Farklı – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Wed, 31 Jul 2024 21:15:30 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Dini ve kültürel sembollerin televizyon dizilerindeki temsili üzerine panel düzenlendi https://www.igdirhaber.com.tr/dini-ve-kulturel-sembollerin-televizyon-dizilerindeki-temsili-uzerine-panel-duzenlendi/ https://www.igdirhaber.com.tr/dini-ve-kulturel-sembollerin-televizyon-dizilerindeki-temsili-uzerine-panel-duzenlendi/#respond Wed, 31 Jul 2024 21:15:30 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=11412 Bilim Sanat Vakfı tarafından “Kızılcık Şerbeti”, “Kızıl Goncalar” ve “Ömer” dizileri başta olmak üzere son dönem televizyon yapımlarında dini ve kültürel sembollerin ve farklı yaşam tarzlarının nasıl temsil edildiği üzerine panel düzenlendi.

Vakfın Zeyrek Salonu’nda gerçekleştirilen ve yönetimini yazar Havva Yılmaz’ın üstlendiği panelde, gazeteci ve yazar Nihal Bengisu Karaca, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Kevser Şerefoğlu Danış ile yazar Hüseyin Etil konuşmacı olarak yer aldı.

“Türk televizyonlarındaki dizilerin kendi iç çıkmazları var”

Karaca, “Kızıl Goncalar” dizisinin dindarlara karşı bir yapım olarak lanse edildiğini fakat dizinin tarikatların bir mesele olduğunu anlattığını belirterek, “Aynı zamanda ‘bu dizi seküler hayatı, laik yaşam tarzını da çok aşındırıyor’ denildi. Buna da cevabım hayır. Aslında dizi 28 Şubat’ta Suavi Alkanlı gibi tavan arasında kalmış Kemalizm’i temsil eden bir bakış açısını da ortaya koyuyor.” dedi.

Dizinin dindar yaşama karşı bir duruşta olmadığı görüşünü paylaşan Karaca, Kur’an kursunda Feyza karakterinin attığı dayak sahnesinin gereksiz ve yanlış olduğunu, bunun dışında da dizide kendisini rahatsız eden bir şey görmediğini söyledi.

Karaca, dizinin devamına dair ise bir yorumda bulunmak istemediğini ifade ederek, “Kefil olmak da istemiyorum. Çünkü senaryo yazımı ve Türk televizyonlarındaki dizilerin kendi iç çıkmazları var. O çıkmazlardan çıkmak için meseleyi gevşetebilir, cıvıklaştırabilirler. O zaman biz de sesimizi yükseltiriz. Ama bence gerçekçilik dokunuşu açısından özel bir dizi. Mesela Birgül karakterinin idealizasyonu üzerinden bize başka bir şey söylenmeye çalışıldığını da düşündürüyor. Çok gerçekçi çizilmiş.” diye konuştu.

“Psikolojinin ve psikiyatrinin sahneye hediye ettiği dizilerden farklıymış gibi görünüyor”

Doç. Dr. Zeynep Kevser Şerefoğlu Danış da “Kızıl Goncalar”ı bir anne yoksunluğu dizisi olarak gördüğünü dile getirerek, “Son 3, 4 yıldır psikolojinin ve psikiyatrinin sahneye hediye ettiği dizilerden farklıymış gibi görünüyor. Çünkü tefrişat, diyalogları çok iyi ama alt yapı annelik mitine dayanıyor ve bunun toplumsal inisiyatif açısından Kızılcık Şerbeti’ndeki dikotomik mekan gibi bilinç dışında ayrı problemleri olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı.

Yazar Hüseyin Etil ise İslami edebiyat alanının güçlenmesiyle dizilerdeki temsillerin farklı bir noktaya taşınabileceğini söyleyerek, “Dindarların kendi hikayelerini daha fazla anlatmaları lazım. Seküler bakıştan kurtulmak istiyorlarsa, kendi hikayelerini anlatacaklar. Bence bunun başka bir yolu yok.” ifadelerini kullandı.

Sinemanın anlatısının dizilerden çok daha modern ve farklı olduğunun altını çizen Etil, “Toplumlarda sosyo ekonomik yapıdaki bir takım çözülmeler, sosyo kültürel zeminde başka temsillere sebep oluyor. Yani estetiğin teorisi de bir ölçüde bu.” görüşünü paylaştı.

Etil, Türkiye’nin çok fazla dünyaya dizi ihraç ettiğini ve bu yapımların çoğunun muhafazakar diziler olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir taraftan da böyle ilginç bir trend var. Bu aile dizileri dışında çok epik bir anlatı var. Bana göre ironinin bittiği, epiğin başladığı an ‘Leyla ile Mecnun’ TRT’de bitip, ‘Diriliş Ertuğrul’un başladığı andır. İroni dönemi kapandı, artık başka gerçek bir hikaye başladı. Diriliş Ertuğrul ile başlayan ve sonra dini figürlerle devam eden dönem. Bugün TRT Tabii’nin kültür politikasına bakın. Orada başka bir hikaye kurgulanmaya çalışılıyor. Ama bir taraftan da bunlar küresel piyasada karşılık buluyor. Yani küresel ve Türkiye’deki trendler açısından bence ters bir akıntı var. İçeriden de alternatif bir modernleşme anlatısı giderek gelişiyor. Dindar kadınlar, modernleşen kadınlar üzerinden gelişiyor.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/dini-ve-kulturel-sembollerin-televizyon-dizilerindeki-temsili-uzerine-panel-duzenlendi/feed/ 0
Dışişleri Bakanı Fidan, Antalya Diplomasi Forumu 2024’te konuştu: (2) https://www.igdirhaber.com.tr/disisleri-bakani-fidan-antalya-diplomasi-forumu-2024te-konustu-2/ https://www.igdirhaber.com.tr/disisleri-bakani-fidan-antalya-diplomasi-forumu-2024te-konustu-2/#respond Wed, 26 Jun 2024 21:06:28 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=9330 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’na (ADF) ilişkin “Forum, farklılıklara açık olma, kuşatıcı olma ve küresel kriz alanlarına bölgesel çözümler üretme anlayışıyla dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır.” dedi.

Fidan, Antalya NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ADF’nin açılışında konuştu.

Devlet adamlarını, kanaat önderlerini, akademisyenleri, iş dünyası liderlerini, basın mensuplarını ve gençleri burada ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirten Fidan, “Antalya Diplomasi Forumu her meseleyi sahiplenen, insanlığın ortak şuuru ve vicdanına tercüman olmaya çalışan, devletler ve toplumlar arasında dayanışmayı ve diplomasiyi önceleyen, farklı kültürlerin kendi diliyle ve bakış açısıyla sorunlarını konuşabildiği ve farklı kıtaların birbirleriyle görüş alışverişinde bulunabildiği bir zemin oluşturan, kutuplaşmanın yerine kapsayıcılığı, gerilimin yerine sağduyuyu teşvik eden bir platform olmayı hedeflemektedir.” ifadelerini kullandı.

