI
Duruşmada savcı, Pirecioğlu’nun mahkemede ifadesinden dönmesi sebebiyle sanığa baskı yapıldığı fikrinin oluştuğunu söyledi. Duruşmaların 3 gün boyunca devam edeceğine ve daha dinlenilmeyen sanık ve tanıkların olduğunu belirten savcı, Pirecioğlu’nun delilleri karartma şüphesi nedeniyle tutuklanmasını talep etti.
Mahkeme heyeti ise Pirecioğlu’nun dinlenilecek diğer kişileri baskı altına alma şüphesi olduğunu atılı suçun ceza sınırını göz önünde bulundurarak tutuklanmasına karar verdi. Diğer sanıkların tutukluluk hali devam ederken duruşmaya yarına kadar ara verildi. (DHA)
]]>Zonguldak Emniyet Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından geçen Mayıs düzenlenen operasyonda 32 şüpheliden 16’sı tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme”, “2313 sayılı kanuna aykırılık”, “uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama” suçlarından 32 şüpheli hakkında 4 yıldan 38 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.
32 sanıklı davanın ilk duruşması bugün 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkemede sanıklardan S.S., G.S., H.P. ve T.G.’nin ifadeleri alındı. Mahkemede tutuksuz sanık T.G., tutuklu sanıklardan S.K.’nin S.S.’yi telefonla arayarak, “Zonguldak’a yüklü miktarda uyuşturucu gelecek. Bu uyuşturucuyu satacaksınız. Eşlerinizden ayrılacaksınız’ dedi” diye konuştu. T.G. bu sözleri duyunca araçtan indiğini söyleyerek, “Bu konuşmalar sonrasında şok oldum. Arabadan indim. Bu uyuşturucuları İstanbul’dan R.K. denen şahıs S.K. ile beraber getirecekmiş” dedi.
İstanbul’a uyuşturucu almaya gitmişler
Örgütün işleyişi hakkındaki soru sorulan sanık T.G., “İşleyişini, uyuşturucunun nasıl satılacağını bilmiyorum. Benim tahminim bu yapılanmanın lideri S.K.’dir. Bir gün S.K. bana, ‘Bu örgütün sokak kabadayısı benim’ dedi. Liderin kim olduğunu ise söylemedi” dedi.
İfadesi alınan tutuksuz sanık G.S. de, “2021 yılında Ş.U. ile İstanbul’a gitmiştik. Orada Ş.U. binaya girdi, para aldı. Buranın kumarhane olduğunu, buranın E.İ’ye ait olduğunu söyledi. Ş.U. ile İstanbul’a gittiğimizde dönüşte bilmediğim bir yerden pakette sarılı uyuşturucu maddeyi aldı. Getirmiş olduğu uyuşturucuyu Kozlu’da birine sattı. Sonra E.İ’ye uyuşturucuyu teslim etmeye gitti. Karabük’te bir otel sahibinden 2 kere uyuşturucu aldım. Bunları getirdim. E.İ’ye kime verip sattırıyor bilmiyorum. E.İ. torbacılara uyuşturucuyu veriyor sonra bu torbacılar parasını E.İ’ye veriyorlar. Benim dışında E.İ. için uyuşturucu getirenler vardı” dedi.
Tutuksuz sanık H.P. de, 12 yıldır tanıdığın E.İ.’nin; tutuksuz sanıklardan S.S.’ye giden uyuşturucu kanallarını kesmeleri yönündeki diyaloğunu anlattı. H.P., “S.S’ye ulaşmadan uyuşturucuları biz alacaktık. Bu uyuşturucuları ya emniyete şikayet ederek S.S’ye ulaşmasını engelleyecektik ya da S.S’ye uyuşturucu getiren kişilere zor kullanarak bu kişilerden uyuşturucularını almaktı. Her kullanıcı mutlaka satıcıdır. Almayı gücü yetmediğinde satacaktır. E.İ. ile samimi arkadaşız. Ortada bir örgüt yoktu. Ben de bu uyuşturucuyu kullandım ve parasını vermem gerektiği için benden isteyenlere para karşılığı verdim. Çünkü aldığım uyuşturucunun parasını vermem gerekiyordu. Verdiğim kişiler bu uyuşturucuyu ne yaptılar bilmiyorum” dedi.
