ÇANAKKALE – Çanakkale’nin Kuzey Ege Denizi’nde her yıl 50 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği turizm merkezi Bozcaada ilçesinde antik kentin nekropolis alanında 2023 yılı sonunda yapılan kazı çalışmaları sırasında çok sayıda çocuk mezarı tespit edildi. Kazılar sırasında erken yaşta ölen çocukların hem küp mezar hem amfora mezar hem de taş örme mezarlarda ölü hediyeleriyle birlikte gömüldüğü belirlendi.
Tenedos antik kenti kazıları Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü destekleriyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Takaoğlu başkanlığında 12 kişilik bir ekiple yürütüldü. Kazı çalışmaları 2023 yılı sezonunda ilk önce Bozcaada Kalesi’nde, ardından da antik kentin Nekropolis alanında gerçekleştirildi. Nekropolis’te yapılan kazılarda özellikle çocuk gömülerine ilişkin yeni verilere ulaştı.
Kazısı yapılan çocuk mezarları arasında özellikle M.Ö. 6. yüzyıla ait bir pithos ya da küp mezar içine sonradan M.Ö. 4. Yüzyılda ikinci bir küp mezar yerleştirildiği örnek oldukça dikkat çekiciyor. Sonradan yapılan küp mezarın içine ölü hediyesi olarak altı adet pişmiş toprak heykelcik ve bir adet at ayağı biçimli bronz iğne yerleştirildiği belirlendi. Genel itibarıyla antik Yunan festivaller tanrısı Dionysos kültüyle ilişkilendirilebilecek bu heykelciklerden ikisi doğu kıyafetleri içinde Frig başlığı takmış iki adet dansçıyı, birisi telli müzik aleti lir çalan kadını, geriye kalan üçü de ayakta duran kadınları betimleniyor. Dansçı ve müzisyen betimli heykelciklerinin bir mezara yerleştirilmesi dönemin inanç özelliklerini yansıtır bir şekilde dans etme yoluyla kendinden geçerek tanrıya ulaşmanın ve bütünleşmenin arkeolojik bir göstergesi olarak görülüyor. Kazı buluntuları, Tenedos Kazısı ekibi üyesi Dr. Çilem Yavşan tarafından restorasyon ve konservasyon işlemlerine tabi tutuldu. Kazı sezonu ardından buluntular Troya Müzesi Müdürlüğüne teslim edildi.
Tenedos kazıların Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü desteğiyle gerçekleştirildiğini ifade eden Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Can Yıldırım, “2023 yılı içerisinde kazı çalışmalarımız Bozcaada Kalesi ve Antik Nekropolis Alanında yapıldığını belirterek, “Özellikle Nekropolis alanında gerçekleştirilen çalışmalarda daha önce arkeolojik literatür de pek bilinmeyen ve çocukların gömme alanı olarak sınırlanmış bir alan tespit edildi. Bu alanda tespit edilen mezarlardan Pithos mezar olarak tanımladığımız yapı pithos içinde pithos özelliği göstererek daha önce arkeolojik veriler de pek bilinmeyen bir verinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Buradaki genel gömme geleceği M.Ö. 6’ncı yüzyılda ilk gömme işleminin yapıldığı daha sonra da yaklaşık 200 yıllık bir zaman süreci sonrasında da yani M.Ö. 4’üncü yüzyılda yani Geç Klasik Dönemde ikinci bir gömme işleminin yapıldığını göstermektedir. İkinci gömme de tespit edilen ve 6 adet eserle temsil edilen mezar yansıtmış olduğu pişmiş toprak heykelcikler ve de bronzdan bir iğne ile dikkat çekmektedir. 2023 yılı içerisindeki kazı çalışmalarında elde edilen buluntular, Çanakkale’de Troya Müzesi Müdürlüğüne teslim edilmiştir” dedi.
2023 yılı içerisinde Tenedos Antik mezarlık alanın da gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda elde edilen pitos mezarı içinde pitos şeklinde tasarlanmış olan gömme geleneğinde pişmiş toprak heykelcikler ve de bronzdan bir iğne bulunduğunu da kaydeden Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Can Yıldırım, “Eserlerin genel özelliklerine baktığımız zaman giyiniş tarzları, tanrıça motifleri bu dönem içerisinde hakim olan inanç ve tanrıya ulaşmayla ilgili genç yaşta gömülmüş olan çocuklara duyulan saygının belirtisidir. Bu eserleri tarih açısından da değerlendirdiğimiz zaman eserlerin stilistik ve analojik özelikleri bu eserlerin yaklaşık olarak 2 bin 700 yıllık zaman süreci öncesinde imal edilip, genç yaşta ölen bir çocuğun mezarına konulduğunu göstermektedir. Eserlerden ilk gördüğümüz dansçı oklasma formu olarak adlandırılan eserlerden iki tanesi dikkat çekmektedir. Eserlerin üzerinde bulunan giysi tipleri, doğu daha çok firik kültürüyle ilgili ve de Dionysos yanı sıra Kybele kültüyle ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Bu özellikte, özellikle Tenedos Nekropolisinde M.Ö. 4’üncü yüzyılda bu dini ideolojinin hakim olduğunu bizlere net olarak göstermektedir. Eserlerin yansıtmış oldukları tipolojik özellikler Tenedos Nekropolisinin Geç Klasik Dönem erasında mevcut olan kültürel özelliklerini anlamada bizlere kayda değer veriler sunmaktadır” diye konuştu.
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sapienza Üniversitesi ve Yunus Emre Enstitüsü Roma Türk Kültür Merkezi işbirliğinde “Arslantepe 2024: Yeni bir UNESCO alanın dünü, bugünü ve geleceği” başlıklı serginin açılışı yapılırken, yine aynı başlıkla bir de sempozyum gerçekleştirildi.
Sapienza Üniversitesi Edebiyat ve Felsefe Fakültesi’nin ev sahipliği yaptığı etkinliğe, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Ömer Gücük, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Ufuk Ulutaş, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Ahmet Kızılay, La Sapienza Üniversitesi Rektörü Prof. Antonella Polimeni, Arslantepe Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli ve Arslantepe Höyüğü Kazıları Onursal Başkanı Roma La Sapienza Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. ???????Marcella Frangipane katıldı.
Etkinliğin başında ilk olarak Arslantepe fotoğraflarından oluşan sergi, Bakan Yardımcısı Yazgı, Büyükelçi Gücük ve La Sapienza Üniversitesi Rektörü Prof. Polimeni tarafından açıldı.
Daha sonra Arslantepe Höyüğü’nde La Sapienza Üniversitesi’nin 63 yıldır yürüttüğü çalışmaların değerlendirildiği bir sempozyum düzenlendi.
Sempozyumun açılışında konuşan Yazgı, bu etkinlikleri geçen yıl düzenlemek istediklerini ancak 6 Şubat depremleri nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerini belirterek, depremde İtalya ve İtalyan dostlarının kendilerine gösterdiği destek için teşekkür etti.
Yazgı, Arslantepe Höyüğü’nün 6 Şubat depremlerinden etkilendiğini belirterek, “Binlerce yıldır varlığını sürdüren Arslantepe Höyüğü söz konusu depremlerde küçük çaplı hasarlar yaşadı. Değerli hocamız Francesca ile yerinde gerekli tespitleri yaptık ve küçük çaplı hasarları onardık. Artçı depremlerin etkilerini minimize edecek önlemler aldık.” dedi.
