Oğlu – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Sat, 03 Aug 2024 21:03:52 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Eyüpsultan’da meydana gelen kazada ölen kişinin babası, oğlunun adalete teslim olmasını istiyor https://www.igdirhaber.com.tr/eyupsultanda-meydana-gelen-kazada-olen-kisinin-babasi-oglunun-adalete-teslim-olmasini-istiyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/eyupsultanda-meydana-gelen-kazada-olen-kisinin-babasi-oglunun-adalete-teslim-olmasini-istiyor/#respond Sat, 03 Aug 2024 21:03:52 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=11583 Eyüpsultan’daki 1 kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kazada oğlunu kaybeden baba Özer Acı, yurt dışına kaçan anne Eylem Tok ile kazaya neden olan oğlunun adalete teslim olmasını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Mithatpaşa Mahallesi Davutpaşa Caddesi’nde 1 Mart’ta gece 23.50’de 17 yaşındaki T.C’nin kullandığı araçla, yol kenarında arıza nedeniyle bekleyen 3 ATV aracına çarparak 1 kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olduğu kazaya ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.

Kazada hayatını kaybeden Oğuz Acı’nın babası Özer Acı, Sarıyer’deki evinde gazetecilere yaptığı açıklamada, olaya şahit olan bir görgü tanığının “Oğuz biraz aşağıdaydı, ben 7-8 kişinin araca bindiğini gördüm, orada bir kadın sesi duydum ama aşağıda olduğum için göremedim.” dediğini anlattı.

Bu beyandan anlaşıldığı gibi Eylem Tok’un kazanın ardından oğlunu gelip aldığını dile getiren Acı, “Bizim çocuklarımızı orada bırakmış. Kendi kamuoyuna bir duyuru yapmış, biz yardım ettik, diye. Ama görgü tanığı arkadaş ‘Bizim yanımızda bir kadın yoktu, ilk Oğuz ağabeyimizi ambulansa bindirdik, sonra diğer yaralıları ambulanslarla sevk ettikten sonra ben olay yerinden ayrıldım.’ diyor. Eğer yardım ettiyse bu görgü tanığı olay yerinde niye görmemiş, bir feryadını, bir sızlamasını, haykırışını. Sadece yaptığı şey, oğlunu aramış, işte 112’yi oğlu aramış veya ona benzer bir şey diyor.” ifadelerini kullandı.

Bazı yaralıların cep telefonlarının kayıp olduğu iddiası

Yaralılardan bazılarının telefonlarının kayıp olduğunu ileri süren Acı, “Oğlumun telefonu kaza yerinden 15 metre ötede bulunmuş, zaten oğlum da 8 metre aşağıdaymış. Fakat iki telefon kayıp. Bu kayıp telefonlardan biri güvenliğe bırakılıyor, daha sonra gelip alınıyor.” diye konuştu.

Acı, Eylem Tok’un avukatı üzerinden yaptığı açıklamaya ilişkin de şunları kaydetti:

“Gerçek bir anne evladını kaçırarak korumaya çalışmaz. Benim evladım ölünce ‘Keşke benim de evladım ölseydi.’ demesi lazım. Ben asla ölmesini istemem ama içgüdülerle hareket etmek değil. Korku veya evladını kim döver. Adalete güvenmiyor mu? Bizim kolluk kuvvetine güvenmiyor mu? Güvensin, ben nasıl güveniyorsam o da güvensin. Onlara güvenmiyorsa koruma tutsun, korusun. Onun beyanların çoğu duygu şeyi… ‘Ben teslim olacağım.’ diyor. Yakalama kararı çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz. Yavrumuzun adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum; bir an önce gel teslim ol. Şu an anne olarak hem kendine hem eski eşine hem evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir.”

Ailenin avukatı Burak Erden ise kazada hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın 1,5 yaşında çocuğu olduğunu söyledi.

Kaza yerinde, bazı telefonların kaybolduğuna yönelik iddialar olduğunu belirten Erden, “Bunları Eylem hanımın alıp almadığı yargılama aşamasında belli olacak. Biz hem anne hem de çocuk hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Annesinin delilleri karartmakla ilgili bir suçunun olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında yardım ve yataklık, çünkü alıyor yurt dışına kaçırıyor, üç dört saat içerisinde. Bu ileriki günlerde netleşecek.” değerlendirmesini yaptı.

Ne olmuştu?

Eyüpsultan’da 1 Mart’ta seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış, yol kenarına çekilen arızalı araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV’ye çarpmıştı.

Kaza sonucu yaralanan Oğuz Murat Acı, İ.G, T.A, S.K. ve H.T. hastaneye kaldırılmıştı. Yaralılardan Oğuz Murat Acı, yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetmiş, T.A’nın ise hayati tehlikesinin bulunduğu bildirilmişti.

Yapılan incelemede, kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü T.C’nin olay yerine gelen annesi Eylem Tok’un aracıyla buradan uzaklaşıp saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanına gittikleri, 04.30 sıralarında da Mısır’a uçtukları tespit edilmişti.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/eyupsultanda-meydana-gelen-kazada-olen-kisinin-babasi-oglunun-adalete-teslim-olmasini-istiyor/feed/ 0
Eyüpsultan’da trafik kazasında hayatını kaybeden genç için baba açıklama yaptı https://www.igdirhaber.com.tr/eyupsultanda-trafik-kazasinda-hayatini-kaybeden-genc-icin-baba-aciklama-yapti/ https://www.igdirhaber.com.tr/eyupsultanda-trafik-kazasinda-hayatini-kaybeden-genc-icin-baba-aciklama-yapti/#respond Fri, 02 Aug 2024 21:43:25 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=11559 Eyüpsultan’da meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın babası açıklamalarda bulundu. Yazar Eylem Tok ve oğlu için çağrıda bulunan baba Özer Acı, “Bugün yakalama kararı çıktı. Bu çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz, yavrumuzun adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum. Bir an önce gel, teslim ol. Şuan anne olarak hem kendine hem eski eşine hem de evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir” dedi.

Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 günü meydana gelen trafik kazasında

arkadaşları ile ATV ile gittiği esnada arızalanması sonrası yol kenarında bekleyen Oğuz Murat Acı’ya lüks bir araç çarptı. Çarpma sonrası lüks araç sürücüsü Timur C. olay yerine gelen annesi Yazar Eylem Tok ile birlikte Mısır’a kaçmıştı. Kaza sonrası oğlunu kaybeden baba Özer Acı kazadan sonra yaşadıklarını anlattı.

