Hamas’ın Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye, Katar merkezli Al Jazeera televizyonuna konuştu.
Hayye, “Halihazırda gerçek anlamda müzakereler yok, ne yazık ki kaçamak ve zaman kaybı söz konusu. İki haftadır müzakereler yürütülüyor ancak hiçbir sonuç yok, Netanyahu esir takası istiyorsa bizler hazırız.” dedi.
Netanyahu’nun, Gazze Şeridi’nin kuzeyi ile güneyini ayıran Netzarim Koridoru ve Mısır-Gazze sınırındaki Philadelphi Koridoru’ndan çekilmeyecekleri ısrarını dillendirdiğini hatırlatan Hayye, “Ben de net olarak diyorum ki; Gazze Şeridi’nden tamamen çekilme olmadığı sürece anlaşma olmayacak.” ifadelerini kullandı.
“NETANYAHU BEDEL ÖDEMEK İSTEMİYOR”
Netanyahu’nun savaşı sürdürmek istediğini dile getiren Hayye, çünkü mutabakata varmanın bir bedeli olacağı ve Netanyahu’nun da bedel ödemek istemediğini belirtti.
Gazze’nin Refah kentinde ölü bulunan İsrailli 6 esir konusuna da değinen Hayye, “Söz konusu esirlerin bir anlaşmayla ailelerine kavuşmaları mümkündü ancak İsrail ordusu ve Netanyahu’nun ısrarı hem bunların ölümüne sebep oldu hem de bunlarla yaşayan ve onları koruyan onlarca kişiyi öldürdü.” diye konuştu.
İsrailli bazı esirlerin doğrudan İsrail askerlerinin kurşunuyla öldürüldüğünü anlatan Hayye, Netanyahu ve ekibinin İsrailli esirlerle ilgilenmediğini kaydetti.
Hayye, Netanyahu’nun kendini kahraman göstermeye çalıştığını ifade ederek, “Bu 6 esiri de işgalci doğrudan öldürmüş oldu, bombardımanlarıyla ölmelerine yol açtı.” dedi.
“DİĞER ESİRLERLE ÖLÜ BULUNDU”
Öldürülen 6 esir arasında ABD vatandaşı bir gencin de olduğuna ve Katar’ın talebi doğrultusunda muhtemel bir esir takasında onu çıkarmayı hedeflediklerine işaret eden Hayye, sözlerini şöyle sürdürdü:
O gencin anne babasıyla konuştuğuna dair Katarlılara bir video kaydını teslim etmiştik. Genç, videoda İsrail hükümetine de hitap etti. Kassam Tugayları, bir süre sonra o genç ve onu koruyanlarla iletişimin kesildiğini duyurdu. Bu da gösteriyor ki söz konusu genç doğrudan işgalci saldırısına maruz kaldı. O günden sonra da kendisiyle ilgili bilgi alınamadı, diğer bazı esirlerle ölü bulundu.
“MÜZAKERENİN AKSAMASINDAN ABD SORUMLUDUR”
Gazze’de ateşkes ve esir takası sürecinin aşamalarına da değinen Hayye, müzakerelerin tüm aşamalarında Netanyahu’nun anlaşmayla ilgilenmediğini gördüklerini anlattı.
Netanyahu’nun ordusuyla yüzlerce Filistinliyi öldürerek İsrailli 2 veya 3 esirin iade edilmesi girişimi yerine bir esir takasıyla onları kurtarabilme seçeneğine sahip olduğuna dikkati çeken Hayye, şunları söyledi:
Netanyahu gerçekten esir takası istiyorsa bizler bunu derhal yapmaya hazırız. Nitekim bizler, esir takası ve halkımıza yönelik savaşın durdurulması için ciddi anlamda esneklik gösterdik. Müzakerelerin aksamasından ABD sorumludur. ABD, sunduğu tekliften dahi hızlıca geri adım attı. Mart ayından beri arabulucular üzerinden müzakereler vardı. Bizler ateşkes, esir değişimi, işgalcinin geri çekilmesi ve yeniden imarın üzerinde durduk.
İlk başta her İsrailli askere karşı 500 Filistinlinin serbest kalmasını, diğer her esire karşı da 250 kişinin salıverilmesini istediklerini dile getiren Hayye, daha sonra arabulucuların müdahalesiyle her askere karşı 500 kişi yerine 50 ve diğer esirler için 250 kişi yerine 30 kişinin salıverilmesini istediklerini kaydetti.
ABD ve arabulucu ülkelerin bunu büyük bir esneklik olarak gördüklerini ancak sonuca varmak için bir şey yapmadıklarını aktaran Hayye, İsrail’in ise bu esnekliğe karşı güneydeki Refah kentine kara saldırıları başlattığını ifade etti.
NETANYAHU’NUN ŞARTLARI
Hayye, Netanyahu’nun 27 Mayıs’ta sunduğu taslağın ABD Başkanı Joe Biden ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından benimsendiğine dikkati çekerek, bir anlaşmanın olması umuduyla söz konusu teklifi kabul ettiklerini ancak buna rağmen İsrail’in yeni maceralar peşine düştüğünü anlattı.
Netanyahu’nun 2 Temmuz’dan sonra ABD ziyareti öncesinde 27 Mayıs’ta belirtilen eski şartlarına aykırı yeni koşullar öne sürdüğünü belirten Hayye, Netanyahu’nun yeni şartlarında müebbet hapis cezasına çarptırılmış hiçbir esirin serbest kalmamasının olduğuna işaret etti.
Netanyahu’nun kendi teklifindeki her maddeye yeni bir şart eklediğine vurgu yapan Hayye, Netzarim ve Philadelphi koridorlarının bunlara dahil olduğunu ifade etti.
Hamaslı yetkili Hayye, “Burada yeniden tekrar ediyorum, Filistinli esirler serbest kalmadığı, savaş durmadığı ve işgalci İsrail çekilmediği sürece anlaşma olmayacak.” dedi.
