Marmara Denizi’nde daha önce 2007-2008 ve 2021 yıllarında gözlemlenen müsilaj oluşumu, deniz ekosistemini bu yıl da tehdit ediyor. Deniz salyası olarak bilinen müsilaj, Anadolu Yakası’nda bulunan Maltepe sahil şeridinde yeniden görüldü. Denizin yüzeyinde tabaka halinde yayılan ve kıyıya yakın bölgelerde etkili olan müsilaj oluşumu havadan görüntülendi.
“Bu sorunun temeli, duyarsızlık ve eğitim eksikliği”
Ercan Kumru isimli bir vatandaş, “Akıntının yoğun olduğu yerlerde deniz bir şekilde kendini temizleyebiliyor. Ama akıntının olmadığı, insanların teknelerini bağladığı ve vakit geçirdiği yerlerde kirlenme daha hızlı oluyor. Denizlerdeki yararlı bakteriler azalıyor, ekosistem bozuluyor. Bu, kendi kendini hasta eden bir deniz demek. Üzücü olan, bu hastalığın sebebinin biz insanlar olması” dedi. Çevre bilincinin toplumda yeterince oluşmadığına dikkat çeken Kumru, “Bu sorunun temeli insanlarımızın duyarsızlığı ve eğitim eksikliği. Bizde çevre eğitimi yeterince önemsenmiyor” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin yoğun çalışması sonucu yangın büyümeden söndürülürken, fabrika çalışanlarının yangın esnasında öğle yemeğinde olması faciayı önledi. İşletmenin bir bölümü yanarak kullanılamaz hale gelirken, ekipler yangının çıkış nedeniyle ilgili çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teknoloji şirketlerinden Medion’un oyun bilgisayar ve aksesuar markası ERAZER, Türkiye pazarına giriş yapıyor. İlk etapta dizüstü bilgisayar modelleriyle kullanıcılarla buluşacak markanın satışları yeni yılda başlayacak.
2005’ten bu yana oyun sektörüne yüksek performanslı donanım konfigürasyonları sunan ERAZER, Almanya’daki merkezinin yanı sıra Fransa, Hollanda, İtalya, İspanya ve İngiltere’deki ofislerinin de dahil olduğu geniş bir satış ağı üzerinden oyun severlere ulaşıyor.
Ocak sonunda Türkiye’de satışa sunulmaya başlanacak ERAZER ürünlerinin teknik servis hizmetleri BDH tarafından sağlanırken, Türkiye pazarındaki ürünlerin dağıtımı Eksa Elektronik Bilgi İşlem San. ve Dış Tic. AŞ tarafından yapılacak.
Medion, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında, oyun bilgisayar ve aksesuar markası ERAZER’ın küresel çaptaki genişleme stratejisinde yeni durağının Türkiye olacağını duyurdu.
Toplantıda konuşan Medion Kuzey ve Güney Avrupa Genel Müdürü Michiel Van Der Vliet, Türkiye’deki potansiyeli gördüklerini söyleyerek, bu potansiyeli yeni kriterler oluşturan teknolojiyle desteklemekten heyecan duyduklarını aktardı.
Vliet, Türk pazarına olan bağlılıklarının ciddi olduğunu altını çizerek, “Sadece ürün tanıtmakla kalmıyoruz, Türk oyununun geleceğine de yatırım yapıyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’de oyun endüstrisinin geliştiğini ve piyasanın 43 milyondan fazla oyuncuyla 1,2 milyar dolarlık etkileyici bir gelir elde ettiğini belirten Vliet, özellikle rekabetçi bilgisayar segmentinde oyun tutkusunun ERAZER gibi markalar için Türkiye’nin ideal ortam haline olduğunu kaydetti.
“1,2 milyar dolarlık bir pazar var”
Düzenlenen toplantının ardından AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Medion Türkiye ve Orta Doğu Ülke Müdürü Cem Çerçioğlu, 3 yıldır Türkiye’yi gözlemlediklerini ve Türkiye’nin artık stabil olması, genç oyuncuların olması, oyun geliştiriciliği, ekosistemiyle beraber çok fazla yukarıya doğru çıkan bir ivmesi olduğunu belirtti.
Çerçioğlu, “Biz de doğru zamanın şu anda olduğunu düşündük. Yatırımlarımızı buna doğru başlattık.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’yi diğer pazarlardan ayıran önemli özelliklere değinen Çerçioğlu, bunları, genç nüfus, oyuna olan ilgi ve her zaman teknolojiyi yakından takip eden bir nesil olarak özetledi.
Oyun pazarı açısından genç nüfusun önemine değinen Çerçioğlu, şöyle devam etti:
“Çünkü genç nüfus bir itici güç olarak geliyor. Bununla beraber biliyorsunuz oyun geliştiriciler, oyun dünyası artık son 5 yıldır oyunu konuşuyoruz ve oyun dünyasına baktığımızda artık Hollywood pazarını geçmiş durumda. Türkiye’ye de baktığınızda 1,2 milyar dolarlık bir pazar var.”
Çerçioğlu, ilk ürünlerinin Türkiye’ye ocak ayının ilk haftalarında gelmiş olacağını ve Türkiye’yi bir merkez gibi düşündüklerini vurgulayarak, “Türkiye’deki hedeflerimizi gerçekleştirdikten sonra Türk Cumhuriyetlerine, Körfez Ülkelerine ve Kuzey Afrika’ya, Türkiye’den ulaşmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.
Medion’un yani ERAZER’ın yaklaşık 30 yıllık bir firma olduğunun altını çizen Çerçioğlu, bu 30 yıl boyunca Avrupa’daki gelişimlerini bitirdikten sonra Türkiye pazarına geldiklerini dile getirerek, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Şöyle bir rekor vereyim. Oradan çıkartabilirsiniz rekabetçi olduğunuzu. Dünyadaki çok önemli bir rekora sahibiz. Bir gün içinde 450 bin adet masaüstü satan bir şirket olduğumuz için oradaki aldığımız tecrübe ve alım gücünü rekabetçi olarak Türkiye’ye sunmayı hedefliyoruz.”
Kuzey AfrikaBilgisayarTeknolojiOrta DoğuistanbulEkonomiTürkiyeOyun
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Turizm Sektöründe Sürdürülebilirlik ve İstihdam Zirvesi” İstanbul’da düzenlendi. Ekonomik ve Sosyal Alanda Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Marmara İşletme Kulübü Danışmanı Prof. Dr. Fatma Ayanoğlu programın açılış konuşmasında, üniversite ve sanayi işbirliği çerçevesinde sektör profesyonelleri ile daha fazla işbirliği yapılmasının önemini vurguladı. Ayanoğlu, ülke ekonomisi açısından kritik öneme sahip turizm sektöründe sürdürülebilirlik gibi mühim bir konu ile ilgili çalışmaların devam edeceğini belirtti.
Zirvede, alanında uzman isimler turizm sektörünün sürdürülebilirlik ve istihdam konularındaki deneyim ve önerilerini paylaştı. Yoğun ilginin olduğu, yeni stratejilerin üzerinde derinlemesine bilgi aktarımının gerçekleştirildiği zirve, katılımcılara teşekkür belgelerinin takdimiyle tamamlandı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özderici için Hulusi Akar Camisi’nde tören düzenlendi.
Törene, Özderici’nin oğulları Ahmet ve Ali Özderici ile kızı Necmiye Özderici Postaağası, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, milletvekilleri, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.
Özderici’nin cenazesi, öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlık’ta toprağa verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rum bir anne ve Ermeni bir babanın oğlu olarak İstanbulHeybeliada’da 1937’de dünyaya gelen Markaris, ekonomi üzerine eğitim aldı.
Edebiyat dünyasına ilk adımını “Ali Reco’nun Öyküsü” ile atan Markaris, “Kral İbu’nun Destanı” ve “Atlar” gibi oyunlar yazdı. Markaris, ünlü sinema yönetmeni Theo Angelopuolos’un”1936 Günleri”, “Sonsuzluk ve Bir Gün”, “Büyük İskender”, “Leyleğin Geciken Adımı” ve “Ulis’in Bakışı” filmlerinin senaryolarını kaleme aldı ve birçok Alman yazarın eserini Yunan diline kazandırdı.
Johann Wolfgang von Goethe’den çevirileriyle büyük başarı kazanan Markaris,1950’li yılların polisiye yazarı Yannis Maris’in geleneğini sürdürerek, Yunanca polisiye romanları kaleme alıyor.
Dünyaca ünlü yazarın kitapları, Alfa Yayınları tarafından Türkçeye aktarılıyor ve dedektif karakteri Komiser Haritos’un maceraları, 2022’den beri Türk okuyucuyla buluşuyor.
“Bir Cinayetin Anatomisi” adlı polisiye dizinin senaryosunu da yazan Markaris, “Komiser Haritos” serisiyle Atina’nın toplumsal ve siyasi derinliklerini irdeliyor.
“Bazen ‘aman bırakayım da kendi İstanbul’umu bulayım’ diye düşünüyorum”
İstanbul’da bir dizi etkinlikte okurlarıyla bir araya gelerek kitaplarını imzalayan Markaris, geçmişte bir dönem yaşadığı şehir olan İstanbul’da karşılaştığı ilgiyi ve yazı hayatını, AA muhabirine anlattı.
Markaris, okurlarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti aktararak, hem şehri yaşamak hem de insanlarla daha fazla zaman geçirmek arasındaki ikilemi “çekişme” olarak tanımladığını söyledi.
Okuyucularıyla temas sağlamak istediğini belirten Markaris, şöyle devam etti:
“Bazen ‘aman bırakayım da kendi İstanbul’umu bulayım’ diye düşünüyorum. Bazen de ‘ayıptır, öbür tarafı bulayım’ diyorum. Bu çekişme her İstanbul’a gelişimde devam ediyor. Yalnız, sakin ve mutlu bir geliş değil bu. Yalnız Heybeliada için söylemiyorum, hangi yoldan geçsem, mesela tünelden İstiklal Caddesi’ne gidiyorum, hemen aklım Avusturya Lisesi’ne çıktığımda nasıl yol aldığımı anımsatıyor. Bu anı çok önemli ama aynı zamanda çok da tehlikeli yazar için. Çünkü her şey öyle bir karanlığa götürebilir ki, insan ayırt edemez. Neyi anlatacağım, neyi bırakacağım.”
“Son romanım, İstanbul’a gelmeden önce bitirdiğim roman, yapay zeka üzerineydi”
Markaris, “Komiser Haritos” serisinin devamının geleceğine işaret ederek, “Benim aklıma öykü, hikaye, kurgu geldiği müddetçe devam edecek. Son romanım, İstanbul’a gelmeden önce bitirdiğim roman, yapay zeka üzerineydi. Bu yapay zeka meselesi beni çok sinir ediyor. Kendi kendime, ‘bu nereye gidecek?’, ‘sonucu ne olacak?’ diye bir cevap almaya çalışıyorum. Kolay değil. Şimdi, yarın aklıma ne gelecek diye bekliyorum. Beni ne kızdıracak? Ona göre yazacağım şeye karar vereceğim.” dedi.
Roman yazmanın ve senaristlik yapmanın farklarından bahseden usta yazar, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Açık söyleyeyim yazarlık ve senaristlik birbirini hiç beslemiyor. Romancılık ve senaristlik arasında büyük bir fark var. Senarist olarak şunu söyleyeyim, yönetmensiz çalışamazsınız. Yazar ve romancı olarak ise kimsenin işinize karışmasına müsaade vermemelisiniz. Aslında ikisinin arasındaki büyük fark budur. Ben bu farkı her zaman uyguladım. Her zaman yönetmen Theo Angelopulos’la böyle çalıştım. Ama bu şu anlama gelmesin, yani bir yönetmenle çalışıyorum demek, yönetmenin her istediğini yapıyorum demek değildir. İtirazlarınız da olur, başka fikirleriniz de olabilir ama sonunda yönetmenle anlaşmalısınız. Yazarlıkta aksine siz kendinizi memnun saydığınızda devam edebilirsiniz. Aradaki fark bu.”
“Dizi çok büyük ilgi ile karşılandı”
Petros Markaris, Alman şair, tiyatro yazarı ve yönetmen Eugen Berthold Friedrich Brecht’in yazarlık serüveninde kendisini çok etkilediğini de söyledi.
Romanlarının diziye uyarlandığını belirten Markaris, “Benim romanlarımı dizi yapan yapım şirketi benden önce Andrea Camilleri romanlarını dizi yapmıştı. Şimdi benim romanlarımı dizi yapıyor. İlk altı bölümü yayınlandı. Çok büyük bir ilgi ile karşılandı. Herkes çok memnundu. İlkbaharda ikinci kısmı çekecekler.” şeklinde konuştu.
Bugün, Pera Müzesi’nde “Romanı Senaryoya Uyarlama Yolculuğu” başlıklı bir masterclass düzenleyecek olan Markaris, ardından Robinson Crusoe 389 İstiklal’de okurlarıyla bir araya gelecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’un ev sahipliği yaptığı A Grubu müsabakaları, Kalamış Engin Bora Sutopu Havuzu’nda oynanan iki maçla başladı.
İki Türk temsilcisini karşı karşıya getiren mücadelede İzmir Büyükşehir Belediyespor, Galatasaray Zena’ya karşı 12-10’luk skorla galip geldi.
A Grubu’nun diğer karşılaşmasında ise Hırvatistan ekibi Jadran Split, Büyük Britanya temsilcisi Otter Swimming Club’ı 16-7 yendi.
Grupta yarın Galatasaray Zena-Otter Swimming Club ve İzmir Büyükşehir Belediyespor-Jadran Split maçları yapılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Borusan, tüm yıla yaydığı 80. yıl kutlamaları kapsamında, iş, sanat ve medya dünyasından isimlerin katılımıyla gerçekleşen özel bir organizasyona da yer verdi.
Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirilen konserde, BİFO, müzikseverler için unutulmaz bir akşama imza attı.
Sanat yönetmeni ve sürekli şefi Carlo Tenan yönetimindeki BİFO, başarılı piyanist Marco Vergini’yi ağırladı. Konserde, Vergini Ravel’in Sol Majör Piyano Konçertosunu seslendirdi. BİFO, klasik müziğin büyülü atmosferinde geçen bu özel gecenin programını, Respighi’nin Roma Çeşmeleri ve Schumann’ın 1. Senfonisi ile taçlandırdı.
Konser öncesinde davetliler için Borusan’ın zengin tarihini anlatan “80 Yılın İzinde” isimli belgeselin kısa bir gösterimine yer verilirken, Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi ve Borusan Grup Üst Yöneticisi (CEO) Erkan Kafadar, yaptıkları konuşmalarda Borusan için 80’inci yılın önemini vurguladılar.
Borusan’ın 80’inci yıl belgeseli, Grubun köklü tarihindeki önemli dönüm noktalarını ve geleceğe yönelik vizyonunu anlatıyor.
Belgeselde şirket hissedarlarının yanı sıra kuruluşundan bugüne kadar emek veren, farklı jenerasyonlardan ve departmanlardan yöneticiler, çalışanlar ve iş ortaklarıyla yapılan röportajlara yer veriliyor.
Geçmişte önemli görevlerde bulunmuş isimler ile halihazırda Grubun yarınlarını şekillendirmeye devam eden yönetici ve çalışanların samimi anlatımları, belgesele duygusal bir derinlik katıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Hamedi, “Borusan’ın 80’inci, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrasının ise 25’inci yılını kutladığımız bu yıl, biz daha yeni başlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hamedi, umutla attıkları her adımın, özveriyle kurdukları her bağın kendilerini bu noktaya getirdiğini gördüğünü kaydederek, “Bu akşam, o yolculuğun güzel bir durağındayız. Başarılarımızı mümkün kılan değerli anları sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.” açıklamasında bulundu.
Borusan Grup CEO’su Erkan Kafadar da bu yıl 80’inci yıllarını kutlamanın heyecanını yaşadıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Biz aslında daha yeni başladık söylemimizle, köklü geçmişimizle geleceğe dönük vizyonumuzu bir araya getirdik. Borusan’ın temelleri 1944’te, Kurucumuz ve Onursal Başkanımız merhum Asım Kocabıyık’ın, döneminin ötesindeki vizyonuyla atıldı. Bugün 80 yıllık mirasımızdan aldığımız güç, 200 yıl ve ötesinde varlığımızı sürdürme vizyonumuzla paydaşlarımız, müşterilerimiz, iş ortaklarımız, tedarikçilerimiz ve bayilerimiz ile topluma değer katma misyonumuzu devam ettiriyoruz. Ülkemizi sanayi, teknoloji, eğitim, kültür ve sanat alanlarında öncü konuma getirmek küresel arenada daha da yükseklere taşımak istiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TÜRKİYE’DE GÖZLERİM BAYRAM EDİYOR”
Turist kadın,videosuna ” Türkiye’de gözlerim bayram ediyor ve hepsi parlak cildim ile gözlerini şenlendiriyor.” notunu düştü. Video sosyal medyada defalarca tıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“MARMARA’DA 11 İL DEPREMDEN ETKİLENECEK”
Deprem uzmanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen afet çalıştayı için geldiği Edirne’de gazetecilere yaptığı açıklamada, Marmara coğrafyasının 2 bin yıllık deprem tarihi olduğunu ifade etti. Bölgede bir depremin beklendiğine işaret eden Eyidoğan, “Marmara coğrafyasındaki 11 il büyük bir depremde etkilenecek. Son yaşanan 6 Şubat depremi bölge depremiydi, 7,8 ve 7,5 büyüklüğünde depremler oldu. Marmara içinde 7 ve daha büyük bir deprem beklentisi yıllardır konuşuluyor. Konuyla ilgili bilim insanları çalışmalar yapıyor. Böyle bir beklentimiz var ama tam olarak tarihi ve yeri kesin belli değil ama böyle yüksek bir tehlike var.” dedi. Eyidoğan, Marmara’daki olası depremin İstanbul kadar denize kıyısı olan diğer illeri de etkileyeceğine dikkati çekti.
“BÖLGEDE 7 VE ÜZERİNDE DEPREM OLMA OLASILIĞI YÜKSEK”
Bölgede büyük bir nüfusun yaşadığını hatırlatan Eyidoğan, şunları kaydetti: “Marmara Denizi içerisinde Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bir deprem olması durumunda bundan yalnız İstanbul değil, Marmara’daki 11 il etkilenecek. İstanbul ne kadar etkilenecekse Tekirdağ, Kocaeli, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale de etkilenecek. Marmara Denizi’ne kıyısı olan şehirler etkilenecek. Marmara Bölgesi 30 milyona yakın nüfusu barındırıyor bunun büyük çoğunluğu İstanbul’da. Dolayısıyla 30 milyonun yaşadığı bir coğrafyada bir bölgesel deprem çok ciddi sorunlara yol açabilir.
Çünkü Marmara Bölgesi’nin gayri safi milli hasıladaki payı yüzde 50 civarındadır. Bu aynı zamanda ülke ekonomisi için de büyük sorun teşkil eder, bir beka sorunu haline gelebilir. Bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin gerçekleşme olasılığı yüksek.

Haluk EyidoğanMarmara DeniziYerel YönetimİstanbulKocaeliMarmaraEkonomiDepremedirneGüncelSağlıkDünyaBursa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YEMEĞİN PARASINI ÖDEMEDİ
Ekol TV’de yer alan habere göre restoranda çıktıktan sonra Omar, restoran çalışanı tarafından bir süre takip edildi. Restoran çalışanı, daha sonra Omar’a arkasından saldırdı. Omar’a saldırmak için fırsat kollayan çalışan daha sonra Omar’a arkasından saldırdı.
BAŞINDAN BIÇAKLANDI
İkili arasında yaşanan arbedede Omar başından bıçakla yaralandı. Çalışan olay yerine gelen şemsiyeli bir şahıs tarafından uzaklaştırılırken, Omar şikayetçi oldu. Olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma sürüyor.

İstanbul3-sayfaAsayişDünyaIrak
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda Beyoğlu’nda yapılacak yürüyüşlerin yasaklanmasının ardından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Taksim’e izinsiz yürümek isteyen gruba, polis ekipleri barikat kurarak önlem aldı. Tüm uyarılara rağmen dağılmayan bir grup kadın, polise biber gazı ve sprey boya sıktı. Bunun üzerine gruba müdahale eden polis, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hava sıcaklığı: Yurt genelinde mevsim normallerinin altında seyredeceği tahmin ediliyor.
Rüzgar: Genellikle kuzeyli yönlerden, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu, Doğu Anadolu’nun güneydoğusu ile zamanla Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında güneyli yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Akdeniz ve Orta Karadeniz’de kuzeyli yönlerden, zamanla Samsun ve Ordu çevrelerinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli olarak 40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı hafif kar yağışlı 1
İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 9
İzmir: Az bulutlu 13
Adana: Çok bulutlu 12
Antalya: Parçalı bulutlu 14
Samsun: Çok bulutlu, kıyı kesimleri aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, iç ve yüksek kesimleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı 7
Trabzon: Çok bulutlu, kıyı kesimleri aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, iç ve yüksek kesimleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı 9
Erzurum: Çok bulutlu, kuvvetli ve yer yer yoğun olmak üzere aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı -2
Diyarbakır: Çok bulutlu, ilk saatlerde yağmurlu, yüksek kesimleri karla karışık yağmurlu 7 – İSTANBUL

Meteoroloji Genel MüdürlüğüYerel HaberlerHava DurumuistanbulSağlıkYerelYaşamkar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı, yasadışı bahis soruşturması kapsamında Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’a verilen ‘Ev hapsi’ kararına itiraz etti. Savcılık, Ortaç ve Erbil’in tutuklanmalarını talep etti.
TUTUKLANMALARI TALEP EDİLDİ
Pazartesi günü yasadışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve emniyette işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından, tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bırakıldı. Diğer yandan, Sefa Caner Sarıcam, Esma Sözen, Muzaffer Zorbey Erkoçlar ve sosyal medya fenomeni İbrahim Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bıraılmasına itiraz etti. Başsavcılık Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın tutuklanmalarını talep etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİKAPI’da 7’nci ErzincanKültür Buluşması gerçekleşti. Burada konuşan Binali Yıldırım, “Ülkemiz, 21’inci yüzyılın Türk Yüzyılı olacağı dönemde daha birçok başarıya yelken açacaktır. Bunu da birlikle, beraberlikle sağlayacağız” dedi. İstanbul Valisi Davut Gül ise, “Ne kadar çok kültürel, sanatsal, sportif faaliyet oluyorsa bu tür geleneksel lezzetlerin yaşatılması, paylaşılması oluyorsa, İstanbullular o kadar mutlu oluyor, biz de mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Yenikapı’da bulunan etkinlik alanında düzenlenen 7’nci Erzincan Tanıtım Günleri ve Kültür Buluşması 3’üncü gününde devam etti. Etkinliğe, son Başbakan ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. Binali Yıldırım ve Davut Gül yöresel ürünlerin satıldığı alanı gezerek, tadım yaptı. Erzincan Dernekler Federasyonu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı, Erzincan Valiliği ve Belediye Başkanlığının desteklediği programa ayrıca; Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Milletvekilleri Süleyman Karaman, Mustafa Sarıgül, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Mahir Polat, İstanbul’da bulunan Erzincan Dernekleri temsilcileri, ilçe ve belde Belediye Başkanları ile Erzincanlılar katıldı.
‘TÜRKİYE’Yİ, TÜRKİYE YÜZYILI’NA TAŞIYACAK HİZMETLERİ KAZANDIRDIK’
Burada konuşan Binalı Yıldırım, “Etrafımıza bir göz atın. Kuzeyimizde savaş, güneyimizde savaş ve 40 yıldır geleceğimizi karartmaya çalışan terör örgütüyle verilen mücadele. Erzincan her zaman birliğin, beraberliğin, kardeşliğin timsali olmuş bir şehirdir. Erzincan her zaman hoşgörünün engin bir şekilde yaşatıldığı şehirdir. Mezhep, meşrep farkı demeden, etrafı dağlık, ortası bağlık, cennetten biş köşe… Erzincanlılar, bu ülkenin teminatıdır, geleceğin teminatıdır. Sadece Erzincan’a değil, ülkemizin her köşesine Türkiye’yi, Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak hizmetleri kazandırdık. İstanbul, yedi tepeli şehir, ülkemizin göz bebeği şehir. Az ileride Avrasya Tüneli var, hemen yanında Marmaray var, onu da yaptık, İstanbul’a kazandırdık. Kuzey Marmara’yı, raylı sistemleri İstanbul’a kazandırdık. Ülkemiz, 21’inci yüzyılın Türk Yüzyılı olacağı dönemde daha birçok başarıya yelken açacaktır. Bunu da birlikle, beraberlikle sağlayacağız” dedi.
Yöresel pazarda keşkek kazanının başına gelen Yıldırım, “Keşkek, bizim düğünlerimizde, bayramlarımızda her türlü etkinliğimizde vazgeçilmez tatlardan biridir. Tatlılar, sarmalar, dönerler, cağ kebabı, aklınıza ne gelirse; bunlar hep memleketimizin lezzetlerini temsil eder. Burada da bugün Yenikapı’da bütün Erzincan’dan gelen ve İstanbul’da yaşayan Erzincanlılar, gelip hasret giderecek, memleket özlemini giderecekler” diye konuştu.
‘BU ETKİNLİKLER İSTANBUL’UMUZA DA ÖNEMLİ KATKI SUNUYOR’
İstanbul Valisi Davut Gül, “Allah birliklerini beraberliklerini, kardeşliklerini daim etsin. Can Erzincan’ı seviyoruz. Burada hemşerilerimizin kendi aralarındaki bu birliktelikleri, bu etkinlikleri, geldikleri memleketlere katkı sunduğu gibi, İstanbul’umuza da önemli katkı sunuyor. Ne kadar çok kültürel, sanatsal, sportif faaliyet oluyorsa bu tür geleneksel lezzetlerin yaşatılması, paylaşılması oluyorsa, İstanbullular o kadar mutlu oluyor, biz de mutlu oluyoruz” diye konuştu.
‘ERZİNCAN BU HALİYLE DE TÜRKİYE’YE MODEL OLABİLECEK BİR ŞEHİR’
Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, “Öncelikle Erzincanlı hemşerilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Erzincanlının İstanbul’da böyle bir etkinlik böyle bir organizasyon düzenlemesi elbette ki gurur verici. Burada bulunan tüm hemşerilerimizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum” dedi.
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu ise, “Bugün hakikaten Yenikapı’da tarihi günlerden birini yaşıyoruz. Havada yazdan kalma bir hava. Ben öncelikle Erzincan’dan gelen hemşerilerimize hoş geldin demek istiyorum. Burada da bizi kendi ailelerinden bir fert gibi karşılayan, o samimiyeti, o candanlığı davranışlarında gösteren hemşerilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bu tip şehirlerimizin günlerindeki maksat şu: insanların kaynaşması, gurbette olanların şehirlerinin lezzetlerini, tadını, hatta kokusunu sindirmeleri diyebiliriz. Bugün o günlerden biri. Erzincan bu haliyle de Türkiye’ye model olabilecek bir şehir gerçekten. Kardeşliğin, samimiyetin, candanlığın, davranışsal olarak hayata geçirdiği bir şehir Erzincan. Onun için ben huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzincan’ın kültürel zenginliklerinin tanıtıldığı ve bu yıl 7.’si düzenlenen Erzincan Tanıtım Günleri, ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle devam ediyor. 10 Kasım Pazar gününe kadar sürecek olan etkinliğe, Erzincan Valisi Doç. Dr. Hamza Aydoğdu, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım ve İstanbul Valisi Davut Gül katıldı. Etkinlikte, Erzincan’a özgü yöresel tatlar ve el işi ürünler sergilenirken, Erzincan yöresine ait olan tulum peyniri, bal, sucuk ve tereyağları da vatandaşların beğenisine sunuldu. ‘Gönül Şehri Erzincan İstanbul’a geliyor’ sloganıyla düzenlenen etkinliğe gelen vatandaşlar, yöresel lezzetlerin yanı sıra el işi ürünlere de yoğun ilgi gösterdi.
“Bu birlik ülkemize de katkı sunuyor”
Etkinlikte konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, “Mümkün olduğu sürece böyle şeylere katılmaya çalışıyoruz. Erzincanlıların kendi aralarındaki birlik, kendilerine katkı sunduğu gibi ülkemize de katkı sunuyor. Allah daim etsin” dedi.
“Erzincan tüm Türkiye’ye model olan bir şehir”
Ziyaretçiler arasında yer alan Erzincan Valisi Doç. Dr. Hamza Aydoğdu, “Yenikapı’da Erzincan günündeyiz. Tüm hemşerilerimiz burada. İnsanlarımızın burada olması bizim içinde önemli. İnsanlar burada Erzincan’ın tadını kokusunu ve hatıralarını tekrar yaşıyorlar. Ben emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. İnşallah ilerleyen zamanlarda daha güzel Erzincan günleri yapacağız. Kardeşliği, güzelliği ve iyiliği sözde değil yaşamsal olarak kavramış bir şehir” diye konuştu.
“Hemşerilerimiz buralarda kaynaşıyor, bir araya geliyor ve kardeş oluyor”
Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, ” Burada ürünlerini gösteren marifetlerini sergileyen hemşerilerimizin tezgahlarına gittik. Muazzam bir ilgi var. Aslında bu gurbette yaşayan Erzincan’ın nüfusunun 2 katı Erzincanlının buraya gelerek bu tanıtım ve kültür buluşmalarında hasret gidermesidir. Çocukluğunda ve gençliğinde tattığı o tulum peynirinin, tereyağını ve bin bir türlü lezzeti yakından görüp hasretini gidermesidir. En önemli tarafı ise hemşerilerimiz buralarda kaynaşıyor, bir araya geliyor ve kardeş oluyor. Hepimiz aynı değiliz. Kimisinin göz rengi farklı, kimimizin saç rengi farklı kimisinin de teni farklı ama farklı olmayan bir şey var, gözlerimizden düşen damlaların rengi hep aynı. Onun için birlik onun için beraberlik onun için kardeşlik” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sultangazi Belediyesi ve Sultangazi Adıyamanlılar Platformu tarafından ‘Adıyaman Kültür Buluşmaları’ Sultangazi Belediyesi Etkinlik Alanı’nda düzenlendi. Programa Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’un yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Sultangazi Adıyamanlılar Platformu Başkanı Hakan Mamaş, milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam eden programda 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle belediye tarafından Adıyaman’a yapılan yardımlar video gösterimi ile ekrana yansıtıldı. Programda ardından sanatçılar tarafından Adıyaman türküleri seslendirdi. Alanda yöresel oyunlar oynadıktan sonra vatandaşlara kum saati gösterisi izletildi. Başkan Dursun ise etkinliğe katılan vatandaşlara nar ikram etti.
Programda konuşan Vali Gül, “Belediye başkanımıza teşekkür ediyorum. Bütün ilçeleri geziyoruz. Her ilçede kıymetli işler yapılıyor. Hemşerilerimizi bir araya getirmesi çok kıymetli. Her geldiğimizde hemşerilerimizin bu coşkusunu yaşıyoruz. Bizleri de davet ettiğiniz için teşekkür ediyoruz” dedi.
“Bu festivalle gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak istiyoruz”
Adıyamanlıların alanı coşkuyla doldurduğunu dile getiren Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, “Anadolu Kültür Festivali neticesinde birçok hemşeri buluşması yapıyoruz. Bugün de Adıyamanlı hemşerilerimle bir aradayız. Bu festivalle birlik ve beraberliğe vurgu yapmak, gelenek ve göreneklerimizi yaşatmak istiyoruz. Adıyamanlılar bu alanı coşkuyla doldurdular. Adıyaman nüfusu Sultangazi’nin yaklaşık yüzde 10’una tekabül ediyor. Adıyamanlılar bu topraklarda huzur içinde yaşamış olduklarını gösterdiler. Adıyaman, 6 Şubat’ta büyük bir deprem yaşayıp yeniden ayağa kalkan bir şehir. Bizde bunun gibi faaliyetlerle Adıyaman’a destek olmaya gayret ediyoruz. Çeşitli diğer illerle de güçlü programlar yapmaya devam edeceğiz. İstanbul’un her köşesinden ve Sultangazi’den kardeşlerimizi buraya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Bu tür aktiviteler bizim birlik ve beraberliğimizi sağlıyor”
Festivale katılan Mehmet Demirhan, “Bugün düzenlen etkinliğe katıldık. Bu tür aktiviteler bizim birlik ve beraberliğimizi sağlıyor. Bu günü düzenleyenlere teşekkür ediyorum. Adıyaman’ın çiğköftesi, narı ve insanı meşhur. 6 Şubat’tan beri yaralarımızı sarmak için böyle aktivitelerle motive olmaya çalışıyoruz. Güzel bir etkinlikti” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yabancı yatırımcıları çekmek için önemli
Entertech Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu; Gamenter oyun kümelenmesinin, Türkiye’yi küresel oyun endüstrisinin önde gelen bir oyuncusu haline getirmek için gerekli altyapıları sağlayan ve iş birliğine teşvik eden ağları oluşturarak sektördeki tüm paydaşları bir araya getiren bir platform olduğunu belirtti. Gamenter’da yürütülen Uluslararası Hızlandırıcı Programlarının önemine dikkat çeken Kasapoğlu, bu programların yabancı yatırımcıları ülkemize çekme konusunda çok önemli olduğuna dikkat çekti.
Avrupa’nın önde gelen oyun ekosistemi sağlayıcılarından Spielfabrique iş birliği ile yürütülen Gamenter Uluslararası Hızlandırıcı Programında Türk oyun stüdyolarına, kapsamlı eğitim, mentorluk ve danışmanlıklar verilerek iş ağı oluşturma etkinliklerine katılım imkanı sağlanıyor.
Programa katılan Türk oyun stüdyoları
Tiplay Studio: Denizli merkezli Tiplay, küresel olarak sürdürülebilir bir oyun ekosistemi oluşturma vizyonu ve sektör tecrübesine sahip kurucuları ile daha ilk yılında 20 Milyon indirme gibi etkileyici bir rakama ulaşmıştır.
Umuro Game: Çanakkale merkezli Umuro Game, Türk ve Avrupa tarihinden karakterleri baz alan oyunlar başta olmak üzere her türden oyun yayınlama kapasitesine sahip olup oyunları 22 Milyon’dan fazla tekil kullanıcıya ulaşmıştır.
NoExit Games: Ankara merkezli NoExit Games, yapay zekayı oyun mekaniğinin merkezine yerleştiren yenilikçi ve yaptığı oyunlar ile insanların kalplerine dokunarak günlerini güzelleştirmeyi hedefleyen bir mobil oyun stüdyosudur.
Negentra: Eskişehir merkezli Negentra, VR, blockchain ve yapay zeka teknolojilerini kullanan, son derece etkileşimli ve rekabetçi oyunlarda uzmanlaşmış uçtan uça bir stüdyodur.
Core Game: İstanbul merkezli Core Game, verilere, kullanıcı deneyimine ve sektör trendlerine dayalı, güçlü bir ekip ile desteklenen yenilikçi mobil oyunlar geliştiren özel bir oyun stüdyosudur.
Compactive: İstanbul merkezli Compactive, hayal gücünü gerçeğe dönüştürme misyonuyla sanatsal detaylara önem veren mobil oyunlar ve oyun teknolojileri geliştirmektedir.
Çeşitli etkinlikler sergilenecek
30 Ekim’den 3 Aralık’a kadar sürmesi planlanan program, Almanya’nın Köln kentindeki ESL ofisinde oryantasyon eğitimleri ile başladı. Oyun içi reklam, oyunda büyüme stratejileri, Avrupa’da girişimcilik, şirketleşme ve yatırım ortamı gibi eğitimlerin yanı sıra 3 Kasım Cuma günü Hollanda Rotterdam’daki Cambridge Innovation Center (CiC) ziyaret edilerek iş ağları genişletildi. Katılımcılar ayrıca Ubisoft ve EA Games gibi sektör devlerini ziyaret etme fırsatına da sahip olacak. Ayrıca, Türk oyun ekosistemi, Game Zone Dortmund, NRW Games Developer Meet Up ve Deutsche Entwickler Preis gibi çeşitli etkinliklerde sergilenecek. Program, Türk oyun stüdyolarının eserlerini Avrupalı yatırımcılara, yayıncılara ve müşterilere sunacağı ve 7 Aralık 2023’te düzenlenmesi planlanan Demoday etkinliği ile taçlanacak.
Armağan YILMAZ-SABAH
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TEKNOLOJİNİN SINIRLARI ZORLANACAK
Bu yarışmalar, katılımcılara teknolojiyle yakından ilgilenme ve uygulama fırsatı sunar. Yarışmaların bitiminde ödüller verilerek katılımcıların başarıları ödüllendirilecek. Drone yarışları, robot yarışmaları, yapay zeka yarışmaları, insansız hava araçları yarışmaları gibi birçok farklı yarışma düzenlenecek. TEKNOFEST’in yanı sıra, teknoloji fuarı, konferanslar, atölye çalışmaları, seminerler ve paneller gibi birçok etkinlik de yer alacak. Bu etkinlikler, katılımcıların teknoloji dünyasındaki son yenilikleri yakından takip etmelerine ve yeni teknolojiler hakkında bilgi edinmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, etkinliklerde yer alan paneller ve konferanslar sayesinde, teknolojinin geleceği hakkında fikir alışverişinde bulunmak, sektördeki uzmanlarla tanışmak ve yeni iş fırsatları yaratmak mümkün.

BAŞVURULAR AÇIK
Cumhuriyetimizin 100. yılında, İstanbul’da gerçekleştirilecek TEKNOFEST 2023’ün Teknoloji Yarışmaları için başvurular açıldı. Toplumun tamamında teknoloji ve bilim konusunda farkındalık oluşturarak Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEKNOFEST’te bu sene tamamı geleceğin teknolojileri üzerine kurgulanmış, Türkiye tarihinin en büyük ödüllü 41 farklı teknoloji yarışması olacak.

HERKESE ÜCRESTSİZ
Teknofest Havacılık ve Uzay Festivali’ne yaş ya da meslek grubu ayrımı olmaksızın herkes ücretsiz şekilde ziyaretçi olarak katılabilecek. 13 yaşından küçük ziyaretçiler etkinlik alanına ebeveynleri ya da öğretmenleri ile girebilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

NATALIE PORTMAN KIZ KULESİ’Nİ GEZDİ
43 yaşındaki dünyaca ünlü aktris, İstanbul’a ayak basar basmaz Kız Kulesi’ne gitti. Portman hayranlarıyla da fotoğraf çekildi. Oscar’lı oyuncunun İstanbul’a neden geldiği ise henüz bilinmiyor.
NATALIE PORTMAN KİMDİR?
Luc Besson imzalı “Sevginin Gücü” ( Leon: The Professional) filmiyle, 13 yaşında sinema dünyasına adım atan Natalie Portman, filmde; ailesinin ölümünden sonra bir tetikçinin yanına aldığı bir genç kız olan ‘Mathilda’ya hayat vermişti. “Leon: The Professional” filminden sonra dünya çapında tanınan Portman, Siyah Kuğu filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı.

Kendisini aldattığı iddia edilen eşi Benjamin Millepied ile boşandı. Ünlü çift, 2009 yılında Siyah Kuğu (Black Swan) filminin çekimlerinde tanışmıştı. Millepied ve Portman 2010 yılında nişanlanmış ve 2012’de evlenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, BRICS Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’dan İstanbul’a dönerek güvenlik toplantısı düzenledi.
Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’ndeki toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma BakanıYaşar Güler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii (SSB) Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik katıldı.
Toplantıda, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketinin (TUSAŞ) Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesine yönelik terör saldırısı ve terörle mücadele konularının ele alındığı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul merkezli 3 ilde Fetullahçı Terör Örgütü’ne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 15 şüpheliden 4’ü tutuklandı. Örgüt üyelerinin 2’si itirafçı oldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, FETÖ/PDY terör örgütünün askeri yapılanma içerisinde eylem ve faaliyetlerine devam ettikleri saptanan sivil uzantılarına mensup 17 şüpheli hakkında yakalama kararı verilmiş, İstanbul, Bursa ve Manisa’da düzenlenen operasyonlarda 13 şüpheli yakalanmıştı.
İstanbul Terörle Mücadele Şubesince düzenlenen operasyonda gözaltına alınan aralarında örgütün gizli haberleşme yöntemi olan ankesör ve büfelerdeki telefonlardan aranmak suretiyle örgüt mensuplarıyla iletişime geçtikleri tespit edilen, FETÖ’ye ait hücre evlerinde kalarak buralarda örgütsel toplantılara katılan, sözde “büyük talebe mesulü” ile kripto mesajlaşma programı Bylock’u kullanan ve örgütün güncel yapılanmasında yer alan 13 zanlının emniyetteki sorgusu tamamlandı.
Gözaltına alınan 13 şüpheliden 2’si, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı oldu ve soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının talimatıyla emniyetten salıverildi.
Diğer şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi.
Mahkemeye çıkarılan 9 FETÖ üyesi “adli kontrol” şartıyla mahkemeden serbest bırakıldı, örgütün güncel yapılanmasında yer alan, gizli haberleşme programı Bylock’ta çok sayıda yazışmaları tespit edilen ve FETÖ’nün güncel yapılanmasında aktif olarak faaliyet gösteren 4 zanlı tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Mobius’ ile okurlarını zaman yolculuğu, bilim, felsefe, para ve aşk gibi temalar etrafında örülmüş sürükleyici bir yolculuğa çıkaran Fawer, geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen iki farklı imza gününde okuyucuların yoğun ilgisiyle karşılaştı. İlk imzası 4 saat süren ünlü yazar, önceki kitaplarını da imzalarken, her yaştan hayranının fotoğraf isteğini de geri çevirmedi. Gördüğü yoğun ilgiden memnun olan Fawer, yarın ve Perşembe günü de Ankara’da hayranlarıyla buluştuktan sonra 29 Ekim Salı günü Bağdat Caddesi’ndeki D&R’da imza dağıtacak.
ÜÇLEMENİN SON ESERİ GELİYOR
Cumhuriyetimizin 100. Yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen, izleyenler tarafından büyük beğeni toplayıp kapalı gişe oynayan Yüzyıllık Destan üçlemesinin son eseri, Yüzyıllık Destan Bayrak’ın hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor.

Haluk Özenç’in yazdığı, Sibel Erdenk’in yönettiği, süpervizörlüğünü Barış Erdenk’in yaptığı oyunun provalarını Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tamer Karadağlı da yakından takip ediyor. Mustafa Kemal Paşa’yı Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Emre Başer’in canlandırdığı oyun 29 Ekim Salı günü, Akün Sahnesi’nde perde açacak.
ODABAŞ’TAN YENİ SERGİ
Çalışmalarını yakından takip ettiğim Çağatay Odabaş, nihayet 7 yıl aradan sonra yeni eserleriyle sanatseverlerin karşısına çıktı. Her eseri bir film sahnesi olan kişisel sergisi ‘Işık.

Gölge. Sahneler’de mumu bir metafor olarak kullanarak yaşam ve zaman kavramını ele alıyor. Usta yapımcı, tenor ve besteci Rahman Altın ise ‘Işık. Gölge. Sahneler’ için multidisipliner bir çalışmaya imza atarak özel olarak hazırladığı bestesiyle sergiye eşlik ediyor. Geçtiğimiz günlerde geniş bir davetli grubunun katılımıyla açılışı yapılan sergi, 10 Aralık’a kadar Ruzy Gallery’de ziyaret edilebilecek.
ATA’NIN HAYATI ANİMASYON OLDU
Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını anlatan filmlere bir yenisi daha eklendi. Filmin hedefinde ise bu kez çocuklar var. Çünkü ‘Mustafa’ adlı film animasyon olarak seyirciyle buluşuyor. Dört filmlik animasyon serisinin ilk ayağı olan film 25 Ekim Cuma günü vizyona giriyor.

Yapımcılığını Kamuran Ayna ve Emir Cömert’in üstlendiği filmin, seslendirmesini ise usta oyuncu Altan Erkekli yaptı. Atatürk’ün çocukluğuna, eğitim hayatına, çocukluk hayallerine, büyüyüp yetiştiği çevreye odaklanan filmle birlikte çocuklar, Atatürk’ü ilk kez animasyonla izleme fırsatı bulacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Yenidoğan Çetesi’ soruşturmasında adı geçen mezarlıktaki bazı bebek mezarlarında isimlerin ve taşların olmadığı görüldü. Vatandaşlar ise onlarca bebek mezarının görüntüsünden endişe duyduklarını ifade etti.
“PARA İÇİN BU KADAR CANİLİK YAPILMAZ”
Yenidoğan Çetesi haberlerinin ardından mezarlığa gelen Hatip Çevik, “Buradaki bebek mezarlarını görünce evet insanın aklına bir şüphe geliyor. Acaba bunlar da bilerek mi öldürüldü. Acaba o katliamın içindeki çocuklardan mı? Çok çirkin ve acı verici bir durum. Hastanelerin kapatılması iyi oldu. Vatandaşların çocuklarını katletmişler. Para için bu kadar canilik yapılmaz. Bunu yapanlar insan yerine konmazlar. Hastaneye güvenip gidiyorsun ama bence denetlemede problem var. Artık tereddüt ediyoruz hem özel hem devlet hastanelerine acaba diye aklımızda soru işareti kalıyor” dedi.

“HASTANEYE BURAYA YAKIN”
Medyada bebeklerin ölümü ile ilgili haberlerin üzerine Halit Gür, “Hastane buraya yakın olduğu için ölen bebeklerin buraya defnedilmesi aklımıza geldi. Bebek mezarlarını gördüğümde kendime dedim ki bunla rda onlardan olmasın. Doğum ve ölüm tarihlerine baktığın zaman yakın aralıklarla ölenlerin olduğunu görüyorsunuz” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUHSATLARI İPTAL EDİLDİ
İstanbul‘da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan çete hakkında hazırlanan iddianamede yer alan hastaneler, ruhsatlarının iptal edilmesinin ardından kapatılıyor. İstanbul‘da 9, Tekirdağ Çorlu’da bulunan 1 hastanede tedavi gören hastalar Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından kamu hastanelerine sevk edildi.

BEBEKLER KÜVÖZ İÇİNDE SEVK EDİLDİ
Özel Avcılar Hospital Hastanesi ve Esenyurt’ta bulunan Özel Reyap Hastanesi’nde tedavi gören bebekler kamu hastanesine sevk edildi. Bebeklerin kuvöz içerisinde sevk edilme anı cep telefonu kamerası ile görüntülendi. Yaşlı bir hastanın sedye ile çıkarılma anı da cep telefonu kamerasına yansıdı.

BEYLİKDÜZÜ’NDEKİ MEDILIFE HASTANESİNDE PROTESTO
Öte yandan Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi’nin çalışanları, alınan kararı alkışlarla protesto etti. Çalışanların buradaki bekleyişi sürüyor.

Ruhsatı iptal edilen hastaneler:
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Özel Birinci Hastanesi
Özel Güney Hastanesi
Özel Bağcılar Medilife Hastanesi
Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel Bağcılar Şafak Hastanesi
Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi
Yenidoğan soruşturmasında adı geçen hastaneler:
Akabe Sağlık Tesisleri
Doğamed Sağlık Hizmetleri
Ekip Sağlık Hizmetleri
Güney Hastanesi Sağlık Hizmetleri
Medilife Sağlık Hizmetleri
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel Avrupa Şafak Hastanesi
Özel Bağcılar Medlife Hastanesi
Özel Doğa Hospital
Özel İstanbul Şafak Hastanesi
Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri
Refik Arslan Sağlik Hizmetleri
Reyap Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi
Silivri Kolan Hastanesi
Yonca Sağlık Hizmetleri
Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi
GMZ Sağlık Hizmetleri
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Burada beraberindekiler ile protesto gerçekleştiren yenidoğan yakınları, feryat ederek hastaneyi protesto etti. Mağdur bir kadın ise evladının 2 ay boyunca bu hastanede yattığını söyleyerek, “2 kilo 400 gram ile yattı, 2 kilo 100 gramla çıktı. Süt sağdık getirdik, vermediler. Çöpe attılar. 3 sefer entübe yaptılar bebeğime” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söz konusu suçlamaları kabul etmeyen İstanbul Şafak Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bektaş Yıldırım, konuya ilişkin sorulara şöyle yanıt verdi:
Hastanelerimize bebek ölümleri ile ilgili hiçbir soruşturma ve inceleme belgesi gelmemiştir.
112 tarafından bu süreçte kurumumuza getirilen hiçbir bebek olmamıştır. Biz hastanemizde doğan prematüre bebeklere bakarız. Dışardan gelen herhangi bir bebek almıyoruz.
Önce hasta hastaneye yatar, sonra SGK’ dan onay alınır. Eğer hasta acil bir hastaysa ilk önce gerekli tıbbi girişimler yapılır, yapılacakların tümü tam ve eksiksiz olarak yapıldıktan sonra diğer bürokratik işlemler yapılır
Doğrusu tüylerim ürperdi. Biz doktorlar hastayı yaşatmaya uğraşırız. Hiçbir ayrım yapmadan (din, dil, ırk) son ana kadar emek veririz. Bu olay hiçbir vicdana sığmayacak kadar kötü bir olay, bir doktorun bunları nasıl yapabileceğini 40 senelik bir hoca olarak anlamıyorum.
Herkese sakin olmalarını sükunet içerisinde soruşturmanın nihayetlenmesini beklemelerini tavsiye ederim. Her meslek grubunun içinde iyileri de vardır, böyleleri de maalesef var. Bir iki sağlık çalışanımızın böyle olmasını tüm sağlık çalışanlarına teşmil etmemek gerekir. Hipokrat yemini etmiş biz doktorlar yine hastalarımıza özenle bakmaya onları tedavi etmeye çalışacağız.
Kamu oyunun sağ duyulu olması, olayı serin kanlılıkla takip etmesi ve biz doktorlara güvenmesi lazım. Biz hekimler devletimizin de yardımlarıyla içimizdeki çürük elmaları ayıklarız.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HASTANELERİN RUHSATLARI İPTAL EDİLİYOR
Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan çeteyle ilgili soruşturmada adı geçen hastanelerin ruhsatları bir bir iptal ediliyor. Sağlık Bakanlığı’nın soruşturmada adı geçen hastanelerle ilgili incelemesi devam ederken, Bağcılar Özel Şafak Hastanesi ve Medilife Sağlık Hizmetleri’nin ardından 7 hastanenin daha ruhsatı iptal edildi.
YOĞUNBAKIM’DAKİ YENİDOĞAN BEBEKLER İÇİN AMBULANS VERMİYORLAR
Ruhsatı iptal edilen bir hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki görüntüler bir kez daha dehşete düşürdü. Bugün o hastanelerden birinde çekilen görüntüler sosyal medyada yayıldı. Hastanenin yenidoğan yoğunbakım ünitesine giden aileler bebeklerini götürmek istedi. Hastane tarafından yapılan açıklamada bebeklerin aileleri tarafından kendilerinin götürülebileceği söylendi. Skandal açıklamaya tepki gösteren aileler tepkilerini X hesaplarından dile getirdi.
Ruhsatı iptal edilen hastaneler:
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Özel Birinci Hastanesi
Özel Güney Hastanesi
Özel Bağcılar Medilife Hastanesi
Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel Bağcılar Şafak Hastanesi
Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi
Yenidoğan soruşturmasında adı geçen hastaneler:
Akabe Sağlık Tesisleri
Doğamed Sağlık Hizmetleri
Ekip Sağlık Hizmetleri
Güney Hastanesi Sağlık Hizmetleri
Medilife Sağlık Hizmetleri
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel Avrupa Şafak Hastanesi
Özel Bağcılar Medlife Hastanesi
Özel Doğa Hospital
Özel İstanbul Şafak Hastanesi
Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri
Refik Arslan Sağlik Hizmetleri
Reyap Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi
Silivri Kolan Hastanesi
Yonca Sağlık Hizmetleri
Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi
GMZ Sağlık Hizmetleri
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Erdoğan, İstanbul ile 81 vilayetteki muhtarların tamamına samimi hizmetleri için teşekkür ettiğini, selam ve sevgilerini gönderdiğini belirterek, ebediyete intikal eden muhtarları rahmetle yad ettiğini söyledi.
31 Mart Yerel Seçimleri’nde belediyelerle muhtarlıklarda da değişimler yaşandığını anımsatan Erdoğan, “Muhtarlarımızın bazısı tekrar güven tazelerken, bir kısmı da bayrağı yeni kardeşlerimize devretti. Türk demokrasisinin gücünü, olgunluğunu ve kapsayıcılığını son seçimlerde bir kez daha görmüş olduk. Görevi devreden muhtar kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyor, yeni seçilen kardeşlerime de Mevla’dan üstün başarılar diliyorum.” ifadesini kullandı.
“CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ MUHTARLARIMIZIN EVİ HALİNE DÖNÜŞTÜ”
Erdoğan, mahalle ve köylerine hizmet mücadelelerinde muhtarların yanında olmayı sürdüreceklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Aziz milletimizin teveccühüyle 10 yıl önce cumhurbaşkanı olarak seçildiğimizde Türk demokrasisini tanıştırdığımız yeniliklerden biri muhtarlar toplantısıydı. 2015 yılında ilkini gerçekleştirdiğimiz muhtarlar toplantımızda devletin zirvesiyle yerel demokrasinin sembolü olan muhtarlarımızı 53 defa bir araya getirdik. Milletin evi olarak tarif ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Külliyesi aynı zamanda muhtarlarımızın da evi haline dönüştü. Türkiye’nin dört bir yanından 40 binden fazla muhtarımızla bir araya geldik. İstişare ettik, ülkenin ve milletin meselelerine ortak akılla çözüm yolları aradık. Muhtar kardeşlerimle sadece aramızdaki gönül köprülerini değil, milletimizin birlik ve beraberliğini de sağlamlaştırdık.”
Son toplantıda Cumhuriyetin 100. yaşını temsilen 81 ilden 2023 muhtarla bir araya geldiklerini hatırlatan Erdoğan, bugün İstanbul’da 39 ilçeden 950 muhtarla bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşadıklarını belirtti.
Erdoğan, toplantıya gelen her muhtara şükranlarını sunduğunu, bu toplantıya vesile olan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve ekibini tebrik ettiğini kaydetti.

“KAMU KURUMLARININ KAPILARI SİZLERE TÜM TÜRKİYE’DE AÇILDI”
Muhtarlarla yaptığı toplantıların, ülkenin en köklü kurumlarından olan muhtarlık kurumuna yönelik bakış açısını değiştirdiğini, özellikle bürokrasi, siyaset ve yerel yönetimlerde farklı bir hava estirdiğini çok iyi bildiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz devletin zirvesinin kapılarını muhtarlarımıza açtıkça bu hava dalga dalga illere, ilçelere, beldelere kadar yayıldı. Kamu kurumlarının kapıları sizlere tüm Türkiye’de açıldı. Sizinle yakın muhabbetimizin elbette başka sonuçları da oldu. Daha önce ‘muhtar’ deyince burun kıvıranlar, toplantılarımız sayesinde geç de olsa, mecburiyetten ve mahcubiyetten dolayı da olsa yaptığınız işlerin gerçek değerini anlamaya başladı. İşin samimiyeti bir tarafa bizim için aslolan sonuçtur. Elitist zihniyetin muhtarlarımızda vücut bulan halk iradesi karşısında diz çökmesi hiç kuşkusuz önemli bir kazanımdır. Çünkü muhtar demek millet demektir, sandık yani demokrasi demektir. Muhtarlar aynı zamanda demokrasi binamızın temel yapı taşlarındandır.”
Erdoğan, muhtarların yerel düzeyde vatandaşın gündelik hayatına dokunan mesaileriyle, toplumda huzurun, barışın, sosyal dayanışmanın, milli birlik ve bütünlüğün teminatı olduklarını vurguladı.
Başkan Erdoğan, “Burada şunu da söylemek istiyorum; ülkemizde birileri halen anlamasa da milletin teveccühüne mazhar olmak, dünyada ulaşılabilecek en şerefli payelerden biridir. İster muhtar, ister meclis üyesi, ister belediye başkanı, ister milletvekili, isterse Türkiye Cumhurbaşkanı olsun bu durum değişmez. Demokrasinin halka dönük yüzü muhtarla başlar, devletin başı olan reisicumhurla sona erer.” diye konuştu.

“KİMSE BENİM MUHTAR KARDEŞLERİMİ EZEMEZ, HOR VE HAKİR GÖREMEZ”
Muhtarların bu yönleriyle demokrasinin de nüvesini teşkil ettiğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Vatandaşın tercihiyle göreve gelenler ne kadar hürmete layıksa, halkın oyuyla seçilmiş olan siz muhtarlarımız da aynı saygıyı hak ediyorsunuz. Bizim sizinle yakın diyaloğumuzu eleştirenlerin anlayamadığı işte budur. Onlar seçilmenin, halktan oy almanın, milletin emanetini taşımanın ve bu aziz millete hizmet etmenin ne manaya geldiğini idrak edemiyor. Biz ise bunun önemini, zorluğunu ve değerini çok çok iyi biliyoruz. Bunun için de muhtarlarımızın ve muhtarlık kurumunun üzerine titriyoruz. Şu hususun da altını çizmek durumundayım; bulunduğu yere atamayla gelen tüm kamu görevlileri, devletin imkanlarını millet için, millete hizmet için kullanmakla mesul ve mükelleftir. Dolayısıyla hangi konumda olursa olsun makamının gücünü kullanarak hiç kimse benim muhtar kardeşlerimi ezemez, hor ve hakir göremez.”
“ESKİ TÜRKİYE’NİN TEKRAR HORTLATILMASINA İZİN VEREMEYİZ”
Başkan Erdoğan, “Köyünün ve mahallesinin sorunlarına çözüm arayışında yerel yönetimler de dahil bütün kurumların kapısı muhtarlara açıktır ve öyle olmalıdır. Ne dediler benim için? ‘Muhtar bile olamaz.’ Bu manşetleri attılar. E ne oldu? Eski Türkiye’nin tekrar hortlatılmasına izin veremeyiz. Bakınız bu fakir, eski Türkiye’yi iliklerine kadar yaşamış, adaletsizliği, hukuksuzluğu, ayrımcılığı bizzat tecrübe etmiş bir kardeşinizdir.” ifadelerini kullandı.
Yarım asrı geçen siyaset yolculuğunda pek çok zorluklarla karşılaştığının altını çizen Erdoğan, halkın seçtiklerine tepeden bakan bürokratik oligarşiyi gördüğünü söyledi.
Elitist, seçkinci, halka rağmen halkçılık yapan jakoben zihniyeti de gördüğüne dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
“Millete hizmetkarlık yerine efendilik taslayanların ülkemize nasıl büyük zararlar verdiğini gördüm. İdareimaslahatçılığın, nemelazımcılığın, aman konforum bozulmasın, aman başım ağrımasın, bu yaklaşımların kalkınma ve refah hamlelerimizi nasıl tökezlettiğini gördüm. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, milletvekili, başbakan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin halk oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olarak, siyasi hayatım boyunca Türkiye’yi ve Türk demokrasisini paçasından aşağı çeken bütün bu marazlarla mücadele ettim. Şairin ifadesiyle söyleyecek olursak, ‘Nar-ı beyza ateş, çekiç, su ile döve döve pusat etti dert bizi. Kıvılcımdan güller açtı bu çile namert bilmez, bilir gardaş mert bizi.’ Evet biz de önümüze çıkan engellere aldırmadan, baskılar ve yasaklar karşısında geri adım atmadan çalıştık, ter döktük.”


“MUHTARLARIMIZIN GÜÇLENDİRİLMESİ ADINA SAYISIZ ADIM ATTIK”
“Aşkınan koşan yorulmaz.” diyerek, tüm Türkiye’ye hizmet etmenin peşinden koştuğunu dile getiren Erdoğan, “Bundan sonra da mücadelemizi sizlerle birlikte kararlılıkla devam ettireceğiz. Savrulmadan ve sarsılmadan Türkiye’yi bugüne kadar olduğu gibi yine demokrasiyle, kardeşlikle, adaletle ve özgürlükler temelinde büyüteceğiz. İnanıyorum ki bunu da siz muhtar kardeşlerimin desteğiyle yapacağız.” dedi.
Başkan Erdoğan, ülkenin kalkınma hamlelerinden diğer tüm kesimler gibi muhtarların da hak ettikleri payı aldıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son 22 yılda muhtarlarımızın güçlendirilmesi adına sayısız adım attık. İçişleri Bakanlığımız bünyesinde bir Muhtarlar Daire Başkanlığı kurduk. Büyükşehir belediyelerinde Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlıkları, diğer belediyelerde de Muhtarlık İşleri Müdürlükleri ihdas ettik. 19 Ekim’i tüm Türkiye’de ‘Muhtarlar Günü’ olarak biz ilan ettik. Muhtarlarımızın maaşlarını, sigorta primlerini ve diğer özlük haklarını yaptıkları görevin seviyesine uygun hale getirdik. 2002 yılında muhtar aylığı neydi, 97 liraydı. Bugün ne oldu, 20 bin 285 lira oldu. Nereden nereye?”

“100 MUHTAR HİZMET BİNASININ YAPIMINI TAMAMLADIK”
Muhtarların ödemekle yükümlü oldukları 8 bin 233 liralık Sosyal Güvenlik Kurumu primlerini şimdi devletin karşıladığını aktaran Erdoğan, “En az bir dönem muhtarlık yapan kardeşlerimizi bugün 55 bin lirayı bulan silah ruhsatı harcından muaf tutuyoruz. 30 büyük şehirde yöreye özgü 100 muhtar hizmet binasının yapımını tamamladık. 51 ilimizde 2024 yılı için planladığımız 179 hizmet binasından 98’i hizmete girdi. Kalan 81 tanesinin inşaatı ise hızla devam ediyor. 2 sene önce hizmete açtığımız Ankara Muhtar Evi ile Ankara’yı ziyaretlerinde muhtarlarımızın üzerinden büyük bir yükü aldık.” diye konuştu.
Kadın muhtarların görev yaptığı yerlerdeki hizmet binalarının güvenlik kamerası ihtiyaçlarını da talepleri doğrultusunda karşıladıklarına vurgu yapan Erdoğan, “Başlattığımız Muhtar Bilgi Sistemi sayesinde ihtiyaçlarınızı daha hızlı bir şekilde karşılama yanında, merkezdeki birimlerimizle bağınızı güçlendirdik. Adrese Dayalı Kayıt Sistemi’ni muhtarlarımızın kullanımına açtık. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonunun kamu yararına çalışan derneklerden sayılmasını sağladık.” şeklinde konuştu.
Erdoğan, İçişleri Bakanlığı ile YÖK arasında imzalanan protokol doğrultusunda Muhtar Akademisi projesini devreye aldıklarını anımsatarak, akademide eğitim gören 813 muhtarı temsilen sertifika alan 41 muhtarı da tebrik etti.
Başkan Erdoğan, tüm bu imkanların yanı sıra turizmden kültüre ve enerjiye kadar geniş bir yelpazede muhtarların yanında olduklarını söyledi.
Erdoğan, muhtarlara yeni haklar tanıdıkları ifade ederek, gelecek dönemde Türkiye ekonomisi büyüdükçe ve ülkenin imkanları genişledikçe bu hizmetleri çok daha ileri taşıyacaklarını söyledi.
Muhtarların da bölgedeki gelişmeleri kendileriyle birlikte yakından takip ettiklerini ifade eden Erdoğan, Suriye’de 13 yıl önce başlayan ve 1 milyon insanın hayatına mal olan ihtilafa henüz çözüm bulunmadığını, Ukrayna-Rusya arasındaki kanlı savaşın şubat ayında 4. yılına ulaşacağını aktardı.
Erdoğan, bir diğer komşu Irak’ın halen terör belasıyla mücadele ettiğine, birçok Avrupa ülkesinde Müslüman ve yabancı düşmanı ırkçı partilerin ya tek başlarına iktidara yürüdüğüne ya da iktidar ortağı olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Son bir yıldır Gazze’de süren, geçen ay Lübnan’a sıçrayan katliamları anlatmakla artık kelimeler çaresiz kalıyor. Çoğu çocuk ve kadın 50 bin masum insan tüm dünyanın gözleri önünde katledildi. 100 bini aşkın yaralı var. Gazze’de yaklaşık 2 milyon, Lübnan’da 1 milyondan fazla insan evini, barkını, yıllardır yaşadığı toprakları terk etmek zorunda bırakıldı. Netanyahu denilen gözü dönmüş bir caninin elinde Amerika’sı, Avrupa’sı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi adeta oyuncak olmuş durumda. 20 bin çocuk öldü. Bir tanesi çıkıp ‘bu alçaklıktır’ diyemedi. On binlerce kadın öldü, kadın hakları kuruluşlarının gıkı dahi çıkmadı. 175 gazeteci öldü, uluslararası medyanın umurunda dahi olmadı. Gezi olaylarında bir ay boyunca Taksim’de kamp kuranların hiçbirini Filistin’de ve Lübnan’da göremedik, göremiyoruz. Sustular, sindiler, korktular. İsrail’i desteklemek uğruna savunageldikleri tüm değerleri ayaklarının altında ezdiler. İsrail’in sırtını sıvazlamak, işlediği kalleşçe siyasi cinayetler sonrasında İsrail hükümetini alkışlamak dışında hiçbir şey yapmadılar. Şunu akıl ve vicdan sahibi herkes görüyor.”
“50 bin masumun katlinin sorumlusu, elbette İsrail’in hukuk tanımaz işgal güçleridir. Ama son bir İsrail hükümetine koşulsuz destek verenler, silah ve mühimmat gönderenler de bu katliama alenen ortaktırlar.” diyen Erdoğan, Gazzeli, Batı Şerialı ve Lübnanlı çocukların ahının Siyonistler kadar onlara kol kanat gerenlerin de peşini bırakmayacağını söyledi.

“ZULMÜ ALKIŞLAMADIK, ZALİME ASLA BOYUN EĞMEDİK”
Erdoğan, bu gerçeği tüm dünyada korkusuzca haykıran tek ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayarak, “Merhum Mehmet Akif’in mısralarında anlamını bulan o yüce ruha sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Bu asil milletin şerefli bir evladı ve Türkiye Cumhurbaşkanı olarak şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Zulmü alkışlamadık, zalime asla boyun eğmedik. Birilerinin keyfi için kardeşlerimize sırtımızı dönmedik. Hakkı tutup kaldırmak için İslam aleminde ve tüm dünyada öne atılan daima biz olduk. Filistin halkına, Gazzeli çocuklara canları pahasına topraklarını savunan Filistinlilere insanlık ve kardeşlik vazifemizi hakkıyla yerine getirmeye çalıştık.” diye konuştu.
Türkiye olarak “zalimin hasmı, mazlumun da hamisi” olduklarını herkesin bilmesini isteyen Erdoğan, soykırım şebekesine karşı yürüttükleri haysiyet ve özgürlük mücadelesinde Filistin halkının tüm imkanlarıyla yanında olduklarını kaydetti.
Sadece örnek mücadeleleriyle değil şehadetleriyle de destanlaşan Filistin direnişinin tüm önderlerini, tüm mensuplarını, Gazze topraklarını mübarek kanlarıyla sulayan tüm kahramanları bugün bir kez daha tazimle selamladığını ifade eden Erdoğan, “Filistin’in seçilmiş, son başbakanı İsmail Heniyye kardeşimden sonra geçtiğimiz günlerde şehit düşen Hamas Lideri Yahya Sinvar’a da Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbimizin şu müjdesine tüm kalbimizle inanıyoruz: ‘Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler. Rableri katında Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırırlar.’ Allah katında mertebelerin en yükseğine erişmiş Filistin’in tüm şehitlerini, tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum.” ifadelerine yer verdi.

“BİZİM TEMEL POLİTİKAMIZ ÜLKEMİZİN BEKASINI KORUMAK”
Başkan Erdoğan, bölgenin günden güne yangın yerine döndüğü, jeopolitiğin kendilerini dört bir yandan sıkıştırdığı bu kırılma anında, Türkiye’yi tarihin doğru tarafında tutmanın gayretinde olduklarını dile getirerek, şunları belirtti:
“Bir defa şunu çok net söylemek istiyorum: Bizim temel politikamız ülkemizin bekasını korumak, 85 milyonun huzur, esenlik ve güvenliğini en üst düzeyde temin etmektir. Vatanımıza kasteden kim olursa olsun gözünün yaşına bakmayız. Ne 782 bin kilometrekare vatan toprakları üzerinde ne de Misak-ı Milli coğrafyası üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade etmeyiz. Bakınız, biz İsrail yayılmacılığına dikkati çektikçe önlerine konulan onca delile rağmen ana muhalefetin başını çektiği kimi çevreler bizi olayları abartmakla itham ediyor. Siyonizm tehlikesini her dile getirdiğimizde İsrailli yöneticilerin gösterdiği haritalara bakmak yerine bunun iç politikayla ilgili olduğunu söylemekten utanmıyorlar. İsrail’den daha fazla İsrailcilik yapan, İsrailli yetkililer susarken onlar adına konuşan, onlar adına canhıraş bir şekilde İsrail’i savunan tabiri caizse mankurtlaşmış bir zihniyetle karşı karşıyayız. Oysa bizim siyaset tarzımızda mesele Türkiye olunca, mesele Türkiye’nin menfaatleri olunca iç politika, dış politika diye bir ayrım söz konusu değildir. Muhalefetin gevşekliği, rahatlığı, umursamazlığı bizi alakadar etmez. Onlar affınıza sığınarak söylüyorum rakı masalarında geyik muhabbeti çevirirken, biz bölgemizdeki ateşi söndürmenin mücadelesini veriyoruz. Onlar belediyeleri arpalığa dönüştürmenin kavgasına tutuşmuşken biz bölgemizdeki tehlikelerden ülkemizi nasıl uzakta tutarız, bunun hesabını yapıyoruz.”
Başkan Erdoğan, “Bekamızı sağlamak için yalnız savunma sanayimizi değil, milletimiz ve millet bağımızı daha da güçlendirmenin çabasındayız. 22 yıl boyunca ortaya koyduğumuz irade gayet açıktır. Biz hiçbir zaman farklı etnik kimlikleri, inançları, siyasi görüşleri, kültürel aidiyetleri çatışma veya ayrılık unsuru olarak görmedik.” değerlendirmesini yaptı.
85 milyonun tamamını Türk milletinin ayrılmaz parçası olarak gördüklerinin vurgulayan Erdoğan, her fırsatta tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet dediklerini söyledi.
Erdoğan, bu topraklarda bir arada, barış içinde, kardeşçe yaşama iradelerinin ve milli mutabakatın timsali olan İstiklal Marşı’nın etrafında 85 milyonu buluşturmak, milletin tüm fertlerini aynı ortak idealler etrafında kenetlendirmek için 22 yıldır mücadele halinde olduklarını kaydetti.

“MESELE TÜRKİYE’NİN AYDINLIK GELECEĞİ İÇİN BİR FENER OLABİLMEKTİR”
Bugün de ayrılıkları değil, müşterekleri büyütmek istediklerini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tüm siyasi partilerimizi kutuplaştırmayı körüklemek yerine, kardeşlik seferberliğimize katkı sunmaya davet ediyoruz. Hep söylüyorum. Mesele karanlığa yumruk sallamak değil, Türkiye’nin aydınlık geleceği için bir fener olabilmektir. Ülkemizin sorunları, sıkıntıları ve bunlara dair çözüm önerileri noktasında hepimiz aynı düşünmek zorunda değiliz ama meseleleri konuşmak için aynı zeminde buluşmak durumundayız. Sadece istemezük diyerek, sadece eleştirerek bir yere varılamayacağını herkesin görmesi gerektiğine inanıyoruz. Kuru hamaset yapmanın da öfke diline sarılmanın da doğmamış çocuğa don biçmenin de muhalefet dahil kimseye bir faydası dokunmaz. İç cephemizin güçlendirilmesine dönük attığımız adımlarda muhalefet de bizim kadar, Cumhur İttifakı kadar istekli olmalı, takoz koymak yerine bu çabalara samimiyetle sahip çıkmalı ve yapıcı katkıda bulunmalıdır.”
Muhtarlardan “Türkiye Yüzyılı”nın inşası için yürüttükleri mücadeleye güçlü destek vermelerini beklediğini dile getiren Erdoğan, 19 Ekim Muhtarlar Günü’nün hayırlı olmasını diledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESEN SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Kılıçdaroğlu’nun paylaşımındaki ifadelerinin “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçunu oluşturabileceğini değerlendiren savcılık, Kılıçdaroğlu hakkında resen soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Taksim Meydanı’nda bir araya gelip Grand Pera’ya yürüyen Frida Kahlo makyajlı ve kostümlü öğrencileri yerli ve yabancı turistler ilgiyle izledi.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşan sergiyi gezen öğrenciler, sergideki eserleri inceleyerek, fotoğraflar çekti.
“Öğrencilerimizden gelen bütün fikirlere açığız”
Alaeddin Yavaşça Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni Beyza Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerle bütün sanatçıların eserleri üzerine çalıştıklarını belirterek, özellikle yakın dönem sanatçıları öğrencilerin iyi bildiğini söyledi.
Frida Kahlo sergisine böyle bir konseptle gelmenin daha faydalı olacağını düşündüklerini aktaran Yılmaz, “Frida Kahlo’nun yaşantısını ve eserlerini bugüne getirmek için çıktığımız yolda çok güzel şeyler yaşadık. Onlar da çok hevesli ve heyecanlıydı. Hepsi çok güzel hazırlandı.” dedi.
Sergiyi bu konseptle ziyaret etmenin öğrenciler için çok güzel bir anı olacağını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
“Bu olayın zihinlerinde çok güzel yer edineceğini düşünüyorum. Hepsi zaten bir sanatçı adayı olarak buna hazır. Bugün biz Frida Kahlo olduk. Bizim için her şey çok güzel ilerledi. Onların hayatında da çok güzel anılar biriktireceğini düşünüyorum. Öğrencilerimizden gelen bütün fikirlere açığız. Çünkü onların fikirleri ve yaratıcılıkları geliştikçe ilerleyebiliyoruz. Çıktığımız bu yolda, öğrencilerimizle çok güzel çalışmalar çıkartacağımızı düşünüyoruz.”
“İnşallah bir gün onun gibi bir sanatçı olurum”
Öğrencilerden Ezel Sarıçoban, Kahlo’yu “özgürlük, renk, sevgi ve aşk” kelimeleriyle tanımlayarak, “Frida bence aşkı ve sevgiyi temsil ediyor. Buraya geldiğimde Frida’nın insanı daha mutlu, daha özgür hissettiren, enerji veren ve yaşamın zorluklarına karşı mücadele eden bir insan olduğunu gördüm. Hayatın zorluklarına katlanmış, bir bacağını kaybetmiş ve 30’dan fazla ameliyat geçirmiş bir insan.” şeklinde konuştu.
California Helin Akcan, Frida Kahlo’nun çok güçlü bir kadın olduğuna dikkati çekerek, çok güçlü ve başarılı bir sanatçıyı temsil ettiği için gururlu hissettiğini, sergiyi de çok beğendiğini söyledi.
Asel Karahan, sergiyi çok heyecan verici bulduğunu aktararak, “Alanında öncü isimleri tanımak çok güzel hissettiriyor. Daha yeni bilgiler, kişiler ve tarzlar öğrenmek, bizim hayal gücümüzü ve ufkumuzu daha çok açıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Leylan Değirmenci de Kahlo’nun sanata bakış açısını çok beğendiğini vurgulayarak, “Açıkçası çok şanslıyım böyle bir etkinliğe katıldığım için. İnşallah bir gün onun gibi bir sanatçı olurum.” ifadelerini kullandı.
Duru Çetin ise her sanatçı adayının Frida Kahlo’yu örnek alabileceğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz özellikle Frida gibi giyinerek onu daha çok benimsedik. Bu da onun gözünden, resimlerine, sanata ve hayata bakış açımızı geliştirdi. Çok güzel tepkiler aldık. Fotoğraflarımızı çektiler, bize hayranlık duydular. Bu da çok hoştu. Bence insanlar bunu bireysel de gerçekleştirebilir.”
Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun kişisel günlüklerinden esinlenerek hazırlanan fiziksel ve dijital sergi, 26 Ekim’e kadar görülebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hazır giyim sektörünün kapsayıcılığı en yüksek sivil toplum kuruluşlarından olan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından düzenlenen 17’nci İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Redefine, Realign, Refashion (Yeniden Tanımla, Hizalan, Şekillendir) temasıyla düzenlenen iki günlük konferansın ilk gününde Türkiye’den ve yurt dışından toplam 32 konuşmacı, 17 oturumda bir araya gelerek sektörün gündemindeki konuları ele aldı.
“Birlikte çalışarak maliyetleri optimize edebiliriz”
Jeopolitik ve ekonomik krizler nedeniyle Türkiye’de olduğu gibi dünya genelinde de sektörün son iki yıldır daralma sürecinde olduğunu aktaran TGSD Başkanı Ramazan Kaya, “Özellikle üreticiler olarak karlılıklarımızı giderek kaybediyoruz. Sermayemiz ve enerjimiz de son derece sınırlı. Bu nedenle kaynaklarımızı daha doğru ve pozitif kullanmamız gereken bir dönemdeyiz. Bununla birlikte sektörümüzün yeniden yükselişe geçmesi için krizlerin içindeki fırsatlara odaklanılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de artık ‘benim başarım’ değil, ‘bizim başarımız’ demeli, stratejik iş birlikleri geliştirmeliyiz. Bu iş birlikleri, tedarik zincirimizin dayanıklılığını artırırken aynı zamanda inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında da güçlenmemizi sağlayacaktır. Birlikte çalışarak hem maliyetleri optimize edebilir hem de üretim süreçlerimizi daha verimli hale getirebiliriz” dedi.
“Son dakikada gelen siparişler Türk hazır giyim sektörünü zorluyor”
Orta Doğu ve Avrupa’daki savaş ile Güneydoğu Asya’da yaşanan doğal afetlerin tedariki olumsuz etkilediğine dikkat çeken Kaya, “Özellikle Uzak Doğu’dan Avrupa’ya uzanan tedarik zincirinde ciddi aksamalar yaşanıyor. Bu noktada da yakından ve güvenli tedarikin, dolayısıyla da Türkiye’nin önemi giderek artıyor. Ancak bu süreçte Türk hazır giyim sanayicileri olarak son dakika gelen siparişler nedeniyle zorluk yaşıyoruz. Mevcut kapasitelerimizi daha verimli kullanabilmek için alım grupları ile daha planlı çalışmamız gerekiyor. Birlikte yapacağımız doğru planlamalar, verimliliği ve rekabetçiliğimizi de artırır” diye konuştu.
“Sorumlu bir üretim anlayışını benimsemek zorundayız”
Global çaptaki iş birliklerinin sektörün sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşması için de büyük önem taşıdığını ifade eden Kaya şöyle devam etti: “Gerek dünyamızın gerekse sektörümüzün geleceği için sorumlu bir üretim anlayışını benimsemek zorundayız. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla kaynaklarımızı daha verimli kullanmalı, atıklarımızı minimize etmeli, sürdürülebilir tasarım ilkelerini benimseyerek, çevresel etkileri en aza indiren koleksiyonlar oluşturmalıyız. Geri dönüşüm ve yeniden kullanım süreçlerine yatırım yaparak, bu dönüşümün öncüsü olmalıyız. Dijitalleşme alanında da birlikte adım atarak dijital platformlarda daha güçlü bir varlık oluşturabilir, tedarik zincirimizi daha şeffaf ve izlenebilir hale getirebiliriz. Sürdürülebilir moda, yalnızca ürünlerin etiketinde değil, her aşamada benimsenmesi gereken bir kültür olmalıdır.”
“Konferansın teması sektörün başarısı için gerekli olan üç temel adımı vurguluyor”
Konferansın bu yılki teması hakkında da bilgi veren Kaya, “Sektörümüz özellikle son iki yıldır zorlu bir mücadele veriyor olsa da aslında oyunun kuralları 2015 yılında açıklanan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile birlikte yeniden yazılmaya başlandı. Tüketim alışkanlıkları değişirken, ekonomik koşullar rekabetçiliği zorlaştırırken, bizim de bu yeni süreci kabul edip, çevikliğin ve esnekliğin yanına hizalanmayı da eklemekten başka şansımız yok. Son aşamada ise koleksiyonlarımızı ve ürünlerimizi yeniden şekillendirecek, üretici, yenilikçi ve değerli tasarımlarla yolumuzu çizeceğiz. Yani bu yılki temamız Redefine, Realign, Refashion ile hızla değişen trendler, teknolojik yenilikler ve sürdürülebilirlik talepleri ile sürekli bir dönüşüm içerisinde olan sektörümüzün başarılı olması için gerekli olduğuna inandığımız üç temel adımı vurguladık” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çalışmada, içeriklerin şüpheli E.S. (24) tarafından yapıldığı tespit edildi.
Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”, “suçu ve suçluyu övme” ve “kişilerin huzur ve sükununu bozma” iddiasıyla adliyeye sevk edildi.
E.S, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
NE OLMUŞTU?
Eyüpsultan ve Fatih’te, 4 Ekim’de 19 yaşındaki Semih Çelik, kendisiyle aynı yaştaki Ayşenur Halil ile İkbal Uzuner’i öldürdükten sonra Edirnekapı’daki surlardan atlayarak intihar etmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Embiyacan Akbaş (20) olası depremlerde arama kurtarma birimleri arasındaki iletişimi hızlandırıp, ihtiyaca göre hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla mobil uygulama geliştirdi. Akbaş’a, uygulama ile Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nden ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’ verildi.
Üniversiteli Embiyacan Akbaş, olası İstanbul depremini düşünerek, Dr. Fatih Özkoyuncu danışmanlığında, mobil uygulama tasarladı. Uygulama ile arama-kurtarma çalışmalarının verimli şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Kamu, özel ve gönüllülerden oluşan arama-kurtarma ekipleri arasındaki iletişimi güçlendirmek, bilgi dezenformasyonunu da en aza indirerek, kurtarma çalışmalarının etkin yürütülmesini hedefleyen uygulama ile Akbaş, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’nü aldı. Uygulama, Türkiye’deki kurumlara, iletişim ajanslarına ve genç iletişimcilere açık olan yarışmada, 20 ana ve 18 alt kategori olmak üzere toplam 38 kategoride 231 kurum projesi ve 114 genç iletişimci projesi içinde 4’üncü olarak ödüle layık görüldü.
Üniversite öğrencisi Akbaş, amacının bütünleşik afet yönetim sistemi kurmak olduğunu söyleyerek, “Aktif olarak öğretim hayatıma devam ederken aynı zamanda çeşitli aplikasyonlar üreterek iletişim kısmında ülkeme hizmet etmek istiyorum. Olası İstanbul depremi için bütünleşik afet yönetim sistemi kurmaktı hedefim. Temel amacımız İstanbul’da çalışan kurumlar başta olmak üzere depremden sonra kurumlar arası iletişim kurabileceğimiz bir aplikasyon sistemi oluşturabilmek. Aplikasyonda sadece kurumlar değil aynı zamanda deprem bölgesinde çalışmak isteyen gönüllülerin de kendi aralarında iletişim kuramasa bile yönetim merkeziyle dolaylı yoldan iletişim kurarak, bu sayede yönetim merkezinin ihtiyaç duyduğu yerlere sevkleri sağlanabilecek. Aynı zamanda STK’larla da beraber çalışma fırsatı yakalayacağımız ayrı bir ara yüz tasarladık” dedi.
‘3 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR’
Akbaş, uygulamanın ‘kamu ara yüz’, ‘STK ara yüz’ ve ‘gönüllü ara yüz’ olmak üzere 3 bölümden oluştuğunu anlatarak, “Aslında burada yapmak istediğimiz şey; yönetim merkezinde sürecin yönlendirilmesi sırasında bir dezenformasyonun önüne geçmek. Yani 3 grubun da neler yaptığını görebilmek ve 3 grubun insan gücünü deprem esnasında şehrin afetten sonraki kalkınma sürecinde etkin kullanabilmek. Hatta şu an projenin bir kısmını alıp ekstra bir entegreye çevirmeye çalışıyoruz. Bu entegrede 6 Şubat deprem döneminde yani ‘asrın felaketi’ diye adlandırdığımız depremlerde motokuryelerin çalışmalarını gördük. Biz de bu projeden ayrı deprem sırasında motokuryelerin İstanbul’da aktif çalışması için bir entegre geliştiriyoruz aynı zamanda. Bütün deprem paydaşlarını tek bir çatı altında toplayabileceğiz. Günümüz çağında, her şeyin dijitale çevrildiği dönemde sadece tüketim değil aynı zamanda dönüşüm de önemli. Yani afet yönetim sürecini dijital dönüşüm içerisine sokmak bizim için çok kıymetli. Motokuryeler deprem bölgesinde çok aktif çalıştı ve herhangi bir iletişim mekanizması olmadan bunu yaptılar. İstanbul’un yapılanma durumunu biliyoruz. Çok sık bir yapılanma var. Arabanın giremediği her noktada motokuryelerin girebileceği bir entegre üzerinde durmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya Demokratik Kadın Platformu İstanbul’da İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in katledilmesiyle ilgili basın açıklaması yaptı. Platform adına konuşan Sağlık Emekçileri Sendikası Malatya Şube Temsilcisi Elif Bali, kadın cinayetlerinin önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Bali şu ifadelere yer verdi:
“4 Ekim’de bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı: İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Semih Çelik, İstanbul’da yaklaşık 1 saat içinde iki kadını vahşice katletti. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner, sosyal medyasından açıkça katliam çağrısı yapan, suç kayıtlarına rağmen herhangi bir kovuşturma yapılmayan, yargılanmayan Semih Çelik tarafından katledildiler.
Başka bir kadın sokakta yürürken, iki erkek tarafından taciz edildi. Dakikalarca süren tacizde saldırganlar önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldı. Daha sonra sosyal medya baskısı ile tekrar gözaltına alınan saldırganlar, ses çıkarılmamış olsaydı bugün sokakta dolaşmaya devam edecekti. Daha bu haberlerle yeni karşılaşmışken, dün bir kadının Mezitli’de katledildiğini öğrendik. Sonay Öztürk Aslan, Uğur Araç isimli bir erkek tarafından katledildi. Yine DiyarbakırSur’da Uzman Çavuş Muhammed Recai Işık, boşanma aşamasında olduğu Bedriye İşık’ı katletti.
“Açık açık soralım kanınız donmuyor mu?”
Oysa bu ülkede yurttaşlar en temel eleştiri hakkını kullanan bir paylaşım yapmış olsaydı, sabah kapısına dayanılırdı. Halkı kin ve öfkeye sevk etmekten! Artık açık açık soralım. Bir annenin önüne çocuğunun cesedinin parçalarını atmak kimsede infial, öfke yaratmıyor mu, kanınız donmuyor mu? Kadın cinayetlerini önleyecek tedbirler almayan, adil yargılamayan, cezasızlık politikalarıyla cinayetlere yol veren iktidar güdümlü yargı ve her seferinde suçu mağdura yıkan siyasal iktidar sahipleri ve iktidarın taliplileri siz nasıl uyuyorsunuz? Kadınları hedefe koyan ataerkil kapitalist sisteminiz, kadınlara dar etmeye çalıştığı sokakları, vahşetle mi teslim almaya çalışıyor!
Bizler, katledilen kadınların adını bir an bile dilimizden düşürmeden bu öfke ve isyanla karşınızda durmaya devam edeceğiz. Cinayet mahalli haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz. Uygulamadığınız yasalar yüzünden, istismarı aklayan, katilleri öven düzeniniz yüzünden, kana bulanmış ellerinizle tutunduğunuz koltuklarınız yüzünden hayatta olmayan her bir kadın, her bir çocuk için ses olmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanması ve kadın cinayetlerinin son bulması için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz! Şiddete, karanlığa, hukuksuzluğa geçit yok, kadınlar var! Laiklik için, eşitlik için, özgürlük için, adalet için her yerdeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOSNA-HERSEK’IN YARALARINI SARIYORUZ
BAŞKAN Erdoğan, Türkiye’nin, sel felaketinden etkilenen Bosna-Hersek’e yardımlarına ilişkin şu açıklamayı yaptı: “AFAD’ımız, Kızılay’ımız ve TİKA’mızla ülkemizin merhamet ve şefkat elini Bosna-Hersekli kardeşlerimize uzatıyoruz. 18 kişinin cansız bedenine ulaşıldığı, 40 kişiyi arama-kurtarma çalışmalarının devam ettiği Jablanica ve Konjic kenti ile Fojnica başta olmak üzere acil barınma ve beslenme ihtiyaçlarını içeren yardımlarımızı bölgeye ulaştırıyoruz. İlk etapta 96 jeneratör, 60 konteyner, 168 yatak, 84 mutfak seti, 1050 battaniye, 1130 gıda kolisi ve kumanya, 2 ton un, 10 su tahliye pompası, 2 su paleti, hijyen seti, klima, buzdolabı ve içme suyu tedarikiyle bu zor günlerinde kardeşlerimizin yaralarını sarmaya çalışıyoruz.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Dünya çapında kick boks organizasyonu olan Mega Fight Arena serisi Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlendi. Organizasyona dünyaca ünlü kick boks sporcuları katıldı.
Dünyaca ünlü kick boks sporcularının katıldığı MFA organizasyonu Burak Mataracı ve Mert Akdağ tarafından İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlendi. Tanınmış kick boks sporcuları, Türkiye’yi uluslararası alanda temsil eden sporcularla ringde karşı karşıya geldi. Binlerce sporsever ise bu büyük organizasyonu takip etmek için Sinan Erdem Spor Salonu’nu doldurdu. Öte yandan ünlü oyuncu Şafak Sezer ve ünlü isimler de etkinliği izlemek için salona geldi.
Gecenin organizatörlerinden Burak Mataracı yaptığı açıklamada, “Bu sene bildiğiniz üzere MFA yine kendine yakışanı yaptı. Büyük bir hazırlıkla beraber aylarca inanılmaz şekilde bu geceye hazırlandık. İnanıyoruz ki bu sefer gerçekten hak ettiği yeri, dövüş camiası olarak bu sporu daha ileriye taşıyacağız. Mert’in çok büyük destekleri var, bu yolda bana inandı, ortak oldu. Ünlü iş insanlardan çok değerli bir kardeşimiz. Buradan sonrasında iş istediğimiz noktalara doğru gidecek iyi başarılar yakalayacağız. Artık MFA’yı hak ettiği yerlere taşımak istiyoruz. Burada dünyaca ünlü isimler de olacak. Biz MFA olarak artık işin boks dışında şov kısmıyla da ilgileniyoruz. Durum böyle olduğu için şov kısmına yatırımlar yaptık. Ünlü isimlerin de konserleri olacak” diye konuştu.
Organizasyonun ortaklarından olan Mert Akdağ, her sene daha da geliştirerek devam edeceklerini belirterek, “Benim ilk gecem ama daha devamı olacak. Biz bunu sürekli düzenleyeceğiz ve bir sonraki organizasyonu bundan daha ileriye taşıyacağız. İkimiz birlikte çok şey başardık. Daha iyileri hepimizi bekliyor. Gelecekte benim youtuber dövüştürme fikrim var. Bu planları gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız. İnşallah her zamanki gibi bu işin sonunda boks kazanır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden senarist ve yönetmen Tomris Giritlioğlu için dün Mecidiyeköy’deki İstanbul Devlet Tiyatroları sahnesinde tören düzenlendi.
Tomris Giritlioğlu için ikindi namazının ardından Teşvikiye Camii’nde cenaze namazı kılındı. Giritlioğlu’nun cenazesi bugün Hatay’a getirildi.
GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANDI
Antakya Asri Mezarlığı’nda Tomris Giritlioğlu için tören düzenlendi. Törene Giritlioğlu’nun ailesi ve sevenleri katıldı.
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ün de katıldığı cenaze namazının ardından Tomris Giritlioğlu, gözyaşları arasında toprağa verildi.



Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurumdan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gönüllü gençler, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, Yeşilay Danışmanlık Merkezi ve Yeşilay Rehabilitasyon Merkezi ile savunuculuk eğitimi ve temel bağımlılık eğitimleri üzerine yuvarlak masa toplantılarında bir araya geldi.
Forumda gençler 4 gün boyunca atölyelere katılarak, bağımlılıkla mücadele konusunu farklı yönleriyle ele aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kurum olarak önceliklerinin gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak ve onların önce kendilerine ve ailelerine, sonra topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak olduğunu, bunu yaparken de en önemli desteği üniversiteli gönüllülerden aldıklarını belirtti.
Dinç, “Gençleri bağımsız, çalışkan ve sağlıklı bir toplum, müreffeh bir toplumdur. Gönüllülük gençlere hem manevi tatmin sağlıyor hem de onların kişisel gelişimine katkıda bulunuyor. Bu süreçte öz güvenlerini artırıyor, ekip çalışması becerilerini geliştiriyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor ve farklı ilgi alanları keşfetme fırsatı buluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şişli Belediyesi, ekonomik kriz şartlarında eğitime destek verdiği yeni bir projeyi daha hayata geçiriyor. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yeni üniversitelilere 15 bin lira burs desteğini duyurmasının ardından Şişli Belediyesi, bu kez de öğrencilerin üniversite yolunda ulaşımına destek sağlayacak projeyi başlattı.
Abonman ücretleri karşılanacak
Proje kapsamında, Şişli’de ikamet eden ve 17-25 yaş arasındaki öğrencilerin İstanbulkartlarına 8 ay boyunca ulaşım desteği sağlanacak. Buna göre otobüs, tramvay, metro ve vapur gibi ulaşım araçlarını ücretsiz olarak kullanabileceği aylık abonman ücretleri Şişli Belediyesi tarafından karşılanacak.
“Yerel yönetimin tüm imkanlarıyla yanlarında olacağız”
Şişli Belediye Başkanı Şahan, ulaşım desteğiyle ilgili olarak şunları söyledi:
“İktidarın yarattığı çoklu krizlerden biri de eğitim alanında oldu. Bugün Türkiye’de bir üniversite öğrencisinin asgari harcaması 40 bin liralara dayandı. En düşük emekli aylığının 12 bin 500, asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğu bir ülkede öğrenciler eğitimlerine devam edemiyor. Birçok öğrenci ekonomik krizden dolayı İstanbul’a gelemiyor. Tüm bunlara karşı sessiz kalamazdık. Üniversite öğrencileri için başlattığımız burs kampanyasının ardından ulaşım desteğini de hayata geçiriyoruz. İktidarın patlak lastiğe çevirdiği ekonomik düzende, gençleri bir nebze de olsa rahatlatacak yamalar yapmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki, bu ülkenin bütün ümidi ve geleceği gençlikte saklı. Her ne olursa olsun gençlerimizi yalnız bırakmayacak, yerel yönetimin tüm imkanlarıyla yanlarında olacağız.”
Başvurular 23 Eylül’de başlıyor
Projeye başvuracak öğrenciler, 23 Eylül 2024’ten itibaren Şişli Belediyesi’ndeki Başvuru Masası’na gerekli evrakları teslim edebilecek. Ayrıca üniversite öğrencilerinin konuya ilişkin Şişli Belediyesi’nin 444 3 112 numaralı Çözüm Merkezi’nden detaylı bilgiye de ulaşmaları mümkün.
Başvuru Şartları:
-Şişli’de ikamet etmek,
-İstanbul’daki üniversitelerde örgün öğretim almak (Açık öğretim üniversitesi öğrencileri yararlanamaz),
-17-25 yaş arasında olmak.
-Devlet üniversitelerinde ya da vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu okuyor olmak
Gerekli evraklar:
-İkametgah,
-Öğrenci Belgesi,
-Açık Rıza Metni (İstanbulkartbilgilerini içeren).
-ÖSYM Yerleştirme sonuç belgesi
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ataşehir partner sitelerinde kullanıcılar, genellikle belirli kriterlere göre filtreleme yapabilirler. Yaş, coğrafi konum, ilgi alanları gibi faktörlere dayalı filtreleme seçenekleri, kullanıcılara daha özgün ve uygun eşleştirmeler bulmalarında yardımcı olabilir. Bayan escort siteleri, kullanıcıların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak için çeşitli özellikler barındırır. Mesajlaşma, ifadeler, beğeniler gibi seçeneklerle iletişim kurma imkanı tanıyan özellikler bulunur. Bu sayede ziyaretçiler, insanlarla daha kolay iletişim sağlamaktadır. maltepe escort siteleri, kullanıcıların güvenliğini ve gizliliğini sağlamak için çeşitli önlemler alır. Profil doğrulama, kimlik koruma, kötüye kullanımı önleme politikaları gibi güvenlik önlemleri önemlidir. Ayrıca kişilerin kendi önlemlerini de almaları gerekir. Bu da ancak kullanıcıların kendi kimliklerini, hemen açıklamamaları, karşı tarafın niyetinin iyi anlaşılmasını gerektirir. Ataşehir konumunda bulunan kişiler, çeşitli nedenlerle online platformlar üzerinden flört edinmek isteyebilir.
Genellikle insanların baskısından çekinen ve ifade özgürlüğünü kullanamayan kişiler, bu siteler sayesinde aşkı bulabilir. Farklı ilişki türleri için de sıklıkla tercih edilen partner bulma sitelerinin her geçen gün popülerliğinin artmasının en önemli nedeni de ilişkinin amacının başından belli olması, kolay iletişim, zamandan tasarruf ve ifade özgürlüğüdür. Ayrıca internet üzerinden erişilebilen maltepe eskort siteleri, kullanıcıların herhangi bir yerden ve herhangi bir zamanda potansiyel partnerlerle iletişim kurmalarını kolaylaştırır. kartal escort sitelerinden arkadaş edinmek, sosyal bağlar kurmak ve zamanınızı heyecanlı bir aktivite ile geçirmek istiyorsanız sadece üyelik oluşturmak yeterlidir. Ayrıca pek çok kartal escort arıyorum konulu siteler, ücretsiz üyelik gerçekleştirmekte ve herhangi bir şekilde ödeme almamakta. Bundan dolayı çok fazla düşünmeden ve çekinmeden kullanıcı olunabilir. Dünyanın hemen her yerinden ve en yakınınızdan flört edinmek günümüzde oldukça kolay hale gelmiştir. Eskiden partner sitelerine olan bakış açısı ile günümüzdeki bakış açısı arasında çok fark bulunur. Sosyal medyanın, yaşamın can damarı haline gelmesi ve insanlarla tanışmayı kolaylaştırıyor olması alışıldık bir durum haline geldi. Bundan dolayı arkadaşlık ya da flört sitelerinden kendinize uygun kişiyi bulmanız hiçbir şekilde sorun olmayacaktır.
Günü birlik eğlence ve ilişkiler için kullanılan bu sitelerden uzun soluklu ilişkiler yaşayanlar da mevcuttur. kartal eskort siteleri denilince akıllara olumsuz pek çok konu gelmekte. Ancak pek çok insan inanılmaz hayal gücü ev fantezi anlayışına sahiptir. Ayrıca cinsel yönelimlerinden dolayı baskı altında kalmaktan veya dışlanmaktan çekinen insanlar da mevcuttur. Ancak flört sitelerinde bu gibi yönelimler ve fantezilerden dolayı herhangi bir dışlanma söz konusu değildir. Nitekim burada yer alan üyelerin farklı amaçları vardır ve bu durum en baştan bilinir. Hem hayalini kurduğunuz keyifli dakikaları geçirmek hem de uzun dönem arkadaşlık amacınızı gerçekleştirmek için kartal flört sitelerinden faydalanabilirsiniz. İkamet ettiğiniz çevrede zahmete girmeden flört adayını bulabilir ve çeşitli temaslar kurabilirsiniz. istanbul escort bayan ve istanbul 'da hizmet veren eskort kızlar için escortredzonem.com sitemizi ziyaret etmeyi, takip etmeyi unutmayınız.
]]>İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kültür ve tabiat varlıklarının korunması ile kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışma gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalarda, ele geçirdikleri tarihi eserleri piyasaya sürerek haksız kazanç elde etmeye çalışan bir şebeke takibe alındı. Yürütülen soruşturma çerçevesinde Fatih ilçesinde tespiti yapılan 3 ayrı adrese 13 Eylül’de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
Adreslerde yapılan aramalarda ise, 15, 16, 17 ve 18’inci yüzyıla ait olduğu değerlendirilen, bir kısmı Bizans Erken Roma ve Geç Roma İmparatorluk, bazıları klasik ve batılılaşma dönem Osmanlı devirlerine tarihlendiği değerlendirilen farklı ebat ve boyutlarda altın malzemeden imal edildiği düşünülen 435 sikke grubu, Hristiyanlık (Ortodoks/Katolik) inancına ait olduğu değerlendirilen, üzerinde Hz. İsa ile Hz. Meryem ve Hristiyanlık inancı gereği ruhani kabul edilen aziz ve azizelerin resmedildiği, ahşap malzemeden imal edilmiş farklı boyut ve ebatlarda 199 ikona grubu ve 162 Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet devirlerine tarihlendiği düşünülen, halkın sosyal, ekonomik ve kültürel miras değerlerini yansıtan, günümüzde imal ve devamı bulunmayan çeşitli malzemelerden üretilmiş edilmiş etnografik eserler olmak üzere toplam 796 sikke ve obje ele geçirildi.
Operasyon çerçevesinde yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Zanlılar hakkında 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanuna muhalefet” suçundan başlatılan işlemler devam ederken, ele geçirilen eserlerin İstanbul Ayasofya Müzesi Müdürlüğü, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi.
Öte yandan ele geçirilen tarihi eserler emniyette sergilendi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KadıköyModa’da bir ev boşaltılırken fark edilen robdöşambr, mirasçılar tarafından önemli bir eser olabilir düşüncesiyle antikacıya iletildi. Eserin teslim edildiği antikacı, robdöşambrın önemini fark ederek, ünlü modacı Cemil İpekçi ile akademisyenlerin görüşüne başvurdu. Eser daha sonra koleksiyoner Şadiye Ulusoy tarafından, analiz edilmek üzere enstitüye teslim edildi.
İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Taşınabilir Kültür Varlıkları Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarına getirilen robdöşambrın madde tayini ve iplik analizleri, Prof. Dr. Hülya Tezcan danışmanlığında, Doç. Dr. Meral Özumay tarafından yapıldı.
Çalışmaları 6 ay devam eden eserde kullanılan malzeme ve boyar maddenin sentetik olduğu tespit edildi. Sonuçlar, eser sahibi Ulusoy’a sunuldu.
“Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz”
Laboratuvar ekibinden konservatör Elif Sıla Mollaalioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robdöşambr sürecinin en önemli kısmının belgeleme aşaması olduğunu belirterek, “Biz bu aşamaları, fotoğraflama, visual (görsel) analizler ve daha sonrasında mikroskobik analizler, hepsini birlikte değerlendirerek, eseri bir sonraki aşamaya getirdik. 6 ay gibi bir süreç içerisinde eserin tamamlanmasını sağladık.” dedi.
Boyama Laboratuvarı yürütücüsü Benan Bayram da kurumda restorasyon ve konservasyon laboratuvarının dahilinde, doğal boyama laboratuvarında çalıştıklarını aktardı.
Bayram, sürece dair şu bilgileri verdi:
“Burada eserler geldikten sonra bütün çalışmalar tamamlanıyor. Hatta analizleri de bittikten sonra gerekli tekstil eserlerde parça kayıpları, süzülmeler varsa tamamlanıyor. Biz buralarda genellikle ipek kullanıyoruz. Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz. Daha sonra arkadaşlarımız restorasyonu tamamlayarak eseri bütünlemeye gayret ediyor. Bu eserde de gerekli analiz yapıldıktan sonra doğal boyama üzerine çalışmalarımızı ve denemelerimizi yaptık. Denemeler neticesinde esere en uygun renk tonunu, yine doğal boyar maddelerle, kök boyayla neticeye ulaştık. İpek kumaş ve ipek iplik olmak üzere boyamalarımızı tamamladık. Daha sonra da arkadaşlarımız bu kumaş ve iplikle restorasyonu tamamladı.”
Olgunlaşma Enstitüsünde restorasyon bölümünde çalışan Kübra Kılınç ise çeşitli ipeklerle çalışmaları sürdürdüklerini dile getirerek, “Doğal boyamadan gelen kumaşlar, ilk önce Ödemiş ipeği yerleştirip puntolama tekniğiyle dikildi. Ondan sonra Lyon ipeğinin üzerine kaplanarak tekrardan eserimiz puntolama tekniğiyle dikilerek sağlamlaştırıldı. Prof. Dr. Hülya Tezcan’ın dediği gibi, eser Abdülhamid’e özel, yurt dışında dikilmiş. Ona özel dikildiği ve kullanıldığı söyleniyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Karaköy’de 66 yıl önce yıkılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin engel olduğu ortaya çıktı. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylanan ihya projesine rağmen cami inşasının bekletildiğini ifade eden Gazeteci Tolga Saçıkara, “Arazi İBB ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait. İBB’ye ait olan ise büyük kısım. Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor, İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Cami, siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil, bir an evvel geri yapılması lazım” dedi. Öte yandan, caminin ihya edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün araziye karşılık İBB’ye birçok noktadan arsa teklif ettiği öğrenildi.
Karaköy’de Fatih Sultan Mehmed döneminde ahşap tekke olarak inşa edilen yapı yıkılınca, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kendi adını verdiği bir cami yaptırdı. 17. yüzyılda yaptırılan cami zamanla metruk hale dönüşünce de 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından tekrar inşa edildi. Tarihi caminin yeninden inşasının ardından yanındaki binaya 5 yıl sonra Masonların Türkiye’deki ilk locası kuruldu. Binada masonluğun sembollerinden olan Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri yer alıyor. 1958 yılında ise ‘İstanbul Nazım Çalışmaları’ sırasında Yahudi Mimar Aron Angel’ın hazırladığı planlar sonucunda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii bir kez daha yıkıldı. Kınalıada’da yeniden kurulmak üzere bütün taşları numaralandırılarak sökülen caminin iki parçası dışındaki bölümleri geminin yan yatması ile birlikte kayboldu.
Vakıflar, İBB’ye tarihi caminin arazisine karşılık İstanbul’un birçok noktasındaki mülk teklif etti
2020 yılında 66 yıldır ihya edilmeyi bekleyen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin projesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yüzde 38, İBB’nin yüzde 61.70 mülk sahibi olduğu arazideki ihya çalışmalarına İBB’nin engel olduğu iddia edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, İBB’ye arazideki payına karşılık İstanbul’un birçok noktasından mülk teklif ettiği öğrenilirken, 4 yıldır yapılan tekliflerin İBB tarafından kabul edilmemesi tarihi caminin ihya çalışmalarına engel oldu. Yıkıldığı günden bu yana ihyası defalarca gündeme gelen eserin, masonik yapılar tarafından engellendiği de iddialar arasında yer aldı. Mehmed Şevket Eygi tarafından yazılan ‘Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı’ adlı kitapta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin İstanbul’un en tezyinatlı camisi olduğu anlatılırken, kasten yıkıldığı da belirtildi.
Tarihte Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin bulunduğu, bugün ise boş kalan arazi havadan görüntülendi. Görüntülerde, tarihi caminin yanına inşa edilen Masonların Türkiye’deki ilk loca binasındaki Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri görüldü. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii arsa takasının ardından ihya edileceği günü bekliyor.
“Masonların Türkiye’deki ilk locası”
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin yanına Masonların Türkiye’deki ilk locasının inşa edildiğini anlatan Gazeteci Tolga Saçıkara, “Sultan Fatih döneminde bir tekke olarak inşa edildi. Sonraki yıllarda atıl duruma düştü. 17. yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa burada bir cami ihya etti. Bu cami de zamanla metruk hale geldi. 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han döneminde İtalyan bir mimar tarafından tekrar geri yapıldı. 5 sene sonra arkasında bulunan taş bina yapılıyor. Burası içinde Masonların Türkiye’deki ilk locası olduğu iddia ediliyor. Bunu nereden anlıyoruz? Hem farklı Mason localarının dergilerindeki kaynaklardan hem de ön tarafında Hiram Usta ve Dul Kadın’ın heykelleri var. Masonluğun büyük sembollerinden olan 2 tane heykel. Hatta Hiram Usta’nın heykeli, hilafet merkezi olan Topkapı Sarayı’nı işaret etmektedir. 1 sene sonra Sultan Abdülhamid tahttan indirildi. Ardından zaten mevcut durumlar yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer”
Karaköy’deki binaların altlarında binlerce mübarek zatın haziresinin bulunduğunu belirten Saçıkara, “Karaköy aslında çok önemli bir yer. Hemen arka tarafta Yeraltı Camii var. Yeraltı Camii’nde 3 tane sahabe efendimiz var. İlk Hicri 48’de sahabe efendilerimiz buraya geldiler. Yani Peygamber Efendimizin vefatından 38 sene sonra. Farklı kaynaklarda belirtildiği üzere 200 bin civarı buraya İslam ordu geldi. Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nün bir çalışması vardı; Bizans ve Araplar diye. Orada 200 bin gibi bir rakam geçiyordu. Fatih alınamıyor ama o dönemde Karaköy alınıyor. Birinci kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, burada binlerce sahabe efendimiz ve tabiin efendilerimizin bulunduğunu biliyoruz. Burası çok mübarek yerler, belki binaların altlarında onlarca mübarek zatın yeri var. Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer. Binlerce Ashabı-ı Kiram haziresine veyahut tabiin haziresine ev sahipliği yapıyor. Karaköy’ün sembol eseri de aslında burada olması gereken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii” şeklinde konuştu.
“Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar”
Tarihi caminin Yahudi mimar Aron Angel tarafından yıkıldığını dile getiren Tolga Saçıkara, “Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii 1958 yılında yıkıldı. ‘Menderes Yıkımı’ diye bilinen yıkımlarda. Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar. Bugün Bağdat Caddesi’ni yapan mimar. 2000’li yıllarda vefat etti. Onun hocası ise Henry Prost’tur. Prof. Semavi Eyice’nin sömürge mimarı dediği bir isim. İstanbul’u talan eden nazım çalışmalarını başlatan isim. Onun talebesi Aron Angel döneminde de Merzifonlu Kara Mustafa Camii yıkıldı. Buradaki parçalar aslında Kınalıada’ya gönderilecekti. Gemi yan yatmış ve iki parçası kurtarılmış. Kınalıada’da ihya edilmesi gündeme alındı ama olmadı, maalesef birçok parça denize gömülmüş oldu. Aslında burası Menderes Yıkımları diye adlandırılıyor ama o tarihte Adnan Menderes’in arka tarafında iş çeviren farklı isimlerde görüyoruz. Mesela 1958 yılında burası yıkılırken, Menderes’in özel kalemi arkadaki Mason Locası’nın da üstadı olan Ahmet Zeki Korur. Caminin Ahmet Zeki Korur’un emriyle de yıktırıldığını iddia eden tarihçilerimiz var” diye konuştu.
“Kültür Bakanlığı 4 senedir tarihi camiyi ihya etmek istiyor ancak İBB’den bir türlü netice çıkmadı”
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarını İBB’nin engellediğini iddia eden Tolga Saçıkara, “2012 yılında burayı ihya etmek için merhum Kadir Topbaş döneminde bir planlama yapıldı. Birçok aksaklığa uğrayarak bekletildi. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ihya edilmesi kararlaştırıldı. Burada şöyle bir sorun var; bölgenin üç tane kuruma ait olduğunu görüyoruz. İBB, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu Belediyesi’ne ait. İBB’ye ait olan büyük kısım. Yüzde 61.70 İBB’nin arazisi olarak görünüyor. Yüzde 0.3 ufak bir kısım Beyoğlu Belediyesi’ne ait görünüyor. Geriye kalan yüzde 38’lik kısımda Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait görünüyor. Burayı Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor. Yalnız İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Farklı kurumlardan birçok yetkili ile görüştük, bu neticeye vardık. Hatta İBB’deki bazı arkadaşlar şunu iddia ettiler; İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın 2028’de bir seçim yatırımı gibi burayı ihya etmek istediğini söylediler. Bu aslında siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil. Bir an evvel geri yapılması gerekiyor. Karaköy’e ve İstanbul’a kazandırılması lazım” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Marmara Üniversitesi’nde Eczacılık bölümü öğrencisi olan 19 yaşındaki Heval Pekgöz, iddiaya göre burnunda bulunan etten dolayı nefes alma zorluğu yaşamaya başlayınca ameliyat olmak istedi. Evine yakın olduğu gerekçesiyle Maltepe ilçesinde bulunan Ersoy Hastanesi’nde muayene olan ve ameliyat olma kararı veren Pekgöz, önce aynı hastanenin Kurtköy ilçesinde bulunan merkezine daha sonra bir devlet hastanesine sevk edildi ve o hastanede yaşamını yitirdi. Pekgöz’ün ailesi hastanenin ihmalkarlığı olduğunu belirterek suç duyurusunda bulundu. Hastane ile aile arasındaki hukuk mücadelesi devam ediyor.
Başsavcılık kamera kayıtlarını istedi
Şikayet üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu soruşturma başlattı. Savcılık hastaneden kamera kayıtlarını temin etti. Doktorlar için ise soruşturma izni istedi.
“Yalan, yanlış bilgi vererek hastane hastane dolaştırdılar”
Süreci anlatan baba Ferhat Pekgöz, “Kızımın burun etinde bir sorun vardı horlama ve nefes zorluğu yaşıyordu. Temmuz ayında bir devlet Hastanesi’nde randevu alarak gösterdik ameliyat olması gerektiği kanısına varıldı daha sonra evimize yakın olması nedeniyle Maltepe’de bulunan bu hastanede 10 Ağustos Cumartesi günü için ameliyat tarihi aldık. Ameliyat öncesinde gerekli tahliller yapıldı ve bir problem olmadığı söylendi. Ameliyat günü geldiğinde 08.50 gibi ameliyata aldılar bize de beklememiz gerektiğini söylediler, biz öncesinde hastanede yoğun bakım ünitesi var mı diye sormuştuk her şeyin tam olduğunu endişelenmemiz gerektiğini söylemişlerdi. Yaklaşık 1 saat sonra bizi başhekimin odasına çağırdılar ve kalbinin 1 dakika durduğunu ve kalp masajı ile çalıştığını ama bir problem olmadığını sadece tedbir amaçlı Kurtköy’de bulunan hastanelerine sevk etmek istediler. O hastaneye gittiğimizde hastayı yoğun bakıma alarak bizi temkin ettiler. Bize kızımızın kalbinde problemler olduğunu söyledi ve anjiyo yapılması gerektiğini söylediler biz gerekiyorsa yapılsın dedik ama yapamayacaklarını ve devlet hastanesine için kayıt açtıklarını sevk edileceğini söylediler. Sevkten sonra doktor dedi ki, kızınızın kalbinde bir problem yok beyninde hasar oluşmuş başka yoğun bakımı olan bir hastaneye sevk edilmesi gerektiğini söylediler. İlk hastane bize kalbin bir kere durduğunu söylemişti ama yalan ve yanlış bilgi vermişler bir kaç defa kalbi durmuş. Beyni uzun süre oksijensiz kaldığı için bütün yetilerini kaybetmiş. Bu özel hastanede ya geç muayene ettiler, ya kalp durduğunu fark etmediler. ya ekipmanları yoktu. Bunların geç ve ihmalkar tavırları yüzünden kızım 30 Ağustos günü yaşamını yitirdi” dedi.
“Benim çocuğumun mezarıyla okul yan yana”
Anne Özlem Pekgöz, “Kızımı ihmalden dolayı kaybettim. Bize geç haber verildi ve istediğimiz hastanelere sevk edilmedi. Yoğun bakım var denildi ancak yoğun bakım olmadığı ortaya çıktı. Bana panik yapmamam gerektiği söylendi ve sürekli hiç bir şey yok taburcu edeceğiz dediler. Kızımın kalbinde problem olduğunu söylediler genetik kalp rahatsızlığı var mı diye üstelediler sürekli böyle bir şey yok ama. Anjiyo yapıldığında kalbine hiç bir problem olmadığı ortaya çıktı. 2 saat içerisinde çocuğumuz 3 hastane değiştirdi. Ben doktorla muhatap oldum ve her şey var denildi. Biz evimize yakın olduğu için bu hastaneyi tercih ettik. Güle oynaya girdiğimiz hastaneden çocuğumuzun ölüsünü çıkarttık. Yetkililerin ceza almasını istiyorum ben hepsinden şikayetçiyim. Benim çocuğumun mezarıyla okul yan yana, okullar açılınca herkes çocuğunu okula gönderirken ben çocuğumun mezarına gideceğim” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sular Vadisi’nde bulunan, hukuki süreçlerin ardından İBB iştiraki KİPTAŞ’a devredilen alanı bürokratlarıyla gezip bilgi alan İmamoğlu, burada basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
İmamoğlu, konuşmalarında İstanbul muhafızlığından bahsederken kutsal bir şeyi tariflediğini söyledi.
Başakşehir’deki bu alanın 20 bin metrekarelik alan olduğunu, bir güvenlik kulübesini ve büfeyi bile kimseye vermediklerini anlatan İmamoğlu, “İstanbul muhafızlığının ne olduğunu, neyi, neden koruduğumuzu, kolladığımızı, bunun altlığında asla siyasetin olmadığını, siyasi kurumların olmadığını, bu işin halkın, milletin onurunu, namusunu, hakkını, hukukunu, malını, mülkünü korumak olduğunu, bu millete adım adım yaşatacağız ve bu kötü niyetli insanlara da bunu göstereceğiz. Bu konuda tavizimiz yok.” diye konuştu.
KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt ise burayı hızlıca kamuya açık sosyal tesisler haline getireceklerini kaydederek, “Genel Sekreterimizin koordinasyonunda 7-8 tane birimi geldi. Fonksiyonlandırma çalışmalarına başladılar.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÇANTASINDA 1 KG ALTIN VARDI
Olay sonrası saldırganlar, kuyumcunun içinde yaklaşık 1 kilogram altın olduğu tahmin edilen çantasını alıp koşarak kaçarken adam ise ağır yaralandı. İhbar üzerine sokağa polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan kuyumcu, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırılırken yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Polis ekiplerinin iki şüpheliyi arama çalışmaları devam ederken saldırganların olay sonrası kaçma anı ise çevredeki bir işyerinin güvenlik kamerası ile kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeni sezon transfer çalışmalarını sürdüren Başakşehir’de kadrosunda da ayrılık yaşandı. Turuncu-lacivertliler, Cezayirli futbolcusu Ahmed Touba’nın Belçika temsilcisi KV Mechelen’e kiralandığını duyurdu. Kulübün sosyal medya hesabından konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Futbolcumuz Ahmed Touba, 2024-2025 sezonu sonuna dek Belçika Pro League ekiplerinden KV Mechelen’e kiralanmıştır. Sözleşmenin kulübümüz ve Touba için hayırlı olmasını temenni eder, futbolcumuza yeni kulübünde başarılar dileriz” denildi.
Geçtiğimiz sezonu da kiralık olarak İtalya temsilcisi Lecce’de geçiren 26 yaşındaki futbolcu, 6’sı Serie A ve 1’i İtalya Kupası olmak üzere 7 maçta forma giydi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üç gün boyunca gençleri spor ve eğlenceyle buluşturan festivalde düzenlenen turnuvalarda dereceye giren sporcular, ödüllerini Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in elinden aldı.
Ödül töreninin ardından sahne alan Sakiler grubu Esenyurtlulara unutulmaz bir akşam yaşattı.
30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusunun da yaşandığı gecede, vatandaşlar Sakiler’in şarkılarına hep bir ağızdan eşlik etti.
Esenyurt’u kültür ve sanatın merkezi haline getireceklerini söyleyen Prof. Dr. Ahmet Özer ““30 Ağustos için düzenlediğimiz gençlik festivalimiz de basketbol, voleybol, ayak tenisi ve masa tenisi gibi spor branşlarında toplam 410 sporcumuz yarıştı. Başarı gösteren 77 sporcumuzu kutluyoruz. Esenyurt’u kültür ve sanatın merkezi yapacağız. Zafer barış içinde birlikte yaşamak, geleceğe umutla bakmaktır. Zafer, motorları özgürlüklere sürmektir. Zafer, geleceğin aydınlık yarınlarına hep birlikte yürümektir. Ben bu vesileyle 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yıl dönümünü kutluyor, her günü bir önceki günden güzel yarınlar diliyorum. Yolumuz açık olsun” dedi.
Masa tenisi turnuvasında birinci olan Nuray Billeç de desteklerinden dolayı Başkan Özer’e teşekkür ederek, “Ev hanımı olarak böyle bir fırsatı bulup gelip turnuvalarda oynamak çok gurur verici. Her şey harikaydı. Çok güzeldi, çok eğlenceliydik. İlk defa sahnede Belediye Başkanından ödül alacağım için çok heyecanıyım. Bundan sonra da spora devam edeceğim” dedi.
Festival kapsamında düzenlenen turnuvalarda basketbol branşından birinci olan Hasan Arıkan ise, “Üç gün çok eğlenceliydi, güzeldi. Burada beraber takımca yarıştık ve kazandık. İlçede bu tür festivallerin olması kaynaşmamıza sosyalleşmemize katkı sağlıyor” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de bomba yapımı ve saldırı eğitimi alan bir şüphelinin yasa dışı yollarla İstanbul’a geldiğini belirleyen ekipler, zanlı C.A.Y’yi teknik ve fiziki takiple 24 saat izlemeye aldı.
Şüphelinin eylem hazırlığında olduğunu tespit eden ekipler, Bağcılar’da belirledikleri adrese operasyon düzenledi.
Gözaltına alınan şüpheli, emniyet müdürlüğündeki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL’da, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları nedeniyle Vatan Caddesi ve bağlantı yolları sabahın erken saatlerinde trafiğe kapatıldı.
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları nedeniyle sabahın erken saatlerinde Vatan Caddesi ve bağlantı yolları araç trafiğine kapatıldı. Araçlar daha önceden belirlenmiş alternatif yollara yönlendirildi. Etkinliklerin sona ermesiyle beraber caddenin gün içinde tekrardan trafiğe açılacağı öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Boşanma sürecinde Ezgi Ceken babasının evine döndü. Çarşamba günü Sezgin Ceken kayınpederinin evine gelerek tehditler savurdu. Boşanmak istemeyen adam, eşinden davayı geri çekmesini istedi. Bunun üzerine aralarında çıkan tartışma büyüyerek kavgaya dönüştü. Kavga esnasında Ezgi Ceken silahla Sezgin Ceken’e ateş ederek yaraladı.
TUTUKLANARAK CEZAEVİNE SEVK EDİLDİ
İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, vurulan Sezgin Ceken’in olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri tarafından Ezgi Ceken gözaltına alındı. Bir çocuk annesi genç kadın emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Ezgi Ceken adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Mustafa Kemal Paşa Mahallesi, İstiklal Caddesi’nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Kimliği belirlenemeyen iki kişi, motosikletle sokağa giderek kuyumcu ve cep telefonu dükkanına silahlı saldırıda bulundu.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis ekipleri tarafından sokak araç ve yaya trafiğine kapatıldı. Olay yerinde yapılan çalışmalarda iki iş yerine toplam 7 adet merminin isabet ettiği görüldü.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KENDİSİNİ YERE ATARAK SON ANDA KURTULDU
Saldırı anı iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
İstanbul’da kuyumcuya silahlı saldırı kamerada | Video

Görüntülerde, motosikletle sokağa gelen kasklı iki kişiden artçı olanın iş yerlerine silahla ateş ettiği, o esnada telefonla konuşarak kaldırımda yürüyen bir kişinin kendisini yere atarak son anda kurtulduğu görülüyor.

Polis, olay yerinden kaçan saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kafe olarak işletilen bir iş yerine kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından bilinmeyen bir nedenle silahla ateş edildi. Mermiler iş yerinde bulunan dört kişiye isabet ederken, şüpheli şahıslar olay yerinden uzaklaştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı vatandaşları hastaneye kaldırdı. Emniyet şeridi çekerek bölgeyi kontrol altına alan polis ekipleri, silahlı saldırı olayına ilişkin çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YARALILAR MÜDAHALELERİN ARDINDAN HASTANEYE KALDIRILDI
Kazada minibüs içerisinde bulanan aynı aileden Gülcan, Zeki, Hira Nur, Nehir ve Tayyibe Gürüşük yaralandıYaralılar, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından farklı hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kaza nedeniyle D-100 kara yolu İstanbul istikametine uzun araç kuyrukları oluştu. Trafik kazaya karışan araçların kaldırılması ile 1 saat sonra normale döndü. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Örgüt adına Finlandiya’da eylem ve etkinlikleri de organize eden isim, MİT tarafından uzun süredir takip ediliyordu.
MİT ve emniyetten ortak operasyon! PKK/KCK’nın sözde sorumlularından Mehnaz Omari yakalandı | Video
İSTANBUL’DA TUTUKLANDI
Naze Ad kod adını kullanan Mehnaz Omarı, İstanbul’da düzenlenen operasyonla yakalandı.

Terör örgütü üyesinin yapılan sorgusunda ise PKK’nın Finlandiya yapılanmasına ilişkin önemli bilgiler ele geçirildiği öğrenildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyaret programının ise namaz vakitlerine göre ayarlandığı belirtildi. Camide gün içinde; vakit namazının 15 dakika öncesinde turistik ziyarete ara verileceği öğrenildi. Cami girişi, içi ve çevresine, yeni uygulamaya yönelik bilgilendirici ve yönlendirici tabelalar da yerleştirildiği görüldü. Camiye ibadet için gelen yerli ve yabancılardan ve ziyaret için gelen Türk vatandaşlarından ücret alınmayacağı belirtildi.
Öte yandan, cami girişinde yer alan bilet gişesinde turistlerin 20 Euro’luk biletleri alarak, camiye giriş yaptığı görüldü. Gişede biletin yanı sıra ziyarette kullanılmak üzere 5 Euro’ya kulaklık, 3 Euro’ya vücut örtüsü ve 1.5 Euro’ya eşarp satışı yapılıyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü resmi sosyal medya hesabından yapılan duyuruda ise, “Kariye Camii’nde, çok yoğun ziyaretçi talebi nedeniyle, 19 Ağustos Pazartesi itibarıyla “Koruma Amaçlı Ziyaretçi Yönetim Planı” uygulamasına geçiliyor. Kariye Camii; Cuma günleri yalnızca ibadete açık olacak, diğer günler, vakit namazlarından 15 dakika önce turistik ziyaret durdurulacak. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve ibadet için gelen müslüman yabancılar camiye ücretsiz girebilecek” ifadeleri yer aldı.
Vakıflar 1.Bölge Müdür Yardımcısı Levent Çetin, “Kariye Cami 21 Ağustos 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle cami olarak tekrar ibadete açıldı. O dönemde, devam eden restorasyon uygulamasıyla 6 Mayıs 2024 tarihinde tamamlandı. Cami hem ziyarete hem ibadete açılmıştı. Biliyorsunuz, Kariye Cami Unesco Dünya Kültürel Miras Listesi’ndeki çok önemli bir eser” dedi.
Çetin, “Dolayısıyla hem yabancı hem yerli yoğun bir ziyaret talebi var. Bu talebin yönetilmesi açısından bugün itibarıyla yeni bir uygulamaya başladık. Bu uygulamayla Cuma günleri hariç haftanın 6 günü yabancı ziyaretçilerimizi bilet ile içeriye alıyoruz. Yerli ziyaretçilerimiz için girişimiz ücretsiz ve serbest. İbadet saatlerinde, ezandan 15 dakika önce ziyarete kapatıp, namazdan 15 dakika sonra tekrar ziyarete açıyoruz. Böylelikle yoğun olan ziyaret talebini caminin de sıhhati ve gezenlerin tdaha nitelikli bir gezi yapması açısından kontrol altında tutmayı planlıyoruz” İfadelerini kullandı.
Çetin uygulamanın ilk günüyle ilgili, “Talep benzer şekilde yoğun ancak daha kontrollü bir şekilde içeri misafir aldığımız için ziyaretçilerimizin daha memnun olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Yenikapı’da 15 gün süren İstanbul Festivali, konserlerle sona erdi. Melike Şahin’in de sahne aldığı geceye, Zeynep İde’nin söylediği “Sen Ağlama” şarkısı damga vurdu. Şarkı sırasında sahnedeki dev ekranlarda, ağlayan bir sokak köpeğinin fotoğrafı belirdi. Yaşam hakkı savunucuları tarafından “katliam yasası” olarak adlandırılan Hayvanları Koruma Kanunu’ndan yapılan değişikliğe tepki olarak, “Bu şarkıyı tüm canlı dostlarımız için birlikte söyleyelim” diyen sanatçıya alandakiler, yaşlı gözlerle eşlik etti.
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen İstanbul Festivalinin 18. Gününde Melike Şahin ve Zeynep İde rüzgarı esti. Ünlü şarkıcı Melike Şahin’in sevilen şarkılarına on binlerce İstanbullu eşlik etti. Zeynep İde’nin söylediği “Sen Ağlama” şarkısı damga vurdu. Şarkı sırasında sahnedeki dev ekranlarda, ağlayan bir sokak köpeğinin fotoğrafı belirdi. “Bu şarkıyı tüm canlı dostlarımız için birlikte söyleyelim” diyen sanatçı, sokak hayvanlarına, “Sen ağlama, dayanamam, ağlama gözbebeğim, sana kıyamam” diye seslendi. Büyük alkış alan Zeynep İde’nin şarkısına alanda bulunanlar yaşlı gözlerle eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin en zengin şehirleri belli oldu. Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) 2022 yılı “İl Bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH)” raporunu yayınladı. Rapor hazırlanırken birden fazla kriter göz önüne alındı. Zirvedeki il ise herkesi şaşırttı. Çünkü ne İstanbul, ne Ankara ne de İzmir, en zengin iller sıralamasında birinci olamadı.

İŞTE İL İL ZENGİN ŞEHİRLER SIRALAMASI
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KİŞİ BAŞINA GSYH LİSTESİ (TL)
81-VAN
54.272

