Soru – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Thu, 18 Jul 2024 21:04:20 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Evlilik Öncesi Sorular Güvensizliği İşaret Ediyor https://www.igdirhaber.com.tr/evlilik-oncesi-sorular-guvensizligi-isaret-ediyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/evlilik-oncesi-sorular-guvensizligi-isaret-ediyor/#respond Thu, 18 Jul 2024 21:04:20 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10477 Evlilik öncesi dönemde bazı sorular çiftlerin kafasını karıştırıyor. Bu evlilik stresinden ziyade güvensizliği işaret ediyor.

Şüphesiz her çiftin hayali mutlu bit yuva kurmak. Ancak evlilik aşaması gelip çattığında çiftler bazı olumsuz düşüncelerle baş başa kalabiliyor. Evlilik sorumluluğunu işaret eden duyguyu uzmanlar evlilik stresi olarak tanımlarken, beliren bazı soru işaretlerine karşı dikkatli olunması konusunda çiftleri uyarıyor. Uzmanlar bu soru işaretlerinin stresten ziyade güvensizlikten kaynaklandığını vurguluyor.

Bağımlılık duygusu, yanlış iletişim nedeni

İlişkilerde bağlılık ve bağımlılık duygularına değinen Uzman Psikolog ve İlişki Terapisti Nida Korkmaz, “Evlilik stresi bir insanın evlenmeden önceki zamanında ya da kişinin geçmişte yaşadığı olaylardan ötürü aklında olan soru işaretlerine dayanmaktadır. Toplumumuzda aşk her zaman ön planda tutulmaktadır. Bu nedenle bireyler bir kere aşık oldukları kişiye zamanla bağımlılık geliştirirler. Aşkın ilk aşamasında bu bağlılık olarak nitelendirilebilir. Ama daha sonra bağlılık dediğimiz unsur yerini zamanla bağımlılığa bırakır. Bağlılık insanlar arasında rahatlatıcı ve huzur verici bir niteliğe sahiptir. Ama bağımlılık bunun tam aksine insan üzerinde gerginlik ve strese neden olur. Bağımlılık insanın partnerine karşı duyduğu aklındaki soru işaretlerini ortadan kaldırma etkisini göstermektedir. Bireyler bağımlı olduklarından ötürü, aklındaki soru işaretlerine verilecek cevapları sürekli ertelemektedirler. Bu durum evlilik aşamasına kadar gelmektedir. Evlilik aşamasında ise bu durum, insanların flört zamanlarında olduklarından çok daha farklılık göstermektedir. Evlenen çiftlerde yavaş yavaş zihinsel ve fikirsel değişimler meydana gelir. Bu fikirsel değişimler ile birlikte bağımlılıktan dolayı akılda cevaplanmayan sorularla birleşip zamanla kişi üzerinde büyük strese neden olmaktadır. Bu stres ise ilişkilerde ciddi bir şekilde ayrılığı tetiklemektedir.” dedi.

Bu soru işaretlerine dikkat!

Evlilik öncesi stresin, kişinin evlenmeden önceki zamanında aklına takılan sorulardan ve geçmiş yaşantılarından edindiği tecrübelerden oluştuğuna dikkat çeken Uzman Psikolog Korkmaz, “Acaba evlendiğimde değişir mi? Bana gösterdiği ilgi azalır mı? Sevgi, saygı, şefkat ve aşkı azalır mı? Desteği azalır mı?’ Bu sorular evlilik stresini tetikler. Evlilikle birlikte omuzlarımıza yüklenecek sorumluluklar evlilik korkusunu oluşturan etkenlerdendir. Bu korkuya bir de bu soru işaretleri eklenince stres katlanarak artar. Bu sefer kişi ‘Aslında evlenmeyi çok istiyorum ama çok korkuyorum.’ demeye başlar. Bu cümle bir yerde ayrılık sinyallerinin de işaretini vermek anlamına gelebilir. Çünkü kişi bu soruların getirdiği stresle başa çıkamaz ve bu durumu atlatamazsa sendroma yakalanır. Ben bu durumu evlilik öncesi sendromu olarak adlandırıyorum” diye konuştu.

Ailelere büyük görevler düşüyor

Evlilik öncesi stresi ile çiftlerin başa çıkabilmesi için ailelere büyük görev düştüğünün altını çizen Nida Korkmaz, “Çiftler evliliğin getireceği sorumluluklarla birlikte strese girip endişeye kapılabilirler. Bununla birlikte çiftler partnerlerinin doğru seçim olup olmadığını sorgulayarak da strese girebilirler. Bu durumda ailelere düşen görevler çiftleri sakinleştirmek olmalıdır. Kendi ilişkilerindeki güzel yaşanmışlıkları ve hayata dair mücadelelerini örnek olarak vermeleri, evlenecek olan çiftlerin olumlu ve güzel yönlerini çiftlere karşı dile getirmeleri stresi büyük ölçüde azaltacaktır.” şeklinde konuştu.

Durumun bu şekilde de aşılamaması durumunda yapılması gerekenlere değinen Korkmaz, “Bu sorunlar ile baş etmenin bir kaç yolu vardır. Kişisel gelişim kitapları okunabilir ya da gelişimsel programlar izlenebilir. Ama ciddi anlamda bu sorunların en sağlıklı çözümü bu alan ile ilgilenen bir psikologdan destek almaktır.” dedi.

Çevrenizdekiler sizi doğru mu yönlendiriyor

İlişkilerde çevresel faktörlerin de ilişkinin seyrini etkileyebileceğini ifade eden Nida Korkmaz, “İlişkilerde 3’üncü şahıslar bazen çok yapıcı bazen ise çok yıkıcı olabiliyor. Bu ayırımı çok iyi yapmak ve buna göre müdahale izni vermek ya da vermemek gerekiyor. Eğer 3’üncü şahıslar ilişkiniz ve partneriniz hakkında sürekli olumsuz cümleler kuruyorsa, kötü dille eleştiriyorsa ve olumsuz iddialar ortaya atıyorsa buna kesinlikle ‘dur’ demeniz gerekir. Ancak 3’üncü şahıslar ilişkinizi destekliyor, ilişkiniz ve partneriniz hakkında olumlu cümleler kurup her fırsatta sevginizi ve birbirinize nasıl yakıştığınızı size hatırlatıyorsa onlarla dertleşebilirsiniz.” ifadelerini kullandı. – ERZİNCAN

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/evlilik-oncesi-sorular-guvensizligi-isaret-ediyor/feed/ 0
Hakkari Valisi Ali Çelik, Liseli Öğrencilerle Söyleşi Yaptı https://www.igdirhaber.com.tr/hakkari-valisi-ali-celik-liseli-ogrencilerle-soylesi-yapti/ https://www.igdirhaber.com.tr/hakkari-valisi-ali-celik-liseli-ogrencilerle-soylesi-yapti/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:06:24 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9644 Hakkari Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, “Gençlerle Yeni Ufuklara” temalı söyleşi kapsamında liseli öğrencilerle bir araya geldi.

Vali Ali Çelik, “Gençlerle Yeni Ufuklara” temalı söyleşi kapsamında, her hafta, farklı bir okulun öğrencileriyle buluşmaya devam ediyor. Bu haftaki söyleşi programına konuk olan okul, Hakkari Sosyal Bilimler Lisesi oldu. Öğrencilere, yeni ufuklar açmak, vizyonlarını büyütmek, kişiliklerini çok yönlü geliştirmek ve geleceğe hazırlamak amacıyla düzenlenen söyleşilerde; yaşamından önemli kesitleri, eğitim hayatını, mesleki deneyimlerini paylaşan Vali Çelik, öğrencilerin sorularını içtenlikle yanıtladı ve geleceğe ilişkin tavsiyelerde bulundu. Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü şark salonunda ve keyifli geçen söyleşide, Vali Çelik, çeşitli konularda zaman zaman esprili yanıtlarıyla gençleri güldürürken, yaşantısından eğitim yıllarına; hayatında iz bırakan öğretmeninden, Hakkari ile ilgili projelere kadar merak edilen birçok soruya daha yanıt verdi. Öğrenciler, çok değerli bilgiler aktararak ufuklarını aydınlatan Vali Çelik’e teşekkür ederek soru sorma fırsatı verilmesi sayesinde, özgüvenlerinin de geliştiğini belirttiler.

“Hakkari ile ilgili hayallerim var”

Bir öğrenciden gelen; 5 yıl sonra Hakkari’yi nasıl görüyorsunuz? sorusuna karşılık Vali Çelik: “Benim Hakkari ile ilgili hayallerim var; insanlar için istihdam ortamı oluşmuş, kentsel dönüşümünü tamamlamış, tarım alanları sulanabilen, insanları birbirinden ayıran ideolojilerin son bulduğu ve insanların farklılıklara rağmen birbirini sevdiği, huzurun ve barışın hakim olduğu bir Hakkari” diye cevap verdi.

Hakkari’nin en sevdiğiniz yönü nedir? sorusuna ise Vali Çelik: “Hakkari’de en sevdiğim şey, insanların ellerini kalbinin üzerine koyarak ayağa kalkıp içinden geldiğince selamlaması. Bu benim için çok değerli. Coğrafyanın insan hayatında nasıl zorluklar getirebileceğini, bununla nasıl mücadele edilebileceğini Hakkari’de öğrendim. Hakkari doğasıyla bir çok sporcunun ilgisini çekiyor. Bu, Hakkari’nin farklı bir güzelliği; genç nüfusun çok olması ise ayrı bir güzellik. Öğrenciyken de valiyken de ödev ve disiplin silsilesi devam ediyor. O şehri yaşamadığınız, hissetmediğiniz zaman ya da kendinize dert edinmediğinizde sorumluluklarınızı yerine getiremiyorsunuz. Hepinizin de aynı sorumluluğu hissedeceğine eminim. Çünkü sorumluluk hayatımızın bir parçası. Yaptıklarınız, yapamadıklarınız oluyor; ama günün sonunda, kendime iyi ki Hakkari’deyim, diyorum. Hakkari’de görev yapmaktan gurur ve onur duyuyorum. Beni motive eden sorumluluk duygusuyla hareket etmem. İnsanların anlattıklarını dinleyin, okuyun, bilginizi geliştirin; ama şunu aklımızdan çıkarmayın, herkes bizim gibi bir insan. Bakış açınızı geliştirin, insanların hayat tecrübelerinden yararlanın. Başkalarının yaşadığı hayatı izleyen durumunda olmayın. Kendi hayatınızın başrol oyuncusu olun. Küçük şeylerden mutlu olabiliyorsanız diğer şeylerin bir önemi yok. Kendinizi küçümsemeyin, kimseyle kıyaslanmayacak kadar değerlisiniz. Her biriniz dünyanın en değerli varlığıyız” diye konuştu.

Öğrencilik ve meslek hayatında karşılaştığı zorlukları ve olumsuzlukları anlatıp, onlarla nasıl başa çıktığını da öğrencilerle paylaşan Vali Çelik, “Her birinizin sahip olduğu imkanlar benim sahip olduğum imkanların çok daha önünde. Eğer başarmak istiyorsanız, benden çok daha fazla şeyi başaracak durumdasınız. Mazeretleri önünüze alıp, takılıp düşeceğim diye düşünürseniz hata olur; ama o engeli sizin yükselmenize bir merdiven basamağı olarak düşünürseniz sonuç farklı olur. Dünyada iki tür insan var; iyiler ve kötüler. Hayatta tercih yapma şansınız var, hepimiz tercihlerimizin sonucuyuz. Sizler, tercihlerinizi hep iyiden yana yapın” şeklinde konuştu. – HAKKARİ

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/hakkari-valisi-ali-celik-liseli-ogrencilerle-soylesi-yapti/feed/ 0
Murat Kurum: İstanbulluların yüzünü güldürmeye geliyoruz https://www.igdirhaber.com.tr/murat-kurum-istanbullularin-yuzunu-guldurmeye-geliyoruz/ https://www.igdirhaber.com.tr/murat-kurum-istanbullularin-yuzunu-guldurmeye-geliyoruz/#respond Fri, 31 May 2024 21:36:43 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7938 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “Beş yıldır yüzü gülmeyen İstanbullu hemşerilerimizin yüzünü güldürmeye, annelerimizin, babalarımızın, büyüklerimizin duasını almaya geliyoruz. 31 Mart’tan sonra her gencimiz, evladımızın geleceğe dair umudu biz olacağız.” dedi.

Kartal Soğanlık meydanda düzenlenen mitingde konuşan Kurum, kararını veren meydanların tıpkı 28 Mayıs’ta olduğu gibi zaferlerini müjdelediğini söyledi.

İlçenin seçimlerde sandıkları patlatacağını, yeniden rekorlar kıracağını, 1 Nisan’da algı belediyeciliğini bitireceğini belirten Kurum, “Bugün İstanbul’umuz, bu aziz şehrimiz emin ellerde değil. Bu aziz şehir, liyakatsizliğin kurbanı olmaktadır. Bu aziz şehir, beceriksizliğe mahkum edilmektedir. Oysaki İstanbul’umuz, ihmale gelmez, yarı zamanlı belediye başkanlığını asla kabul etmez.” diye konuştu.

“Bizim gerçeklerimize onların hayalleri bile ulaşamaz”

Murat Kurum, gerçek belediyeciliğin önce vatandaşın gönlünde, hanesinde, yanı başında olmak anlamına geldiğini vurgulayarak, “Belediyecilik, onun dertleriyle dertlenmek, sorunlarını çözmektir. Çözünceye kadar da yanı başından ayrılmamaktır. 1 Nisan’da da 5 yıldır yüzü gülmeyen İstanbullu hemşerilerimizin yüzünü güldürmeye, annelerimizin, babalarımızın, büyüklerimizin duasını almaya geliyoruz. 31 Mart’tan sonra her gencimiz, evladımızın geleceğe dair umudu biz olacağız. İstanbul’un yeniden dirilişine yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

CHP’li mevcut İBB yönetimi ve Kartal Belediyesi’nin kente tek bir çakılı çivilerinin olmadığını aktaran Kurum, şöyle devam etti:

“Biz diyoruz ki, 650 bin konutu dönüştüreceğiz. Onlar, ‘Ne gerek var, olmazsa da olur, yapmasanız da olur. Nasıl yapacaksınız?’ diyor. Bal gibi de yapacağımızı çok iyi biliyorlar. Bu yüzden endişe ediyorlar, korku yaşıyorlar. Bizim gerçeklerimize onların hayalleri bile ulaşamaz. Bunlar merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamıza da eleştirmişlerdi. ‘Sen bu motor fabrikasını nasıl kuracaksın, yapamazsın.’ demişlerdi. Ama o, ‘İman varsa imkan da vardır.’ dedi ve bu gayesine ulaştı. Biz söz verdik mi, o sözü tutarız. Sizin evladınız, bu kardeşiniz Murat Kurum verdiği sözü tutar.”

“CHP belediyeciliği sorumsuzluk, ilgisizlik, liyakatsizlik, beceriksizlik demek”

AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın yönettiği ilçelere gidildiğinde eser ve hizmet siyasetinin en güzel örneklerine şahit olunduğuna dikkati çeken Kurum, CHP yönetimindeki belediyelerde en temel belediyecilik vazifelerinin bile yapılmadığını şu sözlerle öne sürdü:

“Milletimizin sağlıklı bir hizmet alamadığını görürsünüz. CHP belediyeciliği; sorumsuzluk, ilgisizlik, liyakatsizlik, beceriksizlik demek. İşte burası, Kartal… Maalesef Kartal’ın tüm mahallelerindeki vatandaşlarımız 5 yıldır dağ gibi biriken sorunlar yüzünden dertli, ihmalden şikayetçiler, adeta bezmiş durumdalar.”

Kartal’ın bütün sorunlarını teker teker çözeceklerini vadeden Kurum, “Biz nasıl ki Kartal’da çöken Yeşilyurt Apartmanı’nda olduğu gibi sizlerin yanında olduysak, bir an bile yanınızdan ayrılmadıysak, bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sizleri, CHP’nin insafına, belediyecilik anlayışına asla teslim etmeyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Seçimden sonraki gün Kartal için dev yatırımları hızlıca başlatacakları sözünü veren Kurum, Aydos-Pendik yolu ile Kartal sahil düzenlemesini yapacaklarını, Hasan Ali Yücel Sanat Merkezi’ni yenileyeceklerini ve 100 dönüm üzerindeki Aydos Kent Parkı’nı düzenleyeceklerini dile getirdi.

Kurum, “Kartallı kardeşlerim iyi bilir. Biz Yeşilyurt Apartmanı yıkıldığı vakit, geldik, günlerce oralarda vakit geçirdik. Bu bölgede büyük bir kentsel dönüşüm başlattık. Vatandaşlarımıza güvenli, huzurlu, konforlu yuvalarını teslim ettik. Kartal Stadı zemin altı otoparkı ve üstüne inşa edeceğimiz pazar yeriyle stadımızın çevresi değişecek.” diye konuştu.

“2 bine yakın konutun dönüşümünü gerçekleştirdik”

Programın ardından Kurum, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir soru üzerine Kartal’daki Yeşilyurt Apartmanı’nın kendiliğinden göçtüğünü belirten Kurum, “Biz hızlı bir şekilde hem apartmanın olduğu yeri hem de etrafını, 6 ay gibi kısa bir sürede dönüşüme tabi tuttuk. Sonra o dönüşüm, dalga dalga Orhantepe’de büyüdü. 2 bine yakın konutun dönüşümünü gerçekleştirdik. Sadece Orhantepe’de yaptığımız dönüşüm sayısı bu rakamlara ulaştı.” dedi.

Kartal’ın dönüşüm beklentisi olduğunu ve göreve geldikleri anda milletle el ele vererek dönüşüm seferberliği başlatacaklarını kaydeden Kurum, “Orhantepe’de, Pendik’te, Üsküdar’da, Bağcılar’da, Bahçelievler’de nasıl yaptıysak aynı anlayışla İstanbul’umuzun 39 ilçesi için yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/murat-kurum-istanbullularin-yuzunu-guldurmeye-geliyoruz/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç, canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/ https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/#respond Thu, 30 May 2024 21:04:02 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7883 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden sahasında meydana toprak kaymasında sorumlulukları bulunanların yargı tarafından ortaya çıkarılacağını belirterek, “Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” dedi.

Bakan Tunç, Haber Global televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanındaki Gazze sunumuna ilişkin soru üzerine Tunç, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de insanlık suçu işlediğini, uluslararası hukuka uymadan, bir devlet gibi değil, bir örgüt gibi davrandığını dile getirdi.

Gazze’de akan kanın durması adına Türkiye’nin çeşitli girişimlerde bulunduğunu anımsatan Tunç, Uluslararası Adalet Divanının ülkelerden “danışma görüşü” istediğini, Türkiye’nin bu görüşü veren ilk ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Güney Afrika’nın açtığı davada Uluslararası Adalet Divanının “tedbir” kararı verdiğini hatırlatan Tunç, ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının, suçu işleyen kişiler hakkında da yürüttüğü bir soruşturmanın bulunduğunu belirtti.