Fidan, ADF misafirleriyle bu hedefleri gerçekleştireceklerine yürekten inandıklarını dile getirdi.

Uluslararası ilişkilerin her geçen gün daha çok boyutlu ve çok paydaşlı bir görünüm arz ettiğini kaydeden Fidan, klasik diplomasinin devletlerarası ilişkilerle sınırlı olup sadece diplomatlar vasıtasıyla yürütüldüğünü vurguladı.

Fidan, bugün de devletlerarası ilişkilerin çok ötesine geçmiş bir diplomasiyle karşı karşıya olduklarına dikkati çekerek yeni aktörlerin, yöntemlerin, platformların ve hatta konuların diplomasiyi dönüştürdüğünü belirtti.

“Diplomasiye duyulan ihtiyaç”

Değişmeyen hususun diplomasiye duyulan ihtiyaç olduğuna işaret eden Fidan, ekonomiden güvenliğe, teknolojiden enerjiye, ulaştırmadan kültüre pek çok alanın diplomasinin asli konusu haline geldiğini söyledi.

Fidan, çok kutuplu bir uluslararası sistemin daha belirgin hale gelirken, kaba kuvvet üzerinden sonuç devşirme pratiklerinin giderek öne çıktığını kaydetti.

Afrika’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya ve Orta Doğu’ya egemenlik, refah ve güvenlik arayışının uzlaşıyla çözülmesine ihtiyacın daha da arttığını kaydeden Fidan, bu nedenle bu yıl ADF’nin başlığını “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirlediklerini ve yoğun bir program hazırladıklarını aktardı.

Hakan Fidan, forum süresince bir yandan katılımcı ülkeleri ve uluslararası toplumu yakından ilgilendiren sorunları tartışırken diğer yandan stratejik bir bakış açısıyla daha barışçıl ve müreffeh bir geleceğin imkanlarını ele alacaklarını anlattı.

“Adalet üzerine kurulu olmayan hiçbir düzen kalıcı olamaz”

Mevcut uluslararası düzenin barış, istikrar, adalet ve eşitlik üretmediğine dikkati çeken Fidan, güçlü kurumlara ve ortaklıklara ihtiyaç duyulan bu dönemde uluslararası sistemin giderek zayıfladığının aşikar olduğunu belirtti.

Fidan, her geçen gün adeta “güçlünün haklı olduğunu gösteren” olayların yaşandığı bu uluslararası düzende, adaletsizliklerin her alanda devam ettiğini vurgulayarak “Oysa biliyoruz ki; adalet üzerine kurulu olmayan hiçbir düzen kalıcı olamaz. Elbette, bu kötü gidişatı gören ve küresel adalet için sesini yükselten ilkeli ülkeler de var.” diye konuştu.

Adaletin Türkiye’nin geleneğinde çok özel yeri olan bir mefhum olduğunu kaydeden Bakan Fidan, “Türkiye, sorunların çözümüne her daim yapıcı katkı sağlamakta, krizler ve çatışmalar karşısında ilkeli ve etkin bir tutum sergilemektedir.” dedi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yıllardır uygulanan dış politikanın yakın coğrafyadan başlamak suretiyle barış, istikrar ve refah kuşağı tesis etmeyi hedeflediğinin altını çizdi.

Bakan Fidan, herkesin uzun zamandır şahit olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün samimiyeti ve gayretiyle küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıracak, etkin, adil ve kapsayıcı bir uluslararası düzenin kurulması için var gücüyle mücadele ettiğine dikkati çekti.

“Türkiye, coğrafyasındaki sorunların çözümüne öncülük etmektedir”

Fidan, uluslararası sistemdeki krizlerin bir diğer yansımasının da 3. yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı olduğuna işaret ederek şöyle devam etti:

“Savaşın geldiği aşamada, tarafları bir araya getirmenin yollarını ciddi biçimde aramamız gerekiyor. Barış müzakerelerini kolaylaştırmak için her türlü çabayı sergilemeye dün olduğu gibi bugün de hazırız. Aynı zamanda Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğini yeniden tesis etmek ve tahıl ticaretinin güvenli şekilde yapılmasını temin etmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.”

Küresel sistemin “hegemonların çıkarlarını öncelemesi nedeniyle” bölgesel sorunları çözmede yetersiz kaldığını vurgulayan Fidan, “Bundan dolayı Türkiye, bölgesel sahiplenme anlayışıyla yeni yöntem, aktör ve platformları sürece dahil ederek coğrafyasındaki sorunların çözümüne öncülük etmektedir.” diye konuştu.

Fidan, uluslararası sistemin, Suriye’deki krize yıllardır çözüm sağlayamadığını belirterek “Ülkemizin bölgesel sahiplenme anlayışıyla başlattığı Astana Süreci, iç savaşın durmasını ve siyasi çözüm arayışlarının tartışılmasını sağlamıştır.” dedi.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlığın çözümünün de bölgesel sahiplenme girişimleriyle sonuca doğru evrildiğini söyleyen Fidan, şöyle devam etti:

“Bölgesel işbirliği ve entegrasyon çabalarımız çerçevesinde öncülük ettiğimiz Türk Devletleri Teşkilatı ile Türk Dünyası’nın kurumsal bir zeminde bir araya gelmesini güçlü bir şekilde destekledik.”

Fidan, bölgesel sahiplenmenin bir boyutunun da enerji ve bağlantısallık projelerinden oluştuğuna işaret ederek “Bu konuda da küresel dayatmalardan ziyade, bölgenin ihtiyaçlarını önceleyen projeleri önemsiyoruz. TANAP, TAP, ‘Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor’ ve ‘Kalkınma Yolu Projesi’ gibi girişimleri destekliyoruz.” dedi.

“Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da terörle mücadele çabalarına desteğini kesintisiz sürdürmektedir”

Terörle mücadelenin de bölgesel dayanışma ve işbirliğini zorunlu kılan başka bir önemli husus olduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:

“Birçok kıtada farklı şekillerde baş gösteren terörizm tehdidi karşısında, ortak bir tavır sergilenemediğini de üzülerek görmekteyiz. Bu şartlar altında terörizmle mücadelede, ortak akılla hareket edilmesi ve bölgesel işbirliği daha da önem kazanmıştır. Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da terörle mücadele çabalarına desteğini kesintisiz sürdürmektedir.”

Fidan, başta Afrika Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği, Avrupa Birliği (AB), Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN), CELAC, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Türk Devletleri Teşkilatı olmak üzere bölgesel işbirliği mekanizmalarıyla işbirliği konusuna önem verildiğinin altını çizerek “Yakın coğrafyamızın ötesinde de dostluklarımızı ve işbirliklerimizi güçlendirmenin ve bu amaç doğrultusunda diplomasiden tam anlamıyla istifade etmenin gayreti içerisindeyiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin dış politikasında özel bir yere sahip olan Afrika ülkeleriyle ilişkilerin, karşılıklı saygı ve eşit ortaklık anlayışıyla derinleştiğini belirten Fidan, “Afrika’da güvenlikten sağlığa her alanda yoğun işbirliği yürütüyoruz.” dedi.

