Dr. Kahveci, Mısır Nefroloji ve Transplantasyon Derneğince, Mısır’ın başkenti Kahire’deki bir otelde düzenlenen 42. Mısır Ulusal Organ Nakli Kongresine konuşmacı olarak katıldı.
Eyüp Kahveci, sunumunda Türkiye’deki organ bağışı ve nakil sistemini anlattı, Türkiye’nin bu alandaki deneyimini meslektaşlarıyla paylaştı. Türkiye’nin organ naklinde önde gelen ülkelerden biri olduğunu söyleyen Dr. Kahveci, organ bağışı ve nakliyle ilgili yürüttükleri uluslararası işbirliği programları hakkında bilgi verdi.
Batı Afrika’nın nakillerini Senegal’de başlattık
Kongrenin ardından AA muhabirine açıklama yapan Dr. Kahveci, 42. Mısır Ulusal Organ Nakli Kongresine Türkiye’den 3 uzman doktorun davet edildiğini, 20 Türk doktorun da katılımcı olarak kongrede bulunduğunu söyledi.
Türkiye’nin organ naklinde bölgede lider ülke konumunda olduğunu, bazı uygulamalarda ise dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Kahveci, “Burada Türkiye’nin organ nakli alanındaki deneyimlerini paylaşma fırsatı bulduk. Kongreye Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin bir çoğundan katılım oldu. Kongrede hem Mısır hem de diğer ülkelerle işbirliği fırsatlarını görüşme, tartışma imkanı bulduk.” diye konuştu.
Afrika ülkeleriyle yürüttükleri işbirliğine değinen Kahveci, “Senegal’de yürüttüğümüz teknik yardım ve işbirliği programı çerçevesinde 2 ay önce Batı Afrika’nın ilk organ nakillerini Senegal’de başlattık.” dedi.
Senegal’deki nakillerin uluslararası medyaya yansımasıyla birlikte diğer Afrika ülkelerinden de talepler geldiğini bildiren Dr. Kahveci, “Bir çok Afrika ülkesi organ nakli programlarını başlatmak için bizden teknik yardım istedi. Şu anda Burkina Faso, Çad, Nijer, Mali ve Moritanya ile görüşmelerimiz devam ediyor. Türk ekipleri olarak bu ülkelerde kapasite geliştirme programları yürüteceğiz.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlardan organ bağışı konusunda daha duyarlı olmasını da isteyen Dr. Kahveci, şunları söyledi:
“Sağlık Bakanlığı verilerine göre 30 bin civarında hastanın hayata dönmek için organ beklediğini görmekteyiz. Hiçbir canlı vericisi olmayan bu hastalar bekleme listesinde. Ancak ölen insanların bağışlanacak organlarıyla hayata tutunmak için bekleyen hastalar bunlar. Bu noktada toplumsal dayanışma önemli. Daha fazla desteğe ihtiyaç var. Vatandaşlarımızın organ bağışı konusunda daha duyarlı davranmasını, bekleme listelerinde bulunan çocuklara, gençlere, yetişkinlere hayata tutunma fırsatı sağlamasını istiyoruz. Biz ancak bu şekilde bir organa erişebilirsek organ nakli bekleyen hastalara çare üretebiliyoruz.”
“Afrika’ya önemli katkılarımız oldu”
Avrupa Transplantasyon Derneği Böbrek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Barış Akin ise böbrek nakli sonrası hemodiyaliz amaçlı açılan damar yollarıyla ilgili değerlendirmede bulundu.
Prof. Dr. Akin, Mısır Nefroloji ve Transplantasyon Derneğince düzenlenen kongrede, hem Türkiye’yi hem de böbrek kurulu başkanlığını yürüttüğü Avrupa Transplantasyon Derneğini temsilen bulunduğunu söyledi.
Organ nakli konusunda Türkiye’nin Afrika ülkelerine önemli destek sağladığını ifade eden Prof. Dr. Akin, “Özellikle eğitim konusunda yaptığımız çalışmalar sayesinde tüm Afrika’nın bir araya gelmesine, hatta Afrika Transplantasyon Derneğinin oluşup ileri gitmesine önemli katkımız oldu.” dedi.
