Sahil Güvenlik Hava Komutanlığı bünyesinde Ege Bölgesi’ndeki illerde görev yapan 53 pilot arasında yer alan 7 kadın helikopter pilotu, günlük düzenli uçuşlarıyla komutanlığın kara ve deniz unsurlarına destek veriyor.
Görev öncesi “meyvest” adı verilen ve üzerinde işaret tabancası, köpek balığı kovucu boya, çakar lambası, oksijen tüpü ve telsiz gibi malzemelerin bulunduğu yeleği giyen kadın pilotlar, kasklarını yanlarına alarak helikoptere geçiyor.
Son kontrollerin ardından görev bölgelerine hareket eden pilotlar, “iki mavi” olarak adlandırdıkları gökyüzü ve deniz arasında güvenliği sağlıyor, afet ve acil durumlar için her an göreve hazır bekliyor.
Deniz kazalarının yanı sıra Kahramanmaraş merkezli depremlerden Karadeniz’deki sel felaketlerine kadar çok sayıda afette can kurtaran pilotlar, göklerde cumhuriyet kadınlarını temsil etmenin gururunu da yaşıyor.
“Çevremize örnek oluyoruz”
Kadın pilotlardan Teğmen Yüksel Gamze Koçak, pilot olmanın çok gurur verici bir duygu olduğunu söyledi.
Üstlendikleri görevlerin icrasında herhangi bir cinsiyet ayrımı olmadığını vurgulayan Koçak, “Tüm pilotlar gibi bize verilen görevleri canla başla üstleniyoruz. Cinsiyetimizin bizi kısıtlamadığını biliyoruz ve bu konuda sürekli çevremize örnek oluyoruz. Denizlerimiz ve ihtiyaç duyulduğunda doğal afetlerde arama kurtarma faaliyetlerinde görev almak ve bu faaliyetlerde insan hayatını kurtarmak oldukça mutluluk verici.” diye konuştu.
Üsteğmen Sinem Derya Gökçe, afet görevleri sırasında unutamayacakları pek çok olayla karşılaştıklarına dikkat çekti.
6 Şubat 2023 depremlerinde Hatay’da görev yaptığını, pek çok canın kurtarılmasına yardımcı olduğunu anlatan Gökçe, şöyle konuştu:
“Başımızdan birçok olay geçti ama en çok aklımda kalanı, hamile bir kadının Hatay’dan Adana’ya tıbbi tahliyesini gerçekleştirmemiz oldu. Uçuşta doğumu başlamıştı. Tıbbi tahliyeden sonra hastanede 5 dakika içerisinde doğumu gerçekleşmişti ve bir erkek bebek dünyaya gelmişti. Anne ve bebeğin iyi olduğunu öğrendikten sonra kendimi çok iyi hissettim. Gurur duydum ve ‘iyi ki bu meslekteyim’ dedim. Umarım bir daha böyle bir felaket başımıza gelmez.”
Üsteğmen Bircan Erkan ise 2021 yılında Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen sel felaketinde görev yaptığını ve bunun meslek hayatındaki ilk görevi olduğunu söyledi.
Bugüne kadarki en zor ve etkileyici görevi bu afet bölgesinde yaptığını dile getiren Erkan, “Afet bölgesine ilk intikal eden ekipler olarak orada birçok görev icra etik. Afetin yaşandığı ilk gün helikopterle evlerin çatılarında mahsur kalan 64 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesini gerçekleştirdik. Kayıp vatandaşlarımız için aylar süren arama faaliyetleri yaptık. Bölgede gördüğüm üzücü manzaralar beni çok etkiledi ve icra ettiğimiz mesleğin önemini kavradım. Böyle kötü sonuçlanan doğal afetlerin tekrarının umarım bir kez daha yaşamayız.” ifadelerini kullandı.
Komutanlıkta ikinci pilot olarak görev yapan Teğmen Beyza Birol Serin ise birçok pilot gibi havacılığa olan tutkusunun çocukluk hayallerine dayandığını söyledi.
Pilot olma hayaliyle Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapmak üzere başvuru yaptığını anlatan Serin, pilot olmanın yanı sıra “iki mavide” uçacak olmanın mutluluğunu yaşadığını, hayallerinin arkasından yılmadan bugünlere geldiğini bildirdi.
Serin, “Kadınlarımız nasıl tarih boyunca birçok fedakarlıkta bulunup kahraman olmuşlarsa biz de cumhuriyet kadınları olarak bu yolda yürümeye, sayımızı artırarak devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
]]>Depremlerin etkilediği 11 il arasında yer alan Diyarbakır’da yıkılan binaların enkazında arama kurtarma çalışmalarına katılan AFAD, UMKE, Kızılay, Sağlık Bakanlığı, jandarma ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurum ve kuruluşlarda görevli kadın çalışanlar, günler süren mücadele ile çok sayıda depremzedenin yaşama tutunmasını sağladı.
Arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra ilk yardımdan beslenmeye, psiko-sosyal destekten yaşam alanlarının kurulmasına kadar pek çok alanda görev alan kadınlar, ailelerinden ayrı günler süren mesailerinde yaşadıkları duyguları AA muhabiri ile paylaştı.
“Kurtardığım her insan halen aklımda”
Diyarbakır AFAD’da arama kurtarma teknisyeni olarak görev yapan Gizem Doğan, deprem anında büyük korku ve panik yaşadığını, sarsıntı geçtikten sonra ailesini güvenli bir alana alıp, görevinin başına koştuğunu söyledi.
Depremde çöken Serin-2 Apartmanı’nın enkazında görev yaptığını anlatan Doğan, 12 gün boyunca orada çalışma yürüttüğünü belirtti.
Doğan, “Tek amacımız insanları kurtarmak olduğu için canla başla çalışmaya başladık. Sesleri duydukça insanları kurtarmak için elimden geleni yaptım. Kurtardığım her insan halen aklımda. Aklıma geldikçe duygulanıyorum. Umarım bir daha böyle bir afet yaşamayız.” dedi.
“Orada ‘İyi ki sağlıkçıyım’ dedim”
UMKE ekibinden Sevgi Yıldız ise depreme çocukluk arkadaşıyla yakalandıklarını belirterek, ilk korkuyu atlattıktan sonra çalışmalara katılmak için hazırlığını yapıp kendi imkanlarıyla Serin-2 Apartmanı’nın enkazına ulaştığını anlattı.
Acıyı bir kenara bırakıp, insanları kurtarmak için çaba gösterdiğini dile getiren Yıldız, şunları söyledi:
“O gün orada ‘İyi ki sağlıkçıyım’ dedim. Serin-2 Apartmanı’nın enkazında bir sağlıkçı vardı ve ona ulaştık, damar yolu açtık. Çok dar bir alandı ama hiç canımızı düşünmedik. Kıza ulaştığımızda, elimizi tuttuğunda, ‘Beni bırakmayın’ dedi. Bu çok farklı bir duyguydu. Bir canlıya ulaşabilmek, dokunmak… O eli bırakmadık ve saatlerce o kişiyle temas halindeydik.”
Yıldız, ikinci depremi enkaz başındayken yaşadığını fakat ilk sarsıntı gibi korku ve panik hissetmediğini dile getirerek, kurtarılması gereken canlar olduğunu bilmenin kendilerini motive ettiğini aktardı.
Bir tarafta çocukların diğer tarafta görevin”
Hemşire ve UMKE gönüllüsü 2 çocuk annesi Nalan Uzun ilk depremi atlatıp, eşi ve çocuklarının güvende olduğunu gördükten sonra görevinin başına gitmek istediğini söyledi.
Uzun, o an yaşadığı duyguları şöyle ifade etti:
“Bir bölünmüşlük yaşıyorsun. Bir tarafta eşin ve çocukların diğer tarafta görevin. Ama diğer taraf daha ağır basıyor. İkinci depremi Galeria Sitesinin enkazı başında yaşadık. Diğer binanın yıkılışı, üzerimize doğru gelişinden saniyelerle kurtulduk. Çocuklarınız size bir kahraman gözüyle bakıyor.”
112 Acil Sağlık ekibinde acil tıp teknikeri Demet Zerrin, depremin ilk anından kurtarma çalışmalarının son gününe kadar sahada görev yaptığını anlattı.
Zerrin, depremden 17 saat sonra 10 yaşındaki çocuk ve ardından babasının kurtarıldığını anlatarak, “Çocuk ambulansa alındıktan sonra elimi sımsıkı tuttu ve ‘Elimi bırakma abla yüzümü sil, arkadaşlarım benimle alay eder. Ayaklarım yerinde mi?’ dedi. Yüzünü sildim, ve ayaklarını görmesini sağladım. Ama o elimi hiç bırakmadı.” dedi.
“15 gün boyunca eve gidemedik”
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında çalışan Tuba Utli ise depremin ilk anında panikle babasına koştuğunu, sarsıntının durmasının ardından da görevinin başına geçtiğini ifade etti.
Serin-2 Apartmanı’nın enkazında görev yaptığını anlatan Utli, şöyle dedi:
“Enkaza ilk gittiğimde korku, üzüntü hepsi vardı. Ama ilk canlıyı görünce o sevinç çığlıklarıyla sakinleşmeye başladık. Görevimiz gereği de o korkuyu bastırmak zorundaydık. 15 gün boyunca orada çalıştık ve hiçbir şekilde eve gidemedik. Sadece biraz dinlenme ile vardiyalı çalıştık.”
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde psikososyal destek ekibinde görevli psikolog Rüveyda Efe, öncelikli çalışma guruplarının çocuklar olduğunu, depremin izlerini silmenin zor bir iş olduğunu anlattı.
Çocukların gözlerindeki korkuyu anlayabildiklerini dile getiren Efe, deprem geçmesine rağmen yaşanan travmanın etkilerinin sürdüğünü ifade etti.
Efe, konteyner kentte buna yönelik çalışmalar yürüttüklerine işaret ederek, bireysel görüşmelerin halen devam ettiğini belirtti.
“Günlerce çocuklarımı göremedim”
Kızılay Toplumsal Güçlendirme Uzmanı Aysel Yaşar da çocuklarını güvenli bir yere bıraktıktan sonra aşevi koordinasyonunu yürüttüğünü ve deprem çalışmaları süresince binlerce kişiye sıcak yemek sağladıklarını kaydetti.
Yaşar, “Günlerce çocuklarımı görmedim. Çalışmalarımı görünce çok mutlu oluyorlardı. Onlar benim gururum ben de onların gururu oldum. Çok mutlu oluyorlardı. Bir anne ve bir kadın olarak yardım gönüllüsü olmak çok güzel bir duygu.” diye konuştu.
]]>Görev yaptığı 3 dönemde hizmete sunduğu vizyon projelerle Osmangazi ilçesinin çehresini değiştiren Başkan Dündar, Cumhur Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 3 dönem kuralı bozularak 4 dönem için aday gösterildi. Yeni dönemde de Osmangazi ilçesine dev eserler kazandırmak için çalışmalara başlayan Başkan Dündar, ilçeyi sokak sokak gezerek yeni dönemde yapacağı projelerini anlatıp vatandaşlar destek istiyor.
Başkan Dündar’ın Haşimişcan Caddesi üzerinde yeni açtığı seçim ofisine yüzlerce kişi katılarak büyük bir sevgi gösterisindebulundu. Büyük bir kalabalık ve coşkuyla yapılan seçim ofisinin açılışına Osmangazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Başkan Adayı Mustafa Dündar, Önceki Dönem Adalet Bakan Yardımcısı, Zekeriya Birkan, AK Parti 23’üncü Dönem Bursa Milletvekili Hayrettin Çakmak, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, MHP İlçe Başkanı Kerim Gürsel Çelebi ve vatandaşlar katıldı. Seçim ofisi açılışında coşkulu kalabalık tarafından Başkan Dündar’ın konuşması Osmangazi seninle gurur duyuyor sloganlarıyla sık sık kesildi.
“136 mahalle, 8 bin 500 cadde ve sokağımızda hizmet etmediğimiz nokta bırakmadık”
Yeni dönemde Osmangazi’ye büyük eserler kazandırmak için hazır olduklarını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar, “Biz 2009 yılında göreve geldiğimizde vatandaşlarımızdan yetki ve güçle çalışmalarımıza başladık. 136 mahalle, 8 bin 500 cadde ve sokağımızda hizmet etmediğimiz nokta bırakmadık. En uç noktaya kadar giderek mahallemizdeki sorunları tespit ederek çözümler ürettik. Biz bu çözümleri üretirken biz her şeyi biliriz demedik. Vatandaşlarımız ne ister sıkıntıları nelerdir ve ne tür talepleri vardır bunları derleyip toparlayarak, teknik arkadaşlarımızla birlikte istek ve taleplere çözümler ürettik. Yaptığımız çözümlerde doğru sonuçlara ulaştık. Biz bir gün yapıp yaptığımız işi yarın bozmadık. Vatandaşlarımızın verdiği vergileri en yetkili ve verimli bir şekilde kullanarak israf yapmadan bütçemizi çarçur etmeden hizmete dönüştürdük. Bunun sonucunda yapılan hizmetler Bursa’yı Bursa dışına taşıdı. Panorama 1326 Fetih Müzemiz 136 ülkeden insanların geldiği bir mekan oldu. Bursa’yı dünyanın buluşma noktası haline getirdik. Osmangazi Atletizm Salonu Türkiye’nin tek en büyük kapalı atletizm salonu olma özelliğine sahip, uluslararası etkinliklerin yapıldığı bir mekanı Bursa’ya kazandırdık. Yaptığımız hizmetlerle Bursa’nın adı Türkiye ve dünyada konuşuluyor. Osmangazi Belediyesi, olarak yeni hizmete açtığımız Macera Bursa’yı kazandırdık. Hafta sonları Macera Bursa’nın bulunduğu alanda yoğunluktan araç park etmeye yer bulamıyoruz. Biz yaptığımız eserlerle şehrimize sahip çıkıyoruz. Yaptığımız kentsel dönüşümlerle Bursa’yı yeniliyoruz. Hamitler, Güneştepe, Soğanlı, Demirtaş ve Panayır bölgelerinde yeni dönüşümlerle depreme dayanıklı konutlar inşa ettik. Bugüne kadar Osmangazi’de 50 bin civarında daireye oturma izni verdik. 2009 yılından bugüne yapılmış 50 bin güvenli konut ürettik. Bu 4 kişilik bir aileden 200 bin kişilik nüfus eder. Bizler şehri yenilemeye devam ediyoruz” dedi.