ABD’nin sunduğu teklife uyması için İsrail’e baskı kurması gerektiğini dile getiren Hayye, “Geçen hafta arabuluculara, 2 hafta boyunca neyin üzerinde mutabık kaldıklarını sorduk. İşgalciyle herhangi bir sonuca varamadıkları yanıtını aldık. Maalesef müzakereler Netanyahu’nun şartları etrafında dönüyor.” ifadelerini kullandı.
Hayye, 2 Temmuz’da sunulan öneriye bağlı kaldıklarına dair arabulucu ülkelere bilgi verdiklerini söyledi.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 16 bin 673’ü çocuk, 11 bin 269’u kadın olmak üzere 40 bin 738 Filistinli öldü, 94 bin 154 kişi yaralandı.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsmi açıklanmayan yetkili, kabul edilen bu ateşkesin kalıcı olarak bölgede sürmesi için çalışmaların devam edeceğini de ifade etti.
BİDEN, ATEŞKES İÇİN PAZARTESİYİ İŞARET ETMİŞTİ
ABD Başkanı Biden, hafta başında New York’a yaptığı ziyarette basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlamıştı. Biden, Gazze’de ne zaman bir ateşkes sağlanabileceğine ilişkin soruya, “Umuyorum bu hafta sonuna kadar. Ulusal güvenlik danışmanım çok yakın olduğumuzu söyledi ama daha tamamlamadık. Umuyorum ki gelecek pazartesiye kadar (Gazze’de) bir ateşkes sağlanacaktır.” şeklinde yanıt vermişti.
ABD Başkanı Joe BidenTASLAK UZLAŞIYA GÖRE ATEŞKESİN İLK AŞAMASI 6 HAFTA SÜRECEK
Hamas ile İsrail arasında arabulucuların müzakere ettiği Gazze Şeridi’nde ateşkes ve karşılıklı esir takası uzlaşısının aşamalı olacağı, ilk başta 6 haftalık bir ateşkes ve Gazze’deki 35 kadar İsrailli esirin serbest bırakılmasının planlandığı belirtildi.
Arapça yayın yapan Londra merkezli Şark el-Avsat’ın Filistinli kaynaklara dayandırdığı habere göre, taraflar arasında Paris’te taslağı oluşturulan uzlaşıya göre ateşkes ilk aşamada 6 hafta süreyle devreye girecek.

Ateşkesin birinci aşamasında Gazze Şeridi’ndeki 35 kadar İsrailli serbest bırakılacak, İsrail hapishanelerindeki yüzlerce Filistinli esir de salıverilecek.
Taraflar arasında “karşılıklı serbest bırakılacak esir listeleri, İsrail ordusunun Gazze’nin kuzeyinden çekilmesi, Filistinlilerin buraya yeniden dönmesi, savaşın kesin biçimde sonlanması” gibi konular, anlaşmanın ikinci ve üçüncü aşaması için yeniden müzakere edilecek.

İsrail devlet televizyonu KAN ise İsrail ordusunun “çatışmalara ara vermeye hazır olduğunu”, bu süreyi “sahadaki güçlerin takviyesi, tedarik, Gazze’nin kuzeyi ve güneyine saldırıya hazırlık olarak” kullanacağını bildirdi.
İsrail’den yayın yapan Kanal 12 televizyonu, ateşkes müzakerelerinin ilerleyen günlerde Kahire ya da Doha’da bir anlaşmayla sonuçlanabileceğini ve ramazan ayında uygulamaya girebileceğini aktardı.

HAMAS’IN ÇEKİNCELERİ
Öte yandan Hamas Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamid, el-Gad televizyonuna yaptığı açıklamada, İsrail’in “ateşkes anlaşmasını bir esir takası anlaşmasına dönüştürmek” istediğini ve içeriğini boşaltmaya çalıştığını belirtti.
İsrail basınının aktardığının aksine müzakerelerin “olumlu bir atmosferde geçmediğine” işaret eden Hamid, Hamas’ın “Gazze’ye saldırıların sonlandırılması, İsrail ordusunun gerekirse aşamalı olarak Gazze’den çekilmesi talebine karşı Tel Aviv’in ret yanıtında inatçı davranmasının görüşmeleri zorlaştırdığını” kaydetti.

Hamas’ın Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin basın danışmanı Tahir en-Nunu, Mısır’ın el-Vatan gazetesine yaptığı açıklamada, Tel Aviv yönetiminin Hamas’ın “taleplerinden taviz verdiğini açıklamasının” gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
İsrail’i anlaşmaya varılmasını engellemekle suçlayan en-Nunu, Hamas’ın “anlaşma için savaşın bitmesi, İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesi, ablukanın kaldırılması ve Gazze’nin yeniden inşası şartlarına bağlı olduğunu” vurguladı.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE 7 EKİM SONRASI
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi.
İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ise en az 13 bin 230’u çocuk, 8 bin 860’ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı. Enkaz altında hala binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
]]>Katar’daki ateşkes görüşmelerinde İsrail ve Hamas yetkililerinin anlaşmaya yaklaştığı haberleri gelirken, New York’ta gazetecilere konuşan ABD Başkanı Joe Biden’dan ateşkes anlaşmasının en geç Pazartesi günü başlayabileceğine dair bir açıklama geldi.
Biden, ulusal güvenlik danışmanının kendisine, İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını da içeren ateşkes anlaşmasının yakın olduğunu söylediğini kaydetti.
İsrail ve Hamas yetkilileri Katar’da arabulucularla ayrı ayrı görüşerek müzakereler yürütüyor.
Biden, gazetecilerin sorusu üzerine, “Ulusal güvenlik danışmanım bana yaklaştığımızı söyledi. Yakınız. Henüz işimiz bitmedi. Umudum önümüzdeki Pazartesiye kadar anlaşmaya varılması” dedi.
