“İYİ PARTİ’DEN AYRILDIM”
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Üçok, “Yaklaşık iki yıldır üyesi olduğum İyi Parti’den ayrıldım” dedi. Üçok ayrıca “Bugüne kadar göstermiş oldukları teveccühten dolayı İyi Parti’nin değerli seçmenlerine çok teşekkür eder saygılar sunarım” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, CHP’nin Can Atalay için TBMM’yi yeniden olağanüstü toplantıya çağıracağını açıklamasına ilişkin, “TBMM Genel Kurulu gündemine hakimdir. Bir husus görüşülmüş, müzakere edilmiş, karara bağlandıktan sonra aynı hususta, ‘Yeniden görüşelim, tekrar karara bağlayalım’ diye bir husus olmaz. TBMM gündemine hakim olduğu için ve daha önce de karar verdiği için ikinci bir olağanüstü toplantı talebini normal görmez, normal karşılamaz” dedi.
AK Parti’li Abdullah Güler, TBMM’nin yeni yasama yılı ve yeni anayasa çalışmaları ile siyaset gündemindeki konulara ilişkin DHA’ya açıklamalarda bulundu. Güler, 28’inci yasama döneminde; 21 kanun, 52 uluslararası sözleşme ve 6 asker gönderme tezkeresinin kabul edildiğini ifade ederek, toplumun beklentileri doğrultusunda hareket ettiklerini söyledi. TBMM’nin, 1 Ekim’de açılacağını ve Genel Kurulun Öğretmenlik Mesleği Kanun Teklifi ile görüşmelere başlayacağını belirten Güler, yeni dönemde ayrıca Adalet Komisyonu’ndan geçen 9’uncu Yargı Paketi’nin gündeme alınacağını, tüketici hakları ve aldatıcı reklam uygulamaları ile ilgili kanun teklifinin de gündeme geleceğini aktardı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın düzenlemeleriyle ilgili kanun teklifinin hazırlıklarının da eylül ayı sonunda tamamlanacağını aktaran Güler, “Yapısal reformlar ve 1 yıldır yürürlükte olan Orta Vadeli Program’ı (OVP) destekleyici mahiyette kanun düzenlemelerimizi inşallah ekim ayının ilk haftalarıyla beraber Meclis Başkanlığımıza sunacağız” ifadelerini kullandı.
‘ÇEVRELERİNDE HUKUKÇU DANIŞMAN KALMAMIŞ’
Güler, CHP’nin, Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi (AYM) kararının TBMM’de okunması amacıyla Genel Kurulu yeniden olağanüstü toplantıya çağıracağını duyurmasına ilişkin de “CHP Genel Başkanı veya diğer CHP’li yetkililer, olağanüstü toplantıyla ilgili olarak çok tuhaf ve garip açıklamalar yapıyorlar, ‘AYM’nin kararının okunması’ diye bir beyanda bulunuyorlar. Demek ki çevrelerinde hukukçu danışman kalmamış, bazı genel başkanlar hukukçu da değil zaten. Bir kez daha söylemek istiyorum; AYM’nin 1 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan kararı, hukuk zemininde okunacak bir karar değildir. Bunu en yetkili, uzman bildikleri kim varsa, anayasacı, cezacı kim varsa hukuk zemininde çok net tartışmak da gerekir” diye konuştu.
