“SORUNLARIN HEPSİNİN ÇARESİ SİZDE”
CHP Genel Başkanı Özel, Manisa’nın ilçelerinde düzenlenen mitinglere katıldı. Soma ilçesinde parti otobüsü üzerinden seçmenlere seslenen Özgür Özel, “Biri diyor 3600 ek gösterge. Biri diyor motorum var mazotum yok. Biri diyor taşerondaydım, kadromu alamadım. Bir tanesi 10 lirayı gösteriyor cebimde bu kaldı, ben emekliyim diyor. Bu sorunların hepsinin çaresi sizde, çaresi sandıkta. 31 Mart tarihinde sandık başına gittiğimizde CHP’nin adaylarına oy vereceğiz” diye konuştu.
“TÜRKİYE İTTİFAKI BEDELLİ ASKERLİĞE KAÇANLARDAN OY BEKLEMEZ”
‘Türkiye ittifakı’ çağrısını yineleyen Özel, “Bu adaylar CHP’nin adayları değil. Bu adaylar büyük bir ittifakın adayları. Bu ittifakın adı Soma’da Soma ittifakı. Türkiye’de Türkiye ittifakı. Bu ittifakın rengi kırmızıyla beyaz. Ay yıldızlı al bayraktan alıyor rengini. İçinde sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar var. Bu partiye oy versin diye kimseyi ayırmıyoruz” dedi. “Türkiye ittifakı kimden oy bekler” diyen Özgür Özel, “Türkiye ittifakı, milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan oy bekler. Kimin karnı açsa, kimin maaşı yetmezse, kimin iş güvencesi yoksa, kimin çocuğu yurt dışına gitmek istiyor ve endişeleniyorsa onlar Türkiye ittifakındadırlar. Öyle bedelli askerliğe kaçanlardan değil, gerekirse bu vatan için canını vermeye razı olanlardan oy istiyoruz” ifadelerini kullandı.
TEPKİLER SONRASI YENİ AÇIKLAMA YAPTI
Sözlerinin bedelli askerlik yapanların tepkisini çekmesi üzerine konuya ilişkin yeni bir açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Dedim ki bu ülke için canını verecek herkesten oy istiyorum. Bir yandan da şunu söylüyorum: Hepimiz bu ülke için canımızı veririz ama Tayyip Erdoğan bu ülke için canını veren şehidin tabutunun ucundan tutacak, bir elinde şehidin tabutu bir elinde mikrofon orada siyaset yapacak. Kerpiç briket bir ev penceresiz camına naylon çekilmiş oraya gidecek siyaset yapacak. Sonra da üzerine bir kamuflaj, buraya Cumhurbaşkanlığı forsu, efendim, ‘Recep Tayyip Erdoğan’a kamuflaj ne de yakışmış’ diye 7 tane gazete birden manşet atacak. Eğer bir kamuflaj bir Erdoğan’a yakışacaktıysa Bilal Erdoğan’a yakışaydı, Burak Erdoğan’a yakışaydı. Bunu söyleyip biz vatanseveriz biz vatanımızı severiz, sizinkiler gibi bedelli ile çürük raporu ile kaçmayız dedim.
“SEN KENDİ EVLADINA ÇÜRÜK RAPORU ALIYORSUN”
Diyorlar ki Özgür Özel ‘bedelliden oy istemedi mi?’. O kanunun altında imzam var benim. Oyum var. Bedelli askerlik yapan da bu milletin evladıdır, gidip normal askerlik yapan da evladıdır. Bir dil sürçmesinden siyaset çıkarmaya çalışan Erdoğan’a şunu söylüyorum: Sen kendi evladına çürük raporu alıyorsun da bedelli yapıp askere yollamıyorsun da başkasının gariban çocuğu üzerinden niye siyaset yapıyorsun onu soruyorum onu.”
]]>MHP KANADINDAN AYNI SERTLİKTE YANIT GELDİ
MHP Genel Başkan Yardımcıları Semih Yalçın ve İzzet Ulvi Yönter’i hedef alan Türkeş, “Sizlerin Türkeş’in evladı olması imkansız, zira Türkeş o.. çocuk yapmadı hiç! Babalarınızı aramaya devam edin” ifadelerini kullanmış ve MHP kanadından Türkeş’e aynı sertlikte yanıtlar gelmişti.
“KİMSENİN KİMSEYE HAKARET ETMEYE HAKKI YOK”
Yaşanan gerilime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alparslan Türkeş’in oğlu Kutalmış Türkeş, “O açıklamayı MHP’dekileri muhatap alarak söylemedim. Onlar üstüne alınmışlar. ‘Semih’ yazmışım diye Semih Yalçın niçin üstüne alınıyor? Ben ‘Alparslan Türkeş’in evladıyız’ deyip Türkeş’in öz evlatlarına hakaret edenlere söylüyorum. Onlar üstüne alınıp ortaya çıkmaz. Türkeş’i görmemiş 15-20 yaşında çocuklara, talimatla bize hakaret ettiriyorlar. Ben onu kastediyorum. Kimsenin kimseye hakaret etmeye hakkı yok. Benim de yok. Ama ediyorsan da en azından Türkeş’i bilen bir adam olarak hani bir muhataplığın olur” dedi.
“O SEMİH BİR ROMAN KAHRAMANI DİYELİM”
Türkeş sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Sen Türkeş’i ömründe görmemişsin. Neye göre bana, benim öz babamı, öldüğü güne kadar evde yaşamış babamızı bile bile, gece gündüz oradan talimat verilip hakaret ediliyor. Bunu kim kabul eder ki? Ben size ‘Sen o babanın evladı değilsin, onun evladı benim’ desem siz nasıl bir şey hissedersiniz? Bu normal bir şey değil. O yüzden MHP’nin yaptıkları normal bir şey değil. ‘Semih’ yazınca o kendi üstüne alınıyorsa ben bir şey yapamam. Bunun hukuki değeri de yok, farklı yorumlayabilir. O Semih bir roman kahramanı diyelim. Şimdi o konunun birkaç boyutu var. Örneğin Alparslan Türkeş’in kızı olarak o Adana’da aday olmuş. Onu destekleyeceğine, kalkıyor orada AKP adayını destekliyor. Tamam onu desteklesin ama bir de kalkıyor sana ‘hain’ diyor. Söyleyen haindir. Bunu anlamak için ülkücü, Türkeşçi falan olmaya da gerek yok.
“BİZLERİ TEHDİT ETMEYE NE HAKKINIZ VAR?”
Kaldı ki benim tepkim şuna: Binlerce, yüzlerce hakaretle ‘Siz onun evladı değilsiniz. Sen hainsin’ diye başlayan, akla gelmedik çeşitli şeyler yazıyorlar. Bakıyorsun hepsi MHP ilçe başkanı, ilçe yönetim kurulu üyesi. Zaten adamın hesabında ocak başkanı, ocak yönetimi gibi hazır kalıp bazı cümleler, aynı ağızdan çıkmış. O mesajımda kastettiğim bize hakarete edenlerdir. Tabii üzücü bir durum. Necmettin Erbakan’ın oğlu Recep Tayyip Erdoğan’a ne ağır eleştiriler yaptı. Adamlar bir gün kalkıp da küfür etmedi. Onu bırakın, herhangi bir partinin kurucusunun ailesine böyle hakaretler, tehditler yağdıran böyle bir mekanizma yok. Bizleri tehdit etmeye ne hakkınız var? Bu tehdit mekanizmasına kimsenin dokunmadığı bir durum da var. Türkeş’in ailesine hakaret edenleri ben Türkeş’in evladı olarak kabul etmiyorum. Bu kadar basit.
