TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’na katıldı. Kurtulmuş, konferansta yaptığı konuşmada sözlerine Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına İSİPAB Dönem Başkanlığı dönemlerinde başarılar dileyerek başladı. Konferansın iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin dünyaya uzun süredir hakim olan modern düşüncenin dünyadaki bütün imkanları sömürmek ve onun üzerinden kar elde etme hırsının olduğunu söyledi.
“Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesi, kainatı bu noktaya getirdi”
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yer kürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti. İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde yer yüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım” dedi.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında bulunduğunu, bu kadar büyük bir güce, yer altı yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen İslam dünyasının bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi. Kurtulmuş, İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu bu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde olduğunu, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmek zorunda olduğunu kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olmak mecburiyetinde olduğunu hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. Kurtulmuş, “Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım” dedi.
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama biz genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım” dedi.
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararasındaki finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz”
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüzbinlerce, hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan, masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi artırmak ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır” dedi.
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda gelecek dönemde yeni, barışçıl hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında yer aldı. Kurtulmuş, daha sonra Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı. – ABİDJAN
]]>Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’nda yaptığı konuşmada, sözlerine, Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına, İSİPAB dönem başkanlığı için başarılar dileyerek başladı.
Konferansın, iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini anımsatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin, dünyaya uzun bir süredir hakim olan modern düşüncenin, dünyadaki bütün imkanları sömürmesi ve onun üzerinden kar elde etme hırsı olduğunu söyledi.
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin, kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yerkürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti.
İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde, yeryüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım.” diye konuştu.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının, geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında, bu kadar büyük bir güce, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusu bulunmasına rağmen, bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi.
İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmesi gerektiğini kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz.” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olması gerektiğini hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım.”
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım.”
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararası finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız.” şeklinde konuştu.
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüz binlerce hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır.”
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda, gelecek dönemde yeni, barışçıl, hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında, katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında da yer aldı.
Kurtulmuş, daha sonra, Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı.
]]>AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Çelik, seçim işleri başkanlığının seçim sürecinin başlamasından itibaren yaptığı çalışmaları, bundan sonraki takvimi değerlendiren kapsamlı bir sunum yaptığını söyledi. Çelik, yapılan çalışmalarının takvime uygun olarak sürecin değerlendirilmesi ve süreç çerçevesinde seçimlerle ilgili çalışmaları seçim işleri başkanlığı olmak üzere diğer kurullar tarafından titizle takip edileceğini ifade etti. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum gününü AK Parti’nin bütün yetkili kurulları adına kutladı. Çelik, Antalya’daki sel felaketi ve Erzincan İliç’te yaşanan olaylarda kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Seçim sürecinde çalışmaların devam ettiğini ve Türkiye’nin güvenliğinin korunması bakımında terörle mücadele kararlıkla sürdürdüğünü vurgulayan Çelik, “Bizim terör örgütlerine karşı bu mücadelemiz sürerken esas amacımız tabii ki ülkemizin iç ve dış güvenliğini korumak aynı zamanda da birtakım siyasi projelerin neticesi olarak sınırlarımızın etrafında birtakım teröristan adacıkları kurmak isteyenlere müsaade etmemektir. Şimdiye kadarki kararlılığımız sınırlarımızın yakınında teröristten diyenlere, hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğimizi göstermiştir. Eğer bu Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı gibi hareketler çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen bir takım karanlık emeller çerçevesinde sınırlarımızın da yakınlarında bir takım teröristan bölgeciklerinin, devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki odakları da biliyoruz. Dolayısıyla bunlara şimdiye kadar müsaade etmedik. Bundan sonrasında da müsaade etmeyeceğiz. Aynı zamanda bu bizim milli güvenliğimizi sağladığı gibi komşularımızın da güvenliğinin sağlanması bakımından son derece önemlidir. Eğer komşularımız bu terör örgütlerini bertaraf etme konusunda yeterli, yerinde ve zamanında kapasite ortaya koyabiliyorlarsa zaten sorun olmayacaktır. Ama bu kapasite ortaya koyulmadığı zaman ortaya çıkan tablo çerçevesinde Türkiye Birleşmiş Milletler şartının kendisine verdiği yetki ve meşruiyet çerçevesinde bu hakkını kullanacaktır” diye konuştu.
“Terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular”
Irak’a üst üste ziyaret gerçekleştirildiğinin altını çizen Çelik, “Burada hem bu terör örgütlerinin ortak mücadele bakımından hem de Irak’ta hayata geçirmeyi planladığımız kalkınma yolu projesinin sağlığı ve geleceği açısından bu terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular. Dolayısıyla güney sınır özellikle hiçbir şekilde bu terör yapılanmalarına müsaade etmeyeceğimizi, bu terör örgütlerinin faaliyetlerini takip ettiğimiz gibi bunları kullanan birtakım odakların ortaya koymaya çalıştığı siyasi projeleri de net bir şekilde gördüğümüzü hepsiyle topyekun mücadele ettiğimizi ifade etmek isterim. Aynı şekilde FETÖ gibi DEAŞ gibi örgütler aynı şekilde organize suç örgütleri milletimizi ve demokrasimizi tehdit eden her türlü unsurla demokrasimizi koruma çerçevesinde milletimizin medeni yaşam hakkını koruma çerçevesinde gerekli mücadele kararlılıkla sürdürülecek” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın depremin 1. yıl dönümünde deprem bölgesini ziyaret ettiğini hatırlatan Çelik, “Bu bizim her gündem içerisinde, her şart altında deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla beraber olduğumuzu kaybettiğimiz canları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu ve yaraların sarılması konusundaki çalışmaların kesintisiz bir kararlılıkla sürdüreceğimizi ifadesidir. Cumhurbaşkanımızın hak ettiği 5 ilde hak sahiplerine 31 bini aşkın konut ve köy evi teslim edildi. Bundan sonrasında da aynı takvim çerçevesinde vatandaşlarımızın tüm yaralarına sarıldığı, evlerini kaybedenlere evlerinin bu çalışmalar çerçevesinde teslim edildiği süreçleri hep beraber göreceğiz. Bir kere daha deprem bölgesindeki vatandaşlarımıza sevgilerimizi, saygılarımızı sunuyoruz” açıklamalarında bulundu.
“Enflasyonla ilgili olarak ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz”
“Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle yürüyen ekonomik program Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi ve güçlü desteğiyle Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen program meyvelerini vermeye devam ediyor” ifadelerini kullanan Çelik, “Tabii ki enflasyonda düşüş, cari açığın azalması, aynı şekilde kadın istihdam oranının artması, genç işsizlik oran azalması gibi pek çok alanda güçlü neticeler görülmeye başlandı. Bunların 2023 yılı son çeyreğinde ve bu yılın ilk çeyreğine ilişkin makro ekonomik ve finansal göstergelere bunlar net bir şekilde yansımaya başladı tüm bu alanlarda. Enflasyonla ilgili olarak ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz. Tabii bununla paralel olarak ülkemize giren yatırım miktarı ülkemize giren yabancı para miktarı da bu çerçevede artmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu yükseltmektedir. Bu bütün bu göstergelere baktığımızda Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in koordinasyonunda yürüyen bu programın olumlu etkilerinin görüldüğünü bundan sonra vatandaşlarımızın bu olumlu etkileri daha çok göreceğini ve vatandaşımızın refahına katkıda bulunma konusunda bu programın daha güçlü neticeler vereceğini değerlendiriyoruz” diye konuştu.
“Maalesef açlıkla mücadele konusunda yepyeni bir imtihanla karşı karşıya kaldılar Gazze’deki kardeşlerimiz”
Gazze’de Netanyahu hükümetinin soykırım faaliyetleri maalesef devam ettiğini vurgulayan Çelik, “Burada Doğu Kudüs başta olmak üzere Batı Şeria’da gerçekleştirdikleri saldırılarda hayatına kaybeden Filistinlilerin sayısı giderek artıyor. Hiçbir çağrı hiçbir girişim Netanyahu hükümetini bu soykırım faaliyetinden geriye döndürmedi. Maalesef açlıkla mücadele konusunda yepyeni bir imtihanla karşı karşıya kaldılar Gazze’deki kardeşlerimiz. ve açık kaynakların söylediği maalesef öylesine büyük bir gıda problemi var ki insanlar hayvan yemi yemek durumunda kalıyorlar. ve yine Birleşmiş Milletler Çocukların Yardım Fonu’nun raporlarına göre 6 çocuktan bir tanesi Gazze’de şiddetli bir kıtlık karşı karşıya. Burada güvenlik çerçevesinde İsrail’in güvenliği çerçevesinde faaliyet yürüttüğünü söyleyen İsrail Güvenlik Güçleri’nin aslında İsrail’in güvenliği çerçevesinde değil tamamen Gazze’deki insanları öldürmek, yok etmek gibi bir soykırım amacıyla sistematik bir katliam çerçevesinde hareket ettiği defalarca görüldü” ifadelerini kullandı.