Türkiye’nin böbrek ve karaciğer naklinde Avrupa’da öncü ülkelerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Akin, şunları söyledi:
“Biz canlıdan nakil, yani yakınlarına böbrek veren kişilerden organların alınıp nakledilmesinde Avrupa’da öncü ülkelerden biriyiz. Bu konuda Orta Doğu ve Afrika’nın da aralarında olduğu pek çok bölgeye eğitim ve alt yapı desteği sağlıyoruz. Bu sayede Türkiye’nin tüm dünyaya organ nakli konusunda önemli bilimsel katkısı oluyor. Türkiye, organ naklindeki başarısını eğitim ve alt yapı desteğiyle tüm Afrika’ya ulaştırmış durumda. Pek çok ülkede önemli adımlar atılıyor. Geçtiğimiz dönemde Senegal’de ilk böbrek nakli yine Türkiye’nin eğitimi ve desteği sayesinde sağlandı. Bunların hepsi Türkiye’nin Afrika üzerindeki itibarına oldukça önemli katkı sağlıyor. Biz bu alandaki birikimimizi dünyayla paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu da kongredeki sunumunda, böbrek yetmezliğinin son aşamasında bulunan hastalar için tedavi yöntemi olan periton diyalizindeki güncel uygulamalar hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Kazancıoğlu, sunumun ikinci bölümünde, kronik böbrek hastalarının tedavi süreçleri konusunda sağlık çalışanlarıyla iletişim halinde olmalarının ve güncel tedaviler konusunda bilgilendirilmelerinin önemini vurguladı. Kazancıoğlu kongrede, Türkiye’nin organ nakli konusundaki deneyimlerini Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden gelen doktorlara aktarma fırsatı bulduklarını dile getirdi.
]]>Diyarbakır’da yaşayan Yalınkaya’ya, 16 yaşındayken mide bulantısı ve kusma şikayetiyle kaldırıldığı hastanede böbrek yetmezliği tanısı konuldu.
Her iki böbreği yüzde 30 çalışan Yalınkaya, hastalığıyla mücadele ederken 2019’da Muş Alparsan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünü kazandı. Yalınkaya, ilk dönemde gösterdiği başarıyla aynı üniversitenin Sınıf Öğretmenliği Bölümünü okumaya da hak kazandı.
Üniversitede iki bölümü birlikte okuyan Yalınkaya, 3. sınıfta böbreklerinin tam anlamıyla fonksiyonlarını kaybetmesi ve hastalığının son evrelerinde durumunun ağırlaşması üzerine diyaliz tedavisi görmeye başladı.
Yalınkaya, hastalığına rağmen geçen yıl üniversiteden mezun olmayı başardı.
Nakil haberini gece yarısı öğrendi
Bu süreçte böbrek yetmezliği için organ nakli listesine yazılan Yalınkaya’ya, sevindiren haber yaklaşık 1 ay önce gece yarısı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından verildi.
Ekip, Antalya’da trafik kazası geçirerek beyin ölümü gerçekleşen 47 yaşındaki bir erkeğin böbreğinin Yalınkaya’ya nakledileceğini bildirdi.
Yapılan operasyonla kadavradan alınan böbrek, Organ Nakli Merkezi ekibi tarafından Yalınkaya’ya başarılı bir şekilde nakledildi.
“Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım”
Yalınkaya, AA muhabirine, hastalığı sürecinde okula devam ettiği için çok zorlandığını belirterek, üniversite sınavına adeta hastanede hazırlandığını söyledi.
Üniversitede okuduğu sırada böbrek fonksiyonlarını tamamen yitirdiğini ifade eden Yalınkaya, şöyle konuştu:
“Hayatımdan umudumu yitirdiğim dönem diyaliz zamanıydı. O süreçte su içmeye hasret kaldım. Su için gözyaşı döküyordum. Diyaliz süreci beni çok yordu. Hayatıma diyalizle devam edeceğimi sandım. Bu süreçte tamamen pes ettim. Hiç kimseden beklentim olmadı. Bir yerden böbrek geleceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Diyalizden sonra sürekli bayılmalar oluyordu. Hastalık beni çok yıprattı. Böbreğin kadavradan geleceği aklımın ucundan geçmiyordu. Bir gece ansızın gece yarısı koordinatör aradı. Böbreğin bulunduğunu öğrenince gözyaşlarıma hakim olamadım. Çok heyecanlandım, mutlu oldum. Böbrek çıkmıştı bana, ama bir yandan bir hayat yitirilmişti. Bir can toprağa verilmişti. Toprağa verilmesine rağmen başka bir cana hayat vermeleri, umut olmaları beni çok mutlu etti. Bir yandan ölen kişinin ailesine çok üzüldüm. Ben her gece onlara dua ediyorum. Bana böbreği nakledilen kişinin ailesiyle mutlaka tanışmak istiyorum. O kişin ailesine ulaşmaya çalışacağım. Onlara minnettarım. Onları ömür boyu unutmayacağım.”
Kadavradan çıkan organların 4 hastaya can verdiğini, bunlardan birinin de kendisi olduğunu anlatan Yalınkaya, hastaların umutlarını kaybetmemelerini istedi.
