Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Gürcistan uyruklu Padına Avcı (35) ile Fahrullah Özdemir (57), maktul Ayhan Avcı’nın (49) yakınları, tanıklar ve taraf avukatları katıldı.
Sanık Özdemir savunmasında, Ayhan Avcı ile aralarında senet meselesinden dolayı tartışma çıktığını ileri sürdü.
Tartışmanın büyüdüğünü anlatan Özdemir, “Yakamdan tuttu, küfürler etti. Canımdan etti, bıçağı boğazıma dayadı, hakaretler etti. Baktım olmayacak, traktörün çeki demirini alıp kafasına vurdum, hafif sersemledi, bir daha vurdum. Biri çeki demiri diğeri keserin arkasıyla iki kere vurdum.” diye konuştu.
Özdemir, olay yerinden ayrıldığını anlatarak, şunları dile getirdi:
“Eşi birkaç dakika sonra elinde kürekle ‘Şerefsiz, öldün kurtuldun. Bundan sonra kadın sat görelim’ diyerek ve küfür ederek çıktı. Ambulans çağırmadık. Padına, ‘bırakalım’ dedi, öyle ayrıldık. Öldüğünü bir gün sonra anladık. Olay gecesi Padına akşam beni aradı. Eve gittim, karanlıktı. Çakmak ışığı yakarak odaya gittim öyle oturdum. Padına bana ‘öldürmediğimizi söyleyelim’ dedi ama ben kabul etmedim. Padına ile aramda duygusal ilişki yoktur. Sonraki gün olay yerine gittiğimizde ambulansı aramak istedim, Padına engel oldu ama aradım.”
“Yolda içmeye başladılar”
Sanık Padına Avcı ise savunmasında, olay günü Ayhan’ın Fahrullah’ı aradığını ve onun arabasıyla tarlaya gittiklerini söyledi.
Kendi tarlalarında kahvaltı yaptıklarını aktaran Avcı, “Sigaraları bitmişti, markete sigara almaya giderken yolda bira alıp içmeye başladılar. Eşim içkiyi çok sevmezdi, Fahrullah bey çok içti, kafası güzelleşti.” dedi.
Avcı, tarlaya döndükten sonra ikisinin tartışmaya başladığını belirterek, şöyle devam etti:
“Aralarında senet ödemesi konuşuluyordu. Fahrullah bey ödemesini söyledi, eşim de sonradan hepsini ödeyeceğini söyledi. Fahrullah, ‘Fazladan para ödedim, her gün sizi götürüp getiriyorum, kölen değilim.’ dedi. Eşimin ağzı küfürlüydü. Karşılıklı küfürler ettiler. Çok kötü küfürler edilince eşim benim dışarı çıkmamı istedi. Tarlada çalışmaya gittim. Yağmur yağınca 15 dakika sonra geri geldim. Kapıyı açtığımda eşim yerde kanlı yatıyordu. Fahrullah’ın elinde kürek vardı, onun da üzeri kanlıydı.”
Fahrullah’ın kemerle ellerini geriden bağladığını, olaya müdahale edemediğini ve yaklaşık yarım saat böyle kaldığını öne süren Avcı, olay yerinden ayrıldıktan sonra kaçmaya çalıştığını, Özdemir’in engel olduğunu, kendisini dövdüğünü ve küfürler ettiğini ileri sürdü.
Avcı, polisi arayamadığını anlatarak, “Çocuğumu öldüreceğini söyleyerek tehdit etti. İlk ifademi bana ezberletti. Cezaevinde iken konsolos geldi, çocuğumun onlarda olduğunu söyleyince ben de ifademi değiştirdim. Eşim beni para karşılığı cinsel ilişkiye zorlamadı, mutlu mesut yaşıyorduk, husumetim yoktu. Fahrullah olay günü akşam eve geldi, bütün gece bizde kaldı. Evde beni ve oğlumu tuttu, telefonlarımızı aldı ve benim telefonumdan Ayhan’a mesaj attı.” diye konuştu.
Tanık G.A. ise beyanında, Ayhan Avcı’nın yakın arkadaşı olduğunu bildirerek, “Ayhan, Fahrullah’tan 26 inek ve 3 araba parası alacağını söylüyordu. Ayhan, Fahrullah’ı sevmediğini ancak arabasıyla tarlaya gitmek ve alacağını almak için yakasını bırakmadığını söyledi.” ifadelerini kullandı.
Maktul avukatı Esma Kahveci, sanıkların çelişkili ifadeleri sonucu olay yerinde beyanlarının alınmasının olayın aydınlatılmasında etkili olacağı düşüncesiyle keşif yapılmasını talep etti.
Mahkeme heyeti, sanıklar Padına Avcı ile Fahrullah Özdemir’in tutukluluk hallerinin devamına ve maktul avukatının keşif talebinin yargılamaya etkisi olmayacağından reddine karar vererek, eksikliklerin tamamlanması amacıyla duruşmayı erteledi.
