İnsanlar – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Sat, 13 Jul 2024 21:48:19 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İşitme kaybı yaşayan insanlar evde oturmayı tercih ediyor https://www.igdirhaber.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/#respond Sat, 13 Jul 2024 21:48:19 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10174 Uzmanlar, işitme kaybı yaşayan insanların sohbet ederken söylenenleri anlamadıkları için farklı şekilde yargılanma riskine düşmemek adına evde oturmayı tercih ettiklerini, bu yalnızlığın da demans ve Alzheimer sürecini hızlandırdığını belirtiyor.

“3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” kapsamında Harbiye Askeri Müzesi’nde 4. İşitme Teknolojileri Sempozyumu düzenlendi.

Sempozyumda AA muhabirine açıklamada bulunan Koç Üniversitesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Ana Bilim Dalı Odyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Ataş, Türkiye’de yetişkinlerde meydana gelen işitme kaybının en büyük etmeninin gürültü olduğunu, yaşa bağlı işitme kaybının da 60’lı yaşlarda meydana geldiğini söyledi.

Ataş, yapılan bilimsel çalışmalarda 65 yaş üstü nüfusun yüzde 50’sinde işitme kaybı olduğunu ve işitme kaybıyla demans ve Alzheimer arasında yakın bir ilişki bulunduğunu dile getirdi.

İşitme kaybıyla birlikte zaman içerisinde konuşmayı anlamakta problemler başladığını söyleyen Ataş,” Gürültülü bir ortama, bir arkadaş çevresinde aynı anda birkaç kişinin konuştuğu ortama girdiğinde söylenenleri yanlış anlamaya başlıyor. Birkaç defa tekrar ettiğinde diğer insanların tepkisine maruz kalıyor. Konuyla alakasız bir soruyla karşılaşıldığında insanlar, ‘Ne diyor bu?’ diye yaklaşım sergiliyorlar.” dedi.

Ataş, işitme kaybı yaşayan insanların bu yaklaşım nedeniyle diğer insanlara sorular sormamaya karar verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bir sonraki toplantıda konuşmalara, sohbete katılmama eğilimi başlıyor, zaman içerisinde bu eğilim evde oturmaya dönüyor. Bu da maalesef insanı olağanüstü bir yalnızlaşmaya itiyor. İnsanlar sohbet ederken söylenenleri anlamadığı için farklı şekilde yargılanma riskine düşmemek adına evde oturmayı tercih etmeye başlıyor. Bu yalnızlık da maalesef demans ve Alzheimer sürecini olağanüstü şekilde hızlandıran bir süreç.”

“Hafif derecede kayba da işitme cihazı kullandırmaya çalışıyoruz”

İşitme kaybının demans ve Alzheimer üzerindeki etkilerinin bu kadar güçlü olduğunun son 10 yıldır bilindiğini dile getiren Ataş, “20 yıl önce, ‘Gündelik yaşamınızı etkilemeye başladığı zaman gelin, cihaza başlayalım’. derdik. Fakat son 10 yıldır işitme kaybını çok hafif derecede olsa görür görmez işitme cihazı kullandırmaya çalışıyoruz. Çünkü işitme kaybı hafif derecede bile olsa üzerinden zaman geçtikçe konuşmayı anlama becerisini olumsuz etkiliyor.” diye konuştu.

Ataş, yeni doğan çocuklarda da ülkede yaklaşık 15-16 yıldır işitme testi yapıldığını, bu konuda Sağlık Bakanlığının olağanüstü güzel bir çalışma yürüttüğünü, dünyadaki gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşıldığını, Türkiye’de her yıl doğan yaklaşık 2-3 bin çocuğun tanılamasının bu testlerle mümkün olduğunu aktardı.

Tedavi için kritik yaş: 2

Ataş, amaçlarının, çocukları ilkokula başladığında normal işiten, kendilerini ifade edebilen, konuşabilen insanlar haline getirmek olduğunu vurgulayarak, çocuklarda erken teşhisin önemini şu sözlerle anlattı:

“Doğuştan işitme kayıplarında maksimum 2 yaş mümkün olduğu kadar. Hedefimiz, 1 yaşına kadar bunu yakalamak, taramanın mantığı buna dayanıyor. Ama 2 yaşına kadar yakaladığımızda çocuğu, işitme cihazına ihtiyacı varsa uyguluyoruz, implant gerekiyorsa o uygulanıyor. Amacımız, bir an önce henüz beyninde miyelinizasyon dediğimiz sinirlerin gelişimi tam oluşmadan erken dönemde yakalayıp o gelişime ulaşabilmek.”

“Koklear implant ile yüzde 99’un üzerinde bir başarı elde ediyoruz”

İleri düzey işitme kayıplarında implantın başarı oranına da dikkat çeken Ataş, “Bunun için radyolojik, odyolojik değerlendirmeler yapıyoruz. İç kulak yapısı, sinir yapısı koklear implant uygulamaya uygunsa çocuğun zihinsel performansı gibi diğer etmenleri de, nörolojik etkilenmesi var mı yok mu bunları da göz önünde bulunduruyoruz. Koklear implant yapılmasında herhangi bir sakınca olmaz ve uygularsak genelde yüzde 99’un üzerinde bir başarı elde ediyoruz.” dedi.

İşitme Cihazı İthalatçıları Derneği (İŞİTDER) Başkanı Ersin Oray da işitme sorunlarına farkındalık oluşturmak için belirlenen önemli günde sempozyumu düzenlemekten mutluluk duyduklarını söyledi.

Oray, amaçlarının, işitme sağlığının önemini tüm vatandaşlara duyurabilmek olduğunu, işitme bozukluklarının dünyada 1,5 milyardan fazla insanı etkilediğini, ülkede de yaklaşık 15 milyon kişinin bu sorunları yaşadığını düşündüklerini ifade etti.

İşitme kaybı yaşayan insanlara bir an önce ulaşmaları gerektiğini vurgulayan Oray, “Çünkü işitmenin kaybedilmesi, özellikle ileriki yaşlarda demans ve Alzheimer gibi birtakım sonuçlar doğurabiliyor. Bunların giderilmesi açısından bir an önce işitme sağlığımızı ölçtürmemiz gerekiyor. Gerekli önlemleri alıp işitme aletlerini, işitme implantlarını kullanmamız gerekiyor. Bu anlamda Türkiye’de işitme cihazı ve işitme implantı kullanan insanların sayısının şu anda olması gerektiğinden çok daha az olduğunu düşünüyoruz. Halkımızı bu konuda bilinçlendirmek için bu önemli günde böyle bir sempozyum düzenledik.” ifadelerini kullandı.

Oray, yetişkinlerde işitme kaybının, doğal yaşlanmanın dışında, gürültülü ortamlarda fazla kalma, yüksek sesle müzik dinleme gibi durumlardan kaynaklandığını söyledi.

“İşitme kaybının düşük seviyelerde olması bile demans ve Alzheimer’i tetikleyebilir”

Zamanında tedavinin önemine vurgu yapan Oray, “Eğer tedavi edilmezse, demans, Alzheimer gibi hastalıklara yol açma, diğer nedenlere göre çok daha yüksek bir oranda seyrediyor maalesef. İşitme kaybının düşük seviyelerde olması bile demans ve Alzheimer’i tetikleyebilir. Bununla ilgili pek çok bilimsel araştırma var. O yüzden işitme sağlığımızın önemini her ortamda vurgulamalıyız. Mümkünse 6 ayda bir işitme taramamızı yaptırmalıyız, özellikle belli bir yaştan sonra, 65 yaşından sonra.” diye konuştu.

Oray, işitme kayıplarının tedavisinde KBB hekimleri ve odyologların karar vermesi gerektiğini, karara göre işitme cihazı veya koklear implant tedavisinin uygulandığını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/isitme-kaybi-yasayan-insanlar-evde-oturmayi-tercih-ediyor/feed/ 0
Hakkari Valisi Ali Çelik, Liseli Öğrencilerle Söyleşi Yaptı https://www.igdirhaber.com.tr/hakkari-valisi-ali-celik-liseli-ogrencilerle-soylesi-yapti/ https://www.igdirhaber.com.tr/hakkari-valisi-ali-celik-liseli-ogrencilerle-soylesi-yapti/#respond Sat, 06 Jul 2024 21:06:24 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9644 Hakkari Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ali Çelik, “Gençlerle Yeni Ufuklara” temalı söyleşi kapsamında liseli öğrencilerle bir araya geldi.

Vali Ali Çelik, “Gençlerle Yeni Ufuklara” temalı söyleşi kapsamında, her hafta, farklı bir okulun öğrencileriyle buluşmaya devam ediyor. Bu haftaki söyleşi programına konuk olan okul, Hakkari Sosyal Bilimler Lisesi oldu. Öğrencilere, yeni ufuklar açmak, vizyonlarını büyütmek, kişiliklerini çok yönlü geliştirmek ve geleceğe hazırlamak amacıyla düzenlenen söyleşilerde; yaşamından önemli kesitleri, eğitim hayatını, mesleki deneyimlerini paylaşan Vali Çelik, öğrencilerin sorularını içtenlikle yanıtladı ve geleceğe ilişkin tavsiyelerde bulundu. Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü şark salonunda ve keyifli geçen söyleşide, Vali Çelik, çeşitli konularda zaman zaman esprili yanıtlarıyla gençleri güldürürken, yaşantısından eğitim yıllarına; hayatında iz bırakan öğretmeninden, Hakkari ile ilgili projelere kadar merak edilen birçok soruya daha yanıt verdi. Öğrenciler, çok değerli bilgiler aktararak ufuklarını aydınlatan Vali Çelik’e teşekkür ederek soru sorma fırsatı verilmesi sayesinde, özgüvenlerinin de geliştiğini belirttiler.

“Hakkari ile ilgili hayallerim var”

Bir öğrenciden gelen; 5 yıl sonra Hakkari’yi nasıl görüyorsunuz? sorusuna karşılık Vali Çelik: “Benim Hakkari ile ilgili hayallerim var; insanlar için istihdam ortamı oluşmuş, kentsel dönüşümünü tamamlamış, tarım alanları sulanabilen, insanları birbirinden ayıran ideolojilerin son bulduğu ve insanların farklılıklara rağmen birbirini sevdiği, huzurun ve barışın hakim olduğu bir Hakkari” diye cevap verdi.

Hakkari’nin en sevdiğiniz yönü nedir? sorusuna ise Vali Çelik: “Hakkari’de en sevdiğim şey, insanların ellerini kalbinin üzerine koyarak ayağa kalkıp içinden geldiğince selamlaması. Bu benim için çok değerli. Coğrafyanın insan hayatında nasıl zorluklar getirebileceğini, bununla nasıl mücadele edilebileceğini Hakkari’de öğrendim. Hakkari doğasıyla bir çok sporcunun ilgisini çekiyor. Bu, Hakkari’nin farklı bir güzelliği; genç nüfusun çok olması ise ayrı bir güzellik. Öğrenciyken de valiyken de ödev ve disiplin silsilesi devam ediyor. O şehri yaşamadığınız, hissetmediğiniz zaman ya da kendinize dert edinmediğinizde sorumluluklarınızı yerine getiremiyorsunuz. Hepinizin de aynı sorumluluğu hissedeceğine eminim. Çünkü sorumluluk hayatımızın bir parçası. Yaptıklarınız, yapamadıklarınız oluyor; ama günün sonunda, kendime iyi ki Hakkari’deyim, diyorum. Hakkari’de görev yapmaktan gurur ve onur duyuyorum. Beni motive eden sorumluluk duygusuyla hareket etmem. İnsanların anlattıklarını dinleyin, okuyun, bilginizi geliştirin; ama şunu aklımızdan çıkarmayın, herkes bizim gibi bir insan. Bakış açınızı geliştirin, insanların hayat tecrübelerinden yararlanın. Başkalarının yaşadığı hayatı izleyen durumunda olmayın. Kendi hayatınızın başrol oyuncusu olun. Küçük şeylerden mutlu olabiliyorsanız diğer şeylerin bir önemi yok. Kendinizi küçümsemeyin, kimseyle kıyaslanmayacak kadar değerlisiniz. Her biriniz dünyanın en değerli varlığıyız” diye konuştu.

Öğrencilik ve meslek hayatında karşılaştığı zorlukları ve olumsuzlukları anlatıp, onlarla nasıl başa çıktığını da öğrencilerle paylaşan Vali Çelik, “Her birinizin sahip olduğu imkanlar benim sahip olduğum imkanların çok daha önünde. Eğer başarmak istiyorsanız, benden çok daha fazla şeyi başaracak durumdasınız. Mazeretleri önünüze alıp, takılıp düşeceğim diye düşünürseniz hata olur; ama o engeli sizin yükselmenize bir merdiven basamağı olarak düşünürseniz sonuç farklı olur. Dünyada iki tür insan var; iyiler ve kötüler. Hayatta tercih yapma şansınız var, hepimiz tercihlerimizin sonucuyuz. Sizler, tercihlerinizi hep iyiden yana yapın” şeklinde konuştu. – HAKKARİ

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/hakkari-valisi-ali-celik-liseli-ogrencilerle-soylesi-yapti/feed/ 0
Çorum’da Ramazan Davulu Geleneği Kaldırıldı https://www.igdirhaber.com.tr/corumda-ramazan-davulu-gelenegi-kaldirildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/corumda-ramazan-davulu-gelenegi-kaldirildi/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:57:50 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=8143

ERKAN KARACA

Çorum Saat Kulesi yanında toplanan bir grup davulcu, Ramazan ayında sahur davulcularının valilik izniyle kaldırıldığını söyleyerek karara tepki gösterdi. Davulcular adına açıklama yapan Murat Işık, “150 yıldır Çorum’da Ramazan davulu yaşatılıyor fakat son 3 yıldır bize davul çaldırılmıyor ve şu anda da Valilik kararıyla Ramazan davulunun kaldırıldığı söyleniyor. Şikayet olduğu söyleniyor fakat biz vali beyden bizim sesimizi duymasını istiyoruz. Geleneğimiz, göreneğimiz bu bizim” dedi.

Çorum’da davulculuk yapan ve Ramazan ayında sahura vatandaşları davulla kaldıran davulcular, iki yıldır önce pandemi ardından deprem felaketi nedeniyle çalamadıkları sahur davulunu bu yıl çalmak istiyorlar. Saat Kulesi yanında toplanan davulcular adına konuşma yapan Murat Işık, “81 vilayette ramazan davulu çalınıyor ancak Çorum’da bir türlü davul çalınamıyor. Bir sene pandemiyi bahane ettiler, bir sene depremi bahane ettiler. Bu sene de temelli kaldırdıklarını söylediler. Şöyle bir durum söz konusu; burada insanlar ekmek yiyor. Ekmeklerini kaldırmak çok kötü bir şey yani emek hırsızlığıdır” diye konuştu.

“150 YILLIK RAMAZAN DAVULU GELENEĞİ YAŞATILSIN”

Murat Işık, şunları söyledi:

“15 yıldır, davulculuk, zurnacılık efendime söyleyeyim müzisyenlikle ekmeğimizi evimize götürüyoruz. Şimdi Ramazan davulu ile ilgili buradayız. 150 yıldır Çorum’da Ramazan davulu yaşatılıyor fakat son 3 yıldır bize davul çaldırılmıyor ve şu anda da Valilik kararıyla Ramazan davulunun kaldırıldığı söyleniyor. Şikayet olduğu söyleniyor fakat biz vali beyden bizim sesimizi duymasını istiyoruz. Geleneğimiz, göreneğimiz bu bizim. Hani sürdürmemiz lazım. Sonuçta bir kültürü, bir toplumu devam ettiren şey geleneği göreneğidir. Şimdi biz bu geleneği göreneği devam ettirmek istiyoruz ama şu anda bizim Ramazan davulumuz kaldırıldı. 48 tane arkadaşım evine ekmek götürüyor. 48- 49 kişiyiz yani biz insanlardan para topluyoruz. Vatandaştan zorla para almıyoruz. Şöyle bir durum var, hani gidiyoruz, ‘hayırlı Ramazanlar’ diyoruz. Veren de oluyor vermeyen de oluyor fakat biz şunu şöyle söyleyelim bizim insanlarımız 48 kişi Ramazan’da 3-5 kuruş para toplayacak ve çoluğuna çocuğuna bir ekmek alacak diyelim, işte bir bayramlık alacak diyelim. Zaten amacımız bu. İnsanlardan zaten kimse davula kalkmıyor biz bunu biliyoruz ama bu bir gelenek olduğu için sürdürüyoruz.

