(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile DEM Parti’nin görüşmesine yönelik açıklamasına ilişkin olarak, “Devlet Bey her hafta pozisyonunu yenilemek, tahkim etmek, daha iyi anlatmak ve bu konuda yeni yeni şeyler söylemek suretiyle gündemi elde tutmaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanı’nın Anayasa ile ilgili meselesiyle Abdullah Öcalan’ın terör bitsin çağrısını aynı paragrafta anmak bir siyasi hesap olduğunu gösteriyor. CHP’nin milleti de memnun edecek, devletin de çıkarlarını koruyacak bir planı var. O da Meclis üzerinden yürümektir. AK Parti ve MHP’nin planının parçası olmayız” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, dün akşam aralarında Anka Haber Ajansı muhabirinin de olduğu bir grup gazeteciyle bir araya gelerek, gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Özel “Sizce, Bahçeli gerçekten Orta Doğu’da Türkiye’yi dışarıdan tehdit eden bir terör sorunu mu görüyor, yoksa Cumhur İttifakı bunu kullanıyor mu” sorusuna şu yanıtı verdi:
“B seçeneği. Tayyip Bey, ‘Seçimi kazananın söylediği her şey doğrudur. Her şeye o karar verir’ dedi ve 31 Mart’ta unvan maçını kaybetti. Psikolojik üstünlüğü kaybetti, gündem belirleme yetisini yerel seçim sürecinde de kaybetmişti ve devam ediyor. Böyle olunca gündemi ele almak için birkaç makro hamle yaptılar. Bunlardan bir tanesi Meclis Başkanı’nın da öncülük anayasa süreciydi. Arada teğmenler meselesi, başka mevzular sürekli CHP’nin tahrik edilmeye çalışıldığı birtakım gündemler yaşandı. İkinci büyük gündemi ele alma çabası olarak ‘İsrail’in bir sonraki hedefi Türkiye’dir’ sözünü önemli gördüm. Üçüncü olarak da şimdi bu büyük yeni ve gündeme bomba etkisiyle düşen süreç yürütülüyor. Ben işin bir tarafında Kürt sorununun demokratik yollarla da çözülüp sorun olmaktan çıkıp terörün de gerekçesini ortadan kalkacağı ve bir yanda şehit cenazelerinin gelmeyeceği, annelerin ağlamayacağı bir süreç noktasında bunun karşısında duran bir pozisyonda olmayacağımızı söyledik. Ama Meclis’i odak yapan, samimi, şeffaf toplumsal mutabakat pozisyonumuzu çizdik.
“Cumhurbaşkanı’nın Anayasa ile ilgili meselesiyle Öcalan çağrısını aynı paragrafta anmak siyasi hesap”
Devlet Bey her hafta pozisyonunu yenilemek, tahkim etmek, daha iyi anlatmak ve bu konuda yeni yeni şeyler söylemek suretiyle gündemi elde tutmaya çalışıyorlar. Temel yaklaşımım, geçen hafta Devlet Bey’in aynı paragrafta, ‘Ne var yani Abdullah Öcalan gelse, çağrıda bulunsa, terör bitse Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesi için de anayasa değişse bunun kime zararı var?’ Cumhurbaşkanı’nın Anayasa ile ilgili meselesiyle Abdullah Öcalan’ın terör bitsin çağrısını aynı paragrafta anmak bir siyasi hesap olduğunu gösteriyor. O yüzden sorunuza B şıkkı dedim. Ben burada Cumhur İttifakı’nın şu ana kadarki tutum ve tavırlarını samimi bulmuyorum. Çıkar hesabı içinde olduklarını düşünüyorum. Ben 24 yaşından beri meslek örgütünde, sivil toplumda, sonra siyasi partide yöneticilik yapıyorum, ömrümün yarısından fazlası bununla geçti ve benim bildiğim bir şey var: Başkasının planının parçası olmayacaksın. Kendine ait bir planın olacak. CHP’nin milleti de memnun edecek, devletin de çıkarlarını koruyacak bir planı var. O da Meclis üzerinden yürümektir. Başkasının planının parçası olmayız. AK Parti ve MHP’nin planının parçası olmayız.”
Özel, “Peki sizce PKK, Öcalan’ın çağrısıyla silah bırakır mı” sorusu üzerine, “Bunlar bir siyasi parti liderinin cevaplayacağı değil; siyasi analiz yapan gazetecilerin, yorumcuların, Kürt meselesini takip eden akademisyenlerin yorumu. Benim burada bir yorumda bulunmam çok farklı yorumlara sebebiyet verebilir. Bir siyasi partinin genel başkanı olarak ben buna girmem. Bu tartışmaları bu konuda çalışan akademisyenlerle, yorumculara ve gazetecilere bırakıyorum” ifadesini kullandı.
“Devlet projesinden çok, Cumhur İttifakı projesi”
Özel, “25 Eylül’de DEM Partili üç milletvekili umut hakkı teklifi veriyorlar. Onlara sorduğumuzda, ‘Biz hep yapıyoruz’ diyorlar. Ama bu yasama yılında ilk defa verdiler. Ardından 1 Ekim’de Bahçeli el uzattı ve sonrasında her grup toplantısında el artırarak devam etti. Bunun arkasında görüşme trafiği olmadığına inanmak biraz saflık gibi geliyor. Sizce bu bir devlet projesi mi” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bu kadar veriyle bu soruya cevap vermek kolay değil. Çünkü henüz hiçbir şey netleşmiş değil. Erdoğan bugün, ‘Bahçeli ile mutabıkız’ dedi. Geçtiğimiz hafta da Bahçeli’yi övüyordu. Bugün, ‘Bahçeli çok cesur bir çıkış yaptı’ gibi şeyler söyledi. Bunun ben bir devlet projesinden çok, Cumhur İttifakı projesi olduğunu düşünüyorum. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de terör sorununu bitirmek ve Türkiye’nin artık kaynaklarının buraya harcanmasına engel olmak noktasında devletin çıkarına ve milleti rahatsız etmeyecek bir çözüme sıcak bakacağını düşünüyorum. Devlet binalardan, kurallardan, kurumlardan oluşan bir yapı ama onu siyaset gelip yönetiyor iktidar partisi. Burada zorluk iktidar partisinin uzun süredir partiyle devlet ayrımını, devletin menfaatiyle partinin menfaatlerini birbirine karıştırmış olması veya iç içe sokmuş olması. AK Parti iktidardan düşerse devlete bir şey olmaz Türkiye’ye de bir şey olmaz. Hatta çok sağlıklı bir şey olur. Türkiye’de iktidarın değişebildiği meselesi Türkiye’deki demokrasinin varlığını dünyaya göstereceği için dünyanın Türkiye’ye bakışını, özellikle ekonomik olarak Türkiye’nin kredi notlarından tutun da doğrudan yabancı yatırıma kadar Türkiye’yi çok olumlu etki eder. Zaten iktidarların değişebildiği ülkeler gelişiyor, iktidarların değişemediği ülkeler gitgide fakirleşiyor dünyada. O yüzden iktidarın değişme meselesi Türkiye’nin felaketi olmaz.
“Tayyip Bey’in gidişini hazmedememek, bunun için her yolu denemek aslında milliyetçilik değil”
Devlet Bey çok milliyetçi ve ülkenin menfaatlerini düşündüğünü iddia ediyor. İktidarı değişebilen bir ülke zenginleşiyor, refaha kavuşuyor, huzura kavuşuyor. O yüzden Tayyip Bey’in gidişini hazmedememek, bunun için her yolu denemek aslında milliyetçilik değil. Gerçek milliyetçilik serbest ve adil seçimlerle iktidarın değişebilmesini temin etmektir. Bugün biri gider, öbürü gelir ama orada CHP gibi milletin itiraz etmediği ve devletin zarar görmeyeceği bir çözümü önermek bence doğru bir şey. Sırf Erdoğan iktidarda kalsın diye, Anayasa pazarlıklarına girişmek ve bunu bir terör örgütü liderini, özgürlüğü üzerinden pazarlık konusu yapmak doğru bir şey değil. Yoksa çatışmalı süreçlerin çözümlenmesi noktasında, müzakerelerin vardığı noktada taraflar karşılıklı adımlar atarlar. Bu olağan bir süreçtir. Ama bunu bir kişinin siyasi geleceğine, bir partinin iktidarda kalmasına endekslemek milliyetçilik değil.”