Reuters, ABD’li bir yetkilinin, 10 Mart’ta başlayacak Ramazan ayına kadar anlaşmaya varılması için Amerikalı müzakerecilerin uğraştığını söylediğini aktardı.
El Cezire’ye konuşan kaynaklar, 400 Filistinli mahkumun, 40 kadın, çocuk ve ileri yaştaki rehineyle değiştirilmesinin masada olduğunu bildirdi.
İsrail ve Hamas gecikmeden birbirini sorumlu tutuyor
Her iki taraf da yaptıkları açıklamalarda, ateşkes anlaşmasına şimdiye kadar varılamamasından birbirini sorumlu tuttu.
Hamas, elinde tuttuğu rehinelerin Filistinli mahkumlarla takas edilmesi ve Gazze’nin yeniden inşası da dahil olmak üzere bir dizi talep içeren ateşkes planını Şubat başında iletmişti.
Örgüt, İsrail güçlerinin tamamen geri çekilmesini ve 45’er günlük üç ateşkes döneminin ardından savaşın sona ermesini önermişti.
Teklif, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından reddedilmişti.
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad El Sani ile görüştükten sonra Hamas lideri İsmail Haniye, örgütünün savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalarda bulunduğunu söyledi, İsrail’i Gazzeliler kuşatma altında ölürken ayak diremekle suçladı.
Haniye, “Düşmanın müzakereleri suçlarına kılıf olarak kullanmasına izin vermeyeceğiz” dedi.
Netanyahu ise İsrail’in anlaşmaya hazır olduğunu, “başka bir gezegenden” olarak tanımladığı taleplerden vazgeçip vazgeçmemesinin Hamas’a kaldığını söyledi.
ABD merkezli Fox News’a konuşan Netanyahu, “Açıkçası, eğer olursa anlaşmaya varmayı isteriz. Hamas’a kalmış. Bu artık gerçekten onların kararı” dedi ve ekledi:
“Gerçekliğe inmeleri gerekiyor.”
El Sani’nin ofisi, El Sani ve Hamas liderinin, Katar’ın “Gazze Şeridi’nde acil ve kalıcı bir anlaşmaya aracılık etme” çabalarını görüştüklerini duyurdu.
Reuters’a konuşan bir kaynak, daha önce İsrailli bir heyetin, müzakerelerde görev almak için operasyon merkezi oluşturmak üzere Katar’a uçtuğunu bildirdi.
Merkez, Hamas’ın rehin olarak serbest bırakılmasını istediği Filistinlileri onay sürecine tabi tutmakla da görevli.
İsrail, Hamas ortadan kaldırılıncaya kadar savaşın sona ermeyeceğini dile getirmeye devam ediyor. Hamas ise savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varmadan rehineleri serbest bırakmayacağını söylüyor.
Netanyahu, “Gazze’nin güneyindeki Refah’a karadan müdahale, mutlak zafer için gerekli” demişti.
İsrail’de Başbakanlık ofisi dün, ordunun, sivillerin Gazze’nin güneyindeki Refah kentinden tahliyesine yönelik planını savaş kabinesine sunduğunu açıklamıştı. Planın detayları henüz bilinmiyor.
Üst düzey Hamas yetkilisi Sami Ebu Zuhri Pazartesi günü Reuters’e yaptığı açıklamada, varılacak bir ateşkes anlaşmasının “saldırılara son verilmesini, askerlerin geri çekilmesini, yerinden edilmiş kişilerin geri dönmesini, yardım ile barınma ekipmanlarının (Gazze’ye) girişini ve yeniden inşayı” içermesi gerektiğini söyledi.
İsrail, yakında bir ateşkes anlaşmasına varması ve Gazze’nin kuzeyindeki İsrail saldırılarından kaçanların da sığındığı Refah’a kara harekatı planından vazgeçmesi konusunda müttefiki ABD’nin baskısı altında.
Netanyahu ise, Refah’a saldırı planının hâlâ geçerli olduğunu söylüyor.
Washington karşı çıksa bile İsrail’in Refah’a karadan müdahale edip etmeyeceği sorulduğunda Netanyahu, “İçeri gireceğiz. Kararlarımızı kendimiz veririz, ama sivillerin tahliyesi fikrini de göz önünde bulundurarak gireceğiz” dedi.
Görüşmeler, İsrailli yetkililerin rehinelerin serbest bırakılması şartlarını Paris’te ABD, Mısır ve Katar temsilcileriyle görüştüğü Cuma gününden beri hız kazanmış görünüyor.
7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırılarda yaklaşık 1200 İsrailli öldü ve 253 kişi rehin alındı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı İsrail’in saldırılarında 30 bine yakın Filistinlinin öldüğünü söylüyor.
]]>İSRAİL İLE HAMAS FRANSA’DA GÖRÜŞTÜ
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları devam ederken, ateşkese dair umutlar bir kez daha arttı. İsrailde yayın yapan Yediot Ahronot gazetesine göre, Fransa’nın başkenti Paris’te İsrail ile Hamas arasında yeni bir anlaşmaya varmak için yapılan görüşmelere katılan İsrail heyeti ülkeye “olumlu” şekilde döndü. Gazeteye konuşan adı açıklanmayan İsrailli yetkililer, “müzakerelerin iyi ve olumlu havada geçtiğini” belirtti ancak anlaşmaya varmak için henüz erken olduğunu ifade etti.

“MÜZAKERELERDE TAKAS ANLAŞMASI İÇİN ÖNEMLİ İLERLEMELER VAR”
İsrailli Kanal 13 televizyonuna göre ise adı açıklanmayan İsrailli bir siyasi yetkili, “Müzakerelerde takas anlaşması için uygun koşulları yaratan önemli ilerlemeler var.” dedi. İsrail heyetinin kapsamlı müzakerelere başlayabileceği sinyalini veren söz konusu yetkili, Gazze’de alıkonulan esirler için isim listesinin tartışılmasında mutabık kalındığını aktardı.