“KİMSE BİR HALT YAPAMAZ”
Diyalog, oturursun konuşursun. Yapılanın Türkçesi şu: Biz size küfrederiz, tehdit ederiz, saldırı düzenleriz, siyaset zeminini kapatırız, her şey yaparız. Ama sen gıkını çıkarmayacaksın. Alparslan Türkeş Vakıf toplantısına saldırmışlardı. Kafa yarıp öldürmeye kalkıştılar. Babamın mezarına gittim, önüme geçip, ‘Giremezsiniz’ dediler. Bunlar normal şeyler değil. Yine bizimle ilgili tehdit yayınladılar. Kimse bir halt yapamaz. Geleceği varsa göreceği de var. Kader kime ölüm yazmışsa ölür gider. Herkes için geçerli. Biz kadere inanıyoruz.” MHP’de “Yedi kat yabancıya” partide görev almaları için çağrılar yapılırken, Ayyüce Türkeş’e hiç davet gitmediğini de belirten Kutalmış Türkeş, “Benim mesajımda kastettiğim, ömründe Türkeş’i görememiş kişiler oraya geliyor, ‘Ben Türkeş’in temsilcisiyim’ diyor. Değilsin, olamazsın. Alparslan Türkeş sizi kabul etmez. Siz bizi aşağılayacaksınız ama size bir şey söylenmeyecek. Böyle bir şey olabilir mi?”
MHP’Lİ SEMİH YALÇIN: YALAN SÖYLÜYOR
Sözcü gazetesine açıklamalarda bulunan Kutalmış Türkeş’e MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın cevabı ise şöyle oldu; “Biz kendisinden uzak durmaya, bulaşmamaya çalışıyoruz. Kastettiği Semih de benim. Yalan söylüyor. Anladığım kadarıyla hukuki bir takibata uğramaktan endişe ederek böyle söylüyor olabilir. Bu olay yeni değil 3-4 yıldır devam ediyor. Bir ara beni mahkemeye de verdi. Bir şey söylüyorsa arkasında durmalı. İnanın Saygı Bey bana, bizim çocuklar hiçbir şey yapmıyor. Kendisinde ocak, parti takıntısı ve rahatsızlığı var bu arkadaşın. Doğruyu söylemekte fayda var, kendisi bu ortamı yaratıyor.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Osmangazi İlçe binası açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine cevap verdi. Özel, “Tayyip bey, ben diyorum 10 bin lira emekliye yetmiyor, sen ‘Büyüdük’ diyorsun. Eğer 10 bin liralık emekli halinden memnunsa; 16 bin 250 lira olmuş açlık sınırı, 17 bin lira alan asgari ücretli halinden memnunsa; köylüler, çiftçiler halinden memnunsa; şu Bursa esnafı halinden memnunsa; gençler, işsizler halinden memnunsa o zaman oyu sana versinler. Ama yokluk, işsizlik, enflasyon varsa ve bu ülkedeki herkes büyük bir ızdırap içindeyse o zaman 31 Mart’ta sana gerekli cevabı sandıkta verecekler. Bu kadar sıkıntı varken, ‘Ülke iyi gidiyor’ diyen yönetici, yönetici değildir” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da CHP Osmangazi İlçe binasının açılışına katıldı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Bozbey, Osmangazi Belediye Başkan adayı Erkan Aydın ve Osmangazi ilçe yönetimi ile beraber konuşan Özel, şunları söyledi:
“BURSA’DA TALANI BİTİRECEK, MEGA PROJEMİZ: ALİNUR AKTAŞ’I GÖNDERİYORUZ, MUSTAFA BOZBEY’İ GETİRİYORUZ”
“Yerel seçimlerde geçen sefer de çok istediniz ama küçük bir farkla kaybettik. Bursa’da bu sefer Mustafa Bozbey inşallah. 30 Ağustos’a, 29 Ekim’e, Atatürk’e, Türkan Saylan’a, Uğur Mumcu’ya laf edene nefes harcamaya gerek yok, yazıklar olsun. Biz bir sürü proje tanıttık, en büyük projeyi ben açıkladım, bir daha açıklıyorum. Bursa’da trafiği de düzeltecek, yoksullara sahip çıkacak, yeşili artıracak, talanı bitirecek, Bursa’nın kent kimliğini ön plana çıkaracak, Bursaspor’u şampiyon yapacak mega projemiz şu: Alinur Aktaş’ı gönderiyoruz, Mustafa Bozbey’i getiriyoruz.
Erkan Aydın, Bursa’nın evladı. Buradaki köylerin her birinde adımı olan, çok iyi tanınan, karış karış çalışan, Meclis’te Bursa’nın ama özellikle dağın bütün sorunlarını dile getiren birisi, Osmangazi’nin evladı. Eğer Osmangazi’ye Erkan Aydın’ı getirirseniz Türkiye’de CHP’li belediyeler ve dünyada siyasi akrabalarımızın yönettiği çok güzel kentler var. Harika ve dağlık alanları olan, mesire yerleri olan ve kente çok önemli katkılar sağlayabilecek dünya projeleri, Dünya Bankası’nın fonları, bizim siyasi akrabalarımızın dayanışma fonları var.
“BİZ; YOKSULUNA, ESNAFINA, KÖYLÜSÜNE SAHİP ÇIKAN, FESTİVAL YASAKLANMASIN İSTEYEN CUMHURİYETÇİLERİZ
Bu ülkede yüzde 95 Atatürk’ü seviyorum diyor ama oy verdikleri, onun hatırasına sahip çıkmıyor, ona husumet duyuyor; onun ‘milletin efendisi’ dediği çiftçiye çektiriyor, alın terinin karşılığını vermiyor ama CHP bu seçimde Cumhur İttifakı’nın karşısında Türkiye İttifakı’nın içinde. ‘Türkiye İttifakı’nın içinde kim var’ derseniz, milli takım gol attığında sevinen kim varsa onlar var. İşine gelince Atatürk’e ‘iki ayyaş’ deyip, sıkıştığında 15 Temmuz’da resmini sallayanlardan değiliz. Kimse bize vatanseverlik, milliyetçilik taslamasın. Biz; yoksuluna, esnafına, köylüsüne sahip çıkan, bu ülkenin yarınlarında kimse aç kalmasın isteyen, çocuklar yatağa aç girmesin isteyen, işçiler sendikalı olsun, haklarını alsın isteyen, festival yasaklanmasın isteyen cumhuriyetçileriz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü konuşmasında sarf ettiği, “Muhalefet, ‘Yandık, bittik’ diyordu. Ne oldu? Hani ekonomi kötüydü? Bakın yüzde 4,5 büyüdük” sözlerine ilişkin Özel, şunları söyledi:
“Tayyip bey, ben diyorum 10 bin lira emekliye yetmiyor, sen ‘Büyüdük’ diyorsun. Eğer 10 bin liralık emekli halinden memnunsa; 16 bin 250 lira olmuş açlık sınırı, 17 bin lira alan asgari ücretli halinden memnunsa; köylüler, çiftçiler halinden memnunsa; şu Bursa esnafı halinden memnunsa; gençler, işsizler halinden memnunsa o zaman oyu sana versinler. Ama yokluk, işsizlik, enflasyon varsa ve bu ülkedeki herkes büyük bir ıstırap içindeyse o zaman 31 Mart’ta sana gerekli cevabı sandıkta verecekler. Bu kadar sıkıntı varken, ‘Ülke iyi gidiyor’ diyen yönetici, yönetici değildir.”