” Biz şehrimize Cumhurbaşkanımızda bize sahip çıktı”
Biz çok fazla alanda kamulaştırmalar yaparak yeşil alan, park ve meydanlar oluşturduklarını aktaran Dündar, “Buna örnek belediyemizin önünde Osmangazi Meydanı 40 dönümlük bir alan burası eski harabe halinde bir alandı. Şuanda Bursa’nın cazibe merkezi oldu. Geçtiğimiz gün bu meydanda bir konser gerçekleştirdik. Bu konserde 50 bin kişiyi bir araya getirdik. Meydanda önümüzdeki hafta sonu Cuma, Cumartesi ve Pazar günü konserle devam edecek. Burası sıradan bir meydan değil birileri eleştirebilir orası gerçek bir kentsel dönüşüm, biz alanında uzman kişilere danışarak meydanı yaptık. İhtiyaçlar çerçevesinde meydanın altına 4 kat otopark inşa ettik. Otoparkın yüksekliği 4 metre 20 santim biz burayı çok amaçlı düşündük. Allah göstermesin her hangi bir afet durumunda orası bir sığınak olarak kullanılacak. Bu meydan gece gündüz açık olacak, vatandaşlarımız isteği üzerine dev bütçe ayırarak bu eseri bitirdik. Şehrimizi sağlam ve güvenli hale getiriyoruz. Bizler şehrimize sahip çıktık, biz şehrimize sahip çıktığımız için Cumhurbaşkanımızda bize sahip çıktı. Bize bu görevi sen devam edeceksin sen sürdüreceksin dedi, 3 dönem kuralını ortadan kaldırarak bizim için 3+1 yaptı. Biz hangi mahalleye gitsek vatandaşımızın bizlere olan sevgisi ve sahiplenmesini görüyoruz” şeklinde konuştu.
“Herkes Bursa’ya kazandırdığı eserlerden övgüyle bahsediyor”
Önceki dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, ise “Başarıda tecrübe çok önemli bir unsurdur. Osmangazi Türkiye’nin bir çok ilinden daha büyük, önemli ve üretken bir ilçedir. Başkanımız Mustafa Dündar, göreve geldiği günden itibaren ilçenin hangi mahallesi ve sokağını ne hizmet ve sıkıntı var bunları bilerek çözüm üretiyor. Bana Bursa’ya gelen her insan Panorama 1326 Fetih Müzesini gördün mü diye soruyor. Herkes Mustafa başkanımızın Bursa’ya kazandırdığı eserlerden övgüyle bahsediyor, ben bu güzel eserleri kazandırdığı için kendisine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bir başkana 4 dönem için görev veriliyorsa çok başarılıdır”
Ancak çok başaralı bir başkana 4 dönem için görev verileceğini belirten AK Parti 23’üncü dönem Bursa Milletvekili Hayrettin Çakmak, “Benim bizzat şahit olduğumu bir olay var meclisteyken Cumhurbaşkanımız demişti ki aslında bir belediye başkanı 2 dönemde yapmak istediği bütün projeleri bitirebilir. Bu 2 dönem bile çok önemli bir zamandır. Cumhurbaşkanımız bir belediye başkanına 4 dönem için görev veriyorsa görev verilen belediye başkanımız çok başarılıdır ki 4 dönem için görev verilmiştir. Mustafa Başkanı yakından takip ediyoruz. Medya peşinden koşan bir arkadaşımız değil, medya onun peşinde koşuyor. Mustafa Başkan çok güzel işler yaptı. Osmangazi Osmangazi olalı harika hizmetlerle buluştu” dedi.
MHP İlçe Başkanı Kerim Gürsel Çelebi, “Seçim ofisimizin açılışı inşallah hayırlara vesile olur. 31 Mart akşamı zaferimizi kutlamak için toplanırız” şeklinde konuştu.
AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, “Osmangazi teşkilatı olarak tüm gün Belediye Başkanımız ve Belediye Başkan Adayımız Mustafa Dündar’la beraber sahadayız. 4 dönemde Osmangazi’mizi çok daha ileri yarınlara taşımak adına büyük mücadeleler veriyoruz. Bu mücadelenin en büyük kahramanları buradaki teşkilat mensuplarıdır. Rabbim hepinizden razı olsun, inşallah ilk gün ki aşkla yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu. – BURSA
]]>Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan ara celsede tanık Sadettin Tantan, katılanların avukatının daha önceden dosyaya sunduğu dilekçedeki 37 sorudan bazılarını yanıtladı.
Dava dosyasında yer alan “Cezaevleri İnceleme Gezisi Sonuç Raporu” belgesindeki, operasyon öncesi, Marmara bölgesindeki cezaevlerinin gezilerek tutukluların olası bir operasyona karşı çıkıp çıkmayacağına ilişkin keşif yapıldığına yönelik iddialara ilişkin Tantan, şunları dile getirdi:
“Bana gösterilen raporun hazırlanmasını ben söylemedim. O zamanlarda pankart asmak, duvarlara yazı yazmak gibi basit suçlarla yatan gençlerin tahliye şartı gerçekleşmiş olmasına rağmen örgüt mensuplarınca cezaevlerinde tutuluyorlardı. Buna ilişkin aileler tarafından ve mahkemeler tarafından çokça şikayet vardı. Amaçları örgütün kontrolünü sağlayabilmek ve örgüt mensubu kişiler yetiştirebilmekti. Bunlar arşiv kayıtlarında da zaten vardır. O zaman tam anlamıyla cezaevlerinin kontrolü devletten çıkmış, örgüt liderlerinin kontrolüne girmişti. Örgüt liderleri cezaevlerindeki örgüt mensuplarına da bu şekilde devam etmeleri yönünde talimatlar veriyordu. Aynı zamanda cezaevlerinin mimarisi örgüt mensuplarınca değiştirilmişti. Biz de o zamanlar bu duruma bizzat şahit olmuştuk. Operasyonun gerçekleşmesinin gerçek nedeni budur.”
Tantan, yargılama dosyasında yer alan “gizli” ibareli, 14 Aralık 2000 tarihli ve başlığında “Cezaevleri Müdahale Harekat Emri No: 1” yazan belgenin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu belirterek, “Hükümet kararı icra edilmiştir. Benim tek başıma böyle bir emir düzenlemem mümkün değildir. Zaten emrin altında başka imzalar da vardır. O zaman yetkim gereği bu emre imza atmam gerekiyordu. Buradaki asıl amaç kimsenin canına zarar gelmeden operasyonu tamamlamaktı. Kesin emir bu şekildeydi.” ifadelerini kullandı.
“Operasyonu cana zarar gelmemesi adına hassasiyetle yürüttük”
Dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun’un ifadesindeki, “Hayata Dönüş Operasyonu’nun yetkisi İçişleri Bakanlığındaydı. Operasyon planını İçişleri Bakanlığı yaptı. Operasyonu İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel komutanlığı yaptı. Operasyonel güç İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığınındır.” sözlerinin hatırlatılması üzerine Tantan, şunları kaydetti:
“Milli Güvenlik Kurulu ve hükümetin aldığı kararlar doğrultusunda Adalet Bakanlığının cezaevlerinde bu operasyonu gerçekleştirmesi gerekiyordu ve bu operasyon için ilgili kurumların yardımı gerekiyordu. Bu yüzden İçişleri Bakanlığı olarak yetkili olan bizler ve yetkili cezaevi savcılığı ve jandarma komutanlıkları hep birlikte ön çalışma yaparak bu operasyonun içinde yer aldık. Operasyonu gerçekleştirirken bütün ceza infaz kurumlarının mimari planını da göz önünde bulundurarak hiçbir cana zarar gelmemesi adına hassasiyetle hareket ettik.”
“MGK içerisinde hiyerarşik yapıda kim varsa operasyonu onlar planlamışlardır”
“Kapalı alanda kullanılamayacak silahların hangi amaç ve nedenle hapishanenin içinde kullanıldığı” yönündeki soruya Tantan, “Bu operasyonu yürüten kolluk personelinin, çalışanların ve içeride bulunan tüm mahkumların can güvenliğinin sağlanması için ne yapılması gerekiyorsa cezaevi savcısı ve jandarma komutanlığı her türlü kararı almakta yetkiliydi. Benim ne tür silahlar kullanıldığına dair bilgimin olması mümkün değildir, böyle bir talimatımız da yoktur.” şeklinde yanıt verdi.
Tantan, operasyon sırasında kamera kaydı olup olmadığına ilişkin bilgisinin bulunmadığını, kamera kaydı olması durumunda bunun arşivlerde bulunabileceğini dile getirdi.
Operasyonun, 19 Aralık 2000 tarihinde yapılacağını daha önceden bildiğini, bu tarihin Milli Güvenlik Kurulu’nun tavsiye kararıyla hükümete sunulduğunu, tarihe ve ne şekilde yapıldığına hükümetin karar verdiğini belirten Tantan, operasyondaki birinci sorumlunun kim olduğunu yönelik soruyu ise “Milli Güvenlik Kurulu (MGK) içerisinde hiyerarşik yapıda kim varsa operasyonu onlar hep birlikte planlamışlardır.” şeklinde yanıtladı.
Mahkeme, duruşmanın daha önceden planlandığı gibi 1 Nisan’da yapılmasına hükmetti.
Davanın geçmişi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların 19 Aralık 2000’de Bayrampaşa Cezaevi’nde düzenlenen “Hayata Dönüş Operasyonu”nda görevli jandarma birliklerinde yer aldığı belirtiliyor.
Sanık olan dönemin 39 jandarma görevlisinin, görev sınırlarını aşarak aşırı güç ve silah kullanıp faili belli olmayacak şekilde 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi de öldürmeye teşebbüs ettikleri aktarılan iddianamede, özellikle görev sınırları ve silah kullanma yetkilerinin aşılıp aşılmadığına, orantılı veya aşırı güç kullanılıp kullanılmadığına ilişkin delillerin değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu ifade ediliyor.
İddianamede, suç tarihinde jandarma görevlisi olan sanıklar hakkında, ölen 12 kişi için ayrı ayrı “görevin ifası sırasında kasten öldürme” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar, 29 mağdur için de ayrı ayrı “görevin ifası sırasında kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan 9 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezası isteniyor.
Ek iddianame ile sanık sayısı 196’ya yükselmişti
Yargılama devam ederken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili 157 sanık hakkında hazırlanan ek iddianamede, bu sanıkların “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmaları talep edilmişti.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, bu iddianame ile Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın birleştirilmesine karar vermiş, bu kapsamda sanık sayısı 196’ya yükselmişti.
Yargılama sırasında ikisinin hayatını kaybetmesiyle sanık sayısı 194 olmuştu.
]]>28 Şubat sürecinde yaşadıklarını hafızasında kötü bir anı olarak saklayan, 2007’de biyoloji öğretmeni olarak geri döndüğü mesleğini Kırıkkale Şehit Ali Tonga Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde sürdüren 51 yaşındaki Sibel Açıkgöz, çok sevdiği mesleğinden ihraç edilmesine giden süreci ve o dönemde tanık olduğu olayları AA muhabirine anlattı.
Mesleğe 1994’te başladığını, 1999’da görevine son verildiğini belirten Açıkgöz, “O zaman yeni evliydim. O sırada ben Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Kümbet köyünde, eşim de Yozgat’ın Sorgun ilçesinin köyünde görev yapıyordu. İkimizi de Keskin ilçesindeki Bilge Kağan İlköğretim Okulu’na verdiler. Hamilelik durumum vardı. Bütün cezaları o süreç içerisinde aldım.” diye konuştu.
“Müfettişler sürekli benim için geliyorlardı”
Açıkgöz, eşinin evlendikten kısa bir süre sonra askerlik için Van’a gittiğini, o dönemde bebeği 40 günlükken meslekten ihraç edildiğini dile getirdi.
O süreçte de uyarı, kınama, kademe durdurma gibi bütün cezaları aldığına dikkati çeken Açıkgöz, şöyle devam etti:
“En sonunda da yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılında elime bir sarı zarf verildi görevime son verildiğine dair. Tabii ki bu hukuki olarak yanlış bir uygulamaydı çünkü yasal olarak kılık kıyafetten, başörtüsünden görevden alma durumu söz konusu değildi. Kırıkkale’de görevine son verilen ilk öğretmenlerden biriyim. Müfettişler sürekli benim için geliyorlardı, soruşturma açılıyordu. Çok stresli ve zor günler geçirdim. Sonra da maddi sıkıntılar başladı.”
“Haksız yere görevime son verildi”
Açıkgöz, 1,5 yıllık süreçte depresyona girdiğini, psikolojisinin bozulduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
“Gerçekten o günleri hiç hatırlamak dahi istemiyorum. Çok zordu benim için. Allah bir daha yaşatmasın. Haksız yere görevime son verildi. Gerçekten hiçbir tarikatla, örgütle bağlantım yoktu. Ben başımı açmadım ama o dönemde açıp çalışan arkadaşlar çok oldu, kimi peruk taktı. Bir de çevreden de çok baskı gördüm. Herkes bir de psikolojik baskı yaptı, ‘İlla aç çalış, bak herkes açıp çalışıyor’ diye. Üniversitede kendi isteğimle, irademle kapanmıştım. Bu bana çok zor geldi, başımı açmak istemedim.”
Keskin Bilge Kağan İlköğretim Okulu’nda görev yaptığı sırada dönemin İlçe Milli Eğitim Müdürünün kendisini çağırdığını dile getiren Açıkgöz, başörtüsü nedeniyle bir odada saatlerce psikolojik baskı uyguladıklarını öne sürdü.
Hamile olduğu için rapor almak istediği zamanlarda okul müdürünün sevk kağıdı vermediğini ileri süren Açıkgöz, “Doktora gitmem gerekiyor, sevk kağıdı verilmiyordu. Doğuma 20 gün kalana kadar okula gittim. Soruşturma geçirirken bir müfettiş vardı, gülerek, mutlu bir şekilde ‘senin artık sonun geliyor, atılacaksın’ dedi. Atıldığımda çok mutlu olmuştu.” ifadelerini kullandı.
Açıkgöz, 8 yıl mesleğinden uzak kaldığını, çevresinden de “artık kesin görevine dönemezsin, o kadar boşa okudun” diye söylemlerin olduğunu dile getirdi.
Bir süre sonra umudunu yitirdiğini belirten Açıkgöz, “2007’de afla göreve döndüm. Bir gün deselerdi ki ‘başörtüsü kurumlarda serbest olacak’ hayal derdim, inanmazdım. Rahat bir şekilde şu an derslerime giriyorum. Huzurluyum, mutluyum, okulumu da seviyorum. Affı çıkaranlara, bize bu şansı tekrar tanıyanlara ve emeği geçenlere de teşekkür ediyorum.” dedi.
Açıkgöz, farklı liselerde çalıştıktan sonra 2015’te şu an görev yaptığı okula atandığını sözlerine ekledi.