Soruşturmanın bir an önce davaya dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin soruşturmasının bir an önce davaya dönüşmesi lazım. Özellikle savaş suçunu, insanlık suçunu, soykırımı işleyenlerin cezalandırılması anlamında.” görüşünü paylaştı.

Uluslararası Adalet Divanında devletlerin yargılandığına işaret eden Tunç, Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi kapsamında Güney Afrika’nın açtığı davada verilen “tedbir” kararının uygulamaya konulması gerektiğini, bunun da Güvenlik Konseyi’nin kararıyla mümkün olduğunu söyledi.

Yılmaz Tunç, “Temennimiz bir an önce orada akan kanın durması. Çocuk katliamının bir an önce sona ermesi. İnsanlığın gözü önünde bunların artık olmaması gerekiyor. Uluslararası hukukunu, insan haklarını, adaleti, mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Maden kazalarına ilişkin soruşturmalar sürüyor

Bakan Tunç, soru üzerine, Erzincan’ın İliç ilçesindeki ve Elazığ’daki maden sahalarında meydana gelen göçük olaylarının ardından adli soruşturmaların derhal başlatıldığını bildirdi.

İliç’teki olaya ilişkin soruşturma kapsamında ilk etapta 8 kişinin gözaltına alındığını, 6 kişinin tutuklandığını anımsatan Tunç, adli soruşturmanın önemli olduğunu, ancak önceliklerinin arama-kurtarma çalışmaları olduğunu anlattı.

Yılmaz Tunç, “Yargımıza güveneceğiz. En detaylı bir şekilde bu kazanın neden kaynaklandığını ve buna neden olan sebeplerde kimlerin sorumlu olduğunu elbette ki bağımsız ve tarafsız yargımız ortaya çıkaracak. Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Elazığ’daki göçük nedeniyle başlatılan soruşturmanın da sürdüğünü bildiren Tunç, İliç’teki maden kazasına ilişkin TBMM’de de komisyon kurulduğunu, Meclis’in de bu konuyu araştıracağını anımsattı.

“Kira artışında yüzde 25 sınırı Meclis’in takdirinde”

Adalet Bakanı Tunç, fahiş kira artışları nedeniyle getirilen “yüzde 25 zam” düzenlemesinin süresinin 1 Temmuz’da dolacağına dikkati çekerek, söz konusu düzenlemenin süresinin uzatılıp uzatılmayacağının TBMM’nin takdirinde olduğunu ifade etti.

Tunç, “Maliye Bakanımızın enflasyon oranının düşürülmesi noktasında çabaları var. Bir hedef de var. Hedefin tutturulması durumunda bu tür sınırlamalara gerek kalmayabileceğini söyledim. Önceliğimiz enflasyon hedefinin tutturulması.” sözlerini sarf etti.

Kovid-19 salgını, depremler ve diğer etkenler nedeniyle ekonominin olumsuz etkilendiğini, kiracıların korunması konusunda birtakım tedbirlerin alınması ihtiyacının doğduğunu ifade eden Tunç, “Meclis böyle bir tedbiri düşündü. Şimdi bunun uzatılıp uzatılmayacağıyla ilgili husus o günkü şartlara göre belirlenecek.” dedi.

Kira uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuğun zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Tunç, bugüne kadar arabuluculara 132 bin 60 başvuru yapıldığını, anlaşma sayısının ise 71 bin 112 olduğunu aktardı.

“FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz”

Bakan Tunç, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından ihraç edilen bazı hakimlerin, Danıştay tarafından görevlerine iade edildikleri hatırlatılarak, “FETÖ ile mücadelede zafiyet mi var?” sorusuna, “FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz.” yanıtını verdi.

Türkiye’nin bütün terör örgütleriyle kararlı bir mücadele sürdürdüğünü kaydeden Tunç, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 4 bin 6 hakim ve savcının da ihraç edildiğini hatırlattı.

İhraç edilen hakim ve savcılardan 3 bin 888’inin Danıştay’a dava açtığını belirten Tunç, 387’sinin göreve iadesinin kararlaştırıldığını, bu kişilerden 371’inin göreve iade edildiğini bildirdi.

Göreve iadeler konusunda HSK’nin Danıştay’a itirazlarını yaptığını, temyiz aşamasında olan davaların bulunduğunu vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:

“Bu 371 kişiyle ilgili kamuoyundaki endişeyi de ortadan kaldırmak adına, eğer incelemede bir hata varsa, sonradan çıkan bir delil de olabilir, sonradan ifadelerde adı geçen, ByLock kayıtlarında adı geçenlerle ilgili HSK yeni bir inceleme başlattı. Teftiş Kurulu görevli bu noktada. Her dosya tek tek incelenecek. Hatalı davranılmaması noktasında titiz davranılacak. Eğer bir hata söz konusuysa bu konuda yeniden bir soruşturma açılabilir bu kişiler bakımından. Soruşturma açılıp açığa alınabilir. O süreç kendi mecrasında devam eder. Burada FETÖ ile mücadeledeki kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz veremeyiz. Yargı süreçlerinde gözden kaçan bir husus olursa da gerekli inceleme ve soruşturma yine HSK’nin elindeki bir husus.”

Can Atalay

Adalet Bakanı Tunç, Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından CHP’nin ve Atalay’ın avukatlarının yaptığı başvuruda Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın TBMM Genel Kurulunda okunduğunu, bir oylamanın yapılmadığını belirten Tunç, “Burada ‘Meclis’in aldığı bir karar yoktur, bir işlem yoktur’, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse ‘ret’ kararına yakın olur. Ama Meclis’te okunan kesin hükmün ‘hukuki değeri yoktur, Yargıtay kararı usulsüzdür’ diye bir karar verir de karar verilmesine yer olmadığına derse o Anayasa’ya, hukuka aykırı bir karar olur. Onu gerekçeli karar okunduktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan dokunulmazlığın “bir milletvekilinin seçimden önce ya da sonra işlediği bir suç için tutuklanamaz” şeklinde düzenlendiğini aktaran Tunç, Anayasa’nın 14. maddesi kapsamındaki “devletin güvenliğine ilişkin suçlar”ın ağır cezalık suç üstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olunması durumlarının ise bu durumun dışında olduğunu söyledi.

Yüksek Mahkemeler arasındaki görüş farkının Anayasa ya da yasa değişikliği ile giderilebileceğini belirten Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimden önce soruşturmasına başlanan terör suçları, dokunulmazlık kapsamında mı değil mi? Yani Kandil’deki bir terörist elebaşı aday gösterildiğinde, Türkiye’de bir sabıkası yok, yargılanamadı çünkü, bu kişi aday gösterildiğinde Kandil’den gelip Meclis’te yemin edebilsin mi? ya da Pensilvanya’daki FETÖ elebaşı seçildiğinde gelip TBMM’de yemin edebilsin mi? Anayasa bu güvenceyi şöyle koymuş; ‘seçimden önce soruşturması başlamışsa terör suçları dokunulmazlık kapsamında değildir’ demiş. Yargılaması devam eder, yargılaması bittiğinde de kesin hüküm Meclis’te okunur ve milletvekilliği düşer. Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki görüş farkı buradan kaynaklandı. Anayasa’nın 83. ve 14. maddelerinin Anayasa Mahkememiz tarafından farklı yorumlanması nedeniyle buralara gelindi ve uyulmamayla sonuçlanacak bir duruma geldik. Bu tür tartışmaları sona erdirmenin çözümü anayasa değişikliği, uzlaşma olmadığı takdirde ise kanun değişikliği.

Bireysel başvuru 2010 yılında Anayasa’mıza girdi. Bireysel başvuru, kesinleşmiş hükümlerden kaynaklanan hak ihlallerinin incelenmesi durumunda, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya bakan bölümünün özellikle Yargıtay ve Danıştay’dan gelen üyelerden oluşmasına yönelik bir anayasa değişikliği yapılabilir. Anayasa’nın 148. maddesine kanun koyucu, bu görev karmaşasının olmaması için ‘bireysel başvuruda kanun yolunda yapılması gereken inceleme yapılamaz’ demiş. Süper temyiz mahkemesi olmaması için. Ama maalesef gelinen noktada bu karmaşayı görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararları, ceza muhakemesi kanunumuzda yargılamanın yenilenmesi sebebidir. ‘Anayasa Mahkemesi kararları da yargılamanın yenilenmesi sebebidir’ diye ceza muhakemesi kanunumuza koyduğumuz zaman aslında bu sorun çözülmüş oluruz. Bu da Meclisimizin takdirinde olan bir husus.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: F-16 süreci F-35’ten öte artık F-16’ya kilitlenmiş durumda https://www.igdirhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-f-16-sureci-f-35ten-ote-artik-f-16ya-kilitlenmis-durumda/ https://www.igdirhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-f-16-sureci-f-35ten-ote-artik-f-16ya-kilitlenmis-durumda/#respond Thu, 23 May 2024 21:03:36 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7642 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nden alınacak olan F-16 sürecine ilişkin, “Şu andaki planımız, programımız F-35’ten öte artık F-16’ya kilitlenmiş vaziyette” dedi.

Partisinin ‘Genişletilmiş Seçim İşleri Başkanları Toplantısına’ katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantının ardından AK Parti Genel Merkez binası önünde basın mensuplarının sorularını cevapladı. Erdoğan, doğum günü olması dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin nezaketini, kibarlığını gösterdiğini ifade ederek, “Yaşımın miktarınca güller gönderildi. Onun yanında yine kendine has, estetiği içinde olan bir kalem gönderildiğini söylediler ve doğum yıl dönümümü kutladığı gibi Cumhur İttifakı’nın çalışmasıyla ilgili de birbirimizle bu şekilde tebrikleştik. Yarın Manisa’ya gidiyorum. Bu süreci de en güzel şekilde inşallah 31 Mart’a kadar dayanışma içinde devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz” diye konuştu.

“Yeniden Refah’ın birçok yerde Cumhur İttifakı ile hareketi söz konusu değil”

Bir gazetecinin ‘Cumhur İttifakı içerisinde Yeniden Refah Partisi’ni nasıl konumlandırıyorsunuz’ diye sorması üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yeniden Refah’ın tavrını biliyorsunuz. Birçok yerde Cumhur İttifakı ile hareketi söz konusu değil. Adeta milletvekili seçimlerindeki durumdan şu anda kopmuş vaziyette. Şu anda kendileri Yeniden Refah olarak birçok yerde ya bizden ayrılmış olanlar veyahut bize karşı tavır içerisinde olanları aday olarak çıkardılar. Onlarla beraber yollarına devam ediyorlar” açıklamasında bulundu.

“Rusya- Ukrayna ve İsrail- Filistin konuları orada ciddi manada işlenecek olan konular”

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan Antalya Diplomasi Forumu’nda Türkiye olarak ne gibi bir diplomasi yürütüleceğine ilişkin soruya ise Başkan Erdoğan, şöyle cevap verdi:

“Dünyanın şu anda gündeminde olan Rusya-Ukrayna olayı var. Bunun yanında tabii ki İsrail-Filistin olayı var. Bunlar orada ciddi manada işlenecek olan konular. Katılacak olan liderler, bu konular üzerinde kararlı bir şekilde duracaklar. İkili görüşmelerimiz olacak. İkili görüşmelerimizde bunların üzerinde duracağız.”

“(Putin görüşmesi) Türkiye’nin uluslararası platformdaki tutumu ile olan memnuniyetini bana ısrarla söyledi”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi ve Putin’in Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaretin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çok kısa bir zaman içerisinde bir ziyaret değil ama bu ziyareti geciktirmeden halledeceğine dair ifade kullandı. Türkiye’nin uluslararası platformdaki tutumu ile olan memnuniyetini bana ısrarla söyledi. Aramızdaki bu ilişkilerin kararlı bir şekilde devamından yana olan memnuniyetini ifade etti” ifadelerini kullandı.

“Şu andaki planımız, programımız F-35’ten öte artık F-16’ya kilitlenmiş vaziyette”

Amerika Birleşik Devletleri’nden alınacak olan F-16’lara ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda bizim şu andaki planımız, programımız F-35’ten öte artık F-16’ya kilitlenmiş vaziyette. Gerek kongre, gerekse senato ve bize gelen senatörlerle de yaptığımız görüşmede daha çok biz F-16’larla ilgili ne gibi adımlar atarız diye konuştuk. Bu konunun dışında da arkadaşlarımızın muhatapları ile yaptığı görüşmelerde bu konunun üzerinde daha çok ısrarla duruyoruz. Bunun takipçisiyiz” dedi.

Öte yandan Erdoğan, Irak’a yönelik ziyaretinin planlamaları arasında yer alıp almadığı sorusuna ise, “Seçim sonrası” cevabını verdi. – ANKARA

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-f-16-sureci-f-35ten-ote-artik-f-16ya-kilitlenmis-durumda/feed/ 0
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Öğrencilerin Sınıf Tekrarı ve Devamsızlık Affıyla İlgili Kararlarında Taviz Vermeyecek https://www.igdirhaber.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-ogrencilerin-sinif-tekrari-ve-devamsizlik-affiyla-ilgili-kararlarinda-taviz-vermeyecek/ https://www.igdirhaber.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-ogrencilerin-sinif-tekrari-ve-devamsizlik-affiyla-ilgili-kararlarinda-taviz-vermeyecek/#respond Tue, 21 May 2024 09:00:42 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7562 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini belirtti.

Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) yapılan açıklamaya göre Bakan Tekin, Bakanlık yöneticileri ve 81 ilin milli eğitim müdürüyle Gölbaşı Mogan MTAL Uygulama Oteli’nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi.

Buradaki konuşmasında, göreve başladığı tarihten bu yana hayata geçirilen eğitim politikalarının daha sağlıklı yürütülebilmesi için istişarelerde bulunmak amacıyla toplantı düzenlendiğini anlatan Tekin, sahada karşılaşılan bir aksaklık varsa el birliğiyle gerekli tedbirleri alacaklarını ifade etti.

Bakanlık olarak attıkları her adımın en ince detayına kadar planlandığını vurgulayan Tekin, hayata geçirilen tüm projelerin titizlikle takibinin yapılmasını istedi.

Her fırsatta eğitimin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Tekin, hayata geçirilen her projenin, atılan her adımın daha iyi anlaşılır ve uygulanabilir olması için bütün paydaşlarla paylaşılması gerektiğine işaret etti.

Tekin, “Bunun için de öncellikle bunu kendi yaşantımızla da göstermek zorundayız. Nasıl ki bana ulaşmak isteyen herhangi bir yönetici, öğretmen, öğrenci veya velimizle gerek yüz yüze gerekse farklı iletişim kanallarıyla görüşme imkanı sağlayabiliyorsak sizlerden de aynı hassasiyeti göstermenizi ve size ulaşmak isteyen herkesle iletişiminizi açık tutmanızı istiyorum. İsteyen herkesin il müdürümüze ulaşması gerekiyor, ulaşmak isteyip de ulaşmayan kimse kalmasın istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Deprem bölgesine yapılan yatırımlara değinen Tekin, depremin oluşturduğu hasarın yaralarını, “asrın felaketi”nde “asrın birlikteliği” anlayışıyla sarmaya devam ettiklerini vurguladı.

Mevzuat değişiklikleriyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Bakan Tekin, “Merkezden aldığımız kararlarla genel bir çerçeve çiziyoruz. Bakanlık politikaları doğrultusunda, inşa etmeye çalıştığımız felsefeye uygun olarak il düzeyinde projeler geliştirebilirsiniz. Böylece alınacak tedbirlerle birlikte çeşitli projelerle eğitim politikalarımızı hayata geçirmiş oluruz.” dedi.

Bakan Tekin, çocukların okul bahçelerinde geleneksel oyunlarla vakit geçirmeleri ve bu sayede hem obeziteyle mücadele hem de dijital bağımlılıktan uzaklaşarak arkadaşlık bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini, bunun için okul bahçelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi.

“İkinci dönem sonunda da etkinlikler organize edeceğiz”

Yusuf Tekin, her dönemin son haftasını “etkinlikler haftası” olarak ilan ettiklerini belirterek, “Bu proje kapsamında birinci dönemin sonunda çeşitli etkinlikler organize ettik. İnşallah, haziran ayında ikinci dönemin son haftasında da aynı etkinlikleri organize ederek bu haftayı daha dolu dolu geçirmek istiyoruz. Bu etkinliklerin çocuklarımız üzerindeki sonuçlarını da özellikle görmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

YKS soru havuzunda, müfredat ve ders kitabı vurgusu

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için ÖSYM soru bankasına soru yazım çalışmalarına ÖSYM uzmanları ve akademisyenlerle birlikte Bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin de dahil edildiğini kaydeden Tekin, YKS için oluşturulacak soru havuzunun Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı doğrultusunda hazırlanan ders kitaplarındaki konu ve kazanımları kapsayacağı bilgisinin illerdeki eğitim paydaşlarıyla paylaşılmasını istedi. Tekin, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.

Tekin, mesleki teknik eğitim alanında yeni model çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, ” Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için ‘bölge’, ‘ihtisas’, ‘sektör içi’ ve ‘sektöre entegre’ olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçirdik. Bu doğrultuda illerde de gerekli çalışmalar yapılması önemli.” dedi.

Bakan Tekin’in ardından tüm genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca il milli eğitim müdürleri de illerinde karşılaştıkları sorunları ileterek çözüm noktalarını istişare etti.

Toplantıya, Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, Ömer Faruk Yelkenci, Nazif Yılmaz, Kemal Şamlıoğlu, genel müdürler ve 81 ilin milli eğitim müdürü katıldı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/milli-egitim-bakani-yusuf-tekin-ogrencilerin-sinif-tekrari-ve-devamsizlik-affiyla-ilgili-kararlarinda-taviz-vermeyecek/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç, Zonguldak’ta gazetecilerin sorularını yanıtladı Açıklaması https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/ https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/#respond Mon, 29 Apr 2024 21:36:38 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6811 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesinin (AYM), Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti için CHP’nin başvurusu ile Atalay’ın avukatlarının yaptığı yeni başvuruda, karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesine ilişkin, “Anayasa Mahkemesinin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama ‘karar verilmesine yer olmadığına’ şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu.” dedi.

Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, AYM’nin, CHP ile Can Atalay’ın avukatlarının yaptığı iki yeni başvuruya ilişkin kararına yönelik sorusu üzerine Tunç, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının henüz yayımlanmadığını, gerekçeli kararı gördükten sonra yorum yapmanın daha doğru olacağını söyledi.

