Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şebnem Akçapar’ın üstlendiği panele Dışişleri Bakanlığı Orta ve Kuzey Avrupa Genel Müdürü Büyükelçi Hayriye Kumaşçıoğlu, Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürü Büyükelçi Nilvana Darama Yıldırımgeç ile Dışişleri Bakanlığı Doğu ve Afrika Genel Müdürü Büyükelçi Elif Çomoğlu Ülgen konuşmacı olarak katıldı.
Dışişleri Bakanlığı Orta ve Kuzey Avrupa Genel Müdürü Kumaşçıoğlu, kariyerinde 32 yılı devirdiğini ve meslek seçiminden hiç pişman olmadığını söyledi.
Türkiye’nin dış politikası için önemli olan ülkelerde görev yaptığını belirten Kumaşçıoğlu, görev aldığı tüm ülkelerde Türkiye’yi temsil etmenin ve bu ülkelerin politikalarını anlamaya çalışmanın çok öğretici bir tecrübe olduğunu dile getirdi.
Kumaşçıoğlu, diplomasi alanında kadın ve erkeğin görevlerinde başarı konusunda eşit olduklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Bence insanların karakteri ve yetenekleriyle ilgili bir meslek yürütüyoruz. Kadınların daha güçlü olduğu yerler var, erkeklerin daha güçlü olduğu yerler var ama sonuç itibarıyla bizim mesleğimiz hem kadınlar hem de erkekler tarafından yeterli donanıma ve belli özelliklere sahip kişiler ise yapılabilecek bir meslek diye düşünüyorum. Bu, tabii kadınların aynı fırsatlarla karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor.”
Büyükelçi Kumaşçıoğlu, mesleğe yeni başladığı dönemlerde kadın olarak bazı bölgelerde zorluklar yaşadığına işaret etti.
Kadın-erkek eşitsizliğinin dünyanın her yerinde olduğunu kaydeden Kumaşçıoğlu, kadın diplomat adaylarının kararlı şekilde Bakanlıkla ilişki kurmaları gerektiğinin altını çizdi.
“Diplomasi alanında çalışmak büyük bir emek gerektirir”
Yıldırımgeç, diplomasi alanında çalışmak isteyen gençlerin mesleklerini ideal olarak benimsemelerinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, bu meslekte çalışmalarının somut sonuçlarını görmenin mutluluk verdiğini söyledi.
Diplomasi alanına kadın-erkekten ziyade hep insan merceğinden baktığını anlatan Yıldırımgeç, “Karşınızdaki her şeyden önce bir insan. Dolayısıyla sizin insan ilişkilerinde kullandığınız üslup, tarz, taktik, iletişim modeli, aynı şekilde diplomasi için de geçerli.” dedi.
Mesleğinin hayat biçimi olduğunu dile getiren Yıldırımgeç, diplomasi alanında çalışmanın büyük emek gerektirdiğinin altını çizdi.
Büyükelçi Yıldırımgeç, diplomaside kullanılan üslubun da önemli olduğunu kaydetti.
“Gerçekten içinizde vatan sevgisi, insan sevgisi olması şart”
Ülgen de “Gerçekten bu meslek para, şan şöhret için yapılmaz. Bayrağın gölgesinde o hissiyatla gerçekten ülkenizi temsil etmek için ve ülkenizi en uzak, en zor coğrafyalarda temsile hazır olduğunuzu hissettiğiniz anda seçebileceğiniz bir meslek diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin diplomaside, akademide ve tıp dünyasında kadınların liderlik ettiği dönemi yaşadığına dikkati çeken Ülgen, “Ben inanıyorum ki inşallah Türk siyaseti de önümüzdeki dönemde bu işi gerçekten çok isteyen, tabandan gelen kadınlara teslim edilir.” ifadesini kullandı.
Ülgen, diplomaside kadın ve erkek eşitliğiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kadın ve erkeği ayırıyorum.’ demem ama ‘Gönlümden biraz daha pozitif ayrımcılığa yatkın duruyorum.’ demeliyim ya da ‘Eşitler arasında kadını seçerim.’ demeliyim çünkü gerçekten biz (Bakanlığa) girdiğimizde 30 yıl önce eşitler arasından erkekler seçiliyordu. O nedenle şu anda benim kadını seçmemin son derece adil olduğunu düşünüyorum.”
Ülgen, mesleğine ilişkin şunları kaydetti:
“Bu, bir maraton, kısa vadeli değil. Başlamak için gerçekten içinizde vatan sevgisi, insan sevgisi olması şart çünkü sadece dış politika değil gerçekten insanı da yönettiğiniz ve yönetildiğiniz bir sisteme giriyorsunuz. O sistemin parçası oluyorsunuz. Adaletsizliklere uğrayıp küsmek, darılmak, sistem dışına itildiğini düşünmek mümkün olabilir çok uzun vadeli bu maratonda ama ben 32 yıllık kariyerimde şunu gördüm ki orta vadede mutlaka adalet de var. Yeter ki gerçekten bu devletin birliği, dirliği yerinde olsun ve onun için gayret etmeye, aynı ülkü uğruna yürümeye devam edelim.”