İddianameden
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 11 Haziran 2023’te Aziziye ilçesi Kahramanlar Mahallesi’ndeki çiftlik evinde Ayhan Avcı’nın kesici delici aletle öldürülmüş olarak bulunduğu belirtilerek, olayın yaşandığı iddia edilen evin tek odalı bir yapı olduğu, maktul Avcı’nın kafasının ön ve arka kısmında kan bulunduğu, oda içerisinde kavgaya dayalı dağınıklık gözlenmediği, Avcı’nın eşi Padına ile arkadaşı Fahrullah Özdemir’in birbirleriyle çelişecek beyanlarda ve hareketlerde bulunduklarından dolayı olayla ilişkili oldukları değerlendirildiğinden haklarında soruşturma başlatıldığı belirtiliyor.
Özdemir’in ilk ifadesinde inkar ettiği cinayeti, daha sonra Padına ile işlediklerini anlattığı belirtilen iddianamede, adli tıp raporunda Ayhan Avcı’da toplam 9 kesici-ezici vasıfta yarası olduğu, ölümünün kesici-ezici alet yaralanmasına bağlı kemiklerde kırık, travmatik beyin kanaması ve buna bağlı gelişen iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği kanaatine varıldığı aktarılıyor.
İddianamede, sanıklardan Padına Avcı’nın “Eşini kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Fahrullah Özdemir’in ise “Kasten öldürmek” suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Kaliforniya Eyalet Üniversitesinden Prof. Dr. Nancy Snow’un yaptığı söyleşiye konuk olan Özdemir, kendisine sorulan soruları yanıtladı.
Özdemir, Türkiye’nin yumuşak güç uygulamalarını konu alan bir kitabının da bulunduğunu hatırlatarak, Türkiye’nin 2000’li yıllardan sonra yumuşak güç uygulamalarını merkeze aldığını ve böylece hem dış politikada hem de diğer alanlardaki politikalarını belirli çerçevelere oturtan bir liderliğe sahip olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu noktadaki pozisyonunun ve yumuşak güç uygulamalarına verdiği önemin oldukça kritik olduğunu belirten Özdemir, “Türkiye’nin yumuşak güç uygulamalarını hem yakın coğrafyasında hem de küresel çapta kritik anlarda ortaya koyduğunu görüyoruz.” diye konuştu.
Özdemir, yumuşak gücü kamu diplomasisi başta olmak üzere çeşitli kavram setleriyle aktarmaya çalıştıklarını anlatarak, kamu diplomasisinin uluslararası ilişkiler disiplininde önemli yere sahip olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin diplomatik temsilcilik sayısı bakımından dünyada üçüncü sırada olduğuna dikkati çeken Özdemir, İletişim Başkanlığının bağlı ve ilişkili kuruluşları olan Anadolu Ajansı, TRT ve Basın İlan Kurumu’nun küresel çapta medya çıktılarını etkileyen bir çerçeveye sahip olduğunu ve bu anlamda yapılan çalışmaları anlattı.
Özdemir, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde yer alan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi vasıtasıyla ulusal ve uluslararası dezenformasyon, bilgi kirliliği ve yalan haberlerle mücadele ettiklerini bildirdi. Özdemir, Türkiye’nin dizi film sektöründe ciddi atılımlar yaptığına işaret ederek, bu bağlamda uluslararası alanda diziler, filmler, yapımlar ortaya koyarak ülkenin cazibe merkezi haline geldiğini vurguladı.
Sağlıklı bir iletişim ekosisteminin tesisi için bu alanda yapılan ulusal ve uluslararası anlaşmaların çok kritik olduğunu bildiren Özdemir, İletişim Başkanlığı olarak ADF’de düzenledikleri “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”nin hikayesini de anlattı.
“Vahşete ilk dur diyen ülke Türkiye olmuştur”
Türkiye’nin çeşitli krizlerle çevrili bir coğrafyada önemli bir aktör olduğuna vurgu yapan Özdemir, şöyle devam etti:
“Türkiye, Orta Doğu’nun ve bölgesindeki ülkelerin güvenlik noktasında ilk başvurduğu, diplomatik krizlerde kapısı ilk çalınan, ekonomik problemlerde ilk yardım istediği hami ülke pozisyonunda. Bu durum, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde oluşturduğumuz temel yaklaşımdır. Küresel alanda Türkiye krizlerin barışçıl çözümünde ve uluslararası arabuluculuk noktasında etkili rol oynamıştır. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kapıyı çalan kim olursa olsun geri çevirmemiştir. Herkese destek vermiş, yol göstermiştir, muhtaç olan kim varsa yardımcı olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu güçlü konuma ulaşmasında Cumhurbaşkanımızın liderliği ve motivasyonu vardır.”
Orta Doğu’dan Balkanlara kadar bölgesinde yaşanan tüm krizlerde Türkiye’nin hem arabuluculuk noktasında hem insani yardımlarda baş aktör olduğunu vurgulayan Özdemir, Ukrayna-Rusya savaşının yanı sıra Gazze’deki vahşetin durdurulması için Türkiye’nin verdiği mücadeleyi anlattı.
Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Buradaki insani krize, yaşanan vahşete, çocukların ölümüne, ailelerin parçalanmasına insanların yerinden edilmesine ve uygulanan vahşete dur diyen ilk ülke Türkiye olmuştur. Türkiye, yardımlarıyla ve uluslararası alandaki diplomatik girişimleriyle bu haklı davanın takipçisi olmuştur. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, bu vahşetin durdurulması için birçok noktada efor sarf etti ve sarf etmeye de devam etmekte. Filistin’de kalıcı barışın sağlanması için elinden geleni yapmakta. Cumhurbaşkanımızın pek çok uluslararası platformda güçlü bir şekilde Gazze’deki vahşete, zulme dur dediğini görüyoruz. Dün Cumhurbaşkanımız vahşetin sona ermesi, barışın sağlanması için Türkiye’nin garantör ülke olarak pozisyon almaya hazır olduğu vurguladı. Türkiye’yi özel kılan Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bu kalbi gayreti ve inancıdır.”
]]>Bağcılar Olimpik Spor Salonu’ndaki “Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Özdemir, başkanlığı döneminde yaptığı çalışmaları ve yeni projelerini anlattı.
Bağcılar’dan yeniden aday gösterildiği için mutlu olduğunu belirten Özdemir, ilçeye 5 yıl daha hizmet ederek şehri daha ileri bir noktaya taşımak istediğini söyledi.
Bağcılar’la ilgili kapsamlı projeler hazırladıklarını anlatan Özdemir, “İlk önceliğimiz ilçemizin yeniden yerinde dönüşümünü sağlayarak kentsel dönüşüm çalışmalarına hız vermek. Vatandaşımızın yaşadığı konutları güvenli, dirençli binalar haline getirdiğimizde deprem anında yaşayacağımız acı reçeteleri ortadan kaldırmış olacağız. Göreve geldiğimiz 21 aylık süreç içerisinde ruhsatını vermiş olduğumuz 13 bin bağımsız birimle dönüşüm sürecini hızlandırdık. Önümüzdeki 10 yıllık süreçte de tüm riskli yapıların dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
Özdemir, kentsel dönüşümü kolaylaştırmak için kuracakları kentsel dönüşüm ofisleriyle vatandaşlara hukuki ve teknik destek sağlayacaklarını kaydetti.
Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan BAĞ-KART’la büyük başarı sağladıklarını ifade eden Özdemir, “BAĞ-KART ile bugüne kadar 100 bin vatandaşımıza, 1100 farklı üye esnafımızla, 3 milyondan fazla indirim sağladık. Gelecek dönemde, BAĞ-KART sahibi hemşehri sayımızı 300 bine, üye iş yeri sayımızı 10 bine çıkartmayı hedefliyoruz.” bilgisini paylaştı.
Çocuk ve gençleri önceleyen bir belediyecilik anlayışına sahip olduklarını dile getiren Özdemir, bugüne kadar 60 bin öğrencinin kırtasiye ihtiyacının karşılandığını, 3 yeni bilgi evi ile 7 etüt merkezini hizmete açtıklarını anlattı.
Kadınlarla ilgili çok sayıda projeye imza attıklarını vurgulayan Özdemir, kadınlar için 1374 kurs açılıp 56 bin kadına istihdama yönelik eğitim verildiğini ifade etti.
Üniversiteyi kazanacak her öğrenciye 10 bin lira başarı ödülü
Eğitimle ilgili projelerine değinen Özdemir, “Lise son sınıf öğrencilerimize tek seferlik 20 bin lira değerindeki online dershane desteğiyle üniversiteye hazırlık çalışmalarını rahatlatıyoruz. Sınava girecek gençlerimizin sınav ücretlerini de Bağcılar Belediyesi olarak biz üstleniyoruz, buna devam edeceğiz. İlçemizde üniversite kazanan her gencimize tek seferlik 10 bin lira başarı ödülü vereceğiz. Mevcut kütüphane ve kitap kafelerimizin kapasitesini tam 5 katına çıkarıyoruz.” dedi.
Bağcılar’daki ulaşım problemine de çözüm üreteceklerini belirten Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Basın Ekspres yoluna bağlantı köprülerinde yaşanan sıkışıklığın giderilmesi için İkitelli ve Güneşli köprülerinde geometrik düzenlemeler ve ilave şeritleri Bakanlığımızla birlikte oluşturacağız. İlçe içerisinde raylı sistem erişimi olmayan en önemli meydanlarımızdan Güneşli ve Çiftlik meydanları raylı sistemlere kavuşacak. Otopark kapasitesini yeni dönemde arttıracağız. 11 yeni otopark inşa edeceğiz. Özellikle aktarma merkezlerine yakın otoparklar inşa ederek, ‘park et devam et’ uygulamasının yaygınlaştırılmasını sağlayacağız. Metro istasyonlarımıza bağlı bisiklet yollarımızı planlayarak, ülkemizin sıfır emisyon hedefine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.”
