Kurum, Silivri’de Eski Belediye Binası Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, bugün temeli atılan belediye binasının aslına uygun bir şekilde yeniden inşa edileceğini söyledi.
İstanbul’un son 5 yılının kayıtlara “tahribat dönemi” olarak geçtiğini belirten Kurum, “İstanbul bu yolcu adayın elinde her gün mağdur ediliyor. Bir de kalkmışlar, pişkin pişkin ‘İstanbul başardı’ diyorlar. İstanbul neyi başardı? İstanbul sizin bunca ihmalinize, bunca terk edilmişliğe rağmen ayakta kalmayı başardı. İstanbul, tutulmayan sözlere rağmen hükümetimizin destekleriyle, eserleriyle ayakta kalmayı başardı.” diye konuştu.
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin başardığı eserlerin, yanan otobüsler, ters yönde ilerleyen merdivenler, bozulan metrolar ve metrobüsler olduğunu ifade ederek, “Saatlerce süren trafik, bir de 5 yılda 8 kilometre metro hattı var. 5 yılda başlayıp da bitirdiğin tek şey İstanbul oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbulluların, İBB başkanından en temel belediyecilik hizmetlerini istediğini, ancak bunun yerine getirilmediğini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Çevre temiz olsun, Silivri’nin altyapı, su ve kanalizasyonu doğru işlesin dediler, işletemedin. İşe, okula giderken çile çekmek istemediler, normal bir insan gibi metro istediler, otobüs istediler, yapmadın. Parklar, yeşil alanlar istediler, yapmadın. Şu koca 5 yılda İstanbul’la ilgili hiçbir dertleri olmadı. İstanbullu israf istemedi ama bunlar israf ettiler. ‘İsrafı bitirdik’ pankartlarına yetimin hakkıdır demeden 350 milyon lira para harcadılar. 31 Mart geliyor, milletin hesap sorma günü geliyor. Bu millet sana kibirli dilinin hesabını sandıkta bir bir soracak. 31 Mart’ta İstanbul sandıkları patlatacak. Silivri ona en büyük dersi sandıkta verecek. 31 Mart akşamı eş genel başkan koltuğunu kaybedecek, tamamen özgürleşecek. O yarı zamanlı kibirli belediye başkanı da süresiz tatile gidecek.”
“Ben kadınlarımıza, annelerimize yönelik bu ayrıştırıcı dili reddediyorum”
Kurum, bir televizyon programında “Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor. Ne diyorsunuz?” sorusu yöneltilen İmamoğlu’nun, “Daha çok ev hanımları oy veriyor. Kadınlar statüsünde demeyelim.” şeklinde yanıt verdiğini hatırlattı.
İmamoğlu’nun ev hanımlarını yok saydığını, ayrımcılık yaptığını dile getiren Kurum, “Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu kabalık, bu nezaketsizlik böylesine önemli bir makama, İstanbul büyükşehir belediye başkanına hiç yakışıyor mu? Ben kadınlarımıza, annelerimize yönelik bu ayrıştırıcı dili reddediyorum. Şunu kabul etmemiz, bu hakarete sessiz kalmamız mümkün değil.” dedi.
Kurum, dünyada her şeyin değişebileceğini ancak CHP zihniyetinin değişmeyeceğini kaydeden, “Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri yüzünden ayrıştıranlar bugün de kadınlarımızı, annelerimizi siyasi tercihleri yüzünden ayrıştırıyorlar. Siz hiç eşitlikçi, hiç adil olmayacak mısınız? Bu millet, sizin bu ayrımcılığınızdan neler çekti. Yıllardır bunlar aynı tas aynı hamam. Geçmişte de çobanların oyunu ayrı tutuyorlardı. Milleti mahallelere, kamplara ayırıyorlardı. Bu millet senden bıktı, İstanbul senden usandı, senden yoruldu.” ifadesini kullandı.
“Sen CHP kongresini dizayn ederken, biz 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk”
Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşların her birinin eşit olduğunu belirten Kurum, bugüne kadar hiçbir zaman vatandaşların arasında dil, din, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmadıklarını aktardı.
Kurum, bu ülkenin bütün kadınlarının hangi düşüncüye, hangi siyasi tercihe sahip olursa olsun hepsinin değerli ve kendileri için eşit olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Annelerimiz, çocuklarımız endişe etmesin. Biz annelerimize, çocuklarımıza afetlere dirençli bir İstanbul bırakacağız. 3 gün önce Çanakkale’de deprem oldu. Burada da hissedildi. Biz 5 yılda 650 bin konut dönüştüreceğiz diyoruz. 39 ilçede milletimizin rızasıyla yerinde, İBB olarak yarısını bizim destek olduğumuz bir anlayışla yapacağız diyoruz. Bu kibirli belediye başkanı ‘Bunların yapılmasına gerek yoktu, yapılmaması lazım.’ diyor. Danışman olarak tuttuğu o hocaları İstanbul’un deprem riski için ‘Sokak sokak deprem dönüşümü yapmak gerekir.’ diye ifade ediyorlar. Bu bilmiş belediye başkanı ‘Yapılmaması gerekir.’ diyor. Çünkü yapamayacaklarını kendileri de biliyor. Sen CHP kongresini dizayn ederken, biz milletimizle el ele vermiş, 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk. Sen o yol yürüdüğün arkadaşlarını yolda terk ederken, biz gidip sellerde, afetlerde milletimiz için yeni yuvalar yapıyorduk. O yüzden bunların heybeleri boş, koca 5 yılda 5 bin 500 konutu dönüştürmüşler. Bu anlayışın İstanbul’da dönüşüm adına bir irade koymasını biz zaten beklemiyoruz.”
Murat Kurum, Silivri’ye metrobüs getireceklerini, bu proje hayata geçtiğinde ilçede yaşayanların ulaşım çilesinin sona ereceğini dile getirdi.
Silivri’de 42 kilometrelik bir sahil düzenlemesi yapacaklarını, ilçeye 8 halk plajı kazandıracaklarını ifade eden Kurum, ilçede köy imar planlarını ilk İBB meclis toplantısında onaylayacaklarını, gençler için de paylaşımlı ofisler yapacaklarını anlattı.
Törende, daha sonra dua edilerek Silivri Eski Belediye Binası’nın temeli atıldı.
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından düzenlenen “Tarımda Kadın Emeği Zirvesi”ne katıldı. Yumaklı, yaptığı konuşmada Anadolu’nun verimli hilalin merkezinde yer alan, köklü bir tarihe, zengin bir kültürel mirasa ve doğal güzelliklere sahip bir coğrafya olduğunu ve bu kadar zenginliği içinde barındırmasının ana unsurlarından birinin Anadolu kadını olduğunu belirtti. Bakan Yumaklı, kırsal kalkınmadaki başarıların ana kaynağının kadınlar olduğunu ifade etti. Kırsal kalkınmanın Türkiye’nin gıda arz güvenliğini sağlaması, sanayiye hammadde temini ve istihdama sağladığı katkı nedeniyle stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Kadınlarımızı da kırsal kalkınmanın ana unsuru olarak görüyoruz. Bu nedenle yürüttüğümüz politikalarda her zaman onlara pozitif ayrımcılık yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Biliyoruz ki kırsal kalkınmada kadın varsa sürdürülebilirlik vardır. Bu kapsamda kadınlarımızın ekonomik anlamda güçlenmesi; kırsal alanların gelişmesinde ve güçlendirilmesinde kilit rol oynamaktadır. Kadınların desteklenmesi ve liderlik rollerine teşvik edilmesinin büyük öneme sahip olduğunu her fırsatta ifade ediyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak da kadınların ve gençlerin tarımsal üretimde yer almaları için var gücümüzle çalışıyoruz” diye konuştu.
Kırsal alanların sadece üretim alanı değil, insanların yaşamlarını sürdürdükleri, geleceğe miras bırakacağı zenginlikler olduğunu söyleyen Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kırsalda yaşayanların yaşam ve çalışma koşullarının yükseltilmesini ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılmasını amaçlıyoruz. Bu kapsamda IPARD- TKDK, Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı, Uzman Eller, Orköy, Genç Çiftçi, Bireysel Sulama, IFAD gibi projeler kapsamında kırsalımıza önemli destekler sağlıyoruz. Bütün bu programlarla kırsal kalkınmada son 22 yılda 774 bin projeye reel rakamlarla yaklaşık 120 milyar lira hibe ödemesi yaptık. Bu desteklerde gençlerimize ve kadınlarımıza her zaman pozitif ayrımcılık yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz. Kırsal kalkınma yatırımlarımız içerisinde IPARD ve TKDK hibe desteklerinin önemli bir yeri bulunuyor. IPARD-TKDK desteklerini daha önce 42 ilde uyguluyorduk, 2024 yılı itibarıyla ise ülke geneline yaydık. Artık 81 ilimiz IPARD-TKDK desteklerinden yararlanabilecek” şeklinde konuştu.
Bakan Yumaklı, hayvansal gıda ürünlerinin gıda arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, geçen hafta başında hayvancılıkla ilgili yol haritasını kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlattı. Yumaklı, yeni hayvancılık politikalarında gençlere ve kadınlara pozitif ayrımcılık yaparak, hayvancılık desteklerinden daha fazla pay almasını sağlayacaklarını aktardı. Yumaklı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın çevre konularına olan duyarlığının ve öncülüğünde yürütülen çalışmaların sadece Türkiye’nin değil, dünyanın geleceğine de ışık tuttuğunu söyledi. Emine Erdoğan’ın hamiliğinde Sıfır Atık Projesi’nin bir dünya markası haline geldiğine dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Şimdi de su kaynaklarımızın korunması için başlattığınız su verimliliği seferberliğinin tüm insanlığa faydalı olması için var gücümüzle çalışıyoruz. 1992 yılındaki Dublin Konferansı’nda ‘Kadınlar, suyun temini, yönetimi ve korunmasında önemli role sahiptir’ ilkesine de yer verilmiştir. O yıllarda yakılan meşaleyi günümüzde yeniden alevlendiren ve su yönetiminde kadının etkisini gösteren vizyonunuz tarihe not düşmektedir. Suya yön veren bir kadın liderin öncülüğünde tüm gayretimizle çalışmaya devam ederken, ülkem adına sizlere şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Yumaklı, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. – ANKARA
]]>Sabah saatlerinde havayolu ile Adana’ya gelen Bakan Işıkhan, önce Adana Valiliği’ni ziyaret etti ardından da ‘Kadın İstihdam Sistemi İş Pozitif Tanıtım Programı ve Fuar Açılışı’na katıldı.
“Depremin yaraları sarılıyor”
Burada konuşan Bakan Işıkhan, deprem yaralarının sarıldığını belirterek, “Hamdolsun ki depremde büyük yaralar alan diğer 10 ilimizle birlikte Adana’nın da yaralarının sarılmış olduğunu gördük. Biliyorsunuz artık, yıkılan evlerimizi, iş yerlerimizi, binalarımızı yeniden ayağa kaldırmaya başladık. Şehirlerimizin çalışma hayatını, sosyal hayatını, ticaretini, ekonomisini yeniden güçlendirmeye, hareketlendirmeye başladık çok şükür. ‘İnşallah, devlet millet el ele verip bu bereketli topraklara, bu kadim coğrafyaya daha güzel günleri hep birlikte getireceğiz’ demiştik, getiriyoruz. ‘Maddi kayıplarımızı bir bir telafi edeceğiz’ demiştik, ediyoruz. ‘Adana’yı ve Çukurova’nın has evlatlarını eskisinden daha huzurlu, daha müreffeh günlere hep birlikte kavuşturacağız’ demiştik. Kavuşturuyoruz. Adana, bereketli topraklar üzerine kurulmuş, ülkemizin tarımına, ekonomisine, kalkınmasına öncülük eden merkezlerimizden birisidir” ifadelerini kullandı.
“En büyük destekçiler kadınlar olacak”
Kadınların ekonomiye ciddi katkılar sağladığını aktaran Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, şunları söyledi:
“Biliyorsunuz ki kadın istihdamı, bizim bakanlık olarak üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir konudur. Kadınların, sosyal, ekonomik ve hukuki özgürlükleri 21 yıldır büyük mücadeleler vermiş Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da çok önemsediği konuların başında geliyor. Geleceğin güçlü Türkiye’sine giden yol, kadın erkek her bir insanımızın sosyal ve ekonomik kalkınma sürecinde kapasitesi ölçüsünde yer aldığı topyekun bir seferberlik şuurundan geçmektedir. Gerek Milli Mücadele’de gerekse kalkınma mücadelemizde nasıl kadınların desteğiyle, fedakarlıklarıyla bugünlere geldiysek, Türkiye Yüzyılı hedefimize giden yolda da yine en büyük destekçilerimiz Adana’nın emektar kadınları olacaktır. Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınların gücü olmadan sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize ulaşmamız mümkün değildir. Kadınların emeğine, vizyonuna ve fikirlerine ihtiyacımız var. Bu sebeple kadınların toplumsal hayata aktif ve üretken katılımını destekleyecek projeler geliştirme gayreti içerisindeyiz. Kadınların yenilikçi bakış açısına, çözüm odaklı fikirlerine güveniyoruz.”
“Kadınlar yeri geldiğinde anne, yeri geldiğinde yöneticidir”
‘İş Pozitif Kadın İstihdamı Proje’sinin öneminden bahseden Bakan Işıkhan, “Bu alanda somut, kalıcı çözüm mekanizmaları üretiyor, fırsatlardan eşit ve adil bir şekilde yararlanmalarına yönelik etkin politikalar yürütüyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki kadınlar yeri geldiğinde iyi bir girişimci, yeri geldiğinde iyi bir yönetici yeri geldiğinde ise iyi bir annedir. Bu anlayışla kadınları her alanda güçlendirmeye, toplumda ve ekonomide daha etkin roller üstlenmelerine büyük önem veriyoruz. Biliyorsunuz geçtiğimiz şubat ayı içerisinde, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına mührünü vuracak Türkiye’nin kadınları adına önemli bir projeyi daha hayat geçirdik. Emine Erdoğan’ın himayelerinde ‘İş Pozitif Kadın İstihdamı Projemizin’ açılışını gerçekleştirdik. Bu vesileyle ülke genelinde bir seferberliğe dönüşmesini arzu ettiğimiz yeni projemizi tüm kadınlara duyurmak üzere şehirlerimizi adım adım gezip projemizi anlatmaya başladık” diye konuştu.
