İfade – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Tue, 30 Jul 2024 21:54:16 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Yunanistan’daki Türk Azınlığın Sorunlarına İlişkin Çarpıcı Açıklama https://www.igdirhaber.com.tr/yunanistandaki-turk-azinligin-sorunlarina-iliskin-carpici-aciklama/ https://www.igdirhaber.com.tr/yunanistandaki-turk-azinligin-sorunlarina-iliskin-carpici-aciklama/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:54:16 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=11377 Yunanistan’daki Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Batı Trakya’daki Türk azınlığın sorunlarına ilişkin, “Batı Trakya’da, Yunanistan’da Türk olmak yasak. Tek bir birey olarak Türk olduğunuzu ifade edebilirsiniz. Ancak iki, üç kişi bir araya geldiğinde Türk olduklarını ifade edemezler. İçerisinde Türk kelimesi geçen herhangi bir dernek, bir kurum veya kuruluş kuramazsınız.” dedi.

Asafoğlu, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

ADF’yi, “çok önemli” bir forum olarak nitelendiren Asafoğlu, dünyanın çeşitli bölgelerinde devam eden çatışmaları hatırlattı.

Asafoğlu, ADF’de panellerde “ciddi mesajlar verildiğine” değinerek, forumda Gazze ve Filistin konusunda da ciddi tartışmalar yapıldığını ve ADF’nin verimli geçtiğini söyledi.

Batı Trakya’daki Türk azınlığın iki ülke ilişkilerinden etkilendiğini söyleyen Asafoğlu, “Ama bu dönemde çok net yansımalar pozitif yansımalar olduğunu düşünmüyorum açıkçası. İskeçe Azınlık Lisesinde ciddi bir sorun var, bir bina sorunu var.” ifadesini kullandı.

Asafoğlu, söz konusu meselenin istenilirse kısa sürede çözülebileceğine işaret ederek, Yunanistan’ın okul için yer göstermesiyle sorunun çözüleceğini dile getirdi.

“Kimliklerinin inkarı” ve eğitim sorunu gibi güncel sorunlarının da olduğunun altını çizen Asafoğlu, ekonomik alanda yaşanılan zorlukların ciddi göçlere sebep olduğunu vurguladı.

Asafoğlu, “kimliklerinin inkarının” ana sorunlarından biri olduğunu kaydederek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) “haklı bulunmuş davaları” olduğunu aktardı.

İskeçe Türk Birliği (İTB) gibi çok köklü derneklerinin olduğuna işaret eden Asafoğlu, “İskeçe Türk Birliği davası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde 16 yıl önce haklı bulundu fakat derneğin içerisinde tabelasında Türk kelimesi olduğu için, bu derneğimiz hala ne yazık ki resmi faaliyet güdemiyor.” diye konuştu.

Asafoğlu, Batı Trakya’daki duruma ilişkin şunları kaydetti:

“Batı Trakya’da, Yunanistan’da Türk olmak yasak. Tek bir birey olarak Türk olduğunuzu ifade edebilirsiniz. Ancak iki, üç kişi bir araya geldiğinde Türk olduklarını ifade edemezler. İçerisinde Türk kelimesi geçen herhangi bir dernek, bir kurum veya kuruluş kuramazsınız.”

Asafoğlu, Batı Trakya Türklerinin “kimlikleriyle” ilgili sorunlar yaşadığını vurgulayarak “Bizler Batı Trakya Türkleri olarak ne zaman ki kimliğimizi ifade etsek ne zaman ‘Biz Türk’üz ve Batı Trakya’da yaşayan azınlık Türk’tür’ desek, ne yazık ki Yunan devleti tarafından milli güvenliği tehdit eden unsurlar olarak yaftalanıyoruz.” dedi.

“Demokrasinin beşiği” olduğunu savunan ve Avrupa Birliği üyesi olan bir ülkede bu durumu çok “trajikomik” bulduğunu belirten Asafoğlu, “Ancak biz Yunan devletinden Yunan yetkililerden çok fazla bir şey istemiyoruz.” ifadesini kullandı.

Asafoğlu, sorunların diyalog yoluyla çözülmesini talep ettiklerini söyleyerek “Batı Trakya Türk azınlığı olarak zaten belki de dünyanın en uysal azınlıklarından biriyiz. Yıllardır olan yoğun baskılara rağmen asla hiçbir zaman bir taşkınlık yapmadık. Rodop ve İskeçe illeri zaten ülkenin suç oranının en düşük olduğu iller. Bütün sorunların çözülebileceğini düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

Batı Trakyalı Türkler olarak kendileriyle alakalı alınan kararların önce azınlığa sorulmasını istediklerini vurgulayan Asafoğlu, azınlıkla istişare edilmesini talep etti.

???????Röportajdan sonra Asafoğlu’na AA’nın “KANIT” kitabı da takdim edildi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/yunanistandaki-turk-azinligin-sorunlarina-iliskin-carpici-aciklama/feed/ 0
Panama Dışişleri Bakanı: Panama Kanalı’nın trafiği artıyor https://www.igdirhaber.com.tr/panama-disisleri-bakani-panama-kanalinin-trafigi-artiyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/panama-disisleri-bakani-panama-kanalinin-trafigi-artiyor/#respond Wed, 24 Jul 2024 09:18:17 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10877 Panama Dışişleri Bakanı Janaina Tewaney Mencomo, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’de ortaya çıkan sorunlardan dolayı bazı firmaların rotasını değiştirerek Panama Kanalı’nı kullandığını, bu nedenle buradaki trafiğin arttığını söyledi.

Panama Dışişleri Bakanı Mencomo, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

ADF hakkındaki izlenimlerinin çok iyi olduğunu ifade eden Mencomo, forumun, ülkelerin uluslararası toplumla iletişim kurması için mükemmel bir ortam yarattığını kaydetti.

Türkiye’nin, bulunduğu konum itibarıyla kıtalar arasında çok önemli bir görevi üstlendiğini vurgulayan Mencomo, Panama’nın da konumunun, Türkiye’ye benzer önemli bir sorumluluk yüklediğini belirtti.

Mencomo, son 4 yıldır Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Panama arasındaki işbirliğinin oldukça geliştiğini aktararak Türkiye’nin, ADF ile kıtalar arası bir köprü oluşturduğunu vurguladı.

Türkiye ve Panama’nın, bölgelerinde üstlendikleri birleştirici rolleri sebebiyle dünyaya bakış açısının daha geniş kapsamlı olduğunu ve cazibe merkezleri haline geldiğini ifade etti.

“Türkiye, kesinlikle farklı kıtaları birbirine bağlayan bir köprü rolü oynuyor.” diyen Mencomo, Panama’nın da Amerika ve Karayipler’i birbirine bağlayan köprü rolünü üstlendiğini söyledi.

Panama Kanalı’nın trafiği artıyor

Mencomo, Panama Kanalı’nın muhtemel bir kuraklık nedeniyle işlevselliğini yitireceği iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Dışişleri Bakanı olarak özellikle bu forumda, Panama Kanalı’nın çok iyi çalıştığını söyleyebilirim.” dedi.

Dünya ticaretinin yüzde 6’sının Panama Kanalı’ndan geçtiğini kaydeden Mencomo, “Dünyanın farklı bölgelerindeki, örneğin Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’deki sorunlar doğrudan bizi etkiliyor. Çünkü bazı firmalar rotasını değiştiriyor ve Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı yerine Panama Kanalı’nı kullanıyor. Bu nedenle trafiğimiz artıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Mencomo, tüm ülkelerin birbirinden etkilendiğini vurgulayarak, “Dünya’nın bir köşesinde olan her şey başka bir köşeyi de etkiliyor, hepimizi birbirimize bağlıyız. Büyük veya küçük her ülkelerin birbirine bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

2023’te 500 bin düzensiz göçmen Panama’yı geçiş rotası olarak kullandı

Panama’nın da bölgesindeki ülkeler arasındaki konumu nedeniyle düzensiz göçmenler için bağlantı noktası olduğuna işaret eden Mencomo, geçen yıl ABD’ye gitmek üzere yola çıkan 500 bin düzensiz göçmenin Panama’yı geçiş rotası olarak kullandığını kaydetti.

Mencomo, “Daha geçen yıl kuzeye, ABD’ye gitmeyi planlayan 500 bin (düzensiz) göçmen (Panama’dan) transit geçti.” dedi.

Düzensiz göçmenlerin Panama’ya 7 ila 12 gün süren çok zorlu bir yolculuğun ardından geldiğini anlatan Mencomo, “Onlara yiyecek, barınak, sağlık hizmeti sağlamamız gerekiyor. Bu çok fazla çaba gerektirir. Dolayısıyla kuşkusuz buna yatırım yapıyoruz. Kaynaklarımızı sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mencomo, düzensiz göç sorunuyla ilgili Türkiye’nin tecrübelerine başvurduklarını belirterek, “Türkiye’nin bize bu konuda yardımcı olabileceğini ve bu sorunla nasıl baş ettiğini paylaşabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Panama’daki artan göç ve ticaret olanakları sebebiyle uluslararası camiayla iletişimlerinin artması gerektiğini ifade eden Mencomo, bu forumun gerekli bağlantıların kurulması için önemli bir araç olduğunu kaydetti.

Mencomo, Türk Hava Yollarının Panama’ya Türkiye’den haftada 11 sefer yaptığını belirterek, bunun artacağından emin olduğunu söyledi.

Öte yandan Panama’nın her yıl ticaret fuarı düzenlediğini kaydeden Mencomo, Türkiye’den bu fuara büyük katılım olduğunu dile getirdi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/panama-disisleri-bakani-panama-kanalinin-trafigi-artiyor/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İSİPAB Konferansı’nda Filistin mücadelesine vurgu yaptı https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-isipab-konferansinda-filistin-mucadelesine-vurgu-yapti/ https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-isipab-konferansinda-filistin-mucadelesine-vurgu-yapti/#respond Mon, 22 Jul 2024 09:00:16 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10731 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’na katıldı. Kurtulmuş, konferansta yaptığı konuşmada sözlerine Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına İSİPAB Dönem Başkanlığı dönemlerinde başarılar dileyerek başladı. Konferansın iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin dünyaya uzun süredir hakim olan modern düşüncenin dünyadaki bütün imkanları sömürmek ve onun üzerinden kar elde etme hırsının olduğunu söyledi.

“Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesi, kainatı bu noktaya getirdi”

Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yer kürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti. İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde yer yüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım” dedi.

Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

“Safları sıklaştırmamız lazım”

Kurtulmuş, İslam dünyasının geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında bulunduğunu, bu kadar büyük bir güce, yer altı yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen İslam dünyasının bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi. Kurtulmuş, İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu bu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde olduğunu, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu kaydetti.

İsrail’in Gazze’ye saldırıları

“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olmak mecburiyetinde olduğunu hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. Kurtulmuş, “Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım” dedi.

“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”

İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama biz genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım” dedi.

İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararasındaki finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz”

Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüzbinlerce, hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan, masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi artırmak ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır” dedi.

Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda gelecek dönemde yeni, barışçıl hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında yer aldı. Kurtulmuş, daha sonra Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı. – ABİDJAN

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-isipab-konferansinda-filistin-mucadelesine-vurgu-yapti/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda İklim Değişikliği ve Gelecek Kuşaklar Konuşuldu https://www.igdirhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-iklim-degisikligi-ve-gelecek-kusaklar-konusuldu/ https://www.igdirhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-iklim-degisikligi-ve-gelecek-kusaklar-konusuldu/#respond Mon, 15 Jul 2024 09:03:16 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10268 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen ” İklim Değişikliği: Gelecek Kuşaklar Bizi Nasıl Hatırlayacak?” başlıklı panelde, iklim değişikliğinin yol açtığı olumsuz sonuçlarla nasıl başa çıkılacağı ve küresel ısınmayla mücadele edilen dünyanın gelecek nesillere nasıl aktarılacağı konuları ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, gazeteci Andrea Sanke tarafından yönetilen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Madagaskar Dışişleri Bakanı Rafaravavitafika Rasata ve Gambiya Dışişleri Bakanı Mamadou Tangara katıldı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Bozay, konuşmasında, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC) yüzde 41 olduğunu ve net sıfır emisyon hedefine 2053’te ulaşmayı planladığını belirterek, iklim değişikliğiyle mücadelede birçok enstitüyle işbirliği içinde olduklarını söyledi.

Bozay, an itibarıyla taslağı oluşturulan iklim yasasının bu yıl yürürlüğe girmesini umduğunu belirterek, gelecek nesillerin bu dönemi nasıl hatırlayacağının önemine dikkati çekti.

Yapılan anketler ve araştırmalar sonucu genç neslin bu dönemi “belirsizlik” kelimesiyle tanımladığına değinen Bozay, bu belirsizliğin iklim değişikliğinde alınan eylemlerde de görüldüğünün altını çizdi.

Bozay, iklim değişikliği ile mücadelenin “yarışa” dönüştürülmemesinin önemini vurgulayarak, ülkelerin yenilenebilir enerji kullanımı gibi planlarda gerçekçi hedefleri olmasının yanı sıra bu konuda atılacak adımların bir standarda oturtulması gerektiğini dile getirdi.

Küresel ısınma ve olumsuz etkileriyle mücadelede bireylerin rolüne değinen Bozay, ülkelerin bu konuda halkına ulaşmasının ne kadar önemli olduğunu, “Evlere etki etmek için yerel yönetimle işbirliği içinde olmalıyız.” sözüyle ifade etti.

Bozay, gelecek nesillerin iklim konusunda bilinçlenmesinin önemli olduğunu belirterek, “genç neslin zihnini ve kalbini kazanmak”, gelecek nesillerin iklim değişikliği ile savaşmasını bir gelenek haline getirmek için özellikle eğitim müfredatında yapılan değişiklikler olmak üzere günlük yaşamda birçok değişiklik yapıldığını söyledi.

Teknolojik gelişmelerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki önemine işaret eden Bozay, “Ancak güneş panelleri ve rüzgar değirmenleri, başkaları tarafından üretilip bu teknolojiler ihtiyacı olanlarla paylaşılmazsa gelecek nesillere faydası olmayan sorunlu bir sistem bırakmış olacağız.” dedi.

“İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz”

Gambiya Dışişleri Bakanı Tangara ise ülkesinin, iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını vurgulayarak, konferanslarda verilen sözler ve hedeflerin gerçek hayata geçirilmesindeki aksaklıklara dikkati çekti.

Tangara, “Bağışçı yorgunluğundan bahsediyoruz ama yemin yorgunluğundan bahsetmiyoruz.” ifadesiyle konferansların oluşturduğu motivasyon ortamından etkilenip gerçek hayata geçirilmeyecek sözler verilmemesi gerektiğini söyledi.

Ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede kendi politikalarının ve projelerinin oluşturmasının önemine işaret eden Tangara, “Başkalarının gelişim modellerini takip edersen her zaman geride kalırsın çünkü birini takip eden, hep onun arkasında kalır. Sürücü koltuğuna oturup, kendi çabalarınla ilerlemelisin.” diye konuştu.

Tangara, konuşmasını, “İklim değişikliği sorunuyla hiçbir ülke yalnız başa çıkamaz.” ifadesiyle sonlandırdı.

“Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla”

Madagaskar Dışişleri Bakanı Rasata da ülkesinin iklim değişikliği sebebiyle risk yaşayan ulusların başında yer aldığını aktardı.

Küresel ekosistemin yüzde 5’ini oluşturan Madagaskar’ın, koruma altına alınması gereken bir “hazine” olduğunu kaydeden Rasata, dört bir yanı denizlerle çevrili bu ülkenin iklim değişikliği ile savaşması için özel önlemler alınması gerektiğinin altını çizdi.

Rasata, Madagaskar’ın her yıl ilkim değişikliği ile mücadele kapsamında 400 milyon dolar kaybettiğini ifade ederek, ülkesinin bu mücadelede uluslararası ortaklarla işbirliği yapmasının önemine değindi.

Madagaskar’ın, küresel ısınmaya ve çevre kirliliğine katkısının, iklim değişikliğinden etkilenmesinden çok daha az olduğunu savunan Rasata, “Daha az kirletiyoruz ama ödediğimiz bedel daha fazla.” dedi.

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir alan bırakmak için gereken önlemlerin alınmasının önemini vurgulayan Rasata, “Ofislerimizde belge imzalamaktan fazlasını yapmalıyız.” ifadesini kullandı.

Rasata konuşmasını, “Gambiyalı mevkidaşımın dediği gibi (iklim değişikliği ile mücadelede) birlik olmalıyız.” ifadesiyle sonlandırdı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-iklim-degisikligi-ve-gelecek-kusaklar-konusuldu/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik https://www.igdirhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyili-vizyonuyla-daha-buyuk-hedeflere-yoneldik/ https://www.igdirhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyili-vizyonuyla-daha-buyuk-hedeflere-yoneldik/#respond Thu, 11 Jul 2024 21:27:19 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10000 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’nde bir konuşma yaptı.

