2021’de başlayan kazı çalışmaları, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesinin destekleriyle, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında yürütülüyor.
1890’lı yıllarda Rus mezaliminden kaçan KırımTatar Türklerinin yurdu haline gelen Savatra Antik Kenti, Anadolu’da Türk adının geçtiği ve 1071 öncesi Türk varlığını ispatlayan Türkopol (Türkoğlu) yazıtının olmasıyla dikkat çekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ETÜ’de “Yaşam boyu öğren, yaşam boyu tazelen” temasıyla düzenlenecek eğitimlerde, 60 yaş üzeri vatandaşların teşvik edilerek yeni beceriler kazanmalarının sağlanması amaçlanıyor.
Bu çerçevede 60 yaş üzeri okuma yazma bilenlerin katılabileceği eğitimlere başvurular 3-14 Şubat tarihlerinde, eğitimler ise 17 Şubat’ta başlayacak. 60+ Tazelenme Üniversitesi’ne katılanlar, 4 yıl boyunca haftada 2 gün çeşitli alanlarda eğitim alacak.
ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Muammer YaylalıKonferans Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısında, öğrenme anlayışını temel alan programın, her yaşta öğrenmenin ve gelişmenin mümkün olduğu bilinciyle tasarlandığını söyledi.
Dünya Sağlık Örgütünün sağlığın korunması için yaşam boyu öğrenmeye vurgu yaptığını belirten Çakmak, “Amacımız, kıymetli büyüklerimizin bilgiye, beceriye ve sosyal hayata daha aktif katılımlarını destekleyerek onların sağlıklı, mutlu ve üretken bir yaşam sürmelerine katkı sunmaktır.” dedi.
“Yaşam kalitesini arttırmayı hedefliyoruz”
Üniversite olarak yaşam boyu öğrenmeyi temel ilke olarak benimsediklerini ifade eden Çakmak, şöyle devam etti:
“Sağlıktan sanata, kişisel fiziksel aktivitelere, bağımsız yaşam becerilerinden sosyal ve zihinsel aktivitelere kadar geniş bir yelpazede sunacağımız eğitimlerle, bireylerimizin yaşam kalitesini arttırmayı ve topluma daha aktif katılımlarını teşvik etmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız program, bilimsel temellere dayanarak multidisipliner bir ekip tarafından hazırlanmıştır. Katılımcılarımızı hayatlarının her döneminde öğrenmenin, üretmenin ve paylaşmanın mümkün olduğunu göstermek istiyoruz. Çıktığımız bu yolda büyüklerimizin hayatlarına yeni bir pencere açıp onların enerjilerini ve potansiyellerini yeniden keşfetmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu programla büyüklerimizin de hayatlarına dokunmayı onların bizlerin akademik bilgi ve birikiminden faydalanmaları gibi bizlerin de onların hayat tecrübelerinden faydalanacağımız bir programı hayata geçiriyoruz.”
“Öğrenme ve gelişmenin yaşı yoktur”
Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve 60+ Tazelenme Üniversitesi Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu da projeyle yaşam boyu öğrenmede önemli bir adım atıldığını söyledi.
Karabulutlu, yaşlı nüfusun Türkiye’de son 5 yılda yüzde 21,4 arttığını bildirerek, şunları kaydetti:
“İnsanlığa değer katan, öncü ve saygın bir üniversite olma vizyonuyla hareket eden üniversitemiz 60+ Tazelenme Üniversitesi Projesi’yle bölgemizdeki 60 yaş ve üzeri bireylerin yaşamına değer katmayı hedeflemektedir. 60+ Tazelenme Üniversitesi yaşanılan her dönemde öğrenmenin gelişmenin ve yenilenmenin mümkün olduğu inancından doğmuştur. Bu projeyle ileri yaş döneminde de aktif öğrenmenin paylaşmanın, üretmenin mümkün olduğunu göstermek istiyoruz, çünkü öğrenme ve gelişmenin yaşı yoktur.”
Programa, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Akarsu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, akademisyenler ve 60 yaş üzerindeki vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YUTMA ve konuşma rehabilitasyonu konularında bilgiler ve yeni tedavi yaklaşımlarını paylaşan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hülya Şirzai, “Modern tıbbın olanaklarıyla geliştirilen rehabilitasyon teknikleri, özellikle nörolojik hastalıklar, kazalar, yaşlanma ve çeşitli diğer nedenlerle ortaya çıkan yutma ve konuşma bozuklukları yaşayan bireyler için büyük bir umut kaynağı olmaktadır. Baş ve boyun kanseri tedavisi sonrasında, özellikle cerrahi müdahaleler veya radyoterapi sonrası yutma sorunları görülebilir” dedi.
Yutma rehabilitasyonunun hastaların yaşam kalitesini artırmak için önemli olduğundan bahseden Romatem Move Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hülya Şirzai, “Yutma bozuklukları, Parkinson hastalığı, inme (felç), multiple skleroz (MS), ALS, kafa travmaları ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklar, baş-boyun kanserleri, yaşa bağlı gelişen zorluklar gibi çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilir. Rehabilitasyon sürecinde uygulanan egzersizler, teknikler ve cihazlar sayesinde hastaların beslenme, sıvı alımı, akciğer enfenksiyonları önleme ve genel yaşam kaliteleri önemli ölçüde iyileştirilebilmektedir” diye konuştu.
‘İNME SONRASI YUTMA BOZUKLUKLARI YAYGIN BİR SORUNDUR’
Yutma terapisinin uygulama alanlarına değinen Doç. Dr. Şirzai, “Parkinson hastaları, yutma güçlükleri ve tükürük birikimi ile karşılaşabilirler. Rehabilitasyon, kasların koordinasyonunu sağlamak ve yutma işlevini güçlendirmek amacıyla uygulanan çeşitli egzersizleri içerir. İnme sonrası yutma bozuklukları yaygın bir sorundur. Yutma rehabilitasyonu, bu hastaların yeniden güvenli bir şekilde beslenmelerine ve sıvı alımını sağlamalarına yardımcı olur. Multiple skleroz ve baş ve boyun kanseri tedavisi sonrasında, özellikle cerrahi müdahaleler veya radyoterapi sonrası yutma sorunları görülebilir. Bu durumda uygulanan terapi yöntemleri, hastaların beslenme alışkanlıklarını güvenli bir şekilde sürdürebilmelerini sağlar” dedi.
‘KONUŞMA BOZUKLUKLARI YAŞA BAĞLI OLARAK GELİŞEBİLİR’
Konuşma rehabilitasyonunun, yalnızca bireylerin kelimeleri doğru telaffuz etmelerini sağlamakla kalmadığını belirten Doç. Dr. Şirzai, aynı zamanda sosyal yaşamlarını yeniden kazanabilmelerine de katkı sağladığını söyledi. Konuşma bozuklukları, çeşitli nörolojik hastalıklar, ses telleri problemleri, kafa travmaları ve yaşa bağlı olarak gelişebileceğini anlatan Doç. Dr. Şirzai, bu bozuklukların tedavisinde kişiye özel terapi yöntemlerinin oldukça etkili olduğunu ifade etti.
KONUŞMA REHABİLİTASYONUNDA KULLANILAN YÖNTEMLER
Konuşma rehabilitasyonunda kullanılan yöntemleri belirten Doç. Dr. Şirzai, sözlerini şöyle tamamladı:
“Afazi (Dil Bozukluğu), inme sonrası ortaya çıkan afazi, konuşma ve dil anlama zorlukları yaratabilir. Bireylerin dil becerilerini yeniden kazanmalarını sağlayan özel konuşma terapileri uygulanır.
Dizartri (Konuşma Kaslarını Kontrol Edememe), nörolojik hastalıklar sonucu gelişen dizartri, kas kontrolü eksikliği nedeniyle konuşma bozukluklarına yol açar. Bu durumdaki bireylerin ses kontrolünü ve doğru artikülasyonu yeniden öğrenebilmeleri için kapsamlı bir tedavi planı öneriyor.
Ses terapisi, ses telleri problemleri, aşırı bağırma, yanlış ses kullanımı veya cerrahi müdahaleler sonrası ortaya çıkabilir. Ses terapisi, ses tellerinin doğru şekilde kullanılmasını sağlayarak sesin kalitesini iyileştirir.”
‘HER BİREYİN TEDAVİ SÜRECİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR’
Tedavi sürecinde bireyin duygusal durumu, psikolojik desteği ve rehabilitasyon sürecine uyumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Şirzai, “Her bireyin tedavi sürecinin özelleştirilmesi gerekiyor, yutma ve konuşma bozuklukları, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir etkisi de olan rahatsızlıklardır. Bu nedenle tedavi sürecinde bireyin duygusal durumu, psikolojik desteği ve rehabilitasyon sürecine uyumu göz önünde bulundurularak bir tedavi planı oluşturulmaktadır. Sonuç olarak, yutma ve konuşma rehabilitasyonu, sadece tıbbi tedavi değil, aynı zamanda bireylerin özgürce iletişim kurmalarını ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlayan önemli bir alandır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amasya Valiliği koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, Göynücek ilçesinde annelere yönelik farkındalık semineri gerçekleştirildi.
Annelerin uyuşturucuyla mücadeledeki rolüne dikkat çekilen seminerde, annelere bu konuda bilgi verilerek, farkındalık oluşturuldu.
Göynücek Kaymakamı Mustafa Kartal, uyuşturucuyla mücadelenin her bireyin sorumluluğunda olduğunu vurgulayarak, “Anneler çocukların en yakın rehberleridir. Bu nedenle onların bilinçlendirilmesi, geleceğimiz için çok önemlidir. Bu projeyi hayata geçiren ve destek veren herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Bilim Kadınları İçin” Programı, 40 yaş altındaki genç ve yetenekli bilim kadınlarının başarılarını onurlandırarak, projelerinin küresel çapta duyulmasına olanak tanıyor. Bu yıl, ödül kazanan 4 bilim kadınının önemli çalışmalarının kamuoyu ile paylaşıldığı programda, yenilikçi projeler vurgulandı. 2024 yılı ödülleri, L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Sinem Sandıkçı Gökçen’in ev sahipliğinde ve 2017 yılında ‘L’Oréal Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülü’ne layık görülen ODTÜ İVME-R Müdürü Prof. Dr. Bilge Demirköz’ün onur konuğu olduğu özel bir törende verildi. Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek, su kaynaklarındaki kirliliği azaltmayı hedefleyen ve atık sudaki dirençli kirleticileri arıtarak yeşil hidrojenle enerji üretmeyi amaçlayan projeyle bu yıl ödül kazanan kadın bilim insanları arasında yer aldı.
Atık suyu temizliyor, yeşil hidrojen üretiyor
Su kaynaklarındaki kirliliği ortadan kaldırmak ve sürdürülebilir enerji üretimini desteklemek amacıyla yenilikçi bir sistem geliştirmeyi hedefleyen Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek, geliştirilen sistem ile atık sudaki dirençli kirleticileri arıtarak, aynı zamanda yeşil hidrojenden enerji üretmeyi hedefliyor. Proje, hem iki boyutlu hem de kuantum boyutundaki malzemelerin sentezlenmesiyle, hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli avantajlar sunuyor. Bor temelli sistem, muadillerine göre daha düşük maliyetle etkili bir arıtma ve enerji üretim süreci sağlarken geliştirilen ileri arıtma ve enerji üretim teknolojisinin, 1-2 yıl sürecek laboratuvar çalışmaları ve 4-5 yıl sürecek pilot ölçekli geliştirme süreçlerinin ardından ticarileştirilmesi planlanıyor. Böylece, güneş ışığı kullanılarak su kirliliği önlenirken, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynağı olarak hidrojen üretimi gerçekleştirilecek.
Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek projesini ve ‘Bilim Kadınları İçin’ Programı’nı şu sözlerle anlattı: “Projemizde, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla su arıtımı ve yeşil hidrojen üretimini birleştirerek, doğada bol bulunan bor, karbon ve azot temelli malzemelerle çevre dostu bir çözüm sunmayı hedefliyoruz. Bu çalışmanın hem su kirliliğiyle mücadelede hem de sürdürülebilir enerji üretiminde önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bilimsel araştırmalarımız ile dünyayı daha iyi bir yer haline getirme potansiyeli, su ve enerji kaynaklarının giderek azalması için bulacağımız çözümler bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır.”
Sürdürülebilirlik için önemli adım
Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. Günümüzde Gebze Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Şimşek, sürdürülebilir, çevre dostu teknolojiler alanlarında yeni malzemelerin geliştirilmesi ve bu malzemelerin nasıl daha iyi hale getirebileceğiyle ilgili araştırmalar yapıyor.
İş birliği yaparak farklı bakış açılarını birleştirmek ve yenilikçi çözümler geliştirmek Şimşek’in en büyük başarılarından biri olarak öne çıkıyor. Işık enerjisinin kullanılmasıyla ilgili reaksiyonlar olarak adlandırılan fotokataliz konusundaki tutkusu ise çevre koruma ve sürdürülebilirlik üzerine yoğunlaşıyor. Özellikle toksik kirleticilerin parçalanması ve güneş ışığından enerji üretimi gibi alanlarda çözümler geliştirmeyi amaçlayan Prof. Dr. Esra Bilgin Şimşek, bu teknolojilerin verimliliğini artırarak daha geniş ölçekli uygulamalara taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Bugün ürün tanıtımlarının ötesinde, sosyal medyada başarılı olabilmek için kitleni tanıman, onlara uygun bir dil geliştirmen, fotoğrafçılık ve video edit gibi teknik programları kullanabilmen gerekiyor. Aynı zamanda etik kurallar, marka iletişimi gibi konuları da bilmek şart. Dolayısıyla bu alanın bir okulunun olması gerektiğine inanıyorum,” diye ekledi.
Türkiye’deki üniversitelerde medya ve pazarlama bölümlerinde sosyal medya kullanımına yönelik derslerin şimdiden verilmeye başladığına dikkat çeken Sümeyra Teymur, “Eğer bu iş artık bir meslekse, bunun okulu da olmalı. Akademik eğitimle desteklenmiş profesyoneller bu sektöre yön verebilir,” ifadelerini kullandı.
Influencer’ların ve sosyal medya uzmanlarının gelecekte daha da büyüyen bu sektöre çok daha donanımlı bir şekilde adım atabilmesi için, sosyal medya içerik üretiminin akademik bir bölüm olarak ele alınmasının önemini vurgulayan Teymur’un bu açıklamaları, sektörde yankı uyandırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AKINGÜÇ Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Bu yıl ‘Sağlıkta Yapay Zeka Uygulamaları’ başlığında düzenlenen 2024 Akıngüç Ödülünü ‘Genomik Veri Paylaşımında Gizlilik Sorunları: İşaretler ve Çözümler’ konulu çalışmasıyla Doç. Dr. Ercüment Çiçek alırken, Akıngüç Mansiyon Ödülünü Abdominal Organların Tıbbi Görüntüleme verilerinden segmentasyonunu ele alan ‘CHAOS challenge – Combined (CT-MR) Healthy Abdominal Organ Segmentation’ başlıklı çalışmasıyla Prof. Dr. Mustafa Alper Selver kazandı.
Kültür Koleji, İstanbulKültür Üniversitesi ve Kültür Koleji Vakfının kurucusu Akıngüç Ailesinin bilim, sanat ve düşünce insanlarını teşvik amacıyla düzenlediği Akıngüç Ödülleri sahiplerini buldu.
DR. BAHAR AKINGÜÇ: NİTELİKLİ EĞİTİM İÇİN ARAŞTIRMAYI VE ARAŞTIRMACILARI DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ
İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç, Akıngüç Ailesi adına paylaştığı mesajda ödüllerin amacını şöyle özetledi:
“Nitelikli eğitim hizmetinin sürdürülebilirliği; bilim, kültür, düşünce ve sanat alanındaki emeği desteklemekle mümkün. 65 yıldır Kültür markasıyla eğitim alanında hizmet veren aile işletmemiz, nitelikli eğitim için araştırmayı ve araştırmacıları desteklemeye devam edecek” dedi.
PROF.DR FADİME YÜKSEKTEPE: BİR ARAŞTIRMACI EN BAŞTA DAİMA SORULARI İLE YALNIZDIR
Üniversite Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe ise tören konuşmasında, sağlık alanında yapay zeka uygulamalarına yönelik çok değerli çalışmaların Akıngüç Ödülüne başvurduğunu belirtti. Araştırmaya yönelik emeğin paha biçilmez olduğuna dikkati çeken Rektör Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe şunları söyledi:
“Bir bilim ve düşünce insanının, bir sanatçının dünyayı, yaşamı anlamaya dair duyduğu merak, yorumlamak için sahip olduğu heyecan paha biçilmezdir. Başlangıç öyküsünde ise bir araştırmacı en başta daima soruları ile yalnızdır. Anlamak, ispatlamak için çıkılan ve tutkuyla sürdürülen bir araştırma yolculuğunun ne kadar yorucu ve zahmetli olduğunu özellikle akademisyenler ve eğitimciler bilir. Eğitimdeki 65 yıllık deneyiminde bilim, sanat ve düşünce insanlarının emeğine saygıyı vurgulayan Kurucumuz ve Onursal Başkanımız İnş. Yük. Müh. Sayın Fahamettin Akıngüç ve Akıngüç Ailesi de bu duruşu, Akıngüç Ödülleriyle somutlaştırmışlardır.”
PROF.DR. AKBULUT: BU ÇALIŞMALAR HEM ÜLKEMİZ, HEM SAĞLIK HEM DE BİLİM DÜNYASI ADINA UMUT VE ONUR VERİCİ
Akıngüç Ödülü 2024 Seçici Kurul Başkanı İstanbul Kültür Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Akhan Akbulut, süreci aktardığı konuşmasında şunları söyledi:
“Toplam 37 araştırmacıdan 64 çalışma için başvuru yapıldı. Başvuruları; başvuru tipi, kalite ve etki, yenilik düzeyi ile başvuranın araştırma profili gibi kriterlere göre kurulumuzla birlikte değerlendirdi. Sağlıkta yapay zeka alanında son derece kıymetli çalışmalardı her biri. Başvuruları incelediğimizde, Türkiye’de bu alanda gerek bilimsel ve toplumsal etki gerek yenilik düzeyi bağlamında çok kıymetli çalışmaların yapıldığını görmek hem ülkemiz, hem sağlık hem de bilim dünyası adına umut ve onur verici.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’in babası merhum Hamit Özçelik’in kabri başında dualarla anılmasının ardından program, öğrencilerin okul bahçesinde hazırladığı renkli etkinliklerle devam etti. Öğrencilerin okul girişinde büyük ilgi göstererek, alkışlarla karşıladığı Başkan Özçelik ve Ailesi, protokol üyeleriyle birlikte Alanya’nın yöresel ürünleri ve kültürel değerleriyle oluşturulan sergiyi gezdiler. Siyah Beyaz Alanya Fotoğrafları Sergisi’nin de bulunduğu etkinlik alanında öğrenciler, halk oyunları gösterisi gerçekleştirirken, ney dinletisi de katılımcılar tarafından ayakta alkışlandı.
“Babam eğitime ve Cumhuriyete çok önem verirdi”
Öğretmenlerle bir araya gelen Başkan Özçelik, “Bu okulun yapılış sürecinde buradaydık. Şöyle bir bakıyorum ki tamirat bile görmemiş. O zaman buranın işçiliğini yapanlara da bir teşekkür edelim isterim. Buraya okul yapacağımız zaman ‘burası uzak, öğrenciler gelmez’ dediler. Şimdi burada bine yakın öğrencinin olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Babamız Hamit Özçelik bir Atatürk milliyetçisiydi. Eğitime ve Cumhuriyet’e çok önem verirdi. Benim de sizlerden tek isteğim bu. Babam, sağlık sorunları nedeniyle ilkokulu zor bitirmiş. Ne okursa okusun, geniş bir bakış perspektifi vardı ve biz de babamızı örnek aldık. Allah rahmet eylesin bu okulu da yaptırdı ve burada çocuklarımız eğitim görüyorlar. Belediye Başkanı olduktan sonra particiliği bir kenara koydum ve oy veren, vermeyen ayrımı yapmadan Alanya’ya hizmet etmeye gayret ediyorum. Bu memleket hepimizin ve biz, birlik beraberlik içerisinde olduğumuz sürece her şeyi başarırız. Bizim her şeyden önce eğitime ihtiyacımız var. Yetiştirdiğimiz çocuklarımız aydın fikirli olsun. Hak yemesinler, hukuk çiğnemesinler, hile yapmasınlar. Hepiniz kendi çocuklarınızdan bunları istersiniz. Buradaki çocukları da kendi çocuklarınız gibi gördüğünüzden eminim. Benim sizden naçizane isteğim budur” dedi.
Öğretmenler ve veliler de Başkan Özçelik ile ailesine destekleri için teşekkür ettiler.
Alanya’da eğitime kaktı sağlayan hayırseverlerin anıldığı Vefa Projesi, Hamit Özçelik İlk ve Orta Okulu ile devam etti. Proje kapsamında düzenlenen programa, Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yılmaz, Okul Müdürü Muharrem Uğurlu, Özçelik Ailesi, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI MESUD PEZEŞKİYAN KOMBİ ÇAĞRISINDA BULUNMUŞTU
Elektrik ve gaz tedariki sıkıntısı çekilen İran’da, başta Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan olmak üzere hükümet yetkilileri vatandaşlara seslenerek kombilerini 2 derece daha düşük modda çalıştırmaları çağrısında bulunmuştu. Hem gaz tüketiminin düşürülmesi hem de yüksek tüketim nedeniyle oluşan gaz basıncı sorununun çözülmesi hedeflenen çağrılar üzerine bugün İran Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirilen haftalık basın toplantısında da kombiler kısıldı.
OKULLAR TATİL EDİLDİ
Enerji sorunu ve soğuk havalar nedeniyle Erdebil, Batı Azerbaycan, Simnan, Gülistan, Kuzey Horasan, Rezevi Horasan, Mazenderan, Zencan, Kürdistan ve Kirmanşah eyaletlerinde tüm eğitim kademeleri için okullar tatil edildi. Kum eyaletinde ilk, orta ve lise düzeyi eğitim kurumları, Fars eyaletinde ise ilkokullar tatil edildi. Bazı eyaletlerde eğitime çevrim içi devam edilecekken bazı eyaletlerde ise okullar tamamen tatil edildi. Birçok eyalette ise ilgili kurumların yaptıkları toplantıların ardından eğitime ara verilip verilmeyeceği konusundaki kararları açıklanacak.
TERMİK SANTRALLERDE DİZEL YAKIT TÜKETİLMESİNİN YASAKLANDI
Daha çok yaz aylarında karşılaşılan elektrik kesintileri bu yıl kış aylarına da yansıdı. Ülkenin birçok kentinde yaşanan hava kirliliği nedeniyle termik santrallerde dizel yakıt tüketilmesinin yasaklanması ile ihtiyaç duyulan elektrik miktarında artış oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Her yıl aralık ayının ikinci haftası gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında öğrenciler keçe, kağıt gibi doğal ve dönüştürülebilir malzemelerden tasarladıkları ürünleri defileyle sergiledi.
Yerli malı ürünlerden ilham alınarak tasarlanan kıyafetler izleyiciler tarafından ilgiyle karşılandı.
Ayrıca veli ve öğrencilerin kendi imkanlarıyla temin ettikleri geleneksel ürünler de sergide yerini aldı.
Etkinlikte, TUSAŞ ve BAYKAR’ın hediye ettiği üç boyutlu maketler atölyelerde öğrenciler tarafından yapılarak sergilendi.
Okul Müdürü Yunus Emre Aytaç, bu yıl daha farklı bir konseptte gerçekleştirilen etkinliğe katılanlara teşekkür etti.
Programa, Çatalca Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş, İlçe Milli Eğitim Müdürü Süleyman Ceylan ve daire amirleri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kafkas ÜniversitesiAhmet Arslan Kongre Merkezindeki panel, saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim’in okunmasıyla başladı.
Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu, yaptığı konuşmada, emeği geçenlere teşekkür ederek, etkinliğin Kars için önemli olduğunu söyledi.
“Böyle bir şehirde, böyle bir manevi zatın huzurunda ve gölgesinde olduğumuz için kendimizi çok şanslı buluyorum.” diyen Kapu, “Gerçekten bizim manevi koruyucumuz ve bu zatlar sayesindedir ki bu topraklar bin yıldan beridir İslam yurdu olarak tescil edildi ve ebediyete kadar inşallah böyle devam edecek.” ifadelerini kullandı.
Ebu’l Hasan Harakani Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Muhammed Alparslan Kartal da Anadolu’yu bir Türk İslam yurdu haline getiren büyük komutanların olduğunu anlattı.
Buraları manen fethe hazır hale getirenlerden birinin de Ebu-l Hasan Harakani olduğunu belirten Kartal, “Fakat bir de unutulan veya daha az hatırlanan Anadolu’yu İslam mayasıyla mayalandıran büyük hak dostları vardır. Mana Sultanları vardır. Çok şükür ki onlardan bir tanesi ve en önemlisi şu anda bizim yaşadığımız şehirde yaşıyor, Ebu-l Hasan Harakani Hazretleri. Anadolu’nun daha bir Türk İslam yurdu haline gelmesinden 30-40 yıl önce buraya bir vesileyle gelip burada dergahını kurup, burada bütün insanlara açık sofralar kurup, onlara İslam’ın hoşgörüsünü anlatmış. Buraları Sultan Alparslan’ın fethinden önce manen fethe hazır hale getirmiştir. İşte o Mana Sultanı’nın çok etkilediği bir zat daha var ki o da Mevlana Celalettin Rumi Hazretleri.” diye konuştu.
Mevlana’nın hayatı hakkındaki video gösterimi ve ney dinletisinin sunulduğu panele, Kars Vali Yardımcısı Hayrettin Buğra Güzel, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Trablus’ta düzenlenen forumda çok sayıda uluslararası medya kuruluşundan idareci, uzman, gazeteci, ve eğitimci atölye çalışmaları, seminer ve tartışma oturumlarında Libyalı medya mensupları, gazeteci adayı öğrencilerle tecrübe paylaşımında bulundu.
Forumdaki atölye çalışmalarında, AA Haber Akademisi Müdürü Zeynep Bayramoğlu Öztürk, AA Teyit Hattı Müdürü Ömer Faruk Görçin, AA Siber Güvenlik Müdürü Murathan Ok ve AA Ankara Haberleri Müdür Yardımcısı Mehmet Yılmaz Güldaş uzmanlık alanlarında ders verdi.
Haberciliğin Temel İlkeleri Atölyesi
AA Haber Akademisi Müdürü Öztürk, Haberciliğin Temel İlkeleri temalı atölye çalışmasında gazeteciliğin temel ilkelerinden “doğruluk” ilkesini ele aldı.
Bayramoğlu, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında İsrail haber kaynakları tarafından ileri sürülen “İsrail ordusunun kafası kesilmiş 40 bebek bulduğu” iddiasını hatırlattı.
Bu haberlerin yalan haber olduğunu AA’nın İsrail tarafından teyit ettiğini kaydeden Bayramoğlu, “Çıkan haberler üzerine AA, İsrail ordusu (IDF) ile görüştü ve IDF, Hamas’ın bebeklerin başlarını kestiği yönündeki iddiaları teyit edecek bir bilgi bulunmadığını söyledi.” dedi.
Dijital Çağda Dezenformasyondan Korunma Yöntemleri Atölyesi
AA Teyit Hattı Müdürü Görçin, “Dijital Çağda Dezenformasyondan Korunma Yöntemleri” temalı atölye çalışmasında, “geleneksel medya araçlarının etkisinin kırılarak sosyal medyanın öne çıktığı günümüzde gazetecilik ilkelerinin nasıl olması gerektiğini” ele aldı.
Yanıltıcı haberlerin bireysel ve toplumsal ölçekte oluşturabileceği zararları anlatan Görçin, dezenformasyonla mücadelede alınabilecek önlemlere dair uluslararası çalışmaları aktardı.
Bireyler için Siber Güvenlik Atölyesi
AA Siber Güvenlik Müdürü Ok, “Bireyler için Siber Güvenlik” başlıklı atölye çalışmasında siber güvenliğin tanımı ve bireylerin siber saldırılardan korunma yöntemlerini değerlendirdi.
Siber saldırıların hangi yöntemlerle gerçekleştiğini anlatan Ok, “Siber güvenlik, dijital dünyada bireylerin ve kurumların verilerini koruma konusunda hayati bir rol oynuyor. Ancak artan teknoloji kullanımıyla birlikte siber saldırılar da giderek yaygınlaşıyor ve bireyler için ciddi riskler oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.
Özel Habercilik Atölyesi
AA Ankara Haberleri Müdür Yardımcısı Güldaş, “Özel Habercilik” temalı atölye çalışmasında özel haber üretimi konusunu anlattı.
Güldaş, katılımcılara AA’nın özel haber hazırlama ve yayımlama süreci hakkında örnekler verdi.
Etkinliğe, AA Global Haberler Direktörü Faruk Tokat da katıldı.
Libya İletişim ve Siyasal İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı Velid el-Lafi ve çok sayıda Libyalı yetkili, AA’nın atölye çalışmalarını yaptığı standı ziyaret ederek, AA’nın çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Etkinliğin sonunda AA yöneticileri, atölye çalışmalarına katılan Libyalı medya mensubu ve iletişim fakültesi öğrencilerine sertifikalarını takdim ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Platform Up Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Öğrenci Topluluğu tarafından, Prof.Dr. Ceyhan Aldemir Konferans Salonu’nda düzenlenen programın açılışına katılan Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmanın önemini anlattı.
Cinsiyet eşitliğinin yeni bir dünyaya erişmede hız kazandıracağını belirten Babatunde Ahonsi, şöyle konuştu:
“Böylece bu yeni dünya daha refah, daha sakin, daha fazla adaletli olacaktır. Ancak bunu yapmak sadece bir sektörün işi değil. Şirketler, sivil topluluklar, uluslararası kurumlar, genç bireyler yeni bir Türkiye, yeni bir dünya oluşturmamızda her birinin bir adım atması gerekiyor. BM ve Türkiye’nin bir araya gelip bir kolektif çaba sarf etmesi ve harekete geçmesi takdir ettiğim bir durum. Kararlılıkla birlik olmalıyız. Çünkü şu anki durum çok korkunç. Küresel olarak her on dakikada bir kadın öldürülüyor. O nedenle bu korkunç insan hakları ihlalinin önüne geçmeliyiz.”
DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da hem Türk kültüründe hem de inancında kadına önem verildiğini ifade ederek, üniversitede kadınlara yönelik yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Yılmaz, her zaman “kadına şiddete hayır” dediklerini vurgulayarak, “Toplumun hamurunu yapan kadındır, annelerimizdir. Daha huzurlu, sevgi ve saygı ortamında yaşam sağlanması en büyük önceliğimizdir. Devletimiz de büyük önem veriyor.” ifadelerini kullandı.
Platform Up Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Öğrenci Topluluğu Başkanı Pınar Topçuoğlu ise zirvenin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Turuncu Zirve’nin 25 Kasım-10 Aralık arasında tüm dünyada yürütülen kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi farkındalık kampanyasına katılan liseler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, iş insanların ve BM ajanslarının buluşma noktası olduğunu aktaran Topçuoğlu, “Bu sene özellikle liselerdeki genç katılımcılarımızın ısrarı nedeniyle zirvemizi 12-13 Aralık tarihlerinde yüz yüze gerçekleştiriyoruz. Katılımcı sayımızın fazlalığı program, konuşma süreleri ve içerik yönetimi açısından bizi zorlasa da her geçen yıl daha fazla gence ulaşabiliyor olmak yarınlara olan inancımızı artırıyor.” dedi.
Programda, DEÜ İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaprak Gülcan, platformun kurucusu Meltem Kolday ve Işıkkent Ortaokulu 8. sınıf Öğrencisi Derin Gökmeral de kadına yönelik şiddet hakkında konuşma yaptı.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için konuşmaların yapılacağı zirve, yarın sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Milli Eğitim Müdürü Fahri Acar, Artvin Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu Salonunda düzenlenen toplantıda, özel gereksinimli öğrencilere en iyi olanakları sunarak gelişimlerini desteklemek istediklerini belirtti.
Acar, aynı zamanda özel gereksinimli bireylerin ailelerinin de sosyal ve kültürel faaliyetlerini desteklemeyi amaçladıklarını vurguladı.
Özel eğitim öğretmeni, Vali Turan Ergün’ün eşi Hülya Ergün ise özel gereksinimli öğrenciler için kurumlararası koordinasyonu sağlayacak çalışmanın önemine işaret etti.
İlgili şube müdürleri, Ar-Ge öğretmenleri, merkez ilçe okul yöneticileri ve özel eğitim öğretmenlerinin katıldığı toplantıda, Artvin’de yürütülen özel eğitim hizmetlerinde etkinliği, kurumlararası koordinasyonu ve özel gereksinimli öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetlerini artırmak amacıyla fikir alışverişinde bulunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut, ABD’deki Andrews Üniversitesi’ni ziyaret etti. Ziyarette, Prof. Dr. Abdulhalik Karabulut ile Andrews Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Rektörü Prof. Dr. John Wesley Taylor V, bilimsel araştırmaları artırmayı ve güçlendirmeyi, eğitimde ve bilimde etkileşime imkan sağlayacak bir protokole imza attı.
7. Uluslararası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu’nun sponsorları arasında yer alan Andrews Üniversitesi’ni ziyaret etmekten dolayı memnun olduklarını belirten Prof. Dr. Karabulut, 2025 Yılında yapılacak 8. Uluslararası Ağrı Dağı ve Nuh’un Gemisi Sempozyumu’nun iki üniversitenin ortaklığında düzenlenmesi amacıyla iş birliği protokolü yapıldığını söyledi.
Prof. Dr. Karabulut, Üniversitenin uluslararasılaşmasında önemli bir adım olan protokolle ortak sempozyum düzenlemenin bir başlangıç olduğunu, iki üniversite arasında sosyal alandan teknolojiye birçok alanda çalışmaların yapılacağını ifade etti.
Protokol imza töreninde, AİÇÜ Dış İlişkilerden Sorumlu Rektör Danışmanı ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Önder Şimşek ve Dış İlişkiler Genel Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Nimetullah Aldemir ile Andrews Üniversitesi’nden Akademiden Sorumlu Rektör Vekili Prof. Wagner Kuhn ile Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Randall Younker de hazır bulundu. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA), dış ticaret alanındaki çalışmalarıyla bölgede uluslararası ticaretin kapılarını aralıyor. Merzifon Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü’nde başlayan Sertifikalı Dış Ticaret Eğitim Programı, dış ticaret alanında nitelikli personel yetiştirerek bu alandaki istihdamı artırmayı ve bölgenin ihracat kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor.
OKA’nın Katma Değerli Üretim ve İhracat Sonuç Odaklı Programı kapsamında düzenlenen eğitim, ihracat yapan işletme sayısını ve kilogram başına ihracat değerini artırma hedefiyle dış ticaret sektöründe ihtiyaç duyulan nitelikli personelin yetiştirilmesine odaklanıyor. Eğitim ayrıca, bölgedeki üretim sürecinde oluşturulan değerin artırılması ve üretilen ürünlerin uluslararası pazarlara açılması için önemli bir adım.
Toplam 7 iş günü sürecek olan program, dış ticaret alanında uzman eğitimciler tarafından yürütülüyor. Eğitim kapsamında katılımcılar; Dış Ticaretin Temel Kavramları, Dış Ticaret Operasyonları, İstihbarat ve Pazarlama Stratejileri, Dış Ticarette Yazışmalar gibi konularda bilgi sahibi olacaklar.
Eğitimi başarıyla tamamlayan kursiyerlere sertifika verilecek. Bu sertifika, dış ticaret sektöründe iş bulma fırsatlarını artırırken katılımcıların kariyerlerine de değer katacak.
Eğitime katılan kursiyerler, eğitime dair düşüncelerini paylaşarak, “Bölgemizde böyle bir programın düzenlenmesi büyük bir şans. Uluslararası ticaret kariyerimiz için ilk adımı burada atıyoruz” dediler. – AMASYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Turizm Sektöründe Sürdürülebilirlik ve İstihdam Zirvesi” İstanbul’da düzenlendi. Ekonomik ve Sosyal Alanda Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Marmara İşletme Kulübü Danışmanı Prof. Dr. Fatma Ayanoğlu programın açılış konuşmasında, üniversite ve sanayi işbirliği çerçevesinde sektör profesyonelleri ile daha fazla işbirliği yapılmasının önemini vurguladı. Ayanoğlu, ülke ekonomisi açısından kritik öneme sahip turizm sektöründe sürdürülebilirlik gibi mühim bir konu ile ilgili çalışmaların devam edeceğini belirtti.
Zirvede, alanında uzman isimler turizm sektörünün sürdürülebilirlik ve istihdam konularındaki deneyim ve önerilerini paylaştı. Yoğun ilginin olduğu, yeni stratejilerin üzerinde derinlemesine bilgi aktarımının gerçekleştirildiği zirve, katılımcılara teşekkür belgelerinin takdimiyle tamamlandı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Niğde ve Bor Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, Bor Ömer HalisdemirGençlik Merkezi ve Niğde Çocuk Hakları Komitesi işbirliği ile düzenlenen etkinlikte çocukların zihinsel gelişimi, akıl yürütme, psikomotor becerilerin gelişimi ve el-göz koordinasyonunun geliştirilmesine yönelik oyunlar oynandı. 120 çocuğun katıldığı etkinlikte “Dijital Bağımlılık” ve “Mahremiyet” konularında farkındalık kazandırmak amacıyla eğitim verildi, çocuk hakları hakkında bilgilendirme yapıldı.
Çocukların dijitalden uzaklaşarak oyunlar oynaması, arkadaşlıklar edinmesi ve geleneksel oyunların yaşatılmasının da hedeflendiği etkinlikte birbirinden farklı oyunlar oynayan çocuklar eğlenceli vakit geçirdi. – NİĞDE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UNESCO Türkiye Milli Komisyonu ile Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen program, Adana Olgunlaşma Enstitüsü’nde gerçekleştirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete, etkinlikte yaptığı konuşmada, kültürün bütüncül yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi.
Projenin geçmişle gelecek arasında köprü kurduğunu belirten Mete, şöyle konuştu:
“Türk kültürünün yaşatılması, kuşaklara aktarılması ve dünyayla buluşturulması çok kıymetli. Bizler, bu kadim medeniyetin temsilcileri olarak bunun farkında olmak ve yaşatmakla ilgili sorumluluğumuzu yerine getirmek istiyoruz. Öğrencilerimizin okulda aldığı nitelikli eğitimin yanında bu unsurları da dikkate alarak kuşanmış ve zırhlanmış şekilde geleceğe hazırlanmalarıyla ilgili gayretimiz var.”
İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Tevke de toplumların kendi kültürlerini gençlere aktarması gerektiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından öğrenciler, usta öğreticilerle giyim, dokuma, moda tasarım, ahşap, el sanatları ve nakış atölyelerinde uygulamalı çalışmalar yaptı.
Programa, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz ve lise öğrencileri katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN’da 3 lise öğrencisinin içine girip sigara içtiği dekor lokomotif yandı. Yangın kontrol altına alınırken, KGYS kameralarından tespit edilip yakalanan 3 öğrenci ise işlemleri için emniyete götürüldü.
Olay, İlkadım ilçesi Karadeniz Mahallesi Fuar Caddesi’ndeki Muzaffer Önder Parkı’nda meydana geldi. Samsun Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 12’nci sınıf öğrencisi E.G. (17) ile 11’inci sınıf öğrencileri S.T. (17) ve S.Y. (17) sigara içmek için, parktaki dekor amaçlı lokomotife girdi. Öğrenciler, içtikleri sigarayı söndürmeden lokomotifin içine atıp bölgeden ayrıldı. Lokomotif, bir süre sonra alev alınca çevredekiler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Olay yerine polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, yangını büyümeden kontrol altına aldı.
Olayla ilgili çalışma başlatan İlkadım Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarını izleyip, lokomotiften çıkan 3 liseliyi tespit etti. Öğrenciler, bölgeye yakın bir sokakta yakalanıp, Çocuk Şube ekiplerine teslim edildi.
Haber-Kamera: Emre ÖNCEL/SAMSUN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ressam ve tasarımcı Halil Basri Uluğ öncülüğünde yapılan etkinlikte, öğrencilere resim teknikleri ve tasarım uygulamaları gösterildi.
Boyama tekniklerini öğrenen öğrenciler keyifli vakit geçirdiler.
Etkinliklerin çocuklar üzerindeki olumlu etkisi olduğunu belirten öğretmen Beyda Sülük, “Beş yaş grubu öğrencilerimizle birlikte sanat atölyemizi ziyarete geldik. Çocuklarımızı hem sanatla tanıştırdık hem de farklı nesneleri kullanarak neler yapabileceklerini ve yaratıcılıklarını geliştirdik.” dedi.
Nezahat Onbaşı Anaokulu öğrencilerini misafir ettiklerini anlatan Uluğ da amaçlarının çocukları sanatla buluşturmak olduğunu söyledi.
Bazı becerilerin ve yeteneklerin küçük yaşta kazanıldığına işaret eden Uluğ, “Çocuklarımızın el becerilerini artırmak için ahşaplarla tanıştırdık. İşlemden geçirdikleri ahşapların üzerine sulu boyaları kullanarak kendi hayal güçlerini de ekleyerek bir takım şekiller, çizimler yapmalarını öğrettik. İlk defa böyle bir etkinlik yapıyorlar. Güzel bir çalışma oldu. Atölyemiz 7-12 yaş grubu ve yetişkinler için çalışmalarına devam ediyor.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güney Kore yerel basınına göre, 31 üniversiteden öğrenci temsilcileri Seul Yeouido’da Ulusal Meclis önünde bir basın toplantısı düzenledi ve Başkan Yoon’a istifa çağrısında bulundu.
Ülkedeki birçok akademisyen de Devlet Başkanı Yoon’a tepkilerini göstererek, sosyal medyada Yoon’un ülkeyi antidemokratik bir zemine götürdüğünü ve istifa etmesi gerektiğini bildiren paylaşımlar yaptı.
Ülkede Yoon’a yönelik protestolar liselere de sıçradı.
Yoon’un mezun olduğu Seul’deki Chungam Lisesi öğrenci konseyi, Yoon’un sıkıyönetim ilanının yanlış olduğunu belirterek, istifasını isteyen bildiri yayımladı.
Hankuk Yabancı Diller Üniversitesinden Türkçe dahil 18 dilde yayımlanan açıklamada, Yoon’un, yaptığı eylemin sorumluluğunu yerine getirmesi istenerek, şu ifadelere yer verildi:
“Dünyaya duyuruyoruz, halkın iradesini terk eden birini devlet başkanı olarak kabul etmemiz imkansızdır. Devlet Başkanı Yoon, ülkeyi kaosa sürükleme ve halkı aldatma eylemlerinin sorumluluğunu alarak görevinden istifa etmelidir. İktidar partisi milletvekilleri, halkın temsilcisi olarak görevlerini yerine getirmedikleri için özür dilemeli ve halkın iradesini yansıtmalıdır.”
Güney Kore’de sıkıyönetim ilanı
Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 3 Aralık gecesi televizyon kanalında yaptığı konuşmada, “muhalefetin devlet karşıtı aktivitelere karıştığı” gerekçesiyle sıkıyönetim ilan etmiş ancak parlamentonun yaptığı oylamada kararı kaldırması ve bunun Bakanlar Kurulunda onaylanmasıyla geri adım atmıştı.
Yoon, muhalefeti “Hükümetin işlevini yerine getirmesini engellemekle” suçlayarak, sıkıyönetimin “Kuzey Kore yanlısı güçleri ortadan kaldırmayı ve anayasal özgürlük düzenini korumayı amaçladığını” savunmuştu.
Sıkıyönetim ilanının ardından Savunma Bakanlığı, ordudaki komutanlara toplantı talimatı verip teyakkuzda olunması çağrısı yapmıştı. Öte yandan, “sıkıyönetim birlikleri” olarak görevlendirilen askerlerin Ulusal Meclise girdiği bildirilmişti.
Ulusal Mecliste yapılan acil oturumda sıkıyönetim kararının kaldırılmasına ilişkin verilen önerge, 190 milletvekilinin oyuyla kabul edilmişti. Ulusal Meclis Başkanlığı Ofisi, sıkıyönetimin, yapılan oylamanın ardından “hükümsüz” hale geldiğini açıklamıştı.
Bunun üzerine Bakanlar Kurulunu toplayan Yoon, kabinenin onayının ardından sıkıyönetimi sona erdirdiğini duyurmuştu.
“Vatana ihanet” şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında Devlet Başkanı Yoon için yurtdışı seyahat yasağının getirildiği bildirilmişti.
Güney Kore Ulusal Meclisi de 3 Aralık’taki sıkıyönetim ilanı nedeniyle Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un “derhal” gözaltına alınmasını içeren karar tasarısını kabul etmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Hikmet Şimşek Çoksesli Koro Eseri Beste Yarışması’nda ödül sahiplerinin açıklandığını duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; 4 Aralık 2024 tarihinde tamamlanan değerlendirmeler sonucunda ‘Hikmet Şimşek Çoksesli Koro Eseri Beste Yarışması’nda; 1’incilik ödülüne Onur Arınç Duran, 2’ncilik ödülüne Orhan Veli Özbayrak ve 3’üncülük ödülüne Melda Camuşcu layık görüldü. Ayrıca yarışmada mansiyon ödüllerine Serhat Günay, Volkan Akkoç, Mesruh Savaş, Su Uğurlu ve Orhan Öner Özcan değer bulundu. Yarışmanın Jüri Başkanlığını Güzel Sanatlar Genel Müdürü ve Solist Sanatçı Ömer Faruk Belviranlı üstlenirken; Devlet Çoksesli Korosu Şefi Burak Onur Erdem, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Cemi’i Can Deliorman, Hacettepe ÜniversitesiAnkara Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü öğretim üyesi Turgay Erdener ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesiİstanbul Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Özkan Manav, yarışmanın değerlendirmesinde görev aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocukluk yıllarından itibaren müziğe ilgi duyan 51 yaşındaki Sonan Yılmaz, 1990’da Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Koro Bölümünü kazanarak müzik kariyerine ilk adımı attı.
Daha sonra Bilkent ÜniversitesiMüzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Opera Şan Sanat Dalında öğrenimini devam ettiren Yılmaz, 1999’da Kültür ve Turizm Bakanlığının sınavlarına girerek Antalya Devlet Opera ve Balesi görevine başladı.
Halen Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde görevini sürdüren Yılmaz, geçen yıl Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü kazandı.
Ankara’dan Yozgat’a hızlı trenle günübirlik gelerek eğitimini sürdüren 2’nci sınıf öğrencisi Yılmaz, ders aralarında notalara çalışarak prova yapıyor, seslendirdiği aryalarla da fakültenin koridorlarını inletiyor.
Zaman zaman yurt dışında Türkiye’yi temsil eden ve uluslararası opera yarışmalarında 11 ödülü bulunan Yılmaz, 12 Aralık’ta İtalya’nın Milano kentinde konser verecek.
Opera sanatını 26 yıldır sürdürdüğünü belirten Yılmaz, AA muhabirine, sinema sanatının inceliklerini öğrenmek, bilinçli bir medya okuryazarı olmak ve bu alanda kendini yetiştirmek için bu bölümünü seçtiğini söyledi.
Haftanın 4 günü Ankara’dan trenle gelip derslere katıldığını anlatan Yılmaz, “Daha önce opera sanatıyla tanışmamış öğrencilerin olabileceğini düşünerek fakültede ders aralarında arya söylüyorum. Opera sanatı farklı bir ses eğitimini gerektirdiği için yüksek frekans ve desibelde sesler çıkartmak gerekiyor. Öğrenci arkadaşlar bunu duyduklarında çok etkileniyor. Bunu nasıl yaptığım ve başarabildiğim konusunda bilgi almaya çalışıyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor.” diye konuştu.
“Bize opera hakkında bilgi veriyor”
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü 4’üncü sınıf öğrencisi Müzeyyen Sırım da operaya gidemeyen öğrenciler için Sonan Yılmaz’ın büyük bir fırsat olduğunu belirtti.
Yılmaz’ın ders alarında öğrencilere dinleti sunduğunu aktaran Sırım, “Bize opera hakkında bilgi veriyor, biz de bundan faydalanıyoruz. Şimdiye kadar hiç operaya gitmemiş ya da gitmeye fırsatı olmamış bizler için gerçekten çok güzel bir nimet olarak bakıyoruz. O yüzden mutluyuz.” dedi.
Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Merve Tekinışık ise Sonan Yılmaz’ın ders aralarında arya seslendirdiğini belirterek, “Fakültemizde çok güzel ve eğlenceli zaman geçiriyoruz. Dersten sonra güzel sesiyle bir nevi rahatlama seansı oluyor. Yozgat’ta bu avantajı bulmak bizim için çok önemli.” ifadesini kullandı.
-“Öğrencilere rol model oluyor”
Bozok Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk de hem ikinci üniversite olarak tercih edenler hem de hayatına değer katmak için yeni bir üniversite okumak isteyenlerin fakülteye değer kattığını söyledi.
Değer katan öğrencilerden birinin de Sonan Yılmaz olduğunu ifade eden Şentürk, şunları kaydetti:
“Kendisi devlet opera sanatçısı. Koridorlarda billur gibi çok güçlü sesiyle bize küçük mini konserler veriyor. Öğrencilerimiz de bundan çok memnun kalıyor. Hem öğrencilerimize hem de diğer fakültelere örnek oluyor, değer katıyor aslında. Sonan Hanım güçlü bir kadın, güçlü bir ses ve yaşça kendisinden küçük öğrencilere rol model oluyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinop Gençlik ve Spor Müdürlüğü Meydankapı Genç Ofis’te gerçekleştirilen etkinliğe, Sinop Valisi Mustafa Özarslan, Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhitdin Yılmaz, akademik ve idari personel, vatandaşlar ve çok sayıda öğrenci katıldı. Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Adem Orakçı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, Sinop Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zekiye Tunç, Anadolu Selçuklu döneminin önemli figürlerinden biri olan Muinüddin Süleyman Pervane’nin siyasi kariyeri ve Sinop’a etkilerini derinlemesine ele aldı. Programda, Pervane’nin Selçuklu siyasi hayatındaki rolü, devlet yönetimindeki etkisi ve Moğollar ile olan ilişkisine de değinildi.
Etkinlik, Sinop Üniversitesi müzik Öğrenci Topluluğu’nun sunduğu dinleti ile devam etti.
Program teşekkür belgelerinin takdimi ile sona erdi. – SİNOP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TÜRKİYE’DE GÖZLERİM BAYRAM EDİYOR”
Turist kadın,videosuna ” Türkiye’de gözlerim bayram ediyor ve hepsi parlak cildim ile gözlerini şenlendiriyor.” notunu düştü. Video sosyal medyada defalarca tıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP İLE AK PARTİ ARASINDA “KREŞ” TARTIŞMASI
Konuyla ilgili olarak Özel’in açıklamalarına sosyal medya hesabından yanıt veren AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “Daha kreş ile anaokulu arasındaki farkı bilmeyen bir genel başkansın. Aklın erer mi bilmiyorum ama tek tek yazayım; Milli Eğitim Bakanımız açıkladı, gönderilen yazıda kreşlerle alakalı hiçbir ifade yok. Kaldı ki, kreşler MEB’in yetkisinde bir alan da değil” dedi.
AK PARTİLİ VARANK: YALAN SÖYLEMEK ALTI OKUN HANGİ İLKESİNDE VAR?
Varank şunları söyledi: “2007 yılında belediyelerin anaokulu açma yetkisini AYM’de CHP iptal ettirmiş. Sizin iptal ettirdiğiniz kanun maddesi nedeniyle MEB 2007 yılından beri hiçbir belediyeye anaokulu ruhsatı vermemiş. Başka isimler altında anaokulu açıp buraları MEB denetiminden kaçırmak istemenizin arkasında hangi ideolojik saplantınız var. İçerisinde kreş kapatma ifadesi geçmeyen, parti ayırt etmeksizin tüm belediyelere gönderilen bir yazı için “CHP’li belediyelere kreşleri kapatın dediler” diye alenen yalan söylemek altı okun hangi ilkesinde var? Yoksa mora boyayacağınız yeni okta mı?”

CHP’Lİ BAŞARIR: TWEET BU KADAR, GERİ ZEKALI
Varank’ın açıklamasını alıntılayan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, belgeleri paylaştığı açıklamasında çok sert ifadeler kullandı. Başarır, “Tweet bu kadar, geri zekalı” dedi.