“Aday belirleme yükünü 1 buçuk milyon kişiyle bölüşeceğim”
Özel, “CHP’nin en büyük sorunu en doğru adayı belirleme noktasında parti içindeki olası adaylar içerisinde bir çekişme var algısı. Parti içindeki ayrışmanın bu olası adaylardan kaynaklı olduğu da konuşuluyor. Bunu yönetmekte zorluk yaşıyor musunuz ve son noktada buna nasıl karar vereceksiniz” sorusu üzerine, “Tasvir edildiği gibi ya da sorunuzdaki kadar sorunlu bir alan yönetmiyoruz. Ama sonuçta 22 yıllık bir iktidarı değiştireceğiz ve o seçime giderken iç ve dış şartların çok kolay olacağını da iddia etmek samimi bir cevap olmaz. Ama zaten genel başkanlar, liderler böyle günler için var. Ben şunu söyleyeyim: Bu kararı tek başıma vermeyeceğim. Bu karara çok katılımcı bir şekilde ve partimin en azından bütün üyeleri, hatta daha da genişleyebilir miyiz çünkü tüzüğümüzde halk yoklaması da var, onu da koruduk. Ben adayı en katılımcı şekilde belirlemeyi düşünüyorum veya örgütümüze çeşitli sorular sormayı, adayı adayları sormayı ve onun eğilimlerini almayı da düşünüyoruz. Tek başıma vereceğim bir karar olmadığı için bir kişi yanlış yapar, ben bu yükü en az 1 buçuk milyon kişiyle bölüşeceğim. Öyle görülüyor. O yüzden de en doğrusunu hep beraber yapacağımıza inanıyorum” ifadesini kullandı. Özel, şunları kaydetti:
“Yönetmek isteyen herkese uygun bir makam ve mevki bulunur”
“Ayrıca, önce bir cumhurbaşkanı adayı belirlenecek ve iktidar değişecek. Sonra bir geçiş dönemi olacak. Daha sonra herkese makam, herkese mevki var. Fazlası var, eksiği yok yani. Şu anda o yüzden biz bu işin içinden büyük bir mutabakat, büyük bir iş birliği ve güç birliğiyle çıkarız. ve sonra Türkiye’yi güçlü bir parlamentoyla ve güçlü bir yürütmeyle yönetmeye başladığımızda, gönlünden yönetmek isteyen herkese uygun bir makam ve mevki bulunur. Orada hiçbir sıkıntı yok.”
“Mansur Bey’in, bütün CHP’nin içinde olduğu bir karar alma sürecinin sonuçlarına tüm yönleriyle saygılı olacağına inanıyorum”
Özel, ” Mansur Yavaş’ın CHP aday göstermese dahi aday olacağına dair tartışmalar var. Bu noktada ne söylersiniz” sorusu üzerine, “Birincisi Mansur Bey bu sınavı iki kere atlattı. 2019 seçimlerinde İYİ Parti Mansur Bey’i aday yapmak, daha doğrusu Ankara’nın kendilerine verilmesini ve adaylarının Mansur Yavaş olduğunu söyledi. Mansur Yavaş, ‘Ben CHP’nin adayı olmalıyım’ diye söyledi. Bence doğru bir okumaydı ve seçim başarısını getiren bir okumaydı. Daha sonra 2023 seçimlerinde de hem Mansur Bey’e hem Ekrem Bey’e partilerinin kararının dışında davranmalarıyla ilgili bir çağrı yapıldı. Orada da net bir tutum takındı her iki başkanımız da. Mansur Bey bu sınavlardan geçti. Mansur Bey Türkiye’nin daha iyi yönetilmesine ilişkin bir iddiası, bir talebi var. ve bu talep noktasında kendisinin de bir iddiası var. Bundan da daha doğal bir şey olamaz. Ama ben Mansur Bey’in, bütün CHP’nin içinde olduğu bir karar alma sürecinin sonuçlarına tüm yönleriyle saygılı olacağına inanıyorum, görüyorum. Bu konuda kendi beyanları da var zaten. Yani Mansur Bey, parti disiplini konusunda bugüne kadar bizi sukutuhayale uğratmış bir tutumu olmadı. Ben meseleye buradan bakıyorum. Mesele memleket meselesi. Mesele normal bir rejimin içinde olursunuz, iktidarda kimin gittiğinin önemi olmaz kimin geldiğinin bir önemi olur. Oysa bugün Türkiye’de toplumun tüm kesimleri için artık sürdürülemez bir iktidarın sonundayız. Burada kişisel davranamayız hiçbirimiz. O yüzden ben süreci sağlıklı yürüteceğimize ve hep birlikte kazanacağımıza yürekten inanıyorum. Her geçen gün de buna olan inancım artıyor” diye konuştu.
“Her kim iddia koymak isterse biz kimsenin önünü kesmeyiz”
Özel, “Günü geldiğinde Ekrem Bey ve Mansur Bey’in dışında başka isimler çıkabilir mi” yönündeki soruya da, “Bazen bazı arkadaşlarımızın sitemlerini duyuyorum, ‘Biz de varız, biz de varız’ diye. Her kim burada iddia koymak ve katkı koymak isterse biz kimsenin önünü kesmeyiz. Ama sonuçta nihai kararı, partinin en doğru adayı belirlemesi için bir yöntem belirleyeceğiz. O karara da hepimiz saygı duyacağız. Ben kamuoyunda iki adayın ismi öne çıktığı için bunu yapıyorum. Bir de kimsenin önünü kesmek zaten CHP’nin geleneğinde yok, kültüründe yok, olmaması lazım yani. Ama bana bugüne kadar hep iki aday soruldu. Üçüncü sorulduğunda üçüncüye de başarılar dileriz. Bize bu seçimleri kazanacak ve Türkiye’yi demokrasiye kavuşturacak bu sürece katkı sağlayacak yol arkadaşları lazım. O nokta çok net” yanıtını verdi. Özel, şunları kaydetti:
“Ekrem Bey ile yol arkadaşlığımı kimseden gizliyor değilim”
“Bir de biz Ekrem Bey ile 2019’da ikinci seçimi kazandığında Ekrem Bey ile haberi yan yana aldık ve ilk birbirine sarılan iki kişi bizdik. O günden beri yol yürüyoruz. 2023’te seçimi kaybettik, ertesi sabah aynı duyguyla uyandık ve bu duygu ortaklığımız devam ediyor. Biz sorumluluk almak, fedakarlıkta bulunmak ama bu tarihin akışını değiştirmek ve bu iktidarı değiştirmek üzere yola çıktık Ekrem Bey ile beraber. Ben bu yol arkadaşlığımı da kimseden gizliyor da değilim Ekrem Bey de gizlemiyor. O yüzden iktidarı değiştirme meselesi kişisel taleplerin çok ötesinde bir mesele. Kimimize sorumluluk düşüyor, kimimize fedakarlık düşüyor. Ama herkesin bu Cumhuriyet’i yeniden demokrasiye kavuşturma, Türkiye’yi güçlü bir parlamentoya kavuşturmak, dünyadaki güçlü parlamentoyla yönetilen ülkelerin başardığı işleri başarma, AB’ye girme, milli geliri bugünkünün beş katına çıkarma, paranın satın alma gücünü 10 katına çıkarma gibi hayallerde hepimiz ortaklaştıktan sonra sorumluluk alan, sorumluluk alır, fedakarlık yapan fedakarlık yapar. Biz bu sınavlardan son birkaç yıl içinde başarıyla geçtik diye düşünüyorum.”
“31 Aralık’a kadar emekli olanlar, olmayanlardan yüzde 30 faz maaş alacak. Bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç var”
Özel, emeklilik dilekçesini 31 Aralık 2024 tarihine kadar verenlerin, 1 Ocak 2025’ten sonra verenlere göre yaklaşık yüzde 30 daha yüksek emekli aylığı almasına ilişkin olarak, “31 Aralık’a kadar emekli olanlar, olmayanlardan yüzde 30 faz maaş alacak. Bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç var. Yani bu düzenlemenin yapılmaması, yapılmasından vazgeçilmesi ciddi mağduriyetlere sebebiyet verecek. Bu sadece emekli olmayanların mağduriyeti değil; kurumlarda, devlette faydalı olabilen, liyakatlı, birikiminin doruğunda, tecrübesinin doruğunda birçok kişi emekli maaşı yüzde 30 düşmesin diye bu aralıkta emekliliğini verecek. Burada opsiyonlar tanıyabilmek lazım. İsteyen emekli olsun, hakkını alsın ama olmayanı korumak lazım. Bu sadece kamuda bir sorun değil, özel sektörde de önemli bir sorun. Bankaların yöneticileri, örneğin gelecekte bankalarda çok üst düzeyde görev alabilecek kişiler, sırf bu yüzden kariyerlerini terk edip emekliliği tercih edebiliyorlar. Özel şirketler, teknoloji şirketleri boşu boşuna herkes eleman kaydediyor. Hatta bazı kayıt dışına kaymalar, yani emekliliği alıp açıktan çalışma meseleleri var. Devlet veya Meclis bunlara tedbir almak için var. Plan Bütçe bitecek, ‘Tatile gidelim. 7 Ocak’ta gelelim.’ Bu da tamam ama ne olacak? Belki insanlara şey söylenebilir: Biz 7 Ocak’ta bir düzenlemeyle bu mağduriyeti ortadan kaldıracağız. ‘Emekli olmak istemeyenler olmasın’ denebilir. Bunda partiler arası bir uzlaşı da sağlanabilir. ya da Meclis bir gün çalışır, bu işi halledebilir. Hem vatandaşın mağduriyeti söz konusu hem kamunun ve özel sektörün” ifadelerini kullandı.