Büyükelçi Gücük de Arslantepe kazılarındaki katkılara ve bu etkinliğe ev sahipliğinden dolayı La Sapienza Üniversitesi’ne teşekkür etti.
Rektör Prof. Polimeni de Arslantepe Höyüğü’ndeki arkeolojik araştırmaların üniversite yönetimince de güçlü şekilde desteklendiğini belirterek, bunun uluslararası ve yerel makamların işbirliğinde aynı seviyede devam edeceğini söyledi.
Sempozyumun ardından katılımcılara, etkinlik anısına özel birer plaket verildi.
Yazgı: “Öğrencilerin ilgisi bizi çok mutlu etti”
Bakan Yardımcısı Yazgı, AA muhabirine etkinlik sonrasında yaptığı açıklamada, Arslantepe’nin bürokratik sistemin Anadolu’da ve Mezopotamya ve dünyada yerleşik hayatla birlikte sistematik ilk görüldüğü yer olduğunu ifade ederek, “Arslantepe bizim için çok önemli. 2021 yılında Dünya Kalıcı Miras Listesi’ne girmesini sağladık. La Sapienza Üniversitesi’nden Marcella hocamla, aynı zamanda kazı başkanımız Francesca Hocamızın yoğun çalışmalarıyla bu hale getirdik.” dedi.
Yazgı, etkinlikle ilgili şunları kaydetti:
“Arslantepe Höyüğümüzün dünyadaki önemini anlatmak için böyle bir sergi düzenledik. Katılım çok güzeldi. İtalya’daki birçok bilim insanının katıldığı güzel bir sempozyum da gerçekleştirdik. Bu sayede en çok kazıyı yapan ikinci ülke İtalya. 6 tane kazımız var. Buradaki bilim adamlarıyla fikir alışverişimiz devam ediyor. Hem Türk, hem İtalyan bilim insanları yurt dışından Alman ve birçok ülkeden katılımcılarla güzel bir sinerji oluştu. Öğrencilerin çok yoğun bir ilgisini gördük. Devamlı bize soru soruyorlar, Arslantepe’yi anlattırıyorlar, Türkiye’yi merak ediyorlar ve Türkiye’deki bu çalışmalara da katılmak istediklerini ifade ettiler. Bu da bizi çok mutlu etti.”
“La Sapienza Üniversitesi, Malatya açısından önemli bir üniversitedir”
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Gürkan da La Sapienza Üniversitesi’nde düzenlenen bu etkinlikte emeği geçenlere teşekkür ederek, “La Sapienza Üniversitesi, Malatya açısından önemli bir üniversitedir. Geçtiğimiz süre içerisinde baktığımızda 1961’den beri Malatya tarihini, dolayısıyla insanlık tarihini iğneyle kuyu kazar gibi araştıran Roma La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyelerini gördük. Bu kişiler, insanlık medeniyetinin araştırılması ve Anadolu medeniyetlerinin ortaya çıkarılmasında bir ömrü feda ettiler. Bu anlamda ömrünü özellikle buraya vakfedenlere belediye meclisinde oybirliğiyle fahri vatandaşlık beratı verdik.” ifadelerini kullandı.
Malatya İnönü Üniversitesi, kazılara katkı vermeye devam edecek
Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Kızılay, Roma’daki bu etkinlikten dolayı çok mutlu olduklarını belirterek, “Biz üniversite olarak Arslantepe’nin bütün bu süreçte yapılan bilimsel çalışmalara, kazı çalışmalarına katkı vermeye devam edeceğiz.” dedi.
Kızılay, La Sapienza Üniversitesi’nin bilim insanlarının çalışmalarına özellikle değinmeleri gerektiğini ifade ederek, “Bu uzun emek ve özverili çalışmalar için onlara teşekkür etmek, onları tebrik etmek istiyorum. Malatya’nın ülkemizin bu hazinesini büyük bir emek de Kültür Turizm Bakanlığımızın koordinesinde ve izniyle dünya mirasına hep birlikte kazandırdık. Bundan sonra da yeni buluntularla çok daha zengin insanlık tarihini aydınlatacak verilere erişeceğimizi ifade etmek istiyorum.” değerlendirmesini yaptı.
“Hayatımın büyük bir kısmını bu işe adadım”
Arslantepe Höyüğü Kazıları Onursal Başkanı Roma La Sapienza Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Frangipane de Arslantepe’de çalışmanın kendisi için mutluluğun da ötesinde bir şey olduğunu dile getirerek, “Hayatımın büyük bir kısmını bu işe adadım. 45 yıl Arslantepe’de çalıştım, 30 yıldan fazla kazıyı yönettim.” dedi.
Herkesle tam uyum içinde ve sorunsuz çalıştıklarını anlatan Frangipane, “Bu kazı, sadece bilimsel açıdan değil, bana çok şey kattığı için de güzel, zengin bir deneyimdi. Arslantepe verilerine dayanarak devletin kökenleri, birçok ülkedeki eşitsizliklerin kökenleri gibi pek çok genel konu üzerinde çalışabildim. Açıkçası bana araştırmamı yapma fırsatını sundu, böylece bilgilerimi zenginleştirdi, ama aynı zamanda güzeldi.” ifadelerini kullandı.
Frangipane, sözlerini, “Oraya her gittiğimde mutlu bir şekilde giderdim ve ayrılırken de üzülürdüm. Çünkü orada kendimi iyi hissettim, çünkü insanları çok şefkatli, kardeşçe yaklaşıyorlardı.” diye tamamladı.
]]>Bakan Ersoy, Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Stratonikeia Antik Kenti’nde düzenlenen programda, “Geleceğe Miras Stratonikeia-Lagina-Labranda” projesini tanıttı.
Ersoy, Antik Çağlarda gladyatörleri ile adını duyurmuş Stratonikeia’da, “Geleceğe Miras” projesinin 5. toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi.
“Geleceğe Miras” çalışmalarına Efes, Hierapolis, Aphrodisias ve Bergama olmak üzere 4 muazzam kültür mirası üzerinde başladıklarını anlatan Ersoy, “Bugün Stratonikeia Antik Kenti ile Lagina ve Labranda Kutsal Alanları’nı kapsayan 3 ayaklı bir çalışmanın detaylarını paylaşacağız. Tabii Stratonikeia dendiğinde neredeyse 5 bin yıllık bir tarihten söz ettiğimizin altını çizmek gerekiyor. Anadolu medeniyetleri güncesinin en dolu sayfalarından bazıları burada tarihe not düşülmüştür. Bu kentin adı Hititler Dönemi’nde Atriya, Klasik Dönem’de ise Hekatesia idi. Milattan önce 3. yüzyılın ikinci çeyreğinde Seleukos Kralı I. Antiokhos karısı Stratonike’ye atfen kentin adını ‘Stratonikeia’ olarak değiştirmiştir. Doğu Roma Dönemi’ne kadar bu isimle gelmiş, Türk Dönemi’nde Eskihisar olarak adlandırılmıştır.” diye konuştu.