Fidan, Türkiye’nin, Asya kıtasıyla da binlerce yıllık geçmişe dayalı tarihi, kültürel ve beşeri bağlara sahip olduğunu vurgulayarak “Asya ülkeleriyle ilişkilerimizi, ‘Yeniden Asya Girişimi’ çerçevesinde kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımla geliştiriyoruz.” ifadesini kullandı.

“Latin Amerika ve Karayipler Açılım Politikası” kapsamında tesis edilen güçlü zemin temelinde, ülkeler arasındaki bağların her geçen gün daha da pekiştiğine dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm bu coğrafyalarda iklim değişikliğinden, borç yükünden, gıda güvenliği krizinden ve kalkınmayla ilgili sorunlardan etkilenen dostlarımızın seslerini, çok taraflı platformlarda duyurmaya çaba sarf ediyoruz. Dünyanın farklı köşelerinden forumumuza teşrifiniz, tüm bu gayretlerimizin sonuç verdiğini göstermektedir.”

“Forum, dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır”

Fidan, ADF’nin, uluslararası ilişkilere getireceği yeni perspektiflere ilaveten, yeni pratiklerin de hayata geçmesine zemin hazırlayacağına inandığını vurgulayarak “Forum, farklılıklara açık olma, kuşatıcı olma ve küresel kriz alanlarına bölgesel çözümler üretme anlayışıyla dünyadaki benzerlerinden ayrışmaktadır.” diye konuştu.

ADF’nin, “aynı notaların farklı enstrümanlarla çalındığı yekpare, tekdüze bir dünya değil, içinde yaşanan gerçekliğin konuşulduğu, farklı yaklaşımların dile getirildiği, farklı tecrübelerin paylaşıldığı, farklı dünya tahayyüllerinin hayırda yarıştığı bir mecra olmaya çalıştığına” dikkati çeken Fidan, şunları kaydetti:

“Bulunduğumuz yerden gördüğümüzü paylaşmaya ve müzakere etmeye çalışan bir forum olmaya çalışıyor. Diplomasi, ancak bu farklılıklar tartışıldıkça gerçek yerini bulacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle Sayın Cumhurbaşkanı’mıza (Recep Tayyip Erdoğan), Antalya Diplomasi Forumu’na başından beri verdikleri güçlü destek ve himayeleri için şükranlarımızı arz ediyorum. Antalya Diplomasi Forumu’na büyük emeği geçen Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’na ayrıca teşekkür ediyor, foruma üstün başarılar diliyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

(Bitti)

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/disisleri-bakani-fidan-antalya-diplomasi-forumu-2024te-konustu-2/feed/ 0
Savunma ve Havacılıkta İşbirliği Günleri Etkinliği Nisan Ayında Düzenlenecek https://www.igdirhaber.com.tr/savunma-ve-havacilikta-isbirligi-gunleri-etkinligi-nisan-ayinda-duzenlenecek/ https://www.igdirhaber.com.tr/savunma-ve-havacilikta-isbirligi-gunleri-etkinligi-nisan-ayinda-duzenlenecek/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:51:49 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=8897 Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı İhsan Kaya, nisanda 6’ıncısı yapılacak “Savunma ve Havacılıkta İşbirliği Günleri” (ICDDA) etkinliğinin çok kıymetli olduğunu belirterek “Nisan ayında olacak programla beraber şimdiye kadar ortaya çıkan istatistiklerin çok daha etkili bir şekilde geride bırakılacağını hem Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) hem de Türk sanayisi açısından çok faydalı çıktılar ortaya konulacağını düşünüyorum.” dedi.

OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi (OSSA) ev sahipliğinde 17-19 Nisan tarihlerinde 6’ncısı düzenlenecek ICDDA etkinliğine ilişkin OSTİM Konferans Salonu’nda tanıtım toplantısı düzenlendi.

Burada konuşan OSSA Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yarsan, etkinliği, daha önce yaptıkları etkinliklerden daha bir üst sınıfa taşıyarak devam etmeyi planladıklarını ifade ederek SSB’nin etkinliğe verdiği desteğin değerli olduğunu söyledi.

Etkinliği Ankara Congresium’da yapılacağını anımsatan Yarsan, “ICCDA her ne kadar askeri görülse de havacılıkla ve diğer alanlarda da fazlasıyla değerli. Havacılık tarafımız giderek büyümekte. OSSA olarak burada KOBİ’lerimizin bu dünya düzeni içerisinde güçlü bir şekilde yer alması için efor sarf etmekteyiz.” diye konuştu.

Yarsan, etkinliğe gelen yabancı firmalarla KOBİ’lerin bir araya geldiklerini belirterek Türkiye’nin mevcut konumu ve artan değeriyle daha da güçlü hale geleceklerine inandıklarının altını çizdi.

Kümenin kurulduğu günden bugüne kadar firmalarının kazandığı değerlerin, bu etkinliklerle fazlasıyla artmasını temenni ettiklerini dile getiren Yarsan, etkinliğin herkes için hayırlı ve uğurlu olmasını diledi.

OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da 10 yıl önce SSB’nin talimatıyla Meksika ziyareti yaptıklarını, oradaki işbirliği programının kendilerini çok etkilediğini belirterek “Biz dedik ki, bunu Türkiye’de yapmalıyız. Bu etkinliği OSTİM’de yapacağız dedik ve etkinliği yapmaya başladık.” ifadelerini kullandı.

Organizasyonun yapılmasında SSB’nin önderliğinin ve desteğinin kendileri için önemli olduğunun altını çizen Aydın, “Onların desteği ile buralara geldik. Aynı zamanda Ticaret Bakanlığımızın da ismini zikretmemiz lazım. Uluslararası rekabeti geliştirme projesi kapsamında, bu etkinliğe onların da çok ciddi katkıları oldu.” dedi.

“Farklı katılımcıları bir araya getirip neler yapabildiğini görebilmek çok kıymetli”

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Kaya da bu tür organizasyonlarla SSB’nin yüklenmiş olduğu misyona yardım etmeye gayret gösteren herkese teşekkür etti.

Etkinliğin kendileri için çok kıymetli olduğunun altını çizen Kaya, “Temel durumda sayılara bakmıştım. Savunma ve havacılıkta endüstriyel işbirliği odaklı olarak 2016 için söyleyeyim, 33 ülkeden katılımcının, 200’ün üzerinde firmanın olması ve yaklaşık 5 bin 400 bire bir görüşmenin yapılması inanılmaz kıymetli bir şey.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaya, temel amaçlarının, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını giderme, modernizasyon faaliyetleri ve teknolojik olarak güçlü bir yapının ortaya konulmasına imkan sağlamak olduğuna dikkati çekerek “Bunu gerçekleştirirken AR-GE’de olabildiğince çığır açan, farklılık yaratan, daha ucuz ve kaliteli ortaya koyabilmeniz lazım. Farklılık yaratacak bir ürün ortaya koymanız lazım.” diye konuştu.

