İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, Prof. Dr. Birol Gülnar danışmanlığında hazırladığı doktora tezinde Türkiye’nin sosyal ağ yorgunluğu yaşadığını belirledi.
2022 yılında başlayan ve 5 ayın sonunda tamamlanan araştırmada en az sosyal ağ yorgunluğu yaşayan şehrin Erzincan, en yoğun sosyal ağ yorgunluğu yaşayan ilin Afyonkarahisar olduğu belirlendi. Bölge bazında ise Güney Doğu ile Doğu Anadolu bölgelerinin batı bölgelerine göre daha fazla sosyal ağ yorgunluğu yaşadıkları tespit edildi. Araştırmada, kişilerin yaşadıkları sosyal ağ yorgunluğunun kendilerinden kaynaklamadığı görülürken, kullanıcılar; platformlarda yer alan aşırı miktardaki bilgi, sürekli iletişim hali ya da sosyal ağların kendi teknik özelliklerine bağlı olarak yorgunluğa maruz kaldığı belirtildi.
Araştırma 81 ili kapsıyor
Türkiye’de ilk olan araştırma ile ilgili bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi Nihal Acar, “Çalışmamız aslında 2010 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Pazar araştırmacıların bulduğu bir durum tespitidir. Şöyle ki sosyal ağların kullanım oranlarında ki düşüşe ve bu düşüşün kişiler üzerinde ortaya çıkarttığı fiziksel ve ruhsal nedenlere dayanan bir araştırmadır. Araştırmada Türkiye’de ilk Prof. Dr. Birol Gündar ve benim tarafımdan doktora tezi olarak hazırlandı. Araştırmayı biz tüm Türkiye’de yani 81 ili temsil edecek şekilde yapılandırdık. Kavramın yani sosyal ağ yorgunluğunun nasıl üretildiğine baktığımızda ise büyük Pazar şirketleri kullanım oranlarında 2011 yılında 2010’a göre yüzde yirmilik bir düşüşten bahsediyor. Bu oran sosyal ağ için yüksek bir oran. Pazar araştırmacılar bunun yani insanların neden artık platform kullanmaktan uzaklaştığının araştırılması gerektiğini literatür kısmına yöneltiyor. Yani biraz daha bu işle uğraşan bilim adamlarının araştırma yapmasını söylüyor” ifadelerine yer verdi.
“Sosyal ağ yorgunluğu Türkiye’de mevcut”
Pazar araştırmacılarının temel nedeninin reklam olduğuna dikkat çeken Nihal Acar, “Çünkü onlar sosyal ağlar üzerinden reklam aldığı için kullanılmayan bir platforma da ister istemez hiçbir firma reklam vermez. Araştırma da 2 boyut elde ettik. Vatandaşların sosyal ağ kullanımı sonucunda 2 olumsuz durumla karşılaştığını tespit ettik. Bunlardan bir tanesi teknostres, yani sosyal ağ kullanımına bağlı olarak kişilerin bunalma, stres, depresyon, anksiyete. Fiziksel anlamda da kas ve eklem ağrıları sürekli masa başında oturmaktan ya da göz bozuklukları, ani kalp atışı, nefesin aniden yükselmesi gibi durumlar tespit edilir. Ama araştırmanın bir diğer ilginç boyutunda da tükenme. Yani Kişiler artık yavaş yavaş sosyal ağ kullanmak istemiyor. Örnek verecek olursak bir sosyal ağ platformu temmuz ayında kendisine bağlı küçük bir üretip piyasaya sürdü. Burada ki temel neden kullanıcı sayısını düşürmemek, kullanıcı sayısını kaybetmemek olarak söylenebilir. Sosyal ağ yorgunluğu artık bizim ülkemizde mevcut. Kişiler özellikle ağ kullanımından yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı” şeklinde konuştu. – ERZİNCAN
]]>Teknolojinin hızla ilerlemesi, medya sektöründe yapay zeka uygulamalarının kullanımını kaçınılmaz kılıyor. Yapay zeka, veri işlemeden içerik üretimine, kişiselleştirilmiş haber akışından otomatik dil çevirisine kadar geniş bir yelpazede medya endüstrisini dönüştürüyor.