]]>Kayseri İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı JAK timleri, Türkiye’nin önemli kayak merkezlerinden olan ve 112 kilometrelik 41 pistin bulunan Erciyes Kayak Merkezi’nde mesailerini sürdürüyor. 3 bin 917 metre yüksekliğindeki Erciyes Dağı’nda zorlu şartlarda mesailerini sürdüren ekipler, pistlerin güvenliğini sağlarken, kayak sırasında kaza yapan kayakçıların imdadına yetişiyor. Kar motoru, UTV, kar üstü araçlar ve son teknoloji endüstriyel dağcılık malzemeleri ile çalışmalarını sürdüren ekipler, kayakçıların güven kaynağı oluyor.
Erciyes Kayak Merkezi’nde Kayseri 2. JAK Tim Komutanı olarak görev yapan Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Korhan Tomruk, arama kurtarmayı kapsayan her olayda vatandaşların hizmetinde olduklarını söyleyerek, “Jandarma Komando Arama Kurtarma Tim Komutanlığı’nın kuruluş tarihi 2000 yılındadır. 2000 yılında Erciyes Jandarma Karakol Komutanlığı’na konuşlandırılmıştır. 2018 yılında 2 tim olarak teşkil edilerek, Erciyes Jandarma Karakol Komutanlığı’nda görevine devam etmektedir. Amacımız; Erciyes Dağına zirve tırmanışı yapan ve orada yaralanıp, mahsur kalan vatandaşları tahliye etmektir. Ayrıca Erciyes Kayak Merkezi’nde düşüp, yaralanan vatandaşlarımızın ilk müdahalelerini yaparak, kar üstü motorlarıyla sağlık kuruluşlarına sevkinin sağlanmasıdır. JAK’ın görev ve alanları sadece Kayseri ili değil, tüm illeri de kapsayacak şekildedir. Ayrıca Kayseri’nin komşu illeri de olan Nevşehir, Yozgat ve Kırşehir illerinde arama kurtarma ekiplerinin yetersiz kaldığı durumlarda Valiliklerin talebiyle JAK Tim Komutanlıkları buradan takviye edilerek, oradaki olaylara müdahale edebilecek, imkan ve kabiliyetlere sahiptir. Ülkemiz Doğu Anadolu Fay Hattı, Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Ege Grabeni gibi deprem üretebilecek fay hatlarının üzerine kurulmuştur. Biz bunların bilincindeyiz. Aldığımız eğitimler, gördüğümüz kurslar Jandarma Genel Komutanlığı tarafından bize gönderilen ekip ve malzemelerle birlikte hem depremde arama kurtarma he mahsur kalanların kurtarılması hem çığda arama kurtarma gibi birçok olaylara müdahale ederek, vatandaşlarımızın hizmetindeyiz. Bizler Türkiye genelinde meydana gelebilecek, her türlü doğal afetlere karşı her zaman hazırız. Bizlerde bunun bilincindeyiz” şeklinde konuştu. 2023 yılı içerisinde bin 200 olaya müdahale ettiklerini dile getiren Tomruk, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 11 ili kapsayan depremde bizler arama kurtarma olarak, görevlendirildik. İlk görev yerimiz Gaziantep Nurdağı, akabinde İslahiye ilçesi ve daha sonra oradaki görevlerimize müteakip Hatay ilinde görevlendirildik. Oradaki çalışmalarımızı yaptıktan sonra tekrardan Kayseri’ye geri döndük. 2023 yılında Erciyes Dağı zirve tırmanışı yapan ve pistlerde düşüp yaralanan yaklaşık bin 200 kişiye müdahale ettik. Bunların içerisinde yine geçen sene Eylül ayında Polonya asıllı bir vatandaşın Erciyes Dağı’na zirve yapmak için tek başına çıktığı ve 3 bin 600 rakımda mahsur kaldığı Uluslararası Acil Yardım Merkezi’nin bizlere bildirmesiyle tespit edildi. Bizler onun için süratle hazırlandık. Yaklaşık 10 saat süren bir çalışmayla dağcının mahsur kaldığı yerden güvenli bölgeye tahliyesini sağladık. Erciyes Kayak Merkezi’nde ekipman ve sayı olarak yeterliyiz. Yaklaşık 2 buçuk milyon yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Erciyes Kayak Merkezi’nde 2. JAK Timi olarak görevliyiz. Yetersiz kaldığımız durumlarda Ankara ilinde konuşlu bulunan Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı JAK Birlik Komutanlığı’ndan takviye ekip görevlendirilerek, buradaki görevlerimizi yerine getirmekteyiz.” – KAYSERİ
]]>BURSA – Osmangazi Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Mustafa Dündar, ayakkabıcı esnafıyla bir araya geldi.
Osmangazi ilçesinde görev yaptığı 15 yıllık süre boyunca ilçeye dev eserler kazandıran Başkan Dündar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarafından 4. defa aday gösterildi. Bir dönem daha Osmangazi’de görev yapmak ve ilçeye yeni büyük eserler kazandırmak için kolları sıvayan Dündar, seçim çalışmaları çerçevesinde ilçeyi karış karış gezerek bu zamana kadar yaptığı eserleri ve yeni dönemde yapacağı projeleri anlatarak vatandaşlardan yeni dönem için destek istiyor. İlçeye kazandırdığı güzel eserlerden ve vatandaşların taleplerine anında çözüm bulduğu için gittiği her mahallede büyük sevgi gösterisi ve ilgiyle karşılanan Başkan Dündar’ın son durağı ise Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı oldu. Çarşıda ayakkabıcı esnafıyla bir araya gelerek kahvaltı yapıp onların istek ve taleplerini dinledi.250 tane imalathane bulunan Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı, yılda 25 milyon dolarlık üretim yapan, yurt için ve yurt dışına satış yaparak Bursa’ya büyük katkı sağlayanayakkabıcı esnafının daha iyi şartlarda üretim yapması için Başkan Dündar destek sözü verdi.
“15 yıllık görev sürecimizde ne söz verdiysek yerine getirdik”
Çalışkan ve üretken ayakkabıcı esnafıyla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı MustafaDündar, “Sizler Bursa’nın ve Türkiye’nin enmütevazive üretken esnafısınız. Burada üretilen ürünler Türkiye’nin her yerine ve dünyanın farklı ülkelerine gidiyor.Bu çarşısının 20 yıl önceki ve şuanki halini buradaki esnafımız daha iyi biliyor.Bizler geçtiğimiz yıl çarşıda bizden talep edilen boya işlerini kısa sürede yaparak çarşımıza hizmette bulunduk. Buradaki esnafımızın üretim yapması ve şartlarının uygun olması önemli. Bu konudaüzerimize düşen görevin en iyisini yapacağız inşallah.AyakkabıcılarÇarşısı’nın bulunduğu alan Vişne Caddesi gibi neden olmasın. Biz ayakkabıcılar çarşısının daha cazip hale gelmesi için çalışmayı esnafımızla birlikte yapacağız. Burası hareketli ve çalışan bir bölge. Bu çarşıda üretilen ürünlerin pazarı var piyasada ciddi söz sahibi, bize düşen görev ise bu üretim ve satış şartlarını daha iyi hale getirmek, bu ise esnafımızla birlikte ortak alacağı karar ve adımlarla olacaktır. Biz belediye olarak esnafımızı en iyi şartlara kavuşturmak için elimizden gelenin en iyisini yaparız. Biz çok söz vermeyiz ama gayret gösteririz. Bilmediğimiz konu hakkında konuşmayız. Birlikte karar alıp bir söz veriyorsak, bunu da başarırız inşallah. Biz,Osmangazi ilçesinde 15 yıllık görev sürecimizde ne söz verdiysek yerine getirdik. Biz büyük işlere imza attık” dedi.
Başkan Dündar’ın Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’na yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Bursa Ayakkabıcılar ve Benzerleri Sanatkarlar Odası Başkanı Servet Kaynar da, “Bizimle bir araya gelip sıkıntılarımızı dinleyen Başkanımız Mustafa Dündar’a çok teşekkür ediyoruz. Biz esnafımızın sıkıntılarıyla ilgili Mustafa Dündarbaşkanımızı ne zaman arasak bize yardımcı oldu. Biz başkanımızın en üst seviyede hizmetlerini biliyoruz. Bu hizmetlerin devam edeceğine de inanıyoruz.” İfadelerini kullandı. Başkan Dündar, sohbet toplantısının ardından ayakkabıcılar çarşısını gezerek, imalat yapan iş yerlerini ziyaret etti.
]]>Osmangazi ilçesinde görev yaptığı 15 yıllık süre boyunca ilçeye dev eserler kazandıran Başkan Dündar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarafından 4. defa aday gösterildi. Bir dönem daha Osmangazi’de görev yapmak ve ilçeye yeni büyük eserler kazandırmak için kolları sıvayan Dündar, seçim çalışmaları çerçevesinde ilçeyi karış karış gezerek bu zamana kadar yaptığı eserleri ve yeni dönemde yapacağı projeleri anlatarak vatandaşlardan yeni dönem için destek istiyor. İlçeye kazandırdığı güzel eserlerden ve vatandaşların taleplerine anında çözüm bulduğu için gittiği her mahallede büyük sevgi gösterisi ve ilgiyle karşılanan Başkan Dündar’ın son durağı ise Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı oldu. Çarşıda ayakkabıcı esnafıyla bir araya gelerek kahvaltı yapıp onların istek ve taleplerini dinledi.250 tane imalathane bulunan Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı, yılda 25 milyon dolarlık üretim yapan, yurt için ve yurt dışına satış yaparak Bursa’ya büyük katkı sağlayanayakkabıcı esnafının daha iyi şartlarda üretim yapması için Başkan Dündar destek sözü verdi.
“15 yıllık görev sürecimizde ne söz verdiysek yerine getirdik”
Çalışkan ve üretken ayakkabıcı esnafıyla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı MustafaDündar, “Sizler Bursa’nın ve Türkiye’nin enmütevazive üretken esnafısınız. Burada üretilen ürünler Türkiye’nin her yerine ve dünyanın farklı ülkelerine gidiyor.Bu çarşısının 20 yıl önceki ve şuanki halini buradaki esnafımız daha iyi biliyor.Bizler geçtiğimiz yıl çarşıda bizden talep edilen boya işlerini kısa sürede yaparak çarşımıza hizmette bulunduk. Buradaki esnafımızın üretim yapması ve şartlarının uygun olması önemli. Bu konudaüzerimize düşen görevin en iyisini yapacağız inşallah.AyakkabıcılarÇarşısı’nın bulunduğu alan Vişne Caddesi gibi neden olmasın. Biz ayakkabıcılar çarşısının daha cazip hale gelmesi için çalışmayı esnafımızla birlikte yapacağız. Burası hareketli ve çalışan bir bölge. Bu çarşıda üretilen ürünlerin pazarı var piyasada ciddi söz sahibi, bize düşen görev ise bu üretim ve satış şartlarını daha iyi hale getirmek, bu ise esnafımızla birlikte ortak alacağı karar ve adımlarla olacaktır. Biz belediye olarak esnafımızı en iyi şartlara kavuşturmak için elimizden gelenin en iyisini yaparız. Biz çok söz vermeyiz ama gayret gösteririz. Bilmediğimiz konu hakkında konuşmayız. Birlikte karar alıp bir söz veriyorsak, bunu da başarırız inşallah. Biz,Osmangazi ilçesinde 15 yıllık görev sürecimizde ne söz verdiysek yerine getirdik. Biz büyük işlere imza attık” dedi.
Başkan Dündar’ın Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’na yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Bursa Ayakkabıcılar ve Benzerleri Sanatkarlar Odası Başkanı Servet Kaynar da, “Bizimle bir araya gelip sıkıntılarımızı dinleyen Başkanımız Mustafa Dündar’a çok teşekkür ediyoruz. Biz esnafımızın sıkıntılarıyla ilgili Mustafa Dündarbaşkanımızı ne zaman arasak bize yardımcı oldu. Biz başkanımızın en üst seviyede hizmetlerini biliyoruz. Bu hizmetlerin devam edeceğine de inanıyoruz.” İfadelerini kullandı. Başkan Dündar, sohbet toplantısının ardından ayakkabıcılar çarşısını gezerek, imalat yapan iş yerlerini ziyaret etti. – BURSA
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuştu.
Kura töreniyle görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik edip başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcılarımız ülkemizin dört bir yanında milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Her şeyden önce adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir” dedi.
Adaletin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiler adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumlarının başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu belirterek, “Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemler milletimizin hafızasında çok derin izler bıraktı, travmalara sebep oldu. Vatandaşın devlete olan itimadına, telafisi imkansız zararlar verdi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerine imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi, dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan anayasamızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık” dedi.
“Merdiven altı bir anlayışla yürüyen sistem vardı”
“Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yargının, personelinden binasına kadar, vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken, aynı zamanda adalet teşkilatımızı darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştık. Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasimize kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştık. Az önce de söylendiği gibi ‘merdiven altı’ bir anlayışla yürüyen sistem vardı, ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak koyun bir kenara, dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var” açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin, güvenlik güçleriyle birlikte yargı mensuplarını da hedef aldığı dönemler yaşandığını hatırlatarak, “Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin, neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz. Bu vesileyle terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Mehmet Selim Kiraz savcımız başta olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı, güvenlik görevlilerimizi, vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz” dedi.
“Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değildir. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe, Allah’ın izniyle, bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz” değerlendirmesini yaptı.
Yasama gibi, yürütme gibi, yargının da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz çalışmaların bir üst safhasını oluşturan Yargı Reformu Strateji Belgemizi, 2019 yılında kamuoyuyla paylaştık. Bu belgede yer alan yol haritamızı adım adım takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde gazi Meclisimizin takdirine sunulan 8. yargı paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir. Mecliste son hali verilecek 8. yargı paketiyle getirilen yeniliklerden bazıları şunlardır: İtiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri yeknesak hale getirilmek suretiyle iki hafta olarak düzenleniyor. İstinaf ve temyiz sürelerinin başlangıcı hükmün tebliğ tarihi olarak belirleniyor. Adli para cezalarının miktarı günümüz şartlarına göre yeniden tespit edilerek caydırıcılık niteliği güçlendiriliyor. Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarının doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine Adalet Bakanlığı’nda kurulacak Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanması öngörülüyor. Hükümlülere vasi atanması işlemi otomatik olmaktan çıkartılarak bu bireylerin kendi kararlarına bırakılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç haline getiriliyor. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına özellikle buna karşı istinaf yoluna başvurulmasına imkan sağlanıyor. Kişisel verilerin işlenmesi ve yurt dışına aktarılması konusunda, bireylerin haklarının daha güçlü korunmasını temin edecek güvenceler getiriliyor. Meclisimizin takdiriyle hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi, önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir” dedi.
“Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir”
Kurumların birbirleriyle uyumlu çalışmalarının, her kurumun anayasada ve yasalarda belirtilen sınırlar içinde faaliyetini yürütmesi devletin ahenkli işleyişi bakımından hayati öneme haiz olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasında son dönemde hem kendilerini yıpratan hem de vatandaşlarımızın adalete olan güvenini ve inancını sarsan bazı müessif tartışmalara şahit oluyoruz. Biliyorsunuz bu konuda taraf değil, hakem mevkiinde bulunduğumuzu çeşitli vesilelerle açıkladık. Bu tavrımızı halen muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Yürütmenin başı ve yasama organındaki en büyük gruba sahip partinin genel başkanı sıfatıyla bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Siyaset müessesesinin emanetini taşıdığı millete karşı görevi, Mecliste nümayiş yapmak, mahkeme önünde eylem yapmak asla değildir. Kanun yapıcı konumunun hakkını vermektir. Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir” değerlendirmesini yaptı.
“Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz”
“Biz ülkenin ve milletin her meselesi gibi yargıdaki sıkıntıları çözmenin de görevimiz olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz. Şu gerçeği artık hepimiz görebiliyoruz. Yüksek yargı kurumlarımızın, anayasada belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Esasen bu kurumlarımız arasında eskiden beri bir hiyerarşi tartışması yaşandığını biliyoruz. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade, vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere, ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır” açıklamasını yaptı.
“Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız”
Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararların da, bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:
“Bu doğrultuda ilk adımları, biraz önce ifade ettiğim 8. yargı paketimizle atmaya başladık. Ancak yargıdaki bu dağınık görüntüyü ortadan kaldırmak için hem anayasa hem yasa düzeyinde çalışılması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Anayasa değişikliği gerektiren hususlarda, Mecliste geniş bir uzlaşma zemini oluşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, uzunca bir süredir ülkemizin sivil ve günün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu dile getiriyoruz. Son dönemdeki tartışmalar başta olmak üzere yaşadığımız her hadise, bize böyle bir anayasanın Türk demokrasisinin selameti açısından ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Eğer bu konuda Mecliste bir mutabakat temin edebilirsek, zaten meseleyi kökten çözmüş olacağız. Yeni anayasa mümkün olmasa bile, yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan bir an önce kurtulmalıdır. İnşallah Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız.” – ANKARA
]]>Tutuklanan 6 zanlıdan firmanın Kanadalı yöneticisi J.R.G, İliç Sulh Ceza Hakimliğinde tercüman aracılığıyla verdiği ifadesinde, maden sahasında yapılan işlemlerin gözlemlenmesi ve raporlanmasından sorumlu olduğunu anlattı.
Madenden asıl sorumlu kişinin operasyon direktörü olarak görev yapan K.Ö. olduğunu, bu kişinin yerine A.C’nin görev yaptığını belirten J.R.G, “Görevim maden sahasını gözlemleyerek şirket merkezindeki ülke müdürüne raporlama yapmaktır. M.B’den aldığım bilgiyi şirket merkezindeki ülke sorumlusuna aktarmaktayım.” dedi.
“Olay günü çatlakları gördük, Amerika’daki merkeze bu durumu bildirdim”
Liç bölgesinde herhangi bir görevi olmadığını ifade eden J.R.G, şunları anlattı:
“Olay günü liç bölgesine gittik, çatlakları gördük. Amerika’daki merkeze bu durumu saat 11.00’de bildirdim. Saat farkından dolayı 02.00 olması nedeniyle herhangi bir dönüş yapılmadı. Bana 2022 Ağustos ayında 8 metre olması gereken yüksekliğin geçildiği bildirildi. Ben başlamadan önce söz konusu raporlama yapılmıştı hatta gereken seviyeye indirilmesi için rapor düzenlenmişti. Projeye uygun hale gelmesini raporladım. Zaten liç bölgesinde firmalar düzenli olarak denetim yapıyordu. Olay günü sahaya çıktığımda küçük çatlaklar gördük, en büyük çatlak 6 santimetre büyüklüğündeydi. Daha iyi görebilmek için yüksek bir noktaya çıktık, solüsyon verilmeye devam ediyordu. Tehlike anlaşıldığından solüsyonun farklı noktalara aktarılmasını söyledim.”
Tutuklu zanlı, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ve kalp rahatsızlığı olduğunu belirtti.
“Çatlak görüldükten sonra yol kapatılmasıyla ilgili mail attı”
Tutuklu şüphelilerden, firmanın liç bölgesindeki borulamadan sorumlu süpervizörü S.D. ise liç bölgesinin 2010 yılından itibaren oluşturulmaya başladığını belirterek, “Görevim solüsyonların geçtiği boruları düzenlemekten ibarettir. Liç bölgesinde fazla yüklemeye ilişkin herhangi bir şeyle karşılaşmadım. Liç bölgesinde 2018’de borularda patlak olması nedeniyle yarıklar olmuş ancak bunlar kaymadan kaynaklı değildir. Bu kısımlar çimentolu malzemeyle kapatılmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Olay günü sabahı toplantıda olduğunu anlatan S.D, “Toplantıdan ayrıldıktan sonra K.Ö. beni aradı, arabayla gelip aldı. İki noktada çatlak olduğunu gördük. Amirim K.M.A. yolun kapatılması emrini verdi. Ş.D. de yol kapatılmasıyla ilgili mail attı. Saat 13.30 civarında solüsyonun kapanması talimatını aldık ve ADR bölümü solüsyonu kapattı. Görevim sadece boru döşenen yerlere solüsyonun verilmesiydi.” şeklinde ifade verdi.
“Olay sabahı liç bölgesinde çatlak olduğunu gösteren fotoğraflar gruptan gönderildi”
Tutuklanan şüphelilerden, firmanın oksit kırıcı mühendisi Ş.D. de liç kısmına gidecek malzemenin kırma işinde görev yaptığından bahsetti.
Bölgede her gün aglomerasyon (cevherin iri kütleler haline getirilmesi, topaklaştırma) testleri yapıldığını ifade eden Ş.D, “Bu testlerde liçe gönderilen toprakta ne kadar çimento, kireç ve su katıldığı denetlenmektedir. Olay sabahı liç bölgesinde çatlak olduğunu gösteren fotoğraflar gruptan gönderildi. Olaydan dolayı çalıştığım bölümde herhangi bir zarar olmadı.” dedi.
Ş.D, ifadesinde şunları anlattı:
“Çatlamalardan dolayı kırma tesisi çalışmıyordu. Bu çatlamaları öğrendiğimde aşağıdaki kısımda ana ofisimdeydim. Liç bölgesinin arka kısmında genişletme sırasında patlatmalar yapılıyordu ancak olay günü bir patlatma yapılmadı diye hatırlıyorum. Olay günü 08.30’da yığın bölgesinde online toplantıya katıldım, iş güvenliği konusunda görüşme başladı. Süpervizör K.Ö. çatlakları bize bildirdi, buna istinaden M.B. sahaya geldi. Jeofizik ve İSG uzmanlarına bilgi verildi, sonra sahada inceleme başlatıldı. Liç alanı mühendisi K.M.A, liç bölgesinin kapatıldığına dair mail atmamı istedi. Ofis kısmına indiğimde bu maili attım. Maili hatırladığım kadarıyla iş güvenliği, bakım, maden, oksit operasyon, sülfit operasyon ve İliç beyaz yaka birimine attım.”
Ş.D. toprak altında kalan kişilerin neden orada olduklarına ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti.
“J.R.G’ye yardımcı olma maksadıyla K.Ö’nün yerine bakıyordum”
Tutuklu şüphelilerden bakım müdürü A.C. ise oksit ve tesis ekipmanlarının bulunduğu alanda görev yaptığını söyledi.
Liç bölgesinde herhangi bir görevinin bulunmadığını belirten A.C, maden ocağında “ADR ve sart kısımları ile sülfit tesisi”nin bakımlarını yaptığını dile getirdi.
Olay günü sabahı liçten sorumlu M.B’nin kendisine çatlaklar konusunda bilgi verdiğini ifade eden A.C, “M.B’ye bunun saat 10.00 toplantısında aktarılmasını söyledim. Toplantıya J.R.G. de katılıyordu ve ona aktarmasını söyledim. Bütün operasyonlar ve iş güvenliği birimleri J.R.G’ye bağlıydı. Olay günü liç bölgesine gitmedim.” şeklinde savunma yaptı.
Teknik olarak da liç bölgesinin herhangi bir bölümünden ve aktivitesinden sorumlu olmadığını savunan A.C, bu konularda teknik bilgisinin de olmadığını anlattı.
İngilizcesinin iyi olması ve firmanın Kanadalı yöneticisi J.R.G. ile daha iyi iletişim kurabilmesi için kendisine K.Ö’nün yerine vekaleten bakmasının söylendiğini belirten A.C, “Aslında benim K.Ö’nün çalıştığı birimle ilgili çok bilgim yok. J.R.G’ye yardımcı olma maksadıyla K.Ö’nün yerine bakıyordum. Asıl işi yapacak olan J.R.G’dir, zaten K.Ö’nün alanıyla ilgili teknik bilgim yoktur. Liç bölgesinin fizibilitesinde asıl görevli birim proje birimidir. Benim uzmanlık alanım elektrik mühendisliğidir, bu alanla ilgili herhangi bir görevim yoktur.” ifadelerini kullandı.
İliç’e bağlı Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kayması sonucu kaybolan 9 işçinin bulunması için çalışma başlatılmıştı.
Toprak kaymasına ilişkin soruşturmada, aralarında firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 6 zanlı tutuklanmış, şirketin Türkiye’deki müdürü C.D’nin de olduğu 3 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
(Bitti)
]]>Belediye başkan adayı olacağına dair basında ve sosyal medyada çıkan haberler ve paylaşımlar üzerine bir açıklama yapan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerde bağımsız veya herhangi bir siyasi partinin adayı olarak seçimlere girme düşüncesinin bulunmadığını kaydetti.
Açıklamasında altı yıldır Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini büyük bir onur ve sorumlulukla icra sürdürdüğünü kaydeden Sadıkoğlu, “Bu şehrin sokaklarında büyümüş, bu şehrin hamuruyla yoğrulmuş, taşıdığı tüm değerleri bu topraklardan almış bir Malatya evladı olarak bu şehre olan sevgi ve sadakatimiz şüpheye yer bırakmayacak kadar iyi bilinmektedir. Nitekim göreve geldiğimiz günden bugüne şehrimiz menfaatlerini korumak adına, önümüze çıkan birçok olumsuzluğa karşı vermiş olduğumuz güçlü mücadele bunun en somut örneğidir. “Bir kesimin değil herkesin Odası” diyerek çıktığımız yolda, 6 yıldır gururla sürdürdüğümüz Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı görevini, her kesime eşit mesafede, şahısların değil şehrimizin kazanımlarını arttırmak için çalışma ilkesiyle sürdürüyoruz. Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de bu düsturla hareket edeceğimizin bilinmesini isterim. Malatya esnafı, tüccarı ve sanayicisinin değerli oyları ile seçildiğim bu makamı hiçbir zaman basamak olarak değerlendirmediğim, böyle bir amaçla görev yürütmediğim herkes tarafından bilinmektedir. Adımız, başta bağımsız olmak üzere birçok siyasi partinin adayı olarak kamuoyunda konuşulmaya ve yazılmaya devam ediyor” dedi.
“Aday değilim”
İsminin 6 Şubat’ta depremleri sonrası kentte devam eden yeniden inşa ve imar sürecinde büyük önem arz eden belediye başkanlığına aday olarak gündeme gelmesinin gurur verici olduğunu ifade eden Sadıkoğlu, “31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerde bağımsız veya herhangi bir siyasi partinin adayı olarak seçimlere girme düşüncemin olmadığının bilinmesini isterim. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nın değerli üyelerinin deprem sonrası artan sorunlarının çözümü ve taleplerinin karşılanması için görevimizin başındayız. Baki ve mühim olan makamlar değil, geride bırakacağımız hizmetler, sergilediğimiz duruş ve bırakacağımız hoş sada olacaktır. Bu şiarla, şehrimizin ve üyelerimizin ekonomik kalkınması adına her alanda aynı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimin şehrimizin ayağa kalkması için yeni bir umut olmasını canı gönülden temenni ediyorum. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası olarak, seçilecek belediye başkanları ile istişare halinde olmaya ve sürece en büyük katkıyı sunmaya hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bundan sonra da Malatya’mızın menfaati için atılan her doğru adımı desteklemeye, yanlışı da eleştirerek karşısında durmaya devam edeceğimizin bilinmesini isterim” diye konuştu. – MALATYA
]]>TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı söz alan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Erzincan İliç’ten meydana gelen kazaya ilişkin üzüntülerini ve geçmiş olsun dileklerini iletirken ihmal iddialarının sonuna kadar araştırılmasını gerektiğini söyledi. Erbakan, temsil hakkı kazandıkları günden bu yana milyonlarca vatandaşın yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi için Meclis’e kanun teklifi verdiklerini, tekliflerinin komisyonlarda bekletildiğini ve Genel Kurula sevk edilmediğini söyledi.
“Gerekli adımların atın”
Erbakan, “Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iktidar kanadından bu kanun tekliflerimizi değerlendirmelerini, Genel Kurula getirmelerini, gerekli adımların atılmasını, mağduriyetlerin giderilmesine vesile olunmasını diliyorum, istiyorum ve bekliyorum” dedi.
Daima ‘Önce Millet’ anlayışıyla hareket ettiklerini ve milletin derdiyle samimi olarak dertlendiklerini kaydeden Erbakan, bugüne kadar Meclis’e sundukları kanun tekliflerini şöyle sıraladı:
1) Yükseköğretim kurumlarında genel idare hizmetleri, teknik hizmetler, sağlık hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan personelin tayin ve nakil işlemlerinin Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenmesine ilişkin kanun teklifimiz
2) Mevcut yardımcı hizmetler sınıfındaki kamu görevlilerinin genel idare hizmetleri sınıfında istihdam edilmeleri ve yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılmasına ilişkin kanun teklifimiz
3) Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesine ilişkin kanun teklifimiz
4) Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kur’an kurslarında ek ders ücreti karşılığında veya fahri olarak öğreticilik görevi yapan kişilerin SGK prim günleri taban alınarak alanlarına uygun kadroya atanmasına ilişkin kanun teklifimiz.