Bağcılar’a 3 yeni millet bahçesi
Bağcılar’ın yeşil alanlarını artırmak için yeni projeler üzerinde çalıştıklarını söyleyen Özdemir, “65.000 metrekare toplam alanıyla 15 Temmuz, Göztepe ve Molla Gürani ismiyle 3 yeni millet bahçemizi bu dönem halkımızın hizmetine sunacağız. Seçkin mimarlar tarafından hazırlanmış olan 150 bin metrekare alana sahip 17’si tematik park olmak üzere 34 Bağcılar bahçesini, Bağcılar’ımıza armağan edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Özdemir, sporun ilçede daha aktif olması için 30 yeni spor tesisi inşa edeceklerini, yürüyüş ve bisiklet yollarını artıracaklarını vurguladı.
Bağcılar’ın daha güvenli bir ilçe olması için “Semtim Güvende Projesi”ni hazırladıklarını anlatan Özdemir, “İçişleri Bakanlığımızın da destekleriyle ilçemizde bulunan emniyet saha ekiplerini 5 katına çıkartırken, MOBESE noktalarımızı da tam 4 katına çıkartacağız.” bilgisini paylaştı.
]]>ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, AA muhabirine, şirketin 1981 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’ndan alınan dersler neticesinde ordunun enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulduğunu söyledi.
1984 yılında ilk defa şarj edilebilir nikel kadmiyum pil üretimi, 1985’te telsiz bataryası, 1993’te havacılık aküleri yaptıklarını anlatan Özdemir, 2015 yılında pil tasarımı ve üretimi için AR-GE faaliyetlerine başladıklarını, 2022 yılında da yeni fabrikalarını devreye alıp pil seri üretimi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Özdemir, böylece Türkiye’nin geçmişte şarj edilebilir pil üretiminde ASPİLSAN ile sahip olduğu ve kaybettiği yetenekleri yeni teknolojilerle tekrar kazandığını vurguladı.
Ham maddeden pil üretip, bunu elektronik kart ve yazılımlarla birleştirip, termal yönetimleriyle birlikte bir kasanın içerisine koyup batarya haline getiren sayılı şirketten biri olduklarına işaret eden Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu yetenek her yerde yok. Türkiye için çok özel olduğu gibi dünyada da yapmış olduğumuz işi yapan çok sayılı firma var. Pili üretip buradan bataryaya dönüştüren bir şirketiz. Bu önemli bir kabiliyet. Tesisimiz daha önce Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde hem batarya tasarımı yapıyordu hem de raylı sistemler, deniz ve havacılık akülerini nikel kadmiyum kimyasında üreten bir imalat ekibimiz vardı. Bu fabrikamız orada devam ediyor. Pil imalatı, havacılık aküsü imalatı orada sürüyor. Ama zamanla Türkiye’ye dağıldık. İstanbul’da hidrojen ve yakıt pili çalışan bir AR-GE ekibimiz, Ankara’da havacılık bataryaları çalışan başka bir AR-GE ekibimiz, yine Ankara’da elektrikli araç bataryaları çalışan bir ekibimiz, Kayseri’de telsiz ve taşınabilir enerji sistemleri için nispeten daha düşük voltaj, akım ve gerilimlerde çalışan bataryaları tasarlayan başka bir AR-GE ekibimiz bulunuyor. Bunun yanında iki tane fabrikamız Kayseri’de faaliyet gösteriyor.”
Yeni doğan meslekler
Pil ve batarya teknolojilerine yapılan yatırımlar ve kurulan tesislerle Türkiye’de istihdam alanında bir dizi ilke imza attıklarına değinen Özdemir, şöyle konuştu:
“Firmamızda Türkiye’nin ilk elektrot teknikeri, teknisyeni, ham maddeyi alıp karıştırdığımız mikser kısmının ilk operatörleri, montaj kısmında elektrotu sarıp pil hücresini kasa içerisine yerleştiren işleri yapan teknisyenleri çalışıyor. Formasyon hattındaki teknisyenlerimiz, formasyon mühendislerimiz bu alanlarda çalışan, Türkiye’nin bu meslekleri yapan ilk kişileri oldu.
Ekosistem içinde arkadaşlarımızı yetiştirmiş, meslek tanımlarını yapmış, bu yönde ilk istihdamları ülkemize sağlamış olduk. Dolayısıyla istihdama katkısı hem yeni mesleklerin Türkiye’de hayata geçmesi açısından bir önem arz ediyor hem de 2021 öncesinde 180 kişiyken bu fabrika ve diğer lokasyonlarda görev yapan 150 yeni arkadaşla bugün 330 nitelikli istihdamla sektörde hizmet vermeye devam ediyoruz. Bunların rakamların ötesinde nitelik açısından, onlara tanımladığımız işler ve ülkemize kazandırdığımız yeni meslekler anlamında önemli olduğunu değerlendiriyoruz.”