Haberlerin daha hızlı ve etkileşimi artıracak bir şekilde işlenmesi, analiz edilmesi ve sunulması için fırsatlar sunarken, aynı zamanda ahlaki, hukuki ve toplumsal sorumlulukları da beraberinde getiriyor.
Bu kapsamda, gazeteciliğin temel ilkeleri ile yeni teknolojik imkanlar arasında bir köprü kurulması gerekiyor. Bu nedenle yapay zekanın medya sektörüne sağlıklı bir şekilde entegre edilmesini destekleyen AA, AAtölye’de “Medyada Yapay Zekayı Yönetmek” başlığıyla forum düzenledi.
Medyada yapay zeka kullanımı ve uyulması gereken etik ilkeler tartışıldı
Türkiye’nin saygın üniversiteleri ve medya kuruluşlarından akademisyen ve gazeteciler ile sektör temsilcilerinin katıldığı söz konusu forumda, medyada yapay zeka kullanımı ve uyulması gereken etik ilkeler tartışıldı. Forumun bir çıktısı olarak da “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi” hazırlandı. Söz konusu rehber, AA ve diğer medya kuruluşları için yapay zeka teknolojilerini kullanırken takip edebilecekleri çerçeveye katkıda bulunmayı amaçlıyor.
Sürekli gelişen teknolojik yeniliklere ve medya sektöründeki değişen ihtiyaçlara göre güncellenmeye açık olan “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi”, AA’nın köklü gazetecilik tecrübesini ve medya sektöründe yapay zeka kullanımına dair evrensel uygulamaları temel alıyor.
Forum katılımcılarının ve AA Akademi’nin katkılarıyla hazırlanan “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi”nde yer alan 10 madde şöyle:
Gazetecilik ilkelerinin korunması
Medya kuruluşları yapay zeka kullanımında gazetecilik meslek ilkelerinden ödün vermez. Gazetecilerin haberleri doğru, tarafsız ve etik bir şekilde sunmasını teşvik eden basın ahlak esaslarına harfiyen uyar.
Medyada yapay zeka algoritmaları kullanımı
Medyada yapay zeka algoritmalarının kullanımı, haberlerin kişiselleştirilmesi, içerik önerileri, dil işleme, ses ve görüntü analizi gibi bir dizi alanda etkili bir şekilde gerçekleşiyor. Bu teknolojilerin kullanımı, veri gizliliği, içerik manipülasyonu ve tarafsızlık gibi etik ve hukuki sorunları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle medya kuruluşları kullandıkları yapay zeka uygulamalarında gazetecilik meslek ilkeleri ve basın ahlak esasları ile tutarlı, tarafsızlığı sağlanmış algoritmalar kullanıyor. İnsanlığın temel değerlerini ve kişisel zaafları suistimal eden algoritmalardan uzak durur.
Gerçeğe sadakat ve teyit mekanizması
Medya kuruluşları dezenformasyon ve yalan haberle mücadeleye katkı sağlayacak uygulamaları destekler. Yapay zeka çıktılarının filtrelenebildiğini, gerçek olmayan, ön yargı ve ayrımcı bilgiler içerebildiğini unutmaz. Yanıltıcı bilgilere karşı dikkatli olur ve doğrulama mekanizmaları oluşturur. Gerçeği tahrif eden (deepfake) her türlü teknolojik uygulamadan kaçınır. Dezenformasyon ve manipülasyon tehlikesine karşı gazetecilerin süreç içinde kontrol amaçlı kişisel inisiyatiflerini kullanmalarına olanak tanır.
