Sanat – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Tue, 17 Dec 2024 23:21:12 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Kars’ta Mevlana için Şeb-i Arus Paneli https://www.igdirhaber.com.tr/karsta-mevlana-icin-seb-i-arus-paneli/ https://www.igdirhaber.com.tr/karsta-mevlana-icin-seb-i-arus-paneli/#respond Tue, 17 Dec 2024 23:21:12 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/karsta-mevlana-icin-seb-i-arus-paneli/ Kars’ta Mevlana’nın 751. vuslat yıl dönümü dolayısıyla “Şeb-i Arus” paneli düzenlendi.

Kafkas ÜniversitesiAhmet Arslan Kongre Merkezindeki panel, saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim’in okunmasıyla başladı.

Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu, yaptığı konuşmada, emeği geçenlere teşekkür ederek, etkinliğin Kars için önemli olduğunu söyledi.

“Böyle bir şehirde, böyle bir manevi zatın huzurunda ve gölgesinde olduğumuz için kendimizi çok şanslı buluyorum.” diyen Kapu, “Gerçekten bizim manevi koruyucumuz ve bu zatlar sayesindedir ki bu topraklar bin yıldan beridir İslam yurdu olarak tescil edildi ve ebediyete kadar inşallah böyle devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Ebu’l Hasan Harakani Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Muhammed Alparslan Kartal da Anadolu’yu bir Türk İslam yurdu haline getiren büyük komutanların olduğunu anlattı.

Buraları manen fethe hazır hale getirenlerden birinin de Ebu-l Hasan Harakani olduğunu belirten Kartal, “Fakat bir de unutulan veya daha az hatırlanan Anadolu’yu İslam mayasıyla mayalandıran büyük hak dostları vardır. Mana Sultanları vardır. Çok şükür ki onlardan bir tanesi ve en önemlisi şu anda bizim yaşadığımız şehirde yaşıyor, Ebu-l Hasan Harakani Hazretleri. Anadolu’nun daha bir Türk İslam yurdu haline gelmesinden 30-40 yıl önce buraya bir vesileyle gelip burada dergahını kurup, burada bütün insanlara açık sofralar kurup, onlara İslam’ın hoşgörüsünü anlatmış. Buraları Sultan Alparslan’ın fethinden önce manen fethe hazır hale getirmiştir. İşte o Mana Sultanı’nın çok etkilediği bir zat daha var ki o da Mevlana Celalettin Rumi Hazretleri.” diye konuştu.

Mevlana’nın hayatı hakkındaki video gösterimi ve ney dinletisinin sunulduğu panele, Kars Vali Yardımcısı Hayrettin Buğra Güzel, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/karsta-mevlana-icin-seb-i-arus-paneli/feed/ 0
Zamansız Yaşamlar Sergisi Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/zamansiz-yasamlar-sergisi-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/zamansiz-yasamlar-sergisi-acildi/#respond Wed, 11 Dec 2024 04:59:44 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/zamansiz-yasamlar-sergisi-acildi/ Hattusha Art’ın hazırladığı, ressam Feyyaz İnanç ve Nedret Yaşar’ın eserlerinden oluşan “Zamansız Yaşamlar” sergisi sanatseverlerle buluştu.

Deniz Müzesi Çaka Bey Sergi Salonu’nda ziyarete açılan sergide, gerçek dışı figüratif tarz eserlere yer verildi.

İki sanatçının farklı dünyalarını yansıtan serginin, zaman ve mekan kavramları üzerine kurulu ortak bir söylem oluşturması hedefleniyor.

Feyyaz İnanç sergideki eserleriyle zaman ve mekanın insan üzerindeki etkisine, Nedret Yaşar ise insanın dünyaya yabancılaşmasına ve iletişimsizlik sorununa dikkati çekiyor.

“Serginin ana teması empati”

AA muhabirine açıklamada bulunan Yaşar, kendisi için serginin, bir noktadan başka bir noktaya gelmek gibi bir süreç olduğunu belirterek, “Bir heyecan da yaşıyoruz. Kendimizi sorgulama, bir anlamda anlamaya çalıştığımız bir süreç oluyor. Serginin ana teması benim için empatidir. Kendimi ve çevremi sorgulama anlamı taşıyor. Bu sorgulamayla birlikte aslında içsel bir yolculuk yaparak oradan tekrar geriye dönüp çevremizle bir karşılaşma ve sorgulama sürecine giriyoruz.” dedi.

Resimlerinde insanlık tarihinde var olan konuları işlediğini aktaran Yaşar, “İzleyiciler bu sergide insan olmanın öz değeriyle karşılaşacak. Benim aradığım kavramlar bunlar. Ayrıca insana dair imgelerle de karşılaşacaklar. Umarım karşılaştıkları imgelerle onlar da bir sorgulama süreci yaşayabilir.” diye konuştu.

Sergi, 15 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/zamansiz-yasamlar-sergisi-acildi/feed/ 0
Siirt’te Şal Şepik Atölyesi Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-atolyesi-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-atolyesi-acildi/#respond Wed, 11 Dec 2024 04:59:29 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-atolyesi-acildi/ Siirt Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde şal şepik dokuma atölyesi açıldı.

Vali Kemal Kızılkaya, Tarım Müzesi ve Eğitim Merkezi’nde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, olgunlaşma enstitülerinin önemine vurgu yaptı.

Şal şepikin geçmişten bu yana tamamen doğal yöntemlerle üretilen, ince işçiliği ve estetik zarafetiyle öne çıkan bir kumaş olduğunu belirten Kızılkaya, ürünün Siirt ve bölgeye özgü kadim ve kıymetli bir el sanatı olduğunu söyledi.

Ürünün tanıtılması noktasında olgunlaşma enstitüsüyle bu yolda çok önemli bir adım atıldığını dile getiren Kızılkaya, şunları kaydetti:

“Yeter ki biz çalışalım, çalışırsak gayret edersek çok güzel şeyler olacağına inanıyorum. Bugün de Siirt’te şal şepik atölyesinin açılmasının bu yolda çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Siirt’imizin coğrafi işaretleri, yani birçok değeri var. Bu coğrafi işaretleri de almamız lazım. Günümüzde artık patent, markalaşma çok kıymetli. Siirt fıstığı diyoruz mesela. Siirt fıstığının coğrafi işareti konusunda önümüzdeki günlerde çok güzel gelişmeleri takip edeceğiz. Onu da kamuoyuyla paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. Bunun yanında 8 coğrafi ürünümüzün şal şepik de dahil olmak üzere coğrafi işaretini aldık. Bir o kadar daha bekleyen, çalışmaları devam eden coğrafi işaretler var. Bunları aldıkça geçmişle günümüz arasındaki bağı daha da kuvvetlendirmiş olacağız.”

Kızılkaya, açılışın ardından atölyeyi gezdi, kursiyerlerle görüştü.

Programa, Vali Kemal Kızılkaya’nın eşi Nurten Kızılkaya ve kurum müdürleri katıldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-atolyesi-acildi/feed/ 0
Siirt’te ‘Şal Şepik’ Kumaşı İçin Dokuma Atölyesi Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-icin-dokuma-atolyesi-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-icin-dokuma-atolyesi-acildi/#respond Wed, 11 Dec 2024 04:59:20 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-icin-dokuma-atolyesi-acildi/

SİİRT’te, coğrafi işaret alan ‘Şal Şepik’ kumaşının üretilmesi için Tarım ve Ağaç Müzesi’nde dokuma atölyesi açıldı.

Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan 14 Ekim 2022’de coğrafi işaret alan ‘Şal Şepik’ kumaşının üretilmesi için Tarım ve Ağaç Müzesi’nde kurulan dokuma atölyesi, törenle açıldı. Törene Vali Dr. Kamal Kızılkaya, Olgunlaşma Enstitü İl Müdürü Elif Bobuş ve kent protokolü katıldı. Saygı duruşu ve istiklal marşı ile başlayan törende konuşan Vali Kemal Kızılkaya, üretimden birçok kişinin kazanç elde edeceğini hedeflediklerini ifade ederek, “Şal Şepik konusu ülkemizde el yapımı el sanatı olarak bence hak ettiği yeri halen bulmamış ve keşfedilmeyi bekleyen çok değerli bir kültürel ürünümüz. İnşallah bütün Siirt’e, Türkiye’ye ve daha sonra Dünya’ya Şal Şepik kumaşını ihraç edebileceğimiz günleri hayal ettik. Dünya çapında şu kumaşı şu ceketi Avrupa’da, İstanbul’da büyük mağazaların vitrininde göreceğimiz günleri hayal ediyoruz. Bundan çok kişinin kazanç elde edeceği büyük bir rüyanın başındayız” dedi.

“USTALAR TEK BİR KUMAŞIN ÇÖZGÜSÜ İÇİN NEREDEYSE 10 KİLOMETRE YOL KAT EDİYOR’

Kumaşım yapım aşamasında ustaların kilometrelerce yol kat ettiğini belirten Olgunlaşma Enstitüsü İl Müdürü Elif Bobuş, “Siirt’imizin kadım geleneğinden gelen bir miras olup, yöremizin el emeğini, zarafetini ve sanat anlayışını yansıtan önemli biri kültürel değerdir. Ustalar tek bir kumaşın çözgüsü için neredeyse 10 kilometre yol kat etmektedirler. Kumaşa parlaklık veren ve kumaşın mukavemetini kirişleme işlemi için dağlardan topladıkları özel otlarla fırçalarını elleriyle yapmaktadırlar. Ortalama 33 santim ende bin 220 ilmik le sabrın dokuma sürecindeki marifetini sergilemektedir. Şal Şepik kumaşı kadim dokuma sanatının bir yadigarı. Zarafetin ve sadeliğin, dokuma tezgahlarında sabırla, heyecanla, ustalıkla ve emekle somutlaşan halidir. Şal Şepik, geçmiş ile bugünü bir birine bağlayan bir köprü, yitip gitmeye direnen bir hatıradır. Bu atölye kültürel mirasımızı korumasının yanı sıra yeni nesillere bu sanatı öğretmek için bir eğitim merkezi olacaktır” diye konuştu.

Haber-Kamera: Akif ÖZALP/SİİRT,

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/siirtte-sal-sepik-kumasi-icin-dokuma-atolyesi-acildi/feed/ 0
Çubuk’ta Çocuklara Sanat Etkinliği https://www.igdirhaber.com.tr/cubukta-cocuklara-sanat-etkinligi/ https://www.igdirhaber.com.tr/cubukta-cocuklara-sanat-etkinligi/#respond Tue, 10 Dec 2024 15:01:08 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/cubukta-cocuklara-sanat-etkinligi/ Çubuk Belediyesine bağlı Çubuk Sanat Atölyesince anaokulu öğrencilerine yönelik resim ve tasarım etkinliği gerçekleştirildi.

Ressam ve tasarımcı Halil Basri Uluğ öncülüğünde yapılan etkinlikte, öğrencilere resim teknikleri ve tasarım uygulamaları gösterildi.

Boyama tekniklerini öğrenen öğrenciler keyifli vakit geçirdiler.

Etkinliklerin çocuklar üzerindeki olumlu etkisi olduğunu belirten öğretmen Beyda Sülük, “Beş yaş grubu öğrencilerimizle birlikte sanat atölyemizi ziyarete geldik. Çocuklarımızı hem sanatla tanıştırdık hem de farklı nesneleri kullanarak neler yapabileceklerini ve yaratıcılıklarını geliştirdik.” dedi.

Nezahat Onbaşı Anaokulu öğrencilerini misafir ettiklerini anlatan Uluğ da amaçlarının çocukları sanatla buluşturmak olduğunu söyledi.

Bazı becerilerin ve yeteneklerin küçük yaşta kazanıldığına işaret eden Uluğ, “Çocuklarımızın el becerilerini artırmak için ahşaplarla tanıştırdık. İşlemden geçirdikleri ahşapların üzerine sulu boyaları kullanarak kendi hayal güçlerini de ekleyerek bir takım şekiller, çizimler yapmalarını öğrettik. İlk defa böyle bir etkinlik yapıyorlar. Güzel bir çalışma oldu. Atölyemiz 7-12 yaş grubu ve yetişkinler için çalışmalarına devam ediyor.” diye konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/cubukta-cocuklara-sanat-etkinligi/feed/ 0
Mahsun Kırmızıgül’ün Annesi Defnedildi https://www.igdirhaber.com.tr/mahsun-kirmizigulun-annesi-defnedildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/mahsun-kirmizigulun-annesi-defnedildi/#respond Sun, 08 Dec 2024 16:03:25 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/mahsun-kirmizigulun-annesi-defnedildi/ Şarkıcı ve yönetmen Mahsun Kırmızıgül’ün annesi Faike Arık, Diyarbakır’da Selahaddin Eyyübi Camisi ve Külliyesi’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.

89 yaşındaki Arık’ın cenazesi öğlen namazının ardından İl Müftüsü Celal Büyük tarafından kılındı. Cenaze, gözyaşları arasında cenaze aracına alınarak Hani ilçesine defnedilmek üzere götürüldü.

Gözyaşı döken Kırmızıgül’ü yakınları ve sevenleri yalnız bırakmadı. – DİYARBAKIR

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/mahsun-kirmizigulun-annesi-defnedildi/feed/ 0
Mevlana’nın 751. Vuslat Yıl Dönümü Anma Törenleri Başladı https://www.igdirhaber.com.tr/mevlananin-751-vuslat-yil-donumu-anma-torenleri-basladi/ https://www.igdirhaber.com.tr/mevlananin-751-vuslat-yil-donumu-anma-torenleri-basladi/#respond Sat, 07 Dec 2024 13:58:04 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/mevlananin-751-vuslat-yil-donumu-anma-torenleri-basladi/ KONYA’da Mevlana’nın ölüm yıl dönümü nedeniyle her yıl 7-17 Aralık’ta düzenlenen ‘Hz. Mevlana’nın 751’inci Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri’, ‘Muhabbet Vakti’ temalı yürüyüş ile başladı.

Şems-i Tebrizi Türbesi ziyaretiyle başlayan ‘Hz. Mevlana’nın 751’inci Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri’ne; Konya Valisi İbrahim Akın, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan, protokol üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı. Türbe ziyareti sonrası valilik binası önünden başlayan yürüyüş, yaklaşık 500 metre uzaklıktaki Mevlana Müzesi önüne kadar, Kültür ve Turizm Bakanı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu öncülüğünde yapıldı.

SEMA TÖRENİ İLGİYLE İZLENDİ

Mevlana Müzesi’nde, Mevlana’nın sandukası başında, bir Mevlevi geleneği olan Gülbang duası (Hep bir ağızdan ve makamla yapılan dua) okundu. Daha sonra müze önündeki meydanda ‘Nevbe’ merasimi (Tekkelerde belirli ritim sazlarının ve seslerin iştirakiyle yapılan özel tören) gerçekleştirildi. Ardından Mevlana Kültür Merkezi’nde Kültür Turizm Bakanlığı Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun icra ettiği sema töreni ilgiyle izlendi. ‘Düğün gecesi’ anlamına gelen Mevlana’nın öldüğü gün, 17 Aralık’ta Şeb-i Arus töreni ile son bulacak. Anma törenleri kapsamında sema gösterileri, söyleşiler, resim sergileri gibi çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/mevlananin-751-vuslat-yil-donumu-anma-torenleri-basladi/feed/ 0
Elvan Ezber, ulusal senaryo yarışmasında 3’üncülük ödülü kazandı https://www.igdirhaber.com.tr/elvan-ezber-ulusal-senaryo-yarismasinda-3unculuk-odulu-kazandi/ https://www.igdirhaber.com.tr/elvan-ezber-ulusal-senaryo-yarismasinda-3unculuk-odulu-kazandi/#respond Sat, 07 Dec 2024 13:58:00 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/elvan-ezber-ulusal-senaryo-yarismasinda-3unculuk-odulu-kazandi/ Bağcılar Belediyesi personeli Elvan Ezber, katıldığı bir ulusal senaryo yarışmasında büyük bir başarıya imza attı. Ezber’in kaleme aldığı “Herkes bir gün evine dönmek ister” isimli eser 3’üncülüğe layık görüldü.

Kütahya Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Geleneksel Senaryo Yarışması sonuçlandı. Ulusal çapta düzenlenen ve yoğun ilgi gören yarışmada dereceye girenler düzenlenen özel bir törenle ödüllendirildi. Kütahya Hezar Dinari Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa; çok sayıda sanatsever iştirak etti. Alzheimer hastası dedesini anlatıyor. Heyecanlı anların yaşandığı törende Bağcılar Belediyesi Basın ve Yayın Müdürlüğü’nde editör olarak görev yapan Elvan Ezber de ödüle layık görüldü. Ezber’in “Herkes bir gün evine dönmek ister” isimli eseri 3’üncü oldu. Ezber, senaryosunda Alzheimer hastası olan dedesinin son 20 gününü anlatıyor.

Ezber, senaryoda kimi zaman güldürdüğünü kimi zaman ağlattığını belirtti.

Başardığımı görmek bütün yorgunluğumu aldığını ve etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür eden Elvan Ezber, “Hobi olarak yaptığım senaryo yazarlığında başarılı olmaktan dolayı çok mutluyum. Yarışmadan sonradan haberim oldu. Başvuru tarihinin bitmesine 10 gün kala yazmaya başladım. Geceleri yazarak değerlendirdim. Hatta sürenin dolmasına saatler kala senaryoyu sisteme yüklemiştim. Heyecanlı bir süreç oldu. Yoruldum ama başardığımı görmek bütün yorgunluğumu aldı” dedi.

Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de Ezber’i tebrik ederek başarılarının devamını diledi. – İSTANBUL

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/elvan-ezber-ulusal-senaryo-yarismasinda-3unculuk-odulu-kazandi/feed/ 0
‘Hikmet Şimşek Çoksesli Koro Eseri Beste Yarışması’nda Ödüller Sahiplerini Buldu https://www.igdirhaber.com.tr/hikmet-simsek-coksesli-koro-eseri-beste-yarismasinda-oduller-sahiplerini-buldu/ https://www.igdirhaber.com.tr/hikmet-simsek-coksesli-koro-eseri-beste-yarismasinda-oduller-sahiplerini-buldu/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:55:40 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/hikmet-simsek-coksesli-koro-eseri-beste-yarismasinda-oduller-sahiplerini-buldu/

KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Hikmet Şimşek Çoksesli Koro Eseri Beste Yarışması’nda ödül sahiplerinin açıklandığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; 4 Aralık 2024 tarihinde tamamlanan değerlendirmeler sonucunda ‘Hikmet Şimşek Çoksesli Koro Eseri Beste Yarışması’nda; 1’incilik ödülüne Onur Arınç Duran, 2’ncilik ödülüne Orhan Veli Özbayrak ve 3’üncülük ödülüne Melda Camuşcu layık görüldü. Ayrıca yarışmada mansiyon ödüllerine Serhat Günay, Volkan Akkoç, Mesruh Savaş, Su Uğurlu ve Orhan Öner Özcan değer bulundu. Yarışmanın Jüri Başkanlığını Güzel Sanatlar Genel Müdürü ve Solist Sanatçı Ömer Faruk Belviranlı üstlenirken; Devlet Çoksesli Korosu Şefi Burak Onur Erdem, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Cemi’i Can Deliorman, Hacettepe ÜniversitesiAnkara Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü öğretim üyesi Turgay Erdener ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesiİstanbul Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Özkan Manav, yarışmanın değerlendirmesinde görev aldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/hikmet-simsek-coksesli-koro-eseri-beste-yarismasinda-oduller-sahiplerini-buldu/feed/ 0
Konuşan Resimler Sergisi 10. Yılına Veda Ediyor https://www.igdirhaber.com.tr/konusan-resimler-sergisi-10-yilina-veda-ediyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/konusan-resimler-sergisi-10-yilina-veda-ediyor/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:55:25 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/konusan-resimler-sergisi-10-yilina-veda-ediyor/ Edebiyat, tiyatro ve sinema dünyasından önemli karakterlerin portrelerin ve bu portrelere eşlik eden seslendirmelerin yer aldığı “Konuşan Resimler” sergisi 13 Aralık’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) sanatseverlerle buluşacak.

RessamEbru Ceylan’ın hazırladığı sergi, 10. yılında, “Konuşan Resimler: 10 Yılın Vedası” başlığıyla izleyiciye veda edecek.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Aşık Veysel, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cahit Sıtkı Tarancı, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre ve Ferhan Şensoy gibi sanatçıların hayatlarına odaklanan sergide tablolara, hikayeler ve şiirlerin yanı sıra sanatçıların biyografileri de eşlik ediyor.

Ceylan, serginin ortaya çıkış sürecini, içeriğini ve gelecek planlarını AA muhabirine anlattı.

“Toplumu değiştirdiklerine inandığım için edebiyat ve tiyatro sanatçıları üzerinden gittim”

Sergiyi oluştururken iki amacı olduğunu belirten Ceylan, “Birincisi sanatçı olarak farklı fikir ve düşüncedeki insanların topluma faydalı olduğunu ve değiştirdiğini düşündüğüm için buna bir örnek teşkil etmesiydi. Ben ressamlığın dışında sanat ekonomistiyim. Haliyle multidisipliner bir proje çıkarmayı çok istemiştim. Konuşan resimler aslında bu ikisinin harmanı.” dedi.

Ceylan, sergide farklı fikir ve düşüncelerdeki insanların bir araya geldiğini işaret ederek, “Biraz kendi merakım biraz da toplumu değiştirdiklerine inandığım için edebiyat ve tiyatro sanatçıları üzerinden gittim. Zaten tiyatro sanatçıları da bir metin ve hikaye üzerinde çalıştıkları için birbirlerini bağlayıcı bir tarafı oldu. Çıkış kısmı böyle farklı düşüncelerin bir araya gelmesiyle oluştu.” ifadelerini kullandı.

“Güzel bir etkileşim ve deneyim alanı”

Resim yaparken hikayeler de yazdığını dile getiren Ceylan, şunları kaydetti:

“Bu hikayeleri yazarken ciddi bir araştırma sürecine giriyordum. Her şeye objektif olarak bakmanız gerekiyor çünkü bir arşiv çalışması yapıyorsunuz. Yakın fikirde olmayabilirsiniz ya da sanatı size yakın gelmeyebilir ama dönemi için önemli biridir. Haliyle sevdiğiniz bir kişiye yaklaşır gibi ona da aynı yerden ve adaletli yaklaşmanız lazım.”

Ceylan, serginin içeriği bakımından multidisipliner bir yönü olduğuna işaret ederek, izleyici için önemli bir etkileşim ve deneyim alanı sunduğunu söyledi.

“Bu hikayeler tiyatro olacak”

Sergiyi bugüne dek dört temayla izleyiciye sunduklarını aktaran Ceylan, “Bu veda sergimiz aslında ‘Konuşan Resimler’i uğurladığımız bir sergi. Hikayesini ve fikirlerini çoklu olarak anlattı yıllar içinde. Onuncu yılın da vedası için doğru bir zaman olduğunu düşünüyorum. Şimdiye dek dört temamız vardı ama bu sergi hepsinin totalinde unutmamamız gereken insanları anlatıyor. Bu kez Ferhan Şensoy, Muhsin Ertuğrul, Cahide Sonku, Yıldız Müşfik Kenter, Semiha Berksoy hatta Hacivat ve Karagöz’e kadar giden özel bir seri hazırladım.” diye konuştu.

Ceylan, “Konuşan Resimler”in hikayelerine ulaşmak isteyenlerin albümlere müzik uygulamalarından erişebileceğini belirterek, “Aynı zamanda sergi bitiminden sonra kitaplaşması hatta belki dijital ortamda kataloglarına ulaşılmasının da altyapısını hazırlıyoruz. Yeni yılda bu hikayeler tiyatro olacak. Hayatına mecralarını değiştirerek devam edecek. Bunu da sürekli duyuruyor olacağım. İzleyiciler eserlere sergi sonrası ilk aylarda dijital ortamlarda ulaşabilecekler.” ifadelerini kullandı.

Sergi, 19 Aralık’a kadar AKM’de ziyaret edilebilecek.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/konusan-resimler-sergisi-10-yilina-veda-ediyor/feed/ 0
Borusan’ın 80. Yılı ve BİFO’nun Konseri https://www.igdirhaber.com.tr/borusanin-80-yili-ve-bifonun-konseri/ https://www.igdirhaber.com.tr/borusanin-80-yili-ve-bifonun-konseri/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:55:08 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/borusanin-80-yili-ve-bifonun-konseri/ Borusan Grubunun 80. yıl kutlamaları kapsamında Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) “Müziğin Başkentlerinden” ismini taşıyan Borusan 80. Yıl Konseri ile müzikseverlerle buluştu.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Borusan, tüm yıla yaydığı 80. yıl kutlamaları kapsamında, iş, sanat ve medya dünyasından isimlerin katılımıyla gerçekleşen özel bir organizasyona da yer verdi.

Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirilen konserde, BİFO, müzikseverler için unutulmaz bir akşama imza attı.

Sanat yönetmeni ve sürekli şefi Carlo Tenan yönetimindeki BİFO, başarılı piyanist Marco Vergini’yi ağırladı. Konserde, Vergini Ravel’in Sol Majör Piyano Konçertosunu seslendirdi. BİFO, klasik müziğin büyülü atmosferinde geçen bu özel gecenin programını, Respighi’nin Roma Çeşmeleri ve Schumann’ın 1. Senfonisi ile taçlandırdı.

Konser öncesinde davetliler için Borusan’ın zengin tarihini anlatan “80 Yılın İzinde” isimli belgeselin kısa bir gösterimine yer verilirken, Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi ve Borusan Grup Üst Yöneticisi (CEO) Erkan Kafadar, yaptıkları konuşmalarda Borusan için 80’inci yılın önemini vurguladılar.

Borusan’ın 80’inci yıl belgeseli, Grubun köklü tarihindeki önemli dönüm noktalarını ve geleceğe yönelik vizyonunu anlatıyor.

Belgeselde şirket hissedarlarının yanı sıra kuruluşundan bugüne kadar emek veren, farklı jenerasyonlardan ve departmanlardan yöneticiler, çalışanlar ve iş ortaklarıyla yapılan röportajlara yer veriliyor.

Geçmişte önemli görevlerde bulunmuş isimler ile halihazırda Grubun yarınlarını şekillendirmeye devam eden yönetici ve çalışanların samimi anlatımları, belgesele duygusal bir derinlik katıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi, “Borusan’ın 80’inci, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrasının ise 25’inci yılını kutladığımız bu yıl, biz daha yeni başlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hamedi, umutla attıkları her adımın, özveriyle kurdukları her bağın kendilerini bu noktaya getirdiğini gördüğünü kaydederek, “Bu akşam, o yolculuğun güzel bir durağındayız. Başarılarımızı mümkün kılan değerli anları sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.” açıklamasında bulundu.

Borusan Grup CEO’su Erkan Kafadar da bu yıl 80’inci yıllarını kutlamanın heyecanını yaşadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Biz aslında daha yeni başladık söylemimizle, köklü geçmişimizle geleceğe dönük vizyonumuzu bir araya getirdik. Borusan’ın temelleri 1944’te, Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık’ın, döneminin ötesindeki vizyonuyla atıldı. Bugün 80 yıllık mirasımızdan aldığımız güç, 200 yıl ve ötesinde varlığımızı sürdürme vizyonumuzla paydaşlarımız, müşterilerimiz, iş ortaklarımız, tedarikçilerimiz ve bayilerimiz ile topluma değer katma misyonumuzu devam ettiriyoruz. Ülkemizi sanayi, teknoloji, eğitim, kültür ve sanat alanlarında öncü konuma getirmek küresel arenada daha da yükseklere taşımak istiyoruz.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/borusanin-80-yili-ve-bifonun-konseri/feed/ 0
Erol Bulut Anısına Resim Sergisi ve Kitap Tanıtımı https://www.igdirhaber.com.tr/erol-bulut-anisina-resim-sergisi-ve-kitap-tanitimi/ https://www.igdirhaber.com.tr/erol-bulut-anisina-resim-sergisi-ve-kitap-tanitimi/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:54:48 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/erol-bulut-anisina-resim-sergisi-ve-kitap-tanitimi/

AKADEMİSYEN Zeynep Öztürk tarafından Prof. Dr. Erol Bulut anısına hazırlanan ‘Bir Ömür Resim: Erol Bulut’ adlı kitabı ve Bulut’a ait eserlerin yer aldığı resim sergisi DG Art Galeri’de sanatseverlerle buluştu.

Sanatıyla yaşamış, duygularını büyük bir aşkla tuvaline resmetmiş Erol Bulut’un hayatı, fakülte yılları ve sanatına dair ayrıntıların okuyucularla paylaşıldığı kitap; bir yıllık bir hazırlık süreci sonunda hayat buldu.

Zeynep Öztürk tarafından hazırlanan ‘Bir Ömür Resim: Erol Bulut’ kitabında Bulut’un yapmış olduğu resimler incelenirken bir ömür süren sanatına da yer veriliyor. Başta eşi Ümran Bulut olmak üzere dostlarının ve öğrencilerinin kaleminden satırlara yansıyan anılarında yer aldığı kitap, Zeynep Öztürk’ün şiirleriyle de Erol Bulut’un yaşamına, resimlerine bir yolculuk yaptırıyor.

Erol Bulut’un resimlerinin kurgusunda ise simetri, sadelik ve dinginlik olarak çeşitlilik gösteren içsel önermeler göze çarpıyor. Sanatında her nesne, biçim olarak kendi gerçekliği ile resmedilmişken kompozisyon içinde güçlü bir anlatıma yardımcı oluyor.

Resimlerindeki formlar, tabiatı görüş ve yorumlayış tarzı; olgun bir desen anlayışının varlığını açıkça ortaya koyuyor. Güncel sorunlardan insanoğlunun geçmişine uzanan yaşam yorumlarına, insanın varoluşunun gizemine ve kainattaki sırların heyecan verici yanlarına geniş bir perspektiften bakıyor. Sanatçının yapıtlarında; biçim- öz ilişkisinin mükemmel aktarımı, grafik ve renk düzenindeki rahatlık ve orijinal estetik yaklaşım dikkat çekiyor.

Küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği sergi, 08 Aralık’a kadar DG Art Project’te ziyaret edilebilir.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/erol-bulut-anisina-resim-sergisi-ve-kitap-tanitimi/feed/ 0
Antik Odeon Alanında Önemli Buluntular https://www.igdirhaber.com.tr/antik-odeon-alaninda-onemli-buluntular/ https://www.igdirhaber.com.tr/antik-odeon-alaninda-onemli-buluntular/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:54:20 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/antik-odeon-alaninda-onemli-buluntular/ Çanakkale’nin Ezine ilçesi Dalyan köyü sahilinde, Ege Denizi kıyısındaki eski Roma kolonisi Alexandria Troas Antik Kenti’nde çalışmalarını sürdüren kazı ekibi, müzikal etkinliklerde kullanılan yapının sahne binası ve orkestra bölümüne ulaştı.

Roma kolonisi olduktan sonra büyük bir liman kentine dönüşen, 1 ila 4’üncü yüzyıllar boyunca büyüyen, güçlü bir ekonomiye sahip olan ve nüfusu 100 binlere çıkan, 11 ila 13’üncü yüzyıllarda ise terk edilen antik kentteki kazı çalışması, 15 bilim insanı ve uzmanının katılımıyla sürüyor.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında bu sene 1 Temmuz’da başlayan kazıya 1 ay daha devam edeceklerini söyledi.

Odeonda 2020’de başladıkları çalışmalarda önemli bir aşamaya geldiklerini belirten Öztepe, “Henüz yapının küçük bir kısmı gün ışığına çıkarılmış olsa da özellikle 1 aydır burada yaptığımız çalışmalarda yapının sahne binası, orkestra kısmı olan yarım dairesel gösteri alanı ve onun gerisindeki oturma sıralarının bulunduğu alana geçişi sağlayabilecek bir bölüme ulaştık.” dedi.

Öztepe, Alexandria Troas’ın son yerleşimcilerinin, odeonun üst katmanlarında yaşamış olabileceklerini dile getirdi.

Kentin ekonomik gücünü 11’inci yüzyıldan sonra büyük ölçüde yitirdiğini, nüfusun iyice azaldığını aktaran Öztepe, “Bu süreçte civarda ne kadar yapı varsa yine çevreden topladıkları mimari elemanlarla ev, konut tarzında ama basit mimarisi olan barınaklar yapmışlar. O katmanları kaldırdık, altından yoğun bir moloz ve blok taş katmanı geldi. Onların da bir kısmını kenara aldık. Şimdi onun altından mermer kaplama döşemesi ve köşe profilleri, duvar profilleri gelmeye başladı. Bu bizi umutlandırdı.” ifadesini kullandı.

Öztepe, molozun içinde gün ışığına çıkarılan oturma sıralarına ait mermer kaplamalar ve birkaç parça heykeltıraşlık eserin kendileri için umut verici olduğunu vurguladı.

Odeona yarışmada başarılı olan müzisyenin heykeli dikilmiş

Prof. Dr. Öztepe, hem güneye hem doğuya doğru oturma sıralarına ve sahne binasına doğru çalışmaları sürdüreceklerini söyledi.

Birkaç oturma sırasına ve sahne binasının bazı detaylarına ulaşmayı umduklarını anlatan Öztepe, şöyle devam etti:

“Burası bir odeon yapısı yani çatısı olan bir küçük tiyatro alanı. Burada daha çok müzikal etkinlikler gerçekleştiriliyor. Biz bu yapının kent içinde önemli olduğunu biliyoruz. Hemen bu yapının önünde yani denize doğru bakan ana giriş cephesinin önünde 2006 yılında 3 mektubu içeren İmparator Hadrianus dönemine ait yazıt gün ışığına çıkarılmıştı. Bu yazıtta, buradaki festival takvimi, festivale kimlerin nasıl katkı vereceği ve özellikle o dönemde gerçekleşecek yarışmalarda elde edilecek ödüllerin kime nasıl dağıtılacağıyla ilgili bilgiler yer almaktaydı. Bunun dışında 2012 yılında hemen odeonun dışında yani kuzey tarafında bulduğumuz koridor yapımız var. O koridor yapısının içinde bir Yunanca yazıt heykel kaidesinde Midilli Adası’ndan, bugünkü Midilli merkezi olarak adlandırılan yerden bir yarışmaya katılıp, bu yarışmada başarı kazanmış bir müzisyenin heykelinin dikildiğini anlıyoruz. Bütün bunlar odeonun özel bir yapı olduğunu gösteriyor. 1’inci yüzyılın ikinci yarısından itibaren odeon bu işlevini kullanmaya başlamış ama sanırım buradaki etkinlikler Hadrianus döneminde daha önemli bir konuma gelmiş.”

Odeonun yaklaşık 1800 yıllık geçmişe sahip olduğu bilgisini veren Öztepe, bölgede ayrıca duvar derzleri ve sıvalardaki boşalma ve bozulmaları onardıklarını belirtti.

Öztepe, temmuzdan bu yana 3’ü restoratör 6 kişilik ekiple odeonun yakın çevresi, koridorlar ve paralel komşu binaların duvarlarındaki çalışmaları sürdürdüklerini dile getirerek, “Önümüzdeki süreçte kazısı tamamlanmış alanlarda ve bunlara ait binalarda ziyaretçilerin bilgilendirilmelerine yönelik çalışmalar gerçekleştireceğiz. Belki bu binaların üst konstrüksiyonları yapılacak ve ayağa kaldırma çalışmalarını yürüteceğiz. Bunun dijital ortamdaki kısmını bu yıl denedik. Bu çalışmaları özellikle aktif kazı sezonumuz bitse bile yeni yıla taşıyacağız.” diye konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/antik-odeon-alaninda-onemli-buluntular/feed/ 0
Sonan Yılmaz, Öğrencilere Arya Dinletisi Sunuyor https://www.igdirhaber.com.tr/sonan-yilmaz-ogrencilere-arya-dinletisi-sunuyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/sonan-yilmaz-ogrencilere-arya-dinletisi-sunuyor/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:54:15 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/sonan-yilmaz-ogrencilere-arya-dinletisi-sunuyor/ Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Sonan Yılmaz, eğitim gördüğü YozgatBozok Üniversitesi İletişim Fakültesinde ders aralarında öğrencilere arya seslendiriyor.

Çocukluk yıllarından itibaren müziğe ilgi duyan 51 yaşındaki Sonan Yılmaz, 1990’da Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Koro Bölümünü kazanarak müzik kariyerine ilk adımı attı.

Daha sonra Bilkent ÜniversitesiMüzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Opera Şan Sanat Dalında öğrenimini devam ettiren Yılmaz, 1999’da Kültür ve Turizm Bakanlığının sınavlarına girerek Antalya Devlet Opera ve Balesi görevine başladı.

Halen Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde görevini sürdüren Yılmaz, geçen yıl Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü kazandı.

Ankara’dan Yozgat’a hızlı trenle günübirlik gelerek eğitimini sürdüren 2’nci sınıf öğrencisi Yılmaz, ders aralarında notalara çalışarak prova yapıyor, seslendirdiği aryalarla da fakültenin koridorlarını inletiyor.

Zaman zaman yurt dışında Türkiye’yi temsil eden ve uluslararası opera yarışmalarında 11 ödülü bulunan Yılmaz, 12 Aralık’ta İtalya’nın Milano kentinde konser verecek.

Opera sanatını 26 yıldır sürdürdüğünü belirten Yılmaz, AA muhabirine, sinema sanatının inceliklerini öğrenmek, bilinçli bir medya okuryazarı olmak ve bu alanda kendini yetiştirmek için bu bölümünü seçtiğini söyledi.

Haftanın 4 günü Ankara’dan trenle gelip derslere katıldığını anlatan Yılmaz, “Daha önce opera sanatıyla tanışmamış öğrencilerin olabileceğini düşünerek fakültede ders aralarında arya söylüyorum. Opera sanatı farklı bir ses eğitimini gerektirdiği için yüksek frekans ve desibelde sesler çıkartmak gerekiyor. Öğrenci arkadaşlar bunu duyduklarında çok etkileniyor. Bunu nasıl yaptığım ve başarabildiğim konusunda bilgi almaya çalışıyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor.” diye konuştu.

“Bize opera hakkında bilgi veriyor”

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Müzeyyen Sırım da operaya gidemeyen öğrenciler için Sonan Yılmaz’ın büyük bir fırsat olduğunu belirtti.

Yılmaz’ın ders alarında öğrencilere dinleti sunduğunu aktaran Sırım, “Bize opera hakkında bilgi veriyor, biz de bundan faydalanıyoruz. Şimdiye kadar hiç operaya gitmemiş ya da gitmeye fırsatı olmamış bizler için gerçekten çok güzel bir nimet olarak bakıyoruz. O yüzden mutluyuz.” dedi.

Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Merve Tekinışık ise Sonan Yılmaz’ın ders aralarında arya seslendirdiğini belirterek, “Fakültemizde çok güzel ve eğlenceli zaman geçiriyoruz. Dersten sonra güzel sesiyle bir nevi rahatlama seansı oluyor. Yozgat’ta bu avantajı bulmak bizim için çok önemli.” ifadesini kullandı.

-“Öğrencilere rol model oluyor”

Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk de hem ikinci üniversite olarak tercih edenler hem de hayatına değer katmak için yeni bir üniversite okumak isteyenlerin fakülteye değer kattığını söyledi.

Değer katan öğrencilerden birinin de Sonan Yılmaz olduğunu ifade eden Şentürk, şunları kaydetti:

“Kendisi devlet opera sanatçısı. Koridorlarda billur gibi çok güçlü sesiyle bize küçük mini konserler veriyor. Öğrencilerimiz de bundan çok memnun kalıyor. Hem öğrencilerimize hem de diğer fakültelere örnek oluyor, değer katıyor aslında. Sonan Hanım güçlü bir kadın, güçlü bir ses ve yaşça kendisinden küçük öğrencilere rol model oluyor.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/sonan-yilmaz-ogrencilere-arya-dinletisi-sunuyor/feed/ 0
Sinop’ta Edebiyat, Tarih ve Müzik Akşamları https://www.igdirhaber.com.tr/sinopta-edebiyat-tarih-ve-muzik-aksamlari/ https://www.igdirhaber.com.tr/sinopta-edebiyat-tarih-ve-muzik-aksamlari/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:54:06 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/sinopta-edebiyat-tarih-ve-muzik-aksamlari/ Sinop’ta düzenlenen ” Edebiyat, Tarih ve Müzik Akşamları” etkinlikleri kapsamında, “Muinüddin Süleyman Pervane’nin Siyasi Kariyeri ve Sinop” konusu ele alındı.