(SON)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, “Erdoğan en son bir buğday tarlasına gitmiş, bir de Tarım Kredi’nin marketine girmişti… Biz Tarım Kredi’ye gittik, Erdoğan’ın 3 yıl önce aldıklarını tek tek inceledik. Erdoğan, Tarım Kredi’ye gitsin aynı alışveriş yapsın etikete bakalım. Erdoğan, gel beraber Tarım Kredi’nin marketine alışverişe gidelim, A Haber de çeksin” ifadelerine yer verdi.
Özel’in açıklamalarından satırbaşları;
“Temel Karamollaoğlu’na bundan sonraki hayatında sağlık, afiyet diliyoruz. Yeni Genel Başkan Mahmut Arıkan’a da başarılar diliyoruz.
1 milyon öğretmenin hayalleriyle oynadıklarını, Milli Eğitim Akademi ile diplomalarını elinden aldıklarını gördük. Öğretmenler 5 ayrı şekilde istihdam ediliyorlar. İktidara geldiklerinde en düşük öğretmen maaşı 23 çeyrek alıyordu, bugün 8 çeyrek altın alıyor. 15 çeyrek çalındı. Yapılan tüm çalışmalar, vatandaşın yüzde 80’ini eğitimden memnun değil. Tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.
“NUMAN BEY’İN BU KONUDA SÖZÜ VAR”
İlk gelecek bütçe Meclis’in kendi bütçesi… Numan Kurtulmuş gelecek bütçeyi savunacak. Meclis’te çalışan danışman arkadaşlarımız kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alamıyor. İşten çıkarılınca ortada kalıyor. Numan Bey’in bu konuda sözü var. Hiçbir milletvekili itiraz etmez. Emekçi arkadaşlarımız için hep birlikte bu sorunu çözmeliyiz. İki elimizi kaldırarak oy vereceğiz.
“DEPREM BÖLGESİNDE HERKES MAĞDUR”
Ekonomi kurmaylarımız Türkiye’yi karış karış dolaşıyor. Güçlü bir ekip geziyor. Özellikle 3 büyük deprem il için bir rapor hazırlandı. Hala konteynırda kalan esnaftan vergi isteniyor, mücbir sebepten dolayı 3 ay yerine 3 yıl uzatılmalı. 750 bin lira kredi, 750 bin hibe ile ev yapılması mümkün değil. 1 yılda 650 bin konut yapacağım dedi Erdoğan… Olmaz dedik, yapamazsın dedik. Sırf depremzedelerin oyunu almak için yalan söylediler. 130 bin konut teslim ettiler. Deprem bölgesinde herkes mağdur ama en çok Hatay mağdur. En az konut orada yapıldı.
“CHP YAKANINIZDADIR”
Biz 2000 yılında Çayırhan Madeni’ni altın yumurtlayan tavuğu kesmişiz. Yeniden dirilmiş… İşçiler diyor ki burada yumurtlasın, Türkiye kazansın. Bu onurlu mücadele işçi sınıfının mücadelesidir. Sonuna kadar destekliyorum. Mermer ocağında 9 işçi kaybedildi… Buraya kapasite artış raporunu verenler suculudur. Verenlerden biri Kurum. Bilirkişi Kurum’u görünce sorumluluk yok dedi, kurtardı. O 9 işçinin vebali iki yakanızdadır, CHP’de yakanızdadır.
Bir yandan Filistin için ağlıyorsunuz, bir yandan da ticaret yapıyorlar. Önce inkar ettiler, sonra belgeler çıktı. Hiç utanmadan sıkılmadan da çıkıp İsrail’le ticaret bitti diyorlar. Araştırma yapmış saygın bir kuruluş. Toplumun yüzde 79,7’si İsrail’le ticaret devam ettiğine inanıyor. Bağımsız bir araştırma şirketi yapmış…
Sayın Bahçeli geçen ay bir açıklama yaptı, o açıklamanın arkasında olduğunu defalarca söyledi. Ben geçen hafta şöyle bir şey yaptım. Biz diyoruz ki şehit gelmeyecekse, toplumsal mütabakata olacaksa Meclis’te görüşelim. Şehit analarının rızası olmayacak hiçbir şey yapmayacağız. Yankıoğlu, geçen hafta 34 şehit ve gazi ailesine gitti. Polis ve askerlerin derneğine gittim. Meclis’te şeffaf, hesap verilebilir, şehit aileleri de olursa, CHP’de işin içinde olursa destek veririz. Biz şehit ailelerinin ve gazilerin, onların evet demeyeceği hiçbir şey demeyeceğiz. Buradan 22 yıl sonra seçim kaybeden iktidar çok iyi bildiği bir şey başladı.
“BİR AYDIR O PAZARTESİ GELMEDİ”
Artık bir rezaleti ifşa etmenin zamanı geldi. Ahmet Özer tutuklandığında bakanlığa bir dilekçe yazdık. Bu grup her görüşten insanları ziyaret etti. Bu grup kime başvursa yazı gider. 28 gündür CHP Genel Başkanı, milletvekilleri ve yardımcılarımız görüşme evrakına cevap vermiyorlar. Bir aydır o pazartesi gelmedi. Bakan telefonlara çıkmıyor. Bakan Yardımcısı diyor ki Akın Gürlek’e karşı ağır konuşuyorsunuz. Senin de o talimatı verenin de alnını karışlarım. Numan Bey Meclis Başkanı olarak nasıl çözemezsiniz?
Akın Gürlek bu Saray’ın celladıdır, seyyar giyotinidir. Akın Gürlek’e bu bakanın gücü yetmemektedir. Bakan onun sicil amiridir. Bu bakanın imamı Akın Gürlek’tir. 28 gün sustuk, be utanmazlar, Allahsızlar… Bundan sonra böyle, Saray’ın aparatlarına her Salı söyleyeceğiz. Adalet Bakanı olan kişi Çarşamba görüşeyim, bir izin vereyim diyorsun ya yazıklar olsun sana…
“ÖCALAN İÇİN BİR GÜNDE İZİN ÇIKACAK”
Yarın milletvekilleri DEM Parti’den Abdullah Öcalan ile görüşmeye gidecek. Anamuhalefet Partisi Genel Başkanı’na belediye başkanını ziyaretine izin verilmiyor. Bizi belediye başkanımızla görüştürmeyen iktidar Öcalan için bir günde izin çıkaracak.”

Özgür ÖzelAlışverişPolitikaEkonomiGüncelYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EMİNE ERDOĞAN’DAN 10 KASIM PAYLAŞIMI: SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUM
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından paylaştığı 10 Kasım mesajında, “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 86. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“HEPİMİZ İNSANLIĞIMIZDAN UTANDIK”
“Kıymetli grubum, Türkiye’nin dört bir yanından bugün bizimle olan belediye başkanlarımız, ekranlardan bizi takip edenler, radyolarından bizi dinleyenler; hepinizi CHP adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Geçen hafta insanlık adına utandığımız haberler aldık. Para adına bebeklerimizi, annesine kavuşmadan kuvöze alan daha sonra da cansız bedenlerini ailelerini teslim eden, insanlığı tamamen kaybetmiş olanların yaptıkları hepimizi insanlığımızdan utandırdı.
Bu çete bir travma yarattı, üzgünüz ve kolay da atlatamayacağız. Pandemi döneminde özveriyle görev yapan doktorlarımızı zan altında bıraktılar. Olayın ilk anından beri arkadaşlarımız orada oldular. İddianameyi okudular, konuyla ilgili ihbarlar yağıyor. Maalesef yine haklı çıktık. Bu iktidara sağlığı piyasalaştırmayın, özel hastanelere bu kadar çok alan açmayın, bu alanı sermayeye açmayın derken ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı.