80-AĞRI
55.296

79- ŞANLIURFA
64.416
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>17 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda piyasa değeri 10 milyon lira olan 27 bin 859 litre alkollü sıvı, 54 adet dolu alkollü içki şişesi, 200 adet etiket, 60 adet şişe kapağı, 90 adet boş şişe, 14 adet alkol yapımında kullanılan aroma ve alkol yapımında kullanılan çok sayıda malzeme ele geçirildi. Ayrıca, şüphelilerin sahte içkilerin nakliyesinde kullandığı 5 araca el konuldu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAZA GÜVENLİK KAMERASINDA
Kaza anı, bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde; yol üzerinden dönüş yapan İETT otobüsü motosikletliye çarptığı, kazayı görenlerin ise koşarak yaralıya yardım ettiği görülüyor.
Sarıyer’de İETT otobüsünün motosiklete çarpma anı kamerada!
Kaza sonrasında yaşananlarda cep telefonu kamerasıyla kaydedilirken, görüntülerde İETT otobüsünün dönüş yaptığı yönün yasak olduğunu gösteren levha dikkat çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Yerlikaya Bursa merkezli 2 ilde düzenlenen “Kuyu-18” operasyonlarında elebaşılığını Sadettin Pahsa’nın yaptığı organize suç örgütünün çökertildiğini açıkladı.
Operasyonlarda elebaşının da içerisinde bulunduğu organize suç örgütü üyesi 12 şüpheli yakalandı.
Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Suçta kibirlenenler, halkımızın huzurunu kaçıranlar, organize suç örgütleri ve çeteler kazdıkları kuyulara düşecekler. Hangi büyüklükte olursa olsun organize suç örgütlerini çökertip, adalete teslim etmeye kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
Bursa merkezli 2⃣ ilde düzenlenen “KUYU-18” operasyonlarında; elebaşlığını Sadettin Pahsa’nın yaptığı organize suç örgütü çökertildi
Operasyonlarda elebaşının da içerisinde bulunduğu organize suç örgütü üyesi 1⃣2⃣ şüpheli yakalandı
Aziz Milletimizin Bilmesini İsterim ki;… pic.twitter.com/Mzznn8gjAQ
— Ali Yerlikaya (@AliYerlikaya) August 16, 2024
12 ADET RUHSATSIZ TABANCA ELE GEÇİRİLDİ
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı koordinesinde; Bursa İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonucu; Bursa ve İstanbul’da düzenlenen operasyonlarda organize suç örgütü üyesi şüphelilerin; suç işlemek amacıyla örgüt kurdukları, kendilerine haraç vermeyen iş insanlarını “darp-tehdit” ettikleri, işyerlerini kurşunladıkları, sözde mahkeme kurup, şahıslar arasındaki alacak verecek konularına dahil olarak haksız menfaat temin ettikleri ve yağma yoluyla insanların taşınmazlarını ele geçirdikleri tespit edildi.
Bakan Yerlikaya, operasyonlar sonucu: 12 adet ruhsatsız tabanca, 7 adet ruhsatsız tüfek ve çok sayıda fişek ele geçirildiğini açıkladı.
Yerlikaya, operasyonları gerçekleştiren polisleri tebrik etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Şişli'de bir otelde yaşanan mide bulandıran olaya ilişkin görüntüler sosyal medyada infial yarattı. Bir otelde kalan yabancı uyruklu turist, odanın perdelerini sonuna kadar açarak uzandığı yatakta kendini tatmin etti.
Komşu binalarda yaşayan vatandaşlar tarafından cep telefonuyla Çayyolu Escort kayda alınan videoda, otel odasının perdelerini açan yabancı uyruklu şahsın çırılçıplak şekilde uzandığı yatakta herkesin gözü önünde kendini tatmin ettiği anlar yer aldı.
Vatandaşların telefonla kaydettikleri görüntüleri polise ihbar etmesi sonrasında otele gelen Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri şahsı Cebeci Escort gözaltına alarak karakola götürdü.
]]>Kurum, Silivri’de Eski Belediye Binası Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, bugün temeli atılan belediye binasının aslına uygun bir şekilde yeniden inşa edileceğini söyledi.
İstanbul’un son 5 yılının kayıtlara “tahribat dönemi” olarak geçtiğini belirten Kurum, “İstanbul bu yolcu adayın elinde her gün mağdur ediliyor. Bir de kalkmışlar, pişkin pişkin ‘İstanbul başardı’ diyorlar. İstanbul neyi başardı? İstanbul sizin bunca ihmalinize, bunca terk edilmişliğe rağmen ayakta kalmayı başardı. İstanbul, tutulmayan sözlere rağmen hükümetimizin destekleriyle, eserleriyle ayakta kalmayı başardı.” diye konuştu.
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin başardığı eserlerin, yanan otobüsler, ters yönde ilerleyen merdivenler, bozulan metrolar ve metrobüsler olduğunu ifade ederek, “Saatlerce süren trafik, bir de 5 yılda 8 kilometre metro hattı var. 5 yılda başlayıp da bitirdiğin tek şey İstanbul oldu.” değerlendirmesinde bulundu.
İstanbulluların, İBB başkanından en temel belediyecilik hizmetlerini istediğini, ancak bunun yerine getirilmediğini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Çevre temiz olsun, Silivri’nin altyapı, su ve kanalizasyonu doğru işlesin dediler, işletemedin. İşe, okula giderken çile çekmek istemediler, normal bir insan gibi metro istediler, otobüs istediler, yapmadın. Parklar, yeşil alanlar istediler, yapmadın. Şu koca 5 yılda İstanbul’la ilgili hiçbir dertleri olmadı. İstanbullu israf istemedi ama bunlar israf ettiler. ‘İsrafı bitirdik’ pankartlarına yetimin hakkıdır demeden 350 milyon lira para harcadılar. 31 Mart geliyor, milletin hesap sorma günü geliyor. Bu millet sana kibirli dilinin hesabını sandıkta bir bir soracak. 31 Mart’ta İstanbul sandıkları patlatacak. Silivri ona en büyük dersi sandıkta verecek. 31 Mart akşamı eş genel başkan koltuğunu kaybedecek, tamamen özgürleşecek. O yarı zamanlı kibirli belediye başkanı da süresiz tatile gidecek.”
“Ben kadınlarımıza, annelerimize yönelik bu ayrıştırıcı dili reddediyorum”
Kurum, bir televizyon programında “Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor. Ne diyorsunuz?” sorusu yöneltilen İmamoğlu’nun, “Daha çok ev hanımları oy veriyor. Kadınlar statüsünde demeyelim.” şeklinde yanıt verdiğini hatırlattı.
İmamoğlu’nun ev hanımlarını yok saydığını, ayrımcılık yaptığını dile getiren Kurum, “Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu kabalık, bu nezaketsizlik böylesine önemli bir makama, İstanbul büyükşehir belediye başkanına hiç yakışıyor mu? Ben kadınlarımıza, annelerimize yönelik bu ayrıştırıcı dili reddediyorum. Şunu kabul etmemiz, bu hakarete sessiz kalmamız mümkün değil.” dedi.
Kurum, dünyada her şeyin değişebileceğini ancak CHP zihniyetinin değişmeyeceğini kaydeden, “Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri yüzünden ayrıştıranlar bugün de kadınlarımızı, annelerimizi siyasi tercihleri yüzünden ayrıştırıyorlar. Siz hiç eşitlikçi, hiç adil olmayacak mısınız? Bu millet, sizin bu ayrımcılığınızdan neler çekti. Yıllardır bunlar aynı tas aynı hamam. Geçmişte de çobanların oyunu ayrı tutuyorlardı. Milleti mahallelere, kamplara ayırıyorlardı. Bu millet senden bıktı, İstanbul senden usandı, senden yoruldu.” ifadesini kullandı.
“Sen CHP kongresini dizayn ederken, biz 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk”
Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşların her birinin eşit olduğunu belirten Kurum, bugüne kadar hiçbir zaman vatandaşların arasında dil, din, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmadıklarını aktardı.
Kurum, bu ülkenin bütün kadınlarının hangi düşüncüye, hangi siyasi tercihe sahip olursa olsun hepsinin değerli ve kendileri için eşit olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Annelerimiz, çocuklarımız endişe etmesin. Biz annelerimize, çocuklarımıza afetlere dirençli bir İstanbul bırakacağız. 3 gün önce Çanakkale’de deprem oldu. Burada da hissedildi. Biz 5 yılda 650 bin konut dönüştüreceğiz diyoruz. 39 ilçede milletimizin rızasıyla yerinde, İBB olarak yarısını bizim destek olduğumuz bir anlayışla yapacağız diyoruz. Bu kibirli belediye başkanı ‘Bunların yapılmasına gerek yoktu, yapılmaması lazım.’ diyor. Danışman olarak tuttuğu o hocaları İstanbul’un deprem riski için ‘Sokak sokak deprem dönüşümü yapmak gerekir.’ diye ifade ediyorlar. Bu bilmiş belediye başkanı ‘Yapılmaması gerekir.’ diyor. Çünkü yapamayacaklarını kendileri de biliyor. Sen CHP kongresini dizayn ederken, biz milletimizle el ele vermiş, 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk. Sen o yol yürüdüğün arkadaşlarını yolda terk ederken, biz gidip sellerde, afetlerde milletimiz için yeni yuvalar yapıyorduk. O yüzden bunların heybeleri boş, koca 5 yılda 5 bin 500 konutu dönüştürmüşler. Bu anlayışın İstanbul’da dönüşüm adına bir irade koymasını biz zaten beklemiyoruz.”
Murat Kurum, Silivri’ye metrobüs getireceklerini, bu proje hayata geçtiğinde ilçede yaşayanların ulaşım çilesinin sona ereceğini dile getirdi.
Silivri’de 42 kilometrelik bir sahil düzenlemesi yapacaklarını, ilçeye 8 halk plajı kazandıracaklarını ifade eden Kurum, ilçede köy imar planlarını ilk İBB meclis toplantısında onaylayacaklarını, gençler için de paylaşımlı ofisler yapacaklarını anlattı.
Törende, daha sonra dua edilerek Silivri Eski Belediye Binası’nın temeli atıldı.
]]>Akbaşoğlu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı, gelecek hafta başlayacak ramazan ayının hayırlar getirmesini temenni etti.
Geçen hafta düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun, Birleşmiş Milletlerin Antalya’da bir araya gelmesine vesile olduğunu; ikili ve çoklu gelişmelerle daha acil ve merhametli bir dünyanın geleceğine dair karşılıklı görüş alışverişinde bulunulduğunu belirten Akbaşoğlu, Türkiye’nin diplomasi gücünün yeniden bütün dünyanın gündemine geldiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya geldiğini anımsatan Akbaşoğlu, görüşmede, İsrail’in Gazze’deki vahşet ve soykırımının nasıl durdurulması gerektiği konusunda yol haritasının ele alındığını söyledi. Akbaşoğlu, “Gazze’deki insanlık dramı başta olmak üzere yeryüzünün her köşesinde savaş ve katliamlarla gündeme gelen bu süreçlerin, insanlığın huzur ve barış içerisinde bir arada yaşayabileceği bir küresel düzene, gerçek bir Birleşmiş Milletler düzenine evrileceği günleri de inşallah önümüzdeki yıllarda hep beraber idrak etmiş olacağız.” diye konuştu.
Türkiye’nin 31 Mart’ta yerel yönetimler için sandık başına gideceğini ifade eden Akbaşoğlu, “Burada ‘algı ve illüzyon belediyeciliği mi yoksa gerçek belediyecilik mi?’ sorusunu cevaplamamız gerekecek. İnsanımızın hayatını kolaylaştıran, ulaşıma çözüm üreten, dirençli şehirlerle mekanları sağlamlaştıran, insanımızın deprem gerçeği karşısında canını, malını koruyabileceği bir belediyecilik anlayışı mı, yoksa bol bol vadedip o vaatlerin hiçbirisini yerine getirmeden aldatma ve kandırma siyasetiyle tekrar yola devam etmek mi? Bunların hepsini milletimiz kendi vicdanında takdir edecek ve özgür kararını ortaya koyacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kullandıkları seçim sloganlarını eleştiren Akbaşoğlu, şunları söyledi:
“Ankara’nın CHP’li belediye başkanı ‘az laf çok iş’ diyor. Söz güzel ama gerçek ne? ‘Az laf çok iş’ diyor, hiçbir iş yapmıyor. Söylem başka gerçek ise bambaşka. Bu konuda Ankaralılara en büyük destek, onların rahat erişebileceği, ulaşabileceği hizmet ve eserlerin yaygınlaştırılması, bu hizmet ve eserleri üretmek değil mi? Aslında kendisi de bunu itiraf ediyor, ‘benden hizmet ve eser beklemeyin. Ben sadece destek vereceğim’ diyor. En büyük destek hizmet ve eser üretmek ve bütün Ankaralıların buna erişimini kolaylaştırmak ve sağlamak. Bu konuda Ankaralılar kararını verirken ‘az laf, çok iş’ deyip de hiçbir hizmet ve eser üretmeyen CHP’li belediye başkanına gerekli cevabı sandıkta verecek.
İstanbul’un CHP’li Belediye Başkanı ‘İstanbul başardı’ pankartlarıyla caddelere, sokaklara hitap etmeye çalışıyor. Bunu kendi kendine ifade ediyor ama İstanbulluya sorduğunuzda ‘Ekrem İmamoğlu’na 5 yıl fırsat tanıdık, vaatlerini yerine getirmedi, beceremedi, başaramadı’ diyor. Böyle göz boyayıcı pankartlarla İstanbulluyu kandırabileceğine kendi kendini inandırmış bir profil çizen İmamoğlu da gerçekle yüzleşecek. 31 Mart’ta İstanbul muradına erişecek, Murat Kurum’a kavuşacak, gerçek belediye başkanı nasıl olurmuş İstanbullu bunu görecek.”
İzmirli vatandaşların da CHP’li büyükşehir belediyesinin yönetiminden bıktığını ifade eden Akbaşoğlu, Cumhur İttifakı’nın adayı Hamza Dağ’ın İzmir’de güzel bir sürpriz yapacağına inandığını dile getirdi.
Akbaşoğlu, “Bütün seçmenlerimiz, 31 Mart’ta, algı ve illüzyon ile hizmet ve eseri, belediyeciliğin odak noktasına yerleştiren anlayışları tartacak; daha fazla hayatını kolaylaştıracak belediyecilik anlayışına, emanete hıyanet etmeyecek belediye başkanı profiline, Türkiye Yüzyılı belediyeciliğine, Cumhur İttifakı’na ‘evet’ diyecek. Buna yürekten inanıyorum. Yapılan kamuoyu yoklamaları da zaten bu yönde mesajlar veriyor.” ifadelerini kullandı.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Akbaşoğlu, “Emekli maaşlarına yönelik 31 Mart’a kadar yeni bir iyileştirme, düzenleme yapılabilir mi?” sorusu üzerine, yerel seçimler nedeniyle 31 Mart’a kadar TBMM’nin olağanüstü toplanmasının gündemlerinde olmadığını söyledi.
Meclisin muhtemelen nisan ayının ortalarında çalışmalarına başlayacağını anlatan Akbaşoğlu, “O tarihten itibaren bu hususları müzakere edeceğiz ve haziran sonu temmuz başı itibariyle de emeklilerimiz başta olmak üzere bütün çalışanlarımızla ilgili daha iyileştirici, alım gücünü arttırıcı değerlendirmelerimizi hep beraber kamuoyuyla paylaşacağız ve buna dair düzenlemelerimizi de inşallah gerçekleştireceğiz.” dedi.
]]>Spor İstanbul’un paralimpik sporcu yetiştirmede altyapı sağlamayı amaçlayan ‘Sport4All – Herkes için spor’ isimli projesi Avrupa komisyonu tarafından desteklenmeye hak kazandı. Natator PK (Hırvatistan-Zagreb), Inspire-The Foundation for Inclusion (Malta), Sport Union for People with Disabilities (Sırbistan-Belgrad) proje ortaklarıyla hedef ve faaliyetlerin paylaşıldığı toplantı, İBB Haliç Su Sporları Merkezi’nde yapıldı. Toplantıya Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, proje ortakları Ferdinand Major, Ana Srsen, Elaine Fenech, Ceylan Tarhan, Jelena Radivojevic, Nemanja Radovic, Şükriye Tümay Erdil, Zeynep Naz Demirtaş, Mehmet Özsarı, Kerem Arda, paralimpik komitesi yetkilileri, sporcular ve basın mensupları katıldı.
Proje kapsamında engelli çocuk ve gençlerin takım oyunlarına katılma, arkadaş edinme ve fiziksel aktivitelere katılımda yaşadıkları zorlukların azaltılmasına destek olmak amaçlanıyor.
Programda ilk olarak konuşan Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, İstanbul’da fiziksel aktiviteyi arttırmak için çalışmalar yaptıklarını, bunu da tesisler ve İstanbul içinde yaptıkları etkinliklerle sağlandığını ifade etti. Şehirde mevcut olan 72 tesisi 875 bin kişi kullandığını belirten Onur, “Yıl içinde 35’e yakın spor etkinliği düzenliyoruz. Hareket seven kişi sayısını da arttırmaya çalışıyoruz. 2020 yılından beri İstanbul’un spor aktivitesini ölçüyoruz. Yüzde 30 ne anlama geliyor derseniz, Londra’da bu oran yüzde 60. Yavaş yavaş doğru yolda gidiyoruz. Sporun tabana yayılması için çok önemli” diyerek projede emeği geçenlere çok teşekkür etti.
Daha sonra proje ortaklarından Ana Srsen, Ceylan Tarhan, Jelena Radivojevic sahneye çıkarak sunum eşliğinde katılımcılara bilgiler aktardı. Toplam 200 bin Euro bütçesi bulunan ‘Sport4All’ projesinin amaçları, hedefleri, hedef grupları, proje kapsamında yapılacak faaliyetler tek tek anlatılan toplantıda ayrıca yüzme ve golbol etkinliğine ev sahipliği yapılacağı aktarıldı.
Renay Onur: “Engelli çocukların spor sayesinde toplumla olan ilişkilerin artması amaçlanıyor”
Programın sonunda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, “Bizim için heyecanlı bir an. Çünkü Avrupa Birliği’nin Erasmus projesi dahilinde kar amacı gütmeyen spor projelerine verdiği programlarda, yurt dışındaki ortaklarımızla beraber Türkiye’de bunu alan kurum olduk. Bu projenin önemi şu; engelli çocukların yüzde 53’ünün yakın arkadaşı yok. Bu çok büyük bir eksiklik. Arkadaşlar bizi topluma bağlıyor. Sosyal ilişkilerimizin artmasına fayda oluyor. Projenin önemi de engelli çocukların spor sayesinde toplumla olan ilişkilerin artması, sosyal ilişkilerin kuvvetlenmesi ve bununla beraber paralimpik sporcu yetiştiriyor olmak. Türkiye, özellikle paralimpik başarılar konusunda neredeyse olimpik alanı aşan tempoyla gidiyor. Burada amaç, örnek bir program oluşturmak. Sırbistan, Hırvatistan ve Malta’daki ortaklarımızla beraber buradan çıkan çıktılarla beraber Türkiye’de ve diğer ülkelerde kullanılarak engelli çocukların dahiliyeti açısından örnek program olarak anlatılıyor olması” ifadelerini kullandı.
“Paralimpik komitesi ile çalışıyoruz”
Proje kapsamında Milli Paralimpik Komitesi ile birlikte çalıştıklarını belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı:
“Hem bu proje dahilinde hem de bunun dışında sürekli irtibattayız. Önümüzdeki sene mart ayında golbol ve yüzme alanında müsabakalar yapıyor olacağız. Bunların hepsinde baştan sona paralimpik komitesi ile çalışıyoruz. Bugün burada başkan ve yardımcıları da programda bizimle beraberdi.” – İSTANBUL
]]>Ward, AA muhabirine, Türkiye’de tedarik zincirlerini büyütmelerindeki ana iş ortaklarından birinin TUSAŞ olduğunu söyledi.
Türkiye’de gövde parçalarından yakıt depolarına, kanatçıklardan perçinlere ve elektrik kablo tesisatlarına kadar çeşitli ürünler üreten, farklı büyüklükte 17 tedarikçilerinin bulunduğunu dile getiren Ward, bunlara ek olarak Türkiye’nin, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarında da öncü bir iş ortağı olmak istediklerini vurguladı.
Ward, “Uzmanlığımızla hangi alanlara katkı sağlayabileceğimize dair farklı alanlarda faaliyet gösteren iş ortaklarımızla görüşmeler yapıyoruz. 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefimiz var ve bu, tüm sektör katkı sağlamadan gerçekleşebilecek bir hedef değil.” dedi.
İstanbul’un, havacılık sektörü için her zaman dünyanın merkezi olduğunu ifade eden Ward, “4 saatlik bir uçuşla dünya nüfusunun 3’te birine ulaşabiliyorsunuz. Nitekim İstanbul Havalimanı’nın yolcu sayısının giderek arttığını görüyoruz ve ocak ayında Avrupa’daki en kalabalık havalimanı oldu.” diye konuştu.
“İstanbul Havalimanı hızlı büyümeyle başa çıkabilecek kapasiteye sahip”
Simon Ward, Kovid-19 sonrasında hava yolculuğunun bu kadar hızlı bir şekilde iyileşmesinin pek çok kişiyi şaşırttığını belirterek, Türkiye’ye gelen ve Türkiye’den giden rotaların en hızlı artış yaşanan hava trafiği güzergahları arasında yer aldığını, İstanbul Havalimanı’nın bu büyümeyle başa çıkabilecek kapasiteye sahip olduğunu anlattı.
İstanbul’un hızlı artış sayesinde Avrupa’daki en kalabalık havalimanı olduğunu dile getiren Ward, “3 uçağın aynı anda bağımsız 3’lü iniş ve kalkış yapabilmesini sağlayacak Eş Zamanlı Bağımsız Üçlü Paralel Pist Operasyonları (Triple RWY Operations TRO) uygulamasıyla da eminim ki dünyanın en kalabalık havalimanlarından olacak.” şeklinde konuştu.
Ward, İstanbul’un aynı anda faaliyette olan iki havalimanına sahip olduğunu kaydederek, “İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, İstanbul Havalimanı’nın cazibesine sahip olmasa da turizm açısından önemli bir merkez olmaya devam etmesinin yanı sıra Türkiye’nin başarılı, düşük maliyetli hava yolu Pegasus’a da ev sahipliği yapıyor.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda uzun süredir beklenen ikinci pistin geçen yıl açıldığını anımsatan Ward, bu doğrultuda Pegasus’un bu yıl filosunu daha da genişletmesini beklediklerini kaydetti.
“Airbus, Türkiye’de yaklaşık 40 yıldır önemli iş ortağı”
Airbus Türkiye Başkanı Ward, Airbus ile Türkiye arasında ticari ve askeri havacılık alanında başarılı projelerin hayata geçirildiği uzun süreli işbirliğinin olduğunu söyledi.
Airbus’ın, yaklaşık 40 yıldır önemli bir iş ortağı olarak Türkiye’de Türk Hava Yolları, Pegasus, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Türk Hava Kuvvetleri, Türk Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile yakın işbirliği içerisinde çalışmaya devam ettiğini dile getiren Ward, “Airbus’ın Türkiye’deki geçmişine baktığımızda THY’nin 1985 yılında Türkiye’de Airbus A310’ları kullanan ilk hava yolu olduğunu ve Türk Hava Kuvvetlerinin 1991 yılında eski adı EADS Casa olan CN235 teslimatını aldığını görüyoruz.” diye konuştu.
Ward, Türkiye’nin aynı zamanda 2003 yılında Airbus A400M Atlas projesinin iş ortağı olduğunu kaydederek, “Airbus” denince pek çok kişinin aklına ticari uçaklar gelse de şirketin uzay teknolojisi, helikopter, siber güvenlik, sınır güvenliği, askeri iletişim ve hava taksi konularında küresel alanda faaliyet gösterdiğini anlattı.
Airbus’ın Türk havacılık sektörünün yetenek ve kabiliyetlerinin geliştirilmesine de yardımcı olan teknolojilerinin bulunduğunu ifade eden Ward, teknoloji aktarımını da barındıran seçenekler sunarak uzun vadeli ve karşılıklı fayda sağlayan endüstriyel iş birliklerine odaklandıklarını bildirdi.
Ward, Türkiye’deki yönetim merkezlerinin Ankara’da olduğunu ancak Kayseri ve İstanbul’da müşterilerine yönelik destek faaliyetleri sunduklarını belirtti.
“THY’nin 220 adet Airbus uçağı siparişi 2023’te aldığımız en büyük siparişlerden”
Airbus Türkiye Başkanı Ward, geçen yıl tüm iş kollarında güçlü siparişler aldıklarının ve taahhüt ettikleri teslimatları gerçekleştirdiklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin mevcut durumunu göz önünde bulundurduğumuzda bu önemli bir başarı. Ticari uçaklarımız için 2 bin 94 net sipariş aldık ve 735 uçağı teslim ettik. Türk Hava Yollarının 220 adet Airbus uçağı siparişi dünya genelinde aldığımız en büyük siparişlerden biriydi ve 2023’teki sipariş defterimizi çok olumlu etkiledi. Genel olarak 2023 yılının Airbus için global olarak ve özellikle Türkiye’de çok iyi geçtiğini söyleyebilirim. Hem ticari hem de savunma alanlarında tamamlamamız gereken kontratlarımızın olduğu ve Türkiye’deki sürekli artan uçak sayımızı desteklememiz gerektiği için 2024’ün de yoğun bir yıl olacağını öngörüyoruz.”
Ward, 2023’ün havacılık için iyi bir yıl olduğunu, Kovid-19 öncesi yolcu rakamlarının aşıldığını kaydederek, Türkiye’nin havalimanlarının yolcu sayısında rekor kırmaya devam ettiğini, bu sayede Türkiye’nin hava yollarının genişlemesini sürdürdüğünü ve Airbus’ın THY’den tarihi bir sipariş kazandığını ifade etti.
Yalnızca ticari uçak satmak için burada olmadıklarını vurgulayan Ward, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye ve Türk havacılık ekosisteminin iş ortaklarından biri olmaya devam etmek istiyoruz. Turizmin, gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) büyük katkısı olduğu için bu yıl da Türkiye’deki hava yollarının büyümesini ve uçak filolarını modernleştirmesini desteklemeye devam edeceğiz. Yeni uçak satışları konusunda bu kadar baskı hissetmemizin nedenlerinden biri de oldukça popüler olan A321neo gibi yeni nesil uçaklarımızın bir önceki modele göre yüzde 20 daha az yakıt tüketiyor olması ve 4 bin mile yaklaşan uzun menzil kabiliyetinin bulunması. Bu da yakıt maliyetlerini azaltmakla kalmıyor, karbon emisyonlarını da yüzde 20 azaltarak hava yollarının geleceğe yönelik sürdürülebilirlik hedeflerini yakalamalarına yardımcı oluyor.”
“Türkiye, Airbus için stratejik bir iş ortağı”
Simon Ward, Türkiye’nin hava kuvvetlerini modernleştirme sürecinde olduğuna değinerek, “Nitekim Türkiye, NATO görevlerinde ve Türk hava sahasını korumakta kilit rol oynayabilecek, dünyanın en gelişmiş çok rollü savaş uçağı Eurofighter’a ilgisini de açıkça ortaya koydu. Uzun süre burada olacağız. Türkiye, Airbus için stratejik bir iş ortağı. Uzun vadeli işbirliğimizi devam ettirmek için sektör paydaşlarıyla birlikte çalışıyoruz.” diye konuştu.
TUSAŞ ile birlikte deprem bölgesinde bir havacılık meslek yüksekokulu açmak için çalıştıklarını ve dünya standartlarında eğitim sağlayacak bu meslek yüksekokulunun havacılık alanında kariyer yapmak isteyen gençlere umut vermesini dilediklerini belirten Ward, THY’nin güçlü büyümesi ve tedarik zincirinin başarısı sayesinde Türkiye’nin son 10 yılda havacılık alanında temel global oyunculardan biri olduğunu sözlerine ekledi.
]]>Ala, AA muhabirinin Cumhur İttifakı yerel seçim işbirliği süreci ile seçim gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.
MHP ve BBP ile yapılan işbirliğinin içeriğiyle ilgili bilgi veren Ala, bu işbirliklerini “prensipler anlaşması” olarak niteledi.
Ala, “Öbür partilerle görüşürken de aynı prensipleri dile getirdik ama bazılarıyla anlaşmak mümkün olmadı.” diye konuştu.
Milletin genel seçimlerde ülkenin “Türkiye Yüzyılı” hedeflerine doğru yürümesinin önünü açtığını vurgulayan Ala, 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde de Cumhur İttifakı olarak aynı vizyon ve perspektifle hareket ettiklerini söyledi.
Hedeflere ulaşmada bazı lokomotif şehirlerin çok önemli rolleri olacağını belirten Ala, İstanbul’un dünyanın birçok ülkesinden fazla nüfusu, ihracatı, üretimi, Bursa’nın ise 122 ülkeden daha fazla ihracatı olduğuna dikkati çekti.
Ala, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu çerçevesinde merkezi idare ve şehir vizyonunun buluşması Türkiye’ye inanılmaz bir sinerji katacaktır.” ifadesini kullandı.
Yerel yönetimlerin de aynı anlayışla işbaşına gelmesini arzu ettiklerinin altını çizen Ala, görüşmelerde bazı partilerle, bu vizyonun kazanması anlayışı yerine kendi partilerinin daha çok ne kazanabileceği saikiyle hareket ettikleri için işbirliği yapamadıklarını dile getirdi.
Ala, şöyle devam etti:
“İttifakta çerçeve şudur; eğer iki parti de ayrı ayrı girdiği zaman ikisinden biri kazanacaksa sorun yok. Mesela bir seçim bölgesinde ya MHP ya AK Parti kazanacak. Burada bir sorun yok. Ama iki parti de seçime girdiğinde eğer CHP kazanacaksa o zaman sorun var demektir. Eğer CHP kazanacaksa ittifak çatısı altında olmanın anlamı yok.”
“O zaman artık Yeniden Refah Partisi Cumhur İttifakı çatısı altında değil mi?” sorusu üzerine Ala, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Değil tabii. Bu çok net, açık. Yani Yeniden Refah Partisinin girdiği yerlerde seçimlere kendisinin kazanma ihtimali yok ama kendisi orada seçime girdiği için CHP’nin kazanma ihtimalini artırıyor. Aslında verilen oy o partiye de verilmiş olmuyor, doğrudan CHP’nin, muhalefet partisinin belediyeyi kazanmasına yardımcı olmuş oluyor. Çünkü bütün veriler o seçimi kazanma ihtimallerinin olmadığını gösteriyor. Bunun için artık günümüzde müneccim olmaya lüzum yok. Yani hesap ortada, durum görülüyor. Ama orada sırf seçime girdikleri için bu sefer AK Parti’nin orada seçimi riske giriyor.”
Bu anlayışın Cumhur İttifakı’na da Türkiye’ye de getireceği bir artı bulunmadığına dikkati çeken Ala, şunları kaydetti:
“Bir de talepler ve öneriler burada çok önemli. Bir talepte, öneride bulunurken mutlaka hem Türkiye’nin hem milletimizin hem de partilerin kazançlı çıkıyor olması gerekir. Talepler AK Parti’nin zaten yüzde 50’den fazla oy aldığı yerlerin kendilerine verilmesi yolunda olunca bunun bir anlamı yok. Zaten yüzde 50’nin üzerinde oy alacağımız bir yeri, bir büyükşehir ya da şehri görüşme yaptığımız aynı çatı altında olma arzusunda olan partilerin birbirlerine vermelerinin ne anlamı olabilir. Mesele şehirleri topyekun olarak Cumhur İttifakı çatısı altında tutmak ve kaybetmemek. Türkiye’nin hedeflerine doğru yol alınabilsin. Burada bir anlayış farklılığı ortaya çıktı.”
“Millet AK Parti belediyeciliği özlemi içerisinde”
Ala, İstanbul için yapılan yerel seçim çalışmalarına ilişkin bir soru üzerine, “İstanbul’da şu anda hem sahada, hem de yaptığımız çalışmalarda görüyorum ki millet markalaşmış olan AK Parti belediyeciliği özlemi içerisinde.” dedi.
AK Parti iktidarları dönemlerinde İstanbul’a yapılan yatırımlara değinen Ala, şöyle devam etti:
“Marmaray’dan Avrasya’ya, 3. Köprüden 3. Havalimanı’na ve metro istasyonlarına kadar birçok alanda İstanbul’a yakışır hizmeti alsın diye çok çaba sarf edildi. Son 5 yılda İstanbul’da belediyecilik hizmetlerini yürüten anlayışın, şu ana kadar beş yıl için beş hizmeti yok, sayabileceğim. Yani sadece yapılmış işler üzerinden bir algı belediyeciliği yürütülüyor. Oysa biz proje belediyeciliği yürütüyoruz. Biz gerçek belediyecilik diyoruz. Milletimiz gerçek belediyeciliğin devamını arzu ediyor. Algı belediyeciliği değil, proje belediyeciliği istiyor ve biz de bunu toplumumuzla buluşturmayı hedefliyoruz.
İstanbul, gece gündüz İstanbul’la yatıp kalkacak insanların yöneteceği, yönetmesi gereken bir şehir. Canla başla İstanbul’a kendini adayacak. Yoksa İstanbul’u başta kişisel pozisyonları için, makam ve mevkileri için basamak olarak kullanacak insanların İstanbul’a vereceği bir şeyin olmadığı görülmüştür.”
İstanbul ve Ankara’da seçim çalışmalarına değinen Ala, şu bilgileri verdi:
“AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın gerçekten çok farklı; olumlu anlamda söylüyorum; açık ara sonuçlar alacağı kanaatindeyim ve bu konuda bizim bir tereddüdümüz yok. Onun için de dikkat ederseniz hızla saha çalışmalarımızı yürütüyoruz. AK Parti bir markadır. Bu markayı tahkim edecek sonuçlar da sandıktan çıkacaktır. Ankara ve İstanbul’da da zaten Cumhur İttifakı’nın alacağı ve işbaşına gelip yolumuza devam edeceğimiz çok açık bir biçimde görülüyor. Diğer büyükşehirlerde de tabii.”
Seçimlere yönelik yapılan anket çalışmalarını anımsatan Ala, “Anket sonuçlarını sadece sonuç görmek için değil, vatandaşlarımız ne istiyor, nelere dikkat ediyorlar, ne bekliyorlar, onları da tespit etmek için yaptırıyoruz ve bu şekilde yolumuza devam ediyoruz.” dedi.
AK Parti’nin aday belirleme süreci
AK Parti’nin belediye başkan adaylarını belirleme sürecine ilişkin bilgi veren Ala, süreci önce belediye başkanlarının belirlenmesi olarak ele aldıklarını ve 1 yıl öncesinden saha araştırmaları yaptırmaya başladıklarını anlattı.
Ala, süreci, ucu açık kamuoyu yoklamaları, sivil toplum örgütleriyle görüşmeler, teşkilat ve temayül yoklamaları, milletvekilleri, kadın ve gençlik kollarıyla birlikte aşa aşama değerlendirerek yürüttüklerini ve isimleri belirlediklerini ifade etti.
Bu kapsamdaki komisyonların çalışmalarına da değinen Ala, il genel ve belediye meclis üyelerinin tespitinde de teşkilatlarla değerlendirme yapıldığını, yerel dinamiklerin harekete geçirildiğini kaydetti.
Ala, “Meclis üyelerimizin tespitinde temel kriterlerimiz var. Gençler olacak. Kadın kontenjanı var. Toplum kesimlerinden temsilciler olacak. O yörenin, o bölgenin, o ilin demografisi, göç durumu dikkate alınacak. Meslek grupları dikkate alınacak, belediyelerin ihtiyaç duyduğu, mimarlar, mühendisler, hukukçular.” şeklinde konuştu.
]]>İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’ndaki programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un, tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapan, kültürlerin, inançların ve insanlığın buluştuğu bir liman olduğunu söyledi.
İstanbul Mektebi projesinin, kentin zengin mirasını gelecek nesillere aktaracak, onları sadece bilgiyle değil, aynı zamanda şehrin eşsiz ruhuyla da buluşturacak bir okul olduğunu belirten Yentür, “Sizler, İstanbul’un manevi mimarlarısınız. İstanbul Mektebi, sizin rehberliğinizde, öğrencilerimize bu eşsiz şehrin tarihini, kültürünü ve hoşgörüsünü aktaracak, onları milli ve manevi değerlere sahip bireyler olarak yetiştirecek bir ilim yuvasıdır. Bu mektepte, sizlerin bilgi ve tecrübeleriyle, öğrencilerimiz İstanbul’un ruhunu taşıyan, İstanbul’da yaşama kültürünü bilen bilinçli bireyler olarak yetişecekler.” diye konuştu.
İstanbul’daki her öğrencinin şehrin zengin mirasını geleceğe taşıyacak birer umut olduğunu vurgulayan Yentür, bu tohumların yeşermesinde öğretmenlere büyük sorumluluk düştüğünü dile getirdi.
“Çocuklarımızın aksanı değişiyor”
Prof. Dr. İlber Ortaylı da İstanbul’u her kesimden insanın bilmesi, yalnız en başta öğretmenlerin olması gerektiğini ifade ederek, “Maalesef İstanbul’u, içinde doğup büyüyenlerin bile büyük çoğunluğu hakkıyla bilmez” dedi.
Kendi çocukluğundaki İstanbul manzaralarına değinen Ortaylı, en dikkat çekici şeylerden birinin, herkesin “İstanbul Türkçesi” konuşması olduğunu anlattı.
Prof. Dr. Ortaylı, kültür aktarımının en önemli ayağının dil olduğunu söyleyerek, “Maalesef bugünkü İstanbul artık Türkçenin ortadan kalktığı, yabancı ve sonradan gelen kültürel zenginliklerin de iyi kullanılmadığı bir bölge haline geldi. Çocuklarımızın aksanı değişiyor, anlaşılmıyor. Bu çok büyük bir problemdir.” şeklinde konuştu.
İstanbul Mektebi’ne katılan öğretmenlere seslenen Ortaylı, “Sizin sınıfınızdaki kız çocukları gibi sessiz harfleri yutarak konuşulan bir Türkçe olmaz. Bu Türkçe nereden geliyor bilmiyorum. Sizden gelmediğini biliyorum. Anadolu’dan ya da Rumeli’den de gelmiyor. Bu büyük bir tehlikedir ve bu, Türkçeyi konuşan insanların Türklükle bağının kopma tehlikesi de giderek artıyor.” ifadelerini kullandı.
Tarihte Türklerin öğrendikleri tüm dilleri anlaşılır bir aksanla konuştuğunu ancak bugün bunun kaybedildiğini belirten Ortaylı, “Yeni nesillerin artık dünyada Türkiye’yi ve Türklüğü temsil etme kapasitesi, ağızlarını açtıkları anda bitiyor. Sizi bu konuda uyarmak isterim.” dedi.
Ortaylı, İstanbul’un, milattan önce 10 binli yıllara kadar uzanan bir tarihi bünyesinde barındırdığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“İstanbul’u öğrencilerinize anlatırken ‘Falanca alışveriş merkezinin olduğu yer’ şeklinde değil, doğrudan doğruya eski İstanbullular gibi ‘Falan caminin, filan hanın, falanca medresenin bulunduğu yer’ diyeceksiniz. Şehzadebaşı’ndan bahsederken Nevşehirli İbrahim Külliyesi diyeceksiniz. Bilmem ne otelin olduğu yer denmeyecek. Bunların üzerinde durulması gerekiyor. Kim yapacak bunu? Öğretmenler yapacak.”
İstanbul Mektebi’nin, önemli bir eksikliği gidermeye aday olduğuna işaret eden Ortaylı, projenin, “Beyoğlu Mektebi, Üsküdar Mektebi, Eyüp Mektebi, Dersaadet Mektebi” gibi okullarla genişleyerek devam etmesini umduğunu ifade etti.
Dersin ardından Prof. Dr. İlber Ortaylı, katılımcıların İstanbul’un tarihine ilişkin yönelttikleri soruları yanıtladı.
Programa, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer ile İstanbul Mektebi iştirakçisi akademisyen, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Ayrıca programda, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki İstanbul Oda Orkestrası tarafından İstanbul şarkıları seslendirildi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen “Güvenli Fatih Tanıtım Toplantısı”na katıldı. Programa ayrıca İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya da katıldı. Bakan Yerlikaya, yaptığı konuşmada, “İstanbul Emniyet Müdürlüğü Fatih’te 2.5 sene sonra burada olmayacak. Hasdal’da 253 dönüm Türkiye’nin en iyi mimarlarından bir tasarım. 300 bin metrekarelik bir bina bir yerleşke, bir külliye, bir kampüs. Cumhurbaşkanımız dedi ki derhal bunun yapımını başlatın. Başladık mı başladık. İhale süreci bitmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla oturduk. Emlak konutla bir arsa karşılığı bir protokol yaptık. İstanbul Emniyetimiz 2.5 yıl sonra mükemmel bir binaya sahibi olacak. Polis sayımızı artıracağız. Polisimizin eğitimi tecrübesini daha da artırmaya devam edeceğiz. MOBESE kamera gücümüzü şuan da 10 bin, 25 bin Allah izin verirse en yakın zamanda 50 bin ama 75 bin yapmak hedefimiz var” diye konuştu.
“90 organize suç örgütü İstanbul’da çökertildi”
90 organize suç örgütünün İstanbul’da çökertildiğini belirten Yerlikaya, “Organize suç örgütlerine göreve geldiğimden beri ben şunu söylüyorum. Bu organize suç örgütlerinin tek bir amacı var para. Paraya erişimle ilgili aziz milletimizin çalışanın helal kazancıyla ilgili geliyor oraya çöküyor şekil yapıyor. Milletimize hiç kimse şekil yapamaz. Eğer şekil yapmaya kalkarsa fazla değil biz savcılarımızla beraber öyle bir organize oluyoruz ki 3 ay içerisinde bilemediniz 4 ay içerisinde, bazıları 1-1,5 ay içerisinde öyle bir şekil yapıyoruz ki kafesliyoruz mahzene alıyoruz kendisini cezaevine buluveriyor. 112 operasyon yapmışız İstanbul’da. Bin 254 gözaltı 735 tutuklu, 367 adli kontrol. 90 organize suç örgütü İstanbul’da çökertildi ve adalete teslim edildi. Türkiye’de 384. Bunlar 1 Haziran 4 Mart arasında olmuş. Yani 9 ay içerisinde. 27 milyar 181 milyon TL’lik maddi mal varlıklarına el konuldu. Türkiye genelinde 90 milyar o da şimdilik. İstanbul Emniyeti’ne 23 araç tahsis edildi. Eğer suç işlemekte kibirlenenler siz aziz milletin kazançlarıyla gayri meşru bir para hareketiyle bu malları edinirseniz işte biz sizin elinizden hukukla bunları alırız. Bizim gece gündüz demeden huzurumuz güvenliğimiz için çalışan İstanbul polisimizin altına trafik devriye arabası yaparız dedik. Aslında bu arabalar sembolik sabah akşam kullanmıyoruz. Burada bir mesaj veriyoruz” dedi.
“940 tane metruk binayı yıktık” diyen Belediye Başkanı M. Ergün Turan da, “Fatih’te son 2 yıldır sahaya yansıyan büyük değişimler görüyoruz. 2019’daki mahallelerdeki sorunlara baktığımız da ve bugün geldiğimiz noktada tabi sorunlar bitmedi ama gerçekten güvenlik konusu Fatih’te 3 önemli konudan birisiydi. Göç hep ayrı başlık olarak konuşuluyordu. Bu tüm verilerde gerçekten son 2,3 yıldır büyük bir iyileşme görüyoruz. Geldiğimiz günden beri son 5 yılda bu düzen içerisinde Fatih’imizi hak ettiği yere ulaştırmaya çalışıyoruz. 5 Etapta Karasurları Millet Bahçesi’nin en sorunlu olan 2,5 etabını tamamlamış vaziyetteyiz. Fatih’in en kötü alanları şuanda en nitelikli alanları haline dönmeye başladı. Türkiye’de Fatih Belediyesi kadar metruk bina bir iş kalemi olarak bizde yıkımı görülüyor. 940 tane metruk binayı yıktık. Fatih isteyenin istediği gibi metruk binalara yerleşeceği bir yer değil” dedi. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Şile’de düzenlenen mitinge katılarak konuşma gerçekleştirdi. Mitinge Şile Belediye Başkanı İlhan Ocaklı da katıldı. Kurum yaptığı konuşmada, “İstanbul bize ecdadımızın, tarihin, emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. İstanbul bize ‘En büyük hayalim İstanbul’u yeniden yükseltmektir’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan Hocamızın emanetidir. İstanbul bize ‘Vatanseverlik aksiyondur’ diyen Başbuğ Alparslan Türkeş’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Dava ve aksiyon adamı’ şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehrin en büyük sevdalısı’ liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. ve bu emanet, 31 Mart’ta ehil ellere, emin ellere yeniden teslim edilecektir. İstanbullular, bu yolcu Başkan’dan ne bekledi, çok mu şey istedi? En temel belediye hizmetlerinin yapılmasını istedi, yapmadın. Çevre temiz olsun, altyapı, su ve kanalizasyon doğru işlesin dedi, işletemedin. Ulaşım sorunlarına çözüm getirmeni bekledi, sorunu daha da büyüttün. İşe, okula giderken çile çekmek istemedi, metro istedi, otobüs istedi yapmadın. Parklar, bahçeler, yeşil alanlar istedi sunmadın. Gençlik merkezleri istedi kültür merkezleri istedi, yapmadın. Sosyal destek istedi, adaletsizlik yaptın. İstihdam istedi, arttırmadın aksine azalttın. Kaynakların doğru kullanılmasını istedi çarçur ettin. En çok da ne istedi biliyor musunuz? Afetlere hazırlık istedi, güvenli yuva istedi yapmadın, üretmedin, sunmadın. Ama bu halkın istemediği ne varsa, hemen gittin çadırı oraya kurdun. Polemik istemediler, işi gücü bıraktın 5 yıl dedikodu ürettin. İhmalkarlık istemedi, İstanbul’a uğramadın. İsraf istemedi israfı bitirdik dedin garip gurebanın hakkıdır demeden 350 milyon lirayı harcadın. Bu milletin seni görmek istediği yerden kaçtın görmek istemediği neresi varsa oraya koştun” dedi.
Kurum, konuşmasının devamında, “Yetmedi kadınlarımıza hakaret ettin. İşte, Ekrem Efendi ne diyor, duydunuz değil mi? Ekrem Efendi’ye şunu sordular: ‘Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor ne diyorsunuz.’ Aynen şunu söyledi: ” ‘v kadınları daha çok oy veriyor. Kadınlar statüsünde demeyelim.’ Görüyor musunuz? Ev kadınlarını kadın statüsünde kabul etmiyor. Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu kabalık, bu nezaketsizlik böylesine önemli bir makama hiç yakışmıyor. Kadınlarımıza, annelerimize yöneltilen bu ayrıştırıcı dili reddediyorum. Bunu kabul etmemiz, bu hakarete sessiz kalmamız mümkün değil. Ne yazık ki, bunların zihniyeti, bunların karakteri bu. Zaman değişir, dünya değişir, Türkiye değişir, İstanbul değişir ama bu CHP zihniyeti hiçbir zaman değişmez. Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri üzerinden ayrıştıranlar, başörtülü başörtüsüz, açık kapalı diye ayrımcılık yapanlar, şimdi de ev hanımlarını ayrıştırıyorlar. Bunların zihniyetine göre ev hanımları kadın statüsünde değilmiş. Şimdi ben buradan Ekrem Efendi’ye soruyorum. Senin ev hanımları diyerek diğer kadınlardan ayırdığın, aşağıladığın insanların oyu, başka kadınların oylarından, başka vatandaşlarımızın oyundan daha mı az değerli? Siz hiç eşitlikçi olamayacak mısınız? Siz hiç adil olamayacak mısınız? Nedir bu eş başkanlar olarak ayrımcılık yarışınız. Bir gün biriniz bedelli bedelsiz ayrımcılığı yaparak erkekler arasında ayrım yapar, bir gün biriniz ev hanımı ve diğerleri diyerek kadınlarımızı ayrıştırırsınız. Bir gün de ayrımcılıkta değil birleştirmekte yarışın. Bir gün de hayırda yarışın. Hizmet üretmekte yarışın. Bu millet sizin bu ayrımcılığınızdan çok çekti. Yıllardır aynı tas aynı hamam devam ediyor. Bıkmadınız mı? ” şeklinde konuştu.
Yaklaşan seçimler ile ilgili konuşan Kurum, şunları kaydetti:
“Bu millet senden bıktı, İstanbul senden usandı, senden yoruldu. İnşallah, 31 Mart’ta İstanbul senden temelli olarak kurtulacak. İstanbullular, seni süresiz izne, süresiz tatile gönderecek. 31 Mart geliyor, milletin hesap sorma günü yaklaşıyor. Sana bu kibirli dilinin hesabı sorulacak. Sana bu israfın hesabı sorulacak. Trafik çilesinin hesabı sorulacak. Adaletsizliğin hesabı sorulacak. 31 Mart’ta kadınlarımız İstanbul’da sandıkları patlatacak; sana en büyük dersi sandıkta kadınlarımız verecek. Şimdi 1 Nisan’da görevi bırakacak bu yolcu aday çıkmış ne diyor? ‘Ben metro fatihiyim’ diyor. ya sen 5 yılda sadece 8 kilometre metro yapan adamsın, sen mi fatih olacaksın? Daha dün Sultanbeyli’deydik. ve orada Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattımızı hızlıca yapacağız dedik. Bir anda, hepsi birden, tüm trolleriyle beraber zıplamaya başladılar. ‘Ya biz zaten bu hattı açacağız’ dediler. Vatandaşlarımız 16 Mart’ta açacağız dedikleri ama kesinlikle açamayacakları o Sancaktepe Şehir Hastanesi, Veysel Karani, Hasanpaşa ve Sultanbeyli duraklarında bekleyecekler. Bu algı belediyeciliği yapanların maskesini düşürecekler. Komediyi hep birlikte izleyip göreceğiz. Hakikaten bu adamlar siyasetin konusu değil, karikatürün konusu.
Bunlar yalan söyleyip, eser üretemedikleri gibi bir de bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyorlar, 650 bin konutu nasıl yapacaksınız diyorlar. İşte 1 Nisan’dan itibaren 650 bin konutumuzu dönüştürmek için besmelemizi çekiyoruz inşallah. Artık hiçbir konuda endişe etmeyin; bu şehrin gerçek hizmetkarları geliyor. Bizim yüreğimiz İstanbul için çarpıyor, nabzımız İstanbul için atıyor, Şile’miz için atıyor. Biz bu şehrin her insanının derdini de Şile’mizin sorunlarını da biliyoruz. İşte Şile’mizin eşsiz bir plajı var. Burada çalışan cankurtaran kardeşlerimizi bile ortada bıraktılar. Özellikle gençlerden oluşan bu kardeşlerimiz, İBB’nin bünyesinde yaz mevsiminde çalıştırıldıktan sonra diğer aylarda işsiz kalıyor. Gençler, gönlünüz rahat olsun. Murat Abiniz sizi bu beceriksizlere teslim etmeyecek. İnşallah 12 ay boyunca çalışacağınız işleriniz bizden olacak. Yine İBB’nin aksattığı maaşlarınızı da düzenli bir şekilde ödeyeceğiz.”
Şile hakkında konuşan Murat Kurum, “CHP’nin yolcu adayı; Şile’de ‘sel taşkınlarına son verdik’ demişti. Art arda videolar paylaşmıştı. İşte Şile burada, Şileli burada. Çözülen herhangi bir sorun var mı? Yok. Ama bizim sözümüz söz. İşte bakın daha önceden sözünü verdiğimiz 112 konutumuzu teslim etmeye başladık. Hemşerilerimize hayırlı uğurlu olsun. Biz söz verdik mi o sözü tutarız. İnşallah 1 Nisan’dan itibaren, Şile’miz için muazzam yatırımlarımızı hemen başlatacağız. Ne yapacağız? Şile’mizde başıboş hayvan sorununu çözeceğiz. Hayvan bakım ve tedavi merkezi kuracağız. Şile’mizde üretimi, üreticilerimizi, çiftçilerimizi sonuna kadar destekleyeceğiz. Tematik köyler yapacağız. Şile’mizde çalışan annelerimizin gözü, evlatları için arkada kalmasın diye kreşler yapacağız. Şile’mizin gençleri kendi işlerini kursunlar diye onlara paylaşımlı ofisler yapacağız; dev bir kültür ve sanat merkezi kazandıracağız. Eşsiz kumsalıyla, deniziyle, ormanlarıyla İstanbul’umuzun oksijen deposu olan Şile’mize yaraşır sahil düzenlemeleri yapacağız. İlçemize kazandıracağımız katı atık yakma tesisiyle; doğayla iç içe olan bu muhteşem ilçemizin havasını, suyunu, toprağını koruyacağız. Daha güzel bir Şile için, çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız. Ben sözlerimi verdim. Şimdi, sizlerden, Şileli hemşehrilerimden söz istiyorum. 31 Mart’ta hep birlikte Yeniden İstanbul diyecek miyiz? 31 Mart’ta hep birlikte Sadece İstanbul diyecek miyiz?” dedi. – İSTANBUL
]]>Kurum, Şile mitinginde yaptığı konuşmada, İstanbulluların mevcut İBB başkanından en temel belediyecilik hizmetlerini beklediğini ancak bunun yerine getirilmediğini söyledi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kadınlara hakaret ettiğini belirten Kurum, “Ekrem efendiye, ‘Analizlere göre kadınlar daha çok AK Parti’ye oy veriyor’ dediler. Aynen şunu söyledi, ‘Ev kadınları daha çok oy veriyor, kadınlar statüsünde demeyelim.’ dedi. Ev kadınlarını kadın statüsünde kabul etmiyor. Kadınlarımıza yönelik bu ayrıştırıcı dil, bu nezaketsizlik, böylesine önemli bir makama hiçbir şekilde yakışmıyor. Kadınlarımıza, annelerimize yöneltilen bu ayrıştırıcı dili biz reddediyoruz.” diye konuştu.
“Her şey değişir ama CHP zihniyeti değişmez.” diyen Kurum, “Geçmişte kadınlarımızı kıyafetleri, başörtülü üzerinden açık-kapalı diye ayrımcılık yapanlar, şimdi de ev hanımlarını ayrıştırıyorlar. Hanımlarımızı kadın statüsünde değilmiş gibi değerlendirmeye çalışıyorlar. Senin ev kadınlarıyla alakalı ayırdığın, ayrıştırdığın, aşağıladığın insanların oyu, başka kadınların oyundan, başka vatandaşlarımızın oyundan daha az mı değerli ya?” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ayrımcılık yarışı yaptığını vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Bir gün biriniz bedelli askerlik yapanları ayrıştırıyorsunuz. Orada bedelli askerlik yapanların vatan sevgisini sorguluyorsunuz. Diğer gün biriniz ‘ev hanımı’ ve ‘diğer hanımlar’ diye ayrıştırarak milletimizi bölmeye çalışıyorsunuz. Bunların işi iş, eser yapmak değil. Bir gün de hayırda, hizmet üretmekte, bu millete faydalı bir iş yapmakta yarışın. Yarışamazlar. Yıllardır aynı tas aynı hamam. Sen belki bıkmamış olabilirsin ama bu millet senden bıktı, usandı. 31 Mart’ta İstanbul, Şile artık senden temelli olarak kurtulacak. Şile seni süresiz tatile gönderecek. 31 Mart geliyor, az kaldı. 31 Mart milletin hesap sorma günü. Sana 31 Mart’ta Şile, İstanbul bu kibirli dilinin hesabı soracak. 31 Mart’ta kadınlarımız İstanbul’da sandıkları patlatacak, sana en büyük dersi kadınlarımız verecek.”
“Bu adamlar olsa olsa siyasetin karikatürü olurlar”
Ekrem İmamoğlu’nun “Ben metro fatihiyim” dediğini de anımsatan Kurum, mevcut İBB yönetiminin 5 yılda sadece 8 kilometre metro yaptığına dikkati çekti.
Dün Sultanbeyli’de düzenlenen mitingde Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli metro hattını hızlıca kendilerinin yapacaklarını söylediğini hatırlatan Kurum, “Bir anda, hepsi birden tüm trolleriyle beraber zıplamaya başladılar. ‘Ya bu hattı biz açacağız.’ diyorlar. Vatandaşlarımız 16 Mart’ta açacağız dedikleri ama kesinlikle açamayacakları o Sancaktepe Şehir Hastanesi, Veysel Karani, Hasanpaşa ve Sultanbeyli duraklarında bekleyecekler. Bu algı belediyeciliği yapanların maskesini orada düşürecekler. Bu adamlar olsa olsa siyasetin konusu değil, karikatürü olurlar. Bunların yalan söyleyip, eser üretemedikleri gibi bir de bizim İstanbul’a kazandıracağımız eserleri eleştiriyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, mitingin ardından alanın yanında bulunan MHP seçim ofisinin açılışını yaptı.
]]>Üsküdar sahilde bir restoranda düzenlenen programda mahalle muhtarları ve yerel basın temsilcileriyle bir araya gelen Kavuncu, partisinin 2019’da bir ittifak yaptığını, bu ittifakın İstanbul’da başarılı olduğunu ancak genel seçimlerde arzu edilen neticenin alınamadığını söyledi.
Kavuncu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ülkeyi kötüye götürdüğünü ileri sürerek, “Meral Akşener’i de cumhurbaşkanı getirseniz veya herhangi birisini de buraya cumhurbaşkanı yapsanız bu sistem bu ülkeyi kötüye götürür.” dedi.
Parlamenter sistemin güçlendirilerek revize edilmesinin ülke için daha hayırlı olduğunu düşündüklerini ve ittifak yaptıklarını anlatan Kavuncu, “Bu ittifakta başarısız olduk. 2019 yılındaki yerel seçim birlikteliğimizin sebebi genel seçimleri almaktı.” diye konuştu.
Kavuncu, genel seçimlerin ardından İYİ Parti olarak hiçbir ittifak içerisinde yer almadan yola devam etmeyi kararlaştırdıklarını hatırlatarak, bu kararlarının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir ziyarette bulunduğunu, iş birliğinin devam etmesi yönünde talebi olduğunu anlattı.
Özel’in teklifinin Genel İdare Kurulu’nda tartışıldığını söyleyen Kavuncu, neticesinde yola hür ve müstakil devam etme kararının çıktığını vurguladı.
İYİ Parti’nin hiçbir siyasi partinin başarısı, devamlılığı ya da muvaffakiyeti için kurulmadığını, kimsenin siyasi geleceği için gidişatını belirlemediğini aktaran Kavuncu, “İstanbul’daki belediye başkanının siyasi hayatı ya da Ankara’daki belediye başkanı için bir karar almayız biz. Bizim kendi tüzüğümüz, kendi programımız var. Bu tüzük ve program doğrultusunda ittifak yapmayı uygun bulduğumuz dönemde yaptık. Bitirilmesi gerektiği dönemde uzun tartışmalar sonucunda öncelikle ülkemiz için, sonra partimiz için hayırlı olanın bu olduğuna inandık.” değerlendirmesinde bulundu.
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var, o da Buğra Kavuncu”
Buğra Kavuncu, zaman zaman “İYİ Parti seçmeninin, üyelerinin büyük çoğunluğu İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’na oy verecek.” şeklinde iddialar duyduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“İYİ Parti’nin İstanbul’da adayı var arkadaşlar, o da Buğra Kavuncu. İYİ Parti seçmeni hiçbir yere gitmez bir. İki, İYİ Parti seçmeninin hafızası güçlüdür. İYİ Parti seçmeni zamanında sorduğu sorulara aldığı cevapları unutmaz. Bakın biz 14 Mayıs öncesi ‘Türkiye elden gider, seçimi kaybederiz, Cumhuriyet’in 100. yılında biz bu fırsatı değerlendirelim. Anketlerde ve kamuoyunda kazanma ihtimali en yüksek olan iki adayı değerlendirelim.’ dedik ve bir çağrı yaptık. İYİ Parti seçmeni daha ne yapabilir, İYİ Parti seçmeni size daha ne verebilir? İYİ Parti seçmeni size dedi ki ‘gelin cumhurbaşkanı adayı olun.’ Ne yaptınız? ‘Uygun kişi Kemal Kılıçdaroğlu’ dediniz ve elinizin tersiyle ittiniz. Şimdi bir ‘İstanbul İttifakı’ndan bahsediyorsunuz. İYİ Parti seçmeni zamanında size verebileceği, size önerebileceği, o da bu iki kişisinin şahsında değil, Türkiye için, kazanma ihtimali en yüksek iki kişiden birisi olduğu için bunu önerdi ama aldığı cevap da çok netti. Bugün İYİ Parti seçmeni unutmaz, hele İstanbul’da hiç unutmaz. Siz bırakın İYİ Parti seçmenini, siz Cumhuriyet Halk Partisi seçmenini ikna etmek için biraz çaba gösterin. Zira Cumhuriyet Halk Parti seçmeni Sancaktepe’de, İstanbul’da, birçok ilçede artık açıktan yapmış olduğunuz, eski adıyla HADEP, bugünkü adıyla DEM’le yapmış olduğunuz ittifaktan dolayı rahatsız. Bana sahada soruyorlar. Siz İYİ Parti seçmeninin size vereceği oyu bırakın, siz önce kendi partinizin seçmeni size oy verecek mi vermeyecek mi, yapmış olduğunuz bu aleni ittifakın hesabını verin, seçmene bunu anlatın, bizimle uğraşmayı bırakın.”
“25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır”
31 Mart’taki seçimlerin çok kritik olduğunu ifade eden Kavuncu, şunları kaydetti:
“Türkiye, seçmenimiz diyecek ki ‘Artık biz sizin bu kavganızdan bıktık.’ Eğer yine bu yapı arasına biz bu ülkeyi sıkıştırırsak bakın 5 yıl sonra ne olacağını ben size söyleyeyim. Artık tek parti rejimine gider bu ülke. Çünkü 25 yıldır ana muhalefet muvaffak olamıyor. Yani 25 yıldır bir parti seçim kazanıyorsa bunun iki sebebi vardır. ya o iktidar çok iyi çalışıyordur, her şeyi çok iyi yapıyordur ya da muhalefette ciddi bir problem vardır. Biz problemin muhalefette olduğuna inanıyoruz. Eğer bu seçimde de yine Türkiye bu iki yapı arasında sıkışırsa bundan 5 yıl sonra gerçekten ayakta kalan bir muhalefet göremeyiz.”
İstanbul’da sorunları 28 başlıkta topladıklarının altını çizen Kavuncu, ilk dört başlığın barınma, ulaşım, ekonomik problemler ve düzensiz göç olduğunu söyledi.
İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, İYİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Hasan Ofluoğlu, İYİ Parti Üsküdar Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ertaç Ergüven de programda konuşma yaptı.
Kavuncu ve beraberindeki heyet, daha sonra Üsküdar Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Üsküdar Şubesini ziyaret etti.
Esnafın ve emeklilerin sorunlarını dinleyen Kavuncu, il dışında olan TÜED Şube Başkanı Fatma Önerge ile telefonda görüştü. Emeklilerin demokratik haklarını gerekli izinleri alarak meydanlarda araması gerektiğini belirten Kavuncu, bu konuda emeklilerin yanında olacaklarını iletti. Kavuncu, Üsküdar nüfusunun yüzde 30’unun 65 yaş ve üstü yaş grubundan oluştuğunu ifade etti.
İlçedeki temasları kapsamında Aziz Mahmud Hüdayi Türbesi’ni ziyaret ederek dua eden Kavuncu, burada esnaf ziyareti yaptı, vatandaşlarla sohbet etti.
Üsküdar Belediyesine ait İkinci Bahar Emekliler Kahvesi’ni de ziyaret eden Kavuncu, ardından Güneydoğu Dernekler Birliğinde masaya oturarak vatandaşlarla “101 Okey” oynadı.
Kavuncu, Üsküdar’da bir spor kulübüne de ziyaret gerçekleştirdi.
]]>BEYSEM’de düzenlenen programda kadınlar ile bir araya gelen Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beykoz için yapacağı projeleri anlattı. Düzenlenen programa Beykoz Belediye Belediye Başkanı Murat Aydın, İstanbul Milletvekili Hasan Turan ve ilçede ikamet eden çok sayıda kadın katıldı. Protokol konuşmaları ile başlayan program ikramların ardından son buldu.
“Bizim annelerimize ev kadınlarımıza dil uzatamazsın”
“İstanbul’un neresine gitsek kadınlarımızın güzel eserlerini görüyoruz” diyen Kurum, “İstanbul’un tarihinde ne zamana bakarsanız bakın bu şehrin kadınlar şehri olduğunu görürsünüz. Sizler ailelerimizin evlerimizin yapıtaşlarısınız. Toplumumuzda her alanda ne kadar önemli rol aldığınızı biliyoruz. Peki Cumhuriyet Halk Partili mevcut aday biliyor mu? Maalesef bilmiyor. Bu sabah ne dediğini duydunuz mu? Ev kadınlarının kadın statüsünde değerlendirmeyelim diyor. Ev kadınlarını diğer kadınlar kadar saygın görmüyor. Bu belediye başkanın kibri aklının önüne geçmiş. Ben bu kibir abidesine artık söyleyecek bir söz bulamıyorum. Eli öpülesi kadınlarımızı kategorize eden bu değer bilmez CHP’li adaya 31 Mart’ta ev kadınları gereken cevabı verecektir. Seni yetiştiren de bir ev kadını öyle boyundan büyük laflar etme. Sen bizim annelerimize ev kadınlarımıza dil uzatamazsın. Eğer bu ülke bugün bu duruma gelebilmişse kadınlarımız sayesinde olmuştur. Bu eli öpülesi annelerimiz sayesinde olmuştur” dedi.
“Onların kapattığı İSMEK kurslarımızı İstanbul’un her ilçesine getireceğiz”
“Kadınlarımız da annelerimizle hep birlikte yol yürüyeceğiz” diyen Kurum, “31 Mart gecesi süresiz tatile gidecekler. Onları ev kadınlarımız süresiz tatile gönderecek. Onların kapattığı İSMEK kurslarımızı her ilçesine her mahallesine biz getireceğiz. İlk işini kuran Kadın girişimcimize 100 bin TL sermaye desteği sunarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Kurum kardeşin yanında diyeceğiz. İhtiyaç sahipleri bütün büyüklerimizin İstanbul kartlarına 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. İstanbul’da çalışan bir kadınımızın yılda 288 saatte trafikte heba oluyor ömrümüzden üç yıl gidiyor. Trafik süresini yeni metrolarla, tüneller, otopark sistemleriyle ve daha bir çok ulaşım hamle ile süratle gerçekleştireceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız. Benim Beykozlu kardeşim buradan Harem’e gitmek istediğinde yapacağımız tünel ile birlikte 9 dakikada Harem’e ulaşacak. Bunların ulaşımı çözmek gibi bir dertleri yok. Bu noktada verdiği sözleri tutmuyorlar” dedi.
“Şu an İSKİ elektrik parasını ödeyemez hale geldi”
İSKİ’nin borç batağı içinde olduğunu ifade eden Kurum, “Yarı zamanlı belediye başkanı ne diyor biliyor musunuz? İSKİ tam bir rezalet diyor. Evet İSKİ’yi siz bu hale getirdiniz. Siz İSKİ’nin kaynaklarını kendi geleceğiniz için harcadığınız. Şu an İSKİ elektrik parasını halledemez hale geldi. 5 yılda İstanbul’a bir damla içme suyu kaynağı getirmediler. İstanbul susuz kalırsa sorumlusu bunlar çünkü bu konuda hiçbir çaba sarf etmediler. Ne arıtma tesisi ne dere ıslahı Beykoz’un sorunlarını giderecek adımlar atmadı. Bunlar kendi gelecekleri için İstanbul’un kaynaklarını heba etti. İsrafı bitirdik diye tabelalara 175 milyon lira para harcadılar. Beykoz’umuzun uç mahallelerine belediye otobüsü gelmiyor veya saatler sonra geliyor. Sen Beykoz’un kaynaklarını kendi geleceğin için harcadığın için gelmiyor. Sen o kaynakları israf ettiğin için gelmiyor. Biz inşallah 1 Nisan’dan itibaren Beykoz’umuzun özlediği hizmeti getireceğiz. Beykozlu kardeşlerimiz bir yerden bir yere gitmek için saatlerce beklemeyecek. Çavuşbaşı Kavacık yolunun yetmediğini biliyorum. Mevcut CHP’li İBB yönetimi her konuda olduğu gibi bu konuda da tek bir adım atmadı. Hiç merak etmeyin bu yolumuzda genişletip sizin hizmetinize sunacağız” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Kurum, Kavacık Yaşam Merkezi’nde düzenlenen Beykoz Sanat ve Eğitim Merkezi (BEYSEM) Buluşması’ndaki konuşmasında, kadınlar ve gençler için “Yeniden İstanbul” hedefiyle yollarda olduklarını söyledi.
İstanbul’un, kadınların ve gençlerin başrolü oynadığı bir şehir olacağını dile getiren Kurum, “Sizin iş gücüne katılımınızı çok önemsiyoruz. Bunun için de ihtiyaç duyduğunuz eğitimlere, istihdam fırsatlarına dair yaşadığınız eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız. Onların kapattığı o İSMEK’imizi İstanbul’un 39 ilçesine, her mahallesine biz getireceğiz.” diye konuştu.
Kurum, kadınların hangi sektörde iş yapmak isterlerse yanlarında olacaklarını vurgulayarak, “İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, ‘Büyükşehir yanında’ diyeceğiz. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere, ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 lira destek ödemesi yapacağız.” ifadelerini kullandı.
“Kadınlarımızın yanımızda olduğunu her zaman ifade ettim”
Kadınların toplumun gelişmesinde, iş hayatında, eğitimde, sanatta, evde ne kadar önemli rol aldığını bildiklerini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Peki kıymetli hanımefendiler, bu CHP’li mevcut aday biliyor mu? Maalesef bilmiyor. Bu sabah ne dedi, gördünüz mü? ‘Ev kadınlarını kadınlar statüsünde değerlendirmeyelim. Ev kadınları, kadınlar statüsünde olmasın.’ diyor. Ev kadınlarını diğer kadınlar kadar saygın görmüyor, ayrıştırıyor, küçümsüyor. İşte bu yarı zamanlı, kibirli belediye başkanının kibri, aklının önüne geçmiş. Ben bu kibir abidesine artık söyleyecek bir şey bulamıyorum. Ailemizin temeli, çocuklarımızı yetiştiren eli öpülesi kadınlarımızı kategorize eden bu değer bilmez, hak bilmez CHP’li adaya 31 Mart’ta ev kadınları sandıkta gereken cevabı verecek. Seni yetiştiren de bir ev kadınıdır. Sen bizim annelerimize, ev kadınlarımıza dil uzatamazsın, onları küçümseyemezsin. Onlar ailelerinin çatısı, direği oldular, yeri geldi annelik, babalık yaptılar. Eğer bu ülke bugün bu durumdaysa kadınlarımız sayesinde oldu. Biz her zaman kadınlarımızla birlikte yol yürüdük. Kadınlarımızın yanımızda olduğunu her zaman ifade ettim. Her zaman onların fikrine, görüşüne değer vereceğimizi söyledim. Bundan rahatsızlar. Dedim ki, ‘Bu bir kadın hareketi’ olacak. Bundan rahatsızlar, çünkü 31 Mart gecesi süresiz tatile gidecekler, onları ev kadınlarımız süresiz tatile gönderecek.”
“Bırakın yatırım yapmayı, elektrik parasını ödeyemiyor”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bugün “İSKİ tam bir rezalet.” dediğini, İSKİ’yi bu hale getirenlerin mevcut İBB yönetimi olduğunu dile getirdi.
İBB Başkanının, İSKİ’nin kaynaklarını kendi geleceği için harcadığını söyleyen Kurum, “Şu an İSKİ, elektrik parasını ödeyemez hale geldi. Bırakın yatırım yapmayı, elektrik parasını ödeyemiyor. İstanbul’a şu 5 yılda bir damla yeni içme suyu kaynağı getirmediler. İstanbul eğer bundan sonraki süreçte susuz kalırsa sorumlusu bunlar. Çünkü bu konuda hiçbir çaba sarf etmediler. Ne arıtma tesisi ne dere ıslahı ne de bu konuda Beykoz’un ihtiyaçlarını giderecek adımları atmadılar. Bunların anlayışı bu.” değerlendirmesinde bulundu.
Beykoz’un 3 mahallesine İETT otobüslerinin ya gelmediğini ya da saatler sonra geldiğini vurgulayan Kurum, 1 Nisan’dan itibaren hizmeti Beykozlulara getireceklerini söyledi.
Kurum, 0-6 yaş arası çocukların sadece anneleriyle değil babalarıyla da ücretsiz seyahat edebileceğini, ilköğretim çağındaki çocukların, toplu ulaşımdan ücretsiz faydalanacağını kaydetti.
İstanbul’un mevcut İBB yönetiminde çok zaman kaybettiğini dile getiren Kurum, İstanbul’un 5 yılının ziya ve heba edildiğini sözlerine ekledi.
Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın ve çok sayıda kişi katıldı.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Memur-Sen İstanbul Teşkilat Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Program’a Kurum’un yanı sıra Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur”
Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduklarını belirten Murat Kurum, büyükşehir tazminatı bekleyen memurların destekçisi olacağını söyledi. 31 Mart akşamı emekçilerin sevineceğini ifade eden Kurum, “Kıymetli Memur-Sen Başkanım buradaki kardeşlerimizin tercümanı oldu. Çok duygulu bir konuşma yaparak emekçimizin bizden beklentisini ifade etti. Büyükşehir’de yaşayan tüm emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur. Bu kardeşiniz sizin her zaman yanınızda olacak. Sizlerin eksiği, ihtiyacı, beklentisi, talebi neyse onu gerçekleştiren tarafta olacak. Biz böyle gördük, böyle öğrendik ve bundan sonra da bu anlayışla çalışacağız. Sizlere şöyle bir bakıyorum ve görüyorum. Bu salondaki kardeşlerimizin gözlerinde 31 Mart’ın coşkusu, heyecanı ve zaferin müjdesi var. İyi ki varsınız, iyi ki Memur-Sen’imiz var. İyi ki dava arkadaşlarımız var. 31 Mart akşamı herkes sevinecek, işçi emekçi kardeşimiz sevinecek. 31 Mart akşamı İstanbul’u özgürlüğüne kavuşturacağız. 5 yıldır üzülen, kırılan İstanbul’un 571 yıllık onurunu gururunu Memur-Sen’li kardeşlerimizle ayağa kaldıracağız” dedi.
“Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık”
“Yol arkadaşlığımız İstanbul’da da devam edecek” diyen Murat Kurum, “Memur-Sen, 20-30 yıllık değil, 1000 yıllık kadim bir duruştur. Tüm hizmet kollarıyla ve Genç-Memur-Sen’iyle 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’mizin en büyük sivil toplum kuruluşu olan büyük Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduk. Sizlerin başarılarından her zaman mutluluk duyduk. Bugün, Memur-Sen’imiz kurulduğu günkü kararlılık, sabır ve samimiyet daha da güçlenerek yoluna devam ediyor. Bakanlık dönemimde her fırsatta beraberdik. Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık. Yangınlarda, geçilmez sarp yolları birlikte aştık. Sellerde, en kötü anlarda birbirimize omuz verdik. Allah’ın izniyle bu yol arkadaşlığımız İstanbul’umuzda da devam edecek” şeklinde konuştu.
“Emekçimizin İBB hizmetlerinden faydalanması için adımlar atacağız”
Kurum, ideal şehir ve model İstanbul vizyonunu, “Biz belediyeciliğin nasıl olması gerektiği konusunda, sizlerin ve medeniyetimizin rehberliğini çok kıymetli görüyoruz. Çünkü biz ideal bir şehir, model bir İstanbul istiyoruz. Bizim medeniyetimizde ideal şehir, her şeyden önce değerler etrafında şekillenir. Şehir adaletli bir toplumsal düzeni sunmalıdır. Komşuluk hukukunu korumalıdır. Eşitliği ve insan haklarına saygıyı eksiksiz karşılamalıdır. İnşallah göreve geldiğimizde her bir İstanbullu için ‘eşit hizmet, adaletli düzen’ diyen bir belediyecilik yapacağız. İstanbul’umuzda, toplumsal dayanışmayı en yüksek seviyeye çıkaracağız. Yoksullara yardım etmek, yetimlere sahip çıkmak, muhtaçlara destek olmak en büyük şiarımız olacak. Tüm işlerimizde açık ve şeffaf olacağız. Temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceğiz. Her vatandaşımızın onur ve haysiyetini koruyacağız. Doğal kaynaklarımızı gelecek nesillere emanet olarak bırakma düşüncemizi, daima muhafaza edeceğiz. Bilgiye, eğitime, kültüre, sanata ve sağlığa çok önem vereceğiz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyaçlarını gidereceği adımlar atacağız. Hastane çalışanlarımızın, şehir hastanelerinde kalan hasta yakınlarının kantinlerden kurtularak İBB hizmetinden faydalanmasını sağlayacağız. Ulaşımda da, konut fiyatlarının düşeceği alanda da emekçimizin yanında olacağız. İnancımızın bir gereği olarak hoşgörü ve çeşitliliği daima önemseyeceğiz. İnsanımızın yaradılışına, fıtratına ters tek bir şehircilik adımı dahi atmayacağız. Buranın altını çiziyorum. Kendi menfaatimizi değil, İstanbulluların menfaatini gözeteceğiz. İşte medeniyetimizin emrettiği bu ilkelerle çalışarak İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız” sözleriyle anlattı.
“Bugün İstanbul’u yönetenlerde güvenilir adam duruşu yok”
İstanbul için ‘medeniyetin başkenti’ ifadesini kullanan Murat Kurum, “Peki yeniden ayağa kalkmanın formülü nedir? İnancımızın emri olan emanet şuurudur, şehre hizmetin ekseni olan şehreminliktir. Açık söylüyorum. Bugün İstanbul’u yönetenlerde emanet şuuru, güvenilir adam duruşu yoktur” diyerek mevcut İBB yönetimini ve yöneticilerini eleştirdi.
“31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz”
İstanbul’un en büyük emanet olduğunu vurgulayan Kurum “İstanbul en büyük emanettir. Çünkü bu milletin mazisi, bugünü ve yarınıdır. İstanbul bize ecdadımızın, tarihin emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan hocamızın emanetidir. Bu şehir bize dava ve aksiyon adamı şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Kutlu İstanbul, şanlı hatıralar galerisidir’ diyen Mehmet Akif İnan’ın emanetidir. İstanbul bize bu şehrin en büyük sevdalısı liderimiz, genel başkanımız, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. Ben inanıyorum ki bu emanet, 31 Mart’ta tarih şuuruna, millet şuuruna sahip olan bu emin ellere yeniden teslim edilecektir. Bunu her yerde coşkuyla görüyoruz. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek. Onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
İstanbul için de 650 bin konutun dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, sözlerine, “Biz sadece İstanbul’da değil, 81 ilimizin en ücra köşelerinde bile bu şuurla koşmuş adamlarız. Milletimizle el ele verdik gece gündüz çalıştık. Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop, Rize, Bartın ve Trabzon’daki sellerde, asrın felaketinde, milletimizin tüm zor zamanlarında yanında olduk. O şehirlere sözler verdik. Muhalefet o zaman, ‘biz bunları bedava ve hızlı yapacağız’ dedi. Ne oldu? 28 Mayıs’ta milletimiz yine eserden, gerçekten yana tavrını koydu. Bunların boş vaatlerine aldanmadı. Milletimiz şunu çok iyi biliyor; AK Parti yapar. Murat Kurum söz verdiyse, gece gündüz çalışır o yuvaları yapar. 31 Mart’tan sonra da bizi arayanlar hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken göremeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyerek devam etti.
“Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın rabia işareti ve Cumhur İttifakı seçmeniyle alay etmesine de tepki gösterdi. 31 Mart’taki seçimlerde vatandaşın İmamoğlu’na demokrasi tokadı atacağını söyleyen Kurum, “Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptığını hatırlayın. Rabia işaretimizle dalga geçerek, Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kendini bilmez adam. Kibri aklının önüne geçmiş CHP’li mevcut İBB Başkanı, milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor musun? Senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana. Bu aziz millet sana, 31 Mart’ta o ellerle öyle bir demokrasi tokadı atacak ki, elini öyle sallayıp tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu şaşıracaksın. Bizi özgürlüğe kavuşturacakmış. Sen önce dön aynaya bak, etrafında, masanda kimlerle birlikte hareket ediyorsun. Sen kimlerle yol yürüyorsun önce ona bak” dedi.
“Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız”
CHP’li İBB yönetimindeki işçi çıkartmalarını hedef alan Murat Kurum, haksız çıkartılan emekçilere seslendi. 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceğini dile getiren Kurum, “Ne dedik? İstanbul emanettir dedik. Ama bu emanet sadece bana ve teşkilatımıza bırakılmadı. Hepimizin çok çalışması gerekiyor. Mesele Murat Kurum meselesi değil. 1 Nisan’dan itibaren daima ‘Yarınından Emin, Güçlü Memur’ diyeceğim. Memur kardeşlerimizin derdini, kendi derdim yapacağım. Biz tek yürek, tek yumruk olacağız. Memurumuzun hak arama mücadelesine daima destek vereceğiz. Haksız yere görevden alınan tüm kardeşlerimizi geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları için, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz” diye konuştu.
“Bunun rakibi kendisi”
İBB yönetiminin metro performansını da eleştiren Kurum, mevcut Başkana “Muhalefetten ve ilgisiz belediye başkanından İstanbul’la alakalı bir şey duydunuz mu? ‘8 kilometre metro yaptın’ diyoruz, bir şey demiyor. Çünkü o kadar yaptı. 5 bin 500 konut yaptın diyoruz sesi çıkmıyor. Çünkü o kadar yaptı. Sancaktepe’de metro yapacakmış. Sen onu benim külahıma anlat. Açılmış tünele hafriyat döken, 10 metro ihalesinin 3’ünü iptal eden sen değil misin? Millet zor zamandayken, ailem var diyerek tatile giden sen değil misin? Bizim ailemiz yok mu, işinden ettiğin insanların ailesi yok mu? Bunun rakibi kendisi.” Diye seslendi.
“İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız”
Memur ve emekçiler için hazırlanan sosyal projelerini anlatan Kurum “Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemize 7 gün 24 saat esasıyla çalışan birer kreş yapacağız. Benim memur kardeşim gece mesailerinde, çocuklarını düşünmeyecek, büyükşehrin emin ellerine, şefkatli personeline teslim edecek. Gözü arkada kalmayacak. İstanbul’umuzda evden işe, işten eve gitmenin bir çileye dönüştüğü günler son bulacak. Bu yüzden İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız. İstanbul’da yaşamak memurlar için külfet olmayacak. Başkanımla birlikte karar alıp, uygulayacağız. Yeni metro hatları, kavşaklar, tüneller, otobüs ve metrobüslerle trafik sorununu memurumuzun, insanımızın gündeminden çıkaracağız” dedi.
“Memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız”
Memurlara konut müjdesi veren Kurum, konuşmasında “Sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım. Biz hep ne diyoruz; ‘İman varsa imkan da vardır.’ Bugün çözülemez denilen ne kadar sorun varsa, bu kardeşiniz çözecek. 5 yıl önce yarım bırakılan ne varsa yeniden başlatacak. 5 yıldır durdurulan İstanbul’u yeniden şaha kaldıracak. İstanbul’un sorunlarını biz çözeriz, daha önce yaptık. Geleceğimizi hep birlikte inşa edelim” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ dedi, belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı”
Murat Kurum’un projesi için “Sayın başkanımızın emekçilere sosyal konut, kreş gibi destekleri çok değerli” diyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’li belediyenin işten çıkarmalarına da tepkisini “Geçen seçim sonrasındaki işçi kıyımı bizi çok zorladı. Biz o zaman bu seçim geçer, 5 yıl biter demiştik. Her yerde afişe edeceğimizi söylemiştik ve şimdi o zaman geldi. Bunlar sözleşmeli memuru attılar. Emekçiyi sürdüler. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza gittik ‘bu ruhsat kötü kullanılıyor ve istifaya zorlanıyor’ dedik. Talimat verdi ve düzeltildi. Sürgünlerin önüne geçildi. Ama belediye birimleri arasında milletin başını döndürdüler. Cumhurbaşkanımız ile yaptığımız son görüşme sonrasında 460 bin kişinin kadroya geçişi oldu. 5 yıl geçti, 31 Mart’a gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı ve sonra da kıyımlar devam etti. ‘Emekçiyi kucaklayacağız’ dediler, ama kundakladılar. Bizlere hizmet edenin, emekçiyi destekleyenin yanında olacağız” sözleriyle ifade etti. – İSTANBUL
]]>Kurum, Ülke TV’de katıldığı canlı yayında, Çanakkale’de meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki depremi yaşayan tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve deprem gerçeğiyle yaşamak zorunda olunduğunu vurgulayan Kurum, “Biz istiyoruz ki İstanbul’daki riskli bina stokunu bir an önce bitirelim. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu farkındalığıyla daha önce başardığımız gibi İstanbul’u da deprem konusunda hazırlıklı hale getireceğiz. İstanbul, deprem konusunda sempozyum yapmaktan ileri gidemeyen anlayışa teslim olmayacak.” ifadelerini kullandı.
Kurum, depreme ilişkin tedbirler alınarak yaşanması gerektiğini dile getirerek, “Deprem bugün terörle mücadele kadar önemli bir konudur. Biz de projelerimizi, hayallerimizi ortaya koyduğumuzda en önemli gündem maddemiz deprem.” şeklinde konuştu.
“Vatandaşınız için dertli olursanız her şey yapılır”
Kurum, muhalefetin, İstanbul’un deprem gerçeğiyle ilgili son 5 yılda hiçbir proje ortaya koyamadığına işaret ederek, şöyle konuştu:
“650 bin konut İstanbul’da dönüştürülmemeli.’ diye düşünen bir belediye başkanı şu anda var. Kentsel dönüşümün mahalle mahalle yapılması gerektiğini biz söylerken, bugünkü liyakatsiz belediye başkanı hiçbir şey yapmadı. Bu anlayış, ‘İstanbul’da deprem olsun ve insanlar bu riskli binalarda yaşasın.’ demektir. Biz, nüfusu arttırmadan yerinde konutları dönüştürelim diyoruz. Yapmak isteyeni de eleştiriyorlar, ‘Kaynak bulamazsınız.’ diyorlar. Biz kaynak bulduk, asrın felaketinde 3 ayda 89 bin konutun inşası başladı. İstenirse yapılır, siz vatandaşınız için dertli olursanız her şey yapılır. “
“TOKİ ile kaynak ürettik”
Kurum, kaynakları en iyi şekilde kullandıklarının ve TOKİ ile kaynak ürettiklerinin altını çizerek, “İstanbul’a 5 yılda 1 litre su gelmemiş. Sonra da bizim projeleri karalamak diz boyu. Eğer İstanbul’da Marmaray, Avrasya Tüneli, 3. köprümüz, Kuzey Marmara Otoyolu yapılamasaydı neler olurdu?” dedi.
Murat Kurum, 100 bin sosyal konut için 16 Nisan’da başvuruları alacaklarını hatırlatarak, şöyle devam etti:
“KİPTAŞ eliyle yarısı bizden 300 bin konut yapacağız. Biz 250 bin konutu dönüştüreceğiz. İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a harcayacağız. Biz İstanbul’da 100 bin konutu neden yapacağız. Memurların İstanbul’dan beklentileri var. Bu konutlar kentsel dönüşüm yapılan binalardaki insanlarımıza düşük kiralı olarak verilecek. Sayın Cumhurbaşkanımızdan, ilgili bakanlarımızdan destek alacağım. İstanbul için ne gerekiyorsa yapacağım.”
“Raylı sistemi 5 yılda 2 katına çıkaracağız”
İstanbul’un en önemli sorunlarının başında ulaşım, deprem ve konut fiyatlarının geldiğini belirten Kurum, “İstanbul’daki trafik artık çile olmuş. Yılda 18 milyon turistin geldiği, araç sayısının her gün arttığı İstanbul’a yatırım yapmak zorundasınız. Birileriyle kirli pazarlıklarla bunu yapamazsınız. İstanbullular neden bu çileyi çekiyor? Metrobüs kuyruğunu görsem ve belediye başkanı olsam utanırım, sokağa çıkamam. Raylı sistemi 5 yılda 2 katına çıkaracağız. 340 kilometreden 650 kilometreye çıkaracağız. Her ilçeye metro gidecek bir sistem yapacağız. İstanbul’un 2 yakasına 2 büyük tünel yapacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut İBB yönetiminin yeni bir tane bile tünel yapmadığını kaydeden Kurum, “122 kilometrelik tünelle alternatif bir yol oluşturuyoruz. Yerin altından hızlı bir şekilde gidilecek yol olacak. Bunların bittiğini hayal edin, Kilyos’tan çıkan bir vatandaşımız kesintisiz Büyükçekmece’ye kadar gidecek.” dedi.
“250 bin araçlık yeni otoparkı hayata geçireceğiz”
Kurum, vatandaşın evinin önüne ücret ödemeden aracını park edeceğini vurgulayarak, 250 bin araçlık yeni otoparkı hayata geçireceklerini söyledi.
Üstü yeşil alan, altı otopark olan projeyi gerçekleştireceklerini belirten Kurum, okullara otopark yapacaklarını ve okula gelen öğretmen ile velilerin araçlarını buralara park edebileceklerini kaydetti.
Kurum, tek sistemden taksiyi yöneteceklerine dikkati çekerek, “Şu anda birçok uygulama var, biz bunu tek çatı altında toplayacağız. Oldu ya taksiden istediğiniz verimi alamadınız, ödül ve ceza uygulaması getireceğiz. Gerekirse men edeceğiz. Bir yandan taksicilerimize eğitim vereceğiz. Taksicilerin de güvenliğini düşüneceğiz.” ifadelerini kullandı.
“Sen önce kirli ittifaklarının hesabını ver”
CHP ile DEM Parti arasındaki ittifakın kimlerle nasıl olduğunu milletin bildiğini kaydeden Kurum, “Aynı geçmişte olduğu gibi bakanlıkları paylaşmışlardı. Cumhur İttifakı’nda böyle bir şey gördü mü bu millet? Devlet Bey, ‘Sizin de bu noktada bir talebiniz var mı?’ diye sorulduğunda, ‘Bu millet sizi seçti, sizin yönetmeniz ve bizim uymamız gerekir.’ diye yanıt verdi.” şeklinde konuştu
Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, “Tek millet, tek devlet” söylemiyle ilgili yaklaşımına değinerek, şunları kaydetti:
“Sen git önce kendini özgürleştir, sen ne demek istiyorsun? Sen önce kirli ittifaklarının hesabını ver. Böyle bir aşağılık bakış açısı olamaz. Sen git o büyükelçilerle yaptığın kirli anlaşmaları açıkla. Gelip bize akıl verme. Kendi menfaatin için her türlü kirli ilişkiye giriyorsun sonra bizim ‘tek millet, tek devlet’ dememizden mi rahatsız oluyorsun. Özgür Özel, bedelli askerlik yapan vatandaşlarımızı hedef aldı, kendi belediye başkan adayları bedelli askerlik yapmış kişiler. “
Murat Kurum, seçim yarışında geriden başladıklarını ancak şu an 1,5-2 puan öne geçtiklerini belirterek, tüm İstanbulluların oyunu alarak büyük bir zafer kazanacaklarını söyledi.
]]>Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde düzenlenen “İstanbul, Spor ve Olimpizm” başlıklı etkinlikte öğrencilerle buluşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, olimpiyatlar ve Avrupa Oyunları’na dair önemli açıklamalar yaptı.
“Spor İstanbul’un yaptığı çalışmalar bizler için çok önemli”
Yaklaşık 300 öğrencinin katıldığı buluşmanın açılışını Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Mehmet M. Yorulmazlar yaptı. Yorulmazlar, “Bugüne dek Spor İstanbul’da yaptıkları ve İstanbul’a kattığı değer için Renay Bey’e teşekkür ediyorum. Spor İstanbul’da yapılan çalışmalar, düzenlenen hizmet içi eğitimler, antrenörler için getirilen sertifika kriterleri gibi konular, bizler için gerçekten çok önemli” dedi.
Yorulmazlar’ın ardından öğrencilerin karşısına çıkan Spor İstanbul Genel Müdürü İ. Renay Onur, İstanbul’da yaşayan vatandaşların spor alışkanlıkları, eğitim sisteminde spora verilmesi gereken önem, Spor İstanbul’un hedefleri, 2036 Yaz Olimpiyatları ve 2027 Avrupa Oyunları konularında önemli bilgiler verdi.
“Avrupa’nın en genci Türkiye obezitede 1 numara”
Türkiye’nin ortalama yaşının 34, Avrupa’nın ise 44 olduğuna dikkat çeken Onur, “Avrupa’dan 10 yaş genç olmamıza rağmen, 18 yaş üstünde obezitede bir numarayız. En genci olan en obez” dedi. Fransa’nın her olimpiyata 500 kişi gönderdiğini kaydeden Onur, “Fransa’nın ortalama yaşı 44-45, nüfusu da 60 milyon. Türkiye’nin nüfusu 86 milyon, ortalama yaşı 33. Bu rakamlara bakıldığında Fransa’dan 500 kişi gidiyorsa, Türkiye’den 700-800 kişi gitmeli. Ama bizim çıkabildiğimiz en yüksek nokta 100 kişi. Yine de 100 kişi gidiyor 13 madalya alıyor. Yüzde 13 başarı demek. Esasında fazla sayıda sporcu çıkarsak gerçekten çok başarılı olabilecek yetkinlik ve fiziksel özelliklere sahip bir ülkeyiz” dedi.
“20 yıldır ilkokullarda beden eğitimi öğretmeni yok”
Bugüne kadar olimpiyatlara 5 kez başvurduğumuzu hatırlatan Onur, “Ancak İstanbul’da jimnastik ve atletizm müsabakaları yapabileceğimiz yer yok. Atletizm pistleri futbol sahaları haline getirildi. Jimnastik Şampiyonası bu yüzden Mersin’de yapıldı” dedi.
20 yıldır Türkiye’de ilkokullarda beden eğitimi öğretmeni olmadığını vurgulayan Onur, “Okulun yanında bir ortaokul veya lise varsa oradan bir öğretmen geliyor ama kendi başına ilkokulda beden öğretmeni yok. Spor bilimleri fakültelerinden her sene 20 bin kişi mezun oluyor ama okullarda beden eğitimi öğretmeni yok. Bugün sporculara, spora nasıl başladıkları sorulsa, ilkokuldaki beden eğitimi öğretmeninin sayesinde olduğunu söylerler. Biz, 20 yıldır bu bağı kesmişiz. Yaptığımız patinajın bir sebebi de bu” dedi.
Spor İstanbul yıllık 900 bin kişiye ulaştı
Spor İstanbul’un 2023 itibarıyla yıllık 900 bin kişiye ulaştığını kaydeden Onur, “Toplamda 11 milyon kez kullanım yapıldı. İlkokullardaki beden eğitimi öğretmeni eksikliğini kısmen biz gidermeye çalışıyoruz. Yılda 120 bin çocuk bizim spor okullarından yararlanmaya başladı. Bunların içinden 200-300 kişiyi de profesyonel kulüplere yolcu ediyoruz” dedi.
Göreve geldiğinde İstanbul’da insanların fiziksel aktivite oranının yüzde 13 olduğunu belirten Onur, “Bunu yüzde 30’a çıkardık. 18 yaş üstü her 100 kişiden 30’u haftada en az bir kez fiziksel aktivite yaptığını söylüyor. Londra’da bu oran yüzde 60. Ana amacımız fiziksel aktivite oranı artırmak” dedi.
2027 Avrupa Oyunları İstanbul’a geliyor
İstanbul’un 2027 Avrupa Oyunları ev sahipliğine yapmaya hazırlandığını belirten İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur, “Saha pratiği açısından olimpiyatların tam yarısı kadar branş ve sporcuya ev sahipliği yapacak. Kulağa tuhaf gelse de İstanbul gibi bir şehrin çok sporlu etkinlikler tecrübesi yok. Avrupa Oyunları, Yaz Olimpiyat Oyunları’nın bir provası gibi. Avrupa Oyunları’nın burada düzenlenmesi, İstanbul’un CV’sine yazılacak keyifli bir iş olacak” dedi.
Onur, temel amaçlarının 2036 Yaz Olimpiyat Oyunları’na ev sahibi olan İstanbul’u öncelikle olimpiyatların gelebileceği bir şehir haline getirmek olduğunu vurgulayarak, “2036 için şansımız olduğunu düşünüyorum. Beş kere aday olduğu ve herkesin merak ettiği bir şehir olduğu için İstanbul’un şansı olduğunu düşünüyorum. Yeter ki doğru yatırımları yapalım. Lozan’da Mayıs 2022’de yapılan ilk görüşme çok iyi geçti. Bizden İstanbul’un spor master planı istendi. İstanbul’un spor master planını çıkardık. İlçe ilçe yapılması gerekenleri belirledik. Bire bir görüşmeler de başladı. Olimpiyatları isteyen şehrin altyapısının hazır olması isteniyor. Biz de bu yüzden bu yatırımların yapılmasını sağlıyoruz. Olimpiyat Komitesi, artık şunu istemiyor: ‘Biz bu kadar yatırım yaptık, olimpiyatlar buraya geldi.’ Bunu duyduğunda hemen öbür ülkeye bakıyor. ‘Bizim yerlerimiz hazır ve kullanılıyor’ diyeni gördüğünde oraya gelmek istiyor” dedi. – İSTANBUL
]]>Pendik Sahil Meydanı’nda düzenlenen “Pendik Hamsi Festivali”nde konuşan Kurum, Pendik’in her zamanki gibi coşkulu olduğunu ve 31 Mart zaferini müjdelediğini söyledi.
Kurum, “Karadeniz demek geçmişimiz, bugünümüz, geleceğimiz demek. Karadeniz demek, delikanlılık demek, vatan sevdası demek, sığınılacak liman demek, çelik gibi güçlü irade demek. Emin olun sizleri canımızdan öte seviyoruz. Pendik’imizin her bir sokağını, burada yaşayan her bir kardeşimizi seviyoruz. Çünkü sizler açık sözlüsünüz, yiğitsiniz.” ifadelerini kullandı.
Bakanlığı boyunca gittiği 81 ilde eser ve hizmetleri olduğunu anlatan Kurum, Karadeniz’de ayak basmadık bir tepe, yayla bırakmadıklarını kaydetti.
“İBB Başkanı ‘İstanbul’da kentsel dönüşüm yapılmasın’ diyor”
Kurum, İstanbul’daki deprem riskini kendilerinin gidereceğini, kentte tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar mücadeleyi vatandaşlarla vereceklerini ve İstanbul’da 650 bin konutu dönüştüreceklerini aktardı.
İBB Başkanı İmamoğlu’nun kentsel dönüşüm projeleri hakkındaki sözlerini eleştiren Kurum, şöyle devam etti:
“Biz ‘650 bin konut yapacağız.’ diyoruz. Bu yarı zamanlı belediyecilik yapan CHP’li belediye başkanı, ‘Bu konutların yapılmasına gerek yok’ diyor. Akla ziyan. Geçmişte yaptıkları belli, koca 5 yılda 5 bin konutu ancak dönüştürmüşler. Sen Trabzon’a gitsen, bizim orada yaptığımız konut sayısı senin koca 5 yılda yaptığından katbekat fazla. Pendik’e gelseniz, sosyal konutlarımızı, kentsel dönüşüm konutlarımızı görürsünüz. İstanbul’da 39 ilçedeki projelerimizi görürsünüz.”
“31 Mart’ta seni süresiz tatile göndereceğiz”
İmamoğlu’nun, 5 yıl boyunca kendi geleceğini inşa etmek için İstanbul’un ve Pendik’in kaynaklarını boşa harcadığını söyleyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrafı bitirdik deyip, tabelalara tam 175 milyon lira para harcadı. Arkadaş sen israfı, tabelalara 175 milyon harcayarak bitiremezsin, 2 günlük konsere 550 milyon harcayarak bitiremezsin. Ama hiç merak etme 31 Mart’ta seni süresiz tatile göndereceğiz. 31 Mart’ta eş genel başkanınla seni tamamen özgürleştireceğiz. Artık istediğin kadar tatile gidebilirsin. Ama 31 Mart’ta bir de şunu yapacağız, o yaptığın israfların birer birer hesabını soracağız.”
Kurum, 31 Mart’ta bir tarafta İstanbul’da trafik çilesini bitirmek ve metro hatlarını 5 yılda 2 katına çıkarmak isteyenlerin, diğer tarafta ise 5 yılda sadece 8 kilometre metro yapanların, bununla da yetinmeyip yapılan metro ihalelerini iptal edenlerin olduğunu belirtti.
Metro inşaatına hafriyat döküldüğünü anımsatan Kurum, “Dünyanın neresine giderseniz gidin böyle bir örnekle karşılaşamazsınız. Bu, CHP anlayışıdır, reklam belediyeciliği anlayışıdır.” dedi.
“İstanbul’un her sokağında bizi göreceksiniz”
Bugüne kadar verdiği tüm sözlerini tuttuğunu kaydeden Kurum, “Size söz, İstanbul’un her sokağında, mahallesinde, ilçesinde bizi göreceksiniz. Bizi hiçbir zaman o bahanelerin, iftiraların, dedikoduların tarafında görmeyeceksiniz.” dedi.
Pendik’te trafiği rahatlatacak katlı kavşak projesini hızla hayata geçireceklerini bildiren Kurum, Sabiha Gökçen Havalimanı çevresinde vatandaşlara eziyet olan trafiği çözeceklerini, Pendik-Sabiha Gökçen- Tuzla metro hattını 2,5 yıl içerisinde tamamlayıp ilçeye kazandıracaklarını söyledi.
“31 Mart’ta tüm İstanbul’u sevindirelim”
Kurum, seçime kalan 28 günde herkesin bir kişiyi ikna edip oyunu almasını rica ederek, “31 Mart’ta tüm İstanbul’u sevindirelim, herkesi kucaklayalım. 31 Mart akşamı Eren Bülbül’ün annesini, Aybüke öğretmenin annesini, tüm şehitlerimizin, gazilerimizin annesini sevindirelim. İstanbul’daki tüm kardeşlerimizle el ele, Gazi Mustafa Kemal’in hayal ettiği, muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak istediği ve Cumhurbaşkanı’mızın sevdası olan aziz İstanbul’umuzu sizlerle geleceğe hazırlayalım.” diye konuştu.
Programın ardından vatandaşlara karanfil dağıtan Kurum, sahneye gelen çocuklarla horon tepti.
Programa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik ve AK Parti Konya Milletvekili Selman Özboyacı ile çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte halk buluşması gerçekleştirdi. Hançerli’ye tavrı nedeniyle teşekkür eden İmamoğlu, “Onun bu kadirşinaslığını, partili duruşunu, yoldaşlığını alkışlıyorum. Yakışanı yapıyor. Yakışanı yapmaya, herkesi davet ediyorum” dedi. İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a da “Ne diyor acemi aday? İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Ona buradan sesleniyorum: Bu millete, ‘Kanal İstanbul gündemimde yok’ demeyene kadar, sana bu soruyu soracağım; bir. İki; senin gündeminde yok da sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız, hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nın da gündeminde var mı yok mu; onu açıkla” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte ilçe turu yaptı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Çaykara’nın içinde olduğu seçim otobüsünü yol boyunca sık sık durdurarak, sevgi gösterilerinde bulundu. Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı üyesi vatandaşlarla, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP İstanbul milletvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel ve Cem Aydın eşliğinde bir araya gelen İmamoğlu, Hançerli ve Çaykara, mülkiyet sorunu yaşayan yurttaşlara hitap etti. İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’nin Avcılar’daki son adresi, Merkez Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşması oldu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de halk buluşmasında İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’ye eşlik etti.
“Bizim meydanlarımız aile meydanı” diyen İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“BİZİM MEYDANLARIMIZDA O PARTİ BU PARTİ YOK. BİZİM MEYDANLARIMIZDA HERKES VAR: Bu meydanlarda çocuklar var. Bu meydanlarda pırlanta gibi evlatlarımız var. Gençlerimiz var. Kısacası ailece buradayız, bizim meydanlarımız aile meydanı. Bizim meydanlarımızda o parti bu parti yok. Bizim meydanlarımızda sevgi var, bizim meydanlarımızda saygı var, bizim meydanlarımızda kalbi güzel insanlar var. Bizim meydanlarımızda oy veren vermeyen yok herkes. Bizi meydanlarımız gözünde, gönlünde kötülük olanın bile kalbine iyilik getir. Eğer kalbini buz bağlamışsa bizim kalbimizdeki güzellikler o buzları eritecek göreceksiniz. Biz bunu hep birlikte daha önce başardık öyle değil mi. Dualarınız sayesinde dimdik ayaktayız. Bugün burada olduğunuz için her birinize minnet duyuyorum. Ben Avcılar’daki hikayem tam 35 yıl. Ben burada üniversitede okudum. İstanbul Üniversitesi’ne geldim üniversiteyi bitirdim. Bu şehirde hep birlikte İstanbullu olduk komşu olduk, biz burada iş hayatımızı sürdürdük. Yuvamızı kurduk çocuklarımız oldu. Sonra dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum. Beni bu şehre belediye başkanı yapan Atatürk Cumhuriyetine minnet duygularımı iletiyorum. Beni bir köyden alıp buraya getiren bu makama yükselten Atatürk’ün kurduğu Türkiye değerleridir. Hepimizin borcu var. Biz o borcu ödeyeceğiz çocuklarımıza layık olacağız, gençlerimize layık olacağız. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi güçlendirerek hep birlikte yolumuza devam edeceğiz.
EKREM İMAMOĞLU ORAYA CAMİİ YAPARSA MÜTEDEYYİN İNSANLAR EKREM İMAMOĞLU’NA TEŞEKKÜR EDER, ETMESİN DİYE: Biliyorsunuz girişte 475 araçlık bir otoparkı olan çok değerli bir meydan inşaatına bu kardeşiniz başladı. İnşallah bak göreceksiniz tam gaz devam edeceğiz. Orada hem o meydanı hem de sanat dolu çok güzel meydanı fonksiyonlarıyla birlikte hepinizin hizmetine biz sunacağız. Yine hemen orada 2019 yılında Silivri’de bir deprem oldu hatırlıyorsunuz değil mi? O depremde Hacı Ahmet Tükenmez Camimiz biraz hasar gördü. O cami bize söylendi ve yıktık. Oradaki o alanın yetkisi bizde olduğu için hızlıca oranın projesini yaptık. Biliyorsunuz oranın bir tarafı vatandaşların yürüyeceği iş yolu, bir tarafı buradan karşı tarafa geçiş yolu, önü de D100 karayolu. Yani ortada bir yer. Oraya çok güzel bir cami tasarladık. 800 kişilik kapalı alanı 800 kişilik açık alanıyla beraber iki bin kişilik bir cami tasarladık. Bakın etrafına da insanlar kitap alabilecekleri caminin fonksiyonlarına destek sunacak mükemmel bir alan tasarladık. Beş yıldır kaç kez Turan Hançerli başkanımız gitti konuştu. Biz ekip yolladık, anlattık. Bir müftü sırf Ekrem İmamoğlu oraya cami yapmasın diye bizim projemizi dava etti. Buna ben bu aklı biliyorum neymiş efendim, oraya daha büyük cami lazımmış. Burası kavşak kaldı ki caminin büyüğü değil. Bizim Yaradan’ımız, bizim inancımız bize tevazuyu, emretmiş. Tevazuyu oraya yakışanı yapmak bize yakışır, öyle güzel bir proje yaptık. Kaldı ki hemen karşı tarafında Cerrahpaşa Üniversitesi’nin sınırlarının içinde daha büyük bir cami tasarlanmış. Beni niye engelliyor biliyor musunuz? Aklı sıra Ekrem İmamoğlu oraya cami yaparsa hani mütedeyyin insanlar Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eder, etmesin diye. Yahu Allah seni ıslah etsin. Allah seni ıslah etsin. Şimdi benim ne cami cemaatiyle ne mütedeyyin insanlarla ne inançlı insanlarla aramıza girebileceğini mi zannediyorsun hadi oradan, hadi oradan. Hadi oradan.
SİZİN SİYASETİNİZ BATSIN: Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Hemen şurada, Yakuplu’da, hemen D 100 orada hasırcılar var. Onun arkasında bir cami yaptım. Adını da ne koydu biliyor musunuz? Kuvay-i Milliye Cami koydum. Ben bunları tanıyorum. Onun için anlatıyorum camii yaptık, diyanete teslim edeceğiz. Bir Kurban Bayramı arefesi. Dedim ki, camiiye gidin bakın bakalım eksiği var mı? Bir an önce bir an önce açılsın. Bayram namazı sabahı, ben orada kılacağım dedim. Arkadaşlarım geldi ne deseler iyi. Yahu başkanım gittik her şey tamam da müftü görevlendirmek istemiyormuş imamı. Dedim vallahi ben gider kıldırırım. Ben yaparım o işi. Aradım o zamanki yetkilileri. Dedim ki size yarım gün müsaade, yarım gün. O camiye imam görevlendiriyor musunuz? Görevlendirmiyor musunuz? Sen dedim bunu yapıyorsan bekliyorum cevabını o gün oraya imam görevlendirildi ve bayram namazını orada kıldık. Ben buradan o müftüye veya onun gibilere sesleniyorum. Sizin siyasetiniz batsın. Sizin siyasetiniz batsın. Allah sizi ıslah etsin. Yaradan bize demiş ki inançla yaşamla insan sevgisiyle büyü. Gerisini unut siyaset nedir bugün var yarın yok. Makam nedir? Mevki nedir? Ama bunların hepsi düzelecek.
BEN YILMAM KARDEŞİM BEN ADAMI YILDIRIRIM KARDEŞİM: Bakın biz burada beş yıldır cami yaptırmak için, yaptırmamak için uğraşıyor ama gene o camiyi biz yapacağız. Pırlanta gibi bir meydan olacak. Bakın biz burada çok güzel işler yaptık. Başkanım da biliyor, şu Marmara Caddesi’ni pırlanta gibi yaptık. Namık Kemal Caddesi, Reşit Paşa Caddesi ve buradaki bir kısım sokakları bu kapsamda yeniledik. İstanbul’un her ilçesine kent lokantası açacağız. Yine Enstitü İstanbul İsmek, kreş açtık üç tane 300 yakın çocuğumuz eğitim görüyor. Bizden önce kreş var mıydı bu şehirde? Yok. Sayısı kaçtı sıfır sıfır. Yurt var mıydı? Hayır. Sayısı kaçtı? Bunların notu da sıfır onu söyleyeyim size. Bunların notu da sıfır.İcraatçıyız kardeşim biz kalkınmacıyız. Bunlar tembelleşmişti. 2019 yılında seçimi biz kazanınca ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar öyle değil mi? 6 Mayıs’ta, seçimi iptal ettikten sonra hep birlikte bunlara demokrasi dersini verdik mi. Biz bunlara demokrasi dersi verdikten sonra ne yaptılar? Hakkımızda dava açtılar. Hapis cezası vermeye kalktılar. Siyasi yasak koymaya çalışıyorlar soruşturma koydular, onu yaptılar, bunu yaptılar. Beni, hem de beni yıldıracaklar. Ben yılmam kardeşim ben adamı yıldırırım, diyorlar ki senin arkanda kim var? Benim arkamda bak kızım (halk buluşması katılımcılarından) dedi ki ben varım. Benim arkamda 16 milyon var. Bakın en çok neye tahammül edemiyorlar biliyor musunuz? Ne dediler? Bunlar gelirse sosyal yardımlar kalkar dediler. Bu kardeşiniz bütçedeki payını tam altı katına çıkarttı. Onlar, torpilli bir kişiye, 120 bin dolar burs verdiler. Ben ise 100 bin milletin evladına yedi bin beş yüzer lira burs verdik.
BU KARDEŞİNİZLE EKİBİ İSTANBUL’U TALAN EDECEKLERİ KANAL İSTANBUL’U YAPTIRMADI YAPTIRMAYACAK KARDEŞİM: Biz 0- 4 yaş arası çocuğu olan anneler bu şehri özgürce gezecekler. Bebelerini mutlu yetiştirecekler dedim. Annelere o güzel anneyi evladıyla dolaşsın diye anne kart verdik. Ne dedi? Kimin parasını kime veriyorsun. Milletin parasını millete veriyorum, sizin gibi bir avuç insana vererek o bir avuç insanı mutlu etmiyoruz. Biz sosyal yardımları hem de partisi kimmiş, neymiş hiç önemli değil. Milletin ihtiyacına koşmak bizim sorumluluğumuz. Eğer bir memlekette yoksulluk varsa eğer bir memlekette, açta, açıkta birisi varsa ona yardım etmek, ona katkı sunmak lütuf değil bizim sorumluluğumuz Biz yardım yapmıyoruz. Onun hakkı olan ona veriyoruz. Bu sosyal demokrat anlayışı onlara öğreteceğiz. Bakın önümüzdeki yıl ne yapacağız biliyor musunuz? 100 bin gencimize bu sefer yıllık tam 15 bin lira burs vereceğiz. Niye çünkü bu ekonomiyi yönetemeyen bu akıl bizi enflasyona boğdu paramızı pul etti. Emeklimizi, kuyruklara mahkum etti. Bir de emekliye verilen ya da verilecek bir farkı bütçeye yük olduğunu söylüyor. Siz İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağınıza gidin ekonomiyi düzeltin. Gidin milletin hakkı olanı millete verin kardeşim. Emeklinin hakkı olanı emekliye verin. Ahlaklı bir dönem, bu süreçte İstanbul’da bir torpilli bir kişiye bile imar rantı verdirtmedi, vermedi. Bu kardeşinizle ekibi yol arkadaşları, İstanbul’u talan edecekleri Kanal İstanbul’u yaptırmadı, yaptırmayacak kardeşim.
BU MİLLET KENDİNİ ALDATANI SEVMEZ BİRDE ALDANANI: Ne diyor acemi aday, İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Vallahi dün bir şey dedi karıştırdı, önce aynaya bak dedi. Sonra ayran dedi, ayranı yok dedi. Ben de anlamadım ne dediğinden ama ona buradan sesleniyorum bu millete Kanal İstanbul gündemimde yok demeyene kadar sana bu soruyu soracağım bir. İki, senin gündeminde yok da, sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nda gündeminde var mı yok mu onu açıkla. Bu millet neyi sevmez biliyor musunuz? Kendini aldatanı sevmez, bir de aldananı sevmez. Bu millet aldanana da oy vermez aldatana da oy vermez. Birlikte olduğumuz sürece bu milletin birlik ve beraberliği için hep birlikte çalıştığımız süre bu milletin sırtı yere gelmez. İstanbul’un yokta yoklukta açta açıkta kimsesi kalmayacak güne kadar çok çalışmaya devam. Ben hepinizi çok seviyorum. Allah hepinizi korusun. Hep birlikte koşacağız. Milletçe, çok güzel işleri Avcılar’a, İstanbul’a hep birlikte üreteceğiz.
YAKIŞANI YAPMAYA HERKESİ DAVET EDİYORUM: Utku Caner Çaykara benim genç pırlanta, mühendis arkadaşım, kardeşim. Utku Caner Çaykara’yla çok güzel bir dönemi hep birlikte var edeceğiz. Biz Turan Hançerli dostumla çok güzel bir çalışma yaptık ve çok güzel başarılara imza attık. Şimdi Turan Hançerli Başkanımızla yine yan yana omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Göreceksiniz onu bu dönem ya sağımda ya solumda hep bir arada olacağız İstanbul için gayret içinde olacağız. Onun bu kadirşinaslığı partili oluşu, yoldaşlığını alkışlıyorum yakışanı yapıyor. Yakışanı yakışanı yapmaya herkesi davet ediyorum herkesi. Buyurun Utku Caner Çaykara kardeşimin çok başarılı olacağını yürekten inanıyorum. Sevgili kardeşim, il başkanım değerli dostum Özgür Çelik’e de hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. İlçe başkanım burada yarattığı iş birliği ortamı için ona da teşekkür ediyorum. Her şey çok güzel olacak. Tam yol ileri”
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Pendik Belediyesi tarafından düzenlenen hamsi festivaline katıldı. Festivale Murat Kurum’un yanı sıra Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. Sahilde bulunan meydanda kurulan çadırlarda yüzlerce vatandaşa hamsi ekmek dağıtıldı. Festivalde düzenlenen halk oyunları gösterileri katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Festivalde yöresel sanatçılar da konser verdi. Müzik eşliğinde horon oynayan vatandaşlar, gönüllerince eğlendi. AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum ile Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin birlikte horon oynadı.
Festivalde konuşan Murat Kurum, “Bugün Pendik her zamanki gibi coşkulu. Bugün Pendik 31 Mart zaferini müjdeliyor. Sizlerle yol arkadaşı olmak, sizler için yola çıkmak şereflerin, gururların en büyüğü. Biz bakanlık yaptığımız görev boyunca milletimizin yanında olduk. 31 Mart’tan sonra İstanbul’da fetret dönemini bitireceğiz, İstanbul’un yeniden yükselişini başlatacağız. Bu anlamlı buluşmaya, hamsi festivalimize hepiniz hoş geldiniz. Bu festivalin düzenlenmesinde emeği geçen Ahmet Cin başkanıma teşekkür ediyorum. Karadeniz’imizi adeta Pendik’imize getirdik. Hamsi bahane, burada dostluğumuzu muhabbetimizi pekiştireceğiz” dedi.
Kurum, “Şimdi sadece İstanbul diyoruz. İstanbul’un sorunlarına odaklanacağız. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayana kadar çalışacağız. İstiyoruz ki İstanbul’da 650 bin konutumuzu dönüştürelim. CHP’li belediye başkan adayı bu konutların yapılmasına gerek yok diyor, akla ziyan. İstanbul’da kentsel dönüşüm yapılmasın diyor. Geçmişte yaptıkları belli, koca 5 yılda 5 bin konutu ancak dönüştürmüşler. Trabzon’da yaptığımız konut sayısı bundan daha fazla. Pendik’te bizim sosyal konutlarımızı görürsünüz. 39 ilçede yaptığımız projeleri görürsünüz. Çocuklarımız, yarınlarımız için çabalarken görürsünüz. Biz aşkla, şevkle sizlerle elele vereceğiz. İstanbul’umuzun yarınlarını birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“31 Mart seçimleri böylesine önemli, kritik bir seçim” diyen Kurum, “Bir taraftan İstanbul için hayaller kurup, o hayallerin peşinden koşanlar var, bir tarafta maalesef İstanbul’un geleceğine ilişkin bir hayali, projesi olmayanlar var. 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği getireceğiz. Size söz, İstanbul’un her sokağında, her bir ilçesinde bizi göreceksiniz. Hep sözünü tutan, hayallerini gerçekleştiren tarafta olacağız. Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan itibaren bu aziz şehre hizmetlerimizi yapacağız” dedi.
Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ise, “Burası Pendik sahil meydanı. Biz 30 yıldır burada etkinlik yapıyoruz. Ama ne yazıkki 5 yıldan beri akıllarına Pendik’te etkinlik yapmak gelmeyen Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayında buraya bizim çadır kurmamızı engellemeye çalışıyor. Ama biz buna direneceğiz. 5 yıldır bu meydanda etkinlik yapmayanlara buna müsade etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Başkan Cin, “Pendik Murat Kurum başkanımıza ve şahsımıza ciddi bir teveccüh gösteriyor. Bugün de hamsi festivali dolayısıyla sayın bakanımızı davet etmiştik. O da nezaket gösterdi geldi. Coşku üst seviyedeydi. Hem Pendikli vatandaşlarımıza hem de sayın başkanımıza teşekkür ediyoruz. İnşallah bu coşkunun esas kutlamasını 31 Mart’tan sonra yapacağız. Pendik ve İstanbul’da hayırlı hizmetlerin başlangıcı için bismillah diyeceğiz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>CHP’nin Ataşehir Belediye Başkan Adayı Onursal Adıgüzel, İstanbul’da Proje Tanıtım Toplantısı düzenledi. Toplantıya, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Ataşehir İlçe Başkanı Celal Yalçın da katıldı.
“ONURSAL ADIGÜZEL, TÜRKİYE’DE GENÇLİKLE DENEYİMİN BİRLEŞTİĞİ NADİR ÖRNEKLERDENDİR”
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, şunları söyledi:
“Onursal Adıgüzel, Türkiye’de gençlikle deneyimin birleştiği nadir örneklerdendir. Siyasette hep gençlerin varlığı konuşulur ancak deneyim de önemlidir. Partimizin gençlik kollarında çok önemli bir mücadele verdi. 25, 26 ve 27’nci dönemde TBMM’de İstanbul’a ve ülkemize önemli hizmetler sundu. Partimizin genel başkan yardımcılığını yaptı. Genç yaşına rağmen çok büyük sorumluluklar aldı. 2019 yılında sandık güvenliği konusunda hep birlikte büyük bir mücadele verdik. Onursal Adıgüzel, 2019 yılında kurduğu sistemle seçimlerin manipüle edilmesinin önüne geçti. 2019 tarihi zaferimizin kahramanlarından oldu. Gençliğiyle, deneyimiyle Ataşehir’e 31 Mart’tan sonra hizmet edecek. Bu ilçede adil, yeşil, yaratıcı bir belediyecilik yapacak. Ataşehir’in çocuklarına, gençlerine, kadınlarına, emeklilerine, emekçilerine çok önemli hizmetler sunacak. Kendisine inanıyoruz, güveniyoruz.
“İSTANBUL’UN ÇOCUKLARIYLA, GENÇLERİYLE, KADINLARIYLA, EMEKLİLERİYLE, EMEKÇİLERİYLE BİR İSTANBUL İTTİFAKI KURMUŞ DURUMDAYIZ”
2019’da ittifaklarla bir seçime gidiyorduk. 2024’te yine güçlü bir ittifakımız var. İstanbul’un çocuklarıyla, gençleriyle, kadınlarıyla, emeklileriyle, emekçileriyle bir İstanbul ittifakı kurmuş durumdayız. Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun 2019’da yaptığı hizmetlerle çok güçlü bir hikayesi var. İstanbul halkçı belediyecilikle rantçı belediyecilik arasındaki farkı gerçekten çok iyi biliyor. Biz bugün burada konuşurken Tuzla’da TOKİ mağdurları bir protesto yürüyüşü gerçekleştiriyor. Bugün rakibimiz olan siyasi partinin adayı, ‘İstanbul’a 650 bin konut yapacağız’ diyor. Ancak Tuzla’da, ‘650 konutu 2 yılda yapacağız’ diye sözünü verdiler, aradan 4 yıl geçti, hala 650 konutu teslim edebilmiş değiller. Halkçı belediyecilik bana oy verir mi, vermez mi kaygısı taşımadan İstanbul’un 39 ilçesine eşit hizmet götürmektir. Dün siyasi rakibimiz, İstanbul’un adayı ’31 Mart’ta biz kazanırsak Gazze’ye yardım göndereceğiz’ diyor. İktidarın bütün olanaklarını kullanıyorsunuz, elinizden tutan mı var da Gazze’ye yardım göndermiyorsunuz? Bizler 31 Mart’ta tarihi bir zafer elde ederek yeniden Türkiye’nin demokrasi mücadelesini sizlerle birlikte vereceğiz. İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir iddia koyacağız. Meclis çoğunluğunu kazanacağız. Bütün engellemeleri ortadan kaldıracağız ve yeniden bu topraklarda umudu yeşerteceğiz.”
“DİJİTAL ORTAMDA ERİŞİLEBİLİR BİR BELEDİYEYİ TÜM TÜRKİYE’YE GÖSTERECEĞİZ”
Ataşehir Belediye Başkan Adayı Onursal Adıgüzel, plan ve projelerini şöyle anlattı:
“Bu kentin bir vatandaşı olarak eksikleri, ihtiyaçlarımızı biliyorum. 20 yıldır bu kentin sokaklarındayım. Size söz veriyorum, hep birlikte Ataşehir’de daha güzel günler yaşayacağız. Ben Ataşehir’in potansiyelini biliyorum. Nasıl projelerimizi birlikte hazırladıysak 1 Nisan’dan sonra da bu potansiyeli ortaya çıkararak Ataşehir’i hep birlikte yöneteceğiz. Önce kağıt üzerinde Ataşehir’in 17 mahallesini inceledik, sonra anketler yaptık. Ama en önemlisi sokağa çıktık. Ben kendi adıma birlikte çalıştığım arkadaşlarımızla yirmi üç site toplantısı yaptım. 49 dernek ve sivil toplumumuzu ziyaret ettim. 17 mahallemizde toplamda 140 esnaf ve pazar ziyareti yaptım. 39 ev ziyaretini kendim gerçekleştirdim. Tabii CHP’nin Ataşehir örgütü durmadı. Tam 40 bin haneyi ziyaret ettiler. Ataşehir örgütü karar vermiş. Diyor ki ’31 Mart’a kadar sıkmadık el bırakmayacağız.’ Bu ziyaretler sonucu aldığımız geri bildirimlerle altyapıdan çevreye, ulaşımdan sosyal ve kültürel donatılara, sosyal destek çalışmalarına kadar birçok projemizi hayata geçirmek için planlama fırsatını bulduk. Pandemiden sonra belediye başkanlarımız halkla buluşamıyor. Biz halk buluşmalarımızı tekrar hayata geçireceğiz. Benim de uzmanlık alanlarımdan biri dijital ortamda erişilebilir bir belediyeyi tüm Türkiye’ye göstereceğiz.
“YAPACAĞIMIZ PROJELER TAM 1 MİLYON 474 BİN 718 METREKARE YER TUTUYOR”
Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun desteğiyle ve kendi gücümüzle yapacağımız projeler tam 1 milyon 474 bin 718 metrekare yer tutuyor. İnanılmaz projeler ürettik. Bu süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ataşehir’de çok önemli işler yaptı. 1 Nisan’dan sonra da bizim en büyük çözüm ortağımız İBB, Başkanımız Ekrem İmamoğlu olacak. Ataşehir’de yaşayan bütün dostlar, ‘İyi ki Ataşehirliyim’ diyecek. Diğer ilçelerden Ataşehir’e gelmek isteyenler olacak. Gördük ki Ataşehir’in majör sorunları var. Bunlardan biri trafik ve ulaşım, diğer biri yeşil alan eksikliği. Kentimizin ulaşım planlaması sadece taşıt odaklı. İlk projemizde Ataşehir’i nasıl yayalaştrıacağımızı, nasıl size bisiklet yolları kazandıracağımızı, Ataşehir’in nasıl daha yeşil yapacağımızı gösteriyor olacağız. Ataşehirimizin doğusuyla batısını birleştiriyoruz. 17 mahalleye eşit hizmet diyoruz. Yeşil Ataşehir projemizi sizinle paylaşmak isterim. Bu bizim vizyon projemiz. Bizim en önemli motivasyonumuz adalet. Biz adaletli olmak zorundayız. Bu doğrultuda fiziksel koşullara da göz önünde bulundurarak İBB’nin destekleriyle bir yaya ve bisiklet hattı oluşturduk.
“PROJEMİZİN BİRİNCİ ETABI TAMAMLANDIĞINDA EN UZAK MAHALLEDEN 15 DAKİKADA BİSİKLETLE BURAYA ERİŞEBİLECEKSİNİZ”
Biliyoruz ki Ataşehir’in mahalleleri arasında çeşitli eşitsizlikler var. Biz bu eşitsizlikleri hep birlikte ortadan kaldıracağız. 11 kilometrelik kesintisiz bir aks tasarladık. Kimse korkmasın, bu yollar zaten var. Sadece bu yolları güzelleştirip yeşilleştireceğiz. Kimsenin bir metre arazisine dokunmadan Ataşehirimizi çok güzel bir yeşil alana kavuşturacağız. Projemizin birinci etabı tamamlandığında en uzak mahalleden 15 dakikada bisikletle buraya erişebileceksiniz. Ama tüm etapları bitirdiğimizde 1 dakikada bütün Ataşehir’den bu aksa ulaşabiliyor olacaklar. Aynı zamanda bir köprü tasarımımız var. TEM’i de bisikletlilerin ve yayaların kullandığı bir köprüyle geziyoruz. Sizi olabildiğince motor sesinden, egzoz dumanından uzak tutacak yaşanabilir bir alanı hayata geçirmek istiyoruz. Buna ek olarak yaşam vadilerimiz, bölge parklarımız, mahalle parklarımız var. İlçemizde toplam 814 bin 739 metrekare yeni yeşil alan kazandıracağız. Böylece ilçemizin yeşil alan oranı yüzde 160 arttıracağız. Kişi başına düşen yeşil alan miktarını 3 katına çıkaracağız. 9’a yakın bölge parkını da planlarımız arasına almış bulunmaktayız. Ben hem İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na hem ilçe Belediye Başkanımız Sayın Battal İlgezdi’ye hem de Ataşehir meclis üyelerimize çok teşekkür ediyorum. Onların sayesinde artık Ataşehir’de imar sorunu kalmamıştır.
“100 BİN KİŞİLİK DEPREM TOPLANMA ALANI KAPASİTESİNİ 280 BİNE ÇIKARTMAYI HEDEFLİYORUZ”
Dayanıklı kent Ataşehir, vizyon projemizi de sizlerle paylaşmak isteriz. Biz 17 mahalleyi risk haritalarıyla inceledik. Sonrasında da deprem master planımız için çalışmaya başladık. Mevcutta 100 bin kişilik bir toplanma alanımız var. Bizim hedefimiz bu toplanma alanlarının miktarını 100 bin kişiden tam 280 bin kişinin kullandığı rakama çıkarmak. Bu alanlarda internet yapısını hazır hale getireceğiz. 6 Şubat’tan aldığımız dersle bütün odağımı buraya çevirdim. Türk bir girişimcinin yaptığı, Hatay’da depremde kullanılan ve hayata geçen şu konteyneri buldum. Bu konteyner kendi elektriğini üretebiliyor. Aynı zamanda çadırları ısıtabilecek enerji ortaya çıkıyor. Çocukların, bebeklerin, yaşlıların içinde olabileceği bir alan sunuyor. Biz Ataşehir’i bilinçlendireceğiz. Önce Ataşehir Belediyesi çalışanları bu konuda yetkinleşecek. Sonra gönüllüler bu konuda yetkinleşecek. Deprem master planımızın en önemli başlıklarından biri de arama-kurtarma ve ilk yardım çalışmaları. Depreme karşı duramayız. Ama depreme hazırlıklı olabiliriz. Hazırlıklı olmanın birinci yolu da acil kentsel dönüşümden geçiyor. Kentsel dönüşüm şirketimizi, Ataşehir Belediyesi olarak kuracağız. Ataşehirimizin genelinde bir kentsel dönüşüm beklentisi var. Hedefimiz 2 milyon 866 bin metrekarelik alandaki kentsel dönüşümü gerçekleştirmek.
“2 BİN 140 ARAÇLIK OTOPARKI ATAŞEHİRLİLERE SUNUYOR OLACAĞIZ”
Bizim hedefimiz, Ataşehir’e bir ulaşım master planı yapmak. Bu plan doğrultusunda da haritada gördüğünüz şekilde Ataşehir’in birçok noktasında yeni çözümler üretmek. Yayla odaklı vizyonumuzun yanına bisiklet otobanı projemizi koymak istiyoruz. 15 kilometre uzunluğunda, 32 farklı giriş-çıkışı olan, bugün planlanmış, İBB tarafından size duyurulmuş bir proje. 2 bin 140 araçlık otoparkı Ataşehirlilere sunuyor olacağız. Büyükşehrimizle 12 adet yol, kavşak geçit projeleri hayata geçireceğiz. Ataşehir ulaşımına mühendis eli değecek, hepinizi rahatlatacağız. İstiyoruz ki spor, her Ataşehirlinin gündelik hayatında yer bulsun. Bu doğrultuda, 3 tane çok fonksiyonlu spor tesisimizi sizlerle buluşturmak istiyoruz. Küçükbakkalköy’ümüzü olimpik bir yüzme havuzu ve spor tesisine kavuşturuyoruz. Ataşehir’de her çocuğumuz, havuzla buluşabilecek. Parklarımızda açık hava egzersizleri gerçekleştiriyor olacağız. Yıl içerisinde en az 3 dönemde farklı sporlara ilgi duyan gerçekleri, o sporun başarılı sporcularıyla buluşturacağız. Ne demişti, Mustafa Kemal Atatürk Ulu Önderimiz Başkomutan, ‘Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.’ Ataşehir’in zeki, çevik, ahlaklı sporcuları olsun diye çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
“ATAŞEHİR KARTIMIZLA, MOBİL UYGULAMAMIZLA ATAŞEHİRLİLER İNDİRİM ALACAK”
Kültür ve sanat alanında neler yapacağımızı sizlerle paylaşmak isterim. Bu proje, önümüzdeki dönem Küçükbakkalköy mahallesinde gerçekleştireceğimiz, yeri hazır olan aynı zamanda nikah salonu olarak da kullanılacak proje. Konserler, festivaller, gençlere, çocuklara yapacağımız eğitimler… Özellikle akşam sanat okullarını planlamak istiyoruz. Aynı zamanda gelecek dönemde Ataşehirimizin bir orkestrası olsun istiyoruz. Bu proje roman dostlarıma yaptığım ziyaretten ortaya çıktı. Biliyorsunuz ekonomik krizin yakıcı bir etkisi var. Ataşehir Belediyesi’nin sosyal tesislerinde kaliteli hizmeti, uygun fiyata alacağınız, eşinizle, çocuklarınızla kahvaltı yapacağınız, gençlerin sosyalleşeceği sosyal tesisler bu proje, belli olan bir yere çizilmiş durumda. Ataşehir Kartımızla, mobil uygulamamızla Ataşehirliler indirim alacak. Atakart ile öğrencimiz, emeklimiz, basın mensuplarımız, muhtarlarımız Ataşehir’in hizmetlerinden daha uygun fiyata yararlanacak.
“HER İNANÇTAN ATAŞEHİRLİLERE EŞİT HİZMET VERMEK BİZİM GÖREVİMİZ”
Pazar yeri konusu bize çok geliyor. Ama benim gönlüm el vermiyor; bir yeri sadece pazar yeri yapalım, haftada bir gün kullanalım, benim vizyonuma uygun değil. Ben size çok amaçlı pazar yerleri vadediyorum. Pazar kurulmadığı gün spor yapılacak. Kadın emeğinin değerlendirileceği hatta asma katlarında çeşitli eğitimlerin verileceği çok amaçlı pazar yerlerini de Ataşehirlilerle buluşturuyor olacağız. Bunun ilkini İçerenköy mahallemize, ikincisini de Yenişehir mahallemize hediye ediyor olacağız. Dini tesislerimiz çok önemli bizim için ve çevrelerinin yenilenmesini sağlamak. Her inançtan Ataşehirlilere eşit hizmet vermek de bizim görevimiz. Bir yandan da ekip olarak Ateşehir’i nasıl eşitleriz diye düşündük. Eğitim, çocuklar, gençlerimiz çok kritik bizim için. Sağlık çok önemli. Özellikle huzurevleri, engelliler, aile, kadın ve sokak hayvanları. İBB’nin Ataşehir’de 2 kreşi vardı. Haftaya bir tane daha açılıyor, 3 oluyor. Ataşehir Belediyemizin de 4 kreşi var. Toplam 7 kreş. Bizim hedefimiz 4 yeni kreş açmak. 5 yıl sonunda, 17 mahallemizi de kreşle buluşturmak istiyoruz. Çocuğu olanlar bilir. Bugün çocuğunu kreşe göndersen 10 bin liraya gönderemezsin. Ataşehir Belediyesi, İBB bunun dörtte biri fiyatına vatandaşlarımızın yanında oluyor.
“BİR GENÇ EĞİTİM NOKTASINDA ÇARESİZSE KENDİNİ ÇARESİZ HİSSETMESİN, ONURSAL ADIGÜZEL VAR”
Eğitim projelerimiz kreşlerle sınırlı değil. Yeni nesil kütüphanelerimizden bahsettim. Bununla birlikte e-dershanemiz, öğrenci yurdumuz. E-dershane projemizle eğitime ulaşamayan, imkansızlıklardan dolayı dershaneye gidemeyen gençlerimize ücretsiz test kitaplarına ulaşma fırsatı vereceğiz. Eğer bir aile, bir çocuk, bir genç eğitim noktasında çaresizse kendini çaresiz hissetmesin, Onursal Adıgüzel var. Gelsin, Ataşehir Belediyesi olarak ne gerekiyorsa yapalım. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk ne demiş, ‘En büyük savaş, cehalete karşı yapılandır.’ Cehalete karşı yapılan bu savaşta Onursal Adıgüzel, en önde durur. Bir de şöyle bir projemiz var: Eğer bir evde 3 öğrenci kalıyorsa, ekonomik durumları kötüyse biz belediye olarak o 3 öğrenci kardeşimizin de yanında olacağız. 18-25 yaş arası genç kardeşlerim, mobil uygulamamızı indirecekler. Ataşehir’de bir sürü özel sinema var, konser spor faaliyetleri düzenleniyor. Boş kalan koltukları size sunacağız.
“ATA MUTFAK’IMIZ OLACAK, ATAŞEHİRLİLER BESLEYİCİ YEMEKLERİ, UYGUN FİYATA YİYECEK”
Bizim bütün vizyonumuz katılımcılık üzerine. Bu doğrultuda gençlik danışma kurulumuzu oluşturacağız. ve her ay toplantı yapıp gençlerle Ataşehir’in sorunlarını konuşacağız. Barbaros mahallemizde Ataşehir’in ilk engelsiz yaşam merkezini de sizlere sunuyoruz. Aynı zamanda engelsiz taksimizin kapasitesini artırıyor olacağız, tam bir rehabilitasyon merkezi olacak. Görme engelli arkadaşlarımıza sesli kütüphane hizmetimizi de hayata geçirmiş olacağız. Aşevimizin desteğiyle bir Ata Mutfak’ımız olacak, Ataşehirliler besleyici yemekleri, uygun fiyata yiyecek. Her yıl ihtiyacı olan öğrencilere bir seferlik kırtasiye desteği veriyor olacağız. Artık eğitim de sağlık da paraya dökülmüş durumda. Türkan Saylan Tıp Merkezimiz, Kayışdağı ve Atatürk mahallesi sınırında 8 bin metrekarelik 28 polikliniği olan bir alana taşınıyor ve merkez üssümüz oluyor. İçerenköyümüzde çok uygun bir alan var, oraya da bir kadın ve aile sağlığı merkezini planladık. Hasta nakil ambulanslarımızın sayısını artıracağız.
“38 BİN METREKARE ALANDA, MODERN BİR HAYVAN REHABİLİTASYON MERKEZİNİ HAYATA GEÇİRİYORUZ”
Ataşehir’in 17 mahallesinde sokak canlılarından kaynaklı bir ihtiyaç var. Vatandaşlarımız, ‘Biz sokak canlılarına iyi bakılmasını istiyoruz. Aynı zamanda çocuklarımız korkmasınlar istiyoruz’ diyorlar. Onun için 38 bin metrekare alanda Ferhatpaşa’ya çok yakın bir bölgede, modern bir hayvan rehabilitasyon merkezini hayata geçiriyoruz. İkinci bahar gezileri yaparak Geleceğe Sağlıklı Adımlar programıyla, AŞ evimizin evde sıcak yemeğiyle ileri yaştaki büyüklerimizi yalnız bırakmayacağız. Alzheimer merkezlerimiz ve dijital okur yazarlık eğitimlerimiz de sürüyor olacak. Çocuklarımız için de Ataşehir Yenidoğan ve Aile Desteği Merkezi, okul sokaklarının kullanışlı hale getirilmesi, anne ve çocuk kulüpleri, gezici oyun alanları, gezici tiyatro oyunları ve sinema gösterimleri ve çocuk meclisimizle Ataşehirli çocukları etkinliklerle buluşturuyor olacağız. Ataşehir’de bütçemizi cinsiyete duyarlı yapacağız. Kadın arkadaşlarımızın bütün yönetim kademelerine katılmasını sağlayacağız. Şiddet ve istismara uğrayan kadınlara psikososyal destek verecek olan kadına şiddet hattımızı da hayata geçirmiş olacağız.
“YENİ ALIŞVERİŞ MERKEZİNİN ÖNÜNDE 40 BİN METREKARELİK BİR YEŞİL ALANI SİZLERLE BULUŞTURUYORUZ”
Okul zabıtası projemizle okullarda güvenliği sağlamak istiyoruz. Parklarda kamera sistemleri ve yardım butonları da hazır olacak. Ataşehir’de bir çocuğumuz bile uyuşturucuya bulaştırılıyorsa bunun sebebi de Ataşehir’de bir parkın karanlık, bir yolun güvensiz olmasıysa karşılarında Onursal Adıgüzel’i bulurlar. Inovata Girişimcilik ve Kuluçka Merkezimiz var, bunu bir fin-tech merkezine dönüştüreceğiz. Çünkü Ataşehir bir finans açısından bir çekim merkezi oluyor. Ata-WiFi ile birlikte de İBB’nin yetiştiremediği WiFi çalışmalarına biz destek veriyor olacağız. Ataşehir’in istihdam ofisini kuruyoruz. Hedef koyduk, istihdam ofislerimizde 5 bin Ataşehirli gence iş bulacağız. Halin hemen yanında, yeni alışveriş merkezinin önünde 40 bin metrekarelik bir yeşil alanı sizlerle buluşturuyoruz.”
Adıgüzel’in sunumunun ardından CHP Belediye Meclis Üyeleri tanıtıldı.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Laleli Ordu Caddesi ve yakın çevresi düzenlemesi açılışında konuştu. İmamoğlu, “2019’da milletimiz ne yaptı biliyor musunuz. İstanbul’u kendi mülküymüş gibi gören bir yönetim anlayışından bu şehri kurtardı. ve millet, bu şehrin her noktasının, her köşesinin kendisine ait olduğunun farkına vardı. Bize bu görevi verdiniz, teslim ettiniz. Biz bu şehri, 16 milyon İstanbulluya teslim ediyoruz. ve kendimizi de bu şehrin muhafızı olarak görüyoruz. Sizden aldığımız güçle, İstanbul’da ihmali, ihaneti ve israf devrini tarihe gömdük, bitirdik. Başka bir dönem başladı. Hizmet dönemi, icraat dönemi ve yatırım dönemini başlattık. O sayede, İstanbul’un dört bir yanında bütün toplum kesimlerinin hayatlarını güzelleştiren, kolaylaştıran muazzam işler yaptık. Şimdi bir avuç insan, o eski şatafatlı günlerine dönmek istiyorlar. İstanbul’un kaynakları size, halka değil, kendilerini aksın istiyorlar. Bunun için de bir çalışma içerisindeler. Ama siz, buna müsaade etmeyeceksiniz” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, temelini 2 Kasım 2022’de attıkları Ordu Caddesi ve yakın çevresi düzenlemesi açılışında konuştu. Ordu Caddesi’nin İstanbul’un en güzel caddesi olmaya aday bir yer olacağına vurgu yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
“ORDU CADDESİ’NDE ÇOK DOĞRU, ÇOK GÜZEL VE ADALETLİ BİR DÜZENLEME SÜRECİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK: Cıvıl cıvıl, İstanbul’un güzel insanlarıyla, yurt içinden, yurt dışından gelecek on milyonlarca turistin burada yürürken zevk alarak yürüyecekleri günlere adım atmak üzereyiz. Bugün yeni bir dönemi başlatıyoruz. İstanbul’u adil bir şehir yapmak için çalışan bir yönetim olarak, Ordu Caddesi’ne de adalet getiriyoruz. Bir cadde düzenlemesinde adalet nasıl sağlanır biliyor musunuz? Tüm ulaşım araçlarına caddeyi eşit olarak paylaştırarak, o caddeden yararlanan herkesin ortak çıkarlarını gözeterek bunu yaptık ve Ordu Caddesi’nde çok doğru, çok güzel ve adaletli bir düzenleme sürecini gerçekleştirdik. Ordu Caddesi ve yakın çevresinde yaptığımız düzenlemelerle, araçları yavaş seyahat etmeye teşvik ederek, yayalara ve bisikletlere güvenli bir ortam sağladık.
BU CADDELERİN, BU MEYDANLARIN TEK SAHİBİ VAR; O DA MİLLET: Yaptığımız düzenlemelerle Ordu Caddesi, İstiklal Caddesi’ne benzer bir yapıya kavuşacak. Ben; birlikte, güzellikte, doğrulukta rekabeti severim. İsterim ki; vatandaşlarımız, esnafımız, Ordu Caddesi’nin bu yeni haliyle kendilerini öyle güçlü hissetsinler ve bu süreci öyle güçlü sahip çıksınlar ki, yakında İstiklal Caddesi kadar Ordu Caddesi de her yönüyle İstanbul’un kalbi, İstanbul’un merkezi olmaya aday olsun -ki olacağına da yürekten inanıyorum- örnek gösterilmeye başlansın. Burası olağanüstü güzel bir nokta haline dönüşecek. Biz, gerekeni yaptık. Bundan sonrası, başta buradaki esnafımız ile buradaki yaşayan dostlarımızın katkılarıyla olacak. İstanbul’un caddelerini, meydanlarını, en doğru şekliyle, en güzel şekliyle düzenliyor ve sizlerin hakkı olan bu güzellikleri sizlere teslim ediyoruz. Bu caddelerin, bu meydanların tek sahibi var. O da millet. Kimseye ait değil, millete ait. Onun için buralara bazı kuralları koyacağız.
MİLLET, BU ŞEHRİN HER KÖŞESİNİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNUN FARKINA VARDI: 2019’da milletimiz ne yaptı biliyor musunuz. İstanbul’u kendi mülküymüş gibi gören bir yönetim anlayışından bu şehri kurtardı. ve millet, bu şehrin her noktasının, her köşesinin kendisine ait olduğunun farkına vardı. Bize bu görevi verdiniz, teslim ettiniz. Biz bu şehri, 16 milyon İstanbulluya teslim ediyoruz. ve kendimizi de bu şehrin muhafızı olarak görüyoruz. Sizden aldığımız güçle, İstanbul’da ihmali, ihaneti ve israf devrini tarihe gömdük, bitirdik. Başka bir dönem başladı; hizmet dönemi, icraat dönemi ve yatırım dönemini başlattık. O sayede, İstanbul’un dört bir yanında bütün toplum kesimlerinin hayatlarını güzelleştiren, kolaylaştıran muazzam işler yaptık. Şimdi bir avuç insan, o eski şatafatlı günlerine dönmek istiyorlar. İstanbul’un kaynakları size, halka değil, kendilerini aksın istiyorlar. Bunun için de bir çalışma içerisindeler. Ama siz, buna müsaade etmeyeceksiniz.
ACEMİLİK NASIL HİÇ BİTMEZ BİLİYOR MUSUNUZ: Tabii her seçimde bir aday çıkar. Doğrudur, bir adayları var. 2019’da Binali Bey, ‘Belediyeciliği veya İstanbul’u bilen aday’ şeklinde tarif edilmişti. Şimdiki sayın adayın, aslında her konuda biraz dezavantajı var. Açıkçası bazı konuları bilmiyor olabilirsiniz, acemi de olabilirsiniz. Öğrenmeye talipseniz, sorun yok. Herkesten çok çalışır, öğrenirsiniz. Ama acemilik nasıl hiç bitmez biliyor musunuz? Öğrenmeye meyilli değilse. Öğrenmeye ya da çalışmaya da gönlünüz yoksa, o zaman işiniz zor. Şimdi bazı konuları iyi anlatmak lazım. Hemşehrilerim biliyordur ama, İstanbul’un göbeği olan Fatih’in bu caddesinin adı, biliyorsunuz Ordu Caddesi. Biraz ileriden Itibaren, burası Divanyolu Caddesi’ne döner. Hemen devam eder, o tarihi alana, Minlon Taşı’na, işte sağ tarafta Sultanahmet’e, sol tarafta Ayasofya Camii’ne ve arkasından Topkapı Sarayı’yla buluşursunuz. Arkamızda da işte 30’lu, 40’lı, 50’li yıllarda yapılan bir kısım çalışmaların sonuçlarında yapılan şehir planlamalarıyla, iki tane cadde açılıyor. Biliyorsunuz; Bayrampaşa’ya doğru giden ve sonrasında TEM otoyoluna bağlanan Vatan Caddesi vardır. Hemen sola doğru döndüğünüzde Topkapı’ya doğru devam eden, Millet Caddesi vardır. Aslında burada, o dönemde bir üçleme yapılmıştır. Vatan, Millet, Ordu; yani silahlı kuvvetlerimiz. Yani bu şehrin adı, bir şehrin ya da bir yörenin adı değil. Vatan, millet ordu kavramlarından adını alan caddelerden birisidir. Mesele şurada: Eğer biraz uyduruyorsanız, öğrenmeye niyetli değilseniz, bilmiyorsanız, birine sorup anlamaya çalışmıyorsanız; vallahi işiniz zor.
AZ ZAMANDA, ÇOK ACEMİLİK YAŞATTI BİZE: Sevgili İstanbullular; acemi aday derken, farklı bir kavram anlaşılıyor, sanki Ekrem İmamoğlu adayı ya da rakibini hafife alıyormuş gibi. Öyle bir şey yok. Sadece acemi olduğunu ifade ediyorum. Tabii acemi olduğunu ifade ederken, İstanbullulara önemli bir şeyin altını da çizmek isterim. Biliyorsunuz, birçok acemiliği gösterdi. Bu çok az zamanda, çok acemilik yaşattı bize. Ama tabii burada daha önemli bir mesele var. İstanbul’la bir alakası var mı, yok mu sayın adayın? Bir kere buna bakmak lazım. İstanbul’la ilgili bir duygusu var mı, yok mu? Bunu irdelemek lazım. İstanbul’un mahallelerini, sokaklarını, caddelerini, topografyasını ilçelerini biliyor mu? Buna bakmak lazım. İstanbul bilgisi var mı? İstanbul’a şahitliği var mı? Yaşamışlığı var mı? Bakın bunların hepsi önemli. Bugüne kadar ömrünü nerede yaşamış? Nerede geçirmiş? Büyükçekmece neresi? Küçükçekmece neresi? ya da hangi ilçe, hangi yakada, bunlara bakmak lazım. Bir adayın İstanbul’la alakası, yaşanmışlıkları önemli. İstanbul, dünyanın göz bebeği. İstanbul, dünyanın en güzel şehri. Dolayısıyla şuna bakmak önemli: İstanbul’la alakası var mı? İstanbul’a rabıtası, gönül bağı var mı? Bu şehir hakkında bilgisi veya ilgisi olan bir kişi mi?
AK PARTİLİ, MHP’Lİ; YANİ CUMHUR İTTİFAKI’NA OY VERMİŞ YURTTAŞLARIMA SORMAK İSTİYORUM: Burada ben, özellikle AK Partili, MHP’li; yani Cumhur İttifakı’na oy vermiş yurttaşlarıma sormak istiyorum. Evet, tabii ki bir partinin ya da bir ittifakın adayları çıkar. Arkasında da o partinin genel başkanı vardır. Tamam, olabilir. Ama Sayın Erdoğan, böyle bir adayın arkasında. Doğrudur. Ama şöyle düşünsün Cumhur İttifakı’na oy verenler. Özne olarak, İstanbul Belediye Başkanı adayı olduğunda bu adaya oy verirler mi vermezler mi? Önce buna bir baksınlar bugüne kadar ortaya koyduğu performansla, ortaya koyduğu söylemlerle. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bakın bence AK Partili ve Cumhur İttifakı’na oy vermiş insanların bile, bu yaptıklarından sonra oy verme eğilimini zayıflattığını düşünüyorum. Oy vermeyeceklerini düşünüyorum. Onlar da İstanbullu. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu adayı ileri sürmesi ve İstanbul’a göstermesini irdelemesi lazım vatandaşlarımızın.
SAYIN ERDOĞAN’IN, KURUM’U NASIL BURAYA GÖNDERDİĞİNİ SORGULAYIN: Ben, Sayın Topbaş’ı birçok yerde rahmetle andım, minnetle andım. Hizmetleri geçmiştir. Eleştirdiğim tarafları da oldu. Onlar da ayrı. Ama bakın hatırlayın; Sayın Erdoğan’ın, nasıl Kurum’u buraya gönderdiğini sorgulayın. Derken, aynı şekilde rahmetli Topbaş’ı görevden aldı biliyorsunuz değil mi? Neden aldı? Çünkü Topbaş’ın -beğenirsiniz, beğenmezsiniz- bir iradesi vardı. Rahmetli Topbaş’ın iradesi şuydu; İstanbullu olarak şehre bakıyordu. Bakın aynı fikirde olmayabiliriz. Ama İstanbullu olarak şehre bakıyordu. Merkezi yönetimin her dediğine, Erdoğan’ın her dediğine ‘evet’ demiyordu. 5 tane imar dosyasına imza atmadı diye, onu metal bir yorgunu ilan edip görevden aldılar. Doğru mu? İşte şehri korumak, şehri düşünmek, İstanbulluyu düşünmek başka bir boyut. Kadir Topbaş’ı, rahmetliyi görevden aldı. Bir açıklama getirmedi. Kadir Bey, o görevden alındıktan sonra çok üzgün olduğunu, çok canının sıkkın olduğunu, onu çok hırpaladığını çok yakın çevresinden duydum. Bu haksızlık karşısında ne kadar darıldığını biliyorum.
SAYIN CUMHURBAŞKANI NE YAPIYOR?: Şimdi Sayın Cumhurbaşkanı ne yapıyor? Buraya ithal, atama bir aday getiriyor; bunu kabul edelim. Bu doğru bir şey. Bak; ithal ve atama bir aday. Bir tarifi bütün vatandaşlarımız öğrendi. ‘Tensipleriyle’ buraya geldi. Sayın Cumhurbaşkanı’nın tensipleriyle İstanbul’a geldi. ‘Talimatlarıyla’ şunu yaptı. Hani geçen kendisi de ifade etti. ‘Buyruğumu yerine getirdi’ dedi. Buyruk! Bakın; böyle gelen muhtemelen nasıl olur biliyor musunuz? Böyle gelen insanlar, onun ‘affıyla’ da görevden giderler. Onlar biliyorsunuz, ‘Görevden ayrıldım’ demiyorlar, ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nın affıyla görevimden ayrıldım’ diyor. Bakın; geçen gün bir söyleminde bana, “İstanbul’u öznesi yapmıyor” demiş Sayın Kurum. Yani bunu kim söylüyor? Kendisi özne bile olmayan birisi söylüyor. Kendisi özne değil. Bu önemli. Söylemem o ki; atanmış bir adayla, İstanbul halkı karşı karşıyadır. Sayın Cumhurbaşkanı İstanbulluya, ‘Siz ister beğenin ister beğenmeyin. Ben atıyorum, onu seçeceksiniz’ diyor. Öyle demiyor mu? Öyle diyor. İstanbul’a dair acemiliği bir yana, aynı zamanda atanmış bir adaydır. Aynı zamanda da ithal bir adaydır. Bakın çok net ifade ediyorum.
ŞUNU İSTİYOR: ‘BENİM İRADEM GEÇECEK KARDEŞİM. BEN NE DERSEM O OLACAK: Çünkü bütün bunları niye yapıyor biliyor musunuz Sayın Cumhurbaşkanı? Şunu istiyor: ‘Benim iradem geçecek kardeşim. Ben ne dersem o olacak.’ Biz de ne diyoruz? ’16 milyon ne derse o olacak kardeşim.’ Olayın özü budur. Bu kadar basit. Bakın; bu meseleyi niye anlattım biliyor musunuz? Bu iş, ciddi bir meseledir. Halkın iradesini istemiyor. Halkın seçtiği belediye başkanının bir irade sahibi olmasını, İstanbul’u korumasını, İstanbul’u kollamasını, İstanbullunun sesi, soluğu olmasını istemiyor. Nokta. Onun için, dediğine imza atacak bir aday istiyor. Her dediğini kabul edecek bir aday istiyor. Biraz da ‘Ceketimi koysam kazanırım’ anlayışıyla hareket ediyor. Bu yüzden bu seçim, sadece bir belediye başkanı seçimi değildir. Bu seçim, aynı zamanda milletin iradesinin de korunması seçimidir. Bunu unutmayınız. Bu seçim, sadece İstanbul muhafızlığı seçimi de değildir. Bu seçim, İstanbullunun iradesinin de muhafızlığının seçimidir. Bunu da unutmayın.
SESİNİ SOLUĞUNU KESTİNİZ ONLARIN KANAL İSTANBUL’U AĞIZLARINA ALAMIYORLAR: Biz, her zaman şunu söyledik: Bu kentin insanlarına güveneceksin. Bu kentin insanları ne diyor, ona bakacaksın. Bakın ne kadar güçlüsünüz, size hatırlatmak istiyorum. İstanbul halkı o kadar güçlü ki; İstanbul halkı Kanal İstanbul’u istiyor mu? Hayır. Hem de büyük oranda istemiyor. Bakın sesini soluğunu kestiniz onların. Kanalı bile ağızlarına alamıyorlar. Kanal ismini bile ağızlarına alamıyorlar; doğru mu? Kanal İstanbul ismini ağızlarına alamayan Sayın adayın, daha düne kadar, millete, sanki böyle talimat vererek ‘ya-pa-ca-ğız’ dediğini hatırlıyorsunuz değil mi? Görüntüleri var. Daha bir sene yok. Şimdi, ‘İstanbul’un gündeminde olmayan şey gündemimde yoktur. Niye bana sürekli soruyorsunuz bu soruyu’ diye gazeteciye fırça atıyor. Ama nereye kadar biliyor musunuz? Az önce anlattığım gibi; bir kişi ona talimat verene kadar. Talimatı aldığı gün, sabahtan akşama kadar Kanal İstanbul sayıklar. Bu iş bitecek kardeşim. Ben, evdeki evladıma bile bir şeyi dikti ettirmem, ettiremem. Ettiremem kardeşim. Her yerde söylüyorum: Bu ülkenin fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillere ihtiyacı var. Bu kadar net. Biz, onu teslim temsil ediyoruz.”
O ANLAYIŞI DA TARİHE GÖMECEĞİZ: O bakımdan siyasi kariyerleri aldanmak ve aldatmak üzerine olan anlayışa, hep birlikte son vereceğiz. O anlayışı da tarihe gömeceğiz. Bunlar, yaptıkları işe saygı duymuyor. Bunlar, vatandaşa saygı duymuyor. Biz ise, ilk günden beri insana saygı, kente özen şiarıyla hareket ediyoruz. Vatandaşa asla yalan söylemiyor ve aldatmıyoruz. Kimse de bizi aldatamıyor. Yaptığımız her işi, en ince detaylarıyla, özellikle saygılı bir süreç sonunda yapıyoruz. Çünkü bu millet, aldatanı da sevmez, aldatılanı da sevmez kardeşim. Her ikisini de sevmez. İşlerimizi ortak aklın ve bilimin yol göstericiliğinde yapıyoruz. Bu nedenle bazı gecikmelerimiz de olabiliyor. Ama biz göz boyayan, geçici çözümlerin değil, gerçek ve kalıcı çözümlerin peşindeyiz. Bu kardeşiniz bundan hiç taviz vermedi, vermeyecek. Ordu Caddesi’ndeki bütün detaylarda da bunu görebilirsiniz”
YASAK YOLDAN GEÇEN AK PARTİ SEÇİM ARACINA: “BENİM İNSANIM TALİMATLA KÖTÜLÜK YAPMAZ”
İmamoğlu’nun konuşmasının bu noktasında, AKP’nin bir seçim aracının, yüksek sesle müzik çalarak, araç girişinin yasak olduğu Ordu Caddesi’nden geçtiği görüldü. Aracı fark eden İmamoğlu, “Buradan geçiyor ama ceza kesmek lazım ona. Orası yasak. İşte böyle kural çiğnemeyi kendilerine marifet görüyorlar. Ne diyeyim? Olsun. O da garibim, demişlerdir ki, ‘Sen buradan git, çaktırmadan da müziği aç.’ Demek ki içindeki şoförün de ar duygusu yüksek, farkında mısınız sesi kapattı. Dayanamadı. Benim insanım, güzel insan be. Benim insanım güzel insan. Talimatla kötülük yapmaz kardeşim” ifadelerini kullandı. Ordu Caddesi ve çevresinin düzenleme işinin cefasını çeken esnaf ve vatandaşlardan helallik isteyen, projede emeği geçen kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkürlerini ileten İmamoğlu, “Adalet ve kardeşlik yolunda, Hizmet yolunda hep beraber tam yol ileri” dedi.
Konuşma yaptığı platforma CHP Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat’ı davet eden İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“MAHİR POLAT’LA ARAMIZDAKİ DUYGU; BİRBİRİMİZİN BİLGİSİNE VE AKLINA HÜRMET”
“Ben, Mahir Bey’le yaklaşık 10 yıldır tanışıyorum. Daha önce ilçe belediye başkanlığımda, danışmanlığını almıştım. Sonra da burada yöneticimiz olarak, yol arkadaşlığı yaptık. Bizim yol arkadaşlığımız nasıl biliyor musunuz? Mahir Bey’le birbirimize olan duygumuz şu: Birbirimizin bilgisine hürmet, birbirimizin aklına hürmet. Onun yetkisi sınırlarındaki yetkilerini kullanırken ona olan inanç. Ama inancımızın altyapısında ne var biliyor musunuz? O da çalışma arkadaşlarının bilgisine hürmet gösteriyor. O da onların ortak aklına güveniyor. Bizim olmazsa olmaz kuralımız ne biliyor musunuz? Şurada çalışan mühendisin gözlemlerine, çalışan emekçinin deneyimlerine, onun ortaya koyduğu çalışma azmine saygı gösteren ve ona inanan, ona güvenen, onun aklına kulak kabartan, dinleyen yöneticilerle çalışıyoruz. ve öyle yaptığımız için, güzel işler ortaya çıkıyor. Ben bu güvenle, Mahir Polat’a güveniyorum. Ama onlar, birçok alanda nasıl emanet ediyorlar süreci biliyor musunuz? ‘Ben ne dersem onu yapacaksın ha’ diyerek yola çıkarıyorlar. Biz de ne diyoruz biliyor musunuz sevgili Mahir Başkanım? Allah’ın izniyle seçilirsen; kanunlar, kurallar ve millet ne derse, onu yapacaksın kardeşim. O kadar basit. Bizim yolculuğumuz bu. Onun için bu değerli bir yolculuk. Onun için en büyük duamız şu: Bize bu yetkiyi verin, Allah’ın izniyle biz size mahcup olmayacağız kardeşim. Yaradan’a duamız; ‘Allah’ım beni bu şehrin evlatlarına, bebelerine, çocuklarına, kadınlarına, erkeğine, gençlerine mahcup etme.’ Aynı duygularla Mahir Bey için dua ediyor, onları size emanet ediyorum. Sizleri de Yaradan’a emanet ediyorum. Ordu Caddesi hayırlı, uğurlu olsun.”
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından Ordu Caddesi, kesilen kurdele ve edilen duaların ardından yenilenmiş haliyle İstanbulluların kullanımına açıldı. Proje kapsamında; 40 bin metrekarelik alana Bergama granit taş kaplama, 1.800 metrekare de bazalt porfir bordo taş kaplama uygulandı, 2 bin 850 metrekare yeşil alan oluşturuldu. Bisiklet park alanları, yeni kent mobilyaları, cadde, çalı ve eser aydınlatmaları ile Ordu Caddesi, yepyeni bir görünüme kavuştu.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Kastamonu Hemşeri Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum da eşlik etti. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başeskioğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Faruk Aksu, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, Bağcılar KASDER Şube Başkanı Mahir Karataş, belediye başkan adayları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “İstanbul kadim şehirdir. İstanbul bizlere yurt olan yerdir. Bu şehri son 5 yılda kıymet bilmez ellerden kurtarmak üzere Kastamonuluların çok büyük bir görevi vardır” sözlerine yer verdi.
“İyi ki Kastamonulu hemşehrilerimiz var”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Kastamonu’muzun gönlümüzdeki, tarihimizdeki, bağımsızlık mücadelemizdeki yeri çok ama çok ayrıdır, müstesnadır. Kastamonu İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in 100 yıl önce Nasrullah Camisi’nde o meşhur vaazını yaptığı yerdir. Bu memleket sizlerin mücadelesi sayesinde vatan azmini hiçbir zaman kaybetmeyecektir. Bu memleket ne zaman bir sıkıntıya girse, ne zaman devletimiz bir mücadelenin içinde olsa biliriz ki Kastamonu’nun yiğit evlatları, kahramanlarımız her zaman yanımızdadır. İyi ki Kastamonulu hemşehrilerimiz var” dedi.
“Kastamonu’muzun selden zarar gören bir ilçelerini 1 yılda inşa ettik”
Her zaman Kastamonuluların yanında olduğunu dile getiren Kurum, “Her gittiğim yerde söylüyorum. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Karadeniz’imizin her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 550’den fazla ziyaret yapmışız. Karadeniz’de ayak basmadık tek bir il, tek bir ilçe, tek bir mahalle bırakmadık. 11 Ağustos 2022’de Kastamonu’muz çok acı bir sel felaketi yaşadı. O gün tüm afetlerde olduğu gibi Kastamonu’daki, Bozkurt’umuzdaki sel felaketinin ilk anından itibaren hep sizlerin yanında olduk. Kastamonulu kardeşlerimizin acılarını paylaştık, yaralarını sarmanın gayreti içerisinde olduk. Bu yüzden Kastamonulu kardeşlerimiz bizi iyi bilir, iyi tanır. Biz afetin ilk anından itibaren Kastamonulu kardeşlerimizin elini tuttuk. O gün Bozkurt’umuzda omuz omuzaydık. Beraber ağladık beraber üzüldük. Vatandaşlarımız en ufak bir mağduriyet yaşamasın diye tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bugün Bozkurt’umuz yeniden ayağa kalktı. Bozkurt’ta, Sinop Ayancık ve Bartın’da evleri zarar gören afetzede kardeşlerimize yeni konutlar inşa ettik. O zaman yine CHP zihniyeti siz bunları yapamaz bitiremezsiniz dediler. Verdiğiniz sözleri gerçekleştiremezsiniz dediler. Kastamonu’muzun selden zarar gören bir ilçelerini 1 yılda inşa ettik. Selden hasar gören tüm dükkanlarımızı, sanayi sitelerimizi yeniledik” şeklinde konuştu.
“İstanbullular AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı rekor bir oyla seçecektir”
Kurum, “İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Önümüzde İstanbul’u yeniden ehil ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. İşte milletimiz bu farkı görüyor. Çünkü her şey apaçık ortadadır. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta milletin yardımına koşanlar, diğer tarafta afet anında tatil beldelerine gidenler var. Bir tarafta İstanbul’umuzun 39 ilçesi için dertlenen, diğer tarafta kemdi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler var. Bu anlayışın millete zerre kadar şefkati yok, sadakati yok. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konutu bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konut inşa edenleri seçeceksiniz. Bu seçimde ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. ya İstanbul’un bütçesini kendi geleceği için harcayanları ya da kenti için harcayanları seçeceğiz. İstanbullular AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı rekor bir oyla seçecektir” ifadelerini kullandı.
“Siz önce kendi genel başkanınız Özgür efendiyi özgürleştirin”
Rabia işaretini eleştiren İmamoğlu’na tepki gösteren Kurum, “Kritik bir seçime gidiyoruz. Yarı zamanlı CHP’li mevcut belediye başkanı çıkmış ne diyor biliyor musunuz? Bizim Rabia işaretiyle alakalı ‘Bir parmak eksilterek el sallayanları 31 Mart’ta özgürleştireceğiz’ diyor. Bunlar tıpkı genel başkanları Özgür efendi gibi ağzından çıkanları kulakları duymuyor. Siz önce kendi genel başkanınız Özgür efendiyi özgürleştirin. Her zamanki gibi kibirleri akıllarının önüne geçmiş olacak ki kalkıp milletimizle dalga geçiyorlar, milletimizi aşağılıyorlar. ya sen bu işareti hiç mi duymadın, ne anlama geldiğini hiç mi öğrenmedin?” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tarihi Haliç Tersanesi’nin bir bölümünde hayata geçirilen ‘İstanbul Sanat’ın açılışını gerçekleştirdi. Aynı anda, ’10 x 10 = 100 Büyük Proje’ sunumlarının dördüncüsü olan ‘Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri’ konulu sunumu da yapan İmamoğlu, “5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz” dedi. İmamoğlu, “Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran bu meseleyi milletin zihninden söküp atacağız” diye konuştu.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin ilk kamusal çağdaş sanat müzesine dönüştürülen tarihi Haliç Tersanesi içerisinde “İstanbul Sanat” adıyla açılışını, “10 x 10 = 100 Büyük Proje” sunumlarının dördüncüsü olan “Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri” konulu sunum ile gerçekleştirdi. Proje sunumuna ve açılışa; siyaset, sanat ve akademi dünyasından birçok tanıdık isim katıldı. “Osmanlı’nın denizcilik üssü Tersane-i Amire’nin günümüze ulaşan bölümlerinden biri olan Haliç Tersanesi’nin restorasyon çalışmalarını tamamlamanın ve şehrimize ‘İstanbul Sanat’ adıyla yeni bir kültür sanat mekanı kazandırmanın heyecanı içinde olduğumuzu söylemek isterim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“ECDADIN YADİGARI İŞTE BÖYLE KORUNUR: Haliç Tersanesi, dünyada işlevini sürdüren en eski tersanelerden biri. Tersaneyi, göreve geldiğimiz gün itibariyle başladığımız kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla, koruma altına aldık. Yeniden işlevlendirme sürecimizin ardından, bugün itibariyle “İstanbul Sanat” adıyla tersaneye kamusal bir yaşam merkezi işlevi kazandırdık. Haliç Tersanesi’ni artık, tersane işlevinin yanında; müze, performans sanatları merkezi, sergi ve çocuk atölye alanlarıyla, restoran gibi sosyal mekanlarıyla da hizmet verecek şekilde İstanbulluların hizmetine açıyoruz. Ecdadın yadigarı işte böyle korunur. Fatih’in emaneti Haliç Tersanesi, yaklaşık 600 yıllık bir denizcilik mirası, bugüne ve geleceğe taşınarak korunur.
PORTREYİ SATIN ALARAK, BELEDİYEMİZİN KOLEKSİYONUNA KATTIĞIMIZDAN ÖTÜRÜ BİRAZ SORUŞTURMA GEÇİRSEK DE: 15. yüzyılın sanat hamisi olan Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Haliç Tersanesi’nde kurulan İstanbul Sanat Müzesi, eminim ki İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olacak. Farklı koleksiyonları, “Ah Güzel İstanbul” sergisiyle bir araya getirdiğimiz İstanbul Sanat’ta, İstanbullulara ait olan İBB’nin zengin koleksiyonu da sanat severlerle buluşacak. Birbirinden kıymetli eserleri içeren bu serginin en özel eserlerinden biri, elbette Gentile Bellini’nin atölyesinde resmedilen ve 15. yüzyıla tarihlenen Fatih Sultan Mehmed portresi. Her ne kadar bu portreyi satın alarak, belediyemizin koleksiyonuna kattığımızdan ötürü biraz soruşturma geçirsek de değerli bir iş olduğunun altını çizmek isterim. Değerli koleksiyonlarıyla hem İstanbul Sanat’a hem de sergiye hayat veren kıymetli koleksiyonerlere; eserleriyle aramızda yer alan sanatçılarımıza, süreçte emeği geçen küratör ve akademisyenler ile müze ve sergi ekibine teşekkürlerimi sunarım.
YILLARIN İHMALİYLE, YAPILAN SAYISIZ YANLIŞLARLA BOĞUŞAN İSTANBUL, SON 5 YILDA YENİ BİR YOLA GİRDİ: Kıymetli İstanbullular; ‘Kadim kent’, ‘Eşsiz coğrafya’, ‘Zengin kültürel miras’, ‘Ecdat yadigarı tarihi değerler…’ Ne mutlu bize, bunun gibi sıfatlarla anılan bir şehirde yaşıyoruz. Ne mutlu bize ki, İstanbul’umuz var. Yılların ihmaliyle, yapılan sayısız yanlışlarla boğuşan İstanbul, son 5 yılda yeni bir yola girdi. İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, artık emin ellerde. Bu eşsiz miras, artık uzmanların ve halkın koruması altında. 5 yıldır, İstanbul’un tüm tarihi ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmaya kararlı bir anlayışla hareket ediyoruz. İstanbul’un mirasını, bilimin yönlendiriciliğinde gün yüzüne çıkarıyor ve halka emanet ediyoruz. Bugün sizlerle, kadim şehir İstanbul’da tarihi ve kültürel mirasa nasıl sahip çıktığımızı, bu tarihi ve kültürel mirasın yaşatılması için neler yaptığımızı ve önümüzdeki 5 yılda bu amaçla hayata geçireceğimiz projelerimizi paylaşacağım.
İSTANBULLULARIN KADİRŞİNASLIĞI OLMASAYDI: Aslında milyonlarca İstanbullu gibi, sizler de yaptıklarımızı çok iyi biliyorsunuz. Eminim, sizler de İstanbul’un günlük hayatının bir parçası haline getirdiğimiz pek çok tarihi mekanı ziyaret ettiniz. Sahip çıktığımız tarihi yaşadınız, hissettiniz. O mekanlarda düzenlenen etkinliklere katıldınız, dinlendiniz, sohbet ettiniz. Keyifli ve kaliteli zaman geçirdiniz. Böylece, yıllarca harabe haliyle bırakılmış, yok olmaya yüz tutmuş, atıl durumdaki tarihi mekanlara sahip çıktınız. İstanbulluların kadirşinaslığı olmasaydı, bu şehrin mirasına sahip çıkmak yolunda yaptığımız her şey eksik kalırdı. Onun için, bu yolda başardığımız ne varsa, aynı zamanda İstanbulluların eseridir. Sizlere ve tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum.
İBB MİRAS, ARTIK DÜNYACA ÜNLÜ BİR MARKA: İstanbul’un tarihine baktığımızda, 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, dünyanın başkenti olmuş bir kent görüyoruz. Asıl olarak şehrin merkezinde yoğun olmakla birlikte, dört bir yanında çok sayıda tarihi ve kültürel miras eseri bulunan İstanbul bu anlamda dünyanın en zengin kenti. Bize bırakılan bu mirasa uzmanlıkla, liyakatle, ayrım gözetmeksizin, saygıyla ve özenle yaklaşıyoruz. Geçmişte liyakatsiz ellerle yapılan vahim uygulamalar, kaş yapayım derken göz çıkarılan restorasyon projeleri hepimizin hafızalarında. Peki biz ne yaptık? İBB Miras’ı kurduk. İBB Miras, artık tarihi eserlerin bakımı ve restorasyonu konusunda dünyaca ünlü bir marka. İBB Miras, işini bir ihalenin gereği olarak değil; severek, tutkuyla yapan, liyakat örneği bir yapılanma. İstanbul’un kültür mirasına bilgiyle, sevgiyle, özenle sahip çıkan bir organizasyon. İçinde mimar var, mühendis var, sanat tarihçisi, arkeolog, restoratör var. Restorasyon ustası, restorasyon işçisi var. İBB Miras’ta baştan sona uzmanlık var, tecrübe var, liyakat var. İstanbul’un kültür mirası artık İBB Miras’ın güvencesi altında.
SAYISI 4 OLAN İBB SORUMLULUĞUNDAKİ MÜZELERİ 4,5 YILDA 22’YE ÇIKARDIK: İBB Miras ile birlikte, rutin olarak 25 ilçede, 42 rotada ve 1321 ayrı noktada envanterimizi izliyoruz, bakımını yapıyoruz ve sizlerin ziyareti için hazır tutuyoruz. 63 anıt eser ve sivil mimarlık eserinde, kapsamlı restorasyon çalışmalarımızı tamamladık. 34 kamusal sanat eserini restore ederek, zamanın tahribatından arındırdık. Geçmişin izlerini bulabileceğimiz en kıymetli alanların başında müzelerimiz geliyor. Göreve geldiğimizde, sayısı 4 olan İBB sorumluluğundaki müzeleri 4,5 yılda 22’ye çıkardık. İstanbul’un 20 yıldır, 30 yıldır suyu akmayan 197 tarihi çeşmesini, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp suya kavuşturduk. Bu konuda öncü olmanın, kimi kurumlara örnek teşkil etmenin gururunu, bu projeye çok değer veren 16 milyon İstanbulluyla birlikte yaşıyoruz. İstanbul’un tarihsel ve kültürel anlatısının en önemli taşıyıcılarından biri olan camiler, türbeler ve hazireler İBB Miras’ın koruma çalışmaları içinde özel bir yer tutuyor. Biz de İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliği ile 19 tarihi türbeyi, 588 tarihi mezar ve hazireyi hak ettiği değere kavuşturduk. 42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştirerek ferah ve huzurlu bir hizmete hazır tuttuk.
TAM 943 MİRAS ALANINI, İBB MİRAS DOKUNUŞU İLE KORUMA ALTINA ALDIK: Göreve geldiğimizden bugüne kadar, tam 943 miras alanını, İBB Miras dokunuşu ile koruma altına aldık. Restorasyonunu gerçekleştirdiğimiz bu yapıları, kimliğine uygun ve çevresindeki ihtiyaçlara cevap verecek şekilde, koruma-kullanma dengesini gözeterek işlevlendirdik. Bu alanlar, halkımızın nefes aldığı, keyifli zaman geçirdiği yeni yaşam alanlarıdır. Yeniden işlevlendirme yaparak İstanbul’a kazandırdığımız bu eserlerimiz, İstanbul’dan memleketimizin, dünyanın dört bir yanından tam 11,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Bildiğiniz gibi Bulgur Palas’ı mülkiyetimize alarak, çok kısa sürede restorasyonunu tamamladık ve Fatih ilçemizin kamusal hizmetlerden mahrum kalmış bölgesinde vatandaşlarımızın hizmetine geçtiğimiz hafta sunduk. Haftaya, önemli bir endüstri mirası alanını daha şehrimize kazandırıyoruz. Biz, öyle bir çalışırız ki, petrol tankerlerinden bile mucizevi bir yaşam alanı ortaya çıkartırız. Çubuklu Siloları’nı hepinizin görmesini çok arzu ediyorum. Terk edilmiş endüstri mirası dönüşümlerinin ne kadar önemli olduğunu; bu dönemde Müze Gazhane, Ataköy Baruthanesi, Artİstanbul Feshane, Cendere Sanat gibi şehre yeni kazandırdığımız kültür alanlarıyla herkese gösterdik.
UYDURMA BELGELERLE GEZİ PARKI, GALATA KULESİ GİBİ ÖNEMLİ TARİHİ ALANLARI ELİMİZDEN ALMAYA KALKTILAR: Bir de Koruma Kurulu sürecine takıldığı için gerçekleşmeyen, aksayan, yavaş ilerleyen projelerimiz var. Birçok alanda olduğu gibi, bu alanda da çeşitli engellemelerle mücadele ettik. Uydurma belgelerle Gezi Parkı, Galata Kulesi gibi önemli tarihi alanları elimizden almaya kalktılar. Bu alanlarda hukuki mücadelemiz devam ediyor. Yedikule Gazhane, Dolmabahçe Gazhane, Duatepe Parkı, Fatih Sultan Mehmet Anıtı, Sultanahmet Meydanı, Taksim Meydanı, Yoros Kalesi Arkeopark, Altınkapı Ziyaretçi Müzesi, Bozdoğan Kemeri Ziyaretçi Müzesi gibi önemli eserlerimizin kent hayatına kazandırılması ise, Koruma Kurulu sürecine takılmış durumda. Bunları da sıkı bir şekilde takip ediyoruz.
YENİ AÇACAĞIMIZ MÜZELER İLE İHMAL EDİLMİŞ MÜZECİLİK ALANI İSTANBUL’A YAKIŞIR BİÇİMDE HAREKETLENDİRECEĞİZ: Geçmiş dönemde olduğu gibi yeni dönemde de İstanbul tarihine sahip çıkmaya devam eden bir şehir olmaya devam etsin diye kollarımızı sıvadık. Şimdi yeni dönem için 10 alanda hazırladığımız projelerimizi sıralamak istiyorum: Yeni açacağımız müzeler ile ihmal edilmiş müzecilik alanını, İstanbul’a yakışır biçimde hareketlendireceğiz. 28 Yeni Müze ve Sanat Merkezi ile sanat dünyasını zenginleştireceğiz. Bulunduğumuz tarihi Haliç Tersanesi’nde, Deniz Müzesi ile ikinci etabı tamamladığımızda kültür alanını daha da genişletmiş olacağız. Dünyanın yaşayan ve üretmeye devam eden en eski tersanesi Haliç Tersanesi; ‘İstanbul Sanat’ markasında, İstanbul Sanat Müzesi, Performans Sanatları Merkezi ve festival alanları, çocuk sanat atölyesi ve Deniz Müzesi ile devasa bir kültür merkezi olacak. İstanbul Sanat gezilirken aynı zamanda İstanbul’un sembolü vapurların restorasyon süreçleri izlenebilecek. 2019’dan sonra özel ve kamu sektörüne ait gemilerin bakım onarım çalışmalarını da yapmaya başladık. İlk kez mega yatlar, Haliç Tersanesi’ne bakım onarım ve havuzlama işlemleri için gelmeye, tersane çok uzun yıllar sonra yeniden gemi inşa etmeye başladı. Bu çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz. Açık restorasyon ile dünyanın en eski tersanesinde, bakım ve onarım aşamaları, Deniz Müzesi’nin bir parçası olarak yer alacak.
İNAN GÜNEY, MAHİR POLAT, SİNEM DEDETAŞ: Tabii burada kulaklarını çınlatmak isterim. Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde deneyimleriyle birlikte, kendisi deneyimlerine deneyim katmış, yıllarca doğma büyüme bir Beyoğlulu olarak nasıl Beyoğlu yolculuğuna İnan Güney çıkmışsa; kültür-sanatın yapı taşlarını her açıdan, çok büyük bir deneyimiyle beraber bilen, bence İstanbul’un önemli bir kültür, sanat, tarih ismi olacak olan Mahir Polat arkadaşımın da Fatih’e aday olduğu gibi; özellikle bu sahanın organizasyonunda ve bu sahanın gelişmesinde özenli katkılarıyla beraber, çalışmayan bir tersaneyi, sıfır ciroyu gören bir tersaneyi, bir anda yıllık 160 milyon -o günün parasıyla, bugünle nasıl çarparsınız bilmiyorum- ciroya çıkartmış bir tersane haline getiren, kamu yöneticiliğinin en iyi örneklerini burada sunan Sinem Dedetaş da Üsküdar’a hizmet etmek için yola çıktı. Kulaklarını buradan çınlatmış olalım.
BALKAN OTOGARI” TEPKİSİ: “NASIL BİR TORPİLLİ SAHAYMIŞ Kİ, BİZ BU ALANI ORAYA TAŞIYAMIYORUZ: Yenikapı’da, Balkan Otogarı’nı kaldırıp, 109.000 metrekare yaşam alanına dönüştürüyoruz. 8000 yıllık tarihi liman; güvenli, yeşil bir yaşam parkı oluyor. Bakınız; bazı konular öyle anlamsız engellerle önümüze diziliyor ki; tarifi yok. Şimdi bu otogarı buradan kaldırıyoruz. İstanbul’un tarihinin göbeğine kamyonu, tırı, otobüsleri sokmamak adına, yine yüz milyonlarca liralık bir yatırım yaptık. Açılışını yarın yapıyoruz. Muazzam bir terminal. Aynı zamanda otogar gibi ve mal yükleme, boşaltma hizmetinin yapılacağı… Aynı zamanda o alanı da tramvayı kapısına getirerek… Yani Alibeyköy’deki tramvayla Eminönü’ne kadar gelmelerini sağlayacak şekilde insan taşımacılığını da sağlayarak, biz orada çok özel bir otogarı bitirdik. Bir lojistik alan bitirdik aslında. ve bu Balkan Otogarı’nın oraya taşınması gerekiyor. Nasıl bir torpilli sahaymış ki, biz bu alanı oraya taşıyamıyoruz. Taşınması için, oradaki işgalcilerin çıkmaması adına, ben buradan şikayet ediyorum. İlçe kaymakamı bu işin bir parçası gibi davranıyor. Şaka gibi. Yani İstanbul’un göbeğindeki bir hizmeti alıp, Alibeyköy’e taşıyacağız. Orada bir de çevresinde 100 bin metrekarenin üzerinde muazzam da bir park kazandırdık. Orayı da tanıtacağım yarın. Çok modern bir otogar ve bir terminal merkezi bitirdik. Maliyeti neredeyse 350-400 milyon lira ve taşıyamıyoruz. Şaka gibi. Yani Yenikapı’yı arındıracağız, iyileşen bir tarihi alana dönüştüreceğiz Fatih’in göbeğini. Hani diyorum ya bazen; her ne kadar akıllarında, fikirlerinde ‘Ekrem İmamoğlu aşağı, Ekrem İmamoğlu yukarı’ olsa da İstanbul’a bu şekilde Ekrem İmamoğlu üzerinden eğilseler de onlara görevlerini hatırlatıyorum. Buradan duyuruyorum. Yarın açılışını yapacağız. Bize yardımcı olsunlar. Bir an önce İstanbul’un göbeğindeki, o güzelim tarihi alandaki bu arkeolojik parkının yapılacağı alandaki işgallerin, bir an önce oraya taşınması konusunda bize kamusal destek versinler ve bu işi tamamlayalım, diyerek böyle bir engellemeyi de sizlerin huzurunda, İstanbul’un bütün mülk idarecilerine buradan duyuruyorum.
FATİH CAMİİ İLE SÜLEYMANİYE CAMİİ’Nİ, İSTANBUL’UN EN MUHTEŞEM MANZARASIYLA BİRBİRİNE ULAŞTIRIYORUZ: İstanbul’un dünü ile bugünü arasında bağlantı kuran, şehrin önemli tarihi eşiklerinden biri olan Altınkapı’yı, kültür sanat etkinlikleriyle her daim yaşayan, tarihi ve kültürel önemini görünür kılacağımız bir çekim alanı olarak dönüştürüyoruz. İstanbul’un yeşil alanlarını imara açan zihniyet geride kaldı. Yeşil alanları, tarihi, kültürel değerlerini de gözeterek, korumaya ve yeni yeşil alanlar kazandırmaya devam edeceğiz. Fatih Sultan Mehmet’in emaneti Fatih Camii ile Kanuni Sultan Süleyman’ın emaneti Süleymaniye Camii’ni, İstanbul’un en muhteşem manzarasıyla birbirine ulaştırıyoruz. Üzerinden yürüyerek geçilecek ‘Bozdoğan Açık Hava Müzesi’; ziyaretçi merkezi ve kafe alanlarıyla yeni bir kültür turizm odağı olacak.
132 YILLIK HASANPAŞA GAZHANESİ’Nİ MÜZE GAZHENE OLARAK KAMUYA KAZANDIRDIK: 132 Yıllık Hasanpaşa Gazhanesi’ni, ‘Müze Gazhane’ olarak kamuya kazandırdık. Yeni dönemde 3 yeni müze gazhane ile İstanbul’un endüstri mirasına yaşam enerjisi vermeyi sürdüreceğiz. İstanbul’un ilk aydınlatma kaynağı, 168 yıllık Dolmabahçe Gazhanesi’ni, Kağıthane Gazhanesi’ni ve Yedikule Gazhanesi’ni kültür-sanat etkinliklerine ve sosyal tesislere ev sahipliği yapacak şekilde dönüştürüyoruz. Yedikule Gazhanesi’nde ‘Panorama Müzesi’, ‘İstanbul Belleği Müzesi’ ve ‘Kent Müzesi’, İBB Miras eliyle İstanbul’a kazandırılarak, şehrin en önemli kültür-sanat mekanlarından olacak. Aynı zamanda 3.000 kişilik açık hava etkinlik alanı ve sahnesiyle yeni bir kültür sanat odağı haline dönüşüyor.
3 YENİ ARKEOPARK: İstanbul’umuzun arkeolojik alanlarını, her yaştan insanımızın için tarihi öğrenme, keşfetme heyecanıyla dolduracak şekilde düzenliyoruz. Şeyh Vefa Arkeopark, Yoros Kalesi, Milyon Taşı arkeopark alanları, ziyaretçi merkezleri ile birlikte hizmet verecek.
4 TARİHİ TİYATRODA YENİDEN “PERDE” : Tarihi tiyatrolarımız, yeniden perde açacak. 4 tarihi tiyatro ile kültür-sanat hayatını zenginleştireceğiz. Kadıköy İskele Meydanı’nın simgelerinden Haldun Taner Sahnesi, Muammer Karaca Tiyatrosu, 1961 yılında Fatih Tiyatrosu adıyla açılan, senelerce nice oyunlara ev sahipliği yapmış olan Reşat Nuri Sahnesi ve son olarak Kenter Tiyatrosu’nda başlattığımız restorasyon çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bu simgesel mekanları, yeniden sanatçılarımızın ve tiyatro severlerimizin hizmetine sunacağız.
FESHANE VE BARUTHANE’DE YENİ DÖNEM: Endüstri mirası alanlarımıza sahip çıkıyoruz. Bu alanları yaşamın bir parçası haline getiriyoruz. Feshane 2’inci etap çalışmalarına başlıyoruz. İstanbul’un endüstri mirasının eşsiz örneklerinden biri olan Feshane-i Amire, ‘Artİstanbul Feshane’ ismiyle kısa sürede İstanbul’un en büyük kültür-sanat merkezi haline geldi. 2’inci etap çalışmalarıyla birlikte, 14.850 metrekarelik müze ve kültür-sanat alanı daha kazandıracağız. Kanal İstanbul’un yutacağı tarihi alanlarımızdan birisi de Osmanlı gücünü yansıtan Azatlı Baruthanesi’ydi. Tarihi baruthanede yepyeni bir kültür alanı yaratıyoruz. Müzeleri, yaşam alanları, peyzaj kullanımlarıyla bir yaşam bahçesi ortaya çıkacak. ve buradan ilan ediyorum: Bu Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran o ismiyle bile zihninden söküp atacağız. Çok net söyleyeyim.
9 YENİ İSKELE KİTAP KAFE: Tarihi iskelelerimizi yeni nesil kütüphanelerle donatıyoruz. Moda, Kadıköy, Beşiktaş gibi 9 iskelemizi, özgün işlevlerinin yanı sıra kitapla, kültürle sanatla buluşturduk. 9 İskele Kitap Kafe’yi daha 16 milyon İstanbullunun hizmetine sunacağız. Şehrin önemli hafıza mekanları arasında yer alan bu iskeleler, bundan böyle kültür-sanat etkinlikleri, kafe ve kütüphaneleriyle de İstanbulluların buluşma durakları olacak. Yeni dönemde, tarihi iskelelerimizde açacağımız İskele Kitap Kafelerimiz ise; Bostancı, Büyükada, Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Balat, Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp İskele Kitap Kafeler olacak. Bu arada söyleyeyim; Bostancı’da muazzam bir sahil düzenlemesi yapıyoruz. ve bu sahil düzenlemesi, inanılmaz değerli bir nefes aldıracak. Burayı da yine çok uzun bir zaman değil… Ben artık günleri, saatleri, saniyeleri bile sorguluyorum. Genel Sekreterimiz, yöneticilerimiz biliyor. Fazla değil, 1 hafta içerisinde, o güzel sahili sizlerle buluşturuyoruz.
KEMAL SUNAL MÜZESİ DE GELİYOR: Sanatçılarımızı burada görmüşken, onun da kulaklarını çınlatmak isterim. Bir gün evine gittiğimde, uzun uzun sohbet ettiğimizde, keşfettiğimiz farklı bir yönünü bulduğumuzda, hemen aklımızda bir ışık yandı ve kendisine bir teklifte bulunmuştum. Sevgili Ediz Hun’un evi, tam bir kaktüs müzesi. Dünyanın her yerinden kaktüs var. Muazzam ilgili, çok değerli bir büyüğümüz, ağabeyimiz. İstanbul’un ağabeyi, çok yakışıyor ona. Aynen Mustafa Alabora gibi. Biz dedik ki, bir kaktüs müzesi açalım. ve şimdi Bostancı sahilinde de bir Kaktüs Müzesi açıyoruz. Onun da altını çizeyim. Hazır sanatçılarımızdan bahsetmişken; yine rahmetle analım. Aileyi ziyaretimde, rahmetli Kemal Sunal’ın eşi, bir ‘Kemal Sunal Müzesi’ arzusundan bahsetmişti. Göztepe Parkı’nda, Kemal Sunal müzemiz de bitti. O da bir-iki hafta içerisinde İstanbulluların beğenisine sunulacak. Kemal Sunal Müzesi de geliyor.
TARİHİ KARA SURLARI VE KALELERDE YENİ BİR HAYAT: Anadolu Hisarı’nı nasıl ayağa kaldırdıysak, İstanbul’un tamamında surları ve kaleleri aynı özenle ayağı kaldıracağız. Kara Surları, Deniz Surları ve Haliç Surları’nda toplam 22 kilometrelik, kesintisiz bir yaşam alanını şehre kazandıracağız. Hem doğru restorasyon yöntemleriyle tarihi surları geleceğe taşıyacak hem de yaşamla buluşturacağız. İstanbul bir sur kenti. Dünyadaki diğer örnekler gibi, dünya mirası surlarımız da turizmin merkezi haline gelecek. Fethin başlangıç noktası Rumeli Hisarı, kültür-sanat odaklı yeni işleviyle şehrin cazibe merkezlerinden biri olarak kapılarını açacak. Anadolu yakasında, Boğaz’ın Karadeniz’e açılan bölümüne hakim bir noktada yer alan tarihi Yoros Kalesi hem ‘Ziyaretçi Merkezi ve Geziyolu Projesi’ ile hem de arkeolojik park olarak ziyarete açılacak.
HAZİRE, MEZAR VE TÜRBELERE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM: İstanbul, devasa bir açık hava müzesi. Bu alanlar hem şehrin hafızasının izlerini barındırmaları hem de estetik açıdan taşıdıkları özellikleri bakımından eşsiz birer hazine. Geçtiğimiz dönem bu alanda çok önemli işlere imza attık. Önümüzdeki dönemde de 600 hazire, 450 bin tarihi mezar ve 20 türbenin bakım ve onarım işlemlerini tamamlayacağız. Ecdat yadigarı bu kutsal alanlarımızı hak ettiği değere kavuşturup, “Yaşayan Hafıza Merkezleri”ne dönüştüreceğiz.
TARİHİ YARIMADA’DA YENİ BİR KURUMSAL YAPI: Fatih’te kuracağımız 2 merkez ile restorasyona, tarihi yapı, sokak ve mahalle ölçeğinde tüm projelendirme süreçlerine destek vereceğiz. Uzman ekiplerden oluşacak olan bu merkezler; evrensel koruma ilkelerine uygun şekilde sürdürülebilir projelendirme, yapı çalışmaları, dönüşüm, danışmanlık, güvenlik, hasar tespit ve restorasyon çalışmalarında çok yönlü hizmetler verecek. ‘Tarihi Yarımada Yapı-Proje Merkezi’ ve ‘Tarihi Yarımada Restorasyon Merkezi’ni en kısa zamanda kuracağız. Tarihi Yarımada’da bütün projeler, bu merkez tarafından üretilecek.
YENİDEN AYAĞA KALKAN SÜLEYMANİYE: Osmanlı mahallesi, dünya mirasımız Süleymaniye yok olmak üzere. Süleymaniye, yıllar önce ‘yenileme alanı’ ilan edilmiş ve ilan edilen diğer yenileme alanları gibi kaderine terk edilmiş. Maalesef yanlış uygulamalarla, sahip olduğu fiziksel ve sosyal dokuyu kaybetme riskiyle karşı karşıya olan bu önemli alanı, uluslararası koruma yaklaşımlarını ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeterek, kısa süre içerisinde yenileyeceğiz. Bu proje ile tarihi alanlarda ilk defa bu ölçekte ve bu kalitede bir yenileme projesi hayata geçmiş olacak.
YÜCE TARİHİMİZ, GÜNDELİK SİYASET UĞRUNA İSTİSMAR EDİLECEK BİR ALAN ASLA DEĞİLDİR: 5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz. Yalnızca yaptığımız işlerin çokluğu ve kalitesiyle değil, bu toprakların tarihine, yaklaşımdaki farkımızla da bizden önceki yönetimden tamamen ayrılıyoruz. 180 derece farklıyız. Biz, İstanbul’un mirasını, üzerinde rant ve siyaset uğruna tepinilecek, halkı ayrıştırmak için kullanılacak bir araç olarak görmüyoruz. O yüce tarihimiz, gündelik siyaset uğruna istismar edilecek bir alan asla değildir. Asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Tarihin, inançların, dini ve milli duyguların istismarıyla yapılan siyasetten bu şehir de bu ülke de milletimiz de çok çekti. Tarih bilinciniz, inancınız, milli duygularınız güçlüyse, bunu hamasi nutuklarla değil, işinizle, icraatinizle göstereceksiniz. Biz, işte tam da bunu yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Kişisel menfaatlerimiz, çıkarlarımız, koltuklarımız için kullanmadık, kullanmayacağız.
İSTANBUL’A HİZMETTE TEREDDÜTSÜZ ‘TAM YOL İLERİ’ DİYORUZ: Bu sözleri burada, bütün İstanbul’umuza ve bütün Türkiye’mize ifade ediyorum. İstanbul’un ecdat yadigarı eserlerini öksüz bırakmış, rant uğruna talan etmiş bir zihniyete hak ettiği cevabı, yaptığımız doğru, özenli işlerle vermeye devam edeceğiz ve bu yönde kararlıyız. Bu sözlerimi buradan, Fatih Sultan Mehmet’in bize emanet ettiği İstanbul’umuzdan, Haliç Tersanesi’nden, Kasımpaşa’dan, Beyoğlu’ndan söylüyorum. Tarihten bugüne bugünden geleceğe uzanan ve bu toplumu birleştiren tüm manevi köprüleri sevgiyle, saygıyla, hürmetle, kardeşlikle ve büyütmeye devam edeceğiz. Bu şehrin paha biçilmez, kadim tarihini, birlik ve beraberlik ruhuyla, hep birlikte, birbirimizden faydalanarak, birbirimizle konuşarak, birbirimizi hissederek bilen insanlara gereken hürmeti göstererek geleceğe taşıyacağız. Onun için hepinizin huzurunda, İstanbul’a hizmette tereddütsüz ‘Tam yol ileri’ diyoruz.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan’da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu İstişare Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Eski Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, AK Parti Eyüpsultan Muhammet Vanlıoğlu, Bitlis Konfederasyonu ve Doğu Güneydoğu Üst Çatı Platformu Başkanı Selim Korkmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfı Başkanı Hüsamettin Korkutata, AK Parti Genel Merkez Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Veysel Ayhan, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, “Belediye başkanları her şeyi vadedebilirler ama samimiyet vadetmek herkesin harcı değil. İBB başkan adayımızın en büyük vaadi samimiyeti ve güzel kalbidir. O daha önceki görevlerinde olduğu gibi şimdi de sahicilikten hiç ödün vermedi” dedi.
“Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum “Biz İstanbul’a bakınca güçlü bir devletin izlerini, aynı medeniyetin evlatlarının kenetlenmiş ruhunu görürüz. Öyle ki İstanbul’un bir yanı Erzurum’dur, Erzincan’dır. Kars’tır, Van’dır, Bitlis’tir! İstanbul’un diğer yanı Muş’tur, Bingöl’dür, Bitlis’tir, Ağrı’dır, Elazığ’dır, Hakkari’dir, Tunceli’dir. İstanbul’dan bakınca Bitlis’in beş minaresini, Erzurum’un Çifte Minareli Medresesi’ni, Van Gölü’nün eşsiz maviliğini, Muş’un uçsuz bucaksız ovalarını, Bingöl’ün karlı yaylarını görürsünüz. Sizlere bakınca Türkiye’nin özetini görüyorum. Bu tür buluşmalarda milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurduğunuzu görüyorum. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. 81 ilimize 550’den fazla ziyaret gerçekleştirdim. Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir il, tek bir ilçe, tek bir mahalle bırakmadık. Her zaman en büyük gayemiz sizlere hizmet etmek oldu. Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık. Gittiğimiz her yerde iz bıraktık. Çünkü biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Bu milletin her bir ferdini kendi kardeşimiz gibi seviyoruz. Bizim gecemiz gündüzümüz hep milletimiz oldu” dedi.
“Bizim işaretimizle dalga geçiyor”
Ekrem İmamoğlu’nun AK Parti’nin Rabia işareti ile dalga geçmesine tepki gösteren Kurum, “Bugün derdiyle dertlendiğimiz bu aziz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Bu koca 5 yıl sadece reklamla, algıyla ve polemikle geçmiştir. İsrafı bitirdik deyip o boy boy dizdikleri arabaların ili katını hizmet aracı olarak kullandıklarını görüyoruz. İsrafı bitirdik deyip tabelalara 175 milyon reklam bütçesi ayırdıklarını görüyoruz. İsrafı dibine kadar yaptıkları ve 550 milyon harcadıkları o konserleri görüyoruz. Yarı zamanlı belediyecilik yapan, arada sırada belediyeye uğrayan başkan, dün çıkmış bizim Rabia işaretimiz için bir parmak eksilterek el mi sallanır demiş. Bu yetmezmiş gibi tüm AK Parti’mizin seçmeniyle dalga geçip Allah size akıl fikir versin demiş. Kibre bakar mısınız, bu nasıl bir kibirdir? Kibri aklının önüne geçmiş. Bizim işaretimizle dalga geçiyor. Bu işarette tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan var. Bunun neyinden rahatsız oldun? Sen bizim birliğimizden, beraberliğimizden mi rahatsız oldun? Sen git o yabancı büyükelçilerle masada olmaya devam et. Biz sen istesen de istemesen de 22 yıldır olduğu gibi milletimizde el ele kol kola yürümeye devam edeceğiz. Sen git 5 yıldır olduğu gibi yol yürüdüğün genel başkanını, il başkanını arkasından hançerlemeye devam et. Sen yine git o İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a değil kendi emellerin için çarçur et. 31 Mart’ta bu millet senin o eş genel başkanını da seni de süresiz tatile yollayacak” şeklinde konuştu.
“Bunların millete zerre kadar şefkati yok”
Bu seçimin iki zihniyet arasında gerçekleşeceğini belirten Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul’umuzu önümüzdeki yerel seçimde emin ellere teslim etmek yeniden şahlandırmak için çok önemli bir fırsat var. Bu yerel seçimde hizmetler yarışacak. Bu yerel seçimde eserler yarışacak. İşte milletimiz bu farkı görüyor çünkü değerli kardeşlerim her şey ayan beyan ortadadır İşte milletimiz bu farkı görüyor. Çünkü her şey ayan beyan ortadadır. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de, Bağcılar’da, Kartal’da 75 bin yeni yuvayı inşa etmek için çalışanlar var. Bugün bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde çalışanlar var. Bugün bir yanda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bile karşı çıkanlar ve Ayasofya müze olsun diyenler, diğer yanda Havalimanı’nı, Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni yapanlar var. Bunların millete zerre kadar şefkati yok, sadakati yok. İşte bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi, ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlatanları seçeceğiz. Bu seçimde ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar yatırım yapanları seçeceğiz. ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da İstanbul’un kaynaklarını İstanbul için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi göz önünde bulundurarak, hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı 31 Mart’ta rekor bir oyla seçecektir.”
“İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz”
“Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyen İBB Başkan Adayı Kurum, “Bizim bu şehre dair rüyalarımızı, hayallerimizi, hedeflerimizi paylaşıyoruz. Derdi olmayanlar bizi anlayamazlar. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacaklar. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacaklar. Bizi arayanlar yerin üstünde konutlarımızı yaparken, yerin altında metro şantiyelerinde çalışırken bulacaklar. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacaklar. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular arkasında bulamayacaklar. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız. Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek aynı anlayışla çalışıp 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen tanıtım toplantısına, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Yeniden Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Mustafa Doğan, Yeniden Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz ve bazı ilçe belediye başkan adayları katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Mehmet Altınöz tanıtım toplantısında projelerini ve vaatlerini anlattı.
Aday tanıtım toplantısında konuşan Dr. Fatih Erbakan, “10 Şubat’ta Ankara’da demiştik ki Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethetti, bizim Mehmet’imiz de 16 milyon İstanbullunun gönüllerini fethedecek inşallah. Dün üye sayılarımızı açıkladım. ‘1 Mart itibarıyla üye sayımız 452 bin 800 oldu’ dedim. Bugün üye sayımız 455 bin 300 olmuş. Günde 2 bin 500 kişi artış ayda 75 bin yapar. Biz bu tempoyla, bu aşkla devam ettiğimiz zaman inşallah önümüzdeki aylarda ayda 100 bin üye kaydedeceğiz. Şimdi hedefimiz 31 Mart’a kadar 500 bini geçmek ve inşallah seçimlere üye sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük üçüncü partisi olarak girmek” ifadelerini kullandı.
Yerel seçimlerin 2 açıdan çok önemli olduğunu vurgulayan Erbakan, “31 Mart’ta Yeniden Refah Parti’mizin yerel yönetimlerde iktidar olması iki açıdan çok önemli. Bir tanesi ahlaklı belediyecilikle, Milli Görüş belediyeciliği ile milletimizin yeniden buluşturulması. Rantçı belediyecilikten, örgütçü belediyecilikten, heykelci belediyecilikten usanan milletimizi kurtaracağız ve ahlaklı belediyeciliği inşallah hakim kılacağız. İkinci önemi ise 31 Mart seçimlerinde Yeniden Refah Parti’mizin oy patlamasının 2028 seçimlerinde Yeniden Refah’ın iktidarının yolunu açacak olması” dedi.
31 Mart’ta ahlaklı belediyeciliğin yeniden hakim olacağını söyleyen Erbakan, “Bir diğer önemi belediyelerin borç ve faizden kurtarılması, israfın önlenmesi, belediyelerin giriş kapısına ‘rüşvet alan da veren de melundur’ tabelasının asılmasıdır. Belediye bütçesinden harcama yaparken kendi cebinden harcama yapmaktan daha hassas davranan, ahlaklı belediye başkanlarının koltuğa oturması. Kendi cebinden harcarken rahat rahat harcayabilirsin orada kul hakkı yok ama belediyenin bütçesini harcarken kul hakkı var. Orada kendi cebinden harcıyor gibi harcayamazsın. Bunu da dünyacı değil, ahiret önceliğine sahip olanlar yapabilir. Siyaseti ticaret olarak değil, ibadet olarak görenler yapabilir. Bu yüzden ahlaklı belediyecilik çok önemli. Adam kayırmanın, torpilin, çifte standardın olmadığı bir belediye anlayışı. Dayısı olanın değil, hakkı olanın hizmet makamına oturduğu bir belediyecilik anlayışı önemli. Belediye başkanlığı makamını kendisini ve çevresini zengin etmek için bir ticaret makamı olarak gören değil, milletin derdine derman olup millete hizmet edip Allah’ın rızasını kazanan belediye başkanları olması ahlaklı belediyeciliktir. Bu fedakar dava erlerinin, sizlerin gayreti ile aziz milletimizin desteği ve duası ile, Milli Görüş’ün bereketi ile inşallah 1 Nisan’dan itibaren ahlaklı belediyeciliği İstanbul’da ve tüm ilçelerinde başlatacağız” şeklinde konuştu.
Konuşma sonrası Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz ve ilçe belediye başkan adayları anons edildi.
Adalar’da Faruk İlerisoy, Arnavutköy’de Abdülrezzak İlbeyi, Ataşehir’de Bülent Tüylü, Avcılar’da Mustafa Demirci, Bağcılar’da Faruk Bağcı, Bahçelievler’de Metin Türk, Bakırköy’de Salih Doğan, Başakşehir’de Kadir Karaca, Bayrampaşa’da Hakan Arabacı, Beşiktaş’ta Osman Toprak, Beykoz’da Mustafa Kazım Alpay, Beylikdüzü’nde Vehbi Orakcı, Beyoğlu’nda Zeynel Özmen, Büyükçekmece’de Yücel Sundur, Çatalca’da Ali Açıkgöz, Çekmeköy’de Yücel Evsen, Esenler’de Mahmut Okudan, Esenyurt’ta Ahmet Fatih Hatunoğlu, Eyüpsultan’da Lokman Çelik, Fatih’te Halit Özkarataşlıoğlu, Gaziosmanpaşa’da Neşe Fazlıoğlu, Güngören’de İsa Çetin, Kadıköy’de Levent Metin, Kağıthane’de Burhan Asaf Şafak, Kartal’da Nevzat Şavluk, Küçükçekmece’de Mehmet Yavan, Maltepe’de Küçükağa Hacıefendioğlu, Pendik’te Fahrettin Karakurt, Sancaktepe’de Cemil Cebir, Sarıyer’de İsmet Temel, Şile’de Necmettin Deniz, Silivri’de Ömer Hakverdi, Şişli’de Gülşen Kılınçer, Sultanbeyli’de Ömer Urgun, Sultangazi’de Yasin Kul, Tuzla’da İbrahim Gökay, Ümraniye’de Orçun Şekercioğlu, Üsküdar’da Turgut Sadıkoğlu ve Zeytinburnu’nda Gökhan Kasap aday gösterildi. – İSTANBUL
]]>“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Kurum’dan Özgür Özel’in ‘bedelli askerlik’ eleştirisine cevap: “Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen Bereketli Toprakların Mirası Güneydoğu Sofrası İstanbul Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, bakan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Doğu ve Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık”
5 yıllık bakanlık döneminde Doğu ve Güneydoğu’da eserleri olduğunu hatırlatan Murat Kurum, “Her gün Allah’a şükrediyorum. Şükrediyorum çünkü, bu tür buluşmalarda görüyorum ki, milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurmuşuz. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. Bu tebessümün ardında hiç şüphesiz tertemiz bir emek var, alın teri var, sizlere olan sevdamız var. Ben Mardin’de 3 sene okudum. Burada bir ablamızın kardeşi, benim okul arkadaşım. Mardin’den Mezopotamya’ya baktığınızda bir deniz görürsünüz. O güzel insanların ruhunu, kardeşliğini görürsünüz. Şırnak’ta askerlik yaptım. İyi ki; Şırnak’ın sokaklarında nefes alabilmeyi Rabbim bize nasip etti. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 450’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık. Kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için oraya koştuk” şeklinde konuştu.
“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı hizmetleri sıralayan Kurum, “Her zaman en büyük gayemiz şu oldu. Sizlere nasıl daha müreffeh bir hayat sunabiliriz, hep bunun derdinde olduk. Hamdolsun bugün; Batman’dan Mardin’e, Siirt’ten Şırnak’a, Diyarbakır’dan Şanlıurfa’ya, Kilis’ten Adıyaman’a kadar her bir şehrimizde yaptığımız hizmetleri görürsünüz. İşte memleketiniz Batman’a gittiğinizde sizlerin evlatlarınızla, ailelerinizle nefes alacağı yeşil alanları, millet bahçelerimizi görürsünüz. Mardin’de Cumhuriyet Meydanımızı nasıl ihya ettiğimizi, Eski Mardin Çarşısı’nın siluetini aslına uygun bir şekilde nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Siirt’te 40 bin metrekarelik alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı ve 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nı nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Terörün Şırnak’ta, Diyarbakır’da oluşturduğu tahribattan sonra bu şehirlerimizi sosyal alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle birlikte nasıl yeniden ayağa kaldırdığımızı görürsünüz. Yeni Sur’u görürsünüz, yeni Şırnak’ı görürsünüz. Yine Şanlıurfa’da, Bitlis’in deresi Beş Minare’siyle sizleri selamlar. Erzurum’a gittiğinizde Ulu Camii etrafının düzenlendiğini görürsünüz, Adıyaman’da asrın felaketinden sonra yaralarımızı nasıl sarmak için yükselen konutlarımızı, yuvalarımızı görürsünüz. Malatya’ya gittiğinizde; Malatya bizi hemşehrisi ilan etti. Elazığ bizi Kara Murat ilan etti. Depremde, selde, heyelanda milletimizin hep yanındaydık. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu, herkesten önce oraya koştuk. Elleri öyle bir tuttuk ki, o eller 1 yıl içinde konutlara dönüştü. Oraya gittiğimizde biz kendimizi evimizde gibi hissediyoruz, kardeşleri gibi bağırlarına basıyorlar. Bize ‘bu konutları yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. Biz de Allah’a şükür ki sözlerimizi tutan tarafta olduk. Yeni Elazığ, yeni Malatya’yı yeni Pütürge’yi vatandaşımızla el ele vererek inşa ettik. Asrın felaketinde 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir depremle uyandık. 6 Şubat’ta bu acıyı 85 milyon yaşadı. Tek yürek, tek yumruk oldu. 11 ilimizi ayağa kaldırmak için, yeniden Ulu Camii’nin ezanlarını duymak için, oradaki vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek için çalıştık. 3 ayda 180 bin konutun ihalesini gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir yerde bunu göremezsiniz. Biz milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir”
“Trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar var” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum, “Biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Biz bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz milletimiz. Aklımızda, fikrimizde, ruhumuzda hep Türkiye’miz var. Bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir. Bugün derdiyle dertlendiğimiz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Ama önümüzde İstanbul’u yeniden emin ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de İstanbul’un 39 ilçesinde toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar var. Bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar var. Bugün bir yanda trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar, diğer yanda Çekmeköy’de, Tuzla’da, Pendik’te gençlerimize, çocuklarımıza yepyeni yaşam alanları sunanlar var” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter”
İstanbul’un kaynaklarının algı ve reklam kampanyalarına harcandığını ifade eden Murat Kurum, “5 yıllık bakanlık görevimde, genel müdürlük görevimde ne söz verdiyse tutan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Biz söz verdiysek, sözümüzü tutarız. 5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Dönüştüreceğiz ki, burada yaşayan kardeşlerimiz, annelerimiz babalarımız yastığa başını koyduğunda güven ve huzur içinde uyusun. Kaynağı nereden mi bulacağız? Kaynak milletimiz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter. Ama siz İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için boy boy reklam tabelalarına harcarsanız, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcarsanız yetmez. O zaman İstanbul üzülür, İstanbul kırılır. İstanbul küçük bir bebek gibidir. Sevgi ister, ilgi ister, güvenli adımlarla birlikte yürümek ister. Hem İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldıracağız. Hem de yapacağımız 100 bin kiralık konutla birlikte, konut kira fiyatlarını aşağı çeken tarafta olacağız. Trafik çilesine yapacağımız metrolarla, karayolları tünelleriyle ve kavşak düzenlemeleriyle son vereceğiz. İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden İstanbul diyerek şaha kaldıracağız. 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz” dedi.
“Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin ve ailelerinin vatan sevgisini sorguluyorsun?”
Kurum, bedelli askerlik yapanlara ‘kaçak’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ise şu şekilde tepki gösterdi:
“Bunun mesajını CHP’nin bir o yana, bir bu yana savrulmasından da anlıyoruz. İşte bugün bu savrulmanın bir örneğini daha gördük. CHP’nin yetersiz eş genel başkanı Özgür efendi çıkmış, bedelli askerlik yapan 650 bin vatan evladımıza ‘kaçak’ diyor. Ne diyor? ‘Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Bedelli askerliğe kaçanlardan değil’ diyor. CHP eş genel başkanı Özgür efendi bu aralar diline bizi doladı. Niye? Çünkü 31 Mart akşamı eş genel başkanlığını bırakacak. Hem kendisi hem de kibri aklının önüne geçmiş buradaki belediye başkanı, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan Ekrem bey süresiz tatile gidecekler. Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun, onları vatanı sevmemekle suçluyorsun? Sen kimsin ki bu pırıl pırıl gençlerimize böyle bir ithamda bulunuyorsun. Acaba senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Deprem üzerinden kirli bir siyaseti üreten sen değil misin? Şehit cenazesinde kahkahalar atan sen değil misin? Bu millet senin ne olduğunu, kim olduğunu çok iyi biliyor. Milletimizin arasına nifak tohumları ekmene asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Gençlerimize, bu vatanın hiçbir evladına kimse yafta vuramaz. Hele hele şehidimizin cenazesinde kahkahalar atanlar bu konuda tek bir kelime edemez. Hiç merak etme bu milletin evlatları, sana gereken cevabı 31 Mart’ta sandıkları patlatarak verecek.”
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
“Bizim bu şehre dair rüyalarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken bulacak. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul’umuz için koşarken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan ve üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız” dedi.
“Bu şehrin çilesi varsa muradı da var”
Kurum konuşmasını, “Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne diyor Şanlıurfa’nın yanık sesi Kazancı Bedih: ‘Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş.’ Evet, bu şehrin derdi varsa dermanı da var, bu şehrin çilesi varsa muradı da var. İnşallah İstanbul’un dertlerine hep birlikte derman olacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirecek, hep birlikte yöneteceğiz. İstanbul’a yeniden; gönül belediyeciliğini hakim kılacağız. Her kardeşimizin gurur duyacağı bir İstanbul için gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağız. 1 Nisan’da İstanbul, gerçek belediyecilikle tanışacak. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek. Tıpkı Diyarbakır türküsünde ‘Mardin kapı şen olur’ dediği gibi inşallah 1 Nisan’dan sonra da İstanbul’umuzun her bir hanesi, her bir vatandaşı şen olacak, huzurlu olacak” ifadeleriyle noktaladı.
“Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır”
İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren yeniden eser ve hizmet siyasetiyle yönetileceğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Sosyal konut açığını köklü bir şekilde çözmenin tek bir yolu var. O da TOKİ üzerinden sosyal konut üretimidir. Özellikle İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem riski var. Kentsel dönüşüm temel çözümdür. Kentsel dönüşümün mimarı burada. İBB başkan adayımız, deneyimiyle, birikimiyle ulaşım sorununu, konut arzını ve kentsel dönüşümü yapabilecek Türkiye’de en güçlü kişiliktir. Biz bu şehri daha yaşanabilir bir hale getirmek, daha da kalkındırmak için bu alanlarda ilerleme sağlamamız lazım. Sizce adaylar arasında bunu en iyi kim yapabilir? Bence cevap çok açık ve nettir. O yüzden Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır. İstanbul çok şanslıdır. Bu kadar büyük bir tecrübeye, birikime sahip işin ehlidir” şeklinde konuştu.
]]>“MURAT KURUM İSTANBUL’DA BÜYÜK FARK YARATACAK”
Kurum’un İstanbul’da büyük bir fark yaratacağını ifade eden Şimşek, İstanbul’daki en önemli sorunlardan ulaşım, konut açığı ve afet riskini AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan adayının çözeceğini söyledi. Hükümet olarak İstanbul’un altyapısına yönelik önemli yatırımlar yaptıklarını anlatan Şimşek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, hayata geçirdiği projelerle ulaşım sorununun çözümüne katkı sunduğunu, gelecekte de bu sorunu çözeceğini ifade etti.
“İSTANBUL’U ÇOK DAHA İLERİ BİR NOKTAYA TAŞIYACAĞIZ”
Şimşek, AK Parti hükümetleri döneminde 1 milyon 319 bin sosyal konut yapıldığını belirterek, Murat Kurum’un İstanbul için bir şans olduğunu, kentsel dönüşümü deneyimi ile en iyi şekilde yapacağını kaydetti. Bakan Şimşek, AK Parti’nin yerel yönetim vizyonunda “gerçek belediyecilik” olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti; “Biz insan odaklıyız, bizim belediyecilikten maksadımız hizmet ve eser siyasetidir. Biz, kalkınmanın yerelden başladığını biliyoruz. Bizim belediyecilik anlayışımızda verdiği sözü yerine getirme vardır. Biz böyle bir ekibiz. Katılımcı, kapsayıcı ve hesap verilebilir bir belediyecilikten bahsediyoruz. Hep birlikte İstanbul’u çok daha ileri bir noktaya taşıyacağız. Çünkü bu çağda artık sadece ülkeler rekabet etmiyor, artık illerle, şehirlerle, metropollerle rekabet ediliyor. İstanbul’u daha rekabetçi kim yapabilir? Tabii ki Murat kardeşimiz. Çünkü o bu işin ehli. Çünkü bu birikime ve tecrübeye sahip.”
“EĞER HİZMET YOKSA DEMEK Kİ SORUN BAŞKADIR”
Mehmet Şimşek, muhalefetin hiçbir bahanesi olmadığını çünkü kendilerinin Ankara’dan parayı, kaynağı adil ve kurala dayalı bir şekilde gönderdiklerini vurguladı. 2023 yılında en çok paranın, en çok kaynağın İBB’ye gittiğini bildiren Şimşek, şöyle devam etti; “Ankara’ya gitmiş, İzmir’e gitmiş. Üçü de ana muhalefetin elinde olan belediyeler. Bakın ilk 10’da Antalya var, Mersin var, Adana var. Bu 6 ilin tamamı gördüğünüz gibi muhalefetin elinde. Biz ayrımcılık yapmadık. Bizim kitabımızda ayrımcılık yoktur. Biz bütçeden belediyelere parayı, kurala dayalı olarak, formüle dayalı olarak, adil bir şekilde gönderdik. Eğer hizmet yoksa demek ki sorun başkadır. Dolayısıyla çok net bir şekilde biz yerel yönetimlere güçlü kaynak aktarıyoruz. Niçin? Oradaki hemşehrilerimize hizmet için aktarıyoruz, eser için aktarıyoruz, yatırım için aktarıyoruz. Bu kaynakların doğru kullanılması çok değerlidir.”
“DÜNYADA DA TÜRKİYE’DE DE ENFLASYON ÖNEMLİ SORUN”
Şimşek, yerel yönetimlere AK Parti hükümetleri döneminde kaynağı yüz kattan daha fazla artırdıklarına dikkati çekerek, bu anlamda muhalefetin hiçbir bahanesinin olamayacağını ifade etti. Şehirlerin akıllı, çevreye duyarlı, dirençli ve rekabetçi olması gerektiğine işaret eden Şimşek, AK Parti’nin seçim beyannamesinde bunların hepsine yer verildiğini aktardı. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 20 yılda her alanda büyük bir ilerleme sağlandığını ifade ederek, ekonomik sorunların farkında olduklarını, bunu çözmek için geçen eylül ayında kapsamlı bir program açıkladıklarını hatırlattı. Sorunları köklü bir şekilde çözeceklerini belirten Şimşek, şunları kaydetti; “Çünkü biz, esnafımızın da emeklimizin de işçimizin de asgari ücretlimizin de sorunlarını biliyoruz. Bu sorunları geçmişte çözdük, Türkiye’yi hızlı bir şekilde kalkındırdık. Altyapısını iyileştirdik, eğitimine yatırım yaptık, sağlığına yatırım yaptık, ekonomimizi büyüttük. Son yıllarda dünyada da Türkiye’de de enflasyon önemli bir sorun. Ortaya koyduğumuz programla biz tekrar enflasyonu tek haneye indireceğiz. Enflasyonu tek haneye indirdiğimizde, siz çok daha rahat bir şekilde konut alabileceksiniz. Çünkü konut kredisi alabileceksiniz. AK Parti hükümetleri öncesi, konut kredisi yok denecek kadar azdı. Biz tek haneye indirince, krediye erişim arttı.”
“PROGRAMIMIZI SABIRLA UYGULAYACAĞIZ”
Enflasyonu tekrar tek haneye indireceklerini vurgulayan Şimşek, “Çünkü biz, imkanlarımızın faiz yerine yatırıma ve hizmete gitmesini istiyoruz. Evet, önümüzde tabii ki kolay olmayan bir süreç var. Ama sabırla biz programımızı uygulayacağız ve bu program başarılı olacak. Bu program sayesinde sorunlarımızı çözme imkanı olacak. Gerçekten de program çalışıyor.” ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, 2024-2026 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a işaret ederek, “Program eylülde açıklandı. Program çalışıyor. Büyümede, işsizlik oranında, enflasyonda ve bütçe açığında hedefleri 2024’te, 2025’te ve 2026’da tutturacağız. Şimdi hedefimiz ne? Hedefimiz toplumumuzun, milletimizin refahı. Bunun için de dünyayla birlikte zorlu bir dönemdeyiz ama başaracağız. Bize güvenin.” diye konuştu.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler’de düzenlenen Bereketli Toprakların Mirası Güneydoğu Sofrası İstanbul Buluşması programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, bakan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Doğu ve Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık”
5 yıllık bakanlık döneminde Doğu ve Güneydoğu’da eserleri olduğunu hatırlatan Murat Kurum, “Her gün Allah’a şükrediyorum. Şükrediyorum çünkü, bu tür buluşmalarda görüyorum ki, milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurmuşuz. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. Bu tebessümün ardında hiç şüphesiz tertemiz bir emek var, alın teri var, sizlere olan sevdamız var. Ben Mardin’de 3 sene okudum. Burada bir ablamızın kardeşi, benim okul arkadaşım. Mardin’den Mezopotamya’ya baktığınızda bir deniz görürsünüz. O güzel insanların ruhunu, kardeşliğini görürsünüz. Şırnak’ta askerlik yaptım. İyi ki; Şırnak’ın sokaklarında nefes alabilmeyi Rabbim bize nasip etti. 5 yıllık bakanlık dönemimde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her bir şehrinde bu kardeşinizin bir izi var, bir eseri var. 81 ilimize 450’den fazla ziyaret gerçekleştirmiş bir kardeşiniz olarak Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir mahalle bırakmadık. Kardeşlerimizin ihtiyaçlarını gidermek için oraya koştuk” şeklinde konuştu.
“Milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok”
Doğu ve Güneydoğu’da yaptığı hizmetleri sıralayan Kurum, “Her zaman en büyük gayemiz şu oldu. Sizlere nasıl daha müreffeh bir hayat sunabiliriz, hep bunun derdinde olduk. Hamdolsun bugün; Batman’dan Mardin’e, Siirt’ten Şırnak’a, Diyarbakır’dan Şanlıurfa’ya, Kilis’ten Adıyaman’a kadar her bir şehrimizde yaptığımız hizmetleri görürsünüz. İşte memleketiniz Batman’a gittiğinizde sizlerin evlatlarınızla, ailelerinizle nefes alacağı yeşil alanları, millet bahçelerimizi görürsünüz. Mardin’de Cumhuriyet Meydanımızı nasıl ihya ettiğimizi, Eski Mardin Çarşısı’nın siluetini aslına uygun bir şekilde nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Siirt’te 40 bin metrekarelik alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımızı ve 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nı nasıl yenilediğimizi görürsünüz. Terörün Şırnak’ta, Diyarbakır’da oluşturduğu tahribattan sonra bu şehirlerimizi sosyal alanlarıyla, parklarıyla, bahçeleriyle birlikte nasıl yeniden ayağa kaldırdığımızı görürsünüz. Yeni Sur’u görürsünüz, yeni Şırnak’ı görürsünüz. Yine Şanlıurfa’da, Bitlis’in deresi Beş Minare’siyle sizleri selamlar. Erzurum’a gittiğinizde Ulu Camii etrafının düzenlendiğini görürsünüz, Adıyaman’da asrın felaketinden sonra yaralarımızı nasıl sarmak için yükselen konutlarımızı, yuvalarımızı görürsünüz. Malatya’ya gittiğinizde; Malatya bizi hemşehrisi ilan etti. Elazığ bizi Kara Murat ilan etti. Depremde, selde, heyelanda milletimizin hep yanındaydık. Elazığ’da Malatya’da depremler oldu, herkesten önce oraya koştuk. Elleri öyle bir tuttuk ki, o eller 1 yıl içinde konutlara dönüştü. Oraya gittiğimizde biz kendimizi evimizde gibi hissediyoruz, kardeşleri gibi bağırlarına basıyorlar. Bize ‘bu konutları yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. Biz de Allah’a şükür ki sözlerimizi tutan tarafta olduk. Yeni Elazığ, yeni Malatya’yı yeni Pütürge’yi vatandaşımızla el ele vererek inşa ettik. Asrın felaketinde 11 ilimizi, 14 milyon vatandaşımızı etkileyen bir depremle uyandık. 6 Şubat’ta bu acıyı 85 milyon yaşadı. Tek yürek, tek yumruk oldu. 11 ilimizi ayağa kaldırmak için, yeniden Ulu Camii’nin ezanlarını duymak için, oradaki vatandaşlarımızın yüzünü güldürmek için çalıştık. 3 ayda 180 bin konutun ihalesini gerçekleştirdik. Dünyada hiçbir yerde bunu göremezsiniz. Biz milletimizle el ele verdiğimizde yapamayacağımız hiçbir iş yok” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir”
“Trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar var” sözleriyle mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum, “Biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Biz bu milletin her bir ferdine sevdalıyız. Bizim gecemiz gündüzümüz milletimiz. Aklımızda, fikrimizde, ruhumuzda hep Türkiye’miz var. Bizi bu yola düşüren, bizi bu yola sevk eden derttir. Bugün derdiyle dertlendiğimiz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Ama önümüzde İstanbul’u yeniden emin ellere teslim etmek, yeniden şahlandırmak için çok büyük bir fırsat var. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de İstanbul’un 39 ilçesinde toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar var. Bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar var. Bugün bir yanda trafik çilesiyle İstanbul’da yaşamı solduranlar, diğer yanda Çekmeköy’de, Tuzla’da, Pendik’te gençlerimize, çocuklarımıza yepyeni yaşam alanları sunanlar var” diye konuştu.
“İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter”
İstanbul’un kaynaklarının algı ve reklam kampanyalarına harcandığını ifade eden Murat Kurum, “5 yıllık bakanlık görevimde, genel müdürlük görevimde ne söz verdiyse tutan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Biz söz verdiysek, sözümüzü tutarız. 5 yıllık süreçte 365 bin konut yaptım. Kentsel dönüşümle ilgili hemen hemen her ilde çalışmış bir kardeşinizim. Kentsel dönüşüm bizim işimiz. İstanbul’da 650 bin konutu 5 yıl içerisinde dönüştüreceğiz. Dönüştüreceğiz ki, burada yaşayan kardeşlerimiz, annelerimiz babalarımız yastığa başını koyduğunda güven ve huzur içinde uyusun. Kaynağı nereden mi bulacağız? Kaynak milletimiz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcarsanız, İstanbul’un gücü her yere yeter. Ama siz İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için boy boy reklam tabelalarına harcarsanız, 2 günlük konsere 550 milyon lira harcarsanız yetmez. O zaman İstanbul üzülür, İstanbul kırılır. İstanbul küçük bir bebek gibidir. Sevgi ister, ilgi ister, güvenli adımlarla birlikte yürümek ister. Hem İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldıracağız. Hem de yapacağımız 100 bin kiralık konutla birlikte, konut kira fiyatlarını aşağı çeken tarafta olacağız. Trafik çilesine yapacağımız metrolarla, karayolları tünelleriyle ve kavşak düzenlemeleriyle son vereceğiz. İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden İstanbul diyerek şaha kaldıracağız. 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz” dedi.
“Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin ve ailelerinin vatan sevgisini sorguluyorsun?”
Kurum, bedelli askerlik yapanlara ‘kaçak’ diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ise şu şekilde tepki gösterdi:
“Bunun mesajını CHP’nin bir o yana, bir bu yana savrulmasından da anlıyoruz. İşte bugün bu savrulmanın bir örneğini daha gördük. CHP’nin yetersiz eş genel başkanı Özgür efendi çıkmış, bedelli askerlik yapan 650 bin vatan evladımıza ‘kaçak’ diyor. Ne diyor? ‘Türkiye’yi sevenlerden oy istiyoruz. Bedelli askerliğe kaçanlardan değil’ diyor. CHP eş genel başkanı Özgür efendi bu aralar diline bizi doladı. Niye? Çünkü 31 Mart akşamı eş genel başkanlığını bırakacak. Hem kendisi hem de kibri aklının önüne geçmiş buradaki belediye başkanı, yarı zamanlı belediye başkanlığı yapan Ekrem bey süresiz tatile gidecekler. Özgür efendi sen kimsin ki 650 bin gencimizin vatan sevgisini sorguluyorsun, onları vatanı sevmemekle suçluyorsun? Sen kimsin ki bu pırıl pırıl gençlerimize böyle bir ithamda bulunuyorsun. Acaba senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Deprem üzerinden kirli bir siyaseti üreten sen değil misin? Şehit cenazesinde kahkahalar atan sen değil misin? Bu millet senin ne olduğunu, kim olduğunu çok iyi biliyor. Milletimizin arasına nifak tohumları ekmene asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Gençlerimize, bu vatanın hiçbir evladına kimse yafta vuramaz. Hele hele şehidimizin cenazesinde kahkahalar atanlar bu konuda tek bir kelime edemez. Hiç merak etme bu milletin evlatları, sana gereken cevabı 31 Mart’ta sandıkları patlatarak verecek.”
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
“Bizim bu şehre dair rüyalarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz var” diyerek sözlerine devam eden Kurum, “Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken bulacak. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken bulacak. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul’umuz için koşarken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan ve üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız” dedi.
“Bu şehrin çilesi varsa muradı da var”
Kurum konuşmasını, “Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek Allah’ın izniyle 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. Ne diyor Şanlıurfa’nın yanık sesi Kazancı Bedih: ‘Mevlam birçok dert vermiş, beraber derman vermiş.’ Evet, bu şehrin derdi varsa dermanı da var, bu şehrin çilesi varsa muradı da var. İnşallah İstanbul’un dertlerine hep birlikte derman olacağız. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirecek, hep birlikte yöneteceğiz. İstanbul’a yeniden; gönül belediyeciliğini hakim kılacağız. Her kardeşimizin gurur duyacağı bir İstanbul için gece gündüz demeden var gücümüzle çalışacağız. 1 Nisan’da İstanbul, gerçek belediyecilikle tanışacak. 1 Nisan’da yüzler gülecek, İstanbul gülecek, İstanbullular gülecek. Tıpkı Diyarbakır türküsünde ‘Mardin kapı şen olur’ dediği gibi inşallah 1 Nisan’dan sonra da İstanbul’umuzun her bir hanesi, her bir vatandaşı şen olacak, huzurlu olacak” ifadeleriyle noktaladı.
“Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır”
İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren yeniden eser ve hizmet siyasetiyle yönetileceğini ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Sosyal konut açığını köklü bir şekilde çözmenin tek bir yolu var. O da TOKİ üzerinden sosyal konut üretimidir. Özellikle İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem riski var. Kentsel dönüşüm temel çözümdür. Kentsel dönüşümün mimarı burada. İBB başkan adayımız, deneyimiyle, birikimiyle ulaşım sorununu, konut arzını ve kentsel dönüşümü yapabilecek Türkiye’de en güçlü kişiliktir. Biz bu şehri daha yaşanabilir bir hale getirmek, daha da kalkındırmak için bu alanlarda ilerleme sağlamamız lazım. Sizce adaylar arasında bunu en iyi kim yapabilir? Bence cevap çok açık ve nettir. O yüzden Murat kardeşim İstanbul için büyük bir fırsattır. İstanbul çok şanslıdır. Bu kadar büyük bir tecrübeye, birikime sahip işin ehlidir” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, seçim çalışmalarına devam ediyor. Kurum, Küçükçekmece’de düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Mitinge Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, AK Parti Küçükçekmece İlçe Başkanı Sami Şahin, MHP Küçükçekmece İlçe Başkanı Ekrem Sarısoy, Küçükçekmece İlçe Başkanı Mehmet Cem Özel, AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlar ve sloganlarla eşlik etti. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“İstanbul’da akın akın büyüyen bir değişim iradesi var”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Bu meydanları görünce muhalefetin aklı karışıyor. Bu coşkuyu, heyecanı, sevgiyi görünce ne yapacaklarını bilmiyorlar. Gelsinler Küçükçekmece’deki bu morali görsünler. Tam 54 gündür İstanbul’umuzun her yerinde milletimizle kucaklaşıyoruz. Gittiğimiz her sokakta, girdiğimiz her dükkanda, her evde şunu net bir şekilde görüyorum; İstanbul’da akın akın büyüyen bir değişim iradesi var. İstanbul’da sokak sokak büyüyen bir değişim dalgası var. 31 Mart’ta Küçükçekmece kararını vermiştir. 31 Mart’ın ayak seslerini dinlemek isteyen, coşkuyu görmek isteyen bu meydana gelsin. Bu meydan bize, tıpkı 28 Mayıs’ta olduğu gibi 31 Mart zaferimizi müjdeliyor. 31 Mart’ta bu coşkuyla önce Küçükçekmece’yi ardından İstanbul’umuzun her bir mahallesini inşa edeceğiz. Biz reklam belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik diyoruz. ‘Yeniden İstanbul’, ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. 31 Mart’ta Küçükçekmece’miz Cumhur İttifakı’mızı sandıkta rekor oyla destekleyecek. Küçükçekmece sandıkları öyle bir patlatacak ki, İstanbul’da herkes Küçükçekmece’yi konuşacak. Bu millet için biz uykusuz da kalsak, ailemizden de her türlü fedakarlığı yapsak azdır. İstanbul’umuz, kendisine vefası olmayanların elinde çile çekiyor. İstanbul’umuz beceriksiz ellerde dertleniyor. İstanbul’umuz ehliyetsiz ellerde eser görmüyor. Bekle İstanbul hizmet siyaseti geliyor” dedi.
“Kendi geleceklerini için her türlü kirli ittifakın içine girerler”
Mevcut İBB yönetiminin 10 yıl sonra hatırlanacak tek bir projesinin bile olmadığını dile getiren Kurum, “Bu aziz şehir 5 yıl boyunca sevgisizlikten, ilgisizlikten neler çekti neler. Halbuki İstanbul nazlıdır. Bir bebek gibi ilgi ister. Sevgi, sevda, aşk ister. İstanbul’la ilgilenecek belediye başkanı ister. İstanbul, arada bir belediyeye uğrayanların, başka işler peşinde koşanların ilgisizliğinden bıktı. Küçükçekmece’ye gel, insanların çekmiş olduğu sıkıntıya şahit ol. İstanbul için sevgi Murat Kurum’dur. Sevgi polemik değildir. Sevgi zor zamanda bu şehirden kaçmak değildir. Sevgi, İstanbul’a emektir. Sevgi yarınlara eserdir. Sevgi Küçükçekmece’ye hizmettir. Bunlarda bu şehre emek yok. CHP’li büyükşehir belediye yönetiminin 10 yıl sonra hatırlanacak tek bir projesi yok. Bunlar ancak İstanbul’un kaynaklarını kendi emelleri için harcamayı bilirler. Bunlar israfı bitirdik deyip boy boy tabelalara reklam asıp tam 175 milyon harcamayı bilirler. Bunlar yol yürüdükleri dava arkadaşımız dedikleri genel başkanlarını, il başkanlarını arkadan hançerlemeyi bilirler. Bunlar ablam abla dediği Meral Akşener’i görse yolunu değiştirir. Hani ablandı, hani sarılıyordunuz? Bunların derdi kendi gelecekleri. Kendi geleceklerini için her türlü kirli ittifakın içine girerler. Biz Küçükçekmece’yi arkamıza alır omuz omuza dağları deleriz. İstanbul bizim mazimiz, tarihimiz ve kimliğimizdir. İstanbul bize şanlı Türk tarihinin, bin yıllık Anadolu yürüyüşümüzün emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. İstanbul bize ‘En büyük hayalim İstanbul’u yeniden yükseltmekti’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir” şeklinde konuştu.
“1 Nisan’dan itibaren Küçükçekmece’miz için dev yatırımlarımızı hemen başlatacağız”
Küçükçekmece’ye yönelik projelerini anlatan Kurum, “Küçükçekmece CHP belediyeciliğinin pençesinde inim inim inliyor. Şu 5 yıldır, ne Büyükşehir’in ne Küçükçekmece Belediyesi’nin sizlere en ufak bir hizmeti var mı? Yok. Küçükçekmece’mizi maalesef 20 yıl öncesine geri götürmek istiyorlar. Ben ve Aziz başkanım 5 yılda gerekirse 20 yıllık eser üreteceğiz ama sizi CHP’nin insafına asla teslim etmeyeceğiz. 1 Nisan’dan itibaren Küçükçekmece’miz için dev yatırımlarımızı hemen başlatacağız. Yarımburgaz Mahallemizde evlatlarımızın sağlıklı ve güvenli yarınları için tüm sorunları çözeceğiz. Önce imar planını yapacağız. Yapacağımız imar planıyla kıyı rekreasyon projemizde vatandaşımız dönüşümü istediği gibi gerçekleştirecek. Küçükçekmece Gölü’nü, gençlerimizin, yavrularımızın istifade edeceği muazzam bir Su Sporları Festival Merkezi’ne dönüştüreceğiz. Annelerimizin hem üretime hemde istihdama katkı sağlamaları için projelerimizi yapacağız. Daha konforlu bir alanda alışveriş yapmaları için yeni Pazar alanlarını ve otoparklarımızı süratle hizmetinize sunacağız. Mevcut CHP’li İBB yönetiminin 5 yıl görmezden geldiği Ayamama Deresi’ndeki koku problemini çözmediler. Biz göreve gelir gelmez Ayamam Deresi’ni tamamen ıslah ediyoruz. Etrafına yürüyüş yolları ve dinlenme alanları yapıp Küçükçekmece’mize kazandıracağız. Mahmutbey-Küçükçekmece-Bahçeşehir-Esenyurt, Halkalı-Bahçeşehir-Çatalca, İstanbul Havalimanı-Arnavutköy-Başakşehir-Halkalı raylı sistem hatlarıyla metro hizmetlerini Küçükçekmece’mize getireceğiz. Sefaköy-Halkalı-Başakşehir ve Kirazlı-Halkalı raylı sistem hatlarıyla birlikle Küçükçekmece’nin her yere ulaşımını sağlayacağız. Trafiği rahatlatacak Ayazma-Altınşehir Kavşak problemini hızlı bir şekilde giderecek, Bahçeşehir’e kadar yan yolu inşa edeceğiz. Mahmutbey kavşağını düzenleyeceğiz. Küçükçekmece’ye giriş çıkış eziyet olmayacak. Olimpiyat Tünelini hızla inşa edip daha bir Küçükçekmece için hep birlikte çalışacağız” ifadelerine yer verdi.
“Bunların işi algı ve sosyal medya belediyeciliği”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir televizyon programındaki konuşmasını eleştiren Kurum, “Özgür efendiye televizyonda soru soruyorlar. ‘Siz ittifak kurdunuz mu?’ diyorlar. Bu soru şu an milletin merak ettiği soru değil diyor. Cevap vermemek için kıvırıyor. Lafı çevirmekte ve algıyı yönetmekte bunların eline kimse su dökemez. Bunların işi algı ve sosyal medya belediyeciliği. Bana sordukları soruların hiçbiri İstanbul’la ilgili değil. Hep başka gündemleri pişirip pişirip İstanbulluların önüne getiriyorlar. 31 Mart’tan sonra biri kapı arkası ilişkilerle eş başkanlığı görevini bırakacak, biri de süresiz olarak tatile gidecek” dedi. – İSTANBUL
]]>İMAMOĞLU: FARKINDA OLMADAN HÜKÜMETİ, ERDOĞAN’I ELEŞTİRİYOR
İmamoğlu şunları söyledi “Şimdi bu Mekke- Esenyurt meselesini alet ettiler ya o zaman, sanki işe yaramış gibi bu acemi aday dayanamadı dün bir laf yetiştirdi. Neymiş efendim? Bak lafa bak Allah’ınızı severseniz ya;’31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek.’ İBB’yi o kazanırsa ‘Gazze’ye yardım edeceğim’ demiş. Neresinden tutarsan eline geliyor. Bir; ey Allah’ın adamı, ey güzel adam. Ne diyeyim sana? Daha ne diyeyim yani? Allah seni ailene bağışlasın. Git ailenle yaşa. Ama bu şehri sen bilmiyorsun. Bu şehrin insanı ne hiç bilmiyorsun. Ben bu laftan ne anlarım biliyor musun? Aslında farkında değil. Hükümeti eleştiriyor burada hükümeti. Yani koca Türkiye Cumhuriyeti Gazze’ye yardım edemedi. O gelince edecekmiş.Acemi adayın dengesi o kadar bozuk ki, farkında olmadan aramızda kalsın Erdoğan’ı eleştiriyor.

“İSTANBUL’DA YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜREN BİR ACEMİ ADAY VAR”
Sayın Cumhurbaşkanı’na diyor ki, ‘Gazze’ye yardım et. Bak sen etmedin, ben gelirsem ben edeceğim’ diyor. ‘İBB başkan olursam yardım edeceğim’ diyor. Bak daha yeni başladık. Kavga etmeyin. Yan yana afişleriniz var. Sonra makası alıp kesmeye başlarlar. Bak Sayın Erdoğan’ın sağı solu belli olmaz. Resimlerinden bir gün sonra seni pat diye çıkarıverir ha. Tek kendi resimleriyle seçime girer İstanbul’da. Yapar vallahi yapar. Ben zaten bekliyorum. Bir hafta bilemedin, iki hafta sonra meydanlarda söyleyeyim. Gene dayanamayacak. Keşke memleketin gerçek sorunlarına eğilse ama hani bir laf vardır ya; ‘Boynun eğri demişler, nerem doğru ki’ demiş. Şimdi bunların işi böyle. Ben bunlara boşuna su kaynattı demiyorum. Boşuna kayış attılar demiyorum. Vallahi Allah’a yardımcıları olsun. Ama neyse. Bu zor zamanlarda,emeklilerimizin yüzünün gülmediği zamanlarda, dar gelirlilerin sıkıntılarını had safhada olduğu zamanlarda , enflasyonun tavan yaptığı zamanlarda Allah razı olsun İstanbul’da yüzümüzü güldüren bir acemi aday var.”
NE OLDU?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, Bakırköy’de katıldığı bir etkinlikte Gazze’ye yapacakları yardımlar için milletin gerçek belediyecilikten yana tavrını koyması gerektiğini belirterek “31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek, Gazze’de elini bize uzatan kardeşlerimiz sevinecek” ifadelerini kullanmıştı.
Kurum konuşmasında, “31 Mart’ta Gazze’deki mazlumlar sevinecek, Gazze’de elini bize uzatan kardeşlerimiz sevinecek. Gazzeli yavrularımız sevinecek. Orada Gazze’nin özgürlüğü için İBB olarak Gazze’ye yapacağımız yardımlar için inşallah 31 Mart’ta milletimiz yine gerçek belediyecilikten yana tavrını koyacaktır” dedi.