]]>“Oy rekoruyla geliyoruz. Oy rekoru niye kırılır? Yaptığın asfaltlara, kavşaklara kimse bakmaz. Önce yaptığın işe bakarlar namuslu dürüst yapıyor mu, insanları ayırıyor mu. İnsanların gönlüne öyle girilir. İnsanların gönlüne girmişiz ki, bugün yüzde 60 oyla geleceğiz inşallah.” diye konuştu.
“Ulaşım esnafı olarak sizler de Ankara’da bizim mesai arkadaşlarımızsınız. Dolayısıyla Ankara halkına hep birlikte hizmet ediyoruz.” ifadeleriyle katılımcılara seslenen Yavaş şöyle devam etti:
“BİZİM BÜTÜN DERDİMİZ ESNAFIN, ÇİFTÇİNİN AYAKTA KALMASI”
“İlk önce en kritik dönemde pandemiyle karşılaştık. Pandemide hükümet o gün, ‘her şeyi biz yapacağız siz karışmayın, maskeyi de biz dağıtacağız. Yardımları da biz toplayacağız’ dedi. Ama baktık olmuyor hemen devreye girdik . Ankara’da darda kim varsa evde oturanlarından, iş yerleri kapandığı zaman esnafa kadar hepsini nasıl ayakta tutabiliriz diye uğraştık.
Bir gece birden bire sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Pazarcının malı elinde kaldı.’Ne yapacağız’ diye düşünürken, onların kara kara düşünmesine fırsat kalmadan bir mesajla o ürünlerin hepsini satın alacağımızı duyurduk. Gece rahat uyumalarını sağladık. Terzilerimiz evinde kaldı. Maskeleri onlara diktirdik.
Şimdi de sosyal destekleri yaparken bir esnaftan almak yerine verdiğimiz Başkent Kart ile Ankara’daki tüm manavların, kasapların, bakkalların, kırtasiyecilerin cebine para giriyor. Bir ara kömürü, gübreyi, tohumu toptan alıyorduk. Şimdi kartlara yüklüyoruz. Gidip esnaftan kendileri satın alıyorlar. Dolayısıyla bizim bütün derdimiz esnafın, çiftçinin ayakta kalması. Gerçek belediyecilik budur. Kapanan her dükkan, tezgah belediyeye gelen özgeçmiş demektir.”
“BELEDİYECİLİKTEN ANLAMIYORLAR”
Ak Parti belediyeciliğini eleştiren Yavaş, şunları söyledi:
“Belediyecilikten anlamıyorlar. Yaptıkları betonların, plastiklerin ömrü iki ay. Bir alt geçit yaparsınız üç ay sonra herkes unutur. Ama önemli olan, belediye dediğin zaman doğumundan ölümüne kadar kentte yaşayan her insanın dertleriyle ilgilenen kurumdur. Bunun içerisine eğitim girer, sağlık girer, esnaf girer, iş dünyası girer, işsizler girer, işçiler girer.
Benim belediyecilik anlayışım şu; darda kim varsa hızır gibi yanında olmak. Gerisi boş. Anlamıyorlar; beton arıyorlar, plastik arıyorlar. Onu da onlardan fazla yaptık. Ama bunları adına ben hizmet demiyorum.”
“TÜRKİYE’DE BENZERİ OLMAYAN BİR ŞEKİLDE DESTEKLERDE BULUNUYORUZ”
Yavaş, konuşmasına şöyle devam etti:
“En büyük projemiz Ankara halkını zengin etmek demiştik. Çiftçilerimize yardım ediyoruz. Aç ve açıkta bırakmayacağız demiştik. Türkiye’de benzeri olmayan bir şekilde desteklerde bulunuyoruz. Destek alan ailelerin çocukları da yaşıtları gibi aynı şartlarla hayata başlasın istiyoruz. Belediyecilik budur. Yoksa oraya iki tane plastik, beton kimsenin işine yaramaz.
“ASLA YÜZÜSTÜ BIRAKAMAYIZ”
Bütün Türkiye’de gördük ‘çılgın’ projelerini. İkide bir zam geliyor, başkanlar, valiliğin önüne gidemiyorsunuz, Ak Parti’nin önüne gidemiyorsunuz, hükümetin önüne gidemiyorsunuz. ‘Bu zamlar ne’ demiyorsunuz. Enerji Bakanlığı’nın önüne gidip ‘şu ÖTV’yi kaldırın ulaşımdan’ demiyorsunuz, diyemiyorsunuz. Ama koşa koşa belediyeye geliyor, ‘hadi Mansur baba’ diyorsunuz. Evet. Elbette destek olacağız. Sizlerin de aileleri var. Geçindirmek zorunda olduğunuz insanlar var. Asla yüzüstü bırakamayız tabii ki destek olacağız.
“ANKARA’NIN TÜMÜNÜ İLGİLENDİREN KONULARDA SİYASET OLMAZ”
Mecliste sayımız az olabilir ama Ankara’nın tümünü ilgilendiren konularda siyaset olmaz. Bugüne kadar bir Allah’ın kuluna partizanlık yaptığımı gördünüz mü? Bir kişiyi ayırdığımızı gördünüz mü? Herkes bizim kardeşimiz. Oy versin vermesin herkesin iradesine saygı duyacağız. Dolayısıyla değerli hemşehrilerim, beş yıldır gördünüz. Herkesi kucakladık. Hiç kimsenin hiçbir şeyine bahane bulmadan herkese bir şekilde yardımcı olmaya çalıştık. Olmaya da devam edeceğiz.
“YÜZDE 60 OYLA GELECEĞİZ”
Oy rekoruyla geliyoruz. Oy rekoru niye kırılır? Yaptığın asfatlara, kavşaklara kimse bakmaz. Önce yaptığın işe bakarlar namuslu dürüst yapıyor mu, insanları ayırıyor mu. İnsanların gönlüne öyle girilir. İnsanların gönlüne gimişiz ki, bugün yüzde 60 oyla geleceğiz inşallah. Dolayısıyla doğru belediyeciliği kimin yaptığını gösteriyor.
Sonuç itibariyle, siz Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne mensup insanlarsınız. Elbette ki prblemlerinizi beraber çözeceğiz. Daha iyi şartlarda yaşamanız için elbette Ankara Büyükşehir Belediyesi her zaman yanınızda olacaktır.
Sizler için en iyisi ne ise, belediyeye en az zarar veren ne ise ona hep birlikte karar vereceğiz. Davetiniz için çok teşekkür ediyorum.”