Anayasanın 84. maddesinde milletvekilliğinin düşme sebeplerinin yazdığına işaret eden Tunç, şöyle devam etti:

“Kesin hüküm nedeniyle düşme durumunda Anayasanın 85. maddesine göre Anayasa Mahkemesine başvuru yapılamaz. Anayasamızın açık hükmüdür bu. Can Atalay’ın milletvekilliği de kesin hüküm nedeniyle Mecliste kesin hükmün okunması nedeniyle milletvekilliği düşmüştür. Bu durumda Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama ‘karar verilmesine yer olmadığına’ şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu. Karar verilmesine yer olmadığına karar vermenin gerekçesini ancak gerekçeli kararda görebileceğiz. Anayasa Mahkemesinin bu yöndeki kararı, Mecliste okunan kesin hükmün tartışılması nedeniyle ise burada bu doğru değildir. Kesin hüküm kalkmamıştır. Kesin hüküm Mecliste okunmuştur.”

Tunç, burada Anayasa Mahkemesinin önceki içtihatlarının söz konusu olduğuna dikkati çekerek, “Önceki bu tür başvurularda ret kararı vermiştir ama burada farklı bir durum söz konusu. Gerekçeli karar ortaya çıktıktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Anayasanın milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesinin açık olduğunu vurgulayan Tunç, “Seçimden önce başlayan Gezi olayları nedeniyle bir ceza soruşturması vardır. Yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay bu suçu değerlendirmiştir ve bir kesin hükme ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kesin hüküm de ortadan kaldırılmış değildir.” diye konuştu.

Tunç, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararıyla ilgili olarak da Yargıtayın, Anayasanın 83. ve 14. maddelerinin uygulanamaz hale getirilmesi nedeniyle AYM kararına uyulmaması yönünde karar verdiğine değinerek, “Burada iki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Tabii bunun çözümü var. Bunun çözümü de yine Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak yasal ve anayasal değişikliklerdir.” değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa değişikliğinin uzlaşma gerektirdiğini dile getiren Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yapılamıyorsa bu sorunun çözümü yine kanunlarımızda yapılacak değişikliklerledir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararları, ceza mahkemesi kanunumuza göre yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır, Ceza Muhakemesi 311. maddeye göre. Ama Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak farklı bir düzenleme vardır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları Anayasa Mahkemesinin kuruluş kanununun 50. maddesinde, yeniden yargılamaya karar verir ve yapılacaklara da hükmeder şeklinde bir düzenleme söz konusudur. Burada adliye mahkemelerinin görev alanı ve bir kesin hükmün ortadan kaldırılması usulü, yargılamanın yenilenmesiyle mümkün olabilecek bir husustur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde yapılacak değişikliklerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Bu takdir de Türkiye Büyük Millet Meclisinin elindedir.”

“8. Yargı Paketi önümüzdeki hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek”

Bakan Tunç, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen “8. Yargı Paketi”ne ilişkin soru üzerine, “Burada yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemeler var.” dedi.

Paketin seçim takvimi ve Meclisin çalışma takvimi nedeniyle ikiye ayrıldığını aktaran Tunç, “Seçim sonrası da getireceğimiz düzenlemeler var. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli çalışmalar var. Bunların da bu süreçte seçimden sonra değerlendirileceğini umut ediyoruz.” diye konuştu.

Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle vatandaşların tazminat talebinde bulunduğuna işaret ederek, “Anayasa Mahkemesine gidiyorlardı. Anayasa Mahkemesinin buradaki dosya sayısını fazlalaştıran bir durum söz konusuydu hem uzun süren bir süreçti. Bunu da kısaltan, vatandaşlarımızın özellikle hak arama hürriyetini genişleten Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna müracaat edip hakkını öncelikle oradan arayabilmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yine Ceza Muhakemesi Kanunundaki koruma tedbirleriyle ilgili gözaltı süresinin uzatılması ya da beraat etmiş ya da öncesinde tutuklu kalmışsa buna yönelik tazminat taleplerinin de yine Tazminat Komisyonu, yine ağır ceza mahkemesinden talep edilmesiyle ilgili düzenlemeler var.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, 2010 anayasa değişikliğiyle kişisel verilerin korunmasının anayasal güvenceye kavuştuğunu hatırlatarak, sonrasında yasal düzenlemeler yaptıklarını, bunun özellikle Avrupa Birliği veri koruma tüzüğüne uyum sağlaması bakımından da birtakım düzenlemeler yapıldığını anlattı.

Terörle mücadele açısından hassasiyetlerini korumaya devam ettiklerinin altını çizen Tunç, “Bu konuda Anayasa Mahkemesinin, Türk Ceza Kanunu 220 (madde) örgüt suçları ve 314 (madde) silahlı örgüt suçları bakımından terör örgütü üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen kişinin örgüt üyesi gibi cezalandırılabileceği hükmünü, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi burada bir boşluk doğmaması lazım. Örgüt üyesi değil ama örgüt adına suç işliyorsa ceza kanunundaki o boşluğu doldurarak, örgüt üyesi olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişilerin cezasının müstakil bir suç olarak düzenlenmesini ceza kanunumuzda sağlayarak, terörle mücadele konusunda bir zafiyetin oluşmaması noktasındaki yasal düzenleme ihtiyacını meclisimizle paylaşmıştık. Milletvekillerimiz de bunu teklife dönüştürdüler ve Adalet Komisyonumuzda görüşmeleri tamamlandı.” ifadelerini kullandı.

Tunç, buna benzer usulü birtakım değişikliklerin olduğunu aktardı.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TSMF) terör örgütlerine yardım yataklık yapan şirketler bakımından kayyım tayininin mümkün olduğunu hatırlatan Tunç, “Bunun özellikle organize suç örgütlerinin işlediği suçlar bakımından da kayyım tayini imkanını getiren düzenlemeler var. Çok sayıda usulü düzenlemeler de var. Tüm bunların yasalaşması durumunda hem hak arama hürriyetinin genişletilmesi hem de yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılması ve kişisel verilerin korunması anlamında önemli iyileştirmeler sağlanmış olacak.” şeklinde konuştu.

Bakan Tunç, daha önceki yargı paketlerinde de önemli düzenlemeler yaptıklarını anımsatarak, seçim sonrasında Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planı’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını, belirlenen hedefler doğrultusunda da yeni düzenlemeleri hayata geçireceklerini kaydetti.

“İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi”

Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağında meydana gelen toprak kaymasıyla ilgili soru sorulan Tunç, olayın herkesi derinden üzdüğünü söyledi.

Toprak altında kalan 9 kişiye bir an önce ulaşmayı temenni eden Tunç, hem olayın sebeplerinin araştırılması hem de bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında TBMM’de Araştırma Komisyonu kurulduğunu hatırlattı.

Tunç, olayın hemen ardından İliç Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda 4 cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini kaydetti.

İnşaat, iş güvenliği, çevre, kimya ve bütün o alanı ilgilendiren konularla ilgili 8 bilirkişinin de olay yerinde incelemeler yaptığını aktaran Tunç, şöyle devam etti:

“Hazırlanan ön rapora göre kusurlu olduğu düşünülen kişiler oldu. İlk etapta 8 kişinin kusurlu olduğu belirlendi. Bunlardan 6’sı tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandılar. 2’si de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma devam ediyor. Tabii şirketin, yabancı şirketin, yabancı temsilcisiyle ilgili de tutuklama kararı verildi. Sonrasında 6 Şubat tarihi itibarıyla şirketin Türkiye yöneticisi olarak atanan kişiyle ilgili olarak da ifadeler alındı. O da adli kontrol şartıyla şu anda soruşturma kapsamında.”

Soruşturma neticesinde kusurlu olanların, bu kazaya sebebiyet veren olayların, nedenlerin, kişilerin yargı tarafından ortaya çıkarılacağını dile getiren Tunç, şunları kaydetti:

“Tüm teknik boyutları incelenerek bu kazada kimler kusurlu bunun tespitini yargımız yapacaktır. Soruşturma şu anda tüm detaylarıyla, tüm titizlikle devam ediyor. Hep beraber biz de süreci Erzincan Cumhuriyet Başsavcımız, İliç Cumhuriyet Başsavcımız koordinasyonunda takip ediyoruz. İlgili bakanlarımız; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, İçişleri Bakanımız konuyla ilgili gerekli açıklamaları da zaten zaman zaman yapıyorlar. Adli süreçle de ilgili biz bilgilendirme yaptık.”

Bakan Tunç, soruşturma neticesinde yargılama sürecinin başlayacağını belirterek, “Kimler sorumluysa, kimler bu kazaya sebebiyet verdiyse yargı huzurunda elbette ki hesabını verecektir.” dedi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-tunc-zonguldakta-gazetecilerin-sorularini-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir’deki Fabrikaları Ziyaret Etti https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediye-baskani-ahmet-atac-eskisehirdeki-fabrikalari-ziyaret-etti/ https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediye-baskani-ahmet-atac-eskisehirdeki-fabrikalari-ziyaret-etti/#respond Thu, 11 Apr 2024 21:36:39 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6194 Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir’de faaliyet gösteren fabrikaları ziyaret etti. Fabrika çalışanları ile sohbet eden Başkan Ataç, “Eskişehir’de herkesin parmak ile gösterdiği, gıpta ile baktığı bir kent ortaya çıkardık. Sizlerin de destekleri ile bu istikrarlı gelişimin devam edeceğine yürekten inanıyorum, emin adımlarla yarınlara yürüyoruz” dedi.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir’de faaliyet gösteren fabrikaları ziyaret etmeye devam ediyor.

Başkan Ataç son olarak Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Baycan Elektrik, Yükseliş Makine ve ENTON A.Ş’yi ziyaret ederek firma yetkilileri ile bir araya geldi. Ziyaretlerinde üretim alanlarını da gezerek emekçilere çalışmalarında kolaylıklar dileyen Başkan Ataç, çalışanlar ile sohbet de etti.

Başkan Ataç, Baycan Elektrik fabrikasında Tepebaşı Belediyesi’nin Engelliler Montaj Atölyesi’nde aldıkları eğitimler sonucunda istihdam edilen özel bireyler ile de bir araya geldi. Başkan Ataç’a büyük ilgi gösteren özel bireyler, kendilerine yönelik çalışmalarından dolayı da teşekkürlerini iletti.

“HERKESİN PARMAK İLE GÖSTERDİĞİ BİR KENT”

Ataç, fabrika çalışanlarına şöyle seslendi:

“Emekleri kutsal işçi kardeşlerimiz ile bir arada olmaktan çok mutluyum. Ben 365 gün vatandaşlarımız ile iç içeyim. Kötü yönetilen ülke ekonomisi, her kesimden insanımızı zorluyor. Enflasyon vatandaşımızın belini büktü. Emekliler, esnaflar, evlenme hayali kuran gençlerimiz, memurlar, mutfağın idaresini üstlenen hanımlar, çiftçiler, siz işçi kardeşlerimiz… Bu ekonomik şartlar hepimizi daha kötüye götürmeye devam ediyor. Yoksulluk her geçen gün daha da derinleşiyor. Öte yandan bizler Eskişehir’de herkesin parmak ile gösterdiği, gıpta ile baktığı bir kent ortaya çıkardık. Sizlerin de destekleri ile bu istikrarlı gelişimin devam edeceğine yürekten inanıyorum, emin adımlarla yarınlara yürüyoruz.  Şehrimizde son 20 yılda çok önemli bir gelişim yaşandı ve hepimiz bu kentte yaşamaktan dolayı çok mutluyuz. Eskişehir’imizde çağdaş, Atatürk’ü seven, Cumhuriyet değerlerine bağlı biçimde yaşamaya devam etmek için sizlerin desteği her zaman çok önemli oldu. Bu birliktelik, kardeşlik ve gelişimi yine hep birlikte devam ettireceğiz. Yolumuz açık olsun.”

“NET BİR EKONOMİK SORUN VAR”

ENTON A.Ş fabrika ziyaretine katılan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da şunları söyledi:

“Türkiye’nin sorunlarını hepimiz somut olarak yaşıyoruz. Türk parası, ekonomisi doğru yönetilmediği için hepimiz sıkıntı yaşıyoruz. Bu yönetim anlayışıyla bunun aşılması mümkün değil. Seçimden sonra daha da kötü olacak, seçim nedeniyle bazı zamlar öteleniyor ve memura, işçiye avans kabilinde birtakım şeyler veriliyor. Bu yanlış uygulanan bir ekonominin batış sürecidir. Tek adam yönetimi canı ne istiyorsa yaptı ama doğru olmadığı anlaşıldı. Geçmiş dönemlerde hangi partiye oy verdiyseniz bu önemli değil. Önemli olan şu anda ülkemizin içinde olduğu durumun değerlendirilmesidir. İyi niyetle, inanarak bu hükümete oy vermiş olabilirsiniz. Ama 14 Mayıs’tan bu yana mazotun fiyatı 2 kat, dövizin fiyatı 1 buçuk kat arttı. Sizin geliriniz bu kadar artmadı. Bu kadar net bir ekonomik sorun var ve bunun tek sorumlusu bu ülkeyi tek başına yöneten tek adamdır. Seçimi kazanmış olabilir ama geldiğimiz nokta maalesef kötü. İşçi, memur, esnaf, sanayici, işçi, emekli, köylü memnun değil. Bizim belediyelerimizin ihalelerine alıcı gelmiyor, fiyat vermeye korkuyorlar. Çünkü bugün verdiğiniz fiyat 3 ay sonra aynı değil. Ekonomi durmuş durumdadır, bunun sorumlusuna 31 Mart’ta bir uyarı göstererek hesap sormak gerekir.”

Fabrika çalışanları, Başkan Ataç ve Başkan Kurt’a soru ve taleplerini iletti. Baycan Elektrik Genel Müdürü Engin Yılmaz, Yükseliş Makine Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kunduracı ve ENTON A.Ş Genel Müdürü Kerem Toprarlar da Başkan Ataç’a bilgiler aktarırken, ziyareti için de teşekkür etti. Başkan Ataç ise firma yetkililerine çalışmalarında başarılar diledi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediye-baskani-ahmet-atac-eskisehirdeki-fabrikalari-ziyaret-etti/feed/ 0
Filistin, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in işgaline ilişkin görüşünün adaleti sağlayacağına inanıyor https://www.igdirhaber.com.tr/filistin-uluslararasi-adalet-divaninin-israilin-isgaline-iliskin-gorusunun-adaleti-saglayacagina-inaniyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/filistin-uluslararasi-adalet-divaninin-israilin-isgaline-iliskin-gorusunun-adaleti-saglayacagina-inaniyor/#respond Thu, 28 Mar 2024 21:51:38 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5650 Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Kuruluşlardan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Ömer Avadallah, Uluslararası Adalet Divanının (UAD), İsrail’in, Filistin’i işgaline ilişkin vereceği danışma görüşüyle adaletin yerini bulacağına inandıklarını söyledi.

UAD’nin, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin vereceği danışma görüşü için 52 ülke ve 3 uluslararası kuruluşun sunumları dün Filistin’in beyanı ile başladı.

UAD’deki Filistin heyetinde yer alan Filistin Dışişleri Bakan Yardımcıları Ömer Avadallah ve Ammar Hijazi, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Avadallah, danışma görüşüyle İsrail’in Filistin halkına karşı uyguladığı bu hukuksuzluğun sona erdirilmesinin amaçlandığını belirterek, “Bugün duyduklarımızın ileride yapılacak pek çok işlemin başlangıcı olacağına inanıyoruz. Üç uluslararası örgütün de aralarında bulunduğu 50’den fazla ülke bu tarihi sürece katılacak.” dedi.

“Adaletin yerini bulacağına inanıyoruz”

Avadallah, İsrail’in 75 yılı aşkın süredir hiçbir uluslararası mahkemede hesap vermediğini anımsattı.

Uluslararası toplumun İsrail’e karşı sessizliği karşısında Güney Afrika’nın da soykırım davasıyla harekete geçtiğini kaydeden Avadallah, “İki hafta önce burada, İsrail’in işlediği soykırım davasına ilişkin sunumunu takip ediyorduk. İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığını görüyoruz. İsrail işgali olan bu yasa dışı olgunun sona erdirilmesi için tüm uluslararası topluma ve Uluslararası Adalet Divanına sorumluluk düştüğüne inanıyoruz.” diye konuştu.

Gazze’de 7 Ekim’de başlayan saldırıların ardından Divan’a yeni beyanda bulunduklarını anlatan Avadallah, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkinci beyanımızı Gazze’deki halkımıza yönelik saldırganlığın yoğun bir şekilde başladığı 25 Ekim’de sunduk. İsrail’in saldırganlığı 75 yılı aşkın bir süredir devam ediyor ve halkımıza karşı bir soykırım işleniyor. Bu nedenle İsrail’in halkımıza karşı işlediği tüm bu soykırım unsurlarına yer verdik ve uluslararası toplumun eylemsizliğinin İsrail’in bu soykırım suçunu işlemesine neden olduğunu söyledik.”

“İsrail hiçbir zaman uluslararası toplumun çağrılarına cevap vermedi”

Avadallah, Divan’ın görüşünün, İsrail’in yanı sıra üçüncü devletler açısından da önemli olduğunu vurgulayarak, “İsrail hiçbir zaman uluslararası toplumun çağrılarına cevap vermedi ve uluslararası hukuktaki yükümlülüklerine riayet etmedi. Uluslararası Adalet Divanının önüne koyduğumuz bu meseleyle İsrail’in, Filistin’deki yasa dışı işgalini ortadan kaldırmaya yönelik üçüncü devletlerin, uluslararası toplumun ve aynı zamanda uluslararası örgütlerin yükümlülüklerini yerine getirme zorunluluğunun teyit edileceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Danışma görüşünün ardından, burada belirlenen hususların uygulanması ve hayata geçirilmesine yönelik çalışmalara başlayacaklarını söyleyen Avadallah, “BM Genel Kurulu, İnsan Hakları Konseyi ya da ikili ilişkiler gibi mevcut tüm mekanizmaları kullanarak, İsrail’in hesap vermesini, devletlerden sorumluluklarını üstlenmelerini, Filistin halkına yönelik saldırganlığında İsrail’e yardım etmemelerini ve destek vermemelerini isteyeceğiz.” dedi.

“Devletler bu meselenin uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesini istiyor”

Çok Taraflı İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Hijazi, uluslararası toplumun Filistin meselesine gösterdiği ilginin “eşi benzeri görülmemiş bir durum” olduğunu belirterek, “Duruşmalara ilk defa birçok devlet katılıyor. Bu devletlerin çoğu uluslararası hukuku destekliyor ve uygulanmasını istiyor. Bu da gösteriyor ki devletler, bu meselenin bir an evvel uluslararası hukuk ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde çözülmesini istiyor.” diye konuştu.