ÖZGÜR ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A ÇAĞRI: MURAT KURUM’U ADAYLIKTAN ÇEK
CHP lideri Özgür Özel ise bu açıklamalar hakkında şunları söyledi: ” Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye yerel seçimlerde verebilecek hiçbir şeyi olmamasının kanıtı İstanbul’daki adayının Murat Kurum olmasıdır. Sen İstanbul’a Murat Kurum’u layık görüyorsan, Murat Kurum da ’31’inde kazanırsak Filistin’deki çocuklara yardım yapacağız’ diyorsa, daha bundan sonra söyleyecek bir şey yoktur. Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, buradan sonra, bugün son gün adayı çekmek için son gün. Ben bu adayı Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam çeker alırım. Murat Kurum orada duracağına oraya bir tane Pinokyo koysa Murat Kurum’dan daha inandırıcıdır. Bugün son gün, Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Murat Kurum’u çek, İstanbul’a Pinokyo’yu aday göster. Daha inandırıcı olursun, daha dürüst bir adayın olur, daha samimi bir adayın olur.”
]]>İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin Bakırköy’deki merkezinde düzenlenen Esnaf ve Sanatkarlar İstişare Toplantısı’nda konuşan Yönter, MHP olarak her zaman ön şartsız bir şekilde esnafla birlikte olmaya devam edeceklerini söyledi.
Yönter, Türkiye ekonomisinin yüzde 99’unun küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluştuğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Türkiye ekonomisinin kılcal damarlarını esnaf ve sanatkarlarımız oluşturuyor. Türkiye ekonomisinin değeri şu anda cari fiyatlarla 1 trilyon 119 milyar dolar. 1923’te bu rakam 950 milyon dolardı. Nereden nereye geldik? Şu anda kişi başına düşen gelir 13 bin 110 dolar, 1923’te 45 dolardı. Yeterli mi? Değil. Hedefimiz çok büyük. Ulaşmamız gereken yerler var. Bu nedenle Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına Türk ve Türkiye Yüzyılı dedik. Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı oluşturacak iki mimar var; Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli.”
Esnaf ve sanatkarların temel problemlerini bildiklerini aktaran Yönter, küreselleşmenin soğuk dalgalarının esnafı çok etkilediğini söyledi.
Yönter, alışveriş merkezleri ve zincir marketlerin fiyat artışlarını takip ettiklerini kaydederek, “Bunun neresi insaflı, neresi vicdanlı? Bu fiyat artışlarının ekonomik gerçeklere dayandığını kim iddia edebilir. 31 Mart yaklaştıkça zammı ve ekonomiyi silah gibi kullananları biz bilmiyor muyuz? Bunların arkalarında Türkiye düşmanları yok mu? Bal gibi var, buz gibi var.” ifadelerini kullandı.
TAG uygulamasıyla taksicilerin perişan olduğunu ifade eden Yönter, şu değerlendirmede bulundu:
“Şu anda Türkiye genelinde taksici esnafımıza yönelik bir itibar suikastı var. Hiç kimse keyfinden 24 saat boyunca direksiyon sallamıyor. Bunlar emekçi, bu milletin has evlatları. Taksici, dolmuşçu esnafımızı sürekli karalayanları kınıyorum. Diğer tüm esnafımızın olduğu gibi taksicilerimizin de arkasındayız. İstanbul’da taksi sorununun kalıcı şekilde çözüleceğine de yürekten inanıyoruz. Önümüzdeki en sıcak gündemlerden biri bu olmalı.”
“Türkiye’de siyasi sorun yaşanacak hiçbir ortam yoktur”
Yönter, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle yönetimde istikrarın sağlandığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de siyasi sorun yaşanacak hiçbir ortam yoktur. Şimdi önümüzde mahalli idareler seçimi var. Bu seçimlerden de sağ salim 14-28 Mayıs seçimlerine müzahir olacak şekilde çıkmak zorundayız. Bu Türkiye için, esnaflarımız için, geleceğimiz için… 14 ve 28 Mayıs’ta malum zihniyet iktidar olsaydı halimiz ne olurdu? Allah bizi korumuş. Devlet, millet izmihlal yaşardı. Her şey birbirine girerdi. Sokaktan geçene cumhurbaşkanı yardımcılığı veren, PKK’yla ittifak yapan bir zihniyetle karşı karşıyaydık. Bölücüleri belediyelere taşıyan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Büyük bir krizin eşiğinden döndük. 31 Mart’ta bunu tamamlamamız, son vuruşu yapmamız lazım. İstanbul’daki trafik sorununun çözümü, depreme dayanıklı konutların yapımı ve İstanbul’un kirlenen çehresinin tekrar temizlenmesi için yeni bir umut, yeni bir isim gerekiyor. Bizim anlayışımıza göre bu ismin tarifi Sayın Murat Kurum ve Cumhur İttifakı. Murat Kurum Bey’in 31 Mart’ta seçileceğine inanıyoruz.”
Yönter, yerel seçimde başarılı olacaklarını belirterek, “Biz kendi geleceğimiz hakkında, İstanbul hakkında karar vereceğiz. 31 Mart’ta irademizi göstereceğiz ve İstanbul’da yarı zamanlı, mevsimlik, konjonktürel belediye başkanını Saraçhane’den alıp evine göndereceğiz.” ifadelerini kullandı.
Ardından esnafın sorun ve taleplerini dinleyen Yönter, sorunların çözümü için ellerinden gelen tüm çabayı göstereceklerini söyledi.
]]>Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, önce Saadet Partisi Ümraniye Belediye Başkan Adayı Yakup Kasımay ve İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Sadıkoğlu ile birlikte Ümraniye’de düzenlenen aday tanıtım programına katıldı. Aydın, ardından Saadet Partisi Kadıköy Belediye Başkan Adayı Recep Yılmaz ve İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Sadıkoğlu eşliğinde, Kadıköy’de düzenlenen aday tanıtım programına katıldı. Aydın şunları söyledi:
“İSTANBUL’UN EN TEMEL MESELESİ GEÇİM MESELESİDİR”
Tarihi bir seçimin arifesindeyiz. Millet olarak sandığa gideceğiz. 5 yıl süreyle Kadıköy’ümüzü ve İstanbul’umuzu, Ataşehir’imizi yönetecek yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Yerel yöneticiler, bildiğiniz merkezi yönetimdeki yöneticilerden farklı olarak doğrudan halkla iç içe olan yöneticilerdir. Dolayısıyla seçtiğimiz yöneticiler, yaşadığımız şehrin, yaşanabilir olup olmayacağını, vizyonuyla, anlayışıyla yaslandığı değerlerle belirleyecek olanlardır. 20 gündür İstanbul’da insanımızla esnafımızla, derneklerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla, bir kısım akademi çevreleriyle temaslarımız oluyor. Gördüğümüz üç şey var. Birincisi insanımız yorgun. İnsanımız karamsar, insanımız endişeli. İnsanımız küskün. Bir kasvet çökmüş. Umutsuz demeyelim ama karamsarlık sinmiş topluma. İkincisi gördüğünüz şu İstanbul’un en temel meselesi geçim meselesidir. Hayat pahalılığıdır. Ekonomik tablonun her bir kesimi derinden sarsmasıdır. Üçüncüsü ise insanımız hem durumdan memnun değildir hem de kurumdan ümitli değildir. Bu üç tablonun neticesinde yine gördüğüm, müşahede ettiğim, hissettiğim demiyorum, dokunduğum ve anladığım toplumun her bir kesiminde Saadet Partisi’ne karşı çok güçlü bir saygı ve değer yükleme var. İşte böyle bir atmosferde bir Kadıköy’ümüzde, Ataşehir’imizde, İstanbul’un 39 ilçesinde, büyük şehrimizde seçime gideceğiz. İnsanımıza doğru dokunmaya, gönlüne dokunmaya her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. İstanbul’umuzda bir şeyi çoğaltmaya, yaygınlaştırmaya, kökleştirmeye ihtiyacımız var. Bu doğrudur, doğruluktur, adalettir, ahlaktır. Bu kavramlar ve bu değerler etrafında kümelenmezsek işimizi, sözümüzü, ticaretimizi, siyasetimizi, belediye yönetimimizi, kurumlarımızı, bu kavramlar etrafında eti kemiğe büründür hale getirmezsek, bu kasvet hali, yorgunluk hali ve İstanbul’un bugünkü keşmekeşliği devam edecek. Onun için biz Saadet Partililer olarak tanıdığımız, bildiğimiz, temas kurabildiğimiz kim varsa? Her birine gideceğiz, her birinin gönlüne dokunacağız. Zihnine dokunacağız. Şu ya da bu parti. Şu ya da bu aday üzerinden bir polemik, bir tartışma içerisine girmeksizin; gelin kardeşim, gelin bacım, gelin dayım, gel teyzeciğim, gel ağabeyciğim diyeceğiz. Gelin şu kavramlara sahip çıkalım. Bu kavramlara sokağımızda yönetimimizde, soframızda, münasebetlerimizde ve ticaretimizde yaygınlaştıralım. Bunları konuşmayalım, bunları yaşayalım. Çünkü Türkiye’de kabul edelim ki son zamanlarda bu kavramlar çokça istismar edildi. Adalet çok konuşuldu ama adalet uygulanmadı. Doğruluk çok koşuldu ama dürüst olunamadı. Vicdan çok dile geldi ama vicdanın yansımaları olmadı Helal ve haram kavramları çok konuşuldu ama o sınırlara riayet edilmedi. Ahlak dilimize pelesenk oldu ama ahlak ete kemiğe bürünerek sokağımızda olmadı. Onun için bu kavramları konuşmaya değil, dillendirmeye değil, bu kavramları sahiplenmeye, yaşamaya ihtiyacımız var. Geliniz bu kavramlara sahip çıkalım. Kadıköy’ümüz için, İstanbul için bu kavramlara sahip çıkmaktan daha büyük, daha kıymetli bir iş yapmayız. Bir yöneticiyi seçerken bu kavramlar etrafında, penceresinde ve zaviyesinde meselelere yaklaşalım. Diyelim, gelin doğruya, doğruluğa, vicdana, ahlaka ve adalete sahip çıkalım öyle sahip çıkalım ki bu sahip çıkmak İstanbul’un altında yatanlara sahip çıkmak olsun. Bu sahip çıkmak İstanbul’un üstünde yaşayanlara da sahip çıkmak olsun. Bu sahip çıkmak İstanbul’un geleceğine sahip çıkmak olsun, bu sahip çıkmak çoluğumuzun, çocuğumuzun, torunlarımızın geleceğine sahip çıkmak olsun. Biz çocuklarımıza biz arkadaşlarımıza bundan daha kıymetli bir duruşun bir sözü söyleyemeyiz.
“DOĞRU İŞLERİ DOSDOĞRU YAPMAK LAZIM”
‘Ben doğru ve doğruluğun yanında oldum. Ahlakın ve vicdanın yanında oldum. Adaletin yanında oldum’ demekten daha değerli bir şey bırakamayız; kendimize, çocuklarımıza ve geleceğimize. Bu kavramlar üzerinden bir Kadıköy, bir İstanbul tasavvurumuzun olması gerekiyor. Bugün sizler televizyon ekranlarında çok gördüğünüz proje tartışmaları var, adaylar konuşuyor. Projeler, mega projeler konuşuluyor. Ama sormak lazım değil mi kardeşim? Tamam, sizin bir İstanbul tasavvurunuz var mı? Nasıl bir İstanbul tasavvuru ediyorsunuz ki bu projeleri, bu mega projeleri millete takdim ediyorsunuz, sunuyorsunuz. Nasıl bir İstanbul tasavvur ediyorsunuz? Gelecek on yıllarda nasıl bir Kadıköy, nasıl bir İstanbul olacak? Bunu ortaya koymadan bunun sınırlarını çizmeden sizin söyleyeceğiniz her bir söz, günü kurtarma sözüdür. Bakınız biz bugün İstanbul’da en çok konuştuğumuz işlerden birisi kentsel dönüşüm. ve adayların en mega projeleri bunlar üzerinden yürüyor. Peki kentsel dönüşüme tabi tuttuğunuz binaları ne zaman inşa etmişiz? Bugün yıkmayı düşündüğümüz binalar, 40-50 yıllık binalarımız. Çünkü 40-50 yıl önce de bir vizyon bir tasavvur olmamıştı. Bu tasavvur, bir İstanbul tasavvuru olmayınca böyle bir tablo ortaya çıktı. Aradan 40-50 yıl geçti. Bugün bütün siyasi partiler bir deprem afetinin karşısında dayanaklı, güvenli kurumları inşa etmek için kentsel dönüşüm vaatlerinde bulunuyor. İyi de bir tasavvurumuz olmazsa sadece bugünü kurtarmak adına, oy almak adına ortaya koyacağımız projeler 50 yıl sonra bugün yıkmak istediğimiz binalar gibi yıkılmayı bekleyen binalar olacak. Bugün dikeceğimiz binalar bugün var olan büyük plazalar, yüksek katlı binalar ne olacak? 50 yıl sonra belediye başkanı adaylarının, ‘En verimli, en hasarsız şekilde nasıl yıkacağız? Molozları nereye istifleyeceğiz?’ projeleri olarak takdim edilecek. Bizim bir İstanbul tasavvurumuz var. Merkezinde insanın, ailenin ve mahallenin olduğu bir İstanbul. Bizim bir İstanbul tasavvurumuz var. Kalite denince akla İstanbul gelecek. Taksisiyle, taksicisiyle, berberiyle, ayakkabıcısıyla, aşçısıyla, kaliteli bir İstanbul. İstanbul taksicisi, İstanbul müezzini, İstanbul ezanı, İstanbul sokağı, İstanbul caddesi, İstanbul binası, İstanbul mahallesi, İstanbul esnafı. Böyle bir tasavvuru gerçekleştirmek için de doğru işleri dosdoğru yapmamız gerekiyor. Yanlış işleri, doğru yapmak değil. Doğru işleri, dosdoğru yapmak lazım. Doğru işlerin yanlış yapıldığına örnek. İşte yanı başımızda Fikirtepe. O bölgenin bir kentsel dönüşüm ihtiyacı var mıydı? Vardı. Doğruydu. Ama bugün ortaya çıkan tablo. Gelecek 5 yıl, 10 yıl sonra onun bölgemize maliyetini hesap edebiliyor muyuz? Ayrıca oradaki insanların bir kısım müteahhitler zengin edilirken nasıl mağdur edildikleri ortada mı? Bakınız doğru iş, yanlış yapıldı. Yine İstanbul’umuzda dünden bugüne birçok yanlış proje, doğru yapıldı. En uzun köprü, en yüksek bina, devasa adliye sarayları… Bunlar İstanbul’un ihtiyaçlarını çözecek işler değildi. Yanlış işlerdi ama mühendislik açısından doğruydu.
“OKULLARIMIZDA BİR TEK YAVRUMUZ GÜNÜ AÇ GEÇİRMEYECEK”
Bir başka konu son 5-6 yıldan beri uygulanan yanlış ekonomi politikalarının bir bütün olarak toplumun tamamına sirayet etmesidir. Çalışanlarımıza, çocuklarımıza, yavrularımıza, talebelerimize, annelere, emeklilerimize sirayet etmesidir. Bir büyükşehir belediyesi olarak yapacağımız kıymetli iş ne olabilir? Devlet okullarının birçoğunda on binlerce yavrumuz aç. İşte Ahmet 4. sınıfta. Arkadaşlarından uzak bir yerde simit alamadığı için bu vakti geçirir. Onun karnını doyurmak için kantin kart projemizi devreye sokacağız. Okullarımızda bir tek yavrumuz günü aç geçirmeyecek. Birçok insanımızın doğal gaz maliyetleri çok yüksek. Biz bebeklerimizin özellikle 0-2 yaş arasındaki bebek sahibi olan ailelerimizin doğal gaz ihtiyacını ilk 125 metreküp zaten ortalama tüketim o kadardır büyükşehir belediyesi olarak biz karşılayacağız. Hızlı dokunuşlar bunlar. ve bugün devlet okullarımızın birçoğuyla özel okullar arasındaki makas çok açılmış. Fiyatlar açısından söylemiyorum. Fiziki şartlar açısından devlet okullarıyla, özel okulların arasında büyük farklar oluşmuş. Özellikle bu hijyen meselesi temizlik meselesi maalesef kanayan yaradır. Birçoğunuz birçok yerde buna şahit olmuşsunuzdur. Tuvaletler maalesef birçok devlet okulunda çok berbat. Mikrop saçıyor. Bu meseleye el atacağız. Hijyen timlerimizi devreye soracağız. Milli Eğitim Bakanlığımızla bir protokol yaparak devlet okullarındaki bu tuvalet temizliğine el atacağız. Temizlik malzemelerini de personel ihtiyacını da biz gidereceğiz. Yine trafiğin en yoğun olduğu ya da toplu taşımanın en yoğun olduğu saatlerde lebalep bir yolculuk yapılıyor. Kadın, erkek, yaşlı, ihtiyaç sahibi herkesin belli saatlerde metrodan, tramvaydan balık istifi olduğu zamanlar. Kalıcı çözümü bulana kadar. Herkes için en uygun ulaşım imkanını toplu taşımada sağlayana kadar, hürmete en layık olan 3 kesimimize alternatif bir ulaşım imkanı sağlayacağız. Kadınlarımıza, 65 üstündeki büyüklerimize ve engellilerimize pembe metrobüsü devreye sokacağız. İsteyen pembe metrobüsü kullanacak, isteyen bildiği şekilde de mevcut ulaşım imkanını kullanacak. En yoksul semtlerde olabildiğince büyükşehir belediyesi olarak marketler oluşturacağız. Ucuz gıdaya, sebzeye ulaşma imkanı sağlayacağız. Bunu da kendi ürettiklerimizle özellikle çevremizdeki illerde tarım merkezleri oluşturarak ihtiyacımızı gidereceğiz. Taksi ihtiyacımız İstanbul’umuzun en acil meselelerinden biridir. Yıllardır konuşulur. Hatta siyasallaşmıştır. Bu konu bir türlü çözüme kavuşturulamamıştır. Ama biz geleceğiz İstanbul’umuzu bu taksi sıkıntısından kurtaracağız. 35 bin taksiyi İstanbul’a kazandıracağız. Efendim bu sizin işiniz değil şimdiye kadar yapmak istediler ama yapamadılar falan diyecekler. İşte biz de diyeceğiz? Biz onlar değiliz. Biz Saadet Partisi’yiz. Çoban hiç kurttan şikayet eder mi? Kaptan hiç denizin yüksek dalgalarını bahane ederek gemisini yanlış yerlere sürükler mi? İstanbullunun iradesinin önünde hiçbir güç duramaz. Biz buna öncülük yapacağız ve İstanbul’a bu imkanı sağlayacağız. Bu küçük dokunuşlar büyük neticeler doğuracak.
“DOĞRU KAPI SAADET PARTİSİ’DİR”
Ancak tabii ki kalıcı, İstanbul’u İstanbul yapacak olan çözümümüz de var. En son olarak onu söyleyeyim. Dosdoğru çözüm. Kalıcı çözüm. O da İstanbul’un nüfusunu azaltmaktır. İstanbul, Türkiye’nin yüz ölçümünün yüz kırk dörtte biri. Bakın Bayburt’a Erzincan’a Tokat’a, Elazığ’a yüz ölçümüne ne kadar? İstanbul, şu kadar coğrafya, bu kadar nüfus. Yüz kişilik otobüse üç bin kişi bindiriyoruz. Bir artı bir daireye on aileyi sığdırıyoruz. Olmaz. En hakiki çözüm İstanbul’un 7-10 milyon nüfus aralığına çekilmesidir. Bu nasıl olacak? İstanbul’dan bu insanları böylece uzaklaştıracak mıyız? Yok, cezbedici, teşvik edici projelerimizi devreye sokacağız. Bunlardan birkaç tanesi işte KİPTAŞ, Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde ev inşa edecek. İstanbul’un Kadıköy’ünde Ataşehir’inde bulunan emeklimiz buradaki yeriyle, oradaki yerini değiştirecek. Değerler örtüşecek tabii ki. Buradaki boşluğu biz kentsel dönüşümde, sosyal donatılama olarak kullanacağız. Başka ne yapacağız? İstanbul’dan Anadolu’ya iş merkezleri kuracağız. Bir kısım emeklilerimiz, bir kısım işi uzaktan çalışmaya elverişli olan insanlarımız için Anadolu’nun çeşitli yerlerinde iş merkezleri kuracağız. Gençlerimiz için daha cazip projeler devreye soktuk. Hem Anadolu’nun güçlenmesine vesile olacağız hem İstanbul’un nüfusunun kademeli olarak düşmesini sağlayacağız. ve yapı stoğumuzu daha sağlıklı bir şekilde yenileceğiz. Yenilerken de hak sahipleri üzerine ekstra bir yük yüklememenin kararlılığı içerisindeyiz. Böyle bir İstanbul tasavvur ediyoruz. Ailenin, insanın ve mahallenin merkez alındığı, İstanbul’da başka bir yaşamın mümkün olduğu ve başka bir İstanbul’un mümkün olduğu, İstanbul hesabımız var. İstanbul’da daha iyi bir yaşam mümkün. Yolu nereden geçiyor? Yolu yanlış anahtarı çoğaltmamaktan geçiyor. Çünkü biliyorsunuz yıllardır İstanbul yanlış anahtarı çoğaltıyor. Yanlış anahtar açılması gereken kapıyı açmıyor. Bizim ihtiyacımız doğru anahtarı çoğaltmak, açılması gereken kapıyı da açmaktır. Doğru kapı da Saadet Partisi’dir.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Fatih’te bulunan İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı’nı ziyaret etti. Kurum’a ziyareti sırasında Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ve AK Parti Fatih İlçe Başkanı Yakup Yaşa eşlik etti. Kurum, ziyaret sonrası basın açıklaması yaparak gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Ziyareti sonrasında konuşan Kurum “Vakıflar özünde yardımlaşma ve dayanışma duygusu barındıran milletimizin yanında olma anlayışıdır. Gerek yetimlerimizin, gerek depremde zarar görmüş vatandaşlarımızın her zaman yanında olmuştur. Afganistan’a Türkiye’den tohum götürüp oradaki kardeşlerimize bir nevi balık tutmayı öğreterek, kendi ekmeklerini, gıdalarını yetiştirmesini sağladı. Somali’de yerin metrelerce altından su çıkararak orada yaşayan kardeşlerimize insani bir yardımı ulaştırmak amacıyla çalışan bir kuruluşumuzdur” dedi.
Depremlerde ve sellerde STK personelleri ve arama kurtarma ekipleriyle omuz omuza çalıştıklarını belirten Kurum, “1 Nisan sabahı İBB olarak STK ve vakıflarımızla birlikte bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmaları daha güçlü bir şekilde yapacağız. Bugün Kudüs’te yaşayan kardeşlerimize insani yardımı götüren kardeşlerimiz buradalar. İHH demek depremzede kardeşlerimizin yardımına ulaşmak demek. Bugün Kudüs’teki o yavrularımızın Türkiye’den beklediği o sevgi ve şefkati STK’lar ve devletimizle vermeye çalışıyoruz. Burada olsak da gönlümüz ve kalbimiz Kudüs’te Gazze’dedir. Buradan bir kez daha Gazze’deki katliamı lanetliyorum. Elbet bir gün Kudüs’ün yüzü gülecek. Elbet bir gün Gazze’deki kardeşlerimiz doğan güneşe ülkeleri için birlik beraberlik içerisinde bakacaklar. Elbet bir gün Hanzala’daki kardeşlerimizin yüzü gülecek. Biz Türkiye olarak Kudüs ve Gazze’yi asla yalnız bırakmayacağız. Ne pahasına olursa olsun Gazze’nin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Katil İsrail’i de buradan bir kez daha lanetliyorum” dedi.
“31 Mart seçimleri tüm dünya mazlumlarının umutla beklediği bir seçimdir”
1 Nisan’dan itibaren STK’larla iş birliği içerisinde çalışmaya başlatacağını belirten Kurum, “Biz her zaman insani ve vicdani tarafta, mazlumun yanında olduk. Milletimiz, o yardım bekleyen kardeşlerimize yardım elini uzatmamızı bekliyor. İstanbul bizim göz bebeğimiz. İstanbul olmazsa Türkiye olmaz. Türkiye olmazsa dünya mazlumlarının yüzü gülmez. 31 Mart seçimleri bu yüzden bu kadar önemli ve kritik bir seçimdir. 31 Mart’ta bir tarafta Gazze’ye yardım ulaştırmak için mücadele edenler, bir tarafta da kirli pazarlıklarla kapı arkasında ülkenin birliğine beraberliğine kastedenler var. 31 Mart seçimleri sadece İstanbul’u ilgilendiren bir seçim değildir. 31 Mart seçimleri tüm dünya mazlumlarının umutla beklediği bir seçimdir. İstanbul dünyadaki mazlumlar için her zaman o ön safta yer alacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gazze’deki o çocukların elinden tutacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kudüs’teki o yavrularımızın geleceğini inşa edecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afganistan’da, Somali’de bekleyen o umutları yeşertecek. Bu çalışmaları çok daha güçlü bir şekilde 1 Nisan sabahı bütün STK’larımızla birlikte yapacağız. Hiçbir zaman aklımız deprem bölgesinden ayrılmayacak. Gönlümüz hiçbir zaman Kudüs’ten, Filistin’den ayrılmayacak. İstanbul’umuzun güzel geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Lojistik merkez sayımızı 1’den 7’ye çıkaracağız”
Olası İstanbul depremi için hazırlıklar yapan STK’ların çalışmalarına destek verip vermeyeceğini soran gazetecinin sorusunu yanıtlayan Kurum, “Biz yaklaşık 3 ay önce de kıymetli başkanımızla bir araya geldiğimizde konuştuk. İstanbul’da bir tane afet lojistik merkezi var. Afet farkındalık akademisini kuracağız. Lojistik merkez sayımızı 1’den 7’ye çıkaracağız. STK’larımızla bu eğitim merkezlerinin sayısını arttıracağız. Arama kurtarma ekiplerimiz, yemek iaşe hizmetleri, barınma ihtiyaçlarının giderileceği çalışmayı yapmamız lazım. Deprem toplanma alanlarında o altyapıyı hep birlikte hazırlayacağız. olası problemlerde hazırlıklı olacağız. Depremle ilgili kalıcı mücadeleyi vermek durumundayız” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Eyüpsultan’da ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılış törenine katıldı. Yerlikaya, “Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz” dedi.
Eyüpsultan Belediyesi tarafından Nişanca Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ‘Manzaram Eyüpsultan Seyir Terası’ açılışı törenine İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, partililer ve vatandaşlar katıldı.
“90 projeden 91’incisini yaptık”
Programda konuşan Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, “2023’te projeye başladık. Yılbaşı öncesinde bitirmiştik havanın o halinde açılışını yapmayalım dedik. Baharı bekleyelim dedik. İçişleri Bakanımızı bekleyelim dedik, sizinle birlikte açmak istedim. Vatandaşlarımız İstanbul’u ve Eyüpsultan’ı buradan rahat izleyecekler. 90 projeden 91’incisini yaptık. Normal şartlarda gelecek projemiz içine dahil etmemiz gerekiyordu. Bir an önce açalım dedik. Çok yoğun bir talep vardı. 90+1’inci projemiz hayırlı olsun” dedi.
31 Mart seçimlerinde Deniz Köken ve Murat Kurum’a destek isteyen Bakan Ali Yerlikaya, “31 Mart akşamı inşallah ilçede ilk sayımda Deniz Köken Başkanımız hemen akabinde büyükşehir eminliğine Murat Kurum Başkanımızı iftiharla seçiyor muyuz? Artık seçime 30 gün kaldı. 91 eser çok önemli. Ben buna yüzde 10 diyorum” şeklinde konuştu.
“Sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz”
Göreve geldiği andan itibaren yoğun bir çalışma temposunda olduklarını söyleyen Bakan Yerlikaya, “İçişleri Bakanınız olarak 9 aydan beri gece gündüz gündüz demeden polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz, sizin huzurunuz, güvenliğiniz için canla başla çalışıyoruz. Allah’ın izniyle de çalışmaya devam edeceğiz. İlk gün mesaiye başladığımız zaman hukuktan, insan haklarından, aziz milletimizin rızasından, gönlünden ayrılmayacağız, hep onu gözeteceğiz dedik. Allah’ın ipine sımsıkı sarıldık. Terör örgütlerinin her türlüsüne, organize suç örgütlerine, suç işlemekte kibirlenen kim varsa onlara millet iradesinden başka bir güç tanımamanın ne demek olduğunu gösterdik, gösteriyoruz, Allah’ın izniyle de göstermeye devam edeceğiz. Biz günün her vaktinde suç işlenmesini önlemek, eğer önleyemediysek en kısa zamanda onları yakalayıp adalete teslim etmek için çalışıyoruz. Bu inançla bize emanet edilen bu görevi kahraman polisimiz, jandarmamız, sahil güvenliğimiz ile beraber her geçen gün bir önceki günden daha azimli, daha kararlı, daha heyecanlı yerine getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek”
Açılan teras hakkında konuşan Bakan Yerlikaya, “Göreceksiniz bu tepe turizmle ilgili rehberlerin, gözde mekanı olarak kayıtlara girecek. Burası iğne atsanız yere düşmeyecek hale gelecek. Çünkü buradan manzaraya baktığımız zaman hamdolsun diyoruz. Aziz İstanbul’umuzu, böyle güzel bir terastan seyretmek çok büyük bir onur ve çok büyük bir teşekkür halinde geri dönecektir” dedi.
Bakan Yerlikaya, esnaf ve vatandaşları ziyaret etti
Bakan Ali Yerlikaya ve Belediye Başkanı Deniz Köken ile beraberindeki heyet daha sonra Rami Yürüyüş Yolundaki esnafları ve vatandaşları ziyaret etti. Bakan Yerlikaya, ziyaretinden ardından Rami Sosyal Tesislerinde dernek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir toplantıda araya geldi. Toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topçu, Sahil Güvenlik ve Marmara Bölge Boğazlar Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, Eyüpsultan Kaymakamı İhsan Kara, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken katıldı. Toplantı basına kapalı halde gerçekleştirildi.
]]>Bayrampaşa’da bir otelde basın mensuplarıyla buluşan Kavuncu, İstanbul’un sorunlarını anlatarak çözüm önerilerini açıkladı. Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kavuncu, sahada en fazla tanınan 3 adaydan birisi olduğunu söyledi.
Adaylığının ilan edilmesinden sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum’la görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine Kavuncu, “Sayın Murat Kurum’la herhangi bir görüşmemiz olmadı. Sayın İmamoğlu ile Genel Başkanımızın ablasının cenazesinde karşılaştık, kendisi baş sağlığına gelmişti. Caminin girişinde birbirimize başarılar diledik.” dedi.
Kavuncu, “Seçimde yüzde kaç oy oranı almayı bekliyorsunuz?” sorusuna “Bir ankette yüzde 1,7 çıktı, yüzde 6 var, 7 var, 8 var. Bizim yaptırdığımız anketlerde de genel seçimde almış olduğumuz oy oranına yakın. Sadece ben değil, bütün adaylar, benim dışımdaki her aday hemen hemen bir önceki seçimde almış olduğu oy oranıyla yarışa başlıyor. Kimisi 30’la, kimisi 7-8’le, kimisi 2-3’le başlıyor.” diye konuştu.
Kendilerini anlatacaklarını söyleyen Kavuncu, “Kendimizi izah edeceğiz, soruları cevaplayacağız. Sonuçta seçmen karar verecek ve bir kazananı olacak bu seçimin. Diğer bütün adaylar kaybedecek. Her aday da kazanmak için girer seçime. Başka bir sebeple, niyetle girmez. Biz de kazanmak için giriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Seçime az bir süre kala adaylıktan çekilme durumunun olup olmayacağı sorusu üzerine Kavuncu, kararında hiçbir değişiklik olmayacağını belirtti.
İstanbul’la ilgili 4 başlık bulunduğunu kaydeden Kavuncu, bunlardan barınma ve ulaşımın İBB’nin başarısız olduğu alanlar olduğunu sahadan duyduklarını ve Ekrem İmamoğlu’na da söylediklerini ifade etti.
Kavuncu, “2023-2024’te İBB’nin gelir kalemlerine ulaşamadıklarına” dair ifadeleri hatırlatılarak, “İstanbul’un parasının çarçur edildiğini mi düşünüyorsunuz?” diye sorulması üzerine, şöyle devam etti:
“Gider bütçesi, 2024 vizyon belgesi açıkladı İBB. Onun tamamını detaylı bir şekilde okudum, inceledim. Gider bütçesi var, kalem kalem var. Hatta bir stratejik hedef plan ve beraberinde de gider bütçesi oluşturulmuş. Güzel bir çalışma ama yüzde 66’sı İller Bankasından gelecek gelir. Diğeri nereden gelecek ben bir İstanbullu olarak bunu merak ederim. Bu kaynak nereden geliyor? Kaynağın nereden geldiğini bilirseniz daha fazlası da olabilir diye yorum da yapabilirsiniz. Gelir kısmı net değil, gider kısmı net.”
İstanbul’da CHP’li belediyelerde kendisine afiş ambargosu uygulanıp uygulanmadığına dair soruyu ise Kavuncu, İmamoğlu ve Kurum’un afiş çalışmalarıyla yarışmalarının mümkün olmadığını ifade ederek, “Partim bütün elindeki geliri dese ki ‘Al Kavuncu sen İstanbul için harca.’ Ben her ikisinin yaptığının 20’de birini belki yapabilirim. Gene dersiniz bana ‘Niye görünmüyorsunuz?’ Görünemezsiniz, örtünün altında kalırsınız.” ifadesini kullandı.
Kavuncu, bir atımlık kurşununun olduğunu belirterek, “Bunu 30 gün önceden asmaktansa, asılıp, kesilip, yakılmasındansa son 10-15 gün yükleneyim de kesilirse de görünür olalım gibi bir korkumuz var. Kesilir demiyorum, böyle bir endişemiz var.” diye konuştu.
Dernek ziyareti yaptı
Seçim çalışmaları kapsamında Kavuncu, Zeytinburnu İlçe Başkanlığı önündeki seçim çadırında partililerle bir araya geldi.
Kavuncu, daha sonrasında Tüm Giresunlular Derneğine de bir ziyaret gerçekleştirerek, dernek üyeleriyle görüştü.
]]>İYİ Parti Grubu’nun Bursa’da Kayapa-Yenişehir fay hattının tespit edilmesiyle ilgili alınan önlemlerin ve konuyla ilgili çalışmaların araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi önerisi TBMM Genel Kurulu’na sunuldu. Önergenin gerekçesini açıklayan İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, şunları söyledi:
“BURSA’DA ÇEVRE BAKANLIĞI BAŞTA OLMAK ÜZERE BÜYÜKŞEHİR VE İLÇE BELEDİYELERİ İMAR PLANLARINI REVİZE ETMELİ”
“Bursa’da AFAD’ın da destekleriyle Ankara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Eskişehir Üniversitesi tarafından aktif faylarla ilgili yapılan araştırmada Yenişehir-Kayapa arasında 95 kilometrelik yeni bir fay hattı bulundu ve bu fay hattının da 7,3 şiddetinde deprem üretebileceği ifade edildi. Bu konudan hareketle Bursa’mızda en son 3 büyük depremden bir tanesi 1850 ve iki tanesi de 1855 yıllarında gerçekleşmiş ve ciddi anlamda yıkıcı olmuşlardır. Tarihsel sürece baktığımızda, özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı, Gemlik’e uzanan hat ve geçmişte İznik de yaşanmış olan çok yıkıcı tarihsel depremleri de dikkate aldığımızda, bu yönüyle Bursa’da çok ciddi çalışmalar yapılması gerektiğini buradan ifade etmek istiyorum.
Marmara yıkılırsa Türkiye özellikle ekonomik ve sosyal olarak çok büyük bir sıkıntı yaşayabilir. Burada, bu yeni keşfedilen fay hattı da dahil olmak üzere, daha önce bilinen fay haritalarının imar planlarına özellikle işlenmesi gerektiğini ve kentleşmenin de, 3 milyon 350 bin nüfusu bulan Bursa’da imar planlarının da bu yönlü yapılması gerektiğini, bu konuda bir araştırma yapılması, işin ehli ve uzmanı kişiler tarafından bu konunun mutlaka irdelenmesi ve başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere Bursa’da büyükşehir belediyesinin ve ilçe belediyelerinin bu yönlü imar planlarını mutlaka revize etmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Saadet Partisi Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Doğan Demir de şunları dile getirdi:
“GEMLİK’TE YENİ İMAR VE İSKAN VERİLMEMELİDİR”
“Uzmanlara göre yeni keşfedilen fay da tıpkı mevcut fay gibi maalesef şehrin ortasında yer alıyor. Dahası da bu yeni fayın Bursa Şehir Hastanesi ve stadyuma çok yakın bir konumdan geçtiği belirlenmiştir. Olası bir büyük depremde bu hastane nasıl hizmet verecek, kimsenin bir kaygısı yok mu? Asıl beka meselesi budur; deprem riski ve bu riske karşı depreme dirençsiz kentlere sahip oluşumuzdur. Deprem riskiyle ilgili maalesef hala günlük çözümler peşindeyiz, bu işin asıl çözümünü görmezden geliyoruz. Bütün gücümüzü, enerjimizi ve çabamızı depreme dirençli kentleri inşa etmek için, inşa edilmiş olanları da depreme dirençli hale getirebilmek için kullanmalıyız. Kentlerimizi, köylerimizi depreme dirençli hale getirmekten başka bir çaremiz yok.”
DEM Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Celal Fırat da şunları ifade etti:
“BİLİM İNSANLARININ HER GÜN ÇIĞLIKLA BAĞIRARAK İSTANBUL’DA OLMASI BEKLENEN DEPREMİN GELDİĞİNİ SÖYLEMESİNE RAĞMEN BIR ÖNLEM ALINMIYOR”
“Marmara’da olası bir depremin her an gerçekleşebileceği ve depremin şiddetinin 7 ile 8 arasında olabileceği ifade edilmektedir. Deprem bilimcilerin hazırladığı Marmara Bölgesi’nde yer alan İstanbul’un deprem risk haritasına bakıldığında ise fay hatlarına yakınlığa göre birinci derece riskli ilçeler arasında, Avrupa yakasında ve Anadolu yakasında birçok ilçenin ve milyonlarca insanın etkileneceğini hepimiz görüyoruz. Bilim insanlarının her gün çığlıkla bağırarak İstanbul’da olması beklenen depremin geldiğini söylemesine rağmen bir önlem alınmıyor. Marmara özelinde İstanbul’da deprem riski yüksek konutların sayısının kaç olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bilim insanlarınca İstanbul’un deprem riski uyarıları doğrultusunda somut ne gibi önlemler alındığı bilinmemektedir. Marmara Bölgesi’nde bulunan hem İstanbul’da hem de Bursa’da keşfedilen fay hatlarıyla ilgili önlemler alınması gerektiği için bu araştırma önergesini destekliyoruz.”
CHP Grubu adına konuşan Karabük Milletvekili Cevdet Akay da şunları söyledi:
“DEPREM RİSKİ OLAN YERLERE AFAD’IN BU DESTEĞİ, ÖZEL HESABINDAN AKTARMASI GEREKİR”
“Biz bir çalıştay yaptık, Naci Görür hocamızı Karabük’e davet etmiştik. Karabük’te de bu çalıştay neticesinde bir fay hattının olduğunu öğrendik, 35 kilometrelik bir fay hattı var. Bu fay hattı, hakikaten Karabük bölgesini, birinci derecedeki deprem bölgesiyle ilgili nüfusun yüzde 93’ünü ilgilendiriyor. Dolayısıyla bu bölgedeki depremle ilgili önlemlerin de alınması, bu fay hatlarının, bu paleosismolojik yapısının daha doğrusu mutlaka araştırılması gerekiyor, AFAD’ın buraya ödenek ayırması gerekiyor ve bu çalışmalar neticesinde de depremle ilgili önlemlerin alınması gerekiyor. AFAD’a 1 trilyon 28 milyarlık deprem bütçesi içerisinden 671 milyar ayrıldı fakat bu yeterli değil. Bir özel hesabı var AFAD’ın ayrıca bütçe dışında, Sayıştay denetimine de tabi değil, buradan çok ciddi harcamalar yapılıyor. Başta Bursa olmak üzere, Erzincan, Karabük ve Türkiye’nin bütün bölgelerindeki deprem riski olan yerlere AFAD’ın bu desteği, bu paraları aktarması gerekir. Bu platformun da ödenek tutarlarının artırılması, bu bölgedeki çalışmaların süratle yapılması gerekir.”
İYİ Parti Grubunun önerisi AKP ve MHP millevekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beykoz’daki halk buluşmasında; “Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 1994’te kazanmış ya, ’94 ruhuyla’ diyorlar. Kardeşim, 94 ruhu dediğin nedir? Ankara’da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günden itibaren İstanbul’a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum, Tayyip Bey diyor. Diyor ki, ‘Biz yatay mimari yapamadık, dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul’a hançerleri sapladık. Burada benim de suçum var’. Doğru söylüyor, rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul’da kaç gökdelen vardı, 4. O giderken kaç vardı, tam 247. İstanbul’a 243 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul’a vereceği hiçbir şeyi yoktur. Uzak dursunlar, gölge etmesinler yeter” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beykoz’da halk buluşmasına katıldı. Burada konuşan Özel, partisinin ilçe belediye başkan adayı Alaattin Köseler’e oy istedi.
“EKREM BAŞKAN, DEMOKRASİ TOKADINI VURDU”
Özel, şunları söyledi:
“Ben beş sene önce de Beykoz’da, Üsküdar’da, Ümraniye’de çalışma yapmıştım. O günlerde de nezaketen el sallayanlar, kalp yapanlar, otobüsün önüne koşanlar vardı ama bugün gördüğüm Ümraniye, bugün gördüğümüz Üsküdar, bugün gördüğüm Beykoz var ya, o ne güzel Beykoz öyle. Niye oluyor bunlar? Çünkü Beykoz beş yıl önce İstanbul’un verdiği karardan memnun. Beş yıldır Ekrem İmamoğlu’nun ekibinin Beykoz’a yaptıklarını Beykoz görmüş. Bundan memnun ve yeni bir karar vermiş. Diyor ki, Ekrem İmamoğlu’yla beş yıl daha tam yol ileri. Niye demesin ki? ya olmasaydı, geçen seçimlerde o küçük farkı bile önce hazmedemediler. Hilelerle seçimi elimizden almak istediler. Sonra hadi bir daha dediler. O 19 günde Ekrem Başkan’ın neler yapabildiğini görenler ve nasıl hakkı yendiğini, nasıl İstanbul’un iradesine el konulmak istediğini görenler ne yaptı? ‘Biz haziranda Osmanlı tokadı vuracağız’ diyenlere demokrasi tokadını bir vurdu, akılları başlarına geldi. Beykoz niye memnun olmasın ki? Eğer Tayyip Bey’in dediği gibi Binali (Yıldırım) Bey yönetseydi mesela Beykoz’a 154 bin ton asfalt döküldü ya, o asfalt dökülmeyecekti.
“EKREM BAŞKAN, BEYKOZ’DA 3 BİN 335 HANEYE YARDIM BAŞLATTI”
Beykoz’da 3 bin 335 haneye direkt yardım başlattı Ekrem Başkan. Bu yardımlardan Beykoz’un yardıma muhtaç aileleri yararlanamayacaktı. 3,5 milyon çiçek dikmiş Beykoz’a, 40 bine yakın ağaç, 21 bin hijyen paketi, 25 bin sahipsiz hayvanı Beykoz sokaklarından kurtarıp iyileştirmiş, aşılamış, ıslah etmiş. 4 bin 600 kişiye İstanbul Kart vermiş. Tam 2 bin 283 evladımıza burs vermiş, sahip çıkmış. Yetmemiş, 56 kilometre doğal gaz, 74 kilometre su borusu döşemiş, alt yapıyı yenilemiş. Ekrem Başkan, Beykoz’dan aldığını Beykoz’a vermiş, Beykoz’u unutmamış. Ona sahip çıkmış. Bir yandan da Beykoz’a dışarıdan gelenler, Beykoz’un oyunu alanlar ama Beykoz sokaklarında görünmeyenler var. O yüzden bu seçimden sonra Beykoz sokaklarında sadece böyle güzel yollarında değil; Beykoz’un köylerinde, Beykoz’un arka mahallelerinde, yoksul mahallelerinde Alaattin Başkanla Ekrem Başkan’ı el ele, kol kola, omuz omuza göreceksiniz. Beykoz’un sorunlarını biliyoruz. Özellikle kentsel dönüşümle ilgili mağduriyeti biliyoruz. Gönüllü olması gereken bir şeyde rızası olmayan 300 aileyi ite kaka dışarıya atmalarını biliyoruz. Bu güzel kentte zamanında kentin cefasını çekenlere ‘Sen git buradan, sefasını başkaları sürecek’ diyenleri biliyoruz. Elbette kentsel dönüşüm istiyoruz ancak adil, yerinde, şehirden koparmayan bir kentsel dönüşümün de sözünü veriyoruz.
“BEYKOZ’UN MAKUS TARİHİ DEĞİŞECEK”
Beykoz’un geçmişine bakınca memleketim Manisa’yla benzerlikler gördüm. Bizde bir Sümerbank Fabrikası vardı, kapattılar, içimiz yandı. Hem işsizimiz çok arttı hem de kentin önemli bir sosyal çevresi ortadan kalktı. Burada da kundura fabrikasının kapatıldığını, ispirto fabrikasının kapatıldığını, son olarak Paşabahçe Fabrikası’nın, Şişecam Fabrikası’nın kapatıldığını, yerine istihdam yaratacak, kaynak yaratacak hiçbir adımın atılmadığını, Beykoz’un boynu bükük bırakıldığını gördüm, üzüldüm. Ekrem Başkan’ın Beykoz’la ilgili neler yapacağını, Alaattin Başkanla kol kola girip de Beykoz’u nasıl ayağa kaldıracağını, bu konudaki azmini, heyecanını, kararlılığını biliyorum ve üzülmüyorum. Size müjde veriyorum. 1 Nisan’da Beykoz’un makus tarihi değişecek, söz veriyoruz. Ekrem Başkan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğundan beri İstanbul’un üstünde, bir helikopterin içinde Tayyip Bey gezemiyor. Gezip de yanındaki İBB Başkanı’na ‘Bu arsa kimindi?’, ‘Bizim efendim’. ‘Katarlılara verdim’. ‘Bu arsa kimin?’, ‘İBB’nin efendim’. ‘Ben bunu Birleşik Arap Emirlikleri’ne söz verdim’. ‘Ya arsa kalmadı mı’, ‘Kalmadı efendim’. ‘O zaman bir kanal daha açalım, etrafını Katarlılara satalım’. Bunların hepsi bitti.
“KANAL İSTANBUL’U SENİN REİSİN SÖYLEDİ”
Şimdi Murat Kurum’a soruyorlar. Kanal İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz, baktı ki Ekrem Başkan’ın sloganını İstanbul benimsemiş, ya kanal ya İstanbul demiş, diyor ki, ‘İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Bunu niye gündeme getiriyorsun, neden Kanal İstanbul konuşalım?’ Kardeşim, Kanal İstanbul’u sen söyledin. Senin reisin söyledi, Recep Tayyip Erdoğan söyledi. Bu ihanet projesini de işte Ekrem Başkanımız durdurdu. Eğer beş yıl önce Ekrem Başkan değil de o zamanki Tayyip Bey’in adayı Binali Bey olaydı, kalan bütün arsalar gitmişti. İstanbul’un boğazını hançer girmişti. Kanal İstanbul’u yapmışlar, her tarafı Katarlılara satmışlardı. İstanbullu, Ekrem Başkan’a oy vererek, Beykoz’da Alaattin Köseler’e oy vererek sadece kimin belediye başkanı olacağına karar vermeyecek, Beykoz’un ve İstanbul’un yeniden ihanete uğramasına engel olacak, izin vermeyecek. Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 1994’te kazanmış ya, ’94 ruhuyla’ diyorlar. Kardeşim, 94 ruhu dediğin nedir? Ankara’da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günden itibaren İstanbul’a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum, Tayyip Bey diyor. Diyor ki, ‘Biz yatay mimari yapamadık, dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul’a hançerleri sapladık. Burada benim de suçum var’. Doğru söylüyor, rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul’da kaç gökdelen vardı, 4. O giderken kaç vardı, tam 247. İstanbul’a 243 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul’a vereceği hiçbir şeyi yoktur. Uzak dursunlar, gölge etmesinler yeter.
“SENİN ÖNCELİĞİN BEŞLİ ÇETELER, BENİM ÖNCELİĞİM EMEKLİLER”
Bir de Tayyip Bey ile aramızda son günlerde büyük gerilim var. Bana diyor ki, ‘Birisi emeklileri tahrik ediyor’. En düşük emekli maaşı 10 bin lira. Türk-İş açıkladı, açlık sınırı 16 bin 200 lira. Türkiye’de neredeyse bütün emekliler açlık sınırının altında. Bak, ‘Açız, aç’ diye bağırıyorlar. Bana diyor ki, ‘Emeklileri tahrik etme. Eğer emeklilere senin dediğini verirsem çalışanlara maaş ödeyemem’. Vallahi de yalan billahi de yalan. Sen beşli çeteye parayı buluyorsun, saray müteahhidine parayı buluyorsun, zenginlerin vergilerini ertelemeye parayı buluyorsun, bir tek emekliye gelince ‘Param yok’ diyorsun. Siyaset, öncelik belirleme işidir. Senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Senin önceliğin birilerini zengin etmek, bizim önceliğimiz birilerinin yoksulluğunu gidermek. CHP’li belediye başkanları 1 Nisan’dan itibaren yoksulluğu yönetmek için değil, yoksulluğu yok etmek için göreve gelecek. Bunu böyle bilin. 4 yaşına kadar çocuğu olan anneye, ulaşımı bedava yapan, çocuk doğduğunda o doğum paketi ile oraya koşan, günü gelince sütünü veren, zor durumda kalana sahip çıkan İmamoğlu’na helal olsun. Bundan sonra anneler için çalışmaya, anneler sosyal yaşama, çalışma yaşamına katılsınlar diye kreşler yapmaya, İstanbul’a emanet edilen 80 ilden gelen öğrencilerimizin barınma sorunu için yurtlar yapmaya, onlara sıcak yemek vermeye, eğitim, ulaşım desteği vermeye, bu ülkede, bu kentte kimin kollanmaya, kimin arkasında durulmaya ihtiyacı varsa bunu yapmaya, halkçı belediyeciliğe, sosyal belediyeciliğe sonuna kadar devam edeceğiz. Sonuna kadar.
“BAŞI SIKIŞANIN GELECEĞİ YER BABA OCAĞIDIR”
Beykoz’dan bir çağrım olacak. O çağrım, Beykoz’daki CHP dışındaki partilerde geçmişte oy vermiş olanlara, siyaset yapmış olanlara, geçmişte gönlü orada olup da şimdi içi buruk olanlara. Biz CHP’yiz. Bu partiye baba ocağı diyoruz. Öyle ya, herkes baba ocağına doğar, ana kucağına doğar. Büyür bir noktaya gelir. Kimi büyüğüne gider ve yerleşir, kimi daha küçüğüne razı olur. Kimi ırakta oturur, kimi yakında oturur ama herkes bilir ki bir gün başım sıkışırsa, bir gün dara düşersem baba ocağının çorbası kaynamaktadır, bacası tütmektedir. Başı sıkışanın geleceği yer baba ocağıdır. Bizim ilçe başkanlarımız, önceki ilçe başkanlarımız, yöneticilerimiz o baba ocağının çorbasını kaynatanlar, bacasını tüttürenlerdir ama kim gelmek istiyorsa baba ocağının kapısı ardına kadar açıktır. Yeri, evin baş köşesidir. Kapının önüne geçip de gelene ‘Niye geldin’ demeyiz. ‘Nereden geldin’ demeyiz. ‘Madem gelecektin, niye gittin, sen gittin de bak bizlere neler ettirdin’ demeyiz. Çünkü sorarsa ‘Kardeşim tapusu kimdedir’ diye, baba ocağının tapusu Özgür Özel’de değildir. Kemal Bey’de de yoktu. Ne rahmetli Ecevit’teydi ne rahmetli İsmet Paşa’da… Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
“BU MEMLEKETİN BİR KEZ DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE OLMASINA İHTİYAÇ VAR”
Madem ki bu memleketin yüzde 95’i Atatürkçüdür, madem ki Beykozlu AKP’lilere, MHP’lilere sorduğunda da ‘Atatürk’ü seviyorum, vatanımı kurtaran, milletimi özgürleştiren, ezanımın okunmasına, dinimin yaşanmasına izin veren Ulu Önder’dir’ diyorsa Atatürk’ün baba evinin kapısı hepsine açıktır. Buyursunlar, gelsinler. Şimdi tam 100 yıl sonra Cumhuriyetin bir kez daha kurtulmasına, demokrasinin bir kez daha kurulmasına, fakirin fukaranın, garibin gurebanın, Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir, yeniden kollanmasına, bu memleketin bir kez daha güçlü Türkiye olmasına ihtiyaç var. Onun için bu seçimlerde AKP ile MHP’nin Cumhur İttifakı’na karşı bir büyük ittifaka ihtiyaç var. Biz oradayız. Biz, CHP olarak İstanbul’da İstanbul İttifakının içindeyiz, Türkiye’de Türkiye İttifakı’nın içindeyiz. Türkiye İttifakı’nın içinde elbette sosyal demokratlar var ancak yetmez. Ayrıca milliyetçi demokratlar, iyi insanlar var. Muhafazakar demokratlar var. Hepimiz gibi inançlı insanlar var. Hiç ayrım yapmadan Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i, göçmeni hep beraber bütün demokratları İstanbul’da İstanbul ittifakına, Türkiye’de Türkiye İttifakı’na davet ediyoruz. Türkiye ittifakının renkleri ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Türkiye ittifakı, Milli Takım gol attığında kim ayağa kalkıyorsa, Filenin Sultanları dünya şampiyonu olup da bayrak göndere çekilirken, İstiklal Marşı okunurken iki gözü yaşlı Filenin Sultanlarını görüp de kimin gırtlağı düğümleniyorsa, kim bu ülkede vatanını, milletini, bayrağını seviyorsa hepsi Türkiye İttifakı’nın içindedir. Onlar bizimledir. Biz de onlarla birlikteyiz. Türkiye İttifakı’na var mısınız? O zaman Türkiye İttifakı’nın renklerini söyleyelim. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Beykoz Belediye Başkan adayı Alaattin Köseler, Beykoz’da halkla buluştu. Ülkenin en büyük sorunlarının başında ekonomik krizin geldiğini belirten İmamoğlu, “En büyük paramız 200 lirayı, 14 sene önce bu hükümet çıkardı. 14 sene önce 200 lira, 130 dolar yapıyordu. Dün akşam arkadaşlarım, raporunu çıkarttılar. Şu anda 6,5 dolar yapıyor. Öğlene doğru arkadaşım beni aradı, ‘Başkanım, belki de bugün 6 dolara düşecek’ dedi. 130 dolar nere, 6 dolar nere? Hani bunu diyordu ya ‘Nereden nereye.’ Nereden nereye!” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Beykoz İlçe Belediye Başkan adayı Alaattin Köseler ve CHP Ümraniye Belediye Başkan adayı Aykut Erdoğdu ve ile birlikte ilçe turlarına katıldı. Özel ve İmamoğlu, iki ilçe yollarında vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Özel, İmamoğlu ve Köseler, ilçe turunu Paşabahçe Meydanı’nda düzenlenen halk buluşması ile noktaladı.
Beykozlulara seslenen İmamoğlu şunları söyledi:
“BEYKOZ, KİMSENİN TAPULU MÜLKÜ DEĞİL KARDEŞİM: Buluşma öncesinde ekibimden, 4,5 yıl içinde Beykoz’a kaç kez geldiğinin bilgisini benimle paylaşmalarını istedim. Ama hani öylesine, toplantı vesaire değil. Şantiyeye, köylere, denetime, temel atmaya ya da bir sürecin başlangıcını yapmaya ya da açılış yapmaya… Tam 17 kez gelmişim. Diğerlerini saymıyorum. İnanın 17, 20, 25, 30, 49 kez gittiğim ilçe var. Bu ilçeye en az -ki Alaattin Köseler’in atacağı temeli, yapacağı açılış saymıyorum- İBB adına en az 30 kez, 40 kez geleceğim, daha çok çalışacağım. Beykoz gerçek potansiyelini 23 Haziran 2019’da gösterdi. Beykoz, kimsenin tapulu mülkü değil kardeşim. Beykoz, Beykozlunun. Oyalamaca yok. Her hep birlikte Büyükşehirde de Beykoz’da da hep beraber güçlü ittifakımızın karşılığını alacağız. Bizim ittifakımız halk ittifakı, halk. İstanbul ittifakı.
MİLLETE AİT OLAN YERİ MİLLETE VERDİK: Beykoz Sosyal Tesisleri Kır Bahçesini vatandaşlarımızla buluşturduk. Mutlaka kır bahçesini görün. Bakın orası, işgal altında bir yerdi. İşgal altında bir yeri temizledik, boşalttık. Millete ait olan yeri, millete verdik. Biz milletin yerini millete, milletin parasını millete veriyoruz kardeşim. Bizim başka bir yolculuğumuz yok. İSKİ’nin Beykoz’da 3,5 milyar liralık yatırım yaptı. Çubuklu’daki siloları, akaryakıt tanklarını biliyorsunuz değil mi? Orada muhteşem kütüphaneler geliyor. Muhteşem sosyal tesis geliyor. Müzeler geliyor, çocuk oyun alanları geliyor, konser alanı geliyor. Yıllarca, acaba kim için bekletiyorlardı, bilmiyorum ama biz orayı da millete açıyoruz.
130 DOLAR NERE, 6 DOLAR NERE: Beka meselesi sayılacak çok sorunu var ülkenin. Ekonomik sorunu var; doğru mu? Enflasyon almış başını gidiyor; doğru mu? Emeklilerimiz çok sıkıntıda; doğru mu? ‘Aç’ diyor. Aç, haklı. Biz, Kent Lokantasını bu şehrin her noktasını açacaktık zaten. Devam ediyoruz. Ama artık Kent Lokantası, vallahi billahi insanlarımızın açlığını ya da bir lokantaya gidemeyişini, bir öğle yemeği yiyemeyişini bile karşılaması noktasında önemli bir proje oldu. Beykoz’a da Kent Lokantası geliyor. Hiç merak etmeyin. Bakın; hayat pahalılığı… En büyük paramız 200 lira değil mi? 200 lirayı, 14 sene önce bu hükümet çıkardı. 14 sene önce 200 lira, 130 dolar yapıyordu. Dün akşam arkadaşlarım, raporunu çıkarttılar. Şu anda 6,5 dolar yapıyor. Öğlene doğru arkadaşım beni aradı, ‘Başkanım, belki de bugün 6 dolara düşecek’ dedi. 130 dolar nere, 6 dolar nere? Hani bunu diyordu ya ‘Nereden nereye.’ Nereden nereye!
200 LİRA İLK ÇIKTIĞINDA, 500 EKMEK ALIYORDU: Bakın bir gerçek daha söyleyeyim size. Değer kaybı, yüzde 1200’den fazla. Bakın en güçlü değer kaybını söylüyorum size. 200 lira ilk çıktığında, 500 ekmek alıyordu. Doğru mu? Şu anda 50 ekmek alabiliyor, 50 ekmek. 500 ekmek… 50 ekmek… 200 lira, 41 kilo tavuk alıyordu. Şimdi 1,5 kilo tavuk alamıyor. Belki de 1 kilo. İşte biz bu yüzden, İstanbul’da sosyal yardımları 6 kat arttırdık. Diyorlardı ya, ‘Yardımları bunlar gelince keserler.! Biz 6 katına çıkarttık. Anne Kart’ı biz çıkarttık. Halk Süt’ü biz dağıttık. Anne Kart, tam 650 bin annenin cebinde var. Helali hoş olsun. Onlar annelerimizin hakkı. Kreşlerimizi açtık. Onun için yeni dönemde bu tür yardımlarımızı ve desteklerimizi arttırmaya devam edeceğiz. Bakın 100 bin öğrenciye üniversite bursu verdik. Şimdi bu Eylül ayından itibaren, 100 bin öğrenciye tam 15’er bin lira burs vereceğiz. Yeni dönemde öğrenci yurt sayımızı, tam 15 bin kişi kapasiteye biz çıkaracağız.
TAPU SORUNUNUZU DA BİZ ÇÖZECEĞİZ: Beykoz’un en önemli sorunlarından biri tapu, mülkiyet, kentsel dönüşüm sorunu. El ele, kol kola, Alaattin Köseler Başkanımızın da deneyimiyle, biz çözeceğiz. Göreceksiniz. ve sizlerle konuşarak çözeceğiz. Tapu sorununuzu da biz çözeceğiz sevgili hemşehrilerim. Hepsi bizim işimiz. Bizim işimiz, sizin sorunlarınızı çözmek. Bütün bunları yaparken bir başka sorumluluğumuz daha var: İstanbul’u korumak. İstanbul’un muhafızı olmak. Bunların eline düşerse, Allah bu memleketi, bu şehri korusun. Hani az önce 200 liranın düştüğü durumu söyledim ya. Bunların eline İstanbul düşerse, Allah, İstanbul’u korusun. Bakı, bakın değerli İstanbullular; malumunuz bizde çok ama çok güzel bir söz var: Huylu huyundan vazgeçer mi? Vazgeçmez, vazgeçmez. Hani bunlara mikrofon uzatılıyor. Ne diyorlar? ‘Milletin gündeminde olmayan, bizim gündemimizde olmaz.’ Ne için diyorlar? Kanal İstanbul için diyorlar. Doğru mu? Ama ben size söyleyeyim mi? Bunlar gizli gizli ihale yapıp, bir yandan Kanal İstanbul’da yol yürümeye çalışıyorlar. Biz İstanbul’un hep birlikte muhafızı olacağız, muhafızı. Bunlar gizli kapaklı ihaleler yapmaya devam etsinler. Ama bu millet gizli kapaklı değil, açıkça bunlara demokrasi dersini, İstanbul’un muhafaza olduğunu, İstanbul’u bir kişiye değil, 16 milyona emanet edeceğini, 31 Mart’ta demokrasi şamarı gibi vuracak yüzüne, demokrasi şamarı.
HERKES HAKKI OLANI ALSIN DİYE ÇALIŞIYORUZ: Biz, herkes hakkı olanı alsın diye çalışıyoruz. Liyakat partizanlığı yensin diye çalışıyoruz. Biz, az önce söylediğim Kent Lokantaları, kreşler açarak, belediyeler halkının yanında olsun diye çalışıyoruz. Biz, o Kanal İstanbul gibi bir felaketin bu şehrin başına gelmemesi için çalışıyoruz, bunların insanları aldattığı gibi değil. Hatırlıyor musunuz; genel seçimden önce çıkıp, ‘Faiz düşerse, enflasyon da düşer. Bu ruh, bu tende oldukça faizi düşüreceğiz. Nas var, nas. Sana bana ne oluyor’ dediler mi? Ne yaptılar? Faizi yüzde 8,5’tan aldılar, artık gerçek faiz neredeyse üç haneli rakamlara çıktı. Biz, sizi aldatanlardan asla olmadık, olmayacağız. Bizim milletimiz aldananları sevmez, bir de aldatanları sevmez. Doğru mu? Bir kişinin değil, 16 milyonun dediği olsun diye, bu şehri muhafaza edeceğiz. Allah bu şehri, aldananlardan ve aldatanlardan korusun kardeşim.
İSTANBUL’DA İNSANLARI BİR KEZ BİLE ALDATACAĞIMA, 10 TANE, 100 TANE SEÇİM KAYBEDERİM KARDEŞİM: Kimseyi oy verdi, vermedi diye ayırt etmedim, etmeyeceğim. Hak edenin hakkını vereceğiz. Hakkınızı yedirmeyeceğiz. Ne dedim? ‘Hak yemem, kimsenin hakkını da yedirmem kardeşim.’ Ayrımcılık yapmayacağız. Şunu söyleyeyim; İstanbul’da insanları bir kez bile aldatacağıma, 10 tane, 100 tane seçim kaybederim kardeşim. Ama bunlar insanları bin kere aldatıp, bir kez seçim kazanmak isterler. Her türlü kılığa girerler. Her türlü kötülüğü yapmaya gayret ederler. Yalan, dolanı, iftirayı işin içine katarlar. Ama bu millet, aldanmaz kardeşim. Bu millet aldanmayacak. Hep birlikte 16 milyon İstanbullu ve Beykozlular olarak, 31 Mart’a hazır mıyız? Alaattin Köseler’e oy vermeye Beykoz hazır mı? İstanbul’u kazanmaya hazır mı? Meclisi kazanmaya hazır mı? Ne yapacağız? Çok çalışacağız. El el gezeceğiz. Kapı kapı gezeceğiz. Herkesle konuşacağız. Herkesin elini sıkacağız. Güler yüzlü başkanlar, dürüst başkanlar, ahlaklı yönetimler istiyoruz diyeceğiz.”
]]>Çatalca’da Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile pazar esnafını dolaşan Çelik, Üsküdar’da Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş ile Üsküdar Malatyalılar Derneği’ni ziyaret ederek, kentsel dönüşüm konusundaki sorunları dinledi.
ÇELİK SABAHIN ERKEN SAATLERİNDE PAZARA GİRDİ, ESNAFI DİNLEDİ
Sabahın erken saatlerinde Çatalca’da ilçe örgütünde partililerle bir araya gelen Çelik, daha sonra Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte Perşembe Pazarı’nı dolaştı. Pazarda esnafın dertlerini dinleyen Çelik, alışveriş yapan yurttaşlarla ekonominin geldiği noktaya ilişkin sohbet etti. Çelik, pazardan sonra muhtarlar derneğini ziyaret ederek, sorunlarını dinleyerek notlar aldı. Saha gezisinin sonunda ilçe esnafını ziyaret eden Çelik, meydanda seçim çalışması yapan siyasi partilerin stantlarında yurttaşlarla tokalaştı.
İkinci saha gezisi için Üsküdar’a geçen Çelik, Şahkulu Sultan Vakfı’na ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin ardından Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş ve İlçe Başkanı İbrahim Çağlar Atlar ile birlikte Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bulunan Üsküdar Malatyalılar Derneği’ni ziyaret etti.
Burada dernekte bulunan yurttaşların kentsel dönüşümle ilgili sorunlarını dinleyen Çelik, kısa bir konuşma yaptı.
ÇELİK ÜSKÜDAR ADAYI DEDETAŞ’A DESTEK İSTEDİ
Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş’a destek isteyen Çelik, “Yerel seçime gidiyoruz. Bu yerel seçimde Sinem başkanımıza destekleriniz çok önemli. Sinem Başkanımıza desteklerinizi istiyoruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını da ileten Çelik, İmamoğlu’nun 39 ilçede çok yoğun bir çalışma süreci yürüttüğünü ve her gün iki ilçede çalışmalar yaptığını belirtti. Malatya’yı da etkileyen 6 Şubat depremini de unutmayan Çelik, hayatını kaybeden yurttaşlar için baş sağlığı diledi.
“2019’DAN BU YANA BİR TANE YEŞİL ALAN İMARA AÇILMADI”
İBB’nin depremde önemli çalışmalar yaptığını ifade eden Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi depreme de yönelik çalışmalar yürüttü. On bir ilimizle ilgili bir süreç yürüttü. Tüm bu zorluklara rağmen, tüm ekonomik koşulların sorununa rağmen tüm bütçe problemlerine rağmen İstanbul’da gerçekten çok önemli çalışmalar yürütüldü. İstanbul’da aynı anda on metro inşaatı devam ediyor. Bunların açılanları var. Çok yakın zamanda açılacak olanları var. İstanbul’da salgını fırsat bilerek Ekrem başkanımız altyapı sorunlarına çok köklü çözümler üretti. Hatırlayanlar vardır. Televizyonlarda görüyorduk. Üsküdar’da aşırı bir yağmurda sanki otobüs denizin üstünde yüzüyormuş gibi görüntüler vardı. Sel ve su taşkınlarının hepsini bitirdi. Bir başka mesele İstanbul’da yeşil alan. 2019’dan beri imara açılmıyor. İstanbul’un ormanları kent ormanlarına dönüştürüldü. Yaşam vadilerine dönüştürüldü. İstanbul’a tam dokuz milyon metrekare yeni yeşil alan kazandırıldı.”
ÇELİK PAZARDA KARŞILAŞTIĞI YURTTAŞLA YAŞADIĞI ANEKTODU ANLATTI
Konuşmasında ekonomik kriz nedeniyle emeklilerin geçim derdi yaşadığını belirten Çelik, Çatalca’da pazarda karşılaştığı yurttaşla yaşadığı anekdotu şu sözlerle anlattı:
“Bu şehirde evet son yıllarda özellikle çok ciddi bir ekonomik kriz yaşıyoruz. İnsanlar gerçekten çok büyük geçim derdi çekiyorlar. İşte emekli maaşı 10 bin lira, 10 bin liraya kiralayacak daire bulamıyorsun. Asgari ücret 17 bin lira. 17 bin liraya kiralayacak daire bulamıyorsun. Ben bugün Çatalca’da pazardaydım sabah erken saatlerde. Yani bazı şeylerde artık siyasetçi bile söyleyecek sözü kalmıyor. Elinde bir torba yok, poşet yok, elleri cebinde geziyor, ‘ne yapıyorsun’ dedim. Dedi ki ‘vallahi gezip tezgahları izliyorum, başka hiçbir şey yapamıyorum.’ İnanın söyleyecek bir cümle bulamadım.”
“İBB İNSANA DOKUNAN PROJELER YAPIYOR”
İBB’nin bu zor koşullarda bu zor ekonomik koşullarda insana dokunan projeler yaptığını belirten Çelik “Mesela Kent Lokantaları. Normal bir lokantada çorba fiyatına dört çeşit yemek yiyor insanlar. Mesela çocuk kreşleri ve o kreşlere dar gelirli ailelerin çocukları kaydediliyor. Kadınlar da sosyal hayata katılıyor. Babanın maaşı evi geçindirmeye yetmiyor. Hem evin ekonomisine katkı sağlıyor hem ülkeye değer kazandırıyor” dedi.
“SİNEM BAŞKANIMIZA GÜVENİYORUZ, GÜÇLÜ HİKAYESİ VAR”
“Tabii ki Sinem Başkanımıza çok güveniyoruz. Onun çok güçlü bir hikayesi var. Çok önemli işler yaptı İstanbul’da. İBB öncesinde ciddi bir mesleki deneyimi var” diyen Çelik “Buraya çok güzel işler yapacak. Hem buranın bir halkçı belediyecilik anlayışıyla tanışması için hem engellemelerin de ortadan kalkması için İstanbul’da 25 civarında ilçe kazanmayı hedefliyoruz. Üsküdar’da bu ilçelerden bir tanesi. Bu yönüyle Üsküdar konusunda da Büyükşehir Belediyesi konusunda da sizlerden destek istiyorum” dedi.
]]>“Depremde TOKİ’nin yaptığı binalarda kimsenin burnu kanamadı”
İmamoğlu’nu eleştiren Kurum: “Reklam bütçesi, depreme ayırdığı bütçenin 2 katıdır”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum Beşiktaş’ta düzenlenen Üreten İstanbul Büyüten Türkiye programında iş, sanat ve spor camiası ile bir araya geldi. Programda konuşan Kurum “Vefa, millete verdiğin sözünde sonuna kadar durmaktır. Bizim kimseyle şahsi bir meselemiz yok. Herkesin şahsına sonuna kadar saygılıyız. Bu aziz şehir, İstanbul’a vefası olmayanlarla yönetilemez. Vefa giderse, cefa gelir. Son 5 yılda İstanbul’umuzun düştüğü durum budur” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Beşiktaş’ta düzenlenen Üreten İstanbul Büyüten Türkiye programında iş, sanat ve spor camiası ile bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Cumhur İttifakı Beşiktaş Belediye Başkan Adayı Serkan Toper, AK Parti Beşiktaş İlçe Başkanı M. Yıldırım Turan, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, İstanbulspor Kulübü Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu, Galatasaray Eski Spor Kulübü Başkanı Burak Elmas, iş, sanat ve spor camiasından bir çok kişi katıldı. Salondaki vatandaşlarla tek tek el sıkışan Kurum ilgiyle karşılandı. Kurum’un boynuna konuşması sırasında Samsunspor’un atkısı takıldı. Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Bu aziz şehir, İstanbul’a vefası olmayanlarla yönetilemez”
Programda konuşan Kurum, “Fatih’in emaneti, Beşiktaş vefanın şehridir. Vefa, millete verdiğin sözünde sonuna kadar durmaktır. Bizim kimseyle şahsi bir meselemiz yok. Herkesin şahsına sonuna kadar saygılıyız. Bu aziz şehir, İstanbul’a vefası olmayanlarla yönetilemez. Vefa giderse, cefa gelir. Son 5 yılda İstanbul’umuzun düştüğü durum budur. Birileri İstanbul’un sefasını sürerken bu şehirde yaşayan kardeşlerimiz her gün cefa çekmektedir. Bu gün İstanbul’u yöneten irade verdiği vaatlerin çoğunu yerine getirmemiştir. İstanbul’umuz tüm uluslararası standartlara ve araştırma sonuçlarına göre hizmetsizlikle, başarısızlıkla anılıyor. Taksi ve otobüs sorununu çözememiş iradeden bahsediyoruz. Gittiğimiz her yerde otopark, taksi, kentsel dönüşüm, yeşil alan sorunu gibi onlarca sorunla karşı karşılaşıyoruz. Otoparka bıraktığı aracını bir daha yer bulamam endişesiyle almıyor. Otoparka mı sahip çıksın, arabaya mı? İstanbul artık 31 Mart’ta çok net bir şekilde değişim istiyor. 31 Mart’ta kendisiyle ilgilenen, kendisine sevgi gösteren bir belediyecilik anlayışı istiyor” dedi.
“Depremde TOKİ’nin yaptığı binalarda kimsenin burnu kanamadı”
Deprem dönüşümünün önemine değinip ve CHP’li yönetimin eleştirilerine tepki gösteren Kurum “Elazığ ve Malatya’nın en büyük dönüşüm projelerini gerçekleştirdik. Elazığ bu depremden az etkilendiyse bunun sebebi yapılan dönüşümdür. Biz bir deprem ülkesiyiz. Depremle mücadele etmek için deprem dönüşümünü gerçekleştirmemiz gerekiyor. 11 ilde yaşadığımız depremde TOKİ’nin yaptığı binalarda kimsenin burnu kanamadı. İzmir’de deprem oldu biz yine oradaydık. CHP’nin yönettiği birçok ilçede temizliğin dahi yapılamadığı anlayış güzel İzmir’imizde de vardı. İzmir Bayraklı’da tarihin en büyük dönüşümünü gerçekleştirdik. En son 6 Şubat sabahı asrın felaketinde büyük bir acıyla uyandık. Burada ki birçok dostumu 53 bin canımızı kaybettiğimiz deprem bölgesinde gördüm. Kulüplerimiz seferber oldu. Kulüplerimiz deprem bölgesinde prefabrik konutlar, çadır kentler yaptılar. İş adamlarımız çalışanlarıyla seferber oldu. 11 elimizde depremden etkilenen tüm ilçelerimizde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. Ankara, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediyelerini yöneten CHP’li anlayış ben de depremzedeler için 50 konut 100 konut yapayım demedi. Deprem siyaset üstü bir konudur deyip her gittiği yerlerde siyaset yaptılar. 53 bin değil de 60-70 bin mi şekli de orada vefat eden kardeşlerimizin sayısı üzerinden siyaset yapıyorlar. Sen 10 bin kişi fazla vefat etse mutlu mu olacaksın? Sen oradaki depremzedelerin mutluluğuyla sevineceğine ‘acaba 3 kişi daha fazla vefat etti mi’ algısını elde ederek nereye gidiyorsun? Bu nasıl bir vicdansızlık? Onlar yine ağız dolusu vaatler sundular. Biz bedava konut vereceğiz dediler. Milletimiz o boş vaatlere kanmaz. Orada başladığımız 180 bin konutu 20 gün önce teslim ettik. O yüzlerdeki mutluluğu, heyecanını görmeliydiniz. Milletimize verdiğimiz sözleri tuttuk. Milletimiz bize nerede ihtiyaç duysa oradaydık” şeklinde konuştu.
“Reklam bütçesi, depreme ayırdığı bütçenin 2 katıdır”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum “Türkiye’nin 81 ilinde çalıştık çabaladık. Ben bir gün olsun ben bakanım burada oturacağım demedim. Milletimiz bizi nerede görmek istiyorsa oraya koştuk. Bizi hiçbir zaman iftiralarının içinde görmeyeceksiniz. Hiçbir zaman dedikoduların içerisinde olmayacağız. Birileri gibi o yol yürüdüğümüz dava arkadaşımızı sırtından hançerlemedik. Ablam dediği İyi Parti Genel Başkanını yolda görse yolunu değiştirir. Hani ablandı, ne oldu? Elinden tuttuğu il başkanını saf dışı bıraktı. Sen burayı yarı zamanlı belediyecilik yaparak yönetemezsin. İstanbul 571 yıllık onuru, gururu olan bir şehir. Sen sultan Fatih’in emanetine ya sahip çıkacaksın. ya da 31 mart akşamı Saraçhane’yi terk edeceksin. 230 kil metre metro sözü verip 8 kilometre metroya yapan bir anlayıştan bahsediyoruz. Reklam bütçesi, depreme ayırdığı bütçenin 2 katıdır. İsrafı bitirdik deyip tabelalara boy boy reklam verdi. Reklam bedeli 175 milyon ve 2 günlük konsere 550 milyon harcayan anlayıştır. CHP kongrelerinde delegeleri ayarlamayı iyi biliyor. Dünyanın her modern kentinde olduğu gibi metroyla ulaşım ağlarını artıralım dedik, bunlar 3 metro ihalemizi İptal ettiler. Sancaktepe’de projesini bitirdiğimiz metro hattına gidip hafriyat döktüler. İstanbul için o milletin elini sımsıkı tutacak hiçbir zaman bırakmayacaksın” ifadelerini kullandı.
“Bu şehrin turizm master planı yok”
İstanbul’un kritik bir seçime gittiğini vurgulayan Kurum sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul’da kritik bir seçime gidiyoruz. İstanbul bir 5 yıl daha kaybedemez. Kaybederse eğer burada yaşamak eziyetten öteye geçer. 1 Nisan geldiğinde bahar gelsin istiyoruz. 1 Nisan geldiğinde o erguvan çiçekleriyle birlikte İstanbulluların yüzü gülsün istiyoruz. 1 Nisan geldiğinde İstanbul’un gençleri geleceğe güvenle baksın istiyoruz. Nisan gelecek dertler bitecek. Bir muradı var bu şehrin, yüzler gülecek. Bu şehrin turizm master planı yok. Bu şehre ilişkin bir hayalleri olmadığı gibi o hayalleri olanları da karalamak adına sürekli farklı gündemler. Milletimizle el ele verip, güzel İstanbul’umuzu Türkiye yüzyılında yarınlara hazırlayacağız”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Beşiktaş’ta düzenlenen Üreten İstanbul Büyüten Türkiye programında iş, sanat ve spor camiası ile bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Cumhur İttifakı Beşiktaş Belediye Başkan Adayı Serkan Toper, AK Parti Beşiktaş İlçe Başkanı M. Yıldırım Turan, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, İstanbulspor Kulübü Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu, Galatasaray Eski Spor Kulübü Başkanı Burak Elmas, iş, sanat ve spor camiasından bir çok kişi katıldı. Salondaki vatandaşlarla tek tek el sıkışan Kurum ilgiyle karşılandı. Kurum’un boynuna konuşması sırasında Samsunspor’un atkısı takıldı. Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Bu aziz şehir, İstanbul’a vefası olmayanlarla yönetilemez”
Programda konuşan Kurum, “Fatih’in emaneti, Beşiktaş vefanın şehridir. Vefa, millete verdiğin sözünde sonuna kadar durmaktır. Bizim kimseyle şahsi bir meselemiz yok. Herkesin şahsına sonuna kadar saygılıyız. Bu aziz şehir, İstanbul’a vefası olmayanlarla yönetilemez. Vefa giderse, cefa gelir. Son 5 yılda İstanbul’umuzun düştüğü durum budur. Birileri İstanbul’un sefasını sürerken bu şehirde yaşayan kardeşlerimiz her gün cefa çekmektedir. Bu gün İstanbul’u yöneten irade verdiği vaatlerin çoğunu yerine getirmemiştir. İstanbul’umuz tüm uluslararası standartlara ve araştırma sonuçlarına göre hizmetsizlikle, başarısızlıkla anılıyor. Taksi ve otobüs sorununu çözememiş iradeden bahsediyoruz. Gittiğimiz her yerde otopark, taksi, kentsel dönüşüm, yeşil alan sorunu gibi onlarca sorunla karşı karşılaşıyoruz. Otoparka bıraktığı aracını bir daha yer bulamam endişesiyle almıyor. Otoparka mı sahip çıksın, arabaya mı? İstanbul artık 31 Mart’ta çok net bir şekilde değişim istiyor. 31 Mart’ta kendisiyle ilgilenen, kendisine sevgi gösteren bir belediyecilik anlayışı istiyor” dedi.
“Depremde TOKİ’nin yaptığı binalarda kimsenin burnu kanamadı”
Deprem dönüşümünün önemine değinip ve CHP’li yönetimin eleştirilerine tepki gösteren Kurum “Elazığ ve Malatya’nın en büyük dönüşüm projelerini gerçekleştirdik. Elazığ bu depremden az etkilendiyse bunun sebebi yapılan dönüşümdür. Biz bir deprem ülkesiyiz. Depremle mücadele etmek için deprem dönüşümünü gerçekleştirmemiz gerekiyor. 11 ilde yaşadığımız depremde TOKİ’nin yaptığı binalarda kimsenin burnu kanamadı. İzmir’de deprem oldu biz yine oradaydık. CHP’nin yönettiği birçok ilçede temizliğin dahi yapılamadığı anlayış güzel İzmir’imizde de vardı. İzmir Bayraklı’da tarihin en büyük dönüşümünü gerçekleştirdik. En son 6 Şubat sabahı asrın felaketinde büyük bir acıyla uyandık. Burada ki birçok dostumu 53 bin canımızı kaybettiğimiz deprem bölgesinde gördüm. Kulüplerimiz seferber oldu. Kulüplerimiz deprem bölgesinde prefabrik konutlar, çadır kentler yaptılar. İş adamlarımız çalışanlarıyla seferber oldu. 11 elimizde depremden etkilenen tüm ilçelerimizde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. Ankara, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediyelerini yöneten CHP’li anlayış ben de depremzedeler için 50 konut 100 konut yapayım demedi. Deprem siyaset üstü bir konudur deyip her gittiği yerlerde siyaset yaptılar. 53 bin değil de 60-70 bin mi şekli de orada vefat eden kardeşlerimizin sayısı üzerinden siyaset yapıyorlar. Sen 10 bin kişi fazla vefat etse mutlu mu olacaksın? Sen oradaki depremzedelerin mutluluğuyla sevineceğine ‘acaba 3 kişi daha fazla vefat etti mi’ algısını elde ederek nereye gidiyorsun? Bu nasıl bir vicdansızlık? Onlar yine ağız dolusu vaatler sundular. Biz bedava konut vereceğiz dediler. Milletimiz o boş vaatlere kanmaz. Orada başladığımız 180 bin konutu 20 gün önce teslim ettik. O yüzlerdeki mutluluğu, heyecanını görmeliydiniz. Milletimize verdiğimiz sözleri tuttuk. Milletimiz bize nerede ihtiyaç duysa oradaydık” şeklinde konuştu.
“Reklam bütçesi, depreme ayırdığı bütçenin 2 katıdır”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Murat Kurum “Türkiye’nin 81 ilinde çalıştık çabaladık. Ben bir gün olsun ben bakanım burada oturacağım demedim. Milletimiz bizi nerede görmek istiyorsa oraya koştuk. Bizi hiçbir zaman iftiralarının içinde görmeyeceksiniz. Hiçbir zaman dedikoduların içerisinde olmayacağız. Birileri gibi o yol yürüdüğümüz dava arkadaşımızı sırtından hançerlemedik. Ablam dediği İyi Parti Genel Başkanını yolda görse yolunu değiştirir. Hani ablandı, ne oldu? Elinden tuttuğu il başkanını saf dışı bıraktı. Sen burayı yarı zamanlı belediyecilik yaparak yönetemezsin. İstanbul 571 yıllık onuru, gururu olan bir şehir. Sen sultan Fatih’in emanetine ya sahip çıkacaksın. ya da 31 mart akşamı Saraçhane’yi terk edeceksin. 230 kil metre metro sözü verip 8 kilometre metroya yapan bir anlayıştan bahsediyoruz. Reklam bütçesi, depreme ayırdığı bütçenin 2 katıdır. İsrafı bitirdik deyip tabelalara boy boy reklam verdi. Reklam bedeli 175 milyon ve 2 günlük konsere 550 milyon harcayan anlayıştır. CHP kongrelerinde delegeleri ayarlamayı iyi biliyor. Dünyanın her modern kentinde olduğu gibi metroyla ulaşım ağlarını artıralım dedik, bunlar 3 metro ihalemizi İptal ettiler. Sancaktepe’de projesini bitirdiğimiz metro hattına gidip hafriyat döktüler. İstanbul için o milletin elini sımsıkı tutacak hiçbir zaman bırakmayacaksın” ifadelerini kullandı.
“Bu şehrin turizm master planı yok”
İstanbul’un kritik bir seçime gittiğini vurgulayan Kurum sözlerini şöyle sürdürdü: “İstanbul’da kritik bir seçime gidiyoruz. İstanbul bir 5 yıl daha kaybedemez. Kaybederse eğer burada yaşamak eziyetten öteye geçer. 1 Nisan geldiğinde bahar gelsin istiyoruz. 1 Nisan geldiğinde o erguvan çiçekleriyle birlikte İstanbulluların yüzü gülsün istiyoruz. 1 Nisan geldiğinde İstanbul’un gençleri geleceğe güvenle baksın istiyoruz. Nisan gelecek dertler bitecek. Bir muradı var bu şehrin, yüzler gülecek. Bu şehrin turizm master planı yok. Bu şehre ilişkin bir hayalleri olmadığı gibi o hayalleri olanları da karalamak adına sürekli farklı gündemler. Milletimizle el ele verip, güzel İstanbul’umuzu Türkiye yüzyılında yarınlara hazırlayacağız” – İSTANBUL
]]>Levent’teki bir otelde düzenlenen “Büyükşehir Belediyesi Yönetimi ve Proje Sunumu”nda konuşan Hacıgüzeller, İstanbul’u belirledikleri 10 ilke altında yöneteceklerini, akıl, adalet ve ahlak temelli, bilimsel bir yönetim anlayışını benimseyeceklerini söyledi.
Hacıgüzeller, kentin en büyük sorununun deprem olduğuna dikkati çekerek, “Bu sorun sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin de beka sorununu yaratabilecek derecede tehlikeli bir sorundur. ‘Deprem 1 sene sonra olacak, 2 sene sonra olacak.’ diyemeyiz. Deprem her an olabilir. Dolayısıyla İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren depreme hazırlıklı olması gerekiyor.” diye konuştu.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşanan çok ağır tecrübelerden ders alınması gerektiğini kaydeden Hacıgüzeller, şöyle devam etti:
“Hedefimiz deprem sonrası 1 saat içinde deprem alanına ulaşmak. İstanbul’un 964 mahallesinde nüfus yoğunluğuna göre yaptığımız hesaplamalarda 1953 tane dokuzar, onar kişilik deprem ekipleri kuracağız. Bu ekipler örümcek ağı modeliyle çalışacaklar, birbirleriyle haberdar olacaklar. Bu 1953 ekipte toplam 17 bin 577 kişi olacak. Bu arkadaşlarımızın yarısını İBB kadrolarından ihdas edeceğiz, kalan 8 bin 800 kişi de yeni istihdam olacak. Bu kişiler deprem öncesi hazırlık yapacak, deprem anı ve deprem sonrasında da 1 saat içerisinde ulaşılamayan deprem alanı kalmayacak.”
Mahallelere lojistik amaçlı “mavi kulübeler” kurulacak
Hacıgüzeller, her mahalleye “mavi kulübeler” adını verdikleri lojistik kulübeler yapacaklarını, bunların içinde sağlık ekipmanı, balyozlar, demir makasları, halatlar ve jeneratörler gibi deprem anında hemen müdahale için malzemelerin bulunacağını dile getirdi.
Kentsel dönüşümün KİPTAŞ üzerinden devam edeceğini vurgulayan Hacıgüzeller, “Engelli ve şehit aileleri ile 0-6 yaşında çocuğu olan, yaşlı ve hasta bakımı yapan ailelerin dönüşüm maliyetlerini İBB karşılayacak. Bütçeden kentsel dönüşüm yardımlarıyla birlikte toplam 11,5 milyar liralık bir kaynak ayıracağız.” ifadelerini kullandı.
Hacıgüzeller, klasik belediyecilik anlayışının artık büyükşehirlere yetmediğini, bu kapsamda İstanbul genelinde sebze, meyve ve hayvancılık alanında üretilen tüm ürünlere alım garantisi vereceklerini, bunları maliyetine halkla buluşturacaklarını ve kendi bahçesinde üretim yapan İstanbulluları ekonomiye kazandıracaklarını söyledi.
“İstanbul’da ulaşım sorununu deniz yoluyla çözeceğiz”
İstanbul’da çok ağır bir trafik sorunu olduğundan bahseden Hacıgüzeller, mevcut projelerin kentin sorunlarına çözüm üretemediğini belirtti.
Hacıgüzeller, kentin 400 kilometrelik bir sahil şeridi olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
“Bu sahil şeridinden kara tarafına doğru 2 kilometrelik bir alan düşünün. 800 kilometrekarelik alanda İstanbul nüfusunun yüzde 30’u yaşıyor. Bu insanlar ulaşımları için İstanbul’un kara bölgelerine, orta noktalarına gidiyorlar ve sıkışıklığı bunlar yaratıyor. Bir metro hattının maliyeti 1 kilometrede ortalama 45-55 milyon dolar arasında değişiyor. Bir taraftan raylı sistem yapılsın ama bir taraftan da bir hat döşemenize gerek yok, deniz yolu var. 71 tane, ufak teknelerin yanaşabileceği limanlar üzerinden, küçük dalgakıranlarla bu ulaşımı sağlayabiliriz. İstanbul’un ulaşım sorununu nüfusun yüzde 30’unun deniz yoluna ulaşabileceği kısa hatlarla çözeceğiz.”
Programa, Memleket Partisi İstanbul İl Başkanı Doğanay Köse, kentin 31 ilçesinde ilan edilen belediye başkan adayları da katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart Yerel Seçimler için ziyaretlerine devam ediyor. Bugün Anadolu Yakası’nda vatandaşlarla bir araya gelecek olan İmamoğlu, günün ilk ziyaretini Fenerbahçe Spor Kulübüne gerçekleştirdi. İmamoğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç’la görüştü. Basına kapalı yapılan görüşme yaklaşık yarım saat sürdü. Ekrem İmamoğlu ve Ali Koç toplantının ardından kameraların karşısına geçerek basın açıklaması yaptı. İmamoğlu’nun sarı-lacivert renklerindeki kravatı dikkat çekerken Ali Koç ise İmamoğlu’na Cumhuriyetin 100. yılı için özel üretilmiş olan 34 numaralı Ekrem İmamoğlu yazılı Fenerbahçe forması hediye etti.
“Aramızda bir yarış var”
Fenerbahçe Spor Kulübü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin olimpiyatlara gönderdiği sporcular hakkında konuşan Ali Koç, “Bir seçim dönemine daha giriyoruz. İnşallah bu seçim hem ülkemiz hem İstanbul’umuz hem de Kadıköy’ümüz için hayırlı olur, demokrasi şöleni içinde geçer, seçim sonuçları da hayırlı uğurlu olur. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak gerek Valiliğimiz ile gerek belediyelerimiz ile birlikte spor konularında işbirliği yapıyoruz. Spor konusunda iş birliğine açığız. Olimpiyatlara en çok sporcu gönderen kulüp olmakla iftihar ediyoruz. Geçen olimpiyatlarda aşağı yukarı yüzde 22’lik bir kotaya tekabül etti Fenerbahçeli sporcular. Ama engelliler olimpiyatlarını eklediğimiz zaman en çok siz sporcu yolluyorsunuz orada da aramızda öyle bir yarış var. İnşallah İstanbul’un olimpiyat hazırlıkları hem devletimizin hem belediyemizin liderliğinde muvaffak olacak bir hedef olur. İstanbul’a da çok yakışır. Herhalde dünyada ilk defa iki kıtada aynı anda yapılacaktır” dedi.
“Bunun partileri olmaz, kurum kuruluşları olmaz”
İBB Başkanı İmamoğlu, “Ben de sayın Ali Koç’a bugünkü buluşma için teşekkür ederim. Her zaman konuşup görüştüğümüz ve bilgi alışverişinde bulunduğumuz, elbette ki başarılarıyla da övündüğümüz kulübümüzün çalışmalarında belediyemizle de iş birliğini çok önde tutuyoruz. Zira İstanbul dünyanın en önemli markalarından birisi. İstanbul’u güçlü yapan Fenerbahçe gibi kulüplerimiz veya diğer markalarımız da bizi yukarıya taşıyan dünya ölçeğinde markalarımız. Bu kapsamda iş birliğimizi her zaman en güçlü seviyede tutma hedefinde olduk. Seçim öncesi İstanbul’umuz adına çok değerli kurum kuruluşlarımızı ziyaret ediyoruz. Hem geçtiğimiz dönemin minik bir özeti hem de önümüzdeki sürece dönük düşüncelerimizi, karşılıklı duygularımızı ve karşılıklı beklentilerimizi konuşuyoruz. Bugün de Fenerbahçe kulübümüzle bir aradayız. Spor İstanbul için çok özel bir yerde. Bu kentin spor adına markalarını büyütmek istiyoruz. Hem 2027 Avrupa Oyunları yolculuğumuzda son noktaya gelmiş durumdayız. Yine 2036 Olimpiyatları’na dair göreve geldiğimizin ilk yılından hemen sonra irade beyanımızı ortaya koymuştuk bu yönde de çalışmalarımız sürüyor. Bu tarz atılımlar milli meselelerdir. Bunun partileri olmaz, kurum kuruluşları olmaz. Hep birlikte hareket edilir. İnşallah önümüzdeki 5 yıllık sürecin de en güçlü spor faaliyetlerinin sporda birlik beraberliğin güzelliğin yaşandığı bir şehir oluruz” dedi.
“Sayın Kurum’a davet ya da davetiye deyince, bazen çok karmaşık cevaplar verebilir”
Basın mensubunun kendisine yönelttiği “Dün bir televizyon programında rakibinize, bir TV programında karşı karşıya gelip gelmek istemediği’ soruldu. Karşılıklı projeleri konuşmak adına siz böyle bir programa nasıl bakarsınız? Bir davetiniz var mı Sayın Kurum’a” sorusuna cevap veren İBB Başkanı İmamoğlu, “Sayın Kurum’a davet ya da davetiye deyince, bazen çok karmaşık cevaplar verebilir ama ben net söyleyeyim. Elbette bir arada olmaktan ve konuşmaktan, İstanbul’u paylaşmaktan, İstanbul’la ilgili karşılıklı yorum yapmaktan her zaman mutlu olmuşuzdur. Bunu değerli bulmuşuzdur. Elbette ki medeni bir ülkede, medeni bir şehirde, medeniyetin beşiği İstanbul’da, İstanbul için bir süreç ve yarış oluyorsa, böylesi bir ortama ben elbette ki ‘evet’ derim. Tereddütsüz şekilde olumlu karşılarım. Tabii ki ona göre ortam, ona göre şartlar teknik insanlar tarafından konuşulur. Benim için tartışılacak bir tarafı yok” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İBB Başkan Adayı Murat Kurum Beşiktaş’ta düzenlenen Üreten İstanbul Büyüten Türkiye programında iş, sanat ve spor camiası ile bir araya geldi. Programın ardından Murat Kurum basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“İstanbul’u görmeyenlerin bugün İstanbul’u bizimle konuşmak istemeleri çağrısı samimi bir çağrı değildir”
Program sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhur İttifakı İBB Başkan Adayı Murat Kurum, bir basın mensubunun “Ekrem İmamoğlu ile bir TV programına çıkar mısınız” sorusuna, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Bey’in ilk önce İstanbul’u görmesi lazım. İstanbul’u görmeyenlerin bugün İstanbul’u bizimle konuşmak istemeleri çağrısı samimi bir çağrı değildir. Eğer İstanbul’un sorunları konuşulacaksa, İstanbul konuşulacaksa biz her projeyi her ortamda konuşmaya hazırız. Ama maalesef karşıdaki anlayış farklı farklı gündemleri geçmiş 5 yılda olduğu gibi bugüne taşımak olduğu için bir senaryo ve o senaryonun peşinden koşmak olduğu için bu çerçevede bakış açısı samimi değil. İstanbul’un metrosunu konuşacaksak, İstanbul’un kentsel dönüşümünü konuşacaksa, İstanbul’un geleceğini, yarınlarını konuşacaksa biz her konuşmaya her davete açığız. Ama önce bu samimiyetini gösterecek. Sen İstanbul dışında her işte uğraşacaksın, İstanbul dışında her türlü gündemi takip edeceksin ama İstanbul olduğunda maalesef o durumdan uzak duracaksın. Sonra da ben İstanbul ile ilgili bu konuları konuşmak istiyorum daveti samimi bir davet değil. Önce İstanbul’u düşündüğünü kendisi bir göstersin. Projeleriyle, duruşuyla, bakışıyla İstanbul’un geleceği adına vatandaşlarımızın bu sorunların çözmek adına bu samimiyeti göstersinler sonra bizi davet etsinler” dedi.
“Çok iyi gidiyoruz”
Muhabirin İstanbul’da ankette son durum nedir sorusu üzerine Kurum, “Anket her zaman sahadır, sahanın gücüdür, sahanın sesidir. Sahanın duygusudur. Sahanın size sarılma isteğidir, arzusudur. Hamdolsun çok iyi gidiyoruz. Burada Ekrem Başkan ne yapacağını şaşırdı. Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı ne yapacağını şaşırdı. İttifak yapıyor musunuz sorusuna cevap veremiyorlar. Yaptık demiyorlar, yapmadık demiyorlar. Böyle savruluyorlar. Anketlerde de öndeyiz. Anket firmaları bunları paylaşıyor. 31 Mart’ta şunu söylüyoruz; ‘Nisan gelecek, dertler bitecek. Nisan gelecek, İstanbulluların yüzü gülecek” şeklinde cevap verdi.
“İstanbul’un gündeminde olmayan hiçbir iş bizim gündemimizde olmayacak”
Kanal İstanbul’la ilgili yeni bir ihale yapıldığını iddia eden bir gazetecinin sorusu üzerine Murat Kurum, “Bugüne kadar sorduğunuz soruların tamamında ya Kanal İstanbul var ya da ‘Ekrem Bey şöyle dedi. Siz ne diyorsunuz’ var. İstanbul’un sorunlarını konuşmadığınızın farkında mısınız? İstanbul’un sorunlarına ilişkin bizim gündemimizde olmayacak diye ısrarla söylememize rağmen siz de ısrarla Kanal İstanbul da Kanal İstanbul diyorsunuz. İstanbul’un gündeminde yoksa bizim gündemimizde yok diyorum. Bunu söylememize rağmen yine soruyorsunuz. Vefat ’53 bin’ diyoruz. ‘153 bin’ dediniz diyorsunuz. İstanbul’un gündeminde olmayan hiçbir iş bizim gündemimizde olmayacak. Net. Bizim önceliğimiz metro, deprem, vatandaşımızın huzuru, gençlerimizin geleceği. Orada yapılan ihaleyle ilgili gündem değiştirme çabalarıyla ilgili yapılanları görüyoruz. O telaş şimdi ne yapsak da gündemi farklı yere çeksek telaşı. O arsa Emlak Konut Genel Müdürüyken bizim aldığımız bir arsa. THY personeli için orada yapmış olduğumuz bir proje. Bu projenin kanalla alakası yok. Orada Emlak Konut Genel Müdürlüğü ile Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğümüzün vatandaşımızın konut edinmesi amacıyla yapmış olduğu bir iş. O yüzden sizlere tavsiyemiz oradan ev alacak kardeşlerimizin mutluluğuna ortak olmak. Bu mutluk hepimizin mutluluğu. Konut yapmadan konut fiyatları nasıl düşecek. Ev yapılmadan deprem endişesini nasıl atacak vatandaşlarımız. Bu bakış açısı önemli. Bizim 31 Mart’ta insanlarımıza İstanbullumuza hizmeti anlatmamız lazım. İstanbul’un sorunlarını nasıl çözmemiz gerektiğini anlatmamız lazım. İstanbul’la ilgilenmemiz lazım. İstanbul dışındaki gündemler buraya faydası olan işler değil” dedi. – İSTANBUL
]]>Bakan Bak, Ümraniye Belediyesi Nikah Sarayı’nda gerçekleştirilen “Büyük Rizeliler Buluşması” etkinliğine katıldı.
Bak, burada yaptığı konuşmada, Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’ın Ümraniye’de güzel hizmetler yaptığına değinerek, “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak taleplerinin hepsine destek olduk. Üç tane yarı olimpik yüzme havuzu yapıldı. Futbol sahaları, spor salonları yapılıyor. İsmet Bey’e eserlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Ümraniye’de spor köyü projesinin gündemde olduğunu aktaran Bakan Bak, “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak Türkiye’nin dört bir yanında binlerce tesis yapıyoruz. Bu tesisleri yaparken belediyelerimizle ortak çalışma içinde oluyoruz. Amacımız gençlerimize hizmet etmek, onların spor yapmasını sağlamak. AK Parti döneminde yapılan yüzme havuzlarının sayısı 700’ü geçiyor. İnşaatı devam edenler var. Bir önceki bakanlığım döneminde ‘Yüzme Bilmeyen Kalmasın’ projesi başlattık. 10 milyon çocuğa yüzme öğretildi.” ifadelerini kullandı.
Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin tesisleşmedeki hamlelerine değinerek, şöyle devam etti:
“Spor tesisleri açısından Avrupa ve dünyanın en modern stadyumları, spor salonları bu ülkede inşa edildi. Sporun içinden gelen, sporu çok iyi bilen bir Cumhurbaşkanımız olduğu için şanslıyız. Bize sürekli mahallelerde uygun her alana spor tesisi yapmamızı söylüyor. Çünkü çocukların buna ihtiyacı var. Bakanlık olarak en çok önem verdiğimiz şey bağımlılıkla mücadele. Uyuşturucu, alkol ve kötü alışkanlıklarla mücadele etmek için bu tesisleri yapıyoruz. Aileler lütfen çocuklarınızı tesislere getirin. Çocuklar yüzme, basketbol, futbol, karate, kick boks, masa tenisi ve aklınıza hangi branş geliyorsa onu öğrensin. Spor, bağımlılıkla mücadelede en önemli önleyici unsur.”
“Büyükşehir Belediyesi, spor anlamında İstanbul’a hiçbir şey yapmadı”
Osman Aşkın Bak, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin son dönemde spor yatırımı yapmadığını söyledi.
İstanbul’un spor yatırımları bakımından geri kaldığını anlatan Bakan Bak, “Büyükşehir Belediyesi, spor anlamında İstanbul’a hiçbir şey yapmadı, çivi çakmadı. Yapılanların çoğu Recep Tayyip Erdoğan, Kadir Topbaş zamanından kalma. Spor noktasında İstanbul geride kaldı. Biz de bunları kapatmaya çalışıyoruz. O yüzden Ümraniye’de İsmet ağabeyi, Büyükşehir’de de Murat Kurum kardeşimize sahip çıkmamız lazım. Hizmet için, eser için ve İstanbul’un geleceği için çevremizde kim varsa ikna etmeliyiz. AK Parti’nin belediyecilikte karnesi baştan aşağı pekiyi. Yapılan eserler ortada. Murat Kurum, sahada çizmeleriyle dolaşan, insanlara dokunan, verdiği sözü tutan ve tuttuğunu koparan bir kardeşimiz. Tatile gitmiyor, çalışıyor. Bize çalışan adam lazım.” değerlendirmesinde bulundu.
Spora ve spor turizmine yatırım yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Bak, “Ümraniye’de olimpik yüzme havuzu, spor köyü, kulüplerimiz için sahalar yapacağız. Gençlerimizin, kulüplerimizin emrindeyiz. Türkiye, spora yaptığı yatırımlarla çok önemli organizasyonlar düzenliyor. Bunlardan biri de 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası olacak. Modern stadyumlarımız olmasa bu organizasyonu bize vermezlerdi. Farklı branşlarda dünya şampiyonaları yaptık. Bu yüzden İstanbul bir spor şehri olmalı.” şeklinde görüş belirtti.
Yıldırım: “Bakanlığımız hep yanımızda oldu”
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, görev sürecinde yaptıkları projelerde Gençlik ve Spor Bakanlığını hep yanlarında hissettiklerini söyledi.
İstanbul’un olası depremlere hazır hale getirilmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:
“Ümraniye’de 2019’da seçilmemizden sonra ülkemiz pandemi, seller, yangınlar ve depremler yaşadı. Ciddi sıkıntılarımız oldu. Bu sıkıntıları geride bırakırken depremi hiçbir zaman unutmamamız lazım. Deprem bölgesinde 200 bin konut 1 yıl içinde tamamlanıyor. Daha 650 bine yakın konut inşa edilmesi gerek. Bu kolay bir iş değil. TOKİ, 1 milyon 170 bin konutu 22 senede yaptı. Ancak sadece deprem bölgesinde 850 bin konut yapılması gerek. Öte yandan İstanbul’un 600 bin konutla depreme hazırlanması gerek. Bunu da inşallah Murat Kurum ile yapacağız. Hizmet görmemiş, 4,5 sene nadasa kalmış İstanbul’u belediyeciliğin her alanına imzasını atmış Sayın Cumhurbaşkanımız önderliğinde 2019’da kaldığı yerden hep beraber hizmete doyuracağız.”
Gençlik ve Spor Bakanlığının desteğini hep hissettiklerini dile getiren Yıldırım, “Ümraniye’ye 3 tane yüzme havuzu, spor salonu, basketbol sahaları yaptık. Bunlarda bakanlığımız hep yanımızda oldu. Hükümetimizi hep arkamızda hissettik. Bir de Türkiye’de olmayan bir spor köyü projemiz var. Bunu da Sayın Bakanım ve Sayın Murat Kurum ile inşa ederek İstanbul’da yaşayan gençlerimize armağan edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, TRT Haber canlı yayınında gazetecilerin sorularını cevapladı. Mevcut yönetimin, trafik sorunu ve depreme hazırlık konusundaki performansıyla İstanbulluları usandırdığını, bıktırdığını, üzdüğünü ve yorduğunu belirten Kurum, “Sabırsızlıkla 31 Mart’ın gelmesini bekliyorlar. Değişim gerçekleşsin istiyorlar. ‘Gerçek Belediyecilik’le ifade ediyoruz, İstanbullu, sorunlarını çözecek bir başkan istiyor. 5 yıllık kırgınlık, üzgünlük, bir umuda dönmüş. 31 Mart’ta “Gerçek Belediyecilik’le tanışacak. İstanbul’un deprem sorunuyla ilgili mücadele edilen, öbür taraftan ulaşım çilesini ortadan kaldıran ve o İstanbul’umuzun her medeniyetinin, kültürünün, inancının özgürce yaşadığı huzurlu bir İstanbul’un bekliyorlar. En çok dinlediğimiz şikayet ulaşım. İnsanımız ulaşımla ilgili gerçekten içinden çıkılamaz bir hale gelen metro kuyrukları, metrobüs çilesinden bahsediyor. Arnavutköy’de otobüs hattı sorunu var. Kartal’da Uğur Mumcu Mahallesi’ne gittik; ‘Biz buradan otobüse binip Kadıköy’e giderdik, şimdi gidemiyoruz’ diyorlar” şeklinde konuştu.
İstanbulluların en büyük endişesinin deprem olduğunu vurgulayan Kurum, “Muhtemel depremle ilgili evlerinin bir an önce yenilenmesini isteyen vatandaşlar var. Bunu çok duyuyoruz. ‘Bir an önce gelin, evlerimizi yapın’ diyorlar. Bunun dışında sokak hayvanlarını duyuyoruz, taksi meselesini, sosyal yardımlardaki adaletsizliği, yeşil alan yetersizliğini, gençlerin kütüphane eksikleri ve spor alanıyla ilgili eksikleri kültür sanat alanında yeni Kültür Merkezi ihtiyaçları gibi birçok ihtiyacı bize iletiyorlar. İnsanlar en çok ilgi istiyor. Bazen öfkeleniyorlar, en çok ilgisizlik, insanlarımızın göz ardı edildiğini ve sorunlarıyla birebir uğraşılmadığını İstanbul’un 39 ilçesi söylüyor. Aylardır çalışmalarımızı yaptık, projelerimizi hazırladık milletimizle paylaştığımızda bu heyecanı görüyoruz. Bizim için şantiyelerde çalışan, odağında sadece İstanbul’un geleceği olan bir başkan adayı. Nisan gelecek yüzler gelecek diyoruz” diye konuştu.
“Siz söyleyip yapıyorsunuz”
Kampanya döneminde verdiği tüm vaatleri yerine getireceğini vurgulayan Kurum; Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de, Kastamonu’da ve Giresun’da yaşanan afetlerden de söz etti. Verdikleri her sözü tuttuklarını söyleyen Kurum, “Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de depremler oldu ve oralara gittik. ‘Mustafa Paşa’da Abdullah Paşa’da Rüstem Paşa’da bütün mahallelerde dönüşüm yapacağız’ dedik. O zaman bize ‘nasıl yapacaksınız’ dediler. ‘Milletimizle el ele vererek örnek bir dönüşümü yapacağız’ dedik. 1 yılda bitireceğiz iddiasında da bulundum. Günlerce deprem bölgelerinde kaldık. Ben sokak sokak gezerken, ‘Kara Murat geliyor’ dediler. 6 ayda teslimler başladı, 1 yılda büyük bir kısmı verildi. 1 yılı geçenler de oldu. Verdiğimiz sözleri tutuk. 6 Şubat’ta etkilenen illerden biri de Elazığ’dı. Bu konutlar sayesinde, tabii ki Allah’ın takdiridir ancak can kaybı az oldu. TOKİ’de yaşayan hiçbir kardeşimizin burnu bile kanamadı” dedi.
Muhalefetin o dönem ‘parayı bulamazsınız, yetiştiremezsiniz’ eleştirileri yönelttiğini hatırlatan Kurum, “Ama ne oldu, yetiştirdik. Kastamonu Bozkurt’ta sel oldu. Giresun’da da sel oldu. ‘Yapamazsınız, kaynak bulamazsınız’ dediler. İzmir’i muhalefet yönetiyor. Arkadan sözleri duyuyorum; ‘Ne yapacaklar, geziyorlar’ gibi. Günlerce enkaz başında kaldık. Önce arama kurtarma yapıyorsunuz. Biz dedik ki; ‘hiç üzülmeyin enkaz altından vatandaşımızı çıkartacağız. Mal önemli değil. Yenisini yerinde yaparız’ dedik ve Bayraklı’da yaptık. Bir ablamız, ‘gerçekten siz söylüyorsunuz ve yapıyorsunuz. Ben CHP’liyim. Sizinle bizimkilerin arasındaki fark, siz söylüyor ve yapıyorsunuz’ dedi” diye konuştu.
“Verdiği sözleri tutmuş biri olarak İstanbulluların karşısındayım”
Afet bölgelerinde verdikleri sözleri tuttuklarını ve milletin takdirini aldıklarını söyleyen Murat Kurum, “En son Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremde günlerce oradaydık. Öyle büyük bir milletimiz var ki; ‘Allah devletimize zeval vermesin’ dedi. Enkaz altında yavrusunu, annesini bekleyen vatandaşımız bize böyle seslendi. Bizi orada gördüler, baktılar ki onlar için çalışan birileri var. Yangınlarda, meydanlarda hep onların yanındaydım. 650 bin acil yıkılacak konut dedik. Bunların hepsini yapacağız. Hızlı bir şekilde bu inşaatlara başlayacak ve kimse memleketinden, kimse yerinden, yurdundan olmayacak. Buradaki demografik yapı nasılsa, burada yaşayan insanlarımızın ihtiyacı, beklentisi nasılsa biz bunları gerçekleştireceğiz. 3 ayda 11 ile gittik. Yerlerimizi tespit ettik. 11 ilimizde 180 bin konutu 3 ayda başlattık. Üzüldük, ağladık ama o temelleri attığımızda konutların inşaatları ilerlerken insanımızın yüzlerindeki gülümseye görseniz. ‘Biz bedava yapacağız, işte şöyle yapacağız, böyle yapacağız’ dediler. Milletimiz yine eser siyasetinden yana oldu ve Mayıs seçimlerinden bir tavır gösterdiler. Türkiye Yüzyılında Sayın Cumhurbaşkanımızı yeniden Cumhurbaşkanı seçtiler. Biz bunları yapacağız ve zaten yapmış biriyim. Antalya’daki Muğla’daki orman yangınlarında da sözünü tutmuş, bu inşaatları yapmış biri olarak İstanbulluların karşısındayım” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da 650 bin konutu dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi”
Beş yıllık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı döneminde, Türkiye’nin 81 ilinde eserleri olduğunu hatırlatan Kurum, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bütçesini araştırın. Birçok bakanlıktan düşük. Ama TOKİ ile, Emlak Konut’umuzla, İller Banka’mızla ve vatandaşımızla el ele verdik, başardık. ‘İşçi bulamazsınız, mühendis yok’ dediler, hepsini bulduk. İstanbul’a da bu tecrübe ile geliyoruz” dedi.
Bakan olduğu dönemde Türkiye’nin dört bir yanında birçok projeyi hayata geçirdiğini anlatan Kurum, “81 ilde izim var. Bingöl meydanında da, Ağrı’daki nehirde de, Bursa Ulu Camii etrafında da izim var. Bitlis deresindeki düzenlemede, Konya Mevlana Müzesi’nin karşısında, Ankara’nın tüm ilçelerinde, Trabzon’un Çömlekçi’sinde Rize’nin Ayder’inde Giresun’un merkezinde, Samsun Canik’te, Sinop tarihi meydanda izimiz var. İstanbul’un 39 ilçesinde bizim başlattığımız kentsel dönüşüm şantiyesini görürsünüz. 173 bin konut dönüşüyor. Hem 81 ile çalışmışız, hem de TOKİ ile 1 milyon 250 bin konut rakamına ulaşmışız. Türkiye genelinde ise 2 milyon 200 bin. İstanbul’da 800 binin dönüşümü sağlanırken, 173 bininin de devam ediyor. Tuzla’da, Pendik’te en büyük kentsel dönüşüm, Kartal Orhantepe’de kendiliğinden çöken binanın etrafında konutlarımızı görürsünüz. Kadıköy’de 15 bin konutluk şantiye bitme aşamasında. Üsküdar Çamlıca eteklerinde, Ümraniye’de dönüşüm projesi yürüyor. Ataşehir’de, Beykoz Tokatköy’deki dönüşümü görürsünüz. Beyoğlu-Okmeydanı’ndan dolayı bizim için ‘Katarlılara satacaklar’ dediler. Bulsunlar bir tane Katarlı. Güngören’de Fatih’te bizim izimizi görürsünüz. Üsküdar’da Çocuk Köyümüzü açacağız, Türkiye’de ilk. Esenler’de Türkiye’nin ilk akıllı şehri konutlarını görürsünüz. Zeytinburnu, Başakşehir’de yeni bir şehrin inşaa edildiğini görürsünüz. Avcılar’da mülkiyet sorununu çözüldüğümüzü görürsünüz. Esenyurt’un okul ihtiyacını giderirken bizi şantiyede görürsünüz. 39 ilçede, 964 mahallede izimiz var. Bakanlıkta da onlar gibi yarı zamanlı belediyecilik yapmadık. ‘Arada bir belediyeye uğrayalım’ gibi çalışmadık. Biz milletimizle el ele verdik. Biliyorlar ki; Murat Kurum söz verdiyse yapar. Çünkü geçmişte yaptık” diye konuştu.
İstanbul’da beklenen büyük depremin milli güvenlik meselesi olduğu görüşünü yineleyen Kurum, şöyle devam etti: “Şimdi tek motivasyonumuz sadece İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız. 650 bin konutu İstanbul’da dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi. 31 Mart’ta bunun seçimini yapacağız. Bir tarafta söz verip sadece 5 bin konut dönüştürenler var. Maalesef İstanbul dışında her şeyle ilgilenmişler. Bizi sokakta bir eliyle kentsel dönüşüm yaparken, bir eliyle şantiyede çalışırken görecekler.”
“İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapmaz”
Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu afetler sırasında İstanbulluları yalnız bıraktığı için belirtti. Kendisini İstanbul’un sorunlarını çözmeye adayacağını söyleyen Kurum, “Bütün bilim insanları altını çizerek ifade etti; Allah göstermesin İstanbul’daki deprem büyük hasarlara yol açar. Bunu herkes söylüyor. Kendileri sürekli çalıştayda. Hep reklam, ama icraat yok. Bu seçim bizim kader seçimimiz, bu seçim Türkiye Yüzyılında İstanbul’un lokomotif bir şehir olup olmayacağını seçeceğimiz bir seçim. Deprem riskinin ortadan kaldırılmasına ilişkin irade koyacağımız bir seçim. Trafik çilesini bitireceğiz. Yoksa aynı metrobüs duraklarında bu çileye devam edeceğimizin kararını vereceğimiz bir seçim, o yüzden yerel seçim hizmet seçimi ve bu hizmet seçiminde 650 bin konutu milletimizin desteğiyle dönüştüreceğiz. Kaynağımız var. İstanbul’un kaynağını reklama, algıya harcamazsanız, kendi gelecek ikbaliniz için harcamazsanız, İstanbul’un kaynağı her şeye yeter. ‘İsrafı bitirdik’ tabelalarına 175 milyon lira, iki konsere de 550 milyon TL harcarsanız siz İstanbul’un sorununu çözemezsiniz. Asıl israfı yapanlara cevap vermeliyiz. İstanbul’un 571 yıllık onuru, gurur var. Tüm medeniyetleri içinde barındıran, tüm güzellikleriyle bizi burada yaşatan İstanbul’a borcumuzdur. Biz hep bu anlayışla çalışacağız. 1 Nisan’da milletimiz bizi nerede istiyorsa orada olacağız. Nasıl yapılacağını bilmiyor ki, ilgisiz ve bilgisiz başkan olursanız, tatilci bir başkan olursanız yapamazsınız. Nasıl yapılacağını anlatıyorum. Öğreteyim, ben yaptım. İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapmaz, yapmayacağım. İstanbul’un başkanı İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenmek zorunda. Bizim de ailemiz, çocuklarımız var. Bizim ailemiz artık 16 milyon İstanbullu. Eğer bu koltuğa talipseniz, bunu göze almak zorundasınız. Bu mücadeleyi vermezsek, ön alamayacağımız çözümsüzlük yumağına gidiyoruz” diye konuştu.
“Benimle gelip proje konuşamaz”
İstanbul’daki su basan metro hatlarını, bozulan yürüyen merdivenleri ve kuyrukta kalan vatandaşı işaret eden Murat Kurum, “Yaptıklarını göstersin nerede? Bakın ben anlatıyorum. Yeni bir metro ilahesi yapmamış. Biz ihale etmişiz, üç metro hattını iptal etmiş. O da yetmezmiş gibi Sancaktepe’de açtığımız metro inşaatına hafriyat dökmüş, Büyükdere Caddesi’ndeki trafik bitsin diye yapacağımız tünele beton dökmüş. İstanbul’un meselelerini konuştuğunu görüyor musunuz? Siz hiç İstanbul’un meselelerini anlattıklarını görüyor musunuz? ‘CHP’de nasıl eş başkan olurum’, ‘Kılıçdaroğlu’nu arkadan nasıl hançerlerim.’ Ayak ‘oyunlarıyla İstanbul’un kaynaklarını harcayarak Canan Kaftancıoğlu’nu nasıl saf dışı bırakırım.’ Kendileri söylüyor, büyüklerimiz dedikleri kişiler söylüyor. Benimle gelip proje konuşamaz. Genel Başkanı Kağıttepe diyen İstanbul’un sorunlarına ne kadar hakim görüyoruz. Sen Büyükşehir Belediye Başkanı olacaksın, metronun yürüyen merdivenleri çalışmayacak, su basacak, insanlar çile çekecek sen de ‘belediye başkanıyım’ diyeceksin öyle mi? Külahıma anlat. Sen niye belediye başkanısın? Yürüyen merdiven çalışmıyor, sorsan ‘engellemişizdir’ kesin. Böyle bir işi konuşamazlar, böyle bir dertleri yok. Bölme, parçalama, ekarte etme, yol yürüdüğün arkadaşları nasıl saf dışı bırakma olsa onu konuşur ama proje konuşamaz” dedi.
“Metro hatlarını 2029’da 650 kilometreye, 2034’te bin 4 kilometreye çıkartacağız”
Murat Kurum İstanbul için hazırladığı 2029 ve 2034 planlarını da paylaştı. Metro hatlarının 5 yılda 2 katına çıkacağını ifade eden Kurum, İstanbul’un toplu ulaşım ve trafik sorununa çözüm getirecek projelerini anlatırken, “Çalışarak yapılıyor bu işler. Yeni metro hatlarını, tüneller ve lojistik merkezlerle birlikte yapacağız. Biz diyoruz ki; ‘uğraştıran değil ulaştıran İstanbul’ olsun. Projelerimizi hedeflerimizi ortaya koyduk. İstanbullu kardeşlerimiz yılda 288 saat yolda kaybediyor. Ömründen de 3 yılı trafikte kaybediyor. Sevdiklerinizle mecburen daha az vakit geçiriyorsunuz. 2019’da yüzde 47’ymiş trafik yoğunluğu. Şimdi ise yüzde 64 olmuş. Pik saatlerde ise yüzde 90’a çıkıyor. Müdahale çok önemli. Müdahale etmezsek trafik içinden çıkılamaz bir hal alacak. 350 kilometre metro hattımız var. Onlar 5 yılda 230 kilometre demişler, sadece 8 kilometre yapmışlar. Bedelini ödedikleri metro mesafesi 8 kilometre. 2019 sonrasında yapılan dönemin yüzde 17’si 8 kilometre. 47 kilometre diyorlar, desinler ki; ‘yanlış.’ Bunların içinde Rahmetli Kadir Ağabey zamanında başlayan işler var. 2019’da 39 kilometre yapıp teslim etmişiz. Onlar da 8 kilometresini bitirip açmışlar ve sonra diyorlar ki; ‘biz açtık.’ Fikirtepe’de parasını benim ödediğim, şantiyesini her sürecini benim yürüttüğüm projeyi ‘ben yaptım’ diyorlar. Mecidiyeköy-Mahmutbey Hattı 18 kilometre. Yüzde 99’unu 2019’a kadar bitirmişiz. O 0,28 kilometre yapmış. 200 metre. Dudullu-Bostancı hattının yüzde 70’ini biz yapmışız. Cibali-Alibeyköy Metrosu’nun yüzde 99’unu biz yapmışız, yüzde 0.09’unu yani 90 metresini o yapmış. İkitelli-Bahariye hattı 2 kilometre. 1 kilometre biz, 1 kilometre o yapmış. 39.3’ünün parasını biz yapmışız, o da 8 kilometresini yapmış. Bunların hepsini ‘ben yaptım’ diyor. Gelsin bunlar için ‘yanlış’ desin. Sıfırdan başladıkları metro ihalesi hiç yok. 2029 ve 2034 hedefi koyduk. 10 yılda trafik çilesini bitirmek istiyoruz. 72 karayolu, yüzde 26 raylı sistem, yüzde 2 denizyolu kullanıyorlar. 2034’te raylı sistemi yüzde 48’e çıkarmak, kara yolunu da 48’e getirmek istiyoruz. Metro hattımızı 2 katına çıkarıyoruz. 2034’te de bin dört kilometreye çıkartacağız. 5 yılda 650 kilometreye çıkartacağız. En acil en öncelikli metro hatlarını yapacağız” diye konuştu.
“Boğazın altını yeni bir tünelle geçeceğiz”
Murat Kurum, İstanbul trafiğini rahatlatacak projelerini anlatırken şöyle devam etti:
“TÜYAP-Beylikdüzü -Haramidere-Avcılar-Sefaköy hattı. Öncelikli hatlarımızdan biri olarak bunu yapıyoruz. Sefaköy-İncirli-Yenikapı’yı bağlıyoruz. Yine İncirli’den Söğütlüçeşme’ye kadar giden ve boğazı geçeceğimiz yeni bir tünel. Yeni bir tünelle boğazın altını geçiyoruz, Söğütlüçeşme’ye geliyoruz. TÜYAP’tan binen vatandaşımız, boğazın altından geçerek Cevizli’ye kadar kesintisiz ulaşım sağlıyor. Bizim ilk öncelikli işlerimizden bir tanesi.Diğer taraftan ise; Vezneciler’den hattımızı alıyoruz, Bayrampaşa-Eyüp-Gaziosmanpaşa-Mescid-i Selam’a kadar metro hattı. Bu da öncelikli bir iş Anadolu Yakası’nda Sabiha Gökçen-Samandıra-Sarıgazi-Yenidoğan metro hattımızı ve buradan Sultanbeyli-Kurtköy-Sabiha Gökçen Metro hattımızı yaparak bir taraftan da İstanbul’un lojistik hattını yapıyoruz. İstanbul’un lojistik hattı kapasitesini 3-5 sene sonra dolmak üzere. Bizim bir lojistik hat ve yine hızlı raylı sistem hattını yapmamız lazım. Kuzey Marmara Otoyolu’ndan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçecek 47 kilometrelik hattı yapacağız ki, Marmaray’daki yükü alalım. İstanbul’un lojistiğini İstanbul’un içine girmeden kuzeyden şehre ilave yük getirmeden 6 yeni lojistik köyle İstanbul’un trafiğini yüzde 25 azaltacağız. Ağır vasıta yükü yaklaşık yüzde 25. Şehrin kuzeyine taşıyarak ve buradaki liman projesiyle lojistik üsler köyler kuracağız. Anadolu ve Avrupa Yakası’nda otogarları da bu güzergaha taşıyacağız. Toplu ulaşımla insanlarımızın evine ulaşmasını sağlayacağız. 122 kilometre karayolu tünelimiz var. alternatif bir yol olarak 88’i Avrupa 34’ü Anadolu’da olmak üzere yapacağız. İnsanların kesintisiz bir şekilde bu tünellerimizden gidiyor olacak. 2029’a kadar olacak. Kilyos’tan başlayıp Beylikdüzü’ne kadar gidecek bir tünelden bahsediyoruz. İstanbul’a baksalar sorunları problemleri görecekler. Harem’den başlayıp Çubuklu’ya, Göztepe’den sahil yoluna alternatif yol güzergahları koyuyoruz. İstanbul’a yük getirmeden, yükü azaltacak ulaşım ağını da karayolu tünellerini de yapacağız. Kavşak ve yol düzenlemeleriyle birlikte 64 dakika olan yol süresini 39 dakikaya düşürmek istiyoruz.”
“İstanbul’a 100 metrobüs 200 otobüs ekleyeceğiz”
İETT filosunu güçlendirileceğini aktaran Murat Kurum, “Metrobüs ve İETT hatlarıyla ilgili de planlarımız var. 100 metrobüs, 200 otobüs ekleyeceğiz. Silivriye kadar hattımızı uzatıyoruz. Kartal Uğur Mumcu Mahallesi’ndeki vatandaşımız Kadıköy’e gidemiyorsa, Arnavutköy’deki vatandaşımız şehrin içine gidemiyorsa bu sorunlarla ilgileneceğiz. Biz bunu gidermezsek İstanbul artık yaşanamaz hale gelir.” diye konuştu. Otopark sorununa da değinen Kurum, “otopark olmazsa olmazımız. 39 ilçede 250 bin otopark projemiz var. İSPARK’A yüzde 25 indirim yapacağız. 1 Nisan’da hemen ilk Meclis toplantımızda ele alacağız. İlk yarım saat ücretsiz olacak. Yaptığımız her işe bir bakış açısıyla bakıyoruz. Altı otopark üstü park. Allah korusun bir afette toplanma yeri olacak. Helikopter inme yeri olacak. Her işimize bu bakış açısıyla bakmaya çalışıyoruz” dedi.
Kurum, taksi sorununu yüksek teknolojinin de yardımıyla nasıl çözeceklerini, “Öncelikle bütün hizmetleri ‘Dijital İstanbul’ dediğimiz merkezden yöneteceğiz. Bir ayağı da taksiler olacak. Vatandaşımız uygulamadan taksi çağıracaksa, buradan tek sistemden çağıracak. İstanbul taksisi bir marka olacak. Şoförlerimize, önüne gelenin taksicilik yapamayacağız ödül-ceza gibi uygulama getiriyoruz. Puan alan, ödül alan, gerekirse ceza alan bir sistemde olacaklar. Tek merkezden sistemi yöneteceğiz. Taksi ile alakalı çağırmak istiyor, klasik taksi ya da büyük taksi. İşte sürücüsü, hibrit araç, elektrikli araç hepsini görecekler. Aldığınız hizmetten dolayı puanlıyorsunuz. Taksiciyi de çaresiz bırakmayacağız. Onların da yeni araç, kabinli araç talebi var. Eksik taksi plakasıyla ilgili ihaleye çıkacağız. Yeni taksilerimizi İstanbul’un ruhuna, kültürüne uygun bir şekilde taksiyi artırıp taksi sorunu tamamen ortadan kaldıracağız. Taksicilerle de bir araya geldim. Onların da talepleri var. Bir masaya oturacağız ve sorunu bitireceğiz. Maksimum 6 ayda bitiririz. Durakları yenileyeceğiz. Bizim projelerimizin hepsi hazır. Dertli olursanız, dert insanı yollara düşürür ve çalışırsınız. 1 Nisan sabahı çalışmaya başlıyoruz” diye konuştu.
Kurum, ‘Ulaştıran İstanbul’ vizyonunun deniz ayağına ilişkin de, “Deniz ulaşımını da 2 kat artırıyoruz. İstinye’den başlayıp Yenikapı’ya, Boğaz üzerinden Bostancı ile Yenikapı’ya bağlayacağız. Çubuklu’dan ya da Eminönü-Harem hatları, Büyükçekmece de dahil deniz ulaşımını artırmak istiyoruz. Deniz ulaşımı afet yönetiminde de kullanacağımız bir yer. Aktarmalı yolculuklarda, deniz ulaşımı ücretsiz olacak. Teşvik etmek için Boğaz’ın iki yakasına geçeceğimiz hatları deniz ulaşımıyla güçlendireceğiz” ifadelerini kullandı.
“2,33 milyar euro olan borç 5 yılda 4.19 milyar euroya çıktı”
Murat Kurum, belediyenin borcunun artığını söyleyerek. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve yönetimi eleştirdi. İBB’nin öz kaynağının gerilediğine dikkat çeken Kurum, “İlgilenmezseniz, belediyeye hakim olmazsanız, belediye dışında her işle uğraşırsanız iştirakleriniz de zarar eder, vaatlerinizi de yapamazsınız. İSPARK neden zarar eder? Yeni yatırım yok, yeni bir otopark yok. Personel maliyeti var sadece. Nasıl zarar ediyor? Tatilci başkan dediğimizde zoruna gidiyor belki ama böyle. Şehirde düzen olacak. Sokak hayvanı, Scooter hepsinin düzeni olacak. Park yeri cepler olacak. Oralara park edecekler. Onun dışında park edemeyecekler. Bunun düzenlemesi de olacak. Hep söyledikleri aynı, ‘engelleniyoruz, yaptırmadılar.’ Bahane siyasetini 5 yıldır İstanbullular duyuyor. 2,33 milyar avro olan borcu, 4.19 milyar avroya çıkarttılar. Neredeyse 2 kat artmış borç. Koca İSKİ ödeme yapamıyor. 1 litre su kaynağı gelmemiş. Bugün bir vatandaşımız; ‘Bunlar bizi susuz bırakacak’ diyor. Sorsanız ‘engellendik.’ Bu kadar borç nasıl çıktı? Yeşil alan yapmadınız, metroları kapattınız. ‘Başardık’ diyorlar. Evet İstanbul’u mahvetmeyi başardınız. Karşınızda başarısız bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Bütçesi 12 kat artmış, borcu 2 kat artmış. Reklam bütçesi artmış. Devletten yüzde 92’si gelmiş. Devlet para göndermese İstanbul’da çalışan sistem de çalışmaz. Maaş ödeyemez personeline. İstanbul’un öz kaynakları, yani projelerinden ve iştiraklerinden geliri biz verdiğimizde yüzde 30’muş. Yüzde 8’e düşmüş. Sonra ‘parayı nereden bulayım? diyor. Geçmişte yüzde 30 öz geliri olan bir belediye yüzde 8’e düşmüş. Baksanız ‘israfı bitirdik’ diye billboard görüyorsunuz. Personelin yarısı işe girmiş çıkmış. İstanbul’un neresine gitsem İBB mağdurlarıyla karşılaşıyorum. 5 yılda 47 bin işe giriş, 33 bin çıkış. Bazıları emekli, bazıları atılmış. Hafıza yok. Geçmişten gelen tecrübe olur, o yok. Sadece yeni personelle bu kadar iş yapamazsınız. Yeni gelen arkadaşlar, var olan sisteme ayak uydurur. Biz onlar gibi yapamayız. Haksız yere kimseyi atmayız. Sebepsiz yere işten atılan kardeşlerimizi de işe alacağız. Bu tablo her şeyi anlatıyor. İBB neden iş yapmıyor, neden zarar ediyor. Böyle ilgilenmezsen, personeli değiştirseniz böyle olur” dedi.
“Anketlerde 1,5-2 puan öne geçmemizin telaşı var”
Bazı basın organlarında hakkında çıkan haberler için “Şaşırdılar” diyen Murat Kurum, anketlerde öne geçtiği için bu tarz haberlerin yapıldığını söyledi. Kurum, “Böyle bir tablo ile karşılaşacaklarını bilmiyorlardı. 5 yıldır yaptığımız gibi algı oyunlarıyla İstanbulluların aklını çelsek diye uğraşıyorlar. Muhalif medya da projelerimizi anlatmak yerine karalamak için çabalıyorlar. O medya kuruluşlarına bakın İstanbul’un sorunlarına ilişkin bir tane konu yok. Gündem değiştirme, gündemi farklı yerlere çekme. Peki İstanbul’un sorunları ne olacak? Bu sorunları çözmek için vatandaşın sesi olmak durumunda değil misiniz? Bir merkezden bunu işleyelim. Ne istiyorlarsa söylesinler. Bizim alnımız ak. Hesap veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Siz İstanbul’u konuşmayacaksınız, İstanbul’un dertlerine konu etmeyeceksiniz. 1 Nisan sabahı bu işlere koyulacağız. Ondan sonra siz tatile mi gidersiniz, eş başkanlığa mı geçersiniz o bizi ilgilendirmez. Bu anlayışla çalıştık aynı anlayışla yürüteceğiz. İstanbul’u konuşmasınlar. Bir program bir asırda 130 bin canımız gitti diyorum, sonra asrın felaketinde 53 bin canımız gitti diyorum, oradan cımbızla ‘130 bin kişi ölmüş itiraf etti’ diyorlar. 130 bin kişi vefat etse mutlu mu olacaksınız? Bu nasıl bir anlayış. Farkla kazanacağız. İstanbul’u İstanbullu kardeşlerimizle kazanacağız. 1 Nisan’dan sonra İstanbul’un kardeşi evladı olacağız. İstanbul’u güzel bir geleceğe hazırlayacağız. Anketlerde 1,5 2 puan öne geçtik. Onun telaşı var. ‘Algıyı nasıl çevirsek, ne yapsak’ diye. Belediyenin kasasını boşaltıyorlar. 31 Mart akşamı Saraçhaneye geleceğiz o israfları bir bir soracağız. Hangi siyasi senaryolar üzerinden tezgah yaparlarsa yapsınlar, 31 Mart akşamı geliyoruz. Özgür Bey özgür değil. Eş başkan ne derse onu yürüten bir başkan konumunda. Onlar nasıl istiyorsa, nasıl mutlu oluyorsa öyle davransınlar. Bir aday çıkıyor, terör örgütü elebaşı ittifak işaret ediyor ve sonra aday geri çekiliyor. Başka bir yerde aday çıkartıyorlar sonra geri çekiyorlar. 22 yerde aday göstermiyorlar. Kirli bir ittifak. Onların ne yaptıkları umurumuzda değil. Hangi kapı arkalarında ne çıkarları varsa, bizi ilgilendiren İstanbullunun talepleri. Biz polemiklerin tarafında olmayacağız. İttifaklarının ne olduğunu milletimiz biliyor ve cevabı sandıkta veriyor. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Hanım’a ‘ablam’ diyordu bugün yolunu değiştiriyor. Böyle bir anlayış. Hangi ittifakı kurmak istiyorlarsa yapsınlar, biz İstanbul’un, hizmetin yolundan ayrılmayacağız. Önce İstanbulluların depremle ilgili trafikle ilgili iradeyi ortaya koyacakları bir seçim olacak. İstanbullu kardeşlerimizin feraseti kazanacak. Tüm halkımızla birlikte biz eserlerimizi yapacağız. Onlar eş başkan mı olur ne yapar biz ilgilenmiyoruz. Kendiyle mücadele ediyor. Kendi hallerine bırakıyoruz” ifadelerini kullandı.
“İhtiyaç sahibi emeklilerimizin maaşına ek olarak her ay 2 bin 500 TL ek ödeme yapacağız”
Programda sosyal projelerini de aktaran Kurum, emeklilere, gençlere, kadınlara ve sokak hayvanlarına ilişkin de konuştu. Genç girişimcilere 100 bin TL sermaye desteği vereceklerini söyleyen Kurum, “Üniversite öğrencilerine her yıl 10 bin TL, öğrenci evlerine doğal gaz desteği vereceğiz. Ulaşımda gençlerimize yüzde 40 indirimi bugünkü rakamdan yapacağız. 0-6 yaş, ilköğretim öğrencileri ve tüm öğretmenlerimize ücretiz ulaşım sağlayacağız. İSMEK’te öğrencilerimize yazılım dahil 39 ilçede kursalar olacak. Sanayi, üretim ve teknoloji ile gençleri buluşturacağız. İlk işini kuran kadınlara destek vereceğiz. Dijital İstanbul çatısı altında satışlarına destek vereceğiz. İstanbul’un geleceği için 16 milyon birbirine destek olacak. O yüzden ben her evin evladı, kardeşi olacağım diyorum. Gittiğim her ilde böyle çalıştım. Hangi partili olurlarsa olsunlar bana hep böyle baktılar. Biliyorlar Murat Kurum söylediğini yapar. Şimdi de İstanbul’un 39 ilçesi için böyle çalışacağım. Gençlik merkezi kuracağız. 39 ilçeden temsilciler olacak. Aynısı kadınlarımız için olacak. Gençlerimizin ve kadınlarımızın taleplerini alacağız. Beraber uygulayacağız. 208 üniversiteden iklim temsilcileri seçtik. Kendi içlerinde ekipleri var, bizlere iklim değişikliği ile taleplerini ilettiler. Aldığımız kararları onlarla birlikte uyguluyoruz. Maalesef İstanbul’un sokaklarıyla ilgili güvensizlik hat safhada. Sahipsiz köpeklerle ilgili tedbir alınmamış. 39 ilçeye hayvan bakım merkezleri kuracağız. Sahipsiz hayvanlarımızın bakımlarını tedavilerini kısırlaştırma işlemlerini yapacağız. 2 yakaya rehabilitasyon merkezleriyle kontrol atlına alacağız. Trafik ve deprem konusundaki gibi kontrol altına almazsak sahipsiz hayvan sıkıntısını önce kontrol altına alacağız. Emeklileri ayırmak lazım. Genç yaş, orta yaş ve orta yaş üzeri diye. İhtiyaç sahibi emeklilerimizin maaşına ek olarak her ay 2 bin 500 TL ek ödeme yapacağız. Yaşam merkezlerini emeklilerimize vereceğiz. Vakit geçiriyorlar, sohbet ediyorlar bunların sayısını artıracağız. Yaptıkları ürünlerle ilgili bir pazar kuracağız. Emekli olmuş ama bir işle uğraşmak isteyenler var. İSMEK ile kurslar vereceğiz. İstihdama katkı sağlayacak evinin ekonomisini güçlendirecekler. Kimse kendini yalnız hissetmeyecek. Her bir vatandaşımızın yoldaşı, kardeşi destekçisi olacağız. İBB olarak bu motivasyonla çalışacağız, 31 Mart seçimleri İstanbul’un geleceği adına karar vereceğimiz bir seçim olacak. Milletimize bu sözlerimizi yerine getireceğimi söylüyorum. Geçmişte bunları yapan bir kardeşleriyim. 31 Mart’tan itibaren yine yapacağım” dedi. – İSTANBUL
]]>Kurum, TRT Haber’de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Vatandaşlarda “usanmışlık, bıkmışlık” olduğunu ve sabırsızlıkla 31 Mart’ın gelmesini beklediklerini belirten Kurum, “Vatandaşı düşünen vatandaşı için dertlenen, vatandaşın sorunlarını çözecek bir başkan bekliyor İstanbul. Bunu da gittiğimiz her yerde o beş yıllık kırgınlık, üzgünlük artık bir umuda dönmüş. 31 Mart’ta inşallah gerçek belediyecilikle tanışacak, kendisi için dertlenen İstanbul’un deprem sorunuyla ilgili mücadele eden, öbür tarafta ulaşım çilesini ortadan kaldıran ve İstanbulumuzun her medeniyetin, kültürün, inancın burada özgürce yaşadığı huzurlu bir İstanbul’u bekliyorlar. Biz bunu görüyoruz açıkçası.” şeklinde konuştu.
Kurum, en çok dinledikleri şikayetin ulaşım olduğuna dikkati çekti.
İnsanların evinden, işinden, ailesinden zaman ayırdığını ve bunun bıkkınlık haline geldiğini ifade eden Kurum, şunları söyledi:
“En çok bunu duyuyoruz. Bir de şunu duyuyoruz, İstanbul’da bir deprem endişesi var, bilim insanlarımızın da ifade ettiği olası depremle ilgili evlerinin bir an önce yenilenmesini bekleyen vatandaşlarımız var, bunu da çok duyuyoruz, ‘evimizi bir an önce gelin dönüştürün’ diye bize açıkçası bunu ifade ediyorlar. Bunun dışında sokak hayvanlarını, taksi meselesini, sosyal yardımlardaki adaletsizliği, yeşil alan yetersizliğini duyuyoruz, gençlerin kütüphane eksikleri, spor alanıyla ilgili eksikleri, kültür sanat alanında yeni kültür merkezi ihtiyaçları gibi birçok ihtiyacı bize iletiyorlar.”
Kurum, insanların göz ardı edildiği, sorunlarıyla birebir uğraşılmadığı bir yönetim anlayışıyla karşı karşıya olduğunu İstanbul’un 39 ilçesinin söylediğini aktararak, şöyle devam etti:
“Bu manada biz de açıkçası aylardır bu çalışmalarımızı yaptık, projelerimizi, vaatlerimizi hazırladık ve onları da milletimizle paylaştığımızda o heyecanı görüyoruz. 31 Mart geldiğinde bizi düşünen, odağında sadece İstanbul’un geleceği olan bir başkan adayı İstanbul’la kavuşacak. ‘Nisan gelecek dertler bitecek, nisan gelecek yüzler gülecek’ diyoruz ve ‘Allah milletimizin yüzünden gülümsemeyi hiç eksik etmesin’ diyoruz.”
“81 ilde izi olan biri olarak konuşuyorum”
Bakanlığı dönemindeki hizmetleri anlatan Murat Kurum, şunları kaydetti:
“81 ilde izi olan biri olarak konuşuyorum. Benim Sinop Meydanı’nda da Erzurum Ulu Cami etrafındaki Millet Bahçesi’nde de izim var. Bingöl’ün meydanında Millet Bahçesi’nde, oradaki kentsel dönüşümde de Ağrı’nın Murat Nehri kenarında da kentsel dönüşümle, düzenlemeyle izim var. Bursa Ulu Cami etrafında yaptığımız projelerle izimiz var. Konya Mevlana Müzesi karşısında izimiz var. Ankara’nın hemen hemen tüm ilçelerinde ya bir kentsel dönüşüm projemizi ya da bir Millet Bahçesi projemizi görürsünüz. 81 ilde izimiz var.”
İstanbul’da 39 ilçede başlattıkları kentsel dönüşüm şantiyesine değinen Kurum, “173 bin konut şu an İstanbul’da dönüşüyor. Öyle onların yaptığı gibi 5 yılda 5 bin konut değil, 173 bin konut. Hem 80 ile çalışmışız ve bu çerçevede TOKİ ile 1 milyon 250 bin konut rakamına ulaşmışız ve tüm Türkiye’de 2 milyon 200 bin konutun dönüşümünü sağlamışız. Bugüne kadar İstanbul’da 800 bin konutun dönüşümü sağlanırken 173 bin konutun inşası devam ediyor. Tuzla’daki hemen hemen her mahallede bizim izimizi görürsünüz. Pendik’te en büyük kentsel dönüşüm projesinin başladığını görürsünüz. Kartal’da Taşocağı’nın bir Millet Bahçesi’ne çevrildiğini ve ilçede sosyal konutların yükseldiğini görürsünüz. Kadıköy Fikirtepe’de yarım kalmış inşaatların 15 bin konutluk şantiyenin bugün bitme aşamasına geldiğini görürsünüz. Üsküdar’da Çamlıca eteklerinde Ferah Mahallesi’nde, Kirazlıtepe’de eserimizi görürsünüz. Beykoz’un bütün mülkiyet sorunu Bakanlık nezdinde çözülmüş, Beykoz Tokatköy’deki dönüşümü görürsünüz. Beyoğlu Okmeydanı’nda bize dediler ki o zaman ‘Buraları Katarlılara satacaklar?’ Ne oldu? Bul bir tane Katarlı. Yok, bulamaz. Orada oturanlar oturuyor. Fatih’te surların etrafının açıldığı bir Millet Bahçesi’ne çevrildiği süreci görürsünüz.” ifadelerine yer verdi.
Kurum, Üsküdar’da Çocuk Köyü açacaklarını vurgulayarak, “Bakın ilk defa Türkiye’de Üsküdar Belediyesi ile yaptığımız Çocuk Köyümüzün bittiğini, millete hizmet için açılmayı beklediğini görürsünüz.” dedi.
İstanbul’un 39 ilçesinin 964 mahallesinde Türkiye’de olduğu gibi izlerinin bulunduğuna vurgu yapan Kurum, “Yani Bakanlıkta da onlar gibi öyle yarı zamanlı belediyecilik yapmadık, arada bir belediyeye uğrayayım anlayışıyla çalışmadık. Biz milletin içindeydik, milletin. Sokaktaydık, sokakta milletimiz bizden ne bekliyorsa onu gideren tarafta olduk hep, el ele verdik. Biliyorlar ki Murat Kurum söylüyorsa Murat sözünü tutar, yapar çünkü geçmişte yaptı. Geldi, söyledi, söz verdi, Ankara’ya dönmeden önce arkadaşları o sözü yerine getirmek için mücadele etti. Dolayısıyla biz geçmişte yaptık, şimdi tek motivasyonumuz sadece İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız. Dolayısıyla 650 bin konutu İstanbul’da dönüştürmek zorundayız. Bu bir milli güvenlik meselesi.” şeklinde konuştu.
“İBB’nin borcu neredeyse iki kat arttı”
Murat Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İBB’de personelin yarısı işten girmiş çıkmış. Düşünebiliyor musunuz yarısı. Biz 2019’da 78 bin 934 personelle devretmişiz ve onlar haksız yere ben bugün İstanbul’un neresine gitsem onlarla karşılaşıyorum, ‘ben de İBB mağduruyum’. İşe giriş 5 yılda 46 bin 967, işten çıkış 33 bin 725. Bazısı emekli olmuş, bazısı işten atılmış. Yani belediye personelinin yarısı değişmiş. Hafıza yok. Ekip, sonuçta geçmişten gelen bir tecrübe var. Sadece yeni personelle bunu yapamazsınız. Sizin kendi şirketinize yaptığınız işte bilgi, birikim, tecrübe lazım. Öyle değil mi? Yeni arkadaş da gelecek ama o tecrübeye, sisteme ayak uyduracak. Var olan sistemi yok etmiş, resmen yok etmiş ve haksız yere bu kadar insanı işten çıkarmış ama buna rağmen biz ne diyoruz, biliyor musunuz? Biz onlar gibi asla yapamayız, haksız yere buradaki hiçbir personeli işten çıkarmayacağız ve ekmeksiz, aşsız bırakılan insanları da sebepsiz yere işten atılan kardeşlerimizi de geri alacağız. Tablo bu ve bu tablo aslında her şeyi anlatıyor. Yani İBB niye iş yapamıyor, iştirakleri niye zarar ediyor? Sen işle ilgilenmezsen, uğraşmazsan, personeli değiştirirsen tablo bu olur. Hep söyledikleri aynı. Engelleniyoruz, yaptırmadılar, engellediler. Bu bahaneler ve bu bahane siyasetini 5 yıldır duyuyoruz, İstanbullular duyuyor ve yeri geldiğinde de hep burada söyleyeceği bir şey olmayınca da ulusala nasıl giderim, öbür tarafta parti içindeki çekişmeyi nasıl oluştururum gibi algı dediğimiz, algı belediyeciliği diye tarif ettiğimiz belediyecilik örneklerini 5 yıldır görüyoruz. 2019’da onlara 39 kilometre (raylı ulaşım/metro) yapmışız, teslim etmişiz. Onlar da 8 kilometresini bitirmiş, açmışlar. Sonra da diyorlar ki ‘biz açtık’.”
İBB’nin borcunun 2,33 milyar avrodan 4,19 milyar avroya çıktığını belirten Kurum, borcun neredeyse iki kat arttığını söyledi.
“Bilgisiz, ilgisiz, tatilci bir başkan olursanız yapamazsınız”
Kurum, İSKİ’nin elektrik parasını ödeyemediğini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Koca İSKİ bir damla buraya su kaynağı getirmeyeceksiniz, 5 yılda 1 metreküp, 1 litre su kaynağı İstanbul’a gelmemiş. Bugün bir vatandaşımız ne diyor, biliyor musunuz? ‘Bunlar, bizi susuz bırakacak.’ Bunu getiremeyen bir belediyecilikten bahsediyoruz. Sorsanız ‘engellendik’. Peki 2,33 milyar avrodan 4,19 milyar avroya borcunuz niye çıktı sizin? Cevap verin, ne yaptınız? Metroları iptal ettiniz. Dönüşüm dediniz, yapmadınız, yeşil alan dediniz, yapmadınız. Başardınız, neyi başardınız? İstanbul’u mahvetmeyi başardınız evet, İstanbul’u bu hale getirmeyi başardınız. Başka bir başarınız yok. Karşınızda başarısız bir belediye var, başarısız bir belediye başkanı var. Çok net söylüyorum, biz merkezi bütçeden 2019’dan bu yana bütçemizi 12 kat artırmışız ve trink hesabına para yatmış gününde, saatinde. İller Bankası’ndan biz gönderiyoruz onu, ben gönderiyorum ve bir gün olsun bekletmemişiz.
Bilgisiz, ilgisiz, tatilci bir başkan olursanız yapamazsınız. Nasıl yapılacağını ben söylüyorum. Gel benim yanıma ben öğreteyim. Bak, ben yaptım. İstersen yaparsın. İstanbul’un başkanı İstanbul bu haldeyken tatil yapamaz. Çok net söylüyorum, yapamaz. İstanbul’un başkanı İstanbul’la ilgilenmek zorunda, İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenmek zorundadır. Bizim de evladımız, ailemiz var ama bizim ailemiz o kadar büyük ki artık 16 milyon İstanbullu oldu. Nasıl Bakanlıkta 85 milyon Türkiyeli ise şu an 16 milyon İstanbullu bizim ailemiz. O yüzden biz burada çalışmak zorundayız. Bu koltuğa talipseniz bunu göze almak zorundasınız ve bu mücadeleyi vermezsek emin olun artık ön alamayacağımız çözümsüzlük yumağına doğru gidiyoruz. Yani siz vadettiğiniz metroları yapmaz, dönüşümleri gerçekleştirmezseniz artık ipin ucu kaçtı.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Basın Yayın Birliği Derneğinin desteğiyle Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) tarafından organize edilen programla, İstanbul’un bir “telif marketi” haline getirilmesi amaçlanıyor.
93 ülkeden yaklaşık 1000 yayıncının başvuru yaptığı programa, değerlendirme sonucunda 66 ülkeden 258’i yabancı, 125’i yerli olmak üzere 383 profesyonel yayıncı katılmaya hak kazandı.
“Ürettiklerimizin pazarda karşılık bulması çok önemli”
TBYM Başkanı Mehmet Burhan Genç, Rami Kütüphanesi’nde yapılan bilgilendirme toplantısında, yayımcı, yazar ve fikir insanlarının işinin üretmek olduğunu belirterek, “Ürettiklerimizin pazarda bir karşılık bulması çok önemli.” dedi.
“İstanbul Publishing Fellowship” adıyla da anılan programla aslında bir pazar çalışması yaptıklarını dile getiren Genç, “Ülkemizde üretilen kitaplarımızın dünyaya tanıtılması ve dünyadaki çok farklı yerlerin ürünlerinin de Türkiye’de bilinir ve tanınır olması için bir imkan oluştu.” ifadesini kullandı.
Genç, program sayesinde sadece Türkiye’deki yayımcıların değil, İstanbul’da misafir edilen uluslararası konukların da diğer ülkelerle bağlantı kurma imkanı bulduğunu, aynı zamanda İstanbul’un dünyanın farklı bölgelerindeki insanların birbirlerini tanıyıp alışveriş yaptığı bir şehir haline geldiğini ve bir köprü niteliğini kazandığını söyledi.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Başkanı Erhan Erken de başından bu yana programın destekçisi olduklarını belirterek, “Bir kitabın başka bir dilde hayat bulması, yeniden doğması, bir iletişim dalgası oluşturması önemli bir şey. Bir kitap üzerinden farklı ülkelerdeki insanlar birbirlerini anlıyorlar, ortak bir paydada buluşuyorlar. Fellowship’in bu yönü özellikle bizim çok dikkatimizi çekiyor ve hoşumuza gidiyor.” diye konuştu.
“Meksika bizim için çok yeni bir pazar”
Toplantıya konuk olan Erdem Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Melike Günyüz, Türkiye’deki yayımcılar olarak dünyanın değişimine ve dönüşümüne ayak uydurduklarını, Kültür ve Turizm Bakanlığının da katkısıyla 2000’li yılların başından itibaren yurt dışında birçok fuara katılma imkanı bulduklarını dile getirdi.
Türkiye’deki kitapların yurt dışındaki okurlara da satılabileceğini ve yayımcılıkta farklı ülkelerde de pazarların olduğunu fark ettiklerini belirten Günyüz, “Yayımcıları İstanbul’a davet edip ‘Doğu ile Batı’yı birleştirebilir miyiz?’ noktasından hareket ettik ve bence bunda çok başarılı olduk.” dedi.
Pek çok ülkeden yayımcıların Avrupa’daki etkinliklere gidemediğini, fakat İstanbul’a rahatça gelebildiğini ifade eden Günyüz, Türkiye’nin bu anlamda Avrupalı yayıncıların, Türk Devletleri ve Arap ülkeleri gibi pek çok ülkedeki meslektaşlarıyla buluşabildiği bir ortak nokta ve buluşma alanı olduğunu vurguladı.
Günyüz, programın odak ülkesinin geçen yıl Özbekistan olduğunu belirterek, “Şu anda Özbekistan ile çok ciddi kitap alışverişine başladık. Bu yıl da Meksika’yı seçtik. Çünkü Meksika bizim için çok yeni bir pazardı, hiç bilmediğimiz bir yerdi. Bu anlamda bu sene Meksika’ya gittik. Meksika’da birçok yayımcıyla temas ettik ve onları Türkiye’ye davet ettik.” diye konuştu.
Program kapsamında 3 gün boyunca yapılacak etkinliklere ilişkin bilgi veren Günyüz, seminer ve etkinliklerin, odak ülke olan Meksika ile İsrail’in saldırılarının devam ettiği Gazze ve Filistin konularında gerçekleştirileceğini ifade etti.
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün de İstanbul Publishing Fellowship’te Türk edebiyatından eserler yayınlayan yurt dışındaki 3 yayınevine ödül takdim edileceğini söyledi.
4 yıl önce “onur konuğu” sistemine başladıklarını dile getiren Üstün, “İlk olarak Azerbaycan konuk oldu. Azerbaycan’da eğer bugün bir kitap sektöründen bahsediliyorsa buradaki arkadaşlarımızın ve Azerbaycan’daki paydaşlarımızla oradaki yayımcıların ortak hareketlerinin ne kadar iyi olduğunu, birbirleriyle çok iyi ilişkiler geliştirdiklerini, iyi çeviriler yaptıklarını, Türk yayıncılarla diyaloglarının çok iyi olduğunu görebilirsiniz.” dedi.
Program hibrit bir modelde gerçekleştiriliyor
Uluslararası İstanbul Yayımcılık Profesyonel Buluşmaları ile dünya yayımcılarının işbirliğinin artırılması, İstanbul’un bir “telif marketi” haline getirilmesi ve sektörel gelişmelerin yakından takip edilmesi amaçlanıyor.
Çok sayıda ulusal ve uluslararası yayıncının bir araya gelmesine olanak sağlayan program, 2021’den itibaren hibrit bir modelde gerçekleştirilerek katılımcılarına hem fiziki hem de çevrim içi ikili görüşme yapma imkanı sunuyor.
Programda bugüne kadar 10 binin üzerinde telif ön anlaşması ve 15 binden fazla iş görüşmesi yapıldı.
Rami Kütüphanesi’nde 5 Mart’ta başlayacak programın açılışına, International Publishers Association Başkan Yardımcısı Gvantsa Jobava ve çeşitli ülkelerin yayıncı birliklerinin başkanları ile yöneticilerinin katılması bekleniyor.
Türk yayıncılık sektörünün entelektüel, sanatsal ve kültürel üretiminin farklı dillere çevrilmesine ve dünya çapında tanıtılmasına yönelik İstanbul Telif Ödülleri de bu yıl yapılacak. Ödüle layık görülenler aynı gün Windsor Hotel İstanbul’da düzenlenen törende açıklanacak.
2024’ün “odak ülkesi” Meksika
İstanbul Fellowship Publishing Programı’nda bir ülkenin yayıncılığının ve edebiyatının merkeze alınarak tematik bir şekilde işleneceği “odak ülke” etkinliğinde 2024’ün odak ülkesi olarak Meksika belirlendi.
Meksika edebiyatının ele alınacağı oturumlarda, Ana Maria Bermudez, Emiliano Becerril Silva ve Susana Figueroa konuşmacı olarak yer alacak. Ayrıca Meksika mutfağına ve müziğine dair kültürel etkinlikler gerçekleştirilecek.
Programla Uzak Asya’dan Latin Amerika’ya, Kuzey Avrupa’dan Afrika’ya kadar pek çok ülkeden yayımcılar, telif ve çeviri görüşmeleri için İstanbul’da bir araya gelecek.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, önce ‘Kafkas Kültür Buluşmaları’nın açılış konuşmasını yaptı, sonra Kafkas folklor ekibinin dans gösterisine eşlik etti. İmamoğlu konuşmasında “Ben, kendi bakış açımla, literatürde de ‘azınlık’ diye tariflenen bir kısım grupları ya da halkları ya da kesimleri bu tarifle asla kabul etmiyorum. Çünkü, bir şehirde ya da bir ülkede ‘azınlık’ tarifini doğru bulmuyorum. Kimsenin bir ülkede azınlık diye tarif edilmesini kabul etmem, edemem. Çünkü, her yaşayan insan, her yurttaşın bu ülkenin azınlık değil, asil vatandaşları ve asil halkları olduğunun da altını çizmek isterim. Biz bu çeşitlilikle, bir arada, büyük bir milletiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, sivil toplum kuruluşları işbirliği ile 29 Şubat-3 Mart tarihleri arasında Yenikapı’da düzenlenecek “Kafkas Kültür Buluşmaları” başladı. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, önce buluşmanın açılış konuşmasını gerçekleştirdi, sonra Kafkas folklor ekibinin dans gösterisine eşlik etti.
İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:
“NE MUTLU Kİ BİZ, DÜNYANIN EN RENKLİ, EN BEREKETLİ COĞRAFYASINDA YAŞIYORUZ: Kafkas kültürünün o eşsiz güzelliğini daha iyi anlamak, daha yoğun yaşamak, daha güçlü paylaşmak için burada olacağız. İlerleyen yıllarda, çok farklı etkinliklerle de hem Kafkas kültürünün tanınmasına katkı sunacağını hem de farklı deneyimlerle çok enteresan açılımları bize sunabileceğini düşünüyorum. Ne mutlu ki biz, dünyanın en renkli, en bereketli coğrafyasında yaşıyoruz. Zaten Anadolu denince insanın aklına, direkt bereket geliyor. Anadolu’nun toprağı da bereketlidir, kültürel, manevi coğrafyası da bu anlamda bereketlilik taşır. Bu bereketlilik, tabii aynı zamanda çeşitlilikten de beslenir. Farklılıkların uyumundan beslenir. Anadolu, aynı zamanda acılarla da olgunlaşmış bir coğrafyadır. Bu yönüyle tarihi analiz ederken, bunu tamamen bugünün gücünü, kuvvetini, birliğini ve beraberliğini büyütmesi adına anlamak ve bu şekilde karşılamak gerektiğine inanıyorum.
BİR ÜLKEDE ‘AZINLIK’ TARİFİNİ DOĞRU BULMUYORUM: Biz, İstanbul’daki bütün inançların, kültürlerin, etnik kökenlerin, yaşam biçimlerinin her yönüyle tanınması, tanıtılması ve eşitlikçi bir zeminde bu şehirde yaşadıklarını hissetmesini çok önemseyen bir yönetimiz. Zira ben, kendi bakış açımla, ki genelde literatürde de ‘azınlık’ diye tariflenen bir kısım grupları ya da halkları ya da kesimleri bu tarifle asla kabul etmiyorum. Çünkü, bir şehirde ya da bir ülkede ‘azınlık’ tarifini doğru bulmuyorum. Kimsenin bir ülkede azınlık diye tarif edilmesini kabul etmem, edemem. Çünkü, her yaşayan insan, her yurttaşın bu ülkenin azınlık değil, asil vatandaşları ve asil halkları olduğunun da altını çizmek isterim. Biz bu çeşitlilikle, bir arada, büyük bir milletiz. Bu millet olma bilinci ve kavramı, özellikle son yüzyılda Cumhuriyetle birlikte, Mustafa Kemal Atatürk’ün imza attığı, arkadaşlarıyla beraber kurduğu ve hep birlikte geliştirmekte yükümlü olduğumuz süreçte, güçlü birliğimizi ve beraberliğimizi arttıran, herkesi eşit kılan demokrasiyle de taçlanan değerli bir sürecin kişileriyiz, aktörleriyiz. Bu yönüyle Türkiye’nin özü ve özeti niteliğinde olan, İstanbul’da birliğimizin, dirliğimizin, kardeşliğimizin gücüne güç katmak için de çaba içerisindeyiz. Elbette bu yöntemleri, bu buluşmaları bunun bir parçası olarak da görüyorum.
ZİHNİMDE UYANAN DUYGUYU 10 YIL ÖNCE KALEME ALMIŞTIM: Özellikle son 200 yıl içerisinde yaşanan Kafkasya’daki savaşlar, soykırımlar, sınırdışı edilmeler ve Osmanlı ile olan münasebeti, Karadeniz geçişleri, bu topraklara yerleşim süreçleriyle ilgili çokça yayın okudum diyebilirim. Tabii sonrasında zihnimde uyanan duyguyu, bundan 8-9 yıl önce, belki 10 yıl önce kendimce kaleme almıştım ve Karadeniz kıyılarına yanaşan, Kafkaslardan göç eden insanların gemilerinin batırıldığı, yoğun bir biçimde hastalıklarla mücadele edildiği, kampların kurulduğu… Ki bunların en yoğun yaşanan yerlerinden birisi Samsun’dur. Bir bölümünün de Trabzon’a yaklaştığı ve o bölgede özellikle yoğun hastalıklarla insan kayıpları, can kayıpları olmuş ve o insanların orada toplu mezarlara defnedildiği, belli eserlerde okuduğum kayıtlardı.
HER ACININ YAŞATTIKLARININ DÜNYA BARIŞI İÇİN BARIŞ MÜCADELESİNE DÖNÜŞMESİNİ ARZU EDİYORUM: Karadeniz’in kıyılarında, sayısını söylemek yanlış olabilir, ama çokça canımızın, insanımızın, yurttaşımızın geçmişinden insanlar oralarda yatıyorlar. Bu süreçlerde hayatını kaybedenler rahmet diliyorum, şükranla anıyorum ve o insanların, o ecdadın evlatlarının, bugün bu memleketin, bu milletin asli birer yurttaşları olarak, en az her vatandaş kadar büyük emekler sarf ettiğini bilen bir insan olarak diyorum ki; hepsinin ruhu şad olsun. ve bu acılar, mutlaka anlaşılmalı. Ama her anlaşılan acı, her anlaşılmaya çalışan acının, kederin ve o coğrafyanın yaşattıklarının, bu milletin geleceği için bir birlik ve dirlik teminatı olması, dünya barışı için de barış mücadelesine dönüşmesini yürekten arzu ediyorum.
“KÜLTÜR MOZAİĞİ BİR ARAYA GELDİ“
Bu yıl ilkinin yapılacak olan “Kafkas Kültür Buluşmaları”nda; Çerkes, Abhaz, Çeçen, İnguş, Oset, Dağıstanlı, Karaçay-Malkar, Gürcü ve Laz topluluklardan 27 sivil toplum kuruluşu, ilk kez bir araya gelecek. Etkinlik programını kurum temsilcilerinin oluşturduğu bu tarihi buluşmada, konserlerden dans gösterilerine, atölyelerden filmlere, söyleşilerden geleneksel kıyafet defilesine pek çok kültürel performans İstanbulluların beğenisine sunulacak.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Gaziosmanpaşa Halk Buluşmasında vatandaşlara seslendi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, “Eğer emekliye 7 bin lira verirsem, 1,4 trilyon; 10 bin lira verirsem, 1,9 trilyon yük gelir” sözlerine tepki gösteren İmamoğlu “Ben size bütçeye gelen yükle ilgili bir hatırlatma yapayım. Kaç yıl önce hatırlayın. Mültecilere 40 milyar dolar harcadım dedi mi? Peki o yük olmadı. O günden bugüne de dört yıl geçti. Dört yılda daha ne kadar harcadı onu da bilmiyoruz. Bütçeye o kadar yük olan şey var ki. Saraylı mı söylesem başka şeyleri mi söylesem onlara girmeyeceğim. Onun için onlar. işin, bu kötü sayfasını, siyasetin kirli sayfalarını açmaya çalıştıkça ben bu kötü yönettikleri ülkenin ekonomisini, ülkenin eğitimini, ülkenin mülteci sorununu suratlarına vurmaya devam edeceğim kardeşim” dedi.
İmamoğlu, CHP Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen’le esnaf; CHP Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe ile de semt pazarı ziyaretleri yaptı. Her iki ziyarette de İmamoğlu ve vatandaşlar arasında ilginç diyaloglar yaşandı. Eyüpsultan Çarşısı’nda vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılanan İmamoğlu ve Özmen, yurttaşlardan gelen destek, eleştiri, talep, temenni ve sorunları dinledi. İmamoğlu’yla anı fotoğrafları çektiren bazı vatandaşlar, cep telefonu üzerinden yaptıkları canlı yayınlarla yakınlarını İBB Başkanı’yla buluşturdu.
VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “YALANDAN, RİYADAN BIKTIK, USANDIK. 100 KERE TEKRARLASINLAR; YİNE EKREM İMAMOĞLU”
İmamoğlu, kendisine, “Başörtülülere önyargılı yaklaşmadığınız için çok mutluyuz ve sizi destekliyoruz. Birleştirici olmanız büyük kazanım” diyen vatandaşa, “Estağfurullah. Kime önyargılı yaklaşabiliriz ki. Allah korusun. Hiçbir farkımız yok birbirimizden. Başka bir duam yok yani. Siyasette bin kez kaybedelim, ama bir kez ayrıştırmayalım. Bizim insanımız yani. Kime baksam, benim yuvamda bir karşılığı var. Şu an memleketin en büyük tehdidi ayrıştırmak. Bir başka tehdit de önyargı yani. Allah korusun. İyi ki varsınız” yanıtını verdi. Yaş almış bir kadın vatandaş, İmamoğlu’na, “Başkanım, yolun açık olsun. Her zaman arkanızdayız. Yalandan, riyadan bıktık, usandık. 100 kere tekrarlasınlar; yine Ekrem İmamoğlu” sözleriyle seslendi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Sağ ol anneciğim” oldu.
MİLLİYETÇİ VATANDAŞ’TAN İMAMOĞLU’NA: CHP’YE ŞİMDİYE KADAR HİÇ OY VERMEDİM. AK PARTİ’YE DE VERMEDİM AMA SANA VERECEĞİM”
Adının Türkan olduğunu söyleyen bir vatandaş da ağlayarak İmamoğlu’na sarıldı ve “Eşim seni çok seviyordu. 20 gün önce vefat etti. ‘Nur yüzlüm benim’ diyordu, ‘Nur yüzlüm’. Bütün millet ile kavga ediyordu bu parti yüzünden. Hep kötü oluyordu. İkametimi buraya alacağım, ona oy atacağım diyordu” dedi. Türkan Hanım’ı teskin etmeye çalışan İmamoğlu, yurttaşa, “Başın sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Doğrudan yana olmak bazen zordur” diyerek nereden geldiğini sordu. Samsun Çarşamba’dan geldiğini söyleyen Türkan Hanım, “Burada vefat etti. Götürdük Samsun’a. Burada oğlum, gelinim, kızlarım var” deyince, İmamoğlu tekrar yurttaşa sarılarak, “Güzel hemşehrim, güzel anneciğim, Allah rahmet eylesin. Kurban olurum sana” sözleriyle onun acısına ortak oldu. İmamoğlu, bir vatandaşın, “Ben milliyetçiyim. CHP’ye şimdiye kadar hiç oy vermedim. AK Parti’ye de vermedim ama sana vereceğim. Allah yolunuzu açık etsin” sözlerine, “Ne mutlu, ben de sana layık olacağım. Hiç endişeniz olmasın” yanıtını verdi.
KADIN VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “SAYENİZDE İSPARK’A GİRİŞ YAPTIM”
İmamoğlu, Gaziomanpaşa Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi’ndeki semt pazarında da yoğun ilgiyle karşılandı. Esnafa hayırlı işler temennisinden bulunan İmamoğlu, vatandaşlarla da sohbet etti. İmamoğlu, “Sizin sayenizde İBB’de, İSPARK’a giriş yaptım” diyen bir kadın vatandaşı, “Ne güzel, iyi işlerin olsun. Ailene sevgilerimi ilet” şeklinde yanıtladı. İmamoğlu ve Bahçetepe’nin Gaziosmanpaşa’daki son durağı, Karadeniz Mahallesi’nde gerçekleştirilen halk buluşması oldu. Coşkulu bir kalabalığa konuşan İmamoğlu, özetle şunları söyledi:
“HİÇBİR ZAMAN BİZE OY VERMEZSENİZ GÜNÜNÜZÜ GÖRÜRSÜNÜZ KİMSEYE DEMEDİK: Beş yıla yaklaşan bu zaman dilimi içerisinde İstanbul olarak en fazla gurur duyduğum şey açık söyleyeyim İstanbul’un 39 ilçesine de eşit hizmet götürmek. Az önce bir arkadaşım sordu. Özellikle annelerin, hanımefendilerin yoğun teveccünü görüyorsunuz dediler. Dedim ki ben bir şehre bakışım şöyle. Aileme nasıl bakıyorsam ailemle ilgili yuvamla ilgili eşim, çocuklarım annem, babam, aileme nasıl bakıyorsam Allah sizi inandırsın tüm kalbimle söylüyorum, bu şehrin çocuklarına, bu şehrin kadınlarına, bu şehrin yuvalarına da öyle bakıyorum. Hiçbiri birbirinden ayırt etmiyorum. Tabii aynı zamanda şunu söyleyeyim. Hiçbir zaman bize oy vermezseniz gününüzü görürsünüz kimseye demedik. Allah’a şükürler olsun. Biz meseleyi sadece oy veren, vermeyen meselesini asla indirgemedik bunu da yapmayacağız. Zaten açık söyleyeyim ben Ekrem olarak böyle bir ayrımcılığı yapamam ki. Ben öyle bir ailede büyüdüm ki biraz bahsedeyim. Benim rahmetli dedem Adalet Partiliydi. Bir kardeşim Milli Selamet Partiliydi. Sonra amcam Milliyetçi Hareket Partiliydi. Babam Anavatan Partisi’nin kurucularından siyaset yaptı. Aynı zamanda benim anneanne tarafım, dedem tarafı, bütün dayılarım Cumhuriyet Halk Partiliydi. Ben böyle bir ailede büyüdüm. Vallahi benim ailemde kimse. Birbirine vatan haini demedi. Birbirine kötü demedi, birbirine kavga etmedi. Dostluk, barış ve huzur içerisinde insanlar geçindi gitti.
ENİNDE SONUNDA BU MİLLET SANA GÜNÜNÜ GÖSTERİR KARDEŞİM: Vallahi gül gibi geçindiğimiz o dönemden o günlerden bugünlere geldik. Siyaset şuna evrildi. Bugünün iktidarı şuna evrildi. Senden, benden olanlar, bendensen varsın. Başka taraftansan bertarafsın yani tarafını seç diyor. Bugünün iktidarı böyle bir dünyayı bu ülkenin güzelim insanlar. reva görmeye çalışıyor bu millet bunu yemez kardeşim. Bak bu millete sıkıntı çektirirsin, bu milletin kalbini burkarsın, bu milleti üzersin, bu millete zaman kaybettirirsin. Ama eninde sonunda bu millet sana gününü gösterir kardeşim. O kadar net. Sevgili Gaziosmanpaşalılar esas meseleleri ıskalıyoruz. Bugün baktığımızda da açıkçası bugün en fazla aklıma gelen şey emeklilerle ilgili sıkıntılar. Emekli kim? Emekli benim babam, amcam, teyzem buradaki sevgili büyüklerimiz, teyzelerimiz, amcalarımız, ablalarımız, abilerimiz, emekli kim onlar? Peki onlar ne yaptı? Farklı alanlarda ülkesine, milletine hizmet etti. Farklı alanlarda helalinden ekmeğini evine getirip çoluğunu çocuğunu yetiştirdi. Peki bugün, bugün yaş almış abilerim, ablalarım iki, üç lira ucuz diye Halk Ekmek’te kuyruğa giriyor mu? Peki benim emekli abilerim, ablalarım artık benden her gittiğim yerde istiyorlar haklılar ve yapacağım da. Kent lokantalarının önünde kuyruğa giriyorlar mı? Eskiden paranın değeri vardı diyorlar.
NE YAZIK Kİ BU HÜKÜMET 16 MİLYON EMEKLİMİZE CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK ZULMÜNÜ ÇEKTİRİYOR: Emekli primi ile ev aldıkları hikayelerini anlatıyorlar. Araba alırlardı onları anlatıyorlar doğru mu? Bugün düştükleri duruma isyan ediyorlar. Ne yazık ki bu hükümet 16 milyon emeklimize Cumhuriyet tarihinin en büyük zulmünü çektiriyor bu kadar net. Türkiye’de yaşam bu güzel memlekette yaşam ne yazık ki emeklilerimize cehennem oldu. Oysa emeklilerimizde hep umut vardı. Onlar şöyle düşünüyorlardı seçim yakın bu hükümet bir şeyi düşünür. Emeklimize bir şeyler verir derdi. Öyle düşünmüş olabilir emeklilerimiz. Ama umut dün yandı bitti kül oldu. Dün dün ne dedi Sayın Cumhurbaşkanı? Birileri emekli maaşına yedi bin lira on bin lira seyyanen zam isteyerek emeklilerimizi tahrik ediyor dedi. 10 bin lira maaşla emekli, bu ülkede yaşayabilir mi? Emekli, herhangi bir şehrinde bu ülkenin yaşayabilir mi? Yahu emekli perişanız bize yardımcı ol diyor. ve bu insanlar senden medet umuyor. Siz ise emekliye sırtınızı dönüyorsunuz. Bundan niye bahsediyorum biliyor musunuz? Emekli meselesi, ekonomi meselesi, sözüm ona bunlar unutturacaklar, enflasyonu unutturacaklar, üç haneli enflasyonu unutturacaklar, geçinemeyen,insanlarımızın ekonomik sıkıntılarını unutturacaklar, eğitimle ilgili problemleri unutturacaklar sözüm ona ondan sonra da dönecekler benden değilsen bir tarafsın. Benden değilsen teröristsin osun busun diyecekler. Bu millet de yiyecek yemez kardeşim yemez.
BU ZİHNİYETİN, BU AKLIN SEÇİMDE OY ALMAK İÇİN HER ŞEY MÜBAHTIR DİYEN AKLIN BU TOPRAKLARDAN SÖKÜLÜP ATILMASI LAZIM: Diyor ki eğer emekliye yedi bin lira verirsem bir nokta dört trilyon, on bin lira verirsem bir nokta dokuz trilyon yük gelir diyor bütçeye yük gelir diyor. Doğru. Ben size bütçeye gelen yükle ilgili bir hatırlatma yapayım. Kaç yıl önce hatırlayın. Mültecilere 40 milyar dolar harcadım dedi mi? Peki o yük olmadı. O günden bugüne de dört yıl geçti. Dört yılda daha ne kadar harcadı onu da bilmiyoruz. Bütçeye o kadar yük olan şey var ki. Saraylı mı söylesem başka şeyleri mi söylesem onlara girmeyeceğim. Onun için onlar. işin, bu kötü sayfasını, siyasetin kirli sayfalarını açmaya çalıştıkça ben bu kötü yönettikleri ülkenin ekonomisini, ülkenin eğitimini, ülkenin mülteci sorununu suratlarına vurmaya devam edeceğim kardeşim. Bütçeye yük olurmuş. Bütçe kimin? Bütçe kimin biliyor musunuz? Bu ülkenin emeklisinin, işçisinin, emekçisinin, çocuğunun, kadınının, gencinin, annesinin bu ülkenin bütçesi, bu milletin bütçesi. Eğer sen milletine sırtını dönersen, milletinin ne hissettiğini anlayamazsın bile. O bakımdan o kadar maliyetler, kötü ekonomi yönetiminin o kadar kötü yönetilen örneğin kur korumalı mevduatla milyarlarca dolarlık kasasından kasasından, bütçesinden çıkan paraları anlatırım burada saatleri alır. Ama buraya girmeyeceğim. O bakımdan bu zihniyetin, bu aklın seçimde oy almak için her şey mübahtır diyen aklın bu topraklardan sökülüp atılması lazım. Bu hükümetin ettiği tarihi laflardan birisini her meydanda hatırlatacağım. Ben hatırlayın sıfır dört yaş arası çocuklarımıza annelere beraber gezerken çocuğu olan güzel annelerimize, anne kart vereceğim dedim, hatırlıyorsunuz değil mi? ve 650 bin civarında annemiz şu anda o kartı cebinde taşıyor. Doğru mu? Aradaki zihniyet farkı için bunu söylüyorum. Peki ben bunu 2019’da vaat ettiğimde ben milletime bunu anlattığımda ne dedi meydanlarda? Kimin parasını kime veriyorsun dedi. İşte zihniyeti biz değiştiriyoruz. Bunu her meydanda söyleyeceğim. Söyleyeceğim ve ezberleyecekler. Milletin parasını, millete veriyoruz kardeşim.
ZİHNİYETİ ÖYLE BİR YERE EVRİLDİ Kİ İSTANBUL ONUN ZANNEDİYOR. BU MEMLEKET ONUN ZANNEDİYOR. BÜTÇEDEKİ PARALARI BİLE ONUN ZANNEDİYOR ALLAHIM NE DİYEYİM: Bu zihniyeti niye anlatıyorum biliyor musunuz? Zihniyeti öyle bir yere evrildi ki İstanbul onun zannediyor. Bu memleket onun zannediyor. Bütçedeki paralar bile onun zannediyor. Allah’ım ne diyeyim? Bakın o bakımdan milletin parasını millete ben veriyorum o gün dedim. Verdim mi hemşehrilerim? Verdin mi millete milletin parasını? Anneye ücretsiz kartı verdin mi? Evet veriniz kardeşim vermeye de devam ederiz. Yeter ki aklın milletinde olsun. Yeter ki kalbin, milletinin refahı için çarpsın. Millete vereceğin her kuruşun onun hakkı olduğuna inan verirsin. Ama milletine vereceğin her kuruşu yük olarak gören bir anlayışa Allah akıl versin. Allah onu ıslah etsin, başka bir şey demiyorum. Benden değil, önce sizden korkuyor, sizden. Milletten korkuyor. Bak niye biliyor musunuz? Meydanlarda sıklıkla vatandaşına diyor ya belediyeyi bana vermezsen, millete bunu söylüyor. Belediyeyi bana vermezsen hizmet gelmez diyor. Hatay’da dedi Ordu’da dedi. Şimdi İstanbul’da diyecek demeye başladı. Ama sizi tehdit ediyor ya. O tehdit neden biliyor musunuz? Sizden korkuyor. Milletinden korkuyor. O bakımdan çok mutluyum. 39 ilçesine Allah şahit her belediye başkanı da bunu biliyor. Birazcık vicdanı olan bunu da söyler. Ben her gittiğim ilçede hizmeti oradan esirgemedim kardeşim. ve her gittiğim ilçede ilçe belediye başkanlarıyla birlikte çalıştım. Niye biliyor musunuz. Ben demokrasiye inancı tam bir Türkiye ondan. Demokrasi sandık, demokrasi sandık kardeşim.
ONLARIN İŞİ GÜCÜ AKLI ÇOCUKLARIMIZDA ANNELERİMİZDE DEĞİL: Mecidiyeköy Mahmutbey metro hattını açtık. Karadeniz istasyonu, Yenimahalle istasyonu, Kazım Karabekir İstasyonu, Gaziosmanpaşa’ya ulaşımda kolaylık sağladı. Gaziosmanpaşa’da ben Hakan Bahçete’ye hepinizin desteğini istiyorum. Onlar şehrine duyarlı gencecik insanlar. Sizinle sahada sokak sokak gezecek sizin de düşünecek genç kardeşlerim onlar az önce de söyledi İstanbul’da onların aklına hiç kreş gelmedi ama bu kardeşiniz iki taneyi açtı üçüncüsü de yolda. Daha fazlasını açacağız ama çok daha fazla olsun istiyorsanız biz İstanbul’da 100 tane kreş açtık 200 yapacağız sayısını. Ama Gaziosmanpaşa’nın birçok mahallesi var. Her mahallede kreş istiyorsanız Hakan Bahçetepe’ye oy vereceksin o yapacak. Onların, onların işi gücü aklı çocuklarımızda annelerimizle değil. Bizim aklımız fikrimiz sizin evlatlarınızda gencecik pırlanta gibi evlatlarınızda. İçinde Yuvamız İstanbul, Bölgesel İstihdam Ofisi, Enstitü İstanbul bulunan Barbaros Hayrettin Paşa Kültür Merkezi’mizi açtık. Bünyesinde Yuvamız İstanbul pazar alanı ve 800 araçlık zemin altı otoparkı olan Halit Kıvanç Şehir Stadını açtık. Gaziosmanpaşa’da öğrenci yurtlarımızdan birisini açtık. Erkek öğrenci yurdu açtık burada. Sevgili hemşerilerim sıfırdı, sıfır. Size bir hatırlatma yapayım. Seçimden önce 2019’dan önce İstanbul’da yurt sayısı ne kadardı? Peki kreş sayısı? ya bunların notu sıfır zaten. Onun için işte beş bin 200 öğrencimiz yurtlarımızda kalıyor birini Gaziosmanpaşa’da açtık. Mart’ta Merkez Mahallesi’nde Gaziosmanpaşa’ya çok değerli bir yaşam merkezide kazandırıyoruz. Orada muhteşem bir jimnastik salonumuz var muhteşem bir yüzme havuzumuz var. Yine orada belki de İstanbul’un en güzel kreşlerinden birini açıyor olacağız. İnanın çok keyif alacağınız çok büyük bir kütüphanemizi açacağız. Fazla değil iki hafta sonra yani aylar sonradan bahsetmiyorum. Çevresiyle, meydanıyla spor sahalarıyla Gaziosmanpaşa’nın kalbi olacak çok güzel bir merkezi hep birlikte Gaziosmanpaşa halkıyla iki hafta sonra buluşturuyoruz. Açılışta beraber olacağız.
BEN YILMAM YILDIRIRIM ONU SÖYLEYEYİM: Yine yine bir buçuk milyar liranın üzerinde İSKİ yatırımları yaptık Gaziosmanpaşa’ya. Bunun dışında altyapı, üstyapı, iyileştirmeler çalışmalar devam ettiğimiz birçok projemiz var. Bir kısım çalışmalarımızdan yine size bahsetmek istiyorum. Tüm İstanbul’da bunları özellikle kentsel dönüşümü çok derinden yaşayan Gaziosmanpaşa’ya duyurmak isterim. 2019 seçimlerinde özellikle bugüne kadar yaptığımız kentsel dönüşüm çalışmalarının yine çok güzel bir örneğini bugün Eyüpsultan’da başlattık. Yetkimiz olan her yerde verdiğimiz sözü yapmak üzerine süreçler başlatıyoruz. Tek emekli maaşıyla geçinen hanelere 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Tek emekli maaşı giren evlere her gün halk ekmekten bir ekmek bedava vereceğiz. Dar gelirliye, yüzde 60 emeklilere yüzde 65 gibi yüksek oranda kentsel dönüşümlerindeki masrafları karşılamayı taahhüt ediyoruz. Yine emeklilere kira desteğini dokuz bin lira yapıyoruz. Kentsel dönüşüme giren emeklilere eğer emekli değilse de bakanlıktan kira yardımı da alsa diğer hanelere de yedi bin lira kira desteği vereceğiz. Bugüne kadar çok değerli işler yaptık. Bu Mart ayında iki tane daha metro açıyoruz. Ataköy, İkitelli metrosu ve Çekmeköy Sancaktepe, Samandıra metrosu bu iki metroyla beraber tam 65 kilometre uzunluğa ulaşacağız. O bakımdan yeni dönemde, yeni işlerle beraber yolculuğumuza devam ediyoruz. Bakın 2019′ da iş bulmak belediyenin işi değil demişlerdi. Iş ve istihdam ofisleri açtık. İki yüz bine yakın hemşehrimizi oralarda iş bulduk. İnşallah yeni dönemde bu sayıyı 2024-2029 döneminde beş yüz bin insana kadar çıkartacağız. Dünyanın en önemli kariyer merkezi, kariyer birimlerinden birini biz kurmuş olacağız. Yapamaz dediler, yaptık ve gerçekten insanlarımıza hizmet ettik. Engelleriz dediler daha birkaç gün önce Sayın Cumhurbaşkanı engellediklerini dile getirdiler. Hiç umursamadık işimize baktık. Bu senin işin değil dediler, işimiz kabul ettik, yaptık. Yine kimin parasını kime veriyorsun dediler. Milletin parasını, millete dedik verdik, vermeye de devam edeceğiz. Bakın bizi belki yıldırmaya çalıştılar, ama yıldıramazlar. Bu kardeşiniz yılmaz bu kardeşiniz, bu hemşeriniz kararlı, kararlı akılcı ve kararlı sizi mahcup etmeyecek. ve şunu söyleyeyim şairin var ya güzel sözü, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Ben yılmam yılmam yıldırırım,. Onu söyleyeyim
İSTANBUL’A ASLA VE ASLA İHANET ETMEYECEĞİZ: İstanbul’da göreve geldik. Beş yılda rakibimin dediği gibi yüzde 87’sinin taahhütlerimin yerine getirdim. Sizlerden destek istiyoruz. Sizlerden yeni nesil siyasete ahlaklı, erdemli, hesap veren, milletin parasını millete veren çok güzel bir belediyecilik döneminde her ilçede destek istiyoruz. Gaziosmanpaşa’da Hakan Bahçetepe’ye destek istiyoruz. Biz bunu başardığımız takdirde Türkiye’nin geleceği de çok emin ellerde olacak. Gaziosmanpaşa’da o oy pusulasında mührü Hakan Bahçetepe’nin ismini gördüğünüz yere basacaksınız desteğinizi istiyoruz. Biz insanımızı birbirinden ayırmıyoruz. Insanımız kimmiş nereliymiş hiç bakmayız. O bakımdan evet bizim partimizle koşan hemşerilerim var. Ama illa parti değil biz İstanbul ittifakının oyuna talibiz. Bu milletin kurduğu, bu milletin kurduğu vicdan ittifakının oylarına talibiz. Onun için her birinizin oyunu isterken her birinizden bize destek olmanızı, çalışmanızı istiyoruz. Lütfen bu kardeşinizi, komşularınızı anlatınız. Gelin İstanbul gönüllülerine üye olunuz, onlarla birlikte çalışmaya devam ediniz oy vermeye ikna ediniz. İsrafı bitirdik. Bundan sonra tarihe gömeceğiz. Hizmeti getirdik. İcraatte Türkiye’de rekorlar kıracağız. Metroları yapacağız, yeşil alanları yapacağız. Ama daha önemlisi ne yapacağız biliyor musunuz? İstanbul’a asla ve asla ihanet etmelerine müsaade etmeyeceğiz. Onların hayali olan, Kanal İstanbul’u onlara yaptırmayacağız. Onlara bakmayın şimdi sustuklarına ağızlarına bile almıyorlar. Ama onların niyetini biz biliyoruz. Onun için onlara Kanal İstanbul’u da yaptırmayacağız. Bu memleketin, bu memleketin hiçbir insanını, hiçbir evladını çocuğunu gencini, yaş almışını da geride bırakmayacağız. Hep önde tutup onlara hizmet vermeye devam edeceğiz”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ‘Afet Farkındalık Eğitimi’ alan ve ilk kez oy kullanacak olan gençlerle bir araya geldi.
“Deprem dönüşümü terörle mücadele kadar önemli”
İstanbul’daki riskli yapıların acilen dönüştürülmesi gerektiğini belirten Murat Kurum, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görevini yürüttüm. Ülkemizde nerede bir afet olsa arama kurtarma ekiplerimizle birlikte orada omuz omuza mücadele ettik. Ülkemiz bir deprem ülkesi. Maalesef nüfusumuzun yaklaşık yüzde 70’i deprem bölgelerinde yaşıyor. Yaşadığımız depremlerde, bir asırda 130 bin canımızı yitirdik. Depremle mücadele etmeyi öğrenmek, deprem gerçeğiyle birlikte yaşamak zorundayız. İstanbul’umuz da maalesef bir deprem şehri. Bilim insanlarımız, hocalarımız bize İstanbul’da bir deprem olacağı gerçeğini her zaman ifade ediyorlar. Peki biz ne yapmalıyız? Bir taraftan olası depremlerde ne yapacağımızı bilmemiz, diğer taraftan da en kısa zamanda riskli binalarımızı dönüştürmemiz gerekir. Bu ikisi bugün İstanbul için, ülkemiz için en önemli gündemlerden biridir. Deprem dönüşümü terörle mücadele kadar önemlidir. Gittiğimizde o enkazlarda yavrusunu, annesini, yakınlarını bekleyen ailelerin feryadına şahit oldum. Malatya’da, Elazığ’da, İzmir’de asrın felaketinin ardından Kahramanmaraş Pazarcık’ta, 11 ilimizde. Günlerce oradaydım ve emin olun şu görmüş olduğunuz makas, jeneratör, hilti o gün o saat o kadar önemli, o kadar değerli ki, depreme hazırlıklı yakalanmanız çok kıymetli. ‘Enkazın altından benim yavrumu çıkart’ diyor. ‘Enkazın altından benim annemi çıkarın’ diyor. Büyük bir afet karşısında da biz hazırlıklarımızı yapmak zorundayız” şeklinde konuştu.
“Kentsel dönüşüm bizim olmazsa olmazımız”
İstanbul için kentsel dönüşümün her şeyden önemli olduğunu vurgulayan Kurum, “Bütün depremlere gitmiş ve depremlerden de yüz akıyla çıkmış bir ağabeyinizim. Gittiğimiz her yerde milletimize söz verdik. Elazığ, 2020 depreminde yaptığımız dönüşüm sayesinde Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremde daha az etkilendi. Binalarımız dimdik ayaktaydı. TOKİ’yle yaptığımız binalarda çizik bile yok. Kimsenin burnu kanamadı. Dolayısıyla deprem dönüşümü bizim için her şeyden önemli. Çünkü sizin canınız bize emanet ve bu çerçevede çalışmak, deprem dönüşümünü, kentsel dönüşümü birlikte başarmak zorundayız. Buna ilişkin de 650 bin konut dönüşüm sözü verdik. Bugün Bağcılar’da baktığınızda üç büyük dönüşüm projesinde bizim emeğimiz var. Bağcılar Belediye Başkanı’mızla birlikte el ele verdik ve bakanlığımız o üç büyük dönüşüm projesinde elini taşın altına koydu. TOKİ’mizle hep birlikte vatandaşımızın daha sağlam konutlara erişmesi için bir çalışma başlattık. Bağcılar’ın en büyük yeşil alanlarından birini kazandırdık. Burası sadece bir yeşil alan değil, huzurla oynayacağınız, ders çalışacağınız bir alan değil, depremde toplanma alanı vazifesi görecek. Allah göstermesin, böylesi bir afette biz orada ilk yardımlarımızı yapacağız, vatandaşımıza iaşe yemek hizmetlerini vereceğiz. Hep birlikte vakit geçireceğimiz bir alan olacak. Bu konuyu ikiye ayırmak zorundayız. Biri deprem dönüşümü, kentsel dönüşüm. Bu bizim olmazsa olmazımız. Sizlerle birlikte başaracağız. Sizlerle birlikte bu şehri emin ellere, güçlü ellere teslim edip İstanbul’un her mahallesinde, her ilçesinde bu dönüşümü gerçekleştirmek zorundayız. Diğer taraftan da depremlere hazır bir şekilde beklemeliyiz” dedi.
“İstanbul’da her evde afet çantası olacak”
Deprem esnasında yapılması gerekenler için de bilinçli olunması gerektiğini söyleyen Murat Kurum, her evde deprem çantası bulunacağını vurguladı. Kurum, “Ayrıca Japonya’da bir deprem oldu, televizyona yansıdı hatırlıyor musunuz? 7,4’tü galiba. Annesiyle küçük bir çocuğumuz zannedersem deprem esnasında bir alışveriş merkezindeydi. Hemen küçük çocuk o sallantıda annesine sormadan masanın altına girdi ve bekledi. Bir taraftan da bu bilinçle yaşamak zorundayız. Deprem esnasında yapacaklarımız çok çok önemli. Bir deprem çantamız var mı? Bu çanta herkeste olacak, herkesin evinde olacak. Bizim ilk anda yanımıza alacağımız tek çanta o olacak. Biz 1 Nisan’da göreve geldiğimizde İstanbul’da her evde afet çantası olacak. Büyükşehir Belediyesi İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizin evine bu çantayı temin edecek ve Afet Farkındalık Akademisi ile birlikte de sizleri, ailelerimizi yetiştireceğiz. Önce afet esnasında ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı, en yakın toplanma alanımız nerede, İstanbul’da 6 saatte 2 milyon kişinin barınabileceği toplanma alanlarını ve oradaki altyapıyı, bugün o altyapı sosyal tesis olarak hizmet verirken, kütüphane olarak hizmet verirken, afet esnasında orası ilk yardım ve arama kurtarma ekiplerimizin malzemelerinin olduğu depolar olacak, çadırlarımız olacak. Orada hep birlikte mücadelemizi vereceğiz ve arama kurtarma malzemelerinin ve ekiplerin sayısını her ilçemizde artıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Deniz ulaşımını artırmak zorundayız”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kurum, acil ulaşım için helikopter pisti görevi görebilecek yerlerin artırılacağını söyledi. İstanbul’a 6 lojistik merkezin daha yapılacağını dile getiren Murat Kurum, “Her ilçemizde, hem belediyelerimiz hem de Büyükşehir Belediyesi çatısı altında afet arama kurtarma ekiplerimiz olacak. Bir taraftan bu süreci en doğru şekilde yürütebilmek için lojistik merkezlerimiz olacak. İstanbul’da şu an bir tane lojistik merkezimiz var. Biz buna 6 tane daha ekleyip 7 lojistik merkeziyle birlikte İstanbul’a afet anında her noktada destek vermek istiyoruz. Havadan, karadan ve denizden. İstanbul’da bu 3 alanı da kullanmak zorundayız. O yüzden yeni helikopter pisti alanları yapacağız. Bu alanlar bugün size spor alanı olacak. Orada spor yapacaksınız ki hedefimiz her mahallede bu sporu yapabilmeniz. Diğer taraftan da heliport görevi görecek. Arama kurtarma ekiplerimizin, acil yardım ekiplerimizin inebileceği alanlar olacak. Bağcılar’da helikopter pisti var mı? Maalesef yok arkadaşlar. O yüzden bizim helikopter pisti vazifesi görecek ve bugün de spor alanı vazifesi görecek olan alanlarımızı hızlı bir şekilde yapmamız lazım. Deniz ulaşımını artırmak zorundayız. Çünkü o deniz ulaşımından lojistik destek vereceğiz. Afet acil yardım yollarını açacağız. Çünkü o enkaza ulaşmanız lazım. Çünkü o enkazda arama kurtarma yapabilmeniz için o yolların açık olması lazım. O yüzden bu bilinçle dijital bir afet yönetim merkezi çatısı altında İstanbul’un bütün hizmetlerini vereceğimiz ama en önemlisi de afet yönetimini dijital manada tek çatıdan yapacağımız tüm birimlerin aynı anda hareket ettiği, vatandaşımızın hangi toplanma alanına gitmesi gerektiği, o toplanma alanındaki ihtiyaçlarının ve oradaki akım ikame, her türlü ihtiyacının giderildiği altyapıyı inşallah İstanbul’a kazandıracağız” dedi.
“Bir tarafta 5 yılda 115 bin konut sözü verip sadece 5 bin konut yapanlar var”
Mevcut İBB yönetiminin 115 bin konut sözü vermesine rağmen 5 bin konut yaptığına dikkat çeken Murat Kurum, “İstanbul’un 964 mahallesinde istisnasız Büyükşehir Belediyesi’yle, bakanlıklarımızla hep birlikte dönüşümü gerçekleştireceğiz. Ben inanıyorum ki; 10 yıl içerisinde el ele verdiğimizde pırıl pırıl gençlerimizle birlikte İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Sizlere çok daha güçlü, çok daha sağlam bir geleceği sunacağız. Bunu da sizlerle birlikte başaracağız. Çünkü gençlerimiz çok daha emin adımlarla geliyor, çok daha bilinçli yaklaşıyorsunuz, çok daha farklı yönlerde kendinizi yetiştiriyorsunuz. Biz de bu eğitimleri alacağınız kütüphanelerinizi, kreşlerinizi, size her alanda farklı eğitim destekleri verecek akademileri kuracağız. Büyükşehir Belediyesi olarak, ‘Dene Yap’ atölyeleriyle ve ‘Start-Up’ merkezleriyle ilk ofisini kuracak arkadaşlarımıza, ilk ofis projesiyle ilk işiyle alakalı sermaye desteği vereceğiz. Geçenlerde bir teknoparka gittim. Sizin gibi bir gencimiz depremde o enkazın içine girebilecek bir robot yapmış. O kadar ihtiyaç ki, hem sese duyarlı hem de ısıya duyarlı bir robot. Yani orada bir canlı varlığı tespit ettiğinde veya o sesi aldığınızda arama kurtarma ekiplerine yönlendirebiliyorsunuz. Çok zor bir süreç, Allah kimsenin başına vermesin. Bu süreci yaşamamak adına da bu tedbirleri almak zorundayız. Hepimiz bu bilinçle yaşamak ve bu bilinçle deprem dönüşümünü bu şehrin her mahallesinde yapmak zorundayız. İşte 31 Mart’ta da gideceğimiz seçimde bunun kararını vereceğiz. Bir tarafta 5 yılda 115 bin konut sözü verip sadece 5 bin konut yapanlar var. Sadece Bağcılar’da bizim yaptığımız konut sayısı emin olun ondan fazla. O yüzden bu bilinçle çalışacağız, çabalayacağız ve sizlere güzel bir gelecek sunacağız. Tek hedefimiz bu. Tek hayalimiz bu. Çünkü Türk gençliği, sizler bizim geleceğimizsiniz ama aynı zamanda bugünün karar vericilerisiniz. Sizlerle el ele vereceğiz ve ailelerimize birlikte bu dönüşümü gerçekleştireceğiz. Sevgili gençler o yüzden biz size inanıyoruz, size güveniyoruz ve Türkiye vizyonunun parlayan İstanbul’unu, parlayan Bağcılar’ını sizlerle birlikte inşa edeceğiz” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>Murat Kurum, afet farkındalık eğitimi alan ve ilk kez oy kullanacak gençlerle bir araya geldi.
Burada yaptığı konuşmada, İstanbul’daki riskli yapıların acilen dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, nüfusun yüzde 70’inin deprem bölgelerinde yaşadığını dile getirdi.
Bir asırda 130 bin kişinin depremlerde hayatını kaybettiğini, deprem gerçeğiyle birlikte yaşamak zorunda olunduğunu kaydeden Kurum, “İstanbul’umuz da maalesef bir deprem şehri. Bilim insanlarımız, hocalarımız bize İstanbul’da bir deprem olacağı gerçeğini her zaman ifade ediyorlar. Peki biz ne yapmalıyız? Bir taraftan olası depremlerde ne yapacağımızı bilmemiz, diğer taraftan da en kısa zamanda riskli binalarımızı dönüştürmemiz gerekir. Bu ikisi, bugün İstanbul için, ülkemiz için en önemli gündemlerden biridir. Deprem dönüşümü terörle mücadele kadar önemlidir.” diye konuştu.
“Sizin canınız bize emanet”
Kurum, 2020 depreminden sonra Elazığ’da yapılan dönüşüm sayesinde Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremden daha az etkilenildiğini, oradaki TOKİ binalarında bir çizik bile olmadığını, kimsenin burnunun kanamadığını bildirdi.
Deprem dönüşümünün kendileri için her şeyden önemli olduğuna dikkati çeken Kurum, “Çünkü sizin canınız bize emanet ve bu çerçevede çalışmak, deprem dönüşümünü, kentsel dönüşümü birlikte başarmak zorundayız. Buna ilişkin de 650 bin konut dönüşüm sözü verdik. Bugün Bağcılar’da baktığınızda üç büyük dönüşüm projesinde bizim emeğimiz var. Bağcılar Belediye Başkanı’mızla birlikte el ele verdik ve Bakanlığımız o üç büyük dönüşüm projesinde elini taşın altına koydu. TOKİ’mizle hep birlikte vatandaşımızın daha sağlam konutlara erişmesi için bir çalışma başlattık. Bağcılar’ın en büyük yeşil alanlarından birini kazandırdık.” ifadelerini kullandı.
Deprem esnasında yapılması gerekenler konusunda bilinçli olunması gerektiğini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Biz, 1 Nisan’da göreve geldiğimizde İstanbul’da her evde afet çantası olacak. Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizin evine bu çantayı temin edecek ve ‘Afet Farkındalık Akademisi’ ile birlikte de sizleri, ailelerimizi yetiştireceğiz. Önce afet esnasında ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı öğreneceğiz. Yakın toplanma alanımız nerede? İstanbul’da, 6 saatte 2 milyon kişinin barınabileceği toplanma alanlarını ve oradaki altyapı… Bugün o altyapı sosyal tesis olarak, kütüphane olarak hizmet verirken afet esnasında orası ilk yardım ve arama kurtarma ekiplerimizin malzemelerinin olduğu depolar olacak, çadırlarımız olacak. Orada hep birlikte mücadelemizi vereceğiz ve arama kurtarma malzemelerinin ve ekiplerin sayısını her ilçemizde artıracağız.”
“Yeni helikopter pisti alanları yapacağız”
İBB Başkan adayı Kurum, acil ulaşım için helikopter pisti görevi görebilecek yerlerin artırılacağını belirtti.
İstanbul’a 6 lojistik merkezin daha yapılacağını dile getiren Kurum, “Her ilçemizde, hem belediyelerimiz hem de Büyükşehir Belediyesi çatısı altında afet arama kurtarma ekiplerimiz olacak. Bir taraftan bu süreci en doğru şekilde yürütebilmek için lojistik merkezlerimiz olacak. İstanbul’da şu an bir tane lojistik merkezimiz var. Biz, buna 6 tane daha ekleyip 7 lojistik merkeziyle birlikte İstanbul’a afet anında her noktada havadan, karadan ve denizden destek vermek istiyoruz. İstanbul’da bu 3 alanı da kullanmak zorundayız. O yüzden yeni helikopter pisti alanları yapacağız. Bu alanlar bugün size spor alanı olacak. Orada spor yapacaksınız ki hedefimiz her mahallede bu sporu yapabilmeniz. Diğer taraftan da heliport görevi görecek. Arama kurtarma ekiplerimizin, acil yardım ekiplerimizin inebileceği alanlar olacak.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul’un 964 mahallesinde istisnasız İBB ve bakanlıklarla hep birlikte dönüşümü gerçekleştireceklerini söyledi.
10 yıl içerisinde el ele verdiklerinde pırıl pırıl gençlerle birlikte İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarının altını çizen Kurum, “Sizlere çok daha güçlü, çok daha sağlam bir geleceği sunacağız. Bunu da sizlerle birlikte başaracağız. Çünkü gençlerimiz çok daha emin adımlarla geliyor, çok daha bilinçli yaklaşıyorsunuz, çok daha farklı yönlerde kendinizi yetiştiriyorsunuz. Biz de bu eğitimleri alacağınız kütüphanelerinizi, kreşlerinizi, size her alanda farklı eğitim destekleri verecek akademileri kuracağız. Büyükşehir Belediyesi olarak ‘dene yap’ atölyeleriyle ve ‘start-up’ merkezleriyle ilk ofisini kuracak arkadaşlarımıza, ilk ofis projesiyle ilk işiyle alakalı sermaye desteği vereceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
“Sizin gibi bir gencimiz depremde o enkazın içine girebilecek bir robot yapmış”
Murat Kurum, bir teknoparka yaptığı ziyaretten bahsederek, şunları kaydetti:
“Sizin gibi bir gencimiz depremde o enkazın içine girebilecek bir robot yapmış. O kadar ihtiyaç ki hem sese duyarlı hem de ısıya duyarlı bir robot. Yani orada bir canlı varlığı tespit ettiğinde veya o sesi aldığınızda arama kurtarma ekiplerine yönlendirebiliyorsunuz. Çok zor bir süreç, Allah kimsenin başına vermesin. Bu süreci yaşamamak adına da bu tedbirleri almak zorundayız. Hepimiz bu bilinçle yaşamak ve bu bilinçle deprem dönüşümünü bu şehrin her mahallesinde yapmak zorundayız. İşte 31 Mart’ta da gideceğimiz seçimde bunun kararını vereceğiz. Bir tarafta 5 yılda 115 bin konut sözü verip sadece 5 bin konut yapanlar var. Sadece Bağcılar’da bizim yaptığımız konut sayısı emin olun ondan fazla.”
]]>İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de düzenlenen Gıda Toptancıları ve Kuru Gıda Hali Yönetim ve Esnaf Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahatdin Kayas, İstanbul Gıda İşletme Kooperatifi Başkanı Mustafa Karlı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kurum program çıkışı Şahintepe Mahallesi’nde imar planı sorunu olduğunu söyleyen vatandaşlarla konuştu. Bir vatandaşın yaşadığı sorunla ilgili daha önce yapılan çalışmaları anlatan Kurum, konuşmasını bitirince vatandaşla sarıldı.
“İstanbul sanayisini depreme karşı korumak zorundayız”
Riskli konutlarda olduğu gibi, esnaf ve işyerleri için dönüşüm zorunluluğu bulunduğunu belirten Kurum, “Burada bin 100 esnafımız İstanbul’un ekonomisine, istihdamına hizmet veriyor. Tesisimiz örnek bir dönüşüm modeliyle, ticari dönüşümün Başakşehir’de bin 100 bağımsız bölümünü içeren projesiyle, Avrupa’nın en büyük gıda toptancısı üssü vazifesi görüyor. Aynı zamanda örnek bir dönüşüm projesidir. İstanbul’daki konutlarımız için bir dönüştürme hedefi koyduk. Riskli olduğunu tespit ettiğimiz bir buçuk milyon konutun 600 bininin acilen dönüştürülmesi gerektiği tüm bilim insanlarımızca ifade ediliyor. 650 bin konutun dönüşümü için bir hedef ortaya koyduk. İstanbul’umuzun 39 ilçesindeki 964 mahallesinde uygulamaya geçireceğiz. Bu uygulamayı nasıl burada gıda toptancılarımızla, milletimizle, esnafımızla el ele vererek gerçekleştirdiysek, İstanbul’un her alanında konutlarımızı yapacağız. İstanbul sanayisini depreme karşı korumak zorundayız. İstanbul ekonominin öncü şehri. İstanbul, hane ekonomisinin güçlenip üretimi ve istihdamıyla ülkemize hizmet eder hale gelsin istiyoruz. 1 buçuk milyon ticari üniteyi merdiven altı dediğimiz risk taşıyan, sıkıntı çeken, gerek esnafımızın gerek vatandaşımızın tam anlamıyla hizmetleri alamadığı bu projeleri, aynı burada yapmış olduğumuz gibi örnek dönüşüm projeleriyle birlikte gerçekleştiriyor olacağız” dedi.
“İstanbul’un üçüncü çevre yolu güzergahında yeni 6 tane lojistik merkez kuracağız”
İstanbul için projelerinin ve çözüm planlarının hazır olduğunu sözlerine ekleyen Murat Kurum, “Buraya bir ‘master plan’ çerçevesinde bakıyoruz. İstanbul’un üretimini devam ettireceğiz. Nitelikli üretimin, yükte ağır değil ama pahada ağır üretim merkezi İstanbul olsun istiyoruz. İstanbul’un üçüncü çevre yolu güzergahında yeni 6 tane lojistik merkez kuracağız. Bu merkezlerde lojistik ürünlerimizi bağlayacağız. Şehrin içindeki yüzde 25 ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine, şehrin kuzeyine alacağız. Bir taraftan trafiği rahatlatırken, diğer taraftan da vatandaşımızın, esnafımızın bu alanda çok rahat iş yapmasına imkan sağlayacağız. Bunun için de lojistik merkezlerimizi, lojistik köylerimizi çok önemsiyoruz. Yine bu projemizi besleyecek İstanbul Havalimanı’nın hemen yanında bir lojistik liman kuruyoruz. Hem lojistik köylerimizle hem de limanımızla esnafımız, Türkiye’nin her yerine, dünyanın her yerine ticaretini çok daha güçlü bir şekilde yapabilecek. 5 yıllık süreçte Başakşehir Belediyemiz kısıtlı bütçe imkanlarıyla 3 kilometre yolu gıda toptancılarına getirmiş. Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’un her yerinde olduğu gibi burada da bir hizmetinin, bir eserinin olmadığını görüyoruz. İstanbul’un ticareti büyüsün, esnafı çok daha güçlü bir şekilde iş yapsın gibi bir dertleri olmadığı için, bu hizmetleri yapmalarını beklemiyoruz. 1 Nisan’da göreve geldiğimizde Rami toptancılarımızın, İstanbul Gıda Toptancıları Çarşımızın yollarını, esnafımızın bizden talebi neyse bu talepleri gece gündüz çalışarak sizlerin hizmetine sunacağız. Bizim sözümüz başkalarına benzemez, biz söz verdik mi o sözü tutarız. Rami toptancıları olarak size kazandıracağız” diye konuştu.
“1 Nisan gelecek dertler bitecek”
31 Mart’taki yerel seçimlerin önemine değinen İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Başakşehir’deki işlerimize, eserlerimize baktığınızda milletimize ne söz vermişiz ve o sözleri nasıl tutmuşuz, hayallerimizi nasıl gerçekleştirmişiz net bir şekilde görürsünüz. Elazığ ve Malatya gibi depremlerde biz 2 saat sonra oradaydık. Deprem bölgesinde hem üzüldük hem ağladık ama bir taraftan da milletimize bir söz verdik. Dedik ki; ‘biz konutları bir yıl içerisinde teslim edeceğiz.’ Hamdolsun Elazığ’da ve Malatya’da konutlarımızı teslim ettik. Sonra gittik evlerinde çaylarını içtik, dualarını aldık. Ardından İzmir’imizde depremler oldu ve yine biz oradaydık. Milletimizle el ele verdik ve güzel İzmir’imizin yarınları için hep birlikte mücadele ettik. 25 yıl yönetilen üzgün ve kırgın olan İzmir Bayraklı’da en güzel konutlarını söz verdiğimiz gibi yetiştirdik. En son 11 ilimizde 14 milyon vatandaşımızı etkileyen asrın felakette biz yine oradaydık. Bir seferberlik anlayışıyla, 3 ayda yapmış olduğumuz çalışmayla tam 180 bin konutun inşasını başlattık. Dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz. Şimdi ‘Sadece İstanbul’ diyeceğiz. Biz orada bugüne kadar sözlerimizi nasıl tuttuysak bundan sonra da ‘Sadece İstanbul’ diyerek, İstanbul’un esnafı için, İstanbullu kardeşlerimiz için bu hizmetleri yapacağız. 1 Nisan gelecek dertler bitecek, 1 Nisan gelecek İstanbul gülecek, 1 Nisan gelecek Rami toptancısı gülecek, İstanbulluların yüzü gülecek diyorum” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da esnafımızın her anında hep yanında olacağız”
Mevcut İBB yönetimi tarafından iş insanlarının ve esnafın ihmal edildiğini dile getiren Kurum, “Biz söz verdik mi sözümüzü tutarız. Çünkü icraat, hizmet ve belediyecilik bizim işimizdir. Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliği tarafından 5 yıldır ihmal edilen iş insanlarımızın, sanayicilerimizin, esnafımızın, işçi ve emekçi kardeşlerimizin tüm endişelerini biz gidereceğiz. Mevcut İBB yönetimi tarafından İstanbul’un ticaretine, ekonomisine, emekçilerine karşı oluşturulan o çözümsüzlük ortamını gelsin görsünler. Bekledikleri o hizmeti alamadıklarını görecekler. Geriye dönüp baktıklarında dediklerinin aksine buradaki esnafın huzursuzluğunu, mutsuzluğunu görecekler. İstanbul’da esnafımızın her anında hep yanında olacağız. 31 Mart’ta hep birlikte ‘Yeniden İstanbul’ diyeceğiz, ‘Sadece İstanbul’ diyeceğiz. Hep birlikte İstanbul’un 571 yıllık onurunu ve gururunu yeniden ayağa kaldıracağız. Esnafımızla buradaki toptancımızla, Başakşehirli hemşerilerimizle, kardeşlerimizle birlikte el ele verip İstanbul’un yeniden yükselişini ve dirilişini başlatacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’un deprem korkusu için 650 bin konut inşa edeceğiz”
Murat Kurum, İstanbul’da beklenen depreme değinerek, “Biz dertliyiz. Dert insanı yollara düşürürmüş. ‘Aşk ile çalışan yorulmaz’ derler. Biz aşkla, sevdayla İstanbul için hizmet etmeye geliyoruz. Bu mücadeleyi vermeye geliyoruz. Allah’ın izniyle, milletimizin destekleriyle bu işleri bugüne kadar nasıl yaptıysak, bundan sonraki süreçte de milletimizin ne sorunu varsa onu dinleyen o sorunu gideren tarafta olacağız. Bir elimizle metro şantiyeleri yaparken, diğer elimizle İstanbul’un deprem korkusu için 650 bin konut inşa edeceğiz. Bir elimizde İstanbul’un gençleri için yeni yeşil alanlar üretirken, diğer elimizde İstanbullu esnaflarımız için yeni sanayi sitelerinin inşasını gerçekleştireceğiz. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların, bahanelerin arkasında bulamayacaksınız. Bizi aradığınızda biz esnafımızın yanında olacağız, bizi aradığınızda o metro şantiyelerinde çalışacağız. Deprem dönüşüm konutlarında, şantiyelerde milletimizle el ele vereceğiz. İstanbul’umuzun geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz” sözleriyle konuşmasını noktaladı.