Türkiye’nin sağlık alanında gerçekleştirdiği atılımların sembolü olarak gördüğü şehir hastanelerinden birinin daha hizmete açmak üzere Antalya’da olduklarını belirten Erdoğan, en ileri tıp teknolojileriyle donatılan Antalya Şehir Hastanesinin 1500 yatak kapasitesiyle en değerli turizm ve üretim markalarından biri olan kente önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.

Açılışı yapılan 5 kilometre uzunluğundaki bağlantı yoluyla da Antalya Şehir Hastanesine ulaşımın en rahat şekilde yapılabilmesine imkan verileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolunun ülke ve şehre hayırlı olmasını diledi.

Hastanede görev yapacak personellere kolaylıklar dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu eserleri şehrimize kazandıran bakanlıklarımızı, kurumlarımızı yüklenici firmaları tebrik ediyorum. Hastanemizde dertlerine derman arayacak Antalyalı kardeşlerimize şimdiden Allah’tan şifalar diliyorum. İktidara gelirken milletimize, ülkemizi 4 temel sütun üzerinde yükseltme sözü vermiştik. Bunları da eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik olarak sıralamıştık. Ardından bunlara ülkemizin diğer tüm başlıklardaki yatırım eksiklerini de ilave ettik. Altyapısı, sistemi ve insan kaynağıyla bu alanlarda yaptığımız reformlar sayesinde huzurlu ve güvenli bir ülkede yaşıyoruz. Mesela eğitim ve sağlık alanlarının her birinde sayıları yaklaşık 1,2 milyonu bulan personelle vatandaşımıza hizmet veriyoruz.

Sağlıkta, eski Türkiye manzaralarını, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar iyi bilir. Her bakımdan tel tel dökülen hastaneleri hatırlayın. Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Doktorunu bulmanın ayrı, ilacını temin etmenin ayrı dert olduğu o çarpık sistemi hatırlayın. Sağlam girenin bile hasta çıktığı o köhne düzeni kökten değiştirmek için çok çalıştık. Şehir hastanelerimiz işte bu gayretin bir ürünüdür. Nereden nereye? Bu modelle pek çok farklı teşhis ve tedavi birimini aynı çatı altında buluşturan bir sistem kurduk. Böylece hastası ve hasta yakınıyla vatandaşımızın şehrin bir ucundan diğerine koşturmasının önüne geçtik.”

“Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir”

Şehir hastanelerinin sistem olarak Türkiye’ye mahsus ve yeni bir sağlık hizmeti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz. Şehir hastanelerini, eşi benzeri olmayan birer şifa merkezi olarak milletimizin hizmetine sunmaya devam etmekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların eskiden teşhis ve tedavi için yurt dışına gittiğini şimdi ise Türkiye’nin hemen hemen tüm branşlarda dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri haline geldiğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kanuni ne diyor? ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Bu yola böyle koyulduk. Yani Kanuni devleti yok farz ederek, ‘devlet feda olsun ama insanımızın yeter ki sağlığını, sağlık sorununu halledelim.’ demiş. Bu gelişme kendi kendine olmadı. Arkasında çok büyük bir mücadelenin, emeğin, kaynağın yattığı bu iftihar tablosunun kıymetini iyi bilmeliyiz. Hamdolsun milletimiz, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gayet iyi biliyor ve hayır duasını her fırsatta ifade ediyorum.

Şu anda biz Antalya’dayız. 31 Mart’ta Antalya bir karar verecek. Neyin kararını verecek? ‘Durmak yok, artık yeter.’ diyecek. ‘Yeni bir adım atalım.’ diyecek ve bu yeni adımda evet birilerinin dediği gibi herkesin başkanı. ‘Herkesin başkanı’ ne yaptı Antalya’da? Hiçbir şey yok, tabelalarda ‘herkesin başkanı’ ifadesi kusura bakmayın bunlar yalan ifadeler, çarpık ifadeler, dürüst olmayan ifadeler. Biz bütün yatırımları 21 yılda, Türkiye’nin bir başından bir başına nasıl yaptığımızı artık herkes biliyor.”

“Hayırlı projeleri takdir etmek kimseyi küçültmez”

Antalya’nın bir turizm kenti olarak doğru dürüst havalimanı, terminalleri yokken AK Parti iktidarıyla terminal binalarından pistlerine, uçak seferlerine varıncaya kadar hepsinin bir başka olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatlarında ülkeye eser kazandırmamış, millete hizmet etmemiş olanların bu tür yatırımları, değersizleştirmeye çalıştıklarını söyledi.

Sağlıkta, ulaştırmada, enerjide savunma sanayinde, turizmde ve diğer alanlarda hayata geçirilen hayırlı projeleri takdir etmenin kimseyi küçültmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bugün eğer Türkiye 60 milyon turiste yürüyorsa ve 60 milyon turiste yürürken sadece turizm gelirleriyle bir patlamayı yaşıyorsa işte bu atılan adımların neticesidir. Güzel işleri takdir etmek erdem işaretidir. Türkiye’nin avantajı geçmişte sağlam ve işler bir altyapısı olmadığı için ihtiyaçlarını en son teknolojiye ve sisteme dayalı olarak karşılama imkanına sahip olmasıdır. Hastanelerimiz kadar modern, okullarımız kadar yeni, yollarımız kadar konforlu, havalimanlarımız kadar ferah eserleri dünyada zor bulursunuz.” diye konuştu.

Merhum gazeteci Savaş Ay’ın programlarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bir de buna genç, eğitimli, kabiliyetli, çalışkan ve üretken nüfusumuzu eklediğinizde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl, 100 yıl, 150 yıl önce tamamladıkları altyapıyı biz büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesinde bu gerçeğin çok büyük etkisi vardır. Cumhuriyetimizin ikinci asrına armağanımız olan Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır. Gençlerimize, siyasetiyle, ekonomisiyle, savunmasıyla her alanda iftihar edeceğimiz bir ülke bırakmak istiyoruz. Bunun için de gece gündüz çalışıyoruz. Hizmete açtığımız her yeni yatırımı bu yolda atılmış yeni bir adım olarak görüyoruz. Antalya Şehir Hastanemizin sadece Antalya’ya değil, çünkü Antalya bir turizm kenti olduğuna göre buraya yurt dışından turistler tedaviye gelecektir. Hayırlı olmasını diliyorum.”

Törenden notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindeki heyet ve sağlık çalışanları ile birlikte Antalya Şehir Hastanesinin açılış kurdelesini kesti.

Açılış törenine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti ve MHP milletvekilleri ile Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de katıldı.

Törende, Antalya Şehir Hastanesi’nin tanıtım filmi gösterildi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-yuzyili-vizyonuyla-daha-buyuk-hedeflere-yoneldik/feed/ 0
Antalya Diplomasi Forumu’nda Gıda Güvenliği Paneli Düzenlendi https://www.igdirhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-gida-guvenligi-paneli-duzenlendi/ https://www.igdirhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-gida-guvenligi-paneli-duzenlendi/#respond Tue, 09 Jul 2024 21:27:30 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9870 Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Gıda Güvenliği: Büyüyen Bir Sınama” başlıklı panelde, gıda güvenliğinin sağlanabilmesi çerçevesinde bölgesel ve küresel çatışmalar ile iklim krizine vurgu yapıldı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Elif Bereketli’nin üstlendiği “Gıda Güvenliği: Büyüyen Bir Sınama” paneline Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, Malavi Dışişleri Bakanı Nancy Tembo, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) Komisyonu Başkanı Omar Alieu Touray, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Başkanı Kate Forbes ve Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau katıldı.

“Çok daha kuvvetli önlemlere ihtiyacımız var”

Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Popşoi, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ikinci yılının dolduğunu hatırlatarak ülkesinde 2014’ten bu yana çok sayıda göçmenin bulunduğunu ve uluslararası toplumun desteğiyle onlara ev sahipliği yapmayı sürdüreceklerini söyledi.

Moldova’nın Ukrayna’dan gelen gıda için çok önemli bir ülke olduğuna dikkati çeken Popşoi, “Türkiye’ye de burada teşekkür etmek istiyorum. Türkiye, Ukrayna tahılının güvenli bir şekilde dünyaya açılması için mükemmel bir koridor oluşturdu.” dedi.

Popşoi, Rusya’nın tahıl koridoru anlaşmasını askıya almasının ardından alternatif arayışlarına yöneldiklerini, bu çerçevede bazı koridorlar oluşturduklarını ve bu çerçevede Moldova’dan Ukrayna’ya ve Ukrayna’dan Moldova’ya 2 milyon tonluk gıda akışı sağlandığını kaydetti.

Ukrayna’nın ihtiyacı olan altyapıyı sağlamaya devam ettiklerini aktaran Popşoi, göçmenler konusunun yanı sıra gıda güvenliğinin de öncelikli meselelerden biri olduğunu ifade etti.

Popşoi, “Aslında şoke edici bir durum ortaya çıktı. Aslında bu devasa kriz ile karşı karşıya kalmamız bizi de şaşırttı. Fakat uluslararası toplum ile Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kurumların bize yardımcı olması ve vatandaşların harekete geçmesiyle büyük bir iş çıkardık. Ukrayna’ya komşu olan ülkeler bir araya gelerek kaynakları bir araya getirdiler.” ifadelerini kullandı.

Gıda güvenliğinin sağlanması açısından Ukrayna’dan gelen tahıl konusunun önemli olduğunu vurgulayan Popşoi şunları söyledi:

“Uluslararası toplumun desteğini sürdürmesi gerekiyor. Gıda güvenliğinden bahsedip bundan bahsetmezsek olmaz. Temel güvenliğin sağlanması lazım, bunun için belirli yatırımlara ihtiyaç var. Aynı zamanda da yine bu çatışmaların etkisini azaltabilmek için çok daha sağlam, çok daha kuvvetli önlemlere ihtiyacımız var. Evet hukukun üstünlüğünden bahsediyoruz, ancak hukukun üstünlüğüne dayalı olarak biz bunları yaparsak istikrar sağlanabilir ve değer zincirlerinin kırılmadığından emin olabiliriz. Aksi takdirde özellikle de ihtiyacı olan ülkelerin gıdaya olan erişimi maalesef sekteye uğrayacak.”

“(İklim değişikliği) sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de etkileyecektir”

Malavi Dışişleri Bakanı Tembo, Malavi için tarım ürünlerine bağımlı bir ülke olarak iklim değişikliği konusunun en önemli zorluklardan biri haline geldiğini söyledi.

Malavi’nin ekonomik faaliyetlerinin yüzde 80’ini tarımın oluşturduğunu kaydeden Tembo, “2015’ten bu yana olağanüstü bazı koşullarla karşı karşıya kaldık. Örnek olarak da kasımda normalde yağmur yağar, o dönemde ekim yapılır. Fakat öyle durumlar ortaya çıktı ki ocak ayına kadar yağmur yağmadı.” ifadelerini kullandı.

Madagaskar, Malavi ve Zimbabve’nin bazı kesimlerinde 2015’ten itibaren büyük kasırgaların yaşandığını belirten Tembo, özellikle geçen seneki kasırgada, yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini, binlerce hanenin yıkıldığını ve tarım ürünlerinin büyük zarar gördüğünü aktardı.

Tembo, gıda güvenliğinin ülkelerinin kalkınması açısından son derece önemli olduğunu vurguladı.

İklim değişikliği konusunun doğru ele alınması gerektiğine dikkati çeken Tembo şunları kaydetti:

“Bu, sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de etkileyecektir. Bu kasırgalar bütün altyapıyı etkiledi, hastane ve eğitim altyapısını etkiledi, bu kasırgalardan dolayı okullar mahvoldu. Birçok insan artık eğitim erişimine sahip değil.”

Tembo, Malavi’nin kendi kendine yetmek konusunda sorun yaşayan bir ülke olduğunu ve kasırgalar sebebiyle uluslararası kurumlardan yardım aldıklarını, çiftçileri tekrar ekim yapmaları için teşvik ettiklerini ve tarım konusunda da bilgiye ihtiyaçları olduğunu ifade etti.

Gübrenin büyük kısmının Rusya ve Ukrayna’dan geldiğini belirten Tembo, “Avrupa Birliği’nden çok uzağız ama savaş gerçekten bizi de etkiledi, özellikle de tarım ürünlerinin üretimi konusunda. Çünkü birçok çiftçinin maliyet artışından dolayı gübreye erişimi yok. Aslında bu, tüm sistemin nasıl birbiriyle bağlantılı olduğunun da mükemmel bir örneği.” diye konuştu.

Tembo, az gelişmiş ülkelerin finansmana erişimi konusunda yeni adımlar atılması gerektiğini aktardı.

“Batı Afrika’da 40 milyondan fazla insan gıda güvensizliği ile karşı karşıya”

ECOWAS Komisyonu Başkanı Touray, gıda güvenliğinin insanların sağlıklı bir hayat yaşayabilmesi için çok önemli bir konu olduğunu ifade etti.

Batı Afrika’da 413 milyonluk bir nüfusun bulunduğunu kaydeden Touray, “Bu nüfusun yüzde 10’u yani Batı Afrika’da 40 milyondan fazla insan gıda güvensizliği ile karşı karşıya.” dedi.

Touray, Nijer’de 3,2 milyon, Nijerya’da 36 milyon, Burkina Faso ve Mali’de 3 milyon insanın gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Batı Afrika’da gıda güvensizliğine sebep olan 4 unsurun varlığına dikkati çeken Touray, bunların güvensizlik, yapısal sorunlar, jeopolitik sorunlar ve iklim değişikliği olduğunu söyledi.

Touray, ECOWAS olarak bölgedeki unsurlar arasında koordinasyon sağlamak istediklerini, barış ve istikrar için gerekli finansman sağlanmazsa kötü sonuçların devam edeceğini belirtti.

Göç konusuna da değinen Touray şunları kaydetti:

“Göç de aslında bu güvensizliğin bir sonucu ve şunu da unutmamak gerekiyor, göç aslında genelde Afrika içerisinde gerçekleşiyor. Yani Afrikalı göçmenlerin yüzde 90’ı genelde Afrika içerisinde yer değiştiriyor ve genelde yoksul topluluklar içerisinde gerçekleşiyor.”

“Kısa vadeli ve uzun vadeli çözümlere odaklanmamız lazım”

IFRC Başkanı Forbes, milyonları ilgilendiren bir sorunun konuşulduğunu ve bu sorunun, içerisinde birçok unsuru barındırdığını söyledi.

Gıda güvenliği konusunda siyasi çözümlere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Forbes, “Artık çiftçilerin işlerini yapamıyor olmasına da bir çözüm bulmak lazım. Yani biz yemek bıraktık gıda emanet ettik ve gittik gibi tek seferlik çözümler bizim için uygun değil. Hem siyasi olarak hem de kuruluşlarımız içerisinde kısa vadeli ve uzun vadeli çözümlere odaklanmamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Forbes, iklim değişikliği gibi sorunların artık içerisinde olunduğunu ve bu sebeple ayak uydurulması gerektiği, çözüm bulunmazsa şiddet ve ihtilaflarla karşı karşıya kalınacağı ve bunun için de uzun bir süreye sahip olunmadığı değerlendirmesinde bulundu.

“Karşımızda daha önce hiç görülmemiş bir ihtiyaç düzeyi var”

WFP İcra Direktörü Yardımcısı Skau, halihazırda çok büyük bir gıda krizinin içerisinde olunduğunu, bu sebeple de fonları ve finansmanı artıracak çalışmaları yapmanın öncelik arz ettiğini söyledi.

Kaynakların yetersizliğinden bahseden Skau, “Karşımızda daha önce hiç görülmemiş bir ihtiyaç düzeyi var ve bu, 3 yıl içinde dramatik bir yükseliş gösterdi. Dolayısıyla eşi benzeri görülmemiş, kapatılması gereken bir boşluk var.” ifadelerini kullandı.

Skau, istikrarsızlığın belirsizliğin yolunu açtığını dolayısıyla bilgi akışının sağlanmasının, çözüm odaklı hareket etmenin ve doğrudan gıda sağlamak yerine gıda sistemlerine yatırım yapmanın önemine dikkati çekti.

Gıdaya erişimin sağlanması için alınan inisiyatiflerin teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden Skau, “Karadeniz inisiyatifini düşünün, burada Türkiye’den ve birkaç başka yerden gelen diplomatik adımlar sayesinde bir kazan kazan senaryosu ve fırsatı oluşturuldu.” dedi.