Hijazi, ABD ve Fiji’nin, İsrail’i destekleyen tutumlarını eleştirerek, “Uluslararası toplum, burada uluslararası hukuku ve uluslararası hukuka dayalı sistemi korumak ve bununla bağlantılı olan Filistin sorununu çözmek için yoğun ilgi gösteriyor. Bu ilkelerle uyumlu olmayan ve Divan’dan Filistin lehine bir görüş vermemesini isteyen az sayıda ülke de var. Ancak bunlar, ne yazık ki her zaman İsrail’i koruyan ve destekleyen birkaç ülke. Onlar uluslararası hukuktan yana değiller, uluslararası meşruiyetten ve BM kararından yana değiller.” değerlendirmesinde bulundu.

“Filistin’in kendi kaderini tayin hakkı inkar edilmiyor”

Hijazi, danışma görüşüne katılan devletlerin, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkına, Filistin’in bağımsızlığına ve devlet olma hakkına karşı çıkmadığına işaret etti.

İsrail’in yazılı beyanında, Filistin’in bağımsızlığına ve devlet olma hakkına değinmediğini anlatan Hijazi, “Bunlar hiçbir zaman itiraz edilmemiş temel konulardır. İsrail’in sunumu bile bu konuya girmemiş, sadece Divan’ın bu konuda görüş vermek için yargı yetkisi olmadığını ima ediyor.” dedi.

Hijazi, İsrail’in sözlü beyanda bulunan devletler arasında yer almamasına ilişkin, “Sömürgecilik, apartheid ve uluslararası hukuk ihlallerinin meşruiyetini nasıl tartışabilirsiniz?” diyerek İsrail’in duruşmalara katılması durumunda kendini savunmasının zor olduğunu vurguladı.

BM Genel Kurulu, Uluslararası Adalet Divanından görüş istemişti

BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65. maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin iki soru yöneltti.

BM Genel Kurulunun Divan’a yönelttiği sorular şu şekilde:

“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?

2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”

Danışma görüşü talebi 17 Ocak 2023’te BM Genel Sekreteri tarafından UAD’ye ulaştırılırken Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin’e, danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.

Danışma görüşünün etkisi nedir?

UAD’nin verdiği danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.

Divan’ın, İsrail’in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004’te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail’e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartı koşması dikkati çekiyor.

Yine UAD’nin 22 Temmuz 2010’da, uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı olarak bağımsızlık ilan etmesinin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova’nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.

UAD’nin görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde olması durumunda, bunun İsrail ve diğer ülkeler açısından getirdiği sonuçları da tespit etmesiyle, İsrail üzerindeki baskının artması ve ona açıkça destek veren ülkelerin uluslararası toplum tarafından tutumlarını gözden geçirmeye zorlanmaları muhtemel.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/filistin-uluslararasi-adalet-divaninin-israilin-isgaline-iliskin-gorusunun-adaleti-saglayacagina-inaniyor/feed/ 0
Mansur Yavaş: “Halkın Vergisini İstediği Gibi Harcıyorlar. https://www.igdirhaber.com.tr/mansur-yavas-halkin-vergisini-istedigi-gibi-harciyorlar/ https://www.igdirhaber.com.tr/mansur-yavas-halkin-vergisini-istedigi-gibi-harciyorlar/#respond Mon, 25 Mar 2024 21:24:44 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5499 HABER: OGÜN AKKAYA/ KAMERA: ÜNAL AYDIN

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Atılım Üniversitesi’nde düzenlenen “Yerel İdarelerin Sorunları” başlıklı açılış dersinde konuştu. Yavaş, “Halkın vergisini istediği gibi harcıyorlar. Makamlardan ayrılmayacaklarını sanıyorlar ve popülist davranışlara giriyorlar. Bütçenin daha iyi harcanması mümkün. Yerel yönetimler bütçesi maalesef istendiği kadar yeterli değil…Belediyenin önceliklerinin çok farklı olması lazım. Kentin altyapısıyla, toplu ulaşımla, sağlıklı suyla ilgilenmesi lazım. Her belediye başkanının bir çılgın projesi var. Çılgın projelerin çoğu da çöp proje. Bunun hesabını da soracak merci yok” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Atılım Üniversitesi’nin düzenlediği “Yerel İdarelerin Sorunları” başlıklı açılış dersine katıldı. Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin Lamia Ergenekon Konferans Salonu’nda üniversite öğrencilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen derste, salon dışarısından kalan üniversite öğrencileri Mansur Yavaş’ın ricasıyla sahne önüne oturdu. Gerçekleştirdiği projelerden ve yerel yönetimlerin karşılaştığı zorluklardan bahseden Yavaş, konuşmasında şunları söyledi.

“YEREL YÖNETİMLER BÜTÇESİ MAALESEF İSTENDİĞİ KADAR YETERLİ DEĞİL”

“Halkın vergisini istediği gibi harcıyorlar. Makamlardan ayrılmayacaklarını sanıyorlar ve popülist davranışlara giriyorlar. Bütçenin daha iyi harcanması mümkün. Yerel yönetimler bütçesi maalesef istendiği kadar yeterli değil. Bizler belediyenin aldığı harçlardan hariç, Ankara’da toplanan vergiler ve Türkiye’de toplanan vergilerin bir payı Ankara’ya geliyor. Belediye meclisi olarak bir bütçe hazırlıyoruz ama devletin karar alma mekanizmasında belediyeler yok. Dolayısıyla biz ancak rutin işleri yapıyoruz. Eğer belediye başkanı başarılıysa, kentin geleceğine yönelik bazı projeler getirip, kentin ekonomisinin de canlanması için çalışabiliyor. Tamamen kendi öngörüsüne bağlı. Bazı belediye başkanları bundan on yıl öncenin parası 22 milyon liraya düğün salonu yapmış. Bu paranın düğün salonuna harcanması son derece yanlış. Belediye kendisi de işletemez bunu. Belediyenin önceliklerinin çok farklı olması lazım. Kentin alt yapısıyla, toplu ulaşımla, sağlıklı suyla ilgilenmesi lazım. Her belediye başkanının bir çılgın projesi var. Çılgın projelerin çoğu da çöp proje. Bunun hesabını da soracak merci yok.

“BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN İNSANLARIN SAĞLIKLI YAŞAMASI”

60 bin civarında ortaokul ve lise öğrencisi bizden ücretsiz destek alıyor. Okullarına ücretsiz otobüsle binip gidiyor. 16 bin kadar çocuğun servis ücretini ödüyoruz. Kantinden alışveriş yapamayan çocuklar aç gidiyorlar, öğrenme güçlüğü çekiyorlar. Kantinlerle anlaşma yapıp onlara alışveriş yapma hakkı tanıyoruz. Kırtasiye, sınav ücreti ve en önemlisi tamamının düzenli et yiyebilmesini sağlamak için kasap ve marketlerde et alımını sağlayacak para yatırıyoruz. Evlerde nasıl bir hayat var görmüyorlar. ‘Ben çocuğuma üç aydır köfte yapamıyordum’ diye mesaj geldi. Çocuk protein almayınca devlete daha da yük oluyor. Doğal gaz yardımı veriyoruz çocukların ısınması için. Sadece kriterlere uyan kişilere yardımcı oluyoruz. Bizim için önemli olan insanların sağlıklı yaşaması.

“BİZDEN ÖNCEKİLERİN 25 YILDA YAPTIĞI YEŞİL ALANI, 5 YILDA ANKARALILARIN KULLANIMINA AÇTIK”

Kırsaldan kente göç önemli. Dünya kuraklığa doğru gidiyor. Gıdaya erişim güçleniyor. Biz bir kırsal kalkınma hamlesi yapmak suretiyle annesi babası çiftçi olan ailelerin tekrar tarım yapmasını sağlıyoruz. 880 milyon lira destek verdik. Çiftçiler, 7 milyar lira para kazandılar. Biz yaptığımız asfaltla övünmüyoruz. Bizden öncekilerin 25 yılda yaptığı yeşil alanı, 5 yılda Ankaralıların kullanımına açtık. Ailelerin yeşil alanlarda vakit geçirmesi için çalışma yapıyoruz. Temiz hava ve ulaşım için de çalışıyoruz.

“AKARYAKIT PARASINI KENDİSİ VERSE HİÇBİRİ BİNMEZ”

Belediye başkanının yetkisi en büyük sorun. İhaleleri açık ve şeffaf yaptık. İhtiyaç olmayan hiçbir projeye beş kuruş yatırmadık. Diğerleri başka yere para harcayabiliyor. Belediye meclisinde çoğunluğu varsa çok rahat bir şekilde bu paralar harcanabiliyor. Bunun önüne geçmenin en önemli yollarından biri belediye başkanlığını insanların görmesini istiyorum. Çakarlı araçların hepsini söktük. İnsanlar niye çakar kullanıyorlar? Sizin paranızla kullanıyorlar…Akaryakıt parasını kendisi verse hiçbiri binmez. Gelir gelmez kamu görevlisi olduğumuzu tek farkımızın oraya seçilerek geldiğimizi, özünde farkımızın olmadığını, vatandaşa yardımcı olmak için burada olduğumuzu söyledim. Hepsini attım. Ben minibüse biniyorum, rahatsız olmuyorum.

“BİR TARAFTA ÇOCUĞUNA KÖFTE ALAMAYANLAR BİR TARAFTA LÜKS ARABALARA BİNENLER VAR”

Avrupa’da her şey kurallarla belirlenmiş belli bir makamda olmak bir şeyi değiştirmiyor. Kamunun malını harcayan kişi ortaya çıksın da rahatsız olsun görevini bıraksın. Gençlerin hesap sorması lazım. Hepsi sizin cebinizden çıkıyor. Şeffaflık, açıklık hesap vermek gerekiyor. İnternet sitemizde yayınlıyoruz. Herkes görsün diye. Londra’da belediye başkanıyla görüştüm. Bir arena yapmışlar, tek başına koltukta oturuyor, belediye meclisi yukarıda oturuyor, kim soru sorarsa ona cevap veriyor. İnsan bu sorumluluğu hissetmezse sizlerin parasını istediği gibi harcar. Birilerinin buna son vermesi lazım. Bir yandan çocuğuna köfte alamayan bir tarafta lüks arabaya binenler var. Bunun bir sebebi de hesap sorulmamasıdır. Hesabı ‘öbür dünyada veririm’ diyorlar. Bu dünyada hesap veremeyen, öbür dünyada nasıl hesap verecek?

“KAMUYA YAZI YAZIYORUZ BİZE CEVAP VERMİYORLAR”

Dağ gibi borcu varken marka araba almış. Nereden nereye… Saygı uyandıran davranışları yoksa lüks arabaya biniyor diye saygı duyulabilir mi? Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması, şehrin gelişimine yönelik fikirlerde destek olunması gerekiyor. Kamuya yazı yazıyoruz bize cevap vermiyorlar. ‘Siz bizim partiden değilsiniz’ diyorlar. Bu zihniyet ne zaman bitecek? Herhangi bir köye giderken, burada kime kaç oy çıkmış bakmadım. Hangi partiye oy verdiğinin önemi var mı? Yüzlerce köyde musluktan akan su yoktu. Yıllardır insanların suyu yok. Belediyenin önceliğinin bu olması gerekmez mi? Bu insanların hangi partiye oy verdiğinin önemi yok.

“BELEDİYELER İNSANLARIN DERTLERİNİ İÇİN VAR”

Hukuk olmayan bir ülkede insan hakları gelişmez. İleride iş bulamazsınız arkadaşlar. Bu sistemin değişmesi gerekmez mi? Hukuk, liyakat ve kurallar… Maalesef ülkemizde bunlar rayına oturmadı. En önemlisi bir belediye başkanının kafasına göre para harcamasının önüne geçmesi lazım. 550 kuruluşa yazı yazdık önümüzdeki dönemin bütçesi için. Bütçemizde yer almasını istediğiniz ne varsa yazın dedik. Dijital ortam talepleri artırdı. 300 bin civarında başvuru geliyor. Başvuruların çoğunu bizzat arayıp soruyordum. Sosyal medyadan gelen mesajlar çoğaldı. Sorunları bize bildiriyorlar. Siz bildirirseniz biz görürüz. Önemli olan talebin yerine getirilmesi. Bunun için belediyeler var. İnsanların dertleri için var.

“AÇ KALSINLAR AMA SİZ YAPMAYIN’ DİYORLAR”

Bütün görevler büyükşehirler tarafından yapılıyor. Karayolları her işini müteahhitlere yaptırdığı için biz müdahale ediyoruz. Ekipman olarak biz daha güçlüyüz. Kahramanmaraş’a mini bir belediye kuracak kadar güçlü olduk. Bu yönüyle büyükşehirler çok güçlü oldu. Afetlerde güçlü olmaya çalışıyoruz. Logonuz görünmesin anlayışı da maalesef var. Okula kantin yardımı yapacak belediyemiz. ‘Aç kalsınlar ama siz yapmayın’ diyorlar. Ülkemiz bu hale geldi. Bizim makam mevki isteyecek halimiz yok. Gençlere örnek olmak istiyor ve onların sorgulamasını istiyoruz. Seçildim her şeyi yaparım anlayışından çıktık. Ankara’ya ne yapabilirizi hep beraber konuşmamız lazım. Bu kuşak bir arada yaşamayı çok güzel beceriyor. Bizim kuşak her şeyi yargılayan bir kuşak. Güzel günler sizin olsun.”

“ALTILI MASA ADAY YAPARSA OLURUM’ DEMİŞTİM. DEMEK Kİ İSTEMEMİŞLER”

Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Mansur Yavaş, “Cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünüyor musunuz” sorusu üzerine, “Altılı Masa aday yaparsa olurum demiştim. Demek ki istememişler. Öyle söyleyeyim. Önümüzdeki günler ne getirir bilmiyorum. Siyaset her şeye gebe” yanıtını verdi.

]]> https://www.igdirhaber.com.tr/mansur-yavas-halkin-vergisini-istedigi-gibi-harciyorlar/feed/ 0 Öğrencilerin çözemediği sorular ‘askıda soru pano’ ile çözüm buluyor https://www.igdirhaber.com.tr/ogrencilerin-cozemedigi-sorular-askida-soru-pano-ile-cozum-buluyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/ogrencilerin-cozemedigi-sorular-askida-soru-pano-ile-cozum-buluyor/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:48:38 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5181 – Öğrencilerin çözemediği sorular ‘askıda soru pano’ ile çözüm buluyor

KONYA – Konya’da birçok fırında başlatılan ‘askıda ekmek’ uygulamasından yola çıkan bir özel eğitim kurumu öğretmenleri, öğrencilerin çözemediği soruların çözümü için ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında kaynaşmanın ve paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözemedikleri soruyu askıya asarak farklı öğrencinin çözümlemesi sağlanıyor.

Konya’da bir özel eğitim kurumu ‘askıda ekmek’ kampanyasından yola çıkarak ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözümleyemedikleri soruyu panoya asarak farklı bir öğrenci tarafından çözümlenmesi sağlanıyor. Panoda bir süre boyunca çözüm bulamayan soru ise sınıf ortamında öğretmen eşliğinde çözüme kavuşturuluyor.

“O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor”

Çözülemeyen soruların bu uygulama sayesinde çözüm bulduklarını ifade eden eğitim kurumu öğrencilerinden Muhammed Yahya Karakol, “Askıda soru uygulaması bence gayet güzel bir uygulama. Nedeni ise insanlar gerçekten bazen vakit bulamıyor. Birbirilerini denk düşüremiyorlar veya ben burada hocamı bulamadığım zaman sorumu asıyorum hocam çözemese bile bir arkadaşım çözüyor. Beni tanıyorsa bana getiriyor, beni tanımıyorsa askıya asıyor. Bu süreçte de arkadaşlarımla iletişime geçmiş oluyorum hem de sorularım çözülüyor. Bende birkaç kere astım çözülmesi beni çok mutlu etti. Öğrenciler için çok güzel bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Buradaki arkadaşlarımızın çözemediği sorular gerçekten çok zor. O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor” dedi.

Askıda soru panosunun kendisine faydalı olduğunu belirten Mehmet Muhammed Sönmez ise, “Askıda soru uygulaması ile ilk olarak sosyalleşme, ikincisi ise daha çok soru tarzı görme fırsatımız oluyor. Buradaki sorular özel sorular olduğu için daha nitelikli sorular oluyor. Bir soru bankasını taramaktansa burada zor soruların çözümü ile incelemek daha güzel bence” şeklinde konuştu.

“Uygulamanın hem eğitime, hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük”

Bu uygulamayla birlikte öğrencilerin çok fazla soru tipi gördüğüne dikkat çeken Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, “Bu sayede öğrenciler yapamadığı zor olan seçilmiş soruları panoya asıyorlar ve bazen arkadaşları onlarında yapamadığı zor soruları ise sınıfta öğretmenlerinin anlatımıyla tüm sınıf olarak çözüyorlar. Bu sayede öğrencilerimiz çok fazla soru tipi görmüş oluyor ve öğrenciler arasında kaynaşmanın, arkadaşlığın, paylaşma duygusunun arttığını gördük. Bu da öğrencilerimiz açısından güzel bir uygulama oldu. Bazı öğrencilerde öğretmen ve arkadaşlarına soru sormakta çekince içerisindeydiler bu sayede öğrenci, ismini yazarak panoya soruyu astığı zaman belki de bir arkadaşı ile muhatap olmadan sorusunu çözdürmüş oluyor. Bu uygulamanın hem eğitime hem öğretime hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük. Tabi askıda soru uygulaması ecdadın askıda ekmek uygulamasından gelen bir uygulama. Öğrenciler ilk gördüğü zaman şaşırdılar. Bu panonun ne işe yaradığını merak ettiler ama rehberlik servisi bu panonun işlevi ve amacının anlattığı zaman oldukça iyi bir ilgi ile karşılaştık. Bu sayede öğrenciler fazlaca soru tipi görüyorlar. Sınava hazırlık sürecinde motivasyonunu arttırmış oluyorlar” ifadelerini kullandı.

“Öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor”

Matematik Öğretmeni Abdullah Öztürk de, “Öğrencilerin genellikle bir kişi tarafından çözülemeyen sorular değil, bir öğrenci bir soruya takıldıysa birkaç hatta daha fazla öğrenci buna takılmış olabilir. Öğrenci bu sayede aklına gelmeyen belki karşılaşmadığı ama takılabileceği soruları bu panoda görüyor. Çözümlerini de görüyor. Bu sayede diğer öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor daha önce karşısına geldiği için. Bu sorular aslında kitaplarda öğrenciler tarafından yapılamayan seçilmiş sorular” şeklinde konuştu.