“RAMAZAN DAVULUNDAN ŞİKAYETÇİ OLANLARI BİLİYORUZ”

Biz şöyle söyleyelim tüm yetkililerimize sesleniyoruz, rica ediyoruz tamam şikayet varmış bunu da biliyoruz. Şikayet olan yerleri de biliyoruz zaten. Hani bazı yüksek mevkideki insanlar, bazı yerler ama şöyle baktığımız zaman ben bu Buhara’da oturuyorum. Buhara’da Ramazan davulu çalıyorum. Kimisi Mimarsinan’da çalıyor. Hepimiz bir sokakta çalıyoruz. Zaten topluma baktığımız zaman kesinlikle Ramazan davuluna yüzde 80 katılım var. Ramazan davulu istiyor insanlar hatta zurna da istiyorlar ama biz maalesef zurna çalmıyoruz tek davul şeklinde geziyoruz. Ricamız şudur; bizim sesimiz duyulsun artık. Bizim insanlarımız zaten 3-5 kuruş bir ekmek parası için çalışıyor. Ramazan’da dediğim gibi çocuğuna çoluğuna bir bayramlık alacak arkadaşlarımız. Valimizin sesimizi duymasını istiyoruz. 81 vilayette ramazan davulu çalınıyor ancak Çorum’da bir türlü davul çalınamıyor. Bir sene pandemiyi bahane ettiler, bir sene depremi bahane ettiler. Bu sene de temelli kaldırdıklarını söylediler. Şöyle bir durum söz konusu; burada insanlar ekmek yiyor. Ekmeklerini kaldırmak çok kötü bir şey yani emek hırsızlığıdır. Lütfen diyoruz sesimizin duyulmasını istiyoruz. Artık gereğinin yapılmasını istiyoruz.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/corumda-ramazan-davulu-gelenegi-kaldirildi/feed/ 0
Kocaeli’de Kozmetik Ürün Dolandırıcılığı Mağduru https://www.igdirhaber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/ https://www.igdirhaber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/#respond Tue, 04 Jun 2024 21:24:45 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=8085 Kocaeli’de ortağıyla birlikte internet üzerinden kozmetik ürün satışı yapan Emin Kırdudu, iletişime geçtiği firmadan 120 bin TL değerinde 800 maskara sipariş etti. Hem ürünleri hem de parasını geri alamayan genç, “Geceleri zor uyuyorum. Çok kısa sürede saçlarıma aklar düştü. Bu insanlar yüzünden, yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum” dedi.

Yaklaşık 2 senedir internet üzerinden ortağı Mehmet Keskin ile kozmetik ürün satan Emin Kırdudu, geçtiğimiz günlerde Mondy Shop isimli firma ile iletişime geçti. Kırdudu, firmanın müdürü olduğunu öne süren şüpheliden ünlü bir markaya ait 800 maskara almak için anlaştı. İddiaya göre, şüpheli Gebze’de antrepo olduğunu, Kırdudu’nun 120 bin TL’yi belirtilen banka hesabına gönderdikten sonra buradan ürünleri teslim alabileceğini söyledi. Parayı gönderen Emin Kırdudu’ya firma tarafından fatura da gönderildi. Ürünleri teslim almak için Gebze’deki antrepoya giden Kırdudu, burada 4 saat bekledikten sonra adına ürün siparişi olmadığını öğrendi. 120 bin TL’den olan ortaklar, iddialara konu olan firma hakkında şikayetçi oldu.

“Dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar”

İnternet ortamında sık sık piyasa araştırması yaptığını söyleyen Emin Kırdudu, “Bir gün internette kozmetik ürünleri satan firma bulduk ve siteye ulaştık. İstediğimiz ürünü de bulduk ve toplu sipariş için anlaşmak istedik. Kendisini müdür diye tanıtan biriyle telefonla görüştüm. Kendileri dolandırıcılık işini profesyonel şekilde yapıyorlar. Müdür olduğunu söyleyen kişiyle görüştüm. Ürünleri söyledim. Bu şekilde 800 maskara sipariş ettim. Onlar da Gebze’de antrepo olduğunu, parayı yatırdığım an oraya gidip ürünleri alabileceğimi söylediler. Bende parayı ortağıma gönderdim çünkü şirketimiz Mehmet Keskin’e ait. Bu yüzden yasal şekilde ilerlemek istedik” dedi.

“Beni oyaladılar”

Emin Kırdudu, Gebze’deki antrepoya gittiğinde burada 4 saat beklediğini ifade ederek, “Beni sürekli ‘Şu an yoğunluk var’ diyerek ertelediler. Kendini bana müdür olarak tanıtan kişi tarafından oyalandım. 4 saatin ardından depodaki arkadaş bana herhangi bir sipariş oluşturulmadığını söyledi. Onlara ait bir depo değil. Büyük firmaların ortak çalıştığı bir depo. Ben orada dolandırıldığımı anladım” diye konuştu.

“300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar”

Firmanın çok sayıda kişiyi mağdur ettiğini de söyleyen Kırdudu, “Biz kişiye ‘Nasıl güvenimizi kazanacaksınız?’ diye sorduğumuzda ‘Fatura kesiyoruz’ dediler. Parayı gönderdikten sonra da fatura kesip, tarafımıza gönderdiler. 300’e yakın insanı bu şekilde dolandırmışlar. Ben diğer mağdurlara da ulaştım” şeklinde konuştu.

“Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim”

Kırdudu, olaydan sonra kendisini müdür olarak tanıtan kişiye mesaj attığını ancak yanıt alamadığını, telefon çağrılarına da cevap verilmediğini dile getirdi. Emin Kırdudu, “İnternette yaptığım araştırmada, kendini müdür olarak tanıtan kişinin daha önce kuaförlük yaptığını, böyle şirketler ve e-ticaret siteleri açıp insanları mağdur ettiğini öğrendim. Bu şirketin sahibi olan kişinin eşi de bu işin içinde. Eşi kendisini müşteri temsilcisi olarak tanıttı. Ben dolandırıcıların 3 kişi olduğunu tespit ettim” ifadelerini kullandı.

“Yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum”

Zor durumda olduğuna dikkat çeken Emin Kırdudu, “Ticaretim tamamen durmuş durumda. Ailemi de geçindiremiyorum, sıkıntılar yaşıyorum. O ürünleri alsaydım güzel bir kar oranı vardı. Ticaretimizi daha da büyütmek istiyoruz. Az bir meblağ da değil. Ben bu parayı kolay şekilde kazanmıyorum. Bu insanlar hem hayallerimizi elimizden alıyorlar hem de zor durumda bırakıyorlar. Geceleri zor uyuyorum. Çok kısa sürede saçlarıma aklar düştü. Bu insanlar yüzünden, yaşadığım stres yüzünden hayattan soğudum. Adalet sistemi bu kadar olmamalı. Bu insanların daha fazla insanları dolandırmaması gerekiyor” dedi. – KOCAELİ

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kocaelide-kozmetik-urun-dolandiriciligi-magduru/feed/ 0
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Buca Esnaf Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’ni ziyaret etti https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-buca-esnaf-sanatkarlar-kredi-ve-kefalet-kooperatifini-ziyaret-etti/ https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-buca-esnaf-sanatkarlar-kredi-ve-kefalet-kooperatifini-ziyaret-etti/#respond Wed, 29 May 2024 21:16:13 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7853

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Buca Esnaf Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’ni ziyaret etti. İlçenin sorunlarına değinen ve çözüm önerilerini anlatan Cemil Tugay, “İşimizi, aşımızı büyütmemiz lazım. Gelin hep beraber İzmir’in pastasını büyütelim. Bu yolda hepinizin desteğine ihtiyacımız var. Bu kültürü İzmir’de kurduğumuz zaman kentin geleceğine de yatırım yapmış olacağız. Seçilirsem herkesi duyarak ve dinleyerek görev yapacağım. Bu nedenledir ki muhtemelen bu şehrin en başarılı belediye başkanlarından biri olacağım” dedi.

Seçim çalışmalarını sürdüren CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Buca Esnaf Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’ni ziyaret etti. Programa, Kooperatif Başkanı Mehmet Ali Susam, yönetim kurulu üyeleri, CHP Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman, CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya, eski CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel ve meclis üyesi adayları da katıldı.

Ziyarette konuşan ve Buca’nın da diğer tüm ilçeler gibi kendisi açısından büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Cemil Tugay, yapacakları çalışmalara anlattı. Karşıyaka’da kurdukları vizyon birimi ile kentin 2050’ye kadar planlamasını yaptıklarını anlatan Tugay, şunları söyledi:

“Aynı vizyonu Büyükşehir’e taşıyacağız. İzmir’in tamamında katılımcı bir planlama çalışması yapılacak. 3-5 kişinin toplanıp kendi arasında yaptığı bir çalışma olmayacak. Yerleşim alanlarımız içerisinde sorunlu olduğunu gördüğümüz yerlere müdahale edeceğiz. Dönüşümü gerçekleştireceğiz. Diğer taraftan sosyal donatı alanlarımızı olabildiğince zenginleştireceğiz. Trafik, ulaşım, altyapıda sorunlu bölgelerle ilgili önem sırasına göre kendimize görev listesi yapacağız ve buralara öncelik vereceğiz.”

“KENDİNE YETEN İZMİR MODELİNİ ANLATTI”

İzmir’i yönetirken olayları akışına bırakmayacaklarını, geleceğe dair öngörülen riskleri dikkate alarak, buna dair projeler geliştireceklerini anlatan Cemil Tugay, “Kentlerimizi bekleyen su, gıda, enerji gibi temel sorunlar var. Şehrimizi bunlara hazırlıklı hale getirmeliyiz. İzmir gelecekte yaşanacak sorunlara, krizlere hazırlıklı bir şehir olacak. Su sorununu çözen, kendine yeten gıdasını üreten bir şehir olacağız. Enerji açısından da çok önemli yatırımlar yapacağız. Dışa bağımlılıktan kurtulacak çalışmalarımız olacak. Kendi kendimize yetecek enerji üreteceğiz. Yapılacak planların başarılı olması için demokrasi şart. Demokrasi olmazsa kalkınmanın da gelişmenin de mutlu olmanın da imkanı yok. Demokrasinin en temel ihtiyacı şudur; insanlar özgürce düşünebilmeli, konuşabilmeli, kamu yönetimine katılabilmelidir. Bunun için kamu yönetimlerinin insanlara kapılarının, gönüllerinin, kulaklarının, gözlerinin açık olması lazım. İzmir planlama ajansı diye bir birim üzerinden bu sistemi kuracağım” dedi.

KATILIMCI YÖNETİMİN ÖNEMİNE DEĞİNDİ

Kenti yönetirken herkesin sesine kulak vereceğini söyleyen Tugay, şöyle devam etti:

“Herhangi bir kamu yöneticisi eğer kendini o halktan birileri olarak hissediyorsa, halka sevgileri ve saygıları varsa, demokrasiye inanıyorlarsa, yurttaşların söylediklerine kayıtsız kalamaz. ‘Ben yapayım’ diye bir ben merkezli bakış açısı olmamalı. Böyle bir durum başımıza gelecek en büyük felaketlerden biridir. Zaten ne çektiysek bundan çektik. Birilerinin kendini çok beğenmesi, kendilerini çok üstün görmesi, halka kulaklarını kapatması ve insanları dinlememesi yüzünden bu memleket bu hale geldi. Ekonomisinde de böyle, aklınıza gelebilecek her türlü sorunda böyle. Hiç kimse her şeyi bilemez. Her insan yaşadığı, çalıştığı alanın sorunlarına hakim. Böyle basit bir gerçek varken, insanları dinlememek ayıptır, günahtır. Vatandaşların söylediklerine kulak verip, ona göre politikalarınızı belirlememek büyük bir yanlış. Hiç kimsenin halka bunu yapma hakkı yok. Bir kardeşiniz, evladınız, arkadaşınız olarak bu kenti temsilen önümüzdeki dönemde eğer bana görev verilirse herkesi dinleyen, herkesin söylediğini dikkate alan, kent sakinleriyle karar alan bir belediye başkanı olacağım. Bu nedenledir ki muhtemelen bu şehrin en başarılı belediye başkanlarından biri olacağım.”

“İZMİR’İN İŞİNİ VE AŞINI BÜYÜTELİM”

İzmir’i yönetme modelini açıklarken eski İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Piriştina’yı hatırlatan Tugay, “Ahmet Piriştina başkanımızın dönemini gördük. Daha eskiden Behçet Uz gibi değerli insanlar vardı. Onları sadece okuyor, biliyoruz. Ama ben eminim, bu milleti seven gerçekten hizmet etmek isteyen birileri böyle düşünen insanlar olmalı. Ben de böyle bir insan olacağım” dedi.

Küçük ekmeği paylaşmanın zor olduğunu vurgulayan Cemil Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşimizi, aşımızı, ekmeğimizi büyütmemiz lazım. Gelişmemiz kalkınmamız lazım. Kalkınmanın kilit sektörlerinden birisi esnaf. Esnafın dostu, destekleyicisi olmalıyız, onların işini büyütmesi için onların yanında olmalıyız. Bunun için belediyelerin, kamu kurumlarının yapabileceği şeyler var. Bunların neler olduğunu biliyorum. Yeter ki o beraber çalışma kültürünü geliştirelim. Gelin hep beraber İzmir’in pastasını, ekmeğini, işini, aşını büyütelim. Ondan sonra burada yoksulluk, işsizlik kalmasın. Kimse sokakta yatmasın, kimse aç kalmasın.”

ADİL PAYLAŞIM VURGUSU

İzmir’de çalışmaya hazır yüz binlerce gencin, iş bulamadığı için başka şehirlere ve ülkelere göç ettiğini anımsatan Tugay, “Bu insanlar iş kurabilir, bu insanları biz kazanabilir, onlara yol açabiliriz. Hali hazırda kendi iş yeri, girişimi, üretim tesisi olan insanlarımızın işlerini büyütmeleri için onların yanında yer alabiliriz. Onlar işlerini büyüttükçe bu şehirden birilerinin de beraberinde karnı doyacak. İş sahibi olacak, ekonomi büyüyecek. Kalkınmadan, büyümeden, gelişmeden bir şehrin mutlu olması mümkün değil. Sorunumuz şu ki Türkiye’de bir büyümeden bahsediliyor ama ne hikmetse o büyüme sadece belirli insanları büyütüyor. Halkın yüzde 95’inin ekonomisi kötüye gidiyor. Yüzde 3-5’i iyiye gidiyor. Buradaki adaletsizliği önleyerek büyümemiz gerekiyor. Böylece hem gelişmiş hem mutlu hem de refah içerisinde, çoluğuna çocuğuna güzel bir yuva olmuş bir ülkeye döneriz. Benim hayalim budur. Bu memleketin bir çocuğu olarak başarmak istediğim sadece budur. Bu yolda hepinizin dayanışmasına, desteğine her zaman ihtiyacımız var. Bu kültürü, bu anlayışı, bu dönemde hep beraber İzmir’de kuralım. Hem İzmir’in geleceğine yatırım olsun hem de Türkiye’ye örnek olsun. İzmir’e de bu yakışır” dedi.

SUSAM: DÜRÜSTÜLÜĞÜNE KEFİL OLABİLDİĞİM BİR İNSAN

Yerel yönetimlerin önemine dikkat çeken Buca Esnaf Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Susam da şunları söyledi:

“Uzun yıllardır tanıdığım Sayın Cemil Tugay’ın bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak bizi ziyaret etmesi, hepimizi mutlu etti. Kendisi sevdiğim, saydığım, inandığım, dürüstlüğüne her zaman kefil olabildiğim bir insan. Zorlu bir seçim kampanyası. Her seçim zordur. Önemli olan hiç kimseyi küçümsemeden, herkesi kucaklayarak, İzmir’e yakışır demokrasi ortamında, saygı ve sevgiyi ön planda tutan bir kampanya süreç sonlandırılsın.”

Buca Belediye Başkan Adayı Görkem Duman ise Buca’da işbirlikçi yönetim modelini benimsediklerini belirterek, esnaf masaları kuracaklarını, alt komisyonların çalışmalarıyla esnafa dair tüm sorunları çözmek için çalışacaklarını söyledi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-buca-esnaf-sanatkarlar-kredi-ve-kefalet-kooperatifini-ziyaret-etti/feed/ 0
CHP Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli: “Değişim Rüzgarını En Güçlü Şekilde Tüm Türkiye’ye Yayacağız” https://www.igdirhaber.com.tr/chp-cesme-belediye-baskan-adayi-lal-denizli-degisim-ruzgarini-en-guclu-sekilde-tum-turkiyeye-yayacagiz/ https://www.igdirhaber.com.tr/chp-cesme-belediye-baskan-adayi-lal-denizli-degisim-ruzgarini-en-guclu-sekilde-tum-turkiyeye-yayacagiz/#respond Fri, 24 May 2024 21:42:38 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7702 Çeşme Alaçatı Seçim Koordinasyon Merkezi açılışı öncesi Çeşme Cumhuriyet Meydanı Mitingi’nde vatandaşlara seslenen CHP Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli, Biz İzmir’den Türkiye’ye diyoruz ki kadınlar siyasette varlar. Kadınlar belediye başkanı olabilirler. Biz dokuz ilçede, dokuz ilçe kadın belediye başkanı adayımızla değişim rüzgarını en güçlü şekilde tüm Türkiye’ye yayacağız ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara giden yolunda öncü olacağız” dedi.

Çeşme Alaçatı’da CHP Seçim Ofisi açılışı, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli ve partililerin katılımı ile gerçekleştirildi. Seçim Koordinasyon Merkezi (SKM) açılışı öncesi, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Çeşme Cumhuriyet Meydanı Mitingi’nde önemli açıklamalarda bulundu. Çeşme Belediyesi önünde düzenlenen halk buluşmasında yurttaşlarla bir araya gelen Tugay, konuşmasında şunları kaydetti:

“Biz İzmirlilerin yolu mutlaka Çeşme’de kesişmiştir. Çeşme’de anısı olmayan İzmirli olamaz. Dolayısıyla yüreğimizin bir bölümü her zaman Çeşme’de atmıştır. Atmaya da devam edecektir. Lal Başkanımla telefonda görüştük. Ben Çeşme’ye çok değer verdiğimi söyledim. Çeşme bir marka, Çeşme, İzmir’in en değerli markalarından biri. Çeşme deyince sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde bile insanlar biliyorlar. Buranın ne kadar güzel, ne kadar özel bir yer olduğunu. O nedenle diyorum ki; Çeşme zaten hizmetin en iyisini hak etmiyor mu? Çeşme’ye en iyi hizmeti yapacağız.

