Hayat stresi, gelecek kaygısı, aile hayatı gibi durumlar ilişkinizde çeşitli sorunlar yaşamanıza sebep olabilir. Yaşadığınız bu durumları aşarak sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz. Ancak yaşanan sorunlar normalden çok daha büyük ve hayatınızı fazlaca etkiliyorsa toksik bir ilişki yaşama olasılığınız oldukça yüksek. Peki toksik ilişki nedir?
Toksik ilişkin nedir?
Pek çok kişi toksik ilişkinin ne anlama geldiğini merak ediyor. Toksik ilişki, en basit tabiriyle enerjinizi tüketen ilişki tiplerine verilen isimdir. Toksik ilişki türlerinde karşı taraf enerjinizi adeta emer ve size zehrini akıtır. Siz ise o negatif enerjiyi ve zehri günden güne taşımakta zorlanırsınız. Yaşanan bu toksik durum size kısa ve uzun vadeli duygusal zararlar vermiş olur.
Bu ilişki türünün en bilinen belirtilerinden biri de bağımlılık yapmasıdır. Her ne kadar olumsuz ve negatif enerjili bir ilişki olduğunu bilseniz de partnerinizden asla vazgeçemezsiniz. Siz “Düzelir mi?” diye düşünseniz de durum genellikle aynı şekilde devam eder. Ancak artık ilişkiniz tahammül edemediğiniz bir noktaya geldiyse bu kez yardım almanız gerekebilir.
Toksik ilişki belirtileri neler?
1. Sizi herkesten izole etmeye çalışıp yalnızlaştırıyorsa
Eğer partneriniz sizi yakınlarınızdan, aile ve arkadaşlarınızdan uzak tutmaya çalışıyorsa toksik bir ilişki yaşama ihtimaliniz çok yüksektir. Yalnızca onun odağında bir hayatınız olması için çabalaması bunun en büyük belirtilerinden olabilir. Çünkü toksik ilişkilerde baskın olan taraf, bağımlılık duygusunu daha da artırmak için partnerini sevdiği diğer yakınlarından izole edip uzaklaştırmaya çalışır.
2. İletişim kurmak çok zordur
İlişkinizde yanlış bir şeyler olduğunu fark ettiğinizde ve bunu partnerinize söylediğinizde düzgün bir yanıt alamazsınız. Öfke krizleri veya ani patlamalar yaşanabilir. Sorunlarınızı bir türlü konuşamıyor ve iletişim kurmakta zorlanıyorsanız ilişkiniz toksik olabilir.
3. Veren taraf hep siz oluyorsanız
Eğer toksik bir ilişki yaşıyorsanız alttan alan, fedakarlık yapan taraf hep siz olursunuz. Ayrrıca verdiğiniz desteğin karşılığını göremezsiniz. Bunun yanı sıra yalnızlık hissiyle baş başa olursunuz.
4. Şaka görünümü altında sizi aşağılar
Eğer partneriniz sizi küçük düşüren davranışlarda veya sözlerde bulunup sonrasında şaka yaptığını söylüyorsa toksik ilişki yaşama ihtimaliniz bulunuyor. Partnerinizin sergilediği bu tavır, kendinizden şüphe etmenize yol açmakta ve özgüveninizi düşürmektedir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da bir otelde düzenlenen toplantıya, Malezya’nın Ankara Büyükelçisi Sazali Bin Mustafa Kemal, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Genel Müdürü ve DEİK Türkiye-Malezya İş Konseyi Türkiye tarafı Başkanı Temel Kotil ile çok sayıda davetli katıldı.
Burada konuşan Sazali, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştiğine işaret ederek, “İşbirliği yaparak iş ve kalkınma alanında yeni fırsatlar keşfetmeyi sürdürürken refahımız artmaya devam edecek.” dedi.