“İsrail’i durduracak her türlü girişimin veto edilmesi ABD açısından utanç verici kara leke olarak tarihine geçecek”
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 1948 soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin soykırım sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini ihlal ettiği için İsrail’e karşı uluslara adalet divanına başvurması önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Çelik, “Burada Güney Afrika’yı bu eylemlerinden dolayı eleştirenlerin aslında bu soykırım suçuna ortak oldukları ve bu soykırım faaliyetlerini desteklediklerini ifade etmek isterim. Yani Güney Afrika’yı bu girişiminden dolayı eleştiriyorsa bunun açık anlamı onların aslında bu soykırım faaliyetlerini destekledikleri ve bu çerçevede bu soykırım suçuna ortak oldukları anlamına gelir. Tabii burada divan İsrail’in divanın hükümleri yani ihlalleri divanı tespit etti. Biz de bu gelinen noktada son derece bunun doğru olduğunu ifade ettik. Ama netice itibariyle bir ateşkes çağrısının olmaması ve bu ateşkes hayata geçirecek bir mekanizmanın olmaması bu büyük eksikliği maalesef devam ettirmektedir. İşte divanın hükümleri çerçevesinde bir ay içerisinde bir rapor verecek ama İsrail bu safhalardan defalarca geçmiştir. ve her seferinde de uluslararası hukukun kurallarını ihlal ederek uluslararası hukukun kurallarını yok sayarak bu faaliyetlere devam etmiştir. Şimdi Gazze’de ortaya çıkan tabloysa topyekun uluslararası sistemin etkisizleşmesi, işlevsizleşmesi, işe yaramaz hale gelmesi gibi bir neticeye gelmiş, dayanmıştır. Eğer uluslararası sistem, uluslararası hukuk ve uluslararası kurumlar bunu durduramıyorlarsa o zaman hiçbir işe yaramıyorlar demektir. O zaman bu kurumlara ve bu ilkelere ihtiyaç yok demektir. Böylesine bir çifte standart her aşamada görülüyor ama Gazze’de resmen soykırıma destek veren bir noktaya ve konuma gelmiştir. O sebeple burada soykırımı yapan hükümetinin ahlaken ve siyaseten iflasının bir nefret eyleminin sembolü haline gelmesinin ötesinde uluslararası kuralların uluslararası mekanizmaların tamamen etkisizleşmesi gibi bir tabloyla karşı karşıyadır” dedi.
Çelik, “Her türlü İsrail’i durduracak girişimin ABD tarafından veto edilmesi ise ABD açısından utanç verici kara leke olarak tarihine geçecek adımdır. Öncelikli olan ateşkesin sağlanmasıdır” dedi.
“İspanya ve Belçika’nın ortaya koyduğu tutum doğru olan tutumdur”
Gazze konusunda İspanya ve Belçika’nın ortaya koyduğu tutumun doğru olduğunu belirten Çelik, “Bunun AB açısından da kabul görmesi lazımdır. Avrupa halklarının isyanı, soylu eylem yapmalarının neticesinde daha çok ses çıkmaya başladı. Esas problem Filistin devletinin kurulması için ateşkesin ortaya çıkması ve sürecin başlaması lazım. Başkenti Doğu Kudüs olan coğrafi bütünlüğe sahip Filistin devletinden bahsediyoruz. İsrail’in Gazze ile ilgili planları coğrafi bütünlüğü tamamen yok edecek, her türlü devlet niteliğinden yoksun kağıt üstünde devlet durumuna Filistin’i getirecek bir noktaya doğru olmaya gidiyor. Coğrafi bütünlüğüne sahip Filistin devletinin ortaya çıkmasının uzaklaştığı her durum, bu bölgede güvenlik risklerinin artmasına ve İsrail’in katliamı daha da şiddetlendirmesine yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi atağının, Gazze için yapılan en güçlü diplomatik girişim olduğunu ifade ettiğini, bundan sonra da Gazze’nin gündemde olmaya devam edeceğini söyledi.
