Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, kendilerine bağlı televizyon kanalına yaptığı açıklamada, İsrail’in Yafa kentindeki bir askeri noktayı hedef aldıklarını belirtti. Söz konusu hedefin “Filistin 2” adlı ses hızını aşan süpersonik bir füzeyle vurulduğunu aktaran Seri, operasyonun başarılı olduğunu ifade etti.
İSRAİL SESSİZLİĞİNİ KORUYOR
Filistin direnişine destek amaçlı İsrail’e yönelik saldırılarının durmayacağını tekrarlayan Seri, Gazze’ye saldırılar duruncaya kadar ve abluka kalkana dek, bunu sürdüreceklerini kaydetti. Söz konusu saldırıya ilişkin İsrail tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KÜRT DÜŞMANI ARIYORSANIZ PKK’YA BAKIN”
Partisi adına söz alan AK PartiHatayMilletvekiliHüseyin Yayman ise kürsüden DEM Parti sıralarına dönerek, “Eğer bir Kürt düşmanı arıyorsanız, PKK terör örgütüne bakacaksınız” dedi.
“BU DİLİ ASLA KABUL ETMİYORUZ”
Yayman, şu ifadeleri kullandı: “AK Parti kurulduğundan beri, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir Kürt sorunu varsa bu benim sorunum demiştir. Sizin grubunuz her defasında bu Meclis’i Kürt düşmanı olmakla suçluyor. Bu dili kınıyoruz, asla kabul etmiyoruz.
“EN AZINDAN BAHÇELİ’NİN BAŞLATTIĞI SÜRECE HÜRMETKAR TAVRINIZ OLSUN”
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne asla bunu söyleyemezsiniz. Cumhur İttifakı olarak söylüyoruz, bu ülkede dün olduğu gibi bugün de bu ülkede yaşayan herkes eşittir. Birinci sınıf vatandaştır. Bu konu istismara kapalıdır. En azından Sayın Devlet Bahçeli’nin başlattığı sürece bir hürmetkar tavrınız olsun.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ALIŞVERİŞ SEPETİNE EKLEDİ
Babasının telefon başındaki bir fotoğrafını paylaşan Eric Trump, telefon ekranının görüntüsünü ise değiştirdi. Telefona bakıldığında Trump’ın popüler bir çevrimiçi alışveriş platformundan Kanada, Grönland ve Panama Kanalı’nı satın aldığı görüldü.

TRUMP’IN GENİŞLEME SÖYLEMLERİ
Trump,22 Aralık’ta Panama’yı, Panama Kanalı’nın kullanımı için aşırı yüksek ücret istemekle suçladı ve kanalın düzgün şekilde yönetilmemesi durumunda ABD’ye geri verilmesini talep edeceklerini açıklamıştı.
Panama ile ilgili tartışmalar devam ederken Trump, 23 Aralık’ta bu kez de Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiğine ilişkin söylemini yineleyerek, Ada’nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın “mutlak zorunluluk” olduğunu savundu.
Trump daha önce Kanada Başbakanı Justin Trudeau’dan “Vali” diye bahsetmiş ve Kanada’nın, ABD’nin “51. eyaleti olmasını” önermişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İYİ PARTİ’DEN AYRILDIM”
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Üçok, “Yaklaşık iki yıldır üyesi olduğum İyi Parti’den ayrıldım” dedi. Üçok ayrıca “Bugüne kadar göstermiş oldukları teveccühten dolayı İyi Parti’nin değerli seçmenlerine çok teşekkür eder saygılar sunarım” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de, FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesiyle hakkında kesinleşmiş 7 yıl 6 ay hapis cezası bulunan R.Ç. (51), polis tarafından yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, terör örgütü FETÖ/PDY üyesi olduğu gerekçesiyle hakkında kesinleşmiş 7 yıl 6 ay hapis cezası bulunan R.Ç.’nin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Bu kapsamda hükümlü, adresine düzenlenen operasyonla yakalandı. Gözaltına alınan R.Ç., emniyetteki işlemlerinin ardından cezaevine konuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SONUNA KADAR UYGULAYACAĞIM”
Paylaşımında, ” Avrupa Birliği’ne ABD ile aralarındaki muazzam açığı petrol ve doğal gazımızı büyük ölçekte satın alarak kapatmaları gerektiğini söyledim.” ifadesine yer veren Trump, aksi takdirde AB’ye sonuna kadar tarife uygulanacağını belirtti.
Trump geçen ay, başkanlık görevini devraldığında Meksika, Kanada ve Çin’den gelen ürünlere yönelik tarife planını duyurmuştu.
Göreve geldiğinde ilk kararnamelerinden biri olarak Meksika ve Kanada’dan ABD’ye gelen tüm ürünlere ve “saçma açık sınırlarına” yüzde 25’lik bir tarife uygulamak için gerekli tüm belgeleri imzalayacağını belirten Trump, “Bu tarife, fentanil başta olmak üzere uyuşturucular ve tüm yasa dışı yabancıların ülkemizi istilasını durdurana kadar yürürlükte kalacaktır.” ifadesini kullanmıştı.
EK YÜZDE 10 GÜMRÜK VERGİSİ
Trump, Çin menşeli uyuşturucuların çoğunlukla Meksika üzerinden yüksek seviyelerde ABD’ye aktığına işaret ederek, bu durdurulana kadar Çin’e, ABD’ye gelen tüm ürünlerinde ek tarifelerin üzerine fazladan yüzde 10 gümrük vergisi uygulayacaklarını bildirmişti.
BRICS ülkelerini de tarifelerle tehdit eden Trump, “Bu ülkelerden yeni bir BRICS para birimi yaratmayacaklarına ya da güçlü ABD dolarının yerini alacak başka bir para birimine destek vermeyeceklerine dair taahhütte bulunmalarını istiyoruz. Aksi takdirde yüzde 100 gümrük tarifeleriyle karşı karşıya kalacaklar.” demişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CENTCOM, Suriye’nin Deyrizor vilayetinde hedefli bir saldırıda IŞİD Lideri Ebu Yusuf’u öldürdüğünü açıkladı. Bugün sosyal medya platformu X üzerinden CENTCOM tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“19 Aralık’ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Suriye’nin Deyrizor Vilayetinde IŞİD lideri Ebu Yusuf aka Mahmud’u hedef alan bir hava saldırısı gerçekleştirerek Ebu Yusuf de dahil olmak üzere iki IŞİD mensubunun öldürülmesini sağladı.
Bu hava saldırısı CENTCOM’un bölgedeki ortaklarıyla birlikte teröristlerin ABD’den, müttefiklerimizden ve ortaklarımızdan sivillere ve askeri personele yönelik saldırı planlama, organize etme ve gerçekleştirme çabalarını bozma ve geriletme yönündeki süregelen kararlılığının bir parçasıdır.
Saldırı daha önce Suriye rejimi ve Ruslar tarafından kontrol edilen bir bölgede gerçekleştirilmiştir.”
CENTCOM Komutanı Michael Erik Kurilla ise operasyona ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bölgedeki müttefik ve ortaklarıyla birlikte çalışan ABD, daha önce de ifade edildiği üzere, IŞİD’in Suriye’deki mevcut durumdan faydalanmasına ve yeniden yapılanmasına izin vermeyecektir. IŞİD’in, şu anda Suriye’deki cezaevlerinde tutulan 8 binden fazla IŞİD mensubunun kaçmasını sağlama niyeti vardır. Suriye dışında operasyonlar yürütmeye çalışanlar da dahil olmak üzere bu liderleri ve ajanları agresif bir şekilde hedef alacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Savunma Bakanlığı toplantısında Ukrayna’da gelinen son durum ile ülkenin güvenliği, küresel ve bölgesel konuları değerlendirdi. Silahlı kuvvetlerin muharebe hazırlığını ve kapasitesini iyileştirmenin önemine dikkat çeken Putin, 2024 yılını Ukrayna’daki özel askeri operasyonun hedeflerine ulaşmasında dönüm noktası olarak nitelendirdi. Putin, “Bu yıl 189 yerleşim yeri kurtarıldı. Askerlerimizin profesyonelliği ve cesareti, savunma sanayi personelinin kahramanca çalışmaları ve ordumuz ile donanmamıza ülke çapında verilen destek sayesinde birliklerimiz stratejik hedefler üzerinde sıkı bir kontrole sahip” dedi.
Hükümetin ülkenin güvenliğini sağlama ve stratejik hedeflere ulaşma konusundaki kararlılığını yineleyen Putin, ABD’yi Ukrayna’daki çatışmaları silah, fon ve askeri danışmanlar göndererek körüklemekle suçladı. Rusya Devlet Başkanı Putin, küresel askeri-politik iklimin hem zorlu hem de istikrarsız olduğunu belirterek, birçok bölgede devam eden çatışmalara ve artan gerginliklere dikkat çekti. Putin, ” Orta Doğu’da kan dökülmeye devam ediyor ve dünyanın diğer birçok yerinde önemli çatışma riskleri var” ifadesini kullandı.
“ABD bizi kırmızı çizgiye itiyor”
NATO’nun Asya-Pasifik bölgesindeki artan varlığına ve 5 bin 500 kilometreye kadar menzile sahip füzeler konuşlandırma hazırlıkları konusunda endişelerini dile getiren Putin, bu eylemlerin küresel istikrar için önemli riskler oluşturduğunu, uluslararası güvenlik konusunda güven ve iş birliği kaybına yol açtığını söyledi. ABD’nin Rusya politikasına ilişkin konuşan Putin, “Sözde ‘Rus tehdidi’ bahanesiyle birine saldırmayı planladığımızı iddia ederek halkını korkutuyor. Taktik basit, bizi geri adım atmayacağımız kırmızı çizgiye itiyorlar ve karşılık verdiğimizde bir Rus tehdidi korkusunu tırmandırıyorlar” dedi.
Rusya’nın güncellenmiş askeri doktrininde nükleer caydırıcılık politikasının sürdüğünü vurgulayan Putin, nükleer savaş tehdidi suçlamalarını reddetti. Rusya’nın geliştirdiği Oreşnik füzelerinin üretimine ilişkin açıklamalarda bulunan Putin, “Bildiğiniz gibi, orta menzilli füze sistemi Oreşnik Rusya’nın en yeni en güçlü silahı oldu. Kasım ayında ülkemiz topraklarına yapılan saldırılara karşılık başarıyla kullanıldı. Bu tür sistemlerin seri üretiminin, Rusya ve müttefiklerinin güvenliğini sağlamak için yakın zamanda başlaması bekleniyor” şeklinde konuştu. – MOSKOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’deki Suriyelilerin Hatay’daki Cilvegözü Gümrük Kapısı’ndan ülkelerine dönüşleri devam ediyor.
Suriye’deki muhalif grupların başkent Şam’da kontrolü ele almasının ardından, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Gümrük Kapısı’na, bu sabah da gelen çok sayıda Suriyeli, geri dönüş işlemlerini için sınırda yoğunluk oluşturdu. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, gümrük kapısındaki yoğunluğu hafifletmek amacıyla mobil hizmet araçlarını devreye soktu. Ayrıca Hatay Valiliği, hava sıcaklıklarının düşmesi ve yağış beklentisi nedeniyle bekleyen kişilerin mağdur olmamaları için çadır kurdu. Eşleri, çocukları ve akrabalarıyla gümrük kapısına gelen Suriyeliler, gerekli işlemler tamamlandıktan sonra ülkelerine doğru yola çıkıyor.
Haber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI,(Hatay),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Devlet Güvenlik birimi karargahının bodrum katında, ülkenin acımasız lider kadrosunu on yıllar boyunca iktidarda tutan gizli istihbarat ağının korkutucu bir kesimini bulduk.
Her birinde kalın çelik kapılar bulunan, gözaltına alınanların konulduğu, sıra sıra küçük hücreler vardı.
Buraya gelen tek ışık, duvarların üst kısımlarındaki ızgaralardan sızabilen güneş ışınlarıydı.
Gözaltındakiler, sorgulanır ve işkenceden geçirilirken bu hücrelerde aylarca tutulabiliyordu.
İstihbarat karargahının bulunduğu Şam’ın merkezindeki yoğun Kafr Sousa mahallesinde, cadde seviyesinin hemen altındalardı.
Her gün, binlerce sıradan Suriyeli, vatandaşlarının gözaltında tutulup, işkence gördüğü yerden sadece birkaç metre uzaklıkta, günlük yaşamlarını sürdürüyordu.
Bir koridorda, devrik başkanın parçalanmış resimleriyle birlikte, ülkenin istihbarat kuruluşlarının milyonlarca kişiyi gözlemlemek için kullandığı dosya yığınları vardı.
Mahkumlar burada geçici olarak tutulduktan sonra, başkentin dışındaki Saydnaya Hapishanesi gibi daha uzun dönemli gözetim merkezlerine götürülüyordu.
Bu, eski Suriye yönetiminin elindeki dev ağın sadece bir parçasıydı.
Bağımsız gözlem grubu Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) 2001’de Esad’a karşı başlayan isyandan geçen Temmuz ayına kadarki sürede ülkenin hapishanelerindeki 15.102 işkence sonucu ölümü kayıtlara geçirdi.
Kuruluşun Ağustos ayındaki tahminine göre 130 binden fazla kişi ya tutuklanmıştı ya da zorla gözaltında tutuluyordu.
Uluslararası Af Örgütü, eski Suriye hükümetinin on yıllar boyunca muhalefeti bastırmak için işkence ve zorla ortadan kaybetmeyi kullandığını söylüyor. Suriye istihbaratını da “hesap sorulamaz” diye tanımlıyor.
Devlet Güvenlik karargahından birkaç yüz metre yürüyerek, ülkenin istihbarat kuruluşlarından bir diğeri olan Genel İstihbarat Direktörlüğüne ulaşıyoruz.
Esad yönetimi karşıtları, bu kurumun insanların günlük yaşamlarının her ayrıntısı konusunda casusluk yapanlardan biri olduğunu söylüyor.
İçeride bir bilgisayar odası buluyoruz. Yerler ve duvarlar beyaz ve sıra sıra dizilmiş veri depolama cihazları sessizce çalışıyor.
Şam’ın büyük bölümünde elektrik kesik, ancak bu tesis o kadar önemli görülüyor ki, kendi elektrik kaynağı var.
Dijital sistemlere karşın, dev sayıda kağıt belge de var. Hepsi sağlam görünüyor.
Dosyalar, bir odanın duvarlarını kaplayan metal dolaplara konulmuş. Bir başka oda da yerden tavana kadar uzanan sıra sıra defterler yığılı.
Burada çalışanların, rejim çökerken kaçmadan önce herhangi bir şeyi yok etme şansları olmamış gibi görünüyor.
Kayıtlar yıllar öncesine gidiyor. Hiç bir şey yok edilmemiş. Hatta atılmış mermilerin kovanlarıyla dolu kutular bile buluyoruz.
Bir başka bölümde, havan topları ve mayınlar da dahil silahlar var.
Şam’ın kontrülünü ele geçiren militan İslamcı örgüt HTŞ’den bir savaşçı var yanımızda. Silahların neden burada olduğunu soruyorum.
Esad rejiminin Rusya’yal işbirliği sırasında “tüm devlet kuruluşlarının bir savaşmat için ve Suriye halkına baskı yapmak için bir karargaha dönüştürüldüğünü” söylüyor.
Genel İstihbarat Direktörlüğü’nde yer alan belge dağları ve bilgisayar kayıtları, gelecekte Suriye vatandaşlarının gözaltına alınıp, işkence yapılmasından sorumlu olanların soruşturulmasında önemli bir rol oynayabilir.
Ebu Muhammed el Colani diye de bilinen HTŞ lideri Ahmed el Şara, Reuters Haber Ajansı’nın yayımladığı yazlı açıklamasında, Esad yönetimi sırasında işkence ve mahkumların öldürülmesinden sorumlu olanların bulunacağını ve affın söz konusu olmadığını söyledi.
Şara Telegram’daki mesajında da “Onları Suriye’de takip edeceğiz ve adaletin yerini bulması için kaçanların da gittiği ülkelerden iadesini isteyeceğiz” dedi.
Ancak Suriye güvenlik ağının çökmesinin sonuçları, ülke sınırlarını da aşabilir.
Ürdün, Lübnan ve Irak ile de bağlantılı sayısız dosya bulduk.
Bu belgeler kamuoyuna açıklanır ve bu ülkelerdeki önemli kişilerle Esad’ın güvenlik kurumları arasındaki ilişkileri ifşa ederse, tüm bir bölge şoke olabilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele konusunda kamuoyu farkındalığını artırmak, toplumsal bilinci yükseltmek amacıyla ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Toplantısı ve Çocuk Koordinasyon Kurulu Toplantısı’ Salihli Öğretmenevi Toplantı Salonunda yapıldı. Kaymakam Ali Güldoğan Başkanlığında yapılan toplantıda konuyla ilgili farkındalık faaliyetlerinin artırılması için paydaş kurumlar ile iş birliği içerisinde yapılan çalışmaların devam etmesine, yayımlanan genelge ve talimatlar doğrultusunda yürütülen çalışmalar gözden geçirilerek kurumların iş birliği ve koordinasyon içinde çalışması için atılacak olan adımlar görüşüldü. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Selendi İlçe Kadın Kolları Başkanlığından geçtiğimiz aylarda istifa eden Ayşe Tokkaş’ın yerine atama yapıldı. AK Parti Genel Merkezi tarafından yapılan atamada Selendi İlçe Kadın Kolları Başkanlığı’na evli ve 2 çocuk annesi Anadolu Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu Feyza Kocademir atandı. Ankara’da AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir’den mazbatasını alan Feyza Kocademir, yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanımızın en büyük desteği ve iradesiyle 22 yıldır bir gelenek oluşturdu. Türk siyasetinde siyasetin aynı zamanda bir ‘Kadın Hareketi’ olduğunu da gösteren bir gelenek bu. Kuruluşumuzdan bugüne Sayın Cumhurbaşkanımızın kadınlarla birlikte yol yürüme inancı bize her daim güç verdi. Bizde kendisi ile bu kutlu dava da yer alacağımız için mutluyuz Selendi’de AK Partimizi yükseltmeye devam edeceğiz aldığımız bu görevi en iyi şekilde devam ettireceğiz Sahada basmadık yer bırakmayacağız, herkesin dertlerini dinleyeceğiz, özveriyle çalışacağız, Yeni yönetim kurulu üyelerimizle birlikte partimizin başarısına, ülkemizin 2053 ve 2071 hedefine birlikte yürüyeceğiz” dedi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılandığı dava kapsamında MHP’li avukat Serdar Öktem ve eski Ankara Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarının şifrelerinin temini için ABD’deki Apple şirketine Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yazı yazılmıştı.
APPLE DETAYLI BİLGİ TALEP ETTİ
Apple söz konusu talebe yanıt verdi. Ensar ve Aykal’ın telefon şifrelerinin neden istendiğine dair daha detaylı bilgi talep eden Apple, “Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız” dedi.
Apple’ın yanıtı şöyle: “Öncelikle, Türk makamlarının söz konusu cep telefonlarının iCloud şifrelerini istediğini anlıyorum. Daha önce de Türk makamlarına bildirdiğim üzere Apple, Apple telefonları veya iCloud hesapları için şifre sağlayamaz. Talep edilen kayıtlardan herhangi birini sağlayabileceğimizi varsayarsak, şifre dahil edilmeyecektir.
İkinci olarak, zaten bildiğiniz üzere, içerik kayıtlarını araştırmak için ABD yasaları bir ABD mahkemesinden arama emri çıkarmamızı gerektirmektedir. Bunu yapabilmek için, bir ABD yargıcının (1) bir suç işlendiğine ve (2) araştırılacak hesabın kanıt içerdiğine inanmak için “geçerli bir neden” olduğuna dair bağımsız bir tespit yapabileceği yeterli olguları ortaya koymalıyız. Başka bir deyişle, geçerli nedeni desteklemek için, talep edilen kanıtın hesap kayıtları arasında bulunacağına ve bu kayıtların suç faaliyetiyle ilgili olduğuna dair inancı destekleyen belirli olgular sunmalıyız. Ayrıca, bir ABD yargıcının, güvenilirliğini değerlendirmek için geçerli nedeni destekleyen kanıtın kaynağını bilmesi gerekecektir.
SORULARA YANIT İSTENDİ
Talebi incelediğimde, Türk yetkililerin Serdar Öktem”in ve Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarında yapılacak aramada cinayetle ilgili kanıt bulunacağına neden inandıklarını anlayamadım. Her bir şüpheli, Serdar Ökten ve Mustafa Ensar Aykal için, lütfen aşağıdaki soruları yanıtlayınız:
1. Bu şüphelinin cinayetteki rolü nedir? Nereden biliyorsunuz? Lütfen verdiğiniz tüm bilgilerin kaynağını kaynaklarını özellikle belirtiniz.
2. Neden şüphelinin telefonunda yapılacak bir araştırmanın cinayetle ilgili kanıt sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Ayrıca, lütfen maktulün ölümüne yol açan ve ölümüyle sonuçlanan olayların kronolojik bir anlatımını sununuz ve bu bilgilerin kaynağını açıklayınız. “Anlaşıldığı kadarıyla…” gibi ifadeler. yeterli değildir. Türk makamlarının her bir önemli olguyu nasıl tespit ettiğini açıklamalısınız.
Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız. Daha fazla zaman gerekiyorsa, lütfen yetkililerin ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu bize bildiriniz. Bu sorulara e-posta ile yanıt verilmesi yeterlidir ve bu talebin işleme alınmasını hızlandıracaktır.
ŞİFRELERİNİ VERMEMİŞLERDİ
Sanıklar Serdar Öktem, Covid19 nedeniyle hafıza kaybı yaşadığını, telefon şifresini hatırlamadığını iddia etmiş, 9 ay soruşturmada görev yapan eski Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal da telefon şifresini paylaşmak istemediğini belirtmişti. Dava sonucunda Serdar Öktem ve dönemin Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal hakkında “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım”, Aykal hakkında ayrıca; “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” suçundan açılan dava dosyasının ayrılmasına karar verilmişti. Öktem tahliye edilmiş, Aykal’ın tutukluluk halinin de devamına karar verilmişti.

Sinan AteşTeknolojiPolitikaCinayetMahkemeGüncelHukukDünyaAppleSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erdoğan’ı görmek için buraya gelen bir vatandaş da ilginç anlara sahne oldu. Erdoğan’ın yanına gelen vatandaş, Tiktok videosu çekip, değişik hareketler yaparak şiir okudu. Vatandaşın şiirine karşılık Erdoğan hem şaşırdı hem gülümsedi.
Vatandaşın okuduğu şiir ise şu şekilde;
“Siyah saçlarına, olmadı. Beyaz saçlarına kurban olduğum.
Tatlı sözlerine, hayran olduğum.
Kalem kaşlarına yar vurulduğum.
Bittim tükendim, Gaziantep ben de yoruldum.
Mutlu olmak istiyorsan sayın Cumhurbaşkanım, sevmeyi bileceksiniz.
Türkiye’ye, dünyaya ömrünü vereceksin.
Sevgi dolu gönlümde bir kuş gibi kanatlı, dünyam Recep Tayyip Erdoğan.
Seninle güzel seninle…”
Erdem AksoyHaberler.com – PolitikaRecep Tayyip ErdoğanSosyal MedyaGaziantepTeknolojiPolitika3-sayfa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güney Kore yerel basınına göre, 31 üniversiteden öğrenci temsilcileri Seul Yeouido’da Ulusal Meclis önünde bir basın toplantısı düzenledi ve Başkan Yoon’a istifa çağrısında bulundu.
Ülkedeki birçok akademisyen de Devlet Başkanı Yoon’a tepkilerini göstererek, sosyal medyada Yoon’un ülkeyi antidemokratik bir zemine götürdüğünü ve istifa etmesi gerektiğini bildiren paylaşımlar yaptı.
Ülkede Yoon’a yönelik protestolar liselere de sıçradı.
Yoon’un mezun olduğu Seul’deki Chungam Lisesi öğrenci konseyi, Yoon’un sıkıyönetim ilanının yanlış olduğunu belirterek, istifasını isteyen bildiri yayımladı.
Hankuk Yabancı Diller Üniversitesinden Türkçe dahil 18 dilde yayımlanan açıklamada, Yoon’un, yaptığı eylemin sorumluluğunu yerine getirmesi istenerek, şu ifadelere yer verildi:
“Dünyaya duyuruyoruz, halkın iradesini terk eden birini devlet başkanı olarak kabul etmemiz imkansızdır. Devlet Başkanı Yoon, ülkeyi kaosa sürükleme ve halkı aldatma eylemlerinin sorumluluğunu alarak görevinden istifa etmelidir. İktidar partisi milletvekilleri, halkın temsilcisi olarak görevlerini yerine getirmedikleri için özür dilemeli ve halkın iradesini yansıtmalıdır.”
Güney Kore’de sıkıyönetim ilanı
Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık gecesi televizyon kanalında yaptığı konuşmada, “muhalefetin devlet karşıtı aktivitelere karıştığı” gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmiş ancak parlamentonun yaptığı oylamada kararı kaldırması ve bunun Bakanlar Kurulunda onaylanmasıyla geri adım atmıştı.
Yoon, muhalefeti “Hükümetin işlevini yerine getirmesini engellemekle” suçlayarak, sıkıyönetimin “Kuzey Kore yanlısı güçleri ortadan kaldırmayı ve anayasal özgürlük düzenini korumayı amaçladığını” savunmuştu.
Sıkıyönetim ilanının ardından Savunma Bakanlığı, ordudaki komutanlara toplantı talimatı verip teyakkuzda olunması çağrısı yapmıştı. Öte yandan, “sıkıyönetim birlikleri” olarak görevlendirilen askerlerin Ulusal Meclise girdiği bildirilmişti.
Ulusal Mecliste yapılan acil oturumda sıkıyönetim kararının kaldırılmasına ilişkin verilen önerge, 190 milletvekilinin oyuyla kabul edilmişti. Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisi, sıkıyönetimin, yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiğini açıklamıştı.
Bunun üzerine Bakanlar Kurulunu toplayan Yoon, kabinenin onayının ardından sıkıyönetimi sona erdirdiğini duyurmuştu.
“Vatana ihanet” şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında Devlet Başkanı Yoon için yurtdışı seyahat yasağının getirildiği bildirilmişti.
Güney Kore Ulusal Meclisi de 3 Aralık’taki sıkıyönetim ilanı nedeniyle Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un “derhal” gözaltına alınmasını içeren karar tasarısını kabul etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Yardımcısı Mumcu’yu, Vali Birol Ekici ve Vali Yardımcısı Emine Dilce, Valilik girişinde karşıladı.
Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Mumcu ve beraberindekiler, Ekici ile makamında görüştü.
Ziyarette, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk ve Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Volkan Ersoy da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SURİYE SAVUNMA BAKANI: HAMA’DA YAŞANANLAR GEÇİCİ BİR TAKTİK TEDBİR
Suriye Savunma Bakanı’ndan son yaşananlarla ilgili açıklama geldi. Muhaliflerin Hama’da kazandığı zafere ilişkin konuşan Savunma Bakanı, yaşananların geçici bir tedbir olduğunu savundu. Suriyeli bakan şunları söyledi: “Bugün Hama’da yaşananlar taktiksel bir tedbirdi ve güçlerimiz hala şehrin etrafında. Bugün Hama’da yaşananlar geçici bir taktik tedbirdir ve güçlerimiz hala şehrin etrafında bulunmaktadır.

“SAHADA İYİ BİR DURUMDAYIZ”
Bu tekfirci örgütler, kendilerini askeri ve lojistik olarak destekleyen tanınmış bölgesel ve uluslararası ülkeler tarafından destekleniyor. Sahada iyi bir durumdayız ve silahlı kuvvetlerimiz hayatları kurtarmak için yeniden konuşlanmak için çalışıyor. Suriye‘deki halkımıza sabırlı ve kararlı olmalarını tavsiye ediyoruz ve teröristlerin işgal ettiği bölgelerde güvenliği sağlamaktan çekinmeyeceğiz.”

IRAK, SURİYE VE İRANLI BAKANLAR BAĞDAT’TA TOPLANACAK
Öte yandan Esad rejiminin içine krizden kurtulmak için çabaları devam ediyor. Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin, Suriye rejimi Dışişleri Bakanı Sabbagh ve İran Dışişleri Bakanı Arakçi, yarın Irak’ın başkenti Bağdat’ta bir araya gelecek.

SURİYE ORDUSU: HAMA’NIN KONTROLÜNÜ KAYBETTİK
AFP’nin son dakika haberine göre Suriye ordusu Hama’nın kontrolünü kaybettiklerini açıkladı. Hama, 2011’de patlak veren iç savaş boyunca rejimin elinde kalmıştı. Askeri Operasyonlar Dairesi Hama kentindeki Merkezi Cezaevinin kontrol altına alındığını duyurdu.

HAMA’NIN KRİTİK ÖNEMLERİ VAR
Hama’nın hem muhalifler hem de rejim için birçok önemi bulunuyor. Suriye’nin en büyük kentlerinin, nüfus yoğunluğunun, verimli arazilerin, denize ulaşımın ve başkent Şam’ın bulunduğu batı kesimlerinde yer alan Hama, bu hattın ortasında olması nedeniyle Suriye rejimi için hem kuzey-güney hem de ülkenin kalan kesimleriyle bağlantısını sağlayan merkezi bir konumda yer alıyor. Halep’ten gelip Hama’dan geçen M5 karayolu, Humus ve ardından Şam’a ulaşarak ülkenin en büyük illerini birbirine bağlıyor.

ŞAM’IN İDLİB VE HALEP’LE BAĞLANTISI KOPTU
Hama’nın rejim karşıtı grupların kontrolüne girmesiyle başkent Şam’ın İdlib ve Halep’le bağlantısı da koparken, başkentin aynı zamanda rejim karşıtı grupların ilerleme istikametinde yer alması rejim açısından daha büyük bir tehlike anlamına geliyor. İç savaş boyunca Hama’nın Suriye rejimi açısından bir diğer önemi, merkezi konumu nedeniyle askeri gücünün ağırlık noktasını burada kurmuş olmasıydı.
SURİYE’DEKİ GELİŞMELER
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin batı kırsalında 27 Kasım’da Esed rejimi güçleriyle rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışma başlamıştı. 28 Kasım’da Halep’in batı kırsalından merkeze doğru hızla ilerleyen rejim karşıtı silahlı gruplar, 30 Kasım’da merkezin büyük bölümünü ele geçirmişti. 30 Kasım’da Han Şeyhun ilçesini alarak tüm İdlib genelinde hakimiyet sağlayan silahlı gruplar, Hama ilinde de çatışarak ilerleyişini sürdürüyor. Suriye Milli Ordusunun Halep kırsalında 1 Aralık’ta terör örgütü PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nda ise Tel Rıfat ilçe merkezi terörden kurtarıldı.
Beşşar EsedGüvenlikPolitikaSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAŞKAN YARDIMCILARINI ZİYARET ETTİ
2017’de sağlık sorunlarını gerekçe göstererek istifa eden Necmi Kadıoğlu’nun ziyareti kapsamında belediye başkanlarıyla görüştüğü ve “Hayırlı olsun” temennilerini ilettiği öğrenildi. Halk TV tarafından servis edilen fotoğraf karelerine ilişkin Kadıoğlu cephesinden henüz bir açıklama yapılmadı.

“ESENYURT’A GERİ DÖNECEĞİZ” DEMİŞTİ
Kayyum atamasının yapıldığı 31 Ekim’den iki gün önce “Esenyurt’a geri döneceğiz” diyen Kadıoğlu, Aralık 2017’de belediye başkanlığı görevinden istifa etmişti. Kadıoğlu’nun istifasının perde arkasında ise burs için yanına gelen 2 öğrenciye yönelik cinsel istismar görüntülerinin olduğu öne sürülmüştü.
Necmi KadıoğluKadıoğluEsenyurtPolitikaGündemKayyum
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKİRDAĞ’da jandarmanın yaptığı uygulamada 28 kaçak göçmen ile 4 organizatör yakalandı.
Ergene İlçe Jandarma Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ile Otoyol Jandarma Komutanlığı ekipleri, E-80 Avrupa Otoyolu’nda kaçak göçmenlere yönelik uygulama yaptı. Uygulamada kapalı kasa kamyonetin de aralarında bulunduğu 4 araçta yapılan aramada 28 kaçak göçmen yakalandı. Göçmenlere organizatörlük yaptığı belirlenen 4 şüpheli de gözaltına alındı. Göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Şüphelilerin sorgusunun sürdüğü bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün düzenlediği özel eğitimi başarıyla tamamlayan motosikletli yunus polislerine İl Emniyet Müdürü Engin Dinç tarafından sertifikaları takdim edildi. Yunuslar tarafından törende yapılan gösteri ve operasyon seremonisi ise büyük beğeni topladı. Dinç yaptığı konuşmada, “Yunus polislerimiz aldıkları
üst düzey eğitimlerle hem hız hem de refleks konusunda kendilerini kanıtladı. Başkent halkının huzuru ve güvenliği onların ellerinde” dedi.
Yunusların yakaladığı şüphelilerden 23’ü tutuklandı
Son 1 ayda yunus polisler tarafından yapılan çalışmalarda hakkında aranma kararı bulunan 17 şüpheli yakalandı. Ekipler, narkotik suçuna karışan 73 şüpheliyi de yakalayarak, ilgili birimlere teslim etti. Yakalanan şüphelilerden 23’ü tutuklanarak cezaevine gönderilirken, çalışmalarda ele geçirilen 93 ruhsatsız tabancanın inceleneceği aktarıldı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VAN – Van’ın İpekyolu ilçesinde narkotik polisleri bir minibüste yaptıkları atmada ‘zula’ diye tabir edilen bölmede 24 kilo 100 gram metamfetamin ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.
Van Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu tacirlerine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar çerçevesinde İpekyolu ilçesinde tespit edilen bir minibüste arama yapıldı. Yapılan aramada; minibüsün taban kısmında ‘zula’ diye tabir edilen gizli bölmede 24 kilo 100 gram metamfetamin maddesi ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli şahıs hakkında gerekli adli işlemlere başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, Yenipazar ve Koçarlı ilçelerinde Aydın Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerinin ortaklığında yürütülen çalışmalar ve hayata geçirilecek projeler değerlendirildi. Başkan Çerçioğlu, “Kentimizin dört bir yanında çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ortak akıl ile yürüttüğümüz çalışmalarımız, hayata geçireceğimiz projelerimiz ile vatandaşlarımıza hizmet etmeyi sürdüreceğiz” dedi.
Yenipazar Belediye Başkanı Ercan, Başkan Çerçioğlu’na Yenipazarlı kadınların yaptığı el işi eseri hediye etti. Başkan Çerçioğlu, Ercan’a ve Arıcı’ya nazik ziyaretinden dolayı teşekkür etti. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zonguldak’ın Devrek İlçesinde gerçekleştirilen AK Parti Devrek Kadın Kolları Başkanlığı’nın 7. Olağan Kongresinde mevcut başkan Nergiz Çelik yeniden güven tazeleyerek AK Parti Devrek Kadın Kolları Başkanlığına seçildi. Tek liste ile seçime giren Başkan Nergiz Çelik, güven tazelen Çelik yeniden başkan seçildi. Öğretmenevinde gerçekleştirilen kongrede davetlilere hitap eden Çelik, “Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin arkasından siyaset yapıyoruz. Çırak olarak başladığım bu yola usta olarak devam edeceğiz. Rabbim gayretlerimizi kolaylaştırsın” ifadelerine yer verdi
Düzenlenen kongreye, Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, AK Parti Devrek İlçe Başkanı İsmail Cinbir ve Zonguldak Kadın Kolları İl Başkanı Tülay Sayılı ile çok sayıda partili ve vatandaşlar katıldı – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile DEM Parti’nin görüşmesine yönelik açıklamasına ilişkin olarak, “Devlet Bey her hafta pozisyonunu yenilemek, tahkim etmek, daha iyi anlatmak ve bu konuda yeni yeni şeyler söylemek suretiyle gündemi elde tutmaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanı’nın Anayasa ile ilgili meselesiyle Abdullah Öcalan’ın terör bitsin çağrısını aynı paragrafta anmak bir siyasi hesap olduğunu gösteriyor. CHP’nin milleti de memnun edecek, devletin de çıkarlarını koruyacak bir planı var. O da Meclis üzerinden yürümektir. AK Parti ve MHP’nin planının parçası olmayız” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün akşam aralarında Anka Haber Ajansı muhabirinin de olduğu bir grup gazeteciyle bir araya gelerek, gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Özel “Sizce, Bahçeli gerçekten Orta Doğu’da Türkiye’yi dışarıdan tehdit eden bir terör sorunu mu görüyor, yoksa Cumhur İttifakı bunu kullanıyor mu” sorusuna şu yanıtı verdi:
“B seçeneği. Tayyip Bey, ‘Seçimi kazananın söylediği her şey doğrudur. Her şeye o karar verir’ dedi ve 31 Mart’ta unvan maçını kaybetti. Psikolojik üstünlüğü kaybetti, gündem belirleme yetisini yerel seçim sürecinde de kaybetmişti ve devam ediyor. Böyle olunca gündemi ele almak için birkaç makro hamle yaptılar. Bunlardan bir tanesi Meclis Başkanı’nın da öncülük anayasa süreciydi. Arada teğmenler meselesi, başka mevzular sürekli CHP’nin tahrik edilmeye çalışıldığı birtakım gündemler yaşandı. İkinci büyük gündemi ele alma çabası olarak ‘İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye’dir’ sözünü önemli gördüm. Üçüncü olarak da şimdi bu büyük yeni ve gündeme bomba etkisiyle düşen süreç yürütülüyor. Ben işin bir tarafında Kürt sorununun demokratik yollarla da çözülüp sorun olmaktan çıkıp terörün de gerekçesini ortadan kalkacağı ve bir yanda şehit cenazelerinin gelmeyeceği, annelerin ağlamayacağı bir süreç noktasında bunun karşısında duran bir pozisyonda olmayacağımızı söyledik. Ama Meclis’i odak yapan, samimi, şeffaf toplumsal mutabakat pozisyonumuzu çizdik.
“Cumhurbaşkanı’nın Anayasa ile ilgili meselesiyle Öcalan çağrısını aynı paragrafta anmak siyasi hesap”
Devlet Bey her hafta pozisyonunu yenilemek, tahkim etmek, daha iyi anlatmak ve bu konuda yeni yeni şeyler söylemek suretiyle gündemi elde tutmaya çalışıyorlar. Temel yaklaşımım, geçen hafta Devlet Bey’in aynı paragrafta, ‘Ne var yani Abdullah Öcalan gelse, çağrıda bulunsa, terör bitse Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesi için de anayasa değişse bunun kime zararı var?’ Cumhurbaşkanı’nın Anayasa ile ilgili meselesiyle Abdullah Öcalan’ın terör bitsin çağrısını aynı paragrafta anmak bir siyasi hesap olduğunu gösteriyor. O yüzden sorunuza B şıkkı dedim. Ben burada Cumhur İttifakı’nın şu ana kadarki tutum ve tavırlarını samimi bulmuyorum. Çıkar hesabı içinde olduklarını düşünüyorum. Ben 24 yaşından beri meslek örgütünde, sivil toplumda, sonra siyasi partide yöneticilik yapıyorum, ömrümün yarısından fazlası bununla geçti ve benim bildiğim bir şey var: Başkasının planının parçası olmayacaksın. Kendine ait bir planın olacak. CHP’nin milleti de memnun edecek, devletin de çıkarlarını koruyacak bir planı var. O da Meclis üzerinden yürümektir. Başkasının planının parçası olmayız. AK Parti ve MHP’nin planının parçası olmayız.”
Özel, “Peki sizce PKK, Öcalan’ın çağrısıyla silah bırakır mı” sorusu üzerine, “Bunlar bir siyasi parti liderinin cevaplayacağı değil; siyasi analiz yapan gazetecilerin, yorumcuların, Kürt meselesini takip eden akademisyenlerin yorumu. Benim burada bir yorumda bulunmam çok farklı yorumlara sebebiyet verebilir. Bir siyasi partinin genel başkanı olarak ben buna girmem. Bu tartışmaları bu konuda çalışan akademisyenlerle, yorumculara ve gazetecilere bırakıyorum” ifadesini kullandı.
“Devlet projesinden çok, Cumhur İttifakı projesi”
Özel, “25 Eylül’de DEM Partili üç milletvekili umut hakkı teklifi veriyorlar. Onlara sorduğumuzda, ‘Biz hep yapıyoruz’ diyorlar. Ama bu yasama yılında ilk defa verdiler. Ardından 1 Ekim’de Bahçeli el uzattı ve sonrasında her grup toplantısında el artırarak devam etti. Bunun arkasında görüşme trafiği olmadığına inanmak biraz saflık gibi geliyor. Sizce bu bir devlet projesi mi” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bu kadar veriyle bu soruya cevap vermek kolay değil. Çünkü henüz hiçbir şey netleşmiş değil. Erdoğan bugün, ‘Bahçeli ile mutabıkız’ dedi. Geçtiğimiz hafta da Bahçeli’yi övüyordu. Bugün, ‘Bahçeli çok cesur bir çıkış yaptı’ gibi şeyler söyledi. Bunun ben bir devlet projesinden çok, Cumhur İttifakı projesi olduğunu düşünüyorum. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de terör sorununu bitirmek ve Türkiye’nin artık kaynaklarının buraya harcanmasına engel olmak noktasında devletin çıkarına ve milleti rahatsız etmeyecek bir çözüme sıcak bakacağını düşünüyorum. Devlet binalardan, kurallardan, kurumlardan oluşan bir yapı ama onu siyaset gelip yönetiyor iktidar partisi. Burada zorluk iktidar partisinin uzun süredir partiyle devlet ayrımını, devletin menfaatiyle partinin menfaatlerini birbirine karıştırmış olması veya iç içe sokmuş olması. AK Parti iktidardan düşerse devlete bir şey olmaz Türkiye’ye de bir şey olmaz. Hatta çok sağlıklı bir şey olur. Türkiye’de iktidarın değişebildiği meselesi Türkiye’deki demokrasinin varlığını dünyaya göstereceği için dünyanın Türkiye’ye bakışını, özellikle ekonomik olarak Türkiye’nin kredi notlarından tutun da doğrudan yabancı yatırıma kadar Türkiye’yi çok olumlu etki eder. Zaten iktidarların değişebildiği ülkeler gelişiyor, iktidarların değişemediği ülkeler gitgide fakirleşiyor dünyada. O yüzden iktidarın değişme meselesi Türkiye’nin felaketi olmaz.
“Tayyip Bey’in gidişini hazmedememek, bunun için her yolu denemek aslında milliyetçilik değil”
Devlet Bey çok milliyetçi ve ülkenin menfaatlerini düşündüğünü iddia ediyor. İktidarı değişebilen bir ülke zenginleşiyor, refaha kavuşuyor, huzura kavuşuyor. O yüzden Tayyip Bey’in gidişini hazmedememek, bunun için her yolu denemek aslında milliyetçilik değil. Gerçek milliyetçilik serbest ve adil seçimlerle iktidarın değişebilmesini temin etmektir. Bugün biri gider, öbürü gelir ama orada CHP gibi milletin itiraz etmediği ve devletin zarar görmeyeceği bir çözümü önermek bence doğru bir şey. Sırf Erdoğan iktidarda kalsın diye, Anayasa pazarlıklarına girişmek ve bunu bir terör örgütü liderini, özgürlüğü üzerinden pazarlık konusu yapmak doğru bir şey değil. Yoksa çatışmalı süreçlerin çözümlenmesi noktasında, müzakerelerin vardığı noktada taraflar karşılıklı adımlar atarlar. Bu olağan bir süreçtir. Ama bunu bir kişinin siyasi geleceğine, bir partinin iktidarda kalmasına endekslemek milliyetçilik değil.”
“Aday belirleme yükünü 1 buçuk milyon kişiyle bölüşeceğim”
Özel, “CHP’nin en büyük sorunu en doğru adayı belirleme noktasında parti içindeki olası adaylar içerisinde bir çekişme var algısı. Parti içindeki ayrışmanın bu olası adaylardan kaynaklı olduğu da konuşuluyor. Bunu yönetmekte zorluk yaşıyor musunuz ve son noktada buna nasıl karar vereceksiniz” sorusu üzerine, “Tasvir edildiği gibi ya da sorunuzdaki kadar sorunlu bir alan yönetmiyoruz. Ama sonuçta 22 yıllık bir iktidarı değiştireceğiz ve o seçime giderken iç ve dış şartların çok kolay olacağını da iddia etmek samimi bir cevap olmaz. Ama zaten genel başkanlar, liderler böyle günler için var. Ben şunu söyleyeyim: Bu kararı tek başıma vermeyeceğim. Bu karara çok katılımcı bir şekilde ve partimin en azından bütün üyeleri, hatta daha da genişleyebilir miyiz çünkü tüzüğümüzde halk yoklaması da var, onu da koruduk. Ben adayı en katılımcı şekilde belirlemeyi düşünüyorum veya örgütümüze çeşitli sorular sormayı, adayı adayları sormayı ve onun eğilimlerini almayı da düşünüyoruz. Tek başıma vereceğim bir karar olmadığı için bir kişi yanlış yapar, ben bu yükü en az 1 buçuk milyon kişiyle bölüşeceğim. Öyle görülüyor. O yüzden de en doğrusunu hep beraber yapacağımıza inanıyorum” ifadesini kullandı. Özel, şunları kaydetti:
“Yönetmek isteyen herkese uygun bir makam ve mevki bulunur”
“Ayrıca, önce bir cumhurbaşkanı adayı belirlenecek ve iktidar değişecek. Sonra bir geçiş dönemi olacak. Daha sonra herkese makam, herkese mevki var. Fazlası var, eksiği yok yani. Şu anda o yüzden biz bu işin içinden büyük bir mutabakat, büyük bir iş birliği ve güç birliğiyle çıkarız. ve sonra Türkiye’yi güçlü bir parlamentoyla ve güçlü bir yürütmeyle yönetmeye başladığımızda, gönlünden yönetmek isteyen herkese uygun bir makam ve mevki bulunur. Orada hiçbir sıkıntı yok.”
“Mansur Bey’in, bütün CHP’nin içinde olduğu bir karar alma sürecinin sonuçlarına tüm yönleriyle saygılı olacağına inanıyorum”
Özel, ” Mansur Yavaş’ın CHP aday göstermese dahi aday olacağına dair tartışmalar var. Bu noktada ne söylersiniz” sorusu üzerine, “Birincisi Mansur Bey bu sınavı iki kere atlattı. 2019 seçimlerinde İYİ Parti Mansur Bey’i aday yapmak, daha doğrusu Ankara’nın kendilerine verilmesini ve adaylarının Mansur Yavaş olduğunu söyledi. Mansur Yavaş, ‘Ben CHP’nin adayı olmalıyım’ diye söyledi. Bence doğru bir okumaydı ve seçim başarısını getiren bir okumaydı. Daha sonra 2023 seçimlerinde de hem Mansur Bey’e hem Ekrem Bey’e partilerinin kararının dışında davranmalarıyla ilgili bir çağrı yapıldı. Orada da net bir tutum takındı her iki başkanımız da. Mansur Bey bu sınavlardan geçti. Mansur Bey Türkiye’nin daha iyi yönetilmesine ilişkin bir iddiası, bir talebi var. ve bu talep noktasında kendisinin de bir iddiası var. Bundan da daha doğal bir şey olamaz. Ama ben Mansur Bey’in, bütün CHP’nin içinde olduğu bir karar alma sürecinin sonuçlarına tüm yönleriyle saygılı olacağına inanıyorum, görüyorum. Bu konuda kendi beyanları da var zaten. Yani Mansur Bey, parti disiplini konusunda bugüne kadar bizi sukutuhayale uğratmış bir tutumu olmadı. Ben meseleye buradan bakıyorum. Mesele memleket meselesi. Mesele normal bir rejimin içinde olursunuz, iktidarda kimin gittiğinin önemi olmaz kimin geldiğinin bir önemi olur. Oysa bugün Türkiye’de toplumun tüm kesimleri için artık sürdürülemez bir iktidarın sonundayız. Burada kişisel davranamayız hiçbirimiz. O yüzden ben süreci sağlıklı yürüteceğimize ve hep birlikte kazanacağımıza yürekten inanıyorum. Her geçen gün de buna olan inancım artıyor” diye konuştu.
“Her kim iddia koymak isterse biz kimsenin önünü kesmeyiz”
Özel, “Günü geldiğinde Ekrem Bey ve Mansur Bey’in dışında başka isimler çıkabilir mi” yönündeki soruya da, “Bazen bazı arkadaşlarımızın sitemlerini duyuyorum, ‘Biz de varız, biz de varız’ diye. Her kim burada iddia koymak ve katkı koymak isterse biz kimsenin önünü kesmeyiz. Ama sonuçta nihai kararı, partinin en doğru adayı belirlemesi için bir yöntem belirleyeceğiz. O karara da hepimiz saygı duyacağız. Ben kamuoyunda iki adayın ismi öne çıktığı için bunu yapıyorum. Bir de kimsenin önünü kesmek zaten CHP’nin geleneğinde yok, kültüründe yok, olmaması lazım yani. Ama bana bugüne kadar hep iki aday soruldu. Üçüncü sorulduğunda üçüncüye de başarılar dileriz. Bize bu seçimleri kazanacak ve Türkiye’yi demokrasiye kavuşturacak bu sürece katkı sağlayacak yol arkadaşları lazım. O nokta çok net” yanıtını verdi. Özel, şunları kaydetti:
“Ekrem Bey ile yol arkadaşlığımı kimseden gizliyor değilim”
“Bir de biz Ekrem Bey ile 2019’da ikinci seçimi kazandığında Ekrem Bey ile haberi yan yana aldık ve ilk birbirine sarılan iki kişi bizdik. O günden beri yol yürüyoruz. 2023’te seçimi kaybettik, ertesi sabah aynı duyguyla uyandık ve bu duygu ortaklığımız devam ediyor. Biz sorumluluk almak, fedakarlıkta bulunmak ama bu tarihin akışını değiştirmek ve bu iktidarı değiştirmek üzere yola çıktık Ekrem Bey ile beraber. Ben bu yol arkadaşlığımı da kimseden gizliyor da değilim Ekrem Bey de gizlemiyor. O yüzden iktidarı değiştirme meselesi kişisel taleplerin çok ötesinde bir mesele. Kimimize sorumluluk düşüyor, kimimize fedakarlık düşüyor. Ama herkesin bu Cumhuriyet’i yeniden demokrasiye kavuşturma, Türkiye’yi güçlü bir parlamentoya kavuşturmak, dünyadaki güçlü parlamentoyla yönetilen ülkelerin başardığı işleri başarma, AB’ye girme, milli geliri bugünkünün beş katına çıkarma, paranın satın alma gücünü 10 katına çıkarma gibi hayallerde hepimiz ortaklaştıktan sonra sorumluluk alan, sorumluluk alır, fedakarlık yapan fedakarlık yapar. Biz bu sınavlardan son birkaç yıl içinde başarıyla geçtik diye düşünüyorum.”
“31 Aralık’a kadar emekli olanlar, olmayanlardan yüzde 30 faz maaş alacak. Bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç var”
Özel, emeklilik dilekçesini 31 Aralık 2024 tarihine kadar verenlerin, 1 Ocak 2025’ten sonra verenlere göre yaklaşık yüzde 30 daha yüksek emekli aylığı almasına ilişkin olarak, “31 Aralık’a kadar emekli olanlar, olmayanlardan yüzde 30 faz maaş alacak. Bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç var. Yani bu düzenlemenin yapılmaması, yapılmasından vazgeçilmesi ciddi mağduriyetlere sebebiyet verecek. Bu sadece emekli olmayanların mağduriyeti değil; kurumlarda, devlette faydalı olabilen, liyakatlı, birikiminin doruğunda, tecrübesinin doruğunda birçok kişi emekli maaşı yüzde 30 düşmesin diye bu aralıkta emekliliğini verecek. Burada opsiyonlar tanıyabilmek lazım. İsteyen emekli olsun, hakkını alsın ama olmayanı korumak lazım. Bu sadece kamuda bir sorun değil, özel sektörde de önemli bir sorun. Bankaların yöneticileri, örneğin gelecekte bankalarda çok üst düzeyde görev alabilecek kişiler, sırf bu yüzden kariyerlerini terk edip emekliliği tercih edebiliyorlar. Özel şirketler, teknoloji şirketleri boşu boşuna herkes eleman kaydediyor. Hatta bazı kayıt dışına kaymalar, yani emekliliği alıp açıktan çalışma meseleleri var. Devlet veya Meclis bunlara tedbir almak için var. Plan Bütçe bitecek, ‘Tatile gidelim. 7 Ocak’ta gelelim.’ Bu da tamam ama ne olacak? Belki insanlara şey söylenebilir: Biz 7 Ocak’ta bir düzenlemeyle bu mağduriyeti ortadan kaldıracağız. ‘Emekli olmak istemeyenler olmasın’ denebilir. Bunda partiler arası bir uzlaşı da sağlanabilir. ya da Meclis bir gün çalışır, bu işi halledebilir. Hem vatandaşın mağduriyeti söz konusu hem kamunun ve özel sektörün” ifadelerini kullandı.
(SON)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“DAHA NE OLMASINI BEKLİYORSUNUZ”
Foreign Policy’nin Bahçeli hakkında yaptığı bir haberi alıntılayan Özdağ paylaşımında “Amerikan dış politikasının Foreign Affairs dergisi ile birlikte en önemli iki dergisinden birisi olan Foreign Policy “Devlet Bahçeli Türk Milliyetçiliğinin tabularını yıkıyor” diyor. Hatta tam tercüme paramparça ediyor diyor. 18 sene önce Kasım 2006’da yapılan ve benim MHP Genel Başkan adayı olduğum MHP Kongresi öncesinde. Amerikan büyükelçisi Bahçeli’yi ziyaret etmiş ve “Daha uzun yıllar sizinle çalışacağız” demişti. Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin tabularını yıkmadı, MHP’de Türk milliyetçiliğini yıktı. Bütün Türk milliyetçilerini, Atatürkçüleri Zafer Partisi’ne davet ediyorum. Daha ne olmasını bekliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
MHP’DEN İMALI YANIT
Özdağ’ın söz konusu açıklamalarına MHP’den yanıt gecikmedi. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, yaptığı yazılı açıklama ile iddialara açıklık getirirken; Özdağ’a ilişkin imalı ifadeler kullandı.
ABD Büyükelçisi’nin TBMM’de grubu olan tüm partileri ziyaret ettikten sonra MHP’yi ziyaret ettiğini ve bu görüşmenin kayda alınarak tutanaklarının Dışişleri Bakanlığına gönderildiğini belirten Büyükataman, “Bu görüşmede Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, Irak’ta siyasi bütünlüğün sağlanması, mezhep ve etnik kökenli bölünmenin önüne geçilmesi, PKK terör örgütünün ortadan kaldırılması, kurulması planlanan terör devletinin kabul edilemeyeceğini ve terörle mücadelemizin devam edeceğini belirtmiştir. Üniter yapı, milli devlet ve toprak bütünlüğümüz konusundaki hassasiyetini ifade etmiştir. Türkiye’nin milli varlığına tehdit oluşturan meselelere karşı taviz verilmeyeceğini söylemiştir” dedi.
“KENDİSİ GİZLİ GÖRÜŞMELERE ALIŞIKTIR”
Büyükataman açıklamasının devamında ise “Siyaseten tek besin maddesi iftira ve provokasyon olan Ümit Özdağ kapı arkası gizli görüşmelere, Türk milletini gizli protokollere pazarlık konusu yapmaya alışıktır. Bu yüzden, Milliyetçi Hareket Partisinin her yerde ve her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatleri doğrultusunda tavır koyduğunu idrak edememesi yahut idrak etse bile çarpıtmaya çalışması normaldir. Çünkü bu şahsın kaos dışında besleneceği bir kaynak yoktur. Türk milliyetçisi, vatansever seçmenin oyunu dolambaçlı yollardan Kandil’deki terör baronlarının Cumhurbaşkanı adayına taşımak dışında da bir misyonu yoktur” ifadelerini yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye ve Libya arasındaki tarihi dostluğun altı çizilmiş, milli birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunulmasının önemi vurgulanmıştır. Komisyonun güven artırıcı önlemler kapsamında yürüttüğü ve Libya’nın istikrarına katkılar sağlayan memnuniyet verici çalışmaları takdirle karşılanmıştır. Doğu-batı arasında müşterek faaliyetlerin geliştirilmesi konusunda fikir alışverişinde bulunulmuştur. Bu aşamada müşterek faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik her türlü desteği vermeye ve katkı sağlamaya devam edeceğimizi teyit ettik. Nihai amacımız tüm kurumları ile birlikte hareket eden birleşik bir Libya’dır. Bu vesileyle 5+5 Ortak Askeri Komisyonu’nu Türkiye’de ağırlamaktan duyulan memnuniyet Libyalı muhataplarımız nezdinde teyit edilmiştir. Bu kapsamda birleşik Libya anlayışı zemininde desteğimizi ve Libya’daki tüm kesimlerle iş birliğimizi sürdürmekte kararlıyız. Bakanlığımızda gerçekleşen görüşme sonrası 5+5 Ortak Askeri Komisyonu, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler tarafından da kabul edilmiştir. Kabulde Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak da yer almıştır” denildi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada, Lice İlçe Jandarma Komutanlığınca bölücü terör örgütü ile yasadışı uyuşturucu üretimi ve ticareti yapanlar arasında var olan bağı somut deliller ile ortaya koymak, operasyon bölgesi içerisinde saklanan uyuşturucu maddeleri ve bunları gizleyenleri bularak adalete teslim etmek maksadıyla; Lice ilçesi Yolçatı Mahallesi kırsalında operasyon icra edildiği belirtildi.
Açıklamada, operasyonda; kayalık alanda jelikan bidon ve çuval içerisine saklanan 16 adet farklı marka ve model ruhsatsız tabanca, 15 adet boş tabanca şarjörü, 26 kilogram toz esrar ve 5 kilogram kubar esrar ele geçirildiği, ele geçirilen tabancalar ve uyuşturucu maddelerin muhafaza altına alındığı kaydedildi. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Esenyurt Belediye BaşkanıAhmet Özer’in tutuklanarak yerine kayyum atanmasının ardından görevinden istifa eden ESPAŞ Genel Müdürü Alaaddin Erbaş’ın yerine yeni genel müdür, Yönetim Kurulu üyeleri arasından seçilen Ogün Zilek olmuştu. Zilek; mobbing, baskı ve istifa zorlamalarına direneceklerini açıklamıştı.
Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ndeki iş yerine giden Zilek’in ve Yönetim Kurulu üyelerinin girişine izin verilmedi. Kültür Merkezi’nin önü polis barikatıyla çevrilirken girişler engellendi. Zilek, burada yaptığı açıklamada, “Ya biz FETÖ’cü değiliz, korkmayın. Biz geçmiş dönemde atanan FETÖ’cü müdürler değiliz. Herhangi bir örgütle işimiz yok. Benim adli sicil kaydım anamın sütü gibi tertemiz. Akrepler, ekip arabaları burada. Hadi ben giremiyorum, bu halk nasıl girecek” sözleriyle tepki gösterdi.
Zilek, içeri girmek için polislerden izin istedi ancak kalkanlarla girişi engellendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“SANAYİNİN GAZA İHTİYACI VAR”
Bayraktar, Türkiye‘nin kışa girerken arz güvenliği açısından gaza ihtiyacı olduğunu dile getirerek, “Sanayinin gaza ihtiyacı var. Dolayısıyla arz güvenliği kapsamında bizim (Rus gazı) buna ihtiyacımız var. Geçmişte bir dönem İran yaptırımları oldu. Orada doğal gazda bir muafiyet vardı. Benzer şeyi burada da Amerika’dan istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
“AMBARGOLARIN KONMASI 1 GECEDE, KALKMASI İSE UZUN SÜRÜYOR”
ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’a yetkiyi devretmesine yaklaşık 1,5 ay kala böyle bir kararı almasına ilişkin Bayraktar, “İşin kötü tarafı bu ambargoların konması 1 gecede, kalkması biraz uzun sürebilir.” ifadesini kullandı.
“OLAY BIDEN İLE TRUMP ARASINDA BENİ HİÇ İLGİLENDİRMİYOR”
Bakan Bayraktar, Türkiye için enerji arz güvenliğinin önemli olduğuna dikkati çekerek, “Eğer böyle bir muafiyet Türkiye’ye verilmezse, bu direkt Türkiye’yi etkiler. Burada Rusya falan hedef değil, direkt Türkiye hedef demektir.” diye konuştu.
Biden yönetiminin yönetimden çekilmeden önce Trump’a kötü bir tablo bırakmak istediği yönündeki iddiaları değerlendiren Bayraktar, “Onların kendi arasında, beni hiç ilgilendirmiyor. Benim ülkeme gaz getirmem lazım” dedi.
Alparslan BayraktarDış PolitikaPolitikaEkonomiTürkiyeEnerjiFinansÇevreRusyaİran
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘ÇÜNKÜ TERÖR’ DEDİ, İMAMOĞLU ÇİLEDEN ÇIKTI
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kürsüde konuştuğu sırada sarf ettiği “65 yaşındaki bir adamın evini basıyorsun sabah 5’de. Bu hanginizin başına gelse hoşunuza gider? Eşinin yanından alıyorsun hapse atıyorsun. Planlıyorsun, kayyum atıyorsun. Ayıp. Kör göze parmak sokmayın. Meclis seçsin yok. Niye? Sebep ne?” sözlerine AKP’li meclis üyesinin “Çünkü terör” diye yanıt vermesine sert tepki gösterdi.
“SEN KİMSİN? SEN KONUŞMA”
Adeta çileden çıkan İmamoğlu,
“Sen kimsin de terörist diyorsun adama, sen kimsin? Hakimlik mi yapıyorsun? Ayıp” diyen İmamoğlu, “Bu millete ‘terörist’ diye diye seçim kazanacağınızı zannediyorsunuz, kazanamazsınız. Geç o işi. Bak gizli tanık var, gizli tanığın ifadesi yok. 65 yaşındaki adamla ilgili söylediklerinden utanacaksınız, biliyor musun? Bırak hakim konuşsun. Sen konuşma. Senin başına bir şey geldi mi, ben seni savunurum ama sen yapamazsın. Niye biliyor musun siyasi esaret bunun adı” ifadelerini kullandı.
“SENİ ADAM YERİNE KOYMAM, HADSİZ”
İmamoğlu sözlerini sürdürürken tansiyon yükselmeye devam etti. AK Parti sıralarından gelen yanıtlara öfkelenen İmamoğlu, “Millete terörist demeyeceksin. Ağzına o lafı kapatırlar. Sen değil, hakim konuşsun. İnsanları böle böle seçim kazanma kültürünü bitireceğiz kardeşim. Bağırma oradan! Seni adam yerine koymam. Bana ne bağırıyorsun, hadsiz seni! Yanımda ağzını açamazsın. Ne biçim bağırıyorsun oradan? Ben konuşurken bağıramazsın, hadsiz seni” sözlerini sarf etti.

Ekrem İmamoğluAhmet ÖzerPolitikaAK PartiTansiyon
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akalın, söz konusu açıklamaları sonrası partisinin hedefinde. Partinin hukuk ve seçim işleri başkanı Hakan Şeref Olgun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “İYİ Parti ve İYİ Partililer vefasızlara geçit vermez ve vermeyecektir. Tüzüğümüze aykırı hareket edenlerin disipline sevki için elimizden gerekenin yapılacağının bilinmesini isterim” ifadelerini kullanarak Akalın’a tepki gösterdi.
“AKALIN’I İHRAÇ ETMEK PARTİDE YENİ BİR CEPHE AÇAR”
Akalın’ın disiplin sürecine ilişkin henüz bir adım atılmadığı öğrenildi. Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın aktardığı bilgilere göre, Akşener üzerinden yapılan değerlendirmelerin Akşener’e değil, partiye zarar verdiğini kaydeden kurmaylar “Dervişoğlu başarılı olmasından rahatsız olanlar var. Akalın’ı ihraç etmek partide yeni bir cephe açar” yorumunu yaptı.
Hakan Şeref OlgunMeral AkşenerTolga AkalınParlamentoİYİ PartiPolitika3-sayfaGündemHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, “Erdoğan en son bir buğday tarlasına gitmiş, bir de Tarım Kredi’nin marketine girmişti… Biz Tarım Kredi’ye gittik, Erdoğan’ın 3 yıl önce aldıklarını tek tek inceledik. Erdoğan, Tarım Kredi’ye gitsin aynı alışveriş yapsın etikete bakalım. Erdoğan, gel beraber Tarım Kredi’nin marketine alışverişe gidelim, A Haber de çeksin” ifadelerine yer verdi.
Özel’in açıklamalarından satırbaşları;
“Temel Karamollaoğlu’na bundan sonraki hayatında sağlık, afiyet diliyoruz. Yeni Genel Başkan Mahmut Arıkan’a da başarılar diliyoruz.
1 milyon öğretmenin hayalleriyle oynadıklarını, Milli Eğitim Akademi ile diplomalarını elinden aldıklarını gördük. Öğretmenler 5 ayrı şekilde istihdam ediliyorlar. İktidara geldiklerinde en düşük öğretmen maaşı 23 çeyrek alıyordu, bugün 8 çeyrek altın alıyor. 15 çeyrek çalındı. Yapılan tüm çalışmalar, vatandaşın yüzde 80’ini eğitimden memnun değil. Tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.
“NUMAN BEY’İN BU KONUDA SÖZÜ VAR”
İlk gelecek bütçe Meclis’in kendi bütçesi… Numan Kurtulmuş gelecek bütçeyi savunacak. Meclis’te çalışan danışman arkadaşlarımız kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alamıyor. İşten çıkarılınca ortada kalıyor. Numan Bey’in bu konuda sözü var. Hiçbir milletvekili itiraz etmez. Emekçi arkadaşlarımız için hep birlikte bu sorunu çözmeliyiz. İki elimizi kaldırarak oy vereceğiz.
“DEPREM BÖLGESİNDE HERKES MAĞDUR”
Ekonomi kurmaylarımız Türkiye’yi karış karış dolaşıyor. Güçlü bir ekip geziyor. Özellikle 3 büyük deprem il için bir rapor hazırlandı. Hala konteynırda kalan esnaftan vergi isteniyor, mücbir sebepten dolayı 3 ay yerine 3 yıl uzatılmalı. 750 bin lira kredi, 750 bin hibe ile ev yapılması mümkün değil. 1 yılda 650 bin konut yapacağım dedi Erdoğan… Olmaz dedik, yapamazsın dedik. Sırf depremzedelerin oyunu almak için yalan söylediler. 130 bin konut teslim ettiler. Deprem bölgesinde herkes mağdur ama en çok Hatay mağdur. En az konut orada yapıldı.
“CHP YAKANINIZDADIR”
Biz 2000 yılında Çayırhan Madeni’ni altın yumurtlayan tavuğu kesmişiz. Yeniden dirilmiş… İşçiler diyor ki burada yumurtlasın, Türkiye kazansın. Bu onurlu mücadele işçi sınıfının mücadelesidir. Sonuna kadar destekliyorum. Mermer ocağında 9 işçi kaybedildi… Buraya kapasite artış raporunu verenler suculudur. Verenlerden biri Kurum. Bilirkişi Kurum’u görünce sorumluluk yok dedi, kurtardı. O 9 işçinin vebali iki yakanızdadır, CHP’de yakanızdadır.
Bir yandan Filistin için ağlıyorsunuz, bir yandan da ticaret yapıyorlar. Önce inkar ettiler, sonra belgeler çıktı. Hiç utanmadan sıkılmadan da çıkıp İsrail’le ticaret bitti diyorlar. Araştırma yapmış saygın bir kuruluş. Toplumun yüzde 79,7’si İsrail’le ticaret devam ettiğine inanıyor. Bağımsız bir araştırma şirketi yapmış…
Sayın Bahçeli geçen ay bir açıklama yaptı, o açıklamanın arkasında olduğunu defalarca söyledi. Ben geçen hafta şöyle bir şey yaptım. Biz diyoruz ki şehit gelmeyecekse, toplumsal mütabakata olacaksa Meclis’te görüşelim. Şehit analarının rızası olmayacak hiçbir şey yapmayacağız. Yankıoğlu, geçen hafta 34 şehit ve gazi ailesine gitti. Polis ve askerlerin derneğine gittim. Meclis’te şeffaf, hesap verilebilir, şehit aileleri de olursa, CHP’de işin içinde olursa destek veririz. Biz şehit ailelerinin ve gazilerin, onların evet demeyeceği hiçbir şey demeyeceğiz. Buradan 22 yıl sonra seçim kaybeden iktidar çok iyi bildiği bir şey başladı.
“BİR AYDIR O PAZARTESİ GELMEDİ”
Artık bir rezaleti ifşa etmenin zamanı geldi. Ahmet Özer tutuklandığında bakanlığa bir dilekçe yazdık. Bu grup her görüşten insanları ziyaret etti. Bu grup kime başvursa yazı gider. 28 gündür CHP Genel Başkanı, milletvekilleri ve yardımcılarımız görüşme evrakına cevap vermiyorlar. Bir aydır o pazartesi gelmedi. Bakan telefonlara çıkmıyor. Bakan Yardımcısı diyor ki Akın Gürlek’e karşı ağır konuşuyorsunuz. Senin de o talimatı verenin de alnını karışlarım. Numan Bey Meclis Başkanı olarak nasıl çözemezsiniz?
Akın Gürlek bu Saray’ın celladıdır, seyyar giyotinidir. Akın Gürlek’e bu bakanın gücü yetmemektedir. Bakan onun sicil amiridir. Bu bakanın imamı Akın Gürlek’tir. 28 gün sustuk, be utanmazlar, Allahsızlar… Bundan sonra böyle, Saray’ın aparatlarına her Salı söyleyeceğiz. Adalet Bakanı olan kişi Çarşamba görüşeyim, bir izin vereyim diyorsun ya yazıklar olsun sana…
“ÖCALAN İÇİN BİR GÜNDE İZİN ÇIKACAK”
Yarın milletvekilleri DEM Parti’den Abdullah Öcalan ile görüşmeye gidecek. Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı’na belediye başkanını ziyaretine izin verilmiyor. Bizi belediye başkanımızla görüştürmeyen iktidar Öcalan için bir günde izin çıkaracak.”

Özgür ÖzelAlışverişPolitikaEkonomiGüncelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP İLE AK PARTİ ARASINDA “KREŞ” TARTIŞMASI
Konuyla ilgili olarak Özel’in açıklamalarına sosyal medya hesabından yanıt veren AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “Daha kreş ile anaokulu arasındaki farkı bilmeyen bir genel başkansın. Aklın erer mi bilmiyorum ama tek tek yazayım; Milli Eğitim Bakanımız açıkladı, gönderilen yazıda kreşlerle alakalı hiçbir ifade yok. Kaldı ki, kreşler MEB’in yetkisinde bir alan da değil” dedi.
AK PARTİLİ VARANK: YALAN SÖYLEMEK ALTI OKUN HANGİ İLKESİNDE VAR?
Varank şunları söyledi: “2007 yılında belediyelerin anaokulu açma yetkisini AYM’de CHP iptal ettirmiş. Sizin iptal ettirdiğiniz kanun maddesi nedeniyle MEB 2007 yılından beri hiçbir belediyeye anaokulu ruhsatı vermemiş. Başka isimler altında anaokulu açıp buraları MEB denetiminden kaçırmak istemenizin arkasında hangi ideolojik saplantınız var. İçerisinde kreş kapatma ifadesi geçmeyen, parti ayırt etmeksizin tüm belediyelere gönderilen bir yazı için “CHP’li belediyelere kreşleri kapatın dediler” diye alenen yalan söylemek altı okun hangi ilkesinde var? Yoksa mora boyayacağınız yeni okta mı?”

CHP’Lİ BAŞARIR: TWEET BU KADAR, GERİ ZEKALI
Varank’ın açıklamasını alıntılayan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, belgeleri paylaştığı açıklamasında çok sert ifadeler kullandı. Başarır, “Tweet bu kadar, geri zekalı” dedi.

VARANK: GERİ ZEKALININ NASIL YAZILACAĞINI BİLMİYOR
Varank’ın Başarır’a yanıtı da bir o kadar sert oldu. Varank, şu ifadeleri kullandı: “Ayak röntgeni yayınlayıp, koridorlarda kabadayılık yapan bir ekipten asgari düzeyde Türkçe okuyup anlama becerisi beklemek elbette beyhude. Hakaret ederek netice alacağını zanneden bu ağzı bozuk anlama özürlü için tekrar yazayım: Kreşler ile alakalı bir durum yok. Kreş ya da başka bir isim altında anaokulu işletmeciliği yapılamaz. Anaokulu açmak için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ruhsat almak gerekiyor.
Belediyeler ruhsat alamaz çünkü CHP ilgili kanun maddesini iptal ettirip yasak getirdi. Not: O kadar Türkçe özürlü ki “geri zekalı”nın nasıl yazılacağını bile bilmiyor”
Ali Mahir BaşarırMustafa VarankAK PartiPolitikaEğitimBursa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trump, kararın gerekçesini sınır güvenliği ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olarak açıkladı. “Meksika ve Kanada üzerinden ülkemize giren yasadışı göçmenler ve uyuşturucu ticareti durdurulana kadar bu vergiler devam edecek” diyen Trump, özellikle fentanil ticaretinin engellenmesini hedefliyor.
Karara ilk tepki Çin’den geldi. Çin Büyükelçiliği Sözcüsü, ticaret savaşlarının kimseye fayda sağlamayacağı uyarısında bulundu.
New York Times gazetesi, bu kararın küresel tedarik zincirlerini altüst edeceğini ve dünya ticaretine ağır darbe vuracağını yazdı. Gazeteye göre, otuz yılı aşkın süredir serbest ticaret anlaşmasıyla birbirine bağlı olan Kuzey Amerika pazarında ticaret felç olabilir.
BBC ise yeni tarifelerin ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması’nın (USMCA) şartlarını ihlal ettiğini belirterek, kararın uluslararası ticaret hukukuna aykırı olduğuna dikkat çekti.
Uzmanlar, Trump’ın bu hamlesinin yeni bir küresel ticaret savaşını başlatabileceği ve dünya ekonomisine ciddi zararlar verebileceği konusunda uyarıyor.

Çin Halk CumhuriyetiDonald TrumpPolitikaEkonomiKanadaFinansDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“NETANYAHU KÖŞEYE SIKIŞTI”
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama kararına da değinen Bahçeli, Netanyahu ve ekibinin köşeye sıkıştığını ve bedel ödeyeceklerini söyledi.
İMRALI ÇAĞRISINI YİNELEDİ
PKK lideri Abdullah Öcalan’a örgütü lağvetmesi koşuluyla, “Umut hakkı için başvurması ve TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşması” için çağrı yapmasını hatırlatan Bahçeli, “22 Ekim’de ne demişsek arkasındayız. İmralı ile DEM grubu arasında yüz yüze temas olmalı.” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE SİSTEM SORUNUNU ÇÖZDÜ”
Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:
“Aziz dava arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, basınımızın temsilcileri, hepinizi hürmetle selamlıyorum. Toplantımızı takip eden vatandaşlarımızı selamlıyorum. Muzaffer olduğu kadar nice haksızlığa uğramış soylu medeniyetin varisleri olarak milli ülkülerimizi müdafaa kararlılığımız aksamamalıdır. En küçük ayrıntı devasa badirelere neden olacaktır. Kudretli olduğumuz dönemlerde ayağımızın altına halı gibi serilen kıtaların, yorgun ve zayıf düştüğümüzde nasıl da iki ucu keskin bıçağa dönüştüğü iyi bilinmekte. Hayat boşluk kaldırmaz tarih ise zafiyet kabul etmez. Kırılgan bir devletin zorlu sınamalarda kazasız belasız çıkması kolay değildir. Türkiye‘miz sistem sorununu restorasyon hamleleri ile çözmüş cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile taçlandırmıştır. Moral üstünlüğünü de takviye etmiştir.
“DURUM KRİTİK, TÜRKİYE HAZIR OLMALI”
Nükleer savaş sistemin çöküş alarmıdır. Durum ciddi ve kritiktir. Füzelerin ateşlendiği, nükleer başlıklı füzelerin bekletildiği karanlık görüş açımıza perde çekmiştir. Türkiyemizin, enine boyuna hazırlık yapması, sadece güvenlik önlemi alması değil aynı zamanda bir var oluş meselesidir. Ne tarafa dönsek kanlı boğuşma çatışmaları gözümüze çarpmaktadır. İşin özünde kurallara dayalı uluslararası sistem iflas bayrağını çekmiş durumdadır. Askeri ve siyasi basınçtaki yükseklik patlama derecesine dayanmıştır. Küresel sistem hasar almıştır. Demokrasi ve hukuk ihlalleri, eşit ve egemen devletler arasındaki buzlanma, en kötü senaryoları taşımıştır. Şiddetin pek çok varyantı tedavüle çıkmıştır. Türkiye hazır olmalıdır.
“DÜNYANIN TAMAMI KORKU TÜNELİNDE”
Küresel düzeyde çatışma alanları 2021’den bu yana yüzde 60’tan fazla artmıştır. Hayatını kaybedenlerin sayısı 3 yılda yüzde 29 yükselmiştir. 27 ülkede 2021’den itibaren risk düzeyi yoğunlaşmıştır. Afrika kıtasının yüzde 10’u çatışma bölgesidir. Orta Doğu’nun küresel çatışmada kilit faktör olduğun bilinmektedir. Ukrayna alanlarındaki çatışmanın büyüklüğü yüzde 8.6’dan yüzde 70.5’e, Rusya’nın çatışma alanları da 10 katına tırmanmıştır. Rusya Devlet Başkanı Putin’in imzaladığı nükleer caydırıcılık doktrinini, Biden’ın Ukrayna’ya verdiği füze kullanım izninden sonra onayladığı açıktır. Dünyanın tamamı korku tünelindedir.
“KİMSEDEN KORKUMUZ YOK”
Cumhurbaşkanımızın, Putin ile telefon görüşmesi Türkiye’nin ahlaki duruşunun yanında barışsever millet olduğumuzu belgelemiştir. Birilerinin dolduruşuna gelerek maceraya atılmak milli güvenliğimizi riske atacaktır. Kimseden korkumuz yoktur ancak barışı canlı tutmak varken savaş diline müracaat etmek, fason kahramanlık taslamak devlet aklı ile, tarih şuuru ile bağdaşmaz.
“HERKESİN GÖZÜ ÜSTÜMÜZDE”
Biden’ın aldığı kararlar sakattır. Başkanlık devir teslim töreni beklemeden insanlığı ateşe atmak için fırsat kollayan Biden’ın bir an önce ayrılması dünya barışı için muazzam bir hizmet olarak tarihe geçecektir. Hesaplaşmanın adresi bellidir, herkesin gözü üstümüzdedir. Alacağımız kararlar bölgesel akışı değiştirebilecektir. Türkiye dünyanın kemer taşıdır. Bu taş oynatılırsa gök kubbe herkesin başına yıkılacaktır. Türk ve Türkiye yüzyılı vizyonu için mücadelemizin menzile ulaşması için emek ve zaman harcayacağız. Cansa ihtiyaç olunan canımızı da severek bu uğurda feda edeceğiz. Yolumuzdan dönmeyeceğiz, davamızdan sapmayacağız. Coğrafyalar yanarken milli barışımıza ateş açanların uşaklarını yerle bir edeceğiz. Gün kısır çekişmelerin günü değildir. Gün kenetlenme günüdür. Geçmiş olmadan gelecekten bahsedilmesi akıl karı değildir. Kızılelma rotasından ilerlemek milli ülküdür, ant olsun vakti geldiğinde gerçekleşecektir. Cihan yıkılsa da bizim cephemiz yıkılmayacaktır.
“CANİYAHU KÖŞEYE SIKIŞTI”
Geçen haftanın umut verici gelişmelerinden birisi, UCM’nin Netanyahu hakkındaki tutuklama karardır. Caniyahu köşeye sıkışmış, sonu görülmüştür. İsrail yönetiminde soykırım suçuna karışmış caniler bu suçun bedelini verecektir. Caniyahu ve eski savunma bakanı ve bu suçların arkasında duranlar bu suçlara ortaktır.3 ülkenin hesaplaşması sonuçlanmış şimdi sırayı Gazze almıştır. Caniyahu ve eski savunma bakanının kaçışı, kurtuluşu söz konusu değildir.
“İMRALI İLE DEM GRUBU ARASINDA YÜZ YÜZE TEMAS OLMALI”
Kürt kardeşlerimizi sömüren, ne kadar bölücü ve terörist varsa bunun bedelini ödemeye mahkumdur. Türk milletinin asli mensubu olmak duruyorken emperyalizme tamam demek insanlık onurunu hiçe saymaktır. Türkü Kürt’ten ayırmak dünyayı güneş sisteminden ayırmak kadar deli saçmasıdır. Kandil’de ‘DEM’lenip Türkiye’yi devirmek isteyenler bir karar eşiğindedir. Terörizmi lanetleyecek misaniz yoksa sırtınızı yaslamaya devam mı edeceksiniz? 22 Ekim’de ne demişsek arkasındayız. İmralı ile DEM grubu arasında yüz yüze temas olmalı.
“TEK TEK NOT ALIYORUZ”
TV’de yuvalanan MHP düşmanlarını, yorumcu müsveddelerini, medya organlarını ve patronlarını tek tek not aldığımızı, zamanı geldiğinde burunlarından fitil fitil getireceğimizi, tenhadaki özürlerinin kabul edilmeyeceğini duyuruyorum. Asılsız konuşanların, sahibinin sesini aktaranların alınlarını karışlarız.
“SİLAH SEÇENEK DEĞİL”
Terör çıkmaz sokaktır. Kürt kardeşlerimizin terör örgütleri ile ne ilgisi ne ilişkisi vardır. Yeterince çile çekildi, yeterince acı yaşandı. Silah seçenek değil, kucaklayıcı siyaset hedefimizdir. Yoksulluk kader zenginlik hedefimizdir.
“DAVUTOĞLU’NUN SÖZLERİ RAHATSIZ ETTİ”
Ahmet Davutoğlu’nun konuşması bizi son derece rahatsız etmiştir. Sayın Davutoğlu, bu iddia ve ifadelerinin hiçbir ahlaki yanı olmadığı gibi baştan ayağa sakattır. Türkiye’de eşitlik verilmiştir. Kürdistan diye bir yer yoktur. Bu ağız sipariş almış bir ağızdır ve son derece sakıncalıdır. Yolumuzda kararlı şekilde yürüyeceğiz. Çatlak sesler ne yazık ki çoğalmakta.
“REJİMİ DEĞİŞTİRMEYİ NASIL BAŞARACAKSIN?”
CHP başkanının DEM ortakları ile katıldığı toplantıda mezhep kışkırtması aymazlıktır, art niyetliliktir. Utanmadan sıkılmadan şuur kepenklerini indirmiş halde rejimi değiştirmekten bahsetmekte. Rejimi yani cumhuriyeti değiştirmeyi nasıl başaracaksın. Darbe mi yapacaksın? İsyan mı çıkaracaksın? 101 yıllık rejimi nasıl ve hangi yürekle tasfiye edeceksin? 22 yıllık iktidarı sürekli eleştirip neden iktidar olamadıklarını analiz edemeyen üç beş belediye başkanının haklı olarak görevden uzaklaştırılmasını yanlış yorumlayan CHP iflah olmaz derecede çarpık ve hastalıklıdır. Disiplinsizlik yapan teğmenleri savundukları kadar terörle mücadeleyi savunmayan bugünkü CHP’dir. Camiyi, cemevini bilmeyen bugünkü işbirlikçi CHP’dir. Mavi vatana masal diyen köksüzlerin çatı örgütü CHP’dir. Terör örgütü yandaşlarını partiye doldurup bazı başkanların geçici olarak görevden uzaklaştırılmasını halkın cezalandırılması olarak değerlendiren demlenerek ayağa düşmüş CHP’dir. Mahkemeye giderler kendilerini iftiralarla müdafaa ederler. MHP, 85 milyonu eşit gören kardeşlik bilincine sahiptir.”

