Güngör, Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun çalışmalarına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Kurulun 25 Mayıs 2004’te Resmi Gazete’de yayımlanan kanun ile kurulduğunu dile getiren Güngör, kanun kapsamında, kamuda etiğe dayalı bir yönetim sisteminin yerleştirilmesi amacıyla, kamu görevlilerinin uymaları gereken etik davranış ilkelerini belirlemek ve kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmakla görevlendirildiğini ifade etti.
Devlete ve kurumlarına güven oluşturmak, saygınlık kazandırmak ve kamu hizmetinin layıkıyla yerine getirilmesini sağlamak için etik kamu yönetimine ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Güngör, kamu kurumlarının başarılı, uyumlu, verimli çalışmasının devlet düzeni ve gücünün olumlu bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Çalışmalarını 20 yıldır geniş bir yelpazede devam ettiren Kurul’un, özellikle sorunlu alanlara yöneldiğini, AB projelerinin de desteğiyle etik açıdan problem yaşanan alanlarda çözüm üretmek amacıyla önemli çalışmalar yürüttüğünü aktaran Güngör, bu kapsamda yerel yönetimler için belirlenen etik ilkelerin uygulamasına yönelik hazırlanan Etik Rehberi’nin ilgili yönetim birimleri ile paylaşıldığını anlattı.
400 bin kamu görevlisine etik eğitimi verildi
Güngör, 9 Temmuz 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile atamalarının yapılması üzerine Kurulda 5. dönem olarak çalışmalara başladıklarını hatırlattı.
Kurula yapılan başvurular dikkate alındığında, kamu yönetiminde etik bilincin ve kültürünün yerleşmesi ve etik farkındalığın artırılması için daha etkin ve yaygın çalışmalar yapılmasının gerekli görüldüğünü aktaran Güngör, bu çerçevede Kamu Yönetiminde Etik ve Etik Davranış İlkeleri konulu il konferansları düzenleme kararı aldıklarını bildirdi.
Güngör, ilk olarak 22 Kasım 2021’de Kocaeli’de 800 kamu görevlisine hitap edilerek başlatılan bu konferansların bugüne kadar toplam 7 ilde yapıldığını belirterek, bu kapsamda geçen yıl toplam 400 bini aşan kamu görevlisine ulaşıldığını belirtti.
Zerrin Güngör, 2004-2021 arasında etik eğitici eğitimi verilen kamu görevlisi sayısının 442 olduğunu, 2022 yılından itibaren bugüne kadar ise 720 etik eğiticisi yetiştirildiğini bildirdi.
Etik ilkeler, en az yasalar kadar önemli
Etik eğitiminin önemine ilişkin olarak Güngör, “Bazen öyle olaylarla karşılaşılır ki, yasalar ve hukuki düzenlemeler, ortaya çıkan hukuk ve ahlak dışı davranışların tanımlanmasında yetersiz kalabilir. Böylesi yasal boşlukların bulunduğu alanlarda karşılaşılan ikilemlerin çözümünde kamu görevlilerine yardımcı olacak etik ilke ve standartlar, en az yasalar kadar önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni teknolojiler alanında daha etkin etik kavramlara ihtiyaç var
Zerrin Güngör, etik eğitimi toplantılarında, toplumsal temel haklar ile bilim ve yeni teknolojilerin kesiştiği mevzuat ve politikaların etik yönleri hakkında tavsiyeler verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu alanda dünyanın daha etkin etik kavramlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu yeni teknolojileri üretenlerin, görünenin dışında hangi alanda ne hedeflediklerinden haberdar ve emin olmamız için yakın takibe ve bilgi geliştirmeye ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Yapay zeka kullanımı ile yakından ilgilenen bütün ülkeler, yapay zekanın sorunsuz şekilde geliştirilmesi ve dağılımı konusunda yönergeler, koruyucu önlemler, politika süreçleri önerileri gibi altyapı çalışmaları ve komisyonlar oluşturuyor. Yapay zeka devriminin etik değerlerle yürütülmesine azami özen gösteriliyor, burada sağlam gizlilik politikaları, güven ve etik değerler önemli başlıklar olarak öne çıkıyor.”
“Hiçbir teknoloji kendini şekillendiren değerler manzumesi olmadan gelişemez”
UNESCO’nun “yapay zeka etik tavsiye kararları”na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güngör, dijital teknolojilerin belirli düzenlemelerinin kamu kurumları üzerindeki olumsuz etkilerinin ciddi sorunlar oluşturabildiğine işaret etti.