“Normalde yüzde 45’e kadar yapılan kesinti yüzde 26 olarak kesildi”
Program sonrası Şahintepe Mahallesi’nde imar planı sorunu olduğunu ileten vatandaşlarla konuşan Kurum, “Başakşehir Şahintepe’de 4 yıl önce geldiğimizde vatandaşımız şunu istedi; ‘Sayın Bakanım biz burada parsel ve ada bazında dönüşmek istemiyoruz. Bizim parsellerimiz küçük. Bizim parsellerimizi küçültecek yeni bir imar planı yapın’ dediler. Bizde 1 yıl içerisinde sizin imar planınızı yapacağız dedik. 1 yıl sonrada imar planınızı gerçekleştirdik. Planlarınızı ve imar uygulamanızı yaptık. İmar uygulaması ile birlikte bazı arkadaşlar Arnavutköy’e gitmiş. Sonra kendi mahallesinde yaşamak istiyor dediler. Sonra o imar uygulamasını düzenledik. Şahintepe’deki vatandaşımızı geri Şahintepe’ye geçirdik. İmar planı onaylandı. Şahintepe’de vatandaşlar evini ister kendisi, ister TOKİ ile, ister belediyeyle kim ile yapmak isterse yapsın istedik. Sonra yaptığımız bu plan çerçevesinde imar uygulaması tamamlandı, ilk inşaatlara da başlandı. 2-3 parselde Başakşehir Belediyesi ile anlaştı. Belediye inşaatları yürütüyor. Diğer parseller kimle yapmak isterse özgürdür. Oradaki evlerin dönüşümünü istiyoruz. Bu imar planında yeşil alan, okul ve yol için yüzde 26 kesildi. Normalde yüzde 45’e kadar yapılan kesinti yüzde 26 olarak kesildi. O kesilen yüzde 26 okul, yol, ve kreş olsun diye kesildi. Vatandaşımız kendi evini yapmakta serbesttir. Başvurup imar planına göre kendi inşaatını yapmak isteyen her bir vatandaşımız evini yapabilir. İmar planında ve uygulamasında bir eksiklik varsa, Başakşehir Belediye Başkanı sizleri toplayıp bundan önce olduğu gibi o eksiği yine düzeltiriz. O eksikleri beraber gidereceğiz” dedi. – İSTANBUL
]]>Kurum’dan İmamoğlu’nun kopya iddiasına cevap: “Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’nda gençlerle bir araya geldi. Kurum, “Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız. Bu kararları hep birlikte hayata geçireceğiz. İstiyoruz ki Başakşehir Türkiye Yüzyılı’nın parlayan ilçesi olsun” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de düzenlenen Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’nda gençlerle bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahattin Kayas, sanatçı Sinan Akçıl ve birçok öğrenci katıldı. Gençlere sürpriz yapmak isteyen Kurum, Sinan Akçıl’ı sahneye davet etti. Sahneye çıkan Akçıl, “Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim” söyleriyle Kurum’u desteklediğini açıkladı. Akçıl, Kurum için yaptığı ‘Sadece İstanbul’ isimli şarkısını ilk kez seslendirdi.
Kurum, program çıkışında bir vatandaşın isteği üzerine AK Parti Adıyaman Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Hakan Toydaş’a selamlarını ileten video çektirdi.
Kurum’un yanına gelen bir vatandaş, “Başakşehir, metrokent, şehir hastanesi, Onurkenti Ulaştırma Bakanlığı yaptırdı. İBB’nin metrolara kendi amblemini koyması beni rahatsız etti. Ulaştırma Bakanı yaptırdı, ben yaptırmadım dedi. Ben vatandaş olarak rahatsız oldum. ya kaldırırsınız ya da ben taş atıp kıracağım” dedi. Kurum ise vatandaşa, “Onların işi reklam, onların işi algı” şeklinde cevap verdi.
“Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi”
Başakşehir’de kendini evinde gibi hissettiğini belirten Kurum, “Ben burada 5 yıl yaşadım. Çocuklarım burada okudu ve her sokağında, her kaldırımında emeğim var. Sizlerin daha iyi yaşaması için mücadele etmiş bir ağabeyinizim. Geleceğiniz adına Başakşehir Belediyemizin düzenlemiş olduğu bu organizasyonda olabiliyorsak bu çalışmalarımızın, emeklerimizin sayesinde. Biz güzel bir Başakşehir hayal ettik. Cumhurbaşkanımızın 1994 yılında başlattığı Başak Konutları ile Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi. Kayaşehir’i inşa ederken burada bir meydan olsun istedik. Bu meydan da hemşerilerimiz, gençlerimiz, çocuklarımız vakit geçirsinler istedik” dedi.
“Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız’
Gençlerin geleceğe emin adımlarla yürümesini istediğini dile getiren Kurum, “Gençlerimiz geleceğimizin teminatı olduğu kadar bugünün de karar vericileri, bizim yol arkadaşlarımız. Hedefimiz sizlere çok daha güzel bir gelecek sunabilmek ve bu geleceği sizlerle birlikte inşa edebilmek. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Her alanda kendini yetiştiren bir gençliğimiz olsun istiyoruz. Hedefimiz büyük ve güçlü Türkiye. Gençliğin emin adımlarla yürüdüğü, her alanda kendine yeten Türkiye hedefiyle çalıştığımız bir İstanbul’umuz ve Başakşehir’imiz olsun istiyoruz. Mahallenizde yürüyerek gidip ders çalışabileceğiniz kütüphaneler olacak. İlk işini kuranlara İBB’nin destek olacak, üniversiteye giden her gencimize 10 bin TL burs vereceğiz. Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız. Bu kararları hep birlikte hayata geçireceğiz. İstiyoruz ki Başakşehir Türkiye Yüzyılı’nın parlayan ilçesi olsun” şeklinde konuştu.
“Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yıl da yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır”
Deprem korkusuna ve ulaşım çilesine değinen Kurum, “Sizlerin deprem korkunuzu giderirken ulaşım çilesini de bitirecek adımlar atacağız. Her alanda bizi göreceksiniz. Buradaki konutların her birinde emeğim var. Temelinden çatısına buraları projelendirdik ve parlayan Başakşehir’in ilk adımlarını burada attık. Sadece Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yılda yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır. Başakşehir’e, Kayaşehir’e gelsinler ve muhteşem tabloyu görsünler” ifadelerini kullandı.
“Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak”
5 yıllık süreçte yorulan ve üzülen İstanbul’un gençleri ve kadınlarının kendilerini göreve çağırdığını belirten Kurum, “Sizlerle birlikte Başakşehir’imiz ve İstanbul’umuzun 39 ilçesi için bir elimizle deprem dönüşümünü gerçekleştirirken, diğer elimizle İstanbul’daki ulaşım çilesini bitireceğiz. Bir elimizle gençliğimiz için yeni kütüphanelerimizi, gençlik merkezlerimizi yaparken, diğer elimizle gençliğimiz için yeni yeşil alanlar üreteceğiz. Sizler çok daha mutlu olun, o yeşil alanlarda huzur içerisinde geleceğe güvenle yürüyün istiyoruz. İstanbul Teknopark çalışmalarımızla, teknoloji merkezlerimizle, kuracağımız bu işlerimizle birlikte size her alanda hizmet ettik. Geçenlerde Teknopark ziyaretine gittim. Orada bir gencimizin ürettiği robot ısıya ve ışığa duyarlı. Enkaz altında herhangi bir canlı varlığı var mı yok mu buna bakabiliyor. Gencimiz o ufak sermayelerle, belki binbir emekle birkaç arkadaşıyla bir araya geldiği o projesine destek olun. Yine başka bir gencimiz aynı Teknopark ‘ta bir yazılım yapmış ve bu yazılımla birlikte 15 milyon lira sermaye desteği aldı. Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak” dedi.
“İstanbul’da okumak eğlenceli olacak”
Gençlerle ilgili projelerini sıralayan Kurum, “Bir taraftan konserlere gidip dinleyeceğiz, bir taraftan gençlik merkezleriyle birlikte geleceğe daha güvenle bakacağız. Bir taraftan farklı meslek dalını bugün burada seçip üniversiteye gideceksiniz. Kimya mühendisi, inşaat mühendisi, mimar, doktor olacaksınız. Bir taraftan da yazılımı, bir taraftan da farklı bir yabancı dil öğrenmek istiyorsunuz. Bu eğitimlerin hepsini size verecek akademileri kuracağız. Gençlerimiz çok farklı alanlarda yetişsin istiyoruz. Üniversitede okuyan gençliğimizi asla ve asla yalnız bırakmayacağız. Öğrenci evlerine 25 metreküp doğalgaz vereceğiz. Vereceğimiz burslarımızı her yıl güncelleyeceğiz. Ulaşımda şu anki mevcut tarifeler üzerinden tüm gençliğimize yüzde 40 indirim yapacağız. İstanbul’da okumak eğlenceli olacak ve siz de her alanda kendinizi güçlü hissedeceksiniz. Çünkü arkanızda sizi düşünen, dertlenen kardeşleriniz olacak. Başakşehir’de Yasin Başkanım ile el ele vereceğiz. Buraları nasıl inşa ettiysek, hep birlikte bugüne nasıl getirdiysek, İstanbul’un 39 ilçesi için de bu çalışmaları hep birlikte yapacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizi her alanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine sizlerle birlikte çıkaracağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim”
Seçimlerde Murat Kurum’u destekleyeceğini söyleyen Sinan Akçıl, “Şimdi size çok güzel bir sürprizimiz var. Bir şarkı yaptım Murat Kurum için ve bu şarkı ilk kez Başakşehir’de yayınlanacak. Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim. Bütün sorunların üstesinden geleceğine eminim. Şehri emin lafı buradan geliyor zaten. Onun için yaptığım Sadece İstanbul şarkısını ilk kez Başakşehir’de okuyacağım” dedi.
“Sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla”
Program çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, “Burası 1994 yılında Cumhurbaşkanı’mızın Başakşehir’de Başak Konutları ile başlattığı ondan sonra tüm Türkiye’ye dalga dalga büyüttüğümüz toplu konut uygulamalarının ilk başladığı alanlardan bir tanesi. Şehir meydanıyla, camisiyle, belediye binasıyla, okuluyla, 300 dönüm yeşil alanıyla, millet bahçesiyle örnek bir şehircilik modeli. Bizim burada sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla. Burada bugüne kadar yüz bine aşkın konut gerçekleştirdik. Burada bizim alın terimiz, emeğimiz var. Bize bu işleri nasıl yapacaksın diye soran anlayışa gelip şöyle bir Başakşehir’i gezmesini tavsiye ediyoruz. Burada bu hizmetler milletinizle el ele verdiğinizde, milletimiz için dertlendiğinizde nasıl yapılırmış gelip görsünler. Biz 650 bin konut yapacağız, depremle ilgili dönüşümler yapacağız. Bugün de burada çocuklarımızla bir aradaydık. Çocuklarımız üniversitelerinde daha iyi okusun diye bu çabayı gösterirken 650 bin konut yapacağımızı ifade ettiğimizde, bu konutların yapılmaması gerektiğini düşünen bir anlayış var. Biz Başakşehir’imizdeki bu örnek yapılaşma modelini 39 ilçemize yaygınlaştıracağız. Buradaki camilerimizi, meydanlarımızı, okullarımızı nasıl yaptıysak İstanbul’un her ilçesinde de bu projeleri gerçekleştiren tarafta olacağız. Bu meydanın hemen altında İstanbul Havalimanı’na ve Marmaray’a bağlanan bir metro hattımız var. Biz bir işi tasarlarken yeşil alanıyla, metrosuyla, ulaşım ağlarıyla birlikte tasarladık. Projelerimizde teker teker hayata geçiyor. Bütün İstanbul’un örnek gösterdiği bir şehircilik modeli, altyapısı burada var. İnşallah bunu İstanbul’un bütün ilçelerine yaygınlaştıracağız” şeklinde konuştu.
“Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok”
İmamoğlu’nun projeleri için kopya olduğu sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Kopya karşıdan çekilir. Kopyayı bir kağıda yazarsın, oradan çekersiniz. Lisedeyken küçük kağıtlara yazardık. Oradan kopya çekiyorduk. İstanbul’da şöyle geriye dönüp baktığınızda kopya çekilecek bir iş yok. 10 metro ihalesinin üçünü iptal ettirdiler, yapmadılar. Var olan metro hattının temeline, şaftına hafriyat döktüler. Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok. Kopya çekmek istiyorsa gelsin buraya baksın. Bu şehir nasıl yapılmış, nasıl inşa edilmiş baksın. Söyleyecekleri bir iş, söyleyecekleri bir eser olmadığı için hep gündemi nasıl değiştirebilirim anlayışıyla algı ve gündem değiştirme çabaları artık biz beş yıldır gördük. Ekrem Bey’i kendi kendine bırakıyoruz. Kendisiyle uğraşan, kendisiyle mücadele eden ve rakibinin de kendisi olduğunu düşündüğüm bir belediye başkan adayımız. O yüzden biz kendi işimize bakacağız. Ona da kendi alanında başarılar diliyoruz” şeklinde cevap verdi.
]]>Maltepe escort, İstanbul'un en kalabalık ilçelerinden biridir. İlçede yaşayan çok sayıda genç ve bekar insan vardır. Bu durum, Maltepe'yi çevrimiçi flört için ideal bir yer haline getirmektedir. Maltepe'de çevrimiçi flört uygulamaları kullanan kişiler, genellikle iş, okul veya arkadaş çevrelerinde tanışamadıkları kişilerle tanışmak için bu uygulamaları kullanmaktadır. Ayrıca, Maltepe'de çevrimiçi flört uygulamaları kullanan bazı kişiler, sadece arkadaş bulmak yerine ciddi bir ilişki kurmak istemektedir. Çevrimiçi flört, modern ilişkilerin inşa edilmesinde bir dönüm noktası olmuştur ve birçok avantajı içinde barındırır. Bu avantajlar, flört dünyasında daha geniş bir perspektif kazanma, zaman tasarrufu ve güvenli bir deneyim yaşama olasılıkları sunar. Çevrimiçi flört platformları, geniş bir insan yelpazesiyle tanışma olanağı sunarak kullanıcıların kendi tercihlerine en uygun kişiyi bulmalarını kolaylaştırır. Farklı yaş gruplarından, meslek gruplarından ve coğrafi konumlardan gelen kişilerle iletişim kurma şansı, geleneksel flört yöntemlerinden daha çeşitli bir deneyim sunar. Zaman tasarrufu, çevrimiçi flörtün önemli avantajlarından biridir. Günümüzde insanlar, yoğun iş temposu ve günlük yaşamın hızlı temposu nedeniyle zamanlarını etkili bir şekilde kullanmak isterler. Çevrimiçi flört uygulamaları, kullanıcıların potansiyel partnerleriyle daha etkili ve verimli bir şekilde iletişim kurmalarına olanak tanır. Bu sayede, yüz yüze buluşma öncesinde daha fazla bilgi alınabilir ve bu buluşmalar daha anlamlı hale gelebilir. Güvenlik, çevrimiçi flörtün vazgeçilmez avantajlarından biridir. Çevrimiçi flört uygulamaları, kullanıcıların profillerini oluştururken detaylı bilgiler paylaşmalarına ve karşı tarafı daha yakından tanımalarına olanak tanır. Bu, potansiyel tehlikelerden korunma ve güvenli bir flört deneyimi yaşama şansını artırır. Maltepe arkadaş uygulamaları, geniş bir insan yelpazesiyle tanışma, zaman tasarrufu ve güvenli bir deneyim yaşama avantajları ile modern ilişkilerin önemli bir unsuru haline gelmiştir. Bu platformlar, insanların duygusal bağlar kurmalarına, ilişkilerini geliştirmelerine ve hayatlarına anlam katmalarına yardımcı olur.
Ataşehir escort arayanlar için yeni arkadaşlar bulmak veya hayat arkadaşını bulmak için arkadaş uygulamaları harika bir yol olabilir. Ancak, çevrimiçi flörtü kullanırken dikkatli olmak önemlidir. Sahte profillere karşı dikkatli olun ve kendinizi güvende hissetmediğiniz durumlarda bir daha asla iletişime geçmeyin. Çevrimiçi flörtten en iyi şekilde yararlanmak için aşağıdaki ipuçlarını takip edebilirsiniz:
Bu ipuçlarını takip ederek, çevrimiçi flörtten en iyi şekilde yararlanabilir ve Maltepe'de yeni arkadaşlar bulabilir veya hatta hayat arkadaşınızla tanışabilirsiniz.
]]>Bakan Göktaş, Ümraniye Site Mahallesi’nde bulunan Kutlu Sokak Bölge Parkı’nın açılışında yaptığı konuşmada, büyükşehirlerde parkların büyük önem arz ettiğini söyledi.
Ümraniye’de 87 park ve 3 millet bahçesi açıldığını aktaran Göktaş, “31 Mart akşamında Ümraniyeliler ve İstanbullular eser ve hizmet siyasetine yeniden destek verecek. Çünkü kıymetli başkanlarımızın çok güzel hizmetleri var. Biliyorsunuz, İstanbul Büyükşehrimiz 5 yıl gibi bir zamanı boşa geçirdi. İnşallah 1 Nisan itibarıyla İstanbul eser ve hizmet siyasetine yeniden kavuşacak. İstanbul muradına kavuşacak. Gerek ulaşım gerek kentsel dönüşüm gerek parklar ve İstanbul’u güzelleştiren bütün imkanlarımızla inşallah İstanbullularımıza güzel hizmetler sunmaya devam edecekler. Çünkü herkes bilir, eser ve hizmet siyaseti, gerçek belediyecilik AK Parti’dedir.” diye konuştu.
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’ın 271 projesini okuyup gözlemlediğini dile getiren Göktaş, gelecek 5 yıldaki projeler için çok heyecanlı olduğunu kaydetti.
Göktaş, “Ben inanıyorum ki inşallah İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Murat Kurum ile İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz. Ümraniye de eser ve hizmet siyasetine İsmet Yıldırım Başkan’ımızla devam edecek.” ifadelerini kullandı.
Ümraniye Belediye Başkanı Yıldırım ise ilçede ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin sayısının 125 bin, toplam nüfusun ise 750 bin olduğunu dile getirdi.
Bu nedenle boş buldukları yerlere park yaptıklarına dikkati çeken Yıldırım, “6 tane çok değerli okul yaptık. Bunları hayır sahipleriyle yaptık. Hayır sahipleriyle birlikte 17 tane mahalle mescitleri ve camiler yaptık. Bir cemevini bitirmek üzereyiz, yine hayır sahibi vasıtasıyla. Yani sadece belediye imkanlarıyla, belediye bütçemizle bu kadar büyük 271 eser yapılamaz. Onun için iş bilenin, kılıç kuşananın. Biz AK Parti belediyeciliğinde işimiz eser yapmak, vatandaşın arasında gönlünü almak, vatandaşın hizmetine koşmak.” değerlendirmesini yaptı.
Açılışa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, İlçe Kaymakamı Abdulaziz Aydın, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya ile bazı vatandaşlar katıldı.
“Çok güçlü ve çok iyi işleyen bir sağlık sistemine sahibiz”
Bakan Göktaş, Site Mahallesi Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışına da katıldı.
Burada konuşma yapan Göktaş, aile sağlığı merkezlerinin AK Parti Hükümetleri döneminde Türkiye’nin sağlıkta nereden nereye geldiğinin güzel bir örneği olduğu söyledi.
Bakanlık olarak da hizmetlerinin odağına aileyi yerleştirdiklerini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:
“Ülke olarak çok güçlü ve çok iyi işleyen bir sağlık sistemine sahibiz. Özellikle pandemide sağlık sistemimizin gücünü de gördük. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine kolay erişimine yönelik de adımlar güçlü bir şekilde atıldı. Ne demişlerdi? ‘Yok, bu şehir hastaneleri buraya fazla, hiç gerek yok, ne gerek var?’ Ama gördük ki her birimizin buna ihtiyacı var. Vizyon budur. Yurt dışında yıllarca görev yapmış bir kardeşiniz olarak şunu net olarak ifade edebilirim ki sağlık konusunda, sosyal hizmet konusunda, Türkiye pek çok konuda bir devrim yaşadı.”
Ümraniye Belediye Başkanı Yıldırım, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Kıbrıs gazileri, sağlık çalışanları ve bazı vatandaşlar katıldı.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek merkezin açılışı yapıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Başakşehir’de düzenlenen Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’nda gençlerle bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahattin Kayas, sanatçı Sinan Akçıl ve birçok öğrenci katıldı. Gençlere sürpriz yapmak isteyen Kurum, Sinan Akçıl’ı sahneye davet etti. Sahneye çıkan Akçıl, “Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim” söyleriyle Kurum’u desteklediğini açıkladı. Akçıl, Kurum için yaptığı ‘Sadece İstanbul’ isimli şarkısını ilk kez seslendirdi.
Kurum, program çıkışında bir vatandaşın isteği üzerine AK Parti Adıyaman Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Hakan Toydaş’a selamlarını ileten video çektirdi.
Kurum’un yanına gelen bir vatandaş, “Başakşehir, metrokent, şehir hastanesi, Onurkenti Ulaştırma Bakanlığı yaptırdı. İBB’nin metrolara kendi amblemini koyması beni rahatsız etti. Ulaştırma Bakanı yaptırdı, ben yaptırmadım dedi. Ben vatandaş olarak rahatsız oldum. ya kaldırırsınız ya da ben taş atıp kıracağım” dedi. Kurum ise vatandaşa, “Onların işi reklam, onların işi algı” şeklinde cevap verdi.
“Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi”
Başakşehir’de kendini evinde gibi hissettiğini belirten Kurum, “Ben burada 5 yıl yaşadım. Çocuklarım burada okudu ve her sokağında, her kaldırımında emeğim var. Sizlerin daha iyi yaşaması için mücadele etmiş bir ağabeyinizim. Geleceğiniz adına Başakşehir Belediyemizin düzenlemiş olduğu bu organizasyonda olabiliyorsak bu çalışmalarımızın, emeklerimizin sayesinde. Biz güzel bir Başakşehir hayal ettik. Cumhurbaşkanımızın 1994 yılında başlattığı Başak Konutları ile Başakşehir İstanbul’un marka ilçelerinden biri haline geldi. Kayaşehir’i inşa ederken burada bir meydan olsun istedik. Bu meydan da hemşerilerimiz, gençlerimiz, çocuklarımız vakit geçirsinler istedik” dedi.
“Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız’
Gençlerin geleceğe emin adımlarla yürümesini istediğini dile getiren Kurum, “Gençlerimiz geleceğimizin teminatı olduğu kadar bugünün de karar vericileri, bizim yol arkadaşlarımız. Hedefimiz sizlere çok daha güzel bir gelecek sunabilmek ve bu geleceği sizlerle birlikte inşa edebilmek. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Her alanda kendini yetiştiren bir gençliğimiz olsun istiyoruz. Hedefimiz büyük ve güçlü Türkiye. Gençliğin emin adımlarla yürüdüğü, her alanda kendine yeten Türkiye hedefiyle çalıştığımız bir İstanbul’umuz ve Başakşehir’imiz olsun istiyoruz. Mahallenizde yürüyerek gidip ders çalışabileceğiniz kütüphaneler olacak. İlk işini kuranlara İBB’nin destek olacak, üniversiteye giden her gencimize 10 bin TL burs vereceğiz. Kararları gençlerle oluşturacağımız gençlik meclisimizle alacağız. Bu kararları hep birlikte hayata geçireceğiz. İstiyoruz ki Başakşehir Türkiye Yüzyılı’nın parlayan ilçesi olsun” şeklinde konuştu.
“Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yıl da yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır”
Deprem korkusuna ve ulaşım çilesine değinen Kurum, “Sizlerin deprem korkunuzu giderirken ulaşım çilesini de bitirecek adımlar atacağız. Her alanda bizi göreceksiniz. Buradaki konutların her birinde emeğim var. Temelinden çatısına buraları projelendirdik ve parlayan Başakşehir’in ilk adımlarını burada attık. Sadece Başakşehir’de yaptığımız konutlar, mevcut İBB’nin 5 yılda yaptığı konutların kat ve kat fazlasıdır. Başakşehir’e, Kayaşehir’e gelsinler ve muhteşem tabloyu görsünler” ifadelerini kullandı.
“Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak”
5 yıllık süreçte yorulan ve üzülen İstanbul’un gençleri ve kadınlarının kendilerini göreve çağırdığını belirten Kurum, “Sizlerle birlikte Başakşehir’imiz ve İstanbul’umuzun 39 ilçesi için bir elimizle deprem dönüşümünü gerçekleştirirken, diğer elimizle İstanbul’daki ulaşım çilesini bitireceğiz. Bir elimizle gençliğimiz için yeni kütüphanelerimizi, gençlik merkezlerimizi yaparken, diğer elimizle gençliğimiz için yeni yeşil alanlar üreteceğiz. Sizler çok daha mutlu olun, o yeşil alanlarda huzur içerisinde geleceğe güvenle yürüyün istiyoruz. İstanbul Teknopark çalışmalarımızla, teknoloji merkezlerimizle, kuracağımız bu işlerimizle birlikte size her alanda hizmet ettik. Geçenlerde Teknopark ziyaretine gittim. Orada bir gencimizin ürettiği robot ısıya ve ışığa duyarlı. Enkaz altında herhangi bir canlı varlığı var mı yok mu buna bakabiliyor. Gencimiz o ufak sermayelerle, belki binbir emekle birkaç arkadaşıyla bir araya geldiği o projesine destek olun. Yine başka bir gencimiz aynı Teknopark ‘ta bir yazılım yapmış ve bu yazılımla birlikte 15 milyon lira sermaye desteği aldı. Gençliğimiz o kadar sağlam, o kadar emin adımlarla geliyor ki bizden çok daha iyisini yapacak” dedi.
“İstanbul’da okumak eğlenceli olacak”
Gençlerle ilgili projelerini sıralayan Kurum, “Bir taraftan konserlere gidip dinleyeceğiz, bir taraftan gençlik merkezleriyle birlikte geleceğe daha güvenle bakacağız. Bir taraftan farklı meslek dalını bugün burada seçip üniversiteye gideceksiniz. Kimya mühendisi, inşaat mühendisi, mimar, doktor olacaksınız. Bir taraftan da yazılımı, bir taraftan da farklı bir yabancı dil öğrenmek istiyorsunuz. Bu eğitimlerin hepsini size verecek akademileri kuracağız. Gençlerimiz çok farklı alanlarda yetişsin istiyoruz. Üniversitede okuyan gençliğimizi asla ve asla yalnız bırakmayacağız. Öğrenci evlerine 25 metreküp doğalgaz vereceğiz. Vereceğimiz burslarımızı her yıl güncelleyeceğiz. Ulaşımda şu anki mevcut tarifeler üzerinden tüm gençliğimize yüzde 40 indirim yapacağız. İstanbul’da okumak eğlenceli olacak ve siz de her alanda kendinizi güçlü hissedeceksiniz. Çünkü arkanızda sizi düşünen, dertlenen kardeşleriniz olacak. Başakşehir’de Yasin Başkanım ile el ele vereceğiz. Buraları nasıl inşa ettiysek, hep birlikte bugüne nasıl getirdiysek, İstanbul’un 39 ilçesi için de bu çalışmaları hep birlikte yapacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizi her alanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine sizlerle birlikte çıkaracağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“Geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim”
Seçimlerde Murat Kurum’u destekleyeceğini söyleyen Sinan Akçıl, “Şimdi size çok güzel bir sürprizimiz var. Bir şarkı yaptım Murat Kurum için ve bu şarkı ilk kez Başakşehir’de yayınlanacak. Bir İstanbullu olarak geceleri daha rahat uyumak için ben oyumu Murat Kurum’a vereceğim. Bütün sorunların üstesinden geleceğine eminim. Şehri emin lafı buradan geliyor zaten. Onun için yaptığım Sadece İstanbul şarkısını ilk kez Başakşehir’de okuyacağım” dedi.
“Sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla”
Program çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, “Burası 1994 yılında Cumhurbaşkanı’mızın Başakşehir’de Başak Konutları ile başlattığı ondan sonra tüm Türkiye’ye dalga dalga büyüttüğümüz toplu konut uygulamalarının ilk başladığı alanlardan bir tanesi. Şehir meydanıyla, camisiyle, belediye binasıyla, okuluyla, 300 dönüm yeşil alanıyla, millet bahçesiyle örnek bir şehircilik modeli. Bizim burada sadece bir sitede yaptığımız, İBB’nin 5 yılda yaptığı projeden daha fazla. Burada bugüne kadar yüz bine aşkın konut gerçekleştirdik. Burada bizim alın terimiz, emeğimiz var. Bize bu işleri nasıl yapacaksın diye soran anlayışa gelip şöyle bir Başakşehir’i gezmesini tavsiye ediyoruz. Burada bu hizmetler milletinizle el ele verdiğinizde, milletimiz için dertlendiğinizde nasıl yapılırmış gelip görsünler. Biz 650 bin konut yapacağız, depremle ilgili dönüşümler yapacağız. Bugün de burada çocuklarımızla bir aradaydık. Çocuklarımız üniversitelerinde daha iyi okusun diye bu çabayı gösterirken 650 bin konut yapacağımızı ifade ettiğimizde, bu konutların yapılmaması gerektiğini düşünen bir anlayış var. Biz Başakşehir’imizdeki bu örnek yapılaşma modelini 39 ilçemize yaygınlaştıracağız. Buradaki camilerimizi, meydanlarımızı, okullarımızı nasıl yaptıysak İstanbul’un her ilçesinde de bu projeleri gerçekleştiren tarafta olacağız. Bu meydanın hemen altında İstanbul Havalimanı’na ve Marmaray’a bağlanan bir metro hattımız var. Biz bir işi tasarlarken yeşil alanıyla, metrosuyla, ulaşım ağlarıyla birlikte tasarladık. Projelerimizde teker teker hayata geçiyor. Bütün İstanbul’un örnek gösterdiği bir şehircilik modeli, altyapısı burada var. İnşallah bunu İstanbul’un bütün ilçelerine yaygınlaştıracağız” şeklinde konuştu.
“Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok”
İmamoğlu’nun projeleri için kopya olduğu sözlerinin hatırlatılması üzerine Kurum, “Kopya karşıdan çekilir. Kopyayı bir kağıda yazarsın, oradan çekersiniz. Lisedeyken küçük kağıtlara yazardık. Oradan kopya çekiyorduk. İstanbul’da şöyle geriye dönüp baktığınızda kopya çekilecek bir iş yok. 10 metro ihalesinin üçünü iptal ettirdiler, yapmadılar. Var olan metro hattının temeline, şaftına hafriyat döktüler. Geçmişte kopya çekilecek bir iş yok. Kopya çekmek istiyorsa gelsin buraya baksın. Bu şehir nasıl yapılmış, nasıl inşa edilmiş baksın. Söyleyecekleri bir iş, söyleyecekleri bir eser olmadığı için hep gündemi nasıl değiştirebilirim anlayışıyla algı ve gündem değiştirme çabaları artık biz beş yıldır gördük. Ekrem Bey’i kendi kendine bırakıyoruz. Kendisiyle uğraşan, kendisiyle mücadele eden ve rakibinin de kendisi olduğunu düşündüğüm bir belediye başkan adayımız. O yüzden biz kendi işimize bakacağız. Ona da kendi alanında başarılar diliyoruz” şeklinde cevap verdi. – İSTANBUL
]]>Kurum, Başakşehir’de bulunan İstanbul Gıda Toptancılar Çarşısı’nda (İGTOT) faaliyet gösteren esnafla bir araya geldi.
Burada konuşan Kurum, riskli konutlarda olduğu gibi esnaf ve iş yerleri için dönüşüm zorunluluğun olduğunu söyledi.
Çarşıdaki toplam 1100 esnafın İstanbul’un ekonomisine ve istihdamına hizmet verdiğini belirten Kurum, “Tesisimiz örnek bir dönüşüm modeliyle, ticari dönüşümün İstanbul Başakşehir’de, 1100 bağımsız bölümünü içeren projesiyle, Avrupa’nın en büyük gıda toptancısı üssü vazifesi görüyor. Aynı zamanda örnek bir dönüşüm projesi olarak gözler önünde.” diye konuştu.
Murat Kurum, İstanbul’un sanayisini depreme karşı korumak zorunda olduklarını dile getirerek, lokomotif şehir İstanbul’un, ekonominin öncü şehri olduğuna değindi.
Kurum, İstanbul’un üretimini devam ettireceklerini aktararak, “İstanbul’un üçüncü çevre yolu güzergahında yeni 6 tane lojistik merkez kuracağız. Bu merkezlerde lojistik ürünlerimizi bağlayacağız. Şehrin içindeki yüzde 25 ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine, şehrin kuzeyine almış olacağız. Bir taraftan trafiği rahatlatırken diğer taraftan da vatandaşımızın, esnafımızın bu alanda çok daha rahat iş yapmasına imkan sağlayacağız. Bunun için de lojistik merkezlerimizi, lojistik köylerimizi çok çok önemsiyoruz. Yine bu projemizi besleyecek İstanbul Havalimanı’nın hemen yanında bir lojistik liman kuruyoruz. Hem lojistik köylerimizle hem de limanımızla esnafımız, Türkiye’nin her yerine, dünyanın her yerine ticaretini çok daha güçlü bir şekilde yapabilecek.” ifadelerini kullandı.
“CHP belediyeciliği tarafından 5 yıldır ihmal edilenlerin tüm endişelerini biz gidereceğiz”
İBB Başkan adayı Kurum, 1 Nisan’da göreve geldiklerinde İstanbul’daki gıda toptancılarının tüm taleplerini yerine getireceklerini kaydetti.
Kurum, mevcut İBB yönetimin, iş insanlarını ve esnafı ihmal ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“CHP belediyeciliği tarafından 5 yıldır ihmal edilen iş insanlarımızın, sanayicilerimizin, esnafımızın, işçi ve emekçi kardeşlerimizin tüm endişelerini biz gidereceğiz. Mevcut İBB yönetimi tarafından İstanbul’un ticaretine, ekonomisine, emekçilerine karşı oluşturulan o çözümsüzlük ortamını gelsin görsünler. Bekledikleri o hizmeti alamadıklarını görecekler. Geriye dönüp baktıklarında 5 yılda İstanbul’da herhangi bir eser üretme, dediklerinin aksine buradaki esnafın huzursuzluğunu, mutsuzluğunu görecekler.”
Murat Kurum, Şahintepeli vatandaşların taleplerini dinledi
Kurum, program çıkışında kendisini bekleyen, Şahintepe Mahallesi’nde oturan vatandaşlarla bir süre görüştü.
Mahalledeki imar planı değişikliği nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını aktaran bazı vatandaşların sorularına cevap veren Kurum, “Dört yıl önce Başakşehir’de, Şahintepe’de vatandaşımız bizden ‘Sayın Bakan’ım biz burada parsel bazında, ada bazında dönüşmek istemiyoruz. Bizim parsellerimiz küçük, yeni bir imar planı yapın.’ dedi. Biz de ‘1 yıl içerisinde sizin bu imar planınızı yapacağız’ dedik. Gittik, 1 yıl içerisinde sizin imar planınızı gerçekleştirdik, planlarınızı yaptık, imar uygulamanızı yaptık.” ifadelerini kullandı.
Kurum, imar uygulamasıyla bazı vatandaşların Arnavutköy’e gittiğini belirterek, şöyle konuştu:
“Sonra ‘kendi mahallesinde, kendi yerinde yaşamak istiyor’ dediler. Sonra o imar uygulamasını yeniledik. Şahintepe’deki vatandaşımızı, sehven de olabilir, hata da olabilir ama Şahintepe’ye getirdik. İmar planı onaylandı. Burada Şahintepe’de, kendi evini, kendi arzusu içerisinde ister kendisi, ister TOKİ’yle, ister belediyeyle, kimle yapmak isterse bunu yapsın istedik. Ondan sonra bu planı yaptık. Bu plan çerçevesinde de imar uygulaması tamamlandı, ilk inşaatlara da başlandı. Belediyemiz orada vatandaşımızla anlaştı. Orada 2 ile 3 parselde Başakşehir, belediye olarak inşaatları yürütüyor. Diğer parsellerde vatandaşımız ister kendisi, ister özel sektörle, ister TOKİ’yle, başkasıyla kimle yapmak isterse özgürdür, serbesttir. Orada evlerin dönüşümünü istiyoruz.”
İmar planındaki kesintinin yeşil alan, okul ve yol için yüzde 26 olduğunu aktaran Kurum, şunları kaydetti:
“Normalde 45’e kadar kesilmesi gereken kesinti yüzde 26 olarak kesildi. O yüzde 26 ile alakalı, okul olsun, yol olsun, kreş olsun diye yapılmış iş. Burada vatandaşımız evini yapmak istiyor, serbesttir arkadaşlar. Başakşehir Belediye Başkanımız burada. Başvuran, imar planına göre kendi inşaatını yapmak isteyen her bir vatandaşımız evini yapabilir. Bu söylediğimin sözü de senedi de benim. Bu hafta sizi Başkan’ım davet edecek, sizlerin taleplerini teker teker dinleyecek. Varsa bir eksik, varsa bir kusur, Başakşehir Belediyesi ve Bakanlığın yapması gereken, hepsini hep beraber not alacağız. O notların üzerinden de bundan önce nasıl söz verip o imar planını biz gerçekleştirdiysek, orada davulla, zurnayla o planı nasıl yaptıysak biz yine aynısını yapacağız. Başkanım Şahintepe’de vatandaşımızı dinleyecek, notları alacak, nerede ne düzenleme yapılması gerekiyorsa beraber takip edeceğiz.”
Vatandaşlar, Kurum’un kendilerini dinlemesi ve sorunlarının çözüleceğini bildirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Fabrikada çalışanlarla bir araya geldi
Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum, Başakşehir’de kadın çalışanlara istihdam sağlayan, elektrik malzemeleri üreten bir fabrikayı da ziyaret etti.
Fabrikayı gezen Kurum, kadın çalışanları emeklerinden ötürü tebrik etti, fabrikadaki makineleri inceleyerek üretim aşaması hakkında bilgi aldı.
Fabrikanın sevkiyat bölümlerini de gezen Kurum, burada çalışanlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>Bağcılar’da konuşan Kurum “İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Anadolu’daki tüm üreticilerimizle, çiftçilerimizle birlikte çalışacağız. Tedariki ve nakliyeyi ucuzlatacağız. Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız. Böylece, İstanbul’da ekmek fiyatı düşecek, halkımızın yüzü, yeniden gülecek” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen Fırıncılık Sektörü Güç Birliği Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Öğütülmüş Tahıl ve Unlu Mamuller Sektörü Başkanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mehmet Umur, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız”
İstanbul’un her mahallesinde mobil ekmek fırınları kuracaklarını belirten Kurum, “Ben, 81 ili 550 kez ziyaret etmiş bir kardeşinizim. Fırıncı esnafımızla bu gittiğim tüm ziyaretlerde kucaklaştık. İnanın gittiğim her yerde, esnafımız bizi bir kardeşi gibi bağrına bastı. 5 yıllık bakanlığım döneminde fırıncı esnafımızın fikrine, görüşüne hep çok değer verdim. Biz, hep birlikte çalıştık, şehirlerimizi de bugünlere hep birlikte getirdik. Bizim fırıncı esnafımız, COVİD salgını döneminde kahramanlaşmıştır. Depremlerde, sellerde, yangınlarda milletimiz için; yeri geldiğinde kendi hayatını unutmuştur. Sıcak ekmeğini çıkarmış, milletin zor zamanında yanına koşmuştur. Hele hele asrın felaketinde ilk zamanlar ekmek çıkaramadık. Deprem sebebiyle doğalgaz ve elektrik hatlarını kestik. Asrın felaketinde gösterdiğiniz özveriyi, insanımızın yanına koştuğunuz o anları asla unutamayız. Afete hazırlık noktasında önemli bir çalışma yürütüyoruz. Şehrimizi her alanda afete hazır hale getirebilmek için bir tarafta kentsel dönüşüm, diğer tarafta afete hazırlık ve müdahale noktasında çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu şehirde deprem tehlikesini bilerek yaşamak zorundayız. Afete hazırlık bizim en önemli gündemimiz. Afete hazırlık noktasında afetin ilk anında vatandaşımıza her türlü hizmetleri verebileceğimiz bir anlayışla çalışacağız. İBB olarak İstanbul’un her mahallesine ilk zamanlarda sıcak ekmek çıkaracak mobil ekmek fırınlarını sizlerle birlikte kuracağız. Bu sistem çok önemli. Afet esnasında vatandaşımıza sıcak bir çorba ve ekmek verebilmek çok kıymetli. İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız. Ben, yetersiz bir yönetim nedeniyle 5 yıldır yaşadığınız biriken sorunlarınızı çok iyi biliyorum. İstanbul’un gittiğim her ilçesinde, fırıncı kardeşlerimi dinledim. Başkanlarım bu sorunları bize aktardılar. Biz 22 yıldır, insanımızın derdini hep kendi derdimiz olarak gördük. Hiçbir soruna sırtımızı dönmedik. Sorun üreten değil, daima çözümün tarafta olduk. Fırıncılık sektöründe de hem çalışanlar hem de vatandaşımız için çözümlerimiz de, projelerimiz tamamen hazır. Sizler, İstanbul gibi devasa bir metropole hizmet ediyorsunuz. Bu büyüklükteki bir şehirde de doğal olarak bazı olumsuzluklar olabiliyor. Esnafımıza sözümüzü veriyoruz. Sizin yanınızda durarak emekçiye sırt dönülen bu 5 yılı çabucak unutturacağız” dedi.
“Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz”
Fırıncı esnaflara yönelik müjdelerini açıklayan Kurum, “Bizim fırınlarımız her gün milyonlarca insanımızın yararlandığı dükkanlardır. Biz fırınlarımızda; yetersiz denetim ve kontrollerle hiçbir yere varamayız. İstanbul’un mührünü aldığımızda ekmeğimizin her zaman aynı yüksek kalitede çıkaracağımız ve ekmek fiyatında standardı sağlayacağız. İstanbul’umuzun bazı bölgelerinde başına buyruk şekilde çalışan fırınları tek tek biliyorum. Fırıncılar odamızın denetimi dışında, ruhsatsız bir şekilde faaliyet gösteren bu işletmelerden hepiniz şikayetçisiniz. Daha fazla mağdur olmanıza İBB olarak asla izin vermeyeceğiz. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul’da tek bir denetimsiz, sağlıksız, ruhsatsız fırın işletmesi kalmayacak. İşletme kayıt belgesi olmayan dükkanların, bu belgeyi almaları hususunda da teşvik edici girişimlerimizi süratle yapacağız. Fırıncılık sektöründeki rekabetin adil bir zeminde sürdürülmesi için kararlı adımlarla ilerleyeceğiz. Fırıncılık sektöründe yaşanan insan gücü sıkıntısının da farkındayız. İstanbul ekmeği bir marka olacak. Bu anlamda da; meslek eğitimleri, mesleki rehberlik hizmetlerimizi arttıracağız. Bu problemi de süratle çözeceğiz. Buradan iki müjdemi de vermek istiyorum. Birincisi merhum Kadir Topbaş ağabeyimiz döneminde açılan Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz. Orada yeni fırıncılarımızı yetiştireceğiz. Burada yetişen ustalarımıza sertifika vermek suretiyle yeni fırınlarda eleman, usta ve iş yeri sahibi olarak yetişmelerine imkan sağlayacağız. Fırıncılık sektöründe çalışan işçi kardeşlerimizin şikayetlerini biliyoruz. Yeterinde dinlenemiyorlar, yavrularına vakit ayıramıyorlar. Buna dair de planımız hazır. Pazar Tatili uygulamasını aşamalı olarak, uygulamaya geçeceğiz. Kentsel dönüşümde biz 650 bin yeni yuva yaparken; siz fırıncı esnafımızın da; varsa eski dükkanlarını hemen dönüşüme alacağız. Bu süreçte de bin bir emekle kazandığınız ruhsat haklarınızı sonuna kadar koruyacağız. Bunun için de gerekli düzenlemeleri yapacağız. Yine sektörümüzün dengesiz fiyatlardan etkilenmemeleri için de fiyat tarifelerinin zamanında yapılması dijital uygulamalar geliştireceğiz. Fırıncımızın hakkını, hukukunu koruyacağız, baş tacı edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız”
Fırıncı esnaflara çeşitli müjdeler veren Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ticarette hedef kitle, doğrudan milletimizdir. Biz vatandaşımızın en iyi şartlarda hizmet alması için çalışıyoruz. Ekmek fiyatlarının tüketiciyi zorlamayan bir aralıkta olmasını temin edeceğiz. Tarife dışı fiyat uygulaması yapanların; yavrularımızın kursağındaki ekmekle oynamasına asla izin vermeyeceğiz. Biz yola çıkarken halkın başkanı değil, halkın dostu, halkın evinin evladı olmaya talibiz dedik. O zaman bir evladın ne yapması gerekirse, biz de onu yapacağız. Fırıncılar odamızla el ele vereceğiz. İstanbul’da ekmeği beraberce ucuzlatacağız. Ekmeğin maliyeti düşecek ki, esnafımız ve milletimiz mutlu olacak. Tarladan sofraya kadar ekmeğin tüm sürecini masaya yatıracağız. Anadolu’daki tüm üreticilerimizle, çiftçilerimizle birlikte çalışacağız. Tedariki ve nakliyeyi ucuzlatacağız. Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız. Böylece, İstanbul’da ekmek fiyatı düşecek, halkımızın yüzü, yeniden gülecek. Bu süreçleri tarladan İstanbul’a genelen kadar takip edeceğiz. 5 yıldır tek bir emaresi bile görülmeyen emek, ekmek ve esnaf dostu yönetime; İstanbullu kardeşlerimizle yeniden buluşturacağız”
“Bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz”
Vatandaşların seçimde doğru bir tercih yapacağına inandığını belirten Kurum, “Bugün İstanbul’u yönetenler 5 yıldır bu şehrin insanına bir kabusu yaşatıyorlar. Bu güzel İstanbul’umuzun 571 yıllık kazanımlarından her geçen gün biraz daha kaybediyoruz. Halbuki İstanbul’u yönetmek aşk ister, sevda ister, proje ister, yatırım ister. Biz de bu şuurla; İstanbul’u yeniden medeniyet yürüyüşüne sokacak projelerle; daima insanımızın yanı başındayız. Projeler hazır, yatırım planları hazır, çözümler hazır. Seçim atmosferi çok güçlü bir hal almıştır. Vatandaşımızın ilk günlerde hissettiği bıkkınlık, bezmiştik hali yerini artık umuda ve heyecana bırakmıştır. Vatandaşımız gerçek belediyecilikle CHP belediyeciliğinin farkını 5 yılda çok iyi görmüştür. 31 Mart’ta milletimiz eser siyasetiyle mazeret siyaseti arasında tarihi bir tercih yapacak. Biz bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atanları seçeceğiz. ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. Bu seçimde ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da kenti ve Bağcılar için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi de göz önünde bulundurarak hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı seçecektir. Son 5 yılda esnafın derdiyle dertlenmeyen, millet adına tek bir adımı olmayan bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz” ifadelerine yer verdi.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen Fırıncılık Sektörü Güç Birliği Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Öğütülmüş Tahıl ve Unlu Mamuller Sektörü Başkanı ve AK Parti MKYK Üyesi Mehmet Umur, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, İstanbul Fırıncılar Odası Başkanı Erdoğan Çetin ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız”
İstanbul’un her mahallesinde mobil ekmek fırınları kuracaklarını belirten Kurum, “Ben, 81 ili 550 kez ziyaret etmiş bir kardeşinizim. Fırıncı esnafımızla bu gittiğim tüm ziyaretlerde kucaklaştık. İnanın gittiğim her yerde, esnafımız bizi bir kardeşi gibi bağrına bastı. 5 yıllık bakanlığım döneminde fırıncı esnafımızın fikrine, görüşüne hep çok değer verdim. Biz, hep birlikte çalıştık, şehirlerimizi de bugünlere hep birlikte getirdik. Bizim fırıncı esnafımız, COVİD salgını döneminde kahramanlaşmıştır. Depremlerde, sellerde, yangınlarda milletimiz için; yeri geldiğinde kendi hayatını unutmuştur. Sıcak ekmeğini çıkarmış, milletin zor zamanında yanına koşmuştur. Hele hele asrın felaketinde ilk zamanlar ekmek çıkaramadık. Deprem sebebiyle doğalgaz ve elektrik hatlarını kestik. Asrın felaketinde gösterdiğiniz özveriyi, insanımızın yanına koştuğunuz o anları asla unutamayız. Afete hazırlık noktasında önemli bir çalışma yürütüyoruz. Şehrimizi her alanda afete hazır hale getirebilmek için bir tarafta kentsel dönüşüm, diğer tarafta afete hazırlık ve müdahale noktasında çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu şehirde deprem tehlikesini bilerek yaşamak zorundayız. Afete hazırlık bizim en önemli gündemimiz. Afete hazırlık noktasında afetin ilk anında vatandaşımıza her türlü hizmetleri verebileceğimiz bir anlayışla çalışacağız. İBB olarak İstanbul’un her mahallesine ilk zamanlarda sıcak ekmek çıkaracak mobil ekmek fırınlarını sizlerle birlikte kuracağız. Bu sistem çok önemli. Afet esnasında vatandaşımıza sıcak bir çorba ve ekmek verebilmek çok kıymetli. İBB olarak İstanbul’un 39 ilçesinde mobil ekmek fırınları kuracağız. Ben, yetersiz bir yönetim nedeniyle 5 yıldır yaşadığınız biriken sorunlarınızı çok iyi biliyorum. İstanbul’un gittiğim her ilçesinde, fırıncı kardeşlerimi dinledim. Başkanlarım bu sorunları bize aktardılar. Biz 22 yıldır, insanımızın derdini hep kendi derdimiz olarak gördük. Hiçbir soruna sırtımızı dönmedik. Sorun üreten değil, daima çözümün tarafta olduk. Fırıncılık sektöründe de hem çalışanlar hem de vatandaşımız için çözümlerimiz de, projelerimiz tamamen hazır. Sizler, İstanbul gibi devasa bir metropole hizmet ediyorsunuz. Bu büyüklükteki bir şehirde de doğal olarak bazı olumsuzluklar olabiliyor. Esnafımıza sözümüzü veriyoruz. Sizin yanınızda durarak emekçiye sırt dönülen bu 5 yılı çabucak unutturacağız” dedi.
“Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz”
Fırıncı esnaflara yönelik müjdelerini açıklayan Kurum, “Bizim fırınlarımız her gün milyonlarca insanımızın yararlandığı dükkanlardır. Biz fırınlarımızda; yetersiz denetim ve kontrollerle hiçbir yere varamayız. İstanbul’un mührünü aldığımızda ekmeğimizin her zaman aynı yüksek kalitede çıkaracağımız ve ekmek fiyatında standardı sağlayacağız. İstanbul’umuzun bazı bölgelerinde başına buyruk şekilde çalışan fırınları tek tek biliyorum. Fırıncılar odamızın denetimi dışında, ruhsatsız bir şekilde faaliyet gösteren bu işletmelerden hepiniz şikayetçisiniz. Daha fazla mağdur olmanıza İBB olarak asla izin vermeyeceğiz. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul’da tek bir denetimsiz, sağlıksız, ruhsatsız fırın işletmesi kalmayacak. İşletme kayıt belgesi olmayan dükkanların, bu belgeyi almaları hususunda da teşvik edici girişimlerimizi süratle yapacağız. Fırıncılık sektöründeki rekabetin adil bir zeminde sürdürülmesi için kararlı adımlarla ilerleyeceğiz. Fırıncılık sektöründe yaşanan insan gücü sıkıntısının da farkındayız. İstanbul ekmeği bir marka olacak. Bu anlamda da; meslek eğitimleri, mesleki rehberlik hizmetlerimizi arttıracağız. Bu problemi de süratle çözeceğiz. Buradan iki müjdemi de vermek istiyorum. Birincisi merhum Kadir Topbaş ağabeyimiz döneminde açılan Davutpaşa’daki fırıncılık okulumuzun kapasitesini güçlendireceğiz. Orada yeni fırıncılarımızı yetiştireceğiz. Burada yetişen ustalarımıza sertifika vermek suretiyle yeni fırınlarda eleman, usta ve iş yeri sahibi olarak yetişmelerine imkan sağlayacağız. Fırıncılık sektöründe çalışan işçi kardeşlerimizin şikayetlerini biliyoruz. Yeterinde dinlenemiyorlar, yavrularına vakit ayıramıyorlar. Buna dair de planımız hazır. Pazar Tatili uygulamasını aşamalı olarak, uygulamaya geçeceğiz. Kentsel dönüşümde biz 650 bin yeni yuva yaparken; siz fırıncı esnafımızın da; varsa eski dükkanlarını hemen dönüşüme alacağız. Bu süreçte de bin bir emekle kazandığınız ruhsat haklarınızı sonuna kadar koruyacağız. Bunun için de gerekli düzenlemeleri yapacağız. Yine sektörümüzün dengesiz fiyatlardan etkilenmemeleri için de fiyat tarifelerinin zamanında yapılması dijital uygulamalar geliştireceğiz. Fırıncımızın hakkını, hukukunu koruyacağız, baş tacı edeceğiz” şeklinde konuştu.
“Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız”
Fırıncı esnaflara çeşitli müjdeler veren Kurum, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Ticarette hedef kitle, doğrudan milletimizdir. Biz vatandaşımızın en iyi şartlarda hizmet alması için çalışıyoruz. Ekmek fiyatlarının tüketiciyi zorlamayan bir aralıkta olmasını temin edeceğiz. Tarife dışı fiyat uygulaması yapanların; yavrularımızın kursağındaki ekmekle oynamasına asla izin vermeyeceğiz. Biz yola çıkarken halkın başkanı değil, halkın dostu, halkın evinin evladı olmaya talibiz dedik. O zaman bir evladın ne yapması gerekirse, biz de onu yapacağız. Fırıncılar odamızla el ele vereceğiz. İstanbul’da ekmeği beraberce ucuzlatacağız. Ekmeğin maliyeti düşecek ki, esnafımız ve milletimiz mutlu olacak. Tarladan sofraya kadar ekmeğin tüm sürecini masaya yatıracağız. Anadolu’daki tüm üreticilerimizle, çiftçilerimizle birlikte çalışacağız. Tedariki ve nakliyeyi ucuzlatacağız. Fırıncılarımıza Toprak Mahsulleri Ofisi’mizden ucuz ve kaliteli un tedariki sağlayacağız. Böylece, İstanbul’da ekmek fiyatı düşecek, halkımızın yüzü, yeniden gülecek. Bu süreçleri tarladan İstanbul’a genelen kadar takip edeceğiz. 5 yıldır tek bir emaresi bile görülmeyen emek, ekmek ve esnaf dostu yönetime; İstanbullu kardeşlerimizle yeniden buluşturacağız”
“Bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz”
Vatandaşların seçimde doğru bir tercih yapacağına inandığını belirten Kurum, “Bugün İstanbul’u yönetenler 5 yıldır bu şehrin insanına bir kabusu yaşatıyorlar. Bu güzel İstanbul’umuzun 571 yıllık kazanımlarından her geçen gün biraz daha kaybediyoruz. Halbuki İstanbul’u yönetmek aşk ister, sevda ister, proje ister, yatırım ister. Biz de bu şuurla; İstanbul’u yeniden medeniyet yürüyüşüne sokacak projelerle; daima insanımızın yanı başındayız. Projeler hazır, yatırım planları hazır, çözümler hazır. Seçim atmosferi çok güçlü bir hal almıştır. Vatandaşımızın ilk günlerde hissettiği bıkkınlık, bezmiştik hali yerini artık umuda ve heyecana bırakmıştır. Vatandaşımız gerçek belediyecilikle CHP belediyeciliğinin farkını 5 yılda çok iyi görmüştür. 31 Mart’ta milletimiz eser siyasetiyle mazeret siyaseti arasında tarihi bir tercih yapacak. Biz bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atanları seçeceğiz. ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar lira yatırım yapanları seçeceğiz. Bu seçimde ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da kenti ve Bağcılar için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi de göz önünde bulundurarak hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı seçecektir. Son 5 yılda esnafın derdiyle dertlenmeyen, millet adına tek bir adımı olmayan bu aciz yönetimin izlerini sileceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Geçen seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nun ardından Beylikdüzü Belediye Başkanı seçilen Mehmet Murat Çalık, ikinci dönem için çalışmalarına başlayarak parti örgütü ile birlikte hane ziyaretlerinde bulundu. Türkiye’nin en kalabalık mahallesi olarak bilinen Adnan Kahveci Mahallesi’nden saha çalışmalarına başlayan Çalık’a, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Yankılıç, CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş ve partililer de eşlik etti.
“REKOR BİR OYLA SEÇİLECEĞİZ”
Seçim Koordinasyon Merkezi’nde partililere seslenen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, örgüt çalışmalarını yakından takip ettiğini belirterek, “Güçlü bir örgüte sırtımı dayadım, benim içim çok rahat. Örgüt Beylikdüzü’nün her noktasında belediyemizin faaliyetlerini anlatıyor ben bunu görüyorum. Beylikdüzü’nü 10 yılda nasıl dönüştürdüğümüzü herkese anlatıyorlar. Bu seçimde İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte rekor bir oyla seçileceğiz. Ben buna inanıyorum. Pusulamız Beylikdüzü, tam yol ileri diyoruz” dedi. Çalık, Beylikdüzü ve İstanbul’u rekor bir oyla yeniden kazanacaklarını söyledi.
“ÇALIK, ÇITAYI DAHA DA YÜKSELTTİ”
Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın çalışmalarına değinen CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, “2019’da Mehmet Murat Çalık Başkanımız göreve geldi. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’ndan sonra acaba ‘Bu hizmetler nasıl devam edecek, bu kadar yüksekteki bir çıtayı basıl daha yukarıya taşıyacak’ diye bütün İstanbul düşünürken yaptığı çalışmalarla görmüş olduk ki Beylikdüzü Belediyesi 2019’da aldığı çıtayı daha yukarıya taşıdı. Seçime 30 gün var, Çalık başkanımızın yaptığı hizmetleri parkların açılışını her gün yapsak seçime kadar yetiştiremeyiz, hepsini açamayız” diye konuştu.
SANDIĞA DAVET ETTİ
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, seçim güvenliğine vurgu yaparak Beylikdüzü halkını sandığa gitmeye davet etti. Seçim sandık çalışmalarını tamamladıklarını, seçim güvenliği ve sandık görevlisi eğitimlerine devam ettiklerini belirten Çelik, şöyle konuştu:
“Hepinizin bildiği gibi ne kadar iyi kampanya yaparsanız yapın, ne kadar güçlü çalışma yaparsanız yapın seçim, seçim günü kazanılır. İstanbul’da 33 bin 227 sandığımız var. İstanbul’un 39 ilçesinde sandık görevlilerimiz tam anlamıyla hazır durumda. Sandık güvenliği eğitimlerimiz başladı. Avukat örgütlenmesi eğitimlerimiz başladı. Okul, kat, bilişim sorumlusu eğitimlerimiz başladı. İstanbul’da 33 bin 227 sandığı yüz bin kişilik bir orduyla koruyacağız. Buradan İstanbullulara şunu ifade etmek istiyorum: Sandık güvenliği konusunda en ufak bir endişeniz olmasın. İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir biçimde bizler sandıklara sahip çıkacağız. Bütün İstanbulluları buradan Beylikdüzü’nden oy kullanmaya davet ediyorum. Demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum. 31 Mart’ta İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir başarı elde edeceğiz. İstanbul’u yeniden kazanacağız. İstanbul’un 39 ilçesinde, yirmi beşle otuz arası ilçe kazanacağız. Meclis çoğunluğunu sağlayacağız. Bütün engellemeleri ortadan kaldıracağız ve tam yol ileriye diyeceğiz. Yolumuz açık olsun. Yolumuz aydınlık olsun.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar Mahmutbey Selanikliler Derneği’nde gençlerle buluştu. Murat Kurum,”Aslında uygun bir şekilde proje de hazırlamıştık. Gençlerimiz gördü mü bilmiyorum, bu projeyi yapmak üzere bayağı da güzel bir çalışma ortaya koyduk. Buradaki kültürü, dostluğu kardeşliği, o kardeşlik hukukunu devam ettirecek, başkalarının da ifade ettiği gibi buraya geldiğinizde gerçekten evinize gelmiş gibi hissedeceğiniz çalışma. Annelerimizin kızlarını gelin ettiği, annelerimizin oğlunu askere gönderdiği tüm hatıraların devam ettiği Mahmutbey mahallemizin, yine aslına uygun bir şekilde dönüşümünü istiyoruz. Sevgili gençler burayı özel bir mahalle olarak düşünüyoruz. Buradaki kültürün yaşatılması, burada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği o muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak adımların atılması, bizim için çok kıymetli çok değerli” diyerek sözlerini sürdürdü.
“İlk işini kuracak gençlerimize 100 bin TL sermaye vereceğiz”
Gençler için hazırladıkları projelerini anlatan Kurum,”Gençlere biz diyoruz ki; aslında geleceğimizin teminatı ama ben biraz daha farklı bakıyorum bu konuya. Gençler geleceğin teminatı olmakla birlikte aslında bugünün de karar vericileri. Sizlerle birlikte karar vereceğiz, sizlerle birlikte uygulayacağız. Bir Meclis Üyesi adayımızı Bağcılar’dan gösterdik. Aslında buradaki amaç Mahmutbey mahallemizin taleplerini, ihtiyaçlarını kıymetli başkanımızın da söylediği gibi birebir takip edebilmek. İhtiyaçları gidermek adına da Bağcılar’da Abdullah Başkan’a İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz de desteklerimizi vereceğiz” dedi.
İş kurmak isteyen gençlere destek vereceklerini söyleyen Kurum, “Bağcılar’da Mahmutbey mahallemizi şöyle istiyoruz, içinde kültür merkezlerinin olduğu, kütüphanesinin olduğu Büyükşehir Belediyemizle yapacağımız sosyal tesislerle birlikte buradaki pırıl pırıl gençlerimiz çok daha güzel bir şekilde yaşasınlar istiyoruz. Amacımız bu, hedefimiz bu. Teknolojiye ilişkin yazılım kurslarından tutun da, her türlü kursları alabileceğiniz, kendinizi her alanda eğitebileceğiniz yerler olsun istiyoruz. Gençlerimize ilişkin projelerimizi açıkladık. İlk işini kuracak gençlerimize 100 bin TL sermaye vereceğiz. Niye veriyoruz, ben Pendik’te bir Teknopark’a gittim. Gencimizin biri bir tane yazılım yapmış, o yazılımla birlikte 15 milyon TL sermaye desteği almış. Böyle onlarca gencimiz var, istiyoruz ki bu dene yap atölyeleriyle buradaki StartUp’lar ile birlikte gençlerimize biz de sermaye desteği verelim kendi işini kurabilsin. İnşaat mühendislerinin bazıları statik proje gibi işler yapar. Hesaplarını yapar, proje kısmıyla alakalı projesi deriz biz onlara. Ben de arkadaşımla birlikte böyle bir ofis kurmak istedim. Babama gittim dedim ki; ‘baba ben iş kuracağım. Arkadaşımla Salihli Kula’da. Bize para lazım. Bize bilgisayar alacak, bir de ofis açacak bir kaynak lazım. Yarısını ben karşılayacağım, yarısını arkadaşım karşılayacak.’ Babam da dedi ki; ‘Ben para veremem. Sen çalış kazan.’ Belki o gün ben projeci olarak başlasaydım, bugün belki farklı bir alandaydım bilemiyorum. Ama sağ olsun babamız her zaman bizim yanımızda oldu. İstiyorum ki gençler kendi işlerini kurabilsinler, ilk ofislerini açabilsinler. O yüzden de mesela paylaşımlı ofisler açacağız. Bağcılar’da da olacak. Bu ofislerde kendi ofisinizi işyerinizi açacaksınız. Biz de size sermaye desteği vereceğiz. Eğitim desteği vereceğiz. Bu manada sizleri her alanda yetiştirecek destekler vereceğiz ki, sizler çok daha farklı alanda kendinizi yetiştirin. Ülkemizin geleceği adına, bütün dünya ülkeleriyle yarışacağız. Her alanda ülkemize yeteneğiniz çok önemli, değerli” şeklinde konuştu.
Kuracakları Gençlik Meclisi hakkında da bilgi veren Murat Kurum, “Her alanda kendine yeten şehir olmak o kadar önemli ki, İstanbul’u biz ülkemizin lokomotif şehri görüyoruz ve İstanbul ülkemizin en önemli değeri.
Kültürel değerinin dışında bir de ekonomik değeri var. Burada teknolojinin merkezi olsun istiyoruz. İstihdamın merkezi olsun, buradaki gençler geleceğe umutla baksınlar, okumak bir külfet olmasın. Kuracağımız Gençlik Meclisi’nde Bağcılar’dan temsilci arkadaşlarla birlikte Gençlik Meclisi ile karar alacağız ve o kararı beraber uygulayacağız. Öncelikle Başkanım da anlattı, İstanbul bir deprem şehri. Bu deprem şehrinde önceliğin deprem olması lazım. Deprem dönüşümü olması lazım. Bağcılar’da bugün 3 tane dönüşüm projesini yapan bir ağabeyiniz, kardeşinizim. Belediye başkanıyla birlikte o dönüşüm projelerini gerçekleştirdik. Kütüphanesi, kıraathanesi, yürüyüş yolları, bisiklet yolları, huzurla vakit geçiriyor. Bağcılar’da bir metrekare yeşil alan yok. Baktığınızda sizin vakit geçireceğiniz bu yeşil alanlar çok daha fazla olsun istiyoruz. Hafta sonları arkadaşlarınızla gidin, vakit geçirin, spor yapın kütüphanelere gidin, orada eğlenin istiyoruz ki yürüme mesafesinde tüm Bağcılar’ın ulaşabileceği bir alana bu millet bahçesini kazandırıyoruz. İstanbul’un her yerinde de bu hizmetleri yapmak bizim hedefimiz. Bunu da gençlerimizle birlikte yapalım istiyoruz. Bu bir gençlik hareketi, bir kadın hareketi olsun istedik” diyerek konuşmasına devam etti.
“Liyakatli ekiplerle kadrolarla çalışırsanız, kaynak bulunur”
Daha önce afet bölgelerinde verdiği sözlerin de ‘kaynağı nasıl bulacaksınız?’ denilerek eleştirildiğini hatırlatan Murat Kurum, verdiği sözleri her zaman tuttuğunu ve yerine getirdiğini söyledi.
Liyakatli kadrolarla ve doğru harcama ile kaynak sorunu olmayacağını vurgulayan Kurum, “Sandığa gideceksiniz. Sandığa giderken de sizlerden şuna bakmanızı istiyorum; bu yerel seçim hizmet seçimi. Hizmet ve eserlerin yapılacağı seçim. Bizim hamdolsun geçmiş 5 yılımızda bakanlık yaptığımız görev boyunca verdiğimiz sözleri tutmaya çalıştık. Afetler oldu, afetlerde biz hep oradaydık. Milletimize söz verdik, o sözleri hep tuttuk. Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de böyle oldu. Kastamonu’da, Rize’de ve Bartın’daki sellerde böyle oldu. Antalya’da Muğla’da çıkan orman yangınlarında böyle oldu. O zaman bize dediler ki; ‘kaynağı nereden bulacaksın.’ Biz kaynağı bulduk. Kaynağı doğru yönetirseniz, çalışırsanız, liyakatli ekiplerle kadrolarla çalışırsanız, kaynak bulunur. İstanbul gerçekten kendi kendine yeten, hatta kendisinin dışında 81 ilde de izi olan bir şehrimiz. O yüzden biz kaynaklarımızı doğru kullanmaya çalışacağız. Doğru insanlarla, liyakatli kadrolarla çalışarak bu hizmetleri yapmak istiyoruz. Tabii bunu yaparken de sizlerin desteğiyle yapacağız.” dedi.
“Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehrinin İstanbul olmasını istiyoruz.”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, 31 Mart’ta yapılacak seçimin önemine dikkat çekerek, “Biz Mahmutbey mahallemiz için de ihtiyaçlar neyse o ihtiyacı gideren tarafta olacağız. Mahmutbey’in gençliği için buradaki kadınlarımız buradaki yavrularımız için buradaki büyüklerimiz için buradaki değerleri koruyarak medeniyetimizi, kültürümüzü ve inancımızı içinde barındıran İstanbul böyle bir şehir. Biz de bu şehrin bu değerleriyle birlikte Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehri İstanbul olmasını istiyoruz. Bağcılar’ın parlayan mahallesi Mahmutbey olsun istiyoruz. Bu projeleri de sizlerin desteğiyle yapacağız. Ben hep söz verdiğim işleri yapmaya çalıştım. Hamdolsun geçmişimizde bu çerçevede verdiğimiz sözleri tutmakla geçti. Biz göreve geldiğimizde, Mahmutbey mahallesini bu hale getirecek ve sizin burada huzur içerisinde güven içerisinde yaşayacağınız projeyi yapmak istiyoruz. Bu seçim sizin geleceğiniz adına vereceğiniz kararı oylayacağımız seçim. Bu seçim Bağcılar’da Mahmutbey’deki kentsel dönüşümle alakalı gençlerimizin geleceğiyle alakalı o StartUp’ların, dene yap atölyelerinin, kütüphanelerin gençlik merkezinin yapılacağı seçim olacak. Bunların kararının verileceği seçim olacak” konuşmasını sürdürdü.
“Ben hiçbir zaman reklamların peşinde koşmadım”
Hiçbir zaman bahane üretmeden, sadece işini yaptığını ve reklam siyaseti peşinde olmadığını ifade eden Kurum,”El birliği içerisinde bizim tek hedefimiz İstanbul’a İstanbul’un gençliğine hizmet etmek. İstanbul’un 39 ilçesinde hizmet etmekten başka bir amacımız yok. Geçmişte de ben hiçbir zaman reklamların peşinde koşmadım, algı üretmedim, bahane üretmedim. İşim neyse o işimi yapmaya çalıştım. Sizlerden ricam, yaptığımız işlere şöyle bir bakın. Tabii ki siyaset size belki uzak, tabii ki bazen kendi penceremizden bakıyoruz biz de bazen diyoruz ki çocuklarımıza ‘oğlum, kızım babam bir tane basketbol topu almıştı o kadar sevinmiştim ki günlerce onunla uyudum.’ Bizim çocukluğumuz öyleydi. Bir tane spor ayakkabı o zaman pahalıydı. Spor ayakkabı aldı, eskimesin diye günlerce giymedim ayakkabıyı. Sonuçta sizin pencerenizden de bakabilmemiz lazım. O gün öyleydi, bugün daha farklı. Gençlerimiz ayakkabısını da giyiyor, daha güzel şartlarda eğitim de alıyor, daha güzel okullarda de okuyorsunuz. Biz istiyoruz ki bunlar çok daha yukarılara çekilsin. Gençlik Meclisi çok önemli. Sözle değil icraatla bunları gerçekleştireceğiz ve sizlerle birlikte gerçekleştirmek istiyoruz” ifadeleriyle sözlerine devam etti. – İSTANBUL
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen Yozgatlılar Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra AK Parti Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, MHP MYK Üyesi Gökhan Türkeş Öngel, MHP Bağcılar İlçe Başkanı Onur Yeşil, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, Yozgat Konfederasyonu Genel Sekreteri Ferhat Karabulut ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Yozgat, bu vatanın en sağlam kalelerinden biridir”
Programda konuşan Kurum, “Yozgat’ımız, kültür ve medeniyetimizin çok önemli değerlerime sahip ülkemize büyük zenginlikler katmış bir şehrimizdir. Vatan için feda ettiği yiğitleriyle, göğsü iman dolu, gönlü geniş insanlarıyla Yozgat, bu vatanın en sağlam kalelerinden biridir. Yozgat, bu vatanın sağlam burçlarından biridir. Yozgat, milli ve manevi değerlerimize, ay yıldızlı bayrağımıza sıkı sıkıya sarılan 783 bin kilometre kare vatan toprağı için en ön safta yer alan, yiğit ve Mert insanlarımızın şehridir. Yozgat bu ülkenin çimentosudur. Yozgat bu ülkenin birleştirici gücüdür. Sizler hiç bir zaman bizi yalnız bırakmadınız. Biz de Yozgat’ımız için her zaman sizlerin yanında olduk. Her zaman Yozgatlı kardeşlerimize yaraşır eserler sunmanın derdinde olduk. Millet bahçeleriyle kentsel dönüşüm projeleri ile, sosyal konutlarımızla Yozgat’ın her ilçesine hizmet etmiş bir kardeşinizim” dedi.
“CHP’li İBB yönetimi ve başındaki kişi ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ dedi”
Kentsel dönüşümü ve depremin yaşandığı şehirlerde yapılan konutlar hakkında konuşan Kurum “6 Şubat’ta milletimizi yasa boğan ve 11 ilimizi etkileyen bir deprem yaşadık. 53 bin canımızı toprağa verdik. 14 milyon vatandaşımız bu da depremden etkilendi. biz yine oradaydık. Milletimize el ele verip 11 ilimizde 3 ayda 180 bin konutun inşaatını başlattık. Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı bu konutları yapamazsınız dediler. Kaynağı bulamazsınız. Biz kaynağımızda, motivasyonumuzda aziz milletimizdir dedik. 15 gün önce Cumhurbaşkanımız bitirdiğimiz 46 bin konutun anahtarlarını depremzede kardeşlerimize teslim etti. Biz size bedava konut vereceğiz dediler. Deprem zedelerle alakalı her türlü desteği yapacağız dediler. depremzede kardeşlerimiz yine sayın Cumhurbaşkanı’mızdan yana tercihini kullandı. İstanbul’da 39 ilçede acil dönüşmesi gereken konutları dönüştüreceğiz dedik. 5 yılda 115 bin konut sözü verip 5 bin konut üretenler, sonrada ben böyle bir söz vermedim diyen, yarı zamanlı belediyecilik yapan, sosyal medya belediyeciliği yapan CHP’li İBB yönetimi ve başındaki kişi ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ dedi. Bilim insanları deprem olacak diyor. Biz dönüşüm yapmayalım insanlarımız riskli evlerde mi otursun? İşte bunların zihniyeti bu. Bunların İstanbul gibi bir derdi yok. Hatırlayın israf ettiler dediler, o arabaları Yenikapı’ya dizdiler” şeklinde konuştu.
“Ablam dediğin İYİ Parti genel başkanını yolda görsen yolunu değiştiriyorsun”
İmamoğlu’nu eleştiren Murat Kurum “Beraber yol yürüdüğün ve yoldaşım dediğin il başkanını ve genel başkanını arkasından hançerledin. Ablam dediğin İYİ Parti genel başkanını yolda görsen yolunu değiştiriyorsun. Hani yoldaşındı bunlar? Burada tamamen kötü niyet var. Kirli kirli ittifaklarla kurduğu, masa arkasında kime nereye hizmet ettiği belli olan ama sokağa çıktığında da hiç bir ittifaktan söz etmeyen bir anlayış var. Biz 31 Mart’ta geleceğiz ve bu israfın hesabını sizlerden bir bir soracağız. 31 Mart’ta İstanbul gereken cevabı sandıkta verecek. İstanbul göz ardı edilebilecek bir şehir değil. İstanbul bir çocuk gibi her zaman sevgi ve ilgi gösterilmesi, hizmet edilmesi gereken bir şehir. Bu şehirde tüm medeniyetlerimizle, kültürlerimizle, inançlarımızla birlikte huzur içerisinde yaşayacağız. 31 Mart seçimi bu kararları vereceğimiz seçim” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Arnavutköy’de düzenlenen Muhtarlar ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı, AK Parti Arnavutköy Belediye Başkan adayı Mustafa Candaroğlu, MHP Arnavutköy İlçe Başkanı Temel Bedir ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vatandaşlar Kurum’a konuşması sırasında alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Sadece İstanbul idealimizi birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleştireceğiz”
AK Parti’nin eser ve hizmet siyasetinin arkasında muhtarların olduğunu belirten Kurum, “Arnavutköy daha çok gelişecek. AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’mızın yönettiği ilçelerimize gittiğinizde eser ve hizmet siyasetimizin en güzel örneklerine şahit olursunuz. Bu eser ve hizmetlerin arkasında da daima muhtarlarımızı, teşkilatımızı ve derneklerimizi görürsünüz. Hem milletimizi hem devletimizi temsil eden muhtarlarımız; vatandaşımızın her alandaki sorunlarına, isteklerine, sabırla, azimle cevaplar arayıp çözümler üretiyor. Yine iyilikte ve hayırda yarışan derneklerimiz, kanaat önderlerimiz, ülkemiz için bir anahtar görevi görüyorlar. Böylesine önemli görevler üstlenen siz değerli muhtarlarımız ve STK’larımız yaptığınız fedakar çalışmalarla her türlü takdiri sonuna kadar hak ediyorsunuz. Bizler de her zaman sizleri yol arkadaşımız bilip sizlerle yol yürüdük ve yürümeye de devam ediyoruz. Milletimizle birebir istişare etme fırsatı olan siz muhtarlarımızla sık sık bir araya geliyor, mahallelerimizin sıkıntılarına derman olmak için gayret gösteriyoruz. 81 ilimizde, binlerce eseri nasıl beraber yaptıysak, şimdi çok daha güzellerini İstanbul’da yapmak için nice yollar yürüyeceğiz. İnanıyorum ki ‘Sadece İstanbul’ idealimizi birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleştireceğiz” dedi.
“Ruhumuz hep deprem bölgesindeki kardeşlerimizde olacak”
Deprem ve sel felaketlerinde her zaman bölge halkının yanında olduğunu söyleyen Kurum, “Beni iyi kötü tanırsınız. Her afette milletimizin yanında olan bir kardeşinizim. Malatya’da İzmir’de depremler oldu, 2 saat sonra oradaydım. Acılarımıza beraber üzüldük. Gittik bir söz verdik. Yıllardır CHP anlayışıyla yönetilmiş güzel İzmir’imizin dönüşümünü biz yaptık. Kastamonu, Bartın, Rize ve Trabzon’da seller oldu, yine biz oradaydık. Asrın felaketinde yine hızlıca deprem bölgesine gittik ve günlerce, aylarca oradaydık. Hiçbir zaman algı belediyeciliği yapmadık. Milletimizin elinden tuttuk, hiç bırakmadık. Bize ‘yapamazsınız, kaynağı nereden bulacaksınız’ dediler. Tam 180 bin konutun inşasını 11 ilimizde eş zamanlı başlattık. 180 bin konutun ilk anahtar teslimlerini de 15 gün önce Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle depremzede kardeşlerimize verdik. Ruhumuz hep deprem bölgesindeki kardeşlerimizde olacak” şeklinde konuştu.
“İstanbul’a hizmet etmeyip, İstanbul’u basamak olarak gördüler”
Mevcut İBB yönetimini “İstanbul’u basamak olarak görmüşler” diyerek eleştiren Murat Kurum, “Bu anlayışla 81 ile hizmet etmiş, hepinizin memleketinde izi olan bir kardeşiniz olarak söylüyorum; ben dedikoduların bahanelerin arkasında olmadım. İyilik tarafında koşan oldum. Verdiğim tüm sözleri tutarak karşınızdayım. İstanbul’da deprem gerçeği var, trafik çilesi var. İnsanlar evine, işine gidemiyor. Mevcut CHP’li İBB yönetimi ne diyor; ‘ben 230 km söz verdim ve o sözümün sadece ve sadece 8 kilometresini yaptım’ diyor. 8 kilometre düşünebiliyor musunuz? Koca 5 yılda, sadece 8 kilometre metro yapmış. Hiçbir yeni metro ihalesi yapmamış, üstüne üstlük bizim ihalesini yaptığımız, 10 metro hattının üçünü iptal etmiş. O da yetmiyormuş gibi, ihalesini yaptığımız, finansmanı bulduğumuz Sancaktepe Metrosu’na hafriyat döktüler. 5 yıl boyunca İstanbul’a hizmet etmeyip, İstanbul’u basamak olarak gördüler” dedi.
“Bunların İstanbul’a, Arnavutköy’e ilişkin projeleri yok”
“5 yılda herhangi bir hizmet yapmadılar” diyen Kurum, “Dava arkadaşlarını, İl Başkanını, Genel Başkanı’nı sırtından hançerlediler. Ablam dediği İYİ Parti Genel Başkanı ile düşman oldu. Biz İstanbul’a eğer eser üretmezsek, İstanbul’a eğer hizmet etmezsek ve bu kararı 31 Mart’ta almazsak, bugün yaşadığımız çilenin katbekat fazlasını bundan sonraki süreçte yaşayacağız. Bunların İstanbul’a, Arnavutköy’e ilişkin projeleri yok. Ama reklama geldiklerinde diz boyu. İsrafı bitirdik dediler. ‘İsrafı bitirdik’ tabelalarına 175 milyon lira harcadırlar. 2 konsere tam 550 milyon lira harcadılar. Ama sorsanız ‘engellediler, yaptırmadılar.’ Heybeleri boş. 5 yılda herhangi bir hizmet yapmadılar” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’un kaynaklarını heba ediyorlar”
Murat Kurum, “31 Mart seçimleri böylesine kritik bir seçim. Bir tarafta Ayasofya müze olsun diyenler, diğer tarafta Ayasofya’da ezanlar sonsuza kadar yankılansın diyenler var. Bir tarafta ‘KAAN yapalım’ diyenler var, diğer tarafta da ‘kalorifer peteğine benziyor’ diyenler var. Bir tarafta 650 bin konutlu dönüşüm için çalışacak olanlar, diğer tarafta 5 bin konut yapıp depreme sırtını dönenler. İstanbul’a, arada bir belediyeye uğrayayım anlayışında bir CHP var. Ortaya koydukları hedefleri var. O hedefleri için İstanbul’un kaynaklarını heba ediyorlar. İstanbul hariç her yere harcıyorlar. Kongrelerde yaptıkları, konserlere harcadıklarını söyleyenler biz değiliz, kendi arkadaşları. İSKİ 5 yılda buraya bir şey yaptı mı? Kar, yağmur yağdığında başka yerlerde fotoğraf vermeyi biliyorlar. Deprem olduğunda ‘ben çocuklarımla tatile giderim’ demeyi biliyorlar. İstanbul’u sel bastığında ‘ben aileme vakit ayıracağım’ diyorlar. Bizim de ailemiz var, bizim de çocuklarımız var. Bizim ailemiz o kadar büyük ki; bizim ailemiz 85 milyon, bizim ailemiz 16 milyon. İstanbul’da yaşayan kardeşlerimiz bizim ailemiz. Onlar hangi bahaneyi üretirse üretsin, icraat, hizmet ve belediyecilik bizim işimiz. Bizi tek bir gün bile uzaklarda aramayacaksınız. Biz her zaman milletimizin yanında olduk. Bizi arayan Arnavutköy’deki konutların inşasında bulacak. Türkiye Yüzyılı’nda parlayan Arnavutköy’ü sizlerle birlikte inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u yeniden dünyanın en güzel şehri yapacağız”
Vezneciler Metrosu’nun Arnavutköy’e kadar uzatılacağını söyleyen Murat Kurum, “İstanbul’u yeniden dünyanın en güzel şehri yapacağız. Arnavutköy’ün o beklediği metroyu da Vezneciler’den buraya yine biz getireceğiz. Arnavutköy’ün, kadınlarımızın, çocuklarımızın beklediği eserleri kültür merkezlerini yine biz yapacağız. Biz her zaman milletin yanında olduk. Milletimiz bizi nerede istiyorsa orada olduk. Bundan sonra da baretimizi takıp çizmelerimizi giyeceğiz. Bizi arayan Arnavutköy’ün metro şantiyesinde bulacak. Bizi arayan Arnavutköy’deki konutların inşasında bulacak. Milletimizin destekleriyle Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bu yolda sizlerle yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 31 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamında bugün Beylikdüzü ve Eyüpsultan ilçelerindeki saha çalışmalarına katıldı. Beylikdüzü’ndeki Adnan Kahveci Mahallesi’nde bulunan Seçim Koordinasyon Merkezi’ne uğrayan Çelik’i burada Beylikdüzü Belediye Başkanı ve yeniden adayı Mehmet Murat Çalık, İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Yankılıç, Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş ve partililer karşıladı.
“BEYLİKDÜZÜ BELEDİYECİLİĞİ, DÜNYAYA MODEL OLDU”
Çelik, burada yaptığı konuşmada, saha gezisini organize eden ilçe örgütüne ve ilçe başkanına teşekkür etti, şunları söyledi:
“Beylikdüzü belediyeciliği sadece İstanbul’a değil, dünyaya model olmuş bir belediyecilik. Beylikdüzü belediyeciliği, 2014’ten bu yana yaptığı çalışmalarla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı gibi bir belediyecilik anlayışı sergiliyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nde 5 yıl boyunca halkçı belediyecilik uygulamaları gerçekleştirdi. Beylikdüzü’nde çocuklar, gençler, kadınlar, emekliler için çok önemli çalışmalar yaptı ve şimdi o çalışmaları 2019’dan itibaren İstanbul’un dört bir yanına ulaştırmış oldu. Buradan Sayın Ekrem İmamoğlu’na büyük bir teşekkür ve başarı dileklerimizi hep birlikte iletelim. 2019’da Mehmet Murat Çalık başkanımız göreve geldi. Ekrem İmamoğlu’ndan sonra acaba Beylikdüzü’nde bu hizmetler nasıl devam edecek, bu kadar yüksekteki bir çıtayı nasıl daha yukarıya taşıyacak diye aslında bütün İstanbul düşünürken yaptığı çalışmalarla şunu görmüş olduk; Beylikdüzü Belediyesi, 2019’da aldığı çıtayı daha yukarıya taşıdı.”
“İSTANBUL’U YENİDEN KAZANACAĞIZ”
Sandık güvenliği konusunda yaptıkları örgütlenmeye ayrıca vurgu yapan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hepinizin bildiği gibi ne kadar iyi kampanya yaparsanız yapın, ne kadar güçlü çalışma yaparsanız yapın; seçim, seçim günü kazanılır. İstanbul’da 33 bin 227 sandığımız var. İstanbul’un 39 ilçesinde sandık görevlilerimiz tam anlamıyla hazır durumda. Sandık güvenliği eğitimlerimiz başladı. Avukat örgütlenmesi eğitimlerimiz başladı. Okul, kat, bilişim sorumlusu eğitimlerimiz başladı. İstanbul’da 33 bin 227 sandığı 100 bin kişilik bir orduyla koruyacağız. Buradan İstanbullulara şunu ifade etmek istiyorum. Sandık güvenliği konusunda en ufak bir endişeniz olmasın. İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir biçimde bizler sandıklara sahip çıkacağız. Bütün İstanbulluları buradan, Beylikdüzü’nden oy kullanmaya, demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum. 31 Mart’ta İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir başarı elde edeceğiz. İstanbul’u yeniden kazanacağız. İstanbul’un 39 ilçesinde, 25 ile 30 arası ilçe kazanacağız. Meclis çoğunluğunu sağlayacağız. Bütün engellemeleri ortadan kaldıracağız ve tam yol ileriye diyeceğiz. Yolumuz açık olsun. Yolumuz aydınlık olsun.”
ESNAFIN SORUNLARINI DİNLEDİ
Çelik’in konuşmasının ardından mahalledeki hane ve esnaf ziyaretleri gerçekleştirildi. Günün ikinci saha programında Eyüpsultan’ı ziyaret eden Çelik, Eyüpsultan İlçe Başkanı Doğan Sarıtaş ve Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen ile bir araya geldi. Çelik, Alibeyköy Seçim Koordinasyon Merkezi’nde partililerle bir araya geldikten sonra ilçe başkanı ve Özmen ile birlikte cadde üzerindeki esnafı ziyaret etti. Esnafın sorunlarını dinleyen Çelik, önce 2024 seçimlerini kazanacaklarını ve ardından 2028’de yapılacak genel seçimlerde Türkiye’de yeni bir umudu yeşerteceklerini belirtti.
]]>Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, Üsküdar Belediye Başkan Adayı Yılmaz Bayat ile birlikte, katıldığı lokma dağıtımının ardından şöyle konuştu:
“28 ŞUBAT’TAN BU YANA OLUP BİTENLER, BUGÜN YAŞADIKLARIMIZIN NETİCESİDİR”
“İstanbul’u karış karış dolaşmaya gayret ediyoruz. İnsanımıza, insanımızın gönlüne dokunmaya çalışıyoruz. Tarihi bir seçimin arifesindeyiz. Bugün 28 Şubat, 28 Şubat vesilesiyle merhum Erbakan Hocamızı bir kez daha rahmetle, hasretle yad ediyorum. Aynı zamanda 28 Şubat bugün Türkiye olarak bizim yaşadığımız her ne varsa milletimizin canını hep sıkan ne varsa ekonomiden eğitime, sağlığa, dış politikaya, sosyal hayata, hepsinin temellerinin atıldığı tarihtir. Bugünü doğru okuyabilmek için 28 Şubat’ın neden yapıldığını iyi anlamamız gerekir. Herkes 28 Şubat’ı konuşur ama neden yapıldığını konuşmaz. 28 Şubat, denk bütçenin yapıldığı bir hükümet dönemidir. 28 Şubat, işçinin, memurun, emeklinin, dar gelirlinin yüzünün güldürüldüğü bir hükümet dönemidir 28 Şubat, İslam ülkelerinin tek güç haline gelebilmesi için D-8’in kurulduğu döneme denk gelmektedir. Dolayısıyla herkes alttan şunu söylüyor. Erbakan Hoca’ya 28 Şubat’ta yapılanlar denk bütçe için, ülkenin ekonomisinin düze çıktığı için, D-8 kurulduğu içindir. Öyleyse bu üç sebepten dolayı 28 Şubat olmuşsa, 20 yıldır bu üç şey nerede? D-8 nerede? Denk bütçe nerede? Geçim nerede? Hayat nerede? Ekonomi nerede? Dolayısıyla ben altını çizerek söylüyorum. 28 Şubat’tan bu yana olup bitenler, bugün yaşadıklarımızın neticesidir.
“ULAŞIMDA ÖYLE DOKUNUŞLAR YAPACAĞIZ Kİ TRAFİKTE KALMA SÜRESİNİ AZALTACAĞIZ”
İkincisi tarihi bir seçimdeyiz. Herkes bir şeyler söylüyor ama insanı, aileyi ve mahalleyi hesap etmeyen insana dokunmayan projelerle bir İstanbul tasavvuru olmaksızın herkes bir şeyler vaat ediyor. Biz her şeyden önce İstanbul’umuzda yaşayan insanlarımızın hayatını bugünkü geçim ve hayat pahalılığı cenderesinden kurtaracak dokunuşları yapacağız. Kent Kart projemiz tarihi bir projedir. En önemli projemizdir. Bugün İstanbul’da hiçbir çocuğumuz beslenme saatini aç karnına geçirmeyecek. Kantin kart uygulamasını devreye sokacağız. Biz İstanbul’da ulaşımda öyle dokunuşlar yapacağız ki trafikte kalma süresini azaltacağız. Biz bugün devlet okullarının birçoğunun maalesef üzülerek ifade ediyorum. Tuvaletleri berbat, pislik içerisinde. Hijyen timlerini devreye sokacağız Milli Eğitim Bakanlığımızla yapacağımız iş birliğiyle biz her okulumuzun ihtiyacı olan temizlik malzemesini ve personel ihtiyacını karşılamış olacağız. Seçimlerin ülkemize, milletimize, Üsküdar’ımıza hayırlar, bereketler getirmesini temenni ediyorum.”
“POLİSİN ERBAKAN HOCAMIZI ALMASINA İZİN VERMEYECEKTİK”
Aydın, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun, ‘2006 yılında dönemin Başbakanı Erdoğan’ın emriyle, polislerin Necmettin Erbakan’ın evini kuşattığı’ iddiasıyla ilgili soruya şöyle cevap verdi:
“Erbakan Hocamızın maruz kalmış olduğu davanın önü, arkası sonu. Bunlardan da bağımsız olarak genel başkanımızın 2006 yılında yaşanmış hadiseyi dile getirmiş olmasına fokuslanmak, odaklanmak lazım. O dönemin doğrudan içinde olan birisi olarak söylüyorum. Bize yani Erbakan Hocamıza İçişleri Bakanlığı’ndan bir kanaldan polisin Erbakan Hocamızı almaya geleceği söylendi. Bu durum Erbakan Hocamıza aktarılınca Erbakan Hocamız dedi ki, ‘Ne münasebet ben evimi niye terk edeyim ki? Ben suçlu muyum?’ Bunun üzerine 150-200 genç olarak 2006 yılında bir organizasyon içerisine girdik. Polisin Erbakan Hocamızı almasına izin vermeyecektik. ve fiilen sivil polisler geldi. ve o zaman rahmetli Kalyoncu Bey, Tayyip Bey’i arayarak hangi üslupla söylediyse artık bu polislerin derhal Erbakan Hoca’nın evinin çevresinden çekilmesini söyledi. ve Tayyip Bey polislerin çekilmesini temin etti. Kritik soru şu. O gün polisleri Erbakan Hocamızın evinin çevresinden çekmesini gösteren irade, polislerin oraya gelmemesini neden sağlamadı? Genel başkanımız buna dikkat çekti. Her şey bundan ibarettir.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Arnavutköy’de miting düzenledi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı, AK Parti Arnavutköy Belediye Başkan Adayı Mustafa Candaroğlu, MHP Arnavutköy İlçe Başkanı Temel Bedir ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlar ve sloganlarla eşlik etti. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Biz gerçek belediyeciliğin neferleriyiz”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “Bu meydan bize tıpkı 28 Mayıs’ta olduğu gibi 31 Mart akşamı zaferimizi müjdeliyor. Bu meydan reklam belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik diyor. Biz de diyoruz ki bu seçimlerde Arnavutköy büyük bir rekor kıracak. Arnavutköy, Cumhur İttifakı diyecek. Arnavutköy sandıkları öyle bir patlatacak ki, İstanbul’da herkes Arnavutköy’ü konuşacak. Bugün İstanbul’umuz iş bilmez ellerdedir. Bu aziz şehir, ehliyetsizliğin kurbanı olmaktadır. İstanbul’umuz, yarı zamanlı belediye başkanlığını kabul etmez. Biz gerçek belediyeciliğin neferleriyiz. Sizin emrinizde ve hizmetinizdeyiz. 1 Nisan’da 5 yıldır yüzü gülmeyen İstanbulluların yüzünü güldürmeye geliyoruz. 1 Nisan gelecek, dertler bitecek. 1 Nisan gelecek, yüzler gülecek. 1 Nisan gelecek, İstanbul yeniden dirilecek. Bugün İstanbul’u yönetenler milyonlarca riskli yuvada yaşayan 6 milyon insanımızın geleceğini düşünmüyorlar. Bir tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de toplam 75 bin yeni yuva için çalışanlar, diğer tarafta afet anında tatil beldelerinde gidenler var. Bugün bir tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Arnavutköy’de, Beykoz’da şantiyelerde arı gibi çalışanlar, diğer tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler var. Bunların millete zerre kadar şefkati, sadakati yok. İşte bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek. Bu seçimde ya kentsel dönüşümü seçeceğiz, ya da risksiz evlerde güvensiz bir yaşamı seçeceğiz. Bu seçimde ya asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun temelini atanları seçeceğiz, ya da 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri seçeceğiz” dedi.
“Biz hep milletimiz için yapan ve üreten tarafta olacağız”
Arnavutköy’deki problemleri dile getiren Kurum, “İstanbul’da yaşamak çile haline geldi. Arnavutköy’de imar problemi var. Arnavutköy’de kentsel dönüşüm ile ilgili beklenti var. 5 yıllık süreçte Arnavutköy’e dikilmiş bir eserleri yok. Kendileri icraattan, projeden nasiplerini alamadıkları için böyle bir dertleri yok. Bizim yapacaklarımıza hayalleri bile erişemiyor. Derdi olmayanlar bizi anlayamaz. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak, 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla milletimizin yanında alacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçesi yaparken bulacak. Bizi arayanlar Arnavutköy’ün geleceğini inşa ederken bulacaklar. Bizi hiç kimse polemik yaparken görmeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılışlar yaparken görecek. Gençlerimiz için yeni ofisler, yeni iş yerleri kurarken görecek. Bizi arayanlar başımızdaki baretimizle, ayağımızdaki çizmemizle, sırtımızdaki montumuzla İstanbul için koşarken görecek. Bizi hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular tarafında göremeyeceksiniz. Biz hep milletimiz için yapan ve üreten tarafta olacağız. Tüm tecrübemizle Arnavutköy’e hizmet etmeye geliyoruz. Arnavutköy’ün yarınlarını hep birlikte inşa edeceğiz. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız. İstanbul artık alarm veriyor. İstanbulluların bu ihmalkarlığa dayanacak gücü kalmamıştır” şeklinde konuştu.
“Kalbimizde, millet sevgisiyle her yere koşacağız”
Arnavutköy için yapmak istediği projelerini anlatan Kurum, “Milletimiz İstanbul’u israfa, felakete, borca sürükleyenlere fırsat vermeyecektir. Sizleri CHP’nin insafına, belediyecilik anlayışına asla terk etmeyeceğiz.1 Nisan’dan itibaren Arnavutköy’ümüz için dev yatırımlarımızı hızlıca başlatacağız. Vezneciler-Sultangazi-Arnavutköy Raylı Sistem Hattını ilçemize kazandıracağız. Vezneciler-Sultangazi-Arnavutköy Hattını, Fenertepe İstasyonuyla entegre edip Halkalı-Başakşehir-Arnavutköy-İstanbul Havalimanı hattıyla birleştireceğiz. Böylece Arnavutköy’den hem Marmaray’a hem de Topkapı’ya kadar raylı sistem hattı üzerinden yolculuk yapabileceksiniz. 1 Nisanda İETT hatlarının güzergah ve sefer sayılarını artıracağız. Ayrıca oluşturulacağımız ek hatlar ile ilçe içindeki merkezler arasında tüm bağlantıları sağlayacağız. Arnavutköy-Karaburun, Sazlıbosna-Hadımköy arasındaki yolumuzu düzenleyeceğiz. Gençler için çok amaçlı kültür merkezini Arnavutköy’e kazandıracağız. Arnavutköy’ün gençliği geleceğe emin adımlarla yürüyecek. Arnavutköy’de İSMEK’imiz her mahallemize yetecek seviyede tüm kadınlarımıza meslek edindirme kursları verecek. Orada ilk işini kurmak isteyen hanım kardeşlerime ‘İBB yanında diyeceğiz’. Vereceğimiz 100 bin TL sermaye desteği ile kadınlarımız üretecek, istihdama katkı sağlayacak. Hep birlikte güçlü bir geleceğe hazırlanacağız. Bolluca’mız bugün Arnavutköy’ümüzün en güzel değeridir. Biz inşallah Bolluca’mıza yeni yeşil alanlar kazandıracağız. Burada tematik köylerimiz ve çiftlik parklarımızla milletimiz huzur içerisinde vakit geçirecek. Durusu’ya da muhteşem bir doğa parkı kazandıracağız. Arnavutköy’ümüzün derelerini tamamen ıslah edeceğiz. Yağmurda Arnavutköy’ü su basmayacak. Annelerimiz kapalı pazarların sayısının arttırılmasını istedi. Sıkışık pazar yerlerinde alışveriş yapmayacaksınız. Biz Arnavutköy’ümüze hangi mahallenin talebi varsa Mustafa başkanımla el ele verip yapacağız. Mevcut İBB yönetimi 5 yıldır engelli kardeşlerimizi de sahipsiz bıraktı. Bunu çok iyi biliyorum. Biz Arnavutköy’deki kardeşlerimizin en güzel imkanlardan istifade edeceği engelli ve yaşlı bakım merkezimizi bu şehre armağan edeceğiz. Bizi tek bir gün bile uzaklarda aramayacaksınız. Kalbimizde, millet sevgisiyle her yere koşacağız. Dünyanın en güzel milleti için, İstanbul’u yeniden dünyanın en güzel şehri yapacağız” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan ve “postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümünde İstanbul Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. ’28 Şubat Sempozyumu’na Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, yargı üyeleri, akademisyenler, 28 Şubat mağdurları ve öğrenciler katıldı.
“15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı”
Sempozyumda konuşan İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, “28 Şubat post modern darbesinde anayasa mahkemesi tarafından iktidar partisi kapatılmasaydı, o hukuka aykırı yargılamalar olmasaydı, o darbenin de başarılı olması mümkün değildi. Bu söylediklerimi şununla test edebiliriz; 15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı, onların bildirileri altında ezilmedi, reddetti. Daha 15 Temmuz gecesi yakalama kararları çıkarıldı ve o darbe başarılı olamadı. Dolayısıyla darbeler açısından yargı bu kadar önemli” dedi.
“Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik”
İstanbul Üniversitesi’nin ziyaretçilere açılmasıyla ilgili eleştirilere yanıt veren İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, “Son günlerde kurumumuza yöneltilen haksız, mizansız ve insansız eleştiriye değinmek istiyorum. Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik. Akla hayale sığmayan eleştiriler oldu. Yalnızca fotoğraflarla amfimizde olan personelimizi sığınmacı gibi gösteren bu nefis mekanlarda dizi, film çekmek isteyenleri işgalci olarak gösterenler oldu. Ama ne yazık ki bu hakikaten ön yargılı eleştirileri, basında bunları kendi araştırmadan, soruşturmadan sundu. Çok şükür aklı selim basın mensupları bu yazılanların provokasyon olduğunu gördü. ve doğrularla iş yerine oturdu” ifadelerini kullandı.
“Milli irade düşmanları Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler”
Başarılı darbelerle anılan bir Türkiye tarihi olduğunu belirterek son 20 yılda darbelerin ve darbe girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı yıllar olarak tarihe geçtiğini ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye ne zaman istikrarı yakalasa, ne zaman tek başına iktidarla bir kalkınma sürecine girse şer güçler, demokrasi düşmanları, milli irade düşmanları devredeydi. Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler. 1971’den, 12 Eylül 1980 darbesine kadar sürede çok çalkantılı, zor geçti. Her yıl bir hükümet değişti, koalisyonlar ve istikrarsızlık süreci, sağ – sol kargaları, Kürt – Türk, Alevi – Sünni çatışmaları ve gençlerimiz birbirine kırdırıldı. Üniversitelerde olaylar ve 12 Eylül 1980 darbesine giden süreç hazırlandı. 90’lı yılların başında sona erdi. 90’lı yıllardan itibaren yine koalisyonlar, krizler sıkıntılı bir süreç başladı. 90’lı yılların başında terörün zirveye çıktığı, 1993 yılında PKK terörünün iyice azdırıldığı, faili meçhullerin hat safhada olduğu, gazeteci suikastlarının peşi sıra ülkenin bir kaosa sürüklendiği o dönemleri yaşadık” şeklinde konuştu.
“2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu”
28 Şubat darbesinin sürecini anlatan Adalet Bakanı Tunç, “Gerek askeri çevreler, gerek darbeci ve vesayetçi anlayışı destekleyen medya, yargı çevreleri ve o dönemde gerek işveren sendikaları, gerek işçi sendikaları, sivil toplum kuruluşlarının o dönemdeki temsilcileri maalesef demokrasinin yanında değil de hükümetin aleyhindeki kampanyaya katıldılar. 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Milli Güvenlik Kurulunda kararlar alındı. Başbakanın boncuk boncuk terletildiği, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının belgesellerde gençlerimiz gördüğünde hatırlıyorlar. O toplantıda, alınan kararlardan en önemlilerden bir tanesi kılık kıyafet serbestliğine sınırlama getirilecek, 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulanarak imam hatiplerin orta kısımları kapatılacak, Kur’an kursları 13 yaşına kadar yasak hale getirilecek, Anadolu sermayesine kısıtlama getirilecek, irtica tehlikesi gösteren bazı medya kuruluşlarının kapatılma gibi 18 maddelik bir bildiriyi Milli Güvenlik Kurulu yayınladı. Başbakan bu Milli Güvenlik Kurulu bildirisini imzalamadı. Sonrasında tabii yine süreç devam etti. 2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu. Bu süreçte 21 banka boşaltıldı ve bu ülkenin sırtına 300 milyar dolar ekonomik kayıp olarak vuruldu. Maalesef millet bu parayı sonrasında ödemek zorunda kaldı” diye konuştu.
“Milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik”
Türkiye’de bir daha darbe olmaması için yapısal dönüşüm gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Tunç, “Bir taraftan vesayetçi anlayışla mücadele ederken bu 2000’li yıllarda geçtiğimiz 22 yılda diğer taraftan da ülkemizin kalkınması, milletimizin refahı içinde çok önemli icraatlara imza atıldı. Bu engellemeler olmasaydı bugün ekonomimiz 3 kat değil belki 5-6- 7 kat büyük olurdu. Hem gezi olaylarının maliyeti yaklaşık 250 milyar dolar. Değişik rakamlar konuşuluyor. 28 Şubat’ın maliyeti, 15 Temmuz’un maliyeti tüm bunların ülkeye ekonomik faaliyetleri olmasaydı bugün milletimizin refahı çok daha yüksek olurdu. İşte bu vesayetçi anlayışta, hem demokrasiye hem milli iradeye hem ekonomimize hem ülkemize zararı var. Tabi tüm bunları anlattık. Hafızamızdan film şeridi gibi geçti. Hepimiz anlatıyoruz asıl olan bir daha bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamamasıdır. İşte bunun için neler yapıyoruz, neler yaptık, önemli olan bu onun için de çok şeyler yaptık. Bir daha bu ülkede darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik” dedi.
“Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır”
‘Sessiz devrimi anlatan Bakan Tunç, “Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri anayasamızda ‘sessiz devrim’ diyebileceğimiz şekilde gerçekleştirdik. Zihniyet, dönüşüm önemli. Gelecek kitapların bilinçlendirilmesi önemli darbenin ne kadar ülkeye zarar verebileceğini, demokrasi dışı müdahalelerin bu ülkeye nasıl zaman kaybettirdiğini çocuklarımıza, gençlerimize aktarmamız önemli. Yapısal reformlar bakımından anayasamızda o sessiz devrim sayılan o düzenlemelerin daha kalıcı hale gelmesi, daha demokratik daha sivil katılımcı bir anayasayı yapma noktasında da aslında siyaset kurumuna, Türkiye Büyük Millet Meclisine önemli görevler düşüyor. Gerek Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı çünkü Milli Güvenlik Kurulu toplantısı 28 Şubat diyoruz. O toplantıda alınan kararlar, o Milli Güvenlik Kurumu yazısını sivilleştirdik, demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdi, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdık. Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonrada herhangi böyle bir şeyi aklından geçirenlere karşıda teyakkuzdadır. 6 milyon insan fişlendi. O demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda bu yapısal dönüşümde sağladık. İnşallah bundan sonra da bu tür hareketlere tevekkül etmek isteyenler hiçbir zaman başarılı olamayacaklar çünkü milletimize güveniyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde konumlu tarihi Bulgur Palas’ı, İstanbulluların kullanımına açtı. İstanbul’un tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşadığını belirten İmamoğlu, “İstanbul’un çehresini değiştiriyoruz. İstanbul’un tarihi ve turistik değerlerine yeniden, daha güçlü bir şekilde kazandırıyor, aynı zamanda değer katıyoruz. Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen. Bak sen. Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz, Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu” dedi.
İBB iştirak şirketleri KİPTAŞ, İGDAŞ, İstanbul İmar AŞ, İSTAÇ ve İSTON girişimiyle; kentin hafıza tarihi açısından çok değerli bir yapı olan ve yıllardır kaderine terk edilen Bulgur Palas’ı 2021 yılında satın alındı. İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı’na bağlı İBB Miras ekipleri, tarihi yapıyı, KİPTAŞ koordinasyonunda titiz bir çalışmayla restore etti. Tarihi yapı; 135 kişilik kütüphanesi, sergi salonu, öğrenci kulüplerinin kullanımına tahsis edilen alanlar, restoran, çok amaçlı etkinlik alanları ve benzersiz İstanbul manzarasına sahip seyir terasıyla yeni nesil bir yaşam merkezi olarak tüm İstanbullularla buluştu. Böylece, Cerrahpaşa’da, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde bulunan görkemli yapı, yeniden İstanbulluların oldu. Bulgur Palas’ın açılışı; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyesi Berker Esen, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, CHP’nin Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat, Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Onur Soytürk ve Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen’in katılımlarıyla gerçekleştirildi.
“Tarihe sahip çıkmak, insan olmanın ve millet olmanın bir gereğidir, yoksa gerçekten eksik kalırız” diyen İmamoğlu, konuşmasında özetle şu ifadelere yer verdi:
“İSTANBUL’UN MİRASI BEŞ YILDIR EMİN ELLERDEDİR”
“Tarihe sahip çıkmak, uygarlığın önemli bir göstergesidir. Hele hele İstanbul gibi kadim bir şehirde tarihe sahip çıkmak, aynı zamanda çok özenli davranmayı da gerektirir. Mutlaka bilimin, uzmanlığın yol göstericiliğinde hareket etmelisiniz. Ne yazık ki İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, bu anlamda uzun yıllar ihmal edilmiştir. Pek çok yanlış ve zararlı işler yapılmıştır. Özenli davranılmamıştır. ve İstanbul’a, tabiri caizse, gözünün nuru gibi bakmak gerekirken, sıradan davranışlar sergilenmiştir. Her alanda olduğu gibi, İstanbul’un mirasını koruma konusunda da ciddi anlamda liyakat sorunu vardı. Beş yıldır bu değişti. 2019’da bu anlamda yepyeni bir dönem başladı. ve inanınız ki bu yönüyle de birçok yönde olduğu gibi, İstanbul’un mirası beş yıldır emin ellerdedir.
“İBB MİRAS ORGANİZASYONUYLA, MUAZZAM GÜZEL İŞLER YAPIYORUZ”
İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmak üzere kurduğumuz İBB Miras organizasyonuyla, muazzam güzel işler yapıyoruz. İBB Miras markası, baştan sona uzmanlığa, tecrübeye, liyakate dayalı bir yapı ve bu yapıya azami dikkat gösteriyor. İBB mirasın başarıları restorasyonla da sınırlı değil. Tarihi alan ve eserlere yeni işlevler kazandırıp, şehir hayatının bir parçası haline getirme konusunda da dünya çapında iş yapıyor. Hemen yanı başımızdaki Yedikule Gazhanesi’ndeki dönüşüm, böyle bir dönüşüm. Yine Hasanpaşa Gazhanesi’nde elde ettiğimiz, hayata kazandırılan alanlar böyle bir dönüşüm. Açılışını yaptığımız bugün burada bulunduğumuz Bulgur Palas’ta aynı şekilde, iştirak şirketimiz KİPTAŞ koordinasyonunda, İBB Miras’ın birlikte dayanışmayla, bilgiye, sevgiye, özene dayalı ellerinde şekillenerek, bugüne gelmiştir. Burada özellikle İBB Miras gibi, KİPTAŞ’a da ayrı bir paragraf açmak isterim. Ortaya koyduğumuz bu özenli davranışı pratik bir eyleme dönüştürmek adına, farklı iştiraklerimizi bu yönde seferber etme kararlılığını gösterdik. Buranın mülkünün alınmasında ve sürecin yapılmasında azami gayret gösteren kurumumuz olmuştur KİPTAŞ.
“İBB OLARAK MİLLETİN MALINI SATMAYIZ”
Uzun yıllar Osmanlı Bankası’nın arşivinin bulunduğu bir depoydu bu bina. Bu binayı İBB olarak, 2021 yılında satın aldık. Ben şimdi buranın hikayesini halkımdan gizleyecek değilim. Benim özel yaşamımla ilgili alandan; benim ailemde eski esere, işte yapıya, bazen belgelere, sanata, resme olan ilgimi bilir, kişisel olarak hukuki alanımla ilgilenen avukatım, bir gün bir bankanın satışa çıkardığı ve çok cazip bir alan diye tariflediği bu binanın dosyasını bana gönderdi. Ben, bu dosyayı görür görmez bu neresi diye baktım. Hiç unutmuyorum aynı gün Saraçhane’den çıkıp, arabamı aşağıda Yenikapı’ya çekip, arabadan inip yukarıya doğru baktım binayı görmek için. Bina muhteşem bir bina, tepede duruyor. ya dedim, ‘Bu binayı ben nasıl görmem?’ İnanın bir gün sonra -arkadaşlarım biliyorlar- çağırdım dedim ki, ‘Bu binayı İBB’ye alıyoruz. ve o gün karar verdik bu binayı almaya. Tabii aldıktan sonra gelip gezdiğimde, ne güzel bir karar verdiğimizi görüp, çok mutlu oldum. O gün aldığımız paranın, yani şöyle söyleyeyim, bugün bana yüz katını verseler, biz burayı İBB olarak milletin malını satmayız.
“BİZE İTİNAYLA DAVRANSIN”
İnsanlar buraya Yenikapı’dan, metro durağından yürüyecek. Tramvaydan buraya yürüyecek. Yürüyüş alanlarıyla ilgili de çalışmalarımız var. Bu sahanın kazandırılmasıyla ilgili de ekstra çalışma var. Çocuk parkını yaptık. Muhtarım diyor ki, burada bir kreş talebi var. Burada olmaz ama kreşimizi bu bölgeye yakın bir yerde yapacağız muhtarım. Hiç endişen olmasın. Yenikapı’dan buraya gelirken, orada çok değerli bir arkeoloji alanımızı, bir müze olarak İstanbul’a kazandırıyoruz. Orada çalışmalarımıza başladık. Ne hikmetse TIR’ların, kamyonların buradan kaldırılarak taşınması için, Alibeyköy’de dünya para harcayarak, çok modern bir tesisi yaptık. Ama garip bir biçimde… Ben buradan kaymakamlığa olan duygumu ifade edeyim. Hala o TIR’ları, kamyonları orada muhafaza etmek adına bir gayret gösteriyorlar. Biz de çıksınlar diye uğraşıyoruz. Ama çıkaracağız eninde sonunda. Kaymakamlığa çağrı yapıyorum. Bize yardımcı olsun. Sayın Valimize de çağrı yapıyorum. Bize itinayla davransın. Orası muazzam bir park olacak. Oradan insanlar yürüyüp buraya gelecekler, burayı görecekler. Burada oturan insanlar da buraya gelen misafirlerin, o nezih insanların keyfini yaşayacak. Harala gürele bir ortam değil, tam aksine böyle çok nezih, kültür kokan, öğrenciler, dostlar, komşular bir arada çok keyifli bir zaman dilimi yaşayacaksınız.
“‘İSTANBUL SENİN’ UYGULAMASI ÜZERİNDEN BULGUR PALAS KİTAPLIK’A GİRENE İBB KÜLTÜR KAFE’DE 1 KAHVE BEDAVA”
Bu arada es geçmeyeyim. Bulgur Palas Kitaplık’ta, İBB Kültür Kafe’de, ‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden giriş yaparsanız, arkadaşlarım bir kahve de ikram edecekler mi? Onu duyurmamı istediler. Ama İstanbul senin uygulaması üzerinden giriş yapacaksınız ona göre.
“BİZDEN ÖNCE İSTANBUL’UN KAMUYA AİT TARİHİ ALANLARI, YAPILARIŞAHISLARIN, İMTİYAZLI BAZI DERNEK VE VAKIFLARIN KULLANIMINA VERİLİRDİ”
Bulgur Palas, aslında bizden önceki yönetimle aramızdaki zihniyet farkını ortaya koyan çok özel örneklerden birisi. Bizden önce İstanbul’un kamuya ait tarihi alanları, yapıları, bazı şahısların, imtiyazlı bazı dernek ve vakıfların kullanımına verilirdi. Biz ise, tam tersini yapıyoruz. Kamuya ait alanları, yapıları yeniden halka açmakla kalmıyor, Bulgur Palas örneğindeki gibi, ihmal edilmiş özel mülkleri de tüm İstanbulluların yararlanabileceği hale getiriyoruz. İstiklal Caddesi’ndeki çok özel Casa Botter’i biliyorsunuz. Mutlaka gezin. Aynen orasını da öyle yaptık. Bu önemli bir anlayış farkıdır. Zihniyet farkıdır. Ahlak farkıdır. Tarihe sahip çıkmak, öyle lafla olmaz. İş yapacaksınız. İcraat yapacaksınız. Bizim yaptıklarımızı, gerekirse kopyalayacaksınız. Sorun yok, kopyalayabilirsiniz yani. Problem değil.
“İSTANBUL’UN TARİHİ MEYDANLARI, TERK EDİLMİŞ ENDÜSTRİYEL MİRAS ALANLARI, UNUTULMUŞ, DEĞERSİZLEŞMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İBB MİRAS İLE TEK TEK HAYATA DÖNMEYE DEVAM EDİYOR”
İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliğiyle, 19 tarihi türbeyi restore ettik. Görseniz o türbelerin teslim aldığınızdaki halini; içler acısı. Her biri önemli şahsiyetler, önemli insanlar. 588 tarihi mezar ve hazineyi restore ettik. Liyakatli bir ekiple bunları yaptık. 42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştiriyoruz. Yine 63 anıt eser ve sivil mimarlık eserini, 34 kamusal sanat eserini restore ettik. Bugüne kadar tam 943 miras alanını koruma altına aldık. İstanbul’un yıllardır suyu akmayan 197 tarihi çeşmesinin, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp, suya kavuşturduk. Bizim bu suya kavuşturmamızla dalga geçtiler. Şimdi aynı projeyi valilik açıklıyor. Ben de memnun olduğumu dile getiriyorum. Çünkü biz; tarihine, geçmişine, bu medeniyet beşiği şehrimize sahip çıkmanın çok asil bir sorumluluk olduğunu biliyoruz. Bu sorumluluk, sadece bu şehrin insanlarına değil, sadece milletimize değil, inanınız bütün insanlığa karşı sorumluluğumuz. Onun için İstanbul’un tarihi meydanları, terk edilmiş endüstriyel miras alanları, unutulmuş, değersizleşmiş kültür varlıkları İBB Miras ile tek tek hayata dönmeye devam ediyor.
“İSTANBUL, TARİHİNİN EN ÇOK RESTORASYON YAPILAN DÖNEMİNİ YAŞIYOR”
İstanbul, tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşıyor. İstanbul’un çehresini değiştiriyoruz. İstanbul’un tarihi ve turistik değerlerine yeniden, daha güçlü bir şekilde kazandırıyor, aynı zamanda değer katıyoruz. Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen. Bak sen. Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz. Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu. Sarayburnu’na gidin; biblo gibi şimdi. Çöplüktü. Beyazıt çöplüktü, biblo gibi.Haliç kıyıları pırlanta gibi, yemyeşil. Öyle değil mi? Bakın sadece burayı anlatıyorum. İşte Bulgur Palas, Beyazıt Meydanı… ya kara surlarının içine yüzlerce kamyon çöp yığdılar, çöp. Şimdi pırıl pırıl. Onun için işi bilene, ehline verince bu işler güzel oluyor. O bakımdan demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara, demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız. Nerede? Az kaldı. 31 Mart’ta sandıkta. Bu sandığı biz çok seviyoruz.
“25 YILDA YAPAMADIKLARINI, BİZ 5 YILDA YAPTIK”
Farkında mısınız; İstanbul’un bu 5 yılını, son 25 yılla kıyaslıyorlar. Olsun, kıyaslasınlar. Çünkü o 25 yılda yapamadıklarını, biz 5 yılda yaptık. Gururla anlatıyoruz. Hükümet, belediye el ele olduğu dönemde, bizim yaptığımız kadar metroyu yapamadılar. Yeni metroları biz yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar. 31 Mart’ta, demokrasi dersini alsın, bak bir hafta içinde imzalayacak. Göreceksiniz. Yapamazlar. Çünkü niye yapamazlar biliyor musunuz? Bunlar şöyle bakıyorlar, ‘Bizden mi onlardan mı!’ Bu milletin hepsi bizim. Anlayamadılar bunu hala. Biz, insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları, ‘Bize oy verenler vermeyenler’ diye bölenlerin yaptığı işten var ya, kimseye hayır gelmez kardeşim. Biz kocaman bir aile, bir arada yaşardık. Benim babamın malı başkaydı, amcamın malı başka. Hiçbiri benim değildi, hep ‘bizim’ derdik. Ben çocukken öyle büyüdüm. Allah nasip etti, şimdi İstanbul’da da ‘İstanbul hepimizin’ diyoruz. Çocukluktan gelen terbiyenin böyle bir güzelliği varmış demek.
“ATOM KARINCAYI DA GEÇERİM”
Biz; tarihimizi, inançları, dini ve milli duyguları istismar etmeden, 16 milyon İstanbulluyu eşit ve değerli kabul eden bir anlayışla devam edeceğiz çalışmaya. Hem de çok çalışacağız, onu söyleyeyim. Yani ben artık, ‘atom karınca’ diyorum ama, atom karıncayı da geçerim, onu söyleyeyim. Durmak yok. Biz, tarihimizi bu anlamda daha da güzel günlere eriştireceğiz. Emanetlerimizi, bu milleti birleştiren, bütünleştiren, manevi köprüleri, duygusal bağları güçlendirip, büyütmeye devam edeceğiz. Gönülleri kazanmaya devam edeceğiz. Bizim yolumuz, sevginin ve kardeşliğin yoludur. Bizim yolumuz, adalet ve eşitliğin yoludur. Onun için siz de diyorsunuz ya, ‘Tam yol ileri’ yolumuzdur. Hak, hukuk ve adaletli bir dünya; hak, hukuk ve adaletli bir Türkiye ve İstanbul var etmek için, bu şehrin sorumlulukları var. Onu yerine getireceğiz. İstanbul’a, ayrı bir renk katacak olan Bulgur Palas’ın açılışında sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Emeği geçen herkese, başta KİPTAŞ’a ekibine, Genel Müdürü’ne, İBB miras ekibine ve İBB mirasın kuruluştan bugüne çok emeği geçmiş olan geçmiş olan Mahir Polat arkadaşıma teşekkür ediyorum. Ekibine, Oktay Bey’e teşekkür ediyorum. Fatih ilçemize ve İstanbul’umuza hayırlı ve uğurlu olsun.
İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış töreninin ardından Bulgur Palas ve çevresini gezdi.
BULGUR PALAS KAPILARINI, “MAGNUM İSTANBUL’DA” SERGİSİYLE AÇIYOR
Yapımı 1912 yılına tarihlenen ve İtalyan Mimar Giulio Mongeri’nin imzasını taşıdığı düşünülen Bulgur Palas, dünyadaki toplumsal değişimlerin görsel hafızasını, bir sergi aracılığıyla da İstanbullularla bir araya getirdi. Dünyaca ünlü fotoğraf ajansı Magnum Photos ve İBB’nin kalıcı iş birliğiyle, Magnum’un 77. yıl özel sergisi “Magnum İstanbul’da” ile kapılarını açan görkemli yapı; kültür ve sanat etkinliklerinin yanı sıra, eşsiz İstanbul manzaralı seyir terasıyla şehrin yeni cazibe merkezi olacak. “Magnum İstanbul’da” sergisi, bazıları dünyanın en ikonik fotoğrafları arasında değerlendirilen 200’ün üzerinde eserden oluşuyor. Sergide; Jonas Bendiksen, Henri Cartier-Bresson, Cornell ve Robert Capa, Ara Güler, David Seymour, Olivia Arthur, Raymond Depardon, Bieke Depoorter, Elliott Erwitt, Stuart Franklin, Leonard Freed, Eve Arnold, Paul Fusco, Cristina Garcia Rodero, Burt Glinn, Jim Goldberg, Marilyn Silverstone, Sergio Larrain, Susan Meiselas, Wayne Miller, Marc Riboud, Alessandra Sanguinetti, Chris Steele-Perkins, Dennis Stock ve Alex Webb gibi önemli fotoğrafçıların da aralarında bulunduğu 70 sanatçının çalışmaları yer alıyor. Eserleri TIME, New York Times, Washington Post, Der Spiegel, Le Monde, Paris Match, Newsweek gibi dünyaca ünlü medya kuruluşlarınca yayınlanan; World Press Photo Multimedia yarışmalarında jüri üyeliği yapan Emin Özmen’in fotoğrafları da “Magnum İstanbul’da” sergisinde özel bir bölüm olarak karşımıza çıkıyor.
Pazartesi hariç, her gün 10.00 – 19.00 arası ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan Bulgur Palas’ın kütüphanesi ise, her gün 22.00’ye kadar açık olacak.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal’da Uğur Mumcu Mahallesi sakinleri ile bir araya geldi. Murat Kurum’a kentsel dönüşüm toplantısında; Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, Kadıköy Belediye Başkan Adayı Veli Arslan, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
“Hiçbir sözümüzü sümen altı yapmayacağız”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Uğur Mumcu Mahallesi’nde gerçekleştirdiği kentsel dönüşüm toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Mahalle sakinleri ile bir araya gelen Kurum, “Biz bugün buraya alnımız açık geldik. Çünkü verdiğimiz bütün sözleri yerine getirmiş olmanın özgüvenine sahibiz. Hamdolsun, hiçbir sözümüzün altında kalmadık. Bizim mazimiz aydınlıktır. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. İşte, bizim aynamız da bizim işlerimizdir. Geçmişte ortaya koyduğumuz başarılardır. Bizim kimliğimiz; sözümüz senedimizdir.” sözleriyle konuşmasına başladı. Kurum; Kartal Orhantepe Millet Bahçesi, Çavuşoğlu Millet Bahçesi, Orhantepe kentsel dönüşüm süreci, Kartal’da 20 bine yakın konutun kentsel dönüşüme alınması gibi hizmetlerini hatırlatarak; “Bugün de buraya, sizin de ifade ettiğiniz gibi, ‘Murat Kurum söz verirse yapar’ güveniyle, inancıyla geldik.” dedi. 6 Şubat depreminin ardından, depremzedeler için durmaksızın çalıştıklarını ifade eden Kurum, “Üç ayda, 11 ilimize 180 bin konutun inşasını başlattık ve 15 gün önce de konutlarımız teslim edilmeye başladı.” diyerek; “Bu anlayışla, 1 Nisan’dan sonra da benim ağzımdan bir söz duyuyorsanız, o söylediğimiz projemizi, hayalimizi, her sözümüzü yerine getireceğiz. Hiçbir sözümüz askıda kalmayacak, hiçbir sözümüzü sümen altı yapmayacağız” dedi.
“Bir otobüs koymaktan acizler, olana bari mani olmayın”
Mevcut İBB yönetiminin kentsel dönüşüm sürecinde vaatlerini yerine getirmediğine değinen Kurum, “Biz, İstanbul’a, İstanbullu kardeşlerimize, Gerçek Belediyecilik vaat ediyoruz. Sözlerin unutulduğu, belediye dışında başka işlerin peşinde koşulduğu bir belediyecilik vaat etmiyoruz. Milletin zor anında burada olan, İstanbul’la ilgilenen, Kartal’ın, Orhantepe’nin sorunları için irade ortaya koyan bir belediye başkanı olmaya adayız. Biz, 31 Mart akşamı İstanbullu kardeşlerimizin ve her evin evladı olmaya, muradı olmaya talibiz. Bu anlayışla çalışacağız. Toz pembe bir tablo çizerek mevcut CHP’li belediyenin yaptığı gibi aldatan ve aldanan bir belediyecilik yapmıyoruz. Gerçek sorunlardan, gerçek çözümlerden bahsediyoruz. Nasıl yapılacağını Ekrem Bey’e öğreteceğiz” diye konuştu.
Mevcut İBB yönetiminin İstanbul’un sorunlarının farkında olmadığını belirten Kurum, “Bir sorunu çözmenin ilk adımı, o sorunun varlığını kabul etmektir. Vatandaşın içine bir çık. Orhantepe’de milletin ne sorunu var, milletin ne ihtiyacı var, Orhantepe senden ne bekliyor, Orhantepe’de bundan önce Kadıköy’e giden otobüs şimdi niye yok? Gel de bir otobüse bin, metrobüse bin, millet ne çile çekiyor bir bak. Gelemezler, yüzleri yok, heybeleri boş. Biz, 1 Nisan sabahı göreve geldiğimizde Uğur Mumcu Mahallesi’nden, Kadıköy’e otobüsü göndereceğiz. Bir otobüs koymaktan acizler. Bir otobüs koyamaz mı insan? Olana bari mani olmayın” ifadelerini kullandı.
“Gerçek belediyeciliğin neferleri artık sahaya çıkmıştır”
Kentsel dönüşüm sürecinin bir an önce başlaması gerektiğine dikkat çeken Kurum, “İstanbul bir deprem şehridir. Biz geçmişte depremlerden dolayı çok acı tecrübeler yaşamış, nice acı hatıralar biriktirmiş bir milletiz. Son bir asırda 133 bin canımızı depremlerde yitirdik. Tedbir alınmaz, ihmal edilirse, neler olacağını hepimiz gayet iyi biliyoruz” şeklinde konuştu.
Kurum, afetlere dirençli bir İstanbul inşa edeceklerini söyleyerek, sözlerine, “Bu güzel şehirde 39 ilçemiz var. 7,5 milyon evimiz ve işyerimiz var. Tam 1,5 milyon yuvamız şu anda sağlıksız durumda. 600 bin yuvamızın acilen, bir dakika bile beklemeden dönüşmesi gerekiyor. Ama İstanbullular şunu çok iyi biliyor: Gerçek belediyeciliğin neferleri artık sahaya çıkmıştır. Bizler; annelerimizin, yavrularımızın umutlarını asla boşa çıkarmayacağız; İstanbul’u el ele hep birlikte dönüştüreceğiz. Biz, İstanbul’umuzda bu gerçeği görerek, İstanbul’daki her bir hemşehrimize ‘Afetlere Dirençli bir İstanbul’ vaat ediyoruz. Risksiz İstanbul vaat ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“5 bin 833 lira taksitle vatandaşlarımız dönüşümünü hızlı bir şekilde gerçekleştirecek”
İstanbul’un 39 ilçesinde toplamda 650 bin yeni konut inşa edeceklerini yineleyen Kurum, “Yeni güvenli, huzurlu yuvalarımızın 300 binini KİPTAŞ eliyle yapacağız. Yine bu konutlardan 100 binini; evi dönüşüme girecek yuva sahiplerine çok düşük fiyatlarla kiralayacağız. Bu konutlar kesinlikle satılmayacak. ‘Yarısı Büyükşehir’den’ diyerek, evini KİPTAŞ’la dönüştürenlere 700 bin lira hibe desteği vereceğiz, 700 bin lira da kredi desteği vereceğiz” dedi.
Murat Kurum, riskli konutlarda oturanların, yeni evlerine nasıl kavuşacaklarına ilişkin, “Vatandaşımızın ödemeleri konutun bitiş tarihinde başlayacak. İlk yıl faizsiz sabit taksitle, sadece 5 bin 833 lira taksitle, evin büyüklüğüne göre vatandaşlarımız dönüşümünü hızlı bir şekilde gerçekleştirecek. Bununla da kalmayacağız, tam 100 bin lira taşınma yardımı vereceğiz. İşte bu kampanyanın 15 Nisan’da başvurularını almaya başlayacağız. ve İstanbullulara hızlı bir şekilde konutlarını teslim edeceğiz” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu’nun ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ açıklamasını hatırlatan Kurum, “CHP’li yönetim şunu söylüyor: ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diyor. İstanbul deprem şehri, vatandaşımız huzursuz bir şekilde evinde oturuyor ve diyorlar ki konutların yapılmasına gerek yok. Ne yapacağız peki? Milletimiz riskli binalarda otursun biz de izleyelim mi yani? Belediyecilik bu mu yani? Onlar ne derse desin, biz milletten tarafa olacağız” diye konuştu.
“Vatandaşımızın imar planındakini beklentisini karşılayan tarafta olacağız”
Uğur Mumcu Mahallesi’ndeki vatandaşların kentsel dönüşüm beklentilerinin farkında olduklarını söyleyen Kurum, “Haklı olarak, buradaki kardeşlerimiz de sağlam, dayanıklı binalarda, modern ve konforlu konutlarda yaşamak istiyorlar. Bizler de çok sevdiğimiz Kartal’ımızın bizden beklentilerine, taleplerine cevap vereceğimizi ifade ediyoruz. Öncelikle Uğur Mumcu Mahalle’mize bir kentsel dönüşüm ofisi kuracağız. Sizlerin taleplerini not edeceğiz. İmar planlarını vatandaşımızın dönüşümünü sağlayabilmesi amacıyla, bugünkü yönetmeliklerden ve mevzuattan kaynaklı o eksiklikleri giderecek yeni imar planını yaparak öncelikle başlayacağız” dedi.
Kurum, kentsel dönüşüm sürecinde vatandaşın daima yanında olacaklarını belirterek, “Uğur Mumcu Mahallesinde yaşayan kardeşlerimiz dönüşüme girmek istiyorsa, müteahhitle anlaşmış ise biz onun yanında olacağız. KİPTAŞ eliyle dönüşümüzü yapmak istiyoruz derlerse, biz el ele vereceğiz ve Uğur Mumcu’nun dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Hem maddi destek sağlayacağız, hem kredi desteği sağlayacağız, hem taşınma ve kira yardımı desteği sağlayacağız, hem de vatandaşımızın imar planındaki beklentisini karşılayan tarafta olacağız. Hep birlikte kararı vereceğiz ve o kararı kısmi emsal artışı ile birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.
Kartal için hayata geçirecekleri diğer projeleri de aktaran Kurum, “Çavuşoğlu Sanayi Sitesi’nin taşınması hususunda her türlü çalışmamızı hızlıca tamamlayacağız. Yapımına başladığımız Taşocağı Millet Bahçesi’ni en kısa sürede Kartallı kardeşlerimizin hizmetine sunacağız. Tekel arazisi içerisinde kalan lojman alanına yeni bir millet bahçesi kazandıracağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>“650 bin konutu; Üsküdar, Esenler ve Fikirtepe’de nasıl yaptıysak öyle yapacağız”
“İstanbul’da insan ömründen 3 yıl yiyen trafik çilesini bitireceğiz”
“Metro ağını iki katına çıkartacağız”
İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Dünya STK Günü nedeniyle, Karadeniz Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Kurum, ” Sinop, Samsun, Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin’e bakanlar bizim eserlerimizi görür. İstanbul’da da bu aşkla çalışacağız. İnsan ömründen 3 yıl alan trafik çilesini bitireceğiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, katıldığı Dünya STK Günü KASTOB Buluşması’nda kentsel dönüşüm projesinin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Karadenizlilerin her zaman kendilerinin yanında olduğunu vurgulayan Murat Kurum, “Karadeniz’e baktığımızda hep bizim yanımızda durmuş, 22 yıldır da hep ön safta yer almış. 783 bin kilometrekare vatan toprağı üzerinde ikinci yüzyılımızı kutluyorsak, bu millet sayesinde. Karadeniz’e her gittiğimizde bizi bağrına basan insanları görüyoruz” şeklinde konuştu.
Kurum, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde yaptığı hizmetleri hatırlatarak, “Sinop, Samsun, Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin’e bakanlar bizim eserlerimizi görür. Samsun’a gittiğinizde Toybelen Sıfır Atık Sanayi Sitesi’ni, Subaşı Meydanı ve Yeraltı Otoparkı’mızı; Canik, İlkadım, Atakum, Vezirköprü, Tekkeköy ve Çarşamba’da sosyal konut ve kentsel dönüşüm çalışmalarımızla karşılaşırsınız. Giresun’da sel oldu yine oradaydık. Vatandaşımızın en zor anında, selden zarar gören vatandaşlarımızın yanına gittik. Giresun’da Kastamonu’da yine böyle bir selle karşılaştık. Trabzon’a gittiğinizde Akçaabat ve Vakfıkebir millet bahçelerimizi, Beşikdüzü ve Çömlekçi Kentsel Dönüşüm Projelerimizi, Uzungöl koruma projemizi, içme suyu ve park projelerimizi görürsünüz. Rize’ye gittiğinizde Çarşı Mahallesi Meydan Projesini, Taşlıdere, Yağlıtaş, Salarha ve Tophane’deki kentsel dönüşüm projelerimizi, sosyal konutlarımızı, Ayder koruma projemizi görür; orada yaptığımız Gelintülü Şelalesi Seyir Terası’mızda seyre dalarsınız” dedi.
“İstanbul 31 Mart’ta kentsel dönüşümün kararını verecek”
İstanbulluların 31 Mart’ta vereceği kararın, kentsel dönüşüm için önemli olacağını vurgulayan Kurum, “31 Mart yaklaşıyor. İstanbul şunun kararını verecek; İstanbul’un sorunları için çalışanlar varken, diğer tarafa baktığınızda bu 5 yıla kendi gelecekleri uğruna mücadeleye katılmış olanları görecek. Bir tarafta İstanbul her alanda kendine yetsin diyenler varken, ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler, ‘KAAN kalorifer peteğine benziyor’ diyenler var. Bu seçim İstanbul’un kentsel dönüşümünün yapılıp yapılmayacağının kararı” diye konuştu.
“650 bin konutu, Üsküdar’da Fikirtepe’de Tuzla’da Pendik’te nasıl yaptıysak öyle yapacağız”
İstanbul’un son beş senedir hizmet belediyeciliğinden yoksun kaldığını belirten Kurum; göreve gelir gelmez ilk olarak kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirmek ve trafik çilesine son vermek için çalışacaklarını belirtti. Kurum, “İstanbul’da insanın ömründen 3 yılını alan trafik çilesine son vermek istiyoruz. Metrobüs kuyruklarındaki çileyi bitireceğiz ve metro ağını da iki takına çıkartacağız. Kentsel dönüşümü daha önce Pendik’te, Tuzla’da, Fikirtepe’de nasıl yaptıysak, Üsküdar Ferah Mahallesi’nde, Esenler’de akıllı şehir uygulamasıyla, Zeytinburnu’nda dönüşümü nasıl yaptıysak, Gaziosmanpaşa’da yarım kalan 5 bin konutu nasıl bitirdiysek, Tozkoparan’da kentsel dönüşümü nasıl başardıysak, Beyoğlu’nda nasıl gerçekleştirdiysek, 31 Mart akşamı İstanbullularla el ele vererek; İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayana kadar çalışacağız. 31 Mart akşamı eser siyaseti başlasın istiyoruz. Bundan önce nasıl vatandaşımızın yanında olduysak yine öyle çalışacağız. İstanbul’un kardeşi, evladı olmaya talibiz” dedi.
“Bizi ararsanız şantiyede bulursunuz dedikodu ve polemiklerin içinde bulamazsınız”
Murat Kurum, sözlerini, “Biz çalışan tarafta oluruz. Bizi ararsanız Üsküdar’daki kentsel dönüşüm çadırında oluruz, bizi aradığınızda şantiyeden çıkmış, metro temelini atarken görürsünüz. Gençlerimiz için yeni atölyelerin inşasını verirken bulursunuz. Bizi ararsanız, İstanbul’un sorunlarını giderirken bulursunuz. Polemiklerin, dedikoduların, bahanelerin arkasında bulamazsınız. Biz hep yapan tarafta olacağız. Geçmişte hep verdiğimiz sözleri tuttuk. Milletimizin gülen yüzüyle hep karşılaştık. İstanbul’daki kardeşlerimiz için bu çalışmaları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’a, katıldığı programda, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer de eşlik etti.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, katıldığı Dünya STK Günü KASTOB Buluşması’nda kentsel dönüşüm projesinin detayları hakkında açıklamalarda bulundu. Karadenizlilerin her zaman kendilerinin yanında olduğunu vurgulayan Murat Kurum, “Karadeniz’e baktığımızda hep bizim yanımızda durmuş, 22 yıldır da hep ön safta yer almış. 783 bin kilometrekare vatan toprağı üzerinde ikinci yüzyılımızı kutluyorsak, bu millet sayesinde. Karadeniz’e her gittiğimizde bizi bağrına basan insanları görüyoruz” şeklinde konuştu.
Kurum, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde yaptığı hizmetleri hatırlatarak, “Sinop, Samsun, Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin’e bakanlar bizim eserlerimizi görür. Samsun’a gittiğinizde Toybelen Sıfır Atık Sanayi Sitesi’ni, Subaşı Meydanı ve Yeraltı Otoparkı’mızı; Canik, İlkadım, Atakum, Vezirköprü, Tekkeköy ve Çarşamba’da sosyal konut ve kentsel dönüşüm çalışmalarımızla karşılaşırsınız. Giresun’da sel oldu yine oradaydık. Vatandaşımızın en zor anında, selden zarar gören vatandaşlarımızın yanına gittik. Giresun’da Kastamonu’da yine böyle bir selle karşılaştık. Trabzon’a gittiğinizde Akçaabat ve Vakfıkebir millet bahçelerimizi, Beşikdüzü ve Çömlekçi Kentsel Dönüşüm Projelerimizi, Uzungöl koruma projemizi, içme suyu ve park projelerimizi görürsünüz. Rize’ye gittiğinizde Çarşı Mahallesi Meydan Projesini, Taşlıdere, Yağlıtaş, Salarha ve Tophane’deki kentsel dönüşüm projelerimizi, sosyal konutlarımızı, Ayder koruma projemizi görür; orada yaptığımız Gelintülü Şelalesi Seyir Terası’mızda seyre dalarsınız” dedi.
“İstanbul 31 Mart’ta kentsel dönüşümün kararını verecek”
İstanbulluların 31 Mart’ta vereceği kararın, kentsel dönüşüm için önemli olacağını vurgulayan Kurum, “31 Mart yaklaşıyor. İstanbul şunun kararını verecek; İstanbul’un sorunları için çalışanlar varken, diğer tarafa baktığınızda bu 5 yıla kendi gelecekleri uğruna mücadeleye katılmış olanları görecek. Bir tarafta İstanbul her alanda kendine yetsin diyenler varken, ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler, ‘KAAN kalorifer peteğine benziyor’ diyenler var. Bu seçim İstanbul’un kentsel dönüşümünün yapılıp yapılmayacağının kararı” diye konuştu.
“650 bin konutu, Üsküdar’da Fikirtepe’de Tuzla’da Pendik’te nasıl yaptıysak öyle yapacağız”
İstanbul’un son beş senedir hizmet belediyeciliğinden yoksun kaldığını belirten Kurum; göreve gelir gelmez ilk olarak kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirmek ve trafik çilesine son vermek için çalışacaklarını belirtti. Kurum, “İstanbul’da insanın ömründen 3 yılını alan trafik çilesine son vermek istiyoruz. Metrobüs kuyruklarındaki çileyi bitireceğiz ve metro ağını da iki takına çıkartacağız. Kentsel dönüşümü daha önce Pendik’te, Tuzla’da, Fikirtepe’de nasıl yaptıysak, Üsküdar Ferah Mahallesi’nde, Esenler’de akıllı şehir uygulamasıyla, Zeytinburnu’nda dönüşümü nasıl yaptıysak, Gaziosmanpaşa’da yarım kalan 5 bin konutu nasıl bitirdiysek, Tozkoparan’da kentsel dönüşümü nasıl başardıysak, Beyoğlu’nda nasıl gerçekleştirdiysek, 31 Mart akşamı İstanbullularla el ele vererek; İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayana kadar çalışacağız. 31 Mart akşamı eser siyaseti başlasın istiyoruz. Bundan önce nasıl vatandaşımızın yanında olduysak yine öyle çalışacağız. İstanbul’un kardeşi, evladı olmaya talibiz” dedi.
“Bizi ararsanız şantiyede bulursunuz dedikodu ve polemiklerin içinde bulamazsınız”
Murat Kurum, sözlerini, “Biz çalışan tarafta oluruz. Bizi ararsanız Üsküdar’daki kentsel dönüşüm çadırında oluruz, bizi aradığınızda şantiyeden çıkmış, metro temelini atarken görürsünüz. Gençlerimiz için yeni atölyelerin inşasını verirken bulursunuz. Bizi ararsanız, İstanbul’un sorunlarını giderirken bulursunuz. Polemiklerin, dedikoduların, bahanelerin arkasında bulamazsınız. Biz hep yapan tarafta olacağız. Geçmişte hep verdiğimiz sözleri tuttuk. Milletimizin gülen yüzüyle hep karşılaştık. İstanbul’daki kardeşlerimiz için bu çalışmaları yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’a, katıldığı programda, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer de eşlik etti. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Kartal’da bulunan Uğur Mumcu Cemevi’ni ziyaret etti. Kurum’a ziyareti sırasında AK Parti Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kadıköy Belediye Başkan Adayı Veli Arslan, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu, MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt eşlik etti. Kurum’u Bozatlı Hızır Cemevi Başkanı ve Dedesi Cihan Saltuk ve beraberindeki heyet karşıladı. Kurum, ziyareti sırasında talep üzerine yeni cemevini inşa edeceğini de müjdeledi. Ziyaretti sırasında ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Burada kendimizi evimizde hissediyoruz”
Ziyaret ettiği cemevinde kendini evinde gibi hissettiğini ifade eden Murat Kurum, “Merhaba sevgili Ehl-i Beyt aşıkları, merhaba kardeşlerim, merhaba Hazreti Hüseyin’in matemini her daim yüreğinde taşıyan canlar, sizleri sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Bugün burada, siz değerli kardeşlerimle bir arada olmaktan çok mutluyum. Burada bulunan, bu kardeşlik sofrasında olanlara, sevgili canlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Burada kendimizi evimizde hissediyoruz. Bizlere bu duyguyu yaşattığınız için de ayrıca teşekkür ederim” şeklinde konuştu.
“Kimseyi ayırt etmeden hizmet etmek için yola çıktık”
Hizmetin tüm İstanbullulara ulaşacağını belirten Murat Kurum, “İstanbul için yola çıktık. Biz bu yola sevgi için çıktık. Tüm İstanbullulara, kimseyi ayırt etmeden hizmet etmek için yola çıktık. Tüm İstanbullularla kimseyi ayırt etmeden, kimsenin dinine, diline, ırkına, inancına ve mezhebi bakmadan, Kürt’ü ile Laz’ı ile Çerkez’i ile Alevi’siyle ve Sünni’siyle hep birlikte bu kardeşlik hukukunu sergileyecek anlayışı ilelebet İstanbul’da devam ettireceğiz. Bu bakış açısıyla ve sadece İstanbul diyerek projelerimizi, hayallerimizi milletimizle paylaşıyoruz. Kartal’ın her sokağına huzur getirmek için bu yola çıktık” dedi.
“Her talebinizi yerine getireceğim”
Cemevi ziyaretindeki konuşmasında Hacı Bektaş-ı Veli’nin sözünü hatırlatan Kurum, “Ne diyor Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli ‘Bir olalım, iri olalım, diri olalım.’ İşte biz böyle hünkarın sözünün takipçisi olursak birliğimizi, beraberliğimizi kimse bozamaz. Bu yüzden İstanbul’u birlikte yöneteceğiz. Siz isteyeceksiniz biz yapacağız. Bizim sözümüz askıda kalmaz. Ben hep yanınızda olacağım. Her zaman ulaşılabilir olacağım. Ne sorununuz varsa gece demeden, gündüz demeden çalışıp çözeceğim. Her talebinizi yerine getireceğim. Bunların başında da yeni bir Cemevi geliyor” diyerek projesini duyurdu.
“Alevi kardeşlerimiz verilen sözlerin tutulmadığını ilettiler”
2012 yılından itibaren Kartal’daki Uğur Mumcu mahallesi sakinlerinin Cemevi talebinin yerine getirilmediğini söyleyen Kurum “Maalesef İstanbul’da geçtiğimiz süreçte olduğu gibi, her işte yapıldığı gibi yine burada verilen sözlerin tutulmadığı noktasında bize sıkıntılarını problemlerini ilettiler. 2012 yılından beri maalesef bir kültür merkezinin bodrumunda hizmet verdiklerini, burada nefes almakta dahi kardeşlerimizin zorlandığını görüyoruz. 2012 yılından beri bir Uğur Mumcu mahallesinde Cemevi ihtiyacı olduğunu taleplerini bize ilettiler. İşte yaklaşık bir hafta önce Bahçelievler’de bir cemevimizin temelini atmıştık. Büyük bir coşkuyla büyük bir mutlulukla orada tüm canlarımızla beraber olduk ve o birliğimizi beraberliğimizi pekiştirdik. Murat Kurum olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak şu sözü ifade etmek istiyorum; İstanbul’un her ilçesinde her mahallesinde Alevi kardeşlerimizin cemevi ihtiyacına ilişkin adımlara canlarımızla beraber bir masada oturup karar vereceğiz. O masada karar alacağız. O kararı da uygulayan tarafta olacağız” şeklinde konuştu.
“1 Nisan sabahı itibariyle cemevi inşaatını biz yürüteceğiz”
Seçimlerin ardından hemen harekete geçileceğini dile getiren Murat Kurum, “1 Nisan sabahı itibariyle Uğur Mumcu mahallesinde Alevi kardeşlerimize yakışır camilerimizi yapacağız. Huzur içerisinde birliğimizi beraberliğimizi yaşayacağımız cemevi inşaatını da İBB olarak biz yürüteceğiz. Kartal’da canlarımızın neye ihtiyacı varsa o ihtiyacı gideren tarafta olacağız. Biz samimiyiz, biz aşkla sevdayla çalışıyoruz ve verdiğimiz sözleri de bugüne kadar hep tutmuş insanlarız. Her seçim zamanı gelip vaatleri verip tutmayan tarafta olmadık. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul’umuzun tüm değerleriyle, tüm kültürleriyle birlikte Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ruhunu İstanbul’un tüm ilçelerinde, mahallelerinde yaşatmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı’ ve ‘Yurdum Spor Yapıyor Projesi’ başlıklı organizasyon Güngören Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nda bulunan spor sahasında gerçekleştirildi.
İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı Spor Organizasyonu’ ve ‘Toplum Spor Yapıyor Projesi’ sloganlarıyla spor etkinliği düzenlendi. Güngören’de bulunan Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nun spor sahasında yapılan etkinliğe, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç, Hami Mandıralı, Engin Baytar, Ali Eren Beşerler, Recep Çetin ve birçok spor dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleşti. Sporla büyüyen nesilleri yetiştireceklerini aktaran İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “Hem sporu tabana yaymak, hem sporu yurtlarımıza kadar getirmek hem de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan korumak için ortak yürüttüğümüz projelerden biri. Sayın bakanım Osman Aşkın Bak olmak üzere Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Sağlık İl Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyorum. Üniversitelerden başladık ilkokullara, anaokullarına kadar sporu indireceğiz” diye konuştu.
Kemal Memişoğlu: “Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım”
“Sağlıklı spor, sporda sağlık diyerek” sözlerine başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, “Spor, beslenmeyle kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım. En önemli spor ve aktivite. Toplumla uyum içinde uyumlu bir şekilde yaşayabilecek hastalarımızın ruh sağlığı tedavilerinin yapıldığı toplumla bir yaşadığı birimlerimiz var. Bakanlığımız bununla emekler sarf ediyor. Sağlıklı bedenin sağlıklı ruhta, sağlıklı fiziğin sağlıklı beyinde olduğunu görüyoruz. Böyle bir etkinlik düzenledik. Bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Hem spor yapacağız, hem sağlıklı olacağız, hem de gençlere örnek olacağız” ifadelerini kullandı.
Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç ise düzenlenen etkinlikle ilgili, “Bedende dinçlik, ruhsal iyilik ve her an daim gençlik parolasıyla yola çıktık. Bakanlığımıza, müdürlerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Hami Mandıralı: “İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım”
Organizasyonun çok güzel olduğuna değinen eski futbolcu Hami Mandıralı, “Bende 8 yaşından beri futbol oynuyorum. İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım. O yüzden böyle bir organizasyona geldik. Çok kıymetli spor adamları, sağlık adamları, rektörler, iş insanları var aramızda. Burayı izlemeye gelen herkese futbolun, sporun güzel bir şey olduğunu anlatmaya, göstermek için buradalar. Güzel bir nostalji yapmaya geldik. Amaç çok güzel. Bütün insanları spor yapmaya davet ediyorum. Lütfen spor yapın, sağlıklı kalın” dedi.
Ali Eren Beşerler: “Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım”
Farkındalık oluşturmak için güzel bir organizasyon olduğunu aktaran eski futbolcu Ali Eren Beşerler, “Eski dostlarımızla bugün buluştuk, hep beraberiz. Uzun zamandan beri birbirimizi görmüyorduk. Tabii burada tanıdığımız doktor arkadaşlarımız da var. Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım. Herkesin bu organizasyondan tat alması lazım. Aslında sporu çok seven bir milletiz ama imkanlar doğrultusunda maalesef bu işlerde yurt dışından gerideyiz. Mutlaka bunda bir farkındalık olması ve tabana tamamen yayılması gerekiyor” diye sözlerini sonlandırdı.
]]>İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı Spor Organizasyonu’ ve ‘Toplum Spor Yapıyor Projesi’ sloganlarıyla spor etkinliği düzenlendi. Güngören’de bulunan Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nun spor sahasında yapılan etkinliğe, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç, Hami Mandıralı, Engin Baytar, Ali Eren Beşerler, Recep Çetin ve birçok spor dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleşti. Sporla büyüyen nesilleri yetiştireceklerini aktaran İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “Hem sporu tabana yaymak, hem sporu yurtlarımıza kadar getirmek hem de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan korumak için ortak yürüttüğümüz projelerden biri. Sayın bakanım Osman Aşkın Bak olmak üzere Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Sağlık İl Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyorum. Üniversitelerden başladık ilkokullara, anaokullarına kadar sporu indireceğiz” diye konuştu.
Kemal Memişoğlu: “Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım”
“Sağlıklı spor, sporda sağlık diyerek” sözlerine başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, “Spor, beslenmeyle kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım. En önemli spor ve aktivite. Toplumla uyum içinde uyumlu bir şekilde yaşayabilecek hastalarımızın ruh sağlığı tedavilerinin yapıldığı toplumla bir yaşadığı birimlerimiz var. Bakanlığımız bununla emekler sarf ediyor. Sağlıklı bedenin sağlıklı ruhta, sağlıklı fiziğin sağlıklı beyinde olduğunu görüyoruz. Böyle bir etkinlik düzenledik. Bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Hem spor yapacağız, hem sağlıklı olacağız, hem de gençlere örnek olacağız” ifadelerini kullandı.
Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç ise düzenlenen etkinlikle ilgili, “Bedende dinçlik, ruhsal iyilik ve her an daim gençlik parolasıyla yola çıktık. Bakanlığımıza, müdürlerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Hami Mandıralı: “İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım”
Organizasyonun çok güzel olduğuna değinen eski futbolcu Hami Mandıralı, “Bende 8 yaşından beri futbol oynuyorum. İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım. O yüzden böyle bir organizasyona geldik. Çok kıymetli spor adamları, sağlık adamları, rektörler, iş insanları var aramızda. Burayı izlemeye gelen herkese futbolun, sporun güzel bir şey olduğunu anlatmaya, göstermek için buradalar. Güzel bir nostalji yapmaya geldik. Amaç çok güzel. Bütün insanları spor yapmaya davet ediyorum. Lütfen spor yapın, sağlıklı kalın” dedi.
Ali Eren Beşerler: “Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım”
Farkındalık oluşturmak için güzel bir organizasyon olduğunu aktaran eski futbolcu Ali Eren Beşerler, “Eski dostlarımızla bugün buluştuk, hep beraberiz. Uzun zamandan beri birbirimizi görmüyorduk. Tabii burada tanıdığımız doktor arkadaşlarımız da var. Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım. Herkesin bu organizasyondan tat alması lazım. Aslında sporu çok seven bir milletiz ama imkanlar doğrultusunda maalesef bu işlerde yurt dışından gerideyiz. Mutlaka bunda bir farkındalık olması ve tabana tamamen yayılması gerekiyor” diye sözlerini sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>“Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulamasını hayata geçireceğiz”
“İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de Çilesiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşma, “Başta kaza kara noktaları olmak üzere tüm yolarımızda motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız. Buradan İstanbul’daki 250 bin motokurye emekçisine de müjdem var. Motokuryelerimizin dinlenebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeni yapılacak tüm yol kenarlarına sizler için dinlenme alanları ayıracağız. İstanbul’daki 250 bin motokurye kardeşimiz için yol kenarlarında yeni cepler açacağız” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de Çilesiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nı düzenledi. Kurum daha öncede açıkladığı projelerini “Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul” adı altında detaylı bir şekilde anlattı. Kurum, programda toplu ulaşım başta olmak üzere birçok farklı projelerini de sunum eşliğinde aktardı.
Program’a Kurum’un yanı sıra milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti üyeleri, meclis üyeleri, STK ve muhtarlar katıldı.
“İstanbul’umuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz”
Trafiği azaltmaya yönelik projeleri ile ilgili konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Avrupa Yakası’nda 88 Anadolu yakasında 34 kilometre olmak üzere İstanbul’umuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz. İlk 5 yılımızda Çayırbaşı, Ayazağa, Levazım ve Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini yapacağız. Büyükdere Caddesi ve sahil yoluna alternatif Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız. Yine Kağıthane-Bayrampaşa hattı arasında 11,5 kilometrelik tünelimizi hizmete açacağız. Anadolu yakasında 10,2 kilometrelik Yenisahra-Bostancı tünelinde ise Kadıköy’den gelip Tuzla’ya giden kardeşlerimiz yapacağımız yan yol düzenlemesiyle Bostancı Sahili’ne gidebilecekler. Bu proje ile Göztepe’den doğuya doğru, E-5 Karayolu ile Sahil Yolu arasında kesintisiz bir bağlantı yolu oluşturacağız. E-5 Karayolunun trafik yoğunluğunu azaltacağız. İkinci 5 yılımızda ise 74,7 kilometrelik yeni tünel hedefimizin 50,9 kilometresini Avrupa Yakası’nda Bayrampaşa’dan Büyükçekmece’ye uzanan karayolu tüneliyle sağlayacağız. Sahil yolunun Anadolu Yakası’nda alternatifi olacak 23,8 kilometrelik Harem-Çengelköy-Kavacık’ta Nakkaş tünel kavşağı ile birlikte Çengelköy kavşağından Çubukluya kadar kesintisizi ulaşımı sağlayacağız. E-5 karayoluyla TEM otoyolu ve Kuzey-Güney istikametinde iki yakada da boğaz sahil yollarını trafik çilesinden kurtaracağız. Trafik yoğunluğu üst seviyelerde olan E-5, TEM ve birbirine bağlayan bağlantı yollarının yoğunluğunu azaltacağız. Sarıyer-Beşiktaş arasında vatandaşımız 12 dakika yolculuk yapacak. Beşiktaş-Beylikdüzü arası yolculuk süresi 23 dakikaya, Beşiktaş-Küçükçekmece arası 15 dakika, Harem-Kavacık arası yolculuk süresi ise da 9 dakika olacak. Avrupa ve Anadolu yakasında Altınşehir-Bahçeşehir, Tüyap-Silivri, Sultanbeyli-Kurtköy ve Göztepe-Çayırova arasında tam 260 kilometre ana yol ve yan yolumuzun düzenlemesini yapacağız. Bu da yan yollarla birlikte İstanbul’da trafik yoğunluğunu artıran sorunları çözecek 151 kavşak düzenlemesiyle birlikte 39 ilçede ve mahallelerimizde trafik yükünü azaltacak ve İstanbulluya nefes aldıracak projelerimiz olacak. Çile haline gelmiş Mahmutbey kavşağımız başta olmak üzere Kağıthane, Bayrampaşa, Eyüpsultan, Ataköy, Zeytinburnu, Bakırköy, Ataşehir gibi en acil noktalarda kavşak projelerini başlatacağız. 1 Nisan’da inşa süreçlerine başlayacak, tüm köprülü kavşak ve yollarımızı 2 yıl içerisinde vatandaşımızın hizmetine açacağız” dedi.
“Şehir içi ulaşımında seyahat süresini yüzde 20 düşüreceğiz”
Ağır vasıta trafiğini şehrin dışına alacağını aktaran Kurum sözlerine şöyle devam etti: “Şehrimizin trafiğini rahatlatacak 2 büyük hamlemiz daha olacak. Esenler Otogarı ve Harem Otogarı’nı şehrin kuzeyine birini Kurtköy’e diğerini de İhsaniye’ye taşıyoruz. İstanbul’un şehir içi trafik yükünü alırken, şehirlerarası yolcularımızı ve şoförlerimizi de rahatlatacağız. Mevcut otogarlarımızın esnafına, bu yeni otogarlarda öncelik vereceğiz. Otogarları raylı sistemlere entegre ederek; gelen hiçbir kardeşimizi mağdur etmeyeceğiz. Ağır vasıta trafiğini iki yakada kuracağımız 6 yeni lojistik merkeziyle şehir dışına alacağız. Bunların ikisi, Avrupa Yakasında Yassıören ile Anadolu Yakasında Kocaeli sınırımızda Körfez Lojistik Köyleri olacak. Diğer 4 lojistik köyümüzde ise YeşilBayır’da, Çatalca’da, Kurtköy’de ve Paşaköy’de kurularak ana lojistik sisteminin destek noktaları olarak hizmet verecekler. Lojistik Köylerimizde tüm temel hizmet birimleri, serbest bölge, antrepo tesisleri, tır parkları, teknoloji geliştirme bölgesi, organize sanayi alanları ve demiryolu entegrasyon alanı bulunacak. Bu yatırımlarımızla, kent içi trafiğinde bulunan yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine taşımış olacağız. Planlı bir dağıtım modeliyle şehir içi ulaşımında seyahat süresini yüzde 20 düşüreceğiz. Ayrıca İstanbul’un kuzeyinde oluşturacağımız lojistik altyapımızın bir parçası olarak, Karadeniz’in İstanbul kıyısında Kuzey İstanbul Limanı projemizi hayata geçireceğiz. Marmara Denizi’mizdeki gemi trafiğini de azaltmış olacağız. Bunun yanında, İstanbul’un güneyindeki trafiği, ağır vasıtalardan da arındıracağız”
“Motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız”
Motosiklet sürücüleri için yeni projelerini açıklayan Kurum “2018’den bugüne otomobil sayımız sadece yüzde 15 artarken, motosiklet sayımız yüzde 119 artış gösterdi. Buradan motosiklet kullanıcısı vatandaşımıza müjdemizi veriyorum. Tüm motosiklet kullanıcılarının can güvenliği için, trafik yoğunluğu olan önemli ana arterlerde ayrıştırılmış özel motosiklet yolları, yeni motor yollarını devreye alacağız. Öncelikle Bakırköy, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Kozyatağı, Maltepe sahil yolu ve Samatya olmak üzere mümkün olan her yerde emniyetli motor yollarımızı yapacağız. Başta kaza kara noktaları olmak üzere tüm yolarımızda motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız. Buradan İstanbul’daki 250 bin motokurye emekçisine de müjdem var. Motokuryelerimizin dinlenebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeni yapılacak tüm yol kenarlarına sizler için dinlenme alanları ayıracağız. İstanbul’daki 250 bin motokurye kardeşimiz için yol kenarlarında yeni cepler açacağız. Bu ceplerde oluşturacağımız tesislerde kardeşlerimiz ihtiyaçlarını giderebilecek” şeklinde konuştu.
“Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulamasını hayata geçireceğiz”
Yeni otopark sistemleri ve millet yolları konseptinden bahseden Kurum “Mevcut yönetim ‘Transfer merkezlerinde 100 bin araçlık otopark imkanı, asansörlü sistemlerle kapasite artırılacak’ demişlerdi. Ama bunu da yapamadılar. Bunlar mevcut asansörlerimizi bile çalıştıramadılar. Yeni otopark asansörü yapmalarını da beklemiyorduk. Biz göreve gelir gelmez indirme bindirme cepleriyle, engellilere ait özel otoparklarıyla, mahalle sakinlerine özel park imkanlarıyla Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulaması’nı hayata geçireceğiz. İstanbul’umuza ilk 5 yılda; üstü park altı otopark olacak, vatandaşımızın arabasını bırakarak toplu ulaşımla bağlantı kuracağı tam 250 bin araçlık otopark kazandıracağız. İşte İSPARK’ın durumu ortada. Bu kurum neden zarar ediyor? İSPARK’ımız liyakatsiz ellerde kötü yönetildiği için zarar ediyor. Ama biz bütün mahallelerde evinin önüne park eden vatandaşımızdan ücret alınmasına rağmen İSPARK zarar ediyor. Biz mahallerimizde evinin önüne aracını bırakan vatandaşlarımızdan herhangi bir ücret almayacağız. Ücretsiz otopark yapacağız. Göreve gelir gelmez İSPARK’taki tarifede tam %25 oranında indirim yapacağız. Vatandaşımız için ilk yarım saati de ücretsiz yapacağız. Ben vatandaşımıza bir müjde daha veriyorum. Millet Yolları konseptini getiriyoruz. İstanbul’un her yerinde yayalaştırılmış cadde ve meydanlarımızı artıracağız. Millet Yolları projemizde; klasik planlamayı değil, İstanbul Medeniyet ve Tasarım Rehberini odağımıza alacağız. Yaptığımız kaldırımı, aydınlatmayı, inşaat malzemesini, yeşil alanları, parkları ortak bir dile göre yapacağız. İstanbul’un şehirciliğinin kurumsal dilini Millet Yollarımı da yaparak yansıtacağız. İstanbullular bize güvensin, biz yaya dostu bir İstanbul için gerekli bütün adımları atacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuzda tüm ulaşım ağı yapay zeka ile desteklenecek”
İstanbul’da ki ulaşımla ilgili yeni uygulamaları aktaran Kurum “Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın dördüncü adımına geleceğim. Otobüsler yanıyor, metrolar yolda kalıyor, İstasyonları su basıyor, yürüyen merdivenler çalışmıyor. Göreve geldiğimizde Akıllı Ulaşım Sistemleri’nde öncü İstanbul’umuz için fetret dönemi hep birlikte bitireceğiz. Siz liyakatli kadroları işten çıkarırsanız akıllandırılmış, kara kutulardan izlenen, yollarda kalan müdahale edilebilen, yanan otobüslere terfi edersiniz. Göreve gelir gelmez Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın 4. Adımıyla, teknolojinin İstanbullu anlayışıyla Akıllı Ulaşım ve Yönetim Sistemini hemen tesis edeceğiz. İstanbul’umuzda tüm ulaşım ağı yapay zeka ile desteklenecek. Tam adaptif sinyalizasyon sistemiyle kavşaklarda beklemeyeceğiz. En gelişmiş sensör ve kameralardan kurulu elektronik denetleme sistemimizle trafiği yönlendireceğiz. Tünel işletim merkezini daha verimli hale getireceğiz. Toplu ulaşıma araçları ve İETT filo yönetim merkeziyle toplu taşımadaki her bir aracımızı anlık olarak izleyeceğiz. Metro hat kontrol merkezi işler hale getirilecek. Lojistik yönetim merkezleriyle akıllı lojistik dağıtım sistemi kurulacak. Yerli yazılımla Dijİstanbul’u hemen hayata geçireceğiz. DİJİSTANBUL ile size en yakın boş otoparkın nerde olduğunu göreceksiniz. Otoparka varmadan yerinizin rezervasyonunu yapabileceksiniz. Aracınız elektrikli bir araçsa, seyyar şarj istasyonundan randevu alıp, siz işlerinizi hallederken aracınızı otomatik şarj ettireceksiniz. Parket uygulamasıyla gittiğiniz her yerde en yakın ve müsait otoparkı bu uygulamadan öğrenecek ve yol tarifini alacaksınız. Yol-@çık uygulamasıyla bulunduğunuz konumdan gitmek istediğiniz yere kadar en verimli ulaşımı bu seçeneklerden takip edebileceksiniz” dedi.
“İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz”
Yeni kurulacak olan Ulaşım Akademisi’nde verilen eğitimlere de değinen Kurum “Son adımımız olan Ulaşım Akademi’mizi hemen kuracağız. Mesleki teorik eğitim merkezimizde İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz. Uygulama eğitim merkezimizde kuracağımız parkur ve simülasyonlarla şoförlerimize pratik öğrenme imkanları sunacağız. Burada psikolojik destekten test desteğine kadar her türlü desteği vereceğiz. Ölçme değerlendirme ve sertifikasyon sistemiyle uluslararası lisanslardan vatandaşımızı faydalandıracağız. Stratejik planlamamızla İstanbullu kardeşlerimin ulaşımdaki iyileşmeyi her gün hissedeceği, her anlamda tasarrufa şahit olacağı bir uygulamayı gerçekleştireceğiz. Şehrimizi ulaşımda üst lige taşırken, mevcut yönetimin 2019’da yüzde 47’den alıp bugün yüzde 64’e yükselttiği trafik yoğunluğunu 2029’da yüzde 50’ye, 2034’te yüzde 41’e düşüreceğiz. 2019’da 45 dakika olup da liyakatsiz ellerde bugün 64 dakikaya çıkan ortalama seyahat süremizi de 48 dakikaya, 2034’te 39 dakikaya indireceğiz. Bugün bizi uğraştıran İstanbul, ulaştıran bir İstanbul’a dönüşecek. ve ulaştıran İstanbul, trafikte her yıl 3 milyon ton daha az karbondioksit üretirken şehrimiz, ülkemiz, dünyamız 450 bin yetişkin ağacı kurtarmış olacak. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul trafik çilesinden kurtulacak. İlk 5 yılın sonunda azaltacağımız İstanbul trafiğine 10 yılın sonunda, bir daha geri dönmemek üzere son vereceğiz” şeklinde konuşmasını tamamladı.
]]>Esenşehir Mahallesi’ndeki “Bölge Parkı ve Çocuk Oyun Sokağı Açılış Töreni”nde konuşan Yıldırım, belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu söyledi.
Belediyeciliği, 1994’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anlayışıyla Türkiye’ye damga olarak vurduklarını ve yurt dışında bile bu işlerin konuşulmaya başlandığını belirten Yıldırım, “İstanbul bir zamanlar çöplerin, çukurların, çamurların, hava kirliliğinin olduğu, suyun olmadığı, insanların burayı terk etmek için birbirleriyle yarıştığı bir yerdi. Ta ki 1994 yılına kadar. 1994’te yiğit bir adam çıktı Kasımpaşa’dan, aslı Rizeli, kaptan Ahmet’in oğlu, kimse tanımıyordu. Geldi 3-4 senede İstanbul’da neler yaptı, neler.” açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminin ardından şehrin şaha kalktığını belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
“Çok şükür İstanbul’umuzda 25 sene, Sayın Cumhurbaşkanımızdan sonra Ali Müfit Bey ve ondan sonra rahmetli Kadir ağabeyle hakikaten hayal edilemeyen işleri yaptık. Artık belediyecilik deyince çöp aklımıza gelmiyor, park aklımıza gelmiyor, asfalt hiç aklımıza gelmiyor. ‘Bunlar zaten olağan şeyler’ diyoruz. Vizyon projelerinin konuşulduğu ve yapıldığı İstanbul dünya markası bir şehir haline geldi. Yakışır mı? Yakışır. Ama ne zamana kadar? 2019 Haziran’ına kadar. İşte 4,5 senede görüyoruz, İstanbul’da sizin hayal kurduklarınızın hangisini yapabildi? İnşallah 31 Mart’ta hep beraber İstanbul asli sahibine kavuşacak, muradına erecek, yeniden hizmetlerle buluşacak. Hizmetlerle hem Ümraniye’miz hem 39 ilçemiz çok daha iyi hizmet alacak. Böylece İstanbullu kazanacak, kaybeden kimse olmayacak. Ben inanıyorum buna çünkü İstanbul halkı her zaman doğruyu yapmıştır. Türk halkı, 1950’den sonra hiç hata yapmamıştır, hatayı siyasetçiler yapmış gereken dersi vermiştir, bu sefer de öyle olacak.”
“Bir belediye başkanı metro kapatır mı?”
Yıldırım, hem belediye başkanlığı döneminde hem de 22 yıldır Cumhurbaşkanı Erdoğan’a halkın destek verdiğini, bu seçimde de destek vereceklerini ve 2019 yılında AK Parti belediyeciliğinin ne olduğunu bilerek kendilerini iş başına getirdiklerini anlattı.
Pandemiye, felaketlere, büyük depreme, ekonomik krizlere rağmen Ümraniye’de çalışma arkadaşları, teşkilatlar ve devlet kurumlarıyla güzel işler yaptıklarını kaydeden Yıldırım, “Hayır sahibi olan bütün vatandaşlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 6 okul, 18 cami yaptık, onlardan Allah razı olsun.” diye konuştu.
Yıldırım, dayanışma içerisinde hem kendi bütçeleriyle hem vatandaşların katkılarıyla hem de bakanlıklarla büyükşehir belediyesini aratmadıklarını, ancak mahzun kaldıklarını, büyükşehir belediyesinin başka olduğunu ve 31 Mart’ta büyükşehir belediyesini muradına erdirerek yeniden hizmetlerin devam edeceğini dile getirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştiren Yıldırım, şunları kaydetti:
“Bir belediye başkanı metro inşaatını kapatır mı? Metro inşaatı kapattı. İstanbul’a 150 kilometre tünel yol lazım. Allah vermiş dağ tepe, tüneller yapacaksınız ki yeni yollarla İstanbul trafiğini rahatlatacaksınız. Pik noktalarda biz 35 dakikada bıraktık şimdi 1,5-2 saate vardı. Trafik hızını en aza indirebilmeniz için yeni metrolar yapacaksınız, yeni yollar açacaksınız, yeni tüneller yapacaksınız. Kadir ağabey zamanında yapılmış 3 tünel yolu vardı. Bir tanesinin ihalesi yapıldı ve kazıya başlandı, 6 ay çalıştı müteahhit, geldi tüneli kapattı. Nereye gidiyor bu tünel? 18 kilometre Sarıyer’e.”
Parkın yapımında emeği geçenlere teşekkür eden Yıldırım, bölge parklarına ihtiyaç olduğunu, millet bahçelerinden sonra artık 5, 10, 20 veya 30 dönümlük alanlarda ihtiyaç oldukça bölge parkları yapacaklarını söyledi.
Programa, Ümraniye Kaymakamı Abdulaziz Aydın, AK Parti Bayburt Belediye Başkan adayı Mete Memiş, MHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Zafer Çalışır, AK Parti ve MHP Ümraniye ilçe başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Güngören Belediye Başkan adayı Yüksel Yalçın Güngören’de halkla buluştu. İmamoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı, dün doğum gününde, benim için, ‘Bu şahıs, nasıl olduysa yanlışlıkla bu görevi aldı’ dedi” hatırlatmasında bulunan İmamoğlu, “Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade; başkası kazanırsa yanlışlık! Asıl mesele ne biliyor musunuz? Ülkemizde, 15 Temmuz 2016 gecesi tanklarla, tüfeklerle hain bir grup, milli iradeye el koymak istedi değil mi? Hatırlayın, 252 vatandaşımızı kaybettik. Onların direnciyle milletimiz, milli iradeye darbe yapılmasına karşı durdu. Darbe, sadece illa tankla, tüfekle olmaz. Darbe, iktidara hakim gücün, anayasal kurumları etkisi altına olmasıyla da olur. 6 Mayıs 2019’da ne yaptılar biliyor musunuz? Milli iradeye darbe yaptılar, darbe. Peki ne oldu biliyor musunuz? 15 Temmuz’da millet, darbecilere karşı nasıl karşı durduysa, 23 Haziran’da da 806 bin oy fark atarak, demokrasiye sahip çıktılar. İşin özü bu. 806 bin oy farkı olunca, hatırlayın Sayın Cumhurbaşkanı üç gün ortadan kayboldu. Bu 31 Mart’tan sonra ne olacak biliyor musun? En az iki hafta göremeyeceğiz onu. Herhalde iki hafta külliyeden çıkmaz” dedi.
İmamoğlu, CHP Güngören Belediye Başkan adayı Yüksel Yalçın ile birlikte ilçe turu yaptı. İmamoğlu ve Yalçın, Güngören’de ilk olarak, Merter Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) üyeleriyle bir araya geldi. Dernek ziyaretinin ardından seçim otobüsüyle ilçe turuna başlayan İmamoğlu’na, eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu da eşlik etti. Vatandaşlar, Mehmet Nesih Özmen Mahallesi Zafer Caddesi ve bağlantı yollarında ilçe turu atıp, kendilerini selamlayan İmamoğlu ve Yalçın’a sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu çifti, Halkı selamlamanın ardından Merkez Mahallesi İkbal Sokak üzerindeki “Köyiçi Kebapçılar Bölgesi”nde esnaf ziyaretleri yaptı. Vatandaşlar, yoğun ilgi gösterdikleri İmamoğlu çiftiyle anı fotoğrafları çektirdi.
Güngörenlilere seslenen İmamoğlu şunları söyledi:
“İNSANLARIN MEMNUNİYETİNİ EN ÜST SEVİYEDE TUTARAK İŞLERİMİZİ BİTİRME GAYRETİ İÇİNDE OLDUK”
“Biz çocuklarımızın, gençlerimizin, bebeklerimizin bu şehrin öğrencilerinin, kadınlarının, annelerin, bebeklerin her birinin tek tek yanında olmaya gayret ettik bundan sonra da daha güçlü bir şekilde yanlarında olacağız. Hiç kuşkumuz olmasın. Ben 90 yılından itibaren yollarım Güngören’le kesişti. Daha önce de geliş gidişlerim var ama Güngören’de işyerim oldu. Buradaki işyerimizle birlikte insanlarımıza burada merhaba demeye başladım. Lokantamda insanlara güzel lezzetli yemekler sattım. İnşallah memnun etmişimdir o gelen lokantamıza misafir olan hemşehrilerimi çok güzel anılarım var. Açıkçası bir nebze de eşimle de Güngören’de tanıştım diyebilirim. Biz hayat yolculuğuna bir nevi Güngören’den yola çıktık. Güngören’in bizim kalbimizde özel bir yeri var. Onun için sizler benim çok can komşularımsınız. Güngören’de hızlıca mezbahanın dönüşümünü bitirmiştik. Projesinde değişiklikler yaptık. İçine çok güzel bir kütüphaneyi, bir kreşi daha sonra kreş sayısını ikiye çıkardık. Hem Gençosman’da hem Tozkoparan’da daha fazlasını yapacağız Güngören’e göreceksiniz. Burada iki otoparkı hizmete açtık. Teknoloji atölyesini, mahalle evini, yine Güngören Meydanı’nı toparlıyoruz. Gençosman Mahallesi’nde özellikle yıkılmış olan Doğankent Sitesi’yle ilgili kentsel dönüşümümüz bitmek üzere mart ayında vatandaşlarımız. Oradaki tapularını teslim edeceğiz. Her işimizi başlarken nasıl başlıyorsak, bitirirken de insanların memnuniyetini en üst seviyede tutarak işlerimizi bitirme gayreti içinde olduk.
“KENTSEL DÖNÜŞÜM İLGİLİ OY AVCILIĞI YAPMADIK BU KONUDA İNSANLARI DUYGULARINI İSTİSMAR ETMEDİK”
Bakın bütün İstanbul’un ihtiyaçlarını giderirken çok özenli davrandığımız işlerimiz var. Bu dönemde yoksullukla mücadele ediyor insanlarımız. Emeklilerimizin durumu ortada. Dar gelirlilerimizin durumu ortada. Özellikle özellikle artık hane halkının geliri çok büyük oranda açlık sınırının altında biz de. Bu dönemde bu sıkıntıyı, bu yokluğu gördükçe özellikle sosyal yardımları en üst seviyeye tırmandırdık. Ama bu şehirde özellikle sosyal destek alan vatandaşlarımızın, hanelerimizin sayı neredeyse 14 bini geçti. Yine aynı zamanda biz bütün biliyorsunuz İstanbul’da 100 bin öğrencimize bu sene üniversite bursu verdik. 7 bin 500 lira verdik. Seneye bu 100 bin gencimize vereceğimiz üniversite bursunu 15 bin lira olarak ilan ettik. Aynı zamanda eğer bir haneye tek emekli maaşı giriyorsa o hane için yılda 10 lira pazar desteği vereceğiz. Emeklilerin de yanında olacağız dar gelirlilerin de yanında olacağız. Kentsel dönüşümü çok önemsiyoruz. Az önce Yüksel Başkanım sizinle burada tanıştı. Yüksel başkanımızın şu anda kurduğu en önemli masalardan bir tanesi kentsel dönüşüm masası ve bu masada çok özenli bir çalışmayı hem KİPTAŞ ile büyükşehir belediyemizin diğer birimleriyle çalışıyor. Bu konuda oy avcılığı yapmadık insanların duygularını istismar etmedik bu ciddi yaklaşımımızla büyük bir atılım yaptık.
“BİZ SİZE 650 BİN KONUT YAPACAĞIZ DİYE SİZİ ALDATMIYORUZ”
Tüm riskli yapılara sabit, taksitli ödeme desteği bundan önce de sunduk bundan sonra sunmaya devam edeceğiz. Bakın dar gelirli vatandaşlarımıza ait 50 bin riskli konutun inşaat maliyetinin yüzde 60’nı belediye olarak biz karşılayacağız kentsel dönüşümde. 50 bin riskli konut içinde dar gelirli emeklilerimize ait olan konutlarının inşaat maliyetini dar gelirli sınıfında ise yüzde 65’ni yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz karşılayacağız. 25 semtte yerleri belirlenmiş 20 bin yeni konutun yapımına başlayacağız. Biz size 650 bin konut yapacağız diyerek sizi aldatmıyoruz yapılacak şeyi söylüyoruz. 40 semtte 60 bin konutta eğer güçlendirmeyi tercih ederek yapılarını güçlendirmek isteyen vatandaşlarımız olursa onların da güçlendirme süreçlerine destek olacağız. Kentsel dönüşüme giren vatandaşlarımızla sabit taksitle iki yıl vadeli faizsiz ödeme desteğini İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz sunacağız. Sadece ev sahiplerine değil, bakın bunu ilk biz başlattık kiracılara da 7 bin lira ek kira desteği vereceğiz, kiracılara da. Şimdi kiracıyı biz kapıya atamayız ki bina yıkılacaksa. Ev sahibi ve kiracı tüm emeklilere kentsel dönüşüm sürecinde ise ayrı bir destek sunuyoruz. Onların desteği dokuz bin lira olarak kira desteği vereceğiz. Emeklilere 9 bin lira. Bizim şimdi bu göreve talip olan anlayış. Farklıyız, gerçek ihtiyacı tespit eder, gerçek ihtiyaç üzerinden konuşuruz. Ne aldanırız, ne aldatırız. Memleketin kurumunu, insanını mutlu etmek adına kaynaklarını seferber eden bir anlayışla hareket ederiz.
“ACEMİ ADAY SEVİNCİMİ YARIDA BIRAKTI”
Kentsel dönüşümle ilgili aldatanlardan farkımız hakkaniyetle ve zamanında yapmamız. Bakın ne dedi hatırlayın Tozkoparan’da çok mutlular dediler. Biz Tozkoparan’daki konuşan insanlara baktık seyrettim hatta bir televizyonda bir genç çıktı dedi ki ben burada AK Parti gençlik kollarını kurdum dedi. Benide aldattılar, pişmanım diye medyaya demeç verdi. Ben demedim orada geçmişte kendilerine oy veren kişiler söyledi. Dolayısıyla az önce dediğim gibi ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız. İstanbul’da bir süredir ilginç bir seçim dönemi yaşıyoruz. Bir bölümüyle bizi şaşırtıyor, bir bölümüyle şaşırtmıyor. Şaşırtan tarafı şu. Dediler ki ‘Polemikten uzak duracağım, sadece projelerimi anlatacağım’ dedi. Ben ona acemi aday diyorum kusura bakmasın. Bazen yüzümüzde acı da olsa bir tebessüm bırakmıyor değil. Fakat ben de sevindim dedim ki ne güzel çata çat pata pat proje konuşacağız. Ama sevgili acemi aday ne yazık ki sevincimi yarıda bıraktı.
“DAVETİYE DÖNDÜ ATEŞ TOPUNA ELİNİ DOKUNAN YANIYOR”
Açık söyleyeyim, projeci olduğunu anlatan sevgili acemi aday biraz su kaynattı polemikleriyle gündeme geldi. Önce dedim ki, hadi bakalım seçimin fıtratında bu var. Bir der, iki ders sonra işine bakar ama ne mümkün. Gitti projeye geldi polemik. Polemik aşağıya polemik yukarıya açık söyleyeyim 40 kere tekrarlanmış yalan ezberlerle, laflarla beş yıldır bana yapıştırmaya çalıştıkları laflarla bana polemik üzerinden sataşmaya gayret etti. Anladım ki adayda baktık ki işleri, güçleri polemik. Olsun dedik biz polemiği anlarız, dinleriz, cevabını veririz. Bakın söyleyeyim. Hayal kırıklığı yaşadım açıkçası. Bir gün hatırlar mısınız, neler söyledi? Bir gün çıktı bir davetiye var ortada. ya davet aşağı davet yukarı. Bizim kültürümüzde, ahlakımızda, davet edilmek, davet etmek güzel şey değil midir? Davet edene Allah razı olsun dersiniz, davete icabetle bizim kültürümüzle, ahlakımızda vardır. Vay efendim davet edilmedi, yok edildi, edilmedi, yok aslında not gönderildi. Ortada bir davetiye var. Davetiye dön de ateş topuna elini dokunan yanıyor. Kim etti ortada? Davet eden yok. Açıkçası bu komik duruma düşmelerine bir yanıyla üzülüyorum. Bu acele adaya İstanbul adaylığı birkaç beden büyük geldi. Bunu anlatıyorum çünkü bu acemiliğini resmetmek zorundayım ki siz de bunu görün anlayın. Vatandaşımız da görsün anlasın. Bu anlamda gerçekten kötü bir sınav veriyor. Keşke projeleri konuşsa. Biz de projelerini dinlesek.
“ERDOĞAN’IN DEMOKRASİ ANLAYIŞI TAM DA BU. KENDİ KAZANIRSA MİLLİ İRADE BAŞKASI KAZANIRSAK YANLIŞLIK”
Yapamayacağı işleri vadetme konusunda maharet gösteriyor o ayrı. Ama bir başka konu daha var. Söyleyeyim onu da. İki konuda doğruyu söyledi. Bir tanesi yüzde 87 Ekrem İmamoğlu projelerini yaptı dedi. Bir doğrusu oydu. Bir de dedi ki Allah vermesin yine deprem bölgesinde İstanbul koştu deprem bölgesine yetişti dedi. Dilim sürçtü diyor ama Allah konuşturuyor. Şimdi dün ilginç bir konu daha yaşandı. İlginç bir konu daha yaşandı. Sayın Cumhurbaşkanı dün doğum gününde benim için bu şahıs nasıl olduysa yanlışlıkla bu görevi aldı dedi. Kendi seçim kazandı mı onun adı milli irade. Sandığa yansıdı. Ama ben seçim kazandığımda ne hikmetse birden adı yanlışlık oldu. Yanlışlık koyduğu ifade aslında bize bir başka mesaj veriyor. Erdoğan’ın demokrasi anlayışı tam da bu. Kendi kazanırsa demokrasi, milli irade, başkası kazanırsa yanlışlık.
“6 MAYIS 2019’DA GÜLE OYNAYA MİLLİ İRADEYE DARBE YAPTILAR”
Şimdi asıl mesele ne biliyor musunuz? Ülkemizde 15 Temmuz 2016 gecesi tanklarla, tüfekle hain bir grup milli iradeye el koymak istedi değil mi hatırlayın. 252 vatandaşımızı kaybettik. Şehitlerimizi buradan rahmetle minnetle anıyorum. Ne yazık ki canları yitirdi bu akşam, doğru mu? Hepsinin ruhu şad olsun. Onların direnciyle, milletimiz, milli iradeye darbe yapılmasına karşı durdu. Doğru mu? Bak ben size bir şey söyleyeyim mi darbe sadece illa tankla, tüfekle olmaz. Onu da söyleyeyim. Darbe iktidara hakim gücün, anayasal kurumları etkisi altına almasıyla da olur. ve 6 Mayıs’ı hatırlayın, 6 Mayıs 2019’u. 6 Mayıs 2019 akşamı İstanbul’da milli iradeye karşı adı konmamış bir darbe yapılmıştır. Seçimi iptal ettiler seçimi. İşte sadece seçimi iptal etmediler. Ne dediler? Sandıklarda 700 tane terörist var dediler. Peki ne oldu sonunda? Kimse ceza almadı. Hani terörist? Hani terörist yok? Yani ne yaptılar? Sırf bir seçimi başkası kazandı diye yalan konuştular seçimi iptal ettirdiler. Milletin demokrasiyle olan bağını koparmak istediler. Ne dediler? Oy çaldılar dediler. Dava bitti, oy çalan kimse yok. Bize demokrasi nutukları atan o beyefendi ne dedi hatırlayın. Sen on üç bin oyla İstanbul seçimini kazanacağını mı zannettin dediler. Doğru mu? On üç bin oyu beğenmedi. Ne dedi bir şey daha dedi. Çaldılar ifadesi hukuki değil ama siyasi bir ifadedir dedi. Yani anlayacağınız 6 Mayıs 2019 ‘da ne yaptılar biliyor musunuz? Güle oynaya Milli İradeye darbe yaptılar.
“HERHALDE 2 HAFTA KÜLLİYEDEN ÇIKMAZ”
15 Temmuz’da millet, darbecilere karşı nasıl karşı durduysa 23 Haziran’da da 806 bin oy fark atarak demokrasiye sahip çıktılar işin özü bu. Keşke ders almış olsaydık. 806 bin oy farkı olunca Sayın Cumhurbaşkanı üç gün ortadan kayboldu. 31 Mart’tan sonra ne olacak biliyor musunuz? En az iki hafta göremeyeceğiz onu. Herhalde iki hafta külliyeden çıkmaz. Çünkü, bu millet yanlışlıkla denilen o tarz cinliklerine artık uyandı. Bu millet tecrübe kazandı. Sizin oyunlarınıza karşı bu millet bağışıklık kazandı bağışıklık. Bu millete yeni oyunlar kurma fikrini aklınızdan çıkarın kardeşim. Bu millet size bu fırsatı vermeyecek. Bu millet, ne istiyor bizden biliyor musunuz? Çıkın er meydanında bizimle mertçe güreşin kardeşim gücünüz varsa. Millet kimi seçerse seçsin. Ondan sonra işine baksın. İşini ondan sorsun. Kim seçilirse el üstünde tutulur. Tamam bir genel seçim yapıldı seçildin işine bak.
“EN ÇOK DUAYI KREŞLERİMİZDEN, YURTLARDAN, BURSLARDAN ALIYORUZ”
Türkiye’nin şu andaki sorunları ne kadar büyük, farkında mıyız? Mesela mülteci sorunu. Mülteci sorununu konuşuyor muyuz? Konuşmuyoruz. Daha yakın zamanda en çok bu tartışılırdı. Gencecik kızlarımız var orada. Pırlanta gibiler. Bak burada da kızlarımız var. Oğullarımız var. Bizim mülteci sorunu kadar, eğitim sorunumuz var, eğitim. Eğitimi berbat ettiler. Çocuklarımızın aklı karışık, gençlerimizin aklı karışık. Belki en çok duayı, kreşlerimizden alıyoruz. En çok duayı, verdiğimiz burslardan alıyoruz. Niye? Ekonomik olarak eğitim kötü etkilendi. Özel okullar çok zor durumda. Çocuklarını okullara yollayamıyor aileler. Eğitim sistemi, baştan sona arızalı. Doğru mu? Bakın onu da konuşamıyoruz. Başka bir şey; adalet sorunu var bu ülkede, adalet. Adalet yok bu ülkede. Adalet sorununu da konuşamıyoruz. Nüfus yaşlanıyor. Bakın bunun çok büyük etkilerini yaşayacağız. Bunu da konuşamıyoruz. İstanbul’da, en fazla vatandaşımızın konuştuğu konulardan bir tanesi de ne biliyor musunuz? Özellikle çocuklara, özellikle gençlere uyuşturucu meselesi, uyuşturucu. Doğru mu? Niye bu sorunları konuşamıyoruz. Bu sorunları niye çözmüyorsun? Niye biliyor musunuz? Bunları bastıran çok acı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız da onun için. Üç haneli enflasyon, üç haneli.
“YANI BAŞIMIZDA SAVAŞAN ÜLKELERDE BİLE”
Bakın; yanı başımızda savaş var. Hem insanların canına kıyılıyor Filistin’de hem kuzeyde savaş var. Bakın o savaş olan ülkelerde bile bu denli yoksulluk, bu denli üç haneli faiz, enflasyon konuşulmuyor. Ülkemizde, milletimizin cebindeki parası, pul oldu. Emeklimiz zor durumda. Dar gelirli zor durumda. Asgari ücret yetmiyor. Sen, bu milletin bu sorunlarını milletin bu sorunlarını çözmek yerine, ‘Ekrem İmamoğlu aşağıya, Ekrem İmamoğlu yukarıya.’ Doğru mu? Bu millet, 2023 yılının Mayıs ayında seni seçti. ya işine baksana. Enflasyonu düzeltsene. Ekonomiyi düzeltsene. Yok, aklı fikri İstanbul’da. 2-3 hafta sonra sokak sokak, mahalle mahalle İstanbul’un ilçelerini gezerse, şaşırmam. Düştü artık pazarlara. Eminim her akşam beni rüyasında görüyordur. Bu millet sana şans verdi. Şansını iyi kullanmıyorsun hükümet. Şansınız iyi kullanmıyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı. Ekonomiyi düzeltin. Aradan 10 ay geçti. Millet zor durumda. Bırakın bu seçimi, sandıkta kim kazanırsa, işini o yapsın İstanbul’da.
“SİZE, HİÇBİR ZAMAN YAPAMAYACAĞIM İŞLERİ VADETMEDİM”
Ben, hiçbir vatandaşımı bugüne kadar aldatmadım. Size, hiçbir zaman yapamayacağım işleri vadetmedim. Hep kalbi de aklı da sizin için çalışan ve sizlere açık bir insan oldum. Olmaya da devam edeceğim. Yaşınıza göre beni evladınız, yaşınıza göre beni kardeşiniz, yaşınıza göre beni abiniz olarak gördünüz. Bu benim için dünyanın en büyük zenginliği. Size çok inanarak bir şey söyleyeceğim? Bu seçim var ya, çok önemli bir seçim. Bu seçim, bu iktidarın kulağını, böyle az değil ama, asılarak çekme seçimi. Bu, köprüden son çıkış. Bakmayın sizi tehdit etmesine. Bizim milletimizi tehdit edecek kişi, anasının karnından doğmadı kardeşim. ‘Oy vermezseniz, size hizmet yapmam’ demesine hiç aldırış etmeyin. Tehdit ediyor. Niye biliyor musunuz? Söyleyeyim mi niye? Sözüm ona kürsüden sizi tehdit ediyor ya, ‘Oy vermezseniz hizmet yapmam’ diye niye tehdit ediyor biliyor musunuz? Sizden korkuyor, korkuyor. En çok korktuğu şey millet. Korktuğu için tehdit ediyor. Ey milletimiz; gücünüzün farkına varın.
“ATOM KARINCA GİBİ ÇALIŞTIM KARDEŞİM”
İstanbul, 2029 yılında bizi tercih etti. Doğru mu? Hep birlikte, büyük bir demokrasi şöleni yaşadık. Doğru mu? Bakın ne dedim? Ben çıktım, ‘Onları şaşırtacağım’ dedim. ’18 günde deli ettim. 5 yıl onları deli edeceğim’ dedim. Atom karınca gibi çalıştım kardeşim. Atom karınca gibi çalıştım. Ne oldu? Korktu. O tarihe kadar tüm yatırımları durdurduğu İstanbul’da, başladı ufak tefek iş yapmaya. Ufak tefek iş yapmaya. Şimdi bak; Sirkeci-Kazlıçeşme trenini açtı mesela. Apar topar, ‘Açılışa yetiştirin’ diye kıyametleri koparttırdı. İnşallah yanlış bir iş yapmadılar. Neyse; gelir biz çözeriz. Onları da düzeltiriz. Dün anlatıyordu ya hani, ‘Oy vermeyene hizmet etmem’ diye İstanbul, 2019’da onu dize getirdi. İstanbul, 2019’da bizi seçti. Onu ayılttı, kendine getirdi. Seni gidi seni. Sen demek bundan anlıyorsun öyle değil mi? Şimdi milletimizden istediğim şu: Eğer bu iktidarın ekonomiyle, eğitimle, mültecilerle ilgili sorunlarla ilgilenmesini istiyorsanız, milletçe bize oy vermelisiniz bize. Belki kendine gelir. Belki kendine gelir, biraz ayağa kalkar. Ekonominin farkına varır.
“BEN ZATEN ÇOK FARK ATACAĞIM AMA, GELİN ŞU FARKI İKİYE, ÜÇE KATLAYALIM BE”
Bunlar, her aldığı oyla daha fazla kibirleniyorlar. Bunlar, her oyla milleti daha fazla hor görüyor. Hatta inanın, biraz fazla oy alsınlar, bu seçimde daha fazla zam yapacaklar. Daha fazla zam. Millete daha büyük sıkıntı yaratacaklar. Onun için, ben zaten çok fark atacağım ama, gelin şu farkı ikiye, üçe katlayalım be, ikiye, üçe katlayalım. 31 Mart’ta yeni bir pencere açılsın İstanbul’da, Türkiye’de. Çok daha müreffeh, çok daha ılımlı, çok daha kavgasız, işiyle konuşulan, işiyle tartışılan, kim daha çok iş yaptıysa onun oy aldığı, onun daha güçlü olduğu bir Türkiye inşa edelim. Var mıyız Güngören. Ne yapacağız? Oy pusulasında İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na mührü basacağız. Güngören’de Yüksel Yalçın’ın olduğu yere mührü basacağız. Tamam mı Güngören?
“NEDİR YA? KRALLIKTA MI YAŞIYORUZ”
29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kurulduğundan beri, Mustafa Kemal Atatürk fikri hür, vicdanı hür nesiller istedi bu ülkede. Onun için, koltuğa gelen haddini bilecek, haddini. Ben, İstanbul’un Belediye Başkanı isem, sadece sizi temsil ediyorum. Sizin paranızı ahlaklı, erdemli, her kuruşunu dikkatli harcayan, hesabını veren, asla bir kuruşuna bile zeval getirmeyen bir şekilde, şeffaf… Nedir ya? Krallıkta mı yaşıyoruz? Yok öyle bir şey. Şurada gördüğünüz güzel kızımız var ya, o güzel kızlarımız ne kadar hak sahibiyse, ben de o kadar hak sahibiyim. Şuradaki ablamız ne kadar, o beyaz yaşmaklı güzel ablamız ne kadar hak sahibiyse, ben de o kadar hak sahibiyim. Buradaki herkes en az benim kadar hak sahibi. Bu millete hakkını vermeye devam edeceğim kardeşim. Onun için İstanbul’da her şey çok güzel olacak. Allah’ın izniyle, her şey çok güzel olmaya devam edecek. Sizin duanızla, sizin gücünüzle, sizin o güler yüzünüzle tam yol ileri İstanbul, tam yol ileri.”
]]>Kartal’da Trabzon Şalpazarı Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği ziyaretinde konuşan Kurum, Karadeniz’in iyi gününde ve kötü gününde hep yanlarında olduklarını söyledi.
İstanbul’un son 5 yıldır kaderine terk edildiğini belirten Kurum, “Maalesef yatırımların yapılmadığı, yapılan yatırımların durdurulduğu, yapılan ihalelerin hafriyat dökülerek iptal edildiği gibi süreçleri 5 yıl yaşadık. Temel atmama törenleriyle tarihe geçen bir İBB yönetimine tanıklık ettik. Bu 5 yıllık süreçte İstanbul için, Kartal için hiçbir mücadele vermeyen, ancak ikbali uğruna, geleceği uğruna, İstanbul’u basamak olarak gören bir yönetimle karşılaştık.” diye konuştu.
Kurum, kendi genel başkanını sırtından hançerleyen, “dava arkadaşım” dediği il başkanını saf dışı bırakan, “ablam” dediği İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i yolda bırakan, yolda gittiği herkesi saf dışı bırakan, bu manada kendi ikbali uğruna İstanbul’u bir basamak olarak gören bir anlayışla 5 yılı geçirdiklerinin altını çizerek, “Bu 5 yıl İstanbul için çileye dönmüş. Bir taraftan deprem korkusuyla birlikte İstanbullu kardeşlerimizin huzursuzluğunun had safhaya geldiği ve burada yaşamaktan artık mutlu olmadığı bir İstanbul’la karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı.
İstanbul için durumun giderek kötüye gittiğini aktaran Kurum, şöyle devam etti:
“İstanbul böyle göz ardı edilirse, İstanbul’da yaşamak artık bir eziyet haline gelecek. Şu günleri mumla arayacağız, emin olun mumla arayacağız. Eğer müdahale etmezsek, trafikteki çilesi giderek artacak, eğer müdahale etmezsek deprem endişesi her geçen gün daha da artacak, eğer müdahale etmezsek gençler gelecekle ilgili umudunu kaybedecek, eğer müdahale etmezsek 31 Mart’ta kadınlar artık geleceğe olan umudunu kaybedecek. O yüzden biz şunu söylüyoruz; bu işleri yapmak aşk ister, sevda ister, samimiyet ister, liyakatli kadrolarla çalışmak ister.”
“Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık”
Kurum, 31 Mart seçimlerinin Türkiye Yüzyılı için önemli olduğuna dikkati çekerek, “31 Mart’ta bir tarafta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler, diğer tarafta ‘Sultan Fatih’in şehrinde ezanlar ilelebet Ayasofya’da yankılansın diyenler’ var. 31 Mart’ta kirli ittifaklarla birlikte İstanbul’a talip olanlar, diğer tarafta ittifakı 15 Temmuz’da kanla canla kurmuş olan Cumhur İttifakı var. Bir tarafta Kaan’la birlikte göğsümüzü kabartan bir duruş, diğer tarafta ‘bu kalorifer peteğini bize niye gösterdiniz’ diye Kaan’ımızla alay edenler var. O yüzden bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın seçimi olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Hizmet belediyeciliği anlayışla yollarına devam edeceklerinin altını çizen Kurum, şunları kaydetti:
“Biz 22 yıldır Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yol yürüdüysek, bu ülkeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiysek, bu seçimde de o mücadeleyi kaldığı yerden devam ettireceğiz. Gerisi teferruat, gerisi boştur. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların içerisinde bulamayacaklar. Biz hep çalışan tarafta, hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık.”
Kurum’a ziyaretinde, Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
]]>İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal’da, Trabzon İli Şalpazarı İlçesi Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği’nde açıklamalarda bulundu. Kurum’a ziyaretinde, Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
Konuşmasında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde Karadeniz’de birçok projeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Kurum, “Karadeniz’in iyi gününde, kötü gününde hep yanındaydık. Karadeniz’de seller oldu; biz Kastamonu’da, Rize’de, Giresun’da, Bartın’da, Trabzon’da, Araklı’da milletimizin elini sımsıkı tuttuk, hiç bırakmadık. Bir söz verdik o sözü Trabzon’da yaptığımız konutlarla tuttuk, Çömlekçi’de, Sultan Fatih’in şehri Trabzon’umuza yakışır bir kentsel dönüşüm projesini gerçekleştirdik. Trabzon Meydanı’na gittiğinizde bizim izimizi görürsünüz. Maraş Caddesi’ne gittiğinizde o binalarda yapmış olduğumuz düzenlemelerle bizim izimizi görürsünüz. Avni Aker Stadı’nın olduğu yerde bir millet bahçesiyle birlikte, Trabzonspor’umuzun başarılarının orada ilelebet dalgalanacağını o müzemizi, millet bahçesinde oynayan çocuklarımızın kuş cıvıltıları içerisinde yürüdüğüne şahitlik edersiniz” dedi.
Kurum diğer illerde yapılan projelerle ilgili de, “Rize’ye gittiğinizde, Rize merkez çarşıdaki o dönüşümde milletin, esnafın orada huzurla vakit geçirdiğini görürsünüz. Yapılan konutlarla birlikte dönüşümün gerçekleştirdiğini görürsünüz. Ayder’e gittiğinizde, o dünya güzeli Ayder’imizde yapmış olduğumuz çevre doğa koruma projesini görürsünüz. Kastamonu Bozkurt’ta selden sonraki düzenlediğimiz şehir meydanını, Giresun Dereli’de selden sonra ‘acaba bu ilçe bir daha ayağa kalkar mı?’ dediğiniz yerde, ilçenin yeni modern yüzünü görürsünüz. Ordu’ya gittiğinizde; Ordu’daki millet bahçesini ve oradaki sosyal konutlarla eserlerimizi görürsünüz. Samsun’da, Toybelen’deki sanayi sitemizi, Toybelen’de vatandaşımıza, esnafımıza hazırladığımız projelerimizle esnafımızı mutluluk içerisinde iş yaparken görürsünüz. Hülasa Karadeniz’in her ilinde bu kardeşinizin emeği var. Nerede bir sıkıntı olsa biz milletimizi yalnız bırakmadık, milletimizin elini sımsıkı tuttuk.” şeklinde sıraladı. İstanbul için gece gündüz durmadan çalışacaklarını belirten Kurum, konuşmasına, “Depremlerde, sellerde, yangınlarda beraber mücadele ettik ve şimdi tüm birikimimizle, tüm tecrübemizle, tüm liyakatli kadrolarımızla birlikte ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. İstanbul’un meselelerine, İstanbul’un sorunlarına odaklanıyoruz” diye konuştu.