5) Kamu kurum ve kuruluşları ile il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarında çalışan taşeron işçilerin, sürekli ya da geçici olup olmadıklarına bakılmaksızın, taşeron işçilerin bir defaya mahsus olmak üzere sürekli işçi kadrolarına alınmasını öngören kanun teklifimiz
6) Devlet memuru olarak atanabilmek için yazılı sınav haricinde sözlü sınav şartı aranmaması yani kamuya alımlarda Mülakatın kaldırılmasına ilişkin kanun teklifimiz
7) En az 1 yıl vekaleten imam-hatip veya müezzin olarak görev yapanların belirlenen şartları taşımaları halinde, halihazırda görevde olup olmadıklarına bakılmaksızın imam-hatip ve müezzin unvanlı memur kadrolarına atanmalarına ilişkin kanun teklifimiz
8) Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödenecek nafakanın süresinin her halükarda altmış ay ile sınırlandırılması, bu süre sonunda alacaklı tarafın mağduriyetinin devamı halinde ise bu mağduriyetin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca oluşturulacak fondan karşılanarak giderilmesine ilişkin kanun teklifimiz
9) Kamu kurum ve kuruluşlarında mühendislik ve mimarlık hizmetlerini yürütmekle görevli teknik hizmetler sınıfına mensup mühendis, mimar, şehir plancısı, bölge plancısı, peyzaj
mimarı, iç mimar meslek gruplarının kariyer basamaklarının oluşturulması ile bu basamaklarda ilerlemelerinin düzenlenmesine ve maaşlarındaki adaletsizliklerin giderilmesine ilişkin kanun teklifimiz,
10) Aday çırak, çırak ve öğrenci statüsünde çalışan kişilerin adına sigorta primi yatırılıp yatırılmadığına bakılmaksızın, 5510 sayılı Kanun kapsamına alınması ve kısa vadeli sigorta kollarında geçen sürelerinin borçlanmak suretiyle uzun vadeli sigorta kollarında geçen sürelerden sayılmasına ilişkin kanun teklifimiz
11) 9/9/1999 ile 23/5/2002 tarihleri arasında 506, 1479, 2925 ve 5434 sayılı Kanunlara tabi olarak ilk defa sigortalı olan ve belirli şartları sağlayan kişilerin yaş haddi koşulu aranmaksızın yaşlılık veya emeklilik aylığına hak kazanmasına ilişkin kanun teklifimiz.
12) Şef kadrosunda bulunanların 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlandırılmasına ilişkin kanun teklifimiz. – ANKARA
]]>İYİ Parti’de, aralarında Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu (GİK) eski üyesi Binnur Karadağlı’nın da bulunduğu 16 kişi, istifa etti. Karadağlı, “Sayın Akşener, televizyon televizyon gezip ‘kazanacak aday’ tarifi yaptı fakat seçimlere bir ay kalmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nun kolundan tutup ‘Adayı artık belirleyelim, senin dışında bir aday istemiyorsan biz yokuz’ diyemedi. Aldığı oy oranı sıfır virgül bilmem kaçlarla ifade edilen particiklerin sözde liderleri kadar masada sözünü geçiremedi” açıklamasını yaptı.
Aralarında Kurucular Kurulu ve GİK eski üyesi Binnur Karadağlı ile partinin üst kademesinde görev alan, ilçe başkanlıkları yapan, milletvekili adayı olan 16 kişi, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bir otelde düzenlenen basın toplantısıyla istifa ettiklerini duyurdu. Grup adına konuşan Karadağlı, Genel Başkan Meral Akşener’in politikasını eleştirerek şunları söyledi:
“PARTİMİZİN SAVRULUŞUNA TANIKLIK ETMEK ZORUNDA KALDIK”
“Kuruluşundan bugüne, yaklaşık 6 yıldır vatanımıza ve milletimize hizmet etmek gayesiyle burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte İYİ Parti’de siyaset yapmaktayız. Bugüne kadar yaptıklarımız; inandığımız değerleri, hiçbir karşılık beklemeden savunmak ve bu uğurda mücadele etmekten ibaretti. Bugün burada ‘milli merkez’ iddiasıyla yola çıkan partimizi, vatansever yürekleri kullanarak kendi ikbal ve ihtirasları uğruna heba edenlerin ipliğini pazara çıkarmak ve gür bir sesle ‘kral çıplak’ demek için bulunuyoruz. Maalesef vatansever Türk milliyetçileri olarak bizler uzun süredir partimizin savruluşuna, bizlerin ve dava arkadaşlarımızın emeklerinin heba edilişine tanıklık etmek zorunda kaldık. Şimdi bu siyasi trajedinin gelişimini sizlerle kısaca paylaşmak istiyoruz. Partinin kuruluş aşamasında emek veren, şehir şehir gezip maddi manevi destek olan birçok arkadaşımız dururken listeler açıklandığında paraşütle indirilmiş, kim oldukları ve kime hizmet edecekleri kestirilemeyen birçok ismin parti kademelerine getirildiğini gördük.
“ATATÜRK’LE PROBLEMİ OLANLARA ÜST KADEMEDE GÖREV VERİLDİ”
Türklükle, Atatürk ve Cumhuriyet ile problemleri olan bazı isimlere üst kademelerde görevler verildi. Kuruluşun akabinde girdiğimiz ilk seçimde yine harmanda izi olmayan birçok isim, seçilecek sıralardan vekil listelerine yerleştirildi. Milli merkez olma yolunda demeçler veren, kürsülerde konuşan dava arkadaşlarımız aforoz edildi. ‘Söylemlerinden CHP rahatsızlık duyuyor’ diye toplumun teveccüh gösterdiği yol arkadaşlarımız pasifize edildi, partiden uzaklaştırıldı. Genel Başkanın bizzat kendisinin ‘ağabey’ diye hitap ettiği, milliyetçi camianın saygı duyduğu büyüklerimizin birçoğunun partideki ikbal ve geleceği ‘özel kalem’ denilen bir sekreterin iki dudağının arasına terk edildi. Yerel seçimlerde ülke sathında CHP ile iş birliği yapıldı. CHP başta İstanbul ve Ankara olmak üzere son 20 yılda kazanamadığı birçok büyükşehri, il ve ilçe belediyelerini İYİ Parti oyları sayesinde kazandı.
“İYİ PARTİLİLERE BELEDİYELERDE GÖREV VERİLMEDİ”
Buna karşın kazanılan belediyelerde İYİ Partililere doğru düzgün bir görev verilmediği gibi ‘Siz kimsiniz? Biz HDP sayesinde kazandık’ sözleriyle karşılık verildi. Bütün bunlara rağmen bizlere ‘Yerel seçimlerde yaşanan acemilik 2023 seçimlerinde yaşanmaz, siyasi duruşumuza uygun bir aday belirlenerek ilkeli bir ittifak yapılır’ düşüncesiyle mücadeleyi sürdürdük. Aylarca, hatta neredeyse 2 yıl boyunca başta CHP olmak üzere 5 farklı siyasi partinin liderleriyle görüşmeler sürdürüldü. Masalar kuruldu, yemekler yendi ancak Altılı Masa’nın gizli ortağı HDP ile üstü kapalı ittifak yapılmadığı konusunda kamuoyunu ikna edemediler. Sayın Akşener, televizyon televizyon gezip ‘kazanacak aday’ tarifi yaptı fakat seçimlere bir ay kalmasına rağmen Kılıçdaroğlu’nun kolundan tutup ‘Adayı artık belirleyelim, senin dışında bir aday istemiyorsan biz yokuz’ diyemedi. Aldığı oy oranı sıfır virgül bilmem kaçlarla ifade edilen particiklerin sözde liderleri kadar masada sözünü geçiremedi. İlk girdiği seçimde yüzde 10 oy almış bir partiyi, vatanperver teşkilat mensuplarını ve vatansever seçmenlerini ‘Sifonu üstlerine çekin’ diyen namertlere karşı kepaze etti.
“GENEL BAŞKAN SÖZÜNDE DURMADI”
Zehir zemberek masadan kalkıldı, esilip gürlendi. Sonra hangi gizli ilişkiler ağı ve menfaatler devreye girdi, bilinmez, tekrar masaya dönüldü. Başını öne eğip çalışmaya devam eden teşkilat mensuplarımıza son darbe milletvekili listeleriyle vuruldu. Temayül sonuçlarına uyacağını söyleyen Genel Başkan, bir kez daha sözünde durmadı; üyelerin desteğini alıp ilk sıralarda yer alan birçok isme vekillik listelerinde yer vermedi. Buna karşın hiçbir teşkilat mensubumuzun, hatta neredeyse hiçbir seçmenimizin adını sanını duymadığı isimler ön sıralardan milletvekilliğine aday gösterildiler. Bu parti sizin aile şirketiniz mi ki hesap verme gereği duymadınız? Yapılan bu alakasız tercihlerinizle ilgili açıklama yapmak yerine bu durumu sorgulayan parti mensuplarının gözlerinin içine baka baka Kongrede ‘Defolun’ diye bağırıp çağırmak, hakaret etmek nasıl bir pişkinliktir? ‘Ailemi emanet ederim’ denilip sonrasında sıtma ve ölüme benzetilenler, yüzlerinde ‘Rabbi Yessir’ görülüp birden savaş ilan edilenler… Dibinden ayrılmayan, partinin kasası emanet edilenlerin bir günde hain ilan edilmesi… Bu liste uzayıp gider.
“‘KRAL ÇIPLAK’ DİYEREK İSTİFA EDİYORUZ”
Herkes kötü, herkes hain olabilir ama Genel Başkan bunca tutarsızlığa ve beceriksizliğe rağmen hep olduğu yerde kalır. Genel Başkanın eşinin, oğlunun ve sekreterinin hükümranlık sürdüğü bu ortamda biz artık olmayacağız. Bizim ve vatanseverliğinden zerre şüphe duymadığımız bütün parti mensuplarımızın emeklerinin sömürülmesine daha fazla katlanmayacağız. Dün grup kürsüsünde timsah gözyaşları döken Sayın Akşener’in, teşkilatın yüreğinin kan ağladığını görmediği aşikardır. Bugün burada İYİ Parti Kurucular Kurulu üyeliği, Kurucu İl Yöneticiliği ve hala aktif İl Yönetim Kurulu üyeliği görevlerini sürdüren bu topluluk hep bir ağızdan ‘kral çıplak’ diyerek istifa ediyoruz. Tüm dava arkadaşlarımıza bir çağrı yaparak yaşatılan bunca kepazeliğe tepki göstermeleri çağrısında bulunuyoruz.”
]]>Yerlikaya, maden ocağındaki incelemesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Erzincan’ın İliç ilçesindeki bir maden ocağında 13 Şubat Salı günü saat 14.28’de toprak kaymasının meydana geldiğini anımsattı.
“Kayan kütlenin hacmi 10 milyon metreküp”
Cevherin konumlandırıldığı yığın liç alanından yamaç üzerinde önce kayma ve sonra çok hızlı akma şeklinde bir kütle hareketi meydana geldiğini belirten Bakan Yerlikaya, “Hareket yaklaşık 200 metre yüksekliğe sahip bir yamaç boyunca oldu. Kayan kütlenin toplam hacminin şimdilik hesaplarda 10 milyon metreküp olduğu, bu kütlenin de yaklaşık 800 metre kadar hareket ettiği ve hareket hızının ortalama saniyede 10 metre olduğu öngörülüyor.” dedi.
İlk belirlemelere göre 9 işçinin kayan kütlenin altında kaldığını ve işçileri arama kurtarma çalışmalarının aralıksız devam etiğini ifade eden Yerlikaya, şunları söyledi:
“Olayın ilk dakikalarından itibaren bölgeye Erzincan, Erzurum, Sivas, Tunceli, İl AFAD müdürleri, Sivas, Erzurum, Rize ve Diyarbakır birlik müdürleri görevlendirildi. Olayı takiben sahadaki çalışmaları koordine etmek üzere İçişleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcılarımız, Erzincan ve Sivas Valimiz, Erzincan Belediye Başkanımız, Cumhuriyet Başsavcımız, kaymakamlarımız, il jandarma komutanı, il emniyet müdürü, ilgili kurum ve kuruluşlardan, genel müdür ve daire başkanları, her biri buraya intikal ettiler.”
“827 personel görev yapıyor”
Bölgede görev yapan personel sayısı hakkında da bilgi veren Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Şu an itibarıyla bölgede AFAD, JAK, TSK, Emniyet Genel Müdürlüğü, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan 339’u arama kurtarma personeli olmak üzere toplam 827 personel görev yapıyor. Ayrıca 562 araç, 5 dron, 2 kimyasal, biyolojik, radyoaktif ve nükleer aracı yani KBRN dediğimiz araçlar. 5 metale duyarlı radar cihazı ve 5 kurtarma köpeğiyle birlikte arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. Bölgede hem yeni gelişebilecek bir kaymayı izlemek hem de göçük altındaki kişileri, araçları saptayabilmek amacıyla mobil takip sistemleri ve yer radar gibi ekipmanlar kuruldu. Sahada dekontaminasyon ve mobil koordinasyon tırları görevlendirildi. AFAD koordinasyonunda üniversitelerimizden gelen bilim insanları bölgenin önceki ve güncel haritalarını kullanarak stabil alanları tespit ediyor ve bu alanlara izleme cihazları yerleştirmeye başladılar. Bununla birlikte uydu radar verilerinden sahadaki hareketlerin geçmişe yönelik davranışları inceleniyor ve yapılacak çalışmalarda olası riskli bölgeler belirleniyor. Ayrıca bölgede gece boyunca arama kurtarma çalışmalarını sürdürebilmek için 40 jeneratör ve 40 aydınlatma kulesi bulunuyor.”
Bakan Yerlikaya, arama kurtarma çalışmalarının aralıksız devam edeceğini dile getirerek, “Madencilerimize, Erzincan’ımıza ve milletimize tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyoruz. En büyük duamız buradan güzel haberleri milletimizle buluşturmak olacaktır.” ifadelerini kullandı.
]]>3 ADAY ARASINDAN SEÇİLDİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karar göre, Danıştay Üyesi Yılmaz Akçil, Danıştay Genel Kurulunca gösterilen üç aday arasından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi. Söz konusu karar Anayasası’nın 146 ve 147’nci maddeleri ile Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 6, 7 ve 10’uncu maddeleri gereğince verildi.
ÖNEMLİ KARARLARIN ALTINDA İMZASI VAR
Akçil’in Ayasofya’nın ibadete açılması ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka uygun bulunduğuna ilişkin kararlarının altında imzası bulunuyor.
ANAYASA MAHKEMESİ ÜYE SEÇİMİ NASIL YAPILIR?
Anayasa Mahkemesi on beş üyeden kurulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.
Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hakim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.
Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay genel kurulları ile Yükseköğretim Kurulundan Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.
Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırk beş yaşın doldurulmuş olması kaydıyla; yükseköğretim kurumları öğretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını kazanmış, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmış, üst kademe yöneticilerinin yükseköğrenim görmüş ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalışmış, birinci sınıf hakim ve savcıların adaylık dahil en az yirmi yıl çalışmış olması şarttır.
Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve iki başkanvekili seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Anayasa Mahkemesi üyeleri asli görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar.