Ersoy, kent içinde yapılan çalışmalarda Karca, Grekçe, Latince ve Osmanlıca yazıtların bulunduğunu, hem hicri hem de rumi tarih kayıtlarının varlığının bilindiğini dile getirdi.
Türk tarihi penceresinden bakıldığında Menteşe Beyliği döneminden cami ve hamam ile 18. ve 20. yüzyıla ait kahvehaneler, evler, fırınlar, çeşmeler, dükkanlar ve sokak dokusu ile birlikte köy meydanlarının kendini gösterdiğini belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Stratonikeia, Antik Dönem ile Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait yapı ve kent dokusunun birlikte görülebileceği en nadide yerleşimlerden birisidir. Antik kentte 1977-1999 yıllarında Prof. Dr. Yusuf Boysal ve 2003-2006 yılları arasında Prof. Dr. Çetin Şahin başkanlığında kazılar yapılmıştır. 2008 yılından itibaren Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığındaki ekibimiz tarafından yılın 12 ayı arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları yürütülmektedir. Bu süreçte 800 dönümlük geniş bir alana sahip olan kentin yüzde 20’si kazılmış ve yapıların yüzde 10’u restore edilmiştir. Stratonikeia’da surlar, anıtsal çeşme ile birlikte şehir kapısı, sütunlu caddeler, gymnasion, meclis binası, hamamlar, latrina, tiyatro, tapınaklar, agoralar ve su yapıları önemli örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır.”
Ersoy, Stratonikeia’da hayata geçirecek “Geleceğe Miras” projesi kapsamında atılması planlanan adımları anlattı.
“Hedefimiz, antik kentin içindeki köy meydanını yaşayan bir alana dönüştürmektir”
Kentteki kazı, restorasyon çalışmaları ve planlanan çalışmalar hakkında bilgi veren Ersoy, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yazıtlardan varlığını bildiğimiz Agora, kentin merkezinde ve önemli yapıların yakınındadır. Kenti gezen ziyaretçilerin tamamının göreceği yerlerden birisi olan bu yapının kazısını yapacak, ayağa kaldırma çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Yine Çeşme Anıtı’nda da aynı şekilde kazı çalışmalarını yaparak mimari parçaların ayağa kaldırılması çalışmalarını başlatıyoruz. Köy meydanındaki evlerin ve dükkanların restorasyonunun yapılmasıyla bakırcılık, ayakkabıcılık, terzilik, el sanatları gibi yok olma tehlikesi taşıyan mesleklerin burada yaşatılmasını planlıyoruz. Ayrıca evlerde de oturulmaya başlanacaktır. Hedefimiz, antik kentin içindeki köy meydanını yaşayan bir alana dönüştürmektir.”
Bakan Ersoy, proje kapsamında kent kazısının yüzde 40, yapılara yönelik restorasyon çalışmalarının ise yüzde 30’unun tamamlanmış olacağını bildirdi.
“Burası, Batı Anadolu’da Osmanlı’dan birisinin ilk kazı yaptığı yerdir”
Projenin ikinci başlığının Lagina Kutsal Alanı olduğunu, alandaki kazıların Stratonikeia Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt tarafından yürütüldüğünü belirten Ersoy, şunları kaydetti:
“Yapılan araştırmalar Lagina çevresindeki kalıntıların geçmişinin milattan önce 3 bine yani Tunç Çağı’na kadar gittiğini göstermektedir. Lagina’yı 18. yüzyıldan günümüze kadar pek çok seyyah ve araştırmacı ziyaret etmiştir. Türk arkeolojisinin ve müzeciliğinin mimarı Osman Hamdi Bey, 1891-92 yıllarında burada kazılar yapmıştır. Burası, Batı Anadolu’da Osmanlı’dan birisinin ilk kazı yaptığı yerdir. Bu çalışmalar ile eserlerin Avusturya’ya gitmesine de engel olan Osman Hamdi Bey bulunan eserlerin tamamını İstanbul Arkeoloji Müzesine nakletmiştir. Lagina’da Prof. Dr. Yusuf Boysal ve Prof. Dr. Ahmet Tırpan ile Muğla Müzesi başkanlığında da çalışmalar yapılmıştır. 2016’dan itibaren ise Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığında arkeolojik kazı, konservasyon ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Bu süreçte Lagina’nın yüzde 20’si kazılmış ve yapıların yüzde 10’unun ayağa kaldırma ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir.”
Lagina’daki Hekate Tapınağı ve altarı ile girişi ve tören kapısı, planları, mimarileri ve Hekate adına yapılmış yapılar olmaları yönünden Antik Dönemin istisnai örneklerinden olduğunu anlatan Ersoy, dünyanın hiçbir yerinde Hekate adına yapılmış böyle bir kutsal alanın bulunmadığını vurguladı.
Ersoy, proje kapsamında Lagina’da hayata geçirilecek kazı ve restorasyon çalışmalarını anlattı.
Bakan Ersoy, proje kapsamında Lagina’nın yüzde 30’unun kazısını, yapıların ise yüzde 40’ının ayağa kaldırma ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmış olacağını dile getirdi.
Projenin üçüncü ve son ayağının Labranda Kutsal Alanı olduğunu bildiren Ersoy, şu ifadeleri kullandı:
“Prehistorik yani tarih öncesi döneme uzanan izlerle gerçekten kadim ifadesini hak eden bir bölge burası. İlerleyen süreçte Hellenistik, Roma, Geç Antik ve Doğu Roma dönemlerinde de yapı faaliyetlerinin sürdüğünü görebiliyoruz. Zaten Labranda’nın özgün değeri ve önemi, Anadolu’da Klasik Dönem mimarlığının en anıtsal ve en iyi korunmuş kalıntılarını barındırmasında yatmaktadır. Zeus Labraundos kültüne ev sahipliği yapan bu alan milattan önce 4. yüzyılda, Hekatomnidler Dönemi’nde en görkemli dönemini yaşamıştır.”
Labranda Kutsal Alanı’nın geçmiş yıllardaki kazı ekipleriyle ilgili bilgi veren Ersoy, Labranda’da yıl boyunca sürdürülecek kazı ve restorasyon çalışmaları için koordinatörlük görevini Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün yürüteceğini bildirdi.
Proje kapsamında Labranda’da sürdürülecek çalışmaları anlatan Ersoy, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Geleceğe Miras projesi kapsamında yapacağımız bu çalışmalar ile kutsal alanın yüzde 60’ında restorasyon ve konservasyon çalışmalarını tamamlamış olacağız. ‘Geleceğe Miras Stratonikeia Antik Kenti ile Lagina ve Labranda Kutsal Alanları’ adı altında hayata geçireceğimiz bütün bu çalışmaların yanı sıra söz konusu bu üç sahada da gece müzeciliğini başlatacağımızı belirtmek isterim. Efes, Hierapolis, Aphrodisias ve Bergama’da olduğu gibi Stratonikeia, Lagina ve Labranda’yı da bilimsel kriterlere uygun olarak yürüteceğimiz titiz çalışmalarla en iyi şekilde korumak, restore ederek ayağa kaldırmak ve gelecek nesillerimize ulaştırmak temel hedefimizdir. Ayrıca bütün bu eşsiz medeniyet miraslarımızı kültür turizmin ulusal ve uluslararası vitrininde ön plana çıkaracak, hak ettikleri ilgiye ve ziyaretçi sayısına ulaşmalarını sağlayacağız. Stratonikeia Antik Kenti ve Lagina Kutsal Alanı için 900 milyon lira, Labranda Kutsal Alanı için 600 milyon lira olmak üzere toplam 1,5 milyar lira ödenek ayrılmıştır.”