“İstanbul böyle göz ardı edilirse şu günleri mumla arayacağız”
İstanbul’un son 5 yıldır ihmal edildiğini belirten Kurum, “İstanbul’un en büyük sorunlarının başında trafik ve deprem geliyor. İstanbul’umuzda bugün trafik çile haline gelmiş. Maalesef yatırımların yapılmadığı, yapılan yatırımların durdurulduğu, yapılan ihalelerin hafriyat dökülerek iptal edildiği bir 5 yılı yaşadık. Temel atmama törenleriyle tarihe geçen bir İBB yönetimine tanıklık ettik. Bu 5 yıllık süreçte İstanbul için, Kartal için hiçbir mücadele vermeyen, ancak ikbali uğruna, geleceği uğruna, İstanbul’u basamak olarak gören bir yönetimle karşılaştık. Kendi genel başkanını sırtından hançerleyen, dava arkadaşım dediği il başkanını saf dışı bırakan, ablam dediği İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’i yolda bırakan, yolda gittiği herkesi saf dışı bırakan ve bu manada kendi ikbali uğruna İstanbul’u bir basamak olarak gören bir anlayışla şu 5 yılı geçirdik maalesef. Bu 5 yıl İstanbul için çileye dönmüş. Bir taraftan deprem korkusuyla birlikte İstanbullu kardeşlerimizin huzursuzluğunun had safhaya geldiği ve burada yaşamaktan artık mutlu olmadığı bir İstanbul’la karşı karşıyayız” sözleri ile eleştirdi. Megakent için durumun giderek kötüye gittiğinin altını çizen Kurum, “İstanbul böyle göz ardı edilirse, İstanbul’da yaşamak artık bir eziyet haline gelecek. Şu günleri mumla arayacağız, emin olun mumla arayacağız. Eğer müdahale etmezsek; trafikteki çilesi giderek artacak, eğer müdahale etmezsek deprem endişesi her geçen gün daha da artacak, eğer müdahale etmezsek gençler gelecekle ilgili umudunu kaybedecek, eğer müdahale etmezsek 31 Mart’ta kadınlar artık geleceğe olan umudunu kaybedecek. O yüzden biz şunu söylüyoruz; bu işleri yapmak aşk ister, sevda ister, samimiyet ister, liyakatli kadrolarla çalışmak ister” diye konuştu.
“Bizim aynamız, işimiz; referansımız, milletimiz”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kurum, 31 Mart seçimlerinin; Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için önemine vurgu yaptı. Kurum, “Şöyle geriye dönüp baktığınızda Kartal’da İlçe Belediyesi’nin, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı bir yatırımı görebilir misiniz? Göremezsiniz çünkü yapmadılar. Böyle bir dertleri yok. Kartal’ın geleceği adına bir hayalleri yok. O yüzden 31 Mart işte bu kararları vereceğimiz bir seçimdir” dedi.
Kurum, mevcut İBB yönetimini daha önceki söylemleri nedeniyle eleştirerek, “31 Mart’ta bir tarafta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler; diğer tarafta ‘Sultan Fatih’in şehrinde ezanlar ilelebet Ayasofya’da yankılansın’ diyenler var. 31 Mart’ta kirli ittifaklarla birlikte İstanbul’a talip olanlar var; diğer tarafta ittifakı 15 Temmuz’da kanla canla kurmuş olan Cumhur İttifakı var. Bir tarafta Kaan’la birlikte göğsümüzü kabartan bir duruş var; diğer tarafta ‘bu kalorifer peteğini bize niye gösterdiniz?’ diye Kaan’ımızla alay edenler var. O yüzden bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın seçimi olacak. Bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın yerli ve milli sanayisiyle birlikte büyümesinin kararı olacak. Bu seçim, 31 Mart’ta çocuklarımızın geleceği adına vereceğimiz kararı ve bu kararla birlikte kaderimizi belirleyecek seçim olacak. Bu seçim, bu şehirde hiçbir vatandaşımızın endişe içerisinde uyumadığı ve bu şehirde tüm riskli binaların dönüşümü için karar verildiği seçim olacak” dedi.
Hizmet Belediyeciliği anlayışı ile yollarına devam edeceklerini söyleyen Kurum, “Biz 22 yıldır Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yol yürüdüğüysek, bu ülkeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiysek, bu seçimde de o mücadeleyi kaldığı yerden devam ettireceğiz. Gerisi teferruat, gerisi boştur. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların içerisinde bulamayacaklar. Biz hep çalışan tarafta olacağız. Hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız; işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal Soğanlık Meydanı’nda miting düzenledi. Mitinge Kurum’un yanı sıra Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu, MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlar ve sloganlarla eşlik etti. Mitingde ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Bizim gerçeklerimize onların hayalleri bile ulaşamaz”
Mitingde konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “İstanbul’umuz, emin ellerde değil. Bu aziz şehir, liyakatsizliğin kurbanı olmaktadır. Bu aziz şehir, beceriksizliğe mahküm edilmektedir. Oysa ki İstanbul’umuz, ihmale gelmez. İstanbul’umuz, yarı zamanlı belediye başkanlığını asla affetmez. İstanbul’umuz, sorunlarının çözümü noktasında gayret ister. 1 Nisan’da 5 yıldır yüzü gülmeyen İstanbullu hemşerilerimizin yüzünü güldürmeye, annelerimizin, babalarımızın, büyüklerimizin duasını almaya geliyoruz. 31 Mart’tan sonra her evladımızın geleceğe dair umut kapısı biz olacağız. İstanbul’un yeniden dirilişine hep birlikte yürüyeceğiz. Kartal kaç dönemdir CHP’li yönetimin elinde. Ne CHP’li mevcut İBB yönetiminin ne de Kartal Belediyesi’nin bu şehirde tek bir çakılı çivileri dahi yok. Biz 650 bin konutu dönüştüreceğiz diyoruz. Onlar ne gerek var, olmazsa da olur diyorlar. Farklı gündemler peşinde koşarak İstanbul’un sorunlarını göz ardı etmeye devam ediyorlar. Bizim gerçeklerimize onların hayalleri bile ulaşamaz. Bizim bu yaptıklarımızı onlar rüyalarında bile göremez. Bunlar Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı da aynı şekilde eleştirmişlerdi. ‘Sen bu motor fabrikasını nasıl kuracaksın, yapamazsın’ demişlerdi. Ama o ‘iman varsa imkan da vardır’ dedi ve bu gayesine ulaştı. 31 Mart akşamı Saraçhane’ye gidip, 1 Nisan sabahı da tüm İstanbul’u kucaklayacağız. Tüm İstanbullularla birlikte eserlerimizi ve hayallerimizi bir bir gerçekleştireceğiz” dedi.
“Sizleri CHP’nin belediyecilik anlayışına asla teslim etmeyeceğiz”
Kartal’ın CHP belediyeciliğinin ilgisizliğinden bıktığını dile getiren Kurum, “AK Parti’nin, Cumhur İttifakı’mızın yönettiği her ilçemize gittiğinizde eser ve hizmetini en güzel şekilde görürsünüz. CHP’nin yönetiminde olan belediyelere baktığımızda ise en temel belediyecilik vazifelerini dahi yapılmadığını görürsünüz. Milletimizin sağlıklı bir hizmet alamadığını görürsünüz. Çünkü CHP belediyeciliği sorumsuzluk ve ilgisizlik, becerisizlik, liyakatsizlik, beceriksizlik demek. Kartal’ın tüm mahallelerindeki vatandaşlarımız 5 yıldır dağ gibi biriken sorunlar yüzünden dertli. Kartallı kardeşlerimiz dünyanın en güzel şehrinin en uzun sahillerinden birinde yaşamaktayken korku içinde vakit geçiriyorlar. İlçemizdeki kardeşlerimiz alt yapıdan üst yapıya, imar sorunundan kentsel dönüşüme kadar birçok sorunla baş başa. Bu alt yapı sorunlarını niye yapmadınız? Biz bu sorunları gidereceğiz dediniz ama 5 yıllık süreçte Kartal’ı görmezden geldiniz. Biz nasıl ki Kartal’da çöken Yeşilyurt apartmanında olduğu gibi sizlerin yanında durduysak, bir an bile yanınızdan ayrılmadıysak bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sizleri CHP’nin belediyecilik anlayışına asla teslim etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
“Kartal’da mülkiyet sorunu tamamen ortadan kaldıracağız”
Kartal’da hayata geçireceği projelerini anlatan Kurum, “1 Nisan’dan itibaren Kartal’ımız için dev yatırımlarımızı hızlıca başlatacağız. Aydos – Pendik yolunu ve Kartal sahil düzenlemesini yapacağız. Böylece Kartal’ımızın çehresi değişecek, trafik rahatlayacak, bölgemiz nefes alacak. 2 buçuk yıl içerisinde Kartal D100 Uğur Mumcu raylı sistemini ve Üsküdar-Kadıköy-Maltepe-Kartal tramvay hattını bitirip Kartallı kardeşlerimize teslim edeceğiz. Artık kullanılması elverişsiz hale gelen Hasan Ali Yücel Sanat Merkezi’ni Kartal’ımıza kazandıracağız. Kartal her şeyin en iyisini hak ediyor. 100 dönüm üzerinde Aydos Kent Park’ının düzenlemesini Kartal’ımızın şanına yakışır bir şekilde yapacağız. Ayazma Seyir Terası ve sosyal tesislerimizi kadınlarımızın, annelerimizin, gençlerimizin vakit geçirmesi için yenileyeceğiz. Yeşilyurt Apartmanı yıkıldığında gelip günlerce buralarda vakit geçirdik. Bu bölgede büyük bir kentsel dönüşüm başlattık. Vatandaşlarımızın güvenli, huzurlu, konforlu yuvalarını teslim ettik. Orhantepe Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm projemizde olduğu gibi tüm Kartal’da mülkiyet sorunu tamamen ortadan kaldıracağız. Hiç bir vatandaşımızın İBB ile mülkiyet sorunu kalmayacak. Kartal’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Kartal Sahili, stadı ve etrafı yıllardır atıl bir şekilde bekliyor. Kartal Stadı’nın olduğu yerde zemin altı otopark ve üstüne inşa edeceğimiz Pazar yeriyle, sosyal yaşam merkeziyle stadımızın çevresini değişeceğiz. Biz Kartal’ın geleceği için ne talep ettilerse o talebi gideren tarafta olduk. Sorsanız engelliyorlar. Neyi engellediğimizi bize söyleseler anlayacağız ama maalesef söyleyebilecekleri hiçbir şey yok. Kartal’a dair bir hedefleri olmadığı gibi bir hayalleri de yok” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>“Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulamasını hayata geçireceğiz”
“İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de Çilesiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşma, “Başta kaza kara noktaları olmak üzere tüm yolarımızda motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız. Buradan İstanbul’daki 250 bin motokurye emekçisine de müjdem var. Motokuryelerimizin dinlenebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeni yapılacak tüm yol kenarlarına sizler için dinlenme alanları ayıracağız. İstanbul’daki 250 bin motokurye kardeşimiz için yol kenarlarında yeni cepler açacağız” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de Çilesiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nı düzenledi. Kurum daha öncede açıkladığı projelerini “Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul” adı altında detaylı bir şekilde anlattı. Kurum, programda toplu ulaşım başta olmak üzere birçok farklı projelerini de sunum eşliğinde aktardı.
Program’a Kurum’un yanı sıra milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti üyeleri, meclis üyeleri, STK ve muhtarlar katıldı.
“İstanbul’umuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz”
Trafiği azaltmaya yönelik projeleri ile ilgili konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Avrupa Yakası’nda 88 Anadolu yakasında 34 kilometre olmak üzere İstanbul’umuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz. İlk 5 yılımızda Çayırbaşı, Ayazağa, Levazım ve Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini yapacağız. Büyükdere Caddesi ve sahil yoluna alternatif Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız. Yine Kağıthane-Bayrampaşa hattı arasında 11,5 kilometrelik tünelimizi hizmete açacağız. Anadolu yakasında 10,2 kilometrelik Yenisahra-Bostancı tünelinde ise Kadıköy’den gelip Tuzla’ya giden kardeşlerimiz yapacağımız yan yol düzenlemesiyle Bostancı Sahili’ne gidebilecekler. Bu proje ile Göztepe’den doğuya doğru, E-5 Karayolu ile Sahil Yolu arasında kesintisiz bir bağlantı yolu oluşturacağız. E-5 Karayolunun trafik yoğunluğunu azaltacağız. İkinci 5 yılımızda ise 74,7 kilometrelik yeni tünel hedefimizin 50,9 kilometresini Avrupa Yakası’nda Bayrampaşa’dan Büyükçekmece’ye uzanan karayolu tüneliyle sağlayacağız. Sahil yolunun Anadolu Yakası’nda alternatifi olacak 23,8 kilometrelik Harem-Çengelköy-Kavacık’ta Nakkaş tünel kavşağı ile birlikte Çengelköy kavşağından Çubukluya kadar kesintisizi ulaşımı sağlayacağız. E-5 karayoluyla TEM otoyolu ve Kuzey-Güney istikametinde iki yakada da boğaz sahil yollarını trafik çilesinden kurtaracağız. Trafik yoğunluğu üst seviyelerde olan E-5, TEM ve birbirine bağlayan bağlantı yollarının yoğunluğunu azaltacağız. Sarıyer-Beşiktaş arasında vatandaşımız 12 dakika yolculuk yapacak. Beşiktaş-Beylikdüzü arası yolculuk süresi 23 dakikaya, Beşiktaş-Küçükçekmece arası 15 dakika, Harem-Kavacık arası yolculuk süresi ise da 9 dakika olacak. Avrupa ve Anadolu yakasında Altınşehir-Bahçeşehir, Tüyap-Silivri, Sultanbeyli-Kurtköy ve Göztepe-Çayırova arasında tam 260 kilometre ana yol ve yan yolumuzun düzenlemesini yapacağız. Bu da yan yollarla birlikte İstanbul’da trafik yoğunluğunu artıran sorunları çözecek 151 kavşak düzenlemesiyle birlikte 39 ilçede ve mahallelerimizde trafik yükünü azaltacak ve İstanbulluya nefes aldıracak projelerimiz olacak. Çile haline gelmiş Mahmutbey kavşağımız başta olmak üzere Kağıthane, Bayrampaşa, Eyüpsultan, Ataköy, Zeytinburnu, Bakırköy, Ataşehir gibi en acil noktalarda kavşak projelerini başlatacağız. 1 Nisan’da inşa süreçlerine başlayacak, tüm köprülü kavşak ve yollarımızı 2 yıl içerisinde vatandaşımızın hizmetine açacağız” dedi.
“Şehir içi ulaşımında seyahat süresini yüzde 20 düşüreceğiz”
Ağır vasıta trafiğini şehrin dışına alacağını aktaran Kurum sözlerine şöyle devam etti: “Şehrimizin trafiğini rahatlatacak 2 büyük hamlemiz daha olacak. Esenler Otogarı ve Harem Otogarı’nı şehrin kuzeyine birini Kurtköy’e diğerini de İhsaniye’ye taşıyoruz. İstanbul’un şehir içi trafik yükünü alırken, şehirlerarası yolcularımızı ve şoförlerimizi de rahatlatacağız. Mevcut otogarlarımızın esnafına, bu yeni otogarlarda öncelik vereceğiz. Otogarları raylı sistemlere entegre ederek; gelen hiçbir kardeşimizi mağdur etmeyeceğiz. Ağır vasıta trafiğini iki yakada kuracağımız 6 yeni lojistik merkeziyle şehir dışına alacağız. Bunların ikisi, Avrupa Yakasında Yassıören ile Anadolu Yakasında Kocaeli sınırımızda Körfez Lojistik Köyleri olacak. Diğer 4 lojistik köyümüzde ise YeşilBayır’da, Çatalca’da, Kurtköy’de ve Paşaköy’de kurularak ana lojistik sisteminin destek noktaları olarak hizmet verecekler. Lojistik Köylerimizde tüm temel hizmet birimleri, serbest bölge, antrepo tesisleri, tır parkları, teknoloji geliştirme bölgesi, organize sanayi alanları ve demiryolu entegrasyon alanı bulunacak. Bu yatırımlarımızla, kent içi trafiğinde bulunan yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine taşımış olacağız. Planlı bir dağıtım modeliyle şehir içi ulaşımında seyahat süresini yüzde 20 düşüreceğiz. Ayrıca İstanbul’un kuzeyinde oluşturacağımız lojistik altyapımızın bir parçası olarak, Karadeniz’in İstanbul kıyısında Kuzey İstanbul Limanı projemizi hayata geçireceğiz. Marmara Denizi’mizdeki gemi trafiğini de azaltmış olacağız. Bunun yanında, İstanbul’un güneyindeki trafiği, ağır vasıtalardan da arındıracağız”
“Motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız”
Motosiklet sürücüleri için yeni projelerini açıklayan Kurum “2018’den bugüne otomobil sayımız sadece yüzde 15 artarken, motosiklet sayımız yüzde 119 artış gösterdi. Buradan motosiklet kullanıcısı vatandaşımıza müjdemizi veriyorum. Tüm motosiklet kullanıcılarının can güvenliği için, trafik yoğunluğu olan önemli ana arterlerde ayrıştırılmış özel motosiklet yolları, yeni motor yollarını devreye alacağız. Öncelikle Bakırköy, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Kozyatağı, Maltepe sahil yolu ve Samatya olmak üzere mümkün olan her yerde emniyetli motor yollarımızı yapacağız. Başta kaza kara noktaları olmak üzere tüm yolarımızda motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız. Buradan İstanbul’daki 250 bin motokurye emekçisine de müjdem var. Motokuryelerimizin dinlenebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeni yapılacak tüm yol kenarlarına sizler için dinlenme alanları ayıracağız. İstanbul’daki 250 bin motokurye kardeşimiz için yol kenarlarında yeni cepler açacağız. Bu ceplerde oluşturacağımız tesislerde kardeşlerimiz ihtiyaçlarını giderebilecek” şeklinde konuştu.
“Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulamasını hayata geçireceğiz”
Yeni otopark sistemleri ve millet yolları konseptinden bahseden Kurum “Mevcut yönetim ‘Transfer merkezlerinde 100 bin araçlık otopark imkanı, asansörlü sistemlerle kapasite artırılacak’ demişlerdi. Ama bunu da yapamadılar. Bunlar mevcut asansörlerimizi bile çalıştıramadılar. Yeni otopark asansörü yapmalarını da beklemiyorduk. Biz göreve gelir gelmez indirme bindirme cepleriyle, engellilere ait özel otoparklarıyla, mahalle sakinlerine özel park imkanlarıyla Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulaması’nı hayata geçireceğiz. İstanbul’umuza ilk 5 yılda; üstü park altı otopark olacak, vatandaşımızın arabasını bırakarak toplu ulaşımla bağlantı kuracağı tam 250 bin araçlık otopark kazandıracağız. İşte İSPARK’ın durumu ortada. Bu kurum neden zarar ediyor? İSPARK’ımız liyakatsiz ellerde kötü yönetildiği için zarar ediyor. Ama biz bütün mahallelerde evinin önüne park eden vatandaşımızdan ücret alınmasına rağmen İSPARK zarar ediyor. Biz mahallerimizde evinin önüne aracını bırakan vatandaşlarımızdan herhangi bir ücret almayacağız. Ücretsiz otopark yapacağız. Göreve gelir gelmez İSPARK’taki tarifede tam %25 oranında indirim yapacağız. Vatandaşımız için ilk yarım saati de ücretsiz yapacağız. Ben vatandaşımıza bir müjde daha veriyorum. Millet Yolları konseptini getiriyoruz. İstanbul’un her yerinde yayalaştırılmış cadde ve meydanlarımızı artıracağız. Millet Yolları projemizde; klasik planlamayı değil, İstanbul Medeniyet ve Tasarım Rehberini odağımıza alacağız. Yaptığımız kaldırımı, aydınlatmayı, inşaat malzemesini, yeşil alanları, parkları ortak bir dile göre yapacağız. İstanbul’un şehirciliğinin kurumsal dilini Millet Yollarımı da yaparak yansıtacağız. İstanbullular bize güvensin, biz yaya dostu bir İstanbul için gerekli bütün adımları atacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuzda tüm ulaşım ağı yapay zeka ile desteklenecek”
İstanbul’da ki ulaşımla ilgili yeni uygulamaları aktaran Kurum “Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın dördüncü adımına geleceğim. Otobüsler yanıyor, metrolar yolda kalıyor, İstasyonları su basıyor, yürüyen merdivenler çalışmıyor. Göreve geldiğimizde Akıllı Ulaşım Sistemleri’nde öncü İstanbul’umuz için fetret dönemi hep birlikte bitireceğiz. Siz liyakatli kadroları işten çıkarırsanız akıllandırılmış, kara kutulardan izlenen, yollarda kalan müdahale edilebilen, yanan otobüslere terfi edersiniz. Göreve gelir gelmez Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın 4. Adımıyla, teknolojinin İstanbullu anlayışıyla Akıllı Ulaşım ve Yönetim Sistemini hemen tesis edeceğiz. İstanbul’umuzda tüm ulaşım ağı yapay zeka ile desteklenecek. Tam adaptif sinyalizasyon sistemiyle kavşaklarda beklemeyeceğiz. En gelişmiş sensör ve kameralardan kurulu elektronik denetleme sistemimizle trafiği yönlendireceğiz. Tünel işletim merkezini daha verimli hale getireceğiz. Toplu ulaşıma araçları ve İETT filo yönetim merkeziyle toplu taşımadaki her bir aracımızı anlık olarak izleyeceğiz. Metro hat kontrol merkezi işler hale getirilecek. Lojistik yönetim merkezleriyle akıllı lojistik dağıtım sistemi kurulacak. Yerli yazılımla Dijİstanbul’u hemen hayata geçireceğiz. DİJİSTANBUL ile size en yakın boş otoparkın nerde olduğunu göreceksiniz. Otoparka varmadan yerinizin rezervasyonunu yapabileceksiniz. Aracınız elektrikli bir araçsa, seyyar şarj istasyonundan randevu alıp, siz işlerinizi hallederken aracınızı otomatik şarj ettireceksiniz. Parket uygulamasıyla gittiğiniz her yerde en yakın ve müsait otoparkı bu uygulamadan öğrenecek ve yol tarifini alacaksınız. Yol-@çık uygulamasıyla bulunduğunuz konumdan gitmek istediğiniz yere kadar en verimli ulaşımı bu seçeneklerden takip edebileceksiniz” dedi.
“İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz”
Yeni kurulacak olan Ulaşım Akademisi’nde verilen eğitimlere de değinen Kurum “Son adımımız olan Ulaşım Akademi’mizi hemen kuracağız. Mesleki teorik eğitim merkezimizde İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz. Uygulama eğitim merkezimizde kuracağımız parkur ve simülasyonlarla şoförlerimize pratik öğrenme imkanları sunacağız. Burada psikolojik destekten test desteğine kadar her türlü desteği vereceğiz. Ölçme değerlendirme ve sertifikasyon sistemiyle uluslararası lisanslardan vatandaşımızı faydalandıracağız. Stratejik planlamamızla İstanbullu kardeşlerimin ulaşımdaki iyileşmeyi her gün hissedeceği, her anlamda tasarrufa şahit olacağı bir uygulamayı gerçekleştireceğiz. Şehrimizi ulaşımda üst lige taşırken, mevcut yönetimin 2019’da yüzde 47’den alıp bugün yüzde 64’e yükselttiği trafik yoğunluğunu 2029’da yüzde 50’ye, 2034’te yüzde 41’e düşüreceğiz. 2019’da 45 dakika olup da liyakatsiz ellerde bugün 64 dakikaya çıkan ortalama seyahat süremizi de 48 dakikaya, 2034’te 39 dakikaya indireceğiz. Bugün bizi uğraştıran İstanbul, ulaştıran bir İstanbul’a dönüşecek. ve ulaştıran İstanbul, trafikte her yıl 3 milyon ton daha az karbondioksit üretirken şehrimiz, ülkemiz, dünyamız 450 bin yetişkin ağacı kurtarmış olacak. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul trafik çilesinden kurtulacak. İlk 5 yılın sonunda azaltacağımız İstanbul trafiğine 10 yılın sonunda, bir daha geri dönmemek üzere son vereceğiz” şeklinde konuşmasını tamamladı.
]]>Kurum, “Çilesiz İstanbul” programının tanıtımı dolayısıyla bir otelde düzenlenen toplantıda, İstanbul’un en büyük sorunlarının başında trafik çilesinin geldiğini söyledi.
İstanbulluların trafik çilesinden bıktığını belirten Kurum, “İstanbul’u yönetenlere baktığımızda, insanımızın çektiği bu eziyetlerden dolayı tek bir an bile rahatsız olmadıklarını görüyoruz. İnsanımızın bu sıkıntısına çözüm bulmak için en ufak bir irade ortaya koymadılar. Üzülerek söylüyorum ki İstanbul’umuz 5 yıldır, Türkiye Yüzyılı hedefinden sapmıştır. Ülkemizin lokomotifi olan İstanbul her açıdan geride kalmıştır. İBB, insan odaklı belediyecilikte sınıfta kalmıştır. 5 yıldır bu şehirde yapılan her iş, günü kurtarma eyleminden ileriye gidememiştir.” şeklinde konuştu.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin ulaşım alanında da her alanda olduğu gibi başarısız olduğunu ifade ederek, “Seçilmeden önce millete 35 ulaşım vaadi verdiler. Bu vaatlerin bugün 4’ünü bitirebildiler. Ulaşımda tam yüzde 89 oranında başarısız oldular.” dedi.
Trafik nedeniyle bir kişinin yılda 288 saat kaybettiğini, her İstanbullunun ömründen 3 yılın çalındığını aktaran Kurum, “Biz, İstanbul’u yavaşlatan, halkımızı bezdiren bu trafik çilesini bitireceğiz. Bunun için de milletimiz için ‘Uğraştıran değil, Ulaştıran İstanbul’ diyoruz ve 1 Nisan’da İstanbul’un yolunu açmaya geliyoruz.” ifadesini kullandı.
Kurum, İstanbul’da 1000 kişiye 209 araç düştüğünü, her geçen gün Avrupa ortalaması olan 582 araç sayısına yaklaşıldığını, ayrıca kentte her gün 984 yeni aracın trafiğe çıktığını aktardı.
Geçen yılın 5 milyon araç sayısıyla kapatıldığını kaydeden Kurum, “Bu yılın sonunda ise 5,4 milyon sayısına çıkacağız. 2029’da bu şehirde tam 6,8 milyon araç olacak. 2004 yılında ortalama yolculuk sayımız sadece 1,54’tü. 2023’te 2,14’e ulaştı. Bu oran 2029 yılında 2,19’a ulaşacak. Avrupa ile Asya yakaları arasındaki yolculuk sayılarımız ise 2023’te 2,76 milyondu. 2029 yılında 3,71 milyona ulaşacak. Nüfusumuz, gelirimiz ve otomobil sayımız hızla artıyor. Bu yükseliş devam ederken, eğer doğru bir planlama yapamazsak bugünkü manzaranın çok daha kötü boyutlarını yaşayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu şehrin geleceği için tek bir yeni metro hattı ihalesi yapmadılar”
Kurum, İstanbul’da 2014’te ortalama yolculuk süresinin 49 dakika olduğunu, 2019 yılında bunun 45 dakikaya düştüğünü ancak mevcut İBB yönetiminin 5 yılda bu süreyi 64 dakikaya ulaştırdığını aktardı.
Kentte 2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğunun bugün ortalama yüzde 64’e çıktığını kaydeden Kurum, yoğun saatlerde bu oranın yüzde 90’lara yaklaştığını, mevcut İBB yönetiminin verdiği metro sözlerini yerine getirmediğini anlattı.
Kurum, yüzde 99’unu tamamladıkları 18 kilometrelik Mecidiyeköy-Mahmutbey hattına mevcut yönetimin sadece 180 metre ekleyebildiğini belirterek, “Dudullu-Bostancı metrosunun yüzde 70’lik kısmını biz tamamlamıştık. Onlar bu hattın sadece yüzde 30’luk kısmını yapabildiler. Bu beceriksizlikle de yetinmediler. Üstüne bir de devam eden hatları iptal ettiler. Üstüne üstlük iptal ettikleri hatlara hafriyat doldurdular. Daha da acısı, 5 yılda bu şehrin geleceği için tek bir yeni metro hattı ihalesi yapmadılar.” ifadelerini kullandı.
“İstanbullu evinden çıktığında en fazla 10 dakikada raylı sisteme ulaşacak”
Murat Kurum, toplu ulaşımda yüzde 72 olan karayolu payını 2029’da yüzde 60’a düşüreceklerini, yüzde 26 olan raylı sistemlerin payını da yüzde 37’ye çıkaracaklarını söyledi.
Ulaşım Ana Planı’nı hayata geçireceklerini belirten Kurum, tüm projelerini sürekli olarak güncelleyecekleri bu plana uygun şekilde hayata geçireceklerin anlattı.
Kurum, mevcut 340,5 kilometre metro hattı uzunluğunu, 2029’da 650 kilometreye, 2034’te ise 1004 kilometreye ulaştıracaklarını aktardı.
Yenikapı-İncirli-Sefaköy ile Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü-Tüyap metro hattını ihale edip bitireceklerini anlatan Kurum, böylelikle Beylikdüzü’nden Bakırköy’e yolculuk süresinin sadece 39 dakika olacağını söyledi.
Denizin altından İstanbul’un iki yakasını bir kez daha bağlayacaklarını aktaran Kurum, 28 kilometrelik İncirli-Gayrettepe-Söğütlüçeşme metro hattını tamamladıklarında Beylikdüzü’nden metroya binenlerin boğazın altından geçecek Söğütlüçeşme’ye 78 dakikada ulaşacağını dile getirdi.
Kurum, Vezneciler-Sultangazi metro hattıyla 4 ilçeyi birbirine bağlayacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“21,3 kilometrelik Üsküdar-Kadıköy-Maltepe-Kartal tramvay hattımızla 4 ilçemizi birbirine bağlayacağız. 62,4 kilometrelik uzunluğa sahip Samandıra-İstanbul Havalimanı raylı sistem hattımıza çok değer veriyorum. Çünkü Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçerek hem yolcu hem yük taşıyacak. Kuracağımız yeni 6 lojistik merkezimize bağlanarak Marmaray’ın yükünü üstlenecek. Marmaray’ı gece saatlerinde de yolcu taşımada kullanmamızı sağlayacak. 2 kilometrelik Eyüpsultan-Piyerloti-Miniatürk teleferik hattımızla Haliç’in iki yakasını birbirine bağlayacağız. Toplamda 185 kilometrelik yeni hattı 2029 yılına kadar İstanbullu hemşerilerimizin hizmetine sunacağız. İstanbullu her kardeşim evinden çıktığında en fazla 10 dakika yürüyerek raylı sisteme ulaşacak.”
“Deniz yolu yolcu sayısını 2034 yılına kadar 1 milyona ulaştıracağız”
Murat Kurum, göreve geldiklerinde Metro AŞ, Aselsan ve TÜBİTAK işbirliğiyle metroların sinyalizasyon sistemlerinden yeni ulaşım yazılımlarına kadar birçok alanda hizmet verecek bir tesis kuracaklarını, bu tesisle İstanbul’u ulaşım teknolojilerinde dünyanın lider şehirlerinden biri haline getireceklerini kaydetti.
E-5 Karayolunun Büyükçekmece-Kınalı kesiminde ana yolları ve yan yolları düzenleyerek sürücüsüz metrobüs hattını TÜYAP-Silivri arasında hizmete alacaklarını söyleyen Kurum, her yıl filolara 100 yeni elektrikli metrobüs ve 250 elektrikli otobüs katacaklarını bildirdi.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin deniz ulaşımında sınıfta kaldığını ifade ederek, bugün 500 bin olan deniz yolu yolcu sayısını 2034 yılına kadar 1 milyona ulaştıracaklarını vurguladı.
İstinye-Yenikapı ve Çubuklu-Yenikapı arabalı vapur seferlerini, Sirkeci-Harem nostaljik yolcu vapur hattını da hizmete sunacaklarını aktaran Kurum, Beylikdüzü’nden sırasıyla Avcılar, Bakırköy, Yenikapı, Eminönü, Kabataş ve Beşiktaş’a, Anadolu Yakası’nda da Maltepe sahiline benzer şekilde oluşturulacak mini iskeleler kuracaklarını söyledi.
Kurum, özellikle sabah-akşam iş saatlerinde verilecek hızlı ve sık seferlerle hizmeti arttıracaklarını belirterek, “Göreve gelir gelmez deniz ulaşımında aktarmalı yolculukların tamamını ücretsiz hale getiriyoruz.” dedi.
Bisiklet, motosiklet, scooter gibi araçlar için Güvenli Mikromobilite Ulaşım Ağı dönemine geçeceklerini belirten Kurum, bisiklet parklarının sayılarını hızlıca artıracaklarını, 2029’a kadar bisiklet yolu uzunluğunu iki katına çıkaracaklarını, 2034’de ise 1500 kilometre bisiklet yoluna ulaşacaklarını ifade etti.
“İstanbul’a 122 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandıracağız”
İstanbul’daki taksilerin talebi karşılamadığını belirten Kurum, göreve geldiklerinde ihaleler yaparak taksi eksikliğini şehrin ihtiyaçlarına göre gidereceklerini, taksi sorununu İstanbul’un gündeminden çıkaracaklarını aktardı.
Kurum, ulaşımda 0-6 yaş arası çocukların babalarına ücretsiz seyahat hakkı vereceklerini, ilköğretimde okuyan öğrencilere ulaşımı tamamen ücretsiz yapacaklarını belirterek, “Gençlerimizin halihazırda indirimli olan İstanbul kartındaki yolculuk ücret tarifesinde yüzde 40 indirim yapacağız.” dedi.
Kurum, İstanbul’a 122 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandıracaklarının altını çizerek, “İlk 5 yılımızda Çayırbaşı, Ayazağa, Levazım ve Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini yapacağız. Büyükdere Caddesi ve sahil yoluna alternatif Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız. Kağıthane-Bayrampaşa Hal arasında 11,5 kilometrelik tünelimizi hizmete açacağız. Anadolu Yakası’nda ise 10,2 kilometrelik Yenisahra-Bostancı tüneli süratle bitecek.” diye konuştu.
İkinci 5 yıllarında ise 74,7 kilometrelik yeni tünel hedeflerinin 50,9 kilometresini, Avrupa Yakası’nda Bayrampaşa’dan Büyükçekmece’ye uzanan karayolu tüneliyle sağlayacaklarını dile getiren Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Anadolu Yakası’nda ise 23,8 kilometrelik Harem-Çengelköy-Kavacık tünellerimizi hayata geçireceğiz. Trafik yoğunluğu üst seviyelerde olan E-5, TEM ve birbirine bağlayan bağlantı yollarının yoğunluğunu azaltacağız. Sarıyer-Beşiktaş arası 12 dakikaya, Beşiktaş-Beylikdüzü arası yolculuk süresi 23 dakikaya, Beşiktaş- Küçükçekmece arası 15 dakikaya, Harem-Kavacık arası 9 dakikaya inecek. İstanbul’da trafik yoğunluğunu artıran 151 kavşağın düzenlemesiyle 39 ilçede ve tüm mahallelerimizde trafik yükünü azaltacak, İstanbulluya nefes aldıracak.”
“İSPARK’ta uygulanan tarifelerde yüzde 25 indirim yapacağız”
Esenler Otogarını İhsaniye’ye, Harem Otogarını ise Kurtköy’e taşıyacaklarını anlatan Kurum, böylece İstanbul’un şehir içi trafik yükünü alacaklarını, otogarlara raylı sistemi entegre edeceklerini belirtti.
Kurum, ağır vasıta trafiği için iki yakada 6 yeni lojistik merkezi kuracaklarını, yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine taşıyacaklarını anlattı.
Motosiklet kullanıcıları için özel motosiklet yolları yapacaklarını vurgulayan Kurum, İstanbul’daki 250 bin motokurye için yol kenarlarına yeni cepler açacaklarını belirtti.
Kurum, göreve geldiklerinde Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi uygulamasını hayata geçireceklerini, kente ilk 5 yılda üstü park, altı otopark olan, vatandaşın arabasını bırakarak toplu ulaşıma ulaşabileceği 250 bin araçlık otopark kazandıracaklarını söyledi.
İSPARK’ın liyakatsiz ellerde kötü yönetildiği için zarar ettiğini söyleyen Kurum, “Ama biz bütün mahallelerde ücretsiz otopark yapacağız, İSPARK’ta uygulanan tarifelerde yüzde 25 oranında indirim yapacağız. Vatandaşımız için ilk yarım saati de ücretsiz yapacağız.” şeklinde konuştu.
Kurum, İstanbul’un tüm ulaşım ağını yapay zeka ile destekleyeceklerini kaydederek, şunları söyledi:
“Yerli yazılımla hayata geçireceğimiz Dijİstanbul’u hemen hayata geçireceğiz. Dijiİstanbul’la size en yakın boş otoparkın nerede olacağını görebilecek, hemen otoparka varmadan yerinizin rezervasyonunu yapabileceksiniz. Park-et uygulamasıyla gittiğimiz yerdeki en yakın ve müsait otoparkı bu uygulamadan öğrenecek ve yol tarifini alacaksınız. Yol-@çık uygulamasıyla bulunduğunuz konumdan gitmek istediğiniz yere kadar en verimli ulaşım seçeneklerini takip edebileceksiniz.”
İstanbul’da gerçek belediyeciliğin vakti geldiğini belirten Kurum, “Ben İstanbullulara söz veriyorum, 1 Nisan’dan itibaren İstanbul trafik çilesinden kurtulacak. İlk 5 yılın sonunda azaltacağımız İstanbul trafiğine 10 yıl sonunda, bir daha geri dönmemek üzere son vereceğiz.” diye konuştu.
]]>Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, İl Başkan Yardımcısı İslam İnce ve partililerle birlikte, Zeytinburnu’nda bulunan Saadet Plaza’daki iş yerlerini ziyaret etti. Çalışanlara kırmızı karanfil dağıtan Aydın, çalışanlar ve iş yeri sahiplerinin sorunlarını dinledi.
“BAŞKA BİR İSTANBUL’UN MÜMKÜN OLDUĞUNU, GÜÇLÜ BİR İNANÇLA DİLE GETİRİYORUZ”
Aydın, ziyaret sonrası şunları söyledi:
“Başka bir İstanbul mümkün. İstanbul’da daha iyi bir yaşam mümkün. Bu sürdürülebilir bir hal değildir. İstanbul tekinsizliğin kol gezdiği bir hale büründü. Büyük bir dağınıklık var. Hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, aileleri, gençleri, çocukları kasıp kavuruyor. Esnafımız yaka silkiyor, sırf tezgahını ayakta tutabilmenin mücadelesini veriyor. Biz başka bir İstanbul’un mümkün olduğunu, güçlü bir inançla dile getiriyoruz. İstanbul’da daha iyi bir yaşamın mümkün olduğunu, güçlü bir kararlılıkla ve inançla dile getiriyoruz.
“ÇOCUKLARIMIZIN İHTİYACINI GİDERİP KANTİN KART PROJESİNİ DEVREYE SOKACAĞIZ”
Göreve gelir gelmez ilk önce bu geçim sıkıntısından dolayı muzdarip olan ailelerin yaralarına merhem olmayı, asli görevimiz olarak görüyoruz. Her şeyden önce okullarımıza aç karnına gidip gelen çocuklarımız kalmasın diye kantin kart projemizi süratle devreye sokacağız. Hiçbir çocuğumuz ilköğretimde beslenme saatinde sınıfın bir köşesinde, okulun bahçesinin bir köşesinde, o bir saatini aç karnına geçirmeyecek. İhtiyaç sahibi çocuklarımızın bu ihtiyacını giderip kantin kart projesini devreye sokacağız. ve muhakkak ve mutlaka insanımızın, işsiz gençlerimizin iş bulana kadar toplu taşımada, ulaşımda ücretsiz istifadesini sağlayacağız. Yeni evlenen çocuklu ailelerin, gençlerin ekonomik sıkıntılarını hafifletebilmek adına doğal gaz ücretlerinde ilk 125 metreküpünü büyükşehir belediyesi olarak biz karşılayacağız. Bunlar acil dokunacaklarımızdır.
“İSTANBUL’UMUZA 35 BİN YENİ TAKSİYİ KAZANDIRACAĞIZ”
Taksi meselesini kati bir şekilde çözeceğiz. Taksi AŞ’yi kuracağız. İstanbul’umuza 35 bin yeni taksiyi kazandıracağız. Ne pahasına olursa olsun hiçbir gerekçe bunu İstanbul’umuza getirmemize engel olamayacaktır.
“EN TEMEL MESELEMİZ İSTANBUL’UN NÜFUSUNU AZALTMA PROJESİDİR”
Tabii ki en temel meselemiz kalıcı uzun vadede İstanbul’un rahatlaması projemizdir. O da İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir. Adına memleket isterim projesi diyoruz. Gönüllü olarak İstanbul’umuzdan, insanlarımızı, kendi memleketlerine ya da tercih ettiği şehire gitme projelerini Kiptaş marifetiyle gerçekleştireceğiz. Bu vesileyle ayrıca kentsel dönüşümü de ücretsiz olarak yapacağız. Hazırlıklarımızı tam tamına bir bütün olarak dosdoğru olarak yerine getirdik. ve inşallah bunları gerçekleştireceğiz.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Şişli’de Çilesiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nı düzenledi. Kurum daha öncede açıkladığı projelerini “Uğraştıran Değil Ulaştıran İstanbul” adı altında detaylı bir şekilde anlattı. Kurum, programda toplu ulaşım başta olmak üzere birçok farklı projelerini de sunum eşliğinde aktardı.
Program’a Kurum’un yanı sıra milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti üyeleri, meclis üyeleri, STK ve muhtarlar katıldı.
“İstanbul’umuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz”
Trafiği azaltmaya yönelik projeleri ile ilgili konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Avrupa Yakası’nda 88 Anadolu yakasında 34 kilometre olmak üzere İstanbul’umuza 122,2 kilometre uzunluğunda yeni tüneller kazandırıyoruz. İlk 5 yılımızda Çayırbaşı, Ayazağa, Levazım ve Dolmabahçe etabında 25,7 kilometrelik tünel projesini yapacağız. Büyükdere Caddesi ve sahil yoluna alternatif Dolmabahçe’den başlayıp Kilyos’a uzanan tünel zincirini hayata geçirmiş olacağız. Yine Kağıthane-Bayrampaşa hattı arasında 11,5 kilometrelik tünelimizi hizmete açacağız. Anadolu yakasında 10,2 kilometrelik Yenisahra-Bostancı tünelinde ise Kadıköy’den gelip Tuzla’ya giden kardeşlerimiz yapacağımız yan yol düzenlemesiyle Bostancı Sahili’ne gidebilecekler. Bu proje ile Göztepe’den doğuya doğru, E-5 Karayolu ile Sahil Yolu arasında kesintisiz bir bağlantı yolu oluşturacağız. E-5 Karayolunun trafik yoğunluğunu azaltacağız. İkinci 5 yılımızda ise 74,7 kilometrelik yeni tünel hedefimizin 50,9 kilometresini Avrupa Yakası’nda Bayrampaşa’dan Büyükçekmece’ye uzanan karayolu tüneliyle sağlayacağız. Sahil yolunun Anadolu Yakası’nda alternatifi olacak 23,8 kilometrelik Harem-Çengelköy-Kavacık’ta Nakkaş tünel kavşağı ile birlikte Çengelköy kavşağından Çubukluya kadar kesintisizi ulaşımı sağlayacağız. E-5 karayoluyla TEM otoyolu ve Kuzey-Güney istikametinde iki yakada da boğaz sahil yollarını trafik çilesinden kurtaracağız. Trafik yoğunluğu üst seviyelerde olan E-5, TEM ve birbirine bağlayan bağlantı yollarının yoğunluğunu azaltacağız. Sarıyer-Beşiktaş arasında vatandaşımız 12 dakika yolculuk yapacak. Beşiktaş-Beylikdüzü arası yolculuk süresi 23 dakikaya, Beşiktaş-Küçükçekmece arası 15 dakika, Harem-Kavacık arası yolculuk süresi ise da 9 dakika olacak. Avrupa ve Anadolu yakasında Altınşehir-Bahçeşehir, Tüyap-Silivri, Sultanbeyli-Kurtköy ve Göztepe-Çayırova arasında tam 260 kilometre ana yol ve yan yolumuzun düzenlemesini yapacağız. Bu da yan yollarla birlikte İstanbul’da trafik yoğunluğunu artıran sorunları çözecek 151 kavşak düzenlemesiyle birlikte 39 ilçede ve mahallelerimizde trafik yükünü azaltacak ve İstanbulluya nefes aldıracak projelerimiz olacak. Çile haline gelmiş Mahmutbey kavşağımız başta olmak üzere Kağıthane, Bayrampaşa, Eyüpsultan, Ataköy, Zeytinburnu, Bakırköy, Ataşehir gibi en acil noktalarda kavşak projelerini başlatacağız. 1 Nisan’da inşa süreçlerine başlayacak, tüm köprülü kavşak ve yollarımızı 2 yıl içerisinde vatandaşımızın hizmetine açacağız” dedi.
“Şehir içi ulaşımında seyahat süresini yüzde 20 düşüreceğiz”
Ağır vasıta trafiğini şehrin dışına alacağını aktaran Kurum sözlerine şöyle devam etti: “Şehrimizin trafiğini rahatlatacak 2 büyük hamlemiz daha olacak. Esenler Otogarı ve Harem Otogarı’nı şehrin kuzeyine birini Kurtköy’e diğerini de İhsaniye’ye taşıyoruz. İstanbul’un şehir içi trafik yükünü alırken, şehirlerarası yolcularımızı ve şoförlerimizi de rahatlatacağız. Mevcut otogarlarımızın esnafına, bu yeni otogarlarda öncelik vereceğiz. Otogarları raylı sistemlere entegre ederek; gelen hiçbir kardeşimizi mağdur etmeyeceğiz. Ağır vasıta trafiğini iki yakada kuracağımız 6 yeni lojistik merkeziyle şehir dışına alacağız. Bunların ikisi, Avrupa Yakasında Yassıören ile Anadolu Yakasında Kocaeli sınırımızda Körfez Lojistik Köyleri olacak. Diğer 4 lojistik köyümüzde ise YeşilBayır’da, Çatalca’da, Kurtköy’de ve Paşaköy’de kurularak ana lojistik sisteminin destek noktaları olarak hizmet verecekler. Lojistik Köylerimizde tüm temel hizmet birimleri, serbest bölge, antrepo tesisleri, tır parkları, teknoloji geliştirme bölgesi, organize sanayi alanları ve demiryolu entegrasyon alanı bulunacak. Bu yatırımlarımızla, kent içi trafiğinde bulunan yaklaşık 1 milyon ağır vasıta trafiğini şehrin çeperlerine taşımış olacağız. Planlı bir dağıtım modeliyle şehir içi ulaşımında seyahat süresini yüzde 20 düşüreceğiz. Ayrıca İstanbul’un kuzeyinde oluşturacağımız lojistik altyapımızın bir parçası olarak, Karadeniz’in İstanbul kıyısında Kuzey İstanbul Limanı projemizi hayata geçireceğiz. Marmara Denizi’mizdeki gemi trafiğini de azaltmış olacağız. Bunun yanında, İstanbul’un güneyindeki trafiği, ağır vasıtalardan da arındıracağız”
“Motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız”
Motosiklet sürücüleri için yeni projelerini açıklayan Kurum “2018’den bugüne otomobil sayımız sadece yüzde 15 artarken, motosiklet sayımız yüzde 119 artış gösterdi. Buradan motosiklet kullanıcısı vatandaşımıza müjdemizi veriyorum. Tüm motosiklet kullanıcılarının can güvenliği için, trafik yoğunluğu olan önemli ana arterlerde ayrıştırılmış özel motosiklet yolları, yeni motor yollarını devreye alacağız. Öncelikle Bakırköy, Barbaros Bulvarı, Büyükdere Caddesi, Kozyatağı, Maltepe sahil yolu ve Samatya olmak üzere mümkün olan her yerde emniyetli motor yollarımızı yapacağız. Başta kaza kara noktaları olmak üzere tüm yolarımızda motorcu dostu bariyerlerin sayısını ve uzunluklarını artıracağız. Buradan İstanbul’daki 250 bin motokurye emekçisine de müjdem var. Motokuryelerimizin dinlenebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeni yapılacak tüm yol kenarlarına sizler için dinlenme alanları ayıracağız. İstanbul’daki 250 bin motokurye kardeşimiz için yol kenarlarında yeni cepler açacağız. Bu ceplerde oluşturacağımız tesislerde kardeşlerimiz ihtiyaçlarını giderebilecek” şeklinde konuştu.
“Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulamasını hayata geçireceğiz”
Yeni otopark sistemleri ve millet yolları konseptinden bahseden Kurum “Mevcut yönetim ‘Transfer merkezlerinde 100 bin araçlık otopark imkanı, asansörlü sistemlerle kapasite artırılacak’ demişlerdi. Ama bunu da yapamadılar. Bunlar mevcut asansörlerimizi bile çalıştıramadılar. Yeni otopark asansörü yapmalarını da beklemiyorduk. Biz göreve gelir gelmez indirme bindirme cepleriyle, engellilere ait özel otoparklarıyla, mahalle sakinlerine özel park imkanlarıyla Yol Üstü Otopark Yönetim Sistemi Uygulaması’nı hayata geçireceğiz. İstanbul’umuza ilk 5 yılda; üstü park altı otopark olacak, vatandaşımızın arabasını bırakarak toplu ulaşımla bağlantı kuracağı tam 250 bin araçlık otopark kazandıracağız. İşte İSPARK’ın durumu ortada. Bu kurum neden zarar ediyor? İSPARK’ımız liyakatsiz ellerde kötü yönetildiği için zarar ediyor. Ama biz bütün mahallelerde evinin önüne park eden vatandaşımızdan ücret alınmasına rağmen İSPARK zarar ediyor. Biz mahallerimizde evinin önüne aracını bırakan vatandaşlarımızdan herhangi bir ücret almayacağız. Ücretsiz otopark yapacağız. Göreve gelir gelmez İSPARK’taki tarifede tam %25 oranında indirim yapacağız. Vatandaşımız için ilk yarım saati de ücretsiz yapacağız. Ben vatandaşımıza bir müjde daha veriyorum. Millet Yolları konseptini getiriyoruz. İstanbul’un her yerinde yayalaştırılmış cadde ve meydanlarımızı artıracağız. Millet Yolları projemizde; klasik planlamayı değil, İstanbul Medeniyet ve Tasarım Rehberini odağımıza alacağız. Yaptığımız kaldırımı, aydınlatmayı, inşaat malzemesini, yeşil alanları, parkları ortak bir dile göre yapacağız. İstanbul’un şehirciliğinin kurumsal dilini Millet Yollarımı da yaparak yansıtacağız. İstanbullular bize güvensin, biz yaya dostu bir İstanbul için gerekli bütün adımları atacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuzda tüm ulaşım ağı yapay zeka ile desteklenecek”
İstanbul’da ki ulaşımla ilgili yeni uygulamaları aktaran Kurum “Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın dördüncü adımına geleceğim. Otobüsler yanıyor, metrolar yolda kalıyor, İstasyonları su basıyor, yürüyen merdivenler çalışmıyor. Göreve geldiğimizde Akıllı Ulaşım Sistemleri’nde öncü İstanbul’umuz için fetret dönemi hep birlikte bitireceğiz. Siz liyakatli kadroları işten çıkarırsanız akıllandırılmış, kara kutulardan izlenen, yollarda kalan müdahale edilebilen, yanan otobüslere terfi edersiniz. Göreve gelir gelmez Ulaştıran İstanbul Strateji Planımızın 4. Adımıyla, teknolojinin İstanbullu anlayışıyla Akıllı Ulaşım ve Yönetim Sistemini hemen tesis edeceğiz. İstanbul’umuzda tüm ulaşım ağı yapay zeka ile desteklenecek. Tam adaptif sinyalizasyon sistemiyle kavşaklarda beklemeyeceğiz. En gelişmiş sensör ve kameralardan kurulu elektronik denetleme sistemimizle trafiği yönlendireceğiz. Tünel işletim merkezini daha verimli hale getireceğiz. Toplu uaşıma araçları ve İETT filo yönetim merkeziyle toplu taşımadaki her bir aracımızı anlık olarak izleyeceğiz. Metro hat kontrol merkezi işler hale getirilecek. Lojistik yönetim merkezleriyle akıllı lojistik dağıtım sistemi kurulacak. Yerli yazılımla Dijİstanbul’u hemen hayata geçireceğiz. DİJİSTANBUL ile size en yakın boş otoparkın nerde olduğunu göreceksiniz. Otoparka varmadan yerinizin rezervasyonunu yapabileceksiniz. Aracınız elektrikli bir araçsa, seyyar şarj istasyonundan randevu alıp, siz işlerinizi hallederken aracınızı otomatik şarj ettireceksiniz. Parket uygulamasıyla gittiğiniz her yerde en yakın ve müsait otoparkı bu uygulamadan öğrenecek ve yol tarifini alacaksınız. Yol-@çık uygulamasıyla bulunduğunuz konumdan gitmek istediğiniz yere kadar en verimli ulaşımı bu seçeneklerden takip edebileceksiniz” dedi.
“İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz”
Yeni kurulacak olan Ulaşım Akademisi’nde verilen eğitimlere de değinen Kurum “Son adımımız olan Ulaşım Akademi’mizi hemen kuracağız. Mesleki teorik eğitim merkezimizde İstanbul’un trafiğinde direksiyon sallayan herkese eğitimler vereceğiz. Uygulama eğitim merkezimizde kuracağımız parkur ve simülasyonlarla şoförlerimize pratik öğrenme imkanları sunacağız. Burada psikolojik destekten test desteğine kadar her türlü desteği vereceğiz. Ölçme değerlendirme ve sertifikasyon sistemiyle uluslararası lisanslardan vatandaşımızı faydalandıracağız. Stratejik planlamamızla İstanbullu kardeşlerimin ulaşımdaki iyileşmeyi her gün hissedeceği, her anlamda tasarrufa şahit olacağı bir uygulamayı gerçekleştireceğiz. Şehrimizi ulaşımda üst lige taşırken, mevcut yönetimin 2019’da yüzde 47’den alıp bugün yüzde 64’e yükselttiği trafik yoğunluğunu 2029’da yüzde 50’ye, 2034’te yüzde 41’e düşüreceğiz. 2019’da 45 dakika olup da liyakatsiz ellerde bugün 64 dakikaya çıkan ortalama seyahat süremizi de 48 dakikaya, 2034’te 39 dakikaya indireceğiz. Bugün bizi uğraştıran İstanbul, ulaştıran bir İstanbul’a dönüşecek. ve ulaştıran İstanbul, trafikte her yıl 3 milyon ton daha az karbondioksit üretirken şehrimiz, ülkemiz, dünyamız 450 bin yetişkin ağacı kurtarmış olacak. 1 Nisan’dan itibaren İstanbul trafik çilesinden kurtulacak. İlk 5 yılın sonunda azaltacağımız İstanbul trafiğine 10 yılın sonunda, bir daha geri dönmemek üzere son vereceğiz” şeklinde konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, “Çilesiz İstanbul Tanıtım Toplantısı”nda ulaşım projelerini açıkladı.
“İstanbul’umuz son 5 yıldır Türkiye Yüzyılı hedefinden sapmıştır”
İstanbul’da en büyük sorunların başında trafik çilesinin geldiğini belirten Kurum, “Hedefimiz 5 yıl boyunca İstanbulluların omuzlarına ağır bir yük gibi çöken bu trafik çilesini bitirmek. İstanbulluların yaşlısı genci herkes bu çileden bıkmıştır. İnsanımız artık durakta kuyruk beklemekten dolayı adeta canından bezmiştir. 21 yüzyıl İstanbul’unda, metro duraklarında İstanbulluların beklediği, yürüyen merdivenlerin çalışmadığı, selde metro tünellerinin su bastığı, bir gün otobüs yanar, bir gün otobüs arızalanır. Gerçekten üzüldüğümüz bir durumla karşı karşıyayız. Hal böyle iken İstanbul’u yönetenlere baktığınızda insanımızın çektiği bu eziyetlerden dolayı bir an bile rahatsız olmadıklarını görüyoruz. Çözüm için en ufak bir irade ortaya koymadılar. İstanbul’umuz son 5 yıldır Türkiye Yüzyılı hedefinden sapmıştır. Ülkemizin lokomotifi olan İstanbul her açıdan geride kalmıştır. İBB insan odaklı belediyecilikte sınıfta kalmıştır” ifadelerini kullandı.
“5 yılda bu şehrin geleceği için yeni tek bir metro ihalesi yapmadılar”
İBB Başkanı İmamoğlu’nun ulaşım konusunda 35 vaadinin bulunduğunu ancak bunlardan sadece 4’ünü gerçekleştirebildiğini vurgulayan Kurum, “Yüzde 89 oranında başarısız oldular. Bu başarısızlık artık İstanbulluların ömründen ömür alan ve İstanbul’a bedel ödeten hale geldi. Her birimiz trafikte bir yılda 288 saat kaybediyoruz. Her İstanbullunun ömründe tam 3 yıl trafik nedeniyle çalınıyor. Her bin kişiye 209 araç düşüyor. Her geçen gün Avrupa ortalaması olan 582 araç sayısına yaklaşıyoruz. 984 yeni araç her gün İstanbul’da trafiğe çıkıyor. Geçtiğimiz yıl 5 milyon araç sayısı ile kapattık. Bu yıl sonu 5.4 milyon araç sayısına çıkacağını veriler gösteriyor. 2029’da 6,8 milyon araç olacak. Bu şehirde 2014’te her birimiz ortalama yolculuk süresi 49 dakikayla evlerimize ulaşıyorduk. 2019’a geldiğimizde araç ve nüfus sayısı artmasına rağmen biz o 49 dakikayı 45 dakikaya düşürdük. Nüfus arttı İstanbul büyüdü ama yatırım yaptık. Ulaşım süresini düşürdük. Ama mevcut İBB yönetimi ne yapıp etti 5 yılda bu süreyi tam 64 dakikaya çıkardı. Bunların 2019’da devraldığı o aziz İstanbul’umuzda ortalama trafik hızımın 60 km iken bugün 42 km’ye düştü. Yani hızımız da yavaşladı. Trafik yoğunluğu 2019 yılında yüzde 47 iken, 2024’te yüzde 64’lere ulaştı. Yoğun zamanlarda yüzde 90’lara ulaşıyor. ‘5 yılda 230 kilometre metro yapacağız’ dediler, sözlerini tutmadılar. 2019 öncesinde bizim başlattığımız 10 metro hattının 3’ünün yapımını durdurdular. Bırakın verilen sözleri tutmayı, ‘biz açtık’ dedikleri 47.3 kilometrelik metro hattının sadece 8 kilometresini yaptılar. İptal etmeleri yetmiyormuş gibi metro inşaatına hafriyat doldurdular. 5 yılda bu şehrin geleceği için yeni tek bir metro ihalesi yapmadılar” şeklinde konuştu.
“2034 yılında toplu ulaşımda karayolu ve raylı sistemin payını eşitleyeceğiz”
İstanbul’da toplu ulaşımda karayolu, denizyolu ve raylı sistemin paylarını açıklayan Kurum, “Şu an karayolunun payı yüzde 72, raylı sistem yüzde 26, deniz yolu ise yüzde 2. Bizim 2029 planımız kara yolu payını yüzde 60’a düşürmek, raylı sistem payını ise yüzde 37’e çıkarmak. Deniz yolunu yüzde 3’e yükselteceğiz. 2034 yılında ise karayolu yüzde 48, raylı sistem yüzde 48, deniz yolunun ise yüzde 4 çıktığı dönemi birlikte inşallah yaşayacağız. Yerin üstünde kentsel dönüşüm yaparken, diğer taraftan yerin altında ulaşım projelerinde çalışacağız” dedi.
“Metro hattı uzunluğunu 5 yılda 650 kilometreye çıkaracağız”
İstanbul’da yapacakları metro hatlarını açıklayan Murat Kurum şunları söyledi:
“İstanbul’da şu an metro hatları uzunluğu 340,5 kilometre. 2029’a kadar metro hattı uzunluğunu 650 kilometreye çıkaracağız. 2034’e geldiğimizde bin 4 kilometre metro hattını İstanbul’un her ilçesine ulaştıracağız. İlk etapta metro hatlarımızı 465 kilometreye ulaştıracağız. 14.2 kilometrelik Yenikapı-İncirli-Sefaköy metro hattımız ilk yapacağımız işlerden biri. Oradaki trafik yoğunluğunu giderecek adımları atacağız. İkinci hattımız 18 kilometrelik Sefaköy-Avcılar-Beylikdüzü-Tüyap metro hattımız. Bu da çok önemsediğimiz proje. Metrobüs çilesini çözecek en önemli projelerden bir tanesi. Beylikdüzü’nden Bakırköy’e yolculuk süresi 39 dakika olacak. Yine denizin altından İstanbul’un iki yakasını bir kez daha bağlıyoruz. Hem metrobüs yoğunluğunu düşürecek hem de iki yakayı birbirine kesintisiz biçimde bağlayacağımız 28 kilometrelik İncirli-Gayrettepe-Söğütlüçeşme metro hattı. 17.4 kilometrelik Vezneciler-Sultangazi metro hattımızı yapacağız. Bu hat tam 4 ilçemizi birbirine bağlıyor. Mevcut yönetimin üstüne hafriyat dökerek iptal ettiği, bizim yeniden hayat vereceğimiz 6.9 kilometrelik Sancaktepe Şehir Hastanesi-Sarıgazi-Taşdelen-Yenidoğan metro hattımız. Bu hattımız yeniden doğacak. Onlar hafriyat döksünler, biz milletimizle el ele vereceğiz beklediği işleri yapmaya devam edeceğiz. Bir diğer hattımız 5.4 kilometre Sultanbeyli-Kurtköy metro hattımız. Diğer önemli hatlarımızdan biri 6 kilometrelik Sabiha Gökçen, Kurtköy metro hattımız. 21.3 kilometrelik Üsküdar- Kadıköy- Maltepe-Kartal tramvay hattımız. Sahil trafiğine alternatif olacak. Minibüs caddemize inşallah nefes aldıracak proje olacak. 3.1 kilometrelik Eyüpsultan-Bayrampaşa tramvay hattımız.
62,4 kilometrelik iki havalimanını birbirine bağlayan Samandıra-İstanbul Havalimanı raylı sistem hattımızı yapacağız. Yavuz Sultan Selim köprüsünden geçerek hem yolcu hem yük taşıyacak. Kuracağımız 6 lojistik merkezini birbirine ağlayarak Marmaray yükünü de hafifletmiş olacak. 2 kilometrelik Eyüpsultan-Pierreloti-Minatürk teleferik hattımız. Haliç’in iki yakasını birbirine bağlayacağız. Toplamda 185 km yeni hattı 2029 yılına kadar İstanbullu hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız. İstanbul’u 5 yıl içinde 650 km raylı sisteme kavuşturacağız. Evinden çıkan bir vatandaşımız en fazla 10 dakika yürüyerek raylı sisteme ulaşacak”
Metro A.Ş., Aselsan, Tübitak işbirliği ile metroların sinyalizasyon sistemlerinden, ulaşım yazılımlarına kadar birçok alanda hizmet verecek yen bir tesis kuracaklarını vurgulayan Murat Kurum, İstanbul’un ulaşım teknolojilerinde de dünyanın lider şehirlerinden biri olacağını belirtti.
“Metrobüs hattını Silivri’ye kadar uzatıyoruz”
İstanbulluların metrobüs duraklarında adeta can çekiştiğini söyleyen Kurum, “Metrobüs hattımızı ulaşım talepleri doğrultusunda Silivri’ye kadar uzatıyoruz. Biz inşallah E5 Karayolunun Büyükçekmece-Kınalı kesiminde ana yolları ve yan yolları düzenleyerek bu projemizi otonom ve yeni sürücüsüz metrobüs hattımızı Tüyap – Silivri arasında hizmete sokacağız. Her yıl filolarımıza 100 yeni elektrikli metrobüs ve 200 yeni elektrikli otobüs ekleyeceğiz” açıklamalarında bulundu.
“Deniz ulaşımını kullanan yolcu sayısını 2 kat arttıracağız”
İBB Başkanı İmamoğlu’nun deniz ulaşımının toplu ulaşımdaki payını yüzde 2’den yüzde 10’a çıkarmayı taahhüt etiğini hatırlatan Murat Kurum, “Ama maalesef burada da sonuç hüsran. Biz kararlıyız bugün 500 bin olan deniz yolcu sayımızı 2034 yılına kadar 1 milyona ulaştıracağız. İstinye- Yenikapı, Çubuklu -Yenikapı arabalı vapur seferlerini hızla hayata geçireceğiz. Beylikdüzü’nden Avcılar, Bakırköy, Yenikapı, Eminönü, Kabataş ve Beşiktaş’a özellikle iş saatlerinde seferler koyacağız. Göreve gelir gelmez deniz ulaşımında aktarmalı yolculukların tamamını ücretsiz hale getiriyoruz. Vatandaşımızı biz deniz ulaşımına teşvik etmez istiyoruz” diye konuştu.
İstanbul’un taksi sorununa da değinen Murat Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Taksi ulaşımı bugün çile haline gelmiş. İstanbul’da 19 bin 845 taksimiz var. 1.5 milyondan fazla yolcuya hizmet veriyor. Mevcut talebe maalesef yetişemiyor. Ortalama talep karşılaması yüzde 45’te kalıyor. Yoğun saatlerde yüzde 18’lere düşüyor. İstanbullular taksi konusuna dair dertliler. İhaleler yaparak taksi eksikliğini şehrimizin ihtiyaçlarına göre gidereceğiz. Yeni dijital uygulamalarla taksiler tek merkezden yönetilecek. İstanbul taksisi bir marka olacak. Taksici esnafımızla da görüştük. Eğitim denetim, ödül, ceza, geri bildirim uygulamalarını işler hale getireceğiz. Taksicilerimizin güvenlini emniyet altında alacak uygulamalarımızı hayata geçireceğiz”
“Gençlerin ücret tarifesine yüzde 40 indirim”
Konuşmasında gençlere müjde veren Kurum, “0-6 yaş çocuklarım babalarına da ücretsiz seyahat hakkı vereceğiz. İlköğretimde okuyan yavrularımıza ulaşımı tamamen ücretsiz yapacağız. Gençlerimizin hali hazırda indirimli olan İstanbul kartlarındaki yolculuk ücret tarifesine yüzde 40 indirim yapacağız” dedi. – İSTANBUL
]]>Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Göç İdaresi Mobil Araç Teslim Töreni’nde konuşan Yerlikaya, dünyanın en büyük 15. metropolü olan İstanbul’un nüfusunun da 131 ülkeden daha fazla olduğunu söyledi.
Yerlikaya, bakanlık olarak kentin huzur ve güvenliği için 600 bin personelle ülkenin her yanında olduğu gibi İstanbul’da da canla başla çalıştıklarını dile getirdi.
Göç sorununun dünyanın en büyük küresel meselelerinin başında geldiğini kaydeden Yerlikaya, bölgede yaşanan istikrarsızlıklar, savaş ve kaos gibi nedenlerden dolayı ülkenin de göç olaylarına maruz kaldığını ifade etti.
Yerlikaya, hedeflerinin düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılarıyla mücadele etmek olduğunu, bu mücadeleyi de 4 aşamada sürdüklerini belirterek, şunları söyledi:
“Bir, sorunu kaynağında, yani daha ülkesinden gelmeden çözmek. İki, etkili sınır güvenlik tedbirleri, yani Milli Savunma Bakanlığımızın, hudut kartallarımızın o yaptığı güzel iş. Üç, ülke içinde etkin tespit ve yakalama. Dört, hızlı işleyen sınır dışı süreçlerinin tesisi. Saydığım bu dört aşamadaki mücadeleyi her zaman kamu düzeni ve güvenliğinden asla taviz vermeden, medeniyet ve insani değerlerimize uygun olarak yürütüyoruz.”
Bu noktada yeni bir uygulama başlattıklarının altını çizen Yerlikaya, bunun da Mobil Göç Noktaları olduğunu söyledi.
Bu uygulamanın dünyada bir ilk olduğunu belirten Yerlikaya, güvenlik güçlerinin gerekli gördüğü durumlarda yabancıların kimlik kontrollerini yaptığını, kimliğini ibraz etmeyenlerin araçlara davet edildiğini anlattı.
Bir göç uzmanı ve tercümanın yer aldığı araçlarda parmak izi sorgulaması yapıldığını kaydeden Yerlikaya, “GöçNet” veri tabanından gerekli kontrolleri sağlanan kişilerin, düzensiz göçmen olduğunun anlaşılması üzerine doğrudan geri gönderme merkezine sevk edildiklerini aktardı.
30 büyükşehirde 162 Mobil Göç Noktası aracına ulaşıldı
İçişleri Bakanı Yerlikaya, bir turizm şehri olan İstanbul’un geçen yıl 17,5 milyona yakın turisti ağırladığını belirterek, kentin aynı zamanda bir öğrenci şehri olduğunu, dünyanın dört bir yanından öğrencilerin buraya geldiğini dile getirdi.
İstanbul’un bir finans şehri ve merkezi olduğunu da kaydeden Yerlikaya, ülkeye yatırım yapmak için gelen pek çok yabancının ilk adresinin burası olduğunu ifade etti.
Yerlikaya, turistleri rahatsız etmeden, yasal kalıcılığı olan yabancıları da tedirgin etmeden düzensiz göçmenlerle ilgili denetimleri hızlı ve sorunsuz yapmalarını sağlayan yöntemin adının “Mobil Göç Noktası” olduğunu söyledi.
“Mobil Göç Noktası” uygulamasına ilk olarak 19 Temmuz 2023’te İstanbul’da başladıklarını aktaran Yerlikaya, uygulama başarılı olunca 1 Aralık 2023 itibarıyla 30 büyükşehirde Mobil Göç Noktası araçlarını faaliyete geçirdiklerini belirtti.
Yerlikaya, “İstanbul’umuzda 38 aracımız vardı, bugün hizmete alınan 65 yeni araçla bu sayı 103’e ulaştı. 30 büyükşehrimizde toplamda 162 Mobil Göç Noktası aracına ulaşmış oluyoruz. Bu sayıyı daha da artırmaya karalıyız.” dedi.
“İnsan tacirlerine ve göçmen kaçaklığı organizatörlerine göz açtırmıyoruz”
Bakan Yerlikaya, düzensiz göçle mücadelede bu araçların sağladığı katkıya ilişkin, şu bilgileri verdi:
“19 Temmuz’dan bugüne kadar sadece İstanbul’da Mobil Göç Noktalarımızda 192 bin 934 yabancının kontrollerini yaptık. Yaklaşık 200 bin. Büyük bir rakam. 56 bin 620 yabancı sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine sevk edildi. Mobil Göç Noktası araçlarında bugüne kadar Türkiye genelinde toplam 286 bin 102 yabancının kontrolleri yapıldı. 61 bin 429 yabancının düzensiz göçmen olduğu tespit edildi ve bu kişilerin sınır dışı işlemleri başlatılarak geri gönderme merkezlerine sevk edildi.”
Düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadelelerinin kararlılıkla devam ettiğini vurgulayan Yerlikaya, “İstanbul’da 1 Haziran 2023-23 Şubat 2024 tarihleri arasında göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik 493 operasyon düzenledik. Bu operasyonlarda 798 göçmen kaçakçılığı organizatörü yakalandı. Bunların 201’i tutuklandı, 103’ü hakkında adli kontrol kararı verildi. Aynı dönemde İstanbul’da yakalanan düzensiz göçmen sayısı ise 80 bin.” şeklinde konuştu.
Yerlikaya, başta İstanbul olmak üzere her şehirde yapılan denetimler ve kontrollerin ara vermeden devam edeceğini kaydederek, “İnsan tacirlerine ve göçmen kaçaklığı organizatörlerine göz açtırmıyoruz, açtırmayacağız.” ifadesini kullandı.
Türkiye genelinde 100 araç daha hizmete alınacak
Yerlikaya, başta kolluk kuvvetleri ve Göç İdaresi Başkanlığı olmak üzere fedakarca çalışan bütün mesai arkadaşlarına teşekkür etti.
Konuşmasının ardından basın mensuplarına araçların özelliklerini anlatan Yerlikaya, gelecekte Türkiye genelinde 100 aracın daha hizmete alınacağını bildirdi.
Törene, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu da katıldı.
Bakan Yerlikaya ve beraberindekiler törenin ardından hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul’daki Atatürk Havalimanı’nda bugün Göç İdaresi Mobil Araç Teslim Töreni’ne katıldı. Burada basın açıklaması yapan Yerlikaya, düzensiz göçmenlere ve politikalarına ilişkin bilgi verdi. Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Bulunduğumuz konum, bölgemizde yaşanan istikrarsızlıklar, savaş ve kaos gibi nedenlerden dolayı pek çok ülkede olduğu gibi bizde de maalesef göç olaylarına maruz kalıyoruz. Ülkemize girişi, kalışı ve çıkışı yasal olmayan yabancılara bildiğiniz gibi düzensiz göçmen yani kaçak göçmen diyoruz. Bizim temel hedefimiz hem düzensiz göçle hem de göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle amansız bir şekilde mücadele etmek. Bu mücadeleyi de dört aşamada sürdürüyoruz. Bir, sorunu kaynağında, yani daha ülkesinden gelmeden çözmek. İki, etkili sınır güvenlik tedbirleri. Yani Savunma Bakanlığımızın, hudut kartallarımızın o yaptığı güzel iş. Üç, ülke içinde etkin tespit ve yakalama. Dört, hızlı işleyen sınır dışı süreçlerinin tesisi. Saydığım bu dört aşamadaki mücadeleyi her zaman, kamu düzeni ve güvenliğinden asla taviz vermeden medeniyet ve insani değerlerimize uygun olarak yürütüyoruz. İşte tam da bu noktada yeni bir uygulama başlattık. İşte mobil göç noktaları. Bu uygulama dünyada bir ilkti. Güvenlik güçlerimiz, gerekli gördüğü durumlarda yabancıların kimlik kontrollerini yapıyor. Kimliğini ibraz edemeyenler, mobil göç noktası araçlarına davet ediliyor. Bu araçlarda bir göç uzmanımız ve bir tercümanımız görev yapıyor. Araçta yabancının hem parmak izi sorgulaması yapılıyor hem de veri tabanından gerekli kontrolleri sağlanıyor. Bu kontrollerde eğer yabancı, düzensiz göçmense sınırdışı işlemlerinin yapılabilmesi için doğrudan geri gönderme merkezlerine sevk ediliyor.
“İSTANBUL GEÇEN YIL 17,5 MİLYON TURİST AĞIRLADI”
İstanbul bir turizm şehri. Bu şehir geçen yıl 17,5 milyona yakın turist ağırladı. Aynı zamanda bu şehir bir öğrenci şehri. Dünyanın dört bir yanından öğrenciler, eğitim için bu güzel şehre geliyor. İstanbul bir finans şehri, bir finans merkezi. Ülkemize yatırım yapmak için gelen pek çok yabancının yine ilk adresi İstanbul oluyor. Durum böyleyken bizim turistlerimizi rahatsız etmeden, yasal kalışları olan yabancıları tedirgin etmeden bu denetimleri yapmamız, hızlı, sorunsuz yapmamız, yani düzensiz göçmenleri tespit etmemiz gerekiyor. İşte bunu yapmamızı sağlayan yöntemin adı mobil göç noktası. Bu uygulamaya ilk olarak 19 Temmuz 2023 İstanbul’da başladık. Uygulama başarılı olunca 1 Aralık 2023 itibarıyla da 30 büyükşehrimizde mobil göç noktası araçlarını faaliyete geçirdik. İstanbul’umuzda 38 aracımız vardı. Bugün hizmete alınan 65 yeni araçla bu sayı 103’e ulaştı. 30 büyükşehrimizde toplamda 162 mobil göç noktası aracına ulaşmış oluyoruz. Bu sayıyı daha da artırmaya kararlıyız. Düzensiz göçle mücadelede bu araçların nasıl bir katkısı oldu diye sorarsanız bunu da şöyle açıklayalım. 19 Temmuz’dan bugüne kadar sadece İstanbul’da, mobil göç noktalarımızda 192 bin 934 yabancının kontrollerini yaptık. Yaklaşık 200 bin, büyük bir rakam. 56 bin 620 yabancı sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerine sevk edildi. 200 bine yakın kontrol, 56 bininin bu mobil göç noktalarımızda düzensiz göçmen olduğu ortaya çıkıyor ve sınır dışı edilmek üzere geri gönderi merkezlerimize sevk ediliyor.
“HAZİRANDAN BU YANA 798 ORGANİZATÖR YAKALANDI”
Şimdi Türkiye geneline bakalım. Mobil göç noktası araçlarında bugüne kadar Türkiye genelinde toplam 286 bin 102 yabancının kontrolleri yapıldı. 61 bin 429 yabancının düzensiz göçmen olduğu tespit edildi ve bu kişilerin sınır dışı işlemleri başlatılarak geri gönderme merkezlerine sevk edildi. Düzensiz göçle ve göçmen kaçakçılığı organizatörleriyle mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. İstanbul’da 1 Haziran 2023, 23 Şubat 2024 tarihleri arasında göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik 493 operasyon düzenledik. Bu operasyonlarda 798 göçmen kaçakçılığı organizatörü yakalandı. Bunların 201’i tutuklandı. 103’ü hakkında adli kontrol kararı verildi. Aynı dönemde İstanbul’da yakalanan düzensiz göçmen sayısı ise 80 bin. Başta İstanbul olmak üzere her şehrimizde denetimlerimiz, kontrollerimiz artarak ama hiç durmadan, ara vermeden devam edecek. İnsan tacirlerine ve göçmen kaçakçılığı organizatörlerine göz açtırmıyoruz, açtırmayacağız. Başta kolluk kuvvetlerimiz ve Göç İdaresi Başkanlığımız olmak üzere fedakarca çalışan bütün mesai arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum.”
]]>Dünya genelinde Kovid-19 salgınının etkisiyle dünyanın çeşitli noktalarına mal ve ürünlerin taşınmasında, kara ve deniz nakliyeciliğinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle hava yolu daha çok tercih edildi.
Salgın önlemlerinin azaltılmasıyla yoğunlaşan hava trafiğinin de etkisiyle 2023 yılında dünyanın önemli havacılık merkezlerinden İstanbul’da taşınan bagaj, kargo ve posta yükü ile ticari seferlerde artışlar istatistiklere yansıdı.
Yemen’deki Husilerin İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023’te Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başlamasıyla çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.
Bunun etkisiyle deniz taşımacılığında rota uzarken hava kargo yeniden ön plana çıktı.
AA muhabirinin Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün internet sitesinden derlediği bilgilere göre, İstanbul Havalimanı merkezli seferlerle bu yılın ilk ayında iç hatta 13 bin 931, dış hatta 235 bin 626 ton olmak üzere toplam 249 bin 557 ton bagaj, kargo ve postadan oluşan yük nakledildi.
Bu havalimanında geçen yıl ocak ayında toplam 209 bin 465 bagaj, kargo ve posta yükü taşınmıştı. İstanbul Havalimanı’nda ocakta yük taşımacılığında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış kaydedildi.
Bu yılın ocak ayında, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı merkezli geliş ve gidiş seferleriyle 9 bin 802 tonu iç, 21 bin 961 tonu dış olmak üzere toplam 31 bin 763 ton yük taşındı. Geçen yılın aynı döneminde 30 bin 838 ton bagaj, kargo ve posta nakledilen hava limanında ocak ayında taşınan yük miktarı yüzde 3 arttı.
İstanbul’da iki havalimanından 2024 yılının ilk ayında düzenlenen seferlerle iç hatta 23 bin 733, dış hatta 257 bin 587 olmak üzere 281 bin 320 ton oldu.
Geçen yılın aynı döneminde 240 bin 303 ton yük taşınan İstanbul merkezli uçuşlarda bu yıl nakledilen yük miktarı yüzde 17 (41 bin 17 ton) artış gösterdi.
Ticari uçuşlarda yüzde 7 artış
Geçen yıl başlayan ve bu sene de devam eden havacılık sektörünün tüm kollarındaki artışlar ticari uçuşlarda da etkisini gösterdi.
İstanbul Havalimanı’ndan 2024’ün ilk ayında 8 bin 697’si iç, 31 bin 423’ü dış hatlarda toplam 40 bin 120 ticari uçuş icra edildi.
Geçen yılın aynı döneminde toplam 37 bin 992 seferin düzenlendiği havalimanında ticari uçuşlar yüzde 6 artış gösterdi.
Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’ndan bu yılın ilk ayında iç hatlarda 8 bin 422, dış hatlar 10 bin 379 toplamda 18 bin 801 ticari uçuş yapıldı. Bu havalimanından geçen yılın aynı döneminde toplam 17 bin 215 uçuş icra edilmişti.
Ocak ayında geçen yıla kıyasla yüzde 9’luk artış yaşandı.
Bu ocakta, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ile İstanbul Havalimanı’ndan toplam 58 bin 921 ticari sefer düzenlendi. İstanbul’daki havalimanlarından geçen yılın aynı döneminde ise 55 bin 207 ticari sefer icra edilmişti. Ticari uçuşların geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7 arttığı hesaplandı.
]]>Kurum, Habertürk’te katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yaşadığı davet polemiğine ilişkin konuşan Kurum, “Hep, ‘Bir polemik üretebilir miyim?’ diye düşünce içerisinde. 5 senedir gördüğümüz tablonun farklı tezahürü. Kurdukları siyasi senaryo işlemedi. Bugün koltuğu boştu, gelmedi. Yeri de ayrılmıştı.” ifadesini kullandı.
Kurum, İmamoğlu’nun, 5 yıllık dönemde devletin hiçbir protokolüne uymadığını vurgulayarak, “Yeri gelmiş bakanlara laf yetiştirmiş. Yeri gelmiş milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak laflar etmiş. Yeri geldi, ‘Bizi engellediler, yaptırmadılar’ dedi. ‘Neyi engelledik?’ diye sorulunca cevabı olmayan başkan profili çiziyor. İstanbul’la ilgili hayali olmadığı için gündemi İstanbul dışına taşıma içinde. Kuyrukta bekleyen yüzlerce, binlerce İstanbullu çile çekiyor. Gençler, geleceğe daha güvenle bakmak istiyor. İBB Başkanı her zamanki gibi törene davet edildim mi, edilmedim mi peşinde.” açıklamasında bulundu.
“Bizde devlet adabı, devlet tecrübesi var”
Kurum, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi”nin açılış töreninde eski Başbakan Binali Yıldırım ile aralarında “protokol krizi yaşandı” iddialarının gerçeği yansıtmadığını dile getirerek, şunları söyledi:
“Samimi bir şekilde Binali ağabeye, ‘Sayın Başbakanım, Sayın Cumhurbaşkanımızın yanına geçin, emeğiniz var, orada olmanız yakışır. Siz soluna geçin.’ dedim. O da ‘Şimdi ayıp olur, geçmeyeyim’ dedi. Bizde devlet adabı, devlet tecrübesi var. Orada büyüğümüz, başbakanlık yapmış ağabeyimize, ‘Siz Cumhurbaşkanımızın yanına geçin’ diyorum. O da nezaket gösteriyor, ‘Murat Bey, sen İBB adayısın, sen geç’ diyor. O kadar nezaket sahibi bir ağabeyimiz. Gülerek, kriz yaşanır mı? Halk TV, ‘protokol krizi var’ diye yazdı. CHP’li adayın yürüttüğü bir siyasi senaryo.”
İmamoğlu’nun bugüne kadar bütün törenlere çağrıldığını aktaran Kurum, “Ayasofya’ya da davet edildi. Ne gerek var bu polemiklere? Bu polemikler olmasa onu konuşan kimse yok.” diye konuştu.
“Bir umut olarak bizi görüyorlar”
Murat Kurum, İstanbul’un ciddi sorunları olduğunu vurgulayarak, mevcut yönetimin depremle ilgili verdiği sözü tutmadığını, 8 kilometre metro, 5 bin küsur konut yaptığını, buna rağmen reklama 100 milyonlarca para harcadığını söyledi.
İstanbul’un her semtine gittiklerini ve şehrin en önemli sorunun trafik olduğunu kaydeden Kurum, “İnsanlar metrobüs kuyruklarında, 3. dünya ülkesinde olmayan görüntüleri görmekten bıkmış. Deprem endişesi yaşıyorlar. Sosyal yardımlarla adaletsizlikten şikayetçi. Bunları çözecek bir umut olarak bizi görüyorlar. Bizim ne yaptığımızı biliyorlar. 5 sene bakanlık yaptım. Evimde oturmadım, selde, depremde, yangında milletin yanına koştum.” ifadelerine yer verdi.
“Anketlerde 1,5 puan öndeyiz”
Aday olduktan sonra anket yaptırdıklarını anlatan Kurum, şöyle devam etti:
“İlk ankette 2,5-3 puan gerideydik. Projelerimizi açıkladık. Biz öne geçtik. Bugün 1-1,5 puan öndeyiz. Bunların hazmedemediği bu. Telaşları bundan. Murat Kurum öne geçer. İnsanların sorunlarına yüzünüzü dönerseniz, insanlar da size cevabı verir. Bunu gördükleri için ‘acaba ne yapsak’ telaşı içindeler. Biz İstanbul’un sorunlarını çözmek için meydana çıktık. Daha öncesinde de anketler yapıldı. Orada da milletimiz bizi istedi, Sayın Cumhurbaşkanımız da takdir etti ve aday gösterdi.”
“31 Mart akşamı hep birlikte kazanacağız”
Kurum, DEM Parti’nin ideoloji üzerine kurulmuş bir parti olduğunu ifade ederek, “İlçelerde ittifak yaparlar, kapı arkasında gizli pazarlıklar vardır, bilmiyoruz. Bu yerel seçimse herkesin oyuna talibiz. Bunun içinde Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Zaza kim varsa. Cemaatlerin oylarına, azınlıkların oylarına talibiz. Şöyle ittifak varmış, kirli ittifak arayışları varmış bizi ilgilendirmiyor. Biz hayallerimizi gerçekleştirmek üzere İstanbullularla 31 Mart akşamı hep birlikte kazanacağız.” diye konuştu.
Konser adı altında 550 milyon lira para harcayanların sonra da çıkıp “israfı bitirdik” dediğini dile getiren Kurum, şöyle konuştu:
“Bunu ‘dava arkadaşıyız’ dedikleri kişiler söylüyor. O gün büyükleriydi, bugün rakipleri. Bakan iken Ekrem Bey bana geldi. ‘Sayın Başkan, bu üslup doğru değil, geliyorsun elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, biraz daha nezaket çerçevesinde yürüyebilirsiniz’ dedim Bir kulağından girip bir kulağından çıkıyor. “
“50 bin kişi işe girmiş çıkmış”
İmamoğlu’nun rakibinin İstanbul’a ilgisizliği olduğunu belirten Kurum, “Bir ilde deprem olduğunda senin kayağa gitmen. Bütün sokak bunu konuşuyor. Dön de bir bak aynaya. İstanbul’da sel olurken sen güneyde tatil yaparken story attın. Rakibi bu. Biz kendisini rakibiyle baş başa bırakıyoruz.” dedi.
Kurum, milletin yararına ne iş varsa bu işlere devam edeceklerini dile getirerek, “Kimin projesi olursa olsun, bir proje devam ediyorsa, o mahalle için faydalıysa, biz o projeyi bir an önce bitirme gayreti içeresinde olacağız. İstanbul’un ihtiyacı olan her projede uyum içerisinde herkesle görüşeceğim.” şeklinde konuştu.
İBB’deki işten çıkarılmalar ilgili bir soruya Kurum, şöyle yanıt verdi:
“50 bin kişi işe girmiş çıkmış. Kayıtlarda olan bilgi. Meclis tutanakları var. 20 bin kişi işten çıkarılmış, 30 bin kişi işten alınmış. Meclis’in tutanakları bunlar. Yarısı değişmiş. 5 sene bakanlık yaptım, 50 bin kişi çalışıyordu. Kimsenin siyasi kimliğine, söylemine, duruşuna bakmadık. İşi yapıp yapamayacağına baktık. Ben insanları niye ekmeğinden edeyim. Allah katında bunların hesabını nasıl vereceğiz? Hangi akla, hangi vicdana sığar bu?”
“Mal varlığımızı açıklamada herhangi bir sorunumuz yok”
Mal varlığını açıklamada herhangi bir sorunu olmadığını aktaran Kurum, “Ankara’da, İstanbul’da evimiz var. Bir arabamız var. Mal varlığımız bu. Ev aldığımız için o eve olan borcumuz var. 2 yıl daha borç ödeyeceğiz.” dedi.
Kurum, bu zamana kadar verdikleri her sözü tuttuklarını aktararak, depremin yıl dönümünde 46 bin konutun tesliminin yapıldığını söyledi.
Ekrem İmamoğlu’nun siyasi kibrinin aklının önüne geçtiğini aktaran Kurum, “Yarısı Bizden Kampanyasını açıkladığımızda, ‘seçim yatırımı’ dediler. 2 haftada 10 bin konutun temellerini attık. Onun 5 senede yaptığını biz bir programda yaptık. İstanbul’un kaynakları İstanbul’a yeter. Reklam bütçesine deprem bütçesinin iki katı para harcayan iradeden bizi takdir etmesini beklemiyoruz. İstanbul’un kaynağını İstanbul’a harcayacağız. Bu şehrin parasını konser ve reklamlara harcayanlar israfı değil İstanbul’u bitirdiler. 1 Nisan’da reklam belediyeciliği bitecek, gerçek belediyecilik başlayacak.” diye konuştu.
“İmamoğlu bölme, parçalama işinde başarılı”
Kurum, en önemli iki gündeminin deprem ve ulaşım olduğunu dile getirerek, 328 kilometre metro hattını 650 kilometreye çıkaracaklarını söyledi.
İmamoğlu’nun bölme, parçalama işinde başarılı olduğunu aktaran Kurum, “CHP’yi bölme hedefi koymuş, gerçekleştirmiş. Genel Başkanı arkadan hançerlemiş. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile karşı karşıya gelmiş.” dedi.
Kurum, geriden başladıkları süreçte öne geçtiklerini belirterek, “Daha da öne geçeceğiz. Fark atacağız. Şu anki motivasyon bir an önce bu sorunların çözülmesi üzerine oluşmuş. Üstüne koya koya giden süreç yaşıyoruz. Yarın ulaşım lansmanımızı yapacağız. Detaylı projelerimizi anlatacağız. 10-15 gün sonra sosyal yardımlar, kültür ve sportif alanlarda projelerimizi paylaşacağız. Ondan sonra gençlere bir sürprizimiz var. Projelerimizi, eserlerimizi 31 Mart’a kadar anlatmaya devam edeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
“Merkezi bir taksi uygulamasına geçeceğiz”
Murat Kurum, sosyal yardımların adaletli dağıtılması gerektiğini belirterek, “100 bin genç girişimcimize 100 bin lira sermaye desteği vereceğiz. Evleneceklere 50 bin lira beyaz eşya desteği vereceğiz. Öğrenci evlerimize 25 metreküp doğal gaz desteği, üniversiteli gençlerimize 10 bin lira burs desteği vereceğiz. Toplu ulaşımda öğrencimize yüzde 40 indirim yapacağız. Memleketine gidenlere destek olacağız, öğretmenlere indirimli ulaşım hizmeti vereceğiz. İlkokuldaki çocuklara beslenme desteği vereceğiz.” bilgisini paylaştı.
Kurum, hep halkın içinde olduğunu ve seçilirse yine halkın içinde olacağını vurgulayarak, vatandaşın, Dijital Beyaz Masa uygulaması ile kendisine her an ulaşabileceğini belirtti.
Merkezi bir taksi uygulamasına geçeceklerine dikkati çeken Kurum, “Taksi plakasını artıracağız. İstanbul’da taksi bir kültür olacak. İstanbul’un taksisi de marka olacak. 81 ile tüm dünyaya örnek olacak, kılığı, kıyafeti, davranışı, yabancı diliyle. Eğitim vereceğiz. Hem taksicinin hem de İstanbulluların mutlu olacağı bu hizmeti İstanbul’a kazandıracağız.” şeklinde konuştu.
]]>Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti. Aydın, “İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir” dedi.
Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, Fatih Belediye Başkan Adayı Mehmet Yaroğlu, Fatih İlçe Başkanı Muzaffer Serenli, İl Başkanları Oğuzhan Sadıkoğlu ve Ömer Yıldızhan ile Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti.
“BESLENME SAATİNDE KARNINI DOYURAMAYAN BİR YAVRUMUZUN BU HALİ EN ÖNCELİKLİ İŞİMİZDİR”
Aydın, ziyaret sırasında şöyle konuştu:
“Saadet Partisi olarak İstanbul’a ilişkin bir tasavvurumuzun olduğunu öteden beri dile getiriyoruz. Başka bir İstanbul’un mümkün olduğunu, İstanbul’da daha iyi bir yaşamın mümkün olduğunu ama İstanbul’a ilişkin tasavvurumuzun ne olduğunu belirlemeden söylenecek sözlerin, vaatlerin bir karşılığının olamayacağını dile getiriyoruz. Bu açıdan İstanbul’u markalaştırmak, İstanbul’a bir kalite getirmek, bir estetik getirmek ve nezaketi İstanbul’da yaygın kılmak çabası ve arzusu içerisinde bir tasavvurumuz var. İstanbul’un berberi de kaliteli berber. Esnafı da kaliteli, taksicisi de kaliteli, kaldırımı da kaliteli, mimarisi de kaliteli beyaz yakalısı da mavi yakalısı da kaliteli. Bir taksici gördüm, İstanbul taksicisi. Bir aşçı gördüm, İstanbul aşçısı. Bir müezzin, İstanbul müezzini. Bir kuyumcu, İstanbul kuyumcusu. Her haliyle İstanbul markasını, kalitesini barındıran ve bunu bütün dünyaya sirayet ettiren bir tasavvurumuz var. Bunun için de atılması gereken acil adımlar ve kalıcı adımlar var. Bugün İstanbul’umuzun en temel meselesi geçimse hayat pahalılığı ise bu alana ilişkin dokunacağımız yapacağımız işler vardır. ve beslenme saatinde karnını doyuramayan bir yavrumuzun bu hali en öncelikli işimizdir. Bunu kantin kart projemizle İstanbul’umuzda hiçbir yavrumuz ilk ve ortaöğretimde beslenme saatinde karnı aç sınıfın kenarında bulunmayacak. Onun karnını doyuracak proje kantin kart projesidir. Bu çok öncelikli bir projedir.
“ALTERNATİF BİR ÇÖZÜM OLARAK PEMBE METROBÜSÜ DEVREYE SOKACAĞIZ”
Metrobüs projemiz var ama pembe metrobüs projesi. İstanbul hürmete layık bir şehir. İstanbullu hürmete layık bir kitle. Fakat İstanbul içerisinde ayrıca hürmete layık olanlar yaşı 65’i geçmiş büyüklerimiz, kadınlarımız, kızlarımız ve engellilerimiz. Bunların toplu taşımanın ulaşımının en yoğun olduğu saatlerde balık istifi yolculuğun olduğu saatlerde bu duruma düşmemeleri için alternatif bir çözüm olarak pembe metrobüsü devreye sokacağız. Aması fakatı da bu işin olmayacak. Hürmet dediğimiz önce buradan başlayacak. Kalıcı çözüm olana kadar bu alternatif çözümü, yaşı ilerlemiş insanlarımızdan, engellilerimizden, kadınlarımızdan, kızlarımızdan esirgemeyeceğiz bunu yapacağız. Bir hijyen timi projemiz var. Bugün maalesef İstanbul’umuzda birçok devlet okulunun tuvaletleri berbat. Temizlik yok, sabun yok. Milli Eğitim Bakanlığımızla bir işbirliği içerisinde bütün bu ihtiyacı olan okullarımızın temizlik ihtiyacını biz temizlik görevlisi, temizlik malzemesi ihtiyacını büyükşehir belediyesi olarak biz temin edeceğiz. Paramız, bütçemiz buna yeter. Ama illa bir kısıtlılık yapacaksak buralardan değil de bir kaldırım yenilemeden bir yol yenilemeden bir asfalt yenilemeden feragat edeceğiz. Ama bu hijyen timini ve kantin kart bu kart projesini devreye sokacağız.
“İŞSİZLERİN TOPLU TAŞIMADAN ÜCRETSİZ İSTİFADE ETMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ”
İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Emeklilerimize yönelik de şüphesiz iyileştirmelerimiz var. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir. Bu kadar trafik yoğunluğunu trafikte bekleme süresini kentsel dönüşümün bu coğrafyada yapsak da arzu ettiğimiz İstanbul tasavvuruna hizmet etmeyeceğini görüyoruz. Yani birinci köprüyü yaptık, ikinci köprü ihtiyacını ortadan kaldırmadı. İkinci köprüyü yaptık, üçüncü köprü ihtiyacı ortadan kalkmadı. Şu kadar metro hattı, şu kadar tramvay hattı, şu kadar metrobüs hattı yaptık. Yaptık ama bütün bu ihtiyaçlar görülüyor ki İstanbul’un trafik sorununu, ulaşım sorununu çözmüyor. Şu kadar binalar yaptık, şu kadar beton döktük, şu kadar demir ördük ama bütün bunlar Bizim İstanbul’da Allah korusun bir afet karşısında bir deprem karşısında güvenliğimizi temin edecek, huzur veren binalar, evler ve sokaklar ortaya çıkarmadı. Cenabıhakk’ın bize bahşetmiş olduğu bu nadide coğrafyada yaşayabilecek insan sayısı sınırlıdır. Biz İstanbul’un yedi ile on milyon arasında bir nüfusa çekilmesi düşüncesindeyiz. Bu muhakkak ve mutlaka bir periyodik çalışmayla mümkündür. Buna ilişkin ayrı dört tane projemiz var. Bunu ayrıca kamuoyuna takdim ettik.
“İSTANBUL’A AHLAKİ, VİCDANİ GÖZLE BAKIYORUZ”
Kentsel dönüşümü doğru şekilde yapmamız gerekiyor. Doğru işleri, doğru şekilde, dosdoğru şekilde yapmamız gerekiyor. Bir şeyi yaparken ayrıca on yıl sonra ayrıca büyük bir sıkıntıya sebebiyet vermemesi gerekiyor. ve bu dönüşüm yaparken de hak sahiplerinin üzerine ayrıca bir külfet yüklemememiz gerekiyor. Yani bedelsiz, yani ücretsiz kentsel dönüşümü gerçekleştireceğimizi vaat ediyoruz. Buna inanıyoruz. Şimdi bugün kıyısından köşesinden yapılan kentsel dönüşümlerde insanlarımıza gidiyor birisi, yarısı bizden, diğeri diyor ki yüzde kırkı vereceksin, biri diyor ki on yedi bin lira aylık ne var ki bunda diyor. İstanbul’da on beş bin lira, on bin lira maaş alan bir emekliye istersen beş bin lira de. Beş bin lirayı bile veremez. Yani vaktiyle almış, etmiş. Bir kenara koymuş. Bu insanımıza bunu ücretsiz verebiliriz. Vermenin de yolları var, çözümü var. Kiptaş’ı aktif bir şekilde devreye sokacağız. ve biz vatandaşımıza ekstra bir yük yüklemeden ona konutunu depreme dayanıklı daha işlevsel bir konutu vereceğiz. Müteahhitlerin, kar paylarını düşünürseniz, İstanbul’da bir imar kirliliğine, büyük bir imar kirliliğine neden olmaktan düzgün bir düzenlemeyle bunu yapmak pekala mümkün. Ayrıca zaten kalıcı çözüm için İstanbul’un nüfusunun azaltılması, on milyona kadar çekilmesi gerekiyor. Gönüllü olarak insanlarımızın istedikleri şehre, doğdukları şehre, emeklilerimiz, çalışma düzenleri veya işleri uzaktan çalışmaya müsait olan insanlarımız için Kiptaş marifetiyle cezbedici birtakım projelerimiz olacak. Bu şekilde İstanbul’u rahatlatacağız. Mesele İstanbul’a hangi gözlükle baktığımızdır? Mesele İstanbul’u hangi cetvelle ölçtüğümüzdür? Mesele İstanbul’un kıymetini, hangi mihenk taşıyla değerlendirdiğimizdir. Bir mana gözü var, bir madde gözü var. Maddiyatla bakarsanız İstanbul’un kıymeti sizin iştahınızı arttırır, yeşili dolar yeşili olarak görürsünüz oraya beton bina dikersiniz. Ama burada bir mana gözüyle bakarsanız, insana hizmet, insanın huzur yaşayacağı şehir inşa etmeye bakarsınız. Mesele baktığımız göz, ölçtüğümüz metre ve mihenk taşımızdır. Biz İstanbul’a ahlaki, vicdani gözle bakıyoruz. Adalet gözüyle bakıyoruz. Kurallılık gözüyle bakıyoruz. Şeffaflık ve denetlenebilir hizmet anlayışıyla bakıyoruz bunu yaptığımız zaman bu en kısa zamanda büyük sorunların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum. Ben tekrar kabulleri için değerli dernek yöneticisi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kolaylıklar diliyorum.”
]]>YILDIRIM’LA KURUM ARASINDA PROTOKOL KRİZİ İDDİASI
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kurum’a, Sirkeci-Kazlıçeşme hattının açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurdeleyi kesmek için makas beklediği sırada Binali Yıldırım’la arasında yaşandığı iddia edilen protokol krizi soruldu.
“BİNALİ ABİ’YE, ‘CUMHURBAŞKANIMIZIN YANINA GEÇİN’ DEDİM”
Bir kriz yaşanmadığını söyleyen Kurum, olayı şu ifadelerle anlattı: “Burada çok samimi bir şekilde Binali Abi’ye dedik ki ‘Sayın Başbakanım sayın Cumhurbaşkanımızın yanına geçin, emeğiniz var, orada olmanız yakışır. Siz soluna geçin orada olun’ dedim. O da ‘şimdi ayıp olur, geçmeyeyim’ dedi.
“BİZDE DEVLET ADABI VAR”
Bizde devlet adabı, devlet tecrübesi var. Orada büyüğümüz, başbakanlık yapmış abimize ‘Siz Cumhurbaşkanımızın yanına geçin’ diyorum. O da nezaket gösteriyor ‘Murat Bey sen İBB adayısın, sen buraya geç’ diyor. O kadar nezaket sahibi bir abimiz.
“GÜLEREK BU KRİZ YAŞANIR MI?”
Gülerek bu kriz yaşanır mı? Halk TV ‘protokol krizi var’ diye yazdı. Nasıl bir krizmiş de bu birbirimize gülerek ‘siz oraya geçmeniz lazım’ diyoruz. Peki İstanbul’un gündemi bu mu? Binali Abimiz ‘Sen adaysın, gel burada dur’ diye çekiştirdi beni hatta. Bu maalesef şu an CHP’li adayın yürüttüğü bir siyasi senaryo.”
İMAMOĞLU İLE DAVET POLEMİĞİ
Aslında olan bir şey yok. 5 yılda olanların aynısını yaşıyor İstanbullular. Büyükşehir belediye başkanı Sirkeci-Kazlıçeşme hattının açılışıyla alakalı davet edildiğini, bu davete katılacağını, parasını kendisinin ödediğini ifade ediyor. Parası Ulaştırma Bakanlığı tarafından ödenen, her ne hikmetse başkan bu törene katılma kararı almış. Bir polemik üretebilir miyim diye düşünce içerisinde. 5 senedir gördüğümüz tablonun farklı tezahürü. Kurdukları siyasi senaryo işlemedi. Bugün koltuğu boştu, gelmedi.
“İMAMOĞLU DEVLETİN HİÇBİR PROTOKOLÜNE UYMAMIŞ BİR BELEDİYE BAŞKANI”
Yeri de ayrılmıştı. Sayın Ekrem İmamoğlu, 5 yıllık dönemde devletin hiçbir protokolüne uymamış bir belediye başkanı. Yeri gelmiş bakanlara laf yetiştirmiş. Yeri gelmiş Cumhurbaşkanımıza, milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanımıza ağza alınmayacak laflar etmiş. Yeri geldi ‘Bizi engellediler, yaptırmadılar’ polemiğiyle ama ‘neyi engelledik’ diye sorulunca cevabı olmayan başkan profili çiziyor. İstanbul’la ilgili hayali olmadığı için gündemi İstanbul dışına taşıma içinde.
Bir tivit attım bugün. Kuyrukta bekleyen yüzlerce binlerce İstanbullu çile çekiyor. Bugün bir annemiz ağlayarak ‘Bir an önce gel de bizim evimizi yenile, deprem korkusuyla yaşamak istemiyorum’ diyor. Gençler geleceğe daha güvenle bakmak istiyor. İBB Başkanı her zamanki gibi törene davet edildim mi, edilmedim mi peşinde. Sancaktepe’de kredisi bulunmuş metro inşaatının temeli açılmış. Artık iş yürüyor. Gelip oraya hafriyat döken bir belediye başkanından bahsediyoruz.
“BUGÜNE KADAR BÜTÜN TÖRENLERE ÇAĞIRMIŞIZ”
Ben İstanbulluların mutluluğu ile mutlu olmak istiyorum. Sirkeci-Kazlıçeşme tren istasyonu açılışı benim halkımı sevindiren durum ben de o sevince ortak olmak istiyorum deyip ara, Herkes sana ‘gel’ der. Biz bugüne kadar bütün törenlere çağırmışız. Niye gelmemiş? Ayasofya’ya davet edildi, orada da telefon edildi, edilmedi meselesi. Ne gerek var bu polemiklere? Bu polemikler olmasa onu konuşan kimse yok ki!
“İSTANBUL’UN CİDDİ SORUNLARI VAR”
Neticeye baktığımızda hiçbir şey. Altı boş. İstanbul’un ciddi sorunları var. 31 Mart’ta İstanbullu hemşehrilerimiz bir tarafta deprem, ulaşım, İstanbul’un geleceği ile dertlenen o projeleri yapmak isteyen, geçmişinde verdiği sözleri tutmuş adayla, 5 yıldır farklı farklı gündemlerle, ki bunların hiçbiri İstanbul değil, farklı gündemleri ulusala taşımak isteyen bir irade yarışacak.
“DEPREMLE İLGİLİ VERDİĞİ SÖZÜ TUTMAMIŞ”
Depremle ilgili verdiği sözü tutmamış. Metroda 8 kilometre yapmış. 5 bin küsur konut yapmış, 110 bin konut yapacağım deyip. Niye onu konuşmuyor? Reklama 100 milyonlarca para harcayıp ayırdığını konuşsana. Bunları konuşacak ellerinde done yok. Eser yok.
“SORUNLARIN BİRİNCİSİ TRAFİK SORUNU”
Hemen hemen bütün ilçelere gittik. Her ilçede, mahallede öyle büyük bir coşku ile karşılaşıyoruz ki. Büyükçekmece’ye gittik, altyapı sorunu var. Artık insanlar bıkmış, usanmış. Bahçelievler’de bir sokağa gittik. Vatandaşlar geliyor sarılıyor. ‘Sen bizim muradımızsın’ diyor. İstanbulluların geneline sorsanız. Sorunların birincisi trafik sorunu. Artık bir çile haline gelmiş. İnsanlar gerçekten metrobüs kuyruklarında 3. dünya ülkesinde olmayan görüntüleri görmekten bıkmış, usanmış.
“5 SENE BAKANLIK YAPTIM, EVİMDE OTURMADIM”
Deprem riski yaşıyorlar. Sosyal yardımlarla adaletsizlikten şikayetçi. Öğrenciler şikayetçi. Büyükçekmece’ye gidiyorsunuz, bir tane kapalı spor salonu yok. Niye yapılmaz? Bunları çözecek bir umut olarak bizi görüyorlar. Bizim ne yaptığımızı biliyorlar. 5 sene bakanlık yaptım. Evimde oturmadım ki. Selde, depremde, yangında milletin yanına koştum.
“ANKETLERDE BUGÜN 1,5 PUAN ÖNDEYİZ”
Aday olduktan sonra anket yaptım. 2,5-3 puan gerideydik. Projelerimizi açıkladık. Biz öne geçtik. Bugün 1-1,5 puan öndeyiz. Bunların hazmedemediği konular bu zaten. Telaşları bundan. Murat Kurum öne geçer. Siz bu insanların sorunlarına yüzünüzü dönerseniz, insanlar da size cevabı verir. Bunu gördükleri için ‘acaba ne yapsak’ telaşı içindeler. Bizim hesap veremeyeceğimiz hiçbir şey yok. Alnımız ak. Biz İstanbul’un sorunlarını çözmek için meydana çıkmışız. Milletimizin teveccühleriyle, arzusuyla çıkmışız.
Daha öncesinde de anketler yapıldı. Orada da milletimiz bizi istedi, arzuladı. Sayın Cumhurbaşkanımız da takdir etti, bizi aday gösterdi. O coşku heyecan ve teşkilatlarda her geçen gün üstüne koyarak devam ediyor. Vatandaşla iç içeyiz. Biri kolumuzdan, biri gömleğimizden çekiyor, fotoğraf çektirelim diyor. Biri slogan çıkarıyor cebinden.
BAŞAK DEMİRTAŞ’IN ADAYLIĞINI GERİ ÇEKMESİ
Hanımefendi ilk başta aday olacak diye duyurdular. Başak Demirtaş. Adaylığını ilan etti. Aradan 3-5 gün süre geçti. Sonra bir yerlerden talimat geldi, adaylığını geri çekti. Meral Hanım ile Murat Bey eş başkanlık anlayışı çerçevesinde aday gösterildiğini söylediler. Sonra kent uzlaşıcı yapacağız dediler. Belediye başkanlıklarda uzlaşı içerisinde olduğunu söylediler. Kandil’de sözde elebaşlarından biri açıklama yaptı. Bu ittifaka sizi yönlendiriyoruz, bu ittifaka oy vermeniz gerekir diye aleni şekilde oradan talimat verdi.
“TÜM İSTANBULLU KARDEŞLERİMİZİN OYUNA TALİBİZ”
Böyle bir süreç yaşıyoruz. Nereye gideceğini zaman gösterecek. DEM ideoloji üzerine kurulmuş bir parti. İlçelerde ittifak yaparlar, kapı arkasında gizli pazarlıklar vardır, bilmiyoruz. Sizce İstanbullu insanlar, burada yaşayanların böyle derdi var mı? Bu yerel seçimse herkesin oyuna talibiz. Burada yaşayan tüm İstanbullu kardeşlerimizin oyuna talibiz. Bunun içinde Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Zaza kim varsa.
Cemaatlerin oylarına, azınlıkların oylarına talibiz. İstanbul’da yaşayanların hayatını kolaylaştırmak adına bu hizmetleri yapmak üzerine aday olduk. Şöyle ittifak varmış, kirli ittifak arayışları varmış bizi ilgilendirmiyor. Biz hayallerimizi gerçekleştirmek üzere İstanbullularla inşallah 31 Mart akşamı hep birlikte kazanacağız.
“81 İLDE BENİM HİZMETİM VAR”
Deprem oldu, sel oldu, oy verirsen evini yapmam, arıtma tesisini getirtmem diye hizmet olur mu? 81 ilde benim hizmetim var. Tüm partilerin yönettiği ilçelerde benim eserim var. Sonuçta biz devlet yönetiyoruz. Belediye başkanı demek şehri emini demek. Emin eller demek. 22 yıldır yaptıklarınıza baktığınızda cevabı net şekilde ortada. 208 üniversiteyi şehirlerimize kazandırabilmek. Şırnak’ta, Ağrı’da ne varsa başka illerde de olsun. İstanbul’da olanlar Batman’da, Siirt’te de olsun anlayışıyla çalışan partiyiz.
“MİLLETİMİZE EŞİT MESAFEDE DURARAK HİZMETLERİ GÖTÜRMEK ZORUNDAYIZ”
Burada yaşayan 85 milyona bu hizmetleri götürebilmek için mücadele eden bir anlayışız. Milletimize eşit mesafede durarak bu hizmetleri götürmek zorundayız. Nasıl depremlerde bir oluyoruz, acılarımızda beraber oluyoruz. O bölgeyi ayağa kaldırmak için mücadele ediyoruz. 15 Temmuz’da hep birlikte meydanlara inerek geldik. Vatan toprağı için şehitler verdik. O şehitlerin içinde herkes var. Burada sayın Cumhurbaşkanımızın ifade etmek istediği husus şu. Burası da devlet yönetimin bir parçasıdır.
“DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR”
Devlette devamlılık esastır. Ben aldım, yaptım, yapmadım. Metro ihalesini iptal edeyimle bu devlette devamlılık sağlanmaz. Seçimden hemen sonra boy boy arabaları Yenikapı’ya dizeceksiniz. Sonra o arabalardan daha fazlasını başka firmadan temin edeceksiniz. Sonra israfı bitirdik diyeceksiniz.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Arnavutköy’de düzenlenen mitingde; isim vermeden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’a yönelik “Bugünden söylüyorum, ‘İmamoğlu demişti’ derseniz. Şu anda bu acemi adayın fotoğrafından daha çok başkasının fotoğrafı var İstanbul’da; biliyorsunuz, değil mi? Onun kim olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Bak, sabredemeyecek. Ben söylüyorum, sabredemeyecek. Bir-iki hafta sonra sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe gezip vallahi de billahi de miting yapmaya başlayacak. Her gün illa beni diline dolayacak. Seçildiğim günden beri, bu göreve geldiğim günden beri hep söyledim. İnanın, her gece beni rüyasında görüyor” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras ile birlikte bugün Cumhuriyet Meydanı’nda halk buluşması düzenledi. İmamoğlu konuşmaya başladığı sırada, AKP’nin seçim kampanyası aracı yüksek sesle müzik çalarak alanda tur attı. Olaya tepki gösteren İmamoğlu, “Arada buradan miting olduğunu bile bile müzik çalıp geçen arabalar var, olsun. Şimdi toplumdaki saygıyı, sevgiyi artıracak şey, yöneticilerin tavrıdır. Yöneticilerin tavrı güzel ahlak, güzel bir iyi davranış; ailelere, çocuklara, gençlere huzur verir. Üzüldüğüm ne, biliyor musunuz? Akılları o kadar gitmiş ki, bu hareketi yaparak oy kazanacağını zannediyor. Benim memleketimin vicdanlı insanı var ya, benim memleketimin adaletli insanı, bu yapılanın ahlak dışı olduğunu bilir ve ona oy vermez. Göreceksiniz, vermeyecek. Bizim insanımız ahlaklı, adaletli, vicdanlı insanı sever. Vicdanı, ahlaklı olmayana bu millet evlatlarını emanet etmez, etmeyecek. Onun için Allah onlara akıl versin. Ne diyeyim? Allah onları ıslah etsin” dedi.
“MİLLETİN PARASINI MİLLETE DAĞITIYORUZ, SENİN GİBİ BİR AVUÇ İNSANA DEĞİL”
Yaptıkları hizmetlerle milletin parasını millete dağıttıklarını ve dağıtmaya devam edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanı meydandan bana sormuştu. ‘Sen kimin parasını, kime dağıtıyorsun’ demişti. Milletin parasını millete dağıtıyoruz, senin gibi bir avuç insana değil. Biz bu şehirde halkçı belediyeciliğin, vatandaşını düşünen belediyeciliğin en iyi örneklerini vermeye devam ediyoruz. Biz su gibi şeffaf bir İstanbul Belediyesi yönetiyoruz. ‘İstanbul Belediyesi halka aittir’ düşüncesini ilk kez bu topraklara biz yerleştirdik. Bu şehrin belediyesi, her daim yaptığı her işle ilgili vatandaşına hesap verdi, vermeye devam edecek. Her gün bu kardeşiniz çarşıda, pazarda, sokakta, şantiyelerde vatandaşın arasında, onlarla birlikte bu şehri yönetiyor. Her zaman vatandaşıyla dertleşen, dertlenen bir yönetim olduk. Onların ihtiyaçlarını anladık. Ortak akılla torpilli değil; liyakatli, milletin evlatlarıyla belediyeyi yönetiyoruz. Bu şeffaflık, -şunu söyleyeyim- eğer devletin her kurumunda olsaydı şu anda bu memleket, üç haneli enflasyona gömülmezdi. Şu anda bu memleket, dünyanın en yüksek enflasyonuna maruz kalmazdı. Şu anda bu memleketin parası pul olmazdı. Yoksullukla mücadele etmezdi ama bunlar liyakati, toplumun o güzel evlatlarını makamlardan uzaklaştırıp torpilli, eş, dost, akraba, oğlum, kızım, damadım dedikleri için, bir aileden torpilli 10-15 kişiyi makamlara yerleştirdikleri için bugün bu ülke bu durumda. Onun için biz liyakatli, milletin yetenekli evlatlarıyla bu ülkenin kurumlarını yönetmeye, başta İstanbul olmak üzere Tekin kardeşimle Arnavutköy’de de devam edeceğiz. Arnavutköy’de Tekin Başkan tarih yazacak.
“BEYLİKDÜZÜ’NÜ AK PARTİ’DEN ALDIĞIM GÜNDEN BERİ BENİ MİMLEDİLER”
10 yıl önce AK Parti’nin tek kaybettiği ilçe Beylikdüzü’ydü. Seçimi aldım, o günden beri beni mimlediler. Her işimi engellemeye çalıştılar. O günden beri o ilçede başladığım ahlakla büyükşehirde devam ediyorum. İstanbul’un rantını 16 milyon insanımıza dağıtmaya devam ediyorum. O yüzden beni buralardan uzak tutmaya çalışıyorlar. O yüzden istiyorlar ki, Ekrem İmamoğlu 16 milyona bu rantı dağıtmasın, bir avuç insan yararlansın ama biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bu millet uyandı. Bakın, karşılarına duvar gibi dikilince, cesur bir biçimde sürece dair fikirlerimizi söyleyince bunlar türlü oyunlarla güya beni yıldırmaya çalışıyorlar. Ben söyledim. Daha önce de söyledim. Bu kardeşiniz yılmaz, yıldırır. Siz yılacaksınız. En son şu davet meselesini gördünüz, değil mi? ya Allah aşkına, bir insan bu toplumda… Bizim örf adetimizde, kültürümüzde, inancımızda davet etmek makbuldür. Davete icabet etmek adettir, geleneğimizdir, ahlaktır, centilmenliktir. ‘Vay efendim Ekrem İmamoğlu’nu kim davet etti? O mu davet etti, bu mu davet etti?’ Davetiye bir ateş topuna döndü, ellerini yakıyor. Herkes kaçıyor davetiyeden. Yahu siz beni nereye davet ettiğiniz zannediyorsunuz ya da etmediğinizi? Bu millet, bu tarzınızın cevabını size verecek. Bunların aklı gitmiş. Şaka gibiler. Bunlar normal değil. Bunların aklı başında değil. Allah bunların hepsine Allah akıl versin.
“TAM ACEMİ BİR ADAY KOYMUŞLAR”
Bir de İstanbul’a, yani dünyanın en güzel şehrine, dünyanın en tarihi eski kadim kentine acemi bir aday koymuşlar. Bunlar kalkmışlar, ‘Efendim davet aşağı davet yukarı…’ Yahu sen önce git, bir siteyi bile yapamadığın Maltepe’de -daha dün gösteri yapıyorlar- insanlara evini teslim edemedin. 5 yılda bir site büyüklüğündeki yeri bitiremedin. Yok davet verildi, verilmedi. Tam acemi. Niye biliyor musunuz acemi? Bunlar, sadece verilen talimatı yerine getirdiler. Sadece o ne diyor? O diyor ki, ‘buyruğum’ diyor, ’emrettim’ diyor. Onlar ne diyor? ‘Tensipleriyle.’ Allah esirgesin, burada bir yangın çıktı. Bir yetkilisi çıktı televizyonda, ne dedi, hatırlayın. ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nın tensipleriyle itfaiye yangını söndürmeye gitti’ dedi ya. Bunlara vallahi Allah akıl versin. İtfaiye birinin talimatıyla yangın söndürmeye gider mi? Bir yerde yangın çıkmışsa oraya itfaiye koşa koşa gider. Görevi bu. Bunların aklı, nevri dönmüş. Allah yardımcıları olsun.
“ACEMİ ADAYIN FOTOĞRAFINDAN ÇOK BAŞKASININ FOTOĞRAFI VAR”
Bunlar artık proje anlatacak durumda değiller. Projeleriyle insanlarını mutlu edecek durumda değiller. Onun için varsa yoksa polemik. Bunlar boş işlerin peşinde olsunlar. Biz arada sırada laflarını da duymuyor değiliz. ‘Ekrem İmamoğlu deprem bölgesine koştu’ dedi mi? E vallahi doğru söyledi. ‘Projelerinin yüzde 87’sini yaptı’ dedi mi? E vallahi doğru söyledi. Zaten kampanya döneminde iki doğruyu söyledi, o da bunlar. Hayal kırıklığı. Bugünden söylüyorum, ‘İmamoğlu demişti’ derseniz. Şu anda bu acemi adayın fotoğrafından daha çok başkasının fotoğrafı var İstanbul’da; biliyorsunuz, değil mi? Onun kim olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Bak, sabredemeyecek. Ben söylüyorum, sabredemeyecek. Bir iki hafta sonra sokak sokak, semt semt, ilçe ilçe gezip vallahi de billahi de miting yapmaya başlayacak. Her gün illa beni diline dolayacak. Seçildiğim günden beri, bu göreve geldiğim günden beri hep söyledim. İnanın, her gece beni rüyasında görüyor. Vallahi beni rüyasında görüyor.
“TOPBAŞ’I ‘METAL YORGUNU’ İLAN EDEN SİZ DEĞİL MİSİNİZ”
İnsanları da aldatıyorlar. Bugün demiş ki Sayın Cumhurbaşkanı, benden önce rahmetli Kadir Topbaş İstanbul’a güzel bir çehre kazandırmış, ondan sonra da ben gelmişim, kazandıramamışım. Yahu insan da biraz ar olur. Rahmetli Topbaş’a, 5 imar dosyasına imza atmadı diye onu ‘metal yorgunu’ diye ilan edip, hayatı ona zindan edip mecburen görevi bıraktıran siz değil misiniz? Allah’tan utanın, korkun. Bunu söyleyeceksin, şimdi ‘rahmetli Topbaş’ diye anacaksın. Ben size söyleyeyim mi? Kendi partilileri bile bu söylediklerinden sonra başını öne eğip ne diyordur içinden, biliyor musun? ‘Senin yüzünden görevden gitti.’ Allah rahmet eylesin. Bu şekilde her şeyi kendi lehlerine döndürüp ne yazık ki yanlışla, yalanla konuları evirip çevirip kullanmaya bunlar hazır insanlar. Adamcağız üzüntüden birkaç sene sonra vefat etti. Söyleyeyim. Maşallah bunlar, kurtla yiyip çobanla ağlayan insanlar.
“RAHMETLİ ERBAKAN’A YAPMADIĞINI BIRAKMADI”
Bir şey daha hatırlatacağım. Rahmetli Necmettin Erbakan’a yapmadığını bırakmadı. Ben buna da değineceğim. Niye? Bugüne dair özel bir durum var. Ne demişti onu siyasete kazandıran kişiye, ‘Yaş 70, işi bitmiş’ demişti. Bugün kendisi 70 yaşına girdi. Ben öyle bir şey demeyeceğim. Doğum gününü tebrik ederim. ‘Allah sağlık versin, uzun ömür versin’ derim. Başka bir şey demem ama vatandaşı tehdit etmeyi bırakacaksın. Ne diyor insanlara? Bugün milleti oyla tehdit ediyor. ‘İstanbul’da bize oy vermediniz, ben onu engelledim’ diyor bugün. Engellediğini de itiraf ediyor. Diyor ki, ‘Murat Kurum gelirse işlerde aksama olmayacak’ diyor. Açıkça beni engellediğini itiraf ediyor. Allah aşkına, televizyonlara çıkıp başkanları diyordu ya ‘Engelleme yok.’ Bak, Sayın Cumhurbaşkanı söylüyor engellediğini. Bakalım bundan sonra ne yapacaksınız?
“BU MİLLETİ TEHDİT ETMEYE KALKMA”
Bir şey söyleyeyim. Bu millet tehdide kulak verseydi seçimi iptal ettikten sonra 13 bin 600 oyu, 806 bine çıkarmazdı. İkinci turda 806 bin oy alınca ortadan 3-4 gün kayboldu, hatırlayın. Tehditten sinen bir millet olsaydı bu millet, bir silahlı darbeciye karşı sokağa dökülmezdi. Sen bu milletin ne olduğunu bilmiyorsun. Onun için bu milleti tehdit etmeye kalkma. Bu millet sana cevabını verecek. Bu millet, önümüzdeki seçimde size öyle bir ders verecek ki, size gerçek sorumluluğunuzu hatırlatacak. 1 Nisan’dan sonra eliniz ayağınıza dolanacak. Bir an önce ekonomiyi düzeltmek için gece gündüz çalışmaya başlayacaksınız. Emeklilerin maaşını artırmak için uğraşacaksınız. Zam yapmamak için uğraşacaksınız. Bu millet size işinizin gücünüzün Ekrem İmamoğlu olmadığını; işinizin gücünüzün bu memleketin ekonomisi, emeklinin maaşı, asgari ücretin artması, pahalılığın bitmesi olduğunu 31 Mart’ta hatırlatacak.
“ONLARIN YAPAMADIĞININ İKİ KATINI YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Hazırlığımız tam. Projelerimizi yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Onların yapamadığının iki katını yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Sizlerden elbette destek istiyoruz. Elbette Büyükşehir Belediye Başkanlığı oylarınızı istiyoruz. Özellikle Tekin Başkan’a Arnavutköy’de destek istiyoruz. Tekin Başkan’a Arnavutköy’de oy vermeye hazır mıyız? Arnavutköy’de, Meclis’te bizim listemizi destekleye hazır mıyız? İstanbul Gönüllüleri’ne üye olmaya, birlikte çalışmaya, sandıkta görev almaya, sandıkları güvende tutmaya, hep birlikte çalışmaya, milletçe demokrasi zaferi için uğraşmaya ve milletçe kazanmaya hazır mıyız? Hep beraber bu milletin İstanbul İttifakı’nı kurduğunu, bir vicdan ittifakı oluşturduğunu hak, hukuk mücadelesi verdiğini, hep birlikte tekrar göstereceğiz. Sizleri çok seviyorum. Sizlerle birlikte israfı bitirdiğimiz, hizmeti getirdiğimiz dönemin uzun yıllar bu şehirde var olacağını biliyoruz. Halkçı belediyenin var olacağını biliyoruz. Yeni nesil siyasetin, o güzel dilin Arnavutköy’deki temsilcisini bütün Türkiye’ye siz tanıtacaksınız. Ona destek vereceksiniz. Tekin Başkan’la birlikte Arnavutköy’de, hep birlikte İstanbul’da başarılı olacağız. Hep birlikte var gücümüzle ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz. Her şey çok güzel olacak.”
]]>Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Murat Kurum, İstanbulspor Kulübü’nü ziyaret etti. Ziyareti sırasında Kurum’a Cumhur İttifakı Büyükçekmece Belediye Başkan Adayı Recep Erol, AK Parti Büyükçekmece İlçe Başkanı Murat Çelik ve MHP İlçe Başkanı Nasri Hacı eşlik etti. Murat Kurum’u İstanbul Spor Kulübü Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu ve beraberindeki heyet karşıladı. Kurum’a, Başkan Sarıalioğlu tarafından İstanbulspor’un atkısı ve ‘Murat Kurum’ yazılı forma hediye edildi. Ardından sahaya giren Murat Kurum, kaleye penaltı atışı yaptı. Ziyareti sırasında ilgiyle karşılanan Kurum, hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“İstanbul’un her mahallesinde gençlerin spor yapabildiği bu tesislerin sayısını arttıracağız”
Ziyareti sırasında konuşan İBB Başkan Adayı Kurum, “İstanbulspor’umuz hem süper ligde göstermiş olduğu başarılarla hem de Türk sporuna yapmış olduğu katkılarla göğsümüzü kabartmış kulüplerimizden bir tanesidir. İstanbulspor’umuz 1926 yılında kurulmuş ve forma rengi sarı siyahtır. Bu forma renginin de çok önemli bir hikayesi var. Çanakkale savaşlarında şehit düşen arkadaşlarının yasını tutmak amacıyla okullarının sarı duvarlarındaki o pencere pervazlarını ve kapılarını siyaha boyuyorlar. O günden bu güne İstanbulspor’umuzun renklerini taşıyor. Dayanışma ve beraberliğin simgesi bu renkler bizim için böyle bir anlam ifade ediyor. Sporun kardeşliğini, dostluğunu ve vatan sevgisini İstanbulspor’umuzun renklerinde görüyoruz. Çanakkale savaşlarında ülkemiz, ay yıldızlı bayrağımız için şehitler, gaziler verdiğimiz, o hatıralarımızı yaşatmak adına kulübümüzün renklerinin sarı siyah olması bizim için de çok anlamlıdır. Biz bu kardeşlik hukukunu, sporun barış hukukunu her yerde daha da yaygınlaştırmak istiyoruz. İstanbulspor’umuz kamp tesisleri Büyükçekmece ilçemizde yer alıyor. Anadolu’da olduğu gibi İstanbul’un 39 ilçesinde 8-10 bin kapasiteli gençlerimizin spor yapabileceği, maçlarını oynayabileceği, aynı zamanda Büyükçekmece’nin 24 mahallesindeki o spor anlayışını daha da yaygınlaştıracak adımlar atmak istiyoruz. 1 Nisan sabahı itibariyle İstanbul’un her mahallesinde gençlerin spor yapabildiği bu tesislerin sayısını arttıracağız” dedi.
“İstanbul sporun baş şehri olacak”
Spor kulüplerine İBB olarak her türlü desteği vereceğini ifade eden Kurum, “İstanbul sporun baş şehri olacak. İstanbul’umuza altyapısını kazandıracağız. Avrupa şampiyonlarının yapılabildiği, olimpiyat oyunlarının oynanabildiği bir İstanbul’u hayal ediyoruz. Mahalle içerisinde böylesi büyük kulüplerimizin altyapılarını çocuklarımızın yetiştiği, süper ligde başarıdan başarıya koştuğu, milli takımlara seçildiği ve ülkemizi gururlandıran gençlerimizi yetiştirebilmek için bu çalışmaları yapacağız. Bu tesislerimizin sayısını arttıracağız. Gerek amatör spor kulüplerimizin gerekse profesyonel spor kulüplerimizin ayakta durmaları adına kulüp yöneticilerine büyük sorumluluklar düşüyor. Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kulüplerimizin maddi ve manevi anlamda her zaman yanlarında olacağız. Özellikle kamp tesislerinin, sahalarının bakımlarını Büyükşehir Belediyesi olarak biz yapacağız. Kulüplerimizden çok önemli bir yükü almak ve spordaki kardeşlik hukukunu daha da yaygınlaştıracak adımlar atacağız. İstanbul’un her yerinde sporun yaygınlaşması adına amatör spor kulüplerimizle birlikte iç içe olacağız. ve Büyükçekmece’nin her mahallesinde İstanbulspor’umuzun amatör spor kulüplerimizle birlikte yapmış olduğu kardeşliği göreceğiz. Orada yetiştirdiğimiz gençlerin buradaki başarılarına şahitlik edeceğiz” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İstanbulspor Kulübünü ziyaret eden Kurum, Kulüp Başkanı Ecmel Faik Sarıalioğlu ve yönetim kurulu üyeleriyle görüştü.
Burada açıklamalarda bulunan Kurum, İstanbulspor’un 1926 yılında kurulduğunu, forma renklerinin sarı ile siyah olduğunu, forma renginin ise çok önemli bir hikayesi olduğunu söyledi.
Sporun kardeşliğini, sporun dostluğunu, sporun vatan sevgisini İstanbulspor’un renklerinde gördüklerini belirten Kurum, “Çanakkale Savaşları’nda ülkemiz, ay yıldızlı bayrağımız için, vatan mücadelesi için şehitler verdiğimiz, gaziler verdiğimiz o hatıralarımızı, o acıları aslında yaşatmak adına kulübümüzün renklerinin sarı siyah olması da çok anlamlı ve değerli.” diye konuştu.
Kurum, sporun kardeşlik ve barış hukukunu her yerde yaygınlaştırmak istediklerini vurgulayarak, “Büyükçekmece ilçemiz 275 bin nüfusa sahip bir ilçe. Baktığınızda Anadolu ölçeğinde birçok ilden büyük bir ilçemiz. İstanbulspor’umuzun da kamp tesisleri Büyükçekmece ilçemizde yer alıyor. Biz istiyoruz ki İstanbul’un 39 ilçesinde Anadolu’da olduğu gibi 8 ile 10 bin kapasiteli gençlerimizin spor yapabileceği, böylesi güzel güzide kulüplerimizin burada maçlarını oynayabileceği, aynı zamanda Büyükçekmece’nin 24 mahallesindeki sporla iç içe yaşama anlayışını daha da yaygınlaştıracak adımlar atmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda 1 Nisan sabahı itibarıyla İstanbul’un her mahallesinde gençlerin, büyüklerin, ailelerin spor yapabildiği tesislerin sayısını arttıracaklarını kaydeden Kurum, şöyle devam etti:
“İstanbul, sporun baş şehri olacak. Olimpiyat şehri altyapısını İstanbul’umuza bu manada kazandıracağız. Burada Avrupa Şampiyonaları’nın yapılabildiği, olimpiyat oyunlarının oynanabildiği bir İstanbul’u hayal ediyoruz. Mahalle içerisinde böylesi büyük kulüplerimize, altyapılarına çocuklarımızın, gençlerimizin yetiştiği ve burada Süper Lig’de başarıdan başarıya koştuğu yine buradaki başarısıyla birlikte milli takımlara seçildiği ve ülkemizi gururlandırdığı gençlerimizi yetiştirebilmek için de bu çalışmaları 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 ilçesinde yapacağız, bu tesislerimizin sayısını arttıracağız.”
“İstanbul’un her yerinde sporun yaygınlaşması adına, amatör spor kulüplerimizle birlikte iç içe olacağız”
Kurum, gerek amatör spor kulüplerinin gerekse profesyonel spor kulüplerinin gelir gider dengesine bakıldığında ayakta durmaları adına kulüp yöneticilerine büyük sorumluluklar düştüğünü ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kulüplerin maddi ve manevi anlamda her zaman yanlarında olacaklarının altını çizen Kurum, “Özellikle kamp tesislerinin, maçlarını oynadıkları tesislerin, sahalarının bakımlarını Büyükşehir Belediyesi olarak biz yapacağız. Onlardan çok önemli bir yükü kulüplerimizden almak ve aslında o birlikteliği, spordaki kardeşlik hukukunu daha da yaygınlaştıracak adımlar atacağız. Biz büyük kulüplerimiz ve amatör spor kulüplerimizin sahalarına bu desteği verirken, İstanbul’un her yerinde sporun yaygınlaşması adına, amatör spor kulüplerimizle birlikte iç içe olacağız, Büyükçekmece’nin her mahallesinde İstanbulspor’umuzun amatör spor kulüplerimizle birlikte yapmış olduğu kardeşliği göreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurum, İstanbulspor’un bir vakıf olduğunu ve vakıf kültürüyle çalışan bir kulüp olduğunu belirterek, “Kendi kaynaklarını da bu vakıfta tamamen spor için, gençlerin yetişebilmesi için harcayan bir kulübümüz. Böylesi güzide kulüplerimizi koruyacağız, kollayacağız ki Türk sporu çok daha yukarılara çıksın, Türk sporu başarıdan başarıya koşsun. Hem Avrupa Şampiyonalarında hem dünya şampiyonalarında ay yıldızlı bayrağımız göndere çekilsin.” ifadesini kullandı.
Ecmel Faik Sarıalioğlu ise Murat Kurum’un çıktığı yolda kendisine başarılar dilediğini vurgulayarak, “Kulübümüzü ziyaret ettiğinden dolayı kendisine çok çok teşekkür ediyoruz. İnşallah adil ve iyi bir seçim olur. Kim kazanırsa da her iki tarafın da hizmetlerini bekliyoruz. İstanbulspor olarak Sayın Bakanımızı burada karşıladığımız için çok memnunuz.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Sarıalioğlu, Murat Kurum’a isminin yazılı olduğu 34 numaralı İstanbulspor formasını hediye etti.
İstanbulspor’un tesislerinde futbolcularla sohbet eden Kurum, ardından sahada penaltı attı.
]]>Sirkeci- Kazlıçeşme Raylı Sistem Projesi açılış töreni davet tartışması gölgesinde gerçekleştirildi. Törene İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katılmadı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, muhalefet tarafından “tehdit” olarak nitelenen söylemlerine bir yenisini ekledi. Erdoğan, törene katılanlara hitaben, “Şu anda ülkeyi kimler yönetiyor? Bizler yönetiyoruz. İstanbul’da bulunan zat, böyle bir imkana sahip mi? Değil” dedi. Erdoğan, 25 yıl AKP’li başkanlar tarafından yönetilen İstanbul’un trafik sorunundan da yakındı, “İstanbul halkı ailesi sevdikleriyle birlikte geçirmesi gereken zamanı trafikte bekleyerek boşa harcıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın hayata geçirdiği projeler olmasaydı muhtemelen İstanbul’un trafik çilesi artık katlanılamaz halde olur” diye konuştu.
Sirkeci- Kazlıçeşme Raylı Sistem Projesi açılış töreni davet tartışması gölgesinde gerçekleştirildi. Törene İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katılmadı. 2019 seçimlerini İmamoğlu’na karşı iki kez kaybeden Binali Yıldırım ile şimdiki AKP adayı Murat Kurum yanyana oturdu.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan açılışta yaptığı konuşmada İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirerek şunları söyledi:
“İSTANBUL’A NİMET OLARAK BAKANLAR BU ŞEHRİN BİTKİSEL HAYATA GİRMESİNE NEDEN OLDULAR”
“İstanbul’a emanet olarak değil, nimet olarak bakanlar ihmalkarlıklarıyla, tamahkarlıklarıyla, umursamazlıklarıyla bu güzel şehrin bitkisel hayata girmesine sebep oldular. Bilhassa trafik yoğunluğunu, şu İstanbul’un ulaşım sorunu ne durumda görüyorsunuz değil mi? Attığı bir adım var mı? Toplu taşımacılıkta her taraf rezillik. ve bu noktalarda ne yaparız ederiz de bu işi çözmeliyiz… İstanbul halkı ailesi sevdikleriyle birlikte geçirmesi gereken zamanı trafikte bekleyerek boşa harcıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın hayata geçirdiği projeler olmasaydı muhtemelen İstanbul’un trafik çilesi artık katlanılamaz halde olur.
“YENİ PROJELERİMİZİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Diğer ulaştırmaya baktığımız zaman yatırımlarımızın yanı sıra sadece son iki yıl içinde toplam 51 kilometrelik metro hattını şehrimizin istifadesine sunduk. Geçen ay sonunda ülkemizin en hızlı metro hattı olan 37 buçuk kilometrelik projenin Gayrettepe-Kağıthane etabını hizmete aldık. Ayrıca Sabiha Gökçen Havalimanı-Pendik metrosu gibi kritik öneme sahip projeleri devreye aldık. Uğraştıran değil ulaştıran İstanbul parolasıyla yeni hatları, yeni ulaştırma projelerini hayata geçirmeye devam edeceğiz.
“31 MART’TA MURAT KURUM KARDEŞİMİZİN EMANETİNİ DEVRALMASIYLA PROJELERİMİZ HIZLANACAK”
Önümüzdeki haftalarda Bakırköy sahil-Bahçelievler-Kirazlı metro hattı, Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı Metro hattı, Altunizade Çamlıca Camii-Bosna Bulvarı metro hattını da inşallah İstanbullu kardeşlerimizin istifadesine sunacağız. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta Murat Kurum kardeşimizin şehrin emanetini devralmasıyla birlikte projelerimiz daha da hızlanacaktır.
“BU ÜLKEYİ BİZ YÖNETİYORUMZ İSTANBUL’UN BAŞINDAKİ ZAT BÖYLE BİR İMKANA SAHİP Mİ?”
Şu anda bu ülkeyi kimler yönetiyor? Biz yönetiyoruz. Şu anda İstanbul’da bulunan bu zat veya zevat böyle bir imkana sahip mi? Değil. Fakat 31 Mart’tan itibaren inşallah Murat Kurum kardeşimizle birlikte AK Parti Yerel Yönetimi ile Cumhur İttifakı Ankara’da el ele verdiğimiz zaman herhangi bir sarkma söz konusu olmayacak. ve yola emin adımlarla yürüyeceğiz. Kaldığımız yerden, yeniden işe koyulacak inşallah Aziz İstanbul’un fedret devrini sona erdireceğiz. Öncelikli hedefimiz ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşürmek olacak.
“İSTANBUL’UN YAPI STOĞUNU YENİLECEĞİZ”
Değerli kardeşlerim, aynı şekilde kentsel dönüşüm başta olmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanı ile birlikte hayata geçireceğimiz yeni projelerle İstanbul’u sadece depreme dayanıklı hale getirmekle kalmayacak inşallah daha da güzelleştireceğiz. Bilim insanlarının hiç vakit kaybetmeksizin, hazırlanmamızı tavsiye ettiği, deprem gelmeden önce İstanbul’un yapı stokunu yenileyeceğiz. Evini dönüştürmek isteyen hak sahiplerine bir konut için 700 bin liraya kadar hibe, 700 bin liraya kadar kredi veriyoruz. Hibe haricinde kiracılara bir kereye mahsus 100 bin lira tahliye desteği sağlıyoruz. Böylece toplam hibe miktarımız 800 bin liraya ulaşıyor.
“SOSYAL MEDYA BELEDİYECİLİĞİNİN KULLANIM TARİHİ YAKINDA SONA ERECEK”
İşyerleri için ise 350 bin liraya kadar hibe, 350 bin liraya kadar da kredi desteği imkanı sunuyoruz. Açıkladığımız destek paketinin bir kez daha şehrimize hayırlı olmasını diliyor, buradan riskli yapılarda oturan kardeşlerimizi mutlaka bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyorum. Nasıl yalancının mumu yatsıya kadar yanarsa algı ve sosyal medya belediyeciliğinin kullanım tarihi de inşallah yakında sona erecektir.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Projesi açılışına katıldı. Açılış öncesi trenin vatman koltuğuna oturan Cumhurbaşkanı Erdoğan, test sürüşü gerçekleştirdi.
Açılış programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün şehrimizin ulaşımını rahatlatmanın yan ısıra, aynı zamanda tarihi boyutu da olan anlamlı bir açılış töreni vesilesiyle bir aradayız. Kazlıçeşme-Sirkeci raylı sistemi, ülkemizin en eski demiryollarından biridir. İlk kısmı bundan 153 yıl önce hizmete giren hat, özellikle Bakırköy ve Yeşilköy’ün gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Yaklaşık 141 yıl boyunca İstanbul ulaşımının omurgalarından biri olan hattımız, Marmaray’ın açılışı ile birlikte hizmetini tamamlamıştı. Gebze-Halkalı banliyö hattı metroya dönüştürülerek hizmete devam ederken Sirkeci ile Kazlıçeşme istasyonları arasındaki 8,3 kilometrelik kesim atıl durumda kalmıştı. İstanbul’un ihtiyaçlarını gözeterek Sirkeci – Kazlıçeşme arasında atıl duran bu hattı modernize etmeye karar verdik. Hattın üzerindeki gerekli iyileştirme ve değişimleri yaparak yepyeni bir tasarımla tekrar İstanbul’a kazandırmayı amaçladık. Böylece hem demiryolu hem de yaya odaklı çevreci bir projeyi İstanbullu kardeşlerimizin istifadesine sunmayı istedik” ifadelerini kullandı.
“Hat güzergahında tarihi eserleri yenilemeye hazır mıyız”
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum ile arasında geçen konuşmayı anlatan Erdoğan, “Murat kardeşime şunu söyledim. Şimdi önümüzde bir karar var. İnşallah Sirkeci garından tüm bu istikamette, istasyonlar başta olmak üzere, tarihi eserler başta olmak üzere, buraları sıfır kilometre yenilemeye ve buralardan İnşallah sadece İstanbul’a değil tüm dünyaya mesajımızı vermeye kararlı mıyız. Bunu yaparsa AK Parti yapar. 5 yıl boşa geçti. Niye bir şey yapılmadı. Yapamazlar, yapmazlar. Bunların böyle bir derdi yok. İşte Sirkeci’den şu geldiğimiz noktaya kadar bütün binalar yıkık dökük. Surlar yıkık dökük. Bunları da İnşallah biz yapacağız. Bugün amacımızı gerçekleştirmenin sevincini yaşıyoruz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Projesi’nin içerisinde 7,3 kilometre yaya yolu, 7,3 kilometre bisiklet yolu, 122 bin 550 metrekare meydan alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeni yeşil alanı ile 14 yaya geçidi, 13 karayolu geçidi yer aldığını kaydetti.
“İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının toplum uzunluğu 340 kilometreye çıktı”
İstanbul’un modern bir ulaşım projesi kazandığını vurgulayan Erdoğan, “Bu hattımızı hizmete alınmasıyla İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarını toplam uzunluğu 340 kilometreye çıkmaktadır. Sadece demiryolu inşası yapmayıp, ayrıca çevrede yaşayan insanların konforunu arttıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdik. Ecdat yadigarı tescilli durakları, sanat tarihçileri, mimarlar, arkeologlar nezaretinde kurul kararları doğrultusunda restore ettik. Cerrahpaşa ve Samatya hastanelerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir durağı da mevcut hatta ilave ettik. Sirkeci – Kazlıçeşme raylı sistem hattını önümüzdeki 30 yıllık süreçte ekonomiye toplam katkısının 785 milyon Euro olacağını hesaplıyoruz. Yeni nesil ulaşım projelerimizin en güzel örneklerinden birini teşkil eden hattın ülkemize şehrimize, ilçemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
“Ecdada borcumuzu başkaları gibi istihkar ederek değil, yadigarlarını ihya ederek ödüyoruz”
Tarihi hattın hikayesini de anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hattın ilk bölümü 1871 yılında Yedikule-Küçükçekmece arasında resmen hizmete girer. Ancak Yedikule’deki başlangıç istasyonu şehrin iş merkezi olan Eminönü bölgesinden uzakta kalır. Bunun üzerine hattın Sirkeci’ye uzatılması istenir. Fakat uzantıların Topkapı sarayının sahil kesiminden geçecek olması ve güzergah üzerindeki sahil köşkleri sebebiyle tereddüt yaşanır. Durum Sultan Abdülaziz’e aktarıldığında Sultan tarihe geçecek şu sözleri söyler; ‘Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım’der. Ecdat söz konusu vatana hizmet olunca meseleye daima bu zaviyeden bakmıştır. CHP zihniyetinin hakaret ettiği, husumet beslediği ecdadın tavrı budur. Yeter ki bu yapılsın, sırtımdan geçsin. Bugün halen kullandığımız pek çok eserde ecdadın imzası bulunuyor. Bizde ecdada vefa, mirasını ihya anlayışıyla hem ecdada hürmette kusur etmiyor, hem de emanetlerine sahip çıkıyoruz. Bizlere bu toprakları vatan olarak bırakanlara şükran borcumuzu başkaları gibi istihkar ederek değil, yadigarlarını ihya ederek ödüyoruz. Geçmişte atalarımızın hayalini kurduğu Marmaray, Avrasya Tüneli, Çanakkale Köprüsü gibi vizyon projelerini tek tek hayata biz geçirdik. Bizim siyasette tek bir ilkemiz var o da millete hizmetkarlıktır. Mesele bugün hangi mevkide olduğunuz değil, geride hangi eserleri bıraktığınızdır. Bunun önemini özellikle tarihimize baktığımızda çok daha iyi anlıyoruz” açıklamalarında bulundu.
“İstanbul yeniden çöp, çukur, çamur oldu”
İstanbul’un kendisinin Büyük Şehir Belediye Başkanlığı’nı devraldığı dönemde çöp, çukur ve çamurla anıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kim vardı iktidarda CHP. Yani şu andakinin büyükleri. Peki İstanbul bize niye devredildi. Bütün bu pisliklerden kurtulmak için. Rahmetli Kadir bey İstanbul’a yeni bir çehre verdi. İstanbul yeniden ayağa kalktı. Bizim devrettiğimiz o miras Kadir bey ile bu şahsa kadar geldi. Bu şahıs nasıl olduysa bir yanlışlık oldu bu görevi aldı. İstanbul yeniden çöp çukur çamur oldu. Yatırım yok. Şu anda Sirkeci’den buraya kadar gelirken tren hattındaki hali gördüm. Diyoruz ki yeniden İstanbul. 32 gün kaldı” dedi.
“Ülkemize kazandırdığımız vizyon projeleri CHP zihniyeti tarafından engellenmek istendi”
Türkiye’nin yakın tarihinde büyük saldırılarla karşı karşıya kaldığının altını çizen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Terör örgütlerinin eylemlerinden, 15 Temmuz ihanetine, ‘ordu göreve’ pankartlarının asıldığı Cumhuriyet mitinglerinden İstanbul’un sokaklarının tarumar edildiği gezi vandallığına kadar nice saldırıya maruz kaldık. İktidar partisi olarak her iki kişiden birinin oyunu aldığımız bir dönemde uyduruk gazete kupürleri üzerinden partimiz kapatılmaya çalışıldı. Bürokratik oligarşinin sabotaj girişimlerinin ardı arkası kesilmedi. Uluslararası yayın organları manşetleri üzerinden hükümetimiz hedef alındı. Hak ve özgürlükler alanında attığımız her adım, bu ülkenin ana muhalefet partisi tarafından iptal edilmek üzere sürekli mahkemelere götürüldü. Ülkemize kazandırdığımız vizyon projeleri yine CHP zihniyeti ve gezici tayfa tarafından engellenmek istendi. Bir de sen bir şey yap. Sancaktepe’de mevcut metronun açılmış kuyusunu doldurmak suretiyle hizmet ettiğini zanneden, Kağıthane’de maalesef temel atma değil temel atmama töreni yapacak kadar zavallı olan bir İstanbul yerel yönetimi var. Tüm bunlara rağmen ülkeye ve millete hizmet yolundan sapmadık. Bugün geriye baktığımızda sadece Fatih’in emaneti olan bu aziz şehirde değil 783 bin kilometrekarelik vatan toprağının her bir karışında eserimizin mührümüzün olduğunu görüyoruz. Türkiye’yi ulaştırmadan sağlığa, turizmden ticarete, teknolojiden savunma sanayiine kadar her alanda büyütmenin kıvancını yaşıyoruz. Her beşer gibi elbette eksiklerimiz, hatalarımız olmuş olabilir ancak Türkiye ve Türk milletinin esenliği, huzuru ve istikbali için verdiğimiz hasbi mücadelenin şahidi bu ülkenin tamamıdır. Biz artık gençlerimizin zamanının misafiriyiz. Şimdiye kadar şerefle taşıdığımız emaneti, aydınlık yarınlarımızın teminatı olan teknofest gençliğine inşallah gururla teslim edeceğiz. Tıpkı ecdat gibi geride şükranla yad edilecek güzel bir miras bırakabiliyorsak ne mutlu bize. Yönlerini ülkemize dönmüş dünyanın dört bir yanındaki mazlum kalplere umut aşılayabiliyorsak ne mutlu bize. Yetimin, öksüzün, garibin, ihtiyaç sahibinin elinden tutup kaldırabiliyorsak ne mutlu bize. Bunların dışında bir mutluluk kaynağı tanımıyoruz. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da halka hizmet hakka hizmettir düsturu ile gönüller yapmak için koşmaya devam edeceğiz”
“İstanbul’a nimet olarak bakanlar, ihmalkarlıkları ile şehrin bitkisel hayata girmesine sebep oldu”
Erdoğan, İstanbul’un önemine dikkat çekerek “Bu şehri tüm dinamikleri ile tanıyan birisi olarak İstanbul’un ihmale gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. İstanbul kendisine vakfedilmeyi, uğruna adanmayı gerektiren, sadece ve sadece kendisi ile ilgilenilmesini isteyen bir şehirdir. Bunun için İstanbul’a hizmet sorumluluğu, yarı zamanlı yapılacak bir iş değildir. Son 5 yılda bu gerçeği maalesef acı şekilde yaşayarak tecrübe ettik. İstanbul’a emanet olarak değil de nimet olarak bakanlar, ihmalkarlıkları ile, tamahkarlıkları ile bu güzel şehrin bitkisel hayata girmesine sebep oldu. Bilhassa trafik sorunu. Şu İstanbul’un ulaşım sorunu ne durumda görüyorsunuz. Attığı bir adım var mı. Bakıyorsunuz toplu taşımacılıkta her taraf rezillik. ‘Bu noktalarda ne yaparız ederiz bu işi çözeriz’ diye bir dert yok. Metrobüslere bakıyorsunuz yok. Şehrin birçok bölgesinde trafik kördüğüm. Öyle ki 2019 yüzde 47 olan trafik yoğunluğu bugün yüzde 64 e yükseldi. Her bir İstanbullu yılda 288 saatini trafikte kaybediyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın hayata geçirdiği projeler olmasaydı muhtemelen İstanbul’un trafik çilesi artık katlanılmaz halde olurdu. Son iki yılda toplam 51 km metro hattını şehrimizin istifadesine sunduk. Geçen ay sonu ülkemizin en hızlı metro hattı olan 37.5 kilometrelik Gayrettepe – Kağıthane projesini hizmete aldık. Sabiha Göçken Havalimanı – Pendik metrosunu devreye aldık. Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul parolası ile yeni hatları, yeni ulaştırma projelerini hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.
“İstanbul’un fetret devrini sona erdireceğiz”
Cumhur İttifak İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un projelerini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:
“31 martta Murat Kurum kardeşimizin şehrin emanetini devralmasıyla birlikte projelerimiz daha da hızlanacaktır. 31 Mart’tan itibaren inşallah Murat Kurum kardeşimiz ile birlikte AK Parti yerel yönetimi ile Cumhur İttifakı Ankara’da el ele verdiğimiz zaman herhangi bir sarkma söz konusu olmayacak ve yola emin adımlarla yürüyeceğiz. Kaldığımız yerden yeniden ‘Bismillah’ diyerek işe koyulacak, inşallah aziz İstanbul’un fetret devrini sona erdireceğiz. Öncelikli hedefimiz ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan, 39 dakikaya düşürmek olacaktır. Raylı sistemlerde toplam uzunluğu bundan 5 sene sonra 650 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. Ardından bin 4 kilometreye ulaştırarak trafik sorununa kalıcı bir çözüm bulmayı hedefliyoruz. Aynı şekilde kentsel dönüşüm başta olmak üzere çevre ve şehircilikte hayata geçireceğimiz yeni projelerle İstanbul’u sadece depreme dayanıklı hale getirmekle kalmayacak, daha da güzelleştireceğiz. Bilim insanlarının vakit kaybetmeksizin hazırlanmamızı tavsiye ettiği deprem gelmeden önce İstanbul’un yapı stoğunu yenileyeceğiz. Aralığın son haftasında ‘yüzyılın dönüşümü İstanbul’ projesini paylaşmıştık. Geçtiğimiz Cuma günü İstanbul özelinde yürütülecek kentsel dönüşüm uygulamalarına dair cumhurbaşkanlığı kararını yayınladık. Evini dönüştürmek isteyen hak sahiplerine bir konut için 700 bin liraya kadar hibe, 700 bin liraya kadar kredi veriyoruz. Kiracılara yüz bin lira tahliye desteği sağlıyoruz. Toplam hibe miktarı 800 bin liraya ulaşıyor. Açıkladığımız destek paketinin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Nasıl yalancının mumu yatsıya kadar yanarsa, algı ve sosyal medya belediyeciliğinin kullanım tarihi de inşallah yakında sona erecektir” – İSTANBUL
]]>“İSTANBUL ÇÖP ÇUKUR ÇAMURDAN KURTULMAK İÇİN BİZİ SEÇTİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemin açılışında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini hatırlatarak “1994’te göreve geldiğimizde İstanbul neydi? Çöp, çukur, çamur. Öyle mi? Kim vardı iktidarda? CHP yani şu andakinin büyükleri. Peki İstanbul bize niye devredildi? Bütün bu pisliklerden kurtulmak için.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan’ın açılış töreninde yaptığı açıklamalardan öne çıkanlar şöyle:
“Bugün amacımızı gerçekleştirmenin sevincini yaşıyoruz. Projemiz kapsamında 7,3 kilometre yaya yolu, 7,3 kilometre bisiklet yolu, 122 bin 550 metre kare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeni yeşil alan ile 14 adet yaya geçidi ve 13 adet kara yolu geçidi yer alıyor. Projemizle sadece demir yolu inşası yapmayıp ayrıca çevrede yaşayan insanların konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdik, gerçekleştiriyoruz. Ecdat yadigarı tescilli durakları, sanat tarihçileri, mimarlar, arkeologlar bütün bunların nezaretinde ve kurul kararları doğrultusunda restore ettik.
Cerrahpaşa ve Samatya hastanelerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir durağı da mevcut hatta ilave ettik. Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattının önümüzdeki 30 yıllık süreçte ekonomiye toplam katkısının 785 milyon avro olacağını hesaplıyoruz. Yeni nesil ulaşım projelerimizin en güzel örneklerinden birini teşkil eden Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattının ülkemize, şehrimize, ilçemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
“CHP ZİHNİYETİNİN HAKARET ETTİĞİ ECDAT”
Bugün yeni tasarımıyla, yeni çehresiyle hizmete sunduğumuz bu hattın çok ibretlik bir hikayesi vardır. Hattın ilk bölümü 1871 yılında Yedikule Küçükçekmece arasında resmen hizmete girer. Ancak Yedikule’deki başlangıç istasyonu şehrin iş merkezi olan Eminönü bölgesinden çok uzakta kalır. Bunun üzerine hattın iş merkezi olan Sirkeci’ye kadar uzatılması istenin. Ancak hattın Topkapı Sarayı’nın sahil kesiminden geçecek olması ve güzergah üzerindeki sahil köşkleri sebebiyle bir tereddüt yaşanıyor. Durum Sultan Abdülaziz’e anlatıldığında, Sultan tarihe geçecek şu sözleri ifade eder; Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin razıyım der. Ecdat söz konusu vatana, millete, devlete hizmet olunca meseleye daima bu zaviyeden bakmıştır. CHP zihniyetinin hakaret ettiği, husumet beslediği, fırsatını buldukça düşmanlık sergilemekten çekinmediği ecdadın tavrı işte budur. Yeter ki, bu yapılsın sırtımdan geçsin.
Bakınız biz yaklaşık yarım asırdır siyaset yoluyla ülkemize hizmet etmenin mücadelesini veriyoruz. Bugüne kadar aziz milletimizin takdiriyle pek çok göreve geldik. Bundan 30 sene önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak devraldığımız sorumluluğu daha sonra başbakan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla taşımayı sürdürdük. Gençler bilmeyebilir ama anne babalar bilir. Şöyle bir hafıza kaydımızı tazeleyelim. Hatırlayın, 1994’te göreve geldiğimizde İstanbul neydi? Çöp, çukur, çamur. Öyle mi? Kim vardı iktidarda? CHP yani şu andakinin büyükleri. Peki İstanbul bize niye devredildi? Bütün bu pisliklerden kurtulmak için.”
]]>İSTANBUL – Başakşehir’de, Cumhur İttifakı’nın belediye meclis üyesi adayları AK Parti Başakşehir İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen programla tanıtıldı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, Başakşehir’de yapılan yatırımların tüm İstanbul’da yapılan yatırımlara eş değer olduğuna dikkat çekti.
Başakşehir’de, Cumhur İttifakı’nın belediye meclis üyesi adayları AK Parti Başakşehir İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen programla tanıtıldı. Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde düzenlenen tanıtım programına Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Rümeysa Kadak, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, Başakşehir Belediyesi Kurucu Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahatdin Kayas ve MHP Başakşehir İlçe Başkanı Servet Ayhan katıldı. Başakşehir’de gerçekleştirilen hayata geçirilen hizmet ve projelerinin de gösterildiği toplantı, meclis üyesi aday tanıtımlarının ardından sona erdi.
“Başakşehir’de yapılan yatırımlar tüm İstanbul’a eşdeğer”
Büyük bir coşkuya sahne olan programda konuklara hitap eden Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, “2009’dan bugüne inanılmaz gelişmelerin yaşandığı bir ilçe, Başakşehir. Bu hizmetlerde ve gayretlerde emeği geçen Belediye Başkanımızı, meclis üyelerimizi, Cumhur İttifakı’mızın çok değerli siyasi temsilcilerini tebrik ediyorum. Başakşehir’de yapılan yatırımların tüm İstanbul’da yapılan yatırımlara eş değer olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.
“Başakşehir rekora doğru gidiyor”
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu da eser ve hizmet siyaseti ile algı ve illüzyon siyasetin asla bir olmadığının altını çizdi. Başakşehir’in gençliğin merkezi olduğunu belirten Akbaşoğlu, “Genç, dinamik ve büyük hedeflere doğru sizlerle beraber yol yürüyen bir belediye başkanının başkanlığında pırıl pırıl Başakşehir’i, İstanbul’un parlayan yıldızı haline getirecek hizmet ve eserlerle 31 Mart’ta devam kararı vereceğiz. Bir karar daha vereceğiz; hep beraber ‘yeniden İstanbul’ diyeceğiz. Eser ve hizmet siyaseti ile algı ve illüzyon siyaseti asla bir değil. Başakşehir rekora doğru gidiyor. Bu rekorun büyükşehire yansımasını görmemiz için biraz daha gayrete ihtiyacımız var” diye konuştu.
“Başakşehir çok şanslı”
AK Parti İstanbul Milletvekili Rümeysa Kadak ise Başakşehir’de yüzde 12’ye riskli bina stoku oranına dikkat çekti. Başakşehir’in çok şanslı olduğunu vurgulayan Kadak, “Başakşehir’de yüzde 50 riskli yapı yüzde 12’ye inmiş. Bu inanılmaz bir oran. İstanbul’da şu anda en öncelikli gündemimizin deprem olduğunu fark edelim isterim. Başakşehir bence çok şanslı. Aynı zamanda İstanbul için çok önemli bir örnek” dedi.
“Başakşehir insanların hayalini kurduğu bir şehir”
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İstanbul ve Başakşehir için tüm güçleriyle çalışacaklarını dile getirdi. Başakşehir’de devler gibi projeler yapmak için karıncalar gibi çalıştıklarını ifade eden Kartoğlu, “Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu. Gerçekten muhteşem bir şehir. İstanbul bir ülke olsaydı oranın başşehri Başakşehir olurdu. O kadar çok ‘en’i ve ‘ilk’i var ki, Başakşehir’in. İnsanların hayalini kurduğu bir şehir. Bundan sonra da hem Başakşehir’imiz için, hem de İstanbul’umuz için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Bu seçimleri dünyanın tüm mazlum coğrafyaları takip ediyor”
Bugüne kadar yapılan projelerle Başakşehir’in büyükşehirleri geride bıraktığını söyleyen Başkan Kartoğlu, “Bizlere çok büyük görevler düşüyor. Siz sanıyorsunuz ki bu seçimleri Türkiye’dekiler takip ediyor. Bu seçimleri dünyanın tüm mazlum coğrafyaları takip ediyor. 31 Mart akşamında Başakşehir’imizde ve birlikte çalıştığımız Murat Kurum’u İstanbul’da muradına erdirerek, rekor bir oyla kazanalım” şeklinde konuştu.
“31 Mart’ta çıkacak netice, Türkiye’nin durumunu dünyada değiştirecek”
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Murat Kurum’a en çok desteğin Başakşehir’den çıkması halinde çok mutlu olacağını ifade eden Başakşehir Belediyesi Kurucu Başkanı Mevlüt Uysal ise, “Dünya zor bir dönemden geçiyor. Bu seçimler sadece bir yerel seçim değil. Önemli bir seçim. 31 Mart’ta çıkacak netice, Türkiye’nin durumunu dünyada değiştirecek. Başakşehir güzel bir şehir. İstanbul’da Murat Kurum’a en çok destek veren yer Başakşehir çıkarsa ömrümde en sevindiğim günlerden birisi olacak” ifadelerini kullandı.
“Yasin Kartoğlu’nu rekor oyla seçeceğiz”
AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahatdin Kayas, 31 Mart yerel seçimlerinin çok önemli olduğunu ifade etti. Yeni bir rekora hazır olduklarının altını çizen Kayas, “Etrafımızda dönen dolaplara baktığımızda bu seçimler gerçekten çok önemli. Türkiye Yüzyılı’na yakışır belediyeleri de seçmek için 31 Mart’ta sandığa gideceğiz. İnşallah Yasin Kartoğlu’nu 31 Mart’ta rekor oyla seçeceğiz” dedi.
“Üzerimize düşeni yapacağız”
Cumhur İttifakı olarak önceki seçimlerden daha yüksek oy alacaklarını söyleyen MHP Başakşehir İlçe Başkanı Servet Ayhan, “31 Mart’a kadar üzerimize düşen sorumlulukları yapmak için, elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Önceki seçimde Başakşehir’de büyük bir başarı elde ettik. Bu seçimlerde de bu başarıyı taçlandıracağız” dedi.
]]>Başakşehir’de, Cumhur İttifakı’nın belediye meclis üyesi adayları AK Parti Başakşehir İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen programla tanıtıldı. Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde düzenlenen tanıtım programına Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Rümeysa Kadak, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, Başakşehir Belediyesi Kurucu Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahatdin Kayas ve MHP Başakşehir İlçe Başkanı Servet Ayhan katıldı. Başakşehir’de gerçekleştirilen hayata geçirilen hizmet ve projelerinin de gösterildiği toplantı, meclis üyesi aday tanıtımlarının ardından sona erdi.
“Başakşehir’de yapılan yatırımlar tüm İstanbul’a eşdeğer”
Büyük bir coşkuya sahne olan programda konuklara hitap eden Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Ahmet Selim Köroğlu, “2009’dan bugüne inanılmaz gelişmelerin yaşandığı bir ilçe, Başakşehir. Bu hizmetlerde ve gayretlerde emeği geçen Belediye Başkanımızı, meclis üyelerimizi, Cumhur İttifakı’mızın çok değerli siyasi temsilcilerini tebrik ediyorum. Başakşehir’de yapılan yatırımların tüm İstanbul’da yapılan yatırımlara eş değer olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.
“Başakşehir rekora doğru gidiyor”
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu da eser ve hizmet siyaseti ile algı ve illüzyon siyasetin asla bir olmadığının altını çizdi. Başakşehir’in gençliğin merkezi olduğunu belirten Akbaşoğlu, “Genç, dinamik ve büyük hedeflere doğru sizlerle beraber yol yürüyen bir belediye başkanının başkanlığında pırıl pırıl Başakşehir’i, İstanbul’un parlayan yıldızı haline getirecek hizmet ve eserlerle 31 Mart’ta devam kararı vereceğiz. Bir karar daha vereceğiz; hep beraber ‘yeniden İstanbul’ diyeceğiz. Eser ve hizmet siyaseti ile algı ve illüzyon siyaseti asla bir değil. Başakşehir rekora doğru gidiyor. Bu rekorun büyükşehire yansımasını görmemiz için biraz daha gayrete ihtiyacımız var” diye konuştu.
“Başakşehir çok şanslı”
AK Parti İstanbul Milletvekili Rümeysa Kadak ise Başakşehir’de yüzde 12’ye riskli bina stoku oranına dikkat çekti. Başakşehir’in çok şanslı olduğunu vurgulayan Kadak, “Başakşehir’de yüzde 50 riskli yapı yüzde 12’ye inmiş. Bu inanılmaz bir oran. İstanbul’da şu anda en öncelikli gündemimizin deprem olduğunu fark edelim isterim. Başakşehir bence çok şanslı. Aynı zamanda İstanbul için çok önemli bir örnek” dedi.
“Başakşehir insanların hayalini kurduğu bir şehir”
Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, İstanbul ve Başakşehir için tüm güçleriyle çalışacaklarını dile getirdi. Başakşehir’de devler gibi projeler yapmak için karıncalar gibi çalıştıklarını ifade eden Kartoğlu, “Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu. Gerçekten muhteşem bir şehir. İstanbul bir ülke olsaydı oranın başşehri Başakşehir olurdu. O kadar çok ‘en’i ve ‘ilk’i var ki, Başakşehir’in. İnsanların hayalini kurduğu bir şehir. Bundan sonra da hem Başakşehir’imiz için, hem de İstanbul’umuz için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Bu seçimleri dünyanın tüm mazlum coğrafyaları takip ediyor”
Bugüne kadar yapılan projelerle Başakşehir’in büyükşehirleri geride bıraktığını söyleyen Başkan Kartoğlu, “Bizlere çok büyük görevler düşüyor. Siz sanıyorsunuz ki bu seçimleri Türkiye’dekiler takip ediyor. Bu seçimleri dünyanın tüm mazlum coğrafyaları takip ediyor. 31 Mart akşamında Başakşehir’imizde ve birlikte çalıştığımız Murat Kurum’u İstanbul’da muradına erdirerek, rekor bir oyla kazanalım” şeklinde konuştu.
“31 Mart’ta çıkacak netice, Türkiye’nin durumunu dünyada değiştirecek”
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Murat Kurum’a en çok desteğin Başakşehir’den çıkması halinde çok mutlu olacağını ifade eden Başakşehir Belediyesi Kurucu Başkanı Mevlüt Uysal ise, “Dünya zor bir dönemden geçiyor. Bu seçimler sadece bir yerel seçim değil. Önemli bir seçim. 31 Mart’ta çıkacak netice, Türkiye’nin durumunu dünyada değiştirecek. Başakşehir güzel bir şehir. İstanbul’da Murat Kurum’a en çok destek veren yer Başakşehir çıkarsa ömrümde en sevindiğim günlerden birisi olacak” ifadelerini kullandı.
“Yasin Kartoğlu’nu rekor oyla seçeceğiz”
AK Parti Başakşehir İlçe Başkanı Sebahatdin Kayas, 31 Mart yerel seçimlerinin çok önemli olduğunu ifade etti. Yeni bir rekora hazır olduklarının altını çizen Kayas, “Etrafımızda dönen dolaplara baktığımızda bu seçimler gerçekten çok önemli. Türkiye Yüzyılı’na yakışır belediyeleri de seçmek için 31 Mart’ta sandığa gideceğiz. İnşallah Yasin Kartoğlu’nu 31 Mart’ta rekor oyla seçeceğiz” dedi.
“Üzerimize düşeni yapacağız”
Cumhur İttifakı olarak önceki seçimlerden daha yüksek oy alacaklarını söyleyen MHP Başakşehir İlçe Başkanı Servet Ayhan, “31 Mart’a kadar üzerimize düşen sorumlulukları yapmak için, elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Önceki seçimde Başakşehir’de büyük bir başarı elde ettik. Bu seçimlerde de bu başarıyı taçlandıracağız” dedi. – İSTANBUL
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Gaziosmanpaşa’da Bartınlılar Derneği’nin yeni binasının açılışına katıldı. Açılışta konuşan Bakan Tunç, “Derneğimizin yeni yerinin hayırlı uğurlu olmasını Cenabı-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Önümüzde bir seçim var, sandığa gideceğiz. Gaziosmanpaşa için İstanbul için Türkiye için en doğru kararı vereceğiz inşallah. Hemşehrilerimiz özellikle 94’de temelleri atılan gerçek belediyeciliğin İstanbul’da yeniden başlaması için bir karar verecekler. Ülkemizin gelişmesi, kalkınması için 22 yıldan bu yana cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir mücadele veriyoruz. 94’te Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaşanılamaz hale getirdiği İstanbul’un nasıl 4-5 yıl içerisinde yaşanabilir hale getirildiğini o dönemde İstanbul’da yaşayanlar olarak sizler ve ben de o dönemde İstanbul’daydım, çok iyi hatırlıyoruz. Suları akmayan bir İstanbul vardı. Havası solunamayan bir İstanbul vardı. Çöpleri toplanamayan bir İstanbul vardı. Cumhurbaşkanımız o dönem yaşanılamaz denilen İstanbul’u 4-5 yılda yaşanabilir hale getirdi” diye konuştu.
Bakan Tunç, “22 yıldan bu yana hep önce insan dedik. İnsanımızı güçlendirmemiz lazım dedik. Çocuğuyla, kadınıyla, ailesiyle insan güçlü olacak ki aile güçlü olsun, toplum güçlü olsun dedik. Eğitime önem verdik. En fazla payı çocuklarımızın eğitimi için bütçede onlara ayırdık. Sağlığa önem verdik. Pandemi sürecinde İtalya’daki, Yunanistan’daki, Avrupa ülkelerindeki o sıkıntıları hep beraber gördük. Türkiye sağlam sağlık alt yapısıyla o süreçleri başarıyla geçirdi. Eğitimden sağlığa, sosyal politikalardan kültüre, adalete varıncaya kadar her alanda insanı güçlendirmek için çalıştık. Hep adalet dedik, hukukun üstünlüğü dedik. Bundan sonra da böyle demeye devam edeceğiz inşallah. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle memleketimizi geliştirmenin gayreti içerisinde olduk. Dünya projelerini hayata geçirdik. Savunma sanayiinde yüzde 80 yerlilik oranını yakaladığımız için terörle mücadelede başarılı olduk. Güneyimizde terör devleti kurdurmak isteyen küresel güçlere müsaade etmedik, kuramazsınız dedik, kurdurtmayız dedik. Savunma sanayiindeki yüzde 80 yerlilik oranını yakalayamasaydık bu başarıyı sağlayabilir miydik? Sağlayamazdık” ifadelerini kullandı.
“Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik”
“Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz” diyen Bakan Tunç, “Libya ile mutabakat yaparken, askerimizi oraya gönderirken muhalefet ne dedi? ‘Ne işimiz var Libya’da’ dedi. Biz Libya’ya boşuna mı gittik. Doğu Akdeniz’deki petrol yatakları, doğalgaz kaynakları gelecekte keşfedildiğinde çocuklarımızın kaynağı onlar. O mavi vatanımızdan bir damla suyu peşkeş çektirtmeyiz dedik ve çektirtmedik. Rusya- Ukrayna savaşı çıktığında muhalefet bir tarafı tutalım dedi. Olmaz dedik, hakkaniyetli ve dengeli politikamızı yürüteceğiz ve millet olarak bundan zarar görmememiz lazım dedik. Terörün her türlüsünden ülkemizi kurtararak çocuklarımızın daha huzurlu bir geleceğe kavuşmasının mücadelesini veriyoruz. 31 Mart’ta milletimizin vereceği karar doğrultusunda inşallah hükümetle uyumlu belediye başkanlarımız yerelde gerçek belediyeciliği uygulayarak inşallah herkese eşit, adil hizmeti götürmeye devam edecekler. Gerçek belediyecilik, üretken belediyecilik. Gerçek belediyecilik katılımcı, ulaşılabilir belediyecilik. İstanbul için yeniden İstanbul, sadece İstanbul dediğimiz bir belediyecilik” dedi.
Yerel yönetimlerde istikrarın şart olduğuna vurgu yapan Bakan Tunç, “5 yıllık dönem maalesef İstanbul’da bir algı belediyeciliğinden öte geçemedi. Geçmişte devam eden projeleri sanki kendi projesiymiş gibi sosyal medyada paylaşarak zaman geçirdi. İstanbul’da kar yağdı yollar tıkandı. Kendisi balıkçıda büyükelçi ile keyif çattı. Sonrasında Elazığ’da deprem oldu, Erzurum’daki kayak keyfini yarıda bırakmadı. İstanbul’da sel oldu, Bodrum’da tatilini bir saatliğine kesebildi, sonra tekrar koşarak gitti. Sonuna kadar beklesen ne olur. Ben tatili çok seviyorum diyebildi. Muhalefetin durumunu görüyorsunuz. Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkardıkları kişiyi sonrasında kendi partilerine genel başkan olmaya bile layık görmediler. 8-9 tane yardımcı vardı. Ne oldu bu yardımcılar? Şimdi hepsi birbirine düştü. Demek ki bunlar bir iktidara gelmiş olsalardı, iktidarda bunların hali ne olacaktı. Paylaşabilecekler miydi acaba. Muhalefeti paylaşamadı bunlar. O nedenle yerel yönetimlerde de istikrar şart, uyum şart. Her belediyeye hükümetten nüfusa göre pay verilir, bütçe verilir ama o bütçeyi doğru kullanmak önemlidir. Gaziosmanpaşa’da doğru kullanmaya devam edeceğiz” dedi. – İSTANBUL
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu “Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi”ne ilişkin Yedikule İstasyonu’nda incelemelerde bulundu. Bakan Uraloğlu’na eşlik eden Turan, burada basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
İmamoğlu’nun bugünkü açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yarın Kazlıçeşme’de yapılacak açılışa Fatih Belediye Başkanı tarafından gönderilen bir maille davet edildiğine yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine Turan, Bakanlıkça İmamoğlu’na herhangi bir davet gönderilmediğini söyledi.
Turan, “Fatih’te bir açılış yapılıyor. Devletin işleyişinde bir açılış yapıldığında nihayet de burası Kültür ve Turizm Bakanlığı değil. Orası bu işleyişle ilgili bir birim. Biz bütün herkese de burada böyle bir açılış yapılacağını bilgi mahiyetinde duyuruyoruz.” diye konuştu.
İstanbul gibi bir metropolün sanki hiçbir sorunu yokmuş gibi 3 gündür bu konunun konuşulduğunu dile getiren Turan, “Bu polemik üzerinden ‘Davet edildim, edilmedim’ konuşmasını üzülerek izledim. 15 dakika kamuoyunun önünde bir açıklama yapıyor başkan ‘Bu davet etti, başkan davet etti’. Bunu özel kalemlerimiz kendi işlerinde konuştular. O yazışmaları da ben yayınlarım. Ama bu ayıp, kamuoyunun gündemi bu değil. Bir açılış yapılıyor. Bu sevinç hepimizin sevinci. İstanbul Belediye Başkanı’nın da sevinci.” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu’nun eski bir arkadaşı, AK Parti’nin İBB Başkan adayı Murat Kurum’un da eski bir çalışma arkadaşı olduğunu kaydeden Turan, şöyle devam etti:
“İkisini tanıyan biri olarak söylüyorum. Ekrem Bey polemik konusunda çok başarılı. Murat Bey de polemik konusunda başarısız. Murat Bey bir şey de çok başarılı, çalışma arkadaşı olarak söylüyorum. Çünkü bizim disiplinimizde sadece, sadece çalışmak var. İnsanlar için hizmet etmek var. Bir dostu, bir arkadaşı olarak biraz da kızarak söylüyorum. Eğer bu seçimde Sayın İmamoğlu, İstanbul’da seçimi kaybedecek olsa ya da bugün görevi bırakacak olsa hangi hizmetiyle hangi özelliğiyle anılacak? Bir tek şeyle anılacak bu 5 yılda. Polemikleriyle anılacak. Sayın Cumhurbaşkanı’na, bakanlara, her kesime laf yetiştirmesiyle konuşulacak. İstanbulluların, ihtiyacını görecek, polemik yapmayacak, çalışkan bir başkana ihtiyacı var. Bana göre bu seçimde vatandaşımızın karar vereceği şey şu, sadece polemiklerin peşinden koşan, ‘Davet edildik, edilmedik, Cumhurbaşkanımız onu dedi, bunu dedi, bakan öyle söyledi, bunu söyledi.’ Bu polemikleri üreten bir başkan mı seçecek? Yoksa çalışacak bir başkan mı seçecek?”
İstanbul’un merkez ilçesinde 5 yıldan beri belediye başkanlığı görevinde olduğunu hatırlatan Turan, istemesi halinde kendisinin de her gün bir polemikle gündeme gelebileceğini ancak kendilerinin sadece çalıştığını vurguladı.
“Kendisi polemik üstadı, polemik üzerinden dövebilir”
İmamoğlu’nun açılış gezmek istemesi halinde Karasurları Millet Bahçesi projelerinin açılışına gelebileceğini söyleyen Turan, “Meselemiz açılış ya da kapanış değil. Sayın Başkan’ın da derdi davet almak ya da davet edilmek, edilmemek değil. Polemik üzerinden yenebilir. Murat Kurum Bey polemikçi değil, çalışkan bir bakandır, çalışkan bir belediye başkanıdır. Polemikle onu yenebilir ama çalışmayla onu yenemez. İstanbul’un ihtiyacı olan, polemik midir, çalışma mıdır? Bunu toplumun vicdanına havale ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Turan, kamuoyunun gündemine hiçbir zaman polemikle gelmediğini belirterek, “Mesele davetiye değil. Murat Bey’i buradan döveceğini herhalde zannediyor. Doğrudur, kendisi polemik üstadı, polemik üzerinden dövebilir. Biz zaten polemikçi bir belediye başkanı istemiyoruz. Biz İstanbul’da çalışan bir belediye başkanı istiyoruz. İstanbul halkının asıl ihtiyacı olan da İstanbul için çalışan ve çalışkan bir belediye başkanıdır.” dedi.
]]>Eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı Anma ve Milli Görüş Belediyeciliği Başkan Adayları Tanıtımı Programı İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saadet Partisi’nin İstanbul Belediye Başkanı adayı Birol Aydın şunları söyledi:
“Erbakan hocamızın 13. seneyi devriyesini bu toplantı ile anıyoruz… Ben sizlere kıymetli teşkilat mensuplarımıza her zaman her seçimde olduğu gibi canımızı dişimize takarak, yapmış olduğumuz çalışmaların ne kadar önemli olduğunu ama bu seçimler için sorumluluğumuzun ne kadar daha önemli olduğunu hatırlatmak isterim. Kararlarımızın il ve ilçe planlamalarımızın yerine getirilmesi için kapı kapı ev ev insanlarımızla dolaşalım.
“BİZİM EN MEGA PROJEMİZ, EN MEGA PROJEMİZİN OLMAYIŞIDIR”
Bizim İstanbul’umuzun çözülemeyecek sorunu yoktur. Bizim en mega projemiz en mega projemizin olmayışıdır. Bizim en büyük projemiz beslenme saatinde sınıfın bir köşesinde aç karnına bekleyen yavrumuzun derdine derman olmaktır. Bizim en mega projemiz, hayatının 10-15 yılını çoluk çocuğuna ayıracağı saati, trafikte lüzumsuz yere geçireceği bu vakti ailesine ayırmasına imkan sağlayacak çözümü oluşturmaktır. Bizim en mega projemiz, işsiz gencimizin iş bulmasına vesile olmaktır. Bizim en mega projemiz, devlet okullarındaki tuvaletlerin temizliğidir. Bizim en mega projemiz, İstanbul’un sokaklarını işgal eden bir kısım fuhuş çetelerine fırsat vermemektir. Bizim en mega projemiz, İstanbul sokaklarını tutmuş madde ve uyuşturucu çetelerinin kökünü kazımaktır.”
“BUNDAN SONRA BÖYLE BİR İTTİFAK SÖZ KONUSU DEĞİL”
Karamollaoğlu ise tanıtım programında şunları söyledi:
“İktidarda bulunanlar her zaman iktidarda kalabilmek için bütün imkanları kullanacaklar. Bunun için bazı adımlar attık ama kazanma ihtimali çok yüksek gözükmesine rağmen sonuçta çok cüzi bir oy farkıyla Cumhurbaşkanlığı kaybedildi. Şimdi kendi normal dönemimize geldik, şartlarımıza döndük. İttifak belli bir maksatla yapıldığı için artık bundan sonra böyle bir ittifak söz konusu değil. Bundan dolayı da biz Ankara’mızda da İstanbul’da da belediye başkan adaylarımızı gösteriyoruz.
“BİZ İSTANBUL’U SARSACAK YENİ BİR ANLAYIŞA MAZHAR OLACAĞIZ”
Seçimlerde başarılı olabilmenin en önemli şartı seçimi kazanacağına inanmasıdır bir insanın. Çünkü inandığınız zaman büyük fedakarlıklarda bulunabilirsiniz. İnandığınız zaman takatinizin son noktasına gayret gösterirsiniz… Milli görüş belediyeciliği tarihe damgasını vuran bir belediye anlayışıdır. Biz İstanbul’u sarsacak yeni bir anlayışı hakim kılacak ve cenabı hakkın lütfuna mazhar olacağız.
“KINIYORMUŞ, HADİ ORADAN”
Dünyanın en büyük vahşetini Gazze’de seyrediyoruz. Maalesef seyretmekle yetiniyoruz. Ellerinde güç olanlar iktidarda bulunanlar ‘kınıyorum’ diyor. Senin lafla kınamanın ne faydası var. Allah aşkına, insanlar katlediliyor. Senin her gün limanlarından kalkan gemiler o katliamı yapanlara silah taşıyor, malzeme götürüyor, karınlarını doyuruyor. Arkasından da kınıyormuş hadi oradan. Sen kim, bu mücadeleyi yürütmek kim? İçinden geçtiğimiz dönem herhalde dünya siyasetinde ender rastlanan bir dönem. Hakikaten idrak etmekte acziyet içine düşüyorum. İktidar niye miting yapar yahu. İktidar niye miting yapar. İktidar kendi iktidarsızlığının farkına vardığı için mi olacak miting yapalım diyor. Vay aciz insanlar vay. Bu acziyet içine düşenler ülkemizi ayağa kaldıramazlar…
“BU SEÇİMLERDE KAZANMANIN ÖN ŞARTI KAZANACAĞIMIZA İNANMAKTIR”
Biz yeniden bütün ülkemizi karış karış gezmeye, taramaya ve onların gönlünü almaya mecburuz. Gönlünü alacağı ki oyunu da alabilelim. Biz bu dönem her ilde seçime giriyoruz. Şu anda biz Gelecek Partisi ile ittifak içerisindeyiz. Bundan dolayı seçime giderken her yerde müşterek bir aday çıkarmak yerine yeri geldiğinde donlardan da bazı adayların çıkmasını biz de arzu ettik. Belli illerde Gelecek Partisi adayı aday olarak bazıları bizim amblemimiz altında bazıları da kendi amblemleri altında seçime girdiler. Bu seçimlerde kazanmanın ön şartı kazanacağımıza inanmaktır.
Biz, içinde yaşadığımız ilçeye ile hizmet etmek için varız Birinci önceliğimiz halkımızla iç içe yaşayacağız kapımız onlara her gün açık olacak ya da hafta da bir. Onları kendi binamızda misafir edeceğiz, dertlerini dinleyip çözüm üreteceğiz. Bunları yaptığımızda halkımızın gönlünü kazanmış oluruz. Bu müjdeyi İstanbul’da yaşayan kardeşlerimize verin.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca’da düzenlenen halk buluşmasında; AKP’nin İBB Başkanı adayı Murat Kurum’u işaret ederek “Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Milyonlarca reklam vererek bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Siz bu videoları, bir önceki seçimden hatırlıyorsunuz. Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum. Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi bana da yapmayın. Yapmaya devam mı edeceksiniz, yine kaybedeceksiniz. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte Çatalca Avrupa Yakası Müteferrik 1 İçme Suyu Temel Atma Töreni’ne ve halk buluşmasına katıldı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki kalabalığa seslenen İmamoğlu; AKP’li Çatalca Belediye Başkanı’nın, ilçede yaptıkları hiçbir temel atma törenine veya etkinliğe katılmadığını söyledi. İmamoğlu, şöyle konuştu:
“BU MAKAMIN SAHİBİ, BU ŞEHRİN 16 MİLYON İNSANI”
Ben hayata şöyle bakıyorum. Bu makamlar gelir geçer. Benim şu anda bulunduğum makam, çok kutlu bir makam. Kadim şehrimizin önemli bir makamı. Bu makamın sahibi, bu şehrin 16 milyon insanı. Çatalca’nın belediye başkanlığı makamının da sahibi Çatalcalılar. Bazıları şöyle düşünüyor olabilir. O makam, ona kimin tarafından verildiyse o makamın sahibi de o zannediyor olabilir. Değil sevgili kardeşim. Makam, milletin. Millete ait olan makamın hakkını verirken insanların siyaseti, şusu busu seçimden öncesinde kalır. Seçim biter, sonra hizmet yolculuğu başlar. Bu hükümet atmosferi değiştirdi. Bunlar iklimi, ahlakı değiştirdi ama onların ortaya koyduğu ahlak, iyi ahlak değil. Onun peşinden gidenin hali yaman. Biz, milletin yolunun peşinden gidiyoruz. Bizim yolumuz o.
KANAL İSTANBUL FELAKETİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
Çatalca’nın tarım alanlarına, ormanlarına, Çatalca’nın güzelim doğasına, meralarına göz dikmiş birileri de var. Tarıma saygı duymayan birileri de var. Ağızlarına almasalar da Kanal İstanbul denen ihanet projesiyle beraber Silivri’ye, Çatalca’ya uzanan alanları kontrolsüz bir biçimde, dehşet bir sürece taşıma gayretinde olanlar var. Bu, İstanbul’un sonu demek olur. Onlara karşı çok uyanık olmak ve el birliğiyle karşı durmak mecburiyetindeyiz. Bunlar ‘Gündemimizde yok’ diyorlar. Sakın inanmayın. Bunlar, seçimden önce her kılığa girerler. Bunlar, her türlü renge bürünürler. Bunlar, asıl niyetlerini gizlemeye çalışan insanlar ama ilk fırsatta harekete geçirecekler. Zaten ‘Yapmayacağız’ demiyorlar, diyemiyorlar. Öyle çevrelere öyle sözler, öyle vaatler verdiler ki yapmak mecburiyetindeler. Onun için sandıkta ne olacağız? Birlik olacağız. Kanal İstanbul denen büyük doğal felaket kaynağını, milli güvenlik sorununu bu milletin başına açmalarına izin vermeyeceğiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Onlar talanla, yalanla, iftirayla hayatlarını sürdürsünler. Onlar israfla gündeme geldiler. Biz, icraatla gündeme geldik.
MİLLETİN PARASINI MİLLETE DAHA ÇOK DAĞITACAĞIZ
Onların döneminde hangi parselde kime daha fazla imar verilirdi, öyle konuşuldu. Biz ise 4,5 yıldır Halk Süt’le, Anne Kart’la, kreşlerle, eğitim desteği ve burslarıyla… 100 bin üniversite gencine bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber -helali hoş olsun- 7 bin 500 lira burs verdik bu sene. Seneye 100 bin gencimize 15’er bin lira vereceğiz. Bu zor, dar günlerde başımıza yoksulluğu bela etti bu hükümet. Paramızı pul etti. Emeklimizi fakir eyledi. Biz elimizden gelen katkıyı, fedakarlığı yapacağız. Niye, biliyor musunuz? Onların derdi başka ama bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Milletin parasını millete dağıtıyoruz. Önümüzdeki dönemde daha çok dağıtacağız. Tek asgari ücretle geçinen evlere, tek emekli maaşıyla geçinen evlere yıllık 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bu haneler, Halk Ekmek büfelerinden ücretsiz olarak günde bir ekmeğini alacak. Tek asgari ücretle geçinen hanelerdeki bir kişiye tam 10 bin lira da ulaşım desteği vereceğiz. Yeni evli çiftlere, evlenecek çiftlere sağlamakta olduğumuz evlilik desteğini -ki biz başlattık- 30 bin liraya çıkaracağız. Bunu İstanbul genelinde, bu 5 yılda 100 bin çifte çıkaracağız. İhtiyaç sahibi lise ve üniversite öğrencisi gençlere yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacağız.
İSTANBUL’UN YENİDEN İHANETE DÖNMEYE TAHAMMÜLÜ YOK
Sözüm ona bu arkadaşlar, bu kampanyada sadece İstanbul konuşacaklardı. Böyle dediler, hatırlayın. Daha birkaç hafta dayanabildiler, hemen su kaynattılar, hemen kayış attılar. Çünkü görüyorlar, İstanbul başardı. Hep birlikte israfı bitirdik, hizmeti getirdik. Bundan geri dönüş yok. İstanbul’un yeniden ihmale, ihanete, israfa dönmeye tahammülü yok, dönmeyecek. Eşitlik ve adalet yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Birlik ve kardeşlik yolunda hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hazır mıyız? Birlikten, kardeşlikten söz açılmışken şimdi biraz sizlerle dertleşmek istiyorum. Bakın, 5 yıldır konuşmalarımı dinliyorsunuz, tavrımı biliyorsunuz. Soruyorum, Allah aşkına, benim bir gün -hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inanca sahip olursa olsun, fark etmez- bir kişiye ayrımcılık yaptığımı ya da ötekileştirdiğimi gördünüz mü? Bana her gün hakaret eden siyasi rakiplerimin, bir gün bile onların vatanseverliğini ya da onların inancını sorguladığımı işittiniz mi? Kıskanıyorlar, doğru. Çekemiyorlar. Kimse, kendisine karşı böyle bir şey yapılmasını hoş karşılamaz. O zaman kendisine yapılmasını istemediğin şeyi bir başkasına yapmayacaksın.
EŞ ZAMANLI BİR OPERASYON BAŞLADI
Bunları niye söylüyorum? Çok eş zamanlı bir operasyon başladı. Yeni yeni filizlendirmeye çalışıyorlar. Operasyonun sahibini de belli ediyor. Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Kampanya, bildiğimiz şey. Tam da şu. Sahte videolar ile kumpas videoları ile neymiş, terör örgütü beni destekliyormuş gibi gösteren videolar. Onlarca hesaptan aynı anda kumpas başladı. Milyonlarca reklam vererek bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Rakibimin açıklamalarıyla eşgüdümlü başladı. Altını çiziyorum bunun. Rastgele değil. Peki, siz bu videoları hatırlıyorsunuz. Nereden hatırlıyorsunuz? Bir önceki seçimde, değil mi? Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp kumpası nasıl itiraf etmişti? Ne demişti? ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum. Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi bana da yapmayın. Yapmaya devam mı edeceksiniz, yine kaybedeceksiniz. Her babayiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın.
ATA’YA HAKARET ETMEK BUNLARIN DÖNEMİNDE SERBESTLEŞTİ
Bunlar, bu milletin milli duygularını, inancını rencide edecek seviyede ne yazık ki her şeyi alet ediyorlar. Bunlara söylüyorum, buradan sesleniyorum. Ben, sizin gibi günübirlik Atatürkçü değilim. Çıkıyor bir meczup; bize, yüzümüze, gözümüzün içine baka baka Atatürk’e hakaret ediyor. O meczup hakaret ediyor ama kimsenin çıtı çıkmıyor. Herkes bir anda lal oluyor. Ağzını açan yok. Ata’ya hakaret etmek, küfretmek ne yazık ki bunların döneminde serbestleşti. Bu meczup gibiler bir de bize Osmanlı dersi vermeye kalkıyor. Sen kim, Osmanlı kim? Sen ne anlarsın Osmanlı’dan? Osmanlı da bizim, sarı saçlı, mavi gözlü lider de bizim liderimiz. Bunu buradan bilin. Bu yeminli Atatürk düşmanlarını bu iktidar, sadece bu tür durumlarda uzaktan izlemiyor. Ne yapıyor, biliyor musunuz? Onlara destek de oluyor hem de öyle az buz destek değil.
KÜFÜRBAZ ATATÜRK DÜŞMANI, ONLARIN SİYASİ YOL ARKADAŞI
Şimdi bilmediğiniz şeyler söyleyeceğim. O küfürbaz Atatürk düşmanı, onların siyasi yol arkadaşı. Doğru mu? Yetmedi. Atatürk’e küfreden o adamın oğlu, hala partilerinin milletvekili. Yetmedi. Damadı Sakarya Çevre İl Müdürü. Yetmedi. Abisini bir şirketin başına kayyum atadınız. Diğer oğlunu da Kocaeli İşkur İl Müdürü yaptınız. Aileye bak. Yetmedi. Abisinin damadı da eski milletvekili. Hani şu ‘Yeliz’ var ya… O işte, o arkadaş. Bakın, işte sizin liyakat anlayışınız. Atatürk’e hakaret edenlerin sülalesine üst düzey kamu görevleri vermek mi sizin Atatürkçülüğünüz? Vatanseverliğiniz bu mu? Siz, bu halkın çocuklarının hak ettikleri makama gelmesini istemeyenlersiniz. Bu anneler, bu hanımefendiler, bu çocuklarını, bu sıraladığım insanlardan katbekat daha iyi yetiştiriyor ama sizin tek derdiniz, bir avuç insan ve onların aileleri. Bizim derdimiz ne, biliyor musunuz? Bizim derdimiz 16 milyonun, milletin evlatları. Onun için siz, partizanlıkla milyonlarca gencin hakkını gasp edenlersiniz. Siz, alın teriyle başarı zincirini kırarak bu toplumun dengesini bozan bir yapısınız. Aileye bakın. Babası bunlardan milletvekili. Oğlu milletvekili. Damadı milletvekili. Diğer oğlu genel müdür. Damadı genel müdür. Abisi kayyum genel müdürü. Ne mübarek aile, değil mi? Bir de bu memleketin başının tacına hakaret edecek, küfredecek… Devletin bir tane kurumu bile harekete geçmedi. Yazıklar olsun size.
EKREM İMAMOĞLU’YLA UĞRAŞMAYI BIRAKACAKLAR
2015 yılında, bunların zamanında Çatalca’da, KİPTAŞ konutlarının 100’den fazlası, bunların partili yandaşlarına dağıtıldı. Kimler yok, kimler… Şimdi milletvekili yaptıkları Kadın Kolu Başkanı var. Belediye başkanlarının oğlu var. Başkan yardımcısının kızı var. Vakıflarının yöneticileri var. Zaten deprem olur, deprem konutunda kurada her nedense o kura milletvekiline çıkar. Bugün de buraya gelirken okudum. TOKİ’nin alt gelir seviyesi için yaptığı ‘İlk evim arsa’ projesinden arsa bilin bakalım kime çıkmış… AK Parti milletvekiline yine. İşte bunların gerçek yüzü bu. Bu saltanatı kim yerle bir edecek, biliyor musunuz? Vicdanlı ve hakkını koruyan milyonlarca genç, yerle bir edecek. Hem de ne zaman, biliyor musunuz? Çok uzak değil. Sadece 35 gün sonra. 31 Mart’ta hep beraber bunlara öyle bir ders vereceğiz ki, milleti tehdit etmeyi bırakacaklar. Onları, milletin hizmetkarı yapacağız. Hep beraber yapacağız. Seçimde öyle bir ders alacaklar ki, kalan zamanlarında enflasyonu düşürmek için uğraşacaklar. Kalan zamanlarında, berbat ettikleri ekonomiyi, maliyet artışlarını, dibe vuran asgari ücreti düzeltme gayretinde olacaklar. Bunlara halkımız, hangi partiden olursa olsun İstanbul İttifakı, milletimizin o güçlü vicdan birliği, öyle bir ders verecek ki, sandıktan bir gün sonra tutuşup hükümet işlerine koşacaklar. Ekrem İmamoğlu’yla uğraşmayı bırakacaklar.
HEP BİRLİKTE KAZANALIM
Sevgili Çatalcalılar; bu şehrin çocuklarına, bu şehrin gençlerine, bu şehrin saygıdeğer annelerine, hanımefendilerine, dar gelirlilerine, emeklilerine sahip çıkanı seçin. Güzel günler için bir kez daha birlik olun. Birlik olun hepimiz için, hep birlikte kazanalım. Haydi İstanbul, tam yol ileri. Ben, bu şehrin Erhan Bey’le gençleşeceğine, enerjisini bulacağına, sokakta, caddede, pazarda onunla birlikte hizmet üreten bir belediye başkanı olacağına, ahlakına, erdemine, iş yapma çalışkanlığına kefilim. Çatalca’da Erhan Güzel’e oy vermek için hazır mıyız? Meclise de oy istiyoruz. İstanbul’a da oy istiyoruz. Her şey çok güzel olacak.”
]]>Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Büyükçekmece Bartın Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nde Hemşehri Buluşması programına katıldı.
Burada bir konuşma yapan Bakan Tunç, İstanbul’un önemli, dünya kenti, metropol olduğunu belirterek, “Dünyanın nüfusu en kalabalık şehirlerinden, en önde gelen merkezlerinden, Osmanlı’nın başkenti, Türkiye’nin en büyük kenti. O nedenle İstanbul’u konuşmadan hemşehrilerimiz İstanbul’da yaşayarak, doğduğu yeri unutmayan Bartınlı bir İstanbullular olarak sizler İstanbul’a da sahip çıkacaksınız. Yaşadığınız yerlerde Büyükçekmece’de ve diğer ilçelerine de sahip çıkacaksınız. Büyükçekmece Belediyemiz her zaman güzel çalışmalara imza attılar. Ben buradan dernek başkanımıza, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Cumhur İttifakı olarak Bartın’da yeni bir dönem başlayacak. Bartın’a hükümet olarak çok önemli eserler kazandırdık. Sizler memleketinize gidip geldiğinizde bu eserleri görüyorsunuz. Bütün kamu binalarını yeniledik. 400 yataklı yeni bir hastanenin inşaatını tamamladık. Her türlü ameliyatın yapılacağı büyük bir sağlık kompleksini Bartın’a kazandırdık. Barajlarıyla, yollarıyla, tünelleriyle, üniversiteleriyle şehrimizi büyüttük. Sanayi alanını büyüttük. Yeni fabrikalar kazandırdık. Fabrika inşaatları devam ediyor. Hedefimiz göç vermek değil, şimdi artık göç alan, istihdamı artan, nüfusu artan iller arasına girdik. Şimdi inşallah Cumhur İttifakı ve yerel yönetimle birlikte çok daha güzel eserlere şehircilik anlayışıyla ışıl ışıl bir Bartın’ı inşa ediyoruz. Onlar da İstanbul’a sahip çıkılmasını istiyorlar. Çünkü İstanbul’a sahip çıkmak Türkiye’ye sahip çıkmaktır. Türkiye Yüzyılı’na destek vermektir” dedi.
“İstanbul AK Parti ile ekol haline geldi”
Geçen 5 yılın ara dönem olarak tarihte kalacağı belirten Bakan Tunç, “O kayıp yılları hızlı bir şekilde telafi edeceğiz. 90’lı yıllar boyunca biz de İstanbul’da yaşadık, İstanbul’da öğrenim gördük. İstanbul’un CHP yönetimindeki o belediyecilik anlayışını hatırlıyoruz. 94’te Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul’da Belediye Başkanı seçildiğinde İstanbul’un suyu akmıyordu. O günleri iyi hatırlayalım. İstanbul’un suyunu akıtmak için Istranca dereleri üzerine 7 tane baraj yapmaya kalkıştığımızda birileri ‘ağaç katliamı var’ diye propaganda yapıyordu. O 7 tane baraj olmasaydı bugün İstanbul’un suyu kesintisiz akabilir miydi? İstanbul’un havası solunamıyordu, gazeteler gaz maskesi dağıtıyordu promosyon olarak. Doğal gaz alanında çalışmalar Recep Tayyip Erdoğan İGDAŞ’ıyla başlatılmış olmasaydı İstanbul’da yaşanabilir miydi? İstanbul’da Haliç’in kenarından geçilemezdi. ‘Haliç artık temizlenemez, acaba üstünü topraklama mı yapsak’ diye konuşanlar olmuştu. O dönem Belediye Başkanı olan Cumhurbaşkanımız Karadeniz’den tünel açarak Haliç’e su akıttı deniz suyunu ve o toprağı temizleyerek Haliç’i temizledi. Bugün Haliç tertemiz olmuşsa onun sayesindedir. Cumhurbaşkanımız böyle bir İstanbul’u devraldı CHP’den. 94’te temelleri atılan belediyecilik gerçek belediyecilik. İstanbul AK Parti ile ekol haline geldi. Marka haline geldi, hizmet ve eser siyaseti olarak markalaştı” diye konuştu.
“Algı belediyeciliği değil İstanbul’da artık gerçek belediyecilik, hizmet ve eser siyaseti zamanı”
Ekrem İmamoğlu dönemini de değerlendiren Bakan Tunç, “Geçtiğimiz 5 yıl İstanbul’a değer katan ne yapıldı? Şöyle baktığımız hatırladığımız algı çalışmasından başka bir şey var mı? Göremiyoruz. Sadece reklam. Geçmişte yapılanları kendi yapmış gibi göstermek. Onun için algı belediyeciliği değil İstanbul’da artık gerçek belediyecilik hizmet ve eser siyaseti zamanı. İnşallah bunu Murat Kurum başkanım ile gerçekleştireceğiz. İstanbul’da kar yağdı trafikte insanlar donma tehlikesi geçirirken İstanbul’un Belediye Başkanı nerede yakalandı? Yabancı büyükelçi ile balık yerken yakalandı. İstanbul’da aşırı yağışlardan sel oldu. Neredeydi? Bodrum’da tatilde. Bir saatliğine geldi. Basına demeç verdi tekrar geri döndü. Elazığ’da deprem oldu Erzurum’daki kayak keyfini kesmedi insanlar enkaz altındayken. İstanbul’un sadece İstanbul’u düşünen bir belediye başkanına ihtiyacı var. Bunu inşallah İstanbul 31 Mart’ta gerçekleştirecek. Hiç kimsenin tahmin etmediği yüksek bir oyla gerçekleştirecek. 6’lı masa dediler, cumhurbaşkanı adayları vardı. Şimdi o Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığına layık gördükleri kişiyi partilerinin başına layık görmediler. Yardımcıları vardı. Nerede şimdi o yardımcılar. İktidara gelmiş olsalardı cumhurbaşkanı yardımcılığını nasıl paylaşacaklardı. Bir kaosa götürecekleri memleketi. Depremi yaşayan 11 ilimizi ayağa kaldırıp eski refah günlerine kavuşturmalıyız. Siyasi görüşü ne olursa olsun milletimiz şehirlerine hizmet edecek belediye başkanlarına oyunu verecek” ifadelerini kullandı.
Büyükçekmece’ye ‘Adalet Sarayı’ müjdesi
30 yıldan beri Büyükçekmece’nin ihtiyaçlarının giderilemediğini söyleyen Bakan Tunç, “Hükümetle bakanlarıyla bu bölgenin milletvekilleriyle kafa kafaya Büyükçekmece’ye bu da lazım şu da lazım diyecek bir belediye başkanı gerekiyor. Adalet Bakanlığı olarak bir müjdemiz var. Büyükçekmece Adalet Sarayı. 2024 yılı yatırım programına aldık. O parçalı binalardan Büyükçekmece’yi kurtararak Büyükçekmece’mize ve çevre ilçelere hizmet verecek büyük bir adliye sarayını Büyükçekmece’mize inşallah kazandıracağız” şeklinde konuştu.
“Enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürme politikamızı sürdüreceğiz ve gerçekleştireceğiz”
Murat Kurum’un herkese eşit hizmet getireceğini kaydeden Bakan Tunç, “Gerçek belediyecilik erişebilir, dürüst olmaktır. Yolsuzluğa bulaşmamış olmaktır. Gerçek belediyecilik üretken belediyeciliktir. Önce insan diyoruz. Güçlü insan olacak. Eğitimden sağlığa kültürden sosyal politikalara, adalete, güvenliğe varıncaya kadar insan için çalışmak. Onların desteğiyle buradayız. O zaman insanımızı her alanda güçlendirmemiz lazım ki aile güçlü olsun, toplum güçlü olsun. 22 yıldır bunu yaptığımız için milletimiz tercihini Recep Tayyip Erdoğan’dan yana, AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullandı, yine kullanacak. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizi kalkındırmaya, enerjide, savunma sanayinde bağımsız olmaya devam edeceğiz. Alım gücünü artıracak, enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürme politikamızı sürdüreceğiz ve gerçekleştireceğiz. Türkiye eksenini kurmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi terörün her türlüsünden arındırarak çocuklarımızın, gençlerimizin huzurlu bir gelecekte yaşaması için el birliğiyle çalışacağız. Her belediyenin nüfusuna göre paylar aktarılıyor. Ama o payların nerelere çarçur edildiğini hep beraber görüyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>BAKAN URALOĞLU, “DAVET” POLEMİĞİNE İLİŞKİN KONUŞTU
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yarın açılacak ‘Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi’nde incelemelerde bulunduktan sonra Yedikule İstasyonu’nda düzenlenen bir basın toplantısında konuştu.
“BİZİM GÜNDEMİMİZE OTURACAK BİR KONU DEĞİL”
Bakan Uraloğlu, Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattının açılış törenine davet edildiğini söyleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile onu yalanlayan Murat Kurum arasındaki polemiğe ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Uraloğlu, “Bu dün ve bugün İstanbul’un ve Türkiye’nin gündemine oturdu. Bizim gündemimize oturacak bir konu değil. Biz İstanbul’a nasıl hizmet ederiz onun derdindeyiz. Kim hangi törene nasıl katılacak, kim hangi sırada oturacak, hangi sırada konuşacak derdimiz o değil. Burada güzel bir hizmeti yarın açacağız. Derdimiz İstanbul’a hizmet olmalı.” ifadelerini kullandı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir UraloğluİMAMOĞLU NE DEMİŞTİ?
İmamoğlu, dün Sancaktepe’de katıldığı programda yaptığı konuşmada şu ifadelere yer vermişti: “Hiç davet edilmedim biliyor musunuz İstanbul’daki törenlerine. Hatta parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ödediği metro açılışlarına bile davet edilmedim. Ben bu şikayeti sıklıkla yaptım ya hani; son günlerinde akılları başına geldi diyeceğim. Bu sefer beni ilk kez; Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildim. Vallahi teşekkür ediyorum kendisine. Peki şimdi ben ne yapacağım? Pazartesi oraya gideceğim. Pazartesi niye gideceğim biliyor musunuz? Bakın bu ülkede bazı alışkanlıkları böyle yapa yapa değiştireceğiz. Şunun için gideceğim o açılışa: O bakanlık, o makamlar; onlar kadar benim kardeşim, benim. Benim makamım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, benim kadar onların. Bunu onlara öğretene kadar, bunu her yerde anlatacağım.”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğluKURUM: KENDİSİNE HERHANGİ BİR DAVET YAPILMAMIŞ
Öte yandan AK Parti İBB Adayı Kurum, İmamoğlu’nu yalanlayarak, “Biz Ulaştırma Bakanlığımızın yaptığı metro açılışına gideceğiz. Başkan İstanbul’da yaşamadığı için kendi kendine hayali davetler yapıyor. Ben dün Ulaştırma Bakanımız ile beraberdim. Kendisine herhangi bir davet yapılmamış.” dedi.
İMAMOĞLU KENDİSİNE YOLLANAN MESAJI PAYLAŞTI
Silivri’de halk buluşmasında konuşan İmamoğlu ise kendisine Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan tarafından gönderilen davet mailini ekrana yansıtarak Murat Kurum’a yanıt verdi.