H.P., “Başkalarından almış olduğun uyuşturucuların E.İ. iye bağlantısı yoktur. Ben nerede ucuz bulursam oradan alırım. Çarşı, acılık, Mithatpaşa, Kozlu, üniversite grubu gibi gruplardaki kişiler genel olarak uyuşturucuyu nerede ucuzsa oradan alırlar. Bahsettiğim bu gruplar E.İ’nin talimatını yerine getiren kişiler değildir. Kendileri oluşmuş gruplardır. Bu grupları E.İ. oluşturmamıştır. E.İ, ‘Şu uyuşturucuyu al, sat,’ demez. Ben satın aldığım uyuşturucunun parasını B.Y’ye kira, borç açıklamasıyla yatırırdım. Bazen de E.İ’nin yanına gittiğimde elden verirdim. B.Y. yatan paraların nereden yattığını bilmezdi. E.İ’nin başkalarına bahis oynattırdığını hiç görmedim” dedi.
“Amca ile mi buluşacağız”
Mahkeme heyetinin telefon kayıtlarındaki “Amca ile mi buluşacağız” şeklindeki diyaloğu hatırlatılan H.P., “Metamfetamine amca diyoruz. Ama ben ona o gün uyuşturucu vermedim” dedi.
Duruşmada Cumhuriyet Savcısı, H.P.’nin önceki ifadelerine göre mahkemede verdiği ifadelerin birbiriyle çeliştiğini ve delillerin karartılabileceği iddiasıyla tutuklanmasını talep etti.
Mahkeme heyeti de sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair telefon kayıtları, fiziki takip kayıtları, suçu işlediğine dair somut delillerin bulunması, dosyadaki diğer sanık ve tanıkların dinlenmemiş olması, sanığın savunması çerçevesinde tanıkları etkileyecek şekilde baskı kurulabilecek olması ile tutuklama sebebinin bulunduğuna kanaat getirdi. Mahkeme, bu çerçevede herhangi bir adli kontrol tedbirinin yeterli olmadığı gerekçesiyle H.P.’nin tutuklanmasına karar verdi.
Mahkeme diğer sanıkların dinlenmesi için yarın devam edecek. – ZONGULDAK
]]>Son dönemlerde belirli bir ücret karşılığında banka hesaplarını kiralayanların sayısı arttı. Bazı sosyal medya platformlarında çıkan ‘belirli bir ücret karşılığında banka hesabı kiralama’ reklamlarını gören vatandaşlar, kolay para kazanmak için dolandırıcıların ağına düşmeye başladı. Aylık, haftalık, günlük ve hatta saatlik olarak banka hesaplarını kiralayan vatandaşlar kendilerini tehlikeye atarken, hiçbir şey yapmadan para kazanmanın bir zararı olmayacağını düşündü. Konuyla ilgili konuşan Ağır Ceza Avukatı Cem Duman, son yıllarda bu tarz dolandırıcılıkların çok arttığını, vatandaşların bu tuzağa düşerek hem kişisel bilgilerini kaptırdığını hem de dolaylı yoldan dolandırıcılık ve para aklama suçu işlediğini söyledi. Özellikle genç yaştaki vatandaşların bu yolu tercih ettiğini belirten Duman, “Bu yaşlarda paraya kolay ulaşmak hoşlarına gidebilir ancak bu suçların cezası 4 ila 10 yıl arasından başlıyor. Bu işlemlere alet olarak tertemiz sicillerini bozmanın yanında hayatlarının geri kalanını da etkileyebilirler” dedi.