Devlet BahçeliPolitikaGüvenlikTürkiyeİmralıMHP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİ: 22 EKİM TARİHİNDE NE DEDİYSEK ONUN ARKASINDAYIZ
Bahçeli “Kürdü Türk’ten ayırmak dünyayı güneş sisteminden ayırmak kadar imkansız ve deli saçmasıdır. Geleceğimiz birdir, el ele verip gönüllerimizi yoğurarak terörü gündemimizden tamamıyla çıkarmalıyız. Kandil’de demlenenler bir karar vermeli. Bölücü örgütlerden yana mı yoksa kader ortaklığından yana mısınız? MHP her sözünün arkasındadır. 22 Ekim tarihinde ne dediysek onun arkasındayız. İmralı ile DEM grubu arasındaki yüz yüze teması olmalıdır” ifadelerini kullandı.
DEM PARTİ’DEN YANIT GECİKMEDİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “İmralı ile yüz yüze temas olmalı” çağrısına Dem Parti‘den yanıt gecikmedi. Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan “Bugün de konuşuldu bizden önce MHP grubunda. Ama emin olun biz hazırlıklarımızı yapmıştık.
“BUGÜN ADALET BAKANLIĞI’NA BAŞVURACAĞIZ”
Demek ki çözüme dönük akıl bazen aynı işliyor. Biz Tülay eşbaşkanımızla birlikte İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan’la görüşmek için bugün Adalet Bakanlığı’na başvuracağız” ifadelerini kullandı.
YAZILI BAŞVURUDA BULUNDULAR
Öte yandan parti grubundaki bu sözlerin ardından DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, teröristbaşı Abdullah Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na yazılı başvuruda bulundu.
Erdem AksoyHaberler.com – PolitikaAdalet BakanlığıTuncer BakırhanDevlet BahçeliDEM PartiPolitika3-sayfaİmralıMHP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özdağ, paylaşımında, “Bugün rahmetli Alparslan Türkeş’in ad günü. İşgal altındaki Kıbrıs’ta doğdu. Türkiye’ye geldi, subay oldu. 19 Mayıs 1944’de İsmet İnönü’nün “Türk milliyetçisi olmak her Türk için bir görevdi, bundan sonra haktır” şeklinde konuşması ile başlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinden uzaklaşmasına hayatı boyunca muhalefet etti. Türk birliği düşüncesini siyasette temsil etti ve bu rüyası büyük ölçüde gerçekleşti. Türk Devletleri Teşkilatı kuruldu. Bölücü örgüt yandaşlarına cevabı ise “Ne mozaiği ulan, yıkılın köpekler” oldu. Vefaat etmeden 1 saat önce verdiği son demeci Atatürk ile ilgili idi. “Atatürk Türklüğün Himalayasıdır”” ifadelerini kullandı.

MUHARREM İNCE’DEN SERT YANIT
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ise sosyal medya hesabından isim vermeden Özdağ’a yanıt verdi.
İnce, “Atatürk’e söz söyleyemeyenler, Atatürk’ün yol ve silah arkadaşı, Milli Mücadelemizin kahramanı, Lozan’ın mimarı İsmet İnönü’ye hakaret etmektedir. Böyle yapanların Atatürkçülükleri de sahtedir, Atatürk’e ve İsmet İnönü’ye “iki ayyaş” diyenlerden farkı yoktur. Hepiniz aynısınız, Atatürk düşmanısınız.” diye yazdı.

Türkiye CumhuriyetiAlparslan TürkeşMemleket PartisiZafer PartisiMuharrem İnceSosyal Medyaİsmet İnönüÜmit ÖzdağPolitika3-sayfaTürkiyeGündemMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(HATAY) – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında kadınlar Türkiye’nin dört bir yanında eylemdeydi. Antakya’da da sokağa çıkan kadınlar, depremin üzerinden 21 ay geçmesine rağmen hala aydınlatılmayan karanlık sokaklarda yürüdü. Kadınlar, “Bu şehri kadınlar aydınlatacak” sloganı attı.
Defne ilçesi Aşağıokçular mahallesinde toplanan kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında “jin jiyan azadi”, “kadınlar birlikte güçlü” “mare haya hürriya” “bu kenti kadınlar aydınlatacak” sloganları, alkış ve zılgıtlarla yürüdü. Kadınlar adına açıklama yapan Yaren Sakar, hem Türkiye hem dünyada hükümetlere başkanlık eden otoriter liderlerin; cinsiyetçi, dinci, milliyetçi ideolojileriyle kadının bedenine, kimliğine ve emeğine dönük saldırılarını sürdürdüğünü belirtti.
Kayıp kadınların, şüpheli ölümlerin, intiharların arttığı bu dönemde Türkiye’nin tüm kentlerinden okul önlerinden üniversite kampüslerine mahallelerden kent meydanlarına kadar örgütlü ses yükseldiğini vurgulayan Sakar, kadın cinayetlerinin münferit değil politik olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:
” İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü etkin uygulamayarak, kadınların güvenli ve güvenceli yaşamasına dönük politikalar geliştiremeyen iktidarın var olanlara saldırdığını kaydeden Sakar, “Bizler kadına yönelik şiddetin münferit olmadığını biliyoruz. Bu düzen erkek yargısıyla tetikçilerini, iyi halden, kanıt yetersizliğinden serbest bırakıyor ve cezasızlık zırhıyla koruyor. Hayatta kalmak için kendini savunmak zorunda kalan kadınlara ise verebileceği en ağır cezaları veriyor.”
Deprem bölgesinde kadınların ve çocukların yaşadıkları sorunları da aktaran Sakar açıklamasında şunlara değindi:
“Toplu ulaşım hala yok. Hayatımızı güvenli olmayan konteyner kentlerde 21 metrekarenin içine sığdırmaya çalışanlardan, bizlerin ve çocuklarımızın yaşadığı şiddeti, tacizi görmeyenlerden hep birlikte hesap soracağız. Verdiğimiz mücadeleyi, kazanımlarımızı değersizleştirmeye, hayatlarımızdan ve haklarımızdan çalmaya çalışan iktidarlara inat evlerimizde, işyerlerimizde, konteynerlerimizde sesimizi yükseltiyor ve artık yeter diyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Ankara Kadın Kolları İl Başkanlığı, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yürüyüş düzenledi. Kadınların slogan atarak ve meşale taşıyarak yaptığı yürüyüşe CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya da katıldı. İktidarı, İstanbul Sözleşmesi üzerinden sert ifadelerle eleştiren Kaya “CHP iktidarında İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülecek. 6284 etkin uygulanacak” ifadelerini kullandı.
Hacı Bektaş-ı Veli Parkı’nda konuşan Kaya şunları söyledi:
“Kadın yol arkadaşlarımızla eşitlikçi erkek yol arkadaşlarımızla “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganlarıyla hep birlikte Mamak’tan ses yükseltiyoruz. Yasımızı isyanımızla Türkiye’ye duyuruyoruz. Biz öyle Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi marjinal gruplar da değiliz. Türkiye’nin son yerel seçimlerdeki birinci partisindeyiz. ve o yerel seçimlerden bu yana da birinci partisi olma konumunu halkın nezdinde korumuş bir partiyiz. ve tekrar diyoruz buradan ses yükseltiyoruz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Biz buraya gelirken Anıtsayaç 411 diyordu. Ki bu sayı sayılardan ötedir. İnsan söylerken içini acıtıyor. Evet bu yılın bugüne kadarki gelen kısmında 411 kadın hayatan ayrıldı, erkek şiddetiyle katiller tarafından hayattan koparıldı. Dönüp bakıyoruz, ‘İstanbul Sözleşmesi sanal bir tartışmadır.’ diyenlere ‘İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı yıl 102’ kadın katledildi diyor. O günden bugüne bakıyoruz. Rakam katlanarak artmış, dört katına. Şüpheli ölümlerle beş katına. Çünkü hiçbir zaman şeffaf veriyi paylaşmayan bu iktidar kadın cinayetlerini de gizlemeye devam ediyor. Kadın örgütleri mecbur kalıyor, kendi verilerini kendileri toplamaya.
“İktidarınızı korumak için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiniz”
Kadın cinayetleriyle ilgili kafa yormayan AKP iktidarı kafayı İstanbul Sözleşmesi’ne takmış. Buradan tekrar söylüyoruz, İstanbul Sözleşmesi sizin 22 yıllık iktidarınızda yaptığınız en iyi şeydi. Ama ne yaptınız siz iktidarınızı korumak adına, bir seçim uğruna, yüzde birlik bir oyu olmayan ismini dahi buradan anmayacağımız mecliste koltuk işgal eden kadın düşmanlarının, medeni kanun düşmanlarının oyları için o yüzde birlik oy için iktidarınızı korumak için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiniz. Bir gecede hukuksuzca bir kalemde çıktınız ve o günden bu yana da durduramıyorsunuz kadın cinayetlerini. Ne kadın cinayetlerini durdurabiliyorsunuz ne de çocuk katliamını durdurabiliyorsunuz.
“İsminden kadını sildiğiniz bakanlığınız sadece bir tweet atmakla yetiniyor”
İsminden kadını sildiğiniz bakanlığınız sadece bir tweet atmakla yetiniyor. ‘Şiddete sıfır tolerans kadın cinayetleriyle hiç durmadan mücadeleye devam edeceğiz’ peki nasıl mücadele ediyorsunuz? Bir belediye meclis üyesi çıkıyor ve diyebiliyor ki ‘öldüren kadar ölen de suçludur’ diyor. İçişleri Bakanı çıkıyor diyor ki ‘hanımefendiler bizim ikazlarımıza uymayarak kapıyı açtılar ve öldüler’. Yani yine ölenler suçlu. O kadınlar neden o kapıyı açtılar? Kendilerine şiddet uygulayanlara, ölümle tehdit edenlere, acaba neden kapıyı açmak zorunda kaldılar? 3 ay sığınma evinde kaldıktan sonra hayata tutunamayıp tekrar şişddet gördüğü belki de katledileceği eve neden dönmek zorunda kaldılar? Çünkü siz o kadını ekonomik hayata istihdama dahil etmiyorsunuz. O kadını eşitsizlik hayattan koparıyor. O kadını eşitsizlik tekrar katledileceği eve mahkum ediyor. Sizin eşitsizlik politikalarınız kadını bugün katledendir. Bugün kadını özgürleştiren, eşitleştiren politikaları uygulamadığınız için olan yasaları etkin uygulamadığınız için hani diyorsunuz ya ‘Sözleşme değil, yasalar korur’ olan yasayı da 6284’ü de etkin bir şekilde uygulamıyorsun. Eğer etkin bir şekilde uygulasaydınız birçok kadın bugün aramızda olacaktı belki de. Biz bunu biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında İstanbul Sözleşmesi’ne ilk olarak geri dönülecek. 6284 etkin uygulanacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şubesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş düzenledi.
Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şubesi üyeleri, İlkadım ilçesinde bir avm önünde bir araya gelerek 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş düzenledi.
Tez-Koop-İş Sendikası Kadın Meclisi Sözcüsü Fidan Mocik, basın açıklamasında şunları söyledi:
” Türkiye’de kadınlara ve çocuklara karşı şiddet tırmanıyor. Gün geçmiyor ki kadınlar ve çocuklar şiddet görmesin, hatta öldürülmesin! Bu konuda toplumsal duyarlığı, farkındalığı geliştirmek, şiddete karşı mücadele etmek zorundayız. Başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere şiddetin nedenlerini, türlerini ve şiddeti önleme konusunda devletlere, kamu yöneticilerine, topluma, eğitim sistemine ve tek tek bireylere düşen görevleri öğrenmek ve şiddeti önlemek konusunda ciddi bir uğraşı içinde olmak zorundayız. Niçin 25 Kasım? İşte, şiddete karşı mücadeleyi daha yoğun biçimde tartıştığımız Kasım ayı geldi. 25 Kasım 1960’ta, ‘Mirabal Kardeşler’ olarak andığımız üç kız kardeş, ABD destekli Dominik Cumhuriyeti diktatörü Trujillo’ya karşı çıktıkları için öldürüldüler. Mirabal Kardeşlerin direnişi, bir yandan otoriter rejimlerine karşı mücadelenin, diğer yandan kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin sembolü halini aldı. 25 Kasım günü, 1981 yılında Latin Amerikalı ve Karayipli Kadınlar Kongresi; 1999 yılında ise Birleşmiş Milletler tarafın dan Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan edildi. Mirabal Kardeşleri ve yaşam hakkı ellerinden alınan tüm kadınları ve çocukları sevgi ve saygı ile anıyoruz.
“Şiddetten uzak bir dünya için…”
Bugün, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, şiddetten arınmış evler, okullar ve işyerleri, şiddet ten arınmış sokaklar, köyler ve kentler, şiddetten uzak ulusal, yerel yönetimler ve şiddetten uzak bir dünya için seslerini yükseltiyorlar. Kadınlar, her 25 Kasım günü, kadın mücadelesinin bir günle sınırlı olmadığını, her yeni günde var olma mücadelesi verdiklerini eşanlı olarak haykırıyorlar. Türkiye’deki bir kadının sesi, Suriye’deki bir kadınınkine karışıyor. Latin Amerikalı bir kadın, Avrupa’daki kız kardeşleriyle aynı sloganı farklı dillerde hay kırmanın umudunu taşıyor. Şiddetin kaynağı nedir? Bu konu üzerine düşünmek zorundayız! Neden büyük bir çoğunlukla erkekler, gündelik yaşam içinde iletişimin başka bir yolunu bulamazlar da çeşitli tür ve düzeyler de şiddet uygularlar? Bu konuda ortaya çıkarılmış devasa bir bilgi birikimi var. Üniversitelerin kadın çalışmaları ve erkeklik konularına ilişkin çok ciddi araştırmaları bulunuyor.”
Ayrıca KESK Samsun Şubesi’nin binasında yapılan açıklamada ise şunlar kaydedildi:
“İktidarın politikaları sadece kadınları değil çocuklarımızın da hayatlarını ellerinden alıyor”
“Bu ülkenin evleri işyerleri, sokakları, caddeleri, kampüsleri yani yaşamın her alanı biz kadınlar ve çocuklar için suç mahalline dönüştü. Sadece 2024 Ocak ayından bu yana erkekler, 327 kadını, en az 39 çocuğu öldürdü, 240 kadının ölümüyse “şüpheli” olarak kaydedildi. Sadece Ekim ayında ölen 48 kadının yaklaşık yüzde 90’ı iktidarın kutsadığı ailenin üyesi olan erkekler tarafından katledildi. İktidar ne kadar kadın cinayetlerinin sebebini ‘münferit’ olarak göstermeye çalışsa da biz biliyoruz ki Kadın cinayetleri münferit değil politiktir. İktidarın şiddeti meşrulaştırılan ve erkek şiddetini besleyen politikalarıdır. İktidar, İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü etkin uygulamayarak, kadınların güvenli ve güvenceli yaşamasına dönük politikalar geliştirmediği gibi var olanlara saldırıyor. Gerçek adalet değil erkek adaleti işleterek, kadına yönelik şiddet faillerini iyi halden, kanıt yetersizliğinden serbest bırakarak bir cezasızlık zırhıyla koruyor, hayatta kalmak için kendini savunmak zorunda kalan kadınlara ise verebileceği en ağır cezaları veriyor. İktidarın bu politikaları sadece kadınları değil çocuklarımızın da hayatlarını ellerinden alıyor. Sıla, Narin ve daha nice çocuğumuzun mezarı da yine en güvendikleri ‘kutsal aileleri’ oluyor. Sesini asla duyuramayan engelli çocuklar, devletin korumasında olması gereken kimsesiz çocuklar, yurtlarda, tarikat kıskacında cinsel istismarın, şiddetin hedefi oluyor ve kapitalizmin doymayan iştahı yeni doğan bebeklerin kanından besleniyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziantep İl Kadın Kolları Başkanı Av. Müge Düşün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, CHP’nin iktidara gelmesi halinde Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’nı hayata geçireceklerini belirtti. Düşün, açıklamasında kadına yönelik şiddetle mücadelenin temelinin toplumsal cinsiyet eşitliği olduğunu vurgularken, kadın haklarını güçlendirecek politikalarla toplumda adaleti sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.
Kadın cinayetlerinin Türkiye’de sistematik bir sorun haline getirildiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Şiddetten öte artık bir kadın katliamı yaşanıyor. Her gün yasta, her gün isyandayız. CHP, Türkiye’nin 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir geri adım oldu. Sözleşmeden çekilmenin, kadınları korumak için geliştirilen kurumsal ve siyasi mekanizmaları zayıflattı. İstanbul Sözleşmesi’ne derhal dönülmesi gerekiyor. Mevcut politikaların kadın haklarını aile politikalarına indirgeyen bir anlayışla yürütülüyor. CHP olarka iktidara geldiğimizde Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’nı kuracağız ve kadınların toplumsal yaşamda eşit şekilde yer almasını sağlayacak düzenlemeler yapacağız. Şiddeti durdurmaya yönelik somut adımların ivedilikle atılması gerekiyor. Kadına yönelik şiddetin sadece bireysel bir sorun değildir, toplumsal ve yapısal boyutlarıyla ele alınması gereken bir insan hakları ihlalidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” kapsamında düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan CHP Hopa Kadın Kolları Başkanı Şeniz Aytaş şunları söyledi:
“Siyaset yapmaktan da emeğimizin hakkını savunmaktan da vazgeçmeyeceğiz. Eşit, özgür ve demokratik bir gelecek; biz kadınların ellerinde yükselecek. Yaşamın her köşesini sevgiyle, barışla, kardeşlikle ve güvenli bir gelecekle donatmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. El birliğiyle dünyayı değiştireceğiz. Cesaret biziz, azim biziz, emek biziz. Biz kadınız. Biz her iki kişiden biriyiz. Bugün burada ortaya konulan görüşler ve işbirliği ruhu, hepimizin bu hayatta ne kadar önemli bir role sahip olduğumuzu bir kez daha gösterecektir.
“Kadın Cinayetleri Politiktir”
Zeliha Yıldırım, Hopalı kadınlar adına yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bundan 64 yıl önce, 25 Kasım 1960 tarihinde Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler, faşist diktatörlükle yönetilen ülkelerinde özgürlük mücadelesi verdikleri için rejim güçleri tarafından tecavüze uğradılar ve katledildiler. Kadınların bu mücadelesi bize ilham olmaya devam ediyor. Bu hikaye, kadınlara yönelen tüm şiddet biçimlerine karşı direnmenin, mücadele etmenin ve aynı zamanda demokrasi ve eşitlik mücadelesinin sembolüdür. Hem Türkiye’de hem de dünyada hükümetlere başkanlık eden otoriter liderler, cinsiyetçi, dinci, milliyetçi ideolojileriyle kadının bedenine, kimliğine ve emeğine dönük saldırılarını sürdürüyor. Sağ muhafazakar iktidarların kadın bedeni üzerinden yürüttükleri kadın kazanımlarına dönük saldırılar arttıkça kadınların mücadeleleri de büyüyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gaziantep’te gerçekleştirilen basın açıklamasında, İran’dan Hindistan’a uzanan örneklerle otoriter rejimlerin kadın bedenine yönelik baskılarına dikkat çekildi. İran’da Masha Amini’nin ölümünün ardından büyüyen protestolar ve Hindistan’da bir kadın doktorun tecavüz edilerek öldürülmesi sonrası yapılan kitlesel eylemler, kadınların mücadelesine örnek gösterildi.
Açıklamada, kadına yönelik şiddetin münferit olaylar değil, politik bir mesele olduğu vurgulandı.
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması nedeniyle kadınların korunmasız bırakıldığı belirtilen açıklamada, “Kadın cinayetleri münferit değil politiktir” sloganıyla, hükümetin erkek egemen politikalarının şiddeti beslediğine işaret edildi. Kadın emeğinin giderek daha fazla sömürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’de kadın işsizliğinin en yüksek seviyelerde olduğu, kadınların güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mahküm edildiği belirtildi. Ekonomik kriz ve artan vergilerin kadınları daha da yoksullaştırdığı ifade edildi.
“Haklarımız İçin Mücadeleye Devam”
Eylem sonrası konuşan Gaziantep MilletvekiliSevda Karaca, iktidarın kadına yönelik şiddetle mücadelede yetersiz kaldığını belirterek, kadınların eşit ve özgür bir yaşam mücadelesini sürdüreceğini vurguladı. İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Karaca, kadınların yaşadığı can korkusunun asıl sorumlusunun iktidar olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Sancaktepe Belediyesi tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı (CEMR)” imza töreni düzenlendi. Törenin ardından basına açıklamada bulunan Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, “Sancaktepe’yi birçok alanda dünyanın gelişmiş yerel yönetim sözleşmeleriyle entegre şekilde yöneteceğiz” dedi.
Sancaktepe Belediyesi tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Programda ilk olarak “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı (CEMR)” imza töreni yapıldı.
İmzaların atılmasının ardından Dr. Ayşe Kaşıkırık moderatörlüğünde “Şiddetsiz Bir Hayat Dayanışma ile Mümkün” konulu panel düzenlendi. Panele Medya İletişim Uzmanı Derya Kap, Klinik Psikolog Deniz Karakaya, Mor Çatı Gönüllüsü Ceren Karaca ve Kadın İnsan Hakları Derneği Koordinatörü Dr. Ezel Buse Sönmezocak konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, kadın hakları, kadının sosyal ve siyasal hayattaki rolü, kadına yönelik şiddet gibi konularda konuşmalar gerçekleştirdi.
Törende konuşma yapan Sancaktepe Belediye Başkan Yardımcısı Zeynep Karaman, “Yan yana durmanın ve dayanışmanın önemini bir kez daha vurgulamak üzere bu haftayı çeşitli etkinliklerle geçireceğiz. Bugün ilk olarak Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı’nı imzalayarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması noktasında önemli bir adım atıyoruz” şeklinde konuştu.
Programın ardından açıklamada bulunan Başkan Alper Yeğin, “Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Biz de Sancaktepe Belediyesi olarak Mayıs ayında Belediye Meclisimizde Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği ile ilgili meclis kararımızı almıştık. Bugün de protokolümüzü imzaladık. Sancaktepe’yi birçok alanda dünyanın gelişmiş yerel yönetim sözleşmeleriyle entegre şekilde yöneteceğiz. Bunu da zamanla hep birlikte göreceğiz” dedi.
Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitlik Şartı
Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR), Avrupa’da yerel ve bölgesel düzeyde toplumun tüm kesimlerinin hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanmaları amacıyla, 2006 yılında, hem siyasi bir belge hem de pratik bir araç niteliğinde olan “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı”nı geliştirdi. Söz konusu Şart, belediye hizmetlerinin planlanması, uygulanması ve izlenmesi süreçlerinde vatandaşların katılımını desteklemekte. Farklı kesimlerin farklı ihtiyaçları olabileceğini ve belediyenin buna göre hizmetlerini şekillendirmesi gerektiğine vurgu yaparak bunu insan hakları temelinde değerlendiren bu şart üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde imzacı tarafların çalışmalarında benimseyeceği temel ilkeler yer alıyor. İkinci bölümde imzacı taraflardan Şart’ın hükümlerinin uygulanması amacıyla gerçekleştirmesi beklenen adımlar bulunuyor. Üçüncü bölüm, yerelde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda somut taahhütleri içeriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yürüyüşe, DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti Van MilletvekiliPervin Buldan, Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kentteki ilçe belediye eşbaşkanları ve meclis üyelerinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.
Bir avm önünde bir araya gelen kadınlar, Kent Meydanı’na yürüdü. “Öldürdüğün Kadın Öldürdüğün Yaşamdır” dövizi taşıyan kadınlar, sık sık “Jin, jiyan, azadi” sloganları attı.
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün 25 Kasım kadına yönelik şiddete mücadele gününde Van’da direnen kadınlarla birlikte bir aradayız. 64 yıldır kadınlar meydanlarda sokaklarda alanlarda, erkek devlet şiddetini teşir etmeye devam ediyor. bugün 25 kasımda Amed’den Van’a, Hakkari’den İstanbul’a Ülkenin dört bir yanında kadınlarlar isyan ediyor. Bu hükümetin kadın düşman politikalarına karşı isyan ediyor. bu toplumda yükselen cinsiyetçiliğe karşı isyan ediyor. bu ülkede kendisine oluşturmaya çalışılan sermayenin sömürü düzenine karşı isyan ediyor. ve Dünya’da şuan herkes bir anda bu ülkelerin bu şekilde yönetilme krizine karşı erkek eğemenliğine karşı kadınlar sokaklarda, meydanlarda şiddetin her halini teşhir ediyor.
“Kayyum atamaları ve kadın…”
Sadece 22 yıllık AKP iktidarının kadın politikaları, ne yazık ki kadınları inkar etmek üzerine kurulmuştur. ve diyoruz ki bizim bir kimliğimiz var ve kadın kimliğimiz özgür kadın kimliği üzerine kuruludur. Bizler irade sahibiyiz, nasıl seçme hakkımız varsa, seçilme hakkımız da var. Eğer bugün kayyum atamalarıyla kadınların seçme hakkı var deyip seçilme hakkı yok diyorsanız siz o zaman kadınlara ‘siz kendinizi yönetemezsiniz’ diyorsunuz. Eğer bugün kürtlere seçme hakkınız var ama seçilme hakkınız yok diyorsanız bugün siz kürtlere kendi kendinizi yönetemezsiniz diyorsunuz. işte tamda budur erkek egemen sistem dediğimiz. İşte egemen ulus devlet aklının halklara ve kadınlara nasıl bir gelecek ve yaşam vadettiği budur. Savaşın hedefinde kadınlar vardır. sadece geçen yıl BM raporuna göre her 10 dakikada bir kadın katledildi. bu katliamlar bir kırım politikası haline geliyor. işte bu yüzden savaş politikalarından vazgeçin derken aslında kadınların çocukların şiddetin hedefi haline gelmesinden vazgeçin diye uğraşıyoruz. şavaşın olduğu yerde özgürlük ve eşitlik olmaz. savaşın olduğu yerde şiddetten kurtuluşta olmaz. O yönüyle daha çok barış diyeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda Beyoğlu’nda yapılacak yürüyüşlerin yasaklanmasının ardından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Taksim’e izinsiz yürümek isteyen gruba, polis ekipleri barikat kurarak önlem aldı. Tüm uyarılara rağmen dağılmayan bir grup kadın, polise biber gazı ve sprey boya sıktı. Bunun üzerine gruba müdahale eden polis, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükelçilikte düzenlenen programa, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, bursiyerler ve birçok davetli katıldı.
Bozay, Hollanda-Türkiye dostluğunun 100. yılının kutlandığı programın açılışında konuştu.
Bakan Yardımcısı Bozay, bugünlerin “belirsizlikler” kavramıyla tanımlanabileceğini, Jean Monnet Burs Programı’nın ise bir “fenere” benzetileceğini belirterek bu programın Türkiye-AB ve Türkiye-Hollanda ilişkilerinin ne yöne gitmesi gerektiğine dair ipucu verdiğini söyledi.
Eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı ve eski İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin, AB ekonomisinin küresel gelişmeler karşısında nasıl rekabetçi kalabileceği konusundaki raporuna değinen Bozay, “Draghi raporunun bence tek eksik yönü bir üye olarak Türkiye ve onun kapasitesi. Size, Türkiye ve AB kapasitelerini, üyelik sürecinde nasıl bir araya getirebileceği konusunda çalışmanızı rica edeceğim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ortaklığımız ve dostluğumuz oldukça güçlü”
Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Wijnands ise Jean Monnet Burs Programı’nın AB ve Türkiye arasındaki işbirliğinin en önemli sacayaklarından biri olduğunu ve iki aktör arasındaki akademik ilişkilerin gelişmesine yardımcı olan bir husus olduğunu söyledi.
Türkiye-Hollanda ilişkilerinin önemine işaret ederek bu yıl iki ülke arasındaki dostluğun 100. yıl dönümünü kutladıklarını belirten Wijnands, “Ortaklığımız ve dostluğumuz oldukça güçlü. Sadece NATO müttefiki ülkeler değiliz aynı zamanda çok önemli ticaret ortaklarıyız. Hollanda Türkiye’de birinci sıradaki yabancı olan yatırımcı.” dedi.
Wijnands, iki ülke toplumları arasında güçlü bağlantıların olduğunu vurguladı.
Büyükelçi Ossowski de Jean Monnet Burs Programı’nın çok iyi algılanan ve herkes tarafından beğenilen bir program olduğunu söyledi.
AB’nin Türkiye’de kullandığı fonların çok iyi değerlendirildiğini vurgulayan Ossowski, “(Fonların) Onların hayata geçirilmesi ve değerlendirilme süreci Türkiye’de çok iyi işliyor çünkü Türkiye’de çok iyi eğitimli bir bürokrasi var, birçok aday ülke için bunu söyleyemeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ossowski, Türkiye’de göreve başlamasının 2 ayını geride bıraktığını ve Türkiye’nin varlığının kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.
Jean Monnet Burs Programı
Jean Monnet Burs Programı, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi çerçevesinde, AB alanında uzmanlaşmış insan kaynağının geliştirilmesi ve müktesebatın etkin uygulanabilmesi için gerekli idari kapasitenin oluşturulması amacıyla 1990’dan bu yana uygulanmakta olan bir program.
Bugüne kadar yaklaşık 3 bin kişinin faydalandığı programın finansmanı AB tarafından Türkiye’ye sağlanan Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı altından yapılıyor.
Program Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından Merkezi Finans ve İhale Birimi ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile işbirliği içerisinde yürütülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Spor Bilimleri Derneği tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Kongrenin açılışında konuşan Tekin, Öğretmenler Günü Haftası dolayısıyla Bakanlık olarak bazı etkinlikler planladıklarını dile getirdi. Bakanlık olarak en çok üzerinde durdukları konulardan bir tanesinin spor kültürü ve spor alışkanlıklarının kazandırılması olduğunu belirten Bakan Tekin, Platon’un beden eğitimi ve müziğin eğitimdeki yerine ilişkin sözlerini hatırlatarak, “Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok. Dolayısıyla spor ve spor eğitimi sadece sporcuların eğitimi anlamında değil, toplumun tamamının bu anlamda hayatını yönlendirmesi açısından çok önemli. Ben bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem çocuklarımızın gündelik hayatta sportif alışkanlıklar kazanmasını hem de beden eğitimi derslerinin daha verimli, daha işlevsel hale gelmesi için ciddi değişiklikler yaptık” dedi.
“Spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız”
Bakan Tekin, 2014 yılında proje okul uygulaması başlattıklarını ve sportif eğitim veren okulları tematik hale getirmek istediklerini dile getirdi. Bunun ilk örneklerinden birinin Voleybol Federasyonu ile yürütülen Türkiye Voleybol Lisesi olduğunu kaydeden Tekin, “Türkiye’de özellikle kadın voleybolu ile ilgili yaşanan gelişmelerde MEB ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bu projenin çok büyük bir yeri var. Benzeri şekilde Türkiye Futbol Federasyonu ile ortak Riva’da ilk örneğini verdik, Futbol Lisesi açtık. Spor liselerimizin büyük çoğunluğu 2014 itibarıyla hemen hemen tamamı genel spor liseleriydi. Dolayısıyla okula atadığımız öğretmen arkadaşlarımızın ilgilerine göre devamlı olmayan bir görünüm arz ediyor. Bunun üzerine biz proje okul formatıyla federasyonlarla bu liseleri tematik hale getirmek istedik. Bu okulların sportif anlamdaki derslerle ilgili müfredatını ilgili federasyonlarla yaptık. Akademik kısmını bakanlıktaki ilgili genel müdürlük ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı, sportif anlamdaki müfredatını da ilgili federasyonlarla ortak yaptık. Bu bence çok önemli bir adımdı. Gelecekte spor liselerimizi bu anlamda tematik hale getirmeye devam edeceğiz. Başka bir başlangıç daha yapıyoruz. İlk örneğini güzel sanatlar liselerimizle beraber yaptık bu yıl. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi ile birlikte bir müzik ilkokulu, ortaokulu ve lisesini test ettik. İlk yıldan itibaren tematik spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız. Daha küçük yaşlardan itibaren sportif yeteneklerini çocuklarımızın tespit edip, o yeteneklerine uygun eğitim öğretim almalarını temin edecek bir adım atacağız” dedi.
Kongre 24 Kasım tarihlerine kadar sürecek. Kongrenin açılışına Bakan Tekin’in yanı sıra, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Spor Bilimleri Derneği Başkanı Fikret Soyer, akademisyenler, öğrenciler ve sporcular katıldı. – ANKARA
Milli Eğitim BakanıYusuf TekinPolitikaKültürEğitimankaraSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?
YASAMA BÖLÜMÜ
TBMM KARA RI
1437 Kadınların Her Türlü Şiddet ve Ayrımcılığa Maruz Kalmalarının Önlenerek Bu Alandaki Mevcut Düzenlemelerin Gözden Geçirilmesi ve Alınması Gereken Ek Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna Üye Seçimine Dair Karar
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİ KLER
–– Tarım Şûrası Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Türkiye Ürün İhtisas Borsasında Aracılık Faaliyetleri ile Aracıların Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
TEBLİĞ
–– Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2024/23)
YARGI BÖLÜMÜ
ANAYASA MAHKEM ESİ KARARLARI
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/1 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/1 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/8 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/2 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/31 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/3 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/33 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/4 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/35 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/5 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/37 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/6 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/49 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/7 Sayılı Kararı
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânları
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DEMİRHaberler.com – GündemSoğuk HaberPolitikaEğitimHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 22’nci Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışında erken yaşta spor eğitimi verilmesinin önemine dikkat çekerek, spor liselerinin tematik hale getirileceğini bildirdi.
Spor Bilimleri Derneği tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Kongrenin açılışına Bakan Tekin’in yanı sıra, Gazi Üniversitesi Rektörü Uğur Ünal, Spor Bilimleri Derneği Başkanı Fikret Soyer, akademisyenler, öğrenciler ve sporcular katıldı. Kongrenin açılışında konuşan Tekin, Öğretmenler Günü Haftası dolayısıyla Bakanlık olarak bazı etkinlikler planladıklarını dile getirdi.
“Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok”
Bakanlık olarak en çok üzerinde durdukları konulardan bir tanesinin spor kültürü ve spor alışkanlıklarının kazandırılması olduğunu bildirdi. Platonun iki beden ve müzik eğitimini çok önemli olduğu sözlerini hatırlatan Bakan Tekin, “Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok. Dolayısıyla spor ve spor eğitimi sadece sporcuların eğitimi anlamında değil, toplumun tamamının bu anlamda hayatını yönlendirmesi açısından çok önemli. Ben bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem çocuklarımızın gündelik hayatta sportif alışkanlıklar kazanmasını hem de Beden Eğitimi Derslerinin daha verimli daha işlevsel hale gelmesi için ciddi değişiklikler yaptık” dedi.
“Spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız”
Bakan Tekin, 2014 yılında Proje Okul uygulamasının başlatarak sportif eğitim veren okulların tematik hale getirmek istediklerini bildirdi. İlk örneklerinden bir tanesinin Voleybol Federasyonuyla yürütülen Türkiye Voleybol Lisesi olduğunu kaydeden Tekin, “Türkiye’de özellikle kadın voleybolu ile ilgili yaşanan gelişmelerde MEB ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bu projenin çok büyük bir yeri var. Benzeri şekilde Türkiye Futbol Federasyonu ile ortak Riva’da ilk örneğini verdik Futbol Lisesi açtık. Spor liselerimizin büyük çoğunluğu 2014 itibariyle hemen hemen tamamı genel spor liseleriydi. Dolayısıyla okula atadığımız öğretmen arkadaşlarımızın ilgilerine göre devamlı olmayan bir görünüm arz ediyor. Bunun üzerine biz Proje Okul formatıyla Federasyonlarla bu liseleri tematik hale getirmek istedik. Bu okulların sportif anlamdaki derslerle ilgili müfredatını ilgili federasyonlarla yaptık. Akademik kısmını bakanlıktaki ilgili genel müdürlük ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı da sportif anlamdaki müfredatını da ilgili federasyonlarla ortak yaptık. Bu bence çok önemli bir adımdı. Gelecekte spor liselerimizi bu anlamda tematik hale getirmeye devam edeceğiz. Başka bir başlangıç daha yapıyoruz. İlk örneğini güzel sanatlar liselerimizle beraber yaptık bu yıl. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi ile birlikte bir müzik ilkokulu ortaokulu ve lisesini test ettik. İlk yıldan itibaren tematik spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız. Daha küçük yaşlardan itibaren sportif yeteneklerini çocuklarımızın tespit edip o yeteneklerine uygun eğitim öğretim almalarını temin edecek bir adım atacağız” dedi.
Kongre 24 Kasım tarihlerine kadar sürecek.

Milli Eğitim BakanıYusuf TekinPolitikaEtkinlikKültürEğitimSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtalya’da eğitim hakkı kazanan ancak vize alamadıkları için mağdur olan öğrenciler ve aileleri İtalya’nın İzmir Konsolosluğu önünde açıklama yaptı. Konsolosluğa üzerinde ret yazıları ve taleplerinin sıralandığı dileklerin asılı olduğu siyah çelenk bırakan öğrenciler, Konsolos Daniele Bianchi’ye mağduriyetlerine ilişkin mektup sundu.
İzmir İtalya Konsolosluğunun önünde bir araya gelen öğrenciler ve veliler, üstünde ret yazılarının ve taleplerinin sıralandığı dileklerin asılı olduğu siyah çelenk bırakarak, İzmir İtalya Konsolosu Daniele Bianchi’ye yaşadıkları mağduriyetle ilgili mektup sundu.
“Anne ve babalarının gelirlerinin yetersiz olduğu sebepleriyle ne yazık ki ret aldılar”
Açıklamayı okuyan Şenay Yalçıner, öğrencilerin 29 Kasım’a kadar vize alıp İtalya’ya gidememeleri durumunda üniversite kayıt haklarının ve burslarının yanacağını belirterek şunları söyledi:
” Türkiye’nin seçkin lise ve üniversitelerin bitirmiş, onur belgeli başarılı öğrenciler bir yılı aşkın süredir hazırlık yaptılar. Birçok sınava girerek dünyada geçerli olan yüksek puanlar aldılar. İtalyan üniversiteleri çocuklarımızı davet ettiler, ikna ettiler. Bu gençlerin amacı, dünya sıralamasında başarısı yüksek olan okullara girmeye hak kazanmaktı ve kazandılar. Binlerce euro ödeyerek danışmanlık tuttular, okullarına ön kayıtlarını yaptırdılar. Okulları davet mektuplarını konsolosluğa gönderdi, burslara hak kazandılar, evlerini tuttular, uçak biletlerini aldılar. Bu süreçlere 3 bin eurolara varan paralar harcadılar. Danışman yani konsolosluğun randevu hizmetlerini ve evrak kabullerini yapan kurum olan IDATA’da randevu duvarına çarptılar. IDATA’nın ve konsoloslukların sayfalarında yayımlanan evrakları hazırladılar. Bu sayfalarda belirlenen en az 6 bin 200 euroyu hesaplarında bulundurdular. Her şey doğru ve düzgün olmasına rağmen İtalya’da eğitim almak için anne ve babalarının gelirlerinin yetersiz olduğu sebepleriyle ne yazık ki ret aldılar. İtalya’nın belirtmiş olduğu bir yıllık elitim ve yaşam masrafı 6 bin 200 eurodur. Bu tutarın banka hesaplarında bulunması yerindeyken aileler 10 bin ile 50 bin euro arasında nakit, mülk ve maaş gibi gelir kaynağı gösterdiler. Madem maddi yetersizlik ret sebebi o zaman neden öğrencilerin en az bir yıllık emekleri, başarıları, zamanları, yurt-ev, uçak bileti ve danışmanlık ücretleri çöpe atılıyor?
“Bu pırıl pırıl gençlere ilticacı muamelesi yapılıyor”
İzmir Konsolosluğu, İstanbul ve Ankara Konsolosluğu’na kıyasla farklı uygulamalar yaptı. Diğer konsolosluklar, anne ve babalar dışında sponsorları kabul ederken İzmir Konsolosluğu kesinlikle bunu kabul etmedi. Ailenin maddi gelirini güçlendirmek adına abla, amca, dayı, babaanne gibi inşaların sponsor olmasının İzmir kabul etmedi. Bu şekilde başvuru yapıldığından dolayı İzmir’de yapılan başvurular zayıf kaldı. Öğrencilerimiz haksızlığa uğramış hissetmektedir. İzmir Konsolosluğu’na ulaşmak imkansız. E-maillere ya da telefonlara yanıt verilmiyor, konsolosluğa gidildiğinde kapılar öğrencilerin yüzüne kapatılıyor. Bazı öğrencilerin vizelerinde isimleri yanlış yazıldı, bazı öğrencilerin mailleri, farklı öğrencilere gönderildi. Üst üste yapılan bu hatalardan dolayı seyahat ve sponsor mektuplarının okunmadığına inanıyoruz. Tam 22 öğrenciye, maddesi yetersizlik nedeniyle İzmir Konsolosluğu tarafından ret verildi. Rezervasyon tarihleri ve okulların akademik takvimi hiç dikkate alınmayarak öğrenciler aylarca bekletildi. Bu süreçte, burslarını kaybettiler, derslerine giremediler, sınavlarını kaçırdılar ve eğitim hakları ellerinden alınmış oldu. Gençler arasında adalet sağlanamadı. Bu pırıl pırıl gençlere ilticacı muamelesi yapılıyor. Bu gençler göç etmek değil, dünya sıralamasında en iyi olan üniversitelerde okumak İtalya’yı seçti.
“Vize alamazlarsa yüzlerce çocuğumuzun okul kayıtları silinecek”
29 Kasım 2024 tarihine yani 10 gün sonrasına kadar vize alamazlarsa yüzlerce çocuğumuzun okul kayıtları silinecek. Daha fazla olumsuzluk yaşamamaları için ivedilikle dosyalarının sonuçlandırılmasında Sayın Konsolosumuzdan yardım istiyoruz. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanım ve Dışişleri Bakanımızdan da bu yaşadığımız mağduriyetin giderilmesi için gerekli görüşmelerini yapıp bize yardımcı olmalarını talep ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TAHRAN – İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail basınının ortaya attığı “komada” iddialarının aksine, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Müçteba Amani ile bir araya geldi.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail basını ve sosyal medya tarafından ortaya atılan “komada” iddialarının ardından ilk kez görüntülendi. Hamaney, İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği telsiz saldırısında yaralanan İran’ın Beyrut Büyükelçisi Müçteba Amani ile başkent Tahran’da dün bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin bugün servis edilen görüntülerde, Hamaney’in sağlıklı olduğu görüldü.
Görüşmeye ilişkin açıklama yapan Amani, “Kendileri sağlık durumumla yakından ilgilendi. Sol gözümde sorun olmadığını, sağ gözümde ise hafif bir görme problemi olduğunu belirttim. Yaralanmamdan dolayı gösterdiği ilgi ve alakadan memnuniyet duydum” ifadelerini kullandı.
İsrail ile bağlantılı sosyal medya hesapları, 7 Kasım’dan bu yana kamuoyu önünde görülmeyen Hamaney’in zehirlenerek hastaneye kaldırıldığı ve komada olduğu hatta hayatını kaybettiği iddiaları ortaya atmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TAM BURS SEÇENEĞİ YOK
Sözcü’nün haberine göre; Oxford Üniversitesi’nin internet sitesinde yer alan bilgilerde söz konusu programın ücretinin ortalama 121 bin sterlin (yaklaşık 5 milyon 324 bin TL) olduğu görüldü.
Tam burs seçeneği bulunmayan programda iki farklı burs seçeneği sunuluyor. Bunlardan birincisi “Forté Foundation” adıyla sadece kadın öğrencilere yönelik 37 bin 500 sterlin indirim uygulayan bir burs programı. Diğeri ise “Club MBA” adıyla öğrencilerin eğitim ücretlerine yüzde 30 indirim sağlıyor.

PROGRAMIN EN DÜŞÜK ÜCRETİ 2,6 MİLYON TL
Birinci burstan yararlanan öğrencilerin Türk Lirası’yla 3 milyon 674 bin TL ödemesi gerekirken diğer burstan faydalanan öğrencilerin ise Oxford Üniversitesi’ne 2 milyon 662 bin TL ödeme yapması gerekiyor.