Fizik Öğretmeni Şeref Koyuncu ise, “Bu uygulamayla birlikte daha çok birbiri ile yakınlaşma, daha çok sosyalleşme imkanı buldu öğrencilerimiz. Ben fizik öğretmeniyim bu açıdan bakıldığı zaman fizik açısından daha fazla yorum tarzı, birbirilerine yorum yapma anlamında geliştirme özelliği taşıdılar. O yüzden askıdan soruyla birlikte bu uygulamanın çok büyük bir faydası oldu” diye konuştu.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ogrencilerin-cozemedigi-sorular-askida-soru-pano-ile-cozum-buluyor/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: 8. Yargı Paketi ile hak kayıplarının önüne geçilecek https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/ https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/#respond Sun, 10 Mar 2024 21:49:17 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=4893 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Başkanlığına sunulan 8. Yargı Paketi’ne ilişkin, “Bütün davalarda temyiz, itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığın, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme.” dedi.

Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Tunç, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasına ilişkin soru üzerine olayın herkesi derinden sarstığını söyledi.

Bölgede 9 kişiyi toprak altından kurtarma çalışmalarının devletin ilgili kurum ve kuruluşlarınca sürdürüldüğünü belirten Tunç, temennilerinin bir an önce onlara ulaşmak olduğunu kaydetti.

Tunç, olayda kusuru olan kişilerin bulunması ve nedenlerinin ortaya çıkarılması için hemen adli soruşturma başlattıklarını hatırlatarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının idari soruşturmalarını başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen 4 savcının adli soruşturmayı başlattığını anlattı.

Soruşturma kapsamında 8 bilirkişinin görevlendirildiğini dile getiren Tunç, “Jeoloji mühendisliği, inşaat, kimya, iş güvenliği uzmanı ve diğer alanlarda 8 uzman bilirkişi bölgede incelemelerine devam ediyor. Bir ön rapor verdiler. Bu ön rapor neticesinde de 8 gözaltı yapılmıştı. Yabancı firmanın başkan yardımcısı olarak görev yapan şahsın da aralarında bulunduğu, saha sorumlusu ve oradaki operasyonlardan görevli, iş güvenliğinden sorumlu firma yetkilileriyle ilgili 8 gözaltı vardı.” diye konuştu.

Tunç, şüphelilerden 6’sı hakkında tutuklama, 2’si hakkında da adli kontrol kararı verildiğini aktararak, süreci hep beraber takip ettiklerini vurguladı.

Bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırma Komisyonu da kurulduğuna işaret eden Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama olarak bir taraftan onlar araştıracak, diğer taraftan yargımız soruşturmayı titizlikle takip ediyor. Bilirkişiler de uzman bilirkişiler de incelemelerine devam ediyor. Süreç içerisinde kimlerin sorumluluğu varsa bu faciaya kim sebep olmuşsa tabii ki yargı huzurunda hesap vereceklerdir. Temennimiz 9 canımızın bir an önce toprak altından çıkarılması, bütün dileğimiz onlara kavuşmak.” ifadelerini kullandı.

“Önemli düzenlemeler var”

Bakan Tunç, dün TBMM Başkanlığına sunulan 8. Yargı Paketi’nin getireceği yeniliklere yönelik soru üzerine, bakanlık olarak yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesi anlamında gerek uygulamayla gerekse de mevzuatla ilgili iyileştirmeleri yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Daha önce Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında 7 yargı paketinin önceki yasama döneminde hayata geçirildiğini belirten Tunç, 8. Yargı Paketi’nin de bunun devamı olarak TBMM Başkanlığına sunulduğunu kaydetti.

Tunç, gelecek günlerde TBMM’de görüşmelere başlanacağını aktararak, “Burada yargıyı hızlandıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini artıracak, hak arama hürriyetini daha da güçlendirecek, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler var. Yaklaşık 70 maddeden oluşan bir paketti. Meclisin çalışma takvimi, seçimin de yaklaşmış olması nedeniyle özellikle süreli olan, aciliyeti olan bazı hususlar öne alınarak milletvekillerimiz 41 madde, emekli maaşları, emekli ikramiyesi de ilave edilerek 42 madde olarak Meclise sevk edildi. İçerisinde önemli hususlar var.” şeklinde konuştu.

Kanun yollarında belli süreler olduğuna, her davada sürenin farklı olduğuna dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:

“Bazı davalarda 8 gündür temyiz süresi. Bazı davalarda 7 gündür, bazılarında 15 gündür, bazılarında bir haftadır. Dolayısıyla bu da bir karışıklığa neden oluyor. Yani özellikle hem avukatların takibi açısından hem vatandaşlarımızın takibi açısından temyiz sürelerini, itiraz sürelerini kaçırmaları, ‘Acaba o davada kaç gündü?’ tartışmalarını, o karışıklıkları sona erdirecek bir madde düzenlememiz var. Yani bazı davalarda tefhimden itibaren, kararın yüze karşı okunmasından itibaren süre başlar. Bazısında tebliğden başlar. Bu da karışıklığa neden oluyordu. Tüm bunları artık ortadan kaldırıyoruz. Bütün davalarda temyiz, itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığın, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme.”

Tunç, bunun yanı sıra kişisel verilerin, özel hayatın korunmasıyla ilgili bir düzenleme de olduğuna değinerek, “Küresel şirketler artık müşterilerinin kimlik bilgilerini alarak işlemler yapıyorlar. Bunlar yurt dışı kaynaklı şirketler de olabiliyor. Burada vatandaşlarımızın, özellikle kişisel verilerinin korunması anlamında birtakım güvencelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu güvenceleri ortaya koyan, özel nitelikteki kişisel verilerin korunmasını daha etkin sağlayabilecek madde düzenlemeleri var.” şeklinde konuştu.

“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak”

Anayasa Mahkemesinin, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına yönelik maddeyi kanunilik ilkesi açısından iptal ettiğini belirten Tunç, “Terörle mücadeledeki kararlılığımızdan taviz vermemiz mümkün değil. Hem Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerini dikkate alarak hem de terör örgütü üyesi olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezasız kalmaması anlamında, onların özellikle ceza kanununda belli bir ceza, terör örgütü üyeliğinin cezasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Bu da terörle mücadeledeki kararlılığımızı ortaya koyan önemli bir düzenleme.” ifadelerini kullandı.

Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle Anayasa Mahkemesinin önüne giden çok sayıda dosya olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak. Özellikle vatandaşlarımızın adil yargılanma hakkı bakımından yargıyı daha da hızlandıracak, etkinliğini daha da artıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Gerek hakim, savcı yardımcılığı sistemi gerek hukuk mesleklerine giriş sınavı, kürsüdeki hakim ve savcılarımızın adalet akademisindeki eğitimlerine varıncaya kadar özellikle yargıyı hızlandıracak, yeni mahkemelerin kurulması, istinaf dairelerinin artırılmasıyla ilgili çalışmalarımız sürerken diğer yandan da vatandaşlarımızın uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesine başvurması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce bir ara mekanizma dediğimiz Adalet Bakanlığı bünyesinde tazminat komisyonuna başvurup hakkını orada öncelikle arayabilmesi, alabilmesi anlamında… Tabii o karara karşı da tatmin olmuyorsa Anayasa Mahkemesi yolu yine açık.”

Bakan Tunç, özellikle soruşturmadaki koruma tedbirleri bakımından hak ihlalinde bulunduğunu iddia edenlerin maddi manevi tazminat için ağır ceza mahkemesine başvurduğunu anlatarak, “Burada da yine Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanını getiriyoruz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması diye bir müessese var ceza hukukumuzda. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili bir itiraz yolunun olmaması, bir kanun yolunun olmaması nedeniyle bir iptal kararı vermiştir. Bununla ilgili de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının istinaf yolunu, istinaf kanun yolunu açarak burada da hak arama yolunu genişletme noktasındaki düzenlemeler içeriyor bu paket.” şeklinde konuştu.

Özellikle toplumda “cezasızlık algısını” ortadan kaldırmaya yönelik birtakım çalışmalarının da olduğunu vurgulayan Tunç, “Milletvekillerimizle belirli bir aşamaya getirmiştik. Özellikle denetimli serbestliğin maktu 1 yıl yerine bir oran getirerek, kısa süreli hapis cezasına mahkum olanların da cezasını çekmesi anlamında ve bunun dışında ceza mevzuatıyla ilgili bazı düzenlemeler de Meclisin çalışma takvimi açısından o konular bölünerek ikinci pakete, yani Meclis seçimden sonraki çalışmalara aktarılmış oldu.” diye konuştu.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/feed/ 0
Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından düzenlenen ‘O’nu Oku, O’nu Yaşa Siyer’ sınavı gerçekleştirildi https://www.igdirhaber.com.tr/peygamber-sevdalilari-vakfi-tarafindan-duzenlenen-onu-oku-onu-yasa-siyer-sinavi-gerceklestirildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/peygamber-sevdalilari-vakfi-tarafindan-duzenlenen-onu-oku-onu-yasa-siyer-sinavi-gerceklestirildi/#respond Sun, 11 Feb 2024 21:33:18 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3372

Mehmet ALA/ TÜRKİYE genelinde Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından ‘O’nu Oku, O’nu Yaşa Siyer’ sınavı düzenlendi. 81 ilde eş zamanlı gerçekleşen sınavda öğrenciler, Hz. Muhammed’in hayatıyla ilgili soruları yanıtladı. Sınavın amacına dair konuşan İstanbul Peygamber Sevdalıları Vakfı Sözcüsü Adem Atlı, “Bizim amacımız Peygamber (S.A.V)’in toplum tarafından iyi bir şekilde okunması. İyi bir şekilde anlaşılması.” dedi. 2012’den beri her yıl düzenlenen sınavda dereceye giren öğrencilere Umre ziyareti ödülü verilecek.

Peygamber Sevdalıları Vakfı tarafından ‘O’nu Oku, O’nu Yaşa Siyer’ sınavı Türkiye genelinde düzenlendi. Bu yıl gerçekleşen sınava genelde yaklaşık 200 bin kişi katılırken İstanbul özelinde katılım 27 bin kişi oldu. 4 kategoriden oluşan sınavda, 1 ve 2’nci kategori ilköğretim 4’üncü ve 5’inci sınıfları, 2’nci kategori 6,7 ve 8’nci sınıfları, 3’ncü kategori lise öğrencilerini, 4’ncü kategori ise 70 yaşa kadar herkesi kapsıyor. 11 Şubat Pazar günü gerçekleşen sınav, 11.00’da başlayıp 12.30’da sona erdi. 1 ve 2. kategoride 60 soru, 3 ve 4. kategoride ise 75 soru yer aldı. Sınavda dereceye giren öğrencilere ödül olarak Umre ziyareti verilecek.

Sınava girecek öğrenciler heyecanlı olduklarını ifade ederken sınav sonrası konuşan 7. sınıf öğrencisi Amine Semra Özaslan sınavın çok iyi geçtiğini belirterek, “Çok iyi geçti. Soruların hepsini yaptım. Sorular orta seviyeydi. Bazı sorular biraz zordu bazı sorular çok kolaydı.” dedi.

“İSTANBUL’DA YAKLAŞIK 27 BİN KİŞİ SINAVA BAŞVURDU”

İstanbul Peygamber Sevdalıları Vakfı Sözcüsü Adem Atlı, “Bizler peygamber sevdalıları olarak 2012’de beri her sen gittikçe katlanan bir sayıda bu sınavı gerçekleştiriyoruz. Bu sene de Türkiye genelinde gerçekleştirmiş olduğumuz bu sınava yaklaşık 200 bin kişi katıldı. Başvurunun en fazla olduğu ve sınavın en fazla gerçekleştirildiği il İstanbul. İstanbul’da ise yaklaşık 27 bin kişi bu sınava başvurdu. Bugün de bunun heyecanını yaşıyoruz. Elhamdülillah bunun gururunu yaşıyoruz. Bizim amacımız Peygamber (S.A.V)’in toplum tarafından iyi bir şekilde okunması. İyi bir şekilde anlaşılması. ve en nihayetinde kutlu mesajlarının bu topluma sirayet etmesidir. Bizim amacımız ve gayemiz budur.” diye konuştu.

“KAYBEDENİ OLMAYAN BİR SINAV”

Atlı, “Öncelikle biz bu sınava, ‘kaybedeni olmayan bir sınav’ diyoruz. Bu sınava giren herkesin kazanacağını düşünüyoruz. Peygamber (S.A.V)’in hayatını öğrenen ve kendi hayatına sirayet eden bütün insanların bu sınavı kazandığını düşünüyoruz. Bunun yanında bizim Umre ödülümüz var. Yine bunun yanında telefon, tablet, bilgisayar, altın ve benzeri birçok ödül var. Sınavda 1. ve 2. Kategoride 60 soru olacak. Sınav süresi 90 dakika. 3 ve 4. Kategoride ise 75 soru olacak. Yine orada da 90 dakika süre olacak.” dedi.

“SINAV İÇİN ÇOK HEYECANLIYIM”

6. sınıf öğrencisi Hacer Gülderen Bardakçı, “Sınav için çok çalıştım. Kazanmak istiyorum. En çok Hz. Muhammed ile alakalı konulara çalıştım. Kabe, namaz, rekat konularına çok çalıştım. Çok heyecanlıyım” şeklinde konuştu.

7. sınıf öğrencisi Elif Çetin ise “Sınav için çok heyecanlıyım. İnşallah kazanırım çok istiyorum kazanmak. İnşallah herkes de başarılı olur” dedi.

“ONDAN ÇOK BEN HEYECANLIYIM”

Veli Hüseyin Aydın, sınava giren çocuğu adına heyecanlı olduğunu söyleyerek, “Özellikle de siyer ve İngilizcede çok başarılı. Siyer sınavına da kendisi tercih ettiği için biz de kararına saygı duyduk ve devam etmesi için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Peygamber efendimizin ümmetine layık olabilecek bir birey yetiştirme telaşındayız anne baba olarak. Her anne babanın yapması geren bir şey aslında. Evvela iyi bir birey daha sonra iyi bir insan yetiştirmek. Siyerde de dediğim gibi iyi olduğu için inşallah daim olur. Ondan çok ben heyecanlıyım.” diye konuştu.

Sınavdan çıkan 7. sınıf öğrencisi Amine Semra Özaslan “Çok iyi geçti. Hepsini yaptım. Sorular orta seviyeydi. Bazı sorular biraz zordu bazı sorular çok kolaydı. dedi.

Yetişkin kategorisinde sınava giren Sümeyra Saydan ise sınav sonrasında, “Güzel geçti. Dikkat etmemiz gereken hususlar öne çekilmişti sanki. Kronolojinin dışına çıkılmış işin ruhu verilmiş. O çok hoşuma gitti. Ben çok memnun kaldım. İlk defa giriyorum bundan sonra da denerim muhtemelen.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/peygamber-sevdalilari-vakfi-tarafindan-duzenlenen-onu-oku-onu-yasa-siyer-sinavi-gerceklestirildi/feed/ 0
Putin: “Ukrayna heyeti İstanbul’da barış belgesi imzalamaya hazırdı, ancak Johnson onları caydırdı” https://www.igdirhaber.com.tr/putin-ukrayna-heyeti-istanbulda-baris-belgesi-imzalamaya-hazirdi-ancak-johnson-onlari-caydirdi/ https://www.igdirhaber.com.tr/putin-ukrayna-heyeti-istanbulda-baris-belgesi-imzalamaya-hazirdi-ancak-johnson-onlari-caydirdi/#respond Fri, 09 Feb 2024 21:27:30 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3220 Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda, “Ukrayna ile İstanbul’da görüştük, anlaştık. Üstelik Ukrayna müzakere heyetini başkanı Sayın Arakhamia ön belgeye (barış belgesi) imzasını bile attı. Ama sonra tüm dünyaya açıkça şunu söyledi, ‘Biz bu belgeyi imzalamaya hazırdık ama dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson geldi ve Rusya’yla savaşmanın daha iyi olduğunu söyleyerek bizi bunu yapmaktan caydırdı’. Bakın açıklaması yayımlandı. Bunu kamuoyu önünde söyledi” ifadelerini kullanarak Rusya’nın savaşın sona ermesi için hala müzakereye açık olduğunu vurguladı.

ABD’li gazeteci Tucker Carlson, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Moskova’da gerçekleştirdiği 2 saatlik röportajını internet sitesi üzerinden yayınladı. Putin, Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşta haklı olduğuna dair gerekçelerini Ukrayna’nın tarihinden başlayarak uzun bir şekilde anlattı. Konuşmasında Batılı ülkelere mesaj veren Putin, “Batı, güçlü Rusya’dan çok, güçlü Çin’den korkuyor. Çünkü, Rusya’da 150 milyon insan, Çin’de ise 1,5 milyar nüfus var ve ekonomisi büyük bir hızla büyüyor. Yılda yüzde 5’ten fazla. Eskiden daha da fazlaydı. Ama bu Çin için yeterli. Potansiyeller çok önemlidir. Çin’in potansiyeli muazzam, satın alma gücü paritesi ve ekonominin büyüklüğü açısından bugün dünyanın en büyük ekonomisi. Çok uzun zaman önce ABD’yi çoktan geride bırakmış durumda ve hızla büyüyor” dedi.

“İstesek NATO’ya girip giremeyeceğimizi sordum”

Putin, “Kremlin’de eski ABD Başkanı Bill Clinton ile burada, yan odada yapılan bir toplantıda ona şunu sordum. Bill, sence Rusya NATO’ya katılmak isteseydi bu gerçekleşir miydi? O da, ‘Biliyor musun, ilginç bir soru, bence olur’ cevabını verdi. Ancak daha sonra onunla akşam yemeğinde buluştuğumuzda bana ‘Biliyor musun, ekibimle konuştum, hayır, şu an itibariyle böyle bir şey mümkün değil’ dedi. Ona sorabilirsin, sanırım röportajımızı izleyecek, onaylayacaktır. Eğer öyle olmasaydı böyle bir şey söylemezdim. Artık bu imkansız” ifadelerini kullandı. Putin, Tucker Carlson’ın, “Samimi miydiniz? NATO’ya katılır mıydınız?” sorusunu, “Bakın, ‘Mümkün mü, değil mi’ diye sordum ve aldığım cevap ‘hayır’ oldu. Eğer ‘evet’ deseydi yakınlaşma süreci başlayacaktı ve ortaklarımızın samimi bir temennisini görseydik sonunda bu (Rusya’nın NATO’ya katılması) gerçekleşebilirdi. Ama olmadı. Hayır, hayır anlamına gelir” şeklinde cevapladı.