“İBB BAŞKANI’NIN DAVET EDİLMEMESİNE SEVİNEN BİRİ OLUR MU YA”
“Şimdi bunu görünce utanır mı bilmem” diyen İmamoğlu şunları kaydetti; “‘Bu zamana kadar hiç davet edilmemiştim. İlk kez Sirkeci-Kazlıçeşme Tren Hattı için davet geldi, çok teşekkür ederim. ‘Bu davete katılacağım’ dedim. Ertesi gün ses acemi adaydan çıktı. Acemi aday dedi ki, büyük bir şey yakalamış gibi ‘Hayır, Ulaştırma Bakanı’na sordum İmamoğlu davet edilmedi’ dedi. Sevindi ya! İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın İstanbul’da bir açılışa davet edilmemesine sevinen biri olur mu ya!
Murat Kurum“BU ACEMİ ADAYA BUNU POSTAYLA YOLLAYACAĞIM”
İş burada bitmedi. (Sahnedeki ekran mail görüntüsü yansıtıldı) Bu bana gelen davet maili… Kimden geliyor davet? Açılışın olduğu yerin ilçe Belediye Başkanı sayın Ergün Turan’dan. Nereye geliyor? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı protokolüne geliyor. Yani benim protokolüme 27 Şubat’ta gelmiş. Şimdi benim için ‘kendi kendine davet uyduruyor’ diyen bu acemi adaya bunu postayla yollayacağım. Utanır mı bilmem! Bu maili gördü ya nasıl kıvırmaya başlayacak. Utanacağını zannetmiyorum. Eğer utansaydı ‘heyelan tehlikesi yoktur’ diyen ÇET raporuna imza atıp 9 kişinin ölümünden dolayı utanıp özür dilerdi. Magazin programına katılıp gülerek ‘ÇET raporuyla ne alakası var’ demezdi.”
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yarın açılacak ‘Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi’nde incelemelerde bulunduktan sonra Yedikule İstasyonu’nda düzenlenen bir basın toplantısında konuştu.
Türkiye’de de özellikle büyük şehirlerde artan nüfusa ve araç sayısına paralel olarak yaşanan trafik sorununu ortadan kaldırmanın en önemli yolunun raylı sistemleri yaygınlaştırmaktan geçtiğini belirten Bakan Uraloğlu, “Bu noktada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, ülkemiz genelinde 12 ilimizde işletme altında olan 868,3 kilometre şehir içi raylı sistem hattının 398,8 kilometresini biz inşa ettik. Yeni projelere de devam ediyoruz. Şu anda da Bakanlık olarak Kocaeli, Konya, Bursa ve İstanbul’da olmak üzere yapımı devam eden 8 projede toplam 98 kilometre uzunluğunda raylı sistem hattı inşaatına devam ediyoruz. Bu 8 projeden yarın açılışını yapacağımız Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı ile birlikte 4’ü İstanbul’da bulunuyor. Yarın hizmete açacağımız Kazlıçeşme-Sirkeci projesinin yanında İstanbul’da yapım çalışmaları devam eden diğer hatlarımız; Bakırköy (İDO)-Bahçelievler-Kirazlı, Halkalı-Başakşehir-İstanbul Havalimanı ve Altunizade – Çamlıca Camii – Bosna Bulvarı Metro Hatlarıdır. Bu 4 projenin toplam uzunluğu da 52,2 kilometredir. Özetle; İstanbul’un kent içi ulaşım ağını güçlendiren dünyanın en özgün ve saygın kent içi raylı sistem projelerini bir bir hizmete alıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Sirkeci-Kazlıçeşme arasındaki 8,3 kilometrelik hattımızı modernize edilmiş olarak hizmete sunacağız”
Ekim 2022’de Pendik-Sabiha Gökçen Metro Hattı’nı, geçen yıl da 22 Ocak’ta İstanbul Havalimanı-Kağıthane Metro Hattı’nı, 8 Nisan’da da Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi-Kayaşehir Metro Hattı’nı açtıklarını hatırlatan Bakan Uraloğlu, “Yaklaşık bir ay önce de Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattımızın son halkası Kağıthane-Gayrettepe kesiminin açılışını yapmıştık. Yarın ise 140 yıldan fazla bir süre İstanbul ulaşımının omurgalarından biri olarak hizmet veren ama Asrın Projesi Marmaray ile hizmetini tamamlayıp atıl duruma düşen Sirkeci-Kazlıçeşme arasındaki 8,3 kilometrelik hattımızı modernize edilmiş olarak hizmete sunacağız. Atıl kalan bu hattı gerekli iyileştirme ve değişimleri yaparak bambaşka bir yapıda hem 8 istasyonlu demiryolu hem de yaya odaklı çevreci bir proje olarak yeniden İstanbul’a kazandırdık. Projemiz kapsamında ayrıca; 7,3 kilometre yaya ve bisiklet yolu 122 bin 550 metrekare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeni yeşil alan, 22 adet karayolu ve yaya alt geçidi inşa ederek İstanbul halkına ayrıca katkı sunduk. 215 bin metrekarelik çalışma alanının 92 bin 450 metrekaresini demiryolu ulaşımı için kullandık. Geri kalan 122 bin 550 metrekarelik kesimi ise yaya yürüme alanı, bisiklet, scooter parkuru, dinlenme gezinti, spor ve rekreasyon alanları olarak düzenlendik. Böylece İstanbul’umuza yeni nesil ulaşım projesi kazandırdık. Bu kısmı İstanbullu vatandaşlarımızın yaya olarak kullanımına açarak şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan imkanı sunduk” dedi.
“İstanbul’a 131 kilometre raylı sistem hattı kazandırdık”
Proje ile sadece demiryolu inşası yapmayıp, hat boyunca çevrede yaşayanların hayat konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Uraloğlu, “Projemiz kapsamında ecdat yadigarı Yedikule, Kocamustafapaşa, Yenikapı ve Kumkapı tescilli duraklarımızı da; sanat tarihçileri, mimarlar, restoratörler ve arkeologlar ile birlikte çalışarak kurul kararları doğrultusunda restore ettik. Yine, proje kapsamında sahil yolu ile Samatya ve Cerrahpaşa hastanelerini bağlayan kavşağı da modernize ederek alt geçit gabarisini yükseltip ambulans ulaşımına da uygun hale getirdik. Cerrahpaşa ve Samatya Hastanelerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir durak ilave ettik. Projemiz sayesinde 2024-2053 yılları arasında karayolu işletme ve bakım, trafik kazalarında azalma ve zamandan yapacağımız tasarruflarla toplam ekonomik kazanç yaklaşık 800 milyon euro olacaktır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak; Gebze-Halkalı Banliyö Hattı yani Marmaray, Levent-Hisarüstü, Tavşantepe-Sabiha Gökçen Havalimanı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı ve Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi-Kayaşehir Metro Hatlarıyla İstanbul’a 131 kilometre raylı sistem hattı kazandırdık. Yarın, Sirkeci-Kazlıçeşme hattımızı da açtığımızda bu uzunluk 139,3 kilometreye yükselecek. Bu yılın ilk çeyreği içerisinde; 7 istasyonu ile 8,4 kilometre uzunluğundaki Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı Hattı’nı ve Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattımızın Arnavutköy-İstanbul Havalimanı arasındaki 14 kilometrelik kesimini tamamlayarak açılışlarını gerçekleştirmeyi planlıyoruz” dedi.
“Yaptığımız araştırmalar İstanbul’un 1004 kilometre metro hattına ihtiyacı olduğunu gösteriyor”
Yapılan araştırmaların, İstanbul’un 1004 kilometre metro hattına ihtiyacı olduğunu gösterdiğini kaydeden Bakan Uraloğlu, “İstanbul’un ulaşım sorununu artık yüzeyden çözmek mümkün değil. Yeraltına, yani metrolara inmeniz lazım. Bakanlığımızın yapımı devam eden projeleri bittiğinde İstanbul’un raylı sistem uzunluğunun 394,2 kilometreye çıkacağı düşünüldüğünde demek ki daha 600 kilometrenin üzerinde bir metro hattı daha yapılması gerekiyor. ve bize göre şehir içi ulaşımda öncelik de bu yönde olmalı. İstanbul, temel atmama törenleri değil, ihtiyaçları giderecek proje üstüne projeyi yani gerçek hizmeti bekliyor. İstanbul, hemşehrilerimizin dertleriyle dertlenen, tek gayesi sadece İstanbul olan bir belediye başkanını hak ediyor. AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Murat Kurum ile de İstanbul’un duraklama dönemine son vererek; seçimden hemen sonra mevcut yönetimin bir arpa boyu yol gidemediği belediye sorumluluğundaki raylı sistem uzunluğu ilk 5 yılda iki katına, 2034 yılında ise 1004 kilometreye çıkaracağız” diye konuştu.
“Derdimiz İstanbul’a hizmet olmalı”
Bakan Uraloğlu bir basın mensubunun İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açılış daveti ile ilgili açıklamaları hakkındaki sorusunu ise, “Bu dün ve bugün İstanbul’un ve Türkiye’nin gündemine oturdu. Bizim gündemimize oturacak bir konu değil. Biz İstanbul’a nasıl hizmet ederiz onun derdindeyiz. Kim hangi törene nasıl katılacak, kim hangi sırada oturacak, hangi sırada konuşacak derdimiz o değil. Burada güzel bir hizmeti yarın açacağız. Derdimiz İstanbul’a hizmet olmalı” diye yanıtladı.
Bakan Uraloğlu, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattında test sürüşü yaptı
Bakan Uraloğlu açıklamaları sonrası Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattında test sürüşü yaptı. Proje ile nostaljik ve keyifli bir yolculuk yapılacağını belirten Uraloğlu, sonrasında Sirkeci Garı’nda bekleyen vatandaşlarla bir araya geldi. Çay eşliğinde vatandaşlarla sohbet eden Uraloğlu, İstanbulluların projeyi beğendiklerini ve teşekkür ettiklerini ifade etti. – İSTANBUL
]]>Bakan Uraloğlu, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın Yedikule istasyonunda incelemelerde bulundu.
Uraloğlu, burada yaptığı açıklamada, yarın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle İstanbul’un kent içi raylı sistem ağını güçlendirecek, şehre farklı bir vizyon kazandıracak en önemli projelerden birini daha başarıyla tamamlamayarak hizmete açmanın gururunu yaşayacaklarını dile getirdi.
Dünyanın metropol düzeyindeki birçok şehrinde ulaşımın en kolay ve hızlı sağlandığı yollardan birinin hiç şüphesiz metro ve tramvay gibi raylı sistem hatları olduğunu belirten Uraloğlu, özellikle büyük şehirlerde artan nüfusa ve araç sayısına paralel olarak yaşanan trafik sorununu ortadan kaldırmanın en önemli yolunun da raylı sistemleri yaygınlaştırmaktan geçtiğini vurguladı.
Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, ülke genelinde 12 ilde işletme altında olan 868,3 kilometre şehir içi raylı sistem hattının 398,8 kilometresini kendilerinin inşa ettiğini aktararak, yeni projelere de devam ettiklerini söyledi.
Şu anda da Bakanlık olarak Kocaeli, Konya, Bursa ve İstanbul’da olmak üzere yapımı süren 8 projede toplam 98 kilometre uzunluğunda raylı sistem hattı inşaatına devam ettiklerini bildiren Uraloğlu, bu 8 projeden yarın açılışını yapacakları Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı ile birlikte 4’ünün İstanbul’da bulunduğunu aktardı.
İstanbul’da yapım çalışmaları devam eden diğer hatlar hakkında bilgi veren Uraloğlu, şehrin kent içi ulaşım ağını güçlendiren dünyanın en özgün ve saygın kent içi raylı sistem projelerini bir bir hizmete aldıklarını kaydetti.
“Şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan imkanı sunduk
Abdulkadir Uraloğlu, yaklaşık bir ay önce de Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın son halkası olan Kağıthane-Gayrettepe kesiminin açılışını yaptıklarını hatırlatarak, “Yarın ise 140 yıldan fazla bir süre İstanbul ulaşımının omurgalarından biri olarak hizmet veren Sirkeci-Kazlıçeşme arasındaki 8,3 kilometrelik hattımızı modernize edilmiş olarak hizmete sunacağız.” dedi.
Atıl kalan bu hattı gerekli iyileştirme ve değişimleri yaparak bambaşka bir yapıda hem 8 istasyonlu demir yolu hem de yaya odaklı çevreci bir proje olarak yeniden İstanbul’a kazandırdıklarını ifade eden Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Yepyeni bir konsept ile yaya odaklı bir raylı sistem projesini İstanbul’a sunmanın heyecanını, mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Projemiz kapsamında ayrıca; 7,3 kilometre yaya ve bisiklet yolu, 122 bin 550 metrekare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeşil alan, 22 adet kara yolu ve yaya alt geçidi inşa ederek İstanbul halkına ayrıca katkı sunduk. 215 bin metrekarelik çalışma alanının 92 bin 450 metrekaresini demir yolu ulaşımı için kullandık. Geri kalan 122 bin 550 metrekarelik kesimi ise yaya yürüme alanı, bisiklet, scooter parkuru, dinlenme, gezinti, spor ve rekreasyon alanları olarak düzenlendik. Böylece İstanbul’umuza yeni nesil ulaşım projesi kazandırdık. Bu kısmı İstanbullu vatandaşlarımızın yaya olarak kullanımına açarak şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan imkanı sunduk.”
Uraloğlu, proje kapsamında raylı sistem, yaya ve mikro mobilite araçları, sosyal aktivite alanları oluştururken, yıllardır kronikleşmiş trafik ve güvenlik sorunlarına neden olan yaya ve kara yolu alt geçitlerini rehabilite ettiklerini anlattı.
Proje ile sadece demir yolu inşası yapmayıp, hat boyunca çevrede yaşayan insanların yaşam konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Uraloğlu, “Projemiz sayesinde 2024-2053 yılları arasında kara yolu işletme ve bakım, trafik kazalarında azalma ve zamandan yapacağımız tasarruflarla toplam ekonomik kazanç yaklaşık 800 milyon avro olacaktır.” ifadesini kullandı.
“İstanbul’a hizmet aşkımız asla bitmeyecek”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, İstanbul’a 131 kilometre raylı sistem hattı kazandırdıklarını vurgulayarak, “Yarın, Sirkeci-Kazlıçeşme hattımızı da açtığımızda bu uzunluk 139,3 kilometreye yükselecek. Kimse şüphe duymasın ki Bakanlığımız milletimizin ulaşım ihtiyaçlarına en üst seviyede cevap verecek yatırımlar yaparken, şehrin en değerli alanlarını da vatandaşlarımızın kullanımına kazandırarak sosyal hayata önemli katkılar sunmaya devam edecektir.” dedi.
İstanbul’un ulaşım sorununu artık yüzeyden çözmenin mümkün olmadığına, yer altına yani metrolara inilmesi gerektiğine işaret eden Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Bakanlığımızın yapımı devam eden projeleri bittiğinde İstanbul’un raylı sistem uzunluğunun 394 kilometreye çıkacağı düşünüldüğünde demek ki daha 600 kilometrenin üzerinde bir metro hattı daha yapılması gerekiyor. Bize göre şehir içi ulaşımda öncelik de bu yönde olmalı. İstanbul, temel atmama törenleri değil, ihtiyaçları giderecek proje üstüne projeyi, yani gerçek hizmeti bekliyor. İstanbul, hemşerilerimizin dertleriyle dertlenen, tek gayesi sadece İstanbul olan bir belediye başkanını hak ediyor.”
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum ile de İstanbul’un “duraklama dönemine” son vereceklerini belirten Uraloğlu, “Seçimden hemen sonra mevcut yönetimin bir arpa boyu yol gidemediği belediye sorumluluğundaki raylı sistem uzunluğunu ilk 5 yılda iki katına, 2034 yılına kadar ise 1004 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. İstanbul’a hizmet aşkımız asla bitmeyecek ve İstanbul için planladığımız ulaşım projelerini bir bir hayata geçireceğiz.” diye konuştu.
Uraloğlu, hattın test sürüşüne katıldı
Bakan Uraloğlu, açıklamasının ardından Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nda gerçekleştirilen test sürüşüne katıldı. Test sürüşü, Yedikule ile Sirkeci istasyonu arasında gerçekleştirildi.
Sirkeci istasyonunda basın mensuplarıyla sohbet eden Uraloğlu, raylı sistem hattında çalışan işçi ve mühendislerle de fotoğraf çektirdi.
İncelemenin ardından Kocamustafapaşa durağında araçtan inen Bakan Uraloğlu, beraberindekilerle proje kapsamında düzenlemesi yapılan yoldan Yedikule’ye doğru yürüdü. Daha sonra Bakan Uraloğlu ile Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan yolun bir kısmında bisiklet sürdü.
]]>Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi’ne ilişkin Yedikule İstasyonu’nda düzenlenen basın toplantısına katıldı. Fatih Belediye Başkanı Turan, projenin açılışı konusunda İBB Başkan Adayları Murat Kurum ve Ekrem İmamoğlu arasındaki davetiye polemiğine ilişkin konuştu.
Açılışı yapılacak projenin İstanbul için bir polemik değil, bir sevinç kaynağını olduğunu belirten Başkan Turan, “Ayıp ama kamuoyunun gündemi bu değil. Bir açılış var bu sevinç hepimizin sevinci. İstanbul Belediye Başkanının da sevinci. Şunu söylemek durumundayım. Ekrem bey nasıl benim eski arkadaşımsa Murat Kurum da benim eski çalışma arkadaşım. İkisini de tanıyan insan olarak söylüyorum. Ekrem Bey polemik konusunda çok başarılı. Murat Bey de polemik konusunda başarısız. Çalışma arkadaşı olarak söylüyorum. Murat Bey bir şey de çok başarılı. Çünkü bizim disiplinimizde sadece ve sadece çalışmak var insanlar için hizmet etmek var. Ama sayın İmamoğlu bir dostu, bir arkadaşı olarak söylüyorum. Eğer bu seçimde Sayın İmamoğlu İstanbul’da seçimi kaybedecek olsa ya da bugün görevi bırakacak olsa, ben kamuoyuna soruyorum. Sayın İmamoğlu bu şehirde hangi hizmetiyle hangi özelliğiyle anılacak. İstanbul eğer bu dönemde Sayın Ekrem İmamoğlu kaybettiğinde bir tek şeyle anılacak bu 5 yılda polemikleriyle anılacak. Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın Bakanlara laf yetiştirmesiyle anılacak” dedi.
“Biz polemikçi bir belediye başkanı istemiyoruz, biz İstanbul için çalışan bir belediye başkanı istiyoruz”
5 yıldır İstanbul’un merkez ilçesinde belediye başkanlığı yaptığını söyleyen Turan, “Hiçbir polemiğe girmedim. İstanbul’un ihtiyacı, İstanbul’un ihtiyacını görecek konuşacak polemik yapmayacak çalışacak çalışkan bir başkana ihtiyacımız var. Bana vatandaşımızın karar vereceği şu. Sadece polemiklerin peşinden koşan polemikler üreten bir başkan mı seçecek; yoksa çalışacak bir başkan mı seçecek. Biz de belediye başkanlığı yapıyoruz. Biz de istesek her gün bir polemikle gündeme gelebilirim ama sadece ve sadece çalışıyoruz. Onun için sayın başkana tavsiyem şu. Gelip açılış gezmek istiyorsa bizim yakında Karasurları 200 yıllık bir proje yaptık. 200 yıldır dokunulmamış Karasurları Millet Bahçesi’nin açılışını yapacağız. Sayın Başkan buyursun gelsin. Murat Kurum beyi ben iyi tanıyorum. Benim çalışma arkadaşımdır. Murat Bey polemikçi değil çalışkan bir bakan, başkandır. Polemikle onu yenebilir. Ama çalışmayla onu yenemez. Onun için ben bu tartışmaları da aslında şu anda İstanbul’un ihtiyacı olan polemik midir çalışma mıdır ‘ Nedir’ Ben bunu toplumun vicdanına havale ediyorum. Hiçbir zaman gündeme gelen bir belediye başkanı değilim. Fakat son açıklaması resimlerimizi ekranlara vererek o davet etti, bu davet etmedi. Mesele davet değil. İstanbul burada büyük bir hizmet kazanıyor. Murat Beyi de buradan döveceğini herhalde zannediyor. Kendisi polemik üstadı, polemik üzerinden dövebilir ama biz polemikçi bir belediye başkanı istemiyoruz. Biz çalışan bir belediye başkanı istiyoruz. İstanbul’un asıl ihtiyacı olan İstanbul’un için çalışan ve çalışkan bir belediye başkanı” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Beşiktaş Belediyesi muhtemel İstanbul depremine karşı ilçe sakinlerini bilgilendirmek amaçlı ‘Dirençli yapılar güvenli Beşiktaş’ paneli düzenledi. Panele Panele İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, Beşiktaş Kaymakamı Oğuzhan Bingöl ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat katıldı.
Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, ” Dirençli yapılar güvenli Beşiktaş buluşması için buradayız. Beşiktaş ilçemiz İstanbul’daki en eski yerleşim yerlerinden birisi. Dünyanın her yerinden gelen insanların uğradığı bir yer burası. Biz Beşiktaş Belediyesi’nde göreve geldiğimiz andan itibaren deprem konusunda çok önemli adımlar gerçekleştirdik. Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünü ve İmar A.Ş’yi kurduk. Bunu kurmamızdaki amaç göreve geldiğimizde gördük ki Beşiktaş ilçemiz kent rantının en yüksek olduğu yerlerden. Müteahhitler buraya gelip tutamayacağı sözler vermiş dolayısıyla bir güven problemi çıkmış. Bunu kaldırmak için kamunun garantör olması gerekiyordu. Bu nedenle İmar A.Ş’yi kurduk. Kentsel dönüşümde Beşiktaş İmar A.Ş bu yapıları vatandaşlarla müteahhit arasında bir köprü olarak onları denetliyor. Şu ana kadar 50’ye yakın Beşiktaş’ta irili ufaklı sitenin muvafakatnamesini almış durumdayız” dedi.
“Beşiktaş Meydan projesinde de çok büyük zaman kaybettik”
Beşiktaş’ın hazırda bekleyen projeleri hakkında konuşan Akpolat, “Beşiktaş’ın en büyük sorunu biz burada yetki paylaşıyoruz. Bir karar alırken bir planı oluştururken Beşiktaş Belediyesi kendi meclisinin aldığı kararla imar planı yenileyemiyor. Hem İBB meclisinden hem koruma kurulundan hem de ilgili bakanlıktan onay gerekiyor. Yaşadığımız sıkıntıların en önemlilerinden birisi de bu yetki paylaşımı. Ortaköy ve Dolmabahçe planlarımız kurulda bekliyor. Beşiktaş Meydan projesinde de çok büyük zaman kaybettik 3.5 sene proje gitti geldi. Bu yetki kaybı binaların yenilenmesi anlamında işimizi geciktiriyor. Beşiktaş’ta 175 bin kişi yaşıyor ama günlük 2-3 milyon insan geliyor Beşiktaş’a. Biz de merkezi yönetimden 175 bin kişilik hizmet için bütçe alıyoruz, normalde bunun için bizim 1200-1300 kişi çalıştırmamız gerekiyor ama Beşiktaş’ın 6-7 mahallesi 24 saat yaşayan yerler. Biz de ona göre personel çalıştırıyoruz 2 bin 500 kişi ile biz bu ilçeye ancak yetişebiliyoruz. Dolayısıyla merkezi yönetimin bu belediyelerin aldığı payı gözden geçirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Beşiktaş’ın 4-5 senedir çözülmeyen bu sorunlarının en büyük sebebi İBB İmar Komisyonu’nda olan planları engelleyen arkadaşlardır”
Beşiktaş’ın imar sorunlarıyla ilgili konuşan Akpolat, “Kaybedecek zamanımız yok ve bir deprem gerçeği var. Biz göreve geldiğimiz andan itibaren bunun için çalışıyoruz. Sokakta vatandaşlarımızın da en büyük endişesi deprem konusu. Beşiktaş’ın 4-5 senedir çözülmeyen bu sorunlarının en büyük sebebi İBB İmar Komisyonu’nda olan planları engelleyen arkadaşlardır. Bunları her yerde anlatmaya devam edeceğiz. Bizim kurduğumuz Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü’nün ve Beşiktaş İmar A.Ş’nin çok önemli adımlar attığını ve çok başarılı olacağına inanıyorum” dedi.
“Bizim bir takım siyasi düşüncelerden arınıp bu meseleleri çözmemiz gerekiyor”
Üç oturum şeklinde gerçekleşen panelde ilk oturumda vatandaşlara Prof. Dr. Mustafa Erdik ve Prof. Dr. Alper İlki, İstanbul’da deprem riskinin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi.
Oturumun ikinci kısmında ise Prof. Dr. Erdem Canbay, Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, Ali Faruk Göksu ve Beşiktaş İmar A.Ş, depremlerin felakete dönüşme sebepleri ve Beşiktaş’taki kentsel dönüşümün mevzuatı hakkında konuşma gerçekleştirdi.
Son kısımda da uzman isimler Sinan Türkkan, Tahir Gökçe Şengün ve Rüştü Gökhan Günal, kentsel dönüşümde güçlendirme çalışmaları ve zemin ile yapının statik dizaynından bahsetti. Panele katılan tüm konuşmacılar adına Beşiktaş Belediyesi tarafından Tema Vakfı’na bağışlanan fidan plaketleri takdim edildi. – İSTANBUL
]]>Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Azerbaycan’a karşı toprak iddiasında bulunmaya başlayan ve saldırıya geçen Ermeniler, 1991’in son günlerinde ablukaya aldıkları, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı’yı ele geçirmek için harekete geçti.
Aylar süren saldırılarını 25 Şubat 1992’de yoğunlaştıran Ermeniler, gece, Sovyet Rus ordusunun o zaman Hankendi’de bulunan 366. motorize alayının da yardımıyla üç koldan saldırdı.
Sadece işgalle yetinmeyen Ermeniler, sivilleri toplu şekilde katlederek, esirlere acımasızsa işkence yaparak 20. yüzyılın en kanlı katliamlarından birine imza attı. O dönemde çekilen görüntüler ve fotoğraflar, katliamın büyüklüğünü ortaya koydu.
Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı’da, savunmasız durumdaki 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtuldu. Ermeni güçleri 1275 kişiyi esir aldı, bunların 150’sinden haber alınamadı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı’da yaşananlar, savaş suçları veya insanlık aleyhine suçlarla eş değer eylemler olarak görüldü.
Bugüne kadar 15 ülkenin parlamentosu ve ABD’nin 16 eyaletinin meclisi, Hocalı’da yaşananları kınayan ve soykırım olarak gören kararları kabul etti.
Necmettin Erbakan 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti
Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de hayatını kaybetti.
12 Ekim 1969’daki seçimde Konya’dan bağımsız milletvekili seçilerek başladığı siyaset hayatında 42 yıl geçiren Erbakan, 26 Ocak 1970’te, 17 arkadaşıyla Milli Görüş hareketinin ortaya çıkmasını sağlayacak ilk parti olan Milli Nizam Partisini kurdu.
Kuruluşundan sonra “kapitalizm” ve “Batıcılık” karşıtı siyaset yürüten Erbakan’ın partisi, “laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü” iddiasıyla kapatıldı.
Daha sonra siyasi mücadelesini Milli Selamet Partisinde sürdüren Erbakan, kapatılan her partisinin ardından yenisini kurdu. Erbakan, bu kapsamda Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisinde siyasi mücadelesine devam etti.
Farklı hükümetlerde koalisyon ortaklığı yapan Erbakan, 1973’teki seçimlerin ardından kurulan CHP-MSP koalisyon hükümetinde başbakan yardımcısı olarak görev aldı.
Kıbrıs’a 20 Temmuz 1974’te düzenlenen barış harekatını güçlü şekilde savunan Erbakan’ın ismi, bu dönemde “Mücahit” sıfatıyla birlikte kullanılmaya başlandı.
Erbakan liderliğindeki Milli Görüş, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri dahil birçok kentin yerel yönetimlerinde işbaşına geldi.
Refah Partisinin, 1995’teki genel seçimlerde yüzde 21,7 oy oranıyla sandıktan birinci çıkmasının ardından Tansu Çiller’in Genel Başkanlığı’ndaki Doğru Yol Partisi ile 54. Hükümeti kuran Erbakan, 28 Haziran 1996’da başbakanlık koltuğuna oturdu.
28 Şubat süreciyle istifaya zorlanan Erbakan’a, Anayasa Mahkemesinde görülen Refah Partisinin kapatılması davasında, 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi, partisi kapatıldı.
Erbakan, Refah Partisinin de kapatılmasının ardından “Atımızı alan yolumuzu da almadı ya” ifadesini kullanarak, bir ay sonra beşinci partisi olan Saadet Partisinin kurulmasına öncülük etti.
Beş yıllık siyaset yasağının kaldırılmasının ardından Erbakan, Mayıs 2003’te Saadet Partisi Genel Başkanı oldu.
Refah Partisinin mali hesaplarına ilişkin açılan davada kendisine verilen hapis cezası, daha sonra ev hapsine çevrildi. Bu ceza, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “sürekli hastalık” nedeniyle 19 Ağustos 2008’de kaldırıldı.
17 Ekim 2010’da yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi’nde yeniden genel başkan olan Erbakan, 28 Şubat post-modern darbenin yıl dönümü arifesinde solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011’de vefat etti.
“Postmodern darbe” derin izler bıraktı
Milli Güvenlik Kurulunun (MGK), Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat 1997’de aldığı kararlar, siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda derin izler bıraktı.
Seçimlerin ardından 1996’da kurulan DYP-ANAP koalisyonu, güven oylaması geçersiz sayılınca düştü. TBMM’de birinci parti konumundaki Refah Partisi ile ikinci parti DYP arasında 54’üncü Hükümet (Refah-Yol hükümeti) kuruldu.
Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde yaşanan bazı olayların ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdi.
MGK, 28 Şubat 1997’de toplandı. MGK toplantılarında daha önce yaklaşık 1 dakika görüntü alınmasına izin verilirken, ilk kez bu süre 5 dakikaya çıkarıldı. Toplantıda alınan zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması başta olmak üzere bir dizi karar, uygulanmak üzere hükümete bildirildi.
MGK Genel Sekreterliği, 9 saat süren toplantının ardından yayımladığı bildiride, Anayasa ile Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak belirlenen Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı “çağ dışı bir kisve altında” zemin oluşturmaya yönelik rejim aleyhtarı faaliyetlerin gözden geçirildiğini belirtti.
Bildiride, “Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş medeniyet yolunda, demokratik sistem içerisinde ilerlemesini teminat altına alan Anayasa ve Cumhuriyet yasalarının uygulanmasından asla taviz verilmemesi gerektiği” ifade edildi.
Başbakan Necmettin Erbakan, kararları 5 Mart 1997’de imzaladı. Genelkurmay 2’nci Başkanı Çevik Bir’in, ABD’de yaptığı konuşmada bu kararları, “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” sözleriyle değerlendirmesine Refah Partisi milletvekilleri sert tepki gösterdi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisinin kapatılması için dava açtı. Erbakan, 18 Haziran’da başbakanlıktan istifa etti. Cumhurbaşkanı Demirel, hükümet kurma görevini milletvekili çoğunluğu bakımından ikinci sırada bulunan DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’e değil, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk ile ANASOL-D hükümetini kurdu.
Hilafet kaldırıldı
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.
Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.
Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.
Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.
AA şirket statüsüne kavuşturuldu
6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı (AA), 1 Mart 1925’te Türk Anonim Şirketi statüsüne kavuşturuldu.
Belli başlı öteki olaylar
26 Şubat
1618- Sultan Birinci Mustafa tahttan indirildi ve yerine İkinci Osman padişah oldu.
1848- Fransa’da “İkinci Cumhuriyet” ilan edildi.
1925- Fransızların yönetiminde bulunan tütün rejisinin (tekelinin) 1 Mart 1925’ten itibaren lağvedildiğine ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi.
1934- İstanbul Belediyesi, evlerin bazılarında görülen “kafes”lerin (cumbaların) kaldırılmasını kararlaştırdı.
1936- Fatih-Harbiye tramvayı Beyoğlu’nda devrildi, 2 kişi öldü, 30 kişi yaralandı.
1961- Türk aydınlanmasının öncülerinden, eski Milli Eğitim Bakanlarından öğretmen, yazar Hasan Ali Yücel, İstanbul’da 64 yaşında yaşamını yitirdi.
1967- ABD, 25 bin askerle Vietnam Kurtuluş Cephesi’ne karşı saldırıya geçti.
1976- Türkiye ile ABD arasında “Savunma İş Birliği Anlaşması” imzalandı.
1992- Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabasında, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 613 kişi, Ermeni güçlerince katledildi.
1994- Edebiyatçı-yazar, gazeteci Tarık Buğra 76 yaşında vefat etti.
1997- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Başbakan ve Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a, rejim konusunda endişelerini dile getiren bir mektup gönderdiği belirtildi.
1998- Nutuk, Rumca’ya çevrildi.
1999- İran’da 1979 İslam Devrimi’nden sonra ilk belediye seçimleri yapıldı.
2004- Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Traykovski ile beraberindekilerden 8 kişi uçak kazasında öldü. Traykovski’nin yerine 12 Mayıs’ta Branko Çırvenkovski geçti.
2007- Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütü Hizbullah adına 1990-1994’te çok sayıda kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerini gerçekleştirdikleri gerekçesiyle 13 yıldır yargılanan 34 sanıktan 20’sini ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
2013- 270 metrelik yüksekliği ile Türkiye’de 1’inci, dünyada ise üçüncü sırada yer alan Yusufeli Barajı’nın temeli atıldı.
2013- Mısır’ın güneyindeki Luksor kentinde meydana gelen balon faciasında 9’u Hong Konglu, 4’ü Japon, 3’ü İngiliz, 2’si Fransız ve 1’i Mısırlı 19 kişi hayatını kaybetti.
2015- Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Hrant Dink cinayeti soruşturması kapsamında Ankara’da gözaltına alındı.
2015- Hatay’da MİT’e ait tırın durdurulmasına ilişkin ihbarı yapan Hatay İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli personel, Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra getirildiği Adana’da tutuklandı.
2016- Somali’nin başkenti Mogadişu’da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınında bulunan bir oteli hedef alan bombalı ve silahlı saldırıda 14 kişi öldü, 25 kişi yaralandı.
2016- Anayasa Mahkemesinin, haklarında “ihlal” kararı verdiği ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince tahliyelerine hükmedilen Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Silivri Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edildi.
2017- 89. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu. En iyi film ödülüne layık görülen filmin yanlış anonsunun damga vurduğu törende “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülü “Moonlight”taki performansıyla Mahershala Ali’nin oldu. Ali, Oscar kazanan ilk Müslüman olarak tarihe geçti.
2018- Rusya, Birleşmiş Milletlerin Yemen’e yönelik silah ambargosunun İran tarafından ihlal edilmesi nedeniyle duyulan endişelerin ifade edildiği BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etti.
2019- Sinema ve tiyatro oyuncusu Aytaç Arman, 70 yaşında hayatını kaybetti.
2021- ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün yayımladığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporu”nda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.
2023- Fenerbahçe ve A Milli Futbol Takımı’nın efsane isimlerinden Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.
2023- İtalya’nın güneyindeki Crotone kenti açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucunda 70 kişi hayatını kaybetti.
27 Şubat
1863- Türkiye’de bilinen ilk resim sergisi, İstanbul Atmeydanı’nda (Hipodrom) açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.
1917- Rus Çarlığı çöktü.
1937- Özel girişimce inşa edilen ilk Türk gemisi “Belkıs”, Haliç’te denize indirildi.
1947- Türk karikatürünün ünlü ismi Cemal Nadir Güler, 45 yaşında hayatını kaybetti.
1964- Coca-Cola’nın dünyadaki 1109. fabrikası İstanbul’da açıldı.
1976- Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi.
1988- Türkiye’de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesinde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra yaşamını kaybetti.
1995- Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak, “suçu ihbar ettiği” gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
2010- Haldun Dormen’in Kürtçe sahnelediği “Bir Kış Öyküsü” müzikalinin prömiyeri Diyarbakır’da yapıldı.
2011- Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve Türk siyasetinde “Erbakan Hoca” olarak anılan eski başbakan Necmettin Erbakan, solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle hayatını kaybetti.
2012- Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çift kol ve çift bacak nakli yapılan, sol bacağı alınan Şevket Çavdar’ın, vücudun kalp dolaşım ve kan sisteminin nakledilen uzuvları idame ettirememesi nedeniyle iki kol ve sağ bacağı da alındı. Şevket Çavdar, yaşamını yitirdi.
2013- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında mahkemeye sevk edilen eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Erdal Ceylanoğlu ile emekli Tümgeneral Yücel Özsır tutuklandı. Eski Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aslan Güner, emekli Tümgeneral Mehmet Başpınar ve muvazzaf Albay Mehmet Cumhur Yatıkkaya, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
2016- Yaşamını İtalya’da sürdüren Türk yönetmen Ferzan Özpetek’in 2014’te çektiği “Kemerlerinizi Bağlayın (Allaciate le cinture)” filmi Moviemov Film Festivali’nde “En İyi Film” ödülü aldı.
2016- BM Güvenlik Konseyinin, Rusya ve ABD’nin girişimleri sonucu varılan, gece yarısından itibaren Suriye’de çatışmaların durmasını içeren kanun tasarısını oy birliğiyle kabul etmesinin ardından anlaşma saat 00.00’da yürürlüğe girdi.
2017- Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi İlker Deniz Yücel, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan tutuklandı.
2018- Türkiye tarafından kırmızı bülten talebiyle aranan, Çekya’nın başkenti Prag’da 25 Şubat’ta gözaltına alınan terör örgütü PYD/PKK’nın eski eş başkanı Salih Müslim, çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
2020- Hatay Valisi Rahmi Doğan, İdlib’de rejim unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına yönelik hava saldırısında 33 askerin şehit olduğunu açıkladı.
2022- FIFA, Rusya’da maç oynanmayacağını, karşılaşmalarda Rusya bayrağı ve marşının kullanılmayacağını açıkladı.
2023- Sırp tenisçi Novak Djokovic, dünya sıralamasının zirvesinde yer aldığı hafta sayısını 378’e çıkararak, teniste dünya sıralamasında zirvede en uzun kalan sporcu oldu.
28 Şubat
1856- Islahat Fermanı ilan edildi.
1921- TBMM’de ilk bütçe kabul edildi.
1923- Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul Belediyesince “fahri hemşehri” ilan edildi.
1933- Berlin’de büyük Reichstag yangını çıktı. Olayın ardından yayımlanan bir kararnameyle Naziler diktatörlüklerinin temellerini atmış oldu.
1942- İstanbul Vezneciler’deki Zeynep Hanım Konağı (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi binası) tamamen yandı.
1945- Türkiye, Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ni imzaladı.
1949- İstanbul Şehzadebaşı’nda Özel Gazetecilik Okulu açıldı.
1958- İstiklal Marşı’nın bestecisi Osman Zeki Üngör öldü.
1977- Malatya’da İnönü Üniversitesi ile iki yüksekokul hizmete açıldı.
1978- Orgeneral Kenan Evren, Genelkurmay Başkanı oldu.
1980- Yurt dışında çalışan vatandaşlara dövizle askerlik yapma imkanı tanıyan yasa, TBMM’de kabul edildi.
1986- İsveç Başbakanı Olof Palme, silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.
1990- 1989’un kasım ayında silahlı saldırıda ağır yaralanan gazeteci Kamil Başaran öldü.
1991- 17 Ocak’ta başlayan Irak’a yönelik “Çöl Fırtınası” harekatı, Irak’ın Kuveyt’ten çekilmeyi kabul etmesinin ardından imzalanan ateşkes antlaşmasıyla son buldu.
1994- NATO, tarihinin ilk saldırısını Sırplara karşı gerçekleştirdi.
1997- MGK’nin 9 saat süren toplantısında “28 Şubat Kararları” alındı. Bu kararlar, irticayı Türkiye’nin önündeki “en büyük tehlike” olarak saptadı. Atatürk ilke ve inkılaplarının ödünsüz uygulanmasına karar verildi.
2001- Ulusal Bank’a el konuldu.
2003- Ankara 1 Numaralı DGM, kapatılan DEP’in dört eski milletvekilinin yeniden yargılanma istemini kabul etti.
2006- Avusturya’da yakalandıktan sonra Türkiye’ye iade edilen “çıkar amaçlı suç örgütü elebaşı” Alaattin Çakıcı, “borsacı Adil Öngen’i öldürmeye azmettirmek” suçundan 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2012- Fransa Anayasa Konseyi, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasanın iptali konusundaki itirazı kabul etti.
2015- Türk edebiyatının büyük ustası, gerçek adı Kemal Sadık Gökçeli olan Yaşar Kemal, tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 92 yaşında yaşamını yitirdi.
2016- İstanbul’da düzenlenen 18. Balkan Karate Şampiyonası’nda Türkiye 5 altın, 4 gümüş ve 7 bronz olmak üzere toplam 16 madalya kazanarak ilk sırada yer aldı.
2016- Rusya ve Beşşar Esed rejimi güçleri, kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların sonlandırılması anlaşmasını ihlal etti. Hava saldırılarında 12 sivil hayatını kaybetti.
2017- Suriye’de kimyasal silah saldırısı düzenlediği tespit edilen Esed rejimine yaptırım uygulanmasını isteyen BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını, Rusya ve Çin veto etti.
2020- İngiltere, terör örgütü PKK’nın yapılanmalarından TAK ve HPG’yi de terör örgütleri listesine aldı.
2022- Avrupa Ligi yönetimi, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi nedeniyle Rus basketbol kulüplerinin, organizasyonlarına katılımını askıya aldı.
2022- CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve DEVA Partisi’nin ortak çalışması, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni”, törenle kamuoyuna açıklandı. Mutabakat metni, genel başkanlar tarafından imzalandı.
2023- Yunanistan’ın Larisa kentinin kuzeyindeki Tempi bölgesinde yerel saatle 23.20’de yolcu treni ile yük treninin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada 57 kişi yaşamını yitirdi, 85 kişi yaralandı.
2023- MİT, 60 güvenlik görevlisinin şehit edildiği 12 terör eylemini düzenleyenlerden PKK/KCK’lı terörist Ramazan Güneş’i, Irak’ın Süleymaniye kentinde düzenlediği operasyonla yakalayarak Türkiye’ye getirdi.
2023- Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ankara’da bir süredir tedavi gördüğü Başkent Hastanesi’nde, 85 yaşında hayatını kaybetti.
1 Mart
1430- Selanik, Padişah II. Murad zamanında fethedildi.
1921- Mehmet Akif’in (Ersoy) “İstiklal Marşı”, Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından Mecliste ilk kez okundu.
1923- Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin yeni çalışma dönemini açtı. Mustafa Kemal’in açılış konuşmasını dinleyiciler balkonundan izleyen Latife Hanım, Meclis’e gelen ilk kadın oldu.
1925- Anadolu Ajansı (AA) Türk Anonim Şirketi kurularak, AA şirket statüsüne kavuşturuldu. Ahmet Ağaoğlu, AA’nın ilk Yönetim Kurulu Başkanı; Alaeddin Bey, ilk Genel Müdürü oldu.
1926- 1889 İtalyan Zanardelli Yasası esas alınarak hazırlanan yeni Türk Ceza Kanunu, TBMM’de kabul edildi.
1935- TBMM, 5. Dönem çalışmalarına başladı. Atatürk, 4. kez Cumhurbaşkanı seçildi. TBMM’de ilk kez 18 kadın milletvekili yer aldı.
1958- İzmit Körfezi’nde çalışan “Üsküdar” vapuru, saatteki hızı 130 kilometreyi bulan kasırga yüzünden Soğucak mevkisinde battı. Gemiye paso göstererek binenlerin kaydının bulunmaması nedeniyle net can kaybının belirlenemediği kazada, çoğu öğrenci 400’e yakın kişi hayatını kaybetti.
1968- Milli Bakiye usulünü kaldıran yeni Seçim Kanunu TBMM’de kabul edildi.
1978- Adnan Menderes’in oğlu, Adalet Partisi Aydın Milletvekili Mutlu Menderes, trafik kazasında öldü.
1983- “Hakkari’de Bir Mevsim” adlı film, Berlin Film Şenliği’nde 4 ödül aldı.
1990- İlk özel televizyon kanalı Magic Box, Eutelsat F5 uydusundan test sinyali yayınlamaya başladı.
1992- İstanbul Kuledibi’ndeki Neve Şalom Sinagogu’na bombalı saldırı düzenlendi.
1992- Show TV yayın hayatına başladı.
1992- Bosna-Hersek, referandum sonrasında Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlık kararı aldı. Ancak 3 Mart’ta, Sırp kuvvetleri, Bosna’nın kuzeyindeki Bosanki Brod’u bombaladı ve silahlı çatışmalar başladı.
2003- Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine, yabancı silahlı kuvvetler unsurlarının 6 ay süreyle Türkiye’de bulunmasına izin verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, TBMM’nin kapalı oturumunda reddedildi.
2012- Merkez Bankasının açtığı yarışma sonucunda ilk kez belirlenen TL’nin simgesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı basın toplantısı ile tanıtıldı.
2013- Antalya Valiliği koordinatörlüğünde Sağlık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen “1 saatte en fazla organ bağışı rekor denemesi”nde Guinness dünya rekoru, ilk 7 dakika içinde kırıldı.
2014- FIFA, kadın futbolcuların maçlarda başörtüsü takmasına izin verdi.
2016- Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonların yapıldığı ve sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sur ilçesine yürüyüş çağrısında bulunduğu gerekçesiyle HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında soruşturma başlattı.
2017- Birleşmiş Milletler Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Halep’in doğusunda sivillere yönelik Esed rejimi ve Rusya tarafından 21 Temmuz-22 Aralık 2016 tarihlerinde düzenlenen hava bombardımanları ve yardım konvoylarına yönelik saldırıların “savaş suçu” teşkil ettiğini açıkladı.
2018- Karadeniz’i Doğu Anadolu üzerinden İran’a bağlayan Artvin-Rize-Ardahan kara yolundaki Cankurtaran Geçidi’nde inşa edilen tünel hizmete açıldı.
2022- Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) ve Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV), Rusya ve Belarus’un milli takım ile kulüplerine, Dünya Atletizm Birliği de (World Athletics) Rus ve Belaruslu sporculara uluslararası müsabakalardan men cezası verdi.
2023- Avrupa Birliği Komisyonu ve AB Konseyi, 23 Şubat’ta çalışanlarına kurumsal cihazlarından TikTok uygulamasını kaldırmaları talimatını verirken, Avrupa Parlamentosu da (AP) 1 Mart’ta çalışanlarına güvenlik endişeleri gerekçesiyle Çinli sosyal medya platformu TikTok’a yasak getirdi.
2023- İsrail Meclisi, İsraillileri öldürmekle suçlanan Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesini öngören yasa teklifini hazırlık oturumunda ilk kez onayladı.
2 Mart
1924- Halk Fırkası grup toplantısında, Şer’iye ve Evkaf Vekaletlerinin kaldırılmasına ve öğretimin birleştirilmesine karar verildi.
1956- Fransa, Fas’ın bağımsızlığını onayladı.
1960- Necip Fazıl Kısakürek, Atatürk’ün hatırasına yayın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 18 ay hapis cezası aldı.
1994- Yönetmen Bilge Olgaç, evinde çıkan yangında 54 yaşında öldü.
1994- TBMM Genel Kurulunda eski DEP’li Leyla Zana, Ahmet Türk, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Sırrı Sakık ile bağımsız Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Genel Başkan Hatip Dicle ve Orhan Doğan gözaltına alındı.
2000- İngiltere, 16 aydır Londra’da ev hapsinde tutulan eski Şili diktatörü Pinochet’in salıverilmesine karar verdi. Pinochet, iadesini isteyen ülkeler itiraz etmeden, İngiltere’yi terk etti.
2016- Kuzey Kore’ye yeni BM yaptırımları oy birliğiyle kabul edildi. Kararda, Kuzey Kore’ye giden ve bu ülkeden çıkan tüm kargoların zorunlu incelenmesi, bu ülkeye hava taşıtı yakıtı satışının yasaklanması, tüm hafif silah ve konvansiyonel silah satışlarının sınırlandırılması yer aldı.
2016- Danıştay 10. Dairesi, kamuoyunda “19 Mayıs Genelgesi” olarak bilinen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarına yönelik genelgeyi iptal etti. Kararla 19 Mayıs törenlerinin, 2012 öncesinde olduğu gibi stadyumlarda kutlanabilmesinin önü açıldı.
2016- İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, İBDA/C davasından hükümlüyken yeniden yargılanmasına karar verilerek tahliye edilen, kamuoyunda “Salih Mirzabeyoğlu” olarak tanınan Salih İzzet Erdiş ile Sadettin Ustaosmanoğlu’nun beraatine karar verdi.
2016- Körfez İşbirliği Konseyi, Hizbullah’ı terör örgütü olarak kabul etti.
2016- UEFA Kulüp Finansal Kontrol Kurulu Yargı Komisyonu, Galatasaray’ı, finansal fair play kriterlerini yerine getirmediği gerekçesiyle UEFA organizasyonlarından 1 yıl men etti.
2022- Birleşik Krallık’ta, Formula 1 dahil tüm Rus ve Belaruslu motor sporları yarışmacılarına, yetkililerine, bayrak ve ulusal sembollerine yasak getirildi.
2022- Türkiye’de, Kovid-19’la mücadelede açık havada maske kullanımı ve HES kodu uygulaması kaldırıldı.
2022- ABD, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle hava sahasını tüm Rus uçaklarına kapattı.
3 Mart
1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.
1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.
1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.
1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.
1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.
1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.
1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.
2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev, yüzde 70,28 oy alarak kazandı.
2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.
2013- Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.
2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.
2017- Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.
2018- Türkiye’nin gururu Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.
2018- Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.
2020- Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.
2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.
2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.
2023- Emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ilgili düzenlemeleri içeren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
4 Mart
1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.
1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.
1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.
1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.
1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.
1934- Ankara Radyosu yayına başladı.
1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.
1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.
1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.
1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.
2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.
2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.
2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.
2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.
2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.
2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.
2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.
2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.
5 Mart
1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.
1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.
1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.
1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.
1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.
1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.
1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.
1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.
2000- Hayırseverliğiyle tanınan iş adamı İzzet Baysal öldü.
2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.
2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.
2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.
2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in, kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.
2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.
2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.
2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.
]]>Fatih’te Gülçin Anmaç Sanat Atölyesi “İstanbul Tasvirleri” Sergisi ile açıldı
İSTANBUL – ‘İstanbul Tasvirleri’ Gülçin Anmaç Sanat Atölyesi Sergisi Fatih Belediyesi Kadırga Sanat Galerilerinde açıldı. Açılışa katılan Fatih Belediye Başkanı Turan, “Kadırga Sanat Galerisi bu bölgenin ayağa kalkması için de önemli bir proje” dedi.
Fatih Belediyesi, Kadırga Sanat Galerileri Gülçin Anmaç ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan “İstanbul Tasvirleri” sergisine ev sahipliği yaptı. Sergide İstanbul’un zengin mimarisinin seçili tarihi eserleri, şehrin mekanları, doğası, yaşamı, şiirleri minyatür sanatıyla buluştu.
İstanbul’u odağına alacak olan “İstanbul Tasvirleri” sergisi; mukaddes şehirler, İstanbul’un mekanları, kuşları, kapıları, esnafı, şiirleri, kayıp tarihi bölümleriyle anlattı. Klasik minyatür sanatında kullanılan geleneksel malzemeler ve teknikler ile hazırlanan İstanbul Tasvirleri sergisi eserleri; İstanbul’dan aldığı ilhamı sanatsever ziyaretçilerin beğenisine sundu.
“Fatih’in sanat ile taçlanması gerekiyor”
“İstanbul Tasvirleri” Gülçin Anmaç Sanat Atölyesi Sergisi’ne katılan Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Fatih’in sanat ile taçlanması gerekiyor. Sanatçı olmazsa mekan olmazsa bunların da olma ihtimali yok. “İlim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder” demişler. Fatih’te maalesef bu tür mekanlar yoktu. İçinde bulunduğumuz Kadırga Sanat Galerilerinin olduğu yer olan Kadırga aslında İstanbul’un en tarihi semtlerinden bir tanesi. Üzerine bir sürü hikaye yazılmış bir semt burası. Bazı bölgeleri çöküntü alanı gibi gözükse de inşallah yakın zamanda onları hayata geçirecek birçok fonksiyon icra edeceğiz” dedi.
“Kadırga Sanat Galerisi bu bölgenin ayağa kalkması için de önemli bir proje”
Turan, “Kadırga Sanat Galeri aslında sadece sanata destek projesi değil. Bu bölgenin de ayağa kalkması için önemli bir proje. Buranın üst katı da mesela şu anda Fatih’in önemli kütüphanelerinden bir tanesi. Dolayısıyla sizin bugün buraya gelmeniz aslında bölgeye yapmak istediğimiz hadiseydi. Bugün burayı eserleriyle ve emekleriyle şenlendiren çok değerli sanatçımız Gülçin Anmaç Hanımefendiye ve onun değerli öğrencilerine bu beldenin belediye başkanı olarak saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.
“10 yıldır ders verdiğim öğrencilerim şimdi sanatçı arkadaşlarım oldu”
Atölyeyi 12 arkadaş birlikte kurduklarını söyleyen Gülçin Anmaç, “İstanbul Tasvirleri” sergimizi 12 sanatçı bir arada oluşturduk. Yaklaşık 10 yıldır ders verdiğim atölyemden yetişmiş öğrencilerim şimdi sanatçı arkadaşlarım oldu. Onlarla birlikte İstanbul’u anlattığımız bir sergi oldu” diye konuştu.
85 eser ile “İstanbul Tasvirleri”
Fatih Belediyesi tarafından kurulan Kadırga Sanat Galerilerinde “İstanbul Tasvirleri” sergisini hazırlayan Anmaç, “Kadırga Sanat Galerileri, Fatih Belediyesi’nin güzel galerilerindeyiz. Buradaki sergimiz “İstanbul Tasvirleri.” 85 tane eser ile İstanbul’un mekanlarını, mesleklerini, kuşlarını ve kayıp tarihini anlatarak böyle bir İstanbul gezisi yapıyoruz minyatürlerle. Çok mutluyuz çok büyük bir kalabalık var. Sergimizin bir kitabi var bunun içim Fatih Belediyesine çok teşekkür ediyoruz” dedi.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Bayrampaşa Millet Bahçesi’nin açılışına katıldı. Program açılış konuşmalarıyla başladı. Açılışta konuşmalarını yapan Kurum’a vatandaşlar “Sen bize reisin emanetsin”, “İstanbul’un muradı gümbür gümbür geliyor” sözleri ve alkışlarla eşlik etti. Murat Kurum, açılışı yapılan Millet Bahçesi’nin merhum Necmettin Erbakan ve arkadaşları tarafından kurulan ilk yerli motor fabrikasının yeri olduğunu belirtti. Erbakan ve arkadaşlarının hatıralarının yaşaması gerektiğini ifade eden Kurum “Bu Millet Bahçesi’nin ismi Necmettin Erbakan Millet Bahçesi olmuştur” şeklinde konuştu. Edilen duaların ardından protokolün sahneye çıkıp kurdele kesmesiyle birlikte açılış gerçekleştirildi. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Açılışa Murat Kurum’un yanı sıra, İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, AK Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Ersin Saçlı, AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“Bu Millet Bahçesi’nin ismi Necmettin Erbakan Millet Bahçesi olmuştur”
Bayrampaşa’da açılışını yaptığı Millet Bahçesi’ne Necmettin Erbakan’ın adını verdiğini açıklayan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Türkiye Yüzyıl’ının lider şehri İstanbul hedefiyle yollardayız. Tüm ilçelerimizde olduğu gibi Bayrampaşa’mızda da temellerini attığımız erlerimizin açılışını yapmanın gururunu yaşıyoruz. Şu anda açılışı yapılacak bu güzel millet bahçemizin yapımında çok emeğimiz var. Bayrampaşa’nın bu son arazisine bir yeşil alan kazandıralım dedik. Bu alan Milli Görüş hareketinin lideri, ömrünü davasına adamış, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız ve 200 arkadaşının hatıralarıyla dolu bir mekandır. Burası, hep birlikte kurdukları Gümüş Motor Fabrikasının, sonraki adıyla Pancar Motor fabrikasının olduğu yerdir. Biz merhum hocamızın bu ülke için gösterdiği gayretlerin sembolü olan bu araziyi hep çok önemsedik. Burayı, hocamızın bu ülke için döktüğü alın terinin ilelebet yaşatıldığı bir yeşil mekan yapmak için başkanımızla birlikte çok çaba sarf ettik. Siyasi tarihimizin en özel alanlarından biri olan bu kutlu mekanı yeşille donattık. Şimdi bu renklerin buluştuğu şu cıvıl cıvıl mekanı gördükçe bizde duygulanıyoruz. Ben buradan da ilk kez ilan ediyorum. Bu Millet Bahçesi’nin ismi Necmettin Erbakan Millet Bahçesi olmuştur. İnşallah birbirinden güzel ağaçları, yeşil alanı, millet kıraathanesi ve müzesiyle bu bahçemiz; hocamızın ismini sonsuza kadar yaşatacaktır. Onun Büyük ve Güçlü Türkiye hedefini, milletimize daima hatırlatacaktır” dedi.
“O bitirdiğiniz İstanbul’da bugün herkes çile çekiyor”
İstanbul’da yapacağı projeleri anlatan Kurum, mevcut İBB yönetiminin İstanbul’a israfı getirdiğini de kaydederek “İstanbul’da hangi görüşten olursa olsun, tüm kardeşlerimiz, annelerimiz, gençlerimiz bizlere güveniyor, bizlere inanıyor. Ben İstanbullulara verdiğim sözü burada da ifade etmek istiyorum. Yapacağımız 650 bin dönüşüm konutu, 100 bin sosyal konutla, İstanbul’da tek bir riskli yapı bırakmayacağız. Yeni metro hatlarıyla, iki yakaya yapacağımız tünel projeleriyle, 250 bin araçlık otoparklarla, yeni çevre yollarıyla İstanbul’da trafik çilesini bitireceğiz. Bu şehirde hiçbir anne, evladının güvenliğinden, sağlığından endişe etmeyecek. Annelerimiz, ev kadınlarımız iş sahibi olacak, emeğinin hakkını alacak. Gençlerimiz, İstanbul’da yaşamayı ve okumayı bir zaruret değil, bir ayrıcalık olarak görecek. Bu hedefler, İstanbul’un 5 yıldır uzak kaldığı, hasret kaldığı, özlemle beklediği, göremediği hedeflerdir. Bu hedeflere ulaşmak için, elinde sihirli bir değnek olmasına gerek yok. Sadece İstanbul için dertlenmeleri, İstanbul’u gündemlerine almaları yeterli olacaktır. Ama bunların gözü hep dışarıda oldu. İstanbul’u bir türlü kalplerine, gönüllerine alamadılar. Çünkü bunların İstanbul diye bir dertleri yok, hedefleri hiçbir zaman olmadı. Biz, gerçek belediyecilik çizgisinden bir milim bile sapmayacağız. İstanbul’un annelerine, gençlerine, çocuklarına ait yüz milyarlarca liralık kaynakları çarçur edenlerin, acımasızca israf edenlerin elinden bu şehri 31 Mart akşamı kurtaracağız. ve onlara siz, israfı bitirip hizmeti getirmediniz diyeceğiz. Siz İsrafı Getirip, İstanbul’u Bitirdiniz. O bitirdiğiniz İstanbul’da bugün herkes çile çekiyor” ifadelerine yer verdi.
“Cevabı size biz değil, şahidimiz olan millet versin”
İmamoğlu’nun 650 bin konutu nasıl yapacağını sorması üzerine Kurum şu şekilde cevap verdi: “Biz projelerimizi açıkladık. Hedeflerimizi ve eserlerimizi söyledik. Kalkmışlar, “Murat Kurum, 650 bin konutu nasıl yapacak!” diyorlar? Onlara, Sultan Fatih’le Bayrampaşa’dan cevap verelim. “Bizim kudretimize, sizin hayalleriniz bile ulaşamaz!” Onlara, bu mekanın asıl sahibi Erbakan hocamızla cevap verelim. “Bir insanda iman varsa, evelallah imkan da vardır!” Biz de inanç var inanç, gayret var, aşk var, çalışma sevdası var. Cevabı size biz değil, şahidimiz olan millet versin. Daha önce Türkiye’nin 81 ilinde, 5 yılda 350 bin yuvayı yaptık mı? İstanbul’da 80 bin yuvayı kurduk mu? Peki, bunları yapan adamlar olarak, 650 bin yeni yuvamızı yapar mıyız? Allah’ın izniyle, sizlerin desteğiyle yapacağız”
“İstanbul’u lobilere mahkum adamlar yönetemez”
Özgür Özel ve CHP yönetimi hakkında konuşan Kurum “Bu CHP’nin bir eş genel başkanı var biliyorsunuz değil mi? O da bu aralar, endişeden, telaştan bizi diline dolamış. Kendince siyaset yapmış. Gerçi Özgür Özel’den de bu tür yersiz yurtsuz açıklamalar beklenir. Zira kendisinin siyaset sicili de, geçmişi de sıfırlarla doludur. Herkesin referansı geçmişidir değil mi? Bunlar milletin hafızasını küçümsüyorlar. Halbuki bu millet hatırlar. Özgür Özel dün insanımızın inancına en büyük hakaretleri eden biridir. Büyük Türk milletinin değerlerini, orta çağ zihniyeti diye tabir eden kişidir. Kur’an kurslarına, oradaki yavrularımıza, hocalarımıza, ailelerine en büyük hakaretleri yapan biridir. İşte bu mekanın sahibi olan Erbakan hocamıza 28 Şubat’ta acılar çektiren zihniyet neyse, bunların da zihniyeti budur. Çünkü Özgür Özel, bu neslin ihyasına karşı her türlü kötü sözleri söyleyen bir zihniyetin mensubudur. Bugün Fatih’in emaneti bu kutlu şehirde, aile kurumunun köküne dinamit koyacak marjinal grupları sonuna kadar desteklemektedirler. İşte birkaç yıl önce, Savcı Selim Kiraz’ı odasında şehit eden hainlerin akrabalarını, yakınlarını işe alanlar, para kazandıranlar bunlardır. Demokrat gibi görünüp, kendi genel başkanlarını arkadan bıçaklayanlar, hançer siyasetinin aktörleri bunlardır. Tek bir gün bile bu milletin değerlerinden güç almayanlar, şanlı Türk tarihinden ilham almayanlar, karanlık ajanslardan ilham alanlar, İngiltere merkezli lobilerden direktif alanlar, bize tek bir söz bile söyleyemezler. Biz kaya gibiyiz. Bu sözler, bu kayadan alsa alsa toz alır başka bir şey alamaz. Bunların bağımsızlıkları yoktur, prangaları vardır. Hiçbiri özgür değildir, kelepçeleri vardır. İstanbul’u lobilere mahkum adamlar yönetemez. İstanbul’u kelepçeli, prangalı şahıslar yönetemez. Siz gidin, Fatih’in emaneti İstanbul’u “Kandil Uzlaşısıyla” paylaşma hesaplarınıza devam edin. Her gün pazarlıklar yapmaya, meclis üyelikleri, adaylıklar dağıtmaya devam edin. Bu millet 31 Mart’ta Bayrampaşa’da sizin bu pazarlık masanızı, bu Kandil masasını hep birlikte dağıtacaktır” şeklinde konuştu.
“Bayrampaşa Otogarı’mızı güzel bir millet bahçesine çevireceğiz”
Bayrampaşa için yapacağı projelerini anlatan Kurum “İBB’ye Bayrampaşa’nın ne zaman ihtiyacı olsa bu kardeşiniz sizin yanınızda olacak. Göreve başladığımız anda hızlıca İsmetpaşa Mahallemizde başlattığımız kentsel dönüşüm projelerimizi ilçemizin tamamına yaygınlaştıracağız. Bayrampaşa Otogarı’mızı güzel bir millet bahçesine çevireceğiz. Bir elimizle aşevimizi ve kadınlarımızın dinleneceği lokalimizi ilçemize kazandırırken; diğer elimizle Bayrampaşa stadının olduğu muhteşem alana bir spor kompleksi yapacağız. Ama biz yaptık mı, bütüncül yaparız. Bu kompleksin altına sizlerin ihtiyacı olan son derece geniş bir otoparkı da kazandıracağız. Biz, birileri gibi laf değil iş üretiriz. Onun için de uğraştıran değil, ulaştıran bir Bayrampaşa için planlarımızı tamamen hazırladık. Hemen 1 Nisan’da kolları sıvayacağız. Biz kolları sıvadık mı Bayrampaşa’ya sarılır ve Bayrampaşa’nı ihtiyaçları bitene kadar o kolları ayırmayız. Ellerimiz Bayrampaşa’nın elini tuttu mu bir daha ayrılmaz. Bir yandan Bayrampaşa- Eyüp tramvay hattımızı hizmete alırken, bir taraftan da Kazlıçeşme-Bayrampaşa-Gaziosmanpaşa-Kağıthane-Levent metrosunun da yapımını hızlıca başlayacağız. Kağıthane-Bayrampaşa tünelini yapacağız. Eski cezaevi önündeki O-3 bağlantı yolunun üstünü kapatarak sizlere orada muhteşem bir meydan kazandıracağız. Biz Bayrampaşa ile el ele verdik mi yapamayacağımız bir iş yok. Bayrampaşa her şeyin en güzelini hak ediyor” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul’un en genç ilçelerinden olan Anadolu yakasının en yeşil ilçesi Çekmeköy kentsel dönüşümde yüzde 80’lik bir dönüşümü gerçekleştirirken Çekmeköy Belediyesi şimdi de 2000 yılı öncesi yapılan siteleri yenileme kararı aldı. İstanbul’u bekleyen bir deprem gerçeğini uzmanlar her platformlarda açıklarken bu sürenin ne zaman olduğu ile alakalı net bir durum söz konusu değil. Kahramanmaraş merkezli 06 Şubat depremleri sonrasında yeniden İstanbul’daki beklenen deprem kabusu hem hükümeti hem de yerel yönetimleri kentsel dönüşümün bir an önce olması için çalışmalarını hızlandırdı.
Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz ise kendi ilçesinde kentsel dönüşümün yüzde 80 oranında bitirildiğini belirtirken 2000 yılı öncesi yapılan yapıların, 20 bin vatandaşın yaşadığı siteleri 20 dönümlük rezerv alanına taşıyarak dönüşümü tamamlayacaklarının müjdesini verdi.
Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz yaptığı konuşmada, “Çekmeköy’de dönüşümü yüzde 80 tamamladık. Fakat 2000 yılı öncesi yapılan sitelerimiz var. Burda da 20 bine yakın insanımız var. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum zamanında Çekmeköy’de 20 bin dönümlük bir alan rezerv oluşturuldu. İnşallah vatandaşlarımızla gönüllük esası ile el ele vererek dönüşümü tamamlayacağız. Bilim insanlarının öngörüsü olan deprem öncesinde biz önlemimizi alıp kentsel dönüşümü tamamlayacağız” diye konuştu.
“Çekmeköy Metro çalışmasını üzerine toprak döktüler”
İstanbul’un en önemli sorunu ulaşım olduğunu belirten Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, “En önemli sorunun İstanbul için ulaşımdır. Bu sorunu mevcut yönetim İstanbul Büyükşehir Belediyesi çözemediğini gördük. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu talimatı ile mevcut başlamış Çekmeköy Taşdelen Metrosu’nun üzerine toprak dökerek kapattılar. Ak Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Çekmeköy’e geldiğinde ise “İlk başlayacak metro çalışması Çekmeköy olacak dedi.” Bu bizim için sevindirici bir haber. Çekmeköy Belediyesi olarak yaptığımız Taşdelen kavşak çalışmaları ve metronun faliyete girmesi ile ulaşım sorunu artık tarih olacak” diye konuştu.
“Çekmeköy Gençleri için Spor Lisesi kurulacak”
Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz gençler için Türkiye’de ilk olan Spor Lisesi müjdesini verdi. “Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Çekmeköy Belediyesi işbirliğinde spor lisesini hayata geçireceğiz. Bu çok önemli projeyi el birliği ile gençlerimiz için yapacağız. Çekmeköylü gençler için Çekmeköy kafeleri hizmete açacağız. Gençlerimiz mart ayının ilk haftasında 5 TL’ye çay içip 15 TL’ye kahve içecekler. Bu kafe sayıları hızla artacak. Üniversite öğrencilerimize yardımlarımız nakdi desteklerimiz sürecek. Bu yıl üniversiteye giren her gencimize 10 bin TL verdik. Akbil ve kırtasiye yardımlarımız hala devam ediyor” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>İBB Başkan adayı Kurum, Sancaktepe’deki Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Sivaslılar Buluşması etkinliğine katıldı.
Kurum, tüm İslam aleminin Berat Kandilini kutlayarak başladığı konuşmasında, bu mübarek gecenin İslam dünyasındaki tüm mazlumların kurtuluşuna vesile olması dileğini paylaştı.
“Bir gün elbette Kudüs özgür kalacak”
Mübarek günde en büyük dualarını, 7 Ekim’den bu yana on binlerce masumun katledildiği Gazze’nin bir an önce özgürlüğüne kavuşmasına ettiklerini aktaran Kurum, “Kundaktaki bebekleri öldüren, sokaktaki çocukları katleden İsrail’i, Sancaktepe’den bir kez daha lanetliyorum. Zulümle abad olunmaz. Bir gün elbette Kudüs özgür kalacak. Bir gün elbette Gazze’nin kumsallarında çocukların kahkahalarını yeniden duyacağız.” diye konuştu.
Katılımcılarla Filistin’in özgürlüğü için dua eden Kurum, katılımcılara Sivas’ın en büyük destekçisi, Anadolu aşığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını, sevgilerini, muhabbetlerini ilettiğini söyledi.
Kurum, Büyük Birlik Partisinin (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu anarak, “Bu anlamlı buluşma vesilesiyle ömrü boyunca dik duruşunu bozmayan Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle, özlemle, saygıyla yad ediyorum. Muhsin ağabeyimiz, yüreği milleti için çarpan, bütün mesaisini canından öte çok sevdiği vatanı için harcayan yiğitti. Allah mekanını cennet eylesin.” ifadelerini kullandı.
“Kandil ittifakının bayrakları meydanda sallandı”
Sivas’ın istiklalin, Cumhuriyet’in teminatı olduğunu, Sivas’a tam 30 dev eser armağan ettiklerini ve Sivaslıların desteklerini aldıklarını anlatan Kurum, şöyle devam etti:
“Daha dün burada Sancaktepe’de ne yaptıklarını gördük. Medyaya da yansıdı; kurdukları Kandil ittifakının bayrakları meydanda sallandı. İnanın artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü Kandil ittifakının küçük ortağı da bunu ayan beyan itiraf etti. Artık gizledikleri ittifak tamamen gün yüzüne çıktı. Bunlar Fatih’in emaneti İstanbul’u Kandil uzlaşısıyla paylaşmak istemektedirler. Her gün pazarlıklar yapılmakta, meclis üyelikleri, adaylıklar dağıtılmaktadır. Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur. Siyasi hırsları uğruna İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapmaktadır.”
İstanbul’da 1 Nisan’dan itibaren yükseliş dönemini başlatacakları sözünü veren Kurum, Samandıra kavşağı ile Kurtköy kavşağı arası TEM kuzey-güney yan yollarını ivedilikle yapacaklarını, Sancaktepe ve Sultanbeyli ilçesi TEM bağlantısını yaparak bölgedeki trafik yükünü azaltacaklarını, ilçedeki metro hattını tekrar ihale ederek hızlıca tamamlayacaklarını bildirdi.
Projeleri hızlıca uygulamaya alacaklarını söyleyen Kurum, “Ben bunların iş ahlakını biliyorum. Panoları çekerler, panoların üstüne boy boy resimleri yapıştırırlar ve zannedersiniz ki orada iş yapılıyor. Arkada çalışan yok, arkada üreten yok, arkada İstanbul için dertlenen yok. Maalesef İstanbul’un işte son 5 yılı bu anlayışla geçti. Kendi emelleri için, kendi ikballeri için İstanbul’un kaynaklarını bir bir harcadılar. Gidip baktığınızda İstanbul’un geleceği adına iş yapmaları gerekenler hep kendi gelecekleri adına ikbal peşine düştüler, İstanbul’un bütçesini kendi ikballeri için harcadılar.” değerlendirmesinde bulundu.
“İstanbulluyu, İstanbulluları aldatmaya kalkmasınlar”
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurum, bir gazetecinin ittifak eleştirilerini sorması üzerine, “İttifakı her yerde görüyoruz zaten. Yani meclis üyelerinin dağıtıldığı, başkanların pazarlık konusu edildiği bir ittifakla karşı karşıyayız. Burada işaret de Kandil’den gelmiştir. O yüzden adı, ‘kent uzlaşısı’ değil, ‘Kandil uzlaşısıdır.’ Bu ittifakı gizlemek adına da bir çaba içerisindeler ama milletimiz ayan beyan her şeyi görüyor.” diye konuştu.
Murat Kurum, Sancaktepe’deki organizasyonda iki partinin de bayraklarının sallandığını net bir şekilde gördüklerini ve bunun gizlemeye çalıştıkları ittifakı açıkça ortaya koyduğunu da aktararak, “Daha önce biliyorsunuz DEM’den bir aday çıkacaktı sonra Kandil’den gelen talimatla birlikte o aday geri çekildi. Ardından ismine ‘kent uzlaşısı’ dedikleri ve ittifakı bölücü terör örgütü liderlerinden, sözde liderlerinden olan birisinin talimatıyla ittifakın işaret edildiğini de tüm Türkiye, tüm dünya duydu. Dolayısıyla bu ittifak gerçek, yaptıkları bir ittifaktır. İmamoğlu, Kandil uzlaşısının adayıdır ve bu ittifakın adı da Kandil ittifakıdır.” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’u kimseye parçalatmayacağız, böldürmeyeceğiz”
Bir gazetecinin, “İmamoğlu’nun kendisine yönelik eleştirileri iftira olarak değerlendirdiğini” söylemesi üzerine Kurum, “İstanbul’a, Sancaktepe’ye bir eser mi yaptınız? İstanbul’a bir hizmet mi getirdiniz ki söyleyeceksiniz? Söyleyebileceğiniz hiçbir şey olmadığı için ancak işte böyle bahaneler, iftiralar, dedikodular…Farklı gündemlerle İstanbul’u meşgul ettiniz 5 yıl. Yeter, maskeniz düştü, İstanbullular gördü. CHP’yi birbirine kattınız, İstanbul’a hizmet etmediniz, İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için harcadınız ve bölme, parçalama konusunda gerçekten yetkinsiniz ama biz İstanbul’u kimseye parçalatmayacağız, böldürmeyeceğiz.” dedi.
Ekrem İmamoğlu’nun, “Başkanlığı döneminde ilk defa davet aldığı ve Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattı açılışına katılacağı” söylemini de yanıtlayan Kurum, şöyle devam etti:
“Tabii ki biz Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın yaptığı metro açılışına gideceğiz ve büyük bir coşkuyla da inşallah İstanbullu kardeşlerimizle birlikte olacağız. Şimdi başkan İstanbul’da yaşamadığı için hayali davetler yapıyor kendi kendine. Ben dün bakanımızla beraberdim, kendisine herhangi bir davet yapılmamış. Zaten 5 yıldır yeni mi aklı başına gelmiş? Yani 5 yıldır hiçbir protokole uymayan, bu manada İstanbul’un hizmetlerinden mutlu olamayan bir başkandan bahsediyoruz. Bugün kalkmış ne hikmetse yine bir polemik ve plan peşinde, oradaki gündemi değiştirme peşinde, ‘Davet edildim, edilmedim.’ Yani davet edilsen ne olur, edilmesen ne olur? Sen 5 yıldır zaten İstanbul’u üzdün, İstanbul için hiçbir yatırımı yapmadın. Şimdi kalkmış efendim ‘davet edildim, edilmedim’ siyaseti yapıyorsun. Ne siyasetidir bu? Şimdi ya git işine bak. Hepimiz seni öğrendik, ne yapmaya çalıştığını da biliyoruz. Boşuna böyle farklı senaryolar, işte öyle ajanslar üzerinden siyasi tezgahlar ve senaryolar üzerinden İstanbulluyu, İstanbulluları aldatmaya kalkmasınlar. Dolayısıyla işiniz varsa, bir hizmetiniz varsa onu göğsünüzü gere gere anlatabilirsiniz.”
Çocuklara oyuncak hediye etti
Metro açılışına gidip milletin mutluluğuna şahit olacaklarını, o inşaatta alın terleri, mücadeleleri olduğunu vurgulayan Kurum, “Ekrem Bey’e tavsiyemiz davet edilmediği metro açılışına gideceğine gelip Sancaktepe’de hafriyat döktüğü metronun ihalesini yapsın, burada törenini yapsın, biz de gelelim, Sancaktepe Belediye Başkanımız da gelsin. Yani gereksiz polemiklere gireceğine o hafriyat döktükleri, iptal ettikleri metro tünellerini açsınlar, kara yolu tünellerini açsınlar. Gereksiz yere İstanbul’un gündemini meşgul etmesinler.” şeklinde konuştu.
Kurum daha sonra seçim otobüsüyle Yenidoğan Mahallesi’nde gezerek seçmenlere seslendi, çocuklara oyuncak hediye etti.
Sancaktepe programına, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, AK Parti İstanbul Milletvekilleri İsmail Erdem ve Adem Yıldırım, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü de katıldı.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Sancaktepe’de düzenlenen Sivaslılar Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Enerji Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu, AK Parti Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Mehmet Sarı, AK Parti Eski Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, AK Parti Sancaktepe İlçe Başkanı Turgay Akpınar, MHP Sancaktepe İlçe Başkanı Arzu Karaalioğlu katıldı. Kurum’a konuşmaları sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Öte yandan programda Murat Kurum’a Sivasspor’un forması ve atkısı hediye edildi. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Sivas istiklalimizin, Cumhuriyetimizin teminatıdır”
Sivas’ı Anadolu’nun kalbi olarak tanımlayan Kurum, “Selçuklu’nun baş şehirlerinden birisidir. Hanlarıyla, konaklarıyla, Ulu Camisi ile ve Gök Medresesi ile maziden istikbale tarihimizin en görkemli şahididir. İstiklalimizin, Cumhuriyetimizin teminatıdır. Biz, Sivas’ın taşına, toprağına, suyuna aşığız. Biz Sivas’ın insanına aşığız. Bugün, ‘Ölümsüz olmak istersen eğer, dünyaya bırakırsın bir eser’ diyerek Sivas’ımızın dört bir yanına hizmet ettik, eser verdik, sizlerin dualarını, desteklerini aldık. Sivas’ımıza, Sivas’ımızın gönlü geniş insanlarına hizmet etmekten onur duyuyoruz, gurur duyuyoruz, şeref duyuyoruz” dedi.
“Sivas’ımıza sayısız eser kazandırdık”
Bakanlığı döneminde Sivas’ta yaptığı çalışmalara değinen Kurum “Aşıkların piri Aşık Veysel’in dediği gibi, ‘Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece’ ülkemizin hizmetinde, milletimizin hizmetinde, İstanbul’un hizmetinde gece gündüz durmadan çalışıyoruz. Dünden bugüne büyük bir adanmışlıkla çalışıyoruz. Bakanlık görevim esnasında Sivas’ımıza sayısız eser kazandırdık. Sivas’ımızda tam 30 dev eserimizi kardeşlerimize armağan ettik. Bir yandan Sivas’ımızın dört bir yanını millet bahçelerimizle donatırken; bir yandan da hem altyapısını hem üstyapısını güçlendirerek Sivas’ın geleceğini inşa ettik. Bir taraftan Sivas’ımızda hemşerilerimize 10 bini aşkın yeni yuva kazandırırken; diğer yandan binlerce riskli evin ve dükkanın dönüşümünü gerçekleştirdik” şeklinde konuştu.
Millet bahçelerinden kapalı otoparklara, sosyal konutlardan içme suyu tesislerine, sosyal donatılardan güneş enerji santrallerine kadar Sivas’ta hayata geçirdikleri projeleri sıralayan Kurum, “Biz tüm bunları sizin için yaptık, Sivas’ımız için yaptık, Sivas’ın yarınları için yaptık. Sivas’ın gençleri, anneleri, yavruları için yaptık. Ben bu vesileyle bir kez daha eserlerimiz, hizmetlerimiz Sivaslı kardeşlerimize hayırlı uğurlu olsun diyorum” ifadelerini kullandı.
“İstanbul kirli bir pazarlık masasına yatırılmıştır”
İstanbul’un kirli bir pazarlık masasına yatırıldığının altını çizen Kurum, “Sizler, daima Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında oldunuz, her zaman Cumhur İttifakı’na destek verdiniz. Türkiye’nin, İstanbul’un karşısında ne zaman bir tehlike ve tehdit görseniz, hemen safa geçtiniz, iradenizi ortaya koydunuz. İşte bugün de aynı hassasiyeti İstanbul için göstermenizi istiyorum. İstanbul, çok daha büyük tehlikenin girdabına sokulmak isteniyor. Bugün, milletin gözleri önünde İstanbul kirli bir pazarlık masasına yatırılmıştır. İşte daha dün burada, Sancaktepe’de ne yaptıklarını gördük. Medyaya da yansıdı. Kurdukları Kandil ittifakının bayrakları meydanda sallandı. İnanın artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü Kandil ittifakının küçük ortağı da bunu ayan beyan itiraf etti. Yani artık gizledikleri ittifak, tamamen ortaya çıktı” dedi.
“Bu Kandil masasını hep birlikte dağıtacağız”
Kurum konuşmasının devamında “Bunlar, Fatih’in emaneti İstanbul’u ‘Kandil Uzlaşısı’ ile paylaşmak istemektedir. Her gün pazarlıklar yapılmakta meclis üyelikleri, adaylıklar dağıtılmaktadır. Kandil Uzlaşısının adayı İmamoğlu, siyasi hırsları uğruna, İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapmaktadır. Ama şunu asla unutmasınlar, tarihten bu yana İstanbul ne zaman paylaşılmak istense bu millet buna izin vermemiştir, o kirli anlaşmaları bozmuştur. Sultan Fatih böyle yapmıştır. Abdülhamit Han karşılarına dikilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk dik durmuştur. Recep Tayyip Erdoğan hesapları parçalayıp atmıştır. 31 Mart’ta Sancaktepe’de bu pazarlık masasını, bu Kandil masasını hep birlikte dağıtacağız. 31 Mart’ta sandıkları patlatarak, bunlara en güzel cevabı vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“Mevcut İBB yönetimi tarafından hafriyat dökülen metro hattını tamamlayacağız”
1 Nisan’dan itibaren yükseliş dönemini başlatacaklarını dile getiren Kurum, “1 Nisan’dan itibaren Sancaktepe’nin de inşallah çehresini değiştireceğiz. Her mahallemizde mahalle bahçelerimiz olacak. Her mahallede kreşlerimiz annelerimizin hizmetinde olacak. İlçemizin her alanında, meydanlarımızla, parklarımızla, ulaşım sorunu bitmiş, ulaştıran değil, ulaşılabilir bir Sancaktepe için projelerimiz hazır. Mevcut İBB yönetimi tarafından proje iptal edilmiş, hafriyat dökülerek yapılan imalatlar kapatılmıştı. Bu hattımızı tekrar ihale ederek, hızlıca tamamlayacağız” diye konuştu.
“Kendi ikballeri için İstanbul’un kaynaklarını bir bir harcadılar”
Sancaktepe’nin göz ardı edildiğini söyleyen Kurum, “Orada Sancaktepe’nin geleceği adına İBB hiçbir irade ortaya koymadı. Onlar ne yaparsa yapsın onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun hangi kirli pazarlıklar içerisinde olursa olsunlar biz eser diyeceğiz. Milletimizin zor anında hep yanında olduk. Samandıra Kavşağı ile Kurtköy Kavşağı arası TEM Kuzey-Güney yan yollarını ivedilikle tamamlayacağız. Sancaktepe ve Sultanbeyli ilçesi TEM Bağlantısı Kuran Kursu Caddesi – Samandıra 2. Köprülü Kavşağı olan TEM Bağlantı Yolu Projesini yaparak bölgedeki trafik yükünü azaltacağız. Çekmeköy-Sultanbeyli Metro hattının kapsamındaki Çekmeköy (Taşdelen) Sancaktepe (Yenidoğan) – Hastane Metro hattı 2017 yılında ihale edilmiş olup imalatları başlamıştı. Projesi hazırdı. Bu proje aslında çalışılsa bugüne açılışı yapılabilirdi. Ama her işte olduğu gibi mevcut İBB yönetimi tarafından proje iptal edilmiş, iptal edildiği yetmeyip üzerine hafriyat dökülerek yapılan imalatların üstü kapatılmıştı. Sizler merak etmeyin, bu hattımızı tekrar ihale ederek, hızlıca tamamlayacağız. Ben bunların iş ahlakını biliyorum. Panoların üstüne boy boy resimleri yapıştırırlar. Zannedersiniz ki orda iş yapılıyor, ama arkasında çalışan yok. İstanbul için dertlenen yok. Maalesef İstanbul’un bu anlayışla geçti. Kendi ikballeri için İstanbul’un kaynaklarını bir bir harcadılar” sözleri ile ulaşım konusunda Sancaktepe’de yapacakları projeleri sıraladı.
“İstanbul’un bütçesini kendi ikballeri için harcadılar”
Mevcut İBB yönetimini eleştiren Kurum, “İstanbul’un bütçesini kendi ikballeri için harcadılar. İşte Maltepe’de 2 günlük konsere tam 550 milyon TL para harcadılar. 10 milyonluk konsere 550 milyon harcadınız. İsrafı bitirdik diyerek boy boy tabelalara reklam koydular. Asıl israfı siz yaptınız. Oraya 550 milyon kaynak ayırdınız ama Çekmeköy’ün, Sancaktepe’nin bekleyen metro hattına hafriyat döktünüz. Bu mu sizin hizmet anlayışınız? Bu mu sizin İstanbul’a bakış açınız? Asıl israfı işte siz yaptınız. Birbirlerine düştükleri bir kavganın ortasındalar. Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Şaşırmış durumdalar. Bir o yana bir bu yana savrulmuş durumdalar. Çünkü 31 Mart akşamı tüm İstanbullularla birlikte Saraçhane’ye bir bir israflarından hesap sormaya geliyoruz. Yaptığınız israfların hesabını bir bir vereceksiniz” dedi.
Sancaktepe’ye yapacakları katlı kavşak uygulaması ile trafik sorununu çözeceğini ve Sarıgazi’ye de önemli bir meydan kazandıracağını ifade eden Kurum, “İşte biz İstanbul’umuzu hiçbir şey yapmayan, sadece laf üretip, hizmetlere beton döken bu iş bilmez İBB yönetiminden, Sancaktepe’mizi de İstanbul’umuzu da siz değerli hemşerilerimle birlikte kurtaracağız. Böylelikle Fatih’in emanetini, pazarlıklar kumpasından çıkaracağız. Bu şehr-i İstanbul’u, emin ellere teslim edeceğiz. İstanbul’u ilelebet özgürlüğüne kavuşturacağız. İşte 36 gün sonra; hepimiz sandığa gideceğiz, milli irademize sahip çıkacağız. Son 22 yıldır olduğu gibi, tercihimizi yine eserden, hizmetten, gerçek belediyecilikten yana, yine milletten, Sivas’tan, İstanbul’dan yana kullanacağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>Ali Babacan, bugün İstanbul aday tanıtım toplantısında konuştu. Babacan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
KİRASINI ÖDEMEKTE GÜÇLÜK ÇEKEN, EK İŞ YAPMAK ZORUNDA KALAN EMEKLİ TAKSİCİ, EMEKLİ ÇAYCI, EMEKLİ GARSON AMCAM; DEVA SENSİN: Ekran kartını yenileyemediği için oyun oynayamayan, polis korkusundan tweet atamayan genç arkadaşım; kirasını ödemekte güçlük çeken, ek iş yapmak zorunda kalan emekli taksici, emekli çaycı, emekli garson amcam; DEVA sensin.Önüme biri çıkacak mı diye sokaklarda korkarak, telefonları açık yürüyen kadınlar; beyaz eşya fiyatlarına kara kara bakan bekarlar; kentsel dönüşüm için destek bulamayan, para biriktirmeye çalışan evliler; DEVA sensin, DEVA sizsiniz. Evet, DEVA bu kadrolardır; DEVA milletimizdir. Duymayan duysun, bilmeyen bilsin: DEVA Partisi, Türkiye’nin her yerinde, kendi adıyla, kendi logosuyla, kendi adaylarıyla seçime giriyor.
AYRIM YAPMADAN, HERKES İÇİN EŞİT BİR BELEDİYECİLİK, HAKKINDIR DİYECEĞİZ: DEVA Partisi 81 ilin tamamında seçime giriyor. DEVA Partisi, bu iktidarla bu muhalefet arasına sıkışmış milyonlara ses olmaya geliyor. Unutulan değerleri, hakkı, emeği, alın terini, demokrasiyi bir bir hatırlatacağız arkadaşlar. Hakkınız var, hakkındır diyeceğiz. Bir partiye üye olmadan da belediyede işe girmek mi istiyorsun? Gireceksin, hakkındır diyeceğiz. Hayat tarzından, siyasi görüşünden ödün vermeden sosyal desteklerden yararlanmak mı istiyorsun? Yararlanacaksın, hakkındır diyeceğiz. Korkmadan itiraz etmek, yanlışları açıkça konuşmak, söylemek mi istiyorsun? Söyleyeceksin, hakkındır diyeceğiz. Ayrım yapmadan, herkes için eşit bir belediyecilik, hakkındır diyeceğiz.
BİRÇOK İNSAN AY SONUNU GETİREMİYOR. KİRASINI ÖDEYEBİLEN; KARNINI İYİ KÖTÜ DOYURABİLEN, KENDİNİ ŞANSLI SAYIYOR: Değerli gençler, insan olarak, vatandaş olarak en büyük hakkımız ne biliyor musunuz? Kimseye muhtaç olmadan, başımız dik, “onurlu bir yaşam” hakkı. Maalesef, bugünkü iktidar bu milletten “kimseye muhtaç olmama” hakkını aldı. “Onuruyla geçinme” hakkını aldı. Gençler anne babasından; anne babalar evlatlarından, komşulardan borç alıyor. Akrabalar, birbirlerine destek olmaya çalışıyor, ama nafile. Birçok insan ay sonunu getiremiyor. Kirasını ödeyebilen; karnını iyi kötü doyurabilen, kendini şanslı sayıyor. Ayda bir et yiyebilen, evine et alabilen, kendini şanslı sayıyor. Şimdi size bir video izleteceğim; izlemesi zor. Gerçekliğine katlanması zor bir video. Ülkenin ne hale geldiğinin, birilerinin inadı yüzünden ne hale getirildiğinin tablosunu sunacağım sizlere. Bu tabloyu çizen belli. Umarım o da izler. İzler de, ülkenin ne halde olduğunu görür.
İNSANLARIN ON LİRA, YİRMİ LİRA UCUZ ET UĞRUNA NASIL SIRAYA GİRDİĞİNİ GÖRÜYORSUNUZ: Görüyorsunuz arkadaşlar, Türkiye’nin her köşesinde, doğusundan batısına uzayan kuyrukları görüyorsunuz. İnsanların on lira, yirmi lira ucuz et uğruna nasıl sıraya girdiğini görüyorsunuz. İnsanlar utanarak, sıkılarak bekliyorlar kuyruklarında. Kimi yerlerde emekliler, saatlerce bekleyeceklerini bilerek boyunlarını bükerek giriyorlar sıraya. Annesi tarafından gönderilen bir öğrenci, sıkıntı içerisinde, “sınıf arkadaşlarıma rastlar mıyım” diye çekinerek giriyor bu sıraya. Tanzim çadırlarına, ucuz gıda kuyruklarına mahkum ettiler ülkemizin insanlarını. Boğazından geçecek her lokmanın hesabını yapmaya mahkum ettiler ülkemizin insanlarını. Ülkemizi, insanlarımızı bu hale sokan herkese yazıklar olsun. Bakın arkadaşlar, kimi yerlerde, sıra dört saate kadar uzuyor. Dört saat arkadaşlar. Et kalırsa, şanslılar. Yoksa, bir sonraki gün, daha erkenden giriyorlar sıraya. Durum bu. Tablo bu.
SAYIN ERDOĞAN, GOOGLE’A GİRİN, “UCUZ EKMEK KUYRUĞU” YAZIN, “HALK EKMEK KUYRUĞU” YAZIN. KARŞINIZA ÇIKACAK GÖRÜNTÜLER SİZİN ESERİNİZ: Buradan, Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Sayın Erdoğan, Google’a girin, “Ucuz et kuyruğu” yazın. İzleyeceğiniz videoların yapımcısı da, yönetmeni de, senaristi de sizsiniz. O videolar sizin eseriniz. Google’a girin, “Ucuz ekmek kuyruğu” yazın. Karşınıza çıkacak görüntüler sizin eseriniz. Google’a girin, “Ucuz yemek kuyruğu” yazın. Göreceğiniz tablo sizin eseriniz. Bize yoksulluğun resmini çizdiniz.Bize adaletsizliğin resmini çizdiniz. Bize haksızlığın resmini çizdiniz. Orta sınıf diye bir şey bırakmadınız. Nasıl ki çadırın orta direğini alırsanız o çadır çöker; siz de ülkeyi çökerttiniz. Ben sizin eski bir çalışma arkadaşınız olarak; ama herhangi biri değil, ekonomide bu ülkenin en müreffeh günlerini yaşatan ekibin başındaki kişi olarak soruyorum: Çok merak ediyorum: Cevap bekliyorum: Neden Sayın Erdoğan? Neden? Ne uğruna? Ne uğruna, 85 milyon vatandaşımızın onurlu yaşam hakkına kast ettiniz? Yüzleşmemiz gereken bir gerçek daha var: Tek suçlu Erdoğan değil. Yaptıklarında tek onun imzası var. Doğru. Peki, yirmi yıldır hiçbir şey üretemeyen; yirmi yıldır planla, projeyle, doğru düzgün bir siyasetle onun karşısına çıkamayan muhalefet partilerinin hiç mi suçu yok?
YANDAŞ MEDYAYA SESLENİYORUM: BİZ YOKMUŞUZ GİBİ DAVRANMAYIN, BİZİ GÖRMEZDEN GELMEYİN : Yandaş medyaya sesleniyorum: Biz yokmuşuz gibi davranmayın, bizi görmezden gelmeyin. Biz laf kalabalığı ile muhalefet koltuklarının yarışına girenlerden değiliz.Biz iktidar nimetleriyle gözünde dolarlar dönenlerden de değiliz. Biz varız, buradayız.
İSTANBUL’U DEVA BELEDİYECİLİĞİ’YLE BULUŞTURACAĞIZ : İşte DEVA bunun için var. O yüzden, biz buradayız; O yüzden, İstanbul’dayız. O yüzden Türkiye’nin dört bir yanında; Başımız dik, alnımız ak, milletimizin karşınızdayız. DEVA Partisi bu yola, “insan onuruna yaraşır bir hayat” diyerek çıktı.Bu hedefe el birliğiyle, sizlerle, sizin desteğinizle ulaşacağız inşallah. İstanbul’da ve diğer illerimizde, ilçelerimizde, beldelerimizde; çalışacağız, kapı kapı dolaşacağız. “İnsan onuruna yaraşır bir hayatı” anlatacağız insanlara. Kamu imkanları nasıl adil kullanılır, fırsat eşitliği nedir, göstereceğiz inşallah. Öğrenciler, tıkış tıkış yurtlarda değil; temiz, hijyenik, modern yurtlarda yaşasın diye; günler öncesinden yer kapılan kütüphanelerde değil, odalarında, masaları başlarında çalışsınlar diye;İlkokul ortaokul çağındaki çocuklar, yedikleri simidin hesabını yapmasınlar diye; dedeler torunlarının yarınlarına dair endişe duymasın diye; çok çalışacağız.Yıllar sonra, “İstanbul’a ihanet ettik” itiraflarını bizden duymayacaksınız; İstanbul’u koruyacağız.”Farklı partiden olduğum için engelleniyorum” bahanelerini bizden duymayacaksınız.İstanbul için çalışacağız. İstanbul’un havasına, tabiatına, siluetine gözümüz gibi bakacağız. Bize miras bu kadim şehrin sokaklarını güvenli bir hale getireceğiz. İstanbul iyi yönetilsin, düzgün yönetilsin diyeceğiz. İstanbul’u DEVA Belediyeciliği’yle buluşturacağız. Değil mi İdris Bey? Evet şimdi “İdris Şahin’i, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımızı sahneye davet ediyorum. Biliyorsunuz İdris Bey bizim milletvekilimiz; kurucu üyemiz. Dört senedir demokrasi ve atılım bayrağını hakkıyla göğüsledi. Dört senedir DEVA çatısı altında memleketimiz için gecesini gündüzüne kattı. Kendisi avukat; Baro Başkanlığı görevinde bulundu. Adaleti bilmeyenlere cevap vereceğine eminiz. İdris Bey, İstanbul’a, büyükşehrimize DEVA olacak; İlçe belediyeleri için DEVA’lı adaylarımız İstanbul’un tüm ilçelerine DEVA olmak için çalışacaklar; İstanbul’u hep birlikte DEVA Belediyeciliği ile tanıştıracağız inşallah.Hep beraber İstanbul’dan bu iktidara kuvvetli bir sarı kart göstereceğiz.
]]>Kirli pazarlıkların farkında olduklarını ifade eden Kurum, “İttifakı her yerde görüyoruz. Meclis üyelerinin dağıtıldığı, başkanların pazarlık konusu edildiği bir ittifak ile karşı karşıyayız. Burada işarette Kandil’den gelmiştir. O yüzden adı kent uzlaşısı değil Kandil uzlaşısıdır. Bu ittifakı gizlemek adına da bir çaba içerisindeler ama milletimiz her şeyi görüyor. Dün Sancaktepe’de yapmış oldukları organizasyonda da 2 partinin de bayraklarının sallandığını net bir şekilde görüyoruz. Gizlemeye çalıştıkları ittifak açık olarak net bir şekilde ortadadır. Daha önce DEM’den bir aday çıkacaktı. Daha sonra Kandil’den gelen talimat ile birlikte o aday geri çekildi. Ardından ismine kent uzlaşısı dedikleri ve ittifakı bölücü terör örgütü liderlerinden olan birisinin talimatı ile ittifakın işaret edildiğini tüm Türkiye, tüm dünya duydu. Bu ittifak yaptıkları gerçek bir ittifaktır. İmamoğlu, kandil uzlaşısının adayıdır. Bu ittifakın adı da Kandil İttifakıdır” açıklamasında bulundu.
İmamoğlu’nun her söyleminin iş yapma biçiminin bu anlayış olduğu için söyleyecekleri de bir şey olmadığını kaydeden Kurum, “İstanbul’a, Sancaktepe’ye bir eser mi yaptınız, İstanbul’a bir hizmet mi getirdiniz ki söyleyeceksiniz. Söyleyebileceğiniz hiçbir şey olmadığı için ancak bahaneler, iftiralar, dedikodular ve farklı gündemler ile İstanbul’u 5 yıl meşgul ettiniz. Maskeniz düştü. İstanbullular gördü. CHP’yi birbirine kattınız, İstanbul’a hizmet etmediniz. İstanbul’un kaynaklarını kendi ikbaliniz için harcadınız. Bölme ve parçalama konusunda gerçekten yetkinsiniz. Ama biz İstanbul’u kimseye parçalatmayacağız. Kimseye böldürmeyeceğiz. Kimseye de bunu yapması konusunda müsaade etmeyeceğiz. Geçmişte Gazi Mustafa Kemal Atatürk böyle yaptı. Bizim 22 yılda yapmış olduğumuz hizmet siyasetinde önümüze çıkan her engelde her kargaşada liderimiz Cumhurbaşkanımız böyle yaptı. 31 Mart’ta da milletimiz Kandil İttifakına, Kandil uzlaşısına, adı her neyse o kirli ittifaka gereken cevabı sandıkta verecektir” şeklinde konuştu.
Basın mensubunun İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “İlk kez Sirkeci – Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildim” söylemi hakkında yöneltilen sorusu üzerine Kurum, “Biz Ulaştırma Bakanlığımızın yaptığı metro açılışına gideceğiz. Başkan İstanbul’da yaşamadığı için kendi kendine hayali davetler yapıyor. Ben dün Ulaştırma Bakanımız ile beraberdim. Kendisine herhangi bir davet yapılmamış. 5 yılda yeni mi aklı başına gelmiş. 5 yıldır hiçbir protokole uymayan ve bu manada İstanbul’un hizmetlerinden mutlu olamayan bir belediye başkanından bahsediyoruz. Bugün kalkmış ne hikmetse yeni bir polemik ve plan peşinde. Oradaki gündemi değiştirme peşinde. Davet edildim, edilmedim. Yani davet edilsen ne olur edilmesen ne olur. Sen 5 yıldır zaten İstanbul’u üzdün, İstanbul için hiçbir yatırımı yapmadın. Şimdi kalkmış davet edildim, edilmedim siyaseti yapıyorsun. Seni hepimiz öğrendik. Ne yapmaya çalıştığını da biliyoruz. Ajanslar üzerinden siyasi tezgahlar ve senaryolar üzerinden İstanbulluları aldatmaya kalkmasınlar. Bir hizmetiniz varsa onu göğsünüzü gere gere anlatabilirsiniz. Biz gittiğimiz her yerde eserlerimizden, hizmetlerimizden bahsediyoruz. Sivaslılar ile beraber olduk, Sivas’taki eserlerimizden bahsediyoruz. Sancaktepe’ye geldik. Sancaktepe’ye 5 yılda bizim yaptığımız İstanbul Büykşehir Belediyesinin yaptığının kat ve kat fazlasıdır. Tarlada iziniz yok, aynaya dönüp bakın. Aynaya dönüp baktığınız da İstanbul’a bir hizmet etmediğinizi göreceksiniz. Böyle polemikler sizi bir yere götürmedi, götürmeyecek. O polemiklerin cevabını da 31 Martta Başkan alacak. Biz metro açılışında milletimizin mutluğuna şahit olacağız. Çünkü orada alın terimiz, emeğimiz, mücadelemiz var. İstanbulluların geleceğine ilişkin bir hayalimiz var. ve o hayali gerçekleştirmişiz. Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle de orada olacağız” dedi.
Kurum, “Ekrem Bey’e tavsiyemiz, davet edilmediği metro açılışına gideceğine gelip Sancaktepe’de hafriyat döktüğü metronun ihalesini yapsın. Burada törenini yapsın biz de gelelim. Sancaktepe belediye başkanımız da gelsin. Gereksiz polemiklere gireceğine o hafriyat döktükleri metro tünellerini açsınlar. Karayolu tünellerini açsınlar” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İlgezdi, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası vatandaşlarca toplanan yardımların depremzedelere dağıtmak yerine, depolarda tutulmasını Meclis gündemine taşıyarak, “İstanbul AFAD’a bağlı Yeşilköy yerleşkesi arama ve kurtarma birliğinde toplanan yardımlar bir yıldır neden depoda bekletilmektedir?” diye sordu.
“TOPLANAN YARDIMLARIN NE KADARI DEPREMZEDE VATANDAŞLARIMIZA ULAŞTIRILMIŞTIR?”
İlgezdi, “Vatandaşın bir yıl önce deprem bölgesine gönderilmesi için İstanbul Üsküdar Belediyesi’ne teslim ettiği yardımlar, belediyeye ait spor salonunun otoparkından çıkmıştı. Şimdi de İstanbul AFAD’ a bağlı Yeşilköy yerleşkesi deposunda tutulduğu bilgisi ulaştı. Bir yıldır burada bekletiliyormuş, depoda tutulan yardımlar en çok ihtiyaç duyulan erkek, kadın ve çocuk giysileri. Toplanan yardımlar depremzedelerde değil, depolarda. Deprem için vatandaşlardan toplanan yardımların miktarı nedir? Toplanan yardımların ne kadarı depremzede vatandaşlarımıza ulaştırılmıştır? Bu sorularımın cevabı halkımıza şeffaflıkla paylaşılmalıdır. Depremzedelere Kızılay’ın çadır satmasını unutmadık, deprem yardımları toplandı nereye gittiğini sorduk yanıtsız kaldık, topladığımız yardımlar depolarda tutuluyor her yeni skandalla yüreğimiz parçalanıyor. Bu kadarı da olmaz diyoruz daha fazlası çıkıyor, insan yüreği nasıl dayanır?” ifadelerini kullandı.
“BAĞIŞ SÖZÜ VEREN ÇOK SAYIDA KURUM, SÖZÜNÜ YERİNE GETİRMEMİŞ”
2023 Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen depremzedeler için televizyon ve radyoların ortak yayınında düzenlenen Türkiye Tek Yürek bağış kampanyasında toplanan 115.1 milyar TL’nin de nerelere harcandığının adete devlet sırrı olduğunu ifade eden İlgezdi, şunları kaydetti:
“Kampanya hakkında yapılan canlı yayın sonrası taahhüt edilen bağış miktarı 115 milyar 146 milyon 528 bin lira olarak belirtildi. Sonrasında kampanya kapsamında toplam 85 milyar 697 milyon TL bağış toplandığını açıklandı. Kampanyada adı geçen 4 kamu bankasının verdiği bağış sözü yaklaşık 70 milyar lirayı buluyor. Ayrıca Cengiz Holding 2,5 milyar lira, Turkcell 3,5 miyar lira, Borsa İstanbul da 2 milyar lira bağış sözü vermişti. Bu 3 kurumun bağış miktarı da 8 milyar lirayı buluyor. Kamu bankalarının verdiği bağış miktarının üstüne bu üç kurumun verdiği 8 milyar lirayı eklediğimiz de zaten toplanan 85 milyara yakın bir rakam ortaya çıkıyor. Toplanan miktarın 85 milyar lira olduğu düşünüldüğünde bağış sözü veren çok sayıda kurum, kuruluş ve kişi verdiği bağış sözünü yerine getirmemiş. Buyurun size bir skandal daha. Üstelik toplanan yardımların nerelere harcandığı da ısrarlı sorularımıza rağmen açıklanmıyor.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Trabzon Dernekleri Federasyonu (TDF) tarafından Bakırköy Atatürk Havalimanı etkinlik alanında düzenlenen ‘Trabzon’un Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 106. Yıl Dönümü’ programına katıldı. Kurum’a ziyareti sırasında Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve AK Parti Bakırköy Belediye Başkan Adayı Ali Talip Özdemir eşlik etti. Tranzonlu gençler Kurum’u “En büyük başkan bizim başkan” şeklinde karşıladı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Programda horon ekibi horon oynadı. Protokol konuşmalarının ardından program nedeniyle düzenlenen etkinliklerin açılışı kurdele kesimi ile yapıldı.
Programa Murat Kurum’un yanı sıra Altyapı ve Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı İsmail Şatıroğlu, milletvekilleri, belediye başkanları, dernek başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Program sonunda etkinlik alanlarını gezen Kurum horon da oynadı. Vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Trabzon bu coğrafyanın anahtarıdır”
Konuşmalarına Trabzon’un tarihteki önemine değinerek başlayan Murat Kurum “Trabzon’umuz, sahip olduğu 4 bin yıllık kadim tarihiyle bu toprakların her zaman kilit taşı olmuştur. Trabzon bu coğrafyanın anahtarıdır. Trabzon’umuz şehzadeler şehridir. Yavuz Sultan Selim’in valilik yaptığı şehirdir. Kanuni Sultan Süleyman’ın dünyaya geldiği ve tarih boyunca daha nice büyük devlet adamlarının, sanatçıların, Trabzon’un yiğit evlatlarının bağrından çıktığı bir şehrimizdir. Bugün bizim için İstanbul ne ise Trabzon’da odur. Biz bu iki şehri hep ikiz kardeş olarak gördük. Çünkü her ikisinin de Fatih’i Sultan Mehmet Han’dır. Sultan Fatih, Trabzon’umuz için “Biz Trabzon’a toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.” Demiştir. Bugün bu salondaki siz değerli kardeşlerime bakıyor ve görüyorum ki; Sultan Fatih’in bu sözü gerçekleşmiştir. Bunun ispatı Trabzonlu kardeşlerimizdir” dedi.
“Trabzon demek, çelik gibi güçlü milli irade demektir”
Trabzon’un 106 yıl önce de büyük kahramanlık gösterdiğini vurgulayan Kurum “Trabzon demek sığınılacak liman, omuz verecek dost demektir. Trabzon demek, çelik gibi güçlü milli irade demektir. Trabzon’un ihtiyarları açık sözlüdür, merttir. Kadınları asildir, mücadelecidir. Gençlerinin gözü pektir, yiğittir. Trabzonlu asla mücadeleden kaçmaz. Kavgadan yılmaz. Ne pahasına olursa olsun vatanı için her şeye göğsünü siper eder. Bu tarih boyunca hep böyle olmuştur. Bundan tam 106 yıl önce Milli Mücadele’de de Trabzon’umuzun, Trabzonlu kardeşlerimizin gösterdiği büyük kahramanlık bunun en güzel örneğidir. Trabzonlu kardeşlerimizin tıpkı 700 arkadaşıyla birlikte 12 bin kişilik düşman askerine direnmiş, Yüzbaşı Kahraman Bey’in 106 yıl önce gösterdiği karakterli, yiğit, mert duruşu bugün de görüyoruz. Trabzon’un sokaklarında, caddelerinde yürüdüğünüzde buna şahit oluruz. Her bir tabelada, her bir okulda, her bir üst geçitte, her bir meydanda kahraman aziz şehitlerimizin adının yaşatıldığını görürsünüz” şeklinde konuştu.
“Trabzonlu hemşerilerimize 22 yılda 10 bini aşkın yeni yuva kazandırdık”
Trabzon’da yapılan projeleri anlatan Murat Kurum “Eser ve hizmet siyaseti anlayışıyla Trabzon’umuzun dört bir yanında nice başarı hikayeleri yazdık. Araklı’da bir sel yaşadık. Burada yaşayan kardeşlerimizin yardımına belediye başkanlarımla, milletvekillerimle birlikte koştuk. Selin izlerini silmek için hep birlikte mücadele ettik. Trabzonlu hemşerilerimize 22 yılda 10 bini aşkın yeni yuva kazandırdık. Şehrimizde riskli binlerce evin, dükkanın dönüşümünü gerçekleştirdik. 2002 yılında Trabzon’da 6 atık su arıtma tesisi varken, bugün 15 atıksu arıtma tesisi ile Trabzonlu kardeşlerimizin nüfusunun yüzde 90’dan fazlasına hizmet veriyoruz. Yine şehrimizin dört bir yanını yeşil vizyonumuzu destekleyen millet bahçelerimizle yeşil alanlarımızı arttırıyoruz. Vakfıkebir, Akçaabat Millet Bahçelerini bitirip ilçelerimize kazandırdık. Avni Aker Stadı’mızın olduğu yerde Trabzonspor’umuzun şanına yakışır bir millet bahçesini kardeşlerimize kazandırdık. Trabzonspor’umuzun hatıraları yüz yıllar boyu devam edecek. Uzungöl’deki millet bahçemizi ve burada yaptığımız çalışmaları da kararlı bir şekilde yürütüyoruz. Trabzon Meydanı’nda ve Maraş Caddesi’nde ki sokak sağlıklaştırma çalışmalarını, cephelerin yenilenmesi Trabzon’un şanına yakışır bir şekilde düzenledik. Çömlekçi Kentsel Dönüşüm Projemizle hemşerilerimiz için yeni konutlar, dükkanlar ve kapalı otoparklar yaptık. Trabzon’umuzun eşsiz sahili ve Tanjant yolu arasında kalan aksın yeşil alanının arttırılması adına yepyeni bir çalışma yaptık. Trabzon bizim kalbimizdir. Trabzon bizim sevdamız ve aşkımızdır” ifadelerini kullandı.
“Fatih’in emaneti İstanbul, ‘Kandil Uzlaşı’ adıyla paylaşılmak istenmektedir”
Kandil Uzlaşısı adıyla İstanbul’un paylaşılmak istendiğini belirten Kurum “İşte bugün de aynı hassasiyeti İstanbul için göstermenizi istiyorum. İstanbul, çok daha büyük tehlikenin girdabına sokulmak isteniyor. Bugün maalesef, milletin gözleri önünde İstanbul bir kirli pazarlık masasına yatırılmıştır. Fatih’in emaneti İstanbul, ‘Kandil Uzlaşı’ adıyla paylaşılmak istenmektedir. Her gün pazarlıklar yapılmakta, meclis üyelikleri, adaylıkları kapı arkasında yapılan planlarla birlikte dağıtılmaktadır. Birileri yine siyasi hırsları uğruna İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapıyor. İstanbul’u bu duruma düşürenler; şunu asla unutmasınlar. Tarihten bu yana İstanbul ne zaman pazarlık konusu olsa, ne zaman paylaşılmak istense bu millet buna izin vermemiştir, o kirli anlaşmaları bozmuştur. Sultan Fatih böyle yapmıştır. Sultan Abdülhamithan karşılarına dimdik dikilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk dik durmuştur. Recep Tayyip Erdoğan 22 yıldır bu hesapları parçalayıp atmıştır. Bizim görevimiz, 31 Mart akşamı, bu pazarlık masasını, bu Kandil masasını hep birlikte dağıtmaktır. 31 Mart’ta hep birlikte sandıkları patlatmak, kirli hesap güdenlere en güzel cevabı yine sandıkta vermektir. 1 Nisan’dan itibaren Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yükseliş dönemini başlatacağız. Fatih’in emaneti, pazarlıklar kumpasından çıkarılacak ve şehr-i İstanbul, emin ellerde olacak. İstanbul ilelebet özgürlüğüne kavuşacak” dedi. – İSTANBUL
]]>Uraloğlu, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda “Trabzon’un Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 106. Yıl Dönümü” programına katıldı.
Burada bir konuşma yapan Uraloğlu, “Şimdi Trabzon’u şöyle bir nasıl anlarız diye baktığımızda malum bir 15 Temmuz kalkışması yaşanmıştı. 15 Temmuz kalkışmasında ben İzmir’de görev yapıyordum. İlk etapta Trabzon’daki arkadaşlarımı aramıştım. Herkesin Meydan Parkı’nda olduğunu öğrendim. Ben de İzmir, Konak Meydanı’na çıkmıştım. Trabzon gerçekten memleketin başı derde düştüğü zaman değil elini, gövdesini taşın altına koyan bir şehirdir. Ben de bir Trabzonlu olmaktan duyduğum gururu, şerefi ve onuru sizlere paylaşmak istiyorum.” diye konuştu.
Bakan Uraloğlu, bugüne kadar çok kıymetli hizmetlerin altına imza attıklarını belirterek, “Çanakkale Köprüsü’nden Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne, Marmaray’dan Avrasya Tüneli’ne ve Kuzey Marmara Otoyolu’na ve dünyanın en uzun köprüsü olan 1915 Çanakkale Köprüsü’nden 14,5 kilometre ile Avrupa’nın en büyüğü olan Zigana Tüneli’ne kadar pek çok hizmet yapıldı. Bizim için gerçekten kıymetli olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. 6 Şubat’ta malum bir deprem oldu ve depremde devletin bütün kurumlarını seferber ettik. İki ay boyunca biz Adil Bakanımızla Adıyaman merkezli olmak üzere 11 ili de gezdik. Orada Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri çok daha organize olabilirdi. Ama biz onların eksikliğini de hissetmedik. Bütün kurumlarımızla sahada olduk. Onun için buradaki güç, kuvvet gerçekten kıymetli.” ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) sadece İstanbul’a hizmet etmediğinin altını çizen Uraloğlu, “İBB bütün Türkiye’ye hizmet etmelidir. Bunu etmiştir, tekrar edecektir. Biz, 131 kilometre metro hattı yaptık İstanbul’da. Bu aralar çok konuşuluyor; ‘şu kadar kilometre yaptık’ diye. Yaptık dedikleri şu kadar kilometrenin belli bir kısmını yüzde 90 seviyesinde, belli kısmını yüzde 80 seviyesinde, belli kısmını da yüzde 50 seviyesinde biz teslim ettik.” değerlendirmesinde bulundu.
Uraloğlu, İstanbullunun tercihlerinden dolayı durdurdukları hiçbir yatırım olmadığının altını çizerek, “Ama biz İstanbul’da temel atmama törenlerini gördük. Biz metro inşaatlarının temellerinin hafriyatla kapatıldığını gördük. Bu şehre biz daha iyi hizmet etmeye talibiz. Onun için de büyükşehir belediyesiyle birinci derecede ama bütün belediyelerle işbirliği yapmamız kıymetlidir. Biz daha iyi hizmet ederiz.” ifadelerini kullandı.
Yeni metro hatları geliyor
Yakın zamanda Gayrettepe Havalimanı metrosunu bitirip hizmete açtıklarına dikkati çeken Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi pazartesi günü saat 12’de inşallah Kazlıçeşme’yle Sirkeci arasındaki 8,3 kilometrelik raylı sistemi yaya yolları ve bisiklet yollarıyla bitirip açacağız. Halkalı Havalimanı Metrosu var. Bunda özellikle Arnavutköy ile havalimanı arasındaki kesim seçime kadar yine bitmiş olacak. Altunizade, Çamlıca, Bosna Bulvarı’ndaki çalışmalarımız devam ediyor. Yine Bakırköy-Bahçelievler’i de seçime kadar açacağız. Biz 131 kilometrelik bir hat açtık; bu yaptıklarımızı da bitirdiğimiz zaman aşağı yukarı 160 kilometrelere geleceğiz ve İstanbul’un 398 kilometrelik metro hattı bu şekilde tamamlanacak. Biz bir çalışma yaptık. Bu çalışmaya göre İstanbul’un 1004 kilometre metroya ihtiyacı var. Bu da 600 kilometre daha yapacağız demektir. Bunu da ancak biz büyükşehirle beraber birlikte yaparız.”
İBB Başkan adayı Murat Kurum’a olan desteğini de dile getiren Uraloğlu, “Murat Kurum kardeşimizle ‘Bize her yer Trabzon’ diyerek İstanbul’a da inşallah beraberce hizmet edeceğiz. Ben sahayı takip ediyorum. Bir kere hemşehrilerimi iyi takip ediyorum. Trabzon’a ve İstanbul’a hizmet edecek olanın biz Murat Kurum kardeşimiz olduğuna inanıyoruz. Onun için Trabzonluların adresi belli. Trabzonluların nereye oy atacağı belli. Hayırlı uğurlu olsun. Hiç endişe yok. Bizim istikametimiz budur. Kimse algı yapmasın. Cumhurbaşkanı’mız ne diyor; ‘Trabzon’a AK Parti yakışır. AK Parti’ye de Trabzon yakışır.’ Ben de diyorum ki Trabzonlulara Murat Kurum’un yanında yer almak yakışır.” ifadelerini kullandı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da E-Spor Merkezi’ni ziyaret edip, gençlerle PlayStation oynadı. Kurum’a ziyareti sırasında eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ve AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz eşlik etti. Kurum, evlerinin dönüşüme girmesini isteyerek “Senden ricam, binalarımızı yap. Oyumuz senin için” diyen vatandaşa, “Sen hiç merak etme, nisanda onların hepsine teker teker başlayacağız” cevabını verdi. Gençler tarafından ilgiyle karşılanan Kurum, onlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. E-Spor Merkezi’nin ardından Bağcılar’daki Bağ Kafe’yi de ziyaret eden Kurum, gençlere çay ve kahve ikramında bulundu.
“Gençlerle bu tesislerin sayısını artıracağız”
İstanbul’daki E-Spor Merkezleri’nin sayısını artıracağını belirten Kurum, “Burası gençlerimizin spor yaptığı, PlayStation oynadığı, yazılım kursu aldığı güzel bir tesisimiz. Gençlerimiz burada mutlu oluyorlar, sporla iç içeler, bilgisayar oyunlarını oynuyorlar. Burada huzurlu, güvenli bir ortam var. Bunların sayısını artıracağız. İstanbul’da E-Spor turnuvalarını uluslararası turnuvalar haline getirmek için bu mücadeleyi yapacağız. Gençlerimiz geleceğe daha güvenli bakacakları bu adımları burada atabilsinler. Gençlerimiz sadece yarının gençliği değil, bugünün de gençliği, bugünün karar vericileri. O yüzden gençlerle bu tesislerin sayısını artıracağız. Hem ofis alanları kuracağız hem iş kurabilmeleri için onlara imkan sağlayacağız. Böylesi güzel gençliğimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
“İBB olarak bizler 1 Nisan itibarıyla ‘Yarısı Bizden’ kampanyamızı yürüteceğiz”
Güncel ev fiyatlarının yükselmesiyle birlikte vereceği desteklerin artıp artmayacağını soran gazeteciye cevap veren Kurum, “Tabii artacak. Yarısı Bizden kampanyası ile ilgili süreci Sayın Cumhurbaşkanımız onayladı, yönetmelik yayınlandı. Gerek bakanlığımız, gerekse İBB olarak bizler 1 Nisan itibarıyla ‘Yarısı Bizden’ kampanyamızı yürüteceğiz. Nisan itibarıyla başlayacağımız en önemli işlerden biri kentsel dönüşümdür. Vatandaşımızla el ele verip İstanbul’un dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Bu bizim olmazsa olmazımız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’un dönüşümünü hep birlikte gerçekleştireceğiz”
31 Mart akşamı İstanbul’un dönüşümü için çalışanlar ile dönüşümün yapılmaması gerektiğini düşünenlerin karşı karşıya geleceğini belirten Kurum, “Deprem bu şehrin bir gerçeği, bu gerçekle mücadele etmek zorundayız. 31 Mart akşamı en önemli şey şu; bir tarafta dönüşüm yapmak isteyen bir irade, diğer tarafta ise bu dönüşümün yapılmaması gerektiğini düşünen bir irade var. Bir tarafta da İstanbul’un deprem gerçeği var. Bunu bilim insanları söylüyor, hocalarımız söylüyor. Dolayısıyla biz milletimizle el ele vereceğiz, İstanbul’un dönüşümünü hep birlikte gerçekleştireceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. – İSTANBUL
]]>Atatürk Havalimanı’nda “Trabzon’un Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 106. Yıl Dönümü” programında bir konuşma yapan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını ileterek sözlerine başladı.
İstanbul’da bir araya gelmekten ve kucaklaşmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Kurum, Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümünü kutladı.
Trabzon’un tarihine dikkat çeken Kurum, “Bugün bizim için İstanbul neyse Trabzon da odur. Biz bu iki şehri hep ikiz kardeş olarak gördük, çünkü her ikisinin de fatihi Sultan Mehmet Han’dır. Sultan Fatih Trabzon’umuz için ne demiştir? ‘Biz Trabzon’a toprakları değil gönülleri fethetmeye etmeye geliyoruz.’ Bugün salondaki siz değerli kardeşlerime bakıyor ve görüyorum ki Sultan Fatih’in bu sözü gerçekleşmiştir. Bunun ispatı Trabzonlu kardeşlerimizdir. Trabzon demek sığınılacak liman, omuz verilecek dost demektir.” diye konuştu.
Kurum, bakanlığı döneminde Trabzon’a ne zaman eser ve hizmet için gitse bir seferberlik anlayışıyla birçok belediye başkanıyla çalıştığını kaydederek, şunları belirtti:
Bakanlarımızla, milletvekillerimizle bir kardeşlik hukuku içerisinde, İstanbul’da yaşayan Trabzonlu kardeşlerimize ve memleketiniz Trabzon’a en güzel yatırımları, en güzel eserleri kazandırmanın gayreti içerisinde olduk.
“Sizler daima Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında oldunuz, her zaman Cumhur İttifakı’na destek verdiniz. Türkiye’nin ve İstanbul’un karşısında ne zaman bir tehlike ve tehdit görseniz hemen safa geçtiniz. İradenizi net bir şekilde ortaya koydunuz. İşte bugün de aynı hassasiyeti İstanbul için göstermenizi istiyorum. İstanbul çok daha büyük bir tehlikenin girdabına sokulmak isteniyor. Bugün maalesef milletin gözleri önünde İstanbul bir kirli pazarlık masasına yatırılmıştır. Fatih’in emaneti İstanbul, Kandil uzlaşısı adıyla paylaşılmak ve buradaki tüm değerler kaybedilmek istenmektedir. Her gün yapılan pazarlıklar meclis üyeleri ve adaylıkları orada, masa arkasında, kapı arkasında yapılan planlarla birlikte dağıtıldığını görüyoruz. Birileri yine siyasi hırsları uğruna İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapıyor.”
İstanbul ne zaman pazarlık konusu olsa, ne zaman paylaşılmak istense bu milletin buna asla izin vermediğini aktaran Kurum, “O kirli anlaşmaları bozmuştur, Sultan Fatih böyle yapmıştır, Sultan Abdülhamit Han karşılarında dimdik dikilmiştir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk dik durmuştur, Recep Tayyip Erdoğan 22 yıldır bu hesapları parçalayıp atmıştır. Bizim görevimiz de 31 Mart akşamı bu pazarlık masasını, bu Kandil masasını hep birlikte dağıtmaktır. 31 Mart’ta hep birlikte sandıkları patlatmak, kirli hesap güdenlere en güzel cevabı yine sandıkta vermektir.” şeklinde konuştu.
“O hayalleri de işte bu ekip birlikte gerçekleştirecek”
Kurum, konuşması sonrası Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu ile Trabzon Tanıtım Günleri için fuar alanındaki stantları gezdi, ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bu sırada Bakan Uraloğlu, bir gazetecinin “Murat Kurum’la projeleriniz olacak mı?” sorusuna, şöyle yanıt verdi:
“Biz mühendisiz, biz proje adamıyız. Gerçekten projeleri biz beraberce, bir ekip halinde çözeriz, o irade var. Cumhurbaşkanımız Allah’ın izniyle bize her türlü desteği verdi, biz de İstanbul’a o desteği veriyoruz. Murat Kurum kardeşim zaten yaptığı 5 yıllık hizmette kendisini Türkiye’ye tanıtmış olan, Trabzon’a da imza atmış olan, deprem tecrübesi olan bir kardeşimiz. Ulaşımı beraber çözeceğiz, kentsel dönüşümü kendisi çözecek Allah’ın izniyle. Dolayısıyla burada biz 2029 seçimlerine giderken İstanbul’u Allah’ın izniyle çok çok farklı göreceğiz.”
Ardından Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılacak işbirliğine ilişkin, “İstanbul’un başta trafik çilesi olmak üzere ulaşım yatırımlarımızla birlikte vatandaşlarımızın rahatladığı, vatandaşlarımızın huzur ve güven içerisinde yolculuk ettiği bir İstanbul’u hayal ediyoruz. Her şey hayalle başlar ve o hayalleri de işte bu ekip birlikte gerçekleştirecek. Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz, İstanbullu kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz. İnşallah el birliği içerisinde İstanbul’umuzu güzel yarınlara hazırlayacağız.” ifadelerini kullandı.
Karaismailoğlu ise Kurum’un çalışkanlığına değinerek, “Bakın pazartesi günü Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattı açılacak. Eser ve hizmet ne demektir? Vatandaşlarımızın onu takip etmesini istiyorum. Bu 5 yıllık ara inşallah 31 Mart’ta kapanacak ve hizmetin nasıl yapıldığını Murat kardeşimiz gösterecek İstanbul’da.” dedi.
Programa, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, bazı milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sancaktepe Buluşmasında yaptığı konuşmasında, “Ben, 2019’daki rakibim, Sayın Binali Yıldırım’dan daha memnundum. Şimdiki rakibim, biraz sıkıntı çekecek dedim, ama daha ilk günlerde bile su kaynattı. Niye böyle söylüyorum? Çünkü, şimdiden birtakım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Bir de bazen, utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Benim Türkiye Cumhuriyeti’nde, 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok, milli duygularını da sorgulama hakkım yok. Benim vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu da sorgulayacak adam, anasının karnından doğmadı. İşine bak sen” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çekmeköy’ün ardından günün ikinci halk buluşmasını, komşu ilçe Sancaktepe’de yaptı. İmamoğlu, halk buluşması öncesinde, CHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin ile birlikte esnaf ziyaretleri gerçekleştirdi. Abdurrahman Gazi Mahallesi’ndeki Samandıra Saat Kulesi çevresindeki esnafla ve vatandaşlarla bir araya gelen İmamoğlu ve Yeğin, yurttaşların ilgi odağı oldu. Bir çay ocağı önünde soluklanan İmamoğlu, çevrede bulunan vatandaşların sorunlarını dinleyip, taleplerini aldı.
İmamoğlu, börekçi esnafın isteğini kırmadı ve Kastamonu kır pidesi servisi yaptı. Yoğun ilgi altında esnafı gezen İmamoğlu, saat kulesinin bulunduğu meydana konumlanan DEVA, CHP, AKP, İYİ Parti ve Saadet Partisi stantlarını da ziyaret edip, başarı dileklerini iletti.
İMAMOĞLU’NDAN AK PARTİLİLERE: “1 NİSAN’DAHEPİMİZ KOMŞUYUZ, HEPİMİZ ARKADAŞIZ”
AK Parti standındaki partililer ile İmamoğlu arasında ilginç bir, “üye” diyaloğu yaşandı. AK Parti Sancaktepe Gençlik Kolları Başkanı Emrah Albayrak, İmamoğlu’na seçim broşürlerini verirken, bir başka partili de İBB Başkanı’na, “Başkanım, üye yapabiliriz istiyorsanız” teklifinde bulundu. İmamoğlu’nun AK Parti üyesi vatandaşa yanıtı, “Beni mi üye yapacaksınız? Ne kadar istiyorsunuz beni ya” oldu. Bu sözlerin sonunda AK Partili vatandaşa sarılan İmamoğlu, “Her şey ötesinde sulh içinde, barış içinde bir seçim ortamı olsun. Kimsenin burnu kanamasın, kimsenin gönlü kırılmasın. Fikirler yarışsın. İnsanlar birbirinin hakkında eleştiri yapabilir, döneri yapabilir. Ama günün sonunda, 1 Nisan’da hepimiz komşuyuz, hepimiz arkadaşız, hepimiz akrabayız. Aynı ailede farklı oylar veren insanlar var. Onun için herkesi Allah yardımcısı olsun. Allah utandırmasın” temennisinde bulun
AKP’Lİ VATANDAŞTAN İMAMOĞLU’NA: “AK PARTİ’YE OY VERİYORUM. KIZIM SİZİ ÇOK SEVİYOR”
Esnaf ziyareti sırasında İmamoğlu’yla selamlaşan bir vatandaş, “Başkan, AK Parti’ye oy veriyorum. Kızım sizi çok seviyor, dersaneden geliyor. Resim çekilecekmiş seninle” dedi. İmamoğlu’nun vatandaşa yanıtı, “Tamam, tamam. Daha buradayım. 10 dakikaya gelir mi” oldu. Vatandaş da İmamoğlu’na, “3 dakikaya burada inşallah” şeklinde karşılık verdi. Vatandaşın kızı, 8. sınıf öğrencisi Yağmur, esnaf ziyareti sırasında yakaladığı İmamoğlu’na sarıldı. Yağmur’la fotoğraf çektiren İmamoğlu, yardımcılarından genç öğrenciye İBB kitaplarından bir seçki ulaştırmaları talimatını verdi ve “Çok güzel bir liseye gir, sonra çok güzel bir üniversite oku. İleride belki İstanbul’u sen yönetirsin” temennisinde bulundu.
SANCAKTEPE’DE İMAMOĞLU COŞKUSU
Yaklaşık 2 saat boyunca esnafı gezen ve vatandaşlarla sıcak sohbetler gerçekleştiren İmamoğlu ve Yeğin, “Sancaktepe Sarıgazi Halk Buluşması”nda coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı. Vatandaşlar, seçim otobüsünün arkasında kalan bölümü de doldurarak, İmamoğlu ve Yeğin’e sevgi gösterilerinde bulundu. Halk buluşmasında İmamoğlu ve Yeğin’e, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile CHP milletvekilleri Suat Özçağdaş, Ali Gökçek de eşlik etti.
İmamoğlu konuşmasında şunları söyledi:
“HİÇ DAVET EDİLMEDİM BİLİYOR MUSUNUZ İSTANBUL’DAKİ TÖRENLERİNE: Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığımda, beş senede ilçemde bir kez bile Büyükşehir Belediye Başkanı’nı görmedim. Allah şahit, görmedim. İki-üç defa gelmişse de beni davet etmediler. Ben, bu beş yıl içerisinde her ilçeye 20 defa, 15 defa, 30 defa gittim. Hem gittim hem de seçilen belediye başkanına demokrasi gereği saygı gösterdim. Nereye gidiyorsam davet ettim. Hangi açılışı yapıyorsam davet ettim. Ben bu açılışlara giderken ya da temel atmalara giderken, Allah aşkına bir partinin töreni mi yapıyorum? Hayır. Belediyenin. Belediye kimin? Milletin. Onun için, her defasında davet ettim. Belki bir-iki defa gelmiş olabilir Sayın Belediye Başkanı. Onun dışında gelmediler. Çünkü alışık değiller. Benim neredeyse görev sürem dolmak üzere. Hiç davet edilmedim biliyor musunuz İstanbul’daki törenlerine. Hatta parasını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ödediği metro açılışlarına bile davet edilmedim.
ŞİKAYET EDİNCE; SİRKECİ-KAZLIÇEŞME RAYLI SİSTEMLER AÇILIŞINA ULAŞTIRMA BAKANI TARAFINDAN DAVET EDİLDİM: Ben bu şikayeti sıklıkla yaptım ya hani; son günlerinde akılları başına geldi diyeceğim. Bu sefer beni ilk kez; Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemler açılışına Ulaştırma Bakanı tarafından davet edildim. Vallahi teşekkür ediyorum kendisine. Peki şimdi ben ne yapacağım? Pazartesi oraya gideceğim. Pazartesi niye gideceğim biliyor musunuz? Bakın bu ülkede bazı alışkanlıkları böyle yapa yapa değiştireceğiz. Şunun için gideceğim o açılışa: O bakanlık, o makamlar; onlar kadar benim kardeşim, benim. Benim makamım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, benim kadar onların. Bunu onlara öğretene kadar, bunu her yerde anlatacağım.
MİLLETİN EVLATLARIYLA İSTANBUL’U YÖNETİYORUZ: Eğer sen dürüstsen, sen aklı ve bilimi masandan ayırmıyorsan, iyi insansan… Benim anneciğimin güzel bir duası var. Bana diyor ki benim annem, ‘Uşağım, Allah’ım seni güzel insanlarla buluştursun.’ Bütün evlatlar, güzel insanlarla buluşsun. Benim annemin duası, Allah’ıma şükür hep karşıma geliyor. Ben iyi insanlarla buluşup, onlarla yürüyorum. Onlar benim önüme düzgün işler getiriyor. Milletin evlatlarıyla İstanbul’u yönetiyoruz. O milletin evlatları dediğim ne biliyor musunuz? O milletin evlatları dediğim, sizin evlatlarınız. Benim eşim dostum değil, akrabam değil. Vallahi damadın da değil, oğlum da değil, kızım da değil. Milletin evlatları, milletin. Çünkü benim makamım, milletin makamı. Milletin bana emaneti olan makam.
BEŞ YIL BOYUNCA, SABAH KALKTILAR ‘EKREM İMAMOĞLU’, AKŞAM YATTILAR ‘EKREM İMAMOĞLU’: Açık söyleyeyim; ben bu seçimde daha güçlü bir yarış beklerdim. Daha güçlü bir performans beklerdim. Ama ne yazık ki olmuyor. Hatırlayın. Bunlara ben ne demiştim? 2019’u hatırlayın. İlk seçimi kazandık mı? Ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar değil mi? O dönemde, 18 gün İstanbul’u yönetirken bile demiştim ki, ‘Bunları 18 günde çıldırttım. Beş yılda, size söz, bunları deli edeceğim’ demiştim, deli. ve ne oldu biliyor musunuz? Dediğim oldu. Vallahi billahi dediğim oldu. Adamlar, beş yıl boyunca, sabah kalktılar Ekrem İmamoğlu, akşam yattılar Ekrem İmamoğlu. Yok, sözümü geri alıyorum. Vallahi bir tanesi… Muhtemelen her akşam rüyasına da giriyorum. Vallahi öyle. Muhtemelen rüyasına da giriyorum. Yahu nedir benimle derdiniz? Ne Allah aşkına? Ben İstanbul’da işini yapmaya çalışan, hizmet etmeye çalışan bir insanım. Kaldı ki, yok birbirimizden farkımız. Yok.
RAKİBİM ŞİMDİDEN BİRTAKIM İFTİRALAR UYDURMAYA BAŞLAMIŞ: Bugün Sancaktepe’de beraber gezerken, Alper Başkanımla birlikte gittik, AK Parti standına uğradık. Oradaki de benim hemşehrim. O da benim komşum. ya belki akrabam. Hepimizin akrabaları da başka partiye oy veriyor. Bu partiye veriyor. O partiye veriyor. Yahu niye ayrıştıracağım? Gittim, ellerini sıktım. Oradaki hemşehrim dedi ki, ‘Gel seni üye yapalım.’ Dedim, ‘Ya beni ne kadar seviyorsunuz. Allah razı olsun sizden’ dedim. Şimdi bunu niye anlattım? Bizim yüreğimiz bu kadar zengin. Ama söyleyeyim; Ben, 2019’daki rakibim, -kulakları çınlasın- Sayın Binali Yıldırım’dan daha memnundum. Şimdiki rakibim, dedim yani biraz sıkıntı çekecek, ama daha ilk günlerde bile su kaynattı, söyleyeyim. Açık ve net. Niye böyle söylüyorum? Çünkü, şimdiden birtakım iftiralar uydurmaya başlamış. Hemen bunlar sıkışınca ne yapıyorlar? Herkesin milli duygularını sorgulamaya çalışıyorlar. Yaptılar ya bunu. Bir de bazen, utanmadan inancını sorgulamaya çalışıyorlar. Ben hep ne diyorum biliyor musunuz? Benim Türkiye Cumhuriyeti’nde, 86 milyon vatandaşımın içinden bir Allah’ın kulunun inancını da sorgulama hakkım yok, milli duygularını da sorgulama hakkım yok.
BUNLAR DAHA AZITACAKLAR, BİLİYORUM: Ben size bir şey daha diyeyim mi? Benim vatanıma, milletime, bayrağıma, atama, dedeme, nineme, Atatürk’üme olan tutkumu sorgulayacak adam, anasının karnından doğmadı. İşine bak sen. Onun için su kaynattı, onun için. Daha başka bir şey söyleyeyim. Çünkü bunlar, daha azıtacaklar biliyorum. Önden bunu söyleyelim de herkes haddini bilecek. Daha ilerisine gideyim. İnanç, Allah’la kul arasında. Yaradan, bize öyle güzel bir din vermiş ki, kimse kimsenin inancını ölçemez. Kimse kimsenin inancını yorumlayamaz bile. Benimle Yaradan arasında. Ben, bir tek Yaradan’a sığınırım. Ben, bir tek Yaradan’a sığınır, bir tek Yaradan’dan korkarım. Allah’ın kulundan korkmam. Benim inancımı sorgulayacak, benim inancımı yorumlayacak Allah’ın kulu, anasının karnından doğmadı kardeşim. İşine baksın. Dolayısıyla, bu kötü sözlere inanmayın. Bu kötü sözlerle muhatap olmayın. O kötü sözlerle ilgilenmeyin.
NE DEMİŞTİ SAYIN CUMHURBAŞKANI? BİNALİ Mİ, SİSİ Mİ: Niye ilgilenmeyin biliyor musunuz? Bunlar, U dönüşünü seviyorlar. Hatırlıyor musunuz, 2019’da ne olmuştu? Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanı? Hatırlıyor musunuz? ‘Binali mi, Sisi mi?’ Güya Sisi, ben. ya 14 Şubat’ta, hem de Sevgililer Günü’nde, gözlerinin içine baka baka Mısır’da yanına, ayağına gitmedi mi? Gitti. Herhalde bana oy verecek, söyleyeyim. Herhalde Öyle düşünüyorum. Öyle değil mi? Şimdi bakın, işin şakası bir yana, bu işin, bu dilin, bu siyasetin bu milletin gündeminde yeri yok. Ha şunu söyleyeyim; eğer saygıdeğer Sisi Türkiye’ye gelmek isterse, ben onu İstanbul’da ağırlarım, Bu arada şunu söyleyeyim: Bu şehir, bu güzel İstanbul, bu güzel memleket, bu güzel devlet, bu güzel millet bu tavrı, bu ikircikli konuşmaları hak etmiyor. Benim güzel çocuklarımın, benim güzel gençlerimin, benim güzel insanlarım bu tarz yaklaşımı hak etmiyor.
BİZ BUNLARA PABUÇ BIRAKMAYIZ KARDEŞİM: Neyi hak ediyor? Kütüphaneyi hak ediyor. Neyi hak ediyor? Metroyu hak ediyor. Niye hak ediyor? Yeşil alanı hak ediyor? Yurdu, bursu, kursu, ders atölyelerini hak ediyor. Daha güzel yeşil alanları, kent meydanlarını, daha kaliteli yaşamı hak ediyor. Ama üç haneli enflasyonu hak etmiyor. Hiçbir işe yaramayan emekli maaşını hak etmiyor. Dar gelirlinin sıfıra inmiş, tükenmiş maaşını bu millet hak etmiyor. Yüksek faizi, yüksek enflasyonu, yüksek maliyet artışlarını bu millet hak etmiyor. Onun için ben ne diyorum onlara biliyor musunuz? İşinize bakın. İşinizi yapın. Sizin işiniz ekonomiyi yönetmek. Ekonomiyi batırdınız. Bunlar sıkıştılar mı, hemen başka şeylere başvururlar. Sıkıştılar mı, hemen başka problemleri yaratmaya çalışırlar. İnsanları kötülemeye çalışırlar. Ama söyleyeyim; biz bunlara pabuç bırakmayız kardeşim. Bu millet haklının, hukuku koruyanın, adil olanın yanındadır. Biz hak, hukuk, adaletten asla vazgeçmeyeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz.”
]]>İSTANBUL – Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.
Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu.
]]>Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ile Fatih Caddesi’ndeki esnafı ziyaret eden Kurum, burada vatandaşlarla görüştü, onları dinledi ve çocuklara oyuncak hediye etti.
Kurum, ziyaretlerin ardından katıldığı mitingde yaptığı konuşmada, adaylığı açıklandığı günden beri İstanbul’u karış karış dolaştığını söyledi.
Açıkladığı projelerden olumlu dönüşler aldıklarını ve bu güvenin birilerini telaşlandırdığını belirten Kurum, “İstanbul’da hangi görüşten olursa olsun tüm kardeşlerimiz istisnasız tüm annelerimiz, gençlerimiz bizlere güveniyor, bizlere inanıyor, verdiğimiz sözlere inanıyor. Çünkü biliyorlar ki biz bir söz verdik mi o sözü tutarız. Biz bu güveni asla boşa çıkarmayız. Bundan önce ne söz verdiysek sözlerimizi yaptık, tarlada izimiz var. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Biz afetlere gittik, söz verdik, sözümüzü tuttuk. Biz milletimizin o en zor anında yanında olduk. Orada beraber üzüldük, beraber ağladık ama hamdolsun sözlerimizi bir bir tuttuk. İnşallah Bağcılar’da sözünü tutacak.” diye konuştu.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde verdiği sözleri hatırlatan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Şimdi sen utanmadan, sıkılmadan ‘Ben böyle sözler vermedim.’ diyorsun. Yahu sana kim inanır? Şimdi çıkmışlar ne diyorlar? ‘İsrafı bitirdik, hizmeti getirdik.’ öyle değil mi? Bağcılar Meydanı’ndan buradaki Bağcılarlı kardeşlerimle birlikte kendilerine soruyoruz, ‘100 bin konut’ sözü verdiniz, yapmadınız. ’15 bin sosyal konut’ dediniz, yapmadınız. Bunca parayı nereye harcadınız? Söz verdiğiniz yeşil alanların hiçbirini yapmadınız, bunca imkanı nerede kullandınız? ‘İstanbul’a yüzlerce park, bahçe yapacağız.’ dediniz, onu da yapmadınız. İstanbul’un kaynaklarını nereye kullandınız? On binlerce kadınımıza ‘İş bulacağım, İSMEK’i büyüteceğim, her kadın meslek sahibi olacak.’ dediniz, yapmadınız. Şu güzel annelerimizin, kadınlarımızın parasını nereye kullandınız? Siz israfı bitirip, hizmet getirmediniz. Siz israfı getirip İstanbul’u bitirdiniz.”
Kurum, kendilerine yöneltilen “650 bin konutu nasıl yapacak?” sorusuna, şöyle yanıt verdi:
“Bağcılar’dan cevap veriyorum, aslında yanıma gelsen şöyle biraz staj yapsan, gelsen biraz afetlerde yanımda olsan, başka yerlere gideceğine bunları öğretiriz sana ama senin öğrenmek gibi bir derdin yok ki. Şimdi ben anlatıyorum nasıl yapacağımızı, sizin reklam bütçesine ayırdığınız kaynakları biz kentsel dönüşüme harcayacağız. Sizin kariyer inşa etmek için harcadığınız kaynakları, biz Bağcılar’ın yuvalarını inşa etmek için harcayacağız. Sizin sosyal medya trollerine harcadığınız paraları, biz İstanbulluların hizmetine harcayacağız. Sizin CHP’yi ele geçirmek için savurduğunuz kaynakları, biz İstanbul’un projelerinde kullanacağız.”
İstanbul için projelerini açıkladıktan sonra rakiplerinin telaş içinde olduğunu belirten Kurum, şunları kaydetti:
“Ne yapacaklarını bilmiyorlar. Sürekli yeni bir şeyler deniyorlar, farklı farklı gündemlerin peşinde koşuyorlar. Bu sefer de İstanbul’un hemen her ilçesinde bizim afişlerimizi, pankartlarımızı indiriyorlar. Bakın açık söylüyorum, Büyükşehir’in zabıtaları eliyle afişlerimizi söktürmeleri demokratik olgunluk sahibi olmadıklarını, gençlerimizin emeklerine saygılı olmadıklarını göstermiştir ama ben burada o afişleri asan bu davanın gençlerine, neferlerine söz veriyorum. İstanbul’u bu demokrasi düşmanı tutumlardan, bu algıcılardan ilelebet kurtarmak için 31 Mart akşamına kadar gece gündüz demeden çalışacağız.”
İstanbul’un bir tehlike girdabına sokulmak istendiğini aktaran Kurum, sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün maalesef milletin gözleri önünde İstanbul kirli bir pazarlık masasına yatırılmıştır. Fatih’in emaneti İstanbul, Kandil uzlaşısıyla paylaşılmak istenmektedir. Her gün pazarlıklar yapılmakta, bir tarafta meclis üyelikleri dağıtılmakta, kapı arkasında, otel odalarında bir bir bu adaylıklar dağıtılmaktadır. Kandil uzlaşısının adayı İmamoğlu’dur. Siyasi hırsları uğruna İstanbul’u bu pazarlıkların konusu yapan bizzat kendisidir. İstanbul’u bu duruma düşürenler şunu asla unutmasın, tarihten bu yana İstanbul ne zaman pazarlık konusu yapılsa, ne zaman paylaşılmak istense bu millet buna asla izin vermemiştir, o kirli kapı arkası anlaşmaları milletimiz bozmuştur.”
Her zaman Bağcılar’ın yanında olacaklarını kaydeden Kurum, göreve başladıkları anda bir yandan Mahmutbey, Ateştuğla ve Çiftlik kavşakları projelerini yaparken, diğer yandan Kirazlı-Halkalı, Mahmutbey-Esenyurt metrolarını süratle inşa edeceklerini, ilçedeki iki önemli bölge olan Güneşli ve Çiftlik meydanlarının metroyla buluşacağını bildirdi.
“İstanbul’da e-Spor turnuvalarını, uluslararası turnuvalar haline getirebilmek için bu mücadeleyi yapacağız”
Mitingin ardından Kurum, Bağcılar Belediyesi e-Spor Merkezi’ni ziyaret etti, burada gençlerle oyun oynadı.
Kurum, burada yaptığı açıklamada, bu tür merkezlerin sayısını artıracaklarını ifade ederek, şunları söyledi:
“İstanbul’da e-Spor turnuvalarını, uluslararası turnuvalar haline getirebilmek için bu mücadeleyi yapacağız. İstiyoruz ki gençlerimiz burada, güvenli ortamlarda vakit geçirsinler. Gençlerimiz geleceğe daha güvenli bakacakları bu adımları buralarda atabilsinler. Çok farklı yetişsinler, gençlerimiz sadece yarının gençliği değil, bugünün de gençliği, bugünün de karar vericileri. O yüzden gençlerle inşallah bu tesislerimizin sayısını arttıracağız.”
Bir gazetecinin “Kentsel dönüşüm destek paketinde artış olacak mı?” sorusuna Kurum, şöyle cevap verdi:
“Tabii ki artacak, ‘Yarısı Bizden Kampanyası’yla ilgili süreci 1 Nisan itibarıyla yürüteceğiz. Siz de şahit oldunuz, aşağıda bir annemiz ‘Benim evimi de bir an önce dönüştürün.’ diyor. Bizim nisan itibarıyla başlayacağımız en önemli işlerden biri kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü ve bu kapsamda da süreç içerisinde biz inşaat faaliyetlerini yürüttükçe; gerek güncellemeler yapacağız gerek farklı iyileştirmeler yapacağız. Vatandaşımızla el ele vereceğiz, İstanbul’un dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Bu bizim olmazsa olmazımız. Deprem bu şehrin bir gerçeği dolayısıyla bu gerçekle mücadele etmek zorundayız.”
Kurum’a ziyaretlerinde Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mehdi Eker ve partililer de eşlik etti.
]]>Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Beşiktaş’ta düzenlenen ‘İstanbul’u Büyüten Kadınlar’ programında kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum, eski Başbakan Tansu Çiller, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Protokol konuşmalarıyla başlayan program, Kurum’un çalışmalarının olduğu tanıtım filmi ile devam etti.
“4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Dün konuşmama hazırlanırken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu güzel cümlesini bir kez daha okudum. Atatürk ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en şerefli varlığımızdır.’ Sizler bu sözlerin bizzat ispatısınız. Çünkü bugün, 4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz. İstanbul’un neresine gitsek sizin eserlerinizi görüyoruz. Zaten İstanbul tarihinin hangi dönemine bakarsanız, bu şehrin bir kadınlar şehri olduğuna şahit olursunuz. İstanbul’umuz güzelliğiyle sizlere benzemektedir, şefkatiyle sizleri andırmaktadır. İstanbul’un ilk kuruluş efsanesi bile dünyanın en güzel kadınının hikayesiyle başlar. Kız Kulesi, İstanbul’un tarihindeki en güzel efsanelerden birini temsil eder. İstanbul Şah Sultan’ın, Haseki sultanların külliyeleriyle, Mihrimah ve Valide sultanların camileriyle, Osmanlı’nın o zarif kadınlarının yaptırmış oldukları binlerce vakıfla kadınların ellerinde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Bu şehrin kadim mahallelerinde bulunan evlerin, meydanların, hanların tamamının altında kadınların imzaları vardır. Seyyahlar da bu durumu kabul etmiş olmalılar ki notlarında ‘İstanbul, dünyada en çok kadın elinin değdiği şehirdir’ derler. İşte İstanbul’un en güçlü şirketlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, kamunun yöneticisi olan kadınlarımız buradalar. İstanbul’umuz inşaattan tekstile, savunma sanayisinden sivil topluma, hukuktan spora, gazetecilikten sanata kadar her alanda liderlik eden Türk kadınının emekleriyle 1 Nisan sabahı itibarıyla yeniden tarih yazmaya hazırlanmaktadır. 39 gün sonra İstanbul’umuz gerçek belediyecilikle tanışacak ve ‘Kadınların İstanbul’u’ dönemi başlayacak” dedi.
“İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız”
İstanbul’u her alanda örnek bir şehir yapmak için çalışacağını belirten Kurum, “Kadınlarımızın inceliğini, özgüvenini örnek alan bir yönetim anlayışı sunacağız. Bugün nasıl sizler insanımızın, emekçimizin daha güzel bir geleceğe uzanması için canla başla mücadele ediyorsanız, biz de aynı geleceği kurgulamak için ter dökeceğiz. Bugün aranızdaki hocalarımız, nasıl muhteşem sanatkarlar yetiştiriyorsa biz de bu şehrin kültürle, sanatla yaşaması için çaba sarf edeceğiz. Sizler nasıl yenilikçi projelerinizle gençlerimize kariyer fırsatları sunuyorsanız, biz de gençlerimize yeni iş alanları açacağız. Şirketlerinizde Türkiye’nin büyümesi için nasıl çalışıyorsanız, biz de İstanbul’u her alanda dünyaya örnek bir şehir yapabilmek, yarınlara güven ve huzur içerisinde hazırlayabilmek için koşacağız. İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız. Göreve geldiğimizde kadın yönetici, işçi ve memur sayımızı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarihindeki en yüksek seviyeye çıkaracağız. İstanbul’un kadınları, bu aziz şehri nasıl bugüne taşıdıysa biz de İstanbul’u yeniden yükselişe geçirecek projelerimizi sizlerle birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız”
1 Nisan’dan itibaren İstanbul’u kadınlara birlikte yöneteceğini dile getiren Kurum, “Biz iktidarda olduğumuz 22 yıl boyunca kadınlarımızın, annelerimizin hep yanı başında olduk. Kadınların özgürlüğü ve özgüveni için her adımı kararlılıkla attık. İş gücüne katılım düzeylerini olabildiğince artırdık. Bugün, kadınlarımızın her alanda güçlendiklerini gördükçe, geleceğe daha umutla bakıyoruz, kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Bizim dönemimizde İstanbul’a yön veren doğrudan kadınlar olacak. 1 Nisan’dan itibaren bu şehri kadınlarımızla birlikte yöneteceğiz. İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız. Sizlerle bugün ilkini yaptığımız bu toplantıyı düzenli olarak yapacağız” ifadelerine yer verdi.
“İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız”
Sıfır atık ile ilgili konuşan Murat Kurum, “Bir çevre hareketi olarak doğan, daha sonra hızla Türkiye’nin en büyük kadın hareketine ve ardından da küresel bir çevre hareketine dönüşen sıfır atık hareketimiz saygı değer Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde yürüttüğümüz Sıfır Atık Projesi’dir. İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız. İstanbul Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da ortaya koymuş olduğu 2053 net sıfır emisyon hedefini yakalayan ilk şehir olacak. 2040 yılına geldiğimizde gerçekleştireceğimiz çalışmalarla birlikte İstanbul’da net sıfır emisyona ulaşacağız. İstanbul’un güçlü kadınlarından sadece sıfır atık hedefimizde istifade etmeyeceğiz. Sizlerin bu şehrin diğer kadınlarına da destek olacağı tüm kanalları açacağız. Hep birlikte kadınların işgücüne katılımını ve kadın girişimcilerimizi tüm gücümüzle İBB olarak destekleyeceğiz. Bunun için de ihtiyaç duyulan eğitim, istihdam fırsatlarına ve finansal erişime dair eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız” dedi.
“Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar”
Kurum, kadınlara vereceği destekler hakkında şöyle konuştu:
“Mevcut yönetim kadınlarımızın bin bir emekle kurduğu İSMEK’lerimizi artık işletilemez hale getirdi. İSMEK ve diğer meslek edindirme faaliyetlerimizle 39 ilçede kadınlarımıza hizmet edecek atölyelerimizi süratle yaygınlaştıracağız. Kadınlarımız hangi sektörde iş yapmak isterse, biz tam o karar noktasında hemen yanlarında olacağız. İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, büyükşehir yanında diyeceğiz. Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. Bugün İstanbul’da çalışan her bir kadınımız, tam 288 saati trafikte heba ediyor. Algı belediyeciliği ile sosyal medya belediyeciliği olarak tarif ettiğimiz anlayışla İstanbul trafikte çile çekilen bir şehir haline geldi. Türkiye Yüzyılı’nda açıkladığımız projelerimizde yeni metrolarla, tünellerle, otopark projeleriyle bir çok sorunu süratle çözeceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız.”
“Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız”
Kentsel dönüşüm sürecinin nasıl işleyeceğine de değinen Kurum, “Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız. Bu kapsamda da yapılacak tek şey, kentsel dönüşümdür. Bilim insanları 1 buçuk milyon deprem riskiyle yaşayan ailemiz olduğunu söylüyor. 600 bin konutu ise acilen dönüştürmemiz gerektiğini ifade ediyorlar. Biz 650 bin konut yapıp, bir seferberlik anlayışıyla İstanbul’umuzu dönüştüreceğiz dediğimizde mevcut CHP’li yönetim ne diyor biliyor musunuz? ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diye açıklama yapıyor. Ben buradan Ekrem Bey’e soruyorum: ‘650 bin konutu dönüştürmeyerek, İstanbul’la ilgilenmeyerek, boş zamanlarında belediyecilik yaparak, İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldırmayı nasıl hedefliyorsunuz? Vatandaşımızın kaygılarını, o iradeyi sahada göstermeden, milletimizle el ele vererek o dönüşümü gerçekleştirmeden, insanlarımızın korkularını nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?’ Sizin böyle bir derdiniz olmadığını biz çok iyi biliyoruz, milletimiz de çok iyi biliyor. Siz, İstanbul’un deprem dönüşümünü çözmek üzerine zaten 5 yılda herhangi bir irade ortaya koymadınız. Bari yapılana mani olmayın, yapılanı engellemeyin. İstanbul’umuz, depreme hazır olana kadar bu mücadeleyi gece gündüz sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
“Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır”
CHP’li başkan adaylarının mal varlığını açıklamayı düşünüp düşünmediğini soran gazeteciye Kurum, şu şekilde cevap verdi:
“Biz mal varlığımızı düzenli olarak bildiriyoruz. Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır. Açıklamakta da hiçbir sıkıntı yok.”
“CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız”
Kentsel dönüşümde kira yardımı ile ilgili soru üzerine ise Kurum, “Vatandaşımıza kentsel dönüşümde hem 100 bin TL taşıma ve kira yardımı vereceğiz, hem de 100 bin kiralık konut yapacağımızı açıklamıştık. Bir taraftan kentsel dönüşümü yapacağız, bir taraftan da kentsel dönüşüme girmiş vatandaşlarımızın bu kiralık konutlarda ikametini sağlayacağız. Bu konutlar uygun kiralarlar vatandaşımız tarafından kiralanacak ve hiçbir şekilde satılmayacak. İstanbul genelinde yapacağımız bu kiralık konutlarla birlikte kira fiyatlarının düşmesini de sağlayacağız. Vatandaşlarımıza vereceğimiz kira desteğiyle bu soruna ilişkin de önemli bir iradeyi ortaya koymuş olacağız. Kentsel dönüşüm bizim olmazsa olmazımız. CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız. İstanbul depremi bir gerçek, bunu bilim insanları söylüyor. Mevcut yönetimin danışman olarak tuttuğu ve bilgisine inandıkları hocalar da bunu söylüyor” ifadelerini kullandı.
Programda ilgiyle karşılanan Kurum, programa katılan kadınlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Program çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan eksi Başbakan Tansu Çiller ise, “İlk kadın kredilerini veren birisi olarak bu beni heyecanlandırdı. Bu alanda belediyecilikle birleştirilerek bir demokratik atılım haline de getirilebilir. İstanbul için çok şey yapılacaktır. İstanbul için hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP’nin Sultangazi Belediye Başkan Adayı Ferhat Epözdemir ile Sultangazi’deki Halk Buluşması’na katıldı.
Burada konuşan Özel, önceki yerel seçimlerde de partisi adına Sultangazi’de birçok çalışmaya katıldığını, geçen 5 yılda ilçenin büyük gelişme kaydettiğini söyledi.
Program öncesinde parti otobüsüyle ilçede tur attıklarını belirten Özel, elindeki “Anne kart” ile otobüsün önünü kesen bir kadının İmamoğlu’na teşekkür ettiğini, kendileri için bundan büyük mutluluk olamayacağını anlattı.
Özel, İmamoğlu’nun belediye başkanlığının kente huzur getirdiğini ifade ederek, “Ekrem Başkan’ın varlığı İstanbul’a mutluluk, güven, sevgi getirdi. İstanbul sokaklarına adalet getirdi. İstanbul, Ekrem Başkan’ı çok sevdi. İstanbul, Ekrem Başkan’a desteğini artırarak sürdürüyor.” dedi.
İmamoğlu’nun yüzünü güldürmediği kimse kalmadığını söyleyen Özel, “Küçük çocuğu olan anneleri, yaşlıları, emeklileri, gençleri güldürdü. Ekrem Başkan’ın yüzünü güldürmediği birileri var, o da çıkar çevreleri, rant çevreleri. Onların değil halkın başkanlığını yapıyor Ekrem Başkan.” ifadesini kullandı.
Ekrem İmamoğlu göreve başladığında kentte 10 metronun yapımının durmuş olduğunu dile getiren Özel, “Ekrem Başkan, Japonya’dan işinin ehli, çok başarılı bir Türk kadınını getirdi, işin başına koydu. Bütün dünyadan İstanbul’a metro için yatırım aktı, para aktı.” diye konuştu.
Partisinin Sultangazi Belediye Başkan adayı Epözdemir için vatandaşlardan destek isteyen Özel, Epözdemir’in, uzun yıllardır beraber çalıştığı, insan hakları konusunda duyarlı ve çevreci bir politikacı olduğunu söyledi.
Özel, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından 3-4 yıl boyunca bir daha sandığa gidilmeyeceğini anımsatarak, “31 Mart’ta hükümet bu seçimden bir ders almazsa, 10 bin liraya mahkum ettiği emekli ona bir ders vermezse, açlık sınırının altında çalıştırılan emekçiler ona bir ders vermezse, bu kadar hayat pahalılığından canı yananlar eğer bu hükümete bir ders vermezse nisandan sonrası çok fena.” diye konuştu.
Cumhur İttifakı’nın karşısında bir “Türkiye İttifakı”nın olduğunu ifade eden Özel, “Partilerin yönetimleri anlaşamamış olabilir, siyasetçiler Ankara’da anlaşamamış olabilir fakat Ekrem Başkan’a seçimde oy veren insanlar bir yere gitmediler. İstanbul’da yaşıyorlar ve hallerinden memnunlar. Biz Ankara’da ittifak kuramadık ama bu güzel İstanbullular, İstanbul ittifakını yine sandıkta kuracak.” dedi.
İmamoğlu: “İstanbul’da sosyal adaleti geliştirmek için çok çalıştık”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da İstanbul’da sosyal adaleti geliştirmek için çok çalıştıklarını söyledi.
İBB’nin; halk süt, anne kart, kreş, öğrenci yurtları, kent lokantası ve yenidoğan paketi hizmetlerinden bahseden İmamoğlu, vatandaşların her an yanında olduklarını kaydetti.
İstanbul’un her ilçesine eşit davrandıklarını vurgulayan İmamoğlu, vatandaşların bütün ihtiyaçlarına koştuklarını ifade etti.
Ekonomi politikalarını eleştiren ve sosyal yardımları 6 katına çıkardıklarını söyleyen İmamoğlu, Sultangazi’nin imar ve altyapı sorunlarını çözdüklerini, maden ocaklarının çevreye verdiği zararı bertaraf ettiklerini sözlerine ekledi.
]]>Sultangazi’deki Halk Buluşması’nda konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İliç’teki maden felaketini hatırlatarak, “Murat Kurum diyor ki, ‘ÇED raporuyla bunun bir ilgisi var mı?’ Olmaz olur mu? Sen o dağın yapılmasına imzayı attın, felaketten sorumlusun. İliç’teki felaketten sorumlu olan Murat Kurum’un İstanbul’un felaketi olmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.
CHP lideri Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, seçim çalışmaları kapsamında Sultangazi’de düzenlediği Halk Buluşması’nda konuştu.
“5 YIL ÖNCEKİ SULTANGAZİ İLE BUGÜN ARASINDA DAĞLAR KADAR FARK VAR”
5 yıl önce Sultangazi’de çok çalıştıklarını kaydeden Özel, “Özellikle o Türkiye demokrasisinin en büyük hazımsızlığından sonra, Ekrem başkanın kazandığı seçimi hile ile iptal ettirip bir daha seçim dediklerinde tüm İstanbul’da çalışırken ben Sultangazi’ye çok geldim. Bugün Ekrem başkanımızla birlikte, Ferhat başkanımızla birlikte otobüsün ön camında şöyle bir Sultangazi turu yaptık. Başkanlarıma söylediğim şudur; ben 5 yıl önce Sultangazi’de idim. O gün gördüğüm Sultangazi ile bugün arasında dağlar kadar fark var. Elinize, emeğinize sağlık.” dedi.
“650 BİN ANNENİN ÇANTASINDA, MANTOSUNUN CEBİNDE ARTIK ANNE KART VAR”
Mitinge gelirken, yolda karşılaştığı bir durumu anlatan Özel, “Yolda gidiyoruz. Bir ablamız, otobüsün önüne atlıyor, durduruyor. Cebinden, çantasından, mantosunun cebinden bir anne kart çıkartıyor. Ekrem başkana gösteriyor ve ‘teşekkür ederim’ diyor. Bundan büyük mutluluk var mı? 650 bin annenin çantasında, mantosunun cebinde artık anne kart var. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu şu demek; evet Sultangazi Cumhuriyet Halk Partisi’nin 5 yıl boyunca çok yol aldığı bir ilçe ama en önemli mesafe annelerin gönlünde alınmış. Ekrem başkanın İstanbul’daki varlığı, İstanbul’a huzur, mutluluk, güven, sevgi, İstanbul sokaklarına adalet getirdi ve İstanbul Ekrem başkanı çok sevdi, Ekrem başkana desteğini arttırarak sürdürüyor ” diye konuştu.
“İSTANBUL VE KENTE HİZMET İÇİN SABIRSIZLANAN MUHTEŞEM BİR TAKIMIMIZ VAR”
Özel, “Sultangazi’de ne gördün? Sultangazi 5 yıl önce İstanbul’un verdiği karardan çok memnun. 5 yıl önce İstanbul’un verdiği kararı bu sefer 31 Mart’ta hem İstanbul için hem de Sultangazi için verecek. Ferhat Başkanımı Sultangazi’ye hizmetle görevlendirecek. İstanbul’un çok güçlü bir takımı var. Takımın kaptanı bütün Türkiye’nin sevgilisi ancak öyle bir takım var ki takımda gençler var, kadınlar var, dinamizm var, inanç var, yarınlara güven var. Size layık bir kadro var bu takımda. Ferhat Başkan, arkanda bu gençler varsa sırtın yere gelmez. Ferhat Başkan ile bizim bir ortak özelliğimiz var, ikimiz de aynı sene aynı ayda doğmuşuz. Tam ikimiz aynı yaştayız, yaşıtız, akranız. İkimiz de 49 yaşındayız, bizim İstanbul’da 39 adayımız var, onların da yaş ortalaması aynı bizim gibi 49. Ama 31 yaşındaki Eren Ali Bingöl’den tutun Tuzla’daki bütün İstanbul’da hem genç, hem dinamik, hem tecrübeli, yaptığı işi bilen, İstanbul ve kente hizmet için sabırsızlanan muhteşem bir takımımız var. Bu takıma sahip çıkalım hep beraber” dedi.
“EKREM BAŞKANIN 5 YILDIR YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEDİĞİ KİMSE KALMADI”
Miting alanının üzerinde uçan helikopteri gösteren Özel, “31 Mart’ta ne olabilir biliyor musunuz? Allah muhafaza bu helikopterler gelebilir. Bu helikopterde 5 yıl öncesine kadar ne vardı? Tayyip Erdoğan oturuyordu, yanında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Pata pata pata geziyorlar. ‘Bu arsa nerenin?’ ‘Efendim bizim.’ Dönüyordu bu tarafa, özel kalem müdürü Hasan Beye. ‘Hasan, bunu Katarlılara verelim. Bu arsa kimin?’ ‘Efendim bu da İBB’nin.’ ‘Tamam bunu da ben geçenlerde Birleşik Arap Emirliklerine söz verdim, yaz oraya verelim.’ İstanbul’daki kupon arsaları İstanbul’un üstünde uçup teker teker Araplara, Katarlılara, şeyhlere, emirlere yazıyordu. 5 senedir helikopter yok. 5 senedir İstanbul’un üzerinde kabus helikopterleri uçmuyor. O arsaları ne yapıyor Ekrem Başkan? Katarlılara değil İstanbullulara veriyor. Park yapıyor, hizmet yapıyor. Ekrem Başkanın 5 yıldır yüzünü güldürmediği kimse kalmadı. Küçük çocuğu olan anneleri güldürdü, yaşlıları güldürdü, emeklileri güldürdü, emekçileri güldürdü, gençleri güldürdü. Bak teyzem diyor, ‘Beni güldürdü.’ Ekrem Başkanın yüzünü güldürmediği birileri var, o da çıkar ve rant çevreleri. Onların değil halkın başkanlığını yapıyor Ekrem Başkan. Şimdi, istiyorlar ki helikoptere binsinler, yanına Murat Kurum’u alsın, İstanbul’un tepesinde yine dolaşsın. Öyle yağma yok. Ekrem Başkan’dan memnun muyuz? Ona bu sefer, ona geçen sefer ikinci seçimde verdiğimizden daha büyük bir desteğe hazır mıyız? Emin olun 31 Mart’ta Ekrem Başkan kazanacak, İstanbul kazanacak. 31 Mart’ta Ferhat Başkan kazanacak, Sultangazi kazanacak.” şeklinde konuştu.
“BİR TANE TRABZONLU İSTANBUL’DA 10 TANE METRO YAPTI”
Özgür Özel, Trabzonlu bir vatandaşla yaşadığı diyalogu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Ekrem Başkanın İstanbul’a yaptıklarını bir Trabzonlu hemşerisi ile konuşuyoruz. Allah için dedi, Ekrem Başkan İstanbul’da çalıştı. Hemşerisi birazcık gönlü öbür tarafta, inkar da edemiyor Ekrem Başkanın yaptıklarını. Dedim ki yahu Allah aşkına, gel bir hesap yapalım seninle. İstanbul’da Ekrem Başkan görevdeyken, Trabzon’da kaç milletvekili var AK Parti’nin? Dedi, 4. Kaç tane bakanı vardı? Dedi o da 4. Etti, 8. Ortahisar, yani Trabzon Belediyesi kimde? Dedi AK Parti’de, 9. Büyükşehir kimde? Dedi AK Parti’de 10. Dedim ki 10 tane Trabzonlu Trabzon’a bir tane metro yapamadı, bir tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yaptı yahu. Daha ne yapsın. Ekrem Başkan geldiğinde o 10 metronun 10’u da durmuştu. Geçtiğimiz yıl görevi bırakana kadar Ulaştırma Bakanlığı yapan genel sekreter yardımcısı ‘Para yok’ deyip metroları durdurmuştu. Ekrem Başkan Japonya’dan işin ehlini, çok başarılı bir Türk kadınını getirdi, işin başına koydu, ulaşımdan sorumlu genel sekreter yardımcısı yaptı, bütün dünyadan İstanbul’a metro için yatırım aktı, para aktı. Helal olsun onlara. Sonra ne diyor, efendim diyor. Hatay’da utanmadan, sıkılmadan diyor ki ‘Eğer iktidardan olmazsa Hatay Beleyesi, hizmet gelmez, geldi mi, Hatay mahzun kaldı.” Yani Hataylıların geçen seçimde verdikleri oy ile depremzedeleri cezalandırdığını söylüyor, gelecek seçimde vereceği oy için de şimdiden tehdit ediyor. Vallahi İstanbul gibi dünyanın en büyük metropollerinden birinde sen yoktun, Ekrem Başkan vardı ama senin yaptıklarının çok üstünde, 4-5 katı hizmet yapıldı. Gölge etme, başka bir şey istemiyoruz.”
“MURAT KURUM’UN İSTANBUL’UN FELAKETİ OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Özel, konuşmasında İliç’teki maden felaketine de değinerek AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u sert sözlerle eleştirdi.
Özel şöyle konuştu: “Şimdi beyefendi Murat Kurum’u getirmiş, Murat Kurum İstanbul’da bir göreve talipmiş. Murat Kurum’un önceki görevinde attığı imza ortada, biz ‘aman ha! İliç’te siyanür var, çevre katliamı var. İnsanlığın sağlığına, bebeklerin sağlığına büyük zarar verir, annelerin düşük yapmasına ya da engelli çocuk doğurmasına sebebiyet verir’ dedik. Dinlemediler. ‘Atma’ dedik, attı imzayı. Daha sonra 4-5 katına çıktı orası. Bir yandan şirket paraları istiflerken, bir yandan çıkan toprak bir yere istiflendi, işçiler dedi ki, ‘bu dağ bir gün hepimizi götürecek’ o dağ geldi, 9 canımızı götürdü. Şimdi Murat Kurum diyor ki, ‘ÇED raporuyla bunun bir ilgisi var mı?’ Olmaz olur mu? Sen o dağın yapılmasına imzayı attın, felaketten sorumlusun. İliç’teki felaketten sorumlu olan Murat Kurum’un İstanbul’un felaketi olmasına izin vermeyeceğiz.
“MURAT KURUM, İMAMOĞLU’NA 100 ÜZERİNDEN 87 NOT VERMİŞ TEBRİK EDİYORUZ MURAT BEYİ”
Ben bir konuda hakkını teslim edeyim. Murat Bey çok zor bir işi başardı. İstanbul gibi bir belediyenin böyle bir metropolün, büyükşehir belediyesinin performansını belirlemek kolay iş değil. Biz araştırmaları, çalışmaları yaptırdık, bütçe tasarruflu kullanıldı, iki kat iş yapıldı falan, uzun uzun sayfalarca rapor var. Ama Murat Bey muhteşem bir tespit yapmış. Demiş ki, ‘5 yıllık Ekrem İmamoğlu’na karne vermiş, 100 üzerinden 87 not vermiş. Tebrik ediyoruz Murat Beyi. Ben Ekrem başkana 100 üzerinden 90 mı 95 mi vereyim diyordum ama rakibi 87 verdiyse bu en değerlisi. Tebrik ediyoruz başkanı.”
“MAĞDURUN HAKKINI SAVUNAN BİR SİYASETÇİ”
Özel, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Sultangazi’nin güzel insanları, Ferhat Bey benim takip ettiğim çok aktif bir siyasetçi, insan hakları meselesinde duyarlı, hak yemeyen, mağdurun hakkını savunan, son derece etkili bir siyasetçi. TEMA Vakfında uzun yıllar çalışmış, çevreci, yeşili seven ve koruyan. Kent suçlarına karşı mücadele eden, Sultangazi ve insanları seven bir siyasetçi. Eğer ona görevi ve yetkiyi verirseniz, Ekrem Başkan ile kol kola, Sultangazi’nin çehresini değiştirecek. Biz Ferhat Başkana kefiliz, Sultangazi’den Ferhat Başkana destek bekliyoruz. Onu seviyor, güveniyoruz. Bu kente emeği olan bu çalışkan, dürüst, namuslu, erdemli insana verin Sultangazi’nin anahtarını, Sultangazi’yi 5 yılda bambaşka bir noktaya getirelim. Oy kullanmaya gidin, sandığa gitmeyecek birinden haberdar olursanız, onu mutlaka ikna edin. Mutlaka hastayı, engelliyi, yaşlıyı koluna girin sandığa götürün. Ekrem Başkana sahip çıkın, Ferhat Başkana sahip çıkın. Sultangazi’ye, İstanbul’a sahip çıkın. Ben Ferhat Başkanımı, Ferhat Epözdemir’i ve Ekrem Başkanımı sizlere emanet ediyorum. Sizi de Allah’a emanet ediyorum.”
]]>Kurum, Kanal D’deki “Neler Oluyor Hayatta” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
İstanbul’da taksi sorununun görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Kurum, taksi çağırmak için birçok uygulama bulunduğunu ve bunları tek bir çatı altında toplamak zorunda olduklarını söyledi.
Kurum, “Merkezi Taksi Sistemi” adı altında hayata geçirecekleri “Biz İstanbul” uygulamasıyla taksinin ve sürücüsünün durumunun dijital ortamda görülebileceğini belirterek, İstanbul’un taksisinin bir marka haline geleceğini kaydetti.
Vatandaşın beklentisi olan hizmet kalitesini artıracaklarını aktaran Kurum, mevcut yönetimin sorunu çözmek yerine taksicilik yapmak istediğini ifade etti.
Kurum, kimsenin mağdur olmadığı, sıkıntı yaşamadığı bir süreci işleteceklerini belirterek, taksilerle ilgili projelerinin detaylarını paylaştı.
İSPARK’la ilgili planlarını anlatan Kurum, 5 yılda 250 bin araçlık otopark yapacaklarını söyledi.
Kurum, kentin neredeyse her mahallesinde otopark sorunu olduğunu, 39 ilçede 964 mahalleye yayılacak biçimde, üstü toplanma alanı ve yeşil alan, altı otopark şeklindeki yapıları inşa edeceklerini aktardı.
Okul bahçelerine de otopark yapacaklarını kaydeden Kurum, Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalayacaklarını, veliler ile öğretmenlerin kullanacağı otoparkların üstünün çocukların yeşille buluşacağı bahçeler olacağını anlattı.
“Bölücü terör örgütünün bizi hedef almasını gayet doğal görüyoruz”
CHP ve DEM Parti’nin “Kent Uzlaşısı” söylemleri ile Kandil’den Cumhur İttifakı’yla ilgili yapılan açıklamaların sorulması üzerine Kurum, bölücü terör örgütünün sözde elebaşının kendilerini hedef alan bir açıklama yaptığını ve ittifaka işaret ettiğini belirterek, “Yani diyor ki, ‘Oradaki ittifak, var olan o ittifakları sahiplenmeli.’ diye yönlendirme yapıyor. Bölücü terör örgütünün bizi hedef almasını gayet doğal görüyoruz. Çünkü onların dertleri ülkemizin birliği değil. Onların dertleri bu ülke bölünsün, parçalansın, ayrışsın. Maalesef bu düşünce içerisindeler.” ifadelerini kullandı.
Kurum, terör örgütlerine gereken cevabı her yerde verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini vurgulayarak, “Allah’ın izniyle ülkemizin 780 bin kilometrekare toprağını, ay yıldızlı bayrağımızı gönderde, yükseklerde tutmak adına, ülkemizi her alanda güçlü, muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak adına adımlarımızı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde atmaya devam edeceğiz. Kandil’in, elebaşının işaret ettiği bir ittifaktan bahsediyorlar. Adına da ‘Kent Uzlaşısı’ diyorlar. Aslında bu ‘Kandil uzlaşısı’. Maalesef Kandil’le yapılan uzlaşmadır. Maalesef Atatürk’ün kurduğu partinin bugün gaflet ve dalalet içine düştüğünü görüyoruz.” diye konuştu.
CHP’nin, özgür ve bağımsız bir parti olmadığı değerlendirmesinde bulunan Kurum, “Bugün CHP, Kandil’in işaret ettiği ‘Kent Uzlaşısı’nı yapmak üzere bir gayret içerisindedir. Masa arkasında, kapı arkasında kirli ittifaklar kurup, bu ittifakları söyleyememe, adını da ‘Kent Uzlaşısı’ olarak tarif etme çabası içerisindeler. Bunu milletimiz çok iyi görüyor. Peki ne olacak? Yani ‘Kent Uzlaşısı’ olduğu zaman DEM Partisi terör örgütüne mesafe mi koyacak? Bu parti, terör örgütü propagandasını yapmaktan vaz mı geçecek?” ifadelerini kullandı.
“CHP’li seçmenin de alternatifsiz olmadığını düşünüyorum”
Kurum, ittifakın adının “Kent Uzlaşısı” konulmaya ve gizlenmeye çalışıldığını ifade ederek, “Ama gizleyemezler. CHP’ye gönül veren kardeşlerimiz de bundan oldukça rahatsızlar, isyan ediyorlar. Daha önce parti yönetiminde olan ama bugün bu ittifaktan rahatsız olanlar bunları da dile getiriyorlar. Bugün baktığınızda CHP’li seçmenin de alternatifsiz olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla o alternatifleri bugün, bu yerel seçimde, 31 Mart’ta sandığa yansıtacaklarına da yürekten inanıyorum.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’un, en iyi projeyi yapacak, hizmeti getireceklerin arkasından gideceğine yürekten inandığını dile getiren Kurum, o yüzden İstanbulluların oyuna talip olduklarını kaydetti.
Kurum, yerel seçimlerle ilgili anket sonuçlarının sorulması üzerine, en güzel anketin, sahaya gittiklerinde insanların ilgisi, alakası ve sevgisi olduğunu belirtti.
Sahaya çıktıklarında bunu gördüklerini anlatan Kurum, “Öyle güzel bir motivasyon var ki… İnsanlarımız artık sabırsızlıkla o 39 gün bitsin, artık hizmet siyaseti gelsin, İstanbul hizmete kavuşsun beklentisi içerisindeler ve bu coşku her geçen gün büyüyor. Bir kadın hareketi, gençlik hareketi olacak demiştim. Şimdi bu dalga dalga büyüyor. Bu, sonuçta sevgiyle, karşılıklı güven ilişkisiyle olacak bir iş.” diye konuştu.
Kurum, bu durumun anketlere de yansıdığını vurgulayarak, “Aslında şu anki CHP’li yönetimin kafa karışıklığı da buradan kaynaklanıyor. Yani algıyı başka yere çekme, gündem değiştirme çabası… Ne yapacaklarını bilemiyorlar, şaşırmış durumdalar. ‘Ne söylesek, nasıl bir algı oluştursak, nasıl davransak da bu sevgiyi koparsak.’ diye çalışma arzusu içerisindeler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar nafile.” ifadelerini kullandı.
]]>Başakşehir Altınşehir Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Altınşehir Millet Bahçesi bugün düzenlenen programla açıldı. Açılışa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki ve Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu katıldı. Başakşehir Belediye Başkanı Kartoğlu ve Bakan Özhaseki fidan dikiminde bulundu.
“Bir buçuk milyon bina İstanbul’da riskli”
Programda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, “Şubat Ayı’nda olduğumuz için 6 şubat depremi gündemimizde. 04.17’den itibaren bakanlar görevlendirildi bende o dönemde Ak Parti de Genel Başkan yardımcısıydım. Belediyelerimi aradım tek tek, acil işlere devam edin herkes deprem bölgesine yola çıksın dedim. Herkes Seferber oldu. AFAD bize 309 bin civarında konut yapılması lazım dedi biz 307 bininin yapımına başladık. Mayıs ayı itibariyle her ay 10-15 bin evi teslim edeceğiz. Şuanda tam 950 şantiyede 110 bin kardeşimiz emek veriyor. Mecliste grup toplantılarında diyorlar ki 20 tane ev verdiler kimseye vermediler, biz 46 bin konutu dağıttık. Deprem üzerinden siyaset yapmayın dilinizi çekin. Akıl bize vurup ağlamak için değildir diyor Mevlana hazretleri biz onun için çabalıyor ve tüm belediyelerimizi depreme yönelik çalışmalarla denetliyoruz. Bir buçuk milyon bina İstanbul’da riskli. Eski mahallelere gittiğiniz de sizi bir ürperti almıyor mu ?” İfadelerini kullandı.
“Dünya’nın düzenini insanoğlu biraz bozdu”
Konuşmasına devam Özhaseki, “2000 yılından önce yapılan binaların tamamı riski bana bir şey olmaz diyemeyiz. Binalar yıkılırsa elektrik ve altyapı kesilir aracımız bile olsa bir yerlere gidemeyiz. Bizi bir felaket bekliyor. Kadim şehirde yapılması gereken tek şey kentsel dönüşümdür. Onun dışında hiç bir formül Dünya’da geçerli olmadı. Durmadan bu işin peşinde koşuyoruz. 484 milyar lira para İstanbul’un kentsel dönüşümü için ayrılmış bütçe. Çıkan yasalar kentsel dönüşümü teşvik etmek amaçlı. Şu anda 319 noktada çalışma devam ediyor. 13 ilçemizde yıkım ve yapım faaliyeti var. 15 gün sonra 5 binden fazla bina yıkımıyla işimize devam edeceğiz. Bakanlık döneminde Hatay’a gidip dönüştürmek istediğimizde mani olup bize yaptırmadılar. Rica ettim yalvardım ikna ettim ama kenarlarda bekleyen elleri pankartlı kişiler bize mani olarak kentsel dönüşüp yaptırmadılar. Hatay da yıkıp, yeni yapacağımız evler ne oldu diye merak edip telefonla öğrenmek istediğim de üzücü durumu öğrendim. Geçenlerde gittiğimde öyle hüzünlendim ki, orada inşaatlara başladım. Keşke bize mani olmasalardı o evleri yapsaydık. ne yazık ki böyle bir damar var yaptırmama, davalar açma, temel atmama gibi. Değerli kardeşlerim İstanbul’da biran önce yapılması gereken şey yenilenme evlerimizi daha dirençli ve depreme dayanıklı hale getirmek olacaktır. Önce bunun yapılması lazım ondan sonra diğerlerinin üstesinden geliriz. Bir park açılışındayız dünya da artık biz küresel ısınma dediğimiz mesele var ve iklim değişiyor . Dünya’nın düzenini insanoğlu biraz bozdu. Çok kirlenen Dünya’da atmosfer bozuluyor ve toprak verimsiz hale geliyor. Yeşili çoğaltmamız gerekiyor kirlenen havayı yeşil temizler bir taraftan da sığınma alanlarımız olacak bu alanlarımız” şeklinde konuştu.
“İstanbul’da toplam 15 Millet Bahçesi’nin 7 tanesi Başakşehir’de olmuş olacak”
Yine programda konuşan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, “Başakşehirimiz yeni bir Millet Bahçesi’ne kavuşacak. Bu mekan yaklaşık 58 bin M2’lik bir parktan ibaret. Tam bir konsept oldu burası. İkinci etabıyla toplam 133 bin M2’lik bir Millet Bahçesi kazandırmış olacağız ilçemize. Yürüyüş alanları ve bisiklet yollarıyla burada inşallah sağlıklı yaşama kavuşacağız. İstanbul’da toplam 15 Millet Bahçesi’nin 7 tanesi Başakşehir’de olmuş olacak” dedi. – İSTANBUL
]]>Partisinin Pendik ilçe başkanlığını ziyaret eden Yönter, ilçede istikrarın devamını istediklerini, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde zaferi hedeflediklerini bildirdi.
Samimi bir şekilde sahada vatandaşlara ulaşma çabasında olduklarını belirten Yönter, “Bu uğurda Sayın Genel Başkan’ımızın göstermiş olduğu hedeflere kararlı bir şekilde yürüyoruz. 1 Şubat’tan itibaren yoğun ve aktif bir şekilde de bilhassa İstanbul’da sahadayız. İstanbul bizim Türkiye’miz. İstanbul’da 5 yıllık fetret devrinin, 5 yıllık israf döneminin, 5 yıllık heba olmuş dönemin artık noktalanmasını istiyoruz. İstanbul’a Cumhur İttifakı mühür vursun diyoruz. İstanbul’a adam gibi adam bir belediye başkanı Saraçhane’ye gidip koltuğuna otursun diyoruz.” şeklinde konuştu.
“İmamoğlu son 5 yılda sadece yarı zamanlı belediye başkanlığı yaptı”
Aklında sadece İstanbul’u taşıyan bir belediye başkanı istediklerini, gizli gündemi olan, fitne fesat peşinde koşan, yalandan başka bir şey bilmeyen belediye başkanlarıyla İstanbul’un işinin olmayacağın söyleyen Yönter, şunları kaydetti:
“İstanbul’un böyle isimlere, böyle şahsiyetlere tahammülü de bitmiştir. Son 5 yılda İmamoğlu, İstanbul’da sadece yarı zamanlı belediye başkanlığı yaptı. Mevsimlik belediye başkanlığı yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı burada sadece parti içerisindeki güç mücadelelerine İstanbul Büyükşehir’i alet etti, malzeme etti, istismar etti. Bitmedi; genel başkan değişimi süresinde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kaynaklarını seferber etti.”
İstanbullunun günde ortalama 64 dakikasının trafikte heba olduğunu dile getiren Yönter, “İnsanlarımız trafikte yoruluyor. Moral ve motivasyon açısından çöküyor. Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adayı Murat Kurum Bey bunu 34 dakikaya düşürmeyi hedefliyor. Önemli bir hedef.” ifadesini kullandı.
“Zillet kaybedecek, cumhur kazanacak”
İstanbul’un deprem riskine dikkati çeken, Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görev yaptığı 5 yılı sadece konuşarak, tatile giderek geçirdiğini öne süren Yönter, şöyle konuştu:
“Bu dönem bitti. Zillet kaybedecek, cumhur kazanacak Allah’ın izniyle. Dönüşmeyi bekleyen binalar var. Bu deprem riskini karşı proaktif bir bakışla önlem almak zorundayız. İstanbul’da ilk etapta müdahale edilmeyi bekleyen 280 bine yakın konut olduğu söyleniyor. Bu çok önemli bir rakam. Allah muhafaza depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz ama yakın vadede olursa bu şartlarda altından nasıl kalkacağız? Ekrem İmamoğlu’yla mı, birbirine giren Cumhuriyet Halk Partisiyle mi, DEM’lenen Cumhuriyet Halk Partisiyle mi, kulislerin, lobilerin partisi Cumhuriyet Halk Partisi, PKK’yla işbirliği yapan Cumhuriyet Halk Partisiyle mi? İstanbul’u Ermeni’nin, Süryani’nin kenti yapan Ekrem İmamoğlu’yla mı biz depreme karşı mücadele edeceğiz? ya da İstanbul’un hak, hukuk haysiyetini koruyacağız. Göz yumamayız.”
Seçimler için çok çalışacaklarını anlatan Yönter, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmadan, risk ve tehditleri, tehlikeleri minimize ederek, vatandaşlara bizzat giderek, gönüllere girerek, her eli tutarak, her kapıyı çalarak Cumhur İttifakı’nın başarısını müjdeleyeceklerini söyledi.
İzzet Ulvi Yönter, “31 Mart’ta Saraçhane’de inşallah koltuk değişimine şahit olacağız. O gidecek, Cumhur İttifakı, Murat Kurum gelecek. Ahmet Bey de inşallah Pendik’e gelecek. Başarmak zorundayız.” dedi.
]]>Göktaş, Beşiktaş’ta bir otelde düzenlenen “İstanbul’u Büyüten Kadınlar” programına katıldı.
Burada bir konuşma yapan Göktaş, İstanbul’u konuşmak üzere sanat, spor, akademi, medya ve iş dünyasının başarılı kadınlarıyla bir arada olduklarını belirterek, aziz milletin güçlü ve asil kadınlarının, tarihin her döneminde, hayatın her alanında büyük fedakarlıklar gösterdiğini, kadim medeniyeti ve değerleri bugünlere taşıdıklarını aktardı.
Türkiye Yüzyılı’nda bugün İstanbul’un gelecek 5 yılını konuşacaklarına işaret eden Göktaş, “Bu 5 yıl herhangi bir 5 yıl değil. Bu 5 yıl bir dünya mirası olan bu kadim şehrin yeni dünyaya uyum sağlaması gereken kritik bir 5 yıl. İstanbul’a karşı hepimizin bir sorumluluğu var. Ecdadımızdan bize miras kaldığı gibi ecdadımızın da tarihten aldığı bir miras İstanbul. Şimdi bu mirası en güzel haliyle geleceğe taşıma görevi hepimizin omuzlarında. Sizlerin de bu konuda inisiyatif almaktan çekinmediğinizi biliyorum.” diye konuştu.
Bakan Göktaş, İstanbul’un yerinin herkes için çok ayrı fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için anlamının bambaşka olduğunu kaydederek, şunları dile getirdi:
“Cumhurbaşkanımızın İstanbul’a karşı hep ayrı bir muhabbeti olmuştur. Bir kuşağın hafızasında Cumhurbaşkanımız hala İstanbul’u İstanbul yapan efsane belediye başkanıdır. ‘Sevdam’ dediği İstanbul’da belediye başkanı olmasında kadınların büyük katkısı vardır. 1994 seçim çalışmalarında kadınların çok büyük emeği vardı. Kendisi de bunu her fırsatta dile getirir. Hatta kadınların katkısının kendisi için önemini şu ifadelerle vurgular; ‘Türkiye’de girmedik ev, dokunmadık gönül bırakmama hedefiyle çıktığımız yolda elde ettiğimiz her başarıda en büyük pay kadınlara aittir’. Ben de Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği bu gerçeğe canıgönülden katılıyor, demokratik süreçlerin kadınların özgür ve adil biçimde dahil olabildiği oranda değer ve anlam kazanacağına inanıyorum.”
“Kadınların işgücüne katılma oranını yüzde 36’ya yükseltmiş durumdayız”
TBMM’de kadın temsili oranı 2002’de yüzde 4,4 iken, 2023’deki genel seçimlerde bu oranın yüzde 20’ye yükseldiğini hatırlatan Göktaş, son 20 yılda kadınların siyasette güçlü profilleriyle yer aldıklarını, almaya devam ettiklerini vurguladı.
Kadınlara yönelik politika ve hizmetlerin bakanlığın da ana çalışma alanları arasında yer aldığına değinen Göktaş, kadının statüsünün güçlendirilmesinin en önemli gündem başlıklarından birisi olduğunu, bu konudaki ciddiyetlerini, hayata geçirdikleri birçok politika ve hizmetlerle gösterdiklerini kaydetti.
Göktaş, 22 yılda kadınlara yönelik hem iş hayatında hem de sosyal hayatta var olan ayrımcı uygulamalara son verdiklerini, kadınların hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan hayatın her alanında daha güçlü hale gelmeleri için çalışmaya devam ettiklerini belirtti.
“Kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 36”
Kadının, ekonomik ve sosyal hayata etkin katılımının yalnızca bireysel bir kazanım değil ailevi ve sosyal dönüşümü de sağlayan temel bir değer olduğunu dile getiren Göktaş, “2002’de yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılma oranını 2023 Kasım itibarıyla yüzde 36’ya yükseltmiş durumdayız.” değerlendirmesinde bulundu.
İş ve aile dengesini korumanın önemini vurgulayan Göktaş, buna yönelik birçok hizmet ve destek sunduklarını, bu kapsamda doğuma bağlı izin hakları ve esnek çalışma modellerine ilişkin düzenlemeler gibi önemli düzenlemeleri son yıllarda hayata geçirdiklerini anlattı.
Bakan Göktaş, artık yeni bir dünyada yaşandığına, teknolojik gelişmeler ve dijital dünyanın hayatta çok daha belirleyici hale geldiğine de dikkati çekerek, “Tüm işlerin yüzde 95’inin dijitalleştiği dünyada, kadınların bu alandaki varlığı kritik önem taşıyor. Kısaca STEM dediğimiz bilim, teknoloji, mühendislik, matematik alanlarında yetişmiş insan gücü artık stratejik bir güç haline geldi. Biz de özellikle kız çocuklarımızın bu alanlarda eğitimleri ve kariyer yapmaları için özel çaba sarf ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı kadınların yüzyılı yapmak için kadınlar olarak her alanda görünür olmaya, her alanda güçlü olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Yerel siyasetin hayatın akışında belirleyiciliği
Siyasetin geleceği şekillendirme misyonunu en belirgin olarak yerel yönetimlerde gördüklerini dile getiren Göktaş, şehir yönetiminin, her bir politikanın ve hizmetin etkisinin hemen görüldüğü bir alan olduğunu, bu anlamda toplumsal hayatın akışında yerel siyasetin çok belirleyici olduğunu söyledi.
Siyasi tecrübede yerel yönetimlerin büyük önem taşıdığı vurgusunu da yapan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz ‘Demokrasi yerelde başlar’ anlayışını benimsiyor ve her kademede kadınların varlığını önemsiyoruz. Ben de siyasete Belçika’da, yerel yönetimlerde başladım. Önce belediye meclisinde, sonra birçok pozisyonda siyasetin içinde yer aldım. Güçlü yerel yönetimlerin siyasete etkisine yakından şahit oldum. Bu nedenle kadınların yerel yönetimlerde etkili olmasını çok değerli buluyorum. Sadece yönetimde yer almak değil, şehir yönetimi ile işbirliği yapmak, proje geliştirmek, birlikte çalışmak ve paydaş olmak da yerel demokrasinin olmazsa olmazı. Gerek akademi, gerek STK gerekse özel sektörle yakın çalışacak bir şehir yönetimi, o şehrin her bir sakinine ulaşma potansiyeli olan bir yönetimdir. Bu çok katmanlı yaklaşım, şehir yönetimini daha kapsayıcı, duyarlı ve etkili hale getirir.”
“Murat Başkanımız, sosyal belediyecilikte de çığır açacak projelerle geliyor”
Belediyecilikte farklı kesimlerin ihtiyaç ve beklentilerini anlama ve bu doğrultuda politikalar geliştirme konusunda kadınların perspektifinin fark yaratacağını belirten Göktaş, “Kadınların varlığı karar alma süreçlerini zenginleştirir. Nitekim burada bulunan her bir katılımcımız, gururla söyleyebiliriz ki ‘İstanbul’u Büyüten Kadınlar’dır. İstanbul sizin emeğiniz ve çabanızla büyüyor, gelişiyor. Bundan sonra da İstanbul’a hizmet sizin desteğinizle bereketlenecek. Bu anlamda İstanbul için çok umutluyum.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, Murat Kurum’un projelerini incelerken İstanbul için ayrıca heyecanlandığını dile getirerek, bu projelerin İstanbul’un çehresini değiştireceğini, her şeyden önce birikimi ve tecrübesiyle Kurum’un “Sadece İstanbul” diyerek yola çıktığını ve bütün tecrübesini kente vakfetmeye hazır olduğunu hatırlattı.
Kurum’u bürokraside başarılı çalışmalarıyla bildiklerini kaydeden Göktaş, şunları paylaştı:
“İklim Elçileri Projesi’yle gençleri, Doğanın Anneleri Projesi’yle kadınları ve gençleri çalışmalarında her daim birer yol arkadaşı yaptığına hepimiz şahidiz. Aynı şekilde, bakanlık yaptığı dönemde de şehircilik anlamında Türkiye’nin en önemli dönüşümlerini gerçekleştirdi. Şimdi İstanbul yönetimine talip. İstanbul’un en öncelikli meselelerinden birisi olan deprem ve afetlere hazırlık için geliştirilen projeler ayrıca çok kritik. Murat Başkanımız, sosyal belediyecilikte de çığır açacak projelerle geliyor. Çalışan kadınlar için iş ve aile dengesini korumak adına kreş ve bakım yardımları çok önemli. 39 ilçe, 964 mahallemize açılacak kreşler büyük bir hizmet olacak. Murat Başkanımızın kreş sözü bizim için çok kıymetlidir. Çünkü bu kreşlerin, kadınların sosyal ve ekonomik hayata daha aktif katılımları için çok büyük birer destek olacağına yürekten inanıyoruz. ‘7/24 Nöbetçi Kreşler’ uygulaması, hayatın her koşuluna hazırlıklı bir hizmet modeli olacak. Bu uygulama ve kreşler, İstanbul için son derece önemli bir ihtiyacı karşılayacak.”
“İstanbul’un zaman kaybetmesine izin veremeyiz”
Engelli ve yaşlılara yönelik hizmetlerin, toplumsal yaşamın kalitesini belirleyen unsurlar olduğu görüşünü paylaşan Göktaş, engelsiz bir İstanbul için geliştirilen projelerin bu nedenle kendisini heyecanlandırdığını ifade etti.
Şehirlerin her birey için erişilebilir olmasını önemsediklerine, insanı merkeze alan ve sosyal belediyecilik anlamında çığır açacak olan “SİZTEM İstanbul” konseptinin tüm dünya şehirlerine model olacağına inandığını aktaran Göktaş, Kurum’un her bir projesinin detaylı ve ufuk açıcı olduğunu, İstanbul adına sabırsızlıkla bu projelerin hayata geçmesini umut ettiğini vurguladı.
“Çünkü İstanbullular bunu hak ediyor. İstanbul o kadar nadide bir şehir ki ihmal edilmesi sadece İstanbul’a değil Türkiye’ye kötülük. İstanbul’un zaman kaybetmesine izin veremeyiz” diyen Göktaş, Murat Kurum’un önemle vurguladığı bir noktaya dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bana göre en anlamlı ve en büyük sözü ‘Sadece İstanbul için geliyoruz’ sözüdür. Murat Başkanımız, tek gündemi İstanbul olan, sadece İstanbul’a odaklanacak olan bir yönetimle inşallah dünyanın en güzel şehri İstanbul’u hak ettiği yere taşıyacak. 31 Mart akşamı inşallah İstanbul yeniden gerçek belediyecilik ile buluşacak, Muradına erecek. Bizim de muradımız odur ki güzel İstanbul hak ettiği değeri bulacak, hizmetlere kavuşacak.”
Programa, eski başbakanlardan Tansu Çiller, İBB Başkan adayı Murat Kurum ve AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer’in yanı sıra sanat, spor, akademi, medya ve iş dünyasından kadınlar katıldı.
]]>Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) İstihbarata Karşı Koyma Başkanlığı (İKK) ve İstanbul Bölge Başkanlığının ortak çalışmaları sonucunda gerçekleştirilen operasyonlarda, Fransız İstihbarat Servisine 1 yıldır casusluk yaptığı deşifre edilen 3 kişilik hücre yapı ile Çin istihbarat servisleri için Doğu Türkistan derneklerinin ileri gelenleri ile bazı dernek ve kuruluşlar hakkında bilgi topladıkları tespit edilen 7 şüpheli yakalandı.
Fransız İstihbarat Servisine casusluk yapan 3 şahıs tutuklandı
MİT Başkanlığı tarafından mercek altına alınan ve Fransız Dış İstihbarat Servisi adına casusluk yaptığı deşifre edilen Ahmed Katie; Fransa’ya ilticaya hazırlanırken MİT ve İstanbul Emniyet Müdürlüğünün ortak şekilde gerçekleştirdiği operasyon sonucunda yurt dışına çıkmadan hemen önce birlikte çalıştığı Hüsam Elnahar ve İbrahim Shewaish isimli şahıslar ile birlikte yakalanarak tutuklanıp cezaevine gönderildi.
Çin İstihbaratına bilgi sağlayan 7 şüpheli yakalandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun yürüttüğü soruşturma çerçevesinde topladıkları bilgileri Çin istihbaratıyla paylaştığı belirlenen 7 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.
MİT ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin ortak çalışması ile düzenlenen operasyonda 7 şüpheli yakalandı.
Gerçekleştirilen operasyonda çok sayıda dijital materyal, 11 bin 145 avro, 105 bin 713 dolar, 3 bin 410 riyal ve 14 bin 150 lira para ile birlikte 2 adet ruhsatsız tabanca ve 51 adet fişek ele geçirildi.
Yakalanan şüphelilerin Çin Halk Cumhuriyeti İstihbarat unsurları ile görüşmeler gerçekleştirdikleri, Türkiye’de yaşayan Türkistan kökenli şahısların ileri gelenleri ve Türkiye’de faaliyet gösteren Doğu Türkistan dernekleri ve kuruluşları hakkında bilgi derledikleri ve Çin Halk Cumhuriyeti istihbarat unsurlarına topladığı bilgi ve belgeleri aktardıkları tespit edildi.
Fransız İstihbaratı adına casusluk yapan ‘sözde aktivist’: Ahmed Katie
Türkiye’deki siyasi partilerle irtibat kurmaya çalışan, kendini kamuoyunda sözde aktivist gazeteci olarak tanıtan, Türk devlet yetkililerinden sözde tehditler aldığını anlatan Ahmed Katie’nin kamuoyunda paylaşılmamış olan gizli bilgileri, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar ve Türkiye’nin göç politikaları hakkında gerçek dışı bilgileri ve Türkiye’yi Avrupa’da zor durumda bırakacak yalan bilgi ve belgeleri casusluk kapsamında temin edip Fransız istihbarat servisine ilettiği tespit edildi.
Yabancı medya kanalları ile canlı yayınlar gerçekleştiren ve bu yayınlarda ‘Suriyeli şahısların Türkiye ile Suriye sınırında Türk askerleri tarafından öldürüldüğü’, ‘Türkiye ile Yunanistan sınırında Türk sınır muhafızlarının 55 göçmeni Meriç Nehri’ne attığı’, ‘Türkiye’nin mültecilere yönelik gözaltı merkezlerinde sözde işkence uyguladığı’ gibi yalan haberleri servis eden Ahmed Katie’nin ayrıca Suriye’de hukuki süreçleri devam eden Suriyelilere sahte belge temin ederek pasaport sağladığı ve Suriyelilere Türkiye içerisinde baskı uygulandığı konusunda yalan haberler ürettiği tespit edildi.
Yapılan incelemelerde; İstanbul’da yaşayan Ahmed Katie adlı şahsın Fransa’nın İstanbul Başkonsolosluğuna ailesi ile birlikte iltica talebinde bulunduğu ancak kendisine Fransa Dış İstihbarat Servisince siyasi iltica talebinin kabul edilmesi için Türkiye aleyhine askeri ve siyasi casusluk yapmasının teklif edildiği; bu teklif doğrultusunda ise Fransız istihbaratının direktifleri ile Türkiye içerisindeki tüm faaliyetlerini Paris merkezli Halep Dostları Topluluğu (Coliectif Amis d’Alep) adlı STK’nin yöneticileri üzerinden ilettiği belirlendi. – ANKARA
]]>***
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2023 sonuçlarına göre, İstanbul’un nüfusu bir önceki yıla göre 252 bin 27 kişi azalarak 15 milyon 655 bin 924 kişi oldu. 2022 doğum istatistiklerine göre, Türkiye’de doğurganlık hızı 1,62 iken İstanbul’da bu oran 1,29 ve aynı yıl doğanların sayısı ise 170 bin 84 oldu. Ölüm istatistiklerine göre, Türkiye’de ölüm hızı 5,9 iken İstanbul’da bu oran 4,6 ve aynı yıl ölenlerin sayısı 73 bin 751’dir. Peki, Türkiye’nin en yoğun nüfuslu kenti neden ve nereye göç verdi? Taşı toprağı altın olan İstanbul’a neredeyse yüz yıllık rağbetten sonra şimdi İstanbul’dan “kaçıştan” söz edebilir miyiz? İstanbul’daki nüfus neden azalma eğiliminde ve bu değişimi nasıl okumalıyız? İstanbul’da nüfusun azalmasındaki kentsel dinamikler neler?
Kentten kent bölgeye: İstanbul’dan Marmara’ya
Türkiye nüfusunun yüzde 18,34’ünün ikamet ettiği İstanbul’daki değişimler artık alternatif bir tanımla anlaşılabilir: Kent bölge. 11 kentli Marmara Bölgesi, Türkiye nüfusunun yüzde 30,93’üne ev sahipliği yapıyor. İstanbul’un nüfusu azalırken veya nüfus artış hızı yavaşlarken, Marmara Bölgesi’nde nüfus son 20 yılda artma eğilimindedir. Ekonomik nedenlerle emeklilerin ve yaşam tarzı göçü nedeniyle İstanbul’dan ayrılanların Marmara Bölgesi’ndeki farklı kentlere yöneldiği söylenebilir. İstanbul sanayisinin, istihdam alanlarının, Marmara Bölgesi’ne kayması da göçün önemli sebeplerinden biridir.
Önceden istihdam için İstanbul’a yönelen nüfus, Marmara Bölgesi’nde üretimin ve ticaretin yaygınlaşması ve turizmin genişlemesi nedeniyle bölgedeki diğer kentlere yöneldi. Ayrıca Türkiye’de kent bölge gelişimiyle bölgesel ölçekte bazı kentsel merkezler giderek daha fazla göç aldı. İzmir ve kent bölgesindeki Aydın ve Manisa, Adana ve kent bölgesindeki Mersin ve Konya bu türden kent bölgelere örnek olarak gösterilebilir. İstanbul hem kendi etrafındaki hem de Türkiye’deki kent bölge gelişiminden etkileniyor. Kent bölgeler geçmişteki kentsel gelişmelerden farklı olarak ekonomik, kültürel, toplumsal ve mekansal olanaklara sahip yeni cazibe merkezlerinin oluşmasını içerdiğinden nüfus hareketlerinin sadece tek bir kente değil ülkedeki farklı kent bölgelere yönelmesine olanak tanıyor.
Merkezden çepere: Kadim kentten kırsal nitelikli/doğal alanlara
Arnavutköy, Çatalca, Çekmeköy, Sancaktepe, Silivri, Sultanbeyli, Şile ve Tuzla gibi İstanbul’un çeperinde kalan yerleşimlerde nüfus artıyor. 2000’li yılların başından itibaren kentin çeperine yönelen nüfus giderek daha fazla kırsal nitelik taşıyan alanlara yerleşiyor. Şile ve Çatalca’daki nüfus artış hızı, İstanbul’un kadim kent merkezindeki nüfusun giderek kent dışındaki, kırsal nitelik taşıyan alanlara yerleştiğini gösteriyor. Bu yaşam tarzı göçü kentteki diğer nüfus eğilimlerinin açıklanmasında da kullanılabilir. Kent merkezindeki yoğun nüfusa sahip ilçelerden kent çeperindeki ilçelere gidecek ekonomik sermayeye sahip olmayan nüfusun bir kısmı da kentin komşusu olan diğer kentlere doğru bir yöneliş içerisindedir. Başta kentin doğusundaki Kocaeli, Sakarya, Yalova ve batısındaki Tekirdağ, Edirne, Kırklareli gibi kentler olmak üzere nüfus, bölgedeki diğer yerleşim alanlarına doğru hareket ediyor. Ayrıca Güney Marmara bölgesindeki Bursa, Balıkesir, Çanakkale gibi kentlere doğru da özellikle emekliler tarafından yapılan bir göçten söz edilebilir.
Konut ve yaşam maliyetlerinin artması
İstanbul’da nüfusun azalmasındaki etkenlerden biri konut ve yaşam maliyetlerinin artmasıdır. Giderek ekonomik sermayesi azalan, konut sahibi olamayan emeklilerin ve çalışma yaşamı dışında kalan nüfusun kentte varlıklarını sürdürmeleri zorlaşıyor. Emeklilerin göç hareketinde belirleyici olan ekonomik sermayeleridir. Geçtiğimiz yıllarda emekliler, Marmara Bölgesi’nde konut edinebilme olanağına sahipti ve farklı kentlere yerleşmeleri söz konusuydu. Ancak günümüzde ekonomik sermaye güçlüğü yaşayan emeklilerin yeni konut edinemedikleri için genellikle ailelerinin göç ettiği kentlere dönme eğiliminde oldukları söylenebilir. Kentteki konut ve yaşam maliyetlerinin artması sadece emeklileri değil aynı zamanda orta ve orta alt gelir grubundaki bireyleri de kent dışında çözümler aramaya itiyor. Bu gelir grubundakiler farklı kentlerde istihdam olanaklarına ve konuta erişim sağladıklarında göç ediyor.
Yaşam tarzı göçü: Yaşam kalitesini iyileştirmeye dair arayışlar
Diğer taraftan hem konut ve yaşam maliyetlerinin artmasıyla ilişkili olarak hem de kentteki diğer zorluklarla -başta trafik yoğunluğu, çevre kirliliği ve benzeri sorunlarla- mücadele etmekten yorulan orta ve orta üst gelir grubundaki bireyler de farklı kentlere yerleşiyor. Bu yaşam tarzı göçünün gerçekleşmesinde kentsel olanakların niteliğini kaybetmesi, ulaşım sürelerinin uzunluğu, kentteki yeşil alanların sınırlı olması, konut ve nüfus yoğunluğunun yaşam kalitesini düşürmesi, çocuk yetiştirmek için gerekli kamusal mekanların hem sınırlı hem de niteliğinin düşük olması gibi sorunların önemli bir payı bulunuyor. Türkiye genelinde 2023 verilerine göre, nüfus yoğunluğu 111 kişidir. İstanbul ise kilometrekareye düşen 3 bin 13 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek kenttir. Yaşam tarzı göçüne karar verenlerin kentteki yaşanabilirlilik düzeyinden memnun olmadıkları söylenebilir. 2022 yılı iç göç istatistikleri kapsamında İstanbul’un verdiği göçün nedenlerine bakıldığında daha iyi konut ve yaşam koşulları için göç edenlerin oranı yüzde 22,08, aile fertlerinden birine bağımlı göçün oranı yüzde 22,83’tür. Aynı zamanda çalışma hayatında görülen uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, İstanbul ile diğer metropollerin çevresinde gelişen kent bölgelerdeki istihdam olanaklarının artması gibi değişimler nedeniyle yaşam tarzı göçü giderek daha da kolay hale geliyor.
Kentsel dönüşüm ve konuta erişimdeki güçlükler
Konut sayısının az olduğu ve fiyatlarının belirgin bir biçimde arttığı bir dönemde, kentsel dönüşüm nedeniyle evinden ayrılmak zorunda kalan ev sahipleri ya da kiracılar İstanbul’da yaşayabilecekleri bir evi kiralamakta güçlük çekiyor. Emekliler ve orta alt gelir grubundakiler konuta erişim koşulları nedeniyle farklı çözümler arıyor. Bu çözümlerden biri de kenti ivedilikle terk ederek farklı bir kente yerleşmektir. Kentte üretimin parçası olmayan emeklilerin ve konut edinmekte zorlanan orta ve alt gelir grubundakilerin kentten ayrılması kentsel dönüşümün bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Kentsel dönüşüm sırasında farklı ilçelere ya da kentlere yerleşenlerin artan ekonomik değerden faydalanmak üzere genellikle eski mahallelerine dönmedikleri söylenebilir.
Kentsel dinamiklere bağlı olarak İstanbul’un demografik yapısında yaşanan değişimler yeni kentsel ve toplumsal gelişmeleri beraberinde getirebilir. Söz gelimi son 20 ila 30 yılda çiftlere, ebeveynlerinin torun bakım desteği vermesi başta kadının istihdama katılımının artması olmak üzere farklı olanakların gelişmesine katkı sundu. Ancak emeklilerin kentten göçünün artmasıyla birlikte sosyal desteğin azalması ve bununla birlikte doğurganlığın daha da azalması söz konusu olabilir. Diğer taraftan İstanbul’daki konut ve yaşam maliyetlerinin artması nedeniyle aynı evde yaşamaya başlayan ya da ebeveynlerine maddi destek sunan bireylerin de aileleriyle birlikte yaşama pratiğini devam ettirmek üzere farklı kentlere göç etme eğilimi artabilir. Maddi ve sosyal desteğin iki yönlü de önemli olduğu günümüz ekonomik ve toplumsal koşullarında, nüfus hareketi sadece sayısal bir değişim değildir. Bu nedenle kentsel dinamikleri, nüfus hareketlerini ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini yakından takip ederek atılması gerekli adımlar açık bir biçimde ortaya konabilir.
[Prof. Dr. Murat Şentürk, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesidir.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ile birlikte önce ilçe turu yaptı, sonra Çayırbaşı’nda halkla buluştu. Daha önce sıfır olan bazı hizmetleri kendi dönemlerinde başlattıklarını hatırlatan İmamoğlu, “Bunlar, bir kişiyi arkalarına almış, o bir kişi de milleti tehdit ediyor.’Oy verirsen hizmet veririm’ diyor. Biz de diyoruz ki, ‘Oy versin, vermesin; milletimize hizmet etmek onurdur. Biz milletimize hizmet ede ede kazanacağız. Bizim için esas olan, gönül kazanmak; onlar için esas alan, sadece oy almak” dedi.
İmamoğlu, Sarıyer Çayırbaşı’nda vatandaşlarla buluştu. İmamoğlu, halk buluşması öncesinde İstinye, Yeniköy, Tarabya, Sarıyer Merkez ve Cumhuriyet mahallerinde, CHP Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu ile birlikte ilçe turu yaptı. Seçim otobüsünün üzerinden vatandaşlara seslenen İmamoğlu şunları söyledi:
“RANTÇILARI DEĞİL HALKÇILARI SEÇİN: Sabah Bakırköy’deydim. Daha önce Fatih’teydim. Ardından Kağıthane’ye geldim. Şimdi Sarıyer’deyim ve güzel bir buluşma yapıyoruz. ve bu buluşmayla beraber, aslında yavaş yavaş ısınıyoruz. Bu ısınmayı, göreceksiniz öyle bir büyüteceğiz ki, İstanbul’un ittifakı, İstanbul’un birliği ve beraberliği tarihte görülmemiş bir yerel seçimi hepimize yaşatacak. Gücümüzü birleştiricilikten alıyoruz. Gücümüzü; birleşmeden, bir arada olmadan, icraatçılıktan, halkçılıktan alıyoruz. Çocuklarımıza hizmet etmek, bizi çok mutlu ediyor. İcraat yaptığımız için güçlüyüz. Bu şehrin bütün evlatlarını düşündüğümüz için güçlüyüz. Rantçıları değil, halkçıları seçin.
ALLAH AŞKINA, BÖYLESİ GÜZEL BİR YERİ BİR BELEDİYE NİYE SAKLAR: Görev süremiz boyunca İstanbul’da vatandaşın her sorununa koştuk. Biz, bu şehrin unutulmuş her alanını yeniden ayağa kaldırdık. Hemen yanı başınızdaki Büyükdere Fidanlığı’nı biliyorsunuz değil mi? Yıllarca o koca alanı çöp haline getirdiler. Hatta bu bölgede insanların huzurunu kaçıran bir merkeze dönüştü. Öyle değil mi? Ben orayı gördüğümde dedim ki, ‘Allah aşkına, böylesi güzel bir yeri bir belediye niye saklar?’ Ben düşündüm, düşündüm, birkaç sene bunu bulamadım. Benim aklım ermedi. Bizim aklımızda şeytanlık yok. Biz bilmiyoruz. Allah, bunların yardımcısı olsun. Allah, bunlara akıl versin. Orayı, yıllar önce buranın huzuru için açsalardı kötü mü olurdu? Şimdi pırlanta gibi bir yer oldu. Yine yıllarca milletten uzak tuttukları, Atatürk Kent Ormanı’na gittiniz mi? Nasıl, güzel olmuş değil mi? Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Milletin malını, millete emanet ediyoruz. Onlar, milletin malını bir avuç insana emanet etmek için çalışıyorlar. Biz, ‘Hayır’ diyoruz, ‘Milletin malı millete.’ Adamcılık yok, kayırmacılık yok.
YAKLAŞIK 200 BİN İNSANIMIZI İLGİLENDİREN TAPU SORUNUNU ÇÖZDÜK: Biz bu ilçede, yaklaşık 200 bin insanımızı ilgilendiren tapu sorununu çözdük. Dağıtımına başladık. Dağıtmaya da devam edeceğiz. Bakın 200 bin insan; 40 yıl, 50 yıl… Gençlik Ofisi açtık. Çok kötü, metruk durumdaki Duatepe’yi yeniledik, insanlarımıza açtık. Orayı da görün. İstanbul en güzel manzarasını görün. Yapamadılar. Yarım bıraktılar. Müteahhit çalışmıyordu. Aşiyan-Rumelihisarı fünikülerini bitirdik, milletimize açtık. Yine Rumelihisarüstü’nü pırlanta gibi meydanıyla, çevresiyle bitirdik. Yetinmedik; öğrencilerine çile çektirilen, öğrencilerine zulüm ettirilen Boğaziçi Üniversitesi gençlerine Kent Lokantası açtık. Biz, bu şehrin dokunulmamış, unutulmuş, insanlarını mutlu edecek her işi yaptık.
ONLARA DÜNYAYI DAR ETTİNİZ. SİZLERE HELAL OLSUN: Bunlar bize görevi devrederken… Daha doğrusu onu da beceremediler ya. Görevi elimizden almaya kalktılar. Milletin hakkı, hukukunu çiğnediler. Hatırlayın 2019’u. Seçimi iptal ettiler. Hoş bu millet kendi iradesine, hakkına, hukukuna müdahale edene, hayatının en büyük dersini verdi. Onlara dünyayı dar ettiniz. Sizlere helal olsun. ve 13 bin oyu, 806 bin oya çıkarttınız. Ne dediler o zaman? ‘Bunlar sosyal yardımları keser’ dediler değil mi? Tam 6 katına çıkarttık. Onlar, sadece bir öğrenciye burs verdiler. O da 200 bin dolar burslu öğrenci okuttular. Bir kişi. Torpilli. Biz ne yaptık? Sadece bu sene, tam 100 bin üniversite öğrencimize burs dağıttık. Bu sene 7 bin 500 lira verdik. Seneye 15 bin lira vereceğiz. Biz göreve geldiğimizde, bu nasıl sıfırsa, kreş de sıfırdı. İstanbul’un en büyük kreşlerinden birisini, Büyüklere Fidanlığın içinde açıyoruz. Öğrenci alıyor yavaş yavaş. Bakın sıfırdı; 4 yılda, 4,5 yılda 100 adet kreşimiz oldu. Bir değil, üç değil, beş değil, on değil, 100 tane. Hem de pırlanta gibi. Niçin yapıyoruz biliyor musunuz? Benim şehrimin evlatları eşitlenecek. Benim buradaki pırlanta gibi çocuğumla, pırlanta gibi kızımla, oğlumla; başka bir yerdeki çocuklarımız da eşit olacak. Herkes eşit olacak. Darda, açıkta kimse kalmayacak. Kıyıda, kenarda kimse hissetmeyecek. Biz bunu başardık. Biz, bu şehirde üniversite öğrencilerimizi yurtta da yalnız bırakmadık. Sadece 4 yılda, 5 bin 200 gencimizi misafir ediyoruz.
TAPUNUZU DA DAĞITAN BİZ: Bakın; tapunuzu da dağıtan biz. Yıllardır dokunmadıkları altyapınızı da dağıtan yapan biz. Üstyapınızı da parklarınızı da meydanlarınızı da yapan biz. Bunlar, hizmet yapmadılar. Bakın; dokunmadıkları altyapının tamamını, hele hele pandemi döneminde sel, su baskınları, insanları hayatından bezdiren bütün o kötü altyapı düzenini değiştirdik. Pırlanta gibi. Altyapıda atık suyu, yağmur suyunu, Baltalimanı’ndaki Biyolojik Arıtma Tesisi’ni bitirdik. Yetinmedik; yıllarca ihmal edilmiş çöp halinde duran Baltalimanı Deresi’ni, Baltalimanı’nın çevresini bir yaşam vadisine dönüştürdük. Biz iş yaptık, iş yapmaya devam edeceğiz. Onlar bize çamur atacak, onlar bizi kötüleyecek, onlar bizi köşeye sıkıştırmaya çalışacak. Bizim işlerimizi engellemeye çalıştılar Kamu bankalarından bir lira kredi vermediler. Bize ait, hepimizin vergisiyle beraber çalışan TRT’de, 5 senedir bizi 1 dakika bile haber yapmadılar. Ama ne yaparsa yapsınlar, onların arkasında ne var biliyor musunuz? Onların arkasında bir kişi var. Bizim bu yolculuğumuzun arkasında millet var millet. Onun için biz, söz verdik mi yapanlardanız.
SARIYER’DE, ŞÜKRÜ BAŞKAN GÜZEL İŞLER YAPTI. ŞİMDİ YİNE SARIYER’İN EVLADI OKTAY AKSU İLE YÜRÜYECEĞİZ: Sarıyer’de, Şükrü Başkan güzel işler yaptı. Kendisine teşekkür ederiz. Ama şimdi başka bir arkadaşımız görev yapacak. İki dönem, 10 yıldır Büyükşehir Belediyesi’nde birlikte görev yaptığımız, Meclis’te ve komisyonlarda birlikte çalıştığınız, yine Sarıyer’in evladı Oktay Aksu ile görev yapacağız. Şimdi onunla da yürüyeceğiz. Görev devir-teslimi olur. Şimdi bundan sonra, önümüze bakacağız. Geride kalanlar kaldı, önümüze bakacağız. Tam gaz koşacağız. ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz. Hepinizden isteğimiz var. Çevrenizde eşiniz, dostunuz, ahbabınız, komşularınız… Güzel ablalarım, benden hepsine selam söyleyin. Oktay Başkan’dan herkese selam söyleyin. Çok çalışacağız. Ahlaklı çalışacağız. Adaletli olacağız. İcraat yapacağız. Milletimizi düşüneceğiz. Siyasi parti ayrımı yapmayacağız. ‘O parti, bu parti’ demeyeceğiz. Milletimizi düşüneceğiz. Milletimizin evlatlarına layık olacağız. Şu güzel annemizin, şu güzel teyzemizin, güzel ablalarımızın, evlatlarımızın, sevgili gençlerin hakkını vereceğiz. Hiç kimsenin hakkını yedirmeyeceğiz. Aynı zamanda hak da yemeyeceğiz. Hak yiyenlerden bu milleti Allah korusun. Buna müsaade etmeyeceğiz.
BÜTÜN İSTANBULLULARI GÖREVE DAVET EDİYORUM: İstanbul Gönüllüleri, İstanbul İttifakı sizlerle büyüyecek. Hep birlikte kocaman bir aile olacağız. Sadece Cumhuriyet Halk Partililer değil, bütün İstanbulluları göreve davet ediyorum. Hep birlikte coşacağız, hep birlikte koşacağız milletçe. Hep iyi dil, güzel dil kullanacağız. Dijitalde çalışın, sokakta çalışın, broşür dağıtın, gidin insanları ikna edin, sandıkta görev alın. Milletçe bir demokrasi şölenine, demokrasi seferberliğine koşacağız. Günün sonunda, herkesten şunu isteyin: Deyin ki ‘Bu arkadaşlar, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları, kimseyi dışarıda bırakmaz. Kimseyi ayırt etmez. Adaletten yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. ‘Hukuktan yana olan bizler, büyük bir ittifak kurduk’ deyin. ve biz ne yapacağız? Sarıyer Belediye Başkanımıza oy istiyeceğiz. Sarıyer Meclisi’ne oy istiyeceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanınıza oy isteyeceksiniz. Hep birlikte büyük bir millet ittifakı kuracağız.
OY VERSİN, VERMESİN; MİLLETİMİZE HİZMET ETMEK ONURDUR: Bunlar, bir kişiyi arkalarına almış. O bir kişi de milleti tehdit ediyor. ‘Oy verirsen hizmet veririm’ diyor. Biz de diyoruz ki, ‘Oy versin, vermesin; milletimize hizmet etmek onurdur. Biz milletimize hizmet ede ede kazanacağız. Bizim için esas olan, gönül kazanmak; onlar için esas alan, sadece oy almak. Partizanlığı yıkacağız. Göreceksiniz; hep birlikte çok güçlü bir İstanbul süreci daha yaşatacağız. Biz, bu şehri kendine getirdik. Bu şehri, kötülüklerden koruduk. Milletin parsellerinde imar artışına bir tane bile müsaade etmedik. Tek bir yeşil alanı bile imara dönüştürmedik. Tapu sorunlarını biz çözeceğiz. Sizi kimse, evinizden edemeyecek. Biz çözüyoruz; çözmeye devam edeceğiz. Bizim karşımızdaki aday, bir kişiden talimat alıyor. Onun buyrukları, herkes için emir oluyor. Biz, milletimizden talimat alıyoruz. Biz halkçılığın, biz demokrasinin temsilcileriyiz. Biz, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen Atatürk’ün temsilcileriyiz. Onun için yılmayacağız, yıkılmayacağız; dimdik ayakta yolumuza devam edeceğiz.
ONLARA ÖYLE BİR DERS VERECEKSİNİZ Kİ: Biz yoksulu, yoksulluğu bitirmeye dönük süreçte adımlarımızı atacağız. Onlara da öyle bir ders vereceksiniz ki; seçimden sonra kalan sürelerinde gitsinler 2-3 basamak haline gelmiş enflasyonu düşürsünler. Emeklinin, dar gelirli vatandaşımızın gelirlerini arttırsınlar. Ekonomiyle uğraşsınlar. Adaleti düzeltmeye gayret etsinler. Bunu yapmaları için ne yapacağız? Seçimde onlara öyle bir demokrasi şamarı atacağız ki, kendine gelecekler. Kendine gelip, işine bakacaklar. Hükümet, işine baksın. Sevgili Sarıyerliler, bu daha ısınma. Bu daha ilk buluşmam sayılır. Dün, minik bir buluşmamız oldu. Bugün de sizleri selamladık. Gene geleceğim. Birkaç kez daha geleceğim. Sadece Sarıyer’e değil, 39 ilçemizi en az 3’er defa gezeceğim. Biz, atom karınca gibi çalışacağız. Onlar peşimizden koşmaya çalışacaklar. Yarı yolda nefes nefese kalacaklar, nefes nefese. Bizimle mücadele edemez onlar. Onlar, koşarken bile talimat alıp koşan insanlar. Biz ise, ‘Tam yol ileri’ diyen, gücünü milletten alan insanlarız. Hepinizi çok seviyorum. Sürecimiz hayırlı olsun. Yolumuz açık olsun. Sarıyer milletimizin olsun. İstanbul milletimizin olsun. Her şey çok güzel olacak.”
]]>MHP Tuzla İlçe Başkanlığında parti teşkilatıyla bir araya gelen Yönter, birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde İstanbullulara el uzattıklarını ve burada taş üstüne taş koyacaklarını kaydetti.
Son 5 yılda İstanbul’da yalandan başka bir şey yapılmadığını söyleyen Yönter, “Sadece yalan, riya, aldatma. İBB Başkanı, İstanbul’u sukutuhayale uğrattı. Şehremini, şehri emanet edeceğimiz kişi demek. Bu adam emin değil. Emin olmayan birisine biz İstanbul’da ikinci 5 yılı nasıl verebiliriz?” ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu’nun “İsrafa son verdik” sözlerini eleştiren Yönter, “İmamoğlu’nun kendisi, varlığı israf. CHP kongresine İBB kaynaklarını aktardı mı, aktarmadı mı? Delegelere para verdi mi, vermedi mi? Tuzla’da yapılacak yolları, ulaştırma hizmetlerini keserek parti içi hesaplaşmaya bu devletin kaynağını haksız yere aktardı mı?” diye sordu.
Yönter, İstanbul’da 2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğunun bugün yüzde 69’a çıktığını belirterek, şöyle konuştu:
“Ekrem İmamoğlu, senin yönettiğin İstanbul bu hale gelmiş. Görüyorum billboardlarda ‘61.5 kilometrelik metro yaptık’ diye. Daha 4-5 gün önce o rakam farklıydı, birdenbire güncellediler, yeni bir uzunluk ilan ettiler. Metro yaptığı da yok. Daha geçen ayın sonunda Gayrettepe-Kağıthane hattı havalimanına bağlandı, 37.5 kilometre. Bunu yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Cumhur İttifakı, Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan.”
“İBB’nin kampanyasına İliç’i alet ettiler”
İstanbul’un trafik çilesini bitirmek istediklerini kaydeden Yönter, Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Murat Kurum’un bu konuda umut verdiğini, ikna edici projeler ortaya koyduğunu belirtti.
Yönter, Kurum’un seçim çalışmalarının iyi gitmesinin ardından İmamoğlu’nun maskesinin düştüğünü ifade ederek, şöyle konuştu:
“Gittiği pazarda birdenbire Erzincan İliç Çöpler köyündeki altın madeninde meydana gelen heyelanın faturasını İBB Başkan adayımız Murat Kurum’a kesmek istediler. Acı var ortada, milyonlarca metreküp toprak istiflendiği yerden tıpkı sel gibi vadiye kaymış, 9 canımız kalmış orada. ‘ÇED raporu, kapasiteyi kim artırdı, siyanür yer altı sularına karışarak Fırat Nehri’ni kirletti, kirletecek.’ bunları işittik. Gündem İliç’ten, altın madeninden İstanbul’a geldi. İBB’nin kampanyasına İliç’i alet ettiler, utanmazlar, edepsizler. Bunların hayatları, işleri güçleri istismar. ‘Tam yol ileri.’ diyor ya İmamoğlu, o tam yol ilerinin sonunda uçurum ve afet var. CHP’yi bekleyen afet var. Maalesef kendisiyle beraber İstanbul’u da o felakete çekmeye çalışıyorlar. Buna izin veremeyiz. Buna demokratik olarak direnmek, mücadele etmek zorundayız.”
Yönter, İstanbul’un genelinde Murat Kurum’un öne geçtiğini, sokağın, İstanbul’un kalbinin ve geleceğinin Kurum ve Cumhur İttifakı dediğini söyledi.
“Dünyanın en büyük Türk kenti hak ettiği zirveye çıkacak”
Yönter, birlik ve beraberlik içerisinde zilleti hak ettiği yere göndereceklerini, bu yerin sandığın dibi olduğunu ve bir daha oradan çıkamayacaklarını kaydetti.
Devrin, Türk devri, Cumhur İttifakı, Devlet Bahçeli, MHP ve Recep Tayyip Erdoğan devri olduğunu vurgulayan Yönter, “Devletimizi devretmeyeceğiz, hakkımızı yedirmeyeceğiz. Biz DEM’lenmiş CHP’yle bir gelecek olmayacağına inanıyoruz. MHP olarak Tuzla ve diğer 38 ilçemizde bütün teşkilatlarımız sahada. Dava arkadaşlarımız inanmış şekilde çalışıyorlar. Biz 39 ilçemizin 39’una da talibiz, bütün belediye meclis üyeliklerine ve İstanbul’un tamamına talibiz. Dünyanın en büyük Türk kenti artık yeni dönemde hak ettiği zirveye çıkacak.” diye konuştu.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bahçelievler Belediyesi tarafından yaptırılacak olan Bahçelievler Cemevi’nin temel atma törenine katıldı. Törende Kurum’u Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Boztepe, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, MKYK Üyesi Metin Tarhan, Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş ve beraberindeki heyet karşıladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, protokol konuşmalarıyla devam etti. Ardından protokolün sahneye çıkıp butonlara basmasıyla birlikte cemevinin ilk beton harcı döküldü. Törende ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Görevi devraldığımız bu şehri adaletle yöneteceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın”
Temel atma töreninde konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “İstanbul bütün Anadolu’yu ve Trakya’yı kucaklayan, yaşatan ve onlarca umudun kapısı olan bir şehrimizdir. İstanbul, Kafkasya’dan Balkanlar’a kadar gönül coğrafyamızdan göç etmiş kardeşlerimize yurt olmuş bir şehrimizdir. ve bu şehirde hepimiz hemşeriyiz, buraya aitiz. Cem olmayı, birlik olmayı, beraber olmayı amaçlayan bu gönül mekanının temellerini atarken, şunu da açıkça söylemek isterim: 31 Mart’ta Allah nasip eder ve İstanbullu hemşerilerimiz de bizi layık görürlerse, her İstanbullu kardeşimin, her İstanbullu hemşehrimin başkanı olacağım. Her evin kardeşi, evladı olacağım. Farklılıklarımızı zenginlik olarak göreceğim. Biz, Fatih Sultan’dan sadece bir coğrafya teslim almadık. Aynı zamanda bir ruh, bir felsefe, bir yönetim anlayışını miras aldık. Bu yönetim anlayışının en önemli unsuru da hiç şüphesiz adalettir. Hizmette ötekileştirme, hizmette imtiyaz olmaz, hizmette ancak ve ancak adalet olur. Görevi devraldığımız bu şehri adaletle yöneteceğimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Her şeyi yerli yerine koyacağımızdan, herkesin hakkını alacağından, İstanbul’un hakkını İstanbul’a teslim edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz gönüller yapmaya geliyoruz. Bu şehrin her ilçesine, her semtine, her mahallesine adaletle hizmet götüreceğiz” dedi.
“İstanbul’u birlik ve beraberlik içinde hep birlikte yöneteceğiz”
Bahçelievler’in her sokağına huzur getirmek için çalıştığını ifade eden Kurum, “Tüm İstanbul’a olduğu gibi Bahçelievler’in de her sokağına huzuru getirmek için başkanımla birlikte çalıştık. Hep birlikte, birliğimizin kuvvetiyle ve Allah’ın izniyle İstanbul’u özüne döndürmek istiyoruz. Biz bir oldukça sorunların üstesinden gelmek daha kolay olacak. Biz birliğimizle büyüdükçe sıkıntılarımız küçülecek. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin dediği gibi bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi bozmaya yeltenenlere asla izin vermeyeceğiz. Bizi biz yapan değerlerimizle, inançlarımızla kardeşlerimizle dostça yaşadık, yaşamaya da devam edeceğiz. İstanbul’u birlik ve beraberlik içinde hep birlikte yöneteceğiz. Bu anlamda biz sizin kardeşiniz olacağız. Siz de bizim yol arkadaşımız olacaksınız. Siz isteyeceksiniz, biz yerine getiren tarafta olacağız. Sözünüz havada kalmayacak. Hiçbir kardeşimin hizmetten dolayı boynu bükük olmayacak. Bizi hep yanınızda göreceksiniz. Milletimizin her zaman yanında olduk. Milletimizin zor anında yanındaydık ve sımsıkı tuttuğumuz o elleri hiç bir zaman bırakmadık. Milletimizin huzurunu görene kadar gece gündüz mücadele ettik. İstanbul için, huzurlu yarınlarımız için çalışan, emek veren, ter döken herkesin yeri başımızın üstü olacak, makamı kalbimiz, yüreğimiz olacak. Ne diyor Hz. Ali Efendimiz; ‘Halk iki sınıftır. Birincisi dinde senin kardeşindir. İkincisi de yaratılışta senin kardeşindir. Hepsine adaletli ol, adil davran. Ne olursa olsun adaleti elden bırakma’ İşte bizim sözümüz de özümüz de ruhumuz da budur. Herkes bizim biriciğimizdir, özümüzdür, canımızdır. Canlarımızdır. Buradan hareketle şimdiye kadar hep haktan, halktan yana olduk. Hakikaten bir gün olsun ayrılmadık. Halka hizmeti Hakk’a hizmet olarak gördük. Bundan sonra da böyle olacaktır. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Arnavutköy Deliklikaya Özel Endüstri Sanayi Bölgesi’ni ziyaret etti. Kurum’a ziyareti sırasında Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı, Arnavutköy Belediye Başkan Adayı Mustafa Candaroğlu eşlik etti. Kurum’u Deliklikaya Özel Endüstri Sanayi Bölgesi kurucularından Sanayi Bakanlığı Önceki Dönem Bakan Yrd. Hasan Büyükdede, SMC Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Uçar ve beraberindeki heyet karşıladı. Çeşitli kooperatif üyeleri ve iş adamları ile bir araya gelen Kurum ilgiyle karşılandı. Ziyaret sonrasında Kurum basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“Yeni ipek yolu üzerinde 6 yeni lojistik merkez kurmayı planlıyoruz”
Arnavutköy’de ki altyapı sorunu düzeltmeyi ve 6 yeni lojistik merkezi kuracağını açıklayan Kurum “Arnavutköy’de alt yapı sorunlarının artık bir problem haline geldiğini de net bir şekilde görüyoruz. Altyapıları yaptığınız takdirde buradaki nitelikli iş gücü artar. O şehirde üretimin artmasıyla birlikte yeni yatırımların önü açılır ve ticaret hacmi büyür. İstanbul’da biz bu anlayışı her yerde tesis etmek istiyoruz. Sanayicimizle, üreticimizle, ticaret odamızla, organize sanayi bölgeleriyle, özel endüstri bölgeleriyle birlikte yaptığımız toplantılarda alacağımız kararları hayata geçireceğiz. Ticaretin, istihdamın, nitelikli iş gücünün, istihdamın artması adına adımlar atacağız. Arnavutköy’ün kuzeyindeki ilçelerimizde planlı bir büyüme gerçekleşsin istiyoruz. Bu planlı büyümeyle birlikte sanayide çalışan kardeşlerimizin oturabilecekleri konutlarının olduğu, altyapısı bitirilmiş, ulaşımı sorun olmayan bir sanayi ve bu sanayi nitelikli üretiminin de merkezi olsun. Buradaki tesisimiz, az ilerideki Baykar’ımız gibi yeni Baykar’ları, yüksek teknoloji öncelikli üretim tesislerini İstanbul’a kazandıralım istiyoruz. Burada yeni ipek yolu üzerinde 6 yeni lojistik merkez kurmayı planlıyoruz. Lojistik merkezlerle birlikte şehrin içindeki o trafik yükünü azaltacak ve şehrin çeperlerinde sizlerin de ticaretine destek olacağız. Birçok afette şehrin içinde bir risk ve tehdit durumunda olan, şehrin içinde kalmış sanayi alanlarımızı nitelikli alanlara taşımak istiyoruz. Bu alanlara taşırken de vatandaşımıza destek olacak, üretimini daha iyi şartlarda yapacak. Alt yapısı hazır bir şekilde gelen insanımıza daha iyi hizmet verecek. Hem çalışanımıza, hem de üreticimize katma değer sağlayacak adımları atmak istiyoruz” dedi.
“Şehrin içindeki sanayi alanlarını şehrin dışına taşıyacağız”
Arnavutköy için yapılan ve yapılması planlanan projeleri anlatan Kurum “Büyükşehir Belediyesi olarak Arnavutköy’e gerekli her türlü desteği vereceğiz. Bugüne kadar Baklalı ve Haraççı mahallelerimizde Kentsel Dönüşüm Projelerinde modern ve konforlu yeni yuvaların inşasını gerçekleştirdik. Arnavutköy Gençlik Merkezi, otopark ve Arnavutköy Bilim Merkezi’yle birlikte hemşerilerimizi bu hizmetleri sunduk. Arnavutköy’de Mavigöl’e anaokulunu ve oradaki sosyal tesisleri kazandırdık. 22 yıldır AK Parti olarak hizmet siyaseti anlayışıyla hareket ediyoruz. Arnavutköy’ün merkezine ve Boğazköy’ümüzde bir Meydan Projesi gerçekleştireceğiz. Taşoluk’ta ihtiyaç olan kapalı spor salonu inşaatını Arnavutköy’e kazandıracağız. Bolluca’dan başlayıp şehrin içinin nefes alacağı o ekolojik koridorları da oluşturacağız. İstanbul’un 151 köyünde üretimin ve istihdamın devam etmesi adına projelerimizi gerçekleştireceğiz. Karaburun’da sahil düzenlemesi yaparak Arnavutköy’e ve İstanbul’a bir mesire alanı kazandıracağız. Fenertepe-Vezneciler metro hattımızı hızlıca bitirerek, hem buradaki sanayicimize, hem burada çalışan kardeşlerimizi bu hizmetleri sağlayacağız. Geçtiğimiz günlerde dere ıslahının yapılmaması sebebiyle sellerde Arnavutköy’ün altyapısından dolayı sanayicilerimizin zarar gördüğü bir afetle karşı karşıya kaldık. Dijital İstanbul’la simüle ettiğimiz derelerin ıslahlarını yapacağız. Arnavutköy’de kapalı Pazar ihtiyacını gidermek istiyoruz. Şehrin içindeki sanayi alanlarını şehrin dışına taşıyacağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak biz sizlere ara teknik eleman yetiştiren İSMEK’lerimizi böyle sanayi sitelerimizin hemen yanında o tesisleri kurmak ve sizle işbirliği içerisinde bu eğitimleri sağlamak istiyoruz” şeklinde konuştu.
“CHP’li başkan 650 bin konut olmasa da olur diyor”
Depremin İstanbul’un gerçeği olduğuna değinen Kurum, İmamoğlu’nun 650 bin konut olmasa da olur diye yaptığı konuşmaya da şu şekilde tepki gösterdi: “Gerçek belediyecilik anlayışıyla bu hizmetleri yapacağız. Seçim sürecimizi bu parolayla başlattık ama görüyoruz ki bugün birileri İstanbul’un gerçeklerinden kopuk bir şekilde yaşıyor. Deprem bizim en büyük gerçeğimiz olduğunu bilim insanlarımız söylüyor. Bir buçuk milyon riskli konutun 600 bininin acilen dönüştürülmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Sanayi siteleriyle alakalı da acilen döndürülmesi gereken yerler var. 1 Nisan sabahı bu görevi devraldığımızda yapacağımız en öncelikli işlerden bir tanesi olacak. Depremle mücadele etmek için 5 yıl içerisinde 650 bin konutu dönüştüreceğiz dedik. 1 Nisan sabahı görevi bırakacak olan CHP’li başkan 650 bin konut olmasa da olur diyor. İstanbul’un depreme hazırlanmasını ve kentsel dönüşümünü dert etmediği için, bu yöndeki tedbirleri projeleri ve yatırımları da gereksiz görüyor. Bir deprem gerçeği var ve bu gerçeğe ilişkin konutların yapılmaması gerektiğini ifade eden de bir belediye başkanı var. 5 yıllık süreçte çalıştaydan öteye gidememiş, herhangi bir icraat yapamamış anlayıştan başka bir söz veya ifadede beklemiyoruz. İstanbul’un deprem gerçeği varken, insanların riskli binada oturduğu gerçeği varken, endişe içerisinde yaşadıklarını biz görüyor ve hissediyorken maalesef mevcut İBB başkanı böyle bir açıklama yapıyor. Bu konutların yapılmaması gerektiğini ifade ediyor. Verdikleri hiçbir sözü tutmadıkları gibi depremle ilgili de herhangi bir adım atmadığını İstanbullu kardeşlerimiz gördüler. Amaçlarının İstanbul’un deprem riskini ortadan kaldırmak olmadığı gibi verilen o hizmetleri de eleştirmekten öteye gidemiyorlar. Temel atmamak değil, yapılana engel olmak onların bakış açısıdır”
“Milletimiz bu kirli siyaset senaryolarına bugüne kadar prim vermemiştir bundan sonra da prim vermeyecektir”
DEM parti ve CHP’nin kent uzlaşısı hakkında konuşan Kurum “Birkaç gündür kirli bir oyun dönüyor. Kent uzlaşısı altında kirli bir işbirliğinin, senaryo siyasetinin uygulamaya çalışıldığını hep birlikte görüyoruz. Milletimiz bunu fark ediyor. Milletimizin bunu fark etmesinden korkup yaptıkları ittifaka da bir kılıf uydurmaya çalışıyorlar. Pazarlıklarla yaptıkları iş birliğini gözden kaçırmaya çalışıyorlar. İlkesiz bir siyasetle yeni tartışmalar oluşturarak seçim sürecini de sabote etmeye çalışan bir anlayış var. Bu kazara ortaya çıkmış bir ittifak değil, bilinçli bir ittifaktır. Milletimiz bu kirli siyaset senaryolarına bugüne kadar prim vermemiştir bundan sonra da prim vermeyecektir. İstanbul üstüne ne zaman bir hesap ve pazarlık olsa bu millet gereken cevabı vermiştir. 31 Mart’ta da yine gereken cevabı milletimiz sandıkta verecektir. Onlar hangi ittifakı yaparsa yapsın, hangi kirli oyunlar, pazarlıklar içerisinde olurlarsa olsunlar, İstanbullularla el ele verip İstanbul’un geleceğini hep birlikte hazırlayacağız” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Kurum, Arnavutköy’de bulunan Deliklikaya Özel Endüstri Sanayi Bölgesi’ni (DESB) ziyaretinde DESB Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdere, Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı, AK Parti Arnavutköy Belediye Başkan adayı Mustafa Candaroğlu ile SMC Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Uçar ile görüştü.
Burada konuşma yapan Kurum, “Ekonomide oyun kurucu İstanbul” hedeflerinin olduğunu söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olduğu dönemde, Arnavutköy Bolluca Millet Bahçesi’ni ilçeye kazandırdıklarını, kentsel dönüşüm projeleri kapsamında Baklalı ve Haraççı mahallelerinde yeni yapılar inşa ettiklerini belirten Kurum, seçimden sonra ilçede yeni meydanlar yapacaklarını kaydetti.
Kurum, ekolojik koridorlar, kapalı pazar alanları, engelli yaşam merkezi, sahil düzenlemesi, spor salonu, doğa parkları, tematik köyler ve çiftlik parklar yapacaklarını, dereleri ıslah edeceklerini ve Fenertepe-Vezneciler Metro Hattı’nı hızlıca bitireceklerini bildirdi.
İlçenin istihdam sorunlarını, imar ve iskan problemlerini çözeceklerini, eski sanayi alanlarını dönüştüreceklerini, tam donanımlı yeni sanayi siteleri yapacaklarını anlatan Kurum, “Hedeflerimizin, hayallerimizin her birini gerçeğe dönüştüreceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.” diye konuştu.
“Ekrem Bey, depremzede ailelerimizin mutluluklarına ortak olsun”
Konuşmasının ardından basın mensuplarıyla bir araya gelen Kurum, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
Kurum, bir basın mensubunun “İstanbul için depreme dayanıklı 650 bin konut vadediyorsunuz. 1999 depreminden sonraki dönemde bu dönüşümün gerçekleşmesi için zaman kaybedildiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna, İBB’nin kentsel dönüşüme ilgi göstermemesine rağmen kentin deprem dönüşümü adına gerekli mücadeleyi ortaya koyduklarını dile getirdi.
Bu kapsamda 800 bin bağımsız bölüm ve 171 bin konutu dönüştürdüklerine dikkati çeken Kurum, şöyle devam etti:
“Yarısı Bizden’ kampanyasını seçimden önce açıkladığımızda mevcut İBB yönetimi bu işlerin yapılamayacağını, ‘Bu işler yapılmaya kalkılırsa 100 yılda yapılır’ gibi, böyle tiye alan laflar ifade etmişlerdi. Hatırlayın 11 ilimizde deprem olmuştu. Biz, ‘650 bin konutu yapacağımızı, konutları bir yıl içerisinde teslim etmeye başlayacağımızı’ ifade ettiğimizde de şunu söylemişlerdi, ‘Siz bunu 100 yılda yaparsınız.’ Ne oldu, size soruyorum. Üç ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. 46 bin konut bundan 15 gün önce teslim edildi. Etap etap teslim edilmeye başlandı. Evlerinde insanlar mutlu oluyor ve artık güvenle, huzurla oturmaya başlıyorlar. Tavsiyem, Ekrem Bey depremzede ailelerimizin mutluluklarına ortak olsun.”
Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun deprem gerçeğine rağmen “650 bin konut yapılmamalı” şeklinde talihsiz bir açıklamada bulunduğunu aktararak, “Tabii dertleri İstanbul olmadığı için, İstanbul’un geleceği olmadığı için, İstanbul halkı olmadığı için kendisinden farklı bir açıklama da beklemiyoruz.” ifadelerini kullandı.
İBB Başkan adayı Kurum, “6 Şubat’taki depremlerin yaşandığı bölgede 11 il için bilimsel bir seçmen çalışması yapıldığını, şehir dışına ve yurt dışına göç edenler dışında 90 bin 200 kişinin kayıp olduğunu, bu sayıya her aileden birer çocuk da eklendiğinde sayının 120 bine denk geldiğini” iddia eden, kendisinin de bir canlı yayında “depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısını 130 bin olarak açıkladığını, daha sonra düzelttiğini” aktaran bir basın mensubunun konuya ilişkin sorusunu ise şöyle cevapladı:
“Düzelttiğimizi kendiniz de ifade ediyorsunuz. Siz maalesef hep bir gündem değiştirme, gündemi perdeleme çabası içinde olduğunuz için, anlamak istediğiniz taraftan bakmaya gayret gösteriyorsunuz. Biz aynı programda (6 Şubat’ta) 53 bin canımızı, toplamda 130 bin canımızı yitirdiğimizi ifade etmemize rağmen siz konuyu çarptırmak adına, konuyu farklı gündemlere taşımak adına maalesef pişirip pişirip böyle önümüze koymaya çalışıyorsunuz.”
“Depremde 53 bin kişi vefat etti” demelerine rağmen hayatını kaybeden canların üzerinden siyaset yapılmaya devam edildiğine dikkati çeken Kurum, “Daha fazla vefat edilmesi sizi mutlu mu ediyor?” diye sordu.
“İstanbul’a ilişkin hedefler, hayaller yarışsın istiyoruz”
Mevcut İBB yönetimi tarafından billboardlarının kaldırıldığı iddialarına ilişkin soruyu cevaplayan Kurum, ellerinde buna dair görüntüler olduğunu söyledi.
Kurum, demokratik bir yarış olsun istediklerini vurgulayarak, “İstanbul’a ilişkin projeler, İstanbul’a ilişkin hedefler, hayaller yarışsın istiyoruz. Mevcut İBB yönetimi gündemi değiştirmek ve İstanbul’un bu heyecanını farklı gündemlere taşımak adına elinden gelen her şeyi yapıyor. Her ortamda demokrasiden bahsediyorlar, sevgi işaretleri yapıyorlar. Hak, adalet, hukuk, yürüyüşleri yapıyorlar. Bizim parasını verdiğimiz, bedelini ödediğimiz billboardlarımızı siz hangi adalete, hangi hukuka göre söküyorsunuz? Büyükşehir Belediyesi zabıtalarınızı gönderip bizim billboardumuzu hangi anlayışla indiriyorsunuz? Siz ne yaparsanız yapın, biz 31 Mart akşamı bunların hesabını sizden birer birer soracağız.” diye konuştu.