MilletvekiliAK PartiPolitikaEğitimBurs
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı, yasadışı bahis soruşturması kapsamında Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’a verilen ‘Ev hapsi’ kararına itiraz etti. Savcılık, Ortaç ve Erbil’in tutuklanmalarını talep etti.
TUTUKLANMALARI TALEP EDİLDİ
Pazartesi günü yasadışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve emniyette işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından, tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bırakıldı. Diğer yandan, Sefa Caner Sarıcam, Esma Sözen, Muzaffer Zorbey Erkoçlar ve sosyal medya fenomeni İbrahim Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bıraılmasına itiraz etti. Başsavcılık Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın tutuklanmalarını talep etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 9 Kasım (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile Çin’in başkenti Beijing’de bir araya geldi.
Mattarella, Xi’nin davetiyle resmi ziyarette bulunmak üzere Çin’de bulunuyor.
Görüşmelerin ardından iki cumhurbaşkanı, kültür, bilim, teknoloji, eğitim ve dünya mirası alanlarının korunması konularında çok sayıda ikili işbirliği belgesinin imzalanmasına nezaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SCHOLZ, KOALİSYON ORTAĞINI GÖREVDEN ALDI
Alman Haber Ajansı DPA’nın hükümet sözcüsü Steffen Hebestreit’a dayandırdığı haberinde, bir süredir hükümet içinde yaşanan anlaşmazlıkların ardından Başbakan Scholz’un FDP liderini bakanlıktan aldığı ifade edildi. Hebestreit, Başbakan Scholz’un koalisyon ortağı FDP’nin lideri Maliye Bakanı Lindner’i görevden aldığını doğruladı.
ERKEN SEÇİM ÖNERİSİNİ REDDETTİ
Ülke medyasında yer alan haberlerde, koalisyon hükümetini oluşturan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller ve FDP yetkililerinin aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için Başbakanlıkta bir araya geldiği belirtildi. FDP lideri Lindner’in Şansölye Scholz’a bu görüşmede erken seçim önerisinde bulunduğu aktarılan haberlerde, ancak Scholz’un bunu reddettiği bildirildi. Haberlerde, Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in de yaşanan hükümet krizi nedeniyle devreye girdiği ve parti liderleriyle görüşmesinin beklendiği kaydedildi.
NE OLMUŞTU?
Koalisyon hükümeti, 2025 bütçesi, ikinci emeklilik paketi ve “Büyüme Girişimi-Almanya için Yeni Ekonomik Dinamikler” adı verilen bir büyüme paketi konusunda zorluk yaşıyor. Özellikle FDP’nin mali açıdan şahin tutumu 2025 için hazırlanacak bütçe konusunda ortakları anlaşmazlığa düşürdü ve ülkede hükümet krizi havası oluşturdu. Maliye Bakanı Christian Lindner ve Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck ekonominin canlandırılması için farklı ve birbirlerinden bağımsız olarak öneriler sundu. Partiler arasında koordineli bir şekilde yapılmayan bu öneriler koalisyonda derin bir ayrışma olduğunu gösterdi. Koalisyon ortakları, bütçe komisyonu toplanıp bütçeye son şeklini verene kadar kapatılması gereken milyarlarca avroluk açık ile ekonomik krizden çıkış için izlenecek yol konusunda sıkıntılar yaşıyor.
MUHTEMEL 4 SENARYO
Koalisyonda yer alan bir tarafın ayrılması durumunda, Başbakan Scholz, 4 yıllığına seçildiği için mecliste başka çoğunluk oluşturabilir. Bu durumda Scholz, hükümetten ayrılan tarafın bakanlarının görevine son verir ve bunların yerine yeni bakanlar atar. Ancak bu senaryo gerçekçi bulunmuyor. Çünkü kamuoyu yoklamalarında, yüzde 32-34 bandında bulunan ve erken seçime gidilmesini talep eden ana muhalefetteki Hristiyan Birlik partilerinin (CDU-CSU) buna yanaşmayacağı ifade ediliyor. Bir başka senaryoya göre, Başbakan Scholz azınlık hükümeti kurabilir. Bunun gerçekleşmesi durumunda, Scholz hükümetinin her bir yasa için mecliste çoğunluk bulması gerekecek. Bunun için de muhalefetin desteğine ihtiyaç duyacak ve muhtemelen yasaların çıkması zorlaşacak. Bir başka seçenek de milletvekillerinin başbakana karşı bir güven oylamasına gitmesi. Mevcut başbakan güven oylamasını kaybeder ve milletvekillerinin gösterdiği bir başbakan adayı meclisten çoğunluğu alırsa, yeni başbakan olarak görev yapabilir. Ancak bunun için aşırı sağcı parti AFD milletvekillerinin desteğine ihtiyaç duyulacak. Meclisteki diğer tüm partiler AFD ile her türlü işbirliğine karşı çıktığı için bu seçeneğin gerçekleşmesi zor görünüyor. Bir diğer ve en gerçekçi seçenek ise Başbakan Scholz’un meclisten güvenoyu istemesi olarak görülüyor. Başbakan meclis çoğunluğunu arkasında toplaması ve güvenoyu alması durumunda hükümet devam eder, aksi durumda ise Başbakan, Cumhurbaşkanından erken seçime gidilmesini isteyebilir. Cumhurbaşkanı 21 gün içinde bu kararı alır, ardından 60 gün içinde erken seçim yapılması gerekir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kaybeden Harris, Washington’daki Howard Üniversitesi kampüsünde destekçilerine bir konuşma yaptı.
Başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Trump’a kaybettiklerini kabul eden Harris, “Bu seçimlerin sonuçlarını kabul etmemiz gerekiyor. Seçilmiş Başkan Trump ile konuşup zaferi dolayısıyla kendisini tebrik ettim. Ayrıca kendisine ve ekibine, bu yetki devir sürecinin barışçıl bir şekilde gerçekleşmesi konusunda yardımcı olacağımızı da söyledim.” şeklinde konuştu.
Bağlılıklarının Trump’a değil Anayasa’ya olduğunu kaydeden Harris, “Bu seçimleri kaybettiğimi kabul ediyorum ancak bu kampanyayı ateşleyen mücadelemizden vazgeçmiyorum.” vurgusunu yaptı.
Seçim kampanyası boyunca başarılı bir iş çıkardıklarını savunan Harris, kendisine destek olan herkese teşekkür etti ve inandıkları değerler uğrunda çalışmaya devam etmelerini istedi.
ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Trump 270 delegeyi geçerek ülkenin 47. başkanı olmaya hak kazanmıştı.
Trump, 20 Ocak 2025 günü yemin ederek resmen görevine başlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kaybeden Harris, Washington’daki Howard Üniversitesi kampüsünde destekçilerine bir konuşma yaptı. Başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Trump’a kaybettiklerini kabul eden Harris, “Bu seçimlerin sonuçlarını kabul etmemiz gerekiyor. Seçilmiş Başkan Trump ile konuşup zaferi dolayısıyla kendisini tebrik ettim. Ayrıca kendisine ve ekibine, bu yetki devir sürecinin barışçıl bir şekilde gerçekleşmesi konusunda yardımcı olacağımızı da söyledim.” şeklinde konuştu. Kamala Harris, “Önemli olan şey pes etmemek, denemeyi bırakmamak, savaşmaya devam edeceğiz” dedi.
“PES ETMEK YOK, SAVAŞMAYA DEVAM”
Kamala Harris, seçim mağlubiyetini kabul ettiği konuşmasında açıklamalarına şöyle devam etti:
Amerikalıların bir prensibi olarak, bu sonuçlara saygı duyuyoruz. Bu olmazsa demokrasi sahibi olduğumuzu söyleyemeyiz. Burada sadece oradaki başkana değil kendi ülkemize bu saygıyı göstermemiz gerek. Bu yüzden ben buradaki seçimin sonucunu kabul ederken buradaki savaşı sürdüreceğimizi söylemek istiyorum. Özgürlük için verdiğimiz savaş, tüm Amerikalılar için verdiğimiz bir savaştır. Bu savaşı hiçbir zaman bırakmayacağım. Buradaki Amerikalıların geleceğini korumak için bu savaşı sürdüreceğim. Hiçbir zaman bu savaşı bırakmayacağım. Sokaklarımızı silah şiddetine karşı korumaktan pes etmeyeceğim. Hukukun üstünlüğü savaşımı hiçbir zaman bırakmayacağım. Buradaki temel haklardan herkesin faydalandığından emin olacağız. Önemli olan şey pes etmemek, denemeyi bırakmamak, savaşmaya devam edeceğiz. Lütfen kedere kapılmayın. Şu anda kolları sıvama, organize olma vakti. Buradaki özgürlüğümüzü ve adaleti korumak için. Birlikte olduğumuzu bilin. Kariyerim boyunca acı çeken insanlar gördüm, hikayelerini dinledim. Kalplerindeki güç ve cesaret beni canlı tuttu. Onların adil bir hukuk sürecinden geçmeleri için savaştım. Onların bu cesaretini destekledim. Burada çok ciddi bir adalet tarihine bakıyorum. Burada sadece yeteri kadar karanlıksa ışığı görmek daha kolay olur. Karanlık zamanlara girdiğimizi söyleyebilirsiniz. Ama umuyorum ki böyle değildir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Orta Doğu’daki katliamlarına yenileri eklendi. Lübnan’daki Baalbek-Hermel bölgesinin valisi Beşir Hodr, İsrail’in düzenlediği yaklaşık 40 saldırıda en az 38 kişinin öldüğünü, 54 kişinin yaralandığı açıkladı. Baalbek-Hermel bölgesinin yanı sıra Beyrut’un güney banliyölerine yeni saldırılar düzenlendiğini aktaran Hodr, enkaz altında kalan yaralıları kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
İsrail Beyrut banliyölerini hedef almıştı
Dün, başkent Beyrut’un güney banliyölerindeki birçok bölge için tahliye emirleri yayınlayan İsrail, en az 4 bölgeyi hedef almıştı. Yaşanan can kayıpları ya da saldırıların hedefi konusunda İsrail veya Lübnan’dan resmi açıklama yapılmamıştı. – BEYRUT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Musk seçim gecesini Trump’ın Florida’nun Mar-a-Lago bölgesindeki evinde izledi.
Trump’ın seçim galibiyeti netleşmeye başlarken, sahibi olduğu X’teki hesabından,”Amerikan halkı, bu gece Donald Trump’a değişim için çok açık bir yetki verdi” diye yazdı.
Donald Trump da Palm Beach Kongre Merkezi’ndeki zafer konuşmasının bir bölümünü Musk’ı övmeye ayırdı. Yeni başkan, SpaceX tarafından üretilen inişini anlattı.
Temmuz ayında Pennsylvania’da bir seçim mitingindeki suikast girişimi sonrası açıktan Trump’a destek vermeye başladı.
Donald Trump’a bağış sağlama amacıyla kurulan bir siyasi örgütlenmenin en önemli destekçileri arasındaydı. Toplam 119 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.
Ülke seçime geri sayarken, çekişmeli eyaletlerde seçmen kaydı yaptırılmasını teşvik etmek için bizzat çalıştı. Seçmen kaydı yaptıracaklara, çekilişle bir milyon dolar ödül vadetmesi çok tartışıldı.
Bu çekiliş mahkemeye de taşındı ve bir hakim yasal sorun olmadığına hükmetti.
Trump’a, ününü, parasını ve sahibi olduğu X platformunu kullanarak destek veren Musk’ın, bu zaferden kazanacağı çok şey olabilir.
Seçilmiş başkan Donald Trump, ikinci döneminde israfı ortadan kaldırmak için Musk’a yönetiminde görev vereceğini söyledi.
Musk söz konusu girişime, DOGE kısaltması üzerinden ” Hükümet Verimliliği Bakanlığı” adını verdi. DOGE aynı zamanda milyarder iş insanının popülerleştirdiği bir meme ile kripto para biriminin de adı.
Uzay araştırmalarını nasıl etkiler?
Trump’ın başkanlığı, şu anda hükümet uydularını uzaya gönderen SpaceX’e ek faydalar getirebilir.
Musk, uzay araştırmaları alanında yapılan, rakibi Boeing’inki de dahil, kamu sözleşmelerini yapısı nedeniyle eleştiriyordu. Bu sözleşmelerin, bütçeyi korumayı ve teslim zamanına bağlı kalmayı teşvik etmediğini savunuyordu.
SpaceX ayrıca, Pentagon ve ABD’nin istihbarat kurumları, casus uydu yatırımı için milyarlarca dolar bütçe ayırmışken, bu alanda çalışmalar yapmaya başladı.
Trump ayrıca, elektrikli araç piyasasına yönelik düzenlemeleri en aza indirme planını açıklamıştı. Bu da Musk’ın sahibi olduğu Tesla şirketine yarar sağlayabilir.
Geçtiğimiz ay ABD’de yol güvenliğini denetlemek ve düzenlemekle sorumlu kurum, Tesla’nın otonom sürüş yazılım sistemini incelediğini duyurmuştu.
Musk ayrıca, Tesla çalışanlarının sendikalaşmasını engellemeye çalıştığı iddiasıyla da eleştiriliyor.
Birleşik Otomobil İşçileri, Trump ve Musk arasında X’te geçen bir konuşma sonrası haksız işçi çıkarma uygulaması nedeniyle şikayette bulundu. Söz konusu sohbette Musk, Trump’a grevdeki çalışanları işten çıkardığını söylüyordu.
Trump ayrıca, kurumlar vergisini ve zenginlere uygulanan vergileri düşürme sözü verdi.
Bu da Musk’ın muhtemelen yerine getirilmesini umduğu bir diğer sözdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HARRİS KONUŞMA YAPACAK
Amerikan CNN kanalının Harris’e yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Harris, bugün yerel saatle 16.00’da (TSİ 24.00) kameralar karşısına geçecek. ABD’de resmi olmayan sonuçlara göre başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump’a karşı kaybeden Harris’in, konuşmasında “mağlubiyeti kabul ettiğini” ifade etmesi bekleniyor.
TEBRİK ETTİ
Öte yandan ABD seçimlerinde kaybeden aday Kamala Harris, Donald Trump’ı arayarak seçim sonucu nedeniyle tebriklerini iletti. Trump, 20 Ocak 2025 günü yemin ederek resmen görevine başlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya’da haftalardır süren siyasi çekişmelerin ardından Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller Partisi ve Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan üçlü koalisyon hükümeti dağılma noktasına geldi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Maliye Bakanı Christian Lindner’i görevden aldı. Alman basınında yer alan haberlerde, Lindner’in bütçe çıkmazına bir çözüm olarak erken seçim önerdiğini ve Scholz’un bu öneriyi reddettiği bildirilmişti.
Lindner’in görevden alınmasının FDP’nin koalisyondan ayrılmasına yol açıp açmayacağı henüz bilinmiyor. FDP olmadan Scholz, Sosyal Demokratlarla tek başına ya da ikinci büyük parti olan Yeşillerle birlikte, geçici parlamento çoğunluklarına dayanarak bir azınlık hükümetine başkanlık etmeye devam edebilir. – BERLİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Portekiz’de Sporting ekibini çalıştıran ve geçtiğimiz günlerde Manchester United kulübü ile anlaşan Ruben Amorim, yeşil-beyazlı kulübe ve taraftarlara Şampiyonlar Ligi maçıyla veda etti. Jose Alvalade Stadyumu’nda Manchester City’yi konuk eden Sporting’de taraftarlar, karşılaşma öncesi Portekizli teknik adama sevgi gösterisinde bulundu. Mart 2020’den itibaren takımı çalıştıran Amorim için tribünlerde ‘Obrigado (Teşekkürler)’ yazılı dev bir pankart açılırken, görselde genç çalıştırıcı ve kazandığı kupalar yer aldı.
Manchester City ile oynanan maçı da 4-1 kazanan Sporting’de Ruben Amorim, son maçında tarihi bir galibiyet elde etti. Son düdüğün ardından futbolcularla birlikte tribünleri selamlayan 39 yaşındaki teknik adamı, futbolcular da çıkış tünelinin önünde havaya atarak sevgisini gösterdi.
Yeşil-beyazlılar Devler Ligi’nde 4 maçta 10 puana yükselirken, Portekiz Ligi’nde ise 10 maçta 10 galibiyeti bulunuyor.
Ruben Amorim, Sporting ile 2 Portekiz Ligi, 2 lig kupası, 1 de Portekiz Süper Kupa zaferleri yaşadı. Amorim, önümüzdeki günlerde Manchester United’a resmi imzayı atacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UZUN NAMLULU SİLAHLARLA SALDIRI DÜZENLEYECEKLERDİ
Olay, 31 Ekim günü Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi Mahallesi ara sokaklarında meydana geldi. İddiaya göre, Hakan H. montunun içine koyduğu uzun namlulu silahla arkadaşı Muhammet Metin E. idaresinde motosikletle silahlı saldırı düzenlemeye gitti. Bu sırada asayiş şube müdürlüğüne bağlı motosikletli polis timleri amirliği ekipleri, şahıslardan şüphelenip durdurmak istedi. Polislerin dur ihtarına uymayan şahıslar kaçtı.
POLİSLERE YAKALANDILAR
Yaşanan kovalamaca sonucu yunus polisleri, motosikletli her iki şüpheliyi yakalarken uzun namlulu silah ele geçirdi. Şüpheliler gasp büro amirliğine teslim edildi. Silahlı saldırı yapacağı öne görülen şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Her iki şüphelide çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Başbakan Yardımcısı, Altyapı ve Enerji Bakanı Belinda Balluku ve diğer yetkililerle trafiğe açılan köprüde incelemelerde bulundu.
Başbakan Rama, burada yaptığı açıklamada, inşa edilen köprünün, eski iki şeritli köprüde yıllardır sıkışan trafiği nihayet rahatlatacak, etkileyici bir çalışma olduğunu söyledi.
Balluku da inşasına 2020’de başlanan ve “bir sanat eseri” olarak nitelendirdiği köprünün yaklaşık 40 milyon avroya mal olduğunu belirtti.
Arnavutluk ile Kosova’yı bağlayan Ulusun Yolu (Rruga e Kombit) Otoyolu bünyesinde inşa edilen 4 şeritli “Büyük Kukes Köprüsü”, 310 metre uzunluğa sahip ve 56 metre yüksekliğinde geniş kemerli metal bir yapıdan oluşuyor.
Kukes şehrindeki Kara Drin Nehri üzerinde inşa edilen köprünün Arnavutluk ile Kosova arasında daha güvenli ulaşım sağlaması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalyaspor’u kendi sahasında 2-0 yenen Samsunspor’da Teknik Direktör Thomas Reis, maç sonu basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Reis, bu haftayı da 2. sırada bitirdikleri için mutlu olduklarını ifade etti. Reis, ayrıca bir sonraki rakipleri Galatasaray’ın ligin en iyi takımı olduğunu da dile getirdi.
Hak etikleri bir galibiyet aldıklarının altını çizen Thomas Reis, “Rakibe fazla pozisyon vermedik. Son paslarda doğru seçimler yapamadık ve kontratakları iyi değerlendirmedik. 25 puana ulaştığımız için mutluyuz. Galip geldik ve oyuncularımızı mücadelelerinden dolayı tebrik ediyorum. Galatasaray maçı çok zor olacak. Bu maç, Galatasaray maçından daha önemliydi. 1-2 gün sonra Galatasaray’ı konuşmaya başlayacağız. Bana göre Galatasaray ligin en iyi takımı. O maça kadar iyi bir dinlenme fırsatımız olacak. Antalyaspor maçı, Galatasaray maçından daha önemliydi dediğim gibi. Bu maçı kazandık ve kenara bıraktık. Rejenerasyonu iyi değerlendirip, Galatasaray maçına hazırlanmak istiyoruz. Bugün 3. sarı kartımı yedim. Hakemlerin beni anlamadığını düşünüyorum. Penaltı beklerken gereksiz bir kart yedim. Hakem, Emre’nin dizinin son halini görse penaltı verirdi. Bireysel olarak belki en iyi oyunculara sahip değiliz ama takım olarak mentalite olarak çok kaliteli oyunculara sahibiz. Bu şekilde de 11 haftada 25 puana ulaştık” ifadelerini kullandı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mardin Büyükşehir ile Batman ve Halfeti belediye başkanları görevden uzaklaştırıldı (7)
İçişleri Bakanlığı’nın, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün görevden alındığını ve yerine görevlendirme yapıldığını duyurmasının ardından Valilikçe getirilen eylem yasağına rağmen, belediye binası önünde toplanan kalabalığa polis, dağılmaları yönünde uyarı yaptı. Uyarıya rağmen ayrılmayan ve aralarında belediyeye girmeye çalışanların da olduğu grupla polis arasında arbede çıktı. Kalabalık, tazyikli suyla dağıtılırken, 75 kişi gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol 1. Lig’in 11. haftasında Gençlerbirliği, sahasında karşılaştığı İstanbulspor’u 2-1 skorla mağlup etti. Maç sonu düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Gençlerbirliği Teknik Direktörü Recep Karatepe, “Maça iyi başladık fakat beklemedik bir anda bir duran top golü yedik. İlk yarıyı mağlup olarak tamamladık. İkinci yarıya girişte bir sistem değişikliğine gittim. Biraz daha kanatlarda ofansif oyuncularla oynamaya başladık. Burada da başarılı olduk. Hem oyun anlamında hem ofansif anlamda biraz gücümüzü arttırdık. Genel anlamda oyuncularım zaten sezon başından beri her maçta bir karakter ortaya koyuyor. Fazlasıyla sahipleniyorlar işlerini. Biraz daha gol atmaya başladığımızda, etkin olmaya başladıkça bu takım gitgide etkili olmaya başlayacak. Takım olmak kolay bir süreç değil. Yavaş yavaş onlar beni, ben oyuncuları tanıyorum. Sürecin içerisindeki iniş-çıkışlardan çok takımın en son ulaşacağı yere odaklanmış durumdayım. Ben bu ligdeki puan farkının çok birbirine yakın olduğunu düşünüyorum. Her an her şey olabilir. Önemli olan bu istikrarla, bu mücadele gücüne devam etmek. Özellikle iç sahada oynadığımız maçlarda Gençlerbirliği taraftarının her dakikada, yenik durumdayken bile bize olan desteği, bizi çok güçlü kıldı” ifadelerini kullandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gürcistan’da 26 Ekim’de gerçekleştirilen parlamento seçimlerine hile karıştırıldığı iddiası ile Batı yanlısı muhalefet partilerinin başlattığı protestolar devam ediyor. Başkent Tiflis’te akşam saatlerinde parlamento binası önünde toplanan göstericiler, Gürcü Hayali Partisi’nin kazandığı seçimleri tanımadıklarını belirterek, yeniden seçim yapılmasını talep ettiler. Değişim İçin Koalisyon bloğu lideri Nika Melia, yaptığı konuşmada geri adım atmayacaklarını vurgulayarak, her gün gösteri yapmaları gerektiğini belirtti. Melia, “Her gün Tiflis’te olacağız. Bazen çok kalabalık olacağız, bazen de bundan daha fazla. Ama yakın zamanda öyle bir gün gelecek ki burada kimse içeri giremeyecek. Her gün sokakta olacağız. Öyle kalabalık olmalıyız ki, kimse parlamentoya giremesin. Sadece Rustaveli’de toplanmak yetmez, tüm caddelerde bir araya gelmeliyiz. Yarın saat 14.00’te Spor Sarayı’nda buluşacağız ve bunu her gün yapmalıyız. Gururlu Gürcü halkına yakışan bir zafer elde edene kadar geri adım atmayacağız. Her gün gösteri yapmalıyız” dedi.
Muhalefetten 6 maddelik bildiri
Yüzde 5 barajını aşarak parlamentoda temsil hakkı kazanan Batı yanlısı Değişim İçin Koalisyon, Birleşik Ulusal Hareket ve Güçlü Gürcistan partileri, 6 maddelik bildiri yayınladı. Bildiride, “Yeni seçimlerin yapılmasını talep ediyoruz. Seçimleri tanımıyoruz ve parlamentonun meşruiyetini kabul etmiyoruz. Direniş hareketini başlattık ve önce Tiflis’te, ardından tüm Gürcistan’da bir direniş cephesi oluşturuyoruz. Her yeni protesto daha yoğun olacak ve daha somut hedeflere odaklanacak. Kanıt toplamaya ve uluslararası bir soruşturma için tüm belgeleri eksiksiz bir şekilde hazırlamaya devam ediyoruz ki, halkın iradesini çalan herkes cezalandırılsın. Her şeyi birlikte yapıyoruz; bu, hepimizin birlikte yapması gereken bir iştir. Son olarak nihai zafere ulaşana kadar devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı.
Gürcistan’da muhalefet ve cumhurbaşkanı seçimleri tanımadı
Gürcistan’da 26 Ekim’de ilk kez nispi temsil ve elektronik oylama ile yapılan seçimleri, Merkezi Seçim Komisyonunun sonuçlarına göre iktidardaki Gürcü Hayali Partisi yüzde 53,93 ile kazandı. Yüzde 5’lik barajı aşarak parlamentoya 3 muhalefet bloğu ve bir muhalefet partisi daha girdi. Ancak muhalefet partileri seçim sonuçlarını tanımadıklarını, seçimlere hile karıştırıldığını ve parlamentoya girmeyeceklerini açıkladı. Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili de seçim sonuçlarını tanımadığını belirtti.
Seçim Tiflis ile Batı arasındaki gergin ilişkilerin gölgesinde geçti
NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon süreci Gürcistan için öncelikli konular olmaya devam ederken, Tiflis yönetimi ile bazı Batılı ülkeler arasında son dönemde ilişkiler gerildi. Nisan ve mayıs aylarında uzun süreli gösterilere yol açan ve muhalifler tarafından “Rus yasası” olarak nitelendirilen “Yabancı Etkinin Şeffaflığı Hakkında” yasası nedeniyle Gürcistan’ın AB’ye katılım süreci askıya alındı. AB, Gürcistan ordusuna 2024 için planlanan 30 milyon euro tutarındaki yardımı durdurdu. ABD, Gürcistan’a yapacağı 95 milyon dolarlık yardımı ve bu yıl yapılması planlanan ortak askeri tatbikatı askıya aldı ve bazı Gürcistanlı yetkililere de vize yasağı getirdi. Muhalefet seçimi “Avrupa ile Rusya arasında bir tercih”, hükümet ise “barış ya da savaş meselesi” olarak nitelendiriyordu.
“Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasası, yıllık finansmanlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan Gürcistan’daki sivil toplum ve medya kuruluşlarının her yılın ocak ayında kendilerini “yabancı ajan” olarak kaydettirmelerini, aksi halde para cezalarıyla karşı karşıya kalmalarını içeriyor. – TİFLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKETLER İKİ ADAYI KAFA KAFAYA GÖSTERİYOR
ABD’de 5 Kasım’da yapılacak 60. başkanlık seçimleri için geri sayım sona ererken, ülke geneli anketler Harris ile Trump’ın kafa kafaya olduğuna işaret ediyor. Ülke genelinde yapılan ulusal anketleri derleyen Real Clear Politics (RCP) adlı haber portalında yer alan son 14 anketin ortalamasına göre, hem Harris hem de Trump yüzde 48,5 desteğe sahip.
TAHMİN EDİLMESİ EN ZOR SEÇİMLERDEN BİRİ
Seçim kampanya süreci boyunca birbirine oldukça yakın seyreden iki adayın seçime başa baş girmesi, birçok uzmana göre 2024 seçimlerinin “tahmin edilmesi en zor seçimlerden biri” olduğunu gösteriyor. Söz konusu anketlerden NBC News, New York Post, Emerson ve New York Times anketlerinde iki rakip eşit puanda çıkarken, Reuters ve Forbes gibi yayın organlarında Harris’in az farkla, Wall Street Journal ve CNBC gibi yayın organlarının anketlerinde ise Trump’ın az farkla önde olduğu gözüküyor.
SALINCAK EYALETLERDE TRUMP AZ FARKLA DAHA AVANTAJLI
Öte yandan adayların 270 delegeye ulaşmaya çalışacağı seçimlerin kaderini belirleyecek 7 salıncak eyaletin 5’inde Trump, 2’sinde ise Harris ufak farklarla yarışı önde götürüyor. Buna göre, Trump Pensilvanya’da 0,3, Georgia’da 1,7, North Carolina’da 1,5, Arizona’da 2,7 ve Nevada’da 1 puan farkla yarışı önde götürüyor. Harris ise Michigan’da 1,2 ve Wisconsin’de 0,4 puanla Trump’ın önünde gözüküyor.
KAZANAN ADAY, ABD’NİN 47. BAŞKANI OLACAK
Son dönemin en kritik ABD başkanlık seçimi olarak nitelendirilen 60. başkanlık seçimlerini kazanan aday, 20 Ocak 2025’te yemin ederek ABD’nin 47. başkanı olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kulübün sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, teknik direktör Servet Çetin ile sezon sonuna kadar anlaşmaya varıldığı belirtildi.
AmedsporŞehmus Özer Tesisleri’nde, kulüp Başkan Yardımcısı Fadıl Oğurlu, Futbol Şube Sorumlusu Şefik Özdil ve Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Dalga’nın katılımıyla düzenlenen imza töreninde teknik direktör Servet Çetin ile resmi sözleşme imzalandığı vurgulanarak, “Amedspor’umuza hoş geldin Servet Çetin! Teknik direktörümüz Servet Çetin’e Amedspor’umuzda başarılar dileriz.” ifadesine yer verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYYUM ATAMALARINA TÜSİAD’DAN TEPKİ
İstanbul’da Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyum atandı. Bu kararlar sonrası Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yazılı açıklama yayımladı.
“ÖZGÜRLÜKLERİ DARALTAN UYGULAMALARDAN KAÇINMALIYIZ”
Açıklamada toplumsal ve ekonomik sorunların aşılabilmesi için özgürlükleri daraltan düzenleme ve uygulamalardan kaçılması gerektiği ifade edildi. TÜSİAD’dan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Önümüzdeki önemli toplumsal ve ekonomik sorunları aşabilmek için özgürlükleri daraltan düzenleme ve uygulamalardan kaçınmalıyız. Ülkemizin dünyada siyaset ve ekonomi alanındaki etkisini, demokrasisinin ve hukuk devletinin sağlamlığı belirleyecektir. Kanunlar tüm vatandaşları ve kurumları bağlayıcıdır.
“CEZALANDIRILAN HALK OLMAKTADIR”
Bununla birlikte, gündeme gelen her bir siyasi gelişme veya mevzuat değişikliği algı ve beklentiler üzerinde önemli bir etki yaratmaktadır. Bu nedenle her bir adımımız demokrasinin ve güven ortamının iyileştirilmesi beklentilerine hizmet etmelidir. Yerel yönetimlere kayyum tayini uygulaması, sonuç olarak o kentte ve ilçelerde yaşayan yurttaşları seçilmiş bir yerel yönetimden mahrum etmek sonucunu doğurmaktadır. Kayyum ataması bağlamında cezalandırılan, görevden alınan yerel yönetici değil, onu seçen halk olmaktadır. Görevden alınan yerel yöneticinin yerine gelecek kişi demokratik yollarla belirlenebilmeli ve görevden alınan yerel yönetici hakkındaki ceza soruşturması da bir taraftan kendi mecrasında sürdürülebilmelidir.
Yine son haftalarda TBMM gündemine gelmiş olan ve kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen Türk Ceza Kanunu değişikliğinin içerdiği belirsizlikler, çelişkili ve tartışmaya açık uygulamalara neden olabilecek ve hak ve özgürlüklere orantısız bir sınır getirebilecektir. Mevcut haliyle, STK’ların, basının, araştırmacı ve akademisyenlerin hangi eylemlerinin suç oluşturabileceğine dair çok sayıda belirsizlik içeren yeni suç tarifinin herkes için güvensiz ve öngörülemez bir ortam yaratması riski bulunmaktadır. Önümüzdeki önemli toplumsal ve ekonomik sorunları aşabilmek için özgürlükleri daraltan düzenleme ve uygulamalardan kaçınmalı, hukuk güvenliği ile öngörülebilirliği sağlamalıyız.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Bursa’da partisinin il başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Mustafa Destici, Meclise sunulan yargı reformu taslağıyla beraber yeni düzenlemeler yapılacağını, bunu desteklediklerini, ancak tam olarak beklentilerini karşılamadığını ifade etti.
DESTİCİ: SAPIKLAR VE TERÖRİSTLER İÇİN İDAM CEZASI GERİ GELMELİ
BBP olarak 2010 yılından beri 2 tür suç için idam istediklerini belirten Destici, “Birincisi çocuklarımıza, kadınlarımıza tecavüz ettikten sonra onları öldüren cani sapıklar için. İkincisi de bizzat kurşun sıkarak ya da bombayı patlatarak askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi şehit eden teröristler için idam cezasının geri gelmesini istiyoruz.” diye konuştu.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici
“ASGARİ ÜCRET 25 BİN LİRANIN ALTINDA OLMAMALIDIR”
Destici, 2025 yılında belirlenecek asgari ücret tutarına da değinerek, şunları kaydetti: “Temmuzda bizim çok ısrarımıza rağmen asgari ücrete ara zam verilmedi. Bursa bir sanayi kenti ve asgari ücretle çalışan belki de yüz binlerce kardeşimiz var. Asgari ücrete bir ara zam verilmedi. Memura verildi, memur emeklisine verildi, tüm SGK ve Bağ-Kur emeklilerine verildi ama asgari ücretliye verilmedi. Dolayısıyla da asgari ücret en az yıl sonu gerçekleşecek enflasyon oranında arttırılmalıdır. Bize göre asgari ücret 25 bin liranın altında olmamalıdır.”
Bir gazetecinin, başıboş sokak köpekleriyle ilgili sorusuna Destici, “Biz sokaklarımızı çocuklarımız, kadınlarımız, insanlarımız için güvenli hale getirmeliyiz. Büyük Birlik Partisinin 20 belediyesi var. 20 belediyesinde de bırakın böyle toplu olumsuz bir hadiseyi, bir tek bile olumsuz bir vaka gösteremezsiniz. Dolayısıyla biz işimizi ehil bir şekilde yapıyoruz ama bir kere daha söylüyorum. Biz sokaklarda saldırgan, hastalıklı, başıboş köpek gezmesini istemiyoruz. Vatandaşlarımızı onlardan da korumak, bizim için bir vazifedir.” yanıtını verdi.
“ERKEN SEÇİMLER 2027’DE OLABİLİR”
Erken seçim hakkındaki görüşlerinin sorulması üzerine ise Destici, şunları paylaştı: “Eğer Türkiye, Anayasa değişikliğini başarabilirse o zaman farklı bir şey konuşuruz, ama yok anayasa değişikliği olmazsa ya da yapılan anayasa değişikliğinde siyasal yöntemle ve seçimlerle, partilerle ilgili bir düzenleme yapılmazsa o zaman benim öngörüm, erken seçimlerin 2027 ilkbaharında yani mayıs, haziran gibi olacağını düşünüyorum.”
Mustafa DesticiAsgari ÜcretGüvenlikPolitikaEkonomibursaZam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), güvenlik güçlerine teslim olan çocuk yaştaki PKK/ YPG’li teröristlerin ifadelerini paylaştı.
Bakanlığın sosyal medya hesabında yer alan paylaşımda, “İzleyeceğiniz görüntüler; terör örgütü PKK/YPG tarafından yalan, tehdit, şantaj ve işkence gibi ahlak dışı yollarla kaçırılan ve zorla örgüt faaliyetlerinde kullanılan çocuk yaştaki teröristlerin ifadelerinden oluşuyor. BM İnsan Hakları Komisyonu’nun 2022’de yayımladığı raporlarda binlerce çocuğun terör örgütü tarafından zorla kaçırıldığını, terörist faaliyetler için alıkonulduğunu ve hatta örgütün lider kadrosu tarafından istismar edildiğini ortaya koyuyor. Teslim olan çocuk yaştaki teröristlerin açıklamaları; terör örgütü PKK/YPG’nin dünyanın en aşağılık terör örgütlerinden biri olduğunu, kendileri gibi birçok teröristin de kaçarak Türkiye Cumhuriyeti devletine sığınmak istediğini gözler önüne seriyor. Bölgemizdeki çocukların terör örgütleri tarafından kaçırılmadığı günlere ulaşıncaya kadar PKK/PYD/YPG/SDG başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecek. Bu nedenle; yalanlarla terör örgütlerinin eline düşmüş olanlara ‘Teslim olun’ diyerek tek kurtuluşlarının adalete sığınmak olduğunu hatırlatıyoruz” denildi.
Haber: ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doğu Afrika ülkesi Cibuti’ye geldi. Türkiye-Afrika Ortaklığı Üçüncü Bakanlar Gözden Geçirme Konferansı’na katılmak üzere ülkeyi ziyaret eden Fidan, Cibuti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mahmud Ali Yusuf ile bir araya geldi. – CİBUTİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalabalık bir grup, şehrin merkezinde Atatürk Parkı’nda bir araya gelerek İsrail’in saldırgan politikalarına tepki gösterdi, Filistin halkının yanında olduklarını ifade etti.
Açıklamada, İsrail’in Filistin topraklarında uzun yıllardır sürdürdüğü işgal ve zulme dikkat çekilerek, bu operasyonun bir savunma hakkı olarak değerlendirildiği vurgulandı. Sivil toplum kuruluşları adına konuşan temsilciler, İsrail’in Mescid-i Aksa ve Filistin’deki Müslüman halka yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini belirtti.
Basın açıklamasının sonunda Filistin’e destek sloganları atıldı ve Batman’daki STK’lar olarak Filistin halkının özgürlük mücadelesini her platformda desteklemeye devam edeceklerini belirttiler. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odenplan bölgesinde toplanan göstericiler, İsveç Parlamentosu’na doğru yürüyüşe geçti.
Ellerinde Gazze’de öldürülen çocukları temsilen bebek maketleri taşıyan protestocular, “özgür Filistin”, “özgür Gazze”, “soykırımı durdurun” sloganları attarak, Gazze ve Lübnan’da acil ateşkesin sağlanması çağrısında bulundu.
Eylemciler, İsrail’in saldırılarına destek verdiği için İsveç ve ABD’yi de kınadı.
Gösteriye destek veren İsveçli aktivist Sofia Johansson, AA muhabirine Gazze özgürleşene kadar onlara destek vermeye devam edeceklerini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
“Protestolara katılmayan herkese de şunu söylemek isterim ki bu sadece Filistin ile ilgili değil, Siyonist rejim topraklarını genişletmek ve örneğin İran’a karşı ABD ve Avrupa Birliği’ni (AB) savaşına dahil etmek istiyor. Arap dünyasındaki ve AB’deki liderlerin neler yaptıklarını biliyoruz, bu yaptıklarını unutmayacağız ve bunları kayıt altına alarak Lahey’de yargılanmalarını sağlayacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSPANYA’da meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 211’e yükseldi.
İspanya’nın doğusunda ve güneyinde etkili olan şiddetli fırtınanın yol açtığı sel felaketinde can kaybı artmaya devam ediyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 211 kişinin ölümüne neden olan sel felaketi ile ilgili 5 bin askerin daha etkilenen bölgelerde çalışmalara katılacağını duyurdu. Başbakan Sanchez, bazı bölgelere hala erişim sağlanmadığını, onlarca insanın kayıp durumda olduğunu belirtti. Yerel medyada yer alan haberlere göre, selden en çok etkilenen Valencia bölgesinde 4 bin 500 işletme zarar gördü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun Süper Amatör Lig’de mücadele eden Havza Belediyespor Başkanı Kemal Sözen ve kulüp yöneticileri, Havza Emniyet Müdürü Mehmet Tekinasa’yı ziyaret ederek, maçlarda alınacak güvenlik tedbirleri hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Tekinasa, Havza Belediyespor’un yeni yönetimini ağırlamaktan mutluluk duyduğunu dile getirerek, “İlçemizde huzurlu ve olaysız bir spor atmosferinin devamı için polis teşkilatı olarak tüm müsabakalarda gerekli tedbirleri alıyoruz. Temiz futbol, centilmence rekabet ve küfürsüz tribünler için iletişim içinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Havza Belediyespor yönetimiyle iş birliğimizin güçlenerek devam edeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Sözen de emniyet güçlerinin spor müsabakalarındaki katkısına değinerek, “Maçlarda asayiş ve güvenliğin sağlanmasında İlçe Emniyet Müdürlüğümüz ekiplerinin büyük emeği var. Spora ve spor güvenliğine katkı sunan emniyet güçlerimize teşekkür ederiz. İlgi ve desteklerinden ötürü Emniyet Müdürümüz Tekinasa’ya teşekkür ederiz.” dedi.
Ziyaret sonunda Sözen ve yönetim kurulu üyesi Çağlar Soğancı, Tekinasa’ya ilçenin simgesi olan semaver ile Havza Belediyespor forması hediye etti.
Ziyarette komiser Taha Kayalarlı, Havza Belediyespor yönetim kurulu üyelerinden Murat Alp ve Şükrü Değirmenci de bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dün, Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi’nde 34 LS 0371 plakalı kargo firması şoförü Enes Ali Ç., sokakta annesi ile birlikte oyun oynayan 3 yaşındaki Ö.K. isimli çocuğa çapıp ölümüne neden olduktan sonra kendini araca kilitleyip hayatına son vermişti. Olay anına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Anne kriz, şoför şok geçirdi
Meydana gelen olayın güvenlik kamerasında yer alan görüntülerde, annesiyle sokakta dolaşan minik Ö.K, araç çevresinde dolaşırken Enes Ali Çakmak, bir eve kargo bırakıp araca geçiyor. Çakmak, aracı çalıştırıp hareket ettiği esnada Minik Ö.K, aracın çalıştığını fark etmeyip aracın önünden geçiyor. 3 yaşındaki çocuğu görmeyip altına alan Çakmak, olayı fark edip arabadan iniyor. Durumu gören anne kendini yere atıp kriz geçirdiği, şoförün ise büyük bir şokla zıpladığı görülüyor. Ö.K hastaneye kaldırılırken tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şoför Enes Ali Çakmak ise kendini kargo aracına kilitleyip hayatına son verdi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Annesiyle sokakta oynayan çocuğa çarparak ölümüne neden olan sürücü, intihar etti
İSTANBUL – Esenyurt’ta annesi ile sokakta oynayan çocuğa çarparak ölümüne neden olan sürücü, kendisini araç içerisine kilitleyerek intihar etmişti. Olayın güvenlik kamera görüntüsü ortaya çıktı.
Dün, Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi’nde 34 LS 0371 plakalı kargo firması şoförü Enes Ali Ç., sokakta annesi ile birlikte oyun oynayan 3 yaşındaki Ö.K. isimli çocuğa çapıp ölümüne neden olduktan sonra kendini araca kilitleyip hayatına son vermişti. Olay anına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.
Anne kriz, şoför şok geçirdi
Meydana gelen olayın güvenlik kamerasında yer alan görüntülerde, annesiyle sokakta dolaşan minik Ö.K, araç çevresinde dolaşırken Enes Ali Çakmak, bir eve kargo bırakıp araca geçiyor. Çakmak, aracı çalıştırıp hareket ettiği esnada Minik Ö.K, aracın çalıştığını fark etmeyip aracın önünden geçiyor. 3 yaşındaki çocuğu görmeyip altına alan Çakmak, olayı fark edip arabadan iniyor. Durumu gören anne kendini yere atıp kriz geçirdiği, şoförün ise büyük bir şokla zıpladığı görülüyor. Ö.K hastaneye kaldırılırken tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şoför Enes Ali Çakmak ise kendini kargo aracına kilitleyip hayatına son verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kocasinan ilçesine bağlı Beyazşehir Mahallesinde bulunan Ahmetpaşa İlk ve Ortaokulu öğrencileri anlamlı bir etkinlik düzenledi. Ellerindeki bayraklar ile Cumhuriyet yürüyüşü gerçekleştiren öğrenciler, coşku dolu anlar yaşadı. Terörü de lanetleyen öğrenciler, ‘ne mutlu Türküm diyene’ ve ‘vatan sana canım feda’ sloganları attı.
Öğretmenler ve veliler de öğrencilere eşlik etti. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-Mersin’de film sahnesini aratmayan görüntüler: Aracını kalabalığın üzerine sürdü
MERSİN – Mersin’de bir kişi sahil kesimindeki parkta aracını tartıştığı kişilerin üzerine sürerek ezmeye çalıştı, park halindeki diğer araçlara çarparak zarar verdi. Film sahnelerini aratmayan o anlar cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.
Edinilen bilgiye göre olay, merkez Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Kültür Parkta meydana geldi. İddiaya göre, kız arkadaşlarına laf atma meselesi yüzünden iki grup arasında tartışma çıktı. Tartışma devam ettiği sırada, kimliği öğrenilemeyen cip sürücüsü, aracıyla kaldırımdan çıkıp parkta tartışan gençlerin üzerine sürdü. Ardından tekrar yola inen cip sürücüsü, bu kez yol kenarında park halindeki araca çarparak zarar verdi. Hızını alamayan öfkeli sürücü, çığlıklar içerisinde parka kaçan grubun peşinden giderek ezmeye çalıştı, gençlerden birine çarparak yere düşürdü. Sonrasında ise iki grup arasında arbede yaşandı.
Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polisin olay yerine gelmesiyle sakinleşen gruptaki gençlerden bazılarının gözaltına alındığı öğrenildi.
Film sahnesini aratmayan görüntüler cep telefonu kamerasında
Öte yandan film sahnelerini aratmayan olay, cep telefonu kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, iki grubun parkta tartıştığı sırada olay yerine gelen siyah cipin, gençlerin üzerine doğru hızla ilerlediği, ardından kaldırımdan inip yol kenarında park halindeki araca çarptığı anlar ile parka kaçan grubun üzerine sürdüğü, bir gence çarparak yere düşürdüğü anlar yer aldı. Görüntünün devamında ise gençler arasında yaşanan arbedeye olay yerine gelen polis ekiplerinin müdahale ettiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK Bakanlığı, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’ye (TUSAŞ) yönelik terör saldırısında yaralanan 22 kişiden 16’sının taburcu edildiğini duyurdu.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) AnkaraKahramankazan tesislerine yönelik gerçekleştirilen terör saldırısında yaralanan 22 vatandaşımızdan 16’sı taburcu edildi. 6 yaralımızın durumu stabil olup tedavileri hastanelerimizde devam etmektedir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA – Adana’da uyuşturucu ticaretinden aranan 10 hükümlü torbacı operasyonla yakalandı.
Adana Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, torbacı olarak bilinen uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenlendi. Eş zamanlı yapılan baskınlarda uyuşturucu ticaretinden kesinleşmiş hapis cezası bulunan 10 hükümlü yakalandı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından 10 hükümlü cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya’da yaşayan çifte vatandaşlar için Serdivan ve Ferizli ilçelerinde birer sandık kuruldu.
Sabah saatlerinden itibaren Serdivan Beşköprü Mahallesi’ndeki Hacı Emine Oba İlkokulu’na gelen seçmenler, kimlik kontrolünün ardından oylarını kullandı.
Oy verme işlemi, saat 20.00’de sona erecek.
Kocaeli
Kocaeli’deki çifte vatandaşlar için ise 7 ilçede 10 sandık kuruldu.
İzmit ilçesindeki Albay İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokulu’nda sabah saatlerinde açılan sandıklardaki oy kullanma işlemi öncesi, görevliler vatandaşların kimlik belgelerini kontrol etti. Sonrasında başlayan oy kullanma işlemi saat 20.00’ye kadar devam edecek.
Kocaeli Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Aydın, AA muhabirine, Bulgaristan’da 3,5 yılda 7. seçimin yapıldığını anımsattı.
Kocaeli’de yaklaşık 10 bin Bulgaristan vatandaşlığına sahip çifte vatandaşın ikamet ettiğini aktaran Aydın, son seçimlerde oy kullanma ortalamasının 3 bin 500 civarında olduğunu bildirdi.
Aydın, Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarının yoğunluğunu gösterme, temsil gücünü artırma ve iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlenmesi açısından seçimleri önemsediklerine dikkati çekerek, “Diğer seçimlerde olduğu gibi bu seçimlerde de Bulgaristan’daki demokrasiye katkı anlamında, burada veya Türkiye’nin illerindeki çifte vatandaşlarımıza, hangi partiye oy verirlerse versinler sandıklara gitmeleri için demokrasi adına çağrıda bulunuyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) –Sağlık Bakanlığı, TUSAŞ’taki terör saldırısında yaralanan 22 vatandaştan 16’sının taburcu edildiğini, 6 yaralının tedavisinin devam ettiğini bildirdi.
Sağlık Bakanlığı, TUSAŞ’tak saldırıya ilişkin X hesabından açıklama yaptı. Bakanlığın açıklaması şöyle:
“Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) AnkaraKahramankazan tesislerine yönelik gerçekleştirilen terör saldırısında yaralanan 22 vatandaşımızdan 16’sı taburcu edildi. 6 yaralımızın durumu stabil olup tedavileri hastanelerimizde devam etmektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 10. haftasında Galatasaray, yarın RAMS Park’ta Beşiktaş ile mücadele edecek. Ligde geride kalan haftalarda sarı-kırmızılılar 8 galibiyet, 1 beraberlik alarak 25 puanla liderlik koltuğunda bulunuyor.
Galatasaray ligdeki yenilmezlik serisini Beşiktaş derbisinde de sürdürerek, şampiyonluk yolunda hata yapmak istemiyor.
Son 10 lig maçını kaybetmedi
Süper Lig’in yenilgisiz takımlarından Galatasaray, son 10 maçta kaybetmezken, 9 galibiyet, 1 beraberlik aldı. Sarı-kırmızılılar ligde geçtiğimiz sezonun son maçında Konyaspor’u yenerken, bu sezon da Hatayspor, Konyaspor, Adana Demirspor, Çaykur Rizespor, Gaziantep FK, Fenerbahçe, Alanyaspor ve Antalyaspor’u mağlup etti, Kasımpaşa ile ise berabere kaldı.
İç saha karnesi
Galatasaray, Süper Lig’de bu sezon evinde 5 maça çıktı. Sarı-kırmızılılar oynadığı müsabakalarda 4 galibiyet elde ederken, 1 kez de berabere kaldı. Cimbom sahasındaki 5 mücadelede 14 gol atarken, kalesinde ise 5 gol gördü. Aslan ligde RAMS Park’ta son olarak Alanyaspor ile karşı karşıya geldi ve 1-0’lık skorla kazandı.
Ligin en golcü takımı
Galatasaray, Süper Lig’de oynadığı maçlarda rakip fileleri 27 kez havalandırdı. Hücumda bu sezon etkili performans sergileyen sarı-kırmızılılar, ligde en golcü takımı konumunda bulunuyor. Aslan’da Mauro Icardi ile Barış Alper Yılmaz 4’er, Victor Osimhen ile Dries Mertens de 3’er kez ligde gol sevinci yaşadı.
Kaan Ayhan sınırda, Ismail Jakobs oynamayacak
Galatasaray’da, Beşiktaş derbisi öncesinde bir futbolcu sarı kart sınırında yer alıyor. Sarı-kırmızılılarda Kaan Ayhan, siyah-beyazlılar karşısında sarı kart görmesi durumunda cezalı duruma düşecek ve 12. haftadaki Samsunspor mücadelesinde oynayamayacak. Aslan’da ayrıca Senegalli sol bek Ismail Jakobs ise sakatlığından dolayı yer alamayacak.
Öte yandan cuma günü apandisit ameliyat olan ve dün taburcu olan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un, derbide takımının başında olması bekleniyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜRCİSTAN’da Parlamento Seçimi’ni resmi olmayan sonuçlara göre, iktidardaki Gürcü Rüyası Partisi kazandı.
Gürcistan Merkez Seçim Komisyonu’na göre, oyların yüzde 99’u sayılan seçimde iktidardaki Gürcü Rüyası Partisi yüzde 54,2 oy alarak seçimi önde tamamladı. Muhalefetteki Birleşik Ulusal Hareket ve Değişim Koalisyonu partileri, parlamento seçimlerinin sonuçlarını tanımayacaklarını açıkladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bulgaristan’da yaşayan 6,3 milyon kayıtlı seçmen, bugün gerçekleştirilen erken genel seçim ile 240 üyeli 51’inci meclisin yeni milletvekillerini belirliyor. Ülkede 3 yılda 7’nci kez erken seçime gidilirken, Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşlar da oy kullanmaya başladı. Seçimler için Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İstanbul, Bursa ve İzmir gibi çifte vatandaşların yoğunluk yaşadığı illerde 168 sandık kuruldu. 168 sandıktan 31’i Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’dan oluşan Trakya bölgesi ile Çanakkale’de yer aldı. Bölgedeki vatandaşlar, sabah 07.00 itibariyle kurulan sandıklarda oy kullanmaya başladı.
EDİRNE’DE İKİ SANDIK KURULDU
Edirne’de yaşayan çifte vatandaşlar, 75’inci Yıl İlkokulu ve Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu’nda kurulan iki sandıkta oylarını kullanmaya başladı. Bulgaristan Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafedjiyska da oy kullanmak için 75’inci Yıl İlkokulu’nu tercih etti. Oy kullandıktan sonra konuşan Kafedjiyska, “Bulgaristan’da, son 3 seneden bu yana 7’nci seçime giriyoruz. Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu’na bağlı alanlarda 31 sandığımız açıldı. Bunlardan 17 sandıkta da elektronik sistem dediğimiz sistemle oy kullanma yapılıyor. Bir elektronik makinemiz de Edirne’de vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu ve şu anda oylarını kullanıyorlar. Ben de kendim bu sebeple burayı tercih ettim, hem de oyumu kullandım” dedi.
‘VATANDAŞLARIMIZ YILGINLIĞA KAPILMAYIP, OYLARINI KULLANSIN’
Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş de Bulgaristan’da 3 senedir istikrarlı bir hükümet kurulamadığını belirterek, “Tabii bunun farklı sebepleri var ama nihayetinde vatandaşın ilgisi, beklentisi de azalıyor. Bizim Türkiye’deki soydaşlardan beklentimiz bu ilgi ve alakayı azaltmamaları. Bizim için demokratik hakkımız kıymetli. Hak ve hukukumuza sahip çıkmak kıymetli. İrademizi sandığa yansıtmak çok önemli bizim açımızdan. Dolayısıyla Türkiye’deki soydaşlar, Bulgaristan’daki soydaşlarımız yılgınlığa kapılmadan seçim sandığına gidip özgür iradesiyle oradaki görüşünü sandığa yansıtsın. Yansıtsın ki bunun bir sonucu olarak da Bulgaristan Parlamentosu’nun temsiliyeti olsun. Bir hak hukuk istediğinde onu isteyecek kişi olsun. Bizim için bu çok kıymetli. Bu yüzden de vatandaşlarımızı bu konuda seslenmek istiyorum” diye konuştu.
‘İSTEYEN ELEKTRONİK OY KULLANABİLİYOR’
Edirne’de ve Türkiye’nin belli illerinde ise çifte vatandaşların elektronik olarak oylarını kullanabildiğini anlatan Güneş, “Edirne ilinde ve Türkiye’nin işte belli başlı illerinde Bulgaristan parlamento seçimlerinde, elektronik oylamayla biz oy kullanabiliyoruz. Makine üzerinden oylama yapabiliyor vatandaş. Makine oylamasında şöyle bir rahatlık var. Dijital bir kart, yani bankamatik kartı gibi bir kart takıyoruz cihaza. Cihazın önümüzdeki sayfasında numaralar beliriyor. Dilediğiniz numarayı seçip alttaki onaylama tuşuna bastığınızda direkt seçmiş oluyorsunuz ve size bir kağıt çıktısı, bir pusula veriyor. O pusulaya da sandığa atmak suretiyle oyunuzu kullanmış oluyorsunuz. Çok daha basit bir işlem ama klasik oy kullanıcıları da yine pusulayı tercih edebilir” ifadelerini kullandı.
ÇORLU’DA ÇİFTE VATANDAŞLAR SANDIK BAŞINDA
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde ise Çorlu Bilim ve Sanat Merkezi’nde kurulan sandıklarda çifte vatandaşlar, saat 07.00’den itibaren oylarını kullanmaya başladı. Elektronik oy kullanma sisteminin de kullanıldığı okulda yoğunluk oluştu. Listelerde isimleri olmayanlar ise okullardaki görevli yazıcılar tarafından beyanname doldurup oylarını kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA – Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Atatürk Kültür Merkezi’nde ’21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet’ isimli kitabının imza gününde okurlarıyla bir araya geldi.
Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın edebiyat dünyasına adım attığı Lavinya’nın Aşkla İmtihanı isimli öykü kitabının ardından inceleme dalındaki yeni kitabı 21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet kitabı çıktı. Kitabında daha iyi bir hayatın olanaklarının 100 yıl önce ilan edilen Cumhuriyet’te saklı olduğunu ifade eden Başkan Uysal, yeni kitabının ikinci imza gününü AKM’de gerçekleştirdi. Uzun kuyrukların oluştuğu imza gününde başkan Uysal’a kitabını imzalatanlar arasında kent sakinlerinin yanı sıra çok sayıda meclis üyesi, siyasetçi ve gazeteciler de yer aldı.
Gerçekleşen imza gününde her yıl Cumhuriyet Bayramı’nda torunlarına hediye aldığını söyleyen Hıfzı Yetgin bu yıl ise torunlarına hediye olarak Başkan Uysal’ın imzalı kitabını armağan edeceğini paylaştı. Torunlarına aldığı 4 adet kitabı Başkan Uysal’a imzalatan Yetgin, “Çocuklarımız, torunlarımız yıllarca saklayacakları, okuyacakları, Cumhuriyet bilincini pekiştirecekleri birer eser edinmiş olacaklar” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kars İl Emniyet Müdürlüğü’nce KYK ve ortaöğretim yurtları önünde güvenlik uygulaması yapılıyor. Yapılan uygulamalarla öğrencilerin daha huzurlu bir ortamda kalmaları hedefleniyor.
Kars’ta polis ekiplerince yapılan uygulamaların belirli periyotlarla devam edeceği ve güvenlik alanında daha fazla önlem alınacağını vurguluyor. Kars’ta öğrenim gören öğrencilerin, güvenli bir şekilde eğitimlerini sürdürebilmeleri için uygulamaların devam edeceği bildiriliyor.
Konuyla ilgili Kars Valiliği’nden yapılan paylaşımda, “Sevgili öğrencilerimizin huzur ve güvenliğini sağlamak üzere KYK öğrenci yurtları ile ortaöğretim öğrenci yurtlarının çevresinde asayiş uygulamalarımız aralıksız devam ediyor” ifadelerine yer verildi. – KARS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-25 eğitim öğretim yılında öğrencilerin güvenliğinin sağlanması hedefiyle okul çevrelerindeki denetimler aralıksız sürüyor. Aydın Valiliği koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından oluşturulan ekipler, okullar ve çevrelerinde denetim gerçekleştiriyor. Konu ile ilgili Aydın Valiliği’nden yapılan açıklamada “Çocuklarımız birinci önceliğimizdir. Bu kapsamda, 2024-2025 Eğitim Öğretim döneminde, İl Emniyet Müdürlüğümüz ve İl Jandarma Komutanlığımız tarafından oluşturulan ekipler tarafından okullarımız ve çevresinde, güvenlik tedbirleri, denetimler ve kontroller tüm hızıyla devam ediyor. Çocuklarımızın güvenliği için çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vanspor FK yönetiminden yapılan yazılı açıklamada, “Van Büyükşehir Belediyesi’nin, kentimizin tek profesyonel futbol takımı olan Vanspor Futbol Kulübü’ne uzun yıllardır sağladığı otobüs desteği, maalesef kesilmiştir. Vanspor FK yönetimi ile Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cavit Tatar arasında yapılan son görüşmede, kulübümüze verilen takım otobüsü, personel ve yakıt desteğinin sonlandırıldığı ifade edilmiştir. Tatar, bu desteğin GençlikSpor İl Müdürlüğü’ne tahsis edilmesi konusunda öneride bulunmuş, ancak şoför ve yakıt konusunda herhangi bir sorumluluk almayacaklarını belirtmiştir. Vanspor Futbol Kulübü olarak, taraftarlarımızı ve Van halkını bu karar hakkında bilgilendirir, saygılarımızı sunarız” ifadelerine yer verildi. – VAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Söke İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Büro Amirliği tarafından otogarda gerçekleştirilen operasyonda, M.T. isimli şüpheli suçüstü yakalandı. Şahsın üzerinde yapılan aramada, sahte para taşıdığı tespit edilen 105 adet 200 TL’lik banknot bulundu. Gözaltına alınan M.T., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili soruşturmadevamediyor. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’dan İstanbul’a dönerek güvenlik toplantısı düzenledi.
Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ndeki toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma BakanıYaşar Güler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik katıldı.
Toplantıda, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketinin (TUSAŞ) Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesine yönelik terör saldırısı ve terörle mücadele konularının ele alındığı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul merkezli 3 ilde Fetullahçı Terör Örgütü’ne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 15 şüpheliden 4’ü tutuklandı. Örgüt üyelerinin 2’si itirafçı oldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, FETÖ/PDY terör örgütünün askeri yapılanma içerisinde eylem ve faaliyetlerine devam ettikleri saptanan sivil uzantılarına mensup 17 şüpheli hakkında yakalama kararı verilmiş, İstanbul, Bursa ve Manisa’da düzenlenen operasyonlarda 13 şüpheli yakalanmıştı.
İstanbul Terörle Mücadele Şubesince düzenlenen operasyonda gözaltına alınan aralarında örgütün gizli haberleşme yöntemi olan ankesör ve büfelerdeki telefonlardan aranmak suretiyle örgüt mensuplarıyla iletişime geçtikleri tespit edilen, FETÖ’ye ait hücre evlerinde kalarak buralarda örgütsel toplantılara katılan, sözde “büyük talebe mesulü” ile kripto mesajlaşma programı Bylock’u kullanan ve örgütün güncel yapılanmasında yer alan 13 zanlının emniyetteki sorgusu tamamlandı.
Gözaltına alınan 13 şüpheliden 2’si, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı oldu ve soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının talimatıyla emniyetten salıverildi.
Diğer şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi.
Mahkemeye çıkarılan 9 FETÖ üyesi “adli kontrol” şartıyla mahkemeden serbest bırakıldı, örgütün güncel yapılanmasında yer alan, gizli haberleşme programı Bylock’ta çok sayıda yazışmaları tespit edilen ve FETÖ’nün güncel yapılanmasında aktif olarak faaliyet gösteren 4 zanlı tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Yunus Emre Mahallesi Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi yakınlarında Ali D. ile Mahmut A. arasında iddialara göre alacak verecek meselesi nedeniyle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışmada Ali D. isimli şahıs Mahmut A.’yı bacağından silahla vurarak yaraladı. Yaralı olayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Genel Kurulu’nda, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısına ilişkin Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi. TBMM’de kabul edilen tezkerede, “Arkasında emperyalist güçlerin ve karanlık odakların olduğu terör saldırıları ülkemizin huzur ve istikrar ortamına zarar veremeyecektir” denildi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan Başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da, siyasi partilerin grup başkanvekillerinin açıklamalarda bulunduğu bölümde söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, TUSAŞ’a gerçekleştirilen saldırının Türkiye’yi yasa boğduğunu belirterek, “Çokça boyutları var, bu boyutları üzerine ilgili kurumlar muhakkak suretle çalışıyorlar. Zaten bu saldırıyı düzenleyenlerden birinin kimliği tespit edildi, diğeri de tespit edilecek ama önemli olan, bundan da daha önemlisi hem yapılma şekli hem TUSAŞ’ın seçilmiş olması ve devamında da bu konuya ilişkin olarak yapılan tüm açıklamalar. Bunlardan yola çıkarak neyin, niçin hedeflendiğine dair çok detaylı bir analizle birlikte, buradan çıkan sonuçlara göre Türkiye’nin bundan sonra terörle alakalı yapacağı çalışmalarda muhakkak ki bunun da bir öncülük etmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
‘SALDIRI GÖRÜNTÜLERİNİ PAYLAŞANLARLA İLGİLİ YAPTIRIMLAR OLACAK’
Zengin, terör saldırısına ilişkin birçok ülkenin başsağlığı mesajı ilettiğini belirterek, “Bu saldırılarla ilgili olarak hem hukuki düzenleme adına daha ağır yaptırımlar var hem de içten gelen bir şey var, bir mekanizma var. Yani burada bu olaylar olduktan sonra bu terör örgütlerinin zaten asli amaçları buraya gelirken varlığını göstermek, kendi propagandasını yapmak. Bununla ilgili olarak, kendi içimizden kaynaklanan, başta gazeteciler olmak üzere, bir fren mekanizmasının muhakkak suretle olması gerekiyor. Biz de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu konuyla alakalı olarak muhakkak bir çalışma yapmamız lazım. Bu görüntülerin paylaşılmasının yarattığı muazzam bir tahribat var. Bu tahribata, terör örgütlerinin propaganda yapmasına, bu şekilde propaganda yapmasına müsaade etmemek lazım. Şu andan itibaren de biliyorum ki İçişleri Bakanlığımız bu konuyla ilgili olarak da bu görüntülerin ortaya çıkma süreci ve bunların nasıl çoğaldığı, ilk paylaşanlar, bunların çoğaltılmasıyla ilgili, sosyal medya üzerinden çoğaltanlarla ilgili olarak da bir yaptırım süreci olacak, hukuki bir süreç olacak” diye konuştu.
‘TEZKEREYİ DESTEKLEDİĞİMİZİ İFADE ETMEK İSTİYORUM’
Grup başkanvekillerinin açıklamalarının ardından TBMM Başkanlığına sunulan ‘TSK unsurlarının Orta Afrika’daki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına’ ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi görüşmeleri başladı. Saadet Partisi İstanbulMilletvekiliMustafa Kaya, “Şimdi, Afrika; böyle uzak kalabileceğimiz, işte, ‘Biz buradan uzak kalalım, burada herhangi bir şey olmaz’ diyebileceğimiz bir coğrafya değil. Türkiye’nin oradaki çabalarının, Türkiye’nin orada yapmaya çalıştıklarının mutlaka artırılması, desteklenmesi ve diğer ülkelerin yaptığı şekliyle orayı sömüren değil, oraya olabildiği ölçüde insani açıdan, diğer açılardan bir çaba içerisinde, barış çabası içerisinde gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda, bu Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Birleşmiş Milletler Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu’nun (MINUSCA), askeri olarak bu tezkerenin de bu anlamda önemli olduğu kanaatindeyiz. Bu tezkereyi bu açıdan önemli buluyor, desteklediğimizi ifade etmek istiyorum. 623 bin kilometrekare, neredeyse Türkiye’nin coğrafi büyüklüğüne sahip bir ülke konumunda ama milli gelir çok düşük, çok çok düşük. 2017 verilerine göre, yaklaşık 387- 400 dolar civarında bir milli gelirleri var” dedi.
İYİ PARTİLİ ERGUN: ÇEKİNCELERİMİZ GİDERİLİRSE TEZKEREYE DESTEK VERMEKTEN GERİ DURMAYIZ
İYİ Parti Grubu adına tezkere üzerine söz alan Muğla Milletvekili Metin Ergun, “Bu tezkere doğrultusunda Afrika Cumhuriyeti’nde bulundurduğumuz personelimiz sadece birkaç polisimizden ibarettir. Yanlış isek lütfen düzeltin bizi, yürütmeden ilgili bakan gelip Parlamentoyu bilgilendirsin ve düzeltsin. Ayrıca sadece polisimizi yurt dışında görevlendirmek için de böyle bir tezkereye ihtiyaç yoktur. Yani bu tezkereyle açıkça bizden istediğiniz şudur: İçinde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının olmadığı bir misyon için, ancak Türk Silahlı Kuvvetleri için çıkarılması gereken bir tezkereyi yani bir görev yetkisini uzatmamızı istiyorsunuz. Üstelik bu yetki konusunda şümul ve mahiyetini Sayın Cumhurbaşkanının keyfiyetine bırakarak, bizden açıkça ifade etmemiz gerekir ise açık çek imzalamamızı arzu ediyorsunuz ve istiyorsunuz. Yani belirtildiği gibi hududu, şümulü, miktarı ve zamanı Cumhurbaşkanınca belirlenecek şekilde izin istiyorsunuz. Burada şunu belirtmek isteriz ki bu, partili cumhurbaşkanlığı sistemine bağlı olarak yaşadığımız yeni bir garabet türüdür. Bu konuda iktidar hem bizleri hem de kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapmadığı sürece İYİ Parti olarak bizim bu tezkereye, ‘Evet’ vermemiz mümkün değildir. Eğer görüşülmekte olan bu tezkere konusundaki çekincelerimiz giderilir ise ve ihtiyaç hasıl olur ise destek vermekten de geri durmayız” değerlendirmesinde bulundu.
MHP’Lİ ÖZDEMİR: TÜRKİYE KITADA İSTİKRAR, BARIŞ VE GÜVENLİĞİ ELE ALMANIN YOLLARINI ARIYOR
Türkiye ile Afrika arasında ticaret, diplomasi, eğitim, savunma ve kültürel alanlarda stratejik iş birliğinin derinleştiğini aktaran MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, “Bakınız, Afrika’da sadece tek yönlü, doğrudan bire bir ilişki geliştirmiyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti; kıtayı genel ve bölgesel olarak ele alırken burada istikrarı, barışı, huzuru, güvenliği ele almanın da yollarını arıyor ki bu kıtanın kalkınmasına yönelik de hassas bir süreci yönetiyor. Her ne kadar yapmış olduğumuz bazı savunma ve ikili iş birliği anlaşmamız bazı çevreler tarafından eleştirilse de örneğin, Etiyopya’ya verdiğimiz yine bu ülkenin kendi istikrar, güvenlik ve barışını tesis etmeye yönelik destekle beraber, yine, Etiyopya’nın komşusu olan Somali’ye verdiğimiz istikrar, barış, huzur ve kalkınmasını sağlayacak desteklerimiz bugün baktığınızda iki ülkenin kendi arasındaki yaşamış olduğu anlaşmazlıklara Türkiye’nin ara buluculuğunda bir çözüm getirilmesi çabasını da beraberinde doğuruyor. Saygıdeğer milletvekilleri, dolayısıyla bütün bunlar memnuniyet verici gelişmelerdir. MHP de Türkiye’nin dünyanın genelinde olduğu gibi, bilhassa tarihi ve kültürel bağlarımızın bulunduğu ve 21’inci yüzyılın yükselen değerleri arasında yer alan Afrika Kıtası’yla da münasebetlerini geliştirmesi bizim tarafımızda da memnuniyetle karşılanmaktadır. Bu gerekçe ve saiklerle, MHP olarak bizler ilgili tezkereye olumlu yönde oy vereceğiz” ifadelerini kullandı.
‘GÖZLERİMİZİ ORTA DOĞU’YA ÇEVİRMEMİZ GEREKTİĞİNİ BELİRTİYORUM’
DEM Parti Grubu adına söz alan Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, TUSAŞ’a gerçekleştirilen saldırıyı kınadı ve olaydan ders çıkarılması gerektiğini belirterek, ” Lübnan, sadece Lübnan değil, Suriye, Irak ve hatta İran büyük bir istikrarsızlık durumuyla, ihtimaliyle yüz yüze bulunuyor. Suriye, Irak ve İran’da tıpkı Türkiye’de olduğu gibi nüfusun bir bölümü Kürt ve Kürtlerin, dünyadaki Kürtlerin en büyük bölümü, yarısından fazlası ülkemizde, Türkiye’de yaşıyor, bizim halkımızın bir parçası. Türkiye’de toplumsal barış, iç cephenin güçlendirilmesi demek Türkiye’deki Kürt halkının mutlu edilmesi demek ve böyle bir durum ister istemez tüm bölgeye de etkisini olumlu ölçüde yayacaktır. Böyle bir gelişme Suriye’deki ve Irak’taki Kürtleri de Türkiye’nin bekasına potansiyel bir tehdit gibi algılanmaktan çıkaracaktır. İç barışımız ve güçlü demokrasimiz Kürtleri, ister Amerika olsun ister İsrail olsun ister İran olsun kim olursa olsun bunların etkisi altında görülmekten çıkaracaktır; bizim halkımızın bölgedeki devamı, uzantısı olarak görülmelerini sağlayacaktır. Öyle bir bakış açısının siyasete intikali demek ise dün gece olduğu gibi Irak ve Suriye’de sivil hedeflerin, Kürt halkının sivil hedeflerinin bombalanmasını da anlamsız hale getirecektir. Dolayısıyla Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki Birleşmiş Milletler gücü içindeki MINUSCA’da Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin bulundurulmasından ziyade, çok öncelikli olarak gözlerimizi Orta Doğu’ya çevirmemiz gerektiğini belirtiyorum” diye konuştu.
‘TEZKERE’NİN UZATILMASI AFRİKA CUMHURİYETİ’NİN REFAHI İÇİN ÖNEM TAŞIMAKTADIR’
AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin MINUSCA’nın icra ettiği harekat ve misyonlar kapsamında yurt dışına gönderilmesi ve Sayın Cumhurbaşkanınca verilecek izin ve belirlenecek esaslar çerçevesinde bu kuvvetlerin kullanılması için verilen izin süresinin Anayasa’mızın 92’nci maddesi uyarınca 1 yıl uzatılması, gerek Afrika Ortaklık Politikamız gerekse dost Afrika Cumhuriyeti halkının huzur ve refahı için önem taşımaktadır. Afrika Kıtası dinamik genç nüfusu, zengin kültürel birikimi ve muazzam potansiyeliyle 21’inci yüzyılın yükselen değeri olarak öne çıkmaktadır. Yüzyıllara dayanan tarihi, kültürel ve insani bağlarımızdan aldığımız güç ve ilhamla Afrika’yla birlik ve dayanışmamız devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyonla, Afrika açılımıyla sağladığımız başarı ve edindiğimiz birikim temelinde 2013 yılında Afrika ortaklık politikasına geçiş yapmış bulunuyoruz, ilişkilerimiz ortak hedeflerimiz doğrultusunda derinleşmektedir” dedi.
‘BÖYLE DIŞ POLİTİKA OLMAZ’
CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, “Türkiye’nin BRICKS’e başvuru yaptığını Ruslardan, reddedildiği Almanlardan öğrendik, böyle dış politika olmaz. Orta Afrika’yı konuşuyoruz, Orta Afrika’yı konuşmamız gereken zamanda BRICS gibi önemli bir meselede ortadayız. Türkiye Avrupa Birliğine girme çabası içinde olan bir ülke. AK Parti bunu ne kadar önemsiyor belli değil. Söyleme bakarsanız önemsiyor ama öbür taraftan Meclis’te etki ajanlığını gündeme getiriyorsunuz. Bu, aslında, ‘Bizi Avrupa Birliğine almayın, biz istesek de almayın, biz ne açıklama yaparsak almayın’ demek; açıkçası bu. Sonra, Türkiye NATO’nun bir parçası ama deniliyor ki: ‘Değerler konusunda ortak olduğumuz BRICS üyeleriyle biz aynı birlik içinde bulunmayı uygun görüyoruz’, BRICS üyelerinden bazılarını sayayım ben size: Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan. Yakın zamana kadar birine, ‘Katil’ dedik, birine, ‘Darbeci’ dedik, birine de ‘Milleti enayi yerine koyan bir ülke’ dedik. Bu 3 ülkeyle ilgili doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin en başındaki kişiden, AK Parti’nin Genel Başkanından duyulmuş olan sözler. Şimdi, bütün bunlar varken, bütün bunlar söyleniyorken bizim nasıl bir ortak değerler birliğimiz var bu ülkelerle; birisinin bunu izah etmesi lazım. Taktik sonucunda bir iş yapılıyorsa bunun izah edilmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.
ORTA AFRİKA TEZKERESİ KABUL EDİLDİ
Meclis Başkanvekili Celal Adan, ‘Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının Orta Afrika’daki görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına’ ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresini oylamaya sundu ve tezkere kabul edildi.
‘TBMM OLARAK TERÖRE KARŞI MÜCADELE ETME KARARLILIĞIMIZ TEYİT EDİYORUZ’
Orta Afrika tezkeresinin kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Celal Adan, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısına ilişkin Meclis Başkanlığı tezkeresini okuttu. Tezkerede, “23 Ekim 2024 tarihinde Ankara’da Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi tesislerine yönelik terör saldırısı, ülkemizin barışına ve huzuruna kasteden alçakça bir girişimdir. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dileriz. Milletimizin başı sağ olsun. Hiçbir güç ülkemizin ve milletimizin birlik ve beraberliğini bozamayacaktır. Arkasında emperyalist güçlerin ve karanlık odakların olduğu terör saldırıları Ülkemizin huzur ve istikrar ortamına zarar veremeyecektir. Bu saldırının esas amacı milli savunma sanayimiz ve tam bağımsız Türkiye istikametindeki kararlı yürüyüşümüzdür. Saldırı sonrasında milletimizin gösterdiği metanet ve birlik duygusu, tarihten gelen millet olma bilincimizin simgelediği çelikten irade her türlü terörist girişimi boşa çıkaracak güçtedir. Burada milli iradenin tecelligahı, demokrasimizin merkezi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olarak terör örgütlerine ve tüm destekçilerine karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Ortak duruşumuzu ilan eden bu tezkerenin kabulünü ve bu kararın Resmi Gazete’de yayımlanması hususunu Genel Kurulun tasviplerine arz ederim” denildi.
TUSAŞ İLE İLGİLİ TEZKERE KABUL EDİLDİ
Tezkerenin Genel Kurul’da okunmasının ardından oylamaya geçildi. Tezkere; AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin ‘evet’ oyuyla kabul edilirken, DEM Parti oylamada çekimser kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada yeni çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Şimdi iş sözü edilen koşulların oluşturulmasında”
Cengiz Çandar konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Yepyeni bir dönemin başlangıcındayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dış politikaya taalluk eden bir konuda konuşma yapmak için söz aldığım şu gün, daha doğru bir deyimle, şu günler ülkemizde toplumsal barış için, iç cephenin güçlendirilmesi için, ulusal birliğimizin tahkimi için yepyeni bir dönemin başlangıç noktasına işaret ediyor. Devlet Bahçeli’nin Milliyetçi Hareket Partisi Grubunda yaptığı son derece önemli konuşmayla çok önemli bir aşamaya tırmandı. Uzatılan bir elden söz ediliyordu, o elin uzatıldığı en önemli şahsiyet İmralıCezaevi’nde kendisinden 44 aydır hiçbir haber alınmamış olan Abdullah Öcalan’dı. Dün DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan kendisiyle görüştü ve Abdullah Öcalan’ın uzatıldığı söylenen eli geri çevirmediği, bilakis, tam tersine, onun da ülkenin birliğine, toplumsal barışa, ilk cephenin güçlenmesine hizmet edecek şekilde kendi elini uzattığını memnuniyetle işitmiş bulunuyoruz. Şöyle demiş kendisiyle görüşen milletvekiline; “koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekecek teorik ve pratik güce sahibim” dedi. Yani, “ben varım” diyor, yani “ben, ülkenin toplumsal barışına, iç cephenin güçlendirilmesine varım, buna katkıda bulunmaya niyetim de var, buna gücümde var” demiş oluyor. Şimdi iş sözü edilen koşulların oluşturulmasında. Bu, kolay bir iş değil; sabır, dikkat, titizlik, esneklik, özveri ve en önemlisi irade gerektiriyor. Dünkü terör saldırısı iç barışı, toplumsal barışı, iç cepheyi güçlendirmenin çok da kolay olmadığını, durumun bir çok toplumsal provokasyona açık olduğunu gösterdi. Bu vesileyle bir kez daha bu terör saldırısında hayatını kaybetmiş olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyorum.
“Öcalan, bir inisiyatif alır ve siyasetin önünü açmak isterse arkasında olacağız”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün, “siyasete yön vermeye çalışıyorlar, buna teslim olmayacağız, tutumumuzu değiştirmeyeceğiz” diyerek önümüzdeki dönemde olumlu bir şekilde yürümesi arzu edilen gelişmelere karşı Cumhuriyet Halk Partisinin de ana muhalefet partisi olarak kendi deyimiyle, 31 Mart’tan itibaren ülkenin bir numaralı partisi olduğunu söylediği partisinin bu durumda ısrar edeceğinin altını çizmiş oldu. Bu arada şunu söyleyeyim; Özgür Özel’in gerek Edirne’de Selahattin Demirtaş’ı ziyareti gerek bölgeye yaptığı ziyaretin de fevkalade değerli olduğunu ve bunca zamanları ilk kez Cumhuriyet Halk Partisinin bu tür süreçlere dahil olma iradesini ortaya koyduğunu da memnuniyetle teslim edelim ve gelecek için umutlanalım. Sorunlarımızı konuşarak, diyalogla, siyaset yoluyla çözülmesi arayışlarını kanla kesmeye çalışan anlayış bilmeli ki eğer Öcalan, bir inisiyatif alır ve siyasetin önünü açmak isterse tüm gücümüzle arkasında olacağız. Demokratik siyaset ve barış arayışlarını itibarsızlaştırmaya, iradesiz kılmaya yönelik hiçbir yaklaşımı kabul etmeyeceğiz. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır, barış isteyenlerin sesinin kimden gelirse gelsin bu defa bastırılmasına asla izin vermeyeceğiz.
“Türkiye’deki Kürt halkının mutlu edilmesinin bölgedeki etkisi olumlu olacaktır”
Orta Doğu’nun önünde muazzam bir belirsizlik, tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir belirsizlik dönemi yatıyor. Bu geçen yılın 7 Ekiminden itibaren İsrail’in başlattığı saldırı furyasının bölgeyi getirdiği durumla yakından ilgili. Gazze 1955 yılına geri dönmüş durumda ve bu Gazze’de yaşayan 2 milyon 200 bin kişinin, Gazze halkının, Filistin halkının 2 milyonu bugün bundan bir yıl önce yaşadıkları evde yaşamıyor. 50 bine yakın Filistinli bir yıl içinde hayatını kaybetmiş durumda. Bunun anlamı oransal olarak Türkiye’yle hesapladığınız zaman bir yıl içinde 2 milyon insanın hayatını kaybetmesi demek, muazzam bir insanlık trajedisi İsrail saldırganlığının sonu olarak yaşanıyor. Lübnan, sadece Lübnan değil, Suriye, Irak ve hatta İran büyük bir istikrarsızlık durumuyla, ihtimaliyle yüz yüze bulunuyor. Suriye, Irak ve İran’da tıpkı Türkiye’de olduğu gibi nüfusun bir bölümü Kürt. Kürtlerin, dünyadaki Kürtlerin en büyük bölümü, yarısından fazlası ülkemizde, Türkiye’de yaşıyor; bizim halkımızın bir parçası. Türkiye’de toplumsal barış, iç cephenin güçlendirilmesi demek Türkiye’deki Kürt halkının mutlu edilmesi demek ve böyle bir durum ister istemez tüm bölgeye de etkisini olumlu ölçüde yayacaktır. Böyle bir gelişme Suriye’deki ve Irak’taki Kürtleri de Türkiye’nin bekasına potansiyel bir tehdit gibi algılanmaktan çıkaracaktır. İç barışımız ve güçlü demokrasimiz -eğer bu sağlanırsa- Kürtleri, ister Amerika olsun ister İsrail olsun ister İran olsun, kim olursa olsun, bunların etkisi altında görülmekten çıkaracaktır; bizim halkımızın bölgedeki devamı, uzantısı olarak görülmelerini sağlayacaktır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DERVİŞOĞLU’NUN FIRLATTIĞI İPİ BAHÇELİ İSTEDİ
Dervişoğlu’nun ardından Bahçeli’den de sürpriz bir hamle geldi. Dervişoğlu’nun konuşmasını dinleyen Bahçeli, ipi odasına asmak için İyi Parti‘den istedi.

MHP lideri Bahçeli’nin kendisine fırlatılan idam ipini istemesine de jet bir yanıt veren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu “Odasına urganı değil, konuşmamı assın. Biz milliyetçilikten çok cumhuriyet değerlerini savunuyoruz. Urgan şu an nerede bilinmiyor, arkadaşlardan biri almış olabilir. Bulunduğu takdirde, Devlet Bey isterse veririm” ifadelerini kullandı.
İDAM İPİNİ PARTİ POŞETİ İÇİNDE GÖNDERDİ
Dervişoğlu açıklamasının ardından ise Bahçeli’nin istediği idam ipini MHP Genel Merkezi’ne yolladı. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, parti poşeti içinde gönderdiği ip içinse bir şart koşarak 17-25 Aralık saatinin üzerinde durmasını istedi.
BAHÇELİ İPİ MAKAM ODASINA ASTI
MHP lideri Bahçeli, Dervişoğlu’nun gönderdiği ipi teslim aldı. İpi makam odasına asan Bahçeli poz da verdi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Demirtaş “Ankara’daki saldırıyı kınıyoruz, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyoruz. Yaralılara da geçmiş olsun dileklerimizle birlikte acil şifalar temenni ediyoruz. Sorunlarımızın konuşarak, diyalogla, siyaset yoluyla çözülmesi arayışlarını kanla kesmeye çalışan anlayış bilmeli ki eğer Öcalan bir inisiyatif alır ve siyasetin önünü açmak isterse tüm gücümüzle arkasında olacağız. Demokratik siyaseti ve barış arayışlarını itibarsızlaştırmaya, iradesiz kılmaya yönelik hiçbir yaklaşımı kabul etmeyeceğiz. Herkes hesabını kitabını buna göre yapmalıdır. Barış isteyenlerin sesinin, kimden gelirse gelsin bu defa bastırılmasına asla izin vermeyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, aranması olan şüphelilere yönelik çalışma yaptı. Yapılan çalışmalar neticesinde 32 şüpheli yakaladı.
Haklarında çeşitli suçlardan kesinleşmiş hapis cezası bulunan 11 hükümlü adliyedeki işlemleri sonrası cezaevine teslim edildi. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZAN, 24 Ekim (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Mısır ile birbirini kollayan samimi bir dost ve ortak kalkınmada yakın bir ortak olmaya istekli olduklarını söyledi.
Xi, söz konusu açıklamayı Çarşamba günü, 16. BRICS Zirvesi sırasında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmede yaptı. Xi, BRICS Zirvesi’ne ilk kez tam üye olarak katılan Mısır’ı kutlayarak durumdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Xi, ulusal egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarını koruma konusunda Mısır’a güçlü destek verdiklerini belirtti.
Sisi ise Çin’in Mısır ve Afrika ülkelerinin en samimi dostu olduğunu kaydederek Mısır’a verdiği değerli destek için Çin’e teşekkür etti.
Mısır’ın tek Çin ilkesine sıkı şekilde riayet ettiğini söyleyen Sisi, Taiwan sorununun Çin için son derece önemli olduğunu tam olarak anladıklarını ifade etti.
İki taraf Ortadoğu’daki mevcut durum hakkında da görüş alışverişinde bulundu. Xi, Çin’in bölgedeki mevcut durumdan derin endişe duyduğunu vurguladı.
Bölgedeki savaş ve kaosun kimsenin çıkarına hizmet etmediğini ve Filistin meselesinin Ortadoğu sorununun özünü oluşturduğunu belirten Xi, an itibarıyla acilen yapılması gereken şeyin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarını tam ve etkili şekilde uygulamak ve Gazze’deki çatışmaları bir an önce sona erdirmek olduğunu söyledi.
Xi, Filistin sorununda en kısa sürede kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşabilmek için iki devletli çözümün uygulanması gerektiğini belirtti.
Mısır’ın ateşkes sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi yönündeki çabalarını takdir ettiklerini söyleyen Xi, Filistin- İsrail çatışmasının en kısa sürede sonlandırılması ve bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için Mısır ile koordinasyon ve işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP NiğdeMilletvekiliÖmer Fethi Gürer, 2025 yılı bütçe teklifine ilişkin, “Bu bütçe teklifi işçi, çiftçi, esnaf, emekli, engelli, dar gelirli için umut veren bir bütçe teklifi değildir. Çiftçi gelecek yıl ne yapacağını bilemez durumda. Bu yıl üretimde yaşanan sorunlar nedeniyle borcunu ödeyemiyor” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı bütçe teklifinde yer alan tarım ve hayvancılık desteklerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Tarıma desteğin günden güne azaldığını belirten Gürer, “Çiftçilerin bankalara kredi borcu 2004 yılında 5 milyar 400 milyon iken bugünkü verileri ile bu rakam 749 milyar liraya çıktı. Piyasa ile borçları 800 milyarı aştı” ifadelerini kullandı.
“Bu yıl üretimde yaşanan sorunlar nedeniyle borcunu ödeyemiyor”
Ömer Fethi Gürer şunları söyledi:
“Dün gerçekleşen terör saldırısında hayatını kaybedenlere başsağlığı yaralılara acil şifa diliyorum. Bugün 2025 yılı bütçe teklifi Meclis’e sunuldu. AKP iktidarı 2006 yılında çıkardığı Tarım Kanununa göre çiftçilere verilecek desteğin milli gelirin yüzde 1’i olacağını öngörmektedir. Kanunu çıkaran AKP, kanuna bugüne kadar hiç uymamıştır. 2025 yılı bütçe gelirinin yüzde 1’i 615 milyar 400 milyon liradır. Bütçede yer alan destel tutarı şse 135 milyar liradır. Böylece çiftçiden esirgenen destek tutarı 480 milyar 400 milyon liradır. Destek ödemeleri ekim ya da hasat döneminde verilmelidir. Bir yıla sarkan destekler çiftçiye fayda sağlamamaktadır. Mazot desteği veriyoruz diyerek dört katı yüksek ÖTV ve KDV ile verilen destek kat be kat alınmaktadır. Çiftçilerin bankalara kredi borcu 2004 yılında 5 milyar 400 milyon iken bugünkü verileri ile bu rakam 749 milyar liraya çıktı. Piyasa ile borçları 800 milyarı aştı. Düşük alım fiyatları, sürekli artan girdi maliyetleri çiftçiyi zorluyor. Çiftçi gelecek yıl ne yapacağını bilemez durumda. Bu yıl üretimde yaşanan sorunlar nedeniyle borcunu ödeyemiyor.
“Hayvan varlığında birinci sıradayız anlatıları da masal”
Girdi maliyetlerindeki artışlara dikkat çeken Gürer, TÜİK’in tarımsal girdi fiyatlarını o ürünlerin kullanılmadığı aylarda listeye ekleyerek daha düşük gösterdiğini söyledi. Gürer, “O ay için yapılan ortalama değerlendirme de bu şekilde daha düşük çıkıyor. Gerçekçi bir değerlendirme yapılsa ihtiyaç olan aylada daha yüksek çıkacaktır” dedi. 2025 yılında da et ithalatının devam edeceğini belirten Gürer, “Et üretiminde 2025 yılında tahminlere ithal hayvanların da varlığı hesaplanarak tahminler yapılmış. Bu durumda hayvan ithalatının devam edeceği anlaşılıyor. Avrupa’da hayvan varlığında birinci sıradayız anlatılarının da masal olduğu ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
“Alkol, tütün, şans oyunlarından alınan toplam vergi 683 milyar 939 milyon liradır”
Özel tüketim vergisine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürer, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“2025 yılı bütçe teklifi işçi, çiftçi, esnaf, emekli, engelli, dar gelirli için umut veren bir bütçe teklifi değildir. Özel tüketim vergisinin 2020 yılına göre artış oranı yüzde 926’dır. Petrol ve doğal gaz ürünlerinden alınan vergi 2020 yılında 69 milyar 752 milyon iken 2024 yılının ilk sekiz ayında 399 milyar 967 milyon liraya çıkmıştır. 2025 yılı hedefi ise 536 milyardır. Yani 2020 yılına göre artış oranı yüzde 676’dır. 2024 yılına göre vatandaştan tahsili hesaplanan para cezalarında yüzde 44 oranında bir artış öngörülmektedir. 2020’den bu yana yüzde 1350 oranında cezalarda artış olmuştur. Trafik polisinin trafiği düzenlemekten çok ceza kesme işlevi bundandır. Alkollü içeceklerden alınan verginin ise 2020 ile 2025 yılları arasındaki artış oranı yüzde 962’dir. Alkol, tütün, şans oyunlarından alınan toplam vergi 683 milyar 939 milyon liradır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seçim meydanlarında Türk Milleti’ne verilen sözlerin tutulması gerektiği inancını taşıdıklarını ifade eden Göçmen açıklamasında; “Türk Milleti’nin karşısında duran ve dış güçlerin maşası olan zihniyetlerin içeride de var olduğu açıkça görülmektedir. Seçim meydanlarında sözler verip, seçim sonrası meclis çatısı altında koltuklarını koruma derdine düşen siyasi liderler, aslında millete değil kendi çıkarlarına hizmet etmektedir” dedi. Göçmen açıklamasını şöyle sürdürdü; “Türk milleti; Kürdü, Alevisi, Çerkezi, Lazı ve Türkü ile bir bütündür. 40 yıldır verilen zarar, asla unutulmayacak ve bir gün hatırlatılacaktır. Dış güçlerin, özellikle Amerika ve İsrail’in maşası haline gelen Abdullah Öcalan ve teröristleri, yıllardır ülkemize saldırmakta, kız çocuklarımıza tecavüz etmekte, askerimize ve polisimize kurşun sıkmaktadır. Ancak, bu tasmalı teröristlerin başarılı olamayacağı aşikardır. Türk milliyetçileri ve ülkücüler olarak bu oyunlara hiçbir zaman ortak olmayacak, milletimizin birliğine ve dirliğine kasteden her türlü fitneye karşı duruşumuzu sürdüreceğiz. Türk milleti, bütün kimlikleriyle tek bir millettir ve bu gerçeği kimse değiştiremeyecektir.” – KIRŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki “Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı” çerçevesinde çeşitli ikili görüşmeler de gerçekleştirdi. İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile görüştü. Görüşmelerde, aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Toplantılarda Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı. – CENEVRE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile ayrı ayrı görüştü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki ‘Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı’ kapsamında ikili görüşmeler de gerçekleştirdi.
İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Limani ile görüştü.
Görüşmelerde aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Bakan Göktaş’ın görüşmelerinde, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi’nin (BOTAŞ), enerji sektöründe siber saldırıları önlemek amacıyla yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ‘Merkezi Denetleme ve Kontrol ve Veri Topla Sistemi’ni (SCADA) Batman Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı üzerinde kullanmaya başladığını söyledi. Bayraktar, “Bu sistemi tüm doğal gaz altyapısında kullanmak için de ilgili kuruluşlarımızla çalışmalarımız devam ediyor” dedi.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nda (EPDK), ‘Enerji Sektöründe Siber Savunma Simülasyonu’ programı düzenlendi. Programa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz ve sektör temsilcileri katıldı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, konuşmasında, akıllı uygulamalara her geçen gün yenilerinin eklendiğini belirterek, “Evlerimiz, cihazlarımız, şebekemiz akıllı hale geliyor. Yapay zeka, hayatımızın her noktasında bizler için konforlu çözümler üretiyor. İşte tüm bunlar dünyada üretilen veri miktarında da ciddi bir artışa neden oluyor. Bu baş döndüren hız karşısında, elbette ki verilen hizmetin devamlılığını sağlamak, sürdürülebilir kılmak büyük önem arz ediyor. Burada iki konu ön plana çıkıyor. Bunların ilki, hemen her alan için kritik öneme sahip büyük veri akışının devasa elektrik ihtiyacı ve buna uygun bir altyapının olması. İkincisi ise bu hizmet ve çözümleri sunan altyapıları siber risk ve tehditlere karşı korumak. Türkiye, ekonomisi büyüyen, üreten, sanayisi güçlü bir ülke. Bu bağlamda elektrik ihtiyacımız da her geçen yıl artıyor. Şu an 330 teravatsaatlerde olan elektrik talebimizin 2035 yılında 510 teravaatsaate çıkmasını öngörüyoruz. Ancak hızla büyüyen yapay zeka ve büyük veri kaynaklı elektrik talebiyle bu tüketimin daha da yukarılara çıkacağını hesaplıyoruz. Biz de planlamalarımızı bu artan talebe göre şekillendiriyoruz” dedi.
‘SİBER SAVUNMAYA DAHA FAZLA ÖNEM VERİLECEĞİ ORTAYA ÇIKIYOR’
Bakan Bayraktar, enerjide arz güvenliğinin, bütün ülkelerin temel gündem maddesi olduğunu belirterek, “Jeopolitik gelişmeler, küresel piyasalarda yaşanan sıkıntılar, artan sermaye maliyetleri, tedarik zinciri problemleri gibi temel belirsizlik ve risklerle karşı karşıya olan enerji sektörü için maalesef başka bazı tehdit alanları da söz konusu. Bunlardan biri fiziki tehditler. Bilhassa elektrik, doğal gaz ve petrol iletim şebekelerine yönelik saldırı riskleri. Bu hususta gerek oluşturduğumuz tesis güvenlik standartlarıyla gerekse de kurduğumuz kameralı dijital sistemler ve kontrollerle fiziksel anlamda hatlarımızın güvenliğini sağlıyoruz. İkincisi ise belki de son yıllarda gelişen teknolojiyle daha da büyük bir risk haline gelen bugünkü toplantımızın da konusu olan siber riskler. Tüm dünya; devletler, şirketler ve bireyler siber güvenlik konusuna ciddi bütçeler ayırarak çeşitli önlemler alıyor. Bu alana küresel ölçekte çok daha komplike, çok daha büyük yatırımlar yapılıyor. 2024 yılı sonu itibarıyla siber suçların küresel maliyetinin yıllık yaklaşık 10 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu anlamda yakın gelecekte siber tehditlere karşı siber savunmaya çok daha fazla önem verileceği ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
‘TÜM DOĞAL GAZ ALTYAPISINDA KULLANMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ’
Enerji sektörünün dijitalleşme ve otomasyonun hızla büyüdüğü bir alan olarak öne çıktığını belirten Bayraktar, “Elektrik, petrol, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının üretim, dağıtım ve yönetimi giderek daha fazla dijital sistemler üzerinden sağlanıyor. Başta enerji üretim tesislerine, elektrik şebekelerine ve petrol hatlarına yönelik saldırıların yoğunlaştığı gözleniyor. Üretim ve iletim dışında, kullandığımız cihazların dijitalleşmesiyle tüketim tarafında da yeni siber riskler oluşuyor. Olası enerji kesintileri de bir yandan vatandaşların yaşam standardını düşürürken, diğer taraftan ülkelerin ekonomilerine ve itibarına doğrudan zarar verebiliyor. Hem arz kesintilerinin önüne geçmek, hem de ekonomik kayıpları engellemek adına enerji sektöründe de siber saldırıları önlemek amacıyla çeşitli siber güvenlik uygulamaları geliştiriliyor. Bunlardan biri de bu ihtiyaca yönelik geliştirilen özelleşmiş, SCADA sistemleri. Milli şirketimiz BOTAŞ, ASELSAN ortaklığında yerli ve milli imkanlarla geliştirilen SCADA sistemini, ülkemizin petrol ihtiyacı için kritik öneme sahip Batman Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı üzerinde kullanmaya başladı. Bu sistemi tüm doğal gaz altyapısında kullanmak için de ilgili kuruluşlarımızla çalışmalarımız devam ediyor” dedi.
‘OLASI SALDIRILARA KARŞI GÜVENLIĞI ÖN PLANDA TUTUYORUZ’
Bakan Bayraktar, yaklaşık 75 bin kilometrelik elektrik iletim hattının işletmesinden sorumlu Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin de (TEİAŞ) siber saldırılara karşı güvenlik için önemli altyapıya sahip oluğunu söyleyerek, “Tüm bu şebeke, bakanlığımızda bulunan Siber Güvenlik Operasyon Merkezinden 7/24 esaslı izleniyor. Olası bir felaket durumunda veri merkezimizin devamlılığını sağlamak için Ankara dışında da bir Felaket Kurtarma Merkezimiz bulunuyor. Düzenli olarak yaptığımız sızma testleri ve kapalı devre iletişim altyapısıyla olası saldırılara karşı güvenliği ön planda tutuyoruz. Yine BOTAŞ gibi TEİAŞ da milli SCADA projesini HAVELSAN ile birlikte geliştiriyor. Enerji sektöründe siber güvenliğin düzenlenmesi görevi, mevzuat kapsamında sektörün düzenleme ve denetiminden sorumlu kurum olan EPDK’ya verilmiş durumda. Bu kapsamda EPDK, sektörel düzeyde siber güvenlik etkinlikleri düzenliyor. Bu yılki konferansın teması ‘Doğal Afetlere Dayanıklı Kritik Enerji Altyapıları’ olarak belirlenmiş durumda. Elbette siber saldırılarda olduğu gibi doğal afetlerde de elektrik ve doğal gazda kesintiler olabiliyor. Geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanan depremler bize gösterdi ki enerji sektörü gibi kritik altyapılarda meydana gelen kesintilerin, aynı siber saldırılarda olduğu gibi bir an önce giderilmesi büyük önem taşıyor. Bu nedenle bugün bilim insanlarımızın ve sektör temsilcilerinin yapacağı sunumların hem doğal afetlere, hem de siber saldırılara karşı yeni politika ve stratejilerin oluşturulmasına katkı yapacağına inanıyorum. Enerji altyapılarımızı korumaya, yerli ve milli siber güvenlik teknolojileri geliştirmeye ve bu alandaki yetkin insan kaynağımızı güçlendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz da siber güvenlik alanında meydana gelen tehditlerle mücadelede özel sektör ile kamu arasındaki iş birliğinin önem taşıdığını söyleyerek, “Buradan özellikle sektör temsilcilerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Siber güvenlikte başarılı olmanın yolu, daima yerlilik ilkesine öncelik vermekten geçmektedir. Veri güvenliğimizi yabancı çözümlerle sağlamaya çalışmanın bizler için ne kadar büyük bir risk olduğu aşikardır. Daha güvenli yazılım teknolojileri geliştirilmesi için mutlak surette ilgili kurumlarla iş birliğine gidilmeli, yazılım geliştirme ve test etme aşamalarında üniversitelerimizden ve genç beyinlerimizden mutlak surette faydalanılmalıdır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) –Kadın cinayetleri, tacizler ve tecavüzlere karşı tüm ülkede olduğu gibi Samsun’da da kadınlar eylemdeydi… Samsun Kadın Dayanışması üyeleri ve yüzlerce kadın Şehir Kulübü önünde bir araya geldi, sloganlar eşliğinde yürüyüp tepkilerini dile getirdi.
İstanbul’da İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in öldürmesinden sonra ülke geneline yayılan protesto eylemlerinden biri de Samsun’da yapıldı. Samsun Kadın Dayanışması üyeleri ve yüzlerce kadın kent merkezinde bir araya geldi. Kadınlar katliamlara dikkat çekerek “AKP, MHP ve artıkları cinayetin suç ortağıdır” açıklaması yaptı.
Samsun Kadın Dayanışması adına ilk açıklamayı yapan Ayten Kutlu, şunları söyledi:
“Kadınlar bu topraklarda her gün ya öldürülüyor ya da tacize tecavüze uğruyoruz. Katledilen, şiddete uğrayan her kadının sorumlusu iktidara geldiği günden beri kadın düşmanı politikalarıyla hayatımızı kuşatmaya çalışan AKP’dir. Failleri cezasızlık politikalarıyla ödüllendirip cesaretlendiren erkek adaletin ellerinde kadınların kanı var. Her yer suç mahalli.
Öfkeliyiz, artık yeter. Yaşamak istiyoruz. İstanbul’da yarım saat arayla bir erkek iki kadını katlederken devlet önleyici ve caydırıcı hiçbir adım atmamaktadır. Şiddetten korunmak isteyen, kadınların isyanını görmeyen kolluk güçleri, kadınların şiddet karşıtı her eyleminde engelleyebilmek için kadınlardan da önce alanlarda olmaktadırlar. Devlet yargısıyla, kolluğuyla, şiddet ve mağdurlarının beyanlarına göre değil, sosyal medya tepkilerine göre adaleti sağlamaktadır. Şiddet gören kadınlar sesini duyurmak için karakollara değil, sosyal medyaya başvurmaktadır. Karakollardan faillerin elini kolunu sallayarak çıktığını, çıktığı gibi kadınları katletmeye devam ettiklerini biliyoruz, görüyoruz. Cezasızlık politikalarının kadınları yaşamdan kopardığını her gün görmekteyiz, yaşamaktayız. İktidarın cezasızlık politikaları failleri cesaretlendirmektedir.”
“Devlet kadınların öldürüldüğü bir ülkede erkek şiddetini önlemelidir”
Samsun Kadın Dayanışması adına Betül Aksu ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sokakları kadınlar için güvencesiz ve tedirgin hale getirmeye çalıştığınızı biliyoruz. O saatte dışarıda ne yapıyordu? Sözlerini güçlendirmek için, ‘Aile Birliği’, politikalarınızı güçlendirmek için bizleri dört duvara mahküm etmek istediğinizi biliyoruz. Kadınların kahkahasına, kaç çocuk yapacağına, hangi saatte, hangi sokakta olacağına karar vermeye çalışan cinsiyetçi diliniz erkek şiddetini cesaretlendiriyor. Kadınları makul ailenin makul ferdi haline getirmek istiyorsunuz. Kadın düşmanı politikalarınıza itirazımız var. Kadınların nasıl doğuracağı, doğurup doğurmayacağını denetlemek bu devletin görevi değildir. Sağlık Bakanlığı’nın yapmış olduğu ‘doğal olan normal doğum” temalı toplantı ise kadınların bedeni üzerindeki tahakkümü yeniden üretmektedir. Devlet kadın bedeni üzerinden ellerini çekmeli, kadınların öldürüldüğü bir ülkede erkek şiddetini önlemelidir. Hukuken Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin ayrıldığına ilişkin beyanı bir anlam ifade etmese de toplum nezdinde bu çıkış erkek şiddeti önündeki barajı yıkan ve o günden bu yana hızla ve katlanarak artan kadın cinayetlerinin politik olduğunun en önemli kanıtıdır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya Demokratik Kadın Platformu İstanbul’da İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in katledilmesiyle ilgili basın açıklaması yaptı. Platform adına konuşan Sağlık Emekçileri Sendikası Malatya Şube Temsilcisi Elif Bali, kadın cinayetlerinin önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Bali şu ifadelere yer verdi:
“4 Ekim’de bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı: İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Semih Çelik, İstanbul’da yaklaşık 1 saat içinde iki kadını vahşice katletti. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner, sosyal medyasından açıkça katliam çağrısı yapan, suç kayıtlarına rağmen herhangi bir kovuşturma yapılmayan, yargılanmayan Semih Çelik tarafından katledildiler.
Başka bir kadın sokakta yürürken, iki erkek tarafından taciz edildi. Dakikalarca süren tacizde saldırganlar önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldı. Daha sonra sosyal medya baskısı ile tekrar gözaltına alınan saldırganlar, ses çıkarılmamış olsaydı bugün sokakta dolaşmaya devam edecekti. Daha bu haberlerle yeni karşılaşmışken, dün bir kadının Mezitli’de katledildiğini öğrendik. Sonay Öztürk Aslan, Uğur Araç isimli bir erkek tarafından katledildi. Yine DiyarbakırSur’da Uzman Çavuş Muhammed Recai Işık, boşanma aşamasında olduğu Bedriye İşık’ı katletti.
“Açık açık soralım kanınız donmuyor mu?”
Oysa bu ülkede yurttaşlar en temel eleştiri hakkını kullanan bir paylaşım yapmış olsaydı, sabah kapısına dayanılırdı. Halkı kin ve öfkeye sevk etmekten! Artık açık açık soralım. Bir annenin önüne çocuğunun cesedinin parçalarını atmak kimsede infial, öfke yaratmıyor mu, kanınız donmuyor mu? Kadın cinayetlerini önleyecek tedbirler almayan, adil yargılamayan, cezasızlık politikalarıyla cinayetlere yol veren iktidar güdümlü yargı ve her seferinde suçu mağdura yıkan siyasal iktidar sahipleri ve iktidarın taliplileri siz nasıl uyuyorsunuz? Kadınları hedefe koyan ataerkil kapitalist sisteminiz, kadınlara dar etmeye çalıştığı sokakları, vahşetle mi teslim almaya çalışıyor!
Bizler, katledilen kadınların adını bir an bile dilimizden düşürmeden bu öfke ve isyanla karşınızda durmaya devam edeceğiz. Cinayet mahalli haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz. Uygulamadığınız yasalar yüzünden, istismarı aklayan, katilleri öven düzeniniz yüzünden, kana bulanmış ellerinizle tutunduğunuz koltuklarınız yüzünden hayatta olmayan her bir kadın, her bir çocuk için ses olmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanması ve kadın cinayetlerinin son bulması için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz! Şiddete, karanlığa, hukuksuzluğa geçit yok, kadınlar var! Laiklik için, eşitlik için, özgürlük için, adalet için her yerdeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KESK Samsun Şubeler Platformu Kadın Meclisi İstanbul’da öldürülen İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil ile birlikte kadınların son süreçte karşı karşıya kaldığı tacizlere ilişkin basın toplantısı düzenledi. KESK Samsun Şubeler Platformu Kadın Meclisi basın açıklamasını yapan SES Samsun Şubesi Kadın Sekreteri Yasemin İğci “Cinayet mahalli olan bu ülkede güvende değiliz” dedi.
İğci açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“4 Ekim’de bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı. İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner sosyal medyasından açıkça katliam çağrısı yapan suç kayıtlarına rağmen herhangi bir kovuşturma yapılmayan, yargılanmayan katil Semih Çelik tarafından katledildi. Başka bir kadın sokakta yürürken iki erkek tarafından taciz edildi. Dakikalarca süren tarihinde saldırganlar önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldı. Daha sonra sosyal medya baskısı ile tekrar gözaltına alınan saldırganlar ses çıkarılmamış olsaydı bugün sokakta aramızda dolaşmaya devam edecekti. Nedense adalet tecelli etmek için tepkilere göre hareket ediliyor. Bu yıl boyunca neredeyse her gün bir kadın arkadaşımız erkekler tarafından katledildi.
“AKP ve MHP iktidarına karşı sokakları terk etmeyeceğiz”
“Biz biliyoruz ki bu cinayetlerin sorumluları 6284 sayılı kadına karşı şiddetle mücadele yasasına saldıranlar, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çıkanlar, kadınlara karşı şiddeti kadınların çözmesi gereken bir sorun olarak gören, iktidardan muhalefete kadınların eşitlik mücadelesini gözlerini kapatanlardır. Ama bizler yaşadığımız tüm acılara ve size rağmen bizi hayattan koparmaya çalıştığınız politikalarınıza karşı direnmeye, kadın cinayetlerinin politik olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Katilleri, tecavüzcüleri, tacizcileri koruyan, aklayan ve cezasızlık politikalarıyla öldüren AKP, MHP iktidarına karşı sokakları asla terk etmeyeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVRUPA Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, öneri sistemlerinin tasarımı ve işleyişi hakkında detaylı bilgi istedi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, algoritmalarının kullanıcılara içerik önerirken kullandığı parametreler ve seçim süreci ile ruh sağlığı ve küçüklerin korunmasıyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere bazı sistemik riskleri artırmadaki rolleri hakkında bilgi istedi.
AB, teknoloji firmalarının talep edilen bilgileri 15 Kasım’a kadar sunmaları gerektiğini, yanlış veya eksik yanıt verilmesi halinde şirketlere para cezası kesebileceği belirtildi. AB’nin teknoloji kuralları kapsamında Avrupa’da faaliyet gösteren büyük şirketler ve dijital platformların katı kurallara uyması gerekiyor. AB, kurallarını ihlal eden firmalara yüksek para cezası uygulayabiliyor. Daha önce, Facebook, Instagram, AliExpress ve TikTok gibi platformları etkileyen DSA kapsamında uyumsuzluk soruşturmaları başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>85 FÜZEYLE YAKLAŞIK 80 TON PATLAYICI ATILDI
İsrail, Cuma günü Lübnan’ın başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiyeh semtinde Hizbullah’ın ana karargâhını hedef alan bir dizi saldırıda bulunmuştu. İsrail Savunma Kuvvetleri, Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiyeh’teki sivil binalara, altında Hizbullah’a ait silahlar bulunduğu iddiasıyla saldırıldığını açıklamıştı. İsrail basını, saldırılarda Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve kızı Zeynep’in de öldürüldüğünü yazmış, ancak doğrulama gelmemişti.

Ancak dün sabah İsrail ordusu, Cuma günkü hava saldırısında Nasrallah’ı öldürdüğünü ve Lübnanlı gruba en önemli darbeyi vurduğunu açıkladı. Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen 140 hedefin vurulduğu ifade edilen açıklamada, “Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın bulunduğu yere her biri yaklaşık 1 ton olmak üzere 85 füzeyle yaklaşık 80 ton patlayıcı atıldığı” kaydedildi. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de, ordunun Nasrallah ve Hizbullah karargâhını vurma planını uzun hazırlıklardan sonra hayata geçirdiğini ifade etti, “Doğru zamanda ve çok hassas bir şekilde yapıldı. Alet çantamızdaki son şey bu değil. İleri gitmek adına daha fazla kabiliyetimiz var” dedi.
“DİRENİŞ KIRILMAYACAK, SAVAŞÇI RUH DAHA GÜÇLENECEK”
Ardından Lübnan Hizbullahı’ndan açıklama geldi ve Nasrallah’ın ölümü doğrulandı. Hizbullah açıklamasında, “Hizbullah düşmanla mücadeleyi, Gazze ve Filistin’e desteği, Lübnan ile kararlı ve onurlu halkını savunmasını sürdürecek” denildi. Irak’ta 3 günlük yas ilan edilirken, Hamas da, Nasrallah’ın öldürülmesinin direnişi daha da güçlendireceğini vurguladı. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı İsrail’de ise 1000 kişiden fazla kalabalığın toplanması yasaklandı. Hizbullah’ın müttefiki olan Yemen’deki İran destekli Husiler de, “Direniş kırılmayacak, Lübnan’daki ve tüm cephelerdeki kardeşlerin savaşçı ruhu daha da güçlenecek ve büyüyecek” açıklamasını yaptı.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise, Müslümanlara yönelik çağrısında, “sahip oldukları her türlü imkânla Lübnan halkının ve onurlu Hizbullah’ın yanında durmalarını, İsrail’in kötü niyetli rejimine karşı onlara yardım etmelerini” istedi. İsrail’in saldırıları, önceki gece ve dün sabah da devam etti. Hizbullah da, bu saldırılara füzelerle karşılık verdi. İsrail’den yapılan açıklamada, “Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın füze birimi komutanı Muhammed Ali İsmail ve yardımcısı Hüseyin Ahmed İsmail, savaş uçaklarıyla düzenlenen saldırıda öldürüldü. Onlarla birlikte Hizbullah’ın diğer mensupları da ortadan kaldırıldı” ifadeleri kullanıldı.
TUĞGENERAL ABBAS NİLFURUŞAN DA ÖLDÜRÜLDÜ
Nasrallah’ın hayatını kaybettiği saldırılarda İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun komutanlarından Tuğgeneral Abbas Nilfuruşan’ın da öldürüldüğü bildirildi. Nilfuruşan, Nisan’da İsrail’in İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına düzenlediği saldırıda öldürülen Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi’nin yerine geçmişti. İsrail, bu yıl içinde Hizbullah’ın diğer bazı üst düzey komutanlarını da öldürmüştü. Bunlar arasında Visam et-Tavil, et-Tavil’in yerine merkezi eğitim birimi denetleme görevine gelen Ahmed Mahmud Vehbi, Nasır Birimi komutanı Talib Sami Abdullah, Aziz Birliği komutanı Muhammet Nimet Nasır, Nasrallah’ın askeri işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Fuad Şükür, Şükür’ün yerine gelen İbrahim Akil bulunuyor.

İsrail merkezli Jerusalem Post, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesine ilişkin operasyonun ayrıntılarını yazdı. Güvenlik kaynaklarına dayandırılan habere göre, Nasrallah’a suikast için gerekli siyasi, istihbarat ve operasyonel koşullar çarşamba günü oluştu. Askeri istihbaratın önerisi üzerine kanlı operasyon için hazırlıklar başlatıldı ve Hizbullah liderliğinin toplanacağı zaman beklendi. Bu arada Netanyahu, ateşkes süreciyle ilgili daha önceki açıklamalarının aksine farklı sinyaller verdi ve ABD’ye Amerikan başkanlık uçağının benzeri olan “Siyon Kanadı” ile gitmeyi kararlaştırdı. Bu kararın, Hizbullah liderlerini aldatma manevrası olduğu belirtiliyor. Tersi olsaydı, belki de Hizbullah liderliği Dahiya’daki yeraltı karargahında toplantı yapmayacaktı.
OPERASYON TALİMATI ABD’DEN GELDİ
Operasyon konusunda istişareleri devam etti. Milliyet’te yer alan habere göre perşembe günü de Netanyahu’nun ve beraberindekilerin telefonla katıldığı bir kabine toplantısı düzenlendi, Başbakan ve Savunma Bakanı Yoav Gallant operasyon için yetki aldı. Netanyahu, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile cuma sabahı BM konuşması öncesi bir toplantı daha yaptı ve son istihbarat bilgileri paylaşıldı. Bir toplantı daha yapılarak Netanyahu’dan onay alındı.
Operasyonu yürüten heyet, Tel Aviv’deki Israil Savunma Gücü’nün yeraltı üssü olan “çukur”a indi. Bu sırada havalanan uçaklar, Beyrut’taki Hizbullah ana karargahını vurdu. Nasrallah ve Hizbullah’ın güney cephesinin komutanı Ali Karaki, diğer üst düzey isimlerle birlikte olay yerinde öldürüldü.
– İsrail’in saldırıları nedeniyle ülke içerisinde yerinden edilenlerin sayısı 200 bine yaklaştı.
– Hizbullah üyelerinin de bulunduğu binlerce kişi, Suriye’de Esad rejiminin boşalttığı Humus, Halep, Şam ve Hama illerine kaçıyor.
– En az 5 bin aile, Suriye’ye geçti.
– Debbusiye ve Cusiyye kapılarından girenler genellikle Humus’un güney ve doğu bölgelerine gelirken, Masnaa ve Telkelah kapılarından girenler Şam ve Hama’daki köylere yöneldi.