Toplantının ardından Ersoy, kentte yürütülen çalışmaları inceledi ve Kazı Başkanı Söğüt’ten bilgi aldı.
Toplantıya, Muğla Valisi İdris Akbıyık, protokol üyeleri, kazı başkanları ve kazı ekibi katıldı.
]]>Ersoy, Manavgat ilçesindeki bir otelde yapılan Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, Türkiye’nin geçen sene 56,7 milyon ziyaretçi ile rekor sayıya ulaştığını söyledi.
Antalya’nın da 16 milyon ziyaretçiyle bu sayıda en fazla paya sahip şehirlerin başında geldiğini ifade eden Ersoy, “İnşallah 2024 yılı da 17 milyondan fazla ziyaretçiyle tekrar yeni bir rekor kıracağımız yıl olacak. İlk verileri biz görebiliyoruz. Ocak verileri açıklandı zaten. Şubat verileri de oldukça iyi gidiyor. İnşallah hedefimizin daha üstünde bir sayıyla 2024’ü de gerçekleştireceğiz, kapatacağız gibi gözüküyor.” dedi.
Side ve Manavgat’ın kendisi için ayrı bir önemi olduğunu dile getiren Ersoy, turizm otel işletmeciliğine ilk başladığı yerin Sorgun bölgesi olduğu anlattı.
Bölgenin dinamiklerinin 2000’li yıllardan itibaren geliştiğini, son 20-25 yıllık gelişimini de yakinen takip ettiğini vurgulayan Ersoy, Antalya’da turizmin çok eski tarihlerden beri başladığı yerin Side olduğunu belirtti.
Ersoy, birçok otelci ve yönetici ile çok sayıda yatırımcının mesleği bu bölgede öğrendiğini, daha sonra başka bölgelere geçiş yaptığını aktararak şöyle devam etti:
“Side’yi yeni bir projeyle taçlandırmaya karar verdik. Yeni bir markalaşma, destinasyon markalaşması gerçekleştirmek istedik. Burada da birkaç tane amacımız vardı. Amacımız sadece yoğun turist almak değil, sezonu 12 aya yaymak. Eğer siz nitelikli turist istiyorsanız, nitelikli personele ihtiyacınız oluyor. Nitelikli personel için de mümkünse 12 ay turizm gerçekleştirmek gerekiyor. Bu açıdan turizmin en önemli hazinesi arkeolojik değerleri ve doğası. Arkeolojik değerlerle ilgili de Side şehir merkezi öncelikli noktalardan biri. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak 2014 yılında koruma imar planını Side bölgesinde gerçekleştirerek aslında ilk örnek projelerden biridir. Burada koruma kullanma dengesi sağlayarak bir çalışma başlattık. Bakanlık olarak, o bölgede yatırımları olan vatandaşlarımızın desteği ile hem kazı programlarımızı yürüttük hem de koruma kullanma dengesi çerçevesinde bölgenin gelişmesine çok büyük katkı sağlamış olduk. Geçen sene de bir deneme yaptık. 12 aylık kazı programını yoğun bir şekilde bu bölgede uyguladık.
‘Geleceğe Miras’ projesinin de ilk adımını attık. Neydi bu ‘Geleceğe Miras’ projesi? Geçmişle kıyaslandığında çok yoğun kazı programları oluşturuyoruz. Kazı başkanlıklarına çok geniş bütçeler, ekip ve ekipman desteği sağlıyoruz. Belli bir program dahilinde, bu tarz şehir merkezlerinde veya şehir merkezlerine çok yakın olan noktaları gece müzeciliğiyle buluşturuyoruz. Çok da başarılı geçti. Burada geçen sene 79 milyon liralık bir bütçe ile çok yoğun kazı programı gerçekleştirildi. Aynı zamanda da aydınlatma projeleri hızlandırıldı. Bu sene bütçesini çok daha fazla arttırdık. Müze programını da içine dahil ettik. ve inşallah ikisi birden gerçekleştiği zaman bu sene de yaklaşık 400 milyon liralık bir başlangıç bütçe ayırdık. İnşallah sezon sonuna kadar da müzeyi de hayata geçirerek burada gece 12.00’ye kadar aktif bir şekilde turistlerin gezeceği bir ortamı yaratmış olacağız.”
Antalya bölgesinde yaz aylarında gündüz saatlerinde hava sıcaklığının çok yüksek olduğuna dikkati çeken Ersoy, turistlerin de 40-45 derece sıcaklıkta havuz başında veya deniz kenarında olmak istediğini söyledi.
Bu projeyle güneş battıktan sonra, gece boyunca gezebilecekleri bir ortamı yaratmış olacaklarına işaret eden Ersoy, “Turistler otellerinden ayrılarak şehir merkezinde gezecek. Bunu niye yapıyoruz? Hem turistin cazibe noktalarına erişmesini ve gelecek potansiyel turistlere bu potansiyeli aktarmalarını, tanıtmalarını hem de şehirdeki diğer paydaşların, sektör paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmalarını sağlamak için. Yani esnafın, taksicinin, bu tarz kişilerin sektörden, sektörün diğer paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlamak için.” diye konuştu.
Ersoy, “Geleceğe Miras” projesinin bu başarısının ardından projeyi tüm Anadolu’ya yayma kararı aldıklarını belirterek, özellikle bu sene Olympos, Patara ve Ege Bölgesi’ndeki Efes’te hem kazı programlarının bütçelerini çok ciddi oranda arttırdıklarını hem de gece aydınlatmaları ile gün battıktan sonra gezilebilecek noktalar haline getirmeye başladıklarını kaydetti.
Konuşmanın ardından toplantı basına kapalı devam etti.
Toplantıya AK Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, AK Parti MKYK Üyesi Menderes Türel, AK Parti Manavgat Belediye Başkan adayı Süleyman Okudan ve turizm sektörü temsilcileri katıldı.
]]>Bakan Ersoy Bergama’da sektör temsilcileriyle buluştu
İZMİR – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy İzmir’in Bergama ilçesinde sektör temsilcileriyle buluştu. Pandemi döneminde turizm sektöründe eski rakamlarını yakalayarak geçen tek ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, “Sürdürülebilir programlar ve sertifikasyon programlarında tüm dünyada örnek gösterilen bir ülke olduk” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy İzmir’in Bergama ilçesinde sektör temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelerek bakanlık olarak yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Bakan Ersoy’a İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu, AK Parti Bergama Belediye Başkan Adayı Dr. Sadık Doğruer, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı da eşlik etti.