“Kısa sürede 30 bin istihdam”
9 Şubat’ta başlatılan İş-Pozitif sistemi ile kısa bir sürede 30 binden fazla kadının istihdam edildiğini anlatan Bakan Işıkhan, “Proje kapsamında, 10 bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. 9 Şubat’ta başlattığımız sistem ile daha 1 ay olmadan, 30 binden fazla kadının işe yerleşmesini sağladık. İnşallah bu sayı her geçen gün daha da yükselecek projemizi tanıttıkça, toplumda farkındalık oluştukça, çalışma hayatına katılan kadın sayısı katlanarak artacaktır. İş Pozitif istihdama yönelik eğitim veren ve çeşitli kurslar düzenleyen, işgücü ihtiyacı olan ve istihdam oluşturma potansiyeline sahip aktörlerin çevrimiçi olarak bir araya gelebileceği bir iş birliği sistemidir. Çünkü biz biliyoruz ki kadına sağlanan destek, ülkemizin ve milletimizin geleceğine sağlanan destektir. Bu anlayışla mesleki danışmanlıktan, sosyal güvenliğe varıncaya kadar çalışma hayatına girişteki her adımda ve her anlarında kadınların yanındayız” dedi.
“Kadın girişimciliğinin etkin olduğu toplumların gelişmişlik düzeyi de yükseliyor”
İstihdamda kayıt dışılığın önüne geçmek içinde çalıştıklarını vurgulayan Işıkhan, daha sonra şunları söyledi:
“Kayıt dışılık özellikle kadınların sosyal güvenliğini ve geleceğini tehdit etmektedir. Bu projeyle, inşallah bu tür problemleri de azaltmayı hedefliyoruz. Böylece, kadınların kayıtlı olarak çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla kadın girişimciliğinin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesine önemli katkılar sağlamış olacağız. Kadınların çalışan olarak bir işletmede ya da kurumda yer alması kadar, kendi kadınların bilgi, üretkenlik ve sezgileriyle yenilikçi fikirler geliştirebileceğine ve günümüzde ortaya çıkan fırsatları değerlendirerek başarılı birer girişimci olabileceklerine inanıyoruz. Her şeyden evvel, girişimcilik kadınların toplumdaki konumlarını güçlendiriyor. Bildiğiniz gibi kadın girişimciliğinin etkin olduğu toplumların gelişmişlik düzeyi de yükseliyor. Tüm bu nedenlerle, hem ekonomik hem de toplumsal değer üreten kadın girişimci sayısını artırmamız hem de var olan kadın girişimcilerimizi de daha fazla güçlendirmemiz gerekiyor. Adına iş yapan veya işveren olarak ekonomide aktif bir şekilde yer almaları da son derece önemlidir.”
“Adana, Türkiye Yüzyılı yolculuğumuzun öncü merkezlerinden biri olacak”
Türkiye Yüzyılı için çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini kaydeden Bakan Işıkhan, “İstihdam, Mesleki Eğitim, Mali Destek, Hibe, Kayıtlı İstihdama SGK Teşviki, Mesleki Yeterlilik Belgelendirmesi, İhracat, Ortaklık, Girişimcilik, İş birliği, Bilgilendirme ve Danışmanlık gibi alanlarda öncelik sağlayacağız. Şu an Adana’nın da dahil olduğu bölge illerimizin kadın istihdam oranlarına baktığımızda bu oranın yüzde 24’e ulaştığını görüyoruz. Bölge illerimizin istihdama katılım oranları ise yüzde 28’in üzerindedir. İnşallah yeni projemizin de katkısıyla bu rakamları daha da artıracağız. Tabi bu noktada devreye sizlerin azmi, gayreti, kararlılığı giriyor. Biz, Adana’nın kadınlarına güveniyoruz, inanıyoruz. Geçmişten bugüne ülkemiz her neyin mücadelesini verdiyse her daim kadınlarıyla birlikte vermiş, onların hem fiziki hem de manevi desteğiyle başarıya ulaşmıştır. Bugün de yine aynı güçle çalışarak, üreterek, hem toplumsal hem de iktisadi kalkınmamıza destek veren emektar kadınlarla birlikte Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını inşallah Türkiye Yüzyılı yapacağız. Çalışmanın, üretmenin, bereketin, bolluğun şehri Adana, Türkiye Yüzyılı yolculuğumuzun öncü merkezlerinden biri olacaktır” ifadelerini kullandı.
Memur ve işçilerin haklarını savunmak için her türlü fedakarlığı yaptıklarını belirten Bakan Işıkhan, CHP’nin başvurusu sonucu sendika üyelerine ödenen 538 lira ödemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini söyledi. Işıkhan, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak memurlarımızın, işçilerimizin haklarını korumak ve geliştirmek bizim önceliğimiz olmuştur. Bildiğiniz gibi memurlarımız, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmelerle önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. En son geçtiğimiz yıl 7. Dönem Kamu Toplu Sözleşmesiyle, memurlarımız için ‘Toplu Sözleşme İkramiyesi’, aylık 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında belirlenmişti. Buna göre, hizmet kolunda toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine aylık 538 TL ödeme yapıyorduk. 2 milyonu aşkın memurumuz bu kapsamda ödemeden faydalanıyordu. Ancak memurlarımızın bu önemli toplu sözleşme kazanımını, Cumhuriyet Halk Partisi, Anayasa Mahkemesine götürmüştür. Maalesef, bu ödemeye ilişkin düzenleme, dün itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İlgili düzenlemenin iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvuran ve ödemenin iptaline neden olan CHP’dir” dedi.
“Kamu görevlilerimizin yanında olacağız”
CHP’nin toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gördüğünü vurgulayan Bakan Işıkhan, daha sonra şunları kaydetti:
“Cumhuriyet Halk Partisi, daha önce de sendika üyesi kamu görevlilerine ödenen toplu görüşme primini Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettirmişti. CHP zihniyetinin memurlarımızın, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmeyle kazandığı hakları iptal ettirmesi son derece anlaşılmaz bir tutumdur. Ama milletimiz CHP’nin bu tutumuna alışkındır. Daha önce öğrencilere verilen bursları iptal ettiren, memurların toplu görüşme primini iptal ettiren CHP, şimdi de emekçilerimizin kazanımı olan toplu sözleşme ikramiyesini iptal ettirmiştir. Biz hükümet olarak gerek toplu sözleşmeler yoluyla, gerek diğer yasal düzenlemelerle memurlarımızın haklarını geliştirirken, CHP Anayasa Mahkemesine götürerek iptal ettiriyor. Toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören, her şeye muhalif bu CHP zihniyeti maalesef hiç değişmiyor. Bu iptal kararı ile ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimizin aylıklarında, maalesef 345 TL azalma meydana gelecektir. Ama kamu görevlilerimiz müsterih olsun ve şunu iyi bilsin bugüne kadar nasıl emeğin ve emekçinin yanında olup, birçok kazanımı AK Parti hükümetleri döneminde sendikalarımızla birlikte elde ettiysek bundan sonra da kamu görevlilerimizin yanında olacak, sendikalarımızın yanında olacak, emekçimizin yanında olacağız. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak da gerekli adımları atma noktasında üzerimize düşeni yapacağız.” – ADANA
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Şile’de düzenlenen mitinge katılarak konuşma gerçekleştirdi. Mitinge Şile Belediye Başkanı İlhan Ocaklı da katıldı. Kurum yaptığı konuşmada, “İstanbul bize ecdadımızın, tarihin, emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. İstanbul bize ‘En büyük hayalim İstanbul’u yeniden yükseltmektir’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan Hocamızın emanetidir. İstanbul bize ‘Vatanseverlik aksiyondur’ diyen Başbuğ Alparslan Türkeş’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Dava ve aksiyon adamı’ şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehrin en büyük sevdalısı’ liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. ve bu emanet, 31 Mart’ta ehil ellere, emin ellere yeniden teslim edilecektir. İstanbullular, bu yolcu Başkan’dan ne bekledi, çok mu şey istedi? En temel belediye hizmetlerinin yapılmasını istedi, yapmadın. Çevre temiz olsun, altyapı, su ve kanalizasyon doğru işlesin dedi, işletemedin. Ulaşım sorunlarına çözüm getirmeni bekledi, sorunu daha da büyüttün. İşe, okula giderken çile çekmek istemedi, metro istedi, otobüs istedi yapmadın. Parklar, bahçeler, yeşil alanlar istedi sunmadın. Gençlik merkezleri istedi kültür merkezleri istedi, yapmadın. Sosyal destek istedi, adaletsizlik yaptın. İstihdam istedi, arttırmadın aksine azalttın. Kaynakların doğru kullanılmasını istedi çarçur ettin. En çok da ne istedi biliyor musunuz? Afetlere hazırlık istedi, güvenli yuva istedi yapmadın, üretmedin, sunmadın. Ama bu halkın istemediği ne varsa, hemen gittin çadırı oraya kurdun. Polemik istemediler, işi gücü bıraktın 5 yıl dedikodu ürettin. İhmalkarlık istemedi, İstanbul’a uğramadın. İsraf istemedi israfı bitirdik dedin garip gurebanın hakkıdır demeden 350 milyon lirayı harcadın. Bu milletin seni görmek istediği yerden kaçtın görmek istemediği neresi varsa oraya koştun” dedi.
Kurum, konuşmasının devamında, “Yetmedi kadınlarımıza hakaret ettin. İşte, Ekrem Efendi ne diyor, duydunuz değil mi? Ekrem Efendi’ye şunu sordular: ‘Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor ne diyorsunuz.’ Aynen şunu söyledi: ” ‘v kadınları daha çok oy veriyor. Kadınlar statüsünde demeyelim.’ Görüyor musunuz? Ev kadınlarını kadın statüsünde kabul etmiyor. Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu kabalık, bu nezaketsizlik böylesine önemli bir makama hiç yakışmıyor. Kadınlarımıza, annelerimize yöneltilen bu ayrıştırıcı dili reddediyorum. Bunu kabul etmemiz, bu hakarete sessiz kalmamız mümkün değil. Ne yazık ki, bunların zihniyeti, bunların karakteri bu. Zaman değişir, dünya değişir, Türkiye değişir, İstanbul değişir ama bu CHP zihniyeti hiçbir zaman değişmez. Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri üzerinden ayrıştıranlar, başörtülü başörtüsüz, açık kapalı diye ayrımcılık yapanlar, şimdi de ev hanımlarını ayrıştırıyorlar. Bunların zihniyetine göre ev hanımları kadın statüsünde değilmiş. Şimdi ben buradan Ekrem Efendi’ye soruyorum. Senin ev hanımları diyerek diğer kadınlardan ayırdığın, aşağıladığın insanların oyu, başka kadınların oylarından, başka vatandaşlarımızın oyundan daha mı az değerli? Siz hiç eşitlikçi olamayacak mısınız? Siz hiç adil olamayacak mısınız? Nedir bu eş başkanlar olarak ayrımcılık yarışınız. Bir gün biriniz bedelli bedelsiz ayrımcılığı yaparak erkekler arasında ayrım yapar, bir gün biriniz ev hanımı ve diğerleri diyerek kadınlarımızı ayrıştırırsınız. Bir gün de ayrımcılıkta değil birleştirmekte yarışın. Bir gün de hayırda yarışın. Hizmet üretmekte yarışın. Bu millet sizin bu ayrımcılığınızdan çok çekti. Yıllardır aynı tas aynı hamam devam ediyor. Bıkmadınız mı? ” şeklinde konuştu.
Yaklaşan seçimler ile ilgili konuşan Kurum, şunları kaydetti:
“Bu millet senden bıktı, İstanbul senden usandı, senden yoruldu. İnşallah, 31 Mart’ta İstanbul senden temelli olarak kurtulacak. İstanbullular, seni süresiz izne, süresiz tatile gönderecek. 31 Mart geliyor, milletin hesap sorma günü yaklaşıyor. Sana bu kibirli dilinin hesabı sorulacak. Sana bu israfın hesabı sorulacak. Trafik çilesinin hesabı sorulacak. Adaletsizliğin hesabı sorulacak. 31 Mart’ta kadınlarımız İstanbul’da sandıkları patlatacak; sana en büyük dersi sandıkta kadınlarımız verecek. Şimdi 1 Nisan’da görevi bırakacak bu yolcu aday çıkmış ne diyor? ‘Ben metro fatihiyim’ diyor. ya sen 5 yılda sadece 8 kilometre metro yapan adamsın, sen mi fatih olacaksın? Daha dün Sultanbeyli’deydik. ve orada Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattımızı hızlıca yapacağız dedik. Bir anda, hepsi birden, tüm trolleriyle beraber zıplamaya başladılar. ‘Ya biz zaten bu hattı açacağız’ dediler. Vatandaşlarımız 16 Mart’ta açacağız dedikleri ama kesinlikle açamayacakları o Sancaktepe Şehir Hastanesi, Veysel Karani, Hasanpaşa ve Sultanbeyli duraklarında bekleyecekler. Bu algı belediyeciliği yapanların maskesini düşürecekler. Komediyi hep birlikte izleyip göreceğiz. Hakikaten bu adamlar siyasetin konusu değil, karikatürün konusu.
Bunlar yalan söyleyip, eser üretemedikleri gibi bir de bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyorlar, 650 bin konutu nasıl yapacaksınız diyorlar. İşte 1 Nisan’dan itibaren 650 bin konutumuzu dönüştürmek için besmelemizi çekiyoruz inşallah. Artık hiçbir konuda endişe etmeyin; bu şehrin gerçek hizmetkarları geliyor. Bizim yüreğimiz İstanbul için çarpıyor, nabzımız İstanbul için atıyor, Şile’miz için atıyor. Biz bu şehrin her insanının derdini de Şile’mizin sorunlarını da biliyoruz. İşte Şile’mizin eşsiz bir plajı var. Burada çalışan cankurtaran kardeşlerimizi bile ortada bıraktılar. Özellikle gençlerden oluşan bu kardeşlerimiz, İBB’nin bünyesinde yaz mevsiminde çalıştırıldıktan sonra diğer aylarda işsiz kalıyor. Gençler, gönlünüz rahat olsun. Murat Abiniz sizi bu beceriksizlere teslim etmeyecek. İnşallah 12 ay boyunca çalışacağınız işleriniz bizden olacak. Yine İBB’nin aksattığı maaşlarınızı da düzenli bir şekilde ödeyeceğiz.”