Ailesi ve kendisinin de organ bağışında bulunacağını dile getiren Yalınkaya, şöyle dedi:
“Beni arayan soran herkese öldükten sonra, canları toprağa gittikten sonra, bir başkasına umut olmalarını, organlarını bağışlamalarını istiyorum. Organ bağışı çok önemli. Toprağın değil sağlığını kaybeden insanların organa ihtiyacı var. Bu nedenle herkesin organ bağışında bulunmalarını istiyorum. Antalya’dan gelen böbrek bana can oldu. Şu an sosyal hayatıma rahat devam ediyorum. En azından su içebiliyorum. Ailemle zaman geçirebiliyorum. Rahat nefes alabiliyorum. En kısa sürede atanıp öğrencilerime kavuşmak ve onların yollarına ışık olmak istiyorum. Öğrencilerimi hasretle bekliyorum. İnşallah onlara kavuşacağım.”
Yalınkaya, hastalığı sürecinde kendisine destek olan ailesine, öğretmenlerine ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
“Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye”
Baba Gafur Yalınkaya (55) ise kızının böbrek nakli sayesinde hayata tutunduğunu belirterek, “Çocuğum çok zor bir süreçten geçti. Durumu şu an çok güzel. Sağlığına kavuştu. Yüksek lisans yapacak. Gece gelen telefonla hayatı değişti. Mutluluktan ağlayarak geldik hastaneye.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de yapılan organ bağışların yüzde 80’i canlıdan”
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Doç. Dr. Ramazan Danış ise yapılan nakil ile hastasının hayata tutunduğunu söyleyerek,” Zeynep şanslıydı, bir gece aniden Antalya’da 47 yaşında beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın 6’da 6 doku uyumu olduğu için böbreği Zeynep’e naklettik. Eğer bu böbrek gelmeseydi Zeynep hayatını bir üniversite mezunu olarak diyalizde geçirecekti.”
Türkiye’de yapılan organ bağışlarının yüzde 80’inin canlıdan olduğunu aktaran Danış, “Avrupa’da tam tersi yüzde 80’i beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden. Türkiye’de bu sayının artması lazım. Şu an sadece Diyarbakır’da 700 kişi böbrek nakli bekliyor. Bu sayı Türkiye’de 40 bine yakın. Onun için organ bağışına mutlaka halkın büyük bir önem vermesi lazım.” sözlerine yer verdi.
]]>KAYSERİ’de hemşire Emine Çelik (42), görevi başındayken yakalandığı koronavirüs sonrası gelişen kalp krizi ve böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre tedavi gördü. Geçen yıl böbrekleri iflas eden ve diyalize başlayan Çelik’e 16 yıllık eşi Yaşar Çelik (45) böbreğini bağışladı. Evlenirken verdiği ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözünü tutan eşine teşekkür eden Emine Çelik, “Doğru eşi seçmek çok önemliymiş. Ben doğru adamla evlenmişim” dedi.
Kayseri’de yaşayan 2 çocuk annesi Emine Çelik, Kayseri Develi Devlet Hastanesi’nde 2021 yılında hemşire olarak görev yaptığı sırada koronavirüse yakalandı. Hastalığı ağır geçiren Çelik’in gözünde, 2 ay sonra pıhtı attı. Hemen tedaviye alınan Emine Çelik, 1 hafta sonra görevi başında kalp krizi geçirdi. Doktorlarının yönlendirmesiyle Kayseri Şehir Hastanesi’nde anjiyo olan Çelik, 2 stent takılıp koroner yoğun bakımda tedavi gördü. Çelik’in hasar gören kalbi yüzde 45 seviyesinde çalışmaya başladı. 15 gün yoğun bakımda kalan Çelik’in kalbine, taburcu olduktan 1 ay sonra 1 stent daha takıldı. Bu süreçte böbrekleri hasar gören Emine Çelik, 2023 Şubat ayında görevi başındayken yeniden koronavirüse yakalandı. Böbrekleri tamamen iflas eden Çelik, kasım ayında periton diyalize girmeye başladı. Kadavradan nakil sırasına girmek için araştırma yapan Çelik, Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü ile iletişime geçti. Organ nakli merkezine gelen Emine Çelik, eşi Yaşar Çelik ile dokularının uyumlu bulunması üzerine Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı. 27 Aralık’ta Emine Çelik’e, eşi Yaşar Çelik’in böbreği, Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı ve ekibi tarafından başarıyla nakledildi.