VARANK: GERİ ZEKALININ NASIL YAZILACAĞINI BİLMİYOR
Varank’ın Başarır’a yanıtı da bir o kadar sert oldu. Varank, şu ifadeleri kullandı: “Ayak röntgeni yayınlayıp, koridorlarda kabadayılık yapan bir ekipten asgari düzeyde Türkçe okuyup anlama becerisi beklemek elbette beyhude. Hakaret ederek netice alacağını zanneden bu ağzı bozuk anlama özürlü için tekrar yazayım: Kreşler ile alakalı bir durum yok. Kreş ya da başka bir isim altında anaokulu işletmeciliği yapılamaz. Anaokulu açmak için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ruhsat almak gerekiyor.
Belediyeler ruhsat alamaz çünkü CHP ilgili kanun maddesini iptal ettirip yasak getirdi. Not: O kadar Türkçe özürlü ki “geri zekalı”nın nasıl yazılacağını bile bilmiyor”
Ali Mahir BaşarırMustafa VarankAK PartiPolitikaEğitimBursa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükelçilikte düzenlenen programa, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski, Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands, bursiyerler ve birçok davetli katıldı.
Bozay, Hollanda-Türkiye dostluğunun 100. yılının kutlandığı programın açılışında konuştu.
Bakan Yardımcısı Bozay, bugünlerin “belirsizlikler” kavramıyla tanımlanabileceğini, Jean Monnet Burs Programı’nın ise bir “fenere” benzetileceğini belirterek bu programın Türkiye-AB ve Türkiye-Hollanda ilişkilerinin ne yöne gitmesi gerektiğine dair ipucu verdiğini söyledi.
Eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı ve eski İtalya Başbakanı Mario Draghi’nin, AB ekonomisinin küresel gelişmeler karşısında nasıl rekabetçi kalabileceği konusundaki raporuna değinen Bozay, “Draghi raporunun bence tek eksik yönü bir üye olarak Türkiye ve onun kapasitesi. Size, Türkiye ve AB kapasitelerini, üyelik sürecinde nasıl bir araya getirebileceği konusunda çalışmanızı rica edeceğim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ortaklığımız ve dostluğumuz oldukça güçlü”
Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Wijnands ise Jean Monnet Burs Programı’nın AB ve Türkiye arasındaki işbirliğinin en önemli sacayaklarından biri olduğunu ve iki aktör arasındaki akademik ilişkilerin gelişmesine yardımcı olan bir husus olduğunu söyledi.
Türkiye-Hollanda ilişkilerinin önemine işaret ederek bu yıl iki ülke arasındaki dostluğun 100. yıl dönümünü kutladıklarını belirten Wijnands, “Ortaklığımız ve dostluğumuz oldukça güçlü. Sadece NATO müttefiki ülkeler değiliz aynı zamanda çok önemli ticaret ortaklarıyız. Hollanda Türkiye’de birinci sıradaki yabancı olan yatırımcı.” dedi.
Wijnands, iki ülke toplumları arasında güçlü bağlantıların olduğunu vurguladı.
Büyükelçi Ossowski de Jean Monnet Burs Programı’nın çok iyi algılanan ve herkes tarafından beğenilen bir program olduğunu söyledi.
AB’nin Türkiye’de kullandığı fonların çok iyi değerlendirildiğini vurgulayan Ossowski, “(Fonların) Onların hayata geçirilmesi ve değerlendirilme süreci Türkiye’de çok iyi işliyor çünkü Türkiye’de çok iyi eğitimli bir bürokrasi var, birçok aday ülke için bunu söyleyemeyiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ossowski, Türkiye’de göreve başlamasının 2 ayını geride bıraktığını ve Türkiye’nin varlığının kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.
Jean Monnet Burs Programı
Jean Monnet Burs Programı, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefi çerçevesinde, AB alanında uzmanlaşmış insan kaynağının geliştirilmesi ve müktesebatın etkin uygulanabilmesi için gerekli idari kapasitenin oluşturulması amacıyla 1990’dan bu yana uygulanmakta olan bir program.
Bugüne kadar yaklaşık 3 bin kişinin faydalandığı programın finansmanı AB tarafından Türkiye’ye sağlanan Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı altından yapılıyor.
Program Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı tarafından Merkezi Finans ve İhale Birimi ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ile işbirliği içerisinde yürütülüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Anchieta Tren İstasyonu’nda çekilen görüntülerde, trenin üstünde yatan çocuğun ilk elektrik çarpmasından sonra hareketsiz kaldığı görülüyor. Platformdaki yolcular panik içinde yardım çağırırken, cesur bir genç çocuğu kurtarmak için harekete geçti.
Kurtarma girişimi sırasında yaşanan ikinci elektrik çarpması, büyük bir patlamaya neden oldu. İsmi açıklanmayan çocuk, sonunda kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Salı sabahı yapılan açıklamada durumunun ciddi olduğu belirtildi.
Brezilyalı tren işletmesi Supervia, son dönemde özellikle gençler arasında yaygınlaşan tren sörfünün son derece tehlikeli olduğunu vurguladı. New York’ta bu yıl aynı nedenden 6 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
Uzmanlar, sosyal medyada popüler olan bu akımın önüne geçilmesi için aileleri uyardı. New York toplu taşıma kurumu MTA, “İçeride Sür, Hayatta Kal” kampanyasıyla gençleri bilinçlendirmeye çalışıyor ve sosyal medya platformlarından bu tür videoların kaldırılmasını talep ediyor.



Rio De JaneiroSosyal MedyaBrezilyaEğitimMedyaÇocukYaşamDünyaRio
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Poyraz, kendisinin sadece editörlük yaptığını belirterek, “Bu kitap, yalnızca Güney’in değil, tüm özel gereksinimli bireylerin potansiyellerini ortaya koyduğunu gösteriyor. Otizmi yenmeye çalışmadık, tam tersine otizmle kazandık,” dedi.
Güney Güngör’ün bu başarısı, özel gereksinimli bireylerin neler başarabileceğini gözler önüne seriyor. Bu ilham veren hikaye, yalnızca otizmli bireyler için değil, tüm çocuklar ve aileleri için güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Güney’in öğretmeni Kazım İlkay Poyraz, bu çalışmanın otizm farkındalığını artırmak adına önemli bir örnek teşkil ettiğini vurguladı.
BergamaEğitimOtizmİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akyaka ilçesine bağlı Çetindurak köyünde 2 yıldır öğretmenlik yapan Şimşek, çetin kış koşullarının yaşandığı, memleketi Antalya’dan kilometrelerce uzaktaki sınır köyünde, ö???????ğrencilerini en iyi şartlarda geleceğe hazırlamanın uğraşını veriyor.
Mesleğe başladığı bu köyde soba yakmayı öğrenen ve sıcak sınıfta 3 öğrencisini geleceğe hazırlayan Şimşek, zor şartlarda en iyi şekilde eğitim vermenin çabasını gösteriyor.
Öğrencileriyle ders aralarında voleybol oynayıp vakit geçiren Şimşek, eğitim sonrası kırsal köyde kış mevsiminde vahşi hayvan tehlikesine karşı çocukları tek tek evlerine kendisi bırakıyor.
“Bayrağımın dalgalandığı her yerde görev için hazırdım”
Sınıf öğretmeni Fatmanur Şimşek, AA muhabirine, geçen yıl yapılan atamayla Kars’ın Akyaka ilçesine bağlı Çetinkaya köyünde göreve başladığını söyledi.
Görev yaptığı kente 1600 kilometre uzaklıktan geldiğini ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:
“Ben ‘her çocuk keşfedilmeyi bekleyen bir yıldızdır’ diyerek yola çıktım. Bunun için yerin, zamanın hiçbir önemi yoktu. Bayrağımın dalgalandığı her yerde görev için hazırdım. Edirne’den Kars’a, aziz vatanımız diyoruz. Bunun için ben Kars’ın en doğusunda Ermenistan sınırındaki Çetindurak köyüne geldim. Antalya’da su donması nedir, bilmezdim, burada sularımız dondu. Kömür taşıdık, getirilmesini sağladık. Sağ olsun Milli Eğitimimiz her konuda da yardımcı oldular, okulumuzun eksikliklerini tamamladık.”
Şimşek, görev yaptığı okulun daha önce 9 yıl kapalı olduğunu ve bu süreçte öğrencilerin taşımalı eğitim gördüğünü anlatarak, eğitim yuvasının uzun süre kapalı kalması nedeniyle binada birçok eksiğin bulunduğunu dile getirdi.
Bu eksikleri tamamlamanın zaman aldığını söyleyen Şimşek, “Tamamlamaya devam edeceğiz, başaracağımıza inandık. Benim için en önemli şey, çocuklarımızın şehir çocuklarından hiçbir farkı olmamasıydı, fırsat eşitliğini sağlamak istedim ve bu yüzden buradayım. Köydeyim, burada da mutluyum. Evet sınır boyunda olmanın bazı zorlukları var, hep söylüyordum işte o kadar yakınki evleri (Ermenistan köylerindeki) görüyoruz diyordum, kimse bana inanmıyordu. Bu kadar yakın bir sınırda daha önce hiç bulunmadım.” diye konuştu.
“Bazen telefon dahi çekmiyor ama mutluyum”
Köyde öğretmenlik yapmanın zorlukları kadar güzel yanlarının da olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:
“İlçeye kendi aracımla git gel yapıyorum, yolda kurt, tilki görüyoruz. Bazen telefon dahi çekmiyor ama mutluyum. Yani çocuklarımla olduğum için mutluyum. Onların küçük bedenlerindeki büyük kalplerinde güzel bir yer edinmek istiyorum ve bu uğurda da her şeyi yapmaya hazırım. 3 öğrenciyle eğitime başladık, birebir eğitim gibi, özel eğitim gibi. Her gün gelirim, ödevlerini tek tek kontrol ederim, hatalarına tek tek bakarız, beraber kitap okuruz, sonra derse başlarız. Az öğrenci olması bizim için büyük bir avantaj çünkü hepsinin tek tek ne hata yaptığına bakabiliyorum.”
Şimşek, velilerle de sürekli irtibatlı olduğunu anlatarak, “Velilerim de okula gelip gidiyor. Okulda sabahları sobayı görevli arkadaşımız yakıyor, öğleden sonra ben yakıyorum. Antalya’da hiç soba görmedim daha önce hiç soba yakmadım ilk başlarda çok tedirgindim sürekli annemi arayıp bilgi alıyordum şimdi soba yakmayı da öğrendim.” diye konuştu.
AntalyaGüncelEğitimYaşamkars
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ANTALYA HANGİ İLÇELERDE OKULLAR TATİL EDİLDİ?
Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nden gelen turuncu kodlu sağanak yağış uyarısı üzerine AFAD İl Müdürlüğü Afet Yönetim Merkezi’nde Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında yağışlarla ilgili İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı yapıldı.

Vali Şahin, ‘Turuncu kodlu uyarı verilen Serik, Manavgat, Alanya, İbradı, Akseki ve Gündoğmuş ilçelerimizde taşımalı eğitime 22 Kasım tarihinde (1 gün) ara veriyoruz.’ dedi.
TAŞIMALI EĞİTİM NEDİR?
Taşımalı eğitim, nüfuzu az ve dağınık olan köy ve benzeri küçük yerleşim birimlerinde uygulanmaktadır. Taşımalı eğitimde zorunlu öğrenim kapsamındaki ilköğretim öğrencilerin ilçe, il gibi daha büyük yerleşim birimlerindeki merkez ilköğretim okullarına günübirlik olmak üzere taşınması ile yapılan eğitime denir.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemHava DurumuSoğuk HaberAntalyaEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Spor Bilimleri Derneği tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Kongrenin açılışında konuşan Tekin, Öğretmenler Günü Haftası dolayısıyla Bakanlık olarak bazı etkinlikler planladıklarını dile getirdi. Bakanlık olarak en çok üzerinde durdukları konulardan bir tanesinin spor kültürü ve spor alışkanlıklarının kazandırılması olduğunu belirten Bakan Tekin, Platon’un beden eğitimi ve müziğin eğitimdeki yerine ilişkin sözlerini hatırlatarak, “Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok. Dolayısıyla spor ve spor eğitimi sadece sporcuların eğitimi anlamında değil, toplumun tamamının bu anlamda hayatını yönlendirmesi açısından çok önemli. Ben bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem çocuklarımızın gündelik hayatta sportif alışkanlıklar kazanmasını hem de beden eğitimi derslerinin daha verimli, daha işlevsel hale gelmesi için ciddi değişiklikler yaptık” dedi.
“Spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız”
Bakan Tekin, 2014 yılında proje okul uygulaması başlattıklarını ve sportif eğitim veren okulları tematik hale getirmek istediklerini dile getirdi. Bunun ilk örneklerinden birinin Voleybol Federasyonu ile yürütülen Türkiye Voleybol Lisesi olduğunu kaydeden Tekin, “Türkiye’de özellikle kadın voleybolu ile ilgili yaşanan gelişmelerde MEB ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bu projenin çok büyük bir yeri var. Benzeri şekilde Türkiye Futbol Federasyonu ile ortak Riva’da ilk örneğini verdik, Futbol Lisesi açtık. Spor liselerimizin büyük çoğunluğu 2014 itibarıyla hemen hemen tamamı genel spor liseleriydi. Dolayısıyla okula atadığımız öğretmen arkadaşlarımızın ilgilerine göre devamlı olmayan bir görünüm arz ediyor. Bunun üzerine biz proje okul formatıyla federasyonlarla bu liseleri tematik hale getirmek istedik. Bu okulların sportif anlamdaki derslerle ilgili müfredatını ilgili federasyonlarla yaptık. Akademik kısmını bakanlıktaki ilgili genel müdürlük ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı, sportif anlamdaki müfredatını da ilgili federasyonlarla ortak yaptık. Bu bence çok önemli bir adımdı. Gelecekte spor liselerimizi bu anlamda tematik hale getirmeye devam edeceğiz. Başka bir başlangıç daha yapıyoruz. İlk örneğini güzel sanatlar liselerimizle beraber yaptık bu yıl. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi ile birlikte bir müzik ilkokulu, ortaokulu ve lisesini test ettik. İlk yıldan itibaren tematik spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız. Daha küçük yaşlardan itibaren sportif yeteneklerini çocuklarımızın tespit edip, o yeteneklerine uygun eğitim öğretim almalarını temin edecek bir adım atacağız” dedi.
Kongre 24 Kasım tarihlerine kadar sürecek. Kongrenin açılışına Bakan Tekin’in yanı sıra, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Spor Bilimleri Derneği Başkanı Fikret Soyer, akademisyenler, öğrenciler ve sporcular katıldı. – ANKARA
Milli Eğitim BakanıYusuf TekinPolitikaKültürEğitimankaraSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ANTALYA OKULLAR TATİL Mİ?
Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nden gelen turuncu kodlu sağanak yağış uyarısı üzerine AFAD İl Müdürlüğü Afet Yönetim Merkezi’nde Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında yağışlarla ilgili İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı yapıldı.
Vali Şahin, ‘Turuncu kodlu uyarı verilen Serik, Manavgat, Alanya, İbradı, Akseki ve Gündoğmuş ilçelerimizde taşımalı eğitime 22 Kasım tarihinde (1 gün) ara veriyoruz.’ dedi.

TAŞIMALI EĞİTİM NEDİR?
Taşımalı eğitim, nüfuzu az ve dağınık olan köy ve benzeri küçük yerleşim birimlerinde uygulanmaktadır. Taşımalı eğitimde zorunlu öğrenim kapsamındaki ilköğretim öğrencilerin ilçe, il gibi daha büyük yerleşim birimlerindeki merkez ilköğretim okullarına günübirlik olmak üzere taşınması ile yapılan eğitime denir.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemHava DurumuSoğuk HaberAntalyaEğitimYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?
YASAMA BÖLÜMÜ
TBMM KARA RI
1437 Kadınların Her Türlü Şiddet ve Ayrımcılığa Maruz Kalmalarının Önlenerek Bu Alandaki Mevcut Düzenlemelerin Gözden Geçirilmesi ve Alınması Gereken Ek Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna Üye Seçimine Dair Karar
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİ KLER
–– Tarım Şûrası Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Türkiye Ürün İhtisas Borsasında Aracılık Faaliyetleri ile Aracıların Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
TEBLİĞ
–– Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2024/23)
YARGI BÖLÜMÜ
ANAYASA MAHKEM ESİ KARARLARI
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/1 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/1 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/8 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/2 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/31 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/3 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/33 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/4 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/35 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/5 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/37 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/6 Sayılı Kararı
–– Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E: 2022/49 (Siyasi Parti Mali Denetimi), K: 2024/7 Sayılı Kararı
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânları
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DEMİRHaberler.com – GündemSoğuk HaberPolitikaEğitimHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 22’nci Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışında erken yaşta spor eğitimi verilmesinin önemine dikkat çekerek, spor liselerinin tematik hale getirileceğini bildirdi.
Spor Bilimleri Derneği tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Kongrenin açılışına Bakan Tekin’in yanı sıra, Gazi Üniversitesi Rektörü Uğur Ünal, Spor Bilimleri Derneği Başkanı Fikret Soyer, akademisyenler, öğrenciler ve sporcular katıldı. Kongrenin açılışında konuşan Tekin, Öğretmenler Günü Haftası dolayısıyla Bakanlık olarak bazı etkinlikler planladıklarını dile getirdi.
“Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok”
Bakanlık olarak en çok üzerinde durdukları konulardan bir tanesinin spor kültürü ve spor alışkanlıklarının kazandırılması olduğunu bildirdi. Platonun iki beden ve müzik eğitimini çok önemli olduğu sözlerini hatırlatan Bakan Tekin, “Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok. Dolayısıyla spor ve spor eğitimi sadece sporcuların eğitimi anlamında değil, toplumun tamamının bu anlamda hayatını yönlendirmesi açısından çok önemli. Ben bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem çocuklarımızın gündelik hayatta sportif alışkanlıklar kazanmasını hem de Beden Eğitimi Derslerinin daha verimli daha işlevsel hale gelmesi için ciddi değişiklikler yaptık” dedi.
“Spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız”
Bakan Tekin, 2014 yılında Proje Okul uygulamasının başlatarak sportif eğitim veren okulların tematik hale getirmek istediklerini bildirdi. İlk örneklerinden bir tanesinin Voleybol Federasyonuyla yürütülen Türkiye Voleybol Lisesi olduğunu kaydeden Tekin, “Türkiye’de özellikle kadın voleybolu ile ilgili yaşanan gelişmelerde MEB ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bu projenin çok büyük bir yeri var. Benzeri şekilde Türkiye Futbol Federasyonu ile ortak Riva’da ilk örneğini verdik Futbol Lisesi açtık. Spor liselerimizin büyük çoğunluğu 2014 itibariyle hemen hemen tamamı genel spor liseleriydi. Dolayısıyla okula atadığımız öğretmen arkadaşlarımızın ilgilerine göre devamlı olmayan bir görünüm arz ediyor. Bunun üzerine biz Proje Okul formatıyla Federasyonlarla bu liseleri tematik hale getirmek istedik. Bu okulların sportif anlamdaki derslerle ilgili müfredatını ilgili federasyonlarla yaptık. Akademik kısmını bakanlıktaki ilgili genel müdürlük ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı da sportif anlamdaki müfredatını da ilgili federasyonlarla ortak yaptık. Bu bence çok önemli bir adımdı. Gelecekte spor liselerimizi bu anlamda tematik hale getirmeye devam edeceğiz. Başka bir başlangıç daha yapıyoruz. İlk örneğini güzel sanatlar liselerimizle beraber yaptık bu yıl. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi ile birlikte bir müzik ilkokulu ortaokulu ve lisesini test ettik. İlk yıldan itibaren tematik spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız. Daha küçük yaşlardan itibaren sportif yeteneklerini çocuklarımızın tespit edip o yeteneklerine uygun eğitim öğretim almalarını temin edecek bir adım atacağız” dedi.
Kongre 24 Kasım tarihlerine kadar sürecek.

Milli Eğitim BakanıYusuf TekinPolitikaEtkinlikKültürEğitimSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAŞVURU TARİHLERİ VE KONTENJANLAR
32. Dönem POMEM başvuruları 21 Kasım-9 Aralık 2024 tarihleri arasında yapılacak. Toplam 12 bin polis alımı gerçekleştirilecek. Kontenjanlar şu şekilde dağıtıldı:
• Lisans mezunları : 8.160 erkek, 1.440 kadın
• Önlisans mezunları: 2.040 erkek, 360 kadın
Başvuru yapacak adayların aşağıdaki şartları taşıması gerekiyor:
• T.C. vatandaşı olmak
• Eğitim durumu: Lisans veya önlisans mezunu olmak
• KPSS puanı:
? Lisans mezunları için 2023 veya 2024 KPSS P3 puan türünden en az 60
? Önlisans mezunları için 2024 KPSS P93 puan türünden en az 65
• Yaş şartı: 1 Ocak 1995 ve sonrası doğumlu olmak
• Boy ve kilo:
? Erkeklerde en az 167 cm boy
? Kadınlarda en az 162 cm boy
? Beden kitle indeksi 18-27 arası olmak
• Diğer şartlar: Silah taşımaya engel durumu olmamak, sağlık şartlarını taşımak, adli sicil kaydı temiz olmak
32. DÖNEM POMEM BAŞVURU ŞARTLARI NE, KİMLER BAŞVURABİLİR?
a)T.C. vatandaşı olmak,
b) Lisans, önlisans mezunu veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olmak,
c) KPSS’de Bakanlıkça belirlenecek taban puan veya üzerinde puan almış olmak, (Lisans mezunları için 2023 veya 2024 yılları içinde yapılan KPSS lisans puanı P3 puan türünden (60,00), önlisans mezunları için 2024 yılı içinde yapılan KPSS önlisans puanı P93 puan türünden (65,00) taban puan veya üzerinde puan almış olmak.)
ç) Şehit veya vazife malullerinin eş veya çocukları için POMEM Giriş yönetmeliğinin 8’inci maddesinin (c) bendinde belirlenen puanın en az % 80’ini almış olmak, (Şehit veya Vazife Malulü eş ve çocuklarından lisans mezunları için 2023 veya 2024 yılları içinde yapılan KPSS lisans puanı P3 puan türünden en az(48,00), önlisans mezunları için 2024 yılı içinde yapılan KPSS önlisans puanı P93 puan türünden en az (52,00) taban puan veya üzerinde puan almış olmak.)
d) 18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmelerinde, düzeltmeden önceki yaş dikkate alınmak şartıyla, sınavın yapıldığı yılın 01 Ocak tarihi itibariyle 30 yaşından gün almamış olmak (01 Ocak 1995 ve daha sonraki tarihlerde doğmuş olmak),
e) Kadınlar için 162 cm, erkekler için 167 cm’den kısa boylu olmamak, BMİ (beden kitle endeksi), 18 (dahil) ile 27 (dahil) arasında olmak,
f) Silah taşımaya veya silahlı görev yapmaya hukuki bir engeli bulunmamak,
g) Sağlık durumu yönünden, Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirlenen koşulları taşımak,
ğ) 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile, adayın;
1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak,
2) Affa uğramış veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan dolayı mahkûm olmamak veya bu suçlardan dolayı devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak,
h) Genelev, birleşme yeri, randevuevi, tek başına fuhuş yapılan konut ve benzeri yerlerde çalışmış veya aracılık ve bekleyicilik fiillerinde bulunmamış olmak, genel ahlak ve edebe aykırı mahiyette her türlü yazılı, sesli ve görüntülü eserleri, kaydedildiği materyale bakılmaksızın üretmek ve satmaktan veya kumar, uyuşturucu veya uyarıcı madde nedeniyle, hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma veya kovuşturma devam ediyor olmamak, bunlardan dolayı idari yaptırım uygulanmamak veya bu işler nedeniyle hüküm giymemiş olmak,
ı) Geçici kayıt tarihi itibarıyla herhangi bir siyasi partiye veya siyasi partilerin yan kuruluşlarına üye bulunmadığına dair yazılı beyan sunmak,
i) Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle tedavi görmüş veya görüyor olmamak,
j) Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmış olmamak,
k) Sağlık Yönetmeliği hükümleri hariç, polis eğitim kurumlarından çıkarılmamış olmak,
l) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu olmak.
32. DÖNEM POMEM BAŞVURULARI NE ZAMAN, NASIL YAPILIR?
Adaylar, 21 Kasım – 09 Aralık 2024 tarihleri arasında https://www.pa.edu.tr adresinden e-devlet şifresi ile giriş yaparak son başvuru tarihi olan 09 Aralık 2024 Pazartesi günü saat 17.00′ ye kadar Aday Belirleme Ön Başvurularını yapabileceklerdir.
Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliğinde yer alan “Ön başvurusu alınan erkek ve kadın adaylar ayrı ayrı olmak üzere en yüksek puandan en düşük puana doğru sıralanır ve o dönem için alınacak erkek ve kadın öğrenci kontenjanının on katına kadar aday şahsen müracaatta bulunmak üzere çağrılır. Şehit ve vazife malulü eş veya çocukları için bu hüküm uygulanmaz.” hükmü amirdir.
Şehit ve vazife malulü eş veya çocukları bu hükme istinaden ön başvurularını yaparken sınav ücreti ödemeyecek olup; 32. Dönem POMEM Giriş Sınavı aşamalarına katılmaya hak kazanan adaylar için başvuru ücret ve hesap bilgileri Polis Akademisi Başkanlığının resmi internet sitesi (www.pa.edu.tr) adresinden duyurulacaktır.
32. DÖNEM POMEM BAŞVURU EKRANI İÇİN TIKLAYINIZ
Osman DEMİRHaberler.com – GündemSoğuk Haberİş DünyasıEğitimPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, yeni kütüphane binasında inşaat çalışmalarının yeniden başladığını belirterek gelecek eğitim-öğretim döneminin başında kütüphane binasının hizmete açılmasının planlandığını sözlerine ekledi. Kütüphane binası inşaatının projesinden bugün gelinen noktaya kadar emeği geçenlere teşekkür eden Rektör Sözbir, yeni kütüphanenin hayırlı olmasını temenni etti. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Karagöz’ün yaptığı dua sonrasında Rektör Sözbir ve Düzce Üniversitesi mensupları bina inşaatını yeniden başlatan butonlara basarak çalışmaları başlattı.
13 bin 500 metrekarelik yeni kütüphane binası, modern görünümü, teknolojik imkanlara sahip altyapısı ve oldukça konforlu alanlarıyla Düzce Üniversitesi öğrencilerinin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde inşa ediliyor.
Basılı yayınlar salonu, genel okuma salonu, toplantı salonu, grup çalışma odası, bilgisayar salonu, etüt salonu gibi hizmet alanlarının yanı sıra dijitalleştirme, baskı merkezi, ciltleme, kataloglama, süreli yayın deposu, basılı yayın deposu ve idari ofisler gibi daha birçok kullanım alanı bulunacak yeni kütüphane binası, çocukları da unutmayarak özel çocuk kütüphanesini de hizmete sunacak.
Binada yer alması planlanan güneş enerjisi panelleri sayesinde büyük oranda kendi elektriğini üretecek olan Düzce Üniversitesi’nin yeni kütüphanesi, teknolojik altyapısıyla bilgiyi öğrencilerle buluşturacak. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRABZON – Trabzon Atık Dünyası Çocuk Defilesi’ne ev sahipliği yaptı.
İlkokul öğrencilerinin atık malzemelerden hazırlanan elbiselerle yaptığı defile, ayakta alkışlandı. Kirlilik ve iklim krizine dikkat çekmek amacıyla Ortahisar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Bedri Rahmi Eyüboğlu İlkokulu öğrencilerinin yer aldığı Atık Dünyası Çocuk Defilesi, belediyeye ait Çok Amaçlı Salonunda yapıldı. Defilede atıklardan ve geri dönüştürülebilen malzemelerden hazırlanmış 34 kıyafet sergilendi.
Defileye Trabzon Vali Yardımcısı Fatih Kızıltoprak, Ortahisar Kaymakamı Gürkan Demirkale, CHP Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, Ortahisar Belediyesi Başkan Yardımcıları Mustafa Özerİskender ve Alpaslan Özdemir, birim müdürleri, Bedri Rahmi Eyüboğlu İlkokulu Müdürü Abdulkadir Uzun, öğretmenler, öğrenci velileri ve çok sayıda vatandaş yer aldı.
Defilenin açılış konuşmasını yapan Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, bu tür etkinliklerin çevre bilincine ciddi katkı sağlayacağını söyledi.
“Bütün kirliliklerin, kötü manzaraların kaynağı biziz, yani bilinçli olmayan insanoğlu” diyen Başkan Kaya, “Bu anlamda bir bilincin, bir farkındalığın oluşmasına katkı veren bu etkinliği çok değerli buluyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Dünyanın kaynakları kısıtlı, özellikle temiz su, gıda ve sürdürülebilir enerji kaynakları konusunda bugüne kadarki en kötüye gidiş sürecini, tersine çevirmek zorundayız. Bunu sadece bilim insanları ya da teknik insanların değil aslında bütün insanların yapması gerekiyor. Şu anda insanoğlu doğayla bir savaş halinde. Bu savaşı eğer insanoğlu kazanırsa insanlık kaybedecek. Bu meseleye bilinçle bakmamız lazım. Mesela bazen sakın çiğneriz ve o sakızı yere atarız, kuşlar yere atılan o sakızları yiyecek zannediyor, ağzına alıyor, yutmaya çalışırken ölüyor. Küçücük bir kuş ölüyor. Kendi yaşam hakkımıza duyulmasını istediğimiz saygıyı börtünün böceğin, karıncanın yaşamına da duymayı öğrenmek zorundayız” dedi.
“Son zamanlarda Trabzon’da ve Türkiye’de görmediğimiz şeyleri, son 15 yıl görmeye başladık”
Başkan Kaya’nın konuşan Trabzon Vali Yardımcısı Fatih Kızıltoprak ise kamu kurumlarının çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmalarını artırması gerektiğini belirterek, “Son zamanlarda Trabzon’da ve Türkiye’de görmediğimiz şeyleri, son 15 yıl görmeye başladık. Benim yaşım 45. Ben Antalya’da, Zonguldak’ta ve herhangi farklı bir ilimizde hiç hortum görmezdim. Bir bilim adamı dedi ki; ‘Bundan on yıl sonra Türkiye’de bu iklim değişikliğinin sonuçlarını hepimiz yaşayacağız.’ Şu an bölgemizde iklim değişikliğinin en felaket sonuçları yaşanıyor. Yani heyelanlar, seller, büyük afetler yaşıyoruz. Bu noktadan ötürü bu tür çalışmalara çok değer veriyorum. Çevre kirliliği insanlar için çok önemli ve sürekli akılda kalması gereken bir konu. Buna göre yaşamalı, buna göre üretmeli ve tüketmeliyiz. Bölgemiz turizm bölgesi ve insanlar da çevreci kentlerde yaşamak istiyor, bizim bu güzellikleri de artırmamız lazım bu anlamda öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizin bu defilesini çok önemsiyorum. Ayrıca Ortahisar Belediyemiz bünyesinde kurulan Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Müdürlüğümüzü de tebrik ediyorum. Belediyelerimizin, kamu yönetimlerinin bundan sonra yapması gereken ilk iş, çevre kirliliğini engellemeye yönelik adımları artırmak olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Bedri Rahmi Eyüboğlu İlkokulu 4. sınıf öğrencilerinden oluşan 34 çocuk, atık malzemelerden üretilen kıyafetleri sergiledi ve çevre kirliliğiyle ilgili anlamlı mesajlar verdi. Davetliler, öğrencileri defile sırasında ayakta alkışladı. Defilenin sonunda Trabzon Vali Yardımcısı Fatih Kızıltoprak, Ortahisar Kaymakamı Gürkan Demirkale ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya tarafından çocuklara madalya takıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İtalya’da eğitim hakkı kazanan ancak vize alamadıkları için mağdur olan öğrenciler ve aileleri İtalya’nın İzmir Konsolosluğu önünde açıklama yaptı. Konsolosluğa üzerinde ret yazıları ve taleplerinin sıralandığı dileklerin asılı olduğu siyah çelenk bırakan öğrenciler, Konsolos Daniele Bianchi’ye mağduriyetlerine ilişkin mektup sundu.
İzmir İtalya Konsolosluğunun önünde bir araya gelen öğrenciler ve veliler, üstünde ret yazılarının ve taleplerinin sıralandığı dileklerin asılı olduğu siyah çelenk bırakarak, İzmir İtalya Konsolosu Daniele Bianchi’ye yaşadıkları mağduriyetle ilgili mektup sundu.
“Anne ve babalarının gelirlerinin yetersiz olduğu sebepleriyle ne yazık ki ret aldılar”
Açıklamayı okuyan Şenay Yalçıner, öğrencilerin 29 Kasım’a kadar vize alıp İtalya’ya gidememeleri durumunda üniversite kayıt haklarının ve burslarının yanacağını belirterek şunları söyledi:
” Türkiye’nin seçkin lise ve üniversitelerin bitirmiş, onur belgeli başarılı öğrenciler bir yılı aşkın süredir hazırlık yaptılar. Birçok sınava girerek dünyada geçerli olan yüksek puanlar aldılar. İtalyan üniversiteleri çocuklarımızı davet ettiler, ikna ettiler. Bu gençlerin amacı, dünya sıralamasında başarısı yüksek olan okullara girmeye hak kazanmaktı ve kazandılar. Binlerce euro ödeyerek danışmanlık tuttular, okullarına ön kayıtlarını yaptırdılar. Okulları davet mektuplarını konsolosluğa gönderdi, burslara hak kazandılar, evlerini tuttular, uçak biletlerini aldılar. Bu süreçlere 3 bin eurolara varan paralar harcadılar. Danışman yani konsolosluğun randevu hizmetlerini ve evrak kabullerini yapan kurum olan IDATA’da randevu duvarına çarptılar. IDATA’nın ve konsoloslukların sayfalarında yayımlanan evrakları hazırladılar. Bu sayfalarda belirlenen en az 6 bin 200 euroyu hesaplarında bulundurdular. Her şey doğru ve düzgün olmasına rağmen İtalya’da eğitim almak için anne ve babalarının gelirlerinin yetersiz olduğu sebepleriyle ne yazık ki ret aldılar. İtalya’nın belirtmiş olduğu bir yıllık elitim ve yaşam masrafı 6 bin 200 eurodur. Bu tutarın banka hesaplarında bulunması yerindeyken aileler 10 bin ile 50 bin euro arasında nakit, mülk ve maaş gibi gelir kaynağı gösterdiler. Madem maddi yetersizlik ret sebebi o zaman neden öğrencilerin en az bir yıllık emekleri, başarıları, zamanları, yurt-ev, uçak bileti ve danışmanlık ücretleri çöpe atılıyor?
“Bu pırıl pırıl gençlere ilticacı muamelesi yapılıyor”
İzmir Konsolosluğu, İstanbul ve Ankara Konsolosluğu’na kıyasla farklı uygulamalar yaptı. Diğer konsolosluklar, anne ve babalar dışında sponsorları kabul ederken İzmir Konsolosluğu kesinlikle bunu kabul etmedi. Ailenin maddi gelirini güçlendirmek adına abla, amca, dayı, babaanne gibi inşaların sponsor olmasının İzmir kabul etmedi. Bu şekilde başvuru yapıldığından dolayı İzmir’de yapılan başvurular zayıf kaldı. Öğrencilerimiz haksızlığa uğramış hissetmektedir. İzmir Konsolosluğu’na ulaşmak imkansız. E-maillere ya da telefonlara yanıt verilmiyor, konsolosluğa gidildiğinde kapılar öğrencilerin yüzüne kapatılıyor. Bazı öğrencilerin vizelerinde isimleri yanlış yazıldı, bazı öğrencilerin mailleri, farklı öğrencilere gönderildi. Üst üste yapılan bu hatalardan dolayı seyahat ve sponsor mektuplarının okunmadığına inanıyoruz. Tam 22 öğrenciye, maddesi yetersizlik nedeniyle İzmir Konsolosluğu tarafından ret verildi. Rezervasyon tarihleri ve okulların akademik takvimi hiç dikkate alınmayarak öğrenciler aylarca bekletildi. Bu süreçte, burslarını kaybettiler, derslerine giremediler, sınavlarını kaçırdılar ve eğitim hakları ellerinden alınmış oldu. Gençler arasında adalet sağlanamadı. Bu pırıl pırıl gençlere ilticacı muamelesi yapılıyor. Bu gençler göç etmek değil, dünya sıralamasında en iyi olan üniversitelerde okumak İtalya’yı seçti.
“Vize alamazlarsa yüzlerce çocuğumuzun okul kayıtları silinecek”
29 Kasım 2024 tarihine yani 10 gün sonrasına kadar vize alamazlarsa yüzlerce çocuğumuzun okul kayıtları silinecek. Daha fazla olumsuzluk yaşamamaları için ivedilikle dosyalarının sonuçlandırılmasında Sayın Konsolosumuzdan yardım istiyoruz. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanım ve Dışişleri Bakanımızdan da bu yaşadığımız mağduriyetin giderilmesi için gerekli görüşmelerini yapıp bize yardımcı olmalarını talep ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYMEK Sarıoğlan Sosyal Yaşam Merkezi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle hazırlanan serginin açılışı, Kaymakam Tugay Kalkanlı tarafından gerçekleştirildi.
Sergide, 1940-1990 yılları arasında kullanılan sıra, kitap, siyah önlük, okul fişleri ve müzik aletleri gibi birçok materyal yer alıyor.
Sergi, hafta boyunca vatandaşların ziyaretine açık olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA – Yıldırım İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi’nde kaygı, öfke, özgüven eksikliği, travma gibi duygusal ve davranışsal problemleri bulunan çocuklar, kum terapisi ile tedavi ediliyor. Çocukların kelimelerle ifade etmeye çekindikleri duygu ve düşüncelerini kum tepsisi yoluyla ortaya koyan yöntem, birçok sorunun çözümünde kolaylık sağlıyor.
Yıldırım İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Çocuk Gelişim Uzmanı Ümmügül Anıl, kum terapisi ile ilgili önemli bilgiler verdi. Kum terapisinin çocukların duygularını ve düşüncelerini daha kolay bir şekilde ifade etmelerine yardımcı olan etkili bir terapi yöntemi olduğunu dile getiren Anıl, “Bu terapi sırasında danışanlar kendilerini özgür bir şekilde ifade edebilecekleri bir kum tepsisinde çeşitli figürler ve nesnelerle bir dünya kurarlar. Bu terapi sürecinde kum ve figürlerin etkileşimi sayesinde bilinç dışı duygu ve düşünceler dışa vurulur. Bu da terapi için yol gösterici olur” dedi.
Kum terapisinin daha çok travma, kaygı, depresyon sosyal uyum sorunları, özgüven eksikliği, öfke gibi duygusal ve davranışsal problemlerde etkili bir araç olduğunu dile getiren Anıl, “Çocuklar kadar yetişkinler için de oldukça faydalıdır. Çünkü herkes sözel olarak ifade edemediği duygularını, kum ve figürler aracılığı ile daha kolay bir şekilde dışa vurabilir. Bu terapi yönteminde kullanılan kum ve figürler kişinin kendi iç dünyasını yansıtmasını sağlar. Bu süreç müdahale etmeden gözlemlenir ya da terapist, danışanın oluşturduğu sahneye bakarak onun içsel dünyasını anlamaya çalışır. Gerektiğinde yönlendirici sorularla bu süreci destekler. Böylece çocuk kendisini daha iyi anlar ve sorunlarına yeni bir bakış açısı geliştirmek için deneme fırsatı bulur” şeklinde konuştu.
Doğrudan başvurulabiliyor
Öğretmenlerin okulda gözlemlediği özgüven eksikliği, içe kapanma, uyum problemi, ders başarısı ya da dikkat becerilerinde düşüklüğü bulunan öğrencileri kum terapisi için doğrudan yönlendirdiğine dikkat çeken Anıl, “Çünkü bizim rehber öğretmenlerle yaptığımız bir çalışma dahilinde onların direk bize yönlendirmeleri mümkün. Bunun dışında aile hekimleri MHRS’den doğrudan randevu alabiliyorlar. Ayrıca danışanlar kendileri bireysel olarak randevu alabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
Terapi seanslarının vakanın ciddiyetine göre değişebildiğini ifade eden Anıl, son olarak bazı vakaların iki, üç haftada çözümlenebildiğini ancak çok olumsuz ya da ağır travmatik olguların iki yıla kadar devam edebildiğini sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR – Diyarbakır’da 54 yıldır terzilik mesleğini sürdüren Abbas Kulaksız, hem geçimini sağladı hem de 7 çocuğunu üniversiteye göndererek okuttu.
65 yaşındaki Abbas Kulaksız, ilkokula giderken babasının kendisini merkez tarihi Sur ilçesinde bir terzinin yanına götürdüğünü ve orada başladığını söyledi. Bu çarşıda çırak olarak başladığını belirten Kulaksız, “Ondan sonra kalfalık ve askere gittim. Askerden geldikten sonra dükkan açtım ve devam ediyorum. 7 çocuk okuttum. Biri üniversite okuyor. Psikolog, öğretmen var. Kızları da okuttum hemşire var” dedi.
Terziliğin dünyanın hiçbir yerinde ölmeyeceğini düşünen Kulaksız, ” Ölen nedir? Özel sipariştir. Eskiden müşteriler gelirdi, sıraya girerdi sabaha kadar çalışırdık. O yoğunluk bitti. Ama bizim Diyarbakır’da şalvar olayı olduğu müddetçe bitmez. Bir gün bizde ölürsek, kimsede yetişmiyor, kimse çocuğunu terziye vermiyor, zanaat olarak bitiyor. Bu meslek, bize Hristiyanlardan, Ermenilerden kalmadır” ifadelerini kullandı.

Yerel HaberlerDiyarbakırGüncelEğitimYaşamBaba
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Başköy Mahallesi’nde düzenlenen toplantıda, üreticilere tarımsal üretim planlaması, yeni destekleme modeli ve kahverengi kokarca ile mücadele konularında bilgi verdi.
Kahverengi kokarcaya karşı yürütülen kışlak mücadelesine ilişkin detayların aktarıldığı toplantıda, çiftçilerin talepleri ve sorunları dinlendi.
Programda, tarımsal faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi.
Tarım ve Orman BakanlığıYerel YönetimÇiftçilikTekkeköysamsunEğitimGüncelÇevreTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TAM BURS SEÇENEĞİ YOK
Sözcü’nün haberine göre; Oxford Üniversitesi’nin internet sitesinde yer alan bilgilerde söz konusu programın ücretinin ortalama 121 bin sterlin (yaklaşık 5 milyon 324 bin TL) olduğu görüldü.
Tam burs seçeneği bulunmayan programda iki farklı burs seçeneği sunuluyor. Bunlardan birincisi “Forté Foundation” adıyla sadece kadın öğrencilere yönelik 37 bin 500 sterlin indirim uygulayan bir burs programı. Diğeri ise “Club MBA” adıyla öğrencilerin eğitim ücretlerine yüzde 30 indirim sağlıyor.

PROGRAMIN EN DÜŞÜK ÜCRETİ 2,6 MİLYON TL
Birinci burstan yararlanan öğrencilerin Türk Lirası’yla 3 milyon 674 bin TL ödemesi gerekirken diğer burstan faydalanan öğrencilerin ise Oxford Üniversitesi’ne 2 milyon 662 bin TL ödeme yapması gerekiyor.

MilletvekiliAK PartiPolitikaEğitimBurs
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hisarcıklıoğlu, törende yaptığı konuşmada, okulun ilçeye ve eğitim camiasına hayırlı olmasını diledi.
İlçedeki eğitim altyapısının daha da güçleneceğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin her köşesinde eğitim kalitesini yükseltmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Nizip TOBB Ortaokulu, bu anlayışla inşa edildi ve gençlerimizin eğitimine katkı sağlamak için kapılarını açtı. Bu vesileyle projeye katkıda bulunan tüm oda ve borsa başkanlarımıza teşekkür ediyorum.”
Nizip Kaymakamı Osman Uğurlu da emeği geçenlere teşekkür etti.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ve protokol üyeleri daha sonra okulun bahçesine fidan dikti.
Türkiye Odalar Ve Borsalar BirliğiYerel HaberlerEkonomiTürkiyeEğitimÇevreYaşamBorsaNizip
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, yurtlarda kalan öğrencilere yönelik “Odam Düzenli Yurdum Keyifli Projesi” başlattı. Proje çerçevesinde yurtlarda odalarda kalan öğrencilerin odalarını temiz ve düzenli tutması istendi. Ekim ayında Cahit Zarifoğlu yurdunda A1308 numaralı oda da erkeklere Mahpeyker Sultan Yurdu’nda A237 numaralı odada kız öğrencilere en temiz oda olmaları sebebi ile çeşitli ödüller verildi. – DÜZCE
Düzce ÜniversitesiGençlikEğitimYerelYaşamSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezinde yapılan ve girişimcilerin yetişeceği İstasyon Gaziantep’in açılışında konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, merkezin hayırlı olması diledi.
Hisarcıklıoğlu, “Burada bu istasyonların harekete geçmesini sağlayanlara teşekkür ediyorum. Gaziantep girişimcilik merkezi. Türkiye’nin gurur duyduğu illerden bir tanesi Gaziantep’tir. Girişimcilerin bir araya geldiği ekosistemin olduğu bir yer. Hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.
Gaziantep Valisi Kemal Çeber de İstasyon Gaziantep’te önemli işlere imza atılacağını belirtti.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de merkezin hayırlı olmasını dileyerek katılımcılara teşekkür etti.
Konuşmaların ardından merkezin açılış kurdelesi kesildi.
Yerel HaberlergaziantepEkonomiTürkiyeEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hafızlık eğitimini tamamlayarak Diyanet İşleri Başkanlığınca uygulanan Hafızlık Tespit Sınavı’nda başarılı olan 8 öğrenci için Hafızlık İcazet Merasimi düzenlendi.
Seydişehir İlçe Müftüsü Adem Bebek, öğrencileri tebrik ederek, yetiştiren hocalarına teşekkür etti.
Bebek, hafızlığın yalnızca bir eğitim süreci olmadığını, aynı zamanda gençlerin manevi gelişimlerine katkı sağladığını, topluma önemli değerler kazandırdığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadir Has Kongre ve Kültür Merkezi’nde saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an- Kerim tilavetinin ardından başlayan törene Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Müsikisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Koca, protokol üyeleri, hafızlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Müsikisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Koca, katılımcılara sevilen eserlerini seslendirdi.
Programın açılış konuşmasını yapan Kayseri İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, “Kayseri bugün bambaşka. Her zaman da başka. Dini hassasiyet, manevi değerler, milli değerler ve kültürel değerler dile geldiğinde Kayseri ülkemizde her zaman öncü olmuş, tarihin derinliklerinde, Erciyes’in gölgesinde nice yiğitler, nice alimler, nice veliler yetiştirmiştir. Yetiştirmeye de devam ediyor. Hafız, Allah’ın 99 isminden bir tanesidir. Öyle ki Rabbimiz hafız olması amacıyla Kur’an-ı Kerim’de; “O yüce kitabı ben indirdim, muhakkak ki yine onu kıyamete kadar muhafaza edecek, koruyacak olan benim” diyor. Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz’e inmeye başladığı andan itibaren peygamberimiz ve sahabeler onu ezberlemeye başladılar. Vahiy katipleri de yazdılar. Daha sonra da günümüze kadar geldi. Kur’an’ı taşıyanlar, İslam’ın bayrağını, sancağını taşıyorlar. İslam’ın sancağını taşıyan hafızlarımızı tebrik ediyorum, onlara teşekkür ediyorum. Ben çalışmalarımızda bizlerden desteklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, “Burada sizlere baktığımda muhteşem bir sahne görüyorum ve annelerinizin, babalarınızın sizlere heyecanla, gururla baktığını görüyorum. Değerli anneler ve babalar en büyük gurur sizin. Sizler emek verdiniz, uyumadınız. Bazen çocuklarınıza hasret kaldınız, bazen kıyamadığınız günler oldu ama istediniz ki Allah’ın kelamını öğrensinler. Hem bu dünyalarını, hem öteki dünyalarını kurtarsınlar. Çünkü biz Müslümanız. Biliyoruz ki bu dünyadan başka bir dünya daha var. O yüzden hepinizle gurur duyuyoruz. Sevgili hafızlarımız, dünyanın birçok yerinde dinimize ve peygamberimize bazı alçaklar hakaret ediyorlar. Fakat bilmiyorlar ki onlar ne yaparlarsa yapsınlar bu binler bu salonları doldurmaya devam edecek. Bu memleket hafızlar yetiştirmeye devam edecek. Peygamberimizin ismini anarken kalpleri titreyecek, heyecandan gözyaşı dökecek. Çünkü Kayseri de Peygamber Efendimiz’e aşık. Orada bir afiş var ” Gazze’ye selam” diye. Hepimiz buradan Gazze’deki kardeşlerimize selam gönderiyoruz. İnşallah daha binlerce yıl bizim dinimiz dünyaya adalet getirecek. Gençlerimizin heyecanına ortak olan herkesi saygıyla selamlıyor, hepinize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından hafızlık eğitimini tamamlayan öğrencilere belgeleri ve hediyeleri takdim edildi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Her ay belirlenen bir hafta sonu günü gönüllü berber Muhammet Kaya, Dörtyol Mahalle Muhtarlığına geliyor.
Kaya, burada ücretsiz saç kesimi yapıyor.
Muhtar Mustafa Akyıldız, projenin çok beğenildiğini belirterek, “Çocuklarımız mutlu, aileler memnun.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Lisesi’ni ziyaret ederek öğrencilerle buluşan mezunlar, onlara kariyerleri açısından önerilerde bulundu.
Aralarında diplomat, bürokrat ve üst düzey yönetici gibi birçok meslekten kişinin bulunduğu mezunlar grubu, başarı hikayelerini öğrencilerle paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, 28 Ekim günü gece saatlerinde Yeni Mahalle, Antalya Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Öğretmenevinden Orman kavşağı istikametine seyir halinde olan Ömer Kara’nın (21) kullandığı 64 ABV 480 plakalı otomobil, aynı yönde seyir halinde olan H.K. idaresindeki 42 H 4400 plakalı aracı sollamak isterken aynasına ve kapısına çarptıktan sonra kontrolünü yitirip refüje çıkarak bir ağaca çarptı ve hurdaya döndü. Kazada Selçuk Üniversitesi Beyşehir Ali Akkanat Meslek Yüksekokulu ikinci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Ömer Kara hayatını kaybederken, yanında yolcu olarak bulunan Ali Akkanat Turizm Fakültesi öğrencisi Tankut Faruk Kocabaşa (20) ise ağır yaralandı. Kazanın ardından kaldırıldığı Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavisi devam eden Kocabaşa, kurtarılamayarak hayatını kaybetti. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli’nde jandarma ekipleri sorumlu oldukları bölgelerde okul servis araçlarına denetim yaptı.
Ekipler personel ve öğrencilerin emniyet kemeri takıp takmadığı kontrol edilirken, personel ve öğrencilere emniyet kemeri takmanın faydaları ile araca nasıl binileceği ve inileceği konularında bilgilendirme yapıldı. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2024 yılı faaliyet programında yer alan Kamu Spor Oyunları Türkiye finalleri başkent Ankara’da gerçekleştirildi. Kamu çalışanlarının birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamak, kurumlararası iş birliğini artırmak, insanların beden ve ruhen sağlıklı olmalarını sağlamak ve spor yapma alışkanlığı kazandırmak amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen Kamu Spor Oyunları Bölge 3×3 Basketbol Türkiye finalinde Mersin’i Milli Eğitim Müdürlüğü temsil etti.
Turnuvada Türkiye ikincisi olan Milli Eğitim Müdürlüğü Basketbol Takımı, gümüş madalyayı müzesine götürdü. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Cimnastik Federasyonu, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Kocaeli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu, Kocaeli Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ile Kocaeli Cimnastik Akademi Spor Kulübü’nün işbirliğiyle Başiskele ilçesindeki Olimpik Cimnastik Tesisleri’nde gerçekleştirilen organizasyona, 17 kulüpten 7-8 yaşındaki 150 sporcu katıldı.
Sporcular, artistik branşında en yüksek puanı almak için performans sergiledi.
İzmit Belediyespor Kulüp Başkanı Yusuf Erenkaya, AA muhabirine, gençleri sporla zararlı alışkanlıklardan uzaklaştırmayı hedeflediklerini belirterek, organizasyonun bu misyon çerçevesinde düzenlendiğini kaydetti.
Gençlerin spora yönlendirilmesinin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığına işaret eden Erenkaya, bu tarz organizasyonların önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini bildirdi.