REKLAM“BEBEKLER ÖLÜYOR BUNLAR TAKİP EDİYOR”
3 sağlık bakanının, 2’sinin özel hastanesi var. Bir tanesi de o zaman İl Sağlık Müdürü, şimdiki bakan. İhbardan 6 ay sonra teknik takip başlıyor. Bebekler ölüyor bunlar takip ediyor. Mayısta gözaltılar başlıyor ama hastaneler açık bulunuyor. İnfial başladıktan sonra şimdi hastaneleri kapatıyorlar. Bebekler nisana kadar ölmeye devam ediyor. O yüzden mesele çuvala sığacak gibi değil.
İlk yapılması gereken şu anki sağlık bakanının soruşturmamayı gölgelememek için görevi bırakmasıdır. Kendisini kişisel sebeplerle değil, ilkesel sebeplerle istifaya davet ediyorum. Kanun önünde, her şeyin ortaya dökülmesi gerekirken bakanlıkta olması gerçekten olmaz. Eğer aklanırsa tekrar gelsin bakan olsun. Şu an işgal ettiği konum gerçekten sorunlu bir durumdur.
Hem bundan önceki hem de hastanesi kapatılan bakanla ilgili suç duyurusunda bulunacağız. Özel hastane sayısı yüzde 111 artmış durumda. Görünen o ki; bu iddianame görünen buz dağının deniz üzerindeki bölümüdür. Özel hastanelere yapılan denetlemelerde, denetmenlerin baskı altına alındığı bildiriliyor.
Süleyman Soylu’nun kuzeni Mehmet Soylu’nun tıbbi malzeme üzerine çalışan firmasıyla ilgili SGK’nın kurum zararı 15 milyar TL ve hasır altı edildi. Türkiye’deki emeklilere verilen zammın miktarı ise 33 milyar TL. Yani şunu görmemiz gerekiyor ki hem Sağlık Bakanlığı’nın hem SGK’nın yeniden revize edilmesi ve liyakata göre donatılması gerekiyor.
REKLAM“İBRETİ ALEM OLSUN 19 HASTANE KAMULAŞTIRILMALI”
Algı çalışması, çetenin içinde CHP var. O dakika attık partiden. Bu soruşturmada önceki bakanınızın hastanesi var, 19’da 18 hastanede yandaşlarınız var. Ortaya bir isim atıp karartma yapmaya çalışıyorlar. Hangi görüşten olursa olsun cani canidir; bebeğin sağlığına mâl olanların yeri de cezaevidir. Devlet, FETÖ’nün mallarını OHAL ile nasıl kamulaştırdıysa, şu an OHAL’e gerek yok biz buradayız. Bu 19 hastanenin ibret olması için bila bedel kamulaştırmalıdır.
“BU ÜLKEYE ÇOK BÜYÜK KÖTÜLÜK ETTİ”
Dün Fethullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı öldü. Bu ülkeye çok büyük kötülük etti. Soruları çaldırdı, başarısız ettiği gençler, mülakatta elettiği memurlar, kurumlarda mobbing yaparak işinden ettikleri, bu dünyada adalet önünde hesap veremeden, sözde müttefik ABD’nin onun hamiliğine soyunması ve onu oradan alamamak da ne kadar beceriksizlik olduğunu hele hele ‘ver papazı al papazı’ deyip Rahip Brunson’u gönderip papazı alamayanlar şimdi konuşuyorlar.
Fethullah Gülen öldü gitti ama günah kapısı açıktır arkadaşlar. Yazılmaya devam edecektir. Ama ona ne kadar yazılıyorsa, ona ne istediyse verenlerin de günah defterine de bunlar işleniyor.
Bütçe görüşmeleri başlıyor. Bütün kamuya bütçeden yüzde 39.5 ayrılmıştı geçen yıl, şimdi bu oran yüzde 25. Ama Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin harcamasına yüzde 38 artış öngörüyorlar. Bunu milletimizin bilmesini istiyorum.
2002’da asgari ücretle 7 çeyrek altın alınıyordu, bugün 3 çeyrek alınabiliyor. Bugün 7 çeyrek altın alabilmek için 35 bin TL gerekiyor. Bugün asgari ücretin 35 bin TL olması gerekiyor. CHP olarak 30 bin TL’nin altında asgari ücreti kabul eden sendikalarla gönül bağı kurmayacağız.
“ESAD İLE ANLAŞMANIN TAM ZAMANI”
Suriye’de genel af ilan edildi. Esad ile anlaşmanın tam zamanı. Erdoğan, Türkiye’deki Suriyelileri göndermenin yolunu aramıyor. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Evlatlarımız işsizlikten kırılmaktadır. 5 çocuktan 3’ü okula aç gidiyor. Yapılması gereken Avrupa’dan Euro almak değil, Türkiye’nin sığınmacı sorununu çözmektir.
Kadınlar vahşice katlediliyor. Narin’in katili hala belli değil. Her gün çocuklar, gençler kayboluyor ve cansız bedenlerine ulaşılıyor. Vatandaşlarımız bu konuda bir şeyler yapmak istiyorlar. Türkiye’de yaşananlardan rahatsız olanlar, uyuşturucunun pençesine düşenlerin yaşam hakkını savunmak üzere 27 Ekim Pazar günü, 14.30’da İstanbul’da Beşiktaş’ta sizleri ‘Yaşam Hakkı’ buluşmasına davet ediyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP lideri Özgür Özel, Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Eş Genel Başkanı Lars Klingbeil ile Anıtkabir’i ziyaret etti.
Aslanlı Yol’dan yürüyerek Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine gelen CHP lideri Özel ve Klingbeil, burada Atatürk’ün mozolesine çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundu.
ANITKABİR ÖZEL DEFTERİ’Nİ İMZALADI
Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirilmesinin ardından Özel ve Klingbeil, Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti.
“GÜNÜMÜZÜN MODERN VE EŞİTLİKÇİ TOPLUMUNU KURAN ATATÜRK’E SAYGIYLA”
Klingbeil, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayarak, deftere şunları yazdı:
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, günümüzün modern ve eşitlikçi toplumunu kuran Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla. Türk ve Alman halklarını yıllardır bağlayan kardeşlik duygularına büyük teşekkürlerimle.

CHP lideri Özel ve Klingbeil, törenin ardından CHP’nin ikinci Genel Başkanı İsmet İnönü’nün anıt mezarına da çiçek bıraktı.




Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, Gönen Belediye Başkanı İbrahim Palaz’ı ziyaretinin ardından belediye önünde vatandaşlara hitap etti.
Sandıkta kaybedilenlerin yine sandıkta bulunabileceğini belirten Özel, şöyle konuştu:
“31 Mart’ta ne dedik? ‘Türkiye ittifakı’ dedik. ‘Bütün demokratlar gelsin.’ dedik. ‘Sosyal demokratların koluna muhafazakar demokratlar, öbür koluna milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar gelsin. Yeter ki vatanını, milletini, bayrağını, Atatürk’ünü sevsin, gelsin bizimle olsun.’ dedik. Geldiler, bizimle birlikte oldular. Bu iktidara sarı kartı gösterdiler. Ondan sonra dedim ki ‘Bak, hemen seçim çağrısı yapmayacağım. Bu seçim sonucunu kendime mal edip ‘gel, erken seçim’ demeyeceğim ama milletin sesini duy. ‘Bu meydanları emekliler dolduruyor, 10 bin liraya geçim olmaz.’ dedim. Bu milletin sesini duy. ‘Bu meydanları asgari ücretliler dolduruyor, 17 bin liraya geçinemiyorlar. Kira mı ödesin? Çocuk mu okutsun, karın mı doyursun? Üstüne kıyafet lazım. Bu maaş olmaz.’ dedim.”