HASAN NASRALLAH KİMDİR?
Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 30 yılı aşkın süredir Hizbullah’ın liderliğini yürütüyor, örgüte lider olduğundan bu yana da sürekli olarak muhtemel bir İsrail saldırısına karşı gizleniyordu. 31 Ağustos 1960’da başkent Beyrut’ta dünyaya geldi. İç savaşın başladığı 1975’te 15 yaşında olan Nasrallah, ailesiyle Sur kentine bağlı el-Bazuriye köyüne döndü ve Şiî Emel Hareketi’ne katıldı. İsrail’in 1982’de Lübnan’ı işgalinden sonra Hizbullah’a katıldı. Abbas Musevi’nin 1992’de İsrail tarafından bir helikopter saldırısıyla öldürülmesinin ardından 12 Şubat 1992’de Hizbullah’ın genel sekreteri seçildi. Nasrallah’ın gelmesinden sonra da Hizbullah, gevşek siyasi sisteme sahip Lübnan’da “devlet içinde devlet” haline geldi ve silahlı kapasitesini artırmanın yanı sıra ülkedeki sivillere de hizmet veren bir yapı haline geldi. Hizbullah’ın 2000’de Güney Lübnan’ın İsrail işgalinden kurtarılması ve Temmuz 2006 savaşında İsrail’e karşı oynadığı rol, Nasrallah’a prestij kazandırdı. Ancak Hizbullah, 2011’deki Suriye devriminin bastırılmasında Beşar Esad rejiminin yanında yer aldı, ülkedeki katliamlara katıldı. Bununla birlikte Nasrallah, Filistin direnişini desteklemek amacıyla Lübnan’ın güneyinde İsrail’e karşı bir cephe açtı.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVAŞI LÜBNAN’A YAYDILAR
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’yi kan gölüne çevirip on binlerce sivili katleden İsrail’in savaşı Lübnan’a yayma planı devam ederken, Hizbullah mensuplarına yönelik operasyonlar sırasında Nasrallah da hedef alındı.

KOMUTA MERKEZİ DEV BİR ÇUKURA DÖNÜŞTÜ
72 saatlik kanlı bir planın sonunda her biri yaklaşık 1 ton olmak üzere 85 füzeyle yaklaşık 80 ton patlayıcı atlatılan komuta merkezi dev bir çukura dönüşürken bölgeden servis edilen videolarla saldırının vahameti gözler önüne serildi.