“Bu kirli ittifakı milletimiz net bir şekilde görmektedir”
Murat Kurum, “İstanbul özelinde DEM Parti ve CHP arasında gizli bir ittifak mı var?” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Gizli değil, aleni bir ittifak var. ‘Kent uzlaşısı’ adı altında maalesef yapmış oldukları ittifakları gizlemek için kılıf bulmaya çalışıyorlar. Yapılan bu ittifak, açık ve net söylüyorum, Kandil ittifakıdır. Altını çizerek ifade ediyorum, Kandil’in talimatıyla kurulmuş bir ittifaktır. Bu anlayışı biz bugüne kadar hep gördük. Maalesef kapı arkasında, masa etrafında toplanıp, masanın etrafında kimlerin olduğunu çok iyi bildiğimiz kirli ittifakları kurdular. Bu ülkenin birliğine, beraberliğine kastetmek için yapılması gereken tüm mücadeleyi yaptılar ama buna rağmen başarılı olamadılar. Yine olamayacaklar. Bu kirli ittifakı milletimiz net bir şekilde görmektedir. Sandıkta da inşallah gereken cevabı verecektir.”
]]>AA muhabirinin Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgiye göre, Kovid-19 salgının ardından 2022 ile 2023’te dünya genelinde ve Türkiye’de hızla toparlanma sürecine giren hava yolu trafiğindeki artış bu yılın ilk ayına da yansıdı.
İstanbul Havalimanı’nda bu yılın ocak ayında 1 milyon 234 bin 576 yolcu iç, 4 milyon 767 bin 43 yolcu ise dış hatlardan seyahat etti. 6 milyon bin 619 yolcu İstanbul Havalimanı’nda ağırlandı.
Geçen yılın aynı döneminde bu havalimanında iç hatlarda 1 milyon 218 bin 237, dış hatlarda ise 4 milyon 435 bin 402 olmak üzere 5 milyon 653 bin 639 yolcu misafir edildi.
İstanbul Havalimanı, 2024 yılının ilk ayında yolcu sayısını yüzde 6 ve 347 bin 980 kişi artırdı.
Sabiha Gökçen Havalimanı’nda 1 ayda 3 milyondan fazla yolcu ağırlandı
Bu yılın ocak ayında, Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan icra edilen geliş ve gidiş seferleriyle iç hatlarda 1 milyon 446 bin 739, dış hatlarda 1 milyon 708 bin 314 olmak üzere 3 milyon 155 bin 53 yolcu uçtu.
Geçen yılın ilk ayında 2 milyon 794 bin 730 yolcunun ağırlandığı havalimanında yüzde 13’lük ve 360 bin 323 yolculuk artış olduğu hesaplandı.
İstanbul’daki 2 havalimanından, bu yılın ilk ayında iç hatlarda 2 milyon 681 bin 315, dış hatlarda ise 6 milyon 475 bin 357 olmak üzere 9 milyon 156 bin 672 yolcu geçiş yaptı.
Geçen yılın aynı döneminde ise seyahat eden yolcu sayısı 8 milyon 448 bin 369 olarak hesaplandı.
Böylece İstanbul havalimanlarının geçen yılın dönemine göre yolcu sayısını 708 bin 303 kişi ve yüzde 8 artırdığı belirlendi.
2024’ün ilk ayında İstanbul havalimanları uçuş sayılarını da artırdı
İstanbul’daki havalimanlarında bu yılın ilk ayında yolcu sayılarına paralel olarak düzenlenen seferlerde de artış kaydedildi.
İstanbul Havalimanı’nda, 2024’ün ilk ayında 8 bin 910’u iç, 31 bin 938’i dış hatlar olmak üzere toplam 40 bin 848 sefer düzenlendi.
Geçen yılın ilk ayında toplam 38 bin 888 seferin yapıldığı havalimanında bu ocakta 1960 uçuşluk artış meydana geldi.
Sabiha Gökçen Havalimanı’nda, 2024’ün Ocak ayında 8 bin 616’sı iç, 10 bin 561’i dış hat olmak üzere toplam 19 bin 177 uçuş icra edildi.
Bu havalimanında 2023’ün aynı döneminde toplam 17 bin 601 uçuş yapıldığı kayıtlara yansırken geçen yıla kıyasla 1576 sefer artışı hesaplandı.
Atatürk Havalimanı’nda, ocak ayında iç ve dış hatlarda toplam 2 bin 71 uçuş düzenlendi.
Geçen yılın ilk ayında 1888 seferin icra edildiği havalimanında sefer artışı 183 olarak hesaplandı.
İstanbul’daki tüm havalimanlarından bu yılın ocak ayında toplam 62 bin 96, geçen yıl aynı döneminde ise 58 bin 377 sefer düzenlendiği belirlendi.
Böylece ocak ayında havalimanlarından icra edilen iç ve dış hat seferleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 ve 3 bin 719 arttığı hesaplandı.
]]>31 Mart’taki yerel seçimlere az bir zaman kala İBB Başkan adayı Murat Kurum, Kanal 24 ve Radyo 24 ortak yayınında gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
“ANKETLERDE 1,5-2 PUAN ÖNDEYİZ”
Seçim anketlerindeki son duruma değinen Kurum, “Muhalefet 8-10 puan öndeyiz tezviratları yapıyordu. Biz sahaya indik, projelerimizi açıkladık, şu anda 1,5-2 puan öndeyiz. İstanbulluların aklıyla kimse alay edemez.” ifadelerini kullandı.
Murat KurumMurat Kurum’un açıklamalarından satır başları:
“Biz hep İstanbul’un sorunlarına, meselelerine çözüm bulmak için çalışacağız. Proje yapacağız. Halkımızın içinde bundan önce olduğu bu gibi yine bundan sonra da halkla beraber olacağız. İstanbullularla beraber olacağız dedik. Ki İstanbullumuzun da bu manada beklentisi sahada bu yani İstanbullunun trafik sorunu İstanbullunun deprem sorunun ortadan kaldırılması noktasında beklentileri var. Çevreye ilişkin beklentileri var. Sokak hayvanları ile ilgili beklentileri var. Taksi sorunuyla ilgili beklentileri var ve biz hep şunu söyledik, ilk günden itibaren ki 40 küsur gündür de sahadayız. Kim kimle ittifak yapar, buna bakmayacağız biz. Kimler hangi ittifak içerisinde olursa olsun biz İstanbul’da 31 Mart gecesi İstanbul’un bu durağanlığına son vereceğiz.
Nereden talimat aldıklarını çok iyi biliyoruz. Hangi ittifak içerisinde olursa olsun, bizim için hiç önemli değil. Topu gelse bu seçimi alacağız. 31 Mart gecesi İstanbul’un Fetret dönemini bitireceğiz. Biz 25 yıllık birikimimizi gelip bugün İstanbul için İstanbul’un 39 ilçesi, 964 mahallesi için sokak sokak çalışarak bu sorunlar ortadan kaldırabileceğimize inanıyoruz ve bu manada da amacımız, hedefimiz bu.
Murat KurumDEM PARTİ VE “KENT UZLAŞISI” İDDİALARI
Talimat aldıklarını çok iyi biliyoruz. Yani bu manada işte kent uzlaşısı içerisinde olup da farklı farklı ittifaklar içerisinde yine süreci yürütmeye çalıştıklarında tüm milletimiz görüyor. İstanbullularda görüyor. Ama onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun bizim için hiç mi hiç önemli değil. Topu da gelse biz bu seçimi alacağız. Altını çizerek söylüyorum, 31 mart gecesi İstanbul’un fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz. Kandil bunlara ne yapması gerektiğini tarif ediyor ve bunlarda ona uyuyor. Ortadaki durumu milletimiz çok iyi görüyor. Bildiğim tek şey; İstanbul’un sorunları, problemleri ve İstanbullunun beklentileri. Deprem riskini göz ardı edemeyiz. Deprem riski şu an onların yapacağı uzlaşıdan daha kıymetli ve değerli.
“İBB YÖNETİMİ 5 SENELİK BAŞARISIZLIĞI ÖRTMEYE ÇALIŞIYOR”
Buradaki başarısızlıklarını örtmeye çalışıyorlar. Bilgisizliklerini örtmeye çalışıyorlar. Çok net söylüyorum. Yani biz polemikten uzak duracağız dedikçe bizi polemiğe çekip yani cennet gayreti kendilerini gündemde tutmaya çalışıyorlar. Ama gündemde değiller. Çünkü İstanbul’a 5 sene hizmet etmediler. İstanbul’da 5 sene başarısız oldular. Dolayısıyla bunu İstanbullular biliyor. Tüm milletimiz biliyor. Bir bakıyorsunuz bugünkü Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak aday oluyor. Bir bakıyorsunuz CHP genel başkanlığı veya iş başkanlığına soyunuyor. Bir bakıyorsunuz başka partileri karıştırmak için farklı gündemler peşinde koşuyor. Bir bakıyorsunuz İstanbul’un sorunları varken başka yerde fotoğraf veriyor. Yani bir İstanbul’a odaklanmasını biz anlatamadık kendisini ama inşallah 31 Mart’ta. İstanbullular kendisini anlatacak. Dolayısıyla hep bir farklı gündemi ortaya getirmek, bunların alışkanlığı ama maskeleri bu manada düştü. Neden düştü işte işin içinden çıkamayınca Sayın Cumhurbaşkanımızı ağzı alınmayacak laflar söyleyerek ülke şehir gündemini ülke gündemine taşıyarak akılları sıra milletimizi bu manada kandırmaya veya işte o başarısızlıklarını örtmeye çalışıyorlar. Ama bizim milletimiz külyutmaz. Yani yutmadığını da her seçimde gösterdi. Bu seçimde de net bir şekilde inşallah 31 Mart’ta gösterecek.”
]]>Murat Kurum: “Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum Pendik’te bulunan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi’ni ziyaret edip girişimcilerle bir araya geldi. Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşan Kurum, “Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul. Bu üretimleri destekleyen tarafta olacağız. Bu girişimleri destekleyecek alt yapıyı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kuracağız. Maddi, manevi, teknik olarak her türlü desteği veren tarafta olacağız” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Pendik’te bulunan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi’ni ziyaret edip girişimcilerle bir araya geldi. Kurum’u, İstanbul Teknopark Genel Müdürü Muhammed Fatih Ersoy, Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü ve beraberindeki heyet karşıladı. Ziyareti sırasında kuluçka merkezinde girişimci olan Murat Bil, Jidoka Dog isimli robot köpeğini Kurum’a tanıttı. Projesi 9 aydır devam eden yapay zeka destekli otonom ve termal Robot köpek, sensörleri sayesinde arama kurtarmadan, savunma sanayisine kadar bir çok alanda kullanılabiliyor. Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü Ahmet Kerim Nalbant, Kurum’a girişimcilerin projelerini slayt eşliğinde sundu. Girişimciler ise gerçekleştirdiği projelerini tek tek anlatarak tanıtımını yaptı. Kurum daha sonra Teknopark alanında çeşitli ziyaretler yaparak Langırt ve Bilardo gibi oyunlar oynadı. Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni de ziyaret eden Kurum, siber güvenlik bölümünde okuyan Ömer Yemiş ve Ensar Bera Tuncer isimli öğrencilere projelerini gerçekleştirmesi için sponsor oldu. Öte yandan Murat Kurum okuldaki tüm öğrencilere de muhallebi ısmarladı. Yaptığı ziyaretleri sırasında ilgiyle karşılanan Kurum, gençlerle sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşma yapan Kurum, ‘Diji İstanbul’ projesiyle bütün sistemin dijital olarak işletileceğini, İstanbul’un tüm sorunlarının dijital olarak takip edileceğini ifade etti. Gençlerin mutlu olduğu bir İstanbul için çalışacaklarını ifade eden Kurum bütçe ile ilgili eleştirilere de cevap verdi.
“Bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz”
‘Diji İstanbul’ projesiyle İstanbul’u tamamen dijital hale getireceklerini dile getiren Kurum, “Eskiden Beyaz Masa kurulurdu. Vatandaşlar şikayetlerini oraya gönderirdi, oradan ilgili birimler alırdı. Şimdi dijitalleşerek her yerde gezen beyaz masalar oluşturacağız. Bir şikayetleri varsa telefonlarından, tabletlerinden girecekler. Şikayet sistemden ilgili birime yönlendirilecek ve ilgili birim gidip onu yerine getirecek. Yapılıp yapılmadığını günlük olarak bu uygulamada göreceğiz. Dolayısıyla her yerde bir belediye başkanı olacak. Biz bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz. Mesela taksiyle alakalı sorun var. Neredeyse her durağın kendi uygulaması var. Bunları tek bir çatı altında toplamak istiyoruz. Otobüse, metroya ne zaman bineceğiz ne zaman varacağız, trafik nerede sıkışık nereden gitmemiz lazım bu uygulamada göreceğiz” diye konuştu.
“Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var”
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşan Kurum, “Birçok yeni projeyi burada görmüş olduk. Bazen bu ihtiyaçları sahada iş yaparken hissediyorsunuz. Örneğin Kartal’da bir bina göçme tehlikesi yaşıyordu. Yunus apartmanının öbür enkazı yıkılmış binanın üstüne devrilme riski vardı. Oradaki arama kurtarma ekipleri tehlike altındaydı. Biz elimizde bulunan imkanlarla o binaların herhangi bir sarsıntı var mı diye takiplerini yaptık. Sonra bunun bir ihtiyaç olduğunu görüp o araçları bakanlığımıza yaptırdım. Dijital lazer noktaları anlık olarak atıyor ve o bizim İzmir depreminde işimize yaradı. Sahaya gittiğinizde iş yapma kabiliyetinizi kolaylaştıracak hızlandıracak ihtiyaçları da görüyorsunuz. Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var. Buralarda eğitim alıp teknolojiyi de bize getirebilecek gençliğe ve üretime ihtiyacımız var. Burada yapmış olduğunuz bir robot, yüz tanıma sistemi veya otonom araçlarla ilgili bir çok teknoloji, bizi ileride Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak adımlardır” dedi.
“Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip”
39 ilçede Teknoparklarla bağlantılı olan kuluçka merkezleri kuracağını ifade eden Kurum, “Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip. Bir iş yapmak istiyorsunuz ama arka tarafta da o işin testini yapabilecek laboratuvar var. Sizin üretimimizle alakalı kuluçka merkezleri var. Bunun gibi kampüsler ülkemizi geleceğe taşıyacak işlerdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 yerinde Teknoparklarla bağlantılı olan paylaşımlı ofisler ve kuluçka merkezlerimizi gençlerimiz için hızlı bir şekilde kuracağız. Gençlerimiz laboratuvar ortamında bir deney yapması gerektiğinde bu süreci Teknopark İstanbul’la birlikte yöneteceğiz. İş kurmak isteyen 100 bin gencimize 100 bin TL sermaye desteği vereceğiz. Tüm bunları yapabileceğiniz altyapıyı gerek bina noktasında, gerekse o binaların içindeki eğitim alanlarına ilişkin bu destekleri vereceğiz. İnşaat mühendisliği okumuş ama kimya üzerinde fizik üzerinde eğitim almak isteyen gençlerimize bu eğitimleri vermek istiyoruz. İSMEK’lerde her türlü eğitim verebileceğimiz alanları İstanbul’a kazandıracağız. Bilgi teknolojisiyle alakalı kendini yetiştirmiş gencimiz başka bir gencimize destek verecek. Elektrik elektronikle alakalı bir eğitim almış gencimiz öbür gencimizi yetiştirmek için saatlik olarak o alanlarımızda çalışacak. Öğretmenlerimizin aldığı ek ders ücreti gibi gençlerimize de hem maddi destek sağlayacağız” şeklinde konuştu.
“Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul”
Robot köpek icat eden girişimciyi tebrik eden Murat Kurum, “Hem sesi hem de ısıyı alabilen, gerek enkazda gerek araba kurtarma faaliyetlerinde işimize yarayacak bir robot icat eden arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bunu yapabilmek, düşünmek, hayal etmek, tasarlamak kolay değil. Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul. Bu üretimleri destekleyen tarafta olacağız. Bu girişimleri destekleyecek alt yapıyı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kuracağız. Maddi, manevi, teknik olarak her türlü desteği veren tarafta olacağız. Yapacağımız tüm harcamaların İstanbul’a geri dönüşü olacaktır. İstanbul’un, ülkemizin büyümesi adına her türlü desteği vereceğiz. Yeni mekanlar konusunda önümüzdeki süreçte çok güzel bir müjdemiz olacak. Teknopark İstanbul gibi birçok teknoparklarımızı İstanbul’a kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz”
Projeleri konusunda bütçe ile ilgili eleştirilere cevap veren Kurum, “Parayı nereden bulacaksınız diyorlar. Az önce girişimcilerimizi dinledik. Buraya bugüne kadar 5 milyara yakın bir girişimci desteği olduğunu arkadaşımız ifade etti. 5 milyar TL girişim desteği alan bir yer kendi masrafını da, birçok masrafı da kendisi çıkarır. Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz. Gençlerimizle birlikte geleceği inşa etmek için kararlı bir şekilde bu süreci yürüteceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Pendik’te bulunan Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi’ni ziyaret edip girişimcilerle bir araya geldi. Kurum’u, İstanbul Teknopark Genel Müdürü Muhammed Fatih Ersoy, Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü ve beraberindeki heyet karşıladı. Ziyareti sırasında kuluçka merkezinde girişimci olan Murat Bil, Jidoka Dog isimli robot köpeğini Kurum’a tanıttı. Projesi 9 aydır devam eden yapay zeka destekli otonom ve termal Robot köpek, sensörleri sayesinde arama kurtarmadan, savunma sanayisine kadar bir çok alanda kullanılabiliyor. Teknopark İstanbul Kuluçka Merkezi Müdürü Ahmet Kerim Nalbant, Kurum’a girişimcilerin projelerini slayt eşliğinde sundu. Girişimciler ise gerçekleştirdiği projelerini tek tek anlatarak tanıtımını yaptı. Kurum daha sonra Teknopark alanında çeşitli ziyaretler yaparak Langırt ve Bilardo gibi oyunlar oynadı. Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni de ziyaret eden Kurum, siber güvenlik bölümünde okuyan Ömer Yemiş (15) ve Ensar Bera Tuncer (17) isimli öğrencilere projelerini gerçekleştirmesi için sponsor oldu. Öte yandan Murat Kurum okuldaki tüm öğrencilere de muhallebi ısmarladı. Yaptığı ziyaretleri sırasında ilgiyle karşılanan Kurum, gençlerle sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşma yapan Kurum, ‘Diji İstanbul’ projesiyle bütün sistemin dijital olarak işletileceğini, İstanbul’un tüm sorunlarının dijital olarak takip edileceğini ifade etti. Gençlerin mutlu olduğu bir İstanbul için çalışacaklarını ifade eden Kurum bütçe ile ilgili eleştirilere de cevap verdi.
“Bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz”
‘Diji İstanbul’ projesiyle İstanbul’u tamamen dijital hale getireceklerini dile getiren Kurum, “Eskiden Beyaz Masa kurulurdu. Vatandaşlar şikayetlerini oraya gönderirdi, oradan ilgili birimler alırdı. Şimdi dijitalleşerek her yerde gezen beyaz masalar oluşturacağız. Bir şikayetleri varsa telefonlarından, tabletlerinden girecekler. Şikayet sistemden ilgili birime yönlendirilecek ve ilgili birim gidip onu yerine getirecek. Yapılıp yapılmadığını günlük olarak bu uygulamada göreceğiz. Dolayısıyla her yerde bir belediye başkanı olacak. Biz bütün sistemi dijital olarak işletmek istiyoruz. Mesela taksiyle alakalı sorun var. Neredeyse her durağın kendi uygulaması var. Bunları tek bir çatı altında toplamak istiyoruz. Otobüse, metroya ne zaman bineceğiz ne zaman varacağız, trafik nerede sıkışık nereden gitmemiz lazım bu uygulamada göreceğiz” diye konuştu.
“Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var”
Girişimcilerin projelerini dinledikten sonra konuşan Kurum, “Birçok yeni projeyi burada görmüş olduk. Bazen bu ihtiyaçları sahada iş yaparken hissediyorsunuz. Örneğin Kartal’da bir bina göçme tehlikesi yaşıyordu. Yunus apartmanının öbür enkazı yıkılmış binanın üstüne devrilme riski vardı. Oradaki arama kurtarma ekipleri tehlike altındaydı. Biz elimizde bulunan imkanlarla o binaların herhangi bir sarsıntı var mı diye takiplerini yaptık. Sonra bunun bir ihtiyaç olduğunu görüp o araçları bakanlığımıza yaptırdım. Dijital lazer noktaları anlık olarak atıyor ve o bizim İzmir depreminde işimize yaradı. Sahaya gittiğinizde iş yapma kabiliyetinizi kolaylaştıracak hızlandıracak ihtiyaçları da görüyorsunuz. Bizim Teknopark İstanbul gibi alanlara ihtiyacımız var. Buralarda eğitim alıp teknolojiyi de bize getirebilecek gençliğe ve üretime ihtiyacımız var. Burada yapmış olduğunuz bir robot, yüz tanıma sistemi veya otonom araçlarla ilgili bir çok teknoloji, bizi ileride Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkaracak adımlardır” dedi.
“Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip”
39 ilçede Teknoparklarla bağlantılı olan kuluçka merkezleri kuracağını ifade eden Kurum, “Teknopark İstanbul girişimcilerimize destek olabilecek her türlü alt yapıya sahip. Bir iş yapmak istiyorsunuz ama arka tarafta da o işin testini yapabilecek laboratuvar var. Sizin üretimimizle alakalı kuluçka merkezleri var. Bunun gibi kampüsler ülkemizi geleceğe taşıyacak işlerdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 yerinde Teknoparklarla bağlantılı olan paylaşımlı ofisler ve kuluçka merkezlerimizi gençlerimiz için hızlı bir şekilde kuracağız. Gençlerimiz laboratuvar ortamında bir deney yapması gerektiğinde bu süreci Teknopark İstanbul’la birlikte yöneteceğiz. İş kurmak isteyen 100 bin gencimize 100 bin TL sermaye desteği vereceğiz. Tüm bunları yapabileceğiniz altyapıyı gerek bina noktasında, gerekse o binaların içindeki eğitim alanlarına ilişkin bu destekleri vereceğiz. İnşaat mühendisliği okumuş ama kimya üzerinde fizik üzerinde eğitim almak isteyen gençlerimize bu eğitimleri vermek istiyoruz. İSMEK’lerde her türlü eğitim verebileceğimiz alanları İstanbul’a kazandıracağız. Bilgi teknolojisiyle alakalı kendini yetiştirmiş gencimiz başka bir gencimize destek verecek. Elektrik elektronikle alakalı bir eğitim almış gencimiz öbür gencimizi yetiştirmek için saatlik olarak o alanlarımızda çalışacak. Öğretmenlerimizin aldığı ek ders ücreti gibi gençlerimize de hem maddi destek sağlayacağız” şeklinde konuştu.
“Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul”
Robot köpek icat eden girişimciyi tebrik eden Murat Kurum, “Hem sesi hem de ısıyı alabilen, gerek enkazda gerek araba kurtarma faaliyetlerinde işimize yarayacak bir robot icat eden arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bunu yapabilmek, düşünmek, hayal etmek, tasarlamak kolay değil. Bizim hayalimiz gençliğin ve geleceğin mutlu olduğu bir İstanbul. Bu üretimleri destekleyen tarafta olacağız. Bu girişimleri destekleyecek alt yapıyı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak kuracağız. Maddi, manevi, teknik olarak her türlü desteği veren tarafta olacağız. Yapacağımız tüm harcamaların İstanbul’a geri dönüşü olacaktır. İstanbul’un, ülkemizin büyümesi adına her türlü desteği vereceğiz. Yeni mekanlar konusunda önümüzdeki süreçte çok güzel bir müjdemiz olacak. Teknopark İstanbul gibi birçok teknoparklarımızı İstanbul’a kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz”
Projeleri konusunda bütçe ile ilgili eleştirilere cevap veren Kurum, “Parayı nereden bulacaksınız diyorlar. Az önce girişimcilerimizi dinledik. Buraya bugüne kadar 5 milyara yakın bir girişimci desteği olduğunu arkadaşımız ifade etti. 5 milyar TL girişim desteği alan bir yer kendi masrafını da, birçok masrafı da kendisi çıkarır. Siz dertli olursanız, bu işleri yapmak için bir amacınız, bir hayaliniz olursa kaynağı da bulursunuz. Gençlerimizle birlikte geleceği inşa etmek için kararlı bir şekilde bu süreci yürüteceğiz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçim sürecinin ilk halk buluşmasını Şile Meydanı’nda gerçekleştirdi. CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı ile birlikte vatandaşları selamlayan İmamoğlu, “Bize oy verirsiniz, vermezsiniz; bizden hizmet alırsınız. O ne diyor? ‘Bize oy verirseniz, hizmet alırsınız’ diyor. Öyle değil mi? Bizim milletimize had bildiren, haddini bildirmeye çalışan, bizim milletimizi tehdit etmeye çalışan bir kişiyi bizim milletimiz nerede pişman eder? Sandıkta, sandıkta pişman eder. Pişman edeceksiniz onu bu sözlerinden dolayı. ve bizim milletimiz, milletine had bildiren anlayışı bırakalı 100 sene oldu, 100 sene. Bu ülkede 100 senedir Cumhuriyet var. Bu ülkede 100 senedir büyüyen demokrasi var. Daha da büyüteceğiz. 100 senedir, ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ diyen 16 milyon İstanbullu var, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Onun için, millete had bildirmeye, bu millet pabuç bırakmaz. Gereğini yapar. Siz de gereğini yapacaksınız” dedi.
İmamoğlu, 31 Mart 2024 yerel seçim sürecinin ilk halk buluşmasını Şile Meydanı’nda yaptı. CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı ile birlikte vatandaşları selamlayan İmamoğlu, coşkulu bir kalabalığa hitap etti. İmamoğlu şunları söyledi:
“BUGÜN HEP BİRLİKTE BİSMİLLAH DİYORUZ: Bugün hep birlikte bir ‘bismillah’ diyoruz. İnşallah güzel bir seçim yolculuğuna çıkıyoruz. Şunu hissediyorum: İnsanlarımızın güzel bakışları, bizlerle olan samimi paylaşımları ve duyguları, bu seçimin çok başarılı bir seçim olacağının, hep birlikte çok güzel işler başaracağımızın işareti. Alanında Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük tesisi olan Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi açılışından geldik. Artık o çöp sızıntı suyu bu bölgeye, hatta ta Marmara’ya kadar zarar vermeyecek hale geldi. Hayırlı uğurlu olsun.
SEÇİMİ, GÜLER YÜZÜMÜZLE KAZANACAĞIZ: Biz, bu seçimi tabii ki kazanmak için yola çıkıyoruz. Seçimi, güler yüzümüzle kazanacağız. ve bundan hiç vazgeçmeyeceğiz. Nezaketimizle, sevgimizle, saygımızla kazanacağız. Biz seçimde algılarla değil, gerçeklerle kazanacağız. Göreceksiniz; el birliğiyle, yürek yüreğe kazanacağız. İşbirliğimiz büyüyecek. Biz, hep birlikte kazanacağız. Milletçe kazanacağız. Şile’de, sadece Özgür Başkan değil, bütün Şileliler kazanacak. İstanbul’da, Ekrem Başkan değil, bütün İstanbul kazanacak. ve böyle bir düzeni, böyle bir süreci hep birlikte var edeceğiz. 5 yılda İstanbul’da, her konuda, ama her konuda insan odaklı iş ürettik. İstanbul’un sorunlarını çözüme kavuştururken, yeşil alandan İstanbul’un ulaşım sistemine, metrolarından köylerine, çiftçisinden balıkçısına, bu şehrin annelerinden çocuklarına, gençlerinden yaş almış insanlarımıza; bütün hizmetlerimizi en kaliteli hale getirirken, yeni hizmetlerimizle insan odaklı bir süreç ortaya koyduk. En zor koşullarda, pandemide, İstanbul’un ekonomik krizden sarsıldığı 6-7 yıl içerisinde insanlarını rahat ettirmek adına, en üstün, insan odaklı projeleri ortaya koyduk.
5 YILDA GİTMEDİĞİMİZ ŞİLE KÖYÜ KALMADI: Şile, bizim geçmiş dönem yaşadıklarımızı yaşamadı. Ben, bir ilçenin belediye başkanıydım; biliyorsunuz. 5 yıl o görevi yaptım. Bir başka partiden diye, Büyükşehir Belediyesi, bizim kapımızı bile çalmadı. Bize selam bile vermedi. Hizmette ayrımcılık yaptı. Ama biz… Bu 5 yılda gitmediğimiz Şile köyü kalmadı. Yolunu yapmadığımız Şile köyü kalmadı. Mezarlıklarını yenilemediğimiz Şile köyü kalmadı. ‘Şile onların partisiymiş, şuymuş, buymuş’ demedik. Bakın Şile’nin, selle, en ufak bir yağmurda bile en büyük sıkıntıyı yaşayan Yediköy Deresi’ni büyük oranda bitirdik. Tamamını bu yaza kadar tamamlayacağız. İstanbul’un her yerini sel baskınlarından kurtarırken, Şile’yi de unutmadık, Şile’ye tarihin en büyük altyapı projesini kazandırdık. Atık su ve yağmur suyu süreçlerinde ciddi yatırım yaptık. Yeniköy’de yine, Arıcılık Merkezi açtık. Özellikle Şile’de arıcılığın büyümesi adına, işbirliği yaparak çok özel bir merkezi hayata geçirdik. Şile’de yoktu; Halk Ekmek’i buraya bile getirdik. Vatandaşımızın hizmet alacağı neresi varsa, esirgemedik. ve inanın; İstanbul’un hiçbir köşesini, bu konuda mağdur etmedik. Şile’de kreşimizin şu an inşaatı devam ediyor. Kreşi de çok yakın zamanda burada açacağız.
BAZI ŞEYLER, BU ŞEHİRDE SIFIRDI: Bazı şeyler, bu şehirde sıfırdı. Mesela; öğrenciye burs sıfırdı. Sadece bu sene kaç öğrenciye burs verdik biliyor musunuz? Tam 100 bin üniversite öğrencisine, 750 milyon lira, eski parayla 750 trilyon lira bir bütçe ayırdık. Bu dediğim bütçe bile, Şile Belediyesi’nin bütçesinden çok daha fazla bir bütçe. Peki sadece o mu? Başka şeyler de sıfırdı. Şu anda tam 100 kreşimiz var. Her sene, en ücra mahallelerde 10 binin üzerinde çocuğumuz, o kreşlerde eğitim alıyor. Başka şeyler var, sıfırdı. Mesela öğrencilerin yurtları yoktu. Öğrencilerin kalacağı sayısı sıfırdı. Şu anda 5 bin 200 üniversite öğrencimiz, yurtlarımızda kalıyor. Bakın böyle bir hizmet yoktu: Annelerin mağduriyetini dinlemiş bir kardeşiniz olarak, bir hemşehriniz olarak, gelir gelmez göreve biz ne yaptık? Özellikle çocuğu olan, bebeği olan annelere dedi ki, ‘Biz, sizi bu şehirde özgürleştireceğiz. Bebeğini kucağına alacaksın, sağlık ocağına gideceksin. Bebeğini kucağına alacaksın, doktora gideceksin. Bebeğinle birlikte gezeceksin. Moralin iyi olacak ki, çocuğunu daha iyi yetiştirebilesin.’ Şu anda 650 elli bin annenin cebinde, bizim Anne Bebek Kartı var.
MİLLETİMİZİN ÇAKTIRMADAN CEBİNDEN PARALARI ALAN DEĞİL…: Bizim bu projelerimizi 2019 yılında anlatırken, şöyle dediler: ‘Ya öyle proje mi olur?’ Onların mega proje dediği, insanların gözünü boyayan, çaktırmadan cebinden çok para alan işler. Biz ne yapıyoruz? Biz ne yapıyoruz biliyor musunuz? Milletimizin bütçesini, milletimiz için harcıyoruz. Milletimizin çaktırmadan cebinden paraları alan değil, milletimizin gözüne sokarak yardım eden değil; bir elin verdiğini öbür elin görmediği, ihtiyacı olan insanın cebine farkını olmadan yardım eden bir yönetim olduk. Dolayısıyla biz, insanımıza hizmet ediyoruz. Biz, insanımızla konuşuyoruz. İnsanımızla konuşmaya devam edeceğiz. Biz; özgür, onurlu, 16 milyon İstanbulluyuz. İnsanımızın hiçbirisini birbirinden ayırt etmiyoruz. ‘Benim partilim, başka partili’ demeyeceğiz. Ben, partimin has evladıyım. Cumhuriyet Halk Partiliyim. Cumhuriyet’imi, canım bayrağımı çok seviyorum. Milletimi, devletimi çok seviyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ü çok seviyorum. Biz böyle bir kültürü temsil ediyoruz. Ama ‘O parti, bu parti’ demiyoruz. Biz, bu şehrin bütün partilerine oy verenlerin oyuna talibiz. İstanbul ittifakı’nın oyuna talibiz. Ben, 16 milyon insanın oyunu almaya talibim. İstanbul’un her köşesinde bu sefer, bu seçimde hep birlikte oy rekoru kırmaya var mıyız? Özgür Başkanla birlikte, Şile’de, oy rekoru kırmaya var mıyız? İşte biz, bu kültürle, bu ahlakla göreve talibiz.
SİZLERİ ŞÖYLE BİR SEFERBERLİĞE DAVET EDİYORUZ…: Sevgili dostlarım, benim değerli hemşerilerim, sizleri, özellikle Şileli hemşehrilerimi şöyle bir seferberliğe davet ediyoruz. Bütün Şilelilerden, bu seçimde tarihi görülmemiş bir biçimde bu seçimin seferberliğine davet ediyoruz. Hep birlikte çalışacağız. Efendim bazen bana şöyle diyorlar: ‘Ben, senin için çok çalıştım.’ Senin için değil; ben şu an kim için çalışıyorum? Sizin için çalışıyorum. Kendim için de çalışıyorum. Ailem için de çalışıyorum. Ama bu şehrin 16 milyon insanı için çalışıyorum. Buradaki bütün değerli hemşehrilerime şunu söylüyorum: Siz de önce kendiniz, sonra aileniz, sonra bütün Şile için, sonra bütün İstanbul için var gücünüzle, güler yüzle, neşeyle, enerjinizle çalışmaya hazır mısınız? Çok fazla bir şey istemiyoruz. Bundan sonra artık önümüzde yaklaşık 40 gün var. Sizden isteğimiz şu: Komşunuzun kapısını çalın. Bizden selam götürün. Özgür Başkanımızdan selam götürün. Biz zaten çok çalışacağız, göreceksiniz. Güzel anneciğim, o güzel yanaklarından, ellerinden öpüyorum hepinizin. O kadar güzel anne var ki burada. Hepinizin güzel ellerinizden öpüyorum.
YALAN DOLAN İŞLERLE UĞRAŞACAKLAR. VALLAHİ VIZ GELİR TIRIS GİDER: Ben size bir şey söyleyeyim mi? Allah beni, bu şehrin çocuklarına mahcup etmesin. Bakın bu şehrin çocuklarına bu şehrin annelerine, güzel annelerimize, teyzelerimize… Ellerinizden öpüyorum. Ben size mahcup olmamak için, çok çalışacağım. Arı gibi çok çalışacağım. Göreceksiniz; benim peşimden koşmaktan yorulacaklar. Yarı yolda nefes nefese kalacaklar. Belki, belki kötü şeyler gelecek akıllarına. Ekrem’le ilgili kötü şeyler konuşacaklar. Böyle ahlak dışı işler yapacaklar. Yalan yanlış, yalan dolan işlerle uğraşacaklar. Vallahi vız gelir tırıs gider. Kötü söz, sahibine aittir. Kötü söz bize yapışmaz, bize yakışmaz. Onlar ne kadar kötü konuşursa konuşsun, biz onlarla ilgili kötü konuşmayacağız. Onun için siz bizden, onlara selam götürün. Hemşehrilerimize, komşularımıza selam götürün. Oylarını istiyoruz ve birlikte çalışacağız. Yalnız Şile Belediye Başkanımıza, yalnız Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bana, Özgür Bey’e ve Ekrem İmamoğlu’na değil, meclis üyeliklerine de oy istiyoruz. Oylarınız, Büyükşehir’de gücümüzü arttıracak. Her birinizden bunu özellikle söylemenizi istiyorum.
BİZİM MİLLETİMİZ, MİLLETİNE HAD BİLDİREN ANLAYIŞI BIRAKALI 100 SENE OLDU: Bize oy verirsiniz, vermezsiniz; bizden hizmet alırsınız. O ne diyor? ‘Bize oy verirseniz, hizmet alırsınız’ diyor. Öyle değil mi? Bizim milletimize had bildiren, haddini bildirmeye çalışan, bizim milletimizi tehdit etmeye çalışan bir kişiyi bizim milletimiz nerede pişman eder? Sandıkta, sandıkta pişman eder. Pişman edeceksiniz onu bu sözlerinden dolayı. ve bizim milletimiz, milletine had bildiren anlayışı bırakalı 100 sene oldu, 100 sene. Bu ülkede 100 senedir Cumhuriyet var. Bu ülkede 100 senedir büyüyen demokrasi var. Daha da büyüteceğiz. 100 senedir, ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ diyen 16 milyon İstanbullu var, 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var. Onun için, millete had bildirmeye, bu millet pabuç bırakmaz. Gereğini yapar. Siz de gereğini yapacaksınız. Bize öyle güçlü destek olun ki… Bunlar, gönüllerindekini bile dillerine dolayamıyorlar. Kanal İstanbul’u yapmak istiyorlar; tamamen duygusal… Ama söyleyemiyorlar. Bunlara öyle bir demokrasi tokadı atın ki, seçimde, sandıkta bir daha akıllarına Kanal İstanbul diye bir şey gelmesin.
BU MİLLETİN YOKSULLUKLA OLAN SÜREÇLERİNİ ÇÖZSÜNLER: Bu milletin yoksullukla olan süreçlerini çözsünler. Görevleri kalacak seçimden sonra. Ne kadar bilmiyorum. Neyse, ‘2028’e kadar’ diyelim. O zamana kadar ekonomideki sorunları çözmeye uğraşsınlar. Emeklinin dar gelirli haline çözüm bulmaya çalışsınlar. Okula aç giden çocuklarımıza çözüm bulmaya çalışsınlar. Bu milletin temel sorunlarıyla ilgilensinler. Çevre sorunlarıyla uğraşsınlar. Yanlış işleri yüzünden Erzincan’da, Türkiye’nin farklı yerlerinde mahvolan çevreyi düzeltmeye uğraşsınlar. Ama bunlara gereken dersi vereceğinizi biliyorum. Her konuda İstanbul’un iradesine güveniyorum. Sevgili hemşehrilerimiz, yolumuz açık olsun. Allah yolumuzu açık eylesin. Ben size mahcup olmayayım. Özgür Başkanım size mahcup olmasın. Allah’ın izniyle, biz bu seçimi milletçe kazanacağız, milletçe. Milletin iradesiyle kazanacağız. Yolumuz açık olsun. ‘Tam yol ileri’ diliyorum. Her şey çok güzel olacak.”
Otobüs içinden vatandaşları selamlayan İmamoğlu, Şile Su Ürünleri Kooperatifi’nde balıkçılarla bir araya gelip, sorunlarını dinledi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İSTAÇ, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük kapasiteli bir arıtma sızıntı suyu tesisini, 11 ay gibi rekor bir sürede tamamladı. Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İnsana, doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı ölüm getiriyor, felaket getiriyor. Doğayı, sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi görenler, sadece gösterişli projelerle, özellikle de rant getiren projelerle ilgileniyorlar. Sadece seçim sonrası süreçleri hesaba katıyorlar. ‘Seçimi kazanalım. Seçimi kazandıktan sonra biz işimize bakalım’ diyenler ne yapıyorlar? Aslında geleceğimizi yok ediyorlar” dedi.
İSTAÇ, kapasite fazlası çöp sızıntı suyunun, yaklaşık 25 yıldır kara tankerleri ile Şile’deki tesisten diğer arıtma tesislerine taşınması uygulamasına son verdi. Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin kapasitesi, 2.000 m3/günden 4.000 m3/güne çıkarıldı. 11 ay gibi rekor bir sürede tamamlanan Şile Karakiraz Mahallesi’ndeki Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin açılışı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı’nın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Açılış töreninde, İmamoğlu ve İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay birer konuşma yaptı. Konuşmasında, tesisin yapılış sürecinin detaylarını paylaşan İmamoğlu, şunları söyledi:
“ASLINDA GÖREVİ İHMAL ANLAŞIYIDIR: Buradaki çöp sızıntı suyu meselesi, önemli bir mesele. Etkisi sadece burada değil, buranın yakın çevresinde değil, -ne ilgisi var, diyeceksiniz- ta Tuzla’ya kadar uzayan bir çevre etkisi söz konusu. ve bu çöp sızıntı suyu meselesinin hem Silivri’de hem burada çözüme kavuşmasında, bizim dönemde atılan adımlarla sonuçlanması, gerçekten düşünmeye değer bir konudur. Yani bu kadar önemli bir çevre etkisi olan çöp sızıntı suyu meselesini düşünmeyen ya da buna dönük hızlı bir adım atmayan yönetim anlayışı, aslında görevini ihmal anlayışıdır.
ÇEVRE FACİALARINDAN SONRA YÖNETİCİ BULAMADIĞIMIZI GÖRÜYORUZ: Çevre duyarlılığını yitirmiş yönetimlerin nesiller boyu sürecek çok acı kayıplara yol açıyor. Bu vesileyle, bunu ülkemizin dört bir yanında gördüğümüzü ve çevre facialarından sonra ne yazık ki, mercekle arasak, sorumlu yönetici bulamadığımızı da görüyoruz. Çok acı bir durum. Özellikle insana, doğaya değer vermeyen, uzmanların uyarılarını dikkate almayan yönetim anlayışı ölüm getiriyor, felaket getiriyor. Doğayı, sadece kendilerine ait bir kazanç kapısı gibi görenler, sadece gösterişli projelerle, özellikle de rant getiren projelerle ilgileniyorlar. Sadece seçim sonrası süreçleri hesaba katıyorlar. ‘Seçimi kazanalım. Seçimi kazandıktan sonra biz işimize bakalım’ diyenler ne yapıyorlar? Aslında geleceğimizi yok ediyorlar. Ben, son günlerde sahada gözü yaşlı insanların, Erzincan İliç’teki meseleyi benimle paylaşmalarının duygusallığı içerisindeyim. Bizim insanımız o kadar değerli ki; bazen tahmin edemeyeceğiniz noktada, tahmin edemeyeceğiniz duyarlılıkta insanlarla karşılaşıyorsunuz. Örneğin; dün Esenler’de, semt pazarında 4-5 teyzemizin gözü nemli nemli İliç’i sormasından bunu anlıyorum. ya da birkaç gün önce Bağcılar’da ya da Beykoz’da, farklı coğrafyaların insanları.
HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ DAVRANANLAR VE BUNUN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEYENLER: Geleceğin sıkıntısını, korkusunu, endişesini ilk hissedenler; kadınlar, anneler. Onların o gözü yaşlı halleriyle bunu dile getirmeleri, benim içimi bir yönetici olarak, çok derinden burkmuştur. Hiçbir şey olmamış gibi davrananlar ve bunun sorumluluğunu üstlenmeyenler, bu sürece dair açık ve net konuşmayıp ortadan kaybolanlar, sadece seçim sürecine dair seçmeni tehdit edenler, o gözü yaşlı, gözü nemli annelerimizin hakkı, hukuku adına, bu sandıkta milletimizden hak ettiği cevabı alacak, dersi alacaktır diye düşünüyorum. 31 Mart’ı, milletimizin bu anlamda iple çektiğini düşünüyorum. Buradan şunu ifade etmek isterim: Biz, asla onlardan olmadık, onlardan değiliz ve olmayacağız. İstanbul, 2019’dan bu yana, çok yüksek bir çevreci hassasiyetle yönetiliyor. Çevre yatırımlarına, tam 945 milyon dolar bütçe ayırarak, İstanbul’u çevre felaketlerine karşı güçlendirdik; güçlendirmeye devam ediyoruz. Avrupa’nın en büyük atık yakma ve enerji üretim tesisini açtık. ve özellikle yeni açtığımız 4 tesisle birlikte, İstanbul’un çöpten elektrik üretim kapasitesini tam 3 katına çıkardık sadece 4,5 yılda.
BİZİ DİNLEYEN VATANDAŞLARIMIZIN ŞAŞIRMAYACAĞI GİBİ: Avrupa yakasında açmış olduğumuz atık yakma tesisinin aynı kapasitede olanını ve yine yılda 1 milyon ton çöp yakacak olan, 85 megavat elektrik üretecek kapasiteye sahip, 1,5 milyon ton karbon emisyonu azaltımı olacak olan böylesi faydalı bir tesisin her aşamasını bitirdik. Özellikle bizi dinleyen vatandaşlarımızın şaşırmayacağı gibi, ülkemizin yatırım planına alınmasını bekleyen bu projemiz, 2024 yatırım planına alınmadı. Yani İstanbul’da çöp yığını oluşmasını değil, çöpten enerji üretme tesisini hızlıca başlatıp bitirme hedefinde olduğumuz, kredisini hazırladığımız, ihaleye hazır olan bir tesisin yatırım planına alınmaması, yine görüyorsunuz ki, az önce çevre felaketi oluştuğunda ortadan kayboldukları gibi, Ekrem İmamoğlu’ndan ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminden faydalı bir iş geldiğinde, yine ortadan kayboluyorlar. Az önce o söylediğim sandık dersi, onları öyle bir silkeleyip kendine getirecek ki, milleti için takır tukur bunları imzalamak zorunda kalacaklar. Hem tehdidin karşılığındaki cevabı alacaklar hem de kalan sürelerinde millet ve memleket lehine, hükümet olarak yapması gerekenleri yapmak zorunda kalacaklar. Onun için herkesin oyu çok değerli.
BAZILARI ÇOKÇA SORUYOR, ‘İMAMOĞLU NE YAPTI Kİ’ DİYE: Bu dönemde kazandırdığımız birkaç çevre projesini sizlere hatırlatmak isterim. Seymen Çöp Suyu Arıtma Tesisi. Haliç’teki Dip Çamuru Tarama ve Susuzlaştırma Tesisi. Kaynağında ayrı toplanan organik atıklardan enerji ve kompost üreten Biyometanizasyon Tesisi. Yenikapı Biyolojik Arıtma Tesisi. Beykoz Riva İleri Biyolojik Arıtma Su Arıtma Tesisi. Baltalimanı Biyolojik Arıtma Tesisi. Başakşehir Katı Atık Aktarma İstasyonu. Eyüpsultan Hasdal Katı Atık Aktarma İstasyonu. ve bugün de Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin sizlerle birlikte açılışını yapıyoruz. Hani bazıları çokça soruyor, ‘İmamoğlu ne yaptı ki’ diye. Yaptıklarımızı yok saymaya kalkıyorlar. Onlara tavsiyem; sadece hayata geçirdiğimiz projelerimizi bile oturup saysalar, göreceksiniz kendileri bile, -eğer vicdanları var ise- bu tarz iddiaları ortaya koyanların kendileri bile üzülecekler söylediklerine. Bunlara baksınlar, öyle çıksınlar karşımıza. Biz, İstanbul’un tarihinde hiç görülmediği kadar, bu kadar kısa zamanda, çok büyük işler yaptık. Bizim özellikle 5 yıla yakın zaman dilimi içinde yaptıklarımızı, geçtiğimiz 20-25 yıllarıyla kıyaslamalarını da açıkçası önemli bir veri olarak kabul ediyorum.
ÇEVREYE ZARAR VERECEK HİÇBİR YATIRIMI YAPMADIK: Tabi bizim yaptığımız kadar, yapmadıklarımızın da önemli olduğunu ifade etmek isterim. Çünkü biz, 5 yıla yakın bu sürede, çevreye zarar verecek hiçbir yatırımı yapmadık. Bilim insanlarının, uzmanların, halkın onay vermediği hiçbir işe imza atmadık. Bizim çevreyi korumak için yaptıklarımız, gerçekten saymakla bitmez. Aramızdaki fark; insana, doğaya, şehre, vatanına değer verenle, paradan başka hiçbir şeye değer tanımayanlar arasındaki farktır. Bizim icraat hızımızla yarışamayacaklarını anlayanlar, yaptıklarımızı küçültmek için, ‘İmamoğlu bizim başlattığımız projeleri tamamlıyor’ diyerek, sözüm ona projelerimizi küçük görmeye gayret ediyorlar. Tabii ki tamamladığımız projeler vardır. Tamamlayacağız da. Bunda hiçbir tuhaflık yok. Ama acaba başlattıkları projeleri, biz ne safhada aldık? veya nasıl o projeleri bitirdik? Hangi aşamada, projeler niçin durdu? İşin bu boyutuyla ilgili hiç sesleri çıkmıyor. Örneğin; geçen sene açılışını yaptığımız Silivri Seymen Çöp Sızıntı Arıtma Suyu Tesisi projesi, bizden önceki dönemde başlatılmış bir projeydi. Sözleşmeye göre, 32 ay içerisinde bitirilmesi gereken bir projeydi. Fakat biz göreve geldiğimizde, sözleşme süresinin yarısı bitmiş olmasına rağmen, ne kadar yapılmıştı işin biliyor musunuz? Yüzde 1’i yapılmıştı.
HIZLI HIZLI, SORGUSUZ, SUALSİZ, BAZEN USULSÜZ, BAZEN EKSİKLERİYLE, BOLCA İHALE YAPTILAR: İktidar kanadının “Biz başlattık” dediği birçok projeyi, çok düşük ilerleme yüzdeleriyle aldık. ‘Yüzde 3’ü, 4’ü ben yaptım’ demek, oraya bir konteyner koymak ya da şantiyeyi kurmak anlamına geliyor. Evet, şunu yaptılar: Hızlı hızlı, sorgusuz, sualsiz, bazen usulsüz, bazen eksikleriyle, bolca ihale yaptılar. Bu doğru. Ama biz öyle yapmadık. Biz bu süreçte ihaleleri de öyle yapmıyoruz. Sadece sürenin yüzde 50’si geçmiş, yüzde 1’i yapılmış bir işin, bizden önceki devraldığımız dönemden bize bırakılan projelerde tamamıyla gördüğümüz bir durum olduğunu ifade etmek isterim. İnanın metroda da böyle, altyapı yatırımlarında da böyle. Niye biliyor musunuz? Çünkü onlar için projenin uzaması, iyidir. Uzadıkça, birilerine yeni ve bir kısım kazançlar sağlanır. Bunlar, işlerine böyle bakıyorlar. ve ne yazık ki her işe bu şekilde baktıkları için, biraz daha ranta, paraya duyarlı bir halleri var. Bizim ise, insanımıza ve çevreye duyarlı bir halimiz var. Aramızdaki fark bu. Onlar sadece bir kişiye saygı duymakla her şeyi yeterli görüyorlar; biz ise, kocaman milletimize saygı duyma konusunda duyarlı davranıyoruz. Bugün hizmete açtığımız Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi, insana ve çevreye duyarlılığımızın değerli bir sonucudur.
NE O BİR KİŞİ NE DE DİĞERLERİ, PAZARLARA GİDEMEZLER, AMA BİZ, PAZARDAN ÇIKMAYIZ: Seçime kısa bir süre kala hem şantiye ziyaretleri hem açılışlar gerçekleştiriyoruz ve vatandaşlarımızla buluşuyoruz. Ne o bir kişi ne de diğerleri, pazarlara gidemezler, ama biz, pazardan çıkmayız. Vatandaşımızla buluşur, hesap da veririz. Önerilerini de dinleriz. Şeffaflığımızın gösterisi olarak, onlarla yürekli buluşmalarımızı yaparız. Ama en güzeli ne biliyor musunuz? Her gün şantiyeleri ziyaret ediyorum. Görünen, görünmeyen birkaç şantiyeyi gururla geziyorum. Hemen hemen her gün de bir açılış yapıyoruz; katıldığım ya da katılamadığım. ve seçime doğru giderken. Bu, müthiş bir şey. ve biz, daha dün, bu şehrin 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık, 5 yıllık bütçesini konuştuk. Bütçesi üzerinden tasarımlarımızı, yatırımlarımızı konuştuk. Biz ise, 2019 seçimlerinde, 23 Haziran seçimlerine giderken, 15 gün öncesinde hesaba parayı yatırıp, o ay sonu gelmesi gereken parayı, 15 gün önce hesaba yatırıp, seçimi kaybedeceğiz korkusundan ‘Parayı istediklerimize bir an önce dağıtalım’ endişesine düşen bir yönetimden süreci devraldık. Biz, kamu kurumuyuz. Kamucuyuz, halkçı belediyeyiz. Halkını düşünen ve halkının kurumunu yönettiğini bilen kişileriz. Bu ahlaktan da asla vazgeçmeyeceğiz.
EKİP ARKADAŞLARINA, ‘BUYRUĞUMU YERİNE GETİRİN’ DİYEN DEĞİL: Her günümüz seçim heyecanıyla geçmeli. Her arkadaşımdan, bizi seven her insanımızdan, sürece en doğruyu, en iyiyi, en dürüstü, en şeffafı, en başarılıyı, en becerikliyi, en çalışkanı, ekibiyle birlikte seçmelerini tavsiye ediyorum. Milletine had bildiren değil, milletine talimat veren değil, ekip arkadaşlarına, ‘Buyruğumu yerine getirin’ diyen değil… Ekip arkadaşlarıyla, ortak akılla bir arada çalışmayı bilen kişileri seçin. Bir kişiye değil, milletine sorumlu olduğunu bilen insanları seçmenizi çok önemli bulduğumu ifade etmek isterim. Bu bağlamda biz, İstanbul İttifakı’nın, bu şehirde yaşayan her insanın temsilcisi olarak, göreve talibiz. ve bu manada, sadece siyasi parti olarak, partimin bireylerini, fertlerini göreve çağırmıyorum. Onlarla elbette koşacağız. Ama ben, bütün İstanbul halkını bu sürecin bir gönüllüsü olmaya, birlikte iş üretmeye, birlikte çalışmaya davet ediyorum. Hep birlikte başaracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü biz, bu şehrin çocuklarını, gençlerini, kadınlarını, geleceğini düşünüyoruz. Biz, bu şehrin çevresini, doğasını, denizini, havasını, suyunu düşünüyoruz. Biz, bu şehrin tarihini, mirasını geleceğe emanet edilmesi gereken değerlerini; biz bu şehrin maneviyatını; biz bu şehrin inançlarını; biz bu şehrin her insanını, her etnik kökenini düşünüyoruz. Bu bakımdan güçlü bir yolculuk yürüdüğümüzü bilmenizi isterim. Elbette ki, halkımızın da takdiriyle, İstanbul’u güzel ve mutlu bir geleceğe daha hızlı ve daha güçlü adımlarla taşıyacağız. Hedefleri büyüterek, hepimiz için, hep birlikte yürüyeceğiz. Birliğimizi bozmadan, ‘Tam yol ileri’ diyerek yürüyeceğiz. Yolumuz açık olsun.
TOGAY: “TÜRKİYE’NİN VE AVRUPA’NIN EN BÜYÜK KAPASİTELİ, DÜNYANIN İSE İKİNCİ BÜYÜK KAPASİTELİ BİR ARITMA SIZINTI SUYU TESİSİNİ, 11 AY GİBİ REKOR BİR SÜREDE TAMAMLAMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ”
İSTAÇ Genel Müdürü Togay da özetle şu bilgileri paylaştı:
“Bugün burada, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük kapasiteli, dünyanın ise ikinci büyük kapasiteli bir arıtma sızıntı suyu tesisini, 11 ay gibi rekor bir sürede tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Atık bertarafından oluşan çöp sızıntı suyu, normal evsel atık suya oranla, 55 kat daha zehirli bir içerik arz ediyor. O yüzden, bu suyun zamanında ve yerinde çevreye zarar vermeden arıtılması, çok büyük önem taşıyor. 2019 yılında, İstanbul’un fiili çöp sızıntı suyu arıtma kapasitesi, 4.000 bin metreküptü. Bugün hizmete aldığımız tesisimizle beraber, bu rakam 3 katına çıkarak, 12 bin metre küpe ulaşıyor. Bu kapasite, İstanbul’un 2050 yılına kadar bu konudaki ihtiyacını karşılayacaktır. Bugün İstanbul’da, günde 18 bin ton evsel atık ortaya çıkıyor. ve bunun 5.500 tonunu, katma değeri yüksek teknolojilerle geri dönüştürüyoruz ve elektriğe, enerjiye dönüştürüyoruz. Geri kalan kısmını ise, Avrupa ve Asya’da bulunan iki depolama alanımızda, çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf ediyoruz.” Konuşmaların ardından kesilen kurdele ile tesis resmen İstanbul’un hizmetine girmiş oldu. İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış sonrasında tesiste incelemelerde bulundu.
“TUZLA’NIN KOKU SORUNUNU ŞİLE GİDERECEK”
İBB iştiraki İSTAÇ A.Ş., Şile Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi’nin temelini 29 Mart 2023’te attı. Tuzla’da kronik hale gelen koku sorununu da ortadan kaldıracak 31 metrekarelik alan üzerine kurulu tesis, 11 ayda tamamlandı. Membran Biyo Reaktör (MBR) + Nano Filtrasyon (NF) prosesi ile çalışan tesis; evsel atıkların depolanması sonucu oluşan, kirlilik yükü oldukça yüksek çöp sızıntı suyunu arıtacak. İstanbul’da, 7 bini Anadolu yakasında, 12 bin tonu da Avrupa yakasında olmak üzere, günde toplam 18 bin ton evsel atık oluştuğu hesaplandı. Mevcut arıtma tesisi, 2009 yılında 1.200 m3/gün kapasite ile devreye alınmıştı. 2012 ve 2019 yılında kapasite artışı yapılarak, tesis kapasitesi 1.700 ve 2.000 m3/güne çıkarılmıştı. 11 ay gibi rekor bir sürede devreye alınan yeni tesis ile birlikte, günlük arıtma kapasitesi, 4.000 m3/güne çıkarılmış oldu.
“KAPASİTE FAZLASI ÇÖP SIZINTI SUYU, 25 YILDIR KARA TANKERLERİ İLE DİĞER TESİSLERE TAŞINIYORDU”
Tesiste, “İleri Seviye Membran Teknolojisi” kullanılarak, “Alıcı Ortam” deşarj standartlarına uygun arıtım yapılacak. Kömürcüoda Çöp Sızıntı Suyu Arıtma Tesisi, Silivri’deki Seymen Sızıntısuyu Arıtma Tesisi ile birlikte, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük çöp sızıntı suyu arıtma tesisi olarak hizmet verecek. Mevcut durumda, sahada oluşan kapasite fazlası sızıntı suyu, herhangi bir çevresel riske sebebiyet vermemesi adına, yaklaşık 25 yıldır kara tankerleri ile diğer arıtma tesislerine taşınmaktaydı. Bu tesis ile ekonomik tasarruf yanında, yerinde çözüm de sağlanmış olacak.
]]>Yıldırım, Ümraniye’de bir otelde düzenlediği basın toplantısında, 2019’dan bugüne ilçeye kazandırdığı 271 kalıcı eser ile yeni dönemde yapmayı planladığı 400 projeyi anlattı.
Görev süresince ilçeye kazandırılan yeni kavşaklar, bağlantı yolları, otoparklar, millet bahçeleri, ilçe meydanları, eğitim tesisleri, kütüphaneler, aile sağlığı merkezleri, sosyal tesisler, çok amaçlı sahalar, yarı olimpik yüzme havuzları vb. gibi projeleri vatandaşların hizmetine sunduklarını belirten Yıldırım, bir zamanlar hep olumsuzluklarla anılan Ümraniye’nin, İstanbul’un yeni merkezi olmaya aday olduğunu söyledi.
İhmale, ilgisizliğe, bakımsızlığa ve çaresizliğe mahkum edilen İstanbul’daki değişimin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te belediye başkanı olmasıyla başladığını belirterek, şöyle konuştu:
“1994’te bir şey oldu. Kasımpaşalı, aslen Rizeli, Ahmet amcanın oğlu Recep Tayyip Erdoğan meydana çıktı ve İstanbul Belediye Başkanı olarak ‘Yapılamaz.’ denilen ne varsa hepsini gerçekleştirdi. Yerel yönetimlerde bir zihniyet devrimi yaşandı o zaman. İnsanımız ‘Demek ki oluyormuş’ duygusunu kuşandı. Yönetemeyen, sorun çözemeyen, dertlere çare olamayan siyaset, yerlerde sürünmekten kurtuldu ve yeniden umut haline geldi. Yürüyüşümüz işte o günlerde yani 1994 yılında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte başladı.”
İstanbul’daki bu değişimin son 5 yılda durarak ilin zarar gördüğünü söyleyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Nereden nereye gelindiğini herkes biliyor. Sadece son 5 yılda İstanbul’un gördüğü zarar bile kıyas yapmak için yeterli. Tüm olumsuzlukları gündelik hayatımızda bizzat yaşıyoruz. Bunları anlatmaya gerek bile yok. Kimlerin neleri yapmadığı ile değil, kendi yaptıklarımız ve yapacaklarımız ile ilgiliyiz. Bütün duamız budur, ‘Murat Kurum ile yeniden İstanbul’ diyoruz. Kaybolan yılları hızlıca telafi edeceğimiz günleri iple çekiyoruz. Milletimizin sağduyusuna, ferasetine güveniyoruz. Olumsuzluklarla vakit kaybetmeyeceğiz. Gücümüzü, enerjimizi İstanbul’a, Ümraniye’mize hizmet etmek için kullanmayı tercih ediyoruz.”
Yıldırım, şöyle devam etti:
“Seçilen Büyükşehir Belediye Başkanı hala bahaneler üretiyor: ‘Paramı kestiler, imzaları atmadılar.’ Hepsi yalan, hepsi algı. Sakın inanmayın. İnanmayın arkadaşlar, inanmayın ki biz işin içindeyiz. Burada büyüklerimiz var, hepsi biliyor. Bizim zamanımızda, 94’ten beri yapılan hizmetlerde CHP bir defa dahi metrolarla alakalı Büyükşehir’de borçlanmalara imza atmadı, elini kaldırmadı. Biz 2019’dan sonra her gelen metro harcamalarındaki borçlanmalara ve diğerlerine, hepsine ‘evet’ dedik. Aradaki fark bu. Metroya el kaldırılmaz mı, metroya ‘evet ‘denmez mi? Bunlar demediler.”
Yıldırım, 5 yılda 271 eseri vatandaşların hizmetine sunduklarını hatırlatarak, “Ne yaptıysak onu söyledik. Ne söylediysek de çok şükür fazlasını yaptık. Söz verip de tamamlayamadığımız işler yok mu? Elbette var, olmaz mı? Uzayan hukuki süreçler, uzlaşma meselelerindeki aksamalar gibi teknik aksamalarla geciken sözlerimizin de hep arkasında olacağız.” dedi.
Seçimlerde “Depreme karşı dirençli şehirler” ve “Risksiz İstanbul” olmak üzere iki temel sloganları olduğuna vurgu yapan Yıldırım, Ümraniye’nin bu kapsamda zemininin sağlam, yapı stokunun yüzde 70’inin ise yenilenmiş olduğunu bildirdi.
Yıldırım, ihtiyaç duyulan kentsel dönüşüm projelerine değinerek, “Geriye kalan yüzde 30’a da sadece ‘Binayı yık, aynısını yeniden yap’ mantığıyla yaklaşmıyoruz. Diyoruz ki kaliteli bir kentsel dönüşüm yaklaşımı ancak ve ancak gelişim perspektifi ile mümkündür. Sadece bina yapmakla şehir olmaz, yaptığımız dönüşümde yol, otopark, yeşil alan, sosyal donatı gibi eksiklerimizi de gidermelidir. Bu aslında çok büyük bir fırsat demektir.” ifadelerini kullandı.
İstanbul’da kentsel dönüşüm için uygulamaya alınan projeleri hatırlatan Yıldırım, mülk sahiplerinin kendi aralarında uzlaşı sağlamaları çağrısında bulundu.
“Ümraniye’nin yarınları için yepyeni projeler”
Yıldırım, konuşmalarının ardından “Ümraniye’nin yarınları için yepyeni projeler” sloganıyla hazırlanan sunumunda, kentsel dönüşümden ulaşım ve altyapı yatırımlarına, meydan projelerinden eğitim yatırımlarına, kültür merkezlerinden çevre ve sıfır atık projelerine kadar 400 vaadini başlıklar altında açıkladı.
“Meydanlar” başlığı altındaki vaatlerine değinen Yıldırım, “Ümraniye’nin güzelliği meydana çıkacak” sloganıyla Santral, Şile Yolu Üst Kapama, TRT Lojmanları olmak üzere 3 noktada meydan düzenleme çalışmaları planlandığını söyledi.
Yıldırım, “Millet bahçeleri, mahalle bahçeleri ve parklar” başlığı altında 30 bin metrekarelik alanda kurulacak Çamlık Şehir Parkı başta olmak üzere ilçede mahalle bahçeleri, tematik parklar, sağlık parkurları ve bisiklet yolları, çok amaçlı spor sahaları kurulacağını kaydetti.
“Spor tesisleri” vaatlerinin detaylarını paylaşan Yıldırım, kurulacak Hekimbaşı Spor Köyü ve Hekimbaşı Çocuk Köyü’nde 3 bin 800 kişilik tribün kapasitesine sahip uluslararası müsabakalara ev sahipliği yapabilecek kapalı basketbol salonu ve spor lisesi, olimpik atletizm sahası, spor okulu ve yurtlar, olimpik kapalı-açık spor tesisleri, şehir stadyumu, futbol altyapı tesislerinin yer alacağını açıkladı.
Yıldırım ayrıca 14 bin 900 metrekarelik alanda birçok spor branşının da yapılabileceği Çakmak Tam Olimpik Yüzme Havuzu, 70 bin metrekarelik açık alana sahip binicilik tesisi ve diğer kazandırılacak spor tesislerini anlattı.
“Sosyal hizmet binaları ve kültür merkezleri” başlığında yer alan “Kongre Merkezi ve Yamanevler Şehir Parkı”nın vizyon projeleri olacağını belirten Yıldırım, “Anadolu Yakası’nda 3-4 bin kişinin kullandığı bir Haliç Kongre Merkezimiz yok. Kongre Merkezi ve Yamanevler Şehir Parkı projemiz hazır. İnşallah Murat Kurum geldiğinde ikimiz beraber, bana da söz verdi Ümraniye’ye bunu kazandırmış olacağız. Önemli bir proje, toplam 58 bin metrekare, kongre merkezimiz 25 bin metrekare ve önünde de gerisi 32 bin metrekarelik şehir parkı olacak.” dedi.
Yıldırım, “Sosyal hizmet binaları ve kültür merkezleri” ile “Eğitim yatırımları”, “Ulaşım ve altyapı yatırımları”, “Kapalı otoparklar ve kapalı pazarlar”, “Çevre ve sıfır atık projeleri”, “Kültür sanat” başlıkları altındaki Oyuncak Müzesi, Hayvan Rehabilitasyon Merkezi, Çocuk Sanat Akademisi, Geleneksel Sanatlar Akademisi, Afet Lojistik Merkezi, Bilim Merkezi, Taziye Evleri, Dijital Kütüphane ve Moda Okulu gibi pek çok projeyle tek tek bilgi verdi.
“Kentsel dönüşüm” vaatleriyle ilgili konuşan Yıldırım, ilçedeki proje noktalara işaret ederek, “Ben sizlerden rica ediyorum lütfen anlaşalım, depremi düşünelim. Ada bazlı projelere, TOKİ’mizle, Emlak Konut Genel Müdürlüğümüzle ve 31 Mart’tan sonra da KİPTAŞ’ımızla, belediyemizin şirketiyle birlikte bir seferberlik sağlayalım. Ben inanıyorum insanlarımız buna ‘Tamam’ desin, 5 senede Ümraniye’nin kentsel dönüşümü biter, yeter ki evet deyin.” diye konuştu.
Yıldırım konuşmalarının ardından ilçe sakinleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın muhalefet seçmenlerine yönelik “Umutsuzluğa kapılmayın. Alternatifsiz değilsiniz” açıklamasını yanıt verdi. İmamoğlu, “Seçmenimizle çok umutlu sohbetler yapıyoruz. Beni pazarda izlesin. Beni, sokakta esnafın arasında görsün. Çıkamadığı yerler bunlar. Halkın arasında olmayınca, kendi yakın çevresindeki insanların umutsuzluğunu görünce, onları da CHP’li zannediyor olabilir” diye değerlendirdi.
İmamoğlu, bugünkü İstanbul Ticaret Odası (İTO) ziyareti çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün isim vermeden kendisini “Eli genel merkezde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarda İstanbul’da olan biri İstanbul’u yönetemez” sözlerine şöyle yanıt verdi:
“Ben açıkçası bu seçim döneminde çoklu bir rakiple karşı karşıyayım. İstanbul’da rakibimiz olan birçok arkadaşımıza, birçok hemşehrimize ya da siyasi parti temsilcisine ya da onları temsilen yapılan birtakım siyasi müzakerelerde, konuşmalarda şahsıma dönük tutarlı-tutarsız, yalan-yanlış, eksik-fazla; adı her neyse yorumlar yapılacaktır. Bu yapılan yorumları ben hiç muhatap almayacağım ama hani İstanbul’a dair bir proje ya da İstanbul’da yaptığımız bir işe dönük bir tarif olur ise bu kapsamda elbette cevabını veririm ama söylenen siyasi, muğlak, geçerliliği olmayan birtakım tariflere asla muhatap olmayacağım. Bunun ismi A-B partisi ya da A-B partisinin lideri, benim için fark etmiyor. Benim işim şu anda İstanbul seçimine dair 16 milyon insanımıza geçtiğimiz 5 yılın hesabını vermek; önümüzdeki 5 yılla ilgili de tasarruflarımızı ve tasarımlarımızı aktararak en güçlü şekilde, demokratik bir zeminde tarihi oy rekoru kırarak inşallah tekrar seçilebilmek. Tek yolculuğum bu.”
MURAT KURUM’A: “HER GÜN YENİ BİR ÇEVRE TRAJEDİSİYLE KARŞI KARŞIYA”
Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un mevcut belediye yönetimini “Don Kişot”a benzetmesine ilişkin de İmamoğlu, şunları dile getirdi:
“Sayın Bakan, tabii büyük bir şok içerisinde. Her gün yeni bir çevre trajedisiyle karşı karşıya. Yarattığı problemler ve sebep olduğu birtakım sorunlu haller, insanları mutsuz ettiği projeler… Birçok konunun yarattığı travmayla ‘Ekrem İmamoğlu’na nasıl bir söz söylesem de o sözün şokuyla beraber bir fayda sağlasam’ çabası içerisinde. Sayın Bakan’ı yakınen de tanırım. Bu tarz sözler edebilecek bir usul, üslubu da yoktur ama her seçimde karşımıza bu tarz, yeni bir kimliğe bürünmüş kişilikler de görüyorum. Bence bu heyecana kapılmamasını, yeterlilik içerisinde İstanbul’a dair işlerini anlatmasını tavsiye ederim. Zira 650 bin konut vesaire gibi asla yapılamayacak, asla olamayacak ve olmaması gereken, yaptığı açıklamalarla ‘Ekrem İmamoğlu ve ekibinin ortaya koyduğu başarılı süreci nasıl geride bırakırım’ diyerek tarihe en kötü vaatler dizilişi olarak çıkacak süreçleri tarifliyor. Tabii benim için kötü bir şey değil bu yaptıkları ama yine de üzülüyorum. Keşke daha nitelikli, daha kaliteli bir kampanya yürütebilse, biz de bir şeyler alabilsek. Zira benim açıkladığım her proje, İstanbul için ortaya koyduğumuz her bakış açısını onlar sahiplenebilirler, ballandıra ballandıra anlatabilirler. Çünkü biz, zaten İstanbul için ballandıra ballandıra anlatılacak projeler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bu bakış açısına kendisini tavsiyeyle davet ediyorum.”
“CUMHURBAŞKANI, AÇIKLAMALARIYLA YÖRE YÖRE İNSANLARI ŞOK EDİYOR”
Erdoğan’ın Ordu’da “Biz yoksak doğal gaz yok” propagandasıyla oy istemesi sorulması üzerine de İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanı, açıkçası öyle açıklamalar yapıyor ki, yöre yöre insanları şok ediyor. Öylesine şok ediyor ki, gördüğüm kadarıyla tarihinde ilk kez bu kadar düşük kalabalıkla Karadeniz gezisi yaptı. Gerçekten bence oturup -birileri var mıdır çevresinde bilmiyorum ama- yaptığı mitinglerin arka planını ya da sonrasında çekilen fotoğrafları, videoları izlesin. Bu söylediği bence kötü tariflerin, kötülükçü cümlelerin karşılığını, milletin ona nasıl tepki olarak gösterdiğini görsün. Bu milleti oy alma döneminde, seçime giderken tehditle, yani ‘Oy verirseniz doğal gaz getiririm’ ya da deprem bölgesindeki o mağdur insanlarımıza ‘Oy vermediniz, yerel yönetim başka partiden de onun için hizmet gelmedi’ diyecek kadar vicdanları sızlatacak birtakım yorumları yapıyor ise, insanları tehdit ediyor ise düşünün ki, eğer bu seçimde kazanır ise ondan sonra hangi tehditkar süreçleri ve milletimiz adına yapar? Ki yorumlar yapılmaya başlandı. Seçimden sonra gelecek zamları, yükselecek enflasyonu, doğal gaz vesaire gibi faturaların nasıl büyüyeceğini… Bıraksın doğal gaz taşımayı. İnsanlar şimdiden o tedirginliği yaşıyorlar.
“MİLLET, 23 HAZİRAN’DAKİ GİBİ 31 MART’TA DA DERSİNİ VERECEK”
Kaldı ki, yıllardır Ordu’yu yöneten kendileriydi zaten. Niye getirmediler yani? Neyin tehdidini yapıyorlar? Şaka gibi ama İstanbul’da başta olmak üzere bütün Türkiye’de milleti tehdit eden, milletin efendisi olduğunu düşünen bu tarz söylemlere, milletin efendi olduğunu, tehdide karşı da ciddi bir demokrasi dersini, aynen 2019, 23 Haziran’da verdiği gibi, 31 Mart’ta da vereceğini düşünüyorum. Öyle bir ders verecek ki, kalan iktidar sürelerinde daha fazla çalışmalarına sebep olacak. Millet, 31 Mart’ta demokrasi tokadı atacak sandıklarda. Onlar da çalışmak zorunda kalacaklar. Gerçek işlerine, enflasyonla mücadeleye, yoksullukla mücadeleye, perişan ettikleri emeklilerin hallerini iyileştirme konusundaki mücadeleye geri dönüş yapacaklar. Ben buradan milletimizi, özellikle AK Parti’ye oy veren hemşehrilerimi bu vesileyle uyarmış olayım.”
ERDOĞAN’A: “BENİ PAZARDA İZLESİN”
Erdoğan’ın muhalefet seçmenlerine yönelik “Umutsuzluğa kapılmayın. Alternatifsiz değilsiniz” açıklamasını da İmamoğlu, “Seçmenimizle çok umutlu sohbetler yapıyoruz. Beni pazarda izlesin. Beni, sokakta esnafın arasında görsün. Çıkamadığı yerler bunlar. Halkın arasında olmayınca, kendi yakın çevresindeki insanların umutsuzluğunu görünce, onları da CHP’li zannediyor olabilir” diye değerlendirdi.
MUHARREM İNCE’YE ADAY YANITI: “HAYIRLISI OLSUN, NE DİYEYİM”
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüşmesinde İmamoğlu’na “Senin kaybetmen Cumhuriyetçilerin moralini bozar. Senin o eli koruman lazım. Ben senin için ne yapabilirim” sözleri ve karşısına partiden Berk Hacıgüzeller’in aday çıkarıldığı hatırlatılmasına da İmamoğlu, “Hayırlısı olsun. Ne diyeyim” diye yanıt verdi.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İTO Başkanı Şekib Avdagiç’i ziyaret etti. Buluşma sonrasında konuşan İmamoğlu, yaklaşan yerel seçimlere dikkat çekerek, “31 Mart’ta biz, sadece yeni bir beş yıla talip değiliz; aynı zamanda daha güçlü bir demokrasiye, daha güçlü bir yerel yönetim dönemine, daha üretken, daha icraatçı, daha dayanışmacı, daha dayanıklı bir kent var etme noktasındaki sürecin tespiti veya tercihi günü olarak görüyoruz. Bu kapsamda da bu düşüncelerimizi elbette Sayın Başkan’a ve heyetine de aktardık. Umut ederiz 31 Mart, İstanbul halkının, 16 milyon insanımızın, dünyanın göz bebeği kentimizin korunduğu, muhafaza edildiği, hırpalandığı değil geliştiği, ihanete uğradığı değil, çok düzgün işlerin yapıldığı bir dönemi daha yakalarız” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’i ziyaret etti. İmamoğlu ve Avdagiç, İTO’nun Eminönü’ndeki merkez binasında gerçekleşen buluşma sonrasında kameraların karşısına geçti. İTO’nun sektörün önemli bir bileşeni olduğunu belirten İmamoğlu, “İTO, İBB’yi bir yerel yönetim çatısı olarak gördüğümüzde, en önemli, en birinci sıradaki paydaşlarından birisi. Bu bağlamda biz, başından beri İBB kurumu çerçevesinde, bütün diyalog ve ilişkilerimizi çok prensipli, çok sistematik, çok kurumsal bir yapıya dönüştürerek, varsa bir kısım konular, bu konuları en hızlı haliyle nasıl çözebiliriz, bireysel katkılar değil, kurumsal akışla beraber bunu nasıl düzeyli ve düzenli hale getirebiliriz yolculuğunu tarifleme gayreti içerisinde olduk. Bunu yapabilirsek zaten yerel demokrasiyi, yerel işleyişi en güçlü şekle dönüştürmüş oluyoruz” dedi.
“UMARIM 31 MART’TA KENTİMİZİN İHANETE UĞRADIĞI DEĞİL; ÇOK DÜZGÜN İŞLERİN YAPILDIĞI BİR DÖNEMİ DAHA YAKALARIZ”
Bu anlamda görev süreleri boyunca İTO ve benzeri kurum, kuruluşlara sağlıklı ilişkiler kurduklarını kaydeden İmamoğlu, “Bütün bunları yaparken; İBB Başkanı, İTO Başkanı olarak her mevzuyla birebir ilgilenmek gibi bir duruma ihtiyaç duymadık. Çünkü, o kurumsal akışı sağladığınızda, sizin yol arkadaşlarınız, kurumlardaki temsilcileriniz bu süreci en liyakatli, en düzgün şekliyle yürütebiliyorlar” diye konuştu. Sözü 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere getiren İmamoğlu, şunları söyledi:
“Biz; yerel demokrasiyi, yerel akışı, kamudaki yönetim ahlakını, yönetim düzenini daha ileriye taşıma adına da ‘İstanbul modeli’ diye tariflediğimiz yerel yönetim tutkumuzu ve çalışma düzenimizi daha yukarılara taşıma adına da önemli bir tarih olarak görüyoruz. 31 Mart’ta biz, sadece yeni bir beş yıla talip değiliz; aynı zamanda daha güçlü bir demokrasiye, daha güçlü bir yerel yönetim dönemine, daha üretken, daha icraatçı, daha dayanışmacı, daha dayanıklı bir kent var etme noktasındaki sürecin tespiti veya tercihi günü olarak görüyoruz. Bu kapsamda da bu düşüncelerimizi elbette Sayın Başkan’a ve heyetine de aktardık. Umut ederiz 31 Mart, İstanbul halkının, 16 milyon insanımızın, dünyanın göz bebeği kentimizin korunduğu, muhafaza edildiği, hırpalandığı değil geliştiği, ihanete uğradığı değil, çok düzgün işlerin yapıldığı bir dönemi daha yakalarız. Bu kapsamda biz, hazırlıklı olduğumuzu kendileriyle paylaştık.”
AVDAGİÇ: “31 MART’TA YAPILACAK SEÇİMLER İSTANBUL’UMUZ İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLSUN”
Avdagiç de İmamoğlu’nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul Ticaret Odası’nda misafir etmekten mutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum. İstanbul iş dünyası olarak beklentilerimizi ve hedeflerimizi kendileri ile paylaşma imkanı bulduk. 31 Mart’ta yapılacak seçimlerin İstanbul’umuz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” sözleriyle dile getirdi.
]]>İSTANBUL – Bayrampaşa’da MHP’nin SKM açılışında konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz sırtımızı Bayrampaşa’ya, milletimize yaslandık. Hiçbir zaman kirli ittifakların içerisinde olmadık. Ay yıldızlı bayrağımız ve bu ülkemizin her bir karış toprağı için canla başla mücadele verdik. Bu uğurda şehitler verdik, gazilerimiz oldu ama bir gün olsun başımızı öne eğmedik” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Bayrampaşa’da Milliyetçi Hareket Partisi’nin Seçim Koordinasyon Merkezi açılışına katıldı. Programda Kurum’a TBMM Başkanvekili Celal Adan, MHP İstanbul İl Başkanı Sertel Selim, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar eşlik etti. Protokol konuşmalarının ardından kurdele kesimiyle SKM açılışı yapıldı. Açılışta vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılanan Kurum, hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Bayrampaşa’nın İstanbul’un parlayan yıldızı olmasını istiyoruz”
Sırtını Bayrampaşa’ya yasladığını dile getiren Kurum “Biz Bayrampaşa’mız için 22 yıldır çalışıyoruz. Bayrampaşa’nın daha güzel bir geleceğe uzanması için bu mücadeleyi veriyoruz. Bayrampaşa’nın İstanbul’un parlayan yıldızı olmasını istiyoruz. Cumhur İttifakı’mızla birlikte 15 Temmuz’da meydanlarda ay yıldızlı bayrağımız için, 780 bin kilometrekare vatan toprağı için ülkemizin 81 şehrinde hepimiz kardeşiz dedik. Memleketimizin her köşesine hizmet ettik. Deprem, sel ve heyelanlar olduğunda biz 2 saat sonra oraya gittik. 11 ilimizde 14 milyon vatandaşımızın etkilendiği ve 53 bin canımızı yitirdiğimiz 6 Şubat asrın felaketinde biz yine oradaydık. Bugün bir amcamızı ziyaret ettik. Beni televizyondan izlemiş. ‘Ben sana her gün ağladım. Oradaki milletin yanından bir saat olsun ayrılmadım ya Allah senin yetiştiren anandan babandan razı olsun’ dedi. Bizim için en büyük şeref ve onur budur. İstanbul’un meselelerine, Bayrampaşa’nın geleceğine odaklanacağız. Biz sırtımızı Bayrampaşa’ya, milletimize yaslandık. Hiçbir zaman kirli ittifakların içerisinde olmadık. Ay yıldızlı bayrağımız ve bu ülkemizin her bir karış toprağı için canla başla mücadele verdik. Bu uğurda şehitler verdik, gazilerimiz oldu ama bir gün olsun başımızı öne eğmedik. Cumhur İttifakı’mızla el ele vererek büyük ve güçlü Türkiye hedefleri için aşkla ve şevkle çalıştık” dedi.
“Biz kirli ittifaklar peşinde koşmadık”
Milleti için gece gündüz koşturacağını söyleyen Murat Kurum “İstanbul’umuzun 39 ilçesi, 964 mahallesi için biz yine sahada olacağız. Biz hiçbir zaman bahanelerin, dedikoduların, iftiraların arkasına sığınmadık. Bahanecilik belediyeciliği, mazeret belediyeciliği yapmayacağız. Biz gerçek belediyecilik yapacağız. Milletimiz ve ülkemiz için gece gündüz koşturacağız. Ülkemizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyet seviyesine çıkaralım istiyoruz. Biz Cumhur İttifakı’mızla birlikte girdiğimiz her seçimden galip geldik. Biz kirli ittifaklar peşinde koşmadık. Bir masa etrafında oturup adam gibi ittifak kurduk. 15 Temmuz gecesi o kurduğumuz ittifakla sayın Cumhurbaşkanı’mız ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı’mız Devlet Bahçeli ve bir kardeşlik hukuku içerisinde çalıştı. Bize yakışan ülkemizin geleceği adına atılacak adımları çok daha güçlü bir şekilde atmaktır” şeklinde konuştu.
]]>Kurum, Bayrampaşa’da MHP Seçmen İletişim Merkezi (SİM) açılışında yaptığı konuşmada, her zaman millete hizmet anlayışında olduklarını ve millete sırtını yaslayarak çalıştıklarını söyledi.
Hiçbir zaman kirli ittifakların içerisinde olmadıklarını dile getiren Kurum, “Ay yıldızı bayrağımız için, bu ülkemizin her bir karış toprağı için canla başla mücadele verdik. Bu uğurda şehitler verdik, bu uğurda gazilerimiz oldu. Ama bir gün olsun başımızı öne eğmedik. Hep büyük ve güçlü Türkiye ideali için, büyük ve güçlü Türkiye hedefleri için Cumhur İttifakı’mızla el ele vererek ülkemizin yarınları için aşkla, şevkle çalıştık.” diye konuştu.
Kurum, hiçbir zaman bahane üretmeyeceklerini, mazeret belediyeciliği yapmayacaklarını vurgulayarak, “Biz gerçek belediyecilik yapacağız. Milletimizle el ele vereceğiz, milletimiz, ülkemiz için gece gündüz koşturacağız. Biz sahada olacağız, milletimizin yanında olacağız ve çalışacağız.” ifadelerini kullandı.
Cumhur İttifakı ile girdikleri her seçimde galip geldiklerini belirten Kurum, 15 Temmuz gecesi kurdukları ittifakta, birliktelikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kardeşlik hukuku içerisinde çalıştığını dile getirdi.
Murat Kurum, kendilerine yakışanın, ülkenin geleceği için çok daha güçlü adımlar atmak olduğunu belirterek, 5 yıldır ötekileştirilen, boş verilen, bir basamak olarak görülen İstanbul için Cumhur İttifakı ile sokak sokak, mahalle mahalle çalışacaklarını söyledi.
Herkese gideceklerini dile getiren Kurum, “31 Mart akşamı tüm İstanbul kazanacak. 31 Mart akşamı Eren Bülbül’ün annesi, Aybüke öğretmenin annesi kazanacak. 31 Mart akşamı kimse kaybetmeyecek, İstanbul kazanacak, İstanbullular kazanacak. Hep birlikte İstanbul’un o 5 yıldır üzülen, yorulan 571 yıllık onurunu, gururunu hep birlikte ayağa kaldıracağız, fetret devrini hep birlikte bitireceğiz, yeniden dirilişini, yeniden yükselişini hep birlikte başlatacağız.” şeklinde konuştu.
“Meselesi Türkiye, meselesi İstanbul Murat başkanın”
TBMM Başkanvekili Celal Adan ise Murat Kurum’un kirli ittifaktan bahsettiğini, milletin bu kirli ittifakın farkında olduğunu söyledi.
Muhalefetin birbirine girdiğini, birbirlerinin aleyhinde konuşa konuşa siyaset kurumunu yıprattıklarını belirten Adan, “‘Allah onları bizden uzak tutsun’dan başka yapacağımız bir dua yok. İstiklal Marşı söylemeyen bir partinin desteğiyle Allah bize belediye başkanlığı nasip etmesin. İstanbul’un belli ilçelerinde, Türkiye’nin belli vilayetlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi, İstiklal Marşı söylemeyenlerle ittifak kurdu. Bunlara müsaade edeceğiz mi?” diye konuştu.
Adan, Murat Kurum’un genç yaşından beri hayatını milletine adamış biri olduğunu vurgulayarak, “Siyaseti çok eski yıllardan beri yapan bir arkadaşınız olarak Allah’a şahitlik ederim ki meselesi Türkiye, meselesi İstanbul Murat başkanın. Bakanlık döneminde yapmış olduğu bütün icraatlarda milletin aleyhine oluşmuş hiçbir karar yok. Dünyanın en büyük felaketiyle, depremle karşılaştık. O bölgelerde Murat başkanın imzasıyla yapılan binalarda ufak bir boya bozuntusu bile yok.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Emin Akbaşoğlu da durmadan, duraklamadan çalışacaklarını, en güzel hizmetleri, eserleri İstanbullunun emrine amade kılacaklarını belirterek, “Yapılan anketlerde Cumhur İttifakı’nın adaylarının her noktada başta olduğunu ve bu milletin iradesiyle de 1 Nisan sabahı kolları sıvayarak sizin emrinize amade olacağını görüyoruz.” dedi.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek MHP Seçmen İletişim Merkezi’nin açılışı yapıldı.
Açılışa, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, MHP İstanbul İl Başkanı Sertel Selim, Cumhur İttifakı’nın Bayrampaşa Belediye Başkan adayı İlknur Kovaç Bayraktar ile çok sayıda kişi katıldı.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bayrampaşa’da Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışına katıldı. Programda Kurum’a TBMM Başkanvekili Celal Adan, MHP İstanbul İl Başkanı Sertel Selim, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İlknur Kovaç Bayraktar eşlik etti. Protokol konuşmalarının ardından kurdele kesimiyle SKM açılışı yapıldı. Açılışta vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılanan Kurum, hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Bayrampaşa’nın İstanbul’un parlayan yıldızı olmasını istiyoruz”
“Biz Bayrampaşa’mız için 22 yıldır çalışıyoruz. Bayrampaşa’nın daha güzel bir geleceğe uzanması için bu mücadeleyi veriyoruz” diyen Kurum, “Bayrampaşa’nın İstanbul’un parlayan yıldızı olmasını istiyoruz. Cumhur İttifakı’mızla birlikte 15 Temmuz’da meydanlarda ay yıldızlı bayrağımız için, 780 bin kilometrekare vatan toprağı için ülkemizin 81 şehrinde hepimiz kardeşiz dedik. Memleketimizin her köşesine hizmet ettik. Deprem, sel ve heyelanlar olduğunda biz 2 saat sonra oraya gittik. 11 ilimizde 14 milyon vatandaşımızın etkilendiği ve 53 bin canımızı yitirdiğimiz 6 Şubat asrın felaketinde biz yine oradaydık. Bugün bir amcamızı ziyaret ettik. Beni televizyondan izlemiş. ‘Ben sana her gün ağladım. Oradaki milletin yanından bir saat olsun ayrılmadım ya Allah senin yetiştiren anandan babandan razı olsun’ dedi. Bizim için en büyük şeref ve onur budur. İstanbul’un meselelerine, Bayrampaşa’nın geleceğine odaklanacağız. Biz sırtımızı Bayrampaşa’ya, milletimize yaslandık. Hiçbir zaman kirli ittifakların içerisinde olmadık. Ay yıldızlı bayrağımız ve bu ülkemizin her bir karış toprağı için canla başla mücadele verdik. Bu uğurda şehitler verdik, gazilerimiz oldu ama bir gün olsun başımızı öne eğmedik. Cumhur İttifakı’mızla el ele vererek büyük ve güçlü Türkiye hedefleri için aşkla ve şevkle çalıştık” dedi.
“Biz kirli ittifaklar peşinde koşmadık”
Millet için gece gündüz koşturacağını söyleyen Murat Kurum, “İstanbul’umuzun 39 ilçesi, 964 mahallesi için biz yine sahada olacağız. Biz hiçbir zaman bahanelerin, dedikoduların, iftiraların arkasına sığınmadık. Bahanecilik belediyeciliği, mazeret belediyeciliği yapmayacağız. Biz gerçek belediyecilik yapacağız. Milletimiz ve ülkemiz için gece gündüz koşturacağız. Ülkemizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyet seviyesine çıkaralım istiyoruz. Biz Cumhur İttifakı’mızla birlikte girdiğimiz her seçimden galip geldik. Biz kirli ittifaklar peşinde koşmadık. Bir masa etrafında oturup adam gibi ittifak kurduk. 15 Temmuz gecesi o kurduğumuz ittifakla sayın Cumhurbaşkanı’mız ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı’mız Devlet Bahçeli ve bir kardeşlik hukuku içerisinde çalıştı. Bize yakışan ülkemizin geleceği adına atılacak adımları çok daha güçlü bir şekilde atmaktır” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>“Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum, “CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum’a programda AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Öte yandan Kurum, programda basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
“İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri de yok”
İBB Başkan Adayı Kurum, “Bugün, İstanbul için aralıksız sürdürdüğümüz çalışmalarımıza bir yenisini daha ekledik. Her Adımda Yeniden İstanbul çağrısıyla, vatandaşlarımızla kucaklaşacağımız çalışmaların ilkini başlatmış oluyoruz. İstanbullu kardeşlerimizin bizlerden beklentilerini dinleyeceğiz. Biz milletimizin en zor anında hep yanında olduk. İstanbul’umuzun mahallelerine, sokaklarına karış karış her yerine hizmet etmeye kararlıyız. Şu anda başlatacağımız programda 40 gün boyunca teşkilatlarımızla birlikte milletimizin yanında olup projelerimizi hayallerimizi anlatacağız. CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var. Her seferinde çeşitli söylemlerle gündemi farklı konulara çekerek İstanbul’un geleceğiyle ilgili bir projeleri olmadığını görüyoruz. ‘İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıracağız’ deyip de bu sözlerin tutulmadığını görürsünüz. Diğer tarafta baktığınızda sırtını nereye rastladığını bilmediğimiz kirli kirli ittifaklarla birlikte süreci yönettiklerini görürsünüz. Biz 22 yıldır olduğu gibi hem milletimizle beraber yol yürüdük” dedi.
“Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız”
Mevcut İBB yönetiminin verdiği vaatleri gerçekleştirmediğini belirten Kurum, “Milletimizin zor gününde yanında olduk. Aziz İstanbul’umuzun her sokağında her mahallesinde olacağız çünkü bizim hayallerimiz var. Bizim hayalimiz, İstanbul’u Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehri haline getirmektir. Bizim hayalimiz gençlerimize, geleceğimize, kadınlarımıza daha güvenli ve huzurlu bir İstanbul inşa etmektir. Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız. Milletimizle beraber el ele gönül gönülle yol yürüyeceğiz. Milletimizle beraber bu başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz. Artık maske düşmüştür. İstanbul Büyükşehir Belediyesi şu geçtiğimiz 5 yıl içerisinde başarısız olmuştur. Verdiği vaatleri gerçekleştirmemiştir. İstanbul’u gelecek hedefleri için bir basamak olarak görmüştür. İstanbulluların beklentilerini gerçekleştirmek zorundasınız. Bu şehir dışında ki gündemler ve sorunlar sizi ilgilendirmez. Verdiğiniz sözlerin arkasında durmayarak İstanbul’a hizmet edilmez. İstanbul’a hizmet etmek aşk ister. Cumhur İttifakı’mızla birlikte milletimizle el ele gönül gönülle İstanbul’un her anında hep yanında olacağız. Projelerimizi 31 Mart akşamı İstanbullu kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
“Kandil’den işaret ettikleri ittifak kent uzlaşısı adı altında kirli bir ittifaktır”
DEM Parti ve CHP’nin ittifak yapıp yapmadığına dair soran gazeteciye Kurum şu şekilde cevap verdi: “İstanbul’da mevcut yönetim şu an ne yapacağını bilmiyor ve çaresiz bir durumdadır. Anketlerde de geriye düşmesi sebebiyle kimle nasıl ittifak içerisinde olurum derdiyle dertleniyor. Kent uzlaşısı gibi farklı gündemler getirerek bir çıkış arayışı içerisindedir. Buradaki bu güçlü ses kandili rahatsız ediyor. Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır. Masa etrafında ve altında kimin olduğunu bilmediğimiz, uzantılarının nerede olduğunu çok iyi bildiğimiz bir uzlaşıdan bahsediyorlar. Milletimiz uzlaşı yapmak isteyenlere 14 ve 28 Mayıs’ta cevabını sandıkta net bir şekilde vermiştir. Milletimiz kapı arkasında o görüşmeleri yaptıklarını çok iyi biliyor. 31 Mart’ta şehitlerimizin, gazilerimizin anneleriyle birlikte kazanacağız. İstanbul için ortaya koyduğumuz hayalleri gerçekleştireceğiz. Bunların heybelerinde bir şey yok. Kandil bizden rahatsız olsun, olmaya da devam etsin. Biz Kandil’i de o yabancı iş birlikçilerini de rahatsız edeceğiz. İstanbul’un geleceği adına yapılması gerekenleri de birer birer hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Biz bunlara pabuç bırakmadık”
Mevcut İBB yönetiminin Kentsel Dönüşümle ilgili projeleri engelleyip dava açmasını konusunda görüşlerini belirten gazeteciye cevap veren Kurum”Biz kentsel dönüşümü siyaset üstü göreceğiz deyip her alanda bunun siyasetini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Milletimizin yararına ne iş varsa hangi proje varsa onu mahkeme kapılarına taşıyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bunlara pabuç bırakmadık. Biz İstanbul’un geleceği adına yapılması gereken projelerimizi hızlı bir şekilde hayata geçirdik. İstanbul’un 39 ilçesinde devam eden 171 bin Kentsel Dönüşüm Projesi var. Biz İstanbul’un sorunlarıyla alakalı o iradeyi ortaya koyacağız. Marmara Deniz’inde müsilaj çıkınca plajda seferberlik ilan ettik. Tüm belediyelerimizle birlikte yapılması gereken çalışmayı 7 gün 24 saat mesai harcayarak yaptık. Sözler verildi, o gün protokol yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken arıtma tesisleriyle ilgili bir takvim süreci vardı. Ama gelinen süreçte o takvime uymadılar. Yapılması gereken arıtma projelerini gerçekleştirmediler. Üstüne üstlük bir de Haliç’te projesi, yatırımı, kredisi her şeyi hazır olan Silahtarağa Arıtma Tesisi’ni iptal ettiler. Orada dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz, karşılaşmayacağınız bir ‘temel atmama töreni’ yaptılar. Yapraklardan alkış bekleyerek o törene bir de para harcadılar. O törene harcadığın parayla algı yöneteceğine milletin, İstanbul’un faydasına bir iş gerçekleştirirsin. Bunların böyle bir derdi yok. O yüzden biz Marmara’yı da koruyacağız” ifadelerini kullandı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum’a programda AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Öte yandan Kurum, programda basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
“İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri de yok”
İBB Başkan Adayı Kurum, “Bugün, İstanbul için aralıksız sürdürdüğümüz çalışmalarımıza bir yenisini daha ekledik. Her Adımda Yeniden İstanbul çağrısıyla, vatandaşlarımızla kucaklaşacağımız çalışmaların ilkini başlatmış oluyoruz. İstanbullu kardeşlerimizin bizlerden beklentilerini dinleyeceğiz. Biz milletimizin en zor anında hep yanında olduk. İstanbul’umuzun mahallelerine, sokaklarına karış karış her yerine hizmet etmeye kararlıyız. Şu anda başlatacağımız programda 40 gün boyunca teşkilatlarımızla birlikte milletimizin yanında olup projelerimizi hayallerimizi anlatacağız. CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var. Her seferinde çeşitli söylemlerle gündemi farklı konulara çekerek İstanbul’un geleceğiyle ilgili bir projeleri olmadığını görüyoruz. ‘İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıracağız’ deyip de bu sözlerin tutulmadığını görürsünüz. Diğer tarafta baktığınızda sırtını nereye rastladığını bilmediğimiz kirli kirli ittifaklarla birlikte süreci yönettiklerini görürsünüz. Biz 22 yıldır olduğu gibi hem milletimizle beraber yol yürüdük” dedi.
“Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız”
Mevcut İBB yönetiminin verdiği vaatleri gerçekleştirmediğini belirten Kurum, “Milletimizin zor gününde yanında olduk. Aziz İstanbul’umuzun her sokağında her mahallesinde olacağız çünkü bizim hayallerimiz var. Bizim hayalimiz, İstanbul’u Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehri haline getirmektir. Bizim hayalimiz gençlerimize, geleceğimize, kadınlarımıza daha güvenli ve huzurlu bir İstanbul inşa etmektir. Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız. Milletimizle beraber el ele gönül gönülle yol yürüyeceğiz. Milletimizle beraber bu başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz. Artık maske düşmüştür. İstanbul Büyükşehir Belediyesi şu geçtiğimiz 5 yıl içerisinde başarısız olmuştur. Verdiği vaatleri gerçekleştirmemiştir. İstanbul’u gelecek hedefleri için bir basamak olarak görmüştür. İstanbulluların beklentilerini gerçekleştirmek zorundasınız. Bu şehir dışında ki gündemler ve sorunlar sizi ilgilendirmez. Verdiğiniz sözlerin arkasında durmayarak İstanbul’a hizmet edilmez. İstanbul’a hizmet etmek aşk ister. Cumhur İttifakı’mızla birlikte milletimizle el ele gönül gönülle İstanbul’un her anında hep yanında olacağız. Projelerimizi 31 Mart akşamı İstanbullu kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
“Kandil’den işaret ettikleri ittifak kent uzlaşısı adı altında kirli bir ittifaktır”
DEM Parti ve CHP’nin ittifak yapıp yapmadığıyla ilgili soru üzerine Kurum, “İstanbul’da mevcut yönetim şu an ne yapacağını bilmiyor ve çaresiz bir durumdadır. Anketlerde de geriye düşmesi sebebiyle kimle nasıl ittifak içerisinde olurum derdiyle dertleniyor. Kent uzlaşısı gibi farklı gündemler getirerek bir çıkış arayışı içerisindedir. Buradaki bu güçlü ses kandili rahatsız ediyor. Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır. Masa etrafında ve altında kimin olduğunu bilmediğimiz, uzantılarının nerede olduğunu çok iyi bildiğimiz bir uzlaşıdan bahsediyorlar. Milletimiz uzlaşı yapmak isteyenlere 14 ve 28 Mayıs’ta cevabını sandıkta net bir şekilde vermiştir. Milletimiz kapı arkasında o görüşmeleri yaptıklarını çok iyi biliyor. 31 Mart’ta şehitlerimizin, gazilerimizin anneleriyle birlikte kazanacağız. İstanbul için ortaya koyduğumuz hayalleri gerçekleştireceğiz. Bunların heybelerinde bir şey yok. Kandil bizden rahatsız olsun, olmaya da devam etsin. Biz Kandil’i de o yabancı iş birlikçilerini de rahatsız edeceğiz. İstanbul’un geleceği adına yapılması gerekenleri de birer birer hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Biz bunlara pabuç bırakmadık”
Mevcut İBB yönetiminin Kentsel Dönüşümle ilgili projeleri engelleyip dava açmasını konusunda görüşlerini belirten gazeteciye cevap veren Kurum, “Biz kentsel dönüşümü siyaset üstü göreceğiz deyip her alanda bunun siyasetini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Milletimizin yararına ne iş varsa hangi proje varsa onu mahkeme kapılarına taşıyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bunlara pabuç bırakmadık. Biz İstanbul’un geleceği adına yapılması gereken projelerimizi hızlı bir şekilde hayata geçirdik. İstanbul’un 39 ilçesinde devam eden 171 bin Kentsel Dönüşüm Projesi var. Biz İstanbul’un sorunlarıyla alakalı o iradeyi ortaya koyacağız. Marmara Deniz’inde müsilaj çıkınca plajda seferberlik ilan ettik. Tüm belediyelerimizle birlikte yapılması gereken çalışmayı 7 gün 24 saat mesai harcayarak yaptık. Sözler verildi, o gün protokol yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken arıtma tesisleriyle ilgili bir takvim süreci vardı. Ama gelinen süreçte o takvime uymadılar. Yapılması gereken arıtma projelerini gerçekleştirmediler. Üstüne üstlük bir de Haliç’te projesi, yatırımı, kredisi her şeyi hazır olan Silahtarağa Arıtma Tesisi’ni iptal ettiler. Orada dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz, karşılaşmayacağınız bir ‘temel atmama töreni’ yaptılar. Yapraklardan alkış bekleyerek o törene bir de para harcadılar. O törene harcadığın parayla algı yöneteceğine milletin, İstanbul’un faydasına bir iş gerçekleştirirsin. Bunların böyle bir derdi yok. O yüzden biz Marmara’yı da koruyacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin İstanbul aday tanıtım toplantısında; “İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de mecbur değilsiniz. Zoraki adaya da emanet adaya da mecbur değilsiniz. Çünkü artık karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üzerinde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun hakkını koruyacak, hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Haliç Kongre Merkezi’nde bugün düzenlenen partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye ve ilçe belediye başkan adayları ve proje tanıtımına katıldı.
“KAZANMAK DEMEK, KİRLİ PAZARLIKLARIN PEŞİNDE KOŞMAK DEĞİLDİR”
Burada konuşan Akşener, şöyle konuştu:
“Millet iradesini de kendisine mahküm bilen; bu buyurgan siyasete son vermek için şanlı bir yola çıktık. Kayıkçı kavgalarına ayna tutarak kuyruk siyasetini reddederek teslimiyetçiliğe, meydan okuyarak hür ve müstakil yepyeni bir yola çıktık. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda seçim demek, koltuk demek değildir. İktidar demek, şahsi ikbal demek değildir. Kazanmak demek de kirli pazarlıkların, ‘Al gülüm, ver gülümlerin’ peşinde koşmak değildir.
“BİZİM İÇİN SİYASET, HAMASİ NUTUKLARI DEĞİL, PROJELERİ YARIŞTIRMAKTIR”
Bizim için siyaset, milletine, memleketine, faydalı iş yapabilmektir. Milletinin derdini dert edinmek, mutluluğuyla mutlu olabilmektir. Milletin gösterdiği istikamete yürümek, milletin teveccühüne mazhar olmak için durmadan çalışmaktır. Milletin sesini duymak, duyurmak, gerektiği yerde de en gür sesle haykırmaktır. Siyasi rekabetin merkezine kişileri değil, vizyonları koymaktır. Değerlerimizi çarpıştırmak değil, millet için çözümleri konuşmaktır. Hamasi nutukları değil, projeleri yarıştırmaktır.
“TARAFLARIN BİRBİRİNİ VAR ETTİĞİ BU DANIŞIKLI DÖVÜŞE MECBUR DEĞİLSİNİZ”
Bugün geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacı koltuklarını korumaktan ibaret. Yegane vizyonu iktidar alanlarını sürdürmekten ibaret. Yöntemleri de yalanla, dayatmayla, sansürle milletimizi kendilerine mecbur bırakmaktan ibaret. İki tarafın da milletimize sunduğu tek bir vaat var. O da diğer tarafın kazanmaması. Yani bir tarafı denklemden çektiğiniz anda iki tarafın da milletimize sunacak hiçbir şeyi kalmıyor. O nedenle bir şeyi açıkça söylemek istiyorum. Büyük Türk milleti bu kısır döngüye mecbur değilsiniz. Tarafların birbirini var ettiği bu danışıklı dövüşe mecbur değilsiniz. Bu milletsiz siyasete mecbur değilsiniz. Bu vicdansız siyasete mecbur değilsiniz. Bu vasat siyasete mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği, özgürlüğe; kalkınmayı, adalete; vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz. Sesinizi duymayanlara, halinizi görmeyenlere, derdinizi umursamayanlara, sorumluluktan kaçanlara mecbur değilsiniz.
“MİLLETİN İSTİKBALİ İÇİN DEĞİL, KENDİ İKBALLERİ İÇİN ÇALIŞANLARA MECBUR DEĞİLSİNİZ”
Buyruklarıyla hükmettiğini sananlara, kendi çıkarlarını umut diye satanlara, milletin istikbali için değil; kendi ikballeri için çalışanlara mecbur değilsiniz. Verdiği sözü tutmayanlara, bol keseden vaatler uyduranlara, sıkışınca tehditlere, hakaretlere sarılanlara, kötüyle daha kötü arasında tercihe zorlayanlara mecbur değilsiniz. Çünkü artık en iyisini sunanlar var. Çünkü artık, hür ve müstakil İYİ Parti var.
Bu şehri artık ilgisi ve odağı sadece İstanbul’un sorunlarında olanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık, amacı sadece İstanbullunun derdine derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor. Mesela, eli genel merkezlerinde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, aklı şahsi siyasi hesaplarında sureti İstanbullularda olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, sırtında ihmallerin, hataların, veballerin, yükünü taşıyanlar da elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının, taht oyunlarının, bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez. Mesela gölgesine sığındıklarının emriyle hareket edenler de kendi gölgesinden cesaret alıp, kibirle hareket edenler de bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular hal böyleyken gelin artık İstanbul’u, şahsi saplantısı haline getirenlerin neden olduğu bu vasatlık, bir son bulsun. Gelin artık İstanbul’u, kendi kariyerleri için zıplama tahtası haline getirenlerin çıkardığı gürültü, İstanbullunun sesini, daha fazla bastırmasın. Gelin artık, ‘İstanbul’u kim kazanır’ sorusu, İstanbul’un gerçek sorunlarına gölge düşürmesin. Asla unutmayın. Makam, cahilleri alim ederken, çığırdan çıkartıp zalim ederken, İstanbullu yoklukla talim ederken, utanmadan sefa sürenlere mecbur değilsiniz.
“İSTANBUL’A İHANET EDENLERE DE İSTANBUL’U İHMAL EDENLERE DE MECBUR DEĞİLSİNİZ”
İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de mecbur değilsiniz. Zoraki adaya da emanet adaya da mecbur değilsiniz. Çünkü artık karşınızda İstanbul’a layık bir aday var. İstanbul’u, başının üzerinde taşıyacak bir aday var. İstanbullunun hakkını koruyacak, hak ettiği düzeni sağlayacak ve İstanbul’dan başka hiçbir hesabı olmayacak bir aday var. Artık karşınızda Buğra Kavuncu var. Ben de bugün, burada sizden Buğra kardeşime, oy istiyorum. Artık oylarınız, daha fazla heba olmasın istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum. Artık alın teriniz, birilerinin ihtirasları uğruna harcanmasın istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum. Artık geleceğiniz kendisine kariyer kovalayanların peşinde meçhule sürüklenmesin istiyorsanız, Buğra kardeşime oy istiyorum.
“TÜRK SİYASETİNDEKİ KAYIKÇI KAVGALARINA BİRER BİRER AYNA TUTACAĞIZ”
Biliyorum ki Türkiye’nin İYİ ve cesur insanlarının dik duruşu, netliği ve dürüstlüğü; şimdiye kadar birilerinin hep sinirlerini bozdu. Valla, kimse kusura bakmasın. Tüm yalancıların, tüm dümencilerin, tüm namertlerin, sinirlerini bozmaya aynen devam edeceğiz. Türkiye’yi, şahsının sananların da ‘yüzde 60’ yalanıyla milletin umutlarını çalanların da rahatlarını bozmaya aynen devam edeceğiz. Tarihimizi özümüzde, Atamızı gönlümüzde, milletimizi başımızın üstünde taşıyacak, Türk siyasetindeki kayıkçı kavgalarına birer birer ayna tutacağız. Milletimize dayatılan tüm prangaları birer birer kıracağız. Vicdanları kanatan, tüm yaralarımızı birer birer saracağız. Milletimizi ayıran değil; birleştiren, bölen değil tamamlayan, kutuplaştıran değil buluşturan olacağız. Hakaretin yerine saygıyı, öfkenin yerine anlayışı, ‘ben bilirimciliğin’ yerine ortak aklı, nefretin yerine de sevgiyi büyüteceğiz.
“HAKTAN DİYE GELİP BATIL ÇIKANLARIN, KAPLAN DİYE GELİP KAĞITTAN ÇIKANLARIN DEVRİNİ BİTİRECEĞİZ”
İYİ Parti olarak 31 Mart seçimleriyle birlikte hakan diye gelip harami çıkanların, haktan diye gelip, batıl çıkanların, kaplan diye gelip, kağıttan çıkanların devrini bitireceğiz. Sadece ve sadece milletimizden aldığımız güç ve teveccühle 2028’e uzanan şanlı bir yolculuğun ilk adımını atacağız. Türkiye’nin demokratik milli yükselişini yerelden başlatacağız. Fatih Sultan Mehmet Han ne diyor? ‘Onlar korkularından denizi zincirleyecek kadar akıllı ise biz de gemileri karadan yürütebilecek kadar deliyiz.’ İşte bu sözden aldığımız ilhamla, biz de bugün buradan diyoruz ki, varsın onlar korkularından aziz milletimizin iradesini zincirleyip, iki kutba mahküm edebilecek kadar kendilerini akıllı zannede dursunlar, biz de milletimize dayatılan tüm o zincirleri, tek başımıza, özü başımıza, birer birer kıracak kadar deliyiz! Kimse merak etmesin, önce sandıkta, sonra sahada. Önce yerelde, sonra genelde. Önce İstanbul’da çok yakında tüm Türkiye’de.”
KAVUNCU: YENİ BİR ANLAYIŞ LAZIM
İYİ Parti İBB Başkan Adayı Buğra Kavuncu da partinin tarihindeki ilk İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmaktan büyük bir şeref ve mutluluk duyduğunu dile getirdi. Kavuncu, özetle şöyle konuştu:
“Son 25 yılda Türk siyasetinde kurulmuş bütün iftiralara, bütün zorluklara, bütün meşakkatlerine rağmen ayakta kalmış, girdiği ikinci genel seçimde grup kurmuş Türkiye’de tek bir siyasi parti var. O da kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener önderliğinde kurulmuş İYİ Parti. Türkiye’de yeni bir anlayış lazım dedik. İki kutbun Türkiye’yi çürüttüğünü, bir tarafın halkını ezdiğini, diğer tarafın da fütursuzca ve şuursuzca devlet hırpalayacak sözler söylediğini görüyoruz. Bir taraf Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyor. Diğer taraf da kahraman Türk ordusunun terörle yaptığı mücadeleyi şuursuzca eleştirecek, buna dil uzatacak şuursuzlar çıkıyor. Biz bütün bunlara dur diyecek o iradeye de o inanca da sahibiz.
“MİLLETİN DERDİNE ÇARE BULACAĞIZ”
Sahip olduğumuz bilgi, tecrübe ve donanım; milletin makus tarihini yenmesine imkan sağlayacak. Ruhumuzu, enerjimizi Türk milletine olan sevgimizden, tutkumuzdan alacağız. Milliyetçiliğimiz bize cesaret ve aşk verecek. Kapsayıcı, çağdaş, yenilikçi gelenekten beslenip milletin derdine çare bulacağız. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, bir İngiliz’den daha fazla yeşile sahip olmayı hak ediyor. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, bir Alman’dan trafikte daha az vakit geçirmeyi hak ediyor. İstanbul’da yaşayan bir Türk vatandaşı, depremden bir Japon’dan daha az korkmayı hak ediyor. İşte size bizim İstanbul sevdamız ve milliyetçilik anlayışıyız. İstanbul’da yaptığımız çalışmalarda dört konu tespit ettik. Bunlardan bir tanesi barınma problemi. Bu başlığın altında kentsel dönüşümden depreme kadar birçok detayı gördük. 20 yıllık AK Parti iktidarının ekonomik olarak ülkeyi getirdiği nokta, sosyal anlamda da belediyeciliği çok önemle ve kıymetli hale getiriyor. Ulaşım, İstanbul’un bir diğer sıkıntılı konusu. Sığınmacılar ve düzensiz göç ile göçmenlerin İstanbul’da yarattığı diğer sorunlar…
“ARNAVUTLUK’UN, SIRBİSTAN’IN EN BÜYÜK MAFYALARI TÜRKİYE’DE YAKALANIYOR”
Bu çalışmalarımız sırasında birçok probleme denk geldik. Artmakta olan yoğun işsizlik, ailelerin yoksullaşması, dramatik boyutlardaki beslenme sorunları, nüfusun yarısını doğrudan etkileyen ev fiyatları ve kira şokları 40 milyon liraya dayanmış. Yaygınlaşan çeteler ve yoğun zararlı maddeler, bunların hepsi AK Parti iktidarının son 25 yılda ortaya çıkarttığı ve onların günümüze taşıdığı problemler. AK Parti hükümetinde periyodik olarak çıkarmış olduğu vergi afları, yani yurt dışından getirdiği paranın hesabının sorulmadığı bir ortamda çeteler kirli halılarıyla beraber Türkiye’ye geliyorlar. Kirli insanlar, bu ülkeye geliyorlar ve ilkokulların önlerine kadar uyuşturucu düşmüş durumda. Sırbistan’ın, Arnavutluk’un, Makedonya’nın en büyük mafyasını Türkiye’de yakalıyorlar. Emniyet güçlerimizle gurur duyuyoruz. Allah onlardan razı olsun, yakalıyorlar ama bu insanlar niye Türkiye’ye geliyor?
“MEMLEKET MESELESİNİ ÇÖZMEK İÇİN İŞ BİRLİĞİ ETMEK ZORUNDASINIZ”
Tabii bütün bu kutuplaşma siyasetini, bu inatlaşmanın ve iki yumruk arasında sıkışmış İstanbul’da dünyanın hiçbir kentinde görmediğiniz abukluk var. Metrolar yapılıyor. Bir kısmı ‘U’ harfiyle sembolize ediyor. İstanbul’da hep ‘M’ harfiyle sembolize edilmiş. Burada oyunbozanlığı yapan Ulaştırma Bakanlığı. İstanbul’un problemlerini çözmek için bütün paydaşlarla işbirliği etmek zorundasınız. Memleketin meselesini çözmek için bir araya gelmek durumundasınız. Kullandığınız dile dikkat etmek zorundasınız. ‘Terörist’ dediğiniz, ‘Su faturalarını PKK’lılar toplayacak’ dediğiniz birileriyle oturup konuşmanız mümkün değil. Yıllarca bu memleketin problemlerini bu sahtekarlıklarla örtbas ettiler. Bir taraf ötekine dedi ki, ‘Bunlar gelirse PKK’lılar su sayaçlarını okuyacak’. Öteki taraf da dedi ki, ‘Bunlar gelirse İstanbul’un sokaklarını şeriatçılar dolduracak’. Bunların hepsi sahtekarca olanlar. Ben size gerçeğin ne olduğunu söyleyeyim. İstanbul’da bugün itibarıyla 500 bine yakın herhangi bir depremde ağır hasar görecek ve çökecek bağımsız daire var. Yaklaşık 1,5-2 milyon insanımız ölümü bekliyor. İşte gerçeğin kendisi bu.
“İBB’DE KAÇ İŞ KAZASI OLDUĞUNA DAİR VERİ BULAMADIK”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili projelerimizi hazırlarken İstanbul’un bütçesini merak ettim, baktım. İstanbul’un yıllık gider bütçesi belli fakat 2023 yılında ne kadar olmuş, bu gelir kaynaklarında da bunun detayları yok. Bunun detaylarını, siz yönettiğiniz kentin kaynaklarını şeffaf bir şekilde bu milletle paylaşmak zorundasınız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kaç tane iş kazası oldu? Herhangi bir kayıt oldu mu? Bununla alakalı bir bilgiyi de hiçbir yerde göremiyorsunuz. Bununla ilgili hiçbir veri bulamadık. Oturup konuşmanız, bakanlıklarla bir arada işleri çözmeniz lazım. Konuşamayan, birbirinin yüzüne bakamayan; Sayın Genel Başkanımız aslan gibi Mehmetçiklerimiz şehit olduğunda Suriye’de, Cumhurbaşkanımızı aradı. Daha önce de yapardı. Milli Savunma Bakanlığı’nı aradı. Bunu bile problem haline getiren bir zihniyetle siz israfın problemlerini asla çözemezsiniz.
“İFTİRALARA, SALDIRILARA ALIŞIĞIZ”
Üzüldüğüm bir konu da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bir Türk Dünyası Mahallesi vardı. Türk dünyasının bütün kültürünü, bütün düzeyini, bütün geleneğini, göreneğini oradakiler görürdünüz. Ofise çevrilmiş. Bizim belediyemizde İstanbul’un en görkemli yerinde çok büyük bir Türk Dünyası Kültür Mahallesi tekrar inşallah var etmiş olacağız. Çok çalıştık. İstanbul’u çok gezdik. İstanbul’da çok büyük projeler yaptık. 100 binin üzerinde vatandaşımıza dokunduk ve yepyeni bir yola çıktık. Biz alışığız. İftiralara, saldırılara uğramıştık. Şimdi bir başka versiyonunu görüyoruz. Gene iftiralara, saldırılara uğruyoruz ama son sözüm şu. Bütün bu saldırılara, iftiralara karşı hep beraber şunu söylüyoruz. Kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm, yaşasın hürriyet. Yaşasın Türkiye.”
Konuşmaların ardından partinin ilçe belediye başkan adayları açıklandı. Adaylar şöyle:
Adalar Belediye Başkan adayı Ayşe Gülnur Şakir
Arnavutköy Belediye Başkan adayı İsmail Yaşar
Ataşehir Belediye Başkan adayı Ali Coşkun
Bağcılar Belediye Başkan adayı Eyüp Ali Özdemir
Bahçelievler Belediye Başkan adayı Tugay Çapun
Bakırköy Belediye Başkan adayı Ataner Orkunoğlu
Başakşehir Belediye Başkan adayı Tevfik Atakan Şakar
Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Vahit Çelik
Beşiktaş Belediye Başkan adayı Nurettin Sağırkaya
Beykoz Belediye Başkan adayı Tuba Alaylı Özgüç
Beylikdüzü Belediye Başkan adayı Erol Karapınar
Beyoğlu Belediye Başkan adayı İsmail Hakkı Çavuşoğlu
Büyükçekmece Belediye Başkan adayı Nejat Durmuş
Çatalca Belediye Başkan adayı İsmail İp
Esenler Belediye Başkan adayı Şeh Ömer Kara
Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Emel Bilenoğlu
Fatih Belediye Başkan adayı Barbaros Hayrettin Mahiroğlu
Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Erhan Özkan
Güngören Belediye Başkan adayı Pelin Sellitepe Turan
Kadıköy Belediye Başkan adayı Kübra Dursun
Kağıthane Belediye Başkan adayı Mustafa Kürşat Ceylan
Kartal Belediye Başkan adayı Altınok Öz
Maltepe Belediye Başkan adayı Ramazan Uğural
Pendik Belediye Başkan adayı Süleyman Turan
Sancaktepe Belediye Başkan adayı Cemal Doğan
Silivri Belediye Başkan adayı Bihter Akbaş Sezer
Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Fatih Karataş
Sultangazi Belediye Başkan adayı Hüseyin Öndeş
Şile Belediye Başkan adayı Demet Alkan Tekdemir
Şişli Belediye Başkan adayı Ahmet Ünal
Tuzla Belediye Başkan adayı Orhun Ertürkmen
Ümraniye Belediye Başkan adayı Serkan Yalçın
Üsküdar Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Ertaç Ergüven
Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Prof. Dr. Kürşat Özer
Partiden yapılan açıklamaya göre, 39 ilçenin 34’ünde adayların açıklandığı, kalan 5 ilçe adayının da bu hafta içinde netleşeceği belirtildi.
]]>Haliç Kongre Merkezi’nde partisinin “İstanbul Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Akşener, Türk siyasetinde milletin derdi ve geleceğinin konuşulmadığını, varsa yoksa makam sahiplerinin kaybetme telaşlarının konuşulduğunu söyledi.
Adına ‘ittifak sistemi’ denilen bu milletsiz siyaset döneminde kazanan kim olursa olsun kaybedenin her zaman millet olduğunu belirten Akşener, “İşte biz İYİ Parti olarak farklı gözüken ama birbirinin aynadaki sureti olan bu iki kutuplu sözde siyaset anlayışını reddettiğimiz için kutlu bir yola çıktık. Millete tepeden bakan, seçmeni çantada keklik gören, millet iradesini de kendisine mahkum bilen bu buyurgan siyasete son vermek için şanlı ama zorlu bir yola çıktık. Kayıkçı kavgalarına ayna tutarak, kuyruk siyasetini reddederek teslimiyetçiliğe meydan okuyarak, yepyeni bir yola çıktık.” diye konuştu.
Geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacının koltuklarını korumaktan ve iktidar alanlarını sürdürmekten ibaret olduğunu söyleyen Akşener, iki tarafın da millete sunduğu tek vaadin, diğer tarafın kazanmaması olduğunu ifade etti.
Meral Akşener, Türk milletinin bu kısır döngüye, tarafların birbirini var ettiği danışıklı dövüşe mecbur olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
“Ülkemiz için güvenliği özgürlüğe, kalkınmayı adalete, vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz. Sesinizi duymayanlara, halinizi görmeyenlere, derdinizi umursamayanlara, sorumluluktan kaçanlara mecbur değilsiniz. Buyruklarıyla hükmettiğini sananlara, kendi çıkarlarını umut diye satanlara, milletin istikbali için değil, kendi ikballeri için çalışanlara mecbur değilsiniz. Verdiği sözü tutmayanlara, bol keseden vaatler uyduranlara, sıkışınca tehditlere, hakaretlere, iftiralara, sarılanlara, kötüyle daha kötü arasında tercihe zorlayanlara mecbur değilsiniz. Çünkü artık en iyisini sunanlar var. Çünkü artık hür ve müstakil İYİ Parti var.”
“Hala çözülemeyen birçok sorun var”
Kadim bir şehir olan İstanbul’u kutsal emanet olarak gördüklerini dile getiren Akşener, bu şehrin dertlerin düğümlendiği bir şehir haline geldiğini, deprem tehlikesiyle yaşayan, sığınmacılarla dolup taşan, yoksullukla boğuşan ve ranta boğulan bir şehir olduğunu ifade etti.
Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da problemlerin kronikleştiğini, sorunların derinleştiğini, insanların ötekileştirildiğini savunan Akşener, “Elbette bir şeyleri değiştirmeye çalışanlar da oldu. Elbette sorunlara çözüm arayanlar da oldu. Elbette İstanbul’a hizmet etmeye çalışanlar da oldu. O yüzden hakkı hakka teslim etmemiz lazım. Şimdiye kadar İstanbul için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun. İstanbullunun faydalandığı her hizmet için emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ancak görüyoruz ki her ne kadar çaba sarf edilse de hala çözülemeyen birçok sorun var, hala aşılamayan birçok engel var, hala yetersiz kalan birçok hizmet var. Neden biliyor musunuz? Çünkü siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep paranın şehri olarak bakıldı. İstanbul’a hep şahsi hırs ve intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep kariyer basamağı olarak bakıldı.” şeklinde konuştu.
İstanbul’u artık iki ayağı da yere sapasağlam basanların yönetmesi gerektiğini anlatan Akşener, şunları kaydetti:
“Bu şehri artık yalnızca çaba sarf edenlerin değil, İstanbul yoluna baş koyanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık aklı sadece İstanbul’da olanların, kalbi sadece İstanbul’la atanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık ilgisi ve odağı sadece İstanbul’un sorunlarında olanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık amacı sadece İstanbullunun derdine derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor. Mesela eli genel merkezlerinde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, aklı şahsi siyasi hesaplarında, sureti İstanbullularda olanlar bu şehri yönetemez. Mesela sırtında ihmallerin, hataların, veballerin yükünü taşıyanlardan, elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının taht oyunlarının bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez. Mesela gölgesine sığındıklarının emriyle hareket edenler de kendi gölgesinden cesaret alıp kibirle hareket edenlerle bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular, hal böyleyken gelin artık bu vasatlık son bulsun.”
İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de milletin mecbur olmadığını söyleyen Meral Akşener, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) adayı Buğra Kavuncu’ya oy istedi.
Akşener, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarına, asker selamı ile karşılık verdi.
Daha sonra İYİ Parti İBB adayı Kavuncu projelerini anlattı. İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun’un da konuşma yaptığı programda, son olarak partinin ilçe belediye başkan adayları tanıtıldı.
İYİ Parti İstanbul ilçe belediye başkan adayları şöyle:
Adalar’da Ayşe Gülnur Şakir, Arnavutköy’de İsmail Yaşar, Ataşehir’de Ali Coşkun, Bağcılar’da Eyüp Ali Özdemir, Bahçelievler’de Tugay Çapun, Bakırköy’de Ataner Orkunoğlu, Başakşehir’de Tevfik Atakan Şakar, Bayrampaşa’da Vahit Çelik, Beşiktaş’ta Nurettin Sağırkaya, Beykoz’da Tuba Alaylı Özgüç, Beylikdüzü’nde Erol Karapınar, Beyoğlu’nda İsmail Hakkı Çavuşoğlu, Büyükçekmece’de Nejat Durmuş, Çatalca’da İsmail İp, Esenler’de Şeh Ömer Kara, Eyüpsultan’da Emel Bilenoğlu, Fatih’te Barbaros Hayrettin Mahiroğulları, Gaziosmanpaşa’da Erhan Özkan, Güngören’de H. Pelin Sellitepe Turan, Kadıköy’de Kübra Dursun, Kağıthane’de Mustafa Kürşat Ceylan, Kartal’da Altınok Öz, Maltepe’de Ramazan Uğural, Pendik’te Süleyman Turan, Sancaktepe’de Cemal Doğan, Silivri’de Bihter Akbaş Sezer, Sultanbeyli’de Fatih Karataş, Sultangazi’de Hüseyin Öndeş, Şile’de Demet Alkan Tekdemir, Şişli’de Ahmet Ünal, Tuzla’da Taha Orhun Ertürkmen, Ümraniye’de Serkan Yalçın, Üsküdar’da Prof. Dr. Ertaç Ergüven, Zeytinburnu’nda Prof. Dr. Kürşat Özer aday gösterildi.
Avcılar, Çekmeköy, Esenyurt, Küçükçekmece ve Sarıyer’de ise henüz aday gösterilmediği belirtildi.
]]>Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci asrını “Türkiye Yüzyılı” yapabilmek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gayret gösterdiklerini söyledi.
Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğuna büyük bir coşkuyla devam edildiğini dile getiren Kacır, “Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını, yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknoloji sistemlerini dünyaya rekabetçi şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur.” şeklinde konuştu.
İnsansız hava araçlarında Türkiye’nin bugün dünyada bir numara olduğunu vurgulayan Kacır, bu ülkenin, milletin, devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarının alın, akıl teriyle, emeği, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştirildiğini ve güvenlik güçlerine teslim edildiğini belirtti.
Kacır, Türkiye’nin, savuma sanayisinde tarih, destan yazdığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Şimdi Türkiye’nin başarılarını bütün dünya konuşuyor. Bütün dünya yakından takip ediyor. Dostlarımız güven duyuyor, itimat duyuyor, huzur hissediyor. Hasımlarımız kıskanıyor, endişeye kapılıyor ama daha gidecek çok yolumuz var. Allah’ın izniyle hem savunma sanayisi hem sanayinin diğer alanlarında önümüzdeki dönemde daha büyük işlere hep birlikte imza atacağız. İşte bugün geldiğimiz nokta itibarıyla kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık, sildik attık.”
Kacır, sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorunda olduklarını, mücadelenin sınır ötesine taşındığını ve sınırların ötesinde kurulmaya çalışılan terörist haritalarını yırtıp attıklarını söyledi.
“İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli ve önemli”
Mehmet Fatih Kacır, teknolojik bağımsızlık olmadan ekonomik bağımsızlığın mümkün olmadığını belirterek, “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık mümkün değil. Yüz yıl önce tam bağımsızlık iddiasıyla kurduğumuz Cumhuriyet’imizi ancak teknolojik bağımsızlıkla geleceğe taşıyabiliriz. Bunu sadece savunma sanayisinde başarmamız yetmez, teknolojinin bütün alanlarında tam bağımsızlık mücadelesini sürdürüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun tamamlandığını hatırlatan Kacır, bu milletin çocuklarının, başka milletlerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalin kalmadığını dile getirdi.
Türkiye’nin bugün sadece insansız hava araçlarında bir numara olmadığını, güneş paneli, ticari araç ve beyaz eşya üretiminde Avrupa’da çok önemli konumda olduğunu anlatan Kacır, bugün 255 milyar doları aşan ihracatıyla ülkenin dünyanın önemli bir üretim üssü olmayı başardığını vurguladı.
Bakan Kacır, hiçbir başarının tesadüf olmadığına, tüm bunların 22 yıla varan gayretin, emeğin, çabanın bir sonucu olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’yi bir üretim ülkesi haline getirdiklerini, Şebinkarahisar’ın da bu üretim kervanında daha güçlü şekilde rolünü alması gerektiğini söyledi.
Giresun’da yaptıkları yatırımları aktaran Kacır, Şebinkarahisar’ın da eğitim ve üretim hamlesini gerçekleştirmek için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.
Kacır, algı siyaseti yapanların değil, hizmet siyaseti, eser yapanların yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Taş üstüne taş koyanlara inanıyorum ki Şebinkarahisarlılar destek vermeye devam edecektir. Sadece Şebinkarahisar’da değil, tabii burada, yaşadığımız bu güzel şehirde, İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli, çok önemli. İstanbul’un kaybedecek bir dakikası daha kalmamıştır. İstanbul çok hızlı şekilde depreme hazırlanmak durumundadır. Bu hazırlıkları en iyi şekilde gerçekleştirmek, yüz binlerce yeni, güvenilir, sağlam konutu inşa etmek durumundayız. Bu şehrin trafik sorununu çözmek için yeni metrolar yapmalıyız. Bütün bunlar, açılış törenleri yapacağımız projelere imza atmakla olur, değil mi? Açılışını iptal etmek üzere bir araya geldiğimiz törenlerle olmaz. İnşallah, önümüzdeki dönemde nice projeleri, nice eserleri, bu şehre kazandıracak belediye başkanlarımızı, hem ilçelerimizde hem İstanbul’umuzda seçeceğiz.”
]]>AK Parti İstanbul İl Teşkilatı tarafından 39 ilçede eş zamanlı ev ziyaretlerinin yapılması hedeflenen “Her Adımda Yeniden İstanbul” programı için İBB Başkan adayı Murat Kurum ile İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Üsküdar Nevmekan Sahil’de düzenlenen basın açıklamasına katıldı.
Burada konuşan Kurum, “Yeniden İstanbul” hedefiyle yola çıktıkları günden bu yana her gün vatandaşlarla bir araya geldiklerini, İstanbulluların beklentilerini bir taraftan not edip diğer taraftan da kente dair projeleri anlattıklarını söyledi.
Kurum, “Her Adımda Yeniden İstanbul Programı” kapsamında kentin 964 mahallesinde, her sokağında, her evinde gönüllerin misafiri olacaklarını, vatandaşlarla selamlaşıp muhabbet edeceklerini dile getirerek, “Biz, milletimizin en zor anında hep yanında olduk, bundan sonra da her anında yanında olmaya devam edeceğiz. Biz, İstanbul’umuzun mahallelerinde, sokaklarında, İstanbul’un geleceği adına karış karış oraları gezmek suretiyle hizmet etmeye kararlıyız. Nerede olursa olsun, hangi kesimden olursa olsun İstanbulluları asla yalnız bırakmayacağız.” diye konuştu.
Murat Kurum, vatandaşların huzuru bulacağı, tüm medeniyetlerin, dillerin, dinlerin, ırkların, tüm inançların, kardeşçe yaşadığı İstanbul’u beklediğine dikkati çekerek, “Ancak CHP’li İBB yönetiminin maalesef heybelerinde hiçbir şey olmadığı gibi milletimize sunacakları bir vaatleri de yok, projeleri de yok. Bugün gelinen süreçte İstanbul’da, İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var.” ifadelerini kullandı.
31 Mart’taki yerel seçimlerde bir tarafta İstanbul’un geleceğine dair projeleri, hayalleri olanlarla, diğer tarafta her gündemde farklı konular ortaya koyanların, İstanbul’un geleceğine dair hedefi olmayanların yarışacağını kaydeden Kurum, geçmişte yaptıkları projeleri aktardı.
Kurum, “Diğer tarafa baktığınızda ‘İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıracağız.’ deyip de bu sözleri tutmadığını görürsünüz. Diğer tarafa baktığınızda sırtını nereye yasladığını bilmediğimiz, kirli kirli ittifaklarla birlikte süreci yönettiklerini görürsünüz.” değerlendirmesini yaptı.
Kentin her mahallesinde ve sokağında olacaklarını dile getiren Kurum, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bizim hayalimiz bu şehri, Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehri İstanbul haline getirmektir. Bizim hayalimiz, gençlerimize, geleceğimize, kadınlarımıza daha güvenli, huzurlu İstanbul’u inşa etmektir. Bunun için çalışacağız, hedeflerimizi anlatacağız. Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya otururlarsa otursunlar biz hep milletin masasında olacağız, milletimizle beraber yol yürüyeceğiz, milletimizle beraber el ele, gönül gönüle inşallah bu başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz.”
“Bu şehir dışındaki gündemler sizi ilgilendirmez”
İBB adayı Murat Kurum, İstanbul’a dair bir hedef ortaya koyduklarında kentle ilgisi olmayan farklı konuların gündeme getirildiğini gördüklerini söyledi.
İBB yönetiminin geçen 5 yıl içerisinde başarısız olduğunu, vaatlerini gerçekleştirmediğini kaydeden Kurum, “İstanbul’u, o gelecek emelleri, hedefleri doğrultusunda bir basamak olarak görmüştür. İstanbul basamak olamaz, İstanbul’un, İstanbullu kardeşlerimizin beklentilerini gerçekleştirmek durumundasınız. Eğer siz şehremini olarak o koltuğa oturuyorsanız bu şehirle ilgilenmek zorundasınız. Bu şehir dışındaki gündemler sizi ilgilendirmez. Bu şehrin dışındaki sorunlar sizi ilgilendirmez.” diye konuştu.
Kurum, “Elle yaptığınız kalp işaretiyle bu hizmetler yapılmaz. Sözlerinizle söyleyip o sözlerin arkasında durulmayarak İstanbul’a hizmet edilmez. İstanbul’a hizmet etmek aşk ister. İstanbul’a hizmet etmek sevda ister.” değerlendirmesini yaptı.
“Kandil’den işaret ettikleri ittifakı hep birlikte görüyoruz”
Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan adayı Kurum, bir basın mensubunun DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan’ın Esenyurt için söylediği “kent uzlaşısı” ifadesini aktararak, DEM Parti ile CHP arasındaki ittifak iddialarına ilişkin sorusu üzerine “İstanbul’da mevcut yönetim şu anda ne yapacağını bilmiyor, çaresiz bir durumda. Anketlerde de geriye düşmesi sebebiyle ‘Kimle, nasıl ittifak içerisinde olurum’un derdiyle dertlenerek ama ‘kent uzlaşısı’ ama ‘şehir uzlaşısı’ gibi farklı farklı gündemler yine getirerek bir çıkış arayışı içerisinde. Buradaki bu güçlü ses Kandil’i rahatsız ediyor ki Kandil’den işaret ettikleri ittifakı hep birlikte görüyoruz.” yanıtını verdi.
Bunun kirli bir ittifak olduğunun altını çizen Kurum, “Kent uzlaşısı adı altında yapmaya çalışıp daha önce olduğu gibi, masa etrafında kimin olduğunu bilmediğimiz, masanın altında kimlerin olduğunu bilmediğimiz, uzantılarının nerede olduğunu çok iyi bildiğimiz bir uzlaşıdan bahsediyorlar. Milletimiz 14 Mayıs’ta, 28 Mayıs’ta o uzlaşı yapmak isteyenlere sandıkta net bir şekilde cevabı vermiştir. ” ifadelerini kullandı.
Kurum, İstanbul’daki sahipsiz hayvanlara yönelik bir soru üzerine mevcut İBB yönetiminin kentin her sorununa ilgisiz kaldığını söyledi.
???????İBB’nin sahipsiz hayvanlar konusunda da her işte olduğu gibi herhangi bir icraat gerçekleştirmediğini, İstanbulluları sorunlarıyla baş başa bıraktığını kaydeden Kurum, “İstanbul’un kadınlarının, gençlerinin sokaklarda huzurla, güvenle gezdiği İstanbul için bu hayallerimizi, projelerimizi hızlı bir şekilde, 1 Nisan sabahı görevi devraldığımızda, vatandaşlarımızla ve liyakatli kadrolarla birlikte hayata geçireceğiz. İlk bir yıl içerisindeki acil eylem planlarımızla birlikte İstanbul’un geleceğine ilişkin adımlarımızı atacağız. Şunu çok net söylüyorum: İlk altı ayda, bir yılda İstanbullular o çevredeki huzuru, sokaktaki huzuru hissedecekler.” değerlendirmesini yaptı.
“5 milyon civarındaki hanemizin kapılarını çalacağız, ‘merhaba’ diyeceğiz”
AK Parti İstanbul İl Başkanı Kabaktepe de İBB için başkan adaylarının açıklamasının ardından bir ayı aşkın süredir herkesle bir araya geldiklerini söyledi.
Murat Kurum’un İstanbul’un 31 Mart’tan sonra yeniden eser ve hizmet belediyeciliğine kavuşması için teşkilatlarla birlikte çok yönlü çalışma içerisinde olduğunu belirten Kabaktepe, bu kapsamda 39 ilçede 500 bin hanede 2 milyon seçmenle yüz yüze buluşacaklarını anlattı.
Kabaktepe, İstanbul sevdalarını ve aşklarını, Murat Kurum’un İstanbul’a neler katacağını, AK Parti belediyeciliğinin marka ve yerel yönetimler anlayışını tüm ilçelerde anlatacaklarının altını çizerek, “Bu çalışmamız önceki haftalarda başladı. Seçime kadar devam edecek. İstanbul’umuzda, iş yerlerimizle birlikte 7,5 milyon kapımız var. Bunlarda önceliğimiz evlerimiz, yaklaşık 5 milyon civarında. 5 milyon civarındaki hanemizin kapılarını çalacağız, ‘merhaba’ diyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Dertlerinin, sevdalarının ve aşklarının İstanbul olduğunu vurgulayan Kabaktepe, şöyle devam etti:
“Beş yılda kaybettiği eser ve hizmetsizlikten yoksun dönemi, fetret dönemi Murat Başkan’ımızla inşallah sona erecek, biz buna inanıyoruz. Bugün öznemiz ve konumuz kendi yapacağımız çalışmaları sizinle paylaşmak. Ancak bizim 4 yıllık süreç içerisinde ‘algı belediyeciliği’, ‘guguk kuşu siyaseti’, ‘misafir başkan’ ve benzeri tanımlamalarla İBB yönetimini, CHP’li İBB Başkanı’nın yönetim tarzını ifade etmeye çalıştığımız kavramsal çerçevenin ne kadar gerçekçi ve doğru olduğunu görüyoruz. Bugünlerde de kaygılı yönetim geldi. Seçimi kaybedeceklerine inanınca, seçimde başarısız olduklarına inanınca AK Parti’nin, Murat Kurum’un artık fark açmaya doğru gittiklerini görmeye başlayınca değişik manipülasyonlarla, algılarla, iftiralarla hatta İstanbul’u hiç düşünmeyip sanki başka şeyleri düşünen, ‘aklı başka yerde, bedeni burada’ şeklinde yaptığımız tanımlamayı hak eden bir yöntemle de karşı karşıyayız.”
“Yeniden eser ve hizmet siyasetine kavuşacağız”
Kabaktepe, İstanbul’un kendilerinin göz bebeği olduğunun ifade ederek, “Dolayısıyla İstanbul’un misafir başkanına 31 Mart’ta istediğini yapabileceği zamanı İstanbullular tanıyacak. Yani balığa gitmek için kar yağmasını beklemesine, kayağa gitmek için yağmur ve sel olmasını beklemesine, büyükelçilerle görüşmek için İstanbul’da herhangi bir felaketin meydana gelmesine gerek yok. 31 Mart’tan sonra misafir başkana tüm İstanbullu olarak ‘güle güle’ deyip yeniden eser ve hizmet siyasetine kavuşacağız.” şeklinde konuştu.
Basın açıklamasına AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de katıldı.
Murat Kurum, basın açıklamasının ardından Nevmekan Sahil’de bulunan vatandaşlarla da sohbet etti.
]]>MERAL AKŞENER’DEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
İYİ Parti Genel Başkanı Genel Başkanı Meral Akşener konuşmasına İstanbul’un 39 ilçesine selam göndererek başladı. Akşener’in açıklamasından öne çıkan başlıklar şu şekilde; “Siyasi partiler millete rağmen millete egemen olabilmenin peşinde koşuyor. Adına ittifak sistemi denilen sistemde kaybeden her zaman millet oluyor. Farklı görünen ama aynadan birbirinin aynısı olan iki kutuplu siyaset anlayışını reddettiğimiz için kutlu bir yola çıktık. Bu buyurgan siyasete son vermek için zorlu bir yola çıktık. Kuyruk siyasetini reddederek hür ve müstakil yepyeni bir yola çıktık. Bizim siyaset anlayışımızda seçim demek koltuk demek değildir. Kazanmak demek de kirli pazarlıkların peşinde koşmak değildir. Bizim için siyaset milletine faydalı iş yapabilmektir. Bu kısır döngüye mecbur değilsiniz. Bu danışıklı dövüşe mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği özgüre, kalkınmayı adalete, vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz.
“İSTANBUL BİZİM İÇİN TÜRK TARİHİNİN SERVETİ DEMEKTİR”
İstanbul kadim bir şehir. İstanbul bizim için kutsal emanet demektir. İstanbul bizim için Türk tarihinin serveti demektir. İstanbul bizim için Türk milletinin gözünün bebeği demektir. Ne yazık ki o aziz İstanbul, dertlerin düğümlendiği bir şehir. İstanbul bugün deprem tehlikesiyle yaşayan bir şehir. İstanbul bugün sığınmacılarla dolan taşan, yoksullukla boğuşan bir şehir. Şimdiye kadar tüm Türkiye’ye olduğu gibi İstanbulumuzda da problemler kronikleşti. İnsanlarımız ötekileştirildi.
“İSTANBUL’A HEP KARİYER BASAMAĞI OLARAK BAKILDI”
Bir şeyleri değiştirmeye çalışanlar da oldu. Sorunlara çözüm arayanlar da oldu. İstanbul’a hizmet etmeye çalışanlar da oldu. O yüzden hakkı hakka teslim etmek lazım. Şimdiye kadar İstanbul için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun. Ancak görüyoruz ki ne kadar çaba sarf edilse de hala çözülemeyen birçok sorun var. Hala yetersiz kalan birçok hizmet var. Çünkü siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep paranın şehri olarak bakıldı. İstanbul’a hep intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep kariyer basamağı olarak bakıldı.
“BOŞ ZAMANLARINDA İSTANBUL’DA OLANLAR BU ŞEHRİ YÖNETEMEZ”
Doğu ile batının birleştiği bu şehri iki ayağı yere sağlam basanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri sadece aklı İstanbul’da olanların İlgisi ve odağı sadece İstanbul’da olanların Amacı sadece İstanbul’un derdine derman olmak olanları yönetmesi gerekiyor. Eli genel merkezlerinde gözü başka mevkilerde boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Ataşehir’de Uluslararası Vuslat Platformu tarafından düzenlenen ‘Ufuktaki Yeni Türkiye Buluşmaları’ programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra AK Parti Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Uluslararası Vuslat Platformu Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Sarı, Uluslararası Vuslat Platformu Başkanı Hamza Cebeci, AK Parti Ataşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Naim Yağcı, vefat eden Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva’nın kız kardeşi Kemale Paşayeva ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Program video gösteriminin ardından protokol konuşmalarıyla devam etti. Program sonunda Kurum’a tablo hediye edildi. Vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Bu şehirdeki tahribatı durduracak, İstanbul’umuzu gerçek kimliğine kavuşturacağız”
Programda konuşan Kurum “Vuslat Platformu, 13 yıldır ülkemiz başta olmak üzere dünyanın birçok coğrafyasında aynı gaye ve manevi değerler etrafında fikir ve gönül birliği yapan insanların bir araya geldiği müstesna bir okuldur. Medeniyetimizin yeniden inşası yolunda ilim, ahlak ve irfanı merkeze alan bir yaklaşımla evlatlarımızın, gençlerimizin, gelecek nesillerimizin yetişmesine çok önemli katkılar sağlamaktadır. Böylesine önemli bir platformun, 1 Nisan’dan sonra İstanbul’un yükselişinde de çok değerli katkılar sağlayacağına eminim. Bu şehrin sizin vizyonunuza, ufkunuza, projeksiyonlarına çok ama çok ihtiyacı var. Şehirler, sadece betonlardan ibaret değildir. O betonlar ancak bir tasavvurla bir ruhla karılınca felsefesi olan mimariye ve kimliğe bürünür. İnsanıyla bağını koparan şehirler, kültürüyle, medeniyet tasavvuruyla, tarihiyle de bağını koparır. Son 5 yılda bu şehirde büyük bir tahribat yapıldı. Bu şehir, kendi kimliğinden, tarihinden, ruhundan uzaklaştırıldı. Bu şehirdeki tahribatı durduracak, İstanbul’umuzu gerçek kimliğine kavuşturacağız. 1 Nisan’dan sonra sizlere, sizin gibi bu şehir için değerler üreten kuruluşlarımıza, vakıflarımıza, derneklerimize kapılarımız, her zaman açık olacaktır” dedi.
“Milletimizin üslubuyla siyasetimizin üslubu hep aynı oldu”
Milletin sesine asla yabancı kalmadığını dile getiren Kurum “Biz 22 yıldır hep bu milletin değerlerine yaslandık ve bugünlere öyle geldik. Bugüne kadar milletimizin iradesini yansıtan ve millet iradesine yaslanan bir temsil sistemini, bir siyaseti hakim kıldık. Bizim hep 3 temel şiarımız oldu. Sinesinden çıktığımız aziz milletimizin sesine asla yabancı kalmadık. Milletimizin üslubuyla siyasetimizin üslubu hep aynı oldu. Siyaseti, kimin için ve ne için yaptığımızı asla unutmadık. Bize oy versin ya da vermesin tüm kesimlerin hukukunu hiçbir ayrım yapmadan vicdani bir hassasiyetle koruduk. Milletimiz, geçmişindeki dayatmaları en acı şekilde tecrübe etti. Bu yüzden tüm dayatmaların, vesayet odaklarının karşısında hep dimdik durduk. Bu millete, bu milletin değerlerine en ufak bir saygısızlıkta ve dayatmada bulunanın aramızda asla yeri olmadı. Türkiye 85 milyon vatandaşıyla büyük ve güçlüyse, bin yıldır var olan kardeşlik ikliminin korunması ve yaşatılmasıyla mümkün olmuştur. Etle tırnak gibi olan her bir vatandaşımızın arasına nifak sokanlara asla izin vermedik. Geçtiğimiz 22 yıllık süre zarfında milletimizin sesine sağır kalmadık, milletimizin beklentilerine yabancı olmadık. Milletimiz de tüm seçimlerde bizlere inandı, güvenli ve liyakatli olan kadrolarımıza bu ülkenin idaresini teslim etti. 31 Mart’ta da İstanbullu kardeşlerimiz İstanbul’un fetret dönemini bitirecek, emaneti yeniden ehline teslim edecektir” şeklinde konuştu.
“28 Mayıs’ı 31 Mart’la birleştirecek ve merkezden yerele istikrar diyeceğiz”
İstanbul’un son 5 yılda yıpratıldığını söyleyen Kurum “AK Parti’mizin belediyecilik anlayışıyla hiçbir şehrimizi gürültüye, estetikten yoksunluğa, çirkinliğe, çarpık yapılaşmaya terk etmedik. Her bir şehrimizi, her bir ilçemizi, huzurun, barışın, estetiğin, mimarinin merkezleri haline getirdik. Geçmişle geleceği aynı potada buluşturan, modern ile tarihi barıştıran, yeşil ile yapıyı kaynaştıran, insan ile şehri bütünleştiren bir şehircilik anlayışını Türkiye’nin tamamına yaydık. Gözbebeğimiz İstanbul ne yazık ki 2019’dan bu yana ehliyetsiz ve liyakatsiz ellerde tüm güzel şeylerden mahrum bırakılıyor. Son 5 yılda İstanbul’un nasıl bir fetret devri yaşadığını, nasıl bir yıkıma uğradığını en iyi sizler bilirsiniz. Şehirler de insanlar gibidir. Şehirlerin bedeni zarar gördüğü gibi ruhları da zarar görebilir. Son beş yılda İstanbul hem fiziken tahrip oldu, hem de ruhen yıpratıldı. İstanbullular Kemal Tahir’in romanında ifade ettiği gibi, “esir şehrin insanları” olarak talihsiz bir beş yıl geçirmiştir. İstanbullular bu şehri ehliyetsiz ve liyakatsiz ellerden kurtaracaktır. İstanbul, Mimar Sinan’ın ufkundaki, estetiğindeki, tasavvurundaki bir İstanbul olarak Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehri olacaktır. 28 Mayıs’ı 31 Mart’la birleştirecek ve merkezden yerele istikrar diyeceğiz. Uzaktan değil, yerinden yönetimi İstanbul’la, yeniden kavuşturacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kartal Belediyesi’nin Türkdoğan Ailesi ve Prof. Dr. İlter Türkdoğan’ın desteğiyle tamamladığı Neriman-Sami Türkdoğan Aşevi ve Gıda Bankası ile olası afet durumlarına hızla müdahale etmek için çok fonksiyonlu bir yapı olarak projelendirdiği Afet Lojistik Merkezi’nin açılışı vatandaşların katılımıyla gerçekleşti.
Açılışa; CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Milletvekilleri Aliye Timisi Ersever ve Arzu Özbaran, Demokrat Parti İstanbul İl Başkanı Ekrem Eray Arda, CHP Kartal İlçe Başkanı Mert Polat, Demokrat Parti Kartal İlçe Başkanı Eray Ekim, çok sayıda CHP Parti Meclis Üyesi ve siyasi parti temsilcisi, Kartal Belediyesi yöneticileri ile bağışçı Prof. Dr. İlter Türkdoğan katıldı.
Kartal Esentepe Mahallesi, Füsun Sokak üzerinde aynı alanda yer alan her iki projenin açılışında konuşan Başkan Yüksel, projelerle ilgili detaylı bir sunum yaptı. Yüksel, 5 yıllık süreçte yaşanan pandemi ve afetlerin zorlu süreçlerinden önemli dersler çıkardıklarını kaydederek, hayata geçirilen projelerin bu anlamda çok önemli olduğuna dikkat çekti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte koordineli bir şekilde, Kartal’da altyapıdan üstyapıya kadar çok önemli işlere imza atıldığını kaydeden Yüksel, şunları kaydetti:
“Geçen yıllar kolay olmadı. Pandemi, deprem ve Kartal’da hepimizi derinden üzen Yeşilyurt Apartmanı yıkımı. Bu zor günlerde, sıcak yemek ihtiyacı daha da çok arttı. Bu yüzden bu projelerimizi çok daha büyütmek adına adımlar attık. Değerli bağışçımız bir adım attı, biz belki grup olarak beş adım attık. Ama şüphesiz onun ilk cesareti bizi çok gururlandırdı. Afetlerden ders çıkarmasını bildik. Afetlerin içerisinde görev almayı çok önemsedik. Cesur ve genç ekibimizle büyük işler başardık. Deprem bölgesinde İBB ile koordineli bir şekilde depremzedelerimizin her an yanında olduk. Afet kadromuzla ülkenin her bir noktasında sorun olduğunda oraya koşmaya gayret gösteriyoruz. Gücümüz, birliğimizden geliyor. Gücümüz gençliğimizden geliyor. İnşallah böyle afetler yaşanmaz ama bu gereken adımları atmak zorundayız. Kartal ve İstanbul’da daha yapacak çok işimiz var. ve sizler her zaman yanımızda olun istiyoruz.”
Açılışta konuşan bağışçı Prof. Dr. İlter Türkdoğan da şunları söyledi:
“Başta Başkan Gökhan Yüksel olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Anneme ‘açılış konuşmasında neler söylemek istersin’ diye sormuştum. Bana cevaben ‘Memleketimize borcumuz var. Vefamızı göstermek zorundayız. İnşallah bu projeyle yoksul insanların ihtiyaçları giderilecek’ demişti. Bunları size aktarmak istiyorum. Belediye işçilerimizin burada çok emeği var. Emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyorum.”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise 5 yıl boyunca İstanbul’da ve Kartal’da koordineli bir şekilde çok önemli projelerin hayata geçirildiğini kaydetti. Başkan Yüksel’i çok başarılı bulduğunu ifade eden İBB Başkanı İmamoğlu, şunları dile getirdi:
“Değerli yol arkadaşım ve kardeşim, başarılı bir Belediye Başkanımız Gökhan Yüksel’e, bu güzel açılış için teşekkür ediyorum. Gerçekten özenli bir 5 yılı geride bırakmak üzereyiz. Bu 5 yılın elbette yüksek motivasyonları var. Bu motivasyonun başındaki en önemli husus bu kentin 16 milyon insanı. Çok güzel işleri çok zor şartlara rağmen başarıyoruz. Bizim milletimiz cesur ve zeki bir millet. Biz bize oy verene de vermeyene de büyük hizmetler yapacağız. Bunun adı hizmet yarışı olacak. Sizler, halkımız sonuna kadar dinleyeceğimiz, gözümüz gözünüzün içine bakacak, kulaklarımız sizde olacak, milletimizin dediği olacak. Milletimizin dışında, bize hükmedecek bize buyuracak bir Allah’ın kulu yok. Bize buyuracak olan millettir. Bizim terbiyemiz nettir. Bu millet, 100 yılı aşkın süredir demokrasi mücadelesi veriyor. Bizim terbiyemiz nettir. O terbiye, “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” terbiyesidir. O terbiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Tam da bu bakış açışıyla ve Kartal’da, hatta tüm Türkiye’de parolamız net; tam yol ileri…”
]]>Güngören’de, Diyarbakır Hemşehri Buluşmaları’na katılan Kurum, milletine sevdalı, Diyarbakır’a sevdalı, Diyarbakır’ın kardeşi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını, sevgilerini ilettiğini söyledi.
Diyarbakır’ı tüm zenginlikleriyle çok sevdiklerini belirten Kurum, “Diyarbakır’ı tüm değerleriyle, oradaki tarihin, kültürün izleriyle birlikte çok seviyoruz.” dedi.
Kurum, Diyarbakır’da “Filozof Ramazan” lakabıyla tanınan ve Fatih’te bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Ramazan Pişkin’i anarak, “Diyarbakır Ulu Camii’yle özdeşleşen, her zaman her yerde hakikati haykıran Diyarbakır’ın has evladı, modern çağın dervişi Ramazan Pişkin hocamızı rahmetle, minnetle yad ediyorum. Mekanı cennet olsun. Kendisi Diyarbakır’a has bilgeliğiyle, hikmetli duruşuyla her zaman teröre ve şiddete karşı durmuştur. Biz ondan razıyız, Rabb’im de razı olsun. Bir kez daha başımız sağ olsun.” diye konuştu.
İlde gerçekleştirilen çalışmalara değinen Kurum, her zaman Diyarbakır’ın yanında olduklarını, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgede yapımı tamamlanan 46 bin konuttan 1500’ünü de Diyarbakırlılara teslim ettiklerini bildirdi.
Kurum, Güngören’e yapılan hizmetlere dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sadece bakanlığım döneminde Güngören Millet Bahçesi ve Güneştepe Millet Bahçemizi sizlere armağan ettik. Sizlerin güvenli ve sağlıklı bir yuvada yaşama hakkını en güzel şekilde tesis etmek için Gençosman Mahallemizde, Güngören’de yine kentsel dönüşüm kapsamında 300 konutumuzu, 10 iş yerimizi inşa ettik. Tozkoparan’ı hatırlayın, Tozkoparan’da biz milletimizle el ele verdik ‘Dönüştüreceğiz.’ dedik ama CHP’li anlayışın her türlü engelleme girişimine rağmen yine Tozkoparan’da kentsel dönüşüm projemizle birlikte 1200 yeni, sağlıklı yuvayı sizlere kazandırdık. Güngören’in dört bir yanında 13 bin konutumuzu kentsel dönüşüm kapsamına aldık. Bu çerçevede Güngörenli kardeşlerimize tam 170 milyon liralık kira yardımı, yine taşınma yardımı desteğinde bulunduk.”
Kurum, ilçede yapılacak projelerle ilgili olarak, “Merter transfer merkezi ve meydan projemizi de Güngören’imize kazandıracağız. Kale Center yanı Güngören meydan düzenlemesi projemizi inşallah hızlıca hayata geçireceğiz. Güngören Haznedar başta olmak üzere ilçemizin birçok yerine otoparklar inşa edeceğiz, altı otopark üstü park olacak. O parkta gençlerimiz, kadınlarımız, mahalleli kardeşlerimiz vakit geçirecekler. Köyiçi yol düzenlemesiyle Güngören sanayi alanı düzenlemesini inşallah sizlerle birlikte yapacağız.” diye konuştu.
“Bu CHP belediyeciliği temelsiz belediyeciliktir”
Bıkmadan, usanmadan çalışmaya devam ettiklerini anlatan Kurum, “Mevcut CHP’li yönetim ne yapıyor? Temel atmama töreni yapıyor. Tabii biliyorlar ki bir yerde bir temel atsalar o işin sonunu getiremeyecekler. Bu CHP belediyeciliği temelsiz belediyeciliktir. Son 5 yıla bakın İstanbul için, Güngören için ne yapmışlar? Bunların temel atmaması esasen sorumluluğu üzerinden atmaktan başka bir şey değil. Bu şehri imar etmenin sorumluluğunu da depremin sorumluluğunu da İstanbul’un sorumluluğunu da üzerlerinden atmak istiyorlar.” ifadelerini kullandı.
Kurum, geçen yerel seçimlerdeki vaatleri hatırlatarak, “Ekrem İmamoğlu’nun 5 yılda başlayıp da bitirdiği tek şey var, o da İstanbul. Ama İstanbullu kardeşlerimiz müsterih olsun artık sadece günleri, haftaları sayıyoruz. Milletimizin kararı, azmi, arzusu ve hedefi doğrultusunda 31 Mart gecesi bu fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz. Bu hantal, ihmalkar anlayıştan İstanbul’umuzu hep birlikte kurtaracağız.” diye konuştu.
Seçime sayılı günler kaldığını anımsatan Kurum, bu süreçte kapı kapı gezeceklerini, herkesi kucaklayacaklarını söyledi.
Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Güngören Belediye Başkanı Bünyamin Demir, Diyarbakır Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı İbrahim Yalçıntepe ile çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ ve Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte, Alevi vatandaşların Şahkulu Sultan Dergahı Cemevi’nde verilen Hızır lokmasına ortak oldu. İBB Başkanı olarak, kentte yaşayan herkese eşit hizmet duygusuyla yola çıkmış bir kişi olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Biz, bu şehirde her inancın belediye başkanıyız. Sünnilerin de belediye başkanıyız. Alevilerin de belediye başkanıyız. Şafilerin de belediye başkanıyız. Caferilerin de belediye başkanıyız. Yani her mezhebin belediye başkanıyız. Aynı zamanda her inancın da belediye başkanıyız. Müslümanların da Hristiyanların da Yahudilerin de, Süryanilerin de her inancın belediye başkanıyız” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu; CHP milletvekili Ali Gökçek, CHP PM üyesi Baki Aydöner, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ ve Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat ile birlikte, Alevi vatandaşların Hızır lokmasına ortak oldu. Kadıköy Merdivenköy Mahallesi’ndeki Şahkulu Sultan Dergahı Cemevi’nde verilen Hızır lokması öncesinde türbede dua eden İmamoğlu, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Şahkulu Sultan Dergahı Vakfı Başkanı Hasan Şahin’in davetiyle konuşan İmamoğlu, dergahı 90’lı yılların başından itibaren ziyaret etmeye başladığını aktardı. Bir vatandaşın, dergahı, “Hızır’ın evi” nitelemesine katıldığını belirten İmamoğlu şunları söyledi:
“BELEDİYE BAŞKANI OLMAK KUTSAL BİR DURUM: Burası benim manevi olarak çok etkileyen bir nokta çok değerli bir dergahımız, çok değerli bir ibadethanemiz, cemevimiz… Bu dergaha ziyarete gelmişliğimiz 90’lı yılların başına varır. Hızır’ın evi doğru. Cemevi dergahını ziyaret etmem ve burayı tanımam, görmem belki de kendi adıma ifade edeyim Cemevinin tanımam anlamına gelir yaklaşık 34 yıl öncesinden bahsediyorum. ve o tarihten bugüne de gelişen süreç içerisinde Allah nasip etti ve ben belediye başkanı oldum. Belediye başkanı olmak kutsal bir konu kutsal bir durum. Çünkü insana hizmet. Önce Beylikdüzü ilçesinde daha sonra bu kadim şehir, dünyanın en güzel şehri İstanbul’un belediye başkanı olmak, bu şehirde yaşayan herkesin belediye başkanı olmak. İstanbul’un Belediye başkanı olmak, bütün inançların belediye başkanı olmak, İstanbul belediye başkanı olmak, bütün duyguların belediye başkanı olmak. İstanbul belediye başkanı olmak aslında sadece bu şehirde yaşayan yurttaşlarımızın ya da bu şehirde hayatını devam ettiren insanların değil insanlık adına da hizmet veren bir belediye başkanı olmak demektir.
ŞAH KULU’NUN MANEVİYATINI SİZLERLE BERABER HİSSETMEK BENİ HEYCANLANDIRMIŞTIR: Burası çok özel bir şehir ve isteğim, arzusu o kadar derindir ki, her zaman söylerim. ya Rabbi beni bu şehrin insanlarına ve hatta insanlığa mahcup etme. Ben görevimi bu şiarla yapıyorum ve bu duayla yapıyorum. Tabi burada siz kıymetli dostlarımla, hemşehrilerimle, sevgili canlarla bir arada olmak, buranın Şah Kulu’nun maneviyatını sizlerle beraber hissetmek her zaman beni heyecanlandırmıştır, duygulandırmıştır, sorumluluğumu bir kez daha hissettirmiştir. Çünkü bu toprakların bize emaneti inanılmaz erenler var çok kıymetli. Geçmişte bu toplumun maneviyatına, yaşamına hizmet etmiş insanlar var. ve bu alanı gelip gezmişseniz, görmüşseniz, gezdiğinizde şunu hissetmelisiniz 600 yılı aşkın zaman içerisinde buraya gözcülük yapan, burayı kollayan koruyan insanların huzuruna gelmişsiniz demektir. Onun için bunun hem bir manevi huzuru var, hem de büyük bir manevi sorumluluğu var. Burada bu sözlerime böyle başlarken burada bulunan bütün belediye başkanı adayı arkadaşlarımın biliyorum ki bu hassasiyetle bu manevi sorumlulukla ve bu manevi görevle yola çıkıyorlar. Hiç biri asla ve asla sizlere mahçup olmayacaklardır. Duam odur ki her birisi çok başarılı olsunlar. Çok başarılı olsunlar ve her birimiz onlarla gurur duyalım.
İSTANBUL’DA DARDA KALANA KOŞARKEN HIZIR AŞKI İLE KOŞUYORUZ: Bugün darda kalan herkesin yoldaşı olan Hızır aşkıyla bir aradayız. ve Hızır Aleyhisselam hepimiz için bir dua, bir yardım isteyen darda kalanın elini açıp dua ettiği hatta öyle bir hayatımıza yerleşmiştir ki ve biz öyle bir çare bekleriz ki aslında Hızır Aşkına dua ederken biliriz ki onun ruhu bugün toplumda var. Yani nasıl var? Darda kalana yardım için koşan her insanın ruhunda Hızır’ın ruhu var ve bize ilham olur. O kültür oradan gelir ve biliriz ki dualarımız kabul olmuştur. Darda kalanın kapısı çalınmıştır bir eksiği giderilmiştir. Ben kendi adıma bir de şöyle bakıyorum. Biz İstanbul’da darda kalana hizmet için koşarken Hızır Aşkıyla koşuyoruz ve o şekilde yoksulların sıkıntılı insanların toplumda kendisini yalnız gören, çaresiz gören, her kulun yardımına koşan bir kurum olarak Hızır Aşkıyla koşarız. Kendimizi onlara borçlu görerek koşarız. Onları kendimize borçlu kılmayız. Devletin, milletin imkanları insanlarını mutlu etmek için vardır. Sıkıntılarını gidermek için vardır. Onun için biz bugün bu tutulan oruçların kabul olması için dua edeceğiz. İnsanlığın darda olan kim varsa Yaradan’ın onların yanında olması için dua edeceğiz. Memleketimizin, milletimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin iyiliği için, sağlığı için, geleceği için, adaletli bir dünyada yaşamaları için dua edeceğiz. Dolayısıyla ve eminim ki siz güzel insanlar, değerli canlar, birlikte dua edersek biz bir olursak birlikte olursak dualarımız kabul olur. Bütün sıkıntıları bertaraf ederiz.
BİZ BU ŞEHİRDE HER İNANCIN BELEDİYE BAŞKANIYIZ: Bu anlamda bu bu manevi buluşmada, bu duygularımı sizlerle içtenlikle kalbinden geçtiği sıcaklıkla paylaşmak istedim. Sevgili canlar, bu güzel şehirde elbette ben İstanbul’un Belediye Başkanı olarak bu şehirde yaşayan herkese eşit hizmet duygusuyla yola çıkmış bir kardeşiniz olarak her inanca saygın, saygılı ve her inancın ihtiyaçlarına koşmayı kendisine görev bilen bir belediye başkanınız olarak elbette ki İstanbul’da bütün cemevleriyle ilgili çok hassas bir süreci yönetme gayreti içerisinde olduk. Bu konuda ibadethanelerimiz, cemevlerimizin her hususta yanında olduk olmaya devam edeceğiz. İhtiyaç duyulan noktalarda Alevi yurttaşlarımızın ihtiyacı olan ibadethaneleri tamamlamaya, eksikliklerini gidermeye, gerekirse yeniden yapmaya elbette ki kararlı bir yönetimiz. Biz bu şehirde her inancın belediye başkanıyız. Sünnilerin de belediye başkanıyız, Alevilerin de belediye başkanıyız, Şafilerin de belediye başkanıyız. Caferilerin de belediye başkanıyız. Her mezhebin belediye başkanıyız. Aynı zamanda her inancın da belediye başkanıyız. Müslümanların da, Hristiyanların da, Yahudilerin de, Süryanilerin de her inancın belediye başkanıyız.
DEVLETİN DİNİ ADALETTİR: Devletin dini adalettir. Konunun ne tarifi budur. Bizi layık Türkiye Cumhuriyeti’nin güzel memleketimizin ve Cumhuriyetin değerlerinin korunmasında adaletli bir şehrin var olması yolculuğunda yaradan bizi bu şehrin insanlarına ve bütün ülkemizin insanlarına mahcup etmesin. Tabi hizmetlerimiz sadece İstanbul’da değil ülkemizin her noktasında da özellikle Alevi inancına hizmet verdiğimiz yardımlarımız, desteklerimiz var oluyor olmaya devam edecek. İfade etmeliyim ki biz çok güzel bir ülkede yaşıyoruz cennet vatanımız var. Güzel Anadolu’nun güzel insanları en zor koşullarda bir araya gelmiş, bir arada olmuş, kimi zaman bir bağımsızlık mücadelesi vermiş, kimi zaman hem kötü afetlerden kurtuluş mücadelesi vermiş. Onun için birliğimizi ve beraberliğimizi bozan her unsurdan uzak olmayı iyi bir gelecek için mücadele etmeyi, çocuklarımıza çok güzel bir ülke ve şehirler bırakmayı şiar edinmeliyiz. Bu duygularla aranızdayım. Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun. Dualarımız kabul olsun. Hepinizi çok çok candan seviyorum. Güzel canlar hepinize sevgi ve saygılarımı iletiyorum”
İmamoğlu’nun konuşmasının ardından Dede Ali Doğan’ın okuduğu duanın ardından Hızır lokması paylaşıldı. Lokma paylaşımının ardından dergahtan ayrılmayan İmamoğlu ve beraberindeki heyet, vatandaşlarla sohbet etti.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Beyoğlu’ndaki Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde 2023’de Liselere Geçiş Sistemi’nden (LGS) 500 tam puan alan öğrencilerle buluştu. Düzenlenen programa ayrıca İstanbul Valisi Davut Gül, protokol ve öğrenciler de katıldı.
“Eğitim hayatı boyunca gerek lisede, gerek üniversitede, gerek sonrasında ne zaman birine ihtiyaç duyarsanız mutlaka devletin bir ferdini yanınızda görün istiyoruz”
İstanbul Valisi Davut Gül programdaki açıklamasında, “İstanbul Çocukları Vakfı, İstanbul Valiliği koordinasyonunda, İstanbul Valisi’nin Başkanlığında 25 kişilik bir mütevellisi olan sivil toplum kuruluşu. 3 tane temel önceliğimiz var. Bir tanesi, dezavantajlı çocuklar. Bir diğeri, özel yetenekli çocuklar. Sonuncusu da daha başarılı, tıpkı burada olan gençlerimiz gibi çocuklarımız gibi olan çocuklar. Bugün bu toplantıda LGS’de 500 tam puan alan öğrencilerimizi misafir ettik. 107’si İstanbul’umuzda olmak üzere toplam İstanbul’daki okullarımızda okuyan öğrenci sayımız 388. Dokuzuncu sınıfa devam ediyorlar, hazırlığa devam ediyorlar. İsteğimiz ne? Temelde şunu yapmak istiyoruz, sizler Türkiye Yüzyılını inşa edecek gençlerimizsiniz. Türkiye Yüzyılı mutlaka inşa edilecek. İnşa edilecekse beşeri sermayeyle bunu yapabiliriz. Sizin çok önemli bir kazanımınız var, başarılı öğrencilersiniz. Devlet olarak, millet olarak yanınızda olmak istiyoruz. Eğitim hayatı boyunca gerek lisede, gerek üniversitede, gerek sonrasında ne zaman birine ihtiyaç duyarsanız mutlaka devletin bir ferdini yanınızda görün istiyoruz. Size emek veren aileleriniz başta olmak üzere öğretmenlerinize ve hiç şüphesiz sizlere teşekkür ediyoruz. Sizler hem İstanbul’umuza hem Türkiye’mizi olağanüstü duygular yaşattınız, yaşatıyorsunuz” diye konuştu.
“Aylık düzenli olarak üçer bin lira para vereceğiz ve hepinize vereceğiz”
Ocak ayından başlayarak her ay düzenli olarak karınca kararınca bir burs vereceklerini belirten Gül, “Şimdilik tespit ettiğimiz miktar aylık düzenli olarak 3’er bin lira para vereceğiz ve hepinize vereceğiz. Helali hoş olsun. Bu şu demek, Şubat ayında 2 aylık vereceğimiz için 6 bin lira size borçluyuz. Ayın sonuna doğru 6 bin liranızı yatıracağız ve aksilik olmazsa her ay bir araya geleceğiz. Gitmek istediğiniz, görmek istediğiniz, tanımak istediğiniz yerlerde de sizlere çeşitli aktiviteler yapacağız. Sizden özel hiçbir beklentimiz yok. Tek bir beklentimiz var, dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi okullarda okursanız okuyun, ne iş yaparsanız yapın bir ayağınız hep Türkiye’de olsun. Gönlünüzün, kalbinizin bir tarafı hep bu topraklarda olsun. Bunu istiyoruz. Son olarak biraz önce Sayın Cumhurbaşkanımızı Rize’ye uğurladık. Gelirken bu programı söylediğimizde sizlere özel selam söyledi, gözlerinizden öpüyor. İnşallah uygun zamanda kendi programı da uyarsa, Sayın Cumhurbaşkanımızla da bir araya getirmek isteriz sizleri” ifadelerini kullandı.
“Sizler bizim için geleceğimizin mimarları, kültürümüzün ve değerlerimizin koruyucuları olacaksınız”
Liselere giriş sınavında 500 tam puan alarak lise eğitimine başlayan tüm öğrencileri yürekten tebrik ettiğini belirten Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Tercih ettiğimiz liseler, bizi hayallerimize yaklaştıran önemli adımlardan biri. Hayallerinize artık bir adım daha yakınsınız. Şu an hissettiğiniz coşkulu duygular bir sonraki hedefinize ulaştığınızda daha da büyüyecek. Meslek sahibi olduğunuzda ise artık maraton koşucularının kupaya ulaştığı anda olduğu gibi hayallerinize dokunmaya başlayacaksınız. Merakınızı her zaman canlı tutun. Öğrenmenin en büyük motivasyonu meraktır. Sizler bizim için geleceğimizin mimarları, kültürümüzün ve değerlerimizin koruyucuları olacaksınız. Bizim gençlerimizin her biri güneş gibi parlıyor. Tıptan mühendisliğe, hukuktan siyasete, sanattan ticarete her alanda müthiş başarılar elde ederek hepimizi gururlandırıyor” dedi.
“2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz”
Öğrencilerin eğitim hayatları boyunca ihtiyaç duydukları her konuda yanlarında olduklarını belirten Bakan Göktaş, “Her birinizi tekrar tebrik ediyor, başarılarınızın artarak devam etmesini diliyorum. Sözlerimi bitirirken buradan bir müjde vermek de isterim. 19 Şubat Pazartesi 2 bin 392 engelli vatandaşımızı daha kamu kurumlarımıza yerleştiriyoruz. Böylelikle kamuda çalışan engelli memur sayımızı, son 21 yılda 12 kat artırarak 68 bin 396’ya çıkarmış olacağız. Yaptığımız atamalar ve Bakanlık olarak yürüttüğümüz hizmetler ile ülkemizde engellilerin herkesle eşit hak ve imkanlara sahip olmasını hedefliyoruz. Engelli bireylerin toplumla kaynaşmasını kolaylaştıracak ve hayata daha aktif ve bağımsız olarak katılmasını destekleyecek bu atamaların hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>İnce, partisinin 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde yarışacak 4 büyükşehir, 1 il, 58 ilçe olmak üzere 63 belediye başkan adayının isimlerini bir otelde düzenlediği basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı.
Burada konuşan İnce, seçimden sonra Türkiye’nin ekonomik olarak zor bir döneme gireceğini, 1 Nisan’dan sonra yüksek zamların olacağını savundu.
Dolar kuru ile marketlerdeki fiyatlara değinen İnce, “Trilyonluk hazine yardımları var muhalefetin. Buna rağmen bu iktidarı yenemiyorsan sapır sapır döküleceksin. Hazine yardımları var, belediyeler var, bizim de koca yürekli üyelerimiz var.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de deprem, yangın, sel gibi afetleri önlemek için akıl, bilim ve matematiğe ihtiyaç duyulduğunu kaydeden İnce, “Bilimden uzaklaşırsan, matbaayı 250 sene geç getirirsen olacağı budur ama abartmayalım tabii. Bilim tamam, hukuk, bilim, mühendislik, matematik… Ama belediye başkan adaylarını da yapay zekayla seçmeyelim yani. Buna tam oturan bir cevap var da… Çıkarma artık. O kadar değil. Belediye başkan adayını yapay zeka seçmez örgüt seçer, üye seçer.” şeklinde konuştu.
İnce, Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde muhalefete “Bu yaptığınız doğru değil” diye birtakım uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Yüzde 1 oyu olmayan partilere 39 milletvekili verdiler. Onlardan birisi İstanbul milletvekili Saadet Partisinden, şimdi Saadet Partisinin İstanbul büyükşehir adayı. CHP listesinden seçilmiş. Saadet Partisi büyükşehir adayı ‘İstanbul’un 5 yılı boşa geçti’ diyor. Ne yaptığınızı gördünüz mü? Ben uyardım sizi. Gelecek Partisinden, CHP listelerinden seçilmiş, milletvekili olmuş Selim Temurci, ‘Ben Murat Kurum’u destekleyeceğim’ diyor. Utanmazlıkta zirve.”
“Adayları belirlerken eş dost, ahbap diye belirlediler”
CHP’nin yerel seçim stratejisini eleştiren İnce, “Şimdi adayları belirlerken eş dost, ahbap diye belirlediler. CHP’de bir gelenek var. CHP’de bir parti içi iktidar var bir de parti içi muhalefet var. Parti içi iktidar, 40 yıldır benim bildiğim, seçim gününü düşünür, seçimi kazanmak için uğraşır. Parti içi muhalefetse seçimden bir gün sonrayı düşünür. Bu hep böyleydi. İlk kez değişti CHP’de. Parti içi iktidar seçimden bir gün sonrayı düşünüyor. Yani diyor ki nasıl olsa kaybedeceğiz ama Çankaya’ya, Beşiktaş’a Kadıköy’e, Karşıyaka’ya sağlam yerlere bizim çocukları yerleştirelim. Nasıl olsa kaybedilir. Bu kafayla çalışıyorlar ilk kez. En tehlikeli kafa bu kafadır işte.” diye konuştu.
İnce, Memleket Partisi olarak girebildikleri her yerde seçime girip kazanmak için çalışacaklarını kaydederek, “Kazanırız, kaybederiz bilemem. Oy oranımızı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var. Memleket Partisinde çok huzurlu olduğumu biliyorum. Neden çok huzurluyum? Çünkü ilkeli bir duruş sergiliyoruz. Mesela 3 tane oy almak için Şeyh Said’e ‘hain değil’ demiyoruz. Haindir. Nutuk’ta öyle yazıyor, öyledir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilkeli ve omurgalı bir siyasete ihtiyaç duyduğunu ifade eden İnce, partisinin belediye başkan adaylarına başarılar diledi.
İBB Başkan adayı Berk Hacıgüzeller oldu
İnce, daha sonra İstanbul, Balıkesir, Hatay ve İzmir büyükşehir belediyeleri ile Uşak belediye başkan adayını açıkladı.
Buna göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Berk Hacıgüzeller, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mahir Bakan, Hatay Büyükşehir Belediye Başkan adayı Halil Kılıç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Oğuz ve Uşak Belediye Başkan adayı Mehmetcan Solak oldu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hacıgüzeller, seçimi kazanmak için elinden geleni yapacağını ifade ederek, “‘Yüzde 60 ile kazanıyoruz’ diyen, ‘ilk turda bu iş bitiyor’ diyen muhalefet blokuna 14 Mayıs seçimlerinde son bir şans verdik. Motivasyon ve heyecan arttıkça oylarının arttığını zanneden muhalefet blokunun halini hala hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Toplantıda, daha sonra 30’u İstanbul’un olmak üzere 58 ilçe belediye başkan adayı da tanıtıldı.
Muharrem İnce, adayların açıklanmasının ardından kravatını çıkararak partisinin en genç adayı olan Kerem Usta’ya hediye etti.
]]>Memleket Partisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere toplam 63 belediye başkan adayının açıklanacağı tanıtım programı düzenlendi. Eyüpsultan’da bir otelde düzenlenen aday tanıtım toplantısına Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, parti yöneticileri ve belediye başkan adayları katıldı. Aday tanıtım programında İstanbul başta olmak üzere 3 Büyükşehir, 1 il, 56 ilçe ve 2 belde olmak üzere 63 belediye başkan adayını açıklandı.
“7 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olmaz”
28 Mayıs seçimi öncesinde 6’lı masayı uyardığını söyleyen Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Belediye başkan adayı yapay zeka ile seçilmez. Belediye başkan adayını yapay zeka seçmez, örgüt seçer, örgüt, üye seçer. Bu ülkenin sadakate değil liyakate ihtiyacı var. İşinin ehli insanlar olacak. İyi mühendis, iyi doktor, iyi öğretmen olacak. Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde uyardık: dedik ki yanlış yapıyorsunuz, bu yaptığınız doğru değil. 7 tane cumhurbaşkanı yardımcısı olmaz. Bu doğru değil. 6’lı masa bu doğru değil dedik. Yok doğru dediler. 39 milletvekilini verdiler. Yüzde 1 oyu olmayan partilere 39 milletvekili verdiler. Onlardan bir tanesi İstanbul Milletvekili Saadet Partisinden, şimdi Saadet Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, CHP listesinden seçilmiş Saadet Partisi İstanbul Adayı, İstanbul’un 5 yılı boşa geçti diyor” dedi.
“Şimdi adayları belirlerken eş, dost, ahbap diye belirlediler”
CHP’yi eleştiren İnce, “Ne yaptığınızı gördünüz mü? Ben uyardım sizi. Başka biri Gelecek Partisi’nden CHP listelerinden seçilmiş, milletvekili Selim Temurci, ben Murat Kurum’u destekleyeceğim diyor. Utanmazlıkta zirve. Şimdi adayları belirlerken eş, dost, ahbap diye belirlediler. Bakın CHP’de bir gelenek var. CHP’de bir parti içi iktidar var, bir de parti içi muhalefet var. Parti içi iktidar 40 yıldır benim bildiğim seçim gününü düşünür. Seçimi kazanmak için uğraşır. Parti içi muhalefet ise seçimden bir gün sonrayı düşünür. Bu hep böyleydi” şeklinde konuştu.
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce tarafından açıklanan İstanbul ilçelerinde başkan adayları ise şu şekilde;
Arnavutköy: Ruhi Tuncel, Ataşehir: Reşat Şahin Öztürk, Avcılar: Çiğdem Eriş, Bağcılar: Bülent Uygur, Bahçelievler: Kerem Usta, Bakırköy: Ümit Yaşar Demir, Başakşehir: Nejdet Alavi, Beykoz: Ufkun Doğan, Beylikdüzü: Cihan Avcı, Beyoğlu: Yavuz Fırıldak, Büyükçekmece: İbrahim Dönmez, Çatalca: Gökhan Çavuşdağ, Çekmeköy: İbrahim Biçer, Esenyurt: Tanju Karakuş, Eyüpsultan: Ali Yeditepe, Fatih: Ayşegül Sevinmiş, Gaziosmanpaşa: Ahmet Hızlı, Güngören: Tunca Tuncer, Kadıköy: Fahrettin Eroğlu, Kağıthane: Hasan Söyler, Kartal: Murat Dal, Küçükçekmece: Mikail Yılmaz, Maltepe: Orhancan Subaşı, Pendik: Kağan Tangör, Sancaktepe: Adem Kaya, Silivri: Zülfiye Güneş, Sultanbeyli: Murat Dönmez, Şişli: Mehmet Göğerçin, Tuzla: Sait Terzi, Üsküdar: Lale Özel – İSTANBUL
]]>Memleket Partisi, düzenlediği aday tanıtım toplantısıyla 31 Mart yerel seçimlerinde İstanbul il ve ilçe belediye başkan adaylarını açıkladı. Memleket Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Parti kurucusu Genel Başkan Yardımcısı, Berk Hacıgüzeller oldu. Partisinin aday tanıtım etkinliğinde konuşan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, eğitim sistemindeki bozulmaya dikkat çekti. İstanbul Üniversitesi’nin ziyarete açılmasını eleştiren İnce, “Madem İstanbul Üniversitesi’nin kapısını vatandaşa açtın, Marmaris’teki yazlık sarayı, Ankara’daki sarayı bütün odalarıyla vatandaşa aç da şatafatı görsün millet.” dedi.
İstanbul Beyoğlu’ndaki bir otelde düzenlenen aday tanıtım toplantısında, Memleket Partisi’nin İstanbul il ve ilçe belediye başkan adayları açıklandı. Partisinin aday tanıtım etkinliğinde konuşan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2028 hedeflerini eleştirerek şöyle konuştu:
“TÜRKİYE’DE HER ŞEYE KARAR VEREN BİR TEK ADAM VAR”
“Bunlar bir hedef vermişlerdi 2023 hedefi. Hedef şuydu; ilk 10 ekonomi arasına girecektik. 500 milyar dolar ihracatımız olacaktı. Kişi başına 25 bin dolar gelirimiz olacaktı. Bize 22 sene önce bu hedefi verdiler. Bunların hiçbirisi tutmadı. Şimdi Mehmet Şimşek diyor ki, 2028 itibarıyla fiyat istikrarını sağlayacakmışız. Yalandan kim ölmüş. 22 sene önce verdiğiniz sözleri gerçekleştirdiniz mi de şimdi 4 yıl sonrasına söz veriyorsunuz? Ben eminim 1 Nisan’dan sonra artık ‘Nas var Mehmet sen de yapamadın çekil kenara’ majestelerinin bakanını da çektiriverir kenara. Çünkü Türkiye’de her şeye karar veren bir tek adam var.”
Türkiye’nin en büyük probleminin deprem olduğunun altını çizen İnce, kentsel dönüşüme dikkat çekti.
1 Nisan’dan sonra zam yağmuru olacağını, pahalılığın zirvede olacağını söyledi. Bir uyarıda daha bulunan İnce, 1 Nisan’dan sonra ortada parti kalmayacağını hepsinin döküleceğini belirtti.
Belediyeleri kazandıkları takdirde”3A belediyecilik anlayışı” sağlayacaklarını vurgulayan İnce, bunların da “akıl, adalet ve ahlak” olacağını belirtti.
“MARMARİS VE ANKARA’DAKİ SARAYLARIN KAPILARINI DA AÇ VATANDAŞ ŞATAFATI GÖRSÜN”
Eğitim niteliğinin çöktüğünü söyleyen İnce, “Özerk üniversiteyi kuracağız. Üniversitenin bütün bileşenleriyle aynı masada oturacağız. Üniversiteleri kafeteryalara, çay bahçelerine benzetmeyeceğiz. Üniversiteyi millet bahçesi zannediyor her halde İstanbul Üniversitesi’nin kapısını vatandaşa açmış. Böyle bir saçmalık olur mu? Ben bir öneride bulunayım. Madem İstanbul Üniversitesi’nin kapısını vatandaşa açtın, Marmaris’teki yazlık sarayı, Ankara’daki sarayı bütün odalarıyla vatandaşa aç da şatafatı görsün millet. O yetmez ise Ahlat’taki sarayı da aç. O yetmez ise Dolmabahçe Köşkü’nü Vahdettin Köşkü’nü, bütün köşkleri de aç. Vatandaş bir görsün ejder meyveli smoothie nerede yapılıyormuş bir görsün. Beyaz çay nerede içiliyormuş bir görsün” diye konuştu.
Muharrem İnce’nin konuşmasının ardından İstanbul il ve ilçe adayları açıklandı.
ADAYLAR AÇIKLANDI
İstanbul il ve ilçe belediye başkan adayları şöyle:
Arnavutköy Belediye Başkan Adayı Ruhi Tuncer, (Parti Meclis Üyesi)
Ataşehir Belediye Başkan Adayı Reşat Şahin Öztürk, (Gazeteci, ekonomist)
Avcılar Belediye Başkan Adayı Çiğdem Eriş (İş insanı)
Bağcılar Belediye Başkan Adayı Bülent Uygur (İş insanı)
Bahçelievler Belediye Başkan Adayı Kerem Usta (Siyaset bilimci)
Bakırköy Belediye Başkan Adayı Ümit Yaşar Demir (İş insanı)
Başakşehir Belediye Başkan Adayı Necdet Alavi (Mali müşavir)
Beykoz Belediye Başkan Adayı Ufkun Doğan, (Parti kurucusu, Parti Meclis Üyesi, İş insanı)
Beylikdüzü Belediye Başkan Adayı Cihan Avcı (Avukat)
Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Yavuz Fırıldak (Sanat yönetmeni)
Büyükçekmece Belediye Başkan Adayı İbrahim Dönmez (Parti Meclis Üyesi, Mali müşavir)
Çatalca Belediye Başkan Adayı Gökhan Çavuşdağ (İş insanı)
Çekmeköy Belediye Başkan Adayı İbrahim Biçer, (Yapımcı, yönetmen, iş insanı)
Esenyurt Belediye Başkan Adayı Tanju Karakuş (İlçe başkanı, iş insanı)
Eyüpsultan Belediye Başkan Adayı Ali Yeditepe (İş insanı)
Fatih Belediye Başkan Adayı Ayşegül Sevinmiş (Eğitimci)
Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Adayı Ahmet Hızlı (Emekli)
Güngören Belediye Başkan Adayı Tunca Tuncer (Mali müşavir)
Kadıköy Belediye Başkan Adayı Fahrettin Eroğlu (İnşaat mühendisi)
Kağıthane Belediye Başkan Adayı Hasan Söyler (İş insanı)
Kartal Belediye Başkan Adayı Murat Dal (Makine mühendisi)
Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Mikail Yılmaz (İş insanı)
Maltepe Belediye Başkan Adayı Orhan Can Subaşı (İş insanı)
Pendik Belediye Başkan Adayı Kaan Tangöl (Uçak mühendisi)
Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Adem Kaya (İş insanı)
Silivri Belediye Başkan Adayı Zülfiye Güneş (Tarihçi)
Sultanbeyli Belediye Başkan Adayı Murat Dönmez (Elektrik teknikeri)
Şişli Belediye Başkan Adayı Mehmet Güvercin (İş insanı)
Tuzla Belediye Başkan Adayı Sayit Terzi (İş insanı)
Üsküdar Belediye Başkan Adayı Lale Özel (İş sağlığı güvenliği uzmanı ve eğitimci)
İBB ADAYI BERK HACIGÜZELLER OLDU
Büyükşehir Belediye Başkan Adayları ise şöyle:
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mahir Bakan (Parti kurucusu Genel Başkan Yardımcısı, iş insanı)
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cüneyt Oğuz (Parti kurucusu, İzmir İl Başkanı, İş insanı)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Berk Hacıgüzeller (Parti kurucusu Genel Başkan Yardımcısı, iş insanı)
]]>İSTANBUL – Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı’nda Üsküdar’da 10 yılda yaptıklarından ve planladıkları projelerden bahsetti. Başkan Türkmen konuşmasında, “31 Mart akşamı Üsküdar, İstanbul ve Türkiye el ele, gönül gönüle aziz milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz. Mevcut İBB yönetimi Üsküdar’a bir çivi dahi çakmadı. Milletimizin sosyal medyada o süslü cümlelere karnı tok ” dedi.
Üsküdar Belediyesi tarafından Çavuşdere Spor Sarayı’nda Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in yanı sıra, Ulaştırma ve Altyapı Bakan yardımcısı Osman Boyraz, Gençlik ve Spor Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu İstanbul AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, AK Parti İstanbul Milletvekili Nurettin Alan, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir, MHP Üsküdar ilçe Başkanı Naim Özcetekin, YouTuber Abdurrahman Uzun da katıldı. Halk oyunları ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantı Kur’an -ı Kerim tilaveti ve Başkan Hilmi Türkmen’in bugüne kadar Üsküdar’da yaptıkları projeler ve yeni projelerinin tanıtım videosuyla devam etti. “Hazırız Kararlıyız” başlığı ile tanıtılan eserler ulaşım, kültür, eğitim, yeşil alan, sağlık gibi birçok konuda projelerden oluşuyor.
“Milletimizin huzuruna alnımız AK, yüzümüz pak olarak çıkıyoruz”
Proje tanıtım toplantısında konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Üsküdar aslında yeni bir belediye, 1984 yılında belediye olmuş. 40 yılı geride kalmış bir belediyecilik tarzı, tavrı ve alışkanlığı var. Bu 40 yıl içerisinde AK belediyeler olarak şükürler olsun ki, milletimizin huzuruna alnımız ak, yüzümüz pak olarak çıkıyoruz. Geçtiğimiz 10 yıl, geçtiğimiz 20 yıl Üsküdar’a eğitimden, kültüre, spordan sağlığa, alt yapıdan üst yapıya devrim niteliğinde alt yapı çalışmalarla aziz milletimizin karşısındayız. Hükümetimiz, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, 31 Mart’tan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Murat Kurum ile birlikte Üsküdar, Büyükşehir ve Bakanlık el ele vererek bu dönemde yaptığımız işlerin çok daha iyisini hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız” dedi.
“Bir numaralı gündemimiz kentsel dönüşüm”
Konuşmasına devam eden Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Bizde proje bitmez, bizde çalışma bitmez, hizmet aşkı asla bitmez, Çünkü, biz aziz milletimize yürekten ve kalpten sevdalıyız. Sözümüz sadece lafta kalmıyor, eylemlerimizle, icraatlerimizle ve eserlerimizle bunu ortaya koyuyoruz. Bir numaralı gündemimiz, kesinlikle ve tartışmasız, kentsel dönüşüm olacak. Bu yorgun yapılarla geleceğe güvenle bakamayız. Üsküdar, İstanbul ve Türkiye ne yazık ki deprem kuşağındayız. Depremi ertelemek imkanımız yok. Ama depreme hazırlıklı olma imkanımız var” dedi.
Başkan Türkmen, ” Üsküdar’a mevcut İBB yönetimi bir çivi dahi çakmadı. Hiçbir yeni projesi yok. Kim ne derse desin, o sosyal medyadaki süslü cümlelere milletimizin karnı tok. Üsküdar belediye başkanı olarak söylüyorum. Üsküdar’da İBB’nin bir çivisi bile yok. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Üsküdar Belediyesi ve bakanlığımız el ele vermek durumundayız. Aynı hedefe kilitlenmek durumdayız. Hem Üsküdar’da yine yeniden AK Parti, hem de İstanbul’da da yeniden AK Parti diyoruz. 31 Mart seçimlerinin sonuçlarına dair zerre kadar bir endişemizin olmadığını söylemek isterim. İnşallah 31 Mart akşamı Üsküdar, İstanbul ve Türkiye el ele, gönül gönüle aziz milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
]]>Üsküdar Belediyesi tarafından Çavuşdere Spor Sarayı’nda Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in yanı sıra, Ulaştırma ve Altyapı Bakan yardımcısı Osman Boyraz, Gençlik ve Spor Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu İstanbul AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, AK Parti İstanbul Milletvekili Nurettin Alan, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir, MHP Üsküdar ilçe Başkanı Naim Özcetekin, YouTuber Abdurrahman Uzun da katıldı. Halk oyunları ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantı Kur’an -ı Kerim tilaveti ve Başkan Hilmi Türkmen’in bugüne kadar Üsküdar’da yaptıkları projeler ve yeni projelerinin tanıtım videosuyla devam etti. “Hazırız Kararlıyız” başlığı ile tanıtılan eserler ulaşım, kültür, eğitim, yeşil alan, sağlık gibi birçok konuda projelerden oluşuyor.
“Milletimizin huzuruna alnımız AK, yüzümüz pak olarak çıkıyoruz”
Proje tanıtım toplantısında konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Üsküdar aslında yeni bir belediye, 1984 yılında belediye olmuş. 40 yılı geride kalmış bir belediyecilik tarzı, tavrı ve alışkanlığı var. Bu 40 yıl içerisinde AK belediyeler olarak şükürler olsun ki, milletimizin huzuruna alnımız ak, yüzümüz pak olarak çıkıyoruz. Geçtiğimiz 10 yıl, geçtiğimiz 20 yıl Üsküdar’a eğitimden, kültüre, spordan sağlığa, alt yapıdan üst yapıya devrim niteliğinde alt yapı çalışmalarla aziz milletimizin karşısındayız. Hükümetimiz, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, 31 Mart’tan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Murat Kurum ile birlikte Üsküdar, Büyükşehir ve Bakanlık el ele vererek bu dönemde yaptığımız işlerin çok daha iyisini hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız” dedi.
“Bir numaralı gündemimiz kentsel dönüşüm”
Konuşmasına devam eden Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, “Bizde proje bitmez, bizde çalışma bitmez, hizmet aşkı asla bitmez, Çünkü, biz aziz milletimize yürekten ve kalpten sevdalıyız. Sözümüz sadece lafta kalmıyor, eylemlerimizle, icraatlerimizle ve eserlerimizle bunu ortaya koyuyoruz. Bir numaralı gündemimiz, kesinlikle ve tartışmasız, kentsel dönüşüm olacak. Bu yorgun yapılarla geleceğe güvenle bakamayız. Üsküdar, İstanbul ve Türkiye ne yazık ki deprem kuşağındayız. Depremi ertelemek imkanımız yok. Ama depreme hazırlıklı olma imkanımız var” dedi.
Başkan Türkmen, “Üsküdar’a mevcut İBB yönetimi bir çivi dahi çakmadı. Hiçbir yeni projesi yok. Kim ne derse desin, o sosyal medyadaki süslü cümlelere milletimizin karnı tok. Üsküdar belediye başkanı olarak söylüyorum. Üsküdar’da İBB’nin bir çivisi bile yok. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Üsküdar Belediyesi ve bakanlığımız el ele vermek durumundayız. Aynı hedefe kilitlenmek durumdayız. Hem Üsküdar’da yine yeniden AK Parti, hem de İstanbul’da da yeniden AK Parti diyoruz. 31 Mart seçimlerinin sonuçlarına dair zerre kadar bir endişemizin olmadığını söylemek isterim. İnşallah 31 Mart akşamı Üsküdar, İstanbul ve Türkiye el ele, gönül gönüle aziz milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>“CHP’li İBB yönetiminin İstanbul’da 5 yılda yaptığı tek şey İstanbul’u unutmak oldu”
İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan Malatyalılar Derneği’nin açılış törenine katıldı. Kurum, “Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için depremden etkilenen tüm ilçelerde önce barınma ihtiyaçlarını, ardından geçici yaşam alanlarıyla ilgili çalışmaları ve aynı zamanda 11 ilimizde 180 bin konutu başlattık. Bu milletin kucak açtığı, her zaman sahip çıktığı devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle 6 bin konutumuzun teslimlerini bir yıl bile bitmeden gerçekleştirdik” dedi.
Cumhur İttifakı’nın Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan Malatyalılar Derneği’nin açılış törenine katıldı. Açılış okunan duaların ardından kurdele kesimi ile birlikte yapıldı. Açılışa Murat Kurum’un yanı sıra İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, AK Parti Eyüpsultan İlçe Başkanı Muhammed Vanlıoğlu, Malatyaspor Başkanı Adil Gevrek, E-MADER Başkanı Abdullah Özatilla ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. Program sonunda Murat Kurum ve diğer protokol üyelerime Malatya’ya ait kayısı ve yöresel ürünler hediye edildi.
“Devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık”
Derneğin açılış programında konuşan Kurum, “Malatya bizim gönül bağımızın çok yüksek olduğu bir şehrimiz. İnsan memleketine sevdiklerinin yanına iyi günde kötü günde gider, biz de Malatya’nın hep iyi gününde kötü gününde yanında olmaya çalıştık. Bu aziz şehrimiz için gerçekten yapılması gereken tüm mücadeleyi Malatya’mızın tüm ilçelerine bizzat giderek, orada milletimizle vatandaşımızla el ele vererek bu hizmetleri kazandırdık. Malatya’mız bir deprem şehri. İstanbul’un bir deprem şehri olduğu gibi Malatya’mızda çok acılar çekti. 4 yıl önce Elazığ-Malatya depremlerinde biz 2 saat sonra Doğanyol’daydık. Bir seferberlik anlayışıyla orada o gün çalışmalarımızı başlattık. Malatya’mıza o gün o elleri o bize sarılmış kolları hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız dedik. Malatya’mıza verdiğimiz tüm sözleri tuttuk. O gün acılarına ortak olduk, sonrasında mutluluklarına hep birlikte şahit olduk. Malatya’mızdan biz şunu duyduk: depremin ilk saatinde de, ilk dakikasında da, sonrasında da Allah bu devlete zeval vermesin. Allah sayın Cumhurbaşkanımızı sizleri başımızdan eksik etmesin dediler. Malatya’nın insanına yakışır duruşu tavrı 22 yıldır gösteriyorlar. Bize de düşen, bizim de boynumuzun borcu olan Malatya’nın o yiğit insanlarına hizmet etmektir. 11 ilimizdeki 14 milyon vatandaşımızı etkileyen ve 53 bin kardeşimizi yitirdiğimiz 6 Şubat’ta asrın felaketinde de biz yine oradaydık. Günlerce, aylarca, tüm milletimizle el ele verdik. Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için depremden etkilenen tüm ilçelerde önce barınma ihtiyaçlarını, ardından geçici yaşam alanlarıyla ilgili çalışmaları ve aynı zamanda 11 ilimizde 180 bin konutu başlattık. Bu milletin kucak açtığı, her zaman sahip çıktığı devletimizle milletimiz için 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlattık. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle 6 bin konutumuzun teslimlerini bir yıl bile bitmeden gerçekleştirdik” dedi.
“Malatya bu ülkenin sağlamlaştırıcı çimentosu, birleştirici gücüdür”
“İstanbul’un sorunları ve meseleleri için gece gündüz çalışacağını ifade eden Kurum, “Çarşılarıyla, sanayisiyle, Malatyaspor’uyla Malatya’mız yeniden ayağa kalkacak. Bizim gönlümüz her zaman Malatya’mızla Malatyalılarla birlikte atacak. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı da olsak bir ayağımız hep deprem bölgesinde olacak. Deprem bölgesindeki kardeşlerimiz için yapılması gereken mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Malatya bu ülkenin sağlamlaştırıcı çimentosu, birleştirici gücüdür. Biz bu gücü sizlerle birlikte korumaya devam edeceğiz. O acıyı bir daha yaşamamak için İstanbul’umuzun 39 ilçesinde, Eyüpsultan’ımız da tüm vatandaşlarımızla, belediye başkanlarımızla el ele verip, İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Bu acılar bir daha yaşanmasın, milletimiz orada yastığa başını koyduğunda huzurla ve güvenle uyusun istiyoruz. Eyüpsultan’da kıymetli başkanımla birlikte bizi el ele her mahallede dönüşümde bulacaksınız. Bizi hiçbir zaman o polemiklerin iftiraların dedikoduları içinde bulamayacaksınız. İstanbul’un sorunları ve meseleleri için gece gündüz çalışacağız. Hep şantiyede, sahada, milletimizin yanında olacağız. Tek dileğimiz İstanbul’umuzu deprem riski bertaraf edilmiş artık deprem korkusu yaşamayan güvenli bir şehir haline getirmek. İstanbul’un her yerinde insanlarımızın huzur ve güven içerisinde yaşayacağı, trafik çilesinin bitmiş olduğu, her ilçeye metronun gittiği, her ilçede yeşil alanın, millet bahçelerinin, mahalle parklarının arttığı, gençlerin geleceğe güvenle baktığı, büyüklerimizin Eyüp Sultan Hazretleri’nin dizinin dibinde İstanbul’un manevi muhafızının kucak açtığı el ele gönül gönülle yaşayacağımız bir İstanbul’u sizlerle birlikte inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
“CHP’li İBB yönetiminin İstanbul’da 5 yılda yaptığı tek şey İstanbul’u unutmak oldu”
Mevcut İBB yönetiminin verdikleri vaatleri gerçekleştirmediğini vurgulayan Murat Kurum “Bu süreçte CHP’li yönetimin yaptıklarını hepimiz görüyoruz. Tek yaptıkları laf üretmek, reklam yapmak, algı oluşturmak. Verdikleri vaatlerin onda birini gerçekleştirmişler, 9 vaat yok. Milletimize söz verip, o sözlerini tutmadılar. İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul üzerinden ikbal peşine düştüler. İstanbul’da ne depremle ilgili, ne trafikle ilgili, ne yeşil alanla ilgili, ne de İstanbul’un gelen sorunlarıyla alakalı bir irade ortaya koymadılar. Her sorduğunuzda da bir bahane üreterek, farklı farklı gündemler peşinde koşarak gündemi değiştirmeye çalıştılar algıyı başka alanlara çekmeye çalıştılar. Çünkü heybeleri boş, söyleyecek bir şeyleri yok. İstanbul’a dair gerçekleştirdikleri hiçbir şey olmadığı için, depremle ilgili de çalıştaydan öteye gidemedikleri için heybeleri boş, söyleyecek hiçbir şeyleri yok. 3 senedir çalıştay yapmaktan öteye gidemediler. CHP’li İBB yönetiminin İstanbul’da 5 yılda yaptığı tek şey İstanbul’u unutmak oldu. 5 yılda başlayıp da bitirdiği tek şey İstanbul oldu. İstanbul’u bitirmek ve duraksatmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. 31 Mart’ta biz İstanbul’un o duraklama dönemini Malatyalı hemşerilerimizle, İstanbullu kardeşlerimizle birlikte bitireceğiz. Tüm İstanbullularla birlikte İstanbul’umuzun yeniden yükselişini, yeniden dirilişini sizlerle başlatacağız” ifadelerine yer verdi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrin 11 ilçesine kazandırılan 11 yeni Yuvamız İstanbul kreşinin açılışını, çocuklarla birlikte yaptı. Karnaval havasında geçen açılışta konuşan İmamoğlu, “Maalesef, bizden önceki 20- 25 yılda, tek bir kreş dahi İstanbul’a açmayan bir yönetim vardı. Onca yıl tek bir kreş açmayan bu yönetim, şimdi sanki sıfırdan başlayacakmış gibi, kreş açmayı şehre vadetmeyi en önemli vaatlerinden birisi olarak dile getiriyor. Buna ben ne yapıyorum? Vallahi de billahi de seviniyorum. En azından böylesi önemli bir projenin ne kadar mega bir proje olduğunu, ne kadar büyük bir proje olduğunu anlayabilmişler. Bizim yarışımızın adı, başkalarının yaptığı gibi, bir siyaset yarışı değil. Bizim yarışımızın tek adı var. Vallahi de billahi de milletine hizmet yarışı. Bu konuda da ben şahsen iddia ediyorum ki; beni geçecek bir belediye başkanı Türkiye’de yok. Başkası da desin ki ‘Ben daha çok koşacağım.’ Başımın üstünde yeri var” dedi.
İBB, kurum tarihinde sıfır olan kreş sayısını, İmamoğlu döneminde, bugün 11 farklı ilçede açılışı yapılan 11 yeni kreşle birlikte, 100’e çıkardı. Açılışları, Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen 11 kreş için düzenlenen etkinlik, karnaval havasında geçti. İBB kreşlerinde eğitim gören çocuklar etkinliği, kendileri için oyun bahçesi şeklinde tasarlanan alandan izledi. İkramlar ve palyaçolar eşliğinde ağırlanan çocuklar, salona el ele giren İmamoğlu ve eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu’na sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu çifti, renkli görüntülerin yaşandığı etkinliği, kreş çocuklarının arasında izledi. Etkinlikte ilk sahneyi yine çocuklar aldı. Eğitmenleri eşliğinde sahneye çıkan minikler, Şubadap Çocuk’un, “Özgürlük” ve “Neşeli Bir gün” isimli şarkılarıyla coştu.
Çocuklar sahnedeyken mikrofona davet edilen İmamoğlu, miniklerin arasında yaptığı konuşmasında şunları söyledi:
“ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ DÜŞÜNMEK BİR YÖNETİCİ İÇİN EN KUTSAL GÖREV: Çocukların olduğu yer, bir anda böyle çok keyifli, çok moralli bir hal alıyor. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek, onun için bir şeyler yapabilmek, bir yönetici için belki de en kutsal görev. Çocuklarımızla bir arada olmaktan, o çocuklarımızın çok kıymetli anneleriyle, babalarıyla ve sevgili öğretmenleriyle birlikte olmaktan, çok mutluyum. Sevgili çocuklarımızın huzurunda söylemek istiyorum. Onların o sımsıcak, tertemiz kalplerinin ve zihinlerinin önünde,5 yıldır, özellikle bu çocuklarımıza mahcup olmamak için, inanınız gece-gündüz çok çalışıyoruz. ve hiçbir siyasi hesabın, hiçbir çıkar grubunun gözetilmediği, inanın tümüyle tertemiz ve bereketli bir bütçeyle, muazzam işler yapıyoruz. Bu anlamda emeği geçen çok dostlarım, yol arkadaşlarım var. ve bu işler arasında bu süreci yönetirken, bizi en fazla gururlandıran, içimizi en çok ısıtan, bu Yuvamız İstanbul ve Yuvamız İstanbul’un çocuklarının kullandığı o güzel kreşlerimiz, bizi çok mutlu ediyor. Onun ayrı bir yeri var.
VALLAHİ DE BİLLAHİ DE SEVİNİYORUM: Biz, böylesi bir hizmeti, hiç gündeminde olmayan bir siyasal süreçte, bütün Türkiye’nin gündemine, hatta bir kısım adayların bile gündemine dahil etmekten de mutlu oluyoruz. Çocukların eşitlenmesi, çocukların eşit ve adil bir biçimde eğitim alabildiği bir ortamın var edilmesi, bizim en önemli görevlerimizden birisidir. Çünkü bu prensip, Cumhuriyetin prensibidir. Biz, Cumhuriyetin bize söylediğini yapıyoruz. Çocuklarımızı eşitliyoruz. Cumhuriyet, bu topraklarda yaşayan her çocuğa, eşit fırsatlar sunan rejimin adıdır. Cumhuriyet, yöneticilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamayı kendilerine en önemli vazife olarak bildikleri rejimin adıdır. Ama maalesef, bizden önceki 20-25 yılda, tek bir kreş dahi İstanbul’a açmayan bir yönetim vardı. Onca yıl tek bir kreş açmayan bu yönetim, şimdi sanki sıfırdan başlayacakmış gibi, kreş açmayı şehre vadetmeyi en önemli vaatlerinden birisi olarak dile getiriyor. Buna ben ne yapıyorum? Vallahi de billahi de seviniyorum. En azından böylesi önemli bir projenin ne kadar mega bir proje olduğunu, ne kadar büyük bir proje olduğunu anlayabilmişler.
ZANNETTİLER Kİ EKREM İMAMOĞLU BUNU VAAT EDECEK, SONRA DA UNUTACAK: Çünkü ben, şu an yanımda bulunan çocuklarımızın her birinin gelecekteki İstanbul Belediye Başkanı ya da gelecekteki bir bilim insanı ya da gelecekteki çok değerli bir eğitimci, mesleğini en iyi yapan bireyler olması noktasındaki yolculuğun başarılı çocukları olduğunu düşünüyorum. Siz, tabii bütün bunları ıskalar, devleti yönetirken böylesi önemli bir konuyu unutursanız, işte bugün komik duruma düşersiniz. Tabii biz 2019 yılında bu kreşler vaadimizi söylediğimizde, hafife aldıklarını lütfen hatırlayınız. Zannettiler ki, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları bunu vaat edecekler ve ondan sonra da unutacaklar. Öyle bir şey yapmadık tabii. Biz, samimiyiz. Onlar gibi, 25 yıl unutup, bugün seçimden önce -ceyiz, -cağız demiyoruz. Biz söyledik; yaptık.
ÇOCUĞUNUZA, GENÇLERE, YAŞAMINIZA DEĞER VEREN YÖNETİM ANLAYIŞINI TERCİH EDİN: Mart ayı itibariyle, 100’ü aşkın kreşimiz, İstanbul’da hemşehrilerimizin bu biricik çocuklarına hizmet ediyor olacak. Kapasiteyi böylesi devasa bir rakama çıkartmak hem de zor zamanda, zor koşullarda, bizim için çok önemli. İstanbul çocuklarının kreşe ihtiyacı var. İstanbul’un çocuklarının kreş ihtiyacını, elbette tek başına Büyükşehir Belediyesi çözemez. Buna elbette başka kurumlar da destek olmalı. İstanbul’da 14 Cumhuriyet Halk Partili belediye, kaç kreşte hizmet ediyor; geri kalan 25 belediye kaç kreşte hizmet ediyor? Buna bile baktığınızda, anlayış farkını görüyor olacaksınız. Yani neredeyse sayısının iki katı kadar belediyeye sahip olmalarına rağmen, öbür taraftaki kreş sayısının neredeyse 6-7 katı kadar kreşte de ilçe belediyelerimiz hizmet sunuyor. Bu nedir biliyor musunuz? Bu neye önem verdiğinizle ilgili bir konudur. Biz, bu şehrin çocuklarına, bu şehrin geleceğine önem veriyoruz. O bakımdan biz, buradan şunu söylüyoruz: Sevgili hemşehrilerim; çocuğunuza, hayatınıza, gençlere, yaşamınıza değer veren yönetim anlayışını tercih edin. Sizin yaşamınızla değil, sadece bir avuç insanın yaşam kalitesiyle uğraşanlara ya da ona değer verenlere önceliği o alanlara asla fırsat vermeyin.
BİZİ KÜÇÜMSEDİLER: Bizi yine küçümsediler. Hatırlayınız; kreş dedik, küçümsediler. Hiç yoktu; 100’ü aşkın kreşimiz var. Tek bir yurt yatağımız yoktu çocuklarımız için, gençlerimiz için. Eylül ayı itibariyle 6000 yatağa geçiyoruz. Şu an 5 bin 200 gencimiz var yurtlarımızda. ‘Süt dağıtacağız’ dedik. ‘Hani nerede? Süt dağıtacaktınız, göremedik’ dediler. Çünkü biz, göstererek dağıtmadık. Yüz binlerce çocuğumuza süt dağıttık milyonlarca litre. ‘Burs vereceğiz’ dedik. ‘Hayır veremezsiniz ki, ‘Yasa engel’ diye bağırdınız’ dediler. Biz, bu sene tam 750 milyon lira bütçe ayırarak, gençlerimize burs verdik. Peki sadece onunla mı? İstanbul Vakfı üzerinden 3000 kız öğrencimize burs veriyoruz. Sadece onunla mı? Yine 100 bini aşkın ilk, orta, lise öğrencilerimize, destek bursu veriyoruz. Sadece o mu? Değil. Ne yazık ki kötü yönettikleri ekonominin, insanların yaşamlarını zorlaştırdığı bu dönemde dedik ki, ‘4 yaşına kadar çocuğuyla annelerimiz, bu şehirde daha huzurlu yaşasın. Onlara çocuklarıyla birlikte seyahat ederken ücretsiz ‘Anne Kartı’ vereceğiz’ dedik. Verdik. Hem de kaç tane biliyor musunuz? 650 bin annenin cebinde kart var.
BİRİLERİ, BAZI AİLELERİN ÇOCUKLARINI SEÇEREK, TEK BİR KİŞİYE 150-200-250 BİN DOLAR BURS VERİP, YURT DIŞINA, AMERİKA’YA, ORAYA BURAYA GÖNDERİP, ONU 5-10 YIL SONRA MİLLETVEKİLİ YAPIYOR OLABİLİR: Allah aşkına; bütün bu hizmetleri verirken kime, bir kişiye bile, partisini sorduk mu? Düşüncesini sorduk mu? Başka bir şeyi sorduk mu? Sormayız. Bizim insanımız aynı. Bizim insanımız, bizim insanımız, bizim annemiz. Bu evlatlar, bu çocuklar, anneleri, babaları var. Allah o annelere, bu çocukların güzel geleceklerini görmeyi nasip etsin. Onların mutluluklarını nasip etsin. Ama ya bu şehrin çocukları ya bizim çocuklarımız? Onun için hangisine ayırt edebiliriz? Öyle bir şey yok. Birileri, bazı ailelerin çocuklarını seçerek, tek bir kişiye 150-200-250 bin dolar burs verip, yurt dışına, Amerika’ya, oraya buraya gönderip, sonra onu 5-10 yıl sonra da milletvekili yapıyor olabilir. Ama Allah şahit; biz, milletin her evladını evlat kabul ediyoruz. Şehrin hangi imkanı varsa da onu dağıtıyoruz. Bunu her yerde anlatacağım, sıkılmadan. Kürsüye çıkıp dedi ki… Bunu bize bakarak söyledi, milletimize bakarak söyledi. ‘Sen’ dedi, ‘Anne Kart verecekmişsin, -ben ilave yapıyorum, süt dağıtacakmışsın, kreş yapacakmışsın- kimin parasını kime veriyorsun’ dedi. Ben de o kadar temiz bir cevap verdim ki: ‘Vallahi billahi milletin parasını millete veriyorum’ dedim. Milletin parasını millete ve milletin evlatlarına vermeye de aralıksız devam edeceğiz.
BU ŞEHRİN EVLATLARINI EŞİTLEYECEĞİZ: Okul öncesi eğitim almayan çocukların aralarındaki fark açılıyor. Benim evladım ister Bahçelievler’de, ister Sancaktepe’de, ister Bağcılar’da, ister Silivri’de, ister Tuzla’da, ister Beşiktaş’ta, Kadıköy’de… Biz, bu şehrin evlatlarını, bu şehirde eşitlemek için bütün çocuklarımızı eşitleyeceğiz. Eğitimde eşitleyeceğiz. Fırsatta eşitleyeceğiz. Dolayısıyla başka bir fayda daha. Çocuklarımız kreşe geliyorlar. Bu gördüğünüz ortamda sadece buraya usulen genç, hanımefendi eğitimcilerimizi çıkarmadık. Bizim kreşlerimiz, aynı zamanda bir kadın istihdam merkezine dönüştü. Çünkü, aynı zamanda kreşlerimizde, gördüğünüz gibi kalpleri temiz, liyakatleriyle burada görev yapan, pırlanta gibi yüzlerce genç eğitimcimiz var. Öyle de bir faydası var. Sadece onunla da bitmiyor. Kreşlerimiz aynı zamanda annelerin, babaların daha bilinçli oldukları merkezler haline geliyor. Eğitimler yapılıyor. Buluşmalar yapılıyor. Oralar, o mahallenin toplumsal olarak moral bulma yerleri oluyor. Sadece onunla da bitmiyor. Kreşlerimize evlatlarını bırakan güzide annelerimiz, iş bulup çalışıyorlar. Doğru mu? Her konuda fayda, faydayı getiriyor.
ÇOK SES GETİREN KENT LOKANTALARI AÇTIK: Biz, kreşlerin yanı sıra, çok ses getiren Kent Lokantaları açtık. Artık neredeyse 10 bine yakın insanımız, her gün orada ama öğrenci olsun ama emekli olsun ama işsiz olsun, 40 liraya 3 çeşit yemek yiyor. Aynı zamanda her Kent Lokantası, en az 12-13, yerine göre 15 kadın çalışan için de bir istihdam merkezi oluyor. Toplumda kadın emeği artarsa, o toplum zenginleşir. Aksi takdirde, yoksullukla mücadele etmeye devam ederiz. Biz, toplumun zenginleşmesinin kadının zenginleşmesinden geçtiğini iyi bilen insanlarız. Kadının istihdamdaki yerini de bu şekilde arttırıyoruz. Biz bugün Sarıyer Maden’de, Sancaktepe Meclis’te, Avcılar Tahtakale’de, Kağıthane Gürsel’de, Ataşehir Barbaros’ta, Silivri Gümüşyaka’da, Şile Kumbaba’da, Eyüpsultan Güzeltepe’de, Sultangazi Yunus Emre’de, Üsküdar Kısıklı’da, Fatih Kariye’de kreşlerimizi açıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun.
EN FAZLA NE KONUDA ‘TAM YOL İLERİ’ DİYECEĞİZ BİLİYOR MUSUNUZ: Kreşlerimiz, öyle alelade kreşler değil. Her yapı nitelikli, depreme dayanıklı ve çevresine en estetik duyguları veren güzel binalar, kalıcı binalar, içindeki konforu yüksek yapılar. Aynı zamanda, Allah korusun, afet anında bizler için soluk alacağımız, bir arada olacağımız değerli merkezlerimiz olacak. Dolayısıyla göreceksiniz, bu kardeşiniz, bu hemşehriniz, bu evlatların Ekrem Amcası, Ekrem Abisi söz veriyor: Biz, en fazla ne konuda ‘Tam yol ileri’ diyeceğiz biliyor musunuz? Kreş yapmada tam yol ileri diyeceğiz. Çok güçlü yürüyeceğiz bu konuda. Bu şehrin çocuklarının ailelerine yeni imkanlar, yeni hizmetler sunmaya da devam edeceğiz. Göreceksiniz; önümüzdeki dönem daha fazlasını yapıyor olacağız. Çok yakında bunları tek tek sizlere açıklayacağım. O zaman bir kere daha göreceksiniz; anneler-babalar bir kez daha görecekler ki, bu şehrin çocuklarını, bu şehrin çocuklarının eğitimini, sağlığını, mutluluğunu, yaptıklarımızın üzerine yeni yapacaklarımızı ekleyerek, daha güçlü ‘Tam yol ileri’ deyip, Türkiye’nin geleceği için koşacağız.
İCRAAT VE YATIRIM YARIŞINDA YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ: Bizim yarışımızın adı, başkalarının yaptığı gibi, bir siyaset yarışı değil. Bizim yarışımızın tek adı var. Vallahi de billahi de milletine hizmet yarışı. Bu konuda da ben şahsen iddia ediyorum ki; beni geçecek bir belediye başkanı Türkiye’de yok. Başkası da desin ki ‘Ben daha çok koşacağım.’ Başımın üstünde yeri var. Yarışın en güzeli, hizmet yarışı. Hizmette yarışırken, kimseyi rakip görmezsin. Ama siyasette yarışırken, herkesi kötü görürsün, herkesi rakip görürsün. Ben hizmette yarışan bir karaktere sahip olduğum için, vallahi billahi hiç kimseyi rakip görmüyorum. Yani ‘Rakipsizim’ demek istemiyorum, yanlış anlamasın kimse. Rakip görmüyorum. Hizmette yarışalım, hizmette koşalım. Güzel konuşalım. Milletimizin lehine uzlaşalım, anlaşalım. İşte bu yönüyle icraat ve yatırım yarışında yolumuza devam edeceğiz. Bizim yarışımız, adalet ve eşitlik yarışıdır. Ben bu koşuyu yaparken, bu yüreği ortaya koyarken, 7/24 çalışırken, kalbimdeki sesin ifadesini şöyle söyleyeyim. Niçin biliyor musunuz? Burada bulunan birçok yol arkadaşımın, vatandaşımın da hikayesinde vardır. Ben, Türkiye Cumhuriyeti’nin 40 haneli bir köyünde doğarak, bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapabiliyorsam… Tabii ki annemin, babamın bana büyük emeği var. Ama bana en büyük emeğin, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin emeği olduğunu biliyorum. Beni bugüne getiren Cumhuriyetimizin, devletimizin ve onu var eden milletimizin evlatlarına hizmet etmek de benim en büyük sorumluluğum, en büyük borcumdur. Allah’ım beni size mahcup etmesin. Bu çocuklara mahcup etmesin.
KURDELE ÇOCUKLARLA VE BAĞIŞÇILARLA BİRLİKTE KESİLDİ
İstanbul’a kazandırılan 11 yeni kreşin açılışı; Yuvamız İstanbul öğrencileri, İmamoğlu, CHP milletvekilleri Engin Altay, Zeynel Emre, PM üyeleri Mahir Yüksel, Berker Esen, Turgay Özcan ile CHP’nin Eyüpsultan (Mithat Bülent Özmen), Fatih (Mahir Polat), Avcılar (Utku Caner Çaykara), Bakırköy (Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu), Esenler (Hasan Dalkıran), Zeytinburnu (Onur Soytürk) Kağıthane (Tonguç Çoban) belediye başkan adayları ve bağışçı ailelerin birlikte kestiği kurdele ile hizmete girmiş oldu.
Mevcut durumda hizmet vermeye devam eden İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerinde, toplamda 6276 kapasite ile hizmet sunuluyor. Bu kapsamda, yeni açılan 11 yeni Yuvamız İstanbul kreşi ile toplam kapasite ise 7231’e ulaşacak.
]]>Ataman, AA muhabirleri ve foto muhabirlerinin yurt içi ve dışında 2023 yılı boyunca çektiği, 5 kategoride oylamaya sunulan 147 fotoğrafı inceleyerek, “Haber”, “Çevre-Yaşam”, “Spor” ile bu yıla özel eklenen ” Deprem: Umut” ve ” Gazze: Kanıt” kategorilerinde seçim yaptı.
İlk oyunu, Eren Bozkurt’un objektifine yansıyan, Artistik Jimnastik Dünya Challenge Kupası’ndan “Olimpik burgu” isimli kareden yana kullanan Ataman, fotoğrafın durumu çok estetik olarak yansıttığını aktardı.
Öte yandan, Ataman, FIBA 2023 Avrupa Şampiyonası çeyrek finalinde Sırbistan ve Belçika Milli Takımları’nın Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki karşılaşmanın yer aldığı, Ales Beno’ya ait “Elle müdahale” isimli fotoğrafı seçerek, “Basketbol hocası olduğum için o fotoğrafı beğendim.” dedi.
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde İskoçya temsilcisi Celtic ile İspanya ekibi Atletico Madrid arasındaki maçta Celtic taraftarının, İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye saldırıları nedeniyle Filistin bayrağı açtığı, David Alvaro’ya ait “Gazze’ye destek” isimli kareyi oylayan Ataman, seçimi şu sözlerle açıkladı:
“Celtic maçındaki görüntüyü beğendim, atmosferi beğendim. Bütün bir stadyumun barış için bayrak açmasını beğendim.”
Ataman, Galatasaray geçmişine de atıfta bulunarak, Galatasaray’ın 2022-2023 sezonu şampiyonluk sevincini yansıtan ve Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un omuzlardayken Evrim Aydın’a ait “Taraftarın gözbebeği” isimli kareyi de “spor” kategorisinde seçtiklerine eklerken, “Okan Hoca’nın şampiyonluk fotoğrafı çok güzel. Bir Galatasaraylı olarak o fotoğrafı görünce mutlu oldum, onu hemen beğendiğimi söyleyebilirim.” diye konuştu.
Milli Kadın Voleybol Takımı’nın 2023 CEV Avrupa Şampiyonası’nın finalinde Sırbistan’ı 3-2 yenerek tarihinde ilk kez şampiyon olduğu anların sevincini yansıtan ve Dursun Aydemir’a ait “Dünyanın Sultanları” isimli kare için de oy kullanan Ataman, bu fotoğrafın gurur verici olduğunu vurguladı.
Ataman’ın İstanbul ve Cumhuriyet sevgisi seçimlere yansıdı
İstanbul’a olan sevgisini sık sık dile getiren Ataman, “Haber” kategorisinde, Cumhuriyet’in 100. yılında Türk donanmasının İstanbul Boğazı’ndan 100 gemi ile gerçekleştirdiği geçidi yansıtan Muhammed Enes Yıldırım’a ait “Boğazda bir dev” isimli kareyi seçti.
Ataman, “Fotoğraf hem İstanbul’un güzelliğini hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü gösteriyor. Bende bu duyguyu uyandırıyor.” dedi.
Haber kategorisinde Ataman’ın seçtiği diğer fotoğraf ise, Cumhuriyet’in 100. yıl dönümü dolayısıyla İstanbul Boğazı’nda düzenlenen havai fişek, ışık ve dron gösterilerini yansıtan, Aytuğ Can Sencar’a ait “Türkiye yüzyılı” isimli kare oldu.
Ataman, bu kare için “Cumhuriyet ve 100. yıl benim için çok önemli. İstanbul da benim için dünyanın en güzel şehri. Çok güzel bir fotoğraf olarak görüyorum onu.” diye konuştu.
“Çevre ve yaşam” kategorisinde, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet’in ilanının 100. yıl dönümünde Anıtkabir’e akın eden vatandaşların görüldüğü Emin Sansar’a ait, “Ata’nın huzurunda” karesini seçen Ataman, “Binlerce insanın 29 Ekim’de ve 100. yılda Ata’mızı anması benim için çok önemli.” dedi.
İstanbul’da Mevlit Kandili dolayısıyla Sultanahmet Camisi’nde düzenlenen programın havadan İstanbul manzarasıyla birlikte görüldüğü Ali Atmaca’ya ait “Sen aydınlatırsın geceyi” isimli kareyi de seçtiklerine ekleyen Ataman şöyle konuştu:
“Fotoğraf müthiş. İstanbul’un akşam güzelliğini, hem Sultanahmet, hem arkada İstanbul ve Boğaziçi Köprüsü’nü gösteriyor. İstanbul’un büyüleyici atmosferini aktarıyor.”
“Yıkım” ve “Depremin Umudu” da seçilenler arasında yer aldı
Ataman, “Gazze: Kanıt” kategorisinde, savaşın boyutlarını ve bir şehrin yok edilişini geniş açıdan gözler önüne seren İsrail’in başlattığı yoğun bombardıman sonucu Gazze Şeridi’nde moloz yığınına dönüşen çok sayıdaki binanın yer aldığı, Shadi Al Tabatibi’ye ait “Yıkım” isimli fotoğrafı seçti.
“Deprem: Umut” kategorisinde geçen yıl 6 Şubat depremlerinde yıkılan binanın enkazından 29 saat sonra sağ çıkarılan 6 aylık bebek Ayşe Vera Yılmaz’ın yer aldığı Aytuğ Can Sencar’a ait “Depremin umudu” isimli fotoğrafı seçen Ataman, “Çok büyük bir acı sonucu kenetlenen bir kurtarma ekibinin tüm Türkiye’nin kenetlenmesi ve kurtarma ekiplerinin yaptığı büyük mücadele sonucu kurtarılan bir bebeğimizin fotoğrafı. Büyük acının tesellisi diyeceğim buna.” diye konuştu.???????
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çelik ile birlikte Alevi yurttaşların Kavaklı Mahallesi’ndeki Fatma Ana Cemevi’nde bugün verdiği Hızır lokmasına ortak oldu. Deyişlerin okunmasıyla başlayan lokma dağıtımı öncesinde İmamoğlu ve Çalık, birer konuşma yaptı. “Her bakışın, her gözün, her o içindeki nurun bakışı benim için çok kıymetli” diyen İmamoğlu, “Bu değerli ibadethane, cemevimiz buraya çok yakıştı. Fatma Ana ismi çok yakıştı. Burayı yöneten hanımefendilerin güzel iradeleri ve buraya koydukları o güzel vicdan, olağanüstü bir maneviyat kattı Beylikdüzü’ne” diye konuştu.
“BURADAKİ İNSANLARIN HUZURU, İSTANBUL’A VE TÜRKİYE’YE İYİ GELECEK”
İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada yapılan her iş, özenli yapılmaya gayret ediliyor, bu da beni çok mutlu ediyor. Buradaki insanların mutluluğu, huzuru sanki İstanbul’a iyi geliyor. Sanki buradan oluşan o iyi ve güzel duygular, bütün Türkiye’ye iyi gelecek gibi bir his var içimde. Dolayısıyla buradaki her insanın bakışı, duygu dili, tavrı beni çok etkiliyor. Bazen bir çocuk, bazen bir genç, İstanbul’un bir yerinde denk geldiğimizde ‘Ben Beylikdüzü’nden geliyorum’ deyip sarılarak kendi yaşamını ve duygularını anlatıyor. Bu beni çok bahtiyar ediyor. Bu şehrin bütün çocukları benim evladım gibi. Öyle davranıyorum onlara. Onlar da bana bunun karşılığını veriyor. Muazzam bir şey bu. Ne mutlu bana. İnşallah buradaki güzel komşularıma, kıymetli büyüklerime, sevgili dostlarıma, arkadaşlarıma, kardeşlerimize, evlatlarımıza layık oluruz.
“DARDA OLANIN HIZIR YOLDAŞI VE YARDIMCISI OLSUN”
Büyük bir yolculuk yürüyoruz ve bu yolculuğun tam da ortasında, bugün burada Hızır lokmasında sevgili canlarımızın oruçlarını açmalarına, lokmalarına eşlik ediyorum. Bu beni elbette çok mutlu etti. Tutulan oruçlar Hak katında kabul olsun. Darda olanın Hızır yoldaşı olsun, yardımcısı olsun. Bu güzel duayı yaparken aslında bu dua benim en büyük şiarım. İstanbul’da bir darda olan insan var ise, sıkıntıda olan bir insan var ise, canı sıkılmış bir anne, bir baba, bir evlat var ise inanın, ben de bütün İstanbul’daki insanlara karşı Hızır gibi yetişmeye gayret eden bir kulum ve bir belediye başkanınızım, dostunuzum. İnşallah mahcup olmayız. İnşallah darda olana koşarız ve el veririz; onları tutarız, ayağa kaldırırız. Duamız odur ki; memleketimizin bütün insanları, bütün güzel insanları huzurlu olsunlar, mutlu olsunlar. Şehrimizde, ülkemizde herkes birbirine iyi gözle baksın. Kalpten baksın, sevsin, saysın. Hiç kimsenin birbirinden farkı olmadığını bilsin. Bu kadim toprakların en zor anlarında barışın, huzurun birlikte düşünmenin çok faydalarını görmüşüzdür. Allah bizim birliğimizi ve beraberliğimizi hiçbir zaman bozulmasına fırsat tanımasın, ona yardımcı olsun.
“BANA BİR TEK ‘HIZIR YOLDAŞIN OLSUN’ DESENİZ YETER”
Birliğin, beraberliğin, kutuplaşmamanın, ayrışmamanın bizim en değerli felsefemiz olduğunu düşünüyorum. Buradaki bütün dostlardan akıllarına, ‘Ekrem İmamoğlu’ ya da ‘Ekrem kardeşi’, ‘Ekrem arkadaşı’, ‘Ekrem ağabeyi’ geldiğinde bana bir tek ‘Hızır yoldaşın olsun’ dese yeter. Birçok yerde insanlar kulağıma eğilip bana her gün en az 10-15-20 kez, ki çoğu hanımefendi ablalarımız, ağabeylerimiz, ‘Hızır yoldaşın olsun’ dediğinde içim ısınıyor. Ne mutlu sizlerle beraber dostça, can cana bir ömür yaşıyoruz. Allah hepinizden razı olsun. Hepinizi çok seviyorum. Hepinize Allah sağlık, sıhhat versin. Burada sizleri görmekten onur duydum. Bu kıymetli cemevinin oluşmasına katkı sunmaktan büyük gurur duyuyorum. Burada ibadet eden bütün canlarımıza çok çok güzel ömürler diliyorum.”
ÇALIK: MEMLEKETİMİZİN BEREKETE İHTİYACI OLDUĞU GÜNLERDEN GEÇİYORUZ
Çalık da duygularını, “Tutulan orucunuz, Hızır orucunuz kabul olsun. Allah, Hak katında kabul eylesin. Kıymetli başkanımızı bugün burada ağırlıyoruz. En sevdiği topraklardan güzel dualarla göndereceğiz. Hızır, sevgili başkanımızın da yardımcısı olsun. Zor günlerden geçiyoruz. Memleketimizin birliğe, bolluğa, berekete ihtiyacı olduğu günlerden geçiyoruz. Hepimizin Hak yardımcısı olsun. Edilen duaların, tutulan oruçların kabul olmasını diliyorum. Hızır, hepimizin yardımcısı olsun” sözleriyle dile getirdi.
Konuşmalardan sonra Dede Rıza Kılıç’ın okuduğu duanın ardından Hızır lokmaları dağıtıldı ve oruçlar açıldı.
]]>AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum:
“Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz”
“Tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz”
“İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz”
“9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz. Dünyaya örnek olacak bir afet yönetim sistemine imza atarken genç beyinlerimizin gelişimine katkı sağlayacağız. Kuracağımız sistemle afet olduğunda hangi adımları atmamız gerektiğini anlık olarak bileceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, 25 Ocak’ta düzenlediği Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Tanıtım Toplantısı’nda 10 temel başlık altında projelerini açıklamıştı. Kurum bugün Bakırköy’de düzenlenen Risksiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nda ise daha önce açıkladığı bu projelerini detaylı bir şekilde anlattı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın konuşmalarıyla devam etti. Kurum şimdiye kadar yapılan ve göreve gelince İstanbul için yapmayı planladığı projelerini tek tek anlatırken, simülasyonu ise sahneye yansıtıldı. Kurum program sonunda ise protokol eşliğinde sahnede fotoğraf çektirdi.
“Tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz”
Programda sanayi alanlarının dönüşüm projelerinden bahseden AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz dönüşümün alt başlıklarından birini de sanayi alanlarının dönüşümü olarak belirledik. Ben Türkiye’nin hemen her ilinde, şehir merkezinde kalmış sanayi alanlarını, çeperlere taşıyıp dönüştürmüş bir kardeşinizim. 18 ilimizde Sanayi Dönüşüm projeleri yaptık. Gerek sıfır atığı önceliklendiren, gerek sürdürülebilir üretimi odağına alan projelerimizi ülkemizin bir çok ilinde yapmış ve esnafımıza, şehrimizin üretimine, istihdamına katkı sağlamış bu projeleri gerçekleştirerek milletimizi mutlu eden İstanbul’umuzun, 108 milyar dolara tekabül eden bir sanayi cirosu var. 800 bin İstanbullu kardeşimiz bu sanayi alanlarında çalışıyorlar. Sanayi işletmelerimizin yüzde 77’lik kısmı şehir merkezinde kalmıştır. Yüzde 62’si düzensiz, dağınık yapıdadır. Bu durum aslında trafik çilesini artırmakta, hava kirliliği oluşturmakta, afet risklerine karşı İstanbul’un kırılganlığını artırmaktadır. Bu nedenle, Bayrampaşa, Esenyurt ve Başakşehir’deki sanayi tesislerimiz başta olmak üzere tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz. İstanbul Sanayi Odamızla ve İstanbul Ticaret Odamızla istişareler yaptık. Talebi olan sanayicilerimizin planlı, altyapılı, sosyal donatılı arazi ihtiyaçlarını karşılayacağız. Sanayi alanlarımızı şehrin çeperlerine çıkarıp, arge, inovasyon ve kuluçka merkezleriyle, oteli, lokantaları, mesleki eğitim okullarıyla, teknolojinin üretildiği bu üretimlerin merkezi İstanbul sanayisini inşa edeceğiz. Bu dönüşümle birlikte sürdürülebilir bir dönüşümü gerçekleştirelim istiyoruz. Enerjimizi, suyumuzu daha verimli kullanacağımız ve 2 bin 40 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda bu adımları atalım istiyoruz” dedi.
“Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız”
Göreve gelir gelmez İstanbul’un her yerinde yenileme çalışmaları başlatacağını dile getiren Kurum, “Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız. Göreve gelir gelmez, tarihi yarımadada ve İstanbul’un her yerinde bir renovasyon seferberliği başlatacağız. Öncelikle Eminönü-Sirkeci sahil bandımızı düzenleyeceğiz. Eminönü sahil yolu ile bağlantılı tüm sokakları ve tüm meydanları yeniden elden geçireceğiz. Sirkeci tren garımız da tematik düzenlemeyle içindeki donatılarla her yaştan İstanbullunun keyifle dolaşacağı cıvıl cıvıl bir alan olacak. Meşhur Kıble Çeşme Caddesi İstanbul’un en önemli lokasyonlarından bir tanesi ve burayı yapacağımız projelerle birlikte süratle restore edeceğiz. Fatih Camii ve külliyesi çevresindeki sokakları, niteliksiz binaları elden geçirerek düzenleyeceğiz. Sultan Fatih’in torunları olarak bu şehre yakışır bu dönüşümü, buradaki binaları, saçağıyla, malzemeleriyle çevresinde yürüyüş yapılacak bisiklet yollarıyla, tarihi kimliğine uygun peyzajla yepyeni bir görüntüye kavuşturacağız. Her gün milyonları ağırlayan Sultanahmet Meydanı’nda da kapsamlı bir çevre düzenlemesi yaparak tüm tarihi yarımadayı gerçek kimliğiyle, gerçek gücüyle yeniden tarih sahnesine çıkaracağız. Yine Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak tanımladığı ve UNESCO tarihi miras listesinde bulunan Süleymaniye Camii ve çevresini de adına yakışır bir yenileme projesiyle ihya edeceğiz. Bölgedeki niteliğini kaybetmiş, köhneleşmiş yapıların tamamını düzeltmek suretiyle orada Mimar Sinan’ın emanetine hep birlikte sahip çıkacağız. Ordu Caddesi’nde de, cadde ve sokak sağlıklaştırma çalışması ile, tarihi Haydarpaşa Tren Garı’ndan başlayıp Kadıköy Meydanı’ndan Moda’ya uzanan kıyı düzenlemesini Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yapacağı Anadolu Yakası’na kazandıracağımız en büyük kültür merkeziyle birlikte birleştireceğiz. Bu tarih ve yeşil aks çok özel bir projeyle birleşecek. İstanbullular denizin, sahilin ve tarihin o dokusunun keyfini bir arada yaşayacak” şeklinde konuştu.
“Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız”
Daha önce bazı illerde yapmış olduğu ve şimdi İstanbul için yapacağı meydan projeleri hakkında konuşan Kurum “Kent meydanlarımız sosyal, kültürel, ekonomik ve estetik açılardan önemli bir role sahiptir. İnsanımız buralarda bir araya gelmekte İstanbul’un kültürel ve sanatsal yaşamı buralarda sürmektedir. Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız. Ben bundan önce 40 ilimizde 40 tarihi meydanın inşası için çalıştım. Konya, Erzurum, Diyarbakır, Bitlis, Zonguldak, Rize ve Bursa’da bir çok proje gerçekleştirdik. Bundan önce nasıl şehrin en değerli yerlerini vatandaşlarımızın mutluluğuna ayırdıysak, bundan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Yeni Çengelköy meydanımız kıyı düzenlemesi, aydınlatmaları, geniş otoparkıyla Çengelköy’ümüze değer katacak bir yatırım olacak. Yine Çengelköy’de yapacağımız sokak sağlıklaştırmalarıyla bölgeyi eski ticari ve kültürel canlılığına yeniden kavuşturacağız. Yeni Ataşehir Meydanı’nda ilk ofisim işyerleri, kreşler, arge merkezleri, kuluçka merkezleri, açık Pazar yeri alacak. Bunların yanında; açık-kapalı spor salonları, kültür-sanat merkezleri, tiyatrosu, operası, eğitim ve sağlık merkezleriyle; tam bir yaşam alanı olacak. Esenyurt’un bütünleşeceği sosyalleşeceği yeni meydanımız olacak. Küçükçekmece’mize yeni Halkalı Meydan Projesi’ni kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz”
Bütünleşik Afet Yönetim merkezi kuracağını belirten Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü: “İstanbul gibi riskli bir şehirde, afetler olmadan harekete geçmek zorundayız. İstanbul’un afet yönetimine dair projelerimizi 1 Nisan tarihi itibariyle süratle başlatacağız. Bugün, İstanbul’un potansiyel risklerini tamamen belirledik. Stratejilerimizi ve önlemlerimizi geliştirdik. Acil durum planlarımızı, tahliye yollarımızı, kullanılacak kaynakları tamamen planladık. AFAD’ımız afetlerdeki hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinde koordinasyonu başarıyla sağlıyor. Biz de AFAD’ımızla işbirliği yapacak, İBB bünyesinde kuracağımız afet yönetiminde önceliğimizi önleme ve risk azaltma olarak belirleyeceğiz. Biz risk azaltma için yapılacak harcamaları maliyet değil geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Afet öncesi yapılan 1 birim yatırımın, afet sonrası yapılacak 10 birim harcamaya eşdeğer bilinciyle afete hazırlık kapsamında adımlarımızı atacağız. Öbür taraftan olası bir afet sonrası için müdahale kapasitemizi en hızlı şekilde güçlendirecek, iletişim ve iyileştirme aşamasını da planlayacağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi’ni kuracağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi içinde güçlendirilmiş gerçek zamanlı haberleşme altyapısı, Gözlem ağları, Tahmin ve erken uyarı sistemleri, Elektronik risk izleme sistemleri, Anlık Durum Tespitleri, Karar Destek Sistemleri, Dayanıklılık Analizi ve Planlama Platformu bir arada çalışacak. Sistemi Yapay Zeka Destekli Veri Analitiği araçları ile analiz edecek, Akıllı Şehir Sistemi’ne ve İstanbul’un Dijital İkizi’ne entegre edeceğiz. Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz. Dünyaya örnek olacak bir afet yönetim sistemine imza atarken genç beyinlerimizin gelişimine katkı sağlayacağız. Kuracağımız sistemle afet olduğunda hangi adımları atmamız gerektiğini anlık olarak bileceğiz”
“İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz”
Dijital İkizi Projesi sayesinde İstanbul’un afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edileceğinin altını çizen Murat Kurum, “İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz. Örneğin, deprem riski altındaki bölgeleri önceden belirleyerek, gerekli iyileştirmeleri hızlıca yapabileceğiz. Yoğun yağışlardan kaynaklanabilecek sel risklerini tahmin ederek yine gerekli önlemleri süratle alabiliriz. Şehrimizin herhangi bir alanına 30 milimetre şiddetinde yağış düşecek. 30 milimetre yağış; meteorolojide kuvvetli yağış anlamına gelir. Kuvvetli yağış durumunda yazılım bize, hangi alanların sel riski altında olacağını gösteriyor. Bir afeti yaşamamak adına dijital ikizle birlikte bu tedbiri alabiliriz. Tek tek tüm binaların su taşkın seviyelerini de gösteriyor. İşte biz dijital ikiz sayesinde; böyle yoğun bir yağış beklentisi olduğunda, yağmur gelmeden orada, milletimizin yanına koşacağız” diye konuştu.
“Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız”
Atatürk Havalimanı’nda kurulan Afet Yönetim Merkezi ile çeşitli ulaşımların olduğu lojistik ve tahliye merkezi olacağını söyleyen Kurum, “Atatürk Havalimanı’na yeni bir Afet Yönetim Merkezi kuracağız. Yapımı devam eden millet bahçesine entegre şekilde kuracağımız Afet Yönetim Sistemi’nin tüm bileşenlerini tek bir merkezden yöneteceğiz. Afet yönetiminde İBB Birimleri ile Lojistik Merkezleri bir arada bulunacak. Mevcut hava ve kara ulaşımının yanına deniz ulaşımını da ekleyerek burada bir de liman, lojistik ürünlerin geleceği iskele inşası da yapacağız. Havadan, karadan, deniz yolundan da lojistik desteği alabildiğimiz Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız” dedi.
“9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız”
İstanbul’da sayısı 1 olan Lojistik Destek Merkezi sayısını 7’ye çıkaracağını vurgulayan Kurum, İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğini de sözlerine ekleyerek “Atatürk Havalimanı Millet Bahçemiz olası bir afet durumunda, hava-kara-deniz ulaşımının bulunduğu bir lojistik ve tahliye merkezi olacak. Şu anda İstanbul’umuzda sayısı 1 olan lojistik destek merkezi sayımıza 6 ekleyerek toplamda 7 lojistik merkez yapacağız. Bu Lojistik destek merkezleri, afet anında önemli bir rol oynayacaklar. Acil durum lojistiğimizin hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesine imkan verecek. İBB destek birimlerinin de yer alacağı bu merkezler İstanbullunun günlük yaşamını kolaylaştıracak. Afet anında ise kesintisiz iletişim ile İstanbul’un her türlü ihtiyacının kesintisiz sağlanmasına destek olacak. Havalimanında olduğu gibi tahliye ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak üzere şehrin kuzeyinde İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğiz. Bunların yanı sıra 9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız. Ayrıca 39 ilçemizde bulunan toplanma ve geçici yaşam alanlarının alt ve üst yapılarını afete hazır hale getireceğiz. Normalde vatandaşlarımızın kreş, kütüphane olarak gördüğü bu yerler, afet zamanında aşevi, duş alanları, tuvaletleri ve barınma üniteleriyle birer geçici yaşam alanı olacak. Afet sonrasına yönelik olarak kolayca dönüşebilen birimler ekleyeceğiz. 6 saat içinde afet sonrası hizmet birimlerinin kurulacağı bu alanlar, afet anında 2 milyon insanımız için geçici ve güvenli yaşam alanlarına dönüşecek. Afete anında kurtarma, tahliye, tıbbi yardım., toplama ve erişilebilirliğin kesintisiz sağlanması için en önemli araç acil ulaşım yollarıdır. 65 tane helikopterle birlikte bu işleri hızlı bir şekilde İstanbul’a kazandıracağız. Biz bu heliportlarla, afet bölgelerine hızlı kurtarma ekiplerini, yardım ve acil durum malzemelerini taşıyan bu pistlerimizi kazandıracağız. İstanbul’un 571 yıllık şanlı tarihinin en büyük dönüşümünü, çevre ve şehircilik seferberliğini, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, 39 ilçe belediye başkanımızla hep birlikte yapacağız” ifadelerini kullandı.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, 25 Ocak’ta düzenlediği Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Tanıtım Toplantısı’nda 10 temel başlık altında projelerini açıklamıştı. Kurum bugün Bakırköy’de düzenlenen Risksiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nda ise daha önce açıkladığı bu projelerini detaylı bir şekilde anlattı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın konuşmalarıyla devam etti. Kurum şimdiye kadar yapılan ve göreve gelince İstanbul için yapmayı planladığı projelerini tek tek anlatırken, simülasyonu ise sahneye yansıtıldı. Kurum program sonunda ise protokol eşliğinde sahnede fotoğraf çektirdi.
“Tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz”
Programda sanayi alanlarının dönüşüm projelerinden bahseden AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz dönüşümün alt başlıklarından birini de sanayi alanlarının dönüşümü olarak belirledik. Ben Türkiye’nin hemen her ilinde, şehir merkezinde kalmış sanayi alanlarını, çeperlere taşıyıp dönüştürmüş bir kardeşinizim. 18 ilimizde Sanayi Dönüşüm projeleri yaptık. Gerek sıfır atığı önceliklendiren, gerek sürdürülebilir üretimi odağına alan projelerimizi ülkemizin bir çok ilinde yapmış ve esnafımıza, şehrimizin üretimine, istihdamına katkı sağlamış bu projeleri gerçekleştirerek milletimizi mutlu eden İstanbul’umuzun, 108 milyar dolara tekabül eden bir sanayi cirosu var. 800 bin İstanbullu kardeşimiz bu sanayi alanlarında çalışıyorlar. Sanayi işletmelerimizin yüzde 77’lik kısmı şehir merkezinde kalmıştır. Yüzde 62’si düzensiz, dağınık yapıdadır. Bu durum aslında trafik çilesini artırmakta, hava kirliliği oluşturmakta, afet risklerine karşı İstanbul’un kırılganlığını artırmaktadır. Bu nedenle, Bayrampaşa, Esenyurt ve Başakşehir’deki sanayi tesislerimiz başta olmak üzere tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz. İstanbul Sanayi Odamızla ve İstanbul Ticaret Odamızla istişareler yaptık. Talebi olan sanayicilerimizin planlı, altyapılı, sosyal donatılı arazi ihtiyaçlarını karşılayacağız. Sanayi alanlarımızı şehrin çeperlerine çıkarıp, arge, inovasyon ve kuluçka merkezleriyle, oteli, lokantaları, mesleki eğitim okullarıyla, teknolojinin üretildiği bu üretimlerin merkezi İstanbul sanayisini inşa edeceğiz. Bu dönüşümle birlikte sürdürülebilir bir dönüşümü gerçekleştirelim istiyoruz. Enerjimizi, suyumuzu daha verimli kullanacağımız ve 2 bin 40 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda bu adımları atalım istiyoruz” dedi.
“Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız”
