Furusawa, protesto için başkentte bazı ünlü markaların mağazaları ile ABD ve İsrail’in Tokyo Büyükelçilikleri ve Japonya Dışişleri Bakanlığı gibi binaları tercih ediyor.
Günlük mesaisi sonrası bu tanınmış binaların önüne gelen Furusawa, “Gazze soykırımını durdur” yazılı pankartı havaya kaldırırken “Ateşkes” yazılı pankartı da boynuna asıyor.
Yaya trafiğinin yoğun olduğu noktalarda sessizce yalnız başına bekleyen Furusawa, kent halkının nazarıdikkatini Gazze’deki katliama çekmek istiyor.
Protestolarını, kar yağışı dahil sert kış koşullarında bile aksatmayan Furusawa, sessiz gösterilerinden kareleri, sosyal medya hesabından yayımlıyor.
“Her gün kalbimde”
Kanagawa kökenli 48 yaşındaki Furusawa, dünyanın en kalabalık yaya geçitlerinden, Tokyo’nun Şibuya bölgesindeki gösterisinde, İsrail’in Gazze’deki işgaline yönelik “sessiz ve yalnız duruşunu”, AA muhabirine anlattı.
Tokyo’da üniversiteyi bitirdiğini ve marangozluk yaptığını belirten Furusawa, Filistin-İsrail meselesinin temellerini, eğitim döneminde öğrendiğini, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısı sonrası İsrail’in Gazze’ye başlattığı işgalle durumun daha da farkına vardığını ifade etti.
İsrail ordusunun Gazze’yi işgalinde hastanelerin ve okulların yıkıldığına, bebekler dahil birçok sivilin öldürüldüğüne ilişkin videoları, sosyal medyada görebildiğini kaydeden Furusawa, başka ülkelerde 100 bini aşkın katılımlı İsrail karşıtı gösteriler düzenlenirken, Japonya’daki gösterilerin oldukça düşük katılımlı olduğunu söyledi.
Gazze’deki sivil katliamına yönelik duygularını paylaşan Furusawa, “Her gün kalbimde hissediyorum, hiçbir şey yapamadığım için üzüntü duyuyorum. Kayıtsız ve sorumsuzca davrananlara nefret besliyorum.” dedi.
“Başka bir ülkede” ve “dini çatışmalar” şeklinde nitelendiriliyor
Çevresinde bu konuda konuşabileceği pek kimsenin bulunmadığını anlatan Furusawa, “Filistin meselesi, Japonya’daki haberlerde pek sık yayımlanmıyor ve arkadaşlarla bu konu hakkında konuştuğumda ‘konuyu anlamadıklarını’ söylüyorlar.” dedi.
Furusawa, Japon toplumunun, Filistinlilerin Gazze Şeridi’ne sıkıştırıldığını duyduğunda bunu, “başka bir ülkede” ve “dini çatışmalar” şeklinde nitelendirdiğini belirtti.
Gazze’deki sivil katliama dayanamadığını ifade eden Furusawa, “durumu sindirmekten başka seçenek olmadığı” duygusuna kapıldığını ve bu aşamada harekete geçme kararı alarak “sessiz ve yalnız protestosuna” başladığını kaydetti.
“Bazıları kulaklarını kapatıp ‘çok ses çıkardığım için’ bana bağırdı”
Beyaz bir kağıt üzerine 29 Ekim 2023’te “Gazze’deki katliamı durdurun” yazıp, yakın bir tren istasyonunda bir saate yakın susarak beklediğini anlatan Furusawa, “Bu ilkti. Kafam karışık duygular içinde. O günden sonra huzursuzluğu hissettikçe, kendimle de yüzleşirken, ayakta durmaya devam ettim.” dedi.
Protestosunu izleyenlerin, “Gazze Soykırımını Durdurun” mesajının ne anlama geldiğini merak etmesini istediğini kaydeden Furusawa, şöyle konuştu:
“Genellikle Japon halkı, ‘Bu da kim? Aniden ortaya çıktı’ diyerek beni tuhaf, yabancı, rahatsız edici olarak görüyor. Bazıları ise kulaklarını kapatıp ‘çok ses çıkardığım için’ bana bağırdı. Olur ya, eylemlerimin anlamsız olduğu da söylenebilir. (Eylemlerimle) ‘Savaşı durduramayacağımı’ yüzüme söyleyen gençler oldu. ‘Burada ne oluyor? Savaşı durdurabilir miyiz ki?’ diye gülenler oldu. Tek kelime etmeden, köşe başında durmaya devam ettim. İsrail ordusunun halen devam eden Gazze Şeridi işgalini her gün tek başıma protesto ediyorum.”