Sinop Gençlik ve Spor Müdürlüğü Meydankapı Genç Ofis’te gerçekleştirilen etkinliğe, Sinop Valisi Mustafa Özarslan, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhitdin Yılmaz, akademik ve idari personel, vatandaşlar ve çok sayıda öğrenci katıldı. Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Adem Orakçı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, Sinop Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekiye Tunç, Anadolu Selçuklu döneminin önemli figürlerinden biri olan Muinüddin Süleyman Pervane’nin siyasi kariyeri ve Sinop’a etkilerini derinlemesine ele aldı. Programda, Pervane’nin Selçuklu siyasi hayatındaki rolü, devlet yönetimindeki etkisi ve Moğollar ile olan ilişkisine de değinildi.

Etkinlik, Sinop Üniversitesi müzik Öğrenci Topluluğu’nun sunduğu dinleti ile devam etti.

Program teşekkür belgelerinin takdimi ile sona erdi. – SİNOP

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/sinopta-edebiyat-tarih-ve-muzik-aksamlari/feed/ 0
Annem Ankara Dizisinin Son Bölümünde Şok Gelişmeler! https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankara-dizisinin-son-bolumunde-sok-gelismeler/ https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankara-dizisinin-son-bolumunde-sok-gelismeler/#respond Fri, 06 Dec 2024 11:53:53 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankara-dizisinin-son-bolumunde-sok-gelismeler/

Kanal D’nin sevilen dizisi Annem Ankara’nın son bölümü izleyici derinden etkiledi. Mehmet Günsür’ün canlandırdığı Hasan’ın saldırıya uğradığı ve hastaneye kaldırıldığı haberi tüm aileyi gözyaşlarına boğdu. Yeni bölümün fragmanında hastane odasında Hasan’ın başında bekleyen Zuhal, “Sen istesen de istemesen de biz bir aileyiz, ben de oğullarım da senin yanındayız, yaşamak zorundasın Hasan!” dediği anlar izleyicide ‘Hasan yaşayacak mı, Mehmet Günsür diziden ayrılıyor mu?’ sorularını daha da pekiştirdi.

‘BÖYLE VEDALAŞMAMALIYDIK’

Dizide anlatıcı olan ortanca oğul Başar’ın son bölümün finalinde “Böyle vedalaşmamalıydık babamla.” sözleri de akıllarda soru işaretleri bıraktı.

HASAN İÇİN YOLUN SONU MU?

Mehmet Günsür’ün canlandırdığı Hasan karakteri ölecek mi? Mehmet Günsür Annem Ankara’ya veda mı edecek? Tüm bu soruların yanıtları 11 Aralık Çarşamba günü yayınlanacak olan yeni bölümde belli olacak.

GERÇEK BİR HİKAYE

Başak Angigün kendi gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak kaleme aldığı, yönetmenliğini Can Ulkay’ın yaptığı, BKM imzalı Annem Ankara’nın başrollerini Mehmet Günsür ve Bergüzar Korel paylaşıyor.

GÜÇLÜ KADRO

Dizinin güçlü oyuncu kadrosunda Korel ve Günsür’ün yanı sıra; Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak, Yıldıray Şahinler ve Güler Ökten, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın ,Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Ediz Gülsuyu, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal Mehmet Can Akça, Yasin Pehlivan yer alıyor.

Gerçek bir hikayeden uyarlanan Annem Ankara, her çarşamba akşamı saat 20.00’de Kanal D’de.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankara-dizisinin-son-bolumunde-sok-gelismeler/feed/ 0
Katar’da 14. Geleneksel Dhow Festivali Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/katarda-14-geleneksel-dhow-festivali-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/katarda-14-geleneksel-dhow-festivali-acildi/#respond Wed, 04 Dec 2024 22:25:59 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/katarda-14-geleneksel-dhow-festivali-acildi/ Katar’da geleneksel denizcilik kültürünü yaşatmayı amaçlayan Katara 14. Geleneksel Dhow Festivali başkent Doha’daki Katara Kültür Köyü’nde ziyaretçilere kapılarını açtı.

Festival, Katar başta olmak üzere Körfez ve Kuzey Afrika ülkelerinden geleneksel denizcilik sektörünün katılımcılarını bir araya getirerek bölgenin zengin denizcilik tarihini yakından tanıma fırsatı sunuyor.

Katar Kültür Köyü tarafından bu yıl 14’üncüsü düzenlenen festivalde, inci dalışından ağ yapımına, geleneksel teknelerin sergilendiği stantlardan folklorik gösterilere kadar çok sayıda etkinlik yer alıyor.

Katara Kültür Köyü Genel Müdürü Prof. Halid Al Sulaiti, festivalin açılışında yaptığı konuşmada, “Geleneksel Dhow Festivali, Katar’ın köklü denizcilik mirasını ve inci avcılığını tekrar hatırlamak ve bu mirası dünya ile paylaşmak için önemli bir fırsat. Festival sayesinde aynı zamanda kültürel bağları güçlendirmeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Festivalin en dikkat çeken etkinliklerinden biri olan geleneksel dhow yarışı, bölgedeki denizcilik geçmişini canlandırıyor. Bu yarışlar, hem spor hem de kültürel bir etkinlik olarak yerel halktan ve özellikle Körfez ülkelerinden büyük ilgi görüyor.

Ayrıca, festival boyunca düzenlenen ışık gösterileri, canlı müzik performansları ve yerel lezzetlerin sunulduğu yemek stantları, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim yaşatıyor.

Denizcilik kültürü gelecek nesillere aktarılıyor

Kültürel bir eğitim platformu da olan festivalde, yelken yapımı ve inci avcılığı gibi geleneksel denizcilik mesleklerine dair atölyeler düzenleniyor. Böylece denizcilik ve deniz avcılığı kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasını hedefleniyor.

Katara 14. Geleneksel Dhow Festivali 7 Aralık’a kadar Katara Kültür Köyü’nde devam edecek.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/katarda-14-geleneksel-dhow-festivali-acildi/feed/ 0
Kadınlardan Şiddete Karşı Tiyatro Gösterimi https://www.igdirhaber.com.tr/kadinlardan-siddete-karsi-tiyatro-gosterimi/ https://www.igdirhaber.com.tr/kadinlardan-siddete-karsi-tiyatro-gosterimi/#respond Tue, 26 Nov 2024 00:21:48 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/kadinlardan-siddete-karsi-tiyatro-gosterimi/ Kadınlardan şiddete karşı tiyatro oyunu

KAYSERİ – Kayseri’de Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği üyesi kadınlar, şiddete karşı farkındalık oluşturmak amacıyla tiyatro oyunu sahneledi.

Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği tarafından oluşturulan ve kadına yönelik şiddeti içeren ‘Bana Ellerini Ver’ tiyatro oyunu Melikgazi Belediyesi Tiyatro Salonu’nda sergilendi. Tiyatro gösterisine Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Oyun hakkında bilgi veren dernek Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, tiyatro alanında ilk deneyimleri olmasından dolayı dernek olarak çok heyecanlı olduklarını söyleyerek, “Bugün 25 Kasım kadına şiddete karşı mücadelede uluslararası bir gün. Bizde bugün bu farkındalık gününde bir farkındalık yapmak istedik. Bu benim ilk yönetmenlik deneyimim olacak. Biz bir eser yapalım ama bu tamamen Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği’nden çıksın istedik. Yazanı da, yöneteni de, oyuncuları da oradan olsun istedik. Canlandıracağımız karakterlerin hepsi gerçek hayattan esinlenilmiş karakterler. Bugün burada bir drama izleyeceğiz. Ancak bir umutla bitirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kadinlardan-siddete-karsi-tiyatro-gosterimi/feed/ 0
Öğretmenler Günü Sergisi Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/ogretmenler-gunu-sergisi-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/ogretmenler-gunu-sergisi-acildi/#respond Tue, 19 Nov 2024 17:05:10 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/ogretmenler-gunu-sergisi-acildi/ Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinde 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla “Geçmişten günümüze öğretmen ve okul” sergisi açıldı.

KAYMEK Sarıoğlan Sosyal Yaşam Merkezi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan serginin açılışı, Kaymakam Tugay Kalkanlı tarafından gerçekleştirildi.

Sergide, 1940-1990 yılları arasında kullanılan sıra, kitap, siyah önlük, okul fişleri ve müzik aletleri gibi birçok materyal yer alıyor.

Sergi, hafta boyunca vatandaşların ziyaretine açık olacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ogretmenler-gunu-sergisi-acildi/feed/ 0
Demet Evgar, tükenmişlik sendromuna yakalandı https://www.igdirhaber.com.tr/demet-evgar-tukenmislik-sendromuna-yakalandi/ https://www.igdirhaber.com.tr/demet-evgar-tukenmislik-sendromuna-yakalandi/#respond Tue, 19 Nov 2024 07:25:56 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/demet-evgar-tukenmislik-sendromuna-yakalandi/ Fenomen dizi ” Bahar : Kalbini Dinlemeye Var Mısın?” dizisiyle ekranlara dönen oyuncu Demet Evgar‘ın, yoğun iş temposu nedeniyle tükenmişlik sendromuna yakalandığı ve sette ağlama krizlerine girdiği iddia edildi.

“ÇOK YORULDUM”

Takvim’in haberine göre, Mehmet Yılmaz Ak ve Buğra Gülsoy ile başrolü paylaştığı Bahar dizisinin setinde sık sık duygusal anlar yaşayan Evgar, “Çok yoruldum. İşler çok yoğun ve çocuğuma vakit ayıramıyorum.” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

Yoğun iş temposu ve set programı nedeniyle özel hayatına ve ailesine vakit ayıramadığı, bu yüzden tükenmişlik sendromunun pençesine yakalandığı iddialarına Demet Evgar cephesinden henüz bir açıklama gelmedi.

Öte yandan geçtiğimiz aylarda Demet Evgar’ın sete sıklıkla geç geldiği ve kaprisleriyle set çalışanlarını canından bezdirdiği öne sürülmüştü. Orel Deniz isimli kullanıcının Demet Evgar hakkında ortaya attığı iddialar sosyal medyada çok ses getirmiş, dizi ekibi iddiaları yalanlamıştı.

Demet Evgar, tükenmişlik sendromuna yakalandı

Demet EvgarTelevizyonMagazinSanatBaharYaşamDizi

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/demet-evgar-tukenmislik-sendromuna-yakalandi/feed/ 0
Annem Ankara’da Baba-Oğul Hesaplaşması https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankarada-baba-ogul-hesaplasmasi/ https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankarada-baba-ogul-hesaplasmasi/#respond Tue, 12 Nov 2024 10:02:14 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankarada-baba-ogul-hesaplasmasi/

KANAL D’nin merakla beklenen dönem dizisi Annem Ankara’dan yeni bir tanıtım filmi geldi. Yeni fragman, baba-oğul hesaplaşmasını gözler önüne serdi. Annem Ankara’da Hasan’ı oynayan Mehmet Günsür’ün babasına söylediği ‘Oğullarıma babalık yapmak için gerçek bir babaya ihtiyacım vardı’ sözlerine babanın verdiği ‘Bir babanın oğulluğu baba olunca biter Hasan’ yanıtı çarpıcı bir etki yarattı.

MEHMET GÜNSÜR SEYİRCİ KARŞISINDA

1990’lı yılların Ankara’sında geçen Annem Ankara’da Mehmet Günsür’lü ilk tanıtım filmi yayınlandı. Yakında Kanal D’de ekrana gelecek dizinin fragmanında Hasan ile duyma sorunları yaşayan yaşlı babası arasında etkileyici bir diyalog yaşandı.

9 YAŞINDA YATILIYA VERDİNİZ

Hasan, babasına “Sen bize ne zaman babalık yaptın da şimdi bana hatırlatıyorsun. Sen ne vakit baba olduğunu hatırladın. Bizim bir aile olduğumuzu ne zaman hatırladın baba. Beni 9 yaşında yatılıya verdiniz. Mühendis çıkana kadar da arayıp sormadınız” sözleriyle sitem etti.

AİLE NE DEMEK?

Babası az duyduğu için sık sık sesini yükselten Hasan, “Ne biliyim aile ne demek. Bilmiyorum aile nasıl çalışır. Bizimkisi aile değil miydi? Sen o zaman neredeydin? Oğullarıma babalık yapmak için gerçek bir babaya ihtiyacım vardı demek ve baba maalesef sen orada yoktun” diyerek babasına yüklendi.

EVLATLIKTAN DEĞİL BABALIKTAN MESULSÜN

Babası da Hasan’a ders niteliğindeki şu cümlelerle yanıt verdi: Benim senden esirgediğimi sen çocuklarından esirgeme o zaman. Doğru bir baba nasıl oluyorsa göster biz de bilelim. Bir babanın oğulluğu baba olunca biter Hasan. Sen evlatlıktan değil babalıktan mesulsün.

BENİM ANNEM DİRENİŞTİ, MÜCADELEYDİ

Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ü yıllar sonra aynı projede buluşturan Annem Ankara, Babalık nedir görmemiş Hasan ile 3 erkek çocuğuna bakabilmek için erken yaşta emekli olan bir annenin hikayesini anlatıyor. Senaryosunu Başak Angigün’ün kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğunda usta isim Faruk Teber oturuyor.

GENİŞ VE GÜÇLÜ OYUNCU KADROSU

Dizinin oyuncu kadrosunda Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ün yanı sıra Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak, Yıldıray Şahinler ve Güler Ökten, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın, Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Ediz Gülsuyu, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal, Mehmet Can Akça ve Yasin Pehlivan yer alıyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/annem-ankarada-baba-ogul-hesaplasmasi/feed/ 0
Düzce’de Bizans Dönemine Ait Su Havuzu Bulundu https://www.igdirhaber.com.tr/duzcede-bizans-donemine-ait-su-havuzu-bulundu/ https://www.igdirhaber.com.tr/duzcede-bizans-donemine-ait-su-havuzu-bulundu/#respond Sat, 09 Nov 2024 17:45:10 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/duzcede-bizans-donemine-ait-su-havuzu-bulundu/ Batı Karadeniz’in “Efes”i olarak adlandırılan Düzce’deki Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen su depolama havuzu bulundu.

Düzce Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, tarihi milattan önce 3. yüzyıla uzanan antik kentteki kazı çalışmaları, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni ve Düzce Belediyesinin desteğiyle Konuralp Müze Müdürlüğü başkanlığınca sürdürülüyor.

Çalışmalarda, kilise yapısının yanında Bizans dönemine ait olduğu tahmin edilen su depolama havuzu bulundu.

Gün yüzüne çıkarılan 2,80×3,90 metre boyutlarında, 1,90 metre derinlikteki su havuzu, dönemin altyapı sistemine ilişkin önemli ipuçları sunuyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/duzcede-bizans-donemine-ait-su-havuzu-bulundu/feed/ 0
Erzincan Kültür Buluşması Yapıldı https://www.igdirhaber.com.tr/erzincan-kultur-bulusmasi-yapildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/erzincan-kultur-bulusmasi-yapildi/#respond Sat, 09 Nov 2024 17:45:06 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/erzincan-kultur-bulusmasi-yapildi/

YENİKAPI’da 7’nci ErzincanKültür Buluşması gerçekleşti. Burada konuşan Binali Yıldırım, “Ülkemiz, 21’inci yüzyılın Türk Yüzyılı olacağı dönemde daha birçok başarıya yelken açacaktır. Bunu da birlikle, beraberlikle sağlayacağız” dedi. İstanbul Valisi Davut Gül ise, “Ne kadar çok kültürel, sanatsal, sportif faaliyet oluyorsa bu tür geleneksel lezzetlerin yaşatılması, paylaşılması oluyorsa, İstanbullular o kadar mutlu oluyor, biz de mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.

Yenikapı’da bulunan etkinlik alanında düzenlenen 7’nci Erzincan Tanıtım Günleri ve Kültür Buluşması 3’üncü gününde devam etti. Etkinliğe, son Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. Binali Yıldırım ve Davut Gül yöresel ürünlerin satıldığı alanı gezerek, tadım yaptı. Erzincan Dernekler Federasyonu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı, Erzincan Valiliği ve Belediye Başkanlığının desteklediği programa ayrıca; Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Milletvekilleri Süleyman Karaman, Mustafa Sarıgül, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Mahir Polat, İstanbul’da bulunan Erzincan Dernekleri temsilcileri, ilçe ve belde Belediye Başkanları ile Erzincanlılar katıldı.

‘TÜRKİYE’Yİ, TÜRKİYE YÜZYILI’NA TAŞIYACAK HİZMETLERİ KAZANDIRDIK’

Burada konuşan Binalı Yıldırım, “Etrafımıza bir göz atın. Kuzeyimizde savaş, güneyimizde savaş ve 40 yıldır geleceğimizi karartmaya çalışan terör örgütüyle verilen mücadele. Erzincan her zaman birliğin, beraberliğin, kardeşliğin timsali olmuş bir şehirdir. Erzincan her zaman hoşgörünün engin bir şekilde yaşatıldığı şehirdir. Mezhep, meşrep farkı demeden, etrafı dağlık, ortası bağlık, cennetten biş köşe… Erzincanlılar, bu ülkenin teminatıdır, geleceğin teminatıdır. Sadece Erzincan’a değil, ülkemizin her köşesine Türkiye’yi, Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak hizmetleri kazandırdık. İstanbul, yedi tepeli şehir, ülkemizin göz bebeği şehir. Az ileride Avrasya Tüneli var, hemen yanında Marmaray var, onu da yaptık, İstanbul’a kazandırdık. Kuzey Marmara’yı, raylı sistemleri İstanbul’a kazandırdık. Ülkemiz, 21’inci yüzyılın Türk Yüzyılı olacağı dönemde daha birçok başarıya yelken açacaktır. Bunu da birlikle, beraberlikle sağlayacağız” dedi.

Yöresel pazarda keşkek kazanının başına gelen Yıldırım, “Keşkek, bizim düğünlerimizde, bayramlarımızda her türlü etkinliğimizde vazgeçilmez tatlardan biridir. Tatlılar, sarmalar, dönerler, cağ kebabı, aklınıza ne gelirse; bunlar hep memleketimizin lezzetlerini temsil eder. Burada da bugün Yenikapı’da bütün Erzincan’dan gelen ve İstanbul’da yaşayan Erzincanlılar, gelip hasret giderecek, memleket özlemini giderecekler” diye konuştu.

‘BU ETKİNLİKLER İSTANBUL’UMUZA DA ÖNEMLİ KATKI SUNUYOR’

İstanbul Valisi Davut Gül, “Allah birliklerini beraberliklerini, kardeşliklerini daim etsin. Can Erzincan’ı seviyoruz. Burada hemşerilerimizin kendi aralarındaki bu birliktelikleri, bu etkinlikleri, geldikleri memleketlere katkı sunduğu gibi, İstanbul’umuza da önemli katkı sunuyor. Ne kadar çok kültürel, sanatsal, sportif faaliyet oluyorsa bu tür geleneksel lezzetlerin yaşatılması, paylaşılması oluyorsa, İstanbullular o kadar mutlu oluyor, biz de mutlu oluyoruz” diye konuştu.

‘ERZİNCAN BU HALİYLE DE TÜRKİYE’YE MODEL OLABİLECEK BİR ŞEHİR’

Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, “Öncelikle Erzincanlı hemşerilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Erzincanlının İstanbul’da böyle bir etkinlik böyle bir organizasyon düzenlemesi elbette ki gurur verici. Burada bulunan tüm hemşerilerimizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum” dedi.

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ise, “Bugün hakikaten Yenikapı’da tarihi günlerden birini yaşıyoruz. Havada yazdan kalma bir hava. Ben öncelikle Erzincan’dan gelen hemşerilerimize hoş geldin demek istiyorum. Burada da bizi kendi ailelerinden bir fert gibi karşılayan, o samimiyeti, o candanlığı davranışlarında gösteren hemşerilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bu tip şehirlerimizin günlerindeki maksat şu: insanların kaynaşması, gurbette olanların şehirlerinin lezzetlerini, tadını, hatta kokusunu sindirmeleri diyebiliriz. Bugün o günlerden biri. Erzincan bu haliyle de Türkiye’ye model olabilecek bir şehir gerçekten. Kardeşliğin, samimiyetin, candanlığın, davranışsal olarak hayata geçirdiği bir şehir Erzincan. Onun için ben huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/erzincan-kultur-bulusmasi-yapildi/feed/ 0
Adıyaman Kültür Buluşmaları Sultangazi’de Coşkuyla Gerçekleştirildi https://www.igdirhaber.com.tr/adiyaman-kultur-bulusmalari-sultangazide-coskuyla-gerceklestirildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/adiyaman-kultur-bulusmalari-sultangazide-coskuyla-gerceklestirildi/#respond Sat, 09 Nov 2024 17:45:00 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/adiyaman-kultur-bulusmalari-sultangazide-coskuyla-gerceklestirildi/ Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Adıyamanlılar Platformu tarafından ‘Adıyaman Kültür Buluşmaları’ programı düzenlendi. Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Bu festivalle birlik ve beraberliğe vurgu yapmak, gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak istiyoruz. Adıyamanlılar bu alanı coşkuyla doldurdular. Adıyamanlılar bu topraklarda huzur içinde yaşamış olduklarını gösterdiler” dedi.

Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Adıyamanlılar Platformu tarafından ‘Adıyaman Kültür Buluşmaları’ Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı’nda düzenlendi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’un yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Sultangazi Adıyamanlılar Platformu Başkanı Hakan Mamaş, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam eden programda 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle belediye tarafından Adıyaman’a yapılan yardımlar video gösterimi ile ekrana yansıtıldı. Programda ardından sanatçılar tarafından Adıyaman türküleri seslendirdi. Alanda yöresel oyunlar oynadıktan sonra vatandaşlara kum saati gösterisi izletildi. Başkan Dursun ise etkinliğe katılan vatandaşlara nar ikram etti.

Programda konuşan Vali Gül, “Belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Bütün ilçeleri geziyoruz. Her ilçede kıymetli işler yapılıyor. Hemşerilerimizi bir araya getirmesi çok kıymetli. Her geldiğimizde hemşerilerimizin bu coşkusunu yaşıyoruz. Bizleri de davet ettiğiniz için teşekkür ediyoruz” dedi.

“Bu festivalle gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak istiyoruz”

Adıyamanlıların alanı coşkuyla doldurduğunu dile getiren Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Anadolu Kültür Festivali neticesinde birçok hemşeri buluşması yapıyoruz. Bugün de Adıyamanlı hemşerilerimle bir aradayız. Bu festivalle birlik ve beraberliğe vurgu yapmak, gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak istiyoruz. Adıyamanlılar bu alanı coşkuyla doldurdular. Adıyaman nüfusu Sultangazi’nin yaklaşık yüzde 10’una tekabül ediyor. Adıyamanlılar bu topraklarda huzur içinde yaşamış olduklarını gösterdiler. Adıyaman, 6 Şubat’ta büyük bir deprem yaşayıp yeniden ayağa kalkan bir şehir. Bizde bunun gibi faaliyetlerle Adıyaman’a destek olmaya gayret ediyoruz. Çeşitli diğer illerle de güçlü programlar yapmaya devam edeceğiz. İstanbul’un her köşesinden ve Sultangazi’den kardeşlerimizi buraya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Bu tür aktiviteler bizim birlik ve beraberliğimizi sağlıyor”

Festivale katılan Mehmet Demirhan, “Bugün düzenlen etkinliğe katıldık. Bu tür aktiviteler bizim birlik ve beraberliğimizi sağlıyor. Bu günü düzenleyenlere teşekkür ediyorum. Adıyaman’ın çiğköftesi, narı ve insanı meşhur. 6 Şubat’tan beri yaralarımızı sarmak için böyle aktivitelerle motive olmaya çalışıyoruz. Güzel bir etkinlikti” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/adiyaman-kultur-bulusmalari-sultangazide-coskuyla-gerceklestirildi/feed/ 0
İskilip’te Sanat Çalıştayı Sergisi Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/iskilipte-sanat-calistayi-sergisi-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/iskilipte-sanat-calistayi-sergisi-acildi/#respond Sat, 09 Nov 2024 17:44:58 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/iskilipte-sanat-calistayi-sergisi-acildi/ Çorum’un İskilip ilçesinde “Hughette Eyüboğlu, Bir Renk Bir İz Sanat Çalıştayı” kapsamında resim sergisi açıldı.

Çorum Valisi Ali Çalgan, Temenne Parkı’nda düzenlenen serginin açılış töreninde yaptığı konuşmada, çalıştay için ilçeye gelen sanatçılara teşekkür etti.

Atatürk’ün sanat ve sanatçılarla ilgili birçok veciz söz söylediğini belirten Çalgan, “Atatürk, ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur.’ demiştir. Maddi kültür varlıklarına mutlaka ihtiyacımız var. Parklar, binalar, yollar yapacağız fakat manevi kültür dediğimiz duygularımıza, iç dünyamıza hitap eden üst düzey kültür etkinliklerini sanattır, resimdir, konferanstır, edebiyattır, bu tür etkinliklerle şehirli oluruz.” diye konuştu.

Çorum’da bu tür etkinlikler düzenlendiğini dile getiren Çalgan, “İskilip ölçeğinde, İskilip büyüklüğünde bu tür etkinlik yapılması bizi çok sevindiriyor. Sizler de buna inandığınız için buradasınız. Bu etkinliğe katılmanıza, bizlerle oluşunuza çok değer veriyorum. Bütün sanatçı arkadaşlarımızı kutluyorum. Bu ölçekteki bu yerde böyle bir sanatsal çalıştayı organize ettiklerinden dolayı yerel yöneticilerimizi kutluyorum.” ifadelerini kullandı.

İskilip Belediye Başkanı İsmail Çizikci de ilçenin tarihi ve kültürel dokusunu çizen ve tarihe kazandıran sanatçılara teşekkür etti.

Konuşmaların ardından sanatçılara katılım belgeleri takdim edildi.

Açılış töreninin ardından Vali Çalgan, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, İskilip Kaymakamı Ramazan Polat, İskilip Belediye Başkanı Çizikci sergiyi gezerek, ressamlardan çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Çalıştay kapsamında yapılan resimlerin parkta sergilendikten sonra gelecekte inşa edilmesi planlanan bir müzede tekrar sergilenmek üzere muhafaza edileceği öğrenildi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/iskilipte-sanat-calistayi-sergisi-acildi/feed/ 0
Sındırgı Türk Müziği Topluluğu konser verdi https://www.igdirhaber.com.tr/sindirgi-turk-muzigi-toplulugu-konser-verdi/ https://www.igdirhaber.com.tr/sindirgi-turk-muzigi-toplulugu-konser-verdi/#respond Wed, 30 Oct 2024 16:35:15 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/sindirgi-turk-muzigi-toplulugu-konser-verdi/ Cumhuriyet’in 101’inci yılı kutlamaları çerçevesinde Sındırgı Türk Müziği Topluluğu muhteşem bir konsere imza attı.

Sındırgı Belediyesi, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde 29 gönüllü korist ve bir orkestra şefi ile iki ay boyunca konser için hazırlandı. Akpınar Yaşam Merkezi’nde düzenlenen konserde Balıkesir Büyükşehir Belediye Orkestrası eşliğinde koro tarafından farklı yörelerden on beş Türk Halk Müziği eseri seslendirildi.

Konserde SamsunÇarşamba yöresine ait “Çarşambayı Sel Aldı” türküsünü Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak, koro şefi Adem Soyak ile birlikte seslendirdi. Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözünü vurgulayan Başkan Sak, konuşmasında “Sındırgı’yı sanatla, kültürle buluşturacağız. Sosyal ve kültürel etkinliklerle gençlerimizin ufkunu açacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bu şiarla ilerliyoruz. Halkımızın ruhunu sanatla ve kültürel etkinliklerle besleyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle başta ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Kuva – yı Milliye kahramanlarımızı, Makbule Efe’leri, İbrahim Ethem Akıncıları Halil Efe’leri ve sayamadığım nicelerini, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi, hayatta olan gazilerimizi saygı, rahmetle ve şükranla anıyorum. Cumhuriyetimizin 101. Yılı kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk” dedi.

İlçe Kaymakamı Didem Dinç Özay “Cumhuriyetimizin 101. Yıl dönümünü iki gün boyunca coşkuyla, sevinçle, birlik ve beraberlik içerisinde birbirinden güzel programlar ile kutladık. Nice 101. Yıllara. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun” dedi.

Programa İlçe Kaymakamı Didem Dinç Özay, Belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve yüzlerce dinleyici katıldı. – BALIKESİR

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/sindirgi-turk-muzigi-toplulugu-konser-verdi/feed/ 0
Oscar ödüllü yıldız Natalie Portman İstanbul’da https://www.igdirhaber.com.tr/oscar-odullu-yildiz-natalie-portman-istanbulda/ https://www.igdirhaber.com.tr/oscar-odullu-yildiz-natalie-portman-istanbulda/#respond Wed, 30 Oct 2024 16:35:14 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/oscar-odullu-yildiz-natalie-portman-istanbulda/ 12 yaşındayken ‘Sevginin Gücü’ adlı filmde canlandırdığı ‘Mathilda’ karakteriyle hafızalara kazınan ve Thor, Bağlanmak Yok, Boleyn Kızı, Benim Aşk Pastam, Yıldız Savaşları ve V for Vendetta gibi yapımlarla tanınan Natalie PortmanTürkiye’ye geldi. Ballon d’or 2024 Ödülleri’ne katılmak için gittiği Paris’ten İstanbul’a geldiği öğrenilen Oscar ödüllü yıldız, megakenti gezdi.

Oscar ödüllü yıldız Natalie Portman İstanbul'da

NATALIE PORTMAN KIZ KULESİ’Nİ GEZDİ

43 yaşındaki dünyaca ünlü aktris, İstanbul’a ayak basar basmaz Kız Kulesi’ne gitti. Portman hayranlarıyla da fotoğraf çekildi. Oscar’lı oyuncunun İstanbul’a neden geldiği ise henüz bilinmiyor.

NATALIE PORTMAN KİMDİR?

Luc Besson imzalı “Sevginin Gücü” ( Leon: The Professional) filmiyle, 13 yaşında sinema dünyasına adım atan Natalie Portman, filmde; ailesinin ölümünden sonra bir tetikçinin yanına aldığı bir genç kız olan ‘Mathilda’ya hayat vermişti. “Leon: The Professional” filminden sonra dünya çapında tanınan Portman, Siyah Kuğu filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı.

Oscar ödüllü yıldız Natalie Portman İstanbul'da

Kendisini aldattığı iddia edilen eşi Benjamin Millepied ile boşandı. Ünlü çift, 2009 yılında Siyah Kuğu (Black Swan) filminin çekimlerinde tanışmıştı. Millepied ve Portman 2010 yılında nişanlanmış ve 2012’de evlenmişti.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/oscar-odullu-yildiz-natalie-portman-istanbulda/feed/ 0
50 Yaşında Resim Bölümüne Başladı https://www.igdirhaber.com.tr/50-yasinda-resim-bolumune-basladi/ https://www.igdirhaber.com.tr/50-yasinda-resim-bolumune-basladi/#respond Fri, 25 Oct 2024 09:32:22 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/50-yasinda-resim-bolumune-basladi/

Resim hayalini gerçekleştirmek için 50 yaşında üniversiteye başladı

Edirne’de gıda sektöründe işletmecilik yapan Sema Göy (50), oğlunun ısrarıyla girdiği YKS sınavının ardından, iki aşamalı yetenek sınavını da kazanarak, Trakya Üniversitesi Resim Bölümü’nde okumaya başladı. Çocukluk hayalini gerçekleştirmek için üniversite eğitimine başladığını belirten Göy, “Bedenim 50 yaşında ama ruhum 17 yaşında olarak tasvir ediyorum. sınavı kazanıp okula girdiğimde en büyük endişem okuldaki yaşı küçük olanlara ayak uydurabilmekti. Fakat onlar da bana ben de onlara çok güzel adapte olduk. Gençlere tavsiyem okumak çok güzel bir şey okusunlar benden geçti geç oldu artık demeden okumaya devam etsinler” dedi.

Edirne’de yaşayan evli ve 1 çocuk annesi Sema Göy, oğlunun ısrarıyla Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girdi. Sınavı kazanan Göy, ardından Trakya Üniversitesi Resim Bölümü’nde açılan iki aşamalı yetenek sınavını da geçerek burada okumaya hak kazandı. Resmin ertelenmiş hayali olduğunu söyleyen Göy, buna kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Göy, gençlere de çok okumaları yönünde tavsiyede bulunup, hayallerinin peşinde koşmaları gerektiğini belirtti. Anaokulundan beri resim çizdiğini kaydeden Göy, “Resim benim ertelenmiş hayalimdi. Ertelenmiş hayalime bu sene kavuştum. Oğlumun ısrarıyla sınava girdim. YKS sınavından geçtikten sonra iki aşamalı yetenek sınavına geçip okulda öğrenci olmaya hak kazandım. Anaokulundan beri resim çiziyorum. Girdiğim yarışmalarda dereceler alıyordum. Resim bölümüne hiç girmeyi düşünmemiştim daha çok klas meslekler düşünüyorduk. Şimdi resim bölümü öğrencisiyim mutluyum” dedi.

‘BEDENİM 50 YAŞINDA AMA RUHUM 17’

Okula ilk girdiğinde en büyük endişesinin, genç öğrencilere ayak uydurabilmek olduğunu dile getiren Göy, “Ben kendimi şöyle tasvir ediyorum. Bedenim 50 yaşında ama ruhum 17 yaşında olarak tasvir ediyorum. Derslere girmek çok zevkli çok eğlenceli kitabın kapağını kapattığınız zaman haliyle unutuyoruz. Öğrencilere ayak uydurmaya çalışıyorum. Heyecanlıyım, öğrenmekten zevk alıyorum. Okumak hoşuma gidiyor. Aslında sınavı kazanıp okula girdiğimde en büyük endişem okuldaki yaşı küçük olanlara ayak uydurabilmekti. Fakat onlarda bana ben de onlara çok güzel adapte olduk” diye konuştu.

‘ÖRNEK OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM’

Daha önce resimle ilgili hiçbir eğitim almadığını ifade eden Göy, “Aslında herkes bir şeyler çizebilir, çizim zor değil yeter ki istesinler kalemi elinize aldığınız kelam elinizde akıp gidiyor. Çok çizmek zorundayız. Özellikle ben çok çizmek zorundayım. Gençlere yetişmek zorundayım. Çünkü ben kurs veya eğitim almadım. Lise eğitimim ile buradayım. O yüzden onlara uyum sağlamak için daha çok çalışmam gerekiyor. Kalemi elimden düşürmemem gerekiyor. Arkadaşlarım destek oluyor. Eşim ve oğlum çok büyük destek oluyorlar. Çevreye örnek olduğumu düşünüyorum. Çünkü ben aynı zamanda bir işverenim, işyerime gelip de üniversite okuduğumu duyan öğrenciler veya KPSS’den artık benden olmaz diyenler oluyor. Beni görünce hem şaşırıyorlar hem seviniyorlar hem de umutlanıyorlar” şeklinde konuştu.

‘GENÇLER GEÇ OLDU DEMEDEN OKUMAYA DEVAM ETSİNLER’

Gençlere, çok okumaları tavsiyesinde bulunan Göy, “Gençlere tavsiyem okumak çok güzel bir şey okusunlar benden geçti geç oldu artık demeden okumaya devam etsinler. Biliyorsunuz çağımızın hastalığı Alzheimer var. Doktorlar hep diyor ters köşe yapın diye, sağ beyinlerini çalıştırıyorlarsa ters köşe yapıp sol beynini çalıştırsınlar. Ben kendimi şuan öyle düşünüyorum. İlerleyen yaşlarda da Alzheimer’ı engelleyeceğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Haber – Kamera: Olgay GÜLER – Umut IŞIK/ EDİRNE,

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/50-yasinda-resim-bolumune-basladi/feed/ 0
Usta Sanatçı Suphi Tekniker Son Yolculuğuna Uğurlandı https://www.igdirhaber.com.tr/usta-sanatci-suphi-tekniker-son-yolculuguna-ugurlandi/ https://www.igdirhaber.com.tr/usta-sanatci-suphi-tekniker-son-yolculuguna-ugurlandi/#respond Tue, 22 Oct 2024 16:10:21 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/usta-sanatci-suphi-tekniker-son-yolculuguna-ugurlandi/ Tiyatro ve sinema sanatçı Suphi Tekniker‘in (84) cenazesi, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle vaktini müteakip kılınan cenaze namazının ardından Ayazağa Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Sanatçının oğlu Cem Tekniker ile kardeşi Orhan Tekniker’in taziyeleri kabul ettiği törene, sanatçının dostları ve sevenleri katıldı.

Cenazeye katılan sanatçı Ulvi Alacakaptan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 60 seneden beri Şehir Tiyatrolarını takip ettiğini belirterek, bu sahnede iyi bir oyun izlendiğini kanıtlayacak oyunculardan birisinin Suphi Tekniker olduğunu söyledi.

Tekniker’in çok kıymetli bir sanatçı olduğunu ve bu isimlerin sayısının giderek azaldığını vurgulayan Alacakaptan, “Burada oyuna geldiğim her zaman, fuayedeki resimlere bakıyorum. Şu an duvar dolmuş durumda. Her gün bir yenisi geliyor. Geçmişi bilmeyen hiçbir sanat ileriye gidemez. Tabii ki geçmişe takılıp kalmayacaksınız ama geçmişini de unutmayacaksınız. Şimdi maalesef tiyatro, televizyonun gadrine uğramış durumda. Gittikçe seyirci kaybediyor. Burası bir kaleydi ve o kalenin muhafızlarından bir tanesi de Suphi Tekniker’di. Onun, hem sahnede hem sinemada, hep o muzip gülüşlerini hatırlıyorum. Sanki hep delikanlıydı, hep de öyle olacak sanıyorum.” dedi.

Oyuncu Erhan Yazıcıoğlu da ustalarından birinin Tekniker olduğunu söyleyerek, “O, birçok insana olduğu gibi bana da çok fazla yardımcı olmuş, emeği geçmiş birisiydi. Bana ilk el veren aktör Suphi ağabeydi. 1969-1970 tiyatro sezonunda, ‘Ayrıklar’ adlı bir oyundaki rolünü bana devretmişti. Kendisi bir sinema filmi için şehir dışına çıkacaktı fakat döndüğünde de rolü benden geri almadı. Çok üretkendi ve hep yeni işlerle bizim karşımıza çıkardı. Büyük bir değerimizdi, keşke yaşarken kıymetini bilebilseydik.” ifadelerini kullandı.

Tekniker’in Türk sineması ve tiyatrosu için çok önemli bir oyuncu olduğunun altını çizen müzisyen ve oyuncu Coşkun Demir ise şunları söyledi:

“Onun oyun gücünü özellikle tiyatroda çok methederlerdi. O bana, ‘Coşkun, Muhsin Bey beni hep elmayla beslerdi.’ derdi. Suphi Tekniker, tiyatroya aşıktı ve bir o kadar da mütevazıydı. Çok insana faydası olmuş, son derece örnek bir insandı. Mekanı cennet olsun.”

Suphi Tekniker’in cenazesi törenin ardından Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi.

Suphi Tekniker hakkında

Mersin’de, 10 Ocak 1940’ta dünyaya gelen Tekniker, Mersin Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu.

Akrabası Saim Alpago’nun yönlendirmesiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarına giren sanatçı, senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın yazdığı, Orhan Günşiray, Fatma Girik ve Suphi Kaner’in rol aldıkları “Cici Katibem” filmi ile 1960’ta oyunculuğa başladı.

“Şoför”, “Talihsiz Yavrum”, “Tatlı Dillim”, “Tarkan Gümüş Eyer”, “Vukuat Var” gibi filmlerde de rol alan başarılı oyuncu, 1975’ten itibaren birçok filmin senaryosunu kaleme aldı.

Tekniker’in rol aldığı tiyatro oyunlarından bazıları şunlar:

“Nuhun Gemisi”, “Evvel Zaman İçinde”, “Romeo ve Jüliet” ve “Kibarlık Budalası” eserleri de yer alıyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/usta-sanatci-suphi-tekniker-son-yolculuguna-ugurlandi/feed/ 0
Eğitim ve Doğa Temalı Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı https://www.igdirhaber.com.tr/egitim-ve-doga-temali-fotograf-yarismasi-sonuclandi/ https://www.igdirhaber.com.tr/egitim-ve-doga-temali-fotograf-yarismasi-sonuclandi/#respond Tue, 22 Oct 2024 16:10:19 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/egitim-ve-doga-temali-fotograf-yarismasi-sonuclandi/

Öğretmen Akademisi Vakfı’nın, Garanti BBVA Yatırım desteği ve İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) iş birliği ile Türkiye genelinde düzenlediği eğitim ve doğa temalı fotoğraf yarışmasının sonuçları açıklandı. Eğitimin doğayla olan bağını keşfetmek ve güçlendirmek için çekilen 177 fotoğraf arasından ödül alan 5 eser ve sergilenmek için seçilen 20 eser 23-25 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM Galeri Alanı’nda izleyicilerle buluşacak.