İsrail devlet televizyonu KAN’a göre ise Paris görüşmeleri, Hamas’ın İsrail’in karşı çıktığı 4 talebinin etrafında yoğunlaştı. KAN, Hamas’ın “Gazze Şeridi’nin kuzeyinde yaşayan ancak güneye göç ettirilenlerin tekrar yaşadıkları yerlere dönmeleri ve İsrail ordusunun da bölgeden çıkmasını talep ettiğini” aktardı. İsrail devlet televizyonu, Tel Aviv yönetiminin bu talebi kabul etmesinin, “Hamas’ın Gazze Şeridi’nin kuzeyini tekrar kontrol etmeye başlaması anlamına geleceği” değerlendirmesinde bulundu. KAN’ın haberinde, tartışılan diğer üç konunun ise “insani yardımın artırılması, ateşkesin süresi ve serbest bırakılacak Filistinli esirlerin sayısı” olduğuna işaret edildi.

İsrail ile Hamas arasında esir değişimi ve ateşkes konusunda anlaşma sağlanması çabaları kapsamında dün İsrail dış istihbarat servisi Mossad Başkanı David Barnea başkanlığındaki İsrail heyeti, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William J. Burns, Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Mısır İstihbarat Şefi Abbas Kamil’in katılımıyla Paris’te müzakereler başlamıştı.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

GAZZE’DE CAN KAYBI 30 BİNE DAYANDI
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 606 Filistinli öldürüldü, 69 bin 737 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 238’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 576 askerinin öldürüldüğünü duyurdu. Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 403 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana yaşanan çatışmalarda 212 Hizbullah mensubu, 11 Emel mensubu, 12 Filistin İslami Cihad Hareketi ve 12 Hamas Hareketi mensubunun yanı sıra 43 Lübnanlı sivil, 1’i asker 2 Lübnan güvenlik görevlisi, 6 İsrailli sivil ve 11 İsrail askeri hayatını kaybetti.
]]>2016 yılına kadar Mossad’ın mali varlıklarla ilgili biriminin başında çalışan Udi Levy, BBC Panorama programına konuştu.
Binyamin Netanyahu’yu Hamas’ın finansal varlıklarına dair defalarca bilgilendirdiğini söyleyen Levy, geçmişte Hamas’ın büyümesini “sadece finansal araçlar kullanarak” durdurabileceklerini belirtti.
Levy, Türkiye’den yönetildiği belirtilen finansal ağla ilgili de Netanyahu’yu 2014 yılında bilgilendirdiğini ekledi:
” Katar ve İran’ın ana finansman olduğuyla ilgili konuştuk. Türkiye’ninse, bazı yönlerden daha da önemli olduğunu konuştuk, çünkü Hamas’ın mali altyapısını yönetmesi açısından kritik bir odak noktası.”
Ancak Levy, Netanyahu’nun bu bilgiler üzerine harekete geçmediğini ifade ediyor.
Netanyahu’nun Hamas’ın mali durumuyla ilgilenme konusundaki isteksizliği ile 7 Ekim saldırısı arasında bir bağlantı olup olmadığı sorulduğunda net bir cevap veriyor:
“Elbette.”
” Gazze’ye giden yüklü miktarda parayı engelleyebilirdi ve Hamas’ın yarattığı canavar, muhtemelen 7 Ekim’de karşılaştığımızla aynı şey olmazdı.”
İsrail Başbakanlık ofisi, Levy’nin bu iddialarına yanıt vermedi.
Levy, Hamas’ın Gazze’de yüzlerce kilometrelik tüneller inşa etmek ve güçlü askeri kuvvet yaratmak için “milyonlar değil milyarlara ihtiyacı olduğunu” söylüyor.
Panorama ekibi, 7 Ekim saldırısından bir süre önce elde edilen ve Hamas’ın yatırım portföyünün boyutunu ortaya koyan belgeleri araştırıyor.
Belgeler, 2018’in başında sona eren sekiz aylık bir döneme ait. İsrail istihbaratı, bunların Hamas’ın parasının bir kısmını nasıl kazandığını ortaya koyduğunu söylüyor.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan 40 şirketin bu yatırım portföyüne dahil olduğuna inanılıyor. Aralarında Türkiye, Suudi Arabistan, Cezayir, Sudan, Mısır ve Körfez ülkeleri var.
Bu yatırımlara yol inşaatından, tıbbi ekipman ve ilaca, turizmden madencilik ve lüks gayrimenkul projelerine kadar her şeyin dahil olduğu iddia ediliyor.
‘Gayrimenkul mükemmel bir yöntem’
ABD Hazine Bakanlığı 2022’den beri, bu dokümanlarda listelenen altı şirketin doğrudan ya da dolaylı şekilde Hamas’ın olduğu ya da Hamas tarafından kontrol edildiğini belirtiyor.
Portföy defterinde listelenen her şirketin yanında, Hamas kontrolündeki holdinglere ait olduğu söylenen değerler var. Bu değerlerin toplamı 422 milyon 573 bin 890 dolar.
Çoğunun gayrimenkule bağlı olduğu söyleniyor.
İngiltere merkezli savunma ve güvenlik düşünce kuruluşu RUSI’ye bağlı, Mali Suç ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi’nin (CFCS) müdürü Tom Keatinge, değerini koruyan ve kira geliri potansiyeli olan gayrimenkul yatırımlarının, Hamas gibi bir örgütün mali durumunu yönetmesi için “mükemmel bir yol” olduğunu söylüyor.
Türk şirketi Trend GYO’nun adı geçiyor
ABD tarafından yaptırım uygulananlardan biri de Türk gayrimenkul şirketi Trend GYO.
Daha önce bahsettiğimiz, 2018’e ait belgede adı birkaç kez Anda Turk olarak geçiyor. Belgeler bunun Trend GYO olarak yeniden adlandırılıp İstanbul borsasında işlem görmeye başlamadan önceki ticari ismi olduğunu gösteriyor.