Skau, Gazze’de ve Sudan’da yaşananlara bakıldığında durumun sürdürülebilir olmadığını, finansman sıkıntısının değil finansmanın ulaştırılması sıkıntısının bulunduğunu ve diplomatik çözümlere ihtiyacın olduğunu sözlerine ekledi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/antalya-diplomasi-forumunda-gida-guvenligi-paneli-duzenlendi/feed/ 0
Küreselleşmiş Dünyada Bilim ve Teknoloji Diplomasisi Paneli Antalya’da Düzenlendi https://www.igdirhaber.com.tr/kuresellesmis-dunyada-bilim-ve-teknoloji-diplomasisi-paneli-antalyada-duzenlendi/ https://www.igdirhaber.com.tr/kuresellesmis-dunyada-bilim-ve-teknoloji-diplomasisi-paneli-antalyada-duzenlendi/#respond Mon, 08 Jul 2024 21:51:30 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9829 Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) düzenlenen “Küreselleşmiş Dünyada Bilim ve Teknoloji Diplomasisin Rolü” başlıklı panelde yapay zeka gibi teknolojilerin diplomasi alanına uyarlanması, bilim ve teknolojinin kötü niyetli kullanımının önlenmesi ve gelişen teknolojilerin küresel ölçekte nasıl daha iyi yönetilebileceğine ilişkin konular ele alındı.

Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2024, ikinci gününde devam ediyor.

M?oderatörlüğünü DiploFoundation’ın kurucu üyesi ve eski Malta Dışişleri Bakanı Alex Sceberras Trigona’nın üstlendiği “Küreselleşmiş Dünyada Bilim ve Teknoloji Diplomasisin Rolü” paneline Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Diplomasisi Özel Koordinatörü Büyükelçi Murat Yavuz Ateş, DiploFoundation Yöneticisi Jovan Kurbalija, Danimarka Teknoloji Büyükelçisi Anne Marie Engtoft Melgaard ve İstanbul Üniversitesinden Prof. Özgün Erler Bayır katıldı.

Büyükelçi Ateş, her şeyin çok hızlı şekilde ilerlediğini ifade ederek, Türkiye’nin de teknolojik gelişmelerden mümkün olduğunca fazla faydalanmaya çalıştığını kaydetti.

Ateş, işe ilk başladığı zamanlarla gelinen dönemi kıyaslayarak çok uzun sürebilecek işlerin artık yapay zeka sayesinde kısa süre içerisinde tamamlanabileceğini söyledi.

Özel sektör, devlet kurumları ve akademi gibi birçok alanının kendi içerisinde teknoloji alanına ilişkin çalışmalar yürüttüğünü belirten Ateş, “Örneğin Türkiye’de dijital dönüşüm ofisimiz, sanayi ve teknoloji bakanlığımız, rekabet kurulumuz ve telekomünikasyon kurumumuz var.” dedi.

Ateş, teknolojik gelişmelerin zorlukları da beraberinde getirdiğini dile getirerek bu konuda yasal düzenlemelerin kilit noktada ve bunun nasıl şekillendirildiğinin de bir o kadar önemli olduğunu ifade etti.

Yapay zekanın popülerleşmesinin bu zorlukları artırdığı değerlendirmesinde bulunan Ateş, “Dediğim gibi çok güzel işler başarabilir ama bazı şeyleri daha da zora sokabilir ayrımcılık olsun yanlılık olsun yani dijital ayrışmayı da çoğaltabilir.” diye konuştu.

Ateş, yeni teknolojiler dünyanın her bir yanında kullanılacaksa bunun ortak şekilde regüle edilmesi ve insanı merkeze yerleştiren yasal düzenlemelerin getirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Önümüzdeki on yıl içerisinde yapay zeka süper zeka konumuna rahatlıkla gelebilir ve insan kontrolünün ötesine de geçebilir.” dedi.

“Teknoloji ve dijitalleşme talepleri artırıyor”

Danimarka Teknoloji Büyükelçisi Melgaard da teknolojinin ilerlemesinin diplomasinin farklı bir dünyada işlemesi anlamına geldiğini ifade ederek, ilk defa 1992’de e-posta gönderildiğini ancak diplomasinin tamamen kağıdı bırakmasının 20 yılı bulduğunu aktardı.

Şimdi ise ChatGPT’nin ortaya çıktığını dile getiren Melgaard, “Artık herkes yapay zekanın nasıl kullanılabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla çok ciddi bir değişimden bahsediyoruz.” dedi.

Melgaard, ancak bu konuda uluslararası bir mevzuat olmadığına dikkati çekerek, “Mesela sahte bir video, seçimlerden hemen önce gösterilirse ne olacak belki sonrasında sahte olduğu tespit edilecek ancak iş işten geçmiş olacak.” diye konuştu.

Bugün 45 ülkenin bu konuda çalışan teknoloji büyükelçileri olduğunu vurgulayan Melgaard, çok taraflı sistemlerin ortak bir paydada buluşabilmesinin önemli olduğunu belirtti.

Melgaard, ancak Birleşmiş Milletler (BM) tarafına bakıldığında bunun çok da kolay olmadığını çünkü herkesin aynı teknolojik seviyede olmadığını söyledi.

Teknoloji ve dijitalleşmenin talepleri artırdığını ifade eden Melgaard, “Git gide BM gibi kurumların sorumlulukları da ağırlaşacak çünkü çözüm bulmak durumunda kaldığımız meseleler artışa geçecek.” diye konuştu.

Melgaard, “Herkes internete erişmek istiyor herkes bilgisayar sahibi olmak istiyor neden çünkü bunlar beraberinde çok büyük imkanları getiriyor ama kuantum bilgisayarlara geçiş yapıldığında nasıl olacak onlara kaç kişi erişebilecek ve bu gelişmeleri kaç ulus takip edebilecek?” dedi.

“Küresel internet altyapısı kırılgan”

DiploFoundation Yöneticisi Kurbalija, dijital teknoloji alanında en önemli konunun “süreklilik” olduğuna işaret ederek, küresel internet altyapısının kırılgan olduğunu vurguladı.

Okyanusun ortasından geçen kablolar olduğunu ve bunun “potansiyel risk taşıdığını” ifade eden Kurbalija, böylesi kritik altyapının yedeğinin olması gerektiğini söyledi.

Üniversitelerin yapay zekayı yasaklayarak hata yaptığını belirten Kurbalija, “Yapay zeka gelecekte bugünün interneti gibi olacak ve hayatlarımızın tam merkezinde yer alacak.” diye konuştu.

“Diplomasi krizlerle şekilleniyor”

İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Özgün Erler Bayır, artık teknolojik gelişmelerin takip edilmesinin zorlaştığına dikkati çekerek, bu gelişmelerin diplomasiye adapte edilmesinin de bir soru işareti olduğunu belirtti.

Gelişimler hızla yaşanırken her şeyin dijitalleşmesi olmalı mı sorusunu sorduğunu ve bir zamanlar telefon diplomasinin de gündemde olduğunu ancak bu misyonun da tamamlandığını aktaran Bayır, bazı diplomatların dijitalleşmeye yönelik şüpheci olduğunu ifade etti.

Bayır, diplomasinin dijitalleşmesi ve bunun geleceğine karşı akıllarda soru işaretleri olduğunu vurgulayarak, tam olarak nelerin değişeceğinin merak konusu olduğunu ve Kovid-19 salgını sırasında olduğu gibi diplomasinin uygulanma şeklinin değişebildiğine işaret etti.

Özellikle kavramsallaşmada “tutarlılığa” ihtiyacın olduğunu vurgulayan Bayır, “Akademiye baktığımız zaman da konseptlerin farklılaştığını görüyoruz.

Sanal diplomasi, Twitter diplomasisi gibi pek çok farklı kavram ortaya çıktı ve bunlar diplomasinin yeni türleri.” dedi.

Bayır, nesiller boyunca diplomasinin krizlerle şekillendiğini ifade ederek, ABD’nin İran’da sanal elçilik açmış olmasının bunun bir örneği olduğunu söyledi.

Bunun gayet pratik bir uygulama olduğunu belirten Bayır, yeni politikalar geliştirirken vizyoner de olunması gerektiğini kaydetti.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kuresellesmis-dunyada-bilim-ve-teknoloji-diplomasisi-paneli-antalyada-duzenlendi/feed/ 0
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: Sorun BM’de değil, Batı ülkeleri BM kararlarına uymuyor https://www.igdirhaber.com.tr/rusya-disisleri-bakani-lavrov-sorun-bmde-degil-bati-ulkeleri-bm-kararlarina-uymuyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/rusya-disisleri-bakani-lavrov-sorun-bmde-degil-bati-ulkeleri-bm-kararlarina-uymuyor/#respond Fri, 28 Jun 2024 21:45:54 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9487 Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler’in (BM) temelinde bir sorun bulunmadığını, asıl sorunun Batı ülkelerinin BM kararlarına riayet etmemesi olduğunu belirtti, Gazze’de ateşkes kararının da Batılı ülkelerce veto edildiğini söyledi.

Lavrov, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında TRT World Sunucusu Alican Ayanlar’ın moderatörlüğündeki “ADFLeadersTalks” paneline konuşmacı olarak katıldı.

Bakan Lavrov, Türk makamlarına Foruma davetleri için teşekkür ederek, “2 yıl önce buradaydım. Geçen sene maalesef gelemedim çünkü geçen sene Türkiye’de büyük bir afet vardı. Çok yıkıcı bir deprem oldu. Rusya hemen arama kurtarma ekiplerini gönderdi, insani yardım gönderdi.” dedi.

Çok kutupluluğun halihazırda bir gerçeklik olduğunu belirten Lavrov, Çin ve Hindistan’ın ekonomilerinin rekor düzeyde büyümekte olduğuna ve modern teknolojileri kullandıklarına dikkati çekti.

Lavrov, Çin’in ABD’nin rakibi olarak görüldüğünü vurgulayarak, “Dünya Ticaret Örgütü’nün faaliyetlerini frenlemeye başladılar. Şikayetler gelmeye başladı. Çin de haklı olarak dünyada adil bir rekabet yok demeye başladı.” şeklinde konuştu.

Bakan Lavrov, BM Tüzüğü’nün “muhteşem bir belge” olduğunun ancak Batı’nın buna riayet etmediğinin altını çizerek, Batı’nın Rusya’yı “saygı gösterilecek” bir ülke olarak görmediğini ifade etti.

İsrail’in Filistin’e saldırılarına ilişkin, Filistin ile ilgili olan kararları ABD’nin “sabote ettiğini” dile getiren Lavrov, “Filistinlilerin özerklik kazanamayacağı bir yapıya gidilmeye başlandı.” diye konuştu.

Bakan Lavrov, “Filistin’in BM üyesi yapılması konuşuluyor. Çok güzel görünüyor dışarıdan bakınca ama mevcut durum değişmiyor.” ifadesini kullandı.

Lavrov, ABD’nin Tayvan konusunda da “Biz tek bir Çin’i tanırız.” dediğini ancak mevcut durumda Tayvan’la ilişkilerini bağımsız bir ülke gibi yürüttüğünü anlattı.

Bakan Lavrov, “Dolayısıyla BM’nin temelinde bir sorun yok. Batı ülkeleri BM kararlarına riayet etmemektedirler. Sorun buradan kaynaklanıyor.” dedi.

Lavrov, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Ukrayna’ya asker göndermeye ilişkin açıklamasına yönelik, “Böylece buraya asker gönderilmesi itiraf edilmiş oldu.” diye konuştu.

Rusya’nın ABD başkanlık seçimlerine bakışı

Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle ülkesine yönelik bir linç olduğunu kaydeden Lavrov, geçmişteki olayların çok hızlı şekilde unutulduğunu ve kimsenin bunları dile getirmediğini ifade etti.

ABD başkanlık seçimlerine değinen Lavrov, ABD halkının kimi seçerse Rusya’nın onunla birlikte eşit haklar ve dürüstlük temeline dayalı olarak çalışmaya hazır olduğunu, ABD’nin her şeyi almak istediğini ancak karşılığında hiçbir şey vermek istemediğini vurguladı.

Lavrov, Rusya olarak herhangi bir şeyin değişmesini beklemediklerini kaydederek, “Seçim sonuçları ne olursa olsun çok bir şeyin değişeceğini de düşünmüyoruz. Başkan Trump zaten başkandı geçmişte ve o dönemde de bizim üzerimizde çok büyük müeyyideler, ambargolar uygulamışlar ama bunu da Obama başlatmıştı dürüst olmak gerekirse. 3 hafta içerisinde Obama toplamda 120 kişi olmak üzere bizim diplomatlarımız ve ailelerini tam yeni yıl arifesinde sınır dışı etmişti. Obama onları doğrudan uçuş olmayan bir günde sınır dışı etti.” ifadelerini kullandı.

Rusya’nın Gazze’de ateşkes desteği

Rusya’nın Gazze konusunda nasıl eylemler alabileceğine ilişkin Lavrov, uzun yıllardır bu konuları konuştuklarına değinerek, her zaman tarafları yapıcı bir şeyler yapmaya teşvik ettiklerini dile getirdi.

Lavrov, Batı kıyılarında tamamen İsrailli yasa dışı yerleşimcilerin olduğunu gördüklerini, ABD dahil yasa dışı yerleşimleri kimsenin kabul etmediğini vurguladı.

Batı Şeria’ya da aynı şekilde yerleşimcilerin gelmeye başladığını ve Gazze’de de bunun olduğunu aktaran Lavrov, İsrailli yetkilileri esnek olmamakla eleştirdiklerini ve Filistin meselesinin bu şekilde çözülemeyeceğinin altını çizdi.

Lavrov, İsrail’de Binyamin Netanyahu hükümetinin bu savaşı başlattığını anımsatarak, “Şunu söylediler: ‘Filistinliler hayvandır, insan değildir’. Diğer taraftan da Rusların insan olmadığını, yaratık olduğunu söyleyenler de oldu.” ifadelerini kullandı.

Gazze’nin büyük kısmında sivillerin öldürüldüğüne dikkati çeken Lavrov, ateşkes olması gerektiğini dile getirdiklerini ancak ABD’nin bunu BM Güvenlik Konseyinde veto ettiğini söyledi.

Lavrov, ABD’nin Filistinlileri ve Arap halklarını mevcut durum üzerinden bir barışa zorlamaya ve bunu, Filistinlilerin ekstra bir toprağı olmayacak şekilde sağlamaya çalıştığını ifade etti.

Filistinlilerle bir araya geldikleri zaman birlik içinde ve tek ses olmaları gerektiğini söylediklerini anlatan Lavrov, “Filistin’in Özgürleştirilmesi Platformunun” resmi bir hal alması gerektiğini söyledi.

Transdinyester bölgesi

Lavrov, Moldova’nın içinde bulunan ve tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ayrılıkçı Transdinyester bölgesinin Moldova yönetiminin “baskılarına” karşı Rusya’dan koruma talep etme kararına ilişkin, “Kiev rejiminin yaptıklarını yapıyorlar, Rusçayı dışlıyorlar. Ukraynalılarla birlikte aynı zamanda ciddi ekonomik baskılar yapıyorlar.” dedi.

Oradaki insanların uzun yıllardır, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana kuşatma altında olduklarını savunan Lavrov, bölgedeki yaklaşık 200 bin kişinin Rusya pasaportuna sahip olduğunu dile getirdi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/rusya-disisleri-bakani-lavrov-sorun-bmde-degil-bati-ulkeleri-bm-kararlarina-uymuyor/feed/ 0
Hayata Dönüş Operasyonu Davasında Dönemin İçişleri Bakanı İfadesini Verdi https://www.igdirhaber.com.tr/hayata-donus-operasyonu-davasinda-donemin-icisleri-bakani-ifadesini-verdi/ https://www.igdirhaber.com.tr/hayata-donus-operasyonu-davasinda-donemin-icisleri-bakani-ifadesini-verdi/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:45:14 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9047 HAYATA DÖNÜŞ OPERASYONU’ DAVASINDA DÖNEMİN İÇİŞLERİ BAKANI İFADESİNİ VERDİ

Sevda SARIKAYA-İSTANBUL, (DHA)-BAYRAMPAŞA Cezaevi’nde 21 yıl önce ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nda 12 kişinin ölümü ve 29 kişinin de yaralanmasına ilişkin dönemin jandarma personellerinin de aralarında bulunduğu 194 sanığın yargılandığı davada dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tanık olarak ifade verdi.

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan ara celsede tanık olarak dinlenen dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, katılanların avukatının dosyaya sunduğu 37 sorunun bir kısmını yanıtladı.