CESETLER BİN BİR GÜÇLÜKLE ÇIKARILIYOR
Görüntülerde Hizbullah lideri Nasrallah’ın öldürüldüğü komuta merkezinde oluşan çukurdan cesetlerin bin bir güçlükle çıkarıldığı ve Nasrallah ile arkadaşlarının öldürüldüğü noktanın tonlarca bombanın etkisiyle korkunç bir hal aldığı görülüyor.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde basına kapalı gerçekleşen kabulde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da hazır bulundu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde 2 PKK/ YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde 1 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Gücünü asil milletimizden alan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörist temizliğine ara vermeden devam ediyor. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde belirlediği 2 PKK/YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği 1 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleye devam edecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların araçlarda kullanımını yasaklamayı planlıyor. Yetkililer kararın, özellikle otomotiv sektöründeki güvenlik risklerini azaltmayı hedeflediğini ifade etti.
ABD hükümeti, güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların otomobillerde kullanılmasını yasaklamayı planladığını duyurdu. Yetkililer, ‘Çin’in teknolojik araçlarını kullanmanın potansiyel risklerini’ vurgulayarak, otomotiv sektöründe bağımsızlık sağlamak amacıyla bu düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Açıklamada, kararın ABD içindeki otomobil üreticilerini etkileyecek ve ülkenin teknoloji politikalarındaki değişimlerin bir parçası olarak görüldüğü belirtildi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Çin’in ABD’nin ulusal güvenlik kavramını aşırı esnetmesine ve ilgili Çin şirketlerine ve ürünlerine karşı ayrımcı önlemler almasına karşı olduğunu söyleyeyim. ABD’yi piyasa ekonomisi ilkelerine saygı göstermeye ve Çinli şirketler için açık, adil, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlamaya çağırıyoruz. Çin, yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu, pazartesi günü Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Lübnanlı yetkililer saldırılarda en az 492 kişinin öldüğünü, binin üzerinde vatandaşın yaralandığını ve on binlerce kişinin güvenli bölgelere kaçmak üzere yer değiştirmek zorunda kaldığını bildirdi. Saldırının İsrail’in 2006’dan bu yana Hizbullah’a karşı gerçekleştirdiği en ölümcül saldırı niteliğinde olduğu belirtildi.
İsrail’in Hizbullah’a yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısı geçen hafta Hizbullah üyelerinin telsiz ve çağrı cihazlarının patlatıldığı ve binlerce kişi yaralayıp en az 37 kişiyi öldüren gizli operasyonların ardından gerçekleşti.
İsrail ordusu, hava kuvvetlerinin dün Lübnan’da yaklaşık 1600 Hizbullah hedefini vurduğunu ve saldırılarına Hizbullah, İsrail-Lübnan sınırından çekilene dek devam edeceğini ifade etti. Hizbullah da dün İsrail’e yönelik karşı bir saldırı başlattı, bunların çoğu İsrail’in füze savunma sistemi tarafından engellendi. Hizbullah yetkilileri, İsrail ve Hamas, Gazze’de ateşkes konusunda uzlaşana dek saldırılarına devam edeceklerini belirtiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere gittiği Rusya’nın başkenti Moskova’da Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş yaptığı açıklamada, “Resmi temaslarımız dolayısıyla bulunduğumuz Moskova’da, parlamento heyetimizle birlikte Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktık” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEM Partili Kayapınar Belediyesi’nin 6 Eylül günü yapılan Belediye Meclis toplantısında, ilçedeki Şehit Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan Spor Yerleşkesi’nin ismi ‘Barış Spor Kompleksi’ olarak değiştirildi. Karara tepkisini sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımla dile getiren AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Raşit Ocak, Gaffar Okkan’ın bu kent için barış ve spora büyük katkılar sağlamış bir isim olduğunu belirtti. Ocak, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Gaffar Okkan, şehirle bütünleşmiş, bu kentte spor ve toplumsal barış için önemli katkılarda bulunmuş ve halkın sevgisini kazanmış önemli bir isimdir. Diyarbakırlılar, Okkan’a duyduğu sevgi ve saygıdan dolayı hatırasını yaşatmak için çocuklarına onun ismini verdiler. Böylesine vatandaşların sevgisini kazanmış bir ismin adını spor kompleksinden kaldırmak, Diyarbakır’ın değerlerine büyük bir saygısızlıktır. Spor ve barış kavramlarını Gaffar Okkan’dan ayırmak mümkün değil. Bu tür girişimler, toplumda ayrışmayı ve kutuplaşmayı artırır. Bundan eminiz ki gönüllerde taht kurmuş ve hala duvarlarında fotoğrafı asılı bulunan Okkan’ın isminin spor kompleksinden kaldırılması, her kesimden Diyarbakırlıları derinden yaralayacaktır. Bir an önce bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz. Şehir yönetmek, isimler üzerinden siyaset yapmak değil, hizmet ve yenilik üretmektir.” – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>09.30- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir Deprem Master Plan Çalıştayı’nın açılışına Tarihi Havagazı Fabrikası’nda ev sahipliği yapacak.(GÖRÜNTÜLÜ – İZMİR)
10.00 – TÜİK, ağustos ayı motorlu kara taşıtları verilerini açıklayacak. (ANKARA)
10.00 – Anne babasının mensup olduğu tarikat içinde, 6 yaşından itibaren istismara uğrayan H.K.G.’nin İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” davasında kararın açıklanması bekleniyor. (GÖRÜNTÜLÜ – CANLI/ İSTANBUL)
10.30- Ümraniye’de operasyon sırasında şehit düşen polis memuru Şeyda Yılmaz için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tören düzenlenecek. (GÖRÜNTÜLÜ – CANLI/ İSTANBUL)
11.00- İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, İzmir Körfezine ilişkin basın açıklaması yapacak. (GÖRÜNTÜLÜ – CANLI/ İZMİR)
13.11- Hayatını kaybeden şarkıcı Metin Arolat, İzmir Beşikçioğlu Camii’ndeki cenaze töreninin ardından toprağa verilecek. (GÖRÜNTÜLÜ – İZMİR)
13.30 – CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP İzmir İl Başkanlığı’nda basın toplantısı yapacak. (GÖRÜNTÜLÜ – CANLI/ İZMİR)
20.00 – Trendyol Süper Lig 6. haftasında Gaziantep FK- Trabzonspor, Göztepe – BellonaKayserispor maçları oynanacak.(GAZİANTEP – İZMİR)
– Ortak kullandıkları binadan kaymakamlık tarafından tahliye edilen Beyoğlu Belediyesi birimlerinden Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, çadırda hizmet vermeye devam edecek. (GÖRÜNTÜLÜ – İSTANBUL)
– Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM’de “Geleceğin Zirvesi”nde konuşacak, Türkevi’ndeki ikili görüşmelerin ardından, 15’inci Türkiye Yatırım Konferansı çerçevesinde Amerikalı ve Türk iş adamları ile yuvarlak masa toplantısına katılacak. (NEW YORK)
20.00 – Trendyol Süpr Lig 6. haftasında Gaziantep FK- Trabzonspor, Göztepe -Bellona Kayserispor maçları oynanacak.(GAZİANTEP – İZMİR)
ANKA Haber Ajansı iyi çalışmalar diler…
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL, Gazze’nin güneyinde yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı bir okulu vurdu. Saldırıda 22 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı. Filistin Kızılayı (PRCS) ölü ve yaralıları hastaneye naklettiği görüntüleri paylaştı.
Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in bugün Gazze’nin güneyinde bulunan yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı bir okulu vurduğu ifade edildi. Saldırı sonucunda 22 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı. Bakanlık sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, bakanlık çalışanlarının bulunduğu depolara da saldırı düzenlendiği ve 5 çalışanın hayatını kaybettiğini açıkladı. PRCS, ölü ve yaralıları bölgedeki hastaneye naklettiği görüntüleri paylaşarak, “Filistin Kızılayı ekipleri, Gazze şehrinin El-Zaytun mahallesindeki El-Falah Okulu’nu hedef alan saldırının ardından 5 ölü ve 15 yaralıyı nakletti” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarında ölenlerin arasında Hizbullah’ın üst düzey bir komutanı olduğunu açıklamasından sonra Hizbullah İbrahim Akil’in öldüğünü doğrulamıştı. Hizbullah, ayrıca saldırılar sonucunda örgütün bir diğer üst yetkilisi Ahmed Vehbi’nin de öldüğünü bildirdi.
Beyrut’a saldıran İsrail’e, Hizbullah’tan misilleme geldi. Hizbullah, İsrali’in kuzeyindeki askeri bölgeye son bir saat içerisinde 45 füze attı. Askeri bölgede yangın çıktı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Aslan, Türkiye’de yasa dışı bahis ve kumar alışkanlığının gençler ve çocuklar arasında giderek yaygınlaştığını vurgulayarak, aileleri uyardı. Aslan, şunları kaydetti:
“En riskli yaş grubu 12-15 yaş”
“Birçok araştırma, kumar bağımlılığı için en riskli yaş grubunun 12-15 yaş olduğunu gösteriyor. 2023 yılında Türkiye’de 160 bin yasa dışı kumar sitesi kapatıldı, bu sayı bir önceki yılın altı katı. Çocuklarımız, basit bir oyun reklamıyla sanal kumarın batağına çekiliyor. Anne babalar da çocuklarının bu şekilde güvende olduklarını düşünüyor ister istemez. Çocukları gözleri önünde oyun oynuyor. Çünkü sokaklar güvensiz, her gün kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin saldırısına uğrayan çocuklarımızın acı haberleri yüreğimizi kanatıyor, çocuklarımıza, ailelerine, ülkemizin geldiği hale üzülüyoruz.”
Sanal kumar bağımlılığının uyuşturucu madde bağımlılığı kadar tehlikeli olduğunu belirten Aslan, söz konusu yolla kara para aklandığına da işaret ederek, şöyle konuştu:
“Terör finanse ediliyor”
“Geçtiğimiz yıl yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle Türkiye’de kapatılan internet sitesi tam tamına 160 bin. Önceki sene, yani 2022’de bu sayı altıda biriydi. Yani bir yılda yayın yapan site sayısı 6 kat artmış durumda. Üstelik çocuklarımızın bu tür sitelere erişimi için hiçbir engel yok. Ebeveynler olarak bizim dikkatimizi bile çekmeyecek basit bir çocuk oyununda arada çıkan bir reklamla yapılan yönlendirme, çocuklarımızın sanal kumar batağına düşmesi için yeterli oluyor. ‘Başlangıç hediyesi veriyoruz’ denilerek tuzağa çekilen çocuklarımız, günlük harçlıklarının beş katı, on katı hediye edildiğini düşünerek bu tuzağa güle oynaya düşürülüyor. Dahası bu yolla dev kara paralar aklandığı ve terör örgütlerine ciddi bir finansman sağlandığı da artık inkar edilemez bir gerçek.”
Ebeveynlere çağrıda bulunan Aslan sözlerini, şöyle tamamladı:
“Ebeveynler olarak kendimizi dijital okur yazar hale getirmeliyiz”
“Elbette işteyken, yan yana değilken çocuğumuzla iletişim kurmak için, onların güvenliğini sağlamak adına cep telefonu veriyoruz, vermek zorunda hissediyoruz kendimizi. Ancak daha 10 yaşında bir çocuğun kumar veya şiddet bağımlısı olmasının önüne geçmek için yapmamız gereken onca şey var. Bu imkanlara sahibiz. Yaklaşan toplumsal felakete dur demeliyiz. İşe önce ebeveynler olarak kendimizi dijital okur yazar hale getirerek başlamalıyız. Dijital okur yazar hale gelelim ki, çocuklarımızın nelerle ilgilendiğini anlayalım, önlem alınması gereken noktada doğru tarafından önlemimizi alalım. Şiarlarından biri ‘bilim’ olan Zafer Partisi olarak elbette teknolojiyi, teknolojik gelişmeleri kulak ardı edecek değiliz. Ama birincisi teknolojiyi doğru kullanmak, ikincisi çocuklarımıza ve gençlerimize doğru kullandırmak yükümlülüğündeyiz. Doğru önlemleri alalım ki, daha 18 yaşına gelmemiş her 10 çocuğumuzun sekizinin en az bir kere düştüğü bu bataklıkta yarın bebeklikten yeni çıkmış çocuklarımızı bulmayalım. 10’da 8 gibi bir oran hiç yabana atılacak bir oran değil. Yarının felaketi bugün evlerimizde şekilleniyor olabilir, çocuklarımızın minik ellerine teslim ettiğimiz o kutular, milletimize bir pranga, dahası bir bomba olarak dönmesin.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜNİVERSİTENİN AKADEMİK DERSİ AÇILIŞINA KATILDI
Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, hastane ziyaretinin ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Fakültesi FTR Yüksekokulu Sağlık Hizmetleri MYO Akademik Açılış Dersi programına katıldı. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, “Biz aynı zamanda sağlığın bilgisini de teknolojisini de üretmek zorundayız. Bizler bununla ilgili inanılmaz çabalıyoruz. Emin olun bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bir ekosistem oluşturmaya çalışacağız sizin için. Ama özellikle sizler, dünyanın sağlık bilgisi konusunda aynı sağlık hizmetini sunan birkaç ülkesinden biri olduysak, bunu da başarmak zorundasınız. Onun için ben üniversitelerin, akademik insanların bu konuda büyük çaba harcamasını, bizim de idari olarak akademik camiaya destek verip yol açması gerektiğini düşünüyorum. Bizim ülke olarak, Türk toplumu olarak kadim medeniyetin varisleri olarak daha çok çalışmamız, daha çok üretmemiz gerekiyor” dedi.
Bakan Memişoğlu, “Biz iyilik, merhamet medeniyetimizi yeniden ayağa kaldıracaksak, yüzyıllar önce burada Ahilik sistemini kuran insanların cesareti ve bilgisini yeniden sizlerin taşıması gerekiyor. Hacı Bektaş’ların, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını, insaniyetlerini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin zamanınızın, sizin kuşaklarınızın, sizin çocuklarınızın kuşaklarının yapabileceği bir şey. Biz sadece buna öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı, vahşi bir medeniyet herkesin gözü önünde yok edebiliyorsa bu, bizim çalışmamamız veya üretmememizin sebebidir. Birlikte olmamızı, daha çok bilgi üretip daha çok çalışmamızı gerektirir” ifadelerini kullandı.
‘ÖZEL SEKTÖRDEKİ HEMŞİRELERİN ÖZLÜK HAKLARIYLA İLGİLİ BAZI DEĞİŞİKLİKLERE GİDECEĞİZ’
Bir öğrencinin sağlıktaki atamalarla ilgili sorusunu yanıtlayan Bakan Memişoğlu, “Çalışma şartları diyorsanız, şimdi herkes bakıyor. Bir genel cerrah olarak söyleyeyim bunu. Mesela nöbet tutmamam gerekiyor diyebilir miyim? Diyemem. Eğer nöbet tutmayacaksam genel cerrah olmamam lazımdı zaten. Sağlıkçının böyle bir durumu var. Özlük hakkı dediğiniz, çalışmayla ilgili ortamsa biz değiştiremeyiz onu. Ben genel olarak ameliyata da girmek zorundayım, nöbet de tutmak zorundayım. Mesleğin cilvesi bu. Özlük haklarıyla ilgili elimizden geleni yapıyoruz. Ama şu var; özellikle hemşire ve ebeler için söylüyorum. Türkiye’nin halen daha ebe açığı çok fazla. Sağlık yönetimindekiler için söylemiyorum. Ama hemşire ebe açığımız var. Bunu bilin diye söylüyorum. Hekim açığımız da var. Bu yapılanmalarla bizim bunlara ihtiyacımız var. Bugün özel sektör bize, ‘hemşire yok’ diye çok şikayette bulunuyor. Bunu bilin diye söylüyorum. Ama özel sektördeki hemşirelerin özlük hakları ve kurallarıyla ilgili bazı değişikliklere gideceğiz. Çünkü kamuda özlük hakları çok iyi, kötü değil. Ama özel sektörün bu konudaki çalışma prensiplerini biraz daha revize edeceğiz. Bunu size söz veriyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-“İyi hemşirelere Türkiye’nin her yerinde ihtiyaç var”
KIRŞEHİR – Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Tıp Merkezi’nde Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine konuk olan Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, “Kadro ilanından sonra KPSS puanı ile dağıtım yapacağız” dedi.
Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi inşaat alanında yaptığı inceleme sonrasında Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine geçen Bakan Memişoğlu’na Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Öğrencisi sağlık alanında yapılacak atamaları sordu. Bakan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, “Kadro ilan edilecek ve KPSS puanına göre de dağıtım yapacağız. Hemşireliğe inanılmaz ihtiyaçlarımız var. Türkiye, Avrupa ortalamasının yaklaşık 3’te birine kadar hemşire ihtiyacı var. Sen iyi hemşireysen Türkiye’de her yerde sana iş var ve ihtiyaç var” yanıtını verdi.
“Etik değerler ve çalışkanlık korunmalı”
Kırşehir’de, öğrencilere hitap eden ve ilk dersi veren Bakan Memişoğlu, etik değerler ve çalışkanlığın korunması gerektiğini belirtti. Öğrencilere anlatımda bulunan Bakan Memişoğlu, açıklamasında, “Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Yunus Emre bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını insaniyetliğini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin ve sizin çocuklarının kuşaklarının yapabileceği bir şey. Bizler; bu duruma sadece öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı herkesin gözü önünde vahşi bir medeniyet yok ediyorsa bu bizim çalışmamamız ve üretmememizin sebebidir” dedi.
Öte yandan programda konuşan Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Mustafa Kasım Karahocagil’de, üniversitede yaşanan kalite süreçleri hakkında bilgiler aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tekin, Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde üçüncüsü düzenlenen “Din Eğitimi ve Hizmetleri Çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, eğitimdeki hedeflerine değindi.
Tekin, “Nihayetinde motto olarak ‘iyi insan’ bizim hedefimiz. İyi insandan kastım sağlıklı çevre, sağlıklı beden, sağlıklı ruh üçleminde iyi eğitim almış bireylerden bahsediyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin özünde bu var.” ifadesini kullandı.
“Bugün evrensel laiklik anlayışıyla bağdaşır bir Türkiye var”
Türkiye’nin, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıyla birlikte bambaşka bir noktaya geldiğini belirten Tekin, geçmişte başörtüsü taktıkları için memuriyet hakları ellerinden alınan, disiplin soruşturmalarıyla ihraç edilen kişilerin olduğunu hatırlattı.
Yusuf Tekin, şunları kaydetti:
“28 Şubat sürecinde imam hatip lisesinde çalışırken görevli olduğu pansiyondaki öğrencileri sabah namazına kaldırdığı için irticacı olduğu gerekçesiyle ilişiği kesilen öğretmenler oldu. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türkiye’yi dini inanç ve ibadet özgürlüğü anlamında dünya standartlarında bir ülke yapmaya çalışan tüm AK Parti camiasına ve buna katkısı olanlara bir kez daha teşekkür ediyorum. İmam hatip lisesi mezunu olmak bir problemdi. 2006 yılında doçentlik mülakatına girdiğimde Boğaziçi Üniversitesi’nde jüri üyelerinin, ‘Sen imam hatip mezunusun’ diyerek söyledikleri şeyler hala kulaklarımda çınlıyor. İmam hatibe giden çocuklarımızın yaşadıkları bir katsayı zulmünü bu ülke gördü. Bugün çok şükür evrensel laiklik anlayışıyla bağdaşır, dini inanç ve ibadet hürriyetlerinin bütün vatandaşlar için özgürce sağlandığı bir Türkiye var. Türkiye’deki azınlık okullarımızda devam eden azınlık vatandaşlarımızın çocukları LGS sınavlarında kendi dinlerinden sorularla imtihan oluyorlar. Bunlar çok önemli hususlar.”
Tekin, 2011 yılında yapılan yasal düzenlemeyle imam hatiplerin önündeki katsayı engelini yaratan kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitimin önüne geçildiğini vurgulayarak, 12 yıllık zorunlu eğitim ile Türkiye’nin dünyada muadillerinin üstünde bir düzeyde zorunlu eğitim başlatan ülke olduğunu dile getirdi.
Bu adımların önemine işaret eden Tekin, yine aynı düzenlemeyle çocukların okullarda seçmeli olarak Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi dersleri almaya başladığını belirtti.
Din eğitiminin, kuşkusuz vatandaşların milli eğitimden, okullardan beklediği önemli başlıklardan biri olduğunu dile getiren Tekin, Bakanlık olarak isteyen çocuklara dini eğitim verdiklerini aktardı.
“Dini eğitim alanında da metodolojinin değişmesi gerektiğini görmek durumundayız”
“Diğer alanlardaki eğitim öğretim metodolojisi nasıl değişiyorsa dini eğitim alanında da metodolojinin değiştiğini veya değişmesi gerektiğini görmek durumundayız” diyen Tekin, çağın gerekliliklerine uygun, çağın araçlarını kullanan bir yöntemle bu eğitim öğretim sürecinin devam etmesi gerektiğini bildirdi.
Şu an ilahiyat fakültesi mezunu bir öğretmenin 13 farklı dersin uzmanı gibi kabul edildiğini anlatan Tekin, bunun de değişmesi gerektiğini vurguladı.
Milli Eğitim Bakanı Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlahiyat fakültelerinin bu anlamda bölümleşmesi, uzmanlaşması ve dolayısıyla bizim istihdam ettiğimiz öğretmen arkadaşlarımızın da spesifik derslerde uzman olup o derslerde, örnek olsun diye söyleyeyim, Kur’an-ı Kerim, tefsir bir grup, İslam düşüncesi, İslam felsefesi bir başka grup olabilir. Bu alanlarda uzmanlaşıp bu alanların pedagojik formasyon açısından uzmanı olan, bu alanlarda metodoloji bilgisi olan adaylar olarak yetişmesi gerektiğine inanıyorum. Aynı şekilde yaş grupları itibarıyla da ilkokullarda bu dersi veren kişiyle imam hatip liselerinin son sınıfına ders veren kişinin aynı eğitimden geçmesi biraz içerisinde yaşadığımız uzmanlaşma çağında bir sorunmuş gibi görünüyor. Bu ve benzeri problemlerin tartışılacağı güzel bir çalıştay olmasını temenni ediyorum.”
Çalıştaya, Vali Numan Hatipoğlu, AK Parti milletvekilleri Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, İl Jandarma Komutanı Albay Alpaslan Doğan, kurumlar ve siyasi partilerin temsilcileri ile akademisyenler ve vatandaşlar katıldı.
(Bitti)
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Heykel’deki Valilik Binası’nda gerçekleşen ziyarette Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ve Bursa basınına ilişkin bilgi veren BGC Başkanı Nuri Kolaylı, Anadolu’daki ilk matbaanın Erzurum’dan sonra Bursa’da kurulduğunu, ilk yerel gazetenin de Bursa Valiliği tarafından yayınlanan Hüdavendigar olduğunu anlattı.
Demokrasilerin gelişmesinde yerel basının büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan BGC Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Bursa’nın köklü basın kuruluşlarına sahip olduğuna dikkat çekti.
1947 yılında kurulan Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin 550 üyesiyle sektöre ve sektörde çalışan basın mensuplarına hizmet ürettiğini ifade eden Kolaylı, BGC tarafından Bursa’ya kazandırılan Basın Kültür Sarayı’na ilişkin bilgi verdi. BGC Başkanı Kolaylı, şunları söyledi;
“1997 yılında aldığımız cemiyetimize ait olan arsayı kat karşılığı müteahhide vererek Basın Kültür Sarayı’nın yapımını sağladık. Basın Kültür Sarayı bünyesinde mülkiyeti Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ait olan Kültür Bakanlığı onaylı Bursa Basın Tarihi Müzesi, Uğur Mumcu Etkinlik Salonu, BGC Nilüfer Sahnesi, BGC Merkezi, BGC Lokali, sergi salonları, Nilüfer Belediyesi’yle birlikte oluşturduğumuz Akkılıç Kütüphanesi ve alışveriş birimleri yer alıyor. Programınız uygun olduğunda sizi kendi binamızda ağırlamaktan mutluluk duyarız.”
Ziyarette konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız da, basının doğru ve tarafsız habercilik yaparak kent yöneticilerine bir anlamda ayna tuttuğunu ifade ederek, Zonguldak, Aydın, İzmir ve Eskişehir Valisi olarak görev yaptığı dönemlerde, basınla iş birliği içinde çalışmaya özen gösterdiğini söyledi.
Aynı iş birliği anlayışını Emniyet Genel Müdürü olarak görev yaptığı dönemde de sürdürdüğünü ifade eden Bursa Valisi Erol Ayyıldız, “Bursa’da da sizlerle iletişim halinde olacağız ve halkımızın hızlı, doğru ve tarafsız haber alması için birlikte çalışmaya özen göstereceğiz. Zor bir mesleğiniz var ve yazdıklarınız geniş kitlelere ulaşıyor. Bursa’da vatandaşımıza hizmet için çalışacağız” dedi.
Ziyarete Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra Başkan Yardımcıları Fuat Kars, İhsan Altıkardeş ve Erdinç Aksoy, Genel Sayman Tevfik Fikret Sönmez, Yönetim Kurulu üyeleri İbrahim Öge, Kenan Kibar, Burhan Kaya, Necat Kırbulut, Eyüp Turan ve Genel Sekreter Sinan Tunç katıldı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Karaköy’de 66 yıl önce yıkılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin engel olduğu ortaya çıktı. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylanan ihya projesine rağmen cami inşasının bekletildiğini ifade eden Gazeteci Tolga Saçıkara, “Arazi İBB ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait. İBB’ye ait olan ise büyük kısım. Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor, İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Cami, siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil, bir an evvel geri yapılması lazım” dedi. Öte yandan, caminin ihya edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün araziye karşılık İBB’ye birçok noktadan arsa teklif ettiği öğrenildi.
Karaköy’de Fatih Sultan Mehmed döneminde ahşap tekke olarak inşa edilen yapı yıkılınca, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kendi adını verdiği bir cami yaptırdı. 17. yüzyılda yaptırılan cami zamanla metruk hale dönüşünce de 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından tekrar inşa edildi. Tarihi caminin yeninden inşasının ardından yanındaki binaya 5 yıl sonra Masonların Türkiye’deki ilk locası kuruldu. Binada masonluğun sembollerinden olan Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri yer alıyor. 1958 yılında ise ‘İstanbul Nazım Çalışmaları’ sırasında Yahudi Mimar Aron Angel’ın hazırladığı planlar sonucunda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii bir kez daha yıkıldı. Kınalıada’da yeniden kurulmak üzere bütün taşları numaralandırılarak sökülen caminin iki parçası dışındaki bölümleri geminin yan yatması ile birlikte kayboldu.
Vakıflar, İBB’ye tarihi caminin arazisine karşılık İstanbul’un birçok noktasındaki mülk teklif etti
2020 yılında 66 yıldır ihya edilmeyi bekleyen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin projesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yüzde 38, İBB’nin yüzde 61.70 mülk sahibi olduğu arazideki ihya çalışmalarına İBB’nin engel olduğu iddia edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, İBB’ye arazideki payına karşılık İstanbul’un birçok noktasından mülk teklif ettiği öğrenilirken, 4 yıldır yapılan tekliflerin İBB tarafından kabul edilmemesi tarihi caminin ihya çalışmalarına engel oldu. Yıkıldığı günden bu yana ihyası defalarca gündeme gelen eserin, masonik yapılar tarafından engellendiği de iddialar arasında yer aldı. Mehmed Şevket Eygi tarafından yazılan ‘Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı’ adlı kitapta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin İstanbul’un en tezyinatlı camisi olduğu anlatılırken, kasten yıkıldığı da belirtildi.
Tarihte Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin bulunduğu, bugün ise boş kalan arazi havadan görüntülendi. Görüntülerde, tarihi caminin yanına inşa edilen Masonların Türkiye’deki ilk loca binasındaki Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri görüldü. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii arsa takasının ardından ihya edileceği günü bekliyor.
“Masonların Türkiye’deki ilk locası”
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin yanına Masonların Türkiye’deki ilk locasının inşa edildiğini anlatan Gazeteci Tolga Saçıkara, “Sultan Fatih döneminde bir tekke olarak inşa edildi. Sonraki yıllarda atıl duruma düştü. 17. yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa burada bir cami ihya etti. Bu cami de zamanla metruk hale geldi. 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han döneminde İtalyan bir mimar tarafından tekrar geri yapıldı. 5 sene sonra arkasında bulunan taş bina yapılıyor. Burası içinde Masonların Türkiye’deki ilk locası olduğu iddia ediliyor. Bunu nereden anlıyoruz? Hem farklı Mason localarının dergilerindeki kaynaklardan hem de ön tarafında Hiram Usta ve Dul Kadın’ın heykelleri var. Masonluğun büyük sembollerinden olan 2 tane heykel. Hatta Hiram Usta’nın heykeli, hilafet merkezi olan Topkapı Sarayı’nı işaret etmektedir. 1 sene sonra Sultan Abdülhamid tahttan indirildi. Ardından zaten mevcut durumlar yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer”
Karaköy’deki binaların altlarında binlerce mübarek zatın haziresinin bulunduğunu belirten Saçıkara, “Karaköy aslında çok önemli bir yer. Hemen arka tarafta Yeraltı Camii var. Yeraltı Camii’nde 3 tane sahabe efendimiz var. İlk Hicri 48’de sahabe efendilerimiz buraya geldiler. Yani Peygamber Efendimizin vefatından 38 sene sonra. Farklı kaynaklarda belirtildiği üzere 200 bin civarı buraya İslam ordu geldi. Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nün bir çalışması vardı; Bizans ve Araplar diye. Orada 200 bin gibi bir rakam geçiyordu. Fatih alınamıyor ama o dönemde Karaköy alınıyor. Birinci kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, burada binlerce sahabe efendimiz ve tabiin efendilerimizin bulunduğunu biliyoruz. Burası çok mübarek yerler, belki binaların altlarında onlarca mübarek zatın yeri var. Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer. Binlerce Ashabı-ı Kiram haziresine veyahut tabiin haziresine ev sahipliği yapıyor. Karaköy’ün sembol eseri de aslında burada olması gereken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii” şeklinde konuştu.
“Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar”
Tarihi caminin Yahudi mimar Aron Angel tarafından yıkıldığını dile getiren Tolga Saçıkara, “Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii 1958 yılında yıkıldı. ‘Menderes Yıkımı’ diye bilinen yıkımlarda. Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar. Bugün Bağdat Caddesi’ni yapan mimar. 2000’li yıllarda vefat etti. Onun hocası ise Henry Prost’tur. Prof. Semavi Eyice’nin sömürge mimarı dediği bir isim. İstanbul’u talan eden nazım çalışmalarını başlatan isim. Onun talebesi Aron Angel döneminde de Merzifonlu Kara Mustafa Camii yıkıldı. Buradaki parçalar aslında Kınalıada’ya gönderilecekti. Gemi yan yatmış ve iki parçası kurtarılmış. Kınalıada’da ihya edilmesi gündeme alındı ama olmadı, maalesef birçok parça denize gömülmüş oldu. Aslında burası Menderes Yıkımları diye adlandırılıyor ama o tarihte Adnan Menderes’in arka tarafında iş çeviren farklı isimlerde görüyoruz. Mesela 1958 yılında burası yıkılırken, Menderes’in özel kalemi arkadaki Mason Locası’nın da üstadı olan Ahmet Zeki Korur. Caminin Ahmet Zeki Korur’un emriyle de yıktırıldığını iddia eden tarihçilerimiz var” diye konuştu.
“Kültür Bakanlığı 4 senedir tarihi camiyi ihya etmek istiyor ancak İBB’den bir türlü netice çıkmadı”
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarını İBB’nin engellediğini iddia eden Tolga Saçıkara, “2012 yılında burayı ihya etmek için merhum Kadir Topbaş döneminde bir planlama yapıldı. Birçok aksaklığa uğrayarak bekletildi. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ihya edilmesi kararlaştırıldı. Burada şöyle bir sorun var; bölgenin üç tane kuruma ait olduğunu görüyoruz. İBB, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu Belediyesi’ne ait. İBB’ye ait olan büyük kısım. Yüzde 61.70 İBB’nin arazisi olarak görünüyor. Yüzde 0.3 ufak bir kısım Beyoğlu Belediyesi’ne ait görünüyor. Geriye kalan yüzde 38’lik kısımda Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait görünüyor. Burayı Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor. Yalnız İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Farklı kurumlardan birçok yetkili ile görüştük, bu neticeye vardık. Hatta İBB’deki bazı arkadaşlar şunu iddia ettiler; İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın 2028’de bir seçim yatırımı gibi burayı ihya etmek istediğini söylediler. Bu aslında siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil. Bir an evvel geri yapılması gerekiyor. Karaköy’e ve İstanbul’a kazandırılması lazım” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAĞCILAR Belediyesi, İsrail’in Gazze’de yok ettiği zeytin ağaçlarına dikkat çekmek amacıyla Filistin ve Doğa İçin Dayanışma Etkinliği gerçekleştirdi. Bu kapsamda ilçede eğitim gören bir grup ortaokul öğrenci, Filistin bayraklarıyla süslenen alanda ‘Zeytin Çekirdeğinden Tespih Yapım Atölyesi’nde bir araya geldi. Tespihlerin satışından elde edilecek gelir Gazze’deki Filistinlilere bağışlanacak.
Programda Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, sanatçı Turan Erdiren ve öğrenciler birlikte zeytin çekirdeklerinden tespih yaptılar. Bu tesbihlerin satışından elde edilen gelir, Filistin’deki zeytin ağaçlarının korunmasına ve tahribata uğrayan tarım alanlarından kaynaklanan gelir kaybını telafi etmeye yönelik olarak Filistinlilere bağışlanacak.
‘TESBİHLERİMİZ, ONLARIN HATIRASINI YAŞATMAK İÇİN BİRER SİMGE OLACAKTIR’
Etkinliğin sadece bir doğa koruma hareketi değil, aynı zamanda bir dayanışma olduğunu dile getiren Özdemir, “Bir yandan Filistinli kardeşlerimizin katledilmesini protesto ederken diğer yandan da katledilen doğanın, zeytin ağaçlarının durumunu tüm dünyaya ilan etmek ve bu duyarlılığı ortaya koymak maksadıyla bir aradayız. Çok kıymetli bir çalışma. Fabrikalardan alınan zeytin çekirdeklerinden tespih yapıyoruz. Tesbihlerimiz, hem bu ağaçlara olan saygımızı ifade etmek hem de onların hatırasını yaşatmak için birer simge olacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM, Atatürk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk devletlerinde kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların cezalarının çok ağır ve oldukça caydırıcı olduğunu söyledi. Özellikle çocuklara karşı işlenen suçlara karşı verilen ölüm cezalarının kalabalık halk kitleleri önünde uygulandığını belirten Doç. Dr. Eğilmez, “Günümüzde de ne yazık ki bu tür suçlar işleniyor. Son olarak Narin kızımızın başına gelenler bütün ülkeyi üzmüş, vicdanları rahatsız etmiş durumda. Hukuk sistemimiz yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı. Özellikle çocuklara ve kadınlara karşı işlenen bu ağır suçlar idamla cezalandırılmalıdır diye düşünüyoruz” dedi.
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk devletlerinde çocuk ve kadınlara yönelik suçlarda verilen cezalara yönelik değerlendirmelerde bulundu. Türk tarihi boyunca kurulan bütün devletlerde hukuk sistemine ‘töre’ denildiğini ifade eden Doç. Dr. Eğilmez, şunları söyledi:
“Türk devlet geleneğinin temel unsurlarından biri hukuktur. Türk tarihi boyunca kurulan bütün devletlerde, töre diye isimlendirilen hukuk sistemine sıkı bir bağlılık görülür. Halk, ülke, istiklal ile birlikte hukuk, Türk Devletinin dört temel unsurundan biridir. Türklere göre devleti kuran ve işleten mekanizma hukuk idi. Türk töresi, en eski Türk topluluklarından itibaren sosyal kontrolü ve toplumsal bütünleşmeyi sağlayan en önemli unsurlardan biri olmuştur. Türklerde cezayı gerektiren fiiller ve bunlara karşı uygulanacak cezalar töre ile belirlenmişti. Vatana ihanet, savaştan kaçmak, kutsala küfür, kasıtlı ve planlı bir şekilde (özellikle kadın ve çocuklara karşı) ölüme sebebiyet verme ve tecavüz suçları; ölüm, işkenceli ölüm, organ kesimi gibi ağır cezalarla karşılık bulurdu. Türk devletlerinde kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların cezaları, çok ağır ve oldukça caydırıcı olmuştur. Bu eylem Türk toplumu tarafından her dönemde kınanmış ve bu suçları işleyenlere diğer suçlara göre çok daha büyük tepki gösterilmiştir. Türklerde özellikle çocuklara karşı işlenen suçlara karşı verilen ölüm cezaları, kılıçla boynunu vurma, yakılma, taşlayarak öldürme, iki hayvan arasına bağlanıp parçalanma ve iple boynundan asma şekillerinde infaz edilirdi. Eğer çocuk öldürülmemiş ama ağır şekilde darbedilmişse ölüm cezasından başka cezalar da uygulanmıştır. Örneğin suçu sabit görülen kişi; kızgın küplere konulma, alnın ya da yüzün kızgın demirle dağlanması, saçından asma, dar sandıklara kilitleme, el kesme, gözünü çıkarma, cinsel organını ve kulağını kesme gibi uygulamalarla cezalandırılmıştır. Hatta bu tür suçların idamla cezalandırılması yetersiz olarak görülmüş, suçlular genelde acı çektirilerek öldürülmüştür. Cezalandırma işlemi ölümden sorunda devam etmiştir. Bu tip cezalandırmalarda amaç ölünün bedenine zarar vermekten ziyade, topluma verilmeye çalışılan ibret mesajının pekiştirilmeye çalışılmasıdır.”
Toplum tarafından büyük tepki gösterilen böyle insanların cezaları ve sonuçlarının ibretlik ve caydırıcı olması için kalabalık halk kitleleri önünde sergilenmesine özellikle dikkat edildiğini belirten Doç. Dr. Eğilmez, “Mesela 1150’li yılların Malatya’sında bir Ermeni papaz kiliseye çeşitli oyunlarla çektiği bir kız çocuğuna tecavüz ediyor. Daha sonra bu olayın duyurulabileceğini düşünerek o çocuğu öldürüyor. Yapılan tahkikat sonucunda papazın suçlu olduğu ortaya çıkınca oradaki siyasi otorite, derisi yüzülerek öldürülme cezası veriyor. Artı öldükten sonra da cesedinin toplum önünde yakılma cezası veriliyor. Bunun temel amacı ibret olmasıdır. Türkler, tarih boyunca adaletin tecellisi, yaptırımın caydırıcılığı ve zarar görenin tesellisi denklemine büyük önem veriyor” diye konuştu.
İDAMLA CEZALANDIRILMALI
Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin’in başına gelenlerin bütün ülkeyi üzdüğünü, vicdanları rahatsız ettiğini kaydeden Eğilmez, “Bu olay Büyük Selçuklu Devletinde ya da ondan önce Göktürkler ya da Hunlarda yaşanmış olsaydı nasıl bir çözüm ortaya konmuştu? Bir kere şimdiye kadar o töre sistemi içerisinde katiller bulunmuştu ve bir şekilde idam edilmişti. Katillere yardımcı olanlar büyük cezalara çarptırılmıştı. Bunlarının ne tür insanlar olduğu bilinsin, diye alınları kızgın demirle dağlanmıştı. Bahsettiğimiz köydeki herkesin malına el konulmuş ve o köyde yaşayan herkes sürülmüştü. Bu cezayla bütün vicdanlar huzur bulduğu ve ibretlik bir durum ortaya çıktığı için kimse huzursuz olmuyordu. O nedenle bugün bizim hukuk sistemimiz yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı. Özellikle çocuklara ve kadınlara karşı işlenen bu ağır suçlar bir şekilde idamla cezalandırılmalıdır diye düşünüyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Niğde Valiliği tarafından yapılan açıklamada, hakkında işlem başlatılan 231 şahıstan 5’inin adli makamlarca tutuklandığı bildirildi.
Yapılan çalışmalarda 73 adet fişek, 7 adet ateşli silah, 2 adet şarjör ve 1 adet de bıçak ele geçiren ekipler, çeşitli suçlardan aranan 59 şahsı yakaladı, 8 hırsızlık olayını aydınlatarak şüphelileri gözaltına aldı.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan operasyonlarında ise 9 şahsın yakalandığı, gerçekleşen operasyonlarda da, gümrük kaçağı makaron, tütün, 13 adet cep telefonu ile define aramada kullanılan 6 adet materyalin ele geçirildiği bildirildi.
Narkotik operasyonları kapsamında gerçekleştirilen 26 operasyonda yakalanan 26 şahıstan 2’sinin tutuklandığı, 24 şahsın serbest bırakıldığı ifade edildi.
Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele kapsamında da ülkemizde yasal kalış hakkı bulunmayan yabancı uyruklu 11 şahsın Geri Gönderme Merkezine gönderildiği belirtildi.
1 haftalık süre içerisinde yapılan trafik denetimlerinde il genelinde 13 bin 962 aracın denetlendiği, ihlali tespit edilen 3 bin 890 araca cezai işlem uygulandığı, 75 aracın ise trafikten men edildiği ifade edildi. – NİĞDE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM İnsan Hakları Konseyi’nin 57. Oturumu dolayısıyla Cenevre’de bulunan Katrougalos, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in yoğun saldırıları altındaki Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki gelişmelere dair AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
“Gazze’de bir trajedi yaşanıyor. On binlerce sivil öldürüldü, bunların çoğu çocuk ve kadın.” diyen Katrougalos, uluslararası toplumun bu suçlar konusunda pasif kalamayacağını söyledi.
Katrougalos, ülkelerin en azından Gazze’deki savaşı durdurmak ve acilen ateşkes sağlamak için İsrail’e baskı yapması gerektiğini söyledi.
Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail’in tüm Filistin topraklarını işgal etmesinin yasa dışı olduğuna dair net bir kararı bulunduğunu hatırlatan Katrougalos, şöyle devam etti:
“Bu durum hem Batı Şeria hem de Gazze için geçerli. İşgal altındaki topraklarda yaşayan halka yönelik her türlü şiddet uluslararası hukuk tarafından yasaklandı. Batı Şeria’da yaşananlar dolayısıyla çok endişeliyim çünkü orada yaşananlarda (İsrail’in saldırıları) açık bir tırmanış görüyorum. Uluslararası baskının orada daha da kötü şeylerin olmasını önleyebilmesini umuyorum.”
Katrougalos, bu süreçte hem UAD hem de Uluslararası Ceza Mahkemesinin elinden geleni yaptığını belirterek UCM Başsavcısı Kerim Han’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “yakalama kararı” çıkarılmasına yönelik talebinin hala beklediğini söyledi.
“AB hala bölünmüş durumda”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) Gazze’de yaşananlara yönelik tepkisinin, BMGK’nin güvenirliliğini tehdit ettiğine yönelik söylemler olduğuna da işaret eden Katrougalos, “Birçok ülke çifte standartlarla hareket ediyor. Bu durum böyle devam ederse sadece Filistin’i değil, çok taraflılığın geleceğini, BM’nin kendisini de etkileyecek.” diye konuştu.
Katrougalos, uluslararası mahkemelere taşınan davalara karşı Avrupa devletlerinin müdahalesinin uluslararası hukuka saygı açısından üzücü olduğunu belirterek “(Avrupa) Ülkelerimizin böyle bir durumda İsrail’e silah satmaya devam etmesi talihsiz bir durum. Avrupa Birliği (AB) hala bölünmüş durumda. İspanya ve İrlanda gibi ülkeler savaşın durdurulması ve Filistin devletinin tanınması gerektiğini söylüyor. Diğer devletler hala sessiz. Bunu gerçekten çok üzücü buluyorum ve gelecekte değiştirmemiz gereken bir durum.” ifadelerini kullandı.
Yunanistan’ın geçmişte Filistinlilerin haklarını savunduğunu söyleyen Katrougalos, son yıllarda Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis hükümetinin bu konuda “tersine adımlar attığını” üzülerek belirtmek durumunda olduğunu bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgilere göre, 13 Eylül’de merkez Sur ilçesinde kına sonrası evlerine giden Y.L., eşi, çocukları ve diğer aile fertlerinin içinde olduğu 3 araç, Yeşilli Mahallesi’nde oturan akraba husumetlileri tarafından taşlı ve silahlı saldırıya uğramıştı. İçinde çocukların da olduğu araçların saldırıya uğradığı anlar cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedilmişti. Olayda yaralanan olmazken araçlarda maddi hasar oluşmuş ve N.L., F.L., R.L., A.L., M.L. ve R.L, gözaltına alınmıştı.
R.L., M.L. ve A.L., sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı.
Olaya dair yeni görüntüler ortaya çıktı. Çocukların çığlıkları ve saklanma anları cep telefonu kamerasına yansıdı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, Gönen Belediye Başkanı İbrahim Palaz’ı ziyaretinin ardından belediye önünde vatandaşlara hitap etti.
Sandıkta kaybedilenlerin yine sandıkta bulunabileceğini belirten Özel, şöyle konuştu:
“31 Mart’ta ne dedik? ‘Türkiye ittifakı’ dedik. ‘Bütün demokratlar gelsin.’ dedik. ‘Sosyal demokratların koluna muhafazakar demokratlar, öbür koluna milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar gelsin. Yeter ki vatanını, milletini, bayrağını, Atatürk’ünü sevsin, gelsin bizimle olsun.’ dedik. Geldiler, bizimle birlikte oldular. Bu iktidara sarı kartı gösterdiler. Ondan sonra dedim ki ‘Bak, hemen seçim çağrısı yapmayacağım. Bu seçim sonucunu kendime mal edip ‘gel, erken seçim’ demeyeceğim ama milletin sesini duy. ‘Bu meydanları emekliler dolduruyor, 10 bin liraya geçim olmaz.’ dedim. Bu milletin sesini duy. ‘Bu meydanları asgari ücretliler dolduruyor, 17 bin liraya geçinemiyorlar. Kira mı ödesin? Çocuk mu okutsun, karın mı doyursun? Üstüne kıyafet lazım. Bu maaş olmaz.’ dedim.”
Türkiye’nin dört bir yanını gezdiğini, kimsenin geçinemediğini, geçim yoksa seçim olacağını dile getiren Özel, “Seneye kasımda sandığı getirecek, iktidarı değiştireceğiz. Başka çaresi yok. Başka lamı cimi yok. Bu insanların yüzünü güldüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Özel, AK Parti’nin ardından Suriyelilerin de gideceğini iddia ederek, şöyle devam etti:
“Artık millet, kim gidiyor kim kalıyor, kararını verdi. Biz, milletimizle kucaklaştık. Biz, ‘Türkiye ittifakı’ dedik. Türkiye ittifakını kurduk, el ele, omuz omuza, kol kola bu işi başardık. Bakın Ahmet Akın, Balıkesir ittifakının belediye başkanı oldu. Başka bir parti yok arkasında, Cumhuriyet Halk Partisi var ve Balıkesir’in bütün demokratları var. O yüzden bundan sonra kendine güvenen, öyle önüne gelenle ittifak yapmak için taviz veren değil, kendi öz gücüne, adaylarına, milletvekillerine, köklerine güvenen, geleceğine inanan siyasi parti olarak, söz veriyoruz; Cumhuriyet’in 2. yüzyılında nasıl yapılan ilk yerel seçimde söz verip de yaptıysak ve partimizi birinci parti yaptıysak yapılacak ilk genel seçimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini, birinci parti yapacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DPÜ Uygulama ve Araştırma Merkezleri Koordinatörlüğü tarafından Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nde gerçekleştirilen panele Kütahya Valisi Musa Işın, Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Rektör yardımcıları Prof. Dr. Özer Aydın, Prof. Dr. Mustafa Arif Özgür ve Prof. Dr. Ayhan Kahraman, il protokol üyeleri, akademik ve idari personel ile davetliler katıldı.
“27 Mayıs darbesi, ülkemizin demokrasi tarihinde kara bir lekedir”
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan panelin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, “27 Mayıs darbesi, ülkemizin demokrasi tarihinde kara bir lekedir. Darbeciler, Adnan Menderes’i kendisini meclise gönderen Kütahya’da tutuklama cüreti göstermiştir. Ardından da bu ülkeye en çok hizmet eden devlet adamlarından Adnan Menderes, aziz milletimizin yüce gönlünde asla kabul görmeyecek şekilde cezalandırılmış ve idam cezasıyla hayatını kaybetmiştir. Demokrasimiz, bu üzücü olayların bir daha yaşanmaması için acı hatıralarından ders almasını bilmiş ve 15 Temmuz’daki darbe girişimi bu bilinçle engellenmiştir” dedi.
Rektör Kızıltoprak’ın konuşmasının ardından moderatörlüğünü Doç. Dr. Eray Acar’ın yaptığı panele geçildi.
İhsan Tunçoğlu, Menderes’in yakalanma sürecini anlattı
Gazeteci İhsan Tunçoğlu, 27 Mayıs darbesinin ardından Kütahya’da bulunan Adnan Menderes’in yakalanma sürecini anlattığı konuşmasında Başbakan Menderes’in Kütahya için yaptığı hizmetlere de değindi.
Panelistlerden Prof. Dr. Esra Sarıkoyuncu Değerli ise, “Menderes’in Kütahya’da Başlayan ve Biten Hayatı” başlıklı konuşmasında 1950-1960 yıllarında başbakanlık yapan Adnan Menderes’in siyasi hayatındaki dönüm noktalarını anlattı.
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, konuşmasında 1876-1961 döneminde Türk siyasi tarihindeki idamları ele alarak, bu dönemde öldürülen siyasetçilerin yaşamlarından kesitler sundu.
Dönemin tanıklarından Adil Özkan ise Adnan Menderes’in Kütahya’ya gelişi ve tutuklanma sürecinde yaşananlarla ilgili ayrıntıları katılımcılarla paylaştı. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Mersin’de düzenlenen ‘Türkiye Buluşmaları’nda STK’lar, iş adamları ve kadın girişimcilerle bir araya geldi. Suphi Öner Öğretmenevi’ndeki toplantıda konuşan Göktaş, Türkiye’ye ulusal ve uluslararası alanda değer katan sivil toplum temsilcileriyle buluşmaktan dolayı memnun olduğunu söyledi. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle sosyal devlet ve sivil toplum vizyonunu daha ileriye taşıyacak istişarelerde bulunmak üzere bir araya geldiklerini ifade eden Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2002’den bugüne kadar sosyal hizmetlerin ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırılmasında çok büyük adımlar atıldı. Bakanlık olarak vatandaşlarımızın hayatına dokunmak, refahını artırmak adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Tüm faaliyet alanlarımızı 81 ilimizdeki istek ve ihtiyaçlara göre yeniden şekillendiriyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız, toplumsal farkındalık oluşturan etkinlikleriyle sosyal politika hedeflerimize ulaşma sürecimizin en kıymetli paydaşlarıdır. Bu anlamda bugün burada bulunan kuruluşlarımızın kıymetli temsilcilerine değerli katkıları için teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bu vizyon belgesinin yürüteceğimiz çalışmalar için önemli bir yol gösterici olacağına inanıyoruz”
Bakanlık olarak her daim sosyal hizmet ve sosyal yardım çalışmalarının odağında hak temelli ve arz odaklı bir sistemin yer aldığını vurgulayan Göktaş, “Sizlerin vatandaşlarımızla sıcak teması ve saha tecrübesi, sosyal politikalarımızın şekillenmesine katkı sağlıyor. Bu kapsamda, bakanlık olarak, çok yönlü faaliyetleriyle sivil toplum anlayışını güçlendiren kuruluşlarımızla geliştirdiğimiz iş birliklerine kurumsal bir nitelik kazandırdık. İş birliklerimizle oluşacak faydayı ve sunacağımız hizmetleri sürdürülebilir kıldık. 2024 yılı Ocak ayında ise 100. Yıl Sivil Toplum Vizyon Çalıştayı’nı düzenledik. Politika geliştirme, mevzuat, kapasite geliştirme, gönüllülüğün teşvik edilmesi ve dijitalleşme temalarında yeni hedeflerimiz hakkında karşılıklı görüş alışverişlerinde bulunduk. Çalıştayımızın nihai değerlendirmeleriyle hazırladığımız yeni dönem Sivil Toplum Vizyon Belgesi’ni de bu hafta içinde açıklayacağız. Bu vizyon belgesinin yürüteceğimiz çalışmalar için önemli bir yol gösterici olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.
“İnsanların gönlüne taht kuran her STK bizim paydaşımızdır”
Mersin’de farklı çalışma alanlarına odaklanan pek çok STK’nın mevcut olduğuna işaret eden Göktaş, her birinin önemli bir boşluğu doldurduğunu ve farklı bir ihtiyacın karşılanmasını sağladığını kaydetti. STK’ların hayırseverlikleriyle sosyal denge ve barışın korunmasında da önemli sorumluluklar üstlendiğine dikkat çeken Göktaş, “Bu anlamda Mersin’de ve ülkemizin herhangi bir yerinde insanların gönlüne taht kuran her STK bizim paydaşımızdır” ifadelerini kullandı.
AK Parti Mersin milletvekilleri Ali Kıratlı ile Havva Sibel Söylemez’in de konuşma yaptığı toplantı, daha sonra basına kapalı olarak devam etti. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER? CUMA CUMHURBAŞKANI KARARLARI
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Türk Silâhlı Kuvvetleri Astsubay Sınıflandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Türk Silâhlı Kuvvetleri Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– İlaç Etkin Maddesi Üretimi Amaçlı Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolüne Dair Yönetmelik
–– Nükleer Tesislerde Kayıt, Bildirim ve Raporlama Yönetmeliği
TEBLİĞLER
–– İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğ (İhracat: 2005/2)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (İhracat: 2024/3)
–– Gezi Tekneleri ve Kişisel Deniz Taşıtları Yönetmeliği Standartlar Listesine İlişkin Tebliğ
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânları
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivrisineklerin yayılmasını önlemek amacıyla başlatılan mücadele, haşerelerin üreme alanlarına yönelik çalışmalarda gerçekleştiriliyor.
Çevre ve insan sağlığını koruyan yöntemlerle yürütülen ilaçlamalarla, şehirdeki sivrisinek gibi haşereler ve larvaların etkisini minimize edilmesi hedefleniyor.
Kentteki ilaçlama çalışmalarının düzenli olarak devam edeceği de ifade edildi. – BARTIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER? PAZARTESİ CUMHURBAŞKANI KARARLARI
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Adıyaman Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Ön Lisans-Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Antalya Bilim Üniversitesi Sosyal, Ekonomik ve Politik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Antalya Bilim Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Diller Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Dicle Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Giresun Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
–– Kilis 7 Aralık Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
TEBLİĞLER
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2016/6)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/21)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/23)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/24)
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Adıyaman Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Ön Lisans-Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Antalya Bilim Üniversitesi Sosyal, Ekonomik ve Politik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Antalya Bilim Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Diller Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Dicle Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Giresun Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
–– Kilis 7 Aralık Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
TEBLİĞLER
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2016/6)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/21)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/23)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/24)
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PRİZREN – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kosova temasları çerçevesinde Prizren’deki Motrat Qirazi Okulu’nda yaptığı konuşmada, “Kosova’da Türk toplumu 600 yıldan bu yana ayakta durmaya gayret etti, gayret etmeye de devam edecektir. Bazen zor dönemler oldu, bazen kolay dönemler oldu. Ama Kosova’daki Türk toplumu hiçbir zaman yılmadı” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kosova temaslarını sürdürüyor. Fidan, başkent Priştine’deki temaslarının ardından Prizren şehrinde Türk mahallesi olarak bilinen Kurila’da Türk soydaşlarla bir araya geldi. Motrat Qirazi Okulunda Kosova ve Türk bayraklarıyla karşılanan Bakan Fidan, çocuklarla hatıra fotoğrafı çekildi. Kosova’nın meşhur bardak folklor oyununu izleyen Bakan Fidan, burada yaşayan Türk soydaşlara seslendi. Fidan, “Prizren’deki Türk varlığı az önce Fikrim Bey’de ifade etti; Balkanlar’daki 600 yıldır devam eden Türk varlığının en müstesna unsurlarından biri. Sizlerle gurur duyuyoruz, iyi ki varsınız. Türk dilini, Türk kültürünü, Türk tarihini burada yıllardır her türlü koşula rağmen yaşatıyor olmanız, buradaki varlığınız, buradaki birliğiniz, dirliğiniz, iriliğiniz gerçekten bizim için çok şey ifade ediyor. Sizlerin iyi olması huzur içerisinde yaşaması, barış içinde olması, refah içinde olması gerçekten bizim de en büyük dertlerimizden biri. Türkiye Cumhuriyeti yıllardır olduğu gibi bundan sonra da sizin yanınızda olmaya devam edecek” dedi.
“Kosova’nın bağımsızlığına kavuştuğu günden itibaren ilk tanıyan devletlerden biri Türkiye Cumhuriyeti oldu”
Fidan, 600 yıldır devam eden buradaki varlığın son 20 yılında bu varlığı, bu kültürü bu dili yaşatmak için beraber çalışmaktan duyduğum gurur duyduğunu belirterek, “Mutluluğu da ayrıca ifade etmek istiyorum. 2003 yılında TİKA başkanlığına atandığımda o dönem buradaki Türk varlığına her türlü yardımı uzatmak için sayın başbakanımızın talimatları olmuştu. Cumhurbaşkanımız Tayyip Bey o zaman başbakandı. Özellikle Prizren’deki Türk varlığı için yapılması gereken her türlü desteğin yapılmasını faaliyetin yapılması konusunda talimat vermişti. O dönem gerçekten burada belki hepsinin adını anamayacağım çok değerli kardeşlerimiz vardı, dernekler vardı, şu anda bir kısmı hala buradalar. Mahir Bey buradalar Mahir Bey’le yıllarca beraber çalıştık Enis Kervan Bey, Fikrim Bey buradalar. Gerçekten birçok arkadaş, rahmetli Arif Bütüç (Mamuşa Belediyesi Başkanı) vardı” şeklinde konuştu.
Özellikle Türk kültürüyle ilgili faaliyetlerinin, projelerinin TİKA olarak büyük etki oluşturduğunu kaydeden Fidan, “Daha sonra başta Mamuşa olmak üzere buradaki Türk varlığının yaşadığı yerlerde hayata geçirdiğimiz projeler buradaki soydaşlarımızın yaşantılarını bir nebze de olsa kolaylaştırmak için Türkiye Cumhuriyeti’nin elinden gelen her şeyi yapmasının birer nişanesiydi. Tabi bunlar mütevazi katkılar ama daha büyük bir stratejik yaklaşım her zaman için büyük olan etkili olan Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızasında ve stratejisinde sizlerin var olması. Kosova’nın bağımsızlığına kavuştuğu ilk günden itibaren biliyorsunuz ilk tanıyan devletlerden biri belki ilki Türkiye Cumhuriyeti oldu. Kosova’daki başta Arnavut kardeşlerimiz olmak üzere buradaki bütün kardeşlerimizin şanlı bağımsızlık mücadelesi Türkiye Cumhuriyeti tarafından başından itibaren desteklenmiştir” diye konuştu.
“Balkanlar’daki Osmanlı tarihinin bıraktığı izi, görmek için vatandaşlarımız buralara geliyorlar”
Ellerinden gelen her türlü desteği vermeye devam ettiklerini söyleyen Fidan, “Bugün Priştine’de yaptığım başta dışişleri bakanı daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanıyla görüşmelerin hepsinde hem sayın cumhurbaşkanımızın Kosova’yı desteklemedeki iradesini hem de devlet olarak kurumlarımızın her türlü alanda ticaret, eğitim, kültür, enerji, ulaştırma, sağlık, güvenlik bütün alanlarda Türkiye’nin Kosova’nın yanında olduğunu her türlü iş birliğine hazır olduğumuzun altını bir kez daha çizdim” ifadelerini kullandı.
Kosova’daki Türk varlığının, Türkiye’den gelen turist sayısının giderek arttığını belirten Fidan, “Dün Kuzey Makedonya’daydım orada da yani şehrin merkezinde gerçekten çok sayıda Türkiye’den kardeşlerimiz şehri geziyorlardı. Ondan sonra buraya geliyorlardı bir paket içerisinde Balkanlar’daki Osmanlı tarihinin bıraktığı izi, anıları yerinde görmek için vatandaşlarımız buralara geliyorlar. Gerçekten Prizren’e de gelmeye başladılar. Bu etkileşimin artık sadece Kosova’dan Türkiye’ye değil, Türkiye’den de Kosova’ya geliyor olması yeni bir başlangıç bizim için. Bu başlangıçların inşallah artarak devam edeceğini umut ediyorum. Az önce ifade ettiğim gibi bizim Kosova’ya desteğimiz devam edecek” dedi.
“Biz Türkiye olarak her zaman sorunların diyalogla çözülmesine taraftarız”
Kosova’nın barış içerisinde, Balkanların huzur içerisinde olmasının bir numaralı stratejileri olduğunu vurgulayan Fidan, ” Üsküp’te de yaptığım basın toplantısında ifade ettiğim bugün de ifade ettiğim değerli soydaşlarımız zaman zaman haberlerde görüyorsunuz Balkanlar da gerek Saray Bosna da, gerek Kosova’da gerilim artıyor belli sorunlar yaşanıyor diye. Biz Türkiye olarak her zaman için sorunların diyalogla, barışla müzakere yoluyla çözülmesine taraftarız. Onun içinde elimizden geleni yapıyoruz. Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde oluşturduğu siyasi liderliğin birikimiyle bölgedeki diğer siyasi liderlerle iletişime geçerek Türkiye’nin ağırlığını koyarak buradaki sorunların bütün halkların lehine ortak çıkarına ve huzuruna olacak şekilde çözülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. İnşallah da yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, “1941 yılından itibaren İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinde Türk dilini, Türk kültürünü yaşatmak için Kuzey Makedonya’daki soydaşlarımız Yücel Teşkilatı vesilesiyle Türkçe eğitim için canlarını ortaya koydu, şehitler verdi. Prizren’de de Doğru Yol Türk Kültür ve Sanat Derneğini, Priştine’de de Gerçek Derneğini kuranlar o dönemin sor derece sınırlı imkanlarıyla Türk dilini, Türk kültürünü yaşattılar. Ben 2003 yılından itibaren buradaki projelere çalışmaya başladığımızda o zaman yakılmış olan meşalenin bugün de devam ettirmiş olmasını görmekten gerçekten çok gurur duydum. ve emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Kosova’dan gelen Türk gençlerinin ücret ödememesi sistemini kurduk”
Çocukları Türkçe eğitim veren okullara göndererek kendi diline sahip çıkmalarını, kültürlerine sahip çıkmalarını sağladıkları için başta anneler olmak üzere bütün ebeveynlere teşekkür eden Fidan, “Çocuklarımızın diline, dinine, kültürüne, tarihine sahip çıkmaları için verdiğiniz mücadele çaba her türlü takdirin üstündedir. Bunu ne kadar takdir etsek yine de yetmez. Tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Her gün bu okula çocuklarını getiren anneler, onları dışarıda bekleyen anneler, daha sonra alıp götüren anneler ve bunu yıllarca her gün ama her gün yağmurda, karda, çamurda sürekli yapan anneler gerçekten sizlerin varlığıyla sizlerin konuştuğu Türkçeyle, sizlerin dualarıyla, sizlerin ortaya koyduğu örnek şahsiyetle bu çocuklarımız büyüyorlar. Asıl teşekkür, asıl takdir size” diye konuştu.
Burada liseyi bitiren çocuklar için Türkiye’de okuma imkanlarının olduğunu belirten Fidan, “Belli burslarla Türkiye’ye geliyorlar. Bundan sonra sadece sınavı kazanan değil Türkiye’deki üniversitelere her türlü kaydı yaptıran öğrencilerimin ücretleri Türkiye Cumhuriyeti tarafından verilmesi karşılığında eğitim imkanı sunma kararı almıştık. Bunu da Sayın Fikrim Damka Türkiye’ye geçen sene geldiğinde gündeme getirdi. ‘Bütün gençlerimiz için bu elzem’ dedi. Biz de çok şükür gereğini yaptık bundan sonra özellikle Prizren’den Kosova’dan gelen Türk gençlerinin Türkiye’de eğitimlerini alırken Türkiye’de okuyan gençlerin ücret ödememesi sistemini kurduk. Bizim gençlerimizden tek bir beklentimiz var bundan sonra Türkiye’de okuyan eğitimini bitiren gençlerimizin tekrar buraya gelmesi, ata topraklarında bayrağın bırakıldığı yerden taşınmaya devam etmesi ve daha yükseklere çıkartılması esas olacaktır” dedi.
“İki ülke arasındaki ilişki inanılmaz derecede yakınlaşmış durumda”
Kosova hükümetiyle örnek bir iş birliğinin olduğunu ifade eden Fidan, “Onların ortaya koyduğu imkanlarla, bizim ortaya koyduğumuz stratejiyle iki ülke arasındaki ilişki inanılmaz derecede yakınlaşmış durumda. Türk iş insanları burada giderek yatırımlarını artırıyorlar. THY haftada 14 sefer Kosova’ya uçuş yapıyor. Kosova ile Türkiye arası neredeyse 1 saate inmiş durumda. Bu kadar yoğun bir trafik, gidiş-geliş iki ülkeyi adeta tek bir ülke gibi hareket ettiğimiz tek bir alana getirmiş durumda. İnşallah sizler bu imkanlardan daha çok faydalanacaksınız. Sizin her türlü derdinizi probleminizi dinlemek üzere hem büyükelçiliğimiz hem buradaki başkonsolosluğumuz 24 saat emrinize amadedir. Ben sözlerime son verirken değerli kardeşlerim bu sıcak karşılamanız için, beni ve arkadaşlarımı böylesine coşkulu bir şekilde bağrınıza bastığınız için çok teşekkür ediyorum. Gerçekten beni çok duygulandırdınız sizin sevginiz, sizin hisleriniz, sizin enerjiniz bize de geçti. Allah hepinizden razı olsun. İyi ki varsınız. Türkiye Cumhuriyeti her zaman yanınızda” şeklinde konuştu.
“Kosova’daki Türk toplumu hiçbir zaman yılmadı”
Kosova Demokratik Türk Partisi – KDTP Genel Başkanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka da, “Sizleri Türklerin Prizren’de en yoğun yaşadığı Kurila semtinde başta öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle, STK temsilcilerimizle, yöneticilerimizle ve halkımızla karşılamaktan onur duyduk. Kosova’da Türk toplumu 600 yıldan bu yana ayakta durmaya gayret etti, gayret etmeye de devam edecektir. Bazen zor dönemler oldu, bazen kolay dönemler oldu. Ama Kosova’daki Türk toplumu hiçbir zaman yılmadı. Türkçe eğitimden yılmadı, Türk kültüründen yılmadı, Türkçe konuşmaktan yılmadı. Türklüğü savunmaktan asla ve asla yılmadı, vazgeçmedi” ifadelerini kullandı.
Bundan sonra da bunun devamını daha görkemli bir şekilde getireceklerini belirten Damka, “Bugün anavatanımızın sayesinde yüzlerce çocuğumuz Türkiye’de eğitim alıyor, yüzlerce hastamız şifa buluyor, gençlerimiz kültürel gezi düzenliyor. Yüzlerce çocuğumuz yerinde burs alıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu destekleri bizlerin bu topraklarda devam etmemiz için vesile. Bunlar sizin sayenizde sayın bakanım. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere siz değerli bakanımız, TİKA’mız, YTB Başkanımız, büyükelçilerimiz bütün kurum ve temsilcileriniz Kosova’daki Türk toplumunun yanında. Her derdimize her talebimize aniden cevap veren bir Türkiye Cumhuriyeti var” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi ekipleri, kent genelinde belirlenen noktalarda 2 bin 621 aracı durdurarak belgelerini inceledi, alkol testi yaptı.
Denetimlerde alkollü araç kullanan 15 sürücünün ehliyetine el konuldu.
Ayrıca ekipler, çeşitli ihlallerden 225 aracın sürücüsüne 2 milyon 145 bin lira ceza kesti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP’nin “İkinci Yüzyılda Değişim Kurultayı” başlıklı 20’inci Olağanüstü Tüzük Kurultayı oylaması sonrası Genel Başkan Özgür Özel teşekkür konuşması yaptı. Özel, “Bu tüzük kurultayının sonunda ortaya çıkan tabloda kazanan, kaybeden yoktur, kazanan Cumhuriyet Halk Partisi’dir” diyerek, sağlanan mutabakat için tüm delegelere teşekkür etti.
CHP’nin 20’inci Olağanüstü Tüzük Kurultayı Genel Merkez’in kurultaya getirdiği şekliyle, hiçbir değişiklik olmadan oy çokluğuyla kabul edildi. Oylama sonrası teşekkür konuşması yapan Genel Başkan Özgür Özel, CHP açısından tarihi bir günü geride bıraktıklarını vurguladı. Salondan çıkacak kavga haberlerini iştahla bekleyenlerin olduğunu ifade eden Özel, yaşanan bir gerilim haricinde Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nın sorunsuz tamamlanması dolayısıyla partililere teşekkür etti.
CHP Lideri Özel, tüzüğün bir güvenoyu olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi açısından tarihi bir günü geride bıraktık. Belki de bugünden çok daha önemli iki gün yaşamak üzere de birazdan bu salondan ayrılacağız. Şüphesiz Türkiye bu tüzükle ilgilendi. Tüzük değişikliğinin gündem olmasından dolayı dikkatlerini bu yöne sevk edenler var. Ama bir de bu salondan kavga, gürültü, itiş, kakış haberleri çıksın diye büyük bir iştahla bekleyenler vardı. Küçük bir nazar boncuğu hariç bu koca gün bu kadar çok konuşmacı ve bu kadar tartışmalı konular varken öncelikle söz alan ve özgürce düşüncelerini dile getiren tüm konuşmacılara onları sabırla dinleyenlere ve özgür iradeleriyle partinin geleceğine yön verecek olan kararlarını burada veren tüm delegelerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bu teşekkür konuşması aslında vekaleten yapılan bir konuşma. Çünkü başta dedim ya ne benim için ne bir başkası için bu tüzüğün bir maddesi ya da hepsi ne güvenoyudur ne güvensizlik oyudur. Bu tüzük kurultayının sonunda ortaya çıkan tabloda kazanan, kaybeden yoktur, kazanan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ancak ‘Cumhuriyet Halk Partisi’nde karpuz gibi ortada ikiye yarıldılar, il başkanlarının şu kadar karşı, şu maddeler geçmez, bu maddeler düşer’ diye bir spekülasyon yaratanlar olmayan bir siklet merkezini varmış gibi servis edenler, partinin içinde sanki bir çekişme varmış gibi göstermeye çalışanların boşa düşmesi açısından alınan sonuç fevkalade kıymetlidir.”
“Atfedilen yetkileri istismar etmeyeceğimize söz veriyorum”
Oylamalarda sağlanan mütabakata ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Özel, bir sonraki seçim için hazırlanacak olan listenin partisinin iktidar grubunu oluşturacağını vurgulayarak şöyle devam etti:
Yarın bambaşka bir Türkiye’ye bambaşka bir CHP’ye uyanıyoruz. Oylamalarda kiminde bir karşı oy, kiminde beş, kiminde otuz karşı oyun karşısında bu büyük mutabakat aslında endişelerin bertaraf edildiğini, birtakım manipülasyonların boşa çıktığını ve esas olarak sizlerin il başkanlarımıza, il başkanlarının Genel Merkeze bir güven köprüsü üzerinden bir bağ kurduklarını gösteriyor. Bu tüzüğün hiçbir maddesini örgütümüzün aleyhine, örgütteki emeği olan bir kişinin aleyhine tarafımıza atfedilen yetkileri istismar etmeyeceğimize söz veriyorum. Biz önce yönetmelikleri hazırlayıp, şimdiden bir baskın seçimde ne yapacağımızı şaşırmayalım. Bir erken seçime hazır olduğumuzu bilelim diye yönetmelikler hazırlanırken yeniden il başkanlarımızla oturup il başkanlarımızın önerilerini tek tek alacağız. Çünkü bu sefer yapacağımız milletvekili listesi CHP’nin iktidardaki grubunu oluşturacak olan listedir.”
“Bu kademeli maddeyle hem gençler hem kadınlar için büyük bir tehlikeyi bertaraf ettik”
Tüzük Kurultayı’nda kota konusunda önemli bir tehlikeyi bertaraf ettiklerini belirten Özel açıklamasında şunları kaydetti:
Kotalar konusunda Sayın Nazik Işık’ın konuşmasının altına imza atıyor, ancak Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi dahil bir kotayı uygulayacağınızda hedefe derhal ulaşmak isterseniz ilk aşamada açığa düşebilir geri adımlar atılabilir. O yüzden bir kademeli geçişi tavsiye ediyoruz demektedir. Biz bugün burada bu kademeli maddeyle hem gençler hem kadınlar için büyük bir tehlikeyi bertaraf ettik. Bugün CHP bir bütün olarak ana maddede yüzde 50 eşit temsile oy vermiştir. Geçiş sürecini kısaltmak elimizdedir, kimse uzatamaz. Başvurular neticesinde bu kotaların artık daha kolay uygulanabilir olduğunu gördüğümüzde yapılacak ilk kurultayda ilk genel kurulda bir maddeyle geçici maddeyi kaldırmak, bir dönem öne çekmek mümkündür. Ancak bu kazanımı, bugün elde etmeseydik uzun süre tartışılacak bir sorunla karşı karşıya kalacaktık. Şimdi hepimize düşen görev, CHP’ye milletvekili olabilecek, belediye başkanı, meclis üyesi olabilecek, CHP’ye, örgütüne güç verebilecek her kademesine katkı sağlayacak her yaştan kadını bu partiye davet etmek, bu kotaları hakkıyla uygulayabilecek ivmeyi bir an önce kazanmaktır. Bunu sağladığımız noktada geçici maddedeki revizyonu yapmakta bu kardeşinizin boynunun borcudur. Bundan sonraki süreçte kadınların, gençlerin, engellilerin ve örgütün güvencesi bu tüzük ve bu tüzüğü uygulayacak bizleriz.
“Türkiye’yi en iyi biz yöneteceğiz’ demeye hazırız”
Özel, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“Bundan sonra da beraberlik mesajları vermeye ve Türkiye’ye ‘biz seni yönetmeye hazırız, biz sana vadettiğimiz demokrasiyi kendi partimizde yaşıyoruz, yaşatacağız ve bundan sonra seni Türkiye’yi en iyi biz yöneteceğiz’ demeye hazırız. Bunun adımını bugün içe dönük tartışmalarla yaptık. Çok sağlıklı, çok başarılı, çok olgun ve minnet duyguları içinde uğurladığım önceki genel başkanlarım da aktarmamı istediler. Ayrı ayrı teşekkür ettiler. Büyük bir memnuniyetle takip ettik. Şimdi gidiyoruz, yarın bu salona ikinci yüzyılın ilk genel seçimlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapacak hükümet programını, parti programını yazmak üzere 2 günlük yol haritamızı, usulleri belirlemek üzere ortaya koyacağımız beynimizi, yüreğimizi dinlendirmeye gidiyoruz. Yarın bunu yapıp kısa sürede programımızla gerçekleştirecek iktidar yürüyüşünde hep birlikte ortaklaşacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Priştine’de Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ile bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükelçi İnan, Türkiye’nin Erbil Başkonsolosu Erman Topçu ve beraberindeki heyetle Habur ve İbrahim Halil sınır kapılarını ziyaret ederek, Duhok Valisi Ali Tatar’ın yanı sıra yerel yetkililerle bir araya geldi.
İnan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sınır kapısındaki uygulamaları yerinde gördüklerini ve buranın yoğun şekilde kullanıldığını dile getirerek, “Habur ve İbrahim Halil sınır kapıları yetkilileri arasında gayet güzel işleyen bir işbirliği ve eşgüdüm var. Bundan memnuniyet duyduk.” ifadelerini kullandı.
İnan, bazı iş insanlarının sorunlarını dinlediklerini ve çözüm yolları üzerinde çalışacaklarını vurgulayarak, bunlardan bir kısmını ise yerinde çözme imkanına kavuştuklarını kaydetti.
Irak ile ilişkileri her alanda geliştirmeye ve kurumsal bir çerçeveye kavuşturmaya gayret gösterdiklerini belirten İnan, bu çerçevede sınırdaki işbirliği dahil olmak üzere her konuyu çalıştıklarını ve ihtiyaç olması durumunda yeni sınır kapılarının da açılmasının gündeme gelebileceğini söyledi.
“Irak ile terör örgütüyle mücadelede ilerlettiğimiz işbirliğinden memnunuz”
İnan ayrıca, Erbil’de yaşayan Türk vatandaşlarla bir araya geldiği resepsiyonda Türkiye-Irak ilişkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Irak ile pozitif gündeme odaklanan ve güzel bir ivmeyle ilerleyen ilişkilere sahip olunduğunu kaydeden İnan, şu ifadeleri kullandı:
“Kalkınma yolu, sadece Irak’ın değil, bütün coğrafyanın fayda göreceği bir proje. Bölgeye yeni bir ümit veren proje. Bu anlamda mesajlarımızı hem Bağdat hem Erbil’de paylaşmış durumdayız. Geçtiğimiz ağustos ayında Ankara’da bir güvenlik zirvesi gerçekleştirdik.
Güvenlik alanında sıkıntılarımızı en üst düzeyde muhataplarımızla paylaşıyoruz. Bu, Irak’ın önemli karar vericilerini bir arada görebildiğimiz güzel bir platform, bu platforma değer veriyoruz. Özellikle terör örgütüyle mücadele bağlamında da Irak’ın katettiği ilerlemeden memnunuz, yeterli bulmuyoruz ancak katedilen ilerlemeyi de görüyor ve bunu takdir ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ve Hamas arasında esirlerin takası da dahil Gazze Şeridi’nde ateşkese ilişkin anlaşmaya yönelik diplomatik çabalar devam ederken, İsrail’in başkenti Tel Aviv’de Hamas ile ateşkes anlaşması yapılması için 5 gündür hükümet karşıtı protestolar sürüyor. Protesto, esirlerin yakınlarının da katılımıyla Habima Meydanı’ndan Gazze Şeridi’nde esir tutulurken hayatını kaybeden 27 esiri temsil eden tabutlarla düzenlenen sembolik bir cenaze töreni ile başladı.
Tel Aviv’deki İsrail ordusu karargahı önüne gelen yaklaşık 2 bin kişi, “Hepimiz kan hükümetinin rehineleriyiz” ve “İmzalanmayan bir anlaşma herkesi öldürür” sloganlarını attı.
“Ben Gvir bir teröristtir”
Bazı göstericiler, daha sonra Ayalon otoyoluna doğru yürüyüşe geçti. Otoyolu trafiğe kapatmaya çalışan göstericiler ile polis arasında çatışma çıktı. Polisin sert müdahalesi sonrası göstericiler, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir aleyhine sloganlar atarak, “Ben Gvir bir teröristtir” diye bağırdı. – TEL AVİV
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, “Yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı ve büyümeyi önceleyen; tarımı, sanayiyi, yüksek teknolojiyi, turizmi ve birçok farklı sektörü güçlendirecek olan Orta Vadeli Program’a (OVP) güvenimiz ve desteğimiz tamdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bugün açıkladığımız ve Türkiye ekonomisi için büyük önem arz eden 2025-2027 Orta Vadeli Program’ın (OVP) ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bir yandan enflasyonla kararlı bir şekilde mücadele ederken, diğer yandan yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı ve büyümeyi önceleyen; tarımı, sanayiyi, yüksek teknolojiyi, turizmi ve birçok farklı sektörü güçlendirecek olan OVP’ye güvenimiz ve desteğimiz tamdır. Hükümet olarak OVP kapsamında belirlediğimiz hedeflere ulaşmak, vatandaşımızın refahını artırırken sağlam temellere dayalı ekonomimizin gelecek nesillerimiz için de sürdürülebilirliğini temin etmek amacıyla durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, temaslarda bulunmak üzere geldiği Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te temaslarını sürdürüyor. Bakan Fidan, Türkiye’nin Üsküp Büyükelçiliği’nde Kuzey Makedonya Türk Demokratik Partisi Genel Başkanı ve Milletvekili Beycan İlyas’ı kabul etti. – ÜSKÜP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜSKÜP – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, temaslarda bulunmak üzere geldiği Üsküp’te faaliyet gösteren Ensar Vakfı ve Köprü Derneği’ni ziyaret etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, temaslarda bulunmak üzere geldiği Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te temaslarını sürdürüyor. Bakan Fidan, Üsküp’te faaliyet gösteren Ensar Vakfı ve Köprü Derneği’ni ziyaret etti. Bakan Fidan daha sonra vatandaşlarla sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAK İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), ‘Halklarımız İçin Meydanlardayız’ mitinginin 2’ncisini Kocaeli’de gerçekleştirdi. Mitingde konuşan Genel Başkan Mahmut Arslan, yeni vergi düzenlemesiyle ilgili, “Vergilerle ilgili bir düzenleme yapıldı. Bazı işverenlerden yeni vergiler talep edildi. Hiç vergi vermeyenlere dokunmaya başladılar. Hemen kıyameti kopardılar. Hemen ‘Maliye Bakanı istifa etti’ diye yalanlar uydurdular. Neden biliyor musunuz? Vergi vermemeye alışmış bunlar; vergi vermek istemiyorlar. Karlarına kar katacaklar, bitmek tükenmek bilmeyen kar hırsları devam ediyor. Onun için biz diyoruz ki çok kazanan çok vergi versin, az kazanan da az vergi versin” dedi.
HAK-İŞ ‘Halklarımız İçin Meydanlardayız’ başlığıyla yaptığı mitinglerin ikincisini Kocaeli’de gerçekleştirdi. İzmit ilçesinde bulunan Anıtpark’ta düzenlenen mitinge HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, konfederasyona bağlı sendikaların temsilcileri ve üyeler katılım gösterdi.
‘BÖYLE BİR ADALET İSTEMİYORUZ’
Genel Başkan Arslan, vergilerle ilgili eleştirilerde bulundu. Arslan, “Son 5 yılda milli gelirimiz artıyor, ivme devam ediyor. Aynı zamanda çalışanlar da yoksullaşıyor. Nasıl oluyor bu? Örnek vereyim; 2024 yılında kişi başı milli gelirimiz 10 bin dolardan 13 bin dolara çıktı ama bakıyorsunuz büyümeye rağmen 5 yıl içerisinde emekçilerin, ücretlilerin milli gelirden aldığı pay, 30’lardan 25’lere düştü. Peki sermaye ne oluyor? Sermayeninki 50’den 55’e çıkıyor. Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa. Böyle bir adalet istemiyoruz” dedi.
‘VERGİNİN KRİZ DÖNEMİNDE YÜZDE 10 İLE SINIRLANDIRILMASINI İSTİYORUZ’
Vergi sistemine itirazları olduğunu söyleyen Arslan, “Bizdeki vergi sistemi, yakaladığını öpen vergi sistemi. Buna itirazımız var. Biz diyoruz ki, çok kazanan çok versin, az kazanan az versin. HAK-İş olarak vergide adalet istiyoruz. Verginin bizim taleplerimiz olarak kriz döneminde yüzde 10 ile sınırlandırılmasını istiyoruz. Yüksek vergi hepimizin belini büküyor. Ocak ayında 100 lira alıyoruz, temmuza gelince 88 liraya düşüyor. Enflasyon kaybı hariç. Reel olarak değil, rakamsal olarak da düşüyor. Yıl sonuna gelince bu 60 liraya düşüyor. Yani yılın başında 100 lira, yılın sonunda 60 lira. Böyle bir adalet olur mu?” diye konuştu.
‘VERGİ VERMEMEYE ALIŞMIŞ BUNLAR, VERGİ VERMEK İSTEMİYORLAR’
Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması gerektiğini söyleyen Arslan, “Biz diyoruz ki, vergi dilimlerindeki aralıkları artırın, oranları düşürün, zaten zor geçinen, zaten enflasyon altında inleyen emekçilere nefes aldıralım. İstediğimiz bu ama bakın, bu ülkede geçtiğimiz günlerde bir kanun çıktı. Vergilerle ilgili bir düzenleme yapıldı. Bazı işverenlerden yeni vergiler talep edildi. Hiç vergi vermeyenlere dokunmaya başladılar. Hemen kıyameti kopardılar. Hemen ‘Maliye Bakanı istifa etti’ diye yalanlar uydurdular. Neden biliyor musunuz? Vergi vermemeye alışmış bunlar; vergi vermek istemiyorlar. Karlarına kar katacaklar, bitmek tükenmek bilmeyen kar hırsları devam ediyor. Onun için biz diyoruz ki çok kazanan çok vergi versin. Az kazanan da az vergi versin. Vergi vermeyelim demiyoruz ama verginin adaletle alınmasını istiyoruz. Bizim vergi vererek toplanan vergiler yüzde 36. Dolaylı vergiler KDV dahil yüzde 66. Zaten bu ülkenin bütçesinin büyük çoğunluğunu herhalde biz sağlıyoruz. Dolayısıyla biz diyoruz ki vergide adalet olsun, Az kazanan az versin, çok kazanan çok versin” dedi.
‘BU VERGİ NEREYE GİDİYOR’
Arslan son olarak, “Örneğin Almanya’da bir işçi bekarsa farklı bir vergi oranı ödüyor, evliyse farklı. Bir çocuk varsa farklı. Dolayısıyla aile yükümlülüklerine göre orada vergiler değişiyor. 4 çocuğunuz varsa siz, vergi indirimleriyle Almanya’da bir ay yaşayabiliyorsunuz. Biz de öyle değil. Bekar işçimiz de 4 çocuklu işçimiz de aynı vergiyi veriyor. Bunu da ortadan kaldıralım istiyoruz. Dolayısıyla HAK-İŞ’in çalışmasının bütün bu ayrıntılarını kamuoyuyla da paylaştık. Vergiyi toplamak önemli ama bu vergi nereye gidiyor? Vergiyi topladınız, eğer bu vergi birilerine bir şekilde teşviklerle gidiyorsa bu da doğru değil. O zaman verginin hakkaniyetli olarak toplandığı gibi dağıtımını da yapmamız gerekiyor. Onun için bu mitinglerin birinci temel ögesi vergi. Vergi sistemini adil bir noktaya taşımamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filipinler Haber Ajansına (PNA) göre, polis yetkilileri, Guo’nun dün gözaltına alındığı Endonezya’ya gitti.
Endonezyalı yetkililerle yapılan görüşmenin ardından Guo’yu teslim alan Filipin polisi, eski belediye başkanını uçakla ülkeye getirdi.
Antara News’in haberine göre de Endonezya Ulusal Polisi, Guo’nun iadesi karşılığında Endonezya Ulusal Narkotik Ajansı tarafından uyuşturucu kaçakçılığından aranan Avustralyalı Gregor Johann Haas’ın iadesi için Filipin hükümeti ile görüşmeler yürütüyor.
Filipinli yetkililer, mart ayında Alice Guo’nun belediye başkanlığını yaptığı Tarlac ilinin Bamban bölgesinde “geniş bir dolandırıcılık merkezi” tespit etmişti.
Guo’nun bu merkezleri koruduğunu savunan yetkililer soruşturma başlatmış, Filipin polisi de bu merkezlere baskın düzenlemişti. Baskında, aralarında Çinli ve Vietnamlıların da bulunduğu yüzlerce işçinin zorla çalıştırıldığı ortaya çıkmıştı.
Guo ve bağlantılı 35 kişi hakkında kara para aklama suçlamasıyla Adalet Bakanlığı nezdinde birden fazla dava açılmıştı.
Filipinler Senatosu tarafından hakkındaki iddialara ilişkin ifadeye çağrılan Guo Senato’ya gelmeyi reddetmiş, eski belediye başkanı hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Belediye başkanlığı yaptığı bölgede tespit edilen “dolandırıcılık merkezlerini” korumak, kara para aklamak, suç örgütleriyle bağlantılı olmakla suçlanan Guo’nun “Çin adına casusluk” yaptığı da iddialar arasında yer alıyor.
Temmuz sonunda ülkeyi terk ederek Malezya, Singapur ve en son Endonezya’ya kaçtığı bilinen Guo, dün Endonezya’da yakalanarak gözaltına alınmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>44 yaşındaki isim, Kremlin’in en önemli propagandacısı ve ideoloğu olarak tanımlanıyor ve Vladimir Putin’den daha Putinci olduğu belirtiliyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet, Dışişleri ve Hazine bakanlıkları Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, iddia edilen müdahalelerle “agresif bir şekilde mücadele etmek” için koordineli olarak harekete geçileceğini duyurdular.
Simonyan, yaptırımlar listesinde adının yer almasına X hesabından, “Ah, uyandılar” diyerek tepki gösterdi.
Listedeki diğer RT çalışanlarına hitaben, “Aferin, ekip” mesajını iletti.
RT neyle suçlanıyor?
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby, suçlamayı detaylandırarak şunları söyledi: “RT artık Kremlin’in sadece bir propaganda kolu değil. Rusya’nın gizli nüfuz eylemlerini ilerletmek için kullanılıyor.”
RT, BBC’ye yaptığı açıklamada “2016 yılı aradı ve klişelerini geri istiyor” diyerek suçlamaları reddetti.
Devlet yayıncısı, “Hayatta üç şey kesindir: Vergiler, ölüm ve RT’nin ABD seçimlerine müdahalesi” diye ekledi.
Simonyan kimdir, nasıl yükseldi?
Simonyan, Rusya’nın Krasnodar bölgesinde Ermeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Akademik başarıları, ABD’deki prestijli bir değişim programında yer almasına yardımcı oldu ve 1995 yılında New Hampshire’a gitti.
Daha sonra Rusya’ya döndü ve televizyon muhabiri oldu.
2004 yılında Çeçen militanların Beslan’daki okul kuşatmasını haber yapmasıyla öne çıktı. Olay üç gün sonra 186’sı çocuk yüzlerce kişinin ölümüne yol açan kanlı devlet müdahalesiyle sona erdi.
Simonyan için bu, kariyerinde hızlı bir yükselişle sonuçlandı.
Kısa bir süre sonra, 25 yaşındayken uluslararası televizyon ağı Russia Today’i kurmak ve yönetmek üzere seçildi, daha sonra kanalın adı RT olarak değiştirildi.
Baş ideolog
Bundan itibaren yirmi yılı aşkın bir süre boyunca Batı’nın açıkça eleştirmeni, Putin’in de sadık destekçisi haline geldi. İlk günlerinden itibaren ABD’nin “Kremlin’in uluslararası propagandasının başlıca kanalı” olarak tanımladığı ağa başkanlık etti.
Ağın başkanlık seçimini bozmaya yönelik girişimlerde bulunduğu iddia edildi.
Yıllar geçtikçe hem Simonyan’ın hem de kanalın söylemleri sertleşti.
Rusya ve Batı arasında bozulan ilişkiler
2000’lerin sonlarında ve 2010’ların başlarında Rusya’nın Batı ile ilişkilerinin bozulmaya başladığı dönemlerde ağa, Kremlin yanlısı propaganda ve taraflı habercilik yapmak suçlamaları yöneltilmeye başlandı.
2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Ukrayna’nın doğusunun bazı bölgeleri işgal etmesinden sonra RT’nin söylemi hem Ukrayna’ya hem de Batı’ya karşı açıkça düşmanca bir hal aldı.
Batılı ülkeleri Ukrayna’nın Avrupa Birliği (AB) yanlısı Onur Devrimi’ni kışkırtmakla ve Rusya’yı zayıflatmaya, hatta yok etmeye çalışmakla suçladı.
Ancak Simonyan Rusya’nın sadece ülke dışına yönelik propagandasını yönetmiyor; aynı zamanda dahili iletişimiyle de yoğun bir şekilde ilgileniyor. Devletin propaganda makinesinin ayrılmaz bir parçası olarak, düzenli bir şekilde TV’de siyasi söyleşi programlarında yer alıyor.
Ukrayna’daki savaş ve sertleşen söylem
Tüm bunlardan sonra 2022’de Ukrayna’nın topyekûn işgali gerçekleşti.
İngiltere RT’yi yıllarca süren tehditlerden sonra nihayet yasakladı. Rusya’da birçok üst düzey gazeteci ve editör istifa etti. Savaşla ilgili fikir ayrılıkları nedeniyle kitlesel bir göç yaşanıyor gibi görünüyordu.
Simonyan eski meslektaşlarını ve savaşa karşı çıkan herkesi “gerçekte Rus olmamakla” suçladı.
Ukrayna savaşının en önemli casusluk hikayelerinin birinin yayınlanmasına kilit rol oynadı. Haberde Alman hava kuvvetleri subaylarının Ukrayna’ya verilebilecek uzun menzilli silahları ve bunların nasıl kullanılabileceğini tartıştığı bir kayıt sızdırılmıştı.
Kremlin’in, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna bölgelerinde referandum yapılması ve “insanların kiminle kalmak istiyorlarsa onunla kalmalarına izin verilmesi ve bunun adil olduğu” yönündeki söylemini pekiştirdi.
Rus muhalefet üyelerinin “asılarak” icabına bakılması çağrısında bulundu ve “birliklerin Avrupa’nın içlerine gönderilmesini” önerdi.
Batı’ya karşı tutumu: ‘Sizi sevmiyoruz’
Margarita Simonyan’ın Batı’ya yönelik görüşlerini, Vladimir Putin’in büyük oranda rakipsiz girdiği bir seçimle beşinci dönemine hazırlandığı Mart ayında BBC’ye verdiği son röportajdaki yorumları oldukça iyi özetliyordu.
Putin’in ciddi bir rakibinin olup olmadığı sorulduğunda, “Ciddi bir rakibe ihtiyaç var mı? Neden? Çünkü biz sizin gibi değiliz” yanıtını verdi ve ekledi:
“Ve sizi gerçekten pek sevmiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YTB tarafından Türkiye’nin Saraybosna Büyükelçiliği’nde düzenlenen programa, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden mezun olanlar katıldı.
YTB Başkanı Abdullah Eren, buradaki konuşmasında, dünyada 34 ülkede Türkiye Mezunları Derneği (TÜMED) bulunduğunu belirterek, Bosna Hersek’in kendileri için ayrı bir önemi olduğunu söyledi.
Bosna Hersek’i “Balkanların incisi” olarak tanımlayan Eren, “460 sene burada sizlerle el ele, kol kola, gönül gönüle yaşadık. Bosna Hersek’in bir diğer önemi 1990’lı yıllarda yaşamış olduğu o zor dönemde Boşnakların vermiş olduğu o milli kimlik mücadelesinde Türkiye her zaman Bosna Hersek’in yanında oldu. İçinde bulunduğumuz salonun adı Şükrü Tufan Salonu, savaş döneminde Saraybosna’da tek açık büyükelçilik vardı, o da Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği ve orada görev yapan Allah rahmet eylesin Şükrü Tufan Büyükelçimiz.” dedi.
Eren, Bosna Hersek’teki insanların potansiyeline ve kapasitesine inandıklarını, Balkanlar’daki istikrarın devamı için Bosna Hersek’in öncelikli olarak istikrarını koruması gerektiğini bildiklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türkiye’nin Bosna Hersek’in istikrarı için de çalıştığını dile getiren Eren, şunları ifade etti:
“Bugüne kadar 1000’e yakın Bosna Hersek’ten Türkiye’ye giderek üniversite okuyan mezunumuz oldu. Şu an bir göç meselemiz var, sadece Bosna Hersek’in değil tüm Balkan ülkelerinin meselesi. Yetişmiş insan kaynağımız kıta Avrupası ülkelere göç ediyor. Bunu da fırsata çevirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bugün Almanya’da 3,5 milyon Türk diasporası var, Amerika’da 300 bin Boşnak diasporası var. Bizim önceliğimiz Bosna Hersek’in istikrarı ve burada insan kaynağına yaptığımız yatırım. Türkiye ile Bosna Hersek arasında şu an 1 milyar dolar ikili ticaret hacmi var. Türkiye’nin 300 milyon dolar doğrudan yatırımı var Bosna Hersek’e.”
“Uluslararası hukuk hiçbir şekilde İsrail’e yaptırım uygulayamıyor”
Eren, Bosna Hersek’te 200’ü aşkın Türk şirketi bulunduğunu ve buralarda Türkiye’den mezun Boşnakların da istihdam edildiğini belirtti.
TÜMED’in yeni dernek binasını başkent Saraybosna’da açtıklarını söyleyen Eren, “Derneğimizi genişletmek istiyoruz. Dernekte görev almak isteyen arkadaşlar yetkili arkadaşlarımızla irtibat kursun, bu derneği sahiplenelim. Buradaki iş insanlarımızla, profesyonel yöneticilerimizle buradaki mezunları bir araya getirelim.” ifadesini kullandı.
Dedelerinin de Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde yaşadığını dile getiren Eren, halası ve amcasının bölgede yaşamaya devam ettiğini söyledi.
Osmanlı Devleti’nin gittiği yerlerde insanların gönüllerini ısıttığını belirten Eren, şunları kaydetti:
“Uluslararası siyaset tıkanmış durumda, yaklaşık 11 aydır gözümüzün önünde Gazze’de çocuklar öldürülüyor. 45 bine yakın insan öldürüldü, 15 bin çocuk katledildi. Hiçbir uluslararası kavram kalmadı, hiçbir uluslararası sistem işlemiyor. Uluslararası hukuk hiçbir şekilde İsrail’e yaptırım uygulayamıyor. Bizim yapmamız gereken çok basit bir şey var, her alanda güçlü olacağız. Türkiye bunun için uğraşıyor, Türkiye’nin son 20 yılda vermiş olduğu mücadele eksiğiyle, fazlasıyla, hatasıyla güçlü bir Türkiye oluşturmak için. Türkiye, yüksek teknolojide iyi bir noktaya geldi. Savunma sanayi alanında artık kendi kendimize yetebilecek ürünleri çıkarmaya başladı ve Türkiye’nin bu çabası sadece kendisi için değil, kardeş ülkeler için de Bosna Hersek için de aynı zamanda.”
Eren, TÜMED’in Bosna Hersek’teki ofisinin de açılışını yaptı, burada mezunlarla yapılacak çalışmaları konuştu.
Bosna Hersek’in eski Ankara Büyükelçisi Adis Alagic de programda konuşma yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HAK İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), ‘Halklarımız İçin Meydanlardayız’ mitinginin 2’ncisini Kocaeli’de gerçekleştirdi. Mitingde konuşan Genel Başkan Mahmut Arslan, yeni vergi düzenlemesiyle ilgili, “Vergilerle ilgili bir düzenleme yapıldı. Bazı işverenlerden yeni vergiler talep edildi. Hiç vergi vermeyenlere dokunmaya başladılar. Hemen kıyameti kopardılar. Hemen ‘Maliye Bakanı istifa etti’ diye yalanlar uydurdular. Neden biliyor musunuz? Vergi vermemeye alışmış bunlar; vergi vermek istemiyorlar. Karlarına kar katacaklar, bitmek tükenmek bilmeyen kar hırsları devam ediyor. Onun için biz diyoruz ki çok kazanan çok vergi versin, az kazanan da az vergi versin” dedi.
HAK-İŞ ‘Halklarımız İçin Meydanlardayız’ başlığıyla yaptığı mitinglerin ikincisini Kocaeli’de gerçekleştirdi. İzmit ilçesinde bulunan Anıtpark’ta düzenlenen mitinge HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, konfederasyona bağlı sendikaların temsilcileri ve üyeler katılım gösterdi.
‘BÖYLE BİR ADALET İSTEMİYORUZ’
Genel Başkan Arslan, vergilerle ilgili eleştirilerde bulundu. Arslan, “Son 5 yılda milli gelirimiz artıyor, ivme devam ediyor. Aynı zamanda çalışanlar da yoksullaşıyor. Nasıl oluyor bu? Örnek vereyim; 2024 yılında kişi başı milli gelirimiz 10 bin dolardan 13 bin dolara çıktı ama bakıyorsunuz büyümeye rağmen 5 yıl içerisinde emekçilerin, ücretlilerin milli gelirden aldığı pay, 30’lardan 25’lere düştü. Peki sermaye ne oluyor? Sermayeninki 50’den 55’e çıkıyor. Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa. Böyle bir adalet istemiyoruz” dedi.
‘VERGİNİN KRİZ DÖNEMİNDE YÜZDE 10 İLE SINIRLANDIRILMASINI İSTİYORUZ’
Vergi sistemine itirazları olduğunu söyleyen Arslan, “Bizdeki vergi sistemi, yakaladığını öpen vergi sistemi. Buna itirazımız var. Biz diyoruz ki, çok kazanan çok versin, az kazanan az versin. HAK-İş olarak vergide adalet istiyoruz. Verginin bizim taleplerimiz olarak kriz döneminde yüzde 10 ile sınırlandırılmasını istiyoruz. Yüksek vergi hepimizin belini büküyor. Ocak ayında 100 lira alıyoruz, temmuza gelince 88 liraya düşüyor. Enflasyon kaybı hariç. Reel olarak değil, rakamsal olarak da düşüyor. Yıl sonuna gelince bu 60 liraya düşüyor. Yani yılın başında 100 lira, yılın sonunda 60 lira. Böyle bir adalet olur mu?” diye konuştu.
‘VERGİ VERMEMEYE ALIŞMIŞ BUNLAR, VERGİ VERMEK İSTEMİYORLAR’
Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması gerektiğini söyleyen Arslan, “Biz diyoruz ki, vergi dilimlerindeki aralıkları artırın, oranları düşürün, zaten zor geçinen, zaten enflasyon altında inleyen emekçilere nefes aldıralım. İstediğimiz bu ama bakın, bu ülkede geçtiğimiz günlerde bir kanun çıktı. Vergilerle ilgili bir düzenleme yapıldı. Bazı işverenlerden yeni vergiler talep edildi. Hiç vergi vermeyenlere dokunmaya başladılar. Hemen kıyameti kopardılar. Hemen ‘Maliye Bakanı istifa etti’ diye yalanlar uydurdular. Neden biliyor musunuz? Vergi vermemeye alışmış bunlar; vergi vermek istemiyorlar. Karlarına kar katacaklar, bitmek tükenmek bilmeyen kar hırsları devam ediyor. Onun için biz diyoruz ki çok kazanan çok vergi versin. Az kazanan da az vergi versin. Vergi vermeyelim demiyoruz ama verginin adaletle alınmasını istiyoruz. Bizim vergi vererek toplanan vergiler yüzde 36. Dolaylı vergiler KDV dahil yüzde 66. Zaten bu ülkenin bütçesinin büyük çoğunluğunu herhalde biz sağlıyoruz. Dolayısıyla biz diyoruz ki vergide adalet olsun, Az kazanan az versin, çok kazanan çok versin” dedi.
‘BU VERGİ NEREYE GİDİYOR’
Arslan son olarak, “Örneğin Almanya’da bir işçi bekarsa farklı bir vergi oranı ödüyor, evliyse farklı. Bir çocuk varsa farklı. Dolayısıyla aile yükümlülüklerine göre orada vergiler değişiyor. 4 çocuğunuz varsa siz, vergi indirimleriyle Almanya’da bir ay yaşayabiliyorsunuz. Biz de öyle değil. Bekar işçimiz de 4 çocuklu işçimiz de aynı vergiyi veriyor. Bunu da ortadan kaldıralım istiyoruz. Dolayısıyla HAK-İŞ’in çalışmasının bütün bu ayrıntılarını kamuoyuyla da paylaştık. Vergiyi toplamak önemli ama bu vergi nereye gidiyor? Vergiyi topladınız, eğer bu vergi birilerine bir şekilde teşviklerle gidiyorsa bu da doğru değil. O zaman verginin hakkaniyetli olarak toplandığı gibi dağıtımını da yapmamız gerekiyor. Onun için bu mitinglerin birinci temel ögesi vergi. Vergi sistemini adil bir noktaya taşımamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
HABER-KAMERA: Nazım Özgün ERBULAN-Dinçer AKBİR/İZMİT(Kocaeli),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fidan, Kuzey Makedonya Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Timco Mucunski ile Üsküp’teki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Gazze’deki vahşetin sürdüğünü belirten Fidan, gerilimin Batı Şeria’ya sıçramasının ve Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonların durumu daha da vahim hale getirdiğini ifade etti.
Fidan, İsrail’in Gazze’ye yönelik devam eden saldırılarına dair, “(Gazze’de) Yaşanan soykırımın baş sorumlusu Netanyahu’nun kendisidir. Netanyahu, iktidarda kalma uğruna ölüm ve dehşet saçmaya devam ediyor. Netanyahu, ateşkese yönelik tüm girişimleri sabote ediyor, ateşkes müzakerelerinde sürekli yeni şartlar getirerek oyunbozanlık yapmaya devam ediyor.” diye konuştu.
İsrail kamuoyunun bile Netanyahu’ya isyan etmeye başladığına dikkati çeken Fidan, “Uluslararası camia, Netanyahu’yu durdurmak zorundadır. Katliama sessiz kalmak, bu suça ortak olmakla eş anlamlıdır.” dedi.
(Sürecek)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>IĞDIR Belediye Başkanı Mehmet Nuri Güneş tarafından 5 Temmuz akşamı gönderilen SMS ile işten çıkarılan 204 işçi, işsiz kalışlarının 60’ıncı gününde belediye önünde halay çekerek protestolarını sürdürdü.
31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Iğdır’da belediye başkanı seçilen DEM Parti’li Mehmet Nuri Güneş tarafından 5 Temmuz akşamı cep telefonlarına gönderilen SMS ile 204 işçinin iş akitleri sonlandırıldı. Geri dönüş için yaptıkları girişimler sonuçsuz kalan işçiler, belediye binası önüne kurdukları çadırda 8 Temmuz’dan itibaren 24 saat oturma eylemine başladı.
İşçiler, bugün işsiz kalışlarının 60’ıncı günü nedeniyle çalınan davul-zurna eşliğinde belediye hizmet binası önünde halay çekti. Zaman zaman, Başkan şaşırma sabrımızı taşırma’ sloganları atan işçiler adına açıklama yapan Belediye-İş Sendikası Iğdır Şube Başkanı Himmet Bozan şunları söylediDEM Parti’nin yönetiminde olan Iğdır Belediyesi’nde, yerel seçimlerin ardından mobbing, baskı ve sürgünlerle karşı karşıya kalan 204 işçimiz, hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldı. Tam 60 gündür bu haksızlığa karşı direniyoruz. Parti yöneticileri ise işten çıkarılmalarla ilgili olarak ‘bakanlık böyle dedi, vali böyle dedi’ gibi bahanelerle sorumluluğu üzerinden atmaya çalışıyor. Ancak, müfettiş raporları elimizde ve bu yalanlar gün yüzüne çıktı. Raporda, belediye yönetiminin işçilere baskı uyguladığı, tehdit ettiği, zorla sendika değişimi dayattığı ve haksız yere işçi çıkardığı açıkça belirtilmiştir. 60 gündür ihtiyaç sahibi olan 204 kişi kavurucu sıcakların altında bekliyor. İşten çıkarılma nedeniyle belediye hizmetleri de aksamıştır. Okullar açıldı, bu işçiler çocuklarının okul masraflarını nasıl karşılayacak 60 gündür evlerine ekmek götüremiyorlar. Sayın Güneş, bu durum sizi hiç rahatsız etmiyor mu Biz sadece ekmeğimizin peşindeyiz. Hukuksuzluğu ve adaletsizliği hak etmiyoruz. Yalanlarla kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorsunuz. ‘100 işçiyi geri alalım, gerisi kalsın’ dediğiniz iddiaları tamamen yalan. 204 işçi işe alınana kadar mücadelemiz devam edecek. Belediye yönetimi bizimle hiçbir şekilde diyaloğa geçmedi. AK Parti belediye meclis üyeleriyle birlikte belediye bahçesinde halay çeken işçilerden Yeşim Ağrı, Bugün direnişimizin 60’ıncı günündeyiz. Bu işe girdik, sıkıntılarımızdan kurtulduk diye sevindik, bir sürü borcun altına girdik. Belediye başkanımız sayesinde hiçbir şekilde borcumuzu ödeyemiyoruz. İki çocuk annesiyim, eşimden ayrıyım, yalnız başıma üstesinden gelmeye çalışıyorum. Gelemediğim için de 2 tane çocuk aldım, evde çocuk bakımı yapıyorum. Çocuklarla ilgileniyorum, onlara bakıyorum ve bu şekilde geçimimi sağlamaya, kiramı ödemeye çalışıyorum diye konuştu.İşçilerden Aykut Sevindik ise İşten çıkarıldık. Çocuklarımız okula gidecek. Ev sahibi evden çıkarıyor. Geçen gün çocuğum süt istedi alamadım. Sabaha kadar yatamadık. Bugün 60’ıncı günümüz, sabahlara kadar yatamıyoruz dedi.
Haber – Kamera Özkan AYDIN IĞDIR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Kuzey Makedonya’da Üsküp Camii inşaatını ziyaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sular Vadisi’nde bulunan, hukuki süreçlerin ardından İBB iştiraki KİPTAŞ’a devredilen alanı bürokratlarıyla gezip bilgi alan İmamoğlu, burada basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
İmamoğlu, konuşmalarında İstanbul muhafızlığından bahsederken kutsal bir şeyi tariflediğini söyledi.
Başakşehir’deki bu alanın 20 bin metrekarelik alan olduğunu, bir güvenlik kulübesini ve büfeyi bile kimseye vermediklerini anlatan İmamoğlu, “İstanbul muhafızlığının ne olduğunu, neyi, neden koruduğumuzu, kolladığımızı, bunun altlığında asla siyasetin olmadığını, siyasi kurumların olmadığını, bu işin halkın, milletin onurunu, namusunu, hakkını, hukukunu, malını, mülkünü korumak olduğunu, bu millete adım adım yaşatacağız ve bu kötü niyetli insanlara da bunu göstereceğiz. Bu konuda tavizimiz yok.” diye konuştu.
KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt ise burayı hızlıca kamuya açık sosyal tesisler haline getireceklerini kaydederek, “Genel Sekreterimizin koordinasyonunda 7-8 tane birimi geldi. Fonksiyonlandırma çalışmalarına başladılar.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te Tefeyyüz İlköğretim Okulu’nu ziyaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kasapoğlu açıklamasında şu ifadelere de yer verdi;
“2025-2027 dönemlerini kapsayan Yeni Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı ve ekonominin önümüzdeki üç yıllık yol haritası belirlendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz, programın temel amacının enflasyonu tek haneye düşürmek olduğunu vurguladı. OVP’de 2024 yılı büyüme beklentisi yüzde 4’ten yüzde 3,5’e düşürüldü. 2024 yılı için enflasyon beklentisi yüzde 33’ten yüzde 41,5’e revize edildi. Cari açığın 2024 yılı sonunda yüzde 1,7’ye düşmesi beklenirken, bütçe açığının yüzde 6,4’lük hedefin altında yüzde 4,9’a gerilemesi öngörülüyor. Sayın Yılmaz tarafından açıklanan ve özel sektörle görüşmelerin sonucunda hazırlanan Orta Vadeli Program’ın ülkemiz ve sanayicilerimiz için olumlu sonuçlar getirmesini temenni ediyorum.
Bu programların, kısa vadede enflasyon ve büyüme arasında bir denge kurmayı hedeflediğini biliyoruz. Enflasyonla mücadele ve mali disiplini sağlama öncelikleri vurgulanıyor, ancak bu süreçte büyüme tahminlerinin düşürülmesi, ekonomik istikrarın sağlanmasının öncelikli olduğunu gösteriyor. Programın genel hedefleri, uzun vadede sürdürülebilir büyümeyi ve düşük enflasyonu sağlamak, ekonomik istikrarı güçlendirmek ve toplumsal refahı artırmak olarak belirtiliyor. Bu hedeflere ulaşmada büyüme, enflasyon, işsizlik ve dış ticaret dengesi arasındaki etkileşimler önemli bir rol oynayacaktır.
Biz, katıldığımız her program ve her platformda sanayicilerimizin ekonomik sorunlarını dile getiriyoruz. Temel beklentimizin; yüksek enflasyon ve düşük kur sarmalından kurtulmak olduğunu da ifade ediyoruz. Önümüzdeki 3 yılı kapsayacak şekilde açıklanan yeni OVP’nin bize sağlamasını arzu ettiğimiz gerçekçi çözüm politikalarının sonucunda; öngörülebilirliğin artması, sürdürülebilir büyüme ve yapısal reformlara öncelik verilmesi, finansal istikrar ve enflasyonun tek haneye düşürülmesidir.
Bugün açıklanan Orta Vadeli Programın, özellikle enflasyonla mücadelede, öngörülebilir ve sürdürülebilir ekonomi için önemli bir kılavuz olacağını düşünüyoruz. Bu programla birlikte yapısal reformlar konusunda atılacak güçlü adımlar da ülkemizin küresel rekabet gücünü artıracaktır. Ancak en önemli nokta ise, açıklanan bu programın uygulanma sürecidir. Finansmana erişimin kolaylaştırılmasını, reel sektörün sesine kulak verilmesini ve kamu özel sektör iş birliğinin artırılmasını özellikle talep ediyoruz.
Bizler bu hedefler doğrultusunda atılacak doğru adımlar ve uygulamalarla, şehirlerimiz ve ülkemiz için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Kurum, İzmir Körfezi’nde yaşanan toplu balık ölümleri, kötü koku ve kirliliğin sebeplerinin araştırılması ve önlenmesi amacıyla oluşturulan “İzmir Körfezi Bilim Kurulu Heyeti” üyeleriyle körfezde yapılan incelemeye katıldı.
Bilim insanlarıyla TÜBİTAK Marmara Araştırma Gemisi’ne binerek denize açılan Kurum, yaptığı konuşmada dünyanın göz bebeği, tabiat harikası İzmir Körfezi’nin aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nda düşmanın denize döküldüğü Mavi Vatan’ın en anlamlı noktası olduğuna işaret etti.
Körfezin güzel adaları, tuzlaları, dalyanlarıyla, kuş cenneti ve lagünleriyle tam bir cennet parçası olduğunu dile getiren Kurum, “Maalesef bugün, sıraladığım tüm bu güzellikler tehlike altındadır, İzmir Körfezi adeta can çekişmektedir. İzmir Körfezi’miz, karadan gelen kirlilik nedeniyle artık nefes alamamaktadır. Balıklarımız toplu ölümler yaşamaktadır.” diye konuştu.
Bakanlık olarak kirliliğin sebeplerini incelemek için harekete geçtiklerini ve körfezin farklı noktalarından deniz suyu numuneleri aldıklarını belirten Kurum, şunları kaydetti:
“Üzülerek söylüyorum; denizdeki atık su kaynaklı amonyak miktarı, olması gerekenden tam 50 kat daha fazladır. Yani bu ne demek? Evsel ve endüstriyel atıklar suya arıtılmadan karıştırılıyor demek. Bu da beraberinde koku problemini getirmekte hem denizdeki canlıları hem de insan sağlığını tehdit etmektedir. Denizdeki oksijene baktığımızda da benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. İzmir Körfezi’ndeki oksijen seviyesi 6 miligram/litre olması gerekirken balıklar, canlılar için olması gereken alt sınır 4-4,5 miligram/litre iken ölçtüğümüz oksijen seviyesi 1,8’e, yer yer sıfıra kadar düşmüştür. Yani denizde oksijen kalmamıştır.”
“Körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır”
Kurum, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan inceleme sonuçlarında da kirlilik parametrelerinin özellikle 2020 yılından sonra ciddi miktarda arttığının görüldüğünü söyledi.
Bakan Kurum, körfezdeki su hareketliliği ve sirkülasyonun artık durma noktasına geldiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İç körfezde toplam fosfor, klorofil-a ve amonyum azot gibi zararlı maddeler, sınır değerlerinden tam 2 kat daha fazladır. Maalesef iç körfezimizde denizdeki su hareketliliği ve sirkülasyonu artık durma noktasına gelmiştir. Altını çizerek ifade etmek gerekirse şu anda körfezimizin bazı bölgelerinde yaşam kalmamıştır. Balıklarımız, oksijensiz kaldıkları için ölmüştür. Körfezimize dökülen 7’si aktif 25 derenin durumuna baktığımızda da sonucun içler acısı olduğunu görüyoruz. Bugün derelerdeki su, organik kirlilik açısından tarihin en kötü durumundadır.”
Kurum, geçmiş yıllarda İzmir Körfezi’ni temizlemek için Büyük Kanal Projesi yapıldığını hatırlatarak “Bu projenin yağmur suyu ve kanalizasyon şebekesinin birleştirilmiş olması nedeniyle tam 5,5 kat daha fazla kirli ve katı madde denize akmaktadır. Bu denizimiz için hakikaten hayati bir sorundur.” dedi.
“Katı atık, orta körfeze arıtılmadan dökülüyor”
Kurum, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin bir nedeninin de Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’nin verimli işletilememesi olduğunu söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, İzmir Büyükşehir Belediyesini bu konuda defalarca uyardığını dile getiren Kurum, son 5 yılda belediyeye 6 milyon liradan fazla, 13 ayrı ceza uygulandığını, cezaların sebebinin tesisin düzgün çalıştırılmaması olduğunu bildirdi.
Kurum, 23 Ağustos’ta Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’nden numune alındığını, yapılan analiz sonucu tesisteki katı madde değerinin olması gereken limitin 4 kat üzerinde çıktığını aktardı.
Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’nin günlük su arıtma kapasitesinin 605 bin metreküp olduğunu bildiren Kurum, şunları kaydetti:
“Ancak tesise gelen atık su miktarı günlük 700 bin metreküpü aşmaktadır. Tesise gelen fazla atık su tesiste arıtılmıyor, çok yüksek miktarda katı atık, orta körfeze arıtılmadan doğrudan dökülüyor. İzmir Körfezi’nin dibine birikiyor, dip çamurunu arttırıyor, canlı yaşamını derinden etkiliyor.
İzmir Körfez’inde yaşanan, tam anlamıyla büyük bir çevre felaketidir. İzmir Körfezi’nin ekosistemi artık durma noktasına gelmiştir, körfezimiz ölmektedir. Denizin bu hale gelmesinin sorumluları seçim meydanlarında ‘körfezi temizleyip burada yüzeceğiz’ diyen ama görevdeyken tek bir adım atmayanlardır. Sorumlular şimdi suçlarını gizlemek için ‘bu balıklar bize ait değil, bunlar gemilerle getirildi’ diyen ve kendilerini gülünç duruma düşürenlerdir. Bu kirliliğin sorumlusu, yağmur suyu ve kanalizasyon kanallarını bile birbirinden ayıramayan, kurulu atık su tesislerini bile çalıştıramayan, derelerini dahi ıslah etmekten aciz olan yerel yönetimlerdir, belediyelerdir.”
Yol haritası hazırlanacak
Bakan Kurum, sorumluları izleme ve denetim görevine kararlılıkla devam edeceklerini, bilim kurulunu oluşturduklarını, koordinasyon toplantısında da bilim insanlarıyla, STK temsilcileriyle ve kamu kurumlarıyla neler yapılacağını konuşacaklarını, kurulun bundan böyle yerel yönetimlere yol göstereceğini aktardı.
Bilim insanlarının İzmir’deki yerel yöneticiler için kirlilikle mücadeleye dair yol haritaları çıkaracağını, ev ödevleri vereceğini dile getiren Kurum, “Biz de bakanlık olarak belediyeler ev ödevlerini yapıyor mu yapmıyor mu, anlık olarak takip edeceğiz. Eksiklikleri varsa söyleyeceğiz. Yönetim zafiyeti söz konusuysa uyaracağız. Atılması gereken adımlar atılmıyorsa harekete geçmeleri için zorlayacağız.” diye konuştu.
Bakan Kurum, bir gazetecinin sorusu üzerine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da toplantıya davet edildiğini belirterek, “Ama maalesef yurt dışında olmayı tercih etmiş. Anlaşılan o ki İzmir’den daha önemli meseleleri var.” ifadelerini kullandı.
Konuşmanın ardından Kurum ve beraberindekiler kirliliğin yoğunlaştığı Bayraklı açıklarında inceleme yaptı.
İncelemeye İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı ve İzmir MilletvekiliEyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı, Yaşar Kırkpınar, Mahmut Atilla Kaya, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Halit Ergin, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İl Başkanı Veysel Şahin de katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakam Güler, Turanlı’yı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini sundu.
Güler ve Turanlı bir süre görüşerek, ilçenin asayiş durumu hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Turanlı ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kaymakam Güler’e teşekkür etti.
Başkan Nallar ilçede incelemelerde bulundu
Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar, ilçede yapılan çalışmaları inceledi.
Değirmenaltı Mahallesi’nde peyzaj çalışmalarını takip eden Nallar daha sonra Namık Kemal Mahallesi’nde asfaltlama çalışmalarıyla ilgili inceleme ve tespitlerde bulundu, personelden bilgi aldı.
Nallar, ilçede devam eden çalışmaların kısa süre içerisinde tamamlanması için çalıştıklarını belirtti.
Mahallelerde vatandaşlara sohbet eden Nallar, yapılan ve yapılacak hizmetleri anlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Düzce’ye geldi. Bakan Işıkhan, Düzce’ye fındık toplamak için Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Hakkari, Gaziantep gibi Doğu ve Güneydoğu illerinden gelen kişilerin çocuklarının eğitim aldığı Cumayeri Reyhan Turan İlkokulu’nu ziyaret etti. Öğrencilerin gösterileriyle karşılanan Bakan Işıkhan, sınıflara girerek çocuklarla sohbet etti. Çocuklara hayallerindeki mesleği soran Işıkhan, kendisinin de Mardin’de doğduğunu ve zor zamanlar geçirdiklerini anlattı. Işıkhan, çocuklara hediyeler de takdim etti. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’da Kestel ilçesi Çataltepe Mahallesi’nde yer alan Çataltepe Sanayi Sitesi’nin yapımı yarıda kaldı. 15 yıldır çivi dahi çakılmayan projeye yatırım yapan esnaf mağdur oldu. Bir dizi program için Kestel ilçesine gelen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Çataltepe mağdurlarını unutmayarak seslerine kulak verdi. Mağdur esnafa tam destek sözü veren Bozbey, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, “Kestel’de yapımı yarım bırakılan Çataltepe Sanayi Sitesi’nde, mağdurlarla bir araya geldim. 15 yıldır inşa edilmeyen sanayi sitesi, konumu ve projesi itibarıyla küçük esnafımıza büyük zararlar vermiştir. Küçük esnafımıza verilen zararların farkındayız. Yanlarında olmak adına, Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak elimizden gelen desteği vererek mağdur esnafımızın desteklemeye, adaletin oluşmasına kadar yanlarında olmaya ve sonrasında da emeklerinin karşılığını almaları için desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Nilüfer Belediye Meclisi, Ağustos ayında verilen tatil arasının ardından Eylül ayı toplantısını Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in başkanlığında gerçekleştirdi.
Meclis toplantısında gündeme geçilmeden önce konuşma yapan Başkan Şadi Özdemir, belediyenin son iki aydaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Bazı birimlerin çalışmalarını rakamlarla açıklayan Başkan Şadi Özdemir, 38 milyon 16 bin kilogram evsel atığın toplandığını ve 27 bin 885 kilometrelik bir alanda da temizlik yapıldığını açıkladı. Şadi Özdemir ayrıca, park ve bahçelerden toplanan 526 ton budama atığının da 30 tonunun komposta dönüştürüldüğünü belirtti.
Kaçak yapılaşmayla mücadele çerçevesinde 54 zabıt tutulduğunu ve 7 milyon lira para cezası kesildiğini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Temmuz ve Ağustos aylarında 18 kaçak binanın da yıkıldığını söyledi.
Başkan Şadi Özdemir,son iki ayda 6 bin 358 metre asfalt, 9 bin 369 ton yama, 670 metre de bordür ve tretuvar yaptıklarını ifade etti.
Zabıta Müdürlüğü ekiplerince 550 iş yerinde denetim yapıldığını kaydeden Şadi Özdemir, 147 ruhsatsız işyerinin ruhsata bağlandığını da sözlerine ekledi.
Yeşil alanlarda yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, 30 bin ton suyun sulama için kullanıldığını; 22 bin 955 metrekareye çim ekildiğini; 9 bin 942 adet çalı, yer örtücü, sarılıcı bitkiler ve 112 adet ağaç, ağaççık dikildiğini, 270 oyun grubu ve spor aletinin de bakımını yaptıklarını açıkladı.
Başkan Şadi Özdemir, 767 hasta hayvanın tedavisinin de Veteriner İşleri Müdürlüğü tarafından yapıldığını belirtti.
Nilüfer’e dört kardeş kent daha
Meclis gündemine Nilüfer’e yeni kardeş kentler kazandırılması konusu da geldi. Meclis’te Başkan Şadi Özdemir’e Gaziantep Nizip, KocaeliKaramürsel, YalovaÇınarcık Koru ve BilecikBayırköy belediyeleri ile kardeş kent ilişkileri kurulması için yetki verildi.
Ayrıca, Üçevler Spor Tesisi’ndeki voleybol salonuna vefat eden Nilüfer Belediyespor Kadın Voleybol Takımı oyuncusu Pilar Marie Victoria Lopez’in isminin verilmesi kararı da alındı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kosova Başbakan Yardımcısı, Dışişleri ve Diaspora Bakanı Donika Gërvalla-Schwarz’ın daveti üzerine yarın Kosova’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Kosova Başbakanı Albin Kurti ile görüşecek olan Fidan, temaslarında Türkiye-Kosova ilişkileri, güvenlik meseleleri, Türk toplumunu ilgilendiren konular ve bölgesel konuları ele alacak.
Bakanlık’tan edinilen bilgiye göre; görüşmede ikili siyasi ilişkiler, bölgesel konular ve FETÖ ile mücadele başta olmak üzere güvenlik meseleleri, ekonomik, savunma sanayi ve kalkınma gibi çeşitli alanlarda iş birliğinin ve yatırımların artırılması konuları masaya yatırılacak. Bakan Fidan, Türk şirketlerinin karşılaştığı bazı sorunların çözüme kavuşturulması, Ortak Ekonomi ve Ticaret Komitesi’nin (JETCO) ilk toplantısının yapılarak iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin geliştirilmesine ilişkin görüş ve beklentileri dile getirecek. Ziyarette ayrıca Kosova’daki Türk toplumunu ilgilendiren konular da Fidan tarafından gündeme getirilecek.
Fidan’ın ayrıca NATO Kosova Gücü (KFOR) Komutanı Tümgeneral Özkan Ulutaş ile görüşmesi, Kosova Türklerinin yoğun olarak yaşadığı Prizren ve Mamuşa’yı ziyaret etmesi ve Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı Fikrim Damka ile bir araya gelmesi bekleniyor.
Kosova’da hala konuşlu olan ve komutasını 1 yıllığına Türkiye’nin üstlendiği KFOR kapsamında yaklaşık 400 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunun görev yaptığı ifade edilen bilgilendirmede, Türkiye’nin aynı zamanda Kosova Güvenlik Gücü’ne eğitim ve savunma sanayi ürünleri konularında da destek sağladığı belirtildi.
Türkiye’nin 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldığının hatırlatıldığı bilgilendirmede, ikili ticaret hacminin 723 milyon dolar, Kosova’daki Türk yatırımlarının da 703 milyon dolar civarında olduğuna dikkat çekildi.
Türkiye’nin aynı zamanda yaklaşık 500 milyon avroluk yatırımla Kosova’ya en fazla yatırım yapan ülkeler arasında yer aldığı da hatırlatılan bilgilendirmede, Türk şirketlerinin Kosova’daki yatırımlarının yaklaşık 10 bin Kosova vatandaşına istihdam sağladığına değinildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜSİAD, ‘Geleceğimiz için Eğitimi Birlikte Konuşmak’ etkinliği düzenledi. Etkinlik kapsamında ‘Yapay Zeka Çağına Doğru Herkes İçin Nitelikli Eğitim’, ‘İş Dünyası Gözünden Eğitimden Beklentiler’, ‘Değişen Dünyada Eğitim: Öğrenci Yetkinliği ve Öğretmenlerin Rolü’, ‘Eğitim ve Gelecek: İş Dünyasının ve Gençlerin İhtiyaçları’, ‘Cumhuriyet Tarihi Çerçevesinden Türkiye’de Eğitim ve Bilim, ‘Genç Beyinler: Eğitimden İstihdama Göç Dinamikleri’ ve ‘Kalkınmanın Kilit Taşı: Eğitim’ başlıklı oturumlar düzenlendi.
Etkiliğin protokol konuşmalarını Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan yaptı. Eğitim, akademi ve iş dünyasından konuşmacıları katılımcılarla buluşturan etkinlikte Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cem Boyner, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal Kalkınma Yuvarlak Masası Başkanı Yılmaz Yılmaz, Sabancı Üniversitesi Emeritus Öğretim Üyesi ve Eğitim Reformu Girişimi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Alpar ve New York Üniversitesi (NYU) Kültür ve İnsan Gelişimi Fakültesi Uygulamalı Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin konuşmacı olarak yer aldı.
BAKAN TEKİN: 21. YÜZYILIN ÜLKEMİZ İÇİN BİR MAARİF ÇAĞI OLARAK TECELLİ EDECEĞİNE İÇTENLİKLE İNANIYORUZ
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, “Bu konferansın başlığında geçen iki kelimeye vurgu yaparak konuşmama başlamak istiyorum. Bu iki kelimeden birincisi eğitim politikalarımızın amacına denk düşen bir muhtevaya, diğeri ise söz konusu politikaların oluşturulma sürecindeki temel yönelimlerimizden birine tekabül ediyor. Konferansın başlığı içinde geçen ‘geleceğimiz’ vurgusu eğitim politikalarımızın amacını özetlerken, ‘birlikte’ vurgusu da politika belirleme süreçlerindeki ana yönelimlerimizi ortaya koyuyor. Cumhuriyetimizin ikinci asrına tekabül eden 21’inci yüzyılın ülkemiz için bir maarif çağı olarak tecelli edeceğine içtenlikle inanıyoruz. Nitekim yakın bir zaman önce kamuoyuyla paylaştığımız ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ismini verdiğimiz yeni müfredat çalışmasını da bu inancın bir gereği ve somut bir ürünü olarak görüyoruz. Altını özenle çizmek isterim ki, bu eğitim öğretim yılı itibarıyla 1, 5 ve 9. sınıflarda kademeli olarak uygulamaya konulacak olan yeni müfredatımız öğretmen, öğrenci, akademisyen ve eğitim alanındaki diğer tüm paydaşlarımızın etkin katılımı ve aktörlüğünde şekillenen uzun soluklu bir hazırlık sürecinin sonucunda ortaya çıkmıştır” dedi.
‘HAK VE GELİŞİM TEMELLİ BİR ÖĞRENME SÜRECİNİ YAPILANDIRMAYI HEDEFLİYOR’
Yeni müfredat hakkında bilgi veren Bakan Tekin, şunları ekledi:
“Yeni müfredatımız, her şeyden önce kolektif bir emeğin ve kümülatif bir anlayışın ürünü olarak hem bugünümüze yanıt verebilecek hem de yarınların eğitim dünyasına dönük ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek zengin muhtevasıyla öne çıkmakta, esnek ve dinamik bir yapı taşıyor. İçerdiği bu esneklik ve dinamik yapısı dolayısıyla da, özellikle pedagojik açıdan tamamlanmış ya da bitmiş bir çalışma olarak değil, tam aksine ihtiyaç duyulan her aşamada yenilenebilecek, güncellenebilecek bir başlangıç çerçevesi olarak görülmelidir. Hiç kuşkusuz ki, bu çerçevenin ana odağında en yalın haliyle insan kavramı yer alıyor. Maarif modelimiz insanı ve onun özgür doğasını temel bir referans değer olarak benimsemekte ve sistemin tüm bileşenlerini bu perspektif eşliğinde ele alıyor. İnsanın kendini tanımasına ve keşfetmesine imkan tanıyarak bireylerin ilgi ve kabiliyetleri ölçüsünde esnek ve özgür öğrenme ortamlarının yaygınlaştırıldığı hak ve gelişim temelli bir öğrenme sürecini yapılandırmayı hedefliyor. Bunu yaparken de insanı; zihinsel, duygusal, bedensel, sosyal ve manevi gelişim yönleriyle bütüncül olarak ele almaktadır. Her bir bireyin ya da öğrencinin biricik olduğu gerçeğini unutmadan onun toplumsal yönlerini de geliştirmeyi gaye edinmektedir. Peki bu gayeye nasıl ulaşacağız? Bu soruya yeni müfredatımız bağlamında verilecek en kestirme yanıt şu olacaktır: Eğitim alanını öğrencilerin özgür düşünme yeteneklerinin gelişmesi için düzenleyerek. Evet, biz de öyle yaptık. Eğitimi, öğretmen-öğrenci arasındaki hiyerarşik bilgi aktarımının ötesine taşımaya, öğretmenlerimize daha geniş bir inisiyatif alanı bırakmaya ve öğrencilerimizi de öğretim sürecinin aktif bir öznesi olarak konumlandırmaya özen gösterdik. Dahası öğrenci tarafından yönlendirilen öğrenmeyi ön plana çıkardık. Onların gerek kendi yaşamlarıyla gerekse içinde yaşadığı toplumla ve küresel dünyayla ilişkisini çok yönlü olarak tahkim eden beceri temelli bir öğretim sürecine geçiş yaptık.”
‘YENİ MODELLER ÜRETTİK VE MEVZUAT AÇISINDAN ÖNEMLİ DÜZENLEMELER YAPTIK’
Bakan Tekin, “Sizlerle paylaşmak istediğim ikinci başlık husus mesleki ve teknik eğitimin güçlendirilmesiyle ilgili yeni yaklaşımımız. Öncelikle şunun altını çizmek gerekir ki, siyasete ve siyasal karar alma mekanizmalarına dışsal ve antidemokratik vesayetçi müdahalelerin sembolü haline gelen 28 Şubat sürecinin en hazin sonuçlarından birisinin mesleki eğitimde olduğunu eminim çok iyi biliyorsunuz. Vesayetçi odakların yarattığı derin tahribatların izini yok etmek kolay olmuyor maalesef. Bilhassa 2014 yılından itibaren bu konuda da çok önemli adımlar atıldı. Sektörle ortak proje meslek liselerinin kurulması, işbaşı eğitimlerine asgari ücretin yüzde 30 ve 50’si oranında kamusal destek sağlanması, stajyer gençlerimizin iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanması ve MESEM’lerin zorunlu eğitimin bir parçası olması gibi adımlar bu anlamda çok önemliydi. 12 Bütün bu adımları hayata geçirirken yaptığımız gibi 2023 yazından itibaren de her ilimizde sektör temsilcileri, meslek örgütleri ve diğer paydaşlarla bir araya gelerek bir durum tespiti yaptık. Aksayan, çözülmesi gereken sorun alanlarını tespit ettik. Yeni modeller ürettik ve mevzuat açısından önemli düzenlemeler yaptık. Bu adımlarımız neticesinde mesleki eğitim alan orta öğrenim öğrenci oranımız geçtiğimiz yıla oranla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bunu çok önemsiyoruz. 2024-2025 eğitim-öğretim yılına hazırlık olması açısından da 10 Ağustos tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesini yayımladık. Bu da bizim için çok önemli bir metin. Ana felsefesini ‘Herkesin Bir Mesleği Olmalı’ bu meslek geleceğin meslekleriyle uyumlu olarak dizayn edilmeli. Temel hedefimiz mesleki eğitimi güçlendirecek, üretim sektörüne nitelikli eleman teminini mümkün kılacak bir dizi yeni uygulamayı hayata geçirmek” diye konuştu.
4 YENİ OKUL MODELİ HAYATA GEÇİRİLECEK
Bu yıl hayata geçirecekleri bir diğer uygulamadan bahseden Bakan Tekin, “Türkiye’nin her bölgesinde mesleki ve teknik eğitim mezunlarının istihdamını kolaylaştırmak için ‘bölge’, ‘ihtisas’, ‘sektör içi’ ve ‘sektöre entegre’ olmak üzere 4 yeni okul modelini hayata geçireceğiz. ve bu uygulamayı sizlerin desteğiyle yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Bu okul modellerinin temel dinamikleri sektörel iş birliklerini gerektirmektedir. Bu kapsamda okullarımızda ayrıca ‘Ahilik Kültürü ve 14 Girişimcilik’ dersini de okutacağız. Bunlar dışında da sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman ihtiyacını giderecek her türlü öneriye de açık olduğumuzu açıkça ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.
TURAN: DÜNYA EKONOMİSİNDEN DAHA FAZLA PAY ALABİLMEMİZ GEREKİYOR
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ise konuşmasında şunlara değindi:
“Eğitim, ülkemizi geleceğe taşıyacak genç nesillerin potansiyeline yapılan en önemli yatırımdır. Nitelikli ve herkes için erişilebilir bir eğitimin önemini uzun yıllardır vurguluyoruz. Okul öncesinden temel eğitime, mesleki eğitimden yükseköğretime ve yaşam boyu öğrenmeye kadar, eğitimin her aşamasını bu anlayışla güçlendirmeliyiz. Tüm dünyada paradigmalar değişirken, eğitimi de bu değişimlerden bağımsız düşünemeyiz. Dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve demografik dönüşümün birlikte yaşandığı bir zamandayız. Araştırmalar da bu dönüşümlerin etkilerine dikkat çekiyor. Örneğin, Dünya Ekonomik Forumu’nun ‘İşlerin Geleceği’ raporuna göre, sadece 5 yıl sonra bile, bambaşka mesleklerden ve becerilerden konuşuyor olacağız. Bugün okula başlayan çocukları, mezun olduklarında bambaşka bir dünya Küresel rekabet için, daha yüksek teknolojili ve katma değerli alanlarda dünya ekonomisinden daha fazla pay alabilmemiz gerekiyor.”
‘HEM ÖĞRENCİ HEM ÖĞRETMENİN İYİ OLMA HALİNİ ODAKTA TUTMALIYIZ’
Yetkin bir insan kaynağı olması gerektiğini vurgulayan Turan, “İster şirket ister ülke çapında olsun, bir işi rakiplerinizden iyi yapabilmek ve ön plana çıkmak için geniş bir vizyon, gerekli finansman ve yetkin insan kaynağı olması gerekiyor. Ben insan kaynağını birinci sıraya koyuyorum. Bugün sabah tanıtılan yeni raporumuzu sizlerle ve kamuoyuyla paylaştık. Rapor, gelecekte en çok aranacak 21. yüzyıl becerilerinin ön koşulu olarak; matematik, okuma ve fen alanındaki temel becerilerde güçlü bir yetkinliğe sahip olmamız gerektiğini gösteriyor. Bunun için, içerik olarak iyi bir eğitim sunmak gerekli ama yeterli değil. Veriler, sosyoekonomik olarak dezavantajlı öğrencileri destekleyen ve okullar arası farklıkları azaltan politikaları hızla önceliklendirmek gerektiğini gösteriyor. Hem öğrenci hem öğretmenin iyi olma halini odakta tutmalıyız. Eğitim sisteminde başarılı ülkeler, öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarını önceliklendirmekte, nitelikli öğretmen yetiştirmeye yatırım yapmaktalar” diye konuştu.
ARAŞTIRMANIN DETAYLARI
Konferansta, TÜSİAD ve Eğitim Reformu Girişimi (ERG) iş birliği ile hazırlanan ‘Geleceğin Dünyasına Hazırlanırken Eğitime Bakış: PISA 2022 Bulguları Işığında Türkiye’de Eğitimin Durumu Araştırması’ da kamuoyuyla paylaşıldı. Rapor, Türkiye’deki gençlerin temel becerilerdeki yetkinliğini ve eğitimdeki başarıyı etkileyen faktörleri ele alırken; eğitimde fırsat eşitliğini, öğretmenlerin, ailelerin ve okul ortamlarının rolünü, eğitim sisteminin gelecekteki şoklara dayanıklılığını da güncel eğitim politikaları çerçevesinden değerlendiriyor.
Araştırma sonucunda geliştirilen öneriler ise şu şekilde sıralandı:
“Sosyoekonomik durumun eğitime etkilerini azaltmaya yönelik müdahale politikaları önceliklendirilmelidir.
Teknolojiyle değişen öğrenme süreçleri, dijital araçların yaygınlığı ve şiddeti artan afet ve krizleri dikkate alarak okul, öğrencilerinin kendilerini ait hissedecekleri bir mekan olarak yeniden kurgulanmalıdır.
Her reform, politika değişikliği ya da müdahale programı öncelikle öğrenci ve öğretmenin iyi olma halini merkeze almalıdır.
Kamu-özel sektör ortaklığında stratejiler ile gençlere geleceğin becerileri kazandırılmalıdır.
Başarılı, kapsayıcı ve dayanıklı eğitim sistemlerinin örnek gösterilen politikaları Türkiye’de geniş bir zeminde farklı uzmanlar bir araya getirilip tartışılarak hayata geçirilmelidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) düzenlediği ‘Geleceğimiz için Eğitimi Birlikte Konuşmak’ başlıklı etkinliğin protokol konuşmasını yapan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, program sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yeni müfredatta matematik ve fen bilgisi dersinin saatlerinin azaltılmasına yönelik soruya Bakan Tekin, şu yanıtı verdi:
“Matematik ve fen bilgisi derslerinin saatleri mesleki ve teknik eğitimde azaltılmış olabilir çünkü orada başka bir durum söz konusu. Ancak müfredat çalışmamızda haftalık ders saatleriyle ilgili hiçbir önerme ve değişiklik yok. Bu bir müfredat çalışması. Haftalık ders saati çalışması değil. Burada herhangi bir dersin haftalık saatini artırmak ya da azaltmak gibi bir durum söz konusu değil. Ben bu önyargılı bakışa itiraz ediyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025-2027 dönemlerini kapsayan Orta Vadeli Program’ın sunumunda; “Yapısal reformlarla verimliliğe dayalı yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın artırılması, bir diğer kritik stratejimizdir. Bu reformlar, ekonomimizin temel yapısını güçlendirerek daha verimli bir üretim ve ticaret ortamı yaratmayı hedeflemektedir. Orta ve uzun vadede, bu reformların katkısıyla, orta-üst gelir grubundan üst gelir grubuna çıkılması öngörülmektedir” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025-2027 dönemlerini kapsayan Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Yılmaz’a; Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ticaret BakanıÖmer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel eşlik etti.
Geçen yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı OVP sunumunu bu yıl Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptı. OVP’nin Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ortak hazırlandığını belirten Yılmaz, hazırlık sürecinde sendikalar, meslek kuruluşları, iş dünyası temsilcileri, finansal kuruluşlar, tarım sektörü temsilcileri, esnaf temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüşüldüğünü söyledi. Yılmaz, İklim Kanunu, Kamu İhale Kanunu ve KİT Yönetişim Kanunu gibi hazırlıkları tamamlanan pek çok düzenlemenin takvime uygun olarak gündemlerine alacaklarını açıkladı.
2025-2027 dönemini kapsayan OVP’de büyüme tahminleri düşürüldü, enflasyon tahminleri ise yükseltildi.
Cevdet Yılmaz’ın OVP konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
“Kredi notları ve ulusal rezervlerimiz artarken, ülkemizin risk primi düştü”
“Öngördüğümüz takvime uygun olarak dezenflasyon sürecinin etkileri 2024 yılı Haziran ayından itibaren başlamıştır. Bu tarihten itibaren enflasyon oranında 23,5 puanlık bir düşüş kaydedilmiştir. Büyüme kompozisyonundaki dengelenme ile birlikte cari işlemler dengesi, beklentilerimizin de altına gerileyerek olumlu bir tablo çizmiştir. İstihdam alanında ise iktisadi faaliyetteki dengelenme eğilimine rağmen, işsizlik oranları hedeflerimizin de ötesinde bir iyileşme göstermiştir. Kamu harcamalarında etkinlik ve verimlilik arttıkça, bütçe açığı da tahminlerimizden daha olumlu bir seyir izlemiştir. Bu durum, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmuştur. Ayrıca, makroekonomik göstergelerdeki bu olumlu gelişmeler, yatırımcıların ülkemize olan bakışını da olumlu yönde etkilemiş, kredi notları ve ulusal rezervlerimiz artarken, ülkemizin risk primi düşmüştür.
“Eylül ve sonrası dezenflasyon eğilimi sürecek”
2023 yılı boyunca yaşanan küresel ve bölgesel zorluklara rağmen Türkiye ekonomisi istikrarlı bir büyüme gösterdi. Deprem felaketine ve küresel olumsuz gelişmelere rağmen ekonomimiz yüzde 5,1 oranında büyüyerek 14 yıl boyunca kesintisiz büyüme sürecini devam ettirmiştir. 2024 yılının ilk yarısında milli gelir büyümesi yüzde 3,8 olarak gerçekleşmiş olup, ekonomimizin sağlam temeller üzerinde büyümeye devam ettiğini göstermektedir. Yurt içi talebin büyümeye katkısı 2023 yılına göre önemli oranda azalmış, buna karşın net mal ve hizmet ihracatı büyümeye pozitif katkı sağlamıştır. Ayrıca, 2023 yılında sanayi sektörü, küresel sıkılaştırıcı politikalardan etkilenmiş ve milli gelir büyümesinden daha yavaş büyümüştür. Ancak, alınan önlemler sayesinde ekonomide dengeli bir büyüme kompozisyonu yakalanmıştır. Enflasyon tarafında ise, geçiş dönemi tamamlanmış ve dezenflasyon dönemi başlamıştır. 2024 yılının Ağustos ayı itibarıyla birikimli TÜFE artış oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre gerileyerek yüzde 52 olarak kaydedilmiştir. Bu durum, dezenflasyon sürecinin etkili olmaya başladığını göstermektedir. Eylül ve sonrası bu eğilimin sürmesini bekliyoruz.
“Cari işlemler açığındaki bu gerileme, ekonomimizin dış şoklara karşı direncinin arttığını gösteriyor”
2023 yılının Aralık ayı itibarıyla, cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde -4,0 seviyesine gerilediğini görmekteyiz. Bu düşüş, yılın ikinci yarısında alınan önlemler ve gerçekleştirilen ekonomik reformların etkisiyle dış ticaret dengesinde sağlanan iyileşmeleri göstermektedir. Son olarak, 2024 yılının Haziran ayı itibarıyla cari işlemler açığı daha da gerileyerek milli gelirin yüzde 2,2’sine düşmüştür. Böylelikle, Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacının azaldığını ve dış ticaret dengesinde sağlanan iyileşmenin devam ettiğini görmekteyiz. Cari işlemler açığındaki bu gerileme, ekonomimizin dış şoklara karşı direncinin arttığını ve sürdürülebilir bir dış ticaret dengesine doğru ilerlediğimizi göstermektedir. Uzun dönem ortalamalarının altına inen cari işlemler açığı, Türkiye’nin makroekonomik istikrarını güçlendirecek önemli bir gelişmedir. Bu olumlu tablo, yeni OVP dönemi için atılacak adımlarla daha da pekiştirilecektir.
“KKM bakiyesi geçtiğimiz hafta itibarıyla 1,6 trilyon TL’ye geriledi”
Türk Lirası’na olan güven önemli düzeyde artmış ve TL mevduatlarının toplam mevduatlar içindeki payı ciddi bir yükseliş kaydetmiştir. 2023 yılının Ocak ayında TL mevduatlarının toplam mevduatlar içindeki payı yaklaşık yüzde 38,9 seviyesindeyken, bu oran yıl boyunca güçlü bir şekilde artarak 2024 yılı Ağustos ayında yüzde 53,6 seviyesine yükselmiştir. Bu artış, TL’ye olan güvenin arttığını ve vatandaşların tasarruflarını yerli para biriminde değerlendirme eğilimlerinin güçlendiğini göstermektedir. Öte yandan, KKM mevduatlarının payına baktığımızda, yıl ortalarında yüzde 30’lara yaklaşan oran, Ağustos 2024’te yüzde 10,1’e gerilemiştir. Nominal olarak 3,4 trilyon TL’ye ulaşarak zirveyi gören KKM bakiyesi geçtiğimiz hafta itibarıyla 1,6 trilyon TL’ye gerilemiştir. Zirve döneminde yaklaşık 140 milyar doları gören KKM’den finansal piyasalardaki denge gözetilerek kademeli bir çıkış stratejisiyle bakiye azaltılmış ve halihazırda 47,8 milyar dolara kadar inmiştir.
“Risk primi, 283 baz puana geriledi”
Risk primi ise, Mayıs 2023’te 703 baz puan seviyesindeyken, 3 Eylül 2024 itibarıyla 283 baz puana gerilemiştir. Bu düşüş, uluslararası piyasalarda Türkiye’ye olan güvenin arttığını ve risk algısının önemli ölçüde azaldığını göstermektedir. Dış finansmana erişimi kolaylaştıran ve maliyetini düşüren bu gelişmeyi daha ileri noktalara taşımayı hedefliyoruz. Rezervlerdeki artış, risk primindeki düşüş ve TL mevduatların artışı, ekonomi politikalarının doğru yönde ilerlediğinin ve piyasalarda olumlu bir hava oluştuğunun somut göstergeleridir.
“Kamu personeline yönelik ücret artışlarına dair düzenlemeler sonrası artan kamu harcamaları, bütçe dengesinin bozulmasına yol açtı”
Bütçe dengesi, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini ve ekonomik istikrarı sağlamak adına büyük önem taşımaktadır. 2003-2023 yılları arasında bütçe dengesi ortalama olarak GSYH’nin yüzde 2,6’sı seviyesindeydi. 2023 yılı için Bütçe Kanunu ile öngördüğümüz bütçe açığı yüzde 3,5 iken yaşanan deprem felaketi ve bunun ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin yansımasıyla eylül ayında OVP’de yüzde 6,4 oranında bir bütçe açığı öngörülmüştür. Bu dönemde, deprem felaketi, emekliliğe hak kazanma koşullarına yönelik düzenlemeler ve kamu personeline yönelik ücret artışlarına dair düzenlemeler sonrası artan kamu harcamaları, bütçe dengesinin bozulmasına yol açmıştır. Bütün bunlara rağmen, alınan tedbirler ve uygulanan maliye politikalarıyla 2023 yılının Aralık ayı itibarıyla bütçe açığı yüzde 5,2’ye gerilemiştir. Bu rakamın yüzde 3,6’lık kısmı doğrudan deprem etkisinden kaynaklanmıştır. Bununla birlikte, bu amaçla yapılan harcamalar geçici özellik taşıdığından yapısal dengeyi bozmamaktadır. Ayrıca depreme yönelik harcamaların önemli bir kısmı yatırım niteliği taşımaktadır.
“Temel amaç, enflasyonun kademeli olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi”
2025-2027 dönemi programının temel amacı, enflasyonun kademeli olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi, büyüme potansiyelimizin dezenflasyon süreciyle uyumlu şekilde yükseltilmesi, yapısal reformlarla verimliliğe dayalı yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın artırılması, sağlanacak refah artışıyla gelirin toplumumuzun tüm kesimlerine daha adil bir şekilde dağıtılmasıdır. Bu hedefler doğrultusunda, para, maliye ve gelirler politikalarının güçlü bir şekilde eşgüdümü sağlanacak ve enflasyonla mücadele öncelikli bir alan olarak ele alınacaktır. Bu yeni OVP dönemiyle birlikte, ekonomimizin sürdürülebilir büyüme ve istikrar hedeflerini gerçekleştirmek üzere atılacak adımları ve öncelikleri belirliyoruz.
“Orta-üst gelir grubundan üst gelir grubuna çıkılması öngörülüyor”
Bu bağlamda, büyümenin kaynaklarında, beşeri sermayenin güçlendirilmesi, sabit sermaye yatırımlarının artırılması ve toplam faktör verimliliğinin yükseltilmesi öncelikli olacaktır. Böylece, ekonomimizin rekabet gücünü artıracak ve uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturacaktır. Yapısal reformlarla verimliliğe dayalı yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın artırılması, bir diğer kritik stratejimizdir. Bu reformlar, ekonomimizin temel yapısını güçlendirerek daha verimli bir üretim ve ticaret ortamı yaratmayı hedeflemektedir. Orta ve uzun vadede, bu reformların katkısıyla, orta-üst gelir grubundan üst gelir grubuna çıkılması öngörülmektedir.
“Ekonomik büyümenin herkes için eşit fırsatlar sunmasını ve toplumun tüm kesimlerine yayılmasını sağlamak ana amacımız”
Depremin yaralarının sarılması ve daha dirençli şehirler oluşturulmasının yanı sıra, gelirin tüm kesimlere adil bir şekilde dağılımı sağlanarak toplumsal refahın artırılması amaçlanmaktadır. Ekonomik büyümenin herkes için eşit fırsatlar sunmasını ve toplumun tüm kesimlerine yayılmasını sağlamak ana amaçlarımızdandır. Son olarak, demografik fırsat penceresinden azami düzeyde faydalanılması, kadınların ve genç nüfusun ekonomiye kazandırılması hedeflenmektedir. Bu, uzun vadeli ekonomik büyüme için büyük bir potansiyel taşımaktadır.
İlk olarak, ‘Makroekonomik ve Finansal İstikrarın Kalıcı Hale Getirilmesi’ hedefimiz bulunmaktadır. Bu reform alanı, enflasyonun kalıcı olarak tek haneye düşürülmesi, kamu maliyesinin disiplin altına alınması ve finansal istikrarın sağlanması gibi unsurları kapsamaktadır. Ekonomimizin dış şoklara karşı daha dirençli olabilmesi için güçlü bir makroekonomik temel oluşturmak önemlidir. ‘Kamu Mali Reformlarının Hayata Geçirilmesi’ ise, kamu harcamalarında etkinliğin artırılması, bütçe disiplininin sağlanması ve kamu borcunun yönetilebilir seviyelere çekilmesi gibi adımları içermektedir. Bu reformlar, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini artırarak uzun vadeli ekonomik istikrarı destekleyecektir. Bir diğer öncelikli alan, ‘Ar-Ge ve Yenilikçilik Kapasitesinin Geliştirilmesi’dir. Bu, ekonomimizin yenilikçilik kapasitesini artırarak yüksek katma değerli üretimi teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Ar-Ge yatırımlarının ve yenilikçi projelerin desteklenmesi, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak ve teknoloji odaklı bir büyüme modeline geçişini hızlandıracaktır.
“Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ederek, vergi tabanını genişletmeyi amaçlıyoruz”
‘Yeşil ve dijital ekonomiye geçişe yönelik teknolojik dönüşümün sağlanması’ da önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu alan, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çevre dostu üretim yöntemlerinin ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılmasını kapsamaktadır. Bu adımlar, hem çevresel sürdürülebilirliği hem de ekonomik verimliliği artıracaktır. Ayrıca, ‘Beşeri sermayenin güçlendirilmesi ve işgücü piyasasının etkinleştirilmesi’ reformlarıyla, iş gücünün niteliğini artırmayı ve istihdam oranlarını yükseltmeyi hedefliyoruz. Eğitim ve beceri geliştirme programlarına yatırım yaparak, işgücümüzü geleceğin ihtiyaçlarına hazırlamayı amaçlıyoruz. ‘İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesine devam edilmesi’ de bir diğer önemli alan olarak karşımıza çıkmaktadır. İş yapma kolaylığının artırılması, yatırımcı dostu politikaların sürdürülmesi ve bürokrasinin azaltılması ile ekonomimizin rekabet gücü artırılacaktır. Son olarak, ‘Ekonomide kayıt dışılığın azaltılması’ da kritik bir reform alanıdır. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ederek, haksız rekabeti engellemeyi, vergi tabanını genişletmeyi, vergi adaletini sağlamayı ve kamu gelirlerini artırmayı amaçlıyoruz.
“Önceki OVP’ye göre büyümede yüzde 0,5’lik aşağı yönlü revizyon söz konusu”
2023 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla büyümesi yüzde 5,1 olarak gerçekleşmiştir. Bu büyüme oranı, pandemi sonrası toparlanmanın etkilerini ve Türkiye ekonomisinin direncini yansıtmaktadır. Ancak, yüksek enflasyon riskinin bertaraf edilmesi ve dengelenme süreci, daha ılımlı ve sürdürülebilir bir büyüme sürecini gerektirmektedir. Bu çerçevede, 2024 yılında bölgemizde artan jeopolitik gerilimlerin de etkisiyle, büyüme oranının yüzde 3,5 oranında gerçekleşmesi beklenmektedir. Önceki OVP’ye göre yüzde 0,5’lik bir aşağı yönlü revizyon söz konusudur. 2025 yılına geldiğimizde, büyüme oranının toparlanarak yüzde 4 seviyesine ulaşması hedeflenmektedir. Bu dönemde, ekonomik reformlar ve yapısal düzenlemelerin etkisiyle, büyümenin tekrar hız kazanması öngörülmektedir. 2026 ve 2027 yıllarında ise büyüme oranlarının sırasıyla yüzde 4,5 ve yüzde 5 seviyelerine çıkması planlanmaktadır. Bu hedefler, ekonominin potansiyel büyüme kapasitesine ulaşmasını ve uzun vadede istikrarlı bir büyüme eğilimi yakalamasını amaçlamaktadır.
“Kısa vadede enflasyonla mücadele büyüme üzerinde geçici etkiler yapsa da, orta ve uzun vadede iki hedef uyumlu”
Bu büyüme patikası, enflasyonist baskı oluşturmadan, sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı hedefleyen bir yaklaşımla oluşturulmuş olup dezenflasyon süreciyle uyumludur. Kısa vadede enflasyonla mücadele büyüme üzerinde geçici etkiler yapsa da, orta ve uzun vadede iki hedef uyumludur. Enflasyonun düştüğü bir ortamda ekonomide dengeli ve istikrarlı bir büyüme sağlamak, hem iç piyasalarda hem de küresel alanda Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak ve ekonomik refahı sürdürülebilir kılacaktır.
“Kişi başına gelirimizin ise 15 bin 551 dolar olmasını bekliyoruz”
2023 yılında GSYH’miz cari fiyatlarla 26,5 trilyon TL seviyesindeyken, 2024 yılında bu rakamın 44,2 trilyon TL’ye çıkması beklenmektedir. Dolar cinsinden bakıldığında, milli gelirimizin 2024 sonunda 1 trilyon 331 milyar dolar ve kişi başına gelirimizin ise 15 bin 551 dolar olmasını bekliyoruz. 2027 yılına geldiğimizde ise GSYH’nın 83,1 trilyon TL seviyesine ulaşması öngörülüyor. Dolar cinsinden bakıldığında ise, GSYH’nın 2023 yılında 1,1 trilyon dolar seviyesinden 2027 yılında 1,8 trilyon dolara yükselmesi hedeflenmektedir. Kişi başına düşen gelir ise, 2023 yılında 13 bin 243 dolar seviyesindeyken, 2027 yılı sonunda 20 bin 420 dolara ulaşması planlanmaktadır. Bu göstergeler, ekonomimizin büyüme eğilimini sürdüreceğini ve refah seviyesinin artacağını göstermektedir.
“OVP dönemi boyunca toplamda 2,3 milyon ilave istihdam oluşturulması hedefleniyor”
2023 yılında işsizlik oranı yüzde 9,4 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran, pandemi sonrası toparlanma sürecinin ve küresel ekonomik belirsizliklerin işgücü piyasası üzerindeki etkilerini yansıtmaktadır. 2024 yılı için ise işsizlik oranının yüzde 10,3 olan geçen yılki tahminin oldukça altında, yüzde 9,3 seviyesine gerilemesi beklenmektedir. Bu düşüş, ekonomideki toparlanmanın devam ettiğini ve işgücü piyasasında kısmi bir iyileşme yaşandığını göstermektedir. 2025 yılına geldiğimizde, işsizlik oranının yüzde 9,6 seviyesinde olacağı öngörülmektedir. Bu artış, ekonominin yeniden dengelenme sürecinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Ancak, 2026 ve 2027 yıllarında işsizlik oranlarının sırasıyla yüzde 9,2 ve yüzde 8,8 seviyelerine gerilemesi beklenmektedir. Söz konusu düşüş eğilimi, ekonomik büyüme ve yapısal reformların işgücü piyasası üzerindeki olumlu etkilerini yansıtmaktadır. OVP dönemi boyunca toplamda 2,3 milyon ilave istihdam oluşturulması hedeflenmektedir. Bu hedef, ekonominin büyüme potansiyelini artırırken, işsizliğin kademeli olarak azaltılmasını sağlayacaktır. İşgücü piyasasındaki bu olumlu gelişmeler, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik kalkınmasına önemli katkılarda bulunacaktır.
“İşgücüne katılım oranının 2027 yılı sonunda yüzde 56’ya çıkması öngörülüyor”
İşgücüne katılım oranının 2023 yılında yüzde 53,3 iken, 2027 yılı sonunda yüzde 56’ya çıkması öngörülmektedir. Bu artış, işgücünün ekonomiye katılımının güçlendiğini ve istihdam oluşturma kapasitesinin arttığını göstermektedir. İstihdam oranı açısından bakıldığında, 2023 yılında yüzde 48,3 olan istihdam oranının, 2027 yılında yüzde 51,1’e yükselmesi bekleniyor. Bu artış, daha fazla kişinin işgücü piyasasına katılacağını ve istihdam edileceğini göstermektedir. İşsizlik oranında da 2023’teki yüzde 9,4 seviyesinden 2027’de yüzde 8,8 seviyesine kademeli bir düşüş öngörülmektedir. Bu düşüş, işgücü piyasasının daha da iyileşeceğini ve ekonominin istihdam oluşturma kapasitesinin artacağına işaret etmektedir.
“2026 yılında, enflasyonun yüzde 9,7 ile tek haneli seviyelere gerilemesi öngörülüyor”
Programın en temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. 2023 yılında, küresel tedarik zinciri sorunları, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve iç talep koşulları dahil pek çok olumsuz gelişmenin etkisiyle, enflasyon oranı yüzde 64,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Uygulamaya konulan sıkı para ve maliye politikalarıyla 2024 yılı için enflasyon oranının yüzde 41,5’e gerileyerek, enflasyonla mücadelede önemli bir mesafe kat edilmesi beklenmektedir. 2025 yılı itibarıyla, enflasyon oranının daha da gerileyerek yüzde 17,5 seviyesine inmesi hedeflenmektedir. Bu dönemde, ekonominin dengelenmesi ve para politikalarının istikrarlı bir şekilde uygulanması, enflasyonun tek hanelere inmesinde kritik rol oynayacaktır. 2026 yılına geldiğimizde, enflasyonun yüzde 9,7 ile tek haneli seviyelere gerilemesi ve 2027 yılında yüzde 7’ye gerilemesi öngörülmektedir. Bu projeksiyonlar, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme ortamına geçiş yaparken, enflasyonla mücadelede de kararlı bir duruş sergileyeceğini göstermektedir. Dezenflasyon sürecinin başarılı bir şekilde yürütülmesi, ülkemizin ekonomik istikrarını koruma ve refah seviyesini yükseltme hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacaktır.
“2024 yılının sonunda cari işlemler açığının yüzde 1,7’ye düşmesi bekleniyor”
2023 yılında cari işlemler açığının milli gelire oranı yüzde 4 olarak gerçekleşmiştir. Ancak, 2024 yılının sonunda bu oranın yüzde 1,7’ye düşmesi beklenmektedir. Tahminimiz olan yüzde 3,1’in altında olan bu önemli düşüş, Türkiye’nin ekonomik yapısında başlayan dönüşüm ve dış ticaret politikasındaki stratejik değişimlerin bir sonucudur. 2025 yılında cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2 seviyesinde olması öngörülmektedir. Bu dönemde, ihracatta çeşitliliğin artması ve enerji maliyetlerindeki düşüşler, cari işlemler açığının iyileştirilmesine yardımcı olacaktır. 2026 ve 2027 yıllarına geldiğimizde, cari işlemler açığının milli gelire oranının sırasıyla yüzde 1,6 ve yüzde 1,3 seviyelerine gerilemesi hedeflenmektedir. Bu, Türkiye’nin dış ticaret açığını sürdürülebilir bir şekilde yönetme kapasitesinin artacağını göstermektedir.
“2024 yılında ihracatın 264 milyar dolara yükselmesi, ithalatın ise 345 milyar dolara düşmesi bekleniyor”
Dış ticaret verilerine bakıldığında 2023 yılında ihracatımız 255,6 milyar dolar olarak gerçekleşirken, ithalatımız 362 milyar dolar seviyesinde kaydedilmiştir. 2024 yılında ihracatın 264 milyar dolara yükselmesi, ithalatın ise 345 milyar dolara düşmesi beklenmektedir. Program dönemi boyunca, ihracatın kademeli olarak artarak 2027 yılı sonunda 319,6 milyar dolara ulaşması, ithalatın ise 417,5 milyar dolara çıkması öngörülmektedir. Bu veriler, dış ticaret açığımızın kademeli olarak daralacağını ve ekonomimizin ihracat odaklı büyüme stratejisinin güçleneceğini göstermektedir.
“Cari açığın 22 milyar dolara kadar düşmesi bekleniyor”
Cari işlemler cephesinde, turizm gelirlerimiz 2023 yılında 55,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir ve 2027 yılına kadar bu rakamın 74,1 milyar dolara yükselmesi beklenmektedir. 2023 yılında cari açığın 45 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. Bu açığın, 2024 yılında 22 milyar dolara kadar düşmesi ve 2027 yılında 22,6 milyar dolara gerilemesi beklenmektedir. Milli gelire oran olarak ise cari işlemler açığının 2023’te yüzde 4 iken, 2027’de yüzde 1,3 seviyesine kadar gerileyeceği öngörülmektedir. Cari işlemler dengesinin iyileşmesiyle ekonomimizin dış finansman ihtiyacı azalacaktır.
“Bütçe açığının yüzde 4,9 düzeyinde olması bekleniyor”
Deprem kaynaklı harcamaların sürmesine rağmen, mali disiplinin güçlendirilmesine yönelik adımlar sayesinde bütçe dengelerinde hızlı bir toparlanma görülmektedir. 2024 yılında bütçe açığının bu yıl bütçede öngörülen yüzde 6,4’lük hedefin oldukça altında, milli gelire oranla yüzde 4,9 düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Bütçe açığının, 2025 yılında yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesi hedeflenmektedir. Bütçe açığının milli gelire oranının, OVP döneminde kademeli olarak azalarak 2027 yılında yüzde 2,5 düzeyine gerilemesi öngörülmektedir. Bütçe açığının 2024 yılında, bütçede öngörülenin 503 milyar TL altında, 2 trilyon 149 milyar TL düzeyinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Bu gelişmede, artış gösteren gelirlere karşılık alınan tedbirlerin etkisiyle harcamalarda artışın sınırlı tutulması belirleyici olmuştur. 2025 yılında, bütçe açığının 1 trilyon 931 milyar TL olması ve 19 milyar TL faiz dışı fazla verilmesi hedeflenmektedir. Bütçe açığının, kamu harcamalarında etkinliği artıran uygulamaların etkisiyle bu yıl milli gelire oranla yüzde 4,9 düzeyiyle sınırlı kalması beklenmektedir. 2025 yılında, gelir artırıcı çabaların yanı sıra harcamalarda tasarruf odaklı yaklaşımın güçlendirilerek sürdürülmesiyle, milli gelire oranla bütçe açığının yüzde 3,1 düzeyine gerilemesi hedeflenmektedir. Bütçe gelir ve harcama patikasına bakıldığında harcamaların milli gelire oranının aşağı yönlü, gelirlerin ise yukarı yönlü programlandığını görebilmekteyiz. Harcamaların milli gelire oranında 2 puana yakın düşüş, enflasyonla mücadelede maliye politikasının destekleyici rolünü açıkça göstermektedir.
“Program dönemi sonunda bütçe açığının yüzde 2,5 oranına gerilemesi hedefleniyor”
AK Parti hükümetlerinin en büyük başarılarından biri mali disiplini tesis etmesi olmuştur. Mali disiplini, ekonomide istikrarı ve güveni artıran bir çıpa olarak korumaya ve güçlendirmeye devam ediyoruz. 2003-2023 yılları arasında bütçe açığının milli gelire oranının ortalaması yüzde 2,6 olarak gerçekleşmiştir. 2002 yılında aynı oran yüzde 10’un üzerindeydi. Geçmiş dönemlerde konjonktürel nedenlerle bütçe açığının hızlı yükselebildiği dönemler yaşanmış olmakla birlikte, hükümetlerimiz döneminde mali disiplinin tesis edilmesi ve korunması her zaman temel önceliklerimiz arasında olmuştur. Program dönemi sonunda bütçe açığının milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altına, yüzde 2,5 oranına gerilemesi hedeflenmektedir. Mali sıkılaşmanın etkisiyle, AB tanımlı genel yönetim borç stoğumuz gerilemeye devam etmekte. Program dönemi sonunda, borç stoğunun milli gelire oranının yüzde 24,8 düzeyine gerilemesi beklenmektedir. Türkiye’nin kamu borcunun milli gelire oranı 2023 yılında bir önceki yıla göre 2,2 puan gerileyerek yüzde 29,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. İlgili oran gelişmekte olan ülke ortalaması olan yüzde 69,5 ve gelişmiş ülke ortalaması olan yüzde 108,2 seviyesine göre oldukça düşük düzeyde bulunmaktadır.”
(SON)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ DÖNEMDE YENİ İSİMLER
AK Parti’deki değişim süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, “Biz dinamik bir partiyiz. Yeni dönemde yeni arkadaşlarla, partimize ve davamıza katkı sağlayacak yenilenme ile beraber kongremizi yapacağız. Dünyanın krize sürüklendiği bu dönemde ülke içinde bizi bir arada tutacak konulara odaklanalım. Lüzumsuz, gereksiz ve bizi yoracak tartışmalardan uzak duracak şekilde geleceğe dair bir koordinasyon içinde olmamız gerekiyor” dedi.
KONGRE TAKVİMİ BAŞLADI
Edinilen bilgiye göre; dün itibarıyla başlayan kongre takvimi, 12 Ekim’de nüfusu 5 binin üzerindeki beldeler ve ilçelerin kongreleriyle devam edecek. Ocak ve mart ayları arasında da il kongrelerinin tamamlanması planlanıyor.
BİRÇOK İLDE BAŞTAN AŞAĞI YENİLENME
Partinin yeni e-teşkilât modelinin de anlatıldığı sunumda, özellikle fiili olarak parti çalışmalara katılamayan gençlerin dijital ağlar üzerinden parti politikalarına destek olabileceği aktarıldı. Toplantıda bazı MKYK üyelerinin ise böyle bir yapılanmanın tüzükte yeri olmadığını, bunun bir “paralel yapılanma” teşkil edebileceğini iddia ettiği dile getirildi. Toplantıda, yeni dönemde Ankara ve İstanbul dahil birçok il başkanının daha değişebileceği, partinin kongre sürecine teşkilâtın birçok ilde baştan aşağı yenilenerek gidebileceği değerlendirildi. Bu kapsamda, partiye yeni isimlerin kazandırılması konusunda bir çalışma yapılması kararlaştırıldı. Buna göre, iş dünyası, sivil toplum, spor, teknoloji, kültür-sanat, akademi ve sosyal medyada kendi alanlarında başarılı olan isimlerin partiye kazandırılması, bundan sonraki süreçte ana öncelik olacak.