Kocaeli Cimnastik Akademi Spor Kulübü Başkanı ve İzmit Belediyespor Cimnastik Takımı Başantrenörü Tolga Havuç da turnuvada yer alan çocukların, gelecekte Türk sporunu uluslararası yarışmalarda temsil edeceğini vurguladı.
Bu branştaki çocukların, diğer spor dallarında da başarılı olabileceğini aktaran Havuç, “Son yıllarda ülkemiz cimnastik alanında büyük mesafe katetti. 81 ilde cimnastik alanında eğitimler devam ediyor. Bu eğitimler, çocukların yeteneklerini keşfetmelerine de olanak sağlıyor.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastane Afet Planı Başkanı ve Başhekimi Prof. Dr. Kamuran Karaman ile Hastaneler Başmüdürü Sefer Kuşan’ın katılımıyla toplantı salonunda “Afet Yönetim Merkezi” oluşturulduktan sonra tatbikata geçildi.
Senaryo gereği tıp merkezinin zemin katındaki kazan dairesinde çıkan yangına, ilk olarak sağlık personeli yangın tüpüyle müdahale etti.
Haber verilmesi üzerine gelen AFAD, UMKE ve bazı sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma ekipleri ile 112 Acil Sağlık ve itfaiye ekipleri, binadaki sağlık personelini, hasta ve hasta yakınlarını tahliye ederek yangını söndürdü.
Bahçede kurulan sahra hastanesinde de ekiplerin getirdiği hastalar tedavi altına alındı, durumu ağır olanlar çevredeki hastanelere sevk edildi.
Panik halde binadan kaçan vatandaşlar ile hasta yakınlarına psiko-sosyal destek verilmesiyle sona eren tatbikat, gerçeğini aratmayan görüntülere sahne oldu.
Başhekim Karaman, gazetecilere, hastane personelinin acil durumlara karşı bilgi ve becerilerinin artırılması, hastane içindeki güvenlik önlemlerinin test edilmesi amacıyla yangın tatbikatı düzenlendiklerini söyledi.
Afet ve acil durumlara karşı her zaman hazırlıklı olunması gerektiğini belirten Karaman, şunları kaydetti:
“Tatbikatlarımızı her yıl yapıyoruz. Personelimizin deprem, yangın gibi afet ve acil durumlara karşı hazırlıklı olmaları gerektiğinin bilincindeyiz. Sağlık çalışanları her zaman en ön safta mücadele ediyor. Buna yakın tarihte şahitlik ettik. Sağlık çalışanlarının Kovid-19 salgını ve Kahramanmaraş merkezli depremlerde de hayat kurtarmak için gösterdiği özverili çalışmayı herkes gördü. Tatbikatları da çok önemsiyor, gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Bugün gerçeği aratmayan tatbikatımızı başarıyla tamamladık. Destek veren UMKE, AFAD, 112 Acil Sağlık, itfaiye ve sivil toplum kuruluşlarının ekipleri ile personelimize teşekkür ederim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğrencilerle sohbet eden Dallı, şehrin kadim tarihiyle Anadolu’nun köklü medeniyetlerine ev sahipliği yaptığına dikkati çekti.
Proje ile Kastamonu’nun tüm zenginliklerini gençlere anlatmayı hedeflediklerini anlatan Dallı, “Kastamonu, binlerce yıllık tarihiyle birçok medeniyetin izlerini barındıran bir şehir. Şehrin tarihi dokusu, kaleleri, camileri, külliyeleri, müzeleri, hanları, konakları ve tarihi alanları da ziyaretçilerine tarihin derinliklerine uzanan bir yolculuk sunmaktadır. Okulum Kastamonu Projesi ile Kastamonu’nun zengin tarih ve kültür mirasını siz gençlerimize tanıtmayı, sizlere tarih ve kültür şuurunu geliştirmeyi, şehrimizin tarihi ve kültürel dokusunu korumanın ve gelecek nesillere aktarmanın önemini sevgili gençlerimize anlatıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Dallı, günün anısına öğrencilere hediye vererek, eğitim öğretim hayatlarında başarı dileğinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alanya’da 758 çocuktan cumhuriyet kareografisi
ANTALYA – Antalya’nın Alanya ilçesinde ortaokul öğrencisi 758 çocuk, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını yaptıkları koreografi ile kutladılar.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları tüm yurtta olduğu gibi Alanya ilçesinde de coşkuyla kutlanmaya başladı. Barbaros Azakoğlu Ortaokulu öğrencileri Cumhuriyetin 101’inci yılına özel hazırladıkları koreografiyi 758 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirdi. Öğrenciler cumhuriyetin 101.yılını esas alarak evlerinde 1 ay boyunca yetiştirdikleri 101 tane çiçek ile gösteriye katıldı.
Barbaros Azakoğlu Ortaokulu Müdürü Murat Ergin Gözütok yaptığı açıklamada,” Bu yıl Cumhuriyetimizin 101. Yılını kutlamak için hazırlandık. 758 kişilik dev bir kadro ile hazırlandık. Bakanlığımızın yürüttüğü değerli eğitim projesi kapsamında Eylül ayında 101 öğrencimize yetiştirilebilir çiçek verdik ve bir ay boyunca evlerinde o çiçekleri yetiştirmelerini istedik. Çiçeklerini yetiştirdiler ve tüm okulun katıldığı 101. Yıl ve ay yıldızlı koreografi hazırlayarak 101 çiçeğimizi bu çalışmanın içerisinde kullandık. Çok coşkulu ve verimli bir çalışma oldu. Velilerimiz, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz ile beraber 101. Yılımızı coşkuyla kutladık.” İfadelerini kullandı.
Kutlamaya katılan 758 tane ortaokul öğrencisi kareografi bitiminde yanlarında getirdikleri balonları gökyüzüne bıraktılar.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kocasinan ilçesine bağlı Beyazşehir Mahallesinde bulunan Ahmetpaşa İlk ve Ortaokulu öğrencileri anlamlı bir etkinlik düzenledi. Ellerindeki bayraklar ile Cumhuriyet yürüyüşü gerçekleştiren öğrenciler, coşku dolu anlar yaşadı. Terörü de lanetleyen öğrenciler, ‘ne mutlu Türküm diyene’ ve ‘vatan sana canım feda’ sloganları attı.
Öğretmenler ve veliler de öğrencilere eşlik etti. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Bosna Hersek İslam Birliği Vakıflar Müdürlüğü ve İbn Haldun Üniversitesince ortaklaşa düzenlenen uluslararası konferans, Bosna Hersek ve Türkiye’den uzmanları bir araya getirirken, iki ülkenin vakıflara yönelik uygulamaları ele alındı.
Saraybosna Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Amila Svraka Imamovic, Bosna Hersek’te karmaşık bir düzen olduğunu ifade ederek, hukuki durumun düzeltilmesine ilişkin yapılacak en önemli maddenin Bosna Hersek’te en kısa sürede iade kanununun çıkartılması olduğunu söyledi.
Dini topluluklara ait olanın geri verilmesi gerektiğini belirten Svraka Imamovic, “Böyle bir şeyin gerçekleşmesi durumunda tüm dini toplulukların güveni de kazanılır. Örneğin Saraybosna’daki Başçarşı’nın tamamı vakıf mülküdür.” dedi.
Bosna Hersek İslam Birliği Vakıflar Müdürü Senaid Zaimovic de iade kanununun önemine değinerek, Bosna Hersek’te birçok vakıf mülkünün yerel yönetimlerin elinde olduğunu aktardı.
İbn Haldun Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Afra Aksoy ise akademik olarak iki ülkenin geçirdiği tarihsel kırılmaları takip etmek ve benzer noktalarını görmek istediklerini ifade ederek, “Çünkü Bosna Hersek ve Türkiye, Osmanlı vakıf hukuku bakımından ortak bir mirasa sahip. Osmanlı sonrası dönemde bu nasıl devam etti, nasıl bir dönüşüm geçirdi, hangi kırılmaları yaşadı, vakıf mallarının şu anki durumu nedir ve Batı kanunları ne seviyede uygulanıyor görebilmek için ortak bir çalışma yaptık.” diye konuştu.
Bosna Hersek’in uzun bir birikime sahip olduğunu belirten Aksoy, “Bu sadece bir mal varlığı meselesi değil bu aynı zamanda bir kültür havzası, bir etkileşim ve ortak kültür meselesi. Vakıfların ihyası ve etkin şekilde işleyebilmesini sağlamak önemli. Vakıflar için yapılan her çalışmanın mutlaka bir dönüşü oluyor.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığının genelgesi doğrultusunda, Cumhuriyet Haftası kapsamında tüm okullarda, ilk derste “Cumhuriyet’e Doğru” tiyatro oyunundan çekilen görüntülerin sinematografik kurgusundan oluşan “Dersimiz Cumhuriyet’e Doğru” filmi gösterildi.
Amasya Valisi Önder Bakan da öğrencilerle birlikte filmi izledi.
Vatanını ve milletini seven insanın, ülkesine katkı sunmak için çok çalışması gerektiğini söyleyen Vali Bakan, öğrencilere hitaben, “Çalışın. İlginiz, yeteneğiniz hangi alandaysa kendinizi geliştirin ve ülkemizin, devletimizin, milletimizin geleceği için hizmete koşun.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 6 Şubat depremlerinden etkilenen afetzedeleri bir yandan yeni yuvalarına kavuştururken bir yandan da bayramlarda yanlarında oluyor. Bakanlık tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında çocuklar ve ailelere yönelik Adıyaman ve Hatay’ın İskenderun ilçesinde kurulan özel etkinlik alanlarında Cumhuriyet Panayırı düzenlendi.
Çeşitli etkinliklerin yapıldığı Cumhuriyet Panayırında çocuklar doyasıya eğlenirken aileler ise çocukların bu eğlencesine ortak oluyor. Çeşitli ikramlar ve hediyelerin de verildiği panayıra katılan çocuklar ve aileleri bu tür etkinliklerin daha fazla yapılması gerektiğini ve oldukça güzel zaman geçirdiklerini söyledi.
Oldukça eğlendiklerini söyleyen çocuklardan Selvi Erdil, “Çok güzel burası çok güzel ilgileniyorlar. Etkinlikler çok güzel, boyalar çok güzel. Ablalar da çok güzel ilgileniyor. Taş boyadım, balon yaptım, çanta boyadım, böyle güzel etkinlikler yaptım” dedi.
Velilerden Buse Özkan ise konuşmasında, “Adıyaman’da böyle etkinliklerin olması sayılarının artması çocuklar için aktivite çeşitliliğinin olması bizleri mutlu ediyor” diye konuştu. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Okulun konferans salonunda düzenlenen etkinliğe Doğa Koleji Kurucu Müdürü Orhan Ekinci, birim müdürleri, çok sayıda öğrenci ve okul yönetimi katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda günün anlam ve önemine binaen konuşmalar yapıldı. Konuşmaların ardından sahneye çıkan öğrenciler tarafından Cumhuriyetimin 101.yıl dönümü coşkuyla kutlandı.
Öğrenciler tarafından okunan şiirler ve yapılan gösteriler salondaki herkesin büyük beğenisini aldı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ORDU – Ordu’nun Ünye ilçesinde 101 öğrenci, öğretmenlerinin eşliğinde Cumhuriyet’in 101’inci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde “29 Ekim” koreografisi oluşturdu.
Ünye Mehmet Refik Güven Anadolu Lisesi 9’uncu sınıf öğrencileri Beden Eğitimi Öğretmenleri İlker Demir, Ali Arslan, İbrahim Çetin ve Levent Çiloğlu’nun öncülüğünde Cumhuriyet’in 101’inci yılı nedeniyle özel bir koreografi hazırladı. Öğrenciler, okulun bahçesinde toplanarak 29 Ekim koreografisi oluşturdu. Cumhuriyet’in 101’inci yılına özel 101 öğrencinin görev aldığı koreografi havadan görüntülendi.
Düzenlenen koreografi ile ilgili teşekkürlerini ileten Ünye Mehmet Refik Güven Anadolu Lisesi Müdürü Fatih Yıldız, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 101’inci yıl kutlamalarını okulda başlattıklarını belirterek, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), “Sürdürülebilir Güçlü Gelecek” teması ile düzenlenecek olan ‘6. Uluslararası Afet ve Dirençlilik Kongresi’nin, 16-18 Aralık tarihlerinde Ankara’da yapılacağını duyurdu. Kongrede dirençlilik konusunda farklı disiplinlerden çalışmalar tartışılacak. Kongre’ye katılmak isteyen belediye personeli, bildiri özetlerini 01 Kasım 2024 tarihine kadar TBB tarafından https://kongresistemi.com/idrc2024/ adresine iletebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA – Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Atatürk Kültür Merkezi’nde ’21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet’ isimli kitabının imza gününde okurlarıyla bir araya geldi.
Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın edebiyat dünyasına adım attığı Lavinya’nın Aşkla İmtihanı isimli öykü kitabının ardından inceleme dalındaki yeni kitabı 21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet kitabı çıktı. Kitabında daha iyi bir hayatın olanaklarının 100 yıl önce ilan edilen Cumhuriyet’te saklı olduğunu ifade eden Başkan Uysal, yeni kitabının ikinci imza gününü AKM’de gerçekleştirdi. Uzun kuyrukların oluştuğu imza gününde başkan Uysal’a kitabını imzalatanlar arasında kent sakinlerinin yanı sıra çok sayıda meclis üyesi, siyasetçi ve gazeteciler de yer aldı.
Gerçekleşen imza gününde her yıl Cumhuriyet Bayramı’nda torunlarına hediye aldığını söyleyen Hıfzı Yetgin bu yıl ise torunlarına hediye olarak Başkan Uysal’ın imzalı kitabını armağan edeceğini paylaştı. Torunlarına aldığı 4 adet kitabı Başkan Uysal’a imzalatan Yetgin, “Çocuklarımız, torunlarımız yıllarca saklayacakları, okuyacakları, Cumhuriyet bilincini pekiştirecekleri birer eser edinmiş olacaklar” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Resim hayalini gerçekleştirmek için 50 yaşında üniversiteye başladı
Edirne’de gıda sektöründe işletmecilik yapan Sema Göy (50), oğlunun ısrarıyla girdiği YKS sınavının ardından, iki aşamalı yetenek sınavını da kazanarak, Trakya Üniversitesi Resim Bölümü’nde okumaya başladı. Çocukluk hayalini gerçekleştirmek için üniversite eğitimine başladığını belirten Göy, “Bedenim 50 yaşında ama ruhum 17 yaşında olarak tasvir ediyorum. sınavı kazanıp okula girdiğimde en büyük endişem okuldaki yaşı küçük olanlara ayak uydurabilmekti. Fakat onlar da bana ben de onlara çok güzel adapte olduk. Gençlere tavsiyem okumak çok güzel bir şey okusunlar benden geçti geç oldu artık demeden okumaya devam etsinler” dedi.
Edirne’de yaşayan evli ve 1 çocuk annesi Sema Göy, oğlunun ısrarıyla Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girdi. Sınavı kazanan Göy, ardından Trakya Üniversitesi Resim Bölümü’nde açılan iki aşamalı yetenek sınavını da geçerek burada okumaya hak kazandı. Resmin ertelenmiş hayali olduğunu söyleyen Göy, buna kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Göy, gençlere de çok okumaları yönünde tavsiyede bulunup, hayallerinin peşinde koşmaları gerektiğini belirtti. Anaokulundan beri resim çizdiğini kaydeden Göy, “Resim benim ertelenmiş hayalimdi. Ertelenmiş hayalime bu sene kavuştum. Oğlumun ısrarıyla sınava girdim. YKS sınavından geçtikten sonra iki aşamalı yetenek sınavına geçip okulda öğrenci olmaya hak kazandım. Anaokulundan beri resim çiziyorum. Girdiğim yarışmalarda dereceler alıyordum. Resim bölümüne hiç girmeyi düşünmemiştim daha çok klas meslekler düşünüyorduk. Şimdi resim bölümü öğrencisiyim mutluyum” dedi.
‘BEDENİM 50 YAŞINDA AMA RUHUM 17’
Okula ilk girdiğinde en büyük endişesinin, genç öğrencilere ayak uydurabilmek olduğunu dile getiren Göy, “Ben kendimi şöyle tasvir ediyorum. Bedenim 50 yaşında ama ruhum 17 yaşında olarak tasvir ediyorum. Derslere girmek çok zevkli çok eğlenceli kitabın kapağını kapattığınız zaman haliyle unutuyoruz. Öğrencilere ayak uydurmaya çalışıyorum. Heyecanlıyım, öğrenmekten zevk alıyorum. Okumak hoşuma gidiyor. Aslında sınavı kazanıp okula girdiğimde en büyük endişem okuldaki yaşı küçük olanlara ayak uydurabilmekti. Fakat onlarda bana ben de onlara çok güzel adapte olduk” diye konuştu.
‘ÖRNEK OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM’
Daha önce resimle ilgili hiçbir eğitim almadığını ifade eden Göy, “Aslında herkes bir şeyler çizebilir, çizim zor değil yeter ki istesinler kalemi elinize aldığınız kelam elinizde akıp gidiyor. Çok çizmek zorundayız. Özellikle ben çok çizmek zorundayım. Gençlere yetişmek zorundayım. Çünkü ben kurs veya eğitim almadım. Lise eğitimim ile buradayım. O yüzden onlara uyum sağlamak için daha çok çalışmam gerekiyor. Kalemi elimden düşürmemem gerekiyor. Arkadaşlarım destek oluyor. Eşim ve oğlum çok büyük destek oluyorlar. Çevreye örnek olduğumu düşünüyorum. Çünkü ben aynı zamanda bir işverenim, işyerime gelip de üniversite okuduğumu duyan öğrenciler veya KPSS’den artık benden olmaz diyenler oluyor. Beni görünce hem şaşırıyorlar hem seviniyorlar hem de umutlanıyorlar” şeklinde konuştu.
‘GENÇLER GEÇ OLDU DEMEDEN OKUMAYA DEVAM ETSİNLER’
Gençlere, çok okumaları tavsiyesinde bulunan Göy, “Gençlere tavsiyem okumak çok güzel bir şey okusunlar benden geçti geç oldu artık demeden okumaya devam etsinler. Biliyorsunuz çağımızın hastalığı Alzheimer var. Doktorlar hep diyor ters köşe yapın diye, sağ beyinlerini çalıştırıyorlarsa ters köşe yapıp sol beynini çalıştırsınlar. Ben kendimi şuan öyle düşünüyorum. İlerleyen yaşlarda da Alzheimer’ı engelleyeceğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Haber – Kamera: Olgay GÜLER – Umut IŞIK/ EDİRNE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kars İl Emniyet Müdürlüğü’nce KYK ve ortaöğretim yurtları önünde güvenlik uygulaması yapılıyor. Yapılan uygulamalarla öğrencilerin daha huzurlu bir ortamda kalmaları hedefleniyor.
Kars’ta polis ekiplerince yapılan uygulamaların belirli periyotlarla devam edeceği ve güvenlik alanında daha fazla önlem alınacağını vurguluyor. Kars’ta öğrenim gören öğrencilerin, güvenli bir şekilde eğitimlerini sürdürebilmeleri için uygulamaların devam edeceği bildiriliyor.
Konuyla ilgili Kars Valiliği’nden yapılan paylaşımda, “Sevgili öğrencilerimizin huzur ve güvenliğini sağlamak üzere KYK öğrenci yurtları ile ortaöğretim öğrenci yurtlarının çevresinde asayiş uygulamalarımız aralıksız devam ediyor” ifadelerine yer verildi. – KARS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-25 eğitim öğretim yılında öğrencilerin güvenliğinin sağlanması hedefiyle okul çevrelerindeki denetimler aralıksız sürüyor. Aydın Valiliği koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından oluşturulan ekipler, okullar ve çevrelerinde denetim gerçekleştiriyor. Konu ile ilgili Aydın Valiliği’nden yapılan açıklamada “Çocuklarımız birinci önceliğimizdir. Bu kapsamda, 2024-2025 Eğitim Öğretim döneminde, İl Emniyet Müdürlüğümüz ve İl Jandarma Komutanlığımız tarafından oluşturulan ekipler tarafından okullarımız ve çevresinde, güvenlik tedbirleri, denetimler ve kontroller tüm hızıyla devam ediyor. Çocuklarımızın güvenliği için çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güney, eğitimde bilimsel çalışmaların önemine vurgu yaparak, Bayburt’taki okulların Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun projelerine katılımının artırılmasının hedeflendiğini belirtti. Şube Müdürü Muammer Şimşek de proje başvuru sürecinde dikkat edilmesi gereken teknik detaylar ve başvuru şartları hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Toplantı sonunda, okul müdürleri proje süreci ile ilgili sorular yönelterek bilgi aldı ve karşılıklı fikir alışverişinde bulundular. – BAYBURT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KazAID Başkanı Arken Arıstanov, kurulma amaçlarını, faaliyetlerini ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile işbirliği hakkında AA muhabirine konuştu.
Arıstanov, Kazakistan’ın 1991’de bağımsızlığını kazandığını hatırlatarak “İlk başta ekonomik sıkıntılarımız vardı ve alıcı ülke konumundaydık. Türkiye’den de yardım aldık. Çok sayıda Türk şirketi başkent Astana’yı inşa etmede yardımcı oldu.” dedi.
Dünya Bankası sınıflandırılmasına göre 2006’dan bu yana orta gelirli ve artık donör ülke haline geldiklerini belirten Arıstanov, “Kazakistan, son 10 yılda başta Orta Asya ülkeleri olmak üzere diğer ülkelere 600 milyon dolardan fazla insani yardım sağladı.” ifadesini kullandı.
Arıstanov, 2014’te ülkede resmi kalkınma yardımlarına ilişkin kanunun kabul edildiğini, 2020 yılında ise Kazakistan Dışişleri Bakanlığı nezdinde KazAID’in resmi olarak kurulduğunu belirterek “Kovid-19 salgını nedeniyle ilk iki yıl faaliyetlerimizi aktif bir şekilde yürütemedik ancak şu anda projelerimizi hayata geçirmeye başladık.” diye konuştu.
KazAID olarak dijitalleşme, eğitim ve kamu yönetimi alanlarında faaliyetlerini yoğunlaştırdıklarını dile getiren Arıstanov, “Kazakistan’ın halihazırda ilerleme kaydettiği sektörlerde tecrübe alışverişini amaçlıyoruz. Bu yıl e-devlet yazılım ürünlerimizi Afrika ülkelerine hibe etmeye başladık.” dedi.
Arıstanov, 6 Şubat depremlerinde Türkiye’ye kardeş eli uzatan ilk ülkelerden birinin Kazakistan olduğunu ve Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde deprem bölgesine bir okul armağan edilmesi konusunda öneride bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
“Bu projenin operatörü olarak şu anda Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 960 öğrenci kapasiteli okulun inşaat projesini başlattık. Gelecek sene sonunda inşaatı tamamlayarak Türkiye Milli Eğitim Bakanlığına devretmeyi planlıyoruz.”
“TİKA’nın tecrübesini önemli buluyoruz”
Arıstanov, KazAID olarak üçlü işbirliklerini önemsediklerini ve bu kapsamda TİKA’nın tecrübesinden yararlanmak istediklerini belirtti.
TİKA’nın Kazakistan Koordinatörü Hüseyin Hikmet Özdenoğlu ile ilk kez bir ortak projeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Arıstanov, “Kazakistan’ın KazAID’i ve Türkiye’nin TİKA’sı olarak Tacikistan ve Kırgızistan’dan tıp öğrencilerine Astana Tıp Üniversitesi’nde Türk hocalar tarafından tıpta entegre eğitim modülü üzerine seminer düzenledik. Bir haftalık eğitimi tamamlayanlara sertifikalarını takdim ettik.” dedi.
Başkan Arıstanov, “Biz daha yolun başındayız dolayısıyla TİKA’nın projeyi geliştirme, hayata geçirme ve sonraki süreci destekleme gibi alanlardaki tecrübesini önemli buluyoruz. Bu gibi ortak faaliyetlerle birbirimizi destekliyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bu yıl TİKA, Afganistan’daki çiftçilerin eğitim programını destekledi. Gelecek sene bu projeyi biz de desteklemek istiyoruz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Selçuk Üniversitesi, sporun engelleri nasıl aşabileceğini vurgulayan anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. 2024 Paris Paralimpik Oyunlarında Kadınlar 57 kilo para tekvandoda gümüş madalya kazanan milli tekvandocu Gamze Gürdal ve erkekler +80kg son 16 turunda mücadele etme başarısı gösteren milli sporcu Mehmet Sami Saraç, Sultan Alparslan Kültür Merkezinde öğrencilerle bir araya geldi. Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Güler, engelli bireyler için temel sorunun, toplum olarak oluşturulan engeller olduğunu belirtti. Güler, “Üniversitemizdeki hiçbir engelli öğrencimizi geride bırakmadan onların hedeflerine ulaşmalarına ve hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmayı hedefliyoruz” dedi.
” Spor, özgüven ve sosyalleşmeye büyük bir katkı sunuyor”
Sporun hayatındaki dönüştürücü etkisini anlatan milli tekvandocu Gamze Gürdal, sporla tanışmasının ardından yaşadığı toplumsal mücadelesini paylaştı. Her zaman insanlara ilham vermeye çalıştığını belirten Gürdal, “Okulda kendimi bir elçi gibi hissediyorum, çünkü gittiğim her yerde bir farkındalık oluşturuyorum. Çok fazla okudum, kendimi geliştirdim. Çok sayıda insanla iletişim kurdum. Sadece spor değil; sanat, resim, müzik gibi birçok alanda da bir şeyler yapabiliriz. Ama neden yapamayacağımızı düşünüyoruz?” şeklinde konuştu.
Sporun kendisine kazandırdığı en büyük değerlerden birinin yalnız olmadığını fark etmek olduğunu söyleyen Gürdal, Türkiye Şampiyonası’nda diğer engelli sporcularla tanıştığında bu duyguyu derinden hissettiğini belirtti. Gürdal, “Benim gibi olan başka insanlarla tanışmak bana büyük bir özgüven kazandırdı. Artık kendimi saklamıyorum, çünkü bu benim normalim ve hayatımı bu şekilde devam ettiriyorum” diye konuştu.
Gamze Gürdal, sporun özgüven ve sosyalleşme açısından büyük bir katkı sunduğunu belirterek gençlere de sporla tanışmaları tavsiyesinde bulundu.
“Toplumsal hayatta daha aktif bir rol üstlendik”
5 yaşında geçirdiği kaza sonrası babasının desteğiyle sosyal hayata katılmaya başladığını belirten başarılı milli sporcu Mehmet Sami Saraç, elde ettiği başarıların temelinde ailesinin özverisinin yattığını ifade etti. Spor kariyerinde kazandığı derecelerle birlikte devletin davet ettiği çeşitli organizasyonlara katıldığını söyleyen Saraç, “Takım kamplarında yaşadığımız hatıralarımız, motivasyonumuzu arttırıyor. Kendi aramızda şakalaşarak gördüğümüz zorluklar karşısında daha çok şükretmeye başladık” dedi.
Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Güler tarafından milli tekvandocu Gamze Gürdal’a ve milli sporcu Mehmet Sami Saraç’a teşekkür belgesi verildi. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğretmen Akademisi Vakfı’nın, Garanti BBVA Yatırım desteği ve İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) iş birliği ile Türkiye genelinde düzenlediği eğitim ve doğa temalı fotoğraf yarışmasının sonuçları açıklandı. Eğitimin doğayla olan bağını keşfetmek ve güçlendirmek için çekilen 177 fotoğraf arasından ödül alan 5 eser ve sergilenmek için seçilen 20 eser 23-25 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM Galeri Alanı’nda izleyicilerle buluşacak.
Çoğunluğu eğitimci olan 47 katılımcının 177 eserinin yer aldığı yarışmada birinci ‘Yarışlı Gölü’ başlıklı fotoğrafıyla Ufuk Turpcan oldu. M. Turan Döner, ‘Şimşekler ve Şehir’ isimli fotoğrafıyla ikincilik ödülünü alırken, Muhammet Özen ‘Balıkçı’ isimli fotoğrafıyla üçüncülük, Merve Özen ‘Anne Sevgisi’ isimli fotoğrafıyla mansiyon, Salih Kuş ‘Sabah Vakti’ isimli fotoğrafıyla Garanti BBVA Yatırım özel ödülünün sahibi oldu.
Ücretsiz gezilebilecek sergi ile doğanın öğreticiliği ön plana çıkarılarak, doğaya karşı olan sorumlulukları hatırlatmak amaçlıyor. Sergilenen her fotoğraf ile doğanın sunduğu güzelliklerin ve bilgeliğin yanı sıra, insanın doğaya etkisini düşündürmek hedefleniyor. Sergi, herkesi daha bilinçli ve duyarlı bireyler olmaya davet ediyor. Ödüllü eserlere ve sergilenmek için seçilen 25 esere ÖRAV’ın web sitesinden ulaşılabilir.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAĞCILAR Belediyesi tarafından düzenlenen 3’üncü Bağcılar Kitap Fuarı, 18 Ekim’de Bağcılar Meydanı’nda kapılarını açıyor. 9 gün sürecek olan fuar sohbetten eğlenceye kadar farklı içerikte birçok aktiviteye ev sahipliği yapacak, kitapseverler de sevdikleri yazarlarla bir araya gelme fırsatı bulacak.
15 TemmuzDemokrasi ve Milli İrade Meydanı, 18-26 Ekim tarihleri arasında 3’üncü Bağcılar Kitap Fuarı’na (BKF) ev sahipliği yapacak. Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenecek fuarın hazırlıkları tamamlandı. Açılış için gün sayan fuar alanında 50 yayınevi kitaplarını sergileyecek. Stantlarda polisiyeden tarihe kadar herkesin ilgisini çekecek eserler yer alacak. 27 gazeteci ve yazarın konuk olacağı alanda kitapseverler, yazarlarla bir araya gelme ve sohbet etme imkanı bulacak.
‘BAĞCILAR OLARAK BİZ KİTAPLA YAŞAYAN BİR İLÇEYİZ’
Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “Bağcılar’ımızda çok ilgi gören kitap fuarımızın bu sene 3’üncüsünü yapıyoruz. En seçkin kitabevlerinin yayınlarıyla ve sevilen yazarlarımızla buluşacağız. İlk fuarımıza 350 bin kişi katılırken geçen yılki 2. BKF’ye 500 bin kişi katılmıştı. Sayının artması bizi sevindiriyor. Sayının bu yıl artarak devam edeceğine inanıyorum. Bağcılar olarak biz kitapla yaşayan bir ilçeyiz. Bu anlamda ilçemizde şu an 117 bin 180 yazılı ve basılı eserden oluşan külliyat sunan 17 kütüphane hizmet veriyor” dedi.
ÜNLÜ İSİMLER KATILACAK
AK PartiİstanbulMilletvekili olan Yücel Arzen’in müzik dinletisinin de yer aldığı özel bir programla açılışı yapılacak BKF’de; AK Parti Manisa Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Bahadır Yenişehirlioğlu, Mete Yarar, Nurullah Genç, Serdar Tuncer, Şermin Yaşar, Hayati İnanç, Ercan Kesal, Türker Akıncı, Turan Kışlakçı, Savaş Barkçin, Zeynep Betül Akyıldız, Onur Erol, Zahide Tuba Kor, Şükran Kaymak, Güven İslamoğlu, Cansu Canan Özgen, Saliha Erdim, Beydan Budak, Yasin Pişgin, Orhan Toker, Fatih Duman, Anıl Basılı, Ayşegül Dede, Sadık Yalsızuçanlar, Turgay Güler ve Sertaç Abi katılacak.
AKTİVİTELER İÇİN ÖZEL BİR PLATO OLUŞTURULDU
Belediyeden yapılan yazılı açıklamada fuar hakkında şu bilgilere yer verildi:
“BKF’ye gelen ziyaretçiler, özel olarak oluşturulan platoda ağırlanacak. Açık alandaki kafede yetişkinler için çay ikram edilecek. Çocuklar da atölyelerde fiziksel ve zihinsel gelişimlerine katkı sunan aktiviteler yapabilecek. Gençler özel hazırlanan Fuar Köşesi’nde hatıra fotoğrafı çekilebilecek. Fuar kapsamında, geçmişten günümüze edebiyat dünyamızda eserleriyle iz bırakan ünlü yazarların fotoğrafları ile hayatlarını anlatan bir köşe de yapıldı. Ayrıca belediyeye bağlı Bilgi Evi öğrencileri ve Kadın ve Aile Kültür Sanat Merkezi kursiyerleri kendi yaptıkları tablo, takı ve benzeri eserleri sergileyecek.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teknoloji ve girişim yarışmaları, hava gösterileri, hava ve kara araçları sergisi, eğitici atölye etkinlikleri, dikey rüzgar tüneli, simülasyon deneyim alanları, konserler ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği festivalde ziyaretçiler, ETÜ Teknoloji Takımları Koordinatörlüğü ve MUCİTPARK Bilim ve Fikir Atölyesi tarafından kurulan stantlara yoğun ilgi gösterdi.
Yarışmalara 27 takımıyla katılan ETÜ’nün 18 takımı zorlu eleme süreçlerinden geçerek büyük finale kalma başarısı gösterdi. Adana’da zirveyi zorlayan 4 ETÜ takımı önemli bir başarıya imza atarak büyük ödüllerle Erzurum’a döndü.
The Lang Wizards takımı, Türkçe Doğal Dil İşleme kategorisinde Türkiye 3.’sü olarak yapay zeka alanındaki yetkinliklerini sergiledi ve büyük bir alkış topladı. ETÜ Algronomists takımı ise Tarım Teknolojileri kategorisinde Türkiye 2.’liği elde ederek sektöre yenilikçi bir soluk getirdi. İletişim teknolojileri kategorisinde mücadele eden ULAK FIE takımı, Kablosuz Haberleşme kategorisinde Türkiye 2.’si olarak fark oluşturdu. Uluslararası arenada yarışan DİHA takımı ise Uluslararası İnsansız Hava Araçları kategorisinde Performans Ödülü kazanarak adını zirveye yazdırmayı başardı.
MUCİTPARK Bilim ve Fikir Atölyesi ise bilim, ahşap, uygulamalı deney ve sanal gerçeklik atölyelerini ziyaret eden binlerce ziyaretçi uzmanlar eşliğinde çeşitli deneylere katılırken yeni teknolojileri deneyimleme fırsatı yakaladı.
Festivali yerinde takip eden ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, elde edilen başarılı sonuçlardan dolayı çok memnun olduklarını dile getirerek: “ETÜ olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da TEKNOFEST heyecanına ortak olduk. Adana’da gençlerimiz ve teknoloji meraklılarıyla birlikte muhteşem bir atmosferde 5 gün geçirdik. Teknoloji takımlarımız yıl boyunca gece gündüz demeden titizlikle buradaki finallere hazırlandı ve önemli dereceler elde etti. Bu başarı üniversitemizin genç yeteneklerinin ve akademik kadrosunun yenilikçi bakış açısını bir kez daha kanıtlamış oldu. Öte yandan festivalin en yoğun stantlarından biri olmak da bizi ziyadesiyle memnun etti MUCİTPARK Bilim ve Fikir Atölyemizde binlerce çocuğumuz bilimin eğlenceli tarafını deneyimleme şansı yakaladı. Bunun yanı sıra festival süresince ülkemizin savunma sanayi ve teknoloji alanlarındaki lokomotif kurum ve kuruluşlarının yetkilileriyle bir araya gelerek hem öğrencilerimizin staj olanaklarını hem de yapılabilecek iş birlikleri hakkında görüşmeler gerçekleştirdik. Bilim ve teknolojiyi merkeze alarak ülkemizin gelişimine katkı sunma hedefiyle yolumuza devam edeceğiz. Böylesine önemli bir etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyor, bir kaz daha ülkemizi ulusal ve uluslararası arenalarda en iyi şekilde temsil eden takımlarımızı tebrik ediyorum” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Alanı tarafından TSE 13703 Özel Servis Belgesi ve Hizmet Yeterlilik Ek Belgesi alındı. Daha sonra Kayseri Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sivas Sosyal Güvenlik Kurumu ile imzalanan protokol ile Türkiye’de ilk olarak KOAH hastaları için kullanılan oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımı işi alındı. Bölümde okuyan öğrenciler ve bölüm öğretmenleri tarafından imzalanan protokol çerçevesinde cihazların bakımı yapılırken, üretimi yurt dışında yapılan cihazın okulda yerli olarak üretilmesi planlanıyor. Okul, daha öncesinde de pandemide N-95 maskeyi ilk üreten lise olurken, dizel araçların doğaya verdikleri zararın önlenmesinde kullanılan ilk yerli Adblue üretimi de gerçekleştirilmişti.
“Okulumuz imkanlarıyla cihazı üretmeyi planlıyoruz”
Protokol görüşmelerinin çevre illerle de devam ettiğini söyleyen Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mehmet Özgül, “Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak Türkiye’de ilk olma hasebiyle söylüyorum; Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Alanında KOAH hastalarının kullandığı oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımını yapıyoruz. Bu kapsamda TSE Belgesi aldık. Teknik servis ünvanını kazandık. Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumlarıyla protokol yaparak bu oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımını yapıyoruz. Şu an itibariyle Kayseri Sosyal Güvenlik Kurumu’yla protokol yapıldı. Artı olarak Sivas Sosyal Güvenlik Kurumu’yla protokol yapıldı. Maraş’la görüşmelerimiz var. Maraş Sosyal Güvenlik Kurumu’yla. İnşallah böyle çevre illeri de alarak buradaki oksijen konsantratörü cihazının tamir ve bakımını yapacağız. Buradaki hedefimiz Türkiye’nin değişik illerinden gelen cihazların tamir ve bakımını yapmak. Asıl büyük hedefimiz de bu cihazların Türkiye’de üretimi yok. Yurt dışından tedarik ediliyor. Bu yurt dışından tedarik edildiği için biz bunu yerli olarak okulumuz imkanları doğrultusunda üretmeyi planlıyoruz. Asıl hedefimiz, büyük hedefimiz budur” dedi.
Yapılan iş ile amaçlarının öğrencilerin piyasada daha profesyonel işlemler gerçekleştirmesi olduğunu söyleyen Biyomedikal Cihaz Teknolojileri Alanı Öğretmeni Mustafa Say ise, “Okulumuz Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesiyle birlikte Kayseri Sosyal Güvenlik Kurumu arasında oksijen konsantratörü cihazlarının bakım, onarım anlaşması imzalayarak alanımızda bulunan biyomedikal öğrencilerinin sahada etkin bir şekilde profesyonel bir eğitim alması için bu cihazların bakım ve onarım işlemlerini gerçekleştirmekteyiz. Öğrencilerimizin piyasada daha profesyonel işlemler gerçekleştirmesi için uygun bir şekilde bu işlemleri okulumuzda TSE 13703 Özel Servis Belgesi ve Hizmet Yeterlilik Ek Belgesi’yle bu hizmeti gerçekleştirmek çalışıyoruz. Mümkün olduğunca öğrencilerimizin hem kendi mesleki açılarından, hem ailelerine ekonomik anlamda bir katkı sağlamak amacıyla bu işlemleri şu anda güzel bir şekilde yürüttüğümüzü düşünüyoruz. Bu yürütme sayesinde öğrencilerimizin piyasada profesyonel anlamda hem biyomedikal alanında iş bulmalarını kolaylaştırmak hem de alanımızın Türkiye’de etkin ve donanımlı bir şekilde yer edinmesini temenni ediyoruz. Bu şekilde de çalışmalarımıza devam etmekteyiz” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Embiyacan Akbaş (20) olası depremlerde arama kurtarma birimleri arasındaki iletişimi hızlandırıp, ihtiyaca göre hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla mobil uygulama geliştirdi. Akbaş’a, uygulama ile Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nden ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’ verildi.
Üniversiteli Embiyacan Akbaş, olası İstanbul depremini düşünerek, Dr. Fatih Özkoyuncu danışmanlığında, mobil uygulama tasarladı. Uygulama ile arama-kurtarma çalışmalarının verimli şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Kamu, özel ve gönüllülerden oluşan arama-kurtarma ekipleri arasındaki iletişimi güçlendirmek, bilgi dezenformasyonunu da en aza indirerek, kurtarma çalışmalarının etkin yürütülmesini hedefleyen uygulama ile Akbaş, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’nü aldı. Uygulama, Türkiye’deki kurumlara, iletişim ajanslarına ve genç iletişimcilere açık olan yarışmada, 20 ana ve 18 alt kategori olmak üzere toplam 38 kategoride 231 kurum projesi ve 114 genç iletişimci projesi içinde 4’üncü olarak ödüle layık görüldü.
Üniversite öğrencisi Akbaş, amacının bütünleşik afet yönetim sistemi kurmak olduğunu söyleyerek, “Aktif olarak öğretim hayatıma devam ederken aynı zamanda çeşitli aplikasyonlar üreterek iletişim kısmında ülkeme hizmet etmek istiyorum. Olası İstanbul depremi için bütünleşik afet yönetim sistemi kurmaktı hedefim. Temel amacımız İstanbul’da çalışan kurumlar başta olmak üzere depremden sonra kurumlar arası iletişim kurabileceğimiz bir aplikasyon sistemi oluşturabilmek. Aplikasyonda sadece kurumlar değil aynı zamanda deprem bölgesinde çalışmak isteyen gönüllülerin de kendi aralarında iletişim kuramasa bile yönetim merkeziyle dolaylı yoldan iletişim kurarak, bu sayede yönetim merkezinin ihtiyaç duyduğu yerlere sevkleri sağlanabilecek. Aynı zamanda STK’larla da beraber çalışma fırsatı yakalayacağımız ayrı bir ara yüz tasarladık” dedi.
‘3 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR’
Akbaş, uygulamanın ‘kamu ara yüz’, ‘STK ara yüz’ ve ‘gönüllü ara yüz’ olmak üzere 3 bölümden oluştuğunu anlatarak, “Aslında burada yapmak istediğimiz şey; yönetim merkezinde sürecin yönlendirilmesi sırasında bir dezenformasyonun önüne geçmek. Yani 3 grubun da neler yaptığını görebilmek ve 3 grubun insan gücünü deprem esnasında şehrin afetten sonraki kalkınma sürecinde etkin kullanabilmek. Hatta şu an projenin bir kısmını alıp ekstra bir entegreye çevirmeye çalışıyoruz. Bu entegrede 6 Şubat deprem döneminde yani ‘asrın felaketi’ diye adlandırdığımız depremlerde motokuryelerin çalışmalarını gördük. Biz de bu projeden ayrı deprem sırasında motokuryelerin İstanbul’da aktif çalışması için bir entegre geliştiriyoruz aynı zamanda. Bütün deprem paydaşlarını tek bir çatı altında toplayabileceğiz. Günümüz çağında, her şeyin dijitale çevrildiği dönemde sadece tüketim değil aynı zamanda dönüşüm de önemli. Yani afet yönetim sürecini dijital dönüşüm içerisine sokmak bizim için çok kıymetli. Motokuryeler deprem bölgesinde çok aktif çalıştı ve herhangi bir iletişim mekanizması olmadan bunu yaptılar. İstanbul’un yapılanma durumunu biliyoruz. Çok sık bir yapılanma var. Arabanın giremediği her noktada motokuryelerin girebileceği bir entegre üzerinde durmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzce’de hemşirelik eğitimi gören Merve Apaydın, hafta onu ailesiyle vakit geçirmek için memleketi Sakarya’da çarşı gezisine çıktı. Bu sırada genç kızın cep telefonu çalındı. Çark Caddesi Dar Sokak’ta okul notlarının, kişisel bilgi ve verilerinin bulunduğu telefonu çaldıran genç kız, güvenlik kameralarını izlediğinde hayrete düştü. Görüntülerde, Merve Apaydın’ın bir mağazaya girdiği esnada arkasından gelen kadının telefonu çantadan alması ve hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi yer alıyor.
“Elini uzatıp telefonumu çalması bir oldu”
Yaşananları anlatan Merve Apaydın, “Ailemle çarşıda tur atmak istedik ve ilk mağazaya girerken olay yaşandı. Beğendiğim bir kıyafeti anneme göstermeye giderken arkamdan bir kadının elini uzatmasıyla telefonumu çalması bir oldu. Okulum açılalı daha 3 hafta oluyor. Telefonumda eğitim ve kişisel bilgilerim, öğretmenlerimin gönderdiği slayt bilgileri, arkadaşlarımdan aldığım notlar bütün bilgilerim vardı. Ben çalınan telefonumu uzun zamandır kullanıyordum ve çoğu bilgim gitti. Bu sebeple bir mağduriyet yaşıyorum. Telefonumdaki notlar ve bilgilerim gittiği için şu anda onları toplamaya çalışıyorum” dedi.
“Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı”
Polise şikayette bulunduğunu anlatan Apaydın, “Ben okulum için Düzce’ye döneceğim. Telefonum yok. Arkadaşlarımın yardımıyla bir süre idare etmeye çalışacağım. Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Bir gence böyle bir şey yapılması çok üzücü. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız. Maalesef benim başıma geldi. Umarım başkasının başına gelmez” diye konuştu. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarşı gezisi kabusu oldu, okul verilerinin bulunduğu telefonu çalındı
SAKARYA – Sakarya’da üniversite öğrencisi genç kızın, ailesiyle vakit geçirmek için çıktığı çarşı gezisinde cep telefonu çalındı. Bu anlar saniye saniye güvenlik kamerasına yansırken, saniyeler içinde cep telefonundan olan genç kız, “Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız” dedi.
Düzce’de hemşirelik eğitimi gören Merve Apaydın, hafta onu ailesiyle vakit geçirmek için memleketi Sakarya’da çarşı gezisine çıktı. Bu sırada genç kızın cep telefonu çalındı. Çark Caddesi Dar Sokak’ta okul notlarının, kişisel bilgi ve verilerinin bulunduğu telefonu çaldıran genç kız, güvenlik kameralarını izlediğinde hayrete düştü. Görüntülerde, Merve Apaydın’ın bir mağazaya girdiği esnada arkasından gelen kadının telefonu çantadan alması ve hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi yer alıyor.
“Elini uzatıp telefonumu çalması bir oldu”
Yaşananları anlatan Merve Apaydın, “Ailemle çarşıda tur atmak istedik ve ilk mağazaya girerken olay yaşandı. Beğendiğim bir kıyafeti anneme göstermeye giderken arkamdan bir kadının elini uzatmasıyla telefonumu çalması bir oldu. Okulum açılalı daha 3 hafta oluyor. Telefonumda eğitim ve kişisel bilgilerim, öğretmenlerimin gönderdiği slayt bilgileri, arkadaşlarımdan aldığım notlar bütün bilgilerim vardı. Ben çalınan telefonumu uzun zamandır kullanıyordum ve çoğu bilgim gitti. Bu sebeple bir mağduriyet yaşıyorum. Telefonumdaki notlar ve bilgilerim gittiği için şuanda onları toplamaya çalışıyorum” dedi.
“Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı”
Polise şikayette bulunduğunu anlatan Apaydın, “Ben okulum için Düzce’ye döneceğim. Telefonum yok. Arkadaşlarımın yardımıyla bir süre idare etmeye çalışacağım. Bir öğrenci olarak gerçekten çok üzüldüm. Bir gence böyle bir şey yapılması çok üzücü. Neticede öğrenciyiz, telefonlar çok pahalı. Hemen yeni bir telefon alamayız. Maalesef benim başıma geldi. Umarı başkasının başına gelmez” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Oğuz Tunç, Taş Bina Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda, İsrail’in, saldırılarının bölge istikrarında derin yaralar açtığını, Birleşmiş Milletler’in yaşananlar karşısında yaptırımsız kalmasının dünyanın derin bir adalet krizinde olduğunu gösterdiğini söyledi.
Güçlünün haklı olduğu, haklının kendini ifade edemediği, ifade etse dahi görünürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda, en çok zedelenen şeyin hakikat ve adalet anlayışları olduğunu belirten Tunç, “Enformasyon bombardımanı altında hakikatin ne olduğunu kavramanın zorluğunu derinden yaşamaktayız. Sistematik, yoğun ve kalıcı dezenformasyon üreten sosyal medya aparat ve şirketlerinin, psikolojik harp unsuru olarak bireyleri ve kitleleri manipüle edebiliyor olması da hakikat krizini derinleştiren başat unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.” ifadesini kullandı.
“Zihinsel bir altyapı oluşturmayı hedeflemekteyiz”
Üretilen bilgi ve haberin insanlar veya robotlar tarafından mı üretildiğinin net olarak ayırt edilmediği bir ortamda, geleneksel medyanın toplumun güvenini kazanma noktasında ciddi bir fırsata sahip olduğunun gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:
“Yapay zekanın istenilen bilgi veya mesajı öne çıkarma, çoğaltma ve aksi sedasının görünürlüğünü minimize etme kabiliyeti dezenformasyonu artırırken aynı yapay zeka teknolojilerinin geleneksel basın faaliyetlerini de kolaylaştırıp hızlandırdığı görülmektedir. Bu itibarla merkezinde insan olan birçok faaliyeti otonom şekilde icra edebilen yapay zeka teknolojilerinin imkan ve kabiliyetlerinin, yaşadığı toplumun ve coğrafyanın gerçeklerine bigane kalmayan basın mensuplarıyla buluşmasını ve hakikat mücadelesinde etkili şekilde kullanılmasını çok önemsiyoruz.”
Hayatın her alanında birtakım kolaylıklar sağlayan yapay zeka teknolojisinin basın faaliyetlerine ürettiği imkanlara sırt çevirmelerinin mümkün olmadığını dile getiren Tunç, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Konya Teknik Üniversitesi olarak hazırladığımız bu program vesilesiyle, yerel düzeyde geleneksel ve dijital habercilik yapan siz basın mensuplarımızın, basın faaliyetlerini daha efektif yapmanızı sağlayacak zihinsel bir altyapı oluşturmayı hedeflemekteyiz.” diye konuştu.
Teknolojik araştırmalara destek
KTÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Deveci de teknoloji çağında yeni nesile ayak uydurmak ve çağın gerisinde kalmamak için teknolojik gelişmelerden uzak kalınamayacağını söyledi.
Teknolojinin birçok alanda hayatı kolaylaştırdığına dikkati çeken Deveci, KTÜN olarak teknolojik gelişmelere ve ülkenin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla öğrencilere teknolojik araştırmalar için imkan sağladıklarını, ülkeye faydalı olabilecek her türlü çalışmaya destek vermeye devam edeceklerini bildirdi.
Konuşmaların ardından program kapsamında KTÜN Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri, Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mesut Gündüz ile Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı, Yapay Zeka Uygulama, Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Engin Eşme yapay zeka konulu sunum yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ali Osman Kurt tarafından “TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı” kapsamında konferans salonunda düzenlenen eğitime, farklı bölümlerden öğrenciler katılıyor.
AA muhabirine program hakkında bilgi veren Kurt, büyük şirketlere yapılan iş başvurularında proje hazırlayan öğrencilerin tercih edildiğini, bu nedenle eğitimi düzenlediklerini söyledi.
Eğitimlere ilginin fazla olduğunu dile getiren Kurt, lisans öğrencilerinin TÜBİTAK’a giden proje sayısının her yıl artış gösterdiğine dikkati çekti.
Kurt, amaçlarının öğrencilere proje hazırlama konusunda farkındalık kazandırmak olduğunu vurgulayarak, “İşletmeler, öğrencilerin sadece lisans düzeyinde diplomaya sahip olmalarını yeterli görmüyor. Verdiğimiz eğitimle öğrencilerin proje yapma, hazırlama ve sonuçlandırma konusunu işletmeler çok değerli görüyor. İşletmeler kendi imkanlarıyla böyle projelere başvuru yapmak istiyor. Kendi personelinin bu niteliklere sahip olmaları, işletmeler için büyük avantaj oluyor.” dedi.
Programa katılan öğrenci Yunus Emre Taş da eğitimin kendisi için faydalı olduğunu, mezun olduklarında bir işletmeye başvuru yapacakları zaman proje hazırlayabileceklerini CV’lerine yazabileceklerini söyledi.
Eğitimde faydalı bilgiler aldıklarını anlatan öğrenci Fazlı Sakar ise ileriye yönelik atacakları adımlarda ve öğrenci kalitesini artırmada projenin faydalı olduğunu dile getirdi.
Öğrenci Ayşe Nur Demirci de işletmelerin proje hazırlama konusuna önem verdiğini, bu tür eğitimlerin bu konuda avantaj sağladığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANKO Park AVM ana etkinlik alanında 5 Ekim’de başlayan etkinlikte ziyaretçiler Taarruz Helikopteri, F-16, Cessna 172 ve VR-Jet uçakları başta olmak üzere değişik amaçlı uçak simülasyonlarda pilotluk hayalini deneyimleyebilecekler.