“Eşit olmayı istemekten asla yorulmamamız gerektiğini düşünüyorum”
Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı Naledi Pandor da dinleyici olarak katıldığı panel hakkındaki düşünceleri sorulduğunda şunları söyledi:
“Bu, mükemmel bir panel. Bence hem kadınların sahip olduğu becerileri hem de fırsatları çok iyi anlattınız. Kadınlar olarak eşit olmayı istemekten asla yorulmamamız gerektiğini düşünüyorum çünkü adil olan bu. Bizler de diğerleri gibi insanız ve en az onlar kadar zekiyiz, bundan dolayı sizi gerçekten kutluyorum.”
]]>Altun, “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” temasıyla Antalya’da Belek Turizm Merkezi’ndeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi’nde başlayan ADF kapsamında İletişim Başkanlığınca düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”ni gezdi.
Altun, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, ADF’nin Türkiye’nin en önemli uluslararası kamu diplomasisi markalarından biri olarak hayata geçtiğini ve birçok lideri ağırladığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde forumun hayata geçtiğini aktaran Altun, “Dışişleri Bakanlığının koordinasyonunda önemli küresel ve bölgesel meselelerin ele alınacağı çok kritik ve önemli forum. Bu forumda biz de istedik ki tam da bugünlerde gerçekten dünyanın kanayan yaralarından biri olan Gazze meselesini biz buraya gelen uluslararası misafirlere yenilikçi bir sergi mantığıyla anlatalım. Sayın Hanımefendi’nin teşrifleriyle Taksim’de açılan ve hala açık olan Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi’ni burada da sergileyelim, hayata geçirelim istedik. Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderlerle birlikte katılarak, açacakları bir sergi olacak. Buradan geçmek suretiyle forumun açılış konuşmalarını yapacaklar.”
Altun, serginin esas itibarıyla 2009’da İsrail’in dökme kurşun operasyonu esnasında gerçekten ne kadar büyük zulüm ortaya koyduğunu, çocukların kalemlerinden, yüreklerinden ve gözünden yapılan zulmü anlattığına dikkati çekti.
Sergide Gazzeli çocukların yaptığı resimlerin yer aldığını belirten Altun, “Bu resimlerin her biri gerçek bir sanat eseri. Bu resimler aslında İsrail’in zulmünün nasıl tarihsel bir zulüm olduğunu ortaya koyan resimler. O günden bugüne İsrail Gazze’de, Filistin’de zulümlerini artırarak devam ediyor. Bugün gerek burada gerek Taksim’de hala açık olan sergiyi inceleyip, izlediğinizde şunu açık şekilde görebilirsiniz, ne yazık ki İsrail o gün de fosfor bombası kullanmış, o gün de sivilleri bombalamış, o gün de çocukları, kadınları öldürmüş, sivilleri sağlık çalışanlarını o gün de katletmiş. Bugün de katletmeye devam ediyor.” diye konuştu.
“Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde mücadele vermeli”
Yapılan katliamlara çocukların da şahit olduğunu dile getiren Altun, şöyle devam etti:
“Saf ve çok açık, net şekilde çocuklar kendi çizgileriyle bunu anlatmışlar. Burada bunu görebiliyorsunuz. Biz bir taraftan sergimizde bunu gerçekten dijital gösterim yöntemleriyle yenilikçi yöntemlerle dijital sanat yöntemleriyle göstermeye çalıştık. Burada gerçekten Gazze’deki zulmü tüm çıplaklığıyla küresel alana çocukların gözünden anlatalım istedik. Yarın da Hanımefendinin, lider eşlerine burada ev sahipliği olacak, sergimize Hanımefendi ve lider eşleri teşrif edecekler. Böylelikle biz istiyoruz ki gerçekten bir taraftan zulmü anlatalım bir taraftan bu zulüm karşısında Türkiye’nin verdiği haklı mücadeleyi bütün dünyaya açık ve net şekilde gösterelim, bu zulümler olmasın. Bu zulümlerin olmaması için tüm dünya işbirliği içerisinde hak, adalet uğruna hakikat mücadelesi versin. Çünkü bu sergi, bir taraftan da İsrail’in esas itibarıyla yürüttüğü yalan siyasetini de deşifre etmeye yönelik bir sergidir. Bu anlamda bizim yürüttüğümüz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’nin yürüttüğü hakikat mücadelesinin de yansımalarından bir tanesidir.”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, ADF bünyesinde yenilikçi yol ve yöntemlerle sergilerin hayata geçtiğini belirterek, “Onlara da vurgu yapmamız gerekir. Sayın Refik Anadol’un gerçekten önemli sergisi var. Aynı şekilde Diplomasi Tüneli de Türkiye’nin diplomasi tarihinin ne kadar zengin olduğunu ortaya koyan ‘Türkiye Yüzyılı’ ile beraber bu diplomasinin artı hangi noktaya geldiğini, nasıl Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç haline dönüştürdüğü gösteren sergi.” ifadelerini kullandı.
Altun, ADF’deki diplomatik faaliyetlere eşlik edecek şekilde sergilerle sürece destek olmaya çalıştıklarını vurgulayarak, “İnşallah başarılı forum hayata geçer. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, bu forum uluslararası markaya dönüşüyor. Cumhurbaşkanı’mız bu forum kapsamında birçok ikili görüşme de yapıyor.” dedi.
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>