“NE OLDUĞUNU BU HAFTA KONUŞACAĞIM”
TSK tarihinde ilk kez Kara, Hava ve Deniz Harp Okulları’ndan üç kadın teğmenin birinci çıkması ve mezuniyet törenindeki kutlamanın ardından yaşanan gelişmeler de MKYK’da tartışma konusu oldu. Bazı MKYK üyelerinin bu kutlamanın “askeri vesayet ve Türkiye’nin darbe geçmişi”ni hatırlattığını ve konunun soruşturulması gerektiğini söylemesi üzerine Erdoğan’ın, “Ben alandan ayrıldıktan sonra olan bir hadise. Milli Savunma Bakanım ve Kara Kuvvetleri Komutanı’mla bu konuyu değerlendireceğim. Orada ne olduğunu bu hafta konuşacağım” dediği öğrenildi.

“BU KIZLAR ANADOLU’YU YANSITIYOR”
Kara, Hava ve Deniz Harp okullarını kız öğrenciler birincilikle bitirmesine de değinen Erdoğan, “Üç kız öğrenci birinci oldu, bu ilk kez oluyor. Aslında bu, ‘AK Parti zamanında kadınlar eve kapatıldı’ diyenlere iyi bir cevap. Bu kızlar Anadolu’yu yansıtıyor. Sohbet de ettim, hatta birinin adı İkra…” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, toplantıda, MSB Bakan Yardımcısı Şuay Alpay’ın, “20 kişiyle başlayan bir grup… Dahil olanlarla birlikte 200 civarı olduğunu tespit ettik. Bir tepkisellikle mi yapıldı yoksa başka bir niyetle mi yapıldı, takip edip arz edeceğiz” dediği kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MAÇ ÇIKIŞI YARGITAY SAVCISINA SALDIRI
Feneryolu Mahallesi’ndeki otoparkın çıkışında iki şüpheliyle tartışan İşçimen’in saldırıya uğramasına ilişkin soruşturma sürüyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Necip Cem İşçimen’in Feneryolu Mahallesi’ndeki otoparkın çıkışı sırasında saldırıya uğramasına yönelik yapılan çalışmada, aracın plaka bilgisinden zanlıların E.G. ve T.T.İ. olduğu tespit edildi.
İKİ ŞÜPHELİ DE TUTUKLANDI
Tartışmanın ardından İşçimen’i darbettiği belirlenen firari şüpheli E.G, soruşturmanın yürütüldüğü Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına giderek teslim oldu. Asayiş Şube Müdürlüğüne götürülen şüpheli, işlemlerinin tamamlanması sonrası sevk edildiği mahkemece tutuklandı.
İşçimen’e hakaret ettiği belirlenen T.T.İ. yakalandı. Şahıs önce sevk edildiği adli makamlarca adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüpheli T.T.İ, toplanan yeni deliller doğrultusunda tekrar çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜLPINAR VİDEO MESAJ YAYIMLADI
Başkan Gülpınar yaptığı açıklamada, Şanlıurfa halkının talepleri neticesinde başlatmış olduğu adaylık sürecini 31 Mart gecesi zaferle taçlandırdıklarını anımsatarak, hemşerileriyle çıktıkları bu yolda ortak düşünce ile hareket ettiklerini belirtti.
Halktan gelen taleplere ve çağrılara her daim öncelik gösterdiğini vurgulayan Başkan Gülpınar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Bu geçen süre içerisinde hep şeffaf oldum ve siz değerli hemşerilerimle gelişen durumları paylaştım. Sizlerle olan gönül akdimize her daim sadık kaldım ve kalacağım. Bununla birlikte bugüne kadar bizlere kucak açan, sevgisini esirgemeyen halkımız için en doğru zeminde, hizmet ve çalışmalarımızı yapma gerekliliği hasıl olmuştur.
Şanlıurfa Belediye Başkanı Kasım Gülpınar.
“ŞANLIURFA’YA DAHA İYİ HİZMETLER VERMEK İSTİYORUM”
Siz kıymetli hemşerilerimizin kutsal emanetini taşıyıp; her zaman olduğu gibi yine sizlerin talebini aldık, alacağız ve her kararımızda uygulayacağız. Bu olgularla birlikte, gündemimizi meşgul eden durumlara son vermek, Şanlıurfa’ya daha iyi hizmetlere odaklanabilmek için; halkımızın ortak görüşü ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevime herhangi bir siyasi partiden ‘Bağımsız’ olarak devam etme kararını aldık. Şanlıurfa gündemini uzunca bir süredir meşgul eden siyasi kavgaları nihayete erdirmek, siyasi ayrılıklar ve kutuplaşmalar yerine hizmetlerin, yatırımların ve Şanlıurfa’nın geleceğinin konuşulmasına imkân sağlamak adına bağımsız ve birleştirici bir siyaset tarzının fayda sağlayacağı kanaatindeyim.
“KADİM ŞEHRİMİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM”
Aldığımız karar, en ince ayrıntısına kadar düşünülüp halkımızın görüşleriyle desteklenmiştir. Bu konuda bizlere destek veren ve büyük teveccüh gösteren kadim şehrimize teşekkür eder, hayırlı olmasını dilerim. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
KASIM GÜLPINAR KİMDİR?
Mehmet Kasım Gülpınar, 1969’da Şanlıurfa/Siverek’te doğdu. Lise eğitimini Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesi’nde, lisans eğitimini ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Dil Uygulama ve Araştırma Merkezinde (TÖMER) Öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik deneyiminin ardından Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Merkezin’de mütercim olarak görev yaptı. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Devlet Bakanlığında Siyasi Danışmanlık ve Özel Kalem Müdürlüğü görevlerinde bulundu.
24, 25, 26 ve 27. dönemlerde Şanlıurfa Milletvekili olarak görev yaptı. Milletvekilliği sürecinde Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Üyeliği, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi (AİBPA) Türk Grubu Üyeliği, Türkiye-Fransa Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanlığı, AB Uyum Komisyonu Üyeliği, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) üyeliği, Dışişleri Komisyonu Üyeliği ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) üyeliği görevlerinde bulundu.
26. ve 27. dönem milletvekilliği süresince AB Uyum Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Mehmet Kasım Gülpınar’a Fransa ve Türkiye arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yaptığı katkılardan dolayı Fransa Hükümeti’nin en üst düzey devlet nişanı olan “Legion D’Honneur” taltif edilmiştir.
31 Mart 2024’te gerçekleştirilen Mahalli İdareler Genel Seçiminde, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Mehmet Kasım Gülpınar, ileri düzeyde Fransızca, İngilizce, Arapça, Farsça, Kürtçe bilmekte ayrıca Almanca da konuşabilmektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.
Erdem AksoyHaberler.com – Politika
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KASIM GÜLPINAR’IN ARDINDAN YENİ İSTİFA DALGASI
Yerel seçimlerde Yeniden Refah Partisi’nden (YRP) Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Kasım Gülpınar, partisinden istifa etti. Gülpınar, AK Parti saflarına katılmayacağını, yoluna bağımsız devam edeceğini söylerken, Yeniden Refah ikinci bir istifa dalgasıyla sarsıldı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar
9 KİŞİ BİRDEN İSTİFA ETTİ
Aralarında Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Başkanvekili Ahmet Oruç’un da yer aldığı 9 kişi partiden istifa etti. YRP’den istifa eden isimler şu şekilde: Ahmet Oruç, Sait Ağan, Cuma Demir, Osman Kaya, Mehmet Alak, Mehmet Şık, Celal Yeten, Ahmet Yıldız, Şavak Açar.
ERBAKAN: BİZİMLE İSTİŞARE OLMADI
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da Sözcü Tv’de istifalara ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bir takım duyumlar geliyordu ama kesin bir bilgi yoktu. Biz açıklamasına şaşırdık. Herhangi bir istişare olmadı bizimle. Üzülerek söylüyorum bizimle bir istişare olmadı.İstişare kelimesi çok mantıklı değil. Bilgi olarak da söylüyorsa öyle bir şey de olmadı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan
“KENDİSİNE ‘SİRK CAMBASI’ DİYEN YAPIYA GİDERSE DİYECEK BİR ŞEY YOK”
Erbakan, Gülpınar’ın AK Parti’ye geçeceğine yönelik iddialarla ilgili soruya ise şu yanıtı verdi: “Bilemiyorum. Kendisi için ‘sirk cambazı’ ve ‘Zübük’ ifadelerini kullanan bir yapıya tekrar giderse artık diyecek bir şey yok. Sayın Cumhurbaşkanı kendisi için bizim partiye geçtiğince’sirk cambazı’ ve ‘Zübük siyasetçiler’ ifadelerini kullanmıştı.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye‘de 3 yıllık görev süresi sonlanan ABD Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, ABD Büyükelçiliği’nin sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı videolu bir paylaşımla veda mesajı yayınladı. Flake videosunun sonunda ” Türkiye‘ye hizmet etmekten onur duydum, Hoşçakalın” ifadelerini kullandı. Flake görev süresi boyunca Türkiye‘deki icraatlarından bahsetti.
Flake, veda temalı beş dakikalık sosyal medya videosunda Türkiye ile NATO arasındaki ortaklığın bu süreçte güçlendiğini şu sözlerle ifade etti:
“En yüksek düzey politika diyaloğumuz olan ‘Stratejik Mekanizma’ ile F-16’ların satışı, Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya katılımı gibi konularda kritik bir ilerleme sağlayarak meselelerin üstesinden geldik. Ukrayna’ya verdiğimiz ortak destek, son derece kritik bir rol oynadı. Küresel gıda güvenliğini güvence altına alan Karadeniz Tahıl Girişimi’nde üstlendiği rolden dolayı Türkiye’ye minnettarız. Türkiye ve diğer müttefiklerimiz sayesinde haksız yere Rusya’da alıkonulan insanların kısa bir süre önce evlerine dönmesini sağladık. Birlikte NATO İttifakı’nı güçlendirdik. Finlandiya ve İsveç’i yeni üyeler olarak NATO’ya kabul ettik. Amerikan ve Türk birliklerinin birlikte yürüttüğü çalışmalarla ortak tatbikatlar, eğitimler ve gemi ziyaretleri gerçekleştirdik. NATO’nun kuruluşunun 75’inci yıl dönümünü kutladık. NATO Zirvesi, 2026’da tam burada, Türkiye’de düzenlenecek. ABD ve Türkiye, ihtiyaç duyulan temel yardım malzemelerini temin ederek ve barışı savunarak dayanışma içimde hareket etmiştir. 6 Şubat 2023’te Türkiye’de yaşanan o yıkıcı depremi asla unutmayacağım. Depremin ardından gerçekleştirdiğimiz acil müdahale çalışmaları ve devam eden desteğimiz ortaklığımızın gücünü ve müttefikimiz Türkiye’ye olan bağlılığımızı ortaya koydu. Birlikte depremzedeleri kurtardık, yardım temin ettik, kurtulanlarla yemek yaptık. İnsanların hayatlarını, topluluklarını yeniden inşa etmelerine yardımcı olduk.”
ABD Ankara Büyükelçisi, 3 yıllık görev süresinin dolduğunu duyurduğu videoda şu noktalara işaret etti;
“Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte Gordion’da kazı gerçekleştirdik. Ankara’daki Roma Tiyatrosu’nu restore ettik ve çok sayıda önemli kültürel miras alanını koruduk. Değişim programlarındaki öğrenci sayısının artması beni çok mutlu etti. 20 yılı aşkın süredir devam eden Gençlik Değişim ve Öğrenim Programı’na bugüne kadar 700’den fazla Türk öğrenci katılım sağladı ve bu yıl 55 Türk lise öğrencisi tam burslu olarak ABD’de eğitim görecek. Trade Winds ve Dijital Diyalog gibi önemli girişimlerle iki ülke özel sektörünün ilişkilerini derinleştirmeye yönelik çabalarımız ekonomilerimizin büyümesini sağlamış ve her iki ülkede de işletmeler ve çalışanlar açısından fırsatlar ve iş imkanları yaratmıştır.
Hayatımda hiç bu kadar futbol, voleybol ve basketbol maçı izlememiştim. Gelecek nesillere ilham kaynağı olan muhteşem sporcularla tanışma imkanı buldum. Özellikle de Uluslararası Cesur Kadın Ödülü’ne aday gösterilen Eda Erdem’le. Avrupa turnuvalarında Türkiye için tezahürat yapmak, sporun ülkeler arasında esin kaynağı olduğu arkadaşlığa, dostluğa ve takım çalışmasına destek olmak çok hoşumuza gitti.
Yemekleri, deniz kenarındaki olağanüstü kentleri, Akdeniz’in, Ege’nin ve İstanbul Boğazı’nın sularında yüzmeyi, zengin tarihi, kültürü, UNESCO listesindeki alanları ve tabii ki hepsinden de önemlisi, bu muhteşem ülkenin insanlarını özleyeceğim. Buradan ayrılmak yuvamızı geride bırakıp gitmek gibi. Bu yüzden size ne kadar teşekkür etsem az. Türkiye’de görev yapmaktan onur duydum ve nereye gidersem gideyim yüreğimde taşıyacağım minnettarlık ve anılarla ayrılıyorum Türkiye’den. Hoşça kalın!”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, tüzük kurultayı öncesinde düzenlenen PM toplantısı devam ederken basın açıklaması yaptı. Yücel’in açıklaması şöyle:
“Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin zaferini temsil eden, Türk ordusunun Dumlupınar’da kazandığı, Cumhuriyet’imizin temellerinin atıldığı 30 Ağustos Zafer Bayramımızı bir kez daha kutluyorum. Dört bir yanı bilfiil işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, emperyalist güçler tarafından paylaşılan Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden bize özgür ve bağımsız bir vatan, çağdaş ve laik bir cumhuriyet armağan eden, başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyoruz.
“Mustafa Kemal’in askeri olmak vatanını, milletini sevmek demektir”
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz’la birlikte Kurtuluş Savaşı’nın son aşamasını temsil eden ve Türkiye’nin bağımsızlığını kazanmasında bir dönüm noktası olan bu zaferi bize armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin dokunulmazı, tartışılmazıdır. Zafer haftasında, Ulu Önderimize ve Harp Okulu mezuniyet töreninde Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine bağlılıklarını ifade eden genç teğmenlerimize yapılan saygısızlığı asla affetmeyeceğimizi herkes bilsin. Şanlı teğmenlerimiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün askerleridir. Ya ne olacaklardı? ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenlerin mi? ‘Mustafa Kemal’in Askerleriyiz’ sözünden rahatsız olmaları elbette normaldir. Çünkü Mustafa Kemal’in askeri olmak vatanını, milletini sevmek demektir. Anayasa’ya ve hukuka bağlı olmak demektir. Laiklik demektir, insan haklarına saygı demektir. Aklın ve bilimin ışığında yürüyen çağdaş bir toplumu hedeflemek demektir.
“Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, Mustafa Kemal’in askeriyiz”
‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenlerle aynı safta yer alanların işine gelmez Mustafa Kemal’in askeri olmak. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) FETÖ’ye teslim edenlerin, TSK’nın içerisine tarikatları yuvalandıranların, FETÖ’cü subaylara kurmaylık, generallik, komutanlık yolunu açanların elbette işine gelmez Mustafa Kemal’in askeri olmak. Harp Okulundan mezun olan teğmenler kimin askeri olacak? Elbette Büyük Önder Atatürk’ün yolundan yürüyecekler, elbette onun ilkelerini yaşatacaklar. Atatürk’ün ismini ağzına almazken, camide kılıç gösteren Diyanet İşleri Başkanı’na söz söyleyemeyenler, elinde kılıç olan Türk askerine laf ediyorlar. Türk askeri, Mustafa Kemal Atatürk’ün askeridir. Orduya kumpas kuranlar, onurlu, şerefli, haysiyetli, vatansever subaylara iftira atanlar, tarikatlara harp okullarının kapılarını açanlar tabi ki bunu anlayamaz. Mustafa Kemal’in askeri olmak şereftir, onurdur, gururdur. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, Mustafa Kemal’in askeriyiz.
“Yargıyı siyasetin aparatı haline getirmek isteyenler, ülkeyi uçuruma sürüklemektedir”
Bugün, 2024-2025 adli yılı başlıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu, bağımsız ve tarafsız yargının adaletin teminatı olduğu, bir ülkede ekonomiden sağlığa, kültürden tarıma, her şeyin ama her şeyin temelinin hukuk ve adalet olduğu asla unutulmamalıdır. Hukukun üstünlüğünün tesis edilmesinin tek yolu kuvvetler ayrılığı ilkesinin amasız, fakatsız hayata geçirilmesidir. Çünkü bağımsız ve tarafsız yargı demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin teminatıdır. Bugün yargıyı siyasetin aparatı haline getirmek isteyenler hiç şüphesiz ülkeyi siyasal, sosyal ve ekonomik anlamda uçuruma sürüklemektedir. Bu ülkede hukukun üstünlüğüne inanan, mesleğini onuruyla yapan binlerce hukukçunun, adalet için elini taşın altına koymaktan geri durmayan barolarımızın ve barolar birliğimizin hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı için mücadele verdiklerini biliyoruz. Bu ülkede hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı için verilen mücadeleye omuz vermek, demokrasiye sahip çıkmak demektir. CHP olarak tarafımız demokrasiden, hukukun üstünlüğünden ve yargı bağımsızlığından yanadır. Yeni adli yılın milletimize ve yargı camiasına hayırlı olmasını diliyoruz.
“Tematik mitinglerimizle ses olmaya devam edeceğiz”
CHP olarak Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirdiğimiz tematik mitinglerimizle ekonomik buhran altında ezilen, seslerini duyuramayan kesimlerin gür sesi olmaya devam ediyoruz. AKP, bu ülkenin başında oldukça hayat pahalılığı, emek sömürüsü, gelir dağılımındaki adaletsizlik devam edecek. Özgürlüklere ve yaşam tarzına müdahaleler, haksızlıklar, hukuksuzluklar, adaletsizlikler devam edecek. Hal böyle oldukça biz de tematik mitinglerimizle işçinin, emekçinin, emeklinin, çiftçinin, memurun, öğretmenin, özgürlüğü gasp edilenin, yaşam tarzına müdahale edilenin sesi olmaya devam edeceğiz. Bu ülkeyi adaletsiz, liyakatsız, basiretsiz AKP iktidarından kurtarıncaya kadar da bu mücadeleye devam edeceğiz.
“AKP iktidarlarından önce bir tarım ülkesiyken AKP iktidarlarından sonra çiftçi düşmanı, üretim düşmanı bir ülke haline geldik”
Geçtiğimiz hafta üzümüyle, zeytiniyle, pamuğuyla, kavunuyla, karpuzuyla, domatesiyle, bereketli topraklara sahip Manisa Turgutlu’da Çiftçi Mitingi gerçekleştirdik. Mahsulü elinde kalan, üretim maliyetlerini dahi karşılayamadıkları için büyük emeklerle ekip, yetiştirip topladıkları ürünlerini yollara dökmek zorunda kalan çiftçilerimizin sesi olduk. Tarlaların bereketini kaçıran AKP iktidarının yanlış tarım politikalarını dile getirdik, çözüm önerilerimizi de madde madde saydık. AKP iktidarlarından önce bir tarım ülkesiyken AKP iktidarlarından sonra çiftçi düşmanı, üretim düşmanı bir ülke haline geldik. Bir ülkenin nüfusu artıp çiftçi sayısı azalıyorsa o ülkede üretime gereken değer verilmiyor demektir. Geçmişte tarımda kendi kendine yetebilen ülkelerden biriydik; şimdi buğdayı, samanı, yemi, eti, balı, arpayı, mısırı yurt dışından ithal eder olduk.
“Çiftçiye destek konusunda samimiyseniz, ‘Tarıma bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamaz’ hükmünü uygularsınız”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin 2023 raporuna göre, çiftçilerin banka borçları son bir yılda tam yüzde 88 arttı. AK Parti geldiğinde çiftçilerin borcu 2,4 milyardı, şimdi 700 milyara çıktı. Çiftçinin bankalara borcu 700 milyar lirayken sadece geçen sene, 2024 yılı için vazgeçilen kurumlar vergisi ise tam 660 milyar lira. Yandaş şirketlerin vergi borçlarını silen AKP hükümeti, çiftçinin borcunu silmek bir yana dursun; ‘Borcun faizini silelim’ dediğimizde, ‘Kaynak yok’ diyor. Bu iktidar tarlalarımızı bereketlendiren, güneşin altında alın teri döken, yağmur çamur dinlemeden üreten çiftçilerimizi açlık ve sefalete mahkum etti. Bir ülkede yandaşların vergileri bir kalemde siliniyor, çiftçiye gelince borcunun faizi dahi silinmiyorsa o ülkede üretim durur. Üretimin durması için elinden geleni ardına koymayan AKP, şimdi de mazot desteğini ve gübre desteğini kaldırıyor. Akıllarınca revize ediyorlar ve adına da ‘temel destek’ diyorlar. Mazot ve gübre desteği diye iki kalem yerine, tek bir kalemde tüm desteği topladılar. Topladılar toplamasına da binlerce çiftçimiz bu mazot ve gübre desteğini zaten alamıyordu. Şimdi de temel destek adı altında alamamaya devam edecekler. Buradan AKP iktidarına ve Tarım Bakanı’na sesleniyoruz: Eğer çiftçiye destek konusunda samimiyseniz, Tarım Kanunu’nun ‘Tarıma bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamaz’ hükmünü uygularsınız.
“Türkiye’nin tarımda kendi kendine yeten ülkeler arasına yeniden girmesinin tek yolu, CHP iktidarıdır”
Çiftçilerimizin kan ağladığı, tarlaların ekinsiz kaldığı ülkemizde gıda enflasyonu da aldı başını gidiyor. Türkiye’de gıda enflasyonu 61,7. Dünya ortalaması ise yüzde 6. Yani Türkiye’de dünyanın 10 katı oranında bir gıda enflasyonu var. Tarlada 1 lira olan ürün, pazara gittiğinde 10 lira; markete gittiğinde 15 lira. Dünyada gıda enflasyonu Türkiye’den yüksek ülkelere baktığımızda da Arjantin, Sudan ve Zimbabwe’yi görüyoruz. AKP iktidarının tarım ülkesi Türkiye’nin kıyaslandığı ülkeye bakın: Zimbabwe. Türkiye’nin tarımda kendi kendine yeten ülkeler arasına yeniden girmesinin tek yolu, CHP iktidarıdır. Gıda enflasyonunu bitirmenin tek yolu yine CHP iktidarıdır. ‘Nasıl yapacaksınız’ diyenlere sayalım: Çiftçiyi, Tarım Kanunu’nda belirtildiği gibi bütçenin en az yüzde 1’i kadar destekleyerek. Modern sulama altyapısını ülkenin dört bir yanında yaygınlaştırarak. Çiftçilerin banka borçlarının tamamının faizlerini silerek. BAĞ-KUR’luların tamamının prim gün sayısını 7 bin 200 güne indirerek. Borcunu ödeyemeyen çiftçinin, borcunu ödemesi için muhtaç olduğu traktörünü haczetmeyerek. Lüks tüketimde kaldırdıkları ÖTV ve KDV’yi çiftçinin kullandığı mazottan da kaldırarak. Çiftçinin tarlasında kalan ürünü satın alarak, bu ürünleri de yoksullara ücretsiz dağıtarak. Kısacası çiftçiye düşmanlık etmeyerek; tam tersine onlara omuz vererek, yoldaşlık ederek, onlarla dayanışarak sağlayacağız.
“Gizli bir AKP-IMF ittifakı yapılmış”
Çiftçimizden, gıda enflasyonundan bahsetmişken ekonomideki kötü gidişata da değinmek istiyorum. AKP’nin bir zamanlar ‘Borç almadık, borç verdik’ diye övünerek dillerinden düşürmedikleri IMF, Türkiye raporunu açıkladı. IMF’nin akıl almaz tespit ve önerilerinden anlaşıldığı üzere, gizli bir AKP-IMF ittifakı yapılmış. IMF, Türkiye’ye sözde ekonomisi düzelsin diye fiyat, ücret, kira gibi ileriye yönelik zamların geçmiş enflasyona göre değil, gelecekte beklenen enflasyona göre yapılmasını önerdi. Aynı IMF, 13 kez çıkarılan vergi aflarından, vergi kaçakçılarından, kayıt dışı ekonomiden de raporda hiç bahsetmedi. Çalışanların maaşlarını gerçekleşen enflasyona göre değil, hedef enflasyona göre arttırmak, Türkiye’yi ekonomik anlamda önü alınamayacak bir krize sokma girişiminden başka bir şey değildir.
“Bu ülkeyi AKP’den kurtardığımız gün, AKP’yi de IMF’nin kucağından kurtarmış olacağız”
IMF ile gizli bir ortaklıkları olduğu artık ayan beyan ortada olan AKP iktidarına sesleniyoruz: Bu ülkenin ekonomisinin düzelmesinin tek bir yolu var. O da ülkenin kendi sosyoekonomik özelliklerine göre bir program uygulamak, ülkede hukukun üstünlüğünü tesis etmek, gelir dağılımında ve vergilendirmede adaleti sağlamak, bürokrasi atamalarında adamcılığı, kayırmacılığı ve nepotizmi terk edip liyakati getirmek, toplumu ayrıştıran, kamplaştıran, kutuplaştıran kin ve nefret söylemlerinden uzak durmak. Bunun başka yolu yok. Ücretleri, gerçekleşen enflasyon oranında artırmazsanız sadece ekonomik düzeni değil, toplumsal düzeni ve barışı da bozarsınız. Bunun adı ‘enflasyonla mücadele’ değil, bunun adı Türkiye’de ekonomik buhran temelli bir iç karışıklık başlatmaktır. Tarafları ise AKP ve destekçisi de IMF’dir. AKP’nin IMF ile birlik olup ülke ekonomisine verdikleri zararın farkında ve bilincindeyiz. IMF’nin kucağına oturan Türkiye değil, AKP’nin ta kendisidir. Hiç merak etmesinler, bu ülkeyi AKP’den kurtardığımız gün, AKP’yi de IMF’nin kucağından yine biz kurtarmış olacağız.
“Ülke ekonomisinde yavaşlamanın da ötesinde, çok ciddi bir daralma söz konusu”
TÜİK, Türkiye ekonomisinin bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme rakamlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye ikinci çeyrekte yüzde 2 buçuk büyüdü. Oysa hedef ve beklenti yüzde 3’tü. Ülke ekonomisinde yavaşlamanın da ötesinde, çok ciddi bir daralma söz konusu. Bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verilerinden de bunu rahatlıkla görebiliyoruz. İhracatta büyüme yok denecek kadar az. İthalat yüzde 5,7 azaldı. Ama iktidara göre ekonomi her geçen gün büyüyor. Neyin büyüdüğünü biz size söyleyelim: Büyüyen, yüzde 61,78 ile enflasyon oldu. Büyüyen, Türk lirası karşısında dolar ve euro oldu. Büyüyen, çiftçinin canını yakan mazot fiyatları oldu. Büyüyen, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelen vatandaşın kredi kartı borçları oldu. Büyüyen, sefalet ücretine mahkum edilen emeklinin derdi tasası oldu.
“İsrafçı sarayın ve Diyanet’in lüks harcamalarına sürekli para buldular, okulları yenileyecek ya da yeni okul yapacak kaynağı bulmadılar”
Haftaya okullar açılıyor. Ancak yeni eğitim öğretim yılı şikayetlerle, sorunlarla ve endişelerle başlıyor. 2024-2025 eğitim öğretim yılının başlamasına günler kala, kırtasiye malzemelerinde geçen yıla göre yüzde 300’lük fiyat artışı yaşandı. Okul servisleri iki katına çıktı. Bu yıl, beslenme çantalarını doldurmak da zor yeni okul kıyafeti almak da. Ekonomik kriz, her alanı etkilediği gibi eğitimi de derinden etkiledi. Yine veli dertli, yine öğretmen mutsuz, yine öğrenciler umutsuz ve yine sadece yandaşlar memnun. AKP ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) başındaki zat, eğitimi Büyük Önder Atatürk’ün gösterdiği hedeften uzaklaştırdı. Laik ve bilimsel eğitimi ortadan kaldırmak için müfredatı değiştirdi. Tarikatlara para aktarmak için okulların binalarını, bahçelerini, duvarlarını, spor salonlarını ihaleye çıkardı. ÇEDES adı verilen ucube projeyle çocuklara travma yaşattı. Yobaz ve gerici oluşumlara, ‘sivil toplum kuruluşu’ diyecek kadar ileri gitti. Ekonomiyi berbat ettiler, velilerin belini büktüler. Öğretmenlere ‘foncu’ diyecek kadar hadsizleştiler. Atanmayan öğretmenleri görmezden geldiler. Mülakatı kaldıracaklarını söylediler ve yine sözlerinde durmadılar. Eğitimde fırsat eşitliğini yok ettiler. Devlet okullarını niteliksizleştirdiler. İsrafçı sarayın ve Diyanet’in lüks harcamalarına sürekli para buldular, okulları yenileyecek ya da yeni okul yapacak kaynağı bulmadılar. Bu ülkenin geleceği, çocuklar ve gençlerdir. CHP’nin de önceliği çocuklar ve gençlerdir. Çocuklarımızın, gençlerimizin yüzünü güldüreceğiz; onların kaybolan umudunu yeşerteceğiz. Az kaldı.
” Kemal Kılıçdaroğlu‘nun kalkanı, üyesinden genel başkanına kadar CHP’dir”
AKP’de ve küçük ortağı MHP’de korku dağları aştı. Açıkça söyleyelim: Ne yapacaklarını şaşırdılar. Önceki Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 3 buçuk yıla kadar hapis istemiyle bir dava açılıyor. Aynı zamanda siyasi yasak da getirilmesi talep ediliyor. MHP’nin ve MHP’li yöneticilerin şikayeti üzerine açılan bu dava elbette ki siyasi bir davadır. Önceki Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na tamamen yasama sorumsuzluğu kapsamında olan konuşmaları nedeniyle bir dava açılması, üstüne bir de siyaset yapma hakkının engellenmeye çalışılması bu ülke için çok büyük bir utançtır. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de çok net bir şekilde ifade ettiği gibi, CHP’nin genel başkanları Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana bedel ödemiş, tehditlerle yılmamış ve doğru bildikleri yoldan bir milim sapmamışlardır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, PKK’nın kurşunlarının hedefi olmuş, şehit cenazesinde linç girişimine uğramış ama asla bir adım dahi geri atmamıştır. Bugün şikayetle, davayla Kemal Kılıçdaroğlu’nu ya da CHP’yi korkutacağını sananlar büyük bir yanılgı içerisindeler. Şunu hiç kimse unutmasın: Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalkanı, üyesinden genel başkanına kadar CHP’dir. Şikayetçi olanlara gelince… Kendilerine ‘milliyetçi’ deyip Sinan Ateş’in cenazesini ortada bırakacak kadar korkak, acılı ailesine başsağlığı bile dilemeyecek kadar insanlığını yitirmiş kişilerin; ilkeli siyaseti, dürüst siyaseti ve siyasetçiyi anlamalarını elbette beklemiyoruz. Türk siyasetine dürüstlüğüyle, namusuyla, ahlakıyla damga vurmuş bir siyasetçiye siyaset yasağı getirmeye çalışmak en hafif tabiriyle acizliktir.
“Bu halk sizin yüzünüze gerçekleri çarpmaya devam edecek”
AKP kimse konuşmasın, kimse kendilerini eleştirmesin istiyor. Gerçeklerin üstünün yasaklarla örtüleceğini sanıyorlar. İzmir’de, bir sokak röportajında sadece hükümeti eleştirdiği için Dilruba Kayserilioğlu tam 18 gün tutuklu kaldı. Hukuksuzluklar içerisinde bir ülkede, kimse özgür değildir. Siz istediğiniz kadar baskı yapın, bu halk sizin yüzünüze gerçekleri çarpmaya devam edecek. Biz CHP olarak özgürlükleri savunuyoruz, özgürlüklerin teminatıyız. Vatandaşın eleştirme hakkını, baskı olmaksızın insanların düşüncelerini özgürce söyleyebilmesini savunuyoruz. CHP iktidarında Türkiye, özgürlüklerin ülkesi olacaktır.
“Toplam 19 bin görüş aldık”
10 ay önce, ‘CHP değişirse Türkiye değişir’ sloganıyla yola çıktık ve Türkiye’ye demokrasiyi getireceğimizi vadettik. Bu süreçte amacımız sadece isimleri, kişileri değiştirmek değildi. Hedefimiz, Türkiye’ye demokrasiyi getirmeyi vadeden CHP’yi daha demokratik bir yapıya kavuşturmaktı. Bunun en önemli adımlarından biri de daha demokratik ve katılımcı bir parti tüzüğü oluşturmak için bu hafta 4-9 Eylül tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz ‘İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’mızdır. Bu parti, geçmişte bir-iki hafta süren uzun kurultaylar yapmış. Bu sefer de öyle olmasını istedik. Tartışıp herkesin fikrini ifade etmesine fırsat verdiğimiz bir süreç olsun istedik. Nisan ayından bu yana tüzük üzerinde çalışıyoruz. Neler yaptık? Mahallelerden, ilçelerden, illerden, örgütlerden görüş istedik. Bütün üyelere açık, dijital demokratik katılım yöntemiyle üyelerimize görüş sorduk. Toplam 19 bin görüş aldık. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, önceki genel başkanlarımızla görüşerek tüzükle ilgili önerilerini aldı ve hepsini ilgili komisyona teslim etti. İnanıyoruz ki değişimin ilk adımı olan bu Tüzük Kurultayı’ndan Türkiye’nin en demokratik, en katılımcı, kadın haklarına en saygılı, gençleşmeyi en öne alan, geleceğe en doğru perspektiften bakan bir tüzük çıkacak.
“CHP tüm kadrolarıyla adım adım bu ülkeyi yönetmeye ve herkesin derdine derman olmaya geliyor”
Öncelikle bu ülkenin ve partimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün CHP’nin ilk kurultayı olarak kabul ettiği Sivas Kongresi’nin yapıldığı tarih olan 4 Eylül’de; parlamento grubumuz, il başkanlarımız, PM üyelerimizle Sivas’a gideceğiz. 5 Eylül’de, Ankara’da tüzük taslağı, Tüzük Komisyonu’na sunulacak ve komisyon tüzüğe son halini verecek ve bu hali kurultaya sunulacak. 6 Eylül’de, kurultay salonunda yeni bir komisyon, önerileri tartışmak üzere bir araya gelecek ve o gün tüzüğümüz kurultayımızda oylanarak kabul edilecek. 7-8 Eylül tarihlerinde akademisyenler, örgütlerimiz ve delegelerimizin de katılımıyla program değişikliğine yönelik bir dizi toplantı yapacağız. Bu toplantılarda, iktidara geldiğimizde Türkiye’yi nasıl yöneteceğimizi konuşacak ve parti programımızın da altlığını hazırlayacağız. 9 Eylül günü ise Türkiye’nin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü, İzmir’den düşmanın denize dökülüşünü yıl dönümünü ve Türkiye’nin birinci partisinin kuruluş yıl dönümünü hep birlikte törenlerle kutlayarak kurultayımızı bitireceğiz. Şunu açık yüreklilikle ifade ediyoruz ki CHP; örgütleriyle, belediye başkanlarıyla, milletvekilleriyle ve tüm kadrolarıyla adım adım bu ülkeyi yönetmeye ve gencinden yaşlısına, emeklisinden asgari ücretlisine, esnafından çiftçisine herkesin derdine derman olmaya geliyor.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yücel, parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında başlayan Parti Meclisi (PM) toplantısına ilişkin açıklama yaptı.
Kara Harp Okulu Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’ne değinen Yücel, “Zafer haftasında Ulu Önderimize ve Harp Okulu mezuniyet töreninde Mustafa Kemal Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine bağlılıklarını ifade eden genç teğmenlerimize yapılan saygısızlığı asla affetmeyeceğimizi herkes bilsin.” diye konuştu.
Yücel, teğmenlerin Mustafa Kemal Atatürk’ün askerleri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Ya ne olacaklardı? ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenlerin mi? ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sözünden rahatsız olmaları elbette normaldir. Çünkü Mustafa Kemal’in askeri olmak, vatanını milletini sevmek demektir. Anayasaya ve hukuka bağlı olmak demektir. Laiklik demektir, insan haklarına saygı demektir. Aklın ve bilimin ışığında yürüyen çağdaş bir toplumu hedeflemek demektir. ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenlerle aynı safta yer alanların işine gelmez Mustafa Kemal’in askeri olmak. Harp Okulundan mezun olan teğmenler kimin askeri olacak? Elbette Büyük Önder Atatürk’ün yolundan yürüyecekler, elbette onun ilkelerini yaşatacaklar. Türk askeri, Mustafa Kemal Atatürk’ün askeridir. Mustafa Kemal’in askeri olmak şereftir, onurdur, gururdur. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, Mustafa Kemal’in askerleriyiz.”
Bugün 2024-2025 adli yılının başladığını anımsatan Yücel, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesinin tek yolunun, kuvvetler ayrılığı ilkesinin “amasız” ve “fakatsız” hayata geçirilmesi olduğunu vurguladı.
“Tek bir kalemde tüm desteği topladılar”
Yücel, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin 2023 raporuna göre çiftçilerin banka borçlarının son 1 yılda tam yüzde 88 arttığını ifade ederek, “AK Parti geldiğinde çiftçilerin borcu 2,4 milyardı şimdi 700 milyara çıktı. Çiftçinin bankalara borcu 700 milyar lira iken, sadece geçen sene 2024 yılı için vazgeçilen kurumlar vergisi ise 660 milyar lira.” dedi.
AK Parti’nin, mazot ve gübre desteğini kaldırdığını, adına da “temel destek” dediğini öne süren Yücel, şöyle konuştu:
“Mazot ve gübre desteği diye iki kalem yerine tek bir kalemde tüm desteği topladılar. Topladılar toplamasına da binlerce çiftçimiz bu mazot ve gübre desteğini zaten alamıyordu. Şimdi de temel destek adı altında alamamaya devam edecekler. Buradan AKP iktidarına ve Tarım Bakanına sesleniyoruz, eğer, çiftçiye destek konusunda samimiyseniz, Tarım Kanunu’nun ‘Tarıma bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamaz’ hükmünü uygularsınız.”
Deniz Yücel, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme rakamlarını değerlendirerek, ülke ekonomisinde yavaşlamanın ötesinde “çok ciddi bir daralmanın söz konusu” olduğunu söyledi.
“Ekonomik kriz eğitimi de derinden etkiledi”
Yeni eğitim öğretim yılının şikayetlerle, sorunlarla, endişelerle başladığını kaydeden Yücel, “2024-2025 eğitim öğretim yılının başlamasına günler kala kırtasiye malzemelerinde geçen yıla göre yüzde 300’lük fiyat artışı yaşandı. Okul servis ücretleri 2 katına çıktı. Bu yıl beslenme çantalarını doldurmak da zor, yeni okul kıyafeti almak da. Ekonomik kriz her alanı etkilediği gibi eğitimi de derinden etkiledi. Yine veli dertli, yine öğretmen mutsuz, yine öğrenciler umutsuz.” dedi.
“Açılan bu dava elbette ki siyasi bir davadır”
Yücel, önceki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 3,5 yıla kadar hapis istemi ile açılan davaya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“MHP’nin ve MHP’li yöneticilerin şikayeti üzerine açılan bu dava elbette ki siyasi bir davadır. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de çok net bir şekilde ifade ettiği gibi CHP genel başkanları Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana bedel ödemiş, tehditlerle yılmamış ve doğru bildikleri yoldan bir milim sapmamıştır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, PKK’nın kurşunlarının hedefi olmuş, şehit cenazesinde linç girişimine uğramış ama asla geri adım atmamıştır. Bugün şikayetle, dava ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu ya da CHP’yi korkutacağını sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Şunu hiç kimse unutmasın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalkanı, üyesinden genel başkanına kadar CHP’dir.”
“İnanıyoruz ki, geleceğe en doğru perspektiften bakan bir tüzük çıkacak”
Bundan 10 ay önce “CHP değişirse Türkiye değişir” sloganı ile yola çıkarak Türkiye’ye demokrasi getireceklerini vadettiklerini belirten Yücel, bunun en önemli adımlarından birinin 4-9 Eylül arasında gerçekleştirecekleri İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı olduğunu söyledi.
Yücel, nisan ayından bu yana tüzük üzerinde çalıştıklarını, mahalle, ilçe ve il bazında dijital demokratik katılım yöntemiyle toplamda 19 bin görüş aldıklarını anlattı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in önceki genel başkanlarla görüşerek tüzükle ilgili önerilerini aldığını ve hepsini ilgili komisyona teslim ettiğini aktaran Yücel, “İnanıyoruz ki değişimin ilk adımı olan bu tüzük kurultayından, Türkiye’nin en demokratik, en katılımcı, kadın haklarına en saygılı, gençleşmeyi en öne alan, geleceğe en doğru perspektiften bakan bir tüzük çıkacak.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KASIM GÜLPINAR, YENİDEN REFAH’TAN İSTİFA ETTİ
Yerel seçimlerde Yeniden Refah Partisi‘nden Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Kasım Gülpınar, partisinden istifa ettiğini açıkladı. AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddiaları yalanlayan Gülpınar, görevine bağımsız olarak devam edeceğini açıkladı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar
PARTİNİN İL BAŞKANINDAN AÇIKLAMA GELDİ
Partide deprem etkisi yaratan istifaya Yeniden Refah’tan ilk yorum geldi. Yeniden Refah Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Ahmet Yetimoğlu yaptığı açıklamada, istifanın AK Parti’nin partilerine yönelik kaybettirme projesi olduğunu iddia etti.
“AK PARTİ TARAFINDAN YRP’YE KAYBETTİRME PROJESİ”
Sözcü’ye konuşan Yetimoğlu şunları söyledi: “Genel merkezimizle irtibat halindeyiz genel başkanımız akşam bir açıklama yapacak. Genel başkanımız açıklama yapmadan herhangi bir açıklama yapılmaması hususunda talimat aldık. Bizde genel merkezimizin vereceği kararlar doğrultusunda basın açıklaması yapmayı düşünüyoruz. Bu istifa kendiliğinden bir anda gelişen bir şey değil. Planlanmış kişilere göre değil AK Parti tarafından Yeniden Refah’a kaybettirme projesidir.
Yeniden Refah Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Ahmet Yetimoğlu
“İSTİFASIYLA İLGİLİ BİZE BİR ŞEY İLETMEDİ”
İstifasıyla ilgili bize herhangi bir şey iletmedi. Daha önce görüşmelerimiz oldu büyükşehir başkanımız her zaman bir araya gelip istişare ettik bunun ötesi yok. Başkanımızın bir çalışma yapabilmesi için elimizden gelen tüm gayreti göstermeye çalıştık.
“KAMUOYUNUN TAKDİRİNE BIRAKIYORUZ”
Rahat bir ortamda Şanlıurfalılara hizmet etsin diye teşkilat olarak biz hep yanında olduk. Ama almış olduğu bu kararı kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bu sadece Yeniden Refah Partisi’ne değil bu Şanlıurfalılara yapılmış bir yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu sadece bizi bağlamıyor biz gerekli olan hassasiyeti ve kolaylığı sağladık ve yanında olduk. Ama kendisinin istifa etmesi kendi kararıdır.”
“İSTİFALARIN DEVAMI GELEBİLİR”
‘İstifaların devamı gelebilir mi?’ sorumuza ise Yetimoğlu, “Tabiki gelebilir, onunda kendine göre hareket ettiği şahıslar var tabii ama bunların azınlıkta olduğunu düşünüyoruz” diye cevapladı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY’ın Reyhanlı ilçesinde polisin baskın yaptığı bir evde tarihi eser niteliği taşıyan 15 bin 301 materyal ele geçirildi.
İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçedeki bir evde yüklü miktarda tarihi eser bulunduğu bilgisini aldı. Harekete geçen ekipler adrese baskın düzenledi. Adreste yapılan aramada Roma, Bizans, Hitit, Antiochia ve Makedonya İmparatorluğu dönemlerine ait tarihi eser niteliği taşıyan 13 bin 604 sikke, 100 yüzük, 22 kolye ucu, 23 altın sikke, 2 altın yüzük, 22 gümüş sikke, 310 gözyaşı şişesi, 836 kandil, değişik ebat ve şekillerde 382 metal parça ele geçirildi. Adresinde bulunmayan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“İlimiz Konak ilçesi Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde, 02.09.2024 Pazartesi günü 16.00 sıralarında, Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi 2’si kadın, 13’ü erkek toplam 15 şahıstan oluşan grup tarafından, ABD vatandaşı sivil giyimli 2 askeri personele fiziki saldırıda bulunulmuştur. Ayrıca, 5 sivil giyimli ABD askerinin de uzaktan görerek dahil olduğu olaya, emniyet güçlerimiz tarafından süratle müdahale edilmiştir. Olayı gerçekleştiren 15 şüpheli yakalanmış ve nöbetçi cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alınmıştır. Konuyla ilgili adli tahkikat başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail askerleri, Cenin kentine yönelik saldırılarına 5. gününde de devam ederken, İsrail ordusuna ait iş makinaları Cenin’in kent merkezindeki en işlek noktalardan Sinema kavşağı ve Ebu Bekir Sıddık Caddesi’nde yolları kazıdı. Aynı şekilde, İsrail’e ait iş makineleri, bölgedeki Filistinlilerin dükkanlarını da tahrip etti.
Cenin Belediye Başkanı Nidal el-Ubeydi AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Cenin kentine düzenlediği saldırılarda neden olduğu yıkımı “deprem” olarak niteleyerek, “En büyük kayıp şehitlerin canıdır. Maddi düzeyde işgal araçlarının su ve iletişim hatlarını kesme ve sabote etme, elektrik trafolarını patlatma gibi altyapıya verdiği tahribat çok büyük.” ifadelerine yer verdi.
“İsrail saldırılarının Cenin’e verdiği zarar yaklaşık 500 milyon şekel (yaklaşık 135,2 milyon dolar) olarak tahmin ediliyor. Kentte deprem olmuş gibi büyük bir yıkım meydana geldi. Sokaklar yerle bir olmuş, evler yıkılmış.” sözlerine yer veren Ubeydi, saldırıların üst üste beşinci gününde de devam ettiğini ve her gün yeni yıkımların yaşandığını belirtti.
Saldırılar kamusal ve ekonomik hayatı felç etti
İsrail ordusunun saldırılarının, kamusal ve ekonomik hayatı felce uğrattığını, bölge sakinlerinin koşullarının çok zor olduğunu ve kuşatma sonucunda doğu mahallesinde ve kampta temel malzeme sıkıntısı yaşandığını vurgulayan Ubeydi şunları söyledi:
“Kentte işgalciler tarafından tahrip edilen yerleri restore etmek ve rehabilite etmek için büyük bir çabaya ihtiyaç var. İsrail askerlerinin geri çekilmesinin hemen ardından kent sakinlerinin hayatını kolaylaştırmak için kenti mümkün olduğunca iyileştirmek için çalışacağız.”
İbni Sina Hastanesi’ndeki sağlık çalışanı Hazim Mutavvif da İsrail askerlerinin yolları buldozerlerle kazıyarak, tahrip etmesinin hareketlerini kısıtladığını ve acil durumlarda olay mahalline yetişmenin zorlaştığını ifade etti.
Yıkımların kasıtlı ve sistematik bir şekilde yapıldığını aktaran Mutavvif, “Cenin kent merkezi çatışma bölgelerinden uzak olduğu halde yine de zarar veriliyor.” dedi.
İsrail, 28 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde Cenin, Tulkerim ve Tubas kentlerindeki mülteci kamplarına “2. İntifada”nın yaşandığı 2002’den itibaren en yoğun ve kapsamlı “Yaz Kampları” saldırısını başlattığını duyurmuştu.
Tubas kentine bağlı el-Faria Mülteci Kampı’ndan sonra Tulkerim’deki Nur Şems Mülteci Kampı’ndan çekilen İsrail askerlerinin Cenin’deki saldırıları ise 5. gününde devam ediyor.
İsrail ordusunun 28 Ağustos’tan bu yana işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik saldırılarında 26 Filistinli öldürüldü.
İşgal altındaki Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail askerleri ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında en az 672 Filistinli hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÇİŞLERİ Bakanı Ali Yerlikaya, Mardin’in Nusaybin ilçesi kırsalında jandarma tarafından düzenlenen ‘Gürz-11’ operasyonunda, 2 teröristin etkisiz hale getirildiğini duyurdu.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Mardin İl Jandarma Komutanlığınca yapılan istihbarat çalışmaları sonucu jandarma Silahlı İnsansız Hava Aracı (J-SİHA) ile yapılan arazi taramasında 2 terör örgütü mensubunun tespit edildiğini belirtti. Bunun üzerine teröristlere yönelik ‘Gürz-11’ operasyonu başlatıldığını kaydeden Yerlikaya, “J-SİHA, Jandarma Atak Taarruz Helikopterleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı desteğiyle JOPER ve Jandarma Komando timleriyle gerçekleştirilen operasyonda Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) mensubu teröristler silahlarıyla birlikte etkisiz hale getirildi. Operasyonu gerçekleştiren kahraman jandarmamızı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığımızı tebrik ediyorum. Hainlerin nefesini keseceğiz. Aziz milletimizin bilmesini isterim ki son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar mücadelemiz kararlılıkla devam edecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Yerlikaya: Mardin ili Nusaybin ilçesi kırsalında Jandarma tarafından Bölücü Terör Örgütüne (BTÖ) yönelik gerçekleştirilen ‘GÜRZ-11’ operasyonunda; 2 terörist etkisiz hale getirildi. 2 teröristin kimlik ve katıldıkları eylemleri tespit çalışmaları devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Seçer, hafta sonunda Toroslar ilçesinin yaylalarını ziyaret ederek, vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Seçer’in ilk ziyareti Arslanköy Mahallesi’ne oldu. Seçer burada esnaf ziyareti de yaparken, esnafa ‘hayırlı işler’ dileğinde bulundu. Vatandaşların Zafer Bayramını kutlayan Seçer, “Memleketimle, ülkemle, milletimle gurur duyuyorum. Ne varsa onlar için, bütün azmimiz, kararlılığımız, çalışmamız onlar için. Sizlerin sevgisi, bize gösterdiği saygı bizlerin enerji kaynağı. Yoksa bu zorlu görevde başarılı olmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Göreve başladığı ilk 5 yılda meclis çoğunluklarının olmamasına rağmen bütün işleri aksatmadan yaptıklarını kaydeden Seçer, “Yol da yaptık, su da getirdik, fakirin fukaranın yanında da durduk. Kadınların da çocuklarımızın da her zaman yanında olduk. Aynı şekilde devam edecek. Şimdi çok daha güçlüyüz. Çünkü; halkın bize ilgisini, sevgisini sokağa çıktığımız zaman görüyorduk. Ama sandıktan çıkan sayısal netice o sevginin, saygının, memnuniyetin, güvenin tescili oldu. Yüzde 60 gibi bir oyla Mersin’de tüm tarihlerin en yüksek oyla seçilen bir belediye başkanı olarak tabii ki kendime güvenim de arttı, özgüvenim de arttı ama bunun yanında sorumluluğunda arttı” diye konuştu.
“El ele verirsek Arslanköy’de çok daha güzel işler olur”
Kırsal kesimin dağlık bölgeler olduğunu ifade eden Seçer, bölgenin en büyük taleplerinden birinin yol olduğunu belirtti. Uyumun olduğu yerde bereketin olduğunu vurgulayan Seçer, “Yol da hızlı yapılır, su da erken gelir, civar temizliği de güzel olur, tarım desteği de fazla olur. Fakire, fukaraya, isteyene, garibe gurebaya belediyelerin hizmetleri de fazla olur. Çünkü uyum vardır, uyumun olduğu yerde bereket vardır. Bu 5 yıllık sürede Arslanköy’de Toroslar’da çok güzel hizmetler olacak” sözlerine yer verdi.
Yaylalarda yapılacak hizmetler için yoğunluğun bitmesini beklediklerini belirten Seçer, yaptıkları çalışmalar kapsamında yeni bir içme suyu kaynağı bulduklarını söyleyerek, “Elimiz hep buranın üzerinde” dedi. Kuraklık nedeniyle su sorununun yaşandığını ve bu soruna karşı çözüm bulmak için çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Seçer, “Umut ediyorum bu yıl daha yoğun bir kar yağışı alırız. Bizim için kar yağışı önemli. Merkezde bir sorun yaşamadık, Eylül’e de girdik. Doğal olarak yüksek yerlere su çıkmıyor ama bu kuraklık kaynaklı yeraltı suları bile kurudu. Kaynaklar kurudu, yoksa merkezde bir sorun yok” şeklinde konuştu.
“Tarihin en yüksek yatırımıyla Tarsus’tan Anamur’a altyapı sorunları 5 yılda bitecek”
MESKİ’nin hız kesmeden çalıştığını söyleyen Seçer, “MESKİ modernize oldu, oluyor, olmaya devam ediyor. Çok yatırımlar yapıyoruz ama hep sizler için, çocuklarımız için. Tarihin en yüksek yatırımı ile Anamur’dan Tarsus’a kadar her bölgede altyapı çalışmalarının çoğunu 5 yılda bitireceğiz. Yüzde 80’i bitireceğiz, altyapı sorunlarının tamamını gidereceğiz. Bu konuda çok büyük işler yaptık. İlk 5 yıl bütün kredi kuruluşlarıyla temasımız oldu. Projeleri bitirdik, finansmanı çıkardık, hatta bir kısmı başladı” diye konuştu.
“806 mahallede hangi noktada ne gerekiyorsa hepsine başkan düzeyinde hakimiz”
Yavca Mahallesi’nde yaptığı konuşmasında Büyükşehir ve MESKİ olarak mahalle halkında yönelik yapılan hizmetlerden söz eden Başkan Seçer, su sıkıntısının çözümü için 100 milyon lira değerinde yatırım yapılacağını aktardı. Seçer, “Belediyecilik bir kamu hizmetidir. Belediye başkanı tüccar değildir. Merak etmeyin biz sadece Yavca değil 806 mahallede emin olun hangi noktada ne gerekiyorsa hepsine başkan düzeyinde hakimiz” dedi.
“Hizmetler devam edecek, hiç merak etmeyin”
Başkanlık görevine seçildiği 2019 yılında Büyükşehir Belediyesinin 2 milyar 250 milyon MESKİ’nin ise 750 milyon TL borcu olduğunu hatırlatan Seçer, şöyle devam etti; “Toplam 530 milyon dolar. Dedim, ‘Ne yaptınız siz bu parayı?’ Bakın şimdi bizim borcumuz 250 milyon dolar azaldı biliyor musunuz? Darphanemiz vardı, para bastıkta mı bu borcumu ödedik. Gelen para. Borçlanma da vermediler bize, satış da yapamıyorduk ama siz vergi ödüyorsunuz o para bana geliyor. Ben de yolunuzu yapıyorum, düzgün yönettik. Aman bu yetim hakkı bize laf söz getirmeyin dedik. Aman çalmayın çaldırmayın, bu para hepimizin. Bir liralık malı üç liraya yapmayalım, israf etmeyelim. Şimdi bu düzeni böyle kurarsan benim gibi şükredersin. Ben şükrediyorum ve çok güzel hizmetler devam edecek. Hiç merak etmeyin.”
Seçer, Güzelyaylalıların Zafer Bayramını kutladı
Daha sonra Güzelyaylalı vatandaşlarla bayramlaşan Seçer, son seçimlerde kendisine artan destekler için de teşekkür etti. Güzelyayla’ya yapılmış bir dizi desteği sayan Seçer, arıcılıktan tarıma, gıda kolisinden Halk Karta, hayvancılıktan un dağıtımıyla öğrencilere burs ve eğitim desteğiyle herkese eşit hizmet verildiğinin altını çizdi. 7 bin 200 öğrencinin Büyükşehir Belediyesinden eğitim kurumlarından yararlandığını kaydeden Seçer, “Eğitim kurumları içerisinde, Türkiye’de özel sektörü de katıyorum, başarı oranı en yüksek eğitim kurumu Mersin Büyükşehir Belediyesidir” diyerek, başarının kaynağının eşitlikçi bakış açısı olduğunu vurguladı.
Seçer son olarak da Değirmendere Mahallesi’ni ziyaret etti ve vatandaşların bayramını kutladı. Hizmetlerinden bahseden Seçer, talepleri dinledi ve soruları yanıtladı. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde 15 PKK’lı terörist ile Suriye’nin kuzeyindeki Münbiç’te 2 PKK/ YPG’li olmak üzere toplam 17 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak’ın kuzeyindeki Gara, Metina ve Pençe-Kilit Operasyonu bölgelerinde tespit ettiği 15 PKK’lı terörist ile Suriye’nin kuzeyindeki Münbiç bölgesinde belirlediği 2 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi. Her nerede olursa olsunlar, Mehmetçiğin nefesi teröristlerin ensesinde olmaya devam edecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, her gün makamında yüzlerce vatandaşı ağırlayarak, halkla birebir temas kuruyor. 7’den 70’e herkese makam kapılarını açan Kocagöz, Kepezlilerin istek ve taleplerini dinleyip, sorunlarına çözüm üretiyor. Büyüklerin ellerinden öperek hürmet gösteren, çocukları ise hediyelerle sevindiren Başkan Kocagöz, gün boyu halkın yanında bulunarak, onlarla sıcak bir diyalog kuruyor. Sivil toplum kuruluşları, dernekler, esnaf temsilcileri ve siyasi parti üyeleriyle de düzenli olarak bir araya gelen Kocagöz, Kepez’deki hizmetlerin ortak akılla şekillenmesini sağlıyor. Her gün yaklaşık 100 kişiyi makamda kabul eden Başkan Kocagöz, Çarşamba Günleri düzenlediği Halk Günleri ile de vatandaşlarla buluşmaya devam ediyor. Bu özel günlerde, hemşehrilerinin istek ve taleplerini dinleyen Başkan Kocagöz, sorunları yerinde çözüme kavuşturmak için ilgili birim müdürlerini ve başkan yardımcılarını da toplantılara dahil ediyor. Halkla iç içe olmayı ve ulaşılabilir olmayı birincil öncelik haline getiren Kocagöz, Kepez’e en iyi hizmeti sunma gayretiyle çalışmalarını hızla sürdürüyor.
Kapımız halka açık
Başkan Kocagöz, haksız ve hukuksuz bir şekilde iki ay cezaevinde kaldığını belirterek, bu sürecin kendisini görevine geç başlamak zorunda bıraktığını ifade etti. Diğer belediye başkanlarının tebrik kabullerini tamamlayıp işe koyulduklarını hatırlatan Kocagöz, geç başlamasına rağmen Kepez’e en iyi hizmeti sunmak için yoğun bir tempoyla çalıştıklarını söyledi. Kocagöz, “Bizim en büyük amacımız ulaşılabilir olmak” diyerek, Kepezlilere kapılarının her zaman açık olduğunu vurguladı. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çayırhan Mahallesi’ndeki göl kenarında organize edilen etkinlikte, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında sanatçı Betül Demir sahne aldı. Sevilen şarkılarının yanı sıra marşları seslendiren Demir, festivale katılan bazı gazileri sahneye davet ederek katılımcılara alkışlattı.
Halk oyunları ve seymen gösterilerinin sunulduğu etkinlikte konuşan Nallıhan Belediye Başkanı Ertunç Güngör, kendilerinin her daim yanında olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a teşekkür etti.
Güngör, “30 Ağustos Zafer Bayramı vesilesiyle bizlere bu ulusu hediye eden başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARDİN’in Nusaybin ilçesinde Ferit Atay’ın (45), yol kenarında tabancayla vurularak öldürülmüş cesedi bulundu.
Nusaybin ilçesine bağlı kırsal Çağlar Mahallesi mevkisinde dün gece saatlerinde yol kenarında hareketsiz yatan kişiyi görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemede yerde yatan kişinin tabancayla vurularak öldürüldüğü ve Ferit Atay olduğu belirlendi. Atay’ın cenazesi otopsi için morga götürüldü.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
haber-Kamera: Ahmet AKKUŞ/NUSAYBİN (Mardin),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından uyuşturucu ile mücadele çerçevesinde çalışma gerçekleştirildi. İl genelinde 1-31 Ağustos 2024 tarihinde yapılan çalışmalarda 145 olaya müdahale edildi. Yapılan çalışmalar çerçevesinde işlem yapılan 236 şüpheliden 119’u tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Çalışmalarda yapılan aramalarda ise 502 gram metamfetamin, 29 bin 93 adet sentetik ecza hapı, 1 kilo 906,69 gram esrar, 571 adet uyuşturucu hap, 514,63 gram bonzai, 11 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 8 adet hassas terazi, 4 adet av tüfeği, 3 adet tabanca, 4 adet şarjör ve 11 adet tabanca fişeği ele geçirildi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP’nin Can Atalay için TBMM’yi yeniden olağanüstü toplantıya çağıracağını açıklamasına ilişkin, “TBMM Genel Kurulu gündemine hakimdir. Bir husus görüşülmüş, müzakere edilmiş, karara bağlandıktan sonra aynı hususta, ‘Yeniden görüşelim, tekrar karara bağlayalım’ diye bir husus olmaz. TBMM gündemine hakim olduğu için ve daha önce de karar verdiği için ikinci bir olağanüstü toplantı talebini normal görmez, normal karşılamaz” dedi.
AK Parti’li Abdullah Güler, TBMM’nin yeni yasama yılı ve yeni anayasa çalışmaları ile siyaset gündemindeki konulara ilişkin DHA’ya açıklamalarda bulundu. Güler, 28’inci yasama döneminde; 21 kanun, 52 uluslararası sözleşme ve 6 asker gönderme tezkeresinin kabul edildiğini ifade ederek, toplumun beklentileri doğrultusunda hareket ettiklerini söyledi. TBMM’nin, 1 Ekim’de açılacağını ve Genel Kurulun Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi ile görüşmelere başlayacağını belirten Güler, yeni dönemde ayrıca Adalet Komisyonu’ndan geçen 9’uncu Yargı Paketi’nin gündeme alınacağını, tüketici hakları ve aldatıcı reklam uygulamaları ile ilgili kanun teklifinin de gündeme geleceğini aktardı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın düzenlemeleriyle ilgili kanun teklifinin hazırlıklarının da eylül ayı sonunda tamamlanacağını aktaran Güler, “Yapısal reformlar ve 1 yıldır yürürlükte olan Orta Vadeli Program’ı (OVP) destekleyici mahiyette kanun düzenlemelerimizi inşallah ekim ayının ilk haftalarıyla beraber Meclis Başkanlığımıza sunacağız” ifadelerini kullandı.
‘ÇEVRELERİNDE HUKUKÇU DANIŞMAN KALMAMIŞ’
Güler, CHP’nin, Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının TBMM’de okunması amacıyla Genel Kurulu yeniden olağanüstü toplantıya çağıracağını duyurmasına ilişkin de “CHP Genel Başkanı veya diğer CHP’li yetkililer, olağanüstü toplantıyla ilgili olarak çok tuhaf ve garip açıklamalar yapıyorlar, ‘AYM’nin kararının okunması’ diye bir beyanda bulunuyorlar. Demek ki çevrelerinde hukukçu danışman kalmamış, bazı genel başkanlar hukukçu da değil zaten. Bir kez daha söylemek istiyorum; AYM’nin 1 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan kararı, hukuk zemininde okunacak bir karar değildir. Bunu en yetkili, uzman bildikleri kim varsa, anayasacı, cezacı kim varsa hukuk zemininde çok net tartışmak da gerekir” diye konuştu.
‘TEMİZ DİL SÖZÜ VERMESİNE RAĞMEN HAKARET ETTİ’
16 Ağustos’ta olağanüstü toplanan Genel Kurulda, muhalefetin toplantının açılışından itibaren agresif ve iyi niyetli olmayan bir yaklaşımla hareket ettiğini söyleyen Güler, “TİP İstanbulMilletvekili Ahmet Şık, kürsüye geldiği andan itibaren normalde AYM kararını, genel görüşmedeki o süreci kendi bakış açısıyla anlatması gerekirken çok kirli, çirkin, hadsiz, edepsiz, saygısızca hakaretlere başladı. Tabii o arada bizler de itirazlarımızı yaptık ve ara verildi. Aradan sonra Meclis Başkanvekili ile beraber arka kısımda; bu çirkin, hadsiz, hakaret içeren sözleri hiçbir grup başkanvekili kabul etmediğini ifade etti. Burada CHP ve DEM Partili grup başkanvekilleri, Ahmet Şık ile görüştüklerini, konuşmasının geri kalan süresini hakaret etmeden tamamlayacağını, böyle bir dil kullanmayacağı doğrultusunda söz aldıklarını söyleyip, ‘Genel Kurul görüşmelerine devam edelim’ dediler. Burada CHP’li grup başkanvekili ve DEM Partili grup başkanvekillerine ilgili milletvekili, ‘Çirkin, kaba, yaralayıcı, hakaret içeren sözler söylemeyeceğim’ diye söz verdi. Peki, ne yaşadık? Genel Kurula gittik, aynı milletvekili maalesef yine edepsizce, hadsizce, saygısızca, hakaret eden sözlerine devam etti. Tabii o arada hiç istemediğimiz diğer görüntüler de ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu.
‘ÇOK KOMİK BİR TALEP OLACAK’
Güler, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın, AK Parti’lilere saldırırken dirseğinin DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yüzüne geldiğini ve kaşının açılmasına neden olduğunu belirterek, muhalefetin yaşanan kavga ile ilgili gerçekleri topluma açıklamadığını ifade etti. Genel Kuruldaki görüntülerin Meclis’e yakışmadığını vurgulayan Güler, şöyle devam etti:
“CHP ve diğer milletvekilleri Meclis’i aynı konuda olağanüstü toplantıya tekrar davet edeceklerini ifade ediyorlar. Tabii içeriğini ben görmedim, bilmiyorum. Yani hangi çerçevede nasıl bir olağanüstü davet yapacaklar bilmiyorum. İçtüzük 7’nci madde kapsamı içerisinde siyasi partiler 120 milletvekili sayısına ulaştıkları takdirde beyanda bulunabilirler. Tabii Meclis Başkanlığımız bu talebi değerlendireceklerdir. Ancak şunu söyleyeyim; TBMM Genel Kurulu gündemine hakimdir. Bir husus görüşülmüş, müzakere edilmiş, karara bağlandıktan sonra, ‘Yeniden görüşelim, tekrar karara bağlayalım’ diye bir husus olmaz. TBMM gündemine hakim olduğu için ve daha önce de karar verdiği için ikinci bir olağanüstü toplantı talebini normal görmez, normal karşılamaz. Tabii dilekçeyi görmek lazım, arkadaşlarımızın beyanını görmek lazım. Yalnız şöyle bir ifade duydum, tabii çok yakışıksızdı, çok doğru bulmadığımı da öncelikle söylemek isterim. CHP Genel Başkanının, ‘Artık görüşmeye gerek yok, müzakereye gerek yok’. Meclis Başkanına adeta görev verir gibi, talimat verir gibi; AYM’nin boş olan, hukuk zemininde hiçbir geçerliliği olmayan, ‘Kararı oku. İlgili milletvekilinin tahliye edilmesi hususunda milletvekili olduğunu kabul et. Tutanaklara böyle geçir’ gibi çok nezaketsiz, üslup açısından da doğru bulmadığım bir açıklamasını gördüm. Yani böyle bir talepleri olacaksa, çok komik bir talep olacağını şimdiden söylemek isterim.”
‘ANAYASANIN GÜNCELLİĞİ KALMADI’
Yasama döneminde yeni anayasa çalışmalarının gündemde olması gerektiğini vurgulayan Güler, Türkiye’nin sivil, çoğulcu bir anayasaya ihtiyacı olduğunu kaydetti. Güler, “Anayasa o günün iktisadi koşulları, ekonomi koşulları, toplum yapısı açısından yapılmış ve kabul edilmiş. Ancak üzerinden 40 yıl geçmiş anayasanın şu anda güncelliği kalmamış. Bakın çok daha yeni kavramlarımız var değil mi? Nedir mesela? Daha yakın zamanda kripto varlıklarla ilgili, ‘gayri maddi varlık’ tanımlaması, böyle bir kanun düzenlemesi yaptık. Önümüzdeki günlerde yine siber uzay güvenliği, dijital sistemler, dijital yazılım, yapay zeka uygulamaları gibi birçok konu gelecek önümüze. Peki, anayasamızın hangi maddesinde bunlar var ki? Günümüzün hangi güncel konusunu bünyesinde taşıyabiliyor? Maalesef taşıyamıyor” dedi.
‘İLK 4 MADDE İLE İLGİLİ TARTIŞMA YOK’
Güler, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin toplum tarafından kabul edilen bir sistem olduğunu belirterek, “Tabi sistemin aksayan yönleri olabilir. Değişecek yönleri olabilir. Günümüzün koşullarına uygun hale gelip daha işlevsel, daha verimli çalışacak ortamlar her zaman mümkündür. Sistemsel manada sizin aksayan yönleri her zaman yeni bir değişim ve dönüşümle beraber farklı uygulamalarla her zaman hayata geçirebiliriz. Bu ayrı bir konu ama anayasamız içerisinde bizim elbette ortak noktada buluştuğumuz ilk 4 maddemizle ilgili bir tartışma yok. Yani bu konularda biz farklı bir bakış açısına sahip değiliz. Ama diğer maddelerimizin mutlaka güncel hale getirilmesi, toplumun ihtiyaçlarını karşılaması ve günümüzün koşullarına cevap verilmesi gerekiyor. Toplumumuzun her kesiminin anayasa ile ilgili katkı vermesi gerekiyor. İnşallah biz bunda başarılı olabiliriz” ifadelerini kullandı.
Güler, 2025 yılının başında AK Parti Olağan Kongresi’nin tamamlanacağını ve her kongre döneminde partide yüzde 50-60 aralığında bir değişim yaşandığını belirterek, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle değişimlerin yaşanabileceğini vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saha ziyaretleri çerçevesinde, Fidyekızık Mahallesi’ni ziyaret eden Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, mahallede yapılacak projeler üzerine Muhtar Mithat Demir ve bölge halkı ile istişare etti ve yapılması planlanan çalışmaları yerinde inceledi. Bölgede geçmişten günümüze gelen kestane üretimi ve ipek dokumanın kadınlar eliyle tekrardan hayat bulduğu Fidyekızık Kadın Kooperatifi üyeleri ile bir araya gelen Başkan Yılmaz, üretip aile ekonomisine katkı sunan kadınların her zaman yanlarında olduklarını ifade etti. Esnafa ‘hayırlı işler’ dileyip mahallenin ihtiyaçlarına yönelik vatandaşların taleplerini dinleyip notlarını alan Başkan Yılmaz, “Mahalle ziyaretleriyle, belediye makamını hemşehrilerimizin ayağına götürüyoruz. Mahallelerimizin hangi hizmete ihtiyacı olduğunu, o mahallenin sakinlerinden daha iyi kimse bilemez. Bu nedenle biz de hizmet ve projelerimizi sahada, vatandaşlarımızı dinleyerek şekillendiriyoruz” dedi.
Sorunlara yerinde çözüm
Vatandaşlarla buluşmadan, esnafı dinlemeden, mahalleleri sokak sokak gezmeden üretilen hizmetin yeteri kadar faydalı olmayacağını belirten Başkan Oktay Yılmaz, “Göreve geldiğimiz günden bu yana hep ortak akıl vurgusu yaptık. ‘Yıldırım’ı, Yıldırımlılarla birlikte yöneteceğiz’ demiştik. Bu sözümüzün gereği olarak Yıldırım’ı mahalle mahalle gezip, vatandaşlarımızla buluşuyoruz. Onların taleplerini, önerilerini ve şikayetlerini doğrudan ilk ağızdan dinliyoruz. Mevcut sorunları yerinde görüp, çözümü de yerinde üretiyoruz. Mahallelerimizi ziyaret etmeye, vatandaşlarımızla buluşmaya ve Yıldırım’ı sahadan yönetmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aliyev, seçimin ilk saatlerinde eşi Mihriban Aliyeva ve kızı Leyla Aliyeva ile Bakü merkezindeki 6 numaralı okula geldi.
Cumhurbaşkanı Aliyev ve aile bireyleri burada kurulan sandıkta oylarını kullandı.
Azerbaycanlılar, Milli Meclis üyelerini belirlemek için 7. kez sandık başına gidiyor.
6 milyon 421 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, 125 sandalyelik meclis için 990 aday yarışıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın İl Jandarma Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Şube Müdürlüğü ve Çine İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince koordineli olarak düzensiz göç ile mücadeleye yönelik Çine ilçesinde Şok Yol Kontrol faaliyeti gerçekleştirildi. Faaliyette 230 şahıs ve 102 araç kontrol edildi. Vatandaşların huzur ve güveni için Şok Yol Kontrol faaliyetlerinin devam edeceği öğrenildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AHLAT’TAKİ KABİNE TOPLANTISININ ARDINDAN AÇIKLAMA YAPTI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi’nin 953’üncü yılı kutlamaları için geldiği Ahlat ilçesinde ilk kez Kabine toplantısı düzenledi. Kabine toplantısı sonrası Erdoğan, “Bugünkü tarihi Kabine toplantımızda Ahlat’a ve Malazgirt’e verdiğimiz ehemmiyeti göstermiş olduk. 2024 yılı ikinci toplantısında ülkemizin savunma kapasitesini güçlendirecek kritik kararlar aldık. Yerli ve milli imkanlarla geliştirmekte olduğumuz Çelik Kubbe projemizin detaylarını görüştük. ‘Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye’ hedefimize ulaşmak için durmadan, dinlenmeden ve engellere takılmadan koşturuyoruz. Dün Aksaz Tersane Komutanlığında hizmete aldığımız projelerimiz bizi hedefimize bir adım daha yaklaştırmıştır. Donanmamızın caydırıcılığı daha da artmıştır. Yeni tip denizaltı projemizdeki diğer denizaltılarımız da tamamlandıktan sonra Türkiye çok önemli bir güç çarpanına sahip olacak. Denizaltımızın tersanemizin ve diğer deniz platformlarımızın tekrar hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Cumhurbaşkanlığı makamındaki onuncu hizmet yılını muhteşem bir eserin açılışıyla idrak ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adana ve Mersin’in yanı sıra tüm bölgeye hizmet edecek Çukurova Uluslararası Havalimanımız yıllık 9 milyon yolcu kapasitesi ile gerçekten gurur verici bir eser oldu. Kamu özel ortaklığıyla hayata geçirdiğimiz bu önemli yatırımın, turizmden ticarete olumlu etkilerini zamanla çok daha net göreceğiz. Yapılan her işe mutlaka bir kulp takan her işe takoz koyan ülke ve millet menfaatine atılan her adımı engellemeyi maharet zanneden muhalefetin tezviratları bugüne kadar olduğu gibi yine fos çıkacaktır. Çukurova Uluslararası havalimanımızın da hayırlı olmasını diliyor emeği geçenleri canı gönülden tebrik ediyoruz.” diye konuştu
‘ZAFER ER YA DA GEÇ FİLİSTİN’İN OLACAK’
Erdoğan, Filistin davasına olan sarsılmaz desteklerini bir kez daha gösterdiklerini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ülkemizi ziyaret eden Katar Emiri Şeyh Temim ile ikili ilişkilerimiz yanında özelikle Gazze’deki katliamları ve ateşkes çabalarını konuştuk. BaşakşehirFutbol Akademisi ve kupa meydanının açılışında geleceğin yıldız futbolcularıyla bir araya geldik. AK partimizin 23. kuruluş yıl dönümünde bu senede yine büyük bir coşku ile kutladık. Filistin devlet başkanı Sayın Mahmut Abbas’ı ülkemizde ağırlayarak, Filistin davasına olan sarsılmaz desteğimizi bir kez daha gösterdik. Sayın Abbas’ın Gazi Meclisimizde verdiği mesajlar tüm dünya tarafından dikkatle takip edilmiştir. İsrail tüm vahşetine, tüm barbarlığına Gazze’de 10 aydır estirdiği teröre rağmen Filistin halkının direniş azmini kıramamıştır. Topraklarını kahramanca savunan Filistin halkını bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Zaferin er veya geç ama mutlaka Filistinli kardeşlerimizin olacağına yürekten inanıyoruz. Rabbim Filistinli kardeşlerimizin yardımcısı olsun diyorum. Mezuniyet sevinçlerini paylaştığımız Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisindeki subay ve astsubaylarımıza tekrar başarılar diliyorum. 15 Temmuz ihaneti sonrasında attığımız adımlarla güvenlik birimlerimizi eskisinden çok daha güçlü hale getirdik. Bir devletin tarihinde karılaşabileceği en büyük badireyi olabilecek en az kayıpla atlatmayı başardık. Bunu sahadaki sonuçlarına başta terörle mücadele olmak üzere birçok alanda yakinen şahitlik ediyoruz. güvenlik kuvvetlerimizi personel, teçhizat, araç gereç ve imkanlar bakımından güçlendirmeye devam edeceğiz.”
‘ORMAN YANGINLARI İLE MÜCADELEDE İHA KULLANAN İKİ ÜLKEDEN BİRİYİZ’
Küresel ısınma ve iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri olduklarına dikkat çeken Erdoğan, “Bunun en yakıcı etkilerini maalesef ormanlarımız da görüyoruz. Küçük bir kıvılcımla başlayan yangınlar, zümrüt yeşili ormanlarımızın alev kırmızısına bürünmesine neden oluyor. Rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehdidin vehametini ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yılla kıyaslandığında orman ve orman dışı yangın sayısı yüzde 53 artarak 5 bin 540’a çıktı. Artan orman yangınlarıyla mücadele etmek için gereken her türlü adımı attık. Hali hazırda filomuzda bulunan 27 uçak, 105 helikopter, 5 binden fazla kara aracıyla tarihimizin en güçlü yeşil vatan ordusuna sahibiz. Hava araçlarımızın suya kolay ulaşması için havuz ve gölet sayımızı 4 bin 744’e yükselttik. Vatan savunmasında destanlar yazan İHA’larımızı orman yangınlarının tespitinde de kullanmaya başladık. 14 İHA’mız, 184’ü akıllı 776 kulemizle ormanlarımızı yedi gün 24 saat an be an gözetiyoruz. Sadece geçen yıl 2 bin 76 orman yangınını İHA’larımız aracılığıyla tespit ettik. Dünyada orman yangınları ile mücadelede İHA kullanan iki ülkeden biriyiz. Bu kapasitemiz de yangına ilk müdahale süresini 40 dakikalardan 11 dakikaya indirdik. Ayrıca 25 bin orman görevlimiz ve 130 bine yaklaşan gönüllümüzle yeşil vatan ordumuzu güçlendirdik. 2002’de hava araçlarımızın su atma kapasitesi 73 ton iken, dört kattan fazla artışla bugün 426 tona ulaştı. Orman yangınlarıyla etkin mücadele noktasında yapılması gereken ne varsa hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Ancak bu konuda özellikle muhalefetin çarpıtmalarına, yalanlarına kendi ihmallerini kapatmak için yürüttüğü iftira kampanyalarına maruz kalıyoruz.” dedi.
15-19 AĞUSTOS ARASINDA 306 ORMAN YANGINI
Erdoğan, ülke genelinde çıkan orman yangınlarıyla mücadele ettiklerini belirterek, “Düşük nem ve yüksek seyreden sıcaklık, aşırı rüzgar hızı sebebiyle 15-19 Ağustos tarihleri arasında tam 306 orman yangını çıktı. Bu yangınlara hem havadan hem karadan etkin bir şekilde müdahale edildi. Tarım ve Orman Bakanım başta olmak üzere ilgili bakanlarımız sürekli sahadalar. Ben de kendilerinden gidişatla ilgili düzenli olarak bilgi aldım. Yürütülen çalışmalarla ilgili fikir vermesi için burada bazı rakamları kısaca paylaşmak arzusundayım. Sadece 15-19 Ağustos arasında hava araçlarımız bin 640 saat mesai yaptı. Kara araçlarımızın toplam kat ettiği mesafe 3 milyon kilometreye yaklaştı. Yangınlara sadece havadan 25 bin 472 ton su atıldı. Tüm birimlerimizle tüm ekiplerimizle tam bir seferberlik ruhuyla yangınları söndürmek için çalıştık ter döktük. Bilhassa orman personelimiz canlarını tehlikeye atma pahasına büyük bir özveriyle günlerce mücadele ettiler. Mevla’m hepsinden razı olsun diyoruz. “
‘FİTNE ATEŞİ İLE DE MÜCADELE EDİYORUZ’
Muhalefeti de eleştiren Erdoğan, “Tabii burada bir üzüntümüzü de ifade etmek istiyorum. Devletimiz her yangın çıktığında sadece alevlerle değil, aynı zamanda muhalefetin körüklediği fitne ateşi ile de mücadele etmekteyiz. Bunu daha önce Marmaris yangınında yaşadık. Geçen sene Mardin ve Diyarbakır anız yangınında aynısını yaşadık Aynı iftira yalan ve çarpıtma furyasına geçen hafta da şahit olduk. Gözlerinin önünde uçan uçak ve helikoptere rağmen uçak yok dediler. Yangın başladıktan yalnızca 5 dakika sonra ilk müdahale yapıldığı halde yangına müdahale edilmiyor dediler. Yeşil vatanın korunmasında kritik rol üstlenen insansız hava araçlarıyla ilgili ahlaka sığmayan bir sürü iftira attılar. Daha bunun gibi pek çok dezenformasyonu ekranlardan sosyal medya mecralarından ve gazete köşelerinden ortalığa boca ettiler. Aslında biz bunları konuşmak bunları gündeme taşımak istemiyoruz, ancak muhalefetin giderek artan pervasızlıkları karşısında insanlarımızı doğru bilgilendirmeyi de bir görev biliyoruz. Şunun altını çizerek tekrar belirtmek isterim. 81 vilayetimizin neresinde yangın çıkarsa çıksın devletimiz süratle organize olmakta ve çok etkin biçimde yangına müdahale etmektedir. Geçen hafta farklı illerimizde çıkan yangınlarda da aynısını yaptık nasıl bir mücadele yürüttüğümüzü az önce rakamlarıyla ortaya koyduk. Burada asıl sorgulanması eleştirilmesi millete hesap vermesi gerekenler yerel yönetimlerdir. Kendi sorumluluk alanlarındaki orman yangınlarına bile müdahale etmekte çok geç kaldılar. Muhalefet belediyeleri iş yapmak yerine yangın gibi bir meselede dahi siyaset yapma peşinde koşmaktadır. Bunun kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Bu tablo milletimizin de vicdanını yaralıyor. ” dedi.
Ormanların 85 milyonun ortak değeri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yangının depremin doğal afetin şu partisi veya bu partisi olmaz. Ormanlar hepimizindir. 85 milyonun ortak değeridir. Hayat kaynağıdır. Muhalefetin her konuyu siyasallaştıran bu çarpık bakış açısını bir an önce terk etmesini bekliyoruz. Yangınların kontrol altına alınmasından sonra bölgedeki vatandaşlarımızla telefon görüşmesi yaptım. Orada da yangınzede kardeşlerimize de özellikle ifade ettim. Daha önceki afetlerde olduğu gibi devletimiz vatandaşının yanındadır. Yangından etkilenen İzmir, Bolu, Çanakkale, Manisa, Uşak, Aydın ve Muğla’daki vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tam bir koordinasyon içinde çalışan orman genel müdürlüğümüz başta olmak üzere ilgili bakanlıklara kamu kurumlarımıza ve gönüllülerimize de teşekkür ediyorum.” dedi.
ALİYEV VE PUTİN’E TEŞEKKÜR ETTİ
Aliyev ve Putin’e teşekkür eden Erdoğan, “Tek millet iki devlet şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan’ın cumhurbaşkanı kıymetli kardeşim İlham Aliyev’e buradan en kalbi şükranlarımı sunuyorum. İlham kardeşim sadece aramakta kalmadı aynı zamanda eğer Briev 200 tipi amfibi yangın söndürme uçağını ülkemize göndererek yangınla mücadelemize güçlü destek verdi. Zor günlerimizde her zaman yanımızda bulduğumuz sıkıntılı günlerinde her daim yanlarında olduğumuz Azerbaycanlı kardeşlerimiz de her alanda güç birliği yapmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin’e de yine aynı şekilde bir amfibi uçağı bize o dönemde göndermek suretiyle bu iki uçakla biz yangın söndürme işlemini çok daha rahat bir şekilde yapmamızı hamdolsun bitirdik” diye konuştu.
’15 EYLÜL’E KADAR ÇOK DİKKATLİ OLMAYA DEVAM EDİN’
Vatandaşlara çağrıda bulunan Erdoğan, “Bu vesileyle vatandaşlarımıza bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum. Sıcak havanın etkisini sürdüreceği 15 Eylül’e kadar çok dikkatli olmaya devam edelim. Yüzde 90’ı insan kaynaklı olan orman yangınları konusunda azami hassasiyet gösterelim. Yangına yol açacak anız yakma, piknik ateşi, sigara izmariti atma gibi hususlardan lütfen kaçınalım” dedi.
Bugünkü tarihi kabine toplantısının en önemli gündemlerinin Bitlis başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ki projeler olduğunu anlatan Erdoğan, “Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz hükümetlerimiz döneminde bölgenin kat ettiği ilerlemeyi örnekleri ile detaylıca bizlere anlattı. Son 22 yılda bu topraklara yaptığımız yatırımları bölgedeki kardeşlerimiz zaten çok iyi biliyor, hayatında tecrübe ediyor. Havalimanlarından yollar köprüler ve tünellere sağlık tesislerinden okullar üniversiteler spor ve gençlik merkezlerine barajlardan sulama kanallarını enerji yatırımlarını bölgemizin turizm imkanlarını geliştirmeye yönelik projelere kadar her alanda şehirlerimizin çevresini değiştirdik. Örneğin 548 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğumuz 6 bin 757 kilometreye çıktı. Derslik sayımızı 96 binin üzerine taşıdık. Üniversite sayımızı dokuzdan alıp 28’e ulaştırdık. Organize sanayi bölge sayımız 26’dan 49’a yükseldi. İstihdamı artıracak işsizlik sorununa çözüm olacak 40 yeni organize sanayi bölgemizin yapımı sürüyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine, sabit fiyatlarla toplam 2 trilyon TL’ye yakın kamu yatırımı yaptık. Şimdi bu tesislerimizi şu anda çatısı altında bulunduğumuz gerek üst bölgede olan tesislerimizde durmadan usanmadan üniversite gençliğimizi orta öğretim gençliğimizi buralarda başarılı öğrencileri eğitime alacağız. Buralarda kendilerini eğitime almak suretiyle inşallah yaz kış onlara en güzel şekilde bu eğitimi vereceğiz” dedi.
Gülay KUYUCU/ BİTLİS,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Büyük Zafer’in 102. yıl dönümü kapsamında gerçekleştirilen Zafer Haftası kutlamaları dolayısıyla Afyonkarahisar’ı ziyaret eden TBMM Başkanı Kurtulmuş, Şuhut’taki Atatürk Evi’nde düzenlenen programa katıldı.
Kurtulmuş, buradaki konuşmasında, 25-26 Ağustos’un 30 Ağustos Zafer Bayramı’na giden yolun başlangıcı olduğunu söyledi.
Büyük Taarruz’un, Türk tarihinin yakın zamandaki en önemli dönüm noktalarından birisi olduğunu belirten Kurtulmuş, “O zor günlerde, o yokluk içinde, atacak kurşunu olmayan aziz milletimiz, ‘Ya Allah’ diyerek Anadolu topraklarının her yerinden ayağa kalkıp yedi düvele karşı bağımsızlık mücadelesini başlattı. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlık mücadelesinin öncüsü büyüklerimizi hürmetle, saygıyla yad ediyoruz, ruhları şad olsun.” dedi.
Kurtulmuş, büyük mücadelenin, yeniden kurtuluş ve kuruluş mücadelesinin esasında çok dersler barındırdığını dile getirerek şöyle devam etti:
“Milletimizin milli seciyesinin en yüksek noktalarda tezahür ettiği büyük bir mücadeleye bu topraklar tanıklık etti. Büyük mücadelenin ve bu büyük taarruzun gerçekleştirildiği, Yunan’ın denize döküldüğü 9 Eylül 1922’yi başlatan süreç, burada ortaya çıktı. Milletimizin büyük hasletinden dolayı bu mücadeleyi verebildik. İmkanımız, gücümüz olduğu için değil, karşımızdakiler güçsüz ve dağınık oldukları için değil, biz fevkalade büyük milli hassasiyetlere ve milli ruha sahip olduğumuz için kazandık.”
“Bu millete asla boyunduruk vurulamamıştır ve vurulamayacaktır”
Milletin, hürriyet ve haysiyetine düşkün bir millet olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bu millete asla boyunduruk vurulamamıştır ve vurulamayacaktır. Bu millet, hürriyetini her şeyden üstte tutan bir millettir. Bu millet için bağımsızlık, hürriyet, varoluşun en temel ögelerinden birisidir. Eğer hür değilseniz, eğer başkalarının tahakkümü altında yaşıyorsanız aslında millet olarak varlığınız yok demektir. Bunu bilen atalarımız o yokluk içinde ortaya çıktılar ve bu büyük mücadeleyi gerçekleştirdiler.” ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Hiçbir şekilde kendisinden başka, kendisinden daha büyük herhangi bir kimseyi tanımaz ve ona itaat etmez. Onun için bu milletin hürriyet ve haysiyet aşkı, kuruluş mücadelemizin en temel unsurlarından birisidir. Burada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının kurtuluş mücadelesinin önemli dönüm noktalarının karargahı olarak kullandıkları bu mekanda, aslında sadece nasıl kurtulacağız değil, bundan sonra yeni ve taze bir Cumhuriyet olarak nasıl kurulacağız onun da planları yapılmıştır. Biz bir yerde varoluş mücadelesi verirken, diğer tarafta yeniden oluş mücadelesini vermeyi de başarabilmiş bir milletiz. Onun için tarihimizin bu iftihar sayfasını burada, bu kutsal topraklarda sizlerle birlikte kutlamaktan, anmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade ediyorum. Bu aziz millet, bu özelliklerine sahip olarak asla ve asla yıkılmadan, başkalarının önünde eğilmeden kıyamete kadar dünyanın en şerefli milleti olarak yaşayacaktır.”
Kurtuluş mücadelesinden bugüne Türkiye’nin geldiği noktaya işaret eden Kurtulmuş, şöyle dedi:
“Bundan birkaç 10 sene evvel neredeyse tabancasının kurşununu dahi dışarıdan almak durumunda kalan Türkiye, bugün dünyanın savunma sanayinde en önemli ülkelerinden birisi haline gelmiştir. Şunu çok rahat söyleyebiliriz ki birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi, milli dayanışmamızı ve milli kimliğimizi unutmadığımız sürece bu millete ‘dur’ diyecek ve bu milletin önünü kesecek hiçbir güç Allah’ın izniyle yoktur.”
Konuşmasının ardından Atatürk Evi’ni gezen, anı defterini imzalayan Kurtulmuş, yetkililerden binaya ilişkin bilgi aldı.
Kurtulmuş, daha sonra Zafer Haftası kutlamaları kapsamında temsili atlı birlikleri Büyük Taarruz Karargahı’ndan İzmir’e uğurladı ve kortej yürüyüşüne katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Selendi ilçesinde çeşitli ziyaretlerde bulunan Erbakan, ilçe girişinde atlı cirit ekiplerince karşılandı, ilçe belediyesine kadar yürüdü, Demokrasi Meydanı’nda vatandaşlara seslendi.
Erbakan, üretim ve istihdama yatırım yapacaklarını, israfı önleyeceklerini belirterek, Yeniden Refahla yeniden bolluk ve bereket dönemini başlatacaklarını dile getirdi.
Ahlaklı belediyecilik yapmak istediklerini söyleyen Erbakan, hizmet belediyeciliği ile tanışan belediyelerin derdini dert edineceklerini belirtti.
Erbakan, şunları kaydetti:
“Milli görüş belediyeciliğinin bereketiyle, aziz milletimizin feraseti ve desteğiyle, teşkilatımızın gayreti ve terlemesiyle yapılacak olan ilk seçimde iş başına geleceğiz, besmeleyi çekeceğiz, hizmetleri gerçekleştireceğiz. Belediye başkanlarımız, rahmetli hocamızın dediği gibi gerekirse Milli Görüşçü belediye başkanımız, bir fakirin çuvalını sırtında taşımaktan şeref duyar, işte bizim anlayışımız bu. Önce ahlak ve maneviyat, belediye başkanlığını bizler ibadet boyutunda yaparız. Belediyelerimizin sorunlarını çözerek ilçemizin refahını yükselteceğiz. Selendi’mize Milli Görüş belediyeciliğinin hayırlı olmasını diliyorum.”
Erbakan, belediye başkanlığı makam odasında ilçe belediyesi ve ilçe hakkında Belediye Başkanı Murat Daban’dan bilgi aldı. Makam odasında Erbakan’a Osmanlı tuğrası ile yöresel ilçe kilimi takdim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, 2 gün sürecek Manisa programına partisinin Manisa’daki tek ilçe belediyesi olan Selendi ilçesinden başladı. İlçe girişinde partisinin İl Başkanı Serhat Orhan, Selendi Belediye Başkanı Murat Daban, partililer ve çok sayıda vatandaş tarafından davul zurna ve cirit atları eşliğinde karşılanan ve halkı selamlayan Fatih Erbakan, belediye önünde halka hitap etti. Erbakan, “31 Mart seçimlerinde halkımız Selendili hemşehrilerimiz Milli Görüş’ün adresi Yeniden Refah’tır dedi. Belediyecilik Yeniden Refah’ın işidir diyerek partimizin adayı Murat Daban’ı sizlerin takdiriyle başkan seçti. Selendi halkına teşekkür ediyorum, belediye Milli Görüş işi, bizde samimiyet var, Milli Görüşçü belediye başkanımız bir fakirin çuvalını sırtında taşımaktan şeref duyar, işte bizim anlayışımız bu. Önce ahlak ve maneviyat ve ahlaklı belediyecilik. Belediye başkanlığını bizler ibadet boyutunda yaparız. Hizmet belediyeciliği ile tanışan belediyelerimizin de derdi bizlerin derdidir. Belediyelerimizin sorunlarını çözerek ilçemizin refahını yükselteceğiz. Selendi’mize Milli görüş belediyeciliği hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Selendi Belediye Başkanı Murat Daban ise, Fatih Erbakan’a ziyaretleri için teşekkür etti. Erbakan, konuşmasının ardından Belediye başkanlığı makam odasında ilçe belediyesi ve ilçe hakkında Belediye Başkanı Murat Daban’dan bilgi aldı. Başkan Daban ziyaretin anısına Fatih Erbakan’a Osmanlı tuğrası ile yöresel ilçe dokuma kilimi hediye etti.
Selendi ziyaretinin ardından Demirci ilçesine geçen Erbakan, yol üzerinde çevirip düğünlerine davet eden çiftleri kırmayıp gençlerin nikah şahidi olarak genç çifte mutluluklar diledi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, saat 20.00 sıralarında Gönen ilçesi Karşıyaka Mahallesi, 40016 Sokak’ta meydana geldi. Psikolojik sorunları olduğu öne sürülen Murat Sevilen, kızı Eylem Sevilen ile tartışmaya başladı. Murat Sevilen, tartışmanın büyümesi üzerine kızını boğarak öldürüp evden kaçtı. Bir süre sonra işten eve gelen anne, kızının cansız bedeniyle karşılaştı.