Katılımın ücretsiz olduğu Turkish Aero etkinliği, 13 Ekim Pazar gününe kadar hafta içi 12.00-20.00, hafta sonu ise 10.00-22.00 saatleri arasında ziyaretçilerini konuk edecek. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YTB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, YTB, 2018’den bu yana TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde yurt dışında yaşayan vatandaşların yer almasını sağlayarak çeşitli projeler düzenliyor.
YTB, Türk Devletleri Teşkilatı 2. Diaspora Gençleri Forumu kapsamında Türkiye’de bulunan üye devletlerin diasporalarından 25 genci, Türk diasporasına mensup 30 genç mühendis ile Adana’da düzenlenen TEKNOFEST’te buluşturdu.
Burada konuşan YTB Başkanı Abdullah Eren, YTB olarak her yıl Avrupa’da doğan, büyüyen ve özellikle mühendislik alanında eğitim alan gençleri TEKNOFEST’e getirdiklerini belirterek, Türkiye’nin teknoloji hamlesine diasporadan gençlerin şahit olduğunu anlattı.
Eren, yurt dışında yaşayan vatandaşlarla, Türkiye’de yaşayan vatandaşları ayırmadıklarını ifade ederek, daha önce kardeş ülke Azerbaycan’da bu festivali düzenlediklerini anımsattı.
TEKNOFEST’in muazzam ve dünyanın en büyük uzay, havacılık ve teknoloji festivali olduğunu vurgulayan Eren, “Burada Türkiye’nin savunma sanayisi başta olmak üzere yüksek teknoloji ürünlerinde gelmiş olduğu noktayı görüyoruz. Yaptığımız uçakları, helikopterleri, roketleri, füzeleri, birçok şirketimizin ortaya çıkarmış olduğu yüksek teknoloji ürünlerini görüyoruz.” ifadesini kullandı.
Eren, Türkiye’nin genç mühendislerinin neler yapabildiğini tüm dünyanın gördüğünü dile getirerek, “Yurt dışında yaşayan insanlarımız da bu heyecana ortak olsun istiyoruz. O yüzden özellikle ilk TEKNOFEST’ten itibaren, 2018’den itibaren yurt dışındaki gençlerimizi, sizler gibi genç kardeşlerimizi bu alana getiriyoruz.” dedi.
Bu yıl Türk diasporasından 30 genç ile Türk Devletleri Teşkilatı 2. Diaspora Gençleri Forumu kapsamında üye devletlerin diasporalarından Türkiye’de misafir edilen 25 gencin, TEKNOFEST’te birbirleriyle tanışma fırsatı bulduğunu anlatan Eren, “Bundan sonra da yurt dışındaki gençlerimizi kökleriyle buluşturmaya, ana vatanlarında birbirleriyle hemhal kılmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Program kapsamında YTB Başkanı Eren, TEKNOFEST alanını gençler ile birlikte gezdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Posof Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesinde bulunan ve taekwondo eğitimi gören sporcuların 2024 yılı 3. dönem minikler kuşak imtihanı velileri de heyecanlandırdı. Aşık Sabit Müdami Anadolu İmam Hatip Lisesi salonunda yapılan imtihanda; Posof Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Erhan Yılmaz ile beraber milli antrenör Halil İbrahim Ataman da davet edildi. İlçe antrenörü Yunus Bakan idaresindeki sporcular imtihan sonucunda kazandıkları kuşak derecelerine göre kuşakları bağlanarak belgeleri verildi. – ARDAHAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST, Adana Havalimanı’nda ziyaretçilerini ağırlıyor.
Festivalde T3 Vakfınca oluşturulan “Bilim Sokağı Etkinlik Alanı”nda, 6-14 yaş grubundan çocuklara yönelik eğlenceli ve öğretici çalışmalar yapılıyor.
Alanda teknoloji, doğa bilimleri, astronomi, havacılık, tarım teknolojileri, matematik, girişimcilik, tasarım, kişisel gelişim, kimya ve insan bilimlerinin de olduğu 20 farklı atölyede çocuklara eğitim veriliyor.
Ziyaretçiler, ” Pisagor’un adalet kulesi”, “Koordinasyon” ve “Sonsuz ayna” gibi etkinliklerde hem eğleniyor hem de yeni bilgiler öğreniyor.
T3 Vakfı Eğitim ve AR-GE Koordinatör Yardımcısı Melek Yaşar, AA muhabirine, atölyelerde 40 eğitmenin görev aldığını söyledi.
Her atölyede günlük 500 öğrenci ağırlayacaklarını belirten Yaşar, “T3 Vakfı olarak çocuklarda bilim ve teknoloji alanında farkındalık yaratmak istiyoruz. Çocukların hangi konulara ilgisi varsa keşfetmelerini sağlamak için farklı atölyeler kurduk.” dedi.
Ziyaretçilerden 7. sınıf öğrencisi Ecrin Armağan da tarım teknolojileri atölyesinin ilgisini çektiğini anlattı.
8. sınıf öğrencisi Muhammet Hamza Sözer de alandaki uçak ve robotlar hakkında bilgi alma imkanı bulduğunu kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da yer aldığı 128 kurumun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Atatürk Üniversitesi de J-12 numaralı peronda ziyaretçilerini ağırlıyor. Atatürk Üniversitesi standına gelen ziyaretçiler, üniversitenin inovatif projelerini yakından inceleme fırsatı bulurken, gençler de üniversitenin sunduğu eğitim ve araştırma olanakları hakkında bilgi ediniyor.
Atatürk Üniversitesinin standında; Ata-Teknokent bünyesinde yürütülen projeler ve Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından gerçekleştirilen uygulamalı gösteriler, katılımcılar tarafından büyük ilgi görüyor. Özellikle çocukların merakla gözlemlediği mini teleskop ile gökyüzü incelemeleri, festivalin öne çıkan etkinlikleri arasında yer alıyor. Stantta görevli uzmanlar, Atatürk Üniversitesinin bilimsel çalışmaları ve teknolojik projeleri hakkında detaylı bilgi paylaşımında bulunarak, üniversitenin teknolojiye ve inovasyona olan katkılarını anlatıyor.
Rektör Hacımüftüoğlu: “Geleceği İnşa Eden Gençler Yetiştiriyoruz”
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Teknofest’in teknoloji ve bilim alanında Türkiye’nin en önemli etkinliklerinden biri olduğuna vurgu yaparak, üniversite olarak bu organizasyonda yer almaktan büyük gurur duyduklarını ifade etti. Rektör Hacımüftüoğlu: “Üniversitemiz, yalnızca teorik eğitimle değil, uygulamalı ve yenilikçi projelerle öğrencilerimizi geleceğe hazırlamaktadır. Ata-Teknokent bünyesindeki çalışmalarımız ve Astrofizik Araştırma Merkezimizin gösterileri de bu vizyonumuzun bir yansımasıdır. Geleceğin mühendisleri, bilim insanları ve teknoloji liderlerini yetiştirmek için burada bulunuyoruz” dedi.
Hacımüftüoğlu, Teknofest’in gençlere teknolojiyle buluşma ve yeni projeler geliştirme konusunda büyük fırsatlar sunduğunu belirterek: “Teknoloji üretiminde öncü rol oynayan gençlerimiz sayesinde ülkemiz, dünya çapında adından söz ettiren projelere imza atmaktadır. Biz de, Atatürk Üniversitesi olarak bu sürece katkıda bulunmaktan onur duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Teknofest’te Teknoloji Rüzgarı Esmeye Devam Ediyor
Teknofest boyunca Türk Yıldızları, SOLOTÜRK, Bayraktar Akıncı ve TB3 gibi yerli üretim hava araçlarıyla gösteriler düzenlenecek. Ayrıca, 50 farklı yarışmaya katılan 790 bin takım ve 1 milyon 650 binden fazla yarışmacı, projelerini sergileyerek dereceye girmeye çalışacak. Bu yarışmalar sonucunda başarılı olan takımlar, toplamda 31 milyon lirayı bulan ödüllerini Teknofest ana sahnesinde alacak. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurumdan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gönüllü gençler, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, Yeşilay Danışmanlık Merkezi ve Yeşilay Rehabilitasyon Merkezi ile savunuculuk eğitimi ve temel bağımlılık eğitimleri üzerine yuvarlak masa toplantılarında bir araya geldi.
Forumda gençler 4 gün boyunca atölyelere katılarak, bağımlılıkla mücadele konusunu farklı yönleriyle ele aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kurum olarak önceliklerinin gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak ve onların önce kendilerine ve ailelerine, sonra topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak olduğunu, bunu yaparken de en önemli desteği üniversiteli gönüllülerden aldıklarını belirtti.
Dinç, “Gençleri bağımsız, çalışkan ve sağlıklı bir toplum, müreffeh bir toplumdur. Gönüllülük gençlere hem manevi tatmin sağlıyor hem de onların kişisel gelişimine katkıda bulunuyor. Bu süreçte öz güvenlerini artırıyor, ekip çalışması becerilerini geliştiriyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor ve farklı ilgi alanları keşfetme fırsatı buluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’da Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu Ayşe Melek Okuyucu (42), geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı hazırlığı tezini, eğitim gördüğü Atatürk ÜniversitesiSpor Bilimleri Fakültesi’ne atı ‘Gardaş’a binerek götürdü.
Nimet ve Mükrim Okuyucu çiftinin 4 kızından en büyükleri olan Ayşe Melek Okuyucu, 10 yılı milli olmak üzere 20 yılını verdiği judoyu sakatlanınca bırakmak zorunda kaldı. Yüzlerce madalya, kupa ve şampiyonluk elde eden Okuyucu, kendini çok sevdiği atlı sporlara adadı. 10 yıldır geleneksel Türk okçuluğu ve atlı okçuluk sporu ile uğraşan Ayşe Melek Okuyucu, kurduğu Kızılelma Geleneksel Sporlar ve Atlı Okçuluk Kulübü’nde yüzlerce sporcu yetiştirdi, kadın ve erkeklere at binmeyi ve at sırtında ok atmayı öğretti. Dörtnala giden atın üzerinden attığı okları 12’den vuran Okuyucu, Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde, geleneksel Türk okçuluğu dersleri vererek, konu ile ilgili yüksek lisans da yaptı. Bir dönem Atatürk Üniversitesi Atlı Okçuluk Kulübü’nde antrenörlük yapan Okuyucu, Türkiye’nin ilk kadın atlı okçuluk takımını kurdu ve yetiştirdiği birçok öğrencisine de yüzlerce kupa ve madalya kazandırdı. Atlı Okçuluk Milli Takımı’na girmeyi de başaran Okuyucu, bu yıl Rusya’da düzenlenen Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı.
Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören Ayşe Melek Okuyucu, geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı tez hazırladı. Okuyucu, çiftliğinde hazırladığı atına binerek vatandaşların ilginç bakışları arasında tezini 7 kilometre mesafedeki fakülteye götürdü. Okuyucu atını fakülte binasın demir parmaklıklarına bağlayıp içeri girdi. Tezini savunan Okuyucu yaklaşık bir saat sonra fakülte binasından çıkarak tekrar atına binip çiftliğine gitti.
Okuyucu, tezinin literatürde ilk atlı okçuluk kavramları geçen bir tez olduğunu vurgulayarak, “Tezimde 202 sporcu arkadaşımızın kişilik envanterlerini inceledim. Bunların stresle başa çıkma tarzları arasındaki bağlantıyı bulmaya çalıştım. Stresle başa çıkma yöntemlerinden bahsettik. Atlı okçuluk iki canlının yaptığı bir spor dalıdır. Stres olayında atın da stresi söz konusu. Kapsamlı bir tez oldu. Umarım camiamıza faydası olur. ‘Gardaş’ ismini verdiğim atım benim hayat arkadaşım, can yoldaşım. Otomobil yerine genelde bir yere gideceksem atımla gidiyorum. Üniversiteye tezimi getirirken atımdan başka bir ulaşım aracı kullanamazdım. Atlı okçulukla ilgili hazırlanan tezimi atsız getiremezdim” dedi.
Haber: Turgay İPEK – Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’da Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu Ayşe Melek Okuyucu (42), geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı hazırlığı tezini, eğitim gördüğü Atatürk ÜniversitesiSpor Bilimleri Fakültesi’ne atı ‘Gardaş’a binerek götürdü.
Nimet ve Mükrim Okuyucu çiftinin 4 kızından en büyükleri olan Ayşe Melek Okuyucu, 10 yılı milli olmak üzere 20 yılını verdiği judoyu sakatlanınca bırakmak zorunda kaldı. Yüzlerce madalya, kupa ve şampiyonluk elde eden Okuyucu, kendini çok sevdiği atlı sporlara adadı. 10 yıldır geleneksel Türk okçuluğu ve atlı okçuluk sporu ile uğraşan Ayşe Melek Okuyucu, kurduğu Kızılelma Geleneksel Sporlar ve Atlı Okçuluk Kulübü’nde yüzlerce sporcu yetiştirdi, kadın ve erkeklere at binmeyi ve at sırtında ok atmayı öğretti. Dörtnala giden atın üzerinden attığı okları 12’den vuran Okuyucu, Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde, geleneksel Türk okçuluğu dersleri vererek, konu ile ilgili yüksek lisans da yaptı. Bir dönem Atatürk Üniversitesi Atlı Okçuluk Kulübü’nde antrenörlük yapan Okuyucu, Türkiye’nin ilk kadın atlı okçuluk takımını kurdu ve yetiştirdiği birçok öğrencisine de yüzlerce kupa ve madalya kazandırdı. Atlı Okçuluk Milli Takımı’na girmeyi de başaran Okuyucu, bu yıl Rusya’da düzenlenen Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı.
Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören Ayşe Melek Okuyucu, geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı tez hazırladı. Okuyucu, çiftliğinde hazırladığı atına binerek vatandaşların ilginç bakışları arasında tezini 7 kilometre mesafedeki fakülteye götürdü. Okuyucu atını fakülte binasın demir parmaklıklarına bağlayıp içeri girdi. Tezini savunan Okuyucu yaklaşık bir saat sonra fakülte binasından çıkarak tekrar atına binip çiftliğine gitti.
Okuyucu, tezinin literatürde ilk atlı okçuluk kavramları geçen bir tez olduğunu vurgulayarak, “Tezimde 202 sporcu arkadaşımızın kişilik envanterlerini inceledim. Bunların stresle başa çıkma tarzları arasındaki bağlantıyı bulmaya çalıştım. Stresle başa çıkma yöntemlerinden bahsettik. Atlı okçuluk iki canlının yaptığı bir spor dalıdır. Stres olayında atın da stresi söz konusu. Kapsamlı bir tez oldu. Umarım camiamıza faydası olur. ‘Gardaş’ ismini verdiğim atım benim hayat arkadaşım, can yoldaşım. Otomobil yerine genelde bir yere gideceksem atımla gidiyorum. Üniversiteye tezimi getirirken atımdan başka bir ulaşım aracı kullanamazdım. Atlı okçulukla ilgili hazırlanan tezimi atsız getiremezdim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Kızılay, Sağlık Bakanlığı ile iş birliği içinde yürüttüğü Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) projesi kapsamında, kök hücre bağışçı adaylarının kazanımını sağlama ve eşleşme/nakil süreçlerinin takibi görevlerini yürütüyor. Proje kapsamında kök hücre tedavisine ihtiyaç duyan hastalar için bağışçı adayı olan kişi sayısı (aktif kök hücre bağışçı adayı) 1 milyon 166 kişiye ulaştı.
“Kök hücre bağışçılarımız da hayat kurtarmaya gönüllü olan sessiz kahramanlarımız”
21 EylülDünya Kemik İliği Bağışçıları Günü vesilesiyle 1 milyonu aşkın kök hücre bağışçı adayına teşekkür eden Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, “Tıpkı kan bağışçılarımız gibi, kök hücre bağışçılarımız da hayat kurtarmaya gönüllü olan sessiz kahramanlarımız. Kök hücre bağışı, bazen lösemi hastası bir çocuğumuz bazen kalıtsal hastalığı olan bir gencimiz için tek yaşam umudu. Bu yüzden Türk Kızılay olarak sağlıklı her vatandaşımızı kök hücre bağışı için kan örneği vermeye ve iyiliğin en güzel haline ortak olmaya davet ediyoruz” dedi.
Halk arasında kemik iliği nakli olarak da ifade edilen kök hücre nakline, kemik iliği kanserleri, lenfomalar, organ kanserleri, kemik iliğinin yetersiz çalıştığı veya çalışmadığı durumlar ile immün yetersizlikler ve kalıtsal metabolik hastalıkların tedavisinde ihtiyaç duyarken, kök hücre nakline ihtiyaç duyan hastalar ve bağışçı farkındalığı oluşturmak üzere her yıl eylül ayının üçüncü cumartesi günü, Dünya Kemik İliği Bağışçıları Günü olarak kutlanıyor.
Nasıl bağışçı adayı olunur
Kök hücre bağışçısı olmak isteyenler, Kızılay kan bağış noktalarına giderek TÜRKÖK Bilgilendirme ve Onam Formu’nu dolduruyor. Bağışçı adaylarından alınan üç tüp kan, gerekli testlerden geçtikten sonra sonuçlar TÜRKÖK Kemik İliği Bankası (KİB) veri tabanına aktarılıyor ve kişi bağışçı adayı olarak sisteme dahil ediliyor. Sağlık Bakanlığı, veri tabanında bir hasta ile eşleşme tespit ettiğinde Kızılay, bağışçı adayına ulaşarak detaylı testler yapıyor ve bağışçının uygun bulunması halinde tedavi süreci başlıyor. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altınözü Belediyesi tarafından Altınözü Kardeşlik Çarşısı’nda düzenlenen etkinliğe çocuklar ve aileleri katıldı.
Şişme oyun grupları, yüz boyama stantlarının yer aldığı şenlikte, çeşitli yarışmalar yapıldı.
Çeşitli ikramlarının da bulunulduğu etkinlikte çocuklar keyifli zaman geçirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Talas Belediyesi tarafından verilen ilanda şu ifadelere yer verildi:
“Mülkiyeti Talas Belediyesi’nin iştiraki Talas İmar İletişim Eğitim Kültür Sanat Sağlık Spor Gıda Tem. Bak. Onar. Kiralama Özel Güv. San. Tic. A.Ş.’ye ait taşınmazın 2886 sayılı kanunun 37’inci maddesi uyarınca kapalı teklif usulüyle satışı yapılacaktır. İhale, Yenidoğan Mahallesi Pazar Caddesi No: 10 Talas Kayseri adresinde yer alan Talas Belediyesi Ana Hizmet Binası’nda bulunan toplantı salonunda encümen huzurunda gerçekleştirilecek olup, 02.10.2024 Çarşamba günü saat 15.00’de başlayacak ve ilandaki sırayla devam edecektir.” – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karataş’ın vefat eden annesi Elif Karataş’ın naaşı sevenleri tarafından 100. Yıl Mahallesi’nde bulunan Yeni Camii’ne getirilirken, Mustafa Karataş burada taziyeleri kabul etti.
Öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazı sonrası Karataş’ın cenazesi Karabük köyü mezarlığına defnedildi.
Cenazeye; Karabük Valisi Mustafa Yavuz, eski TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, Karabük İl Emniyet Müdürü Mehmet Ali Hasan Köse, Karabük İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay İsmail Gökçek, KARDEMİR Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ceylan ve sevenleri katıldı. – KARABÜK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANCAKTEPE Belediyesi, dünya genelinde düzenlenen ’21 Eylül Dünya Temizlik Günü’ dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikle gönüllüler Fatih Mahallesi’nde bulunan ormanlık alanda katı atık topladı.
Katılımın yoğun olduğu etkinlikte belediye ekipleri ve çevre gönüllüleri ormanlık alandaki insandan kaynaklı atıkları temizlendi. 50 ton torba içerisinde
yaklaşık bin 250 kilogram atık toplandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik Merkezi öncülüğünde yapılan etkinlikte, gönüllüler ile öğretmenler çöp topladı.
Gençlik ve Spor İlçe Müdürü İlhan Yılmaz, temiz çevreye dikkat çekmek istediklerini söyledi.
Farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirten Yılmaz, “Vatandaşların en çok uğradığı Mevlana ve Millet Parkını gönüllü gençler ve öğretmenlerle temizledik. Amacımız, insanların gelişigüzel çöplerini sokağa atmalarını engellemek, vatandaşlarımızı bilinçlendirmek. Piknik yapılan alanların temiz tutulmasını sağlamak gerekiyor. Tüm paydaş kurumlarımıza, gençlere ve gönüllülere teşekkür ederim.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’nın Keçiören ilçesinde yaşayan ve bugüne kadar siyasilerden sanatçılara kadar çok sayıda kişinin tıraşını yapan Alpakan, yaşının ilerlemesi dolayısıyla mesleği bırakma kararı aldı.
Alpakan’ın 46 yaşındaki oğlu Ata Alpakan da kendisine de bu işi öğreten babası için bir şeyler yapmak istedi. Babasının bugüne kadar iş yerinde büyük bir özenle koruduğu eski malzemelerini alan Alpakan, bunları Çubuk’taki müzeye bağışladı.
Çubuk Şehir Müzesi’nde berber koltuğundan makasa, taraktan ustura ve lüks lambasına kadar Atilla Alpakan ve onun ustalarından kalan malzemeler için bir bölüm oluşturuldu.
“Bu sürprizle çok daha mutluyum”
Oğluyla gittiği müzede duygusal anlar yaşayan Alpakan, AA muhabirine, büyük bir aşkla yıllardır yaptığı mesleğinde kullandığı eşyaların sergilenmesinden gurur duyduğunu anlattı.
Oğlunun sürprizinden çok mutlu olduğunu ifade eden Alpakan, yıllardır koruduğu kimi ustalarından kalmış çok sayıda malzemenin müzede adına oluşturulan alanda sergilenmesinin kendisini duygulandırdığını söyledi.
Mesleğin inceliklerini öğreterek çok sayıda usta yetiştirdiğini belirten Alpakan, şöyle konuştu:
“Yaklaşık 60 yıl önce eniştemin yanında mesleğe çırak olarak başladım. Askerden geldikten sonra da berberliğime, aşkıma sarıldım ve aşkımı, mesleğimi çok sevdim. 1982’den beri de aynı dükkanda çalışıyorum. Oğluma ve torunuma da bu mesleği öğrettim. Oğlum, hem çırağım hem oğlum hem de arkadaşım oldu. Çok şükür 75 yaşına geldim ve bu sürprizle çok daha mutluyum. Felsefem, bildiğimi öğretmektir. Sanatımın fitresini verdim. En son çırağım torunum oldu. Elimi ona verdim. Belki de Allah bana bu güzellikleri onun için nasip etti diye düşünüyorum.”
Ata Alpakan da babasından öğrendiği gibi mesleğini iyi şekilde yapmaya çalıştığını anlattı.
Babasının meslek aşkını ve isminin yaşatmak için sürprizi hazırladığını belirten Alpakan, “Yaklaşık 34 yıldır babamla birlikte çalışıyorum. Onun sayesinde bütün belgelerimi aldım. Babam sağ olsun bana bir iş yeri ve meslek bıraktı. Babamın meslekte 60’ıncı yılı. Ne yapabilirim diye düşünürken sağ olsun Çubuk’ta oturan bir abim böyle bir öneride bulundu. Ona bu şekilde sürpriz yapmak istedim. Geldik baktık, burada bir boşluk vardı. Babamın isminin ve anılarının burada yaşamasını ve herkesin görmesini istedim.” diye konuştu.
“Mesleği devam ettireceğim”
Alp Alpakan da her konuda örnek aldığı dedesi sayesinde bir yıldır berberlik yaptığını söyledi.
Dedesi gibi uzun yıllar bu işi yapmak istediğini anlatan Alpakan, “Dedemin son çırağıyım. Dedem elini bana verdi. Ben de inşallah onun gibi en iyi şekilde bu mesleği devam ettireceğim.” dedi.
Müşteri Recep Aksu da tıraşı için 40 yıldır Atilla Alpakan’a geldiğini belirterek, “Son tıraşı olmak da bana nasip oldu. Babam, kardeşim ve iki oğlum da burada tıraş oluyor. Şu anda Batıkent’te oturuyorum, Etlik’ten taşınmama rağmen çocuklar tıraş olmak için burayı istiyor. Güler yüzlü, tatlı dilli olması bizi buraya çekiyordu. Allah ona sağlık versin.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şişli Belediyesi, ekonomik kriz şartlarında eğitime destek verdiği yeni bir projeyi daha hayata geçiriyor. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın yeni üniversitelilere 15 bin lira burs desteğini duyurmasının ardından Şişli Belediyesi, bu kez de öğrencilerin üniversite yolunda ulaşımına destek sağlayacak projeyi başlattı.
Abonman ücretleri karşılanacak
Proje kapsamında, Şişli’de ikamet eden ve 17-25 yaş arasındaki öğrencilerin İstanbulkartlarına 8 ay boyunca ulaşım desteği sağlanacak. Buna göre otobüs, tramvay, metro ve vapur gibi ulaşım araçlarını ücretsiz olarak kullanabileceği aylık abonman ücretleri Şişli Belediyesi tarafından karşılanacak.
“Yerel yönetimin tüm imkanlarıyla yanlarında olacağız”
Şişli Belediye Başkanı Şahan, ulaşım desteğiyle ilgili olarak şunları söyledi:
“İktidarın yarattığı çoklu krizlerden biri de eğitim alanında oldu. Bugün Türkiye’de bir üniversite öğrencisinin asgari harcaması 40 bin liralara dayandı. En düşük emekli aylığının 12 bin 500, asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğu bir ülkede öğrenciler eğitimlerine devam edemiyor. Birçok öğrenci ekonomik krizden dolayı İstanbul’a gelemiyor. Tüm bunlara karşı sessiz kalamazdık. Üniversite öğrencileri için başlattığımız burs kampanyasının ardından ulaşım desteğini de hayata geçiriyoruz. İktidarın patlak lastiğe çevirdiği ekonomik düzende, gençleri bir nebze de olsa rahatlatacak yamalar yapmaya devam edeceğiz. Biliyoruz ki, bu ülkenin bütün ümidi ve geleceği gençlikte saklı. Her ne olursa olsun gençlerimizi yalnız bırakmayacak, yerel yönetimin tüm imkanlarıyla yanlarında olacağız.”
Başvurular 23 Eylül’de başlıyor
Projeye başvuracak öğrenciler, 23 Eylül 2024’ten itibaren Şişli Belediyesi’ndeki Başvuru Masası’na gerekli evrakları teslim edebilecek. Ayrıca üniversite öğrencilerinin konuya ilişkin Şişli Belediyesi’nin 444 3 112 numaralı Çözüm Merkezi’nden detaylı bilgiye de ulaşmaları mümkün.
Başvuru Şartları:
-Şişli’de ikamet etmek,
-İstanbul’daki üniversitelerde örgün öğretim almak (Açık öğretim üniversitesi öğrencileri yararlanamaz),
-17-25 yaş arasında olmak.
-Devlet üniversitelerinde ya da vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu okuyor olmak
Gerekli evraklar:
-İkametgah,
-Öğrenci Belgesi,
-Açık Rıza Metni (İstanbulkartbilgilerini içeren).
-ÖSYM Yerleştirme sonuç belgesi
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Aslan, Türkiye’de yasa dışı bahis ve kumar alışkanlığının gençler ve çocuklar arasında giderek yaygınlaştığını vurgulayarak, aileleri uyardı. Aslan, şunları kaydetti:
“En riskli yaş grubu 12-15 yaş”
“Birçok araştırma, kumar bağımlılığı için en riskli yaş grubunun 12-15 yaş olduğunu gösteriyor. 2023 yılında Türkiye’de 160 bin yasa dışı kumar sitesi kapatıldı, bu sayı bir önceki yılın altı katı. Çocuklarımız, basit bir oyun reklamıyla sanal kumarın batağına çekiliyor. Anne babalar da çocuklarının bu şekilde güvende olduklarını düşünüyor ister istemez. Çocukları gözleri önünde oyun oynuyor. Çünkü sokaklar güvensiz, her gün kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin saldırısına uğrayan çocuklarımızın acı haberleri yüreğimizi kanatıyor, çocuklarımıza, ailelerine, ülkemizin geldiği hale üzülüyoruz.”
Sanal kumar bağımlılığının uyuşturucu madde bağımlılığı kadar tehlikeli olduğunu belirten Aslan, söz konusu yolla kara para aklandığına da işaret ederek, şöyle konuştu:
“Terör finanse ediliyor”
“Geçtiğimiz yıl yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle Türkiye’de kapatılan internet sitesi tam tamına 160 bin. Önceki sene, yani 2022’de bu sayı altıda biriydi. Yani bir yılda yayın yapan site sayısı 6 kat artmış durumda. Üstelik çocuklarımızın bu tür sitelere erişimi için hiçbir engel yok. Ebeveynler olarak bizim dikkatimizi bile çekmeyecek basit bir çocuk oyununda arada çıkan bir reklamla yapılan yönlendirme, çocuklarımızın sanal kumar batağına düşmesi için yeterli oluyor. ‘Başlangıç hediyesi veriyoruz’ denilerek tuzağa çekilen çocuklarımız, günlük harçlıklarının beş katı, on katı hediye edildiğini düşünerek bu tuzağa güle oynaya düşürülüyor. Dahası bu yolla dev kara paralar aklandığı ve terör örgütlerine ciddi bir finansman sağlandığı da artık inkar edilemez bir gerçek.”
Ebeveynlere çağrıda bulunan Aslan sözlerini, şöyle tamamladı:
“Ebeveynler olarak kendimizi dijital okur yazar hale getirmeliyiz”
“Elbette işteyken, yan yana değilken çocuğumuzla iletişim kurmak için, onların güvenliğini sağlamak adına cep telefonu veriyoruz, vermek zorunda hissediyoruz kendimizi. Ancak daha 10 yaşında bir çocuğun kumar veya şiddet bağımlısı olmasının önüne geçmek için yapmamız gereken onca şey var. Bu imkanlara sahibiz. Yaklaşan toplumsal felakete dur demeliyiz. İşe önce ebeveynler olarak kendimizi dijital okur yazar hale getirerek başlamalıyız. Dijital okur yazar hale gelelim ki, çocuklarımızın nelerle ilgilendiğini anlayalım, önlem alınması gereken noktada doğru tarafından önlemimizi alalım. Şiarlarından biri ‘bilim’ olan Zafer Partisi olarak elbette teknolojiyi, teknolojik gelişmeleri kulak ardı edecek değiliz. Ama birincisi teknolojiyi doğru kullanmak, ikincisi çocuklarımıza ve gençlerimize doğru kullandırmak yükümlülüğündeyiz. Doğru önlemleri alalım ki, daha 18 yaşına gelmemiş her 10 çocuğumuzun sekizinin en az bir kere düştüğü bu bataklıkta yarın bebeklikten yeni çıkmış çocuklarımızı bulmayalım. 10’da 8 gibi bir oran hiç yabana atılacak bir oran değil. Yarının felaketi bugün evlerimizde şekilleniyor olabilir, çocuklarımızın minik ellerine teslim ettiğimiz o kutular, milletimize bir pranga, dahası bir bomba olarak dönmesin.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Genel temizlik ve sağlıklı gıda maddesi satışı konusunda çalışmalarını aralıksız sürdüren Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe sınırları içerisindeki okul kantinlerini denetledi. Zabıt ekipleri, okul kantinlerinde bulunan gıda maddelerini inceledi. Ekiplerce sağlığa uygunluk, işyeri açma çalışma ruhsatı, gıda maddesi ürünlerinin hazırlanması, çalışma ortamı, çöp kovaları, yangına karşı alınan tedbirler, haşere ve kemirgenler için alınan önlemler gibi birçok konuda denetim gerçekleştirdi.
“Kantinlerde ürünlerin üzerinde etiket bulunması zorunludur”
Okul kantinlerinde hazırlanarak satılan tost, sandviç gibi bozulabilecek gıda maddelerinin insan sağlığı açısından yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Zabıta Müdürlüğü ekipleri, “Kantin işletmecilerinin, kantinde satılan ürünlerin hazırlık aşamasında kullanılan malzemelere, kullanım şekline ve depolanmasına kadar her aşamada hijyen kurallarına uyması gerekir. Kantinlerde ürünlerin üzerinde etiket bulunması zorunludur. Kurallara uymayan ve ruhsatı olmayan işletmelere cezai işlemler uygulanmaktadır” dedi.
Zabıta Müdürlüğü ekipleri, okul kantinlerine yönelik denetimlerin devam edeceğini söyledi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜNİVERSİTENİN AKADEMİK DERSİ AÇILIŞINA KATILDI
Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, hastane ziyaretinin ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Fakültesi FTR Yüksekokulu Sağlık Hizmetleri MYO Akademik Açılış Dersi programına katıldı. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, “Biz aynı zamanda sağlığın bilgisini de teknolojisini de üretmek zorundayız. Bizler bununla ilgili inanılmaz çabalıyoruz. Emin olun bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bir ekosistem oluşturmaya çalışacağız sizin için. Ama özellikle sizler, dünyanın sağlık bilgisi konusunda aynı sağlık hizmetini sunan birkaç ülkesinden biri olduysak, bunu da başarmak zorundasınız. Onun için ben üniversitelerin, akademik insanların bu konuda büyük çaba harcamasını, bizim de idari olarak akademik camiaya destek verip yol açması gerektiğini düşünüyorum. Bizim ülke olarak, Türk toplumu olarak kadim medeniyetin varisleri olarak daha çok çalışmamız, daha çok üretmemiz gerekiyor” dedi.
Bakan Memişoğlu, “Biz iyilik, merhamet medeniyetimizi yeniden ayağa kaldıracaksak, yüzyıllar önce burada Ahilik sistemini kuran insanların cesareti ve bilgisini yeniden sizlerin taşıması gerekiyor. Hacı Bektaş’ların, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını, insaniyetlerini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin zamanınızın, sizin kuşaklarınızın, sizin çocuklarınızın kuşaklarının yapabileceği bir şey. Biz sadece buna öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı, vahşi bir medeniyet herkesin gözü önünde yok edebiliyorsa bu, bizim çalışmamamız veya üretmememizin sebebidir. Birlikte olmamızı, daha çok bilgi üretip daha çok çalışmamızı gerektirir” ifadelerini kullandı.
‘ÖZEL SEKTÖRDEKİ HEMŞİRELERİN ÖZLÜK HAKLARIYLA İLGİLİ BAZI DEĞİŞİKLİKLERE GİDECEĞİZ’
Bir öğrencinin sağlıktaki atamalarla ilgili sorusunu yanıtlayan Bakan Memişoğlu, “Çalışma şartları diyorsanız, şimdi herkes bakıyor. Bir genel cerrah olarak söyleyeyim bunu. Mesela nöbet tutmamam gerekiyor diyebilir miyim? Diyemem. Eğer nöbet tutmayacaksam genel cerrah olmamam lazımdı zaten. Sağlıkçının böyle bir durumu var. Özlük hakkı dediğiniz, çalışmayla ilgili ortamsa biz değiştiremeyiz onu. Ben genel olarak ameliyata da girmek zorundayım, nöbet de tutmak zorundayım. Mesleğin cilvesi bu. Özlük haklarıyla ilgili elimizden geleni yapıyoruz. Ama şu var; özellikle hemşire ve ebeler için söylüyorum. Türkiye’nin halen daha ebe açığı çok fazla. Sağlık yönetimindekiler için söylemiyorum. Ama hemşire ebe açığımız var. Bunu bilin diye söylüyorum. Hekim açığımız da var. Bu yapılanmalarla bizim bunlara ihtiyacımız var. Bugün özel sektör bize, ‘hemşire yok’ diye çok şikayette bulunuyor. Bunu bilin diye söylüyorum. Ama özel sektördeki hemşirelerin özlük hakları ve kurallarıyla ilgili bazı değişikliklere gideceğiz. Çünkü kamuda özlük hakları çok iyi, kötü değil. Ama özel sektörün bu konudaki çalışma prensiplerini biraz daha revize edeceğiz. Bunu size söz veriyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-“İyi hemşirelere Türkiye’nin her yerinde ihtiyaç var”
KIRŞEHİR – Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Tıp Merkezi’nde Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine konuk olan Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, “Kadro ilanından sonra KPSS puanı ile dağıtım yapacağız” dedi.
Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi inşaat alanında yaptığı inceleme sonrasında Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine geçen Bakan Memişoğlu’na Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Öğrencisi sağlık alanında yapılacak atamaları sordu. Bakan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, “Kadro ilan edilecek ve KPSS puanına göre de dağıtım yapacağız. Hemşireliğe inanılmaz ihtiyaçlarımız var. Türkiye, Avrupa ortalamasının yaklaşık 3’te birine kadar hemşire ihtiyacı var. Sen iyi hemşireysen Türkiye’de her yerde sana iş var ve ihtiyaç var” yanıtını verdi.
“Etik değerler ve çalışkanlık korunmalı”
Kırşehir’de, öğrencilere hitap eden ve ilk dersi veren Bakan Memişoğlu, etik değerler ve çalışkanlığın korunması gerektiğini belirtti. Öğrencilere anlatımda bulunan Bakan Memişoğlu, açıklamasında, “Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Yunus Emre bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını insaniyetliğini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin ve sizin çocuklarının kuşaklarının yapabileceği bir şey. Bizler; bu duruma sadece öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı herkesin gözü önünde vahşi bir medeniyet yok ediyorsa bu bizim çalışmamamız ve üretmememizin sebebidir” dedi.
Öte yandan programda konuşan Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Mustafa Kasım Karahocagil’de, üniversitede yaşanan kalite süreçleri hakkında bilgiler aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bayburt Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamaya göre, “Zamana Yenilmiyoruz, Yenileniyoruz” sloganıyla hayata geçirilen projenin özellikle 55 yaş üstü bireylerin bilgi ve becerilerini geliştirmesi amaçlanıyor.
Proje kapsamında Rektör Prof. Dr. Mutlu Türkmen, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Salih Köse ve Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdür Vekili Nihat Kaya arasında protokol imzalandı.
Proje koordinatörlerinden Dr. Öğr. Üyesi Özge Esgin, katılımcılara bilgi sundu.
Başvuruların, 4 Ekim’e kadar Bayburt Üniversitesi Dede Korkut Külliyesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’na yapılması gerekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden yapılan açıklamada görülerine yer verilen Dr. Orhon, televizyon, internet siteleri ve video oyunlarının çocukların dikkatini çekmek için yarıştığına işaret ederek, çocukların bilinçsizce medya karşısında şiddet ve risk alma davranışlarını örnek aldığını aktardı.
Orhon, “Çocuklar cinsel içerikli yayınlar, yasaklı madde kullanımı, siber zorbalık, yanıltıcı veya yanlış bilgiler, güvenli olmayan davranışlara yöneltebilecek akrobasi veya meydan okuma videolarına maruz kalıyor.” ifadelerini kullandı.
Çocukların ekran başında geçirdiği zamanı yönetmenin aileler için zorlayıcı olabildiğine vurgu yapan Orhon, ekran başında geçirilen süreyi çocukların doğru bir şekilde planlayamayacağının altını çizdi.
“Çocuklar 18 aylık olana kadar ekrana hiç maruz bırakılmamalıdır.” uyarısında bulunan Orhon, “18 ila 24 ay arasında günde en fazla 20 dakika, bakıcıyla birlikte eğitim programlarını izleyebilir. 24-60 ay arası çocuklar için eğitim dışı ekran süresini hafta içi 1 saat, hafta sonu 3 saat ile sınırlandırılmalıdır. 5 yaş ve üzeri çocuklar için sağlıklı alışkanlıklar teşvik edilmeli ve ekran içeren aktiviteler sınırlanmalıdır. Aşırı ekran kullanımı uyku sorunları ve okul başarısında düşüşe yol açabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
Ailelerin yemek yerken ve gezi sırasında tüm ekranları kapatması gerektiğini aktaran Orhon, “Ebeveyn denetimleri hakkında bilgi edinin ve bunları kullanın. Ekranları emzik, bebek bakıcısı olarak veya öfke nöbetlerini durdurmak için kullanmaktan kaçının. Yatmadan 30-60 dakika önce ekranları kapatın ve yatak odalarından çıkarın.” açıklamasını yaptı.
Çok fazla ekran başında kalmanın çeşitli sorunlara yol açacağına dikkati çeken Orhon, bu sorunları, uyku problemi, akademik başarıda düşüş, aile ve arkadaşlarla daha az zaman geçirme, açık hava etkinlikleri ve fiziksel aktivitelerden uzaklaşma kilo sorunları, duygu-durum bozuklukları, zayıf kişisel imaj ve vücut imajı sorunları olarak sıraladı.
Çocukların fikirlerini ve endişelerini paylaşmasına izin verilmesi gerektiğine değinen Orhon, şunları kaydetti:
“Çocuğunuzla ekranda gördükleri hakkında konuşun. İş birliği, arkadaşlık ve başkalarıyla ilgilenme gibi iyi davranışlara dikkat çekin. Reklamların ve reklamların seçimleri nasıl etkilediğinin farkında olun ve çocuğunuzu ekran gerektirmeyen spor, müzik, sanat, hobiler gibi diğer etkinlikleri öğrenmeye teşvik edin.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Seminer Salonu’nda yapılan sempozyumun açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Destek ve Mali Hizmetler Genel Müdürlüğü Kütüphaneler Daire Başkanı Ayhan Tuğlu, programın iki ülkenin kütüphanesi arasında gerçekleşen ikinci etkinlik olduğunu belirtti.
Tuğlu, “İlk etkinliğimizde hem Osmanlı hem de Macar tarihinde önemli yeri olan İbrahim Müteferrika’yı anmıştık. Onun, iki ülke arasındaki kültürel ve entelektüel köprü olma vasfı bugün hala edebi, kültürel işbirliğimizde sürmektedir.” diye konuştu.
Çevirinin yalnızca diller arasında bir köprü olmadığını aynı zamanda toplumlar arasında tarihi ve kültürel mirasın aktarılmasını sağlayan önemli bir araç olduğunun altını çizen Tuğlu, edebi çevirinin ise milletlerin en değerli düşünce ve duygularını birbirine sunarak ortak kültürel miras oluşturmanın etkili yollarından biri olduğunu söyledi.
Bugün gerçekleştirilen etkinlikle Macaristan ile Türkiye’nin zengin geçmişini edebi eserler aracılığıyla yeniden keşfetmeyi ve iki ülke arasındaki ilişkiyi pekiştirmek istediklerini dile getiren Tuğlu, “Eserlerin dil ve düşünce zenginliği bu çeviri çalışmalarıyla daha geniş kitlelere ulaşacak, edebiyatın evrensel değerleri bir kez daha gün yüzüne çıkarılacak.” dedi.
Programda, Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Victor Matis, Bakanlık Komisyon Üyesi Peter Hoppal ve Macar Milli Kütüphanesi Genel Müdür Yardımcısı Judit Gerencser de konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından sempozyuma geçildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tekin, Fırat Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde üçüncüsü düzenlenen “Din Eğitimi ve Hizmetleri Çalıştayı”nda yaptığı konuşmada, eğitimdeki hedeflerine değindi.
Tekin, “Nihayetinde motto olarak ‘iyi insan’ bizim hedefimiz. İyi insandan kastım sağlıklı çevre, sağlıklı beden, sağlıklı ruh üçleminde iyi eğitim almış bireylerden bahsediyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin özünde bu var.” ifadesini kullandı.
“Bugün evrensel laiklik anlayışıyla bağdaşır bir Türkiye var”
Türkiye’nin, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıyla birlikte bambaşka bir noktaya geldiğini belirten Tekin, geçmişte başörtüsü taktıkları için memuriyet hakları ellerinden alınan, disiplin soruşturmalarıyla ihraç edilen kişilerin olduğunu hatırlattı.
Yusuf Tekin, şunları kaydetti:
“28 Şubat sürecinde imam hatip lisesinde çalışırken görevli olduğu pansiyondaki öğrencileri sabah namazına kaldırdığı için irticacı olduğu gerekçesiyle ilişiği kesilen öğretmenler oldu. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Türkiye’yi dini inanç ve ibadet özgürlüğü anlamında dünya standartlarında bir ülke yapmaya çalışan tüm AK Parti camiasına ve buna katkısı olanlara bir kez daha teşekkür ediyorum. İmam hatip lisesi mezunu olmak bir problemdi. 2006 yılında doçentlik mülakatına girdiğimde Boğaziçi Üniversitesi’nde jüri üyelerinin, ‘Sen imam hatip mezunusun’ diyerek söyledikleri şeyler hala kulaklarımda çınlıyor. İmam hatibe giden çocuklarımızın yaşadıkları bir katsayı zulmünü bu ülke gördü. Bugün çok şükür evrensel laiklik anlayışıyla bağdaşır, dini inanç ve ibadet hürriyetlerinin bütün vatandaşlar için özgürce sağlandığı bir Türkiye var. Türkiye’deki azınlık okullarımızda devam eden azınlık vatandaşlarımızın çocukları LGS sınavlarında kendi dinlerinden sorularla imtihan oluyorlar. Bunlar çok önemli hususlar.”
Tekin, 2011 yılında yapılan yasal düzenlemeyle imam hatiplerin önündeki katsayı engelini yaratan kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitimin önüne geçildiğini vurgulayarak, 12 yıllık zorunlu eğitim ile Türkiye’nin dünyada muadillerinin üstünde bir düzeyde zorunlu eğitim başlatan ülke olduğunu dile getirdi.
Bu adımların önemine işaret eden Tekin, yine aynı düzenlemeyle çocukların okullarda seçmeli olarak Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi dersleri almaya başladığını belirtti.
Din eğitiminin, kuşkusuz vatandaşların milli eğitimden, okullardan beklediği önemli başlıklardan biri olduğunu dile getiren Tekin, Bakanlık olarak isteyen çocuklara dini eğitim verdiklerini aktardı.
“Dini eğitim alanında da metodolojinin değişmesi gerektiğini görmek durumundayız”
“Diğer alanlardaki eğitim öğretim metodolojisi nasıl değişiyorsa dini eğitim alanında da metodolojinin değiştiğini veya değişmesi gerektiğini görmek durumundayız” diyen Tekin, çağın gerekliliklerine uygun, çağın araçlarını kullanan bir yöntemle bu eğitim öğretim sürecinin devam etmesi gerektiğini bildirdi.
Şu an ilahiyat fakültesi mezunu bir öğretmenin 13 farklı dersin uzmanı gibi kabul edildiğini anlatan Tekin, bunun de değişmesi gerektiğini vurguladı.
Milli Eğitim Bakanı Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İlahiyat fakültelerinin bu anlamda bölümleşmesi, uzmanlaşması ve dolayısıyla bizim istihdam ettiğimiz öğretmen arkadaşlarımızın da spesifik derslerde uzman olup o derslerde, örnek olsun diye söyleyeyim, Kur’an-ı Kerim, tefsir bir grup, İslam düşüncesi, İslam felsefesi bir başka grup olabilir. Bu alanlarda uzmanlaşıp bu alanların pedagojik formasyon açısından uzmanı olan, bu alanlarda metodoloji bilgisi olan adaylar olarak yetişmesi gerektiğine inanıyorum. Aynı şekilde yaş grupları itibarıyla da ilkokullarda bu dersi veren kişiyle imam hatip liselerinin son sınıfına ders veren kişinin aynı eğitimden geçmesi biraz içerisinde yaşadığımız uzmanlaşma çağında bir sorunmuş gibi görünüyor. Bu ve benzeri problemlerin tartışılacağı güzel bir çalıştay olmasını temenni ediyorum.”
Çalıştaya, Vali Numan Hatipoğlu, AK Parti milletvekilleri Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker, İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, İl Jandarma Komutanı Albay Alpaslan Doğan, kurumlar ve siyasi partilerin temsilcileri ile akademisyenler ve vatandaşlar katıldı.
(Bitti)
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK MÜLAKAT SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK?Sözleşmeli Öğretmenlik mülakat sonuçlarının açıklanacağı tarihe ilişkin bir açıklama yapılmadı. Açıklama yapıldığında haberimize ekleyeceğiz.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK MÜLAKAT SONUÇLARINA NASIL BAKILIR?
Adaylar, sözlü sınav sonuçlarını Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi internet sitesi olan www.meb.gov.tr üzerinden öğrenebilecekler.
SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK SÖZLÜ SINAV SONUCU SORGULAMA EKRANI İÇİN TIKLAYINIZ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da nefes borusuna yiyecek kaçan 8’inci sınıf öğrencisi S.Ö., Beden Eğitmeni Öğretmeni Tahsin Yılmaz’ın heimlich manevrası sayesinde kurtuldu. O anlar, okulun güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, saat 11.15 sıralarında Bağlar ilçesinde bulunan Nuri Zekiye Has Ortaokulu’nda meydana geldi. 8’inci sınıf öğrencisi S.Ö.’nün nefes borusuna yiyecek kaçtı. Olayı gören Beden Eğitimi Öğretmeni Tahsin Yılmaz, heimlich manevrası yapıp, öğrencisinin yeniden nefes almasını sağladı. Öğrencinin durumunun iyi olduğu öğrenilirken, acil durumlarda hızlı ve doğru müdahalenin hayat kurtarabildiğini söyleyen Okul Müdürü Recep Zengin, öğrencilerin güvenliği ve sağlığı için öğretmenlerin düzenli olarak Milli Eğitim Bakanlığınca düzenlenen ilk yardım eğitimlerine yönlendirildiğini belirtti. Öğretmenin, öğrencisi S.Ö.’ye yaptığı müdahale ise okulun güvenlik kamerasına yansıdı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dr. İsmet Anıl Berk: “Lenfoma, sık görülen kanser türüdür”
KIRŞEHİR – Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmet Anıl Berk, 40 yaşından sonra en çok görülen kanser türünün lenfoma olduğunu açıklayarak ateş, kilo kaybı ve gece terlemeleri olanların erken tanı için hekime başvurmasını istedi.
Lenfoma’nın insan vücudunda yavaş ilerlediğini söyleyen Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzman Dr. Anıl Berk, “Lenfoma vücudumuzu ateşli hastalıklara karşı koruyan kan hücreli olan lenfositlerin anormal şekilde çoğalması ve büyümesiyle oluşan bir çeşit kanser türüdür” dedi.
Lenfoma’nın sıklıkla lenf bezlerinde görüldüğünü söyleyen Dr. Anıl Berk, hastalığın insan vücüdunda ağrısız şekilde ilerlediğini belirtti. Dr. Anıl Berk, “Dalak, Mide, Deri ve Kemik İliğinde sıklıkla görülebilir. Lenfoma; 2 türe sahiptir. Ağresif Lenfoma ve iyi huylu Lenfoma olarak adlandırılır. 40 Yaşından sonra artış gösteren bir kanser türü olsada Lenfoma her yaşta görülebilir” diye konuştu.
Lenfoma belirtileri gören insanların vakit kaybetmeden hastaneye başvurmaları gerektiğini ifade eden Dr. Anıl Berk, açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Genellikle hasta hekime başvurduğunda boyun, koltuk altı ve kasıklarda ağrısız şişlik olduğunu söyler. Lenfoma belirtilerinde hekimlerin B Semptomlar dediği; Ateş, kilo kaybı ve çamaşır değiştirecek kadar terleme çok önemlidir ve kötü gidişe delalet edebilir. Lenfomaya karşı uyanık olmalı ve belirtilerden birkaçı dahi görülse erken tanı için acilen hekime başvurulması gerekir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yenişehir Merkez Spor Salonu’nda 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla “Kahramanlar Sahada Kalbimiz Onlarla” sloganıyla düzenlenen etkinlikte öğrencilerle bir araya gelen gaziler, basketbol, futbol, masa tenisi, dart ve mini golf etkinlikleriyle vakit geçirdi.
Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, yaptığı konuşmada, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işbirliğinde hayata geçirilen etkinliğin, günün anlam ve önemini vurgulamak için önemli fırsat olduğunu belirterek, “Aziz milletimizin bekası uğrunda gazi olan tüm kahramanlarımızın Gaziler Günü’nü kutluyorum.” dedi.
Türkiye Muharip Gaziler Derneği Karabük Şube Başkanı Sabahattin Çorbacı da etkinlikte emeği geçen herkese gaziler adına teşekkür ederek, Atatürk’ün komutasındaki Türk ordusunun, Sakarya Meydan Muharebesi’nde Anadolu içlerine kadar ilerleyen Yunan ordusuna Polatlı önlerinde tarihin en büyük yenilgisini yaşattığını söyledi.