21 yıl önce Bayrampaşa Cezaevi’nde 12 kişinin ölümü ve 29 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ ile ilgili aralarında dönemin jandarma personellerinin de yer aldığı 194 kişinin yargılandığı davada, dönemin İşişleri Bakanı Sadettin Tantan tanık olarak ifade verdi. Operasyon öncesi, Marmara bölgesindeki cezaevlerinin gezilerek tutukluların olası bir operasyona karşı çıkıp çıkmayacağına ilişkin keşif yapıldığına yönelik iddialara ilişkin Tantan, “O zamanlarda pankart asmak, duvarlara yazı yazmak gibi basit suçlarla yatan gençlerin tahliye şartı gerçekleşmiş olmasına rağmen, örgüt mensuplarınca cezaevlerinde tutuluyorlardı. Buna ilişkin aileler tarafından ve mahkemeler tarafından çokça şikayet vardı. Amaçları örgütün kontrolünü sağlayabilmek ve örgüt mensubu kişiler yetiştirebilmekti. Bunlar arşiv kayıtlarında da vardır. O zaman tam anlamıyla cezaevlerinin kontrolü devletten çıkmış, örgüt liderlerinin kontrolüne girmişti. Örgüt liderleri cezaevlerindeki örgüt mensuplarına da bu şekilde devam etmeleri yönünde talimatlar veriyordu. Aynı zamanda cezaevlerinin mimarisi örgüt mensuplarınca değiştirilmişti. Biz de o zamanlar bu duruma bizzat şahit olmuştuk. Operasyonun gerçekleşmesinin gerçek nedeni budur” dedi.

“ASIL AMAÇ KİMSENİN CANINA ZARAR GELMEDEN OPERASYONU TAMAMLAMAKTI”

Tantan, dava dosyasında bulunan “gizli” ibareli, başlığında “Cezaevleri Müdahale Harekat Emri No:1” yazan belgenin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ifade ederek, “Hükümet kararı icra edilmiştir. Benim tek başıma böyle bir emir düzenlemem mümkün değildir. Zaten emrin altında başka imzalar da vardır. O zaman yetkim gereği bu emre imza atmam gerekiyordu. Buradaki asıl amaç kimsenin canına zarar gelmeden operasyonu tamamlamaktı. Kesin emir bu şekildeydi” ifadelerini kullandı.

“HEP BİRLİKTE ÖN ÇALIŞMA YAPARAK BU OPERASYONUN İÇİNDE YER ALDIK”

Dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun’un ifadesindeki, “Hayata Dönüş Operasyonu’nun yetkisi ve operasyonun planlamasını İçişleri Bakanlığı yaptı. Operasyonu da İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı yaptı, operasyonel güç de bunlardaydı” sözlerinin hatırlatılması üzerine Tantan, “Milli Güvenlik Kurulu ve hükümetin aldığı kararlar doğrultusunda Adalet Bakanlığının cezaevlerinde bu operasyonu gerçekleştirmesi gerekiyordu ve bu operasyon için ilgili kurumların yardımı gerekiyordu. Bu yüzden İçişleri Bakanlığı olarak yetkili olan bizler ve yetkili cezaevi savcılığı ve jandarma komutanlıkları hep birlikte ön çalışma yaparak bu operasyonun içinde yer aldık. Operasyonu gerçekleştirirken bütün ceza infaz kurumlarının mimari planını da göz önünde bulundurarak hiçbir cana zarar gelmemesi adına hassasiyetle hareket ettik” şeklinde ifade verdi.

“CEZAEVİ SAVCISI VE JANDARMA KOMUTANLIĞI HER TÜRLÜ KARARI ALMAKTA YETKİLİYDİ”

“Kapalı alanda kullanılamayacak silahların hangi amaç ve nedenle hapishanenin içinde kullanıldığı” yönündeki soruya ise Tantan, “Bu operasyonu yürüten kolluk personelinin, çalışanların ve içeride bulunan tüm mahkûmların can güvenliğinin sağlanması için ne yapılması gerekiyorsa cezaevi savcısı ve jandarma komutanlığı her türlü kararı almakta yetkiliydi. Benim ne tür silahlar kullanıldığına dair bilgimin olması mümkün değildir. Böyle bir talimatımız da yoktur” şeklinde yanıt verdi. Dava, 1 Nisan’da görülmeye devam edecek.

İDDİANAMEDEN

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010 yılında hazırlanan iddianamede, 19 Aralık 2000 tarihinde gerçekleşen operasyonda Bayrampaşa Cezaevi’nde 12 kişinin öldüğü 29 kişinin de yaralandığı anlatılıyor. İddianamede, 196 şüphelinin “Görev sınırını aşarak gayrimuayyen şekilde birden çok adamı öldürmek” ve “29 kişiyi de yaralamak” iddiasıyla çeşitli oranlarda hapis cezalarına çarptırılmaları talep ediliyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/hayata-donus-operasyonu-davasinda-donemin-icisleri-bakani-ifadesini-verdi/feed/ 0
Vakıf Katılım, aktif büyüklüğünü 2024’te 506 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyor https://www.igdirhaber.com.tr/vakif-katilim-aktif-buyuklugunu-2024te-506-milyar-tlye-cikarmayi-hedefliyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/vakif-katilim-aktif-buyuklugunu-2024te-506-milyar-tlye-cikarmayi-hedefliyor/#respond Tue, 28 May 2024 21:09:48 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7816 Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, üretim, istihdam ve ihracat temelli yatırımlara ve projelere kanalize olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu yıl, aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye, nakdi ve gayri nakdi finansman toplamını 400 milyar TL’ye, toplanan fonlarımızı da yaklaşık 392 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.

Vakıf Katılım’ın 2023 yılı finansal sonuçları ve 2024 hedefleri ile katılım bankacılığı sektörünün ele alındığı toplantı Mehmet Ali Akben’in ev sahipliğinde Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Akben, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’de katılım finans pazar payının her geçen yıl arttığını ve sektörün coğrafi olarak yayılmaya devam ettiğini dile getirdi.

Sektörün geçmişte olduğu gibi geçen yıl da kaynaklarını reel sektörün kullanımına sunduğunu kaydeden Akben, sektörün katma değerli üretim ve ekonomik dinamizmi merkeze alarak Türkiye Ekonomi Modeli’ni desteklemeye devam ettiğini söyledi.

Akben, Türkiye Katılım Bankaları Birliği’nin Aralık 2023 verilerine göre, bugün 9 katılım bankasının toplam 1455 şube ve yaklaşık 20 bin personelle hizmet sunduğunu anımsatarak, “Bankacılık sektörünün 2023 Aralık itibarıyla toplam nakdi finansman hacmi yüzde 54,7 düzeyinde büyürken, katılım bankalarında bu oran yüzde 63,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yine toplanan fonlarda aralık ayı itibarıyla bankacılık sektörü yüzde 69 düzeyinde büyürken, katılım bankaları yılbaşına kıyasla yüzde 71,5’lik büyüme kaydetmiştir.” ifadelerini kullandı.

Vakıf Katılım’ın Aralık 2023 itibarıyla katılım bankacılığı sektörü içindeki nakdi finansman pazar payının yüzde 17,51, öz kaynak pazar payının ise yüzde 20,29 şeklinde gerçekleştiğinin altını çizen Akben, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Toplam aktif büyüklüğümüzü bir önceki yıla kıyasla yüzde 67,62 artırarak 315,3 milyar TL’ye ulaştırdık. Bu dönemde, toplanan fon hacmini de yüzde 83,41 artışla 254,2 milyar TL’ye yükselttik. Yine geçtiğimiz yıl, güçlü fonlama?kaynaklarımız?ve öz kaynaklarımızla?reel sektöre desteğimizi artırarak nakdi ve gayri nakdi toplamda?260,4 milyar TL fon kullandırdık. Takipteki alacak oranımız yüzde 1’in altında. Sektör ortalamasının altında kalan bu oran başarılı olduğumuz alanlardan biri.” diye konuştu.

Akben, bütün kaynaklarını reel sektörün gelişimi ve büyümesi için yönlendirdiklerini belirterek, “Kullandırdığımız krediler içinde KOBİ kredilerinin payı 2023 sonu itibarıyla yüzde 42,7 seviyesine yükseldi. Sunduğumuz nakdi ve gayri nakdi desteği de 2023’de bir önceki yıla oranla yüzde 72,1 artırarak 100 milyar TL’ye ulaştırdık.” şeklinde konuştu.

Katılım bankalarında kredi hacminin bankalara oranla 9 puan daha fazla büyüdüğüne dikkati çeken Akben, “Katılım bankaları konvansiyonel bankalara kıyasla bir miktar fazla büyüyor. Toplanan fonlardaki düşük büyümenin sebebi faiz artışı ya da indirimlerine çabuk intibak edemiyor.” yorumunda bulundu.

Akben, Vakıf Katılım’da enflasyonun üzerinde büyüme olduğuna dikkati çekerek, toplanan fonlarda görülen büyümenin bu şartlara rağmen önemi bir başarı olduğunu söyledi.

“Toplamda 5,2 milyar TL tutarında finansman desteği sunduk”

Yenilenebilir ve sürdürülebilir finansmanlar konusunda da önemli çalışmalara imza attıklarını ifade eden Mehmet Ali Akben, bu kapsamda yaklaşık 2 milyar TL’si geçen yıl olmak üzere toplamda 5,2 milyar TL tutarında finansman desteği sunduklarını dile getirdi.

Akben, sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında hayallerini gerçekleştirmek isteyen kadın girişimciler ve hakim ortağı kadın olan işletmelere desteklerini sürdürerek 4,1 milyar TL’si nakdi, 1,5 milyar TL’si gayri nakdi olmak üzere yaklaşık 5,6 milyar TL finansman sağladıklarını aktardı.

Büyüme stratejisinin temelini dijital kanalların güçlendirilmesi üzerine inşa eden bir kurum olduklarının altını çizen Akben, “Müşterilerimizin ihtiyaçlarını şubelerimizin yanı sıra dijital kanallarımız aracılığıyla da karşılamalarını oldukça önemsiyoruz.” diye konuştu.

Akben, tüzel kişiler için uzaktan müşteri edinimi sürecini başlatan ilk finans kurum olduklarını ifade ederek, “2023 yılında dijital kanallardan kazandığımız müşteri sayımızın bir önceki yıla göre 5 kat artış gösterdiğini özellikle belirtmek isterim. Bugün geldiğimiz noktada ise işlemlerin yaklaşık yüzde 94’ü dijital kanallar aracılığıyla yapılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“TROY logolu kartlar İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrası daha fazla talep gördü”

TROY logolu kartların İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonrası daha fazla talep gördüğüne dikkati çeken Akben, “Debit’le birlikte ülkede 350 milyona yakın kart var. TROY kart, BDDK Başkanı olduğum dönemde hassasiyet gösterdiğim bir konu oldu. Türkiye’de yüzde 100’den fazla artışlar var. Bizde de talep artıyor. Talebe göre şekillenecek.” ifadelerini kullandı.

Akben, Türkiye’de kredi kartlarının vadeli çek gibi bir ödeme aracı olduğunu belirterek, “Nasıl ki bankalar bireysel ya da tüzel kredi notundan sonra kredi veriyor. Taksiti bir şirket yapıyor, ilave banka yapıyor. Vatandaşlar mobilya, elektronik eşya gibi yüksek tutarlı ürünlerde kredi kartının taksiti sayesinde sahip olabiliyor. Bizim çalıştığımız dönemde ithal ürünlerde, yüksek tutar içeren taksit sınırlaması getirdik. Az taksit uygulanmıştı. Amaç ithal yerine yerli ürünlerin tercih edilmesi idi.” diye konuştu.

Kredi kartlarında faizlerin düşük kaldığını ifade eden Akben, “Kredi kartının gelirle ilişkilendirilmesi gerekiyor. Bizim dönemimizde dar gelirli için bant aralığı getirmiştik. Çok etkilenmesinler diye kademeli geçişler yapmıştık. Benzeri uygulamalar yapılabilir. Dar gelirlileri düşünerek dikkatli hareket etmek gerekir.” ifadesinde bulundu.

“Aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz”

Kaynakları reel sektörün finansmana erişmesi için kullanmayı sürdüreceklerini ifade eden Akben, “Üretim, istihdam ve ihracat temelli yatırımlara ve projelere kanalize olmaya devam edeceğiz. Bu yıl, aktif büyüklüğümüzü 506 milyar TL’ye, nakdi ve gayri nakdi finansman toplamını 400 milyar TL’ye, toplanan fonlarımızı da yaklaşık 392 milyar TL’ye çıkarmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Akben, Vakıf Katılım’ın tüzel müşteri hedef kitlesinin ana odakları arasında yer alan KOBİ’ler için çalışmalarına büyük bir hızla devam edeceklerini belirterek, “Hem mevcut KOBİ müşterilerimizle olan hacmi büyütecek hem de yenilikçi ürünlerle KOBİ müşterileri sayımızı artıracağız. Bu yıl KOBİ’lerimize nakdi ve gayri nakdi toplam 177 milyar TL destek sunmayı hedefliyoruz.” dedi.

2024 yılında da veriyi merkeze alan dijital odaklı iş yapış kültürünü daha da artırarak, yapay zeka ve robotik süreç uygulamalarına ağırlık vereceklerini ifade eden Akben, “Dijital Olgunluk” seviyelerini 2024 yılında daha da yükselteceklerini ve gelişen teknolojiye uygun bir şekilde müşterilerin beklentilerine en etkili ve hızlı şekilde yanıt vermeyi sürdüreceklerini aktardı.

Akben, “Ürün geliştirmelerimizin yanı sıra, web kanallarımıza entegre edilen yeni destek noktalarıyla müşteri temas noktalarını artırarak, müşteri memnuniyetini maksimum düzeyde tutma çalışmalarımızı da devam ettireceğiz.” diye konuştu.

Şubeleşmeye ve coğrafi kapsama alanlarını genişletmeyi sürdürerek mevcuttaki 196 şube sayılarını da yılsonuna kadar 210’a çıkarmayı planladıklarını kaydeden Akben, “Her zaman olduğu gibi önümüzdeki dönemde de hedeflediğimiz tüm kalemlerde başarılı sonuçlar alacağımıza, hem sektörümüzün hem de ülke ekonomimizin gelişimi için önemli faaliyetler ortaya koyacağımıza yürekten inanıyorum.” açıklamasını yaptı.

“Toplumun sadece ekonomik anlamda değil kültürel anlamda da kalkınmasına büyük önem veriyoruz”

Kuruldukları günden bu yana toplumun sadece ekonomik anlamda değil kültürel anlamda da kalkınmasına büyük önem verdiklerini belirten Vakıf Katılım Genel Müdürü Akben, kurumsal vatandaş kimlikleri doğrultusunda Vakıf Eserleri Envanter Projesi adlı çok özel bir projeyi hayata geçirdiklerini kaydetti.

Akben, 2022 yılında başladıkları projenin ilk durağının Hatay olduğuna dikkati çekerek, “Şehirdeki 117 vakıf eserini 3 ay süren bir çalışmayla 2600 karede fotoğrafladık ve bunu çok kıymetli bir referans kitap haline getirdik. Hatay’ı fotoğraf karelerine taşıdığımız o günlerin ardından ne yazık ki hepimizi büyük acılara sevk eden bir deprem felaketi yaşadık. Deprem, sizlerin de bildiği gibi fotoğrafladığımız eserlerin çoğunu ya yıktı ya da büyük hasara uğrattı.

Dolayısıyla bu kitap çalışması bizler için artık vakıf eserlerinin tespit edilmesi amacının ötesinde, geçmişle aramızda bağ kuran çok kıymetli bir köprü niteliğinde. Bu anlamda çalışmamızın, eserlerin restorasyon çalışmasında kurum ve kuruluşlara kılavuzluk edecek nitelikte olduğunu düşünüyorum. Projemize şimdi de Konya ile devam ediyoruz. Yakında bu çalışmamızı da nihai haline getireceğiz.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/vakif-katilim-aktif-buyuklugunu-2024te-506-milyar-tlye-cikarmayi-hedefliyor/feed/ 0
AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, TOKİ Konutları İle İlgili Açıklama Yaptı https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-sami-er-toki-konutlari-ile-ilgili-aciklama-yapti/ https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-sami-er-toki-konutlari-ile-ilgili-aciklama-yapti/#respond Tue, 09 Apr 2024 21:01:10 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6099 AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, Malatya’da tüm hak sahiplerinin konutlarının tesliminin ardından fazla konut üreterek kiracılar ve alt gelir grubundaki vatandaşlara da TOKİ konutları yapacaklarını söyledi.

AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, beraberinde Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit ve AK Parti İlçe Başkanı Ramazan Yaylacı ile Salköprü Mahallesi’ndeki spor salonunda bölge sakinleri ile bir araya geldi. Çevre mahallelerden de çok sayıda vatandaşın katılım sağladığı toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sami Er, deprem sonrası büyük yıkımın yaşandığı Malatya’da devam eden kalıcı konutlar ve işyerlerinin son durumu hakkında bilgiler verdi.