2024’ün Malezya ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60. yıl dönümü olduğunu belirten Büyükelçi Sazali, “Malezya ve Türkiye arasındaki ikili ilişkiler Temmuz 2022’de Kapsamlı Stratejik Ortaklık (CSP) seviyesine yükseltilmiştir. Bu, ülkelerimizin birlikte ilerlemek ve refahı birlikte sağlamak için birçok alanda yakın işbirliği yapma çabası içinde olacakları anlamına gelmektedir.” diye konuştu.
Sazali, “İki ülke, Eylül 2022’de genişletilmiş Malezya-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması’nı (MTFTA) imzalamıştır. MTFTA, Malezya’ya giden Türk mallarının yüzde 99’unun vergiden muaf olmasını, Türkiye ekonomisine girdiğinde ise Malezya mallarının yüzde 86’sının benzer şekilde işlem görmesini sağlayacaktır.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin, Malezya’nın en büyük 18. ticaret ortağı olduğuna dikkati çeken Sazali, “Türkiye ayrıca Malezya’nın palm yağı için önemli bir destinasyon olmuştur ve bu nedenle bizi desteklediği için Türkiye’ye teşekkür ediyoruz.” dedi.
Büyükelçi Sazali, şöyle devam etti:
“Savunma işbirliği alanındaki büyüme istikrarlı seyirde devam etmektedir. Malezya, savunma sanayisinde ekosistem geliştirme çabalarını sürdürürken Türkiye’nin stratejik ortağımız olarak deneyimlerini paylaşmaya devam etmesini umuyoruz.”
Malezya’nın, Türk ekonomisine güven duyduğunu dile getiren Sazali, “84 milyonluk nüfusu ve stratejik konumuyla Türkiye’de iş fırsatlarını keşfetmek önemli.” diye konuştu.
“Malezyalı gençler nasıl uyuyacaklarını bilmiyorlar ama nasıl tasarlayacaklarını ve inşa edeceklerini biliyorlar”
Temel Kotil ise Malezya’nın teknoloji konusunda ileri bir ülke olduğunu ifade ederek, “Malezyalı gençler nasıl uyuyacaklarını bilmiyorlar ama nasıl tasarlayacaklarını ve inşa edeceklerini biliyorlar.” dedi.
Türk iş insanlarına mutlaka Malezya’ya iş ziyaretinde bulunmaları tavsiyesinde bulunan Kotil, Malezya’nın işbirliği konusunda Türkiye’yi güçlü ülke olarak gördüğünü belirtti.
Kotil, Malezya’nın Selangor eyaletine bağlı Sepang belediyesinde yer alan kasaba ve teknoloji merkezi Cyberjaya’da TUSAŞ’ın ofisi bulunduğunu anımsatarak, ofiste 120’yi aşkın mühendisin çalıştığını kaydetti.
“Malezya ile Türkiye arasındaki ilişkiler şu anda çok çok mükemmel bir noktada”
Büyükelçi Sazali, Türkiye-Malezya ilişkilerine ve etkinliğe yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
“Malezya ile Türkiye arasındaki ilişkiler şu anda çok çok mükemmel bir noktada.” diyen Sazali, iki ülkenin 1964’ten bu yana diplomatik ilişkileri bulunduğuna ancak ilişkilerin tarihsel olarak yüzlerce yıl öncesine dayandığına işaret etti.
Sazali, şöyle konuştu:
“Bu noktada ilişkilerimiz siyasi ve ekonomik olarak keşfedilecek çok fazla potansiyele sahip. Bugün geldiğimiz nokta da bu.