Güngör, bu alandaki en belirgin olumsuzlukların, “dezenformasyon”, “mahremiyet anlayışının, veri gizliliğinin zedelenebilmesi”, “olayların-kurumların manipüle edilmesi”, “dışardan yabancı müdahaleler”, “ayrımcılık politikalarına hizmet” olmak üzere 5 başlıkta toplanabileceğini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu durumda temel haklar, yasalar, etik değerler ve nihayetinde savunduğumuz hukukun üstünlüğü ve demokrasi anlayışı, zedelenme durumu ile karşı karşıya gelebilir. Etik kavramına burada da önemli şekilde ihtiyaç duyuluyor. Hiçbir teknoloji kendini şekillendiren değerler manzumesi olmadan gelişemez. Çünkü değerler ve etik, teknoloji ve yeniliği kısıtlamaz, engel oluşturmaz, tam aksine toplumsal sorumluluğu, kapsayıcılığı ve sürdürülebilirliği destekler.”
Kamu kurumlarında etik ilkelerin bilinmesine ve uygulanır olmasına, algılanmasına, etik eğitimi programlarının artırılmasına ve etik değerlerin kurumsallaştırılmasına çok önem verdiklerinin altını çizen Güngör, “2005 yılında yayımlanan 18 etik ilkenin belirlendiği bir yönetmeliğimiz var ancak o yıllardan bu yana yüksek teknolojinin de hayata girmesi, iletişim teknolojilerinin ve dijital dünyanın yepyeni kavramlar getirmiş olması ‘dijital etik’ başlığında bizi çalışmaya sevk ediyor. Bu dönemde bu başlıkları da eğitimlerimize dahil edeceğiz.” dedi.
Özgürlük-güvenlik dengesi önemli
Zerrin Güngör, kamuda sosyal medya kullanımına ilişkin etik ilkelerin Kurulca belirlendiğini ilgili kurum ve kuruluşlar ve kamuoyu ile paylaşıldığını hatırlatarak, benzer şekilde yapay zeka üzerine de bir çalışma yürüttüklerini belirtti.
Dijital teknolojinin getirdiği olumlu ya da olumsuz pek çok durumla karşılaşıldığına dikkati çeken Güngör, kamu görevlilerin dijital teknolojiler ve yapay zeka kullanımına ilişkin farkındalığını artırmak, çözüm önerileri sunmak, programlar yapmak ve ilke kararları almak üzere çalışmalara başladıklarını bildirdi.
Yapay zeka ve dijital teknolojiler alanının teknik bir alan olması nedeniyle üniversiteler ve alan uzmanları ile işbirliği yapacaklarını belirten Güngör, şöyle konuştu:
“Yüksek teknoloji artık her alanda hakim olmaya başladı. Etik değerler, inovasyon dediğimiz yenilikçi süreçlerin kritik bir yol göstericisi, pusulası gibidir. Her adımda ‘acaba etik mi’ diye düşünmeliyiz. Daha önce hiç tanışmadığımız yeni meslekler, yapay zeka, genetik çalışmalar gibi konular bugün artık kamuda ve özel sektörde iç içe geçmiştir. Kamu görevlileri de, özel sektör çalışanları da tüm bu konularda etik değerleri göz önünde bulundurmalıdırlar. Söylediğimiz her söz isabetli ve yerinde olmalı, buna dikkat etmeliyiz. Yapay zeka ve dijital alandaki etik ilkelerle, kamu görevlilerinin özgürlük ve güvenlik dengesini çok iyi korumamız, kollamamız lazım. Bu hayatın her alanında önemli. Yıllarca idari yargıda çalıştım, kararlarımızda daima hukukun üstünlüğü, hakikat ve hakkaniyet dengesine önem verdik, bu dengeyi burada da çok iyi korumamız, kollamamız lazım. Zamana ve zemine göre de yeni tedbirler üretmemiz gerekiyor.”
“Çalışmalar, hem özel alanda hem de kamu alanında olmalı”
Yapay zeka teknolojisi üreticilerinin büyük çoğunluğunun yurt dışı kaynaklı olduğuna işaret eden Güngör, şunları kaydetti:
“Bu teknolojinin getireceği imkanlar, büyük fayda da yaratacaktır. Ancak biz bunun olumlu etkilerini artırmak ve de zararlı etkileri olacaksa da onu engellemek, önlemek, tedbirli olmak adına mutlaka çalışmalar yapmalıyız. Bu çalışmalar, hem özel alanda hem de kamu alanında olmalı. Bu alanda boşluk ve zafiyet alanları oluşmasına engel olmalıyız. Bir bakıyorsunuz, yapay zeka ile kişinin görüntüsü kullanılmış, sesi değiştirilmiş. Bunlar insanı ürpertiyor. Demek ki bir koruma kalkanı oluşturacağız. Bu neyle olacak? Teknolojiyi reddetmekle değil, teknolojiyi kontrol edebilmekle olacak. Teknolojiyi nasıl kontrol ederiz? Özgürlük-güvenlik dengesine dikkat ederek. Bu teknolojiyi kullanacağız ancak kontrollü şekilde, kullanacağız. Ülkemize, toplumumuza zarar verici etkilerinden korunmamız lazım. Ağırlıklı olarak bu alanda karşılaşacağımız riskleri öngörüp önleyici tedbirler almak için yeni çalışmalar yaparak ilke ve tavsiye kararları alacağız.”
Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanı Güngör, çalışmaları sonuçlandığında yapay zeka ve dijital teknolojilerle ilgili etik ilke kararlarını kamuoyuyla paylaşacaklarını belirterek, “Yapay zeka etik ilkelerinin kamu yönetiminde karar alma süreçlerinde faydalı ve etkili bir rehber olmasını temenni ediyoruz.” diye konuştu.
]]>Teknolojinin hızla ilerlemesi, medya sektöründe yapay zeka uygulamalarının kullanımını kaçınılmaz kılıyor. Yapay zeka, veri işlemeden içerik üretimine, kişiselleştirilmiş haber akışından otomatik dil çevirisine kadar geniş bir yelpazede medya endüstrisini dönüştürüyor.
Haberlerin daha hızlı ve etkileşimi artıracak bir şekilde işlenmesi, analiz edilmesi ve sunulması için fırsatlar sunarken, aynı zamanda ahlaki, hukuki ve toplumsal sorumlulukları da beraberinde getiriyor.
Bu kapsamda, gazeteciliğin temel ilkeleri ile yeni teknolojik imkanlar arasında bir köprü kurulması gerekiyor. Bu nedenle yapay zekanın medya sektörüne sağlıklı bir şekilde entegre edilmesini destekleyen AA, AAtölye’de “Medyada Yapay Zekayı Yönetmek” başlığıyla forum düzenledi.
Medyada yapay zeka kullanımı ve uyulması gereken etik ilkeler tartışıldı
Türkiye’nin saygın üniversiteleri ve medya kuruluşlarından akademisyen ve gazeteciler ile sektör temsilcilerinin katıldığı söz konusu forumda, medyada yapay zeka kullanımı ve uyulması gereken etik ilkeler tartışıldı. Forumun bir çıktısı olarak da “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi” hazırlandı. Söz konusu rehber, AA ve diğer medya kuruluşları için yapay zeka teknolojilerini kullanırken takip edebilecekleri çerçeveye katkıda bulunmayı amaçlıyor.
Sürekli gelişen teknolojik yeniliklere ve medya sektöründeki değişen ihtiyaçlara göre güncellenmeye açık olan “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi”, AA’nın köklü gazetecilik tecrübesini ve medya sektöründe yapay zeka kullanımına dair evrensel uygulamaları temel alıyor.
Forum katılımcılarının ve AA Akademi’nin katkılarıyla hazırlanan “Medyada Yapay Zeka Etik Kullanım Rehberi”nde yer alan 10 madde şöyle:
Gazetecilik ilkelerinin korunması
Medya kuruluşları yapay zeka kullanımında gazetecilik meslek ilkelerinden ödün vermez. Gazetecilerin haberleri doğru, tarafsız ve etik bir şekilde sunmasını teşvik eden basın ahlak esaslarına harfiyen uyar.
Medyada yapay zeka algoritmaları kullanımı
Medyada yapay zeka algoritmalarının kullanımı, haberlerin kişiselleştirilmesi, içerik önerileri, dil işleme, ses ve görüntü analizi gibi bir dizi alanda etkili bir şekilde gerçekleşiyor. Bu teknolojilerin kullanımı, veri gizliliği, içerik manipülasyonu ve tarafsızlık gibi etik ve hukuki sorunları da beraberinde getiriyor. Bu nedenle medya kuruluşları kullandıkları yapay zeka uygulamalarında gazetecilik meslek ilkeleri ve basın ahlak esasları ile tutarlı, tarafsızlığı sağlanmış algoritmalar kullanıyor. İnsanlığın temel değerlerini ve kişisel zaafları suistimal eden algoritmalardan uzak durur.