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın katılımı ile 6 binin üzerinde kalıcı konutun kura çekimi sonucunda hak sahiplerine teslim edildiğini belirten Sami Er, her ay yapımı tamamlanan TOKİ konutlarının hak sahiplerine teslim edilmeye devam edeceğini söyledi. Malatya’da deprem nedeniyle hak sahibi olan tüm vatandaşlara TOKİ tarafından evlerinin teslim edileceğini söyleyen Başkan Adayı Sami Er, “Tüm teslimatlar bittikten sonra TOKİ’de görev yapan birisi olarak daha fazla konut üretilmesini sağlayarak hem kiracılar hem de alt gelir grubunda bulunan vatandaşlarımızın konut sahibi olması için çaba sarf edeceğim” dedi.

Kent genelinde 35 yeni rezerv alanı daha belirlendiğini ifade eden Er, buralarda yeni konutlarının yapılacağını söyledi. TOKİ’de görev aldığını ve bunun da Malatya’da kendisi için büyük bir artı olacağını dile getiren Er, “Allah’ın izniyle siz bize güvenirseniz ki güvenin. Hem konut inşaatı hem de çarşı inşaatının yani bütün şehrin planlanmasının her aşamasında çok rahatlıkla her yere ulaşabilecek ve idare edecek bir pozisyondayım” ifadelerine yer verdi.

31 Mart sonrası halkın teveccüh göstermesi sonucunda göreve başladıklarında Malatya’yı yeniden ayağa kaldırmak için ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini ifade eden Er, “Ben ve ekibim Malatya’da en son insanımızın konutuna erişince, en son esnafımızın kalıcı işyerine ulaşıncaya kadar bize durmak yok, yorulmak yok” dedi.

Malatya’dan göçü durduracaklarını ve giden göçlerin de yeniden kente dönmesi için gayret göstereceklerini de belirten Sami Er, “Herkese eşit mesafede olacağız. Herkese adil davranacağız. Hiç kimsenin adamı olmayacağız. Sadece Malatyalıların adamı olacağız” ifadelerine yer verdi.

Göreve geldiklerinde belediyeye personel alımlarında da adil olacaklarının altını çizen Er, “Bir personel alınacağı zaman kesinlikle ehliyet ve liyakate önem vereceğiz. Kamu malını en iyi şekilde koruyacak kişilerle çalışacağız. Alımlarda kura ile belirleme yapacağız. Bunu özellikle söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.

“Tüm süreci sizlerle yürüteceğiz”

AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit de bugün rezerv alanı olarak belirlenen bu mahallelerde halkın talep ve sorunlarını dinlemek için bir araya geldiklerini ifade ederek, “Burada rezerv alanında yeniden yapılaşma yapılırken öncelikle ben Yeşilyurt Belediyesi adayı olarak şunu belirtmek istiyorum. Buradaki vatandaşımızın hakkını sonuna kadar koruyacağız. Bunun için buradayız. Süreç devam ederken mutlaka sizlerle istişare edeceğiz. Sizin görüşleriniz alınarak bu süreçler yürütülecek” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından toplantıya katılan vatandaşların merak ettikleri tüm sorulara adaylar ve yetkililer cevap verdi. – MALATYA

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ak-parti-malatya-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-sami-er-toki-konutlari-ile-ilgili-aciklama-yapti/feed/ 0
Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasıyla ilgili tutuklanan zanlıların ifadeleri https://www.igdirhaber.com.tr/erzincanda-maden-ocagindaki-toprak-kaymasiyla-ilgili-tutuklanan-zanlilarin-ifadeleri/ https://www.igdirhaber.com.tr/erzincanda-maden-ocagindaki-toprak-kaymasiyla-ilgili-tutuklanan-zanlilarin-ifadeleri/#respond Tue, 26 Mar 2024 21:48:38 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5566 Erzincan’ın İliç ilçesinde maden ocağındaki toprak kaymasından saatler önce alanda görülen çatlaklar, zanlılardan bazılarının ifadelerinde yer aldı.

Tutuklanan 6 zanlıdan firmanın Kanadalı yöneticisi J.R.G, İliç Sulh Ceza Hakimliğinde tercüman aracılığıyla verdiği ifadesinde, maden sahasında yapılan işlemlerin gözlemlenmesi ve raporlanmasından sorumlu olduğunu anlattı.

Madenden asıl sorumlu kişinin operasyon direktörü olarak görev yapan K.Ö. olduğunu, bu kişinin yerine A.C’nin görev yaptığını belirten J.R.G, “Görevim maden sahasını gözlemleyerek şirket merkezindeki ülke müdürüne raporlama yapmaktır. M.B’den aldığım bilgiyi şirket merkezindeki ülke sorumlusuna aktarmaktayım.” dedi.

“Olay günü çatlakları gördük, Amerika’daki merkeze bu durumu bildirdim”

Liç bölgesinde herhangi bir görevi olmadığını ifade eden J.R.G, şunları anlattı:

“Olay günü liç bölgesine gittik, çatlakları gördük. Amerika’daki merkeze bu durumu saat 11.00’de bildirdim. Saat farkından dolayı 02.00 olması nedeniyle herhangi bir dönüş yapılmadı. Bana 2022 Ağustos ayında 8 metre olması gereken yüksekliğin geçildiği bildirildi. Ben başlamadan önce söz konusu raporlama yapılmıştı hatta gereken seviyeye indirilmesi için rapor düzenlenmişti. Projeye uygun hale gelmesini raporladım. Zaten liç bölgesinde firmalar düzenli olarak denetim yapıyordu. Olay günü sahaya çıktığımda küçük çatlaklar gördük, en büyük çatlak 6 santimetre büyüklüğündeydi. Daha iyi görebilmek için yüksek bir noktaya çıktık, solüsyon verilmeye devam ediyordu. Tehlike anlaşıldığından solüsyonun farklı noktalara aktarılmasını söyledim.”

Tutuklu zanlı, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ve kalp rahatsızlığı olduğunu belirtti.

“Çatlak görüldükten sonra yol kapatılmasıyla ilgili mail attı”

Tutuklu şüphelilerden, firmanın liç bölgesindeki borulamadan sorumlu süpervizörü S.D. ise liç bölgesinin 2010 yılından itibaren oluşturulmaya başladığını belirterek, “Görevim solüsyonların geçtiği boruları düzenlemekten ibarettir. Liç bölgesinde fazla yüklemeye ilişkin herhangi bir şeyle karşılaşmadım. Liç bölgesinde 2018’de borularda patlak olması nedeniyle yarıklar olmuş ancak bunlar kaymadan kaynaklı değildir. Bu kısımlar çimentolu malzemeyle kapatılmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Olay günü sabahı toplantıda olduğunu anlatan S.D, “Toplantıdan ayrıldıktan sonra K.Ö. beni aradı, arabayla gelip aldı. İki noktada çatlak olduğunu gördük. Amirim K.M.A. yolun kapatılması emrini verdi. Ş.D. de yol kapatılmasıyla ilgili mail attı. Saat 13.30 civarında solüsyonun kapanması talimatını aldık ve ADR bölümü solüsyonu kapattı. Görevim sadece boru döşenen yerlere solüsyonun verilmesiydi.” şeklinde ifade verdi.

“Olay sabahı liç bölgesinde çatlak olduğunu gösteren fotoğraflar gruptan gönderildi”

Tutuklanan şüphelilerden, firmanın oksit kırıcı mühendisi Ş.D. de liç kısmına gidecek malzemenin kırma işinde görev yaptığından bahsetti.

Bölgede her gün aglomerasyon (cevherin iri kütleler haline getirilmesi, topaklaştırma) testleri yapıldığını ifade eden Ş.D, “Bu testlerde liçe gönderilen toprakta ne kadar çimento, kireç ve su katıldığı denetlenmektedir. Olay sabahı liç bölgesinde çatlak olduğunu gösteren fotoğraflar gruptan gönderildi. Olaydan dolayı çalıştığım bölümde herhangi bir zarar olmadı.” dedi.

Ş.D, ifadesinde şunları anlattı:

“Çatlamalardan dolayı kırma tesisi çalışmıyordu. Bu çatlamaları öğrendiğimde aşağıdaki kısımda ana ofisimdeydim. Liç bölgesinin arka kısmında genişletme sırasında patlatmalar yapılıyordu ancak olay günü bir patlatma yapılmadı diye hatırlıyorum. Olay günü 08.30’da yığın bölgesinde online toplantıya katıldım, iş güvenliği konusunda görüşme başladı. Süpervizör K.Ö. çatlakları bize bildirdi, buna istinaden M.B. sahaya geldi. Jeofizik ve İSG uzmanlarına bilgi verildi, sonra sahada inceleme başlatıldı. Liç alanı mühendisi K.M.A, liç bölgesinin kapatıldığına dair mail atmamı istedi. Ofis kısmına indiğimde bu maili attım. Maili hatırladığım kadarıyla iş güvenliği, bakım, maden, oksit operasyon, sülfit operasyon ve İliç beyaz yaka birimine attım.”

Ş.D. toprak altında kalan kişilerin neden orada olduklarına ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti.

“J.R.G’ye yardımcı olma maksadıyla K.Ö’nün yerine bakıyordum”

Tutuklu şüphelilerden bakım müdürü A.C. ise oksit ve tesis ekipmanlarının bulunduğu alanda görev yaptığını söyledi.

Liç bölgesinde herhangi bir görevinin bulunmadığını belirten A.C, maden ocağında “ADR ve sart kısımları ile sülfit tesisi”nin bakımlarını yaptığını dile getirdi.

Olay günü sabahı liçten sorumlu M.B’nin kendisine çatlaklar konusunda bilgi verdiğini ifade eden A.C, “M.B’ye bunun saat 10.00 toplantısında aktarılmasını söyledim. Toplantıya J.R.G. de katılıyordu ve ona aktarmasını söyledim. Bütün operasyonlar ve iş güvenliği birimleri J.R.G’ye bağlıydı. Olay günü liç bölgesine gitmedim.” şeklinde savunma yaptı.

Teknik olarak da liç bölgesinin herhangi bir bölümünden ve aktivitesinden sorumlu olmadığını savunan A.C, bu konularda teknik bilgisinin de olmadığını anlattı.

İngilizcesinin iyi olması ve firmanın Kanadalı yöneticisi J.R.G. ile daha iyi iletişim kurabilmesi için kendisine K.Ö’nün yerine vekaleten bakmasının söylendiğini belirten A.C, “Aslında benim K.Ö’nün çalıştığı birimle ilgili çok bilgim yok. J.R.G’ye yardımcı olma maksadıyla K.Ö’nün yerine bakıyordum. Asıl işi yapacak olan J.R.G’dir, zaten K.Ö’nün alanıyla ilgili teknik bilgim yoktur. Liç bölgesinin fizibilitesinde asıl görevli birim proje birimidir. Benim uzmanlık alanım elektrik mühendisliğidir, bu alanla ilgili herhangi bir görevim yoktur.” ifadelerini kullandı.

İliç’e bağlı Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kayması sonucu kaybolan 9 işçinin bulunması için çalışma başlatılmıştı.

Toprak kaymasına ilişkin soruşturmada, aralarında firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 6 zanlı tutuklanmış, şirketin Türkiye’deki müdürü C.D’nin de olduğu 3 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

(Bitti)

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/erzincanda-maden-ocagindaki-toprak-kaymasiyla-ilgili-tutuklanan-zanlilarin-ifadeleri/feed/ 0
Kayseri’de komşusunu keserle öldüren şüpheliye ağırlaştırılmış müebbet istemi https://www.igdirhaber.com.tr/kayseride-komsusunu-keserle-olduren-supheliye-agirlastirilmis-muebbet-istemi/ https://www.igdirhaber.com.tr/kayseride-komsusunu-keserle-olduren-supheliye-agirlastirilmis-muebbet-istemi/#respond Sun, 11 Feb 2024 21:06:11 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3356

KAYSERİ’de Hasibe Soykuk’u (51) başına keserle vurarak öldüren komşusu İsmail Kocatürk hakkında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Tutuklu olduğu cezaevinden dilekçe yazan İsmail Kocatürk, suçunu itiraf etmiş, olayın alacağı olan 1500 liranın verilmemesi yüzünden çıkan tartışmada yaşandığını söylemişti.

Olay, geçen yıl 13 Kasım saat 21.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Gesi Güney Mahallesi Yüksel Çavuşoğlu Caddesi’ndeki 2 katlı evde meydana geldi. Seyit Ahmet Soykuk hayvanlarını otlattıktan sonra eve geldiğinde eşi Hasibe Soykuk’u kanlar içinde yerde yatarken buldu. İhbar üzerine eve jandarma ve sağlık ekipleri geldi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Hasibe Soykuk’un, kafasına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü belirlendi.

GÖZALTINDAKİ EŞİ SERBEST

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve Jandarma Suç Araştırma Timi’nin (JASAT) çalışması sonucu olayla bağlantısı olabileceği düşünülen, Soykuk’un eşi S.A.S., oğulları S.S. ve B.B.S. ile komşuları İsmail Kocatürk gözaltına alındı. Soykuk’un eşi S.A.S., ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılırken, diğer 3 şüpheli ise adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden İsmail Kocatürk tutuklandı, Soykuk’un 2 oğlu ise serbest kaldı.

115 SAATLİK KAMERA GÖRÜNTÜSÜ İZLENDİ

İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JASAT ekipleri, Hasibe Soykuk’un cinayet şüphelisini bulmak için çalışma başlattı. 115 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü inceleyen ekipler, ölen Soykuk’un evinin arka bahçe kısmını gören kamera görüntüsünde bir kedinin hayatın olağan akışına aykırı hareketlerde bulunarak, panikle kaçtığını belirledi. Bu bölgede yapılan araştırmada, Hasibe Soykuk’un komşusu ve çocuklarının arkadaşı olan İsmail Kocatürk’ün evinin bulunduğu yerde kan izlerinin olduğu tespit edildi. Şüpheli komşu Kocatürk’ün evinde yapılan incelemede ise evin bazı bölümlerinde ve lavaboda kan izleri bulundu.

POŞETLE MALZEME GÖTÜRMÜŞ

Jandarma ekipleri, çevredeki kamera görüntülerinde yaptığı incelemede, İsmail Kocatürk’ün elinde poşet ile malzeme götürdüğünü belirledi. Kocatürk ise karakolda alınan ifadesinde söz konusu poşet içinde suça konu olan keser ile kanlı elbise ve ayakkabıyı evin uzağında bulunan boş bir alana attığını söyledi. Jandarma tarafından keşif yapılan bölgede söz konusu malzemeler de ele geçirildi. Hasibe Soykuk’un kafasına keser ile vurarak öldürdüğü iddia edilen İsmail Kocatürk’ün, ‘hırsızlık’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından da 9 farklı suç kaydı olduğu ortaya çıktı.

İLK İFADESİNDE CİNAYETİ KABUL ETMEDİ

İsmail Kocatürk ilk ifadesinde cinayeti işlemediğini öne sürerek, “Ses geldi. B.B.S.’nin elinde keser vardı. Birbirimizi itekledik. B.B.S., bana ‘kimseye bir şey söyleme, aileni de çocuklarını da öldürürüm’ dedi. Korkuyla evime gittim. Kan lekelerini yıkadım. Söz konusu malzemeleri de boş bir alana götürüp attım” dedi.

CEZAEVİNDEN İTİRAFÇI OLMAK İÇİN DİLEKÇE YAZDI

Şüpheli komşu İsmail Kocatürk, tutuklu bulunduğu cezaevinden dilekçe yazarak, yeniden ifade vermek istedi. Kocatürk’ün dilekçesi sonrası savcılık tarafından yeniden alınan ifadesinde, “Hasibe Soykuk’un ailesi ile 4 gün için gübre taşıma için anlaştım. 1 günlük ücretimi verdiler. 500 lira aldım. Ama 3 günlük ücretim olan toplam 1500 TL’yi vermediler. Evlerine gittim, oğlu B.B.S.’yi sordum, ‘Esrar içmek yerine paramı versin’ dedim. Hasibe bana, ‘Sen oğlumu takip edeceğine önce karını takip et’ dedi. Tartıştık. İtişme oldu. Koltuk üzerinde keseri gördüm, alıp vurdum. Ardından Hasibe içeri doğru gitti. Arkasından gidip bir kez daha vurdum. Araç sesini duyunca kaçtım. Amacım öldürmek değildi. Pişmanım” dediği ortaya çıktı.