Anayasa Mahkemesi üyeleri on iki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir. Anayasa Mahkemesi üyeliği, bir üyenin hakimlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymesi halinde kendiliğinden; görevini sağlık bakımından uygulayamayacağının kesin olarak anlaşılması halinde de, Anayasa Mahkemesi üye tamsayısının salt çoğunluğunun kararı ile sona erer.
Buna göre, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu üyeleri Mustafa Tahsin Badem, Feriha Koç, Davut Oğuz ve İdris Ertuş ile Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdür Yardımcısı Yahya Kesimal görevden alındı.
Bakanlıkta, Yüksek Fen Kurulu üyeliğine, Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Elif Uz, Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığına Mahmut Emirdoğan, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdür Yardımcılığına Hayati Taştan atandı.
Milli Eğitim Bakanlığında görev değişiklikleri
Milli Eğitim Bakanlığı Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa, Aydın İl Milli Eğitim Müdürü Seyfullah Okumuş, Bitlis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Korkmaz, Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Cengiz Bahçacıoğlu, Kilis İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Akkurt, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, Siirt İl Milli Eğitim Müdürü Deniz Edip, Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Ergüven Aslan görevden alındı.
Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, Adana İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, Van İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Tevke, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ömer Yahşi, Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Ali Tosun, Aksaray İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Metin Alpaslan ile Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz görevlendirildi.
Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Süleyman Ekici, Bartın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürü Ramazan Aşçı, Bitlis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, Hakkari İl Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür, Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Muhammed Özdemirci, Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Emre Çalışkan, Erzincan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ise Aksaray Il Milli Eğitim Müdürü Hacı Ömer Kartal’ın ataması yapıldı.
Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yakup Yıldız, Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Adnan Gürbüz, Hakkari İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nurettin Yılmaz, Kars İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Nevzat Kaya, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Gümüş, Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yasin Gülşen, Kilis İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Abdulkadir Altay, Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Burdur İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay atandı.
Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Yusuf Yazıcı, Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Salih Sadoğlu, Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Necati Yener, Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Uygun, Van İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Mehmet Nurettin Aras, Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Halil İbrahim Akmeşe ve Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İsmail Altınkaynak getirildi.
Ayrıca Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdür Yardımcıları Necdet Sümbül ve Serdar Ünsal, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Şeref Tabak ve İller Bankası Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Emrah Baydemir görevden alındı.
]]>Kış sezonunda çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan Uludağ’da huzuru ve güvenliği sağlamak için İl Jandarma Komutanlığına bağlı asayiş ve trafik ekipleri ile JAK timleri de görev alıyor.
Yaralanma, kaybolma, telesiyejde ve arazide mahsur kalma gibi olumsuzluklara karşı 1800 metre rakımlı Oteller Bölgesi ile zirveye yakın alanlarda 7/24 teyakkuzda olan JAK, Uludağ Jandarma Karakol Komutanlığı bünyesinde kurulduğu 1988’den bu yana her yıl yüzlerce olaya müdahale ediyor.
Kar motosikleti ve arazi araçları kullanan ekipler, sıfırın altında 10 dereceye kadar düşen hava ve zorlu arazi koşullarında arama kurtarma, ilk yardım, tahliye ve asayiş görevlerini yerine getiriyor. Uludağ’daki kayıpların aranması çalışmalarında ihtiyaç halinde insansız hava araçları da kullanılıyor.
Tatbikatlarla hareket kabiliyetlerini geliştiriyorlar
Kayak sezonunun açıldığı 2 bin 543 metre yüksekliğindeki Uludağ’da, okulların yarıyıl tatilinin yaklaşmasıyla gerekli tedbirleri alan JAK timleri, hareket kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla belirli periyotlarla arama kurtarma tatbikatları gerçekleştiriyor.
AA ekibince görüntülenen JAK tatbikatında, senaryo gereği gezintiye çıktığı ormanlık alanda sakatlanarak mahsur kalan amatör dağcı kurtarıldı.
İkişer kişilik ekipler, kar motosikletleriyle Uludağ’ın eteklerine çıkarak, dağcının son görüldüğü yeri tespit etmeye çalıştı.
Oteller Bölgesi’ne yakın yerleri tarayan ekipler, önce ormanlık alanda bu kişinin ayak izlerini tespit etti, ardından da sakatlanan dağcıyı buldu. Bulunan dağcı, ilk müdahalenin ardından motosikletin arkasındaki sedyeyle Oteller Bölgesi’ne götürüldü.
Bir başka tatbikatta ise çığ altında kalan turist olduğu ihbarı üzerine harekete geçen ekipler, bu kişiyi kurtarmak için kar motosikletleriyle engebeli ve dik araziye ulaştı.
Jandarma arama kurtarma köpeğinin kar altında kalan yaralının yerini tespit etmesinin ardından çevre emniyeti alan tim, küreklerle çığ altında kalan turisti kurtararak müdahale etti.
Ayrıca telesiyejde mahsur kalan turistlere hatlarda kurulan istasyonla ulaşılarak, tahliyeleri sağlandı.
Geçen yıl 384 olaya müdahale edildi
JAK ekiplerinin Uludağ’daki faaliyetleriyle ilgili bilgi veren JAK Tim Komutanı Jandarma Astsubay Başçavuş Yasin Demirkan, her türlü arama, kurtarma, ilk yardım, tahliye ve asayiş görevlerinde yer aldıklarını söyledi.
Farklı arazi koşullarında çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Demirkan, dağ, mağara, kanyon, uçurum, orman, vadi gibi yerlerde kazaya uğrayan, kaybolan, yardım isteyenlere arama kurtarma faaliyetlerinin yanı sıra deprem, toprak kayması, sel ve su baskını gibi doğal afetlerde ve özel amaçlı görevlerde arama kurtarma faaliyetleri icra ettiklerini dile getirdi.
JAK timlerinin 1988’den bu yana Uludağ’da 16 bin 250 olaya müdahale ettiği, bunlardan 384’ünün geçen sene gerçekleştiği bilgisini veren Demirkan, “İhbarın alınması üzerine kazazedeyle irtibat kurulması ve konum tespiti yapılır. Ardından AFAD, UMKE gibi birimlerle koordinasyon kurulması sonrasında mevcut hava ve arazi şartlarının değerlendirerek görevin özelliğine uygun araç ve teçhizat seçimine müteakip göreve çıkış, intikal, kazazedeye ilk müdahale, tahliye planı, kazazedenin güvenli bölgeye tahliyesi şeklinde faaliyetlerimizi icra etmekteyiz.” dedi.
]]>“Filistin İçin Sağlık Çalışanları” çağrısıyla İngiltere Başbakanlık Ofisi 10 Numara’nın bulunduğu Downing Sokağı’nda gerçekleştirilen anma etkinliğinde Prof. Dr. Nick Maynard, James Smith, Deborah Harrington ve Khalid Dawas, son 2 haftadır görev yaptıkları Gazze’de yaşadıklarını anlattı.
Maynard burada yaptığı konuşmada, 2010’dan bu yana doktor olarak gittiği Gazze’nin kalbinde önemli bir yere sahip olduğunu ve orada görev yapan her sağlık çalışanının Gazze’ye dönmek istediğini söyledi.
Gazze’deki çoğu hastanede görev yaptığını anlatan Maynard, “Göreceklerim karşısında kendimi hazırladığımı düşünüyordum. Birçok insanla ve meslektaşımla konuştum ve korkunç manzaralarla karşılaşacağımı biliyordum ama hazır değilmişim. Beklediğimden çok daha kötüydü.” dedi.
“Göreceğimi hiç tahmin etmediğim şeyler gördüm” diyen Maynard, Aksa Şehitleri Hastanesindeki görevinin sona ermesinden bir gün önce İsrail güçlerinin yoğun bakım bölümünü vurduğunu anlattı.
Maynard, hastanenin kullanılmaz hale geldiğini belirterek, “Aksa Şehitleri Hastanesi, Gazze’nin orta bölgesinde işleyen tek hastane. İşler hastaneler artık güneydeki Han Yunus ve Refah’ta. Onlar da Gazze nüfusu için yetersiz.” değerlendirmesini yaptı.
Gazze sağlık sisteminin sistematik olarak yok edildiğine vurgu yapan Maynard, “Tam bir ateşkes sağlanana kadar bu durmayacak. O yüzden politikacılara ateşkes çağrısı yapmaları, bu toplu katliamı durdurmaları için baskı yapmaya devam etmeliyiz.” ifadelerini kullandı.
“Gazze’de sabah büyük bir patlama sesiyle uyanıyorduk”
Acil servis doktoru James Smith da konuşmasında, Gazze’den ayrıldıktan bir gün sonra birlikte görev yaptıkları Filistin Kızılayı çalışanı ambulans şoförü ve acil tıp uzmanlarının İsrail saldırılarında öldürüldüğünü kaydetti.
İngiliz siyasetçilerinin, “İnsani yardım girişi” açıklamalarını değerlendiren Smith, “Bu İsrail şiddetinin üzerini örten bir örtüdür. Tek çözüm acil ateşkestir.” dedi.
Kadın doğum uzmanı Harrington da konuşmasında, hastanelerin sistematik olarak devre dışı bırakılmaya çalışıldığını anlatarak, “Çok kısa bir süre Gazze’de kaldık ve Gazzelilerin çektiği acılara şahit olduk. Ayrıca sağlık çalışanlarının yaşadıklarına da şahit olduk. Ailelerinin yaşadığı korkunç duruma rağmen işlerine bağlılıklarını görmezden gelemeyiz. Biz okyanusta bir damlaydık ama onlar bombardımana ve aile trajedilerine rağmen her gün görevlerine geldiler.” diye konuştu.
Harrington, 2 hafta görev yapıp ayrıldığı Aksa Şehitleri Hastanesi yeni doğan bölümünde kalan 20 bebek için endişe ettiğini söyledi.
Cerrah Dawas ise Gazze’den döndüğü için kendisini suçlu hissettiğini belirterek, “Burada telefonum sabah alarmla beni uyandırıyor. Gazze’de genelde sabah 05.00’te büyük bir patlama sesiyle uyanıyorduk. Burada işime toplu taşımayla gidiyorum ve yolcular gülümsüyor. Gazze’de ise işe eşeklerin çektiği arabalarla gidiyorduk. İçinde yataklar, mutfak eşyaları ve güneye göçen insanlar oluyordu. Bazısı 6-7 kere yerinden edilmişti.” değerlendirmesinde bulundu.
Dawas, Gazze’de hastaneye gelenlerin insanlar tarafından taşınarak ya da sürüklenerek hastaneye getirildiğini ve hastane zeminine bırakıldıklarını söyleyerek, “Gazze’de mola veremiyorsunuz çünkü yiyecek yok, kimsenin elinde içecek su yok ve bu Gazze’nin normali oldu. Görevimiz bunun normalleşmemesi ve ateşkesin gerçekleşmesi.” dedi.
]]>Vali Osman Hacıbektaşoğlu, açıklamasında şöyle dedi:
“Türk İdareciler Derneği tarafından 1978 yılı genel kurulunda Mülki İdare Amirleri sınıfının ilk mesleki toplantısı milat alınarak 10 Ocak tarihi “İdareciler Günü” olarak kabul edilmiştir.
İdareciler, toplumun çeşitli sektörlerinde önemli roller üstlenip eğitimden sağlığa kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterirken yönetim becerileri, vizyonları ve liderlikleriyle toplumun gelişimine katkı sağlamaktadırlar.
Mülki İdare Amirleri, devletin temel taşlarından biri olarak kamu düzenini sağlama, vatandaşların güvenliğini temin etme ve yasaların uygulanmasını sağlama gibi kritik görevleri yerine getirirken adeta birer kılavuz ve güvence olarak hareket ederken toplumun istikrarı ve huzuru için Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle: “Efendi değil, hizmetkarız.” anlayışıyla fedakarca çalışmaktadırlar.
Mensubu olmaktan büyük onur duyduğum Mülki İdare Amirliği mesleğinin bu anlamlı gününde; Zonguldak için birlikte çalıştığımız mesai arkadaşlarımın, kaymakamlarımızın, mukaddes vatanımızın her bir köşesinde görev yapan Mülki İdare Amirlerimizin “10 Ocak İdareciler Günü”nü kutluyor; ebediyete irtihal edenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir yaşam diliyorum. 10 Ocak, kaleminden düşen her kelimeyle toplumu aydınlatan ve kamerasıyla gerçeği yansıtan gazetecilerin özverili ve kutsal görevini kutlama günüdür. Bu özel gün, demokrasinin ve basın özgürlüğünün korunmasında kilit bir rol oynayan gazetecilere teşekkür etmek ve onların çabalarını takdir etmek için bir önemli bir fırsattır.
Gazetecilik, demokrasinin temel taşlarından biridir çünkü güçlü bir demokrasi, özgür ve adil bir basınla mümkündür. Toplumun nabzını tutan, gerçekleri araştıran ve halkı bilgilendiren gazeteciler; objektiflik, doğruluk ve tarafsızlık ilkelerini benimseyerek güvenilir bilgi kaynakları olma yolunda önemli bir görev üstlenirler. Ancak, bu görevin altında pek çok zorluklar yatar. Gerçekleri araştırmak, nesnel bir bakış açısıyla olayları sunmak ve kamusal çıkarları korumak, gazetecilerin titizlikle öncelemeleri gereken sorumluluklarıdır.
Dijitalleşmenin hız kazandığı, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı günümüz dünyasında, gazetecilik mesleği yeni dinamiklere ayak uydurmak zorundadır. Sosyal medyanın etkisi, hızlı haber akışı ve çeşitlenen iletişim araçları, gazetecilerin işini daha karmaşık hale getirirken, aynı zamanda daha etkileyici olma potansiyeli sunmaktadır. Bu değişimlere uyum sağlayarak haber yapmak, gazetecilik mesleğinin ruhunda olan yenilikçi bakış açısıyla öne çıkmaktadır.