Çoğunluğu eğitimci olan 47 katılımcının 177 eserinin yer aldığı yarışmada birinci ‘Yarışlı Gölü’ başlıklı fotoğrafıyla Ufuk Turpcan oldu. M. Turan Döner, ‘Şimşekler ve Şehir’ isimli fotoğrafıyla ikincilik ödülünü alırken, Muhammet Özen ‘Balıkçı’ isimli fotoğrafıyla üçüncülük, Merve Özen ‘Anne Sevgisi’ isimli fotoğrafıyla mansiyon, Salih Kuş ‘Sabah Vakti’ isimli fotoğrafıyla Garanti BBVA Yatırım özel ödülünün sahibi oldu.

Ücretsiz gezilebilecek sergi ile doğanın öğreticiliği ön plana çıkarılarak, doğaya karşı olan sorumlulukları hatırlatmak amaçlıyor. Sergilenen her fotoğraf ile doğanın sunduğu güzelliklerin ve bilgeliğin yanı sıra, insanın doğaya etkisini düşündürmek hedefleniyor. Sergi, herkesi daha bilinçli ve duyarlı bireyler olmaya davet ediyor. Ödüllü eserlere ve sergilenmek için seçilen 25 esere ÖRAV’ın web sitesinden ulaşılabilir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/egitim-ve-doga-temali-fotograf-yarismasi-sonuclandi/feed/ 0
Göbeklitepe: Tarımın Sonucu, Yerleşikliğin Sebebi https://www.igdirhaber.com.tr/gobeklitepe-tarimin-sonucu-yerlesikligin-sebebi/ https://www.igdirhaber.com.tr/gobeklitepe-tarimin-sonucu-yerlesikligin-sebebi/#respond Wed, 16 Oct 2024 12:07:15 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/gobeklitepe-tarimin-sonucu-yerlesikligin-sebebi/ UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe’deki kazıların bulguları, tarım ve hayvancılığın yerleşikliğin nedeni değil sonucu olduğunu, 12 bin yıl önce yaşayan toplulukların sadece hayatta kalma mücadelesi vermediğini, mimarlıkta, teknolojide ve sanatta da gelişmiş bir toplum olduğunu ortaya koyuyor.

AA’nın, Anadolu’daki arkeolojik kazılarda, öngörülenden daha eski dönemlere tarihlenen verilere ulaşılmasına ilişkin dosya haberinin ilk bölümünde, Şanlıurfa’nın merkez Haliliye ilçesi sınırlarında kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan Göbeklitepe’deki bulgular ele alındı.

Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki Örencik Mahallesi’nde, 1963’te yapılan yüzey çalışmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe’de 1995’ten bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde kazı çalışmaları yürütülüyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2018’de dahil edilen Göbeklitepe’deki kazılarda elde edilen sonuçlar hem dünyanın ilgisini bu alana çekti hem de tarih yazımını değiştirecek veriler ortaya koydu.

Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1995’te başlayan kazılarla Göbeklitepe’nin neolitik çağın anıtsal yapılarını barındırdığının öğrenildiğini belirtti.

Kazılarda, M.Ö. 9600’lü yıllar ile 8200’lü yıllar arasına tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık süreci yansıtan yerleşim katmanlarının kısmen açığa çıkarıldığını anlatan Karul, burada kamusal özellik taşıyan anıtsal yapıların olmasının arkeoloji camiasında büyük etki yarattığını kaydetti.

Karul, şöyle konuştu:

“Göbeklitepe’nin içerisinde insanların günlük hayatlarını sürdürdükleri konutların da olduğu kamusal yapıların olması, dolayısıyla buraların insanların bir araya geldikleri inançlarla ilgili bir yer olmasından öte bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı anlaşıldı.

Nitekim 2021’de Taş Tepeler ile bu bölgedeki Neolitik çağ araştırmaları daha geniş bir bölgeye yayıldığında da benzer sonuçlarla karşılaştık. Bugün Harran Ovası’nın etrafında çok sayıdaki çağdaş yerleşmede yine özel kamusal yapılar ile konutları bir arada gördüğümüz yerleşim yerleri açığa çıkardık.

Göbeklitepe’nin bunların içerisindeki en önemli farkı, bu döneme ilişkin sonraki süreçteki araştırmaları tetikleyen bir yönü oldu. Bunun da başında özellikle buradaki anıtsal yapıların, onlar içerisindeki T biçimi dikili taşlar ve daha da önemlisi T biçimdeki taşların üzerindeki sembollerin varlığı… Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman bize 12 bin yıl önceki insanın mimarlıkta, teknolojide, sanatta ne kadar ileri toplumlar olduğunu gösterdi diyebiliriz.” dedi.

Tarım ve hayvancılık yerleşikliğin nedeni değil sonucu

Karul, Taş Tepeler Projesi kapsamında Göbeklitepe ve çağdaş alanlarda yürütülen çalışmalarda elde edilen bilgilerle, o dönemdeki yaşama ilişkin önceki düşüncelerin aksine sonuçlara ulaştıklarını, avcı-toplayıcı bir yaşam süren toplulukların yerleşik yaşamı benimsediklerini gördüklerini anlattı.

Yerleşik hayata geçilmesine rağmen bu toplulukların henüz tarım ve hayvancılığı bilmediğinin anlaşıldığını vurgulayan Karul, Göbeklitepe’de yerleşiklikle beraber çevredeki kaynakların daha etkin bir şekilde değerlendirildiğinin görüldüğüne işaret etti.

Dönemin ileri aşamalarında bitki yetiştiriciliği ve hayvan evcilleştirme denemeleriyle karşılaştıklarına dikkati çeken Karul, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yerleşikliğin hemen ardından bitkileri tarıma aldıklarını ve hayvanları evcilleştirdiklerini görüyoruz. Dolayısıyla Göbeklitepe ve benzeri yerlerde yerleşiklikle başlayan süreç, bugünkü toplumsal düzenin temelindeki en önemli girdi olan üretici yaşamın da başlangıcını gördüğümüz bir yer olarak arkeoloji tarihçesinde önemli bir yer tuttu.

Göbeklitepe’yi bu kadar önemli yapan, toplumun büyük bir kısmının ilgisini çeken, dünya ölçeğinde ilgisini çeken şey, bizim geçmişe bakış açımızın, algımızın ne kadar yanlış olduğunu adeta gözler önüne sermesi. Başka bir ifadeyle de yüzümüze vurması oldu.

Bunu nasıl biraz daha açıklayabiliriz derseniz, Göbeklitepe gibi yerlerin özellikle geçmişteki toplumların ilkel, az gelişmiş toplumlar olduğu algısını köklü bir şekilde değiştirdiğini anlıyoruz. Modern insan geçmişe ilerlemiş bir şekilde bakar ve geçmişi düşündüğünde de kendisi zamanın sonunda olduğu için kendisini geçmişe göre en gelişmiş bireyler, insanlar ve toplumlar olarak algılar. Göbeklitepe bize 12 bin yıl önce burada yaşayan insanların anıtsal mimariler yapabilen, bir araya gelip bu yapıların içerisinde meclisler kuran ve o dikili taşları, onların üzerindeki ağırlıklı hayvan betimleriyle oluşturdukları sahneleri işleyebilen ve bunlarla birtakım mitolojik hikayeleri yaşamlarının bir parçası haline getiren topluluklar olduğunu gösterdi.

Böyle düşünüldüğünde 12 bin yıl önce Göbeklitepe’deki insanın bugünkü toplumdan hiç de geri kalmayacak yönlerinin, sanatçılarının, hikaye anlatıcılarının olduğunu, o hikayeleri bu dikili taşların üzerine işleyebilecek sanatkarların, bu binaları yapan, tasarlayan o dönemin mimarları ve ustaları olduğunu gösterdi. Bizim bugünkü bakış açımızın geçmişi ne kadar küçümseyici olduğunu da yüzümüze vurmuş oldu diyebiliriz.”

“Becerilerinin ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterdi”

Göbeklitepe ve çağdaşı alanlardaki bulguların tarih yazımını değiştirebildiğini ifade eden Karul, şu bilgileri aktardı:

“Tarih kitapları dünyanın hemen hemen her yerinde son yıllarda kuşkusuz değişiyordur. Özellikle yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık olduğu düşünülürken Göbeklitepe ve çağdaşı yerler, yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık değil, tarım ve hayvancılığın yerleşiminin bir sonucu olduğunu gösteren yerlerin başında geliyor. Bilginin değişmesi bakımından düşündüğümüzde en önemli dizilerden biri.

Yine okul kitaplarında geçmiş dönemdeki, 12 bin yıl önceki insanların yaşam mücadelesi vermekle sınırlı bir hayat sürdürdükleri algısı var. İnsanların mağaralarda yaşadığı ve zorluklar içerisinde yaşadığı gibi bir algı vardı. Göbeklitepe’de bunun ne kadar gerçek dışı olduğunu, 12 bin yıl önceki insanların becerilerinin, başarılarının her anlamda, teknolojide, mimarlıkta ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterdiğini de rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Böyle bakıldığında tarih yazımındaki yanlışları büyük bir oranda düzelten arkeolojik keşiflerin başında geliyor diyebiliriz.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/gobeklitepe-tarimin-sonucu-yerlesikligin-sebebi/feed/ 0
Antalya’da Gala Bale Heyecanı https://www.igdirhaber.com.tr/antalyada-gala-bale-heyecani/ https://www.igdirhaber.com.tr/antalyada-gala-bale-heyecani/#respond Wed, 16 Oct 2024 12:07:05 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/antalyada-gala-bale-heyecani/ Antalya Devlet Opera ve Balesi (DOB), klasik balenin başyapıtlarını içeren ve modern koreografilerle hazırlanan “Gala Bale” gösterisini yarın sanatseverlerin beğenisine sunacak.

Antalya DOB’dan yapılan açıklamaya göre, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sahnelenecek gösteride, hem klasik hem modern bale yapıtlarının seçkin örnekleri sunulacak.

Riine Sasaki ve Nilay Tahiroğlu gibi ünlü sanatçıların performanslarını sergileyeceği gösteride, Çaykovski’nin “Fındıkkıran” ve “Kuğu Gölü”, Minkus’un “La Bayadere” ve klasik bale repertuvarından “Le Corsaire” ve “Don Kişot” gibi eserler yer alacak.

Ayrıca Carmen’den parçalar ile “İkilem”, “Loneliness”, “Sarcastic” ve “No.7” gibi yenilikçi eserler de sahneye taşınacak.

“Gala Bale” 17 Ekim’de saat 20.00’de Antalya DOB Opera Sahnesi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/antalyada-gala-bale-heyecani/feed/ 0
Görünenin ardındaki anlamlar: Bu Resim Ne Anlatıyor https://www.igdirhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/#respond Wed, 02 Oct 2024 01:05:22 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/ Görünenin ardındaki anlamlar: Bu Resim Ne Anlatıyor

Sanat tarihçisi ve yazar Zerrin İren Boynudelik, seriye başlamadan önce içindeki öğrenme ve merak hevesini başkalarına da bulaştırabileceğini düşünmüştü. Kitapların hazırlanma sürecinde, bir resmi bazen saatlerce, hatta günlerce inceledi.

Resimde yer alan çeşitli nesnelerin, duruşların ve ifadelerin farklı katmanlardaki anlamlarını çalıştı ve görünenin ardında gizli olanı açığa çıkaran rehber nitelikli kitaplar hazırladı.

Bugüne dek seriden üç kitap çıktı: İkonografi, Mitoloji ve Emine Önel Kurt’la beraber kaleme alınan Günlük Hayat. Serinin dördüncü kitabı olan Alegori de Nisan ayında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nca yayınlandı.

Görünenin ardındaki anlamlar: Bu Resim Ne Anlatıyor

Okur için okuma tavsiyesi

Kitap, şair ve yazar Hilmi Yavuz’un Alegori’den ‘Ulusal Alegori’ye Bir Kültürel Okuma Denemesi başlıklı sunuşuyla açılıyor. Zerrin İren Boynudelik, kitapta geç Orta Çağ, Rönesans ve Barok dönemlerde yapılan ve alegorik anlatımlar içeren 183 Avrupa resmini inceliyor.

Alegorinin en yaygın kullanıldığı alanlarda; erdemler ve günahlar, özgür sanatlar, esin perileri (müzler), duyular, elementler ve mevsimlerin dünyasında dolaşıyor. Kitabın sonunda yer alan simgeler tablosu, bu konuda çalışmış sanatçıların referans aldıkları yazılı kaynakların bilgileri ve sözlük de alegorik anlatımların anlaşılmasını okur için kolaylaştırıyor.

İletişim için:

Kitap@ensonhaber.com.tr

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/gorunenin-ardindaki-anlamlar-bu-resim-ne-anlatiyor/feed/ 0
Anadolu’nun Eşsiz Hazineleri Konseri https://www.igdirhaber.com.tr/anadolunun-essiz-hazineleri-konseri/ https://www.igdirhaber.com.tr/anadolunun-essiz-hazineleri-konseri/#respond Wed, 18 Sep 2024 09:51:40 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/anadolunun-essiz-hazineleri-konseri/

LİMAK Vakfı tarafından kurulan ve bu yıl 7’nci yaşını kutlayan Limak Filarmoni Orkestrası, Anadolu’nun türkülerini, ‘Murat Karahan ile Anadolu’nun Eşsiz Hazineleri’ konseriyle 4 Ekim’de Ankara izleyicisiyle buluşturuyor. Anadolu’nun kültürel derinliğini yansıtan ve halk müziğinin örneklerinin yer aldığı konser, Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşecek.

Limak Filarmoni Orkestrası ve Tenor Murat Karahan, Anadolu’nun türkülerini senfonik yorumla başkent izleyicisi için sahneye taşıyacak. Orkestranın sanat yönetmeni Murat Karahan’ın solist olarak sahne alacağı konserde, halk müziği eserleri modern orkestrasyon eşliğinde senfonik bir tarzda yorumlanacak. Konserde Karahan’a ve 70 enstrümandan oluşan Limak Filarmoni Orkestrası’na, Orkestra Şefi İbrahim Yazıcı eşlik edecek. Konser, 4 Ekim’de Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde saat 20.30’da gerçekleşecek.

Konserde, farklı yörelerden seçilmiş türkülerin seslendirilmesi ve Anadolu’nun zengin kültürel mirasının filarmonik dokunuşla daha geniş kitlelere ulaştırılması amaçlıyor. Konserin tüm geliri, Türkiye’nin Mühendis Kızları Programı’na aktarılacak. Biletler, online olarak satışa sunuldu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/anadolunun-essiz-hazineleri-konseri/feed/ 0
5000 Yıllık Eser Türkiye’ye İade Edildi https://www.igdirhaber.com.tr/5000-yillik-eser-turkiyeye-iade-edildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/5000-yillik-eser-turkiyeye-iade-edildi/#respond Wed, 18 Sep 2024 09:51:32 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/5000-yillik-eser-turkiyeye-iade-edildi/ Bakan Ersoy duyurdu: Yurt dışına kaçırılan 2 bin 500 yıllık eser Türkiye’ye iade edildi

Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy:

“35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık”

“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”

“Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir”

ÇANKIRI – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 1980’li yıllardan yurtdışına kaçırılan 2 bin 500 yıllık eserin Türkiye’ye iade edilmesini sağladıklarını açıklayarak, “Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bir dizi programa katılmak üzere Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Ersoy’un Çankırı’daki ilk durağı Çankırı Valiliği oldu. Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar’ı ziyaret eden Bakan Ersoy, daha sonra AK Parti tarafından düzenlenen Türkiye Buluşmaları programına katıldı. Programda konuşan Bakan Ersoy, 1980’li yıllarda Türkiye’den kaçırılan 2 bin 500 yıllık bronz sedirin iadesinin sağlandığını açıkladı. Bakan Ersoy iadesi sağlanan eser ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısının 36 olduğunu belirtti.

“20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda”

Turizm alanında yapılan çalışmalarla ilgili de açıklamalarda bulunan Ersoy, “Türkiye’de turist sayısının geliştirilmesi için yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi veren Bakan Ersoy, Bakın, 2002 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı 12 milyondu. Bugün, 2024 yılı itibariyle bizim ülkemize beklediğimiz turist sayısı 60 milyon. AK Parti iktidarımızla geçen 20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda. 2002’de turizmden gelirimiz ne kadardı; 13 milyar dolar. Bugünkü hedefimiz ise 60 milyar dolar. Bu rekorları kırmamız elbette tesadüfle açıklanamaz. Bu başarıları elde etmek için gece gündüz demeden çalıştık, doğru politikalar geliştirdik ve bu politikaları etkin bir şekilde uyguladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’de turizm alanında büyük dönüşümler gerçekleştirdik. Turizmin niteliğini arttırmaya dönük projeleri hayata geçirdik. Ülkemizin, şehirlerimizin tanıtımına ayrı bir önem verdik. 200’den fazla ülkede, dünyanın en çok takip edilen medya kanallarında ülkemizi ve turizm bölgelerimizi tanıttık. En önemlisi Türkiye’de turizmi 12 aya yayma hedefiyle çalışmalar gerçekleştirdik. Bu çerçevede sadece sahil turizmini değil bunun yanında tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirdik. Biliyoruz ki turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle doğrudan bir ilişkisi söz konusu. Bu çerçevede uzun yıllar ihmal edilen kültürel mirası ayağa kaldıracak çalışmaları hayata geçirdik. Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarının dört bir yanında saklı olan, fakat geçmiş dönemlerde ihmal edilen kültürel mirası gün yüzüne çıkardık. Ülkemizin dört bir yanında kazı çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Kazı alanında şu anda dünyada bir numarayız” dedi.

“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”

Türkiye’ye iadesi sağlanan eslerle ilgili de detaylara yer veren Bakan Ersoy, “Kültürel mirasa sahip çıkma konusu sadece kazı çalışmalarımızla da sınır değil. Kültürümüze, tarihimize ait tüm eserlerin izini sürerek, o eserleri bulup ülkemize getiriyoruz. Bununla ilgili olarak bakanlık bünyesinde bir başkanlık kurduk. Bu çerçevede bize ait olan, ama bir şekilde yurt dışına kaçırılan tüm eserleri tespit ediyoruz, o eserin peşine düşerek, alıp ülkemizin kültürel mirasına geri kazandırıyoruz. Bunun son örneğini bugün Çankırı’da açıklamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yaklaşık 2 bin 500 yıllık bronz bir sedir, Paul Getty müzesinden iade alındı. Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık. Elbette bu iade operasyonunda bizlerle ortak çalışma yürüten Getty Müzesi’ne de teşekkür ediyorum. Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu. Değerli arkadaşlar 2018 yılından bu yana, yani sadece son 6 yılda bu şekilde 7 bin 840 eserin ülkemize iadesini sağlamış durumdayız. 2002 yılından bu yana getirilen eser sayısı ise 12 bin 155. Bugün artık dünyada herkes şunu biliyor, Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir” diye konuştu.

“Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz”

Son olarak partililere seslenen Bakan Ersoy, ” Türkiye Yüzyılı’nda önümüze çıkan engelleri bir bir aşarak, inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz. Bu konuda sizlerin desteğine, gayretine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Sizlerin desteğini aldıktan sonra, konuşmamı başında da söylediğim bir cümlenin altını çok kalın şekilde çizmek istiyorum. Yaparsa Ak Parti yapar, yaparsa Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yapar” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/5000-yillik-eser-turkiyeye-iade-edildi/feed/ 0
Adile Naşit Heykelindeki Zil Çalındı https://www.igdirhaber.com.tr/adile-nasit-heykelindeki-zil-calindi/ https://www.igdirhaber.com.tr/adile-nasit-heykelindeki-zil-calindi/#respond Tue, 17 Sep 2024 09:05:26 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/adile-nasit-heykelindeki-zil-calindi/

TÜRK sinemasının unutulmaz oyuncularından Adile Naşit’in Avcılar’daki heykelinde bulunan okul zili kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındı.Avcılar Belediyesi zilin yenisinin yapılması için harekete geçti. İstanbul’da bulunamayan heykele uygun ölçü ve renkteki zil Amasya’da bulunarak yerine takıldı.

Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından Adile Naşit’in ‘Hababam Sınıfı’ filmlerinde canlandırdığı ‘Hafize Ana’ karakteriyle özdeşleşen heykelin elindeki okul zili kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındı. Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Merkez mahallesinde bulunan heykeldeki zilin yerine yenisinin takılmasını istedi. Ancak zilin heykelle renk ve ölçü açısından uyumlu örneği İstanbul’da bulunamadı. Bunun üzerine Park ve Bahçeler Müdürlüğü Erol Mumcu Kültür ve Sanat Parkı’ndaki heykelden çalınan zilin temin edilmesi için çalışmalara başlandı. Amasya’daki bir ustaya yaptırılan okul zili, Avcılar’daki heykelin eline yerleştirildi. Konuyla ilgili konuşan Park ve Bahçeler Müdürü Emre Remzi Gülşen, ‘Geçtiğimiz günlerde sanat parkımız içerisinde Türk sinemasının efsane isimlerinden Adile Naşit’e ait olan heykelimizde bir olumsuzluk yaşandığını tespit ettik. Hızlı bir şekilde zarar gören zilin yeniden temin edilerek ait olduğu yerde tekrardan halkla buluşmasını sağlıyoruz’ dedi. Yeni zili heykele takan Yusuf Biçer ise Amasya’dan özel olarak İstanbul’a geldi. Biçer, ‘Adile annemizin zilini çalmışlar, beni de aradılar. İstanbul’da bulamadılar, Amasya’da buldum getirdim. Zili, Adile annemizin eline yine taktık. Güzel de oldu’ diye konuştu. Biçer yeni zili taktıktan sonra Adile Naşit heykeliyle fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/adile-nasit-heykelindeki-zil-calindi/feed/ 0
Ücretsiz Çizgi Film Eğitimi Başlıyor https://www.igdirhaber.com.tr/ucretsiz-cizgi-film-egitimi-basliyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/ucretsiz-cizgi-film-egitimi-basliyor/#respond Mon, 16 Sep 2024 17:37:20 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/ucretsiz-cizgi-film-egitimi-basliyor/ Ahiler Kalkınma Ajansı tarafından çizgi film sanatını meslek edinmek isteyen bireylerin bu alandaki gelişimini desteklemek ve meslek edinmesinde onlara rehberlik etmek amacıyla ücretsiz online çizgi film eğitimi düzenlenecek.

4 ülkeden, 4 eğitmen ile 12 hafta boyunca gerçekleştirilecek olan eğitime katılan bireyler Karakter Tasarımı, Animasyonda Arka Plan, Animasyonun 12 Prensibi, Çizgi Film Tarihi eğitimleri alacak.

Eğitime Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde İllerinde ikamet eden kişilerin katılabilecek. Programın temel amacı, çizgi film sanatını meslek edinmek isteyen katılımcılara gerekli bilgi ve becerileri kazandırmak. Bu sanatı meslek edinmeleri için rehberlik etmek ve onları yönlendirmek. Katılımcılar, animasyonun farklı yönlerini keşfedecek ve bu alanda profesyonel gelişim fırsatı bulacaklar.

Hamed Akrami, Fen Tsai, Isobel Stenhouse ve Fatih Küçük tarafından verilecek eğitimlerde farklı karakterlerin oluşum süreçleri ve teknikleri sahne arka planlarının çizimi ve kompozisyonu, animasyonun temel prensipleri ve uygulamaları gibi konular işlenecek.

Çizgi Film Tarihi ve Animasyon Endüstrisi: Çizgi filmin tarihi gelişimi ve endüstriyel perspektifler yer alacak.

Eğitim 2 hafta boyunca toplam 48 saa sürecektir. Dersler: Cumartesi 15: 30-18: 00 arasında, Pazar 16: 30-19: 00 arasında Zoom üzerinden gerçekleştirilecektir.

Etkili bir eğitim ve iletişim için eğitim sırasında kamera ve mikrofon kullanımı zorunlu olacak. Programı başarıyla tamamlayan ve çalışmalarında öne çıkan 3 katılımcı, 2025 yılında düzenlenecek olan Uluslararası The Cartoon Mill Çizgi Film Festivali’ne ücretsiz katılım hakkı kazanacak. Ön başvurular sonrası 29 Eylül 18: 00’da zoom üzerinden mülakat gerçekleştirilecek. Eğitim sonunda, katılımcılara Katılım Sertifikası da verilecek. – NEVŞEHİR

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ucretsiz-cizgi-film-egitimi-basliyor/feed/ 0
Doha’da Türk Kültürü Etkinlikleri Başladı https://www.igdirhaber.com.tr/dohada-turk-kulturu-etkinlikleri-basladi/ https://www.igdirhaber.com.tr/dohada-turk-kulturu-etkinlikleri-basladi/#respond Mon, 16 Sep 2024 17:37:19 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/dohada-turk-kulturu-etkinlikleri-basladi/ Yunus Emre Enstitüsü, Katar’ın başkenti Doha’daki temsilciliğinde Türk dili, kültürü ve medeniyetini tanıtmaya devam ediyor.

Doha’da binlerce yerli ve yabancıya ulaşan Doha Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezi tarafından Türkiye’nin kültürel değerlerinin geniş kitlelere tanıtıldığı çok sayıda etkinlik düzenleniyor.

Bu kapsamda yeni döneme başlayan Doha Yunus Emre Enstitüsünde 8 farklı kurs ve 14 farklı atölyenin yanı sıra düzenlenecek seminerlerle birlikte 1000’e yakın katılımcı bekleniyor.

Temsilcilikte, her yıl olduğu gibi bu yıl da yetişkinlere ve çocuklara yönelik Türkçe kurslarının yanı sıra Türkçe hikaye okuma ve turizm Türkçesi kurslarından, geleneksel Türk okçuluğu ve ebru, tezhip, minyatür gibi Türk el sanatlarının tanıtıldığı atölyelere kadar her alanda etkinlikler düzenlenecek.

Doha’daki yeni binasında faaliyetlerini sürdürecek temsilcilikte ayrıca Türk kültürünün önemli lezzetlerinden Türk kahvesi günleri de gerçekleştirilecek.

Ayrıca, kursiyerler enstitünün zengin içeriğe sahip kütüphanesinde kitap okuyarak Türkçeyi geliştirme imkanı da bulacak.

Farklı yaş ve meslek gruplarından çok sayıda yabancının ilgi gösterdiği Türkçe kursları, 2016 yılından beri aktif olarak devam ediyor.

Enstitü, ayrıca Türkçe kurs taleplerine istinaden Katar Savunma Bakanlığı personeline yönelik Türkçe kursları da düzenliyor.

Türk kültürünün tanıtılmasına yardımcı oluyor

YEE Doha Koordinatörü Prof. Dr. Ahmet Uysal, AA muhabirine yaptığı açıklamada enstitünün, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerlemesine katkıda bulunacağını ve medeniyet, sanat ve kültür alışverişini sağlayacağını ifade etti.

Uysal, söz konusu etkinliklerle hem Türk kültürünün tanıtıldığını hem kültürler arasındaki ortak değerlerin ortaya çıktığını dile getirdi.

Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım” dizesinin, çalışmalarda kendilerinin ilham kaynağı olduğuna işaret eden Uysal, şunları kaydetti:

“Türk vatandaşlarımız kadar Doha’da yaşayan herkes, ‘Gelin tanış olalım’ çağrımızın muhatabı. Bulunduğumuz her yerde, herkese Türk kültürünün güzelliklerini anlatmak ve tanıtmak için çalışıyoruz. Katar’da Türkiye’ye yoğun bir ilgi var. Bu durumun da kurslarımıza yansıması bizi mutlu ediyor.

Katılımcılar kurs boyunca sadece Türkçe öğrenmiyor bunun yanı sıra kültürümüze ait en önemli değerleri görme şansına da sahip oluyor. Ayrıca bu yıl ilk kez açtığımız “Türkiye’de Kültür, Toplum ve Siyaset” seminerlerine de yoğun katılım bekliyoruz.”

“YEE’nin Türkçe müfredatı çok başarılı”

YEE’nin Türkçe müfredatını çok başarılı bulduğunu kaydeden Türkçe kursiyerlerden Katar Üniversitesi Ekonomi ve İslami Finans Profesörü Beşir Lütfi, “KursU başarıyla tamamladım ve artık daha iyi konuşabiliyorum. Türkçe çok güzel ve kolay bir dil.” dedi.

Türkçe iletişim kurmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Lütfi, şöyle devam etti:

“Türkçe hikaye kitapları okumayı seviyorum. Türk kültürünü ve fikir hayatını takip ediyorum. Burada hocalarımızla ve arkadaşlarımız ile Türkçe pratik yapıyorum. Türkiye’ye gitmeyi, Türk yemeklerini yemeyi ve insanlarla Türkçe konuşmayı istiyorum.”

“Yunus Emre Enstitümüz Katar’da Türkiye’nin gülümseyen yüzü”

Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Dr. Mustafa Göksu da YEE sayesinde Katar’da çok sayıda kişinin Türk dili ve Türk kültürünü tanıdığını belirtti.

Göksu, “Yunus Emre Enstitümüz Katar’da Türkiye’nin gülümseyen yüzü, şefkatli eli ve Türk kültür ve medeniyetinin dünyaya açılan kapısı olmaya devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yunus Emre Enstitüsü

Türkiye’nin uluslararası alanda tanınırlığını artırmak ve dünya üzerinde kültürel etkileşime katkıda bulunmak amacıyla 2009 yılında kurulan Yunus Emre Enstitüsü, kültürel diplomasi, bilim diplomasisi ve Türkçe öğretimi gibi ana konularda dünya genelinde 150’den fazla irtibat noktasıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Türk kültürünün dünya çapında ilgi odağı olması ve dünya genelinde Türkçenin yaygınlaştırılmasına yönelik yüzlerce faaliyeti hayata geçiren Yunus Emre Enstitüsü, Türkçenin dünya dili olmasına yönelik çalışmalarına da devam ediyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/dohada-turk-kulturu-etkinlikleri-basladi/feed/ 0
Devrim Erbil’in Eserleri ‘Yatay Derinlik’ Kitabında https://www.igdirhaber.com.tr/devrim-erbilin-eserleri-yatay-derinlik-kitabinda/ https://www.igdirhaber.com.tr/devrim-erbilin-eserleri-yatay-derinlik-kitabinda/#respond Mon, 16 Sep 2024 17:37:09 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/devrim-erbilin-eserleri-yatay-derinlik-kitabinda/ Prof. Dr. Uğur Batı, 87 yaşındaki ressam Devrim Erbil’in eserlerinin yer aldığı “Yatay Derinlik” sergisini kitap haline getirdi.

Serginin açıldığı MAJİ Art Galery’den yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Erbil, sanatın Türkiye’nin dört bir yanına yayılmasını, gençlerin daha duyarlı ve zarif olmasını hayal ettiğini belirterek, “Sanatın, ülkemizde kötü olayları önleyebilecek en önemli güç olduğuna inanıyorum. Ülkeler arası ilişkilerde ve insanlığa düşmanlıkta, sanatın zarafeti ve duyarlılığı ön planda tutarak bu olumsuzlukların üstesinden gelebileceğini düşünüyorum. Sanatın geçmişten günümüze kadar duyguları ve sevgiyi ifade ettiğini vurguladım. Bu yüzden sanatın yaygınlaştırılması gerektiğini belirttim. Öğrencilerime bu değerleri anlattım ve onlar da beni yanıltmadı. Bu misyonumu sadece kendim için değil, halk ve toplum için gerçekleştirdim. Sanatla daha anlamlı bir dünya kurmayı amaçladım.” ifadelerini kullandı.

“Erbil, evrensel bir sanatçı olarak öne çıkıyor”

Prof. Dr. Uğur Batı da kitabın hazırlık sürecindeki titiz bir çalışma yaptıklarını aktararak, şunları kaydetti:

“Türkiye’de derin bir ressamın varlığına şükretmeliyiz. Türkiye, Devrim Erbil’i desteklediği için şanslı. ‘Yatay Derinlik’ ifadesiyle tanımladığımız çeşitli üsluplarda eserleri bulunan Erbil, evrensel bir sanatçı olarak öne çıkıyor. Marküteri, batik, vitray, halı ve kilim gibi tekniklerle, yatay genişliği bu denli kapsamlı olan başka bir ressam Türkiye’de bulunmuyor. Kitabı da bu kavram etrafında oluşturduk. Göstergebilim, retorik, edebiyat ve felsefe gibi formların ortaklığında, Devrim Erbil’in özünü ve sözünü irdelediğimiz bir çalışma kaleme aldık. Güzel bir okuma deneyimi sunmasını umuyoruz.”

MAJİ Art Gallery sahibi Gaye Donay ise Erbil’in sanat dünyasında derin izler bıraktığına işaret ederek, “Devlet sanatçımız Devrim Erbil’in, Prof. Dr. Uğur Batı’nın kalemiyle hayat bulan ‘Yatay Derinlik’ kitabı, Erbil’in eserlerinin ötesinde, onun içsel dünyasına dair derin bir yolculuk sunuyor. Kitap, sadece Erbil’in sanata bakış açısını ve dönüm noktalarını değil, aynı zamanda onu insan olarak daha yakından tanımamıza da olanak tanıyor.” ifadelerine yer verdi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/devrim-erbilin-eserleri-yatay-derinlik-kitabinda/feed/ 0
Nurettin Rençber Adıyaman’da Hayranlarıyla Buluştu https://www.igdirhaber.com.tr/nurettin-rencber-adiyamanda-hayranlariyla-bulustu/ https://www.igdirhaber.com.tr/nurettin-rencber-adiyamanda-hayranlariyla-bulustu/#respond Mon, 16 Sep 2024 08:00:36 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/nurettin-rencber-adiyamanda-hayranlariyla-bulustu/ Türk halk müziğinin efsanevi isimlerinden Nurettin Rençber, Adıyaman’da hayranlarıyla buluştu.

Adıyaman Belediyesi tarafından Eğriçay Parkında düzenlenen Nurettin Rençber Konserine vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Adıyamanlı olan Nurettin Rençber, halkına olan sevgisini türkülerle dile getirdi. “Bu toprakların sesini taşımak benim için bir gururdur” diyen sanatçı, izleyenleri hem nostaljiyle hem de coşku dolu anlarla baş başa bıraktı. Konser alanında duygusal anlar yaşanırken, bazı vatandaşlar gözyaşlarına hakim olamadı. Nurettin Rençber’in ardından sahneye çıkan Adıyaman Belediyesi Konservatuvarı Müzik Topluluğu ise adeta gecenin ritmini zirveye taşıdı. Topluluk, coşkulu performansları ve halk müziğine getirdikleri modern yorumlarla binlerce seyirciyi adeta büyüledi.

Yediden yetmişe herkesin büyük bir coşkuyla katıldığı bu özel gece, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir müzik şöleni olarak hafızalara kazındı. – ADIYAMAN

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/nurettin-rencber-adiyamanda-hayranlariyla-bulustu/feed/ 0
Torbalı’da Güz Etkinlikleri Başlıyor https://www.igdirhaber.com.tr/torbalida-guz-etkinlikleri-basliyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/torbalida-guz-etkinlikleri-basliyor/#respond Tue, 03 Sep 2024 09:46:37 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/torbalida-guz-etkinlikleri-basliyor/ (İZMİR)-Torbalı, düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yılı dolayısıyla Güz Etkinlikleri düzenliyor.  Belediye Başkanı Övünç Demir, “4 Eylül’de başlayacak olan Güz Etkinlikleri kapsamında, Torbalı’mız sanat, spor ve kültürle dolu dolu bir dört gün geçirecek. Birbirinden renkli atölyeler, sergiler, spor yarışmaları, söyleşiler ve konserler, Torbalı’mızın her köşesini saracak. Ünlü sanatçılarımız Zafer Algöz, Erkan Can ve Fettah Can gibi isimlerin katılımıyla ilçemizde unutulmaz anlar yaşayacağız” dedi.

Torbalı, düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yılı onuruna düzenlenecek Güz Etkinlikleri’ne hazırlanıyor. Yarın başlayacak ve dört gün sürecek etkinlikler, ilçeyi adeta bir kültür ve sanat şölenine dönüştürecek. Atölyelerden sergilere, spor yarışmalarından konserlere kadar birbirinden renkli programlarla dolu etkinlikler, vatandaşlara unutulmaz anlar yaşatacak. Etkinlikler kapsamında, ilçenin dört bir yanında düzenlenecek atölyeler ve sergiler, sanatseverleri bir araya getirecek. Çocuklar ve yetişkinler için düzenlenen atölyelerde, el becerileri ve sanatsal yetenekler ön plana çıkarılacak. Ayrıca, yerel ve ulusal sanatçıların eserlerinin sergileneceği etkinlikler, ilçede sanat dolu günler yaşatacak. Öte yandan Güz Etkinlikleri boyunca Gazi Çamlığında saat 12.00 itibariyle şişme oyuncaklar, Bahçede Çocuk Kulübü ve Üreten Kadınlar Sanat Sokağı etkinlikleri gerçekleşecek.

Zafer Algöz ve Erkan Can gelecek

Güz Etkinlikleri, sadece sanatsal etkinliklerle değil, spor yarışmaları ve söyleşilerle de dolu dolu geçecek. Bu kapsamda 4 Eylül Çarşamba (yarın) saat 10.00’da Metropolis Antik Kenti’nden başlayıp Gazi Çamlığı’nda sona erecek koşu yarışması ile etkinlikler başlayacak.Günün sonunda saat 20.00’de Metropolis Antik Kenti’nde 3+1 Band Konseri, 21.00’de ise oyuncu Zafer Algöz söyleşi gerçekleştirecek. Güz Etkinliklerinin ikinci günü sportif etkinliklerle başlayacak. Gün içinde atölyeler, müzik dinletileri ve zumba etkinliği ilçe sakinleriyle buluşacak. Günün finalinde ise oyuncu Erkan Can’ın yönettiği Bilal Çatalçekiç’in oynadığı Karavan Tiyatro etkinliği, Ertan Ünver Koruluğu’nda olacak.

Fettah Can sahne alacak

Etkinliklerin üçüncü gününde animasyon gösterileri, çeşitli atölyeler düzenlenecek. Yoga etkinliğinin de olacağı finalde Metropolis Antik Kenti’nde önce halk oyunları gösterisi ardından da Belediye Halk Müziği Korosunun konseri gerçekleşecek. Etkinliklerin son günü olan ve aynı zamanda ilçenin düşman işgalinin kurtuluşunun 102’nci yıl dönümü olan 7 Eylül’de ise resmi tören düzenlenecek. İlk olarak 09.30’da Atatürk Anıtı’na çelenk sunulacak. Ardından Ayrancılar’da çocuk kulübü ve animasyon gösterilerine imza atılacak. 7 Eylül’de, Torbalı’nın kurtuluş yıl dönümü etkinliklerinin finali, sanatçı Fettah Can’ın vereceği konserle taçlanacak.

Belediye Başkanı Övünç Demir, “Bu yıl, Torbalı’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutlayacağız. Bu tarihi günün anlam ve önemine uygun olarak, 7 Eylül’de kutlayacağımız kurtuluş günümüzü, dört gün sürecek Güz Etkinlikleri ile taçlandırıyoruz. 4 Eylül’de başlayacak olan Güz Etkinlikleri kapsamında, Torbalı’mız sanat, spor ve kültürle dolu dolu bir dört gün geçirecek. Birbirinden renkli atölyeler, sergiler, spor yarışmaları, söyleşiler ve konserler, Torbalı’mızın her köşesini saracak. Ünlü sanatçılarımız Zafer Algöz, Erkan Can ve Fettah Can gibi isimlerin katılımıyla ilçemizde unutulmaz anlar yaşayacağız. Gelin, hep birlikte Torbalı’mızın 102’nci kurtuluş yılını coşku ve gururla kutlayalım, geçmişten aldığımız güçle geleceğe umutla bakalım” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/torbalida-guz-etkinlikleri-basliyor/feed/ 0
Nallıhan’da “3. Çayırhan Maden, Balık, Kültür ve Sanat Festivali” düzenlendi https://www.igdirhaber.com.tr/nallihanda-3-cayirhan-maden-balik-kultur-ve-sanat-festivali-duzenlendi/ https://www.igdirhaber.com.tr/nallihanda-3-cayirhan-maden-balik-kultur-ve-sanat-festivali-duzenlendi/#respond Sun, 01 Sep 2024 10:27:23 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/nallihanda-3-cayirhan-maden-balik-kultur-ve-sanat-festivali-duzenlendi/ Ankara’nın Nallıhan ilçesinde “3. ÇayırhanMaden, Balık, Kültür ve Sanat Festivali” gerçekleştirildi.