Türkiye’nin dört bir yanını gezdiğini, kimsenin geçinemediğini, geçim yoksa seçim olacağını dile getiren Özel, “Seneye kasımda sandığı getirecek, iktidarı değiştireceğiz. Başka çaresi yok. Başka lamı cimi yok. Bu insanların yüzünü güldüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Özel, AK Parti’nin ardından Suriyelilerin de gideceğini iddia ederek, şöyle devam etti:
“Artık millet, kim gidiyor kim kalıyor, kararını verdi. Biz, milletimizle kucaklaştık. Biz, ‘Türkiye ittifakı’ dedik. Türkiye ittifakını kurduk, el ele, omuz omuza, kol kola bu işi başardık. Bakın Ahmet Akın, Balıkesir ittifakının belediye başkanı oldu. Başka bir parti yok arkasında, Cumhuriyet Halk Partisi var ve Balıkesir’in bütün demokratları var. O yüzden bundan sonra kendine güvenen, öyle önüne gelenle ittifak yapmak için taviz veren değil, kendi öz gücüne, adaylarına, milletvekillerine, köklerine güvenen, geleceğine inanan siyasi parti olarak, söz veriyoruz; Cumhuriyet’in 2. yüzyılında nasıl yapılan ilk yerel seçimde söz verip de yaptıysak ve partimizi birinci parti yaptıysak yapılacak ilk genel seçimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini, birinci parti yapacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM‘BU PROJE BÜTÜN BELEDİYELERDE UYGULANABİLİR’
Motokuryeler için kapalı bir alan oluşturulmasının da gerekli olduğunu belirten Özel, “Buranın tuvalet ihtiyacının giderilmesi, büfesinin olması, korunaklı bir kapalı alan olması önemli. Buradaki model, motokurye arkadaşlar tarafından beğenilir, benimsenir ise bu projeyi Bornova örneği olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin Sosyal Demokrat Belediyeler Eşgüdüm Konseyi’nde önerdiğimiz projelerin içine koyabiliriz. Bütün Türkiye’de bu projenin örnek alınarak uygulanmasını sağlayabiliriz. Zaten yeni nesil belediyecilik anlayışımıza göre bir yerdeki başarılı işin bütün belediyelerimize emsal teşkil etmesi var. Bu açıdan Ömer Başkan’a birlikte çalıştığı yönetici arkadaşlara kurye arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bundan sonra onların sesini duymaya devam edeceğiz. Motokuryelik artık bundan sonra terk edilemez bir meslek olduğu için bizim iktidarımızda meslek kanunuyla, odasıyla, güvencesiyle, devlet nezdinde temsil edilecek. Her bir çalışanın ayrı ayrı haklarını arayabilecekleri sendikal düzenlemelerle elimizden gelen en büyük katkıyı yapmaktan geri duymayacağız” dedi.
‘BURASI ÖRGÜTLENME MERKEZİ OLACAK’
Parkın açılışında konuşan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, motokuryelerin görev saatleri içerisinde bekleyebilecekleri ve tuvalet ihtiyacını giderebilecekleri bir alan oluşturmak istediklerini söyleyerek, “Bir kapalı alanı olan park yaptık. Görevlerini rahat icra edebilecekler. Burayı bir örgütlenme merkezi haline getirmek istiyoruz. Motokuryelerin de örgütlenip tehlikeli meslek sınıfına kabul edilebilmeleri için bir çalışma yapacağız. Bu merkez de buranın ana hareket noktası olacak” dedi.
Özgür Özel, programın devamında Bornova ilçesinde Kent Akademi’nin de açılışına katıldı. Özel, meslek edindirme kursu hocalarından merkez ile ilgili bilgi aldı.
Fotoğraf, DHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP’nin “İkinci Yüzyılda Değişim Kurultayı” başlıklı 20’inci Olağanüstü Tüzük Kurultayı oylaması sonrası Genel Başkan Özgür Özel teşekkür konuşması yaptı. Özel, “Bu tüzük kurultayının sonunda ortaya çıkan tabloda kazanan, kaybeden yoktur, kazanan Cumhuriyet Halk Partisi’dir” diyerek, sağlanan mutabakat için tüm delegelere teşekkür etti.
CHP’nin 20’inci Olağanüstü Tüzük Kurultayı Genel Merkez’in kurultaya getirdiği şekliyle, hiçbir değişiklik olmadan oy çokluğuyla kabul edildi. Oylama sonrası teşekkür konuşması yapan Genel Başkan Özgür Özel, CHP açısından tarihi bir günü geride bıraktıklarını vurguladı. Salondan çıkacak kavga haberlerini iştahla bekleyenlerin olduğunu ifade eden Özel, yaşanan bir gerilim haricinde Olağanüstü Tüzük Kurultayı’nın sorunsuz tamamlanması dolayısıyla partililere teşekkür etti.
CHP Lideri Özel, tüzüğün bir güvenoyu olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
“Cumhuriyet Halk Partisi açısından tarihi bir günü geride bıraktık. Belki de bugünden çok daha önemli iki gün yaşamak üzere de birazdan bu salondan ayrılacağız. Şüphesiz Türkiye bu tüzükle ilgilendi. Tüzük değişikliğinin gündem olmasından dolayı dikkatlerini bu yöne sevk edenler var. Ama bir de bu salondan kavga, gürültü, itiş, kakış haberleri çıksın diye büyük bir iştahla bekleyenler vardı. Küçük bir nazar boncuğu hariç bu koca gün bu kadar çok konuşmacı ve bu kadar tartışmalı konular varken öncelikle söz alan ve özgürce düşüncelerini dile getiren tüm konuşmacılara onları sabırla dinleyenlere ve özgür iradeleriyle partinin geleceğine yön verecek olan kararlarını burada veren tüm delegelerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bu teşekkür konuşması aslında vekaleten yapılan bir konuşma. Çünkü başta dedim ya ne benim için ne bir başkası için bu tüzüğün bir maddesi ya da hepsi ne güvenoyudur ne güvensizlik oyudur. Bu tüzük kurultayının sonunda ortaya çıkan tabloda kazanan, kaybeden yoktur, kazanan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Ancak ‘Cumhuriyet Halk Partisi’nde karpuz gibi ortada ikiye yarıldılar, il başkanlarının şu kadar karşı, şu maddeler geçmez, bu maddeler düşer’ diye bir spekülasyon yaratanlar olmayan bir siklet merkezini varmış gibi servis edenler, partinin içinde sanki bir çekişme varmış gibi göstermeye çalışanların boşa düşmesi açısından alınan sonuç fevkalade kıymetlidir.”
“Atfedilen yetkileri istismar etmeyeceğimize söz veriyorum”
Oylamalarda sağlanan mütabakata ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Özel, bir sonraki seçim için hazırlanacak olan listenin partisinin iktidar grubunu oluşturacağını vurgulayarak şöyle devam etti:
Yarın bambaşka bir Türkiye’ye bambaşka bir CHP’ye uyanıyoruz. Oylamalarda kiminde bir karşı oy, kiminde beş, kiminde otuz karşı oyun karşısında bu büyük mutabakat aslında endişelerin bertaraf edildiğini, birtakım manipülasyonların boşa çıktığını ve esas olarak sizlerin il başkanlarımıza, il başkanlarının Genel Merkeze bir güven köprüsü üzerinden bir bağ kurduklarını gösteriyor. Bu tüzüğün hiçbir maddesini örgütümüzün aleyhine, örgütteki emeği olan bir kişinin aleyhine tarafımıza atfedilen yetkileri istismar etmeyeceğimize söz veriyorum. Biz önce yönetmelikleri hazırlayıp, şimdiden bir baskın seçimde ne yapacağımızı şaşırmayalım. Bir erken seçime hazır olduğumuzu bilelim diye yönetmelikler hazırlanırken yeniden il başkanlarımızla oturup il başkanlarımızın önerilerini tek tek alacağız. Çünkü bu sefer yapacağımız milletvekili listesi CHP’nin iktidardaki grubunu oluşturacak olan listedir.”
“Bu kademeli maddeyle hem gençler hem kadınlar için büyük bir tehlikeyi bertaraf ettik”
Tüzük Kurultayı’nda kota konusunda önemli bir tehlikeyi bertaraf ettiklerini belirten Özel açıklamasında şunları kaydetti:
Kotalar konusunda Sayın Nazik Işık’ın konuşmasının altına imza atıyor, ancak Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi dahil bir kotayı uygulayacağınızda hedefe derhal ulaşmak isterseniz ilk aşamada açığa düşebilir geri adımlar atılabilir. O yüzden bir kademeli geçişi tavsiye ediyoruz demektedir. Biz bugün burada bu kademeli maddeyle hem gençler hem kadınlar için büyük bir tehlikeyi bertaraf ettik. Bugün CHP bir bütün olarak ana maddede yüzde 50 eşit temsile oy vermiştir. Geçiş sürecini kısaltmak elimizdedir, kimse uzatamaz. Başvurular neticesinde bu kotaların artık daha kolay uygulanabilir olduğunu gördüğümüzde yapılacak ilk kurultayda ilk genel kurulda bir maddeyle geçici maddeyi kaldırmak, bir dönem öne çekmek mümkündür. Ancak bu kazanımı, bugün elde etmeseydik uzun süre tartışılacak bir sorunla karşı karşıya kalacaktık. Şimdi hepimize düşen görev, CHP’ye milletvekili olabilecek, belediye başkanı, meclis üyesi olabilecek, CHP’ye, örgütüne güç verebilecek her kademesine katkı sağlayacak her yaştan kadını bu partiye davet etmek, bu kotaları hakkıyla uygulayabilecek ivmeyi bir an önce kazanmaktır. Bunu sağladığımız noktada geçici maddedeki revizyonu yapmakta bu kardeşinizin boynunun borcudur. Bundan sonraki süreçte kadınların, gençlerin, engellilerin ve örgütün güvencesi bu tüzük ve bu tüzüğü uygulayacak bizleriz.