“BUGÜNE KADAR YAPILAN HİZMETİ DAHA İYİYE TAŞIYACAĞIZ”

Hiçbir endişeniz olmasın. Çeşme’ye en iyi hizmeti getireceğiz. Bugüne kadar yapılan hizmeti daha iyiye taşıyacağız. Bayrağı devralarak yapacağız. Biraz önce Ekrem Başkanım hepimizi çok mutlu eden, gururlandıran o Cumhuriyet Halk Partili duruşuyla dedi ki ben dedi bundan sonra Lal başkanımın yanındayım. Onun zaferi için çalışacağım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağının bu şehirde dalgalanmaya devam etmesi için çalışacağım dedi. Sağ olsun, var olsun. İşte biz böyle bir aileyiz. Partilileriyle, seçmenleriyle biz böyle bir aileyiz. Bayrak yarışını bilirsiniz değil mi? Bir koşucu başlar koşmaya koşunun belli bir yerinde biraz yorulmaya başlar. Tam o anda bayrağı bir başka arkadaşına verir. Bayrağı alan kişi anında depar atar. Bir sonra bayrağı teslim edeceği arkadaşına ulaşana kadar o koşu devam eder. Ama neticede şampiyon olduğunuz zaman hep beraber kürsüye çıkarsınız. Hep beraber o zaferi kutlarsınız. Cumhuriyet Halk Partisi adına bu zafer hepimizin olacaktır.

Ülkenin sıkıntılı zamanlardan geçtiğini söyleyen Başkan Tugay, şu ifadeleri kullandı:

“Bu sıkıntılı zamanlarda insanlarımızın aklını karıştırmak için bin bir türlü yalan söyleyenler var. İnsanlarımızı aldatmaya çalışanlar var. Bu milleti elbette ki aldatamayacaklar. Ben kimseyi aldatabileceklerini zannetmiyorum. Ama bazı şeyleri bazı insanların yüzüne söylemek lazım. Bazı şeyleri bazı insanların yüzüne söylemek lazım. Bu kadar yarattığınız enflasyonla yüzde yüz ellilere varan yıllık enflasyonla bu yarattığınız yoksullukla, işsizlikle insanları bu hale getirdikten sonra emeklilerimize verdiğiniz bu on bin lira nedir? ve bu kadar genç işsizimizin olmasının nedeni nedir? Bu ülkenin kaynakları mı yetmiyor? Yatırım yapmamızın önünde engel mi var? Yapacağımız onca güzel şey varken Çeşme’de turizm yatırımı varken tarım için yapabileceğimiz çalışmalar varken kendi kendine yetecek şehirlerimiz olabilecekken neden bu kadar beceriksiz bir şekilde yönetiliyoruz? Ben size şunu söylemeye çalışıyorum. İnsanlarımızın üzerindeki umutsuzluk bulutunu dağıtmamız gerekiyor. Bizim görevimiz İzmir olarak önümüzdeki dönemdeki görevimiz bu ülkenin yoksulluğuyla mücadele etmek. Bu ülkenin, yoksulluğuyla mücadele etmek, kalkınmasının önündeki engellerle mücadele etmek. Belediyenin görevi nedir? Altyapı yapmaktır. Altyapı yapacak mıyız? Elbette yapacağız. Çeşme’nin kanal problemini, Çeşme’nin arıtma sorununu, Çeşme’nin su sorununu size namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum.

YOL SORUNUNA DERHAL MÜDAHALE EDECEĞİM

En kısa zamanda halledeceğiz yollar mı? Yolları yapmak zor olabilir mi? Olamaz. Ben o sistemi kuracağım. Lal kardeşimle birlikte Çeşme’de her nerede, nasıl bir yol sorunu varsa ona anında gecikmeden, derhal müdahale edeceğim, söz veriyorum Çeşme’nin doğal güzelliklerini koruyacağız. Çeşme’nin denizinin temizliğini koruyacağız. Sahilleri pırıl pırıl olacak. Çeşme’ye gelen insanlar burada elbette ki her geldiklerinde daha öncekine göre daha temiz, daha güzel daha düzenli bir Çeşme görecekler. Bunu biz beraber başaracağız. Sizlerle beraber başaracağız. İlçe belediye başkanı arkadaşımla beraber başaracağız. Meclis üyelerimizle beraber başaracağız. Sizin aranızdaki duyarlı vatandaşlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız hep beraber başaracağız Biz burada üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Ama sadece altyapı, sadece üstyapı belediyeciliği değil aynı zamanda kalkınma belediyeciliğini gerçekleştireceğiz.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE HİZMET ETMELİYİZ”

Önümüzdeki beş yıl dosta düşmana şunu göstereceğiz. Biz kimseye el açmak zorunda değiliz. Kimsenin inayetine muhtaç olmayacağız. Kendi başımızın çaresine bakarız. Kendi topraklarımızda, kendi girişimcilerimizin, kendi yatırımcılarımızın, kendi insanlarımızın, esnafımızın çalışmasıyla o kalkınmayı sağlarız. Sağlayacağız. Buna ben inanıyorum. Çünkü birileri bu ülkenin insanlarının kendine özgüvenini kaybetmesini istiyor. Kendi kendini kalkındırmasını durdursunlar istiyoruz Atatürk’ün güvendiği bu millet kendine güvenmesin istiyor. ve bu milletin malını mülkünü birbirine Araplara peşkeş çekmek istiyor. Bunu yapamayacaksınız. Bunun önünde duvar olacağız. Set olacağız. Duracağız. Bunu nasıl yapacağız? Tarihimizden aldığımız Cumhuriyetimizden aldığımız güçle yapacağız. Atatürk’e olan inancımızla, onun ilkelerine verdiğimiz o bağlılıkla, o inançla yapacağız. ve buradan İzmir’den tüm Türkiye’ye bir şehir kendi imkanlarıyla, kendi insanlarıyla nasıl kalkınırmış göstereceğiz. Söz veriyorum size. Dokuz tane üniversitesi olan bir şehirdeyiz. Binlerce üniversite hocası olan bir şehirdeyiz. Girişimci ruhu olan on binlerce genci olan bir şehirdeyiz. İnsanlar iş kurmak istiyor, insanlar bilgili, kendisini yetiştirmiş ama maalesef buralarda onların önünü açmıyorlar. O yüzden mesela geçen sene İzmir’den 107 bin kişi şehir dışına göç etti. İzmir’de de 132 bin kişi geldi. Gidenler genç, gençlerimiz, okumuş gençlerimiz. Bir kısmı da ne yazık ki yurt dışına gittiler. Biz onurlu bir millet olarak bu kaderi kabullenmemeliyiz. Biz onurlu bir millet olarak buradan çıkıp da başka milletlere hizmet etmemeliyiz. Bu topraklarda yediysek, içtiysek, beslendiysek, okuduysak, öğrendiysek bu milletin asaletini eğer damarlarımızda taşıyorsak, Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmeliyiz ve bütün kardeşlerimizi yurt dışına giden, oralara geçen, oralarda başka insanlara hizmet eden bütün kardeşlerimizi Türkiye’ye getirecek bir yönetim göstermeliyiz.

“YÜZÜ GÜLEN İNSANLARIN MUTLU OLDUĞU BİR İZMİR İÇİN YOLA ÇIKIYORUZ”

Bu siyaseti yapmalıyız. Ben bu nedenlerle bu ilkelerle bu ülkeye olan bağlılığıyla Atatürk’ün ruhunu yüreğimizde taşıdığımıza inanarak bu siyaseti sonuna kadar, ölene kadar yapmaya devam edeceğim. ve bu kardeşlerimizle beraber, bu ailemizle beraber, bunu başarana kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Bu an itibariyle önümüzdeki beş yıl için 2024’ten, 2029’a kadar pırıl pırıl bir İzmir, pırıl pırıl bir Çeşme. Altyapısıyla, üst yapısıyla bütün sorunlar halledilmiş bir İzmir ve aynı zamanda kalkınmış yüzü gülen insanların mutlu olduğu bir İzmir için yola çıkıyoruz.”

DENİZLİ: “SAYIN CEMİL TUGAY’DAN ALTYAPIMIZI DÜZENLEMESİ İÇİN BİR SÖZ ALDIM”

CHP Çeşme Belediye Başkan Adayı Lal Denizli de Çeşme Cumhuriyet Meydanı Mitingi’nde konuştu. Çeşme’de yapılacak projelerden bahseden Lal Denizli, “Sokakta halkımızla bir araya geldiğimizde bize en çok altyapıya dair, ulaşıma dair ve otopark sıkıntısına dair sorunlarını iletiyorlar. O nedenle de öncelikle bunu müjdelemiş olayım. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayımız Sayın Cemil Tugay’dan altyapımızı düzenlemesi için bir söz aldım; yol bakımlarını en üst düzeyde yapması için bir söz aldım; otopark sıkıntımızı çözerken bizlere katkı sağlaması için en büyük sözü aldım” ifadelerini kullandı.

“ÇEŞME’NİN BÜTÜN ALTYAPISINI DEĞİŞTİRECEK PROJELERİ BÜYÜKŞEHİRİMİZ İLE ORTAKLAŞA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

1 Mart’ta gerçekleştirilecek proje lansmanında Çeşme’ye ilişkin yol haritasının duyurulacağını söyleyen Denizli, ilçedeki foseptik sorununa da değinerek şunları kaydetti:

“Şehir planımızı ve daha da önemlisi Çeşme’yi 10-12 ay yaşayabilecek bir ilçeye dönüştürmek için nasıl bir yol haritası izleyeceğimizi bütün halkımızla paylaşacağız. Ortak bir vizyonla Çeşme’yi hak ettiği değere kavuşturacak adımları atacağız. Biz hala eski tip foseptik olan bir bölgeyiz. Bu nedenle 21. yüzyıl teknolojisi kanalizasyon sistemine taşınacak ve etap etap Çeşme’yi, Çeşme’nin bütün altyapısını değiştirecek projeleri büyükşehrimiz ile ortaklaşa olarak gerçekleştireceğiz.”

‘ZİNCİRLERİMİZİ KIRIYORUZ’

“Biz zincirlerimizi kırıyoruz ve liyakatli yöneticilerimizle Çeşme’mizi, İzmir’imize hak ettiği değere kavuşturuyoruz” diyen Çeşme Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Lal Denizli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz bu geleceği kabul etmiyoruz. Biz zincirlerimizi kırıyoruz ve liyakatli yöneticilerimizle Çeşme’mizi, İzmir’imize hak ettiği değere kavuşturuyoruz. Sizlerle uzun bir yola çıkıyoruz. Bu yol taşlı, bu yol bazen zor, bu yol bazen yağmurlu ama biz asla pes etmeyenleriz. Bu yolda yürürken ülkemiz için, ülkemizin geleceği için, geleceğe umutla bakabilmek için her birinize ihtiyacımız var. Hepimiz birlikte yürüyeceğiz.

‘DOKUZ KADIN BELEDİYE BAŞKANI ADAYIMIZLA DEĞİŞİMİN RÜZGARINI YAYACAĞIZ’

Biz değişimin en büyük mesajını İzmir’den veriyoruz. Biz İzmir’den Türkiye’ye diyoruz ki kadınlar siyasette varlar. Kadınlar belediye başkanı olabilirler. Biz dokuz ilçede, dokuz ilçe kadın belediye başkanı adayımızla değişim rüzgarını en güçlü şekilde tüm Türkiye’ye yayacağız ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara giden yolunda öncü olacağız.”

ORAN: “BİZ KAZANACAĞIZ”

Çeşme Belediye Başkanı M. Ekrem Oran ise yaptığı konuşmasında şunları söyledi:

“Benim büyük Çeşme ailem, Çeşme’de bir zaferi daha kazanmaya hazır mısınız? Mustafa Kemal’in askerleri, Cumhuriyetin evlatları, 25 senedir dalgalanan altı oklu bayrağımızı yine göndere dikecek miyiz? Lal Denizli Başkanımızı Çeşme Belediye Başkanı yapacak mıyız? Öyleyse gazamız mübarek olsun. Bizim bölünmemizi bekleyenler. Parçalanmamızı bekleyenler, avucunuzu yalarsınız. Altı ok gene kazanacak. Cumhuriyetçiler Kazanacak. Biz kazanacağız.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/chp-cesme-belediye-baskan-adayi-lal-denizli-degisim-ruzgarini-en-guclu-sekilde-tum-turkiyeye-yayacagiz/feed/ 0
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay: “Aile Gibi Çalışacağız” https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-aile-gibi-calisacagiz/ https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-aile-gibi-calisacagiz/#respond Wed, 22 May 2024 21:06:56 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7606 CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, seçim çalışmalarını sürdürüyor. Bugün Urla’da muhtarlar, sivil toplum örgütleri, meclis üyeleri ve yurttaşlarla buluşan, Tugay, “1 Nisan’dan itibaren sizin söylediğiniz, toplumun söylediği her şey duyulacak. Bir aile, bir takımın üyesi gibi çalışacağız” dedi.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Dr. Cemil Tugay, seçim çalışmalarını sürdürüyor. Tugay, bugün Urla’yı ziyaret etti. İlçede mahalle muhtarları, meclis üyeleri ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile buluşan Tugay’a, CHP Urla İlçe Başkanı Pelin Karasakal ve CHP Urla Belediye Başkan Adayı Selçuk Balkan da eşlik etti. Programda projelerine değinen Tugay, 29 Şubat Perşembe günü yapılacak proje tanıtım toplantısını hatırlatarak, “Nasıl bir İzmir hayal ettiğimizi, neler yapmak istediğimizi anlatacağız. CHP’li belediye başkan adayları olarak bugüne kadar bu kentin kültürünün, kimliğinin, değerlerinin korunması için nasıl dik durduysak yine aynı şekilde davranacağımızı ifade etmiş olacağız” dedi.

İLÇE BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARINA GÜVENCE

İlçe belediye başkanlarının tüm zorluklara rağmen hizmet üretmek için çabaladığını anlatan Tugay, “Karşıyaka Belediye Başkanlığı görevim esnasında yaşanan sorunlara hakim oldum. Bu sorunları yaşadığım için hiçbir ilçe belediye başkanı arkadaşımın benim yaşadığım zorlukları yaşamasını, sorumluluğu olmadığı halde suçlanan insanlar olmasını istemiyorum. Bir aile, bir takımın üyesi gibi çalışacağız. Planlama, alt yapı, şehrin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için yapacağımız işler olacak. Örneğin, her 100 bin kişiye mutlaka bir spor salonu, her 200 bin kişiye bir yüzme havuzu olsun dedik. Nüfusu daha aşağıda olan ilçelerimizde bu sayıyı gözetmeden eğer yoksa mutlaka yapalım. 5 yıl içinde öncelik sırasına göre yapalım dedik. Metropol ilçelerini de en uzak ilçesini de aynı gözle görerek donatalım. Sanat, spor, gençler, yaşlılar için yapacağımız tesislerde ve sosyal işler için gözetelim dedik. Böyle bir bakış açısı ile bakacağız” diye konuştu.

PLANLI ŞEHİRLERİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ

Şehrin doğasını ve tabiatını koruyacaklarını belirten Tugay, şunları söyledi:

“Bazı alanlar bu şehrin akciğeri, bazı alanlar çok önemli tarım alanı, bazı alanlar Urla’nın da olduğu gibi çok önemli deniz kıyıları. Bunların hepsinin yok olmadan, yıpranmadan korunması lazım. Urla Devlet Hastanesi’nde görev yaptım. 1 Nisan’dan itibaren sizin söylediğiniz, toplumun söylediği her şey duyulacak. Mutlaka değerlendirme altına alınacak. Öyle bir sistem kurmalıyız ki problemleri derhal fark etmeli, en hızlı şekilde müdahale etmeli ve çözmeliyiz. Ondan sonraki süreçte önümüze problemler çıktıkça değil kendi planladığımız şekilde hayatın devam etmesini sağlamalıyız. Şehrin büyümesi, gelişmesi, olabilecek afetleri de göz önüne alarak bizim planlarımız olmalı.”

“KÜÇÜK ÜRETİCİ BU ÜLKENİN HAZİNESİDİR”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Tugay, tarımın ve küçük üreticinin önemine de dikkat çekerek, şöyle dedi:

“Küçük üretici bu ülkenin hazinesidir. Ama öyle bir sistem kurdular ki küçük üreticinin kazanmasını, o kazançla yaşamasını istemiyorlar sanki. İş büyük ölçekli işletmelere ve endüstriye gidiyor, küçük üretici yavaş yavaş yok oluyor. Devletin küçük üreticiyi koruması lazım. Korumuyor, Tarım ve Orman Bakanlığı bunu yapmıyor. Belediye o boşluğu dolduracak bir konumda. İzmir’de Aziz Kocaoğlu Başkan zamanında tarım ve üretici desteklenmeye başlandı. Tire, Bayındır, Ödemiş, Bergama gibi pek çok yerde üreticinin ürettiğini kooperatif üzerinden iyi fiyatlarla alan bir sistem kurdular, destekler sağladılar. Birçok insan ayakta kaldı ve üretime devam etti. Bugün de şehrimizin ekonomisine katkıda bulunuyor. Bu çok değerli bir hareketti. Ben bunu büyüterek devam ettirmek istiyorum. Yem, tohum, gübre, mazot desteği ile çiftçilerimizin tarım, hayvancılık yapmasını, üretim potansiyelini artırmasını istiyorum. Önümüzdeki yıllarda bu üretime çok ihtiyacımız olacak. Bunu görmemiz ve planlamayı yapmamız gerekiyor.”