]]>Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, belediye başkan adaylarının tanıtım toplantısında, iktidarı hedef aldı. Çayır, “Sayın Cumhurbaşkanı masal kahramanı olmaktan vazgeç. Masal kahramanları bu ülkeyi nereye götürdü. 22 yıl sonra dönüp bana milletimizin gözünün içine baka baka ‘Ben enflasyonu indireceğim, hayat pahalılığını sona erdireceğim adalet sağlayacağım’ dersen ben de derim ki bizimle dalga geçme aklımızla oynama artık, yeter. Türkiye’nin iktidar ve muhalefet problemi vardır” dedi.
Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, Ankara’da belediye başkan adaylarının tanıtım toplantısında konuştu. Çayır, şunları söyledi:
“Biz hiç kimseden sakınmayız, hesabı Allah’a vermişiz kuldan korksaydık ortaya çıkmazdık. Dediler ki ‘yarın bir gün sizi ezerler’ Kim ezermiş yahu gelsinler, hapishaneler zaten bizim ikinci yurdumuz. Sıkıntı yok onlar düşünsünler. Şehit olmayı göze almış, şehitliği en büyük kazanç sayan inancın temsilcisiyiz. Kim ki bize karşı gelsin. Üç gün önce Muhsin başkanın mahkemesindeyiz. Birileri oyun oynamaya devam ediyor. Yüce Türk milleti duysun Kahramanmaraş’ta görülen davanın hiçbir zaman suikast davası olmadığını esasa ilişkin bir dava olmadığını milletimiz duysun. Görülen dava hırsızlık davası. Koskoca helikopteri düşürmüşler sonra da çıkmışlar davayı hırsızlıktan açmışlar. Helikopterden alet, edevat çalanları hırsızlık iddiası ile mahkemeye çıkarıyorlar. Böyle bir davada olay yerinde bir şey alındığında delil karartmaktır. Örgütlü üstünü örtmektir. İşte o hırsızlıktan savcıya bu hafta suç duyurusunda bulunup mahkemeye vereceğiz.
Birileri partiyi kazanç haline getirip oradan kendisine kazanç kapısı da açmış olabilir… Bunu değiştirecek olanlar kim var? Hesabı olmayan, Muhsin başkanın arkadaşları değiştirebilir… Bir hırsızlık davası 15 yıl devam eder mi? Ey dava arkadaşlarım ey yüce Türk milleti bir hırsızlık davası 15 yıl devam ediyor hala sonuç Yok. Muhsin Yazıcıoğlu öldürülüyor hiç kimse kılını kıpırdatmıyor. Sayın Cumhurbaşkanı ‘kaza’ diyor. Nasıl kaza olduğunu çık anlat. Çık anlat da göreyim bakayım.
“CUMHURBAŞKANI, MASAL KAHRAMANI OLMAKTAN VAZGEÇ”
Sayın Cumhurbaşkanı masal kahramanı olmaktan vazgeç. Masal kahramanları bu ülkeyi nereye götürdü. 22 yıl sonra dönüp bana milletimizin gözünün içine baka baka ‘Ben enflasyonu indireceğim, hayat pahalılığını sona erdireceğim adalet sağlayacağım’ dersen ben de derim ki bizimle dalga geçme aklımızla oynama artık, yeter. Türkiye’nin iktidar ve muhalefet problemi vardır…
“YÜCE ALLAH’I SUÇLUYORLAR”
Bizim belediyecilik anlayışımızda şu an cari olan hiçbir şey yer almayacaktır. Depremden ötürü etkilenmiş bir insanız. Birçok il harap oldu. Orada 20 güne yakın arabada yatarak kardeşlerimize, akrabalarımıza yardımcı olmak istedim. İlk üç gün hiç kimse yoktu. Kızı ve iki torunu enkazın altında olan yeğenim bana dedi ki ‘Amca devlet bu kadar mı uzaktı bize. Hiç olmazsa çocuğumun biri kalsaydı’ dedi. Bu feryadı duymayan yerel yönetimlerin topluma vereceği ne olabilir? 23 imzadan geçtikten sonra insanlara ruhsat veriyorlar, ‘gidin evinize oturun’ diye. Bu kadar ev yıkıldı 23 imzanın sahibi ortada yok. İmar affını çıkaranların hiçbiri ortada yok. Kim sorumlu takdir, kader… Yüce Allah’ı suçluyorlar, Kendilerini suçlamıyorlar.
Türkiye’de ilk Milli Yol Partisi belediyeleri bünyesinde ‘ayna meclisleri’ kuruyor. Şehrin, ilçenin veya kasabanın muhalifleri kimse ilçe başkanları veya il başkanlarını karşımıza alacağız ‘kardeşim buyur bizi eleştir, biz sizden nemalanmak istiyoruz, eksiğimizi düzeltelim, bizi eleştir’ diyeceğiz… Türkiye’de ilk kez bir şey daha yapıyoruz. Elektriğini ve suyunu, suyu da yağmur suyundan elde eden şehirler ve siteler kuracağız. Artık köylerde büyükşehir yasasını kaldıracağız köylere iade edeceğiz.”
]]>
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin adayı Mansur Yavaş, Şereflikoçhisar’da Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Yavaş, “Seçime giderken artık kimse icraatlarıyla oy istemiyor. Artık Türkiye bu hale geldi. Biz seçilmeden önce karalamalar yaptılar. Şu ana kadar da karalayacak bir şey bulamadılar. Merak ediyorum torbadan ne çıkacak? Ama bu kardeşinize hiçbir şey tutmaz. Müfettişler geliyor, raporlarını yazıyor. Soruşturmaya değer bir husus bulamıyorlar. Türkiye’de emeklilerin sorunlarına seyirci kalmayan belediye biziz. Altı aydır destek oluyoruz, desteklerimizi de artıracağız. Biz destek olamaya başladık diğerleri de ‘biz de vereceğiz’ demeye başladı. Bir sürü AK Partili belediye var. Neden destek vermiyorlar? ‘Projesi yok’ diyenler, projelerimi kopyalama başladı. Cebimden vermiyorum, Ankara halkından aldığımı, Ankara halkına veriyorum” dedi.
Yavaş’a Şereflikoçhisar SKM açılışında CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, CHP Şereflikoçhisar Belediye Başkan Adayı Mustafa Koçak, CHP Ankara milletvekilleri, ilçe başkanı ve il kadın kolları başkanı eşlik etti. Yavaş, şunları söyledi:
“ARTIK ANKARA’DA BİR ŞEYLER DEĞİŞMELİYDİ”
“Beş yıldır belediye başkanlığı yapıyorum. Beş yıl boyunca sizlerin parasını boşa götürecek hiçbir israfın içinde olmadım. Bana güvenenlerin başını eğdirmedim. Bizlere destek olan herkes, aldığımız duaların hepsine ortak oldu. Bizlere güvenen destek olan tüm hemşerilerime Allah razı olsun diyorum. Çok teşekkür ediyorum. Artık Ankara’da bir şeyler değişmeliydi. Dedikoduları hepiniz duyuyordunuz. Birisinin buna son vermesi gerekiyordu. Hiçbir Allah’ın kulunu ayırmadım. Benim vicdanım buna el vermez. Kim nereye oy verirse versin, elbette kendi düşüncesi vardır. Saygılı davrandım ve beş yıl boyunca bana oy vermeyenlere karşı benden bir söz duymadınız. İlk önce derhal ilçeleri dolaştık. İlçelerin, köylerin sorunlarını yerinde öğrendik. Koçhisar’da afet oldu hemen çıktık geldik.