Dünyada taşınabilir enerjiye ihtiyaç arttıkça ki trendin bunu gösterdiğini vurgulayan Özdemir, bu meslek gruplarına sektörün ilgisinin artarak devam edeceğini belirtti. Özdemir, “Batarya tasarımları yapan, yazılımları yapan, gerek mekanik, gerek elektronik, gerekse yazılım anlamında teknik insanlara ihtiyaç duyulduğu gibi savunma ve enerji alanlarında sözleşme yönetimi, proje yönetimi, hukuk danışmanlığı yapan kişiler de mesleklerinde aslında ilk ve daha çok ihtiyaç duyulacak. Gün geçtikçe bu kişilerin istihdamıyla ilgili daha çok potansiyel oluşacak. Bu anlamda enerji ve bunlarla birlikte çalışan meslek gruplarına gelecekte daha çok ihtiyaç duyulacağı, piyasada bu mesleklerin daha çok ilgi göreceği aşikar bir gerçektir.” dedi.
İnsan kaynağı yetiştirmede üniversite-sanayi iş birliği
Ahmet Turan Özdemir, savunma sanayisinde özel alanlarda, mühimmat üretiminde, havacılık ve uzay konularında üniversite veya Milli Eğitim müfredatlarının her zaman ihtiyaç duyulan meslek gruplarını yetiştirecek ölçüde olmayabildiğine işaret ederek, sektörün bazı zamanlarda kendi personelini yetiştirme yoluna gittiğini söyledi.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu noktada sektörün farklı ihtiyaçlarını görerek “Sektör Kampüste” isimli bir program başlattığını ifade eden Özdemir, bu programın 11 üniversite ve 11 sanayi kuruluşu olmak üzere 22 paydaşı bulunduğunu, ASPİLSAN’ın da bunlardan biri olduğunu belirtti.
Bu programa, üniversitelerde yeni müfredatların oluşturulması, yeni derslerin tanımlanması ve sektörde ihtiyaç duyulan alanlarda mühendislik eğitimine katkı için kendi mühendisleriyle destek verdiklerini vurgulayan Özdemir, “Savunma Sanayii Başkanlığımız da KÖK programıyla, farklı programlarla ihtiyaç duyan insan kaynağını karşılamak üzere değişik yapılarla bu süreçleri destekliyor. Bu anlamda biz münferiden yine Savunma Sanayii Başkanlığımızın koordinasyonunda, onlarla birlikte bu tür programları destekliyoruz. Bir şekilde sektörün ihtiyaç duyduğu elemanı sektörün desteğiyle birlikte ülkemiz geliştiriyor. Biz de bu anlamda elimizden gelen yardımı esirgemeden sağlıyoruz.” diye konuştu.
]]>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, MHP Talas İlçe Başkanlığı tarafından Talas ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen etkinlikte Avşar vatandaşlarla buluştu.
Avşarlar Buluşması’na Başkan Büyükkılıç’ın yanı sıra MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ve MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, MHP Kayseri İl Başkanı Seyit Demirezen, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu ve Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın ile vatandaşlar katıldı.
“Ne muhteşem bir birliktelik”
Salona girişinde vatandaşlar tarafından ilgi ve sevgi ile karşılanan Büyükkılıç, Avşarlar Buluşması’nda “Ne muhteşem bir birliktelik” ifadeleri ile konukları karşılayarak, “El ele gönül gönüle, Türkiye için vatan için çekinmeden gerektiğinde canını feda eden can dostlarımız” diye konuştu ve birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu yaptı. Başkan Büyükkılıç, hem merkezi hem taşrası ile kendilerine hizmet fırsatı verdikleri için Avşar vatandaşlara teşekkür etti. Cumhur İttifakı’nın sesinin daha gür çıkması için ve her zaman hizmetlerle buluşturmak için gece gündüz demeden gayret gösterdiklerini paylaşan Büyükkılıç, “Bu yükü çekeceğiz. Bu yükleri sizin gibi gönül dostları ile birlikte çekmeyi nasip eyle diye Allah’a dua ediyoruz. İyi ki varsınız” şeklinde konuştu.
“Sizlere layık olmaya çalışıyoruz”
Kayseri’nin belediyecilikte parmakla gösterilecek ender illerden biri olduğunu kaydeden Büyükkılıç, “Kayseri modeli deniyor, bunun en büyük sebebi birliğimiz, beraberliğimiz, bereketimiz. Sizlere layık olmaya çalışıyoruz. Hizmetten hizmete, yatırımdan yatırıma koşan bir şehrin belediye başkanlarıyız. 30 büyükşehir içerisinde yatırıma en çok pay ayıran belediye, Kayseri Büyükşehir Belediyesi. Bundan sonra da yaparsa, Cumhur İttifakı’nın belediye başkanları yapar. Sizlere layık olmaya devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ise Cumhur İttifakı’nın, halkın iradesi ile birlikte yüksek nitelikteki bir temsil oranıyla Meclis’te var olma başarısı gösterdiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye’yi yeni yüz yılda büyük ve yeni hedeflere ulaştırmak içi yola koyulduğunu söyledi.
