İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen Texhibition Fuarı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Valisi Davut Gül, TİM Başkanı Mustafa Gültepe, İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz ve çok sayıda davetlinin katılımıyla açıldı.
Burada konuşan TİM Başkanı Gültepe, tekstil ve hazır giyim sektörlerinin Türkiye’nin sanayileşmesinde, kalkınmasında, istihdamında ve dışa açılmasında özel bir yeri olduğunu söyledi.
Türkiye’de sanayileşmenin bu iki sektörle başladığını belirten Gültepe, 1980’li yıllarda dışa açılmanın öncülüğünü de yine bu iki sektörün yaptığının altını çizdi.
Gültepe, yıllarca bu iki sektörün ihracatta zirve olduğunu dile getirerek, Türkiye’nin her iki sektörde de küresel oyuncu olduğunu vurguladı.
Etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyecek tekstil ve hazır giyim sektörlerinde 2022 yılının 32 milyar dolara yakın ihracatla kapatıldığını hatırlatan Gültepe, gerek küresel pazarlardaki daralma, gerekse yüksek maliyet artışlarına bağlı olarak rekabetçiliğin kaybedilmesi nedeniyle 2023 ve 2024’ün ilk iki ayında ise sırasıyla yaklaşık 29 milyar dolar ve 4,8 milyar dolarla hedeflerin gerisinde kalındığını belirtti.
Gültepe, bir ay önce İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı’nın (IFCO) 5’incisini düzenlediklerini, 600’e yakın firmanın katıldığı bu fuarda ziyaretçi rekoru kırdıklarını anlatarak, şunları kaydetti:
“Dile kolay, 159 ülkeden 15 bini yabancı, 38 bin 500 ziyaretçi ağırladık. Firmalarımız bir yandan müşterileriyle mevcut ilişkilerini derinleştirirken bir yandan da yeni işbirliklerinin temellerini attılar. Texhibition Fuarı’nın 5’incisine de çok yoğun bir ilgi olduğunu biliyorum. 550’yi aşkın katılımcının yer aldığı fuarımıza 30 bin ziyaretçi bekleniyor. Elbette bu büyük ilginin ihracatımıza pozitif yansımaları olacak.
Yılın ikinci yarısında küresel pazarların canlanmasıyla birlikte hem hazır giyim hem de tekstil ihracatımızda ibre yeniden yukarıya dönecek. Türkiye, tekstil ve hazır giyim üretiminde marka ülke. Kaliteli üretimimizle, hızımızla, sosyal sorumluluk kriterlerimizle ve Avrupa gibi büyük bir pazara yakınlığımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz. Bütün bu avantajlarımızın yanı sıra sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşümü de fırsata çevirmek için çalışıyoruz.”
Gültepe, hem tekstil, hem de hazır giyim için Yeşil Mutabakat’a uyum için yol haritasını hazırladığını ve uygulama sürecinin başlatıldığını da söyledi.
Hazır giyimde 40, tekstilde 20 milyar dolarlık ihracat hedeflerinin olduğunu kaydeden Gültepe, “Konjonktürel nedenlerle gecikmeler olabilir ama biz mevcut potansiyelimizle bu hedeflerin çok uzak olmadığını biliyoruz. Evet ihracatta küresel konjonktür önemli. Talebi ve riskleri önceden doğru okuyabilmek gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“Fuar küresel tedarik zincirinin Türkiye’ye akışını kalıcı kılabilmek için büyük bir öneme sahip”
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz de fuarın küresel tedarik zincirinin Türkiye’ye akışını kalıcı kılabilmek için büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi.
Öksüz, tekstil sektörü olarak son 4 yılda Türk tekstil sektörünün küresel ihracattan aldığı payı yüzde 2 seviyelerinden yüzde 3,5’a çıkardıklarının altını çizdi.
2023 yılının yaşanan deprem afetinin etkisi ve küresel talep daralması sebebiyle arzu edildiği gibi geçmediğinin altını çizen Öksüz, şunları kaydetti:
“Bizi nispeten mutlu eden en önemli gelişme ise Türk tekstil sektörünün ihracatı yüzde 10 seviyesinde gerilerken, Avrupa Birliği ve ABD gibi en büyük ihracat pazarlarımızın dünyadan ithalatı yüzde 20 seviyesinde geriledi. Dolayısıyla en büyük pazarlarımızda pazar payımızı korumayı başardık. Bunu da sektörün el birliği ile organize ettiğimiz fuarımıza borçluyuz. Texhibiton İstanbul fuarımız bu yüzden önemli. Fuarımızın niteliğini korumak ve kontrollü büyümek en önemli önceliğimiz. Çünkü fuarımızı uluslararası tekstil fuarlarının takvimine işleterek, dünyanın en prestijli tekstil fuarlarından biri yapmayı hedefliyoruz.”
]]>Şubat ayı dış ticaret rakamları, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile TİM Başkanı Gültepe’nin katıldığı programla Adıyaman’da açıklandı.
