Nedime Serap Ulusoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yüzlerce öğrenci denizlerde çalışmak için eğitim alıyor. Mavi Vatan’da ve uluslararası denizlerde kaptanlık yapmak isteyen gençler, denizcilik ile ilgili temel ve uygulamalı dersleri 4 yıl boyunca eğitim aldıkları lisede öğreniyorlar. Lise eğitimleri sonrasında hemen yüksek maaşla iş bulma imkanı yakalayan öğrenciler, maaş ve iş imkanının oldukça yüksek olmasından dolayı bu liseyi seçtiklerini ifade ederken, geçen yıl 1 kız öğrencinin kaptan adayı olduğu lisede bu yıl 4 kız kaptan adayı eğitim görüyor.
“Öğrenciler lise mezunu olduklarında bile direkt gemilerde çalışabiliyorlar”
Liseden mezun olan öğrencilerin hemen gemilerde işe başladığına değinen Güverte Öğretmeni Reyhan Mısıroğlu, “Okulumuz denizcilik sektörüne kalifiye eleman yetiştiriyor. Öğrenciler buradan mezun olduktan sonra gemici ve yağcı olarak işe girebiliyorlar. Üniversiteyi tamamlayan öğrenciler de vardiya zabiti olarak çalışma imkanı buluyor. Stajlarını tamamlayan öğrencilerin tamamı sektördeki ihtiyacı karşılayabiliyorlar. Burada ilk önce temel derslerle birlikte öğrenciler güverte ve makine bölümü diye ayrılıyor. Güverteye gelenler gemiyi kullanabilecek seviyeye gelmek için dersler alıyorlar. Bunlar seyir dersleri, elektronik seyir dersleri, ECDIS dersleri, GMDSS (denizde haberleşme) dersleri ve STCV (denizde canlı kalabilme)eğitimlerini alıyorlar. Öğrenciler, bir gemide karşılaşabilecekleri tüm elektronik sistemi de gördükleri için uygulamalı olarak bir gemide çalışmaya hazır şekilde buradan mezun oluyorlar. Dünya ticaretinin yüzde 80’i gemilerle yapıldığından sürekli bir işgücüne ihtiyaç var. Ülkemizde de özellikle 3 bin gross ton gemilerde sürekli çalışan ihtiyacı var. Biz de bu nedenle insan yetiştirmek zorundayız. Buradan mezun olan bir öğrenci lise mezunu olduklarında bile direkt gemilerde çalışabiliyorlar. 1-2 yıl daha okurlarsa 3 bin gross ton gemilerde vardiya zabiti oluyorlar ve daha da yükselebiliyorlar” dedi.
“Okulun ilk kız öğrencisiyim, ‘senden kaptan mı olur’ dediler, hayalim uzak yol kaptanı olmak”
Okulun ilk kız kaptan adayı 11. sınıf öğrencisi Asiye Çelik, “Bu okulda sadece seyir dersinden 12 saatlik yoğun bir programımız var. Bunun haricinde elektronik seyir dersi, GMDSS ve deniz hukuku gibi birçok ders alıyoruz. Okulumuzda 4 kız öğrenci eğitim görüyor. Geçen yıl okuldaki tek kız öğrenciydim. Diğer kız arkadaşlar yeni geldi. Okulumuzda sayımız az ama yeni kızların gelmesi de iyi olur. Hayalim sınırsız uzak yol ehliyeti alıp gemilere çıkmak. Denizcilik lisesinde okuduğumu görenler çok şaşırıyor. Okula ilk geldiğimde herkes bana, ‘Sen kaptan mı olacaksın, senden kaptan mı olur’ dedi. Ben yine de kaptan olmak istiyorum ve en büyük hayalim de bu. 11. sınıf öğrencisi olarak staja hazırlanıyorum. Samsun gibi bir liman şehrinde staj yerleri bulmakta zorlanıyorum. Diğer yönlerden bakarsak, kaptan olmak çok güzel bir meslek ve herkese tavsiye ediyorum” diye konuştu.