Şile hakkında konuşan Murat Kurum, “CHP’nin yolcu adayı; Şile’de ‘sel taşkınlarına son verdik’ demişti. Art arda videolar paylaşmıştı. İşte Şile burada, Şileli burada. Çözülen herhangi bir sorun var mı? Yok. Ama bizim sözümüz söz. İşte bakın daha önceden sözünü verdiğimiz 112 konutumuzu teslim etmeye başladık. Hemşerilerimize hayırlı uğurlu olsun. Biz söz verdik mi o sözü tutarız. İnşallah 1 Nisan’dan itibaren, Şile’miz için muazzam yatırımlarımızı hemen başlatacağız. Ne yapacağız? Şile’mizde başıboş hayvan sorununu çözeceğiz. Hayvan bakım ve tedavi merkezi kuracağız. Şile’mizde üretimi, üreticilerimizi, çiftçilerimizi sonuna kadar destekleyeceğiz. Tematik köyler yapacağız. Şile’mizde çalışan annelerimizin gözü, evlatları için arkada kalmasın diye kreşler yapacağız. Şile’mizin gençleri kendi işlerini kursunlar diye onlara paylaşımlı ofisler yapacağız; dev bir kültür ve sanat merkezi kazandıracağız. Eşsiz kumsalıyla, deniziyle, ormanlarıyla İstanbul’umuzun oksijen deposu olan Şile’mize yaraşır sahil düzenlemeleri yapacağız. İlçemize kazandıracağımız katı atık yakma tesisiyle; doğayla iç içe olan bu muhteşem ilçemizin havasını, suyunu, toprağını koruyacağız. Daha güzel bir Şile için, çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız. Ben sözlerimi verdim. Şimdi, sizlerden, Şileli hemşehrilerimden söz istiyorum. 31 Mart’ta hep birlikte Yeniden İstanbul diyecek miyiz? 31 Mart’ta hep birlikte Sadece İstanbul diyecek miyiz?” dedi. – İSTANBUL
]]>Kurum, Şile mitinginde yaptığı konuşmada, İstanbulluların mevcut İBB başkanından en temel belediyecilik hizmetlerini beklediğini ancak bunun yerine getirilmediğini söyledi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kadınlara hakaret ettiğini belirten Kurum, “Ekrem efendiye, ‘Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor’ dediler. Aynen şunu söyledi, ‘Ev kadınları daha çok oy veriyor, kadınlar statüsünde demeyelim.’ dedi. Ev kadınlarını kadın statüsünde kabul etmiyor. Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu nezaketsizlik, böylesine önemli bir makama hiçbir şekilde yakışmıyor. Kadınlarımıza, annelerimize yöneltilen bu ayrıştırıcı dili biz reddediyoruz.” diye konuştu.
“Her şey değişir ama CHP zihniyeti değişmez.” diyen Kurum, “Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri, başörtülü üzerinden açık-kapalı diye ayrımcılık yapanlar, şimdi de ev hanımlarını ayrıştırıyorlar. Hanımlarımızı kadın statüsünde değilmiş gibi değerlendirmeye çalışıyorlar. Senin ev kadınlarıyla alakalı ayırdığın, ayrıştırdığın, aşağıladığın insanların oyu, başka kadınların oyundan, başka vatandaşlarımızın oyundan daha az mı değerli ya?” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ayrımcılık yarışı yaptığını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Bir gün biriniz bedelli askerlik yapanları ayrıştırıyorsunuz. Orada bedelli askerlik yapanların vatan sevgisini sorguluyorsunuz. Diğer gün biriniz ‘ev hanımı’ ve ‘diğer hanımlar’ diye ayrıştırarak milletimizi bölmeye çalışıyorsunuz. Bunların işi iş, eser yapmak değil. Bir gün de hayırda, hizmet üretmekte, bu millete faydalı bir iş yapmakta yarışın. Yarışamazlar. Yıllardır aynı tas aynı hamam. Sen belki bıkmamış olabilirsin ama bu millet senden bıktı, usandı. 31 Mart’ta İstanbul, Şile artık senden temelli olarak kurtulacak. Şile seni süresiz tatile gönderecek. 31 Mart geliyor, az kaldı. 31 Mart milletin hesap sorma günü. Sana 31 Mart’ta Şile, İstanbul bu kibirli dilinin hesabı soracak. 31 Mart’ta kadınlarımız İstanbul’da sandıkları patlatacak, sana en büyük dersi kadınlarımız verecek.”
“Bu adamlar olsa olsa siyasetin karikatürü olurlar”
Ekrem İmamoğlu’nun “Ben metro fatihiyim” dediğini de anımsatan Kurum, mevcut İBB yönetiminin 5 yılda sadece 8 kilometre metro yaptığına dikkati çekti.
Dün Sultanbeyli’de düzenlenen mitingde Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattını hızlıca kendilerinin yapacaklarını söylediğini hatırlatan Kurum, “Bir anda, hepsi birden tüm trolleriyle beraber zıplamaya başladılar. ‘Ya bu hattı biz açacağız.’ diyorlar. Vatandaşlarımız 16 Mart’ta açacağız dedikleri ama kesinlikle açamayacakları o Sancaktepe Şehir Hastanesi, Veysel Karani, Hasanpaşa ve Sultanbeyli duraklarında bekleyecekler. Bu algı belediyeciliği yapanların maskesini orada düşürecekler. Bu adamlar olsa olsa siyasetin konusu değil, karikatürü olurlar. Bunların yalan söyleyip, eser üretemedikleri gibi bir de bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, mitingin ardından alanın yanında bulunan MHP seçim ofisinin açılışını yaptı.
]]>Üreten Kadınlar Yarışması Ödül Töreni, Şişli’de bir otelde saat 15.00’de gerçekleşti. Törene, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ile birlikte çok sayıda kadın girişimci ve davetli katıldı. Program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın mesajlarının salondaki davetlilere okunmasıyla başladı. Daha sonra kürsüye çıkan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kadınların iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasında olduklarını belirterek, bu anlamda finansal okuryazarlığın önemine dikkat çekti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, kadın iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltilmeyi hedeflediklerini belirterek, Türkiye Yüzyılı’nın, kadınların yüzyılı olacağına inandığını ifade etti.
“Kadınların iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasındayız”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek konuşmasına, “Türkiye ekonomisinin potansiyelini gerçekleştirmesinin tek yolu kadınlarımızın çok daha aktif bir şekilde hem iş hayatında girişimci ve çalışan olarak bulunmalarına bağlıdır. Az önce Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajında; kadınların işgücüne katılım oranının son 20 yılda yüzde 20’den yüzde 36’ya çıktığı ifade edildi. Çok değerli, anlamlı bir ilerleme ama yeterli değil. OECD ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranı ortalama yüzde 66. Eğer Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı OECD ortalamalarına ulaşırsa Türkiye’nin milli geliri 20 puan yani yüzde 20 daha yüksek olur. Dolayısıyla kadınların iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasındayız” ifadeleriyle başladı.
“Finansal okuryazarlık arttıkça, kadınlarımızın ekonomik özgürlüğe ulaşma yolunda ilerleme sağlaması mümkündür”
Bakan Şimşek kadınların iş gücüne katılımında finansal okuryazarlığın önemine değinerek, “Kamu bankalarımız, KOSGEB ve TÜBİTAK kadın girişimcilerimizin yanında. KOSGEB yeni kadın girişimcilere 200 bin lira, mevcut kadın girişimcilere ise 300 bin liraya kadar kredi sunuyor. Halkbank ise 220 bin kadına 60 milyar liraya yakın bir kredi imkanı sunmuş. Bu gerçekten çok önemli. Kadınları istihdam eden işletmelerin 24 ile 54 ay arasında SGK primlerini Hazine olarak karşılıyoruz. Kadın çalışanlarına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti çok önemli. Eğer bir işveren kendi çalışanlarına kreş hizmeti sunarsa oradan elde ettiği geliri, vergiden indirme imkanı sağlıyoruz. Kadınlarımızın finansal okuryazarlığı da çok değerli. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile SPK (Sermaye Piyasaları Kurumu) çok güzel bir çalışma başlattı. 800 bine yakın kadına finansal okuryazarlık eğitimi vermek üzere bir iş birliği başlattılar. Finansal okuryazarlık arttıkça, kadınlarımızın ekonomik özgürlüğe ulaşma yolunda ilerleme sağlaması mümkündür” şeklinde konuştu.
“Kadın iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltilmeyi hedefliyoruz”
Kadınların iş gücüne katılım oranlarını artırmak için birçok proje gerçekleştirdiklerini söyleyen Mahinur Özdemir Göktaş da, “Hayatın her alanında üretkenliği ve duyarlılığı temsil eden kadınlar, sağlıklı ve güçlü bir toplumun teminatıdır. Eğitimden sağlığa, çalışma hayatından siyasete, teknolojiden bilişime ellerinin değdiği her alanı bereketlendiren kadınlar Türkiye Yüzyılı’nın da mimarları olacaktır. Bu anlamda, kadının toplumdaki yerini güçlendirmek, kadın-erkek eşitliğini sağlamak en asli vazifemizdir. Bu kapsamda, son 22 yılda, kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik hayatta daha etkin yer almaları için büyük atılımlar gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kadınların hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve refahının artırılmasında önemli kazanımlar elde ettik. Kalkınma planıyla 2028 yılı sonuna kadar kadının iş gücüne katılma oranını yüzde 40,1’e, kadın istihdam oranını ise yüzde 36,2’ye yükseltilmeyi hedefliyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda kadınlara yeni iş imkanları sağlamaya ve özellikle kadın girişimciliğini desteklemeye devam ediyoruz” dedi.
“Kadınların değişen işgücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracağız”
Bakanlık olarak kadınların çalışma hayatına aktif olarak katılabilmeleri için yapılan çalışmalardan bahseden Göktaş, “Bu kapsamda, kadınların iş ve ev arasında tercih yapmak zorunda kalmamaları için 0-3 yaş grubunu kapsayacak şekilde mahalle tipi kreş modelinin yaygınlaştırılmasını önemsiyoruz. Çünkü, bugün girişimci kadınlar, istihdam hazırlama potansiyelleriyle sadece kendi hayatlarını değil, aynı zamanda çevrelerini ve toplumu da olumlu yönde etkiliyor. Bu nedenle, ülkemizde sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için kadın girişimci sayısını artırmak büyük bir önem arz ediyor. Kadının güçlü bir birey olarak toplumda var olabilmesi, ancak ve ancak kadın-erkek eşitliği sağlanmış bir çalışma hayatıyla mümkündür. “Finansal Okuryazarlık ve Kadınların Ekonomik Güçlenmesi Seminerleri” ile kadınların ekonomik destekler, teşvikler ve başvuru mekanizmalarına daha kolay ulaşmalarına imkan sağlıyoruz. Bu seminerlere 2018 yılında başladık ve bugüne kadar 751 bin kadına destek olduk. “Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi” ile kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha etkin katılımlarını teşvik ediyoruz. “Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi” ile ülkemizde ne eğitimde ne istihdamda yer alan 18-29 yaş arasındaki genç kadınların iş, staj ve eğitime ulaşmalarına destek oluyoruz. Mühendis olmak isteyen kız öğrencileri desteklemek ve mesleğin önde gelen isimleri haline gelmelerini sağlamak amacıyla “Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi”ni yürütüyoruz. Çok yakın bir zamanda uygulamaya koyacağımız “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı” ile de kadınların değişen işgücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını artıracağız” diye konuştu.
“Türkiye Yüzyılı’nın, kadınların yüzyılı olacağına inanıyoruz”
Kadının toplumdaki yerinin önemine dikkat çeken Bakan Göktaş, “Kadın aile ve toplumun temel direğidir. Kadınlar, toplumu ilmek ilmek işleyen birer sanatkar. Tarihimizin her döneminde bizlere ışık tutan, yol gösteren öncü kadınlar olmuştur. Kadının içinde olmadığı, yer bulmadığı hiçbir ekonomik, kültürel ve siyasal hareket başarıya ulaşamaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi “Türkiye Yüzyılı’nın, kadınların yüzyılı olacağına” yürekten inanıyoruz. Bu inançla kadınlara destek olmaya devam edeceğiz. Girişimci kadınların üretime daha aktif katılmalarını sağlayacağız” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Konuşmalardan sonra “Üreten Kadınlar Yarışmasının” kazananlarına ödülleri takdim edildi. Ödül töreninin ardından program sona erdi. – İSTANBUL
]]>BEYSEM’de düzenlenen programda kadınlar ile bir araya gelen Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beykoz için yapacağı projeleri anlattı. Düzenlenen programa Beykoz Belediye Belediye Başkanı Murat Aydın, İstanbul Milletvekili Hasan Turan ve ilçede ikamet eden çok sayıda kadın katıldı. Protokol konuşmaları ile başlayan program ikramların ardından son buldu.
“Bizim annelerimize ev kadınlarımıza dil uzatamazsın”
“İstanbul’un neresine gitsek kadınlarımızın güzel eserlerini görüyoruz” diyen Kurum, “İstanbul’un tarihinde ne zamana bakarsanız bakın bu şehrin kadınlar şehri olduğunu görürsünüz. Sizler ailelerimizin evlerimizin yapıtaşlarısınız. Toplumumuzda her alanda ne kadar önemli rol aldığınızı biliyoruz. Peki Cumhuriyet Halk Partili mevcut aday biliyor mu? Maalesef bilmiyor. Bu sabah ne dediğini duydunuz mu? Ev kadınlarının kadın statüsünde değerlendirmeyelim diyor. Ev kadınlarını diğer kadınlar kadar saygın görmüyor. Bu belediye başkanın kibri aklının önüne geçmiş. Ben bu kibir abidesine artık söyleyecek bir söz bulamıyorum. Eli öpülesi kadınlarımızı kategorize eden bu değer bilmez CHP’li adaya 31 Mart’ta ev kadınları gereken cevabı verecektir. Seni yetiştiren de bir ev kadını öyle boyundan büyük laflar etme. Sen bizim annelerimize ev kadınlarımıza dil uzatamazsın. Eğer bu ülke bugün bu duruma gelebilmişse kadınlarımız sayesinde olmuştur. Bu eli öpülesi annelerimiz sayesinde olmuştur” dedi.
“Onların kapattığı İSMEK kurslarımızı İstanbul’un her ilçesine getireceğiz”
“Kadınlarımız da annelerimizle hep birlikte yol yürüyeceğiz” diyen Kurum, “31 Mart gecesi süresiz tatile gidecekler. Onları ev kadınlarımız süresiz tatile gönderecek. Onların kapattığı İSMEK kurslarımızı her ilçesine her mahallesine biz getireceğiz. İlk işini kuran Kadın girişimcimize 100 bin TL sermaye desteği sunarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Kurum kardeşin yanında diyeceğiz. İhtiyaç sahipleri bütün büyüklerimizin İstanbul kartlarına 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. İstanbul’da çalışan bir kadınımızın yılda 288 saatte trafikte heba oluyor ömrümüzden üç yıl gidiyor. Trafik süresini yeni metrolarla, tüneller, otopark sistemleriyle ve daha bir çok ulaşım hamle ile süratle gerçekleştireceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız. Benim Beykozlu kardeşim buradan Harem’e gitmek istediğinde yapacağımız tünel ile birlikte 9 dakikada Harem’e ulaşacak. Bunların ulaşımı çözmek gibi bir dertleri yok. Bu noktada verdiği sözleri tutmuyorlar” dedi.