7 Ekim saldırıları veya Hamas’ın deyimiyle “El Aksa Tufanı Operasyonu”, yakın zamanda Trend’in eski başkanı Hamid Abdullah el Ahmar tarafından övülmüştü.
Kendisi 2022’de görevinden ayrıldı ancak Trend’in ana şirketinin başkanı olarak görevde kaldı. Ocak 2024’te İstanbul’da bir konferansta “Siyonizm’i ırkçı ve terörist bir hareket olarak suç saymak için çalışma” çağrısında bulundu.
Panorama, el Ahmar’a yazdı ancak yanıt alamadı.
Trend GYO ise BBC’ye yaptığı açıklamada, ABD Hazine Bakanlığı’nın şirket ile Hamas arasındaki bağlantılara ilişkin iddialarının “haksız ve temelsiz” olduğunu söyledi.
Türk yetkililer, Trend’i araştırdıklarını ve “ülkenin mali sisteminin kötüye kullanılmadığını” tespit ettiklerini ve Türkiye’nin uluslararası mali kurallara uyduğunu söylediler.
Katar’dan nakit para desteği
Hamas uzun süreli çeşitli başka mali kaynakları da var.
Kaynak arayan ilk ve en önemli isimlerden biri, şu anda Hamas’ın Gazze’deki siyasi kanadının başındaki Yahya Sinvar. İsrail’e göre, İsrail hapishanesindeyken Hamas için finansman toplamaya başladı.
Sinvar’ı 150 saatten fazla süre sorguladığını söyleyen eski İsrailli yetkili Micha Koubi, hapishaneden gönderdiği mesajlarla İran’la bağlantı kurmayı başardığını söylüyor. İran’dan silah istediğini ve İran’ın da Hamas’a yardım etmeyi kabul ettiğini ekliyor.
Hamas’a Katar’dan da üstü açık ve kapalı şekilde nakit gittiğini belirtiyor.
İsrail, bu paranın bir kısmının kendi onayıyla nakit olarak dağıtıldığını kabul etti. Bu para Hamas yetkililerin maaşlarının ödenmesi ve Gazze halkına insani destek sağlanması amacıyla tahsis edildi.
Levy, “Katarlıların her ay özel bir jetle Refah’a gelen, Gazze’ye giren, Hamas’a bavul verip geri dönen özel bir elçisi vardı” diyor. “Bu paranın önemli bir kısmının Hamas’ın askeri kolunu desteklemeye” gittiğine inandığını ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Batı Şeria’daki Filistin yetkilileri ve çok sayıda yardım kuruluşu da milyarlarca dolar desteği doğruladı. Bunların hepsi insani amaçlıydı.
RUSI’den Tom Keatinge, bu paranın Hamas’ın askeri kanadına destek sağladığını düşünmenin “adil bir değerlendirme” olduğunu söylüyor.
Keatinge, “Bu, Hamas’ın tünel inşa etmek veya ordusunu silahlandırmak gibi diğer konularda kullanabileceği bir para” diyor.
Eğer bu doğru ise Hamas’ın bağışçılardan aldığı paranın ne kadarını askeri olarak kullanmak üzere ayırdığını bilmek mümkün değil.
Hamas herhangi bir yardım parasını başka alana yönlendirdiği iddialarını reddediyor. Panorama’ya da askeri kanadının kendi gelir kaynaklarına sahip olduğunu söyledi.
Netanyahu, yakın zamanda Hamas’ın güçlenmesini istediği iddialarını reddetti ve yalnızca insani krizi önlemek için Katar parasının Gazze’ye girmesine izin verdiğini söyledi.
Şimdi ise Hamas’ı yerle bir etmeye yeminli. “Gazze’de terörizmi finanse eden hiçbir unsur kalmayacak” diyor.
Ancak Gazze’yi yerle bir etmek ve bu kadar çok sayıda Filistinliyi öldürmekle İsrail bunun tam tersi etki görebilir.
ABD merkezli, Filistin ve İsrail ilişkileri üzerine çalışan düşünce kuruluşu Orta Doğu Enstitüsü’nden Elgindy, “İran muhtemelen Hamas’ı silahlandırmaya ve finansal olarak desteklemeye devam edecek” diyor.
“Fakat bundan da fazlası, Hamas gibi bir grubun bu silahları ve kaynakları elde etmeye çalışması için bir neden olduğu sürece bunu yapacaklardır. Çünkü bunun gerekçesi hala mevcut.”
]]>Aşırı sağcı gruplar, 2,3 milyon Filistinlinin gıda, temiz su ve barınmadan yoksun şekilde yaşam mücadelesi verdiği ve insani krizin her geçen gün daha da derinleştiği Gazze Şeridi’ne giden yardımları engellemek için yaklaşık 5 haftadır eylemlerini sürdürüyor.
İsrail ile Mısır arasındaki Nitzana Sınır Kapısı’nda toplanan yaklaşık 100 kişilik aşırı sağcı İsrailli grup, insani yardımların İsrail tarafından denetleneceği rota üzerinde oturma eylemi yaptı. İsrail askerleri, Mısır tarafında yüzlerce tırın Gazze’ye girmeden önce denetlenmeyi beklediği sınır kapısının önünde zırhlı araçlarını konuşlandırdı.
Sınırdaki geçiş hattını kapatan göstericilere müdahale edilmedi
İsrail askerlerinin, sınırdaki geçiş hattını kapatan göstericilere müdahale etmemesi dikkati çekti.
Eylemin organizatörlerinden Rachel Touitou, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ne gönderilen yardımların “yüzde 70’inin Hamas’a gittiğini” iddia ederek bu yardımları önlemek için toplandıklarını söyledi.