“Kayseri’nin en değerli, marka şehri haline gelmesine vesile olan Büyükkılıç’a teşekkür ediyorum”
Kayseri’nin geçmişten bu güne kadar Türk coğrafyası içerisinde anılan çok değerli bir şehir olduğunu vurgulayan Özdemir, “Kayseri’yi Türkiye’nin en değerli şehri, marka şehri haline gelmesine vesile olan şehreminimiz, kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Memduh Büyükkılıç beyefendiye de huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum” dedi.
“Özdemir, Büyükkılıç’ın gelecekteki projelerine vatandaşların göz atmasını rica etti”
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ise konuşmasında, “Ulaşımdan turizme, sanayiden eğitime, altyapı hizmetlerinden üstyapı hizmetlerine varıncaya kadar pek çok alanda Kayseri fark yaratırken, geride bıraktığımız bu 5 yıllık dönemi Memduh Bey çok kıymetli bir şekilde değerlendirmiş, bir yandan korona virüs salgını öbür yandan deprem felaketi sebebiyle Kayseri’nin potansiyelini ve kaynaklarını o bölgeye paylaşarak hakikaten çok kıymetli hizmetler etmiştir” diyerek vatandaşlardan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın gelecek dönem ile alakalı projelerine göz atmasını rica etti. Özdemir, Büyükkılıç’ın söz konusu projeler ile Kayseri’nin sadece Türkiye’de değil Türk dünyasında, hatta Avrupa’da da sayılı şehirler arasına çıkaracak çok değerli projeleri olduğunu söyleyerek, bu konuda iddialı olduğunu belirtti. Büyükkılıç’a teşekkür eden Özdemir, “Allah yolunu açık etsin” dedi.
Başkan Büyükkılıç’ın sadece bununla sınırlı kalmadığını dile getiren Özdemir, Pınarbaşı, Sarız gibi Cumhur İttifakı olan bölgelerde de, bir telefonla ihtiyaçların belirtildiği durumlarda hizmetleri Başkan Büyükkılıç’ın fazlasıyla ulaştırdığını vurguladı.
Özdemir, Büyükkılıç’tan Avşar Kültür Evi yapılmasını rica etti
Özdemir, kürsüde yaptığı konuşmasında Başkan Büyükkılıç’tan Avşar Kültür Evi yapılması için talepte bulundu. Özdemir, “Lütfen hakkınızı helal edin. Bunu, bu şehrin bir sakini, bu boyun bir evladı, Kayserili bir vatandaş olarak bizim ortak talebimiz şeklinde dikkate alırsanız çok memnun oluruz” diye konuştu.
Büyükkılıç ise Özdemir’in talebine “Hayata geçireceğimizi ifade ediyor, sağ olasın, var olasın, iyi ki varsın diyoruz. Hayırlı olsun diyoruz tabi ki” diyerek karşılık verdi.
MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy da Kayseri’de, Başkan Büyükkılıç’ın da ifade ettiği gibi çok güzel bir birlik ve beraberlik olduğunu ve bu birlik, beraberliğin devam etmesini istediklerini söyledi. – KAYSERİ
]]>Bankadan 2023 yılı finansal verilere ilişkin yapılan açıklamada, Ziraat Katılım’ın sağlıklı bir mali performansla hızlı büyümesini sürdürerek 2023’ü başarıyla tamamladığı bildirildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini en doğru kanaldan ve en uygun çözüm önerilerini sunarak karşıladıklarını belirterek, bölgede ve uluslararası piyasalarda da etkin bir katılım finans kurumu olma vizyonu doğrultusunda çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı.
Ziraat Katılım’ın 2023 yıl sonu itibarıyla toplam aktiflerini önceki seneye göre yüzde 80 artırarak 384,2 milyar liralık bilanço büyüklüğüne ulaştığını kaydeden Özdemir, bankanın kullandırdığı nakdi fonların da yüzde 80 yükselişle 261,7 milyar liraya ulaştığını bildirdi.
Özdemir, “Gayri nakdi fonlar ise yüzde 73 büyümeyle 78,3 milyar liraya ulaşmış olup ülkemiz ekonomisine sağlanan destek 340 milyar lira seviyesinde gerçekleşti. Bu süreçte, ekonomimizin can damarı konumundaki KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmanına yönelik desteğimiz artarak devam etmiştir. 2023 yıl sonu itibarıyla toplanan fonlar ise önceki yıla göre yüzde 76 artarak 304,3 milyar lira büyüklüğe ulaştı.” bilgisini paylaştı.
“2023 yılında kullandırılan fonlar hızlı büyümesini sürdürdü”
Metin Özdemir, Ziraat Katılım olarak, aktif kaliteyi korumayı ve geliştirmeyi öngören bir büyüme stratejisini benimsediklerini bildirdi.