Olayı duyduktan sonra hastaneye koştuğunu ifade eden acılı baba Özer Acı, ” Gece oğlumun dayısının eşi beni aradı oğlun trafik kazası geçirdi diye. Ben Oğuz’u Seyrantepe’deki hastaneye götürmüşler. Öteki 2 yaralıyı Okmeydanı’ndaki hastaneye gönderiyorlar. Ben tabi fırlayarak hastaneye gittim. Oğlumun ölü olarak geldiklerini söylediler. Sonradan görgü tanığından öğrendiğime göre Oğuz abime yardım ettim. Ambulansa ben taşıdım. 112’yi benim arkadaş aradı. Görgü tanığının aracını 500 metre geride geçtiklerini ve kaza anına ilk ulaştığını söyledi. Görgü tanığının söylemesine göre Oğuz abim biraz aşağıdaydı. Ben sadece araçta 7 ya 8 da çocuğun araca bindiğini gördüm. Orada bir bayan sesi duydum. Ama ben aşağıda olduğu için görmedim. Çocuklar 10 kişiymiş. 5’i bir arabada 5’i diğer arabada. Çocuğunu gelmiş almış oradan. Bizim çocuklarımızı orada bırakmış. Kendisi kamuoyuna bir duyuru yapmış işte biz yardım ettik ambulansı aradık şeklinde. Ama görgü tanığı arkadaş bizim yanımızda bir bayan olmadığını söyledi. İlk Oğuz abimi ambulansa koyduk. Sonra diğer yaralıları ambulanslara sevk ettik. Sonra ben olay yerinden ayrıldım. Eğer yardım etmişse bu görgü tanığı o bayanı orada neden görmemiş. Bir feryadını, sızlamasını, bir ağlayışını. Sadece oğlunu aramış. 112’yi oğlum aradı gibi bir şey kullanıyor. Oğlunun 112’yi aradığını paylaşsın. Gerçekler gün yüzüne çıksın. Bizde bilelim, kendileri de bilsin” şeklinde konuştu.

Yazar Eylem Tok’a çağrıda bulunan acılı baba Özer Acı, ” Yaralı evlatlarımızın 2 telefonu kayıp. Bir tanesinin cebindeymiş. Benim oğlumun telefonu kaza yerinden 15 metre ötede bulunmuş. Zaten oğlumda 7-8 metre aşağıdaymış. Olay yerine ben gitmedim, bilmiyorum. Bu kayıp olan 2 telefonların bir tanesi güvenliğe bırakılıyor. 3-5 dakika sonra gelip alınıyor. Çocuğun teyzesi telefonla arayıp siz kimsiniz diyor. Ben teyzesiyim deyince telefon kapanıyor ve o telefondan da başka bir haber alamıyoruz. Gerçek bir anne evladını kaçırarak korumaya çalışmaz. Benim evladım ölünce demesi lazım ki, keşke benim evladımda ölseydi. Ben asla ölmesini istemem. Ama içgüdülerle hareket etmek değil, korkuyla evladımı döverler. Kim döver. Adalete güvenmiyor mu? Bizim kolluk kuvvetlerine güvenmiyor mu, güvensin. Ben nasıl güveniyorsam o da güvensin. Onlara güvenmiyorsa koruma tutsun, korutsun. Hani zengin ya. Onun yaptığı beyanların çoğu ben teslim olacağım diyor. Bugün yakalama kararı çıktı. Bu çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz, yavrumuzu adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum. Bir an önce gel, teslim ol. Şuan anne olarak hem kendine hem eski eşine hem de evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir” ifadelerine yer verdi.

Şuana kadar aileye ya da bana ulaşan kimsenin olmadığını ve ilerleyen süreçte kırmızı bülten çıkacağını belirten Avukat Burak Erden, “Eylem hanım yazılı bir açıklama yapmış. İkisi hakkında da yakalama kararı çıkartıldı. Geleceklerini ümit ediyoruz. Açıklamayı da çok vicdansızca buluyoruz. Açıklamada bir anne olduğundan bahsediyor. Anne refleksi ile götürdüğünden bahsediyor. Bizim müvekkilimizin 1,5 yaşında bir çocuğu var. Götürmesinin dışında bir de telefonların alındığına dair iddialar var. Bunları Eylem hanımın alıp almadığı yargılama aşamasında belli olacak. Şuan iddianamede net değil. Şuan konu bu durumda. Hukuk süreci ile ilgili biz hem annesi hem de çocuk hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Annesinin delilleri karartmak suçunun olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında yardım ve yataklık. Çünkü çocuğunu alıyor 3-4 saat içerisinde yurt dışına kaçırıyor. Bu tabi ki ileri ki günlerde belli olacak. Yakalama kararının olduğuna dair savcılık bir açıklama yaptı. İlerde kırmızı bülten göreceğiz. Aile eğer samimiyse zaten gelecek ve yargılanacak” açıklamasında bulundu. – İSTANBUL

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/eyupsultanda-trafik-kazasinda-hayatini-kaybeden-genc-icin-baba-aciklama-yapti/feed/ 0
Kazada 1 kişiyi öldüren oğlunu Mısır’a kaçırmıştı! İYİ Parti Sözcüsü Zorlu’dan Meclis’e soru önergesi https://www.igdirhaber.com.tr/kazada-1-kisiyi-olduren-oglunu-misira-kacirmisti-iyi-parti-sozcusu-zorludan-meclise-soru-onergesi/ https://www.igdirhaber.com.tr/kazada-1-kisiyi-olduren-oglunu-misira-kacirmisti-iyi-parti-sozcusu-zorludan-meclise-soru-onergesi/#respond Mon, 29 Jul 2024 21:54:42 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=11298 İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde, kullandığı lüks araçla yol kenarındaki ATV tipi araçlara çarparak bir kişinin ölümüne, 4 kişinin de yaralanmasına neden olan 16 yaşındaki sürücü Timur C., ünlü yazar annesi Eylem Tok’la yurt dışına kaçmıştı. Ortaya çıkan olay kamuoyunda tepkilere neden olurken, konuyla ilgili Meclis’e soru önergesi veren İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Siyasi iktidar adalet düzenini sarsan bu gelişmeler hakkında derhal yanıt verilmelidir” ifadelerini kullandı.

KAZADA YARALANAN ŞAHIS HAYATINI KAYBETTİ

Olay, 1 Mart Cuma günü saat 23.30 sıralarında Eyüpultan Davutpaşa Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre cadde üzerinden Belgrad Ormanı yönüne ATV motorla giden 29 yaşındaki Oğuz Murat Arıcı, aracının arızalanması üzerine yol kenarına çekerek arızayı gidermeye çalıştı. O esnada 16 yaşındaki Timur C. yönetiminde bulunan 34 EGG 06 plakalı Porsche marka lüks araç, yol kenarında bekleyen ATV motorlara çarptı. Kaza sonucu yaralanan O.M.A., İ.G., T.A., S.K. ve H.T’nin hastaneye kaldırıldığı, Oğuz Murat Arıcı’nın hayatını kaybettiği, T.A.’nın ise hayati tehlikesinin bulunduğu anlaşıldı.

OĞLUNU ALARAK OLAY YERİNDEN UZAKLAŞTI

Kaza sonrası Timur C. telefon ile annesini arayarak olay yerine gelmesini istedi. Bunun üzerine olay yerine gelen Eylem Tok Yazar oğlu Timur C.’yi de alarak olay yerinden kaçtı. Kaza sonrası olay yerinden kaçan Timur C. ve Eylem Tok Yazar’ın saat 02.00 sıralarında İstanbul Havalimanına geldikleri öğrenildi. Havalimanındaki işlemlerinin ardından anne ve oğlunun uçakla Mısır’a gittikleri belirlendi. Timur C. ve Eylem Tok’un kaza yerinden ayrıldıktan sonra İstanbul Havalimanı’na geldikleri görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde anne ve oğlun araçla havalimanına geldiği, turnikelerden geçtikleri ve daha sonra pasaport kontrol noktasından geçerek uçağa gittikleri görüldü.