“SAĞLIK HİZMETİ KÖTÜYE GİDİYOR”

Türkiye’nin genel sağlık hizmeti kalitesinde de düşüş olduğunu söyleyen Tugay, şöyle konuştu:

“Ben Tabip Odası’nda yıllarca toplum sağlığı ile ilgili çalışma yaptım. Hocalarımız tıp fakültesinde bizi yetiştirirken; ‘Sizin asıl göreviniz insanların hasta olmamasını sağlamaktır’ derdi. Koruyucu hekimlik hizmeti yapmak önemli. Bunun için kendi alanımızdaki her türlü problemle ilgili olarak insanları sürekli eğitmemiz, önlemler almamız, toplumda o hastalığın artamamasını sağlamak gerekiyor. Ben plastik cerrahi uzmanıyım, bizler deri kanseri ameliyatlarını yapardık. Deri kanseri belirli cilt tiplerinin fazla güneşe maruz kalmasıyla olur. Erken teşhis ile ameliyatla alınır, insanlar iyileşir. Ama bunu bilmeyen bir sürü insan, güneşten kendini korumuyor ya da hastalığın erken evresinde tedavi olmuyor. Deri kanserinden ölen binlerce, on binlerce insan var. Eğer insanları doğru zamanda, doğru şekilde bilgilendirirsek, erken dönemde hastalığı için gideceği merkezler oluşturursak o insanlar hasta olmaz ve hayatlarını kaybetmezler. Bugün Türkiye’de verilen sağlık hizmeti de öyle. İnsanları hastalıktan korumak için değil, hasta olsunlar da gidip hastanelere müşteri olsunlar diye bir sistem var. Açıyorlar özel hastane dünya para kazanıyorlar.”

“ŞEHİR HASTANESİ İÇİN YÜZDE 70 DOLULUK GARANTİSİ”

Bayraklı Şehir Hastanesi için yüzde 70 doluluk garantisi verildiğini ifade eden Cemil Tugay, ” Sahibi devlet değil yapan firma. Yapan firmaya bir sürü işletme verilmiş durumda, ayrıca çok yüksek kira veriliyor. İnanılmaz büyük bir zarar, devlete verdiği zararın tarifi yok o kadar kötü bir sistem. O sistemin en can alıcı yanı şu o hastane yüzde 70 dolu olmak zorunda. Eğer olmazsa devlet farkını veriyor para olarak. O hasta nereden gelecek, işte sizler hasta olacaksınız ki oraya gidin. Bir siyasetçinin, kamu yöneticisinin, devlet adamının bu topluma Atatürk gibi bakması gerekir. Ülkesini, insanlarını sevdiği saydığı anlayışla bakması gerekir” ifadelerini kullandı.

“ÇANTADA KEKLİK” ELEŞTİRİLERİNE YANIT

CHP’ye “İzmir garanti, çantada keklik” eleştirilerinin yöneltildiğini anımsatan Tugay, şunları söyledi:

“Böyle değil arkadaşlar. İzmir gerçekten, Cumhuriyetçilerin, Atatürkçülerin, vatanseverlerin, bu ülkenin kıymetini bilenlerin, zamanında bu ülke için burada ilk kurşunu atıp düşmanı buradan düşmanı denize dökenlerin şehri. Buradan kimse halka, devlete, Cumhuriyete zarar verecek karar beklemesin. İşin doğrusu bu. CHP bu anlayışa sahip olduğu için insanlar destekliyor. Biz bunu biliyoruz, biz İzmirliyiz, biz bu toplumun içerisinde bu nefesi alarak, buradan beslenerek yaşadık ve büyüdük. Ben başka partide de siyaset yapabilirdim. Kimse beni zorla CHP’ye üye yapmadı. Ama benim yetiştiğim şehir, beni yetiştiren insanlar, benim gibi düşünen insanlar, babamdan öğretmenlerime, arkadaşlarımdan meslektaşlarıma bu şehrin bütün insanları, biz buna inanarak yetiştik. Dedik ki kendimizi siyasi olarak nerede en doğru konumlandırırız. İşte bu altı oklu bayrağın altında. Mesele bu. Yoksa böyle falanca tüccar gelip de Cumhuriyet Halk Partisi’nde kendi kişisel kazancını artırmak için ya da kariyer yapmak için bu partide siyaset yapmıyor.”

“RÜYALARIMIZDA BİLE BU İŞLE İLGİLENİYORUZ”

Tugay, şehirlerin ve ülkenin sorunlarını çözmeye talip olduklarını da belirterek, “Hepimiz mesleği olan, işinde gücünde, büyük başarıları olan ayrıca kariyere ihtiyacı olmayan insanlarız. Güzel şeyler yapmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Rüyalarımızda bile bu işle ilgileniyoruz. Derdimiz var, sorunumuz var. Birileri bu ülkeyi sömürüyor, insanları kandırıyor, çalıyor, gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. Bunun karşısında siz, biz duracağız. Gün gelecek başka arkadaşlarımız alacak bu bayrağı. Biz bu mücadeleyi vatan için yapıyoruz” dedi.

“GENEL BAŞKANIMIZ TÜRKİYE’DE DEVRİM YAPTI”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Yükümüz ağır ama gençliğimiz var, heyecanımız var” sözlerine atıfta bulunan Tugay, “Bu işleri yapmak bize keyif verecek. Ben de büyükşehirde çalışmanın heyecanını yaşıyorum. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, öyle bir şey yaptı ki; çok dinamik, özel insanları aday gösterdi. Elbette deneyimli tecrübeli insanlar da var. Ama Genel Başkanımız Türkiye’de bir devrim yaptı. Arkadaşlarımız başarılı olacak. Ben de ağabeylik yapacağım onlara. Çağdaş bir yerel yönetimle teknolojiyi kullanacağız. Ne yaparsak bilinçli yapacağız. Yol yapmak var, yol yapmak var. Yaptığımız şeyin 3 ayda bozulması var, ömürlük olması var” dedi.

“URLA HAK ETTİĞİ HİZMETE KAVUŞACAK”

CHP Urla İlçe Başkanı Pelin Karasakal da “2019’dan bu yana bir kayyum süreci ile Urla’da karşı karşıyayız. 31 Mart’ta rekor oyla ilçede yeniden CHP’nin iktidarını kuracağız” dedi. CHP Urla Belediye Başkan Adayı Selçuk Balkan ise “5 yıldır kayyum yönetiminde olan ve unutulan ilçemizi unutmadığınız için teşekkür ediyorum. Urla’nın hak ettiği hizmetleri getirmek için Cemil Başkanımızla, altyapı, üstyapı, kanalizasyon, sinyalizasyon, otopark, trafik hizmetleri, 11 mahalledeki alt yapı hizmetlerine dair çalışmalarımızı tamamlıyoruz. Sadece mahalle mahalle gezip oy istemiyoruz, sorunları da dinliyoruz” diye konuştu.

CHP Urla Belediye Başkan Adayı Selçuk Balkan ve CHP Urla ilçe başkanı Pelin Karasakal ile birlikte Urla Sanat Sokağı esnafını gezip esnafa hayırlı işler dileyen, Urlalılarla konuşan Tugay, sorunları dinledi ve çözüm önerilerini paylaştı. Eski Urla Pratik Kız sanat Okulu olup yenilenmiş haliyle Yılay Hakan Çeken Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi uygulama kafe restoranını gezen Başkan Tugay, öğrencilerin uygulamalı eğitimi hakkında bilgi aldı. Bir esnaf “Doğma büyüme Elazığlıyım. MHP’lilerin içinde büyüdük ama ben CHP’ye oy veriyorum. Sizi destekliyorum yolunuz açık olsun” dedi. Tugay, gezisini Urla Seçim Ofisi ziyaretiyle tamamladı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-aile-gibi-calisacagiz/feed/ 0
Bengal kıtlığından kurtulanlar anlatıyor: ‘Birçok insan azıcık pirinç için çocuklarını sattı’ https://www.igdirhaber.com.tr/bengal-kitligindan-kurtulanlar-anlatiyor-bircok-insan-azicik-pirinc-icin-cocuklarini-satti/ https://www.igdirhaber.com.tr/bengal-kitligindan-kurtulanlar-anlatiyor-bircok-insan-azicik-pirinc-icin-cocuklarini-satti/#respond Mon, 13 May 2024 21:42:33 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7275 1943’te yaşanan Bengal kıtlığı, Hindistan’ın doğusunda üç milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı. Bu, İkinci Dünya Savaşı’nda müttefiklerin en büyük sivil kayıplarından biriydi.

Ölen insanlar için dünyanın hiçbir yerinde bir müze veya anıt bulunmuyor.

Sailen Sarkar, hayatta kalan birkaç kişinin hikayelerini çok geç olmadan toplamayı hedefliyor.

‘Açlık peşimizi bırakmadı’

“Birçok insan çocuklarını azıcık pirinç için sattı. Birçok kadın tanıdıkları ya da tanımadıkları erkeklerle kaçtı.”

Bijoykrishna Tripathi, Bengal kıtlığı sırasında insanların yiyecek bulmak için aldıkları çaresiz önlemleri anlatıyor.

Tripathi tam yaşını bilmiyor. Seçmen kartında 112 yaşında olduğu yazıyor. O, felaketi hatırlayan son kişilerden biri.

Bengal’de bulunan bir bölge olan Midnapore’da büyüdüğünü söyleyen Tripathi, o dönemde temel gıda maddesinin pirinç olduğunu ve 1942 yazından itibaren fiyatların “hızla” arttığını anımsıyor.

Tripathi, aynı yılın Ekim ayında meydana gelen kasırgada evinin çatısının uçtuğunu, o yılın pirinç mahsulünün tamamen yok olduğunu söylüyor.

Pirinç fiyatlarının kısa sürede ailesi için karşılanamaz hale geldiğini belirten Tripathi, “Açlık peşimizi bırakmadı. Açlık ve salgın hastalıklar. Her yaştan insan ölmeye başladı” diyor.

Tripathi bu sırada biraz gıda yardımı yapıldığını, ancak yetersiz olduğunu söylüyor:

“Herkes yarı boş mideyle yaşamak zorundaydı. Yiyecek hiçbir şey olmadığı için köydeki pek çok insan öldü. İnsanlar yiyecek için yağmalamaya başladı.”

Tripathi’nin verandasında onu dinleyenler arasında dört kuşaktan ailesi var.

Onların yanında ise son birkaç yıldır Bengal’i dolaşarak kıtlıktan kurtulanların ilk elden hikayelerini toplayan Sailen Sarkar bulunuyor.

72 yaşındaki Sarkar güler yüzlü, sıcakkanlı ve genç bir enerjiye sahip.

Tripathi gibi insanların neden ona güvenerek hikayelerini anlattığını anlamak kolay.

Sarkar, hava nasıl olursa olsun açık burunlu sandaletleriyle, sırt çantası ve sarma sigaralarıyla kırsal bölgeleri dolaşıyor. Dinlediği hikayeleri ise kağıt kalemle not alıyor.

Sarkar ilk olarak ailesinin fotoğraf albümü nedeniyle Bengal kıtlığına “takıntılı” hale geldiğini söylüyor.

Bu albümü Kalküta’da küçük bir çocukken sık sık karıştırır ve bir deri bir kemik kalmış insanların fotoğraflarını görürdü.

Fotoğraflar, kıtlık sırasında yardım dağıtan yerel bir hayır kurumunda çalışan babası tarafından çekilmişti.

Babasının yoksul bir adam olduğunu söyleyen Sarkar, “Çocukluğumda onun gözlerinde açlığın dehşetini gördüm” diyor.

Emekli bir öğretmen olan Sarkar, hikaye toplama çalışmalarına 2013 yılında başladı.

Midnapore’da yürürken 86 yaşında bir adamla kıtlık hakkında konuşmaya başladı.

Tripathi gibi Sripaticharan Samanta da yıkıcı kasırgayı hatırlıyor. O zamana kadar hayat zaten zorlaşmıştı ve pirinç fiyatları giderek artıyordu.

Ekim 1942’ye kadar Samanta günde tek öğün pilav yiyordu. Sonra da kasırga vurdu.

Samanta, kasırgadan sonra pirinç fiyatlarının nasıl fırladığını ve tüccarların ne pahasına olursa olsun kalan her şeyi nasıl satın aldığını hatırlıyor.

Sarkar’a o dönemi anlatan Samanta, “Kısa bir sürede köyümüzde hiç pirinç kalmadı. İnsanlar bir süre biriktirdikleri stoklarla yaşadılar ancak daha sonra pirinç bulabilmek için topraklarını satmaya başladılar” diyor.

Fırtınadan birkaç gün sonra kendi ailesinin de stokları tükendi.

On binlerce kişi gibi Samanta, bir çare bulma umuduyla yaşadığı kırsal bölgeyi terk ederek şehre gitti.

Yanında kalabileceği bir aile üyesi olduğu için şanslıydı ve böylece hayatta kalabildi.

Ama pek çok kişi bu kadar şanslı değildi. Yol kenarlarında, çöp kutularının etrafında yığılıp kaldılar, kaldırımlarda öldüler. Hepsi, dertlerine çare olacağını düşündükleri şehirde birer yabancıydı.

Unutulmuş bir kader

Kıtlığın sebepleri çok fazla ve karışık, ve günümüzde halen tartışılıyor.

1942 yılında Bengal’deki pirinç kaynakları yoğun baskı altındaydı.

Bengal ile sınır paylaşan Burma, 1942’nin başında Japonya tarafından işgal edildi ve ülkeden pirinç ithalatı aniden durduruldu.

Bu sırada Bengal kendisini cephe hattında buldu. Kalküta’da yüz binlerce müttefik asker ve savaş endüstrilerinde çalışan işçi yaşıyor ve bu nedenle pirince olan talep artıyordu.

Savaş zamanındaki enflasyon, zaten zor durumda olan milyonlarca insanın pirince erişimini imkansız hale getirmişti.

Bunun yanı sıra İngilizler, Japonların Doğu Hindistan’ı işgal etmeye kalkışmasından endişeleniyor ve “inkar” politikası uyguluyordu. Yani, karşı taraftaki güçlerin gıda tedarikini ve bölgeye ulaşımını engellemek için Bengal Deltası’nda bulunan kasaba ve köylerdeki fazla pirince ve teknelere el koyuyordu.

Ancak İngiltere’nin bu politikası, zaten kırılgan olan yerel ekonomiyi sekteye uğrattı ve fiyatların daha da yükselmesine neden oldu.

Pirinç, gıda güvenliği için depolanıyordu ama çoğu zaman kâr amacıyla kullanılıyordu.

Tüm bunlara ek olarak Ekim 1942’de meydana gelen yıkıcı kasırga bölgedeki birçok pirinç tarlasını yok etti ve mahsul hastalığı geri kalanların çoğunu mahvetti.

Bu insani felaketin suçluluğu ve özellikle de dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in, birçok cephede süren bir savaşın ortasında, durumun ciddiyetini öğrendikten sonra krizi hafifletmek için yeterince çaba gösterip göstermediği konusunda uzun süredir devam eden hararetli bir tartışma var.

Bölgeye Mareşal Lord Wavell adlı yeni bir İngiliz genel valisinin gelmesiyle birlikte 1943’ün sonunda yardım çalışmaları başlatıldı. Ancak o zamana kadar çok fazla insan ölmüştü.

‘Yaşayan arşiv’

Kıtlığın sebepleri ve kimin suçlu olduğu konusundaki tartışmalar şimdiye kadar hayatta kalanların hikayelerini gölgede bıraktı.

Sarkar, 60’tan fazla görgü tanığının hikayesini topladı.

Konuştuğu insanların çoğu eğitimsiz ve şimdiye kadar kıtlık hakkında pek konuşmamış.

Onlara kıtlık hakkında, kendi aileleri tarafından bile soru sorulmamıştı.

Hayatta kalanların tanıklıklarını toplamaya adanmış bir arşiv yok dünyada.

Sarkar, bu kişilerin toplumdaki en yoksul ve en savunmasız kişiler olduğu için hikayelerinin göz ardı edildiğine inanıyor:

“Sanki hepsi bekliyordu. Keşke birileri onların söyleyeceklerini dinlese diye.”

Sarkar onunla tanıştığında Niratan Bedwa 100 yaşındaydı.

Çocuklarına bakmaya çalışan annelerin çektiği ıstırabı anlattı:

“Annelerin hiç sütü yoktu. Vücutları etsiz kemikten ibaret hale gelmişti. Birçok çocuk doğumda öldü, anneleri de. Sağlıklı doğanlar bile açlıktan genç yaşta öldü. O dönemde pek çok kadın kendini öldürdü.”

Bedwa aynı zamanda bazı kadınların, eşleri onlara yiyecek bulamayınca başka adamlarla kaçtığını söyledi:

“O zamanlar insanlar bu tür şeylerden bu kadar rahatsız olmuyordu. Midenizde pilav yokken ve sizi doyuracak kimse yokken, sizi kim yargılayabilir ki?”

Sarkar, kıtlıktan kazanç sağlayan insanlarla da konuştu.

Bir adam “pirinç ve dal (mercimekli bir Hint yemeği) ya da biraz para karşılığında” çok sayıda arazi satın aldığını itiraf etti.

Aynı kişi bir ailenin mirasçısı olmadan öldüğünü, bu yüzden araziyi kendisinin aldığını söyledi.

Bengal asıllı Amerikalı yazar Kushanava Choudhury, hayatta kalanlardan bazılarıyla görüşmek üzere yaptığı ziyaretlerden birinde Sarkar’a eşlik etti.

Kushanava, “Onları aramak zorunda kalmadık, saklanmıyorlardı, hepsi göz önündeydi, Batı Bengal ve Bangladeş’in dört bir yanındaki köylerde. Dünyanın en büyük arşivi olarak orada öylece oturuyorlardı” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Kimse onlarla konuşma zahmetine girmemişti. Bu konuda büyük bir utanç duydum.”