“Türkiye’yi en iyi biz yöneteceğiz’ demeye hazırız”
Özel, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“Bundan sonra da beraberlik mesajları vermeye ve Türkiye’ye ‘biz seni yönetmeye hazırız, biz sana vadettiğimiz demokrasiyi kendi partimizde yaşıyoruz, yaşatacağız ve bundan sonra seni Türkiye’yi en iyi biz yöneteceğiz’ demeye hazırız. Bunun adımını bugün içe dönük tartışmalarla yaptık. Çok sağlıklı, çok başarılı, çok olgun ve minnet duyguları içinde uğurladığım önceki genel başkanlarım da aktarmamı istediler. Ayrı ayrı teşekkür ettiler. Büyük bir memnuniyetle takip ettik. Şimdi gidiyoruz, yarın bu salona ikinci yüzyılın ilk genel seçimlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapacak hükümet programını, parti programını yazmak üzere 2 günlük yol haritamızı, usulleri belirlemek üzere ortaya koyacağımız beynimizi, yüreğimizi dinlendirmeye gidiyoruz. Yarın bunu yapıp kısa sürede programımızla gerçekleştirecek iktidar yürüyüşünde hep birlikte ortaklaşacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel ile görüşen Koç’a Fenerbahçe’nin Yönetim Kurulu üyeleri eşlik etti.
Özel’e ise CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Deniz Yücel, Sevgi Kılıç ve Gülşah Deniz Atalar eşlik etti.
Koç, Özel’e Fenerbahçe forması hediye etti.
Görüşme basına kapalı gerçekleşti.
MHP’YE ZİYARET
Ali Koç, daha sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmek üzere MHP Genel Merkezi’ne gitti.
Ali Koç ve Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyelerini, parti genel merkezine gelişinde MHP Genel Başkan Başdanışmanı Eyyup Yıldız karşıladı.
Basına kapalı gerçekleşen görüşme, yaklaşık bir saat sürdü.
Görüşmenin ardından Ali Koç’u, genel merkez binasından Bahçeli uğurladı.
GÖZTEPE MAÇINDA SALDIRIYA UĞRAMIŞTI
Trendyol Süper Lig’in ikinci haftasında oynanan Göztepe-Fenerbahçe karşılaşmasında ikinci yarı başlamadan önce saha kenarına inerek tribündeki Fenerbahçeli taraftarların yanına giden Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç’a tribünlerden yabancı maddeler atılmıştı.
Koç’un deplasman tribününe alınmayan bazı Fenerbahçeli taraftarlar olduğu için tribüne gittiği öğrenilmişti.
İkinci yarı başladıktan yaklaşık 5 dakika sonra deplasman tribününden ayrılan Koç, saha kenarında yürüdüğü sırada Fatih Özkan isimli bir kişiden aldığı darbeyle yere düşmüştü. Daha sonra yerden kalkan Koç, protokol tribününe dönmüştü.
Ali Koç, Göztepe maçında yaşanan olayda kendisini iten kişi ve ihmali bulunan tüm yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Bunun üzerine İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Spor Güvenliği Şube Müdürlüğü ekipleri, Koç’u saha kenarında yürüdüğü sırada iterek düşüren Fatih Özkan’ı gözaltına almıştı.
Şüpheli, emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.
Savcılıktaki sorgusu sonrası tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlı, ev hapsiyle cezalandırılmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TV100’de “Özel Röportaj” programına katıldı. Özel, burada gazeteciler Gürkan Hacır, Başak Şengül ve Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtladı. Özel, gündemdeki konulara ilişkin şunları söyledi:
“PARTİ MECLİSİ’NDE BURSA, HİÇ TARTIŞILMADAN GEÇEN AZ SAYIDA İLDEN BİRİ OLDU”
“Bursa’da yarım kalan bir işi tamamlıyoruz. Geçen seçimlerde biliyorsunuz çok geriden başladığımız bir yarışı, çok küçük bir farkla kaybetmiştik. Hatta anketler kazanmaya yakın olduğumuzu söylüyordu. ve bu konuşulduğunda kimse inanmıyordu ama biraz da geçen sefer kesin kazanıyoruz motivasyonunun eksikliğinden birkaç puan farkla kaybetmiştik. O günden bu güne kadar Mustafa Bozbey, çalışıyor. Kemal Kılıçdaroğlu da o dönemde Sayın Bozbey’in adaylığını gayri resmi marsbahis olsa da müjdelemişti. ‘Çalışacak bir aday olacak’ demişti. Sayın Bozbey, o günden bu güne çalıştı. Biz de arkasında durduk. Bursa’da özel çalıştık. Yerel seçim adaylarının belirlenmesinde çok farklı yöntemler, bazı yerlerde gecikmeler oldu falan ama Bursa’nın hassasiyetini ve önemini de biliyoruz. Parti Meclisi’nde Bursa hiç tartışılmadan geçen az sayıda ilden bir tanesi oldu. Biz adaylaşmadan sonra ilk kontrol anketlerini yaptırıyoruz. Bu konuda bayağı keyfimizi yerine getiren sonuçlar geliyor.
“ANKET YETKİLİSİ SUNUMUNUNDA DA ANKARA’DA ‘YARIŞ BİTTİ’ DEDİ”
Biz toplam 390 bin tekil anketle adaylarımızı belirledik. Şu anda da memnuniyet anketleri yapıyoruz. Aday performans anketleri yapıyoruz. O anketlerde iyi sonuç alıyoruz. Aday belirleme sürecindeki toplam anket sayısından bahsediyoruz. 90 bin tekil görüşme, toplam 350 bine yakın anket var. Bunlar aday belirleme sürecinin anketleri. Sonrasında da devam ediyoruz. Bu anketlerde de iyi sonuç var ama orada 390 bin kişiyle konuştunuz falan değil. Heralde onlar da 60 – 70 bin kişi olmuştur. Ankara’da yarış artık ‘CHP kaç belediye çıkaracak? CHP belediye meclisinde çoğunluğu sağlayacak ama farkı açacak mı? Açmayacak mı?’ Ankara Büyükşehir Belediyesi yarışı tamamlanmış görünüyor. Her ölçüm daha ileri gidiyor. Anket yetkilisi sunumununda da Ankara’da ‘yarış bitti’ dedi. Ankara’da AK Partililere de sorsanız Mansur Yavaş’ın her seferinde farkı açtığını görüyoruz. Zaten rakip adayın motivasyon düşüklüğünden de gözlüyorsunuzdur. Ekrem İmamoğlu, İstanbul’daki her ölçümde 1,5 – 2 puan farkı açıyor. Kurum gelene kadar, DEM’in adayı çıkana kadar… Olmayan adaylar ölçülemiyor. Fikir, sonuç vermiyor. Bütün adaylar belli olduktan sonra gelen her ankette 1 puan, 1,5 puan farkı açıyoruz.
“YENİDEN REFAH PARTİSİ’NİN ADAYLIĞI DA AK PARTİ’YE OY KAYBETTİRİYOR”
Bu seçim özel bir seçim. Birincisi, CHP’nin tek başına girdiği bir seçim. Herhangi bir ittifak yok. Geçen seçimde şöyle bir şey vardı: Yüksek bir motivasyonu vardı HDP’nin ve diyordu ki ‘Biz AK Parti’ye kaybettirmek üzere aday çıkarmıyoruz. Kazanacağımız yerlerde kendimiz yarışıyoruz. Şansımızın olmadığı bir yerde aday çıkarmıyoruz. AK Parti kaybetsin yeter.’ Bu kendi seçmenine AK Parti karşısında kim güçlüyse oy ver demekti. Hatta bir ara İYİ Parti’nin birkaç yerde, Ahlat’ta ve Iğdır’da aday çıkarmasının ardından İYİ Parti’nin olduğu yerlere aday çıkardılar. Birçok yerde adayları yoktu. İki; İYİ Parti ile belirli şehirlerde biz belirli şehirlerde onlar ittifak halindeydik. Yarışmıyorduk hemen hemen hiçbir yerde. Orada da İYİ Parti seçmeninin yüksek bir motivasyonu vardı. Bu ikisini topladığınızda neredeyse yüzde 2 gibi bir şey çıkıyor ortaya. Bugünkü anketlerin üzerine yüzde 2 koysanız, biz böyle Anadolu coğrafyasını kendi rengimize boyamış oluruz. Tabii ki bu yüzde 20 bazı yerlerde daha düşük, bazı yerlerde o boyutlardaki geçmiş seçimlerde gelen oy olmadığında neyi nerede başarı sayacağınıza bakmak lazım. Bu arada sadece aleyhimize olanları konuşmayalım… Yeniden Refah Partisi’nin adaylığı da AK Parti’ye oy kaybettiriyor. Bazı yerlerde çok farklı partilerin adaylıkları, farklı etkiler yapıyor. Mesela Zafer Partisi’nin adayı kimden alıyor belli değil. MHP’den mi alıyor, CHP’den mi alıyor… O yüzden bu seçim çok özel bir seçim.