Bu etkinlik Malezyalı işletmelerle Türk işletmeleri bir araya getirmek için düzenlendi. Ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarında işbirliği hissini keşfetmemiz gerekiyor. Böylece her iki ülke arasındaki iş potansiyelini keşfedebiliriz. Coğrafi olarak uzak olsak da ülkeleri bir araya getiren birçok bağlantımız var. Yatırımı da içeren iş fırsatlarını keşfetmek, Malezyalı işletmeleri Türkiye’ye, Türk mallarını da Malezya’ya getirmek istiyoruz. Dolayısıyla bu noktada, büyüme için mükemmel bir zemindeyiz.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te m?oderatörlüğünü Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi S. Rajaratnam Uluslararası İlişkiler Fakültesi öğretim üyesi emekli diplomat Lawrence Anderson’ın üstlendiği panele Malezya Yüksek Öğrenim Bakanı ve eski Dışişleri Bakanı Zambri Abdülkadir, Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan Mahmud, Sri Lanka’nın Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Tharaka Balasuriya ve Vietnam Dışişleri Bakan Yardımcısı Nguyen Minh Hang katıldı.
Malezyalı Bakan Zambri, bölgede “Asya-Pasifik” ve “Hint-Pasifik” gibi yeni adlandırmaların nereden, hangi saftan bakıldığına bağlı olarak karmaşıklaşan çok katmanlı ilişkiler ağını ortaya çıkardığını, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkeleri olarak saflaşmadan kaygı duymakla birlikte aynı zamanda büyük güçlerin ilgisini ve hedeflerini anlamak istediklerini belirtti.
ASEAN’ın bakış açısından, barış içinde bir arada yaşama ilkesine uyumlu olduğu sürece bölgede farklı fikirlerin, ilgilerin ve çıkarların varlığını desteklediklerini ifade eden Zambri, “İster Asya-Pasifik deyin ister Hint-Pasifik, biz buranın bir barış ve refah bölge olacağından emin olmak istiyoruz.” dedi.
Zambri, Çin’in bölgedeki artan rolüne ilişkin, iyi niyetli oldukları sürece tüm taraflarla işbirliğini geliştirmek istediklerini vurgulayarak “Güneydoğu Asya’da Çin fobisi yaratmamalıyız. Soğuk Savaş’ın uzantısı olan ikili tercihlere, çevreleme mantığına hapsolmamalıyız, onu ya da bunu seçmek zorunda değiliz, kimse bize ne yapacağımızı dikte etmemeli.” diye konuştu.
Bölgenin bir ekonomik işbirliği ve kalkınma alanı olması için bölge ülkelerinin yeni teknolojileri, yeni ekonomileri ve özellikle de dijital ekonomiyi kucaklaması gerektiğini vurgulayan Zambri, Malezya’nın Türkiye ile dostane ilişkileri önemsediğini, diplomatik ilişkilerin yanı sıra ekonomik ilişkileri ve teknoloji alanında bağları genişleterek Malezya’yı Türk ekonomisinin Güneydoğu Asya’da limanı haline getirmek istediklerini vurguladı.
“Çin ve Hindistan işbirliği yaparsa küresel mimari değişir”
Sri Lankalı Bakan Tharaka Balasuriya da büyük güçlerin bölgeye ilgisinin artmasında Çin’in yükselişini durdurma niyeti ve ülkelerini piyon olarak gören yaklaşımın hissedildiğini ifade etti.
Sri Lanka’nın 1950’lerden bu yana bağlantısızlık siyaseti izlediğini, gelecekte de duruma bağlı bağımsız seçimlerini yapmak istediğini vurgulayan Balasuriya, “Biz Sri Lanka’nın Çin ve Hindistan ile ilişkilerini birbirine zıt tercihler olarak görmüyoruz. Hem Çin ile güçlü tarihsel ilişkilerimiz, Hindistan ile de uygarlık bağımız var.” dedi.
Kovid-19 salgınında Batı’dan aşı beklerken Çin’in Sri Lanka’ya yardım eli uzattığını, ekonomik kriz yaşadıklarında Hindistan’ın yardımı sayesinde hem mali durumu düzeltip hem de ülkede gıda güvenliği sağladıklarını hatırlatan Balasuriya, “Bu iki ülke de bizim için önemli.” ifadesini kullandı.