“Bankanın tahsis ve fon kullandırım süreçleri ile erken uyarı ve risk izleme alt yapısı bu doğrultuda sürekli olarak geliştirilmektedir.” ifadesini kullanan Özdemir, sürdürülebilir büyüme ve müşteri odaklı stratejileri doğrultusunda, 2023 yılında kullandırılan fonların hızlı büyümesini sürdürdüğünü anlattı.
Özdemir, “Risk yönetimi politikalarının ödünsüz icra edildiği bu dönemde, takipteki alacaklar rasyosu sektör ortalamasının oldukça altında kalarak yüzde 0,8 seviyesinde, sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 15,10 olarak gerçekleşmiştir.” ifadesini kullandı.
Ziraat Katılım’ın geçen yıl toplamda 17,1 milyar liraya ulaşan 33 adet kira sertifikası ihracını başarıyla tamamladığını kaydeden Özdemir, Bankanın kurulduğu tarihten 2023 yıl sonuna kadar değişik tutarlı tertipler halinde 70,3 milyar liralık ihraç gerçekleştirdiği bilgisini verdi.
“Finansal kiralamada sektör lideriyiz”
Ziraat Katılım Genel Müdürü Özdemir, finansal kiralama işlemlerinde katılım finans sektöründeki liderliklerini sürdürdüklerini ve finansal kiralama ürünlerinde de sektör liderliklerini korumaya devam edeceklerini bildirdi.
Afrika’da 2020 yılında faaliyete başlayan Sudan Şubesi ile Türk bankacılık tarihinde bir ilke imza atan Ziraat Katılım’ın Somali’nin başkenti Mogadişu’da yurt dışındaki ikinci şubesini açtığını anımsatan Özdemir, Cumhuriyetin 100. yıl dönümü olan 29 Ekim 2023’te tarihinde açılışını yaptıkları Someli şubesi ile iki ülke arasındaki dış ticareti gelişimine ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sunacaklarını anlattı.
Özdemir, 2023 yılı içerisinde toplamda 191 şubeye ulaştıklarını ve insan kaynaklarını yeni katılımlarla geliştirdiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Köklü kurumsal kültürümüzün yansıması olan değerlerimiz ve etik ilkelerimiz doğrultusunda, reel ekonomiye katkımızı artırmak üzere özveriyle çalışmaya devam ediyoruz. Katılım bankacılığını yaygınlaştırma misyonumuza sıkıca bağlı kalarak, projelerimize kararlılıkla devam ederken, nihai hedefimiz Türkiye ekonomisine artan oranda değer üretmek ve sürdürülebilir kalkınmayı çok yönlü desteklemektir.”
]]>10 Şubat Dünya Bakliyat Günü Mersin’de etkinlikle kutlandı. Bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte bakliyat ürünleri tanıtılırken, tamamı bakliyat ürünleri kullanılarak yapılan yemek menüsü de konuklara ikram edildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Ulusal Baklagil Konseyi ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Özdemir, sağlığın en büyük zenginlik olduğunu söyledi. Herkesin ortak arzusunun sağlıklı bir nesil yetiştirmek olduğunu dile getiren Özdemir, bunun ön şartının ise bilinçli beslenmek olduğunu, bilinçli beslenmenin de sağlıklı besinlerle olacağını ifade etti.
Bakliyatın sahip olduğu özellikler nedeniyle en sağlıklı gıdalar arasında yer aldığını ve diyet listelerinde başta geldiğini vurgulayan Özdemir, “Mersin Ticaret Borsası olarak bu anlamlı günü ülkemiz bakliyat ticaretini merkezi olan Mersin’imizde sizlerle birlikte kutlamayı bir görev bildik” dedi.
Dünyada 1 milyara yakın insanın yetersiz beslendiğini, 1,8 milyar insanın aşırı kilolu olduğunu vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:
“Bunun 850 milyonu obez, 530 milyon diyabet hastası var. Her yıl gerçekleşen ölümlerin yüzde 40’ı kalp damar hastalıkları ve kanserden kaynaklanıyor. Yaygınlaşan Amerikanvari ve fast food beslenme tarzı özellikle genç nesillerimiz için önemli bir risk oluşturuyor. Tüm bu sağlık sorunlarıyla mücadelede bakliyat en etkin besin kaynakları arasında gösteriliyor. Çünkü baklagiller, protein açısından zengindir, önemli bir lif kaynağıdır, temel vitamin ve mineralleri ihtiva eder, kolesterol bulunmaz, gluten içermez, anti alerjiktir. Diğer bir özelliği ise hayvansal protein içeren diğer gıdalara kıyasla daha uzun süre bozulmadan saklanabiliyor. Bir diğer özelliği de zengin olsun, fakir olsun, her sofranın gıdası olmasıdır. Et ve et ürünleriyle benzeri protein seviyesine sahiptir. Oysa fiyat olarak kıyaslandığında bakliyat çok daha ekonomiktir, porsiyon başına maliyeti düşüktür. Sağlıklı beslenmeye olan katkısı yönüyle de gelir seviyesi yüksek sofralar için vazgeçilmezdir.”