Bakanlık çalışmalarından bahsetti
Konuşmasına bakanlık olarak yaptıkları çalışmaları anlatarak başlayan Bakan Ersoy, “Biliyorsunuz 2019 yılında çok önemli bir çalışma başlatmıştık. Kazı süreçlerinin 12 aya yayılması. Yani on iki ay boyunca yıl boyunca çalışması. Çok da başarılı oldu. Şu ana kadar 133 kazı başkanlığı 12 aylık kazı programına geçtiğimiz 4 yıllık dönemde kazandırıldı. 2024 yılında 144 kazı başkanlığı 12 aylık programa dahil edildi. Bir çalışma daha yaptık. Dedik ki bundan sonra daha yoğun kazı yapacağız ve geleceğe miras projesi başladı. ve yine bu projemize ilk olarak Ege’de Efes’te başladık. Biliyorsunuz 1860’lı yıllardan beri kazılan bir kentimiz Efes. 160 yıl boyunca toplamda yüzde 25’lik kısmı kazılmış. Şimdi bu proje kapsamına dahil edildi. İnşallah 2024 sonunda yüzde 35 seviyelerine getireceğiz. 2025 sonunda da yüzde 45’lik seviyelerine kazılmış olacak. Aynı şekilde sizden önce de Afrodisias’a da gittim. Bugün de Bergama’ya geldik. Aynı geleceğe miras programına Bergama’yı da dahil ettik. Sadece kazı alanları da genişleterek yoğun kazı yaparak restorasyon yaparak süreci tamamlamıyoruz. Önemli olan maksimum seviyede ilçenin ve çevre şehirlerin bundan fayda elde etmesi, bütün şehir paydaşlarının turizm gelirlerinden faydalanmasını sağlayacak bir de ortam oluşturmaya çalışıyoruz. Asıl amaçlarımızdan biri de bu. Burayı da gece konseptine aldık. Gece müzeciliği yazın biliyorsunuz hepiniz buradasınız. Yazın çok sıcak 50 derece sıcakta denizin kenarından, havuzun başından kalkıp şehre inmek istemiyorlar. Program kapsamında şehir merkezlerinde olanlar başta olmak üzere şehir merkezlerine yakın olan ve yoğun ziyaretçisi olan bütün kazı noktalarımızı, ören yerlerimizi aydınlatma sistemleriyle donatıyoruz. Böylelikle gece on ikiye kadar açık hale getiriyoruz. 2024 itibariyle gece müzeciliği başta Ege ve Antalya’daki noktalarımız olmak üzere yoğun ziyaretçi alan, şehir merkezi olan bütün ören yerlerimizde aşamalı bir şekilde başlatıyoruz. Biz Bergama’yı da bu kapsama alıyoruz. Bu yıl itibariyle aşağı noktası öncelikli olarak hayata geçirilecek, önümüzdeki yıl da üst kısımlar gece müzeciliğine dahil edilecek. Hızlı bir restorasyon çalışmasına da burada başlıyoruz. Lansmanını da bugün yaptık, bütçesini de iller seviyesine getirdik.” dedi.
“Yerel seçimler önemli”
Bergama’yı yıllık 1 buçuk milyon turistin ziyaret ettiği bir kent haline getirmek istediklerini kaydeden Bakan Ersoy, “O zaman bütün emekleriniz karşılık bulmuş olacak. Hem yerli ama özellikle yabancı turisti de ilçemize çekmiş olacağız. Bunu tanıtımla destekleyerek özellikle konaklama dışı harcaması yüksek olan nitelikli turisti de bölgeye kazandırarak inşallah hak ettiği yere turizmine getirmek için önemli bir adımı da burada gerçekleştirmiş olacağız. Tabii şimdi biz çok çalışma yapıyoruz. Merkezi hükümet olarak, bakanlık olarak ama Turizmde her şey bunlardan ibaret değil. Sadece bizim yaptığımız çalışmalarla hedefe ulaşabilmek mümkün değil. O yüzden 31 Mart yerel seçimleri çok önemli. Lütfen adayların seçim beyannamelerinde dikkatlice okuyun. Sorular sorun. Turizmle ilgili neler yapıyor? Sizin gibi turizm kentlerinde sizler soracaksınız ki adaylar gündemlerine alsın. Hatta öyle bir duruma geldik ki biz bazı büyükşehirlerde altyapıyı bile yapmak durumunda kaldık.” diye konuştu.
“Örnek gösterilen bir ülke olduk”
Bakan Ersoy konuşmasını şöyle tamamladı: “Dünyada sonradan gelmemize rağmen şu anda örnek gösterilen ülke olduk Türkiye olarak. Yani sürdürülebilir programlar ve sertifikasyon programlarında tüm dünyada örnek gösterilen bir ülke olduk. Şimdi biz bunları diğer mekanlarımızda da yayarak devam edelim. Altyapıları belediyelerimizle birlikte oluşturup Türkiye genelinde konusunda Avrupa’da dünyada örnek gösterilen bir ülke olacak inşallah.”
Bakan Ersoy konuşmasının ardından sektör temsilcileri ve muhtarların talep ve önerilerini dinledi. Bakan Ersoy programında ardından Bergama’dan ayrıldı.
]]>Ersoy, Alanya Ticaret ve Sanayi Odasında gerçekleşen Turizm ve Otel İşletmecileriyle Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda, geçen ay turizmde 56,7 milyon ziyaretçi ve 54,3 milyon dolarla Türkiye tarihinin en iyi rakamlarını sektör olarak elde ettiklerini açıkladı. Burada Antalya ve Alanya’nın pastadaki payının büyük olduğunu ifade eden Ersoy, Antalya’nın geçen yıl 16 milyon turisti ağırlayarak en yüksek geliri elde ettiğini belirtti.
Ersoy 2024 yılına umutla baktıklarını anlatarak, “60 milyon ziyaretçi ve 60 milyar dolar hedefimiz var. Antalya’nın da 17,5 milyon sayısına ulaşacağını bekliyoruz. El birliğiyle çalışarak sektör olarak bu hedeflere ulaşacağız.” dedi.
Bu hedeflere ulaşmak için birçok etkinliği paralel götürmek, birçok hamleyi önceden görüp atmak gerektiğinin altını çizen Ersoy, dünyada turizm sektöründe lider konumda olmak için orta ve uzun vadeli projeleri hazırlamak ve bunları harfiyen uygulamak gerektiğini belirtti.
“2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik”
Bakan Ersoy, 2018’de belirledikleri orta ve uzun vadeli yol haritasında belirlenen hedeflere tek tek yaklaştıklarını anlatarak, “Eksiklerimizin başındaki tanıtımdı. Bunu Turizm Geliştirme Ajansıyla 2019 yılında yoluna soktuk. Şu anda dünyada en iyi, en yoğun şekilde tanıtım yapan turizm ülkesi Türkiye. Bunun sonuçlarını da aldık. Çok hızlı bir şekilde basamaklarda yukarı çıktık. 2022 yılında pandemiyi iyi yönettiğimiz için dünyada en çok turistle dördüncü sıraya kadar geldik. Şimdi bu sene inşallah beşinci sıramızı korumuş olacağız. Hedefimiz burada kalmak değil. 2028’e kadar üçüncülüğe gelmek. Gelir hedefimiz de çok büyük. 2028’de 100 milyar dolar hedefimiz var. Bunu da aşama aşama bütün planları zamanda ve adımları yerinde atarak gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Ersoy hedefleri koymanın kolay, sonuçları görmenin de güzel olduğunu ifade ederek, bunun kendi kendine olmadığını sistemli ve programlı çalışarak gerçekleştirildiğini kaydetti.