Zonguldaklı gazeteciler, sadece haber yapmakla kalmayıp aynı zamanda kentin kalp atışlarını da yakalamaktadırlar. Bu güzide kalemler, klavyelere dokunan parmaklar; maden ocaklarından çıkan sesleri, kömür tozundan sıyrılan umutları ve Zonguldak’ın renkli hikayelerini sayfalarına taşıyan, bu şehrin tanığı, tarihinin kaydedeni ve geleceğin yolunu aydınlatan kılavuzlarıdır. Tarihi, kültürel zenginlikleri ve endüstri mirasıyla öne çıkan bu şehrin gerçek güzellikleri; yerel gazetelerde, haber sitelerinde ve sosyal medya platformlarında, Zonguldak’ın yaşamına dair bir kesit sunan kıymetli gazetecilerin çabaları sayesinde gün yüzüne çıkarken özverili çalışmaları sayesinde daha geniş kitlelere ulaşarak kentin gelişmesine katkı sağlamaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle; toplumun gözü, kulağı, sesi, vicdanı olan; kentin sosyal, ekonomik ve kültürel dinamiklerini derinlemesine anlayarak sundukları yerel bakış açısıyla kent sakinlerinin daha kapsamlı ve bilinçli bir perspektife sahip olmalarına ve şehrin kalkınmasına katkıda bulunan tüm basın çalışanlarımızın “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”nü en kalbi duygularımla kutluyor, meslek hayatlarında kolaylıklar ve başarılar diliyorum. ” – ZONGULDAK
]]>Ata Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen görev dağılımında, puan sıralamasına göre en yüksekten en düşüğe olmak üzere adaylar, merkez, Tarsus, Anamur ve Mut ilçeleri arasından seçim yaptı. 2 yıllık meslek yüksekokulu mezunu 40 kişi ve lise mezunu 10 kişinin görevlendirilmesi yapılırken, görevlendirilen adaylar 15 Ocak’ta çalışmaya başlayacağı ifade edildi. İşe alınmalarıyla bir yıllık aday memurluk süreci de başlayacak olan adayların ayrıca bir dizi eğitimden geçeceği bildirildi.
Dağılımın, İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından personel eksiğinin olduğu noktalara göre ve puan sıralaması en yüksekten düşüğe olmak üzere gerçekleştirildiği belirtildi. En yüksek puan alan personelden başlanarak, nerede görev yapmak istediği soruldu ve yerleştirme bu esasa göre belirlendi. Belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yapılan yerleştirmeye göre merkezde 32, Tarsus’ta 8, Anamur’da 6 ve Mut’ta da 4 kişi görevlendirildi.
“İtfaiye, çok kutsal bir meslek”
Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, kazananları tebrik ederek, “İtfaiye bana göre çok kutsal bir meslek. Can ve mal kurtaracaksınız. İşinizi çok çok iyi bilirseniz, önce kendi güvenliğinizi sağlarsınız. Çünkü çok tehlikeli bir görev yapacaksınız. O yüzden burada eğitimlere çok hassasiyetle bakmanız gerekiyor” dedi.
Mülakat olmadan tüm aşamaları şeffaf bir sınav gerçekleştirdiklerine değinen Tok, “Bizim sınavın zor olduğunu söylüyorlar. Biz en iyilerini almak istedik. Sizler en iyilerisiniz ve şu anda buradasınız, karşımızdasınız. İnşallah göreve başladığınız zaman da aynı başarıyı devam ettireceksiniz” diye konuştu.
Kazanan adaylara eğitimler vereceklerini de belirten Tok,”Siz iyi eğitim alırsanız başarırsınız. Biz sizlere güveniyoruz. Yaptığımız sınav o yüzden zorluydu. Size de güveniyoruz ve sizlerin göreve geldikten sonra aynı başarıyı göstereceğinizden eminiz. Geçen sene 100 kişiyi aldık. Biz hepsinden memnunuz. Şu anda onlar bizim yüz akımız. Sizler de geldiniz. Bize çok ciddi güç katacaksınız. Bu gücün ardından ben inanıyorum ki 1 sene sonra Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Türkiye’nin en iyi daire başkanlığı olacak. Bu sizlerin sayesinde olacak”ifadelerini kullandı.
“Çok iyi bir dereceyle tek kadın olarak girmeye hak kazandım”
Kadın adaylar arasından tek kazanan olan Eda Avşar, “Çok mutluyum. Çok emek sarf ettim. Buranın kondisyonu çok zordu. ‘Kazanamaz’ demişlerdi ama ben pes etmedim. Sporlarıma her gün devam ettim. Kas kütlemi arttırdım. Her gün 68’liler Ormanı’nda koştum. Hiç pes etmedim ve çok iyi bir dereceyle tek kadın olarak 50 kişinin içinde girmeye hak kazandım. Hayalimdi. Burada 100 kişilik ilk alımda elenmiştim. 5 saniyeyle kaçırdım. Çok üzüldüm. Hayalimden vazgeçmedim, başardım”şeklinde konuştu.
Sınavın mülakatsız olmasının kendisini çok sevindirdiğini belirten Aşar, “Mülakatsız alım olduğu için ve şeffaflığından dolayı çok teşekkür ederim. 5 yıl boyunca ben hep mülakatlarda elenmiştim. Hep mücadelemi devam ettirdim. Emeğimin hakkıyla buraya geldiğim için Belediye Başkanımız Vahap beye çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
Sınavı kazananlardan Kamil Yıldırım Can da, “Öncelikle çok heyecanlıyım. Ambulansta da çalıştım. İtfaiye olarak, memur olarak atanmam benim için gerçekten çok iyi oldu. Hem ailem hem benim için Mersin’de olmak benim için çok ayrıcalıklı” şeklinde konuştu.
Daha önce yapılan 100 kişilik alımda da sınava girdiğini ancak parkurda çok zorlandığı için kazanamadığını söyleyen Can, “Her gün Mersin sahilde koştum, özel antrenmanlar yaptım. Parkurda da 3 dakika 10 saniye yaptım. Mülakat olmaması özellikle benim açımdan çok önemliydi. Kendi bölümümden de atanamamıştım. Bu yüzden belediye başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyorum” diyerek düşüncelerini aktardı. – MERSİN
]]>Ülkede Aralık ayında yeni göçmen yasası ile yaşanan krizin ardından, Başbakan’ın istifa edebileceği tahminleri yapılıyordu.
Bu görevde iki yıldan kısa bir süre kalmış olan Borne’un yerini kimin alacağı henüz netleşmedi. Borne, yeni isim belirlenene kadar başbakanlık görevini sürdürecek.
62 yaşındaki Borne, 1991-1992 yıllarında görev yapmış olan Édith Cresson’dan sonra Fransa’nın ikinci kadın başbakanı olmuştu.
Fransız haber ajansı AFP, Borne’un Macron’a gönderdiği istifa mektubunun, “görevde kalmayı tercih edebileceğine dair izler” taşıdığını aktardı.
Borne, Macron tarafından kabul edilen mektubunda “Hükümetime istifamı sunmam gerekirken, bu görevde ne kadar tutkulu olduğumu da size söylemek isterim” ifadelerini kullandı.
Macron hükümeti, emeklilik yasasıyla başlayan ve Aralık ayında kabul edilen yeni göçmen yasasıyla birlikte iyice artan, sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Macron’un Haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce kabinesinde büyük bir değişiklik yapması bekleniyor.
Siyasi yorumcular, başkanlığının bitmesine üç yıl kalan Macron’un, bazı tartışmalı politikalar ve yasama yenilgilerinin ardından, hükümetine siyasi ivme kazandıracak değişiklikler yapması gerektiğini düşünüyor.
Göç yasası tartışmasında neler yaşanmıştı?
Fransa Parlamentosu, aylarca süren siyasi tartışmaların ardından Aralık ayında, ülkenin göç politikasını sertleştiren yasa tasarısını onaylamıştı.
Senato’nun ardından Ulusal Meclis’ten de geçen tasarıya hem Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un merkezdeki Rönesans Partisi, hem de Marine Le Pen’in lideri olduğu aşırı sağcı parti Ulusal Cephe destek verdi.
Sol partiler ise Macron’u, aşırı sağa taviz vermekle suçladı.
Yasa tasarısının önceki versiyonları, aşırı sol ve aşırı sağ partilerin farklı itirazları nedeniyle Parlamento’dan geçmemişti.
Düzenlemeyle göçmenlerin aile fertlerini Fransa’ya getirmeleri zorlaştırılıyor, sosyal yardımlara erişimleri de geciktiriliyor.
Fransa’da geçen yıl başında da yeni emeklilik yasası nedeniyle ülke çapında grevler ve protestolar düzenlenmişti. Hükümet, emeklilik yaşını 2 yıl yükseltmeyi öngören tartışmalı yasayı geçirebilmek için, anayasadaki özel bir maddeyi kullanarak Meclis’i de devre dışı bırakmıştı.
Yeni başbakan kim olabilir?
Henüz netlik kazanmamış olsa da, Fransa’nın yeni başbakanlığı için üç isim öne çıkıyor.
İlki, 34 yaşındaki Eğitim Bakanı Gabriel Attal. Başbakan olması durumunda Attal ülkenin en genç ve eşcinsel olduğunu açıkça ifade eden ilk başbakanı olacak.
37 yaşındaki Savunma Bakanı Sebastien Lecornu da başbakanlık için adı geçenler arasında. Lecornu da bu göreve getirilirse Fransa’nın en genç başbakanı olmuş olacak.
Tarım Bakanı Julien Denormandie de bir diğer olasılık olarak konuşuluyor.
Macron’un partisi 2022’deki seçimlerde parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmişti. Bu nedenle Cumhurbaşkanı’nın çıkarmak istediği yasalar Meclis’te muhalefetle karşı karşıya kalıyor.
Görevlendirilecek yeni başbakan, başkanlık koltuğuna ilk kez 2017’de oturan Macron’un dördüncü başbakanı olacak.
Yeni ismin bugün açıklanması bekleniyor.
Tüm bunların yanında Fransa ayrıca bu yıl Yaz Olimpiyatları’na da ev sahipliği yapacak. 26 Temmuz’da başlayacak Paris 2024 Olimpiyatları, ülkenin bu yıl daha da göz önünde olacağı anlamına geliyor.
]]>Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Yomra ilçesindeki 112 Acil Çağrı Merkezi’ni ziyaret etti. Yıldırım, çağrı karşılayıcılarla tek tek sohbet ederek yeni yıllarını kutladı.
Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nde görevli doktor Oğuzhan Yılmaz ile telefonla görüşen Yıldırım, “Bütün gayretleriniz, çabalarınız ve fedakarlıklarınız için teşekkür ediyorum. Sizin, ailenizin ve tüm doktorların yeni yılını kutluyorum.” dedi.
Yıldırım, gazetecilere yaptığı açıklamada, bu akşam ve her akşam kamu kurum görevlilerinin ve basın mensuplarının bütün gayret ve fedakarlıkla görevlerinin başında olduğunu söyledi.
Vatandaşları trafik kurallarına uymaları konusunda uyaran Yıldırım, şunları kaydetti:
“Yılın her günü özellikle trafik kurallarına uyalım, alkollü bir şekilde hiç kimse direksiyon başına geçmesin. Yoksa kazalar oluyor. En son 10 vatandaşımızı kaybettik, Kuzey Marmara Otoyolu’nda. Bunların tamamı ya yorgunluktan ya da dikkatsizlikten oluyor. Çevresel etkiler olabilir belki ama buna karşı da dikkatli olmamız lazım kendimiz için. Avrupa’nın en fazla kaza olan ülkesiyiz? Bunu değerlendirmeliyiz. Bu sene kazalar daha az olsun, inşallah hiç olmasın tabii ama belki daha da az olsun diye temenni edelim. 2024’te barışın ve kardeşliğin daha çok öne çıktığı, savaşların olmadığı, insanların birbirleriyle kardeşçe yaşadığı bir dünya, bir zaman ve bir yıl temenni ediyorum.”
Yıldırım ile görüşen çağrı karşılayıcı Şenay Küçük de hemen hemen her yıl nöbet başında yeni yıla girdiğini dile getirdi.
Küçük, yeni yılda sağlık, başarı ve mutluluk getirmesi temennisinde bulunarak, “Umarım bir daha deprem olayını yaşamayız. Çünkü biz burada o günü hatırlamak istemiyorum ama Kahramanmaraş çağrıları bize bağlandığı için biz karşıladık. Çok kötü bir hafta geçirdik. İnşallah öyle bir şeyle bir daha karşılaşmayız.” dedi.
Yıldırım ve beraberindekiler daha sonra Yomra ilçesindeki trafik uygulama noktasını ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi İftaiye Daire Başkanlığı’nda görevli personelleri ziyaret ederek yeni yıllarını kutladı.
Giresun
Yılbaşı gecesi görevdeki personel ziyaretlerine Aksu Mahallesi’nde bulunan bölge trafik uygulama noktası ile başlayan Giresun Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, görevli polislere tatlı ikramında bulunarak denetleme defterini imzaladı.
Serdengeçti ayrıca, uygulama noktasında durdurulan sürücülerle de sohbet ederek çikolata ikramında bulundu.
Daha sonra Teyyaredüzü Mahallesi’ndeki 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü’nü ziyaret eden Vali Serdengeçti, gece boyunca yoğun bir tempoda çalışan ekiplere teşekkür etti.
Vali Serdengeçti, eşi Belkıs Edige Serdengeçti ile Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret ederek, hastane çalışanlarının ve hastaların yeni yılını kutlayıp sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yıl geçirmelerini diledi.
Yeni doğan ünitesini de ziyaret eden Vali Serdengeçti, 2023 yılının son saatlerinde dünyaya gelen bebeklerin ailelerine göz aydınlığı dileyerek altın taktı.
Batlama Yol Kontrol Noktası’nı ziyaret eden Vali Serdengeçti, görevi başında bulunan jandarma personellerin yeni yılını kutladı.
Serdengecti, “Jandarma teşkilatımızın üstün gayret ve özverisiyle, ilimizin güvenliğini sağlamak adına yaptıkları önemli görevleri takdirle karşılıyor, yeni yılın ülkemize ve ilimize huzur getirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Serdengeçti, son olarak Giresun Valiliği içerisinde bulunan Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’ne (GAMER) ziyarette bulundu.
Öte yandan il genelinde 942 emniyet, 542 jandarma ve 37 sahil güvenlik olmak üzere bin 521 personel görev aldı. Yine kent genelinde 64 polis devriyesi, 114 jandarma ve 4 sahil güvenlik yüzer unsuru olmak üzere 182 devriye unsuru görevlendirildi.
Ziyaret ve incelemeler sırasında İl Emniyet Müdürü Recep Güzelyazıcı ve İl Jandarma Komutanı Albay Özgür Özer de yer aldı.
Bayburt
Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, İl Jandarma Komutanı Albay Talha Övet, İl Emniyet Müdürü Nihat Uzun ve İl Sağlık Müdürü İlker Hancı, 112 Acil Çağrı Merkezi’nin birimleri ile Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi’ni (GAMER) ziyaret etti.
Burada telsizden anonsla emniyet mensuplarının yeni yılını kutlayan Eldivan, daha sonra polis ve jandarma uygulama noktalarını giderek, personele tatlı ikramında bulundu.
Bayburt Devlet Hastanesi’ni de ziyaret eden Eldivan, yeni doğan bir bebeğe altın taktı, hastane çalışanlarının yeni yılını kutladı.
Eldivan, ziyaretin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, 2023’ün son saatlerinde emniyet ve jandarmanın hem trafik hem de güvenlik uygulamalarına devam ettiğini söyledi.