Kaya, şunları kaydetti:

“2002’de yaklaşık yüzde 20’lerde olan yerlilik oranımız, bugün yüzde 80’ler civarında. Gelecek 5 yıl içerisinde bunu yüzde 85’in üzerine çıkarmak gibi bir niyetimiz var. Bu tarz kümelenmelerle bizim ihtiyacımız olan ürünlerin mümkün olduğunca milli ve yerli olması yönünde bir gayretimiz oluyor. Bu açıdan bu organizasyon çok kritik. Farklı ülkelerden, kendi ülkemizden, bu kadar farklı katılımcıyı bir araya getirip neler yapabildiğini görebilmek çok kıymetli. Yakın dönemde yayınlayacağız, 2024-2028 Stratejik Planı’nı hazırladık. Planı hazırlarken temel durumda 7 temamız vardı. Bunlardan en önemli farklılığın ihracat ve sürdürülebilir bir ihracat politikası olduğunu değerlendiriyoruz. Nisan ayında olacak programla beraber şimdiye kadar ortaya çıkan istatistiklerin çok daha etkili bir şekilde geride bırakılacağını hem SSB hem de Türk sanayisi açısından çok faydalı çıktılar ortaya konulacağını düşünüyorum.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/savunma-ve-havacilikta-isbirligi-gunleri-etkinligi-nisan-ayinda-duzenlenecek/feed/ 0
Bağımsız Belediye Başkan Adayı Saman Yüklü Traktörle Seçim Çalışması Yapıyor https://www.igdirhaber.com.tr/bagimsiz-belediye-baskan-adayi-saman-yuklu-traktorle-secim-calismasi-yapiyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/bagimsiz-belediye-baskan-adayi-saman-yuklu-traktorle-secim-calismasi-yapiyor/#respond Mon, 03 Jun 2024 21:49:29 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=8066 Büyükçekmece’de yaşayan 40 yıllık ziraat mühendisi Murat Karakoç, bağımsız belediye başkan adayı olduğu ilçesinde sıra dışı seçim çalışmasıyla dikkat çekti. Karakoç’un anons aracı yerine, kendi kullandığı, saman yüklü traktör, su tankeri, kepçe ve minibüs yer alıyor. Bağımsız Belediye Başkanı Adayı çalışmasıyla ilgili, ” Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum” dedi.

Türkiye genelinde gerçekleştirilecek olan 31 Mart yerel seçimleri sürecinde, belediye başkanı, belediye meclis üyeleri ve muhtarlık seçimleri adaylarının seçim çalışmaları devam ediyor. İstanbul Büyükçekmece’de belediye başkanlığı için yarışan adaylar arasında yer alan bağımsız aday 40 yıllık Ziraat Mühendisi Murat Karakoç, propagandası için farklı bir yol seçti. İlçedeki tarım alanlarından daha çok faydalanılması gerektiğine dikkat çekmek isteyen Karakoç, arkasında saman yüklü kendi sürdüğü traktörü, su tankerini ve bir kepçeyi seçim çalışmasında kullanıyor. Çalışmalar kapsamında Karakoç, sokak sokak gezerek vatandaşları selamlıyor. Bağımsız aday Karakoç’un traktöründe ses sistemi ve afişlerde bulunmazken vaatlerini ise slogan halinde araçların üzerinde taşıyor.

Bağımsız Belediye Başkan Adayı Murat Karakoç, sorunları çözmek için aday olduğunu ifade ederek, “Ziraat Mühendisiyim. Yaklaşık 40 yıldır mesleğimi icra ediyorum. Son 20 yıldır ise bölgede tarımsal sulama projeleri yapmaktayım. Şu ana kadar belediyeye yapmış olduğum işlerde gerekse mesleğimin vermiş olduğu doğadan kaynaklı artık ikili üçlü toplantılarda sadece konuşmak tartışmaktan ve sonuçlanmayan sohbetler yapmaktansa bunları çözüme ulaştıracak yaklaşımlarla hayata katılmam gerektiğini düşündüm. Asıl adaylık sebebim budur”dedi.

Sıra dışı seçim çalışması ile ilgili konuşan Karakoç, “Artık değişim çok klasik söylem ve eylem. Değişime sadece kuru bir gürültü olmaktan ziyade biz değişim değil dönüşüm sloganı ile yola çıktık. Değişimin bizde başlamadığı hiçbir olayı sonuca kadar götürüp sonuçlandıramıyoruz. Biz o yüzden çalışmalarımızın adına toprak, su, gençler, yaşlılar ve çocuklar koyduysak da bütünsel bir dönüşüm niyeti ile yola çıktık. Niye sıra dışı bir propaganda çünkü kullandığımız her aracın kendisine ait bir mesajı bir anlamı var. Mesela traktör, ziraat mühendisi olmamım dışında şu anda Büyükçekmece’de var olan tarım alanlarının yüzde 55’i ekilebilir seviyede. Maalesef ki çok aktif bir tarım yapılmıyor. Aynı şekilde kamyonumuz da slogan ise ‘Çöpte hayat var’ çöpü sadece çöp olarak değil onu da değiştirip değil, dönüştürerek bitkisel üretim alt yapısı olarak kullanıp aynı zamanda bu işte niyetli olanlara alt yapı olarak vermek istiyoruz” diye konuştu.

“Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum”

Çalışmasının vatandaşlar tarafından farklı algılanması ile ilgili konuşan Karakoç, ” Ben bu kadar farklı karşılanacağımı tahmin etmiyordum. Aykırılık, özgürlük ve ya farklı yapım da var ama insanlar o kadar çok sıkılmış ki standart şeylerden kendi halinde bir traktörü, tankeri ve ya kamyonu ile farklı görebiliyorlar. Şu ana kadar 1 kişi bile karşı çıkmadı. Herkes tarafından sahiplendiğimi hissediyorum. Gördükçe hoşuma gidiyor. En azından inandığım doğru yolu gösterdiğim için daha bir heyecanlı ve şevkle koşturmamı sağlıyor. Ben bir şekilde niyetlenen konuşan, şikayetçi bile olsa eleştiren herkese çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/bagimsiz-belediye-baskan-adayi-saman-yuklu-traktorle-secim-calismasi-yapiyor/feed/ 0
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi’nde öğrencilerle buluştu https://www.igdirhaber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/ https://www.igdirhaber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/#respond Thu, 02 May 2024 21:18:38 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=6902 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi’nde düzenlenen “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince” programında öğrencilerle buluştu.