“Bir kız kaptan adayı olarak denizden korkmuyorum”
Denizden korkmadığını ve babası gibi gemi kaptanı olmak istediğini vurgulayan 9. sınıf öğrencisi Gökçe Rengin, “Babam kaptan ve ben de onun kızı olarak kaptan olmak istiyorum. Onun destekleri ile buraya geldim. Meslek liselerinde iş imkanı yüksek. Bizim alanımızda da hem iş imkanı çok fazla hem de parası iyi. Buradan mezun olunca iş bulabilirken, Anadolu ve diğer liselerden mezun olunca iş bulmakta zorlanıyorsunuz. Okulumuzda 4 kız var. Onlar da kaptan olmak için okula geliyor. Kaptan olmayı çok istediğimden denizlerde vakit geçirmekten korkmuyorum. Korksam bu mesleği seçmezdim” şeklinde konuştu.
Okulda öğrenim gören diğer öğrenciler de denizcilik lisesini seçmelerindeki en büyük etkenin iş bulma imkanının çok yüksek olması ve maaşının diğer mesleklere oranla oldukça fazla olmasını ifade ettiler.
Öte yandan, İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurulu Toplantısı için geldiği okulda incelemelerde bulunan Samsun Valisi Orhan Tavlı, yetkililerden bilgi aldı. Okulda yapılabilecek iyileştirmeler hakkında bilgi alan Vali Tavlı, öğrencilerin eğitim-öğretim kalitesinin daha da arttırılması için gerekli yerlere talimatlarını ilettiğini ifade etti. – SAMSUN
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Güvenli İnternet Merkezi yürütücülüğünde, Muş Alparslan Üniversitesi işbirliğiyle yapılan araştırma sonucunda uzman akademik ekip tarafından “Türkiye’deki Ortaokul ve Lise Öğrencilerinin Dijital Oyun Oynama Alışkanlıkları Raporu” hazırlandı.
AA muhabirinin rapordan derlediği bilgiye göre, ülkedeki ortaokul ve lise öğrencilerinin dijital oyun oynama alışkanlıklarının belirlenmesine yönelik araştırmaya 11 bin 891’i ortaokul, 8 bin 493’ü lise düzeyinde olmak üzere 20 bin 384 öğrenci katıldı.
Araştırma kapsamında öğrencilerin “dijital oyun”, “internet”, “sosyal medya” bağımlılıkları ile “mutluluk”, “siber zorbalık”, “sıkıntı-stres” ve “yalnızlık” durumları incelendi, elde edilen veriler 3 ana başlık altında toplandı.
Birinci bölümde, demografik bulguların yanı sıra öğrencilerin ebeveynlerinin eğitim durumları, teknolojik araç sahiplikleri, hafta sonu ve hafta içi dijital oyun oynama durumları ile oynadıkları oyunların türlerine yer verildi.
İkinci bölümde, veri toplama sürecinde kullanılan ölçeklerden elde edilen sonuçlar özetlendi.
Üçüncü bölümde de dijital oyun bağımlılığı, öğrencilerin dijital oyun bağımlılıklarını etkileyen sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı, yalnızlık, mutluluk, siber zorbalık, sıkıntı değişkenleri ekseninde sunuldu.
Çok yönlü çalışma
Araştırmacılarca oluşturulan 11 soruluk veri setiyle “dijital oyun bağımlılığı”, “ergenler için internet bağımlılığı”, “ergen sosyal medya bağımlılığı”, “ergen mutluluk”, “siber zorbalık”, “ergenlerde sıkıntı-stres” ve “yalnızlık” ölçekleri kullanıldı.
Öğrencilerin ebeveynlerinin eğitim durumu ortaokul ve lise ağırlıklı olarak belirlenirken, öğrenciler arasında mobil telefon sahipliği yüzde 95,49 olarak hesaplandı.
Katılımcı öğrencilerin, evde kaldıkları süre dikkate alındığında, hafta içi günlük yaklaşık 3 saat dijital oyun oynadıkları dikkati çekti. Dijital oyun bağımlılığı “çok riskli” ve “orta derece riskli” düzeyinde olanların oranı yaklaşık yüzde 35 oldu. Bu sonuç, hem lise hem de ortaokul öğrencileri arasında oyun bağımlılığı riskinin varlığını ortaya koydu.
Lise düzeyindeki kız öğrencilerde internet bağımlılığı erkeklerden fazla
Öğrencilerin internet bağımlılığı durumlarına bakıldığında, “çok riskli” ve “orta derece riskli” düzeydekilerin oranı, lise öğrencileri arasında yüzde 31, ortaokul öğrencileri arasında yüzde 20 olarak tespit edildi.