Yeni yıla girerken kentte herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını aktaran Eldivan, şunları kaydetti:
“Ülkemizin her tarafında olduğu gibi vatandaşımızın huzuru bizim için öncelik arz etmekte. Şu ana kadar gördüğümüz üzere gerek araç sürücüleri gerekse kontrol noktalarımızda olumsuz bir duruma rastlamadık. Hastanelerimizde yine doktor ve diğer personelimiz rutin şekilde çalışıyor. Herhangi bir özel durum yok. Ben bu vesileyle 2023’te yaşadığımız ‘asrın felaketi’ olan depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yine 2023 yılı Cumhuriyet’imizin 100. kuruluş yıl dönümü. Bu vesileyle Cumhuriyet’imizin kuruluşunun 100. yılını kutlamanın da mutluluğunu yaşadık.”
Ordu
Ordu Valisi Muammer Erol da, Altınordu ilçesindeki Yeni Mahalle Polis Merkezi’ni ziyaret ettikten sonra, şehrin giriş ve çıkış noktalarında bulunan kontrol noktalarına ziyaret gerçekleştirdi.
Vali Erol, Altınordu İlçe Jandarma Komutanlığı’nı da giderek, buradaki askerlerle bir araya geldi.
Vali Erol’un ziyaretlerine Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, İl Emniyet Müdürü Atila Aksoy ile İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Numan Öksüz de eşlik etti.
]]>Olaylara acil müdahale edebilmek için 7 gün 24 saat esasıyla görev yürüten 112 Acil Çağrı Merkezi çalışanlarını en çok asılsız ihbarlar ve gereksiz aramalar yoruyor.
Merkezi arayanlar arasında “Görücü geldi ne diyeyim?”, “Eşim küstü, telefonumu açmıyor”, “Oğlumun kaydını başka okula aldırmak istiyorum”, “Siirt-Kurtalan arası kaç kilometre?” gibi ifadeler kullananlar da bulunuyor.
Mardin 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Hülya Karaboğa, AA muhabirine, emniyet, sağlık, jandarma, itfaiye, orman, AFAD ve sahil güvenlik birimlerine ait acil çağrıların karşılandığı merkezde, ilgili kurumlar arasında koordinasyonun sağlandığı ve acil durum ekiplerinin en kısa sürede olay mahallinde olmasını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
“2023’te aldığımız çağrı sayısı yaklaşık 980 bin. Günlük yaklaşık 3 bin çağrı alıyoruz.” diyen Karaboğa, bunlardan yüzde 60’ının asılsız ihbar ve gereksiz çağrılardan oluştuğunu belirtti.
Merkezde Almanca, İngilizce, Rusça ve Arapça dil bilen tercümanlar tarafından da turistler için hizmet sunulduğunu anlatan Karaboğa, hem merkezi tanıtmak hem de asılsız çağrıların azalması için özellikle okullarda, kırsal mahallelerde eğitimler verdiklerini, bu sayede asılsız çağrı oranını azalttıklarını söyledi.
Karaboğa, 2023’te 112 Acil Çağrı Merkezini çok kez asılsız yere arayanlara Kabahatler Kanununa göre toplamda 78 bin 641 lira para cezasının uygulandığını belirtti.
Merkezde görevli personelden Tuğba Aslan, vatandaşların bazen acil durumlar dışında da kendilerini aradığını belirterek, “Bir vatandaş ‘Görücü gelmiş, ne diyeyim? diye soruyor. Başka bir vatandaşımız eşiyle tartışıyor, bizi arıyor, ‘Eşime ulaşamıyorum, telefonumu açmıyor. Ona ulaşabilir misiniz?’ diyor. Bu tür çağrılar alabiliyoruz. Biz burada sadece acil durumlar için varız.” dedi.
Çağrı Aslan da gereksiz çağrıların önüne geçmekte herkese görev düştüğünü belirtti.
Fatma Öztürk de asılsız çağrıların kendilerini zorladığını, acil yardım bekleyenleri zor duruma düşürdüğünü ifade etti.
Siirt
Siirt’te 2023’te 364 binden fazla çağrıya cevap veren, 70 personelin görev yaptığı 112 Acil Çağrı Merkezi, “Siirt-Kurtalan arası kaç kilometre?”, “Saat kaç?” ve “Kontörüm kalmadı”, “Anneme ulaşabilir misiniz?” gibi gereksiz çağrılarla da meşgul edildi.
Siirt 112 Acil Çağrı Merkezi Sami Bozkurt, hayat kurtarmak için zamanla yarışan merkezin tek bir numara üzerinden hizmet verdiğini söyledi.
Bozkurt, “Halkımızın hizmetindeyiz ama gereksiz çağrılarla meşgul edilmek istemiyoruz çünkü bu tip aramalar, çok acil ihtiyacı olan birinin çağrısını geç yanıtlamamıza neden olabilir. Halkımızdan ricamız bizi gereksiz meşgul etmesinler ki ihtiyacı olanlara ulaşalım, yardımcı olabilelim.” dedi.
112 Acil Çağrı Merkezini tanıtmaya ve önemini anlatmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Bozkurt, okulları ziyaretlerinin yanı sıra sosyal medya ve tanıtım filmleriyle de vatandaşlara ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.
Çağrı merkezinde görevli Esra Çeçen, gece gelen bir çağrıda yaşadığı endişeye ilişkin şunları söyledi:
“Arayan kişi evimizin adresini verdi. ‘Hastanın neyi var?’ diye sordum. Kalp krizi şüphesi olduğunu söyledi. Çağrıyı sağlık ekiplerine yönlendirdim. İlgili birimden hastanın ağabeyim olduğunu öğrenerek durumu hakkında bilgi aldım.”
Selahattin Arca da gelen her çağrıyı hassasiyetle karşıladıklarını kaydetti.
Arca, “Kurtalan ilçesinden arayan bir kişi, ‘Siirt-Kurtalan arası kaç kilometre?’ diye sormuştu. Herkesten hassasiyet bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Şırnak
Şırnak 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Erhan Tatar, hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla personel ve vatandaşların görüşmelerinin kayıt altına alındığını, müdürlüğün kalite koordinasyon biriminde bu görüşmelerin denetlendiğini söyledi.
Kurumu çocuklara tanıtmak ve 112 Acil Çağrı Merkezinin acil durumlarda aranması gerektiği yönünde bilinç oluşturmak için İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan protokol kapsamında okullarda düzenli olarak tanıtım ve farkındalık eğitimleri düzenlendiğini ifade eden Tatar, bu kapsamda 156 okulda 48 bin öğrenciye eğitimleri verildiğini belirtti.
Tatar, “Bu yıl birime gelen 592 bin çağrıdan 498 bini asılsız çağrılar. Yani her 100 kişiden 84’ü 112’yi gereksiz yere meşgul ederek verilen hizmetlerin aksamasına neden olmuştur. 2023’te müdürlüğümüzü gereksiz aramalarla meşgul eden 10 kişiye toplam 12 bin 500 lira para cezası uygulandı.” dedi.
Tatar, “2021 ve 2022’de asılsız çağrımız yüzde 87 iken bu yıl ise yüzde 84 olmuş, son 6 ayı baz aldığımızda yüzde 81’e düşmüştür.” ifadesini kullandı.
Çağrı merkezinde görevli Hicran Engin, asılsız çağrıların daha çok çocuklardan geldiğini anlatarak, “Bazen aşk acısı çektiğini söyleyen arıyor bazen de kedisinin kayıp olduğunu ifade edenler.” diye konuştu.
Mesut Seylan ise gereksiz çağrılar nedeniyle gerçekten yardıma ihtiyaç duyan insanların mağdur edildiğini belirtti.???????
]]>Hindistan, Ay’ın güney kutbu yakınına iniş yaparak tarihe geçti. Çin uzaya ilk sivili gönderdi, NASA’nın Perseverance aracı Mars’ta başarıyla numune toplama görevini tamamladı. Avrupa Uzay Ajansı da Jüpiter’in uydularını keşfetmek için bir göreve başladı.
Aynı zamanda dünyadaki araştırmacılar “mükemmel güneş sistemini” buldular. James Webb Teleskobu da muhteşem görüntüler göndermeyi bu sene de sürdürdü.
Ve 2024’te, insanlar 50 yıl aradan sonra ilk kez Ay’a geri dönüyor.
2023’te uzay araştırmaları alanında yapılan çığır açıcı gelişmeleri derledik.
Perseverance ‘kaya örneği’ görevini tamamladı
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Perseverance uzay aracı, önemli bir dönüm noktasını hayata geçirdi ve kaya numunelerini topladı.
Bu karmaşık görevde Perseverance, depoladığı örneklerin olduğu numune tüplerini belirlenen yerlere bıraktı.
Perseverance ile bir şekilde bağlantı kesilmesi durumunda, bu örnekler Dünya’ya geri getirilecek.
Bilim insanları kaya örneklerini laboratuvarda incelemek üzere Dünya’ya getirmeyi amaçlıyor. Kızıl Gezegen’de yaşam olup olmadığını öğrenmenin en iyi yolu bu.
Perseverance, Jezero Krateri adı verilen 45 km genişliğindeki bir keşif alanında araştırma yapmak için Mars’a gönderildi. Burada milyarlarca yıl önce bir gölün bulunduğu düşünülüyor.
Bilim insanları buradan elde edilecek örneklerin, mikrobik organizmaların kanıtlarının bulunması için de elverişli ortamlar sunduğunu düşünüyor.
50 yıl sonra insanlı Ay seyahati
Senenin en heyecan verici seyahatlerden biri Nisan ayında NASA tarafından duyuruldu.
Artemis 2 olarak adlandırılan uçuşla Ay’a ilk kez bir kadın ve bir siyah astronot da gönderilecek
Kasım 2024’ten önce gerçekleşmesi planlanan fırlatma için Amerikalı astronotlar Christina Koch, Victor Glover ve Reid Wiseman ile Kanadalı astronot Jeremy Hansen seçildi.
NASA Direktörü Vanessa Wyche, dört astronotun da “insanlığın en iyilerini” temsil ettiklerini söyledi.
Artemis 2 görevinde astronotlar Ay’a iniş yapmayacak.
Ay’a seyahat edecek astronotların gelecekte izleyecekleri rotanın test edilmesi gibi bir dizi görev yerine getirilecek.
Avrupa Uzay Ajansı’nın Jüpiter seyahati
NASA’nın insanlı Ay uçuşunu duyurduğu Nisan ayında, Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) iddialı seyahati başladı.
Ajans, Jüpiter’in buzlu uydularını incelemek için Ariane-5 adlı uzay aracını Fransız Guyanası’ndan fırlattı.
Roketin Jüpiter’in uydularına ulaşması yaklaşık 8 yıl sürecek.
Bilim insanları, Callisto, Europa ve Ganymede adlı uyduların derinliklerinde okyanuslar olduğunu düşünüyor.
ESA’nın Jüpiter’in Buzlu Aylarını Keşif (Juice) adlı misyonu, Jüpiter’in uydularında mikroorganizmaların yaşamı için gerekli koşulların olup olmadığını anlamayı hedefliyor.
ESA Bilim Direktörü Prof. Carole Mundell, bunun çok çılgın bir fikir olmadığını söylüyor:
“Örneğin Dünya’daki okyanusların dibindeki yanardağlar bile bize bambaşka gezegenler gibi gözükebiliyor. Başka yerlerde de benzer koşullar varsa mikropların yaşamaması için hiçbir neden yok. Biz Juice misyonuyla bu koşulları incelemek istiyoruz.”
Çin uzaya ilk sivili gönderdi
Pekin, Tiangong Uzay İstasyonuna gönderdiği üç astronot arasında ilk kez bir sivil de yer aldı.
Shenzhou-16 uzay aracı, Mayıs ayında ülkenin kuzeybatısındaki Gobi çölünde bulunan Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi’nden fırlatıldı.
Mürettebat Jing Haipeng, Zhu Yangzhu ve Gui Haichao’dan oluşuyor.
Bu üçlü Çin’in yeni tamamlanan Tiangong Uzay İstasyonu’nda Kasım ayından beri bulunan ekipten görevi devralmaları için gönderildi.
Shenzhou-16 mürettebatındaki Beihang Üniversitesi’nden profesör Gui uzay istasyonuna çıkan ilk Çinli sivil oldu. Diğer tüm astronotlar Çin Halk Kurtuluş Ordusu üyesiydi.
Hindistan tarih yazdı
Hindistan Chandrayaan-3 isimli uzay aracı ile Ağustos ayında, Ay’ın güney kutbu yakınına inen ilk ülke oldu.
Bu başarı ile Hindistan, Ay’a yumuşak iniş gerçekleştiren dördüncü ülke oldu.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi inişi canlı yayında takip etti ve ilk yorumu “Hindistan artık Ay’da” oldu.
Rusya’nın aynı amaçla yaptığı uzay seyahati başarısız olmuştu.
Chandrayaan-3’ün hedeflerinden biri, bilim insanlarının gelecekte Ay’da insan yerleşimini destekleyebileceğini söylediği su bazlı buzları keşfetmek.
Mükemmel güneş sistemi bulundu
Astronomlar, Kasım ayı sounda, Dünya’dan 100 ışık yılı uzakta, milyarlarca yıldır değişmemiş 6 gezegenden oluşan bir güneş sistemi keşfetti.
Sistemdeki gezegenlerin hepsi hemen aynı büyüklükte ve yaklaşık 12 milyar yıl önce oluşmalarından bu yana çok az yapısal değişiklik geçirdiler.
Bu da bu sistemin nasıl oluştuğuna ve canlı yaşamı barındırıp barındırmadığına dair çalışma yapma olanağı sunuyor.
Araştırmayı yöneten Chicago Üniversitesi’nden Dr Rafael Luque, bulunan sistemi “mükemmel güneş sistemi” olarak tanımlıyor: “Bu gezegenler, oluşumlarını gözlemlemek için çok ideal çünkü başlangıçları kaotik değil ve oluştuklarından bu yana değişmediler.”
Geçen 30 yılda astronomlar binlerce güneş sistemi keşfetti ama bunlardan hiçbiri gezegenlerin oluşumunu araştırmak için bu kadar uygun şartlar sunmuyordu.
James Webb’ten gelen olağanüstü görüntüler
2022’de uzaya gönderilen James Webb teleskobu, 2023’te birçok ‘ilk görüntüyü’ uzay meraklılarının önüne koydu.
Dünyanın en büyük teleskobunun gönderdiği bir fotoğraf, patlayan bir yıldıza ait en detaylı görüntüye ilişkindi.
Nebula Halkası da Webb sayesinde eriştiğimiz inanılmaz fotoğraflar arasında yer aldı.
]]>