İl buluşmaları kapsamında Gümüşhane’ye gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gümüşhane Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince” isimli programa katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program Ahmet Hamdi Akseki Cami İmam-Hatibi Mansur Sağır’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Programda kendisini dinlemeye gelen gençlere bilimsel gelişme yolunda çok çalışmaları tavsiyesinde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve son olarak ilk uçuşunu gerçekleştiren milli savaş uçağı KAAN ile ilgili de açıklamalarda bulundu.

“Kudüs’teki zulmün bitmesi için 88 yıl beklemeyeceğiz”

Kudüs’ün Hz. Ömer döneminde farklı inançtan, mezhepten ve ırklardan insanların huzur içerisinde yaşadığı bir yer olduğunu fakat haçlıların gelmesiyle birlikte bu huzurun bozulduğunu belirten Prof. Dr. Erbaş, “637 yılında Hazreti Ömer Kudüs’ü İslam diyarı yaptığında esasında en büyük sevinci Yahudiler yaşadılar. Orayı Hazreti Ömer ‘Darü’s-Selam’ yaptı sevgili gençler. Darü’s-Selam ne demek? Barışın yurdu. 400 sene devam etti Hz. Ömer’in Darü’s-Selam yaptığı Kudüs’teki farklı inançlardan, ırklardan, hatta mezheplerden insanların barış içerisindeki yaşama süreci. Ne zaman ki bugünkü batılıların yine ataları olan haçlılar, 1099 yılında Kudüs’ü işgal etti. Yine büyük bir katliam. Kaçabilenler kaçtı, hayatını kurtaranlar kurtardı. Kudüs, Darü’s-Selam’dan Darü’l-Harb yani kaosun, savaşın, kavganın yaşandığı bir yer haline geldi. Kimler yüzünden? Bugünkü batılıların ataları, haçlılar yüzünden. Şimdi 1099’dan 1187’ye kadar. 88 sene bu zulüm sürdü. Bu işgal 88 yıl sürdü. Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü tekrar Haçlıların işgalinden kurtardığı zamana kadar. Selahaddin Eyyubi ve askerleri, İslam ordusu 1187’de tekrar Kudüs’ü barışın yurdu haline getirdi. Ne zamana kadar? 1900’lü yıllara kadar 800 yıl. Farklı inançlardan, farklı dinlerden, farklı kültürlerden, farklı mezheplerden insanların barış içerisinde yaşadığı yer haline geldi. 1917’de Batılılar, Haçlıların torunları orayı tekrar kaosun yaşandığı yer haline getirdiler. 1948 yılında bugün terör devleti dediğimiz İsrail’i kurdurdular. Osmanlı’yı parçaladıktan sonra, İslam Devleti’ni parçaladıktan sonra ve 75 yıl oldu. Daha önce bu zulüm 88 yıl sonra bitmiş idi. Şimdi bekleyecek miyiz 88 yılı. Ben 88 yıl beklemeyeceğiz diye düşünüyorum” dedi.

“KAAN gibi daha nice uçaklar uçacak”

Gençlere alanlarında çok iyi çalışmaları gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Dün ben sosyal medyada bir ayet paylaştım. Ayeti okuduğumda sanki bu ayet yeni inmiş gibi fark ettim. KAAN uçağımızı yaptık ya, KAAN uçağımızı uçurduk ya Elhamdülillah. Daha nice böyle uçaklar uçacak inşallah yakın zamanda. İşte o KAAN’ı uçurduğumuz zaman Enfal Suresi’nin 60. ayetinin altına KAAN’ın fotoğrafını koyarak paylaştım. Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı olun, besili atlar yetiştirin diyor Allah-u Teala. Bugün o günün besili atları işte bugünün kağanları, bugünün kızıl elmaları, o günün besili atları bugünün savunma sanayiinde ürettiğimiz o silahlar ya da benzeri şeyler. İlmi kim geliştiriyor olursa olsun ondan istifade edeceğiz. Bizim de yeni yeni buluşlara imza atmamız lazım. Alanlarımızda çok iyi çalışmamız lazım. Müslüman her zaman en iyi olur. Bu ilkeyi de zihnimizden, hafızamızdan hiçbir zaman çıkarmamamız lazım. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar diyoruz biz, Türkiye Diyanet Vakfı’nın logosunun altında. Yeryüzünde iyilik hakim oluncaya kadar. Bizim yaptığımız her işteki hedefimiz, yeryüzünde iyiliğin hakim olmasıdır. Kötülüklerin ortadan kalkması, iyiliklerin yaygınlaşması. Müslüman’ın, müminin en önemli vazifelerinden birisidir. O yüzden hem eğitim süreçlerinizde hem de eğitim süreçleriniz bittikten sonra hayata atıldığınızda hep iyilik peşinde olun. Çünkü dünyayı iyilik değiştirecek diyorum” diye konuştu. – GÜMÜŞHANE

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/diyanet-isleri-baskani-ali-erbas-gumushane-universitesinde-ogrencilerle-bulustu/feed/ 0
Trebenna Antik Kenti Define Avcılarının Hedefi Oldu https://www.igdirhaber.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/ https://www.igdirhaber.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/#respond Mon, 12 Feb 2024 09:45:21 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=3399

ANTALYA’daki Trebenna Antik Kenti’nde dedektörle arama yapan define avcılarının mezarları kazdığı, antik yapılara zarar verdiği ortaya çıktı. Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu Cemil Karabayram, “Çerez gibi satıyorlar bu cihazları. Bunların ruhsata tabi olması lazım. Arkeolojiye sıkılmış bir kurşun bu” dedi.

Konyaaltı ilçesi sınırlarında bulunan ve tarihi M.S. 2’nci yüzyıla kadar uzanan Trebenna Antik Kenti, kaçak kazı yapan defineciler tarafından talan ediliyor. Kent merkezine yakın olmasına karşın, çok az bilinen antik kente gelen define avcıları, beraberinde getirdikleri dedektörlerle değerli metal arıyor. Antik kentin kapısı başta olmak üzere ayakta duran yapıların birçoğuna zarar veren bu kişiler, mezar başlarının bulunduğu alandaki 3 antik mezarı da kazdı. Bir mezarı 2 metre kadar kazan definecilerin altın ya da benzeri değerli metal bulup bulmadıkları bilinmiyor.

‘CİHAZ BİLİNENİN AKSİNE İŞE YARAMIYOR’

Bazı kişilerin antik kentlerde define aradığını, bunu da dedektörlerle yaptığını anlatan Antalya Valiliği Kültür Varlıkları Birim Sorumlusu Cemil Karabayram, cihazın bilinenin aksine işe yaramadığını söyledi. Bir pazarlama stratejisi olarak altına farklı tonda, gümüşe farklı tonda ses çıkarıp uyardığı yönündeki bilgilerin doğru olmadığını anlatan Karabayram, ” Likya’nın dağları, Pamfilya’nın dağları, hatta Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’da birçok yeri tahrip ediyorlar. Bunu da dedektörle yapıyorlar. Aslında bu cihaz bir yalan, kabus” dedi.