Çayırhan Mahallesi’ndeki göl kenarında organize edilen etkinlikte, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında sanatçı Betül Demir sahne aldı. Sevilen şarkılarının yanı sıra marşları seslendiren Demir, festivale katılan bazı gazileri sahneye davet ederek katılımcılara alkışlattı.

Halk oyunları ve seymen gösterilerinin sunulduğu etkinlikte konuşan Nallıhan Belediye Başkanı Ertunç Güngör, kendilerinin her daim yanında olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a teşekkür etti.

Güngör, “30 Ağustos Zafer Bayramı vesilesiyle bizlere bu ulusu hediye eden başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/nallihanda-3-cayirhan-maden-balik-kultur-ve-sanat-festivali-duzenlendi/feed/ 0
Menteşe Belediyesi Açık Hava Sinema Günleri Başladı https://www.igdirhaber.com.tr/mentese-belediyesi-acik-hava-sinema-gunleri-basladi/ https://www.igdirhaber.com.tr/mentese-belediyesi-acik-hava-sinema-gunleri-basladi/#respond Thu, 22 Aug 2024 14:30:31 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/mentese-belediyesi-acik-hava-sinema-gunleri-basladi/ (MUĞLA)-Menteşe Belediyesi’nin açık hava sinema günleri, Çamoluk Mahallesi’nde başladı. Gösterimi yapılan ilk film, ‘Entelköy Efeköye Karşı’ oldu.

Menteşe Belediyesi kültür, sanat etkinlikleri kapsamında hayata geçirdiği açık hava sinema günlerine, Çamoluk Mahallesi ile başladı. Etkinliğe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın yanı sıra Belediye Başkan Yardımcısı Merve Fidem Barut, meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlik kapsamında Belediye tarafından izleyicilere, patlamış mısır ve gazoz ikram edildi.

Belediye Başkanı Gonca Köksal, sosyal belediyecilik anlayışı gereği ilçenin sahip olduğu olanakları kırsal mahallelere taşıdıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Menteşe Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışımız gereği günlük belediye hizmetlerimizin dışında sosyal ve kültürel alanda çalışmalar yürütüyor, kentin imkanlarını ve olanakları köylerimize ve mahallelerimize taşıyoruz. Sosyal projelerimizin yanında kırsal bölgelerimizde sağlık taraması da yapıyoruz. Sağlık taramasına Dağpınar ve Zeytin Mahallelerimizden başladık. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor. Yine kırsaldaki çocuklara yönelik yaz turnesinde tiyatro etkinlikleri düzenliyoruz. Çocukları tiyatro ile tanıştırıyor, aileleri ile birlikte güzel vakit geçirmelerini sağlıyoruz. Sosyal projelerimiz içinde yer alan sinema günlerinin ilkini de Çamoluk Mahallemizde başlattık. Çamoluklu vatandaşlarımız, Muğla’nın tanıtımına büyük katkı koyan yönetmen – senarist değerli hemşehrimiz Yüksel Aksu imzalı filmlerden, ‘Entelköy Efeköy’e Karşı’ filmini patlamış mısır ve gazoz eşliğinde izlediler. Menteşe Belediyesi olarak amacımız, sinemaya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde yaşayan insanların, sosyal bağlarını güçlendirmek ve kültür, sanat etkinliklerine katılımını arttırmak. Açık Hava Sinema Günleri’ni hafta da iki gün farklı mahallelerimizde düzenlemeye devam edeceğiz.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/mentese-belediyesi-acik-hava-sinema-gunleri-basladi/feed/ 0
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Sanat Galerisi Minik Sanatseverleri Ağırladı https://www.igdirhaber.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-sanat-galerisi-minik-sanatseverleri-agirladi/ https://www.igdirhaber.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-sanat-galerisi-minik-sanatseverleri-agirladi/#respond Mon, 19 Aug 2024 11:00:23 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-sanat-galerisi-minik-sanatseverleri-agirladi/ Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından sanatseverlerin hizmetine sunulan Büyük Şehir Sanat Galerisi bu kez minik sanatseverleri misafir etti.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Sanat Galerisi bu kez çocukları konuk etti. İşletmeler ve İştirakler Daire Başkanı Cenani Ayaydın da öğrencilerin heyecanına ve mutluluğuna ortak oldu. Bünyan Sosyal Yaşam Merkezi’nden kente ziyarete gelen öğrencilerin ilk durağı Büyük Şehir Sanat Galerisi oldu. Ebru Sanatı Workshop’u yapan miniklerin çok eğlendikleri görülürken, sanatsever minikler teşekkürü de ihmal etmediler.

Minik sanatseverler; “Bünyan Sosyal Yaşam Merkezi’nden geldik. Millet Bahçesinde Sanat Galerisi’nde ebru sanatını öğrendik. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Bizi buraya getirdiğiniz için teşekkürler. Çok eğlendik, çok mutluyuz. Memduh başkanımıza teşekkür ederiz” diye memnuniyetlerini dile getirdi. – KAYSERİ

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kayseri-buyuksehir-belediyesi-sanat-galerisi-minik-sanatseverleri-agirladi/feed/ 0
Gaziantep AB Bilgi Merkezi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Kutladı https://www.igdirhaber.com.tr/gaziantep-ab-bilgi-merkezi-8-mart-dunya-kadinlar-gununu-kutladi/ https://www.igdirhaber.com.tr/gaziantep-ab-bilgi-merkezi-8-mart-dunya-kadinlar-gununu-kutladi/#respond Sat, 27 Jul 2024 21:24:53 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=11116 Gaziantep Ticaret Odası (GTO) bünyesinde faaliyet gösteren Gaziantep AB Bilgi Merkezi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü anlamlı bir etkinlikle kutladı.

Gaziantep AB Bilgi Merkezi organizasyonunda düzenlenen “Kültür & Sanatta Kadın ve Sivil Toplumun Gücü” etkinliğinde Oyuncu Ceyda Düvenci ve toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu Yanındayız Derneği Kurucu Üyesi, Oyuncu Mert Fırat’ın kültür ve sanatta toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine keyifli söyleşisi ardından Devlet Opera & Balesi Caz ve Müzikal Sanatçısı Zeynep Burcu Altınel’in canlı performansı alkışlar eşliğinde takip edildi.

GTO konferans salonunda gerçekleşen ve 400’den fazla kişinin katıldığı etkinlikte salon tamamen doldu. GTO üyelerinin yoğun ilgisine sahne olan etkinlikte konuşarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünya üzerindeki her şey kadının eseridir” sözüne vurgu yapan GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, “Kadının kendi varlığı başlı başına bir sanat eseri oluşturulmasından gelen üretkenliği, hassasiyeti, estetiği, düşünme biçimi kadını hem bir sanat eseri hem yaşamın en üretken sanatçısı hem de sanat eserlerinin en büyük ilham kaynağı yapıyor” dedi.

“Cinsiyet ayrımcılığı için gerekçe olamaz”

Konuşmasının devamında kadın ve erkeğin genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikler bakımından farklı olduğunu söyleyen fakat bunun aile, istihdam, ekonomi, hukuk, eğitim, politika, sanat ve yaşamın hiçbir anında cinsiyet ayrımcılığı yapılması için bir gerekçe olamayacağını vurgulayan Yıldırım, “Öyle güzel bir şekilde var olmuşuz ki birbirimizi tamamlar, dengeler nitelikteyiz. İşte bu dengeye, bu tamamlayıcılığa odaklanmalıyız Yani biyolojik cinsiyet özelliklerimizdeki eşitsizliği toplumsal cinsiyet noktasında fırsata çevirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“İşe kendi kapımızın önünü süpürmekle başlamalıyız”

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda herkesin bireysel sorumlulukları olduğunu ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sadece bir kadın meselesi olmadığını belirten Başkan Yıldırım, “Şikayet ettiğimiz durumlar için bir şey yapmamız, adım atmamız gerek. Cinsiyet eşitliğinin konuşulduğu, kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin olmadığı, kadınların pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duymadığı bir dünya istiyorsak işe kendi kapımızın önünü süpürmekle başlamalıyız. Yani çocuklarımızı yetiştirme şeklimizi gözden geçirmeliyiz. İnanıyorum ki; biyolojik farklılıkları, toplumsal eşitsizlik haline getirmeyecek bir yetiştirme tarzını benimsemek en azından gelecek nesillerde bu sorunun çözümünü destekleyecektir” diye ekledi.

Yıldırım’ın konuşması ardından toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu Yanındayız Derneği Kurucu Üyesi, Oyuncu Mert Fırat, her alanda olduğu gibi sivil toplumda ve iş hayatında kadının varlığının önemine dikkat çekti.

İçinde bulunduğu tüm STK’lar ve şirketlerde kadın çalışan sayısının yüzde 50 üzerinde olduğunun altını çizen Fırat, “Kadının iş gücündeki varlığına göz yuman şirketler ilerleyen süreçte yaptırıma dahi maruz kalabilir” dedi.

Kültür ve sanatta toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine gerçekleşen söyleşide Oyuncu Ceyda Düvenci ise manevi ve fiziksel şiddete dikkat çekerek, “Hayatınızda hiç kimsenin size manevi ya da bedensel şiddet uygulamasına izin vermeyin. Hiç kimse size kelimeleriyle de bedeniyle de zarar veremez. Önce cümlelerimizi, sonra sinirimizi kustuğumuz kelimelerimizi, sonra da gerçek sevginin içinde herhangi bir şiddet olmadığını önce kendimize sonra evlatlarımıza hatırlatırsak bir sene sonra bile farklı şeyler konuşuyor olacağız” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/gaziantep-ab-bilgi-merkezi-8-mart-dunya-kadinlar-gununu-kutladi/feed/ 0
Kocaeli’de Sanat İhtisas Merkezi Hizmete Giriyor https://www.igdirhaber.com.tr/kocaelide-sanat-ihtisas-merkezi-hizmete-giriyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/kocaelide-sanat-ihtisas-merkezi-hizmete-giriyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 21:57:25 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10934 Tarihi Taşlı Değirmen’in dönüşümüyle hayata geçen, SEKA Kültür Havzası’nın ilk eseri, Kocaeli’nin en büyük sergi alanı olacak olan Sanat İhtisas Merkezi hizmete giriyor. Merkezde geleneksel eğitim metotlarının ötesinde dinamik, gelişen, çok boyutlu ileri seviye eğitimler verilecek. Merkezde güzel sanatlar bölümü ve moda akademisiyle alanında uzman kursiyerler yetiştirilecek.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, SEKA Kağıt Fabrikası içinde yer alan tarihi Taşlı Değirmen yapısını Sanat İhtisas Merkezi’ne dönüştüren projesini tamamladı. SEKA Kültür Havzası’nın ilk eseri olan Sanat İhtisas Merkezi, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olan 8 Mart Cuma günü hizmete girecek. Kocaeli’nin en büyük sergi alanı unvanını taşıyacak merkez, tarihi dokusu içinde kentin kültür ve sanat hayatına yön verecek. Açılışta sanat merkezinin ilk sergisi sanatseverlerle buluşacak. Sergide geleneksel ebru teknikleriyle hazırlanmış eserler, ebru kağıdının üstüne birden fazla baskı yaparak desen elde edilen Akkase Ebru çalışmaları, ayet ve hadislerle hazırlanan çalışmalar yer alacak. Sanatla estetiğin uyumuyla şekillenen toplam 70 eser alanda sergilenecek.

Açılışa özel sergi ve konser

Açılışın ardından eğitim alanları gezilecek. Merkez içinde yer alan Moda Akademisi açılışa özel olarak, prova mankenlerinin üzerinde rengarenk kumaş çalışmaları, kalıp çalışmalarını sergileyecek. Sıfır Atık Festivali’nde de yer alan Dilek Hanif imzalı kostümler de sergide yer alacak. Ayrıca Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuvarı da açılış için mini konser düzenleyecek.

İhtisas merkezi 2 bölümden oluşuyor

SEKA Sanat İhtisas Merkezi olarak adlandırılan tesis, eğitim ve sergi alanı olmak üzere 2 bölümden oluşuyor. Merkez içinde Kültür ve Sosyal İşler Dairesine bağlı Konservatuvar Müdürlüğü ile Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü’ne bağlı eğitim alanlarında geleneksel eğitim metotlarının ötesinde dinamik, gelişen, çok boyutlu ileri seviye eğitimler verilecek. Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuarı’nın Geleneksel ve Güzel Sanatlar Bölümlerinin eğitimleri, merkez içindeki 7 ayrı atölyede gerçekleştirilecek. Güzel Sanatlar bölümünün resim, seramik ve çini ile geleneksel sanatlar bölümlerinin; hüsn-i hat, ebru, kat’ı, tezhip ve minyatür branş dersleri SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nin çatısı altında verilecek. Ayrıca oluşturulan özel bir atölyede müzik provaları yapılacak.

“Moda akademisinde alanında uzman kursiyerler yetiştirilecek”

Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü ise tesiste moda akademisi ile yer alacak. Moda akademisi; dokuma, tasarım, modelistlik, dijital tasarım, drapaj ve dikiş olmak üzere 6 ayrı atölyede faaliyetlerini gerçekleştirecek. Dünya trendlerine uygun, sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte verilen eğitimlerle tasarımdan üretime ve hazır giyim sektörüne kadar alanında uzman kursiyerler yetiştirmenin amaçlandığı moda akademisinde temel karakalemden koleksiyon oluşturmaya kadar baştan sona geleneksel eğitim metotlarının ötesinde ileri seviye eğitimler verilecek.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarihi yapının yenileme çalışmalarını titizlikle gerçekleştirdi. 2 bin 200 metrekarelik alana sahip SEKA Sanat İhtisas Merkezi onarımı kapsamında kat planları ve cephelerde özgün formun dışına çıkılmadı. Sanat müzesi olan merkezde döşeme içine gizlenen ray sistemleri kullanıldı. – KOCAELİ

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kocaelide-sanat-ihtisas-merkezi-hizmete-giriyor/feed/ 0
Temsil ve Hafıza: 1882-1948 Sergisi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Hikayesini Anlatıyor https://www.igdirhaber.com.tr/temsil-ve-hafiza-1882-1948-sergisi-mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-hikayesini-anlatiyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/temsil-ve-hafiza-1882-1948-sergisi-mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-hikayesini-anlatiyor/#respond Sun, 21 Jul 2024 21:57:33 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10728 Türkiye’nin ilk güzel sanatlar okulu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin (MSGSÜ) hikayesi “Temsil ve Hafıza: 1882-1948” başlığıyla, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu.

Açılışta konuşan MSGSÜ Rektörü Prof. Dr. Handan Elçi, üniversitenin kuruluşundan bu yana sanat, mimarlık ve tasarım alanında ülkenin geleceğini şekillendirdiğine dikkati çekerek, “Bu kurum 142 yıldır hiç yolunu saptırmamış bir kurum.” dedi.

Elçi, serginin kurumun hafızasının birinci bölümü olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Gezeceğiniz sergi, kurumun hafızasının 4’te biri. Toplanan, düşünülen ve metine dönüştürülen hafızanın 4’te biri sergileniyor. Bu sadece bir parça. Serginin ikinci bölümünde sırada 1950’den sonra yepyeni bir kuruluş, yeni bir mimari anlayış, yeni bir eğitim programı, üniversite oluncaya kadar geçirdiğimiz dönem var. Bunun ardından onun sergisini yapacağız. Bunları elbette kitaplaştırarak geleceğe de bırakacağız.”

“Hiçbir şekilde bir araya gelmeyen bu ürünler bu sergide bir araya geldi”

Serginin küratörlerinden Prof. Dr. Mehmet Sinan Niyazioğlu, Cumhuriyet’in 100. yılı kapsamında böyle bir çalışmaya imza attıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

“MSGSÜ, geç Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve günümüze ulaşabilen ilk ve tek sanat kurum. Bu sergi kapsamında müzenin sergi salonlarında bulunan eserler, deposunda derin bir uykuda bulunan eserler, bu kurumun eğitimcilerinin ve mensuplarının yayınlamış olduğu yayınlar, Halil Ethem Eldem’in, Zeki Kocamemi’nin, Nazimi Yaver Yenal’ın zamanında tasarlamış olduğu teşhir masaları ve bantlar, hepsi sessizce bekliyorlardı. Kendi kendilerini anlatmak istiyorlardı ve bir araya geldiler. 1882’den 1948’e kadarki yangın sürecini anlatmak istediler, izleyicilerle buluşturdular, bizleri çalıştırdılar. Hiçbir şekilde bir araya gelmeyen bu ürünler bu sergide bir araya geldi.”

Küratör Doç. Dr. Yasemin Nur Erkalır da 1987’de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde resim kursu almaya başladığını ve müzeyle o zaman tanıştığını dile getirerek, “Bugün burada hep beraber olmak benim için çok büyük bir onur. Teşekkür ederim.” ifadesini kullandı.

Üniversitenin Mimarlık Fakültesi’nden küratör Prof. Dr. Nezih R. Aysel ise MSGSÜ’nün 142 yıl önce büyük umutlarla kurulduğuna işaret ederek, “Bugüne kadar hep ülkenin sanatına, mimarlığına bir şekilde iz bıraktı. Benim izlediğim kadarıyla ilk kez güzel sanatlarla birlikte ülkenin ve okulun tarihini (bu sergide) yan yana sergiledik. Umarım mimarlık ve sanat birlikteliğini yaşam boyu sürdürür.” değerlendirmesini yaptı.

Sergi hakkında

Osman Hamdi Bey tarafından 1882’de Sanayi-i Nefise Mektebi adıyla kurulan, uzun süre Güzel Sanatlar Akademisi olarak devam eden, bugün ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne dönüşen Türkiye’nin ilk sanat okulunun uzun tarihçesi “Temsil ve Hafıza” sergisinde izleyiciye sunuluyor.

Cumhuriyet’in 100. yılı ve üniversitenin 142. kuruluş yılı kapsamında hazırlanan sergi, 1948’de kurum hafızasına darbe vuran yangındaki kırılmaya kadarki döneme odaklanıyor ve sergiyi gezenlere bu süreçte akademililerce yürütülen “temsil” ve “hafıza” politikaları üzerinden bir okuma öneriyor.

Sergi, 4 Ağustos’a kadar İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/temsil-ve-hafiza-1882-1948-sergisi-mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-hikayesini-anlatiyor/feed/ 0
ArtAnkara 10. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı 6-10 Mart’ta Başlıyor https://www.igdirhaber.com.tr/artankara-10-uluslararasi-cagdas-sanat-fuari-6-10-martta-basliyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/artankara-10-uluslararasi-cagdas-sanat-fuari-6-10-martta-basliyor/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:30:45 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10634 ArtAnkara 10. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, bu yıl yurt içi ve yurt dışından 1600 sanatçıyı sanatseverlerle 6-10 Mart’ta buluşturacak.

ArtAnkara Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül, bir otelde düzenlediği basın toplantısında, bir fuarı 10 yıl yaşatmanın Ankara’da kolay olmadığını belirterek, başkentte sanat fuarlarına hem mekan hem de etkinlik boyutuyla ilginin çok gösterilmediğini söyledi.

ArtAnkara’nın 2015’te başladığını ve doğal afet, salgın gibi pek çok olumsuz duruma rağmen devam ettiğini vurgulayan Aygül, “Bugün istediğimizin yüzde 50’sini yakalamış durumdayız. Basınımızla, sponsorlarımızın desteğiyle devam ederken, komşu ve çevre ülkelerin arananı, takvimlerinde yer alan bir çağdaş sanat fuarı olmayı diliyoruz.” dedi.

Bu sene fuara 200’e yakın Rus sanatçının katılacağını, en fazla yabancı sanatçı katılımı olacak ülke yönüyle Rusya’yı İran ve Güney Kore’nin izlediğini bildiren Aygül, “ATO Congresium’da yapılacak ArtAnkara’ya 152 katılımcının çatısı altında, 1600 sanatçı iştirak ediyor. Yalnız alıcılarla satıcıları buluşturan değil, sektörün aktörlerinin birlikte olduğu, galerici, sanatçı ve koleksiyoner üçleminde farklı konuların paylaşıldığı 32 panele fuarımız yer veriyor. Meksika, Amerika’dan da sanatçılarımız olacak.” ifadesini kullandı.

Kardeş ülke Macaristan

Aygül, bu yılki fuara Macaristan’ın kardeş ülke seçildiğini, 6 Mart saat 17.30’da Macar flüt sanatçısı Dominica Acs’ın konserinin ardından, ödül töreni ve ön gösterimle etkinliğin başlayacağını söyledi.

Fuarda, 50’nin üzerinde müzik dinletisi, 100’ün üzerinde workshop, atölye çalışması olacağını aktaran Aygül, Rusya’nın ünlü sanat okulu Ilya Repin Devlet Sanat Akademisi sanatçılarının da katılacağını kaydetti.

8 üniversite ve 110 galeri fuarda yer alacak

Usta ressamlar Devrim Erbil, Mustafa Ayaz, Ertuğrul Ateş, Bedri Baykam gibi çok sayıda sanatçının fuarda yerini alacağını ifade eden Aygül, sanat alanında 32 söyleşinin de yapılacağını bildirdi.

Aygül, fuarda, 110 galeri, 10 STK, 5 müze, 7 inisiyatif, 12 proje ve 8 üniversitenin yer alacağını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Ankara Güzel Sanatlar Lisesi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Bilim Üniversitesi, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Şırnak Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Trakya Üniversitesinden genç sanatçılar fuara katılım sağlayacak. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çankaya Belediyesi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de sanat projeleri ve sanatçılarıyla ArtAnkara’da yerlerini alacak. Sanatçı Tamer Levent’in ‘Sanata Evet’, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümünün ‘Gordion’un izinde’ projeleri de fuarda sanatseverle buluşacak.”

Güzel sanatlar lisesi öğrencileri ücretsiz ziyaret edebilecek

Aygül, fuarın 10’uncu yılına özel, bu yıl 10 onur ödülü vereceklerini söyledi.

Sanatseverlerin tam bilete 150 lira, öğrenci biletine ise 75 lira ödeyerek etkinlik alanına girilebileceğini belirten Aygül, “Farklı illerden 37 güzel sanatlar lisesi öğrencileri fuarımıza geliyor. Zaten güzel sanatlar lisesi öğrencileri ücretsiz girebiliyor. Ankara dışından gelecek güzel sanatlar lisesi öğrencilerini de ücretsiz ağırlayacağız.” dedi.

Aygül, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile bir protokol yaptıklarını ve şehir dışından gelecek öğrencileri Gazi Eğitim Fakültesi Müzesi, Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Hacettepe Üniversitesi Resim Heykel Müzesi ile Mustafa Ayaz Müzesi’ne ücretsiz götüreceklerini söyledi.

Geçen sene 72 bin kişi katılmıştı

Aygül, ATO Congesium’un 17 bin 500 metrekarelik alanına yayıldıklarını ve tüm sınırları zorladıklarına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Geçen sene 72 bin kişi gezdi fuarımızı. Bu sene gösterilen ilgi, çok daha fazla katılımın olacağını gösteriyor. Bu da bizi düşündürüyor. Paylaşımın yapılması ve eser satılması kalabalıkta kolay değil. Ama gurur duyuyoruz, bu fuarı Ankara’ya kazandırdık. Koleksiyonerlerin geri dönüşleri çok olumlu. İlk yıllarda koleksiyonerler eserleri fotoğraflarıyla soruyorlardı, şimdi sormuyorlar. ArtAnkara’da karşılaştığımız sürprizler, yerli yabancı gördüğümüz sanatçılar bizi çok etkiledi. Türkiye’nin 81 ilinden katılımcısının, ziyaretçisinin ve koleksiyonerlerin olduğu bir fuarı yaşama geçiriyoruz. Böyle bir sanat piyasasının kurulması bizim için çok değerli. Bazı fuarlarda gündeme gelmeyen sanatçılar bu fuarla farklı yerlere gelebiliyorlar. Evlerinde resim olmayan insanlar bugün resim koleksiyonu yapmaya başladı.”

Toplantıya, Birleşik Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği Başkanı Süleyman Dodi Dündar ve Tüm Sanat Galerileri Derneği (TÜSGAD) Kurucu Başkanı Okan Sartaş katıldı.

Fuar, ATO Congresium’da 7-10 Mart’ta 10.00-20.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/artankara-10-uluslararasi-cagdas-sanat-fuari-6-10-martta-basliyor/feed/ 0
İmamoğlu: Kanal İstanbul Meselesini Milletin Zihninden Söküp Atacağız https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglu-kanal-istanbul-meselesini-milletin-zihninden-sokup-atacagiz/ https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglu-kanal-istanbul-meselesini-milletin-zihninden-sokup-atacagiz/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:42:16 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10310 Haber: OKTAY YILDIRIM

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tarihi Haliç Tersanesi’nin bir bölümünde hayata geçirilen ‘İstanbul Sanat’ın açılışını gerçekleştirdi. Aynı anda, ’10 x 10 = 100 Büyük Proje’ sunumlarının dördüncüsü olan ‘Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri’ konulu sunumu da yapan İmamoğlu, “5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz” dedi. İmamoğlu, “Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran bu meseleyi milletin zihninden söküp atacağız” diye konuştu.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin ilk kamusal çağdaş sanat müzesine dönüştürülen tarihi Haliç Tersanesi içerisinde “İstanbul Sanat” adıyla açılışını, “10 x 10 = 100 Büyük Proje” sunumlarının dördüncüsü olan “Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri” konulu sunum ile gerçekleştirdi. Proje sunumuna ve açılışa; siyaset, sanat ve akademi dünyasından birçok tanıdık isim katıldı. “Osmanlı’nın denizcilik üssü Tersane-i Amire’nin günümüze ulaşan bölümlerinden biri olan Haliç Tersanesi’nin restorasyon çalışmalarını tamamlamanın ve şehrimize ‘İstanbul Sanat’ adıyla yeni bir kültür sanat mekanı kazandırmanın heyecanı içinde olduğumuzu söylemek isterim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“ECDADIN YADİGARI İŞTE BÖYLE KORUNUR: Haliç Tersanesi, dünyada işlevini sürdüren en eski tersanelerden biri. Tersaneyi, göreve geldiğimiz gün itibariyle başladığımız kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla, koruma altına aldık. Yeniden işlevlendirme sürecimizin ardından, bugün itibariyle “İstanbul Sanat” adıyla tersaneye kamusal bir yaşam merkezi işlevi  kazandırdık. Haliç Tersanesi’ni artık, tersane işlevinin yanında; müze, performans sanatları merkezi, sergi ve çocuk atölye alanlarıyla, restoran gibi sosyal mekanlarıyla da hizmet verecek şekilde İstanbulluların hizmetine açıyoruz. Ecdadın yadigarı işte böyle korunur. Fatih’in emaneti Haliç Tersanesi, yaklaşık 600 yıllık bir denizcilik mirası, bugüne ve geleceğe taşınarak korunur.

PORTREYİ SATIN ALARAK, BELEDİYEMİZİN KOLEKSİYONUNA KATTIĞIMIZDAN ÖTÜRÜ BİRAZ SORUŞTURMA GEÇİRSEK DE: 15. yüzyılın sanat hamisi olan Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Haliç Tersanesi’nde kurulan İstanbul Sanat Müzesi, eminim ki İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olacak. Farklı koleksiyonları, “Ah Güzel İstanbul” sergisiyle bir araya getirdiğimiz İstanbul Sanat’ta, İstanbullulara ait olan İBB’nin zengin koleksiyonu da sanat severlerle buluşacak. Birbirinden kıymetli eserleri içeren bu serginin en özel eserlerinden biri, elbette Gentile Bellini’nin atölyesinde resmedilen ve 15. yüzyıla tarihlenen Fatih Sultan Mehmed portresi. Her ne kadar bu portreyi satın alarak, belediyemizin koleksiyonuna kattığımızdan ötürü biraz soruşturma geçirsek de değerli bir iş olduğunun altını çizmek isterim. Değerli koleksiyonlarıyla hem İstanbul Sanat’a hem de sergiye hayat veren kıymetli koleksiyonerlere; eserleriyle aramızda yer alan sanatçılarımıza, süreçte emeği geçen küratör ve akademisyenler ile müze ve sergi ekibine teşekkürlerimi sunarım.

YILLARIN İHMALİYLE, YAPILAN SAYISIZ YANLIŞLARLA BOĞUŞAN İSTANBUL, SON 5 YILDA YENİ BİR YOLA GİRDİ: Kıymetli İstanbullular; ‘Kadim kent’, ‘Eşsiz coğrafya’, ‘Zengin kültürel miras’, ‘Ecdat yadigarı tarihi değerler…’ Ne mutlu bize, bunun gibi sıfatlarla anılan bir şehirde yaşıyoruz. Ne mutlu bize ki, İstanbul’umuz var.  Yılların ihmaliyle, yapılan sayısız yanlışlarla boğuşan İstanbul, son 5 yılda yeni bir yola girdi. İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, artık emin ellerde. Bu eşsiz miras, artık uzmanların ve halkın koruması altında. 5 yıldır, İstanbul’un tüm tarihi ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmaya kararlı bir anlayışla hareket ediyoruz. İstanbul’un mirasını, bilimin yönlendiriciliğinde gün yüzüne çıkarıyor ve halka emanet ediyoruz. Bugün sizlerle, kadim şehir İstanbul’da tarihi ve kültürel mirasa nasıl sahip çıktığımızı, bu tarihi ve kültürel mirasın yaşatılması için neler yaptığımızı ve önümüzdeki 5 yılda bu amaçla hayata geçireceğimiz projelerimizi paylaşacağım.

İSTANBULLULARIN KADİRŞİNASLIĞI OLMASAYDI: Aslında milyonlarca İstanbullu gibi, sizler de yaptıklarımızı çok iyi biliyorsunuz. Eminim, sizler de İstanbul’un günlük hayatının bir parçası haline getirdiğimiz pek çok tarihi mekanı ziyaret ettiniz. Sahip çıktığımız tarihi yaşadınız, hissettiniz. O mekanlarda düzenlenen etkinliklere katıldınız, dinlendiniz, sohbet ettiniz.  Keyifli ve kaliteli zaman geçirdiniz.  Böylece, yıllarca harabe haliyle bırakılmış, yok olmaya yüz tutmuş, atıl durumdaki tarihi mekanlara sahip çıktınız. İstanbulluların kadirşinaslığı olmasaydı, bu şehrin mirasına sahip çıkmak yolunda yaptığımız her şey eksik kalırdı. Onun için, bu yolda başardığımız ne varsa, aynı zamanda İstanbulluların eseridir. Sizlere ve tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum.

İBB MİRAS, ARTIK DÜNYACA ÜNLÜ BİR MARKA: İstanbul’un tarihine baktığımızda, 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, dünyanın başkenti olmuş bir kent görüyoruz. Asıl olarak şehrin merkezinde yoğun olmakla birlikte, dört bir yanında çok sayıda tarihi ve kültürel miras eseri bulunan İstanbul bu anlamda dünyanın en zengin kenti. Bize bırakılan bu mirasa uzmanlıkla, liyakatle, ayrım gözetmeksizin, saygıyla ve özenle yaklaşıyoruz. Geçmişte liyakatsiz ellerle yapılan vahim uygulamalar, kaş yapayım derken göz çıkarılan restorasyon projeleri hepimizin hafızalarında. Peki biz ne yaptık? İBB Miras’ı kurduk. İBB Miras, artık tarihi eserlerin bakımı ve restorasyonu konusunda dünyaca ünlü bir marka. İBB Miras, işini bir ihalenin gereği olarak değil; severek, tutkuyla yapan, liyakat örneği bir yapılanma. İstanbul’un kültür mirasına bilgiyle, sevgiyle, özenle sahip çıkan bir organizasyon. İçinde mimar var, mühendis var, sanat tarihçisi, arkeolog, restoratör var. Restorasyon ustası, restorasyon işçisi var. İBB Miras’ta baştan sona uzmanlık var, tecrübe var, liyakat var. İstanbul’un kültür mirası artık İBB Miras’ın güvencesi altında.

SAYISI 4 OLAN İBB SORUMLULUĞUNDAKİ MÜZELERİ 4,5 YILDA 22’YE ÇIKARDIK: İBB Miras ile birlikte, rutin olarak 25 ilçede, 42 rotada ve 1321 ayrı noktada envanterimizi izliyoruz, bakımını yapıyoruz ve sizlerin ziyareti için hazır tutuyoruz. 63 anıt eser ve sivil mimarlık eserinde, kapsamlı restorasyon çalışmalarımızı tamamladık. 34 kamusal sanat eserini restore ederek, zamanın tahribatından arındırdık. Geçmişin izlerini bulabileceğimiz en kıymetli alanların başında müzelerimiz geliyor. Göreve geldiğimizde, sayısı 4 olan İBB sorumluluğundaki müzeleri 4,5 yılda 22’ye çıkardık. İstanbul’un 20 yıldır, 30 yıldır suyu akmayan 197 tarihi çeşmesini, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp suya kavuşturduk. Bu konuda öncü olmanın, kimi kurumlara örnek teşkil etmenin gururunu, bu projeye çok değer veren 16 milyon İstanbulluyla birlikte yaşıyoruz. İstanbul’un tarihsel ve kültürel anlatısının en önemli taşıyıcılarından biri olan camiler, türbeler ve hazireler İBB Miras’ın koruma çalışmaları içinde özel bir yer tutuyor. Biz de İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliği ile 19 tarihi türbeyi, 588 tarihi mezar ve hazireyi hak ettiği değere kavuşturduk. 42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştirerek ferah ve huzurlu bir hizmete hazır tuttuk.

TAM 943 MİRAS ALANINI, İBB MİRAS DOKUNUŞU İLE KORUMA ALTINA ALDIK: Göreve geldiğimizden bugüne kadar, tam 943 miras alanını, İBB Miras dokunuşu ile koruma altına aldık. Restorasyonunu gerçekleştirdiğimiz bu yapıları, kimliğine uygun ve çevresindeki ihtiyaçlara cevap verecek şekilde, koruma-kullanma dengesini gözeterek işlevlendirdik. Bu alanlar, halkımızın nefes aldığı, keyifli zaman geçirdiği yeni yaşam alanlarıdır. Yeniden işlevlendirme yaparak İstanbul’a kazandırdığımız bu eserlerimiz, İstanbul’dan memleketimizin, dünyanın dört bir yanından tam 11,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Bildiğiniz gibi Bulgur Palas’ı mülkiyetimize alarak, çok kısa sürede restorasyonunu tamamladık ve Fatih ilçemizin kamusal hizmetlerden mahrum kalmış bölgesinde vatandaşlarımızın hizmetine geçtiğimiz hafta sunduk. Haftaya, önemli bir endüstri mirası alanını daha şehrimize kazandırıyoruz. Biz, öyle bir çalışırız ki, petrol tankerlerinden bile mucizevi bir yaşam alanı ortaya çıkartırız. Çubuklu Siloları’nı hepinizin görmesini çok arzu ediyorum. Terk edilmiş endüstri mirası dönüşümlerinin ne kadar önemli olduğunu; bu dönemde Müze Gazhane, Ataköy Baruthanesi, Artİstanbul Feshane, Cendere Sanat gibi şehre yeni kazandırdığımız kültür alanlarıyla herkese gösterdik.

UYDURMA BELGELERLE GEZİ PARKI, GALATA KULESİ GİBİ ÖNEMLİ TARİHİ ALANLARI ELİMİZDEN ALMAYA KALKTILAR: Bir de Koruma Kurulu sürecine takıldığı için gerçekleşmeyen, aksayan, yavaş ilerleyen projelerimiz var. Birçok alanda olduğu gibi, bu alanda da çeşitli engellemelerle mücadele ettik. Uydurma belgelerle Gezi Parkı, Galata Kulesi gibi önemli tarihi alanları elimizden almaya kalktılar. Bu alanlarda hukuki mücadelemiz devam ediyor. Yedikule Gazhane, Dolmabahçe Gazhane, Duatepe Parkı, Fatih Sultan Mehmet Anıtı, Sultanahmet Meydanı, Taksim Meydanı, Yoros Kalesi Arkeopark, Altınkapı Ziyaretçi Müzesi, Bozdoğan Kemeri Ziyaretçi Müzesi gibi önemli eserlerimizin kent hayatına kazandırılması ise, Koruma Kurulu sürecine takılmış durumda. Bunları da sıkı bir şekilde takip ediyoruz.

YENİ AÇACAĞIMIZ MÜZELER İLE İHMAL EDİLMİŞ MÜZECİLİK ALANI İSTANBUL’A YAKIŞIR BİÇİMDE HAREKETLENDİRECEĞİZ: Geçmiş dönemde olduğu gibi yeni dönemde de İstanbul tarihine sahip çıkmaya devam eden bir şehir olmaya devam etsin diye kollarımızı sıvadık. Şimdi yeni dönem için 10 alanda hazırladığımız projelerimizi sıralamak istiyorum:  Yeni açacağımız müzeler ile ihmal edilmiş müzecilik alanını, İstanbul’a yakışır biçimde hareketlendireceğiz. 28 Yeni Müze ve Sanat Merkezi ile sanat dünyasını zenginleştireceğiz. Bulunduğumuz tarihi Haliç Tersanesi’nde, Deniz Müzesi ile ikinci etabı tamamladığımızda kültür alanını daha da genişletmiş olacağız. Dünyanın yaşayan ve üretmeye devam eden en eski tersanesi Haliç Tersanesi; ‘İstanbul Sanat’ markasında, İstanbul Sanat Müzesi, Performans Sanatları Merkezi ve festival alanları, çocuk sanat atölyesi ve Deniz Müzesi ile devasa bir kültür merkezi olacak. İstanbul Sanat gezilirken aynı zamanda İstanbul’un sembolü vapurların restorasyon süreçleri izlenebilecek. 2019’dan sonra özel ve kamu sektörüne ait gemilerin bakım onarım çalışmalarını da yapmaya başladık. İlk kez mega yatlar, Haliç Tersanesi’ne bakım onarım ve havuzlama işlemleri için gelmeye, tersane çok uzun yıllar sonra yeniden gemi inşa etmeye başladı. Bu çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz. Açık restorasyon ile dünyanın en eski tersanesinde, bakım ve onarım aşamaları, Deniz Müzesi’nin bir parçası olarak yer alacak.

İNAN GÜNEY, MAHİR POLAT, SİNEM DEDETAŞ: Tabii burada kulaklarını çınlatmak isterim. Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde deneyimleriyle birlikte, kendisi deneyimlerine deneyim katmış, yıllarca doğma büyüme bir Beyoğlulu olarak nasıl Beyoğlu yolculuğuna İnan Güney çıkmışsa; kültür-sanatın yapı taşlarını her açıdan, çok büyük bir deneyimiyle beraber bilen, bence İstanbul’un önemli bir kültür, sanat, tarih ismi olacak olan Mahir Polat arkadaşımın da Fatih’e aday olduğu gibi; özellikle bu sahanın organizasyonunda ve bu sahanın gelişmesinde özenli katkılarıyla beraber, çalışmayan bir tersaneyi, sıfır ciroyu gören bir tersaneyi, bir anda yıllık 160 milyon -o günün parasıyla, bugünle nasıl çarparsınız bilmiyorum- ciroya çıkartmış bir tersane haline getiren, kamu yöneticiliğinin en iyi örneklerini burada sunan Sinem Dedetaş da Üsküdar’a hizmet etmek için yola çıktı. Kulaklarını buradan çınlatmış olalım.