İNFİAL YARATAN OLAY İYİ PARTİ’Yİ HAREKETE GEÇİRDİ

Ortaya çıkan olay kamuoyunda infiale sebep olurken İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Prof. Dr. Kürşad Zorlu TBMM’ye soru önergesi verdi. Sosyal medya hesabından önergeyi paylaşıp “Mart günü İstanbul’da ehliyetsiz bir sürücü masum bir insanın canına kıydı. Bir evlat babasız kaldı! Çarpan sürücü çocuk, annesi tarafından Mısır’a kaçırıldı. Hatırlayın bir süre önce de Somali Cumhurbaşkanının oğlu kaçmayı başarmıştı. Siyasi iktidar adalet düzenini sarsan bu gelişmeler hakkında derhal yanıt verilmelidir. Vatandaşımızın gerçekleri bilmeye hakkı var. Konuyla ilgili Adalet ve İçişleri Bakanlarına aşağıdaki soru önergesini verdim ve Milletim adına cevap bekliyorum” notunu düştü.

KÜRŞAD ZORLU’DAN MECLİS’E SORU ÖNERGESİ

Zorlu’nun paylaştığı soru önergesinde ise şu ifadeler yer aldı; “İstanbul Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 günü saat 23.30’da 16-17 yaşlarında olduğu belirlenen, T.0 isimli şahsın kullandığı araçla ATV motorunu emniyet şeridinde durdurarak kontrol eden Murat Arıcı’ya çarparak ölümüne neden olduğu belirlenmiştir. Çarpma sonucu bir çocuk babası Murat Arıcı hayatını kaybetmiş olmasına rağmen sürücü ile annesinin Mısır’a kaçtığı anlaşılmıştır. Bir süre önce de Somali Cumhurbaşkanının oğlu benzer bir olayda kaçmayı başarmıştı! Hukuku ve toplum vicdanın] hiçe sayan bu olayla ilgili aşağıdaki sorularımın cevaplandırılmasını talep ederim.

Bu bağlamda;

1. Olayın meydana geldiği 23.30 ile şahısların yurtdışına kaçışı arasında yaklaşık 5 saatlik bir zaman vardır. Bu sürede emniyet birimleri çarpan araç sürücüsü ile ilgili hangi işlemi yapmıştır?

2. Bir insanın canına mal olan bu kişinin kaçmasına nasıl ve neden engel olunamamıştır?

3. Mevcut durumda kaçan şahsın Türkiye’ye getirilerek yargılanması için hangi adımlar atılmış, girişimler yapılmıştır?

YAZAR EYLEM TOK: BEN DE BİR ANNEYİM, BENİ DE ANLAYIN

Öte yandan olayın medyaya yansımasının ardından yazar Eylem Tok, uzun bir özür yazısıyla “Ben de bir anneyim, beni de anlayın, teslim olacağız” ifadelerini kullanmıştı. İşte Eylem Tok’un paylaştığı özür yazısı; “Kamuoyunun dikkatine; Öncelikle yaşanan tüm bu olaylar nedeniyle ne kadar üzgün olduğumu, ne kadar korktuğumu ve paniklediğimi belirtmek istiyorum. Kazadan bahsetmek benden ve ailemden önce, kazazedeler ve ailelerini daha çok üzecek ve yıpratacaktır.

“OLAYIN TÜM SORUMLUSU BENİM”

Ancak oğlumun bizden habersizce o gün arabam ile dışarıya çıkmasının tüm sorumlusu benim, bunu kabul de ediyorum. Ben bir anne olarak bu durumun yaşanmaması adına gereken tüm tedbirleri almalıydım. Ancak ne yazık ki yazılanların hepsi doğru değil, oğlum olaydan sonra kaçmadı, aksine olay yerine yardıma gelen insanlarla birlikte o da yardım etti ki ambulans ve ekipler de çağrılmıştı, ancak ben sonrasında çok korktum. Yalan söyleyemem, bir anne olarak oğlum darbedilir mi, başına bir şey gelir mi diye ne olduğunu anlayana kadar yurt dışına çıkarmak istedim ve yurt dışına çıktıktan sonra boşanmış olduğum, oğlum Timur’un babası Bülent ile tüm yaralıların, kazazedelerin ilgilenilmesi için konuştuk.

Yazar Eylem Tok.

“ANNELİK İÇ GÜDÜSÜ, LÜTFEN BENİ DE ANLAYIN”

Biz yurt dışına çıkarken bir mağdurun öldüğünü dahi bilmiyorduk ki bunu öğrenince, evet ne yaparsak yapalım bu acı tarif edilemez ve dindirilemez ama hemen aile ilke iletişime geçmeye çalıştık. Timur ise olayın olduğu andan itibaren her gün ‘Lütfen Türkiye’ye dönelim ve ben cezam ne ise onu çekeyim, ben bir aileyi dağıttım’ diye ağlıyor. Hiçbir zaman burada kalmak, bu suçlamalardan kaçmak gibi bir düşüncesi olmadı onun. Ama annelik iç güdüsü, lütfen beni de anlayın. Ben olay yerinde insanların telefonlarını da toplamadım, bunlar doğru değil.

“ADALETE TESLİM OLACAĞIZ”

Çok çok üzgünüm. Oradaki tüm çocuklar bizim de çocuklarımız, kazada ölen kardeşimizin ailesi bizim de ailemiz. Biz dönüp doğru olanı yapacağız ve adalete teslim olacağız. hem kendim adına hem de oğlum adına tüm kamuoyundan içtenlikle özür diliyorum.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kazada-1-kisiyi-olduren-oglunu-misira-kacirmisti-iyi-parti-sozcusu-zorludan-meclise-soru-onergesi/feed/ 0
İstanbul’da silahlı dehşet kamerada: Yengesinin evine kurşun yağdırdı https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulda-silahli-dehset-kamerada-yengesinin-evine-kursun-yagdirdi/ https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulda-silahli-dehset-kamerada-yengesinin-evine-kursun-yagdirdi/#respond Sun, 19 May 2024 21:27:43 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7493 İstanbul’da silahlı dehşet kamerada: Yengesinin evine kurşun yağdırdı

Kağıthane’de bir kadının evi, eski eşiyle oğlu arasındaki küfür meselesi yüzünden görümcesinin çocukları tarafından kurşunlandı

Evine 8 kurşun isabet eden kadın ve çocukları dehşeti yaşadı

Evdekiler yara almadan kurtulurken polis, saldırgan iki kardeşi yakaladı

İSTANBUL – Kağıthane’de bir kadının evi, eski eşiyle oğlu arasındaki küfür meselesi yüzünden görümcesinin çocukları tarafından kurşunlandı. Saldırı anı kameralara yansırken, evine 8 kurşun isabet eden kadın ve çocukları yara almadan kurtuldu. Kağıthane Devriye Ekipler Amirliği polisleri saldırgan iki kardeşi yakalarken, olayda kullanılan tabanca ise 14 yaşındaki çocuğun üzerinden çıktı.