]]>Seçimde iki farklı meclis için oy kullanılacak. Bunlardan ilki parlamento diğeri de Uzmanlar Meclisi. Parlamento seçimleri dört yılda bir, Uzmanlar Meclisi seçimleri ise sekiz yılda bir yapılıyor.
Uzmanlar Meclisi, İran’ın ruhani liderini seçen, görevden alan ve denetleyen yapıya deniliyor.
İran Anayasa Koruma Konseyi, her meclis için aday olan kişileri onaylıyor. Bu konsey de İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından atanıyor.
2009 yılında protestolara yol açan tartışmalı seçimlerden sonra en ufak bir eleştiride bulunan adaylar bile yarıştan alınmıştı.
Bu parlamento seçimleri için ise Anayasa Koruma Konseyi, 290 koltuklu parlamento için rekor sayıda adaya izin verdi. Seçimlere girecek 15 bin 200 kişiden sadece 30’u reformcu kanattan.
2004 yılından beri parlamentoda muhafazakarlar çoğunlukta, bunun değişmesi de beklenmiyor.
Önceki seçimlerde reform yanlısı cephe, adayların yarışa girmesi ve insanların sandığa gitmesi için teşvikte bulunuyordu.
Ancak bu seçimlerde ilk defa “anlamı olmayan, rekabetin bulunmadığı, adaletsiz ve etkisiz” seçimlerin bir parçası olmayı reddediyorlar.
Sosyal özgürlükler ve ekonomi anlamında seçimlerin çok büyük bir rolü yok; bu konularda son kararı hep Hamaney veriyor.
Bu Cuma günü de seçimlere düşük bir katılımın gerçekleşmesi bekleniyor.
2020 yılında yüzde 42 ile rekor düzeyde düşük katılım gerçekleşmişti; ondan önceki seçimlerde ise katılım genelde yüzde 50’nin üzerindeydi. 2016 yılında yüzde 62 ile en yüksek katılım olmuştu.
2021’de düzenlenen son seçimlerde de katılım yüzde 49 düzeyinde kaldı.
3,7 milyon oy geçersiz sayılarak ülke tarihinde bir ilk gerçekleşmişti.
Sonraki yıllarda seçimlere katılım düşerken protesto sıklığı arttı.
2017 ve 2019’daki protestolar da şiddetli bir şekilde bastırılmıştı.
Muhafazakar öğrenciler de şikayetçi
Aynı zamanda hükümete önceden destek veren muhafazakar kesimler tarafında da seçimlere katılım düşmüş durumda.
Bu kesimlerden de hükümeti eleştiren sesler yükselebiliyor.
Hamaney ile buluşan muhafazakar öğrencilerin konuşmaları çoğunlukla kötü ekonomik ve sosyal koşullara yönelik eleştirilerle dolu oluyor.
Batı ve İsrail’e yönelik politikaların da etkisiz ve çıkar odaklı olduğu eleştirileri yöneltiliyor.
Hamaney ise seçimlerin bir görev olduğunu vurgulayarak katılımı kendi destekçileri arasında artırmaya çalışıyor.
Yetkililer seçimlerin özgür ve adil olduğu konusunda ısrarcı olmaya devam ediyor.
Sokaklarda da seçim coşkusunu görmek pek mümkün değil; bazı kamuoyu yoklamalarına göre seçimlerin düzenleneceğinden haberi olmayan çok sayıda insan var.
2022 yılında 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başını düzgün örtmediği gerekçesiyle gözaltına alınıp, daha sonra da hayatını kaybetmesiyle yüksek katılımlı protestolar düzenlenmişti.
Yüzlerce insan öldürüldü, binlerce kişi yaralandı binlerce kişi hala hapiste.
Bu protestoların ardından siyasi ve sosyal ortam daha da baskıcı bir hal aldı.
Ekonomik kriz de halen etkisini ağır bir şekilde hissettiriyor; altı ay boyunca verileri yayınlamamasının ardından sonbaharda İran Merkez Bankası’nın yaptığı açıklamaya göre enflasyon yüzde 56 oldu.
Hükümetin ekonomiye ilişkin sözlerini yerine getirmemesi de umutsuzluğu körüklüyor.
]]>