Gazze’ye gönderilen insani yardımların sivil halka gitmediğini Hamas’ın eline geçtiğini ileri süren Touitou, “İsrail halkı buna artık yeter, diyor. Bugün burada Gazze’deki İsrailli esirlerin, savaşan askerlerin aileleri var. Onlara gıda, mal ve özellikle de savaşlarını sürdürmelerini sağlayacak yakıt gönderemeyiz.” diye konuştu.
Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) 7 Ekim’deki saldırılara katıldığını ve bu nedenle Gazze’deki yardımları yönetme yetkisini kaybettiğini öne süren Touitou, “İsrail halkı bu yardımın Filistin halkına gönderilmesini istiyor. Gazze halkını aç bırakmak istemiyoruz. Ama bunun Hamas’ın eline geçmesini istemiyoruz.” ifadesini kullandı.
“Filistinlilere yardım etmeye çalışan biziz, Hamas değil”
Oğlu Gazze’de kara işgaline katılarak yaralanan İsrail askerinin annesi Sherryl Singer, “Hamas’a gönderilen insani yardım ve ikmalin önlenmesi için bu eyleme katıldığını” söyledi.
Yardımların sivil halka değil de Hamas’a gittiğini savunan Singer, “Burada eleştirilmesi gereken Hamas. Hamas onları esir tutuyor. Onları yöneten Hamas. Biz orayı yönetmiyoruz. Yardım gönderiyoruz, bunlar Hamas savaşçılarına gidiyor. Bundan biz değil onlar sorumlu. Neden Arap ülkeleri o gariban Filistinlilere yardım göndermiyor? Onlar da Filistinlilere acıyor. Ama önce düşmanımızı yenmeliyiz.” ifadesini kullandı.
Singer, yardımların sınırı geçtikten sonra Hamas’ın eline geçtiğini ileri sürerek “Filistinlilere yardım etmeye çalışan biziz, Hamas değil.” diye konuştu.
“Gazze’de yaşayan bir Filistinli olsaydı kendisini nasıl hissedeceği” sorusuna ise Singer, “Onlara sonuna kadar acıyorum. Sadece acıyorum. Çok feci bir durumdalar. Bunun nedeni, birinci sebebi ise Hamas, İsrail değil. Hamas bu durumun sebebi. Kimse onlara yardım etmiyor? Mısır neden sınır kapılarını açıp onları almıyor?” yanıtını verdi
İsrail’deki aşırı sağcı siyasilerin tabanını oluşturan gruplar, zorunlu açlığa maruz bırakılan, temiz suya ulaşamayan ve barınma krizi yaşayan Filistinliler için Gazze Şeridi’ne gönderilen insani yardımların engellenmesi amacıyla protestolar düzenliyor.
İsrail merkezli “Kanal 12” televizyonunun yaptığı bir ankete göre, İsraillilerin yüzde 72’si, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirler geri getirilmeden Gazze’ye insani yardım gönderilmesine karşı çıkıyor.
]]>NETANYAHU: SAVAŞ RUHUNUZDAN GERÇEKTEN ETKİLENDİM
İsrail Gazze’de insanlık dışı saldırılarına devam ederken, Başbakan Binyamin Netanyahu’dan bir açıklama daha geldi. İsrail Başbakanlık Ofisine göre Kudüs’ün batısındaki Latrun bölgesinde askerlerle buluşan Başbakan Netanyahu burada açıklamalarda bulundu. Başbakan Netanyahu askerlere hitaben “Savaş ruhunuzdan gerçekten etkilendim.” diyerek, komutanlarla görüştüğünü söyledi.
“HAMAS’A KARŞI KESİN ZEFER BİZİM SİYASETİMİZİN ÖZÜDÜR”
Netanyahu, “Birkaç gün önce komutanlarınıza söyledim. Üzerinde iki kelime olan bir şapka aldım: Kesin zafer. Bu bizim siyasetimizin özüdür. Hamas’a karşı kesin zafer.” ifadelerini kullandı. İsrail’in güvenliği için “kesin zaferin hayati öneme sahip olduğunu” savunan Netanyahu, bu şekilde “yeni tarihi barış anlaşmaları yapılacağını” ileri sürdü.

“ÖLÜMCÜL BİR DARBE OLACAKTIR”
Netanyahu, “Kesin zafer İran, Hizbullah, Husiler ve elbette Hamas dahil şer eksenine karşı ölümcül bir darbe olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Likud Partisi’nin İsrail Meclisi’ndeki (Knesset) haftalık toplantısında da konuşan İsrail Başbakanı Netanyahu, 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusunun Gazze’ye yönelik saldırılara ilişkin açıklamalarda bulundu.
“GAZZE’DE SAVAŞ AYLAR SÜRECEK”
Netanyahu,”Amacımız Hamas’a karşı kesin bir zafer. Hamas lider kadrosunu öldüreceğiz, bu nedenle Gazze Şeridi’nin her bölgesinde aktif olmaya devam etmeliyiz.” ifadelerini kullandı. Hamas’ın lider kadrosu öldürülmeden saldırılarının nihayete ermemesi gerektiğini savunan başbakan Netanyahu, “Savaş o zamandan önce bitmemeli ancak yıllar değil, aylar sürecek.” dedi.
“HAMAS’IN KABUL EDİLEMEYECEK TALEPLERİ VAR”
Gazze’de tutulan İsrailli esirlere değinen Netanyahu, onların eve dönmesi için çaba harcamaya devam edeceklerini ancak “Hamas’ın kabul edilemeyecek talepleri olduğunu” açıkladı.
İsrail Başbakanı Binyamin NetanyahuTOPLANTIYA İSRAİLLİ ESİRLERİN AİLELERİ ALINMADI
Times of Israel gazetesinin haberinde, Gazze Şeridi’nde esir tutulanların yakınlarının Likud Partisi haftalık toplantısına alınmadığı belirtildi. Haberde, düzenli olarak aylardır Knesset’te esirlerin serbest bırakılması için lobi yürüten esir yakınlarının, haftalardır toplantıya girmek için çabaladıkları aktarıldı.