“Karabağ savaşı sonrası ortaya çıkan tabloyu hassasiyetle takip ediyoruz”
Karabağ savaşı sonrası ortaya çıkan tabloyu hassasiyetle takip ettiklerini aktaran Çelik, “Bu süreci sabote etmeye çalışan yeni girişimleri görüyoruz. Ermenistan’da bu saldırganlıklardan vazgeçme, refahı çerçevesinde normalleşmeyi yürütme konusunda irade çıktığını görüyoruz. Bunu bazı Batılı ülkelerin ve diasporanın sabote etmek istediğini net bir şekilde görüyoruz. Buradaki barışçıl diplomasiyi güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“Türkiye teknoloji alanındaki ilerlemesini aynen devam ettirmektedir”
Türkiye teknoloji alanındaki ilerlemesini aynen devam ettiğini belirten Çelik, “Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde milli savunma hamlesi güçlü bir şekilde devam ediyor. Türkiye yeni astronotları da uzaya gönderecektir. Türk mühendisi ve işçisinin emeğiyle bu ürünlerin çeşitli ülkelerde güvenliği sağlayan İHA ve SİHA’larımız gibi tüm dünyaya barış mesajı vermeye devam edeceğini ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.
“CHP’de neredeyse siyasi aklın rafa kaldırıldığı, onun yerine yapay zeka ile karar verilmeye çalışıldığı, hizip savaşların devam ettiği bir tablo var”
6’lı 7’li destek veren genel başkanların vatandaşlara özür borcunun olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Şimdi gördük ki gizli protokoller çıktı ortaya. Her birinin bugün yerel seçim için oy istemeden önce o süreçte ortaya koydukları tutumla ilgili olarak milletten özür dilemesi gerekir. Bütün bunlar olmamış gibisinden ‘Ben iyiydim onlar kötüydü’ diyerek oy istemek siyaset açısından geçer not almaz. CHP’de neredeyse siyasi aklın rafa kaldırıldığı, onun yerine yapay zeka ile karar verilmeye çalışıldığı, hizip savaşların devam ettiği bir tablo var. Bütün bunlar siyasetsizliğin neticesidir. En son sığındıkları şey, bütün bu saçmalığı izah etmek için bir yapay zeka hikayesi oldu. Gelinen nokta şudur; 6’lı 7’li masada bulunanların vatandaşa özür beyanında bulunmasıdır.”
CHP’nin Mamak ilçesi belediye başkan adayının Irak Türkmen çocuklarına söyledikleri hakkında Çelik, “Seçim sürecinde son derece üzücü bir olaya Ankara Mamak’ta şahit olduk. CHP başkan adayı Iraklı Türkmen çocuklarının gözünün içine bakarak nefret söyleminde bulundu. ‘Bunlar Türkiye için sorun olur’ dedi. Bu aslında milletimizin faydasına olmaz, milletimizin değerleriyle uyumlu olmaz. Bunların hangi provokasyonlar gözetilerek yapıldığını net bir şekilde görmeliyiz. Bir topluluğun içerisinde böylesine faşizan bir üslupla konuşulmasını şiddetle lanetlediğimizi ve kınadığımızı ifade etmek isterim. Göç konusunda göçmen konusunda farklı bir siyasetiniz olabilir ama bu nefret söylemine, suçuna dönüşüyorsa, demokrasiyi zehirleyecek şekilde faşist bir üslupla ifade ediliyorsa bunun karşısında olacağımızı ifade etmek isterim. Siyasi partilerin üstüne düşen sandık güvenliğini sağlamak milletin iradesinin tecelli etmesine yardımcı olmaktır. Devlet kurumlarının aldığı tedbirler var bunun yanı sıra siyasi parti temsilcilerinin olayı takip etmekle ilgili vazifeleri var. Herkes sahada özgürce siyaset yapabilsin. Nefret siyasetine savrulmadan, meşruiyet çerçevesinde siyasi faaliyet yapabilsin. Siyasetçinin notunu verecek olan yegane merci vatandaşımızın iradesidir. Seçim güvenliği güvenlik güçlerimiz tarafından zaten yerine getirilmektedir. YSK gerektiği zaman gerekli açıklamayı yapmaktadır. Sandığa gidildi ve oy kullanıldı. O sandıktan vatandaşımızın iradesinin net çıkması önemlidir. Sandık başlarında nöbet tutan bütün siyasi partilere mensup vatandaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. AK Parti olarak çok deneyimliyiz. Bugün de Cumhurbaşkanımızın katıldığı seçim işleri başkanlarımızın olduğu toplantı gerçekleştirdik. En küçük beldeye kadar temsilci arkadaşlarımız var. Onun görevi sandığın net bir şekilde ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Sabah 05.00’te arkadaşlarımızın sandık başında hazır olurlar. Bütün vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Türk demokrasisinin korunması, geliştirilmesi bakımından büyük fedakarlıkla çalışan teşkilatlarımıza ve Cumhur İttifakı teşkilatlarına teşekkür ediyorum.