Olay, geçtiğimiz Salı günü saat 06.30 sıralarında Kağıthane Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre yaklaşık 2.5 yıl önce şiddetli geçimsizlik yüzünden eşinden ayrılan 4 çocuk annesi Yasemin Uzunsoy çocuklarıyla yaşamaya başladı. İddiaya göre bir süre önce Uzunsoy’un oğlu, babasını arayarak “annem hakkında küfürlü konuşma” diye uyardı.

Evde uyurken dehşeti yaşadılar

Baba ve oğul arasında yaşanan tartışma sonrasında Uzunsoy’un eski görümceleri iddiaya göre onu tehdit etmeye başladı. Tehditler ve tartışmalar sürerken olay günü sabah saatlerinde çocuklarıyla uyuyan Yasemin Uzunsoy’un evine ateş açıldı. Büyük bir korkuyla uyuyan ve neye uğradığını şaşıran kadın dışarıya baktı. Sokaktaki bir kişinin söylemesi üzerine mutfağa geçen kadın, camı 8 kurşunun delip geçtiğini gördü. Saldırı anı ise kameralara anbean yansıdı.

“Silah sesleri duyduk, büyük kızım kendini yere attı”

Olayla ilgili konuşan Yasemin Uzunsoy, “Sabah uyuyorduk. Su içmek için mutfağa gittim. Tam ışığı kapattım, yatacakken silah sesleri duyduk. Benim büyük kızım kendini yere attı. Ondan sonra tam cama çıktım, ‘ne oluyor’ dedim. Yoldan geçen çocuk, ‘abla sizin eve sıktılar’ dedi. Cama açtım, hiçbir şey yok. Arka odanın camına baktım orada da yoktu. Mutfağa bakayım dedim, bir baktım berbat halde. Toplamda 8 el sıkmışlar. Sonra polisi aradık. Acil gelin evimize silahlı saldırı oldu dedik. Geldiler ifademi aldılar. Şikayetçi misin dediler, şikayetçi olduk. Ondan sonra polisler kim bunlar deyince, eski eşimin yani görümcemin çocukları dedim. Çünkü hep tehdit ediliyordum” dedi.

“Çocuklarım korkudan okula gidemiyor”

Uzunsoy, “Bunun sebebi de oğlumla babasının tartışmasıydı. Kısacası oğlum babasına, ‘annemle düzgün konuş’ demesi o kadar. Babası da korkuyor, kız kardeşinin oğluna söylüyor. Olay bundan ibaret. Saldırganlar yakalandı diye biliyorum. Adliyeye gittim, çocuklarıma koruma kararı aldıracağım. Sonra karakola gittim, gözaltına alındıklarını ve adliyeye sevk edildiklerini öğrendim. Tehditler aldık. Kızımın namusuna çok dil uzatıldı. Küçük kızıma da çok küfürler edildi. Kız kardeşleri ve görümcem bana karşı ‘sizi öldüreceğiz, vurduracağız. Evinizde rahat uyuyacağınızı mı sanıyorsunuz’ dediler ve dediklerini de yaptılar. Evimize 8 el kurşun sıktılar. 2.5 sene önce boşandım. Öncelerde hiçbir şey yoktu, bu olay yeni oldu. Tamamen oğlumun babasına ‘annemin hakkında neden böyle konuşuyorsun’ tartışması yaşamasıdır. Hakkımda neden böyle konuştuğunu bilmiyorum. Sürekli olarak ona ‘benim namusuma dil uzatma’ diyorum. Ben namusumu koruyorum, namussuz bir kişi de değilim. Kendileri de çok iyi biliyorlar. Neden bana iftira attığını bilmiyorum. Başıma ilk kez böyle bir şey geldi ve çocuklarım korkudan okula gidemiyor” ifadelerini kullandı.

Kağıthane polisi kıskıvrak yakaladı

Olayın ardından kadının ihbarı üzerine olay yerine polis ekibi sevk edildi. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması sonrasında polis ekipleri, kadının ifadesini alarak çevredeki güvenlik kamera görüntülerini incelemeye aldı. Yapılan incelemede sonucunda evin önüne gelen bir araçtan ateş açıldığı tespit edildi. Olayla ilgili çalışma başlatan Kağıthane Devriye Ekipler Amirliği polisleri, saldırganların Ö.Ç.ve ağabeyi Hüseyin Ç. olduğu belirlendi.

14 yaşındaki çocukta tabanca bulundu

Devam eden çalışmalar iki kardeş, Çağlayan’da kıskıvrak yakalandı. 14 yaşındaki çocuğun üst aramasında olayda kullandığı tabanca ele geçirildi. Gözaltına alınarak emniyete götürülen iki saldırganın ifadeleri alınarak adli işlemleri yapıldı. “Mala zarar verme” suçundan adliyeye sevk edilen iki kardeş, adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/istanbulda-silahli-dehset-kamerada-yengesinin-evine-kursun-yagdirdi/feed/ 0
İzmir’de skuter kazasında çocuğunu kaybeden aile, sürücünün serbest bırakılmasına itiraz etti https://www.igdirhaber.com.tr/izmirde-skuter-kazasinda-cocugunu-kaybeden-aile-surucunun-serbest-birakilmasina-itiraz-etti/ https://www.igdirhaber.com.tr/izmirde-skuter-kazasinda-cocugunu-kaybeden-aile-surucunun-serbest-birakilmasina-itiraz-etti/#respond Thu, 18 Apr 2024 21:03:18 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6422 İzmir’in Karşıyaka ilçesinde otomobilin çarptığı skuterdeki bir çocuğunu kaybeden, diğer çocuğunun da yoğun bakımda tedavisi süren aile, sürücünün adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına itiraz etti.

Mavişehir Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı’nda 4 Şubat saat 00.30 sıralarında M.E.Ö’nün (20) idaresindeki otomobilin çarptığı skuterdeki Ahmet Göktuğ Güleç’in (23) İzmir Şehir Hastanesi’ndeki yoğun bakım servisinde tedavisi sürüyor.

Aynı skuterde bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren diğer oğulları Soykan Sönmez’i (16) toprağa veren acılı aile, entübe durumdaki büyük oğulları için dua ediyor.

Anne Müjde Sönmez, İzmir Şehir Hastanesi’nin önünde AA muhabirine, kaza sonrası gözaltına alınan sürücünün adli kontrol şartıyla serbest bırakılması üzerine savcılığa itirazda bulunduklarını söyledi.

Çocuklarının olay günü Mavişehir’deki bir alışveriş merkezinde konsere gittiklerini, eşiyle çocuklarını beklerken polisin kendilerini araması sonucu kazayı öğrendiklerini anlatan Sönmez, kaza sonrası her iki çocuğunun da beyin travması geçirdiğini, küçük oğlunun hayata tutunamadığını söyledi.

Büyük oğlu Ahmet Göktuğ Güleç’in tedavisinin sürdüğünü anlatan Sönmez, “18 gündür buradayız. Büyük oğlum, hala yoğun bakımda. Yaşam mücadelesi veriyor. Entübe durumda, kendi nefesini kendi alamıyor.” diye konuştu.