BALKAN OTOGARI” TEPKİSİ: “NASIL BİR TORPİLLİ SAHAYMIŞ Kİ, BİZ BU ALANI ORAYA TAŞIYAMIYORUZ: Yenikapı’da, Balkan Otogarı’nı kaldırıp, 109.000 metrekare yaşam alanına dönüştürüyoruz. 8000 yıllık tarihi liman; güvenli, yeşil bir yaşam parkı oluyor. Bakınız; bazı konular öyle anlamsız engellerle önümüze diziliyor ki; tarifi yok. Şimdi bu otogarı buradan kaldırıyoruz. İstanbul’un tarihinin göbeğine kamyonu, tırı, otobüsleri sokmamak adına, yine yüz milyonlarca liralık bir yatırım yaptık. Açılışını yarın yapıyoruz. Muazzam bir terminal. Aynı zamanda otogar gibi ve mal yükleme, boşaltma hizmetinin yapılacağı… Aynı zamanda o alanı da tramvayı kapısına getirerek… Yani Alibeyköy’deki tramvayla Eminönü’ne kadar gelmelerini sağlayacak şekilde insan taşımacılığını da sağlayarak, biz orada çok özel bir otogarı bitirdik. Bir lojistik alan bitirdik aslında. ve bu Balkan Otogarı’nın oraya taşınması gerekiyor. Nasıl bir torpilli sahaymış ki, biz bu alanı oraya taşıyamıyoruz. Taşınması için, oradaki işgalcilerin çıkmaması adına, ben buradan şikayet ediyorum. İlçe kaymakamı bu işin bir parçası gibi davranıyor. Şaka gibi. Yani İstanbul’un göbeğindeki bir hizmeti alıp, Alibeyköy’e taşıyacağız. Orada bir de çevresinde 100 bin metrekarenin üzerinde muazzam da bir park kazandırdık. Orayı da tanıtacağım yarın. Çok modern bir otogar ve bir terminal merkezi bitirdik. Maliyeti neredeyse 350-400 milyon lira ve taşıyamıyoruz. Şaka gibi. Yani Yenikapı’yı arındıracağız, iyileşen bir tarihi alana dönüştüreceğiz Fatih’in göbeğini. Hani diyorum ya bazen; her ne kadar akıllarında, fikirlerinde ‘Ekrem İmamoğlu aşağı, Ekrem İmamoğlu yukarı’ olsa da İstanbul’a bu şekilde Ekrem İmamoğlu üzerinden eğilseler de onlara görevlerini hatırlatıyorum. Buradan duyuruyorum. Yarın açılışını yapacağız. Bize yardımcı olsunlar. Bir an önce İstanbul’un göbeğindeki, o güzelim tarihi alandaki bu arkeolojik parkının yapılacağı alandaki işgallerin, bir an önce oraya taşınması konusunda bize kamusal destek versinler ve bu işi tamamlayalım, diyerek böyle bir engellemeyi de sizlerin huzurunda, İstanbul’un bütün mülk idarecilerine buradan duyuruyorum.

FATİH CAMİİ İLE SÜLEYMANİYE CAMİİ’Nİ, İSTANBUL’UN EN MUHTEŞEM MANZARASIYLA BİRBİRİNE ULAŞTIRIYORUZ: İstanbul’un dünü ile bugünü arasında bağlantı kuran, şehrin önemli tarihi eşiklerinden biri olan Altınkapı’yı, kültür sanat etkinlikleriyle her daim yaşayan, tarihi ve kültürel önemini görünür kılacağımız bir çekim alanı olarak dönüştürüyoruz. İstanbul’un yeşil alanlarını imara açan zihniyet geride kaldı. Yeşil alanları, tarihi, kültürel değerlerini de gözeterek, korumaya ve yeni yeşil alanlar kazandırmaya devam edeceğiz. Fatih Sultan Mehmet’in emaneti Fatih Camii ile Kanuni Sultan Süleyman’ın emaneti Süleymaniye Camii’ni, İstanbul’un en muhteşem manzarasıyla birbirine ulaştırıyoruz. Üzerinden yürüyerek geçilecek ‘Bozdoğan Açık Hava Müzesi’; ziyaretçi merkezi ve kafe alanlarıyla yeni bir kültür turizm odağı olacak.

132 YILLIK HASANPAŞA GAZHANESİ’Nİ MÜZE GAZHENE OLARAK KAMUYA KAZANDIRDIK: 132 Yıllık Hasanpaşa Gazhanesi’ni, ‘Müze Gazhane’ olarak kamuya kazandırdık. Yeni dönemde 3 yeni müze gazhane ile İstanbul’un endüstri mirasına yaşam enerjisi vermeyi sürdüreceğiz. İstanbul’un ilk aydınlatma kaynağı, 168 yıllık Dolmabahçe Gazhanesi’ni, Kağıthane Gazhanesi’ni ve Yedikule Gazhanesi’ni kültür-sanat etkinliklerine ve sosyal tesislere ev sahipliği yapacak şekilde dönüştürüyoruz. Yedikule Gazhanesi’nde ‘Panorama Müzesi’, ‘İstanbul Belleği Müzesi’ ve ‘Kent Müzesi’, İBB Miras eliyle İstanbul’a kazandırılarak, şehrin en önemli kültür-sanat mekanlarından olacak. Aynı zamanda 3.000 kişilik açık hava etkinlik alanı ve sahnesiyle yeni bir kültür sanat odağı haline dönüşüyor.

3 YENİ ARKEOPARK: İstanbul’umuzun arkeolojik alanlarını, her yaştan insanımızın için tarihi öğrenme, keşfetme heyecanıyla dolduracak şekilde düzenliyoruz. Şeyh Vefa Arkeopark, Yoros Kalesi,  Milyon Taşı arkeopark alanları,  ziyaretçi merkezleri ile birlikte hizmet verecek.

4 TARİHİ TİYATRODA YENİDEN “PERDE” : Tarihi tiyatrolarımız, yeniden perde açacak. 4 tarihi tiyatro ile kültür-sanat hayatını zenginleştireceğiz. Kadıköy İskele Meydanı’nın simgelerinden Haldun Taner Sahnesi, Muammer Karaca Tiyatrosu, 1961 yılında Fatih Tiyatrosu adıyla açılan, senelerce nice oyunlara ev sahipliği yapmış olan Reşat Nuri Sahnesi ve son olarak Kenter Tiyatrosu’nda başlattığımız restorasyon çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bu simgesel mekanları, yeniden sanatçılarımızın ve tiyatro severlerimizin hizmetine sunacağız.

FESHANE VE BARUTHANE’DE YENİ DÖNEM: Endüstri mirası alanlarımıza sahip çıkıyoruz. Bu alanları yaşamın bir parçası haline getiriyoruz. Feshane 2’inci etap çalışmalarına başlıyoruz. İstanbul’un endüstri mirasının eşsiz örneklerinden biri olan Feshane-i Amire, ‘Artİstanbul Feshane’ ismiyle kısa sürede İstanbul’un en büyük kültür-sanat merkezi haline geldi. 2’inci etap çalışmalarıyla birlikte, 14.850 metrekarelik müze ve kültür-sanat alanı daha kazandıracağız. Kanal İstanbul’un yutacağı tarihi alanlarımızdan birisi de Osmanlı gücünü yansıtan Azatlı Baruthanesi’ydi. Tarihi baruthanede yepyeni bir kültür alanı yaratıyoruz. Müzeleri, yaşam alanları, peyzaj kullanımlarıyla bir yaşam bahçesi ortaya çıkacak. ve buradan ilan ediyorum: Bu Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran o ismiyle bile zihninden söküp atacağız. Çok net söyleyeyim.

9 YENİ İSKELE KİTAP KAFE: Tarihi iskelelerimizi yeni nesil kütüphanelerle donatıyoruz. Moda, Kadıköy, Beşiktaş gibi 9 iskelemizi, özgün işlevlerinin yanı sıra kitapla, kültürle sanatla buluşturduk. 9 İskele Kitap Kafe’yi daha 16 milyon İstanbullunun hizmetine sunacağız. Şehrin önemli hafıza mekanları arasında yer alan bu iskeleler, bundan böyle kültür-sanat etkinlikleri, kafe ve kütüphaneleriyle de İstanbulluların buluşma durakları olacak. Yeni dönemde, tarihi iskelelerimizde açacağımız İskele Kitap Kafelerimiz ise; Bostancı, Büyükada, Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Balat, Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp İskele Kitap Kafeler olacak. Bu arada söyleyeyim; Bostancı’da muazzam bir sahil düzenlemesi yapıyoruz. ve bu sahil düzenlemesi, inanılmaz değerli bir nefes aldıracak. Burayı da yine çok uzun bir zaman değil… Ben artık günleri, saatleri, saniyeleri bile sorguluyorum. Genel Sekreterimiz, yöneticilerimiz biliyor. Fazla değil, 1 hafta içerisinde, o güzel sahili sizlerle buluşturuyoruz.

KEMAL SUNAL MÜZESİ DE GELİYOR: Sanatçılarımızı burada görmüşken, onun da kulaklarını çınlatmak isterim. Bir gün evine gittiğimde, uzun uzun sohbet ettiğimizde, keşfettiğimiz farklı bir yönünü bulduğumuzda, hemen aklımızda bir ışık yandı ve kendisine bir teklifte bulunmuştum. Sevgili Ediz Hun’un evi, tam bir kaktüs müzesi. Dünyanın her yerinden kaktüs var. Muazzam ilgili, çok değerli bir büyüğümüz, ağabeyimiz. İstanbul’un ağabeyi, çok yakışıyor ona. Aynen Mustafa Alabora gibi. Biz dedik ki, bir kaktüs müzesi açalım. ve şimdi Bostancı sahilinde de bir Kaktüs Müzesi açıyoruz. Onun da altını çizeyim. Hazır sanatçılarımızdan bahsetmişken; yine rahmetle analım. Aileyi ziyaretimde, rahmetli Kemal Sunal’ın eşi, bir ‘Kemal Sunal Müzesi’ arzusundan bahsetmişti. Göztepe Parkı’nda, Kemal Sunal müzemiz de bitti. O da bir-iki hafta içerisinde İstanbulluların beğenisine sunulacak. Kemal Sunal Müzesi de geliyor.

TARİHİ KARA SURLARI VE KALELERDE YENİ BİR HAYAT: Anadolu Hisarı’nı nasıl ayağa kaldırdıysak, İstanbul’un tamamında surları ve kaleleri aynı özenle ayağı kaldıracağız. Kara Surları, Deniz Surları ve Haliç Surları’nda toplam 22 kilometrelik, kesintisiz bir yaşam alanını şehre kazandıracağız. Hem doğru restorasyon yöntemleriyle tarihi surları geleceğe taşıyacak hem de yaşamla buluşturacağız. İstanbul bir sur kenti. Dünyadaki diğer örnekler gibi, dünya mirası surlarımız da turizmin merkezi haline gelecek. Fethin başlangıç noktası Rumeli Hisarı, kültür-sanat odaklı yeni işleviyle şehrin cazibe merkezlerinden biri olarak kapılarını açacak. Anadolu yakasında, Boğaz’ın Karadeniz’e açılan bölümüne hakim bir noktada yer alan tarihi Yoros Kalesi hem ‘Ziyaretçi Merkezi ve Geziyolu Projesi’ ile hem de arkeolojik park olarak ziyarete açılacak.

HAZİRE, MEZAR VE TÜRBELERE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM: İstanbul, devasa bir açık hava müzesi. Bu alanlar hem şehrin hafızasının izlerini barındırmaları hem de estetik açıdan taşıdıkları özellikleri bakımından eşsiz birer hazine. Geçtiğimiz dönem bu alanda çok önemli işlere imza attık. Önümüzdeki dönemde de 600 hazire, 450 bin tarihi mezar ve 20 türbenin bakım ve onarım işlemlerini tamamlayacağız. Ecdat yadigarı bu kutsal alanlarımızı hak ettiği değere kavuşturup, “Yaşayan Hafıza Merkezleri”ne dönüştüreceğiz.

TARİHİ YARIMADA’DA YENİ BİR KURUMSAL YAPI: Fatih’te kuracağımız 2 merkez ile restorasyona, tarihi yapı, sokak ve mahalle ölçeğinde tüm projelendirme süreçlerine destek vereceğiz. Uzman ekiplerden oluşacak olan bu merkezler; evrensel koruma ilkelerine uygun şekilde sürdürülebilir projelendirme, yapı çalışmaları, dönüşüm, danışmanlık, güvenlik, hasar tespit ve restorasyon çalışmalarında çok yönlü hizmetler verecek. ‘Tarihi Yarımada Yapı-Proje Merkezi’ ve ‘Tarihi Yarımada Restorasyon Merkezi’ni en kısa zamanda kuracağız. Tarihi Yarımada’da bütün projeler, bu merkez tarafından üretilecek.

YENİDEN AYAĞA KALKAN SÜLEYMANİYE: Osmanlı mahallesi, dünya mirasımız Süleymaniye yok olmak üzere. Süleymaniye, yıllar önce ‘yenileme alanı’ ilan edilmiş ve ilan edilen diğer yenileme alanları gibi kaderine terk edilmiş. Maalesef yanlış uygulamalarla, sahip olduğu fiziksel ve sosyal dokuyu kaybetme riskiyle karşı karşıya olan bu önemli alanı, uluslararası koruma yaklaşımlarını ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeterek, kısa süre içerisinde yenileyeceğiz. Bu proje ile tarihi alanlarda ilk defa bu ölçekte ve bu kalitede bir yenileme projesi hayata geçmiş olacak.

YÜCE TARİHİMİZ, GÜNDELİK SİYASET UĞRUNA İSTİSMAR EDİLECEK BİR ALAN ASLA DEĞİLDİR: 5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz. Yalnızca yaptığımız işlerin çokluğu ve kalitesiyle değil, bu toprakların tarihine, yaklaşımdaki farkımızla da bizden önceki yönetimden tamamen ayrılıyoruz. 180 derece farklıyız. Biz, İstanbul’un mirasını, üzerinde rant ve siyaset uğruna tepinilecek, halkı ayrıştırmak için kullanılacak bir araç olarak görmüyoruz. O yüce tarihimiz, gündelik siyaset uğruna istismar edilecek bir alan asla değildir. Asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Tarihin, inançların, dini ve milli duyguların istismarıyla yapılan siyasetten bu şehir de bu ülke de milletimiz de çok çekti. Tarih bilinciniz, inancınız, milli duygularınız güçlüyse, bunu hamasi nutuklarla değil, işinizle, icraatinizle göstereceksiniz. Biz, işte tam da bunu yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Kişisel menfaatlerimiz, çıkarlarımız, koltuklarımız için kullanmadık, kullanmayacağız.

İSTANBUL’A HİZMETTE TEREDDÜTSÜZ ‘TAM YOL İLERİ’ DİYORUZ: Bu sözleri burada, bütün İstanbul’umuza ve bütün Türkiye’mize ifade ediyorum. İstanbul’un ecdat yadigarı eserlerini öksüz bırakmış, rant uğruna talan etmiş bir zihniyete hak ettiği cevabı, yaptığımız doğru, özenli işlerle vermeye devam edeceğiz ve bu yönde kararlıyız. Bu sözlerimi buradan, Fatih Sultan Mehmet’in bize emanet ettiği İstanbul’umuzdan, Haliç Tersanesi’nden, Kasımpaşa’dan, Beyoğlu’ndan söylüyorum. Tarihten bugüne bugünden geleceğe uzanan ve bu toplumu birleştiren tüm manevi köprüleri sevgiyle, saygıyla, hürmetle, kardeşlikle ve büyütmeye devam edeceğiz. Bu şehrin paha biçilmez, kadim tarihini, birlik ve beraberlik ruhuyla, hep birlikte, birbirimizden faydalanarak, birbirimizle konuşarak, birbirimizi hissederek bilen insanlara gereken hürmeti göstererek geleceğe taşıyacağız. Onun için hepinizin huzurunda, İstanbul’a hizmette tereddütsüz ‘Tam yol ileri’ diyoruz.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglu-kanal-istanbul-meselesini-milletin-zihninden-sokup-atacagiz/feed/ 0
Ouchhh, Ay’a yapay zeka veri sanat eseri gönderen ilk sanat stüdyosu oldu https://www.igdirhaber.com.tr/ouchhh-aya-yapay-zeka-veri-sanat-eseri-gonderen-ilk-sanat-studyosu-oldu/ https://www.igdirhaber.com.tr/ouchhh-aya-yapay-zeka-veri-sanat-eseri-gonderen-ilk-sanat-studyosu-oldu/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:52:02 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10177 Dijital sanat eserleri üreten Türk sanat stüdyosu Ouchhh, Ay’a yapay zeka veri sanat eseri gönderen ilk sanat stüdyosu oldu.

Ouchhh Stüdyonun kurucu ortakları Ferdi Alıcı ve Eylül Duranağaç Alıcı’nın “Human Cell Atlas” adlı eseri geçen haftalarda SpaceX roketi ile Ay’a iniş yaptı.

Dünya prömiyerini Art Dubai’de gerçekleştiren eser, bir yandan sonsuza dek Ay yüzeyinde kalacak bir yandan da İstanbul dahil dünyanın pek çok sanat başkentinde sergilenecek.

Fuara, Hilton Contemporary galeriyle birlikte katılan eserin iki sanatçısından biri olan Ferdi Alıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin yaklaşık 5 yıl önce CERN ile yaptıkları iş birlikleriyle başladığını belirterek, “Bilim insanlarının katkılarıyla CERN’e her yıl bir dijital sanat eseri üretiyoruz, orada sergilenmek üzere. Bu eserlerin sonuncu ise Human Cell Atlas oldu.” dedi.

“İnsanlığın sanatsal portresini ortaya çıkartmaya çalıştık”

Sanatçı, “Human Cell Atlas” projesinin dünyada insan vücuduyla ilgili üretilmiş en büyük veri seti olduğunu aktararak, şöyle devam etti:

“Binden fazla enstitü bir araya gelerek, insan vücuduyla ilgili en büyük haritalamayı yapıyorlar. Burada yaklaşık 32 trilyon insan hücresinden bahsediyorum, bunun bir veri seti olduğunu hayal edin. Bu harita sayesinde araştırmalarda fark edemeyecekleri bağlantıların ortaya çıkmasını ümit ediyorlar. Ayrıca bazı hastalıkların şifasını bulmak ve tüm bilim camiasına bu verileri açmak, amaçları arasında. Biz de bu muhteşem veriyi alıp yapay zeka aracılığıyla besleyerek insanlığın sanatsal portresini ortaya çıkartmaya çalıştık.”

Bu tarz çalışmalarda, bilim ve sanatın birbirine ilham verdiği alanlar olduğuna işaret eden Alıcı, “Acaba makinalar insandan gelen verileri kullanarak kendi gözlerinden bizi nasıl görüyorlar? Bu sorunun peşinden gittik. Bilim insanları açısından da bizlerle paylaştıkları o soğuk rakamların, projenin sonunda böylesi şiirsel veri heykellerine ve boyamalarına dönüştüğünü gördüklerinde çok mutlu oldular.” değerlendirmesinde bulundu.

Ferdi Alıcı, projeyi tamamladıkları sırada rastlantısal bir şekilde Ay’a gönderilmesi planlanan bir SpaceX roketiyle ilgili davet aldıklarını aktararak, şunları kaydetti:

“3 farklı kurum bir araya gelerek uzay tarihinde ilk kez Ay yüzeyine iniş yapan roketi tasarladılar. Böylesine tarihi bir projeyi hazırlarken 300’den fazla sanatçıyı Ay yüzeyinde kalıcı olarak hazırlanacak ilk dijital müzeye davet ettiler. Bu sanatçılar arasındaki tek Türk yapay zeka veri sanatçısı biz olduk. Yani dünyanın pek çok önemli başkentinde büyük projelere imza attık ama uzayda gerçekleşen bir işe imza atmak çok gurur verici oldu bizler için.”

“Uzayda yapay zeka sanatıyla üretilmiş ilk sanat eserini Türkler yapmış oldu”

Eserin, tamamlandıktan sonra New York’ta bir laboratuvarda nano-teknoloji ile bir diskin üzerine kazındığı bilgisini veren Alıcı, “Daha sonra bu disk Kennedy Space Center’da aya iniş yapacak SpaceX roketinin üzerine monte edildi. Yaklaşık 11 defa ertelendi, ay yörüngesinde 4 gün boyunca dolandıktan sonra yüzde 50 ihtimalle Ay yüzeyine inişinde çarparak düşme ihtimali olmasına rağmen sağ salim inişini yaptı ve sanat tarihinde bir ilki başararak Ay’da yapay zeka sanatıyla üretilmiş ilk sanat eserini Türkler yapmış oldu.” ifadelerini kullandı.

Yeni medya sanatçısı Alıcı, eserin ay yüzeyine indikten sonra dünyada ilk sergilendiği yerin Art Dubai olduğuna dikkati çekerek, “Burası için özel bir edisyon ürettik. Bütün büyük şehirlerde de eserin sergilerine devam edeceğiz. İstanbul’a da özel olarak gelmek istiyoruz. X Media Art Museum kendi vatandaşlarımızla paylaşmak için heyecanla bekliyoruz.” dedi.

Ouchhh Studio; Tokyo, New York, Los Angeles, Roma, Moskova, Prag, Brüksel ve Hong Kong dahil bir çok şehirde yaklaşık 75 kamu sanat projesi oluşturdu.

Fuar öncesi tüm bilet satışlarından elde edilen gelirin yüzde 25’inin, Gazze’deki sivillere destek için Birleşik Arap Emirlikleri’nin Kızılay Derneği üzerinden bağışlanacağını açıklayan sanat fuarı Art Dubai, bugün sona eriyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ouchhh-aya-yapay-zeka-veri-sanat-eseri-gonderen-ilk-sanat-studyosu-oldu/feed/ 0
Batman Belediyesi tarafından düzenlenen Batman Film Günleri başladı https://www.igdirhaber.com.tr/batman-belediyesi-tarafindan-duzenlenen-batman-film-gunleri-basladi/ https://www.igdirhaber.com.tr/batman-belediyesi-tarafindan-duzenlenen-batman-film-gunleri-basladi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:06:19 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9849 Batman Belediyesi tarafından bu yıl ilki düzenlenen “Batman Film Günleri” başladı.

Batman İlk Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen açılışa katılan Batman Valisi Ekrem Canalp, bütün değişim ve dönüşümlerin son yüzyılda yaşandığına işaret ederek, “Sinema da son yüzyılda bizim hayatımıza giren harikulade işlerden bir tanesidir. Sinemayı sadece kendisiyle değil, tiyatroyla beraber ele almamız gerekiyor.” dedi.

Canalp, sinemanın yüzyıllık ama tiyatronun binlerce yıllık bir geçmişi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Şu anda her ikisi de birbirini besliyor. Sinemayı destekleyebilmek için aynı zamanda tiyatroyu da desteklememiz gerekiyor. Bugün burada sinema günleri gerçekleştiriyoruz. Bizim için gurur verici ama bunun öncülleri de var. Geçmişteki hafızayı tekrar canlandırmak adına, bizim açık alanda sinema günlerimiz oldu.”

“Bu tarz organizasyonlar Batman’ı daha da güzelleştirir”

Programın danışmanı sinema yazarı Suat Köçer de festivalin önemine ilişkin, “Sezen Aksu’nun ‘Gülümse’ diye meşhur bir şarkısı var. Belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur yazılarda. İklim değişir, Akdeniz olur. Batman zaten güzel. Bence bu tarz organizasyonlar, Batman’ı daha da güzelleştirir, mevsimini değiştirir.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu tür etkinliklerde destek olması gerektiğinin altını çizen Köçer, “Biz ne kadar iyi işler yaparsak yapalım, ne kadar emek verirsek verelim, bu emeğin ve bu işin bir sahiplenicisi, hamisi olması gerekiyor. Yoksa sağlam olmaz. Bu vesileyle Batman Valiliğine, Ekrem Canalp Bey’e, Batman Belediyesi çalışanlarına ve özellikle de Metin Gürbüz’e çok teşekkür ediyorum. Bu organizasyonun kahramanı gerçekten de o.” ifadelerini kullandı.

Açılışta onur ve başarı ödülleri verildi

Yönetmen Ahmet Toklu, festivalde seyirciyle buluşan “Farha” filminin Filistin asıllı Ürdünlü yönetmeni Darin J. Sallam’a “Başarı Ödülü”nü takdim etti.

Sallam, Filistin’de yaşananlara dikkati çekerek, “Bu şekilde tanınmak ve ödül almak benim için çok gurur verici, teşekkür ederim. Farha filmini Batman’da göstermek benim için büyük bir onur. Umarım yakın zamanda özgür Filistin’i de kutluyor oluruz.” diye konuştu.

Batman Valisi Canalp’in elinden “Onur Ödülü”nü alan yönetmen Derviş Zaim ise “Çok sonra, ileriki senelerde devam edeceğini fark ettiğim bir organizasyonun ilk günlerini, ilk bebek adımlarını görmekten ve bunlara şahit olmaktan çok mutlu olduğumu söylemem gerek. Umarım önümüzdeki senelerde de hep beraber burada bunu daha üst seviyelerde kutlarız. Kendi adıma bu verdiğiniz onur ödülüne layık olmaya gayret edeceğim.” dedi.

Usta yönetmen, sinemadaki yolculuğunu sürdüğünü ve hikayelerini anlatmaya devam etmek istediğini söyledi.

“Sonunda iz bırakmak çabasıdır oyunculuk”

Onur ödülünü oyuncu Umut Karadağ’ın elinden alan sanatçı Halil Ergün de çok etkilendiğini belirterek, “Çok boyutlu bir tatla karşılaştım burada. Yerel ölçekli varoluşlarda, bir şehirde, bir kasabada, devlet yöneticilerinin yaklaşımı çok önemli.” ifadesini kullandı.

İlk kez Batman’a geldiğini dile getiren Ergün, şunları aktardı:

“Heyecan içindeyim. Birinci derece, saygın, ferah bir şehirleşmeyle karşı karşıya kaldım. Bu da beni çok sevindirdi. Ödülümle ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Tarih boyunca heykelden tiyatroya, resimden müziğe, halk ozanından sanatın bütün alanlarına, insanlığın aydınlanma, gelişme sürecinin ana itici gücü sanat olmuştur. Ben de hayata adım attığım günlerde sanatla buluştum ve sanatın bu boyutuyla ilgilendim, naçizane katkılarda bulundum. Bununla onur duyuyorum. Bu çabaya katkımız noktasında elimden geleni yapmaya çalışacağım. Sonunda bir iz bırakma çabasıdır, oyunculuk da yazarlık da şarkı söylemek de beste yapmak da. Yaşarken ödüllerle ve alkışlarla fark edilmek ve değerlendirilmek de çok önemlidir.”

Yönetmen Vuslat Saraçoğlu, usta oyuncu Perihan Savaş’ın “Onur Ödülü”nü takdim etti.

Savaş, Batman’a ikinci kez geldiğini söyleyerek, “Gerçekten de çok keyif aldığım bir yer burası. Çünkü yaptığımız söyleşide de çok hoş ve çok güzel bir zaman geçirmiştik. Sanat adına, oyuncular ve yönetmenler adına çok teşekkür ederim. Bu ödüller, yapmaya çalıştığım işimin doğruluğunu anlatıyor.” açıklamasını yaptı.

Özbekistan yapımı Sunday filminin yönetmeni Shokir Kholilov da ödülünü Suat Köçer’den aldı.

Program sonunda sanatçı Sedat Anar ve ekibi, film müziklerinden oluşan mini bir konser verdi.

Yarın sona erecek Batman Film Günleri’nde Semih Kaplanoğlu’nun “Bağlılık Hasan”, Derviş Zaim imzalı “Flaşbellek”, Vuslat Saraçoğlu’nun “Borç” ve Ahmet Toklu imzasını taşıyan “Pota” filminin yanı sıra Batman Sinema Akademisi öğrencilerinin çektiği yapım sinemaseverlerle buluşacak.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/batman-belediyesi-tarafindan-duzenlenen-batman-film-gunleri-basladi/feed/ 0
Art Dubai’de yapay zeka ve minyatür sanatı bir araya geldi https://www.igdirhaber.com.tr/art-dubaide-yapay-zeka-ve-minyatur-sanati-bir-araya-geldi/ https://www.igdirhaber.com.tr/art-dubaide-yapay-zeka-ve-minyatur-sanati-bir-araya-geldi/#respond Sun, 07 Jul 2024 21:03:34 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9707 Dünyanın dört bir yanından sanatçıları bir araya getiren çağdaş sanat fuarı Art Dubai’nin 17’nci edisyonu, 3 Mart’a kadar devam edecek.

Fuarın bu yıl 3’üncü edisyonuyla sanatseverlerle buluşan dijital seçkisinde ise Arjantinli sanatçı Florencia S.M. Brück’un minyatür sanatıyla yapay zekayı bir araya getirdiği 9 eseri yer aldı.

Küratörlüğünü Serena Tabacchi’nin üstlendiği “AI Futuristic Narratives in Historical Artistry” başlıklı seriyi, fuarda Immaterika Galeri temsil etti.

Eserlerinde yapay zeka ve İslami sanatları birleştiren Brück, çalışmalarına dair AA muhabirine yaptığı açıklamada, güzel sanatlar eğitimi aldığını, aynı zamanda bir yazılımcı olduğunu dile getirdi.

Brück, Art Dubai’de temsil ettiği eserlerini OpenAI tarafından geliştirilen yapay zeka robotu Chatgpt ile yaptığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:

“Yapay zekanın tasavvuf düşüncesinin tarihteki önemli temsilcilerinin eserlerinden ilhamla geleceğe dair tasvirler oluşturmasını istedim. Bunu yaparken de İslam sanatının bir formu olan minyatürü kullandım. Örneğin insan doğasındaki aşk kavramı makinelere ya da yapay zekaya uyarlanırsa nasıl bir görüntü ortaya çıkar onu hayal ettim. ya da bilim adamlarının sanal dünyalardaki yani metaverse gibi alemlerde gezintilerini yansıtmaya çalıştım.”

“Önemli düşünürlerin yazdıkları gerçekten dünyanın geri kalanına yol gösterebilir”

Çalışmasını metal plaka üzerinde oluşturduğunu aktaran Brück, “Eserlerin arkasında yapay zeka tarafından Mevlana, Hafız-ı Şirazi ve Ömer Hayyam gibi şairlerden ilhamla yazılmış şiirler de yer alıyor. Tüm şiirler aynı zaman Blockchain teknolojisiyle NFT olarak hazırlandı.” dedi.

Florencia S.M. Brück, geleceğe doğru bakmak için öncelikle geçmişi iyi anlamak gerektiğini ifade ederek, “Resme olan ilgimden dolayı minyatür eğitimi de aldım. Minyatür ile tanışmam bana yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Tarihten gelen bu önemli düşünürlerin yazdıkları gerçekten dünyanın geri kalanına yol gösterebilir. Onların eserlerini şiddetle tavsiye ediyorum. Dünyadaki insanlara biraz olsun ilham vermek istiyorsa tüm sanatçıların bu eserleri okuması gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Projenin köklerinin Emevi, Abbasi, Memlük, Osmanlı İmparatorluğu gibi önemli hükümdarlıkların geniş kültürel ve sanatsal mirasından beslendiğini ve zengin İslam tarih dokusuyla oluşturduğuna dikkati çeken Brück, şunları kaydetti:

“Bu dönemler, özellikle minyatür resminde, titiz detayları, canlı renkleri ve derin sembolleriyle karakterize edilir. Ben de oluşturduğum şiir veri kümesinde bu dönemde yaşamış, Rumi, Hafız-ı Şirazi, Ömer Hayyam, Feridüddin Attar, Sadi-i Şirazi, Gazzali ve İbnü’ Arabi gibi tanınmış şairlerin eserlerini bir araya getirdim. Ortaya çıkan sinerji, İslam sanatının tarihi ihtişamını dijital anlatının keskin uçlarında ve yapay zeka odaklı yaratıcılığın alanlarını birleştiren benzersiz bir dijital antoloji oluşturdu. Bu yaklaşım, sadece İslami sanat geleneklerinin mirasını korumakla kalmaz, aynı zamanda onları çağdaş teknolojinin bakışından yeniden yorumlayarak klasik ile günümüz arasında bir diyalog oluşturur.”

Yapay zeka yardımıyla oluşturulan eserlerin isimleri ise şöyle:

“Augmented Heart”, “Whispers Across Time”, “The Song of the Quantum Mystic”, “The Eternal Verse”, “Silicon Souls”, “The Legacy of Aria”, “The Virtual Dervish”, “Echoes of Andromeda”, “The Synthetist’s Ode”

Art Dubai’den, Gazze’deki sivillere destek

İsrail’in Gazze’de yüzlerce kişinin ölümüne neden olan hastane saldırısından sonra Instagram hesabından açıklama yapan fuar, “Gazze’de meydana gelen yıkıcı olaylara tepki olarak, ana şirketimiz Art Dubai Group, bu trajediden etkilenen birçok masum sivili desteklemek için fon toplayacak.” ifadelerine yer vermişti.

Fuar öncesi tüm bilet satışlarından elde edilen gelirin yüzde 25’i, Gazze’deki sivillere destek için Birleşik Arap Emirlikleri’nin Kızılay Derneği üzerinden bağışlanacak.

Sanatseverler, 40 ülkeden, 120’den fazla galerinin yer aldığı fuarı, 3 Mart’a kadar ziyaret edebilecek.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/art-dubaide-yapay-zeka-ve-minyatur-sanati-bir-araya-geldi/feed/ 0
Çin İslam Minyatür Okulu Kurucusu Bursa’da Sanat Etkinliğinde https://www.igdirhaber.com.tr/cin-islam-minyatur-okulu-kurucusu-bursada-sanat-etkinliginde/ https://www.igdirhaber.com.tr/cin-islam-minyatur-okulu-kurucusu-bursada-sanat-etkinliginde/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:36:43 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9611 Çin İslam Minyatür Okulu kurucusu, ressam ve şair Ali Lei Gong ile oğlu Said Chuanyi Lei, Bursa’da düzenlenen “Çin Kaligrafisi ve Minyatür Performansı” etkinliğinde güzel sanatlar öğrencileriyle bir araya geldi.

Bursa Büyükşehir Belediyesinin Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlediği etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen küratör İsmail Erdoğan, Gong’un Çin minyatürü sanatına İslam unsurlarını ekleyen ilk sanatçı olduğunu belirterek, “Bu alanda Ali Lei hocadan öncesi diye bir tanımlama yapamayız. Çünkü binlerce yıllık geçmişe sahip bu sanatı İslam unsurlarıyla birleştirmede ilk o öncü oldu.” dedi.

Erdoğan, Gong ile geçen yıl İstanbul’a yerleştikten sonra tanıştığını dile getirerek, “Kendisi Anadolu’yu, Turkiye’yi ve Türk insanını çok seven, çok yakınlık duyan bir kişi. Bu etkinlikte onun sanatından çok iyi istifade edeceğinizi düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

“İnsanların başarılı olması için çeşitli yöntemler var”

Ardından sanat hayatını anlatan Gong, resim sanatına küçük yaşlarda başladığını söyleyerek, “İnsanların başarılı olmasını sağlayan çeşitli yöntemler var. Bu başarıyı sağlamak için illa üniversiteye gitmek zorunda değilsiniz. Ben mesela 4-5 yaşlarımda evimde, duvarda, sokaklarda resim çiziyordum. O zaman koşullar kötüydü ve ülkede ekonomik bunalım vardı.” açıklamasında bulundu.

Gong, “Geleneksel Çin resim sanatında eskiden hep usta çırak eğitimi vardı. Şu an tabii akademik olarak öğreniliyor bunlar. Ben de bu işte bir mesafe kat ettikten sonra işinde usta bir hocayla çalışmaya başladım ve kendimi ilerlettim.” bilgisini paylaştı.

Sanatında ilerleyebilmek için çok bedeller ödediğini anlatan Gong, şunları kaydetti:

“Gençlik yıllarımda fabrikada çalışıyordum. O dönemdeki komünist uygulamalar gereği bir kişinin birden fazla işte çalışmasına izin verilmiyordu. Ben de sanatı hep gizli olarak yapmak durumunda kaldım. Daha sonra fabrikadan çıkabilmek için bir gece çalışma sırasında bilerek elimi makineye kaptırdım. İki parmağım ucundan kesildi. O olayın ardından zorunlu olarak fabrika işçiliğini bıraktım ve kendimi tamamen sanata adamaya başladım.”

“Gençlerin sanatımıza bu kadar meraklı olduğunu beklemezdik”

Etkinliğe ilişkin AA muhabirine konuşan Said Lei ise bugünkü etkinliğe gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduğunu belirterek, “Gençlerin sanatımıza bu kadar meraklı olduğunu beklemezdik. İkinci Zaman Sergisi’nin devamı olarak gerçekleşen atölye ve performanslar aslında sanatçıyı daha ayrıntılı bir şekilde sanatseverlere anlatıyor. Özellikle sergiye gelemeyenler için bu etkinlik canlı bir sergi gibi. Sağ olsun Bursa Belediyesi kültür ve sanata gayet önem ve değer veriyor. Böyle bir atölye, gençlere uluslararası bir vizyon sunabilir.” dedi.

Lei, öğrencileri sanatta yetenekli ve başarılı bulduğu değerlendirmesini yaparak, “Bazılar fırçayı çok iyi kullandı ve anlattığımız teknik ötesi yaklaşımları da uyguladı. Umarım ileride bu gençler Bursa’ya kültür ve sanat alanında daha ilhamlı, renkli katkılar sağlayacaktır.” temennisinde bulundu.

Söyleşinin ardından güzel sanatlar öğrencileri, Gong’un minyatür çalışmalarından oluşan slayt gösterisini izledi. Düzenlenen atölye çalışmasında da Ali Lei Gong ve Said Chunanyi Lei, öğrencilere Çin minyatürü çizim tekniklerini uygulamalı aktardı.

Bursa’da 22 Ocak’ta açılan İkinci Zaman Sergisi’ne katkı sunmuş sanatçılarla düzenlenen söyleşi ve performans etkinlikleri, mart ayının sonuna kadar devam edecek.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/cin-islam-minyatur-okulu-kurucusu-bursada-sanat-etkinliginde/feed/ 0
Çanakkale’de Sanat Atölyesi Etkinliğiyle Geleneksel Seramikler Yeniden Canlandı https://www.igdirhaber.com.tr/canakkalede-sanat-atolyesi-etkinligiyle-geleneksel-seramikler-yeniden-canlandi/ https://www.igdirhaber.com.tr/canakkalede-sanat-atolyesi-etkinligiyle-geleneksel-seramikler-yeniden-canlandi/#respond Sat, 15 Jun 2024 21:15:49 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=8562 Çanakkale’de üniversitedeki sanat atölyesi etkinliğinde bir araya gelen 3 sanatçı, geleneksel Çanakkale seramiklerini tasarımlarıyla birleştirerek özgün eserler hazırladı.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Çanakkale Seramikleri Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi, ilk örneklerine 15’inci yüzyılda kent merkezinde rastlanan, 17’nci yüzyıl sonlarından 20’nci yüzyıl başlarına kadar yoğun olarak üretimi yapılan geleneksel Çanakkale seramiklerini yaşatmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Unutulmaya yüz tutmuş sanatın yaşatılmasına, genç kuşağa tanıtılmasına, yeni tasarım ve çağdaş formlarla yorumlanmasına öncülük eden merkez, sanat atölyesi etkinliğinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Balyemez, ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Müjde Yücel Coşar ve seramik sanatçısı Gülfidan Özmen’i bir araya geldi.

Atölyede 10 gün süren etkinlikte geleneksel Çanakkale seramiklerini tasarımlarıyla buluşturan sanatçılar, tabak ve vazo gibi eserlerine çeşitli renklerde boya ve şekillerle ayrı bir boyut kattı.

Sanatçılar, eserlerini yaz aylarında açacakları kişisel sergilerde sanatseverlerle buluşturacak.

Balyemez, AA muhabirine, atölyede Çanakkale seramiklerinin geleneksel desen, form ve dekorlarında kendilerine özgü yorum ve denemeler yaptıklarını söyledi.

Kendi alanı olduğu için daha çok Çanakkale seramiklerinin dekorları üzerine çalıştığını belirten Balyemez, “Özellikle fırça dekorları, astar akıtmalar ilgimi çekiyordu. ‘Onlarla ilgili renklerini değiştirsem nasıl olur, o dekorlar farklı renklerin üzerinde dursa nasıl olur?’ gibi birtakım denemeler yaptım. Aslında daha ziyade farklı renkleri araştırmak gibi oldu. Sonucun ne olacağını çok bilmeden başladım.” dedi.

Balyemez, Çanakkale seramiklerinin genel olarak kaba ve halkın kullanımı için yapılmış ürünler olduğunu dile getirdi.

Sanatsal açıdan bu seramiklerin özelliklerine değinen Balyemez, “Dekorları, üzerindeki fırçalar, renkler, akıtmalar o kadar özgün ki dünyanın herhangi bir yerinde o seramiği gördüğünüz zaman onun Çanakkale olduğunu anlayabilirsiniz. Bu da onu bence en değerli kılan tarafı.” ifadesini kullandı.

“Her geleneksel sanatın yaşatılması için taze kana ihtiyaç var”

Genellikle enstalasyon (yerleştirme) ya da heykel üzerine çalışmalar yapan sanatçı Gülfidan Özmen ise kullandığı gereçler zaman zaman değişse de özellikle cam, seramik ve kağıt gibi malzemelerden yararlandığını söyledi.

Çanakkale seramiklerinin akıtma sırları renklerini çok sevdiğini ve bunları soyut formlara uyguladığını aktaran Özmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu çalışma kapsamında çamurdan soyut yaptığım birtakım strüktürler, formlar var. Bunların üzerine uygulama yapacağım. Her geleneksel sanatın yaşatılması için taze kana ihtiyaç var. Bu, yeni sanatçıların çağdaş yorumlaması ya da yetişmiş geleneksel sanatçıların farklı uygulamaları olabilir. Seramik ve cam eğitimi aldım ama farklı bir bakış açısıyla yorumluyorum. Bu da malzemelere bir tazelik getiriyor.”