“Bedava peynir sadece fare kapanında olur”
Kolay para kazanma diye bir kavramın insanların hayatında olmadığını belirten Ağır Ceza Avukat Cem Duman, vatandaşlar bu gibi tuzaklara düşmemesi konusunda uyardı. Son zamanlarda artan banka hesabı kiralama dolandırıcılığından çok sayıda vatandaşın mağdur olduğunu dile getiren Duman, “Bu dolandırıcılık yöntemi teknolojinin kullanımının artmasıyla ve mobil bankacılık sistemlerinin gelişmesiyle hayatımıza girdi. Vatandaşlar, sosyal medya hesaplarında gezerken belirli bir ücret karşılığında banka kartlarını kiralayabilecekleri reklamlarıyla karşılaşıyor ve kolay yoldan para kazanmak için bu yöntemi deniyor. Gerçekten de bu gibi dolandırıcılıklarda vatandaşlar kendilerine vaat edilen paraları alıyor ama sonrasında başına gelebileceklerden bir haber şekilde hayatlarına devam ediyorlar. Genellikle parayı harcadıktan sonra banka hesaplarına yeniden erişmek istediklerinde ulaşamayarak ya da kendilerine gelen tebligatlarla bir suça karıştıklarını anlıyorlar. Bu yöntem, dolandırıcılar tarafından kara para aklamada ya da dolandırılan başka vatandaşların paralarının takibini zorlaştırmak için kullanılıyor. Aylık, haftalık, günlük hatta saatlik hesap kiralama işlemi yapan vatandaşlar, ister istemez suça ortak oluyor ve kendilerini riske atıyor. Vatandaşlara tavsiyem bu gibi reklam ve taleplere kanmamalarıdır. Suça bilerek ya da bilmeyerek ortak olmak bir suçtur ve bu suçun cezası 4 yıl ile 10 yıl hapis cezası arasında değişiyor. Eskiden büyüklerimiz ‘bedava peynir sadece fare kapanında olur’ derlerdi. Hem kişisel bilgilerinizi korumak hem de yasal süreçlerle karşılaşmamak için herkesin dikkatli olması ve kolay para kazanmak istememesi gerekir” dedi.
“Hem davalı hem davacı konuma düşebilirler”
Ağır Ceza Avukatı Cem Duman, bu suça istemeden karışanların yanında bilmediğini iddia ederek karışan vatandaşların da çok sayıda olduğunu söyledi. Duman, konuşmasını söyle sürdürdü;
“Genellikle genç yaştaki vatandaşlar bu yola başvuruyor. Birkaç saatliğine hesabını kiralamaktan kötü bir sonuç çıkmayacağını ve biraz para kazanmanın bir mahsuru olmadığını düşünüyorlar. Bu tutumun yanlış olduğunu maalesef geç olsa da anlayacaklar çünkü bu ciddi bir suçtur. Bazı vatandaşların da bu durumdan bir haber davrandığı yönünde durumlarla karşılaşıyoruz ama suça bir kez karıştıklarında ancak kendilerini kandırabilirler. Mesela sıklıkla karşılaşılan bir yöntem olarak banka hesabını kiralayanlar şu şekilde davranıyor; önce belirli bir ücret karşılığında hesabını kiralıyor. Daha sonra herhangi bir sorumluluktan kaçınmak için çeşitli sosyal medya ve mesajlaşma platformlarında ‘Ben hesabımı kiraladım, bu yanlış bir şey mi? Kısa bir süreliğine verdim, bir şey olmaz değil mi?’ şeklinde yazılar paylaşıyorlar. Aslında burada vatandaşın düşündüğü şey, yarın öbür gün adli bir mesele ile karşılaşırsam, ‘bakın bilmiyordum, sormuştum’ demek ama bu gibi durumların asla kurtuluşu yoktur. Hem bu kiralama işlemi yaptıranların hem de bu suça istemeden de ortak olarak mağdur olan vatandaşların sayısı çok fazla. Bir vatandaş, kolay para kazanmak isterken hem dolandırma işlemine ortak olduğu için davalı hem de bu suça yanlışlıkla bulaştığı için davacı konumunda olabilir. Durduk yere adli süreçlerle uğraşmamak için kimsenin kendisini riske atmaması konusunda uyarıyorum.” – ANKARA
]]>