Otomobil sürücüsünün serbest bırakılmasına anlam veremediğini dile getiren Sönmez, şöyle konuştu:

“Güya benim büyük oğlumun bilinci gelecek, mahkemeler başlayacak, kendi ifadesini verecek, ondan sonra bu arkadaşla ilgili bir şeyler yapacaklar. E peki ölen, toprakta yatan? Bugün normal bir hayvanı bile gördüğünüzde aracınızın frenine basıyorsunuz. Kendi canınızı düşünmüyorsunuz. O da bir canlı. Toprağa gömdüğünüz bir et parçası değil. 15 yaşında iyi bir çocuk. Benim diğer oğlum hala nefes alamıyor. Biz umudumuzu kaybetmeden burada beklerken kimlere başvuracağız? Bunlarla nasıl ilgileneceğiz?”

Trafik kazası raporunda çocuklarının hatalı bulunduğunu ifade eden anne Sönmez, “Benim çocuklarım yüzde 100 suçlu olsa bile, benim çocuğuma vurma hakkı yok. O, hızını düşürmek zorunda. Benim çocuklarımı iki tane araç görüp yavaşlıyorsa o da yavaşlamak zorunda. Yavaşlayamıyor, bir tane bile fren izi yok.” dedi.

“Ciddi bir hızla çarpmış”

Baba Kenan Güleç ise güvenlik kamerası görüntüsünde iki aracın yavaşladığının görüldüğünü belirterek, “Çocuklarımızda da hata var muhtemelen ama iki araç yavaşlamış. Bizim çocuklarımız da geçiyor, onları geçmişler. Hiç gaz kesmemiş ve ciddi bir hızla çarpmış olması gerekiyor ki çocukları 39 metre uzağa fırlatmış, kendisi de 64 metre sonra durabilmiş. Hiçbir fren izi yok. Bir öğrendik ki dışarıda rahat rahat geziyor. Bu bizi çok rahatsız ediyor. Yani ateş düştüğü yeri mi yakıyor yani sadece? Toplum vicdanı denen bir şey yok mu?” dedi.

Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) görüntülerinde skuterdeki kardeşlerin, trafik ışığında bekleyen ve hareket etmek üzere manevra yapan otomobillerin önünden karşıya geçmeye çalıştığı, bu sırada en sağ şeritten gelen otomobilin çarpması sonucu sürüklendikleri görülüyor.

Kaza

Mavişehir Mahallesi Caher Dudayev Bulvarı’nda 4 Şubat saat 00.30 sıralarında M.E.Ö.’nün (20) idaresindeki otomobil, lise öğrencisi Soykan Sönmez’in (16) kullandığı ve arkasında üniversitesi öğrencisi ağabeyi Ahmet Göktuğ Güleç’in (23) de bulunduğu skutere çarpmıştı.

Kazada ağır yaralanan kardeşlerden Soykan Sönmez, tedavi gördüğü İzmir Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti.

Otomobil sürücüsü M.E.Ö. gözaltına alınmış, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/izmirde-skuter-kazasinda-cocugunu-kaybeden-aile-surucunun-serbest-birakilmasina-itiraz-etti/feed/ 0
Adana’da kaybolan genç, borcu yüzünden kaçırıldı iddiasıyla ailesini endişelendirdi https://www.igdirhaber.com.tr/adanada-kaybolan-genc-borcu-yuzunden-kacirildi-iddiasiyla-ailesini-endiselendirdi/ https://www.igdirhaber.com.tr/adanada-kaybolan-genc-borcu-yuzunden-kacirildi-iddiasiyla-ailesini-endiselendirdi/#respond Sun, 14 Apr 2024 21:10:17 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6286 Adana’da 25 yaşındaki Muhammet Akan, bir yıldır kayıp olarak aranırken, ailesi kan donduran iddia ortaya attı. Aile, evlatlarının tekstil işi yaptığını ve borcu olduğunu, borcuna karşılık komşuları tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü öne sürdü. Acılı anne, “Oğlum yaşıyorsa bulunsun, yok öldüyse de bir mezarı olsun” diyerek ağladı.

Merkez Seyhan ilçesine bağlı Dağlıoğlu Mahallesi’nde yaşayan 25 yaşındaki Muhammet Akan, yaklaşık 2 sene önce arkadaşı A.B. (27) ile Reşatbey Mahallesi’nde giyim mağazası açtı. İddiaya göre, işlerin bir süre sonra kötü gitmesi üzerine A.B., tefeciden para aldı ve Muhammet Akan’ı borçlandırdı ancak Akan, borçları ödeyemedi.

Askere giderken kaçırıldı

2022 yılının Aralık ayında Muhammet Akan için ailesi asker kınası düzenledi ve genç askere gönderildi. Aile 20 gün evlatlarıyla askerdeymiş gibi konuşurken 20 gün sonra A.B., Akan’ın ailesini arayıp, ‘Oğlunuz benim yanımda. Bana borcu var. Borcunu ödemeniz karşılığında onu bırakırım’ dedi. Çaresiz baba İsmail (55) ise evladını serbest bırakması karşılığında A.B.’ye 500 bin lira para verdi.

Oğlu geldi, hiçbir şey anlatmadı

Ocak ayında ise Muhammet Akan serbest bırakıldı, geri eve döndü ancak hiçbir şey anlatmadı. Akan, sosyal medya üzerinden kıyafet satarak yeniden çalışmaya başladı.

8 Şubat’ta ortadan kayboldu

8 Şubat 2023 tarihinde ise Muhammet Akan, sabah saatlerinde ‘işe gidiyorum’ diyerek evden çıktı. Akşam saatlerinde ise karşı komşu M.Ç. (25), Akan’ın ortağı A.B. ve aileleri eve gelip, ‘Oğlunuz ortadan kayboldu. Bize 4 milyon lira borcu var. Tefeciden onun adına biz para çektik’ dedi. Aile ise evlatlarını her yerde aradı ancak bulamayınca polise gidip başvurdu.

3 Temmuz’da ortaya çıktı

3 Temmuz’da polis ekipleri aileyi arayıp ‘Oğlunuz şu anda Adana Adliyesi’nde ifade veriyor’ deyince İsmail ve Emine Akan çifti hemen adliyeye gitti ve evlatlarını buldu. Acılı anne ve babanın bütün ısrarlarına rağmen Muhammet Akan eve dönmeyi kabul etmeyip, “Borcum var. Antalya’da kalıyorum 1-2 ay sonra geleceğim. Aralık ayında bedelli askerliğim var. Oraya gideceğim” dedi.

7 aydır hiç haber alınamadı

Acılı aile evlatlarını bırakıp eve dönerken, Muhammet Akan birkaç kez ailesini aradı. En son Temmuz ayında alacaklılar tekrar eve gelip aileye, “Muhammet borcunu ödemezse senin engelli evladını, Muhammet’i ve sizi öldüreceğiz” tehdidinde bulundu. Muhammet Akan ise o günden sonra ailesini hiç aramadı ve Aralık ayında gitmesi gereken bedelli askerliğe de gitmediği ortaya çıktı.

Polis ekiplerine de durumu anlatan aile, polis ekipleriyle birlikte her yerde evlatlarını arıyor.