Kıtlık, Hint filmlerinde, dönemin fotoğraf ve eskizlerinde anlatıldı. Ancak Kushanava, dönemin nadiren kurbanların ya da hayatta kalanların sesinden hatırlandığını söylüyor:

“Hikaye, kıtlığın etkilemediği insanlar tarafından yazılıyor. Hikayeleri kimin anlattığı ve gerçekliği kimin inşa ettiği ilginç bir olgu.”

Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Shruti Kapila, 1940’lı yılların Hindistan için “ölüm yılları” olması nedeniyle kıtlık kurbanlarının kaderinin belki de gölgede kaldığını söylüyor.

1946 yılında Kalküta, binlerce kişinin öldüğü büyük toplumsal ayaklanmalara sahne oldu.

Bir yıl sonra ise İngilizler ülkeyi terk etti ve ülke Hinduların çoğunlukta olduğu Hindistan ile Müslümanların çoğunlukta olduğu Pakistan olarak ikiye bölündü.

O dönemde bağımsızlık sevinci vardı, ancak bölünme kanlı ve travmatikti. İki taraf arasındaki çatışmalarda bir milyondan fazla kişi öldü. Yaklaşık 12 milyon kişi ise yeni çizilen sınırı geçti.

Bengal, Hindistan ve daha sonra Bangladeş’e dönüşecek olan Doğu Pakistan arasında bölünmüştü.

Bu dönemde “bir dizi kitlesel ölüm olayı” yaşandığını söyleyen Prof. Kapila, Bengal kıtlığının da bir bakıma bu anlatıda kendine yer bulmakta zorlandığını düşünüyor.

Ancak mağdurların kendi hikayelerine pek kulak verilmemiş olsa da Prof. Kapila, kıtlık ve açlığın birçok Hintli kişi tarafından Britanya İmparatorluğu’nun kalıcı miraslarından biri olarak görüldüğünü söylüyor.

80 yıl sonra, hayatta kalan sadece bir avuç insan var.

Sarkar, o zamanlar 91 yaşında olan Anangamohan Das isimli bir adamla konuşmaya gittiğini hatırlıyor.

Neden orada olduğunu duyunca adam bir süre sessiz kalmış, sonra gözyaşları çökmüş yanaklarından süzülürken “Neden bu kadar geç geldin?” diye sormuş.

Ancak Sarkar’ın topladığı onlarca hikaye, milyonlarca insanın ölümüne ve milyonlarca kişinin hayatının değişmesine neden olan bir olayın küçük bir anlatısı.

Sarkar, “Tarihinizi unutmak istediğinizde her şeyi unutmak istersiniz” diyor bunun olmaması gerektiğine inanıyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/bengal-kitligindan-kurtulanlar-anlatiyor-bircok-insan-azicik-pirinc-icin-cocuklarini-satti/feed/ 0
Anadolu Parsı Türkiye’nin Farklı Coğrafyalarında Görülmesi İnsanları Tedirgin Ediyor https://www.igdirhaber.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/#respond Mon, 06 May 2024 21:21:40 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7027 Anadolu Parsı’nın son zamanlarda farklı coğrafyalarda görülmesi insanları tedirgin ediyor

KTÜ Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya:

“Anadolu parsı Türkiye’de, Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk”

“Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ancak kendini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz”

TRABZON – Anadolu Parsı’nın son zamanlarda Türkiye’nin farklı coğrafyalarda görülmesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Anadolu Parsı’nın normalde insanlara çok yakın yaşadığın ancak kendisini insanlardan koruduğu için görünmediğini belirtti.

Anadolu parsı ile ilgili haberler özellikle son aylarda gittikçe arttığını kaydeden Başkaya, “Bizim çalışmalarımıza göre sayıları artıyor. Devletin ve vatandaşın bulgularını göze Türkiye üzerindeki haritaya yerleştirdiğimiz zaman Anadolu parsının artık bir çok yerde karşımıza çıktığını görüyoruz. Anadolu parsı Türkiye’de, Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk” dedi.

Son yıllarda özellikle Anadolu Parsı konusunda yaptığı araştırmalarla gündeme gelen Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Anadolu parsı ile ilgili haberlerin özellikle son aylarda gittikçe arttığına dikkat çekerek, “Anadolu parsı ile ilgili haberler özellikle son aylarda gittikçe artıyor artacaktır da. Bizim çalışmalarımıza göre sayıları artıyor. Arttığını şuradan da anlayabiliriz devletin bulguları olsun vatandaşın bulguları olsun Türkiye üzerindeki haritaya yerleştirdiğimiz zaman Anadolu parsının artık bir çok yerde karşımıza çıktığını görüyoruz. Anadolu parsı Türkiye’de Trakya hariç bütün coğrafyada yayılış gösteriyor 20 yıldır bunu söylüyoruz, otuz yıldır da parsın var olduğunu söylüyorduk. Çalışmalarımızın sonucunu haritaya yaydığımız zaman Muğla’dan Artvin’e, Bursa’dan Kazdağlarına, Hakkari’ye kadar bütün coğrafyada Anadolu parsı karşımıza çıkabiliyor. Son yıllarda, son günlerde görüntüler gerekse bulgu edilen yerlerde Anadolu parsı, ya sahile yakın bir yerde karşımıza çıkıyor ya da dağlardan, ormanlardan insanlardan uzak yerlerden ziyade ova arazilerde de karşımıza çıkabiliyor. Hayvan zaten bir yamaçtan öbür yamaca vadi tabanına inerek geçiyor veya vadi boyunca akan akarsu boyunda avlanıyor. Genelde gececi olduğu için rahatsız edilmediği veya düşmanı olmayan bölgelerde gündüzde aktif ama genelde gececidir” diye konuştu.

“Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ama buna rağmen kendisini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz”

Anadolu Parsının normalde insanlara yakın yerde yaşadığını ancak kendini insanlardan koruduğu için görünmediğini kaydeden Başkaya, “Normalde insanlara çok yakın yaşıyor ama buna rağmen kendisini insanlardan koruduğu için onu göremiyoruz. Yaptığımız foto kapan çalışmaları, ayak izi çalışmaları, termal kamera çalışmaları gibi takiple ilgili işlerde bakıyoruz ki hayvan köy içleri yayla kenarları insanların eli ayağı çekildiği zaman doğrudan köyün içerisinden gelip geçiyor veya oralarda belli bir zaman geçirebiliyor. İnsanlara yakın ilçelerin kenarlarında çokça zaman geçirdiğini görüyoruz. İnsanlar için haraketli yerlerde bile o sahanın hemen kenarında bulunabildiğini biliyoruz. O yüzden bunlar bizim için sürpriz değil” dedi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/anadolu-parsi-turkiyenin-farkli-cografyalarinda-gorulmesi-insanlari-tedirgin-ediyor/feed/ 0
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay Seferihisar’da Balık Mezatına Katıldı https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-seferihisarda-balik-mezatina-katildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-seferihisarda-balik-mezatina-katildi/#respond Tue, 30 Apr 2024 21:27:37 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6843 CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, seçim çalışması için gittiği Seferihisar’da balık mezatına gitti. Mavi bayraklı Akarca Sahili’nde yürüyen Tugay, Akarcalılar Derneği’nin sorunlarını dinledi. Başkan Tugay, “En önemli özelliğimiz şehrimizin, insanlarımızın değerini biliyoruz. Herhangi bir yere rant ve çıkar gözüyle bakmıyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, seçim çalışmalarını Seferihisar’da sürdürdü. Tugay, balık mezadından açık arttırma ile kilosu 200 TL’ye fener balığı satın alırken yeniden aday gösterilen CHP Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in mezattaki pazarlığı yüzleri güldürdü.

İZTAŞIT UYGULAMASI GELİŞTİRİLECEK

Seferihisar İlçe Terminali ziyaretinde dolmuşçu esnafı İZTAŞIT uygulamasının aradaki rekabeti bitirerek hem çalışma şartlarını iyileştirdiğini hem de düzen getirdiğini söyledi. Başkan Tugay bu uygulamayı geliştirerek, İzmir’in birçok noktasına yayıp devam etmek istediklerini belirterek “Ben de bu uygulamadan memnunum, Tunç Başkan’a teşekkür ediyorum” dedi.

“HİZMET KALİTESİNİ ARTTIRACAĞIZ”

Seferihisar’da muhtarlar, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, kent konseyi ve partililer ile bir araya gelen Tugay, Seferihisar’da çok güzel işler yapıldığını, hizmet kalitesinin arttırılacağını vurgulayarak, şunları söyledi:

“Balçova’da çocukluğum, Buca’da gençliğim geçti, Bornova’da üniversite okudum, Tire’de devlet hastanesinde doktor olarak çalıştım. Balıklıova’da yazlığımız vardı. Seferihisar’a günübirlik geldik, gittik. Doğasına insanına hayran olduğum bir yer. Zaman içinde kalitesini arttırdı, çok nitelikli insanların yurdumuzun her yerinden gelip yerleştiğini biliyorum. Bu kaliteyi karşılayacak şehircilik hizmeti gerektiğinin farkındayım. Seferihisar güzel gelişim gösterdi. Tunç Soyer Başkanımızın buraya katkılarını biliyorum, yaptığı çalışmalarla kendisine sevgi ve minnet doluyuz. Bu bir bayrak yarışı, partimiz böyle uygun gördü, bayrak bizde olacak.”

“BİR YERE RANT VE ÇIKAR GÖZÜYLE BAKMIYORUZ”

Başkan Tugay, bir yere rant ve çıkar gözüyle bakılamayacağını, hizmetin amaçlandığını vurgulayarak, şöyle dedi:

“Bundan sonraki hizmet dönemimizde Seferihisar’ın kalitesine kalite katmak, sorunlarına kalıcı çözümler üretmek, gücüne güç katmak, insanların üretme isteğine kültürel faaliyetlere katkıda bulunmak düşüncesi içersindeyim. Bunu yapacak kapasite ve deneyimimiz var. Hem yaşam hem İzmir tecrübem var. Hem de metropol ilçede belediye başkanlığı deneyimim var. Nitelikli insanlarla hep beraber hazırlık geçirdik. Nerede ne yapacağımızı biliyoruz. En önemli özelliğimiz şehrimizin, insanlarımızın değerini biliyoruz. Herhangi bir yere rant ve çıkar gözüyle bakmıyoruz. İsmail Başkan buranın bir parçası, ben de öyleyim. Önce koruyacak sonra niteliğini artıracak, değerlerine sahip çıkacağız. İzmir’in kültürel birikimini geliştireceğiz. 5 sene sonrasına gittiğimiz zaman burada her şeyin çok daha iyi olduğunu göreceksiniz. İsmail Başkan ile birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Başkan olarak 5 yıl geçirdik, ailece tanışıyoruz. O uyumu yakalamak çok iyi olacak. Zaten Seferihisar’ı seviyoruz, sevdiğimiz bir başkanı var. Her şeyin çok daha iyi olacağına inanın, hep beraber olalım bir aile olalım. İyi ki varsınız.”

BELEDİYE ÇALIŞANLARINA MESAJ: BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİSİNİZ

Başkan Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı Seferihisar Yarımada Teknik Şantiyesi’ni ziyaret etti. Çalışanlarla tek tek tokalaşan Tugay, birlikte çalışmak için sabırsızlandığını belirterek, şöyle dedi:

“Önümüzdeki dönemde inşallah beraber çalışma fırsatı bulacağız. Ben de çok heyecanlıyım, bir an önce çalışmaya başlamak ve iyi şeyler yapmak istiyorum. Karşıyaka Belediyesi’nde binlerce çalışan arkadaşımızla beraber bir aile gibiydik. Bazı yalan dolan tefrikalar var, onlara sakın inanmayın. Gördüğümüz her yerde sarılan, selam veren, karşılıklı sevgi ve saygı gösteren insanlar olduk. Sizinle de inşallah öyle olacağız, hiç şüpheniz olmasın. Çok değerli işler yapıyorsunuz. İzmir’i adeta sırtında taşıyan insanlarsınız, verdiğiniz hizmetle insanların 7 gün 24 saat her şeyine koşturuyorsunuz. Benim için çok değerlisiniz, çok özelsiniz. Beraber çalıştığımız dönemde sizlerin de daha iyi şartlarda çalışması için mutlu olması için elimden ne geliyorsa yapacağım. Sizlerin mutluluğu çok önemli.”

YARIMADA GAZETECİLERİNE DÜZENLİ BULUŞMA SÖZÜ

Başkan Tugay, Seferihisar Gazeteciler Derneği’ni ziyaret etti. Başkan İnanç Karabulut, Yarımada gazetecileri olarak 4 ayda bir toplanıp Büyükşehir Belediyesi’ne ilçelerin sorunlarını ilettikleri toplantılar yaptıklarını sonra kesintiye uğradığını belirterek, bunların yeniden başlamasını istedi. Başkan Tugay da “Göreve başlar başlamaz bu konuyu konuşalım. Düzenli olarak 6 ayda bir yapalım” dedi.

AKARCA HALKI, MAHKEMELİK BALIKÇI LİMANI İÇİN ÇÖZÜM İSTEDİ

Vatandaşlarla çay içip sohbet eden Tugay, Seferihisar Çocuk Belediyesi’ni de gezerek hizmetler hakkında bilgi aldı. Akarcalılar Derneği yönetimi ile bir araya gelen Tugay, ilk defa muhtarlık seçimi yapılacak Akarca’ya ve Akarcalılar Derneği’ne destek sözü verdi. Fokların yaşam alanı olan Akarca’da yapılmak istenen endüstriyel boyuttaki balıkçı limanının mahkemelik olduğu bilgisi iletilen Tugay, “Bu konuyu konuşalım, mutlaka bir çözümü vardır. Uzlaşmaya gidilebilir, onlar için başka bir yer buluruz” diye konuştu.

Toplantıya katılan Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Seferihisar Şube Başkanı Sebahattin Yılmaz, Başkan Tugay’ın yakasına dernek rozeti taktı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/chp-izmir-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-cemil-tugay-seferihisarda-balik-mezatina-katildi/feed/ 0
Cemil Tugay: “İzmir’de Türkiye’nin En Büyük Sivil Toplum Yerleşkesini Kuracağım” https://www.igdirhaber.com.tr/cemil-tugay-izmirde-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-kuracagim/ https://www.igdirhaber.com.tr/cemil-tugay-izmirde-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-kuracagim/#respond Fri, 12 Apr 2024 21:04:02 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6209

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. Başkan Tugay, Türkiye’nin en büyük sivil toplum yerleşkesini İzmir’de kuracaklarını belirterek, “Bundan sonra İzmir’de herhangi bir yurttaşımızın sahipsiz kalmasını, ilgisiz kalmasını kabul etmiyorum. Bu şehirde her kim bana senden bir hizmet bekliyoruz derse, ayağa kalkıp önünde önümü ilikleyip derhal yerine getireceğim, çalışacağım” dedi.

CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle buluştu. CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay’ın da katıldığı toplantıda konuşan Cemil Tugay, şunları söyledi:

“HOŞGÖRÜMÜZ, GÜÇLÜ YÖNÜMÜZ”

“Az önce şurada bir pelikan yüzüyordu. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Burada oturduğum zamanlarda kürek kulübünün sabahları çalışmalar yaptığını görürüm. Dönüp baktığınız zaman İzmir’e ne kadar muhteşem bir şehirde yaşadığımızı hepimiz kolayca görürüz. Bunu sadece ben görmüyorum, hepimizin gördüğünden eminim. Bu şehir 5 bin yıllık bir şehir, hatta 8 bin yıllık yerleşim yerleri de var. Bu kadar bin yıllar içerisinde de birikmiş bir kültür var. Bizler bu kültürü aslında tam olarak ayrıştırıp da her bir parçası nereden geliyor bilmeden yaşıyoruz. Yani soframızdaki bu zenginlik bile aslında İzmir’in çok kültürlülüğünden gelen bir zenginlik. İzmir’in çok büyük potansiyeli var. İzmir’in sahip olduğu özelliklere sahip olan bu dünyada kaç şehir var bilmiyorum ama belki 10, belki 20 şehir sayarız. Onlardan biri İzmir. Bir kere buranın dünyanın ticaret merkezlerinden biri olması, tarihi olarak böyle bir özelliğinin olması hepimizin hatırlaması ve nedenini düşünmemiz gereken bir kimlik özelliği. İzmir hangi özelliği ile 1800’lü yılların ortalarında Akdeniz’in bütün ticaretinin yüzde 40-50’sinin gerçekleştiği bir yerdi acaba. O günden bugüne eğer biz bu özelliğimiz kaybettiysek, neden dolayı kaybettik. O yıllarda İzmir’de dünyanın bütün bankalarının şubesi, bütün ülkelerinin konsoloslukları vardı. Levanten kültür o zaman İzmir’e yerleşti. Bunlar aslında o günden bu güne halen bizim genlerimize işlemiş şekilde halen taşıdığımız, potansiyel olarak sahip olduğumuz şeyler. Doğası, tarım potansiyeli, ticaret potansiyeli, tarihi, kültürü, turizmi tabi bütün bunların sonunda, en önemlisi de hoşgörüye dayalı bir demokrasi kültürü, yani aslında bir dünya şehri diyebileceğimiz bir şehirdeyiz biz. Başka yerlerde insanlar dışarıdan o şehre göçtüğü zaman yadırganırlar, biraz dışlanırlar, o yabancılık hali epey devam eder. Ama İzmir’e Türkiye’nin hatta dünyanın neresinden insanlar gelirse gelsin hemen kucaklanırlar, bir süre sonra o insanlarımız da İzmir’in o çok güzel mozaiğinin bir parçası olurlar. O da bizim güçlü yönümüz.