“20’Lİ RAKAMLARDAN ŞU PARTİYİ BİR KURTARALIM İSTİYORUM”
CHP açısından şöyle bir gerçeklik var. Kimseyi oyumuz çok, gücümüz çok diye küçümsemek istemem. O niyette değilim. Şunu söylemek gerekiyor ki, Millet İttifakı’nı kurduğumuz partilerle birlikte değiliz. ve geçen seçimlerde kayıtsız şartsız muhalefete destek veren bir parti de ortada yok ama Millet İttifakı’nı oluşturan seçmen bir yere gitmedi ve itirazları sürüyor. Onlar Saray’a, tek adama, ekonomik şartlara itiraz ediyorlar. ya da MHP kökenliyse, ‘Kongremizi kazanacakken Saray ile anlaştılar, kongremizi iptal ettirdiler. Biz MHP’de hakettiğimiz genel başkanlık ve parti yönetimine gelemedik Gittik parti kurduk’ diyen seçmen bu. Bu seçmenin AK Parti ve MHP ile bir araya gelmesini bekleyemezsiniz. Kimse bize mecbur değil. Herkesten büyük bir samimiyetle, büyük bir iştah ve taleple oy istiyoruz. Kimse bize mecbur değil. O seçmenin de temel itirazları duruyor. CHP’de yaz boyunca dile gelen yaptıkları bazı itirazlar da ortadan kalkmış durumda. Örneğin gizli protokolden bahsediyorlardı. ‘Bu bizi kandırmak’ diyorlardı. Biz o gizli protokol mevzusunda parti adına özeleştirimizi vermiş durumdayız. İYİ Partilileri marsbahis giriş adresi sahada görüyorum ve abi-kardeş gibiyiz. Partiler açısından kendi adayının kazanmasını ister herkes. Kazanamıyorsa, en istemediğini kaybettirecek adayda birleşir. Böyle bir sürecin içindeyiz. İttifaklar yapabilseydik bambaşka şeyler olabilirdi. Yüzde 35’i zorlardık. Yüzde 40’a yaklaşırdık. Şu anda CHP’nin kendi gücüyle, bu adaylarla benim gördüğüm, geçmem gerekir ve iyi olur dediğim rakam yüzde 30 psikolojik sınırını aşmak. 20’li rakamlardan şu partiyi bir kurtaralım istiyorum.
“‘CHP GELİRSE SOSYAL YARDIMLARI KESECEK’ DİYORLARDI. SONUÇ, BEŞ KATINA ÇIKARILDI”
Kaybedecek bir tane belediyemiz yok. Kaybetmek istemiyoruz. Çok özel olarak üzerinde hassasiyetle anketlerin üzerinde durmamızın sebebi de eğer bir yerde sıkıntı görürsek oralarda çok daha fazla dikkat ve enerji vermek. Genel başkan olarak girdiğim yerel seçimlerde partimizin belediye kaybetmesini istemem. Geçen seferki ittifak ve destek ortamından çok geride bir yerdeyiz ama partinin bir enerjisi var. Toplumun beklentileri var. Adaylarımız var. En önemli güvencem; Mansur Yavaş’ın, Ekrem İmamoğlu’nun Vahap Seçer’in, Zeydan Karalar’ın yani belediye başkanlarımızın bir de gerçekten yatsınamayacak performansları var. Eğer kötü bir dönem geçirmiş olsalardı partinin başında kim olursa olsun öyle beğenilmeyen belediye başkanını öyle sizin beğendirtmeniz çok kolay değil. Çok net söyleyeyim, pandemide yaptıkları özellikle… ‘CHP gelirse sosyal yardımları kesecek’ diyorlardı. Sonuç, beş katına çıkarıldı. AK Partili belediyeler pandemide gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi kaldılar. Uzun bir süre kaldılar.
“KANDİL’LE ANLAŞMAYA ÇALIŞANLARIN, HEYET YOLLAYANLARIN YAPTIKLARI İŞLER ORTADA”
Geçen seçimde DEM Parti, AK Partiye kaybettirme motivasyonuna sahipti. Bu seçimde AK Partiye kaybettirme gibi bir motivasyonları yok. Bazı yerde çıkardıkları aday bize kaybettirmeye yönelik. Bazı yerde AK Parti’ye kaybettirebilir. Ama bu seçimde bizim DEM ile olan ilişkimizde ne onların kayıtsız şartsız desteği söz konusu ne de bizim DEM ile kazanmaya yönelik iş birliğimiz söz konusu.Bazı yerlerde Kent Uzlaşısı olarak adlandırılan uzlaşılar sağlanmış durumda. Ama DEM’in adayları var. Bize de kaybettirebilecekleri bir çok yer olabilir. İmza, sözleşme, kaşe, protokol falan yok böyle bir şey. Yüzde 15, yüzde 10 DEM seçmeninin ya da Kürtlerin oy kullanacağı bir seçime gidiyorsunuz. Bir belediye başkan adayınız var ve o belediye başkan adayınız bir belediye meclis listesi yapıyor. Yüzde 15 Kürt seçmen ve disiplinli DEM seçmeni, bu seçmeni gözardı ederek bir belediye meclis listesi oluşturamazsınız. Kürt seçmen oy kullanırken kendisinin tanıdığı, itimat ettiği, bildiği bazı isimlerin bulunmasının kime ne mahsuru var? Bundan normal bir şey yok. Kandil’le anlaşmaya çalışanların, heyet yollayanların yaptıkları işler ortada. Abdullah Öcalan’dan mektup alıp, Taksim’in ortasında okutmadı mı? Devlet Bahçeli çıkıp ‘Artık HDP seçmeni kimi dinleyeceğini bilir’ dedi mi, demedi mi?
“EĞER HALK BELEDİYE BAŞKANINA SEÇİLDİĞİNDEN İLERİDE BİR DESTEK VERİYORSA, MEMNUNİYETİ PARTİNİN OYUNUN ÜSTÜNDEYSE YENİDEN ADAY YAPIYORUZ”
Yüzde yüz anketten çıkan sonucu uygulamadık, uygulayamazsınız ama anket sonuçlarının aksine çok az iş yaptık. Bazı yerlerde bazı zaruretler vardı ama mesela belediye bizdeyse memnuniyet anketi yapıyoruz. Eğer halk belediye başkanına seçildiğinden ileride bir destek veriyorsa, memnuniyeti partinin oyunun üstündeyse yeniden aday yapıyoruz. Zaman saman ‘Kurultay’da Kemal Beyi destekleyenleri adaylaştırmadınız’ deniyor. Bugün geldiğim Bursa, Kemal Beyin en kuvvetli savunucularından bir tanesiydi Sayın Bozbey. Ahmet Akın, kurmayı. Zeydan Karalar, Allah razı olsun kurultayı bana zindan edecekti. Mersin, Vahap Seçer. Kurultay’da ben bir tane oy almadım Mersin’den. Hepsini teker teker atadım, neden? Millet memnunsa ben de memnunum. Bazen anket kötüyse belediye başkanına önceden söylüyorum. Bazen başkan ‘Hayır’ diyor, bazen ‘Bendeki anketler o değil’ diyor, bazen ‘Aday göstermezseniz başka partiye giderim’ diyor. MYK’ya girene kadar bir fikrin oluyor. MYK’da 10-12 kişi başka bir şey diyor.
“BİR KADIN VE GENÇ DEVRİMİ YAPTIK”
Memnuniyet anketinde başkan başarısızsa ankete sokmuyoruz ama biz İzmir’in hassasiyetinden dolayı sayın başkanımızın kendisine de gösterdim. İzmir’de memnuniyet anketini 2 kez yaptık. 3 kez adayları sorduğumuza başkanı da koyduk. 4., sadece 5 adayı sorduğumuz yerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mız da vardı ve ankette kendisinden daha yukarıda olan bir arkadaşımız atandı. Anketlerimiz için 16 firmaya çağrı yapıldı, 8’i kabul etti. Bizim dijital dinleme ve yedekleme yapabildiğimiz şekilde yapılıyor anketler. Şüpheye düşünce dinleyebiliyoruz anketi. Adaylarda ankete baktık ama zaman zaman ‘Önseçim yapacaktınız, niye yapmadınız’ diye konuşuldu. 890 birimde önseçim yapma yetkisini örgütlerimize verdik. 199’unda önseçim oldu. Eğer bir il önseçim istiyorsa, ‘Sen önseçim falan yapamazsın’ demedik. Geçen seçimlerde CHP, 800 küsur yerde aday göstermişti. Bu seçimlerde bin 160 yerde aday gösterdik. Geçen seferkinin 2 katı kadın adayımız var. Seçilecek yerde bakarsanız 5 kat kadın adayımız var. 200 tane 40 yaş altında seçilecek adayım var benim. Bir kadın ve genç devrimi yaptık.”