“Onu çok özledim”

İhlas Haber Ajansı’na konuşan anne Emine Akan, “Benim oğlum öldürüldüyse bir mezarı olsun. Gidip toprağıyla avunayım. Onu çok özledim. Hayatından endişe ediyorum. Oğlum bize çok düşkündü ama aylardır haber alamıyoruz. En son Temmuz ayında gördüm. Eve gelsin diye yalvardım ama gelmedi” diyerek gözyaşlarını tutamadı.

“Oğluma her şeyi yapmış olabilirler”

Baba İsmail Akan ise evladının hayatından endişe duyduğunu belirterek, “Oğlum öldürüldüyse mezarı ya da hapisteyse bilelim. Ne olduğunu bilelim, belirsizlik içinde yaşamak istemiyoruz. Alacaklılar tehdit ettiler. Biz korktuk ama bu kadar uzayacağını bilmedik. Oğlumuz gelsin, çalışsın borcu varsa ödesin dedik. Bizim oğlumuzun niye borcu var. Herkes gelip ‘oğlun günde 15 bin lira para kazanıyor’ diyorlardı. Ne oldu o para biz bilmiyoruz. Bu borç niye azalmıyor. Oğlumun hayatından endişe ediyoruz. Oğluma her şeyi yapmış olabilirler” ifadelerini kullandı.

“Oğlumun hayatından endişe duyuyorum”

Oğlunun askere giderken kaçırıldığını da anlatan Akan, “Bu A.B., benim oğlumun asker kınasına geldi, eğlendi sonra da otobüsün önünü kesip oğlumu kaçırdı. 20 gün boyunca biz oğlumuzla asker diye konuşuyorduk. En son oğlumun kaçırıldığını öğrendim. Ben borçların bir kısmını ödedim, oğlumu geri aldım ama benim ödediklerim çok ufak bir kısmıymış. Ben 500 bin lira ödedim ama şu anda 4 milyon lira borç var diyorlar. Benim oğlum bedelli askerliğe de gitmedi. İnsan ateşin içinde olsa dahi gidip askerliğini yapar. Ben oğlumun hayatından endişe duyuyorum” dedi.

Öte yandan, alacaklıların eve geldiği anlar da güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. – ADANA

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/adanada-kaybolan-genc-borcu-yuzunden-kacirildi-iddiasiyla-ailesini-endiselendirdi/feed/ 0
Babadan oğula giden kalaycılık mesleği https://www.igdirhaber.com.tr/babadan-ogula-giden-kalaycilik-meslegi/ https://www.igdirhaber.com.tr/babadan-ogula-giden-kalaycilik-meslegi/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:00:49 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6015 Babadan oğula giden kalaycılık mesleği

GAZİANTEP – Gaziantep’te 50 yıllık kalaycı ustası Seyit Ahmet Ayata, bakır mesleğinin gelecek nesillere aktarılması için oğlu Halil İbrahim’e kalaycılık kültürünü öğretiyor.

Kalaycılık mesleğine 13 yaşında başlayan Ayata, Gaziantep’in tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda bir dükkanda çalışmaya başladı. Ustasından öğrendiği kalaycılık sanatını geliştiren Ayata, 50 yıldır bakırcılık mesleğini yaşatıyor. Bakır eşyaların kalaylanması, tamiri ve yenilenmesi işlerini yapan Ayata, müşterilerinden gelen siparişleri de yapıyor.

Ayata, oğlu Halil İbrahim’e de küçük yaşta yanına alarak kalaycılık mesleğine başlattı. Oğluna hem mesleği hem de kültürü öğrettiğini belirterek, “Bu meslek çok zor, çok emek istiyor. Ama oğlum bu işi seviyor, ben de ona her şeyi öğretiyorum. İnşallah oğlum da bu mesleği devam ettirir” dedi.

“13 yaşından beri bu işin içindeyim”

Bakır hakkında birçok bilgi veren Ayata, “13 yaşından beri bu işin içindeyim. 50 yıldan beri bu işi yapıyorum. Bakırcılık sağlık açısından çok önemli bir meslektir. Hangi yemeği yaparsan yap çok lezzetli olur. Ama bakırın ince olmaması gerekiyor. Bakır ince olursa bir işe yaramaz. Bakırı kalın olursa kalayda güzel tutar. Daha uzun ömürlü olur. Bakırda pişirilen yemek hem lezzetli olur. Önceden bakır kullanılırdı. O yüzden de hastalılar bu kadar yaygın değildi. Ama şu an hastalıklar çok fazla. Bakırda pişmeyen yemek maalesef ki lezzetli olmaz. Peygamber efendimizde bakırda yemek pişirin demiş. Fakat şimdi yapan yok. Adam yetişmiyor. Benim bakırcı arkadaşlarım vefat etti. Onların yerine geçen hiç kimse olmadı” ifadelerini kullandı.

“Meslek öğrenmek için gelen kimse yok”

Bakırcılık mesleğini gelecek nesillere aktarmak istediğini fakat yetiştirecek eleman bulamadığına söyleyen Ayata, “Oğluma bu işi yapma başka iş yap dedim. Fakat oğlum bu işi yapmak istedi. Onun haricinde meslek öğrenmek için gelen kimse yok. Önceden aileler bize yetiştirmemiz için çırak gönderirdi. Fakat şimdi hiç gelen ve öğrenmek isteyen hiç kimse yok. 18 yaşında çocuğu yanına aldığında iş öğretmek istediğinde veya ondan bir şey istediğimde bana ters davranıyor. Bu sebepten dolayı bu meslek ölüyor” ifadelerine yer verdi.

“Amerika’dan öğrenmek isteyenler var”

Yurt dışından bakırcılık mesleğini öğrenmeye meraklı çok fazla kişinin olduğuna değinen Ayata, “Amerika’dan öğrenmek isteyenler var. Ama Türkiye’den öğrenmek isteyen hiç kimse yok. Hatta Amerika’dan gelip burada ders alıyorlar. Yurt dışından bu mesleğe merak çok fazla oluyor. Bana göre bu mesleğe bu kültüre Türkiye’nin önem vermesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Bu mesleği severek yapıyorum”

Babasının mesleğini gelecek nesillere aktarmak istediğini söyleyen Halil İbrahim Ayata, “8 yaşından beri babamla bu işi yapıyoruz. Bu mesleği severek yapıyorum. Sonu biraz kötüye gidiyor. Elaman sıkıntısı olduğundan dolayı fakat biz yine de devam ettireceğiz. Mesleğin tüm dallarını ele almış durumdayım. Ben mesleğin eğitimini de alıyorum. Hem okuyorum hem de çalışıyorum. Bu yaptığımız işlemeler çalıştığımız ürüne göre süresi değişiyor. Sıralı bir şekilde yapıyoruz. Babamdan sonra bana geliyor. Burada nakış yapıyorum. Daha sonra da boyasını, zımparasını ve kalayını yapıyoruz. Kalaydan çıktıktan sonra son rötuşları yapıp hazır hale getiriyoruz” diye konuştu.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/babadan-ogula-giden-kalaycilik-meslegi/feed/ 0
Esenyurt’ta tekel bayisindeki silahlı kavgaya ilişkin 10 sanığın yargılanmasına başlandı https://www.igdirhaber.com.tr/esenyurtta-tekel-bayisindeki-silahli-kavgaya-iliskin-10-sanigin-yargilanmasina-baslandi/ https://www.igdirhaber.com.tr/esenyurtta-tekel-bayisindeki-silahli-kavgaya-iliskin-10-sanigin-yargilanmasina-baslandi/#respond Tue, 26 Mar 2024 21:03:42 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5529 Esenyurt’ta, tekel bayisinde 2 kişinin öldüğü, 1 kişinin yaralandığı silahlı kavgaya ilişkin 4’ü tutuklu 10 sanığa açılan davanın ilk duruşması görüldü.

Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıklar Tarık Özer, Azat Özer, Servet Özer ve Murat Özer tutuklu bulundukları cezaevinden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı.

Tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Ercan Topçu ve Hüsamettin Ahmetoğlu, müştekiler Cantürk Erzen, Solmaz Erzen ve Yusuf Erzen, mağdurlar Huriye Bayındır ve Mustafa Bayındır ile tarafların avukatları duruşma salonunda hazır bulundu.

Savunması alınan tutuklu sanık Tarık Özer, müşteki Cantürk Erzen’i 2015’ten beri tanıdığını, hem arkadaş olduklarını hem de ticari ilişkilerinin bulunduğunu söyledi.

Erzen’in kendisinden inşaat demiri aldığını, karşılığında iki çek verdiğini anlatan Özer, Erzen’in çeklerinden birini ödemediğini, aradığında ise telefona bakmadığını ileri sürdü.

Avukatı aracılığıyla Erzen’e ödeme emri gönderdiğini söyleyen Özer, bunun üzerine Erzen’in WhatsApp durumunda kendisine yönelik küfür ve hakaret içeren paylaşımda bulunduğunu belirtti.

Cantürk Erzen’in tekel bayisine konuşmak ve küfürlü paylaşımını kaldırmasını istemek için gittiklerini savunan Tarık Özer, bayide Erzen’in oğlu Yunus Emre Erzen’i bulduklarını, onun da kendilerine saygısızca davrandığını ileri sürdü.

Konuşma sırasında elinin Yunus Emre Erzen’in belindeki silaha çarptığını, silah sesi duyması üzerine de ateş ettiğini savunan Özer, “Kimseyi öldürme kastım yoktu. Sadece kendimi savundum. Olay bir anda, kendiliğinden gelişti. Oğlumun ve kardeşimin yaralandığını, öldüğünü düşündüm. Yunus Emre Erzen’i ayaklarından yaralamak istedim, silahı bıraksın diye. Silahı bırakmayınca tekrar bacaklarına ateş ettim.” diye konuştu.

Diğer maktul Batuhan Bayındır’a karşı bir eylemi olmadığını öne süren Özer, Bayındır’ın yere düşünce Yunus Emre Erzen’in silahından çıkan kurşunla vurulmuş olabileceğini iddia etti.

“Şişe ile vurdum, elim parçalandı”

Tutuklu sanık sanık Murat Özer ise Cantürk Erzen’i 2009’dan beri tanıdığını ve bazı ticari ilişkilerinde ona referans olduğunu söyledi.

Murat Özer, Cantürk Erzen’nin abisi Tarık Özer’e verdiği 1 milyon 300 bin liralık çekten birini ödemediğini, Erzen ile abisinden daha eski bir samimiyeti olduğu için, arayı bulmak maksadıyla tekel bayisine gittiğini savunan Özer, “Biz orada sadece konuşacak, küfürlü paylaşımını kaldırtıp anlaşacağız diye düşüyorduk.” dedi.

Üç yıldan beri ruhsatlı silah taşıdığını bildiren Murat Özer, şu ifadeleri kullandı:

“Öldürecek olsam şişeden medet ummazdım. Orada tesadüfen ele geçirdiğim şişe ile vurdum. Elim parçalandı. Hastane raporunda var. İki mermi ayağıma geldi. Yunus Emre Erzen’in 4-5 kez arka arkaya ateş ettiğini hatırlıyorum. Abim Tarık Özer’in ateş edip etmediğini bilmiyorum. Kendisinin 200-300 milyon ciroluk şirketi var. İstese ruhsatlı silah alırdı. Bu olaydan dolayı çok pişman olduğumu belirtmek istiyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Keşke yaşanmasaydı, ayağım kırılsaydı, keşke Cantürk Erzen küfretmeseydi. Abim ateş etmeseydi Yunus Emre Erzen, beni de abimi de abimin oğlunu da hepimizi öldürecekti.”

“Önce telefonla, sonra silahın dipçik kısmıyla vurdum”

Tutuklu sanık Azat Özer de olay günü nereye ne amaçla gittiğini bilmediğini savundu.

Konuşma sırasında Yunus Emre Erzen’in sürekli silaha baktığını dile getiren Özer, “Olay sırasında Yunus Emre Erzen’in kafasına kesinlikle vurmadım. Yaralamak için değil, amcamı korumak için önce telefonla, sonra silahın dipçik kısmıyla vurdum. Daha sonra önüme şarjörsüz bir silah düştü. Yanıma aldım, arabada şarjörü olmadığını fark ettim. Silahı yolda camdan fırlattım.” şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Servet Özer de ölenlere Allah’tan rahmet diledikten sonra, Cantürk Erzen’i 15 yıldır tanıdığını, taraflar arasında barış sağlamak için çabaladığını ifade etti.

Servet Özer, “Üstümde şort vardı. Ağzımda sigarayla onları izledim. Meseleyi de bilmiyordum. Aralarında itiş-kakış olmasına rağmen o tarafa geçmedim. Silah patlayınca o tarafa geçtim. Her iki tarafa da engel olmaya çalıştım.” şeklinde savunma yaptı.

Tutuksuz sanıkların savunmaları

Tutuksuz sanık Adem Kılıç, iki tarafı da 20 yıla yakındır tanıdığını ve bölgede esnaf olduğunu belirterek, “Olay olup bittikten sonra başka olay olmasın diye ve başsağlığı için uğradım. Kesinlikle suçluyu kayırmam söz konusu değil. Ben de mağdur oldum. Yurt dışına çıkış yasağımın kaldırılmasını ve beraatimi istiyorum.” dedi.

Tutuksuz sanık Ercan Topçu da Adem Kılıç gibi esnaf olduğunu ve olayla ilgisi bulunmadığını belirterek, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını ve beraatine karar verilmesini talep etti.

Sanık Azat Özer’i saklamakla suçlanan tutuksuz sanık Hüsamettin Ahmetoğlu da Tarık ve Nimetullah Özer ile yaklaşık 7 ay önce tanıştığını ve bu kişilerden inşaat demiri aldığını, olayı ertesi gün televizyondan öğrendiğini söyledi.

Savunmaların ardından mahkeme başkanı, sanıkların daha önceki sabıka kayıtlarını ve olayda ele geçirilen silahlara ilişkin balistik inceleme raporlarını okudu.

Çocuğu öldürülen aile şikayetçi olmadı

Daha sonra mağdur ve müştekilerin ifadelerinin alınmasına geçildi.

Olayda ölen Batuhan Bayındır’ın annesi Huriye Bayındır, “Benim oğlumdan ne istediniz? Olayla alakası yoktu. 7 aydır ne çektiğimi kimse bilmiyor. Ben bir anneyim. Ellerini vicdanlarına koysunlar. Nasıl bir insan, oğlunu katliama götürür? Bunlara cevap versinler.” diye konuştu.