Toplumsal fayda ve okur hakları
Yapay zekanın medya sektöründeki kullanımı, temelde toplumsal faydayı koruma ve bilgiyi daha etkili bir şekilde iletme amacı taşır. Bu nedenle yapay zeka uygulamaları medya kuruluşları tarafından tiraj, reyting ya da görüntülenme artırmak için değil, haberlerin hızlı, şeffaf ve kesin bir biçimde okurlara, izleyicilere ve dinleyicilere ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla kullanılır.
İnsan onur ve haysiyetine saygı
İnsanların mahremiyeti ve kişisel bilgilerinin korunması, temel bir insan hakkıdır ve bu haklara saygı göstermek zorunludur. Bu nedenle medya kuruluşları kişisel verilerin kullanımında, veri gizliliği ve mahremiyet hakkına tam saygı gösterir, rıza esasını ön planda tutar. İnsanlık onurunu zedeleyebilecek her türlü yapay zeka uygulamasından kaçınır. Yapay zeka tabanlı sanal ikizler (dijital avatarlar) için kullanılan gerçek insanlara ait profil ve sesleri, telif haklarına uygun olarak lisanslar ve kaynaklarını belirtir. Hak sahiplerine saygı göstermenin yanı sıra yasal gereklilikleri karşılayarak adil bir kullanımı teşvik eder.
Ön yargıya karşı editoryal çerçeve
Yapay zeka uygulamalarındaki potansiyel ön yargılar, ifade edilen görüşleri etkiler. Bu nedenle medya kuruluşları bu teknolojileri özenle kullanır. Olası ön yargıları azaltmak için yapay zeka tarafından ifade edilen görüşlerin insan editörler tarafından denetlenmesini ve doğrulanmasını sağlar.
Sürdürülebilir gazetecilik
Yapay zeka, medya sektöründe süreçlerin hızlanması ve otomasyon için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bu otomasyon kaygısı, insani yaratıcılığın değerini azaltmamalıdır. Bu bağlamda, medya kuruluşları, haber üretimi, çizerlik, yazarlık, foto muhabirliği, görsel yönetmenlik ve grafik tasarım gibi yaratıcılığı besleyen iş alanlarında yapay zekanın kullanımını düzenler, istihdam üzerinde olumsuz etkileri en aza indirir ve gazetecinin hakkını korur. Sürdürülebilir gazetecilik, insan yeteneklerinin ve yaratıcılığının korunmasını sağlayarak medya endüstrisinde dengeli bir teknolojik entegrasyonu teşvik eder.
İnsan üretimi bilgi ve çeşitliliğin korunması
Yapay zeka tarafından üretilen verilerin yapay zeka uygulamalarındaki payı sürekli artıyor. Medya kuruluşları, içerik zenginliğinin sürdürülebilirliği için, yapay zeka uygulamalarında insan üretimi özgün bilgi oranını makul bir düzeyde tutar. Ayrıca bilgi ve kaynak çeşitliliğine özellikle dikkat eder. Bu yaklaşım içerik kalitesini korur ve yapay zeka tarafından üretilen verilerle insan yaratıcılığını dengeli şekilde bir araya getirerek daha sağlam bir bilgi temeli oluşturur.
Hukuki sorumluluk, şeffaflık ve telif haklar
Medya kuruluşları yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin hukuki çerçevesinin net bir şekilde çizilmesine katkı sunar, şeffaflık ve telif hakları konularına saygı gösterir. Bu kapsamda içeriklerde yapay zeka tarafından üretildiğini gösteren bir logo kullanır ve içeriklerde yapay zekanın katkısı ve kullanılan kaynakları dipnot ve uyarı şeklinde açıkça belirtir.
Yapay zeka kullanımında hukuksal süreç
Yapay zekanın kullanımı, teknolojinin hızlı gelişimi ve değişen doğası nedeniyle henüz net bir hukuki çerçeveye sahip değildir. Medya kuruluşları yapay zekanın kullanımına dair belirgin evrensel ve ulusal kural ve yönergeler oluşturulana kadar, hazırlanan geçici düzenlemeler ve etik kuralları takip eder.
]]>