“Şu an İSKİ elektrik parasını ödeyemez hale geldi”
İSKİ’nin borç batağı içinde olduğunu ifade eden Kurum, “Yarı zamanlı belediye başkanı ne diyor biliyor musunuz? İSKİ tam bir rezalet diyor. Evet İSKİ’yi siz bu hale getirdiniz. Siz İSKİ’nin kaynaklarını kendi geleceğiniz için harcadığınız. Şu an İSKİ elektrik parasını halledemez hale geldi. 5 yılda İstanbul’a bir damla içme suyu kaynağı getirmediler. İstanbul susuz kalırsa sorumlusu bunlar çünkü bu konuda hiçbir çaba sarf etmediler. Ne arıtma tesisi ne dere ıslahı Beykoz’un sorunlarını giderecek adımlar atmadı. Bunlar kendi gelecekleri için İstanbul’un kaynaklarını heba etti. İsrafı bitirdik diye tabelalara 175 milyon lira para harcadılar. Beykoz’umuzun uç mahallelerine belediye otobüsü gelmiyor veya saatler sonra geliyor. Sen Beykoz’un kaynaklarını kendi geleceğin için harcadığın için gelmiyor. Sen o kaynakları israf ettiğin için gelmiyor. Biz inşallah 1 Nisan’dan itibaren Beykoz’umuzun özlediği hizmeti getireceğiz. Beykozlu kardeşlerimiz bir yerden bir yere gitmek için saatlerce beklemeyecek. Çavuşbaşı Kavacık yolunun yetmediğini biliyorum. Mevcut CHP’li İBB yönetimi her konuda olduğu gibi bu konuda da tek bir adım atmadı. Hiç merak etmeyin bu yolumuzda genişletip sizin hizmetinize sunacağız” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Kurum, Kavacık Yaşam Merkezi’nde düzenlenen Beykoz Sanat ve Eğitim Merkezi (BEYSEM) Buluşması’ndaki konuşmasında, kadınlar ve gençler için “Yeniden İstanbul” hedefiyle yollarda olduklarını söyledi.
İstanbul’un, kadınların ve gençlerin başrolü oynadığı bir şehir olacağını dile getiren Kurum, “Sizin iş gücüne katılımınızı çok önemsiyoruz. Bunun için de ihtiyaç duyduğunuz eğitimlere, istihdam fırsatlarına dair yaşadığınız eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız. Onların kapattığı o İSMEK’imizi İstanbul’un 39 ilçesine, her mahallesine biz getireceğiz.” diye konuştu.
Kurum, kadınların hangi sektörde iş yapmak isterlerse yanlarında olacaklarını vurgulayarak, “İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, ‘Büyükşehir yanında’ diyeceğiz. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere, ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 lira destek ödemesi yapacağız.” ifadelerini kullandı.
“Kadınlarımızın yanımızda olduğunu her zaman ifade ettim”
Kadınların toplumun gelişmesinde, iş hayatında, eğitimde, sanatta, evde ne kadar önemli rol aldığını bildiklerini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Peki kıymetli hanımefendiler, bu CHP’li mevcut aday biliyor mu? Maalesef bilmiyor. Bu sabah ne dedi, gördünüz mü? ‘Ev kadınlarını kadınlar statüsünde değerlendirmeyelim. Ev kadınları, kadınlar statüsünde olmasın.’ diyor. Ev kadınlarını diğer kadınlar kadar saygın görmüyor, ayrıştırıyor, küçümsüyor. İşte bu yarı zamanlı, kibirli belediye başkanının kibri, aklının önüne geçmiş. Ben bu kibir abidesine artık söyleyecek bir şey bulamıyorum. Ailemizin temeli, çocuklarımızı yetiştiren eli öpülesi kadınlarımızı kategorize eden bu değer bilmez, hak bilmez CHP’li adaya 31 Mart’ta ev kadınları sandıkta gereken cevabı verecek. Seni yetiştiren de bir ev kadınıdır. Sen bizim annelerimize, ev kadınlarımıza dil uzatamazsın, onları küçümseyemezsin. Onlar ailelerinin çatısı, direği oldular, yeri geldi annelik, babalık yaptılar. Eğer bu ülke bugün bu durumdaysa kadınlarımız sayesinde oldu. Biz her zaman kadınlarımızla birlikte yol yürüdük. Kadınlarımızın yanımızda olduğunu her zaman ifade ettim. Her zaman onların fikrine, görüşüne değer vereceğimizi söyledim. Bundan rahatsızlar. Dedim ki, ‘Bu bir kadın hareketi’ olacak. Bundan rahatsızlar, çünkü 31 Mart gecesi süresiz tatile gidecekler, onları ev kadınlarımız süresiz tatile gönderecek.”
“Bırakın yatırım yapmayı, elektrik parasını ödeyemiyor”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bugün “İSKİ tam bir rezalet.” dediğini, İSKİ’yi bu hale getirenlerin mevcut İBB yönetimi olduğunu dile getirdi.
İBB Başkanının, İSKİ’nin kaynaklarını kendi geleceği için harcadığını söyleyen Kurum, “Şu an İSKİ, elektrik parasını ödeyemez hale geldi. Bırakın yatırım yapmayı, elektrik parasını ödeyemiyor. İstanbul’a şu 5 yılda bir damla yeni içme suyu kaynağı getirmediler. İstanbul eğer bundan sonraki süreçte susuz kalırsa sorumlusu bunlar. Çünkü bu konuda hiçbir çaba sarf etmediler. Ne arıtma tesisi ne dere ıslahı ne de bu konuda Beykoz’un ihtiyaçlarını giderecek adımları atmadılar. Bunların anlayışı bu.” değerlendirmesinde bulundu.
Beykoz’un 3 mahallesine İETT otobüslerinin ya gelmediğini ya da saatler sonra geldiğini vurgulayan Kurum, 1 Nisan’dan itibaren hizmeti Beykozlulara getireceklerini söyledi.
Kurum, 0-6 yaş arası çocukların sadece anneleriyle değil babalarıyla da ücretsiz seyahat edebileceğini, ilköğretim çağındaki çocukların, toplu ulaşımdan ücretsiz faydalanacağını kaydetti.
İstanbul’un mevcut İBB yönetiminde çok zaman kaybettiğini dile getiren Kurum, İstanbul’un 5 yılının ziya ve heba edildiğini sözlerine ekledi.
Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>Bakan Şimşek, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nın İstanbul’da gerçekleştirilen ödül töreninde yaptığı konuşmada, ödül alan kadınları tebrik etti.
Kadınların ekonomiye katılımının önemine işaret eden Şimşek, “Türkiye ekonomisinin potansiyelini gerçekleştirmesinin tek yolu kadınlarımızın çok daha aktif bir şekilde hem iş hayatında girişimci olarak hem de çalışan olarak bulunmalarına bağlı.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın törene gönderdiği mesajında bahsettiği kadınların iş hayatına katılımının son 20 yıldaki artışına değinen Şimşek, bu oranın yüzde 20’lerden yüzde 36’ya çıkmasının çok değerli ve anlamlı olduğunu ancak yeterli olmadığını söyledi.
Şimşek, OECD ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranının ortalama yüzde 66 olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen bir çalışmaya baktık. Eğer Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı OECD ortalamalarına ulaşırsa, yani yüzde 66’ya çıkarsa, Türkiye’nin milli geliri yüzde 20 daha yüksek olur. Geçen sene Türkiye’nin milli geliri 1,1 trilyon doları aştı. Dolayısıyla yüzde 20 daha büyük ekonomi şu demek: İlave 210 milyar dolar gayrisafi yurt içi hasıla demek. Dolayısıyla kadınların iş gücüne ve iş hayatına katılımını teşvik edecek her türlü adımın arkasındayız. O nedenle Halkbank Genel Müdürümüzü (Osman Arslan), onun nezdinde bütün Halkbank ailesini tebrik ediyorum.”
“Türkiye kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere ulaştığı dönemi görecek”
Bakan Şimşek, burada en önemli ve belirleyici konunun eğitim seviyesi olduğunu, yaptıkları analize göre yüksek öğretim mezunu kadınlar arasında iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere yükseldiğini, OECD ortalaması olan yüzde 66’yı geçtiğini söyledi.
Şimşek, “Dolayısıyla eğitime erişim, onun önceliklendirilmesi zaten hükümetimizin gerçekten çok önemsediği bir konu. Önümüzdeki dönemde inşallah Türkiye, kadının iş gücüne katılım oranının yüzde 70’lere ulaştığı dönemi görecek ve onların sayesinde Türkiye’nin ekonomisi çok daha güçlü, çok daha büyük olacak ve Türkiye potansiyelini gerçekleştirmiş olacak.” şeklinde konuştu.
Bu noktada bir miktar pozitif ayrımcılık gerektiğini dile getiren Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:
“Nitekim kamu bankalarımız, KOSGEB ve TÜBİTAK gibi birçok kuruluşumuz kadın girişimcilerimizin yanında. KOSGEB yeni kadın girişimcilere 200 bin lira, mevcut kadın girişimcilere de 300 bin lira sübvansiyonlu kredi sunuyor. Halkbank az önce zaten çok kapsamlı programından bahsetti. Yani düşünebiliyor musunuz? 220 bin kadın girişimcimize yaklaşık neredeyse 60 milyar liraya yakın bir kredi imkanı sunmuş. Bu çok önemli gerçekten. Çünkü Halkbank bu konuda çok öncü. Belki daha fazla da yapmak gerekiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak bankamızın ilave bir desteğe ihtiyacı olursa memnuniyetle destekleriz.”
“Kadınlarımızın iş ve çalışma hayatında bulunmalarını destekliyor, teşvik ediyoruz”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, kadınları iş gücüne katılımını teşvik etmek gerektiğini belirterek, kadın istihdam eden işletmelere 24-54 ay arasında SGK prim desteği sunduklarını söyledi.
Kadınların iş ve çalışma hayatına daha güçlü bir şekilde katılması için kreş ve gündüz bakım evi hizmetinin çok önemli olduğunu dile getiren Şimşek, “Eğer bir işveren kendi çalışanlarına kreş hizmeti sunarsa oradan elde ettiği geliri vergiden düşürme imkanı sağlıyoruz. Dolayısıyla gerçekten burada gerek Kredi Garanti Fonu’ndan destek gerekse diğer birtakım teşviklerle inşallah biz kadınlarımızın çok daha güçlü bir şekilde iş ve çalışma hayatında bulunmalarını destekliyoruz, teşvik ediyoruz.” diye konuştu.
Şimşek, kadınların finansal okuryazarlığının da çok önemli olduğunu kaydederek, bu konuda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 800 bin kadına finansal okuryazarlık eğitimi başlatmak üzere çalışma başlattığını, bu girişimi çok değerli bulduğunu anlattı.
Bakan Şimşek, finansal okuryazarlığı artan kadınların iş gücüne katılımının da artacağını ifade etti.
“Kadınlar iş hayatında daha çok rol alırlarsa küresel eşitsizliklerin azalmasına katkıda bulunurlar”
Bakan Şimşek, Halkbank’a bu alandaki destekleri nedeniyle teşekkür ederek, kadınların iş gücüne katımına yönelik teşviklerin öneminden bahsetti.
Geçen hafta Brezilya’nın Sao Paulo kentinde düzenlenen G20 Bakanlar ve Merkez Bankası Başkanları toplantısına katıldığını anımsatan Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ana konulardan bir tanesi küresel eşitsizliklerdi. Maalesef içinde yaşadığımız dünyada hem ülkeler içerisinde hem ülkeler arasında ciddi eşitsizlikler var. Şöyle bir rakam vereyim ben size; Dünyanın en zengin yüzde 10’u dünya servetinin yüzde 76’sına, küresel gelirin yüzde 52’sine sahip. Bir diğer boyutuyla bakalım; Küresel emisyonun da yüzde 48’inden sorumlu. Ama en alttaki, yani en yoksul yüzde 50’si, ise dünya servetinin sadece yüzde 2’sine, gelirin sadece yüzde 8’ine sahip. Emisyonun da yüzde 12’sine tekabül ediyor. Bunu niye söylüyorum? Kadınlar iş hayatında daha çok rol alırlarsa hem barışa vesile olurlar hem bu eşitsizliklerin azalmasına çok büyük katkıda bulunurlar. Onun için kadınların çok daha güçlü bir şekilde ekonomimize katkı vermesi sadece Türkiye açısından değil aslında dünyada daha adil bir sistem ve barış açısından da çok değerli.”
]]>ETÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAUM) öncülüğünde akademideki kadınların sorunlarını konuşmak ve toplumsal değişimde üstlendiği rolü değerlendirmek amacıyla düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak ve Eşi Behtiye Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu, EKAUM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Bahtinur Möngü ve ETÜ’de çalışan kadın personeller katıldı.
Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Behtiye Çakmak, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün anlam ve önemine değinerek: “Bugün, sivil farkındalık günü, anti cinsiyetçilik günü, ayrımcılıkla mücadele günü ve kadınlar günü başlıkları altında değerlendiriliyor. İçeriği bu kadar güzel ve kapsayıcı olan bir günün bütün dünya coğrafyasını içine almasını beklerdim. Maalesef ki başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın mazlum coğrafyalarında insan hakları ve özgürlükleri kısıtlanmış durumda. İnsanlar öldürülüyor veya ölüme terkediliyor. Allah’ın bize bir süreliğine bahşettiği hayat yolculuğunda bizler istek ve arzularımıza yetenek ve gayretlerimize binayen tercih ettiğimiz yollar üzerinde yürüyoruz. Bu yolda karşılaşacağımız her insan ve her durum ister iyi olsun isterse kötü bizler için bir kazanımdır. Bu yolu imar edip güzelleştirmek bizlerin elindedir. Bugün burada akademide çeşitli görevler üstlenen kıymetli konuşmacılar var. Bizlerle deneyimlerini sorunlarını ve önerilerini sunacaklar. Onları zevkle dinleyecek ve söylediklerinden kazanım elde edeceğiz. Hepinize bir ömür boyu başarılar diliyorum” diye konuştu.