Gültepe, programdaki konuşmasında, Adıyaman’ın da aralarında bulunduğu 11 ilin iki büyük depremle sarsıldığını anımsatarak, depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Depremlerin hemen ardından devletin, milletin, ihracatçılarla tek yürek olduğunu hatırlatan Gültepe, “Birliklerimizle afetin ilk gününden bu yana var gücümüzle çalıştık ve çalışıyoruz. Bir yılda normalleşme yolunda önemli adımlar atıldı. Normalleşmenin yolu çarkların dönmesinden geçiyor.” diye konuştu.
Deprem bölgesindeki ihracat ilk iki ayda yükseldi
Gültepe, deprem bölgesinde üretim ve ihracatın çok kritik rolü bulunduğunu ve 9 bine yakın ihracatçı firmanın yer aldığını dile getirdi.
Büyük yıkıma rağmen 11 ilde 19 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirildiğini anımsatan Gültepe, şöyle devam etti:
“Bu yılın ilk iki ayında ise afet bölgesindeki illerimizin toplam ihracatta artıya geçtiğini görüyoruz. İnşallah bu başarıyı yılın geneline de yayacağız. Sayın Bakanımız genel hatlarıyla şubat ayı ihracat verilerini açıkladı. Geçen ay 21,1 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik, 2023’e göre yüzde 13,6 artıdayız. Elbette geçen yıl deprem nedeniyle ihracatta ciddi daralma yaşamıştık ama 2022’ye göre de yüzde 6 artıda olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu rakam tarihimizin en yüksek şubat ayı ihracatı.”
Gültepe, şubat ihracatında ilk sırada 3 milyar 130 milyon dolarla yine otomotivin yer aldığını, bu sektörü 2,6 milyar dolarla kimya, 1,5 milyar dolarla hazır giyim, 1,4 milyar dolarla çelik ve 1,3 milyar dolarla elektrik-elektronik sektörünün takip ettiğini aktardı.
“Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı”
Şubat ayında 20 sektörün ihracatını artırdığını belirten Gültepe, şöyle devam etti:
“Geçen ay 64 ilimiz ihracatını artırdı. En çok ihracat yapan 5 ilimiz, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara olarak sıralandı. Şubatta 1388 firmamız ilk kez ihracat yaptı, ihracatımıza 94 milyon dolara yakın katkı sundu. Birim ihracat değerimiz ise 1,43 dolar oldu. Avro/dolar paritesinin ihracatımıza pozitif etkisi 2024 yılında da devam ediyor. Geçen ay parite farkı ihracatımıza 63,5 milyon dolar katkı verdi. En çok ihracat yaptığımız ülkeler Almanya, ABD, İtalya, Irak ve Birleşik Krallık şeklinde sıralandı. Özellikle ABD ve Latin Amerika’ya ihracatta dikkat çekici artış söz konusu. Genel tabloda ise 146 ülkeye ihracatımız arttı. 2023 küresel ekonominin yavaşladığı bir yıl oldu, zor bir yılda ekonomimiz önemli büyüme başarısı gösterdi. Türkiye ekonomisi 2023’te uluslararası kuruluşların beklentilerinin ötesinde, yüzde 4,5 büyüdü. Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı. Artık küresel ekonomide yeni bir seviyedeyiz. Bu seviyenin ihtiyaçları farklı, ihracatçılardan beklentiler de farklı. Değişimin farkındayız.”
Gültepe, TİM olarak gelecek adına çalışmalarını sürdürdüklerini ve sektörlerle istişare içerisinde olduklarını anlattı.
TİM-İhracat Pazar Monitörü başlatılacak
Sektörlerle istişarelerden sonra iletişim, rekabetçilik ve planlamanın ön plana çıktığını anlatan Gültepe, şunları kaydetti:
“Bu üç başlığın bizim için önemi aynı, hepsi birbirinden hayati ve gerekli. İhracatın geçen yıl ekonomik büyümeye katkısı sınırlı kaldı. Bu sonuçta bazı sektörlerimizin rekabetçiliğini kaybetmesinin ve dış talepte daralmanın etkili olduğunu biliyoruz. Makine ve teçhizat yatırımları ise 2023’te büyümeye önemli bir katkı verdi. Hız kesmeyen yatırımları, daha çok üretim ve ihracatın müjdecisi olarak değerlendiriyorum. Burada yeni bir çalışmamızı da sizinle paylaşmak istiyorum. İhracatçılar olarak pazarlardaki talep hareketlerini ve riskleri hesaba katmak durumundayız. Biz bu gelişmeleri artık, pazartesi günü ilk sayısını yayımlayacağımız TİM-İhracat Pazar Monitörü’nden takip edeceğiz. Türkiye’de de bir ilk olan İhracat Pazar Monitörü sayesinde firmalarımız pazarlardaki tüm gelişmeleri en hızlı ve en gerçekçi veriler üzerinden takip edebilecekler.”
Programa Vali Osman Varol, ihracatçı birliklerinin yöneticileri ve ilgililer katıldı.