Bakanlık olarak, arıtma tesisleri ve halk plajları projelerini de hayata geçirdiklerini dile getiren Ersoy, Antalya’da son beş yıl içerisinde iki arıtma tesisi ve 15 halk plajı açtıklarını vurguladı.
Turizmde en önemli konunun gelen turistten şehrin bütün paydaşlarının yaralanması olduğunun altını çizen Ersoy, şöyle konuştu:
“Geçen dönem gelen turistin otele hapsolmaması, esnafla buluşmasını sağlamakla ilgili bir çalışma hazırladık. Arkeolojik çalışmaları 12 aya çıkardık. Eskiden 45-60 günlük kısa vadeli çalışmalar vardı ve yıllar sürüyordu. Şu anda 172 kazı noktasında ‘Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında 12 ay kazı programı ve kazı noktalarımızı hazırlıyoruz. Bu anlamda da çok iddialı bir hedef koyduk. Son 60 yılda gerçekleştirdiğimiz kazı sayısını gelecek dört yılda gerçekleştireceğiz. Ortalama 15 kat daha yoğun çalışacağız demektir. Eskiden bir noktada kazı varken şimdi 15 noktada kazı çalışması yapıyoruz. Otomatikman 15 yılda yaptığınız işi 1 yıla sığdırabiliyorsunuz. Bu kolay olmuyor. Kazı ekibini ciddi şekilde desteklemeniz gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak inanılmaz derecede bütçeleri artırdık. Basit bir rakam verecek olursam 2019 yılında 36,7 milyon lira olan kazı bütçemizi geçen sene 1,1 milyara çıkarttık. Bu seneki rakamı da 6 milyar lira olarak belirledik.”
Ersoy, bu konuda bir adım daha atarak gece müzeciliği uygulamasına başlayacaklarını anlatarak, sahil bölgelerindeki yüksek sıcaklık nedeniyle gündüz plajları tercih eden tatilcileri akşam saatlerinde otellerinden çıkararak müzelere yönlendirmek istediklerini vurguladı.
Gece müzeciliğini şehir merkezi ve yakın bölgelerdeki müzeler başta olmak üzere yavaş yavaş yoğunluğuna göre yayacaklarını anlatan Ersoy, “Bu çalışmaları bu yıl tamamlayıp aşamalı şekilde gece müzeciliğini başlatacağız. Amaç turist dışarı çıksın, esnafla buluşsun.” dedi.
Toplantı basına kapalı gerçekleştirilen soru cevap kısmıyla sona erdi.
]]>‘HUKUKİ SÜREÇLER PROJELERİ YAVAŞLATIYOR’
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydın programının devamında Didim ilçesinde geçti. Bakan Ersoy, Didim Ticaret Odası’nda kentteki turizm temsilcileriyle bir araya geldi. Yüksek turizm potansiyeline sahip ilçeye bakanlık olarak önemli yatırımlar ve destekler sunduklarını belirten Ersoy, Ege Bölgesi’nin mevcudun iki katı kadar yabancı turisti çekebilecek potansiyelinin olduğunu dile getirdi. Bu kapsamda, Ege Turizm Merkezleri projelerini geliştirdiklerini kaydeden Ersoy, hukuki süreçlerin projeleri yavaşlattığını, 4-5 yıllık duraksamalar olabildiğini aktardı. Doğru projelerle turizm yatırımları için kaynak oluşturulabildiğini dile getiren Ersoy, ören yeri girişlerinden elde edilen gelirin yüzde 100’e yakın arttığını dile getirdi.
‘APHRODİSİAS MİRASINI TÜM DÜNYAYA TANITACAĞIZ’
Bakan Ersoy, daha sonra Karacasu ilçesinde Afrodisias Antik Kent basın lansmanına katıldı. Geleceğe Miras Aphrodisias tanıtım videosunun izlenmesinin ardından konuşan Ersoy, Aphrodisias’ın Anadolu’nun kültürel birikimi ile Roma dönemi heykeltıraşlık yeteneğini tanıtan bir medeniyet mirası olduğunu dile getirdi. İlk ikisi Efes ve Hierapolis’te gerçekleştirilen toplantıların üçüncüsünü ‘Geleceğe Miras Aphrodisias’ projesi ile Aydın’da yaptıklarını anlatan Bakan Ersoy, “Bu toplantının konusu Aphrodisias Antik Kenti. M.Ö. 4500’lerden beri iskan gören Aphrodisias Antik Kenti, ünlü fotoğrafçımız Ara Güler’in fotoğrafları ile ölümsüzleşmiştir. Kentte görülen kalıntıların büyük bölümü Roma dönemine aittir. Kent tiyatrosu, Odeion’u, muazzam tetrapylon’u ile büyüleyici bir görünüm taşımaktadır. Aphrodisiaslılar kendilerini heykeltıraşlık sanatındaki ustalıklarıyla Roma dünyasına tanıttılar, biz de onların mirasını yapacağımız koruma çalışmaları ile tüm dünyaya tanıtacağız” dedi.
’12 AYLIK KAZI SÜREÇLERİMİZİ BAŞLATIYORUZ’
Arkeolojik alanlardaki yapıları çok kısa sürelerde ayağa kaldırarak antik kentlere ve bulundukları bölgenin kültür ve turizm potansiyeline katma değer kazandıracaklarını dile getiren Bakan Ersoy şöyle devam etti:
“Aphrodisias ile birlikte Efes, Hierapolis, Bergama, Sardis, Sagalassos, Labranda, Milet, Limyra başta olmak üzere yabancı heyetler tarafından yürütülmekte olan tüm kazılarda 12 aylık kazı süreçlerimizi başlatıyoruz. Bunlardan biri olan Aphrodisias kazı ve restorasyon çalışmalarını yıl boyunca sürdürmek üzere Bakanlığımız adına görev yapacak değerli bilim insanımız ise aynı zamanda Tripolis Antik Kenti Kazısı Başkanı olan Prof. Dr. Bahadır Duman’dır. Aphrodisias’ta ilk keşif ve araştırmaları 18’inci ve 19’uncu yüzyıllarda seyyahlar tarafından gerçekleştirilmiştir. 1904 yılında ise ilk kazı çalışmaları başlamıştır. Aralıklarla devam eden bu kazı çalışmalarının ardından ilk sistemli kazılar ise 1961 yılında rahmetli hocamız Prof. Dr. Kenan Erim tarafından sürdürülmüştür. 1991 yılından bu yana da ABD’den Prof. Dr. Ronald Smith başkanlığında yürütülmektedir. 120 yıllık süreç içerisinde Aphrodisias’ta yapılan kazılar sonucunda antik kentin yüzde 12’si kazılmıştır. Heykeltıraşlık ekolü ile tarihte iz bırakan Aphrodisias Antik Kenti; 9 Temmuz 2017 tarihinden bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.”