Coşar da Çanakkale Seramikleri Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezinin konuk sanatçılarla bu yıl ilk kez düzenlediği sanat atölyesi etkinliğinin yeni üretimlere vesile olması, yeni kuşaklara tanıtılması ve kültürel mirasa sahip çıkılması için devamının planlandığını belirtti.

Her etkinliğe konuk sanatçıların davet edileceğini, üniversiteden de öğretim üyelerinin bu çalışmaya dahil edileceğini aktaran Coşar, etkinliğin bu şekilde ortak etkileşimlere vesile olacağını ifade etti.

ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü mezunu pek çok kişinin kentte atölye açtığını ancak bunlarda genellikle satışa yönelik modern tasarımların hazırlandığını dile getiren Coşar, geleneksel Çanakkale seramiklerini üreten atölye sayısının sınırlı olduğu bilgisini verdi.

Çalıştay kapsamında yaptığı tasarımda Çanakkale seramiklerinin biçimini ele aldığını söyleyen Coşar, şöyle konuştu:

“Seramik atölyesindeki kalıpları kullandım. Üniversitenin atık kağıtları ile kağıt havluları çamura dahil ediyorum. Onun bünyeye kattığı dokuyu seviyorum. Çamura kattığımız kağıtlar, çamurun mukavemetini artırıyor. Kağıt katkılı yorumlar yapıyorum. Proje kapsamında 5 at başlı testi yaptım. 3 boyutlu olanlar var, bir de duvarda sergilenecek olan versiyonlarını çalışıyorum. Diğer işlerimde de silüetler kullanmayı seviyorum. Çanakkale seramiklerindeki at, ördek ve kuş başlı formların silüetlerini kullanarak formlar tasarlıyorum.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/canakkalede-sanat-atolyesi-etkinligiyle-geleneksel-seramikler-yeniden-canlandi/feed/ 0
Fatih Belediye Başkanı Turan: ‘Kadırga Sanat Galerisi bu bölgenin ayağa kalkması için de önemli bir proje’ https://www.igdirhaber.com.tr/fatih-belediye-baskani-turan-kadirga-sanat-galerisi-bu-bolgenin-ayaga-kalkmasi-icin-de-onemli-bir-proje/ https://www.igdirhaber.com.tr/fatih-belediye-baskani-turan-kadirga-sanat-galerisi-bu-bolgenin-ayaga-kalkmasi-icin-de-onemli-bir-proje/#respond Tue, 14 May 2024 21:39:38 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7306 Fatih Belediye Başkanı Turan: “Kadırga Sanat Galerisi bu bölgenin ayağa kalkması için de önemli bir proje”

Fatih’te Gülçin Anmaç Sanat Atölyesi “İstanbul Tasvirleri” Sergisi ile açıldı

İSTANBUL – ‘İstanbul Tasvirleri’ Gülçin Anmaç Sanat Atölyesi Sergisi Fatih Belediyesi Kadırga Sanat Galerilerinde açıldı. Açılışa katılan Fatih Belediye Başkanı Turan, “Kadırga Sanat Galerisi bu bölgenin ayağa kalkması için de önemli bir proje” dedi.

Fatih Belediyesi, Kadırga Sanat Galerileri Gülçin Anmaç ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan “İstanbul Tasvirleri” sergisine ev sahipliği yaptı. Sergide İstanbul’un zengin mimarisinin seçili tarihi eserleri, şehrin mekanları, doğası, yaşamı, şiirleri minyatür sanatıyla buluştu.

İstanbul’u odağına alacak olan “İstanbul Tasvirleri” sergisi; mukaddes şehirler, İstanbul’un mekanları, kuşları, kapıları, esnafı, şiirleri, kayıp tarihi bölümleriyle anlattı. Klasik minyatür sanatında kullanılan geleneksel malzemeler ve teknikler ile hazırlanan İstanbul Tasvirleri sergisi eserleri; İstanbul’dan aldığı ilhamı sanatsever ziyaretçilerin beğenisine sundu.

“Fatih’in sanat ile taçlanması gerekiyor”

“İstanbul Tasvirleri” Gülçin Anmaç Sanat Atölyesi Sergisi’ne katılan Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Fatih’in sanat ile taçlanması gerekiyor. Sanatçı olmazsa mekan olmazsa bunların da olma ihtimali yok. “İlim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder” demişler. Fatih’te maalesef bu tür mekanlar yoktu. İçinde bulunduğumuz Kadırga Sanat Galerilerinin olduğu yer olan Kadırga aslında İstanbul’un en tarihi semtlerinden bir tanesi. Üzerine bir sürü hikaye yazılmış bir semt burası. Bazı bölgeleri çöküntü alanı gibi gözükse de inşallah yakın zamanda onları hayata geçirecek birçok fonksiyon icra edeceğiz” dedi.

“Kadırga Sanat Galerisi bu bölgenin ayağa kalkması için de önemli bir proje”

Turan, “Kadırga Sanat Galeri aslında sadece sanata destek projesi değil. Bu bölgenin de ayağa kalkması için önemli bir proje. Buranın üst katı da mesela şu anda Fatih’in önemli kütüphanelerinden bir tanesi. Dolayısıyla sizin bugün buraya gelmeniz aslında bölgeye yapmak istediğimiz hadiseydi. Bugün burayı eserleriyle ve emekleriyle şenlendiren çok değerli sanatçımız Gülçin Anmaç Hanımefendiye ve onun değerli öğrencilerine bu beldenin belediye başkanı olarak saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

“10 yıldır ders verdiğim öğrencilerim şimdi sanatçı arkadaşlarım oldu”

Atölyeyi 12 arkadaş birlikte kurduklarını söyleyen Gülçin Anmaç, “İstanbul Tasvirleri” sergimizi 12 sanatçı bir arada oluşturduk. Yaklaşık 10 yıldır ders verdiğim atölyemden yetişmiş öğrencilerim şimdi sanatçı arkadaşlarım oldu. Onlarla birlikte İstanbul’u anlattığımız bir sergi oldu” diye konuştu.

85 eser ile “İstanbul Tasvirleri”

Fatih Belediyesi tarafından kurulan Kadırga Sanat Galerilerinde “İstanbul Tasvirleri” sergisini hazırlayan Anmaç, “Kadırga Sanat Galerileri, Fatih Belediyesi’nin güzel galerilerindeyiz. Buradaki sergimiz “İstanbul Tasvirleri.” 85 tane eser ile İstanbul’un mekanlarını, mesleklerini, kuşlarını ve kayıp tarihini anlatarak böyle bir İstanbul gezisi yapıyoruz minyatürlerle. Çok mutluyuz çok büyük bir kalabalık var. Sergimizin bir kitabi var bunun içim Fatih Belediyesine çok teşekkür ediyoruz” dedi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/fatih-belediye-baskani-turan-kadirga-sanat-galerisi-bu-bolgenin-ayaga-kalkmasi-icin-de-onemli-bir-proje/feed/ 0
Tepebaşı Belediyesi ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ Sergisini Açtı https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediyesi-geri-donusum-olusum-sergisini-acti-2/ https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediyesi-geri-donusum-olusum-sergisini-acti-2/#respond Tue, 14 May 2024 21:06:44 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7292 Tepebaşı Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ isimli sergi Eskişehir halkının beğenisine sunuldu.

Tepebaşı Belediyesi kültür ve sanat alanında da çalışmalar yapılmaya devam ediyor. Bu çerçevede Tepebaşı Belediyesi tarafından ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ isimli sergisinin açılışı Tepebaşı Belediyesi hizmet binası içerisinde yer alan sergi salonunda gerçekleştirildi. Sergi açılışına Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, meclis üyeleri, eserleri sergide yer alan sanatçılar ve sanatseverler katıldı.

“Sanat projelerimiz seçkinlerin değil halkın içinde olduğu projeler oluyor”

Sergi açılışında konuşan Başkan Ataç, “Necati Seydi Ferahoğlu, Pişmiş Toprak Sempozyumu’na da sanatçı olarak katıldı. Bizim Geri Dönüşüm Atölyesini o kağıtları görüp sanat adına nasıl değerlendiririz diye bir teklifi oldu. Tabi sanatçı bakmaz görür diye bir tabir vardır ya gerçekten de öyle. Neticede bu proje oldu ve dedi ki işte 50 kişi olsun. Şimdi Necati’yi dinlerken acaba bunu da geleneksel hale getirsek mi diye düşündüm. Yani bu yapılan şeyler kentte çok şey kazandırıyor. Biraz önce yine anlattım. Bizim yaptığımız sanat projeleri sadece seçkinlerin değil halkın da içinde olduğu projeler oluyor. İnsanlar gidip temas edebiliyor veya fırsat bulup bir çizgi çizebiliyor. Çocuklar o çamurla oynuyorlar. Hakikaten sanat çok önemli bir şey. Kentleri kent yapan sanatla kültürdür. ve çok şükür 20 yılda Tepebaşı’nda kültürü de kazandırdık, sanatı da kazandırdık. ve diğer illere, diğer belediyelere örnek olacak şeyler. İyi ki iyi ki yapmışım diyorum” ifadelerini kullandı.

“Çöldeki bir vaha gibi”

Sergi Küratörü Necati Seydi Ferahoğlu, “İki yıl önce biz Eskişehir’e geldiğimiz zaman Geri Dönüşüm Atölyesini gezmiştik. Orası beni çok etkilemişti. Sanki çöldeki bir vaha gibiydi. Yani herkesin gözden çıkardığı, o gün bir kenara attığı gazeteleri ve atık kağıtları dönüştürerek tekrar insanların ne kadar güzel şeyler yapabildiğini görmüştüm. Akılımıza böyle bir şey geldi. Başkanım da yapalım dedi. ve bu sonuç ortaya çıktı. Ben öncelikle başkanıma, Tepebaşı Belediyesinin bütün çalışanlarına ve kıymetli hocalarına çok teşekkür ediyorum” dedi.

“Emeği geçenlere teşekkür ediyorum”

Sanatçılar adına konuşan Hayati Misman, “Ben önce Necati’ye böyle bir projeyi hayata geçirmek için Sayın Başkan’la konuşup bu noktaya getirdikleri için önce Necati’ye çok teşekkür ediyorum. Sonra bunu kabul eden ve bu hayata geçirmesi için destek veren Sayın Başkanıma çok teşekkür ediyorum. ve tüm sanatçı arkadaşlara, emeğe geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. Geri Dönüşüm Atölyesi’nde atık kağıtların geri dönüşüm yöntemini öğrenen Defne Gökmenler de “Şu an çok mutluyum. Ben geri dönüşüm atölyesinde kağıtların geri dönüştürme yöntemini öğrendim ve evde kendim yaptım. Arkadaşlarımla da geldik. Biz çok mutlu olduk” dedi.

22 Mart’a kadar gezilebilecek ayrıca sergi salonunda Efgan Beyaz tarafından atık kağıda resim çizilirken Geri Dönüşüm Atölyesi ekipleri tarafından atölye düzenlendi. 50 sanatçının eserlerinin yer aldığı sergide, Tepebaşı Belediyesi Geri Dönüşüm Atölyesi’nde dönüştürülen kağıtlara yapılan resimler yer aldı. Tepebaşı Belediyesi ana hizmet binası içerisinde yer alan sergi salonunda sanatseverlerin beğenisine sunulan sergi 22 Mart’a kadar gezilebilecek. Sergide, Süleyman Saim Tekcan, Atilla Atar, Yalçın Gökçebağ, Hayati Misman, Ataç Elalmış, Fevzi Karakoç, Hanefi yeter, Basri Erdem, Şükrü Ertürk, Gülay Yüksel, Reyhan Abacıoğlu, Ahmet Yeşil, Güler Akalan, Necip Erol Olcay, Sema Barlas, Cengiz Savaş, Mahir Güven, Akdoğan Topaçlıoğlu, Ahmet Umur Deniz, Efgan Beyaz, Serdar Leblebici, Aynur Mahmudova Kaplan, Hüseyin Elmaz, Peruze Hamurcu, Meliha Yılmaz, Mehmet Ali Doğan, Bülent Yavuz Yılmaz, Hakan Eraslan, Ilgın Erdem, Mustafa Albayrak, Mümin Candaş, Orhan Zafer, Raif Kalyoncu, Özgür Eryılmaz, Erol Murat Yıldız, Hakan Esmer, Ercan Ayçiçek, Adem Başpınar, Musa Güney, Nurgül Ferahoğlu, Tolga Akalın, Necati Sevdi Ferahoğlu, Ekin Deveci, Neslihan Kıyar, Seydi Murat Koç, Seyit Mehmet Buçukoğlu, Murat Aslan ve Mustafa Sönmez, Devrim Erbil ve Barış Sarıbaş gibi isimlerin eserleri yer aldı. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediyesi-geri-donusum-olusum-sergisini-acti-2/feed/ 0
Tepebaşı Belediyesi ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ Sergisini Açtı https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediyesi-geri-donusum-olusum-sergisini-acti/ https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediyesi-geri-donusum-olusum-sergisini-acti/#respond Mon, 13 May 2024 21:48:40 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7280 Tepebaşı Belediyesi tarafından yaşama geçirilen ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ isimli sergi Eskişehir halkının beğenisine sunuldu.

Tepebaşı Belediyesi, kültür ve sanat alanında çalışmalar yapılmaya devam ediyor. Bu kapsamda ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ isimli sergisinin açılışı Tepebaşı Belediyesi hizmet binası içerisinde yer alan sergi salonunda yapıldı. Açılışa Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, meclis üyeleri, eserleri sergide yer alan sanatçılar ve sanatseverler katıldı.

Sergi açılışında konuşan Ataç, şunları kaydetti:

“Necati Seydi Ferahoğlu, Pişmiş Toprak Sempozyumu’na da sanatçı olarak katıldı. Bizim Geri Dönüşüm Atölyesi’ni o kağıtları görüp sanat adına nasıl değerlendiririz diye bir teklifi oldu. Tabii sanatçı bakmaz görür diye bir tabir vardır ya gerçekten de öyle. Neticede bu proje oldu ve dedi ki 50 kişi olsun. Şimdi Necati’yi dinlerken acaba bunu da geleneksel hale getirsek mi diye düşündüm. Yani bu yapılan şeyler kentte çok şey kazandırıyor. Biraz önce yine anlattım. Bizim yaptığımız sanat projeleri sadece seçkinlerin değil halkın da içinde olduğu projeler oluyor. İnsanlar gidip temas edebiliyor veya fırsat bulup bir çizgi çizebiliyor. Çocuklar o çamurla oynuyorlar. Hakikaten sanat çok önemli bir şey. Kentleri kent yapan sanatla kültürdür. ve çok şükür 20 yılda Tepebaşı’nda kültürü de kazandırdık, sanatı da kazandırdık. ve diğer illere, diğer belediyelere örnek olacak şeyler. İyi ki iyi ki yapmışım diyorum.”

Sergi Küratörü Necati Seydi Ferahoğlu, şöyle konuştu:

“İki yıl önce biz Eskişehir’e geldiğimiz zaman Geri Dönüşüm Atölyesi’ni gezmiştik. Orası beni çok etkilemişti. Sanki çöldeki bir vaha gibiydi. Yani herkesin gözden çıkardığı, o gün bir kenara attığı gazeteleri ve atık kağıtları dönüştürerek tekrar insanların ne kadar güzel şeyler yapabildiğini görmüştüm. Akılımıza böyle bir şey geldi. Başkanım da yapalım dedi. ve bu sonuç ortaya çıktı. Ben öncelikle başkanıma, Tepebaşı Belediyesi’nin bütün çalışanlarına ve kıymetli hocalarına çok teşekkür ediyorum.”

Sanatçılar adına konuşan Hayati Misman da “Ben önce Necati’ye böyle bir projeyi hayata geçirmek için Sayın Başkan’la konuşup bu noktaya getirdikleri için önce Necati’ye çok teşekkür ediyorum. Sonra bunu kabul eden ve bu hayata geçirmesi için destek veren Sayın Başkanıma çok teşekkür ediyorum. ve tüm sanatçı arkadaşlara, emeğe geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Geri Dönüşüm Atölyesi’nde atık kağıtların geri dönüşüm yöntemini öğrenen Defne Gökmenler ise “Şu an çok mutluyum. Ben Geri Dönüşüm Atölyesi’nde kağıtların geri dönüştürme yöntemini öğrendim ve evde kendim yaptım. Arkadaşlarımla da geldik. Biz çok mutlu olduk” dedi.

22 MART’A KADAR GEZİLEBİLECEK

Açılışta, sergi salonunda Efgan Beyaz tarafından atık kağıda resim çizilirken, Geri Dönüşüm Atölyesi ekipleri tarafından da atölye düzenlendi. 50 sanatçının eserlerinin yer aldığı sergide, Tepebaşı Belediyesi Geri Dönüşüm Atölyesi’nde dönüştürülen kağıtlara yapılan resimler yer aldı. Tepebaşı Belediyesi ana hizmet binası içerisinde yer alan sergi salonunda sanatseverlerin beğenisine sunulan sergi, 22 Mart’a kadar gezilebilecek.

Sergide eserleri yer alan isimler ise Süleyman Saim Tekcan, Atilla Atar, Yalçın Gökçebağ, Hayati Misman, Ataç Elalmış, Fevzi Karakoç, Hanefi yeter, Basri Erdem, Şükrü Ertürk, Gülay Yüksel, Reyhan Abacıoğlu, Ahmet Yeşil, Güler Akalan, Necip Erol Olcay, Sema Barlas, Cengiz Savaş, Mahir Güven, Akdoğan Topaçlıoğlu, Ahmet Umur Deniz, Efgan Beyaz, Serdar Leblebici, Aynur Mahmudova Kaplan, Hüseyin Elmaz, Peruze Hamurcu, Meliha Yılmaz, Mehmet Ali Doğan, Bülent Yavuz Yılmaz, Hakan Eraslan, Ilgın Erdem, Mustafa Albayrak, Mümin Candaş, Orhan Zafer, Raif Kalyoncu, Özgür Eryılmaz, Erol Murat Yıldız, Hakan Esmer, Ercan Ayçiçek, Adem Başpınar, Musa Güney, Nurgül Ferahoğlu, Tolga Akalın, Necati Sevdi Ferahoğlu, Ekin Deveci, Neslihan Kıyar, Seydi Murat Koç, Seyit Mehmet Buçukoğlu, Murat Aslan ve Mustafa Sönmez, Devrim Erbil ve Barış Sarıbaş’tan oluşuyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/tepebasi-belediyesi-geri-donusum-olusum-sergisini-acti/feed/ 0
AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Ahmet Metin Genç, Trabzon’a iki sanat merkezi yapacağını söyledi https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-trabzon-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-ahmet-metin-genc-trabzona-iki-sanat-merkezi-yapacagini-soyledi/ https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-trabzon-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-ahmet-metin-genc-trabzona-iki-sanat-merkezi-yapacagini-soyledi/#respond Wed, 01 May 2024 09:03:36 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6857 AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yeni dönemde Trabzon’a biri büyük ölçekli, biri de küçük ölçekli olmak üzere iki sanat merkezi yapacağını söyledi.

AK Parti Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon Sanatevi’ni ziyaret etti. Başkan Genç, Sanatevi Başkanı Adnan Taç ve yönetim kurulu üyeleriyle bir süre sohbet ederek Trabzon’a kültür ve sanatla ilgili yaptığı ve yapacağı projelerden bahsetti. Genç’e ziyaretinde AK Parti Ortahisar Belediye Başkan Adayı Ergin Aydın da eşlik etti.

Ziyaretlerinden dolayı Başkan Genç ile Ergin Aydın’a teşekkür eden Adnan Taç, kenti bilen, kenti tanıyan ve kentle iç içe olan herkesle istişare edilmesi gerektiğini vurguladı. Yerel yönetimlerle her zaman temas halinde olduğunu ve birçok proje yürüttüğünü ifade eden Taç, “Biz ziyaretlerimizi ve çalışmalarımızı sadece seçim döneminde değil, daha öncesinde de yapıyorduk. Her zaman temas halindeydik. Zaten Ahmet Başkanım ve Ergin Aydın Başkanım bizimle her gün temas halindeydiler. Sabah kahvaltıları, akşam buluşmalarını ve diğer etkinliklerde zaman zaman kendileriyle görüşmelerimizi yapıyorduk” dedi.

Başkan Adayı Ahmet Metin Genç ise, kültür ve sanat faaliyetlerine desteği her zaman kendisi için bir görev olarak addettiğine dikkati çekerek, “Biz görevde olduğumuz süre içerisinde sizlerle beraber şehrin en önemli alametifarikası olduğunu söylediğim kültür, sanat ve tarih yönüyle birlikte bu özelliklerimizi dolu dolu yaşamaya ve altı dolu bir şekilde devretmek için sizlerin çalışmalarına desteği bir vazife bilerek hareket ettiğimi düşünüyorum. Tam mütekamil manada bu desteği yapamamış olabiliriz ama ben hiçbir zaman bu desteği bir lütuf olarak değil, bir vazife olarak görüyorum. Çünkü bu şehir bizim. Şehrin kültür ve sanat ilgili geçmişteki misyonunu bu zaman dilimindeki misyonla nasıl buluşturabiliriz, nasıl uzlaştırabiliriz, bu kıymetlidir Bunu sizlerle yapabiliriz. Kültür insanlarımız, sanat insanlarımız özgün insanlar. Tahayyüllerini yetenekleriyle birlikte yansıtabilen insanlar, o nedenle de kıymetli insanlar” diye konuştu.

“Kültür ve sanat merkezi yapılacak”

Yeni dönemde Avni Aker Stadyumu ve Yavuz Selim Stadının olduğu bölgede bir kültür ve sanat merkezi projesi yapacağını ifade eden Genç, “Biz her zaman fiziki kapasite olarak kültür ve sanat çalışmalarıyla ilgili yetersizliği gözlemledik. Bu konuda mutabıkız. Bir şehirde Sanatevi öncülüğünde bir uluslararası etkinlik yapılabiliyorsa, bu o şehrin yönetenlerin çok çok önemsemesi gereken bir hadisedir. Çünkü şehriniz uluslararası arenaya çıkıp, bir tanıtım sağlıyor. İnşallah 14. sanat etkinliğini de yapacağız. Kültür ve sanat etkinlikleri nitelikli etkinlikler. Bir opera sahnesinin nitelikli olduğunu ben operayı Trabzon’a getirdiğimde anlayabildim. O nedenle sizlerle konuşurken her zaman dile getirdiğimiz bir kültür sanat merkezi projemizi bu dönemde inşallah hayata geçireceğiz. Yavuz Selim ve Avni Aker’in orada iki dönümlük bir alanın Çevre Bakanlığı’ndan tahsisini sağladık. İnşallah bu dönem bu projeyi yapacağız. Oradaki yeşil alanlara halel getirmeden ve fazla bir yapılaşmada bulunmadan inşa edeceğiz. Ama bunun da yeterli olduğu düşüncesinde değilim. Bütün kültür ve sanat faaliyetlerinin bir arada icra edilebileceği daha geniş bir platforma da ihtiyacımız var. Bununla ilgili düşüncemizi de önümüzdeki zaman diliminde açıklamayı düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“Değirmendere’deki sanayi siteleri taşınacak”

Değirmendere’de sanayi sitelerinin bulunduğu alanda kentsel dönüşüm çalışması yaparak sanayi sitelerini buradan taşıyacağını ifade eden Genç, “Değirmendere’de 5 tane küçük ölçekli sanayi sitemiz şehrin merkezinde kaldı. Burada bin 700 esnafımız faaliyet yürütüyor. İstiyoruz ki, orayı nakledelim. Orayı yeniden bir yaşam alanına çevirelim. Havalimanından çıktığınız zaman Değirmendere’de şehrin siluetiyle bağdaşmayan çok çarpık bir görsel sizi karşılıyor. Orayı dönüştürerek orada da güzel bir sanat merkezi yapmayı planlıyoruz. Bu daha büyük ölçekli bir iş. Bir taraftan da kötü yapılaşmayla beraber örttüğümüz koca bir tarih var. Trabzon farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan bir şehir. Yukarı Hisar’da arkeolojik kazı çalışmaları yapılıyor. Yeni dönemde inşallah bu işi hızlandırarak müze konseptiyle bir arkeo-park yapacağız. Bu konuda da sizlerden istifade edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Örttüğümüz tarihi dokuyu ortaya çıkarmamız lazım”

Kültür ve sanat değerlerini kurumsal bir hafızada geleceğe taşınması gerektiğini dile getiren Başkan Genç, “Trabzon bir tiyatro kültürü olan bir şehir aynı zamanda. Buna sahip çıkmak lazım. 12-13 tane amatör tiyatro grubumuz var. Bunlardan 8 tanesi aktif. Önce merkezde başlattığımız bu tiyatro festivalini genişlettik. Ordu, Bulancak, Merzifon ve Amasya’ya kadar gittik. Bunları da ulusala taşıyabilen bir anlayışı ortaya koymamız lazım. Çünkü bu konuda da nitelikli sanatçılarımız var. Bütün bunlar bizim gücümüz. Şehri bilmek, tanımak önemli. Şehrin sadece güzelliklerini değil, özelliklerini de öne çıkarmak gerek. Trabzon’un gerçek anlamda değerleri var. Bunları yaşamak ve yaşatmak önemli. Biz gelir gelmez işe müzeyle başladık. Tarih Müzesi, Basın Müzesi kurduk. Sizin de çok katkılarınız oldu. Sanat değerlerimizi kurumsal bir hafızaya alıp geleceğe taşıyabilmemiz lazım. Dünyada dört tane olan matbaanın birisi Trabzon’da. Türkiye’de de üç Basın Müzesi’nden biri Trabzon’da var. Onu açtık. Saray Atik Sokağı kültür sanat merkezi haline getireceğiz. Zeminini yaptık. Tarih Müzemiz burada. Bütün bunlar şehrimizin beklentileri aslında. Daha erken yapmamız gereken konulardı. Şehrimiz daha fazlasını hak ediyor. O örttüğümüz tarihi de ortaya çıkarmamız lazım. Kadınlar Pazarı’nın bulunduğu bölgeden çıkan 1. yüzyıla ait kalıntılar hakikaten değerli. Bunlara sahip çıkmamız ve öne çıkarmamız lazım. İnşallah bu çalışmaları sizlerin de elbirliğiyle yapmaya devam edeceğiz. Yazarlarımız, kültür adamlarımız, sanatçılarımız var. Biz belediye olarak bugüne kadar 35 kitabın basımını üstlendik” dedi.

“Trabzon’da güzel hizmetler yapıldı”

AK Parti Ortahisar Belediye Başkan Adayı Ergin Aydın ise, Trabzon’da atılan her adımda tarihi dokunun hissedildiğine vurgu yaparak, bunun geleceğe taşınması gerektiğini kaydetti. Tarihin gençlere iyi öğretilmesi gerektiğini belirten Aydın, “Tarihte bir söz vardır. Eğer, bir devletin tarihi ve kültürü yoksa ona devlet demiyoruz. Trabzon işte böyle bir şehir. Geçmişi olan, geçmişiyle övünen bir şehir olduğundan dolayı her attığınız adımda bir tarih dokusu hissediyorsunuz. Ahmet Başkanımız Trabzon’da çok güzel hizmetler yaptı. Bizim de bunu devam ettirmemiz lazım. Devam eden projeleri de bitirmek lazım. Bunun için aynı aşkla, aynı çalışma azmiyle birlikte bunları halkımızla buluşturmak bizlerin görevidir. Biz tarihimizle hep övünüyoruz. Trabzon öyle bir şehir ki diyoruz, metrekaresine en az 10 sanatçı düşen bir şehir diyoruz. Tarihimizi gençlerimize öğretebilirsek ve böyle eserler bırakabilirsek ne mutlu bize. Burada en çok görev yerel yöneticilere düşüyor. Sizlerle birlikte şehrimizi kültürel anlamda yönetmekten onur duyacağımı da belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı. – TRABZON

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-trabzon-buyuksehir-belediyesi-baskan-adayi-ahmet-metin-genc-trabzona-iki-sanat-merkezi-yapacagini-soyledi/feed/ 0
Üsküdar Kitap Fuarı Edebiyat ve Sanatı Buluşturdu https://www.igdirhaber.com.tr/uskudar-kitap-fuari-edebiyat-ve-sanati-bulusturdu/ https://www.igdirhaber.com.tr/uskudar-kitap-fuari-edebiyat-ve-sanati-bulusturdu/#respond Wed, 17 Apr 2024 09:00:40 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6379 Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen 9. Üsküdar Kitap Fuarı, edebiyatla sanat dünyasını buluşturdu.

Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen fuarda roman, deneme, hikaye, polisiye, araştırma, sanat, tasarım, tarih, sinema, gezi, şiir, hobi, eğitim, biyografi ve yemek gibi pek çok alanda kitaplar, yayınevlerinin stantlarında okuyucunun beğenisine sunuldu.

Yazarlar imza etkinliklerinde okurla buluşurken, fuarın ilk günlerinde düzenlenen söyleşi ve etkinliklere kitapseverler yoğun ilgi gösterdi.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Ali Tökel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, fuarda Diyanet Yayınlarından çıkan “Sizin Ömrünüz Kaç Saniye”, “Ramazan Biraz da Annedir” ve “Ta-ha 121” kitaplarını imzaladığını söyledi.

Fuara muazzam bir ilgi olduğunu dile getiren Tökel, “Türkiye okumuyor diyorlar ya, bunu diyen gelsin burayı görsün. Sadece kuru bir kalabalık değil satış da var. Dinliyorlar da soruyorlar da. Müthiş bir ilgi var yani. Bu ilgi okumaya ve düşünmeye de dönüşüyorsa süper harika bir şey.” şeklinde konuştu.

Tökel, kitabın en iyi ikram olduğunu, kitabın insanın yenilenmesi, tazelenmesi anlamına geldiğini dile getirdi.

Mevlana’nın “Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” ifadesine işaret eden Tökel, şunları kaydetti:

“Yeni bir şey söyleyemiyorsan, bir şeyleri yeniden söyle. Kitap okumayan yeni bir şey söyleyemez, yeniden de bir şey söyleyemez. Yeni bir şey, yeniden bir şey söylemek istiyorsan, çoluğunu çocuğunu iyi yetiştirmek istiyorsan, kitabın kaynağından korkmaman lazım, kopan kaybolur gider.”

Edebiyatın yanı sıra sanat kitapları da ilgi görüyor

Çocuk kitapları kaleme alan yazar Cansu Demirbağ, “Dedem Kodlama Öğreniyor” adlı üçüncü kitabında sürekli bilgisayar başında olan ve bir şeyler yapmaya çalışan bir çocuğu konu aldığını belirterek, “Mete, kendisini ailesine kanıtlamaya çalışırken bir anda kendisini dedesine kodlama öğretirken buluyor. Bu yolculuk aslında dedesine kodlamayı öğrettiği ama bir yandan da tüm çocuklara teknoloji üretebilmenin ilhamını verdiği bir kitap.” dedi.

Fuarda çok yoğun bir kalabalık gözlemlediğini ve bundan dolayı mutlu olduğunu aktaran Demirbağ, “Bu bizim ülkemiz için çok umut verici bir görüntü. Kitaba değer veren bir ülkenin çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

İnkılab Yayınları standında sanatseverleri ağırlayan yazar Hacer Sönmez, “Yeni Başlayanlar İçin Tezhip” serisini, tezhip sanatına başlayanlar için kaleme aldıklarını söyledi.

Sönmez, yayınevinin özverisiyle 2015’te başladıkları çalışmalar sonucu serinin ilk kitabını sanatseverlerin beğenisine sunduklarını vurgulayarak, “Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 1’i yazdığımızda çok ilgi gördü ve Yeni Başlayanlar İçin Tezhip 2’yi yazdık. Şimdi Allah izin verirse üçüncüsünü yazacağız. Tezhip sanatına ve geleneksel sanatlara sadece İstanbul’dan değil, Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından da ulaşabilsinler istedik.” şeklinde konuştu.

Tezhip sanatı konusunda hiçbir şey bilmeyenlerin de bu kitabı alarak bir başlangıç yapabileceğini belirten Sönmez, fuarın kalabalık olmasından ve ziyaretçilerin sanata duyduğu ilgi ve samimiyetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

25 Şubat’ta sona erecek

Ömer Faruk Dere ise uygulamalı sanat serisi çalışmaları kapsamında hazırlanan “Yeni Başlayanlar İçin Hat Sanatı” ve “Yeni Başlayanlar İçin Kaligrafi” serilerinin fuarda gördüğü ilgiye değindi.

Editörlüğünü üstlendiği serinin “Yeni Başlayanlar İçin Çini Sanatı” ile devam edeceğini söyleyen Dere, “Sanatla yeni tanışanlar, sanata ilgi duyanlar ve özellikle büyük şehirlerde olmadığı için hocaya ulaşamayan sanat sevdalıları için küçük bir rehber olarak hazırlamıştık fakat şu an amacının çok daha üstünde hizmet ettiğini görüyoruz. Bu da bizi mutlu ediyor.” dedi.

Ünlü yazarlar Dursun Gürlek, Saliha Erdim, Tarık Tufan, Nurullah Genç, Güray Süngü, Hatice Kübra Tongar, Ömür Akkor, Kemal Sayar, İbrahim Tenekeci, Saadettin Acar, Kaan Murat Yanık, Beşir Ayvazoğlu, İskender Pala, Ahmet Taşağıl, Şermin Yaşar, Ali Ural, Selahattin Yusuf, Erol Göka, Dilek Cesur ve Bahadır Yenişehirlioğlu fuarın konukları arasında yer alıyor.

Fuar 25 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/uskudar-kitap-fuari-edebiyat-ve-sanati-bulusturdu/feed/ 0
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, II. Mehmet operasını sahneye taşıyor https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-ii-mehmet-operasini-sahneye-tasiyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-ii-mehmet-operasini-sahneye-tasiyor/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:39:36 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6370 İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), Gioachino Rossini ve librettist Cesare della Valle tarafından kaleme alınan “II. Mehmet” (Maometto II) operasını sanatseverlerle buluşturacak.

Fatih Sultan Mehmet’in 1470’te Venedik Cumhuriyeti hakimiyetindeki Eğriboz (Negroponte) adası kuşatması sırasında aşık olduğu Anna ile hikayesini işleyen eserin prömiyeri, 24 Şubat’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilecek.

Etkileyici kostüm ve dekorlarıyla da dikkati çeken eserin kostüm tasarımını Gizem Betil üstlenirken, dekor tasarımını Zeki Sarayoğlu hazırladı. Uzun ve hummalı çalışmalar sonunda, sahneye çıkacak 138 kişi için dönemi yansıtan Venedik kaskları, şapka, sarık ve miğferlerin de aralarında yer aldığı 250 kostüm ile 300 şapka hazırlandı.

İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, operada kostüm ve dekorun önemine işaret ederek, şöyle konuştu:

“Opera sanatı farklı sanat disiplinlerinin bir araya gelmesi aslında. Anlamı da o. Kostüm ve dekor da tarihsel ve edebi değerleri sahneye taşıyor. Günümüz insanını da daha çok etkiliyor artık. Neden? Tek bir odağa bağlanmayı seçmiyor beyinlerimiz artık. Farklı alanlarda, odaklarda anlam arayışımız var. O yüzden kostüm ve dekor, operada hep bir anlatım, hep bir metafor… Bir objeyi alıyor, hemen tarihle edebiyatla veya oradaki teatral akışla beynimiz eşleştiriyor. O yüzden bence günümüzün daha da yükselen sanat dalı diyebilirim. İnsanlarımızın ve insanlığın ihtiyacı olan sanat dalı. Kostümlerimiz ve dekorlarımız da heybeti ve çeşitliliğiyle sanatseverleri çok etkiliyor. Atatürk Kültür Merkezi’nde açıldığımız günden beri, hemen hemen her oyunumuzun biletleri tükeniyor.”

“II. Mehmet” operasının 1470’te, Osmanlı Venedik Savaşı esnasında Fatih Sultan Mehmet ile adanın valisinin kızı Anna’nın aşk hikayesini anlattığına değinen Akgün, “O dönemi, o tarihsel dokuyu, Osmanlı kültürünü ve aynı zamanda Bizans kültürünün de stilizasyonunu, giyim şeklini yansıtan, kısaca tarihe bir mercek tutan, tekrar 1470’li yıllara döndüğümüz bir yapıyla karşılaşıyoruz. Bu bizi heyecanlandırıyor.” diye konuştu.

Akgün, dönem yapımları ile güncel yapımların kostümleri arasındaki değişimin sosyolojik bir durum olduğuna değinerek, şu bilgileri verdi:

“Çok önceki yüzyıllarda daha çok şablon üzerine çalışıyordu insanoğlu. Hem davranışları hem giyim kuşamı üzerine. Yeni dünyada artık bütün şablonlar, çerçeveler kırılıyor ve insanlar özgür düşüncenin yanında şu an onlara gösterilen, öğretilmeye çalışılan şeyleri kırmaya çalışıyor. İlginç bir süreç yaşıyoruz aslında. Bu sosyolojik bir süreç ve tarihin akışında da sanat tabii ki kostüm ve dekor tasarımlarında bunu takip ediyor. ‘Stilize ettik, günümüze stilize ediyoruz’ gibi yaklaşımlarla çok karşılaşabilirsiniz. ‘Günümüz insanının düşünme şekline adapte etmeye çalışıyoruz.’ diyor tasarımcılar. Biz de DOB olarak, evrensel kriterleri, toplumun arayışlarını takip ettiğimiz için bu stilize etme hareketini destekleyip, onları doğru çerçeveler içinde yansıtmaya çalışıyoruz.”

“Fatih Sultan’ın görkemini gösteren bir kostümle çıkıyoruz sahneye”

II. Mehmet rolünde sahneye çıkacak sanatçı Burak Bilgili, esere ilişkin, “Sadece kostüm yok, at da var sahnede. Atın üzerinde geliyoruz. Fatih Sultan Mehmet’in beyaz atı var. Bir beyaz atla geliyorum. Çok güzel bir kostüm, çok güzel siyah bir kaftanı, güzel de bir miğferi var. Gizem (Betil) Hanım gerçekten çok başarılı bir dizayncı. İkinci bir kaftan da var. Son perde de akan kanı ifade eden çok büyük bir kuyruğu var kostümün. 3 farklı kostüm var.” ifadelerini kullandı.

Sahnelenen eserlerde karakteri meydana çıkaracak şeyin kostüm olduğunu dile getiren Bilgili, şunları kaydetti:

“Önce kostümün ne olduğunu görmek lazım operada. Dünyada da böyle. Gerçekten Fatih Sultan Mehmet karakterini çıkartan kostümdür. Çok başarılı bir kostüm tasarımcısı var İDOB’un. O yüzden çok şanslılar. Fatih Sultan’ın görkemini, yüceliğini gösteren bir kostümle çıkıyoruz sahneye. Kostümün haricinde bir de ses tabii ki çok daha önemli. Yaklaşık 75 kişilik bir orkestra, AKM gibi bir çok güzel bir salonda seyircilere sesimizi duyurmamız çok önemli.”

Anna karakteri, 6 kostüm giyecek

II. Mehmet rolünde dönüşümlü olarak sahneye çıkacak Doğukan Özkan da dönemi yansıtan 3 kostüm kullanacağını dile getirerek, “Üçü de gayet rahat, kullanışlı, ağır değiller. Rahat bir şekilde eserleri seslendirebiliyoruz. Kostümlerin provalarını yaptık. Gayet iyi. Ufak dokunuşlar kaldı sadece. Onları da yaptıktan sonra genel provayla beraber daha iyi bir şekilde deneyimleyeceğiz.” dedi.

Eserde “Anna” rolünü canlandıracak Dilruba Bilgi ise hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğünü vurgulayarak, “Çok zorlu süreçlerden de geçtik ama güzel bir prodüksiyon çıkacağına inancım sonsuz.” ifadelerini kullandı.

Bilgi, eserin ortaya çıkmasında verilen emeğe işaret ederek, şunları aktardı:

“Burada gerçekten çok titizlikle çalışıldı. Operanın içinde Anna’nın rolü çok önemli ve çok büyük bir role sahip. O yüzden aryalarımdaki bütün duygu geçişlerinin hepsini farklı kıyafetlerle de yansıtmaya özen gösterdiler. Bir hayli kostüm değiştireceğim. 6 kostümüm olacak Anna rolü için.”

Dilruba Bilgi, tüm opera, klasik müzik sevenleri eseri izlemeye davet etti.