‘SABAHA KARŞI VE GECE KAZIYORLAR’

Avrupa’da bu türden cihazların ruhsatsız satışının yasak olduğunu belirten Cemil Karabayram, “Bu dedektör satışlarının kısıtlanması lazım. Arkeolojik alanlar bir kabusa mahkum edildi. Devlet elinden geldiğince her yeri koruyor ama sabaha karşı ve gece kazıyorlar. Çerez gibi satıyorlar bu cihazı. Ruhsata tabi olması lazım. Arkeolojiye sıkılmış bir kurşun bu. İnternette her yerde var bu cihaz. Kişi silah ruhsatı aldığı gibi dedektör için de ruhsat alsın. Arkeolojiye sıkılan bu kurşunları temizlemek bizim görevimiz” diye konuştu.

‘TENEKE PARÇASINA DAHİ ÖTEN BİR CİHAZ’

Jeofizik Mühendisi İlyas Toklu da dedektörün çalışma mantığını anlattı. Bu türden cihazları satanların para kazandığını, alanların ise kazanç elde edemediğini söyleyen Toklu, “Altın, gümüş, bakır ayrımı yapabilecek kapasitede bir cihaz değildir. Altında farklı, gümüşte farklı, bakırda farklı sinyaller veriyor, diye pazarlanıyor. Böyle bir cihaz da yok zaten. Değerli metallerin elektrik geçirgenlik özelliği virgülden sonraki rakamlarla ifade edilecek kadar küçük farklılık gösterir” dedi.

Dedektörlerin aslında mayın tespiti için geliştirildiğini anlatan Toklu, “Yerin 30-50 santimetre altındaki mayını tespit etmek için geliştirilmiş cihazlar. Öyle metrelerce derindeki altını falan bulamaz. Kaz babam kaz, sonra kendini üzüyor. Ufak bir teneke parçasına bile öten bir cihaz. 30 santimetreye kadar hassasiyeti olan cihazlar” diye konuştu.

Diğer yandan internette dedektör satışı da açık şekilde yapılıyor. Üstelik herhangi bir belge de istenmiyor. 15 bin liradan başlayıp 200 bin liraya kadar fiyatlarla dikkati çeken dedektörlerin bazıları ise ‘Altın ve define avcıları için geliştirilen dedektör’ yazılarak pazarlanıyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/trebenna-antik-kenti-define-avcilarinin-hedefi-oldu/feed/ 0
Alpu Belediyesinde Mobbing İddiası: İşten Çıkarılan Çalışan Davayı Kazandı, Ancak İşe Geri Dönemedi https://www.igdirhaber.com.tr/alpu-belediyesinde-mobbing-iddiasi-isten-cikarilan-calisan-davayi-kazandi-ancak-ise-geri-donemedi/ https://www.igdirhaber.com.tr/alpu-belediyesinde-mobbing-iddiasi-isten-cikarilan-calisan-davayi-kazandi-ancak-ise-geri-donemedi/#respond Wed, 31 Jan 2024 21:24:08 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2727 Eskişehir’in Alpu Belediyesinde babası ile birlikte çalışan Süreyya Naldemir, babasına uygulanan mobbinge itiraz ve alacaklarını icra yoluyla tahsil etmek istemesi nedeniyle iddiaya göre önce tehdit edildi, sonra işten çıkarıldı. Mahkemeye başvuran Naldemir, kazandığı davaya rağmen işine geri dönemedi.

Alpu Belediyesi’nde çalışan Süreyya Naldemir, kendisi gibi belediyede çalışan babasına uygulanan mobbing ve iş yerinin değiştirme kararına itiraz etti. 2023 yılının Temmuz ayında emekli olan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabii ve engelli olduğunu iddia ettiği babasının yeri değiştirilerek ilçeden uzak bir mahallede belediyeye ait bir koyun çiftliğinin bekçisi tayin edildiği için duruma itiraz eden Süreyya Naldemir, yine iddiasına göre kendisinin ödenmemiş geçmiş dönem maaşlarını da icra yoluyla almaya çalıştı. İcra yolunu kullanması üzerine Naldemir, iddiasına göre Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi, kendisini işten çıkarmak ile tehdit etti. Bir süre sonra ise işten çıkarılan Süreyya Naldemir, belediyeye dava açtı. Mahkeme tarafından işe dönmesine hükmedilen Naldemir, karara rağmen işine geri dönemediğini belirtti.

“Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler”

Babasına uygulanan mobbing ve belediyeden alacaklarını alma yöntemi hakkında Süreyya Naldemir, “Babama, mobbing uygulamalarından ve farklı yerlere sürdüklerinden dolayı babam hakkını savunamadığı için, ben babamı savundum. Bunun sonrasında beni işten çıkarmakla tehdit ettiler. Daha sonrasında geçmiş dönemde maaş alacaklarım varken, ben bunu haciz işlemine koyduğum için Alpu Belediye Başkanı’nın özel kalemi tarafından, ‘neden haciz işlemine koydun’ diye tehdit edildim. Sonrasında icra çekmediğimden dolayı beni işten sorgusuz sualsiz çıkardılar. Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Güller, beni işten çıkardı. Arabuluculuk devreye girdiği zaman da ‘Ne biz onu işe alırız ne de haklarını veririz’ gibi ithamda bulunuldu. Ben de dava açmak zorunda kaldım. Dava açtıktan sonra bir buçuk yıl gibi bir süre oldu. Sonunda davayı kazandım. Ama hala işe geri alınmadım. Babam hiçbir sorun yaşamadı, emeklilik süresi dolduğu için yaşından dolayı çalışma hakkı vardı. Bizde babam durumunu hep arz ettiğinde işte farklı yerlere gitmemesi gerektiğinde babam Bu arada devlet memuru engelli olduğu için ben babamı savunduğumdan dolayı böyle oldu babam gibi diğer 9 insanın hakkında bir şey yapmadılar sırf babamla uğraştılar. Beni işten çıkarttılar, babamı farklı yerlere sürdüler. Bu farklı sürüldüğü yerlerde çoban bekçiliği farklı farklı işlere görevlendirildi. Babam devlet memuru 657’ye tabiydi ama şu an babam zaten temmuz ayından itibaren 2023 yılı temmuz ayından itibaren emekli oldu. Bunların Fevziye Mahallesi’nde koyunların olduğu bir çiftlik var. Büyükşehir Belediyesi’ne ait yere gece bekçisi olarak görevlendirdiler. Taşeron işçi olarak çalışıyordum. Farklı farklı işlere zaten beni de oralara sürüyorlardı, mobbing uyguluyorlardı” dedi.