‘KAZILARA DEVAM EDİLECEK’
Aphrodisias’ın, anıtsal mimarisiyle ve müzede sergilenen sayısız heykeltıraşlık eserleri ile en göz alıcı antik kentlerden biri olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, “Aphrodisias’ta kent parkı ve havuzun yanı sıra hemen yanımızda bulunan ve Aphrodisias’ın en ihtişamlı yapılarından biri olan Tetrastoon’da ise kazı ve restorasyon çalışmalarını başlatıyoruz. Antik dönemde Aphrodisias’taki Bazilika kentin en büyük kapalı binasıydı. Binanın ön cephesine odaklanan yeni bir proje ile devasa giriş sütunlarını ayağa kaldırma çalışmalarını 2023 yılında tamamlamış ve binanın cephesinde Diokletianus’un Tavan Fiyat Fermanı’nı sergilemiştik. Şimdi ise hazırladığımız yeni projeyle binanın kalan kısmında kazı yapacak, mozaiklerin konservasyonunu tamamlayacak ve sütunları ayağa kaldırarak yapının ziyaretçiler tarafından algılanmasını kolaylaştıracağız” ifadelerini kullandı.
‘ADINA YAKIŞIR BİR GÖRÜNÜME KAVUŞTURACAĞIZ’
Yaklaşık 120 yıl önce kazılan ve aradan geçen zamanda tekrar toprak altında kalan Gymnasium’u kazarak yapıyı yeniden ortaya çıkaracak ve ziyaretçi güzergahına alternatif oluşturacaklarını anlatan Bakan Ersoy, “Tiyatro Hamamı önündeki sütunlu salon, eksiksiz sütunlarıyla alanın en çekici mekanlarından biridir. Yeni bir proje ile arkadaki hamam odalarının da ziyaretçiye açılmasını sağlayacağız. 1994 yılında Agora’da yapılan araştırmalarda sütun sıralarının konumu ve doğrultusu keşfedilmiş ancak bu alanda şimdiye kadar herhangi bir kazı çalışması yapılmamıştır. Bu alanda yapılacak kazı çalışmalarıyla Aphrodisias’ta yeni bir yapı daha ortaya çıkaracağız. Uzunluğu 3,5 kilometreye ulaşan ve yüksekliği yer yer 10 metreyi bulan Aphrodisias surlarının neredeyse tamamı yabani bitki örtüsünün altında görünmez halde. Burası için hazırladığımız projeyle sur duvarlarını tekrar görünür hale getirecek; restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla anıtsal görünümünü yeniden kazandıracağız. Gece aydınlatması ile birlikte de adına yakışır bir görünüme kavuşturacağız” açıklamalarında bulundu.
1 MİLYAR 750 MİLYON TL’LİK BÜTÇE
Aphrodisias’ta Osmanlı Dönemi Hamam ve Geyre evlerine yönelik belgeleme- konservasyon ve restorasyon çalışmalarını da bu proje kapsamında gerçekleştireceklerini anlatan Bakan Ersoy, “Aphrodisias, çok sayıda yazıta ve olağanüstü çeşitlilikte ve kalitede kabartmalı mermer lahite sahiptir. Bu eserler için kentte iki yeni teşhir alanı planladık. Bütüncül bir çevre düzenleme çalışması ile ziyaretçi karşılama merkezi, yürüyüş yolları, açıklayıcı ve yönlendirici bilgi panoları, toplanma ve bilgilendirme alanları ile etkinlik ve dinlenme alanları oluşturacağız. Anıtsal yapılar ile gezi güzergahlarını aydınlatarak antik kenti gece müzeciliği kapsamında da ziyarete açacağız. Öte yandan Aphrodisias müzemizde güçlendirme çalışmaları, teşhir- tanzim ve onarım uygulamalarını da gerçekleştireceğiz. Aphrodisias için hazırlanan bütün bu projeler, başlayan uygulamalar ve yoğun bir mesai ile kentin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayacağız ve süreç için 1 milyar 750 milyon TL bütçe ayıracağız” diye konuştu.
Konuşmasının ardından alanda incelemelerde bulunan Bakan Ersoy, daha sonra kentten ayrıldı.
Nevra UÇKAÇ/ AYDIN,
]]>Aydın’a gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kuşadası’nın ardından Didim’de de turizm sektör toplantısına katıldı. Düzenlediği toplantıda Bakan Ersoy’a Aydın Valisi Yakup Canbolat, Aydın BŞB Başkan adayı Mustafa Savaş, AK Parti Aydın İl Başkanı Gökhan Ökten eşlik etti. Bakan Ersoy’u Didim Kaymakamı Can Kazım Kuruca, ilçe protokolü ve siyasiler karşıladı.
Didim’deki turizmciler, seyahat acenteleri temsilcileri ile otel sahipleri ve yetkililerinin katıldığı toplantıda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalara geçildi. Toplantıda konuşan AK Parti Didim Belediye Başkan adayı Kadri Kabak Didim’in çok önemli bir turizm destinasyonu olduğunu ifade ederek, “402 kilometrekarelik alanı, 93.7 kilometrelik sahil şeridi ile Didim, 2006 yılında turizm kenti ilan edilmesinden bu yana siz çok değerli turizmcilerin yatırımlarıyla katkılarıyla belirli bir mesafeyi kat etti. Ancak bunlar yeterli mi? Tabii ki yeterli değil. Turizm sektörünün önemli meseleleri var. Önemli sorunları var, önemli sıkıntıları var ve aslında yapılabilecek birçok husus söz konusu. Sahil şeritlerimiz içerisinde yeni bir turizm destinasyonu oluşturulabilecek nadir belki de tek ilçelerden biriyiz. Tabii ki bu süreç bakanlığımızın radarına girmiş durumdadır. Bakanlığımızın katkıları, destekleri bugün görüldüğü gibi sayın bakanımızın onurlandırmasıyla birlikte Didim çok daha güçlüdür. Kendileri de buna sunacak katkı sağlayacaktır” dedi.
“Ortak akılla Aydın’ı yöneteceğiz”
AK Parti Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Savaş, “Tarihle medeniyetiyle, kültürüyle, dillere destan bir şehrimiz var. Şehrimize ne yapsak az? Evet, merkezi hükümet olarak çok önemli hizmetler yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz ama yerel yönetimle merkezi hükümetin birleşmesi halinde çok daha güzel işlere imza atacağımıza inancımız tam. Büyükşehir’e belediyelere muazzam kaynaklar geliyor, gelmeye de devam ediyor. Diğer belediyelere gittiği gibi Aydın Büyükşehir’i de kaynak geliyor. Ama bu kaynakların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmemesi gibi bir problem var işte. Biz bu kaynaklara etkin ve verimli bir şekilde kullanacağımız bir dönemi vadediyoruz” dedi.
“Didim’in potansiyeli var”
Didim’in de Ege’nin turizm merkezlerinden biri olduğunu sadece Aydın’ın değil Muğla’ya komşu olduğunu kaydeden Bakan Ersoy, “Didim’in potansiyeli var mı? Fazlasıyla var ama bu potansiyeli doğru kullanamazsak doğru planlayamazsak bu şansımızı yavaş yavaş kayboluyor. Bunu niye söylüyorum? Demin başkanımız da söylediği gibi bu tarz turizm merkezlerinde sadece kültür ve Turizm Bakanlığı çalışmalarıyla bir yere gelmek mümkün değil. Özellikle büyükşehir olan yerlerde biz Büyükşehir Belediye başkanlığımıza da söylüyoruz. Turizm master planının büyük şehir tarafından hazırlanması lazım. Master planları büyükşehir belediyeleri tarafından hazırlanır, kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenir veya bu şekilde birçoğu üniversitelerin de içinde olduğum yerel temsilcilerinin içinde olduğu bir çalışmadır. Aydın bölgesinde gücünü de kapsayan bir turizm master planı gerçekleşirse o zaman sınırlı sayıda kaynaklı sınırsız talebin gerçekleştirilmesi sağlanıyor” diye konuştu.