“KURUŞUNA KADAR KİME NE ÖDENMİŞ GÖRÜYORSUNUZ”
Beş yıldır Türkiye’de ilk defa 4 binin üzerinde ihaleyi canlı yayınladık. Herkes olan biteni görsün. Kimseden saklayacak bir şeyimiz yok. Bütün harcamaları web sayfamızdan yayınlıyoruz. Kuruşuna kadar kime ne ödenmiş görüyorsunuz. Yaptığımız büyük projelerin üzerine maliyetini yazıyoruz. Meslek odalarıyla yan yana gelip, yaptığımız işin hesabını vatandaşımıza veriyoruz. Kendi başımıza karar almıyoruz. Kent Konseyimiz var. Bin 800 üzerinde her görüşten insanımız var. Ankara için sözü olan herkes orada fikrini ifade ediyor. Belediye meclisinde oy birliğiyle karar alıp bunları işleme geçiriyoruz. Kendi başımıza ‘proje yapıyoruz’ diye sizlerin tertemiz parasını çöp projelere asla gömmüyoruz.
“BİZİM ANKARA HALKININ PARASINI BOŞA GÖTÜRECEK PROJEMİZ YOK”
Belediyecilik anlayışımız çok farklı. Beypazarı’nda on yıl belediye başkanlığı yaptık. En ufak bir soruşturma dahi geçirmedik. Alnımız açık. Gözleri beton ve plastik arayanlara söylüyorum, ben oradan ayrılalı 15 yıl oldu. Hala oraya yılda 500 bin turist gidiyor. Koçhisar’da insanlar gökyüzünü seyretmeye de geliyor. Burası yeterince değerlendirilmiyor. Şereflikoçhisar’a da bir Mansur Yavaş lazım. İnşallah Mustafa başkanım da buranın Mansur Yavaş’ı olacak. Çakarlı araçlarla gezmiyorum. Ankara’nın hiçbir yerinde benim reklamımı görmediniz. Belediyenin içinde de benim fotoğrafımı asmak yasak. Biz mal varlığımızı da açıklıyoruz. İnşallah rakiplerimiz de mal varlıklarını açıklarlar. Asılan pankartların parasını kimin ödediğini açıklarlar. Bizim Ankara halkının parasını boşa götürecek projemiz yok. Benim çılgın projem falan yok.
“BU KARDEŞİNİZE HİÇBİR ŞEY TUTMAZ”
Herhangi bir köyde su akmıyorsa, o köyün kime oy verdiğinin ne önemi var? Vicdan sahibi bunları arar mı? 53 mahallemizde asbestli su borularını ortadan kaldırdık. 47 köye ücretsiz internet sağladık. 24 adet köyümüze yangın tankeri verdik. 117 bin ton asfalt attık ve köprüler yaptık. Kesimhane binası da açılışa açık. Şereflikoçhisar’a aile yaşam merkezi yapıyoruz. Seçime giderken artık kimse icraatlarıyla oy istemiyor. Artık Türkiye bu hale geldi. Biz seçilmeden önce karalamalar yaptılar. Şu ana kadar da karalayacak bir şey bulamadılar. Merak ediyorum torbadan ne çıkacak? Ama bu kardeşinize hiçbir şey tutmaz. Müfettişler geliyor, raporlarını yazıyor. Soruşturmaya değer bir husus bulamıyorlar.
“ANKARA HALKINDAN ALDIĞIMI ANKARA HALKINA VERİYORUM”
Bir personelim dahil savcılığa gidip ifade vermedi. ‘Yardımları kesecekler’ diyorlar. Eskiden yardımlar tek tek göstere göstere dağıtılırdı. Şimdi Başkent Kart ile birlikte esnafımızın da para kazanmasını sağlıyoruz. Ankara’da 200 bin aileye destek oluyoruz. Önceliğim insanların aç kalmaması. Hükümet de yapmıyor. Ailelere doğal gaz ve et yardımı veriyoruz. Bunları da artıracağız. Şereflikoçhisar’da 2 bin 139 aileye destek olmaya devam ediyoruz. Kırtasiye desteği sağlıyoruz. Destek olmadığımız aile yok. Başı dara düşenin Ankara Büyükşehir Belediyesi yanında. Koçhisar’da 3 bin 223 çiftçiye bir milyon 500 kilogram tohum desteği, 2 bin 270 çiftçiye mazot desteği, 539 çiftçiye sıvı gübre desteği, bin 92 çiftçiye sebze fide desteği sağladık. Hayvancılık yapanlar için sulama sistemine geçtik. Köylerde sulu tarıma geçilmesi için çalışmalar yaptık. Türkiye’de emeklilerin sorunlarına seyirci kalmayan belediye biziz. Altı aydır destek oluyoruz, desteklerimizi de artıracağız. Biz destek olamaya başladık diğerleri de ‘biz de vereceğiz’ demeye başladı. Bir sürü AK Partili belediye var. Neden destek vermiyorlar? ‘Projesi yok’ diyenler, projelerimi kopyalama başladı. Cebimden vermiyorum, Ankara halkından aldığımı, Ankara halkına veriyorum.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Kınık ilçesinde halk buluşmasında konuştu. Özel, konuşmada şunları kaydetti:
“Elmadereliler var burada, madenciler. Merhaba. ‘Özgür Özel nereli’ diye soruyorlar, Türkiye’de herkes Özgür Özel, Somalı diyor. Soma’dan dolayı beni tanıyorlar. Ama ben de hep şunu söylüyorum. Ben Manisa merkezdeyim ama 2014 yılından beri benim yüreğim, yüreğimin bir parçası Soma’da, Soma’daki madende kaldı ama benim memleketim hem Soma, hem Kınık, hem Bergama, hem Savaştepe. Kınıklıyım ben, Kınıklı. 31 Mart günü şu iki dönemdir AK Parti’de olan belediyeyi alın ben tezahürat edeceğim. ‘Özgür Özel, Kınık ile gurur duyuyor.’ Alacak mısınız, söz mü? Peki bu belediyeyi alınca öyle önemli bir iş yapacaksınız ki birincisi Kınık’ın Cumhuriyet tarihindeki ilk kadın belediye başkanını seçmeye hazır mısınız? Sema Başkan nasıl? Nasıl Sema Başkan? Araba yanaşırken ben arkada oturuyorum, camdan siz görünüyorsunuz, içerisi görünmüyor. Sema Başkan yukarı çıktı, anons edildiğinde sizin yüzlerinize baktım. Gözünüzdeki ışıltıdan, sevincinizden, çığlığınızdan anladım ki bu iş bitmiş. Sema Başkan geliyor inşallah. Sema Başkanın, giderken bu tarlalarda 6 yaşından beri çalışıyorum başkanım dedi bana. 12, 13 yaşındaydım, ticareti öğrendim dedi. Babasının yağhanesinde Sema Başkanın, babasının yağhanesinde çalıştığı, kırtasiyesinde çalıştığı, ticaret yaptığı, Bodurları, Sema Başkanın ailesini Kınık biliyor, ona güveniyor. O kimseyi üzmedi. Kalbindeki Kınık sevgisi de hiçbir zaman bitmedi. Şimdi borcunu ödemeye geldi. Yıllarca kamu görevinde çalışmış iyi bir yönetici. Ayrıca Aliağa spor’un basket takımını kurdum dedi, ben sandım kadın basket takımı, erkek basket takımını kurmuş. Basket takımını kendi cebinden koyduğu 5 lira ile kurmuş, çalıştırmış, birinci lige çıkacak duruma gelene kadar, erkek basketbol takımının da antrenörlüğünü yapmış birisi. Yani iyi bir yönetici ve iyi bir belediye başkan adayı.