Balasuriya, Suudi Arabistan ve İran’ın diplomasi yoluyla vardığı uzlaşmayı örnek göstererek “Çin ve Hindistan işbirliği yaparsa hem küresel mimari hem de Küresel Güney’in mimarı değişir. Çin ile ABD arasındaki San Francisco Zirvesi’nin benzerine Asya’da ihtiyaç var.” değerlendirmesinde bulundu.
“ASEAN ülkeleri birlikte hareket etmeli”
Vietnam Dışişleri Bakan Yardımcısı Nguyen ise ülkesinin de major aktörlerin Asya-Pasifik’e ilgisinin artmasının ekonomik gücün bölgeye kaymasıyla bağlantılı olduğuna dikkati çekerek “Bölgedeki durumun karmaşıklığı göz önüne alındığında açık, kapsayıcı, dengeli ve kurallara dayalı bir mimari için ASEAN ülkelerinin birlikte hareket etmesi gerekiyor.” dedi.
Asya-Pasifik’in yükselişinin barış, istikrar ve işbirliği ruhunun başarısına tanıklık ettiğini vurgulayan Nguyen, bunun devam edebilmesi için ASEAN’ın merkeziliğinin korunması gerektiğini vurguladı.
Nguyen, büyük güçler arasındaki rekabetin ve işbirliğinin tarih boyunca görüldüğünü, önemli olanın bu güçlerin barış ve refahın korunması için aralarındaki rekabeti sağlıklı ve sorumlu şekilde yönetmesi ve küçük ülkeler üzerinde olumsuz etkilerini minimize etmesi gerektiğini belirtti.
ASEAN’ın bölgenin geri kalanı ile daha yapıcı tarzda ilişki kurması, büyük güçler tarafından ortaya atılan girişimleri bölgede barışa ve işbirliğine katkı sunduğu sürece desteklemesi, çok taraflılık anlayışı içinde bir ekonomik kalkınmanın motoru olmayı hedeflemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Bangladeş’te deniz seviyesi 1 metre artarsa 35 milyon insan yerinden olacak”
Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan Mahmud, küresel iklim değişikliğinin etkilerine işaret ettiği konuşmasında, bölge ülkelerinin iklim kaynaklı sorunların “masum kurbanları” olduğu, sera etkisi yaratan gazların oluşumundaki sorumlulukları sınırlı olmasına karşın coğrafi nedenlere, yıkıcı etkilerine en açık konumda olduklarına dikkati çekti.
Bundan 20 yıl önce Sibirya’da kuraklık, Pakistan’da sel olabileceğini hiç kimsenin öngöremeyeceğine dikkati çeken Mahmud, “Eğer Bangladeş’te deniz seviyesi 1 metre artarsa ülkenin kıyı bölgelerinde yaşayan 35 milyon insan yerinden olacak. Daha şimdiden dünyada binlerce insan iklim nedeniyle yurtlarını kaybetti; ya evleri sular altında kaldı ya da geçim kaynakları yok oldu. Acı gerçek bu, küresel toplum bu soruna çözüm aramalı.” ifadelerini kullandı.
Mahmud, Bangladeş’in halihazırda iklim kaynaklı göçlerin etkilerini yaşadığını, uluslararası göç hukukunda bu doğrultuda değişiklikler yapılması ve “iklim mültecisi” kavramının tanımlanması gerektiğinin altını çizdi.