Ortaokul düzeyinde kız ve erkek öğrenciler arasında internet bağımlılık riski benzerlik gösterirken, lise düzeyinde kız öğrencilerin internet bağımlılığı riskinin erkeklere göre daha yüksek olduğu belirlendi.
Sosyal medya bağımlılığı durumları incelendiğinde ise “çok” ve “orta derece” bağımlılık riski oranı, liseli gençlerde yüzde 50, ortaokul öğrencilerinde ise yüzde 35 olarak tespit edildi.
Öğrencilerin yüzde 10’u siber zorbalığa maruz kalıyor
Araştırma, öğrencilerin yüzde 10’unun orta derecede de olsa siber zorbalığa maruz kaldıklarını ortaya koydu. Bu sonuç, siber zorbalığın düşük dereceli olgularının daha yaygın olduğunu göstermesi açısından önem taşıyor.
Araştırmada, lise öğrencilerinin ortaokul öğrencilerine göre daha yüksek sıkıntı düzeyine sahip oldukları, hem lise hem de ortaokul düzeyindeki öğrencilerin azımsanmayacak oranda yalnızlık duygusu yaşadıkları belirlendi.
]]>KONYA – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerinin kaynaklarını hem de bakanlığın kaynaklarını Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçladıklarını söyledi.
Konya’da bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Konya Sanayi Odası’nda düzenlenen Konya Sanayiciler İstişare Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Bakan Kacır, “Konya’nın potansiyelini bugünkünden çok daha ileri bir düzeye çıkarıyor olacağız. İnsan kaynağı, insan kıymeti meselesi sorunu var. Tabii bu meselenin aslında çok boyutlu bir mesele olduğunu zannediyorum hepimiz farkındayız. Yani bir yandan bir kültürel dönüşüm boyutu var bu işin. Bir yandan da eğitim sistemimizle ilgili yönleri, yanları var. Şunu savunuyoruz bakanlık olarak; mutlaka mesleki eğitime özel sektörün öncülük etmesi lazım. Müfredatından tüm eğitim uygulamalarına kadar özel sektörün himayesinde mesleki eğitim çalışmalarını gerçekleşiyor olması lazım. Bunu yapabilecek mekanizmalar geçmişte kuruldu. Kurulan mekanizmalardan işler olanlarını, ki bunların başında organize sanayi bölgelerinde kurulmuş meslek liseleri, meslek yüksekokulları gelmektedir, daha iyi bir düzeye çıkarmak için daha fazla kaynak ayırmamız lazım. Önümüzdeki dönemde hem organize sanayi bölgelerimizin kaynaklarını, hem bakanlığımızın kaynaklarını, hem yatırım teşvikleri ile sektöre sunduğumuz, özellikle büyük ölçekli firmalara sunduğumuz kaynakları bir ölçüde Türkiye’nin mesleki eğitimi için seferber etmeyi amaçlıyoruz. Bunu yapmazsak bugün yaşadığımız sorunlar önümüzdeki dönemde artarak devam edecek. Bunu yaparsak Allah’ın izniyle hızlı sonuç alacağız. Aslında Türkiye’de özel sektör dokunuşu olan bazı alanlarda mesleki eğitimde çok hızlı neticeler aldık. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilk yaşandı. Bazı meslek liseleri tam puanla öğrenci aldılar. Lise giriş sınavlarında tam puan alan öğrencilerin bazıları Türkiye’de meslek lisesi tercihi yaptılar. Ama hangi meslek liselerini tercih ettiler? Baykar’ın kurduğu Havacılık, Uzay, Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni. Özdemir Bayraktar Havacılık Meslek Havacılık ve Uzay Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, ASELSAN’ın himaye ettiği Ankara’daki Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’ni, Teknopark İstanbul’daki siber güvenlik Mesleki Teknik Anadolu Lisesi. Demek ki biz markalarımızla, kurumlarımızla mesleki eğitimi himaye ettiğimizde doğrudan netice alabiliyoruz. Şimdi savunma sanayii Türkiye’nin gözde sektörü elbette. Bu bir gerçek. Fakat hala savunma sanayiinin geldiği bu konuma rağmen savunma sanayiinden çok daha büyük sektörlerimiz var bizim. Üretim düzeyleriyle, ihracat düzeyleriyle otomotiv sektörümüz, kimya sektörümüz, tekstil sektörümüz, makine sektörümüz, gıda. Sektörümüz halen ölçek itibarıyla savunma sanayiinden çok daha büyük sektörler. ve bu sektörlerde de çok fazla büyük oyuncu var. ve bu oyuncuları biz devlet eliyle her daim destekleyegeldik. O vakit önümüzdeki dönemde devlet özel sektör el ele vereceğiz. ve bu mesleki eğitim meselesini bir sorun olmaktan çıkaracak adımları hızla atıyor olacağız” şeklinde konuştu.