İlk kez 3 Aralık 1820’de Napoli’deki Teatro di San Carlo’da dünya prömiyerinde sanatseverlerle buluşan iki perdelik eser, 3 Kasım 1990’da AKM’de ilk kez Türkçe yorumlandı.

Eserde Burak Bilgili, Doğukan Özkan, Dilruba Bilgi, Gülbin Günay, Barbora Hitay, Asude Karayavuz, Esen Demirci, Mert Süngü, Ufuk Toker, Berk Dalkılıç, Yoel Keşap, Hazal Ata, Anıl Önder rol alacak.

Renato Bonajuto’nun rejisiyle sahnelenecek eserde, İDOB Orkestrasını dönüşümlü olarak Alessandro de Marchi ile Zdravko Lazarov yönetecek.

Işık tasarımını Ahmet Defne, koreografisini Nil Berkan’ın hazırladığı eserde, Paolo Villa yönetimindeki İDOB Korosu da sahnede olacak.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-ii-mehmet-operasini-sahneye-tasiyor/feed/ 0
İstanbul’un Renkleri ve Zıtlıkları Fotoğraf Sergisinde Buluştu https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/ https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/#respond Sat, 13 Apr 2024 21:43:13 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6270 İstanbul’un tarihine tanıklık eden sokaklarından, gizemli köşelerine kadar birçok farklı noktasından ilham alarak, “Renkli Renksiz” adını verdiği fotoğraf sergisini sanatseverlere ulaştıran Ayşegül Ekin Odabaşı, Atatürk Kültür Merkezi Çok Amaçlı Salon’da izleyicilerle buluştu.

Sanatseverleri İstanbul’un ruhunu, renklerin ve siyah-beyazın kontrastı aracılığıyla keşfetmeye davet eden sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Odabaşı, eserlerinde İstanbul’un zıtlıklarının nasıl bir arada dengede kaldığını anlatmaya çalıştığını dile getirdi.

Bir kısmı siyah beyaz, bir kısmı renkli olan fotoğraf karelerinde renklerin canlılığını ve siyah beyazın derinliğini ifade etmeye çalıştığını belirten Odabaşı, görsel bir deneyim sunmanın yanı sıra, izleyiciyi düşünmeye, hissetmeye ve farklı bir perspektiften görmeye teşvik etmeyi amaçladığını söyledi.

“Her bir kare İstanbul’un zıtlıklarının ve güzelliklerinin de yansıması”

Odabaşı, “Renkli Renksiz” sergisinin çıkış noktasının, İstanbul’un zengin dokusuna, bu şehrin bireyler üzerindeki etkisine ve şehrin kendine has ikilemlerine olan derin ilgisiyle oluştuğunu belirterek, şu bilgileri verdi:

“Bu sergi, şehrin ve onun sakinlerinin yaşadığı zıtlıkları, renklerin ve renksiz anların iç içe geçtiği, gözle görülenin ötesindeki derinlikleri keşfetme arzusunun bir ürünüdür. İstanbul, hem tarihi hem de modern, hem kaotik hem de huzurlu yüzleriyle, bu sergi için bitmez tükenmez bir ilham kaynağı oldu. Karşıt duyguların bir aradalığı ve İstanbul’un bunu mükemmel bir şekilde dengede tutuyor olması, aslında sosyolojik bir realiteyi temsil ediyor. Sergi, bu realitenin keşfedilmesini, şehrin bu eşsiz dengesinin ve zıtlıkların bir arada nasıl uyum içinde var olabildiğinin anlaşılmasını arzuluyor. İstanbul, tarihi boyunca pek çok farklı kültürü, inancı ve yaşam tarzını bünyesinde barındırmış; bu çeşitlilik, şehrin sosyal dokusunu şekillendirmiş ve zengin bir kültürel miras oluşturmuştur. “Renkli, Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un bu sosyolojik çeşitliliğini, onun sunduğu zıtlıkları ve bu zıtlıkların bir aradalığını göstermeyi amaçlıyor.”

İstanbul’un her sokağında farklı bir duygu, farklı bir hikaye olduğuna dikkati çeken sanatçı, sergide fotoğraf karelerini “Sessiz Sokaklar” “Yorgun”, “Masumiyet”, “Bekleyiş”, “Şehirler Şehri”, “Doku”, “İkilem-İzler”, “Yansımalar”, “Dinginlik” ve “Portreler” isimlerinde 10 farklı bölüme ayırdığını ve 97 eserinin yer aldığını aktardı.

Odabaşı, projenin bir sene önce başladığı bilgisini vererek, şunları kaydetti:

“İstanbul sokaklarını, caddelerini, eski yapılarını, gizli kalmış köşelerini gezmeyi çok seviyorum. Üslubum, gerçeklikle hayalin, ışıkla gölgenin, renkle renksizliğin sınırlarında dolaşıyor. Fotoğraflarım, genellikle anın dramatik ve duygusal yönlerini vurgulayan görsel hikayeler anlatma çabasında. Gölgeler ve yansımalar kullanarak, görünenin ötesine geçmeye, izleyicilerin bakış açılarını değiştirmeye ve onları, gördüklerinin daha derinlerindeki anlamları düşünmeye teşvik etmeye çalışıyorum.”

“Yağlı boya çalışmalarımı biraz daha ön plana çıkarmak istiyorum”

Ayşegül Ekin Odabaşı, 2017’de siyah beyaz sanatsal fotoğraflarının, heykellerinin ve kolajlarının yer aldığı “Çağdaş Eserlerle Göç” adında göç temalı bir sergi düzenlediğini aktararak, “Göç konusundaki hassasiyet o dönemde çok yoğun bir gündem oluşturuyordu. Duyarlılık açısından bu konunun insan hikayeleri boyutunun ön plana çıkmasını dilemiştim.” dedi.

Yeni projeler üzerine çalışmaya devam ettiğini söyleyen Odabaşı, “Bir sonraki sergimde, yağlı boya eserler, kolajlar ve çağdaş sanat tekniklerini harmanlayarak, İstanbul’un detaylarına yeni bir bakış açısı getirmeyi planlıyorum. İstanbul’un Karaköy, Tomtom, Tarlabaşı, Balat, Galata, Çukurcuma gibi benim için özel anlam taşıyan bölgeleri, bu yeni projemde önemli bir yer tutacak. Bu bölgelerin kendine has atmosferi, sokakları ve insanlarının, yağlı boya tablolarımda ve diğer sanatsal çalışmalarımda hayat bulmasını arzuluyorum. Filistin’deki insanlık dramı ile ilgili de duyarlılığı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen yağlı boya eserler üretmek istiyorum. Çalışmalara çok yönlü olarak devam edeceğim.” ifadelerini sözlerine ekledi.

“Renkli Renksiz” sergisi, izleyicilere, İstanbul’un çok katmanlı yapısını, bir fotoğraf sergisi aracılığıyla yeniden deneyimleme ve şehrin göze çarpmayan güzelliklerini, hüzünlerini keşfetme imkanı sunmayı amaçlıyor.

Tarihi yarımada, Beyoğlu, Balat ve Sarıyer’den fotoğraf karelerinin yer aldığı “Renkli Renksiz” fotoğraf sergisi, 4 Mart’a kadar Atatürk Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulun-renkleri-ve-zitliklari-fotograf-sergisinde-bulustu/feed/ 0
İstanbul Bu Hafta Sanat Dolu https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-bu-hafta-sanat-dolu/ https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-bu-hafta-sanat-dolu/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:48:16 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5231 İstanbul bu hafta, geniş bir yelpazede birbirinden farklı etkinliklerle yerli ve yabancı sanatçıların katıldığı konser, sergi, tiyatro ve performanslara sahne olacak.

Ünlü Fransız soprano Emma Shapplin, yarın Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde hayranlarıyla buluşacak. “Carmine Meo” albümüyle uluslararası çıkış yapan Shapplin, sanatsal vizyonuyla müzik dünyasında iz bırakmış bir sanatçı olarak görülüyor.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 24 Şubat’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) “II. Mehmet (Maometto II) Operası”nın prömiyerini gerçekleştirecek. Romantik dönem opera literatürünün en önemli bestecilerinden Gioachino Rossini ve librettist Cesare della Valle tarafından kaleme alınan eser, Türklerle ilgili operalar içinde en önemlilerinden birisi.

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) 23 Şubat’ta Gülşah Erol Quintet ve Nils Petter Molvaer, 24 Şubat’ta CRR Müzik Topluluğu ardından Mehmet Ali Sanlıkol ile CRR Senfoni Orkestrası’nın konseri müzikseverleri ağırlayacak.

Tiyatro oyunları

Fransız yazar Fred Radix’nin kaleme aldığı, Çağlar Çorumlu’nun yönetip, başrolünde olduğu “Şakşakçılar”, Atlas 1948 Sineması’nda 22 Şubat’ta sahnelenecek. Gülce Ünlü’nün çevirisi, Emrah Eren’in proje danışmanlığıyla TiyatrOPS tarafından sahnelenen oyun, Fransız yazar Fred Radix tarafından kaleme alındı. Erkan Baylav ve Albina Özden’in de oyuncular arasında yer aldığı eser, 1895 yılında geçiyor.

Kosta Kortidis’in, 1900’lerin başında gazetelerde yayınlanmış gerçek bir haberden Çiçekçi Sokağı’nda işlenmiş bir cinayetten ilham alarak yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği “Çiçekçi Sokağı” oyunu, bir adalet, bir cinayet, bir kadın hikayesini sahneye taşıyor.

Başrollerini Wilma Elles ile Kosta Kortidis’in paylaştığı oyunda aynı zamanda Alp Balkan, İlkay Özşen, Dilara Tabak, Ali Alkın Aydın, Pari Mayıs ve Akın Kaplan rol alıyor. Teatro Rudius’un, komedi ve dramı harmanlayan müzikli oyunu “Çiçekçi Sokağı”, 24 Şubat saat 20.30’da Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

Şehir Tiyatrolarında da bu hafta 21-24 Şubat’ta “Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi” Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, “Zehir” Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, “Sivrisinekler” Müze Gazhane Meydan Sahne’de, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, “Ben Medea Değilim” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, “Yatak Odası Komedisi” Ümraniye Sahnesi’nde, “Sivrisinekler” oyunu Müze Gazhane Meydan Sahne’de, “Maviydi Bisikletim” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ve “Fosforlu Cevriye” Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gösterilecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosunda (İDT) da 20-25 Şubat’ta “Bir Nefes Dede Korkut”, “80 Günde Devri Alem”, “Her Şey Yolundaymış Gibi”, “Frankenstein”, “Çarpışma” ve “Kırmızı Küre” sahnelenecek.

Sergiler

Eserlerinde doğayı, sembolik anlamlar yüklediği bir unsur olarak öne çıkaran ressam Merih Yıldız’ın “Yeryüzünün Şarkısı/Eutopia” sergisi, Galeri Diani’de 2 Mart’a kadar görülebilir.

Toplam 24 çağdaş sanat galerisinin bir araya gelerek düzenlediği “Art Show: Galeriler Buluşması”, 20 Şubat’ta ön gösterimle açılacak ve 25 Şubat’a kadar The Ritz-Carlton Residences, Istanbul, B Blok Fulya Girişi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Etkinlikte Can Akgümüş, Can İncekara, Ecem Yüksel, Elif Özen, Evren Erol, Ferhat Tunç, Gurur Birsin, Gülnihal Yıldız, Kazım Şimşek, İrina Lunkova, Metehan Törer, Murat Balcı, Sezer Arıcı, Serdar Eğer, ŞANT ve Ümmühan Yörük’ün aralarında bulunduğu sanatçıların eserleri yer alıyor.

İstanbul Lale Müzesi’nde yer alan, 21. yüzyıl çağdaş sanatının etkin isimlerinden ve Pop-Art hareketinin öncüsü Andy Warhol’un eserlerinden oluşan “Andy Warhol Pop-Art Sergisi” de 31 Mart’a kadar İstanbul Lale Müzesi’nde devam edecek.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-bu-hafta-sanat-dolu/feed/ 0
İsmail Türüt: Türkiye’de yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yoktu https://www.igdirhaber.com.tr/ismail-turut-turkiyede-yerli-milli-musluman-anadolulu-isen-sohret-olma-hakkin-yoktu/ https://www.igdirhaber.com.tr/ismail-turut-turkiyede-yerli-milli-musluman-anadolulu-isen-sohret-olma-hakkin-yoktu/#respond Thu, 29 Feb 2024 21:09:20 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=4395 Karadeniz türkülerinin usta sesi İsmail Türüt, otantik Karadeniz müziğiyle şöhreti yakalamasının çok kolay olmadığına vurgu yaparak, “Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yoktu. Ben bunlara rağmen o zincirleri kırdım, geçtim. Ben bunları birebir yaşadım.” dedi.

Türüt, 40 yılı aşkın sanat hayatını, Karadeniz müziğinin geçmişini ve bugününü, sanat hayatında unutamadığı hatıralarını AA muhabirine anlattı.

Kendine has tarzıyla yüzlerce türkü besteleyen Karadeniz müziğinin sevilen sanatçısı Türüt, türkü söylemeye çok küçük yaşlarda başladığını belirterek, “Ben anamdan doğdum, türkü söylerim. Dilim döndüğünden beri türkü söylüyorum. Benim lakabım da ‘nani’ydi. İlkokulda zaten okullar arası yarışmalara katılırdım. Bütün derslerim kötüydü. Müzik çok iyiydi.” diye konuştu.

Sanatçı Türüt, çocukluk yıllarında Karadeniz’deki müzik ortamında çok değerli kemençe ustalarının olduğunu vurgulayarak, Karadeniz müziğinin 1970’li yıllardaki sıra dışı sanatçısının Erkan Ocaklı olduğunu, kendisinin de onu örnek aldığını söyledi.

“Bir gün İstanbul’a gideceğim ve şöhret olacağım.” düşüncesinin çocukluk yıllarında hep aklında olduğunu vurgulayan Türüt, şunları kaydetti:

“O zaman okula devam etmek için köyden Rize’ye gitmem lazım. Babam rahmetli, ‘Bu çocuk hiç ortadan gitmez, ya sağcı olur ya solcu.’ derdi. Beni okutmadı. Çobanlık yaptım ve o çobanlığın bana çok faydaları oldu. Okullarda, düğünlerde aranan adamdım. Büyük bir bahçede bir düğün vardı. Ben ortada türkü okuyorum. O kadar küçüğüm ki sesi duyuyorlar beni göremiyorlar. Bir komşumuz beni tek eliyle tuttu bayrak gibi gösterdi. Çocukluktan beri türkü söylüyordum.

Gençlik yıllarımda artık İstanbul’a gelip kaset yapmam gerektiğini düşündüm. Şimdiki gibi herkese de kaset yapmıyorlar o zaman. Karadeniz kasetlerini yapan bir tane firma vardı o zaman: Harika Müzik. Erkan Ocaklı da orada kaset yapmış bir assolist. Ben de oraya gittim. ‘Türkü okuyup kaset dolduracağım’ dedim. O zaman ben sazlı mazlı istiyorum ama ‘Yok’ dediler. Sadece kemençe ile söyledim. Masraf olmasın diye. Gencim, toyum, acemiyim belki ama ritimli olsun istiyorum. O tek kemençe kasetim acayip ses getirdi. Daha 6 ay geçmeden ikinci albüm için ‘İstediğin sazları temin edeceğiz.’ denildi.”

Türüt, ardından sırasıyla diğer kasetlerini yaptığını belirterek, “Arabaya binsem beni kimse tanımıyor ama İsmail Türüt diye bir adam var artık. 10-15 kaset yaptım ama Artvin’den Şile’ye kadar, ne hikmetse Karadeniz’in dışına pek çıkamadım. Benim için dönüm noktası İdobay oldu. İbrahim Tatlıses firma açtı, beni davet etti. Beni o zaman genel müdür Mehmet Güngör aradı. Ben de ona ‘Beni İbrahim Tatlıses arasın.’ dedim. İnanamadım çünkü. İbrahim Ağabey aradı, ‘Pazartesi holdinge gel.’ dedi. Anlaştık, bir ay sonra stüdyoya girdim. Oflu ile Bayburtlu’yu patlattık.” dedi.

“Ben kravat takarken mahcup olan adamım”

İbrahim Tatlıses’le yaptığı kasetlerin milyonlarca sattığının altını çizen Türüt, “Beni Türkiye’ye İbrahim Tatlıses tanıttı. Yıllarca Kanal 7’de programlar yaptım. Anadolu’da çok izleniyordum. Bugün hala o şöhreti yaşıyor, onun ekmeğini yiyorum. Ben yine o şovlar izlenir diye düşünüyorum ama kanallarda müzik programı yok. Yapıyorsa TRT yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul’a geldiği yıllarda mahalli enstrümanların hakir görüldüğüne vurgu yapan sanatçı, şu bilgileri verdi:

“Ben kravat takarken mahcup olan adamım. Nasıl geldimse bugün de aynıyım. İyi ki değişmemişim. Bugün kemençe Türkiye’nin en büyük orkestrasında ise birazcık katkım var diye düşünüyorum. TRT’nin Karadeniz müziğine etkisi tartışılmaz. O zaman Süreyya Davulcuoğlu, Kamil Sönmez var. Piyasada da Erkan Ocaklı kendi başına bir şeyler yaptı. Ben otantik adamım ama Türkiye’ye bu işi kabul ettirdim. Bu sadece sanatla ilgili değil. Ben cami cemaati adamım. Anadolu çocuğu, Müslüman Türk evladıyım. Müzikte maddi manevi zirveleri yaşadım. Benim tarzımda müzik yapana bana nasip olanlar nasip olmaz. Bugün internet dünyasında 100 milyon tıklandın ama sokakta karşılığın yok. Benim gözümde sanatsal bir değeri yok. Sanatta torpil olmaz. Bugün imkanın, paran varsa yapabiliyorsun. Eskiden işte bu yoktu.”

“Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yok”

Sanatçı Türüt, Türkiye genelinde genç neslin kendisini önceki nesiller kadar tanımadığını ifade ederek, her sanatçının bir tarzı olması gerektiğini dile getirdi.

Karadeniz müziğinin önemli sanatçıları olduğuna işaret eden Türüt, “Mesela Volkan Konak’la ben aynı müziği yapmıyorum. Ulusal, evrensel bir müzik yapıyor, teveccüh de var ama aynı şeyi yapmıyoruz. Karadeniz müziği benim okuduğumdur, benden önce Erkan Ocaklı’nın okuduğudur. Allah yollarını açık etsin. Bir kitle seviyor bu adamları, onlara da saygım var ama o tarza çok saygım yok. Gençlerden Onay Şahin, Dinçer, Beşköylü Adem Ekiz var mesela. Bu adamlar benim çok hoşuma gider, dinlerim. Karadeniz müziğini bozmadan, yozlaştırmadan, otantik söyleyenler…” diye konuştu.

Kendisinin yazmaya ve icraya yönelik bir sanatçı olduğuna dikkati çeken Türüt, “Türkiye Cumhuriyeti’nde yerli, milli, Müslüman, Anadolulu isen şöhret olma hakkın yoktu. Ben bunlara rağmen o zincirleri kırdım geçtim. Ben bunları birebir yaşadım. Bu işin duayeni, benim için ‘Bu adam solcu olsaydı Taksim’de büstünü dikerdik.’ derdi. Sanatın sağcısı solcusu mu olur? Bir adam güzel söylüyorsa güzeldir.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Filistin halkına zulmünü eleştiren şarkılar yaptığı için Almanya’da konserinin yasaklandığına dikkati çeken Türüt, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu necip milletin sırtından para kazanacaksın, şöhret olacaksın ama bu devletin temeline dinamit atacaksın. Ben bunu kabul etmiyorum. Vatan dendi mi iş biter. Vatanı olmayanın dini, namusu, şerefi olmaz. Bu sosyal mevzuları yıllarca hep şarkılarımda işledim. İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulüm değil, soykırımdır. İnsanlık suçudur, katliamdır, vahşettir, katilliktir. Bunlar insan olamaz. ‘Ey hür dünya, iyi bak, bak Gazze’de bu ara, yerden gökten denizden etmişler muhasara. Bir ordu saldırıyor günahsız insanlara, bu ordu kavmi malum, boyuna lanet olsun. Lanet olsun İsrail soyuna lanet olsun. Ey! Gazze’nin üstünden tanklar ile geçenler, suçlu suçsuz demeden çoluk çocuk biçenler, kudurmuş vampir gibi bebek kanı içenler, ekmeğin kan, aşın kan, suyuna lanet olsun. Lanet olsun İsrail soyuna.”

Türüt, Trabzon-Rize hikayesini ele alan yeni bir eser hazırladığını belirterek, yurt içinde ve yurt dışında konserler vermeye devam ettiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ismail-turut-turkiyede-yerli-milli-musluman-anadolulu-isen-sohret-olma-hakkin-yoktu/feed/ 0
Müzik Müzesi, Musiki Muallim Mektebi binasında açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/muzik-muzesi-musiki-muallim-mektebi-binasinda-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/muzik-muzesi-musiki-muallim-mektebi-binasinda-acildi/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:30:45 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=4357 Müzik araştırmacısı ve yazar Oğuz Elbaş, Cumhuriyet döneminin ilk konservatuvarı olan Musiki Muallim Mektebi binasında kurduğu “Müzik Müzesi”nde, dünyanın dört bir yanından yaklaşık 300 enstrümanı meraklıların ilgisine sundu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleriyle kurulan ve Türkiye’nin pek çok sanatçısını yetiştiren Musiki Muallim Mektebi, Mamak Belediyesi tarafından restore edilerek sanat kurslarına ev sahipliği yapıyor.

Mamak Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Düğmeci’nin desteği ve Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’ın koleksiyonunu hediye etmesi ile müzik araştırmacısı ve yazar Oğuz Elbaş tarafından tarihi binada kurulan Müzik Müzesi ise sanatseverleri müzik tarihinde yolculuğa çıkarıyor.

Müze hakkında AA muhabirine açıklamada bulunan Elbaş, uzun yıllar yüksek kimya mühendisi olarak çalıştığını, bu sürede müzik tarihi araştırmalarını da sürdürdüğünü söyledi.

Elbaş, 1990’lı yılların başlarından itibaren müzik araştırmalarına yoğunluk verdiğini anlatarak, 1992’den sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde danışman olarak görev yaptığı yıllarda 40 bin kilometre yol giderek Anadolu müzelerindeki müzikal değerleri fotoğraflayarak 2 bin fotoğraflık arşiv oluşturduğunu ifade etti.

Müzenin oluşturulması ve enstrümanların sınıflandırılmasının bu arşiv ve belgelere dayandığını belirten Elbaş, “Belgeniz yoksa sözünüz yoktur. Tevatüre dayalı anlatım dünyanın hiçbir yerinde değer bulmaz. Birinci öncelik olarak belge bulmanız gerekiyor. Bunun için çok çalışmanız gerekiyor.” dedi.

Anadolu’nun arkeoloji zengini olduğuna dikkati çeken Oğuz Elbaş, arşiv araştırması yaparken, 7 yıl çalıştığı Alman müzik arkeoloğu Werner Bachmann’dan ders aldığını söyledi.

“Müziği anlamak için çalgılar yapı taşıdır”

Anadolu’nun, 12 bin yıllık müzikal geçmişi olduğunu aktaran Elbaş, Türkiye’nin bu zenginliğine sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

Elbaş, “Müzik tarihimizi anlatan büyük bir müzik müzemiz yok, müzik tarihimize yönelik nitelikli yayın ve kitap yok. Yazılı dünya müzik tarihinde yer edinmemiş Anadolu’nun müzik tarihini artık anlatmamız, yayınlar yapmamız gerekiyor. Batı dünyasına kendi değerlerinizi anlatmak istiyorsanız belgelerinizin olması gerekiyor, müzik müzelerinizin olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Elbaş, müzenin Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’ın çalgı koleksiyonu ile kendisinin arkeolojik dönem enstrümanlarından yaptırdığı bire bir replikasyonlardan oluştuğunu bildirdi.

Oğuz Elbaş, şu bilgileri verdi:

“Hindistan, Uzak Doğu, Avrupa, Afrika ve Anadolu’dan 100, 150 yıllık 300’e yakın enstrüman müzemizde sergileniyor. Çalgılar Çamlıdere’den geldiği zaman durumları hiç iyi değildi. Müzeden önce burada bir atölye kuruldu, 2 restöratör çalıştı ve tek tek tüm enstrümanlar onarıldı, cilalandı, restore edildi ve en sonunda sergilenebilir hale getirildi. Sonra çalgıları teşhir ve tanzim çalışmaları yaptık. Yer dar olduğundan bazılarını sunamadık, depomuzda sunulmayı bekliyor. Müziği anlamak için çalgılar yapı taşıdır. Müziği anlatmanız, sunmanız çalgılar sayesinde oluyor. Müzede çalgısal anlamda iki bölüm var. Biri bizim topraklarımızdan çıkan enstrümanları kapsıyor, diğeri de dünya çalgılarından oluşuyor.”

“Türkiye, 5 bin yıldır zil üretiyor”

Müzenin ilk teşhir alanında arkeolojik çalgıların yer aldığını belirten Elbaş, “Bu bölümde dünyanın en eski zilleri var. Çalpara ismi verilmiş. Bunların bire bir imitasyonlarını getirdik müzeye. Dünyanın en iyi zilleri halen Türkiye’de yapılıyor. Türkiye, 5 bin yıldır zil üretiyor. Müzenin ilk bölümünde raspa, Hitit dönemine ait darbuka, Hitit arpı ve Hitit dönemine ait bir de bağlamamız var.” diye konuştu.

Her enstrümanın da müze için uygun olmadığını belirten Elbaş, şunları kaydetti:

“Çalgının, yapımcısı, çalan kişi, dönemi anlatan yapım tekniklerini üzerinde taşıyor olması ve eskiliği ile pek çok kriter eseri müzelik hale getiriyor. Mesela İstanbul’da Zeki Bülent Ağcabay’ın elindeki eserler müzelik, son derece harika. Kıymetli sanatçıların çalgıları var. O eserler burada görünebilirse çok güzel olur. Bizim zengin müzik tarihimizi, Cumhuriyet’in ilk konservatuvarında göstermemiz çok kıymetli. Saraylarımızdaki enstrümanlara da bakım yapmamız, değer vermemiz gerekiyor. Dünyadaki müzik müzelerinin tamamı şatolardan, saraylardaki çalgıların toplanması ile yapılmıştır. Çalgı bakmak çok zordur, özel ihtisas ister. Çalgı bilimi diye bir alan var ve çok detaylı çalışma istiyor. Hava, iklim koşulları enstrümanın yaşamasını etkiliyor.”

1924’ten eğitim hayatına başlayan konservatuvarda yine sanat var

Mamak Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Düğmeci de müzeye ev sahipliği yapan Musiki Muallim Mektebinin Türkiye Cumhuriyeti’nin konservatuvarı ve ilk müzik öğretmen okulu olduğunu belirterek, binanın 1924’ten 1983’e kadar, 1939’da ismi Devlet Konservatuvarı olarak değiştirilerek eğitim verdiğini söyledi.

Düğmeci, Türkiye’deki kıymetli pek çok sanatçının Musiki Muallim Mektebinden mezun olduğunu belirterek, “Sanatçılarımız buraya geldiğinde gözyaşlarını tutamıyorlar. Çok güzel anıları var. Biz de onların anılarını yaşatmak için mekanı koruyoruz.” dedi.

Mehmet Düğmeci, 1983’ten 2005’e kadar Mamak Belediyesi Hizmet Binası olarak kullanılan konservatuvarı, 5 yıl önce göreve geldiklerinde incelemeye aldıklarını ve restore ettiklerini aktardı.

Düğmeci, şöyle devam etti:

“Binayı aslına uygun, aslına yakışır bir şekilde hizmet versin diye restore ettik. Sanatçılarımız tamamen eskisinin aynısı gibi olmasını istiyor ama bu mümkün görünmüyor. Mezunlarımızın, sanat camiamızın memnun kalacağı, onların mutlu olacağı, geçmişine özel bir yere dönüştürmekti esas amacımız ve bu yolda da önemli gelişmeler kaydettik. Restore ettik ve yine bir sanat mekanı olarak kullanıyoruz. Enstrüman kursları, tiyatro kursu veriyoruz. Yaklaşık 300 gence tiyatro kursu veriyoruz. Geleneksel sanatlarımızın kursları veriliyor. Musiki Muallim Mektebinin kimliğine uygun başka bir şey yapmamız gerekiyordu o da müzeydi ve onu da başardık.”

Bu okulun kimliğine uygun olacak şekilde opera ve tiyatro müzesi kurmak istediklerini kaydeden Düğmeci, “Enstrüman Müzemizi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü envanterine kayıt ettirmek için başvurumuzu yaptık. Resmi açılışı yapılmadı ama ziyarete açtık.” dedi.

Oğuz Elbaş’ın Türk müzik kültürüne büyük hizmetleri olduğunu belirten Düğmeci, Elbaş’a ve Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’a teşekkür etti.

Müzede, kaval, kemane, kemençe, bağlama, cura, koltuk davulu, darbuka, çıngırak, zilli tef, çömlek darbuka, klasik kemençe, ut, lavta, kanun gibi Anadolu çalgıları ile flüt, org, ağız orgu, melodika, armonika, ağaç flütü, marakas, conga, düdük, tef ve gitar, zither, akordiyon gibi farklı materyallerden yapılmış yabancı menşeli enstrümanlar bulunuyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/muzik-muzesi-musiki-muallim-mektebi-binasinda-acildi/feed/ 0
Ebru Sanatının Dünya Çapında Tanınmasını Sağlayan Sanatçı Hikmet Barutçugil İle Röportaj https://www.igdirhaber.com.tr/ebru-sanatinin-dunya-capinda-taninmasini-saglayan-sanatci-hikmet-barutcugil-ile-roportaj/ https://www.igdirhaber.com.tr/ebru-sanatinin-dunya-capinda-taninmasini-saglayan-sanatci-hikmet-barutcugil-ile-roportaj/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:21:43 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3983 Ebru sanatının tüm dünyada tanınmasını sağlayan sanatçı Hikmet Barutçugil, ebrunun ana sanat dallarından biri olduğuna dikkati çekerek, “Ebru geçmişte sadece kağıtta sıkışıp kalmış fakat doğru yöntem, doğru boyar madde kullandığınızda bence ebrulanmayacak yüzey yoktur. Şimdi ebru sanatında başka sanatlarla birleşerek büyük bir açılım oldu.” dedi.

Kültür, sanat, bilim, spor, siyaset ve iş dünyasının duayen isimlerini “Türkiye’nin Çınarları” projesi kapsamında fotoğraflayan Anadolu Ajansı, ebruzen Hikmet Barutçugil ile bir araya geldi.

Barutçugil, sanat hayatının dönüm noktalarını, ebru sanatının geçmişini ve bugününü AA muhabirine anlattı.

Dünyaya gözlerini açtığı Malatya’da, çocukluğunun ilk 10 yılını geçiren Barutçugil, çocukluğundan itibaren el becerisi olduğunun söylendiğini belirterek, “Büyük bahçeli kerpiç bir evde otururduk. Çocukluğumda hayal ettiğim Malatya şimdi maalesef yok. Bahçemizde değişik lezzette kayısı ağaçları vardı.” diye konuştu.

“Ebruzenliğimin yanında mücellitliğim de var”

Sanatçı, bahçedeki küçük süs havuzuna attığı kayısı yapraklarına elindeki çubuklarla şekil vermeye çalışmanın en büyük çocukluk hobisi olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Sonradan fark ettik ki meğerse ebrunun zemin oradan başlamış. Suyun üstünde bir şeyler yüzdürüp bir şeyler şekillendirmeye orada başlamışım. 10 yaşındayken ailece İstanbul’a göç ettik. 10 yaşında ilkokulu bitirdim. Benden 2 yaş büyük abimle beraber başlamıştım okula. 10 yaşındayken ilkokul bitti ama tabi bu arada eğitim zayıf kaldı ki okuma alışkanlığım olmadı. O yıllarda yaz tatillerinde çocuklar işe girerdi, ailenin maddi ihtiyacından değil hayatı öğrensinler diye. Ben de bir mücellithanede çalışmaya başladım. O bilgileri hala devam ettiriyorum. Ebruzenliğimin yanında mücellitliğim de var. Tüm ailem hukukçuydu. Rahmetli babam da noterdi. Ben de çocukluğumdan beri babamın hep sağ koluydum. O, Bakırköy 2. Noteri olarak tayin edildi. Onun yanında çalışmaya başladım. Önce temizlik işiyle başladım. Daha sonra daktilo öğrendim. Veznedarı ve başkatibi oldum.”

Barutçugil, hukuk ya da iktisat okuması beklenirken, teyzesinin kızını güzel sanatlar sınavına götürdüğünde hayatının değiştiğini vurgulayarak, “Teyze kızım mimar olmak istiyor. Çocukluğundan beri ona hazırlanıyor Ankara’da yaşıyorlar. Sınav zamanı teyzem aradı, ‘Aman Ayşe’yi yalnız bırakma. İstanbul’u bilmez. Götür, kaydını yaptır.’ dedi. Güzel Sanatlar Akademisine gittik. Oraya ön kayıt yaptırıp sınava girilecek. Okula girince deniz kenarında olmasından etkilendim. Biraz dolaştım sağda solda, atölyelerde çocuklar çalışıyorlar, çamurlarla oynuyorlar, resimler, heykeller falan… Okul birden çok hoşuma gitti. Baktım puanım da tutuyor. Teyzemin kızını imtihana getireceğim, oturup arabada bekleyecektim. ‘Ben de kaydolmak istiyorum.’ dedim. ‘Hangi bölüm?’ diye sordu, birden dondum. ‘Ağabey neler var?’ dedim. ‘Tekstil olsun’ dedim. Hiçbir beklentim yoktu. 15-20 gün bir zaman geçti, sonuçları öğrenmeye gittik. Ayşe gitti bakmaya, ben arabada bekliyorum. 15-20 dakika sonra geldi, kapıyı sertçe çarptı oturdu. ‘Seneye bir daha girersin üzülme.’ dedim. ‘Sen beşincilikle kazanmışsın. Ben 32. yedek.’ dedi. ‘Ben neymişim be?’ dedim. O da girdi sonra, endüstri tasarım okudu. Çok güzel işler yaptı. Bu hayatımda bir dönüm noktası oldu.” dedi.

“Akademide öğrenci olmanın getirdiği bir sürü faydasını da gördüm”

Emin Barın’la öğrenciliğinin ilk yıllarında tanıştığını ifade eden Barutçugil, geleneksel sanatlara Emin Barın’ın yönlendirmesiyle ilgi duyduğunu söyledi.

Usta sanatçı, ebru sanatıyla Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki hat levhalarını incelerken tanıştığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman gönlüme bir aşktır düştü. Emin Hocam’a ‘Ebru nedir?’ diye sordum. ‘Su üzerine yapılır evladım.’ dedi. O yıllarda da bir tek kişi bu işle ciddi olarak uğraşıyor. O da Mustafa Düzgünman, Üsküdarlı bir attar. Benim de tek bildiğim şey, su ve boya. Kaynak, kitap, hiçbir şey yok. Elime nasıl bir su, nasıl bir boya geçtiyse suyun üstünde yüzdürüp onları bir kağıda aktarmaya çalıştım. Tabii çıkanlar evvelkilerin hiçbirine benzemiyor. Çıkanlar da hoşuma gidiyor ama ne olduğunu ben de bilmiyorum. Akademide öğrenci olmanın getirdiği bir sürü faydasını da gördüm. Bu denemeler iki sene kadar devam etti. 1975 yılı Bilim ve Teknik Dergisi’nin mayıs sayısının kapak fotoğrafı benim yaptığım ebrulara çok benziyordu. O anda fark ettim ki bu tabiatta var olan bir şey. Mikro ve makro kozmos arasındaki sonsuzlukta bu görüntüler var. Toprak katmanlarından tutun mikroskoptaki kan hücresinin 4 bin kere büyütülmüş fotoğrafında bir battal ebruyu görüyorsunuz. Emin Hocam’dan çok büyük destek gördüm.”

İlk sergisini hocası Emin Barın’la açmayı planladığını ancak Barın’ın ömrünün vefa etmediğini aktaran sanatçı, beraber üreterek, birkaç imzalı eserler yapmayı kendisinin de bir gelenek olarak talebeleriyle sürdürdüğünü dile getirdi.

Hikmet Barutçugil, ebru sanatında kendi tekniğinin “Barut Ebrusu” olarak isimlendirildiğini ifade ederek, “Ebru bence resim, müzik ve mimari gibi bir ana sanat dalının adı. Geçmişte sadece kağıtta sıkışıp kalmış fakat doğru yöntem, doğru boyar madde kullandığınızda bence ebrulanmayacak yüzey yoktur. Şimdi ebru sanatında başka sanatlarla birleşerek büyük bir açılım oldu. 17 yedi sene süren bir çalışma sonunda ebrunun nasıl yapıldığını anlatan bir kitap çıktı. İnsanlar o kitaptan takip ederek ebru yapmaya başladı.” şeklinde konuştu.

“Büyük bir hazineyi kilitlemiş, üstüne oturmuşuz”

Ebrunun ilk adının “Türk kağıdı” olduğunu vurgulayan ve tüm dünyada geniş kitlelere ulaştığını söyleyen Barutçugil, 1992’de ABD’de düzenlenen Uluslararası Ebru Kongresi’nin açılışında “İslam Sanatlarının Estetik Prensipleri” başlıklı bir konuşma yaptığını kaydetti.

Usta sanatçı, dünyanın ebruyu Türk sanatı olarak bildiğini ve bunun kalıcı mekanı olarak İstanbul Ebru Evi’ni kurduğunu söyledi. Ebru Evi’nin gelecekte müzeye dönüşeceğini sözlerine ekleyen Barutçugil, “Biz kültür ve sanatta uluslararası olmak istiyorsak önce ulusal olmak zorundayız. Onların yaptıklarını taklit ederek yaranmaya çalıştık, maalesef başaralı olamadık. 1990’lı yıllarda gittiğim ülkelerde insanlara ‘Türk kültürü hakkında ne biliyorsunuz?’ diye sorduğumda, ‘Şiş kebap, rakı, göbek dansı, lokum’ diyorlardı. Biz büyük bir hazineyi kilitlemiş, üstüne oturmuşuz ve dilencilik yapmışız. Şimdi insanlarımız özünün farkına varmaya başladı. Son 500 yılda ebru sanatında 5 kişiden bahsederken bugün 15 bin kişi olduğu tahmin ediliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Batı sanatlarının göze, Doğu sanatlarının ise gönle hitap ettiğinin altını çizen Barutçugil, İslam sanatlarının özünde ilahi güzelliği arayış çabası olduğuna vurgu yaptı.

Usta sanatçı, mutasavvıf yazar Ahmet Yüksel Özemre’nin “Ebru Duası”nı da okuyarak, sözlerini tamamladı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ebru-sanatinin-dunya-capinda-taninmasini-saglayan-sanatci-hikmet-barutcugil-ile-roportaj/feed/ 0
İstanbul Modern’de Dijital Kültüre Odaklanan Sergi Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/#respond Tue, 20 Feb 2024 21:06:35 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3962 Dijital kültüre odaklanan “Zamansız Meraklar” sergisi, İstanbul Modern Kısa Süreli Sergi Salonunda sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Çalışmalarında özgün unsurlar barındıran ve deneysel bakış açılarını koruyarak üretimlerinde yenilikler sergileyen sanatçıları bir araya getiren sergi, sürece tanıklık eden sanatçıların bakış açılarıyla dijital dönüşümü yansıtıyor.

Sergide, araştırma sürecinde olağan bir unsur olarak dijital kültürü benimseyen ve yeni teknolojileri denemeyi öncelik olarak gören sanatçılar ile sanatçı kolektiflerinin çalışmaları yer alıyor.

“Dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmalar inceleniyor”

Serginin ön izlemesinde basın mensuplarına açıklama yapan küratör Ümit Mesci, özellikle genç sanatçıların üretimlerine katkı sağlayan sergideki yapıtların tarih boyunca sanat üretiminde öne çıkan doğa, tarih, mimarlık, kent, kimlik ve toplum gibi konuları merkezine aldığını söyledi.

Mesci, sergide dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmaların sanat tarihinin ilk döneminden bugüne bir bütün olarak incelendiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Sergi, dijitalleşmenin olanak tanıdığı ifade tekniklerinin, sanatçıların farklı temalara ilişkin bakış açılarını nasıl dönüştürdüğünü kayıt altına almayı amaçlıyor. Mutlak sonuçlara ulaşmaya değil, sorgulamaya ve soru sormaya odaklanan sergi, sanatçıların araştırma ve anlatımlarındaki özgün unsurları görünür kılıyor.”