“Ege turizm merkezleri projesi”
Ege Turizm merkezleri projesine de değinen Bakan Ersoy “Doğru planlamalarla doğru teşhislerle doğru tedavi yöntemleriyle çok rahat bir şekilde geliri ikiye katlayacak durumdasınız. İşte biz de bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Ege turizm merkezleri projeleri de geliştirdik ama maalesef süreçlere siyasi yaklaşıldığı zaman yavaşlatılabiliyor, engellenebiliyor. Ben halbuki her zaman söylüyorum, Ege söz konusu olduğu zaman İzmir söz konusu olduğu zaman Aydın söz konusu olduğu zaman siyasi yaklaşmamak gerekiyor. Doğrusu neyse tartışırız. Doğrusu yapılması gerekiyor. Bugün süreçlerle yavaşlatılıyor. 4 yıldır 5 yıldır süreçler gidiyor maalesef” ifadelerine yer verdi.
“Arkeolojide altın çağ dönemi başlatıldı”
Bakanlık olarak arkeolojinin altın çağını başlattıklarını ve kazı başkanlıklarının da bütçelerini arttırdıklarını belirten Bakan Ersoy “Arkeoloji de altın çağı başlatıyoruz. Bu da nasıl olacak, geleceğimize miras projesiyle olacak? Arkeolojik kazı noktasında 144 noktada Türk kazı başkanlıkları var. Türkiye genelinde 32 noktada yabancı kazı başkanlıklarımız var. Bu yeni aldığımız karar. Artık yabancı başkanlıkları da Türk kazı başkanı yani 160 yıl önce başlayan bir süreçte, 160 yıl sonra o noktalara da Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, şehirlerde Türk kazı başkanları süreci yönetecek. Şimdi artık bütün kazı başkanlıkları 12 ay çalışıyor. Hem kazı başkanlarımızı atarken yoğun ekip, ekipman ve bütçede atıyoruz. Yani çok ciddi bütçeler görüyoruz. Ekip kullanma yetkileri veriyoruz ve bütçeleri de ciddi oranda arttırıyoruz” şeklinde konuştu.
Bakan Ersoy’un konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak sürdürüldü. – AYDIN
]]>Tekirdağ’daki Heraion Teikhos Trak Antik Şehri’nde ‘yersel lazer taramaları’ tamamlandı. Kazı çalışmalarına yönelik bilgi veren İstanbul Rumeli Üniversitesi Arkeolojik Araştırmaları Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Neşe Atik, “Kazı çalışmalarında ‘yersel lazer taramaları’ tamamlanmış olup, kazı alanın ören yeri olması için hazırlanmakta olan projenin bir aşaması da tamamlanmıştır. Söz konusu çalışmalar kazı alanında bir gezi güzergahı ile tümülüs biçimli bir tanıtım binası yapılarak, alanın ziyaretçiye açılması çalışmalarına büyük katkı sağlamıştır” ifadelerini kullandı.
İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından devam eden kazı çalışmalarına yönelik açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Neşe Atik, “2000 yılında Tekirdağ İli, Süleymanpaşa İlçesi, Karaevlialtı Mevkii’ndeki Heraion Teikhos’ta kazı çalışmalarına Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi ile iş birliği içerisinde başlandı. Bugün üniversitemiz adına benim tarafımdan çalışmalar sürdürülmektedir. Heraion Teikhos bir Trak Şehri olup, yurdumuzda halen kazı çalışmaları yapılan ilk Trak yerleşimi, Trak buluntuları veren tek kazı alanıdır. Kazılarımızın iki hedefi vardır; birincisi bu yerleşim yerini koruma ve kültür turizmine kazandırmak, ikincisi ise bilim dünyasına tanıtmak. Kültür Bakanlığı ile iletişime geçerek, kazı alanının turizme açılması için projelendirme izini aldık. Bu ören yeri projesi için 3 canlandırma ve tümülüs şeklinde bir tanıtım binası yapmayı planlamıştık. 1 yıllık kazı çalışmalarının ardından kazı evinde, pişmiş toprak kaplar, madeni buluntular ve sikkeler, dokuma tezgahı ağırlıkları vb. küçük buluntuların envanter ve yayın çalışmaları yapıldı” dedi.
“ARKEOLOJİK AÇIDAN İLK DEFA TESPİT EDİLEN DURUMLARLA KARŞILAŞTIK”
Kazı çalışmalarının son durumunu değerlendiren Prof. Dr. Neşe Atik şu bilgileri verdi:
“2023 yılı kazı çalışmalarımız, iki hedefe yönelik olarak planlanmıştı. Bu bağlamda kazı çalışmaları geçmişte varlığı tespit edilmiş olan sağlık aktivitelerinin anlaşılması yönünde sürdürüldü. Kazı alanını kültür turizmine kazandırmak, ziyaretçiye açabilmek için gerçekleştirilmesi gereken ören yeri projesi için de ölçüm ve çizim çalışmaları yapıldı. Kazı çalışmaları, geçmiş yıllarda tespit edilmiş ancak yayılım alanının boyutları henüz tam olarak bilinmeyen ilaç üretim alanlarının tespitine yönelik olarak sürdürüldü. Kentin Akropolü’nde Hera/Kybele Tapınağı’nın doğu tarafında bulunan mekanlarda ve Akropol’ün batısında yer alan ilaç havuzlarının güneyinde kazı çalışmaları gerçekleştirildi. Kazı alanı bir tepe üzerinde olduğu için ilaç havuzlarına suyun nereden sağlandığının tespit için doğudan batıya doğru eğimle ilaç havuzlarına su taşıyan pişmiş topraktan su borularının, doğudaki başlangıcını tespite yönelik kazı çalışması yapıldı. Bilindiği üzere antik devirlerde, tepelerdeki yerleşimlerde su sistemleri genellikle, büyük su sarnıçları ile oluşturulmuştur. Ancak 2023 yılı kazıları Heraion Teikhos yerleşiminde suyun sarnıçlardan değil, kazı alanının doğusunda birkaç kilometre uzaklıkta, günümüzde hala ağaçlık olan bir alandan taşındığına işaret eden buluntular ortaya çıktı. Bunun yanı sıra yerleşimin batısında ortaya çıkartılan yeni bir ilaç yapım havuzu, havuzları bağlayan pişmiş topraktan borular ve taştan kanallar da tüm kazı alanına yayılmış bir ilaç üretim alanı olduğunun tespitini sağladı. Geçmiş yıllarda ortaya çıkartılmış olan ilaç fırınları ve ilaç yapımı için gerekli temiz su sisteminin ve havuzların aynı alanlarda birbirine yakın konumlandırılmış olması arkeolojik açıdan ilk defa tespit edilmiş olduğundan, bilimsel açıdan önemlidir.”
]]>