Göreve gelir gelmez İstanbul’un her yerinde yenileme çalışmaları başlatacağını dile getiren Kurum, “Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız. Göreve gelir gelmez, tarihi yarımadada ve İstanbul’un her yerinde bir renovasyon seferberliği başlatacağız. Öncelikle Eminönü-Sirkeci sahil bandımızı düzenleyeceğiz. Eminönü sahil yolu ile bağlantılı tüm sokakları ve tüm meydanları yeniden elden geçireceğiz. Sirkeci tren garımız da tematik düzenlemeyle içindeki donatılarla her yaştan İstanbullunun keyifle dolaşacağı cıvıl cıvıl bir alan olacak. Meşhur Kıble Çeşme Caddesi İstanbul’un en önemli lokasyonlarından bir tanesi ve burayı yapacağımız projelerle birlikte süratle restore edeceğiz. Fatih Camii ve külliyesi çevresindeki sokakları, niteliksiz binaları elden geçirerek düzenleyeceğiz. Sultan Fatih’in torunları olarak bu şehre yakışır bu dönüşümü, buradaki binaları, saçağıyla, malzemeleriyle çevresinde yürüyüş yapılacak bisiklet yollarıyla, tarihi kimliğine uygun peyzajla yepyeni bir görüntüye kavuşturacağız. Her gün milyonları ağırlayan Sultanahmet Meydanı’nda da kapsamlı bir çevre düzenlemesi yaparak tüm tarihi yarımadayı gerçek kimliğiyle, gerçek gücüyle yeniden tarih sahnesine çıkaracağız. Yine Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak tanımladığı ve UNESCO tarihi miras listesinde bulunan Süleymaniye Camii ve çevresini de adına yakışır bir yenileme projesiyle ihya edeceğiz. Bölgedeki niteliğini kaybetmiş, köhneleşmiş yapıların tamamını düzeltmek suretiyle orada Mimar Sinan’ın emanetine hep birlikte sahip çıkacağız. Ordu Caddesi’nde de, cadde ve sokak sağlıklaştırma çalışması ile, tarihi Haydarpaşa Tren Garı’ndan başlayıp Kadıköy Meydanı’ndan Moda’ya uzanan kıyı düzenlemesini Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yapacağı Anadolu Yakası’na kazandıracağımız en büyük kültür merkeziyle birlikte birleştireceğiz. Bu tarih ve yeşil aks çok özel bir projeyle birleşecek. İstanbullular denizin, sahilin ve tarihin o dokusunun keyfini bir arada yaşayacak” şeklinde konuştu.
“Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız”
Daha önce bazı illerde yapmış olduğu ve şimdi İstanbul için yapacağı meydan projeleri hakkında konuşan Kurum “Kent meydanlarımız sosyal, kültürel, ekonomik ve estetik açılardan önemli bir role sahiptir. İnsanımız buralarda bir araya gelmekte İstanbul’un kültürel ve sanatsal yaşamı buralarda sürmektedir. Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız. Ben bundan önce 40 ilimizde 40 tarihi meydanın inşası için çalıştım. Konya, Erzurum, Diyarbakır, Bitlis, Zonguldak, Rize ve Bursa’da bir çok proje gerçekleştirdik. Bundan önce nasıl şehrin en değerli yerlerini vatandaşlarımızın mutluluğuna ayırdıysak, bundan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Yeni Çengelköy meydanımız kıyı düzenlemesi, aydınlatmaları, geniş otoparkıyla Çengelköy’ümüze değer katacak bir yatırım olacak. Yine Çengelköy’de yapacağımız sokak sağlıklaştırmalarıyla bölgeyi eski ticari ve kültürel canlılığına yeniden kavuşturacağız. Yeni Ataşehir Meydanı’nda ilk ofisim işyerleri, kreşler, arge merkezleri, kuluçka merkezleri, açık Pazar yeri alacak. Bunların yanında; açık-kapalı spor salonları, kültür-sanat merkezleri, tiyatrosu, operası, eğitim ve sağlık merkezleriyle; tam bir yaşam alanı olacak. Esenyurt’un bütünleşeceği sosyalleşeceği yeni meydanımız olacak. Küçükçekmece’mize yeni Halkalı Meydan Projesi’ni kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz”
Bütünleşik Afet Yönetim merkezi kuracağını belirten Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü: “İstanbul gibi riskli bir şehirde, afetler olmadan harekete geçmek zorundayız. İstanbul’un afet yönetimine dair projelerimizi 1 Nisan tarihi itibariyle süratle başlatacağız. Bugün, İstanbul’un potansiyel risklerini tamamen belirledik. Stratejilerimizi ve önlemlerimizi geliştirdik. Acil durum planlarımızı, tahliye yollarımızı, kullanılacak kaynakları tamamen planladık. AFAD’ımız afetlerdeki hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinde koordinasyonu başarıyla sağlıyor. Biz de AFAD’ımızla işbirliği yapacak, İBB bünyesinde kuracağımız afet yönetiminde önceliğimizi önleme ve risk azaltma olarak belirleyeceğiz. Biz risk azaltma için yapılacak harcamaları maliyet değil geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Afet öncesi yapılan 1 birim yatırımın, afet sonrası yapılacak 10 birim harcamaya eşdeğer bilinciyle afete hazırlık kapsamında adımlarımızı atacağız. Öbür taraftan muhtemel bir afet sonrası için müdahale kapasitemizi en hızlı şekilde güçlendirecek, iletişim ve iyileştirme aşamasını da planlayacağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi’ni kuracağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi içinde güçlendirilmiş gerçek zamanlı haberleşme altyapısı, Gözlem ağları, Tahmin ve erken uyarı sistemleri, Elektronik risk izleme sistemleri, Anlık Durum Tespitleri, Karar Destek Sistemleri, Dayanıklılık Analizi ve Planlama Platformu bir arada çalışacak. Sistemi Yapay Zeka Destekli Veri Analitiği araçları ile analiz edecek, Akıllı Şehir Sistemi’ne ve İstanbul’un Dijital İkizi’ne entegre edeceğiz. Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz. Dünyaya örnek olacak bir afet yönetim sistemine imza atarken genç beyinlerimizin gelişimine katkı sağlayacağız. Kuracağımız sistemle afet olduğunda hangi adımları atmamız gerektiğini anlık olarak bileceğiz”
“İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz”
Dijital İkizi Projesi sayesinde İstanbul’un afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edileceğinin altını çizen Murat Kurum, “İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz. Örneğin, deprem riski altındaki bölgeleri önceden belirleyerek, gerekli iyileştirmeleri hızlıca yapabileceğiz. Yoğun yağışlardan kaynaklanabilecek sel risklerini tahmin ederek yine gerekli önlemleri süratle alabiliriz. Şehrimizin herhangi bir alanına 30 milimetre şiddetinde yağış düşecek. 30 milimetre yağış; meteorolojide kuvvetli yağış anlamına gelir. Kuvvetli yağış durumunda yazılım bize, hangi alanların sel riski altında olacağını gösteriyor. Bir afeti yaşamamak adına dijital ikizle birlikte bu tedbiri alabiliriz. Tek tek tüm binaların su taşkın seviyelerini de gösteriyor. İşte biz dijital ikiz sayesinde; böyle yoğun bir yağış beklentisi olduğunda, yağmur gelmeden orada, milletimizin yanına koşacağız” diye konuştu.
“Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız”
Atatürk Havalimanı’nda kurulan Afet Yönetim Merkezi ile çeşitli ulaşımların olduğu lojistik ve tahliye merkezi olacağını söyleyen Kurum, “Atatürk Havalimanı’na yeni bir Afet Yönetim Merkezi kuracağız. Yapımı devam eden millet bahçesine entegre şekilde kuracağımız Afet Yönetim Sistemi’nin tüm bileşenlerini tek bir merkezden yöneteceğiz. Afet yönetiminde İBB Birimleri ile Lojistik Merkezleri bir arada bulunacak. Mevcut hava ve kara ulaşımının yanına deniz ulaşımını da ekleyerek burada bir de liman, lojistik ürünlerin geleceği iskele inşası da yapacağız. Havadan, karadan, deniz yolundan da lojistik desteği alabildiğimiz Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız” dedi.
“9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız”
İstanbul’da sayısı 1 olan Lojistik Destek Merkezi sayısını 7’ye çıkaracağını vurgulayan Kurum, İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğini de sözlerine ekleyerek “Atatürk Havalimanı Millet Bahçemiz muhtemel bir afet durumunda, hava-kara-deniz ulaşımının bulunduğu bir lojistik ve tahliye merkezi olacak. Şu anda İstanbul’umuzda sayısı 1 olan lojistik destek merkezi sayımıza 6 ekleyerek toplamda 7 lojistik merkez yapacağız. Bu Lojistik destek merkezleri, afet anında önemli bir rol oynayacaklar. Acil durum lojistiğimizin hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesine imkan verecek. İBB destek birimlerinin de yer alacağı bu merkezler İstanbullunun günlük yaşamını kolaylaştıracak. Afet anında ise kesintisiz iletişim ile İstanbul’un her türlü ihtiyacının kesintisiz sağlanmasına destek olacak. Havalimanında olduğu gibi tahliye ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak üzere şehrin kuzeyinde İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğiz. Bunların yanı sıra 9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız. Ayrıca 39 ilçemizde bulunan toplanma ve geçici yaşam alanlarının alt ve üst yapılarını afete hazır hale getireceğiz. Normalde vatandaşlarımızın kreş, kütüphane olarak gördüğü bu yerler, afet zamanında aşevi, duş alanları, tuvaletleri ve barınma üniteleriyle birer geçici yaşam alanı olacak. Afet sonrasına yönelik olarak kolayca dönüşebilen birimler ekleyeceğiz. 6 saat içinde afet sonrası hizmet birimlerinin kurulacağı bu alanlar, afet anında 2 milyon insanımız için geçici ve güvenli yaşam alanlarına dönüşecek. Afete anında kurtarma, tahliye, tıbbi yardım., toplama ve erişilebilirliğin kesintisiz sağlanması için en önemli araç acil ulaşım yollarıdır. 65 tane helikopterle birlikte bu işleri hızlı bir şekilde İstanbul’a kazandıracağız. Biz bu heliportlarla, afet bölgelerine hızlı kurtarma ekiplerini, yardım ve acil durum malzemelerini taşıyan bu pistlerimizi kazandıracağız. İstanbul’un 571 yıllık şanlı tarihinin en büyük dönüşümünü, çevre ve şehircilik seferberliğini, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, 39 ilçe belediye başkanımızla hep birlikte yapacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Kurum, Yeşilköy’de düzenlenen, SİZTEM İstanbul ile şehri güçlendirme, yenileme ve vatandaşı koruma projelerini tanıtmak için düzenlenen “Risksiz İstanbul” toplantısına katıldı.
Burada konuşan Murat Kurum, anlatacağı her bir projenin ne zaman başlayıp, ne zaman biteceğinin ve maliyetinin belli olduğunu vurgulayarak, “İşlerimizin üstüne bu kadar düşmemizin nedeni İstanbullu kardeşlerimizin topyekun mutluluğudur. Bugün İstanbul’umuzu yöneten CHP’li mevcut yönetim, 5 yılın sonunda her alanda başarısız oldu. İstanbullular bu başarısızlıklarla geçen yılların ardında artık çaresiz değildir. Çare, insanı merkeze alan hizmet anlayışıdır.” şeklinde konuştu.
“600 bin yuvamızın acilen dönüşmesi gerekiyor”
Son 100 yılda Türkiye’nin depremlerden çok büyük zarar gördüğünü ve 130 binden fazla canın kaybolduğunu anlatan Kurum, olası İstanbul depreminin bir milli güvenlik sorunu olacağını hep söylediğini hatırlattı. Kurum, şöyle devam etti:
“Bu güzel şehrin 39 ilçesinde 7,5 milyon evimiz, iş yerimiz var. 1,5 milyon yuvamız şu an sağlıksız durumda. 600 bin yuvamızın acilen dönüşmesi gerekiyor. Bu kadar acil olan bir konuda CHP’li mevcut yönetim ne yapıyor? Ne acıdır ki tek bir olumlu adım dahi atmadılar. İstanbullular şunu çok iyi biliyor, artık gerçek belediyeciliğin neferleri sahaya çıktı. Risksiz bir İstanbul’a ulaşmak için projelerimizi bütüncül bir planlamayla 6 temel başlıkla gerçekleştireceğiz. Riskli yapılarımızı dönüştüreceğiz. Yeni sosyal konutlar inşa edeceğiz. Bunları yaparken de kent meydanlarımızı ve tarihi değerlerimizi ihya edeceğiz. Sanayi alanlarımızı dönüştürecek ve bir taraftan da iklim değişikliğiyle mücadeleyi yapacağız.”
“Türkiye’nin kentsel dönüşümünü başlatmış kadrolarız”
İstanbul kimliğini her yatırımlarına yansıtacaklarını vurgulayan Kurum, “Türkiye’nin kentsel dönüşümünü İstanbul’dan milletimizle birlikte başlatmış kadrolarız. Türkiye’nin bugüne kadar her yerinde 2 milyon 200 bin konutun dönüşümünü gerçekleştirdik. 1 milyon 300 bin sosyal konutu inşa ettik. İstanbul’a geldiğimizde 12 yılda 800 bin bağımsız bölümü yeniledik.” ifadelerini kullandı.
Mevcut İBB yönetiminin, verdiği sözleri tutmadığını söyleyen Kurum, “Mevcut İBB yönetimi, çalışmadı, üretmedi. ‘Deprem seferberliği ilan ediyoruz’ dediler. Ortada eserleri yok. ‘İstanbul’u 5 yılda depreme hazırlarız’ dediler tek bir hazırlıkları yok. ‘Her yıl 20 bin, 5 yılda 100 bin konut dönüştüreceğiz’ dediler sözlerini tutmadılar. ’15 bin sosyal konutu bitireceğiz’ dediler. Yine sözlerini tutmadılar. Bu millet, bu ihmalkarlığı affetmeyecek ve 31 Mart’ta sandıkta hesabını soracaktır.” diye konuştu.
“İstanbul’da 5 yılda 650 bin konut inşa edilecek”
Bakanlığı döneminde Türkiye genelinde yaşanan doğal afet ve depremlerde yaptıklarına dikkati çeken Kurum, afetlere dirençli, risksiz bir İstanbul için çalışacaklarını, kente 5 yılda 650 bin konut inşa edileceğini, bu konutların 300 bininin KİPTAŞ eliyle inşa edileceğini ve ödemenin yarısının İBB tarafından karşılanacağını anlattı.
Evini KİPTAŞ ile dönüştürenlere 700 bin lira hibe desteği, 700 bin lira kredi desteği sağlanacağını da duyuran Kurum, “Ödemeler 5 bin 833 liradan başlayan taksitlerle olacak.100 bin lira taşınma ve kira yardımı ödenecek. Başvurular 15 Nisan’da başlayacak. Tespit ve değerlendirme, sözleşme, proje ve ruhsatlandırma işlemlerinin ardından evler 18 aya kadar teslim edilecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“İstanbul’un ekonomisi güçlendirilecek”
Murat Kurum, 650 bin yeni yuvanın 250 bininin vatandaşların anlaştığı özel sektör firmaları eliyle dönüştürüleceğini ve binaların bulunduğu alanlara dair imar düzenlemelerinin hayata geçirileceğini belirterek, 250 bin alt sektörün harekete geçirileceğini dile getirdi.
“İstanbul’un ekonomisi güçlendirilecek. Kentsel dönüşüme özel 39 ilçeye hizmet verecek 100 bin sosyal konut üretilecek. Bu evler satılamayacak, evleri dönüşüme giren yuva sahiplerine çok düşük fiyatlara kiralanacak. 39 ilçenin tamamına ve en riskli mahallelere Kentsel Dönüşüm Ofisleri kurulacak.” diyen Kurum, 800 bin kişiye istihdam sağlayan İstanbul sanayisinde işletmelerin yüzde 77’sinin şehir merkezlerinde kaldığını, yüzde 62’sinin ise düzensiz dağınık yapıda olduğunu ve trafiğe ek yükle oluşan hava kirliliği ile afet risklerine neden olan mevcut durumun İstanbul için risk oluşturduğunu aktardı.
“Sokaklar ve meydanlar yeniden düzenlenecek”
Bu riskleri ortadan kaldıracakları ve Eminönü-Sirkeci sahil bandı düzenlemesiyle İstanbul’a nefes aldıracakları sözünü veren Kurum, yapacakları hizmetleri şöyle sıraladı:
“Eminönü sahil yoluyla yola bağlantılı sokakları ve meydanlar düzenlenecek. Sirkeci Tren Garı kapsamlı bir çevre düzenlemesinden geçecek. Kıble Çeşme Caddesi üzerindeki tarihi yapılar hızla restore edilecek. Eminönü’ne masal tadında bir cadde hediye edilecek.Fatih Camisi Külliyesi ve çevresindeki sokaklar düzenlenecek. Yürüyüş ve bisiklet yolları eklenecek, yapının ruhuna uygun peyzaj hayata geçirilecek. Sultanahmet ve Süleymaniye Camilerinin çevresindeki yapılar düzenlenecek. Tarihi Haydarpaşa Tren Garı’ndan başlayıp, Kadıköy Meydanı’ndan Moda’ya uzanan kıyı düzenlemesi yapılacak.”
“350 kilometre dere ıslah projesi yapılacak”
İstanbul’daki 39 ilçe meydanının dönüştürüleceği, Çengelköy ve Ataşehir’e yeni meydanlar kazandırılacağını kaydeden Kurum, 5 yılda toplam uzunluğu 350 kilometre olan dere ıslah projesi yapılacağını ve bakımsızlığa mahkum edilen dere çevrelerinin de sosyal donatı alanlarıyla zenginleştirileceğini dile getirdi.
İstanbul’un afet yönetimine dair projelerinin 1 Nisan tarihinde süratle başlatılacağına işaret eden Kurum, “Afet yönetiminde öncelik önleme ve risk azaltma olacak. Bu bağlamda Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi kurulacak. Sistem içinde, güçlendirilmiş gerçek zamanlı haberleşme altyapısı, gözlem ağları, tahmin ve erken uyarı sistemleri, elektronik risk izleme sistemleri, anlık durum tespit sistemleri, karar destek sistemleri, dayanıklılık analizi ve planlama platformu bir arada çalışacak.” dedi.
İstanbul’un dijital ikiz projesi sayesinde, şehrin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edileceğini söyleyen Kurum, “Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde, Afet Yönetim Merkezi kurulacak. Yapımı devam eden millet bahçesine entegre şekilde kurulacak olan Afet Yönetim Sistemi’nin tüm bileşenleri tek merkezden yönetilecek. Merkezde İBB birimleri ile lojistik destek merkezi bir arada bulunacak.” değerlendirmesini yaptı.
“Afet lojistik merkez sayısı 7’ye çıkacak”
Murat Kurum, afet lojistik merkezlerinin sayısının 1’den 7’ye çıkarılacağının bilgisini paylaşarak, “Atatürk Havalimanı, İstanbul Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı, Samandıra Askeri Hava Üssü, Alibeyköy, Yenikapı ve Maltepe’de 6 yeni lojistik destek merkezi yapılacak.” diye konuştu.
Bunların yanı sıra 9 noktada, içinde afet destek birimleriyle her türlü iletişim altyapısı hazır olan afet müdahale merkezleri kurulacağını anlatan Kurum, “39 ilçede bulunan toplanma ve geçici yaşam alanları, alt ve üst yapıları afete hazır hale getirilecek. İlaç, su, gıda ve diğer önemli malzemelerin hava yoluyla hızlıca taşınması için helikopterlere 65 tane daha eklenecek.” dedi.
İstanbul’un mevcut 2 acil durum hastanesine ek olarak Arnavutköy ve Pendik’te 2 yeni acil durum hastanesi yapılacağı müjdesi veren Kurum, 8 hasta yakını konaklama merkezi kurulacağından bahsetti.
Afet Farkındalık Akademisi kurulacağını da aktaran Kurum, İstanbulluların afetlerle baş etme kapasitesinin artırılacağını sözlerine ekledi.
]]>İTO’dan yapılan açıklamaya göre, Avdagiç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin konuk olduğu İTO Çalışma Toplantısı’nda kentsel dönüşümü hızlandıracak önerilerini paylaştı.
Açıklamada önerilerine yer verilen Avdagiç, İstanbul’da 1999 yılından önce inşa edilmiş yapı stokunun kullanım ömrü ve sağlamlığı ile ilgili “hızlı gözden geçirme” yapılması gerektiğini belirterek, “İstanbul’un kaybedecek değil 5 yılı, bir yılı bile yok. Çünkü Türkiye’nin GSYH’sinin üçte biri bu şehirde üretiliyor. Türkiye’nin ihracatının, dış ticaretinin, istihdamının, üretiminin kesintiye uğramamasını istiyorsak, İstanbul’u çok hızlı depreme hazırlamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
Avdagiç, İstanbul’u depreme hazırlama ve kentsel dönüşüm konusunda meslek komiteleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarından İTO’ya gelen talep ve beklentiler bulunduğunu kaydetti.
Şekib Avdagiç, kentsel dönüşümü hızlandıracak talep ve beklentileri 16 başlık halinde şöyle sıraladı:
“- Kentsel dönüşüm sürecinde ‘müktesep hakların korunması’ talebi en başta geliyor.
Otel, özel hastane, özel okul gibi yapıların tamamını kullanan işletmelerin, dönüşüm aşamasında imar hakkı anlamında mevcut gabari ve inşaat alanlarını muhafaza edebilmeleri dönüşüm sürecinin hayata geçirilebilmesi için çok önemlidir.
Küçük sanayi siteleri, iş merkezleri, sanayi yapıları ve fabrikalara da konuta verilen dönüşüm desteklerinin benzeri bir paketin ivedilikle devreye girmesi talebimiz var. Bu durumda belirtilen yapıların çok hızlı ve kamudan kaynak talep etmeden dönüşümünün önü açılacaktır.
Kentsel dönüşümde “Rezerv Yapı Alanı” uygulamasının gözden geçirilmesi talep ediliyor.
Aynı şekilde kentsel dönüşüm süreçleri ve otopark mevzuatı konusunda ilçe belediyelerinin farklı süreçler uygulanmasının önlenmesi isteniyor.
Bakanlığın “Kentsel Dönüşümde Yarısı Bizden” ve “İlk Evim, İlk İş Yerim” gibi çok olumlu olan proje uygulama süreçlerinin hızlandırılması talep ediliyor.
Afet riski olan tüm illerde ‘Afet Atıkları Yönetim Planı’ oluşturulmasını önemli buluyoruz. Burada bakanlık, yerel yönetimler, STK’lar ve akademisyenler ortak çalışmalı. Çünkü gerek kentsel dönüşüm, gerekse olası afet sonrası yıkılan veya yıkılacak binalardan çıkan atıklar, doğru bir şekilde değerlendirilmeli.
Yapı denetim firmaları UYDS sistemi üzerinden havuz yöntemi ile atanmaktadır. Yapılan son düzenleme ile birlikte bölgeleme çalışması yapılmış olmasına rağmen sorun tam anlamı ile çözülememiş, denetim ile ilgili problemler devam etmektedir. Ek bütçe talepleri, firma değişikliği talebi durumundaki sürenin uzunluğu öne çıkan problemlerdir.
Yapı denetim, beton ve laboratuvar firmalarının teknik ve mevzuata uygunluk yönünden denetlenmesi talep edilmektedir. Aynı şekilde beton santralleri ile ilgili denetimlerin artması, ürün kalitesinin korunması, taahhüt edilen betonun inşaat sahasına ulaşımının sağlanması önem arz etmektedir.
Kaçak yapı ile mücadele kapsamında, kaçak inşaatlara beton verilmesinin önlenmesi, verenlere müeyyide uygulanması talep edilmektedir. Bilhassa binalardaki taşıyıcı elemanların, dış etkenlerden ve yeraltı sularından kaynaklı olarak tahribata uğramaması amacıyla bina izolasyonlarının sıkı takibi talep edilmelidir.
İstanbul’da hafriyat ciddi bir sorundur. Çünkü mevcut döküm sahaları yetersiz, çalışma saatleri kısıtlı ve evrak süreçleri uzun. Bu üç sebep ciddi sıkıntılara yol açmakta ve bu konuda çözüm beklenmektedir.
Şehrin ihtiyacı olan ‘agrega’nın yakın kaynaklardan temini, beton ve inşaat maliyetlerine olumlu katkı yapacaktır. Bu konuda agrega üretim alanlarının daraltılması konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı ile yaşanan problemlerin çözümü konusunda Bakanlığınızın desteği talep edilmektedir.
İmar hakkı transferinin, 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenerek yasal güvence altına alınması bekleniyor.
Güçlendirme ile ilgili cari yönetmelik halihazırda ihtiyacı karşılamamaktadır. Şubat 2023 depreminden sonra yeni düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
İnşaat ruhsat süreçleri uzun sürmekte, 6-9 ay arası süre almaktadır. İlçe belediyeleri bu süreçlerde farklı uygulamalar ve farklı harç ve vergi tahakkuk ettirmektedir. Belli konularda farklılık olması makul olsa bile bazı kalemlerde (örneğin teknik eleman harcı gibi) uygulama birliği sağlanabilmelidir.”
]]>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin konuk olduğu toplantıda kentsel dönüşümü hızlandıracak önerilerini paylaştı.
İstanbul’da 1999 yılından önce inşa edilmiş yapı stokunun kullanım ömrü ve sağlamlığı ile ilgili ‘hızlı gözden geçirme’ yapılması gerektiğini belirten Avdagiç, “İstanbul’un kaybedecek değil 5 yılı, bir yılı bile yok. Çünkü Türkiye’nin GSYH’sinin üçte biri bu şehirde üretiliyor. Türkiye’nin ihracatının, dış ticaretinin, istihdamının, üretiminin kesintiye uğramamasını istiyorsak, İstanbul’u çok hızlı depreme hazırlamalıyız” diye konuştu.
Avdagiç, İstanbul’u depreme hazırlama ve kentsel dönüşüm konusunda meslek komiteleri ve ilgili STK’lardan İTO’ya gelen talep ve beklentiler bulunduğunu kaydetti.
Şekib Avdagiç, kentsel dönüşümü hızlandıracak talep ve beklentileri 16 başlık halinde şöyle sıraladı:
“Kentsel dönüşüm sürecinde “müktesep hakların korunması” talebi en başta geliyor.
Otel, özel hastane, özel okul gibi yapıların tamamını kullanan işletmelerin, dönüşüm aşamasında imar hakkı anlamında mevcut gabari ve inşaat alanlarını muhafaza edebilmeleri dönüşüm sürecinin hayata geçirilebilmesi için çok önemlidir.
Küçük sanayi siteleri, iş merkezleri, sanayi yapıları ve fabrikalara da konuta verilen dönüşüm desteklerinin benzeri bir paketin ivedilikle devreye girmesi talebimiz var. Bu durumda belirtilen yapıların çok hızlı ve kamudan kaynak talep etmeden dönüşümünün önü açılacaktır.
Kentsel dönüşümde “Rezerv Yapı Alanı” uygulamasının gözden geçirilmesi talep ediliyor.
Aynı şekilde kentsel dönüşüm süreçleri ve otopark mevzuatı konusunda ilçe belediyelerinin farklı süreçler uygulanmasının önlenmesi isteniyor.
Bakanlığın “Kentsel Dönüşümde Yarısı Bizden” ve “İlk Evim, İlk İş Yerim” gibi çok olumlu olan proje uygulama süreçlerinin hızlandırılması talep ediliyor.
Afet riski olan tüm illerde ‘Afet Atıkları Yönetim Planı’ oluşturulmasını önemli buluyoruz. Burada bakanlık, yerel yönetimler, STK’lar ve akademisyenler ortak çalışmalı. Çünkü gerek kentsel dönüşüm, gerekse olası afet sonrası yıkılan veya yıkılacak binalardan çıkan atıklar, doğru bir şekilde değerlendirilmeli.
Yapı denetim firmaları UYDS sistemi üzerinden havuz yöntemi ile atanmaktadır. Yapılan son düzenleme ile birlikte bölgeleme çalışması yapılmış olmasına rağmen sorun tam anlamı ile çözülememiş, denetim ile ilgili problemler devam etmektedir. Ek bütçe talepleri, firma değişikliği talebi durumundaki sürenin uzunluğu öne çıkan problemlerdir.
Yapı denetim, beton ve laboratuvar firmalarının teknik ve mevzuata uygunluk yönünden denetlenmesi talep edilmektedir. Aynı şekilde beton santralleri ile ilgili denetimlerin artması, ürün kalitesinin korunması, taahhüt edilen betonun inşaat sahasına ulaşımının sağlanması önem arz etmektedir.
Kaçak yapı ile mücadele kapsamında, kaçak inşaatlara beton verilmesinin önlenmesi, verenlere müeyyide uygulanması talep edilmektedir.
Bilhassa binalardaki taşıyıcı elemanların, dış etkenlerden ve yeraltı sularından kaynaklı olarak tahribata uğramaması amacıyla bina izolasyonlarının sıkı takibi talep edilmelidir.
İstanbul’da hafriyat ciddi bir sorundur. Çünkü mevcut döküm sahaları yetersiz, çalışma saatleri kısıtlı ve evrak süreçleri uzun. Bu üç sebep ciddi sıkıntılara yol açmakta ve bu konuda çözüm beklenmektedir.
Şehrin ihtiyacı olan ‘agrega’nın yakın kaynaklardan temini, beton ve inşaat maliyetlerine olumlu katkı yapacaktır. Bu konuda Agrega üretim alanlarının daraltılması konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı ile yaşanan problemlerin çözümü konusunda Bakanlığınızın desteği talep edilmektedir.
İmar hakkı transferinin, 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenerek yasal güvence altına alınması bekleniyor.
Güçlendirme ile ilgili cari yönetmelik hali hazırda ihtiyacı karşılamamaktadır. Şubat 2023 depreminden sonra yeni düzenleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
İnşaat ruhsat süreçleri uzun sürmekte, 6-9 ay arası süre almaktadır. İlçe Belediyeleri bu süreçlerde farklı uygulamalar ve farklı harç ve vergi tahakkuk ettirmektedir. Belli konularda farklılık olması makul olsa bile, bazı kalemlerde (örneğin teknik eleman harcı gibi) uygulama birliği sağlanabilmelidir.” – İSTANBUL
]]>“Büyükşehir’in bütçesindeki para nerede? Merkezi bütçeden 10 kat artmış. İş yapamadın, yaptırmadın para nerede o zaman? Nereye gitti bu bütçe?”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz göreve geldiğimizde Sarıyer’in her mahallesinde İBB mülkiyetinde yaşayan vatandaşımızın mülkiyet ve tapu sorununu tamamen çözeceğiz. Tüm arsaları mülkiyet sahibi kardeşlerimize alıp ödeyebileceği şartlarda satışını gerçekleştireceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Murat Kurum Sarıyer’de bulunan Karadeniz Vakfını ziyaret edip İstişare Toplantısı’na katıldı. Kurum’a ziyareti sırasında AK Parti Sarıyer İlçe Başkanı Halil İbrahim Kurşun, MHP Sarıyer İlçe Başkanı Dursun Karabacak ve AK Parti Sarıyer Belediye Başkan Adayı Hüseyin Coşkun eşlik etti. Murat Kurum’u Karadeniz Vakfı Genel Başkanı Yusuf Cevahir, Karadeniz Vakfı Genel Sekreteri Hüseyin Güler ve beraberindeki heyet karşıladı. Ziyaretinde vakıf başkanı ve yönetim kurulu üyeleri ile görüşen Kurum, ardından vakıf tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. Murat Kurum toplantıda STK, dernek üyeleri ve muhtarlarla bir araya geldi. Burada ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul üzerinden ikbal peşinde koştular”
İstanbul’un mevcut İBB yönetimi tarafından kaderine terk edildiğini vurgulayan Kurum, “İstanbul’u el üstünde tutmak, geleceğe hazırlamak hepimizin boynunun borcudur. Ama ne yazık ki, bu şehir mevcut CHP’li büyükşehir belediyesi tarafından kaderine terk edilmiş, son beş yılda çok yara almıştır. Bu şehrin insanının kalbi kırılmış, gönlü kırılmıştır. Söz verdikleri 10 projeden 9’unu yerine getirmediler. Vatandaşımıza hizmet götürmediler. İstanbul’u bir basamak olarak görüp, İstanbul üzerinden ikbal peşinde koştular. Hala koşmaya devam ediyorlar. Birbirlerine düşmüş durumdalar. Bir tarafta Sarıyer’deki problemleri sıkıntıları görüyorsunuz. Burada hizmet etmiş başarılı diye addettikleri kendi adlarına belediye başkanlarını şimdi saf dışı bıraktılar. Öbür tarafta yıllardır yol yürüdükleri mesai arkadaşlarını kapı dışarı bıraktılar. Biz 85 milyonu kucaklıyoruz deyip Alevi, Kürt kardeşlerimizi ötekileştirdiler. Bunların anlayışı net bir şekilde ortaya düştü. Şimdi tutuştular, ne yapacaklarını bilmeyerek sağa sola saldırıyorlar. Bunların hizmet diye bir anlayışı yok. Bunların derdinde öyle arada bir belediyeye uğrayayım, yarım zamanlı belediyecilik yapayım, nasıl olsa millet bana oy verir anlayışı var. Bizim milletimiz kül yutmaz. Bizim milletimiz eser nerede yapılır, kendisine hizmet edenle, kendisini ayrıştıran, ötekileştiren anlayışını net bir şekilde görür ve hesabını da sandıkta sorar. Biz 22 yıldır işte bu anlayışla çalıştık, çabaladık” dedi.
“Nereye gitti bu bütçe?”
İBB yönetimine iş yapmadığı halde bütçesinin azaldığını ve paranın nerede olduğunu soran Kurum konuşmalarını şu şekilde sürdürdü:
“Ey büyükşehir belediyesi sen İstanbul gibi büyük, kadim bir şehrin belediyesisin. Sen de Maraş’a, Adıyaman’a, Hatay’a, Gaziantep’e, Kilis’e, Osmaniye’ye, Adana’ya gidip depremzede kardeşlerimiz için bin konut yapsaydın ne olurdu? Seçim zamanı ağzınız dolu dolu konuşuyordunuz. Bir sürü vaatler verdiniz, niye gerçekleştiremediğiniz? Elinizden tutan mı vardı? Sorsanız engellediler, yaptırmadılar derler. Madem engelledik o zaman büyükşehirin bütçesindeki para nerede? Merkezi bütçeden 10 kat artmış. İş yapamadın, yaptırmadın para nerede o zaman? Nereye gitti bu bütçe? Bunların anlayışı işte bu. Milletimizde bizim gittiğimiz her yerde bunu görüp anlatıyor. 31 Mart akşamı Cumhur İttifakı’mızla birlikte yeniden İstanbul diyecek, o liyakatli ellere İstanbul’umuzu yeniden teslim edecek. Zekeriyaköy ve Demirciköy CHP’nin en yüksek oy aldığı yerlerden bir tanesidir. Buralarda altyapı yok. 21 yüzyılın İstanbul’unda kanalizasyon Karadeniz’imize akıyor. Lafa geldi mi biz çevreciyiz. Çevrecilik Sarıyer’i düşünmekle olur. Çevrecilik burada yaşayan halkın kaldığını korumakla olur.”
“Bizim mülkiyetimizde bulunan tüm arsaları mülkiyet sahibi kardeşlerimize alıp ödeyebileceği şartlarda satışını gerçekleştireceğiz”
Sarıyer’e dair müjdeler vermek istediğini söyleyen İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “1 Nisan sabahı göreve gelir gelmez milletimizle el ele vereceğiz ve Sarıyer’de ki altyapı sorununu tamamen ortadan kaldıracağız. Sarıyer’de vatandaşımızın imar ve mülkiyet problemi kalmasın istiyoruz. Büyükşehir mülkiyetinde oturan Sarıyerli hak sahibi kardeşimiz yıllardır mülkiyetine kavuşabilmek için bekliyor. Mevcut İBB yönetimi, 5 yıldır buradaki vatandaşımızın mülkiyet haklarını niye vermediniz? Vatandaşımızın duygularını niye istismar ettiniz? Biz göreve geldiğimizde Sarıyer’in her mahallesinde İBB mülkiyetinde yaşayan vatandaşımızın mülkiyet ve tapu sorununu tamamen çözeceğiz. Bizim mülkiyetimizde bulunan tüm arsaları mülkiyet sahibi kardeşlerimize alıp ödeyebileceği şartlarda satışını gerçekleştireceğiz. Hemen orada vatandaşımızla bir araya geleceğiz. Vatandaşım orada evini güvenle yapabilsin, çocuklarına, evlatlarına, ailelerine bir miras bıraksın istiyoruz. Vatandaşımızla orada bir araya gelip imar problemini yapacağız. Sonrasında yerinde ve gönüllü anlayışıyla, hiç kimsenin mağdur olmayacağı bir şekilde el ele verip Sarıyerli kardeşlerimizle birlikte deprem dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Hiç kimse mahallesinden gitmeyecek, orada yine komşularıyla birlikte yaşayacak” şeklinde konuştu.
Sarıyer’de gerçekleştireceği projeleri aktarmaya devam eden Kurum sözlerine şöyle devam etti:
“Yıllardır başarı hikayeleri yazmış ne Sarıyer Spor Kulübü’müze, amatör spor kulüplerimize ne de gençlerimize yönelik kardeşlerimizin spor yapacağı açık spor alanlarıyla alakalı hiçbir adım atılmadı. Siz gençliği düşünmezseniz eğer gençlik de sizi düşünmez. Sarıyerli kardeşlerimizi spor yapacağı açık ve kapalı spor tesislerinin inşasını her mahallemizde yapacağız. Sarıyer Sahili’nde balıkçılığın merkezi Sarıyer’imize yaraşır bir şekilde Balıkçılar Çarşımızı süratle yenileyelim. Kilyos Sahili’ni yapacağımız bir düzenlemeyle birlikte İstanbul’umuza yeniden kazandıracağız. Orada gençlik kampı yaparak Sarıyerli gençlerimizin kütüphanelerde, kıraathanelerde, gençlik merkezinde huzurla vakit geçirmesini sağlayacağız. Yeni bir yaşlı yaşam merkezini Sarıyer’imize kazandıracağız. burada Sarıyer’in bütünleştiği o kardeşlik hukukunun çok daha yukarılara çıkarıldığı bir Sarıyer’i sizlerle gerçekleştireceğiz. Sarıyerli kardeşlerimize modern kapalı pazarlarımızı kazandıracağız. Büyükdere Caddesi’nde bulunan eski karakol binamızı hızlı bir şekilde restore edeceğiz ve sosyal tesis olarak sizlere armağan edeceğiz. İstinye’de Ferahevler Mahallesi’nde ismine yakışır bir şekilde mahalle bahçesini kazandıracağız. Maslak, Ayazağa, Hadım Koru Kavşak Projesi ile oradaki sıkışıklığı giderecek, Sarıyerli kardeşlerimizi erkenden evlerine sevdiklerine kavuşturacağız. Beşiktaş Sarıyer ve İstinye-İTÜ-Ayazağa arasındaki raylı sistem hattını 2 buçuk yılda tamamlayıp Sarıyer’imize, İstanbul’umuza armağan edeceğiz. Çayırbaşı- Ayazağa – Levazım- Dolmabahçe etabıyla da Büyükdere Caddesi ve Boğaz Sahil yolu trafiğini azaltacağız. Yine yapmadıkları, bir tarafta hafriyat doldurdukları, bir tarafta inşaatını durdurdukları işlerden bir tanesi olan, Çayırbaşı- Ayazağa – Levazım- Dolmabahçe etabını yine biz başlatacağız. Hem Büyükdere Caddesi hem de Boğaz Sahil Yolu trafiğini azaltmış olacağız.”
]]>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Çalışma Toplantısı’na katılan Özhaseki, Erzincan İliç’teki toprak kaymasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Özhaseki, şunları kaydetti:
“İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji Bakanımız şu anda Erzincan İliç’teler. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Burada 9 kardeşimiz şu anda toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. İnşallah bir an önce onlara ulaşırlar diye de ümit ve dua ediyorum. Oradaki tehlikeli atıkların Fırat’a ulaşıp ulaşmadığı konusu çok önemli. İlgili birimlerimiz, genel müdürlerimiz, onların ekipleri, işbirliği yaptığı bilim adamları, elimizdeki tüm teknik imkanlar tamamıyla bölgeye sevk edildi. Araçlarımız orada. Tahliye laboratuvarlarımız orada. Ayrıca bağımsız laboratuvarlara gerek topraktan gerekse sudan numuneleri alıp gönderiyoruz. Çok şükür şu ana kadar herhangi bir kirliliğe ve korktuğumuz bir olaya rastlamadık. Anlık olarak bunu takip ediyoruz.”
6 Şubat’ta yaşanan depremlere işaret eden Özhaseki, afetten 14 milyon insanın zarar gördüğünü söyledi. İlk tespitlere göre 680 bin konut ve 170 bin iş yerinin zarara uğradığına dikkati çeken Özhaseki, ilk etaptaki hesaplamalara göre hasar ve zararın 104 milyar dolar gözüktüğünü ifade etti.
Özhaseki, deprem bölgesinde yapılan hizmetleri anlattı, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili bilgiler verdi.
Hayat normale döndükten sonra kalıcı konutların yapılması konusunun gündeme geldiğini anlatan Özhaseki, şöyle konuştu:
“Hak sahipliği olarak AFAD’ın belirlemiş olduğu konut sayısı 390 bin. Neden daha fazla yıkım var da 390 bin ev yapmak zorundayız. Devlet eskiden beri kural olarak bir apartmanda bir vatandaşın 40 dairesi varsa 40’ını da vermiyor. Mahkemelik durumlar oluyor. Onlardan dolayı sayı düşüyor. Şu an 390 bin konutu bir an önce yapıp vermemiz lazım. Evinin dışında konteynerlerde kalan 300 bin kadar aile var. Bir o kadar aileye de kira yardımı yapılıyor. Bizim çok hızlı davranmamız gerekiyordu. Depremden çok kısa bir süre sonra bulabildiğimiz sert zeminlerde, uygun olan yerlerde Bakanlık olarak işe başladık. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan veya başlamış olan, temeli atılan veya kaba inşaatı biten veya bitme aşamasına gelen tam 307 bin konut var. Orada karar aldık. 50 bin kadar köy evini çelik karkas üzerine beton ve alçıpan malzemelerden yapıyoruz.”
Özhaseki, 30 bine yakın konutu teslim ettiklerini belirterek, “Önümüzdeki ayın sonuna kadar 75 bin konutu teslim etmiş olacağız. Bunların altyapıları yapılıyor, suları, kanalları bağlanıyor. Okullar, kütüphaneler, spor tesisleri yapılıyor. Hummalı bir çalışma var. Her ay 15-20 bin konutu Allah izin verirse teslim edeceğiz. Senenin sonuna kadar 200 bini yakalayacağız. Bu depreme kadar bizim entel dantel geçinenler arasında TOKİ böyle biraz hor görülürdü. Depremde gördük, bir tanesi bile yıkılmadı. 20 yıl boyunca yaptığı konut sayısı 1 milyon 200 bin. Şimdi biz diyoruz ki ‘İnşallah senenin sonuna kadar 200 bini tamamlayacağız.'” diye konuştu.
İstanbul’da kentsel dönüşüm
Deprem gerçeğini bilerek hareket edilmesi gerektiğini anlatan Özhaseki, şunları söyledi:
“İstanbul özeline geldiğimizde 7,5 milyon civarında bağımsız birim var. 6 milyonu konutlardan, 1,5 milyonu iş yerlerinden oluşuyor. Burada da dönüşmesi gereken ilk etapta 600 bin bağımsız birim var. Eğer yapmazsak ne olur? Allah korusun, her sokakta 1-2 tanesinin devrilmesiyle trafik olduğu gibi bir durur. Mecburen altyapı kesilir. Aşağıda lüks arabanız duruyor olabilir ama bir sokak bile gidemezsiniz. Sabah fırınlar çalışmaz. Büyük bir felaketle karşı karşıya kalırız. Bunu korkutmak için söylemiyorum. Ama bu gerçekliği bilerek hareket etmemiz gerekiyor. 2012’de Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Kentsel Dönüşüm Yasası çıktı. Bu yasaya dayalı olarak bugüne kadar İstanbul’da 850 bin bağımsız birim yenilendi. Şu anda da 194 bin civarında değişim, dönüşüm için çalışma, gayret var. İstanbul’daki Marmara Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğü 319 ayrı noktada çalışıyor. Bu yetmiyor. Bu sayılar İstanbul’u kurtarmıyor. Bir an önce hızlanmamız, kentsel dönüşümün önündeki engelleri kaldırmamız gerekiyor.”
“Yarısı Bizden Kampanyası”na değinen Özhaseki, 1 milyon 255 bin vatandaşın bu kampanyaya müracaat ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Aralarında yüzde 100’ü sağlayanlar var, yüzde 90’ı sağlayanlar var. Yüzde 50’yi geçen oranda sağlaması zaten yeterli olur. Orada da 1,5 milyon liralık bir paket açıklandı. Memur arkadaşlarımız eğitildi. Gelenlere tek tek cevap veriyorlar. Nasıl yapılacağını anlatıyorlar. Bir taraftan rezerv alanlarda 400 bine yakın konut üretiyoruz. Bir taraftan Yarısı Bizden Kampanyası’yla 350- 400 bin konutu yenilemiş olacağız. Bu konuda orta vadeli bütçeye 485 milyar lira koyduk. İstanbul’un dönüşümü için 485 milyar lira para koymuş olduk. Bir tarafta da TOKİ’miz yine sosyal konutlar yapacak. İstanbul’umuzda neredeyse 1 milyona yakın konutu Bakanlık vasıtasıyla veya onun liderliğinde yapmayı, dönüştürmeyi düşünüyoruz.”
31 Mart yerel seçimlerinin yaklaştığını anımsatan Özhaseki, “Seçimler geldi. Vatandaşlar, ‘Sen ne yapacaksın kardeşim?’ desinler. ‘5-10 senedir buradasın, ne yaptın?’ desinler. Hesap sorsunlar. Sonra da eğer bir kentsel dönüşüm yapılıyorsa lütfen yardımcı olsunlar.” diye konuştu.
Programın sonunda İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Bakan Özhaseki’ye hediye takdim etti.
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul Ticaret Odasının düzenlediği kentsel dönüşüm istişare toplantısına katıldı. Fatih Eminönü’nde bulunan İstanbul Ticaret Odasında gerçekleşen toplantıya kentsel dönüşüm ile ilgili detaylar konuşuldu.
“Sene geçmeden 200 bin konutu tamamlayacağız”
Yıl sonuna kadar deprem bölgesinde 200 bin konutun tamamlanacağını söyleyen Bakan Özhaseki, “Evinin dışında konteynerlerde kalan 300 bin kişi var. Devlet bir o kadar aileye de kira yardımı yapıyor. Böyle olunca bizim çok hızlı olmamız gerekiyordu. Depremden çok kısa bir süre sonra bulabildiğimiz her zeminlerde bakanlık olarak uygun olan her yerde çalışmalara başladık. Şu ana kadar gerek ihale sürecinde olan ve bugünlerde yapılan havaalanında imzaladım, ihale sürecine giriyor. veya başlamış, temeli atılan veya kaba inşaatı biten bitme aşamasına gelen sürece girmiş olan 307 bin konut var. 50 bin kadar köy evini çelik karkas üzerine arada taş yünü olan beton ve alçıpan malzemelerden yapıyoruz. Bu hazirandan başlayarak 1 yıl sürmeyecek diye düşünüyorum. Su, kanal, yağmur suları gibi işleri de sıfırdan yapacağız. Belediyeleri de borçlandırmayacağız. Onların işi de olsa, biz ilgilenmiş olacağız. Şu ana kadar 30 bine yakın konutu teslim ettik. önümüzdeki ay sonuna kadar 75 bin konutu teslim edeceğiz. 20 yıl boyunca yaptığı konut sayısı 1 milyon 200 bin, anlatmıştım. Şimdi biz diyoruz ki? İnşallah sene geçmeden 200 bin konutu tamamlayacağız. Bu çok kolay durumlar. Bizim çevreyi kirletme oranımız çok düşük. Ama biz inanarak, bilerek çevreye saygılı asla bir kirliliğe izin vermeden hayatımızı sürdürmemiz gerekiyor. Önce evimizden ayrıştırmaya başlıyoruz. Onları değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.
“Yarısı bizden kampanyasına 1 milyon 255 bin vatandaşımız müracaat etmiş”
Yarısı bizden kampanyasına 1 milyondan fazla kişinin başvuru yaptığını söyleyen Bakan Özhaseki, “Yarısı bizden kampanyasına 1 milyon 255 bin vatandaşımız müracaat etmiş. İçinde yüzde yüzü sağlayanlar var. Yüzde 90’ı tamamlayanlar var. Yüzde 50’yi geçip sağlaması da yeterli olur. Orada da 1,5 milyon liralık bir paket olarak açıkladık. Evini yıkıp yapmak istiyorsa içinde oturan kiracı ya da ev sahibi tahliye için 100 bin lira, 700 bin lirası hibe, 700 bini de 2 sene sonra başlamak üzere 10 sene vadeli. Bundan dolayı da müthiş bir rağbet var. Bir taraftan rezerv alanlarda 400 bin konut üretiyoruz. Bir taraftan yarısı bizden kampanyasıyla 350 – 400 bin konutu yenilemiş olacağız. Bu konuta orta vadeli bütçeye 485 milyar para koyduk” dedi.
“İstanbul’un dönüşümü için 385 milyar para kondu”
İstanbul’da kentsel dönüşüm için 385 milyar paranın kenara koyulduğunu söyleyen Bakan Özhaseki, “İstanbul’un dönüşümü için 385 milyar para kondu. İstanbul’da 1 milyona yakın konutu bakanlık vasıtasıyla dönüştürmeyi düşünüyoruz. Sen ne yapacaksın kardeşim desinler? 10 senedir, 5 senedir buradaydın, ne yaptın desinler? Hesap sorsunlar, sonrada eğer bir kentsel dönüşüm yapılıyorlarsa destek çıksınlar. Bu bizim için bir vazife, elzemdir. Bir taraftan deprem bölgesindeki hasarları sararız, vatandaşlarımızı o dirençli konutlarda oturturuz. İstanbul’umuzu depreme hazırlarız. Hiç olmaz ama olursa da uzun vadede çok düşük şiddette en kolay şekilde bitiririz diye düşünüyorum” diye konuştu.
Bakan Özhaseki, maden sahasındaki olayla ilgili, “İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Enerji Bakanımız şu anda Erzincan’dalar. Müthiş bir kütlenin kaydığı ortam. Burada haliyle 9 tane kardeşimiz şu anda toprak altında. Müthiş bir arama çalışması var. İnşallah bir an önce onlara ulaşırlar diye de ümit ve dua ediyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve oda üyeleriyle görüştü. Görüşme sonrasında açıklamalarda bulunan İmamoğlu, ziyaretin ardından CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile kısa bir yürüyüş de yaptı.Yürüyüş sırasında yanına gelen bir gençle diyalogu kameralara yansıyan İmamoğlu, gencin iş isteğini geri çevirmedi.
“İSTANBUL DÜZENLİ BİR GELİŞMEYE MUHTAÇ”
İSO ziyareti sonrasında konuşan Ekrem İmamoğlu, “5 yıl önce ben yine Sanayi Odasını geçtiğimiz bu 5 yıla talip olan belediye başkanı adayı olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, projelerimizi paylaşmak için gelmiştim. Bugünse, 5 yılın bugün hem bir makul özetini hem de o özet üzerinden İstanbulumuzda 5 yıl boyunca başta sanayicilerimizle üreten insanlarımızla nasıl bir diyalog yürüttüğümüzü konuştuk, paylaştık. Elbette gelecek vizyonumuz üzerine de sohbet ettik. İstanbul kenti düzenli bir gelişmeye muhtaç, İstanbul kenti korunmaya muhtaç, İstanbul kenti problemleri büyüten değil, problemleri azaltan ve mutlu huzurlu bir şehre dönüşmesi gereken bir kent. Bir yönüyle korunan, bir yönüyle gelişimi sağlayan ama başka bir yönle de dünya ölçeğinde vizyon ortaya koyan bir kent olmalı. Elbette bunun en önemli hatlarından biri de üretim. Çünkü İstanbul aynı zamanda Türkiyemizin de önemli bir sanayi gücü. Bu sanayi gücünün gelecekteki evreleri neler, bunlar nasıl yönetilmeli, nasıl bir sürece taşınmalı hususu üzerinden kısa bilgilerle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.
“EN GÜÇLÜ DEMOKRATİK METODUN DAHİL OLDUĞU SÜRECE TALİBİZ”
İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir. Bunların üzerinde durarak daha demokratik, daha İstanbul’daki dinamik yapının katkı içinde olduğu, bilgi alışverişi içerisinde olduğu, örneğin sanayici sürecin neresinde konumlanmış, sanayinin İstanbul’daki yeri, sanayi ve İstanbul’u pozisyonunu Marmara bölgesinde i yeri, Türkiye ölçeğindeki yeri analizleriyle birlikte bütüncül bir dayanışmayla kararların alınması gerektiği üzerinde durduk. Biz zaten başından beri en güçlü demokratik metodun dahil olduğu bir sürece talip olduğumuzu hep söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Beş yıl boyunca da bunu göstermeye gayret ettik” diye konuştu.
“GÜÇLÜ BİR DÖNEME HAZIR OLDUĞUMUZU PAYLAŞTIK”
İmamoğlu, “Sanayinin geliştirilmesi noktasında aynı şekilde sanayi ve işgücü diyaloğunun iyi bir biçimde planlanması gerektiği üzerinde durduk, ki bu konuda bölgesel istihdam ofislerimiz olsun, farklı çalışmalarımızın nasıl bu 5 yılda geliştiğinden bahsettik. Bu bağlamda ben her daim 5 yıl boyunca İstanbul Sanayi Odası’nın gerçekten nitelikli, demokrat ve şeffaf bilgi akışı sağlanması yönündeki tavrını yürekten tebrik ve teşekkür ediyorum açıkçası. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sanayi platformunu kurarak, İstanbul Sanayi Odası başta olmak üzere, organize sanayi bölgeleriyle, büyük sanayi kuruluşlarıyla ve yapılarıyla sürdürülebilir, muazzam bir diyalog sürecini de yönettik. Bu bakımdan çok faydalı bir 5 yılın geçtiğini; ama çok daha güçlü bir 5 yılın bizim için önümüzde hazır olduğunu kendileriyle paylaştık. İnşallah her kurum ve kuruluşuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında çok güçlü bir dönemi hazırlayan, var eden kabiliyetli bir çalışmayı ortaya koyarız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2024-2029 döneminde böylesi güçlü bir döneme hazır ve kararlı olduğumuzu kendileriyle paylaştık. Tabii ki takdir milletimizindir. Şehrimiz ve ülkemiz için en hayırlı kararın 31 Mart’ta çıkacağını biz de umut ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmamoğlu ile bir genç arasında yaşanan diyalog kameralara yansıdı. İmamoğlu gencin iş isteğini geri çevirmedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan’ı ziyaret etti. Ziyaret sonrasında açıklama yapan İmamoğlu, “İstanbul, düzenli gelişmeye ve korunmaya muhtaç bir şehir. İstanbul’da hiçbir karar, akşamdan sabaha, merkezi idare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir” dedi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ı ziyaret etti. İmamoğlu ve Bahçıvan, Odakule’deki İSO binasında gerçekleşen buluşmanın ardından kameraların karşısına geçti. İSO’ya ilk ziyaretini 31 Mart 2019 yerel seçimleri öncesinde, İBB Başkan adayı olarak yaptığını hatırlatan İmamoğlu şunları söyledi:
“GELECEK VİZYONUMUZ ÜZERİN DE SOHBET ETTİK: 5 yıl önce ben, İSO’ya, geçtiğimiz bu 5 yıla talip olan belediye başkanı adayı olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, projelerimizi paylaşmak için gelmiştim. Bugün ise, geçirdiğimiz bu 5 yılın hem bir makul özetini hem de o özet üzerinden İstanbul’umuzda beş yıl boyunca, başta sanayicilerimizle, üreten insanlarımızla nasıl bir diyalog yürüttüğümüzü konuştuk, paylaştık. Elbette gelecek vizyonumuz üzerine de sohbet ettik.
İSTANBUL, TÜRKİYE’NİN SANAYİ GÜCÜ: İstanbul düzenli gelişmeye ve korunmaya muhtaç bir şehir. İstanbul kenti, problemleri büyüten değil, problemleri azaltan, mutlu ve huzurlu bir şehre dönüşmesi gereken bir kent. Bir yönüyle korunan, bir yönüyle de gelişimi sağlayan ama başka bir yönde de dünya ölçeğinde vizyon ortaya koyan bir kent olmalı. Elbette bunun en önemli haklarından biri de üretim. Çünkü İstanbul, aynı zamanda Türkiye’mizin de önemli bir sanayi gücü. Bu sanayi gücünün gelecekteki evreleri neler; bunlar nasıl yönetilmeli; nasıl bir sürece taşınmalı hususu üzerinden kısa bilgilerle, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Zaten bu görüşme, diyaloglar, kurumumuzla İstanbul Sanayi Odası arasında olan diyaloglardı.
ÜRETEN İNSANLARIN KIYMETİNİ BİLİYORUZ: İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İBB vardır, İSO vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. ve İstanbul’da hiçbir karar, akşamdan sabaha, merkezi idare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir. Bunların üzerinde durarak; daha demokratik, daha İstanbul’daki dinamik yapının katkı içinde olduğu, bilgi alışverişi içerisinde olduğu… Örneğin; sanayici sürecin neresinde konumlanmış, sanayinin İstanbul’daki yeri, sanayi ve İstanbul’un pozisyonunun Marmara Bölgesi’ndeki yeri, Türkiye ölçeğindeki yeri analizleriyle birlikte, bütüncül bir dayanışmayla kararların alınması gerektiği üzerinde durduk. Biz, zaten başından beri en güçlü demokratik metodun dahil olduğu bir sürece talip olduğumuzu hep söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Beş yıl boyunca da bunu göstermeye gayret ettik. Sanayicinin kıymetini biliyoruz. Üreten insanların kıymetini biliyoruz. Sanayinin geliştirilmesi noktasında, aynı şekilde sanayi ve iş gücü diyaloğunun iyi bir biçimde planlanması gerektiği üzerinde durduk.
2024-2029 DÖNEMİNE HAZIRIZ: Kendi dönemimizde kurduğumuz Bölgesel İstihdam Ofisleri’miz çok önemli. Bu bağlamda ben, beş yıl boyunca her daim İSO’nun gerçekten nitelikli, demokrat ve şeffaf bilgi akışı sağlanması yönündeki tavrına, yürekten tebrik ve teşekkür ediyorum açıkçası. Biz de İBB bünyesinde ‘Sanayi Platformu’nu kurarak, İSO başta olmak üzere, organize sanayi bölgelerindeki büyük sanayi kuruluşlarıyla ve yapılarıyla sürdürülebilir ve muazzam bir diyalog sürecini yönettik. Bu bakımdan çok faydalı bir beş yılın geçtiğini, ama çok daha güçlü bir beş yılın bizim için önümüzde hazır olduğunu kendileriyle paylaştık. İnşallah her kurum ve kuruluşuyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında çok güçlü bir dönemi hazırlayan, var eden kabiliyetli bir çalışmayı ortaya koyarız. Biz de İBB’nin 2024-2029 döneminde, böylesi güçlü bir döneme hazır ve kararlı olduğumuzu kendileriyle paylaştık. Tabii ki takdir milletimizindir. Şehrimiz ve ülkemiz için en hayırlı kararın 31 Mart’ta çıkacağını biz de umut ediyoruz..
BAHÇIVAN’DAN İMAMOĞLU’NA “YAKINLIK” TEŞEKKÜRÜ
Ziyaretinden dolayı İmamoğlu’na teşekkür eden İSO Başkanı Bahçıvan da özetle şunları söyledi:
“Kendileri, geçmiş olduğumuz 5 sene süresince İSO’yla, İstanbul sanayicisiyle birlikte, farklı konularda, farklı konu başlıklarında İstanbul’umuz için, sanayimiz için, üretim hayatımız için çalışma hayatımız için ve çalışanları için, farklı değerlendirmeleri, farklı çatılar altında birlikte olarak bir mesaimiz gelişti. Ben, bu dönem zarfında göstermiş olduğum yakınlıktan dolayı Sayın Başkan’a çok teşekkür ediyorum. 5 sene çabuk geçiyor. Sayın Başkan, yeni bir dönemin hazırlığı içerisinde. Bu yeni dönemle birlikte bugün, geleceğe dönük İstanbul’umuzun sanayisiyle ilgili değişiklikleri ve geleceğe dönük projeleri bizimle paylaşma nezaketinde bulundular. Bizler de Türkiye’nin, hatta dünyanın en marka şehri olan İstanbul’umuzun geleceğe dönük sanayiye yönelik düşüncelerimizi de kendilerine anlatma fırsatı bulduk arkadaşlarımızla. İstanbul çok kıymetli. ve çok da kıymetli olacak. Buna inanıyoruz.”
]]>Uğur GÜLBOY/ İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İmamoğlu ziyaretin ardından açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir.” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve oda üyeleriyle görüştü. Görüşme sonrasında açıklamalarda bulunan İmamoğlu, ziyaretin ardından CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile kısa bir yürüyüş de yaptı.Yürüyüş sırasında yanına gelen bir gençle diyalogu kameralara yansıyan İmamoğlu, gencin iş isteğini geri çevirmedi.
“İSTANBUL DÜZENLİ BİR GELİŞMEYE MUHTAÇ”
İSO ziyareti sonrasında konuşan Ekrem İmamoğlu, “5 yıl önce ben yine Sanayi Odasını geçtiğimiz bu 5 yıla talip olan belediye başkanı adayı olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, projelerimizi paylaşmak için gelmiştim. Bugünse, 5 yılın bugün hem bir makul özetini hem de o özet üzerinden İstanbulumuzda 5 yıl boyunca başta sanayicilerimizle üreten insanlarımızla nasıl bir diyalog yürüttüğümüzü konuştuk, paylaştık. Elbette gelecek vizyonumuz üzerine de sohbet ettik. İstanbul kenti düzenli bir gelişmeye muhtaç, İstanbul kenti korunmaya muhtaç, İstanbul kenti problemleri büyüten değil, problemleri azaltan ve mutlu huzurlu bir şehre dönüşmesi gereken bir kent. Bir yönüyle korunan, bir yönüyle gelişimi sağlayan ama başka bir yönle de dünya ölçeğinde vizyon ortaya koyan bir kent olmalı. Elbette bunun en önemli hatlarından biri de üretim. Çünkü İstanbul aynı zamanda Türkiyemizin de önemli bir sanayi gücü. Bu sanayi gücünün gelecekteki evreleri neler, bunlar nasıl yönetilmeli, nasıl bir sürece taşınmalı hususu üzerinden kısa bilgilerle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.
“EN GÜÇLÜ DEMOKRATİK METODUN DAHİL OLDUĞU SÜRECE TALİBİZ”
İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir. Bunların üzerinde durarak daha demokratik, daha İstanbul’daki dinamik yapının katkı içinde olduğu, bilgi alışverişi içerisinde olduğu, örneğin sanayici sürecin neresinde konumlanmış, sanayinin İstanbul’daki yeri, sanayi ve İstanbul’u pozisyonunu Marmara bölgesinde i yeri, Türkiye ölçeğindeki yeri analizleriyle birlikte bütüncül bir dayanışmayla kararların alınması gerektiği üzerinde durduk. Biz zaten başından beri en güçlü demokratik metodun dahil olduğu bir sürece talip olduğumuzu hep söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Beş yıl boyunca da bunu göstermeye gayret ettik” diye konuştu.
“GÜÇLÜ BİR DÖNEME HAZIR OLDUĞUMUZU PAYLAŞTIK”
İmamoğlu, “Sanayinin geliştirilmesi noktasında aynı şekilde sanayi ve işgücü diyaloğunun iyi bir biçimde planlanması gerektiği üzerinde durduk, ki bu konuda bölgesel istihdam ofislerimiz olsun, farklı çalışmalarımızın nasıl bu 5 yılda geliştiğinden bahsettik. Bu bağlamda ben her daim 5 yıl boyunca İstanbul Sanayi Odası’nın gerçekten nitelikli, demokrat ve şeffaf bilgi akışı sağlanması yönündeki tavrını yürekten tebrik ve teşekkür ediyorum açıkçası. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sanayi platformunu kurarak, İstanbul Sanayi Odası başta olmak üzere, organize sanayi bölgeleriyle, büyük sanayi kuruluşlarıyla ve yapılarıyla sürdürülebilir, muazzam bir diyalog sürecini de yönettik. Bu bakımdan çok faydalı bir 5 yılın geçtiğini; ama çok daha güçlü bir 5 yılın bizim için önümüzde hazır olduğunu kendileriyle paylaştık. İnşallah her kurum ve kuruluşuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında çok güçlü bir dönemi hazırlayan, var eden kabiliyetli bir çalışmayı ortaya koyarız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2024-2029 döneminde böylesi güçlü bir döneme hazır ve kararlı olduğumuzu kendileriyle paylaştık. Tabii ki takdir milletimizindir. Şehrimiz ve ülkemiz için en hayırlı kararın 31 Mart’ta çıkacağını biz de umut ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmamoğlu ile bir genç arasında yaşanan diyalog kameralara yansıdı. İmamoğlu gencin iş isteğini geri çevirmedi.
]]>Uğur GÜLBOY/ İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İmamoğlu ziyaretin ardından açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir.” diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Sanayi Odası’nı (İSO) ziyaret etti. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ve oda üyeleriyle görüştü. Görüşme sonrasında açıklamalarda bulunan İmamoğlu, ziyaretin ardından CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı İnan Güney ile kısa bir yürüyüş de yaptı.Yürüyüş sırasında yanına gelen bir gençle diyalogu kameralara yansıyan İmamoğlu, gencin iş isteğini geri çevirmedi.
“İSTANBUL DÜZENLİ BİR GELİŞMEYE MUHTAÇ”
İSO ziyareti sonrasında konuşan Ekrem İmamoğlu, “5 yıl önce ben yine Sanayi Odasını geçtiğimiz bu 5 yıla talip olan belediye başkanı adayı olarak düşüncelerimizi, fikirlerimizi, projelerimizi paylaşmak için gelmiştim. Bugünse, 5 yılın bugün hem bir makul özetini hem de o özet üzerinden İstanbulumuzda 5 yıl boyunca başta sanayicilerimizle üreten insanlarımızla nasıl bir diyalog yürüttüğümüzü konuştuk, paylaştık. Elbette gelecek vizyonumuz üzerine de sohbet ettik. İstanbul kenti düzenli bir gelişmeye muhtaç, İstanbul kenti korunmaya muhtaç, İstanbul kenti problemleri büyüten değil, problemleri azaltan ve mutlu huzurlu bir şehre dönüşmesi gereken bir kent. Bir yönüyle korunan, bir yönüyle gelişimi sağlayan ama başka bir yönle de dünya ölçeğinde vizyon ortaya koyan bir kent olmalı. Elbette bunun en önemli hatlarından biri de üretim. Çünkü İstanbul aynı zamanda Türkiyemizin de önemli bir sanayi gücü. Bu sanayi gücünün gelecekteki evreleri neler, bunlar nasıl yönetilmeli, nasıl bir sürece taşınmalı hususu üzerinden kısa bilgilerle karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk.” dedi.
“EN GÜÇLÜ DEMOKRATİK METODUN DAHİL OLDUĞU SÜRECE TALİBİZ”
İmamoğlu, “İstanbul şehri, İstanbul’daki dinamik yapısıyla kararlar almalı ve yönetilmelidir. Bu dinamik yapının içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi vardır, İstanbul Sanayi Odası vardır, İstanbul Ticaret Odası vardır; farklı kurum ve kuruluşlar vardır. İstanbul’da hiçbir karar akşamdan sabaha Merkezi İdare tarafından alınan bir düzenle yönetilmemelidir. Bu büyük bir tehdittir. Bunların üzerinde durarak daha demokratik, daha İstanbul’daki dinamik yapının katkı içinde olduğu, bilgi alışverişi içerisinde olduğu, örneğin sanayici sürecin neresinde konumlanmış, sanayinin İstanbul’daki yeri, sanayi ve İstanbul’u pozisyonunu Marmara bölgesinde i yeri, Türkiye ölçeğindeki yeri analizleriyle birlikte bütüncül bir dayanışmayla kararların alınması gerektiği üzerinde durduk. Biz zaten başından beri en güçlü demokratik metodun dahil olduğu bir sürece talip olduğumuzu hep söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Beş yıl boyunca da bunu göstermeye gayret ettik” diye konuştu.
“GÜÇLÜ BİR DÖNEME HAZIR OLDUĞUMUZU PAYLAŞTIK”
İmamoğlu, “Sanayinin geliştirilmesi noktasında aynı şekilde sanayi ve işgücü diyaloğunun iyi bir biçimde planlanması gerektiği üzerinde durduk, ki bu konuda bölgesel istihdam ofislerimiz olsun, farklı çalışmalarımızın nasıl bu 5 yılda geliştiğinden bahsettik. Bu bağlamda ben her daim 5 yıl boyunca İstanbul Sanayi Odası’nın gerçekten nitelikli, demokrat ve şeffaf bilgi akışı sağlanması yönündeki tavrını yürekten tebrik ve teşekkür ediyorum açıkçası. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sanayi platformunu kurarak, İstanbul Sanayi Odası başta olmak üzere, organize sanayi bölgeleriyle, büyük sanayi kuruluşlarıyla ve yapılarıyla sürdürülebilir, muazzam bir diyalog sürecini de yönettik. Bu bakımdan çok faydalı bir 5 yılın geçtiğini; ama çok daha güçlü bir 5 yılın bizim için önümüzde hazır olduğunu kendileriyle paylaştık. İnşallah her kurum ve kuruluşuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında çok güçlü bir dönemi hazırlayan, var eden kabiliyetli bir çalışmayı ortaya koyarız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2024-2029 döneminde böylesi güçlü bir döneme hazır ve kararlı olduğumuzu kendileriyle paylaştık. Tabii ki takdir milletimizindir. Şehrimiz ve ülkemiz için en hayırlı kararın 31 Mart’ta çıkacağını biz de umut ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmamoğlu ile bir genç arasında yaşanan diyalog kameralara yansıdı. İmamoğlu gencin iş isteğini geri çevirmedi.
]]>“KIZANLAR, ÜZÜLENLER OLACAK”
CHP İstanbul ilçe adayları İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve partinin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in katıldığı tanıtım toplantısıyla duyuruldu. İmamaoğlu, salondan protesto seslerinin yükselmesi üzerine”Duygusal tepkinizi ya da birtakım kırgınlıklarınızı dile getirin, saygıyla karşılıyorum ama burası CHP kürsüsüdür bu kürsünün size duyduğu saygı gibi burada bulunan herkesin de bu kürsüye saygı duyması gerekir.” dedi. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Kızanlar üzülenler olacak herkes bir şekilde bir zaman dilimi içerisinde bu partide belediye başkanı olarak atandı aday oldu kazandı kazanamadı her biri bir süreç. İçinde yüz tane hikâye çıkar, tartışmalar yapılabilir. sizi burada temin ediyorum ben hepinizin huzurunda il başkanımıza teşekkür ediyorum.
Adaylarımız partimize hayırlı olsun. il başkanım sana teşekkür ediyorum, bu kadar net. İstanbul seçimi a kişisi b kişisi seçimi değil. Bir yol arkadaşınız olarak söylüyorum sonsuz bir mücadele gücüyle sonsuz bir idealizm yolculuğunda gözünü kırpmadan her türlü mücadeleyi vereceğimden hiçbir Allah’ın kulunun kuşkusu olmasın. Bu yoldan dönmek yok. Bu sadece İstanbul’da bir seçim kazanma yolculuğu değil.
“BURASI CHP KÜRSÜSÜDÜR”
Bugün ortaya konan siyaset manzarası gereği bütün oluşumlara rağmen halkın ittifakını, kentin uzlaşmasını, farklı siyaset görüşünde olan insanların bu şehrin çıkarını son damlasına kadar koruyacak şekilde yapılacak büyük bir yolculuk. O bakımdan duygusal tepkinizi ya da birtakım kırgınlıklarınızı dile getirin saygıyla karşılıyorum ama burası CHP kürsüsüdür bu kürsünün size duyduğu saygı gibi burada bulunan herkesin de bu kürsüye saygı duyması gerekir.”
CHP İstanbul Belediye Başkan Adayları şu şekilde:
Adalar Belediye başkan adayı Ali Ercan Akpolat
Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras
Ataşehir Belediye Başkan adayımız Onursal Adıgüzel
Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara
Bağcılar belediye Başkan adayı Cem Kılıç
Bahçelievler Belediye Başkan adayı Emine Gülizar Emecan
Bakırköy Belediye Başkan adayı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu
Başakşehir Belediye Başkan adayı Mesut Öksüz
Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu
Beşiktaş Belediye Başkan adayı Rıza Akpolat
Beykoz Belediye Başkan adayı Alaattin Köseler
Beylikdüzü Belediye Başkan adayı Mehmet Murat Çalık
Beyoğlu Belediye Başkan adayı İnan Güney
Büyükçekmece Belediye Başkan adayı Hasan Akgün
Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel
Çekmeköy Belediye Başkan adayı Orhan Çerkez
Esenler Belediye Başkan adayı Hasan Dalkıran
Esenyurt Belediye Başkan adayı Ali Gökmen
Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen
Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat
Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe
Güngören Belediye Başkan adayı Temel Akkoç
Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağı
Kağıthane Belediye Başkan adayı Tonguç Çoban
Kartal Belediye Başkan adayı Gökhan Yüksel
Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Kemal Çebi
Maltepe Belediye Başkan adayı Esin Köymen
Pendik Belediye Başkan adayı Tarık Balyalı
Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin
Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu
Silivri Belediye Başkan adayı Bora Balcıoğlu
Sultangazi Belediye Başkan adayı Ferhat Epözdemir
Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ayhan Koç
Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı
Şişli Belediye Başkan adayı Emrah Şahan
Tuzla Belediye Başkan adayı Eren Ali Bingöl
Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş
Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Onur Soytürk
]]>Saadet Partisi İBB Başkan Adayı Birol Aydın, Türkiye Bosna Sancak Derneği’ni ziyaret etti. Aydın, “Bu milletin zihninde ve kalbinde Rumeli’nin, Bosna’nın neye tekamül ettiğini birbirimize izah etmeden biliyoruz. Rumeli sevdamızdır. Rumeli aynı zamanda yürek acımızdır. Rumeli’yi Türkiye’nin bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye’ye bir Erbakan vizyonu ve bir Aliya İzzetbegoviç derinliği lazımö diye konuştu.
Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, Bayrampaşa’da bulunan Türkiye Bosna Sancak Derneği’ni ziyaret etti. Aydın, Türkiye Bosna Sancak Derneği Başkanı Prof. Dr. Sedat Ziyade ile görüştü. Aydın’a Saadet Partisi Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı İsmail Acar, İstanbul İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Sadıkoğlu ile Fatih Elbaşı ve ilçe başkanları da eşlik etti. Birol Aydın’a Boşnak böreği ikram edildi. Aydın, daha sonra dernek üyelerinin sorularını yanıtladı.
“ÖYLE BİR KENTTE YAŞIYORUZ Kİ DÜNYANIN BAŞKENTİ OLMAYA NAMZET”
Aydın, “Bu bir araya gelişimizin her şeyden önce bizim için Bayrampaşa için ve mücadelesini verdiğimiz değerlerin şehrimizde yaygınlaşması için bir vesile olmasını diliyorum. Öyle bir kentte yaşıyoruz ki dünyanın başkenti olmaya namzet. Bütün parametreler açısından bunu hak eden bir şehir, bir coğrafya. Ama 2024’teyiz. Bir seçimin arifesindeyiz. Sandık başına gideceğiz. Çokça aday, çokça kampanya, çokça vaatler ve bundan önce de onlarca yıl İstanbul’a yapılan hizmetler. Elimizi vicdanımıza koyacağız. 2004’ten bugüne İstanbul Kadir Topbaş döneminde ve son 5 yılda Sayın Ekrem İmamoğlu döneminde hizmet yapılmadı mı? Yatırım yapılmadı mı? Sosyal belediyecilik adına hizmetler yapılmadı mı? Şüphesiz yapıldı. Ama bugün İstanbul ve İstanbul’da yaşayan 16 milyon insanımız ve 11 buçuk milyon seçmenimize derdini sorduğumuzda her yerden bir ses geliyor” dedi.
“SAADET PARTİSİ OLARAK İNSANIMIZA DÜRÜSTLÜĞÜ, AHLAKI, ŞEFFAFLIĞI VE DENETLENEBİLİRLİĞİ VAAT EDİYORUZ”
‘İstanbul başka bir İstanbul mümkün’ sloganıyla yola çıktıklarını söyleyen Aydın, “Bir yöneticinin işi her bir ağrıyan yere dokunabilmenin çabası içerisinde olmaktır. Biz Saadet Partisi olarak insanımıza dürüstlüğü, ahlakı, şeffaflığı ve denetlenebilirliği vaat ediyoruz. Gerçekle yüzleşmeyi ve ne yaparsak İstanbul’u başka bir İstanbul yapabiliriz bunu vaat ediyoruz. Fazla söze hacet yok. Bu çerçevede Bosna Sancak Derneği’nin değerli başkanı ve üyelerini Bayrampaşa’daki ilk ziyaret yeri olarak gördük. Bu milletin zihninde ve kalbinde Rumeli’nin Bosna’nın neye tekamül ettiğimi birbirimize izah etmeden biliyoruz. Rumeli sevdamızdır. Rumeli aynı zamanda yürek acımızdır. Türkiye’nin bir parçası ve kendisi olarak Rumeli’yi gördüğümüzü ifade ediyoruz. Türkiye’ye bir Erbakan vizyonu ve bir Aliya İzzetbegoviç derinliği lazım” ifadelerini kullandı.
“BAŞKA BİR BAYRAMPAŞA MÜMKÜN BAŞKA BİR İSTANBUL MÜMKÜNö SLOGANIYLA YOLA ÇIKTIK
Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı olarak katıldığı ilk program olduğunu aktaran İsmail Acar, “Buradan siyasi seçim çalışmamızı başlatmış oluyoruz. Seçimlerle alakalı gündem yoğunlaşmaya başladı. Saha hareketlenmeye başladı. Bayrampaşa, İstanbul’un küçük ilçelerinden bir tanesi. Ama nüfus olarak 57 tane il merkezinden daha büyük nüfusa sahip. Yoğunluk olarak da İstanbul’un kilometrekareye düşen insan sayısı 2 bin 900 civarındayken Bayrampaşa’da bu ortalama 30 bin civarında. Bunun avantajlarının yanında dezavantajlarını da fazlasıyla hissetmeye başladık. Adeta boğulmaya başladık. Özellikle yoğun saatlerde trafiği çok fazla hissediyoruz. Yapılan güzel işler var ama yapılan bu işler artık bizim yaralarımıza merhem olmuyor. Bizim zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. Bu anlayışla artık İstanbul da tıkandı. Bayrampaşa da tıkandı. Yani bizim buna bir sınırlama getirmemiz lazım. Şehir yaşanmaktan çıktı. Bununla ilgili mutlaka Milli Görüş belediyeciliğine ihtiyaç var. Biz önce ahlak ve maneviyat ilkesiyle yola çıkan topluluğuz. Çalışmalarımıza samimiyetle, özveriyle, gayretle inanarak çalışan insanlarız. Bu anlamda Saadet Partisi’nin bu seçimde kullanmış olduğu “Başka Bir Bayrampaşa mümkün başka bir İstanbul mümkünö sloganıyla yola çıktık. İnanıyoruz ki başka bir Bayrampaşa mümkün. Çalışmalarımızla bunu ortaya koyacağız” şeklinde konuştu.
]]>“Terör örgütleri ve uzantıları, ne amaçla olursa olsun bizim birliğimizi, beraberliğimizi bozamayacaklar”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum. Ekonomi Kulübü İş İnsanları Buluşması’na katıldı
İSTANBUL – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Ataşehir’de Ekonomi Kulübü İş İnsanları Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Kurum, “Bu şehre, kasten 5 yıl kaybettirenlerden olmayacağız. Biz İstanbullulara her rengiyle, tüm farklılıklarıyla, tüm dinamikleriyle birlikte güçlenen bir 5 yıl vaat ediyoruz. Biz İstanbullulara huzurlu, mutlu, özgüveni yüksek, yenilikçi ve girişimci, ekonomide oyun kurucu bir İstanbul vaat ediyoruz” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Ataşehir’de düzenlenen Ekonomi Kulübü İş İnsanları Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra, AK Parti İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, AK Parti MYK üyesi Harun Armağan, AK Parti Ataşehir İlçe Başkanı Burak Çiftci, AK Parti Ataşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Naim Yağcı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan Adayı Aziz Yeniay’ın seçim çalışmaları sırasında meydana gelen silahlı saldırıyı kınadı.
“Terör örgütleri ve uzantıları, ne amaçla olursa olsun bizim birliğimizi, beraberliğimizi bozamayacaklar”
Kurum, “Emniyet güçlerimiz yaşanan elim hadise ile ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlatmıştır. Demokrasiye yönelik bu tür saldırıları şiddetle kınıyorum. Bu tehditler bizi asla ve asla yolumuzdan döndürmeyecektir. Terör örgütleri ve uzantıları, ne amaçla olursa olsun bizim birliğimizi, beraberliğimizi bozamayacaklar. Bu ülkenin 780 bin kilometre vatan toprağında, 85 milyon kardeşimizle birlikte huzur içinde, güven içerisinde yaşamaya devam edeceğiz ve ay yıldızlı bayrağımızı her zaman gururla, göklerde dalgalandırmaya devam edeceğiz. Bu elim hadise nedeniyle İstanbul’umuza, Aziz Başkanımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor ve inşallah yaralı kardeşimize de acil şifalar diliyorum” şeklinde konuştu.
“İstanbul’umuzu çok daha ileri seviyelere taşıyacağımıza yürekten inanıyoruz”
Ataşehir’de daha önce yaptıkları hizmetlere değinen Kurum, “Mimar Sinan Camii’mizi hem yaptık, hem de cemaatiyle çok güzel dostluklar kurduk. Bugün de uzun yıllardır dostluğumuzun devam ettiği, İstanbul’umuzun ekonomisinin gücünü temsil eden iş insanı kardeşlerimizle bir aradayız. Ataşehir’de birbirimizi çok iyi tanıdığımız sevgili muhtarlarım buradalar. Beni hiç yalnız bırakmayan dernek başkanlarım yine buradalar. İstanbul’umuzu ortak akılla çok daha ileri seviyelere taşıyacağımıza yürekten inanıyoruz” dedi.
“İstanbul’u hep birlikte yeniden ayağa kaldıracağız”
Kurum, “Mevcut CHP’li İBB yönetiminden önce şehircilikteki, ulaştırmadaki ve belediyecilikteki başarılarıyla dünya liginde zirveyi hedefleyen bu aziz şehir, kasten ve bilerek durdurulmuştur. İhmalkarlıkla, iş bilmezlikle, gündem saptırmalarıyla ve algı belediyeciliğiyle durdurulmuştur. Ecdadın bu derece kutsal bildiği bu şehrin 571 yıllık şanlı tarihi, 5 yıldır liyakatsiz ellerde kesintiye uğramış, geleceğimiz ihmal edilmiştir. İş insanlarımızın sesi duyulmamıştır, esnafımız göz ardı edilmiştir. Annelerimiz, gençlerimiz, yavrularımız çözümsüzlük ortamına terk edilmiştir. Muhtarlarımızın, derneklerimizin talepleri sümenaltı edilmiştir. Şu koşturmaca içerisinde her kesimden insanımızla bir araya geliyoruz. Her gittiğimiz ortamda, farklı kesimlerden insanımız bize mevcut CHP’li yönetimden dert yanıyor ve bizden çözüm bekliyor. Çünkü bu kardeşlerimiz kimin çözümsüzlük ürettiğini ve kimin çözüm üreteceğini gayet iyi biliyorlar. İstanbullular kimin gösteriş belediyeciliği, kimin gerçek belediyecilik yaptığını gayet iyi biliyorlar. Biz göreve gelir gelmez bu ihmalkarlığı, bu çözümsüzlük ortamını gidereceğiz. İletişimsizliği ortadan kaldıracağız. İstanbul’u hep birlikte yeniden ayağa kaldıracağız” diyerek çözüm odaklı ilerleyeceklerini söyledi.
“İstanbul’u beş yıllık fetret döneminden de duraklama döneminden de kurtaracağız”
Göreve gelir gelmez, kentsel dönüşüm ve ulaşıma ilişkin projelerini ivedilikle devreye alacaklarına değinen Kurum, “İstanbul’u beş yıllık fetret döneminden de duraklama döneminden de kurtaracağız. Yine dünyanın en iddialı şehirleri arasına sokacağız. Tek yürek olacağız, tek bir ideal etrafında toplanacağız. İstanbul’umuzu ortak akılla, halkımızın derin aklıyla, İstanbul’un kadim bilgeliğiyle yöneteceğiz. Ataşehir’imize, hem dönüşüm hem de ulaşım alanında çok iyi çalışmalar yaptık. Bugün Ataşehir ilçemizin etrafını otoyollar ve E5 çevrelemiş durumda. Peki, Ataşehir bu avantajdan yeterince yararlanabiliyor mu? Hayır ama neden? Çünkü ne büyükşehir ne de ilçe belediyesi meseleye bütüncül olarak bakmadığı için şunu göremiyorlar. Ne yeni yollar yapıyorlar, ne de ilçenin merkezine doğru yeni yollar yapmadığında otoyol avantajının halkımız için dezavantaja dönüşeceğini görebiliyorlar. İnanın herkes dolmuş durumda. Bu trafik çilesine bir de söz verilen otoparkların yapılmayışı eklendiğinde, Ataşehirli hemşerilerimizin çileden çıktığı bir durumla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.
“Biz İstanbul’u sizin gibi durdurmaya değil, kardeşlerimiz için koşmaya geldik”
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin kaynak üretmeyi bilmediğini ifade ederek, “CHP’li İBB yönetimi kaynak üretmeyi bilmediği için Murat Kurum bütçeyi nereden bulacak diye soruyor. Biz İstanbul’u sizin gibi durdurmaya değil, İstanbullu kardeşlerimiz için koşmaya geldik. Şu görmezden geldiğiniz Ataşehir’de Şerifali Çiftliği’ni bilir misiniz? İşte biz bu alanda nasıl yüzlerce konut ve dükkanı, sosyal tesisleri, camileri ve okulları aynı anda yapıyorsak; yine öyle yapacağız. Yeniçamlıca, Mevlana, Mimarsinan ve Barbaros’ta yeni rezerv yapı alanlarımızda nasıl arı gibi çalışıyorsak, yine öyle çalışacağız. Aşık Veysel ve Mustafa Kemal’de imar planı iptal edilen yerleri nasıl yeniden plana kavuşturduysak, yine öyle yapacağız. İçerenköy’de donatı alanındaki riskli evleri nasıl vatandaşımızla birlikte dönüştürüyorsak, yine öyle yapacağız. Sizin unuttuğunuz Esatpaşa’da mülkiyet sorununu nasıl çözdüysek, yine öyle çözeceğiz. İnönü, Kayışdağı, İçerenköy’ün sınırları içinde kalan 632 bin metrekarelik alanda İstanbul’un en büyük kentsel dönüşümlerinden birini nasıl başlattıysak, yine aynı dev dönüşümleri öyle başlatacağız. Tüm bu atılımlarla, Ataşehir’in trafiğinin çözümüne nasıl katkı sunuyorsak, yine öyle katkı sunacağız. Bizim Ataşehir’in, İstanbul’un her sokağında alın terimiz var. Biz İstanbul’un gerçek emekçileriyiz. İstanbul’un emin İnsanları olarak sizin durdurma politikanız yüzünden ortaya çıkan tüm bu sorunları çözmeye azmettik ve inşallah 31 Mart akşamı büyük bir zafer kazanacağız ve bu sorunları tek tek çözeceğiz” dedi.
“Bu şehre, kasten 5 yıl kaybettirenlerden olmayacağız”
İstanbul’u özüne döndürmek için var güçleriyle çabalayacaklarını ifade eden Kurum, “İstanbul’un her anında, hep yanında olmayı bir seçenek olarak değil, bir mecburiyet olarak görüyoruz. Biz yarı zamanlı belediyecilik yapanlar gibi, arada bir belediyeye uğrayanlar gibi, bedeni İstanbul’da ancak ruhu başka yerlerde gezenlerden olmayacağız. Bu şehre, kasten 5 yıl kaybettirenlerden olmayacağız. Biz İstanbullulara her rengiyle, tüm farklılıklarıyla, tüm dinamikleriyle birlikte güçlenen bir 5 yıl vaat ediyoruz. Biz İstanbullulara huzurlu, mutlu, özgüveni yüksek, yenilikçi ve girişimci, ekonomide oyun kurucu bir İstanbul vaat ediyoruz. İstanbul’un yeni yüzyılını, gençlerimizle, kadınlarımızla, yediden yetmişe tüm İstanbullularla birlikte inşa edeceğiz. Durdurulmuş İstanbul’u, yere düşürülmeye çalışılan 571 yıllık onurumuzu, gururumuzu yeniden ayağa kaldıracağız” cümleleri ile konuşmasını sonlandırdı.
]]>İstanbul’da DHKP/C’li teröristlerin adliye önündeki polis kontrol noktasına saldırarak bir vatandaşın şehit edilmesi, 3 polis ve 3 vatandaşın yaralanmasına ilişkin soruşturma sürüyor.
AA muhabirleri, terör örgütü DHKP/C üyesi Pınar Birkoç ve Emrah Yayla tarafından adliyeye yönelik gerçekleştirilmek istenen ancak devriye görevi yapan polisin hareketlerinden şüphelenerek kimlik sorması üzerine iki saldırganın polislerle vatandaşlara ateş açmasıyla son bulan eylemi derledi.
Teröristler 5 dakikada etkisiz hale getirildi
Buna göre adliye binasının karşısındaki metrobüs üst geçidinin önünde 11.35’te polis ekiplerinin dikkati çeken 2 terörist, şüpheli görülmeleri üzerine durdurularak GBT sorguları yapılmak istendi.
Bu sırada panikleyerek polislere biber gazı sıkıp kaçan 2 saldırgan, adliye binasının ana giriş kapısının karşısındaki meydana doğru ateş ederek koşmaya başladı.
Terörist Emrah Yayla, meydana ulaştığında burada bulunan polis kontrol noktasına silahla ateş etmeye devam etti.
Polisle çatışmaya giren ve hedef gözetmeksizin ateş eden Yayla, 11.39’da başından vurularak etkisiz hale getirildi.
Peşinden meydana koşarak gelen diğer terörist Pınar Birkoç da elindeki çantayı yere atarak polislere ateş etmeye başladı.
Polis ekiplerince açılan ateş soncu Birkoç da 11.40’ta başından vurarak etkisiz hale getirildi.
Bu sırada meydanda bulunan 4 vatandaş ile 3 polis memuru, isabet eden kurşunlar nedeniyle yaralandı. Akrabasının mevlidine gitmek için sabah evinden çıkan ve saldırıda yaralanan Dilfiraz Karataş kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Silahlı saldırı anında adliye önündekiler, bina içerisine kaçarken, adliye içindekiler de yere yattı.
Terör saldırısının ardından olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
Çantada plastik kelepçeler ele geçirildi
Adliyenin meydan yakınında bulunan C kapısı kapatılırken, polis ekiplerince binanın çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Ayrıca, polis helikopteri de önlemlere havadan destek verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ile Başsavcı vekili Mehmet Yılmaz 11.47’de saldırının gerçekleştiği alanda inceleme yaptı.
Kadın teröristin meydana bıraktığı şüpheli çantada, bomba imha uzmanları tarafından yapılan incelemede içeriği henüz belirlenemeyen bir düzenek, plastik kelepçeler, 48 mermi ve örgütsel doküman bulundu.
Saldırı sırasında adliyede teröristin ablasının örgüt davası görülüyordu
Saldırının ardından çalışma başlatan polis, olayda öldürülen Pınar Birkoç’un ablasının İstanbul Adliyesi’nde “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan duruşmasının olduğunu belirledi.
Bunun üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne giden ekipler, tutuklu sanık Necmiye Birkoç ile duruşmaya izleyici olarak katılan diğer kardeşi ve bazı kişileri 12.05’te gözaltına aldı.
Olay yeri inceleme ekipleri 12.12’de adliye çevresinde çalışma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca terör saldırısıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, terör örgütü DHKP/C üyelerinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti veya duruşma savcısını hedef alınıp almadığına yönelik çalışma sürüyor.
Çatışmanın izleri demir korkuluklarda
Öte yandan, saldırganlarla polis arasındaki çıkan çatışmanın şiddeti, demir korkuluklara isabet eden kurşun izleriyle gün yüzüne çıktı.
Olay yeri inceleme ekiplerinin tebeşirle daire içine aldıkları kovan yerlerinin, adliye binasına çok yakın mesafede olduğu görüldü.
Çok sayıda polisin devriye attığı alanda, güvenlik üst seviyede tutulmaya devam ediyor.
Saldırganlar hakkında çeşitli davalar açılmıştı
Saldırıda öldürülen teröristlerden Emrah Yayla, 23 Kasım 2021’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında 21 Haziran 2023’te 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Hakkında ikametine en yakın karakola imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirleri uygulanan Yayla’nın dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.
Adana’da 2007 yılında yakalanan Yayla, sırt çantası ve arabasında bomba yapımında kullanılan düzenekler ve patlayıcı maddeler ele geçirilmesi üzerine hakkında açılan dava kapsamında 14 yıl cezaevinde kaldıktan sonra salıverildi.
Ardahan’da 1998 yılında doğan diğer terörist Pınar Birkoç ise terör örgütü DHKP/C üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılandığı davada yaklaşık 6 yıl tutuklu kaldıktan sonra Şubat 2022’de tahliye edildi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Kamu-Sen İstanbul İl Temsilciliği’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve AK Parti Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve AK Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Fatih Tuna eşlik etti. Murat Kurum’u Kamu-Sen İstanbul İl Temsilcisi Serhat Çelik ve beraberindeki heyet karşıladı. Sendika üyeleriyle bir araya gelen Kurum, sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Program sonunda Murat Kurum’a Türk Bayrağı motifli tabak hediye edildi.
“Kamu-Sen, çalışan, üreten, yol gösteren bir sendikamızdır”
Kamu-Sen’in İstanbul’da 60 bin, Türkiye’de 100 binlerce üyesiyle ülkemizin en köklü sendikalarından biri olduğunu belirten Kurum, “Kamu-Sen, çalışan, üreten, yol gösteren, hak eden ve hak ettiğini mutlaka alan bir sendika anlayışıyla üyelerine hizmet vermektedir. Bugün kıymetli başkanım ve yönetimimizle İstanbul’daki memurlarımızın sendika üyelerimizin ihtiyaçlarını hep birlikte değerlendirdik” diye konuştu.
Murat Kurum, yönetim anlayışlarında istişare kültürünü benimsediklerini belirterek, “Bir masa etrafında toplandık, o masada karar aldık ve o kararları da hızlı bir şekilde uygulamaya geçirdik. Bugün de bu manada Kamu-Sen’in ihtiyaçlarını dinledik. Biz masanın her tarafıyla bir arada olacağız. Beklenti ve ihtiyaç nedir? Bu ihtiyaç noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak nasıl bir çözüm ortaya koyacağımızı konuştuk” dedi.
“Biz uğraştıran değil, ulaştıran bir İstanbul vadediyoruz”
“İstanbul Vizyonu” başlığı ile projelerini paylaştıklarını söyleyen Kurum, “En önemli iş bizim için trafik çilesinin bitirilmesi. Çünkü gerçekten her bir vatandaşımızın ömründen 3 buçuk yıl trafikte gidiyor ve artık bir çile haline gelmiş durumda. Bahçelievler’e gelirken bile biz bu çileyi çektik. Eve gitmek artık bir fobi haline gelmiş durumda. Otobüsün, metrobüsün ne zaman geleceğini maalesef bilemediğiniz bir ulaşım sistemiyle karşı karşıyayız. Biz uğraştıran değil, ulaştıran bir İstanbul vadediyoruz. Açıkladığımız projelerimizle, tünellerimiz ve otopark sistemlerimizle, köprü, kavşak çözümlerimizle birlikte İstanbulluların o beklediği trafik problemlerini aşacak adımları atacağız” diye konuştu.
“İstanbul’u afetlere dirençli bir şehir haline getireceğiz”
İstanbul’u afetlere dirençli bir şehir haline getireceklerini söyleyen Kurum, “İstanbul’da yaşayan her bir kardeşim yastığa başını koyduğunda huzurla, güvenle uyusun. Bu manada 650 bin konutluk İstanbul tarihinin en büyük dönüşüm projelerinden bir tanesini sizlerle birlikte gerçekleştirmek istiyoruz. Öncelikli olarak en acil yerlerden başlayarak dönüşümü İstanbullularla, Kamu-Sen’li kardeşlerimizle birlikte yapacağız” dedi.
“KİPTAŞ eliyle maddi, manevi ve teknik her türlü desteği vereceğiz”
İstanbul’da değişim vaktinin geldiğini söyleyen Murat Kurum, “Artık bir an önce liyakatli ehil ellere yönetimin devredilmesi gerektiğini tüm İstanbullular istisnasız söylüyorlar. Bizde bu anlayış ile çalışacağız, üreteceğiz. Sokakta olacağız. Memurumuzun neye ihtiyacı varsa, vatandaşımız bizden ne bekliyorsa; biz hep o tarafta olacağız. Kamu-Sen’imizdeki memurlarımızın konut edinebilme amacıyla yapacağı her türlü projeye Kamu -Sen nezdinde Büyükşehir Belediyesi olarak KİPTAŞ eliyle maddi, manevi ve teknik her türlü desteği vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“Anadolu Yakası’nda Kamu-Sen’e bir misafirhane kazandıracak adımları yine sizlerle birlikte atacağız”
Murat Kurum, memurların sosyal tesislerden indirimli yararlanma taleplerini dikkate alacaklarını söyleyerek, “1 Nisan itibariyle tüm memurlarımız aynı bizim personelimiz gibi sosyal tesislerdeki hizmetlerden faydalanacaklar ve sosyal tesislerimizde memurlarımıza da indirim uygulayacağız. Ulaşım konusunda da memurlarımızın beklediği destek taleplerine ilişkin elimizi taşın altına koyacağız. Kamu-Sen Başkanımızın yeni misafirhane yapılmasıyla ilgili talepleri oldu. Bu konuda Anadolu yakasında Kamu-Sen’e bir misafirhane kazandıracak adımları yine sizlerle birlikte atacağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Kağıthane’de düzenlenen 2. Bölge 3 Kademe Mahalle Başkanları Toplantısı’na katıldı. Programda Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti İstanbul Gençlik Kolları İl Başkanı Muhammed Cem Çekerek, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Murat Kurum’u programda Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, AK Parti Kağıthane İlçe Başkanı Serkan Cantürk karşıladı. Toplantıda AK Parti’nin İstanbul’daki mahalle başkanlarıyla bir araya gelen Kurum, ilgiyle karşılandı. Programda vatandaşlarla sohbet eden kurum hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Bir CHP klasiği haline gelen söylemlerini yine ortaya saçmaya devam ediyorlar”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Milletimizin 5 yıldır hasretle aradığı, özlediği, beklediği projelerimizi ilan ettik. Biz milletimize mesajımızı bu hedeflerimizle veriyoruz. Milletimiz de bize o beklenen işareti sunuyor. İstanbul’da bir değişimin, bir yenilenmenin ayak sesleri sayenizde süratle yükselmektedir. Artık İstanbul’da umutsuzluk azalmakta, mutluluk çoğalmaktadır. Sayenizde İstanbul’un tüm sokakları yeniden umutla, heyecanla dolmaktadır. Mutluluk yayılıyor ama İstanbul’un kayıp 5 yılının muhafızları boş durmuyor. Artık bir CHP klasiği haline gelen söylemlerini yine ortaya saçmaya devam ediyorlar. 5 yıldır gördüğümüz gündem değiştirme çabaları olanca hızıyla devam ediyor. Bunu her zaman görüyoruz ve 31 Mart akşamına kadar da görmeye devam edeceğiz. Zaten o akşam da artık son kez algı yaptıkları gün olarak tarihe geçecek. Açıkçası İstanbul’un gerçek gündemine girememelerini anlamak hiç zor değil. Çünkü konuyu ne zaman İstanbul’a getirseler şöyle birbirlerine bakıyorlar, sağa sola bakıyorlar, ellerine bakıyorlar, sırtlarına bakıyorlar, ellerinin ve heybelerinin bomboş olduğunu görüyorlar. Çünkü bunların heybelerinde algı çalışmaları, reklam masraflarından başka hiçbir şey yoktur” dedi.
“Bu millet, Cumhur İttifakı’na, Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a güvendi”
Kurum konuşmasında, “Bugün de deprem üstünden polemik üretmeye çalışıyorlar. Depreme hazırlık konusunda konuşabilecek en son kişi CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayıdır. Hatay üzerine yaptıkları açıklamalar asla ve asla depremzedelerin derdiyle ilgili değildir. Dert ettikleri, kendi istikballeri, düşündükleri kendi koltuklarıdır. Samimiyet sözünü tutmakla belli olur. İstanbul’da ve Hatay’da insanlara vaat ettiklerini yapmakla olur. İnsanlara bedava konut yapacağız dediler, para yardımı dediler, ağız dolusu vaatlerde bulundular. Sonuç ne, sıfır. Hiçbir şey yapmadılar. Deprem bölgesinde bir çakıl tanesini bile zahmet edip yerden kaldırmadılar. Bu millet de manzarayı görüp ne CHP’nin adayına, ne de CHP yönetimine hiçbir şekilde inanmadı, güvenmedi. Bu millet, Cumhur İttifakı’na, mazlumların lideri Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a güvendi. Bu millet, 28 Mayıs’ta sandıkta bu güveni yeni bir oy rekoruyla tarihe kaydetmiştir” ifadelerini kullandı.
“115 bin konut sözünüz vardı, tutmadınız”
CHP yönetiminin tek bir sözünü bile tutulmadığının altını çizen Murat Kurum “Hatay’da, Defne’de, Antakya’da, İskenderun’da, Samandağ’da biz vardık. Buraların altyapısı yenilenirken, yeni yuvalar yapılırken biz vardık. Bizim belediyelerimiz vardı. Bunlar deprem bölgesinde iş yapmak istediler de ellerinden tutup yapmayın diyen mi vardı? İBB 50 bin konut yapsaydı, herkes alkışlamaz mıydı? Ama bunlar yapmadılar, sadece konuştular. Tekirdağ’da, o şehre sığınmış afetzede kardeşimizi acımasızca kapı dışarı yaptılar. Haftalarca sosyal medyada, televizyonlarda, depremzede kardeşlerimize ağza alınmayacak hakaretlerde bulundular. Siz İstanbul’da depreme karşı, kentsel dönüşüm için, bu milletin geleceği için elle tutulur tek bir adım atmadınız. Tek bir sözünüzü bile tutmadınız. 115 bin konut sözünüz vardı, tutmadınız. Evi güvensiz halde olan insanlara umut verip annelerimizi, yavrularımızı kandırdınız. Bu millet bunların sahte kahramanlıklarını ve masallarını çok gördü, bu millet bu filmleri çok izledi. Ama artık masalların da, filmlerin de son perdesi kapanıyor. 1 Nisan sabahı yeniden İstanbul’un, şimdi İstanbul’un, sadece İstanbul’un perdesi açılıyor” dedi.
“Benim pusulam daima adil ve eşit bir İstanbul olacak”
“İstanbul, Türkiye’nin iddiasıdır” diyen İBB Başkan Adayı Kurum, “Bu büyük şehrin sadece İstanbul diyen, irade koyan bir yönetime her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. İstanbul, Türkiye Yüzyıl’ını bu yüzyıla uygun bir şekilde yeniden tasarlayacak. Şu karmaşadan, sistemsizlikten acilen kurtaracak anlayışa ihtiyacı vardır. Yolumuz uzun, yolumuz çetindir. Bu yol, İstanbul’u en iyi haline getirme noktasında sonsuz bir yoldur. Bu yol, gelecek nesiller için umut ateşini güçlendiren bir yoldur. Ben tüm İstanbullu kardeşlerimizi bu yolculuğa davet ediyorum. İstanbullular davetimize akın akın katılıyor. Çünkü İstanbullular artık laf istemiyor, hizmet istiyor. İstanbullular geleceğe güvenle bakmak istiyor, iş istiyor, sevda istiyor. Halkımız sabah şehrin sokaklarına çıkınca kaygılarla, endişelerle uğraşmayı değil, somut, gözle görülür, günlük hayatına yansımış projeler bekliyor. Biz daima yollarda, sokaklarda olacağız. İnsanımızın kalbine, yüreğine talip olacağız. İstanbul’un her annesi, bizim annemiz olacak. İstanbul’un tüm gençleri, çocukları, bizim kardeşimiz olacak. Biz sesini duyuramayanların sesi, umutsuzluğa kapılanların umudu olacağız. Çamurlu çizmelerimiz, alnımızdaki terimiz, milletimizin duaları, yavrularımızın gülen yüzleri bize yeter diyeceğiz. Benim pusulam daima adil ve eşit bir İstanbul olacak. Dinlenmeyeceğim, durmayacağım. İstanbul’un her mahallesine eşit fırsatları sunana kadar koşacağım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen “1.Bölge 3 Kademe Mahalle Başkanları Buluşması” programında vatandaşlarla bir araya geldi. Programda Murat Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir eşlik etti. Program boyunca vatandaşlar kurumun konuşmalarına alkışlarla eşlik etti. AK Parti Üsküdar Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından programda Kurum’un anne ve babasının olduğu bir fotoğraf üzerine “Muradınız Gençliğe Emanet” yazılı pankart açıldı. Program sonunda protokol üyeleri ile sahneye çıkan Murat Kurum vatandaşları selamladı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip fotoğraf çektirdi.
“Biz de kollar bir kere sıvandı mı bir daha geri sarılmaz”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Murat Kurum “Bir süre önce açıkladığımız Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu da bu yolculuğun önemli bir durağı oldu. Hamdolsun her zaman olduğu gibi; yine heyecanımızı aksiyonla, projelerimizle birleştirdik. CHP’li mevcut yönetim ne yapacağını şaşırdı. Projelerimizi açıkladığımızda bizde bu projelerden faydalanabilir miyiz diyorlar. 1 Nisan sabahı tüm İstanbul faydalanacak, sizde bu hizmetlerden faydalanabilirsiniz. Benim sahada milletimize dair iki gözlemim var. Biri bıkkınlık ve diğeri umut. İstanbullular artık, CHP’li mevcut yönetimin sorumsuzluğundan illallah etmiştir. Aynı insanımız, gençlerimiz, kadınlarımız yeniden başlamanın umuduyla da dopdoludur, heyecanlıdır, coşkuludur. Ben hep birlikte vatandaşımıza o güveni verdiğimizi bana bakan gözlerde görüyorum, bana sarılan kardeşlerimizde hissediyorum. Bizim sözlerimiz kollarını boşa sıvayanların sözlerine benzemez. Biz de kollar bir kere sıvandı mı bir daha geri sarılmaz. O kollar artık bizim değil aziz milletimizin koludur” dedi.
“Bu aziz millet için ellerimizi nasıl birleştiriyorsak, yüreklerimizi de buluşturacağız”
İstanbul’u hep birlikte dönüştürmek istediğini vurgulayan Kurum “Hep birlikte, ellerimizi birleştireceğiz. Çünkü biz İstanbul’umuzu sizlerle beraber dönüştüreceğiz. Ellerimizi güvensiz, çürük binalarda endişe içinde uykuları bölünen annelerin elleriyle birleştireceğiz. Ellerimizi İstanbul’un tarihini değiştirecek 650 bin yeni, sıcak, güvenli yuvayı inşa etmek için birleştireceğiz. Ellerimizi vatandaşımıza 100 bin yeni sosyal konut yapmak için birleştireceğiz. Bu eller, İstanbul’un kaynaklarını israf etmeyecek. Haksızlık etmeyecek, milleti sahipsiz bırakmayacak. Bu aziz millet için ellerimizi nasıl birleştiriyorsak, yüreklerimizi de buluşturacağız. Yüreklerimizi CHP’li mevcut yönetimin büyüttüğü trafik çilesiyle, ömründen 3,5 yıl kaybeden kardeşim için, adaletsiz belediyeciliğin hışmına uğramış, bir sabah belediyeye gittiğinde kartı çalışmamış, boynu büyük olarak yavrularının yanına dönmüş, mazlum kardeşlerimiz için buluşturacağız. Belediyeden en ufak bir destek alamamış emeklilerimiz, yaşlılarımız için buluşturacağız. Gerçek ihtiyaç sahibi olan kardeşlerimiz için buluşturacağız” şeklinde konuştu.
“Yarı zamanlı belediyecilik yapmayacağız”
Murat Kurum, İstanbul için projelerinden ve yapmak istediği hedeflerinden şu şekilde bahsetti: “Yarı zamanlı belediyecilik yapmayacağız. Arada bir İstanbul demeyeceğiz. 7 gün 24 saat belediyecilik yapacağız.650 bin yuvayı 5 yılda sizin için bitireceğiz. 100 bin sosyal konutu 18 ayda tamamlayacağız. 328 kilometre metro hattını 5 yılda 650 kilometre yapacağız. 10 yıl sonra, 1004 kilometre yaparak artık İstanbul’daki trafik çilesini konuşmayacağız. İstanbul’da metro gitmeyen tek bir ilçe bırakmayacağız. Ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşüreceğiz. Yeni metrobüs ve otobüs hatlarıyla İstanbul’un her yerine kesintisiz ulaşımı başaracağız. Trafik çilenizi bitireceğiz. Gençlerimize, ulaşımda tam yüzde 40 indirim yapacağız. 0-6 yaş arası çocuğu olan babalara da, çocuklarıyla ücretsiz seyahat hakkı vereceğiz. İstanbul’da eğitim görmenin ayrıcalık görmenin hissini gençlerimize göstereceğiz. İhtiyaç sahibi üniversiteli kardeşlerimize 10 bin TL eğitim desteği vereceğiz. İhtiyaç sahibi emeklilerimize, her ay 2 bin 500 TL destek vereceğiz. İlk kez iş kuracak kardeşlerimize tam 100 bin TL destek sunacağız. Evlenecek kardeşlerimize 50 bin TL beyaz eşya yardımı yapacağız. Bunun gibi yüzlerce eseri, hizmeti sizlerle birlikte, muhtarlarımızla, derneklerimizle, yol arkadaşlarımızla birlikte başaracağız.”
“İnsanımızın oyundan önce, kalbine, yüreğine talip olacağız”
Türkiye’nin AK Parti teşkilatı sayesinde yükseldiğini belirten Kurum “Tüm bu iddialarımızın, hedeflerimizin temel taşı sizlersiniz. İddiamızın gücünde siz varsınız, sizin alın teriniz var. Türkiye, bu teşkilat sayesinde ayağa kalktı. İstanbul, bu teşkilat sayesinde yükseldi. İnsanımızın oyundan önce, kalbine, yüreğine talip olacağız. İstanbul’un her annesi, bizim annemiz olacak. İstanbul’un tüm gençleri, bizim kardeşimiz olacak. Bir genç kardeşimiz, İstanbul’un geleceğinden umut kestiyse, o hayalini canlandıran işleri hep birlikte biz yapacağız. Size söz; bu ayaklar rahat odalarda durmayacak. Ayağımıza şantiye çamuru değecek, sırtımıza İstanbul’un rüzgarı vuracak. Yüzümüze yağmur, elimize kar değecek. Daima işte, sokakta ve vatandaşımızla olacağız” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>İSTANBUL – Cumhur İttifakı’nın İBB Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen “3. Bölge 3 Kademe Mahalle Başkanları Buluşması” programına katıldı. Programda konuşma yapan Kurum “Çileye dönmüş Kirazlı- Halkalı Metro Hattı’nın kredisini bulmuş, ihalesini ve sözleşmesini yapmışız. O hat bugün iptal edilmiş. Bağcılar’da nereye gitsek o hattı soruyorlar. Bağcılarlı kardeşim benim metrom ne zaman gelecek diyor” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum Bağcılar’da düzenlenen “3. Bölge 3 Kademe Mahalle Başkanları Buluşması” programına katıldı. Programda Murat Kurum’u AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer, AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, AK Parti Bağcılar İlçe Başkanı Rüstem Tüysüz, AK Parti Bağcılar Kadın Kolları Başkanı Ayşe Şakar ve beraberindeki heyet karşıladı. Programda ilgiyle karşılanan Kurum, vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Murat Kurum konuşmasını yaptıktan sonra protokol ile sahneye çıkarak salondakileri selamladı.
“İstanbullular artık, CHP’li mevcut yönetimin sorumsuzluğundan illallah etmiştir”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu programımızla heyecanımızı aksiyonla, projelerimizle birleştirdik. Milletimizin özlediği, beklediği ve mutlu olduğu projelerimizi 10 temel başlıkta detaylı bir şekilde açıkladık. Ardından birçok ilçemizi gezdik, sokaklarda herkes bizim bu hayallerimizi, projelerimizi, yatırımlarımızı konuşuyor. Benim sahada iki gözlemim var. Birincisi bıkkınlık, ikincisi umut ve mutluluk. İstanbullular artık, CHP’li mevcut yönetimin sorumsuzluğundan illallah etmiştir. Ama aynı insanımız, gençlerimiz, kadınlarımız yeniden başlamanın umuduyla da dopdoludur, heyecanlıdır, coşkuludur. Ben vatandaşımıza o güveni verdiğimizi bana bakan gözlerde görüyor, bana sarılan kardeşlerimizde hissediyorum” dedi.
“Biz de kollar bir kere sıvandı mı bir daha geri sarılmaz”
İstanbul için kollarını sıvadıpını ve geri sarılmayacağını belirten Murat Kurum “Bizim sözlerimiz öyle kollarını boşa sıvayanların verdiği sözlere benzemez. Biz de kollar bir kere sıvandı mı bir daha geri sarılmaz. O kollar artık bizim değil bu milletin koludur. O kollar gider afetzede kardeşlerimize sarılır. Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de, Antalya’da, Kastamonu’da Giresun’da ve daha birçok yerde 365 bin yeni yuvaya dönüşür. Asrın felaketini yaşamış 11 ilimize derman olmak için, 3 ayda dünyada eşi benzeri görülmemiş imza atar ve 180 bin yeni yuvanın inşasını başlatır. Milletin acısına ortak olur, milletin geleceğini kurar. O kollar 25 yıllık bir tecrübeyle bir daha kapanmamak üzere yeniden sıvanmıştır. İstanbul yeniden dirilişe geçene kadar, İstanbul yeniden yükselişe geçene kadar da kapanmayacaktır. Ellerimizi güvensiz, çürük binalarda endişe içinde yaşayan uykuları bölünen, en ufak bir sarsıntıda korkular yaşayan annelerin elleriyle birleştireceğiz. Ellerimizi İstanbul’un tarihini değiştirecek 650 bin yeni, sıcak, güvenli yuvayı inşa etmek için birleştireceğiz. Ellerimizi vatandaşımıza 100 bin yeni sosyal konut yapmak için birleştireceğiz. Yüreklerimizi CHP’li mevcut yönetimin büyüttüğü trafik çilesiyle, ömründen 3,5 yıl kaybeden kardeşim için adaletsiz belediyeciliğin hışmına uğramış, bir sabah belediyeye gittiğinde kartı çalışmamış, boynu büyük olarak evine yavrularının yanına dönmüş, işsiz kaldığında ekmeğinden olmuş mazlum kardeşlerimiz için buluşturacağız. Belediyeden en ufak bir destek alamamış emeklilerimiz, yaşlılarımız için buluşturacağız. Gerçek ihtiyaç sahibi olan kardeşlerimiz için buluşturacağız”
“O hat bugün iptal edilmiş”
Kirazlı-Halkalı Metro Hattı’nın sözleşmesi yapılmasına rağmen durdurulmasına tepki gösteren Kurum “Yarı zamanlı belediyecilik yapmayacağız arada bir İstanbul demeyeceğiz. 7 gün 24 saat belediyecilik yapacağız, Sadece İstanbul diyeceğiz. Gerçek belediyecilik yapacağız. 650 bin yuvayı 5 yılda sizin için bitireceğiz. 100 bin sosyal konutu 18 ayda tamamlayacağız. Çileye dönmüş Kirazlı-Halkalı Metro Hattı’nın kredisini bulmuş, ihalesini ve sözleşmesini yapmışız. O hat bugün iptal edilmiş. Bağcılar’da nereye gitsek o hattı soruyorlar. Bağcılarlı kardeşim benim metrom ne zaman gelecek diyor. Bağcılar’ımıza, İstanbul’umuza söz. 328 kilometre metro hattını 5 yılda 650 kilometre yapacağız. 10 yıl sonra, 1004 km’ye hep birlikte çıkaracağız! İstanbul’un metro gitmeyen tek bir ilçesini bırakmayacağız! Ortalama yolculuk süresini 64 dakikadan 39 dakikaya düşüreceğiz! Yeni metrobüslerimizle ve otobüs hatlarıyla İstanbul’un her yerine kesintisiz ulaşımı başaracağız. Trafik çilenizi sizlerle birlikte bitireceğiz” ifadelerine yer verdi.
“İnsanımızın oyundan önce, kalbine, yüreğine talip olacağız”
İstanbullulara vereceği desteklerden bahseden Murat Kurum sözlerine şöyle devam etti: “Gençlerimize, ulaşımda tam yüzde 40 indirim yapacağız. 0-6 yaş arası çocuğu olan babalara da anneleri gibi çocuklarıyla ücretsiz seyahat hakkı vereceğiz. İstanbul’da eğitim görmenin ayrıcalık olduğu hissini gençlerimize göstereceğiz. İhtiyaç sahibi üniversiteli kardeşlerimize 10 bin TL eğitim desteği vereceğiz. İhtiyaç sahibi emeklilerimize, her ay 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. İlk kez iş kuracak hanı kardeşlerimize, gençlerimize tam 100 bin TL destek vereceğiz. Yeni evlenecek kardeşlerimize 50 bin TL beyaz eşya yardımı yapacağız. Bunun gibi yüzlerce eseri, hizmeti sizlerle birlikte, muhtarlarımızla, derneklerimizle, yol arkadaşlarımızla birlikte başaracağız. Hep beraber çalışacağız. Şimdi hep birlikte yeniden yollara düşeceğiz. İnsanımızın oyundan önce, kalbine, yüreğine talip olacağız. İstanbul’un her annesi, bizim annemiz olacak. İstanbul’un tüm gençleri, çocukları bizim kardeşimiz olacak”
]]>Sarıyer’de pazar günü saat 11.40 sıralarında Santa Maria Kilisesi’nde meydana gelen silahlı saldırıda 52 yaşındaki Tuncer Murat Cihan hayatını kaybetti. Saldırının ardından yapılan çalışmalarda İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 60 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 26’sı sınır dışı edilerek, geri gönderme merkezine gönderildi. Olayla ilgili gözaltına alınan 34 şüpheli ise bugün yoğun güvenlik önlemleri altında Bayrampaşa Devlet Hastanesi’ne getirildi. Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler hastanede işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan Adliyesi’ne sevk edildi. 34 şüpheli İstanbul Adalet Sarayı’na yoğun güvenlik önlemleri eşliğinde getirildi.
34 ŞÜPHELİ TUTUKLAMA TALEBİYLE HAKİMLİĞE SEVK EDİLDİ
Şüphelilerin savcılık ifadelerinin alması için 18 savcı görevlendirildi. Saat 11.00 sıralarında başlayan ifade işlemlerin akşam saat 20.00 sırlarında bitti. İfadeleri alınan 34 şüpheliden 13’ü “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmaö suçundan, aralarında Amirjon Kholikov ile David Tanduev’in de bulunduğu 21 şüpheli ise “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” ve “Tasarlayarak kasten öldürme” suçundan tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.
SALDIRIDAN BİR GÜN ÖNCEDEN KEŞİF YAPMIŞLAR
Sevk yazısında saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin olaydan bir gün önce farklı bir araçla kiliseye gelerek keşif yaptıkları tespit edildi. DEAŞ silahlı terör örgütü üyesi Hamza kod adlı Amirjon Kholikov ve David Tanduev’ın olay günü Başakşehir’deki evlerinden çıkarak olay yerine yabancı plakalı araçla geldikleri, kiliseye uzak bir yere aracı park ederek tanınmamak için siyah maske kullandıkları belirtildi. Şüphelilerin kilisenin girişinde Tuncer Cihan’ın kafasına vurarak önce yere düşürdükleri ardından kilise içerisinde rast gele ateş ettikleri ardından kiliseden çıkarak olay yerine geldikleri araçla uzaklaştıkları ifade edildi.
DEAŞ’IN SÖZDE SORUMLULARINDAN OLAYIN AZMETTİRİCİSİ MOLDOVA UYRUKLU ŞÜPHELİDE YAKALANMIŞ
Saldırıyı gerçekleştiren Tanduev ve Kholikov ile birlikte hareket ettikleri değerlendirilen şüpheliler Abdulaziz A., Rasul A., İslam M., Omadbek K. D.ve Temurbek M. U. E.’ın olaydan önce 5 Ocak’ta İstanbul’dan ayrılarak Kayseri’ye gittikleri ve bir süre sonra tekrar İstanbul’a geldikleri değerlendirildi. Amırjon Kholikov ile bağlantılı olduğu düşünülen şüpheliler Lusup T., M. T. ve Andrei Guzun’da Başakşehir’de gözaltına alındı. Şüphelilerden Andrei Guzun’un, hakkında ‘Türkiye’de bulunan DEAŞ’ın sözde sorumlularından olan ve Türkiye’de eylem yapmak için kendisine bağlı unsurlara izin verdiği şeklinde bilgiler bulunan Adam Abu-Darrar Al-Shishani kod adlı Adam Khamırzaev olduğu değerlendirildi. Moldova uyruklu Andrei Guzun’dan alınan parmak izlerinin 2018 yılında Antalya’da gözaltına alınan Adam Khamırzaev ile aynı olduğu tespit edildiği ve Khamırzaev’in DEAŞ’ın sözde sorumlusu olduğu anlaşıldı. Eylemi azmettirenin ise Andreı Guzun olduğu ifade edildi.
TACİKİSTANLI ŞÜPHELİYE AİT OTURMA İZNİ KUR’AN-I KERİM İÇİNDEN ÇIKTI
Yapılan çalışmaların devamında şüphelilerle irtibatlı oldukları değerlendirilen Mukhammad K.M. ve İbrahim S. Başakşehir’deki evlerinde yakalandığı, evde yapılan aramalarda Kur’an-ı Kerim arasına gizlenmiş Kholıkov’a ait ikamet izin belgesi ele geçirildi.
İSTANBUL’DA DEAŞ ÜYELERİNE EĞİTİM VERMEK İÇİN ÇİFTLİK ARAMIŞLAR
Şüphelilerden M. Alısher Ugli Mirzoev’in Temmuz 2023 yılında DEAŞ üyelerine silahlar konusunda eğiterek ABD’ye göndermek amacıyla İstanbul’da bir çiftlikte eğitim kurma çalışması yaptığı ve silah bulma çabası içerisinde olduğu belirtildi. Mirzoev, DEAŞ’ın sözde sorumlularından olan Adam Khamirzaev’e rapor verdiği, Türkiye’de eylem yapmak için izin istediği ifade edildi.
TELEFONLARINDA YAPILAN İNCELEMELERDE BOMBA YAPIMINI ANLATAN RESİMLER TESPİT EDİLDİ
Şüphelilerle irtibatlı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Adrei Guzun’un dijital materyallerinde yapılan ön incelemelerde dijital belge şeklinde kitapların bulunduğu, savaşa giden, gidecek olan kişilerin birbirlerine karşı nasıl davranması gerektiğini anlatan bir kitabın dijital hali, silahla ateş edilen videoların klip haline getirildiği ve telefonunda arama motorunda ‘av malzemeleri’ şeklinde arama yaptığı tespit edildi. Gözaltına alınan şüphelilerden Zharaıdat E.’nin telefonunda yapılan incelemelerde ise DEAŞ terör örgütünün sözde bayrağının resmi, bomba yapımında kullanılan malzemeler ve bomba yapılışına ait resimler, Molotof kokteylinin yapımının anlatıldığı resimler olduğu tespit edildi.
]]>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapımı tamamlanan İstanbul’daki Kağıthane-Gayrettepe Metrosu’nun açılış töreni, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla bugün yapıldı. AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un da yer aldığı açılışta konuşan Erdoğan, metro hakkında bilgi verdi.
Erdoğan, şunları söyledi:
“BİZ SÖYLEDİK Mİ, ORTADA BIRAKMAYIZ: Biz söyledik mi, yaparız. Ortada bırakmayız. Belediye başkanlığımdan tutun, daha sonra hükümete geldik ve hükümette de Ulaştırma Bakanlığı olarak nasıl bu yolları, bu hızlı yüksek hızlı tren hatlarını nasıl yaptıysak aynı şekilde İstanbul’umuzda da bunu yaptık ama birileri de hatırlayın, maalesef hafriyatla ne yaptılar? Kim olduğunu biliyorsunuz, benim söylememe gerek yok. Esasen raylı sistem projelerinde en önemli, hassas, zor konulardan birisi; hattın beyni diyebileceğimiz sinyalizasyon sistemidir. Hamdolsun ASELSAN-TÜBİTAK iş birliğiyle artık bu alanda başkalarına bağımlı olmaktan kurtuluyoruz. ASELSAN sinyalizasyon sistemi için gerekli araç üstündeki ekipmanların hatlara konulacak sistemlerle istasyonlara konulacak akıllı sinyal sistemlerini TÜBİTAK geliştirdi. Biz yapıyoruz. Dışarıdan ithal yok. Yine bu hatta kullanılacak 60 adet sürücüsüz metro aracı da Ankara, Sincan Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikada üretiliyor. Savunma sanayi başta olmak üzere teknolojiye dair her konuda tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar azimle çalışacağız.
MİLLETE TEPEDEN BAKANLAR KAYBETMEYE MAHKUMDUR: Bizler ‘İki günü birbirine eşit olan ziyandadır’ anlayışına sahip bir inancın mensubuyuz. Siyasette de parolamız, vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet vermektir. Kimin ne dediğine bakmadan şehirlerimizin ihtiyaçlarını gidermeyi, sıkıntılarına çözüm bulmayı ana vazifemiz olarak görüyoruz. Bizim siyaset tasavvurumuzda millete efendilik olmaz, hizmetkarlık olur. Millete tepeden bakanlar, milleti hor hakir görenler, millete karşı kibirli, nobran davrananlar siyasette kaybetmeye mahkumdur. Şimdi 31 Mart akşamı, inşallah bunları da hep beraber göreceğiz. Türk siyasi tarihine şöyle bir göz attığınızda bunun sayısız örneğine şahit olursunuz. Milletin yetki tevdi ettiği, emaneti teslim ettiği ancak bunun hakkını veremeyen nice bakanın, başbakanın, belediye başkanının siyaset sahnesinin tozlu raflarında unutulup gittiğini görürsünüz. Aynı şekilde şehrine, ilçesine ve ülkesine kazandırdığı hizmetlerle milletin gönlüne taht kurmuş sayısız siyasetçimiz, devlet adamımız var.
HER KUL GİBİ KUSURUMUZ OLABİLİR: Bu gerçeklerin ışığında biz de kendimizi sürekli hesaba çekiyor, her gece ‘Bugün ülkemiz, milletimiz ve insanlık için ne yaptık’ sorusunu kendimize soruyoruz. Geride hayırla, şükranla yad edilecek bir miras bırakmayı arzu ediyoruz. Siyasetin inişli çıkışlı yolculuğunda bugüne kadar pek çok zorlukla, engelle, haksızlık ve hukuksuzlukla karşılaştık. Vesayetin gölgesinin ülkemizin üzerine karabasan misali çöktüğü 1990’lar Türkiye’sinde büyükşehir belediye başkanlığı yapmış bir kardeşiniz, bir siyasetçi olarak zorluklar karşısında yılmadık, yılgınlığa asla kapılmadık. Millete hizmet sevdamızla aramıza kimsenin girmesine müsaade etmedik. Her zaman söylüyorum. Biz laf üstüne laf koyanlardan değil, taş üstüne taş koyanlardan olmanın peşindeyiz. Vatandaşımızın şöyle içtenlikle söylediği ‘Allah ondan razı olsun’ duasını her türlü siyasi ve dünyevi hesabı üstünde görüyoruz. Bizim anlayışımızda ülkesine ve insanına gerçekten hizmet götürmek isteyen ya bir yol bulur ya bir yol açar ama yolda kalanlardan kesinlikle olmaz. Elbette her kul gibi bizim de eksiğimiz, kusurumuz, hatamız olabilir.
ALANIMIZA GİREN HİZMETLERDEN FAZLASINI İSTANBUL’A KAZANDIRDIK: Tüm samimi gayretlerimizle tüm çabalarımıza, tüm emeklerimize rağmen gerçekleştiremediğimiz hususlar çıkabiliyor ama şartlar ne olursa olsun, önümüze hangi engeller çıkarsa çıksın ülkeye ve millete hizmet mücadelesinden asla vazgeçmiyoruz. Zorluklara aldırmadan, sorunları gözümüzde büyütmeden, bahane arama kolaycılığına kaçmadan Türkiye Yüzyılı hedefimiz doğrultusunda sabırla yürümeyi sürdürüyoruz. Burada bir kez daha altını çizerek şu hususu ifade etmek isterim. Bizim nazarımızda 85 milyon vatandaşımızın tamamı, oy tercihlerinden bağımsız olarak eşit şekilde hizmete ve hürmete layıktır. İktidarlarımızın 21 yılı aşkın döneminin hiçbir safhasında belediyelerimizi siyasi rengine göre ayırmadık. Kampanya dönemi boyunca yaptıklarımızı anlattık, projelerimizi paylaştık, muhalefetle ilgili eleştirilerimizi açık yüreklilikle dile getirdik. Seçimin bittiği gün sandıktan çıkan iradeye saygı gösterip kaldığımız yerden hizmetlerimize devam ettik. Bu durum İstanbul için de geçerlidir. Şayet İstanbul bugün mevcut durumundan çok daha kötüye gitmemişse bunun en büyük sebebi, bizim elimizi taşın altına koymamızdır. Hükümetimizin görev alanına giren hizmetlerden çok daha fazlasını İstanbul’a kazandırarak şehrin iflas bayrağını çekmesinin önüne geçtik.
MURADINIZA ERMEK İSTİYORSANIZ MURAT’A SAHİP ÇIKACAKSINIZ: Şimdi biz neredeyiz, Kağıthane. Bu Kağıthane’nin Haliç’e bağlanan kısmının nasıl pislik olarak aktığını hatırlıyor musunuz? Belki gençler hatırlamayabilir ama anneleri, babaları bunu gayet iyi hatırlıyor. Peki, bütün bu pisliği, Boğaz’ın o pırıl pırıl temiz suyunu ne yaptık? Biz buraya bağladık, Kağıthane’ye ve Haliç’e bağladık. Ondan sonra buranın suyu ne oldu, tertemiz oldu. Biz yaptık. Söyledik mi, yaparız. Bundan sonra da yapacağız. Murat’ımızla (Kurum) yapacağız ama siz de muradınıza ermek istiyorsanız Murat’a sahip çıkacaksınız. Durmak yok. Şurada 61 gün kaldı. Yola devam. Bir taraftan belediyeler, bir taraftan hükümet olarak biz, ikimiz el ele vereceğiz ve ülkemizi ayağa kaldıracağız. İstanbul’umuzu, Ankara’mızı, İzmir’imizi, Eskişehir’imizi, Konya’mızı, Kayseri’mizi, ülkemizin 30 büyükşehrini ayağa kaldıracağız. Sadece son 2 yıl içerisinde 51 kilometrelik metro hattını İstanbulluların hizmetine sunmanın sevincini yaşadık. Sabiha Gökçen Havalimanı- Pendik Metrosu gibi önemli bir projeyi, İstanbul halkının ve bölgedeki diğer illerimizin hizmetine verdik. Elbette bunları yeterli bulmuyoruz.
FATİH’İN ŞEHRİNİ, İNŞAATA BAŞLANAN METROLARI DAHİ YAPAMAYAN ZİHNİYETE BIRAKMAYACAĞIZ: İstanbul gibi her gün büyüyen bir şehrin artan ulaşım altyapı ihtiyacına ve diğer sıkıntılarına çözüm yolları geliştiriyoruz. Atalarımız ne güzel söylemiş, ‘Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul.’ Bu şuurla çalışmalarımızı aralıksız devam ettiriyoruz. Gençlik yıllarım, partimin Gençlik Kolları’nın başında olduğum zamanlar, ah ah, şu Kağıthane’nin dili olsa da konuşsa. Ne günlerimiz geldi geçti buralarda ama hamdolsun, Kağıthane buralara geldiyse bizimle geldi. Şu an İstanbul genelinde toplam uzunluğu yaklaşık 53 kilometre olan 4 metro hattının inşası sürüyor. Bakırköy, Bahçelievler, Kirazlı Metro hattını, Halkalı, Başakşehir, İstanbul Havalimanı Metro hattını, Altunizade, Çamlıca Cami, Bosna Bulvarı Metro hattını, Kazlıçeşme, Sirkeci raylı sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini de tamamlayıp inşallah İstanbullulara kullanımına açacağız. Bu yılın ilk çeyreğinde dört ayrı proje kapsamındaki 34,2 kilometre raylı sistem hattımızın ve üzerindeki 18 istasyonun açılışını gerçekleştireceğiz. Fatih’in emaneti olan bu aziz şehri, inşaatına başlanmış metroları dahi yapamayan, kendi beceriksizliklerinin günahını sıradan vatandaşa yükleyen zihniyetin insafına bırakmadık, bırakmayacağız. Çünkü biz bu şehre ve insanlarına tarifsiz bir aşkla, sevgiyle bağlıyız.
SEÇİM TAKVİMİ İŞLEDİKÇE MASKELER DÜŞÜYOR: 31 Mart seçimleriyle ilgili takvim işlemeye başladıkça maskeler düşüyor. Herkesin gerçek niyeti ortaya çıkıyor. Kimin şehrine aşkla hizmet ettiği, kimin de 5 yıl boyunca üç dönüm bostan, yan gel yat Osman misali vaktini boşa geçirdiği netleşiyor. Sandıkta millete hesap verme günü yaklaştıkça görüyoruz ki, birilerinin dizleri titremeye, paçaları tutuşmaya başladı. Ülkenin ikinci büyük partisinin acemi genel başkanının birkaç gün önce belediye başkan adaylarıyla ilgili yaptığı skandal açıklama, muhalefette yaşanan panik havasının bir işaretidir. Neymiş, illerde farklı partilerden adayların olması oyunmuş, tezgahmış. Bakınız, çok açık ve net söylüyorum. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böyle bir beyana rastlayamazsınız. Milli iradeye saygı duyulan hiçbir ülkede muhalefet partisinin çoğulcu demokrasinin bir gereği olan yarıştan korktuğunu, ürktüğünü, rakiplerinin sayısı karşısında hırçınlaştığını göremezsiniz. Meselenin çok daha vahim tarafı, suçladığı partilerin daha 8 ay öncesine kadar beraber Türkiye’yi yönetmeye talip olduğu siyasi yapılar olmasıdır.
BUNLAR ALTILI MASA’DA BERABER DEĞİL MİYDİLER: Bunlar Altılı Masa’da beraber değil miydiler? ‘Gerekirse 16’lı masa da kurarız’ diyenler değil miydiler? Ne oldu bunlara şimdi? Olay bu. Birkaç gün öncesine kadar işbirliği görüşmeleri yaptığı partileri daha içtikleri çayın dumanı kalkmadan ihanetle suçlamak, beraber siyaset yaptığı insanları ihanetle itham etmek tam bir siyasi basiretsizlik örneğidir. Gençler, Kağıthane’den sandıkların patladığını görmek istiyorum. Buna var mısınız? Kimseyi küstürmeyeceksiniz, kucaklayacaksınız. Nefret diliyle değil, kucaklayıcı bir dille konuşacaksınız. Üzerinde kurulan vesayetin zincirlerini kırma iradesi göstermek yerine sağa sola sataşarak rüştünü ispat peşinde koşandan kendi partisine de Türkiye’ye de hayır gelmez. Halbuki ortak adayla seçime gitmek nasıl demokratik bir yöntemse her partinin kendi adayını çıkarması da gayet tabiidir. Biz de Cumhur İttifakı bünyesinde diğer siyasi partilerle ortak belediye başkan adayı belirleme noktasında görüşmeler yürüttük. Halen görüşmelerimizin devam ettiği partiler var. Anlaştığımız illerde beraber yol yürüyor, anlaşamadığımız il ve ilçelerde ise demokratik bir yarış için hazırlığımızı yapıyoruz ama hiçbir şekilde kimseyi ihanetle, oyunbozanlıkla, gafletle, oyuna gelmekle, şuursuzlukla suçlamıyoruz. Çünkü seçime nasıl girilirse girilsin, nihayetinde hükmü millet verecek.
31 MART’TA KİBİRLİ ZİHNİYET, HAK ETTİĞİ DERSİ ALACAK: Onun için ne diyoruz? Yeniden İstanbul. Millet, vaatlere bakacak. Bunları gönül ve fikir terazisinde tartacak, hangi belediye başkanı tarafından şehrinin yönetilmesini istiyorsa tamamen hür iradesiyle tercihini ona göre yapacak. Biz de her zaman olduğu gibi sandıktan çıkan iradeyi baş tacı edeceğiz. Tüm bunlar apaçık ortadayken milletin iradesine şimdiden ipotek koymak, demokrasinin değil ancak dikta hevesinin bir tezahürü olabilir. Aslında bu ifadeler bunların çarpık zihin dünyalarında nasıl bir Türkiye ve nasıl bir demokrasiyi hayal ettiklerini de göstermektedir. Bunlar halen açık oy gizli sayımla milletin iradesinin gasp edildiği tek parti faşizminin özlemiyle yaşıyor. Maalesef bu partide genel başkan koltuğunda oturanlar değişse de demokrasiye tahammülsüzlükleri değişmiyor. Yıllar gelip geçiyor fakat bunların faşizan kodlarında zerre miskal gerileme olmuyor. İnşallah 31 Mart’ta sandıktan çıkacak güçlü iradeyle İstanbul başta olmak üzere her yerde demokrasiden ürken, çoğulcu demokrasiden korkan bu kibirli zihniyet, hak ettiği dersi alacaktır. İstanbul’un kronikleşen sorunlarına dair kapsamlı, detaylı ve pratik çözüm önerilerimizi, büyükşehir belediye başkan adayımız Murat Kurum kardeşimiz de kısa süre önce İstanbul halkıyla paylaştı.”
]]>Ülkenin en büyük gazetesi Corriere della Sera haberi baş sayfasından “İtalyan kilisesine saldırı. İstanbul’da terör ve bir ölü” başlığıyla verdi. IŞİD’in saldırıyı üstlendiğini vurgulayan gazete, iki kişinin gözaltına alındığını da yazdı.
Corriere della Sera, Katolik derneği Sant’Egidio’nun kurucusu Andrea Riccardi tarafından kaleme alınan bir analize de baş sayfasından yer verdi. Riccardi’nin yazısı, “Katolik azınlık ve dini şiddet döneminin dönmesi korkusu” başlığıyla yayımlandı.
Riccardi, Gazze’de yaşananların “düşmanlıkları körüklemiş olabileceğine” dikkat çekerek şöyle yazdı:
“Türk Hristiyanları Avrupalılar veya Amerikalılarla özdeşleştirmek saçma olsa da, ‘küresel nefretin’ basitleştirilmesi oyunlarıyla kolaylaştırılıyor. Bu ilk kez olmuyor. Savaşın damgasını vurduğu bir dünyada, absürt bir şekilde düşmanın ileri karakolu olarak görülenlere karşı nefret büyüyor, söz konusu az sayıda inanana sahip küçük bir kilise olsa bile.
“Hristiyanların huzuru yerinde değil. Türkiye’de, zaman zaman kimin girdiğini görmek için kilisenin kapısına endişeyle baktıklarını fark ettim. Dünyanın bazı yerlerinde pazar günü ayine gitmek riskli.”
Corriere della Sera, Katolik Kilisesi’nin Türkiye’deki en üst düzey yetkililerinden Anadolu Havarisel Vekilli Piskopos Paolo Bizzeti ile bir söyleşi de yaptı. 2010’da İskenderun’da öldürülen Luigi Padovese’nin yerine 2015’te atanan Bizzeti, dünkü saldırıyla ilgili şöyle konuştu:
“Nedenleri hala net değil, ancak bir kilisede silahlı saldırı düzenlenmesinin ciddi olduğu ve Orta Doğu’da hoşgörüsüzlük ve bölücülük alevlerinin yıllardır körüklendiği bir gerçek.”
Bizzeti, saldırının beklenen bir şey olup olmadığı sorusuna ise şöyle yanıt verdi:
“Piskoposluk görevimin başlangıcında ciddi riskler vardı. Son yıllarda ise Türkiye’de durum tamamen huzur içinde olmasa da aslında oldukça sakinleşmişti. Ancak daha geniş bir bağlamda bakarsak, tüm bölgeyi etkileyen şiddet dalgasının etkilerinin olacağına şüphe yok. Şiddet şiddeti doğurur ve bir süre sonra istisnasız herkesi etkiler.”
Gazetenin “Laikliğin aşınması Hristiyanların gündelik hayatını kötüleştirdi mi?” diye sorması üzerine de Bizzeti, Türkiye’de ‘din özgürlüğünden ziyade ibadet özgürlüğüne’ sahip olduklarını belirtti. Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi gibi eylemler ve bu tartışmaların etkisiyle ilgili olarak da şunları söyledi:
“Mevcut hükümetin, bir dizi talebi iyi bir diyalogla karşılama çabası içinde olduğunu söylemeliyim. Ama şu da bir gerçek ki, Türkiye’de de toplumun bir kesimi daha fazla özgürlük ve çoğulculuk isterken, bir başka kesimi kökten dinci bir eğilime sahip ve daha güçlü bir zorunlu İslamlaşma isteyenlerin sayısı da az değil.
“Çoğulculuk ve gerçek dini özgürlük, olumsuz yan etkileri engeller. Alevleri körüklemek, zayıf ve dengesiz durumdakilerin İstanbul’daki gibi eylemleri gerçekleştirdiği bir ortam yaratıyor.
Savaş ve İslamofobi etkisi
Il Messaggero gazetesi de Katolik Kilisesi’nin İstanbul Apostolik Vekili Piskopos Massimiliano Palinuro ile bir söyleşi yaptı. Söyleşi, “Bunlar savaşın ve Avrupa’daki İslamofobinin zehirli meyveleridir” başlığıyla yayımlandı.
Palinuro, “Maalesef Gazze’deki savaşla hava çok ısındı” dedi ve henüz İstanbul saldırısıyla ilgili net bilgilere sahip olmasalar da geniş kapsamlı bir analiz yapılabileceğini söyledi:
“Bir tarafta alevler içinde olan Orta Doğu var, bu bir detay değil. Öte yandan Avrupa’da son yıllarda İslamofobi arttı. Bu iki faktör birleştiğinde zarar verir. Batı’da Müslümanlara karşı hoşgörüsüzlükle kendini gösteren her İslamofobik eylemin bölgemizde çok büyük yansımaları oluyor. Meydanlarda Kur’an yakılması, çirkin karikatürlerin yayınlanması veya inançlarına aykırı diğer olaylar gibi…Bazı İslamofobik ifadelerin, Müslüman çoğunluğun olduğu yerlerde yarattığı yankıyı Batı’da açıklamak zor.
Kilisenin İtalya bağlantısı
Gazete İtalyan din adamı Palinuro’ya, “Cinayetin bir İtalyan kilisesinde gerçekleşmiş olması, İtalya’nın radikal İslam’ın hedefinde olduğu anlamına mı geliyor? ” diye de sordu. Palinuro bu soruyu yanıtlarken söz konusu kilisenin İtalya ile doğrudan bir bağlantısı olmadığını da vurguladı:
“Hayır, bununla hiçbir ilgisi yok. Bunu kategorik olarak ihtimal dışı bırakıyorum. Ayrıca bu kilise İtalyan olarak tanımlanıyor ama esasında İtalya ile ilgisi yok. Evet, zamanında İtalyan rahipler tarafından kurulmuştu ama bugün Romanya’dan rahipler tarafından yönetiliyor.”
Palinuro, böyle bir saldırıyı beklemediklerini ve bu olay sonrası tüm Hristiyan topluluklarında endişenin artmasının kaçınılmaz olduğunu da vurguladı. “Geçmişte Türkiye’nin Anadolu gibi başka bölgelerinde de korkunç olaylar yaşanmıştı” diyen Palinuro, “Ama açık, uluslararası, kozmopolit, misafirperver, çoğulcu bir şehir olan İstanbul’da böyle bir şey yaşanmamıştı” diye ekledi.
Yerel seçim vurgusu
La Stampa gazetesi ise haberi “İstanbul’da İtalyan kilisesine saldırı: Bir ölü. İki saldırgan yakalandı” başlığıyla duyurdu. Haberde, “Saldırı kabusu 6 yıl sonra Türkiye’ye geri döndü” denildi. Gazete, “Türkiye’de Mart ayı sonunda yapılacak yerel seçimler dikkate alındığında güvenlik konusu yeniden merkezi hale gelebilir” diye yazdı.
Libero, “IŞİD İstanbul’da ayin sırasında öldürdü” başlığını kullandı ve alt başlıkta “Türkiye’de Hristiyanlar, özellikle de Katolikler bir kez daha saldırı altında” dedi.
Gazete ‘inanç şehitleri’ diye andığı İtalyan rahip Andrea Santoro’nun 2006’da Trabzon’da, Monsenyör Luigi Padovese’nin de 2010’da İskenderun’da öldürüldüğünü hatırlattı. Haberde, “Geçen ay Türk polisi, ‘İstanbul’daki kilise ve sinagoglara yönelik saldırı planları’ hazırlamakla suçlanan yaklaşık otuz şüpheli IŞİD üyesini tutuklamıştı” bilgisi de paylaşıldı.
Il Giornale de saldırının İtalya tarafında yarattığı kaygılara odaklanan bir haber yayımladı. İtalya hükümetinin, ‘Batı’nın ibadet mekanlarında hedef alınmasından’ endişe ettiğini yazdı.
]]>Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları;
Bugün bu hattı, Gayrettepe’ye bağlayan Kağıthane-Gayrettepe kesiminin açılışını yapmak için bir aradayız. 9 istasyondan oluşan ve hızı saatte 120 km’ye ulaşan hattımızın günlük yolcu kapasitesi 600 bin kişidir. Mesafe 30 dakikaya, Göktürk- Mahmutbey arası 38 dakikaya, Tekstilkent-İHL arası 45 dakikaya,Taksim-Göktürk arası 26 dakikaya inecektir. Bu hattımızın hizmete alınmasıyla İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğu 338,5 kilometreye çıkıyor.
“BİRİLERİ DE HAFRİYATLA NE YAPTI”
Biz söyledik mi yaparız. Ortada bırakmayız. Belediye başkanlığımdan tutun sonra hükümete geldik ve hükümette de Ulaştırma Bakanlığı olarak nasıl bu yolları, hızlı tren hatlarını yüksek hızlı tren hatlarını yaptıysak aynı şekilde İstanbulumuza da bunu yaptık. Birileri de hafriyatla ne yaptılar, kim olduğunu biliyorsunuz. Esasen raylı sistem projelerinde en önemli konulardan birisi hattın beyni diyebileceğimiz sinyalizasyon sistemidir. Aselsan-TÜBİTAK’la bu alanda başkalarına bağımlı olmaktan kurtuluyoruz.
YERLİ VE MİLLİ PROJE
Gayrettepe-Havalimanı metro hattının ilk etüt projesinden uygulamasına kadar süreçleri kendi yerli mühendislik ve tasarımımızla gerçekleştirmekten gurur duyuyoruz. Hayata geçirdiğimiz her projede yerli milli projelerin payının artırılmasına ağırlık vereceğiz. Her konuda tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar azimle çalışacağız.
“MİLLETE EFENDİLİK OLMAZ, HİZMETKARLIK OLUR”
Bizler 2 günü birbirine eşit olan ziyandadır anlayışına sahip inancın mensuplarıyız. Siyasette de parolamız vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet vermektir. Şehirlerin ihtiyaçlarını gidermeyi ana vazifemiz olarak görüyoruz. Millete efendilik olmaz, hizmetkarlık olur.
“KENDİMİZİ SÜREKLİ HESABA ÇEKİYORUZ”
Millete tepeden bakanlar, milleti hor görenler, millete karşı kibirli, nobran davrananlar siyasette kaybetmeye mahkumdur. 31 Mart akşamı inşallah bunları da hep beraber göreceğiz. Türk siyasi tarihine göz attığımızda bunun sayısız örneğine şahit olursunuz. Emanetin teslim edildiği nice bakan, başbakan, belediye başkanının siyaset sahnesinin tozlu raflarında unutulup gittiğini görürsünüz. Bu gerçeklerin ışığında kendimizi sürekli hesaba çekiyor, her gece bugün ülkemiz milletimiz için ne yaptık sorusunu kendimize soruyoruz. Geride hayırla, şükranla yad edilecek bir miras bırakmayı arzu ediyoruz. Siyasetin inişli çıkışlı yolculuğunda pek çok zorluk, engel, hukuksuzlukla karşılaştık. Vesayetin gölgesinin ülkemiz karabasan gibi çöktüğü 1990’larda belediye başkanlığı yapmış siyasetçi olarak zorluklar karşısında yılmadık. Millete hizmet sevdamızda aramıza kimsenin girmesini istemedik.
“BİZİM DE KUSURUMUZ, EKSİĞİMİZ OLABİLİR”
Vatandaşımızın içtenlikle söylediği, Allah ondan razı olsun duasını siyasi ve dünyevi hesabın üzerinde görüyoruz. Yolda kalanlardan kesinlikle olmaz. Her kul gibi bizim de eksiğimiz, kusurumuz olabilir. Samimi gayretlerimizle tüm çabalarımıza rağmen bazı hususlar çıkabiliyor. Önümüze hangi engeller çıkarsa çıksın ülkeye ve millete hizmetten asla vazgeçmiyoruz. Zorluklara aldırmadan, bahane aramadan, Türkiye Yüzyılı hedefimiz doğrultusunda sabırla yürümeyi sürdürüyoruz. Bizim nazarımızda 85 milyon vatandaşımızın tamamı oy tercihlerinden bağımsız olarak eşit şekilde hizmete ve hürmete layıktır. 21 yılı aşkın iktidarlarımızın belediyelerimizi siyasi rengine göre ayırmadık.
Kampanya dönemi boyunca yaptıklarımızı anlattık, projeleri paylaştık, muhalefetle ilgili eleştirileri açık yüreklilikle dile getirdik. Bu durum İstanbul için de geçerlidir. İstanbul bugün mevcut durumundan çok daha kötüye gitmemişse, bizim elimizi taşın altına koymamızdır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen 31’inci kuruluş yıl dönümü programına katıldı. Programa İBB Başkan Adayı Murat Kurum’un yanı sıra BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, BBP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul İl Başkanı Dursun Çağlayan, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Bakırköy Belediye Başkan Adayı Ali Talip Özdemir, AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Muhammed Cem Çekerek ve çok sayıda siyasi parti üyesi katıldı. İBB Başkan adayı Murat Kurum salondakilerle tek tek el sıkışıp selamlaştı. Salonda büyük bir ilgiyle karşılanan Kurum katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlanan program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti.
“Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismi, Türk milletinin gönlünde, kalbinde daima yaşayacaktır”
Büyük Birlik Partisi’nin 31. Kuruluş Yıldönümünde konuşan Murat Kurum, “Böylesine müstesna bir gecede sizlerle birlikte olmaktan büyük gurur duyuyorum, onur duyuyorum. Büyük Birlik Partisi’nin kurucu genel başkanı, dava ve aksiyon adamı, milli ve manevi değerlerimizin yiğit savunucusu şehit Muhsin Yazıcıoğlu başkanımızı rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyorum. Biz çok iyi biliyoruz ki Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ismi, Türk milletinin gönlünde, kalbinde daima yaşayacaktır, ilelebet var olacaktır. Biz de bu ülkeye hizmet etmiş güzel adamların yolundan gitmek için bu milletin dualarında yer almak için “Gazi alperenler, işe koyulun! Gayrı söze vakit, az verilmeli” diyoruz ve her sabah bu şuurla İstanbul için yollara düşüyoruz” dedi.
“Bu sadece bizim umurumuzdadır”
İstanbulluların yaşadığı sıkıntıları dile getiren Kurum, “İstanbul’un 5 yılda içine düştüğü bu trafik çilesi her bir vatandaşımızın hayatından üç buçuk yıl çalanların, ulaşıma dair tek bir proje dahi yapamayanların dert ettikleri bir çile değildir. Bu çilenin çözümü İstanbul’a onlarca yeni metro, tramvay, tünel, kavşak, binlerce kilometre yolu, yüzlerce otoparkı yapmak için projelerini hazırlayanlar ve o amaç için çalışanlardır. İstanbul’un içinde bulunduğu deprem tehdidi evlerinde korku içinde yaşayan annelerimize, 100 bin konut sözü verip, yüzde 5’ini bile tutamayanların umurunda bile değildir. Bu sadece bizim umurumuzdadır. 650 bin yeni yuva kurmak için tüm ekibiyle hazır durumda olanların, Kağıthane Yahya Kemal’de, Bayrampaşa’da, Üsküdar, Okmeydanı ve İstanbul’un 39 ilçesinde yüzlerce yeni yuva yapanların umurundadır” şeklinde konuştu.
“Yarı zamanlı değil, İstanbul’a tam zamanlı hizmet edeceğiz”
İstanbul’daki hizmetlerini yetersizliğinden bahseden Kurum konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İstanbul’un olası bir afet anında yaşayacağı kaosa karşı çözümler bu milletin evini, dükkanını su bastığında İstanbul’da olmayanların aklından bile geçmez. Bu çözümler İstanbul’un her yerinde afet yönetim merkezleri, yeni yüzlerce çok amaçlı toplanma alanı, lojistik destek merkezleri, yeni acil yardım hastaneleriyle afetlere hazır bir İstanbul için yola çıkanlardadır. Yani çözüm bizdedir, çözüm Cumhur ittifakındadır. Ücretsiz ulaşım sözü verilip kandırılmış delikanlılarımızın yanında bizler duracağız. Geçici, plansız, adaletsiz sosyal politikalar yüzünden hak ettiği desteğe ulaşamamış gerçek ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin yanında bizler yer alacağız. Kalıcı, planlı, adil sosyal belediyeciliği İstanbul’a yeniden biz getireceğiz. Sadece İstanbul diyeceğiz. Yarı zamanlı değil, İstanbul’a tam zamanlı hizmet edeceğiz. Boş zamanlarında belediyeye uğrayan anlayışlar olmayacak. Milletin her zor anında yanında olanlardan olacağız.”
“2019 ve 2024 yılları arasında geçen zaman İstanbul için kaybedilmiş zamandan ibarettir”
Son 5 yılın İstanbul için zaman kaybı olduğunu belirten İBB Başkan Adayı Kurum, “Şunu çok iyi biliyorum ki, Büyük Birlik Partisi’nin her bir mensubunun harcında şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ruhu vardır. Ben biliyorum ki, vatan ve millet sevdalıları 31 Mart günü de kurduğumuz bu gönül ittifakında bu kardeşinizin yanında olacaktır. Çünkü bizim birlikteliğimiz gönül birlikteliğidir. Büyük bir birliğin ittifakıdır, tarihin ittifakıdır, millet sevgisinin ittifakıdır, cumhurun ittifakıdır. Türk milliyetçisi kardeşlerimden bir tanesinin şöyle bir paylaşımına denk geldim: “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!” İstanbullu kışı geçirdi ama yediği ayazı unutmayacak. Çünkü 2019 ve 2024 yılları arasında geçen zaman İstanbul için kaybedilmiş zamandan ibarettir. Son beş sene, aziz İstanbul’un tahribat döneminden başka bir şey değildir. Geçmekte olan 1825 gün, İstanbul’un “Fetret Devri” olarak tarihe kaydedilecektir. 31 Mart akşamı İstanbul’u fetret devrinden hep beraber kurtaracağız. Yeniden yükselişini Cumhur İttifakı’mızla herp berber başaracağız” ifadelerine yer verdi.
“Murat Kurum hepimizin adayı hepimizin de başkanı olacak”
Programda konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “İstanbul seçimleri çok önemli. Bir 5 yılı daha kaybetmeye değerlerimizden, inançlarımızdan, kültürümüzden kopuk bir şekilde yönetilmesine tahammülümüz yok. İstanbul’umuzun aynı şekilde bu devlete savaş açmış başkaldırmış binlerce şehidimizin 10 binlerce masum insanımızın katilleri olan terör örgütünün uzantılarının yönetiminde yer aldığı bir şekilde yönetilmesine de tahammülümüz yok. İstanbul’umuz da yaşanacak bir depremde belediye olarak 5 yılda hiçbir hazırlığı olmadığını gördük. İstanbul’umuza ilave hiçbir baraj yapılmadığını gördük. Trafik sorununun gittikçe büyük bir çile haline döndüğünü gördük. Bütün bunlara son vermek için Cumhur İttifakı’yla birlikte gece gündüz çalışacak aziz İstanbul’u sayın Murat Kurum kardeşimizi belediye başkanı yaparak bu esaretten bu zulümden hep birlikte kuracağız. Cumhur İttifakı olarak birlikte kazanıp birlikte yöneteceğiz. Murat Kurum hepimizin adayı hepimizin de başkanı olacak” dedi. – İSTANBUL
]]>Kurum, Büyük Birlik Partisinin (BBP) 31. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen Mahalli Seçim Çalışmaları Değerlendirme ve Ekonomik Yardımlaşma Gecesi’nde yaptığı konuşmada, BBP’nin kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle, minnetle, şükranla yad ettiğini söyledi.
Yazıcıoğlu’nun isminin Türk milletinin gönlünde daima yaşayacağını vurgulayan Kurum, ülkeye hizmet etmiş güzel adamların yolundan gitmek adına her sabah bu şuurla İstanbul için yola düştüğünü belirtti.
Geçen 3 hafta boyunca, İstanbul sevdalılarıyla şehrin her yerinde, her sokağında çok büyük bir heyecanla, coşkuyla karşılaştıklarını ifade eden Kurum, “Binlerce vatandaşımızla kucaklaştık, sohbet ettik. Evlerine, sofralarına misafir olduk. 2 gün önce de Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı’nda projelerimizi, hayallerimizi 10 temel başlıkla paylaştık.” diye konuştu.
“Biz sözüne sadık insanlarız”
Kurum, sahada hep “İstanbullunun gündeminde olmayan bir şey asla ve asla bizim gündemimizde olmayacak” dediklerini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Biz sözüne sadık insanlarız. İstanbul’un 5 yıl boyunca içine düştüğü trafik çilesi, ulaşıma dair tek bir proje dahi yapamayanların dert edindikleri bir çile değildir. Bu çilenin çözümü, İstanbul’a onlarca yeni metro hattı, tramvay, tünel, kavşak, yüzlerce otopark yapmak için çalışanlardır. Çözüm, çare bizdedir. İstanbul’un içinde bulunduğu deprem tehdidiyle evlerinde korku içinde yaşayan annelerimize 100 bin konut sözü verip yüzde 5’ini bile tutamayanların umurunda bile değildir. Bu sadece bizim umurumuzdadır. İstanbul’un olası bir afet anında yaşayacağı kaosa karşı çözümler, bu milletin evini, dükkanını su bastığında İstanbul’da olmayanların emin olun aklından bile geçmez.”
“31 Mart akşamı İstanbul’un başkanı değil kardeşi olmak istiyoruz”
Çözümün Cumhur İttifakı’nda olduğuna vurgu yapan Kurum, “Ücretsiz ulaşım sözü verip kandırılmış delikanlılarımızın yanında bizler duracağız. Geçici, plansız, adaletsiz sosyal politikalar yüzünden hak ettiği desteğe ulaşamamış gerçek ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin yanında bizler yer alacağız. Kalıcı, planlı, adil sosyal destek belediyeciliğini İstanbul’a yeniden biz getireceğiz. İşte biz tüm bu nedenlerle Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu’na halkın vizyonu dedik.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul’da yaşayan herkesin Fatih’in emaneti olduğunu aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İşte bu yüzden annelerimizin, emeklilerimizin, gençlerimizin, çocuklarımızın, İstanbul’da yaşayan herkesin mutlu olacağı adımlarımızla, İstanbul’un hayır duasını ve desteğini alacağız. Bunun için çalınmadık kapı, alınmadık gönül, girilmedik ev, aşılmadık yol bırakmayacağız. Milletimiz için çalışacağız. 31 Mart akşamı İstanbul’un başkanı değil kardeşi olmak istiyoruz. 31 Mart akşamı, Cumhur İttifakı’nın muhtarı da belediye başkanı da büyükşehir belediye başkanı da bu kardeşiniz olacak. Cumhur İttifakı’nın kıymetli tüm paydaşları bize geldiğinde başı öne eğilmeyecek, kendi kardeşlerine gelmiş gibi kendi yoldaşlarına gelmiş gibi muamele görecek. Cumhur İttifakımızla, Büyük Birlik Partimizle, Milliyetçi Hareket Partimizle birlikte, tüm İstanbullularla birlikte İstanbul’a hizmet edeceğiz. ‘Sadece İstanbul’ diyeceğiz, yarı zamanlı değil, tam zamanlı İstanbul’a hizmet edeceğiz.”
“Bizim birlikteliğimiz gönül birlikteliğidir”
Kurum, BBP’nin, ülkenin girdiği en kritik dönemeçlerden biri olan 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı’na verdiği desteğin altın harflerle yazılacağını söyledi.
BBP’nin her bir mensubunun harcında şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ruhu olduğunu dile getiren Kurum, şöyle devam etti:
“Ben biliyorum ki vatan, millet sevdalıları 31 Mart günü de kurduğumuz bu gönül ittifakında bu kardeşinizin yanında olacaktır. Çünkü bizim birlikteliğimiz gönül birlikteliğidir. Türk milliyetçisi kardeşlerimden birinin şöyle bir paylaşımına denk geldim; ‘Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.’ İstanbullu kardeşlerimiz kışı geçirdi ama yediği ayazı unutmayacak, unutturmayacak. Çünkü 2019 ve 2024 arasında geçen zaman İstanbul için kaybedilmiş zamandan ibarettir.”
“İstanbul’u fetret devrinden hep beraber kurtaracağız”
Kurum, son 5 senenin İstanbul’un tahribat döneminden başka bir şey olmadığını, geçen günlerin İstanbul’un fetret dönemi olarak tarihe geçeceğini kaydetti.
Murat Kurum, 31 Mart akşamı İstanbul’u fetret devrinden hep beraber kurtaracaklarını, yeniden yükselişini Cumhur İttifakı ile beraber başaracaklarını ifade etti.
Eyüp Sultan’ın nefesiyle 39 ilçede, 964 mahallede olacaklarını söyleyen Kurum, “Fatih’in dirayetiyle Yedi Tepe’de olacağız. Aziz Mahmut Hüdayi’nin gayretiyle tüm mahallelerde olacağız. Yahya Efendi’nin izinde gönüllere dokunacağız. Mimar Sinan’ın izinde tarihe şahitlik edecek eserleri Cumhur İttifakımızla birlikte bırakacağız. Abdülhamit Han’ın izinde, harap olmuş İstanbul’u baştan başa yeniden imar, inşa ve ihya edeceğiz. Bunu sizlerle başaracağız. Beraber yapacağız. Hep birlikte gerçekleştireceğiz.” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Büyük Birlik Partisi 31. Kuruluş Yıl Dönümü Mahalli Seçim Çalışmaları Toplantısı’na katıldı. 29 Ocak 1993 tarihinde Muhsin Yazıcıoğlu liderliğinde kurulan parti bugün 31. yıl dönümünü Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen programla kutladı. Programa Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum, BBP İstanbul İl Başkanı Dursun Çağlayan, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, BBP ve AK Parti ilçe başkanları katıldı.
‘ÜLKEYE HİZMET ETMİŞ GÜZEL ADAMLARIN YOLUNDAN GİTMEK İÇİN YOLLARA DÜŞÜYORUZ”
Programda konuşan Kurum, ‘Büyük Birlik Partisi’nin 31. kuruluş yıl dönümünde, böylesine müstesna bir gecede sizlerle birlikte olmaktan büyük gurur duyuyorum, onur duyuyorum. Sözlerimin hemen başında, Büyük Birlik Partisi’nin kurucu genel başkanı, dava ve aksiyon adamı, milli ve manevi değerlerimizin yiğit savunucusu şehit Muhsin Yazıcıoğlu başkanımızı rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyorum. Biz de bu ülkeye hizmet etmiş güzel adamların yolundan gitmek için, bu milletin dualarında almak için, ‘Gazi alperenler, işe koyulun. Gayrı söze vakit az verilmeli’ diyoruz. Her sabah bu şuurla İstanbul için yollara düşüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘BİZİM BİRLİKTELİĞİMİZ GÖNÜL BİRLİKTELİĞİDİR”
Murat Kurum, ‘Bu anlayışıyla Türkiye’nin ve İstanbul’un ekonomik ve siyasi açıdan gelişmesine, kalkınmasına yaptığınız katkılar, Türk milletinin gönlünde müstesna bir yerde durmaktadır. Özellikle ülkemizin girdiği en kritik dönemeçlerinden biri olan 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Sayın Cumhurbaşkanımıza verdiğiniz desteği, sergilediğiniz dik duruşu, bu aziz millet; vatanın ve vefanın, dava adamlığının defterine altın harflerle yazacaktır. Şunu çok iyi biliyorum ki, Büyük Birlik Partisi’nin her bir mensubunun harcında şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun ruhu vardır. Ben biliyorum ki, vatan millet sevdalıları 31 Mart günü de kurduğumuz bu gönül ittifakında bu kardeşinizin yanında olacaktır. Çünkü bizim birlikteliğimiz gönül birlikteliğidir. Bu büyük birliğin ittifakıdır, tarihin ittifakıdır, millet sevgisinin ittifakıdır, cumhurun ittifakıdır” sözlerini kullandı.
‘HARAP OLMUŞ İSTANBUL’U BAŞTANBAŞA YENİDEN İMAR EDECEĞİZ”
Kurum, ‘Türk milliyetçisi kardeşlerimden bir tanesinin şöyle bir paylaşımına denk geldim, ‘Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.’ Evet; İstanbullu kışı geçirdi ama yediği ayazı unutmayacak, unutturmayacak. Çünkü 2019 ve 2024 yılları arasında geçen zaman, İstanbul için kaybedilmiş zamandan ibarettir. Son beş sene, aziz İstanbul’un tahribat döneminden başka bir şey değildir. Geçmekte olan bin 825 gün, İstanbul’un ‘Fetret Devri’ olarak tarihe kaydedilecektir. Şimdi diyorum ki, 31 Mart akşamı İstanbul’u ‘Fetret Devri’nden hep beraber kurtaracağız. Yeniden yükseliş devrini hep beraber başlatacağız” şeklinde konuştu.
‘İSTANBUL BELEDİYESİ BİR TERÖR YUVASINA DÖNÜŞTÜ”
Büyük Birlik Partisi’nin kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu rahmetle anan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, ‘Şehit Muhsin başkanımızla yola çıktığımız günden bugüne tam 31 yıl oldu. Evet bu 31 yıl içerisinde çok önemli hadiselere şahitlik ettik. Partiyi ilk kurduğumuzda ne demiştik’ Milliyetçi, maneviyatçı ve demokrat bir çizgide siyasetimizi sürdüreceğiz demiştik. İstanbul Belediyesi bir terör yuvası haline dönüştü. Onun için ben her zaman diyorum. Beş yıldır söylüyorum, bir kez daha söylüyorum. PKK’yla PKK’nın uzantılarıyla iş birliğinin sonucunu görmek isteyenler mevcut İstanbul Belediyesi’ne baksınlar. Gidin mezarlık müdürlerinin PKK’nın siyasi şubesinden olduğunu görürsünüz. Başka genel müdürler, başka daire başkanları, başka kadrolar, işletmeler de hep onları görürsünüz. Dolayısıyla da biz Cumhur İttifakı olarak İstanbul Belediyesi’ni kazanarak hem vatandaşımızı rahatlatacak, trafik çilesini bitirecek, hem depremle ilgili hazırlıkları mükemmel şekilde yerine getirecek, pek çok alanda hizmetler sunmanın yanı sıra İstanbul Belediyemizi ve diğer belediyeleri terör unsurlarından temizlemek için buradayız. Onun için Cumhur İttifakı, onun için Murat Kurum diyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>Kurum, CNN Türk’te katıldığı “Yerel Seçim Özel” programında gazeteciler Ahmet Hakan ve Fulya Öztürk’ün sorularını yanıtladı.
Seçim çalışmaları sırasında sokaktan aldığı tepkilerin sorulması üzerine Kurum, 16 gündür on binlerce İstanbulluyla bir araya geldiğini, hiçbir olumsuz tepki almadığını, herkesle kucaklaştığını söyledi.
Kurum, sokaktan aldıkları tepkiyi mayıs seçimlerinde de gördüklerini belirterek “Mayıs seçimlerinin daha da üzerinde bir motivasyon var ve gerçekten kırılmışlar. Yani 5 sene yok sayılmaktan, çile çekmekten, endişe içerisinde yaşamaktan yorulmuşlar, büyük bir motivasyonla 31 Mart’a hazırlanıyorlar. Bunu da gittiğimiz her yerde coşkuyla görüyoruz. Belki dertleri, sıkıntıları da var ama emin olun onları unutup, ‘Biz 31 Mart’ta artık liyakatli, becerikli, İstanbul’la ilgilenen bir yönetimi istiyoruz’ diye bu beklentiyi İstanbullu kardeşlerimizde net bir şekilde görüyoruz.” diye konuştu.
“Sadece İstanbul’a odaklanacağız”
Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı”na yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, şöyle konuştu:
“İstanbulluların gündeminde olmayan konularla ilgilenmeyeceğiz, polemiklerin içerisinde olmayacağız ve bu tutumu bu kampanya sürecinde, bundan sonra hep sergileyeceğiz. Başkanlık sürecinde de sadece İstanbul’a odaklanacağız. Kampanyamızın ismi ‘Şimdi İstanbul sadece İstanbul’. Neden şimdi İstanbul? 25 yıllık birikimimizi, tecrübemizi, yaptığımız işleri ve liyakatli ekibimizle birlikte ‘Şimdi İstanbul’ diyoruz, ‘Sadece İstanbul’a odaklanacağız’ diyoruz ve ‘Gündemimiz sadece İstanbul olacak’ diyoruz. Yarı zamanlı belediyecilik yapan, boş zamanlarında belediyeye uğrayan bir yönetimden açıkçası bizi takdir etmesini beklemiyoruz. Bizi milletimiz takdir edecektir. 31 Mart akşamı sabretsinler, milletimiz sandıkta gereken cevabı verecektir.”
Kampanya sürecinde İmamoğlu ile arasında bir atışma görülüp görülmeyeceğinin sorulması üzerine Kurum, “İstanbulluların beklediği, sorunlara çözüm önerisiyle birlikte sahip çıkmak. İstanbullu bunu bekliyor. İstanbullular, ‘O orada onu demiş, bahaneler arkasına sığınmış, reklam yapmış, algı yapmış’ bunun peşinde değil ki. İstanbullular, ‘Metroyla ne kadar kısa zamanda işime giderim, işimden evime dönerim, mutlu bir hayat yaşarım’ bunu düşünüyor. İstanbullular, ‘Bu deprem riski altındaki İstanbul’u bir an önce kim kurtarır?’, gençler ‘Bize gelecekle ilgili İstanbul’da o altyapıyı kim daha hızlı hazırlar?’ bununla ilgileniyor, başka gündemleri yok ki.” ifadelerini kullandı.
Kurum, ulaşıma dair vaatlerinin imkansız olduğu eleştirilerinin aktarılması üzerine, 2019’da trafik ortalama hızının saatte 60 kilometre olduğunu, bunun 2023’te saatte 42 kilometreye düştüğünü ve yine 2019’da trafikte geçen ortalama süre 45 dakika iken 2023’te 64 dakikaya yükseldiğini, bunların vadedilen yatırımların yapılmamasından kaynaklandığını söyledi.
Sosyal medyadan gelen ulaşım ağı taleplerinin kendisine iletilmesi üzerine Kurum, projelerini ihtiyaç önceliğine göre sıraladıklarını belirterek, “İstanbul’un her yerinde işte bu çileyi görüyorsunuz. ‘Metrobüs de gelsin, otobüs de gelsin.’ Otobüs gönderilemez bir durumla karşı karşıyayız. ya otobüs bari gönder. Toplu ulaşımın otobüsünü göndermekte ne var? Yol var. Bir tane otobüs alacaksın, oraya bir hat koyacaksın. Maalesef böyle bir çile var. Biz şimdi 328’den 650’ye çıkaracak ve en acil, en öncelikli, en verimli hatlarımızın hepsini bu 5 yılda yapıp İstanbulluları rahatlatacağız.” dedi.
“Biz söz verdiysek sözünü tutan insanlar olduk”
Ahmet Hakan’ın, vaatleriyle ilgili olarak “Biz hesap soracak mıyız bu 650’yi yaptın, yapamadın?” sorusu üzerine Kurum, şunları kaydetti:
“Soracaksınız. Şunu da iddia ediyorum, bu taahhüt ettiğim işleri yapamazsam bir daha İBB başkanlığına aday olmak da istemiyorum. Bugüne kadar verdiği sözleri tutan bir kişiyim. Elazığ’da, Malatya’da, Bartın’da, Rize’de, Giresun’da milletimize bir söz verdik. Sellerde, depremlerde, yangınlarda sözümüzü tuttuk. Gittik en son 6 Şubat’ta 11 ilimizde 50 bin canımızı, kardeşimizi yitirdiğimiz depremde depremzede kardeşlerimize söz verdik. ve 3 ayda – dünyada eşi benzeri yok – Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde topyekun bir çalışma anlayışıyla 3 ayda 180 bin konutun inşasına başladık. Biz söz verdiysek sözünü tutan insanlar olduk. Hep milletimizin o zor gününde yanında olduk.”
Kurum, İstanbul’un nüfusuna yönelik bir çalışmaları olup olmadığının sorulması üzerine, “İstanbul’un 16 milyon nüfusunun aslında büyümesini istemiyoruz. Yerleşik olarak nüfusun artmasını istemiyoruz. İstanbul’u bir bütün halinde değerlendirmemiz gerekir. Hatta Marmara bütününde bu konuyu ele alacağız. İstanbul’un nüfusu sabit kalsın istiyoruz. Ama bu sabit kalırken de İstanbul’a gelen turist sayısı işte 18 milyon bu yıl daha fazla gelsin, rahat etsinler, esnafımız daha çok kazansın, buradaki hareketlilik daha fazla olsun istiyoruz.” dedi.
Murat Kurum, İstanbul’u turizmin, yüksek teknolojinin, ekonominin, eğitimin merkezi haline getirirken kentten memleketine dönmek isteyen büyükler var ise onları da teşvik edecek projeler üreteceklerini bildirdi.
250 binlik araç otoparklarının yerlerinin belli olup olmadığına ilişkin soruya karşılık Kurum, yerlerinin belli olduğunu ifade ederek, “39 ilçenin, 964 mahallenin tek tek oradaki arkadaşlarımızla görüşülmüş, tespitler yapılmış, saha analizi yapılmış. 23 bin kişiyle sahada araştırma yapılmış ve tek tek bu araştırmaların neticesiyle hazırlanmış projelerdir bunlar.” dedi.
“Metrobüs niye arıza yapıyor”
Kurum, her yıl 100 metrobüs, 250 yeni otobüsü hizmete alacaklarını kaydederek, “Metrobüs hattında yaklaşık 800 bin yolcu her gün hizmet alıyor. Biz daha az araçla 2019’da daha iyi hizmeti İstanbullulara sunuyorduk. Demek ki yönetim anlayışında bir sorun var. Metrobüs niye arıza yapıyor? Bakımını zamanında yapmazsan, otobüsü işleten özel halk otobüsleriyle görüşmezsen, onların sorunlarına çözüm bulmazsan otobüs de yanar, otobüs de yolda kalır. Biz hem araçlarımızı yenileyeceğiz hem de Silivri’ye müjde verdik, Silivri’ye de metrobüsü götüreceğiz.” diye konuştu.
Ahmet Hakan’ın, depreme yönelik en inandırıcı projeleri kim sunarsa ona oy vereceğini söylemesi üzerine Kurum, “Bunu söylerken şuna bakmayacak mısınız Ahmet Bey, verdiği sözleri tutuyor mu, tutmuyor mu? Buna da bakmak gerektiğini düşünüyorum.” dedi.
İstanbul’da yapılması planlanan 650 bin konutla ilgili konuşan Kurum, “İstanbul’umuz bir deprem şehri. Olası bir depremde buradaki 7,5 milyon konutun 1,5 milyonunun riskli olduğunu, acil olarak da dönüşmesi gereken 600 bin konut olduğunu bilim insanlarımız söylüyor.” diye konuştu.
Kurum, 6 Şubat’taki depremleri hatırlatarak, olası bir depremi İstanbul’un hazır olarak beklemesi gerektiğini kaydetti.
Yapılacak 650 bin konutun planlamasıyla ilgili de Kurum, “115 bin konut yapacağız dediler, yaptıkları sadece yüzde 5’i. Ben 650 bin konut yapacağım ve sözünü tutan bir kişi olarak söylüyorum bunu. 1 Nisan sabahı İstanbul’un 39 ilçesinde bu anlayışla çalışacağız. Bu motivasyonla vatandaşımızla el ele vereceğiz ve İstanbul’u afetlere karşı dirençli hale getireceğiz. İstiyoruz ki tek bir riskli yapı kalmasın, annelerimiz, babalarımız, evlatlarımız acı çekmesin.” dedi.
Tuzla’da 2019’da başlayan TOKİ projeleriyle ilgili soru üzerine Kurum, Türkiye’nin farklı illerinde tamamlanan TOKİ projelerine vurgu yaparak, “Biz bugüne kadar İstanbul’da sosyal konut anlamında 70 bin konutu bitirmiş, vatandaşımıza teslim etmiş bir iradeyiz. Biz 50 bin sosyal konut açıkladık, konutlarımızı yaptık, vatandaşlarımıza teslim ettik. 100 bin sosyal konut açıkladık ve 100 bin sosyal konutta 5157 tanesini de ‘Tuzla’da konutlarımızı vatandaşlarımıza yapıp teslim edeceğiz’ dedik. Bunun sözünü verdik ve 11 ilimizdeki sıkıntılara rağmen Tuzla ve Maltepe’de sosyal konutlarla ilgili çalışmalarımızı başlattık. 5157 konutun bir kısmı tamamlandı, bir kısmının da şantiyesi devam ediyor.”
Kurum, projenin verilen sürede tamamlanmamasına yönelik eleştirilerle ilgili olarak da şöyle konuştu:
“Proje 2019’da açıklanmış, hemen arkasından başlatılmış, 2023 ve 2024’te konut teslimleri de başlamış. Bu süreçte dünya ve Türkiye bir pandemi süreci yaşamış. Tedarik zinciri bozulmuş, insanlar çalışamamış. Ardından 11 ilde büyük bir yıkım olmuş. Sonuçta bunlardan etkilenmişiz. Tüm insanlarımızın hayatı, iş hayatı etkilendi. Buna rağmen sözümüzü tutmak için çalışmışız. Sözümüzü tutuyoruz, teslim ediyoruz. Konutlarda insanlarımız oturuyor, bir kısmı da yavaş yavaş oturacak. Bırakın bunu, 250 bin sosyal konut kampanyası yaptık. İstanbul’da 50 bin sosyal konut yapıyor TOKİ. Hızlı bir şekilde inşa sürecini, projelendirme sürecini yürütüyorlar.”
“Öne geçmiş durumdayız”
Kurum, “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Toplantısı”nda açıkladığı projelerin tanıtımıyla ilgili de şunları kaydetti:
“Dün lansmanını yaptığımız projelerin toplam maliyeti 56 milyar dolar. Yaklaşık 1 trilyon 600 milyar ediyor. Sizin mevcut bugünkü bütçeniz, büyükşehir bütçesi 212 milyar lira. Bunu iki katına çıkarırsanız 400 milyar olur, 5 yılda 2 trilyon ediyor. Bunun hepsi yatırım bütçesi değil. Ne yapacağız? Dış kaynak kullanacağız. Yap-işlet-devret modelleriyle vereceğiz. Birçok hat burada kendi kendini karşılayabilecek hatlar. Yolcu sayısına baktığınızda geri dönüşü 8-10 yıl alan hatlar var. Bugün özel sektöre deseniz ki ‘Ben bu hatla ihaleye çıkıyorum’, zaten gelir kendisi girer, kendi kaynağını kullanır.”
Anket yaptırıp yaptırmadığının sorulması üzerine de Kurum, “İlk adaylığımız açıklandığında o büyük teveccühü ve beklentiyi karşıladığımızı da yapmış olduğumuz anketle ölçmüştük. İlk başladığımızda rakibimiz bizden 1,5 puan öndeydi. Dün bir araştırma daha aldık ve ki sahada da bunu net bir şekilde gördüm, biz öne geçmiş durumdayız. Anketler bunu söylüyor. Tabii ki ittifaklar daha netleşmedi. Partilerin hangi adayı çıkaracağı, çıkarıp çıkarmayacağı belirlenmedi ama biz çok güzel gidiyoruz. Şu an öndeyiz ama rehavete kapılmayacağız. 31 Mart akşamına kadar teşkilatlarımızla çok büyük bir uyum içerisinde çalışıyoruz. Vatandaşımıza projelerimizi, hayallerimizi, İstanbul vizyonunu anlatıyoruz ve bu motivasyonla da 31 Mart gecesine kadar sahada olacağız, çalışacağız, koşturacağız.” diye konuştu.
İstanbul’a dair projelerini sıralayan Kurum, “İlk temel atmamızı da inşallah Silahtarağa projesine yapacağız ve orada yaprakların değil milletimizin alkışladığı, milletimizin coşku içerisinde orada Haliç’in, altın boynuzumuzun korunduğu projenin de temelini inşallah sürdürülebilir su yönetimi anlayışıyla yapıyor olacağız.” dedi.
]]>CHP, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçim öncesi aday belirleme sürecini hızlandırdı. Adayların kesinleşmesi için CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplandı. MYK’nın ardından toplanan Parti Meclisi’nde (PM) belediye başkan adaylarını belirleme sürecinin büyük ölçüde tamamlandı. PM toplantısının ardından İstanbul ve Ankara’nın ilçelerinde aday gösterilen isimler dahil olmak üzere birçok ilçenin belediye başkan adayları açıklandı.
CHP’nin Muğla Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Aras, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cafer Pekdemir, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan adayı Atlıhan Atila, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayı ise Hasan Süha Saral oldu.
İşte 209 il ve ilçenin belediye başkan adayları:
ADANA ALADAĞ KEMAL ÖZDEMİR
ADANA KARAİSALI FADİME GEÇİOĞLU
ADANA KARATAŞ ALİ BEDRETTİN KARATAŞ
ADANA KOZAN SUDİYE GİZEM AKSOYLU
ADANA SARIÇAM HÜSEYİN GÖÇMEN
AFYONKARAHİSAR BAYAT HÜSEYİN ÖZAKTAN
AFYONKARAHİSAR DİNAR VEYSEL TOPÇU
AFYONKARAHİSAR HOCALAR MUSTAFA YİĞİT
AFYONKARAHİSAR ŞUHUT KARADİLLİ HÜSEYİN ŞAHİN
AĞRI ELEŞKİRT NİHAT SERHATLI
AĞRI MERKEZ ERKAN BULUT
AKSARAY ESKİL RESUL GÜÇ
AKSARAY ORTAKÖY RAMAZAN BALIKÇI
AKSARAY SULTANHANI İSMAİL SÖYLEMEZ
ANKARA AYAŞ İZZET DEMİRCİOĞLU
ANKARA BALA İSA KAPLAN
ANKARA BEYPAZARI ÖZER KASAP
ANKARA EVREN ARİF GÜÇLÜ
ANKARA GÖLBAŞI YAKUP ODABAŞI
ANKARA HAYMANA LEVENT KOÇ
ANKARA KALECİK SATILMIŞ KARAKOÇ
ANKARA KIZILCAHAMAM COŞKUN ÜNAL
ANKARA MAMAK VELİ GÜNDÜZ ŞAHİN
ANKARA NALLIHAN ERTUNÇ GÜNGÖR
ANKARA POLATLI MÜRSEL YILDIZKAYA
ANTALYA BÜYÜKŞEHİR MUHİTTİN BÖCEK
ANTALYA GAZİPAŞA MEHMETALİ YILMAZ
ANTALYA KORKUTELİ HASAN CAN CARAN
AYDIN KARACASU MUSTAFA BÜYÜKYAPICI
BALIKESİR AYVALIK MESUT ERGİN
BALIKESİR BURHANİYE ALİ KEMAL DEVECİLER
BALIKESİR ERDEK BURHAN KARIŞIK
BALIKESİR GÖMEÇ MELİH BAĞCI
BALIKESİR SINDIRGI SERKAN SAK
BARTIN ULUS SABRİ AKTAŞ
BATMAN GERCÜŞ HABİP ARAS
BATMAN HASANKEYF AGİT ERDEM
BATMAN MERKEZ HASAN SÜNÜK
BATMAN SASON YÜCEBAĞ HÜSAMETTİN YAŞAR
BİNGÖL ADAKLI YILDIRIM GÜRLÜK
BİNGÖL GENÇ FERHAT TAŞDEMİR
BİNGÖL KİĞI İBRAHİM KUDİŞ
BİNGÖL MERKEZ YÜCEL DARA GÖKEL
BİNGÖL SOLHAN ADİL ÇAKAR
BİNGÖL YAYLADERE SABRİ AKYÜREK
BİNGÖL YEDİSU MEHMET ŞERİF MEMİOĞLU
BELEDİYE Adı Soyadı
BİTLİS ADİLCEVAZ MEHMET REŞİT ÖNAL
BURDUR MERKEZ ALİ ORKUN ERCENGİZ
BURSA BÜYÜKORHAN MUSTAFA OKTAY
BURSA KESTEL CEVAT ASA
BURSA MUSTAFAKEMALPAŞA ŞÜKRÜ ERDEM
BURSA YENİŞEHİR SADİ AKTAŞ
ÇANAKKALE BİGA GÜMÜŞÇAY HASAN KIRIM
ÇANAKKALE MERKEZ KEPEZ BİROL ARSLAN
ÇORUM MECİTÖZÜ VELİ AYLAR
ÇORUM MERKEZ DÜVENCİ HÜSEYİN TÜRK
ÇORUM MERKEZ HASAN LEVENT ÇÖPHÜSEYİNOĞLU
ÇORUM SUNGURLU MÜSLÜME SALO
DENİZLİ BÜYÜKŞEHİR BÜLENT NURİ ÇAVUŞOĞLU
DENİZLİ BULDAN MEHMET ALİ ORPAK
DENİZLİ ÇAMELİ İRFAN ÖZCAN
DENİZLİ GÜNEY MAHMUT TOPRAKÇI
DENİZLİ PAMUKKALE ALİ RIZA ERTEMÜR
DİYARBAKIR BÜYÜKŞEHİR CAFER PEKDEMİR
DİYARBAKIR BAĞLAR MUSTAFA AKYÜZ
DİYARBAKIR BİSMİL ABDURRAHİM SÖNMEZ
DİYARBAKIR ÇINAR HALİT KAYA
DİYARBAKIR EĞİL AHMET AKTAY
DİYARBAKIR HANİ MEHMET İLHAMİ ÜNAL
DİYARBAKIR KAYAPINAR CANAN DEMİR
DİYARBAKIR KULP MEHMET SUAT AY
DİYARBAKIR LİCE SIDDIK BAYRAM
DÜZCE MERKEZ SEDAT ÇELİKEL
DÜZCE MERKEZ BOĞAZİÇİ MUSTAFA OCAK
EDİRNE HAVSA HÜSEYİN ÖZDEN
EDİRNE İPSALA CENAN TETİK
ERZURUM BÜYÜKŞEHİR ATLIHAN ATİLA
ERZURUM YAKUTİYE ADNAN ATALAY
ESKİŞEHİR ALPU GÜRBÜZ GÜLLER
ESKİŞEHİR BEYLİKOVA HAKAN KARABACAK
ESKİŞEHİR GÜNYÜZÜ İSA AKKAYA
ESKİŞEHİR HAN ERDAL ŞANLI
ESKİŞEHİR İNÖNÜ BALKAN AKTAŞ
ESKİŞEHİR MAHMUDİYE İSHAK GÜNDOĞAN
ESKİŞEHİR MİHALGAZİ HASAN ÜNAL
ESKİŞEHİR SARICAKAYA SAFİYE KESGİN
ESKİŞEHİR SEYİTGAZİ UĞUR TEPE
GÜMÜŞHANE ŞİRAN KAYHAN KILIÇ
HAKKARİ ÇUKURCA MEHMET SALMAN KORUÇİ
HAKKARİ MERKEZ CÜNEYT ÖZBEK
HAKKARİ ŞEMDİNLİ ABDULSELAM ALAN
HATAY DÖRTYOL BAHADIR AMAÇ
BELEDİYE Adı Soyadı
HATAY PAYAS CABBAR ASLAN
HATAY YAYLADAĞI MEHMET KALABAŞ
ISPARTA AKSU MEHMET ÇETİN
ISPARTA ATABEY MEHMET ATICI
ISPARTA MERKEZ ATAKAN YAZGAN
ISPARTA YALVAÇ HAKİ ALLAR
İSTANBUL ATAŞEHİR ONURSAL ADIGÜZEL
İSTANBUL ŞİŞLİ RESUL EMRAH ŞAHAN
İSTANBUL ARNAVUTKÖY TEKİN ARAS
İSTANBUL BAĞCILAR CEM KILIÇ
İSTANBUL BAHÇELİEVLER EMİNE GÜLİZAR EMECEN
İSTANBUL BEŞİKTAŞ RIZA AKPOLAT
İSTANBUL BEYLİKDÜZÜ MEHMET MURAT ÇALIK
İSTANBUL BÜYÜKÇEKMECE HASAN AKGÜN
İSTANBUL ESENLER HASAN DALKIRAN
İSTANBUL KARTAL GÖKHAN YÜKSEL
İSTANBUL KÜÇÜKÇEKMECE KEMAL ÇEBİ
İSTANBUL MALTEPE ESİN KÖYMEN
İSTANBUL SULTANBEYLİ AYHAN KOÇ
İSTANBUL SULTANGAZİ FERHAT EPÖZDEMİR
KARABÜK EFLANİ İBRAHİM YALÇIN
KARABÜK MERKEZ BAYRAM KARADAĞ
KARS AKYAKA ABA MÜSLÜM DENİZ
KARS ARPAÇAY MAHİR DEMİRBAŞ
KARS DİGOR HAYRETTİN DİNLER
KASTAMONU MERKEZ HASAN BALTACI
KAYSERİ DEVELİ FARUK KÜRKCÜ
KAYSERİ HACILAR KADİR ADANIR
KAYSERİ KOCASİNAN MUSTAFA YILDIZ
KAYSERİ MELİKGAZİ ÖZGÜR ALÇI
KAYSERİ TALAS HACI İBRAHİM YILDIRIM
KIRIKKALE MERKEZ AHMET ÖNAL
KOCAELİ ÇAYIROVA MUHARREM GÖKÇE
KOCAELİ İZMİT FATMA KAPLAN HÜRRİYET
KOCAELİ KÖRFEZ TAYFUN BALIKÇI
KONYA EREĞLİ ÜMİT AKPINAR
KONYA YUNAK ŞEVKET TUROĞLU
KÜTAHYA DUMLUPINAR ZEKERİYA YILMAZ
KÜTAHYA SİMAV BÜNYAMİN KISA
KÜTAHYA SİMAV ÇİTGÖL MEHMET DUYMUŞ
KÜTAHYA SİMAV DEMİRCİ TURAN SÜMER
KÜTAHYA MERKEZ SEYİTÖMER HALİT ESEN
KÜTAHYA ŞAPHANE LÜTFİ MUTLU
KÜTAHYA TAVŞANLI BALIKÖY ŞAFAK KINAY
MUĞLA BÜYÜKŞEHİR AHMET ARAS
MUĞLA DATÇA AYTAÇ KURT
BELEDİYE Adı Soyadı
MUĞLA MİLAS FEVZİ TOPUZ
MUĞLA ORTACA EVREN TEZCAN
MUĞLA ULA MEHMET CANER
NEVŞEHİR HACIBEKTAŞ ARİF YOLDAŞ ALTIOK
ORDU GÜLYALI UĞUR CÖRÜT
ORDU KABATAŞ BÜLENT GÜNEY
OSMANİYE DÜZİÇİ ELLEK İBRAHİM COŞKUN
OSMANİYE DÜZİÇİ YARBAŞI MUSTAFA KAYNAR
RİZE ÇAYELİ BÜYÜKKÖY MEVLÜT ÇAĞIRAN
RİZE ÇAYELİ HÜSAMETTİN ÖZDEMİROĞLU
RİZE HEMŞİN BAŞAR CUMBUR
RİZE MERKEZ NECATİ TOPALOĞLU
SAKARYA BÜYÜKŞEHİR AZİZE ÇEROĞLU
SAKARYA ADAPAZARI SABRİ ANIL ÖZKAN
SAKARYA KARAPÜRÇEK VOLKAN DOĞAN
SAKARYA KAYNARCA ERSAN CEYLAN
SAKARYA KOCAALİ MİTHAT SARI
SAKARYA SERDİVAN AYDOĞAN ARSLAN
SAKARYA TARAKLI CEMAL DOĞAN
SAMSUN ATAKUM SERHAT TÜRKEL
SAMSUN İLKADIM MURAT ŞENEL
SİİRT BAYKAN KADİR TAŞKIN
SİİRT ERUH SEYİTĞAN ALP
SİİRT PERVARİ NEJDET BEYTEKİN
SİİRT ŞİRVAN MEHMET OTAĞ
SİİRT TİLLO TARIK BARAN
SİVAS MERKEZ TACETTİN KEPENEK
SİVAS ZARA MEHMET ALİ ASLAN
ŞANLIURFA AKÇAKALE İSA GÜÇLÜ
ŞANLIURFA EYYÜBİYE MEHMET EMİN AYATA
ŞANLIURFA HALFETİ MEHMET SEVTEKİN
ŞANLIURFA SURUÇ BURHAN KILIÇ
ŞANLIURFA VİRANŞEHİR MEHMET NUR YAMAN
ŞIRNAK CİZRE ÖMER YALDIZ
ŞIRNAK GÜÇLÜKONAK SADIK KARAHAN
ŞIRNAK İDİL KARALAR MUHİTTİN ÖZCAN
ŞIRNAK İDİL SIRTKÖY SERHAT UNKÜR
ŞIRNAK İDİL ABDULCEBBAR BADUR
ŞIRNAK MERKEZ BALVEREN CEVAHİR SANRI
ŞIRNAK SİLOPİ GÖRÜMLÜ MEHMET KOTLUKTEKİN
ŞIRNAK SİLOPİ MAHMUT YILDIZGÖRER
ŞIRNAK ULUDERE UZUNGEÇİT HAZIM HAYDAR
TEKİRDAĞ HAYRABOLU TUNCER BAŞOĞLU
TEKİRDAĞ MALKARA NERGİZ KARAAĞAÇLI ÖZTÜRK
TEKİRDAĞ MARMARAEREĞLİSİ MUSTAFA ONUR BOZKURTER
TEKİRDAĞ MURATLI VAROL TÜREL
BELEDİYE Adı Soyadı
TEKİRDAĞ SÜLEYMANPAŞA VOLKAN NALLAR
TEKİRDAĞ ŞARKÖY ALPAY VAR
TOKAT ALMUS KINIK HACI YUSUF GEÇENE
TOKAT ERBAA COŞKUN TONKAL
TOKAT MERKEZ MURAT YAZICI
TOKAT REŞADİYE GÜLTEKİN YILMAZ
TRABZON BÜYÜKŞEHİR HASAN SÜHA SARAL
TRABZON ÇARŞIBAŞI HAYDAR ÇOBAN
TRABZON ÇAYKARA NAİM ÇİMEN
TRABZON DÜZKÖY ABİDİN ÇELİK
TRABZON KÖPRÜBAŞI POLAT KUMBASAR
TRABZON SÜRMENE İSMAİL AKSOY
TRABZON ŞALPAZARI MUSTAFA BAYRAM
TUNCELİ ÇEMİŞGEZEK NEVZAT ALTAN
TUNCELİ NAZIMİYE ALİ EMRAH TEKİN
UŞAK BANAZ KIZILCASÖĞÜT REFİK TUNCAY
UŞAK BANAZ ETEM ERDEM
VAN BÜYÜKŞEHİR ŞÜKRÜ ŞAHAR
VAN ÇALDIRAN YAKUP ALADAĞ
VAN EDREMİT PERİHAN GÜNAY
VAN GEVAŞ MUSA BARAN
ZONGULDAK EREĞLİ ORMANLI CEVDET ERTÜRK
ZONGULDAK EREĞLİ HALİL POSBIYIK
ZONGULDAK KOZLU ALTUĞ DÖKMECİ
ZONGULDAK MERKEZ BEYCUMA AYTEKİN ÇAKMAKLI
Ayrıntılar geliyor…
]]>Yılmaz, Sancaktepe Belediyesi ile Sancaktepe Bingöllüler İl Derneği ev sahipliğinde, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Hemşehri Buluşması” kapsamında, Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde düzenlenen Bingöllüler Gecesi’ndeki konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, her zaman olduğu gibi yoğun çalıştıklarını söyledi.
Bugün UAD’nin Gazze’yle ilgili aldığı kararı anımsatan Yılmaz, “Bu kararla, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırımdan dolayı yargılanacağı kesinleşti. İnsanlık vicdanında çoktan hüküm giymiş olanlar yaptıkları zulmün hesabını uluslararası mahkemelerde de verecekler inşallah. İsrail’in bu yargılanma sürecini çok yakından Türkiye Cumhuriyeti olarak da takip edeceğiz.” diye konuştu.
Amaçlarının bir an önce bu vahşetin sona ermesi, kanın durması ve ateşkes ilan edilmesi olduğunu dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Ama öyle göstermelik duraklamalar değil, kalıcı bir ateşkes sağlanması, ardından kalıcı barış için müzakerelerin başlaması. Türkiye olarak her fırsatta bunu ifade ediyoruz, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, egemen, bağımsız bir Filistin Devleti oluşmadan bu sorunun kalıcı çözümü mümkün değil.”
Yılmaz, tüm Türkiye’nin kalbinin Gazzelilerle, Filistinli masum kardeşleriyle birlikte attığını bildiğini aktararak Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde konuyu yakından takip ettiklerini, er veya geç haklı olanın kazanacağını, güçlü olduğundan hareketle zulüm işleyenlerin de hesap vereceğini kaydetti.
“Bu millet onlara müsaade etmedi”
2023 Mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerini anımsatan Yılmaz, “Türkiye o seçimde çok ciddi bir sınavdan geçti. İçeride, dışarıda ne kadar çevre varsa, ‘Recep Tayyip Erdoğan’ı düşürelim. AK Parti’yi, Cumhur İttifakı’nı zayıflatalım’ diyen, hepsinin güç birliği yaptığı bir seçim oldu ama başaramadılar. Bu millet onlara müsaade etmedi.” ifadelerini kullandı.
Siyasi istikrarın olmadığı yerde ekonomik istikrarın da olmayacağını söyleyen Yılmaz, “Son 20 yılda tüm illeriyle, bölgeleriyle Türkiye bu kadar mesafe aldıysa bunun temelinde siyasi istikrar ve güven ortamı var. Mayısta milletimiz istikrara, güven ortamına sahip çıktı. Biz de bu zeminde çalışmalarımıza başladık.” dedi.
Bu dönem ekonominin halkın en temel önceliklerinden olduğunu aktaran Yılmaz, gelir gelmez Orta Vadeli Program hazırladıklarını anlattı.
Yılmaz, dünyanın pandemiden çıktığını; savaşların, çatışmaların yaşandığını, bir taraftan da tarihin en büyük afetini yaşadıkları bir sene olduğunu, tüm bunlara rağmen Türkiye’nin yoluna devam ettiğini kaydetti.
“Cumhur İttifakı’nın net çoğunluğuyla, desteğiyle yolumuza devam ediyoruz”
Siyasi belirsizlikleri bitirdikleri gibi politika belirsizliklerini de ortadan kaldırdıklarını vurgulayan Yılmaz, “Dokümanlarımızı hazırladık. Yol haritalarımızı çıkardık. 12’nci 5 yıllık planımızı yaptık. Bütçemizi hazırlayıp Meclis’imize sunduk. Dolayısıyla 5 yıl Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Meclis’te Cumhur İttifakı’nın net çoğunluğuyla, desteğiyle yolumuza devam ediyoruz.” diye konuştu.
Yılmaz, 2023’ün büyüme hızıyla ilgili sonuçların henüz tam olarak çıkmadığını belirterek şöyle devam etti:
“Mart’ta belli olacak ama ilk 9 aylık büyüme hızımız 4,9 olur. Dünyanın yüzde 3’ler civarında olduğunu düşünürseniz oldukça iyi bir performans olduğunu söyleyebiliriz. İhracatımız Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. 256 milyar dolar ihracat yaptık. Turizm gelirlerimizde rakam henüz tam çıkmış değil ama orada da 55 milyar dolar civarında gelir tahmin ediyoruz. Cari işlemler açığımızda azalma süreci başladı. Türkiye’ye doğru daha fazla sermaye girişi olmaya başladı. Bütçe açığı öngördüğümüzden çok daha düşük seviyede gerçekleşti. Bunlarla birlikte ülkemizin risk primini düşürmüş olduk. Dış kaynak kullanımının maliyetini de dolayısıyla düşürmüş olduk.”
Kalkınma sürecini devam ettireceklerini kaydeden Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yatırım, istihdam, üretim, ihracat”la ilgili ifadesini hatırlatarak bu dörtleme çerçevesinde yollarına devam ettiklerini, 2024’te de devam edeceklerini belirtti.
Yılmaz, enflasyona işaret ederek “Dünyanın da sorunu, bizim de sorunumuz. Bizde oldukça yüksek seviyelere geldi. Şimdi tüm gayretimiz bunu aşağıya doğru çekmek. Yalnız bunu bir anda yapamıyorsunuz. Birçok denge var. Bir taraftan ekonomiyi büyütmeniz, gençlere istihdam sağlamanız lazım. İstihdamımız da iyi gidiyor, 32 milyona geldik istihdamda. Sosyal refahı korumamız, çeşitli kesimlere satın alma gücü anlamında destek olmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Bu dengeler içinde enflasyonu kademeli şekilde düşürdüklerini söyleyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen yılı öngördüğümüz şekilde yüzde 65 civarlarında hatta 65’in az da olsa altında tamamlamış olduk. Bu sene de son olarak Merkez Bankamızın tahmini 36 civarında. Bunu gerçekleştirmek için gayret ediyoruz. Yılın ilk yarısında biraz daha yüksek görünecek enflasyon. Geçen yılın yaz aylarında yüksek olduğu için o hesabımızı yıl ortasına kadar biraz yüksek tutacak ama yıl ortasından itibaren izlediğimiz yeni politikaların etkisini çok daha net şekilde göreceğiz. Enflasyonda 2024’ün ikinci yarısında belirli bir düşüşün gerçekleştiğini hep birlikte göreceğiz.”
Yılmaz, bu seneki bütçelerinde afetin yaralarını sarmak ve Türkiye’yi yeni afetlere karşı dirençli hale getirmek için öngördükleri kaynağın 1 trilyonun üzerinde olduğunu, bunun sadece merkezi yönetim bütçesi olduğunu kaydetti.
Son dönemde geniş kitlelerin refahı, satın alma gücü için çok önemli bir adım attıklarını belirten Yılmaz, SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yapılan zammı anımsatarak “Amacımız yaşlısıyla, genciyle, emeklisiyle, çalışanıyla, geniş toplumsal kesimlere daha fazla ve kalıcı refah artışı sağlamak. İşte enflasyonu düşürdüğümüzde, bu depremin yaralarını sarmış bir ülke olarak 2025’e girdiğimizde çok daha güçlü ve kalıcı bir şekilde bu sosyal refahı arttırma politikamızı sürdüreceğiz.” dedi.
“İstanbul, bir 5 yıl daha kaybetmeye tahammül edemez”
Yerel seçimlere işaret ederek İstanbul’un kaybedecek vakti olmadığını kaydeden Yılmaz, “Geçen 5 yıl biraz sermayeden harcandı. Geçmişten miras alınan güçlü bir sermaye vardı ama o sermaye bitti artık. Dolayısıyla önümüzdeki dönem İstanbul, bir 5 yıl daha kaybetmeye tahammül edemez. İstanbul’un hizmete ihtiyacı var, lafa, reklama, tanıtıma değil. Birileriyle polemikler yaparak, yapamadığı işlerin faturasını hep birilerine çıkarmaya çalışarak buradan sıyrılamazsınız. Kusura bakmayın.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bunun en güzel örneğinin 90’lı yıllarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu belediyecilik olduğunu belirterek “Biz buna gerçek, samimi belediyecilik diyoruz. Hizmete, insana odaklı belediyecilik diyoruz. 90’lı yıllarda Cumhurbaşkanımız İstanbul’da belediye başkanlığı yaparken merkezi hükümet başka bir anlayışın kontrolündeydi. O dönem çok ciddi engellemeler, müdahaleler olmasına rağmen ve İstanbul’un dev gibi sorunları olduğu halde, işte içme suyunu benzinliklerden alan bir İstanbul vardı. Çöp dağları altında bir İstanbul vardı.” değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o dönem bahane aramayarak gece-gündüz çalıştığını söyleyen Yılmaz, “İstanbul’un dev gibi sorunlarını birer birer çözdü. Kaynaklarınızı doğru, verimli kullanırsanız sonuç alırsınız. Hiç topu başka yere atmaya çalışmasın bu yönetici. Bir belediye başkanı kaynaklarını iyi kullanırsa, önceliklerini iyi tayin ederse, vatandaşın ne istediğine çok iyi bakarsa, işine odaklanırsa, kafası başka yerlerde olmazsa başarılı olmaması için hiçbir sebep yok. Başarısızlıklarına, kaynakları verimsiz kullanmalarına bahane arayanlara prim vermemek lazım.” diye konuştu.
Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u uzun yıllardır tanıdığını, bakan olarak iyi bir performans ortaya koyduğunu, özellikle depremde, afetlerde gece-gündüz çalıştığını anlattı.
Kurum’un, İstanbul’a lazım olduğunu kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti:
“İstanbul afete hazırlanması, trafik çilesini bitirmesi, her bakımdan daha kaliteli, daha fazla hizmet görmesi gereken bir şehir. Lafa, polemiğe ihtiyacı yok İstanbul’un, Murat Kurum’a ihtiyacı var. İstanbul muradına kavuşacak inşallah ve Murat Bey de aşkla İstanbul’a hizmet edecek. Çıktığı bu yolda başarılar diliyoruz.”
Sancaktepe’de yapılan projeleri anlatan Yılmaz, buradaki kentsel dönüşüm çalışmalarını da sürdüreceklerini söyledi.
Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Doğu’da, Güneydoğu’da devrim yaşandığını belirterek buralara hizmetle, eğitimle, sağlıkla, yatırımla önem ve ayrıcalık verildiğini dile getirdi.
Yılmaz’a, Sancaktepe Bingöllüler İl Derneği Başkanı Hasan Lütfü Dilsiz tarafından hediye takdim edildi.
Programa, AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Erdem, AK Parti Bingöl Milletvekilleri Zeki Korkutata ile Feyzi Derbidek, Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü ve Bingöllüler katıldı.
Sancaktepe’de 5 yılda gerçekleştirilen projelerin anlatıldığı filmin izletildiği programda, protokol üyeleri selamlama konuşması yaptı.
]]>“TEK ODAĞIMIZ İSTANBUL OLACAK”
İyi Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Buğra Kavuncu seçim çalışmalarına Fatih’te başladı. Fatih Camii’nde sabah namazını kılan Kavuncu, ardından Fatih Sultan Mehmet Han Türbesi’ni ziyaret etti. Ziyaretleri sonrasında Fatih esnafıyla bir araya gelen Kavuncu, esnaf ziyaretinin ardından basın mensuplarına ikramda bulundu. Seçim çalışmalarının ilk gününde açıklamalarda bulunan Buğra Kavuncu, “Siyasette rekabet millete fayda getirir. Siyasette rekabet o kente, o ülkeye bereket getirir, fayda getirir. Biz de bu anlayışla yola çıktık. Fatih’ten yola çıktık. Fatih’in şehri İstanbul, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen Mustafa Kemal’in şehri, asıl İstanbul burası. Onun için biz de seçim çalışmalarımıza burada sabah namazı kılarak başladık. Bugün sahaya çıkacağız, milletimizi dinleyeceğiz. Seçim kampanyamıza başlamış olduk. İstanbul’umuza, vatana, millete hayırlı olsun. Projelerimizi çalışıyoruz. Ben 5 yıl İstanbul İl Başkanlığı yaptım. Ekip arkadaşlarımızla birlikte hep sahadaydık. Son 5 yılda benim kadar İstanbul’un sokak ve mahallelerinde dolaşan başka biri yoktur. Anlat İstanbul projemiz vardı, onu bitirdik. İki Yaka İstanbul projesine başladık. 100 binin üzerinde insana temas ettik. Bu projelerden topladığımız çok ciddi veriler var. İstanbul’un trafik probleminden tutun, otopark sıkıntısına kadar, sadece yerelde değil genel siyaseti de ilgilendiren kontrolsüz göç ve geçici koruma kapsamında ülkemizde bulunan sığınmacıların düzensiz bir şekilde dolaşmasına kadar birçok konuya vakıfız. Bizim tek odağımız İstanbul, tek odağımız İstanbul olacak. İstanbul dışında hiçbir odağımız olmayacak” dedi.
“MİLLETİMİZİN GÖNLÜNE GİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ”
Milleti öne alan bir seçim kampanyası hedeflediklerini vurgulayan Kavuncu, “Benim geçirdiğim 6 aylık teşkilat başkanlığı döneminde yoğun olarak Türkiye’nin diğer kentlerinden biz Yerel Yönetimler Başkanlığı’mıza veri olması açısından bir takım bilgiler toplamıştık. Çok enteresan sonuçlar çıktı. Bugün Türkiye’nin yaşadığı ekonomik problemlerin de su yüzüne çıkartan birçok sıkıntıyla karşılaştık. İçme suyuna erişim konusunda çok ciddi sıkıntılar ve talep var. Bunu sadece İstanbul değil Türkiye’nin dört bir yanından elde ettiğimiz verilere dayanarak söylüyorum. Doktor problemi var. Birçok şehirde, birçok kentte şehir hastaneleri var ama ciddi şekilde doktor sıkıntısı çekiliyor. Bu problemler genel problemler. Bizim de tek odağımız var; İstanbul. İstanbul’a odaklanacağız, İstanbul’u konuşacağız. Her gün sabah yollara çıkacağız. İlçelerdeki adaylarımızla dolaşacağız. Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah yolumuzu açık etsin. Kampanya dönemi huzur içinde geçsin. İki kutup arasına sıkıştırılmış Türkiye’de beyefendice, nezaketle, belden aşağı vurmadan ve sadece halkı, milleti öncelik alan bir kampanya nasıl yapılır biz bunu göstereceğiz. Kimseyi sokmadan, kimseye dil uzatmadan, kimseyi hırpalamadan, kimsenin özel hayatına dil uzatmadan tek önceliğimizin İstanbul ve İstanbul halkı olan bir seçim kampanyası göstereceğiz. Milletimizin gönlüne girmeye çalışacağız. Bu bir mücadeledir, bu bir niyettir. Niyet iyi olduktan sonra sonuçta elbette iyi gelecektir. Sonucun elbette siyasette büyüklüğü önemlidir. Biz insanımızın mutluluğu için yola çıktık. Bunun da sonucu eminim iyi, güzel ve etkili olacak” diye konuştu.
]]>AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde “AK Parti İstanbul İlçe Adayları Tanıtım Toplantısı”na katıldı. Erdoğan şöyle konuştu:
“KAĞITHANE’DE TEMEL ATMAMA MERASİMİ YAPIYORLAR”
“Seçimlere 70 gün kaldı. Seçmeni yani milleti sandıktan sandığa hatırlayan bir parti hiçbir zaman olmadık. Biz yılın 365 günü, günün 24 saati milletimizle yüz yüze, gönül gönüle irtibat halinde olan bir kadroyuz. Seçim dönemlerini bu tempoyu daha da arttırmanın her zaman yaptığımız işleri kısa sürede tekrarlamanın muhabbet saflarını sıklaştırmanın gönül köprülerimizi daha da güçlendirmenin vesilesi olarak görüyoruz. Hele söz konusu İstanbul olduğunda hem bizim için hem sizler için yaptığımız çalışmalar bir başka anlam taşıyor.
Binlerce yıldır her medeniyetin, her toplumun, her devletin hayalini süsleyen İstanbul’a hizmet etmenin şerefi dünya malının tamamına değişilmez.
Ben Kasımpaşalıyım, Haliç’in kenarında doğdum, büyüdüm. Haliç ile beraber yaşadım. Bu Haliç ne yazık ki ne zaman biz temizlemeye başladık işte o zaman bugünkü Haliç oldu. Haliç’ten o zamanlar itibariyle 9,5 milyon metreküp çamur çıkardık, pislik çıkardık. Bu çamuru 9,5 kilometre uzaklıkta Alibeyköy’de bir taş ocağına naklettik. ya bunu şu andakiler yapar mıydı? Yapabilir miydi? Ama bunu Murat Kurum yapar. İşte burada hemen Kağıthane’de bunlar temel atmama merasimi yapıyorlar. ya böyle bir şey olur mu, temel atmamam merasimi. Ama bunlar yapar. Biz ise temel üstüne temel koyma mücadelesi verdik. İstanbulumuzda bu yarışı biz yaptık.
Karşılaştığımız tüm engellere rağmen hamdolsun kısa sürede İstanbul’un temel sorunlarının hemen hepsini hal yoluna koyduk. Ancak yapmak zor yıkmak çok kolaydı. Maalesef son 5 yılda yeniden o eski günlerini hatırlatan ihmallere maruz kaldı. Tüm dünyanın gözbebeği olan bu güzel şehir 5 yıl gibi çok kısa sürede neredeyse çeyrek asırlık irtifa kaybı yaşadı.
“VİZYONSUZLUKLARINI İSTANBUL’UN YOL KENARLARINI SÜSLEYEN GÜZELİM DİKEY BAHÇELERİ YOK EDEREK DEVAM ETTİRDİLER”
2019’da İstanbul’un yönetimini devralanlar işe programla, projeyle, icraatla, tuğla üstüne tuğla koyarak değil temel atmama töreniyle başladılar. Atmadıkları temel Silahtarağa Arıtma Tesisi projesiydi. Peki sonra ne oldu? Arıtma yapılmayan sular Haliç’e boca edilince, burası yeniden ölmeye, kararmaya, kokmaya başladı. Halbuki Silahtarağa Projesi İstanbul’un altın boynuzu Haliç’i temizlemek için 1994 yılından beri yürüttüğümüz çalışmaların kritik bir parçasıydı. Hatalarından ders çıkarmak yerine vizyonsuzluklarını İstanbul’un yol kenarlarını süsleyen güzelim dikey bahçeleri yok ederek devam ettirdiler. Şimdi aynı zihniyet poşet göndermesiyle yeniden arzı endam ediyor.
“BUNLARIN ÇEVREDEN ANLADIKLARI, BU KAVRAMIN ARDINA SIĞINARAK ŞEHRİ YAKIP YIKAN ÇAPULCULARA SAHİP ÇIKMAKTIR”
Büyükşehir adayımız Murat Kurum’un İstanbul’u depreme hazırlamak başta olmak üzere bu güzel şehrin geleceği için hayati öneme sahip projelerini kendi akıllarınca küçümsüyorlar, hafife alıyorlar. Tabii bunların çevreden anladıkları yalnızca bu kavramın ardına sığınarak şehri yakıp yıkan çapulculara sahip çıkmaktır.
İstanbul’daki ana yolların etrafında kurulan yeşil panolara bile tahammül edemeyip hepsini yıkarak betona boğan bir kafanın böyle bir derdinin olmadığı da açıktır. Daha da vahimi aynı kafa bilim insanlarının her gün ikaz ettiği deprem tehdidine karşı üzerine düşen hiçbir görevi yerine getirmediği gibi büyük bir pişkinlikle bunu sırıtarak dalga konusu yapabiliyor. Milyonlarca insanın geleceğini, yüz binlerce insanın hayatını doğrudan ilgilendiren böyle bir meselede bile aymazlık yapanların şehrin diğer sorunlarının çözümüyle ilgili ne hassasiyeti olabilir ki? Bunları tek derdi İstanbul nimetini kendi şahsi çıkarları, kendi bireysel ajandaları, kendi siyasi kariyerleri için kullanabildikleri kadar kullanmak, sömürebildikleri kadar sömürmektir. İstanbul bu zulmü, bu eziyeti hak etmiyor. İstanbul bu ihmali, bu riyakarlığı hak etmiyor. İstanbul hırsı boyunu aşanların oyuncağı haline getirilmeyi hak etmiyor. İstanbul aklı da gözü de gönlü de başka yerlerde olanların yedeği muamelesi görmeyi hak etmiyor.
“31 MART’TA 5 YILLIK FETRET DEVRİ SON BULACAK”
Kardeşlerim, inşallah 31 Mart’ta İstanbul hak etmediklerinden kurtulacak, inşallah 31 Mart’ta İstanbul’un büyükşehir hizmetleri konusundaki hasreti sona erecek. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’u yapacağı doğru tercihle kendisine yeni bir ufuk açacak. İnşallah 31 Mart’ta 5 yıllık fetret devri son bulacak yeniden şahlanış dönemi başlayacak.
Gırtlağına sarıldığınız bu millet size cevabını seçim günü sandıkta verecektir. Küfürler savurduğunuz kadınlarımız 31 Mart günü sandık önlerine geldiğinde size ettiğiniz hakaretlerin hesabını soracaktır. Hem kadın hakları diyeceksiniz hem de milletin ortasında yaşlı bir kadına saldıran edepsizlere hiçbir tepki göstermeyeceksiniz. Hem basın özgürlüğünden dem vuracaksınız hem de görevini yapmaya çalışan gazetecileri militanlarınıza linç ettireceksiniz. Bunun adı sadece iki yüzlülük değildir, aynı zamanda faşizmdir, despotizmdir.
“BAY KEMAL İLE ÇOK KAVGAMIZ OLDU AMA ONUN DA KENDİNE GÖRE BİR ÜSLUBU VE MİSYONU VARDI”
CHP yönetiminde giderek düşen bir seviye var. Bizim dönemimizde bu partide tam iki kez genel başkan değişti. Ama siyasi kalite ve kalibre noktasında her seferinde gelen gideni arattı. Rahmetli Deniz Baykal ile pek çok konuda anlaşmazdık ama siyasi birikimini takdir ederdik. Bay Kemal ile çok kavgamız oldu ama onun da kendine göre bir tarzı, üslubu ve misyonu vardı. CHP’nin mevcut Genel Başkanı Özgür efendi ise daha başlamadan listenin en altına yuvarlanmayı başardı.
CHP uzunca bir süredir bölücü bir örgütün güdümündeki partiyle el altından zaten iş birliği yapıyordu. Ancak hiç değilse bu iş birliğinden mahcubiyet duyuyorlar, yapılan pazarlıkları gizli saklı tutmaya çalışıyorlardı. Özgür efendinin CHP’si ise bölücü örgütün aparatlığına devam eden, dolayısıyla siyasi meşruiyeti tartışmalı DEM Parti ile adeta bütünleşmiş durumdadır. Koltuğunu muhtaç olduğu birilerinin siyasi ihtirasına zemin hazırlamak için yapılan bu iş birliğiyle her iki parti de kendi ayaklarına utanç prangası vurmaktadır.”
İKİ İLÇE ADAYI MHP’Lİ
Erdoğan konuşmasının ardından 37’si AKP’den ve 2’si (Beşiktaş ve Silivri) MHP’den olmak üzere 39 ilçenin adaylarını açıkladı. Erdoğan, Üsküdar belediye başkanı adayını açıklarken sahneye gelen çocuğa para verdi. Erdoğan’ın açıkladığı adaylar şöyle:
Adalar: Uğur Sina Şen
Arnavutköy: Mustafa Candaroğlu
Ataşehir: Mustafa Naim Yağcı
Avcılar: Abdullah Küçükoğlu
Bağcılar: Abdullah Özdemir
Bahçelievler: Hakan Bahadır
Bakırköy: Ali Talip Özdemir
Başakşehir: Yasin Kartoğlu
Bayrampaşa: İlknur Kovaç Bayraktar
Beşiktaş: Serkan Toper (MHP)
Beykoz: Murat Aydın
Beylikdüzü: Mustafa Günaydın
Beyoğlu: Haydar Ali Yıldız
Büyükçekmece: Recep Erol
Çatalca: Mesut Üner
Çekmeköy: Ahmet Poyraz
Esenler: Mehmet Tevfik Göksu
Esenyurt: Hamit Öncü
Eyüpsultan: Deniz Köken
Fatih: Mehmet Ergün Turan
Gaziosmanpaşa: Hasan Tahsin Usta
Güngören: Bünyamin Demir
Kadıköy: Veli Arslan
Kağıthane: Mevlüt Öztekin
Kartal: Hüseyin Karakaya
Küçükçekmece: Aziz Yeniay
Maltepe: Kadem Ekşi
Pendik: Ahmet Cin
Sancaktepe: Şeyma Döğücü
Sarıyer: Hüseyin Coşkun
Silivri: Volkan Yılmaz (MHP)
Sultanbeyli: Ali Tombaş
Sultangazi: Abdurrahman Dursun
Şile: İlhan Ocaklı
Şişli: Gökhan Yüksel
Tuzla: Şadi Yazıcı
Ümraniye: İsmet Yıldırım
Üsküdar: Hilmi Türkmen
Zeytinburnu: Ömer Arısoy
]]>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 10 Ocak Gazeteciler Günü nedeniyle yerel basınla gerçekleştirdiği buluşmada; “Türkiye’deki siyasi iktidar, medyanın yüzde 95’ini bir biçimiyle baskı altına alarak, sansürleyerek, kontrol altına alarak, basın üzerinde bir tahakküm kurarak medya kuruluşları üzerinden toplumu kutuplaştırıyor, toplumu ayrıştırmaya devam ediyor ve bunu, şu amaçla yapıyor: Medya üzerinden bir biçimiyle toplumu kutuplaştırarak, toplumun gerçek sorunlarından ne yazık ki gündemi uzak tutma çabası içerisine giriyor” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 10 Ocak Gazeteciler Günü nedeniyle Zeytinburnu’ndaki 1453 Çırpıcı Sosyal Tesisleri’nde bugün yerel basınla bir araya geldi. Burada gazetecilere hitap eden Çelik, günün anlamlı ancak ocak ayının gazeteciler ve gazetecilik açısından kapkara bir ay olduğunu da dile getirdi. Çelik, şunları söyledi:
“MEDYANIN YÜZDE 95’İ İKTİDARIN KONTROLÜNDE: 24 Ocak 1983’te Uğur Mumcu hain bir saldırı sonucu katledildi. 19 Ocak 2007’de, onun ayakkabısının altındaki delik halen hafızalarımızda, Hrant Dink katledildi ve 8 Ocak 1996 yılında Metin Göktepe işkenceyle katledildi. Anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Onlar, bu toplumun emekçi ailelerinin çocuklarıydı. Onlar bu ülkenin, bu halkın haber alma hakkını savunmak için canlarından oldular. Tekrar anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Ne yazık ki 90’lı yıllarda çok büyük acılar yaşadık. Çok uzun yıllardır, hatta tarihin neredeyse her döneminde gazeteciler baskıya ve sansüre maruz kalıyorlar. Ne yazık ki 2024 Türkiye’sinde bugün, durum 60’lı ve 90’lı yıllardan da farklı değil. Bugün halen medyanın yüzde 95’i siyasi iktidarın kontrolünde. Yani bugün Türkiye’deki siyasi iktidar, medyanın yüzde 95’ini bir biçimiyle baskı altına alarak, sansürleyerek, kontrol altına alarak, basın üzerinde bir tahakküm kurarak medya kuruluşları üzerinden toplumu kutuplaştırıyor, toplumu ayrıştırmaya devam ediyor ve bunu, şu amaçla yapıyor: Medya üzerinden bir biçimiyle toplumu kutuplaştırarak, toplumun gerçek sorunlarından ne yazık ki gündemi uzak tutma çabası içerisine giriyor.
TÜRKİYE’DE ÇOK CİDDİ EKONOMİK KRİZ VAR: Bugün Türkiye çok ağır koşullar yaşıyor. Bugün Türkiye’de çok ciddi bir ekonomik kriz var. Bugün Türkiye’de çok ciddi bir geçim sıkıntısı var. Bugün Türkiye’nin deprem başta olmak üzere çok önemli problemleri ancak ne yazık ki medya kanallarının yüzde 95’inde Türkiye’nin ekonomik sorunlarını izleyemiyoruz, okuyamıyoruz. Türkiye’nin kentsel dönüşüm sorunlarını izleyemiyoruz, okuyamıyoruz. Bugün ne yazık ki sadece dış politika ve güvenlik konusunda bir hamaset siyasetiyle medya, toplumu yönlendirme çabası içerisine gidiyor. Aynı zamanda bunu sadece ana akım medya yoluyla gerçekleştirmiyorlar. Aynı zamanda bunu sosyal medya yoluyla da gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Önümüzde bir kritik dönem var. Üç ay sonra bir yerel seçime gidiyoruz. Biz istiyoruz ki, yerel seçimin gündemi yerel hizmetler olsun. Biz çıkalım, Büyükşehir Belediye Başkanımızın 4,5 yıllık hizmetlerini, başarılı belediyecilik uygulamalarını anlatalım. Biz bunları gerçekleştireceğiz.
İSTANBUL’UN 4,5 YILDA NASIL ADALETLİ YÖNETİLDİĞİNİ ANLATACAĞIZ: İstanbul’un 4,5 yılda nasıl eşitlikçi bir yönetimle yönetildiğini, nasıl bir adaletli yönetimle yönetildiğini toplumun tüm kesimlerini anlatacağız. Şunu biliyoruz ki siyasi rakiplerimiz, kontrol ettikleri yüzde 95’lik medya kanallarıyla, sosyal medyalarla, montaj videolarla, sahte broşürlerle yine toplumu ayrıştırmaya devam edecekler. Yine toplumu kutuplaştırmaya devam edecekler. Topluma neyi sunacaklarından çok gündemi hep dış politika üzerinde, iç güvenlik meseleleri üzerinde tutmaya çalışacaklar. Şunu ifade etmek isterim. CHP’yi bölücü örgütlerle yan yana anarak toplumda bir kutuplaşma yaratanlar şunu iyi bilsinler. CHP, Türkiye’nin kurucu partisidir, milli mücadelenin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir. CHP bu ülkede iki ülke kurmuş partidir. Bunların bir tanesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan, hepimizin gözbebeği Türkiye Cumhuriyeti’dir. İkincisi de ‘Biz milliyetçiliği sokak duvarlarına değil, Kıbrıs’ın dağlarına, Batı Anadolu’nun haşhaş tarlalarına yazdık’ diyen Bülent Ecevit’in özgürleştirdiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir.
CHP’Yİ BÖLÜCÜ ODAKLARLA İŞBİRLİĞİ YAPMAKLA SUÇLAMAK TÜRKİYE’YE İHANETTİR: Ülkenin kurucu partisi CHP’dir. CHP, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü içerisinde bayrağımızın, inançlarımızın, değerlerimizin tartışılmadığı bir Türkiye’de 86 milyon yurttaşın barış ve kardeşlik içerisinde yaşamasının teminatıdır. Türkiye’de yaşayan 86 milyon yurttaşımızın kimliği, inancı, kökeni ne olursa olsun bütününün yaşamının teminatı CHP’dir. Dolayısıyla Türkiye’nin gerçek sorunlarını, ağır problemlerini örtmek için CHP’yi ya da diğer muhalefet partilerini bölücü odaklarla işbirliği yapmakla suçlamak Türkiye’ye ihanettir, haksızlıktır. Bu yönüyle bu yerel seçimde yerel gündemleri konuşmak istediğimizi çok net bir biçimde ifade etmek istiyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu, 4,5 yılda İstanbul’da çok önemli çalışmalar yapmıştır. Onları, hizmetleri saatlerce anlatmak mümkün. Altyapı, üstyapı yatırımlarını uzun uzadıya anlatmak mümkün. İstanbul’un 4,5 yıl önce nasıl su taşkınlarına teslim olduğunu hepimiz biliyorduk. Bugün İstanbul’da tek bir noktada bile, çok ağır yağışlarda bile sel taşkınlarının yaşanmadığını görüyoruz.
CUMHURBAŞKANLIĞI YETKİLERİNİ KULLANARAK BELEDİYE BAŞKANIMIZIN HİZMETLERİNİ ENGELLEDİLER: İstanbul’un yeşil alanlarının imara açılmak yerine yaşam vadilerine, kent ormanlarına dönüştürüldüğünü görüyoruz ve İstanbul’da yurtlarla, burslarla, öğrenci dostu bir belediyecilik yapıldığını biliyoruz. İstanbul’da çocuk kreşleriyle, anne kartlarla, çocuk dostu, anne dostu bir şehir planlandığını biliyoruz. Bizim odak noktamızdaki konular bunlardır ve 2024 sonrası İstanbul’da daha adil, daha yeşil, daha yaratıcı bir İstanbul’u nasıl planlayacağımızı İstanbul halkına anlatacağız. Bir yönüyle de 2019’dan bu yana Büyükşehir Belediye Başkanımızın bazı projelerinin engellendiğini Türkiye kamuoyu biliyor. Bazen Meclis çoğunluğunu kullanarak Büyükşehir Belediye Başkanımızın hizmetlerini engellediler, bazen bakanlık yetkilerini kullanarak Büyükşehir Belediye Başkanımızın hizmetlerini engellediler, bazen de Cumhurbaşkanlığı yetkilerini kullanarak belediye başkanımızın hizmetlerini engellediler. Onlarca örnek sayabilirim ama sadece bir tanesini söyleyeyim. Sefaköy-Beylikdüzü Metro hattı projesi hazır, finansmanı hazır. Sadece Cumhurbaşkanlığı imzası, bir yılı aşkın zamandır bekleniyor ama o imza bir yılı aşkın zamandır Ankara’da atılmadığı için her gün insanlar Küçükçekmece, Sefaköy, Avcılar rampasında dakikalarca, saatlerce trafikte bekliyorlar.
YEREL BASIN TEMSİLCİLERİ, CUMHURİYETE GİDEN YOLDA BÜYÜK ROL OYNADI: Bunun onlarca örneği var. Yarın çıkacaklar, bizim hizmetlerimizi eleştirmeye çalışacaklar ancak bunun gibi engellenen onlarca örnek var. İmar konusunda birtakım engellemeler var. Bu engellemeleri de ortadan kaldırmak için 2024’te büyük bir başarıyı hep birlikte, yol arkadaşlarımızla birlikte elde edeceğiz. Tabii burada yerel basın temsilcileriyle bir aradayız. Yerel basın, milli mücadelenin sesi olmuştur. Cumhuriyet öncesinde baskı ve sansüre maruz kalan yerel basın temsilcileri, bir adım bile geri adım atmadan Cumhuriyet’e giden yolda çok büyük bir rol oynadılar. Bu anlamıyla yerel basın ülke tarihi açısından çok önemli ancak bugün de demokrasinin tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için yerel basın çok önemli. Basın, demokrasilerde yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü kuvvet olarak nitelendirilir. Tabii ki ulusal basının özgür olması lazım ancak yerel basının da özgür, güçlü olması lazım. Yerel basın ne kadar güçlü, özgür olursa Türkiye demokrasisine o kadar büyük bir katkı sağlar. Çünkü ulusal kanallarda izlediğimiz, ulusal yayın kuruluşlarından okuduğumuz birçok haberin kaynağının aslında yerel basın olduğunu biliyoruz. Örneğin bir mahalledeki kadın cinayetine, örneğin bir ilçe belediyesinin usulsüzlükle, yolsuzlukla ilgili bazı uygulamalarını yerel basın temsilcilerinin gündeme getirdiğini biliyoruz. Yerel basın sokakta, mahallede, toplumun birinci öncelikli sesi ve kulağı. Bu yönüyle yerel basınımızın güçlendirilmesi çok önemli.”
Özgür Çelik, CHP İstanbul İl Başkanlığı İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcılığı öncülüğünde yerel basınla çalıştay yapılması önerisinde bulundu.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da bulunan İstanbul Toptancılar Çarşısı (İSTOÇ)’nı ziyaret etti. Kurum, İSTOÇ ziyaretinin öncesinde Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi’nde dün Fatih Camii’nde gerçekleşen olayda saldırıya uğrayarak yaralanan İmam Galip Usta’yı da ziyaret ederek, durumu hakkında bilgi aldı. İSTOÇ ziyaretinde, Kurum’a Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de eşlik etti. İSTOÇ Yönetim Binası’nda İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Öner Yüksel’le görüşme gerçekleştiren Murat Kurum, daha sonra basın açıklaması gerçekleştirerek; basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
‘RAKİBİMİZ İSTANBUL’A KARŞI OLAN İLGİSİZLİK”
İmamoğlu’nun Kurum’un adaylığı konusundaki yorumu hakkındaki soruya yanıt veren Kurum, ‘Öncelikle kendisine başarılar diliyorum. İstanbul’un sorunları var ve bu seçimde de özne İstanbul olmalı, 16 milyon İstanbul’da yaşayan vatandaşımız olmalı. Biz rakibimizi ifade ettik, rakibimiz İstanbul’a karşı olan ilgisizliktir, ihmalkarlıktır, Mahmutbey’deki trafik çilesini çözmeyen iradedir. Rakibimiz 16 milyon İstanbulluya söz verip de o sözleri gerçekleştirmeyen yönetim anlayışıdır. Rakibimiz herkesi kucaklayacağız deyip de o hizmetleri İstanbul’a kazandırmayanlardır. Dolayısıyla biz sadece İstanbul’a odaklanacağız. İstanbul’un meselelerine odaklanacağız. Bizi İstanbullular polemik içerisinde görmeyecek” dedi.
BU İRADE Mİ BİZE AKIL VERECEK?
TOKİ ile ilgili bir soruya cevap veren Kurum, ‘Anlaşılan o ki mevcut yönetim bizim yaptığımız işlerden rahatsız. Vatandaşımıza sunulan imkanlardan rahatsız. Bunlara odaklanacaklarına aslında işlerine odaklansalar bir sorun kalmayacak. Şimdi biz TOKİ Başkanlığımızla, Emlak Konut Genel Müdürlüğümüzle, diğer bakanlıklarımızla, yüz binlerce sosyal konusu İstanbul’a kazandırmış bir iradeyiz. Bakın evi olmayan tek bir vatandaşım kalmayana kadar çalışacağız sözü verdi Sayın Cumhurbaşkanımız. Biz de bu sözün gerçekleşmesi adına İstanbul’un 39 ilçesinde her mahallede hemen hemen bir proje gerçekleştirmişiz. 800 bin konutun dönüşümünü tamamlamışız. Yüz binlerce sosyal konutu İstanbullu kardeşlerimize kazandırmışız. Deprem olmuş üç ayda 180 bin konutun inşasına başlamışız, tüm dünyada örneği yok. Harıl harıl şantiyelerimiz çalışıyor. Deprem olmuş bir tane TOKİ konutunda yaşayan vatandaşımızın burnu bile kanamamış. Bir tane konut yıkılmamış. Milletimize de verdiğimiz tüm sözleri tutmuşuz. Dolayısıyla biz milletimize ne söz verdiysek o sözü hep tuttuk. O sözü tutmanın gayreti içerisinde olduk. Ancak bu eleştiriyi yapan mevcut İBB yönetimi aynaya döküp dönüp bir kendisine bakması gerekir. Yüz bin sosyal konut, yüz bin kentsel dönüşüm konutu. 30 bin, 40 bin sosyal konut yapacağım deyip, ikisini topladığınızda 140 bin ediyor. 140 bin değil, 5 bin konutu yapamayan bir iradeden bahsediyoruz. Şimdi bu irade mi bize akıl verecek’ Bu irade mi bizi eleştirecek? Böyle bir şey olabilir mi?” şeklinde konuştu.
SOSYAL KONUTLA İLGİLİ SÖZLEŞMELERİMİZ BELLİDİR
‘Bizim sosyal konutla ilgili sözleşmelerimiz bellidir” ifadesini kullanan Kurum, ‘Sözleşmelerimiz çerçevesinde üretici ve tüketici fiyat endekslerine gelen artışlar yansıtılır. Ancak TOKİ başkanlığımızın uygulaması hep vatandaşımızın lehine olmuştur. Daha önce de biz sosyal konut projelerimizi açıkladığımız zaman, işte efendim Tefe’ye şu kadar artış gelecek, ÜFE’ye bu kadar artış gelecek bu artışlarla milletimiz ne yapacak?’ dendiğinde biz bunları hep vatandaşımız lehine düşürdüğümüzü ifade etmiştik. Hatırlayın, dolayısıyla burada da artışlara gelen fiyatın indirimiyle birlikte vatandaşlarımıza sunumu söz konusudur. Şimdi buraları anlatalım, doğru bilgi verelim ki vatandaşımız da bu noktada doğru bilgileri alsın. Dolayısıyla buradaki maliyet artışlarının daha fazla olmasına rağmen TOKİ Başkanlığımız geçmişte de yapmış olduğu uygulamalar gibi fiyatlarında indirim yapmıştır. Yüzde elliye, yüzde altmışa varan indirimlerle vatandaşımıza bu projeleri sunmuştur” dedi.
İSTANBUL’DA MEVCUT BÜTÇEMİZİ İKİ KATINA ÇIKARACAĞIZ
Toplu ulaşım ile ilgili fikirleri ve toplu ulaşım zammı hakkındaki soruyu yanıtlayan Kurum, ‘Toplu ulaşıma zamla ilgili bir gündemimiz yok; bırakın zam yapmayı İstanbul’da biz trafik çilesini bitirmek istiyoruz. Trafiği ucuzlatmak ve vatandaşımıza da bu manada bütçesine katkı sunmak istiyoruz. Biz gerçek belediyecilik yapacağız arkadaşlar. Algı belediyeciliği de, sosyal medya belediyeciliği de yapmayacağız. Biz milletimiz ne istiyorsa onun peşinden koşacağız. Herhangi bir zam yapmak gibi bir projemiz, hedefimiz yok. Aksine ulaşımı rahatlatmak ve ucuzlatmak derdindeyiz. Çok net söylüyorum ve bu projeleri gerçekleştirebilmek için de mevcut bütçemizi en az iki katına çıkaracağız. Öz gelirlerine bakın, mevcut belediyenin öz geliri 2019’da yüzde otuzken şimdi öz gelir 15’lere düşmüş. Dolayısıyla biz özgelerimizi de artıracağız. Mevcut yönetim şimdi engelleniyoruz böyle deniyor ya. Merkezi bütçeden aktarılan pay değerli arkadaşlar 2019’a göre 10 kat artmış. Nasıl engelleniyorsunuz’ Dolayısıyla bütçe artmasına rağmen öz gelir niye düşüyor? Biz bunların hepsini inceledik. Tespitlerimizi yaptık. Biz İstanbul’da mevcut bütçemizi iki katına çıkaracağız.” dedi.
İSTANBUL’U BASAMAK OLARAK KULLANAMAZSINIZ
İstanbul’un sorunlarına yönelik görüşü ve yerel seçimlerin kazanılması durumundaki ilk icraati ile ilgili soruya yanıt veren Kurum, ‘İstanbul’un en büyük sorunu, mevcut yönetimin İstanbul’a olan ilgisizliği. Yani, bu ilgisizlik olduğu sürece sorun devam eder, bir sorun varsa çözüme ilişkin bir ilgi göstereceksiniz, irade göstereceksiniz. Biz İstanbul’a ilgimizi göstereceğiz, mesaimizi göstereceğiz, gençliğimizi göstereceğiz ve çalışkanlığımızla birlikte de bu projeleri yapacak ve sadece İstanbul’a odaklanacağız. Bakın çok önemli; İstanbul basamak olmaz. Gelecek için burayı bir basamak olarak kullanamazsınız” dedi.
]]>Şiirin yanı sıra deneme, çocuk kitabı, günce, derleme ve tenkit yazıları kaleme alan, şiir ve düz yazı tercümesi yapan edebiyatçının gerçek adı Cemalettin Seber idi.
Hüseyin ve Gülbeyaz çiftinin oğlu olarak, Erzincan’da 1931’de dünyaya gelen Süreya’nın ailesi 1938’de sürgün edilince, Tunceli Pülümür’den Bilecik’e gitmek zorunda kaldı.
Kimi kaynaklara göre 1937’de, kimi kaynaklara göre ise sürgünden 6 ay sonra, 23 yaşında olan annesini kaybeden Süreya, iyi bir eğitim alması için İstanbul’da yaşayan halasının yanına gönderildi.
Bir yıl sonra babası, diğer çocuklarını da alarak İstanbul’a geldi ve çalışmaya başladı. Ancak aile yeniden, sürgün yeri Bilecik’e gönderildi.
Bilecik Ortaokulu’na başlayan Süreya, 1944’te babasıyla evlenen üvey annesi Esma’nın eziyetinden kaçmak için parasız yatılı okul sınavlarına girdi.
Derslerdeki başarısıyla öğretmenlerinin dikkatini çekti
Türkçe ve edebiyat derslerindeki başarısıyla öğretmenlerinin dikkatini çeken Süreya, 1947’de parasız yatılı olarak girdiği Haydarpaşa Lisesi’nin ardından, 1950’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nde eğitim gördü.
Cemal Süreya, üniversitede öğrenciyken 23 Kasım 1953’te Seniha Hanım ile evlendi. Çiftin 3 Ağustos 1955’te kızları Ayçe dünyaya geldi.
Okuldan 1954’te mezun olan ve aynı yıl Eskişehir Vergi Dairesinde stajyer olarak göreve başlayan Süreya, Teftiş Kurulu sınavını kazanarak 11 Ağustos 1955’te maliye müfettiş yardımcısı olarak İstanbul’a gitti.
İkinci Yeni şiirinin öncülerinden kabul edildi
İlk şiiri “Şarkısı Beyaz” 1953’te “Mülkiye” adlı okul dergisinde çıkan Süreya, “İkinci Yeni” şiirinin öncülerinden biri kabul edildi.
Eserlerindeki ironiyi ortaya koyan “Gül” şiiri, Yeditepe dergisinde yayımlandığında 23 yaşında olan Süreya, Sezai Karakoç, Muzaffer Erdost, Nihat Kemal Eren ve Hasan Basri ile yakın arkadaş oldu.
Hem şiirleri hem de yazılarının yayımlanmasıyla dergi çıkarma düşüncesine giren Süreya, Temmuz 1959’da başladığı askerlik görevini 31 Aralık 1960’ta tamamladı.
Askerliğini yaparken fark dersleri vererek hukuk diploması da alan usta edebiyatçı, 1 Ağustos 1960’ta “Papirüs” dergisinin ilk sayısını yayımladı. Dört sayfalık dergiye ikinci sayıdan sonra 8 ay ara veren şair, üç sayı sonra Temmuz 1961’de dergiyi kapattı.
Maliye Bakanlığı tarafından bir yıllığına gönderildiği Paris’ten 1964’te İstanbul’a geri dönen Cemal Süreya, Maliye Teftiş Kurulundan arkadaşları Sezai Karakoç ve Doğan Yel ile 31 Temmuz 1965’te istifa ederek edebiyata ağırlık verdi.
Süreya, 1 Haziran 1966’da 3. kez “Papirüs”ü okuyucuyla buluşturdu ve Mayıs 1970’e kadar düzenli olarak aylık yayımladı.
Maliye Bakanlığındaki memuriyetine 1971’de dönen şair, İstanbul Hocapaşa Vergi Dairesi, Maliye Tetkik Kurulu, İstanbul Darphane ve Damga Matbaası Müdürlüğünde de görev yaptı.
Başyazılarını yazdığı “Oluşum” dergisinde ve kurucularından olduğu “Türkiye Yazıları” dergisinde yöneticilik de üstlenen Süreya, 1977’de “Politika” gazetesinin sanat sayfasında haftada bir yazdığı “Günübirlik” yazılarıyla gazete yazarlığına başladı.
Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği yaptı
Kültür Bakanlığı Kültür Yayınları Danışma Kurulu üyeliği de yapan ve “Papirüs”ü son olarak 15 Mart 1981’de çıkaran Süreya, çeşitli devlet kademelerinde görev aldıktan sonra 1982’de emekli oldu.
Eserlerini, Osman Mazlum, Adil Fırat, Ali Fakir, Ali Hakir, Ahmet Gürsu, Hüseyin Karayazı, Birsen Sağanak, Dr. Suat Hüseyin gibi farklı mahlaslarla kaleme alan Süreya, şiirin yanı sıra deneme, çocuk kitabı, günce, tenkit yazısı, şiir ve düz yazı tercümesi ve derleme de yazdı.
Cemal Süreya, ilk kitabı “Üvercinka” ile 1958’de Yeditepe Şiir Ödülünü, Arif Damar’la paylaştı. İkinci kitabı “Göçebe”yle 1966’da Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülünü, “Sıcak Nal” ve “Güz Bitiği” kitaplarıyla 1988’de Behçet Necatigil Şiir Ödülünü aldı.
Yaklaşık 40 kitabı Fransızcadan Türkçeye çeviren ve dört kez evlenen Süreya, 9 Ocak 1990’da hayatını kaybetti ve Kulaksız Mezarlığı’na defnedildi.
Usta edebiyatçının eserlerinden bazıları şöyle:
“Şapkam Dolu Çiçekle”, “Göçebe”, “Günler”, “Güz Bitiği”, “Sevda Sözleri”, “Üvercinka”, “Uzaktan Seviyorum Seni”, “Günübirlik”, “Uzat Saçlarını Frigya”, “Aydınlık Yazıları/ Paçal”, “Papirüs’ten Başyazılar”, “Onüç Günün Mektupları”, “Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi”, “Güvercin Curnatası”, “Mülkiyeli Şairler”, “Oluşum’da Cemal Süreya”, “Yüz Aşk Şiiri”
]]>Ocak Partisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı için hazırlıklara başladı
İSTANBUL, – Ocak Partisi, İstanbul 1’inci Olağan Kongresini Bilim Beyoğlu’nda yaptı. Kongrede konuşan Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, “Türkiye yüzyılında Ocak Partisi, Türkiye’nin kalesi olacaktır. Birliğimiz, bütünlüğümüz, kardeşliğimiz esastır. Bizi birbirimizle kavgaya düşürmeye çalışanların Ocak Partisi ile tüm planları altüst olacaktır” dedi. Yerel seçim mesajı da veren Canpolat, “AK Parti de sayın İmamoğlu gibi milletin dışladığı, sevmediği, ittiği bir adayı İstanbul için aday gösterirse Ocak Partisi adayını açıklayacaktır” diye konuştu.
Kongreye, Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, Siyasetçi Hüseyin Durmaz, Ocak Partisi İstanbul İl Başkanı olan Fazlı Bal, partinin yöneticileri, üyeler ve vatandaşlar katıldı.
“31 MART YEREL SEÇİMLERİNE KATILMA HAKKINI DA ELDE ETTİK”
Ocak Partisi Genel Başkanı Kadir Canpolat, “İstanbul 1’inci il kongremiz hayırlı uğurlu olsun. Ocak Partisi İstanbul İl Başkanı olan Fazlı Bal’ı kutluyorum, Allah mahcup etmesin. Vatanımıza milletimize hayırlara vesile olsun. Ocak Partisi, Osmanlı Ocakları tarafından kurulmuş siyasi partidir. Birileri bizi engellemeye çalıştı. 16 ay alındı belgemizi vermediler. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun konuyu düzeltti, belgemiz verildi. 31 Mart yerel seçimlerine katılma hakkını da elde ettik” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’YE KALP KRİZİ YAŞATMAK İSTEYENLERİN KARŞISINDAYIZ”
Canpolat, “Türkiye yüzyılında Ocak Partisi, Türkiye’nin kalesi olacaktır. Birliğimiz, bütünlüğümüz, kardeşliğimiz esastır. Bizi birbirimizle kavgaya düşürmeye çalışanların Ocak Partisi ile tüm planları altüst olacaktır. Recep Tayyip Erdoğan asrın lideridir. Biz de onun istikametinde, izinde olacağız. Türkiye’ye kalp krizi yaşatmak isteyenlerin, diğer ülkelerinde önünde diz çökmesini amaçlayanların karşısında Osmanlı Ocakları vardı şimdi Ocak Partisi de var vatanımıza milletimize hayırlı olsun” dedi.
Canpolat, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan tüm vatandaşlarımızın cumhurbaşkanıdır. Onun yaptığı fedakarlıkları keşke AK Parti de yapsaydı da biz de Ocak Partisi’ni kurmaya gerek duymasaydık. Keşke AK Partili kadrolar da sayın Erdoğan’ın civan mertliği gibi yürüdüğü yolda en az onun kadar yürüyebilseydi. Yürüyemediler, nasıl mı? 15 Temmuz gecesi AK Parti Genel Merkezi’ni neden bana teslim ettiler?” diye konuştu.
“İSTANBUL’A VE TÜRKİYE’YE HİZMET EDECEK KADROLAR OCAK PARTİSİ’NDEDİR”
Yerel seçim mesajı da veren Canpolat, “Bugün Türkiye’nin her yerindeyiz, iyi ki var, iyi ki varsınız. Yoksa bu millet kime oy verecekti. Erdoğan’a bakınca ölmek isteyen bir millet var. AK Parti’ye bakınca artık oy bile vermeyecek çünkü Ocak Partisi var. Şimdi İstanbul’da CHP’nin adayı belli oldu. Sayın Ekrem İmamoğlu aday olduğunu sıkılmadan ifade etti. Sanki İstanbul’un, İstanbullunun sorunlarını çözmüşçesine kahraman gibi utanmadan çıkıp bir daha aday olabilecek kadar yüzsüzlüğe ulaştı. Eğer AK Parti’de böyle bir aday çıkarırsa bizim aday adaylarımız burada kadrolarımız tamdır. İstanbul’a ve Türkiye’ye hizmet edecek kadrolar Ocak Partisi’ndedir. Biz her zaman milletimize hizmet etme arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. AK Parti de sayın İmamoğlu gibi milletin dışladığı, sevmediği, ittiği bir adayı İstanbul için aday gösterirse Ocak Partisi adayını açıklayacaktır. Aynı çalışma Ankara ve Türkiye’nin her ilinde devam edecektir” ifadelerini kullandı.
Kongrede tek aday olan Fazlı Bal, Ocak Partisi İstanbul İl Başkanı oldu.
]]>CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı tanıtım toplantısında; “Güzel ülkemizin, güzel yürekli insanları bu tabloyu hak etmiyor. Bu nedenle tarihi bir seçim. Bu tabloyu değiştirmek için hep birlikte yerel seçimlerde İstanbul’da ve Türkiye’de yeniden tarihi bir zafer elde edeceğiz. 2028’e giderken halkımıza yeniden umut olacağız” dedi.
İBB Başkan Adaylığı’na Ekrem İmamoğlu’nun yeniden aday gösterilmesinin ardından bugün Haliç Kongre Merkezi’nde “İstanbul’a hizmette tam yol ileri” sloganıyla lansman düzenlendi. Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile çok sayıda partili de katıldı. Burada konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, bugünün tarihi bir gün olduğuna ve büyük bir yola çıktıklarını belirterek şunları söyledi:
“800 BİN FARKTAN DERS ÇIKARTMAYANLAR, CUMHURBAŞKANLIĞI YETKİLERİYLE HİZMETİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTILAR: İstanbul, 2019’dan bu yana katılımcı, demokratik, eşitlikçi, adil ve halkçı bir anlayışla yönetiliyor. İstanbul, başkanımız Ekrem İmamoğlu yönetiminde 4,5 yılda çok önemli başarılara imza attı. Bu büyük başarılar tüm engellemelere rağmen büyük bir mücadeleyle gerçekleşti. Hatırlayalım. 31 Mart 2019’da seçimi kazandığımız gün, hep birlikte büyük bir demokrasi mücadelesi vermek zorunda kaldık. Bu topraklar 6 Mayıs 2019’da, Türkiye demokrasi tarihi açısından kapkara bir güne tanıklık etti. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul halkının helal oylarıyla kazandığı mazbatası iptal edildi. Büyükşehir Belediye Başkanımız, büyük bir demokrasi mücadelesiyle İstanbul’u yeniden kazandı. Tekrar edilen İstanbul seçimlerinde 800 bin oy farkından ders çıkartmayanlar; yeri geldi meclis çoğunluğuyla, yeri geldi bakanlık yetkileriyle, yeri geldi Cumhurbaşkanlığı yetkileriyle İstanbul halkının hizmet almasını engellemeye çalıştılar.
UYDURUK DAVALARA RAĞMEN İSTANBUL 4,5 YILDA BÜYÜK İŞLER BAŞARDI: Buradan İstanbulluların hizmet almasını engellemeye çalışanlara sesleniyorum. Cezalandırmaya çalıştığınız Cumhuriyet Halk Partisi değil, cezalandırmaya çalıştığınız Ekrem İmamoğlu değil, hizmetleri engelleyerek İstanbul halkını cezalandırmaya çalışıyorsunuz ve İstanbul halkı bunu görüyor. İstanbullular bu gerçeği biliyor. Tüm engelleme çabalarına rağmen, tüm uyduruk davalara rağmen İstanbul 4,5 yılda çok önemli işler başardı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu yönetiminde İstanbul daha adil, daha yeşil ve daha yaratıcı bir kent haline geldi. Büyükşehir Belediye Başkanımız, metro yatırımlarıyla, ulaşım yatırımlarıyla, altyapı-üstyapı yatırımlarıyla, çocuk kreşleriyle, yurtlarla, burslarla, kent lokantalarıyla, anne kartlarla ve daha niceleriyle İstanbul halkına hizmet etmeye devam ediyor.
TARİHİ BİR SEÇİME GİDİYORUZ: İstanbul’un kültür varlıkları korunuyor, yeşil alanlar imara açılmak yerine yaşam alanlarına dönüştürülüyor. Tüm bu çalışmaları ve daha fazlasını önümüzdeki 3 ay boyunca tüm İstanbullulara kapı kapı, sokak sokak anlatacağız. Çünkü tarihi bir seçime gidiyoruz. Neden tarihi bir seçim? Çünkü ülkemizin ve İstanbul’un merkezi yönetimden kaynaklı çok ağır sorunları var. Bir tarafta, gelirleri gün geçtikçe enflasyon karşısında eriyen işçiler, emekçiler, emekliler memurlar; bir tarafta deprem korkusuyla yaşayan milyonlar, bir tarafta yüksek faiz ve artan kira fiyatlarıyla barınma krizi yaşayan milyonlar, artan işsizlik, bir tarafta iktidar yargısı tarafından yok sayılan Anayasal düzen, her gün tahrip edilen demokrasi, bir tarafta da kimlik siyasetiyle toplumu kutuplaştırarak bu gerçekleri örtmeye çalışan iktidar…
86 MİLYONUN BARIŞ İÇİNDE YAŞAYACAĞI TÜRKİYE’Yİ SAVUNACAĞIZ: Güzel ülkemizin, güzel yürekli insanları bu tabloyu hak etmiyor. Bu nedenle tarihi bir seçim. Bu tabloyu değiştirmek için hep birlikte yerel seçimlerde İstanbul’da ve Türkiye’de yeniden tarihi bir zafer elde edeceğiz. 2028’e giderken halkımıza yeniden umut olacağız. Biliyoruz ki bu seçimde de yine eşit şartlarda yarışmayacağız. Onlar, yine tüm kamu kaynaklarını, yargı sopasını kullanacaklar. Tahakküm altına aldıkları basın ve medya kuruluşlarıyla toplumu kutuplaştırmaya çalışacaklar. Biz, gücümüzü halktan alarak topluma gerçekleri anlatacağız. Onlar, yine montaj videolarla, sahte broşürlerle toplumu ayrıştırmaya çalışacaklar. Biz adaleti, eşitliği, kardeşliği savunarak toplumu birleştireceğiz. 86 milyonun barış ve kardeşlik içinde yaşayacağı bir Türkiye’yi savunacağız.
BİZ BU ÜLKENİN ÇİMENTOSUYUZ: 16 milyon İstanbullunun güven ve huzur içerisinde yaşayacağı bir İstanbul’u inşa etmeye devam edeceğiz. Biz bu ülkenin çimentosuyuz. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’de her görüşten, her inançtan ve her kimlikten vatandaşımızın birlikte ve özgür yaşamasının teminatıdır. Cumhuriyet Halk Partisi düzen kurmuş, devlet kurmuş, Türkiye’nin ana omurgasını oluşturan yegane siyasal geleneğin adıdır. Cumhuriyet Halk Partisi ‘Yurtta barış, dünyada barış’ diyen Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü içerisinde kardeşçe yaşamayı savunan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir. İstanbul’da muhalefet olan partinin tüm kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı, bölücü söylemlerine ve eylemlerine rağmen 100 yıl önce olduğu gibi birlik içerisinde hareket edeceğiz.
ÖZGÜR ÖZEL’İN ÖNDERLİĞİNDE SEVGİ TOHUMLARI EKECEĞİZ: Genel Başkanımız Özgür Özel’in önderliğinde Türkiye’nin dört bir yanında sevgi tohumları ekeceğiz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu ile birlikte 4,5 yıllık halkçı belediyecilik uygulamalarını daha ileriye taşıyacağız. İstanbul’un 39 ilçesinde güçlü bir iddia ortaya koyacağız. 39 ilçemizde güçlü bir kampanya organize edeceğiz. 30 bin sandığı 100 bin kişilik dev bir kadroyla koruyacağız. 25-30 ilçede belediyesi kazanacağız. Meclis çoğunluğunu sağlayacağız. İstanbul’u yeniden kazanacağız. Bunu hep birlikte başaracağız. Şairin dediği gibi, ‘Hep bir ağızdan türkü söyleyip hep beraber sulardan çekmek için ağı, demiri oya gibi işleyip hep beraber, hep beraber sürebilmek için toprağı, ballı incirleri hep beraber yiyebilmek, yarin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep beraber diyebilmek için kazanacağız’. Mutlaka kazanacağız.”
]]>İSTANBUL – İsrail gizli servisi Mossad’a çalıştıkları gerekçesi ile MİT ve emniyet unsurları tarafından çökertilen casus ağındaki 34 şüphelinin sorgusu TEM Şube’de sürerken, soruşturmayla ilgili yeni ayrıntılar da gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Çeşitli yaş grubundaki sabotaj ekibinin, İsrail dış istihbarat servisinin Tel Aviv’deki Hamas masasına bakan birim tarafından yönetilip yönlendirildiği ortaya çıktı.
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı İstihbarat Şube ekiplerince, Türkiye’de ikamet eden Filistinli ve İsrailli aileler ile aktivistler başta olmak üzere yabancı uyruklulara yönelik İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad adına “uluslararası casusluk” faaliyeti yapan 46 kişi tespit edilmiş, ajan ağına mensup 34 şüpheli 2 Ocak Salı günü İstanbul merkezli 8 ilde yapılan operasyonda yakalanmıştı.
Uzman ekipler sorguluyor
İstanbul Terörle Mücadele Şubesinde sorguları devam eden şüpheliler ile ilgili yeni ayrıntılara ulaşıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun yürüttüğü soruşturma kapsamında polisteki ifade işlemleri süren casusluk şüphelileri, TEM Şubede Arapça dilini lehçe farklılıkları ile kullanabilen kalabalık uzman ekiplerce gerçekleştiriliyor.
Ebu Fadi iddiası
MİT Başkanlığı ve İstihbarat Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmada, Türkiye’de insani mülahazalarla ikamet eden yabancı uyruklu kişilere yönelik Mossad adına keşif, takip, darp ve adam kaçırma gibi işler yapmayı amaçlayan zanlıların, İsrail dış istihbarat servisinin Tel Aviv’deki Hamas masasına bakan birimi tarafından yönetilip yönlendirildiği öğrenildi. Mossad’ın içinde oluşturulan Hamas biriminde görevli istihbarat görevlilerince kullanılan ve birbirinden bağımsız yüksek miktarlarda para aldıkları anlaşılan Arap asıllı şüphelilerden bazılarının, ‘Ebu Fadi’ künyesiyle bilinen ve halihazırda Sırbistan’da sürgün yaşayan Muhammed Yusuf Dahlan’a yakın isimler oldukları iddia ediliyor. Sorgudaki kişilerin, savaş sonrası Gazze’nin yönetimi için adı geçen Dahlan’a ne kadar yakın oldukları ise henüz bilinmiyor. Sürgündeki Dahlan, Türkiye’de 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra adı çokça duyulan bir isimdi.
Gölge savaşlarında Nekropol Operasyonu
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün faaliyetleri kapsamında MİT Başkanlığı ve İstihbarat Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmada, İsrail gizli servisi Mossad’ın, Türkiye’de insani gerekçelerle yaşayan yabancı uyruklu kişilere yönelik takip, keşif, darp ve adam kaçırma gibi işler yapmayı amaçladığı yönünde bilgiler elde edilmişti.
Devşirdiği sabotaj ekibindeki zanlılarla sosyal medya üzerinden irtibat kuran Mossad yetkililerinin, bazı kişilerin bilgilerine ulaştığı da ortaya çıkarılmıştı.
Söz konusu faaliyetlerin “uluslararası casusluk” kapsamında olabileceğinin değerlendirilmesi üzerine 46 şüphelinin yakalanmasına yönelik harekete geçen emniyet güçleri, 2 Ocak’ta İstanbul’da 15 ilçe ile Ankara, Kocaeli, Hatay, Mersin, İzmir, Van ve Diyarbakır’da belirlenen 57 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda 34 şüpheliyi yakalamıştı.
Adreslerde yapılan aramalarda 143 bin 830 avro, 23 bin 680 dolar, muhtelif miktarda farklı ülkelere ait nakit para, ruhsatsız tabanca ve çok sayıda fişek ile dijital materyale el konulmuştu.
]]>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, 742 bin işletmenin üye olduğu İTO’nun 2024 yılı İş Programı’nın görüşüldüğü Meclis Toplantısı’nda Oda’nın yeni yılda yürüteceği çalışmalara ilişkin bilgi verdi.
İstanbul Dünya Ticaret Merkezi (İDTM) bünyesinde 96 bin metrekare kapalı alanı bulunan İstanbul Fuar Merkezi’ni 2024 yılında önemli ölçüde büyütmeyi hedeflediklerini belirten Avdagiç, “İstanbul’un en büyük kapalı fuar alanını iş dünyamızın hizmetine sunmak, İstanbul Ticaret Odası’nın yaşayacağı bir onur olacaktır” diye konuştu.
Avdagiç, İstanbul Fuar Merkezi’nde 2023 yılında 89 fuar organize edildiğini, bu fuar sayısının metrekare karşılığının ise 2 milyon 428 bin 750 metrekare olduğu bilgisini verdi.
“İlk aşamada 40 bin metrekarelik yeni fuar salonu”
Fuar alanını büyütme projesi çerçevesinde ilk aşamada mevcutta otopark alanında 40 bin metrekarelik fuar salonu inşaatı planladıklarını kaydeden Avdagiç, şöyle devam etti: “Ardından ikinci aşamada 35 bin metrekarelik bir fuar salonu, onu takiben de üçüncü aşamada Ticaret Bakanlığı desteğiyle İDTM arazisine bitişik parselde büyümeyi planlıyoruz. Hedefimiz, bunu 21. Dönem İTO Meclisi’nin bir icraatı olarak tarihimize altın harflerle yazmaktır.”
İTO’nun Türk şirketlerinin dünyanın dört bir yanında önemli uluslararası fuarlara katılımlarını organize ettiğini hatırlatan Avdagiç, “2023 yılında Almanya’dan Çin’e, Amerika’dan Rusya’ya, Arnavutluk’tan Endonezya’ya, Fransa’dan Azerbaycan’a, İngiltere’den Singapur’a kadar 16 ülkede 24 şehirde 20 farklı ihtisas sektörünü içeren 38 uluslararası fuara bin 250 firmamızın katılımını sağladık. 2022’nin rakamlarıyla 2023 yılını mukayese edince, katılımcı firma sayısında yüzde 48’lik, metrekare kategorisinde yüzde 37’lik bir artış yakaladık” bilgisini verdi.
“2024’te 17 ülkede 46 fuara Türk firmalarının katılımını sağlayacağız”
2024 yılında da 17 ülkede 46 fuara Türk firmalarının katılımını organize edeceklerini kaydeden Avdagiç, “Her fuara katılım demek, daha fazla rekabetçi olmak, daha fazla ihracat imkanı yakalamak, daha fazla üretim ve istihdama ulaşmak demektir” dedi.
İhracata İlk Adım Programı’nın 2023 yılında 15. etabını başarıyla tamamladıklarını belirten Avdagiç, “Hiç ihracat yapmayan ya da ihracat yapmış ama sürekli hale getirememiş işletmelerimizden 16 firmamızla birlikte bugüne kadar programdan faydalanan firma sayımız 326’ya yükseldi. İhracata İlk Adım Programımızın 16. etabını Ocak ayı itibariyle başlatıyoruz. Programımız tüm hızıyla ve kesintisiz şekilde devam edecek” dedi.
Avdagiç, Uçtan Uca E-İhracat Merkezi Projesi’ni bu kez İSTKA güdümlü proje desteği ile hayata geçirecek adımları attıklarını kaydetti. SoftITo Yazılım-Bilişim Akademisi Projesi’nde 2’nci dönem eğitimlerinin 2023 yılı içerisinde başladığını hatırlatan Avdagiç, “İnşallah 2024 içerisinde mezun olacaklar. SoftITo ile iş dünyasının ihtiyacı olan yazılımcıları yetiştirmekte büyük bir başarıya imza atıyoruz. Tıkır tıkır işliyor, Türkiye yetenekli yazılımcılarla tanışıyor” dedi.
“Türk tüccarı neredeyse İTO oradadır”
Avdagiç, uluslararası ilişkilerde ve ticari diplomaside Türkiye’ye yeni hedefler kazandıracak çalışmalar içinde olduklarını vurguladı. Şekib Avdagiç, “34 ülkenin 9’u bakan ve büyükelçi seviyesinde olmak üzere misyon şefleriyle bir araya geldik. 20’yi aşkın ülkeden ticaret odası başkanı ve iş heyetlerini ağırlayıp yatırım ve iş görüşmeleri gerçekleştirdik. Ortadoğu ve Körfez ülkelerinden Balkan ülkelerine, AB ülkelerinden Afrika, özellikle Kuzey Afrika ülkelerine, Kuzey Amerika ve Latin Amerika’dan Orta Asya ve Uzak Doğu ülkelerine kadar geniş bir coğrafyada faaliyet gösterdik. Bu tablo şunu gösteriyor. Türk tüccarı neredeyse İTO oradadır, İTO o ülkedeki Türk tüccarının yanındadır” dedi.
İTO olarak mesleki eğitimi, varlık sebebi olarak gördüklerine işaret eden Avdagiç, 2019 yılından itibaren Milli Eğitim ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıkları ve diğer paydaşlarla Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü, yani Hamilik Projesi yürüttüklerini hatırlattı. Avdagiç, 2023 yılı sonu itibariyle hamilikleri İTO tarafından yürütülmekte olan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi sayısının 55’e ulaştığını, bu sayıyı artıracaklarını kaydetti. – İSTANBUL
]]>