“BU ŞEHRİN TRAFİĞİNİ RAHATLATACAĞIZ”

Belediyecilik anlamında ne yapmamız gerektiği belli. Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız. Trafiğinin rahatlaması için nelerin yapılması gerektiğine dair detaylı açıklamayı ben yapacağım size. Ana arterlerde sıkışıyor trafik, buralarda yapılacak pek çok düzenleme var. Akıllı trafik sisteminden tutun, pek çok noktada kavşak düzenlemelerine kadar. Zafer Payzın kavşağında, 3 şerit oradan sağdan soldan birer şerit daha 5 şerit trafik geliyor, tam köprüye 2 şerit olarak çıkıyor. Bu kadar basit. Projeler hazır. Bir an önce bunlar yapılsa, bütün o 2 şeride düşen kavşaklarda genişleme yapılsa, bir sene içerisinde yapılabilecek çalışma bunlar, anında rahatlayacak. Birkaç noktada köprülü kavşak, alt geçit, bunların yapılmaması için bir neden yok, çok büyük maliyetleri olan, altından kalkılamayacak işler değil. Dün akşam arkadaşlarımızla saat 01.00’e kadar sizlere sunacağımız kitabın içeriğini çalıştık. Pek çok çözüm önerimiz var. Örneğin, Halkapınar aktarma istasyonunda insanlarımız sıkıntı yaşıyorlar. Aktarma istasyonlarında sıkıntılar var. Biz aktarma istasyonlarını size görselleriyle göstereceğiz, düzenleyeceğiz, ama bu düzenleme aktarma istasyonlarını aynı zamanda yaşam merkezine çevirecek. Orada oturup çay kahve içecek bir kafeterya da olacak, bir süper market de olacak ki insanlar evine gitmeden önce uğrayıp alışveriş de yapacak. Yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgardan, yağmurdan korunduğunuz, tertemiz, pırıl pırıl bir yaşam alanına dönüşecek aktarma istasyonları. Mesala Mavişehir İZBAN’da insanlar iniyor, Mavişehir’e gelirken tarla gibi bir şeyin içinden geçiyor. Böyle alanları da aynı şekilde düzenleyeceğiz. Bu şekilde dokunacağımız çok yer var. Çok fazla akla gelmeyen, ama çok önem verdiğim bir şey, çünkü insanlarımızın orada sıkıntı yaşadığını biliyorum.”

İZBAN SEFERLERİ SIKLAŞACAK

Ulaşım hizmetlerine de değinen Tugay, “İZBAN’da sefer sayıları yeterli gelmiyor. Neden daha sık sefer sayıları yapılmıyor diye düşünüldüğünde kimse bunun cevabını vermiyor. Ben vereyim cevabını; İZBAN, yüzde 50’si büyükşehir belediyesinin yüzde 50’si de TCDD’ye ait olan bir şirket. Bir sinyalizasyon güncellemesi ihtiyacı var. O olmadan şu anda 12 dakikada bir olan seferler daha sık hale gelemiyor. TCDD’nin sorumluluğunda olan bir konu. Maalesef bu ortaklık şu anda çok sağlıklı şekilde işlemiyor. AK Parti’nin adayı Sayın AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, ‘Sefer sıklığını artıracağız’ diyor. Ben de aynı şeyi diyorum, mutlaka artırmalıyız. Peki bugün neden artırılmıyor dendiğinde cevabı bu. TCDD üzerine düşeni yapmadığı için. Ama ben asla bu ya da benzeri konuları bahane olarak İzmir halkının önüne getirmeyeceğim. Konuşarak mı, anlaşarak mı olur farklı bir yol mu bulunur, bütün sorumluluğu üzerimize alarak mı olur, her ne olacaksa olacak ama o sinyalizasyon güncellemesi yapılacak daha daha sonra sefer sayıları sıklaştıracak. Öyle olduğu zaman bugün o İZBAN’da yaşanan sıkıntılar çok azalacak. Yeni bağlantı yollarının açılması gerekiyor. Bunlar da gerçekten yapılmayacak şeyler değil. Öncelik sırasına göre, hepsini sıralayıp birer birer yapacağız. Bu trafik ve ulaşım ile ilgili size fikir ersin diye söyleyeceğim bir şeydi” ifadelerini kullandı.

“SÜREKLİ ALTYAPI ÇALIŞMASI DEVAM ETMELİ”

İzmir’in altyapı sorunları da olduğunu hatırlatan Tugay, “Bütün şehirlerin aslında altyapı sorunu var. Büyük şehirlerde böyle 4,5 milyonluk bir şehirde altyapı sorunu olmaması mümkün değil. Sürekli ve devamlı bir altyapı çalışmasının yürümesi lazım. Bir yenileme gerekiyor, beraberinde kapasite artırımı gerekiyor. Bununla ilgili zaten şu andaki büyükşehir belediyemiz epey çalışma yaptı, mesafe yaptı, onların bıraktığı yerden mümkünse biraz daha hızlandırarak, nerede arıtma eksikse, nerede kanal kapasitesinin artırılması gerekiyorsa bununla ilgili çalışma da yapılacak. Yağmur yağıyor hava kötü oluyor, deniz yükseliyor, Alsancak’ta ya da Karşıyaka yelken kulübünün orada deniz taşıyor ve şehri su basıyor. Bununla ilgili yapılacak şey belli. 6 ay gibi bir sürede yapılacak, ondan sonra asla böyle bir problem olmayacak. Bir zamanlar Mavişehir’de bu problem yaşanıyordu, yapılan kıyı seti, ki bunda benim de katkım vardır, orada yaşanan ilk baskında anladım ki deniz durdurulamıyor, deniz yükseliyor ve Mavişehir’in zemini daha aşağıda olduğu için bu baskının önlenmesinin tek yolu denizin önüne set yapılması. Onun gibi düşünüp bir sefer yapıldığında bir daha bu sorun yaşanmayacak” dedi.

25 BİN YENİ KONUT SÖZÜ

İzmir’in toplu konut ve kentsel dönüşüm konusunda çok başarılı bir geçmişi ve kültürü olduğunu ifade eden Tugay, şöyle konuştu:

“Bu dönemde bizim tekrar o eski kararlılıkla benzer projeleri hayata geçirmememiz için hiçbir neden yok. Ege Koop Başkanı Hüseyin bey ile konuşurken sağ olsun o da söylemişti; bu dönem en az 25 bin yeni sosyal konutu belediye işbirliği ile yapmamamız, insanlara makul fiyatlarla bu konutları sunmamamız için hiçbir neden yok. Beraberinde bazı bölgelerde alacağımız revizyon plan kararlarıyla kentsel dönüşümün önünü açmamak, hızlandırmamak için yine elimizi, kolumuzu tutan hiçbir şey yok. Bunlar da yapılır. Fakat şunu bir eleştiri olarak burada söyleyeceğim. ‘Biz hükümetiz kentsel dönüşümde bizden daha fazla iş hiç kimse yapamaz’ diyenlere, Karabağlar’da 540 hektarlık alanda 12 yıldır bakanlığın yetkisinde olduğu halde 1 metre mesafe alınmayan, en ufacık bir iş yapılmayan alanı neden yapmadıklarını sormak lazım. Siz 12 yıldır Karabağlar’da 540 hektarlık alanda yanlış hatırlamıyorsam 30 bin konut yapmanız gerekirken bir oda bile yapmamışken İzmir’e nasıl oluyor da kentsel dönüşüm konusunda büyük vaatlerde bulunuyorsunuz, ben anlayamıyorum. Önce bir Karabağlar’ı çözün. Yetki bakanlıkta, ama bir metre iş yapamadılar. O yüzden bence İzmir’in kendi kentsel dönüşüm, toplu konut kültürü çerçevesinde herhangi birine rant sağlamadan, yandaşlara özel fırsatlar sunmadan, sadece ve sadece halkın çıkarını düşündüğümüz modellerle, belediye de her anlamda üzerine düşeni yaparak uygun fiyatla alan sağlayacak, altyapısını, ulaşımını sağlayacak. Daha önce İzmir’in belediyelerinin defalarca yaptığı gibi bu dönemde de insanlarımıza yeni konutlar yapabiliriz, kentsel dönüşüm konusunda da üzerimize düşeni yapabiliriz. Bunlar zannediyorum biraz fikir vermiştir.”

“ÇÖPÜ YAKMA TESİSİ İLE YOK EDECEĞİZ”

Harmandalı’na çöp dökmek istemediklerini belirten Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün dünyanın yaptığını yapacağız, bu çöpü yakarak yok edeceğiz. Bir yakma tesisi ile bu çöpü yok edeceğiz. Türkiye’de başarılı örnekleri var, dünyanın uluslararası finans kuruluşları bu konuda bizlere kaynak sağlamaya hazır. Çünkü zaten o yakmayla elde ettiğiniz elektrik aynı zamanda kendi maliyetini karşılıyor. Böyle bir avantajı var. Dolayısıyla çözüm yolu belli. En hızlı şekilde böyle bir tesis kurarak çöp konusunu da halledeceğiz. Bir sürü şeyi burada anlattım. Ama şunu söyleyeyim ben doktorum, ben bilim insanıyım. Ben bilime inanırım. Eğer bize bu işleri bilenler, bilgi, tecrübe sahibi olanlar, bilim insanları yol gösteriyorsa ki bu İzmir’de bu var, Türkiye’de bu var. ya da bilginin olduğu her neresiyse biz oraya gidebiliyorsak, yakında bazı yurt dışı ziyaretleri yapmayı planlıyorum, şimdiden İzmir adına bazı sözler almayı planlıyorum. Bunu yapabilirsek eğer ondan sonra önümüzde çözülmeyecek hiçbir şey yok. Boş vaatlerde bulunan insanlara da bizim açıkçası ihtiyacımız yok. Ben İzmir’in ve İzmirlilerin kendine güvenmesini rica ediyorum. Ben İzmirli olmaktan, bu şehrin bir parçası olmaktan çok büyük gurur duyuyorum. Allah’a binlerce şükrolsun ki bana böyle bir olanağı tanıdı ve bu şehre hizmet için bir fırsat yarattı, eğer İzmir halkı takdir eder beni bu göreve getirirse, layık görürse şunu iddia ediyorum ben size Türkiye’nin belki dünyanın en başarılı belediyeciliklerinden birini yaşayacağız beraber. Gönlüyle, inancıyla, yaşam şekliyle kendini her şeyiyle İzmir’e vakfetmiş, İzmir’e adamış bir belediye başkanı olarak ben çalışacağım. Ben bu şehirde yaşayan herkese ayrı ayrı sevgi duyuyorum. Hiç kimseyi ne siyasi düşüncesine, ne etnik kökenine, ne inancına, dinine, mezhebine göre asla ve asla ayırmayacağım, namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum. Biz bu şehirde bugüne kadar dostluk, kardeşlik, dayanışma içersinde, iyi günümüzde birbirimizin, olarak, kötü günümüzde de birbirimize sahip çıkarak yaşadık. Bundan sonra İzmir’in herhangi bir arka mahallesi olmasını kabul etmiyorum. Bundan sonra İzmir’de herhangi bir yurttaşımızın sahipsiz kalmasını, ilgisiz kalmasını kabul etmiyorum. Bu şehirde her kim bana senden bir hizmet bekliyoruz derse, ayağa kalkıp önünde önümü ilikleyip derhal yerine getireceğim, çalışacağım. ve ben saygıyla, sevgiyle bu görevimi yerine getireceğim. Beni bu günler için yetiştirdi bu şehir, bu millet. Öğretmenlerim, dostlarım, arkadaşlarım, kardeşlerim, benim annem benden İzmir’e çok iyi bir belediye başkanı olmamı istiyor. Beni doğuran yetiştiren büyüten insan benden bunu istedikten sonra İzmir’e kurban olurum ben. O yüzden inanıyorum ki mahçup olmayacağız, sizlerin katılımı ile beraber, hep beraber.”

“STK’LAR GÜÇ VERİYOR”

Siyasi partilerden sonra Türkiye’yi en güçlü yapan unsurun sivil toplum kuruluşları olduğunu ifade eden Başkan Cemil Tugay, “Sivil toplum kuruluşlarının şöyle bir asaleti var, kimseyi kimseden ayırt etmeden herkesi kucaklayan kapsayan bir yapıyla, derneğin konusu neyse o alanda çalışıyorlar. Ne kadar güçlü STK olursa ve ne kadar iş birliği içerisinde olursak şehrimizin sorunlarını o kadar hızlı çözebileceğimizi biliyorum. Karşıyaka’da zaten bunun bir örneğini ortaya koyduk, olumlu cevap verdik, isteklerini gücümüz yettiğince yerine getirdik. Bir de sivil toplum yerleşkesi oluşturduk, ofis verdik ortak kullanım alanları sağladık, çalışmalarına destek olduk. Orayı kullananlar biliyorlar, özgürce hiçbir şekilde rahatsız edilmeden, onlara hiçbir yük yüklenmeden çalışmalarını gerçekleştiriyorlar. Benim gurur duyduğum işlerden biriydi. İzmir’de bu kadar sizler gibi her biri birbirinden değerli sivil toplum örgütleri varken, onların Mehmet Aydoğan gibi çok değerli önderleri varken, bizlere düşen görev sizlere daha fazla destek olmak adına, yükünüzü hafifletecek, bir araya getirecek, ortak organizasyonlar yapmanızı kolaylaştıracak bu tür merkezler oluşturmaktır. Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü yerleşkesini en kısa zamanda İzmir’de gerçekleştireceğim. Diyelim 500 diyelim 1000 derneğin bir arada olduğu yerleşkeyi birlikte kuracağız. Orada yapılan çalışmalar, önce İzmir’e ve inanıyorum ki Türkiye’ye o kadar güzel ışık saçacak ki herkes en kısa zamanda bunu yapmak isteyecek. Ben sivil topluma aşık bir insanım.”

Meclis üye adayı olarak gösterilmeyen Mehmet Aydoğan’nın üzüntüsünü bildiğini belirten Tugay, “Meclis üyeleri ile ilgili çözüm üretmeye çalışacağız. Eğer yapamazsak o yine bizim başımızın tacı. Büyükşehir Belediyesi’nde yine kendi uzmanlık alanında sivil toplum örgütleri alanındaki çalışmalarımızda ondan yardım isteyeceğim, beraber çalışmayı teklif edeceğim o da kabul ederse birlikte olacağız” dedi.

Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan, “Demokrasilerin olmazsa olmazları siyasi partiler ve arkasından gelen sivil toplum kuruluşlarıdır. Biz yıllarca arkadaş, kardeşçe memleket, mezhep ayırmadan birlikte yürüdük. Katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

]]> https://www.igdirhaber.com.tr/cemil-tugay-izmirde-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-kuracagim/feed/ 0 Cemil Tugay: “Türkiye’nin en büyük sivil toplum yerleşkesini İzmir’de yapacağım” https://www.igdirhaber.com.tr/cemil-tugay-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-izmirde-yapacagim/ https://www.igdirhaber.com.tr/cemil-tugay-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-izmirde-yapacagim/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:28:18 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6115 CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada Türkiye’nin en büyük sivil toplum yerleşkesini İzmir’de kuracaklarını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay, Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada kentte faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. CHP Konak Belediye Başkan Adayı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Karabağlar Belediye Başkan Adayı Helil Kınay’ın da katıldığı toplantıda konuşan Dr. Cemil Tugay, “İzmir’imizin çok değerli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri başta Mehmet Aydoğan olmak üzere hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bu buluşmayla günümüzü güzel kıldınız. Burada bir arada olmak birliktelik içinde görmek hepimize umut veriyor” dedi.

“Hoşgörümüz, güçlü yönümüz”

Buluşmada açıklama yapan Cemil Tugay, “Demin şurada bir pelikan yüzüyordu. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Burada oturduğum zamanlarda kürek kulübünün sabahları çalışmalar yaptığını görürüm. Dönüp baktığınız zaman İzmir’e ne kadar muhteşem bir şehirde yaşadığımızı hepimiz kolayca görürüz. Bunu sadece ben görmüyorum hepimizin gördüğünden eminim. Bu şehir 5 bin yıllık bir şehir, hatta 8 bin yıllık yerleşim yerleri de var. Bu kadar bin yıllar içerisinde de birikmiş bir kültür var. Bizler bu kültürü aslında tam olarak ayrıştırıp da her bir parçası nereden geliyor bilmeden yaşıyoruz. Yani soframızdaki bu zenginlik bile aslında İzmir’in çok kültürlülüğünden gelen bir zenginlik. İzmir’in çok büyük potansiyeli var. İzmir’in sahip olduğu özelliklere sahip olan bu dünyada kaç şehir var bilmiyorum ama belki 10, belki 20 şehir sayarız. Onlardan biri İzmir. Bir kere buranın dünyanın ticaret merkezlerinden biri olması, tarihi olarak böyle bir özelliğinin olması hepimizin hatırlaması ve nedenini düşünmemiz gereken bir kimlik özelliği. İzmir hangi özelliği ile 1800’lü yılların ortalarında Akdeniz’in bütün ticaretinin yüzde 40-50’sinin gerçekleştiği bir yerdi acaba. O günden bugüne eğer biz bu özelliğimiz kaybettiysek, neden dolayı kaybettik. O yıllarda İzmir’de dünyanın bütün bankalarının şubesi, bütün ülkelerinin konsoloslukları vardı. Levanten kültür o zaman İzmir’e yerleşti. Bunlar aslında o günden bu güne halen bizim genlerimize işlemiş şekilde halen taşıdığımız, potansiyel olarak sahip olduğumuz şeyler. Doğası, tarım potansiyeli, ticaret potansiyeli, tarihi, kültürü, turizmi tabi bütün bunların sonunda, en önemlisi de hoşgörüye dayalı bir demokrasi kültürü, yani aslında bir dünya şehri diyebileceğimiz bir şehirdeyiz biz. Başka yerlerde insanlar dışarıdan o şehre göçtüğü zaman yadırganırlar, biraz dışlanırlar, o yabancılık hali epey devam eder. Ama İzmir’e Türkiye’nin hatta dünyanın neresinden insanlar gelirse gelsin hemen kucaklanırlar, bir süre sonra o insanlarımız da İzmir’in o çok güzel mozaiğinin bir parçası olurlar. O da bizim güçlü yönümüz” sözlerine yer verdi.

“Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız”

Bu dönemin belediyecilik yapılacağı bir dönem olacağını belirten Tugay, “Belediyecilik anlamında ne yapmamız gerektiği belli. Bu şehrin trafiğini rahatlatacağız. Trafiğinin rahatlaması için nelerin yapılması gerektiğine dair detaylı açıklamayı ben yapacağım size. Ana arterlerde sıkışıyor trafik, buralarda yapılacak pek çok düzenleme var. Akıllı trafik sisteminden tutun, pek çok noktada kavşak düzenlemelerine kadar. Zafer Payzın kavşağında, 3 şerit oradan sağdan soldan birer şerit daha 5 şerit trafik geliyor, tam köprüye 2 şerit olarak çıkıyor. Bu kadar basit. Projeler hazır. Bir an önce bunlar yapılsa, bütün o 2 şeride düşen kavşaklarda genişleme yapılsa, bir sene içerisinde yapılabilecek çalışma bunlar, anında rahatlayacak. Birkaç noktada köprülü kavşak, alt geçit, bunların yapılmaması için bir neden yok, çok büyük maliyetleri olan, altından kalkılamayacak işler değil. Dün akşam arkadaşlarımızla saat 01.00’e kadar sizlere sunacağımız kitabın içeriğini çalıştık. Pek çok çözüm önerimiz var. Örneğin, Halkapınar aktarma istasyonunda insanlarımız sıkıntı yaşıyorlar. Aktarma istasyonlarında sıkıntılar var. Biz aktarma istasyonlarını size görselleriyle göstereceğiz, düzenleyeceğiz, ama bu düzenleme aktarma istasyonlarını aynı zamanda yaşam merkezine çevirecek. Orada oturup çay kahve içecek bir kafeterya da olacak, bir süper market de olacak ki insanlar evine gitmeden önce uğrayıp alışveriş de yapacak. Yazın güneşten, kışın soğuktan, rüzgardan, yağmurdan korunduğunuz, tertemiz, pırıl pırıl bir yaşam alanına dönüşecek aktarma istasyonları. Mesela Mavişehir İZBAN’da insanlar iniyor, Mavişehir’e gelirken tarla gibi bir şeyin içinden geçiyor. Böyle alanları da aynı şekilde düzenleyeceğiz. Bu şekilde dokunacağımız çok yer var. Çok fazla akla gelmeyen, ama çok önem verdiğim bir şey, çünkü insanlarımızın orada sıkıntı yaşadığını biliyorum” dedi.

İZBAN seferleri sıklaşacak

Ulaşım hizmetlerine de değinen Tugay, “İZBAN’da sefer sayıları yeterli gelmiyor. Neden daha sık sefer sayıları yapılmıyor diye düşünüldüğünde kimse bunun cevabını vermiyor. Ben vereyim cevabını; İZBAN, yüzde 50’si büyükşehir belediyesinin yüzde 50’si de TCDD’ye ait olan bir şirket. Bir sinyalizasyon güncellemesi ihtiyacı var. O olmadan şu anda 12 dakikada bir olan seferler daha sık hale gelemiyor. TCDD’nin sorumluluğunda olan bir konu. Maalesef bu ortaklık şu anda çok sağlıklı şekilde işlemiyor. AK Parti’nin adayı sayın AK Parti genel başkan yardımcısı sefer sıklığını artıracağız diyor. Ben de aynı şeyi diyorum, mutlaka artırmalıyız. Peki bugün neden artırılmıyor dendiğinde cevabı bu. TCDD üzerine düşeni yapmadığı için. Ama ben asla bu ya da benzeri konuları bahane olarak İzmir halkının önüne getirmeyeceğim. Konuşarak mı, anlaşarak mı olur farklı bir yol mu bulunur, bütün sorumluluğu üzerimize alarak mı olur, her ne olacaksa olacak ama o sinyalizasyon güncellemesi yapılacak daha daha sonra sefer sayıları sıklaştıracak. Öyle olduğu zaman bugün o İZBAN’da yaşanan sıkıntılar çok azalacak” ifadelerini kullandı.

“Sürekli altyapı çalışması devam etmeli”

İzmir’in altyapı sorunları da olduğunu hatırlatan Tugay, “Bütün şehirlerin aslında altyapı sorunu var. Büyük şehirlerde böyle 4,5 milyonluk bir şehirde altyapı sorunu olmaması mümkün değil. Sürekli ve devamlı bir altyapı çalışmasının yürümesi lazım. Bir yenileme gerekiyor, beraberinde kapasite artırımı gerekiyor. Bununla ilgili zaten şu andaki büyükşehir belediyemiz epey çalışma yaptı, mesafe yaptı, onların bıraktığı yerden mümkünse biraz daha hızlandırarak, nerede arıtma eksikse, nerede kanal kapasitesinin artırılması gerekiyorsa bununla ilgili çalışma da yapılacak. Yağmur yağıyor hava kötü oluyor, deniz yükseliyor, Alsancak’ta ya da Karşıyaka yelken kulübünün orada deniz taşıyor ve şehri su basıyor. Bununla ilgili yapılacak şey belli. 6 ay gibi bir sürede yapılacak, ondan sonra asla böyle bir problem olmayacak. Bir zamanlar Mavişehir’de bu problem yaşanıyordu, yapılan kıyı seti, ki bunda benim de katkım vardır, orada yaşanan ilk baskında anladım ki deniz durdurulamıyor, deniz yükseliyor ve Mavişehir’in zemini daha aşağıda olduğu için bu baskının önlenmesinin tek yolu denizin önüne set yapılması. Onun gibi düşünüp bir sefer yapıldığında bir daha bu sorun yaşanmayacak” dedi.

25 bin yeni konut

İzmir’in toplu konut ve kentsel dönüşüm konusunda çok başarılı bir geçmişi ve kültürü olduğunu ifade eden Tugay, şöyle konuştu: “Bu dönemde bizim tekrar o eski kararlılıkla benzer projeleri hayata geçirmememiz için hiçbir neden yok. Ege Koop Başkanı Hüseyin bey ile konuşurken sağ olsun o da söylemişti; bu dönem en az 25 bin yeni sosyal konutu belediye işbirliği ile yapmamamız, insanlara makul fiyatlarla bu konutları sunmamamız için hiçbir neden yok. Beraberinde bazı bölgelerde alacağımız revizyon plan kararlarıyla kentsel dönüşümün önünü açmamak, hızlandırmamak için yine elimizi, kolumuzu tutan hiçbir şey yok. Bunlar da yapılır. İzmir’in kendi kentsel dönüşüm, toplu konut kültürü çerçevesinde herhangi birine rant sağlamadan, yandaşlara özel fırsatlar sunmadan, sadece ve sadece halkın çıkarını düşündüğümüz modellerle, belediye de her anlamda üzerine düşeni yaparak uygun fiyatla alan sağlayacak, altyapısını, ulaşımını sağlayacak. Daha önce İzmir’in belediyelerinin defalarca yaptığı gibi bu dönemde de insanlarımıza yeni konutlar yapabiliriz, kentsel dönüşüm konusunda da üzerimize düşeni yapabiliriz. Bunlar zannediyorum biraz fikir vermiştir.”

“Çöpü, yakma tesisi ile halledeceğiz”

“Harmandalı’na çöp dökmek istemiyoruz” diyen Tugay, “Bütün dünyanın yaptığını yapacağız, bu çöpü yakarak yok edeceğiz. Bir yakma tesisi ile bu çöpü yok edeceğiz. Türkiye’de başarılı örnekleri var, dünyanın uluslararası finans kuruluşları bu konuda bizlere kaynak sağlamaya hazır. Çünkü zaten o yakmayla elde ettiğiniz elektrik aynı zamanda kendi maliyetini karşılıyor. Böyle bir avantajı var. Dolayısıyla çözüm yolu belli. En hızlı şekilde böyle bir tesis kurarak çöp konusunu da halledeceğiz. Bir sürü şeyi burada anlattım. Ama şunu söyleyeyim ben doktorum, ben bilim insanıyım. Ben bilime inanırım. Eğer bize bu işleri bilenler, bilgi, tecrübe sahibi olanlar, bilim insanları yol gösteriyorsa ki bu İzmir’de bu var, Türkiye’de bu var. ya da bilginin olduğu her neresiyse biz oraya gidebiliyorsak, yakında bazı yurtdışı ziyaretleri yapmayı planlıyorum, şimdiden İzmir adına bazı sözler almayı planlıyorum. Bunu yapabilirsek eğer ondan sonra önümüzde çözülmeyecek hiçbir şey yok” açıklamasında bulundu.

Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan ise, “Demokrasilerin olmazsa olmazları siyasi partiler ve arkasından gelen sivil toplum kuruluşlarıdır. Biz yıllarca arkadaş, kardeşçe memleket, mezhep ayırmadan birlikte yürüdük. Katılımınız için teşekkür ediyorum” diye konuştu. – İZMİR

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/cemil-tugay-turkiyenin-en-buyuk-sivil-toplum-yerleskesini-izmirde-yapacagim/feed/ 0
Kanadalı Aktivist: İsrail’in Gazze’deki Saldırıları Soykırım Vakasıdır https://www.igdirhaber.com.tr/kanadali-aktivist-israilin-gazzedeki-saldirilari-soykirim-vakasidir/ https://www.igdirhaber.com.tr/kanadali-aktivist-israilin-gazzedeki-saldirilari-soykirim-vakasidir/#respond Fri, 22 Mar 2024 09:00:40 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5367 Kanadalı aktivist Karen Devito, İsrail’in Gazze’de yaptıklarının “ders kitaplarında yer alacak soykırım vakası” olduğunu söyledi.

Devito, İsrail’in bir yandan havadan ve karadan saldırılarını sürdürdüğü bir yandan da yardım girişini engelleyerek halkı ölüme sürüklediği Gazze’ye destek vermek ve ablukayı kırmak için mart sonunda ya da nisan başında Akdeniz’e açılması beklenen Uluslararası Özgürlük Filosu üzerine çalışmalar yapmak ve toplantılara katılmak üzere İstanbul’a geldi.

“Soykırım uzmanı” olduğunu belirten Devito, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını AA muhabirine değerlendirdi.

Devito, “Bu bir ders kitabı vakasıdır. Soykırımın yasal bir tanımı var, birçok koşulu var ve bunların çoğu İsrail tarafından gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla bunun, ders kitaplarına girecek nitelikte soykırım vakası olduğunu söyleyebilirim.” dedi.

Böylesine korkunç manzaraların daha önce görülmediğini dile getiren Devito, savaşın devletler arasında olduğunu, söz konusu vakada ise İsrail’in insanlara karşı soykırım uygulayarak üniversiteler, hastaneler, okullar, konutlar dahil karşısına çıkan her şeyi yok ettiğini belirtti.

Devito, “Açlık savaş silahı olarak kullanılıyor. Bu soykırımın sadece bir yönü. Bir tek buna bakarak bile İsrail’in saldırılarının ders kitaplarında yer alacak soykırım vakası olduğunu söyleyebilirsiniz.” dedi.

Uluslararası Özgürlük Filosu

İstanbul’da, Uluslararası Özgürlük Filosu’nun organizasyonuna dair bir dizi toplantıya katıldığını kaydeden Devito, İsrail’in Gazze sınırlarını kontrol ettiğini ve İsrail’in girişe izin vermemesi nedeniyle sınırlarda kilometrelerce uzunlukta yardım tırı kuyruklarının oluştuğunu hatırlattı.

Devito, “Bizim görevimiz, Özgürlük Filosu’nun görevi, kuşatmayı kırmaktır. Amacımız bu, hedefimiz bu. Esasında Filistinlilerin yardıma ihtiyacı yok, hayatta kalmaya ihtiyaçları var ve çok yetenekli insanlar. Şu anda ihtiyaçları olan şey bu savaşın, soykırımın sona ermesi, işgalin sona ermesi, sınırların açılması.” diye konuştu.

Protestolar ve boykotlar

Bütün dünyada insanların bu “korkunç vahşet” karşısında sokaklarda gösteriler düzenlediğini anımsatan Devito, bu gösterilerin ve İsrail mallarına yönelik boykotun önemine dikkati çekti.

Devito, Kuzey Amerika’da özellikle de ABD’de boykotu ve BDS’yi (Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar Hareketi) yasa dışı hale getirmeye yönelik çalışmalar yapıldığını aktardı.

Vicdan sahibi insanların yaptıklarının önemine işaret eden Devito, dayanışma gruplarının uzun zamandır boykotlar üzerine çalıştığını söyledi.

Devito, hangi malların İsrail’e ait olduğunun insanlara gösterilmesi ve İsrail gemileri herhangi bir ülkede limana mal getirdiğinde protesto edilmesi gerektiğini vurguladı.

Soykırımın köklerinin 100 yıl öncesine dayandığını dile getiren Devito, İsrail’in 7 Ekim 2023’te soykırıma başlamak için bahane bulduğunu ifade etti.

Devito, Batı ülkelerinde insanların Filistin konusunda bir şeyler öğrenmek için artık daha hevesli olduğunu ve kefiye taktıklarını görenlerin bu konuyu sormak için yanlarına geldiğini anlattı.

“ABD’deki büyük medya şirketleri, gazetecilik görevini kötüye kullanıyor”

Filistin konusunda Batı ülkelerinde, özellikle ABD medyasında büyük sansür uygulandığının altını çizen Devito, şöyle devam etti:

“CNN gibi ABD’deki büyük medya şirketleri, gazetecilik görevini kötüye kullanıyor çünkü Filistin’de olup bitenlerin gerçek hikayesini göstermiyorlar. İsrail’in yanında, çok taraflı bir tutum sergiliyorlar. Çalışanlar işlerini kaybetmekten korkuyor ama bu değişecek. Belki birkaç yıl sonra insanlar ‘dünya buna nasıl izin verdi’ diye soracak.”

Devito, Batı ülkelerindeki protestolara rağmen devletlerin sessiz kalmasının da değişeceğini aktardı.

Protestoların her geçen gün daha da arttığına işaret eden Devito, eğer şimdi harekete geçilmezse ortada harekete geçmek için Gazze kalmayacağını belirtti.

Devito, ABD ve Batı ülkelerinin sorumluluklarına dikkati çekerek, “ABD dünyanın gözünde iyi görünmüyor, soykırıma yardım ve yataklık ediyor.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kanadali-aktivist-israilin-gazzedeki-saldirilari-soykirim-vakasidir/feed/ 0
Doğal Gaz Zamları Odun ve Kömür Kullanımını Artırıyor https://www.igdirhaber.com.tr/dogal-gaz-zamlari-odun-ve-komur-kullanimini-artiriyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/dogal-gaz-zamlari-odun-ve-komur-kullanimini-artiriyor/#respond Sun, 17 Mar 2024 21:24:42 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5167

SERRA TAYLAN

Doğal gaz faturalarına yansıyan zamlar vatandaşı odun ve kömür kullanımına yöneltiyor. Elazığ Odun Ambarı esnafı Ömer Faruk Özdemir, “Doğal gazdan dolayı zaten fiyatlar arttı. Doğal gaz fiyatları arttığı için odun kömüre rağbet de arttı. Tabi odun kömür de yüksek olduğu için insanlar biraz daha tasarrufa gidiyorlar bu nedenle torba bazında satışlarımız daha çok oluyor” dedi.

Doğal gaza gelen zamların odun ve kömüre olan rağbeti arttırdığına değinen Elazığ Odun Ambarı esnafından Ömer Faruk Özdemir, şunları söyledi:

“ALIM GÜCÜ DÜŞÜK OLDUĞU İÇİN TORBA BAZINDA SATIŞ FAZLA”

“Doğal gazdan dolayı zaten fiyatlar arttı. Doğal gaz fiyatları arttığı için odun kömüre rağbet de arttı. Tabi odun kömür de yüksek olduğu için insanlar biraz daha tasarrufa gidiyorlar bu nedenle torba bazında satışlarımız daha çok oluyor. Ton bazında pahalı olduğu için milletin de alım gücü az olduğu için torba bazında alıyorlar. Günü kurtarmanın peşindeler. Depremden sonra odun kömür satışımız arttı çünkü insanlar bahçelere yöneldi. Biraz daha rağbet gördü. Yüksek katlı binalardan insanlarımız kaçıyor. Bu nedenle bahçelere dönüş oldu. Oralarda sobalı olduğu için odun kömür tüketimi oralarda daha çok oluyor. Doğal gaz tüm evde yakılıyor, ancak sobayı bir odada yakarak tasarrufa kaçıyorlar bu biraz daha insanlar için önemli oluyor daha ekonomik oluyor.”

“DOĞALGAZ PAHALI OLDUĞU İÇİN ODUN KÖMÜR ALIP BİR ODADA ISINMAYI GÖZE ALIYORLAR”

Elazığ Odun Ambarı esnaflarından Necati Özdemir, “Yaşanan son depremden sonra odun kömür talebi daha da arttı çünkü insanlar bağ evleri gibi yerlere yerleşmeye başladı. Buralarda da odun kömür kullanıyorlar. Sonrasında baktığımız zaman odun kömür işi yapanların sayısı düştü. Doğal gaza göre odun kömür daha pahalı. Odun şu an 4 bin ile 5 bin arası değişiyor. Kömür 7 bin 500 ile 10 bin arası değişiyor. Normalde doğal gaz daha pahalı olduğu için adam soba kuruyor bir odada soba kurarak en azından maliyeti biraz daha düşürürüm hesabını yapıyor. Neticede kömür daha pahalı onlar idare yolunu arıyorlar” dedi.