Şikayetçi olup olmadığı sorusuna Huriye Bayındır, “Devlete bırakıyorum.” şeklinde cevap verdi.

Maktul Batuhan Bayındır’ın babası Mustafa Bayındır ise “Oğlumun ölüm sebebi, tesadüfen orada olması. Karşı tarafı tanımıyoruz. Biz büyüklük yaptık, şikayetçi olmadık. Bize evler, arabalar aldıkları doğru değil. Sadece annesine ev alacaklarını söylediler.” dedi.

Müşteki Erzen ailesinin avukatı Kerim Bahadır Şeker, Mustafa Bayındır’ın şikayetçi olmaması için Silivri’de bir çiftliğe götürülüp tehdit edildiği iddiasını sordu.

Mustafa Bayındır, çocukluk arkadaşı Vahit Erdem’in aracı olması üzerine Özer ailesiyle görüştüğünü ama tehdit edilmediğini söyledi.

Oğlunu öldürenlerden şikayetçi oldu

Daha sonra ifadesi alınan müşteki Cantürk Erzen ise oğlu Yunus Emre Erzen’i öldürenlerden şikayetçi olduğunu bildirdi.

Kendisine gönderilen icra ödeme emrine tepki gösterdiğini, ancak WhatsApp durumundaki paylaşımının iddia edildiği gibi ağır küfür içermediğini söyleyen Erzen, ölen oğlunun başına şişeyle vurulduktan sonra ateş ettiğini ifade ederek, “Keşke kafalarına sıksaymış. Ben sana küfür etmişim. Evet ettim. Sen gidip oğlumu mu öldüreceksin?” şeklinde konuştu.

Cantürk Erzen’in avukatı Kerim Bahadır Şeker, Erzen’e, “Size barışma karşılığında üçüncü kişi vasıtasıyla 40 milyon lira, 13 yaşında erkek çocuğu ve 11 yaşında kız çocuğu verilmesi teklif edildi mi?” diye sordu.

Erzen de böyle bir teklifin yapıldığını söyledi.

“Yüreğim parçalana parçalana o görüntüleri izledim”

Anne Solmaz Erzen de oğlu Yunus Emre Erzen’i öldürenlerin kendilerine barışma teklif ettiğini belirterek, “Yüreğim parçalana parçalana o görüntüleri izledim. İnsanlık dışı bir görüntü. Çocuğum hiç yok yere öldü.” dedi.

Sanıkların kimlik tespitlerinde aylık gelirlerini 500 bin lira olarak bildirmesine dikkati çeken anne Erzen, bu durumda 600 bin liralık borçlarını alamadıkları için bu cinayeti işlemiş olmalarına anlam veremediğini sözlerine ekledi.

Olayda yaralanan Yusuf Erzen de sanıklardan şikayetçi olduğunu bildirdi.

Daha sonra tarafların avukatlarının beyanları alındı. Duruşmada taraflar arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Tarık Özer, Azat Özer, Servet Özer ve Murat Özer’in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Tutuksuz sanıklar hakkındaki adli kontrolün devamına hükmeden heyet, duruşmayı erteledi.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Tarık Özer, Murat Özer, Azat Özer ve Servet Özer’in, Yunus Emre Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Batuhan Bayındır’a yönelik “kasten öldürme” suçundan müebbet, Yusuf Erzen’e yönelik “tasarlayarak kan gütme saikiyle kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 13 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Sanıkların ayrıca, “kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etmek veya patlayıcı madde kullanmak” suçundan altışar aydan üçer yıla kadar, ruhsatsız silah bulundurmak suçundan da birer yıldan üçer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamede, tutuksuz sanıklar Adem Kılıç, Erdal Adıyaman, Ercan Topcu, Vedat Erkin, Nimetullah Özer, Hüsamettin Ahmetoğlu’nun da “suçluyu kayırma” suçundan altışar aydan beşer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları öngörülüyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/esenyurtta-tekel-bayisindeki-silahli-kavgaya-iliskin-10-sanigin-yargilanmasina-baslandi/feed/ 0
Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi https://www.igdirhaber.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/ https://www.igdirhaber.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/#respond Tue, 27 Feb 2024 21:15:21 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=4299 Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi

“Sanık anne: “Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum, başka biri yaptı gibi ben yapmadım sanki”

Sanık anne: “Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum”

İSTANBUL – Beylikdüzü’nde oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldüren Sarah Olabi’nin yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Olabi’nin akıl hastası olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verirken, sanık anne duruşmadaki son savunmasında “Olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Beylikdüzü’nde 19 Şubat 2022 tarihinde meydana gelen olayda, yabancı uyruklu Sarah Olabi, oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldürmüştü. Olaya ilişkin yargılanan sanık Olabi hakkında karar açıklandı. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, sanık Sarah Olabi tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, sanığın suç tarihi itibariyle cezai ehliyetinin olmadığı yönünde hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunun mahkemeye ulaştığını belirtti. Davaya ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 4 yaşındaki öz oğlunu kesici delici aletle kesmek suretiyle öldürdüğünün sabit olduğunu aktardı. Savcı, Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edildiğinden ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etti. Mütalaada sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verilmesi istendi.

Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanık Olabi, mahkemeye “Yani tahliye olacak mıyım?” diye sordu. Olabi savunmasının devamında ağlayarak “Ben olaya hala inanmıyorum, olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Kararını açıklayan mahkeme, Olabi’nin ‘nitelikli kasten öldürme’ suçu sabit olmakla birlikte, akıl hastası olması nedeniyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verdi. Öte yandan kararı duyan sanık anne, mahkemeye teşekkür etti.

İddianameden,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Sarah Olabi’nin olay tarihinden bir hafta önce babasını ziyaret etmek için İstanbul’a geldiği ve babasının evinde kaldığı anlatılmıştı. Sarah Olabi iddianamede yer verilen savunmasında, “11 yıldır psikolojik rahatsızlığım nedeniyle ilaç kullandım. Olaydan bir hafta önce İstanbul’a annem ve bebeğimle geldik. İstanbul’da rahatsızlığım arttı. Bebeğimle beraber babamın ikamet ettiği eve gittik. Gece rüyamda kabus gördüm. Kabusta oğlumu benden alacaklarını gördüm. Almasınlar diye oğluma sarıldım ve ağzını kapattım, ağzından kan geldiğini gördüm. Yatağa bıraktım. Bebeğimi hareketsiz olarak görünce mutfağa gidip bıçak aldım ve odaya geri döndüm. Kendimi öldürmek için bileklerimi ve göğsümü kestim. Ben öldükten sonra bebeğimi almasınlar diye bebeğimi de kestim. Daha sonra kendimi kaybettim. Olanları hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde dilimin bir parçasını keserek kopan parçayı bebeğimin yanına attım. Kapının çaldığını duydum. Kimse görmesin diye kaldığım odanın kapısını açmadım. Kimseye zarar vermek istemedim. Gece gördüğüm kabustan dolayı gerçekleşti. Bebeğimi benden alacaklar diye kendimi kaybettim” ifadelerini kullanmıştı. İddianamede Sarah Olabi hakkında ‘kendisini savunamayacak çocuğu canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/feed/ 0