“İnsan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz”
Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Konya’nın güçlü bir sanayileşme süreci yaşadığını ifade ederek, “Yüksek enflasyona, artan maliyetlere, etrafımızdaki tüm istikrarsızlık ve savaşlara rağmen üretime olan inancımızı koruyor, yatırım ve üretim motivasyonumuzu güçlü tutmaya çalışıyoruz. Ancak üzülerek ifade ediyorum ki hepimizin ortak sorunu insan kaynağı. Fabrikalarımızda çalışacak, üretecek insan kaynağı bulmakta olağanüstü zorluk yaşıyoruz. Bir yandan ülkemizde genç işsizlik oranı yüzde 15.5’a ulaşırken, diğer yandan sanayinin insan kaynağı sıkıntısı yaşaması artık üretim güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Bu meselenin çözümünün mesleki eğitimde olduğunu düşünüyoruz. Son dönemde devletimiz de, özellikle 28 Şubat’tan sonra ihmal edilen mesleki eğitimi yeniden özendirmek amacıyla çok ciddi yatırımlar yaptı. Biz tüm bu yatırımlar için teşekkür ediyoruz. Bu konuda adeta milli bir seferberlik ruhu ile hareket ederek, mesleki eğitimi ülkemizin en öncelikli gündem maddesi haline getirmek zorundayız” diye konuştu.
Konya Sanayi Odası Meclis Başkanı Memiş Kütükçü ise, “Konya 1970’li yıllardan sonra hızla sanayileşmeye inmesi arttırarak bugün ihracatının yüzde 75’sini sanayi mamullerinden oluşan net bir sanayi şehri haline gelmiş bir kentimiz. Konya Organize Sanayi Bölgemizde Türkiye’nin an itibariyle 31 milyon metrekareyle 2. büyük organize sanayi bölgesi haline gelmiş ve Konya’nın kendi girişimcilerinin ağırlıklı kurdukları tesisler ve tesislerle ki bugün teşriflerinizden bir tanesinin açılışını gerçekleştirdik. Dün itibariyle de 6. genişleme bölgemizin ön tahsis sözleşmeleri ve yer çekim kuralları sürecini tamamladığımız halen gelişmekte ve genişlemekte olan bir bölgemiz. Bu konularda bakanlığımızın şehrimize organize sanayi bölgemize verdiği destekten dolayı müteşekkiriz” ifadelerini kullandı.
]]>Konya’da doğup büyüyen 62 yaşındaki Prof. Dr. Erdal Kalkan, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğu 1985’te, çocukluk hayali olan hukuk eğitimi için üniversite sınavına girdi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı.
Kayıt yaptırması için gerekli olan lise diplomasının aslını temin edemediği için hukuk fakültesine kayıt yaptıramayan Kalkan, 2011’de çıkan öğrenci affıyla hayallerine doğru bir adım attı. 26 yıl önce mezun olduğu üniversiteden lise diplomasını alan Kalkan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı.
Hukuk fakültesindeki eğitimini, beyin cerrahisinde alanında çalışırken sürdüren ve 2016’da mezun olan Kalkan, sağlık için zihinsel hareketin sürekliliğini öneriyor.
Kalkan, AA muhabirine, hayallerini gerçekleştirdiği için mutlu olduğunu söyledi.