‘TEMİZ DİL SÖZÜ VERMESİNE RAĞMEN HAKARET ETTİ’
16 Ağustos’ta olağanüstü toplanan Genel Kurulda, muhalefetin toplantının açılışından itibaren agresif ve iyi niyetli olmayan bir yaklaşımla hareket ettiğini söyleyen Güler, “TİP İstanbulMilletvekili Ahmet Şık, kürsüye geldiği andan itibaren normalde AYM kararını, genel görüşmedeki o süreci kendi bakış açısıyla anlatması gerekirken çok kirli, çirkin, hadsiz, edepsiz, saygısızca hakaretlere başladı. Tabii o arada bizler de itirazlarımızı yaptık ve ara verildi. Aradan sonra Meclis Başkanvekili ile beraber arka kısımda; bu çirkin, hadsiz, hakaret içeren sözleri hiçbir grup başkanvekili kabul etmediğini ifade etti. Burada CHP ve DEM Partili grup başkanvekilleri, Ahmet Şık ile görüştüklerini, konuşmasının geri kalan süresini hakaret etmeden tamamlayacağını, böyle bir dil kullanmayacağı doğrultusunda söz aldıklarını söyleyip, ‘Genel Kurul görüşmelerine devam edelim’ dediler. Burada CHP’li grup başkanvekili ve DEM Partili grup başkanvekillerine ilgili milletvekili, ‘Çirkin, kaba, yaralayıcı, hakaret içeren sözler söylemeyeceğim’ diye söz verdi. Peki, ne yaşadık? Genel Kurula gittik, aynı milletvekili maalesef yine edepsizce, hadsizce, saygısızca, hakaret eden sözlerine devam etti. Tabii o arada hiç istemediğimiz diğer görüntüler de ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu.
‘ÇOK KOMİK BİR TALEP OLACAK’
Güler, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın, AK Parti’lilere saldırırken dirseğinin DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yüzüne geldiğini ve kaşının açılmasına neden olduğunu belirterek, muhalefetin yaşanan kavga ile ilgili gerçekleri topluma açıklamadığını ifade etti. Genel Kuruldaki görüntülerin Meclis’e yakışmadığını vurgulayan Güler, şöyle devam etti:
“CHP ve diğer milletvekilleri Meclis’i aynı konuda olağanüstü toplantıya tekrar davet edeceklerini ifade ediyorlar. Tabii içeriğini ben görmedim, bilmiyorum. Yani hangi çerçevede nasıl bir olağanüstü davet yapacaklar bilmiyorum. İçtüzük 7’nci madde kapsamı içerisinde siyasi partiler 120 milletvekili sayısına ulaştıkları takdirde beyanda bulunabilirler. Tabii Meclis Başkanlığımız bu talebi değerlendireceklerdir. Ancak şunu söyleyeyim; TBMM Genel Kurulu gündemine hakimdir. Bir husus görüşülmüş, müzakere edilmiş, karara bağlandıktan sonra, ‘Yeniden görüşelim, tekrar karara bağlayalım’ diye bir husus olmaz. TBMM gündemine hakim olduğu için ve daha önce de karar verdiği için ikinci bir olağanüstü toplantı talebini normal görmez, normal karşılamaz. Tabii dilekçeyi görmek lazım, arkadaşlarımızın beyanını görmek lazım. Yalnız şöyle bir ifade duydum, tabii çok yakışıksızdı, çok doğru bulmadığımı da öncelikle söylemek isterim. CHP Genel Başkanının, ‘Artık görüşmeye gerek yok, müzakereye gerek yok’. Meclis Başkanına adeta görev verir gibi, talimat verir gibi; AYM’nin boş olan, hukuk zemininde hiçbir geçerliliği olmayan, ‘Kararı oku. İlgili milletvekilinin tahliye edilmesi hususunda milletvekili olduğunu kabul et. Tutanaklara böyle geçir’ gibi çok nezaketsiz, üslup açısından da doğru bulmadığım bir açıklamasını gördüm. Yani böyle bir talepleri olacaksa, çok komik bir talep olacağını şimdiden söylemek isterim.”
‘ANAYASANIN GÜNCELLİĞİ KALMADI’
Yasama döneminde yeni anayasa çalışmalarının gündemde olması gerektiğini vurgulayan Güler, Türkiye’nin sivil, çoğulcu bir anayasaya ihtiyacı olduğunu kaydetti. Güler, “Anayasa o günün iktisadi koşulları, ekonomi koşulları, toplum yapısı açısından yapılmış ve kabul edilmiş. Ancak üzerinden 40 yıl geçmiş anayasanın şu anda güncelliği kalmamış. Bakın çok daha yeni kavramlarımız var değil mi? Nedir mesela? Daha yakın zamanda kripto varlıklarla ilgili, ‘gayri maddi varlık’ tanımlaması, böyle bir kanun düzenlemesi yaptık. Önümüzdeki günlerde yine siber uzay güvenliği, dijital sistemler, dijital yazılım, yapay zeka uygulamaları gibi birçok konu gelecek önümüze. Peki, anayasamızın hangi maddesinde bunlar var ki? Günümüzün hangi güncel konusunu bünyesinde taşıyabiliyor? Maalesef taşıyamıyor” dedi.