Programda konuşan Rektör Çakmak ise dünyada yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek: “Konuşmama dikkatimi çeken bir Kadın Dayanışma ve Demokrasi Derneği (KADEM) çalışanının ifadeleriyle başlamak istiyorum. “Bizler kadın ve erkeğin bir bütünün 2 eşit yarısı olduğuna inanan ilk gelenekten geliyoruz cinsiyetler arası adaleti şiar edinen bir dinin mensupları olarak kadın ve erkeğin karşılıklı adalet ve hakkaniyet içinde yeryüzünü birlikte imar edeceğine inanıyor ve bunun için çabalıyoruz” Bu sözler günün özeti olabilecek niteliktedir. Bizler nihayetinde bu dünyayı kadın ve erkek olarak birlikte imar etmekle mükellefiz. Çünkü kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadının dikkate alınmadığı bir toplum aklın yarısından mahrum kalacaktır. Bu durum toplumsal gelişmenin ve ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Kadın ve erkeğin birlikte bu toplumu inşa etmesi, inşa sürecinde her birinin kendi sorumluluk ve yetenekleri ölçüsünde katkı sunması oldukça kıymetli değerlidir. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmaların ardından devam eden programda toplumsal cinsiyet, karar alma mekanizmalarında kadının yeri, kadın akademisyen olmak, idari hayatta kadın olmak ve hizmet sektöründe kadın olmak konuları ele alındı.
Programın sonunda ise günün anısına ETÜ Kampüsünde kurulacak olan Kadınlar Korusu için hazırlanan fidan sertifikaları personellere takdim edildi. – ERZURUM
]]>Alp disiplini, kros kaya ve satrançta ilk müsabakalar yapıldı ve bu branşlarda madalyalar sahiplerini buldu. Futsal ve curlingte ise grup müsabakaları devam etti.
Alp disiplini Super Giant kategorisinde erkeklerde altın madalyayı Fransız sporcu Niccolas Sarremejane, 53.30’luk derecesiyle aldı. Gümüş madalya Polonya’da 53.36’yla Bruno Lukaszyk’e, bronz madalya ise Fransa’dan 53.38’le Thomas Luxcey’e gitti.
Bu kategoride piste çıkan Türk sporculardan İdris Şişmek 1.00.52’yle 16’ıncı, Hamdi Yağcı 1.01.01’le 17’nci, Ali Çat ise 1.08.44’le 18’inci olarak yarışı tamamladı.
Kadınlar Super Giant’ta ise altın madalyayı Avusturyalı sporcu Melissa Koeck 55.18’le, gümüş madalyayı Japonya’dan Yuki Tanae 56.85’le, bronz madalyayı ise Almanya’dan Nele Schutzbach 57.55’lik derecesiyle aldı.
Alp disiplini Super Giant kategorisinde madalyalar:
Erkekler:
1- Niccolas Sarremejane (Fransa) 53.30
2- Bruno Lukaszyk (Polonya) 53.36
3- Thomas Luxcey (Fransa) 53.38
Kadınlar:
1- Melissa Koeck (Avusturya) 55.18
2- Yuki Tanae (Japonya) 56.85
3- Nele Schutzbach (Almanya) 57.55
Kros kayak
Kros kayakta erkeklerde 10 km, kadınlarda ise 5 km bireysel yarışlarda madalyalar verildi.
Kadınlar 5 kilometrede madalya alan sporcular şöyle:
1- (Yelizaveta Noprienko (Ukrayna) 14.40.7
2- Weiqin Zhang (Çin) 15.19.9
3- Xiangxxiang Mao (Çin) 15.36.8
Erkekler 10 kilometre madalya alanlar:
1-Ruslan Denysenko (Ukrayna) 26.09.1
2-Andriy Andriyishyn (Ukrayna) 27.44.4
3-Dmytro Mazhaiev (Ukrayna) 28.14.4
Futsal kadınlarda ikinci maçlar oynandı
Futsalda kadınlarda ikinci karşılaşmalar yapıldı.
Türkiye, organizasyona gelmeyen Kenya’nın sahaya çıkmamasıyla rakibini hükmen 5-0 yenerek ilk galibiyetini elde etti.
Futsalda günün sonuçları şöyle:
A Grubu:
Kenya-Türkiye: 0-5 (Hükmen)
Almanya-Polonya: 6-3
B Grubu:
İtalya- Brezilya: 0-5
Japonya-İrlanda: 3-0
Curling karışık takımlarda grup maçlarına devam edildi
Türkiye, organizasyona katılmayan Kenya’yı hükmen 2-0 yenerek ilk galibiyetini aldı. Günün ikinci maçında ise milli takımımız Ukrayna’ya 14-1 yenildi.
Curlingte günün sonuçları:
Polonya-Ukrayna 3-9
Kenya-Türkiye: 0-2 (Hükmen)
Macaristan- İsviçre: 7-3
Japonya-Çin 6-8
İsviçre-Kenya: 2-0 (Hükmen)
Japonya- Güney Kore: 1-9
Ukrayna-Türkiye: 14-1
Polonya-Macaristan: 6-7
Satrançta bltiz kategorisinde şampiyonlar belli oldu
Satrançta blitz (Yıldırım) kategorisinde madalyalar sahiplerini buldu.
Erkeklerde 61 sporcunun katıldığı müsabakalarda Türk sporculardan Ahmet Taha İnal 29’uncu, Oktay Kılıç. 53’üncü, Ahmet Oğuz Coşar 55’inci, Onur Üzülgü 56’ncı, Mahfuz Ateş 57’nci, Alpasla Coşar 59’uncu oldu.
Kadınlarda ise 33 sporcu arasından Türk sporculardan Fatma Çapaklı 26’ncı, Ayşe Uyanık 27’nci, Gülçin Sungul 28’inci, Nazlı Malkoç Tandıverdi 30’uncu oldu.
Madalya kazanan sporcular şöyle:
Erkekler:
1-Pawel Piekielny (Polonya)
2- Bogdan Bozinovic(Hırvatistan)
3- Dragan Zivil (Sırbistan)
Kadınlar:
1- Anastasija Parhomenko (Letonya)
2- Zuzazanna Lukasik (Polonya)
3- Viktoria Cseke (Macaristan)
Madalya sıralaması:
Madalya sıralamasında Ukrayna 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronz madalyayla zirvede yer aldı. Sıralama şöyle:
Takım Altın Gümüş Bronz Toplam
1- Ukrayna 2 1 1 4
2- Polonya 1 2 – 3
3- Fransa 1 – 1 2
4- Letonya 1 – – 1
4- Avusturya 1 – – 1
6- Çin – 1 1 2
7- Japonya – 1 – 1
7- Hırvatistan – 1 – 1
9 -Almanya – – 1 1
9- Sırbistan – – 1 1
9- Macaristan – – 1 1 – ERZURUM
]]>Şehitkamil Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen açılış seremonisine; Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tulay, Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Fikret Alıncak, Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Spor Hizmetleri Müdürü Levent Demir, Şehitkamil Belediye Spor Kulübü Başkanı Hüseyin Rahmi Açıkkol, Türkiye Satranç Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri, kulüp yöneticileri, antrenör ve sporcular katıldı.
“Kadınların Her Hamlesi, Her Adımda Başarı Hikayesi” mottosu ile gerçekleştirilen Arzum Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de içine alan 3-9 Mart 2024 tarihleri arasında Şehitkamil Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde devam edecek. Şehitkamil Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen şampiyonada dereceye giren sporculara toplam 250 bin TL nakdi ödül verilecek. Dereceye giren sporculara aynı zamanda Arzum tarafından çeşitli hediyeler de armağan edilecek.
“Milli Takım’a sporcularımızı gönderdik”
Satranç branşı özelinde Türk sporuna destek olmaya devam edeceklerini belirten Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Arzum Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Şehitkamil Belediyesi olarak göreve geldiğimiz andan itibaren seçmiş olduğumuz ana branşlardan birisi satranç. Bu noktada Sürekli Satranç Eğitim Merkezimiz ile birlikte yalnızca kendi eğitim merkezlerimizde değil, tabana yayılabilecek şekilde, ana sınıflarından başlamak üzere minik hamleleri de beraber başlattığımız bir çalışmamız var. Ben, Federasyon Başkanımıza teşekkür ediyorum. Gerçekten önemsiyoruz ve bu önemseme de yalnızca kendi belediyemizi önemsemenin ötesinde istediğimiz tek bir şey var. Milli sporcular yetiştirmek. Yarın, dünyanın her köşesinde ay-yıldızlı bayrağımızı göndere çektirip, İstiklal Marşımızı okutturmak istiyoruz. Çok şükür, şu anda Milli Takım’a sporcularımızı gönderdik. İnşallah bugünkü gerçekleşecek olan bu turnuvayla birlikte 2024’ün enlerini çıkartmış olacağız. Avrupa yolunda tüm sporcularımıza başarılar diliyorum. Ben, katılımlarınızdan dolayı herkese ayrı ayrı teşekkür ederken, Federasyon Başkanımızın şahsında tüm ekip arkadaşlarımla birlikte emeği geçen bu organizasyondaki her bir bireye yürekten teşekkür ediyorum” dedi.
“Son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim”
Şampiyonanın Gaziantep’te yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı, “Satranç Federasyonumuzu, şehrimizde, ilçemizde görmekten son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim. Bireylerin zihinsel gelişimlerine bu kadar olumlu katkı sağlayan bir sporun şehrimizde, ilçemize, ülkemizde bu kadar gelişmesi de ayrı bir mutluluk kaynağı. Ben, federasyonumuza ve buraya gelen sporcularımıza, ev sahipliğinden dolayı da Belediye Başkanımıza ve belediyemize çok teşekkür ederim. Sporcularımıza da başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Belediyemizin desteğiyle bu önemli organizasyonu yapıyoruz”
Türk satrancının son 11 yıldaki yükselişinin dünya satranç otoritelerinin de dikkatini çektiğini ve takdir topladığını belirten TSF Başkanı Gülkız Tulay, Türk satrancının yükselişinde kadınların başarısı önemli role sahip olduğunu vurguladı. Federasyon Başkanı Tulay, “Yıllardan beri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü içine alan haftada yapmaya gayret ettiğimiz Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası, Türkiye Satranç Federasyonu’nun ön önemli etkinliklerinden, turnuvalarından biridir. Bugün, burada ülkemizin değişik illerinden gelmiş 100 kıymeti kadın sporcumuz var. Özellikle kadınların son zamanlarda satranç sporuna ilgi duymaları ve yöneticilik vasfında da yer almaları, bizler için son derece önemli. Kadınlarımızın, kızlarımızın, sporun her alanında olmalarıyla gurur duyuyoruz ve böylesine organizasyonların, şampiyonaların da tüm ülkeye örnek olmasını arzu ediyoruz. Son yıllarda yerel yönetimlerimizin desteğini almak, Türkiye Satranç Federasyonunun gücüne güç katmıştır. Burada, ülkemizin en güzel illerinden biri olan Gaziantep’te, Şehitkamil Belediyemizin desteğiyle bu önemli organizasyonu yapıyoruz. Ben özellikle sadece bu şampiyonasının içindeyim. Son yıllarda Türk satrancına, Gaziantep satrancına ve Milli Takım sporcularına verdikleri desteklerden dolayı Belediye Başkanımıza özellikle teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Belediye Başkanlarımızın desteği, bizim satranç sporunda; dünyada, Avrupa’da söz sahibi olmamızı elbette sağlayan etkenlerden biri. Türk kadınlarına yaraşır bir şekil almış bu şampiyonada emek veren, destek olan herkese gönül doğusu teşekkür ediyorum ve sporcularıma başarılar diliyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Yemek yerken kadınlardan bir tanesi telefonunda “Dikkat edin. Bizim gibi soyunuzun tükenmesine izin vermeyin” diyen bir dinozorun görselini gösteriyor.
Kadınlar gülüyor.
Televizyon yapımcısı olan 30 yaşındaki Yejin, “Bu hem komik hem de çok trajik. Yok oluşumuza yol açabileceğimizin farkındayız” diyor.
Ne kendisi ne de arkadaşlarından herhangi biri çocuk sahibi olmayı planlamıyor.
Onlar çocuksuz yaşamı seçen, giderek büyüyen bir kadın topluluğunun parçası.
Güney Kore, dünyadaki en düşük doğum oranına sahip ve her yıl kendi rekorunu kırmaya devam ediyor.
Son nüfus verilerinde doğum oranının 2023 yılında yüzde 8 daha düşerek 0,7’ye gerilediği görüldü.
Bu veri bir kadının yaşamı boyunca sahip olması beklenen çocuk sayısı.
Nüfusun sabit kalması için bu sayının 2,1 olması gerekiyor.
Eğer bu şekilde devam ederse Güney Kore nüfusunun 2100 yılına kadar yarıya düşmesi bekleniyor.
‘Ulusal acil durum’
Dünyadaki birçok gelişmiş ülkede doğum oranları düşüyor.
Ancak hiçbirindeki düşüş Güney Kore kadar hızlı değil.
50 yıl içinde ülkede çalışma çağındaki insanların sayısının yarıya düşmesi, zorunlu askerlik hizmetine katılmaya uygun kişi sayısının yüzde 58 oranında azalması ve nüfusun neredeyse yarısının 65 yaşın üzerinde olması bekleniyor.
Bu durum ülkenin ekonomisi, emeklilik fonları ve güvenliği için o kadar kötü ki siyasetçiler ‘ulusal acil durum’ ilan etti.
Birbirini izleyen hükümetler yaklaşık 20 yıl boyunca sorunu harcama yaparak çözmeye çalıştı.
Şimdiye kadar yaklaşık 379,8 trilyon KRW (286 milyar dolar) değerinde yatırım yapıldı.
Çocuk sahibi olan çiftlere aylık ödemeler, sübvanse edilmiş konutlar ve ücretsiz ulaşım gibi yardımlar yapılıyor.
Hükümet çocuk yapmak isteyen evli çiftlerin hastane masraflarını ve tüp bebek tedavilerini bile karşılıyor.
Ancak bu tür teşviklerin işe yaramaması nedeniyle siyasetçiler daha yaratıcı çözümler bulmaya yöneliyor.
Örneğin Güneydoğu Asya’dan çocuk bakıcıları getiriliyor ve asgari ücretin altında çalıştırılıyor veya 30 yaşından önce üç çocuk sahibi olan erkekler askerlik hizmetinden muaf tutuluyor.
Ancak gençler ve özellikle de kadınlar, siyasetçilerin kendilerine kulak vermediğini söylüyor.
BBC, geçen yıl ülkeyi dolaşarak çocuk sahibi olmamaya karar veren kadınlarla konuştu ve bu kararın arkasındaki sebepleri anlamaya çalıştı.
Yejin henüz 20’li yaşlarındayken tek başına yaşamaya karar verdiğinde sosyal normlara meydan okudu.