İDDİANAME HAZIRLANDI

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame düzenlendi. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, sanık Kocatürk hakkından ‘bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak veya yakalanmamak amacıyla kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Sanık Kocatürk, ileriki günlerde hakim karşısına çıkacak.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kayseride-komsusunu-keserle-olduren-supheliye-agirlastirilmis-muebbet-istemi/feed/ 0
SPOR Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’ten DHA’ya önemli açıklamalar! https://www.igdirhaber.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/ https://www.igdirhaber.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/#respond Tue, 06 Feb 2024 09:06:16 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2928 Galatasaray Başkanı Dursun Özbek’ten DHA’ya önemli açıklamalar!

Özbek’ten Ali Koç’a yanıt Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır

Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum

Derhal Kulüpler Birliği başkanlığından istifa etmeli

10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor

Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz

Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak

Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz

Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz

Bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır

İnşallah Okan hoca ile beraber 5’inci yıldızı takarız

Türk futbolu bu tip transferlere hasret

Felsefemiz Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil

Muslera bizim kıymetlimiz

Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir

Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa istifa çağrısında bulunulabilir, bunu yadırgamıyorum

Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır

Standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik

SERHAN TÜRK – ALİ DANAŞ İSTANBUL,(DHA)- Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, gündemde yer alan konularla ilgili Demirören Haber Ajansı’na (DHA) özel açıklamalarda bulundu.

Camiayı mutlu etmek adına hem amatör branşlarda hem de futbolda çalışmaların devam ettiğini belirten Dursun Özbek, Aşağı yukarı 18, 19 aydır görevdeyiz. 2022 Haziran ayından beri Galatasaray Kulübü’ne hizmet etmek için genel kurul bize görev verdi. Şurası çok net. 2022 Haziran ayında, seçim döneminde biz genel kurula ne söz verdiysek hepsini realize ettik. Az bir şey kaldı. Bunlar nelerdir. Özellikle Kemerburgaz’ın bitmesi. Florya’nın Kemerburgaz’a taşınması. İkincisi Mecidiyeköy’deki rezidansların bitirilip, hak sahiplerine teslim edilmesi kaldı. Bunları da Mayıs’a kadar yani önümüzdeki seçim dönemine kadar bitirmeyi planlıyoruz. Bu konuda çok yoğun çalışmamız var. Başarılı mıyız, evet. Söylediğimiz her şeyi yaptık. Özellikle futbolda Cumhuriyet’in 100’üncü yılındaki şampiyonluk da vaatlerimiz arasında vardı. Şampiyon olduk, onu çok değerli buluyorum. Amatör branşlarda kulübümüzün mali yapısı el verdiği sürece en iyi, en başarılı şekilde kulübümüzü temsil ettik. Bu sene de şampiyonluğun en büyük adayı Galatasaray. Bu manada camiamızı mutlu etmek hiç hem amatör branşlarda hem futbolda çalışmalarımız sürüyor. Taraftarımıza teşekkür etmek istiyorum. Her yerde bizim arkamızda durdular. Sahadaki performansı yukarı çekmek için en yüksek seviyede desteklerini gösterdiler. Camiama teşekkür ederim. Geldiğimiz günden beri huzur içinde, sevgiyle çalışmalar yapmak için onlara çağrı yapmıştım. Camiamız bize bu güzel günleri, sevgi dolu iklimi sundu. Biz de gereğini yapmaya çalıştık. Bir teşekkür de yönetim kurulu arkadaşlarıma gönderiyorum. Onlar da aldığımız bu emaneti en iyi şekilde temsil etmek için ellerinden geleni yaptılar. Dolayısıyla 2024’te emaneti teslim edeceğimiz bir seçim dönemine geliyoruz. Galatasaray’a önümüzdeki dönemin hayırlı olması ve bu dönemde yapılan işlerin bir tık daha üste taşınması için yeni gelecek arkadaşlara başarılar diliyorum. Seçim vaatlerimizin hepsini gerçekleştirdik. Yaklaşık 4 aylık bir süremiz daha var. Bu 4 ayda da gerçekleştiremediğimiz ya da eksik kalan kısımları tamamlayacağız ifadelerini kullandı.

BANKALAR BİRLİĞİ ANLAŞMASINDAN ÇIKMAK İÇİN UZUN ZAMANDAN BERİ ÇALIŞIYORUZ

Sürdürülebilir başarı için finansal bağımsızlığın şart olduğu, bunun için de Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için çalışmalara devam ettiğini söyleyen Özbek, Bankalar Birliği anlaşmasından çıkmak için uzun zamandan beri çalışıyoruz. Seçim vaatlerimizin içinde o da vardı. Çünkü Galatasaray’ın finansal bağımsızlığını almasını çok önemsiyoruz. Sürdürülebilir başarı için bu finansal bağımsızlık şart. Bankalar Birliği Konsorsiyumu tarafından devamlı kontrol edilen, kontrol derken şu; daha başarılı olmak, finansal yapıyı daha çabuk düzeltmek için yapacağınız hareketlerde kısıtlama var. Borçlanamazsınız, şunu, bunu yapamazsınız gibi kısıtlamalar var. Geldiğimiz günden beri bu bağımsızlığı kaybetmenin Galatasaray’a yakışmadığını hep ifade ettik. Onun için arkadaşlarımla beraber bu konuyu önceledik, bu konuyu ele aldık. Şu anda A ve B planları olmak üzere iki çerçevede bunu sonuçlandırmak için hareket halindeyiz. Bunu geçen divan konuşmamda da söyledim. Kısa sürede camiaya müjde vermek için şu anda çalışıyoruz. Bu hareketlerimiz sadece camiamız tarafından değil, aynı zamanda Bankalar Birliği tarafından da takdir görüyor. Biz bunları yaparken sadece laf olarak değil, konsorsiyumun önüne projeler koyarak onlara anlattık. Biz şunları yaparak yapılandırmadan çıkacağız diye söyledik. Projeleri önlerine koyduk. Onlar da bu projeleri takip ediyorlar. Kademe kademe sona doğru yaklaşıyor. Bizi takdir ettikleri husus şu. Bunun bir örnek olacağını, çünkü mali yapısı güzel olmayan kulüp sadece Galatasaray değil. Bütün kulüplerin bu manada sorunları var. Onun için Bankalar Birliği Konsorsiyumu çalışanları, genel müdürleri, genel müdür yardımcıları hep şunu söylüyorlar. Sizin bu çalışmalarınız, Türk spor kamuoyuna örnek teşkil edecek. Dolasıyla onlar da en süratli çıkış için bize destek veriyorlar. Kısa sürede bu projeyi tamamlamak suretiyle 2022 Haziran ayında ne söylediysek hepsini realize etmiş olarak 2024 Mayıs seçimlerine gideceğiz şeklinde konuştu.

FLORYA PROJESİ’NİN BAŞLAMASI, KEMERBURGAZ PROJESİ’NİN BİTMESİYLE OLACAK

Florya Projesi’nin başlaması için öncelikle Kemerburgaz Projesi’nin bitirmek gerektiğini ifade eden Dursun Özbek, Florya Projesi için görüşmelerimiz devam ediyor. Kısa sürede açıklayacağız. Florya Projesi’nin başlaması, Kemerburgaz Projesi’nin bitmesiyle olacak. Kemerburgaz’da biz divan toplantısı yaptık. Orada da görüldü, kabası bitmişti. Şimdi duvarları örülüyor. Kısa süre içinde cephe kapamasına başlayacağız. Bu arada sahalarımızın imalatı da başladı. Burada Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’ne (GSYİAD) teşekkür borçluyum. Onlar sahaların yapılmasını üstlendi. Saha çalışmalarını, ihale süreçlerini tamamladılar diye biliyorum. Orada çalışma da başladı. Dolayısıyla Mayıs ayında seçimlere gitmeden oradaki yerleşkemizi Galatasaray camiasına bitirmiş olarak teslim etmek istiyoruz. Bu süreçle beraber Florya’daki projemiz de başlayacak dedi.

MAYIS AYINDAKİ SEÇİMDEN ZİYADE SÖZ VERDİĞİMİZ İŞLERİN BİTİRİLMESİNE KONSANTREYİZ

2022 yılının Haziran ayındaki seçimde söz verdikleri işlerin bitirilmesine konsantre olduklarını ve şu anda bir seçim çalışması içinde olmadıklarının altını çizen Özbek, şöyle konuştu

Galatasaray’da şöyle bir usul yok. Ben Galatasaray’a başkan olmak istiyorum gibi bir söylemle ortaya çıkılmaz. Bütün Galatasaray üyelerinin çıkmaması lazım. Camia zaten birbirini tanıyan bir camia. Camia üyelerinin kapasitesini, yapabilecekleri şeyleri çok iyi tahlil eden bir genel kurulumuz var. Dolayısıyla Galatasaray’a hizmete sıra geldiği zaman zaten camia size bu çağrıyı yapar. Hiçbir kulüp üyesi de camianın, genel kurulun yaptığı bu çağrıyı cevapsız bırakmaz. Galatasaray’da görev verilir. Elbette Galatasaray’ın ihtiyacı olunan her yerde ben ve arkadaşlarım varız. Biz şu anda Mayıs ayındaki seçimden ziyade söz verdiğimiz işlerin bitirilmesine konsantreyiz. Seçime daha aşağı yukarı 4 ay var. Bu süreyi, hizmet maksadıyla değerlendirmek istiyoruz. Şu anda bir seçim çalışması içinde değiliz. Onu vakti zamanı geldiği zaman oturur, düşünürüz. Camiamızın talepleri, görüşü doğrultusunda hareket ederiz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR FİNANSAL YAPIYI OLUŞTURMANIN PEŞİNDEYİZ

Yönetim olarak en büyük başarılarının camiayı tek yumruk haline getirmek olduğuna vurgu yapan Özbek şu ifadeleri kullandı

Benim ve arkadaşlarımın ortak bir hayali var. Sürdürülebilir bir başarı sistemini Galatasaray’a getirmek istiyoruz. Sürdürülebilir başarının tek ve en önemli şartı finansal yapının düzgün olması. Sürdürülebilir yapıya hizmet edebilecek şekle gelmesi. Benim ve arkadaşlarımızın bütün derdi bu. Biz özellikle Mayıs’a kadar olan dönemde bunun temellerini atmak istiyoruz. Bu bir anda bitecek, sihirli değnekle dokunup düzelecek bir şey değil. Ama bu projeyi biz zaten yaptık. Seçimlerden önce genel kurula ve bütün camiaya anlattık. Türkiye’de ilk ve tek enlerin takımı Galatasaray diyorsak bu manada da ilk kulüp olması yönünde hareket ediyoruz. Onu da başaracağımızı görüyoruz. Sürdürebilir bir finansal yapıyı oluşturmanın peşindeyiz. Bu manada çok müspet çalışmalarımız var. Yeri ve sırası geldikçe de bunu camiaya anlatacağız. Burada her zaman vurguladığım ve tekrar vurgulamak istediğim bir şey var. Hangi projeyi yaparsanız yapın, hangi öneriyi getirirseniz getirin camianın içindeki barışıklık, birbirini sevmek çok önemli. Bu projelerin başarılı olması için camiada birlik, beraberlik ve tek yumruk olmayı izliyoruz şu anda. Ben diyebilirim ki bizim en büyük başarımız camiada bu havayı, iklimi yaratmak. Çünkü bunu yaratamazsan hangi projeyi yaparsan yap, bence hükümsüzdür. Sonuca ulaşamazsınız ya da istediğinizi başarıyı yakalamazsınız. Şu andaki iklim gayet güzel, müsait. Bundan sonra gelecek yönetimlere de aynı sevgi ikliminin devam ettirmesi için tavsiyede bulunuyorum. Galatasaray’ı başarıya götürmenin birinci önceliği bu.

BUNUN ORTAYA ÇIKMASINI, CAMİAYA HAKİM OLMASINI SAĞLAMAK BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞ DEVEDE KULAK KALIR

Galatasaray’ın genlerinde birlik ve beraberlik olduğunu bunun sonucunda da kendilerinin camiayı bir araya getirmelerinin daha kolay olduğunu söyleyen Dursun Özbek, Şu kadarını söyleyeyim. Daha önce yöneticilik ya da başkanlık yapmış herkesle diyalog içindeyim. Yaptığımız her şeyi onlarla paylaşıyorum. Camiayla, divanla, genel kurulla paylaşıyorum. Onlardan aldığım tepki ve reaksiyonu da bu işi başardığımızın kanıtı olarak görüyorum. Aksi takdirde böyle bir şeyi sağlayamamış olsaydık ikazlar gelirdi. Böyle bir şey yok. Evet biz bu konuda çalıştık. Bu konuda mesai harcadık ama Galatasaray’ın hamuru burada çok önemliydi. Galatasaray bu birlik ve beraberlik ruhu zaten var. Bu varken, bunun ortaya çıkmasını, camiaya hakim olmasını sağlamak bizim yaptığımız iş devede kulak kalır. Bizim hamurumuzda birlikte ve beraberlik olduğu için işimiz de kolay oldu diyebilirim dedi.

İNŞALLAH OKAN HOCA İLE BERABER 5’İNCİ YILDIZI TAKARIZ

Teknik direktör Okan Buruk’u çok başarılı bulduğunu söyleyen Özbek, Okan hoca ile geldiğimiz günden itibaren temas halindeydik. Futbolculuk döneminden beri çok beğendiğim, çok iyi bir Galatasaraylı. Galatasaray’dan yetişmiş bir hoca olması, bizim kendisiyle istişaremizi hedef birliğimizi kolaylaştıran bir husus. Dolayısıyla ben de kendisini çok başarılı buluyorum. Bu sene de özellikle verdiği hizmetin takdire şayan olduğunu düşünüyorum. İnşallah bu sene sonunda şampiyonlukla beraber 5’inci yıldızı takarız. İnşallah orada da Okan hoca ile beraber gideriz, beşinci yıldızı da beraber takarız. Bunun için çalışıyoruz. Transfer dönemi henüz bitmedi. Bu hafta da var. Bu manada çalışmalarımız sürüyor. Transferle ilgili arkadaşlar yoğun çaba sarf ediyor. Bu haftayı da bekleyelim, göreceğiz şeklinde konuştu.

TÜRK FUTBOLU BU TİP TRANSFERLERE HASRET

Türkiye’de bir oyuncu için ödenen en yüksek bonservis bedeline ulaşarak Bayern Münih’e transfer olan Sacha Boey’un transfer sürecini de anlatan Özbek, şu ifadelerini kullandı

Boey’un satışı gerçek bir transfer başarısı olarak herkesin kabul ettiği bir şey. İlmek ilmek hazırlanmış bir şey. Sadece biz ve yönetimimiz tarafından olay bir şey değil. Burak Elmas başkanımız döneminde transferi yapılmış, demek ki o zaman performans gelişmesi ön görülmüş. Fatih hoca emek sarf etmiş. Ondan sonraki dönem Okan hoca emek sarf etmiş Boey’un gelişmesi için. Dolayısıyla bütün faktörler bir araya geldiği zaman Boey, Galatasaray’ın yıldız futbolcusu olarak bu sezonun bitimine kadar bize hizmet etti. Bundan sonra Boey’un transferiyle ilgili çalışmalar da ayrı bir önem arz ediyor. Ben geçmişte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Onların emekleri sayesinde Galatasaray başarılı bir transfer yaptı. Ondan sonraki dönemde yani taleplerin oluştuğu dönemde de benim ve arkadaşlarımın büyük emeği var. Özellikle Erden Bey’in futbol şubesini yöneten kişi olarak bu konuda da çalışmaları takdire şayandır. Transfer gecesi sabah 4’e kadar, Bayernliler de buradaydı. Çok yoğun bir çalışma, çok güzel bir strateji çerçevesinde bu transfer yapıldı. Erden kardeşimle beraber bir strateji kurduk. Bir telefon trafiği çerçevesinde kademe kademe istediğimiz rakamlara geldi. Başarılı bir transfer olarak bütün Türk halkını memnun ettiğini düşünüyorum. Çünkü; Türk futbolu bu tip transferlere hasret. Ülkeler arasında bunun fersah fersah üstünde transferler yapılırken Türkiye’de sanki bir kilit, limit varmış gibi Türkiye’den futbolcu şu fiyata çıkar, bu fiyata çıkar, bunun üstüne çıkmaz gibi bir görüş var. Dolayısıyla bu görüşü de yıktığımızı düşünüyorum. İnşallah bundan sonraki dönemde de Türk futbolu, futbolcu ihraç etmeye yönelir. Buna ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Boey transferi de buna örnek teşkil eder. Ben hep şunu arzuluyorum. Bundan sonraki transferlerde bizi geçmeye çalışsınlar, geçsinler. Başka oyuncuyu 30, 40, 50 milyona satsınlar. Bu ülkemiz için gurur verici bir şey. Biz bu konuda bir kilometre taşı olduğumuz için de çok sevinçliyim.