‘İLK 4 MADDE İLE İLGİLİ TARTIŞMA YOK’
Güler, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin toplum tarafından kabul edilen bir sistem olduğunu belirterek, “Tabi sistemin aksayan yönleri olabilir. Değişecek yönleri olabilir. Günümüzün koşullarına uygun hale gelip daha işlevsel, daha verimli çalışacak ortamlar her zaman mümkündür. Sistemsel manada sizin aksayan yönleri her zaman yeni bir değişim ve dönüşümle beraber farklı uygulamalarla her zaman hayata geçirebiliriz. Bu ayrı bir konu ama anayasamız içerisinde bizim elbette ortak noktada buluştuğumuz ilk 4 maddemizle ilgili bir tartışma yok. Yani bu konularda biz farklı bir bakış açısına sahip değiliz. Ama diğer maddelerimizin mutlaka güncel hale getirilmesi, toplumun ihtiyaçlarını karşılaması ve günümüzün koşullarına cevap verilmesi gerekiyor. Toplumumuzun her kesiminin anayasa ile ilgili katkı vermesi gerekiyor. İnşallah biz bunda başarılı olabiliriz” ifadelerini kullandı.
Güler, 2025 yılının başında AK Parti Olağan Kongresi’nin tamamlanacağını ve her kongre döneminde partide yüzde 50-60 aralığında bir değişim yaşandığını belirterek, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle değişimlerin yaşanabileceğini vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, bugünkü kura töreninde görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik etti. Erdoğan, sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcıların ülkenin dört bir yanında millet adına adaleti tesis etmenin mücadelesini verdiğini ifade etti.
Adaletin, içinde yaşanılan evrenin ruhu olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim, insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde, devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Eskiler, ‘Adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz’ derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum.”
“Yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumların başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu dile getirdi.
Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemlerin milletin hafızasında çok derin izler bıraktığını, travmalara sebep olduğunu, vatandaşın devlete olan itimadına telafisi imkansız zararlar verdiğini anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan Anayasa’mızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle birlikte hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin, bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17/25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?”
Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının personelinden binasına kadar vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken aynı zamanda adalet teşkilatını darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştıklarını ifade etti.
Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasiye kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Az önce de söylendiği gibi, merdiven altı bir anlayışla yürüyen bir sistem vardı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak bir yana dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var. Terör örgütlerinin, güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz.”
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andı
Erdoğan, terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Savcı Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere tüm yargı mensuplarını, güvenlik görevlilerini, vatandaşları rahmetle andı.
Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, ülkenin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceklerine dikkati çeken Erdoğan, “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değil. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.
(Sürecek)
]]>ERDOĞAN’DAN ZİRVEYE DAMGA VURAN SÖZLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle; “148 hakimimizi ve cumhuriyet savcımızı tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcımız milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin değeri kalmaz.
“REFORMLARI DEVAM ETTİRİYORUZ”
Türkiye geçmişte adaleti salması gereken kurumların başka güçlerin etkisi altına girmesinin bedelini ağır ödedi. Adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle yine darbe teşebbüsünde bulunulduğuna şahit olmadık mı? Merdivenaltı bir anlayışla yürüyen sistem vardı. Şimdi artık 4 4’lük fiziki imkanlarla hizmet veren bir yapı var. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda onurlu duruşumuz miras bırakacağımız bir iftihar beratı. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat alt yapısını geliştirmek için başlattığımız reformları devam ettiriyoruz.
“İTİRAZ, İSTİNAF VE TEMYİZ BAŞVURU SÜRELERİ 2 HAFTA OLACAK”
Yargımızın hala çözüm bekleyen sorunları var. Bir kısmı Anayasa ve yasalarda yapılması gereken değişiklilerle ilgili. 8. Yargı Paketi ile itiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri 2 hafta olarak düzenleniyor. Meclisimizin takdiri ile hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir.