“Mahkemeyi kazandım hala beni işe almıyorlar”

Süreyya Naldemir konuşmasına şöyle devam etti:

“Ben en son olayda babamı Bozan Mahallesi’ne gündüz bekçisi olarak görevlendirdiler. Babam en son savunmaya girdiğim zaman özel kalem tarafından, ‘fazla uzatma işte başkan böyle uygun görüyor. Babanı Han gibi bir yerlere sürgün göndeririz’ gibi laflar etmişlerdi. Bu yüzden, ben de eski alacaklarımdan dolayı, haciz işlemi başlattığımdan dolayı, ‘Sen haciz işlemini geri almazsan seni işten çıkarırız’ gibi ithamlarda bulundular. Ben de onlara ‘Beni çıkarmanızda bir gerekçe yok. Ne gösterip de beni işten çıkaracaksınız’ dediğim zaman, ‘Bize çalışan adama gerek yok’ diye ithamda bulundular ve beni o zaman çıkarttılar. İşten çıkarılmamla alakalı dava açtım. Dava sonucunda mahkemeyi kazandım. 25 Ocak tarihinde en son ihtar sürecim vardı. İhtar sürecim dolduktan sonra hala beni işe almıyorlar. Ben görevime geri dönmek istiyorum.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/alpu-belediyesinde-mobbing-iddiasi-isten-cikarilan-calisan-davayi-kazandi-ancak-ise-geri-donemedi/feed/ 0
İkinci Zaman Sergisi Bursa’da Açıldı https://www.igdirhaber.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/#respond Tue, 23 Jan 2024 21:03:22 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2361 Yerli ve yabancı 15 sanatçının çalışmalarında Bursa’yı farklı üsluplarla tasvir ettiği “İkinci Zaman” sergisi, Bursa’nın Osmangazi ilçesinde ziyarete açıldı.

Tayyare Kültür Merkezi’ndeki açılış törenine katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Bu sergi benim için çok heyecan verici ve çok özel oldu.” dedi.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” adlı eserinde Bursa’yı tanımlarken kullandığı “ikinci zaman” ifadesinden ilhamla serginin isminin belirlendiğini kaydeden Aktaş, “Büyük edebiyatçımızın, Bursa’da gördüğü bu ihtişamı ortaya çıkarmak için yapılması gereken çalışmalar var ama sanata da ciddi şekilde ihtiyaç var. Zira sanatın ruhumuzu besleyen ve bakış açımızı zenginleştiren yönünü her zaman aklımızda tutuyoruz.” şeklinde konuştu.

Aktaş, sergiye eserleriyle destek veren her bir sanatçının, bakış açılarıyla Bursa’nın tarihi ve kültürel yapısını çok iyi yansıttığına vurgu yaparak, serginin farklı illere de taşınacağını söyledi.

“Sanatçılar kendi Bursalarını gösterdi”

Serginin küratörü İsmail Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bursa’ya özel bir muhabbet beslediğini belirterek, “Osmanlı kültürü açısından sevilesi bir şehir burası. Çok farklı yapıları, o yapıların uyandırdığı farklı sesleriyle insanı devamlı kendine çeken, çağıran bir şehir.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yaptığı işle Bursa’yı buluşturma isteğinden dolayı serginin doğduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Bursa için ne yapabilirim diye düşünürken yolumuz Kültür A.Ş. ile kesişti. Onlarla Bursa’yı Bursalılara, bu şehrin bilinenlerini başka gözlerle anlatmak fikrinde birleştik. Bu projenin aynı zamanda şöyle bir tarafı var. Üretilen bu eserler aynı zamanda bir defterin, bir yapbozun üzerinde hayatımıza dokunan ürünlere de dönüşüyor. Bu kapsamda işi organize etmeye başladım ve farklı alanlardan sanatçıları bir araya getirdim. Bu fikirden onlara bahsettim. Çok hoşlarına gitti. Sonrasında sanatçılarımızı Bursa’da ağırladık, Bursa’da belirli mekanlara götürdük, gezdirdik. Onlardan bize kendi Bursalarını göstermelerini istedik. Kendi üslupları çerçevesinde bu şehre dair gördüklerini eserlerine yansıttılar ve böyle bir sonuç çıktı ortaya.”

“Bursa İstanbul’dan sonra en çok sevdiğim şehir”

Sergiye iki çalışmasıyla katılan sanatçı Aygül Okutan ise ilk eserinde Yeşil Türbe’yi çizdiğini belirterek, “Bursa benim için çok önemli. İstanbul’dan sonra en çok sevdiğim şehir. Çok ilhamla yaptım bu eserimi. Yeşil Türbe’nin girişi ve bir dervişin figürü var. Tavsiye üzerine Bursa’da yaşayan biri üzerinden yola çıktım ve buranın yerlilerinden Fahri Dede’nin yüzünden esinlenerek bu eserimi yaptım.” dedi.

Okutan, ikinci eserine dair ise “Üç sene önce başladığım bir seri var. Farklı ülkelerin ve milletlerin danslarını resmediyorum. Bu eserde ilk defa Türkiye’nin bir geleneksel dansını yaptım. Geleneksel dansları çizince değişik bir enerji hissediyorum. Çünkü geleneksel dans normal bir şey değil, yüzyıllarca geçmişe ait kültürel bir kod.” değerlendirmesinde bulundu.

Hikmet Barutçugil, Cemal Toy, Ahmet Öğreten, Engin Korkmaz, Levent Karaduman, Dağıstan Çetinkaya, Zafer Örs, Mehlika Hilal Kırca, Yasin Yaman, Büşra Yurtseven, Hüseyin Ünlü ve Ömer Faruk Boyacı’nın yanı sıra Çinli sanatçı Ali Lei Gong ve Said Lei de eserleriyle sergiye katkı sağladı.

Sergi 5 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ikinci-zaman-sergisi-bursada-acildi/feed/ 0
Puantiyeler, örgü ürünler ve kısa şortlar: 2024 modasına hangi trendler hakim olacak? https://www.igdirhaber.com.tr/puantiyeler-orgu-urunler-ve-kisa-sortlar-2024-modasina-hangi-trendler-hakim-olacak/ https://www.igdirhaber.com.tr/puantiyeler-orgu-urunler-ve-kisa-sortlar-2024-modasina-hangi-trendler-hakim-olacak/#respond Thu, 28 Dec 2023 09:06:27 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1294 2024 İlkbahar Yaz modasıyla ilgili sekiz öne çıkan trendi BBC’nin eğlence hayatı muhabiri Steven McIntosh hazırladı.

İşte o sekiz trend:

Puantiyeler

Bu yıl podyumlar farklı boy ve renklerde puantiyelerle doluydu.

Genellikle yaz elbiselerinde popüler olan bu desen, aslında zamansız bir trend ve gelecek yıl boyunca karşınıza çok çıkacağını göreceksiniz.