“Ödüllü projeler ilk kez bu sergide izleyiciyle buluşuyor”

Küratör Nilay Dursun ise İstanbul Modernin, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirdiği “Dijital Sanat Alanında Genç Üretimler” programının, serginin araştırma ve geliştirme sürecinde etkili olduğunu dile getirdi.

Müzenin proje kapsamında, farklı disiplinlerde üretim yapan genç sanatçıları “dijital üretim” odağında buluşturduğunu vurgulayan Dursun, şöyle devam etti:

“Yeni müze binamızın açılış hazırlıkları sürerken hayata geçirdiğimiz program, İstanbul Modern’in genç sanatçılarla hayata geçireceği çok yönlü çalışmaların başlangıcı niteliğindeydi. Program süresince katılımcılar tarafından hazırlanan ve müzenin bulunduğu bölge başta olmak üzere, İstanbul’a odaklanan projeler de sergi kapsamında değerlendirildi. Ödül kazanarak üretim desteği alan projeler arasından Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat’a ait ‘Rastlantı’ ile Beste İleri’nin ‘Sentimap Istanbul’ adlı çalışmalarını ilk defa bu sergide izleyiciye sunuyoruz.”

Sergi hakkında

Sergide, çoğunlukla çevrim içi kanallarda ve dijital uygulamalarda görülmeye alışılan üretim biçimleriyle çeşitli imge ve ifadeler, onları farklı yöntemlerle ele alan sanatçıların yapıtlarıyla müze içinde fiziksel olarak sunuluyor.

Küratörlüğünü Ümit Mesci ve Nilay Dursun’un üstlendiği sergide, Cem A., Atıf Akın, Ozan Atalan, Kerem Ozan Bayraktar, Mehmet Berk Bostancı, Cihad Caner, Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat, Beste İleri, Alican İnal, Yelta Köm, Ebru Kurbak, Oddviz, Özcan Saraç, Ahmet Rüstem Ekici-Hakan Sorar, Meltem Şahin ve Berkay Tuncay’ın çalışmaları yer alıyor.

Müze koleksiyonundaki ana başlıklarla ilişki kuran sergideki yapıtlar, aralarında kesin sınırlar olmayan üç çerçevede bir araya getiriliyor.

Dijitalleşmenin olanak sağladığı yeni anlatım olasılıklarından yola çıkılan ilk bölüm, dil ve ifade üzerine yoğunlaşarak, dijital araçların getirdiği yeni eleştirel düşünme alışkanlıklarına eğiliyor.

Dijitalleşmenin ve sürekli dönüşen teknolojik araçların doğa ve tarih eksenindeki tartışma alanlarını inceleyen ikinci başlıkta bu yönelimle bir araya gelen yapıtları üreten sanatçılar, bilim ve sanat arasındaki kesişimde arkeoloji ve felsefe gibi alanları incelerken yapay zeka ve benzer teknolojilerin de yönlendiriciliğine başvuruyor.

Sergideki mimarlık ve kent zemininde odaklanan son alanda ise İstanbul’a ait duyusal manzaralarla kent topografyasını oluşturan bileşenler, dijital araçlar yardımıyla çözümleniyor.

Sergi, 11 Ağustos’a kadar görülebilecek.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/istanbul-modernde-dijital-kulture-odaklanan-sergi-acildi/feed/ 0
Ressam Emine Bayraktar’ın Pastel At Tutkusu Sergisi İstanbul’da Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/ressam-emine-bayraktarin-pastel-at-tutkusu-sergisi-istanbulda-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/ressam-emine-bayraktarin-pastel-at-tutkusu-sergisi-istanbulda-acildi/#respond Mon, 19 Feb 2024 21:51:41 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3934 Ressam Emine Bayraktar’ın “Pastel Dokunuşlarla At Tutkusu” sergisi İstanbul Atlı Sporlar Kulübü’nde (İASK) sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Farklı temalarda yaptığı pastel resim çalışmalarıyla dikkati çeken sanatçı, resme merakını, çizim tekniğini ve geleceğe dair planlarını AA muhabirine anlattı.

Bayraktar, yıllar önce Üsküdar’da düzenlenen kişisel sergisi için birkaç at portresi yaptığını ve bunun ilgi görmesi üzerine at portrelerine yoğunlaştığını söyledi.

Yaklaşık iki senedir bu sergiye hazırlandığının altını çizen sanatçı, “Atları seviyorum, çok duygusal hayvanlar. Bir de bizim kültürümüzde önemli bir yeri var. Gücün, cesaretin, güvenin, bağlılığın, zenginliğin timsali. Savaşta, tarımda, ulaşımda, hayatın içinde hep at olmuş. Kültürümüzde atın yeri zaten çok önemli.” dedi.

Emine Bayraktar, atın anatomisinin ve kas yapılarının da ressam olarak kendisini etkilediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Atlar çok duygusal hayvanlar. O yüzden seviyordum atları. Hatta ‘Bu kadar at çalıştığımda sıkılır mıyım?’ diye bir düşünce de beni kaplamadı değil. İnanın hala içimde çalışacak heves var. Onlarla yakın temasa geçtiğimde de onların duygularını o kadar yoğun hissettim ki ister istemez bu süreçte çok yoğun bir bağ kurmuşum. Fakat ben farkına varamamışım. Yaptığım eserlerde en çok arzuladığım şey, seyreden sanatsevere o duyguyu geçirebilmek. İstanbul Atlı Sporlar Kulübü’nde olmasının da benim için en büyük güzelliği atlarla gerçek bağ kuran sporcularla tablolarımı bir araya getirmiş olmak.”

“Proje hayallerimin sonu yok”

Realistik tarzla çalıştığını ve detaylara çok fazla yer verdiğini vurgulayan Bayraktar, “Kullandığımız farklı materyaller var. Bazen kalem, bazen yayıcılar, bazen elimizle yapıyoruz. Kağıdımız da çok önemli. Zımpara kağıdı üzerine çalışıyorum. Zımpara kağıdı dişli ve dokulu bir kağıt, pastel de zaten toz bir boya. Pigmenti çok yüksek ve çok kaliteli bir boyadır, uzun yıllar kalabilir.” şeklinde konuştu.

Ressam Bayraktar, uluslararası fuarları çok önemsediğini ve Uluslararası Katar Fuarı’na da 5 Arap Atı portresi ile katıldığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

“Fuarda pastel bir at çalışması yaptım. O fuardan bir de ödül verdiler. Onun haricinde de Katar’da bir galeri benim oradaki at çalışmalarımla ilgilendi, aldı. Her sene Fransa’da olan, bu sene de Katar’da yapılan Dünya Arap Atı Güzellik Yarışması’nda benim eserlerim sergilendi. Bu da tabii benim için gurur verici oldu. Proje hayallerimin sonu yok. Benim bir atölyem var, 17 yaşından 55 yaşına kadar öğrencilerim de var. Onlarla bir sergi yapmak hedefim var. Sonrasında kendi çalışmalarımla alakalı yine yurt dışında fuarlara katılmak gibi isteklerim var.”

Sanata meyilli bireylerin hangi dal olursa olsun eğitim alması gerektiğini vurgu yapan Bayraktar, özellikle minik sanatçıların keşfinin ailede başladığını belirterek, “O küçük dünyalarıyla ileride çok büyük sanatçılar olabilirler. Bu dünyanın sanatçılara ihtiyacı var. Sanat evrensel ve herkesin bakış açısını değiştirebilen bir şey. Herkesin bir sanat dalıyla meşguliyeti olmasını temenni ederim.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ressam-emine-bayraktarin-pastel-at-tutkusu-sergisi-istanbulda-acildi/feed/ 0
Ganalı Ressam Kojo Marfo’nun ‘Umut Denemesi’ Sergisi İstanbul’da https://www.igdirhaber.com.tr/ganali-ressam-kojo-marfonun-umut-denemesi-sergisi-istanbulda/ https://www.igdirhaber.com.tr/ganali-ressam-kojo-marfonun-umut-denemesi-sergisi-istanbulda/#respond Wed, 14 Feb 2024 09:57:10 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3572 Ganalı Ressam Kojo Marfo’nun ‘Umut Denemesi’ isimli sergisi İstanbul’da sanatseverlerle buluştu. Çalışmalarında, Afrika’nın sosyal ve coğrafi dokusunu figüratif yollarla anlatan Marfo, doğup büyüdüğü coğrafyada önemli bir yer tutan anaerkil düzenin getirisi olarak kadın figürlerine de eserlerinde sıklıkla yer veriyor. Vitiligo hastalığı olan arkadaşını resmetmek için figürlerinde siyah beyaz renkleri kullanan Marfo, aslında bu hastalığa bir farkındalık da yaratıyor. 12 eserden oluşan ve küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği sergi 11 Mart’a kadar DG Art Project’te ziyaret edilebilir.

Sanat yolculuğu için Amerika’dan Londra’ya kadar pek çok yerde bulunan Kojo Marfo’nun eserlerinde samimiyet, sevgi, evrensellik gibi unsurlar ön plana çıkıyor.

Marfo, çalışmalarında Afrika’nın sosyal ve coğrafi dokusunu figüratif yollarla anlatmaya çalışıyor. Doğup büyüdüğü coğrafyada önemli bir yer tutan anaerkil düzenin getirisi olarak kadın figürleri de eserlerinde sıklıkla yer alıyor. Kimi zaman çocuklarına sıkı sıkı sarılan anneler, fiziksel bir dokunuşla birbirine bağlanan aile üyeleri, samimiyet duygusu ile harmanlanan kompozisyonlarda sevgi ve bağımlılık hissi çok net kendini gösteriyor. Blok renkler, güçlü şekiller ve figürler, canlı renklerde betimlediği çiçekli başlıklar, kat kat boncuklu kolyeler takan figürlerle donatılmış resimlerde neşeli ve canlı bir kutlama havası hakim oluyor.

Marfo, eserlerinde ‘Akan Doğurganlık Bebeği’ figürünü kullanmayı da ihmal etmiyor ve sanatı kültürel mirasını araştırmanın ve toplumsal sorunlara ışık tutmanın bir aracı olarak görüyor.

MARFO: UMUTLARI VE ZORLUKLARI YANSITIYOR

Sergi açılışına katılamayan ancak görüntülü bağlanarak görüşlerini dile getiren ressam Kojo Marfo, “Umut Denemesi’ sergisi, hayat yolculuğumuzu tanımlayan keyifleri, umutları ve zorlukları yansıtıyor. Bu zorluklar ve hedefler, tüm varlığımızın temelinde yatıyor ve bu sergi hem kendi yaşadığım hem de bu yolculukta tanıştığım kişilerin şahsi deneyimlerini derinden inceliyor. Bu hikayeleri paylaşarak, genellikle tüm ağırlığı kendi omuzlarında taşımak zorunda kalan bekar annelerin yüklerine ve güçlerine ışık tutarak amacım; başarı ve tatmin yolunda karşılaştığımız engelleri daha iyi ve derinden anlamamızı sağlamak. Sonuca baktığımızda bu sergi, sadece bizlere değil, sevdiklerimize de derin bir neşe ve tatmin sunmayı hedefliyor? dedi.

‘TÜRK KÜLTÜRÜNE AŞİNAYIM”

Daha önce Türkiye’ye hiç gelmediğini ancak kültürünü iyi bildiğini söyleyen Marfo, ‘Pek çok Türk arkadaşım var ve Londra’da pek çok Türk ile tanışıyorum. Türk kültürüne ve mutfağına çok aşinayım. Türkiye’yi ziyaret etme vaktim çoktan geldi ve bugünü iple çekiyorum. Türk halkının, sergimin iletmek istediği karşılıklı anlayış ve ortak insanlık mesajlarını takdir edeceklerini ve bu mesajları benimseyeceklerini umuyorum. Amacım, eserlerimi inceleyen herkesin ortak zorluklarımızı ve engelleri görmesini sağlamak’ diye konuştu.

ÖZTÜRK: ANAERKİL BİR TOPLUMDAN GELİYOR, ANNE ETKİSİ ÇOK FAZLA

DG Art Galeri’de birçok sanatçıya ev sahipliği yaptıklarını ancak ilk kez yurt dışından bir sanatçının eserlerini ağırladıklarını söyleyen serginin küratörü Zeynep Öztürk, ‘Kojo Marfo Ganalı bir sanatçı. Çocukluğunu Gana’da geçirmiş sonraki gençlik zamanları Amerika ve en son durağı ise İngiltere olmuş. Sanat hayatına da aslında İngiltere’de başlamış. Kojo Marfo anaerkil bir toplumdan geliyor, anne etkisi çok fazla. Aslında bize pek uzak olmayan bir düzen. Bizde ataerkil diye nitelediğimiz kültürümüze aslında çekirdek ailemizde anaerkiliz. Kojo Marfo İngiltere’de yaşıyor olsa bile tüm eserlerinde kendi kültüründen objeler, figürler görüyoruz. Bu objeleri ve figürleri resmederken aslında figürler ne kadar durağansa renklerin de bir o kadar canlı ve parlak olması tablolara, eserlerine ritim katmış. Kullanılan malzemeler, aksesuarlar, çiçekler; aslında figürler çok sade ve size direkt göz teması yaratan figürler. Kültürünü yansıtan objeler ve malzemeler kullanmış’ dedi.

‘HER TABLONUN İÇİNDEN AYRI BİR ESER ÇIKACAK GİBİ’

Sergide 12 eser olduğunu ifade eden Öztürk, ‘Sergide 12 eser var ama galeriye baktığımız zaman her tablonun içinden ayrı bir eser çıkacak gibi. Her şey bittiğinde ve yerleştirdiğimizde evet 12 eser var ama sanki 24 eser varmış gibi etkilendim. Kojo Marfo’nun resimlerinde hep anne figürü ve çocuk figürü var. Yan yana, yapışık, annesinden hiç ayrılmayan çocuklar ya kucaklarında ya da yanlarında konumlanmış. Bunun sebebi tabi ki aile bağları. Tüm röportajlarını okuduğumda annesi, büyükannesi, Kojo için o kadar etkili ve değerli ki. Ben tüm resimlerini incelediğimde sanki Kojo Marfo’nun hikayesi ve onun masalıymış gibi betimledim. Bence bu Kojo Marfo’nun masalı’ diye konuştu.

‘İLK FİGÜRÜNDE VİTİLİGO HASTASI OLAN ARKADAŞINI ÇALIŞIYOR’

Eserlerindeki çift rengin dikkat çektiğini söyleyen Öztürk, ‘Eserlerin tümüne baktığımızda dikkatimizi çeken en büyük detaylardan biri de figürlerin üzerindeki çift renk, biri siyah biri beyaz. Karşıma o kadar önemli bir detay çıktı ki çok şaşırdım ve çok etkilendim. Kojo’nun vitiligo hastalığı olan bir arkadaşı var ve ilk figürünü de onu çalışarak yapıyor. Onu çalışıp renklendirdikten sonra çıkan görüntüden etkileniyor. Bundan sonra tüm figürlerinde aslında vitiligo hastalığını farkındalık yaratarak resmetmiş oluyor. İyi ki Türkiye’ye getirdik. Bence tüm Türkiye bu eserleri yakından görmeli. Çok geç tanıdığımızı düşünüyorum ama hikayesini dinlediğim zaman da çok yeni bir sanatçı olduğunu öğreniyorum.

MALAT: BU KADAR ESERİ TÜRKİYE’DE BİR ARAYA GETİRMEKTEN ÇOK GURUR DUYUYORUM

DG Art Project ile iş birliği yaparak eserlerin İstanbul’a gelmesine katkıda bulunan JD Malat Gallery’in sahibi Jean David Malat, ‘Kojo Marfo’nun bu sergisi için DG Art Project ile iş birliği yapmaktan mutluluk duyuyorum. Çok güzel bir sergi olduğunu düşünüyorum. Kojo Marfo’yu Türkiye ile tanıştırdım demeyeceğim çünkü onun zaten Türkiye’de çok iyi tanındığını düşünüyorum. Bunlara enstalasyon diyeceğim, bu enstalasyonları DG Art’ın burada özellikle zemin ve yerleştirme ile çok güzel bir iş çıkardığını düşünüyorum. Bu kadar eseri Türkiye’de bir araya getirmekten çok gurur duyuyorum. Bu eserlerin tamamının Kojo Marfo’nun yaşadığı ve dünya genelinde gördüğümüz sosyal sorunları yansıttığını düşünüyorum. Resimlerin her biri çok ilginç çünkü doğup büyüdüğü ülke olan Gana’nın özel kültürel kıyafetlerini, çiçeklerini ve hayvanlarını yansıtıyor. Kojo Marfo bunlarla beraber oldukça kendini yansıtmayı seven ve kendi yaşadığı sorunları resimlerine yansıtmayı seven bir sanatçı. Bu yüzden onların da çok eşsiz olduğunu düşünüyorum’ dedi.

KOJO MARFO HAKKINDA

Kojo Marfo, 1980 yılında Gana’da doğmuş ve çocukluk yıllarını Gana’nın farklı bölgelerinde geçirmiş. Dünyanın pek çok yerinde alışılagelmiş ataerkil düzenin tam aksi anaerkil düzenin hakim olduğu bir yerde büyüyen Marfo, insanların eserlerinde Akan kültürünü ve Batı’da yaşadığı zorlukların bir yansımasını görmesini istiyor. Sanat anlayışının gelişmesi üzerinde Gana’da okul kütüphanesinde batı sanatı ve Picasso ile tanışmasının büyük rol oynadığını söyleyen Marfo, sanatıyla insanlarla bir bağ kurarken eserlerinde kullandığı çeşitli stiller ve teknikler ile geleneksel Akan sanatına referanslar yaparak eşitsizlikler din, siyaset gibi toplumsal konulara vurgular yapıyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ganali-ressam-kojo-marfonun-umut-denemesi-sergisi-istanbulda/feed/ 0
Moskova’da Nazım Hikmet’in doğumunun 122. yılı anma etkinliği düzenlendi https://www.igdirhaber.com.tr/moskovada-nazim-hikmetin-dogumunun-122-yili-anma-etkinligi-duzenlendi/ https://www.igdirhaber.com.tr/moskovada-nazim-hikmetin-dogumunun-122-yili-anma-etkinligi-duzenlendi/#respond Sun, 04 Feb 2024 09:06:16 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2848 Rusya’nın başkenti Moskova’da şair Nazım Hikmet’in doğumunun 122. yılı dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi.

Moskova Yunus Emre Enstitüsü, Moskova Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Moskova Kültür Bakanlığı, Moskova Kuzey Bölgesi Kültür İdaresi ve Rusya Federasyonu Sinematograflar Birliği tarafından düzenlenen etkinlik, Moskova’daki Sinema Evi’nde (Dom Kino) yapıldı.

Etkinliğe, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç ve eşi Betül Bilgiç’in yanı sıra YEE Denetim Kurulu Üyesi Ali Özgündüz, Moskova YEE Koordinatörü Mehmet Ülker, Moskova Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Ali Galip Savaşır ve Moskova Kuzey Bölgesi Kültür İdaresi Müdürü Aleksandra İlyina katıldı.

Sinema sanatçısı Türkan Şoray ile çok sayıda Türk ve Rus vatandaşının yer aldığı programda, Şoray’ın hayatını anlatan kısa bir film gösterimi yapıldı.

Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Bilgiç, burada yaptığı konuşmada, sanatın evrensel olduğunu belirterek “Nazım Hikmet, ölümünden yıllar sonra bile buradaki Türkleri ve Rus dostlarımızı aynı salonda buluşturabiliyor. Sanatın evrenselliğini bir kez daha bize kanıtlıyor.” dedi.

Bilgiç, etkinliğin organizasyonunda emeği geçenlere teşekkür etti.

“Hikmet, Türkiye ile Rusya arasındaki etkileşime önemli katkılarda bulundu”

YEE Denetim Kurulu Üyesi Özgündüz de Nazım Hikmet’in “ciddi” eserler ortaya koyduğunu belirterek “Hikmet, 122. yılında halen de şiirleri ve eserleriyle yaşamaya devam etmektedir. Türkiye ile Rusya arasındaki dostluk ve kültürel etkileşime önemli katkılarda bulunan Hikmet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’nı en güzel anlatan şairlerin başında geliyor.” diye konuştu.

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Savaşır da Nazım Hikmet’in Rusya ve Türkiye’nin ortak değeri olduğunu belirterek “Nazım, tıpkı bu salonda olduğu gibi dünya görüşleri, yaşam şekilleri, dilleri, düşünceleri farklı olan kişileri dostlukla, kardeşlikle bir araya getirmeye devam ediyor. Nazım’ın esirleri ve düşünceleri, yolumuzu aydınlatıp yeni nesillere ilham oluyor.” ifadelerini kullandı.

Savaşır, Hikmet’in mirasını vakfın çalışmalarıyla gelecek nesillere aktarmaya devam ettiklerini dile getirdi.

Sanatçı Türkan Şoray ise Nazım Hikmet’in doğumunun 122. yılı dolayısıyla Moskova’da olmaktan mutluluk duyduğunu dile getirerek “Nazım Hikmet, kalbimden akan sözcüklerden oluşan benzersiz şiirleriyle bize de her zaman, en yoğun duyguları yaşattı.” dedi.

Etkinlik, başrollerini Türkan Şoray, Alla Sigalova ve Faruk Pekel’in paylaştığı 1978 yapımı “Bir Aşk Masalı-Ferhat ile Şirin” filminin gösterimiyle devam etti.

Türk-Rus ortak yapımı ve Nazım Hikmet’in 3 perdelik bir tiyatro oyunu halinde yazdığı Ferhad ile Şirin eserinden esinlenerek senaryolaştırılan film, Türkçe alt yazılı olarak Rusça yayınlandı.

“Sanat ülke tanımıyor”

Etkinlik öncesi AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türkan Şoray, başrolünü oynadığı “Bir Aşk Masalı-Ferhat ile Şirin” filminin Moskova’da gösterilmesinden mutluluk duyduğunu belirterek “Sanat ülke tanımıyor, dünyanın nerede olursa olsun insanları buluşturuyor. İnsanlar sanatla tek yürek oluyor. Sanatın değeri ve önemi budur.” değerlendirmesinde bulundu.

Moskova’ya ziyaretinin Rus sanatçılarıyla irtibat kurma fırsatı da vereceğine inandığını dile getiren Şoray, buraya geldiğinde Kızıl Meydan’da dolaştığını anlattı. Şoray, “Yıllarca önce bu meydanda dolaşmış olmak, sonra tekrar buraya gelmek çok değişik bir duygu. Duygulandım.” diye konuştu.

Türkan Şoray, Nazım Hikmet’in eserlerine ilişkin de “Nazım dev bir şair, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde herkesi etkilemiş durumda. Onun şiirleri, insanın ruhuna dokunan şiirler.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/moskovada-nazim-hikmetin-dogumunun-122-yili-anma-etkinligi-duzenlendi/feed/ 0
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde İkinci Zaman Sergisi açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesinin-onculugunde-ikinci-zaman-sergisi-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesinin-onculugunde-ikinci-zaman-sergisi-acildi/#respond Thu, 25 Jan 2024 21:21:23 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2479 Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde 15 değerli sanatçının özgün eserlerinden oluşan ve küratörlüğünü İsmail Erdoğan’ın yaptığı İkinci Zaman Sergisi açıldı. Serginin 15 gün boyunca açık olacağı öğrenilirken Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, serginin kentin kültür ve sanat yaşamına değer kattığını söyledi.

“BURSA İÇİN NELER YAPABİLECEĞİMİ DÜŞÜNDÜM”

Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleşen sergi açılış törenine Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Kültür AŞ Genel Müdürü Fetullah Bingül, Sergi Küratörü İsmail Erdoğan ile serginin oluşmasına eşsiz eserleri ile katkı sağlayan Hikmet Barutçugil, Ali Lei Gong, Cemal Toy, Ahmet Öğreten, Engin Korkmaz, Levent Karaduman, Dağıstan Çetinkaya, Aygül Okutan, Said Lei, Zafer Örs, Mehlika Hilal Kırca, Yasin Yaman, Büşra Yurtseven, Hüseyin Ünlü,Ömer Faruk Boyacı ve çok sayıda Bursalı sanatsever katıldı.

Bursa’yı çok sevdiğini ve bu şehir için bir şeyler yapabilmeyi hep düşündüğünü ifade ederek sözlerine başlayan Küratör İsmail Erdoğan, “Bursa için neler yapabileceğimi hep düşündüm. Çünkü bu şehir için bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyordum. Çeşitli buluşma ve karşılaşmalar sonucunda Bursa’nın gerçekten hakkını verebilmek anlamında, sanatçılarla Bursa’yı buluşturma ve bunları güzel ürünlere dönüştürme noktasında ne yapabiliriz sorularına cevap olarak bu sergimiz ortaya çıktı.

Kendi alanında Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ile farklı ülkelerden gelen sanatçılarımızın bir arada olduğu 15 sanatçımız ile 40’ın üzerinde eser ile bu seçki ortaya çıktı. Fotomanüpilasyon, sulu boya, yağlı boya, grafik tasarımın da içine girdiği minyatür sanatı ve farklı üsluplarda çok özel eserlerin olduğu bir seçki oluştu. Başta bu eşsiz serginin ortaya çıkmasına katkı sunan sanatçılarımıza, buna alan açan Başkanımız Sayın Alinur Aktaş’a ve Kültür AŞ Genel Müdürü Fetullah Bingül’e ve siz değerli katılımcılara çok teşekkür ediyorum” dedi.

BAŞKAN AKTAŞ: “SERGİ BENİ EN ÇOK HEYECANLANDIRDI”

İkinci Zaman Sergisi’nin kendisini heyecanlandırdığına değinen Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Özellikle yaşadığımız şehri daha iyi algılayabilmek adına özellikle kültürü sanatı, medeniyeti ve yaşanmışlıkları ile bu kadar zengin bir şehirde, bunları şehir insanına daha iyi anlatabilmek, öğretebilmek ve bunu resmedebilmek hatta bazen fotoğraflayabilmek işin çok daha anlamlı ve değerli kısmı. Bu sergi ve bu çalışma da beni en çok heyecanlandıran çalışmalardan bir tanesi oldu bunu samimiyetle ifade etmek istiyorum” dedi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı eserinde Bursa için kullandığı ifadeleri okuyarak sözlerine devam eden Başkan Aktaş, “Cedlerimiz inşa etmiyorlar, ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş, ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası kesiliyordu. Duvar, kubbe, kemer, mihrap, çini, hepsi Yeşil’de dua eder, Muradiye’de düşünür ve Yıldırım’da harekete hazır, göklerin derinliğine susamış bir kartal hamlesiyle ovanın üstünde bekler. Bu şehirde muayyen bir çağa ait olmak keyfiyeti o kadar kuvvetlidir ki İnsan Bursa’da ikinci bir zaman daha vardır diye düşünebilir.’ Büyük edebiyatçımızın gördüğü ve hissettiği bu ihtişamı ortaya çıkartmak için yapılması gereken çalışmalar var ama sanata da ciddi şekilde ihtiyaç var. Zira sanatın dünyamızı güzelleştiren, bakış açımızı zenginleştiren ve ruhumuzu besleyen yönünü her zaman aklımızda tutuyoruz. Farklı kültür, sanat programlarıyla da şehrimizi buluşturmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

“BURSA NE KADAR YAZILSA AZDIR”

Başkan Aktaş, içinde barındırdığı özgün eserlerle Bursa’yı hazine sandığına benzeterek “Bursa’mız, sakinlerine doyulmaz bir lezzet yaşatırken, misafirlerine de bir daha gelmenin ilhamını fısıldamakta. Ki İsmail Bey’de bundan etkilenenlerden biri. Siz Bursa ile ilgili bir şeyler yapmayı istemişsiniz, Allah da size bunu nasip etti. Bu sergi inşallah tarihe de not olarak düşülecektir. Her çağda kendini yeniden üreten şehrimiz ne kadar tasvir edilse, anlatılsa, yazılsa azdır diye düşünüyorum. Bu doğrultuda minyatürden hat sanatına, resimden ipeğin naif dünyasına bir dizi tasarım fikrinden yola çıkan Bursa Kültür AŞ Genel Müdürü Fetullah Bingül ve Küratör İsmail Erdoğan rehberliğinde Türkiye’nin önde gelen sanatçıları Bursa’yı resmetti.

Bir sergiden öte Bursa’nın güzelliklerini farklı açılardan gören ve gösteren bu proje kapsamında üretilen eserler Bursa’ya ilişkin ürünler üzerine nakşedilerek kalıcı çalışmalara da kapı araladı. Sadece sergilenen değil, hayatımıza kattığımız ürünlere de dönüştü. Bu çerçevede Yasin Yaman’ın bir çalışmasını çocuklar için üretilen bir yapbozda veya Cemal Toy’un çalışmasını ipek bir mendilde görebiliyoruz. Yeşil Cami’yi Aygül Okutan’ın ebrusunda ya da Yeşil Türbe’yi Said Lei’nin minyatüründe seyredebiliyoruz.

Yerli ve yabancı sanatçıların farklı üsluplarla Bursa’da buluştuğu ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan ilhamla ‘İkinci Zaman’ ismini verdiğimiz serginin şehrimize değer kattığını özellikle ifade etmek isterim. 15 gün açık kalacak olan sergimizin, sonraki zamanlarda şehrimizin farklı mekânlarında da sanatseverlerle buluşturmayı planlıyoruz. İkinci Zaman sergimize eserleriyle katkı sağlayan değerli sanatçılarımıza teşekkür ediyor, projeye emek verenleri kutluyorum” dedi. İkinci Zaman Sergisi açılış programı kurdele kesimi sonrası serginin incelenmesi ile sona erdi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/bursa-buyuksehir-belediyesinin-onculugunde-ikinci-zaman-sergisi-acildi/feed/ 0
İstanbul’da Bu Hafta Sanat Dolu Etkinlikler https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulda-bu-hafta-sanat-dolu-etkinlikler/ https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulda-bu-hafta-sanat-dolu-etkinlikler/#respond Sun, 21 Jan 2024 21:30:23 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2287 İstanbul bu hafta geniş bir yelpazede, birbirinden farklı etkinliklerle yerli ve yabancı sanatçıların katıldığı konser, sergi, tiyatro ve performanslara sahne olacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, bu hafta 10 farklı oyun tiyatroseverlerle buluşacak.

Program kapsamında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Kral Oidipus” 22-23 Ocak’ta, “İfiggenya” 24-27 Ocak’ta sahnelenecek.

Hafta boyunca “Godot Geldi” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, “Geçit” Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, “Öldün Duydun mu?” Ümraniye Sahnesi’nde temsil yapacak.

Franco rejimi tarafından rehin alınan iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino’nun yaşadıklarını ela alan “Ay, Carmela” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, “Yaftalı Tabut” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, “Cadı Kazanı” ve “Çingene Boksör” Kadıköy Gazhane Müze Büyük Sahne’de tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.

Beylikdüzü Yakuplu Rasim Öztekin Sahnesi’nde ise 27 Ocak’ta “Uçurtmanın Kuyruğu” oyunu sahneye koyulacak.

Hafta sonunda ise çocuk oyunları “Fındıkkıran”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Elma Kurdu Kırtık”, “Bir Gece Masalı”, “Çöpsüz Dünya” ile “Bekçi ile Postacı” Şehir Tiyatrolarının sahnelerinde boy gösterecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosunda (İDT) bu hafta (21-28 Ocak) 6 farklı oyun seyircilerin beğenisine sunulacak.

Meciyeköy Büyük Sahne’de “Düdüklüde Kıymalı Bamya”, “Ayak Bacak Fabrikası”, Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de “Tek Başıma”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Parmak”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Çarpışma”, Garibaldi Sahnesi’nde “Çağrılmadan Gelen” oyunları sahnelenecek.

Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülüne layık görülen Fransa yapımı dram filmi “Anatomie d’une chute (Bir Düşüşün Anatomisi)” 22, 24, 26, 28 Ocak’ta AKM Yeşilçam Sineması’nda izleyiciye ulaşacak.

Sahne sanatları ve konserler

Oyuncu Engin Günaydın’ın yazıp yönettiği “Hücreler” isimli tiyatro oyunu 21, 28 ve 29 Ocak’ta Maximum Uniq Hall’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”, Serkan Keskin’in onlarca surete büründüğü, sinema ve tiyatronun iç içe geçtiği çağdaş bir uyarlama olarak 23 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda takip edilebilir.

Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, Özlem Zeynep Dinsel, Yiğit Özşener, Gözde Kırgız ve Kıvanç Kılınç’ı sahnede buluşturan Eugène Ionesco’nun eseri “Kel Diva”, 22 Ocak’ta Oyun Atölyesi, 23 ve 24 Ocak’ta da Maximum Uniq’te izlenebilir.

Modern teknoloji ve Kenan Ece’nin Türkçe seslendirmesi ile 360° deneyime dönüşen “Küçük Prens: Bir Dostluk Hikayesi”, Dubai, Bükreş ve Antalya’nın ardından izleyiciyle buluştuğu Fişekhane ve Maximum Uniq Box’ta sömestir tatili boyunca sürecek. Saint Exupéry’nin kitabının modern bir adaptasyonu olan gösteri 45 dakika boyunca geleneksel tiyatro, animasyon ve dijital sanatı harmanlıyor.

Besteci Giacomo Puccini’nin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen “La Boheme” Operası, 25 Ocak’ta Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak. İtalyanca seslendirilecek eseri, Evin Atik sahneye koyuyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı ise İbrahim Yazıcı yönetiyor.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde düzenlenen 25 Ocak’ta “Yazar-Editör Sohbetleri”nin konuğu yazar Murathan Mungan ile editör Müge Gürsoy Sökmen olurken, “Bir Arada” konserleri kapsamında ise 26 Ocak’ta Deniz Taşar ve Seda Erciyes sahne alacak.

Devam eden bazı sergiler

Milli İstihbarat Teşkilatının 97. kuruluş yılına ithafen hazırlanan “Temas İstanbul” sergisi AKM Galeri’de, Ömer Koç Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle oluşturulan “Farz Et Ki Sen Yoksun” adlı sergi Arter’de ziyaret edilebilir.

Üsküdar Belediyesince organize edilen “Osmanlı Filistin’ine Üç Boyutlu Yolculuk” sergisi Nevmekan Sahil Galeri’de, Kudüs’ün kültürel mirasını fotoğraf karelerine taşıyan ve 58 eserden oluşan “Osmanlı Döneminde Kudüs” sergisi de Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde izlenebilir.

Suriyeli ressam Aiman Halabi’nin “Sınırda” isimli sergisi, Kelimat Sanat Galerisi’nde, fotoğraf sanatçısı Ersin Şahin’in farklı disiplinlerden sanatçıların portre fotoğraflarından oluşan “Afazi” sergisi Saint-Michel Fransız Lisesi Jeanne D’arc Salonu’nda görülebilir.

Neyzen, besteci ve yapımcı Mercan Dede’nin 30 yıllık görsel sanat çalışmalarının bir seçkisinden oluşan “Sen Potansiyellerle Doğdun” sergisi Beyoğlu’ndaki Casa Botter Binası’nda, “Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat, 1918-1923” sergisi ise İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Galerisi’nde sanatseverleri bekliyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulda-bu-hafta-sanat-dolu-etkinlikler/feed/ 0
Ressam Pınar Kuseyri’nin ‘Doğanın Nefesi’ Sergisi SANKO Sanat Galerisi’nde https://www.igdirhaber.com.tr/ressam-pinar-kuseyrinin-doganin-nefesi-sergisi-sanko-sanat-galerisinde/ https://www.igdirhaber.com.tr/ressam-pinar-kuseyrinin-doganin-nefesi-sergisi-sanko-sanat-galerisinde/#respond Wed, 03 Jan 2024 21:09:25 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1606 Ressam Pınar Kuseyri, tuval üzerine karışık tekniklerle yaptığı eserlerinden oluşan “Doğanın Nefesi” temalı sergisini SANKO Sanat Galerisi’nde sanatseverler ile buluşturdu.

Ressam Kuseyri, sergi açılışında yaptığı konuşmada, sanatın birleştirici gücünün toplumsal gelişim açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünden her bireyin yararlanmasını öneren Kuseyri, “Sanat, toplumun sosyal gelişiminin yanı sıra bireylerin ruhen iyileşmesine de katkı sunuyor. Sanatın iyileştirici gücünden yararlanmak isteyen bireyler mutlaka sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmelidir” dedi.

Eserlerini “az çoktur” anlayışıyla yaptığını belirten Kuseyri, resimlerinde Uzakdoğu felsefesinin ön planda olduğunu anlattı.

“Sanatta mükemmel ve doğru yoktur, sanatçı sürekli doğayı ve yaşadığı yeri izlemeli ve kendini geliştirmelidir” diyen Kuseyri, şunları kaydetti: “Resimlerimde genellikle doğa, üzüm bağları, ağaçlar ve yaprakları çalışıyorum. Eserlerimde makro kadraj soyutlamalarıyla gözden kaçırdığımız detayları, hissiyatları soyutlamalar eşliğinde, renk vurgusuyla sunuyorum. Yağlı boyaların yanında, Japon felsefesi ve suluboya tekniğinde yine coğrafyaya özgü malzemelerle ürettiğim resimlerimde kendi kişisel belleğimi hatıralarıma ve doğaya yönelerek eserlerimi oluşturuyorum. Bir yaprak detayının ardında, koskocaman bir ormanı ve daha fazlasını hayal ettirmeyi izleyiciye bırakıyorum. Resimlerimdeki gibi akışta kalmayı katı ve karamsar olmamayı ve tesadüflere yer vermemeyi izleyiciyle paylaşıyorum.”

Yeni yılın ilk sergisini Gaziantep’te açtığı için büyük mutluluk duyduğunu dile getiren Kuseyri, “Eserlerime ev sahipliği yaparak Gaziantepli sanatseverler ile buluşturan, sanata ve sanatçıya verdiği değeri bizlere her zaman hissettiren SANKO Sanat Galerisi’ne şükranlarımı sunuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Konuşmalardan sonra, Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar Lisesi Resim Öğretmeni Hüseyin Yıldırım, SANKO Holding tarafından bastırılan Gaziantep Müzesi’nin bilimsel yayını “Belkıs Zeugma ve Mozaikleri” isimli kitabı ressam Kuseyri’ye takdim etti.

Sergi açılışına, SANKO Sanat Galerisi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Cengiz Halil Çiçek, Yürütme Kurulu Üyesi Murat Köylüoğlu, Ressamlar Aysel Sayın, Gül Öztürkmen Demir, Nurten Çatıkkaş Kale, davetliler ve sanatseverler katıldı.

Kuseyri’nin 35 eserinin yer aldığı “Doğanın Nefesi” temalı resim sergisi, SANKO Sanat Galerisi’nde 12 Ocak 2024 tarihine kadar her gün 10.00- 22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Pınar Kuseyri, küçük yaşlarda halı ve kilim motifleri çizmeye başlamıştır. İlk ve orta eğitiminin ardından ekonomi eğitimi almıştır. 2001 yılında Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesi hocalarından, desen dersleri alarak, kendini sanatsal olarak geliştirmeye başlamıştır. Daha sonra pastel, suluboya, akrilik ve yağlıboya çalışmalarında bulunmuştur.

Kuseyri, 2009 yılında, Japon suluboya resim sanatı derslerine başlamış ve en üst Dan (kur)’ı bitirip, bu konuda dersler verdi.

Sanatçı, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Plastik Sanatlar Bölümünü, Yüksek Lisansını tezli ve “Onur Belgesi” alarak bitirmiştir. Litografi, doğal kağıt yapımı, ecoprint baskı, seramik, heykel, cam füzyon, ahşap baskı, fotoğraf ve sanat tarihi eğitimleri alan Kuseyri, kişisel ve karma birçok sergiye katılmış, sanat tarihinde önemli yere sahip hocalarla birlikte uluslararası çalıştaylar ve sergilerde yer almıştır. Çalışmalarını İstanbul ve Bodrum’daki atölyelerinde sürdüren Sanatçı resimlerinde, tuval, kağıt ve ahşap üzerine, mürekkep, akrilik ve yağlıboya kullanarak, tamamen spontane ve ekspresif (doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımı) şekilde resim yapmaktadır. Herhangi bir görsel kullanmadan, fırça darbeleriyle, lekesel olarak çalışmaktadır. Resimlerinde hafızasındaki görseller ve içinde yaşadığı doğadaki düşüncelerini yansıtmaktadır. Doğaya ait ne varsa, resimlerinde yer alan detaylardır.

Resim yapmak Sanatçının hayattaki amacıdır ve doğa, resimleri için sonsuz kaynak sunmaktadır. – GAZİANTEP

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ressam-pinar-kuseyrinin-doganin-nefesi-sergisi-sanko-sanat-galerisinde/feed/ 0