Ülkelerin Paris İklim Anlaşması’nda sera etkisi yaratan gazların salınımını azaltmaya yönelik taahhütlerini yerine getirmesinin önemine işaret eden Mahmud, “Tüm taahhütler yerine getirilse bile küresel ortalama sıcaklık 3,2 ila 4 santigrat derece artacak. Şu anda 1 derecelik sıcaklık artışında bile aşırı yağmur, aşırı kar gibi mevsim değişikliklerin yıkıcı etkilerini yaşıyoruz. Sıcaklık artışı daha fazla artarsa olacakları hayal etmek dahi güç.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Dışişleri Bakanı Fidan, Gürcistan Dışişleri Bakanı Ilia Darchiashvili ile bakanlıkta bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Bakan Fidan, Gürcistan’da yeni seçilen hükümet ile tekrar Dışişleri Bakanı olarak atanan Gürcü mevkidaşı Darchiashvili’nin ilk ziyaretini Ankara’ya gerçekleştirdiğini belirterek, mevkidaşına başarılar dileklerini iletti.
“Ekonomik ve ticari ilişkilerimizin mevcut durumu memnuniyet verici bir düzeyde”
Türkiye ve Gürcistan arasındaki ilişkilere değinen Bakan Fidan, Gürcistan’ın coğrafi konumu sebebiyle enerji ve ulaştırma konularında önemli bir paydaş olduğunu ve siyasi ilişkilerin ikili düzeyde ilerlediğini dile getiren Fidan, “Ülkelerimiz arasında tarihi, insani ve kültürel bağlara dayanan özellikle siyasi alanlarda güçlü ilişkiler bulunmaktadır. Geçen sene yaşadığımız deprem felaketinde yardım ve kurtarma ekibi gönderen ilk ülkelerden birisi Gürcistan olmuştur. Bu vesileyle Sayın Bakan’a bir kez daha teşekkür ederim. Bugün kıymetli mevkidaşım ile yaptığımız görüşmelerde ikili ilişkilerimizin tüm vehçelerini kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkanımız oldu. Türkiye-Gürcistan Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi’nin mutakip toplantısını hazırlıklarını ele alma imkanımız oldu. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizin mevcut durumu memnuniyet verici bir düzeyde. Son 15 yıldır Gürcistan’ın en büyük ticaret ortağıyız. Daha önce belirlenen 3 Milyar Dolarlık ticaret hacmine geçen yıl itibariyle ulaşılmıştır, şimdi yeni hedef 5 Milyar Dolara ulaşmak. Karma Ekonomik Konseyi’nin bir sonraki toplantısının en kısa sürede yapılması konusunda talebimizi kendilerine ilettik” ifadelerini kullandı.
“Gürcistan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümü savunuyoruz”
Ahıska Türklerinin vatanlarından sürgün edilmelerinin 80. senesinde olunduğuna hatırlatan Bakan Fidan, bölgesel istikrara dikkati çekerek, “Bugün mevkidaşımla birlikte düzenlemek istediğimiz anma etkinliklerini ele alma imkanımız oldu. Ahıskalı soydaşlarımızın Gürcistan’daki vatanlarına geri dönüşleri konusunda kendilerinden beklediğimiz desteği yineledik. Kendileri de bu konuda yaptığı yasal mevzuat çalışmalarını hükümet olarak yapacaklarını ifade ettiler. Ayrıca Sayın Bakan’la Gürcistan’ın Abhazya ve Güney Osetya bölgelerindeki gelişmeleri de değerlendirdik. Bu bölgelerdeki sorunların Gürcistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve uluslararası tanınmış sınırlar çerçevesinde çözümünü savunuyoruz. Bu konudaki kararlı tutumumuzu bugün bir kez daha teyit ettik” değerlendirmesinde bulundu.
Görüşmede Azerbaycan-Ermenistan ve Rusya-Ukrayna gibi bölgesel sorunların da ele alındığını bildiren Fidan, Karadeniz’in güvenliğinin Türkiye ve Gürcistan için aynı zamanda bir hayat alanı olduğuna vurgu yaptı. Fidan ayrıca, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün, egemenliğine olan destek ve adil bir barışın sağlanması hususunda iki ülkenin hemfikir olduğunu dile getirdi.