ÇOCUKLARINA KAVUŞMAK İÇİN GÜN SAYIYOR
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde nakil sonrası tedavisi devam eden Emine Çelik, koronavirüs sonrası gelişen hastalıklarını anlattı. Çelik, “2 yıldır böbrek hastasıyım. Covid ile başlayıp arkasından kalp kriziyle devam eden ve sonrasında her iki böbreğin iflasıyla da nakil sürecine gelen bir hikayemiz oldu. 2 yıldır bu durumun içerisindeyiz. Gerçekten çok zorlu ve ağır bir süreç, baş etmesi gerçekten çok zor. 2 küçük çocuğum var, iyileşip bir an önce oraya dönmek istiyorum” dedi.
Görevi başındayken kalp krizi geçirdiğini anlatan Emine Çelik, “Başlangıç aşamasında kalp krizinden sonra toparlanabileceğimi düşündüm. Maalesef öyle olmadı, kötüye giderek devam etti. Kan grubum ‘0’ negatif, uygun organ bulmak gerçekten çok zordu. Yeteri kadar kadavradan bağış yapılmadığı için çok fazla şans da olmuyor. Eşim bana böbreğini verdi. İlk başta başka yerlerde, kan grubumuz uyumsuz olduğu için bize şans vermediler. Araştırırken Akdeniz Üniversitesi’ni keşfettik. Yapılan nakilleri araştırıp başarılı sonuçları görünce iletişime geçtik. Çok büyük umut verdiler. Biz geldikten hemen sonra da nakil işlemlerine başladılar. İkinci hafta da operasyon geçirdik. Artık yeni bir böbreğim var çok şükür” diye konuştu.
‘DOĞRU EŞİ SEÇMEK ÇOK ÖNEMLİYMİŞ’
Eşi Yaşar Çelik’in evlenirken verdiği ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözünü tuttuğunu vurgulayan Emine Çelik, “Doğru eşi seçmek çok önemliymiş. Hayat dümdüz ilerleyen bir şey değil, birçok iyi kötü şey yaşıyorsunuz. Ne kadar doğru ya da ne kadar yanlış karar verdiğinizi başınıza bir şeyler geldikçe görüyorsunuz. Ben doğru adamla evlenmişim. 16 yıllık evliyim” dedi.
BİR AN OLSUN DÜŞÜNMEDEN BÖBREĞİNİ VERDİ
Eşine böbreğini bağışlayan Yaşar Çelik ise “Akdeniz Üniversitesi’yle gayet olumlu bir görüşme geçti. Buraya geldik ve nakil olduk. Her şey yolunda gidiyor. Hocalarımıza, ekibe çok teşekkür ederim. Böbreğimi bir an olsun düşünmeden eşime verdim. Çünkü benim 2 çocuğumun annesi, benim ve evimin huzuru, bir an düşünmedim” dedi.
Organ bağışı çağrısında bulunan Yaşar Çelik, “Ülkemizde kadavradan bağış çok düşük. 1 kişi 5-6 kişiye umut olabilecek durumda. Ben daha önceden organlarımı bağışlamak istiyordum. Organ bağışçısıyım ama şu an herkese ‘Vefat eden yakınlarınızın organlarınızı bağışlayın’ diyorum” dedi.
BAŞARILI BİR NAKİL GERÇEKLEŞTİ
Organ Nakli Merkez Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı, nakil sonrası çifti ziyaret ederek Emine Çelik’in sağlık durumu hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Aydınlı, “Kendisi hemşire hastamız. Bize Kayseri’den başvurdu. Böbrek yetmezliği mevcuttu. Şanslıydı ki eşiyle uyumluydu. Eşinden böbreğini laparoskopik yöntemle çıkardık. Kendisine naklettik. Her ikisine de ortalama 3 saatlik ameliyatla işlem bitmiş oldu. Şu an ameliyat sonrası idrarlarımız gayet iyi. Böbrek fonksiyonlarını gösteren bulgularımız da çok çok daha iyi durumda. Böbreğimiz çalışıyor. Onlar mutlu, biz de mutluyuz” dedi.
‘BİRÇOK SAĞLIK ÇALIŞANI GÖREVİ BAŞINDA KORONAVİRÜSE YAKALANDI’
Pandemi döneminde çok sayıda sağlık çalışanının koronavirüse yakalandığını hatırlatan Prof. Dr. Aydınlı, “Sağlık çalışanlarının o dönemde neler yaşadıkları unutuldu. Birçok sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bunların da aileleri vardı, şu an bu şekilde ya da daha farklı hastalıklar gelecek. Sağlık çalışanları hepimize her zaman lazım. Hastamız da Covid sonrasında böbrek yetmezliği olduğunu biliyor ve söylüyor. Aslında Covid’in hangi sıkıntıları olduğunu, sonrasında neler geliştiğini çok iyi bilmiyoruz. Zaman geçtikçe bunları daha fazla göreceğiz” diye konuştu.
]]>