Bakliyatın insanlar için olduğu kadar toprak için de faydalı olduğuna işaret eden Özdemir, toprağa azot salgıladığından dolayı toprağı daha verimli hale getirdiğini belirtti.
“Ana vatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız”
Dünyada bakliyat üretiminin son 35 yılda yüzde 70 artarak 96 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Özdemir, Türkiye’de ise tersinin yaşandığını kaydetti. Türkiye’de 30-35 yıl önce 2,5 milyon ton bakliyat üretildiğini ve yarısının ihraç edildiğini vurgulayan Özdemir, “Şu an üretim hacmimiz 1 ila 1,3 milyon arasında dalgalanıyor. Yani 1990’lı yıllarda 2,5 milyon ton üretim yaparken nüfusumuz 54 milyondu. Şimdi nüfusumuz 85 milyon oldu, üretimimiz 1 milyona düştü. Anavatanı Türkiye olan bakliyatta üretimi ve tüketimi muhakkak artırmalıyız. Türkiye bir bakliyat ülkesi. Üretim kültürümüz var, ticaret kültürümüz var. Bu zenginliğimizi kaybetmemeliyiz” diye konuştu.
Kanada’da 3 milyon ton kırmızı mercimek üretilmesine karşın bir kilo dahi kırmızı mercimek tüketilmediğinin altının çizen Özdemir, Kanada’nın ihraç etmek için üretim yaptığını kaydetti. Mersin’de bakliyat eleme ve kırmızı mercimek kırmak için önemli bir kapasite olduğunu anlatan Özdemir, “O zaman üretmemiz lazım. Çünkü Türkiye’nin enteresan bir şekilde dışarıda pazarı da var. Hala biz Kanada’da mercimeği alıyoruz, burada kırıyoruz, üçüncü ülkelere satıyoruz. Bu bir yere kadar gider. Ama esas tercih ettiğimiz kendi üretimimizi yükseltmek, büyütmek. Bir de bu baklagillerin fasulye haricinde en büyük avantajı kıraç alanlarda yetişmesi. Büyük bir şey. 25 milyon dekar nadas alanı var, 20 milyon dekar ekilmeyen alan var. Bunların beşte biri ekilse şu andaki üretim bakliyatının iki misli üretiriz” ifadelerini kullandı.
“Üretim arzında giderek bir artış söz konusu”
Vali Ali Hamza Pehlivan da 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü’nün önemine işaret ederek, tanıtımın olduğu kadar üretim, işleme, paketleme, pazarlama, pazara ulaştırma ve ihracat boyutunun da olduğunu söyledi.
Bakliyatın gıda ve beslenmedeki öneminden bahseden Pehlivan, “İnsan beslenmesinde bitkisel kaynaklı proteinlerin yüzde 22’sini bakliyat teşekkül ediyor. Gene karbonhidrat olarak da yüzde 7’ye tekabül ediyor. Tabii insan beslenmesi yanında hayvanların beslenmesi konusu da var. O konuda da gene yüzde 38 nispetinde bakliyattan nasipleniliyor. Gene yüzde 5 nispetinde karbonhidrat hayvan beslenmesinde de bakliyattan elde ediliyor” dedi.
Bakliyat denildiğinde fasulyeden nohuda, mercimeğe kadar birçok ürünün akla geldiğini ifade eden Pehlivan, şöyle devam etti:
“Ülke olarak bakliyatta biz de aslında azımsanmayacak boyutta üretim gerçekleştiriyoruz. Bu sene 1,3 milyona tona tekrar çıktı. Özellikle de nohutta üçüncü mercimekte de dünyada dördüncü sıradayız. Ürün arzında son 15-20 yılda veya 30 yılda belli bir gerileme olduğu kabul edilebilir, söylenebilir ama yine son yıllarda devletimiz, Tarım ve Orman Bakanlığımızın üretim politikaları çerçevesinde sağlamış olduğu teşviklerle 1 milyon tondan 1,3 milyon tona çıktı. Dolayısıyla üretim arzında giderek bir artış söz konusu.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise Mersin’in, Türkiye’nin bakliyat işleme, pazarlama ve ihracat konusunda en gelişmiş yerlerinden biri olduğunu söyledi. Bakliyat sektörünün kente büyük bir ekonomik hareketlik kazandırdığını vurgulayan Seçer, “Bizim bölgemizi ilgilendiren sektörün buradaki işleme kapasitesi ve ticaret kapasitesi. Mersin Limanı, şehrin lokasyonu, bir ticaret kenti olması, Doğu Akdeniz çanağından dünyaya açılma imkanının olması, kara yolu güzergahıyla da Arap Yarımadası’na, Orta Doğu ve Kafkaslar’a ticareti mümkün olması, bakliyat sektörünü burada özellikle 1980’li yıllardan sonra çok geliştirmiş” ifadelerini kullandı.
Türk yemek uzmanı ve yazar Sahrap Soysal’ın da katıldığı etkinlik sonunda, kum sanatçısı Ramazan Yumrutepe gösteri sundu. – MERSİN
]]>