Kadıköy Belediye Başkan aday adayı Gürsel Tekin’in istifası üzerine sorulan soruya, Özel şöyle cevap verdi:
“30 TANE ADAY ADAYI VAR. BİRİ SEÇİLİYOR, 29 TANESİ İSYAN EDERSE BU PARTİYİ NASIL YÖNETECEĞİZ BİZ?”
“Birkaç yerde belediye başkanımız aday oluyor, listelerin görüşüldüğü gece partiyi savunuyor aslanlar gibi. Aday olmadığını öğreniyor, ertesi sabah bombalamaya başlıyor, istifa ediyor, başka partiye geçiyor. Sen bu partinin milletvekilliğinden emekli olacaksın, gittiğin her yerde saygı göreceksin; bir gece önce adaysın, ertesi sabah da isyandasın. 30 tane aday adayı var. Biri seçiliyor, 29 tanesi isyan ederse bu partiyi nasıl yöneteceğiz biz? Gürsel abiyle Kadıköy adaylığı sürecinde konuştuk. Ben kendisini çok severim, ona saygım çoktur. Gürsel abinin gönlünü alırız, bir serinleme süresine de ihtiyacı var, kendisi de bu heyetlerde yer aldı. Serinledikten sonra babaevine döner.”
Özel, yerel seçimlere ve sonrasına ilişkin tartışmalarla ilgili değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“HATAY İL YÖNETİMİYLE MÜZAKERE EDİLDİ. SONUÇ ŞU: ‘ADAY DEĞİŞTİRMEYE KALKTIĞIMIZ TAKDİRDE KAZANACAĞIMIZ BAZI İLÇELERİ KAYBEDEBİLİRİZ'”
“Hatay Belediye Başkan adayı belirlemek, herhangi bir belediye başkan adayı belirlemekten farklı çünkü Hatay’da çok büyük bir travma var. Bu travmadan sonra kendisi de orada depremzede olan, sonrasında da İBB’nin desteğiyle Hatay’da önemli işler yapmış, çalışmış ama bazı beyanları da kamuoyunda tartışma yaratmış bir isim. (Lütfü Savaş) Hatay’da aday belirleme sürecine ilişkin parti dışı etkenler de kendilerine siyasi meşruiyeti olmayan bir işi toplumsal bir meşruiyetle tanımlıyorlar. Hatay’la ilgili kabul ettiğim heyeti toplam 10 ilden kabul etmemişimdir. Lütfü Savaş’la ilgili 5 anket yaptık. Bunların her birinde de Lütfü Savaş’ı da sorduk, Savaş’a itirazların da bir kısmını gördük ama Twitter’ın yankı odasından ya da İstanbul’dan bakınca görünenin dışında Hatay’da bir başka Lütfü Savaş olduğunu da gördük. Anketlerde AKP ve Lütfü Bey kafa kafayaydı. Hatay il başkanı, bütün ilçe başkanları ve ilçe belediye başkanlarıyla müzakere edildi. Sonuç şu: ‘Kazanırsak Lütfü Beyle kazanırız. Aday değiştirmeye kalktığımız takdirde kazanacağımız bazı ilçeleri kaybedebiliriz. Lütfü Bey ivmelenen şekilde gidiyor.’ PM üyelerine, ‘Aday olarak önerebileceğiniz isimleri bana iletin’ dedim. Mert Fırat Hataylı, kendisine ‘Seni ankete koyalım mı’ dedik, ‘Yok abi’ dedi. Haluk Bey de değerlendirmiş, ‘Olmaz’ demiş ve resmi bir teklif götürmedik ama PM ya da MYK üyemiz söyleyip onay alsaydı ankete koyacaktık.
“YATILI OKUL ARKADAŞLARIMLA ARAMDAKİ İLİŞKİ NEYSE EKREM BEYLE ARAMDAKİ İLİŞKİ ODUR”
Saray rejiminin tek umudu 1 Nisan’dan sonra birbirine düşmüş bir CHP. CHP’deki bazı sonuçları hazmedemeyen çok az sayıda partinin köklerinden gelmeyen, nereden geldiği belirsiz kişilerin de tek umudu, partinin kavga etmesi. 10 yaşında yatılı okula gittim, 17 yaşında mezun oldum. O aradaki 6 sene yatılı kaldığım arkadaşlarım ve eşleriyle her sene bir hafta tatil yaparım. Hayatta dost bildiğimi düşmana çevirmedim, arkada kimseyi bırakmadım. Ekrem İmamoğlu’yla hem partinin kaderini değiştirmek hem Türkiye’nin kaderini değiştirmek üzere kader birliği yaptık. Bugüne kadar birbirimize ‘Öf’ demedik, birbirimizin hukukunu kendimizinken fazla koruyoruz çünkü böyle ‘Acaba kavga edeler mi’ çabaları olduğunda ve normalde en yakınlarınla paylaşmadığım bilgileri, Ekrem Bey de en yakınlarıyla paylaşmadığı bilgileri birbirimizle paylaşırız. Bu kadar kardeşlik hukuku içinde ilerleyen bir ilişki yok. Yatılı okul arkadaşlarımla aramdaki ilişki neyse Ekrem Beyle aramdaki ilişki odur.
“İSMAİL OK, İKİ ELİYLE SEÇİMİ AKP’YE BIRAKTI, YANİ KAYBETTİ”
Eski dosttan düşman olmaz, birinci prensibimiz bu. İkinci prensibimiz, İYİ Parti’yle ilişkilerimizi ikiye ayırıyoruz: Bir, Balıkesir özelindeki ilişkilerimiz. Orada İYİ Partililerden beklentimiz var. Geçen sefer biz Balıkesir’de Ahmet Akın’ı aday gösterdik, ortak adayımızdı. Seçimi almaya yakın değil, almıştı Ahmet Akın. İYİ Parti’nin İsmail Ok diye bir milletvekili vardı. İnanılmaz bir ısrarla ‘Balıkesir’i bize bırakın’ diye Meral Hanım istedi. Kemal Bey kabul etti. İsmail Ok, iki eliyle seçimi AKP’ye bıraktı, yani kaybetti. Sonra partisinden istifa edip AKP’ye katıldı. Şimdi yeniden milletvekili yapıldı. Meral Hanım’ın ‘Bunların hiçbirine bir borcum yok, sana var Ahmet. Bir gün borcumu ödeyeceğim’ dediğine şahit oldum. Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik. Ben hala bekliyorum. Bu jesti İYİ Partili yöneticilerden görmüyorsak da Balıkesir’deki İYİ Partililerden göreceğimizi ümit ediyoruz.
“SOKAĞA ÇIKACAĞIZ, HAKKIMIZI ALACAĞIZ, EVİMİZE DÖNECEĞİZ”
TÜRK-İŞ açlık sınırı olarak 16 bin 200 lira ilan etti, bunlar emeklilere 10 bin lira veriyorlar. Açlık sınırının neredeyse yarısına emekliyi yokluğa, yoksulluğa mahkum etti. Yüzünü kapatan anneler, ablalar pazarda ezilmiş sebze-meyve topluyorlar. Bugün marketlerde çürümeye yüz tutmuşları olgunlaşmış sebze diye yarı fiyatına satıyorlar, millet onu kapışıyor. Bu tutmuş diyor ki, ‘Birileri emekliyi kışkırtıyor.’ Sen bu yaptıklarınla emekliyi kışkırtmıyorsun da ben bunu söyleyince mi emekliyi kışkırtıyorum? Keşke kışkırtabilsem, ümit ederim emeklileri sokağa dökebilsem, emekliler ve işçiler haklarını aramak için yürüseler, keşke 500 bin tane emekli Taksim’e gitse de zapt etse. Demokrasi, tepki ve protesto rejimidir. Bununla tanışacaklar. 10 bin lira verdiğin emekli susuyorsa ona hakkını arattırmak benim görevim. Biz bu milleti sokağa dökeceğiz kardeşim. Sokağa çıkacağız, hakkımızı alacağız, evimize döneceğiz. Sendikal haklar için de mücadele edeceğiz, zamlara karşı da direneceğiz. Kan akıtmayacağız, cam-çerçeve kırmayacağız ama hakkımızı arayacağız.”
]]>