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdurrahman Bilgiç’in de katıldığı program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KadıköyModa’da bir ev boşaltılırken fark edilen robdöşambr, mirasçılar tarafından önemli bir eser olabilir düşüncesiyle antikacıya iletildi. Eserin teslim edildiği antikacı, robdöşambrın önemini fark ederek, ünlü modacı Cemil İpekçi ile akademisyenlerin görüşüne başvurdu. Eser daha sonra koleksiyoner Şadiye Ulusoy tarafından, analiz edilmek üzere enstitüye teslim edildi.
İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Taşınabilir Kültür Varlıkları Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarına getirilen robdöşambrın madde tayini ve iplik analizleri, Prof. Dr. Hülya Tezcan danışmanlığında, Doç. Dr. Meral Özumay tarafından yapıldı.
Çalışmaları 6 ay devam eden eserde kullanılan malzeme ve boyar maddenin sentetik olduğu tespit edildi. Sonuçlar, eser sahibi Ulusoy’a sunuldu.
“Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz”
Laboratuvar ekibinden konservatör Elif Sıla Mollaalioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robdöşambr sürecinin en önemli kısmının belgeleme aşaması olduğunu belirterek, “Biz bu aşamaları, fotoğraflama, visual (görsel) analizler ve daha sonrasında mikroskobik analizler, hepsini birlikte değerlendirerek, eseri bir sonraki aşamaya getirdik. 6 ay gibi bir süreç içerisinde eserin tamamlanmasını sağladık.” dedi.
Boyama Laboratuvarı yürütücüsü Benan Bayram da kurumda restorasyon ve konservasyon laboratuvarının dahilinde, doğal boyama laboratuvarında çalıştıklarını aktardı.
Bayram, sürece dair şu bilgileri verdi:
“Burada eserler geldikten sonra bütün çalışmalar tamamlanıyor. Hatta analizleri de bittikten sonra gerekli tekstil eserlerde parça kayıpları, süzülmeler varsa tamamlanıyor. Biz buralarda genellikle ipek kullanıyoruz. Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz. Daha sonra arkadaşlarımız restorasyonu tamamlayarak eseri bütünlemeye gayret ediyor. Bu eserde de gerekli analiz yapıldıktan sonra doğal boyama üzerine çalışmalarımızı ve denemelerimizi yaptık. Denemeler neticesinde esere en uygun renk tonunu, yine doğal boyar maddelerle, kök boyayla neticeye ulaştık. İpek kumaş ve ipek iplik olmak üzere boyamalarımızı tamamladık. Daha sonra da arkadaşlarımız bu kumaş ve iplikle restorasyonu tamamladı.”
Olgunlaşma Enstitüsünde restorasyon bölümünde çalışan Kübra Kılınç ise çeşitli ipeklerle çalışmaları sürdürdüklerini dile getirerek, “Doğal boyamadan gelen kumaşlar, ilk önce Ödemiş ipeği yerleştirip puntolama tekniğiyle dikildi. Ondan sonra Lyon ipeğinin üzerine kaplanarak tekrardan eserimiz puntolama tekniğiyle dikilerek sağlamlaştırıldı. Prof. Dr. Hülya Tezcan’ın dediği gibi, eser Abdülhamid’e özel, yurt dışında dikilmiş. Ona özel dikildiği ve kullanıldığı söyleniyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Üniversitenin eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine üst düzey destek vermesi amacıyla kurulan BUÜ Uluslararası Akademik Danışma Kurulu çalışmalarına başladı. Dünyaca tanınmış uzman isimlerden oluşan kurul, ilk toplantısını yaptı. Bursa’da düzenlenen toplantıya BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları, dekanlar, enstitü müdürleri, ilgili birim koordinatörleri ve idari personel katıldı.
Üniversite tarihinde ilk
Toplantıda kısa bir açılış konuşması yapan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, kurulun üniversitenin uluslararasılaşma hedeflerine yönelik son derece kıymetli katkılar yapacağına inandıklarını vurguladı. BUÜ’nün uluslararası alanda daha etkin bir rol alması için kurulun sunacağı öneriler doğrultusunda çalışmalar yürüteceklerini aktaran Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Yarım asırlık eğitim-öğretim tarihimizde ilk kez Uluslararasılaşma konusunda bir kurul oluşturduk. Bugün yaptığımız toplantı ile de kurulumuzun çalışmalarını başlatmış olduk. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığımızın belirlediği hedeflere yönelik olarak Uluslararasılaşma konusunda özel bir çaba sarf ediyoruz. Dünyanın önde gelen üniversitelerinde çalışan ve alanında tanınmış isimleri kurulumuza aldık. Bizleri kırmayarak bu kurulda yer aldıkları için kıymetli akademisyenlerimize şükranlarımızı iletiyoruz. İşbirliği içerisinde çalışacak ve üniversitemizi uluslararası arenada çok daha görünür hale getireceğiz. Hocalarımızın üniversiteleri başta olmak üzere, dünya çapındaki yükseköğretim kurumlarıyla özel projelere imza atacağız. Uluslararası Akademik Danışma Kurulumuzun üniversitemiz, akademik camiamız ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Uluslararası Akademik İlişkiler Koordinatörlüğü’nün gerçekleştirdiği sunum ile devam eden toplantı, soru-cevap bölümü ve karşılıklı görüş alışverişinin yapılmasının ardından sona erdi. Üniversite yönetimi daha sonra kurul üyeleri için kapsamlı bir Bursa gezisi düzenledi.
Dünyaca tanınmış bilim insanları
BUÜ yönetimi tarafından üniversite tarihinde ilk kez oluşturulan Uluslararası Akademik Danışma Kurulu’nda dünyanın önde gelen üniversitelerinden farklı alanlarda çalışan üyeler görev aldı. Toplam 10 üyenin bulunduğu kurul üyeleri ve görev yaptığı üniversiteler şu şekilde sıralanıyor: Prof. Dr. Cezmi Akdiş-UniversityZurich- İsviçre (Tıp), Prof. Dr.PetraCagnardi-University of Milan- İtalya (Veterinerlik), Doç. Dr. M.E. Medhat-University of Chinese Academy of Sciences-Çin (Fizik), Doç. Dr. George Lavidas Delft-University of Technology- Hollanda (Mühendislik), Prof. Dr.Mehmet Asutay-DurhamUniversity- Birleşik Krallık (İktisat), Doç.Dr. Fozia Bora-University of Leeds-Birleşik Krallık (İlahiyat), Prof. Dr.Kati Mkitalo-University of Oulu- Finlandiya (Eğitim), Prof. Dr.JosepJoanMoresoMateos-UniversitatPompeuFabra- İspanya (Hukuk), Dr.Talal Al Azem- Cambridge MuslimCollege-Birleşik Krallık (Tarih), Dr.MuthukumarappanKasiviswanathan- South Dakota StateUniversity-ABD (Biyosistem Mühendisliği). – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşlenmeyen Tarım Arazilerinin Tarımsal Amaçlı Kiraya Verilmesine İlişkin Yönetmelik yürürlüğe girdi. Yönetmelik, mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait ve üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazilerinin, Bakanlıkça tarımsal amaçlı sezonluk olarak kiraya verilmesine ilişkin iş ve işlemleri kapsıyor.
Üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazileri, arazinin vasfının değiştirilmemesi ve kiralayan tarafından tarımsal üretimde kullanılması şartıyla Bakanlıkça sezonluk olarak kiraya verilecek.
Konuyla ilgili olarak Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, il ve ilçedeki personellere yönelik eğitimlere başladı. Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin’in başkanlığında yapılan eğitim toplantısına şube ve ilçe müdürleri ile konunun teknik elemanları katıldı.
Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin, toplantıda yaptığı konuşmada, ekilmeyen arazilerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kiraya verilmesinin amacının ülke genelinde tarımsal üretimi artırmak olduğunu kaydetti. İl Müdürü Şahin; “Kiraya verilecek arazilerin tespiti amacıyla il veya ilçe müdürlüğü bünyesinde Arazi Tespit Komisyonu oluşturulacak. ” dedi.
Toplantıda daha sonra Tarımsal Altyapı ve Arazi Değerlendirme Şube Müdürlüğü’nden Ziraat Mühendisi Tarık Kadıoğlu, sistemin nasıl işleyeceği konusunda katılımcılara bilgiler verdi.
Arazi Tespit Komisyonu, kadastro parsel verileri, uydu görüntüleri, coğrafi bilgi sistemleri, diğer kamu kurumlarından elde edilecek veriler üzerinden yapılacak çalışmalar ve yerinde gerçekleştirilecek arazi kontrolleriyle işlenmeyen tarım arazilerini tespit edecek. Tespit çalışmalarına altlık teşkil edebilecek veriler Bakanlıkça sağlanacak.
İşlenmeyen tarım arazilerinin tespitinde, içinde bulunulan yılın 1 Eylül tarihi ile bölgelere göre değişen hasat dönemi dikkate alınarak en geç takip eden yılın 31 Ağustos’a kadar olan süre dikkate alınacak. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erasmus Programı kapsamında Romanya’nın Köstence kentinde düzenlenen Black Sea Fish Festivali’ne okulun Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümü’nden 6 öğrenci, danışman öğretmenleri eşliğinde katıldı.
Edirneli öğrenciler, Sırbistan, Slovakya, Makedonya, İtalya, Hırvatistan, Romanya ve Türkiye’den ekiplerin katılımıyla gerçekleşen festival kapsamında düzenlenen yarışmada 4 altın, 2 gümüş madalya ve şampiyonluk kupası olmak üzere 7 ödül kazandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlk olarak Üniversite Yemekhanesi olan Karavana’da öğrencilerle birlikte yemek yiyen Rektör Nedim Sözbir, daha sonra Öğrenci Merkezi’ni ziyaret etti. Kampüste mevcut öğrenciler ve yeni öğrencilerle sohbet eden Sözbir, Atatürk Eğitim ve Kültür Merkezi’ndeki iki sınıfı da ziyaret ederek birinci sınıf öğrencilerine Düzce Üniversitesi ailesine katıldıkları için memnuniyetini iletti.
İlk eğitim gününün heyecanını ve mutluluğunu Düzce Üniversitesi 15 TemmuzDemokrasi Meydanı’nda öğrencilerle paylaşan Sözbir, “Öğrencilerimizi yeniden kampüsümüzde görmenin heyecanını ve sevincini yaşıyoruz. Hepsine hoş geldiniz diyor, onları en önemli değerimiz olarak görüyoruz. Üniversitemizin kazandıracağı bilgi ve donanımla öğrencilerimiz geleceğe güvenle yürüyecek. 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nın hayırlı olmasını diliyor, sağlıklı, huzurlu ve başarılı bir eğitim dönemi temenni ediyorum” şeklinde konuştu. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Havza TSO Başkanı Erkan Acar, TOBB desteği ile 600 aileye 250 lira değerinde toplam 150 bin liralık kırtasiye ve giyim alışveriş çeki dağıtıldığını aktardı.
Acar, her yıl eğitime destek amacıyla TOBB’dan sağlanan nakdi destek ile ihtiyaç sahibi öğrencilerin ailelere yardımında bulunulduğunu söyledi.
Yardımların özellikle eğitime destek amacı taşıdığını belirten Acar, “Bu yardımlar öğrenci ailelerine bir nebze olsun destek olmayı hedefliyor.” dedi.
Acar, eğitimin her zaman yanında olduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Eğitime destek amacıyla maddi durumu iyi olmayan ailelere yönelik TOBB tarafından odamıza gönderilen maddi destek ile bir nebze olsun ihtiyaç sahibi alilerimize yardımcı olabilmenin gayreti içerisinde yardım çalışmalarımızı tamamladık. Yardımlarımız odamız üyeleri aracılığıyla yardıma muhtaç ailelere ulaştırdı. Bize bu yardımlarda destek olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne şahsım, oda meclisindeki arkadaşlarım ve tüm üyelerimiz adına teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Bundan sonrada inşallah yardımlarımıza devam edeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>4 ülkeden, 4 eğitmen ile 12 hafta boyunca gerçekleştirilecek olan eğitime katılan bireyler Karakter Tasarımı, Animasyonda Arka Plan, Animasyonun 12 Prensibi, Çizgi Film Tarihi eğitimleri alacak.
Eğitime Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde İllerinde ikamet eden kişilerin katılabilecek. Programın temel amacı, çizgi film sanatını meslek edinmek isteyen katılımcılara gerekli bilgi ve becerileri kazandırmak. Bu sanatı meslek edinmeleri için rehberlik etmek ve onları yönlendirmek. Katılımcılar, animasyonun farklı yönlerini keşfedecek ve bu alanda profesyonel gelişim fırsatı bulacaklar.
Hamed Akrami, Fen Tsai, Isobel Stenhouse ve Fatih Küçük tarafından verilecek eğitimlerde farklı karakterlerin oluşum süreçleri ve teknikleri sahne arka planlarının çizimi ve kompozisyonu, animasyonun temel prensipleri ve uygulamaları gibi konular işlenecek.
Çizgi Film Tarihi ve Animasyon Endüstrisi: Çizgi filmin tarihi gelişimi ve endüstriyel perspektifler yer alacak.
Eğitim 2 hafta boyunca toplam 48 saa sürecektir. Dersler: Cumartesi 15: 30-18: 00 arasında, Pazar 16: 30-19: 00 arasında Zoom üzerinden gerçekleştirilecektir.
Etkili bir eğitim ve iletişim için eğitim sırasında kamera ve mikrofon kullanımı zorunlu olacak. Programı başarıyla tamamlayan ve çalışmalarında öne çıkan 3 katılımcı, 2025 yılında düzenlenecek olan Uluslararası The Cartoon Mill Çizgi Film Festivali’ne ücretsiz katılım hakkı kazanacak. Ön başvurular sonrası 29 Eylül 18: 00’da zoom üzerinden mülakat gerçekleştirilecek. Eğitim sonunda, katılımcılara Katılım Sertifikası da verilecek. – NEVŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rektör Prof. Dr. Mehmet Keleş, üniversitenin girişinde öğrencileri karşılayarak onlara karanfil takdim etti. Yeni eğitim öğretim yılına başlayan öğrenciler bu ince düşünceden ötürü memnun oldu. Öğrencilerle yakından ilgilenen Rektör Prof. Dr. Keleş hem üniversitenin sağladığı imkanlar hem de yeni eğitim dönemi ile ilgili iyi dileklerini iletti.
Rektör Keleş, 2024-2025 eğitim öğretim yılına ilişkin mesajında yeni dönemin öğrencilere, akademik ve idari personel ile tüm üniversitemiz camiasına hayırlı olmasını diledi.
Rektör Keleş, “Adıyaman Üniversitesi olarak, bilimsel çalışmalarımızla topluma katkı sunmaya devam ederken, öğrencilerimizin akademik, sosyal ve kişisel gelişimlerine destek olmayı sürdüreceğiz. Yeni eğitim öğretim yılında tüm öğrencilerimizin hedeflerine ulaşma yolunda başarılı ve verimli bir dönem geçirmelerini temenni ediyorum. Birlikte daha güçlü bir üniversite ve topluma hizmet eden bireyler yetiştirme yolunda emin adımlarla ilerleyeceğiz” diye konuştu.
Rektör Keleş’e karanfil takdiminde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selcen Yüksel Perktaş eşlik etti. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doha’da binlerce yerli ve yabancıya ulaşan Doha Yunus Emre Enstitüsü Türk Kültür Merkezi tarafından Türkiye’nin kültürel değerlerinin geniş kitlelere tanıtıldığı çok sayıda etkinlik düzenleniyor.
Bu kapsamda yeni döneme başlayan Doha Yunus Emre Enstitüsünde 8 farklı kurs ve 14 farklı atölyenin yanı sıra düzenlenecek seminerlerle birlikte 1000’e yakın katılımcı bekleniyor.
Temsilcilikte, her yıl olduğu gibi bu yıl da yetişkinlere ve çocuklara yönelik Türkçe kurslarının yanı sıra Türkçe hikaye okuma ve turizm Türkçesi kurslarından, geleneksel Türk okçuluğu ve ebru, tezhip, minyatür gibi Türk el sanatlarının tanıtıldığı atölyelere kadar her alanda etkinlikler düzenlenecek.
Doha’daki yeni binasında faaliyetlerini sürdürecek temsilcilikte ayrıca Türk kültürünün önemli lezzetlerinden Türk kahvesi günleri de gerçekleştirilecek.
Ayrıca, kursiyerler enstitünün zengin içeriğe sahip kütüphanesinde kitap okuyarak Türkçeyi geliştirme imkanı da bulacak.
Farklı yaş ve meslek gruplarından çok sayıda yabancının ilgi gösterdiği Türkçe kursları, 2016 yılından beri aktif olarak devam ediyor.
Enstitü, ayrıca Türkçe kurs taleplerine istinaden Katar Savunma Bakanlığı personeline yönelik Türkçe kursları da düzenliyor.
Türk kültürünün tanıtılmasına yardımcı oluyor
YEE Doha Koordinatörü Prof. Dr. Ahmet Uysal, AA muhabirine yaptığı açıklamada enstitünün, iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerlemesine katkıda bulunacağını ve medeniyet, sanat ve kültür alışverişini sağlayacağını ifade etti.
Uysal, söz konusu etkinliklerle hem Türk kültürünün tanıtıldığını hem kültürler arasındaki ortak değerlerin ortaya çıktığını dile getirdi.
Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım” dizesinin, çalışmalarda kendilerinin ilham kaynağı olduğuna işaret eden Uysal, şunları kaydetti:
“Türk vatandaşlarımız kadar Doha’da yaşayan herkes, ‘Gelin tanış olalım’ çağrımızın muhatabı. Bulunduğumuz her yerde, herkese Türk kültürünün güzelliklerini anlatmak ve tanıtmak için çalışıyoruz. Katar’da Türkiye’ye yoğun bir ilgi var. Bu durumun da kurslarımıza yansıması bizi mutlu ediyor.
Katılımcılar kurs boyunca sadece Türkçe öğrenmiyor bunun yanı sıra kültürümüze ait en önemli değerleri görme şansına da sahip oluyor. Ayrıca bu yıl ilk kez açtığımız “Türkiye’de Kültür, Toplum ve Siyaset” seminerlerine de yoğun katılım bekliyoruz.”
“YEE’nin Türkçe müfredatı çok başarılı”
YEE’nin Türkçe müfredatını çok başarılı bulduğunu kaydeden Türkçe kursiyerlerden Katar Üniversitesi Ekonomi ve İslami Finans Profesörü Beşir Lütfi, “KursU başarıyla tamamladım ve artık daha iyi konuşabiliyorum. Türkçe çok güzel ve kolay bir dil.” dedi.
Türkçe iletişim kurmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Lütfi, şöyle devam etti:
“Türkçe hikaye kitapları okumayı seviyorum. Türk kültürünü ve fikir hayatını takip ediyorum. Burada hocalarımızla ve arkadaşlarımız ile Türkçe pratik yapıyorum. Türkiye’ye gitmeyi, Türk yemeklerini yemeyi ve insanlarla Türkçe konuşmayı istiyorum.”
“Yunus Emre Enstitümüz Katar’da Türkiye’nin gülümseyen yüzü”
Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Dr. Mustafa Göksu da YEE sayesinde Katar’da çok sayıda kişinin Türk dili ve Türk kültürünü tanıdığını belirtti.
Göksu, “Yunus Emre Enstitümüz Katar’da Türkiye’nin gülümseyen yüzü, şefkatli eli ve Türk kültür ve medeniyetinin dünyaya açılan kapısı olmaya devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Yunus Emre Enstitüsü
Türkiye’nin uluslararası alanda tanınırlığını artırmak ve dünya üzerinde kültürel etkileşime katkıda bulunmak amacıyla 2009 yılında kurulan Yunus Emre Enstitüsü, kültürel diplomasi, bilim diplomasisi ve Türkçe öğretimi gibi ana konularda dünya genelinde 150’den fazla irtibat noktasıyla çalışmalarını sürdürüyor.
Türk kültürünün dünya çapında ilgi odağı olması ve dünya genelinde Türkçenin yaygınlaştırılmasına yönelik yüzlerce faaliyeti hayata geçiren Yunus Emre Enstitüsü, Türkçenin dünya dili olmasına yönelik çalışmalarına da devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İddiaya göre, kent merkezindeki Fatih İlkokulu’nda İngilizce öğretmeni Emine D, velilerin olduğu WhatsApp grubuna, yaramazlık yapan öğrencinin ismini yazdı.
Bu duruma sinirlenen A.Ş. isimli veli okula gelerek, koridorda Emine D. ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine veli A.Ş, öğretmenler odasına geçen Emine D’nin yakasından tuttu.
Emine D, hastaneye giderek darp raporu aldı.
A.Ş. ise ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya Büyükşehir Belediyesi, şehrin güzelliklerini keşfetme fırsatı sunan turizm ve tanıtım gezilerine ara vermeden devam ediyor. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Turizm Tanıtım Şube Müdürlüğü, Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirlere şehrin en güzel köşelerini keşfetme, tanıma imkanı sunuyor. Büyükşehir’in son misafirleri ise Bilim ve Sanat Merkezi’nde (BİLSEM) görev yapan eğitimciler oldu. Akademisyenler ve öğretmenlerden oluşan 40 kişilik grup, Sapanca ve Taraklı’da keyifli bir geziye çıktı.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen eğitimciler ilk olarak İl Ormanı ve Tabiat Parkı’nın eşsiz tabiatıyla buluştu. Burada yeşilin her tonunu keşfeden ve keyifli bir orman gezisi yapan eğitimciler daha sonra Osmanlı mirası Taraklı’ya hareket etti. Tarihi II. Bayezid Köprüsü, Kuva-i Milliye Müzesi ve Sakin Şehir Taraklı’nın asırlık sokaklarını gezen heyet, tarihte yolculuğa çıktı. Büyükşehir’in rehberliğinde adım attıkları her bölgeyle ilgili bilgi sahibi olan misafirler, günü çekildikleri fotoğraflarla ölümsüzleştirdi. Misafir eğitimciler, Büyükşehir Belediyesi’ne misafirperverliği ve gezi hizmeti sebebiyle teşekkür etti. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel, Gönen Belediye Başkanı İbrahim Palaz’ı ziyaretinin ardından belediye önünde vatandaşlara hitap etti.
Sandıkta kaybedilenlerin yine sandıkta bulunabileceğini belirten Özel, şöyle konuştu:
“31 Mart’ta ne dedik? ‘Türkiye ittifakı’ dedik. ‘Bütün demokratlar gelsin.’ dedik. ‘Sosyal demokratların koluna muhafazakar demokratlar, öbür koluna milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar gelsin. Yeter ki vatanını, milletini, bayrağını, Atatürk’ünü sevsin, gelsin bizimle olsun.’ dedik. Geldiler, bizimle birlikte oldular. Bu iktidara sarı kartı gösterdiler. Ondan sonra dedim ki ‘Bak, hemen seçim çağrısı yapmayacağım. Bu seçim sonucunu kendime mal edip ‘gel, erken seçim’ demeyeceğim ama milletin sesini duy. ‘Bu meydanları emekliler dolduruyor, 10 bin liraya geçim olmaz.’ dedim. Bu milletin sesini duy. ‘Bu meydanları asgari ücretliler dolduruyor, 17 bin liraya geçinemiyorlar. Kira mı ödesin? Çocuk mu okutsun, karın mı doyursun? Üstüne kıyafet lazım. Bu maaş olmaz.’ dedim.”
Türkiye’nin dört bir yanını gezdiğini, kimsenin geçinemediğini, geçim yoksa seçim olacağını dile getiren Özel, “Seneye kasımda sandığı getirecek, iktidarı değiştireceğiz. Başka çaresi yok. Başka lamı cimi yok. Bu insanların yüzünü güldüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Özel, AK Parti’nin ardından Suriyelilerin de gideceğini iddia ederek, şöyle devam etti:
“Artık millet, kim gidiyor kim kalıyor, kararını verdi. Biz, milletimizle kucaklaştık. Biz, ‘Türkiye ittifakı’ dedik. Türkiye ittifakını kurduk, el ele, omuz omuza, kol kola bu işi başardık. Bakın Ahmet Akın, Balıkesir ittifakının belediye başkanı oldu. Başka bir parti yok arkasında, Cumhuriyet Halk Partisi var ve Balıkesir’in bütün demokratları var. O yüzden bundan sonra kendine güvenen, öyle önüne gelenle ittifak yapmak için taviz veren değil, kendi öz gücüne, adaylarına, milletvekillerine, köklerine güvenen, geleceğine inanan siyasi parti olarak, söz veriyoruz; Cumhuriyet’in 2. yüzyılında nasıl yapılan ilk yerel seçimde söz verip de yaptıysak ve partimizi birinci parti yaptıysak yapılacak ilk genel seçimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini, birinci parti yapacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DPÜ Uygulama ve Araştırma Merkezleri Koordinatörlüğü tarafından Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nde gerçekleştirilen panele Kütahya Valisi Musa Işın, Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Rektör yardımcıları Prof. Dr. Özer Aydın, Prof. Dr. Mustafa Arif Özgür ve Prof. Dr. Ayhan Kahraman, il protokol üyeleri, akademik ve idari personel ile davetliler katıldı.
“27 Mayıs darbesi, ülkemizin demokrasi tarihinde kara bir lekedir”
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan panelin açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, “27 Mayıs darbesi, ülkemizin demokrasi tarihinde kara bir lekedir. Darbeciler, Adnan Menderes’i kendisini meclise gönderen Kütahya’da tutuklama cüreti göstermiştir. Ardından da bu ülkeye en çok hizmet eden devlet adamlarından Adnan Menderes, aziz milletimizin yüce gönlünde asla kabul görmeyecek şekilde cezalandırılmış ve idam cezasıyla hayatını kaybetmiştir. Demokrasimiz, bu üzücü olayların bir daha yaşanmaması için acı hatıralarından ders almasını bilmiş ve 15 Temmuz’daki darbe girişimi bu bilinçle engellenmiştir” dedi.
Rektör Kızıltoprak’ın konuşmasının ardından moderatörlüğünü Doç. Dr. Eray Acar’ın yaptığı panele geçildi.
İhsan Tunçoğlu, Menderes’in yakalanma sürecini anlattı
Gazeteci İhsan Tunçoğlu, 27 Mayıs darbesinin ardından Kütahya’da bulunan Adnan Menderes’in yakalanma sürecini anlattığı konuşmasında Başbakan Menderes’in Kütahya için yaptığı hizmetlere de değindi.
Panelistlerden Prof. Dr. Esra Sarıkoyuncu Değerli ise, “Menderes’in Kütahya’da Başlayan ve Biten Hayatı” başlıklı konuşmasında 1950-1960 yıllarında başbakanlık yapan Adnan Menderes’in siyasi hayatındaki dönüm noktalarını anlattı.
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, konuşmasında 1876-1961 döneminde Türk siyasi tarihindeki idamları ele alarak, bu dönemde öldürülen siyasetçilerin yaşamlarından kesitler sundu.
Dönemin tanıklarından Adil Özkan ise Adnan Menderes’in Kütahya’ya gelişi ve tutuklanma sürecinde yaşananlarla ilgili ayrıntıları katılımcılarla paylaştı. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Mersin’de düzenlenen ‘Türkiye Buluşmaları’nda STK’lar, iş adamları ve kadın girişimcilerle bir araya geldi. Suphi Öner Öğretmenevi’ndeki toplantıda konuşan Göktaş, Türkiye’ye ulusal ve uluslararası alanda değer katan sivil toplum temsilcileriyle buluşmaktan dolayı memnun olduğunu söyledi. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle sosyal devlet ve sivil toplum vizyonunu daha ileriye taşıyacak istişarelerde bulunmak üzere bir araya geldiklerini ifade eden Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2002’den bugüne kadar sosyal hizmetlerin ülkemizin dört bir yanında yaygınlaştırılmasında çok büyük adımlar atıldı. Bakanlık olarak vatandaşlarımızın hayatına dokunmak, refahını artırmak adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Tüm faaliyet alanlarımızı 81 ilimizdeki istek ve ihtiyaçlara göre yeniden şekillendiriyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız, toplumsal farkındalık oluşturan etkinlikleriyle sosyal politika hedeflerimize ulaşma sürecimizin en kıymetli paydaşlarıdır. Bu anlamda bugün burada bulunan kuruluşlarımızın kıymetli temsilcilerine değerli katkıları için teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bu vizyon belgesinin yürüteceğimiz çalışmalar için önemli bir yol gösterici olacağına inanıyoruz”
Bakanlık olarak her daim sosyal hizmet ve sosyal yardım çalışmalarının odağında hak temelli ve arz odaklı bir sistemin yer aldığını vurgulayan Göktaş, “Sizlerin vatandaşlarımızla sıcak teması ve saha tecrübesi, sosyal politikalarımızın şekillenmesine katkı sağlıyor. Bu kapsamda, bakanlık olarak, çok yönlü faaliyetleriyle sivil toplum anlayışını güçlendiren kuruluşlarımızla geliştirdiğimiz iş birliklerine kurumsal bir nitelik kazandırdık. İş birliklerimizle oluşacak faydayı ve sunacağımız hizmetleri sürdürülebilir kıldık. 2024 yılı Ocak ayında ise 100. Yıl Sivil Toplum Vizyon Çalıştayı’nı düzenledik. Politika geliştirme, mevzuat, kapasite geliştirme, gönüllülüğün teşvik edilmesi ve dijitalleşme temalarında yeni hedeflerimiz hakkında karşılıklı görüş alışverişlerinde bulunduk. Çalıştayımızın nihai değerlendirmeleriyle hazırladığımız yeni dönem Sivil Toplum Vizyon Belgesi’ni de bu hafta içinde açıklayacağız. Bu vizyon belgesinin yürüteceğimiz çalışmalar için önemli bir yol gösterici olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.
“İnsanların gönlüne taht kuran her STK bizim paydaşımızdır”
Mersin’de farklı çalışma alanlarına odaklanan pek çok STK’nın mevcut olduğuna işaret eden Göktaş, her birinin önemli bir boşluğu doldurduğunu ve farklı bir ihtiyacın karşılanmasını sağladığını kaydetti. STK’ların hayırseverlikleriyle sosyal denge ve barışın korunmasında da önemli sorumluluklar üstlendiğine dikkat çeken Göktaş, “Bu anlamda Mersin’de ve ülkemizin herhangi bir yerinde insanların gönlüne taht kuran her STK bizim paydaşımızdır” ifadelerini kullandı.
AK Parti Mersin milletvekilleri Ali Kıratlı ile Havva Sibel Söylemez’in de konuşma yaptığı toplantı, daha sonra basına kapalı olarak devam etti. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğrencileri tek tek tebrik eden Esen, öğrencilere üniversite yıllarını iyi değerlendirmeleri yönünde tavsiyede bulundu.
Esen, “Memleketinize, vatanınıza, toprağınıza ve bayrağınıza olan sadakati ve muhabbeti asla unutmayın. Ayağınıza taş değmesin. Güle gidin, dolu dolu gelin. Bu memleketin sizin gibi gençlere ihtiyacı olduğunu bilin.” dedi.
Başkan Esen, öğrencilerin eğitimlerine verdikleri destekten dolayı ailelerine, öğretmenlerine ve idarecilerine teşekkür etti.
Programda kısa bir konuşma yapan İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Öztürk ise Çankırı’nın üniversiteli gençlerini böylesine anlamlı bir programda bir araya getirdiği için Başkan Esen ve ekibine teşekkür ederek öğrencilere de akademik hayatlarında başarılar diledi.
Konferans ile devam eden törenin sonunda öğrencilere hediye takdim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Molla Bahri İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşandı. Edinilen bilgilere göre, ders esnasında 7’nci sınıf öğrencisi Y.S.’nin nefes alamadığını fark eden öğretmeni, öğrenciyi sınıftan çıkardı. İlk yardım eğitimi aldığı öğrenilen öğretmen, Heimlich manevrası uyguladığı öğrencinin yeniden nefes almasını sağladı. Öğretmenin çocuğa müdahale anlar ise, güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serginin açıldığı MAJİ Art Galery’den yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Erbil, sanatın Türkiye’nin dört bir yanına yayılmasını, gençlerin daha duyarlı ve zarif olmasını hayal ettiğini belirterek, “Sanatın, ülkemizde kötü olayları önleyebilecek en önemli güç olduğuna inanıyorum. Ülkeler arası ilişkilerde ve insanlığa düşmanlıkta, sanatın zarafeti ve duyarlılığı ön planda tutarak bu olumsuzlukların üstesinden gelebileceğini düşünüyorum. Sanatın geçmişten günümüze kadar duyguları ve sevgiyi ifade ettiğini vurguladım. Bu yüzden sanatın yaygınlaştırılması gerektiğini belirttim. Öğrencilerime bu değerleri anlattım ve onlar da beni yanıltmadı. Bu misyonumu sadece kendim için değil, halk ve toplum için gerçekleştirdim. Sanatla daha anlamlı bir dünya kurmayı amaçladım.” ifadelerini kullandı.
“Erbil, evrensel bir sanatçı olarak öne çıkıyor”
Prof. Dr. Uğur Batı da kitabın hazırlık sürecindeki titiz bir çalışma yaptıklarını aktararak, şunları kaydetti:
“Türkiye’de derin bir ressamın varlığına şükretmeliyiz. Türkiye, Devrim Erbil’i desteklediği için şanslı. ‘Yatay Derinlik’ ifadesiyle tanımladığımız çeşitli üsluplarda eserleri bulunan Erbil, evrensel bir sanatçı olarak öne çıkıyor. Marküteri, batik, vitray, halı ve kilim gibi tekniklerle, yatay genişliği bu denli kapsamlı olan başka bir ressam Türkiye’de bulunmuyor. Kitabı da bu kavram etrafında oluşturduk. Göstergebilim, retorik, edebiyat ve felsefe gibi formların ortaklığında, Devrim Erbil’in özünü ve sözünü irdelediğimiz bir çalışma kaleme aldık. Güzel bir okuma deneyimi sunmasını umuyoruz.”
MAJİ Art Gallery sahibi Gaye Donay ise Erbil’in sanat dünyasında derin izler bıraktığına işaret ederek, “Devlet sanatçımız Devrim Erbil’in, Prof. Dr. Uğur Batı’nın kalemiyle hayat bulan ‘Yatay Derinlik’ kitabı, Erbil’in eserlerinin ötesinde, onun içsel dünyasına dair derin bir yolculuk sunuyor. Kitap, sadece Erbil’in sanata bakış açısını ve dönüm noktalarını değil, aynı zamanda onu insan olarak daha yakından tanımamıza da olanak tanıyor.” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şuhut Belediye Şelale Düğün Salonunda düzenlenen 102 hafızın Hafızlık İcazeti merasimine Afyonkarahisar Vali Yardımcısı Fatih Topuz, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Av. İbrahim Yurdunuseven, İl Müftüsü Lütfi İmamoğlu, Şuhut Kaymakamı İzzet Cem Eser ve protokol üyeleri katıldı.
Törende konuşan Müftü İmamoğlu, icazet alan hafızların, hafızlığın gereğini yerine getirdiğinde hem dünyada hem de ahirette aileleriyle beraber Kur’an’ın korumasında olacağını belirterek öğrencilere, hocalarını ve velilerini bir kez daha tebrik ettiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından hafız olan öğrencilere belgeleri protokol üyeleri tarafından verildi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk bırakıldı, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Çiftlik İlkokulu bahçesinde devam eden törende ise öğrenciler tarafından şiir okundu, dans gösterileri yapıldı.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen, burada yaptığı konuşmada, yeni eğitim öğretim yılının başlamasının heyecanını ve mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını dileyen Şen, “Okullarımızın koridorları ve sınıfları öğrencilerimizle dolu olması bizler için en büyük mutluluk.” dedi.
Törene, ilçe milli eğitim müdürü, siyasi parti temsilcileri, okul müdürleri ve öğretmenler katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat depreminde ağır hasar alan illerin başında gelen Adıyaman’da, on binlerce insan enkaz altında hayatını kaybetmişti. Özellikle yetim, öksüz ve maddi durumu iyi olmayan yardıma muhtaç öğrencileri tespit eden İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) Adıyaman şubesi, 2024-2025 eğitim ve öğretimin başlamasıyla Adıyaman’daki, 250 öğrenciye çanta ve kırtasiye malzemesi dağıttı.
Deprem bölgesi Adıyaman’da eğitim ve öğretim gören öğrencilere daha fazla yardımların yapılması gerektiğine dikkat çeten İMH Adıyaman Şube Başkanı Şükrü Yetkin, “Adıyaman depremde çok büyük hasar aldı. İMH olarak Adıyaman’daki depremzede, yetim, öksüz ve yardıma muhtaç ailelere ulaşarak yardımlarımızı sürdürüyoruz. Adıyaman merkezde okullardan 100. Yıl İlköğretim Okulu’nda 200, Ay Yıldız İlköğretim Okulu’nda 30 ve Kulavık Köyü’nde ise 20 olmak üzere toplam 250 öğrenciye çanta ve kırtasiye yardımında bulunduk. Yardımların ulaşmasında emekleri olan bütün hayırsever iş insanlarına teşekkür ediyoruz. Allah hayırlarını kabul etsin” dedi. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaymakam Mehmet Kamil Sağlam, Cumhuriyet İlkokulu’nda düzenlenen törendeki konuşmasında, geçen yıl 29 Ekim’de Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılını kutladıklarını hatırlattı.
Bu sürede Türkiye‘nin nereden nereye geldiğini önceki nesillerin çok daha iyi tahayyül edebildiğini vurgulayan Sağlam, “Hiçbir fabrikası olmayan, savaştan çıkmış yeni bir ülke düşünün. 100 yıl sonunda yollarıyla, hava yollarıyla, İHA’larıyla, SİHA’larıyla, denizde uçak gemileriyle yeni bir Türkiye kuruldu. Bizi buraya ulaştıran esas etmen eğitim öğretimdir. Eğitim öğretim ne kadar düzgün, verimli, insanımızı ne kadar eğitebilirse Türkiye Cumhuriyeti’ni getirdiğimiz bu aşamadan daha ileri götürürüz.” ifadelerini kullandı.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Bedir de Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak olan Türkiye Yüzyılı hedefi ile buluşturacak olan temel unsurun eğitim olduğunu dile getirdi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile çağın ihtiyaçlarına göre güncellenerek eğitim sisteminin gücüne güç katılacağını anlatan Bedir, “Evlatlarımızı çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve teknoloji ile buluştururken onları milli, manevi değerlerimizle donatmalıyız. Çocuklarımızın eğitim hayatları boyunca elde edecekleri her başarı aileleri ve ülkemiz için gurur kaynağı olacaktır.” dedi.
Konuşmaların ardından program şiirlerin okunduğu, halk oyunları gösterilerinin sunulduğu program, dördüncü sınıf öğrencilerinin Türk bayrağı ve okul flamasını birinci sınıf öğrencilerine teslim etmesiyle son buldu.
Törene Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, İlçe Emniyet Müdürü Barik Çiçek ve İlçe Müftüsü Cemal Uzun da katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çamlıca Ortaokulunda düzenlenen etkinlikte öğrenciler şiirler okudu.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Adnan Yıldırım, törende yaptığı konuşmada, öğrencilere başarı dileklerini iletti.
Törene Laçin Kaymakam Vekili Emre Konak, Belediye Başkanı Mustafa Toydemir, daire amirleri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.
İskilip
İskilip İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Ecer, kutlama etkinlikleri çerçevesinde Hükümet Konağı önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sundu.
Ardından Atatürk İlkokulu ve Ortaokulu bahçesinde düzenlenen törende öğrenciler çeşitli gösteriler sundu.
Törene İskilip Kaymakamı Ramazan Polat, Belediye Başkanı İsmail Çizikci, Emniyet Müdürü Önder İstanbul, Jandarma Komutanı Üsteğmen Hakan Güven de katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER? CUMA CUMHURBAŞKANI KARARLARI
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Türk Silâhlı Kuvvetleri Astsubay Sınıflandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Türk Silâhlı Kuvvetleri Subay Sınıflandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– İlaç Etkin Maddesi Üretimi Amaçlı Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolüne Dair Yönetmelik
–– Nükleer Tesislerde Kayıt, Bildirim ve Raporlama Yönetmeliği
TEBLİĞLER
–– İhracat Sayılan Satış ve Teslimler Hakkında Tebliğ (İhracat: 2005/2)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (İhracat: 2024/3)
–– Gezi Tekneleri ve Kişisel Deniz Taşıtları Yönetmeliği Standartlar Listesine İlişkin Tebliğ
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânları
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Döviz Kurları ve Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vezirköprü Belediyesine ait Butik Otel’de düzenlenen programa Kaymakam Özgür Kaya, Belediye Başkanı Murat Gül, İlçe Milli Eğitim Müdürü Resul Özata, İlçe Gençlik Spor Müdürü Mehmet Uyar ile üniversiteyi kazanan öğrenciler katıldı.
Kaya, üniversite kazanan tüm öğrencileri kutlayarak, “Her biriniz farklı illerde bulunan üniversitelerde eğitim ve öğretim göreceksiniz. Okullarınızı başarıyla tamamladıktan sonra yine ülkemizin değişik yerlerinde ülkemize ve milletimize hizmetler edeceksiniz. Bütün öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyorum. Yolunuz açık olsun.” ifadelerini kullandı.
Gül ise Vezirköprü’de üniversiteye gitmeye hak kazanan 425 öğrenci ve onları topluma eğitimli bireyler yetiştirmek için gece gündüz mesai harcayan ailelerini kutlayarak, “Eğitim ve öğretiminiz tamamladıktan sonra ülkemizin farklı bölgelerinde görev yaptığınızda Vezirköprü’nün gönül elçileri olacaksınız. Eğitim göreceğiniz okullarınıza güle güle gidiniz.” dedi
Özata da Vezirköprü’nün her yıl üniversiteye gönderdiği öğrenci sayısını artırarak eğitim öğretim alanında emin adımlarla ilerlediğini dile getirerek, Kaymakam Kaya ve Belediye Başkanı Gül’e desteklerinden dolayı teşekkür etti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’da bazı anaokullarının velilerden 3-5 bin lira arasında kırtasiye parası talep ettiğini ve ihaleyle kırtasiye alımı için hazırlık yapıldığını belirten Antalya Fotoğrafçılar, Kırtasiyeciler ve Kitapçılar Odası Başkanı Mehmet Bayrak, “Toplu ihale ile kırtasiye alıp, satmak okulların görevi değildir. Okullar ihtiyaç listesini hazırlayıp velilere verecek, veli de istediği yerden alabilir” dedi.
Kentte bazı anaokullarında okul aile birliği tarafından öğrencilerin kullanacağı kırtasiye malzemeleri için toplu malzeme alımıyla ilgili ihale hazırlıkları yapıldığı öne sürüldü. Antalya Fotoğrafçılar, Kırtasiyeciler ve Kitapçılar Odası Başkanı Mehmet Bayrak, hem odanın resmi hesabından hem de kişisel hesaplarından ihale hazırlığında bulunan anaokullarına uyarıda bulundu.
‘YÖNETMELİK DIŞI TİCARETE SAVAŞ AÇTIK’
Oda Başkanı Bayrak, toplu alımla kırtasiye malzemesi almak için ihale hazırlığı yapan okul müdürlerini tek tek uyardıklarını ve bu işin takipçisi olacaklarını söyledi. Bayrak, “Anaokullarında yönetmelik dışı ticarete savaş açtık. Yıllardır bu konuyla ilgili çalışma yapıyoruz. Bazı anaokulları, okul aile birliğiyle toplu alım listesi yayımlıyor. Velilere bunu zorluyorlar. Sonrasında bunları alıp, velilere satıyorlar. Okulların ticaret yapma yetkisi yoktur” diye konuştu.
‘ÇETREFİLLİ DURUMLARIN YAŞANDIĞINI DUYUYORUZ’
İhalelerde ihale şartlarına uyulmayan durumların da olduğunu anlatan Mehmet Bayrak, “Bazı çetrefilli durumların yaşandığını da duyuyoruz. Toplu ihale ile kırtasiye alıp, satmak okulların görevi değildir. Okullar ihtiyaç listesini hazırlayıp velilere verecek, veli de istediği yerden alabilir” dedi.
Okul aile birliğinin velilerden 3-5 bin lira arası para toplayıp, daha sonra bunlarla kırtasiye malzemesi aldığını, bu durumun usulsüz olduğunu söyleyen Bayrak, okul aile birliğinin yalnızca öğretmen ve okulun kullanacağı kırtasiye malzemesini alabileceğini ifade etti.
‘SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ’
Okul aile birliğinin, öğrenciler için kırtasiye alımı yapamayacağını belirten Mehmet Bayrak, “Temizlik malzemeleri ve okulun kendi kullanacağı kırtasiye malzemeleri için ihaleyle alabilirler. Öğrencilerin kullanacağı kırtasiye ürünlerini kesinlikle alamazlar, suçtur” diye konuştu.
Başkan Bayrak, oda avukatlarının gerekli çalışmayı tamamladığını ve tüm uyarılara rağmen öğrenciler için kırtasiye alımı noktasında ihale duyurusunda bulunan okulların tespit edilmesi halinde savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını da söyledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamur Kaymakamı Mehmet Nesip Mahir, İlçe Jandarma Komutanı Tufan Gündüz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş ve Özel İdare Müdür Vekili Abdullah Genç ile birlikte Karakazan köyü Bozoçayır ve Akören mezraları ve Süleyman Kümbet Köyü Karadere, Üçevler, Aşağı Yurt ve Hanik mezralarını ziyaret etti. Buralarda yeni eğitim ve öğretim dönemine yönelik hazırlıkları yerinde inceleyen Kaymakam Mahir, köylerde vatandaşlarla bir araya geldi. Çocukların eğitimi konusunda velilerin rolünün önemini vurgulayan Kaymakam Mahir, “Çocuklarımızın geleceği için hep birlikte çalışmalıyız. Velilerimizin çocuklarına gösterdiği ilgi ve alaka, onların başarısında çok önemli bir faktördür. Bizler de idare olarak çocuklarımızın eğitim hayatlarına destek olmaya devam edeceğiz.”dedi.
Ziyaret ettiği köylerde çocukların büyük bir coşkuyla karşıladığı Kaymakam Mahir, onlarla tek tek ilgilenerek sohbet etti. Çocuklarla birlikte futbol oynayan Kaymakam Mahir, onların mutlu anlarına ortak oldu. – AĞRI
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER? PAZARTESİ CUMHURBAŞKANI KARARLARI
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Adıyaman Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Ön Lisans-Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Antalya Bilim Üniversitesi Sosyal, Ekonomik ve Politik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Antalya Bilim Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Diller Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Dicle Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Giresun Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
–– Kilis 7 Aralık Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
TEBLİĞLER
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2016/6)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/21)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/23)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/24)
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Adıyaman Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Ön Lisans-Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Antalya Bilim Üniversitesi Sosyal, Ekonomik ve Politik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Antalya Bilim Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Diller Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Dicle Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Giresun Üniversitesi Ön Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
–– Kilis 7 Aralık Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
TEBLİĞLER
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2016/6)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/21)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/23)
–– Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2024/24)
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
b – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DEMİRHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik yükümlülerinin ücretsiz çalıştırma programı kapsamında görev almaları amacıyla Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile protokol imzaladı. Protokolle okulların kapalı olduğu yaz tatilinde denetimli serbestlik yükümlüleri tarafından boya, badana ve tadilat işlemleri gerçekleştirildi. 11 okulda 2 bin saat süren çalışmayla okullar 2024-2025 eğitim öğretim yılına hazır hale getirildi. Okulların kapalı olduğu süre içerisinde yürütülen faaliyetlerde okulların boya, badana ve tadilat ihtiyaçları giderilirken, denetimli serbestlik yükümlüleri de hem topluma olan borçlarını ödedi hem de topluma faydalı görevlerde bulunarak rehabilite olmaları sağlandı.
Proje çerçevesinde okullardaki işlemlerin tamamlandığını ve okulların öğrenci ve öğretmenlerin kullanımına hazır hale getirildiğini belirten Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Kurtca Eker, “Denetimli serbestlik sisteminde hükümlüler cezaevinde cezalarını infaz ederken şartsız salıverme, yani belirli bir süre kala tahliye edilmekteler. Tahliye edildikten sonra denetimli serbestlik müdürlüğümüz koordinesinde topluma faydalı ücretsiz çalışma yükümlülükleri doğmakta. Bu çerçevede 2024-2025 öğretim yılında okulları öğretim yılına hazırlama babında il milli eğitim müdürlüğümce yaptığımız protokol çerçevesinde okulları hazır hale getirmek adına boya badana ve tadilat faaliyetlerini üstlendik. Bu manada zaten Manisa Denetimli Serbestlik Müdürlüğü olarak faaliyet alanlarımız Manisa Saruhanlı, Şehzadeler ve Yunusemre ilçelerini kapsamakta. Toplamda 11 okulda 2 bin saatlik bir süre çerçevesinde yükümlülerimiz çalışarak okulların boyasını badanasını ve tadilatını yaptılar. Söz konusu çalıştıkları okulları eğitim öğretim yılı başlamadan evvel öğrenci ve öğretmenlerimizin kullanımına hazır hale getirdiler. Bu faaliyetler yükümlülerimizin aynı zamanda topluma olan borçlarını ödeme anlamında rehabilitasyon faydası da sağlamakta. Bu faaliyetlerin dışında da eğitim ve öğretim ve okulların hazır hale getirilmesi dışında değişik dönemlerde başka kurumlara da boya badana tadilat faaliyetleri çerçevesinde yükümlülerimiz çalışmaktalar. Bunun dışında orman işletme müdürlüğüyle beraber fidan dikme faaliyetleri gibi bir çok projeler yapıyoruz. Bu işin koordinesi noktasında elimizden geldiğince Manisa’ya Manisalı vatandaşlarımıza faydalı insanlar olarak yükümlülüklerini yerine getirmelerini adına faaliyetlerini desteklemekteyiz. Bu faaliyetlerden dolayı öncelikle faaliyetin organizasyonunda görev alan denetimli serbestlik müdürümüz başta olmak üzere tüm personelimize, protokol imzalayarak bize hem lojistik hem de diğer destekleri veren ilgili kurum yöneticilerine, projede çalışan kendilerini geliştiren ücretsiz çalışma yükümlülüklerini yerine getiren yükümlülerimize çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra da bu tür faaliyetlerimiz devam edecek” dedi.
Okulların tadilat, boya ve badana işlemlerini tamamlayarak okulları yeni eğitim öğretim yılına hazır hale getirdiklerini söyleyen denetimli serbestlik yükümlüleri, eğitim-öğretim gibi önemli bir alanda böylesi bir görevi yerine getirdikleri için kendilerini iyi hissettiklerini söyledi.
Projenin okulların ara tatile girdiği dönemde de devam edilmesi hedefleniyor. – MANİSA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) düzenlediği ‘Geleceğimiz için Eğitimi Birlikte Konuşmak’ başlıklı etkinliğin protokol konuşmasını yapan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, program sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yeni müfredatta matematik ve fen bilgisi dersinin saatlerinin azaltılmasına yönelik soruya Bakan Tekin, şu yanıtı verdi:
“Matematik ve fen bilgisi derslerinin saatleri mesleki ve teknik eğitimde azaltılmış olabilir çünkü orada başka bir durum söz konusu. Ancak müfredat çalışmamızda haftalık ders saatleriyle ilgili hiçbir önerme ve değişiklik yok. Bu bir müfredat çalışması. Haftalık ders saati çalışması değil. Burada herhangi bir dersin haftalık saatini artırmak ya da azaltmak gibi bir durum söz konusu değil. Ben bu önyargılı bakışa itiraz ediyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tokat Belediyesi Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen eğitim, eğitim ve iletişim stratejileri uzmanı Cevdet Tellioğlu tarafından verildi. Eğitimde, personelin vatandaşlarla kuracağı iletişimde dikkat etmeleri gereken noktalar ve etkili iletişimde olması gereken temel hususlar ele alındı. Verimlilik ve etkinlik esaslı yönetim anlayışıyla Tokat’ı geleceğe taşıyacaklarını söyleyen Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, “Bugünü değil, geleceği düşünen; sorun, çözüm, planlama ve uygulama sistemleri ile verimlilik ve etkinlik esaslı yönetim anlayışımızla personellerimize yönelik düzenlediğimiz yüz yüze eğitimlerle Tokat’ımızı geleceğe taşıyoruz. Eğitim ve İletişim Stratejileri Uzmanı Cevdet Tellioğlu tarafından belediyemizde görev yapan mesai arkadaşlarımıza yönelik “Etkili İletişim Becerileri- Beden Dili ve Beşeri İlişkiler” başlıklı eğitim programımızı gerçekleştirdik. Eğitimci Cevdet Tellioğlu’na ve eğitimlerimize katılan tüm mesai arkadaşlarımıza teşekkür eder, görevlerinde kolaylıklar ve başarılar dilerim” dedi. – TOKAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van’da 118 anaokulu 9 Eylül’de hizmete açılıyor
VAN – Van’da 2024-2025 eğitim öğretim yılı öncesinde okullarda bakım, onarım, boya, temizlik ve donanım yenileme çalışmaları devam ediyor.