KATİL ZANLISI BABA TESLİM OLDU
İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Eylem Sevilen’in cansız bedeni, olay yerinde yapılan incelemenin ardından Gönen Devlet Hastanesi’ne, buradan da otopsisi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu’nun morguna gönderildi. Öte yandan baba Murat Sevilen bir süre sonra polise teslim olurken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürdürülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli’de 12 Eylül 1980 darbesi döneminde Acıpayam’ın Alaattin Mahallesi’nde Belde Belediye Başkanı olarak görev yapan emekli astsubay İbrahim Merih, hayatını kaybetti. Merih’in geçirdiği rahatsızlık nedeniyle bir süredir evinde tedavi gördüğü öğrenildi. Merih’in ölümü ailesini ve yakınlarını yasa boğdu. Merih, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Acıpayam Çamlık Mezarlığında toprağa verildi. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BÜYÜK TAARRUZ’UN 102’NCİ YILDÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİNE KATILDI
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Kütahya programının ardından Afyonkarahisar’da Büyük Taarruz’un 102’nci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliklere katıldı, Zafer Bayramını kutladı. Kurtulmuş, Şuhut’ta Atatürk Evi önünde yapılan törene katıldı. Burada yaptığı konuşmada ilk olarak Zafer Bayramını kutlayan Kurtulmuş, “Büyük Taarruz’a giden yolda 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlayacağımız bu haftada Afyon ilimizde de fevkalade değerli kutlama etkinlikleri yapılacak, sabah saatlerinde Kütahya’da başladığımız programları bugün burada sizlerle Şuhut’ta birlikte olarak Atatürk Evini ziyaretle ve biraz sonra da stadyumdaki programlarla birlikte bu geceyi tamamlamış olacağız. Değerli kardeşlerim, 25- 26 Ağustos aslında 30 Ağustos Zafer Bayramı’na giden yolun başlangıcıdır. Türk tarihinin yakın dönemlerinin en önemli dönem noktalarından birisidir. Aynı zamanda bildiğiniz gibi 25- 26 Ağustos bu toprakların aziz milletimize açıldığı, Sultan Alparslan Han’ın Anadolu topraklarını Müslüman Türk milletine açmış olduğu fevkalade önemli bir tarihtir. Nasıl o kuruluşun tarihi ise 26- 30 Ağustos 1922’ye uzanan süreç ise milletimiz için kurtuluşun dönüm noktasıdır. Bu vesileyle o zor günlerde şimdi 102 yıl sonra geçmişi konuşmak kolay” dedi.
‘ATATÜRK’Ü HÜRMETLE YAD EDİYORUM’
Kurtulmuş, “O gün, o yokluk içerisinde, dağılmış bir ordunun olduğu ortamda bu aziz millet ya Allah diyerek Anadolu’nun her yerinden, Osmanlı coğrafyasının her yerinden gelerek bağımsızlık mücadelesini başlattılar. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlık mücadelesinin öncüsü büyüklerimizi hürmetle, saygıyla yad ediyorum. Ruhları şad olsun. Bu büyük mücadele esasında çok dersler barındırmaktadır. Destansı bir kurtuluş mücadelesidir. Afyonkarahisar ve Kütahya bu büyük mücadelenin gerçekleştirildiği, Yunan’ın denize döküldüğü 9 Eylül 1922’yi başlatan süreç buradan başladı. Biz milli ruha sahip olduğumuz için kazandık. Bu millet hürriyet ve haysiyetine düşkün bir millettir. Bu millete asla boyunduruk vurulamamıştır ve vurulamayacaktır” ifadelerine yer verdi.
Konuşmanın ardından Afyonkarahisar Belediyesi Mehter Takımıyla birlikte kortej yürüyüşü başlarken Kurtulmuş ve protokol üyeleri Şuhut Belediye binasına geldi. Belediyeyi ziyaret eden Kurtulmuş, daha sonra Şuhut Belediye Stadyumu’na geçti.
Ali Fuat GÜÇLÜER/ AFYONKARAHİSAR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Bakan Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
“Bir milletvekilinin ömrünü ülkesine ve milletine adayan Sayın Cumhurbaşkanımız hakkında terbiye sınırlarını aşan ifadeler kullanması, o zatın içindeki çirkinlikleri gün yüzüne çıkarmaktadır. Cumhurbaşkanımıza hakaret edenlerin ortak yönlerini Aziz Milletimiz çok iyi bilmektedir. Birileri iftira peşinde koşadursun. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Ahlak dışı ve haddini aşan sözlerin sahibi milletvekilini şiddetle kınıyorum.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Uraloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, ” Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanımıza, milletimizin hiçbir ferdi tarafından kabul edilemeyecek ifadelerle hakaret eden CHP’li milletvekili müptezeli en güçlü şekilde kınıyorum. Bulunduğun pislik çukurunda haddini de hududunu da aştın. Senin ağababaların liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın kılına zarar veremedi. Sen mi zarar vereceksin? Yanına kar kalmayacak alçak. Sokakları doldurduğunuz çöp, çamur ve çukur ne yazık ki dillerinize de bulaştı. Ömrünü ülkesine ve milletine vakfetmiş Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret etmeyi siyaset sanan bu zihniyet milletimizin vicdanında dün olduğu gibi bugün de lanetlenmeye mahkumdur. Siyasetin dilini kirleten bu edepsiz alçaklara inat Sn. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimiz için eserler üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Bakan Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“CHP’li bir vekilin, sosyal mecralarda Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına hakaret dolu ifadeler kullanmasını kınıyorum. Siyaset salt kurum olarak değil, aynı zamanda siyasetçilerin davranış ve sözleriyle demokrasi ve hukuk devletinin de kurumsallaşmasına hizmet etmelidir. Sanırım CHP’nin normalleşmeden kastettiği şey, tek parti dönemindeki gibi antidemokratik tavırların ve ötekileştiren hakaret dilinin yeniden inşası. Bu dili kullananların Türkiye’ye, demokrasiye ve hukuk devletine vereceği zararları iyi hesap etmeleri gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki Sayın Cumhurbaşkanımız, aziz milletimizin teveccühü ile seçilerek milletten aldığı güçle 85 milyonun Cumhurbaşkanıdır.”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Vedat Işıkhan, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
“Geçmişi karanlık izlerle dolu, katliamcı İsrail’in sözde Bakanı ile aynı çirkin dili paylaşan adını bile anmak istemediğimiz bir CHP milletvekilinin Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik ahlak ve haysiyetten yoksun sözlerini şiddetle kınıyorum. Kimin kiminle aynı safta olduğu gün gibi açık ortada. Bir tarafta ülkesi için durmaksızın mücadele eden milletin adamı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, diğer tarafta Türkiye’nin güçlenmesine ve bu ülkenin faydasına olan her şeye karşı olan zihniyetin kırıntısı.”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
“Milletin vekaletini taşımanın getirmesi gereken seviye, edep ve ahlaktan yoksun bir milletvekili Sayın Cumhurbaşkanımıza hakaret etmiş. Bu ahlaksızlık, Cumhurbaşkanımızın, Devletimizin, Milletimizin itibarını elbette zedeleyemez. Ancak bu edepsizliği yapanın seviyesizliğini gösterir. Bu edepsiz ve benzerlerini çıldırtan hakikat şudur: Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin doğrudan halk oyuyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanıdır. ve Milletin Adamı Recep Tayyip Erdoğan, girdiği her seçimi kazanmıştır. 2014’ten bu yana Türkiye Cumhuriyeti Devletinin cumhurbaşkanıdır. Türk Ordusunun Başkomutanıdır. Kurduğu AK Parti 2002’den bu yana 22 yıldır kesintisiz iktidardadır. Bu ülkede söz de, karar da milletindir.”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
“Recep Tayyip Erdoğan gibi milletin oylarıyla seçilmiş ve her seçimde bu teveccühü yinelemiş bir lidere söylenen, siyasi ahlaktan yoksun çirkinlikteki ifadeler, milletin vekili olmakla asla bağdaşmaz. Bu seviyesiz iftiralar, hem hukuk önünde hem de milletimizin nezdinde gereken cevabı mutlaka alacaktır.”
Ticaret BakanıÖmer Bolat, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Bolat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
“Bir CHP milletvekilinin sosyal medya üzerinden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik hakaret ve iftiralar içeren açıklamaları, bu güruhun sadece siyasi nezaketten değil, ahlaki değerlerden de ne denli uzaklaştığının apaçık bir göstergesidir. Bu tür çirkin ve haysiyetsiz saldırılar, sadece Cumhurbaşkanımızı hedef almakla kalmayıp, aynı zamanda milletimizin iradesine ve devletimizin en yüksek makamına karşı duyulan saygısızlığı da gözler önüne sermektedir. Bu ithamların hesabı hukuk önünde mutlaka sorulacaktır.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanımıza, bu ülkenin liderine, liderimize, siyasi ahlaktan ve devlet terbiyesinden yoksun bir şekilde dil uzatan düzeysiz şahısların bu mesnetsiz ifadeleri ayaklarımızın altındadır. Parti içi kısır çekişmelerini siyasi alana tahvil edip güya Cumhurbaşkanımızı hedef almaya çalışan bu kirli siyaset anlayışını telin ediyorum.”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:
“Zihin kirliliği diline sirayet etmiş bir siyasetçi “bozuntusu”nun seviyesiz ve terbiyesiz söylemini aynen iade ediyorum. Ülkemizin seçilmiş Cumhurbaşkanına, davamızın lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a dil uzatmak kimsenin haddine değildir.”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın, Cumhurbaşkanın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadelerine tepki gösterdi.
Altun, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, şunları kaydetti:
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik çirkin ifadeler kullanan, cunta zihniyetli, vesayet kırıntısı Tuncay Özkan adlı şahıs ve onun gibiler şunu çok iyi bilsin! Recep Tayyip Erdoğan asla yalnız değildir. Sayın Cumhurbaşkanımıza hem devletimizin başı hem davamızın lideri olarak her daim sahip çıkmak, onun hukukunu gözetmek boynumuzun borcudur! Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik her türden hakaretin ve kötülüğün bedeli gerek hukuk önünde gerekse de siyaseten elbette ödetilir. Bu ahlaksızca yaklaşımı kınıyor, söz konusu vesayet artığı şahsın çirkin ifadelerini kendisine aynen iade ediyoruz.” – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Gönen’e bağlı Karşıyaka Mahallesi, 40016 Sokak’taki Sevilen ailesinin ikametinde gerçekleşti. Psikolojik sorunları olan Murat Sevilen, kızı Eylem Sevilen (18) ile tartıştıktan sonra boğarak öldürdü. Murat Sevilen cinayeti işledikten sonra evi terk etti. Daha sonra eve gelen anne, açık bırakılan çekyatın içinde kızının cansız bedeniyle karşılaştı ve polis ekiplerine haber verdi. Olaydan saatler sonra ise Murat Sevilen polis ekiplerine teslim oldu.
Eylem Sevilen’in cansız bedeni Gönen Devlet Hastanesi’ne kaldırıldıktan sonra otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Savcılığın olayla ilgili inceleme başlattığı bildirildi. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hizbullah, Hizbullah’ın kurucu üyelerinden Fuad Şükür’ün öldürülmesine yanıt olarak gece saatlerinde İsrail’e saldırı başlattığını duyurdu. İsrail ise buna karşılık olarak Lübnan’ın güneyini vuruyor. İsrail, Lübnan’ın güneyine yeni saldırılar düzenledi. İsrail Savunma Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, “Gerçek zamanlı tehditleri engellemek için operasyonlarımız devam ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri savaş uçakları Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelerde Hizbullah’a ait yeni rampaları ve Lübnan’ın güneyindeki Hiyam bölgesinde bir terör hücresini vurdu” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Lübnan’da düzenlediği saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, “Kim bize zarar verirse, biz de onlara zarar veririz” dedi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Lübnan’a yaklaşık 100 savaş uçağıyla düzenlenen hava saldırılarına yönelik açıklamasında, “Bu sabah Hizbullah’ın İsrail’e saldırmak üzere hazırlık yaptığını tespit ettik. Savunma Bakanı ve IDF Genelkurmay Başkanı ile mutabık kalarak IDF’nin tehdidi bertaraf etmek üzere harekete geçmesi talimatını verdik. O günden bu yana IDF tehditleri bertaraf etmek için güçlü adımlar atmaktadır. Kuzey İsrail’i hedef alan binlerce roketi imha etti. Diğer pek çok tehdidi de bertaraf ediyor ve hem savunma hem de saldırı anlamında çok güçlü adımlar atıyor. Ülkemizi savunmak, kuzeyde yaşayanları güvenli bir şekilde evlerine döndürmek ve basit bir kuralı uygulamaya devam etmek için her şeyi yapmaya kararlıyız. Kim bize zarar verirse biz de onlara zarar veririz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Milli Savunma BakanıYaşar Güler, Malezya Savunma Bakanı Dato Seri Mohamed Khaled Nordin ile bir araya geldi.
Milli Savunma Bakanı Güler resmi ziyaret kapsamında gittiği Malezya’da temaslarına devam ediyor. 19 Ağustos’ta Malezya Başbakanı Enver İbrahim’i ziyaret eden Bakan Güler, dün mevkidaşı Nordin ile bir araya geldi. Güler, Malezya Savunma Bakanlığı’nda askeri törenle karşılandı. Askeri bando tarafından karşılanan Güler, Şeref Kıtası’nı selamlamasının ardından Şeref Defteri’ni imzaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polis Bahçesi’nde düzenlenen yemekte Sezer, Büber ve Tavlı’ya kente olan hizmetleri dolayısıyla teşekkür etti, başarı belgesi verdi.
Yemeğe Garnizon Komutanı Tuğgeneral Berat Acar, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak, kurum müdürleri ve aileleri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahalle ayrımı gözetmeden saha temaslarını sürdüren ve Elazığ Belediyesinin yatırımlarını inceleyen Başkan Şerifoğulları bu kez, Ulukent Mahallesi’nde tamamlanan ve devam eden çalışmaları yerinde inceledi ve vatandaşlarla da bir araya geldi. Mahalle muhtarı Mustafa Taş’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda Başkan Şerifoğulları, vatandaşların taleplerini dinledi. Vatandaşlar, mahalleye yatırımlarını sürdüren Başkan Şahin Şerifoğulları’na teşekkür etti.
Elazığ’da büyük bir dönüşüme ve gelişime imza atarak şehri gerçek belediyecilikle buluşturmaya devam eden Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, daha sonra 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda temaslarda bulundu. Türk Kızılay Elazığ Şube Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi Rahman Kızılkaya ile birlikte Türk Kızılay Elazığ Şubesinin vatandaşlara sunduğu hizmet ve faaliyetler hakkında bilgiler alan Başkan Şerifoğulları, Türk Kızılay çalışanlarına kolaylıklar diledi ve ardından 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda incelemelerde bulunarak vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Şerifoğulları’nın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını dile getiren vatandaşlar, Elazığ’a kazandırdığı yatırımlar için Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’na teşekkür etti.
“Hemşehrilerimizin geleceğini daha müreffeh kılabilmek için çalışıyoruz”
Temaslarının ardından değerlendirmelerde bulunan Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, “Aziz şehrimizin geleceğini hayata geçirdiğimiz yatırımlarla şekillendirirken, tamamladığımız, planladığımız ve sürdürdüğümüz çalışmalarla ilgili Ulukent Mahallemizde yapımı tamamlanan ve devam eden projelerin çalışmalarını yerinde görerek gelinen aşamaya ilişkin bilgi aldık. Ardından, kıymetli hemşehrilerimizle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadık. Bizim, tek hedefimiz aziz şehrimizin gelişimine ve kalkınmasına katkı sunmak. Göreve geldiğimiz günden itibaren her zaman sahada olduk ve vatandaşlarımızla bir araya geldik. Şehrimize kalıcı eserler kazandırmanın yanı sıra gönül belediyeciliği ilkesini de hiçbir zaman ihmal etmedik. Hiçbir zaman mahalle ayrımı gözetmedik. Şehrimizin her bir köşesi için azim ve kararlılıkla hizmet seferberliğini sürdürdük ve kıymetli hemşehrilerimizin geleceğini daha müreffeh kılabilmek için çalıştık, ilk günkü aşkla mesai harcamaya da devam ediyoruz. İnsanı merkeze alan çözüm odaklı belediyecilik anlayışıyla kıymetli hemşehrilerimizin gönüllerine dokunarak, kendileri ile her zaman istişare içerisinde olduk ve olmaya devam ediyoruz. Hemşehrilerimizin destekleri ve dualarından aldığımız güçle bu kutlu yolda, şehrimizi geleceğe taşıyacak olan kalıcı yatırımlarımızı gerçekleştirmeyi sürdüreceğiz. Bizleri bugün ilgi ve sevgiyle karşılayan bütün hemşehrilerime teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ziyaret esnasında mahkeme dosyalarının hükümet konağının girişinde, kapının ağzında sepetler içinde klasörlerle dolu olduğunu belirten Sarı, bu durumun vatandaşların hukuksal işlemlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmelerini imkansız hale getirdiğini vurguladı.
Sarı yayınladığı videoda şöyle dedi; “Hükümet konağındayız, adalet sarayındayız. İkisi de aynı bina içerisinde vatandaşlarımıza hizmet vermeye çalışıyor. Şu anda adalet sarayının durumu içler acısı. Şu anda mahkeme dosyalarını hükümet konağının girişinde kapının ağzında klasörler halinde görüyorsunuz. İşte bilirkişi raporları, dava mahkeme dosyaları! Vatandaşların bugün burada hukuksal işlerini çözebilmeleri ne yazık ki mümkün değil” diye konuştu.
7 YILDIR BEKLENEN ADALET SARAYI İNŞAATI BAŞLAMADI
Erdek’in Balıkesir ve Türkiye’nin örnek alınacak bir turizm kenti olduğunu belirten Milletvekili Sarı, adalet sarayı yapılması için belediyenin arsa verdiğini, 7 yıl geçmesine rağmen bu arsaya adalet sarayı yapılmadığını vurguladı.
Sarı, sözlerine şöyle devam etti:
“Turizmin göz bebeği Türkiye örnek olan olabilecek olan bir ilçe bu hale bırakılmış vaziyette. Bu bölgenin buranın arsa tahsisleri yapılmış, belediye tarafından 7 yıl olmuş. Adalet Sarayı yapılsın ve arsa verilmiş. Hükümet konağı için satın alınmış ama bugün bakıyoruz iktidar yine tasarruf tedbirlerini bahane ederek ki bu bahane daha bir senedir kullandıkları bahane buraya yatırım yapmaktan aciz! 33 bine yakın vatandaş yaşıyor kışın. Yazın 400 bine yakın vatandaş. Buradan hizmet almaya çalışıyor ama velakin bugün AKP iktidarı vatandaşa hizmet etme sevdasından kopmuş durumda. Kendi yandaşını ve saltanatını koruyabilmek için mücadele ederken vatandaşını unutmuş durumda.
“MAHKEME DOSYALARI BURADA SEPETLERİN İÇERİSİNDE”
Şuradaki dava dosyaların durumu içler acısı. Mahkeme salonu bir tane bu kadar vatandaşa bir salonda 5 hakim, 7 savcı hizmet etmeye çalışıyor. Vatandaşlar üst üste alt alta haklarını aramaya çalışıyor. Tabii AKP iktidarının yaşattığı tabloya gelin şöyle hep birlikte bakalım burası. Hükümet konağı Adalet Sarayı ikisi birlikte bir iş yapmaya çalışıyor. Şu gördüğümüz tablo ortada. Mahkeme dosyaları burada sepetlerin içerisinde klasörlerde burada nasıl bir hukuksal mücadele verilebilir, nasıl toplumsal hizmet verilebilir? Hükümet de burada adalet de burada ne yazık ki bu içler acısı tablonun acilen düzelmesi gerekiyor.”
ADALET BAKANI’NA ÇAĞRI: ÇÖZÜME DAVET EDİYORUM
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a çağrıda bulunarak, “Buraya bir Adalet Sarayı yapılmak zorunda. Burası turizm kenti. Vatandaşlarımızın huzur içerisinde yaşaması gereken bir kent ama velakin artık iktidar, hukuktan, adaletten koptuğu için ne yazık ki adalet saraylarını da unutmuş durumda. Acilen buraya çözüme davet ediyorum. Erdek’in, ihtiyacı olan bu arsası tahsis edilmiş olan 7 yıldır beklenen yatırımı artık bekletmeyin. Buradaki vatandaşlarımıza sağlıklı bir hukuk hizmeti alacağı savcılarımızın, hakimlerimizin, avukatlarımızın sağlıklı bir şekilde mahkeme ortamında çalışabilme alanı yaratmak zorundasınız. Eğer bunu yapamıyorsanız size görevi bırakmaya davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Erdek’teki mevcut Hükümet Konağı ve Adalet Sarayı binasının yetersizliği ve mahkeme dosyalarının düzensizliği, vatandaşların adalet hizmetlerine erişimini zorlaştırırken, Sarı’nın bu çağrısının yetkililer tarafından nasıl karşılık bulacağı merak konusu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Sağlık Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz başkanlığındaki CHP heyeti, 14-18 tarihleri arasında, 17 Ağustos Depremi’nin 25’inci yıl dönümü dolayısıyla 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen illeri ziyaret etti. Aksaz Şahbaz, bugün partisinin genel merkezinde bu ziyaretlere ilişkin basın toplantısı düzenledi. CHP’li Aksaz Şahbaz’ın açıklaması şöyle:
“17 Ağustos 1999 Büyük Depremi üzerinden 25 yıl, yani çeyrek asır geçti. On binlerce vatandaşımızı kaybettik, yaşam alanlarımız yerle bir oldu. Çok şey söylendi, ders çıkartılacağı söylendi ama maalesef hiçbir şey değişmedi. 17 Ağustos Depremi’nden bize kalan, adı ‘deprem vergisi’ olan Özel İletişim Vergisi oldu. Depremde meydana gelen hasarın finansmanı için geçici olarak uygulamaya konulduğu söylenen vergi, maalesef kalıcı hale geldi. 25 yılda 104 milyar, enflasyonla düzeltildiğinde 731 milyar lira toplandı. Bununla şehirlerimiz depremlere, afetlere dirençli hale getirilecekti, yıkılmayacaktı, ve can kaybı yaşamayacaktık ama maalesef öyle olmadı. 6 Şubat Depremi’nde bunun böyle olmadığını, geçen 23 yılda hiçbir şey değişmediğini acı bir şekilde gördük. Bu kez deprem, 11 ilimizde çok büyük yıkım gerçekleştirdi. On binlerce vatandaşımızı kaybettik. Resmi rakamlarla can kaybı 50 binin üzerindeydi fakat biz bunun çok daha üzerinde olduğunu biliyoruz.
“Özelleştirmeci, sağlığı ticarileştiren sağlık sistemi de depremle birlikte enkaz altında kaldı”
Öncelikle 17 Ağustos Körfez Depremi’nde, 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nde ve diğer depremlerde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, bölge insanlarımıza da başsağlığı diliyorum, geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Bir kez daha gördük ki şehirlerimiz depreme dirençli değilmiş. Evet, şehirlerimiz depreme dirençli değildi ama en azından sağlık sistemiz depreme dirençli olabilirdi ve depremden sonra sağlık vermeye ve can kayıplarını azaltmaya çalışabilirdi. Bunu beklerdik, insanlarımızın hayatını kurtarmasını beklerdik. Ama maalesef bu böyle olmadı. Sağlık tesislerimizin büyük çoğunluğu ağır hasar aldı, kullanılamayacak hale geldi ve yıkıldı. Yıkılan hastanelerde, hastalarımız ve sağlık emekçilerimiz hayatını kaybetti. ‘Sağlıkta Dönüşüm’ adı altında başlatılan özelleştirmeci, sağlığı ticarileştiren sağlık sistemi de depremle birlikte enkaz altında kaldı.
“Depremde ağır hasar alan hastanenin hemen yanına aynı zemin üzerine hastane inşasına devam edilmektedir”
6 Şubat Depremi’nden 18 ay sonra, 14-18 Ağustos tarihleri arasında depremden etkilenen Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman, Gaziantep, Kilis ve Hatay illermizde gerçekleştirdiğimiz gezideki tespitlerimizi, sağlık sorunlarını ve çözüm önerilerini paylaşmak istiyorum. Kahramanmaraş’ta, 2012 yılında tüm itirazlara rağmen fay hattına 100 metre mesafede balçık zemine inşa edilen Necip Fazıl Şehir Devlet Hastanesi, ağır hasarla kullanılamaz hale gelmiştir. Sanki bu hiç yaşanmamış gibi, depremde ağır hasar alan hastanenin hemen yanına, aynı zayıf zemin üzerine 400 yataklı bir hastane inşası da devam edilmektedir. Ayakta olan Kadın Doğum Çocuk Hastanesi ve 100-150 yatak kapasiteli Yörük Selim Devlet Hastanesi ise ikinci basamak sağlık hizmeti vermekte fakat çok yetersiz kalmaktadır. Nurhak Devlet Hastanesi ise hala konteynerde hizmet vermeye devam etmektedir.
“Kilis’te doğum yapacak kadınlar Gaziantep’e gitmek zorunda kalmaktadır”
Adıyaman’da yıkılan Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi halen yapılmamış, üniversiteyle afiliye hizmet veren eğitim ve araştırma hastanesi ise tüm şehirin ihtiyacını karşılamada yetersiz kalmaktadır. Kilis Devlet Hastanesi, ağır hasarlı olduğu için kullanılamaz haldedir. ve yeni yapılan Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca Devlet Hastanesi tüm şehre hizmet vermektedir. Nüfusu 110 bin görünmekle birlikte düzensiz göçmenlerle 280-300 bine ulaştığı belitilen Kilis’te sağlık hizmetinde yetersizlikler yaşanmakta, doğum yapacak kadınlar Gaziantep’e gitmek zorunda kalmaktadır. Kilisliler çocuklarının doğum yerinin Gaziantep olarak yazılmasından rahatsızdırlar.
“Depremin üzerinden 18 ay geçmesine rağmen ASM’ler 21 metrekarelik konteynerlerde hizmet vermeye çalışmaktadır”
Depremin ardından 18 ay geçmesine rağmen yıkılan çok sayıda Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve eczane güneşin, yağmurun, yaşın altında, çamurun içinde 21 metrekarelik konteynerlerde hizmet vermeye çalışmaktadır. İkinci ve üçüncü basamak sağlık sisteminde yukarıda saydığımız eksiklerin yanı sıra, depremden bu yana 18 ay geçmesine rağmen sadece Hatay’da 64 ASM, halen konteynerde hizmet vermeye devam etmektedir. Boş aile sağlığı merkezleri, aile hekimliği birimleri, aile sağlığı çalışanı olmayan ASM’ler önemli bir sorundur. ASM’lerde aşı hizmeti aksamaktadır. Anne-çocuk sağlığına, kadın sağlığına erişim hizmetleri, kondom, RIA gibi materyallere ulaşmak imkansız hale gelmiştir. ASM, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında çok sayıda hekim ve sağlık çalışanı eksiği vardır. Öğretim üyesi eksiğinden dolayı üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde anabilim dalları, klinikler kapatılmaktadır, akademide büyük kayıplar yaşanmaktadır. Tıp eğitimi aksamakta, lisans ve lisansüstü eğitimde eksiklikler ortaya çıkmaktadır. Uzman eksikliği ve yoğun bakım hizmetlerindeki yetersizlik nedeniyle hastalar sevk edilmek zorunda kalmaktadır.
“Yüz binlerce vatandaşımız mülteci kampını andıran konteyner kentlerde yaşamaktadır”
Deprem sonrası ruh sağlığı problemleri, madde bağımlılığı, şiddet ve intahar eğilimi yoğun olarak görülmektedir. Toplum ruh sağlığı hizmet merkezleri oluşturulmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Yıkım yapılan enkazlarda asbest, toz ve kanser yapıcı partiküller gerçek bir halk sağlığı sorununa dönüşmüştür. KOAH, astım gibi hastalıkları tetiklemekte ve kanser için de bir etmen olmaktadır. 20 yıl sonra kanser, bu bölgede en önemli halk sağlığı sorununa dönüşecektir. Yıkım işlemleri yapılırken gerekli önlemler alınmalıdır. Barınma sorunu çözülememiş ve yüz binlerce vatandaşımız adeta bir mülteci kampını andıran konteyner kentlerde yaşamaktadır. Özellikle kadınlar ve çocuklar için sosyal alanların bulunmadığı konteyner kentlerinde, üç-dört çocuklu büyük aileler, 21 metrekarelik alanda hayatını devam ettirmek zorundadır. Temiz sudan bile mahrum kalan aileler, büyük bir mağduriyet yaşamaktadır.
“Depremden hiçbir ders alınmadan aynı zayıf zemine, aynı yükseklikte binalar inşa edilmektedir”
Yoksulluk ve bunun sonucu olarak sağlıklı gıdaya ulaşılamaması nedeniyle çocuklarda gelişme geriliği ve bodurluk gözlenmektedir. Türk Tabipleri Birliği (TTB)-Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) koordinasyonun Hatay’da gerçekleştirdiği bir çalışmada, beş yaş altı çocuklarda bodurluk oranı yüzde 6,2; sıfır-iki yaş arasında yüzde 11 olarak belirlenmiştir. Bir yılda teslim edileceği söylenen konutların çok azının teslim edildiği görülmüştür. TOKİ tarafından yapılan yerleşim alanlarında sağlık merkezi, spor tesisleri, okul, fırın gibi sosyal alanların bulunmadığı, planlanmadığı, yoğun yerleşimle sağlıksız bir kentleşmenin önünün açıldığı görülmektedir. Depremden hiçbir ders alınmadan aynı zayıf zeminlere, aynı yükseklikte binalar inşa edilmeye devam edilmektedir. Kentlerimiz bilimsel verilere dayanarak planlanmalı, afetlere dayanıklı zeminlerde güvenli olarak olarak yeniden inşa edilmelidir.
“Hasara göre belediye ödenekleri artırılmalıdır”
Yıkılan, altyapısı çöken, kente temiz su sağlamakta bile yetersiz kalan kentlerimizde, belediye ödenekleri sanki hiçbir şey değişmemiş gibi deprem öncesi şekilde devam etmektedir. Hasara göre belediye ödenekleri artırılarak altyapı çalışmaları bir an önce gerçekleştirilmelidir. Depremle birlikte binlerce vatandaşımız uzuv kaybı yaşamış ve engelli hale gelmiştir. Bu vatandaşlarımızın tekrar hayata bağlanması ve üretken hale gelebilmesi için fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine ihtiyaç vardır. Engelli vatandaşlarımız için fizik tedavi ve rahabilitasyon merkezleri açılarak hizmet vermeli, ortez ve proteze ulaşım kolaylaştırılmalıdır. Bebek ölüm hızları da deprem bölgesinde, Türkiye’nin iki katıdır. Türkiye ortlaması bin canlı doğumda 10 iken deprem bölgesinde yaklaşık binde 20 civarındadır. Bu da sağlık hizmetlerinin ve toplumsal hayatın yetersizliklerini açıkça ortaya koymaktadır.
“Hastalarımızın ilaca ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır”
İlaca ulaşmada zorluklar yaşanmaktadır. Kur politikası nedeniyle pek çok ilaç bulunamamaktadır. İlaç fiyat farkı ödemekte zorluk çeken ve bu yüzden ilaç alamayan hastalarımızdan, 31 Ağustos itibarıyla muayene ve ilaç katkı payı alınacağı bildirilmiştir. Hastalarımızın ilaca ulaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı, ilaç katkı payı, fiyat farkı ve muayene katılım payı alınmamalıdır. Deprem bölgelerinde yaşamsal öneme haiz olan birinci basamak sağlık hizmetlerinde liste değil, bölge tabanlı olarak ihtiyaca göre yeniden planlanmalıdır, kamu eliyle inşa edilerek yürütülmelidir. Sağlık insan gücü de yeniden planlanmalıdır. Barınma sorunları ve yaşam güçlüğü nedeniyle sağlık çalışanları bölgeyi tercih etmemektedir. Burada çalışanlar da tayin isteyerek farklı bölgelere gitmektedir. Bu nedenle sağlık emekçilerine barınma desteği verilmeli, bölgede çalışmayı özendirici politikalar uygulanmalıdır.
“Deprem bölgesinde ekonomik faaliyetler toparlanıncaya kadar mücbir sebep hali uygulaması devam etmelidir”
Son olarak eczacılarımızın ve bölge halkının da bir isteğini burada ifade etmek istiyorum: Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya illeriyle Gaziantep’in Nurdağı ve Islahiye ilçelerindeki vergi mükellefleri için devam eden mücbir sebep halinin 31 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla sona erdirileceği bildirilmiştir. 31 Ağustos’ta sona erdirileceği bildirilen mücbir sebep hali uygulamasının en az iki yıl uzatılması, vergi-SGK borçlarının 24 taksitle ödenmesi talep edilmektedir. İnsanlarımızın yaşam savaşı verdiği deprem bölgemizde bu talep karşılanmalı, ekonomik faaliyetler toparlanıncaya dek mücbir sebep hali uygulaması devam etmelidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hem 1994’teki BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi hem de bu sözleşme kapsamında iklim değişikliğinin azaltılması, adaptasyonu ve finansmanı hakkında 2015’te imzalanan ve 2016’da yürürlüğe giren Paris Anlaşması’nın maddelerinin hayata geçirilmesi hususunda kararların alındığı bir süreç olan COP’u, BM’nin oluşturduğu sekreterlik yürütüyor. Bu müzakerelere her yıl bir ülke ev sahipliği yapıyor. Bu yıl, müzakerelerin koordinasyonu ve COP’a başkanlık için Azerbaycan seçildi.
Azerbaycan’ın devlet kurumları, şirketleri ve sivil toplum kuruluşları, ülkenin 11-22 Kasım’da ev sahipliği yapacağı COP 29’un başarılı şekilde hayata geçirilmesi için koordineli çalışma yürütüyor.
COP 29’da toplamda 80 bin civarında, bir günde ise yaklaşık 40 bin misafir ağırlamaya hazırlanan Azerbaycan, bir zamanlar çatışma içerisinde bulunduğu Ermenistan dahil tüm ülkelere davet gönderdi. 50’den fazla devlet ve hükümet başkanı COP 29’a katılacağını teyit ederken sayının artacağı öngörülüyor.
Azerbaycan Enerji Bakan Yardımcısı ve COP 29 CEO’su Elnur Soltanov, konferansta müzakere edilecek konuları ve beklentilerini AA muhabirine anlattı.
Soltanov, COP 29’da ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde konuların görüşüleceğini, başlıca konunun iklim finansmanı olacağını söyledi.
Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere daha fazla yardım sağlamasının COP 29’un başlıca gündemlerinden biri olacağını belirten Soltanov, “Gelişmiş ülkeler atmosfere daha fazla sera gazı atarak gelişti. Bu ülkeler şimdi de daha fazla sera gazı emisyonunda bulunuyor. Dünyadaki sera gazı emisyonunun yaklaşık yüzde 4’ü Afrika kıtasından yapılıyor. Fakat iklim değişikliklerinden en fazla etkilenen kıta da Afrika’dır. Küçük ada devletlerinin de sera gazı emisyonu yüzde 1 oranındadır. Fakat bu ülkeler su altında kalarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Paris Anlaşması’na göre gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere sera gazı emisyonunun azaltılması ve iklim değişikliklerinin etkilerini azaltmak için yapılan mücadelede finansal destek sağlamalıdır. Şimdi 100 milyar dolar civarındaki ilkim finansmanının artırılması için ciddi müzakereler yürütülüyor. COP 29’da bu yönde karar alınmasını umuyoruz.” dedi.
“COP 29’da tüm dünyada ateşkes çağrısında bulunacağız”
Soltanov, Paris Anlaşması’nın 6. maddesi kapsamında karbon ticaretindeki engellerin ortadan kaldırılması hususunun da COP 29’da müzakere edilecek önemli konulardan olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“COP sürecinde tüm başlıca kararların oybirliği ile kabul edilmesi gerekiyor. Ama oy birliği şartı olmayan fakat iklim alanında bizi ileri götürecek öneriler de görüşecek. Azerbaycan da bu hususta 14 öneri sundu. Bu önerilerin hayata geçirilmesi için oy birliği gerekmiyor. Bunları bazı ülkelerle ya da şirketlerle hayata geçirebiliriz. Azerbaycan’ın önerisi ile görüşülecek konular içerisinde iklim finansmanı, enerji, tarım, su kaynakları, turizm, dijitalleşme, yeşil kentler ve insan kaynakları hususunda konular bulunuyor. İklim ve barış ilişkisi de Azerbaycan’ın önerileri sırasında bulunuyor. COP 29’da olimpiyatlarda olduğu gibi tüm dünyada ateşkes çağrısında bulunacağız.”
Ermenistan da davet edildi
COP 29’da genel olarak yaklaşık 80 bin misafir ağırlayacaklarını, farklı günlerde farklı sayıda misafirin Azerbaycan’a geleceğini ve gideceğini ifade eden Soltanov, şunları söyledi:
“Bir günde yaklaşık 40 bin misafiri ağırlayacak altyapımız var. Dünyanın tüm devlet başkanlarına davet gönderildi. 50’den fazla devlet ve hükümet başkanı katılacağını teyit etti. Bu rakamın artacağını bekliyoruz. Ermenistan da davet edildi.
COP 29, Azerbaycan’ın bugüne kadar ev sahipliği yaptığı herhangi uluslararası etkinlikle kıyaslanamayacak düzeyde bir etkinlik olacak. İklim müzakerelerine liderlik edeceğiz ve ülke olarak bu husustaki faaliyetlerimizi ortaya koyacağız. Azerbaycan’ın misafirperverliğini göstereceğiz. Devlet kurumları, şirketler ve sivil toplum kuruluşlarının koordineli faaliyeti ile kaliteli organizasyon hayata geçireceğiz. COP 29’un başarılı olamama ihtimali yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziemir Belediyesi ile Kars’ın Susuz Belediyesi arasında kardeş kent protokolü imzalandı. Başkan Işık ile Susuz Belediye Başkanı Oğuz Yantemur arasında imzalanan protokolle, kültür-sanat, eğitim, gençlik politikası olmak üzere iki kent arasında çok sayıda ortak programın oluşturulması karar altına alındı.
Başkan Işık’ın makam odasında düzenlenen imza törenine Selim Belediye Başkanı İlyas Barış Koç da katıldı. Dostluk ve kardeşliğin güçlendirilmesi, iş birliğinin gelişmesi ve iki kentin dayanışmayla güçlenmesi amacıyla hazırlanan protokolü imzalayan Işık ile Yantemur, iki ilçe arasında kurulan kardeşlik köprüsünün hayırlı olmasını diledi.
Işık, “Belediye Başkanı’mız Oğuz Yantemur ile imzaladığımız kardeş şehir protokolüyle Gaziemir ile Susuz arasında kardeşlik köprüsü kurduk. Bu protokol ile iki ilçe arasındaki ilişkiler, bağ güçlenecek, her alanda iş birliğimiz artacak. Dostluğumuzun, kardeşliğimizin ebedi, dayanışmamızın güçlü olmasını diliyorum. İlçelerimize hayırlı olsun” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze’de ateşkesin sağlanması için yürütülen siyasi ve diplotik çabaların bir parçası olan Orta Doğu turunu tamamladı. Blinken, Doha’dan ayrılırken yaptığı açıklamada gelecek günlerde ateşkes üzerinde uzlaşı sağlanmasının bir “gereklilik” olduğunu söyledi. Müzakereler bu hafta Kahire’de devam edecek.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze’de savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana bölgeye gerçekleştirdiği dokuzuncu ziyaretini tamamladı. Blinken, Katar’ın başkenti Doha’dan ayrılırken yaptığı açıklamada, “Katar ve Mısır’daki partnerlerimizle mesajımız basit, net ve acil: Ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını son aşamaya getirmeliyiz ve bunu şu an yapmalıyız” dedi.
Blinken şunları kaydetti:
“Katar ve Mısır’la amaç ve aksiyonlarımızda birleşerek kendi farklı yöntemlerimizle çalışıyoruz. İran ve Hizbullah dahil olmak üzere bütün potansiyel aktörlere gerilimi tırmandıracak adımlar atmaktan kaçınma konusunda gerekli mesajları gönderiyoruz. ABD Gazze’de uzun vadeli herhangi bir İsrail işgalini kabul etmiyor. Anlaşma (ateşkes), takvim ve İsrail Savunma Güçleri’nin Gazze’den çekildiği lokasyonlar konusunda çok net ve İsrail buna onay verdi.”
Blinken ve ABD yetkilileri güncel ateşkes önerisinin detayları hakkında bilgi vermeyi reddetti.
Hamas, dün yaptığı açıklamada ateşkes konusunda uzlaşmak için istekli olduklarını ancak ABD’nin son teklifinin, temmuz ayının başında kabul ettikleri anlaşmadan farklı olduğunu söyledi. ABD’nin “geri adım” attığını ifade eden Hamas, ABD’yi İsrail’in koşullarına boyun eğmekle suçladı. Önerinin temel çerçevesini, ABD Başkanı Joe Biden’ın mayıs ayında açıkladığı üç aşamalı ateşkes planının oluşturduğu daha önce açıklanmıştı. ABD medyasına açıklamalarda bulunan diplomatik kaynaklara göre, ABD’nin son önerisine göre İsrail askerleri Gazze’nin Mısır sınırında denetim amacıyla devriye gezmeye devam edebilecek.
Ateşkes müzakereleri perşembe günü Kahire’de devam edecek.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için yapılan arabuluculu müzakarelerin ikinci aşamasının, bu hafta perşembe ve cuma günü Kahire’de yapılacağını belirtti.
İsrail’in 7 Ekim’den sonra başlayan saldırılarında Gazze’de 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda 15 Ağustos’ta Doha’da ateşkes müzakereleri yeniden başlatılmış, iki gün süren görüşmeler sonrası arabulucular “ciddi ve yapıcı” görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve müzakerelerin gelecek hafta Kahire’de devam edeceğini duyurmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÜRÜNLERİNİ GERİ İSTEDİ AMA VERMEDİLER
Döndüğünde ürünlerinin yerinde olmadığını gören Koyuncu, ürünlerine belediye zabıtalarının el koyduğunu öğrendi. Ne kadar çabalasa da ürünleri verilmeyen Koyuncu, belediye binası önüne gelerek isyan etti. Ürünleri verilmezse batacağını söyleyen Koyuncu, ürünlerinin verilmesini istedi ancak yine sonuç alamadı.

“BEN BU MALI SATAMAZSAM BATTIM”
Belediye önünde uzatılan mikrofona açıklamalarda bulunan Koyuncu, “Ben bu yıl 100 ton karpuz dağıttım. Şu an karpuz bitti, kavuna devam ediyorum. Aşağı, yukarı 400 ton malım var. Ben bunu halcisine, esnafına, marketine götürdüm ama kimse almıyor. Ben kendim satmaya karar verdim.Ben bu malı kendim satarken Karatay Belediyesi benim malıma el koydu. 3 milyon lira borcum var. Ben bu malı satamazsam battım. Ama belediye ekipleri, ‘kardeşim sen bunu satamazsın’ diyor. Ben bu malı satamazsam battım diyorum. O malı satamazsam ben intiharın eşiğindeyim. Bana bu malı satacak bir yer gösterin dedim. Ama yer gösteren olmadı” ifadelerini kullandı.

KAVUNLARI YERE VURMAYA BAŞLADI
Açıklamalarının ardından, zabıtalara kavunlarının nerede olduğunu soran ancak yine yanıt alamayan Koyuncu, öfkelenerek yanında getirdiği kavunları belediye binası önünde kırmaya başladı. Bunun üzerine çevrede güvenlik önlemi alan polis ve zabıta ekipleri, Koyuncu’yu gözaltına aldı. Zabıta ekipleri o anları kayda almaya çalışan basın mensuplarına da engel olmaya çalıştı. Belediye önünde yaptığı eylemin ardından gözaltına alınan Koyuncu, serbest bırakıldı.