Güney Kore’de yalnız yaşamak büyük ölçüde kişinin hayatında geçici bir aşama olarak görülüyor.
Yejin beş yıl önce de evlenmemeye ve çocuk yapmamaya karar verdi.
Yejin, “Kore’de ev işlerini ve çocuk bakımını paylaşacak bir erkek bulmak zor. Tek başına çocuk sahibi olan kadınlar hakkında da kötü düşünülüyor” diyor.
2022 yılında Güney Kore’deki doğumların yalnızca yüzde 2’si evliliklerin dışında gerçekleşti.
‘Sürekli bir çalışma döngüsü’
Kariyerine odaklanmayı tercih ettiğini söyleyen Yejin, televizyon yapımcısı olarak çalıştığı işinin ona çocuk sahibi olma fırsatı vermediğini belirtiyor.
Güney Kore’de çalışma saatleri oldukça uzun.
“İşimi çok seviyorum ve beni tatmin ediyor” diyen Yejin, “Ama Kore’de çalışmak zor. Sürekli bir çalışma döngüsü içindesiniz” diye devam ediyor.
Yejin, işinde daha iyi olmak için boş zamanlarında ders çalışması yönünde de baskı olduğunu söylüyor:
“Koreliler, sürekli kendilerini geliştirmeye çalışmazlarsa geride kalacaklarını ve başarısız olacaklarını düşünüyorlar. Bu korku bizi iki kat daha fazla çalışmaya itiyor.”
“Hafta sonu geldiğinde, Pazartesi günü işe dönecek enerjiyi toplamak için bazen serum taktırdığını” söyleyen Yejin, aynı zamanda çocuk sahibi olmak için izin alması durumunda işine geri dönemeyeceğinden endişeleniyor.
Bu Kore’de oldukça yaygın bir korku.
Ücret eşitliği, işsizlik ve ev fiyatları
İnsan kaynakları alanında çalışan 28 yaşındaki bir başka kadın, doğum iznine ayrıldıktan sonra işten ayrılmak zorunda kalan ya da promosyon alamayan insanlar gördüğünü ve bu durumun kendisini asla bebek sahibi olmamaya ikna etmeye yettiğini söylüyor.
Güney Kore’de hem erkekler hem de kadınlar, çocuklarının ilk sekiz yılında bir yıllık izin hakkına sahip.
Ancak 2022 yılında, yeni babaların sadece yüzde 7’si izinlerinin bir kısmını kullanırken, bu oran yeni annelerde yüzde 70’ti.
Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) göstergelerine göre dünyada en yüksek eğitim seviyesine sahip kadınlar Güney Kore’de yaşıyor.
Buna rağmen Güney Kore, ücret eşitliği ve işsiz kadın oranında en kötü ülkeler arasında.
Araştırmacılara göre kadınlar kariyer yapmak ya da aile kurmak arasında bir seçim yapmaya zorlanıyor.
Giderek daha fazla kadın ise kariyerini seçiyor.
5 yaşındaki çocuklara İngilizce öğreten Stella Shin 39 yaşında ve kendi çocuğu yok.
Stella bunun kendi tercihi olmadığını söylüyor.
6 yıldır evli ve çocuk istemesine rağmen çalışmak ve hayatını yaşamakla meşgul olduğunu söyleyen Stella, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını ve artık yaşam tarzının çocuk yapmayı “imkansız” hale getirdiğini anlatıyor.
“Annelerin ilk iki yıl boyunca çocuklarına bakmak için işi bırakması gerekiyor, bu da beni çok mutsuz eder” diyen Stella, “Kariyerimi ve kendime bakmayı çok seviyorum” diye devam ediyor.
Çocuk sahibi olunca işten 2-3 yıl izin alma beklentisi kadınlar arasında yaygın.
Çocuk bakımını erkeklerle paylaşmak ise çok sık görülen bir şey değil.
İşinden vazgeçmek istese veya bir şekilde idare etmeye çalışsa bile Stella, ev fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle bunu göze alamayacağını belirtiyor.
Seul’da doğum oranı yüzde 0,59
Güney Kore nüfusunun yarısından fazlası başkent Seul’da ve çevresinde yaşıyor.
Bu da konut talebi ve diğer hizmetler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.
Seul’de doğum oranı 0,59’a düşerek ülkedeki en düşük oran oldu.
Barınmanın yanı sıra özel eğitim maliyetleri de kadınların çocuk yapmama tercihinde önemli bir etken.
Çocuklar 4 yaşından itibaren matematik, İngilizce, müzik ve tekvando gibi bir dizi pahalı, müfredat dışı kursa gönderiliyor.
Bu o kadar yaygın bir alışkanlık ki, vazgeçmek çocuğunuzu başarısızlığa sürüklemek olarak görülüyor.
Bu da aşırı rekabetçi bir ülke olan Güney Kore’de akıl almaz bir düşünce.
Güney Kore bu yüzden çocuk yetiştirmek için dünyanın en pahalı ülkesi haline geldi.
2022’de yapılan bir çalışmaya göre ülkedeki ailelerin yüzde 94’ü özel eğitimin ekonomik bir yük olduğunu, ancak sadece yüzde 2’sinin özel eğitimi tercih etmediğini tespit etti.
‘Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil’
Minji (gerçek ismi değil) de hikayesini paylaşmak istiyor ama ailesine çocuk sahibi olmayacağını henüz söylemedi.
Kocasıyla birlikte sahil kenti Busan’da yaşayan Minji, “Çok şaşıracaklar ve hayal kırıklığına uğrayacaklar” diyor.
Minji 20’li yaşlarının zor geçtiğini ve sanatçı olmak istemesine rağmen hayatını ders çalışarak geçirdiğini söylüyor:
“Hayallerime ulaşmak için değil, sadece vasat bir hayat yaşamak için durmadan rekabet etmek zorunda kaldım. Bu çok yorucuydu.”
Şimdi 32 yaşında olan Minji, sonunda kendisini özgür hissettiğini ve hayatın tadını çıkarabildiğini anlatıyor.
Çocuğunu kendisine benzer, rekabetçi bir mutsuzluğun içine sürüklemek istemeyen Minji, “Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil” diyor.
İç karartıcı bir sosyal olgu
Daejeon şehrinde yaşayan Jungyeon Chun, kendi deyimiyle “tek ebeveynli bir evlilik” sürdürüyor.
7 yaşındaki kızını ve 4 yaşındaki oğlunu okuldan aldıktan sonra yakındaki oyun parklarını geziyor ve kocası işten dönene kadar vakit geçiriyor.
Jungyeon, “Çocuk sahibi olurken çok büyük bir tercih yaptığımı düşünmüyordum, oldukça hızlı bir şekilde işime dönebileceğimi sandım” diyor.
Ancak Jungyeon kısa süre sonra sosyal ve ekonomik baskıların devreye girdiğini ve kendini tek başına ebeveynlik yaparken bulduğunu söylüyor.
Son 50 yılda Kore ekonomisi baş döndürücü bir hızla gelişerek kadınları yüksek öğrenime ve iş gücüne itti.
Ancak eş ve anne rolleri aynı hızda gelişmedi.
Hayal kırıklığına uğrayan Jungyeon, diğer anneleri gözlemlemeye başladı:
“Çocuk yetiştiren arkadaşım da depresyonda, karşı sokakta oturan arkadaşım da depresyonda. Bu bir sosyal olgu.”
Jungyeon, kadınların içinde bulundukları “trajik durum” nedeniyle annelik mucizesinden mahrum bırakıldığı için üzüldüğünü söylüyor.
‘Elimde olsa 10 çocuk yapardım’
Yejin’in evine dönelim. Öğle yemeğinden sonra arkadaşları kitapları ve diğer eşyalarını karıştırıyor ve onunla pazarlık yapıyor.
Kore’deki yaşamından sıkılan Yejin, Yeni Zelanda’ya taşınmaya karar verdi.
Bir sabah uyandığında kimsenin onu burada yaşamaya zorlamadığını fark ettiğini söylüyor.
Yejin hangi ülkelerin cinsiyet eşitliği konusunda üst sıralarda yer aldığını araştırdı ve Yeni Zelanda’nın açık arayla birinci sırada olduğunu gördü.
Yejin ve arkadaşlarına fikirlerini değiştirmeleri için onları ikna edebilecek bir şey olup olmadığını soruyorum.
Minsung’un cevabı beni şaşırtıyor:
“Çocuk sahibi olmayı çok isterim. Elimde olsa 10 çocuk yapardım.”
Onu durduran ne diye sorduğumda 27 yaşındaki kadın bana biseksüel olduğunu ve aynı cinsiyetten bir partneri olduğunu söylüyor.
Güney Kore’de eşcinsel evlilik yasal değil ve evli olmayan kadınların hamile kalmak için sperm donörlerini kullanmalarına genellikle izin verilmiyor.
Minsung, “Umarım bu bir gün değişir ve ben sevdiğim kişiyle evlenip çocuk sahibi olabilirim” diyor.
Minsung’un arkadaşları, Güney Kore’deki duruma bakıldığında anne olmak isteyen bazı kişilere izin verilmemesinin ironik olduğuna dikkat çekiyor.
Ancak görünen o ki siyasetçiler krizin derinliğini ve karmaşıklığını yavaş yavaş kabulleniyor.
Bu ay Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, şimdiye kadar yapılanların “işe yaramadığını” ve Güney Kore’nin “aşırı ve gereksiz düzeyde rekabetçi” bir ülke olduğunu kabul etti.
Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, hükümetinin artık düşük doğum oranını “yapısal bir sorun” olarak ele alacağını söyledi.
Ancak bunun ülkenin politikalarına nasıl yansıyacağı henüz belli değil.
Geçtiğimiz haftalarda Yeni Zelanda’da üç aydır yaşayan Yejin ile tekrar görüştüm.
Yeni hayatı, arkadaşları ve bir barın mutfağında çalıştığı işi hakkında çok heyecanlıydı:
“İş-yaşam dengem çok daha iyi. Hafta içinde arkadaşlarımla buluşabiliyorum. İş yerinde çok daha fazla saygı gördüğümü hissediyorum ve insanlar önyargılı değil. Bu da eve dönmek istemememe neden oluyor.”
Bu haber, Leehyun Choi ve Hosu Lee’in katkılarıyla hazırlandı.
]]>ODTÜ Makine Mühendisliği bölümü mezunu olan ve kurumsal bir firmada çalışan başarılı iş kadını Pınar Ünsal Atıcı, yurt dışında tanıştığı yaban mersini sayesinde kurumsal hayatı bir tarafa bırakarak, çiftçiliğe başlaması sonucu 66 dönüm arazide 28 bin saksı içinde yetiştirdiği yaban mersini, Alaşehir’de başta kadınlar olmak üzere yeni bir iş sahası oluşturdu. Geçen yıl üretilen 55 ton yaban mersininin yarısı ihracat, yarısı yurt içinde zincir marketlere pazarlanırken, bu yıl ki hedefin ise 150 ton ve daha fazla ihracat olduğu öğrenildi. Geçen yıl ilk hasat olarak 55 ton yaban mersini elde edilirken, bunun için geçen yıl 2 bin 500 yevmiye çalıştığını anlatan girişimci iş kadını Atıcı, bu yıl 150 ton hasat yapılacağını ve 5 bin civarında bir yevmiye sağlanacağını belirtti. Girişimci kadın tarafından Alaşehir’de ilk kez yetiştirilen yaban mersini meyvelerinin budamaları da başladı. Yaban mersininin ilçede yeni bir ürün olması nedeniyle önce budama ve toplama eğitimi verildiği ve ardından da eğitim alan kadınların uygulamaya geçtikleri bildirildi.
Kadın girişimci Pınar Ünsal Atıcı, “Alaşehir bölgesi üzümüyle meşhur bir ilçemiz. Yaygın olarak burada üzüm yetiştiriciliği, biraz da zeytin yetiştiriliyor. Ancak yaban mersini hiç yoktu. Burada bu meyvenin yetiştirilmesi ile büyük bir istihdam sağladığımızı düşünüyoruz. Bu bahçe 60 dönüm bir alana yapıldı. Topraksız tarım ve saksıda yetiştiriyoruz. Geçen sene 55 ton hasadı 2 bin 500 yevmiye harcayarak yetiştirebilmiştik. Bu sene fidanlar büyüdüğü için, iki katı bir yevmiye yani 5 bin yevmiye harcayacağımızı düşünüyoruz. Alaşehir’in kadın işçileri bu işi çok beğendi. Kadın da bir dayı başımız var. İlk başlarda biraz çekinmişlerdi, bilmedikleri bir işti bu. Budama işinin erkek işi olduğuna dair yaygın bir anlayış vardı ama kadın işçilerimiz çok da güzel budama yapabiliyorlar. Bilmedikleri bir bitki olduğu için sabah ilk olarak budama eğitimi veriyoruz. Budama işinde kuru dalları çıkarma, meyve gözlerini bırakma olarak anlatıyoruz. Dolu hasarına karşı korunmak için bahçe üzerinde dolu tülü örttük. Tam otomatik bir sulama sistemimiz var. Her saksıya tek tek gübre ve su karışımı gidiyor. Yaban mersini ülkemiz için yeni bir meyve. Ben bunu ilk defa yıllar önce Amerika’da tatmıştım. Ülkemizde yetiştiriciliği çok az fakat yetiştirildiği zaman topluma çok faydalı bir meyve. Hem antioksidan hem bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kalp damar hastalıklarına karşı koruma özelliği var. Şeker hastalığına iyi geliyor. Çocuklarımızın mutlaka tüketmesi gereken bir meyve. Umarım yetiştirenler çoğaldıkça satış fiyatları daha da aşağıya inecek ve toplumun tüketimi yaygınlaşarak artacaktır. Burada 28 bin adet saksımız ve fidanımız var. Geçen sene 55 ton hasat aldık. Bu sene hedefimiz 150 ton ton hasat elde etmek. Tek tek elle toplandığı için çok fazla bir işçilik gerektiriyor” dedi.
Kadınlara yeni bir sahası açıldı
Alaşehir’de çok yaygın olan üzüm bağlarında budama işini erkekler yaparken, yaban mersini budamasını ise aldıkları eğitim sonrası kadınlar yapmaya başladı. Kadınlar budak yaparken, erkekler de yere dökülen yaprak ve dalları süpürüp topluyor. Kadın Dayıbaşı olan Özgül Tağ, “Alaşehir’de yeni yetiştirilen yaban mersini budaması ve toplamasında ilk işçi olduk. Budama ve toplama eğitimi alarak, bu işe başladık. Erkeklerin budama işinde olmayışının tek sebebi, bayanlara iş imkanı sağlanması ve bayanların da bu işi yapabileceğini göstermek. Bizim için de güzel bir sektör açıldı. Geçtiğimiz yıl 2 bin 500 işçi kapasitesi, bu yıl iki katı olabilir” diye konuştu.