Gerçeğe sadakat ve teyit mekanizması
Medya kuruluşları dezenformasyon ve yalan haberle mücadeleye katkı sağlayacak uygulamaları destekler. Yapay zeka çıktılarının filtrelenebildiğini, gerçek olmayan, ön yargı ve ayrımcı bilgiler içerebildiğini unutmaz. Yanıltıcı bilgilere karşı dikkatli olur ve doğrulama mekanizmaları oluşturur. Gerçeği tahrif eden (deepfake) her türlü teknolojik uygulamadan kaçınır. Dezenformasyon ve manipülasyon tehlikesine karşı gazetecilerin süreç içinde kontrol amaçlı kişisel inisiyatiflerini kullanmalarına olanak tanır.
Toplumsal fayda ve okur hakları
Yapay zekanın medya sektöründeki kullanımı, temelde toplumsal faydayı koruma ve bilgiyi daha etkili bir şekilde iletme amacı taşır. Bu nedenle yapay zeka uygulamaları medya kuruluşları tarafından tiraj, reyting ya da görüntülenme artırmak için değil, haberlerin hızlı, şeffaf ve kesin bir biçimde okurlara, izleyicilere ve dinleyicilere ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla kullanılır.
İnsan onur ve haysiyetine saygı
İnsanların mahremiyeti ve kişisel bilgilerinin korunması, temel bir insan hakkıdır ve bu haklara saygı göstermek zorunludur. Bu nedenle medya kuruluşları kişisel verilerin kullanımında, veri gizliliği ve mahremiyet hakkına tam saygı gösterir, rıza esasını ön planda tutar. İnsanlık onurunu zedeleyebilecek her türlü yapay zeka uygulamasından kaçınır. Yapay zeka tabanlı sanal ikizler (dijital avatarlar) için kullanılan gerçek insanlara ait profil ve sesleri, telif haklarına uygun olarak lisanslar ve kaynaklarını belirtir. Hak sahiplerine saygı göstermenin yanı sıra yasal gereklilikleri karşılayarak adil bir kullanımı teşvik eder.
Ön yargıya karşı editoryal çerçeve
Yapay zeka uygulamalarındaki potansiyel ön yargılar, ifade edilen görüşleri etkiler. Bu nedenle medya kuruluşları bu teknolojileri özenle kullanır. Olası ön yargıları azaltmak için yapay zeka tarafından ifade edilen görüşlerin insan editörler tarafından denetlenmesini ve doğrulanmasını sağlar.
Sürdürülebilir gazetecilik
Yapay zeka, medya sektöründe süreçlerin hızlanması ve otomasyon için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bu otomasyon kaygısı, insani yaratıcılığın değerini azaltmamalıdır. Bu bağlamda, medya kuruluşları, haber üretimi, çizerlik, yazarlık, foto muhabirliği, görsel yönetmenlik ve grafik tasarım gibi yaratıcılığı besleyen iş alanlarında yapay zekanın kullanımını düzenler, istihdam üzerinde olumsuz etkileri en aza indirir ve gazetecinin hakkını korur. Sürdürülebilir gazetecilik, insan yeteneklerinin ve yaratıcılığının korunmasını sağlayarak medya endüstrisinde dengeli bir teknolojik entegrasyonu teşvik eder.
İnsan üretimi bilgi ve çeşitliliğin korunması
Yapay zeka tarafından üretilen verilerin yapay zeka uygulamalarındaki payı sürekli artıyor. Medya kuruluşları, içerik zenginliğinin sürdürülebilirliği için, yapay zeka uygulamalarında insan üretimi özgün bilgi oranını makul bir düzeyde tutar. Ayrıca bilgi ve kaynak çeşitliliğine özellikle dikkat eder. Bu yaklaşım içerik kalitesini korur ve yapay zeka tarafından üretilen verilerle insan yaratıcılığını dengeli şekilde bir araya getirerek daha sağlam bir bilgi temeli oluşturur.
Hukuki sorumluluk, şeffaflık ve telif haklar
Medya kuruluşları yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin hukuki çerçevesinin net bir şekilde çizilmesine katkı sunar, şeffaflık ve telif hakları konularına saygı gösterir. Bu kapsamda içeriklerde yapay zeka tarafından üretildiğini gösteren bir logo kullanır ve içeriklerde yapay zekanın katkısı ve kullanılan kaynakları dipnot ve uyarı şeklinde açıkça belirtir.
Yapay zeka kullanımında hukuksal süreç
Yapay zekanın kullanımı, teknolojinin hızlı gelişimi ve değişen doğası nedeniyle henüz net bir hukuki çerçeveye sahip değildir. Medya kuruluşları yapay zekanın kullanımına dair belirgin evrensel ve ulusal kural ve yönergeler oluşturulana kadar, hazırlanan geçici düzenlemeler ve etik kuralları takip eder.
]]>