“LİKUD BUGÜNE KADAR BİZİMLE GÖRÜŞMEYEN TEK PARTİ”
İsrail merkezli Walla haber sitesine konuşan, kuzeni Gazze’de esir tutulan Gil Dickmann, “Likud bugüne kadar bizimle görüşmeyen tek parti.” açıklamasında bulundu. Dickmann, “Bizimle görüşeceklerini umuyorduk ancak onlar bunu yapmamak için sebepler aramaya devam ediyorlar.” dedi.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

CAN KAYBI KORKUNÇ BOYUTLARDA
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bini çocuk, 8 bin 190’ı kadın olmak üzere 27 bin 478 Filistinli öldürüldü, 66 bin 835 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 225’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 562 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti. İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 381 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim 2023’ten bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 30 Lübnanlı sivil ve 181 Hizbullah mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 10 İsrail askeri öldü.
]]>Netanyahu, ABD’nin gelecekteki bir Filistin devleti konusundaki baskısını açıktan reddetti ve saldırının “tam zafere kadar” devam edeceğinde ısrar etti.
Ancak savaş kabinesi üyesi Gadi Eisenkot, Hamas’ın “mutlak yenilgisini” savunanların “doğruyu söylemediğini” belirtti.
Emekli general Eisenkot’un oğlu Gazze’de savaşırken öldürülmüştü.
Ayrıca Netanyahu’nun 7 Ekim’de ülkesini koruyamadığı için “kesin ve açık bir sorumluluğu” paylaştığını söyledi ve İsrail’in mevcut liderliğine “güven olmadığını” belirterek yeni seçimler yapılması çağrısında bulundu.
Hamas, İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıda yaklaşık 1300 kişiyi öldürmüş ve 240 kişiyi rehin almıştı.
Başbakan Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın neredeyse hiç konuşmadıklarına dair haberlerle birlikte kabine içindeki gerilim, İsrail ve Batılı müttefikleri arasındaki uçurumun genişlediği bir döneme denk geldi.
Netanyahu’nun Filistin devletine ilişkin yorumlarının ardından Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Kirby, ABD ve İsrail’in “olayları açıkça farklı gördüğünü” söyledi.
Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de İsrail’in güvenlik sorunlarının bir Filistin devleti olmadan çözülemeyeceğini söyledi.
Beyaz Saray, Başkan Joe Biden’ın Cuma günü yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu ile iki devletli çözüm konusunu ele aldığını açıkladı.
Daha sonra Washington’da gazetecilere konuşan Biden, bir gazetecinin Netanyahu’nun görevde olduğu bir dönemde iki devletli bir çözümün imkansız olup olmadığı sorusuna “Hayır, öyle değil” diye yanıt verdi.
Biden “İki devletli çözümün çeşitli türleri var. BM üyesi olup da… kendi orduları olmayan bir dizi ülke var” dedi.
Ancak Netanyahu kariyeri boyunca Filistin devletine karşı çıktı ve daha geçen ay bunu engellemiş olmaktan gurur duyduğunu söyleyerek övündü.
Hamas yönetimindeki sağlık bakanlığına göre Gazze’de ölenlerin sayısı 25.000’e yaklaştı.
Biden yönetiminin Netanyahu’nun iki devletli çözüme yaklaşımına dair yeni yalanlamasının zamanlaması, artan uluslararası izolasyon hissini artırabilir.
ABD bu çatışma sırasında İsrail’in askeri stratejisini etkilemeye çalıştı: Gazze’de kapsamlı hava saldırıları yerine daha hassas güdümlü saldırılar düzenlenmesi; kara harekatının ertelenmesi ya da sona erdirlmesi; ve İsrail’in gelecekteki bir Filistin devletine komşu olacağı ve Filistin Yönetimi’nin de bir rol üstleneceği iki devletli bir çözüm için görüşmeler yapılması çağrısında bulundu.
Ancak bu çağrılar ABD’li yetkililerle yapılan gergin toplantılarda Netanyahu tarafından sık sık reddedildi ve bazı Amerikan çevrelerinde Başkan Biden’ın İsrail’e verdiği koşulsuz destekten duyulan hayal kırıklığını derinleştirdi.
Savaşta ölümlerin arttığı bir ortamda İsrail’in müttefikleri, kalıcı barışı sağlamanın tek yolu olarak iki devletli plana yeniden hayat verilebileceğini umuyor.
Ancak Netanyahu’nun yorumları bunun tam tersini istediğini gösteriyor. Bu pozisyonun ABD’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı olması beklenen Donald Trump’ın seçilmesi halinde gelecekteki yönetimiyle daha uyumlu olacağını umuyor ve ona İsrail yanlısı destekçilerini toparlamak için malzeme sağlıyor.
İsrail’de giderek daha az sevilen bir başbakan, hükümetini destekleyen aşırı sağa geri dönüyor.
Yakın zamanda yapılan bir ankete göre İsraillilerin sadece yüzde 15’i savaştan sonra da onun görevde kalmasını istiyor.
İsraillilerin çoğu Hamas’a karşı askeri harekâtı desteklemeye devam ederken, çoğunluk artık Hamas’ı yok etmek gibi imkânsız bir hedef yerine kalan 130 kadar rehineyi geri getirmeye öncelik verilmesini istediklerini söylüyor.
Netanyahu’nun gelecekte kurulacak bir Filistin devletine ilişkin son yorumları da Arapların çatışmada arabuluculuk yapma girişimlerinin reddedilmesi anlamına geliyor.
Suudi Arabistan, iki devletli bir çözümü içeren bir ateşkes anlaşmasının parçası olarak İsrail ile ilişkileri normalleştirme ödülünü önüne koydu.
Ancak İsrail başbakanı siyasi geleceğini sert bir Filistin karşıtlığına bağlamış görünüyor.