Van’da yeni eğitim öğretim yılında öğrencilerin daha sağlıklı, güvenli ve kaliteli bir ortamda eğitim görmeleri için il genelindeki tüm okullarda gerekli çalışmaları yürütülüyor. Okullarda devam eden çalışmaları ziyaret eden İl Milli Eğitim Müdürü Nurettin Aras, okulların fiziki şartlarını iyileştirmek için bakım ve onarım işlemlerinin devam ettiğini ifade etti. Van genelinde başlatılan bakım ve onarım çalışmalarının hızla devam ettiğini belirten Aras, “Okullarımızı gelecek eğitim öğretim sezonunda hazır hale getirmek için yoğun bir şekilde sahada çalışıyoruz. Bizlerde bu çalışmaları yakından takip ediyoruz. Birçok okulumuzda tamirat, tadilat, fiziki şartların iyileştirilmesi çalışmaları devam ediyor. İnşallah önümüzdeki hafta itibariyle çalışmalarımızı tamamlayacağız ve 9 Eylül’de hazır hale getirmek için yoğun bir şekilde çaba sarf ediyoruz” dedi.
“118 anaokulu 9 Eylül’de hizmete açılacak”
Van’da yapımı tamamlanan 118 anaokulunun 9 Eylül’de hizmete başlayacağını vurgulayan Aras, “Geçen yıl ve bir önceki yıl ilimizde yapımına başlanan 118 anaokulu ile ortaokul ve lise seviyesinde birçok okul yatırımlarımız sonlandı. Şu an 118 anaokulunu eylül ayı itibariyle Van halkının hizmetine sunuyoruz. Bu çok büyük bir hamle. Cumhuriyet tarihinden bu yana Van’da 40 anaokulu yapılmıştı. Bu yıl itibariyle 118 anaokulu, aynı anda hizmete girecek. Bunun yanında yine son 3 ay içerisinde yapımına başlanan 32 sınıflı 4 okulumuz da İpekyolu ve Tuşba ilçemizde ikili öğretimin azaltılması bakımından çok büyük katkı sağlayacaktır. 32 sınıflı devasa okullarımızın şu anda yapımları devam ediyor. İnşallah onlarda önümüzdeki eğitim öğretim yılında hizmete girmiş olacak. Yine bölgenin, hatta ülkenin en iyi spor liselerinden birinin inşaatında son aşamaya gelindi. Eylül ayı itibariyle eğitim öğretim faaliyeti orada da başlayacak. Böylece Van, tam amacına uygun bir spor lisesine kavuşmuş olacak. Bunun yanında yine denizcilik lisemizde de çalışmalarımız hızla devam ediyor. Bunun yanında yine özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımız için yapılan 24 sınıflı iki adet okulumuz da bu yıl itibariyle hizmete geçecek. Bütün yapılan bu fiziki yapılar ilimizde ihtiyacı büyük ölçüde gidermiş olacak. Sadece fiziki alt yapı dışında kültürel, sanatsal çalışmalar anlamında da alt yapı oluşturacak çalışmalar yürütülüyor. İlimizde son iki yılda yapılan çalışmalar bizi gururlandırıyor. Van gerek sınıf anlamında, gerek spor anlamında, gerek yüzme havuzları, çocuk kütüphaneleri ve daha ismini sayamayacağım birçok çalışma açısından altın çağını yaşıyor. Bu da bizi çok mutlu ediyor, sevindiriyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koçak, Şube Müdürü Hakan Caner ile geldiği ilçenin Kapıağzı bölgesinde İlçe Milli Eğitim Müdürü Adem Uslu tarafından karşılandı.
Beraberindekilerle Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğünü ziyaret eden Koçak, merkez müdürü Mesut Doğan’dan bilgi aldı.
Koçak, daha sonra Kaymakam Vedat Yılmaz’ı, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünü de ziyaret etti.
Başağaç bölgesindeki okul alanlarında incelemelerde bulunan Koçak, il genelinde 2024-2025 eğitim-öğretim sezonunun sorunsuz geçmesi için eksiklileri gözden geçirdiklerini, bu anlamda ilçe ziyaretlerinde bulunduklarını söyledi.???????
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkezde, kadınların, sosyal kültürel, mesleki becerilerine, katkı sunmak amacıyla aşçılık, tekstil, okuma yazma, el sanatları ve istihdamı geliştirmeye yönelik kurslar açıldı.
İlçe Halk Eğitim Merkezi’nin 6 usta öğreticisi, 3 ay içinde 10 kurs salonunda, 120 kursiyere eğitim verdi. Bu eğitimlerde 50 kursiyer belge almaya hak kazandı.
Bafra Kaymakamı Mustafa Altınpınar ile Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç, belge almaya hak kazanan kursiyerlere belgelerini takdim etti.
Bafra Aile Destek Merkezi Koordinatörü Hatice Çelik, yaptığı konuşmada, “Bafra Kaymakamlığı, Bafra Aile Destek Merkezi, Bafra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının katkıları ile ilçe Halk Eğitim Merkezi ile işbirliği yaparak, açmış olduğumuz kurslar, aşçılık, dikiş, el sanatları, okuma yazma, hasta bakımıdır. Bu kursların yanı sıra çocukları annelerinden ayırmamak için çocuklarının da gelişimlerine katkı sunabilmek amacıyla, kurs bünyemizde oyun odamız mevcuttur. 06 yaş aralığındaki çocukların anneleri kurs görürken onlar da o oyun odasında, annelerinden ayrı kalmamaktadır.” dedi.
Açılışın ardından davetliler, el sanatları sergisini gezerek, kursiyerlerden bilgi aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UĞUR İSTANBULLU
(ARTVİN) – Artvin’in Kemalpaşa ilçesinde yapımı devam eden okul inşaatının yanına Kemalpaşa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü binası yapılması tepki çekti. CHP’li eski Artvin İl Genel Meclisi üyesi Şenol Çelik, “3 katlı bina yapıldığında şu binanın pencereleri kapanıyor ve çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler. Dışarı çıkıp alanda dolaşamayacaklar ve arkadaşlarıyla beraber oynayamayacaklar, hafta başında sıra olup İstiklal Marşı’nı okuyamayacaklar” dedi.
Eski Artvin İl Genel Meclisi üyesi CHP’li Şenol Çelik, yıkılıp yeniden yapılan ilköğretim okulunun bahçesine Kemalpaşa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü binası yapılmasına tepki gösterdi.
“Çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler”
Şenol Çelik şunları söyledi:
“Şu karşıdaki okulu görüyorsunuz ve bu okulun yapımı bile şaibeliydi. Şurası bir ilköğretim okulu, 500- 600 öğrencisi olan bir okul burası. Burada bulunan eski okul yıkıldı ve yeniden yapımına başlandı. İhale süreci çok farklı geçti almak istemeyen müteahhide zorla verilmeye çalışıldı ve hatta verdiler. Müteahhit elindeki parayı da temeli attıktan sonrada kalp krizi geçirerek vefat etti. Okul daha henüz tamamlanmadı ve bu dönemde de yetişmeyecek. Şimdi bizim meselemiz okulun bitip bitmemesi değil ve ben isyan ediyorum bu konuda, okulun bahçesinde başka bina ve şurayı görüyorsunuz. Şu okulun bahçesinde çocukların dolaşabilecekleri eğlenecekleri ve hatta hafta başında sıralanıp İstiklal Marşı’nı okuyabilecekleri alan burası. Şimdi bu alana da Spor İl Müdürlüğü binası yapılıyor. Burada üç katlı bina yapıldığında şu binanın pencereleri kapanıyor ve çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler. Dışarı çıkıp alanda dolaşamayacaklar ve arkadaşlarıyla beraber oynayamayacaklar hafta başında sıra olup İstiklal Marşı’nı okuyamayacaklar.
“İnanın burada doğru bir mantık yok”
Burada en azından 100 tane personel çalışacak ve personelin araçlarının girişi çıkışı ve ama orası öğrencilerin girişi ve çıkışıdır. Şu gördüğünüz yerde de 3 katlı bina yapıyorlar ve bir bina içerisinde bina yapıldığını ilk kez gördüm ve isyan ediyorum. Bu durumu kamuoyuna duyurmak istedim ve insanlarımız bilmeyebilir ve Kemalpaşa halkı ve öğrenci velileri bilse buna tepki göstermezler mi ve ben gördüğümde inanamadım. Buranın müteahhidiyle de görüştüm. Bir haftadır kimle görüştüysem doğru olmadığını söylüyorlar ama ne yazık ki doğru olmayan şeyi de buraya yapmaktalar. Benim derdim öğrencilerdir ve Kemalpaşa halkıdır. Ben Kemalpaşa halkının gelecekte daha rahat bir şekilde okula gönderebilecekleri ve arkalarına bakmadan çocuklarının okul içerisinde dolaşabilmelerinin yaratılmasına çalışıyorum. Buranın doğru olmadığını Kemalpaşa halkına ve bütün Türkiye’ye sesleniyorum burayı yaptıran Çevre Şehircilik Bakanlığının Milli Eğitim Bakanlığı’yla nasıl anlaştıklarını bilemiyorum ama eğer yaptıkları doğruysa bize gelip bir anlatsınlar. Beni ikna etsinler ve inanın burada doğru bir mantık yok ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın binasının içerisinde bir spor il müdürlüğünün binası olamaz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Çiftçi, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’nu makamında kabul ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Ziyaret sırasında Erzurum’un geleceğine yönelik projeler, üniversite-şehir iş birliği ve bölgesel kalkınma konularında önemli değerlendirmelerde bulunuldu.
Ziyaretin ana gündem maddelerinden biri, üniversite ile şehir arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi oldu. Rektör Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin Erzurum’un sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projeler üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Üniversitenin bilimsel araştırmalar, toplumsal hizmetler ve yenilikçi projelerle Erzurum halkına daha fazla katkıda bulunmayı hedeflediğini ifade eden Hacımüftüoğlu, bu süreçte Valilik ile yakın ilişkiler içinde olacaklarını söyledi.
Vali Mustafa Çiftçi ise Atatürk Üniversitesinin Erzurum ve bölge için taşıdığı önemi vurguladı. Vali Çiftçi, üniversitenin kentin kalkınmasındaki rolünün büyük olduğunu belirterek, Atatürk Üniversitesinin projelerine tam destek vereceklerini ve bu projelerin hayata geçirilmesi için Valilik olarak gereken her türlü desteği sağlayacaklarını dile getirdi. Ayrıca, üniversite ile şehir arasındaki iş birliğinin sadece akademik alanda değil, kültürel ve sosyal projelerle de güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Rektör Hacımüftüoğlu: “Teknolojik Altyapımızı Erzurum’un Hizmetine Sunmaya Hazırız”
Görüşmede, Erzurum’un ve Doğu Anadolu Bölgesinin kalkınmasına yönelik projeler ele alındı. Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin sahip olduğu bilimsel ve teknolojik altyapıyı Erzurum’un hizmetine sunmaya hazır olduklarını belirterek bölgenin kalkınmasına yönelik projelerde Valilikle ortak hareket edeceklerini söyledi.
Vali Çiftçi, üniversitenin bu yöndeki girişimlerini memnuniyetle karşıladığını ifade erek, Erzurum’un kalkınmasına katkı sağlayacak her türlü projeyi destekleyeceklerini s. Ayrıca, üniversite ve yerel yönetimlerin ortak çalışmaları sayesinde Erzurum’un bölgesel misyonunun daha da güçleneceğini dile getirdi.
Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileriyle sona erdi. Rektör Hacımüftüoğlu, Vali Çiftçi’ye nazik kabullerinden dolayı teşekkür ederek, üniversite ve Valilik arasındaki iş birliğinin daha da güçleneceğini ifade etti. Vali Çiftçi ise Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’na yeni görevinde başarılar dileyerek, Erzurum’un ve bölgenin geleceği için birlikte çalışmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜGVA’nın çocuklara yönelik kentte düzenlediği yaz kurslarında yaklaşık 3 bin öğrenci, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Filistin’e yönelik düzenlediği saldırılara dikkati çekmek için anlamlı etkinliklere katılıyor.
İsrail ürünlerini boykot edip Filistin’deki akranlarına mektuplar gönderen çocuklar, çizdikleri resimlerle de işgal altında bulunan Gazze’deki yaşıtlarının yanında yer alıyor.
Sınıflardan sokaklara minik kalpleri Filistin’deki akranlarıyla atan ve kentte düzenlenen Filistin’e destek yürüyüşlerine de aileleriyle katılan çocuklar, farkındalıklarıyla takdir topluyor.
Çocuklar Gazzeli akranlarına yardım da yapıyor
TÜGVA Erzurum İl Temsilcisi Muhammet Faruk Kömeç, AA muhabirine, kentteki 45 okulda öğrencilerle Filistin için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini söyledi.
Öğrencilerin etkinliklerde duygu dolu anlar yaşadığını belirten Kömeç, şöyle konuştu:
“Filistin konusunu gündemde tutmak için şiir ve resim yarışmaları yaptık. Filistin’in ‘Türkiye ve Müslümanların davası’ demek olduğunu öğrencilerimizin bilinçlerine kaydedelim istedik. Öğrencilerimizin Filistin’deki yaşıtlarına gönderdiği mektuplar vardı. Vicdanını kaybetmemiş insanın gerçekten muazzam cümlelerle muazzam tespitler yapabildiğini gördük. Mektupları okurken hep birlikte ağladık. Mektupların okunması ve en iyilerin seçilmesi için bir ekip oluşturduk, ekip en iyisini seçmekte çok zorlandı. Bir mektupta öğrencimizin ‘Ben bu kağıdı süslemeyeceğim çünkü katliamın süsü olmaz’ şeklinde ifadesini okuduk.”
Kömeç, çocukların Gazzeli akranları için yaptığı yardımlardan da bahsederek, “Okullarımızda Gazze kolileri oluşturduk, her sınıfa tebessüm kutusu başlığında koliler bıraktık. Öğrencilerimize Gazze’deki arkadaşlarınıza ne göndermek istersiniz bu kutunun içerisine koyun ulaştıralım dedik. Kolilerden gofret, kalem kutusu, oyuncaklar çıktı.” dedi.
Etkinliklere katılan 5. sınıf öğrencisi 11 yaşındaki Sena Özdemir, Filistin’de binlerce masum çocuğun hayatını kaybettiğini televizyondan öğrendiğini anlattı.
Özdemir, Filistin’de yaşananlar için elinden geleni yaptığını belirterek, “Savaş altındaki akranlarıma çok üzülüyorum. Filistin için resim yapıyoruz, mektup ve şiir yazıyoruz. Filistin’de savaş altındaki yaşıtlarımız için farkındalık oluşturuyoruz. Karpuz, Hanzala, Filistin haritası, Mescidi Aksa, zeytin figürleri üzerine boyama yapıyoruz.” diye konuştu.
“Seni ve toprağını korumak istediğim için boykot mallarını kullanmıyorum”
Filistin’deki akranları için mektup yazan Özdemir, kaleme aldığı cümleleri şöyle okudu:
“Masum olan ama bunu gösteremeyen çocuk, seni çok iyi anlıyorum. Biliyorum ki sen de benim gibi özgür olmak istiyorsun ama toprağından ayrılmak istemiyorsun. Seni ve toprağını korumak istediğim için boykot mallarını kullanmıyorum. Çünkü o zalim İsrail’e mermi vermek istemiyorum. Tüm Filistin’i kurtarmak ve kollarımın altına almak istiyorum. Gazze’deki Mescidi Aksa’yı ve oradaki tüm Müslümanları korumak istiyorum. Hiç üzülme çünkü tüm Türkiye, Filistin’in yanında, sakın unutma zafer Allah’ındır.”
Çocuklardan Ahmet Emin Toraman, Filistin’deki yaşıtları için oyun alanı kalmadığı için üzüldüğünü söyleyerek, “Hasta ve yaralı çocuklar için resim yapıyoruz. Çocuklar orada hastalanıyor, yaralanıyor ve açlıktan ölüyor.” dedi.
Elif Sahra Kotan ise “Filistin’e yardımcı olmak için etkinlikler düzenliyoruz. Oradaki yaşıtlarım için üzülüyorum çünkü bombalanıyor, aç kalıyor. Yaptığımız etkinliklerle oradaki çocuklara farkındalık oluşturup dikkat çekmek istiyoruz. Her çocuk yaşamak için doğar, yaşamalı, ölmemeli.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da 4 çocuk annesi terzi Zeynep Karadeniz (50), kızının kendisinden habersiz başvurusunu yaptığı Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) aldığı 247 puanla, Dicle Üniversitesi Teknik Bilimler ve Meslek Yüksekokulu Tekstil Teknolojisi Bölümünü kazandı. Karadeniz, “Hedefim kendimi dikişte, tekstilde daha iyi ve üst seviyeye çekmek. Allah nasip ederse bölümümü birincilikle bitirmek istiyorum” dedi.
Yenişehir ilçesinde yaşayan ve 4 çocuğunun geçimini evde terzilik yaparak sağlayan Zeynep Karadeniz, ilkokuldan mezun olduktan sonra ortaokula gönderilmedi. Karadeniz, evlendikten sonra çocuklarının da desteğiyle ortaokulu ve liseyi açık öğretimde okuyarak mezun oldu. Karadeniz, kızının kendisinden habersiz başvurusunu yaptığı YKS sınavına girdi. YKS sonucuna göre 247 puan alan Karadeniz, Dicle Üniversitesi Teknik Bilimler ve Meslek Yüksekokulu Tekstil Teknolojisi bölümünü kazandı. Yakın zamanda kaydını yaptıracak olan Karadeniz, yarım kalan üniversite hayalini geç de olsa tamamlayacağını söyledi.
‘2 YIL BOYUNCA ‘NEDEN OKULA GİDEMİYORUM’ DİYE AĞLAMIŞTIM’
Üniversite mezunu 2 kızı olduğunu ve 2 oğlunun liseyi okuduğunu belirten Karadeniz, “4 çocuk annesiyim. Eşim 6 yıl önce vefat etti. Terziliği dikiş kursuna giderek ve sosyal medyada videoları izleyerek öğrendim. Kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Çünkü biraz eksikliklerim var. Geçimimizi terzilikle ve eşimin emekli maaşıyla sürdürüyorum. Ben ilkokul mezunuyum, ortaokula başlamadan bırakmak zorunda kaldım ve çok üzülmüştüm. 2 yıl boyunca ‘Neden okula gidemiyorum?’ diye ağlamıştım. Ondan sonra açık öğretimden okula başvurdum ve diplomayı aldım. Daha sonra kızımın desteğiyle lise diplomasını aldım. Hiç haberim yokken bir gün kızım beni aradı ve benim adıma üniversite sınavına başvurduğunu söyledi. Ben de sınava girdim. Bildiğim soruları yaptım. Umut etmiştim ve Allah umudumu boşa çıkarmadı” diye konuştu.
‘TERZİLİK, EV İŞLERİ VE DERS ÇALIŞMAYI BİR ARADA YÜRÜTTÜM’
Kazandığı bölümü birincilikle bitirmek istediğini belirten Karadeniz, “Sınava çalışmak için pek zamanım yoktu. Arada çocuklarımın desteğiyle ve zaman buldukça kitapları açıyordum. Terzilik, ev işleri, alışveriş ve ders çalışmayı bir arada yürüttüm. Allah’a çok şükür başardım da. Çok da mutluyum. 247 puan aldım ve Dicle Üniversitesi Teknik Bilimler ve Meslek Yüksekokulu Tekstil Teknolojisi Bölümünü kazandım. Ben okumak istiyorum. Yaşıtlarım fazla olmaz ama diğer öğrenciler de benim evlatlarım gibi. Hedefim kendimi dikişte, tekstilde daha iyi ve üst seviyeye çekmek. Allah nasip ederse bölümümü birincilikle bitirmek istiyorum. Hayallerim yarıda kalmıştı inşallah tamamlayacağım. Üniversiteye giderken işi bırakmayacağım. Çünkü benim sevdiğim bir iş ve gelir kaynağımdır. Sonuçta üniversiteyi okuyunca para da lazım oluyor. Mümkünse kendim ve çocuklarım için burs talep ediyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melikgazi Belediyesi ile hayırsever Mehmet Altun iş birliğinde Erenköy Mahallesi’ne inşa edilen ve uçak şeklindeki mimarisiyle dikkati çeken lise, 2025 yılında öğrenci alımına başlayacak.
Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AA muhabirine, Türkiye’nin ilk tayyare fabrikasının 1926 yılında Kayseri’de kurulduğunu ve çeşitli sebeplerden faaliyetlerini sürdüremediğini söyledi.
Fabrikanın bulunduğu alanda aynı zamanda bir çıraklık okulu olduğunu anlatan Palancıoğlu, “Bu lisesinin burada olmasının çok büyük anlamı var. Havacılık ve Uzay Bilimleri Lisesini inşa ettiğimiz yerde aslında Türkiye’nin ilk uçak fabrikası kurulmuştu. Almanlarla ortak kurulan fabrikada aynı zamanda bizim kurduğumuz lise benzeri bir çıraklık okulu vardı. Dönemin sanayicisi olan en nitelikli kişilerin yetiştiği bir okul. Şimdi biz bunu 100 yıl sonra canlandırmış oluyoruz. Kayseri’de havacılık tarihi yeniden ayağa kalkıyor.” diye konuştu.
İstihdam garantili lise
Okulun fen lisesi seviyesinde nitelikli eğitim vereceğini belirten Palancıoğlu, binada 11 atölye, büyük bir hangar, kütüphane ve kafeterya yer alacağını dile getirdi.
Öğrencilerin İngilizce hazırlık sınıfıyla eğitime başlayacağını aktaran Palancıoğlu, “Türkiye’nin ilk meslek ortaokulunu da burada kurmak istiyoruz. Şu anda Türkiye’de mevzuat gereği meslek ortaokulları kurulamıyor. Biz havacılık lisesiyle bakanlığımızdan da onay alabilirsek ilk havacılık ve uzay ortaokulunu burada kurmak istiyoruz.” dedi.
Lisenin 2. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğüne de yakın olduğuna dikkati çeken Palancıoğlu, şöyle konuştu:
“Hemen yan tarafımız 2. Hava İkmal Bakım Merkezi (2. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü). Dolayısıyla lisenin pratik uygulamalarında ve derslerinde bu fabrikadaki mühendis ve komutanların da ders vermesini ortak protokol kapsamında buraya destek çıkmalarını sağlayacağız. Bu kapsamda sadece teorik bir lise değil, özellikle pratik ve uygulamaya yönelik de bir lise olacağını düşünüyoruz. Burası Türkiye’de 50-100 yıl içinde havacılık ve uzay alanında gençlerin yetişeceği bir merkez olacak. Buradan başarıyla mezun olacak gençlerimiz Türkiye’nin savunma sanayisine, havacılık ve uzay sanayisine çok büyük katkı sunacaklar diye hedefliyoruz. Aynı zamanda sağlayacağımız iş birliği kapsamında başta TAİ, TEİ, TUSAŞ, Alp Havacılık, BAYKAR başta olmak üzere birçok savunma sanayi şirketi bu lisemizin sponsoru olacak. Öğrencilerimizi burslayacaklar ve stajlarını orada yaptıktan sonra da başarılı öğrencilerimizi iş garantisiyle inşallah iş hayatına kazandırmış olacağız.”
Palancıoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı ve 2. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü ile savunma sanayi şirketlerinin bu lisenin paydaşları olacağını belirtti.
Lisenin bahçesinde uçak müzesi yer alacak
Kayseri’de 98 yıl önce üretilen uçaklardan birinin İstanbul Yeşilköy’deki Havacılık Müzesi’nde sergilendiğini aktaran Palancıoğlu, şöyle devam etti:
“Vatandaşlarımız, döneminde üretilen uçaklarla Kayseri’de üretilen uçakları kıyaslayabilirler. Hakikaten döneminin en nitelikli uçakları burada üretilmiş. Ama tabi çeşitli sebeplerden bu yarım kalmış. Bu yarım kalan hikayeyi inşallah Kayseri’de Havacılık ve Uzay Bilimleri Lisesi tamamlayacak.”
Palancıoğlu, lisenin bahçesinde atıl uçakların, farklı tipteki iş uçaklarının sergileneceği bir müze de yer alacağını sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kıran Mahallesi’nde yaşayan 28 yaşındaki Gültekin’in doğuştan geçirdiği beyin kanaması sonucu sol tarafı kısmi felçli kaldı.
Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle yürüme ve konuşma güçlüğü çeken Gültekin, liseden mezun olduktan sonra eğitim hayatına devam etti.
Yaşadığı zorluklara rağmen 2018’de Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na giren Gültekin, aldığı puanla Hakkari Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı’na yerleşti.
Ön lisansını başarıyla tamamlayan Gültekin, iki yıl önce azmederek hazırlandığı EKPSS’de 82 puan alarak üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine memur olarak atandı.
“Asla umudunuzu kaybetmeyin”
Düzenli kitap okuyan, eğitimdeki başarısı ve yaşama sevinciyle çevresindekilere örnek olan Gültekin, AA muhabirine, yaşadığı zorluklar karşısında hiç yılmadığını söyledi.
Rektör Prof. Dr. Ömer Pakiş ve akademisyenlerin kendisine destek çıktığını belirten Gültekin, “Öğrencisi olduğum üniversiteye memur olarak gelmek bayağı güzel bir duygu. Başta Veli ağabey olmak üzere bütün arkadaşlarımın bana karşı yaklaşımı çok iyi. İşte olsun, yemekte olsun, her konuda çok yardımcı oluyorlar.” dedi.
Yaşadığı ilde ve eğitim gördüğü üniversitede zorluk çekmediğini dile getiren Gültekin, şunları kaydetti:
“Hocalarımdan, arkadaşlarımdan bayağı destek alıyorum. Dikey Geçiş Sınavı’na girdim. Bölümü 4 yıllığa tamamlayacağım. Durmak yok, yola devam. İlkokuldayken bir öğretmenim bana kitap okumanın ne kadar güzel olduğunu anlatmıştı. Ben de okurken zevk aldım ve okumaya devam ettim. 15 yıldır düzenli kitap okuyorum. Fanatik Beşiktaşlıyım. En büyük hayalim stada gidip maç izlemek. Gençlere sesleniyorum. Asla umudunuzu kaybetmeyin. Emek vererek çalışın. Benim gibi onlarca insan var.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gölyaka’da yaz kuran kursları çeşitli etkinliklerle tamamlandı. Merkez Camide yapılan kapanış programına Gölyaka Müftüsü Ahmet Demirel, din görevlileri, aileler ve kurs öğrencileri katıldı. Bilgi yarışmasında finalde Merkez ve Yeşil Mahalle Camisi kaldı. Eşitlik bozulmaması nedeniyle her iki cami kurs öğrencileri birinci ilan edilirken ikinciliği ise Hacı Yakup Cami aldı.
İlçe Müftüsü Ahmet Demirel bu güzel organizasyona katılım sağlayan öğrencilerimizi tebrik ederek “Okumayı bırakmak yok. Yaz Kuran kurslarına gelen öğrencilerimiz sağlam ve sahih dini bilgiler; vatan, millet, ezan, bayrak sevgisi öğrendiler. Çocuklarımız bu kurslarda hem eğlendi hem de oynadı. Kursa katılan tüm çocukları tebrik ediyorum” dedi,
Program sonunda öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇEŞEHİR Koleji Diyarbakır Hevsel Ortaokulu öğrencisi Rober Enes Tan, Londra’da düzenlenen United Kingdom Teen Eagle Global yarışmasında sözcüklerin harf harf söylendiği ‘Spelling Bee’ kategorisinde dünya birincisi, bilgi yarışması ‘Knowledge Quiz’ kategorisinde ise dünya ikincisi oldu.
Her yıl Londra’da gerçekleştirilen Teen Eagle İngilizce yarışmasına bu yıl 52 ülkeden 4 bin 600 öğrenci katıldı. 4 Haziran-23 Ağustos tarihleri arasında yapılan yarışmada, Bahçeşehir Koleji Diyarbakır Hevsel Ortaokulu öğrencisi Rober Enes Tan, Teen Eagle 1 English Competitions grubunda yarıştı. Her çocuğun hayali olan Disneyland’e gitme hevesiyle İngilizce öğrenmeye başladığını belirten Tan, “Annem bana İngilizce kitaplar alarak ve filmler izleterek bu hayalimi destekledi. Kelime dağarcığımı geliştirmek için her gün düzenli olarak hikaye okudum. Üçüncü sınıfta, uluslararası geçerliliği olan Cambridge PET sınavından B2 seviyesinde sertifika aldım” dedi.
Bu yıl düzenlenen Teen Eagle yarışmasına katılmayı çok istediğini ve bunu gerçekleştirdiğini belirten Tan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yarışma, Receptive Skills (Algılayıcı Beceriler) ve Productive Skills (Üretici Beceriler) olmak üzere iki aşamadan oluşuyor. Receptive Skills kısmında Knowledge Quiz ve Spelling Bee, Productive Skills kısmında ise Writing Challenge (Kompozisyon yarışması ve Persuasive Speaking (İkna edici konuşma) kategorisi yer alıyor. Ben Spelling Bee’de dünya birincisi, Knowledge Quiz’de ise dünya ikincisi oldum. Receptive Skills genel sıralamasında da dünya ikinciliğinde yer aldım. Bir altın madalya, bir gümüş madalya ve diğer kategorilerden de üç kupa kazandım. Çok zorlayıcı olmasına rağmen düzenli çalışmam ve geniş kelime dağarcığım sayesinde bu başarıyı elde ettim. Hem çok mutluyum hem de çok gururluyum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla Valiliği 75. Yıl Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, Polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yapılan operasyonlar ve Muğla ilinde meydana gelen trafik kazaları hakkında bilgi veren Muğla Valisi İdris Akbıyık, “Ülkemiz genelinde olduğu gibi Muğla ilimizde de başta FETÖ, PKK/KCK olmak üzere terörün her türlüsü ile amansız bir mücadele verilmektedir. Bu mücadele bu terör belasını bu topraklardan kazıyıp atıncaya kadar devam edecektir. Bu amaçla Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik ekiplerimiz tarafından 2024 yılında terör ile mücadele çerçevesinde 42 operasyon düzenlenmiş ve bu operasyonlarda 45 kişi yakalanmıştır. 2024 yılında organize suç örgütlerine yönelik düzenlenen 12 operasyonda, 10 çete çökertilmiş, 78 kişi yakalanmış, 41 kişi tutuklanarak cezaevine sevk edilmiştir “dedi.
“Uyuşturucu ile mücadele sonuna kadar devam edecek”
Muğla Valisi Akbıyık uyuşturucu ile mücadelenin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edeceğini açıkladı. Vali Akbıyık, “Uyuşturucu madde kullanımı ve satışı ile mücadele çerçevesinde 13 ilçemizde tespiti yapılan zehir tacirlerine yönelik operasyonlar kesintisiz devam ediyor. Sokak satıcılarına göz açtırmıyoruz. Mahalle ve sokaklarda zehir tacirlerinin peşindeyiz. Yapılan operasyonlar saha çalışmalarıyla desteklenmekte ve NARKO-Tim faaliyetleriyle okul çevrelerinde denetimler kesintisiz sürmektedir. Muğla genelinde zehir tacirlerine yönelik 539 operasyon gerçekleştirildi. Bu operasyonlarda 899 kişi gözaltına alınmış ve 62 kişi tutuklanmıştır. Yapılan operasyonlarda, 13 bin 165 gr esrar, 676 gr metamfetamin, 192,5 gr kokain, 3 bin 720 gr skunk, 57 gr eroin, 6 bin 037 gr kubar esrar, 88,8 gr bonzai, 317 gr kenevir tohumu, 65 adet kök kenevir, 71 adet sentetik kannabinoid, bin 054 adet sentetik hap, 50 adet uyuşturucu kullanma aparatı, 14 adet hassas terazi ile 17 adet elektronik terazi ele geçirilmiştir. İlimiz genelinde kişilere karşı 3 bin 65, malvarlığına karşı bin 458, topluma, millete ve devlete karşı 2 bin 157 suç işlenmiş olup, bu suçların aydınlatma oranları yüzde 90’dır. Kolluk birimlerimiz tarafından hırsızlık olaylarının önlenmesine yönelik gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde; 2023 yılının ilk 2 ayında 482 olan olay sayısı 2024 yılında yüzde 30 azalışla 342’ye indirilmiştir. 2024 yılında meydana gelen 377 dolandırıcılık olayı ile ilgili, 135 şahıs tespit edilmiş, 38 şahıs yakalanmıştır. Suç işleyen şahısların yakalanarak adalet önüne en kısa süre içerisinde çıkarılması maksadıyla 2024 yılı ilk 2 ayında çeşitli suçlardan dolayı adli makamlar tarafından haklarında yakalama kararı bulunan bin 523 şahıs yakalanarak adli makamlara sevk edilmiştir. Geçtiğimiz yıla oranla yakalama sayısında yüzde 61,1’lik artış sağlanmıştır” dedi.
Düzensiz göç ile mücadele
Vali Akbıyık düzensiz göç olayları ile ilgili yaptığı açıklamada, “Deniz yoluyla Avrupa’ya birçok geçiş noktasında yer alması nedeniyle Muğla, düzensiz göçle mücadelede en stratejik iller arasında yer almaktadır. Ülkemizi düzensiz göçün hedefi ve transit geçiş yolu sağlamaya çalışan göçmen kaçakçılarına fırsat vermiyoruz, vermeyeceğiz. Bu amaçla ilimizde 2 aylık süreçte göçmen kaçakçılığı organizatörlerine yönelik 247 operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyonlarda, 92 göçmen kaçakçılığı organizatörü yakalanmıştır. Bunlardan 53’ü tutuklanmış, 39’u hakkında adli kontrol kararı verilmiştir. Diğer şüpheliler hakkında adli işlemler devam etmektedir. Göçmen kaçakçılığında kullanılan 29 araca da el konulmuştur. Güvenlik güçlerimizin operasyonları ve denetimleri neticesinde aynı dönemde 2 bin 3 düzensiz göçmen yakalanmıştır. Bu kişilerin sınır dışı işlemleri de derhal başlatılmıştır” dedi.
Eğitim ve bilgilendirme çalışmaları devam ediyor
Eğitim, bilgilendirme ve farkındalık oluşturacak çalışmalara aralıksız sürdürdüklerini açıklayan Vali Akbıyık, “820 kişiye KADES uygulaması, 2 bin 892 kişiye uyuşturucu madde bağımlılığı ve zararları ile ilgili bilgilendirme seminerleri ve eğitimleri verilmiş, 2 bin 765 kişiye seçim güvenliği konusunda eğitim verilmiştir. Ayrıca UYUMA İhbar Programı, NARVAS (Narkotik Vaka Analiz Sistemi) projelerinin tanıtım faaliyetleri yürütülmüştür. En İyi Narkotik Polisi Anne Projesi, Narko Gençlik, Narko Rehber projeleri kapsamında 30 etkinlik düzenlenmiş ve 2 bin 742 kişiye eğitim verilmiştir. Teknoloji Bağımlılığı ve Siber Zorbalık konularında 11 etkinlikte bin 820 kişiye eğitim verilmiştir. Trafik eğitim faaliyetleri kapsamında 46 bin 965 kişiye de yine trafik eğitimi verilmiştir” açıklamasında bulundu. – MUĞLA
]]>Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları ve Fundación MAPFRE işbirliğinde, “Trafikte Sorumluluk Hareketi” kapsamında “Şehrin Akıllı Çocukları” projesi yürütülüyor.
2021’den beri sürdürülen projeyle bugüne kadar 600 okulda 91 bini aşkın öğrenci ve 12 bini aşkın öğretmene ulaşıldı.
Proje kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı Ar-Ge ve Projeler Dairesi Başkanı Sedat Abdulhakimoğulları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü temsilcisi Şube Müdürü Mehmet Erdem Atılgan, TÜVTÜRK yetkilileri ile MAPFRE Sigorta Kurumsal İletişim Müdürü Belma Şahin Alçıcı Çankaya Arjantin İlkokulunu ziyaret etti.???????
Çocuklarla bir araya gelerek eğitime katılan ve eğitimcilerle bilgi alışverişinde bulunan Alçıcı, proje hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Alçıcı, projenin esas amacının, öğrencilere trafikte güvenli davranış eğitimlerini aktarmak ve gelecek için akıllı şehir modellerindeki trafik düzenini oluşturabilecek yeni nesillere katkıda bulunmak olduğunu söyledi.
Projenin hedef kitlesinin 4’üncü sınıf öğrencileri olduğunu belirten Alçıcı, “Bu projeyle bizim oluşturduğumuz mekanizmayla ve uyguladığımız eğitim materyalleriyle şimdiye kadar binlerce öğretmenimizi projeye dahil ederek onların sayesinde de hem velilerimize hem de öğrencilerimize ulaşarak aslında bir ekosistem oluşturuyoruz.” diye konuştu.
Alçıcı, projenin en kilit noktasının, bir trafik bilinci oluşturarak, özgün eğitim materyalleri ve farklı etkinliklerle bunun içselleştirilmesini sağlamak olduğunu belirtti.
Projeyi uzun yıllar sürdürmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Alçıcı, “Şimdilik 10 ilde gerçekleştiriyoruz. 2025 itibarıyla projenin bazı etaplarında farklı içerikler ve etkinlikler eklemeyi düşünüyoruz. Ama burada amaç öğretmenlerimizin desteğiyle ulaştığımız öğrenci sayısını ve ulaştığımız kitleyi biraz daha genişletmek.” diye konuştu.
“Trafik işaret ve levhalarının özel bir anlamı olduğunu bilmiyordum”
Arjantin İlkokulu 4’üncü sınıf öğrencisi Erva Karagöz, proje sayesinde trafik kurallarına ilişkin bilgi sahibi olduğunu belirterek, “Ben trafik işaret levhalarının şekillerinin ve renklerinin farklı olmasının özel bir anlamı olduğunu bilmiyordum. Hatta üzerinde çarpı işareti olmadığı için, ‘bisiklet giremez’ levhasının tam tersi olduğunu zannediyordum. Meğerse daire şeklinde olan işaretler yasaklama anlamına geliyormuş.” diye konuştu.
İnsanların gelecekte trafik güvenliği konusunda daha da bilinçleneceğini belirten Karagöz, “Teknoloji her geçen gün değişiyor ve gelişiyor. Teknoloji ve bilinçli insanlar sayesinde artık araçlar ve yollar da daha güvenli olacak, kazalar azalacak ve hepimiz daha mutlu olacağız.” dedi.
4’üncü sınıf öğrencisi Salih Kaan Dalda ise trafik güvenliğine ilişkin etkinliklerin de yer aldığı derslerin içerikleri hakkında, “Tematik kartların hepsinde oyun, bulmaca ve yarışma gibi bizlerin çok hoşuna gidecek etkinlikler var. Etkinliklerin hepsi çok eğlenceli, bu sebeple trafik güvenliği derslerimiz çok keyifli hale geldi.” değerlendirmesinde bulundu.
Proje 10 ilde 200 okulda sürüyor
Gelecek kuşaklarda trafik kuralları konusunda bilinç oluşturmayı hedefleyen proje kapsamında, her yıl 10 ilde 4. sınıf öğrencilerine eğitimler veriliyor.
Proje kapsamında gerçekleştirilen “Geleceğin Akıllı Şehirlerini Akıllı Çocuklar Kuracak” etkinlikleri çerçevesinde “Akıllı Şehir Maketi” uygulaması da çocukların yaratıcılıkları ve trafik bilincini pekiştirmeyi amaçlıyor.
Öğrencilerin aldıkları eğitimle hayal ettikleri akıllı şehirleri geliştirmelerini sağlayan maket sergisi, bugüne dek 126 okulda açıldı ve 4 bin 286 maket bu sergilerde yer aldı.
Projeyle bu yıl Ankara, Antalya, Bursa, İzmir, İstanbul, Konya, Malatya, Mersin, Samsun ve Siirt olmak üzere 10 ilde, 200 okulda, 30 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.
]]>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 yılına ait istatistiklerle kadın verisini açıkladı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 42 milyon 638 bin 306 kişi, erkek nüfus 42 milyon 734 bin 71 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,9’unu kadınlar, yüzde 50,1’ini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda yüzde 52,1 iken 90 ve üzeri yaş grubunda yüzde 70,2 oldu.
Kadınların erkeklerden 5,5 yıl daha uzun yaşadığı görüldü
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2020-2022 döneminde Türkiye geneli için 77,5 yıl iken kadınlarda 80,3 yıl, erkeklerde 74,8 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,5 yıl olduğu görüldü.
Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 57,0 yıl oldu
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2020-2022 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 58,4 yıl iken kadınlarda 57,0 yıl, erkeklerde 59,7 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,7 yıl daha uzun olduğu görüldü.
Kadınlarda obezite oranı yüzde 23,6 oldu
Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde, 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerin yüzde 20,2’sinin obez, yüzde 35,6’sının ise obez öncesi durumda olduğu görüldü. Obez bireylerin oranı cinsiyete göre incelendiğinde, kadınların yüzde 23,6’sının obez ve yüzde 30,9’unun obez öncesi durumda, erkeklerin yüzde 16,8’inin obez ve yüzde 40,4’ünün obez öncesi durumda olduğu görüldü.
Ortalama eğitim süresi kadınlarda 8,5 yıl oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2022 yılında Türkiye genelinde 9,2 yıl, kadınlarda 8,5 yıl, erkeklerde 10,0 yıl oldu.
En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 86,7 oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2022 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 75,1 iken 2022 yılında yüzde 91,3 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 67,5, erkeklerin oranı yüzde 82,8 iken, bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 86,7, erkeklerde ise yüzde 96,1 oldu.
Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 21,6 oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında yüzde 9,1 iken 2022 yılında yüzde 23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı yüzde 7,1, erkeklerin oranı yüzde 11,2 iken bu oran 2022 yılında kadınlarda yüzde 21,6, erkeklerde ise yüzde 25,5 oldu.
Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 68,8 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 35,1, erkeklerde ise yüzde 71,4 oldu.
İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 13,9, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,1, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,0 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,8 oldu.
Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının yüzde 47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 30,4, erkeklerde ise yüzde 65,0 oldu.
En yüksek istihdam oranı yüzde 54,1 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise yüzde 33,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti. En yüksek kadın istihdam oranı, yüzde 37,4 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 18,2 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti. En yüksek erkek istihdam oranı, yüzde 72,8 ile Tekirdağ, Edirne, Kırklareli bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise yüzde 50,8 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt bölgesinde gerçekleşti.
Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı yüzde 16,1 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022 yılında yüzde 9,8 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 16,1, erkeklerde ise yüzde 6,7 oldu.
Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı yüzde 28,0 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında yüzde 59,8 iken 2022 yılında yüzde 60,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yüzde 28,0, erkeklerin istihdam oranının ise yüzde 90,5 olduğu görüldü.
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanmaktadır. Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark yüzde 17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark yüzde 12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark yüzde 19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise yüzde 14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.
Kadın büyükelçi oranı yüzde 27,3 oldu
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2023 yılında yüzde 27,3 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında yüzde 88,1 iken 2023 yılında yüzde 72,7 oldu.
Kadın milletvekili oranı yüzde 19,9 oldu
Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2023 yıl sonu itibarıyla 599 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 119, erkek milletvekili sayısının ise 480 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken, 2023 yılında yüzde 19,9 oldu.
Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı yüzde 33,9 oldu
Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında yüzde 27,6 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 33,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında yüzde 32,2 iken 2022-2023 öğretim yılında yüzde 40,8 oldu.
Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı yüzde 19,6 oldu
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre şirketlerde üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında yüzde 14,4 iken 2022 yılında yüzde 19,6 oldu.
Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı yüzde 34,1 oldu
Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır.
Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2022 yılında 93 bin 41 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının yüzde 34,1’ini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde yüzde 47,5, kar amacı olmayan kuruluşların da dahil edildiği genel devlette yüzde 31,0, mali ve mali olmayan şirketlerde ise yüzde 27,3 oldu.
Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7 oldu
Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2023 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,0 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa oldu.
Kadınların yüzde 16,2’sinin eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü
ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların yüzde 38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının yüzde 16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise yüzde 42,8 olduğu görüldü.
Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 oldu
Boşanma İstatistiklerine göre 2023 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı yüzde 74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise yüzde 25,1 oldu.
İnternet kullanan kadınların oranı yüzde 83,3 oldu
Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerin İnternet kullanım oranı yüzde 87,1 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 83,3 iken erkeklerde yüzde 90,9 oldu.
Kadınların yüzde 27,4’ü yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissetti
Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı yüzde 18,9 iken bu oran kadınlarda yüzde 27,4, erkeklerde yüzde 10,2 oldu. Kadınların yüzde 56,3’ü, erkeklerin ise yüzde 75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.
Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023 yılında yüzde 4,6 iken bu oran kadınlarda yüzde 6,3, erkeklerde yüzde 2,7 oldu. Kadınların yüzde 83,4’ü, erkeklerin ise yüzde 90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti. – İSTANBUL
]]>Kuzey Makedonya’nın Başkenti Üsküp’te 2006 yılında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğü ve hayırseverlerin destekleriyle Sultan Abdülhamit Han döneminde yapılan telgrafhane binasında kurulan vakıf üniversitesi, 18 yıldır eğitim öğretim hayatını sürdürüyor.
Avrupa’da eğitim imkanı sunuyor
Makedonya, Türkiye, Karadağ, Kosova, Sırbistan, Bosna Hersek, Bulgaristan gibi birçok ülkeden gelen öğrencileri ve akademisyenleriyle hem çok kültürlü hem de çok devletli bir eğitim kurumu halini alan üniversite, uluslararası akademik kadrosu, tam donanımlı ve yeni kampüsü, 200’den fazla uluslararası anlaşmayla Avrupa’da eğitim imkanı sunuyor.
YÖK tarafından tanınırlığa sahip, ÖSYM Kılavuzunda da yer alan üniversitenin rektörü Prof. Dr. Lütfü Sunar, AA muhabirine okuldaki eğitim sistemi ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Sunar, 1600’ü Türkiye’den gelen 3200’e yakın öğrencileri olduğunu, bunların 3000’e yakınının lisans eğitimi aldığını belirterek, üniversitelerinde mühendislik, diş hekimliği, hukuk, sanat tasarım gibi 7 fakülte ile ebelik ve hemşirelik bölümünden müteşekkil bir sağlık meslek yüksekokulları bulunduğunu kaydetti.
“Türkiye ile Balkan halkları arasında köprü olma amacıyla kuruldu”
Üniversitenin, Balkanlar’daki insanlara katkı yaparak oradaki eğitim ortamını geliştirmek, Türkiye’yle Balkan halkları arasındaki mevcut bağları geliştirmeye yönelik bir köprü olma amacıyla kurulduğuna dikkati çeken Sunar, “Bugün Makedonya’daki 22 üniversite arasında önemli bir yere sahip. Aynı zamanda pek çok uluslararası tanınırlığa sahip bir üniversite.” dedi.
Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin gerçek anlamda uluslararası bir üniversite olduğunu vurgulayan Sunar, “Öğrenciler, dünyanın farklı yerlerinden gelmiş insanlarla bir arada eğitim alma imkanına sahip olarak uluslararası geçerliliğe sahip bir İngilizceyle mezun oluyor. Türkiye’de ÖSYM kılavuzunda yer alan birkaç yurt dışındaki üniversiteden birisi. Bu anlamda Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin Türkiye’deki yüksek öğretim sisteminin tam bir akreditasyonu ve entegrasyonu söz konusu. Bu da ayrıca üniversitenin tercih edilmesini çok iyi bir noktaya taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Sunar, üniversitelerinin 18’inci yılında olduğunu anımsatarak, sadece Türkiye’den değil, dünyanın farklı yerlerinden öğrencilerin rahatlıkla tercih ettikleri, kendilerini geliştirdikleri bir üniversite haline dönüştüklerini de anlattı.
“Diploma temelli değil, beceri temelli bir eğitim”
Türkiye’deki üniversitelerle kıyaslandığında öğrencilerinin, uluslararası dolaşım anlamında çok iyi bir noktada olduklarının altını çizen Sunar, Erasmus’ta her yıl 100’e yakın öğrenciyi kabul ettiklerini, bunun öğrenci nüfuslarının yüzde 7-8’ine tekabül ettiğini, diploma temelli değil, beceri temelli bir eğitim noktasında çok önemli bir değişim gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Sunar, şöyle devam etti:
“Yeni neslin, yeni çağın, yeni çalışma kültürünün gerektiği becerileri öğrencilere kazandırarak mezun etme çabası içerisindeyiz. Çift ana dal programlarını özendiriyoruz. Her bölümde verdiğimiz diplomanın yanı sıra birkaç tane uluslararası geçerliliğe sahip sertifika kazandırıyoruz öğrencilere. Öğrencilerin kampüs ortamı içerisinde yeterince sosyalleşerek geleceğin hayatına hazırlanmaları için de uygun bir ortam hazırlıyoruz. Bütün bu nitelikler Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin benzerleri arasında öne çıkarıyor.”
Üsküp Çarşısı’nda Türkçe konuşulduğu, bunun Türkiye’den gelen öğrencilerin yabancılık çekmemesini sağladığı, Makedonya hükümetlerinin üniversitelerinin Üsküp’e kattıklarının farkında oldukları ve gelen öğrencilerin her türlü işlemlerinde kolaylaştırıcı adımlar atarak kendilerini destekledikleri bilgilerini paylaşan Sunar, Makedonya’nın en büyük özel üniversitesi olan okullarının öğrenci sayısı açısından da Makedonya’da 4’üncü büyüklüğe sahip olduğunu aktardı.
Her 15 öğrenciye 1 akademik personel düşüyor
Lütfi Sunar, Türkiye’den gelen öğrenciler için tüm kayıt kabul işlemlerinin İstanbul’da kurdukları bir ofis ve acenteler üzerinden yapılabildiği, girişimcilerin açtığı yurtların herhangi bir barınma sorunu yaratmadığını, öğrencilere burs destekleri olduğunu ve okullarında denklik sorunu bulunmadığını da söyledi.
Şimdiye kadar Türkiye’den gelip üniversitelerinden mezun olan 700 civarında öğrencinin neredeyse tamamının denklik aldığına vurgu yapan Sunar, 202 akademik personeli olan okullarında 15 öğrenciye bir akademik personel düştüğünü kaydetti.
Yapay zeka mühendisliği bölümüne olan rağbet
Türkiye’den üniversitelerine yükselen bir beğeni olduğu ve yeni açtıkları yapay zeka mühendisliği bölümlerinin çok rağbet gördüğünü belirten Sunar, şu görüşlerini sundu:
“Bu alanda nitelikli insanların yetişmesi için üniversitelerin üzerinde vazife düşüyor. Biz de bunu gözeterek hızlı bir şekilde bir program oluşturduk. Güçlü bir bilgisayar mühendisliği bölümümüzün olmasının da buna çok önemli katkısı oldu. Öğrenciler geçen sene hazırlık eğitimini tamamladılar, bu sene eğitime başlayacaklar. Biz 50’ye yakın kontenjanı olan bu bölümde geleceğin teknolojilerini, gelecekte kullanılacak aletler geliştirecek mühendisliği, tasarımcıları yetiştirmeye çabalıyoruz. Yapay zeka bu anlamda bizim sonuçlarıyla muhatap olacağımız bir şey olmaktan çıkacak. Ürün çıkararak ve gelişimine katkı yaparak müdahil olacağımız bir alana dönüşecek bu bölümle birlikte.”
Lütfi Sunar, uluslararası alanda kariyer yapma arzusunda olan ve kendisini dünyadaki rekabete hazırlama çabası içerisinde olan bütün öğrencileri üniversitelerine beklediğini, okullarında yakın zamanda eczacılık bölümünün açılacağını da sözlerine ekledi.
]]>Tekin, Konya’da Rukiye Mehmet Akış Fen ve Teknoloji Anadolu İmam Hatip Lisesi açılışında, Milli Eğitim Bakanlığının en önemli paydaşlarından biri olan hayırseverlere her zaman minnettar olduklarını dile getirdi.