FELSEFEMİZ BOEY’DAN 30 MİLYON GELDİ HADİ TRANSFER YAPALIM DEĞİL

Sacha Boey’un transferinden elde edilen 30 milyon Euro’luk bonservis bedelini hemen harcamak zorunda olmadıklarını dile getiren

Geçen sene Galatasaray’ın kasasına transferden giren bir şey var mıydı Yoktu. En azından böyle bir 30 milyon Euro yoktu. Yaptığımız transferlerin hacmine bakarsanız bu dediğiniz rakamın fersah fersah üstünde. Galatasaray’a hizmet edecek, Galatasaray’ı başarıya taşıyacak oyuncuların transferini yaptık. Bir yıldız yağmuru geçen sezon başında geldi. Demek ki felsefemiz şu değil. Boey’dan 30 milyon geldi hadi transfer yapalım değil. Biz transferi Galatasaray’ın ihtiyacına göre şekillendiren bir yönetimiz. Dediğim gibi geçen sene böyle bir transfer yoktu. Ama yapılan transferlerin altına çizgiyi çekin, bakın, nasıl yapılmış. Boey’dan para geldi, transfer yapacağız diye bir şey yok dedi.

MUSLERA BİZİM KIYMETLİMİZ

Takım kaptanı Muslera’nın sözleşmesiyle ilgili gelen bir soru üzerine Dursun Özbek, şöyle konuştu

Hem taraftar hem de başkan olarak aynı şekilde bakıyorum. Muslera bizim kıymetlimiz. Benim daha önceki başkanlı döneminde de Selçuk’un sonrasında takım kaptanımızdı. Çok değerli bir futbolcu. Galatasaray’a uzun yıllardır hizmet ediyor. Bu sorunun bir ayrılık rüzgarı gibi sorulmuş olması da beni rahatsız ediyor. Camialar ihtiyaçları çerçevesinde oyuncularını, bu kadar değerli oyuncusunu illa ki onun da arzusu çerçevesinde gerek sahada gerek yönetimde gerek idari kadroda değerlendirmek ister. Onun için böyle bir ayrılık rüzgarı gibi sorulması hoş değil. Bu benim tek başıma alabileceğim bir karar değil. Futbolu yöneten bir yönetim kurulu var. Muslera’nın isteği var. Şu anda bir tek şeye kitlenmiş vaziyetteyiz. O da bu sezon şampiyon olmak. Bu tartışmaların gündeme gelmesi, şampiyonluk yolundaki yürüyüşümüzü zayıflatır. Onun için biz ne seçim konuşuyoruz şu anda ne transfer. Transfer sezonunda yeni oyuncu almanın peşindeyiz. Ama takım içindeki yürüyüşü etkileyecek hiçbir konunun gündemimize girmesine izin vermiyoruz.

Dursun Özbek, transfer çalışmalarıyla ilgili, Az önce de ifade ettim. Arkadaşlarım çalışıyor. Önümüzde 5 günlük bir süre var. Bu sürenin sonunda kaç transfer yapmışız görürsünüz diye konuştu.

ARA TRANSFER DÖNEMİ ÇOK VERİMLİ GEÇEN BİR TRANSFER SEZONU DEĞİLDİR

Ara transfer döneminde transfer yapmanın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dursun Özbek, Ara transfer dönemi çok verimli geçen bir transfer sezonu değildir. Galatasaray iyi, yıldız oyuncuları transfer etmek üzere hareket eden bir kulüp. İyi bir oyuncu varsa, iyi oynuyorsa kulüp neden satsın. Kulübün finansal problemi, zorluğu varsa bunu çözmek için oyuncu satıyorsa rakamların ne kadar yüksek olacağını düşünmeniz lazım. Benim söylemim şuydu. Biz ihtiyacımız olan, bize fayda sağlayacak oyuncuları alalım. Bu kiralık da olabilir, bonservis de olabilir. Şunu da ifade ettim açıkçası. Ara sezon olduğu için sezonun sonunda Galatasaray’a daha iyi hizmet edecek futbolcu portföyüne ulaşabiliriz. Şu anda eksiklerimizi tamamlayacak seviyede transfer yapalım, bunun özellikle kiralık olması tercih edilir. Daha geniş bir havuzdan oyuncu almayı planladığınız zaman, kiralık olmasında fayda var. Bu dönemde bonservis vererek alınan futbolcuyu önümüzdeki sezona da taşımak zorunda kalırız. Bir yerde yeni gelecek yönetimin de bu karardan etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu çerçeve de yapılacak transferlerde kiralamanın en planda olması, Galatasaray’a uzun süre hizmet vereceğini düşündüğümüz bir futbolcu varsa da onun bonservisini öderiz. Geçtiğimiz iki sene zarfında 26’ya yakın futbolcu almışız. Bunun büyük bir kısmına da bonservis ödüyoruz. Galatasaray başkanı olarak şöyle bir endişem yok. ‘Bonservisi ödeyeyim veya ödemeyeyim’ böyle bir şey yok. Gerektiğinde de bonservisini öderim ama kulübün menfaatlerine geldiği zaman da kulübe uzun süre hizmet edecek futbolcu varsa elbette bonservis ödeyeceğim. Ama ara dönemde Galatasaray’a özellikle de önümüzde seçim olduğunu düşünürsek kiralık futbolcunun, kiralık bulunan alternatiflerin daha faydalı olacağını düşünüyorum. Yoksa arkadaşlarıma kesinlikle öyle bir talimat vermedim. Bonservisli bana oyuncu getirmeyin gibi bir talimatım yok şeklinde konuştu.

GALATASARAY KULÜBÜ BAŞKANI EĞER BAŞARISIZSA İSTİFA ÇAĞRISINDA BULUNULABİLİR, BUNU YADIRGAMIYORUM

Başarısız olmaları halinde taraftarın istifa çağrısında bulunabileceğini ve bunu yadırgamayacağını belirten Özbek, Galatasaray Kulübü Başkanı eğer başarısızsa bunu daha önce de yaşadım. İstifa çağrısında bulunulabilir. Bunu yadırgamıyorum. Neticede biz emanet bir görevdeyiz. Burası genel kurulun yönetmemiz için bize emanet ettiği bir yer. Elbette yanlış bir şey yaptığımızda da veya yönetemiyorsak bu çağrılar normaldir. Ama bunun yaptığınız işlerin memnuniyetsizliğinden daha ziyade bir anlık yanlış dezenformasyon sonucunda çıkmış bir şey olduğunu görüyorum. Onun için ifade ediyorum. ‘Bonservisli oyuncu getirmeyin’ böyle bir şey yok ama ara dönemde şu tercih edilir. Özellikle seçime giderken. Kiralık olması, kontratının da sezon sonu bitmesi tercih edilir. Bunu hiçbir zaman ‘Başkan bonservisle transfer yapmaktan kaçınıyor’ şeklinde yorumlamak mümkün değil ifadelerini kullandı.

GALATASARAYLI VEYA FENERBAHÇELİ DİYE BÖLÜNMEYİ VE BİRBİRİNE DÜŞMAN OLMAYI TEŞVİK EDİCİ SÖYLEMLER NİYE YAPILIR

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu’nun Şubat Ayı Olağan Toplantısı’ndaki açıklamalarına da cevap veren Özbek, Son divanı izlemedim ben fakat Fenerbahçe Kulübü Başkanı olacak zatın söyledikleri basına da yansıdı. Dolayısıyla tarafıma da geldi. Tabii hoş bir ifade tarzı değil. Bunu şöyle yorumluyorum ben. Fenerbahçe başkanı olacak kişi Vehbi Koç’un torunu. Bu kişi aynı zamanda iyi bir eğitim almış, Koç ailesinin bir mensubu. Türkiye için Koç ailesi önemli bir aile. Yurt dışında ve yurt içinde iyi bir eğitim görmüş, çok önemli eğitim almış. İyi bir iş hayatı var. Çok zengin bir aileye mensup. Peki böyle bir kişi niye Türk Futboluna bölünmeyi, kutuplaşmayı ve birbirine düşman olmayı getirmeye çalışır Türkiye’nin yüzde 75’i Galatasaray ve Fenerbahçe’den oluşuyor. Futbolla ilgilensin, ilgilenmesin veya takip etsin, etmesin bu bir gerçek. Bizim ağzımızdan çıkan kelimeler bu insanlara ulaşıyor. Bu insanları etkiliyor. Bu insanların bizim ifadelerimizden beklentileri var. Peki niye böyle bir kutuplaşmayı, Galatasaraylı veya Fenerbahçeli diye bölünmeyi ve birbirine düşman olmayı teşvik edici söylemler niye yapılır Çok düşündüm. Bu manada daha önce de böyle düşünmüştüm. Bir ifadem de vardı ve onun çok gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Şimdi Türkiye bulunduğu coğrafi konum ve demografik yapısı itibariyle düşmanları tarafından bölünmeye Türk, Kürt diye PKK vasıtasıyla ayrılıkçı kalkışma var. Alevi ve Sünni diye zaman zaman bunu kaşıyan düşmanlarımız var. FETÖ’cü olan veya olmayan diye 15 Temmuz’da kalkışma yaşadık. Türkiye’nin başında böyle belalar varken bir kişi Galatasaray’ı ve Fenerbahçe’yi birbirine düşman ederek hatta sokaklara çağırarak, hatta ‘bunları gördüğünüz yerde tokatlayın’ ifadeleri gibi ya da ‘gördüğünüz yerde fotoğrafını çekin’ gibi ifadeler kullanarak niye yapar O kişi aynı zamanda Türkiye’yi seven, Atatürkçü kimlikten ve etik değerleri yüksek olduğunu ifade ediyor. Peki kardeşim bu değerlere sahipsen niye böyle bir tavır içine giriyorsun. Başkanlığı kötüle, kulübü kötüle ve hiç ağza alınmayacak şekilde ifadeler kullan Galatasaray için. Benim aklıma iki şey geliyor. Birincisi Türkiye’yi çekemeyenlerin ve düşman olanların Türkiye’yi bölmek için çeşitli davranış biçimleri var. Acaba ben de diyorum böyle birisi bir proje mi Türkiye’yi ne PKK bölebilmiş ne FETÖ bölebilmiş. Yani kimse bölememiş. Türkiye’yi bölmek için yeni bir proje mi deniliyor yani. Galatasaraylı, Fenerli sokağa çıksın bu çağrılar var. Bunu çok sakıncalı buluyorum. Çok sakıncalı bir davranış biçimi. Dolayısıyla o kişiye (Ali Koç) şunu tavsiye ediyorum. Bundan vazgeç. Türkiye’nin huzura, birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Türkiye’nin bekasını tehlikeye atacak bu tartışmalar böyle başlar ve nerede duracağını bilemezsin. Onun için ben kendisine bu huzuru bozucu, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine kasteden davranış biçimi içerisinde olmamasını tavsiye ediyorum. Biz Galatasaray ve Fenerbahçe olarak mücadelemizi, bilek güreşimizi sahalarda yapalım. Bu kulüpler onun için kurulmuş. Bu kulüplerin birinci görevi sahada bu futbol aktivitesini sevdirebilmek, insanları hafta sonlarında hoş bir vakit geçirmelerini sağlamak ve takımlarıyla mutluluklar yaşamak için yapılan bir aktivite. Bu manada böyle düşünürsek olayların bu maksatla yapıldığını kabul edersek o kişi bir proje olarak kulübün başına geldiğini düşünüyorum. Peki diyelim ki öyle değil. Bu söylediklerim yanlış. Bu davranış biçimini değerlendirmek, bunların olmadığını ve daha önce söylediklerimin yok farz edildiği dönemde bu davranış biçimini nasıl değerlendiririz. O kişi iyi yetişmiş, zengin, iyi bir ailenin verdi, eğitimi çok üst düzeyde ve başarılı bir iş adamı. Bunların hepsini bir tarafa yazdığımız zaman bir tane eksik kalıyor. Çünkü bu patolojik bir olay haline geliyor. Demek ki bir parametre eksik. Burada sağlıklı olmayan bir durum hasıl oluyor. Onun için bu tavrın ve söylemlerin derinlemesine incelenmesi, bu manada o kişinin bazı desteklere ihtiyacı olabileceğini düşünüyorum. Bu tedavi edilmesi gereken bir husus. Dediğim bütün bu özellikleri bir araya getirdiğimiz zaman ülkenin birliği ve beraberliği için savaşmış, Atatürkçü, etik değerlere sahip Türkiye’yi düşünen bir kişinin bu manada Türkiye’yi bölmek için eğer bir proje değilsen o zaman kardeşim burada başka bir durum var. Patolojik bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde incelenip bunun süratle tedavi edilmesinin gerektiğini düşünüyorum dedi.

DERHAL KULÜPLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINDAN İSTİFA ETMELİ

Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezonun ilk toplantısında Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un kulüp başkanlarına yaptığı bir konuşmaya değinen Dursun Özbek, Fenerbahçe başkanı olan kişinin ifadelerine dikkat ettiğinizde hep bir mağduriyet çıkarma, hep bir ağlama hali var. Ağzımızdan çıkan laflara dikkat etmemiz gerekiyor. Bir kulübün başkanı, federasyonla kavga ediyor, MHK ile kavgalı, Tahkim ile kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı. Bütün takımlarla kavgalı cümlemi de şöyle ifade etmek istiyorum. Kulüpler Birliği Vakfı’nın sezon açılışında o kişinin şöyle bir ifadesi oldu; Bu sene şampiyon olmak için, fıtratımda olan ve olmayan, elimden gelen ve gelmeyen her şeyi yapacağım dedi. Orada 20 tane ayrı takım vardı. Hepsi de Türk futbolu için önemli. 20 takımın da gönlünde şampiyonluk yatar. Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak bunları diğer 19 takıma söylüyorsun. Böyle bir laf edilir mi Sen eğer bu ifadenin arkasında duruyorsan, Kulüpler Birliği Vakfı Başkanlığı görevini bırak, diye çağrıda bulundum. Bugün de bunu tekrarlıyorum. Derhal istifa etmeli. Ondan sonra Fenerbahçe Kulübü başkanı olarak istediklerini söyleyebilirsin şeklinde konuştu.

10 YILA YAKIN SÜREDİR ŞAMPİYON OLAMAMALARI TRAVMATİK BİR DURUM YARATIYOR

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda Haziran ayında yeni bir başkan ve yeni bir yönetim kurulu olacak açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Özbek, Kaç kişi inandı bilmiyorum. Geçtiğimiz dönemde divan kurulu başkanları kendi aralarında toplanıyor ve sohbet ediyorlar. Biz kendilerini davet ettik, diğer kulübün divan başkanları bir araya geldi. Ben de onlara ‘hoş geldiniz’ dedim ve oradan ayrıldım. Fenerbahçe’nin divan başkanı bir müddet sonra beni aradı. ‘Sayın başkan, siz Ali Koç’un başkan olarak kalması bizim için çok iyi demişsiniz’ dedi. Ben de ‘Sen de oradaydın, belli bir süre sizinle beraber oldum ve sonra oradan ayrıldım. Bulunduğum süre içerisinde siz böyle bir cümlemi duydunuz mu’ dedim. ‘Duymadım’ dedi. Kendisiyle böyle bir telefon konuşmamız oldu. Demek ki bu algının peşindeler. ‘Ben başkanlığı bırakacağım, kulüp zaten 10 yıla yakın senedir şampiyon olamıyor, bu normal mi diye’ herkese soruyor. Kendisi aslında ‘Bu sene başkanlığı bırakacağım, ben şampiyon olayım’ demek istiyor. Bu konuşmayı kime söylüyor, muhatabını bulmak da zor. Şampiyonluk bir emeklilik ikramiyesi değildir dedim. Sahada mücadeleni edersin, kazanırsan şampiyon olursun. Kazanamazsan bunu unut. Böyle bir endişeleri var. 10 yıla yakın süredir şampiyon olamamaları travmatik bir durum yaratıyor. Bunun çaresi kavga ederek değil, mücadele etme becerisini daha iyi yönetmekle alakalı. Benim onlara bir ağabey tavsiyem şu; Yeşil sahanın içinde kalın. Enerjinizi performansınızı daha üst seviyeye çekmek için harcayın diye konuştu.