“KENDİSİ DE SPORCU OLDUĞU İÇİN ÖNEMLİ SPOR YATIRIMLARI YAPACAĞIZ”
Buraya kendisi de sporcu olduğu için önemli spor yatırımları yapacağız. Birazdan sözünü alacağız, büyükşehrin imkanları ile gençler için halı sahalar, basket sahaları, gençlerin istediği her türlü aktivite için tesisleri Kınık’a çok hızlı olarak sunacağız. Bundan sonraki süreçte Sema Başkan nereyi isterse, ben partinin genel başkanı olarak Türkiye’nin en güçlü belediyeleri hangisini seçerse Kınık Belediyesi ile kardeş belediye yapacağım, yapılmamış hizmetleri yapacak. Öncelik kadınlarda ve öncelik AK Parti’den aldığımız belediyelerde, MHP’den aldığımız belediyelerde. Burayı bir kadın başkan alıyorsa önüne Türkiye haritası, istediği belediyeyi seçecek kardeş belediyecilikle Kınık’ın yüzü gülecek. Söz veriyoruz. Şimdi Elmadereli kardeşlerim var burada. Her birisini çok seviyorum.”
“ARTIK MADENCİLERİN GENEL BAŞKANI VAR”
Özel, konuşmasına şöyle devam etti:
“Biz hep kötü günlerde geldik ve gittik Kınık’a. 301 arkadaşımızı kaybettik, Elmadere’de çok sayıda madencimiz önce göçük altındaydı, hep beraber 4 gün bekledik, sonra Elmadere’ye onları defnettik. Yas evlerinde oturduk. O gün bugündür de gider geliriz. Tabii Elmadere’nin Tahir Çetin diye bir kahraman evladı vardı. O madencilerin haklarını almak için 8 sene mücadele etti. Ankara’ya gitti, geldi. Tahir’in annesi misin? Ellerinden öpüyorum anneciğim senin. Ellerinden öpüyorum. Gitti, geldi. Belki 100 kere gitti, geldi. Buradaki sarı sendika parmağını oynatmazken Bağımsız Maden İş’i kurdu, büyük bir mücadelenin sonunda en son yürüyüşü başlattı. Durdurdular, durmadı. Kırkağaç’ta 15 gün yattı. Salihli’de durdurdular, durmadı. Ankara’ya kadar yürüdüler, Süleyman Soylu Ankara’ya sokmadı. Arife günüydü, bayram geliyordu. Arabaya bindi, 36 saat uyumamış, Kırkağaç’ta, kavşakta, kazada kaybettik. Yanında Ali Faik İnter kardeşimizle. Buradan bir kez daha Elmalı’nın, Kınık’ın bu büyük kaybına Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Size söz veriyoruz, başkan seçildiğinde Kınık’ta çok güzel bir yere madencileri de hatırlayan, Tahir Çetin’in de hatırlayan bir anıt yapacağız. Söz veriyorum. Madenciler beni bilir. 2014 yılının yazında onlarla büyük bir mücadele verdik ve kanunu değiştirdik. Bastıra bastıra, söke söke aldık. Şimdi, madencilerden birinin servisine binince 40 kişi oturuyor. Soruyorum, 2 maaş, 2 asgari maaşı kim aldı? Sen aldın Özgür Başkan diyorlar. Kim aldı arkadaşlar? Birlikte aldık. 2 gün hafta tatilini söke söke kim aldı arkadaşlar? Birlikte aldık. Bundan sonra da madenciler, artık madencilerin bir genel başkanı var. Önce Ecevit vardı, madencilerin yüzünü güldüren. Gün gelecek bu kardeşiniz bütün bu madencilere tekrar sahip çıkacak, yüzlerini güldürecek.
“KARINCANIN KARDEŞİ VAR, O DA ÖZGÜR ÖZEL’DİR”
Bizim 2 gün hafta tatili, 2 asgari ücret ve diğer kazanımlardan madenciler eğer bana şu kadar minnet duyuyorlarsa bu benim için en büyük ödül. Ama sizden şunu istiyorum. Siz Özgür Özel’i seviyor musunuz? Madenciler seviyor mu? O zaman, benim hatırım için Sema Başkanı, Kınık Belediye Başkanı yapın. Söz mü? Tabii sadece madenciler yok. Burası çileli çiftçilerin de memleketi. Kaç para oldu mazot? 45 lira. Manisa’nın plakası kadar oldu, 45 oldu, 50 liraya doğru gidiyor. Hani eskiden zam gelince, olsun ben 50 liralık mazot alıyorum, yetiyor diyorlardı ya. Şimdi o 50 liraya 1 litre mazot alınabilir hale geldi. Hayat ateş pahası. Emekliler 10 bin lira ile geçinmeye zorlanıyorlar, asgari ücret sefalet ücreti olmuş durumda. Mutfakta yangın var, cüzdanda, pazarda yangın var. Bu durumda bir de üstüne üstelik çiftçinin malı para etmiyor, ürününü doğru fiyattan satamıyor, bütün çiftçiler geçmişte olduğu gibi sadece madenlere girmeye, ekmeğini yerin 7 kat dibinde aramaya zorlanıyor. Ama orada da iş sorunu, istihdam sorunu var. Bir de duyuyorum ki, hem sarı sendika hem de maden şirketlerindeki bazıları madenci kardeşlerime baskı yapıp, AK Parti’ye oy atmak için onları zorlamaya kalkıyorlar. Bakın, buradan söylüyorum. Kimse bunlardan korkmasın, oylarınızı korkmadan, güvenle kullanın. Kimsenin kılına zarar getiremezler, buradan o maden şirketlerinin çok bilmiş patronlarına söylüyorum. Kimseyi ezdirmem, karıncanın kardeşi var, o da Özgür Özel’dir. Söz veriyorum.”
“CHP, EMEĞİN VE EMEKÇİLERİN PARTİSİDİR”
Agrobay işçilerinin yaşadığı sorunlara da değininen Özel, “Agrobay işçileri burada mı? Ben göreceğim onları. Agrobay işçilerinin de hakkını yediler, mağdur ettiler. Onların da dertlerini hep dile getirdik, bir kez daha dile getiriyoruz. Şirketten haksız yere, sendikalı oldukları için işten çıkarılan Agrobay işçilerinin arkasındayız. Her zaman söylediğimiz gibi, CHP emeğin ve emekçinin partisidir. Agrobay işçileri yalnız değildir. Arkalarındayız. Değerli Kınıklılar, burası çok güzel bir memleket ama kan kaybediyor. Öyle istatistikler var ki. 1990’dan bugüne Kınık’taki her 5 kişiden bir tanesi Kınık’tan göç etmiş. Türkiye büyüyor, şehirler büyüyor ancak Kınık küçülüyor. Kınık’ı yönetenler Kınık’ı bir cazibe merkezi haline getirmeyi başaramadılar, Kınık insanların geldiği değil kaçtığı yere dönüştü. CHP belediyeleri Türkiye’nin en çok göç alan belediyeleri. AK Parti belediyeleri ise göç veren belediyeler. O yüzden bir herkesi birden Karşıyaka, Dikili, Alsancak, Konak’a götüremeyiz ama Kınık isterse çağdaş belediyeciliği, modern bir kenti, dayanışma belediyeciliğini, yüksek sosyal yardımlar yapan belediyeyi, halkın belediyesini Kınık’a getirebilir. Onun da adı Sema Bodur” diye konuştu.