BELEDİYE DOĞRULADI: DEPOYA GÖTÜRDÜK
Sözcü’de yer alan habere göre; Çiftçinin gerçekleştirdiği eylemin ardından Karatay Belediyesi’nden de yazılı açıklama geldi. Belediye açıklamasında çiftçinin römorkunun yaya yolunu engellediğini ve birkaç kez gelen şikayet üzerine harekete geçilerek römorkun belediyeye ait zabıta müdürlüğüne bağlı depoya götürüldüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malazgirt ilçesine bağlı Danişment Gazi Mahallesi’ndeki “Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı”nda, “şanlı zafer’in coşkuyla kutlanması için hummalı çalışma yürütülüyor.
Han Otağı ve tematik çadırların bakımının ve peyzaj düzenlemelerinin yapıldığı alandaki etkinlikler, 24 Ağustos’ta başlayacak.
Mehter konserleri, fener alayı, halk oyunları gösterileri, cayrokopter saygı geçişi gibi etkinliklerin yapılacağı alanda, atölye çalışmaları ve yarışmalar organize edilecek, çocuklar geleneksel oyunları oynama imkanı bulacak.
Bitlis’in Ahlat ilçesinde de Çarho bölgesinde, içinde Sultan Alparslan Otağı’nın da kurulduğu Recep Tayyip Erdoğan Ahlat Millet Bahçesi, yurdun dört bir yanından gelen misafirleri ağırlayacak.
Üzerinde ve iç kısmında Selçuklu motifleri yer alan keçeden yapılmış Han Otağı ile tematik çadırların kurulumunun tamamlandığı alanda, kutlamalar 23 Ağustos’ta başlayacak.
Malazgirt ruhunun yeniden yaşatılması için atlı okçuluk, atlı cirit, güreş, el sanatları çarşısı, ok ve yay atölyesi, yöresel ürün stantları, kökbörü, atlı savaş sanatları, atlı akrobasi, at binme, güreş ve çocuk oyun alanları hazır hale getirildi.
“Tüm vatandaşlarımızı etkinliklere davet ediyorum”
Malazgirt’teki alanda incelemelerde bulunan Muş Valisi Avni Çakır, AA muhabirine, 26 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Malazgirt Zaferi’nin 953. yıl dönümünü kutlayacaklarını söyledi.
Hazırlıkların devam ettiğini belirten Çakır, “Malazgirt ve Muş olarak Sayın Cumhurbaşkanımızı karşılamaya şimdiden hazırız. 24-25 Ağustos’ta Okçular Vakfı’nın düzenlediği etkinliklerle şenliklerimiz başlayacak. At yarışlarımız, ata sporlarımız, yöresel çadırlarımızın yanı sıra yerel sanatçılarımızın konserler vereceği dolu dolu 2 günlük yoğun programımız var. 26 Ağustos’ta da Sayın Cumhurbaşkanımızı burada karşılayacağız. Tüm vatandaşlarımızı etkinliklere davet ediyorum.” diye konuştu.
Etkinliğin düzenleneceği Milli Park’ın, 238 hektarlık bir alan olduğunu anlatan Çakır, şunları kaydetti:
“Alanda atlı sporların icra edildiği hipodromumuz var. Büyük otağımız ve 16 tematik oba çadırımız var. Çadırda sivil toplum kuruluşu temsilcileri, gelen vatandaşlarımıza yaptıkları çalışmaları sunacaklar. Büyük bir yeşil alana sahibiz. At yarışları yapılacak. Okçulukla ilgili faaliyetler yürütülecek. Yaklaşık 15 bin metrekarelik miting alanımız var. 26 Ağustos Malazgirt Zaferi’nin 953. yıl dönümünü görkemli bir kutlamayla icra edebilmek için tüm hazırlıklarımız sahada devam ediyor. 26 Ağustos’ta çok güzel bir etkinlikle tüm vatandaşlarımızı ve Sayın Cumhurbaşkanımızı bu alanda ağırlayacağız.”
“Çok zengin ve geniş bir program hazırladık”
Bitlis Valisi Erol Karaömeroğlu ise Malazgirt Zaferi’nin 953. yıl dönümünü büyük bir gururla kutlamaya hazırlandıklarını söyledi.
Ahlat ilçesindeki şenlikleri 23-25 Ağustos tarihlerinde icra edeceklerini aktaran Karaömeroğlu, şöyle konuştu:
“Çok zengin ve geniş bir program hazırladık. Tüm misafirlerimizi Ahlat’ımıza bekliyoruz. Orada Han Otağı ve 50 çadırımız kuruldu, il dışından gelenler için stantlarımız oluşturuldu. Etkinliklere, Türk Yıldızları’nın gösterisiyle başlayacağız. Atlı birlikler gösteri sunacak. Çok sayıda sürpriz gösterilerimiz olacak. Geçen yıllardan daha zengin bir programla insanlarımızın karşısına çıkacağız. Anadolu’nun giriş kapısı ve Anadolu’nun tapu senedi Kubbet-ül İslam şehirlerinden biri olan Ahlat’ımıza bütün vatandaşlarımızı bekliyoruz. 25 Ağustos’ta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ilimizi teşrifleriyle o günkü etkinliklerimizi yapacağız.”
Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez de misafirleri en iyi şekilde ağırlamak için hazırlandıklarını söyledi.
Gülmez, “Mehter takımı, at yarışları ve kökbörü gösterileri ile yine Ahlat’ımızın uzun yıllardır kültür programlarında yer alan buzağı, yemek ve taş işçiliği gibi birçok yarışmayı düzenleyeceğiz. Ahlatlılar olarak 25 Ağustos’ta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere devletin zirvesini, ülkemizin dört bir yanından ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelecek misafirleri ağırlayacağımız günü heyecanla bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tokat Belediyesi Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen eğitim, eğitim ve iletişim stratejileri uzmanı Cevdet Tellioğlu tarafından verildi. Eğitimde, personelin vatandaşlarla kuracağı iletişimde dikkat etmeleri gereken noktalar ve etkili iletişimde olması gereken temel hususlar ele alındı. Verimlilik ve etkinlik esaslı yönetim anlayışıyla Tokat’ı geleceğe taşıyacaklarını söyleyen Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, “Bugünü değil, geleceği düşünen; sorun, çözüm, planlama ve uygulama sistemleri ile verimlilik ve etkinlik esaslı yönetim anlayışımızla personellerimize yönelik düzenlediğimiz yüz yüze eğitimlerle Tokat’ımızı geleceğe taşıyoruz. Eğitim ve İletişim Stratejileri Uzmanı Cevdet Tellioğlu tarafından belediyemizde görev yapan mesai arkadaşlarımıza yönelik “Etkili İletişim Becerileri- Beden Dili ve Beşeri İlişkiler” başlıklı eğitim programımızı gerçekleştirdik. Eğitimci Cevdet Tellioğlu’na ve eğitimlerimize katılan tüm mesai arkadaşlarımıza teşekkür eder, görevlerinde kolaylıklar ve başarılar dilerim” dedi. – TOKAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UĞUR İSTANBULLU
(ARTVİN) – Artvin’in Kemalpaşa ilçesinde yapımı devam eden okul inşaatının yanına Kemalpaşa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü binası yapılması tepki çekti. CHP’li eski Artvin İl Genel Meclisi üyesi Şenol Çelik, “3 katlı bina yapıldığında şu binanın pencereleri kapanıyor ve çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler. Dışarı çıkıp alanda dolaşamayacaklar ve arkadaşlarıyla beraber oynayamayacaklar, hafta başında sıra olup İstiklal Marşı’nı okuyamayacaklar” dedi.
Eski Artvin İl Genel Meclisi üyesi CHP’li Şenol Çelik, yıkılıp yeniden yapılan ilköğretim okulunun bahçesine Kemalpaşa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü binası yapılmasına tepki gösterdi.
“Çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler”
Şenol Çelik şunları söyledi:
“Şu karşıdaki okulu görüyorsunuz ve bu okulun yapımı bile şaibeliydi. Şurası bir ilköğretim okulu, 500- 600 öğrencisi olan bir okul burası. Burada bulunan eski okul yıkıldı ve yeniden yapımına başlandı. İhale süreci çok farklı geçti almak istemeyen müteahhide zorla verilmeye çalışıldı ve hatta verdiler. Müteahhit elindeki parayı da temeli attıktan sonrada kalp krizi geçirerek vefat etti. Okul daha henüz tamamlanmadı ve bu dönemde de yetişmeyecek. Şimdi bizim meselemiz okulun bitip bitmemesi değil ve ben isyan ediyorum bu konuda, okulun bahçesinde başka bina ve şurayı görüyorsunuz. Şu okulun bahçesinde çocukların dolaşabilecekleri eğlenecekleri ve hatta hafta başında sıralanıp İstiklal Marşı’nı okuyabilecekleri alan burası. Şimdi bu alana da Spor İl Müdürlüğü binası yapılıyor. Burada üç katlı bina yapıldığında şu binanın pencereleri kapanıyor ve çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler. Dışarı çıkıp alanda dolaşamayacaklar ve arkadaşlarıyla beraber oynayamayacaklar hafta başında sıra olup İstiklal Marşı’nı okuyamayacaklar.
“İnanın burada doğru bir mantık yok”
Burada en azından 100 tane personel çalışacak ve personelin araçlarının girişi çıkışı ve ama orası öğrencilerin girişi ve çıkışıdır. Şu gördüğünüz yerde de 3 katlı bina yapıyorlar ve bir bina içerisinde bina yapıldığını ilk kez gördüm ve isyan ediyorum. Bu durumu kamuoyuna duyurmak istedim ve insanlarımız bilmeyebilir ve Kemalpaşa halkı ve öğrenci velileri bilse buna tepki göstermezler mi ve ben gördüğümde inanamadım. Buranın müteahhidiyle de görüştüm. Bir haftadır kimle görüştüysem doğru olmadığını söylüyorlar ama ne yazık ki doğru olmayan şeyi de buraya yapmaktalar. Benim derdim öğrencilerdir ve Kemalpaşa halkıdır. Ben Kemalpaşa halkının gelecekte daha rahat bir şekilde okula gönderebilecekleri ve arkalarına bakmadan çocuklarının okul içerisinde dolaşabilmelerinin yaratılmasına çalışıyorum. Buranın doğru olmadığını Kemalpaşa halkına ve bütün Türkiye’ye sesleniyorum burayı yaptıran Çevre Şehircilik Bakanlığının Milli Eğitim Bakanlığı’yla nasıl anlaştıklarını bilemiyorum ama eğer yaptıkları doğruysa bize gelip bir anlatsınlar. Beni ikna etsinler ve inanın burada doğru bir mantık yok ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın binasının içerisinde bir spor il müdürlüğünün binası olamaz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Daha önceden aralarında anlaşmazlık olduğu öğrenilen ve dün akşam saatlerinde bir düğünde karşılaşan eski Serik Belediye Başkan Yardımcısı Ziya Yıldırım ile eski Serik Belediye Meclis Üyesi Hasan Ali Tuncer arasında çıktı. Yıldırım’ın yanında taşıdığı silahtan çıkan kurşunların hedefi olan ve kaldırıldığı hastanede hayatını eski Serik Belediye Meclis Üyesi Hasan Ali Tuncer’in cenazesi Serik Merkez Mezarlığı’nda kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Cenaze törenine Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, Tuncer’in yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Hasan Ali Tuncer’in cenaze namazı sırasında babası Fatih Tuncer’in gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü.
Öte yandan Hasan Ali Tuncer’i tabanca ile vurarak öldüren eski Serik Belediyesi Başkan Yardımcısı Ziya Yıldırım, savcılıktaki işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlik tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HİÇ Mİ ELEŞTİRMEYELİM, NE İSTENİYOR”
Beşiktaş maçını izlerken kapının sertçe çalındığını ve gözaltına alındığını belirten Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Dün gece. Saat: 21.45… Beşiktaş-Antalya maçını izlemek üzere tezgâhımı kurmuşum. Hakem düdüğünü ağzına götürmüştü ki… Kapı sertçe çaldı. Yakalama tutanağıyla geldiler. Haklarını teslim etmeliyim, polisler çok nazikti. Evet, adım Nevzat Çelik’ti. Emniyete davet edildim. Çağırsaydınız gelirdim, dedim… İhtimal onlar da gecenin bir vakti göreve çağrılmış… Gerekçe: 16 Ağustos’ta X’te yaptığım, ‘Canım #izmiryanıyor. Gâvur İzmir değil, #TürkiyeYanıyor!’ paylaşımım. İfadem alındı. Hiç mi görmeyelim, duymayalım, konuşmayalım? Hiç mi eleştirmeyelim? Ne isteniyor? Mahalle yanarken hep saçımızı mı tarayalım? Peki, nasıl insan kalalım? Güzel günleri de görmek umuduyla” ifadelerine yer verdi.
ERDOĞAN’I AĞLATAN ŞİİRİ YAZMIŞTI
Nevzat Çelik, Ahmet Kaya’nın seslendirdiği ‘Şafak Türküsü’ şiirinin yazarı… CumhurbaşkanıErdoğan, 12 Eylül darbesi döneminde asılan Necdet Adalı için yaptığı konuşmada “Şair Nevzat Çelik’in Necdet Adalı için yazdığı o ünlü şiir bu zamansız ölümü en güzel şekilde resmediyor. Gerçekten çok duygusal. Beni burada arama anne kapıda adımı sorma, saçlarını yıldız düşmüş koparma anne, ölümü özledim anne….” demiş ve devamında gözyaşlarına hakim olamamıştı.
PEKİ O TÜRKÜ NECDET ADALI İÇİN Mİ YAZILDI?
Bu sorunun yöneltildiği Nevzat Çelik, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer vermişti: “Necdet Adali’ya atfen yazılmış bir şiir değil. İnternetteki bir yanlış bilginin maalesef Başbakan’ın elinde de çoğaltılmış hali. Şiir idam olgusunu işleyen, anneye seslenen 12 Eylül’de çocukları içerde olan annelerin evlerinden, mutfaklarından, tarlalarından çıkıp mücadeleci bir kimlik kazanan annelere aynı zamanda ithaf edilmiş bir şiirdir. Kişiye özel olarak yazılmış bir şiir değildir. Biliyorsunuz maalesef artık bilgiler internet üzerinden alınıyor işin kolayına kaçıyorlar dolayısıyla oradaki bilgilerin doğru olup olmadığını teyit etmiyorlar. Ellerine bir kitap almış olsalardı açıp baksalardı orada Necdet Adalı’ya diye bir atıf olmadığını görürlerdi. Buna birçok yerden bakılabilir sonuç itibari ile şiir şairinden çıkar mı bunu herkes istediği gibi okuyabilir. Fakat bu sonuçta amaca yönelik bir okuma olduğu için şiirin ne kadar amaçsallaştığını görüyoruz.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Biden, partisinin büyük toplantısında duygusal bir veda konuşması yaptı. Sahneye çıkarken gözyaşlarını tutamadı. Kızı Ashley’nin onu tanıtmasının ardından, kalabalığa teşekkür etti.
Konuşmasında, “50 yıllık siyasi kariyerimde hatalar yaptım, ama ülkeme hep en iyi şekilde hizmet etmeye çalıştım,” dedi. Biden, Amerika’nın geleceği hakkında umutlu olduğunu belirtti.
Biden, Donald Trump’ı sert bir dille eleştirdi. Özellikle göçmen sorunu ve sınır güvenliği konusunda Trump’ın politikalarını yanlış bulduğunu söyledi. Ayrıca, Trump’ın demokrasiyi tehlikeye attığını iddia etti.
Dış politika konularında kendi başarılarından bahsetti. Ukrayna krizinde Rusya’ya karşı durduğunu, Gazze’deki çatışmada ise barış için çaba gösterdiğini anlattı.
Biden, yerine aday gösterilen Kamala Harris’i övdü. Harris’in seçilmesi durumunda, Amerika’nın ilk kadın ve ilk siyahi başkanı olacağını hatırlattı. Harris’in dünya liderleri tarafından saygı gören bir başkan olacağına inandığını söyledi.
Yapılan anketler, Harris’in adaylığı devraldıktan sonra Trump’a karşı bazı kritik eyaletlerde öne geçtiğini gösteriyor. Harris, yeni ekonomik planları ve farklı gruplardan aldığı destekle dikkat çekiyor.
Bu büyük parti toplantısında, eski Başkan Barack Obama, eski First Lady Michelle Obama ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton gibi önemli isimler de konuşma yapacak. Clinton, konuşmasında Trump’ı eleştirdi ve Harris’in adaylığını tarihi bir adım olarak nitelendirdi.
Bu toplantı, Demokrat Parti’nin 2024 seçimleri için stratejisini belirleyeceği çok önemli bir etkinlik. Amerikan siyasetindeki bu büyük değişim, dünya siyasetini de etkileyebilecek nitelikte. Türkiye dahil birçok ülke, bu gelişmeleri yakından takip ediyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karaaslan, Onat KutlarKonferans Salonu’nda düzenlenen “AK Parti Gaziantep Genişletilmiş İl Danışma Meclisi’nde yaptığı konuşmada, kentte olmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
AK Parti’nin birçok başarıyı gerçekleştirdiğini ifade eden Karaaslan, “Ay yıldızlı şanlı bayrağı, şehitlerimizden emanet aldığımız vatan topraklarını ileriye en güçlü şekilde taşıyacak bütün uygulamaları hayata geçiriyoruz. Bizim bir derdimiz var, Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi bizim bu ülke için bir hayalimiz var. Hayalimizde çok aşamalar kaydettik. 23 yılda, 100 yıllarca yapılamayacakları yaptık. Kendimize haksızlık etmeyelim, çok büyük işler başardık. Bugün o işlerin üzerine koymak, yine yalnızca kendisiyle yarışan, kendisini aşmaya çalışan bir anlayışla birlikte geleceğe yürümek zorundayız.” diye konuştu.
Parti üyelerine seslenen Karaaslan, “Bizim hedefimiz belli, büyük ve güçlü Türkiye, vatandaşının yaşam standardını yükseltmiş ama insanlığa da umut olan bir Türkiye. Dünyanın neresinde bir mazlum elini semaya kaldırdığında duası içinde bu ülke ve liderimiz Recep Tayyip Erdoğan varsa hedefimizden hiç şaşmayalım. Düne göre bugün daha güçlü olmak, daha güçlü kalmak için gecemizi gündüzümüze katalım çünkü biz AK Parti’yiz, adaletin ve kalkınmanın adresiyiz. ve bu ülkenin dün ve bugün olduğu gibi geleceğin partisi olarak umuduyuz.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ise demokrasisi, özgürlüğü, adalet mücadelesini ve yine ekonomik anlamda hayat pahalılığı konusundaki soruları çözecek Türkiye’deki tek siyasi hareketin AK Parti olduğunu söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde geleceğe emin adımlarla hep birlikte yürüyeceklerini kaydeden Gül, “Hangi sıkıntılar olduğunun farkındayız. Milletimizin seçimde verdiği ödevi yerine getirmek zorundayız. Çünkü AK Parti milletin kurduğu partidir. Daha fazla milletimiz ile gönül gönüle olacağız. Milletimiz ne istiyorsa onu yapacağız. Eksiklik bizdendir, milletimiz ne karar verdiyse ‘baş göz üstüne’ diyerek eksiğimizi düzelterek telafi ederek yolumuza devam edeceğiz. Bunu hep birlikte yapacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Dünyada tek bir güçlü ses Türkiye’den çıkıyor”
Türkiye’de Gazze meselesi başta olmak üzere insanlığın önünde bir imtihan kağıdının bulunduğunu aktaran Gül, şunları kaydetti:
“Gazze’de 7 Ekim’den beri 40 binin üzerinde çocuk, kadın, genç, yaşlı hayatını kaybetti. Camiler, kiliseler, okullar bombalandı. Dünyadan hiçbir ses çıkmıyor. Dünyada tek bir güçlü ses Türkiye’den çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan çıkıyor. Ama şunu herkes bilsin ki onlar Recep Tayyip Erdoğan’ı çok iyi biliyorlar, Türkiye’yi çok iyi biliyorlar. Kudüs’ü fetheden Hazreti Ömer’i Selahaddin Eyyubi’yi çok iyi tanıyorlar, bu milleti çok iyi tanıyorlar. Allah’ın izniyle Gazze ve Kudüs özgür olacak. Filistin bağımsız devleti Allah’ın izniyle kurulacak. Bunu de hep beraber göreceğiz. İşte o yüzden siyasi mücadelemiz çok anlamlı.”
Programa Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AK Parti milletvekilleri, İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu ve partililer katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Genel Kurulu’nda Can Atalay oturumunda AK Parti ve DEM Partili milletvekilleri arasında çıkan kavgaya ilişkin 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada Gündüz, “Türk Devletini yıkmamız gerek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti katildir’ diyen terör sevici Ahmet Şık sadece dün değil, Milletvekili olmadan da hep Türkiye düşmanlığı yapan bir zattır. Düşünsenize devlet düşmanı Ahmet Şık Kandil’e gidiyor. Bebek katili PKK terör örgütünün elebaşlarından Cemil Bayık’la görüşüyor. PKK’nın barış istediğini ama devletin savaş istediğini söylüyor. Sonra da bu terör sevici ne yazık ki milletvekili oluyor. Terör örgütünün yuvası Kandil’e giden, her ortamda PKK/FETÖ gibi terör örgütlerine kol, kanat geren, o yetmezmiş gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne katil diyerek devlet yıkılmalı şeklinde açıklama yapan birinin, TBMM’de milletvekili olmasını bırakın, meclisin kapısının önünden dahi geçmemesi gerekir” dedi.
Gündüz, şunları kaydetti:
“Ne yazık ki bu zat bugün mecliste hakaretler savuruyor, ortalığı karıştırıyor. Böyle özgürlük nerede var? Hepimizin bildiği üzere meclis kürsüsü, fikri olan, söyleyecek sözü olan milletvekilleri için vardır. Söyleyecek sözü olmayan, küfür ve hakaret edenler için TBMM’yi provoke etmeye gelmiş Ahmet Şık, meclis kürsüsünden milletin vekillerine “şerefsiz” diyerek millete “şerefsiz” demiştir. Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.” – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Namık Kemal Zeybek, TBMM’de dün yaşananlara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “TBMM Başkanlığının, Alpay Özalan’ın bu çirkin şiddet saldırısına binaen kendisine ‘Kınama’ cezası vermesinin rezaletin üzerini örtbas etme çabasından başka bir şey olmadığını” ifade etti. Zeybek, şu görüşlere yer verdi:
“Alpay Özalan, büyük bir suç işlemiştir. Yasalar bile kürsü dokunulmazlığına dokunmazken, AKP’li Özalan, kürsüde konuşan milletvekiline yumruklu saldırıda bulunmuştur. TBMM’de kürsüde konuşan milletvekiline yasalar bile dokunamazken, düzeni sağlamakla görevli İdare Amiri Alpay Özalan’ın, kürsüdeki milletvekiline yumruk atması büyük bir suçtur. Bu kişiyi Meclis’ten, Partiden atmazsa AKP de suç ortağı olacaktır. Gereği yapılmalıdır. Can Atalay ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararına uymamak ise Anayasa suçudur. Türkiye bir hukuk devleti olacaksa öncelikle Anayasa’ya uyulmalıdır. TBMM, Can Atalay’ı içine almalı, Alpay Özalan’ı dışarı atmalıdır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MARDİN – Mardin’in Nusaybin ilçesinde, doğalgaz boru hattı döşendiği sırada bulunan bomba düzeneği, polis ekiplerince bulunduğu yerden alınarak incelemeye alındı.
Alınan bilgilere göre, öğlen saatlerinde belediye ekipleri Çağçağ Caddesinde doğalgaz hattı için yapılan kazı çalışmalarında el yapımı olduğu belirtilen bomba düzeneği buldu. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Olay yerine gelen bomba imha uzmanları, el yapımı patlayıcıyı incelemek üzere emniyete götürdü.Olay ile ilgili inceleme devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa Büyükşehir Belediyesi büyük bir afette kullanılmak üzere Afet Yönetim Merkezi kurmayı planlıyor
BURSA – Bursa Büyükşehir Belediyesi 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde,şehrin deprem riskini konuştu. Bursa’daki muhtemel depreme karşı, binaların dirençli hale getirilmesi için yapılan projeleri anlatan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Bursa’nın büyük bir kısmı deprem riskine karşı savunmasız” dedi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Marmara Depremi’nin 25. Yıldönümünde, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Hüdavendigar salonunda basın açıklaması gerçekleştirdi. Yakın bir tarihte beklenen muhtemel Marmara Depremine karşı Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarını anlatan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı ile ortak yürütülen projede yapılan bina hasar risk analizlerinde doğrultusunda Bursa’nın büyük bir kısmının deprem riskine karşı savunmasız olduğunu söyledi. Bozbey konuşmasının devamında, “Plansız yapıların en aza indirilmesi, kaçak yapıların önlenmesi, ulaşım ağları ve tahliye rotalarının belirlenmesi konuları üzerine arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor ve bizim önceliklerimiz arasında yakın zamandaki depreme hazırlık var” diye konuştu.
Riskli mahalleler taranıyor
Bursa’nın riskli mahallelerinde ev ev taranarak yüksek riskli yapıların tespit edilmeye çalıştığını ifade eden Başkan Bozbey, “Bursa hepimizin bildiği gibi deprem açısından çok riskli bölgede yer alıyor. Bursa ve çevresinde deprem oluşturabilecek birçok aktif fayın olduğunu biliyoruz. En son daha önce Nilüfer’de başlattığımız fayların yer tespiti sonuçlarını, seçim öncesi ve sonrası paylaştık. Fay hattı stadyum ile hastanenin arasından geçiyor ve kentin içinden geçip Yenişehir’e kadar uzanıyor. 1855 depremini zaman zaman bize en büyük yıkıcı deprem diye anlatırlar. O zamanki nüfusun yüzde 5’ini kaybetmişiz. O depremin benzerinin bu günlerde olduğunu düşünün, felaketin boyutu inanılmaz olur. Göreve geldiğimiz günden bu yana Bursa’yı depreme karşı daha dirençli hale getirmek için arkadaşlarımız yoğun bir şekilde stratejik hedefler ortaya koyuyorlar. Bunun yanında toplumun da bilgilendirilmesi son derece önemli. Tabi bu çalışmaların başında Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı ile ortaklaşa yürütülen bir proje var. Bu projeyle Bursa Büyükşehir Belediyesi risk azaltma ve önleme projesi yürütülüyor. Bu projeyle birlikte Bursa’da hasar riski yüksek yapı analiz ediliyor ve çözüm önerileriyle birlikte rapor hazırlanıyor. Bu raporlardaki çözüm önerileri doğrultusunda da ilgili dairelerimiz işlemlerini hemen başlatıyor. Bu çalışmayla birlikte muhtemel depremde kritik yol ağları da belirlenerek kentsel direnç planı da ortaya çıkıyor. Devam eden bu proje çerçevesinde Bursa’nın büyük bir kısmının deprem riskine karşı oldukça savunmasız olduğunu ortaya koymuştur” şeklinde konuştu.
“Afet Yönetim Merkezi çalışmalarımız da hızla devam ediyor”
Deprem öncesi hazırlıkların süratle devam ettiğini belirten Bozbey, “Plansız yapıların en aza indirgenmesi, kaçak yapıların önlenmesi, ulaşım ağları ve tahliye rotalarının belirlenmesi konuları üzerine arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor ve bizim önceliklerimiz arasındadır. Ayrıca analizler doğrultusunda gerekli görülen kamu binaları, altyapı ve kritik tesislere erken uyarı sisteminin kurulması üzerine çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Erken uyarı sistemiyle kritik tesisleri kontrollü kapama sistemleri devreye alınacak ve acil durumlarda zaman kazanılacaktır. Afet Yönetim Merkezi çalışmalarımız da hızla devam ediyor. Büyükşehir belediyesi olmamıza rağmen, belediyemize ait afet yönetim merkezimiz yok. Afet ve acil durumlarda yapılacak müdahalelerin etkin ve kesintisiz olmasını sağlamalıyız. Sıvılaşma olan zeminlerde deprem katlanarak etkisini gösteriyor. Bursa’nın afete dirençli hale getirilmesi hepimizin sorumluluğundadır” dedi. Yapılan test çalışmalarının neticeleri önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklanacak. Çöküntü bölgelerinde kentsel dönüşüm planlamaları gündeme gelecek. Bu arada hükümet tarafından seçim öncesinde kamuoyuna İstanbul Kanunu olarak duyurulan ve Marmara Bölgesinde İstanbul çevresindeki büyükşehirleri de kapsayacak genel düzenlemenin de yapılması bekleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sırakaya, Edirne’de AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti.
Buradan Kapıkule Sınır Kapısı’na geçen Sırakaya, Vali Yunus Sezer ile görüştü.
Sırakaya, görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, yurt dışında yaşayan vatandaşların sınır kapılarından geçişlerini kolaylaştırmak için çaba harcadıklarını söyledi.
Kapıkule, Pazarkule, Hamzabeyli, İpsala ve Dereköy sınır kapılarından geçen yıl 7 milyondan fazla yolcunun geçtiğini belirten Sırakaya, “Bu yıl ise sadece 22 Haziran ile 15 Ağustos arasına baktığınız zaman 509 bin araç ve yaklaşık 2 milyon 71 bin insanımız bu 5 sınır kapısından geçmiş durumda.” dedi.
Sırakaya, yurt dışında yaşayan Türklerin gelişlerinin her yıl çok yoğun bir oranda arttığını dile getirdi.
Kapıkule’den dün 5 bin 400, Hamzabeyli’den ise 3 bin 800’den fazla aracın çıkış yaptığını anlatan Sırakaya, şunları kaydetti:
“Bu sayıyı topladığınızda esasında 56 bin insanın çıkış yaptığını görüyoruz. Edirne Valiliğimize, gümrük memurlarımıza, bu anlamda çalışma gösteren, fedakarlık gösteren her bir çalışana yürekten teşekkür etmek istiyorum.
AK Parti olarak sadece belirli dönemle değil her dönemde olduğu gibi yine burada standımız var. Vatandaşlarımıza bilgilendirmelerde bulunuyoruz. Her zaman milletle iç içe, milletin derdine çözüm bulma gayreti içerisindeyiz. Sadece günübirlik o gün basınla bir araya gelen bir anlayışı temsil etmiyoruz. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını kendimize dert ediniyoruz ve bunlara çözüm üretme gayreti içindeyiz.”
Sırakaya, son dönemde Avrupa’da ırkçılığın, yabancı düşmanlığının ve İslam düşmanlığının arttığına da değindi.
Avrupa’da popülist siyasi partilerin ayrımcı söylemler kullandığını ifade eden Sırakaya, “Yine ülkemize baktığımız zaman yurt dışındaki millet varlığımızın Türkiye’deki siyasi tercihleri üzerinden bu insanları bir düşmanlaştırma profilinin varlığını gözlemleme imkanımız var. Bu anlayışı şiddetle reddediyoruz.” dedi.
Sırakaya, yurt dışında yaşayan her vatandaşın Türkiye’nin asli unsuru olduğunu, AK Parti’nin bu anlayış içinde hizmetlerini şekillendirmeye devam edeceğini kaydetti.
Daha sonra Sırakaya ve beraberindekiler, sınır kapısında çıkış için bekleyen gurbetçilere iyi yolculuklar diledi, Türk bayrağı ve çeşitli hediyeler verdi.
Sırakaya, Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) standını da ziyaret ederek, çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Ziyaretlerde AK Parti İstanbulMilletvekiliSeda Gören Bölük, Edirne Milletvekili Fatma Aksal, MKYK Üyesi ve Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Emir Yasin Kekeç, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Nihat Kınık, AK Parti İl Başkanı Belgin İba ve partililer yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MHP Lideri Bahçeli, sosyal medya hesabından gündeme ilişkin açıklama yaptı. Bahçeli’nin açıklaması şöyle:
“Gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gerekse de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci çetin mücadelelere sahne olmakla birlikte bağımsızlık özlemi çeken toplum veya milletlere de ilham kaynağı olmuştur. Milli Mücadele’de sergilenen kahramanlıklar, serpilen fedakarlıklar esaret ve sömürü pençesinde kıvranan coğrafyalara kuşkusuz ruh ve umut vermiştir. Türk milleti tarihin her döneminde zulme direnmiş, zalimlere sesini ve sözünü yükseltmiştir. Doğal olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi milli iradenin tecelligahı olması münasebetiyle elbette haksızlığa ve saldırıya maruz kalmış soydaşlarımızın ve din kardeşlerimizin tercümanı olmayı kararlılıkla, hatta tarihsel bir sorumluluk şuuruyla üstlenmiştir.
Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas’ın 15 Ağustos 2024 tarihinde Gazi Meclis’te yaptığı muazzam seslenişini bu kapsamda ele almak lazımdır. O gün, dünyanın gözü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevrilmiştir. Vatan kurtaran ve devlet kuran bir irade kudretinin Filistin davasına kucak açması, bu vesileyle Sayın Abbas’ın tarihi nitelikli konuşmasının bölgesel ve küresel yankılarının doğması hakikaten mühim ve müstesna bir gelişmedir. Ancak 15 Ağustos 2024 tarihinde dünyanın siyasi ve diplomasi ağırlık merkezine yerleşen, tüm dikkatleri üzerine çeken Gazi Meclis’te bir gün sonra vuku bulan hazin ve talihsiz olaylar maalesef bir gün öncesini gölgede bırakmıştır. Bu tablo son derece üzücüdür.
“Anayasa Mahkemesi’nin laçkalaşmış hak ihlali kararı…”
Hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmasına rağmen TİP’li Can Atalay’ı cezaevinden çıkarıp Meclis’e taşımak isteyen siyasi provokasyon mekanizması bütün tahrik ve tertibiyle ortalığı karıştırmıştır. Kürsü masuniyetini maksatlı ve marazi şekilde çarpıtan TİP’in devlet ve millet muhalifi bir milletvekilinin nefret saçan sivri sözleri tansiyonu kanama noktasına kadar çıkarmıştır. Fakat kahırdan lütuf doğmuş, gölgelenmiş Gazi Meclis’te şafak sökmüştür. Nitekim Can Atalay konusu tamamıyla kapanmıştır. DEM’lenmiş CHP’nin maskesi bir kez daha düşmüştür. Anayasa’ya aykırı işlem tesis eden, kendi içtihatlarını hiçe sayan Anayasa Mahkemesi’nin laçkalaşmış hak ihlali kararı Türk milletinin iradesiyle çöpe atılmış, kanunsuzluğa geçit verilmemiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, baştan ayağa sulandırılan ve asıl bağlamından kopartılan Can Atalay meselesinin görüşüldüğü Meclis oturumuna katılmamıştır. Çünkü DEM’lenmiş CHP’nin, marjinalleşmiş TİP’in, PKK aparatlarının, Türkiye ve Türk milleti aleyhine periyodik kararlar alan Anayasa Mahkemesi’nin nasıl bir tezgahın faili olduklarının apaçık deşifresi görülsün istenmiştir.
Ayrıca tezahür eden önemli bir sonuç ise şudur: Cumhur İttifakı’nın kurucularından AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi olmadan da gereğini yapmış, takdire şayan bir duruşla haksızlığa, hukuksuzluğa ve eşkıyalığa müsaade etmemiştir. Küçük ortak nerede diyenler ağızlarının payını almış, biz olmadan da milletimizin beklentisine müzahir bir karar alınmıştır. Bunun yanı sıra dünkü oylama Türkiye’nin birinci partisi olarak AK Parti’yi tekraren işaret ve teyit etmiştir. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinden sonra DEM’lenmiş CHP’yi parlatanlar, ‘birinci parti, anketlerde açık ara önde’ masalını devamlı surette anlatanlar Can Atalay kararıyla kara propagandanın silinip atıldığına bizatihi şahit olmuşlardır. AK Parti’nin emin, güçlü ve kendine güven duyan adımlarla mücadelesini sürdüreceğine, 2028 seçimlerine kadar Cumhur İttifakı çatısı altında ihtiyaç duyulan zincirleme reformları hayata geçireceğine inancım tamdır.
“Türkiye’nin gündeminde seçim yoktur”
Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, Türkiye’nin gündeminde seçim yoktur. Herkes siyasi ve ideolojik hesabını bu şaşmaz gerçeğe muvafık yapmak durumundadır. Küçük ortak diyerek bize karşı tariz dolu ifadeler kullananlara diyeceğim odur ki, millet bizi nerede görmek istiyorsa biz oradayız. Cumhur İttifakı olarak yolumuza azim ve inançla devam ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bekirfakılar köyünde 15 Ağustos Perşembe günü ormanda başlayan yangının söndürme çalışmaları devam ediyor. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat da bölgeye gelerek çalışmaları yerinde inceledi. Söndürme çalışmalarının devam edildiğini söyleyen Polat, “Hem memleketimize hem de Bolu ve Göynük halkına geçmiş olsun. Göynük’te ortaya çıkan orman yangınında 3’üncü güne girmiş bulunmaktayız. Sarp ve dik araziler, insan unsurunun dahi ulaşmasının mümkün olmadığı, sık ormanların yer aldığı arazide yangını söndürmek için büyük mücadele veriyoruz. Bahsettiğim alan çevresi 30 kilometreye yaklaşan içerisinde farklı noktalarda yerleşim, fabrikalar ve tesisler olan bir yer. Bu işimizi zorlaştıran unsurlardı ve yangının söndürme süresini uzatan sebeplerin başında geliyordu. Başlangıçta birbirinden uzak 12 farklı noktada yangın devam etmekteyken 3. gün itibariyle bu noktayı 3’e indirmiş bulunmaktayız. Diğer noktalarda yangın söndürülmüş ve oranın personeli ve araçları da henüz söndürülmemiş alanlara kaydırılmıştır. Bu sevindirici bir durum. Zaman zaman ulaşılamayan noktalarda parlamalar ve enerji artımları görülmektedir. O yüzden bugün şu saat itibariyle yangının kontrol altına alındığını teknik olarak söyleyemeyiz. Çünkü bölgenin ağaç yapısı kara çam ağırlıklı, yüksek enerjiyle yanan, sürprizler yapabilen ağaç türü. Bu vesileyle henüz yangının kontrol altına alındığını söyleyemeyiz” diye konuştu.
“Başlangıçta 11, 12, 13’lere kadar çıkan hava aracı desteğimiz 3 gün içerisinde değişik sayılarda devam etti”
Hava araçlarının su temini noktasında hiçbir sorun yaşamadıklarını söyleyen Polat, “Su kaynağımız bölgeye çok yakındır. Suyu Sünnet Göleti’nden temin ediyoruz, bu avantajdır. Başlangıçta 11, 12, 13’lere kadar çıkan hava aracı desteğimiz 3 gün içerisinde değişik sayılarda devam etti. Yangın alanının çok geniş olması, birbirini görmeyen alanlarda bulunması da diğer tarafta çalışan hava aracının bu taraftan görülmemesi sanki hava aracı eksikliği varmış gibi bir spekülasyonlar oluşturuldu. Kesinlikle bu doğru değildir. Devletimiz bütün imkanlarıyla çalışmalara devam ediyor. Türkiye’mizin farklı noktalarında ortaya çıkan yangınlarla da cansiparane mücadele ettiğimiz için bu yangının gerektirdiği sayıda hava aracını intikal ettirmiş ve çalıştırmış bulunmaktayız. Hava araçlarımız gün batımı ile birlikte çalışamayacak ama umarım yarın kontrol altına alındıktan sonra soğutma çalışmalarına da katılacaklar” şeklinde konuştu.
“Hiçbir yerleşim yerimizi yangın tehdit etmemektedir”
Yerleşim yerinin güvence altına alınmasıyla ilgili çalışmaların 3 günde devam ettiğini açıklayan Polat, “Hiçbir yerleşim yerimiz şu anda tehdit altında değildir. Her geçen gün daha da rahatlatılmıştır. Çünkü bizim amacımız ilk önce yerleşim yerinin korunması, insanların can ve mal güvenliklerinin sağlanması, özellikle ticari müesseselerimizin zarar görmemesi üzerine kurulmuştu. Sarp arazide ilk yapabileceğimiz şey buydu. Bununla da başarılı olduk. Şu anda hiçbir yerleşim yerimizi yangın tehdit etmemektedir” ifadelerini kullandı.
“Şu an itibariyle zarar gören evimiz yok”
Bolu Valisi Erkan Kılıç ise, “Bazı haber sitelerinde ‘Göynük’te evler yandı, ağır hasarlı evler var, hayvanlar zarar gördü, telef oldu’ şeklinde haberler var. Böyle bir durum kesinlikle yok. Nereden bunları öğrenmişler, nasıl açıklama yapmışlar, onu da anlamakta zorluk çekiyoruz. Şu an itibariyle zarar gören evimiz yok. Hayvanlarla ilgili herhangi bir şey yok. Tedbir anlamında tüm tedbirler alınmış. Her yerde yeterli araç gerecimiz var. Jandarma, AFAD, orman personeli her tarafı sıkı şekilde tutuyoruz. Çok şükür bu saate kadar iyi geldik. İnşallah bundan sonra da kısa sürede yangını tamamen kontrol altına alırız” dedi.
Ayrıca Bolu’da çıkan yangına ilişkin gözaltına alınan 4 kişiden 2’si tutuklandığı öğrenildi. – BOLU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Muğla’nın Marmaris ve Datça ilçelerine karayolu ile tek geçiş noktası olan Çetibeli Jandarma Kontrol Noktası’nda yapılan rutin kontroller sırasında, jandarma ekipleri hareketlerinden şüphelendikleri ve art arda gelen 5 farklı aracı durdurdu. Yapılan denetimde, şoförlerin Türk vatandaşı, yolcuların ise belgeleri eksik yabancı uyruklu kişiler olduğu tespit edildi. Marmaris İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler birbirleri ile bağlantılı olduklarını tespit ettikleri araçlardaki 27 düzensiz göçmen ile onları yasadışı yollarla yurt dışına kaçırmayı planlayan 5 organizatör Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gözaltına aldı. 5 organizatör Jandarma merkezindeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Organizatörlerin yargı süreci devam ederken yakalanan 27 düzensiz göçmen ise işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi’ne sevk edildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP’li Barut, orman yangınlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye’nin dört bir yanında her sene tekrarlandığı gibi yine yangınların meydana geldiğini aktaran Ayhan Barut, “Maalesef ciğerlerimiz yanıyor, ormanlarımız yanıyor, geleceğimiz yangınlarla küle dönüyor. Ekiplerimiz ve yurttaşlarımız olağanüstü bir gayretle bu yangınlara müdahale ediyor. Ancak bu orman yangınları göstermiştir ki, iktidar acılardan ders çıkarmıyor. Ülkemizde yeşile dahil ne varsa çoğunlukla yanıp kül oluyor” ifadesini kullandı.
“Önlem alın, aynı acılar tekrarlanmasın”
Ege’den Karadeniz’e, Akdeniz’den Doğu ve Güney Doğu Anadolu’ya yurdun dört bir yanında alevlerin yükseldiğini, yurttaşların her sene olduğu gibi yine yangın söndürme uçakları ve helikopter yetersizliğinden yakındığını bildiren Barut, şunları kaydetti:
“Ülkemizde orman yangınları konusu artık tümüyle gündemden çıkmalı, geleceğimiz korunmalıdır. Eksiklikler mutlak suretle tespit edilmeli, etkin önlemler alınmalı, toplumsal bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Ülkemizde uygulanan 1 Mayıs-1 Kasım arasındaki orman yangını mücadelesini tüm sezona yaymalıyız. Yangınla mücadele alanının ve kapsamının genişletilmesi gerekmektedir. Orman Genel Müdürlüğü’nün bütçesi artırılmalı, küstürülen orman köylüsü refaha kavuşturulmalıdır. Ata yadigarımız Türk Hava Kurumu, desteklenerek orman yangınlarındaki mücadeleye aktif biçimde dahil edilmelidir. Gece görüşlü olan hava araçları kullanılmalı, 24 esasıyla çalışılmalıdır. Ülkemizin akciğeri olan ve geleceğimiz olan ormanlarımızı kurtarmak için önerilerimizi dikkate alın. Bir daha aynı acılar yaşanmasın.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANITA ÇELENK BIRAKILDI
Gölcük Kavaklı Sahili’nde bulunan Deprem Anıtı önünde anma programı düzenlendi. 17 Ağustos depreminin yaşandığı saat 03.02’de saygı duruşunda bulunuldu. Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Dz. Kd. Alb. Yücel Korkut ile Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer’in anıta çelenk bırakmasının ardından depremde hayatını kaybedenler için dualar okundu.
BAŞKAN SEZER: “HAZIRLIKLI OLMAMIZ GEREKİYOR”
Törende konuşan Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, “17 Ağustos 1999 depreminden bu yana çeyrek asır zaman geçti. 45 saniye pek çok vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden oldu. Aradan geçen uzun yıllarda şehirde meydana gelen tahribatlar geri gelebildi. Ancak hayatını kaybedenlerin tekrar geri getirilebilmesi mümkün değil. 19 Ağustos 1999 tarihinde Türkiye deprem gerçeğiyle ciddi anlamda yüzleştiği tarihi miladı yaşadı. Bu hem yapısal anlamda AFAD gibi kurumların kurulması, diğer arama kurtarma faaliyetlerinin öneminin anlaşılması, arama kurtarma faaliyetlerinin öneminin anlaşılması, bunun yanında deprem ya da diğer afetler olmadan önce yapılması gereken şehirleri afete hazırlama çalışmalarının önemidir aslında. Afet meydana geldikten sonra arama kurtarma ve diğer yardım faaliyetlerinin yürütülmesi tabii ki çok önemli. Önemli bir başarı da elde ediliyor bu konuda ama önemli olan afet meydana gelmeden önce hazırlıklı olmak. Dolayısıyla can kayıplarının önüne geçmek, maddi kayıpların da önüne geçmektir. Aradan geçen 25 yıldan sonra şunu söylemek istiyorum. Depreme ve diğer afetlere hazırlanmak için kaybedilecek bir dakika bile zaman yok. Her anlamda şehirlerimizin ve en azından zihniyet olarak da insanlarımızın hazır olması gerekiyor. Bundan sonra meydana gelebilecek afetlere anında hazır olmamız önemli. Netice itibariyle bugüne kadar sadece 17 Ağustos depreminde değil, geçen sene yaşadığımız 6 Şubat depreminde de yine binlerce insanımızı kaybettik. Bundan sonraki muhtemel afetlere de hazır olmadığımız takdirde benzer tabloları yaşamak kaçınılmaz olacaktır. Önemli olan hazırlıklı olmamız gerekiyor. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza da Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabırlar diliyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>???????Bozay ve Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Nuh Yılmaz, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Türk üniversitelerinden 400 öğrenciyle buluştu.
Mehmet Kemal Bozay, burada yaptığı konuşmada, İran, Bosna Hersek, İsrail, ABD, Sırbistan, Slovenya gibi eski Osmanlı coğrafyasında görevlerde bulunduğunu söyledi.
Osmanlı dönemi hariciyecilerinden Salih Münir Paşa’nın, diplomatlığı “Dost ve düşmanı tanıyabilme, ülkenin hayır ve selameti için hangi devletlerle ittifak kurulacağını, rakiplerin nasıl alt edileceğini tespit edebilme ve bu konularda gerekli tedbiri alabilir marifeti, diğer devletleri yakından takip ederek bunlardan elde edilebilecek kazançlar veya gelebilecek zararlar konusunda önlem alabilme kabiliyeti” olarak tanımladığını anlatan Bozay, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da talimatlarının bu yönde olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin diplomasi geleneğinin geçmişten geleceğe uzandığını ifade eden Bozay, şöyle konuştu:
“Bir diplomat, ülkenin bekası ve ilerlemesi adına kimlere yaklaşılıp, kimleri yalnız bırakma politikasına girileceğini doğru tespit edebilmelidir. Diplomasi, içinde bulunan durumu iyi muhakeme ederek olayların mecrasındaki akıntıyı kendine uygun hale getirmek, başka bir ifadeyle oluşacak fırsatlardan istifade ederken müsait havalarda yelkenleri açmayı, kötü havalarda yelkenleri toplayıp tehlikesiz yollardan gitmeyi bilmelidir.”
Diplomat olmak isteyen gençlere kapılarının her zaman açık olduğuna işaret eden Bozay, ” ‘Sınavlarda eşit fırsatlar var mı?’ diye sorular geliyor, bundan yüzde 100 emin olabilirsiniz. Çünkü bu kimsenin hatır gönül işiyle yürütülmesine fırsat verilecek bir meslek değil. Bundan dolayı kendinize güvenin.” dedi.
Bozay, öğrencilere Stratejik Araştırmalar Merkezi yayınlarını, düşünce kuruluşlarının çalışmalarını takip etmelerini ve müfredatta sınava yönelik dersleri tercih etmelerini önerdi.
“Filistin konusunda en dürüst ülke Türkiye”
Türkiye’nin dış politikasına ilişkin açıklamalarda da bulunan Bozay, Türkiye’nin 20 yılda ciddi aşama kaydettiğini, zor bir coğrafyada bulunmasına rağmen bugün dış politikada güçlü bir noktaya geldiğini ifade etti.
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına değinen Bozay, Türkiye’nin ilk günden bu yana aynı ve kararlı bir tavır sergilediğini söyledi.
Sorunun çözüme kavuşması yönünde adımlar attıklarını bildiren Bozay, “Filistin’de iki devletli çözüm için karar alınmış ama hiçbir zaman uygulanmamış. Devam eden bir şiddet çemberi var. Yaşananları durdurmak için hukuk ve adalet boyutuna yoğunlaşmamız gerekiyor. Bizim iki devletli çözüm dışında bir önerimiz yok.” diye konuştu.
Olayın insani boyutunu da ele aldıklarını aktaran Bozay, “Yaşananların unutulmaması için kaydını alıyoruz. Bu konuda en dürüst davranan ülke Türkiye’dir. Olaya insani açıdan da devletler hukuku boyutundan da bakıyoruz. Kararlı tutumumuzu sürdürüyoruz.” dedi.
“Çok geniş diplomasi ağımız var”
Bakan Yardımcısı Bozay, dünya sorunlarında her ülkeyle işbirliğine açık olduklarını, terörün her ülke için bir tehdit olduğunu ve her ülkenin işbirliği içinde mücadele etmesi gerektiğini ifade etti.
“Senin teröristin, benim teröristim yok. DAEŞ’i gördük, herkesi etkiledi. Büyük ülkeleri ikaz ediyorduk, ‘Siz Irak’ta düzenlediğiniz operasyon sonrasında burada ne olduğu belli olmayan bir yapı oluşacak’ diyorduk. Bunu görüyorduk, biliyorduk. Arkalarında başka unsurların da olduğu bir terör ortaya çıktı.” diyen Bozay, dış politikada daima Türkiye’nin bekası doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı.
AB’ye üyelik konusunda Bozay, Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakılmadığını ancak Türkiyesiz de mümkün olmadığının görüldüğünü ifade etti.
Türkiye’nin artık elbisesinin değiştiğini, bugün dünyanın her bir noktasında yaşanan olaylara müdahale edebildiğini dile getiren Bozay, AB’nin “Dur, sen yapma” demesine müsaade etmeyeceklerini kaydetti.
Türkiye’nin yükselmekte olduğu bir dönemde çevresindeki ülkelerde savaşlar yaşandığını anlatan Bozay, “Çok geniş diplomasi ağımız var. 360 derecelik bir diplomasimiz var. Etrafımızda bu kadar sorun varken istikrarımızla gençlerle önümüzün çok parlak olduğunu görüyoruz, bunu düzgün yönlendirmemiz, planlı ve devlet ciddiyetiyle gitmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin öz güveni yüksek bir diplomasisi var”
Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve SAM Başkanı Nuh Yılmaz da Dışişleri Bakanlığının Türkiye’nin stratejisini ve güvenlik politikalarını oluşturan çok ciddi bir kurum olduğunu aktardı.
Böyle bir kurumda çalışacak insanların da bazı özelliklere sahip olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, merkez olarak diplomatlık eğitimini 5,5 aya çıkardıklarını ve bu eğitimin içerisinde adabımuaşeret, yazı, not, kripto yazma ve analitik eğitimi daha ileriye taşıyan bir program yer aldığını bildirdi.
Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Yılmaz, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının evrensel bir sorun olduğunu söyledi.
Filistinlilere yaşam alanı sağlayabilmek için iki devletli çözümün uygulanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin de her sorunda diplomasiyi ön plana çıkardığını belirtti.
Yılmaz, sözlerini, “Türkiye’nin bağımsız ve yerli bir dış politika izleyen öz güveni yüksek bir diplomasi geleneği var.” diyerek tamamladı.
]]>Mayıs seçimlerinden sonra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve yeni bir ekibin göreve gelmesi, enflasyonla mücadele konusunda umut yaratmıştı. Ancak Merkez Bankası’nın geçen haftaki faiz kararıyla, bu güvenin azalmaya başladığını söyleyebiliriz.
Son gelen ekonomik veriler ve enflasyon beklentileri bir faiz artışını daha zorunlu hale getirirken, Merkez Bankası geçtiğimiz hafta faiz artış kararı alamadı. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, aslında işlerin iyi gitmediği enflasyonla mücadelede zaaf ortaya çıktığı, dolaylı olarak anlatılıyordu. Ancak buna rağmen faiz kararı alamaması, seçimden sonrası için de önemli bir tedirginlik kaynağı oldu.
Piyasa oyuncuları ve bankacılarla, bu kararın ardından konuştuğumuzda, bu karardan sonra seçim sonrasının daha belirsiz hale geldiğini söylediler. Seçim sonrasında ekonominin gidişatı hakkında karar verebilmek için, “Nisan’da mevcut ekonomi yönetiminin göreve devam edip edemeyeceğinin belli olması gerektiğini” belirttiler. Bu kaygı seçim sonrası uygulanacak politikalar konusunda piyasalarda büyük bir belirsizlik olduğunu da ortaya koyuyor.
Ekonomi yönetiminin görevde kalacağı belli olsa bile, bunun sorunun çözülmesi için yetmeyeceğini eklediler. Bununla birlikte alınacak kararlarla bazı şartların da oluşması, piyasaların buna bakacağını söylediler. Bunlar arasında bütçe disiplini ve kamu harcamalarının kısılmasına ilişkin alınacak kararlar olduğu belirtilirken, bütçe gelirlerinden çok kamunun artık tasarrufa gidip gitmeyeceğinin uygulanacak politikalara güven açısından kilit olduğu belirtildi. Bu arada ekonomi yönetiminin çok üzerinde durmamasına rağmen, acı ilaç içeceği belli olan vatandaşın, “kendisi kemer sıkarken kamunun ve politikacıların tasarrufa gidip girmeyeceğine bakacağı” ifade edildi. Bu koşulun yerine gelmesi halinde halkın yeni alınacak sert tedbirlere ikna edilmesinin kolaylaşabileceği belirtildi.
VATANDAŞ VE YABANCI SERMAYENİN BAKIŞI
Bununla birlikte, seçimden sonra yabancı sermaye girişine kilit bir önem verildiğini hatırlatan bankacılar, dolayısıyla yabancı sermayenin tavrının seçimden sonra ne olacağının büyük önemli olduğu görüşündeler. Bunun için kur ve faiz seviyelerinin tatmin edici olması gerektiği açık. Dolayısıyla kapsamlı bir programın hazırlanıp piyasaların buna ikna edilmesi gerekecek.
Bununla birlikte ülke ekonomisi için asıl yararı dokunacak, üretim gücünü yükseltecek doğrudan yabancı sermaye girişlerinin gelişi ise daha ağır koşullara bağlı. Bu kapsamda Türkiye’nin Batı sermayesine ihtiyaç duyduğu, bunun için de Batı ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği ortada. Bu kapsamda sadece alınacak ekonomik kararlar değil, kurumsal yapıyı güçlendirecek, hukuk sistemini iyileştirecek kapsamlı tedbirlere ihtiyaç var. Bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle birlikte, siyaset ve dış politika alanlarında da ciddi tercihlerde bulunması gerekeceği gerçeğini ortaya çıkarıyor.
Tabi ki sadece yabancıların ekonomik gidişat için ikna olması yetmeyecek, hane halkı olarak adlandırılan, vatandaşların da ikna edilmesi, özellikle de TL’ye dönüş için artık güven duyacakları bir ortamın oluşturulması gerekecek. Yüksek politika faiz artışlarına rağmen TL mevduata bankaların hala düşük faiz vermesi, Merkez Bankası’nın bu konuda radikal adımlar atamaması, büyük bir sıkıntının yaşanmasına neden oluyor. Bu nedenle dövize olan talep hala devam ediyor, bu da TL yerine dövize eğilimin devam etmesine, döviz rezervlerinin son dönemde yeniden erimesine neden oluyor. Dolayısıyla özellikle küçük tasarrufçuya enflasyon ve politika faizinin üzerinde getiri sağlanamaması, bir yandan tasarrufçunun mağdur edilmesine neden olurken, öte yandan uygulanan sıkı para politikasına olan güvenin de azalmasını da beraberinde getiriyor.
Geçen hafta Merkez Bankası’nın gerektiği halde politika faizini artıramaması, siyasi otorite yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hala faiz konusunda gösterdiği direncin bir göstergesi olarak yorumlandı. Piyasalar bunu zaten biliyordu ama yeni ekonomi yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gerekenin yapılacağı konusunda ikna ettiklerini düşünüyorlardı. Dolayısıyla faiz artışı kararı verilmemesi, bu konuda piyasada oluşan umudun yitirilmesine neden oldu.
Bu nedenle de seçim sonrasına ilişkin tedirginliğin arttığı gördük. Eğer Mart ayında yapılacak faiz toplantısında Merkez Bankası faiz artışı kararı verirse, bu tedirginlik azalacaktır. Ancak görünen o ki; Merkez Bankası seçimlere kadar, gerekmesine rağmen, faiz kararı veremeyecek. Bu da gevşeyen para politikasının yaratacağı tahribatı iyice artıracak. Bu tahribat hem moral açıdan, hem de maddi anlamda faturanın büyümesi anlamına gelecek.
Enflasyonla mücadelenin faturasının daha çok dar ve sabit gelirlilere çıktığını düşünürsek; gereken kararların zamanında alınamaması nedeniyle ağırlaşacak fatura yoksullaşmanın daha da artmasını beraberinde getirecek diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyümeyi daraltacak, özellikle iş kesimini zor durumda bırakacak ekonomik kararlara karşı ne kadar dirençli olduğu biliniyor. O nedenle de mevcut yönetimin enflasyonla mücadelede kararlı bir tutum takınacağına ilişkin umutlar da, doğal olarak azalıyor.
]]>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bıraktı. Ekonomistlerin beklentileri de faizin sabit bırakılacağı yönündeydi.
Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 45 oldu. Geçen ay gerçekleştirilen toplantıda politika faizi 500 baz puan artırılmıştı.
Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler Deneme Bonusu Veren Siteler kullanıldı; "Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir. Mart ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, devam eden zayıflamaya rağmen öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatındaki seyir cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte direncin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.
Mart ayında atılan adımların etkisiyle finansal koşullar önemli ölçüde sıkılaşmıştır. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.
Kurul; makroihtiyati politikaları, piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, kredi büyümesi ve mevduat Ataköy Escort faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir.
Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."
]]>Yılmaz, Mersin programı kapsamında Valiliği ziyaret etti. Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan tarafından karşılanan, tören mangasını selamlayan ve şeref defterini imzalayan Yılmaz, daha sonra bir otelde iş insanlarıyla bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında Türkiye’nin ekonomik büyüme konusunda oldukça iyi bir performans ortaya koyduğunu vurgulayan Yılmaz, Kovid-19 pandemisinin etkilerinin yoğun yaşandığı 2020-2022 döneminde dünya ekonomisi yüzde 7 büyürken, Türkiye ekonomisinin kümülatif olarak yüzde 20 büyüdüğüne dikkati çekti.
Yılmaz, bu dönemde Türkiye’nin ihracat ve istihdamının arttığını, geçen yılın ilk üç çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 4,7, son 20 yılda ise yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüdüğünü kaydetti.
İhracatta tarihi bir seviyenin yakalandığını, geçen yıl itibarıyla 256 milyar dolar ihracat rakamına ulaşıldığını anımsatan Yılmaz, ihracatta bu yıl ocak ayına iyi başlandığını, ihracatın aylık bazda yüzde 3,6 artış gösterdiğini ve ithalatın ise yüzde 22 oranında azaldığını ifade etti.
“Seçici ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yatırım, istihdam, üretim, ihracat” sözüne işaret ederek, bu perspektifi hiçbir zaman kaybetmeden bütün politikalarını organize ettiklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bir yandan yeni para politikalarımızla birlikte finans maliyetlerinin arttığını görüyoruz. Diğer taraftan özellikle yatırımcılar, nitelikli yatırım yapanlar ve ihracatçılar için finansal şartları iyileştirici birtakım adımlar da atıyoruz. Neler yaptık bu kapsamda? Bir defa ihracatçıyı desteklemeye yönelik seçici kredi kullanımı ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankamız, reeskont kredilerinde günlük limiti 10 kat arttırdı ve uygulanan faiz oranı politika faizinin oldukça altında. Bu, ihracatçılarımızı desteklemek için uyguladığımız bir politika. Bu politikaları uygularken KOBİ’lerimizi önceliklendiriyoruz ve yine ihracat performansını dikkate alarak bunları hayata geçiriyoruz.”
İhracatçıları gözetme noktasında geçen yıl kurumlar vergisi sisteminde bir değişiklik yapıldığını, genel oranın yüzde 25 olarak belirlendiğini aktaran Yılmaz, “Bankacılık ve finans kesimi için bunu yüzde 30 olarak tayin ettik. İhracatçı firmalarımız için de yüzde 20 dedik. Bu yine ihracatı destekleme politikalarımızın bir yansıması, daha az vergi yüküyle ihracatçılarımız çalışsın diye bunu yaptık.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, son dönemde Meclis’te yapılan düzenlemeyle, dış ticaret şirketleri kanalıyla ihracat yapan KOBİ’lerin de bundan istifade edebilmesinin önünün açıldığını, doğrudan veya dolaylı ihracat yapan firmaların hepsinin bu vergi avantajından faydalanması için gerekli mevzuat düzenlemesinin hayata geçirildiğini kaydetti.
“Toplumsal Yatırım Notu” uygulaması hayata geçirilecek
Cari açığın, katma değerin yükseltilmesi ve ihracatın arttırılmasıyla azaltılabileceğine işaret eden Yılmaz, nitelikli yatırımları desteklemek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’ni (YTAK) hayata geçirdiklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Toplumsal Yatırım Notu’na ilişkin çalışmaların devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu not bankalara verilecek bir not. Şahıslara veya firmalara değil. Merkez Bankamız, Bankalar Birliğiyle bu konuyu çalışıyor. Bankalar yatırımcıya, ihracatçıya, nitelikli alanlara krediyi arttırdıkça bankaların notu yükselecek ve bu not artışına göre de Merkez Bankamız onlara teşvik edici bir takım uygulamalar yapacak. Böylece bankalarımızı sistematik olarak yatırımcıya, ihracatçıya daha fazla kredi vermeye sevk etmiş olacağız. Böyle bir uygulamayı da önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz”
“6 saat 23 dakikalık seyahat süresi, 2 saat 15 dakikaya düşecek”
Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakalandığını, 2023’te ihracatının 7,7 milyar dolara yükseldiğini, toplam ihracattan aldığı payın da yüzde 1,6’dan yüzde 3’e çıktığını anlatan Yılmaz, Mersin’in ihracatın öncü ve sürükleyici illerinden biri olduğunu rakamlarla ortaya koyduğunu dile getirdi.
Mersin, Adana ekseninde bakıldığında bölgenin lojistik anlamda da çok ciddi avantajlara, yüksek rekabet potansiyeline sahip olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bu bölgeyi bu anlamda önümüzdeki dönemde daha fazla değerlendireceğiz. Lojistik imkanlarını daha da ileriye taşımak için bir gayret içinde olacağız. Bunun da ülkemizin ihracat performansını daha üst noktalara taşıyacağına inanıyoruz. Bu kapsamda yıllardır heyecanla yapımı beklenen Çeşmeli, Erdemli, Silifke, Taşucu otoyolu projesini hayata geçirmek üzere çalışmalara başladık. Bu otoyol önemli bir farklılık oluşturacak bölgemiz için.
Demir yolunda, ulaşımda farklı projelerimiz var. Yine en öne çıkan projelerden biri Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren projesi. Bunun hayata geçmesiyle 6 saat 23 dakika olan seyahat süresi 2 saat 15 dakikaya düşecek. İşte bu projeler bölgemizin çehresini değiştirecek. Yine Doğu Akdeniz bölgesi en stratejik bölgelerden biri. Buranın Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine çıkış kapısı olması ve ihracat imkanlarının gelişmesi için yeni liman inşası konusu üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan kalkınma yolu dediğimiz Basra Körfezi’ne kadar inen, Irak’ı boydan boya geçen çok stratejik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun da tabii limanlarımıza entegrasyonu bu bölgemiz için de yeni açılımlar, yeni fırsatlar oluşturacaktır diye inanıyoruz.”
Merkezi idare olarak son 20 yılda Mersin’e toplam 98 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Yılmaz, Çukurova Bölgesel Uluslararası Havalimanı’nın açılışı için gün sayıldığını, havalimanının devreye girmesiyle hava yolu anlamında da bölgenin farklı bir üstünlük kazanmış olacağını ifade etti.
“Kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Dış pazarlardaki talep geliştikçe, yeni pazarlara biz eriştikçe, ihracatçılarımızı farklı desteklerle takviye ettikçe, kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuya yönelik politikaları dikkatli bir şekilde değerlendireceklerinin de altını çizen Yılmaz, konuşmasının ardından düzenlenen toplantıda, iş insanların taleplerini dinledi, sorularına yanıt verdi.
]]>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Oda’nın Şubat ayı Meclis toplantısında yaptığı konuşmada iş dünyasındaki gelişmeleri değerlendirdi. Avdagiç, “Faiz artışı dezenflasyon sürecinin en etkili silahı, ancak yegane silahı da değil. Para politikasındaki sıkılık, maliye politikasıyla desteklenmediği sürece, enflasyonla mücadele programı sınırlı kalabilir. Bu nedenle para ve maliye politikasının uyumuna ve bu uyumu destekleyecek yapısal reformlara önem verilmeli” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Fatih Karahan’a başarılar dileyen Avdagiç, “Biz Sayın Karahan’ın başkanlığında Merkez Bankası’nın ülkemize ve iş dünyamıza kalıcı kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Merkez Bankası’ndaki başkanlık değişim süreci, yanlış anlamalara meydan vermeyecek şekilde doğru bir iletişimle yönetildi. Başkan değişikliğinin politika değişikliği ile ilişkisinin bulunmadığı yönündeki kararlılık beyanları, piyasalara güven verdi” dedi.
“Terör saldırılarının birbiri ardına gelmesinin rastlantı olmadığı çok açık”
Avdagiç, Meclis konuşmasında son dönemde gerçekleştirilen terör saldırılarına da dikkat çekti. Avdagiç, “Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirilen terör saldırısını lanetliyorum. Sarıyer’deki Santa Maria İtalyan Kilisesi’ne yönelik saldırıyı telin ediyorum. Bu olaylar, Fatih Camii imamına saldırı ile başlamıştı. Bütün ülkemizin huzurunu hedef alan saldırıların birbiri ardına gelmesinin rastlantı olmadığı çok açık” ifadelerini kullandı.
Avdagiç, “İş dünyası olarak şunun altını çizmek isterim. Terör örgütlerini maşa gibi kullanıp, Türkiye’de kaos oluşturmak isteyenler, bunu asla başaramayacaklar. Dün olduğu gibi bugün de teröristlere karşı kenetlenip bir ve beraber olacağız, hedeflerine ulaşmalarına asla izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin büyüklüğü ve milletimizin kararlılığının bu saldırıları akim bırakacağından zerrece şüphem bulunmuyor” dedi.
“Seçilecek her belediye başkanından, beldelerini depreme hazırlamalarını bekliyoruz”
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin birinci yılının geride kaldığını kaydeden Avdagiç, “Milletimizin ve devletimizin gayretiyle bölgemiz yeniden imar edilmeye başlandı. Bunun somut sonuçlarını ilk etap deprem konutlarının teslim törenlerinde gördük. Açılan kamu hizmet binalarında gördük. Bu illerimizin hepsi, tahmin edilenden daha kısa sürede ayağa kalkacak, imarıyla olası depremlere karşı bizim iftiharımız olacak” diye konuştu.
‘İstanbul ve depreme hazır olma’ konusunun üzerinde ısrarla durduklarını vurgulayan Şekib Avdagiç, “31 Mart’ta Mahalli Seçimler yapılacak. İş dünyası olarak, hangi partiden olursa olsun, seçilecek her belediye başkanından; Türkiye’nin deprem bölgesinde olduğu gerçeğini unutmadan, beldelerini depreme hazırlamalarını, bu yöndeki tedbirleri hayata geçirmelerini istiyor ve bekliyoruz. Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de depreme karşı hazırlıklı olmadan gerçek anlamda “sürdürülebilir bir kalkınmanın” mümkün olmayacağının altını bir kez daha çiziyorum” dedi.
Avdagiç, İstanbul’da, bütün yerel yöneticilerin deprem teyakkuzu içinde olmaları gerektiğini vurguladı. Avdagiç, şöyle devam etti: “İstanbul’da yasal olarak belediye teşkilatının kurulduğu 1855 yılından beri belediyelerimiz ‘belde halkını koruyup huzur ve sükün içinde yaşatma’ göreviyle vazifelendirilmiştir. 2024 yılında da belediyelerimizden ve başkanlarımızdan aynı şeyi yani deprem teyakkuzu içinde olmalarını istiyoruz.” – İSTANBUL
]]>Yılmaz, Haber Global canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Gerçek belediyeciliğin halkın taleplerine, beklentilerine karşılık vermek, işine odaklanmak olduğunu belirten Yılmaz, halkın gerçek belediyecilik yapanlar ile belediyeyi kişisel ve ideolojik araç olarak kullananları gayet iyi gördüğünü söyledi.
Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un deprem çalışmalarından sosyal konut çalışmalarına kadar çok başarılı bir geçmişi olduğunu anlatarak, “Sorun çözücü, soruna odaklı bir yaklaşım sergiledi her zaman. İstanbul’un tam da böyle bir yaklaşıma ihtiyacı var. Afetleri, büyük kentsel dönüşüm süreçlerini, dirençli şehirler oluşturmayı konuştuğumuz bir dönemde kafasında başka bir şey olmayan, sadece ve sadece İstanbul’un sorunlarına odaklanmış ve bunlara da somut, gerçekçi çözümler ortaya koyan bir kişiye ihtiyaç vardı diye düşünüyorum ve Murat Kurum’un da bu profile tam anlamıyla uyduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin afetlere açık bir ülke olduğuna işaret eden Yılmaz, dirençli şehrin, afetlerin risklerini azaltan, toplumu, yapıları, bütün sistemi buna göre kurgulayan şehir anlamına geldiğini ve İBB Başkan adayı Kurum’un programında bunu vurguladığını kaydetti.
Yılmaz, afet risklerini azaltmaya dönük programların hayata geçirilmesi için yerel ile merkezi yönetimin işbirliğine ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Merkezi idare, yerel idare demeden aynı hedefe odaklanmamız lazım. Kaynaklarımızı hem politika anlamında, hem finansal kaynaklar, insan kaynakları, altyapı bütün unsurlarıyla işbirliği içinde bu mücadeleyi sürdürmemiz lazım.” diye konuştu.
Metropollerde nüfusu belli ölçüde azaltmaya dönük tedbirlerin önemli olduğunu, ancak özellikle emek yoğun üretimi daha çok Anadolu’ya doğru kaydıracak teşvik politikalarının da çok daha güçlü bir şekilde uygulanması gerektiğini dile getiren Yılmaz, bunun için sadece belli sınırlar içinde değil, bütün coğrafyayı düşünen bütüncül politikalara ihtiyaç olduğunu söyledi.
Yılmaz, yerel seçimlerde vatandaşın, daha derli toplu, ne yaptığını bilen, planı, programı olanlardan ve hizmet odaklı anlayıştan yana olacağını belirterek, muhalefet belediyeciliğine karşı AK Parti belediyeciliğinin seçimlerden çok daha güçlü şekilde çıkacağına inandığını ifade etti.
“Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır”
Ekonomideki güncellenmiş politikalarla öngörülebilirliğin arttığını ve bunun sahaya çok hızlı yansıyan sonuçları olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Artan Merkez Bankası rezervi, azalan cari açık, azalan bütçe açığı, bütün bunlar risklerimizi azaltmış durumda. Dolayısıyla CDS dediğimiz risk primimiz düşmüş durumda. Bu da dış borçlanmada Türkiye’yi daha avantajlı; kamusuyla, özel sektörüyle, daha az maliyetle borçlanır hale getiriyor. Kredi derecelendirme kuruluşları da istediğimiz hızda olmasa bile olumlu yönde açıklamalar yapmaya başladılar. Bu giderek daha da iyi noktaya gidecektir.” diye konuştu.
Türk lirasının güçlendiğini, ciddi bir büyüklüğe ulaşan Kur Korumalı Mevduat’ta da (KKM) ciddi bir çözülme olduğunu anlatan Yılmaz, Merkez Bankasının izlediği politikalarla, yapılan düzenlemelerle, finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan, kademeli şekilde KKM’den çıkıldığını, döviz hesaplarında gelişme olmadığını, Türk lirası mevduatın ise arttığını belirtti.
Yılmaz, bunun olumlu bir durum olduğunu söyleyerek, “Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır.” dedi.
Yatırım ortamının iyileştirilmesinin yurt içi ve dışındaki yatırımcı için fırsat oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, “Dolayısıyla önümüzdeki dönem biz çok daha fazla doğrudan uluslararası yatırım bekliyoruz. Belli bir fon akışı oldu ama daha uzun vadeli yatırımlar bir süre daha belki politikalarımıza bakıyorlar, hazırlıklarını yapıyorlar. Önümüzdeki dönem özellikle dünyadaki konjonktürle de bağlantılı baktığımızda, Türkiye’ye ciddi bir fon akışı, hem finansal anlamda hem de doğrudan yatırımlar anlamında olacağını görüyorum.” şeklinde konuştu.
“Amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek”
Enflasyondaki gelişmeler olumlu yönde seyrettikçe Türkiye’nin daha farklı bir döneme doğru gideceğini, enflasyonla mücadelede zorlukları ortadan kaldırmanın biraz zaman aldığını dile getiren Yılmaz, “Doğru bir rotaya girdiyseniz, doğru bir hedefe doğru yürüyorsanız her geçen süre sizi hedefinize daha çok yaklaştıracaktır. Dolayısıyla amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek ve bu yönde de bütün araçları, enstrümanları kararlı bir şekilde kullanıyoruz. Bir taraftan Merkez Bankamız araç bağımsızlığı çerçevesinde kendi kararlarını alıyor. Bir taraftan maliye politikamızla biz bunu bütünlüyoruz. Diğer taraftan da üçüncü bir ayağı var bunun; yapısal reformlar.” dedi.
Yılmaz, enflasyonda, yıl ortasından itibaren yıllık bazda, belirgin şekilde düşüş görüleceğini anlatarak, “2025 ise çok daha net bir şekilde bu mücadelenin sonuçlarını gördüğümüz bir yıl olacak. Orta Vadeli Programda yüzde 15 civarında bir beklentimiz var. 2026’da ise asıl hedefimize ulaşacağız. O da tek haneli enflasyon. Türkiye geçmişte başardı. Önümüzdeki dönemde para politikaları, maliye politikaları, yapısal reformlar, etkin bir koordinasyon, kararlı bir tutumla 2026 perspektifinde enflasyonda tek haneyi yeniden yakalayacağız.” diye konuştu.
Kripto paraya ilişkin düzenleme
Kripto paralara ilişkin düzenleme ihtiyacının tüm dünyada hissedildiğini, Türkiye’nin de bu çerçevede düzenleme yapacağını belirten Yılmaz, “Kurumları yetkilendiren, gelişmelere göre nasıl pozisyon alacaklarına ilişkin kanuni bir altyapı oluşturan çerçeve bir düzenleme olacaktır. Bu gri liste açısından da önemli. Gri listede belli şartlar var, ülkelerin karşılaması gereken. Bütün yasal şartları tamamlamış durumdayız. Bir tek bu eksik kalmıştı. Bunu yaptığımız zaman o liste anlamında da olumlu bir adım atmış olacağız.” dedi.
Yılmaz, kayıt dışılıkla mücadelenin sosyal adalet ve haksız rekabeti önlemek açısından önemli olduğunun altını çizerek, özellikle dijitalleşmenin sağladığı imkanlar ve yapay zekayla daha fazla veriye ve risk analizlerine dayalı bir denetim sistemine doğru geçiş yapacaklarını kaydetti.
Türkiye’nin uzay programı açısından 10 yıllık eylem planı yaptığını ve bunu adım adım hayata geçirdiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bu alanda aşamalı olarak çok farklı yerlere geleceğini ve Türkiye Yüzyılı’nda uzayda da varlığını bütün dünya ülkeleri arasında hissettiren ülkelerden biri haline geleceğini söyledi.
“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız”
Yılmaz, 6 Şubat depremlerinin ardından kalıcı konutlar inşa etmek, altyapıyı rehabilite etmek ve bölgeyi sosyoekonomik açıdan yeniden canlandırmak için çalıştıklarını dile getirerek, konutlarla ilgili kura çekimlerinin şubat ayında başlayacağını ve sürecin devam edeceğini kaydetti.
Deprem bölgesindeki vatandaşlar için fedakarca çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız. Bütçede çok dikkat ediyoruz, çok disiplinli davranıyoruz ama bir konuda hiçbir şekilde kaynak problemimiz yok, o da deprem bölgesi hususunda. Yeter ki teknik çalışmalarımız tamamlansın. Hemen kaynak ayırıyoruz ve gereği neyse hemen yapmaya çalışıyoruz ama kolay değil. Bu tür büyük bir alanda, ihaleler, inşaatlar, teknik süreçler, projelendirmeler, bir rezerv alanda konut yapıyorsunuz diyelim. Oraya yol götüreceksiniz, doğal gaz bağlayacaksınız, elektrik götüreceksiniz, sosyal donatılar yapacaksınız, bütün bu unsurlarıyla planlamak durumundasınız. Dolayısıyla bunu başarıyor Türkiye. Gelişmiş dediğimiz bazı ülkelerde bile afetlerden sonra ne kadar uzun süre rehabilitasyon çalışmalarının sürdüğünü biliyoruz. Türkiye bu alanda iyi bir performans ortaya koyuyor. Ağırlıklı yükümüz 2024’te, 2024’te büyük oranda toparlamış olacağız. 2025-2026’da da azalan oranlarda kalan eksiklerimizi tamamlayacağız inşallah ve Türkiye bu depremin yaralarını sarmış olacak.”
“İnsanlık vicdanı Filistinlilerden yana”
Gazze’de bütün insanlığın gözü önünde masum çocuklar, kadınlar, hastalar, mülteciler ve gazetecilerin katledildiğini hatırlatan Yılmaz, dünyada bazı ülkelerin hala bu politikanın yanında durduğunu, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bu konuda tavrını çok net ortaya koyduğunu, ilk andan itibaren mazlum Filistinlilerin yanında olup, yüksek sesle hakikati haykırdığını söyledi.
Yılmaz, bir an önce ateşkesin sağlanması ve katliamların kalıcı şekilde durması gerektiğini vurgulayarak, 1967 sınırları çerçevesinde egemen, bağımsız, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmadığı sürece sorunun çözülemeyeceğini kaydetti.
Türkiye’nin bu konuda garantörlük dahil olmak üzere ne gerekirse yapmaya hazır olduğunu vurgulayan Yılmaz, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı “soykırım” suçlamasıyla dava açtığını anımsattı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Şu anda bir hesap verme sürecine İsrail yönetimi girmiş durumda. İnsanlık bir imtihandan geçiyor. Çok şükür insanlığın çoğu sokaklara baktığınızda Birleşmiş Milletlerdeki oylamalara baktığınızda insanlık vicdanı Filistin’den yana, Filistinlilerden yana ama maalesef dünyadaki güç yapılanması ve uluslararası kurumların zaafı nedeniyle bu acı hadiseler devam ediyor. Burada da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ mottosunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin her zaman haklının ve mazlumun yanında olduğunu ve er geç Filistin’in kazanacağına inandığını kaydetti.
]]>Dün, dünya genelinde açıklanan imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri üretim tarafında çarkların yavaş yavaş dönmeye devam ettiğini gösterdi.
ABD’de imalat sanayi PMI ocakta 50,3’le son 15 ayın en yükseğine çıkarak beklentileri aşarken, söz konusu veri imalat sanayisinde yeniden genişleme bölgesine girildiğine işaret etti.
Bu durum ülkede ekonomik aktivitenin güçlü kalmaya devam ettiği şeklinde yorumlanırken, ABD Merkez Bankasının (Fed) martta faiz indirimlerine gidebileceği ihtimali zayıflamayı sürdürdü.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in gelecek hafta politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, martta da yüzde 57 ihtimalle yüzde 5,25-5,50 seviyesinde tutulacağı öngörülüyor.
Öte yandan, ekonomideki “yumuşak iniş” ihtimali S&P 500 endeksini desteklemeye devam ederken, dün yükselişini üst üste altıncı iş gününe taşıyan endeks, kapanış rekorunu da 4.868,55 puana yükseltti.
Microsoft’un hisseleri gün içinde yüzde 1’in üzerinde artarak 405,63 dolara kadar çıkarken, şirketin piyasa değeri ilk kez 3 trilyon doları aştı.
Bugün ABD’de açıklanacak büyüme ve kişisel tüketim harcamaları verileri ise yatırımcıların odağına yerleşen bir başka önemli veri seti olarak dikkati çekerken, bu verilerden alınacak sinyallerin varlık fiyatlarında oynaklığı artırması bekleniyor.
ABD ekonomisinin geçen yılın son çeyreğinde yüzde 2 büyüdüğü tahmin edilirken, kişisel tüketim harcamalarındaki artışın da yüzde 3,1’den yüzde 2,5’e indiği öngörülüyor.
Analistler, kişisel tüketim harcamalarına ilişkin verilerin Fed’in para politikası kararlarında önemli yer tuttuğunu belirterek, piyasa tahminlerinden olası sapmaların fiyatlamalar üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.
Bununla birlikte, martta Fed’in politika faizini sabit bırakabileceği ihtimalinin güçlenmesi tahvil piyasalarındaki satış baskısını desteklemeyi sürdürürken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,16 seviyesinde bulunuyor.
Emtia tarafında da benzer bir seyir öne çıkarken, merkez bankalarının güvercin adımlarının gecikebileceği endişesi altının ons fiyatını baskılıyor. Dün altının ons fiyatı yüzde 0,8 değer kaybıyla 2.012 dolardan günü tamamlarken, yeni günde dünkü kapanışın hemen üzerinde 2.014 dolardan alıcı buluyor.
Brent petrolün varil fiyatı ise 80 dolar seviyesinde bulunuyor.
Öte yandan, dün Kanada Merkez Bankası politika faizini yüzde 5’te sabit bırakırken, bankadan yapılan açıklamada net bir şekilde faiz artışlarının sona erdiği sinyali verildi.
Dün, New York borsasında, Nasdaq endeksi yüzde 0,36 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,08 değer kazanırken, Dow Jones endeksi yüzde 0,26 azalış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne pozitif bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında dün alış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) bugün açıklayacağı para politikası kararları yatırımcıların odağında bulunuyor.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda ECB’nin politika faizlerini sabit tutacağına kesin gözüyle bakılırken, ECB Başkanı Christine Lagarde’ın yapacağı sözle yönlendirmelerin varlık fiyatlarında oynaklığı artırması bekleniyor.
Analistler, ECB’nin ilk faiz indirimine yüzde 64 ihtimalle nisanda başlayabileceğinin öngörüldüğünü ancak söz konusu tahminlerin günden güne hazirana kaydığını belirterek, Lagarde’ın açıklamalarının piyasalardaki fiyatlamaları netleştirebileceğini bildirdi.
Dün bölge genelinde açıklanan imalat sanayi PMI verilerinin toparlanmaya işaret ettiğini ancak hala daralmanın sürdüğünü aktaran analistler, makroekonomik verilerden alınacak sinyallerin takip edilmeye devam edileceğini bildirdi.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,56, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,91, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,58 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,87 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise negatif bir seyirle başladı.
Asya’da piyasalar Çin Merkez Bankası (PBoC) Başkanı Pan Gongşıng’ın açıklamalarının ardından pozitif seyrediyor.
Pan, dün, banka ve kredi kuruluşları için zorunlu karşılık oranının 5 Şubat’tan itibaren 50 baz puan azaltılacağını belirterek, piyasaya yeterli nakit sağlanmasının amaçlandığı kararın, 1 trilyon yuan (yaklaşık 140 milyar dolar) nakit varlığı serbest bırakmasının beklendiğini bildirdi.
Söz konusu açıklamalarla birlikte dün Hong Kong’da Hang Seng endeksinde yükseliş yüzde 3,56’ya ulaşırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,8 değer kazandı.
Analistler, ülkede bir süredir ekonomik aktiviteye ilişkin endişelerin varlık fiyatları üzerinde etkili olduğunu belirterek, söz konusu adımın ülkedeki deflasyonist baskıyı azaltabileceğini ve risk iştahını beslediğini ifade etti.
Söz konusu alış ağırlıklı seyir bugün de piyasalar üzerinde etkili olurken, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,7 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2,4 artış kaydetti. Güney Kore’de Kospi endeksi ise yüzde 0,1 geriledi.
Yurt içinde dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,77 değer kazancıyla 8.090,90 puandan tamamlarken, bugün TCMB’nin açıklayacağı para politikası kararları yatırımcıların odağında bulunuyor.
Analistler, faiz kararıyla birlikte politika metninden alınacak sinyallerin yurt içi piyasalarda oynaklığı artırabileceğini kaydederek, piyasalarda bankanın bir süredir devam eden şahin adımlarının bu toplantıyla birlikte sona ereceği öngörülerinin hakim olduğunu ifade etti.
AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, TCMB’nin politika faizini 250 baz puan artırarak yüzde 45’e çıkaracağını tahmin ediyor.
Dolar/TL, dün yatay bir seyir izleyerek 30,2382’den günü tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 30,2630 seviyesinden işlem görüyor.
Öte yandan, dün açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Akla ziyan dedikodularla ekonomide bin bir güçlükle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar başlatıyorlar. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden ise Kongre’ye bir mektup yollayarak, İsveç’in NATO’ya üyeliğiyle ilgili Türkiye’deki süreç tamamlanır tamamlanmaz Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışına ilişkin resmi bildirimi Kongre’ye göndereceğini bildirdi.
Analistler, bugün yurt içinde TCMB’nin faiz kararının yanı sıra para ve banka istatistikleri, yurt dışında ise ECB’nin faiz kararı ve ECB Başkanı Lagarde’ın açıklamaları ile ABD’de büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 8.100 ve 8.250 seviyelerinin direnç, 8.060 ve 7.980 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, ocak ayı reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranı
12.00 Almanya, ocak ayı Ifo iş dünyası güven endeksi
14.00 Türkiye, TCMB’nin faiz kararı
14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri
16.15 Avro Bölgesi, ECB’nin faiz kararı
16.30 ABD, 4. çeyrek GSYH
16.30 ABD, haftalık işsizlik maaşı başvuruları
16.45 Avro Bölgesi, ECB Başkanı Lagarde’ın konuşması
]]>İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolün uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada 287 kabul, 55 red, 4 de çekimser oy kullanıldı. Görüşmeler sırasında söz alan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İsveç’in NATO üyeliği ve AKP’nin dış politika hamleleri ile ilgili şunları söyledi:
“Yarın değerli gazeteci ve hukukçu Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümü. Atatürkçü ve sosyal demokrat düşüncenin cesur kalemi Uğur Mumcu’nun hayalinde Türkiye’nin aydınlığa kavuşması vardı. Onun hayali, laikliği savunurken de çetelerle mücadele ederken de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yolunu aydınlatıyor, aydınlatmaya devam edecek. Cinayete dair bildiklerini konuşmayanlara, çürümüş bir duvarı korumak uğruna bir tuğla adaletten kaçanlara yazıklar olsun diyor, Uğur Mumcu’yu sevgiyle ve rahmetle anıyorum.
“BUGÜN AYNI ZAMANDA NATO’NUN GENİŞLEME STRATEJİSİNİ OYLAYACAĞIZ”
Biz bugün aslında sadece İsveç’in NATO’ya katılımını oylamayacağız. Biz bugün aynı zamanda NATO’nun genişleme stratejisini oylayacağız. Bu bugün yanıtlayacağımız temel soru şudur: Dünya bir kırılma yaşarken, Gazze’deki savaş yayılma emareleri gösterirken Ukrayna’da savaş sürerken, Çin-Tayvan gerginliği tırmanırken, dünya ticaretinin yüzde 12’si Kızıldeniz’de durmuşken ve bu kırılmanın uzun vadeye yayılacağı aşikarken bizim yerimiz demokrasilerin yanı mıdır, yoksa tek adam rejimlerinin yanında mıdır? NATO’nun askeri açıdan güçlü kalması, siyasi olarak güçlenmesi ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsemesi ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? NATO’nun kolektif caydırıcılığının güçlenmesi ve Rusya’nın saldırgan politikaları karşısında direncini artırması ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? Temel sorular bunlardır.
“NATO’NUN YENİ ÜYELERİN KATILIMIYLA GENİŞLEME POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ”
Siyasi iş birlikleri kurarken uzun vadede yönümüzü doğru belirlemek gerekir. Dünyanın en güçlü ekonomilerinin bulunduğu bir ittifakın kara, deniz, hava, siber ve uzay alanlarında katedeceği yolun gerisinde kalmanın maliyetini hesap etmemiz gerekir. Siyasi yönden bakıldığında Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğüne ve her türlü gücü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silah yoluyla değil diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış ve istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada Cumhuriyet Halk Partisi olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.
“HÜKÜMETİMİZ İSVEÇ’İN NATO ADAYLIĞI GÜNDEME GELİR GELMEZ YAPTIĞI FEVRİ ÇIKIŞLARLA MANEVRA KABİLİYETİMİZİ DÜŞÜRDÜ”
Gazze bombalanırken Cumhurbaşkanımız niçin Avrupa Birliği ülkelerine ‘İsveç’i takip edin, siz de İsveç gibi Filistin’i tanıyın’ diyemedi? Çünkü Hükümetimiz İsveç’in NATO adaylığı gündeme gelir gelmez yaptığı fevri çıkışlarla manevra kabiliyetimizi düşürdü, enstrümanlarımızı azalttı. Elde megafonla propaganda yapar gibi dış politika yürütmenizin bir boyutu da bu oldu. O fevri çıkışlar nedeniyle Filistin için sesimizi daha fazla duyurma imkanına sahip olamadık. Çünkü İsveç’in NATO’ya üyeliği gündeme geldiğinde müzakere süreçlerinde görülmemiş bir üslupla güya kapıyı baştan kapattınız. Erdoğan ‘Ben olduğum sürece ‘evet’ demeyiz’ dedi. Bu mesele her krizde olduğu gibi bir kişinin kişisel kapasitesi ve ideolojik tahayyül dünyasıyla sınırlandırıldı çünkü son yıllarda dış politikamız ne yazık ki şöyle ilerliyor: Önce Erdoğan çıkıyor, iç politika için şov yapıyor, bağırıyor çağırıyor, perde gerisinde bir diploması yürüyor, o diplomasi bir sonuca ulaşıyor, Erdoğan da ses tellerinin kısıklığıyla ve milleti boşuna gerdiğiyle kalıyor.
“İSVEÇ’İN TERÖRLE MÜCADELEDE BİZE YETERİNCE DESTEK VERMEMESİ BİZİ DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR”
Bizim, İsveç’ten meşru taleplerimiz var, bu talepler meşru mudur? Yüzde 100 meşrudur, özellikle terörle mücadele bağlamında meşruiyet açıktır. Bunların diplomatik adaba ve üyesi olduğumuz NATO’nun yerleşik kurallarına göre müzakere edilmesi gayet doğaldır. Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.
“MANEVİYATIMIZ DEĞİŞMEDİĞİNE GÖRE NE DEĞİŞTİ?”
İki tane terör örgütünün ismi çok sık anıldı bu süreçte; bir tanesi PKK, bir diğeri FETÖ. Şimdi, İsveç PKK’yı bir terör örgütü olarak tanıyor fakat FETÖ İsveç yasalarına göre bir terör örgütü değil. Ben bunu Dışişleri Komisyonunda da sordum fakat makul, mantıklı bir cevap alma imkanına sahip olamadık. FETÖ bize göre bir terör örgütü, İsveç’e göre değil. İsveç’ten terör örgütü olarak kabul etmediği bir örgütün mensuplarını iade etmesini istiyoruz; bunun da ne uluslararası ilişkilerle ne diplomasiyle ne de mütekabiliyetle uyan bir tarafı yok. Hukuken mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz ama sizin tek derdiniz iç kamuoyunu manipüle etmek. Terör örgütü olarak tanındığı halde PKK mensuplarının iadesinde de benzer bir açmaz var. Tam kırk dört yıl süresince İsveç’ten toplam 69 kişiyi talep etmişiz; bunların 32’si terörden, 37’si adli suçlardan. Peki, toplam kaç kişi iade edilmiş? Toplam 1 kişi iade edilmiş; geçtiğimiz ay durum böyleydi. 16 Kasım’da Dışişleri Komisyonunda toplandık; o gün İsveç terörle mücadele konusunda yasal değişiklikleri yapmıştı, bitirmişti. O Komisyonda tartışmalar yeterli olgunluğa ulaşmadığı için bir sonuca varılamadı. Sonra, 26 Aralıkta İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Genel Kurul’a indirilmesine karar verilen toplantıyı yaptık. Arada ne değişti? Ne 2’nci bir suçlu iade edildi ne de başka bir değişiklik oldu. Ama ‘Ne değişti’ sorusunun bir muhatabı daha var, o da Milliyetçi Hareket Partisi. Altı ay önce ‘Kandil Dağı neyse Stockholm odur’ dediniz, geçen ay ‘İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakıldı, dinimize hakaretler edildi, maneviyatımıza en ağır saldırılar yapıldı, İsveç’in NATO’ya girişine elbette soğuk bakıyoruz’ dediniz, şimdi bugün İsveç’in NATO’ya girişini kabul edeceksiniz. Maneviyatımız değişmediğine göre ne değişti, yoksa Stockholm’un haritadaki yeri mi değişti?”
]]>