STANDARTLARDA BİR SAPMA OLMASAYDI ŞU ANDA BİZ ONLARIN 10 PUAN ÖNÜNDEYDİK

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un Galatasaray’ın algı yaptığı yönündeki açıklamaları üzerine ise Dursun Özbek şunları söyledi

Hakem hatalarıyla ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Mukayeseye geldiği zaman Galatasaray’ın kayrıldığı ve Galatasaray’ın lehine yaklaşımlar olduğu ifade ediliyor. Hep bu yönde bir algı peşindeler. Başkanı, yardımcısı, çalışanı, hepsi bu bakış açısında. İncelediğinde şurası çok net, standartlarda bir sapma olmasaydı şu anda biz onların 10 puan önündeydik. Verilen, verilmeyen penaltılar, gösterilen kartlar dikkate alındığında bu ortaya çıkıyor. Bütün bunlar dikkate alındığında asıl mağdurun Galatasaray olduğunu herkesin kabul etmesi gerekiyor. Her konuşmasında bizim algı peşinde olduğumuzu ifade ediyor. Böyle bir şey olmaz. Algıyla ilgili çalışan tek kulüp Fenerbahçe. Göğsünü gere gere de bizim yaptığımızı söylüyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/spor-galatasaray-baskani-dursun-ozbekten-dhaya-onemli-aciklamalar/feed/ 0
Kuaför Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi ailesi tarafından teslim alındı https://www.igdirhaber.com.tr/kuafor-zeynep-ece-aksayin-cenazesi-ailesi-tarafindan-teslim-alindi/ https://www.igdirhaber.com.tr/kuafor-zeynep-ece-aksayin-cenazesi-ailesi-tarafindan-teslim-alindi/#respond Mon, 29 Jan 2024 21:12:28 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2634 Kayıp Ali Diken’in kaybıyla ilgili Müge Anlı ile Tatlı Sert programına çıkan ve saatler sonra kaçmaya çalışırken yakalanan Zeynep Boyacı katil çıktı. İfadesinde işlediği cinayetleri itiraf eden Boyacı, Ali Diken’i iple boğup öldürdüğünü, baldızını kıskançlık yüzünde evde öldürüp battaniyeye sardığını, çocukluk arkadaşını da öldürmek için tarlaya götürdüğünü ancak son anda vazgeçtiğini söyledi. Boyacı ifadesinin ardından tutuklanırken kardeşinin ölümünü saklayan eşi ise ev hapsine çarptırıldı. Kayıp zannettiği kızının öldüğünü ve büyük kızının da cinayette payı olduğunu öğrenen acılı baba ise “Damadım ve kızım ömür boyu ceza alsın” dedi.

OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU

Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”

Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.

“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”

Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ

Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.

KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI

İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU

Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”

Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.

“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”

Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”

Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kuafor-zeynep-ece-aksayin-cenazesi-ailesi-tarafindan-teslim-alindi/feed/ 0
ABD ve İngiltere, Yemen’deki Husi hedeflerini vurdu https://www.igdirhaber.com.tr/abd-ve-ingiltere-yemendeki-husi-hedeflerini-vurdu/ https://www.igdirhaber.com.tr/abd-ve-ingiltere-yemendeki-husi-hedeflerini-vurdu/#respond Tue, 23 Jan 2024 09:03:20 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2340 ABD ve İngiltere, Avustralya, Bahreyn, Kanada ve Hollanda’nın desteğiyle yürüttükleri hava harekatı kapsamında Yemen’deki 8 Husi hedefini vurduklarını açıkladı.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, ABD ve İngiltere silahlı kuvvetlerine ait güçlerin adı geçen diğer 4 ülkenin de desteğiyle Kızıldeniz’deki ticari gemileri hedef alan Yemen’deki Husilere ait bazı noktaları vurdukları belirtildi.

Söz konusu hava saldırılarının Husilerin ticaret gemilerine ve dolayısıyla küresel ticarete yönelik tehditlerini yok etmek amacıyla yapıldığı ifade edilen ortak açıklamada, Husilerin de 11 Ocak’tan bu yana koalisyon gemilerine yönelik balistik füze saldırıları ve ABD ticari gemilerine yönelik insansız hava araçlı saldırılar düzenlediği kaydedildi.

Açıklamada, “Bugünkü saldırı özellikle Husilerin yer altı depolama sahasını ile füze ve hava gözetleme yetenekleriyle ilişkili yerleri hedef aldı.” ifadeleri kullanılırken, vurulan hedef sayısının 8 olduğu kaydedildi.

Kasım ayı ortasından bu yana Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik 30’un üzerinde saldırı yaptığına işaret edilen açıklamada, “Uluslararası toplumun geniş fikir birliğinin bilincinde olarak, kurallara dayalı düzeni, seyrüsefer özgürlüğünü ve uluslararası ticareti korumaya, Husileri denizciler ve deniz ticaretine yönelik yaptıkları kabul edilemez ve yasa dışı saldırılardan sorumlu tutmaya kararlı, benzer düşüncelere sahip ülkelerden oluşan bir koalisyon olarak bir kez daha harekete geçtik.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada koalisyonun hedefinin bölgede tansiyonu düşürmek ve Kızıldeniz’de istikrarı sağlamak olduğu vurgulanarak, “Husilere uyarımızı tekrarlamak istiyoruz. Devam eden tehditler karşısında dünyanın en kritik su yollarından birindeki hayatları ve serbest ticaret akışını savunmaktan çekinmeyeceğiz.” ifadeleri kullanıldı.

Husiler başkent Sana’nın vurulduğunu duyurmuştu

Öte yandan Husilere ait Ensarullah internet sitesinde verilen son dakika haberinde, “ABD-İngiliz güçlerinden başkent Sana’ya saldırı” ifadeleri kullanılmıştı.

Bölge sakinlerinden alınan bilgilere dayandırılan haberlerde, bir savaş uçağının başkent Sana semalarında uçmasıyla eş zamanlı olarak başkentin kuzey bölgelerinde şiddetli patlamalar meydana geldiği ifade edilmişti.

Husiler, 19 Ocak’ta da ülkenin batısındaki Hudeyde kentine ABD ve İngiltere’nin 2 kez saldırı düzenlediğini açıklamıştı.

Kızıldeniz’deki durum

İran’ın desteklediği Yemen’deki Husiler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim’de Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da dron ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı.

ABD güçleri bu süreçte birçok kez Yemen’den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.

Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı.

ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık’ta bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu açıkladı.

Kızıldeniz’de 31 Aralık’ta İsrail ile bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi, ABD helikopterleri tarafından ateş altına alındı.

Husiler, 10 Ocak’ta da İsrail’e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını duyurdu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 11 Ocak’ta ABD ve Japonya tarafından sunulan, Husilerin Kızıldeniz’deki saldırılarının acilen sonlandırılmasının talep edildiği kararı kabul etti.

Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/abd-ve-ingiltere-yemendeki-husi-hedeflerini-vurdu/feed/ 0
İşkenceci çeteye 68 yıl hapis talebi https://www.igdirhaber.com.tr/iskenceci-ceteye-68-yil-hapis-talebi/ https://www.igdirhaber.com.tr/iskenceci-ceteye-68-yil-hapis-talebi/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:24:34 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1706 İşkenceci çeteye 68 yıl hapis talebi

Üniversitelinin kaçarken düşürdüğü silah çeteyi çökertti

ZONGULDAK – Zonguldak’ta bir üniversite öğrencisinin uyuşturucu çetesine ait olduğu iddia edilen silahı düşürdüğü gerekçesiyle işkenceye maruz bırakıldığı olayda, 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68’er yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.

İddialara göre olay geçen 3 Mayıs’ta üniversite kampüsü yakınlarında yaşandı. Yabancı uyruklu üniversite öğrencisi A.S.K. (25), köpeğe silah doğrulttu. Silahı gören çevredekiler durumu üniversitenin güvenlik görevlilerine bildirdi. Üst araması yapılacağı sırada kaçmak isteyen A.S.K., silahı yere düşürdü. Polis ekiplerine de haber verilmesi üzerine olayla ilgili çalışma başlatıldı. Silaha el konulurken ekipler çevrede A.S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çete üyelerinin yanına giden A.S.K.’ya silahın nerede olduğu sorulunca düşürdüğü cevabını verdi. Bir hücre evine götürülen gence nitelikli cinsel saldırıda bulunan çete üyeleri aynı zamanda darp edip kamera ile video kaydı da yaptı.

Gencin ailesini arayan çete üyeleri 500 bin lira gönderilmesi karşısında A.S.K.’yı bırakacaklarını söyledi. Bir şekilde tutulduğu evden kaçan A.S.K., polise sığınarak başından geçen olayları anlattı. Yapılan eş zamanlı operasyonda yakalanan çete üyelerinden 3’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Videolu şantajla ailesinden 500 bin lira istemişler

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede ise ilginç detaylar yer aldı.

“Birden fazla kişi ile birlikte konutta silahla yağma”, “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “eziyet etme”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından hapis cezası talep edilen 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.

A.S.K.’nin şüphelilerden bazıları tarafından darp edildiği, günlük kiralık evde zorla tutulduğunu ve başına dayadıkları silahla öldürmekle tehdit edildiği yer alan iddianamede; nitelikli cinsel saldırıya uğradığını, bu durumun videoya çekildiğini, telefonu ve pasaportunun zorla alındığını, çekilen videoyu anne ve babasına gönderileceği söylenilerek tehdit edildiğini ve yurt dışında bulunan babasının aranarak kendisinin serbest bırakılması karşılığında 500 bin lira para istendiği aktarıldı.

Tutuklulardan M.C.A., ifadesinde yaptıklarından pişman olduğunu ve kendi isteği ile yapmadığını; A.S.K.’ye yapılanlar konusunda yapmamalarını söylediğini ancak dinlemediklerini ifade etti. Tutuklulardan S.K. ise ifadesinde A.S.K.’ye ait olan telefonları zorla almadığını, kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Tutuklu sanık A.K. ise yanında bulunan 500 bin lirayla araba satın almak istediğini ancak A.S.K.’nın bunu çaldığını ve daha sonra da itiraf ettiğini ifade etti.

A.S.K.’nın ailesini arayarak para istediğini ancak ağlayarak telefonu kapattığını ve aralarında geçen diyaloğu bilmediğini öne sürdü.

Görevliye gidip “Özel harekatçıyız, silahı ver” demişler

Tanık olarak ifadesi alınan F.B. ise güvenlik görevlisi olarak çalıştığı üniversitede, ihbar edilen A.S.K.’nın üst araması yapılacağı sırada silahı masaya bırakıp kaçtığını; kaçarken de şarjör ve uyuşturucu madde düşürdüğünü aktardı. Bir süre sonra tanımadığı iki kişinin yanına gelerek “O silah benim beylik silahım. Silahı ver. Bize kimlik soramazsın. Biz jandarmayız, özel harekatçıyız” şeklinde ifadelerde bulunduklarını ancak polis ekipleri olay yerine gelerek silahı, şarjör ve uyuşturucu maddeyle söz konusu kişileri de alarak olay yerinden ayrıldıklarını ifade etti.

İddianamede A.S.K.’nin eziyete uğradığını söylediği apartman dairesinden kaçması, ardından başka bir apartman dairesine sığınması, A.S.K.’nin kaçışı sırasında bazı şüphelilerin kendisini kovaladıkları ve aradıkları; kuvvetle muhtemel yakalama amacıyla apartmanın etrafında kaldıkları kamera görüntülerine yansıdığı yer aldı.

Sistematik olarak darp edip eziyet etmişler

A.S.K.’yı hücre evinde alıkoydukları süre boyunca sistematik olarak darp ederek eziyet ettikleri iddia edilen şüphelilerin savunmalarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu yönünde kanaatin oluştuğu da iddianamede yer aldı. Şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delillerin de elde edildiği de iddianamede yer aldı.

Sanıkların önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/iskenceci-ceteye-68-yil-hapis-talebi/feed/ 0
Zonguldak’ta Üniversite Öğrencisine İşkence: 3’ü Tutuklu 6 Sanık Hakkında Hapis Cezası İstendi https://www.igdirhaber.com.tr/zonguldakta-universite-ogrencisine-iskence-3u-tutuklu-6-sanik-hakkinda-hapis-cezasi-istendi/ https://www.igdirhaber.com.tr/zonguldakta-universite-ogrencisine-iskence-3u-tutuklu-6-sanik-hakkinda-hapis-cezasi-istendi/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:09:22 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1699 Zonguldak’ta bir üniversite öğrencisinin uyuşturucu çetesine ait olduğu iddia edilen silahı düşürdüğü gerekçesiyle işkenceye maruz bırakıldığı olayda, 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68’er yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.

İddialara göre olay geçen 3 Mayıs’ta üniversite kampüsü yakınlarında yaşandı. Yabancı uyruklu üniversite öğrencisi A.S.K. (25), köpeğe silah doğrulttu. Silahı gören çevredekiler durumu üniversitenin güvenlik görevlilerine bildirdi. Üst araması yapılacağı sırada kaçmak isteyen A.S.K., silahı yere düşürdü. Polis ekiplerine de haber verilmesi üzerine olayla ilgili çalışma başlatıldı. Silaha el konulurken ekipler çevrede A.S.K.’yi arama çalışması başlattı. Çete üyelerinin yanına giden A.S.K.’ya silahın nerede olduğu sorulunca düşürdüğü cevabını verdi. Bir hücre evine götürülen gence nitelikli cinsel saldırıda bulunan çete üyeleri aynı zamanda darp edip kamera ile video kaydı da yaptı.

Gencin ailesini arayan çete üyeleri 500 bin lira gönderilmesi karşısında A.S.K.’yı bırakacaklarını söyledi. Bir şekilde tutulduğu evden kaçan A.S.K., polise sığınarak başından geçen olayları anlattı. Yapılan eş zamanlı operasyonda yakalanan çete üyelerinden 3’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Videolu şantajla ailesinden 500 bin lira istemişler

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede ise ilginç detaylar yer aldı.

“Birden fazla kişi ile birlikte konutta silahla yağma”, “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “eziyet etme”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma” suçlarından hapis cezası talep edilen 3’ü tutuklu 6 sanık hakkında 4 yıldan 68 yıla kadar çeşitli yıllarla hapis cezası istendi.

A.S.K.’nin şüphelilerden bazıları tarafından darp edildiği, günlük kiralık evde zorla tutulduğunu ve başına dayadıkları silahla öldürmekle tehdit edildiği yer alan iddianamede; nitelikli cinsel saldırıya uğradığını, bu durumun videoya çekildiğini, telefonu ve pasaportunun zorla alındığını, çekilen videoyu anne ve babasına gönderileceği söylenilerek tehdit edildiğini ve yurt dışında bulunan babasının aranarak kendisinin serbest bırakılması karşılığında 500 bin lira para istendiği aktarıldı.

Tutuklulardan M.C.A., ifadesinde yaptıklarından pişman olduğunu ve kendi isteği ile yapmadığını; A.S.K.’ye yapılanlar konusunda yapmamalarını söylediğini ancak dinlemediklerini ifade etti. Tutuklulardan S.K. ise ifadesinde A.S.K.’ye ait olan telefonları zorla almadığını, kendisine yönelik suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Tutuklu sanık A.K. ise yanında bulunan 500 bin lirayla araba satın almak istediğini ancak A.S.K.’nın bunu çaldığını ve daha sonra da itiraf ettiğini ifade etti.

A.S.K.’nın ailesini arayarak para istediğini ancak ağlayarak telefonu kapattığını ve aralarında geçen diyaloğu bilmediğini öne sürdü.

Görevliye gidip “Özel harekatçıyız, silahı ver” demişler

Tanık olarak ifadesi alınan F.B. ise güvenlik görevlisi olarak çalıştığı üniversitede, ihbar edilen A.S.K.’nın üst araması yapılacağı sırada silahı masaya bırakıp kaçtığını; kaçarken de şarjör ve uyuşturucu madde düşürdüğünü aktardı. Bir süre sonra tanımadığı iki kişinin yanına gelerek “O silah benim beylik silahım. Silahı ver. Bize kimlik soramazsın. Biz jandarmayız, özel harekatçıyız” şeklinde ifadelerde bulunduklarını ancak polis ekipleri olay yerine gelerek silahı, şarjör ve uyuşturucu maddeyle söz konusu kişileri de alarak olay yerinden ayrıldıklarını ifade etti.

İddianamede A.S.K.’nin eziyete uğradığını söylediği apartman dairesinden kaçması, ardından başka bir apartman dairesine sığınması, A.S.K.’nin kaçışı sırasında bazı şüphelilerin kendisini kovaladıkları ve aradıkları; kuvvetle muhtemel yakalama amacıyla apartmanın etrafında kaldıkları kamera görüntülerine yansıdığı yer aldı.

Sistematik olarak darp edip eziyet etmişler

A.S.K.’yı hücre evinde alıkoydukları süre boyunca sistematik olarak darp ederek eziyet ettikleri iddia edilen şüphelilerin savunmalarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu yönünde kanaatin oluştuğu da iddianamede yer aldı. Şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delillerin de elde edildiği de iddianamede yer aldı.

Sanıkların önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor. – ZONGULDAK

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/zonguldakta-universite-ogrencisine-iskence-3u-tutuklu-6-sanik-hakkinda-hapis-cezasi-istendi/feed/ 0