“ERDOĞAN YALAN SÖYLEMEYE DEVAM EDİYOR”
Kınık’ta talanı durdurmak ve ilçeye hizmet getirmek için Kınık Belediye Başkan Adayı Sema Bodur’a destek beklediklerini belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:
“Bir belediye başkanı CHP’li ise 2014 seçimleri ile birlikte köylerin ilçe belediyelerine geçen arsalarına ve meralarına dokunmaz. Ancak en çoğu Bergama’da olmak üzere, Kınık’ta da belediye köylerin arsalarını ve meralarını sattı, doğru mu? Onların sizin köyünüzün malıydı, kimi yerde zeytinlik geçti. Aralarında alın terini birleştirip almışlar, kimi yerde makine ve ekipman, kimi yerde koca mera, hepsini çatır çatır sattılar. Kınık’taki talanı durdurmak, Kınık’a hizmet getirmek ve bir daha sizin malınıza el uzatmamak, malınıza uzanan elleri kırmak için Sema Başkana destek bekliyorum. Değerli arkadaşlar, bir de buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir şey söylemem gerekiyor. Esasen o bizimle kavga etmek istiyor, hakaret ediyor, iftira atıyor. Onunla hiç ilgilenmiyoruz. Benim derdim Kınık’taki işsizlik. Benim derdim Kınık’taki yoksulluk. Benim derdim geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı. Ama bugün bu konuları ilgilendiren bir şey söylemiş. Çıkmış diyor ki ‘Yahu şu anda Cumhurbaşkanı AK Partili, hükümet onda, yerel yönetim de onda. AK Partili belediyeler olduğu zaman Ordu’nun kılına zarar gelmez.’ Yani Ordu’da konuşurken demiş ki, eğer AK Parti belediyesi bizdeyse, büyükşehir bizdeyse kılınıza zarar gelmez. Yoksa kılınıza zarar gelir diyor. Ben Ordu’ya hizmet etmem diyor, lafın devamını şöyle bağlamış. ‘Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi doğal gazı nasıl getirecek, biz varsak doğal gaz var. Biz yoksak doğalgaz yok’ demiş. Erdoğan, Hatay’da bir hadsizliğe kalkıştın, depremzedelerin gözünün içine baka baka ‘Büyükşehir bizde olmadığı için hizmet gelmedi, mahzun kaldınız değil mi?’ dedin, bir de utanmadan kendini alkışlattın. Zonguldak’ta tekrar ettin, şimdi utanmadan, sıkılmadan eğer belediye AK Partili değilse doğal gaz vermeyeceğini söylüyor. Oysa CHP’li birçok belediye gaz firması ile anlaşmasını yapıyor, tıkır tıkır gazını getiriyor. Bugün sabah Dikili’deydik, Dikili Belediye Başkanımız gaz şirketi ile anlaşmış, merkezde 5 bin aboneye bağlatmış, devam ediyor. Ama Erdoğan oy için şantaj yapmaya, tehditte bulunmaya, oy için vatandaşın gözüne baka baka yalan söylemeye devam ediyor. Siz Kınıklılar dürüst, çalışkan, namuslu insanlarsınız. 31 Mart’ta bu hadsizlere haddini bildirmeye, onları sandığa gömmeye var mısınız?
“AK PARTİLİ KARDEŞİME LAF ETMEM”
Ben Tayyip Erdoğan’a laf ederim ama AK Partili kardeşlerime laf etmem. Ben gerektiğinde Devlet Bahçeli’ye cevap veririm ama MHP’li kardeşlerime laf etmem. Neden? Çünkü ben CHP’nin Genel Başkanıyım. CHP ne demek, CHP baba evi demek. Herkes baba evine doğar, baba evinde büyür. Sonra kimi yakında oturur, kimi ırakta oturur. Kimi büyüğüne gitmek ister, kimi küçüğü ile yetinir. Ama huzuru kaçan, başı sıkışan, dara düşen bilir ki baba evinin çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Bugün geçmişte iyi olsun diye AK Parti’ye oy vermiş ama babasının, dedesinin partisi, bugün onun için bir umut olan insanlarımız var. Artık darlanıp, kandırılıp, yoksulluktan, işsizlikten sıkılıp gelip de baba evine gelmek isteyenler için baba evinin kapısı ardına kadar açıktır. Herkesin yeri baba evinde başköşededir. Tut ki baba evinin kapısına dineldin, geliyor birisi, sokmayacaksın onu. Der ki, kardeşim niye sokmuyorsun? Tapusu sende mi? Vallahi Kınıklılar baba evinin tapusu bende değil, Kemal Beyde de yoktu. Ne Bülent Ecevit’te vardı, ne rahmetli İsmet Paşa’da. Baba evinin tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk. O yüzden, Tayyip Erdoğan’a kızın ama AK Partililere kızmayın. Onları baba evine davet edin. Devlet Bahçeli’ye kızabilirsiniz ama MHP’ye oy veren komşunuzu ziyaret edin, anlatın deyin ki ‘Bugüne kadar gelmeyen hizmeti getirmeleri için, gülmeyen yüzleri güldürmeleri için, doymayan çocuğu doyurmaları için, yoksulumuza, işsizimize, hastamıza, yaşlımıza sahip çıkmaları için biz de Kınık’ta artık CHP’li belediyeleri tercih edelim.’ Bakın İstanbul’u kazandık, diyorlardı ki ‘Sosyal yardımları kesecekler.’ Ekrem Başkan tam 4 katını yapmış. Ankara’yı kazandık, sosyal yardımları kesecekler, Mansur Başkan 5 katını yapmış. Hiçbir CHP’li belediyede ne maaşı kesilen var, ne yardımı kesilen var? Engelli yardımı alan bil ki 2-3 katını alırsın. Sosyal yardım alan, bil ki 2-3-4-5 katını alırsın. CHP gelirse, yüzün güler, CHP gelirse karnın doyar, başın sıkıştığında, zora düştüğünde, dara düştüğünde gel baba evine CHP ile birlikte şehrini de büyüt, kendini de rahat ettir. CHP’ye, Sema Başkana oy istiyorum. Destek istiyorum. Kocaman bir alkış istiyorum.