“NATO, Doğu’ya genişlemeyeceği sözünü verdi, ancak 5 kez ihlal etti”

Putin, NATO’nun Doğu’ya doğru genişleme çabalarından rahatsızlık duyduğunu dile getirdi. Putin, “Bize Doğu’da NATO olmayacağına, Doğu’da bir santimetre bile olmayacağına dair söz verildi. Sonra ne oldu? ‘Kağıt üzerinde yer almıyor, bu yüzden genişleyeceğiz’ dediler. Yani 5 kez gerçekleşti; Baltık Devletleri, tüm Doğu Avrupa gibi. Şimdi asıl meseleye geliyorum. Nihayetinde Ukrayna’ya geldiler. 2008 yılında Bükreş’teki zirvede Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya katılım kapılarının açık olduğunu ilan ettiler” ifadelerini kullandı. Putin, “Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra sınırlarımızın eski birlik cumhuriyetlerinin sınırları boyunca olması gerektiği konusunda hemfikirdik. Biz de bunu kabul ettik. Ancak biz hiçbir zaman NATO’nun genişlemesini kabul etmedik, dahası Ukrayna’nın NATO’ya üye olmasını da asla kabul etmedik. Biz, orada bizimle görüşmeden NATO üslerinin kurulması konusunda da anlaşmaya varmadık” dedi. Tucker Carlson’ın, “ABD Başkanını, Dışişleri Bakanını arayıp Ukrayna’yı NATO güçleriyle askerileştirmeye devam ederseniz harekete geçeceğimizi söylediniz mi?” sorusunu cevaplayan Putin, “Bunu her zaman konuştuk. ABD ve Avrupa ülkelerinin liderlerine bu gelişmelerin derhal durdurulması, Minsk Anlaşmalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulunduk. Açıkçası bunu nasıl yapacağımızı bilmiyordum ama uygulamaya hazırdım” şeklinde konuştu.

“Savaşı biz başlatmadık”

Putin, 2014’te Ukrayna’nın doğusundaki Donbass’ta başlayan çatışmaya değinerek, “Herkes meselenin sadece askeri güçle çözülmesini istiyordu. Ama bunun olmasına izin veremezdik ve durum öyle bir noktaya geldi ki Ukrayna tarafı ‘Hayır, hiçbir şey yapmayacağız’ dedi. Ayrıca askeri harekat için hazırlıklara başladılar. 2014 yılında savaşı başlatanlar onlardı. Amacımız bu savaşı durdurmak ve bu savaşı 2022 yılında biz başlatmadık. Bu, savaşı durdurmaya yönelik bir girişimdir” dedi.

Tucker Carlson’ın, “Şimdi bunu durdurduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Yani hedeflerinize ulaştınız mı?” sorusunu cevaplayan Putin, “Hayır, henüz hedeflerimize ulaşmadık, çünkü hedeflerimizden biri de (Ukrayna’yı) Nazilerden arındırma. Bu, geçtiğimiz yılın başlarında İstanbul’da sona eren müzakere sürecinde tartıştığımız sorunlardan biriydi” dedi.

“Savaşı durdurmak istiyorsanız silah tedarikini bırakmalısınız”

Ukrayna ile barış görüşmeleri olup olmayacağına yönelik soruya cevap veren Putin, “Biz Kiev’den askerlerimizi çektikten sonra karşı taraf (Ukrayna), tüm anlaşmaları bir kenara attı ve Batılı ülkelerin, Avrupa ülkelerinin, ABD’nin Rusya’yla sonuna kadar savaşma yönündeki talimatlarına uydu. Üstelik Ukrayna Devlet Başkanı (Vladimir Zelenskiy), Rusya ile müzakere yapılmasını kararname ile yasakladı. Herkesin Rusya ile müzakere yapmasını yasaklayan bir kararname imzaladı. Kendisine ve herkese bunu yapmayı yasaklamışsa nasıl pazarlık yapacağız? Ancak bir konuda anlaşmak için diyalog kurmamız gerekiyor. Doğru değil mi?” ifadelerini kullandı. Putin, “Ukrayna lideri ile konuşmadıysanız ABD Başkanı ile konuşabilirsiniz. Joe Biden’la en son ne zaman konuştunuz?” sorusunu ise, “Onunla ne zaman konuştuğumu hatırlamıyorum” şeklinde cevapladı. Putin ABD yönetimine, “Gerçekten savaşı durdurmak istiyorsanız silah tedarikini bırakmalısınız. Bu, birkaç hafta içinde biter. Bu kadar” şeklinde mesaj vererek Biden ile konuşacak hiçbir şeyi olmadığını söyledi.

Ukrayna’daki paralı askerlere değindi

Putin, “ABD askerlerinin neden Ukrayna’da savaşması gerektiğini anlamıyorum. Ukrayna’da ABD’den paralı askerler var. En fazla sayıda paralı asker Polonya’dan geliyor, ABD’den paralı askerler ikinci sırada, Gürcistan’dan paralı askerler ise üçüncü sırada yer alıyor. Birisinin düzenli birlikler gönderme arzusu varsa bu kesinlikle insanlığı çok ciddi, küresel bir çatışmanın eşiğine getirir. Bu net. ABD’nin buna ihtiyacı var mı? Ne için? Topraklarınızdan binlerce kilometre uzakta. Yapacak daha iyi bir işin yok mu?. Sınırla ilgili sorunlarınız var, göçle ilgili sorunlarınız var, 33 trilyon dolardan fazla borçla ilgili sorunlarınız var. Yapacak daha iyi bir işin yok, o halde Ukrayna’da mı savaşmalısın? Rusya ile müzakere etmek daha iyi olmaz mıydı? Bugün gelişen durumu anlayarak Rusya’nın çıkarları için sonuna kadar savaşacağının farkına vararak bir anlaşma yapın. Bunun farkına vararak aslında sağduyuya dönün, ülkemize ve çıkarlarına saygı duymaya başlayın ve belirli çözümler arayın. Bana öyle geliyor ki bu çok daha akıllıca” ifadelerini kullandı.

“Ukrayna’daki sorunlara barışçıl yollarla çözüm aranmasını defalarca önerdik”

Putin, “NATO’nun Doğu’ya doğru genişlemesinin 1990’larda verilen sözlerin ihlali olduğunu açıkça söylediniz. Bu ülkeniz için bir tehdittir. Siz Ukrayna’ya asker göndermeden hemen önce ABD Başkan Yardımcısı Güvenlik Konferansı’nda konuştu ve Ukrayna Devlet Başkanı’nı NATO’ya katılmaya teşvik etti. Bunun sizi askeri harekata kışkırtmaya yönelik bir çaba olduğunu mu düşünüyorsunuz?” sorunu cevaplayarak, “Tekrar ediyorum, 2014 darbesinden sonra Ukrayna’da ortaya çıkan sorunlara barışçıl yollarla çözüm aranmasını defalarca önerdik. Ama kimse bizi dinlemedi. Üstelik tamamen ABD kontrolünde olan Ukraynalı liderler birdenbire Minsk anlaşmalarına uymayacaklarını, bundan hoşlanmadıklarını ilan ettiler ve o bölgede askeri faaliyete devam ettiler. Buna paralel olarak bu bölge, çeşitli personel eğitim ve yeniden eğitim merkezleri kisvesi altında NATO tarafından istismar ediliyordu. Esasen orada üsler kurmaya başladılar. Bu kadar. Bütün bunlar bir araya gelince 2014 yılında Neo-Nazilerin Ukrayna’da başlattığı savaşın sona erdirilmesi kararı alındı” dedi.

Tucker Carlson’ın “Sizce Zelenskiy’nin bu çatışmanın çözümünü müzakere etme özgürlüğü var mı?” sorusunu Putin şu şekilde cevapladı:

“Neden olmasın? Ukrayna halkının Ukrayna’yı barışa götüreceğine dair beklentileri üzerine iktidara geldi. Bundan bahsetti, bunun sayesinde ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı. Ama sonra, iktidara geldiğinde bence iki şeyin farkına vardı. Birincisi, Neo-Naziler ve milliyetçilerle çatışmamak daha iyi, çünkü onlar saldırgan ve çok aktifler, onlardan her şeyi bekleyebilirsiniz. İkincisi ABD önderliğindeki Batı onları destekliyor ve her zaman Rusya’ya düşman olanlara destek verecek, bu yararlı ve güvenli. Böylece halkına Ukrayna’daki savaşı sona erdirme sözü vermesine rağmen ilgili pozisyonu aldı. Seçmenlerini aldattı. Ukrayna ile İstanbul’da görüştük, anlaştık. Üstelik Ukrayna müzakere heyetinin başkanı Sayın Arakhamia bahsettiğim ön belgeye imzasını bile attı. Ama sonra tüm dünyaya açıkça şunu söyledi, ‘Biz bu belgeyi imzalamaya hazırdık ama dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson geldi ve Rusya’yla savaşmanın daha iyi olduğunu söyleyerek bizi bunu yapmaktan caydırdı’. Bakın açıklaması yayımlandı. Bunu kamuoyu önünde söyledi. Buna dönebilirler mi, dönemezler mi? Soru şu, istiyorlar mı istemiyorlar mı? Daha sonra Ukrayna Devlet Başkanı bizimle müzakere yapılmasını yasaklayan bir kararname yayınladı. O kararnameyi iptal etsin, hepsi bu. Aslında biz müzakereleri hiçbir zaman reddetmedik. Her zaman şunu duyuyoruz, ‘Rusya hazır mı?’, evet, reddetmedik. Açıkça reddedenler onlardı. Peki, kararını iptal etsin ve müzakerelere girsin. Biz hiçbir zaman reddetmedik. Ukrayna’nın Johnson’ın talebine veya iknasına boyun eğmesi bana hem gülünç hem de çok üzücü geliyor. Çünkü Sayın Arakhamia’nın ifadesiyle, ‘Bu düşmanlıkları, bu savaşı 1.5 yıl önce durdurabilirdik. Ama İngilizler bizi ikna etti, biz de bunu reddettik ve bu şansı kaçırdık’ Johnson şu anda nerede? Savaş devam ediyor. Nedense herkes Rusya’nın savaş alanında mağlup edilebileceği yanılsamasına kapılmıştı.”

“Polonya ile işimiz yok”

Putin, “NATO ülkeleri hayali bir Rus tehdidiyle kendi halklarını korkutmaya çalışıyor. Bu apaçık bir gerçektir. Akıllı insanlar, bunun gerçek olmadığını çok iyi anlıyorlar. Rusya tehdidini körüklemeye çalışıyorlar” dedi. Carlson’ın, “Bahsettiğiniz tehdidin Rusya’nın Polonya ve Letonya’yı işgal etmesi, yayılmacı davranışı olduğunu düşünüyorum. Rus birliklerini Polonya’ya göndermeyi düşünüyor musunuz?” sorunu yanıtlayan Putin, “Yalnızca tek bir durumda, Polonya Rusya’ya saldırırsa. Neden? Çünkü bizim Polonya’yla, Letonya’yla ya da başka herhangi bir yerle işimiz yok. Bunu neden yapalım ki? Bizim hiçbir çıkarımız yok. Bu sadece tehdit tacirliği” dedi.

Kuzey Akım

Tucker Carlson’ın “Nord Stream’i kim havaya uçurdu?” sorusunu yönelik Putin, “Kesinlikle siz” diyerek güldü. Carlson, “O gün meşguldüm. Nord Stream’i ben havaya uçurmadım” dedi. Putin ise, “Kişisel olarak sizin bir mazeretiniz olabilir ama CIA’in böyle bir mazereti yok” şeklinde cevap verdi. “Bunu NATO’nun ya da CIA’in yaptığına dair kanıtınız var mı?” sorusunu cevaplayan Putin, “Ayrıntılara girmeyeceğim ama insanlar bu tür durumlarda hep şunu söylüyor, ‘Bununla ilgilenen birini arayın’. Ancak bu durumda sadece ilgilenen birini değil, aynı zamanda yetenekleri olan birini de aramalıyız. Çünkü ilgilenen çok kişi olabilir ama hepsi Baltık Denizi’nin dibine inip bu patlamayı gerçekleştirebilecek kapasitede değil. Bu ikisinin birbiriyle bağlantılı olmalıdır: Kim ilgileniyor ve bunu kim yapabilir?” dedi.

“Kim gelirse gelsin Rusya’ya yönelik tutum değişmez”

“Joe Biden’dan sonra yeni bir yönetim gelse ABD hükümetiyle yeniden iletişim kurabileceğinizi düşünüyor musunuz, yoksa başkanın kim olduğu önemli değil mi?” soruna yönelik Putin, “Bu liderle ilgili değil, kişiliğiyle ilgili değil. Mesela Bush’la çok iyi bir ilişkim vardı. Rusya konusunda da pek çok hata yaptığını düşünüyorum. Ancak genel olarak kişisel, insani düzeyde onunla çok iyi bir ilişkim vardı. Diğer politikacılardan daha kötü değildi. Oda diğerleri gibi ne yaptığını anlıyordu. Trump’la böyle kişisel ilişkilerim vardı” şeklinde cevap verdi. Putin, ABD başkanlık seçimlerinde yeni bir başkanın seçilmesinin de “elitlerin Rusya’ya karşı tutumunu değiştirmeyeceğini” işaret etti.

“Elon Musk’ı durdurmak mümkün değil”

Yapay zeka ile ilgili soruyu cevaplayan Putin, “İnsanlık şu anda birçok tehditle karşı karşıyadır. Genetik araştırmalar sayesinde artık insanüstü, uzmanlaşmış bir insan, genetiği değiştirilmiş bir atlet, bilim insanı, asker oluşturmak mümkün. Elon Musk’un halihazırda ABD’de insan beynine çip yerleştirdiğine dair haberler var. Bence Elon Musk’ı durdurmak mümkün değil, kendisi uygun gördüğü şeyi yapacak. Yine de onunla ortak bir zemin bulmanız, onu ikna etmenin yollarını aramanız gerekiyor. Onun akıllı bir insan olduğunu düşünüyorum, öyle olduğuna gerçekten inanıyorum. Yani onunla bir anlaşmaya varmanız gerekiyor çünkü bu sürecin belirli kurallara tabi olması gerekiyor” dedi.

“Evan Gershkovich’in ABD’ye dönebileceği ihtimalini gözardı etmiyorum”

Putin yaklaşık 1 yıldır Rusya’da casusluk suçlamasıyla cezaevinde olan Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovich’in serbest kalıp kalamayacağı yönündeki soruyu ise, “O kadar çok iyi niyet jesti yaptık ki artık bunların tükendiğini düşünüyorum. Kimsenin bize bu şekilde karşılık verdiğini görmedik. Ancak teorik olarak ortaklarımızın karşılıklı adımlar atması durumunda bunu yapabileceğimizi göz ardı etmediğimizi söyleyebiliriz. Ortaklar derken öncelikle özel hizmetlerden bahsediyorum. Özel servisler birbirleriyle temas halinde, o konuyu konuşuyorlar. Biz bunu çözmeye hazırız ama özel servis kanallarında tartışılan bazı şartlar var. Bir anlaşmaya varılabileceğine inanıyorum. O sadece bir gazeteci değil, gizli bilgileri gizlice elde eden bir gazetecidir. Gershkovich’in anavatanına dönebileceğini göz ardı etmiyorum” şeklinde cevapladı.

“Rusya’nın yenilmeyeceğini anlamaya başladılar, diyaloğa hazırız”

Ukrayna ile müzakerelere dair tekrar sorulan soruyu yanıtlayan Putin, “Şu ana kadar Rusya’nın savaş alanında stratejik bir yenilgiye uğratılacağına dair görüş vardı.. Artık görünüşe göre bunu başarmanın zor olduğunu, fark etmeye başlıyorlar. Bana göre bu, imkansızdır, hiçbir zaman da olmayacaktır. Bana öyle geliyor ki artık Batı’da iktidarda olanlar da bunun farkına varmaya başladı. Eğer öyleyse, eğer farkına varıldıysa, bundan sonra ne yapacaklarını düşünmeleri gerekir. Biz bu diyaloğa hazırız” ifadelerini kullandı. – MOSKOVA

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/putin-ukrayna-heyeti-istanbulda-baris-belgesi-imzalamaya-hazirdi-ancak-johnson-onlari-caydirdi/feed/ 0
İBB Başkan adayı Murat Kurum, canlı yayında soruları yanıtladı Açıklaması https://www.igdirhaber.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-canli-yayinda-sorulari-yanitladi-aciklamasi/ https://www.igdirhaber.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-canli-yayinda-sorulari-yanitladi-aciklamasi/#respond Sat, 27 Jan 2024 21:00:37 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2556 Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkan adayı Murat Kurum, “İstanbulluların gündeminde olmayan konularla ilgilenmeyeceğiz, polemiklerin içerisinde olmayacağız ve bu tutumu bu kampanya sürecinde, bundan sonra hep sergileyeceğiz.” dedi.

Kurum, CNN Türk’te katıldığı “Yerel Seçim Özel” programında gazeteciler Ahmet Hakan ve Fulya Öztürk’ün sorularını yanıtladı.

Seçim çalışmaları sırasında sokaktan aldığı tepkilerin sorulması üzerine Kurum, 16 gündür on binlerce İstanbulluyla bir araya geldiğini, hiçbir olumsuz tepki almadığını, herkesle kucaklaştığını söyledi.

Kurum, sokaktan aldıkları tepkiyi mayıs seçimlerinde de gördüklerini belirterek “Mayıs seçimlerinin daha da üzerinde bir motivasyon var ve gerçekten kırılmışlar. Yani 5 sene yok sayılmaktan, çile çekmekten, endişe içerisinde yaşamaktan yorulmuşlar, büyük bir motivasyonla 31 Mart’a hazırlanıyorlar. Bunu da gittiğimiz her yerde coşkuyla görüyoruz. Belki dertleri, sıkıntıları da var ama emin olun onları unutup, ‘Biz 31 Mart’ta artık liyakatli, becerikli, İstanbul’la ilgilenen bir yönetimi istiyoruz’ diye bu beklentiyi İstanbullu kardeşlerimizde net bir şekilde görüyoruz.” diye konuştu.

“Sadece İstanbul’a odaklanacağız”

Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı”na yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:

“İstanbulluların gündeminde olmayan konularla ilgilenmeyeceğiz, polemiklerin içerisinde olmayacağız ve bu tutumu bu kampanya sürecinde, bundan sonra hep sergileyeceğiz. Başkanlık sürecinde de sadece İstanbul’a odaklanacağız. Kampanyamızın ismi ‘Şimdi İstanbul sadece İstanbul’. Neden şimdi İstanbul? 25 yıllık birikimimizi, tecrübemizi, yaptığımız işleri ve liyakatli ekibimizle birlikte ‘Şimdi İstanbul’ diyoruz, ‘Sadece İstanbul’a odaklanacağız’ diyoruz ve ‘Gündemimiz sadece İstanbul olacak’ diyoruz. Yarı zamanlı belediyecilik yapan, boş zamanlarında belediyeye uğrayan bir yönetimden açıkçası bizi takdir etmesini beklemiyoruz. Bizi milletimiz takdir edecektir. 31 Mart akşamı sabretsinler, milletimiz sandıkta gereken cevabı verecektir.”