Proje okullarını hayata geçirme sürecini anlatan Bakan Tekin, “Okullarımıza, öğretmenlerimize, idarecilerimize, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerimize, bir şeyler yapmak isteyen, ilave bir şeyler üretmek isteyen her kim varsa yapmak istedikleri projeleri biz şu anda karşılığı ile özel ve devlet 76 bin kurumun dışında ona ayrıcalıklar tanıyalım. Hem fiziki altyapı itibarıyla ayrıcalık tanıyalım. Spor salonu istiyorsa spor salonu yapalım. İnsan kaynağı açısından ayrıcalık istiyorsa onu sağlayalım. Programlar olarak ayrıcalık istiyorlarsa onu yapalım ama aklıselim, ayakları yere basan, bakanlık tarafından onaylanmış bir proje olması şartıyla” diye konuştu.
Tekin, daha sonra Selçuklu Belediyesi Sille Ortaokulu açılış töreninde, eğitim yatırımlarında en büyük destekçilerinin yerel yönetimler olduğunu vurguladı.
Konya’daki yerel yönetimlerin Milli Eğitim Bakanlığıyla paydaş hatta bakanlıkla yarışacak düzeyde yatırımlar yaptığını ifade eden Tekin, şunları kaydetti:
“Bize illerinde problem çıkartan, okul yaptırmamak, yapılan okulların yaşamaması için, yapılan okulların istediğimiz şekilde eğitim vermemesi için elinden geleni yapan belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım. Yerel yönetimler dersi. Çünkü elimizde çok kötü örnekler var. İşte 15-20 dönümlük arazi üzerinde iki yüz metrekare hissesi olan bir belediyenin, bakanlığımız aleyhine dava açtığı, mülkiyet davası açıp, okulumuzla ilgili yıkım süreci yürüttüğüne dair örneklerin yaşandığı bir yerel yönetim sürecinde bu şekilde belediyecilik hizmetlerinin var olmasından dolayı mutluyum.”
Daha sonra Nizamülmülk Bilgehane ve Lise Medeniyet Akademisi açılış törenine katılan Tekin, çocukların okul dışında da sanata, bilime yönelmesi açısından bu tür projeleri önemsediklerini söyledi.
Tekin, velilerin, çocukların sanat ve yeteneklerini geliştirmek üzere kurs ya da benzeri ortamlara ihtiyaç duyduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Biz bakanlık bünyesinde okullarımıza destekleme ve yetiştirme kursları açıyoruz ama yeterli değil. Belediyeler bu anlamda bize destek oluyor. Bir çocuk, 18 yaşını tamamlayıncaya kadar yani 12 yıllık zorunlu eğitimini bitirene kadar toplam saat olarak hayatının ne kadarını okullarda geçiriyordur? Ben sorduğum her yerde üçte birini diyenler var, yarısını diyenler var ama bir hesap ettiğinizde yaklaşık olarak on altıda birini yani 18 yaşına gelinceye kadar yaşadığı saatin on altıda birini okullarda geçiriyor. Peki on altıda on beşi nerede? Bu çocuklar hepsi çok çabuk öğrendikleri bir zaman yaşıyorlar. Çok hızlı öğreniyorlar. On altıda birini geçirdikleri okulda öğrendikleri şeylerin zıddıyla, tersiyle karşılaşabilecekleri, on altıda on beşlik bir alan var. O yüzden biz çocuklarımızın okul dışı öğrenme ortamlarının gelişmesini çok arzu ediyoruz.”
Bakan Tekin’e, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, AK Parti Konya milletvekilleri Latif Selvi ve Selman Özboyacı, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, merkez ilçe belediye başkanları ve yetkililer eşlik etti.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Nizamülmülk Lise Medeniyet Akademisi açılışına katıldı. Törende konuşan Bakan Tekin, “Okul dışı öğrenme ortamı olan güzel bir binanın açılışını yapıyoruz. İnşallah mahalle halkına, yöre halkına hayırlı, uğurlu olur. Ben bu projeyi birkaç açıdan önemsiyorum. Bir tanesi ismiyle beraber bünyesinde barındırdığı bizim kültürümüzü, geleneklerimizi gelecek kuşaklara aksettirmeye yönelik programı ben bu açıdan çok önemsiyorum. Burası gerçekten bizim ihtiyaç duyduğumuz alanlardan bir tanesi. Özellikle küçük yaşlardan itibaren sanat konusunda yetenekli çocuklarımızın kendilerini geliştirmeleri için imkan oluşturacak. Bu da çok önemli bir eksiklik. Velilerimiz çok zaman Anadolu’da değişik illerde bize çocuklarının bu tür sanatsal yeteneklerini geliştirmek üzere tırnak içinde güvenilir kurs ya da benzeri ortamlar konusunda destek olmanızı istiyorlar. Biz bakanlık bünyesinde okullarımızda destekleme ve yetiştirme kursları açıyoruz ama yeterli değil. Belediyeler bu anlamda bize destek oluyor. Büyükşehir Belediyemize bu açıdan teşekkür ediyorum. Karatay Belediyemize de teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bilgehanelerin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum”
Bakan Tekin, şöyle devam etti: “Burada bir hususu altını çizmek istiyorum şimdi sizlerle. O da şu burada bir anket yapsak da aynı sonuç çıkacak. Bir çocuk 18 yaşını tamamlayıncaya kadar, yani 12 yıllık zorunlu eğitimini bitirene kadar toplam saat olarak hayatının ne kadarını okullarda geçiriyordur? Siz, kendinizi test edin. Ben sordum her yerde üçte birini diyenler var. Yarısını diyenler var. Ama bir hesap ettiğinizde yaklaşık olarak arkadaşlar 16’da birini yani 18 yaşına gelinceye kadar yaşadığı saatin, 16’da birini okullarda geçiriyor. Peki 16’da 15’i nerede? Bu çocuklar hepsi çok çabuk öğrendik, bir zaman diliminde yaşıyorlar. Çok hızlı öğreniyorlar. 16’da birini geçirdikleri okuldan öğrendikleri şeylerin zıddıyla, tersiyle karşılaşabilecekleri, 16’da, 15’lik bir alan var. O yüzden biz çocuklarımızın okul dışı öğrenme ortamlarının gelişmesini çok arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyemize, Uğur İbrahim başkanımıza çocuklarımızın bu alanlarını değerlendirmek için bir imkan oluşturdukları için ayrıca teşekkür ediyorum. Bilgehanelerin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
“Bilgehane sayımız 24, Lise Medeniyet Akademisi sayımız 9’a ulaştı”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, “Bilgehaneler ve Lise Medeniyet Akademileri Konya Modeli Belediyecilik anlayışıyla oluşturduğumuz önemli markalarımızdan bazıları. Bu binalarda gençlerimize eğitim desteği veriyoruz. Bilgehane sayımız 24, Lise Medeniyet Akademisi sayımız 9’a ulaştı. İnşallah yeni dönemde bir Lise Medeniyet Akademisi inşaatımıza da devam ediyoruz. Böylece 40 farklı binada eğitim desteklerimizi öğrencilerimizle buluşturmuş olacağız. Bilgehanlarımız özellikle ortaokul öğrencilerimize hem okuldaki derslerine katkı sağlayacak ortamlar oluşturuyoruz. Bununla birlikte atölyelerimizde robotik kodlamadan sanat eğitimine kadar birçok farklı branşta yetişmelerini sağlayacak eğitimler veriyoruz. Ayrıca sizin eseriniz olan Proje İmam Hatip Okullarımıza Hafızlık İmam Hatip Okullarımıza gidecek çocuklarımıza hazırlık dersi vererek onları sınava hazırlıyoruz ve bu okullarımıza yüzde 90’dan fazla oranla yerleştirme gerçekleştiriyoruz. Yani burası bir alt birim gibi çalışıyor. Çocuklarımızın geleceğini inşa edecek bir yapı oluşturuyoruz. Konya Modeli Belediyecilik anlayışıyla eğitimi belediyemizin en önemli işlerinden birisi olarak düşünerek eğitimde çocuklarımıza faydalı hale getiriyoruz. Türkiye Yüzyılında Türkiye’yi çok daha ileri bir seviyeye taşımak için milli, manevi değerlerine, anne babasına saygılı, milletini yarınlara taşıyacak azimli, kararlı gençler olarak memleketimize hizmet edecekler” dedi. – KONYA
]]>Bir dizi açılış ve ziyaret programı için Konya’ya gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Sille İlkokulu açılışına katıldı. Burada konuşan Bakan Tekin, “Sille ve Sille’nin bu kadar geniş bir tarihi kültüre sahip olduğunu yeni öğrenmiş olduk. Buna da vesile oldu. Ama burada öğrendiğim başka bir şey var. Burası binlerce yıldır Türk İslam devlet geleneğinde demokrasinin, hoşgörünün, millet sisteminin bir arada barış ve huzur içinde yaşadığı bir coğrafya olmuş. Ben bunun aslında bütün dünyaya, demokrasi satmaya çalışan birçok ülkeye örnek olacak bir geçmiş olduğuna inanıyorum. Selçuklu Belediye Başkanımızı ve Büyükşehir Belediye Başkanımızı da bu kültüre sahip çıktıkları, bu birikimin, bu kültürün gelecek kuşaklara aksettirilmesi için gösterdikleri çabadan dolayı teşekkür ediyorum. Bu ayrıca takdire şayan bir çaba. Allah sizlerden razı olsun” dedi.
“Belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım”
Bakan Tekin, “Tam anlamıyla Konya’daki yerel yönetimler Milli Eğitim Bakanlığı ile paydaş, hatta bizimle yarışacak düzeyde yatırımlar yapıyorlar. Allah razı olsun ama onlara bir tavsiyem var sadece. Bize illerinde problem çıkartan, okul yaptırmamak, yapılan okulların yaşamaması için yapılan okulların istediğimiz şekilde eğitim vermemesi için elinden geleni yapan belediye başkanlarına da ders vermeniz lazım; Yerel yönetimler dersi. Çünkü elimizde çok kötü örnekler var. İşte 15-20 dönümlük arazi üzerinde 200 metrekare hissesi olan bir belediyenin, bakanlığımız aleyhine dava açtığı, mülkiyet davası açıp, okulumuzla ilgili yıkım sürecine doğru yürüttüğüne dair örneklerin yaşandığı bir yerel yönetim sürecinden bu şekilde belediyecilik hizmetlerinin var olmasından dolayı mutluyum” diye konuştu.
“Selçuklu Belediyemize teşekkür ediyorum”
Açılışı yapılan okulun mimarisi hakkında konuşan Bakan Tekin, “Bu okulun fiziki yapı dış görünümü açısından da gerçekten Uğur İbrahim başkan söyledi, ben bugüne kadar görmedim. En azından bizim kamu devlet yatırım programı içerisindeki okullarda ahşap yapı üzerine okul bizim yatırım portföyümüzde gayet güzel olmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Selçuklu Belediyemize bunun hem mimari oluşumu açısından hem de inşaat süreci açısından gösterdiği katkı, bizim referans değerlerimizin gelecek kuşaklara aktarılması noktasında alacakları eğitim, bu değerleri gelecek kuşaklara aktaracaklarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.
“Son dönemde Türkiye’de yapılmış tek ahşap binasıdır”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, “Burası kadim bir yerleşim alanı. Burada Selçuklu Belediyemiz çok önemli restorasyon çalışmaları yürütüyor. Bu gördüğünüz okul da biraz önce konuştuğumuz gibi zannediyorum son dönemde Türkiye’de yapılmış tek ahşap binadır. Çok güzel bir bina oldu. Eski han binası böylece eğitime hizmet veriyor bir hale geldi. Selçuklu Belediye Başkanımıza hem bu okula verdiği emek, Sille başta olmak üzere tüm Selçuklu’muza 5 yıl boyunca yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine ve tüm ekibine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Okulumuzu Sille Mahallemizde bulunan tarihi han yapısına uygun olarak inşa ettik”
Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ise, “Binlerce yıllık tarihi olan Sille Mahallemizde uzun bir süredir restorasyon, kaya ıslahı ve tarihi dokuya uygun olarak yeni yapıların inşa edilmesi gibi geniş kapsamlı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Sille İlkokulumuz da bu çalışmalardan bir tanesi. Bu okulumuzu yine Sille Mahallemizde bulunan tarihi han yapısına uygun olarak inşa ettik. Bunun için tarihi hanın günümüze ulaşmış fotoğraflarından yararlandık. Okulun yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu. – KONYA
]]>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) koordinatörlüğünde Milli Eğitim Müdürlüğü, MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile İlkadım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ortak olduğu ve hibe almaya hak kazanan 7 projeden biri olan “İki Kere Özel Öğrenciler, Öğrenme Dezavantajı Olan Özel Yeteneklileri Fark Edelim” projesinin açılışı OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Yirmi dört ay sürecek ve 250 bin avro bütçeye sahip proje, en az bir alanda yetersizlik gösteren ancak üstün zekalı olan öğrencilerin özel eğitime ihtiyaçları olduğuyla ilgili farkındalık oluşturulmasını hedefliyor.
Türkiye, Polonya, Bulgaristan, İtalya ve Çekya’nın ortak olduğu proje kapsamında iki kere özel farkındalık eğitimi programıyla, sosyo-duygusal eğitim programı hazırlanması, dijital içerik geliştirilmesi ve e-öğrenme platformu kurulması planlanıyor.
OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, açılış konuşmasında, toplumda bir alanda yeterli ama bir alanda yetersiz olan bireylerin topluma kazandırılması amacıyla önemli bir proje olduğunu söyledi.
Ünal, “Özel yetenekli çocuklar aileleri tarafından da anlaşılamadığında arada kalıyorlar. Yaşadığımız dünyada toplu bir hareket gerçekleştirilecekse toplumun bütün bireylerini ayırt etmeksizin herkesi aynı derecede ilgilendirmesi gerekiyor. Bu projenin de özel yetenekli çocuklarımız ve öğrenme zorluğu çeken çocuklarımızın anlaşılabilmesi ve topluma yararlı birer birey olmaları yolunda farkındalığı arttıracağını düşünüyorum.” dedi.
Proje Danışmanı Doç. Dr. Şener Şentürk ise proje ile öğretmenler ve aileler için farkındalık eğitim programları hazırlanacağını dile getirdi.
Çocukların küçük yaşlardan itibaren mobbinge maruz kaldıklarını söyleyen Şentürk, “Bazı çocuklar akranları tarafından anlaşılamıyorlar ve bu çocuklar da akranlarını anlamıyor. Yani bir okumayı nasıl yapamadığını çocuklar ifade edemiyor. İki artı ikiyi yani basit bir matematik sorusunu bazı öğrenciler yapamazken bunların ileri düzeyde matematik çözmelerini aileler ve eğitimciler bazen anlayamıyor. Bizim özellikle çocukların gelişimine ilişkin üzerinde durduğumuz nokta sosyo-duygusal gelişimler için çalışmalar yapmaktı. Bununla birlikte çocukları ilişkilendirdiğimiz, muhatap ettiğimiz öğretmenlerimizin ve ailelerimizin özellikle farkındalığının olması gerekiyordu. Çocuklarla ilgili genel itibariyle ailelere ‘çocuğunuzun özel yetenekli, üstün zekalı olduğunu duyduğunuzda ne hissettiniz’ diye sorulduğunda, aileler kaygıdan çok büyük bir gurur hissediyor. Ama özel yetenekli öğrencilerin de özel bir eğitim almaları gerektiği bilgisine sahip aileler çok azınlıkta. Bu proje ile aile ve öğretmenlere özel yetenekli çocukların nasıl yetiştirileceği ve çocukların eğitimlerinin nasıl süreceği ile ilgili eğitimler verilecek.” dedi.
Projede, Prof. Dr. M. Serdar Köksal, “Türkiye’de Özel Yetenek ve İki Kere Özellerin Eğitimi”, Doç. Dr. Sema Tan, “Özel Yeteneklilerin Eğitiminde Güncel Yaklaşımlar”, İdil Kefeli, “Yaşama Farklı Bir Bakış: İki Kere Özel Olmak” ve Doç. Dr. Mustafa Otrar, “MEB’in Özel Yetenekliler Projeksiyonu” konulu sunumlar gerçekleştirdi.
Programa, MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Otrar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selim Eren, OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. İdris Varıcı, Atakum İlçe Milli Eğitim Müdürü İrfan Yetik, akademisyenler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. ?
]]>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, SEKA Kağıt Fabrikası içinde yer alan tarihi Taşlı Değirmen yapısını Sanat İhtisas Merkezi’ne dönüştüren projesini tamamladı. SEKA Kültür Havzası’nın ilk eseri olan Sanat İhtisas Merkezi, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olan 8 Mart Cuma günü hizmete girecek. Kocaeli’nin en büyük sergi alanı unvanını taşıyacak merkez, tarihi dokusu içinde kentin kültür ve sanat hayatına yön verecek. Açılışta sanat merkezinin ilk sergisi sanatseverlerle buluşacak. Sergide geleneksel ebru teknikleriyle hazırlanmış eserler, ebru kağıdının üstüne birden fazla baskı yaparak desen elde edilen Akkase Ebru çalışmaları, ayet ve hadislerle hazırlanan çalışmalar yer alacak. Sanatla estetiğin uyumuyla şekillenen toplam 70 eser alanda sergilenecek.
Açılışa özel sergi ve konser
Açılışın ardından eğitim alanları gezilecek. Merkez içinde yer alan Moda Akademisi açılışa özel olarak, prova mankenlerinin üzerinde rengarenk kumaş çalışmaları, kalıp çalışmalarını sergileyecek. Sıfır Atık Festivali’nde de yer alan Dilek Hanif imzalı kostümler de sergide yer alacak. Ayrıca Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuvarı da açılış için mini konser düzenleyecek.
İhtisas merkezi 2 bölümden oluşuyor
SEKA Sanat İhtisas Merkezi olarak adlandırılan tesis, eğitim ve sergi alanı olmak üzere 2 bölümden oluşuyor. Merkez içinde Kültür ve Sosyal İşler Dairesine bağlı Konservatuvar Müdürlüğü ile Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü’ne bağlı eğitim alanlarında geleneksel eğitim metotlarının ötesinde dinamik, gelişen, çok boyutlu ileri seviye eğitimler verilecek. Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuarı’nın Geleneksel ve Güzel Sanatlar Bölümlerinin eğitimleri, merkez içindeki 7 ayrı atölyede gerçekleştirilecek. Güzel Sanatlar bölümünün resim, seramik ve çini ile geleneksel sanatlar bölümlerinin; hüsn-i hat, ebru, kat’ı, tezhip ve minyatür branş dersleri SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nin çatısı altında verilecek. Ayrıca oluşturulan özel bir atölyede müzik provaları yapılacak.
“Moda akademisinde alanında uzman kursiyerler yetiştirilecek”
Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü ise tesiste moda akademisi ile yer alacak. Moda akademisi; dokuma, tasarım, modelistlik, dijital tasarım, drapaj ve dikiş olmak üzere 6 ayrı atölyede faaliyetlerini gerçekleştirecek. Dünya trendlerine uygun, sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte verilen eğitimlerle tasarımdan üretime ve hazır giyim sektörüne kadar alanında uzman kursiyerler yetiştirmenin amaçlandığı moda akademisinde temel karakalemden koleksiyon oluşturmaya kadar baştan sona geleneksel eğitim metotlarının ötesinde ileri seviye eğitimler verilecek.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarihi yapının yenileme çalışmalarını titizlikle gerçekleştirdi. 2 bin 200 metrekarelik alana sahip SEKA Sanat İhtisas Merkezi onarımı kapsamında kat planları ve cephelerde özgün formun dışına çıkılmadı. Sanat müzesi olan merkezde döşeme içine gizlenen ray sistemleri kullanıldı. – KOCAELİ
]]>Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ilk Avrupa tarzı üniversite olarak kabul edilen Darülfünun’un devamı olan İÜ Edebiyat Fakültesi, 20 Şubat 1870’te eğitime başladı.
Kuruluşundan itibaren Beyazıt’taki Zeynep Hanım Konağı’nın yanı sıra Sultanahmet, Çemberlitaş ve Galatasaray’da faaliyet gösteren fakülte, Türkiye’nin önemli bilim insanı ve aydınlarını yetiştiren eğitim yuvası oldu.
“İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türkiye’dir”
İÜ Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Metin Ünver, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İÜ’nün Türkiye’nin ilk lisans eğitim kurumu olduğunu aktararak, “Edebiyat Fakültesinin Laleli’deki binaya taşınması 1908’den sonradır. Burası Zeynep Hanım Konağı. 1908’den 1943’e kadar bir dönem Darülfünun, bir dönem sadece Edebiyat, Fen Fakültesi olarak hizmet vermiş. 1943’te büyük bir yangın geçirdikten sonra yine bugün içinde bulunduğumuz bina inşa edilmiş.” dedi.
Mimar Sedad Hakkı Eldem ile Emin Onat tarafından yapılan fakülte binasının 1945’ten bugüne hizmete devam ettiğini belirten Ünver, şu bilgileri verdi:
“İÜ Edebiyat Fakültesi, Türkiye’nin eğitim, kültür, sanat, tiyatro, müzik ve bilim hayatına öncülük etmiş, yön vermiş çok önemli isimlerin yetiştiği bir mekan. Mekanın çok güçlü bir hafızası var. Aslında İÜ Edebiyat Fakültesi, Türkiye’dir. İddialı bir laf gibi gelebilir. Edebiyat Fakültesi’nin mezun olanları ile mezun olmayanlarını da birlikte düşünmek lazım. Dönemin şartlarına göre bazıları mezun olamamış, ama yolu buradan geçmiş çok güçlü isimler var.”
“Cumhuriyet’e geçişte Edebiyat Fakültesi gelişmelere sessiz kalmamış”
Ünver, İÜ Edebiyat Fakültesi’nin ilklerin fakültesi olduğunu ve sosyal bilimlerin burada doğup geliştiğini vurgulayarak, “Cumhuriyet’e geçişte de Edebiyat Fakültesi gelişmelere sessiz kalmamış, öğrencileriyle, öğretim üyeleriyle Milli Mücadele’ye çok güçlü bir destek vermiş. Bu destekleri göstermek adına da Mustafa Kemal Atatürk’e fahri müderrislik teklifinde bulunmuşlar. Kendisi de bunu uygun bulmuş. 1923’te, bu belgeyi Edebiyat Fakültesi müderrislerinden oluşan bir heyet bizzat Gazi Mustafa Kemal’e Ankara’ya giderek teslim etmiş.” diye konuştu.
Türk müziğine önemli izler bırakmış isimlerin de İÜ Edebiyat Fakültesinde eğitim aldığına işaret eden Ünver, “Şerif Muhittin Targan, Ruşen Ferit Kam’ın oğlu Ömer Ferit Kam, Tanburi Cemil Bey’in oğlu Mesut Cemil Tel, Dürrü Turan, bu fakültenin koridorlarında hocalarından beslenmiş ve müzik dünyamıza renk atmış musikişinaslardandır.” ifadesini kullandı.
“Çok önemli isimlerin feyiz aldığı, feyiz verdiği bir yer Edebiyat Fakültesi”
Edebiyat alanında mühim isimlerin İÜ Edebiyat Fakültesinden çıktığının altını çizen Ünver, “Türk dili ve edebiyatı ile Batı edebiyatı sahasında da çok önemli isimlerin feyiz aldığı, feyiz verdiği bir yer Edebiyat Fakültesi. Nihat Sami Banarlı, Cahit Külebi, Yusuf Atılgan ve Behçet Necatigil önemli isimlerdendir. Ali Nihat Tarlan da mutlaka zikredilmeli. Kendisi buradan mezun ve sonra Edebiyat Fakültesi’ne dönerek aldığı bilgi birikimini, müthiş hazineyi öğrencilerine aktarmış.” değerlendirmesinde bulundu.
Metin Ünver, usta edebiyatçı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın birçok eserini İÜ’deki odasında kaleme aldığını dile getirerek, şöyle devam etti:
“Cahit Külebi Anadolu’dan gelmiş, İÜ Edebiyat Fakültesi ona yeniden bir format vermiş ve Anadolu’da elde ettiği birikimini, burada aldığı eğitimle Türkiye’ye kazandırmış. Cumhuriyet döneminin 2 önemli isminden birisi, bürokraside önemli izler bırakmış, dil ve edebiyat sahasında çalışmalarıyla tanınmış Hasan Ali Yücel, felsefe mezunumuz. Sonra Tahsin Banguoğlu… Edebiyat Fakültesi bu anlamda Türkiye’nin ilk yüzyılının bürokrasisinde de belirleyici olmuş bir fakülte.
Halide Edip Adıvar’dan da bahsetmemek olmaz. Fakültede İngiliz edebiyatını öğrencilere aktarmış. Onun geldiği silsile çok önemli. Önemli asistanlar da yetirmiş, Mine Urgan gibi… Onlar da ciddi manada Türkiye’ye katkı sağlamış. Adıvar, Milli Mücadele’nin güçlü simalarından birisi. Milli Mücadele deyince, Falih Rıfkı Atay da burada öğrenci olmuş, buranın havasını teneffüs etmiş.”
“Kısakürek, bir dönem İstanbul Üniversitesinin zengin kültür muhitiyle bütünleşmiş bir isim”
Doç. Dr. Ünver, Necip Fazıl Kısakürek’in de İÜ Edebiyat Fakültesinin felsefe bölümünde eğitim aldığını söyleyerek, “Kısakürek, Türkiye’nin yakın tarihinde çok güçlü bir figürdür. Bir dönem İstanbul Üniversitesinin zengin, kapsayıcı, kuşatıcı kültür muhitiyle bütünleşmiş bir isim. Türkiye’nin yakın dönemiyle ilgili yazdığı eserlerle hem düşünce hem iktisat tarihimizle ilgili hem de başka alanlarda dünyada da Türkiye’nin anlaşılmasında önemli bir rolü olan Niyazi Berkes de yine bizde felsefe bölümünden mezun olmuş, sosyoloji bölümünde asistanlık yapmış. Metin Erksan da Türkiye’de sinema dünyasının kurucu 4 isminden biri. Sanat tarihi bölümünden mezun. Türkiye’de bütün renklerin, kültürlerin birleştiği Edebiyat Fakültesi’nden kendisinin çok beslendiğini biliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Yahya Kemal ve Mehmet Akif Ersoy’un da fakültede öğrenci yetiştirdiğini sözlerine ekleyen Ünver, şair Arif Nihat Asya ve Orhan Şaik Gökyay ile popüler tarihçiliğe yön veren Ahmet Refik Altınay, Reşad Ekrem Koçu, Zeki Velidi Togan, İbrahim Kafesoğlu, Nihal Atsız, İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Fuat Sezgin’in de fakültede öğrenim gördüğünü kaydetti.
Türkiye’de Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e felsefe ve sosyolojinin yine İÜ Edebiyat Fakültesinde geliştiğini vurgulayan Ünver, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ziya Gökalp burada hocalık yaptı, Niyazi Berkes burada öğrenci oldu. Daha sonra yurt dışında doktorasını tamamladı ve halen bizim için önemini koruyan düşünce tarihi alanında eserler verdi. Devamında Hilmi Ziya Ülken, sosyoloji alanında çok önemli eserler verdi. Buradan mezun olan Arslan Kaynardağ’dan da bahsetmek lazım. İki yönü var Arslan beyin, Sahaflar Çarşısı’nın önemli bir ismi. Felsefe bölümü mezunu ve Türkiye’de felsefenin topluma yaygınlaştırılmasında, anlaşılmasında, geliştirilmesinde önemli bir isimdir.”
“Fakültemiz, ülkemizin ve dünyanın önemli bir bilim merkezi haline gelmeyi hedeflemektedir”
İÜ Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Aliye Erol ise, “İÜ 150 yılı aşan geçmişiyle Cumhuriyet’in en önemli tanıklarından biridir. İÜ Edebiyat Fakültesi de başlangıcından günümüze bilim, sanat, kültür, edebiyat ve eğitim alanlarına çok önemli katkılar vermiş. Gerek Ahmet Hamdi Tanpınar, Halide Edip Adıvar, Arif Müfid Mansel ve Halet Çambel’in bulunduğu öncü isimlerinden oluşan akademik kadrosuyla, gerekse öğrencileriyle Türkiye’nin entelektüel birikimine çok önemli katkılarda bulunmuş.” dedi.
Fakültenin aynı zamanda 3 Milli Eğitim Bakanı da çıkarttığına işaret eden Erol, şu bilgileri verdi:
“Kuşkusuz bunlardan en önemlisi Hasan Ali Yücel’dir. Yücel, fakültenin felsefe bölümü mezunudur. Reşad Ekrem Koçu, Ahmet Kutsi Tecer, Fuat Sezgin gibi çok sayıda önemli öğrencisi olan bir fakültedir. Fakülte çok önemli edebiyatçılar da yetiştirmiştir. Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Külebi, Yusuf Atılgan gibi pek çok yazar ve şairin yolu buradan geçmiştir.”
Erol, Türkiye’de üniversiteden mezun olan ilk kadın Şükufe Nihal’in de İÜ Edebiyat Fakültesinde eğitim aldığını aktararak, “1919’da Darülfünun’un coğrafya şubesinden mezun olmuştur. Daha sonra 1923’te Nezihe Muhiddin ile Kadınlar Halk Fırkası’nda çalışmıştır. Türkiye’nin önemli toplumsal değişimler yaşadığı bir dönemde edebiyat alanında eserler vermiş bir isimdir aynı zamanda.” ifadelerini kullandı.
İÜ Edebiyat Fakültesinde 1933 üniversite reformundan sonra Türkoloji, tarih, coğrafya, felsefe, Roman filolojisi ve arkeoloji olmak üzere yeni bölümlerin sayısının arttığını belirten Erol, sözlerini şöyle tamamladı:
“Fakültemiz, bugün 21 bölüm, 41 farklı diploma programıyla eğitim, öğretim faaliyetlerine devam etmektedir. 17 bine yakın öğrencisi ve 500 kadar öğretim üyesi kadrosuyla Türkiye’nin en büyük fakültelerinden biridir. Eğitim ve kültür alanındaki geleneksel öncülüğünü, İstanbul’da tarihi yarımada üzerindeki bu binada ülkemizin, insanlığın tarihini, kültürünü, dillerini, coğrafyasını araştırmaya, öğretmeye devam etmektedir. Cumhuriyet’in ilk yüzyılına çok önemli katkıları olan fakültemiz, sonraki yüzyıllarda da yaptığı projelerle, çalışmalarla ülkemizin ve dünyanın önemli bir bilim merkezi haline gelmeyi hedeflemektedir.”
]]>Aralarında profesör, doktor, eczacı, mühendis gibi farklı meslek grupları ile emekliler ve ev hanımlarının da yer aldığı gönüllü 40 kadın, çini kursundan ve “İyilik Standı”ndan elde ettikleri gelirle onlarca öğrencinin eğitim hayatına dokunuyor.
Gönüllü kadınların çeşitli etkinliklerle elde ettikleri paraları bağışladıkları Tohumluk Vakfı, 2023 yılında “Haydi Kızlar Spora” ve “Haydi Çocuklar Spora” projeleriyle Yahyalı ilçesindeki iki ortaokulda eğitim gören 115 kız çocuğuna 355 bin liralık burs ile spor malzemeleri desteği sağladı.
Öte yandan gönüllü kadınların çini atölyesinde düzenlediği kursa katılan kursiyerlerden elde edilen gelirle kırsaldaki çocukların ihtiyaçları karşılandı.
Talas Maharetli Eller Kadın Üretici Pazarı’nda “Tohumluk İyilik Standı” da açan kadınlar, evlerde kullanılmayan eşyaları satarak öğrencilerin eğitimine destek oluyor.
Tohumluk Vakfı Kayseri İl Temsilcisi Nilüfer Bıçakçıoğlu, AA muhabirine, vakfın sosyal yardımlaşma, eğitim, kültür ve sanat alanlarında aktif olduğunu söyledi.
Amaçlarının insanlığa katkı sağlamak olduğunu anlatan Bıçakçıoğlu, “Bir büyüğümüz şöyle diyor, ‘Bazen bir ülkeyi sevmek yetmez. Çılgınca sevmek gerekir.’ Biz o insanlardan olduğumuzu düşünüyoruz. İçimizde öğretim görevlileri, profesörler, öğretmenler, eczacılar, doktorlar, ziraat mühendisleri halkın her kesiminden insan var.” dedi.
Bıçakçıoğlu, Kayseri’de Haydi Kızlar Spora Projesi’yle kız çocuklarına ayakkabıdan kıyafete bütün spor malzemelerini sağladıklarını, bir yatılı bölge okulunda eğitim gören öğrencilere de okçuluk konusunda malzeme desteği verdiklerini dile getirdi.
Kadınlar etkinliklere gönüllü olarak katılıyor
Gönüllü kadınlarla yola çıktıklarını vurgulayan Bıçakçıoğlu, köylerdeki okullarda tütün ve tütünün zararları eğitimlerinin yanında müze ve bilim merkezinde etkinlikler yaptıklarını da kaydetti.
Çocuklara burs verebilmek için kaynak geliştirici faaliyetler yaptıklarını belirten Bıçakçıoğlu, bu kapsamda çini atölyesinde kurs açtıklarını, dolaplardaki kullanılmayan eşyaların satılması için de stant açarak binlerce lira topladıklarını ifade etti.
Bıçakçıoğlu, “Bütün bunlar çocuklara daha fazla fayda sağlayabilmek için yaptığımız işler. Çin atölyelerimizi 8’er kişilik 3 grup halinde yaptık. Arkadaşlar da sağ olsunlar geldiler ve çalışmalarını yaptılar. Şu anda 24 kişiye ulaştık.” diye konuştu.
Gönüllü çini eğitmeni Füsun Bayer ise “Yaklaşık on beş senedir çini yapıyorum. 5-6 yıldır da arkadaşlarımla birlikte Firuze Çin Tasarım Atölyesi’ni kurdum. Amacımız geleneksel sanatları yaşatmak, güzel vakit geçirmek ve bu vakit geçirirken de birtakım faydalı işlerde bulunmak. Hem sanat eserleri oluşturuyoruz hem öğrencilerimize yardımda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Etkinliklere ilk kez gelenler var
“Tohumluk İyilik Standı”na evindeki eşyaları getiren Serap Tokat ise “Kullanmadığım eşyalarımı getirdim çocuklar için. Maalesef bizim kültürümüzde ikinci el çok yerleşmiş durumda değil ama özellikle Avrupa ülkelerinde insanlar ikinci ele çok rağbet ederler. Biz de biraz ayıp gibi algılansa da aslında öyle değil. Biraz bunu da kırmak istedik bağışlarımızla ve bu etkinlikle. Eğitime, yapılan yatırım, geleceğe ve ülkemize yapılan yatırımdır.” dedi.
Naz Değermenci de ailesiyle geldiği etkinlikte öğrencilere destek olmak için kitap satın aldığını ve bu tür etkinliklerin toplumun yararına olduğunu söyledi.
Atölyede düzenlenen çini kursuna katılan Betül Şapçı da hayatında ilk defa çini yaptığını, kurs ücretlerinin öğrencilere yardım olarak gitmesinin gurur verici olduğunu vurguladı.
Bir diğer kursiyer Arzu Erbil ise öğrencilere katkıda bulunduğu için çok mutlu olduğunu belirtti.
]]>İl Milli Eğitim Müdürlüğünce, Bismil, Çermik, Çınar, Eğil, Kulp ve Hani ilçelerinde hayata geçirilen “Türkiye Yüzyılında Kızlar Okuyor Projesi” kapsamında İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinin de desteğiyle kırsal mahallelerde yaşayan ve dershaneye gitme imkanı bulamayan lise mezunu genç kızların üniversiteli olabilmesi için atıl durumdaki okullar, ders çalışabilecekleri kütüphanelere dönüştürüldü.
Kırsal mahallelerdeki okullarda görev yapan öğretmenler, üniversiteli olmak isteyen kızlara gönüllü olarak haftanın 5 günü 08.00 ile 14.00 saatleri arasında rehber öğretmenler eşliğinde kütüphanede eğitim veriyor, soru çözümünde destek sunuyor.
Dershane ortamını aratmayan kütüphanelerde, İl ve İlçe Milli Eğitim müdürlüklerince kızlara ücretsiz kaynak kitap desteği sağlanıyor.
Haftanın 5 günü ellerinde kitaplarıyla kütüphanenin yolunu tutan kızlar, hayal ettikleri üniversiteyi kazanmak için hem eğitim desteği alıyor hem de gün boyu sessiz ve konforlu bir ortamda soru çözme imkanı buluyor.
“Çocuklarımız güzel imkanlarla üniversiteye hazırlanıyor”
İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, AA muhabirine, 6 ilçede uygulanan projeden şu ana kadar 14 kırsal mahallede 115 kız öğrencinin yararlandığını söyledi.
Küçükali, evleri kalabalık olan ya da evde ders çalışma şartları yetersiz olan kız çocukları için İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinin desteğiyle kullanılmayan okulları kütüphaneye dönüştürdüklerini belirterek, şunları kaydetti:
“Köylerimizde (kırsal mahalle) imkanları kısıtlı olan genç kızlarımızın, hem ev ortamından dolayı hem de tarlada çalışmasından kaynaklı üniversite sınavlarına daha iyi hazırlanması için ‘Türkiye Yüzyılında Kızlar Okuyor Projesi’ni başlattık. Bu proje kapsamında imkanları kısıtlı olan öğrencilerimizi tespit ettik. Köylerimizde açık olan, eğitim ve öğretim hizmeti verilen okullarımızın fiziki imkanlarını değerlendirdik. Bu okullarımızda kullanılmayan atıl durumdaki mekanları güzelce yeniden değerlendirip, düzenleyerek bu çocuklarımızın hizmetine sunduk. Çocuklarımız gün içerisinde okullara gelip, bu mekanlarda daha rahat ve güzel imkanlarda üniversiteye hazırlanıyor.”
“Tüm öğrencilerimize bu imkanları sunacağız”
Kız çocukların okumasının çok önem arz ettiğini dile getiren Küçükali, kız çocuklarının üniversiteyi kazanıp, eğitim alıp, meslek sahibi olması için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini belirtti.
Küçükali, gönüllü öğretmenlerin desteğiyle projeyi yürüttüklerini anlatarak, öğretmenlerin de bu işe gönül verdiğini söyledi.
Öğretmenlerin soru çözümünde ve rehberlik anlamında genç kızlara destek olduğunu belirten Küçükali, “Çocuklarımıza sadece fiziki imkanlar değil, yardımcı kaynakları da ücretsiz sunduk. Devletin tüm imkanlarını köylerde imkanları kısıtlı olan kız çocuklarımıza seferber ettik. İnşallah onlar da bu sene üniversitelerde istedikleri bölümleri kazanacaklar. İlerleyen günlerde tüm ilçelerimizde kısıtlı imkanları olan tüm öğrencilerimize bu imkanları sunacağız.” diye konuştu.
“Diğer öğrencilerden eksikleri kalmadıkları için umutlular”
Çermik Bintaş Ortaokulunda rehber öğretmen Buket İlgin, yaklaşık 1,5 yıldır Bintaş Mahallesi’nde görev yaptığını belirterek, kırsalda öğrencilerin genelde mezun olduktan sonra derslerden, eğitim ortamından uzaklaştığını gördüklerini söyledi.
Kızlara eğitimin yanı sıra danışmanlık hizmeti de sunduklarını anlatan İlgin, “Evde belki bu imkanlar olmadığı için kafaları dağılacaktı, motivasyonları düşecekti. Burada diğer öğrencilerden eksikleri kalmadıkları için umutlular. Biz de çok umutluyuz. Onları çok güzel yerlerde görmek istiyoruz. Umarım hepsini üniversitede görebiliriz.” dedi.
“Üniversite hayalim vardı ama eğitim konusunda destek alamıyordum”
Öğrencilerden Pervin Türkmen, avukat olmak istediğini belirterek, kendilerine bu eğitim ortamını sunan İl Milli Eğitim Müdürlüğüne teşekkür etti.
Bu projenin mahallelerinde başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Türkmen, şunları söyledi:
“Üniversite hayalim vardı ama eğitim konusunda destek alamıyordum. Burada destek aldığımız için çok mutluyum. Ücretsiz test dağıtılıyor. Okulun öğretmenleri sorularımızı çözüyor. Onlara çok teşekkür ediyorum. Sorularımızın çözümünde yardımcı oluyorlar, eksikliklerimizi gideriyorlar. Burada aile ortamı var. Dershaneye gidemeyen, evde ders çalışma ortamı olmayan birçok kız öğrenci var ve hepsini buraya davet ediyorum.”
“Sessiz ve dilediğimiz gibi çalışabiliyoruz”
Hivda Demirkol ise öğretmenlerin desteğiyle YKS’ye hazırlandığını anlatarak, mahallelerinde bu eğitim desteğini almanın sevindirici olduğunu belirtti.
Sessiz bir ortamda diledikleri gibi ders çalışabildiklerini ifade eden Demirkol, “Zorluk çektiğimiz konularda bize yardımcı oluyorlar. Ailem burada ders çalışmamdan çok memnun. İleride avukat olup, benim gibi kız çocuklarını okutmak istiyorum.” dedi.
]]>Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erbaş, İstanbul’da Diyanet Akademisi Başkanlığı 2. Dönem Aday Din Görevlileri Mesleki Eğitimi Açılış Töreni’ne katıldı.
Anadolu Dini İhtisas Merkezi’nde düzenlenen programda aday din görevlilerine ilk dersi veren Erbaş, sonu mutlulukla, huzurla, verimli bir şekilde tamamlanacak bir eğitime başladıklarını belirtti.
Yaptıkları işin en iyisini yapmak için eğitime, öğretime, okumaya, yazmaya önem veren bir medeniyetin çocukları olduklarının altını çizen Erbaş, şu ifadeleri kullandı:
“Algı, idrak ve davranışların çok hızlı değişip dönüştüğü zamanlar yaşıyoruz. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, bilgi edinme araçlarından eğitim metodolojisine, bireysel ilişkilerden toplumsal normlara kadar her şeyi derinden etkilemektedir. Yaşanan bu karmaşık süreçten insanın yüz akıyla çıkmasının, işini en iyi bir şekilde yapmasının yolu, doğru bilgiyi doğru kaynaklardan, doğru yöntemle elde etmesinden geçmektedir. Önce metodumuzu, usulümüzü çok iyi tespit etmemiz ve uygulamamız gerekiyor.”
“Bütün toplumumuza hizmet götürmek zorundayız”
Erbaş, İslam ahlakı gereğince bilginin amacının iyiliği ve ahlakı yaymak, kötülükleri toplumdan uzaklaştırmak olduğunu vurgulayarak, “Kur’an’da Rabb’imiz, ‘İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten meneden bir topluluk bulunsun.’ buyurmaktadır. Adeta bizim görev tanımımızı yapıyor. Ömrümüzün sonuna kadar çizgimiz bu olacak. Hep hayra çağıracağız, iyiliği emredeceğiz, kötülükten men edeceğiz inşallah.” diye konuştu.
Toplumun her kesimine din hizmeti sunma ve İslam dini konusunda aydınlatmanın Diyanet İşleri Başkanlığının yasal sorumluluğunda olduğuna dikkati çeken Erbaş, “Bizler bu mükellefiyetin gereği olarak her türlü siyasi, ideolojik görüşün üstünde hiçbir mezhep, meşrep ayrımı yapmadan bütün toplumumuza hizmet götürmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.
“Ömrümüzün sonuna kadar heyecanımız olacak”
Kur’an ve sünnetin ana kaynakları olduğunu ifade eden Erbaş, “Ama bunun yanında tabii ki aktüel bilgiyi ve dünyayı takip edin, o kadar hızlı değişiyor ki. Gençlere, çocuklara sahip çıkmamız lazım. Biz sahip çıkmazsak onlara sahip çıkan o kadar çok şey var ki.” dedi.
Erbaş, din görevlilerinden her alanda kendilerini geliştirmelerini isteyerek, aktüel bilgiyi ihmal etmemelerini ve sosyal bilimler, edebiyat, tarih, teknoloji ve fizik gibi alanlarda yapacakları okumaların çok farklı kazanımlar sağlayacağını aktardı.
Din görevlilerinin çalışmasında aşk, heyecan, ihlas ve samimiyetin olması gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Peygamber varislerinde bunlar olmazsa başarılı olamayız. Mesleğimize, işimize aşık olacağız. Ömrümüzün sonuna kadar heyecanımız olacak, camiye, sınıfımıza girerken heyecanla gireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erbaş, başlanılan eğitim sürecinin büyük bir nimet olduğuna dikkati çekerek, “Akademi döneminizi dolu dolu geçirmenizi istiyorum. Zaman ve çalışma planınızı çok iyi yapmalısınız. Hem mesleki formasyonunuzu hem de aktüel dünyanızı güçlü hale getirmelisiniz. Buradan mezun olduktan sonra daha bilinçli, daha bilgili bir şekilde, samimiyet ve özgüvenle milletimize ve insanlığa hizmet edeceksiniz.” diye konuştu.
]]>MELTEM KARAKAŞ
Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şubeleri tarafından 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edilişinin 100’üncü yıldönümü nedeniyle tören düzenlendi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şubeleri tarafından 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edilişinin 100’üncü yıldönümü nedeniyle tören düzenlendi. Vilayet Meydanı’nda yapılan tören, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı ve saygı duruşu ile İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti.
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN NİTELİKLERİ ‘LAİK, DEMOKRATİK VE SOSYAL HUKUK DEVLETİ’ OLARAK KESİNLEŞTİRİLMİŞTİR”
Daha sonra basın açıklaması yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Cihan Taşar, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“1 Kasım 1922’de Saltanatın Kaldırılması ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin İlanı devrimlerinin hemen ardından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 3 Temel Devrim Yasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Laik Hukuk Devleti’ niteliğini belirleyen ilk adımdır. Bu 3 yasa; Şeriye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekaletlerinin kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genelkurmay Başkanlığı’nı kuran 429 sayılı yasa, çok başlı eğitime son veren 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ve halifeliği kaldıran 431 sayılı yasadır. 3 Mart Yasaları ile başlayan aydınlanma devrimi; şeriye mahkemelerini kaldıran, devlet yönetiminde şeriat hükümlerini yasaklayıp evrensel hukuk kurallarını getiren ve çağdaş yargı sistemini kuran 8 Nisan 1924 tarih ve 469 sayılı ‘Mehakimi Şeriyenin İlgasına (Şeriat mahkemelerinin kaldırılmasına) ve Mehakimin Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun’, Tekke ve Zaviyeleri kapatıp Tarikatları yasaklayan 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanun, 17 Şubat 1926’da kabul edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer Devrim Kanunları ile tamamlanmış, böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri ‘Laik, Demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti’ olarak kesinleştirilmiştir.
“BUGÜN DEVRİM YASALARI YOK SAYILMAKTA, LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ TEHDİT ALTINDADIR”
100 yıl sonra geldiğimiz noktada bugün devrim yasaları yok sayılmakta, laik Türkiye Cumhuriyeti tehdit altındadır. Eğitim gericileştirilmiştir. Osmanlı’yı batıran bilim düşmanı kafaların 100 yıl sonra şerit ve hilafet çağrılarıyla ortalığa dökülmesine göz yumulması, anayasal kurumların işlevsizleştirilmesi, cumhuriyet eğitim sisteminin 100 yıl öncenin çağ, akıl ve bilim dışı çıkmazında soluksuz bırakılması ne büyük gaflet ne affedilmez dalalet ne tarifsiz acıdır. Atatürk’ün ‘eğitimdir ki bir milleti ya özgür ya bağımsız, şanlı, yüksek topluluk şeklinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder’ sözleriyle yaşamsal önemine işaret ettiği bilimsel eğitim sistemi yeniden hayat bulmadan aydınlanma devrimleri yeniden devletin temeline yerleştirilmeden cumhuriyet kuruluş ayarlarına dönmeden hiçbir sorunumuzu aşamayacağımız artık anlaşılmalıdır. Siyaset kurumunu, yargı, yasama, yürütme organlarını ve her düzeydeki devlet yöneticilerini uyarıyoruz. Bu gidiş iyi gidiş değildir. Sonu Afganistan olmaktır. Irak, Suriye, Lübnan gibi kana bulanmaktır. Atatürk’ün ‘tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve delaletten gelmiştir’ uyarısını unutmayın. Bindiğiniz dalı kesmeyin. Atatürkçü Düşünce Derneği cumhuriyetin 101’inci ve 3 Mart devrim yasalarının 100. yılında bu felaketli gidişe son vermek için tek çarenin bir an önce Atatürk’ün akıl ve bilim yoluna girmek olduğu inancı ve kemalizmin namus sesini yurdumuz semalarına bir sis çanı gibi asarak milletimizle birlikte yeniden Atatürk cumhuriyetine ulaşmak kararlılığı ile gençliğe hitabeden aldığı görevinin başındadır.”
“DEVRİM YASALARI TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SAĞLAM TEMELLERE OTURTULMASI AÇISINDAN ÖNEMLİDİR”
ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen ise şunları söyledi:
“TBMM’nde kabul edilen yasayla halifelik kaldırıldı, öğrenim birliği yasası kabul edildi, din işleri ve vakıflar bakanlığı kaldırıldı. Bu üç yasanın her biri çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temellere oturtulması açısından çok önemlidir ve devrim niteliğindedir. Halifeliğin kaldırılması laik demokratik sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlıklar seviyesine yükselme hedefinin önünü açmıştır. Alınan kararların şeriat kurallarına uyun olup olmadığını denetleyen din işleri ve vakıflar bakanlığının kaldırılması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılarak laik devlet anlayışının hakim kılınması sağlanmıştır. Öğrenim birliği yasası ile eğitimin din kurallarından koparılması ile akıl ve bilimi esas alan çağdaş eğitim modelinin esas alınmasını sağlamıştır. Yapılan düzenleme ile misyoner okulları tek çatı altında toplanmış ulusal laik ve çağdaş eğitim anlayışı benimsenmiştir.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World sunucularından Alican Ayanlar’ın üstlendiği panele Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, İslam İşbirliği Teşkilatı İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Genel Direktörü Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktoty Raimkulova katıldı.
Panelde konuşan IRCICA Genel Direktörü Prof. Dr. Kılıç, eğitimin uluslararası ilişkilerde insan kalitesinin rolünü belirlemedeki önemine dikkati çekerek, “Eğitim dediğimiz şey, eğitim felsefecilerinin de dediği gibi plansız bir şey değildir.” diye konuştu.
Kılıç, “İnsanın iç eğitimi onun dış eğitiminin de beraberinde kalitesini de yükseltecektir.” şeklinde konuşarak, iç eğitimin ilkokuldan başlamak üzere bütün insanlığa öğretilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu söyledi.
Öğrencilerin yalnızca “yüksek IQ odaklı alanlara” endekslenmemesi gerektiğini belirten Kılıç, duygusal zekanın ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Uluslararası öğrencilerin farklılıklarının, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz”
YÖK Başkanı Özvar da eğitim ve kültürün ülkeler arası dayanışmayı güçlendirebileceğine dikkati çekerek, bu alanda işbirliğinin toplumlar arasında dostça ilişkiler kurulması konusunda gelecek vadettiğini ifade etti.
Türkiye’deki uluslararası öğrencilere ilişkin konuşan Özvar, “Uluslararası öğrencilerin çeşitliliğinin, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz. Biz de onlardan öğreniyoruz.” dedi.
Özvar, kültürel yakınlığı olan ülkelerle işbirliği ve yakın ilişkiler kurulmasının “daha kolay” olduğunu kaydederek, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan gibi Türk devletleriyle ilişkilerin, kültürel, bilimsel ve teknolojik etkileşimleri etkilediğini vurguladı.
Yükseköğretim konusunda bilim diplomasisi alanında çalıştıklarını söyleyen Özvar, bu yaklaşımın yalnızca “bir öncelik değil aynı zamanda uluslararası işbirliklerini zenginleştiren yeni bir bakış açısı” olduğunun altını çizdi.
“Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir”
Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Raimkulova ise kültür ve eğitimin ulusların gelişimi ve refahı konusunda belirleyici iki faktör olduğunu ve zengin tarih ve kültürel mirası olan Türk devletleri için bu faktörlerin önemini vurguladı.
Raimkulova, Türk devletlerinin ortak köken, dil ve zengin kültürel miraslarının olduğunu kaydederek, “Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir.” dedi.
Türk Kültür ve Miras Vakfının misyonunun, söz konusu Türk kültürel mirasını uluslararası alanda korumak, tanıtmak, araştırmak olduğunu, bu alanda çalışmalar yaptıklarını aktaran Raimkulova, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 10. Zirvesi’nde Türk devletlerinin, dayanışmayı güçlendirme ve işbirliğini derinleştirme alanında bağlılıklarına işaret etti.
Bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilimin yeri
Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev de Antalya Diplomasi Forumu’nun, mevcut bölgesel ve küresel konularda diyalogların yürütülmesi için temel platformlardan biri olduğunu ifade etti.