YÜKSEK YARGIDA YETKİ TARTIŞMASI
Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazıları ile ilgili verdiği tartışmaları kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz.
“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UZLAŞMA YOLLARINI ARAYACAĞIZ”
İlk adımları 8. Yargı Paketi ile atmaya başladık. Hem Anayasa hem yasa düzeyinde çalışması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Yüksek yargı kurumlarımızın Anayasa’da belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Yeni Anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir Anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan kurtulmalıdır.”
]]>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, son olarak Yargıtay tetkik hakimi olarak görev yapan Özmen’in FETÖ’nün yargı yapılanması içerisinde yer aldığı gerekçesiyle 7 yıldır arandığı belirtildi.
ByLock kullanıcısı olan sanığın örgüt içerisinde “Necip Bey” kod adını kullandığı bildirilen iddianamede, Özmen’in 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi öncesi yüksek yargı seçimleri, hakimlik ve savcılık yükselmelerinde örgüt mensuplarının önerilmesi ve seçilmesi için çalıştığı, FETÖ tarafından “yüksek yargı sorumlusu” olarak görevlendirildiği kaydedildi.
Tablet ve telefonunda özel şifrelendirme
Özmen yakalandığında üzerinde başkasına ait kimliğin yanı sıra elindeki poşet ve bel çantasında 18 bin 240 dolar, 34 bin 870 avro, 500 İsviçre frangı ile 20 bin lira bulunduğu bilgisi paylaşılan iddianamede, paraların yanında bazı isimler ve tablolar bulunan notlar ele geçirildiği, sanığın bu paraları örgüt adına topladığı ve dağıttığı anlatıldı.
Sanığın dijital materyallerine ilişkin inceleme raporuna da yer verilen iddianamede, “Özmen’in cep telefonun IP bloğunun değiştirilerek VPN üzerinden bağlantı kurduğu, mezkur tabletin de aynı şekilde şifreli olduğu, yine tabletin hafıza birimi olan ve verilerin depolandığı bellek alanının tamamen şifrelendiği tespit edilmiştir. Bu durumun, sanık hakkındaki ifadeler nazara alındığında örgütsel gizlilik amacıyla yapıldığı değerlendirilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.
Yargıtayda FETÖ’nün fişleme biriminin başında
Ayrıca Özmen’in yargı içerisindeki hakim savcıların örgüte yaklaşımlarını takip ettiği ve fişlemeler yaptığı tanık beyanlarına yansıdı.
İddianamede ifadesine yer verilen tanık S.N.B, Özmen’in tetkik hakimliği döneminde Yargıtayın her dairesinde örgütün bir çalışma grubu olduğunu, örgüt üyesi hakimlerin haftada bir toplandığını, bu grupların sorumlularından birinin de Özmen olduğunu belirtti.
S.N.B, “Bu toplantılarda Yargıtay bünyesinde çalışan yargı mensuplarıyla ilgili fişlemeler yapılırdı. Bunlarla ilgili bilgi alışverişinde bulunulurdu. Bunun dışında örgütün yargı yapılanması kapsamında bir birim oluşturulmuştu. Bu birimin tüm yargıdaki örgüt aleyhine hareket eden yargı mensuplarını fişleme görevi vardı. Necmeddin Özmen de bu birimin başındaydı.” şeklinde bilgi verdi.
Tanık M.Ö. de Özmen’in askeri hakimlik yaptığı dönemde FETÖ’nün Isparta ve Antalya bölgesindeki hakim-savcı sorumlusu olduğunu, daha sonra Yargıtayda çalıştığı dönemde de örgüt adına toplantılar düzenlediğini ifade etti.
32 yıl 3 aya kadar hapis istemi
İddianamede, Özmen’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla, “başkalarına ait kimlik belgelerinin kullanılması” suçundan 1 yıldan 4 yıla ve “terörizmin finansmanı” suçundan da 6 yıl 6 aydan 13 yıl 3 ay kadar hapisle cezalandırılması istendi.
]]>