Hukuk fakültesini kazandığı sene yaşadıklarını ise Kalkan, şöyle konuştu:
“Tıp fakültesi mezuniyeti cuma günüydü, hukuk fakültesinin son kayıt tarihi de pazartesiydi. Ben koşa koşa mezuniyet belgemle evrakımı toparladım, kaydımı yaptırmak için gittim. Öğrenci işleri kayıtta lise diplomamın aslını istedi. Dedim ki ‘Lise diplomamın aslı yok. Ben üniversite mezunuyum zaten. Buyurun bu çıkış belgem’. Dedi ki ‘Lise diplomasının aslı lazım’. Çukurova Üniversitesi’ne gittim. Dekan beye zorunlu hizmetimi yapacağımı, dışardan okuyarak da hukuk fakültesini bitirmek istediğimi söyledim. Ne yazık ki o zamanki dekanımız ‘Lise diplomanızın aslını aldığınızda mecburi hizmetten kaçacaksınız. Ben lise diplomanızı vermiyorum.’ dedi.”
Mezun olduğu liseden aldığı mezuniyet belgesinin de hukuk fakültesi tarafından kabul edilmediğini dile getiren Kalkan, mecburi hizmetini Ankara’da yapmasına rağmen kazandığı hukuk fakültesinde okuyamadığını söyledi.
“Bir gece yarısı af çıktığı haberini gördüm”
Mecburi hizmetinden sonra hem yurt içi hem de yurt dışında hekimlik ve akademisyenlikle beyin cerrahisi uzmanlığından başlayıp profesörlüğe kadar ulaştığını, 39 yıldır aralıksız olarak hekimliği sürdürdüğünü anlatan Kalkan, şöyle devam etti:
“Hukuk içimde kalmıştı. Doçentken bir gece yarısı uykum kaçtı. ‘Türkiye tarihinin en büyük öğrenci affı çıktı’ diye bir haber gördüm. Bu haberi görür görmez bende bir yıldız çaktı, ‘Acaba yeniden hukuk fakültesini okuyabilir miyim artık?’ diye.”
Afla birlikte kazandığı üniversiteye kayıt yaptırdığını, bu sırada Konya’da akademisyenliğe ve hekimliğe devam ettiği için Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesine geçtiğini anlatan Kalkan, 2016’da da mezun olduğunu söyledi.
Kalkan, tıp hukuku üzerine çalışmalar yaptığını, kitap yazdığını, hukuk tahsili gören hekimlerle Hukukçu Hekimler Enstitüsü Derneğini kurduklarını, hukukçu bakış ile tıpçı bakışı birleştirmeyi, iki meslek grubu arasında birlikte bir şeyler üretmeyi amaçladıklarını belirtti.
“Heybenizi artık daha çok doldurmanız lazım”
Beyin cerrahı olarak insanlara eğitimi ve kişisel gelişimin sürekliliğini öneren Kalkan, şunları kaydetti:
“Dünyada tek alanda uzman olmak yeterli değil. Heybenizi artık daha çok doldurmanız lazım. Sizi geliştirebilecek eğitimleri almanız lazım. Kendi alanınızda iyi olacaksınız, o alanda gayret edeceksiniz ama diğer alanlarda da bilgili olmanız, kendinizi geliştirmeniz lazım. Aksi takdirde körelmeye başlıyorsunuz. Oysa okumaya devam etmeniz zihninizi açık tutuyor. Sizi hep bir şeyler öğrenmeye teşvik ediyor.
Özellikle şunu vurguluyorum; çağımızın vebası gibi olan demans, Alzheimer eskiden 80’li 90’lı yaşlarda olurken, şimdi 60 yaşın üzerindeki insanlar demansa giriyorlar ve artık çevreleriyle irtibatları kopuyor, çocuklaşıyorlar. Ama siz zihninizi çalıştırırsanız, Alzheimer’a yakalanma ihtimaliniz daha gecikecektir, daha uzayacaktır, belki de hiç yakalanmayacaksınız. Bu yüzden zihinsel faaliyetleri, bedensel faaliyetlerle birlikte hep sürdürmek lazım. Öğrenmenin yaşı yok. İmkanınız varsa, öğrenmek istiyorsanız, ne olursa olsun, yabancı bir dil olabilir, yeni bir lisans alanı olabilir, başka bir alan olabilir mutlaka öğrenmeye gayret edin. ikinci üniversite, üçüncü üniversite, lisan, ikinci lisan, üçüncü bir lisan, mutlaka gayret edin. Eğitim, zihninizi hep açık tutacaktır.”
]]>