Kampanya sürecinde İmamoğlu ile arasında bir atışma görülüp görülmeyeceğinin sorulması üzerine Kurum, “İstanbulluların beklediği, sorunlara çözüm önerisiyle birlikte sahip çıkmak. İstanbullu bunu bekliyor. İstanbullular, ‘O orada onu demiş, bahaneler arkasına sığınmış, reklam yapmış, algı yapmış’ bunun peşinde değil ki. İstanbullular, ‘Metroyla ne kadar kısa zamanda işime giderim, işimden evime dönerim, mutlu bir hayat yaşarım’ bunu düşünüyor. İstanbullular, ‘Bu deprem riski altındaki İstanbul’u bir an önce kim kurtarır?’, gençler ‘Bize gelecekle ilgili İstanbul’da o altyapıyı kim daha hızlı hazırlar?’ bununla ilgileniyor, başka gündemleri yok ki.” ifadelerini kullandı.

Kurum, ulaşıma dair vaatlerinin imkansız olduğu eleştirilerinin aktarılması üzerine, 2019’da trafik ortalama hızının saatte 60 kilometre olduğunu, bunun 2023’te saatte 42 kilometreye düştüğünü ve yine 2019’da trafikte geçen ortalama süre 45 dakika iken 2023’te 64 dakikaya yükseldiğini, bunların vadedilen yatırımların yapılmamasından kaynaklandığını söyledi.

Sosyal medyadan gelen ulaşım ağı taleplerinin kendisine iletilmesi üzerine Kurum, projelerini ihtiyaç önceliğine göre sıraladıklarını belirterek, “İstanbul’un her yerinde işte bu çileyi görüyorsunuz. ‘Metrobüs de gelsin, otobüs de gelsin.’ Otobüs gönderilemez bir durumla karşı karşıyayız. ya otobüs bari gönder. Toplu ulaşımın otobüsünü göndermekte ne var? Yol var. Bir tane otobüs alacaksın, oraya bir hat koyacaksın. Maalesef böyle bir çile var. Biz şimdi 328’den 650’ye çıkaracak ve en acil, en öncelikli, en verimli hatlarımızın hepsini bu 5 yılda yapıp İstanbulluları rahatlatacağız.” dedi.

“Biz söz verdiysek sözünü tutan insanlar olduk”

Ahmet Hakan’ın, vaatleriyle ilgili olarak “Biz hesap soracak mıyız bu 650’yi yaptın, yapamadın?” sorusu üzerine Kurum, şunları kaydetti:

“Soracaksınız. Şunu da iddia ediyorum, bu taahhüt ettiğim işleri yapamazsam bir daha İBB başkanlığına aday olmak da istemiyorum. Bugüne kadar verdiği sözleri tutan bir kişiyim. Elazığ’da, Malatya’da, Bartın’da, Rize’de, Giresun’da milletimize bir söz verdik. Sellerde, depremlerde, yangınlarda sözümüzü tuttuk. Gittik en son 6 Şubat’ta 11 ilimizde 50 bin canımızı, kardeşimizi yitirdiğimiz depremde depremzede kardeşlerimize söz verdik. ve 3 ayda – dünyada eşi benzeri yok – Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde topyekun bir çalışma anlayışıyla 3 ayda 180 bin konutun inşasına başladık. Biz söz verdiysek sözünü tutan insanlar olduk. Hep milletimizin o zor gününde yanında olduk.”

Kurum, İstanbul’un nüfusuna yönelik bir çalışmaları olup olmadığının sorulması üzerine, “İstanbul’un 16 milyon nüfusunun aslında büyümesini istemiyoruz. Yerleşik olarak nüfusun artmasını istemiyoruz. İstanbul’u bir bütün halinde değerlendirmemiz gerekir. Hatta Marmara bütününde bu konuyu ele alacağız. İstanbul’un nüfusu sabit kalsın istiyoruz. Ama bu sabit kalırken de İstanbul’a gelen turist sayısı işte 18 milyon bu yıl daha fazla gelsin, rahat etsinler, esnafımız daha çok kazansın, buradaki hareketlilik daha fazla olsun istiyoruz.” dedi.

Murat Kurum, İstanbul’u turizmin, yüksek teknolojinin, ekonominin, eğitimin merkezi haline getirirken kentten memleketine dönmek isteyen büyükler var ise onları da teşvik edecek projeler üreteceklerini bildirdi.

250 binlik araç otoparklarının yerlerinin belli olup olmadığına ilişkin soruya karşılık Kurum, yerlerinin belli olduğunu ifade ederek, “39 ilçenin, 964 mahallenin tek tek oradaki arkadaşlarımızla görüşülmüş, tespitler yapılmış, saha analizi yapılmış. 23 bin kişiyle sahada araştırma yapılmış ve tek tek bu araştırmaların neticesiyle hazırlanmış projelerdir bunlar.” dedi.

“Metrobüs niye arıza yapıyor”

Kurum, her yıl 100 metrobüs, 250 yeni otobüsü hizmete alacaklarını kaydederek, “Metrobüs hattında yaklaşık 800 bin yolcu her gün hizmet alıyor. Biz daha az araçla 2019’da daha iyi hizmeti İstanbullulara sunuyorduk. Demek ki yönetim anlayışında bir sorun var. Metrobüs niye arıza yapıyor? Bakımını zamanında yapmazsan, otobüsü işleten özel halk otobüsleriyle görüşmezsen, onların sorunlarına çözüm bulmazsan otobüs de yanar, otobüs de yolda kalır. Biz hem araçlarımızı yenileyeceğiz hem de Silivri’ye müjde verdik, Silivri’ye de metrobüsü götüreceğiz.” diye konuştu.

Ahmet Hakan’ın, depreme yönelik en inandırıcı projeleri kim sunarsa ona oy vereceğini söylemesi üzerine Kurum, “Bunu söylerken şuna bakmayacak mısınız Ahmet Bey, verdiği sözleri tutuyor mu, tutmuyor mu? Buna da bakmak gerektiğini düşünüyorum.” dedi.

İstanbul’da yapılması planlanan 650 bin konutla ilgili konuşan Kurum, “İstanbul’umuz bir deprem şehri. Olası bir depremde buradaki 7,5 milyon konutun 1,5 milyonunun riskli olduğunu, acil olarak da dönüşmesi gereken 600 bin konut olduğunu bilim insanlarımız söylüyor.” diye konuştu.

Kurum, 6 Şubat’taki depremleri hatırlatarak, olası bir depremi İstanbul’un hazır olarak beklemesi gerektiğini kaydetti.

Yapılacak 650 bin konutun planlamasıyla ilgili de Kurum, “115 bin konut yapacağız dediler, yaptıkları sadece yüzde 5’i. Ben 650 bin konut yapacağım ve sözünü tutan bir kişi olarak söylüyorum bunu. 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 ilçesinde bu anlayışla çalışacağız. Bu motivasyonla vatandaşımızla el ele vereceğiz ve İstanbul’u afetlere karşı dirençli hale getireceğiz. İstiyoruz ki tek bir riskli yapı kalmasın, annelerimiz, babalarımız, evlatlarımız acı çekmesin.” dedi.

Tuzla’da 2019’da başlayan TOKİ projeleriyle ilgili soru üzerine Kurum, Türkiye’nin farklı illerinde tamamlanan TOKİ projelerine vurgu yaparak, “Biz bugüne kadar İstanbul’da sosyal konut anlamında 70 bin konutu bitirmiş, vatandaşımıza teslim etmiş bir iradeyiz. Biz 50 bin sosyal konut açıkladık, konutlarımızı yaptık, vatandaşlarımıza teslim ettik. 100 bin sosyal konut açıkladık ve 100 bin sosyal konutta 5157 tanesini de ‘Tuzla’da konutlarımızı vatandaşlarımıza yapıp teslim edeceğiz’ dedik. Bunun sözünü verdik ve 11 ilimizdeki sıkıntılara rağmen Tuzla ve Maltepe’de sosyal konutlarla ilgili çalışmalarımızı başlattık. 5157 konutun bir kısmı tamamlandı, bir kısmının da şantiyesi devam ediyor.”

Kurum, projenin verilen sürede tamamlanmamasına yönelik eleştirilerle ilgili olarak da şöyle konuştu:

“Proje 2019’da açıklanmış, hemen arkasından başlatılmış, 2023 ve 2024’te konut teslimleri de başlamış. Bu süreçte dünya ve Türkiye bir pandemi süreci yaşamış. Tedarik zinciri bozulmuş, insanlar çalışamamış. Ardından 11 ilde büyük bir yıkım olmuş. Sonuçta bunlardan etkilenmişiz. Tüm insanlarımızın hayatı, iş hayatı etkilendi. Buna rağmen sözümüzü tutmak için çalışmışız. Sözümüzü tutuyoruz, teslim ediyoruz. Konutlarda insanlarımız oturuyor, bir kısmı da yavaş yavaş oturacak. Bırakın bunu, 250 bin sosyal konut kampanyası yaptık. İstanbul’da 50 bin sosyal konut yapıyor TOKİ. Hızlı bir şekilde inşa sürecini, projelendirme sürecini yürütüyorlar.”

“Öne geçmiş durumdayız”

Kurum, “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı”nda açıkladığı projelerin tanıtımıyla ilgili de şunları kaydetti:

“Dün lansmanını yaptığımız projelerin toplam maliyeti 56 milyar dolar. Yaklaşık 1 trilyon 600 milyar ediyor. Sizin mevcut bugünkü bütçeniz, büyükşehir bütçesi 212 milyar lira. Bunu iki katına çıkarırsanız 400 milyar olur, 5 yılda 2 trilyon ediyor. Bunun hepsi yatırım bütçesi değil. Ne yapacağız? Dış kaynak kullanacağız. Yap-işlet-devret modelleriyle vereceğiz. Birçok hat burada kendi kendini karşılayabilecek hatlar. Yolcu sayısına baktığınızda geri dönüşü 8-10 yıl alan hatlar var. Bugün özel sektöre deseniz ki ‘Ben bu hatla ihaleye çıkıyorum’, zaten gelir kendisi girer, kendi kaynağını kullanır.”

Anket yaptırıp yaptırmadığının sorulması üzerine de Kurum, “İlk adaylığımız açıklandığında o büyük teveccühü ve beklentiyi karşıladığımızı da yapmış olduğumuz anketle ölçmüştük. İlk başladığımızda rakibimiz bizden 1,5 puan öndeydi. Dün bir araştırma daha aldık ve ki sahada da bunu net bir şekilde gördüm, biz öne geçmiş durumdayız. Anketler bunu söylüyor. Tabii ki ittifaklar daha netleşmedi. Partilerin hangi adayı çıkaracağı, çıkarıp çıkarmayacağı belirlenmedi ama biz çok güzel gidiyoruz. Şu an öndeyiz ama rehavete kapılmayacağız. 31 Mart akşamına kadar teşkilatlarımızla çok büyük bir uyum içerisinde çalışıyoruz. Vatandaşımıza projelerimizi, hayallerimizi, İstanbul vizyonunu anlatıyoruz ve bu motivasyonla da 31 Mart gecesine kadar sahada olacağız, çalışacağız, koşturacağız.” diye konuştu.

İstanbul’a dair projelerini sıralayan Kurum, “İlk temel atmamızı da inşallah Silahtarağa projesine yapacağız ve orada yaprakların değil milletimizin alkışladığı, milletimizin coşku içerisinde orada Haliç’in, altın boynuzumuzun korunduğu projenin de temelini inşallah sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla yapıyor olacağız.” dedi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ibb-baskan-adayi-murat-kurum-canli-yayinda-sorulari-yanitladi-aciklamasi/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü: ‘Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak’ ilkesi dışındaki yönetim modellerini doğru bulmuyoruz https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-tek-vatan-tek-millet-tek-devlet-tek-bayrak-ilkesi-disindaki-yonetim-modellerini-dogru-bulmuyoruz/ https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-tek-vatan-tek-millet-tek-devlet-tek-bayrak-ilkesi-disindaki-yonetim-modellerini-dogru-bulmuyoruz/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:45:22 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1678 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhur İttifakı açısından esas olan Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettiği ‘Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak’ ilkesidir. Bunun dışındaki bir yönetim modelini ya da talebini doğru bulmuyoruz.” dedi.

Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Kamuda torpil yapıldığı iddialarına ilişkin soruya Çelik, “Bakan Yardımcısı arkadaşımız Ramazan (Can) Bey’e haksızlık ediliyor. Çünkü hepimizin elinde yüzlerce not vardır her gün. Hepimizin görevlendirdiği bir arkadaşımız sadece bu işe bakar. Yani bu notların değerlendirmesi… Belli bir kesimden not gelmiyor sadece. Hangi toplantıya gitsek, nerede bulursak vatandaşımız haklı olarak bunu iletiyor. Bu da demokrasinin iletişim kanallarından bize özgü olanlarından bir tanesi. Partimizde sadece vatandaşlarımızın taleplerini alan ilgili bir ofis var. Torpil şikayetlerinin bize iletilmesi, bunları takip etmemizi kolaylaştırır.” diye konuştu.

Federasyon ve yerel yönetimle ilgili açıklamaların sorulması üzerine Çelik, “Cumhur İttifakı açısından esas olan, Cumhurbaşkanı’mızın ifade ettiği ‘Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak’ ilkesidir. Bunun dışındaki bir yönetim modelini ya da talebini doğru bulmuyoruz. Bu tartışmalar Türkiye’de yapıldı ve yapılıyor. Bu, ayrı bir mesele ama ben aynı zamanda şunu söylemek isterim; dünyanın başka ülkelerinde demokrasi geliştirmek için gündeme getirilmiş olan federasyon, özerklik, bölgesel yönetim gibi prensipler Türkiye’de demokrasiyi zehirleyen ve aslında demokrasi karşıtı bir mekanizma olarak gündeme geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de ikinci sınıf vatandaşın olmadığını, bütün vatandaşların birinci sınıf olduğunu vurgulayan Çelik, “Dolayısıyla federasyon ya da bölgesel yönetimi Türkiye için iyi bir şey olarak önermek son derece yanlıştır. Bu, Türkiye’de olmayan bir bölünmeyi beraberinde getirir. Olmayan bir ayrışmayı beraberinde getirir.” ifadelerini kullandı.

“Pazar günü İstanbul adayımızı açıklayacağız”

Çelik, AK Parti’nin İstanbul ve Ankara adaylarınızın belli olup olmadığına ilişkin soru üzerine, “Pazar günü İstanbul adayımızı açıklayacağız. Cumhurbaşkanı’mız bugün ifade etti. Büyükşehir ve il adaylarımızın açıklanacağı için büyük oranda bu çalışmalar şu anda tamamlanmıştır. Cumhurbaşkanı’mız bir konuşma yapacaklar. İstanbul ve İstanbul’a mücavir iller açıklanmış olacak. Daha sonraki hafta seçim beyannamemizi açıklayacağız ve kalan adaylarımızı açıklamış olacağız. Seçim beyannamemizi açıkladıktan sonra resmen yerel seçim çalışması için sahaya inmiş oluyoruz.” dedi.

Çelik, genel seçimlerden önce bir araya gelen altılı masadaki partilerin artık birbirlerini ihanetle suçladıklarını söyleyerek “Bu altılı masanın, yedili masanın bileşenlerinin hepsinin milletten özür dilemesi lazım. Şimdi ‘Bilseydim onu desteklemezdim, bunu desteklemezdim.’ diyorlar. Mayıstan bugüne kadar geçen 7-8 ayda bu kadar ağır yanılgı ortaya koyanların millete ciddi bir özür borcu var.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bir siyasi parti, bir gence ‘iyi ki yumruk attın’ der mi?”

CHP’nin yeni yönetiminin, şiddeti destekleyen tavır ortaya koymaları dolayısıyla eskisinden geriye düştüğünü ifade eden Çelik, “Bir siyasi parti şiddeti destekler mi? Bir siyasi parti, bir gence ‘iyi ki yumruk attın’ der mi? Böyle bir saçmalık, barbarlık olabilir mi?” diye konuştu.

Çelik, “Ekonominin, yerel seçimi etkileyeceğini düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Biz, bugünkü şartlardan çok daha iyi şartlarda da Türkiye’yi yönettik, çok daha kötü şartlarda da Türkiye’yi yönettik. Dolayısıyla kötü şartlardan iyi şartlara, daha az elverişli şartlardan daha iyi şartlara Türkiye’yi dönüştürme konusunda yüksek siyasi kapasitemiz var. Bugün bir türbülansın içinden geçiyoruz ama çok az bir sabırla, seçimlerden sonra bir sene içinde Türkiye hem yabancı sermayeye ulaşma konusunda hem yatırımlar konusunda büyük bolluğa, refaha ve daha geniş perspektife kavuşacak.” yanıtını verdi.

Ömer Çelik, ekonomide izlenen politikanın kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.

Çelik, “İsveç’in NATO üyeliği konusu TBMM Genel Kuruluna ne zaman gelir?” sorusu üzerine İsveç’in teröre karşı aldığı çeşitli tedbirlerin, komisyon aşamasında yeterli bulunduğu, bundan sonraki sürecin de Meclis’in iradesinde olduğunu belirtti.

Bu durumun, F-16 konusuyla bağlantılı gibi değerlendirilmesine ilişkin Çelik, “Bu konunun F-16 ile ilgili bir şey olmaması lazım. NATO müttefikimizin, bizim savunmamıza katkı sağlaması gerekirken bütün NATO’nun savunmasında eksiklik yaratacak bir tutum içine girmemesi gerekir.” dedi.

Ömer Çelik, NATO’da bazı kafa karışıklıkları olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

“Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili bir ambargonun uygulanması, bir silah sisteminin Türkiye’ye verilmemeye çalışılması ortak NATO güvenliğini tehlikeye düşüren bir durum olur. Türkiye, kendi ulusal egemenliği açısından hiçbir zaman zora düşmez, dünyanın her yerinden bir tedarikle ihtiyaçlarını karşılar ama bu yaptıkları NATO anlayışına karşı bir şey.”

“Türkiye ve ABD birbirine güvenmiyor mu?” sorusuna Çelik, “Türkiye’ye müttefiklerimizin güvenmesi için milyon tane sebep var, Türkiye’nin bazı müttefiklerine güvenmemesi için milyon tane sebep var. Bir tanesi PKK/YPG meselesi.” diye cevap verdi.

Çelik, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Türkiye’ye ziyaretinin nedenlerinin sorulması üzerine ise Gazze başta olmak üzere görüşülmesi gereken konular olduğunu ifade etti.

“Topraklarımızda istihbarat faaliyeti yapılmasına müsaade etmeyiz”

İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad adına “uluslararası casusluk” faaliyeti yapanlara yönelik operasyonlara ilişkin Çelik, “Bugün Türk istihbarat ekolü, dünyadaki önemli istihbarat ekollerinden bir tanesidir. Bugün görülmüştür ki, topraklarımızda herhangi bir şekilde egemenliğimize halel getirecek şekilde herhangi bir istihbarat faaliyeti yapılmasına müsaade etmeyiz.” diye konuştu.