İşçiler budama işini sevdiklerini, kadınlar için yeni bir sektör ve iş sahası olduğunu belirterek, mutlu olduklarını dile getirdi.
Pınar Ünsal Atıcı ayrıca, geçen yıl ürettikleri 55 ton yaban mersini meyvesinin yarısını Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkelerine ihraç ettiklerini, yarısını da yurt içinde zincir marketlere pazarladıklarını belirterek, bu yıl daha fazla ihracatı hedeflediklerini sözlerine ekledi. – MANİSA
]]>Hadaka Matsuri ya da Çıplak Festivali, Japonya’nın orta kesimindeki Konomiya Tapınağı’nda 1250 yıldır neredeyse hiç değişmeyen bir sahne.
Ancak bu yıl büyük bir değişiklik var.
Erkeklerin toplandığı yerden uzakta bir grup kadın, festivale katılan ilk kadınlar olma yolunda.
Burada toplanan kadınlar tarih yazdıklarının farkındalar. Geleneksel olarak erkek egemen alanlarda yer bulmak her yerde zor. Ancak geçen yıl Dünya Ekonomik Forumu’nun cinsiyet uçurumu endeksinde 146 ülke arasında 125. sırada yer alan Japonya’da bu daha da zor.
Ailesi nesillerdir Konomiya festivalinde çalışan Atsuko Tamakoshi, “Arka planda, kadınlar festivaldeki erkekleri desteklemek için her zaman çok sıkı çalıştılar” diyor.
Ancak erkeklerin tapınakta mutluluk için dua etmeden önce kötü ruhları uzaklaştırmaya çalıştığı festivale fiilen katılma fikri daha önce hiç gündeme gelmemiş gibi görünüyor.
Naruhito Tsunoda’ya göre, hiçbir zaman gerçek bir yasak söz konusu olmamış. Sadece hiç kimse sormamış.
Sorduklarında ise cevabı hazırdı.
“Bence en önemli şey herkes için eğlenceli bir festival olması. Sanırım Tanrı da en çok bundan mutlu olurdu.”
Ancak topluluktaki herkes bu kadar uzlaşmacı değildi.
“(Katılmamız konusunda) endişeli olan pek çok kişi vardı. ‘Kadınların erkek festivalinde ne işi var?’, ‘Bu bir erkek festivali, ciddi bir şey’ diyenler vardı,” diye açıklıyor 56 yaşındaki Tamakoshi.
“Ama hepimiz yapmak istediğimiz şeyde birleşmiştik. Samimi olursak Tanrı’nın bizi izleyeceğine inandık.”
Sıralarını bekleyen kadınlar gerçekten de samimi. Ama çıplak değiller.
Birçoğu erkeklerin peştamallarının aksine uzun, mor tunikler ve beyaz şortlar giyiyor ve kendi bambu sunularını taşıyorlar.
Erkeklerin tapınağa koşuşturmasına eşlik eden büyük mücadeleye ya da Shin Otoko’ya ya da tapınak tarafından seçilen bir erkek olan ‘erkek tanrıya’ dokunmak için birbirlerinin üzerine atlamalarına katılmayacaklar. Geleneğe göre ona dokunmak kötü ruhları uzaklaştırmak anlamına geliyor.
Bu, günün önemini ortadan kaldırmıyor.
Yumiko Fujie “Zamanın nihayet değiştiğini hissediyorum” diyor. “Ama aynı zamanda bir sorumluluk duygusu da var.”
Bu kadınlar katılımlarıyla sadece cinsiyet engellerini aşmakla kalmıyor, bir geleneği de canlı tutuyorlar.
Bu hafta, Japonya’nın kuzeyindeki Kokuseki Tapınağı’nda düzenlenen bir başka çıplak festival, bunun düzenleyecekleri son festival olacağını söyledi. Festivali devam ettirmek için yeterli sayıda genç insan yok.
Japonya dünyanın en hızlı yaşlanan nüfuslarından birine sahip. Geçen yıl ilk kez her 10 kişiden biri 80 yaş ve üzerindeydi. Bu arada, doğum oranı kadın başına sadece 1.3 ve geçen yıl sadece 800.000 bebek doğdu.
Kadınların tapınağa doğru ilerleme vakti geldi.
İki paralel sıra halinde duruyorlar ve iç içe geçmiş kırmızı ve beyaz kurdelelere sarılı uzun bambu çubukları taşıyorlar.
Atsuko Tamakoshi önden gidiyor; düdüğünü çalarak erkeklerin onlarca yıldır söylediğini duydukları ritmik ilahiyi başlatıyor.
“Washoi Washoi,” diye bağırıyor kadınlar.
Kadınlar haftalardır çalıştıkları hareketlere odaklanıyor. Bunu doğru yapmaları gerektiğini biliyorlar.
Medyanın ve seyircilerin gözlerinin üzerlerinde olduğunun farkında ve heyecan içindeler.
Dondurucu soğukta ilerlerken onları izleyen kalabalıktan destek çığlıkları yükseliyor, bazıları “Gambatte” (“Devam et!”) diye bağırıyor.
Konomiya Şinto tapınağının avlusuna giriyorlar ve tıpkı erkekler gibi üzerlerine soğuk su püskürtülüyor. Bu onlara daha da enerji veriyor sanki.
Adakları kabul edildikten sonra kadınlar töreni iki selam, iki alkış ve son bir selamdan oluşan geleneksel selamlama ile bitiriyor.
Kadınlar sevinç çığlıkları atıyor ve ağlayarak birbirlerine sarılıyorlar.
Kalabalık şimdi onları alkışlıyor.
Michiko Ikai, “Çok ağladım,” diyor. “Katılabileceğimden emin değildim ama şimdi bir başarı duygusu hissediyorum.”
Tapınaktan çıkarken kadınlar, kendileriyle fotoğraf çektirmek isteyen halk ve röportaj yapmak isteyen medya mensupları tarafından durduruluyor. Onlar da memnuniyetle kabul ediyorlar.
“Başardım. Çok mutluyum,” diyor Mineko Akahori. “Bir kadın olarak ilk kez katılabildiğim için gerçekten minnettarım.”
Hiromo Maeda “Zaman değişiyor” diyor. “Bence dualarımız ve dileklerimiz aynı. Kadın ya da erkek olması fark etmiyor.”
Bu günün organizasyonunda önemli bir rol oynayan Atsuko Tamakoshi hem duygusal hem de rahatlamış bir şekilde ekliyor:
“Kocam her zaman bu festivalde yer aldı. Ben ise her zaman izleyiciydim. Şimdi minnettarlık ve mutlulukla doluyum.”
]]>Züleyha Akgül, uzun yıllardır yaptığı terzilik mesleğine, 2 yıl tasarım 2 yıl da modellik eğitimi aldıktan sonra başladı.
Bir taraftan okula gidip bir taraftan çalışan Akgül, bir süre Nişantaşı’nda çalıştıktan sonra sonunda hayallerini kurduğu butiğini Kadıköy’de açtı.
Burada eskiyle yeniyi birleştirerek kendine has bir stil oluşturan Akgül, diktiği kıyafetlerle semt sakinlerinin de dikkatini çekti. Akgül, terzilik mesleğini sürdürürken bir yandan da kadınlara dikiş eğitimi vermeye başladı.
Akgül’ün öğrencileri arasında ev hanımlarının yanında, diş hekimi, doktor, avukat gibi çeşitli mesleklerden kadınlar da yer aldı.
Verdiği bu eğitimler sayesinde bir şey dikmenin, ortaya koymanın kadınlar üzerindeki olumlu etkisini gören Akgül, bu etkiyi depremzede kadınlar üzerinde de oluşturmak için harekete geçti.
Züleyha Akgül, 6 şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgedeki kadınlara destek olmak amacıyla Hatay’a gitti.
Burada, çadırda kurduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş eğitimi vermeye başlayan Akgül, onların hem meslek sahibi olmalarını hem de aile bütçelerine katkıda bulunmalarını sağlıyor.
“Depremzedelere nasıl dokunurum düşüncesiyle yola çıktım”
Züleyha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendiren depremlerin ardından, bir terzi olarak, “Depremzedelere nasıl dokunurum.” düşüncesiyle yola çıktığını söyledi.
İlk önce aklına çocuklara oyuncak yapmak geldiğini aktaran Akgül, şöyle konuştu:
“Defne’de ilk kez Ramazan Bayramı’nda çocuklarla buluştuk. Bezlere pamuk doldurup, kaş, göz çizerek birlikte oyuncaklar yaptık. Oyuncak yapmanın çocuklar üzerinde ne kadar olumlu etki yaptığını görmek bizi de çok mutlu etti. Daha planlı ve programlı ne yapılabilir düşüncesiyle Kırkyama Kadın Dayanışması ve Çağdaş Yaşam Atölyesi ile irtibata geçtim. Onlar sayesinde çadırda, konteynırda, bahçede çocuklarla bir araya gelip oyuncaklar yaptık.”
Akgül, çocuklarla oyuncak yapma etkinliğine annelerin de katılım gösterdiğini fark etmesi üzerine “Neden annelere de dikiş öğretmiyoruz?” sorusunun aklına geldiğini ve bunun için kollarını sıvadığını anlattı.
“Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik”
Züleyha Akgül, daha sonra hayırseverlerin yardımıyla Hatay’a makine, kumaş ve dikişle ilgili malzemeler götürüp, kadınlar için bir terzilik kursu başlattıklarını aktardı.
Depremzede kadınlarla ilk terzilik kursunu Kurban Bayramında başlattıklarını dile getiren Akgül, “Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik. Bu eğitimin ardından hayırseverler ve yerel yönetimlerin katkısıyla makina sayımızı artırdık bir anlamda sanayileşmiş olduk. Eğitime devam edip, projeye yeni kadınlar ekledik. Depremzede kadınlar meslek edinsin, ev bütçesine katkı sağlasın ve fason atölyelerine iş yapabilsin istedik. Şu an atölyemizdeki kadınlar dikiyor ve ürettiğini satıyor.” şeklinde konuştu.
Akgül, hala çadırda atölye çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, “Başta bir konteynır ya da prefabrik bir yapıya ihtiyacımız var. Kumaş ve makinanın yanı sıra kadınların yaptıkları ürünleri satacakları yeni pazarlara da ihtiyacımız var.” dedi.
“Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik”
Bir meslek öğrenip, dikiş dikmeye başlayan kadınların psikolojilerinde olumlu yönde bir farklılık gözlemlediğini vurgulayan Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınlar, dikiş diktikleri sürece yaşadıkları acıdan uzak kalmış oldular. Bir depremzede kadının aldığı eğitimden sonra ‘İlk kez kendi paramı kazandım ve cebime koydum, bunu beni çok mutlu etti.’ demesi bizi ondan çok daha mutlu etti. Kadınlar ne yapabildiklerini gördükçe daha çok motive oldular. Bir şey üretmenin hissiyatı onları bir anlamda hayata bağladı. Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik. Şimdi bu kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durup, ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Gerek yeni şeyler dikerek, gerekse paça tadilatı gibi basit işlemler yaparak ekmeklerini kazanıyorlar.”
Akgül, yaklaşık 10 aydır devam eden projenin daha çok kadına ulaşmasını istediklerinin altını çizdi.
Hatay’daki bu projeyi tam anlamıyla oturtabildiklerinde diğer deprem bölgelerine giderek başka kadınlara da dikiş eğitimi vermek istediklerini aktaran Akgül, “11 ilde tüm kadınlara ulaşmak istiyoruz. Bir kadına dokunmak, onun çocuğuna ailesine dokunmak demek. Anne mutlu olunca çocuk da ailede mutlu oluyor.” ifadelerini kullandı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Beşiktaş’ta düzenlenen ‘İstanbul’u Büyüten Kadınlar’ programında kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum, eski Başbakan Tansu Çiller, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Protokol konuşmalarıyla başlayan program, Kurum’un çalışmalarının olduğu tanıtım filmi ile devam etti.
“4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Dün konuşmama hazırlanırken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu güzel cümlesini bir kez daha okudum. Atatürk ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en şerefli varlığımızdır.’ Sizler bu sözlerin bizzat ispatısınız. Çünkü bugün, 4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz. İstanbul’un neresine gitsek sizin eserlerinizi görüyoruz. Zaten İstanbul tarihinin hangi dönemine bakarsanız, bu şehrin bir kadınlar şehri olduğuna şahit olursunuz. İstanbul’umuz güzelliğiyle sizlere benzemektedir, şefkatiyle sizleri andırmaktadır. İstanbul’un ilk kuruluş efsanesi bile dünyanın en güzel kadınının hikayesiyle başlar. Kız Kulesi, İstanbul’un tarihindeki en güzel efsanelerden birini temsil eder. İstanbul Şah Sultan’ın, Haseki sultanların külliyeleriyle, Mihrimah ve Valide sultanların camileriyle, Osmanlı’nın o zarif kadınlarının yaptırmış oldukları binlerce vakıfla kadınların ellerinde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Bu şehrin kadim mahallelerinde bulunan evlerin, meydanların, hanların tamamının altında kadınların imzaları vardır. Seyyahlar da bu durumu kabul etmiş olmalılar ki notlarında ‘İstanbul, dünyada en çok kadın elinin değdiği şehirdir’ derler. İşte İstanbul’un en güçlü şirketlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, kamunun yöneticisi olan kadınlarımız buradalar. İstanbul’umuz inşaattan tekstile, savunma sanayisinden sivil topluma, hukuktan spora, gazetecilikten sanata kadar her alanda liderlik eden Türk kadınının emekleriyle 1 Nisan sabahı itibarıyla yeniden tarih yazmaya hazırlanmaktadır. 39 gün sonra İstanbul’umuz gerçek belediyecilikle tanışacak ve ‘Kadınların İstanbul’u’ dönemi başlayacak” dedi.
“İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız”
İstanbul’u her alanda örnek bir şehir yapmak için çalışacağını belirten Kurum, “Kadınlarımızın inceliğini, özgüvenini örnek alan bir yönetim anlayışı sunacağız. Bugün nasıl sizler insanımızın, emekçimizin daha güzel bir geleceğe uzanması için canla başla mücadele ediyorsanız, biz de aynı geleceği kurgulamak için ter dökeceğiz. Bugün aranızdaki hocalarımız, nasıl muhteşem sanatkarlar yetiştiriyorsa biz de bu şehrin kültürle, sanatla yaşaması için çaba sarf edeceğiz. Sizler nasıl yenilikçi projelerinizle gençlerimize kariyer fırsatları sunuyorsanız, biz de gençlerimize yeni iş alanları açacağız. Şirketlerinizde Türkiye’nin büyümesi için nasıl çalışıyorsanız, biz de İstanbul’u her alanda dünyaya örnek bir şehir yapabilmek, yarınlara güven ve huzur içerisinde hazırlayabilmek için koşacağız. İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız. Göreve geldiğimizde kadın yönetici, işçi ve memur sayımızı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarihindeki en yüksek seviyeye çıkaracağız. İstanbul’un kadınları, bu aziz şehri nasıl bugüne taşıdıysa biz de İstanbul’u yeniden yükselişe geçirecek projelerimizi sizlerle birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız”
1 Nisan’dan itibaren İstanbul’u kadınlara birlikte yöneteceğini dile getiren Kurum, “Biz iktidarda olduğumuz 22 yıl boyunca kadınlarımızın, annelerimizin hep yanı başında olduk. Kadınların özgürlüğü ve özgüveni için her adımı kararlılıkla attık. İş gücüne katılım düzeylerini olabildiğince artırdık. Bugün, kadınlarımızın her alanda güçlendiklerini gördükçe, geleceğe daha umutla bakıyoruz, kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Bizim dönemimizde İstanbul’a yön veren doğrudan kadınlar olacak. 1 Nisan’dan itibaren bu şehri kadınlarımızla birlikte yöneteceğiz. İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız. Sizlerle bugün ilkini yaptığımız bu toplantıyı düzenli olarak yapacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız”
Sıfır atık ile ilgili konuşan Murat Kurum, “Bir çevre hareketi olarak doğan, daha sonra hızla Türkiye’nin en büyük kadın hareketine ve ardından da küresel bir çevre hareketine dönüşen sıfır atık hareketimiz saygı değer Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde yürüttüğümüz Sıfır Atık Projesi’dir. İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız. İstanbul Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da ortaya koymuş olduğu 2053 net sıfır emisyon hedefini yakalayan ilk şehir olacak. 2040 yılına geldiğimizde gerçekleştireceğimiz çalışmalarla birlikte İstanbul’da net sıfır emisyona ulaşacağız. İstanbul’un güçlü kadınlarından sadece sıfır atık hedefimizde istifade etmeyeceğiz. Sizlerin bu şehrin diğer kadınlarına da destek olacağı tüm kanalları açacağız. Hep birlikte kadınların işgücüne katılımını ve kadın girişimcilerimizi tüm gücümüzle İBB olarak destekleyeceğiz. Bunun için de ihtiyaç duyulan eğitim, istihdam fırsatlarına ve finansal erişime dair eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız” dedi.
“Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar”
Kurum, kadınlara vereceği destekler hakkında şöyle konuştu:
“Mevcut yönetim kadınlarımızın bin bir emekle kurduğu İSMEK’lerimizi artık işletilemez hale getirdi. İSMEK ve diğer meslek edindirme faaliyetlerimizle 39 ilçede kadınlarımıza hizmet edecek atölyelerimizi süratle yaygınlaştıracağız. Kadınlarımız hangi sektörde iş yapmak isterse, biz tam o karar noktasında hemen yanlarında olacağız. İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, büyükşehir yanında diyeceğiz. Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. Bugün İstanbul’da çalışan her bir kadınımız, tam 288 saati trafikte heba ediyor. Algı belediyeciliği ile sosyal medya belediyeciliği olarak tarif ettiğimiz anlayışla İstanbul trafikte çile çekilen bir şehir haline geldi. Türkiye Yüzyılı’nda açıkladığımız projelerimizde yeni metrolarla, tünellerle, otopark projeleriyle bir çok sorunu süratle çözeceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız.”
“Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız”
Kentsel dönüşüm sürecinin nasıl işleyeceğine de değinen Kurum, “Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız. Bu kapsamda da yapılacak tek şey, kentsel dönüşümdür. Bilim insanları 1 buçuk milyon deprem riskiyle yaşayan ailemiz olduğunu söylüyor. 600 bin konutu ise acilen dönüştürmemiz gerektiğini ifade ediyorlar. Biz 650 bin konut yapıp, bir seferberlik anlayışıyla İstanbul’umuzu dönüştüreceğiz dediğimizde mevcut CHP’li yönetim ne diyor biliyor musunuz? ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diye açıklama yapıyor. Ben buradan Ekrem Bey’e soruyorum: ‘650 bin konutu dönüştürmeyerek, İstanbul’la ilgilenmeyerek, boş zamanlarında belediyecilik yaparak, İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldırmayı nasıl hedefliyorsunuz? Vatandaşımızın kaygılarını, o iradeyi sahada göstermeden, milletimizle el ele vererek o dönüşümü gerçekleştirmeden, insanlarımızın korkularını nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?’ Sizin böyle bir derdiniz olmadığını biz çok iyi biliyoruz, milletimiz de çok iyi biliyor. Siz, İstanbul’un deprem dönüşümünü çözmek üzerine zaten 5 yılda herhangi bir irade ortaya koymadınız. Bari yapılana mani olmayın, yapılanı engellemeyin. İstanbul’umuz, depreme hazır olana kadar bu mücadeleyi gece gündüz sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
“Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır”
CHP’li başkan adaylarının mal varlığını açıklamayı düşünüp düşünmediğini soran gazeteciye Kurum, şu şekilde cevap verdi:
“Biz mal varlığımızı düzenli olarak bildiriyoruz. Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır. Açıklamakta da hiçbir sıkıntı yok.”
“CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız”
Kentsel dönüşümde kira yardımı ile ilgili soru üzerine ise Kurum, “Vatandaşımıza kentsel dönüşümde hem 100 bin TL taşıma ve kira yardımı vereceğiz, hem de 100 bin kiralık konut yapacağımızı açıklamıştık. Bir taraftan kentsel dönüşümü yapacağız, bir taraftan da kentsel dönüşüme girmiş vatandaşlarımızın bu kiralık konutlarda ikametini sağlayacağız. Bu konutlar uygun kiralarlar vatandaşımız tarafından kiralanacak ve hiçbir şekilde satılmayacak. İstanbul genelinde yapacağımız bu kiralık konutlarla birlikte kira fiyatlarının düşmesini de sağlayacağız. Vatandaşlarımıza vereceğimiz kira desteğiyle bu soruna ilişkin de önemli bir iradeyi ortaya koymuş olacağız. Kentsel dönüşüm bizim olmazsa olmazımız. CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız. İstanbul depremi bir gerçek, bunu bilim insanları söylüyor. Mevcut yönetimin danışman olarak tuttuğu ve bilgisine inandıkları hocalar da bunu söylüyor” ifadelerini kullandı.
Programda ilgiyle karşılanan Kurum, programa katılan kadınlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Program çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan eksi Başbakan Tansu Çiller ise, “İlk kadın kredilerini veren birisi olarak bu beni heyecanlandırdı. Bu alanda belediyecilikle birleştirilerek bir demokratik atılım haline de getirilebilir. İstanbul için çok şey yapılacaktır. İstanbul için hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>NEVŞEHİR – Nevşehir’de bir araya gelerek kooperatif kuran kadınlar, ürettikleri ürünleri ihraç etmeye başlıyor.
Hacıbektaş ilçesinde 4 kadının bir araya gelerek kurduğu ‘Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ üyeleri 2020 yılında 700 lira ile başladıkları sermayesini 1 milyon liraya çıkarttı. Şu an 10 üyesi ve 4 çalışanı olan Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ürettikleri ürünleri yurt dışına ihraç etmeye hazırlanıyor.
‘Hazine arazilerini kiraladılar’
Erişte yaparak işe başlayan kooperatif üyeleri, ürün çeşitliliğini artırarak hem ev ekonomilerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Haftanın belirli günlerinde bir araya gelen kooperatif üyeleri çalışanları ile birlikte, hamur yoğuruyor, mantı doldurup, yaprak ve dolma yapıyor. Yaptıkları ürünleri satarak gelir elde eden kadınlar, hazine arazilerini kiralayarak nohut ekimi de yapıyor.
“Kadınlar üretime katkı sağlamalı”
Kooperatif ortaklarından Sabriye Polat, “Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi ortaklarındanım. Burada çalışmaktan mutlu ve huzurluyum. Arkadaş ortamımız çok güzel. Evde yalnız yaşıyorum. Kooperatif sayesinde kendime güvenim arttı” dedi. Tüm kadınların üretime katkı sağlaması ve çalışması gerektiğini söyleyen Polat, “Tüm kadınlarınız sosyal olmalı ve çalışmalılar. Kadın her zaman üretir ve isterse daha da başarılı olur. Üretmeyen kadınlara da tavsiye ederim” şeklinde konuştu. Ev hanımı iken Hacıbektaş Kadıncık Ana Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifinin kurucu ortağı olan Hatice Yiğit’ de açıklamasında, “Ev hanımı olarak çiftçi olan eşime yardım ediyordum. İlçemizde açılan kursa katıldıktan sonra kooperatif kurduk. Kooperatif çalışmalarına başlayınca, çalışma azmimiz de arttı. Daha önceden de üretime katkı sağlıyorduk. Buraya gelince daha geniş üretim yapmaya başladık” dedi. Kadınların çalışması gerektiğini de söyleyen Yiğit, “Kadınlar sosyal olarak da, ekonomik olarak da kendi özgürlüklerini ellerinde bulundurmalı ve eşlerine muhtaç olmamalılar” şeklinde konuştu.
‘Fildişi Sahili’ne tarhana, Almanya’ya tablo ihraç edecekler’
İki yıl önce 700 lira sermaye ile kurdukları kooperatiflerini, şu an ürettikleri ürünleri ithal eder duruma getirdiklerini söyleyen Hacıbektaş Kadıncık Ana Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı İnci Mine Özkan; “Bu başarı ne kişisel ne de kurumsal. Bu başarıda farklı bir güç oluştu. Kamusal güç, akademik güç ve kadınların emek gücü bir araya geldi. Sonuç olarak bu gün itibariyle ihracatta yer almaya başlayan bir rol oynuyoruz” dedi. Kooperatif üyelerinin ürettiği tarhanayı Fildişi Sahili’ne satmaya hazırlandıklarını söyleyen Özkan; “Kooperatif üyelerimizin ürettikleri ürünleri burada satarak, üyelerimizin ayağa kalmasını gücünü fark etmesini sağlıyoruz. Sıfırdan başlayarak buralara kadar gelmemiz bizi ayrı ayrı besliyor. Ben yerine biz olma duygusunu hep birlikte yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Çalışmalarına erişte üreterek başladıklarını söyleyen Kooperatif Başkanı Özkan; “Çalışmalarımıza erişte ile başladık. Erişte çok hızlı bir şekilde sermayeye dönüşen bir ürün. Biz erişteyi ana ürün değil de, araç ürün alarak kabul ettik. Erişteden kazandığımız parayla hazine arazilerini kiraladık. Kiraladığımız tarlalara nohut ekmeye başladık. Sonrasında da türev ürünler üretmeye başladık. Özellikle glütensiz ürünler ürettik. Fonksiyonel gıdalar ürettik. Yine erişteden kazandığımız paralar ile tablolar ürettik. Önümüzdeki günlerde tablolarımızı da Almanya’ya ihraç etmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.
Her gün ‘daha fazla ne yapabiliriz’ diye düşündüklerini söyleyen Özkan; “Bugün kooperatifimizde 10 ortak ve 4 çalışanımız var. Elimizden geldiği kadar ulusal ve uluslararası piyasada yerimizi almaya çalışıyoruz” dedi.
]]>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tıpkı ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Ankara’da ‘Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışını yaparak, burada düzenlenen ‘Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği’ne katıldı. Programda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal da yer aldı.
Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında, tarihsel süreçte kadınların bilimden uzak tutulduğunu belirtti. Bugün kız çocuklarının ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘mucit’, ‘astronot’, ‘uçak tasarımcısı’, ‘yazılım mühendisi’ cevaplarının verdiği bir Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, “Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan korkmadan, bugünün dünyasının ilerlemesine vicdanlı bir akılla öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.
‘ALATLI, BİR ÜLKE UĞRUNA SAVAŞTI’
Alev Alatlı’nın, halktan beslenen vicdanla güçlü bir aklı birleştiren, birikimini bu topraklarda edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Alev Alatlı, idrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya adamıştı kendisini. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa sevgili gençlere paha biçilmez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı. Vasiyetindeki şu sözleri yeniden paylaşmak istiyorum; ‘Unutmayın ki düz akıllı anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.’ Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘Gezegenin iyiliği yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın” diye konuştu.
BAKAN KACIR: BİLİMSEL YAYIN SAYISI 48 BİN 619’A YÜKSELDİ
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Türkiye’nin son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attığını dile getirdi. Bilimin kapılarının milletin her ferdine açıldığını belirten Bakan Kacır, “2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken, bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturuyoruz. Aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısının 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükseldiğine şahitlik ediyoruz. Bilimsel üretimde sadece nicelikte değil, nitelikte de belirgin gelişmeler kaydediyoruz. Araştırmacılarımız, uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer alıyor. Ar-Ge harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken, patent başvuru sayımızı 414’ten 21 misline, 8 bin 663’e çıkardık. 2002’de ancak bin bilim insanı ve öğrenciyi destekleyen TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanı ve öğrenciye destek verdi” ifadelerini kullandı.
‘143 BİN KADIN ARAŞTIRMACIYA 15,7 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK’
Türkiye’nin kadınlarının bilim ve teknolojide birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edildiğini ve önemli başarılara imza attığını belirten Bakan Kacır, “Öğretim üyelerimizin yüzde 46’sını oluşturan 85 bin kadın bilim insanımız; Ar-Ge, ve inovasyon kültürümüzün gelişiminde öncü rol üstleniyor. Bugün, insansız hava araçlarında dünya lideri olmamızda, yerli ve milli otomobilimizi milletimizin hizmetine sunmamızda, Antarktika’da Türk bayrağını dalgalandırmamızda, kadınlarımız irade ve çalışkanlıklarıyla büyük pay sahibidir. Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınlarımızın yetenek ve üretkenliklerinin önünü açıyoruz. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle, bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik. TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yeri, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. TEKNOFEST’i düzenlediğimiz ilk yıl sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranı, 2023’te aldığımız 407 bin başvuruyla yüzde 40’a ulaştı. 81 şehrimizdeki 125 Deneyap Teknoloji Atölyemizde 6 bin 500’den fazla kız öğrencimiz; geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotu olma yolunda, yenilikçi teknolojilerde eğitim görüyor” dedi.
]]>