“ODUN KIRACAK ADAM BULAMIYORUZ”

Sözlerine devam eden Özdemir, “İşçi problemi var odun kıracak odun kesecek adam bulamıyoruz. Elazığ’ın en büyük sıkıntılarından biri de budur. Yani işçi konusunda çok sıkıntı yaşıyoruz. Yakıt zamlarından dolayı maliyetler çok yükseldi. Bu odun dağdan gelene kadar her şeyi yakıtla. Kamyonudur, hızardır, doğramasıdır her şeyi yakıt ve işçilikten dolayı maliyetlerin fiyatı arttı geçen yıla göre. Geçen yıl 2 buçuk bin lira olan odun bu yıl hemen hemen 5 bin lira” diye konuştu.

“GEÇEN SENE ODUN ALIYORDUK BU SENE KABAK”

Kömür fiyatlarını yüksek bulan Elazığlı Ali Günaydın, “Açıkçası odun kömür fiyatları biraz yüksek. Geçen sene meşe odun alıyorduk bu fiyata. Bu sene kavak alıyoruz. Doğal gaz kullananlar da aynı şekilde odun kömür kullanıyorlar doğal gaz fiyatlarını yüksek olmasından dolayı. Yaptıkları yatırım sadece bir ay gidiyor onun dışında 4-5 ay doğal gaz kullanıyor” dedi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/dogal-gaz-zamlari-odun-ve-komur-kullanimini-artiriyor/feed/ 0
İlk duyduğunda kendisi bile inanamadı, kebapçı belediye başkan adayı oldu https://www.igdirhaber.com.tr/ilk-duydugunda-kendisi-bile-inanamadi-kebapci-belediye-baskan-adayi-oldu/ https://www.igdirhaber.com.tr/ilk-duydugunda-kendisi-bile-inanamadi-kebapci-belediye-baskan-adayi-oldu/#respond Sat, 16 Mar 2024 21:18:36 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5118 İlk duyduğunda kendisi bile inanamadı, kebapçı belediye başkan adayı oldu

HATAY – Hatay’da kebapçılık yapan 3 üniversite mezunu Fehim Bayır, Bağımsız Türkiye Partisi Antakya Belediye başkan adayı oldu. Bayır, ilk arandığında kendisinin bile aday olacağına inanmadığını belirterek şaşkınlık yaşadığını söyledi.

Hatay’da yaşayan Fehim Bayır, asrın felaketi sonrası Antakya ilçesindeki prefabrik iş yerinde kebapçılık yapmaya başladı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sigortacılık, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği bölümünden mezun olan Bayır, öğrenme aşkıyla 3 üniversitede eğitimini devam ettiriyor. Bir yandan eğitimini devam ettiren ve kebapçılık yaparak ekmek parasını kazanan Bayır, geçtiğimiz günlerde gelen sürpriz telefonla Bağımsız Türkiye Partisi’nden Antakya Belediye Başkan Adayı oldu. İlk arandığında gelen teklife inanmayan 33 yaşındaki Belediye Başkan Adayı Bayır, gençleri ve esnafı temsil etmenin heyecanını yaşıyor.

“Her zaman zengin insanlar ya da arkası güçlü insanlar belediye başkan adayı oluyor”

Belediye başkan adaylarının genellikle maddi durumu güçlü olan insanlar olduğu için esnaftan belediye başkan adayı çıkmadığını belirten Bayır, “Ben Fehim Bayır, Bağımsız Türkiye Partisi Belediye başkanıyım. Üniversite olarak; Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sigortacılık, Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği mezunuyum. Yüksek Lisans bölümü öğrencisiyim. Şu anda Antakya’dayım ve kebapçılık yapıyorum. BTP’den belediye başkan adayıyım. Her zaman zengin insanlar ya da arkası güçlü insanlar belediye başkan adayı oluyor. Bizim esnaf arkadaşlarımız, maddi durumu çok iyi olmayan insanlarımız buna cesaret edemiyor. Bizde bu algıyı değiştirmek adına kaybedeceğimizi bile bile bu yola çıktık. Gençlerin önünü açmalarını istiyoruz. Türkiye’de yaşlı bir siyasetimiz var. Biz gençleştirilmesini istiyoruz, bu yüzden aday olarak çıktık. Ben 33 yaşındayım, şu anda kebapçılık yapıyorum” dedi.

“İlk arandığımda aslında inanmadım, ne yalan söyleyeyim”

Belediye başkanlığı teklifini ilk olarak cep telefonu üzerinden aldığını belirten Bayır, bu durumu şaşkınlıkla karşıladığını ifade ederek, “İlk defa telefon geldi ardından Serinyol Mahallesi’nde bir yerde görüştük. Şaşırdım aslında genelde zengin insanlara gider bu tür teklifler. İlk defa böyle bir teklif aldım şaşırdım açıkçası. Şaşırdım, sonrada sevindim. İlk arandığımda aslında inanmadım, ne yalan söyleyeyim” ifadelerini kullandı.

Bayır’ın belediye başkan adaylığı karşısında şaşkınlık yaşadığını belirten Ebru Kahraman, “Çok şaşırdım, neden esnaftan bir arkadaşımız belediye başkan adayı olmasın. Neden bir belediye başkanı olmasın. Arkadaşımızın aday olduğunu duyunca çok da şaşırdım ama mutlu oldum” dedi.

“İşin gerçeği şaşırdık, sonra da baktık doğru”

Belediye başkan adayı Bayır’ın babası Mehmet Bayır, siyasette gençlerin önünün açılması gerektiğini ifade ederek “Deprem sonrası kebapçılığa devam ediyoruz. Oğluma da belediye başkan adaylığı teklifi geldi. Okumuş olduğu için gençlerin önünün açılması lazım. Rabbim yolunu açık etsin. İşin gerçeği şaşırdık, sonra da baktık doğru. Rabbim yolunu açık etsin” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ilk-duydugunda-kendisi-bile-inanamadi-kebapci-belediye-baskan-adayi-oldu/feed/ 0
CHP Genel Başkanı Özgür Özel: ‘Korkmayın, 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir’ https://www.igdirhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-korkmayin-31-mart-bizimdir-yarinlar-bizimdir/ https://www.igdirhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-korkmayin-31-mart-bizimdir-yarinlar-bizimdir/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:18:19 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5033 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Türkiye’ye sesleniyorum, korkmayın 31 Mart’ta iyi, dürüst, çalışkan insanlar birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.” dedi.

Özel, Pir Sultan Abdal Cemevi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, CHP olarak bundan sonra “kim ne der” demeden, kimseden çekinmeden kendi doğrularını özgürce savunmaya devam edeceklerini söyledi. Özel, “Anayasal eşit vatandaşlık hakkı talebini dile getirmeyi sanki ifade edilemeyecek bir mesele ya da var olmayan bir eşitsizliğe itiraz olarak küçümseyenlere, küçük ya da yersiz görenlere karşı ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak diyorum ki, anayasal eşit vatandaşlık hakkı tanınana ve sonuna kadar yaşanana kadar bu toplumun yanındayız, omuz omuzayız, kol kolayız.” diye konuştu.

Özel, Meclis’ten çıkacak kanunla, Cumhurbaşkanının onayı ve Resmi gazetede yayınlanmasıyla cemevlerinin yasal bir ibadethane kabul edilmesine kadar bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti. Özgür Özel, şöyle devam etti:

“Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığı’ adı altında Alevilerin inançlarını bir ibadet değil de bir kültürel faaliyet olarak gören, onların ibadethanesini bir zamanlar dediği gibi ‘Cemevi cümbüş evi’ mantığıyla kültürün, sanatın bir parçası ilan edenlere karşı günün birinde bu ülke Sünnilere hangi imkanları tanıyorsa, Alevilere de o imkanları tanıyana, onların bu haklarını görene kadar sizinle birlikte mücadele edeceğiz.”

CHP’nin aday belirleme sürecinin büyük ölçüde tamamladığını ifade eden Özel, bundan sonra hep beraber sokaklarda, meydanlarda, kahvelerde, evlerde, beldelerde, köylerde büyük bir mücadele başlayacağını kaydetti.

Yerel seçimde iki anlayış, iki ittifakın yarışacağını, bunlardan birinin Cumhur İttifakı olduğunu belirten Özel, “Hedefleri belli. Yapacakları iş ne sosyal donatı alanıdır, ne sosyal yardımdır, ne halkçı belediyeciliktir, ne başka bir şeydir. Ajandalarında şu var, Ankara’ya Ankara’yı parsel parsel satan, peşkeş çeken Melih Gökçek zihniyetini geri getirmek.” ifadesini kullandı.

“Karşısında bir ittifak var mı?” diye soran Özel, şunları söyledi:

“Bunun karşısında ikinci bir ittifak, çok güçlü bir ittifak. Aslında kendine inandığında, güvendiğinde Cumhur İttifakı’nın yanından bile geçemeyeceği bir ittifak var. O ittifakın adı ‘Türkiye İttifakı’dır. Türkiye İttifakı’nda Alevi olsun, Sünni olsun eşitliği savunan herkes var. Türkiye İttifakı’nda Kürt olsun Türk olsun kardeşliğe inanan herkes var. Türkiye İttifakında ‘sağcı olsun, solcu olsun, belediyeler namuslu yönetilsin, israf olmasın, dayanışma olsun, garibe, fukaraya sahip çıkanlar olsun, rantçıların yerine halkçılar olsun’ diyen herkes var. Türkiye İttifakı’nda karşı tarafın despotluğuna karşı demokratlar var. Sosyal demokratlar var, muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Ama Türkiye’nin birliğine, bütünlüğüne inanan bütün demokratlar var. Türk demokratlar olduğu gibi Kürt demokratlar da var. Alevi’si, Sünni’si var, Çerkez’i var, Laz’ı var ama bizim içimizde iyi insanlar, güçlü karakterler, bu ülkeyi seven bütün namuslu insanlar var.

Türkiye’ye sesleniyorum, korkmayın 31 Mart’ta biz birlikte olursak, iyi insanlar birlikte olursak, dürüst insanlar birlikte olursak, çalışkan insanlar birlikte olursak bu ülkede Cumhuriyet’e inanan, Atatürk devrimlerine inanan, Atatürk’le ve Cumhuriyet’in kurucu kadrolarıyla bir sorunu olmayan, onlara husumet değil, hayranlık duyan bizler birlikte olursak 31 Mart bizimdir, yarınlar bizimdir.”

Özel, bir gazetecinin, “İzmir ve Hatay’da beşinci anketin devam edeceği” yönündeki ifadesini anımsatması üzerine, “Değişen bir şey yok. Henüz genel merkeze gitmedim, gidelim bugün bakarız.” dedi.

Törene, CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar da katıldı. Törende, Pir Sultan Abdal Derneği Semah grubunun gösterisinin ardından Mercan Erzincan konser verdi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/chp-genel-baskani-ozgur-ozel-korkmayin-31-mart-bizimdir-yarinlar-bizimdir/feed/ 0
Malatya’da Tarihi Şire Pazarı Deprem Sonrası Yeniden İnşa Ediliyor https://www.igdirhaber.com.tr/malatyada-tarihi-sire-pazari-deprem-sonrasi-yeniden-insa-ediliyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/malatyada-tarihi-sire-pazari-deprem-sonrasi-yeniden-insa-ediliyor/#respond Mon, 05 Feb 2024 21:00:19 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2895 GÖKSEL YILDIRIM/ERHAN CİHAN ÜNAL – Malatya’da perakende ticaretin kalbi olan ve kuşaklar boyunca esnafa ev sahipliği yapan tarihi Şire Pazarı, depremin birinci yılında yeniden inşa ediliyor.

Pazarın olduğu yerde enkaz kaldırma çalışmalarının ardından başlayan inşaat yoğun şekilde sürüyor.

Deprem öncesinde tarihi Şire Pazarı ve çevresinde faaliyet gösteren işletmeciler, kendilerine sağlanan geçici iş yerlerinde hem ticari hayatın bir parçası olmayı sürdürüyor hem de yıllardır kendilerinden alışveriş yapan müşterileriyle buluşuyor.

Baba mesleğini sürdüren ve bölgede gıda ürünleri toptan ticaretiyle uğraşan Erdal Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Pazar’da bakırcı, tekstilci, ayakkabıcı ve kuruyemişçilerin bir arada olduklarını, Malatya’ya her gelenin mutlaka Pazar’a uğradığını ancak depremin çarşıyı yıktığını söyledi.

Depremin yol açtığı olumsuzlukların hala devam ettiğini dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Buna rağmen ben hiçbir zaman şehri terk etmedim. Niye? Bizden bir şeyler bekleyen insanlar olduğu için. Hayat ve yaşam şartlarımızın gerçekten çok zor olduğu dönemden geçtik. Ama süreç içerisinde gördük, projelerin içerisinde iyi şeyler olacağına inanıyoruz. Eskisinden daha farklı, daha yenilikçi bir proje gördüğümüz kadarıyla.”

Depremden sonra yaşanan sürecin maddi ve manevi olarak insanları yorduğuna işaret eden Yılmaz, “Süreçte herkes çaba sarf etti. Bu çabaları kimse inkar edemez. Esnaf için konteyner çarşılar yaptılar. Kısmen esnaflar gitti, orada çalışmaya devam ediyorlar. Herkes bir şekilde ayaklarının üstünde durmaya çalışıyor. İnşallah en kısa zamanda toparlanır. Bu memleket bizim. Bizler bu memleketi bırakamayız. Burada doğduk, burada büyüdük, buranın ekmeğini yedik.” diye konuştu.

Bir başka esnafa dokundu, ikisi Malatya’ya tutundu

Şehri neden terk etmediğini başından geçen bir olayla anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Ben toptan gıda pazarlamacılığını yapıyorum. Depremden sonra eşimle oturduğum zaman, ‘Hadi biz de gidelim. Burada bir umudumuz kalmadı.’ dedim. Kendimizi geçtik çocuklarımızı düşünmeye başladık. Benden ürün alan bir adam geldi. Dükkanda oturuyorum. Dükkan da demeyeyim. Kısmen arabamızda malımız var… Dükkan tutmamıştık daha. Geldi dedi ki, ‘Abi bana ürün verir misin, ilçelerde satıyorum, üzerimde para da yok.’ Bir an vicdan yaptım. Adama ürünü verdim. Bugün o adam kendi ayaklarının üstünde durdu. Eve gittiğim zaman hanıma dedim ki, ‘Hadi biz bir şekilde ayaklarımızın üstünde dururuz ama bizim yaptığımız, ürettiğimiz, sattığımız ürünleri birilerinin de satıp evine ekmek götürmesi lazım.’ Bizim Malatya’da kalmamızın en büyük sebebinden biri bu. Bu yüzden kaldık. Hala buradayız.”

Yılmaz, şehrin yeniden ayağa kalkacağına inandıklarını belirterek, bu süreçte emeği geçenlere teşekkür etti.

Şehirde inşaatların devam ettiğini dile getiren Yılmaz, her şeyin iyi olması umuduyla yaşadıklarını söyledi.

Pazarın yıkılışı hayat akışını değiştirdi

Tarihi Şire Pazarı’nın deprem öncesindeki durumu hakkında da bilgi veren Yılmaz, Pazar’ın “Malatya’nın göbeği”nde olduğunu söyledi.

Birçok sektörün pazarda faaliyet gösterdiğini ifade eden Yılmaz, pazarın yıkılmasının insanların hayatını değiştirdiğini belirtti.

Yılmaz, depremde insanların hem evlerini hem de işlerini kaybettiklerine işaret ederek, “Konteynerde öyle insanlar gördüm ki milyonlarca lira parası var, çay almak için sıraya girmiş. Çok zor bir süreçti. Bunların hepsine şahit olduk. Bizim için deprem bitmiş değil. Bugün Malatya’da kime sorarsanız sorun, evinde huzurlu bir şekilde yatmıyordur.” dedi.

Asgari ücretle çalışan insanların çoğunun şehri terk ettiğini bildiren Erdal Yılmaz, Malatya’da sağlam olan binaların kiralarındaki artışın da şehirde kalanlar hayatını zorlaştırdığına dikkati çekti.

“1-2 yıl içerisinde eski Şire Pazarı’nı ayakta göreceğiz”

Konteynerde, arasında kuru kayısının da yer aldığı, gıda maddeleri satan Kaya Doğan da 1987’den bu yana Malatya’da faaliyet gösterdiklerini söyledi.

Depremden önce tarihi Şire Pazarı’nda faaliyet gösterdiklerini bildiren Doğan, “Bildiğiniz gibi 6 Şubat’ta deprem oldu. Çarşıda büyük hasar oldu. Şire Pazarı’nda 3 tane yerimiz vardı. Şu anda gördüğünüz gibi konteynere geldik. Hayatımızı idame etmek zorundayız. Bir haftadır buradayız.” diye konuştu.

Depremin ardından geçen bir yılın kendileri için zor olduğunu ifade eden Doğan, bu süreçte ellerindeki ürünlerin hepsinin bozulduğunu kaydetti.

Yeni ürünlerle faaliyete devam ettiklerini anlatan Doğan, “Önümüzde bir seçim var. İnşallah 1-2 yıl içerisinde eski Şire Pazarı’nı ayakta göreceğiz. İki yıl içerisinde kuyumcular, kayısıcılar, perakendeciler, kasaplar bunların hepsinin taşınacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/malatyada-tarihi-sire-pazari-deprem-sonrasi-yeniden-insa-ediliyor/feed/ 0