Çelik, Lübnan’ın başkenti Beyrut ve İran’ın Kirman şehrinde yaşananlarla savaşın bölgeye yayılmak istendiğini söyleyerek “Birileri sanki İran’ı ya da başka bir devleti, İsrail’e saldırma gibi bir pozisyona düşürerek büyük resimde ABD’nin İsrail’in yanında bu savaşa dahil olmasını istiyor gibi bir planlama resmi ortaya çıkıyor. Bunun olmaması gerekir.” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, bölgede siyasi denklem değişiklikleri yapmaya çalıştığını kaydeden Çelik, “Gazze’den, Türkiye’nin dikkatini uzaklaştırmaktan sevinecek tek kişi Netanyahu’dur, siyonistlerdir.” dedi.

Çelik, İsrail’de olası bir yönetim değişikliğinde Türkiye ile İsrail ilişkilerinin nasıl olacağı sorusuna ilişkin, “Netanyahu ve hükümeti baş suçludur. Karambole getirmemek lazım, suçlular belli burada. Bunun ötesinde Netanyahu’nun zihniyetini paylaşan pek çok siyasetçi de var. Buradaki sorun, bu nasıl bir zihniyettir ki ‘vadedilmiş topraklar’ diyerek cinayet işlemeyi, çocuk öldürmeyi mazur görebiliyor.” ifadelerini kullandı.

(Bitti)

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-tek-vatan-tek-millet-tek-devlet-tek-bayrak-ilkesi-disindaki-yonetim-modellerini-dogru-bulmuyoruz/feed/ 0
AK Parti Sözcüsü Çelik, canlı yayında gündemi değerlendirdi: (1) https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/ https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/#respond Thu, 04 Jan 2024 21:42:14 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1675 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmadığı sürece devlet organları arasında çelişkilerin ortaya çıkması mukadderdir.” dedi.

Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesinin (AYM) Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki ihlal kararlarına uyulmasına yer olmadığına yönelik kararını nasıl değerlendirdiği sorulan Çelik, şu yanıtı verdi:

“Yüksek mahkemeler arasında bir çelişki var. Bu karar çerçevesinde ortaya çıkan, bir yandan ‘adliye mahkemelerinin son karar mercii Yargıtay’dır’, bir yandan da ‘Anayasa Mahkemesi kararları her şekilde bağlayıcıdır’ gibi iki hüküm yan yana geliyor. İkincisi biliyorsunuz ki yüksek yargı organları arasında ast-üst ilişkisi yok. Yani şu mahkeme bundan üsttedir diyeceğimiz bir düzenleme yok. Sonuç nedir? Milletvekili dokunulmazlığı söz konusu, bir de bunun istisnaları var. Bunun nerede geçerli olduğuna dair Anayasa Mahkemesi kararı diyor ki ‘bu istisnalar yeterince açık belirtilmemiş ve bu somut olaya uygulanabilecek durumda değil.’ Yargıtay’ın da söylediği şu; ‘bu konuda oluşmuş içtihatlar, şimdiye kadar oluşmuş bir sürü karar var.’ Dolayısıyla Türkiye’de yargı kararlarıyla oluşmuş bir içtihat birliği var. Bu taraf, ‘Anayasa Mahkemesi’nin kararı herkes için bağlayıcıdır, bunun uygulanması gerekir’ diyor. Bu taraf da diyor ki, ‘Türkiye’deki içtihat birliğini bozacak şekilde veya Yargıtay’ın adliye mahkemelerinin son karar mercii olması ilkesini bozacak şekilde bir durumun ortaya çıkmaması gerekir.’ diyor. Dolayısıyla bu çelişkinin giderilmesi lazım.”

Söz konusu çelişkinin giderileceği yer konusunda Anayasa’da birbirine muhalif hükümler olduğunu söyleyen Çelik, “Çünkü yıllardır tartışıyoruz bunu. Anayasa, bir ‘Cunta Anayasası’ olarak gündeme gelmiş, ondan sonra Anayasa’yı rehabilite etmek için çeşitli zamanlarda seferber olunmuş, bazı düzenlemeler yapılmış. Bütün bunlardan uzaklaşacağımız mesele Türkiye’ye yeni bir Anayasa yapmak. Türkiye’de yeni bir Anayasa yapılmadığı sürece devlet organları arasında çelişkilerin ortaya çıkması mukadderdir.” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nin veya Yargıtay’ın sınırları konusunda karar verecek merci olmadıklarını belirten Çelik, “Her tarafın kendisine göre argümanları var, Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Ben burada hakem pozisyondayım.’ dedi. Cumhurbaşkanlığı makamının burada, devlet organları arasında nihayetinde uyumu gözetme görevi var ama bunun da yazılımla ilgili bir mesele var. Yazılım nedir? Anayasa’dır, eski adıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, devlet teşkilatının esasını oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

Yeni bir Anayasa olmadığı sürece siyaset ve devlet hayatının önüne tahmin edilemeyecek krizlerin geleceğini vurgulayan Ömer Çelik, “Türkiye niçin bir anayasa yapamıyor?, esas mesele bu, bunun üzerinde konuşmak lazım.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Anayasa Mahkemesi ile ilgili açıklamalarına ilişkin AK Parti’nin pozisyonunun ne olduğuna ilişkin soruya Çelik, şu yanıtı verdi:

“Burada esas mevzu, yüksek yargı organları arasında bir çelişkinin olması hoş bir durum değil. Daha net bir tablonun ortaya çıkması lazım. Bu çerçevede de bunu giderecek şey, yeni bir Anayasa’nın yapılmasıdır. ‘Cunta Anayasası’ diyoruz, bir sürü müdahale yapılmış ama Türkiye’nin, özellikle siyaset yapanların gelecek nesillere borcu, yeni bir Anayasa’yı hediye etmektir.”

“Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir”

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki Turkcell Süper Kupa maçının ertelenmesine ilişkin soruya karşılık Çelik, şunları söyledi:

“Nihayetinde maçı da FIFA kurallarına göre oynayacaksınız ve FIFA kurallarına uyacaksınız. Kulüplerimizin talepleriyle ilgili birtakım bildirimler, zamanında bildirilmiş ve kabul edilmiş ve bu bir protokole bağlanmış. Daha sonra yeni bildirimler söz konusu olunca onlar da şunu söylemişler, ‘Hepimiz FIFA kurallarıyla bağlıyız, bu bildirimler zamanında yapılsaydı bunu protokole bağlardık. Bu protokolün dışında bir adım atamayız.’ Suudi Arabistan tarafı da FIFA kurallarına uyacak, yoksa o da cezalı duruma düşer. Burada gördüğüm kadarıyla bir planlama hatası yapılmış. Bütün talepler en başta bir protokole bağlansaydı ve bu protokolde yer alsaydı muhtemelen bu kriz olmayacaktı.

Kriz olduktan sonra mesele birdenbire Atatürk tartışmasına döndü. Atatürk tartışmasına dönmesinin sebebi, ‘İstiklal Marşı’nı, Türk bayrağını ve formaların üzerinde Atatürk resmi ve imzası olmasını Suudi Arabistan tarafı kabul etmedi’ diye sunuldu. Halbuki protokole baktığınızda İstiklal Marşı ve Türk bayrağı protokole bağlanmış. Atatürk’le ilgili talep daha sonradan gelmiş. Kriz, bu planlama çerçevesinde ortaya çıkmış. Cumhuriyet Halk Partisi, birdenbire Sayın Cumhurbaşkanımızı, hükümeti, partimizi bir suçlama kampanyasına dönüştürdü.”

Bütün bunlardan bağımsız olarak vatandaşların, hiçbir krizin parçası olmaksızın haklı olarak İstiklal Marşı, Türk bayrağı ve Atatürk’le ilgili hassasiyetlerini ortaya koyduğunu söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir yasaklama söz konusu olduğu ya da bir dışlama söz konusu olduğu gibi bir haber yayıldığında vatandaşlarımız da haklı olarak buna tepki gösterip Atatürk’e sahip çıkıyorlar. Bu hassasiyet doğru bir hassasiyettir. Atatürk’e, bayrağa ve İstiklal Marşı’na sahip çıkılması hassasiyeti doğru bir hassasiyettir. Biz de o hassasiyetin yanında yer aldık. Çünkü artık o maç oynanmamış ve kriz başka bir şeye dönmüş.” diye konuştu.

-“İstiklal Marşı ve bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı”

Maçın Suudi Arabistan’da oynanması kararının herkesin onayıyla alındığını belirten Çelik, “Böyle bir tablo ortaya çıksın istenmezdi ama keşke en başta hem İstiklal Marşı hem bayrakla ilgili bildirimler yapılırken Atatürk’le ilgili de yapılsaydı. Hepsi protokole bağlansaydı ve güzel bir şekilde maç oynansaydı.” dedi.

Maçın oynanmamasının siyasi kutuplaşma malzemesi haline getirilmeye çalışıldığını söyleyen Çelik, “Atatürk’le ilgili bir hassasiyete vurgu yapıyorsa birisi burada toplumu bütünleştiren bir dil kullanıyorsa samimidir ama bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı gibi toplumu ayrıştıran, toplumun belli bir kesimini diğer kesimine karşı bir husumet duygusu içerisinde itmeye çalışan ya da hemen tutup da daha meseleyi anlamadan Cumhurbaşkanlığı makamını ya da partimizi suçlamaya kalkan bir şey varsa bunun istismar olduğunu, sahiplenme olmadığını siyasi hayatımızda defalarca gördük.” ifadelerini kullandı.

Çelik, AK Parti, Cumhur İttifakı veya hükümetin Galatasaray-Fenerbahçe maçındaki olayları organizasyon içerisinde gerçekleşmiş bir sorun olarak görüp görmediğine ilişkin soruya, “Bütün bunların baştan protokole bağlanması lazımdı. Sonradan getirdiğiniz şeyler, bunlar milli hassasiyetimiz açısından son derece kıymetli şeyler ama karşı tarafın da bağlı olduğu bir protokol var. Bu çerçevede değerlendirmek lazım.” yanıtını verdi.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın istifa etmesi gerektiğini düşünüp düşünmediği sorulan Çelik, bunun kendisinin değerlendireceği bir konu olmadığını söyledi.

“Toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz”

Siyasetin kutuplaştırıcı değil bütünleştirici bir dile sahip olması gerektiğini vurgulayan Çelik, tarihsel konular üzerinden çıkarılan siyasi kavgaların, mevcuttaki siyasi pozisyonların tahkim edilmesi amacıyla çıkarıldığını ifade etti.

Çelik, “Burada en önemli mesele şu, Türkiye’de niçin belli bir parti, kesim sürekli Atatürk’ten bahsettiğinde toplumun belli bir kesimini ve belli partileri, siyasi organizasyonları suçlayarak işe başlıyor ve bu suçlama hakkını kendinde görüyor? Arkasından bir ‘engizisyon mahkemesi’ kurarak kimin makbul, kimin makbul olmayan vatandaş olduğuna karar verme yetkisine sahip olduğu gibi bir zihinsel sapkınlık içerisine giriyor ve bununla ne elde etmek istiyor?” dedi.

Toplumun bu şekilde zehirlenmesine müsaade edilmemesi gerektiğini dile getiren Çelik, “Atatürk, Türk bayrağı, İstiklal Marşı gibi değerlerimiz ifade edilirken, konumlandırılırken toplumumuza bütünleştirme mesajı vermeliyiz, ayrıştırma mesajı vermemeliyiz.” diye konuştu.

“Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan kişiye yumruklu saldırıda bulunulması

Ömer Çelik, İstanbul’da düzenlenen “Şehitlerimize Rahmet, Filistin’e Destek, İsrail’e Lanet” yürüyüşünün ardından “Kelime-i Tevhid” bayrağı taşıyan bir kişiye yumruklu saldırıda bulunulması, ardından başlayan “hilafet” tartışmalarına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu, hem cahillik hem barbarlık, Kelime-i Tevhid bayrağıyla hilafet bayrağının ne ilgisi var. İlgili kişi, Gazze mitingine katılmış, İsrail’i lanetlemiş, Filistinlilere sahip çıkmış. Elinde Kelime-i Tevhid, ‘la ilahe illallah Muhammedün Resulullah’ yazan bir bayrak var diye, ‘bu bir hilafet talebidir ve anayasal düzene karşı kalkışma suçudur, o mitingde bu bayrağı taşıyanların hepsi de böyle yapmıştır’ diyorlar. Bu absürt, saçma, mantıksızlık zincirini üretenler de barolar. Suç duyurusunda bulunuyorlar, bunlara izin veren İstanbul Valisi’ne de suç duyurusunda bulunuyorlar.”

“Şiddetin her türlüsü kötüdür, her türlü şiddetin reddedilmesi lazım”

Dünyanın her tarafında Gazze ile ilgili müthiş bir vicdan, insanlık dayanışmasının ortaya çıktığına işaret eden Çelik, İsrail’in bu küresel propagandası çerçevesindeki Gazze’deki durumun “Müslüman olanlar-olmayanlar” tartışması haline getirilmeye çalışıldığını ve bu zihin yanlışlığının yanında saf tutulmaması gerektiğini aktardı.

Çelik, “Gencin tutuklanmasını hukuken doğru buluyor musunuz?” sorusuna, şu sözlerle yanıt verdi:

“Bunu ben hukuken değerlendiremem ama bildiğim şu, bir vatandaşımıza yumruk atılmış, yüzü kan içerisinde ve bana göre bunun mutlaka bir müeyyidesi olması lazım. Şiddete karşı çıkmak konusunda kesin prensibimiz olması lazım, çifte standart olmaz. En çok şuna üzüldüm, kadına yönelik şiddete karşı çıkan bazı muhalif partilerdeki kadın siyasetçi arkadaşlarımız, bu şiddeti savundular. Çok üzüldüm buna. Şiddetin her türlüsü kötüdür ve her türlü şiddetin reddedilmesi lazım.”

“Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur”

İnsanların beğenmediği, adaletsiz bulduğu bir meseleden dolayı diğerine şiddet uygulamasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“O yumruğu atan gence söylenmesi gereken şudur; ‘Senin bu yaptığın yanlıştır. Az, cahilce bir bilgiyle ve fanatik duygularla gittin birisine şiddet uyguladın. Hayatının sonuna kadar bir daha bunu yapmamalısın, bu yaptığından da utanç duymalısın.’ Bunu demek yerine gidip de ‘çok iyi yaptın, yumruk attın, rejimi, Cumhuriyet’i korudun’ gibi şeyler söylenmesi son derece yanlıştır. Gençlere şiddetin yolunu önermek kadar büyük bir kötülük yoktur. ‘Bu gencin attığı yumruk iyi bir şeydir’ diyen kim varsa, bunu kim savunuyorsa, bu ülkeye de, bu ülkenin gençlerine de kötülük ediyordur.”

“Maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor”

“Hilafet” tartışmalarına yönelik soru üzerine de Çelik, böyle bir gündemlerinin asla olmadığının, rejim değişikliği meselesine de sonuna kadar karşı olduklarının altını çizdi.

Çelik, Anıtkabir’de bir kişinin Cumhuriyet rejimine karşı slogan atmasına da değinerek, şunları kaydetti:

“Niye Anıtkabir’de birisi bu sloganı atar, bunun herhangi bir şekilde doğal olmasını kabul etmek mümkün mü? Bu memlekette maalesef fay kırıklarına oynayan pek çok eylem, söylem geliştiriliyor ama zaman içerisinde gördük ki toplumumuz, bütün bunları aşacak olgunlukta. Bunlar defalarca görüldü, Türkiye’yi belli bir atmosfere sokmak isteyen, özellikle seçimlere dönük olarak yapılmak istendiğinde…

Biz en önemli mücadelemizi şan ve şerefle Cumhuriyet’imizin demokrasiyle taçlanması, demokrasinin önündeki vesayetin, engellerin kaldırılması için verdik. Bizim bugün temel meselemiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olma vasfının güçlendirilmesinden ibarettir.”

“Böyle bir konu hiçbir yerde gündeme gelmedi”

Çelik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin demokrasiyle taçlanmasının mücadelesini verdiklerinin altını çizdi.

“AK Parti içerisinde, kendi aranızda hilafet konuşmuyorsunuz o zaman” şeklindeki değerlendirme üzerine Çelik, “Ben bugüne kadar böyle bir şeye hiç rastlamadım, hiçbir yerde de gündeme gelmedi. Mesela, bazı farklı konularda uzmanları dinliyor, konuşuyoruz. En son yakın zamanlarda bazı hocalarımızı çağırıp, kuantum fiziği konuştuk. Her konuda uzman birisi olduğunda zaman zaman çağırıp, konuşuyoruz ama hiç böyle bir tartışma duymadım, herhangi bir şekilde böyle bir konu gündeme gelmedi. Ancak demokrasinin toplumsal hayatta daha derinleşmesi, şehir siyasetiyle demokrasi ilişkisinin daha güçlü kurulması için neler yapmak gerektiğine dair çok kapsamlı konuşmalar yaptık.” diye konuştu.

AK Parti Sözcüsü Çelik, üniversitelerde bazı gençlerin kendilerini ifade etmek, istediğini söylemek konusunda endişeler yaşadığını söylediğinin belirtilmesi üzerine, nefret suçu ve nefret siyaseti olmadığı müddetçe her konunun rahatça konuşulabilmesi gerektiğini vurguladı.

“Hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir”

Türkiye’de gençlerin kendini ifade edebilmesi için birçok çalışma yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini belirten Çelik, Türkiye Yüzyılı’nın aynı zamanda gençlerin yüzyılı olduğunu, ifade hürriyeti, kendini ifade etme kabiliyetinin gelişmesinin, ülkenin bekası, milletin geleceği açısından da büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Çelik, şöyle konuştu:

“Ön yargılarımız, adlarımız, meşreplerimiz, mezheplerimiz, ideolojilerimiz farklı olabilir, hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu çatı hepimiz için büyük bir nimettir. Etrafımıza bakalım, kan, gözyaşı var, sandık, demokrasi, Cumhuriyet yok. Önce sahip olduklarımız üzerinden gidelim, bunlara sahibiz ve bunlar üzerinde titizlenelim. Ortak değerlerimizi birbirimizi ayrıştırmak için değil birbirimizi kucaklamak, el sıkışmak için değerlendirelim. Yumruk yumruğa konuşacağımız bir şey yok.”

Ömer Çelik, ailelerin çocuklarına verebileceği en önemli prensibin de şiddetsiz bir dünya olduğunu, konuşmanın kendisinin başlı başına bir değer olduğunu vurguladı.

(Sürecek)

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-sozcusu-celik-canli-yayinda-gundemi-degerlendirdi-1/feed/ 0