“14 MAYIS’TA OY ATANLAR ATSA KINIK’I KAZANIYORUZ”
Onun yapamayacağı bazı işler olacak. Büyük işler, onu büyükşehir belediyesi yapacak. Büyükşehirde de bir adayımız var. Tanıdığınız, bildiğiniz ama tanımayanlar tanıdıkça şunu görecekler. Hani son derece kararlı, güler yüzlü, vefalı, hızlı karar veren ve çok iyi ekip kuran ve koordine eden bir yapısı var. Daha önce yaptığı bütün işlerde mesleğinde çok başarılı bir cerrah, cerrah titizliği ile çalışıyor, başarılı bir yönetici ve çok başarılı bir belediye başkanıydı. Şimdi, İzmir Büyükşehir ona o da Kınık’a emanet. Ben Kınıklı bir kardeşiniz olarak belediye başkanlığı seçimlerinin önemi şu, liderler kendi memleketlerinde başarılı olmak ister. Seçim akşamı bir gözüm, bir kulağım Manisa’da olacak, bir gözüm ve bir kulağım da Kınık’ta olsun mu? Söz mü? Bakın ne güzel şeyler olacak. Bir daha geldiğimde size diyeceğim ki, iyi ki bana söz verdiniz, sözünüzü tuttunuz, iyi ki Kınık Kınık’a yakışır şekilde seçimi kazandı. 14 Mayıs günü CHP’ye oy atanlar, sadece onlar atsa zaten biz Kınık’ı kazanıyoruz. Bölünmeme, parçalanmama, küsmeme ve sandığa koşa koşa gitme zamanı. Bu seçimi elbette Sema Başkan alır. Elbette sevgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Cemil Tugay alır ama siz istemezseniz kimse alamaz. Siz kırgın, küskün varsa onu bulmaya, yılgın varsa onu oy vermeye koşturmaya, ikna edemiyorsan edecek birilerine söylemeye, bu seçimi almak için var gücünüzle çalışmanıza ihtiyacımız var. Bu seçimi 31 Mart’ta alacak mısınız? Ben kimseye değil elbette adaylarıma ama en çok da size güveniyorum. Kınık kalk ayağa bu seçimi al, kal ayağa artık Kınık’ın makus talihi ortadan kalksın. Ben sizinle birlikte o bugün ilk kez çaldığımız, sizin de çok sevdiğimiz seçim şarkısını, bir kez de Kınık’ta hep beraber söyleyeceğiz. Ama önce Kınık seçimleri kazanacak, Kınık ittifakını; İzmir seçimlerini kazanacak, İzmir ittifakını; Türkiye seçimlerini kazanacak, Türkiye ittifakını. Yani bütün sosyal demokratları, bütün muhafazakar demokratları, bütün milliyetçi demokratları hep birlikte yürekten alkışlayalım, onları güçlü alkışlarımızla motive edelim. Biz biriz, beraberiz, biz başaracağız.”
]]>AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay, 10 Şubat Cumartesi günü Kanarya Mahallesi’ndeki seçim çalışmaları sırasında gerçekleşen silahlı saldırıya ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Halkalı’da bulunan bir otelde basın mensuplarıyla bir araya gelen Aziz Yeniay, hem saldırı günü yaşananlarla ilgili hem de projelerine ilişkin konuştu. Cumartesi günü yaşanan olayın bir tesadüf olmadığını belirten Yeniay, olayın terörle bağlantısı olduğunu savundu.
“Bu bir organize suç örgütü girişimidir”
Olaya ilişkin konuşan AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay, “Çok açık söylüyorum. Bu bir terör saldırısıdır. Bu bir organize suç örgütü girişimidir. Bu planlı eylemdir. Ancak seçildiği yer seçildiği mekan zaman dilimi belki de hedef şaşırtmak da isteyen bir görüntü arz ediyor olabilir. Bütün bunların hepsi şu anda savcılığımız ve emniyet müdürlüğümüz tarafından titizlikle incelenmekte. Gerek emniyet birimlerimizin gerekse de Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanaati ve benim kanaatim olayın tamamen planlı bir terör girişimi ve tamamen bize gelecektir” diye konuştu.
“Hiç kimseyle husumetim ve alacak verecek davam yok”
Hiç kimseyle bir husumetlerinin olmadığını anlatan Yeniay, “Diyorum ki, bizim bölgede hiç kimseyle bireysel bir husumetim söz konusu değil. Alacak verecek hiçbir şey söz konusu değil. Bu tamamen ve tamamen siyasi bir figüre, bir yerel belediye başkanı adayına ve bir siyasi kimliğe karşı yapılmış olan bir terör girişimidir. Tabii bu arada başka da şeyler oluyor. Bütün bu tesadüfler yan yana art arda geliyor. Garip bir şekilde, Bir başka gariplik de şu henüz daha salonun içerisindeyiz, ki dışarıda gerekli güvenlik oluşturulana kadar silahın nereden patladığını bilmiyoruz. Sokaktan mı, binalardan mı? Çünkü sokak arasındayız. Güvenlik tedbirlerin alınmasını beklerken birkaç dakika daha geçmeden dernek başkanımız hemen bir dışarı çıktı, içeri girdi. ‘Arkadaşlar rahat olun. Bu bize yönelik bir saldırı değildir, bu adi bir olaydır’ dedi. Şaşırtıcı bir bilgi oldu. Çünkü henüz daha emniyet gelmedi, güvenlik tedbiri almadı, kişiler belli değil, olay belli değil ama hangi olay olduğu, belli oldu” dedi.
“Hemen iki siyasi figür, belediye başkanları peş peşe açıklama yaptılar”
İmamoğlu’nun açıklamasına da değinen Yeniay, “Akabinde hemen iki siyasi figür, belediye başkanları peş peşe açıklama yaptılar. Efendim bu olay siyasi bir olay değildir. Şahsa yönelik bir saldırı değildir. Bu tamamen adi bir olaydır. Dedim ki ‘henüz daha bir olay yerindeydi. Alanı terk etmedik. Devletin bilmediği elinin bilmediği ilgili otoritelerin henüz daha konuya mahsus olmadığı bir noktada faillerle ilgili hiçbir bilgi olmadan siz bu bilgiyi nereden aldınız? Kulağınıza kim fısıldadı ya da ne yapmak istiyorsunuz? Ne yöne hedefi şaşırtmak istiyorsunuz’ diye bir dizi soru sordum. ve gerçekleri de merak ediyorum hala merak ediyorum. Başta İstanbul’u yöneten şahsiyet dahil olmak üzere bu kadar kısa süre içerisinde sizleri kim aradı da bu eylemin gerçekleştirdiği noktasında bilgi sahibi olup böyle bir kanaate ulaştı. ya da kimler bu bilgiyi kendisinde sufle etti? ya da ne yapmak istiyor?” şeklinde konuştu.
“Terörle birlikte bir tiyatro oynanıyor”
Olayın direkt kendisine yönelik bir terör saldırısı olduğunu savunan Yeniay, “Arkadaşlar bir tiyatro oynanıyor. Bu tiyatro terörle oynanıyor. Çok tehlikeli bir araçlar kullanılıyor. ve terörün arkasındaki aktörlerin ciddi manada gerek bizler gerek kamuoyu merak etmektedir. Bu bir organizasyon ve aktör olarak sokaktakilerden farklı farklı gruplara varıncaya kadar pek çok aktör kullanılmıştır. Bunlardan henüz daha bildiğim kadarıyla 26’sı yakalandı. 16’sı tutuklandı, 4’ü serbest bırakıldı, ki bunlardan dört tanesinin de çocuk olduğunu öğreniyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>