“Mısır ile ihmal edilen ilişkilerin canlandırılmasında büyük bir irade ortaya kondu”
Sonrasında basın mensuplarının sorularını yanıtlandıran Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır ziyareti hakkındaki soruyu, “Cumhurbaşkanımızın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret tarihi bir ziyaretti. Gerçekten iki ülke arasında özellikle hem ikili ilişkilerin hem de bölgesel ilişkilerin niteliğini derinden olumlu yönde etkileyen bir ziyaret diyebiliriz. İki ülke arasındaki ilişkilerin başında biliyorsunuz ekonomik ilişkiler gelmekte. Bölgesel ilişkiler ön plana çıkmakta. Savunma sanayindeki ilişkiler ön plana çıkmakta. Bu konuda her türlü adımı beraber atma, yoğun bir şekilde çalışma konusunda her iki lider de kararlılıklarını ve iradelerini ortaya koydular. Özellikle geçtiğimiz yıllarda ihmal edilen bütün ilişkilerdeki alanlardaki açıkları bir an önce kapatılması konusunda iki lider tarafından büyük bir irade ortaya kondu. Biz bu olumlu iradenin bölgeye ve bölge istikrarına son derece ciddi katkılar olacağını öngörüyoruz. Özellikle Mısır’la Türkiye arasında bölgesel konular olarak söylediğiniz gibi birinci konu Gazze meselesi. Filistin-İsrail barışı ve Filistin Devleti’nin kurulması meselesi. Bu çok yoğun zaten tartışılan bir konu. Aynı zamanda Libya konusunda tabii yakından çalışmamız gerekiyor. İki lider bu konuda da prensip kararında mutabık kaldılar. Öteden beri zaten Mısır’ın hem diplomasi hem de istihbarat kurumlarıyla karşılıklı bu konuda görüş alışverişlerimiz oluyordu ama Libya’ya daha fazla nasıl olumlu katkı verebiliriz, bu konuda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Diğer bir konu da özellikle Afrika’da çatışmaların önlenmesi konusunda genel bir mutabakat var. Başta Sudan olmak üzere iki ülkenin yakından çalışabileceği ve buradaki çalışmaların durdurulması, sona ermesi konusunda getirilen bir yaklaşım sergilenebilir. Aynı zamanda Somali’nin son günlerde biraz tartışmaya açılan detaylarına girmek istemediğim toprak bütünlüğüyle ilgili problemler var. İki ülke bu konuda kendi ortak yaklaşımlarının benzerliği üzerinden nasıl bir ortak hareket tarzı geliştirilir, bu konuyu da görüşme imkanları oldu liderler arasında” şeklinde yanıtladı.
“İsrail’in bir an önce uyarıları dikkate almasını bekliyoruz”
İsrail-Filistin çatışmalarındaki güncel durum ve Gazze’de yaşanan insani kriz hakkında da konuşan Fidan, Refah Kenti’nde yaşanan son gelişmelerin meseleyi başka bir boyuta taşıdığını belirterek, “Bildiğiniz gibi şu anda Refah bölgesi ağırlıklı olarak havadan bombalanmakta. Bölgeye yapılacak karadan bir müdahalenin daha fazla sivil katliamına ve kaybına yol açar konusunda uluslararası camia tek ses olmuş durumda. Bütün ülkeler, bütün siyasi liderler teker teker beyanatlarda bulunuyorlar. İsrail’e uyarı veriyorlar. Özellikle Refah bölgesine bir saldırı olmaması artık dayanacak hiçbir gücü kalmamış aç ve sefil durumda olan sivil nüfusun daha fazla baskı altına ve maruz bırakılmaması konusunda çok ciddi uyarılar var. İsrail’in bir an önce bu uyarıları dikkate almasını da bekliyoruz özellikle Uluslararası Adalet Divanı’nın almış olduğu ihtiyati tedbir