Telegraph gazetesi moda yazarı, puantiyelerin, “Zarif şekilde dikkat çekici olma” konusunda her zaman güvenilir olduğunu ortaya koyuyor:

“Ama büyük ve cesur olsunlar ama neredeyse görünmez olsunlar. Puantiyeler eğlencelidir; cinsiyetsizdir, yaşlanmazlar ve zamansızdırlar. Noktaları yan yana getirmenin zamanı geldi”

Kiraz kırmızısı

Sonunda ağzımızdan bir şekilde çıkarmak zorunda kaldığımız sinir bozucu çekirdeği dışında kirazlarla ilgili her şeyi seviyoruz.

Kiraz rengi bu sene podyumlara farklı, canlı ve kendinden emin bir hava kazandırdı.

Bazı moda evleri tepeden tırnağa kiraz kırmızısı tasarımlar öne çıkarırken, bazıları da bu rengi, etek veya ceketle sınırlı tuttu ve başka renklerle kombinledi.

Vogue dergisinden Alex Kessler, “Moda dünyasının, parlak kırmızı takıntısını göz ardı etmek imkansız hale geldi. Hem podyumlarda hem de kırmızı halıda durum böyle.” diyor.

Metalik parlaklığı

Pek çok tasarımcı, bu trend için mutfak lavabosunun altındaki borulardan ilham almış olmalı.

Parlak metalik kıyafet ve elbiseler sezonun hakim trendlerinden biri.

Moda dünyasının en büyük gecelerinden biri sayılan Met Gala gecesinin 2016 yılındaki kıyafet teması, “İnsan Makineye karşı” idi.

Ünlülerin gümüş aksesuarlarla bezeli fütüristik kıyafetleri geceye damga vurmuştu.

Bu tür kıyafetler 2024 İlkbahar Yaz modasının görücüye çıktığı Paris moda haftasındaki hakim trendlerden biriydi.

Net-A-Porter da bu tespiti yapıyor ve “2024 modasının tanıtıldığı podyumlarda metalik giysiler parıltılı bir gövde gösterisi yaptı” diyor.

Ancak bir uyarı: Eğer altın rengi tercih edecekseniz gladyatör gibi görünmemeye dikkat etmelisiniz.

StyleCaster bu uyarıya şu öneriyi getiriyor: “Tonunu hafifletmek istiyorsanız metalik altını kot veya deri gibi alternatif malzemelerle eşleştirin.”

Örgü ve triko giyim

Eğri oturup doğru konuşalım: İngiltere’de hava o kadar berbat ki, güzel bir hırka ya da kazak tüm yıl giyilebilir bir kıyafet haline geliyor.

Who What Wear’a göre 2024 koleksiyonları da bunu kabul etti ve “trikonun en az diğer kıyafetler kadar dikkat çekmemesi için bir sebep olmadığı” görüşü hakim oldu.

W dergisi ise bu tespiti yapıyor: “Hırkalar ve İskandinav kazak modelleri, sezonun en öne çıkan triko trendiydi”

Kar tanesi

Yukarıdaki fotoğraftaki detaylı tasarımların, okulda kağıt ve makasla yarattığımız kar tanelerinden biraz daha sofistike olduğunu kabul ediyoruz.

Drapers da “kar tanesi” yorumlayan tasarımcıların hakkını veriyor ve “Paris podyumları 2024 kocaman danteller ve Broderie Anglaise tasarımlarıyla doluydu”.

(Google’da arattık; Broderie Anglaise, kar tanesi görünümü sağlayan, kumaştan kesilmiş küçük yuvarlak veya oval delikli desenleri ifade ediyor.)

Moda haftalarında sergilenen kıyafetlerin birçoğunda kar tanesi tasarımı en ön plandaydı.

Fiyonk ve kurdeleler

Eğer bu makaleyi açılmış hediye paketleriyle dolu bir odada okuyorsanız, fiyonk ve kurdelelerin çöp kutusuna atılmadığına emin olun.

Farklı moda haftalarında birçok büyük tasarımcı koleksiyonlarında dev fiyonklar kullandı. Bu yüzden fiyonkları gelecek yıl elbiseleri farklı tasarımlarla süslerken görebiliriz.

InStyle dergisine göre “Sixdo ve Aknvas gibi moda şovlarında, büyük boy ve gösterişli fiyonklar, normalde sade elbiselere farklı bir dokunuş kattı.”

Farklı moda evleri farklı tasarımlar anlamına geliyor. Bir kısım modacı ise kıyafetleri süslemek veya birbirine bağlamak için çok daha küçük fiyonklar ve kurdeleler tercih etti.

Nylon dergisi, “Bu zarif aksesuar, nasıl giyilirse giyilsin kıyafete yumuşak, romantik bir görünüm katıyor.” diye yazıyor.

Çok kısa şortlar

Podyumlar açıkça gösteriyor ki, bu yaz çeşitli renk, tarz ve kumaşlardaki kısa şortlara ilgide büyük bir patlama yaşanacak.

Net-A-Porter, “Spor salonunda bacak çalıştığınız günler meyvesini vermek üzere” diyor ve 2024 yazının ciddi anlamda kısa şortların hakimiyetinde olacağını öngörüyor.

‘Yeşil’ moda

Önümüzdeki yıl hepimizin benimseyebileceği en önemli moda trendi ise tartışmasız yeşil olacak. Ama bu renk olan yeşil değil.

Sürdürülebilirlik, hızlı tüketim modası söz konusu olduğunda her zaman endişe yarattı.

Çok sayıda tüketici ucuz bir şey satın aldıktan sonra birkaç kez giyiyor ve sonra çöpe atıyor.

İkinci el kıyafetlerin daha fazla dolaşıma girmesi ve buna odaklanan sitelerin artması olumlu bir gelişme olsa da daha yapılması gereken çok şey var.

Bu nedenle, çalışma pratiklerini değiştiren ya da kullanılmış malzemeleri tasarımlarına dahil ederek sürdürülebilirliği ön plana çıkaran tasarımcıları övmeye doyamıyoruz.

İngiliz Vogue’u Stella McCartney markasının daha düşük karbon ayak izine sahip olduğu söylenen deniz yosunu bazlı bir elyaf olan Kelsun’u kullanmasını bu şekilde örnekler arasında sayıyor.

Fashion United, “Çöp gözüyle bakılan malzemelere ve ölü stok olarak bakılan kıyafetlere, dönüşümle yeni giysiler olarak ikinci bir hayat veriliyor” diyerek bu yeni trendi öne çıkarıyor.

Kurtarılmış kıyafetlerin daha makbul görüldüğü bir döneme giriliyor olabilir.

Tüketicilerin karbon ayak izi konusundaki farkındalığı arttıkça, belki de pek çok kişinin önümüzdeki yıl en çok giymeyi tercih edeceği ürünler, halihazırda gardırobunda bulunan kıyafetler olacak.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/puantiyeler-orgu-urunler-ve-kisa-sortlar-2024-modasina-hangi-trendler-hakim-olacak/feed/ 0