Bir gazetecinin seçim güvenliği hakkındaki sorusu üzerine Çelik, “Türkiye güvenli şekilde seçim yapan güvenli ülkedir. İçişleri, Milli Savunma Bakanlığımız bütün gücüyle sandıkların güvenliği sağlayacak şekilde yüksek konsantrasyonla çalışmaktadır. Geçen seçimde sayın Kılıçdaroğlu, ‘Şu saatten sonra sokağa çıkmayın provokasyon olur’ demişti. Ben de karşılık olarak ‘vatandaşlarımız tabii ki sokaklara çıkacak demokrasi şölenini kutlayacaktır’ dedim. Türkiye bunu defalarca yaptı. Bütün dünyanın gözünü kamaştıran demokratik olgunlukla bunu yaptı. Vatandaşlarımızın dini değerlerini incitecek şekilde birtakım açıklamalar olduğunda AK Parti olarak karşısında dururuz. Bunlara karşı duruşumuzu, siyasi mücadelemizi net şekilde ortaya koyarız. Vatandaşlarımızın sahip olduğu değerleri incitmeye hukuken de ahlaken de kimsenin hakkı yoktur. Benzer şekilde devletimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili her türlü kötü, çirkin sözün karşısında oluruz. Tarihçiler tartışır, konuşur, demokrasilerde haktır. Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı kötü sözün meşrulaştırılmasını asla kabul etmeyiz” dedi.
“F-16’larla ilgili bu noktaya gelinmesinden memnuniyet duyuyoruz”
ABD ile F-16’larla gelinen durumla ilgili soru üzerine Çelik, “F-16’larla ilgili bu noktaya gelinmesinden memnuniyet duyuyoruz. Türkiye kendi güvenliğini, egemenlik haklarını koruyacak ülkedir. NATO müttefiki ülkelerden parası karşılığında silah sistemi almaya kalktığında kısıtlamanın çıkarılması siyasi akılla bağdaşmaz. Çünkü bu ortak NATO güvenliğine katkı yapacaktır. Siyasi anlaşmazlıkların müttefik ülkeler arasındaki güvenlik pazarlığına dönüşmemesi gerekmektedir. Türkiye’nin güvenlik konusu hiçbir zaman pazarlık konusu değildir. Hiç kimse bize gelip de ‘Şunların karşısında Suriye’de operasyon yapmayın, terörle mücadele etmeyin’ diyemez. Türkiye her aşamada aldığı kararları uygular. F-35’lerde Türkiye bir güvenlik aracı elde etmişse, güvenlik kapasitesinden belli bir şekilde vazgeçerek başka bir şekilde kavuşmasını istemek doğru olmaz. NATO üyesi olmasa da batılı ülkelerin çok yakın ilişki geliştirdiği Hindistan’da var. Burada bakılması gereken şey kazan kazan anlayışıyla bakılmasıdır. Böyle olduğunda Türkiye her zaman pozitif ilişkisi içerisinde olacaktır” diye cevap verdi.
Öte yandan AK Parti MYK toplantısı 1 saat 20 dakika sürdü. – ANKARA
]]>