kararının bir an önce uygulanması, bu konuda elzem diye düşünüyoruz. Cumhurbaşkanımız ayrıca Gazze’yle ilişkin devam eden ateşkes görüşmeleriyle ilgili de bilgi aldılar. Oradaki kendi gözlem yorumlarını da aktardılar. Şu anda biliyorsunuz taraflar arasında Mısır’ın ve Katar’ın kolaylaştırıcılığı ve ara buluculuğuyla devam eden bir ateşkes süreci devam etmekte. Fakat henüz bir anlaşmaya ulaşılmadı. Bunun için çalışmalar devam ediyor. Bir an önce hayata geçirilmesi ve özellikle insan katliamının durmasını Filistinli kardeşlerimizi başta kuzeydeki evleri olmak üzere bütün yerlerinden edilmiş kardeşlerimizin yerlerine dönmesini umut ediyoruz. Türkiye özellikle yardım konusunda elinden geleni büyük bir hassasiyetle ve dikkatle yapıyor. Mısır’la bu konuda yoğun bir işbirliği içerisindeyiz. Kızılay, AFAD, sivil toplum örgütlerimiz, diğer kurum kuruluşlarımız, bakanlığımızın koordinesinde muazzam bir insani yardım faaliyeti içerisindeler. Ama maalesef refahtan içeri alınabilen günlük yardım miktarı sınırlı olduğu için istediğimiz miktarda veya gönderdiğimiz miktarda bir orantı da içeriye yardım maalesef giremiyor. Bunun artırılması hususunda uluslararası toplumla beraber çalışıyoruz. Önümüzdeki iki hafta içerisinde çok önemli üç tane uluslararası platformda görüşmeler olacak. Buranın şüphesiz ki bir numaralı maddesi Gazze meselesi olacak. Önümüzdeki hafta sonu biliyorsunuz Münih Güvenlik Konferansı var. Buraya çok sayıda ülke geliyor. Buraya biz de gideceğiz ve özellikle Gazze konusundaki gelişmeleri küresel güvenliğe, bölgesel güvenliğe, olumsuz etkilerini ve yapılması gereken konuları ciddi şekilde gündeme getireceğiz. Arkasından Brezilya’da G20 üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları toplantısı var. Onun da arkasından bildiğiniz gibi 1-3 Mart tarihleri arasında Antalya Diplomasi Formu var. Bu önümüzdeki iki hafta içerisinde çok yoğun bir şekilde Türkiye olarak ve diğer benzer düşüncede olduğumuz ülkeler ile yoğun bir diplomasi faaliyeti içerisinde olmaya devam edeceğiz. Diplomasinin bütün sınırlarını son limitine kadar kullanarak bu vahşetin bir an önce durmasını, İsrail’in Sadece insanlık vicdanında lekelenmekle kalmayıp aynı zamanda hak ettiği cezaya bir an önce çarptırılmasının mücadelesini vermeye devam edeceğiz” dedi.
“Türkiye, Gürcistan’ın en büyük ticari partneri”
Gürcistan Dışişleri Bakanı Darchiasvili ise, Türkiye ve Gürcistan’ın kadim iki dost ve stratejik partner olduğunu belirterek, kendisi için burada bulunmanın bir şeref olduğunu, görüşmelerde iki ülkedeki güncel ve hareketli gündeme yönelik fikir alışverişinde bulunduklarını ve iş birliğini arttırmaya yönelik neler yapılabileceği hususunda somut adımların belirlendiğini söyledi. Darchiashvili, “Türkiye Cumhuriyeti, Gürcistan’ın en büyük ticari partneri olarak yerini korumaktadır. İki ülke arasındaki potansiyeli tam kapsamlı bir şekilde kullanmak için çalışmalar devam edecektir. Bunun yanı sıra kültür, eğitim ve halklar arası bağların güçlendirilmesi için de iş birliği imkanlarımız ele alındı. Sizlerin Gürcistan’a ziyaretinizi sabırsızlıkla bekliyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>