İsrail tarihinin en kötü saldırıları onun döneminde gerçekleştikten sonra “güvenlik” söylemiyle öne çıkamaz.
Artık ” Bağımsız Filistin Yok” söylemine sarılacak. Bu pozisyonun, başbakanını giderek daha fazla sevmese de yanı başında bir Filistin devletini düşünemeyecek kadar travma geçiren halkın ruh haliyle uyuşacağına inanıyor.
]]>Bakan ayrıca Hamas’ın artık Gazze’nin yönetiminde olmayacağını ve İsrail’in genel güvenlik kontrolünü elinde tutacağını belirtti.
Plan açıklanırken, Gazze’de saldırılar devam etti ve Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı son 24 saatte onlarca kişinin öldürüldüğünü duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın da bu hafta bölgeyi ziyaret etmesi, İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinli yetkililer ve İsrailli liderlerle görüşmesi bekleniyor.
Blinken’ın ziyareti, Hamas’ın üst düzey liderlerinden Salih El Aruri’nin Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta öldürülmesiyle gerginliğin arttığı bir ortamda yapılacak. Suikasttan İsrail sorumlu tutulurken, İsrail herhangi bir açıklama yapmadı.
‘Dört köşeli’ plan
Gallant’ın “dört köşeli” planına göre İsrail Gazze’nin genel güvenliğini elinde tutacak.
İsrail’in saldırıları nedeniyle oluşan yaygın yıkımın ardından, bölgenin yeniden inşasını çok uluslu bir güç üstlenecek.
Komşu Mısır da plan uyarınca bir rol oynayacak, ancak bu rolün ayrıntısı verilmedi.
Ancak yayımlanan belgede bölgenin yönetiminden Filistinlilerin sorumlu olacağı da belirtiliyor.
Gallant “Gazze’de yaşayanlar Filistinliler, dolayısıyla İsrail devletine karşı herhangi bir düşmanca fiil ya da tehdit olmaması koşuluyla, Filistinli kurumlar yetkili olacak” dedi.
Gazze’nin geleceğinin ne olacağı konusundaki tartışmalar İsrail’de büyük görüş ayrılıklarına yol açtı.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun kabinesindeki bazı aşırı sağcı üyeler, Gazze’deki Filistin vatandaşlarının sürgüne gitmeye teşvik edilmesi ve bölgedeki Yahudi yerleşimlerinin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. Ancak bu tartışmalı öneriler bölgedeki bazı diğer ülkeler ve İsrail’in bazı müttefiklerince “aşırılıkçı” ve “uygulanamaz” diye tanımlanarak, reddedildi.
Galant’ın önerileri diğer bazı kabine üyelerinin gündeme getirdiklerine göre daha pratik görülse de, büyük ihtimalle, savaşın sona ermesinden sonra bölgenin yönetiminin Gazzeliler’de olması gerektiğini söyleyen Filistinli liderler tarafından reddedilecek.
Başbakan Netanyahu, şu ana dek Gazze’nin nasıl yönetilmesi gerektiğini düşündüğü konusunda bir açıklama yapmadı.
İsrail Başbakanı, Hamas’ın tamamen yok edilmesini amaçladığını söylediği Gazze’deki savaşın aylar sürebileceğini söyledi.
Galant’ın planında, İsrail Ordusu’nun Gazze’deki savaşın sonraki aşamalarında nasıl ilerlemeyi amaçladığı da yer aldı.
Savunma Bakanı, İsrail Ordusu’nun Gazze’nin kuzeyinde daha hedefe yönelik bir yaklaşım benimseyeceğini belirtti. Bu operasyonlara, baskınlar, tünellerin yok edilmesi, hava ve kara saldırılarının dahil olduğu kaydedildi.
Gallant, Gazze’nin güneyinde ise İsrail Ordusu’nun Hamas liderlerini bulmaya ve rehineleri kurtarmaya çalışmaya devam edeceğini söyledi.
Gazze’nin güneyindeki en büyük kent Han Yunus dün İsrail hava saldırılarında vuruldu.
İsrail Ordusu “terör altyapısına” yönelik saldırılar yapıldığını ve askerlerin yanında patlayıcı infilak ettirmeye çalışan, “militan” diye tanımladığı kişilerin öldürüldüğünü belirtti.
Bir hava saldırısında da İslami Cihat örgütünün üst düzey militanlarından Memduh Lolo’nun öldürüldüğü açıklandı.
Hamas yönetimindeki Sağlık Bakanlığı ise Gazze genelinde son 24 saatte düzenlenen saldırılarda 125 kişinin öldürüldüğünü duyurdu.
Bir Sağlık Bakanlığı yetkilisi, Han Yunus’un batısındaki El Mawasi’de düzenlen İsrail hava saldırılarında aralarında dokuz çocuğun da bulunduğu 14 kişinin öldüğünü söyledi.
Bu küçük kasaba, İsrail güçleri tarafından yerlerinden edilen Filistinliler için “güvenli alan” ilan edilmişti. İsrail Ordusu, Hamas’ın açıklamaları hakkında bir yorum yapmadı.
Görgü tanığı Cemal Hamad Salih “Gece yarısı çoğu çocuk, insanların uyuduğu sırada, çadırlara hava saldırısı yapıldı. Bir cesedi 40 metre ötede bulduk” dedi.
Save the Children yardım kuruluşunun İsrail işgali altındaki Filistin toprakları sorumlusu Jason Lee “Gazze’de güvenli bir yer yok. Kamplar, sığınaklar, okullar, hastaneler, evler ve sözde ‘güvenli alanlar’ çatışma alanı olmamalı” dedi.
Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına başlamasından bu yana Perşembe günü itibarıyla ölenlerin sayısının 22.400’e ulaştığını açıkladı. Bu, 2,3 milyon nüfuslu bölgede yaşayanların neredeyse yüzde 1’i anlamına geliyor.
]]>