]]>İHKİB’den yapılan açıklamaya göre, katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile Türkiye ekonomisi için stratejik önemi bulunan moda endüstrisi, “yeşil dönüşüm” zirvesinde küresel markaların ve alım ofislerinin temsilcileriyle bir araya geldi.
İHKİB’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, Yeşil Mutabakat’a uyum sürecinde yapılan çalışmalar mercek altına alınırken, Türk moda endüstrisinin taraflardan beklentileri konuşuldu.
İlgili bakanlıklar, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının yanı sıra ulusal ve uluslararası paydaşların temsilcilerinin de katıldığı toplantının açılışını TİM ve İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe yaptı.
Gültepe’nin açılış konuşmasının ardından Euratex Genel Direktörü Dirk Vantyghem ile Ticaret Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı Bahar Güçlü ve İTKİB Genel Sekreter Yardımcısı Özlem Güneş, Yeşil Mutabakat sürecindeki çalışmalarla ilgili birer sunum gerçekleştirdi.
Dirk Vantyghem, sunumunda moda endüstrisinin sürdürülebilirlik stratejisini ve AB yönetiminden beklentilerini anlatırken, Bahar Güçlü de Yeşil Mutabakat ile ilgili yasal düzenlemelerin Türkiye’ye yansımaları hakkında bilgi verdi.
İTKİB Genel Sekreter Yardımcısı Özlem Güneş ise Yeşil Mutabakat’ın Türk moda endüstrisi için önemli bir fırsat olduğunun altını çizdi. Güneş, Yeşil Mutabakat’a uyum sürecine ilişkin İHKİB’in yürüttüğü çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
“Avrupa ve ABD pazarına daha çok odaklanmamız gerekiyor”
Mustafa Gültepe de Türkiye’nin hazır giyimde küresel bir oyuncu olduğunu belirterek, dünya hazır giyim ihracatının yaklaşık yüzde 3,5’ini Türkiye’nin gerçekleştirdiğini bildirdi.
İHKİB olarak halen yıllık 20 milyar dolar civarında olan ihracatı 40 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini aktaran Gültepe, şöyle devam etti:
“Hedefe giden yol Avrupa’dan ve Amerika’dan geçiyor. Çünkü hazır giyimde en büyük pazarımız Avrupa Birliği. Toplam hazır giyim ihracatımızın yüzde 60’ını AB ülkelerine yapıyoruz. Diğer Avrupa ülkelerini ve ABD’yi eklediğimizde oran yüzde 75’e yaklaşıyor. 40 milyar dolarlık ihracat için alternatifler üzerinde çalışmakla birlikte Avrupa ve ABD pazarına daha çok odaklanmamız gerekiyor.
Çünkü verilerden de görüldüğü gibi hazır giyimde 40 milyar dolarlık ihracatın yolu Avrupa ve ABD’den geçiyor. Avrupa ve Amerika merkezli markalarla zaten uzun yıllara dayanan işbirliklerimiz var. Bilgi birikimimizle, hızımızla, üretim kalitemizle, tasarım gücümüzle, Avrupa’ya coğrafi yakınlığımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz. Yeşil dönüşümü de moda endüstrimiz için fırsata dönüştürmek istiyoruz. Dönüşüm sürecinde tam bir yıl önce çok önemli bir adım attık. Moda endüstrimizin Yeşil Mutabakat’a uyumunun yol haritası niteliğindeki eylem planımızı 30 Ocak 2023’te kamuoyu ile paylaştık.”
“Küresel markalar olaya sadece fiyat odaklı bakmamalı”
İHKİB Başkanı Gültepe, yol haritasında belirlenen 40 eylemden 13’ünde uygulama aşamasına geçtiklerine işaret ederek, daha gidilecek uzun bir yol, yapılması gereken çok iş olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin tedarik zincirinde elyaftan son ürüne tüm bileşenlerin tamamlandığı iki ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Gültepe, “Ayrıca tasarım gücümüzle, üretim kalitemizle, hedef pazarlara yakınlığımızla ve güçlü tedarikçi altyapımızla da rakiplerimizden ayrışıyoruz. Mevcut artıların yanına sürdürülebilirliği de eklememiz gerektiğini biliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gültepe, “Ortaklık zinciri yaklaşımı ile yeşil dönüşüm sürecini fırsata çevireceğimize inanıyoruz. Biz tedarik zincirinde herhangi bir halka olmaktansa ortaklık zincirinin vazgeçilmez bir parçası olmak istiyoruz. İşte tam burada ‘uygunluk’, ‘rekabetçilik’ ve ‘sürdürülebilirlik’ kriterleri öne çıkıyor. Çevresel, sosyal ve yönetsel açıdan tam ve uygun, fiyat performans bakımından rekabetçi olmamız, sürdürülebilirlik uyumunu tamamlamamız gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kalitenin bir değeri, değerin de bir maliyeti bulunduğunu anlatan Gültepe, bu nedenle yıllardır birlikte çalıştıkları küresel markaların olaya sadece fiyat odaklı bakmaması gerektiğinin altını çizdi. Gültepe, üretimde olduğu gibi işbirliklerinin de sürdürülebilir bir zemine oturtulması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>