Mustafayev, mevcut dönemde bölgesel işbirliği girişimlerinin, kargaşalı dönemlerde diplomasinin gelişmesine ilişkin rolüne dikkati çekerek, bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilim aracılığıyla barışçıl ilişkiler kurulmasının önemini vurguladı.
Siyasilerin, diplomatik faaliyetlerinde stratejilerinin önemli bir parçası olarak kültür, bilim ve eğitimi öncelemesi gerektiğini belirten Mustafayev, Türk devletlerinin ortak kültürel miraslarının korunması konusunda bölgesel işbirliğinin öneminin de altını çizdi.
]]>İZMİR – İzmir’de açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İzmir’e gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığını söyledi. Öte yandan Bakan Tekin, İzmir için 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini 2024 yılı yatırım programına aldıklarını söyledi.
İzmir programlarını Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda sürdüren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, burada yaptığı açıklamada kent ile ilgili projeleri aktardı. Programa Bakan Tekin’in yanı sıra İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, AK Parti İzmir Milletvekili ve Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Çankırı Bölünmez, AK Parti İzmir Milletvekilleri Eyyüp Kadir İnan ve Yaşar Kırkpınar’ın yanı sıra AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı katıldı.
Eğitim yatırımlarını anlattı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda kentteki eğitim yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin farklı illerinden gelen 300 öğretmenle, her ayın ilk cumartesi günü yaptıkları “Öğretmenler Odası Buluşmaları”nı bugün İzmir’de gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Tekin, K Parti hükümetlerinin eğitim alanında çok ciddi yatırımlar yaptığını, 2002-2003 eğitim-öğretim yılına göre sınıf sayısı, öğretmen sayısı ve benzeri sayısal göstergelerin minimum iki katına çıkartıldığını söyledi. Yerel yöneticilerin kendilerine destek verdiği yerlerde eğitim yatırımlarının çok rahat bir şekilde yürüdüğüne dikkati çeken Bakan Tekin, bu ay sonunda gerçekleşecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin Milli Eğitim Bakanlığını çok yakından ilgilendirdiğini de dile getirdi. İzmir’de yatırım programına alınan, ihale veya inşaat sürecinde olan 90 projenin bulunduğunu söyleyen Bakan Tekin, “Bu projelerin bir kısmı devam ediyor, bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış, imar ve inşaatla, ruhsatla ilgili problemlerin çözülmesi bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak” açıklamasında bulundu.
Yerel seçim açıklaması
31 Mart’ta gerçekleşecek seçimler hakkında da açıklama yapan Bakan Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı’nı yerel seçimler çok yakından ilgilendiriyor. Özel sektör ve resmi ve olmak üzere yaklaşık bir milyon 200 bin öğretmeni bünyesinde barındıran, yaklaşık 76 bin farklı yerleşkede kuruma sahip olan bir bakanlığız. Hal böyle olunca gerek öğretmenlerimizin gerek 20 milyona yaklaşan öğrencilerimizin gerekse de üzerinde okul inşa ettiğimiz gayrimenkullerimizin yönetimi, yatırımların planlanması, ihtiyaçlarının giderilmesi için yerel yönetimlerle çok yakın ilişki halindeyiz. Yerel yöneticiler bize destek verdiği yerlerde işlerimiz çok rahat bir şekilde yürüyor. Bazı yerel yöneticilerimiz hem bize destek oluyorlar. Üstümüzden yük olarak okul, spor salonu, oyun alanı, kütüphane gibi yatırımlarla da bizim yürüttüğümüz faaliyetlerin daha efektif hale gelmesi için destek oluyorlar. Ancak bazı yerlerde de sorunlar yaşıyoruz. Bazı belediyelerde üzerinde okul inşa edebileceğimiz imar süreçlerine göre organize edilmiş arazi bulmakta zorlanıyoruz. Bazı bölgelerde okullarımızın bulunduğu yerleşkelerde inşaat ve ruhsatlandırma süreciyle ilgili sorunlar yaşıyoruz. Bu tür sorunlar yaşanınca yatırımlarımız gecikiyor ve kamuoyunun beklentileri ve sabırsızlıkları artıyor. Eğitim öğretim süreçlerine destek vaat eden destek olacağını göreceğimiz, bildiğimizin seçilmesini arzu ederim” sözlerine yer verdi.
“Sınıf sayısı 33 bine çıkacak”
“İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak” diye konuşan Bakan Tekin, “Belediyeler, eğer bize bu anlamda destek olur eğer bize sorun çıkarmazlarsa, inşallah en geç 2 yıl içerisinde İzmir’de eğitim ve öğretim sürecinin hizmetine sunmuş olacağız. Hali hazırda ihalesi yapılmış ya da yapılmak üzere ya da inşaatı devam eden 90 tane projemiz var. Bunlar; bir fen lisesi, 12 tane mesleki ve teknik anadolu lisesi, güzel sanatlar lisesi, özel eğitim uygulama okulu, çok programlı lisesi, spor lisesi, öğrenci pansiyonu, anaokulu, ilkokulu, ortaokulu ve imam hatip lisesi. Bu projelerin bir kısmı devam ediyor. Bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış imar ve inşaatla ilgili problemlerin çözülmesi için bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlanırsa tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak. Ayrıca 6 atölye, 7 öğrenci pansiyonu, 2 spor salonu, 1 konferans salonu olmak üzere 2023 yatırım programımızda var olan projelerin dökümü bu şekilde. Bu proje bedelleri de yaklaşık olarak 6 milyar 800 milyon TL. Bunlara ilave olarak biz 2024 yatırım programı açısından iki tane yaklaşımımız var. Bunlardan birisi yıkılıp yeniden yapılması düşünülen okullarımız. Diğeri de deprem süreci sonrasında güçlendirme analizleri yapılıp güçlendirme kararı verilen okullarımız. 2024 yatırım programımızda İzmir için biz 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini yatırım kılavuzumuza aldık. Ayrıca deprem güçlendirmesi kapsamında toplam 17 okulumuzda 2023 yılı içerisinde deprem güçlendirme çalışmaları başlamış ve 329 dersle tekabül ediyor. Onları da tamamlayacağız. Ayrıca deprem güçlendirmesi yapılması gereken 48 okulumuzu deprem güçlendirmesi sürecini almış olacağız. Onların da karşılığı 683 sınıf. Dolayısıyla şöyle baktığımızda hali hazırda İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak. Yüzde 10 civarında bir sınıf artışı öngörmüş oluyoruz” dedi.
Gastronomi Lisesi müjdesi
İzmir’e bir gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığı müjdesini veren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çocukların küçük yaştan itibaren mesleki teknik eğitim, sportif eğitim ve sanatsal eğitim almalrı konularında yeni bir süreç başlattıklarını da dile getirdi. Bakan Tekin, “Turizm sektörü konusunda ara eleman sıkıntısı yaşandığını biliyoruz. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak meslek eğitimindeki ara elaman sorunu çözmek için ciddi tedbirler aldık. Ancak bilhassa turizm sektöründeki dostlarımızla konuştuğumuzda orada da bir eksiklik var. O ihtiyacı gidermek için Türkiye genelinde başlangıçta yedi bölgede yedi tane olmak üzere bir meslek formatı geliştirdik. Bünyesinde mutfak sanatları, buna ilişkin servis programı ve turizm işletmeci bir bölümü olan bir gastronomi lisesi tasarlıyoruz. Bu gastronomi formatı; bulunduğu bölgenin annelerimizin reçeteleri diye tanımladığımız yöresel yemeklerin hem mutfak sanatı olarak hayata geçirilmesi anlamında hem servis edilmesi anlamında profesyonel servis anlamında hem de dil işletmecilik kültürü doğrultulması anlamında liseler oluşturması. İstanbul’da bunun ilk örneğini 2024-2025 eğitim üretim yılı başı itibariyle başlatmış olacağız. Boğaza nazır bir restoran işletmesinde çocuklarımızın ürettiklerini İstanbul halkıyla ve misafirlere ikram edecekleri bir uygulama restoranıyla beraber hayata geçireceğiz. Genel yöneticilerimiz ve mülki idare amirlerimizle de uygun bir lokaysan temin edilirse ikinci örneğini de İzmir’de planlamak istiyoruz bununda yapımını bir hayırseverimiz üstlendi. İzmir’de öğretmenlerimizin İzmir’e dışarıdan gelen kamu görevlilerinin misafir edilebilecekleri bir öğretmen evi sıkıntımız var. Konak Öğretmen Evimizi yeniden yatırım programımızı aldık. En kısa zamanda bu konak öğretmen evimiz de yine burada hizmete açılmış olacak. Bunları yapmak için öngördüğümüz 2 yıl oldu” açıklamasında bulundu.
Dağ: “Biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, 31 Mart’ta gerçekleşecek seçimleri kazanarak başkan olduğu takdirde, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan projeleri gerçekleştireceğini dile getirdi. Dağ, “zmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak önümüzdeki süreçte eğitim ve öğretim alanında sorumlu olduğumuz alanlarda elimizden gelenin fazlasını yapacağız. Günümüze baktığımızda küreselleşmenin ve teknolojinin getirdiği yeniliklerin etkisiyle hızlı dönüşümlerin olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bizler Büyükşehir Belediyesi olarak gelecek 5 yıl içerisinde evlatlarımızın her anında yanında olacağız. Anne ve babaların gönül rahatlığıyla çocuklarını teslim edecekleri 100 yeni kreşi hayata geçireceğiz. Çocuklarımızın sanatsal, kültürel ve bilimsel birçok alanda çağın ihtiyaçlarına uygun eğitimler alabileceği Çocuk Gelişim Akademilerimizi hayata geçireceğiz. Çocuk üniversiteleri kurarak, çocuklarımızın ilk yaşlarda yeteneklerini keşfedecek ve ailelerimize rehberlik hizmeti sunacağız. Çocuk Yaşam Parkı projemizle çocuklar toprağa dokunacak, bitkilerin nasıl büyüdüğünü gözlemleyecek, köy yaşamını öğrenecek, doğanın döngüsünü ilk elden deneyimleyecek. Burada ifade ettiğim ve daha saymaya fırsatımın olmadığı birçok proje ile şehrimizde bütüncül bir eğitim sistemi oluşturacağız. Okullarımız temizlik ve güvenlik zorlukları yaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı çözmeye devam ediyor biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız. Birçok şehirde belediyeler okul inşa edip Mili Eğitim’e teslim ediyor. Biz 5 yıllık süreçte belediye olarak bakanlığın yapacağı okulların yüzde 10’nu yapıp teslim edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
]]>Öğrenci Veli Derneği, Türk Tabipler Birliği, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı, Derin Yoksulluk Ağı, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Eğitimciler Derneği’nin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun okullarda sağlıklı ve ücretsiz yemek çağrısı yaptığı açıklama şu şekilde:
“ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ EN ACİL GÜNDEM”
“Ülkemizde çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olan beslenme yetersizliği sorununun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenme başta siyasi iktidar olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak uygulanan politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı aşikardır. Ücretsiz okul yemeği; salgın sonrasında her geçen gün artan yoksulluk ve geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketiyle birlikte ülkemizin en temel, en acil gündemlerinden biri haline gelmiş durumdadır. Okul yemeği tüm öğrenciler için tartışmasız en temel hak iken ve okul yemeği uygulamasının genişleyerek süreceği açıklamalarına rağmen gerekli adımlar atılmamış; verilen sözler tutulmamıştır.
“ÖĞRENCİLER İÇİN EĞİTİM PARALI HALA GETİRİLMİŞ DURUMDA”
Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin dahi ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek deprem bölgesi haricinde geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık ‘Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)’ belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır. Verilen sözler yerine getirilmediği gibi Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ‘… okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla katkı payı alır’ maddesi ile eğitim; okul öncesi ve tüm kademelerdeki öğrenciler için yemekten, eğitim materyallerine kadar paralı hale getirilmiş durumdadır.
Açıklanan her veri ve son açıklanan PISA 2022 raporu artık nitelikli eğitimi, eğitimde eşitliği dahi konuşamadığımızın açık kanıtıdır. Üç yılda bir yapılan ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen PISA kapsamında öğrenciler, öğretmenler, okul yöneticileri ve velilere anketler uygulanmaktadır. Ankette öğrencilere sorulan sorulardan biri de ‘Geçen 30 günde yiyecek alacak paranız olmadığı için kaç kere yemek yiyemediniz?’ sorusuydu. Bu soruya verilen yanıtlar ülkemizde en az 5 öğrenciden birinin haftada en az bir kere parası olmadığı için yemek yiyemediğini ortaya çıkardı.
“GERÇEK TABLONUN DAHA VAHİM OLDUĞU AŞİKARDIR”
Türkiye 37 OECD ülkesi arasında yüzde 19,2 ile, son 30 günde haftada en az bir kez yiyecek parası olmadığı için yemek yiyemeyen öğrenci oranının en yüksek olduğu ülke oldu. Geçmiş yıllardaki LGS verilerine göre sosyo-ekonomik durumu düşük ebeveynlerin çocuklarının büyük çoğunluğu meslek liseleri ve imam hatip liselerinde iken sosyo-ekonomik durumu daha yüksek ebeveynlerin çocukları fen ve Anadolu liselerinde öğrenim görmektedir. Çoğunluğunu fen ve Anadolu lisesi öğrencilerinin oluşturduğu PISA anketinde dahi en az beş çocuktan biri açlığı yaşıyorsa diğer okul türleri ve okulların tamamı açısından gerçek tablonun daha vahim olduğu aşikardır.
“ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ CİDDİ YETERSİZ BESLENME SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA”
MEB’in örgün eğitim verileri bile okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir. Aynı zamanda TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk, yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Okul terklerinin bu maddi yoksulluktan kaynaklandığı açıktır, diğer bir deyişle neden yoksulluk sonuç okul terkidir. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul çocuklarına ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir.
Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artırılmasına, cinsiyetten kaynaklı ayrımcılığın, eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına etkisi, ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Dolayısıyla, ‘çocuklara ücretsiz okul yemeği’ neden sunulmalı sorusunun bilimsel ve gözlemsel verilere bakarak cevabı çok net olmasının yanı sıra, okul yemeği programlarının uygulanmaması durumunda çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve bilişsel yetilerinin olumsuz etkileneceği de bir o kadar net bir gerçektir.
“ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”
Bir gıda krizi içinde olduğumuz, toplumun geniş kesimlerinin sağlıklı beslenme açısından ciddi sorunlar yaşadığı ve bu sorunun mevcut şartlar bu şekilde devam ederse daha da kötüye gideceği bilinmelidir. Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, gizli açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı. Çocuklar okulda aç kalmamalı. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkanını bir arada sunmalı. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir; ancak her yurttaş için de ahlaki bir sorumluluktur.
“KAMUSAL DESTEK DAYANIŞMA PROGRAMI ACİLEN UYGULANMALI”
Türkiye’nin de 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; ‘taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar’ Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören tüm çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz nitelikli bir öğün yemek ve okulda geçirdikleri süre boyunca temiz içme suyu temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksullukla ilişkili olarak yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir ‘kamusal destek-dayanışma programı’ acilen uygulamaya konulmalıdır diyoruz.
Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu” olarak son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.”
]]>Tekin, Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda kentteki eğitim yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Her ayın ilk cumartesi günü yaptıkları “Öğretmenler Odası Buluşmaları”nı bugün Türkiye’nin farklı illerinden gelen 300 öğretmenle İzmir’de gerçekleştirdiklerini söyleyen Tekin, AK Parti hükümetlerinin eğitim alanında çok ciddi yatırımlar yaptığını, 2002-2003 eğitim-öğretim yılına göre derslik sayısı, öğretmen sayısı ve benzeri sayısal göstergelerin minimum iki katına çıkartıldığını söyledi.
Bakan Tekin, bu ay sonunda gerçekleşecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin Milli Eğitim Bakanlığını çok yakından ilgilendirdiğini belirterek, yerel yöneticilerin kendilerine destek verdiği yerlerde eğitim yatırımlarının çok rahat bir şekilde yürüdüğüne dikkati çekti.
İzmir’de yatırım programına alınan, ihale veya inşaat sürecinde olan 90 projenin bulunduğunu bildiren Tekin, “Bu projelerin bir kısmı devam ediyor, bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış, imar ve inşaatla, ruhsatla ilgili problemlerin çözülmesi bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlandığında toplamda İzmir’deki derslik sayısına 1907 derslik ilave edilmiş olacak.” diye konuştu.
Tekin, 90 projenin bedelinin yaklaşık 6 milyar 800 milyon lira olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2024’te İzmir için 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini yatırım programımıza aldık. İzmir halkına, İzmir’deki eğitim öğretim sürecini sabırsızlıkla bekleyen, takip eden eğitim camiasına hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ayrıca deprem kapsamında toplam 17 okulumuzda 2023 yılı içerisinde deprem güçlendirme çalışmaları başlamış, bu da 329 dersliğe tekabül ediyor. Onları da tamamlayacağız. Deprem güçlendirmesi yapılması gereken 48 okulumuzu da güçlendirme sürecine alıyoruz. Onların da derslik karşılığı 683.”
Bunların tamamlanmasıyla İzmir’deki derslik sayısının yaklaşık 33 binin üzerine çıkacağını kaydeden Tekin, Ankara’da hayata geçirecekleri müzik ilkokulu-ortaokulu ve lisesi projesini İzmir’de de planlayacaklarını söyledi.
İzmir’e de gastronomi lisesi projesi
Tekin, bakanlık olarak mesleki eğitimdeki ara eleman problemini çözmek için ciddi tedbirler aldıklarını, Türkiye genelinde oluşturmayı planladıkları gastronomi liselerinin ilkini 2024-2025 eğitim-öğretim yılında İstanbul’da başlatacaklarını ifade etti.
Uygun bir lokasyon temin edilmesi halinde bunun ikinci örneğini İzmir’de planlamak istediklerini kaydeden Tekin, “Bir hayırseverimiz yapımını üstlendi. Bizim yatırım programımızın dışında inşallah dediğimiz koşullara uygun bir lokasyon üretilebilirse onu da hayata geçirmiş olacağız.” dedi.
Tekin, Konak Öğretmenevi’ni yatırım programına aldıklarını, mevcut yerinde 2 yıl içinde tekrar hizmete açılacağını, Foça’da atıl durumda bulunan Hizmetiçi Eğitim Merkezi’ni de Öğretmen Akademileri’nin İzmir şubesi olarak hayata geçireceklerini sözlerine ekledi.
İzmir’e 100 yeni kreş ve Çocuk Gelişim Akademisi
AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ da seçimi kazanmaları halinde eğitim alanında çocuklara ve velilere yönelik bazı projeleri hayata geçireceklerini, İzmir’e 100 yeni kreş ile Çocuk Gelişim Akademisi’ni kazandıracaklarını, çocuk üniversiteleri kuracaklarını aktardı.
Çocukların eğitim-öğretim hayatlarının her anında yanlarında olacaklarını kaydeden Dağ, “Güçlü, huzurlu ve müreffeh bir İzmir, sadece bizim değil, gelecek nesillerimizin de hakkı. İzmir’imizin aydınlık yarınları için, el ele, omuz omuza, yürek yüreğe mücadele edeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığımızın vizyonu olan ‘Hayata hazır, sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştiren bir eğitim sistemi’ için İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak gelecek 5 yıla ‘biz hazırız’ diyorum.” dedi.???????
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde ikinci gününde devam eden forum kapsamında yapılan panelin moderatörlüğünü, TRT World sunucularından Alican Ayanlar üstlendi.
Panelde konuşan Kamerun Dışişleri Bakanı Lejeune Mbella Mbella, kıtanın yer altı ve üstü kaynaklarıyla birlikte insan kaynağıyla da büyük potansiyele sahip olduğunu, bu nedenle gençlerin eğitiminin öncelik taşıdığını söyledi.
Türkiye gibi ortaklarla sahip oldukları potansiyeli ortaya çıkarmak istediklerini dile getiren Mbella, “Bugün kendi gerçeklerimize uygun bir eğitim sistemi ortaya koymak için çabalıyoruz. Ekonomi ve eğitim için yeni teknolojilere adapte olmak lazım. Teknoloji transferinin, duruma uygun şekilde ve kalkınma hedefleri ışığında yapılması lazım.” dedi.
Mbella, ülkesinin kendine yeten bir tarım sistemi üretmek için mücadele ettiğini, altyapının geliştirilmesinin kıtanın en büyük ihtiyaçlarından biri olduğunu belirtti.
Kıtada serbest ticaretin gelişmesi için komşu ülkelerle entegrasyonun artırılması gerektiğine işaret eden Mbella, “Kıtada güvensizlik ve savaş endişesi var. Silahları durdurmalıyız. Gerçekten kalkınma için, insanların yerinden edilmemesi için entegre bir kalkınma gerekli.” diye konuştu.
“Gıda sorununa odaklanmalıyız”
Zimbabve Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Bakanı Frederick Shava, kıtadaki en elzem sorunun gıda olduğunu vurgulayarak, atılmasını düşündüğü adımları şöyle sıraladı:
“Afrika nüfusuna gıdayı nasıl sağlayacağımıza odaklanmamız gerekli. Gıdayı üretebilirsek nüfusumuzu da rahata erdirebiliriz. Diğer mesele de iklim değişikliğiyle nasıl mücadele edeceğimiz, bu da son derece elzem bir konu. Üçüncü husus ise eğitim konusu. Demografik olarak nüfusumuzun yüzde 60’ı gençlerden oluşuyor. Bu minvalde yeterli eğitim olanaklarını sağlamamız gerekli. Bir diğer konu da dijitalleşme. Hem gıda üretiminde hem de nüfusumuzdan ötürü dijital ekonomiye geçmemiz gerekiyor. Bütün bunlarla birlikte eğer barışı tesis edebilirsek, kendi gençlerimize eğitim anlamında daha çok şey verebiliriz.”
Shava, ülkesinde üniversite sayısının 21’e çıktığına ve eğitim talebinin arttığına dikkati çekerek, gençlerin inovasyon merkezlerinde kurdukları hayalleri gerçeğe dönüştürüp üretim yaptığını aktardı.
Kovid-19 döneminde oksijen bulamadıkları için kendi üretimlerini yapmaya başladıklarını anlatan Shava, halihazırda bu tesisin başka ülkelere de oksijen sattığına işaret etti.
Zimbabveli Bakan Shava gibi gıda sorununa vurgu yapan Mozambik Dışişleri Bakanı Veronica Nataniel Macamo Dlovo da “Kıtadaki en büyük problemimiz açlık. Bugün giydiğim elbiseyi yarın tekrar giyebilirim ama her zaman yemem gerekiyor. Çiftçilere ve tarıma yatırım yapmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Mozambik’teki terör sorununun yol açtığı zorluklara değinen Dlovo, ayrıca terörün sadece tek bir ülkenin meselesi olmadığının ve global bir sorun olduğunun altını çizdi.
“Gelin Afrika’da yatırım yapın”
Gabon Dışişleri Bakanı Regis Onanga Ndiaye, herkesin kıtadaki potansiyelin farkında olduğunu ifade ederek, barış ortamının sağlanıp eğitim ve tarım alanına yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi.
Ndiaye, “Afrika’da bu kadar toprak olması ve kıtanın açlıkla mücadele etmesi bir sorun, burada bir çelişki var. Türkiye gibi ülkelerle işbirliği son derece önemli.” ifadelerini kullandı.
Batılı ülkelerdeki bazı yatırımcıların ülke kaynaklarından yüzde 80 gibi büyük oranda karlarla ülkesine döndüğünü ve bunun adil olmadığını hatırlatan Ndiaye, “Gelin Afrika’da yatırım yapın ve herkes kazanmaya devam etsin.” dedi.
“Eskiden Afrikalıları bu tür forumlara çağırdıklarında bize ders veriyorlardı, artık biz ders veriyoruz çünkü kıtamızı biz tanıyoruz.” diye konuşan Bakan Ndiaye, ülkenin kalkınması için büyük yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Ndiaye, halen 1970’lerde yapılan demir yolunu kullandıklarını ifade ederek, hedeflerinin yeni ortaklarla ülkedeki yer altı kaynaklarını işleyip dünyaya ulaştırmak olduğunu kaydetti.
Bir soru üzerine Ndiaye, borçlanmanın, altyapı ve eğitim gibi gerekli yerlere harcama yapıldığında vatandaşların geleceği için faydalı olduğuna dikkati çekti.
Namibya Dışişleri Bakanı Peya Mushelenga ise potansiyeli ortaya çıkarmak için komşu ülkelerle ticareti artırmak istediklerini, halihazırda devam eden projeleri bitirme çabası içinde olduklarını anlattı.
“Eğitim ve teknoloji imkanları gelişiyorken insanların yoksulluk için de yaşıyor olması anlamsız. ” şeklinde konuşan Mushelenga, ancak eğitime odaklanarak halkı yoksulluktan kurtarabileceklerini belirtti.
]]>ERÜ Tıp Fakültesi’nde açılan faaliyet odaları ve kulüpler ile öğrenciler karakalemden yogaya, tiyatrodan müzik etkinliklerine kadar birçok sanat ve spor alanında hem kendilerini geliştiriyor hem de derslerine motivasyonlarını arttırıyor. Öğrenciler gerek ders aralarını gerekse diğer boş vakitlerini etkinliklerle geçirerek mesleklerine giden akademik hayatlarının yanında kültür ve sanat faaliyetlerinden de geride kalmıyorlar.
Bir hekimin insanı ruh ve beden olarak bütün halinde tanıması gerektiğini söyleyen ERÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, “Erciyes Üniversitesi akredite bir üniversitedir ve tüm Türkiye’de devlet üniversiteleri arasında tıp fakültemiz ilk 10’da yer almaktadır. Eğitim kalitesinin arttırılması bizim için esas. Fakat bir hekim insanı bir bütün tanımalıdır. Yani ruh ve beden bütünlüğü olarak bakmalı. Bu bakımdan biz öğrencilerimize bu sene ilk defa seçmeli olarak psikoloji dersi koyduk. Yine bir hekimin hastalıklara esnek yaklaşması için düşünce yapısı, mantık yürütmesi çok önemli. Felsefe derslerini de koyduk. Yine sportif aktivitelerini eğitimin içinde gördüğümüz için yüzme dersleri de bu sene ders programına entegre edilmiş oldu. Biz bir taraftan da dünyadaki ve Türkiye’deki ilk 3’teki üniversitelerin ders programını inceledik. Bu bakımdan da üniversitemize bu ders programlarını kendi iç bünyemizdeki değerlendirmeler neticesinde revize ederek kazandırdık. Şu anda üniversite öğrencilerimiz tüm dünyadaki ve Türkiye’deki en iyi üniversiteler hangi programları uyguluyorsa onu görüyorlar” dedi.
“Öğrenciler kişisel gelişimlerine katkıda bulunuyor”
Prof. Dr. Kemaloğlu, öğrenci kulüplerine tahsis edilen odalarda gerçekleşen faaliyetler ile öğrencilerin kişisel gelişimlerine de katkıda bulunduklarını söyleyerek, “Başka bir konu da tabi ki öğrencilerin boş vakitlerinde kampüs içerisinde eğitim anlamında ne yapabilecekleridir. Biz bu boş vakitleri de eğitime dahil kabul ediyoruz. Çünkü üniversite eğitimi aynı zamanda bir karakter eğitimidir. Sadece bir akademik eğitim değildir. Bu bakımdan üniversitemizin içerisinde kitap okuma etkinlikleri başlattık. Her ay bir öğretim üyemiz, seçtiği bir kitabı öğrencilerimizle paylaşıyor. Yine öğrencilerimizin sosyal etkinliklerine hız verdik. Öğrenci kulüplerimiz için bir oda tahsis ettik. Onlar sosyal programlarını danışman hocaları eşliğinde bize iletiyorlar ve biz dekanlık olarak her türlü desteği veriyoruz. Müzik anlamında öğrencilerimiz çok güzel bir konser verdiler. Yine fakültemizin tiyatro kulübü de önümüzdeki aylarda çok güzel bir oyun sergileyecek. Yine gururla söyleyebilirim ki bir hekimin el becerileri çok önemlidir. Fakültemizin içerisine el becerilerini arttırabilmek için karakalem odası açtık. Öğrencilerimiz boş vakitlerinde burada çini ve karakalem boyamalar yapabiliyorlar. Yine stres yönetimi açısından yoga-plates odası açtık. Öğlen aralarında çocuklarımız spor da yapabiliyorlar. Dolayısıyla biz öğrencilerimizi sadece derste değil, ders aralarında da burada kalsınlar, kendi kişisel gelişimlerine katkı sunsunlar diye desteklemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Öğrencilerimizin sadece eğitim amaçlı yurtdışına gitmesini istiyoruz”
Türkiye’de hekimlerin ve doktorların dünya standartlarında çok iyi yerlerde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kemaloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bizler Türkiye’nin en nitelikli öğrencilerini kabul ediyoruz, yüzde 1’lik dilimle bize geliyorlar. Bu öğrencilerimizin eğitiminin sonunda da ülkemize hizmet vermelerini istiyoruz. Fakat bazen duyuyoruz ki yurtdışında çok cazip imkanlar var, orada çok iyi eğitim imkanları var gibi bir takım sözler oluyor veya algı operasyonuyla gidiyor bu. Ben dahil birçok öğretim üyemiz yurtdışında bulunduk eğitim amaçlı olarak. Orayı tanıyoruz, oranın kabiliyetlerini ve ekonomik durumunu da çok iyi biliyoruz. Bu düşüncede öğrencilerimizi bilinçlendirmeye devam ediyoruz. Şunu çok net söyleyebilirim ki bizim öğretim üyelerimiz ve hekimlerimiz kabiliyet ve bilgi anlamında Avrupa’daki hekimlerin üzerindeler veya ilk 3’teler diye çok rahat söyleyebilirim. Fakat öğrencilerimizin de bunu kendilerinde görmeleri için ERASMUS hareketliliği kapsamında biz öğrencilerimizi anlaşmalı olduğumuz Avrupa’daki üniversitelere eğitim amaçlı gönderiyoruz. Onları üniversitemiz burs anlamında destekliyor, daha sonra öğrencilerimiz buraya dönüp deneyimlerini de hem arkadaşları hem de hocaları ile paylaşıyor. Bir kere daha söylemek istiyorum ki; biz hekimlerimizin ülkemizde kalmasını ve sadece eğitim amaçlı yurtdışına gidip gelmelerini istiyoruz. Çünkü devletimiz öğrencilerimiz için çok büyük yatırım yapmakta ve haklı olarak da burada kalıp ülkesine hizmet etmesini beklemekte.”
Kampüste karakalem çalışmalarına katılan ERÜ Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencisi Kübra Bölükbaşı, “Ben karakalemi kendim hobi olarak evde yapıyorum ama sonrasında kendi kulübümüz ile birlikte böyle bir oda da açıldığı için etkinlikler düzenleyip bu işte biraz daha yetenekli olan arkadaşlarımızdan eğitimler alıyoruz. Kendimiz çizmeye çalışıyoruz. Bu aktiviteleri dersler arasında yaptığımız için tabi ki rahatlıyoruz. Bu odayı bize kazandıran Alper hocamıza teşekkür ederiz” dedi.
ERÜ Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencisi Melisa Karsandı ise “Ben taekwondo branşı ile ilgileniyorum. 13 yıldır yapıyorum. ERÜ özellikle de dekanımız sayesinde burada antrenmanlar yapmaya başladım. 2013’ten beri Türkiye derecelerim var. Özellikle 2017 Balkan Şampiyonası benim ilk milli takım mücadelem oldu. 2021 yılında buraya geldikten sonra ara vermek zorunda kaldım. Şimdi de dekanımız sayesinde tekrar başladım. Çok mutluyum, spor küçüklüğümden beri yaptığım bir şey olduğu için beni çok mutlu ediyor. Derslerime motive olmamı sağlıyor. Başta rektörümüz ve dekanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Dönem 2 öğrencilerinden Ece Yurttaş da, “Yaptığım etkinlik derslerime daha çok odaklanmamı sağlıyor. Ben profesyonel olarak piyano çalıyorum ve yaklaşık 9 sene oldu. Fakültemizde de buna çok fazla ilgi var. Dekanımız bize piyano temin edilmesini sağladı ve birçok arkadaşımız da piyano etkinliğinden faydalanabiliyor gerek çalma gerek konser olarak. Onun dışında yine dekanımızın bize sağladığı imkanlarla bir spor kulübü kurduk ve tıbbın sadece akademiden ibaret bir şey olmadığını da anlamış olduk. Çünkü etkinliklerimize katılım çok fazla ve bu bizi çok mutlu ediyor. Tıp sadece ders çalışmak değil, sosyal bir dinamiği de olan bir meslektir. Bu konuda da dekanımıza, rektörümüze ve bize bu imkanları sağlayan hocalarımıza çok teşekkür ederiz” dedi. – KAYSERİ
]]>Talas Belediyesi, Kayseri’nin en büyük 1’inci, Türkiye’nin ise 6. en kalabalık ilçesi olan Mevlana Mahallesi’nin okul ihtiyacını gidermek için Hayırsever Ahmet Gönen işbirliği ile yaptırılacak olan Ahmet Gönen Lisesi’nin temelini attı. Törene, Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, davetliler ve mahalle sakinleri katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından törenin açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, “Biz her platformda geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız, gençlerimiz diyoruz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı hayata hazırlama sürecinde onları en iyi imkanlarla buluşturmayı hedefliyoruz. Temelini atacağımız bu yatırımın en önemli hususlarından bir tanesi hayırseverimizin yaptığı bir yatırım ve belediyemizin desteği ile yapılan bir okul. Hayırsever ve belediye katkısıyla çok kıymetli bir okul daha kazanacağız. Talas ilçemiz çok hızlı gelişen, büyüyen bir ilçe. İhtiyaç olan bir yerde ihtiyacı karşılayacak ve sorunu çözecek bir temel atıyoruz” dedi.
“Sadece 5 yılda 8 okul bitirdik ve teslim ettik”
Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da, “Nüfus yoğunluğu açısından Türkiye’nin en kalabalık 6’ıncı, Kayseri’nin de en büyük 1’inci mahallesinde bulunuyoruz. Her biri bir köy büyüklüğünde olan çok sayıda apartman var. Buralarda en önemli konunun eğitim olduğu göz ardı edilemez. Biz başlarken “Cumhuriyet’imizin 100. Yılında 100 proje” dedik, 210 proje olmuş ama en önemlisi de eğitim. Bende öğretmen olunca aklımı taktım ve meclis üyelerimizde bizi desteklediler. Artık Talas’ta valimizin, kaymakamımızın ve milli eğitim müdürümüzün de aklını taktığı gibi ikinci eğitime son vermiş olalım. Ben 30 sene boyunca “sabahçı mısın, öğlenci misin?” sorusuna muhatap oldum. Hiç hoşunuza giden bir durum değil. Artık Kayseri’de bu iş bitiyor. Devlet ve millet işbirliği ile yapıldığı içinde devlet adına biz hazine arazilerini veriyoruz. Yoksa da planlıyoruz. Hayırseverimizde yapıyor. Büyün bir güzellik ile işi bitiriyoruz. Sadece 5 yılda 8 okul bitirdik ve teslim ettik. Şuanda da inşaatı devam eden 8 okulumuz var. 4 tanesi önümüzdeki eğitim öğretim yılına yetişmiş olacak” ifadelerini kullandı.
Yalçın, “Türkiye Yüzyılı demek sadece slogan atmaktan ibaret değil ve olmamalı. Biz Türkiye Yüzyılının altını eğitim yüzyılı olarak doldurursak, sanayiciler üretim yüzyılı olarak altını doldurursa, herkes kendini işiyle altını doldurursa o zaman Türkiye yüzyılı olur. Kıyamete kadar Türkiye Cumhuriyetinin yüzyıllarına ve muassır ülkeler seviyesindeki yerimizi alırız. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.
Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez ise, “İlçemiz ülkemizde en hızlı gelişen ve nüfusu en hızlı artan ilçelerimizden birisi. Mevlana Mahallemizde hem ilimizde he ülkemizde hızla gelişen bir mahallemizdir. Durum böyle olunca bu kadar nüfusa eğitim alt yapısı gerekiyor. Bunları yapmak bakanlığımızın görevidir ama bu kadar nüfus artışı karşısında bakanlığımızın bu kadar hızlı gelişen bir ihtiyacı biranda karşılama imkanı olamaz. Olsa bile desteklemeliyiz. İlçemiz bu konuda son derece şanslı. İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yoğun çabaları karşısında belediyemiz ve hayırseverlerimizde devreye girmek suretiyle bu ihtiyacı hızlı bir şekilde karşıladılar” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından dua edildi ve okulun temeli atıldı. – KAYSERİ
]]>Birlikten yapılan açıklamaya göre, gastronomi turizminin gelişmesine katkı vermenin yanı sıra turizm meslek liselerinden mezun olan öğrencilere iş imkanı sağlamak amacıyla hayata geçirilen “Sektör Yetenek Avında” projesi yeniden başlatıldı.
Proje kapsamında düzenlenen “Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması”nın dördüncüsü, verilen 3 yıl aranın ardından Gastronometro’da gerçekleştirildi. Yarışma, 2021 ve 2022’de Kovid-19 salgını nedeniyle 2023’te de 6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle yapılamamıştı.
TÜROB Başkanı Müberra Eresin, törende yaptığı konuşmada, son yıllarda Türkiye’nin gastronomi turizmi için tercih edilen öncelikli bir ülke haline geldiğini belirtti.
Eresin, “Dünya ülkelerinde turizm gelirinin önemli bir kısmını oluşturan gastronomi turizmi Türkiye’de de hala gelişime açık bir alandır. Gastronomi de fazlasıyla nitelikli iş gücüne ve deneyime dayanıyor. Dolayısıyla gençler bu konuda en önemli avantajımız ve güvencemiz. Hedefimiz bu yarışmayı büyütmek, Türkiye geneline farklı kategorilerle genişletmek. Bu amaca yönelik adımlarımızı hızlıca atmak üzere TUGEV ile işbirliğimizi de başlattık.” ifadesini kullandı.
Gastronomi açısından birçok ülkeden daha yüksek potansiyele sahip olan Türkiye bu özelliğini turizme yansıtmayı tamamen başardığında turizm gelirinde önemli artış olacağını belirten Eresin, bu yolda Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması’nın sektör-okul işbirliğinin en güzel ve en anlamlı örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
Eresin, sadece dereceye girenlere değil, yarışmaya katılanların tamamına staj ve istihdam imkanı sunulduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:
“Türkiye’de orta ve uzun vadede gastronomi turizminin gelişmesine katkı sağlamasının yanı sıra turizm meslek liselerinden mezun olanlara istihdamın yolunu açan projeyle, turizm otelcilik sektörünün nitelikli çalışan ihtiyacının karşılanması ve meslek lisesi mezunlarının eğitim aldıkları alanda istihdam edilme imkanlarının artırılmasını ana hedef olarak belirlemiştik. Öğrencilerimizin eğitimlerinin bir parçası olarak motivasyonlarını artırmak ve sektörümüzün de okullara dikkatlerini çekmek üzere düzenlediğimiz bu yarışmada aslında kazanan tüm okullar. Hepsini yürekten tebrik ediyorum.”
Eresin, sektörün önde gelen şeflerinden oluşturdukları jürinin, genç şeflerin hazırladığı birbirinden başarılı tabaklar arasından seçim yapmakta ilk defa çok zorlandığını ifade etti.
“Mutfağımızın geleceğine bugünün genç şefleri yön verecek”
Metro Türkiye’nin Kurumsal İletişim ve Kamu İlişkileri Müdürü Aslı Duran da yaklaşık 35 yıldır Türk mutfak kültürünü ve değerlerini korumak, gelecek nesillere aktarmak ve şefleriyle birlikte bu mutfağın dünyada hak ettiği yere gelmesini sağlamak için çalıştıklarını vurguladı.
Duran, “Metro Türkiye olarak, mutfağımızın geleceğine bugünün genç şeflerinin yön vereceğine olan inancımızla onların eğitimleri ve gelişimleri için pek çok proje geliştiriyor, işbirlikleri yapıyoruz. Türk mutfağının sürdürülebilirliği için yaptığımız her çalışmada ülkemizin ilk gastronomi keşif platformu olan Gastronometro, hem bir eğitim ve AR-GE merkezi hem de gastronomi dünyasını bir araya getiren bir buluşma noktası olarak önemli bir rol üstleniyor. Yeme içme sektörünün en büyük iş ortağı olarak genç şeflerimize tavsiyemiz, Türk mutfağının tekniklerini, geleneklerini en iyi şekilde öğrenmeleri, yerel ürünlere ve coğrafi işaretli ürünlerimize sahip çıkarak değer kazanmasına destek vermeleri. Metro Türkiye olarak biz, tüm bu konularda onların yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.
İstanbul’dan 12 meslek lisesinin öğrencilerinin kıyasıya yarıştığı, jüri başkanlığını şef Vedat Başaran’ın yaptığı yarışmanın ödül törenine, İstanbul Valisi Davut Gül ile eğitim, turizm, gastronomi ve medya alanından temsilciler katıldı.
Yarışmanın birincisi, Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. İkincilik ödülü Selimpaşa Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine ve üçüncülük ödülü TÜROB 50. Yıl Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine verildi.
ECOLAB Hijyen Ödülü de Kumburgaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin oldu. Katılımcı tüm okullara Gastronometro tarafından hediyeler takdim edildi.
]]>Ataşehir’de bir otelde gerçekleştirilen imza töreninde konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, öğretmenlerin eğitimin yüzde 70’ini oluşturduğunu, sınıfların, materyallerin ve diğer imkanların ise ancak yüzde 30’u teşkil ettiğini söyledi.
Erdoğan, Anadolu’da yaptıkları eğitime destek platformu toplantılarında, zaman zaman öğretmenlerle ilgili memnuniyetsizliklerin kendilerine sunulduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Her zaman şunu söylüyorum; bizim 1 milyon 100 bin öğretmenimiz var. ‘Bir yerde 1 milyon 100 bin iyi öğretmen var. Biz onları getirsek bu iş çözülecek.’ Böyle bir dünya yok. Biz öğretmenlerimizi öncelikle değerli hissettirmek zorundayız. STK’ler, veliler, kamuoyu olarak eğitimcilerimize kıymet veren bir toplum olursak, o zaman eğitimin sonuçlarında en hızlı iyileşmeleri sağlama imkanına kavuşuruz. Ama Türkiye’de eğitim dendiği zaman hala sistem, müfredat, özlük hakları, gösterge, bunlar konuşuluyorsa, eğitim denince ‘atanamayan öğretmen’ diye bir şey anlaşılıyorsa o zaman bizim eğitim sonuçlarını geliştirme imkanımız olmaz.”
“Öğretmen kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, sınıftaki performansı artacaktır”
Erdoğan, vakıf olarak son yıllarda öğretmenlere yönelik nasıl faaliyetler yapabileceklerini düşündüklerini anlattı.
Bu kapsamda özellikle vakıf merkezinin çevresindeki okul müdürleriyle bir araya gelerek, onlara “Öğretmenlerimize ne tür eğitimler açarsak gönüllülük esasıyla gelirler?” diye sorduklarını ifade eden Erdoğan, “Biz İlim Yayma Vakfı olarak öğretmenlerimizin severek, isteyerek geleceği programları açmak istiyoruz.” dedi.
Bu sene bir programa başladıklarını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunları tecrübeyle geliştirmek, yeni modüller eklemek istiyoruz. Bu anlamda şu anda Vefa’da bir yerimiz var. Üniversitemiz Halkalı’da, onun imkanlarını seferber edebiliriz. Anadolu Yakası’nda küçük bir yerimiz daha olması önümüzdeki aylarda söz konusu. Dolayısıyla öğretmenlerimizin hem erişebileceği hem isteyerek geleceği programlar açmak istiyoruz. Bu protokol inşallah bunun bir başlangıcı olur. Vakıf olarak, gerçekten idealist ve hala talebe olduğunun farkında olan öğretmenlerimizin yanında olmak istiyoruz. Böyle olan öğretmenlerimizin sayısının da artmasını arzu ediyoruz.”
Erdoğan, moral, motivasyon ve değerli hissettirme çalışmalarının özellikle gerekli olduğunu düşündüğüne işaret ederek, “Vereceğimiz eğitimler bana kalırsa pedagojik formasyon, sınıf yönetimi olmamalı. Öğretmen arkadaşımız kendini ne alanda geliştirmek istiyorsa, enstrüman öğrenmek isteyen enstrüman, dil öğrenmek isteyene dil… Bunun sunulması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmen arkadaşımız kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, eminim sınıftaki performansı çok fazla artacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitimde başarının birinci şartı motivasyon ve isteklilik”
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar da eğitimin bir ülkenin en önemli konularından biri olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Acar, artık “hayat boyu eğitim” kavramının bir zaruret haline geldiğine dikkati çekerek, eğitimde başarının birinci şartının motivasyon ve isteklilik olduğunu ifade etti.
Sabahattin Zaim Üniversitesinin imkanları, İlim Yayma Vakfı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün işbirliğiyle hayata geçirilen projeyi memnuniyetle karşıladığını söyleyen Acar, “Elimizden gelen bu ve bunun dışındaki lisansüstü programlar ve benzeri diğer programlar için her zaman imkanlarımız ölçüsünde eğitim dünyamızın hizmetinde olduğumuzu ifade ediyorum.” diye konuştu.
“Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele”
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise var olmanın değişmek, değişmenin olgunlaşmak, olgunlaşmanın ise sürekli kendini yenilemek olduğunu dile getirdi.
Bu yenilenmeye yakışacak en önemli kavramın da öğretmenlik mesleğine ait olduğunun altını çizen Yentür, “bilgi”, “değişim”, “davranış” ve “sevgi” kavramlarının öğretmenlik mesleğinin en temel olguları olduğunu ifade etti.
Yentür, kendilerine düşen görevin, sahanın ihtiyaç analizini yaparak yerinde, kaliteli, etkin, verimli program ve organizasyonlar yapmak olduğunu belirterek, “Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele.” ifadesini kullandı.
Meslektaşlarına inandıklarını ve güvendiklerini vurgulayan Yentür, onlarla Türkiye Yüzyılı’nı hep beraber inşa edeceklerini kaydetti.
Eğitim programının ilk dersi verildi
Öğretmen ve okul yöneticilerinin mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen “İlim Yayma Öğretmen Gelişim Sertifika Eğitim Programı”nın ilk dersi, eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı tarafından verildi.
Dersin ardından İl Milli Eğitim Müdürü Yentür, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Acar ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, işbirliği protokolünü imzaladı.
]]>“EN BÜYÜK YATIRIMIMIZI İNSANA YAPTIK”
Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Proje Lansman Toplantısında özellikle sürdürülebilir çevreye dair projeler ve eğitim projeleri büyük beğeni topladı.
Eğitimde fark yaratan projeleri ile Sancaktepe’nin son 5 yılına damga vuran Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, tanıttığı vizyon projeleriyle Sancaktepeli’lerden tam not aldı. Döğücü, “En büyük yatırımımızı insana yaptık. Sancaktepe sizlerin desteğiyle yine emin ellerde olacak.” dedi.

“SANCAKTEPE EMİN ELLERDE”
“Sancaktepe Emin Ellerde” mottosuyla projelerini tanıtan Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, “Şehri yönetirken merkeze insanı aldık. Merkezde her zaman insan var, insanla şehir arasındaki bağın sağlıklı olmasını şehrin sağlıklı olmasıyla eş değer gördük. Yaptığımız her projenin insanın mutluluğuna, geleceğine, zamanına birikimine duygu ve düşünce dünyasına dönük olsun istedik. En büyük yatırımımızı insana yaptık.” sözleriyle vizyonunu ortaya koydu.
7/24 Belediyecilik anlayışıyla geçtiğimiz 5 yılda 268 projeyi tamamladıklarını anlatan Döğücü, nitelikli eğitim, donanımlı okullar noktasında büyük mesafe kat ettiklerinin ve bu sayede öğrencilerin başarı ortalamasını arttırdıklarının altını özellikle çizdi.Kültür- sanat, çevre, sosyal alanlar, spor alanları dahil birçok hizmeti vatandaşa sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Döğücü, pandemi döneminde ve 11 şehrimizi etkileyen deprem felaketi sonrası afet bölgelerinde de vatandaşın yardımına koştuklarını hatırlattı.

“KAZANIMLARIMIZIN ÜZERİNE YENİLERİNİ EKLEME ZAMANI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediyecilik diğerlerinin nazarında bir rant kapısı olabilir ama bizim nazarımızda sadece millete hizmet kapısıdır diyoruz” sözüne atıf yapan Döğücü, 5 yıllık yeni dönemin heyecanını yaşadıklarını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim vizyonumuz teknoloji ile bütünleşirken kaynaklarını koruyan çevreci bir Sancaktepe… Bizim vizyonumuz kimliğini koruyarak geleceğini kuran bir Sancaktepe… Nitelikli eğitim, erişilebilir sağlık hizmeti bir yaşam tarzı olarak benimsenen spor alışkanlığı, sosyal ve kültürel imkanlarda çeşitliliğin artmasıyla Sancaktepe yaşayan dinamik bir şehre dönüşürken ihtiyaçlarınız ve beklentilerinizin de en üst seviyede karşılanması bizim bu şehir için önceliklerimiz… Burada yaşarken içiniz rahat olsun istiyoruz. Sizi sizden daha çok düşünen birilerinin olduğunu bilmenizi istiyoruz. Şimdi bu anlamlı noktayı sağlamlaştırma ve kalıcı hale getirme zamanı… Şimdi yeri geldiğinde nezaket ve şefkat, yeri geldiğinde cesaret ve irade ile Sancaktepe’deki kazanımlarımızı koruma ve onun üzerine de yenilerini ekleme zamanı.”

SANCAKTEPE’YE MİLLET BAHÇESİ VE ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR
Konuşması sık sık alkış ve coşkulu tezahüratlarla kesilen Döğücü, yeni dönemde Sancaktepe Millet Bahçesi ve Şehir Hastanesinin açılacağı müjdesini verdi. Döğücü hayata geçirilecek söz konusu projelerle ilgili şunları söyledi:
“Çevrenin insanın ve hayatın parçası olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Çevre ile ilgili güçlü bir değişimi de zaten başlatmıştık. Şimdi bu değişimi bir adım daha öne alıyoruz. Daha öteye taşıyoruz. 75 bin metrekare içerisinde aromatik bitki bahçeleri, tema parkında olduğu Sancaktepe Millet Bahçemizi önümüzdeki dönem açarak Sancaktepe’nin kişi başına düşen yeşil alan miktarını da artırıyoruz. Ülkemizin sağlık alanındaki yüz akı olan uluslararası ölçekteki milli markamız şehir hastanelerinden birini yine Sancaktepe’de açacağız. Sancaktepe’de 2 bin 100 yataklı olarak bu ilk etabı olacak şekilde Şehir Hastanemiz İstanbul’umuzun en büyük ikinci sağlık kompleksi olacak, inşallah hastane yatak kapasitemiz de bu vesileyle 3 katına çıkıyor. İddia ediyorum bu sağlık standartlarına sahip olan ilçelerin tüm Türkiye’de eğer sayarsanız sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Sancaktepe’de ‘sağlığı koruma’ önceliğiyle attığımız bu adımlarla öncelikle yaşlı ve çocuklarımız için güvence oluyoruz.”
Döğücü, maddi imkanları yetersiz vatandaşlara nitelikli sağlık ve konaklama imkanı sunacak İlhan Varank Şifahanesi’ni de yeni dönemde Sancaktepe’ye kazandıracaklarını da sözlerine ekledi.

“ÇEVRE PROJELERİYLE FARK YARATACAĞIZ”
Sürdürülebilir çevre ve kaynakların tasarruflu kullanılması için yeşil kalkınmayı önemsediklerini ifade eden Şeyma Döğücü, çevre projelerindeki iddiasını ortaya koyarken, özellikle genç nesil için bu yatırımları önemsediklerini vurguladı.
Döğücü, güneş enerjili ücretsiz araç şarj istasyonları, Paşa Köy Yenilenebilir Enerji ve Doğa Park Projesi ile Sancaktepe’nin havasını ve suyunu koruyacaklarını, çevre konusunda farkındalık yaratırken Emine Erdoğan’ın sıfır atık projesine de destek olacaklarını belirtti.
ŞEHRE DİNAMİZM GELECEK
Çocuklar ve gençlerin zamanını nitelikli geçirmesi, fikirlerini özgürce hayata geçirmeleri ve kişisel gelişimlerinin desteklenmesi noktasındaki projelerini de açıklayan Döğücü, özellikle Sancaktepe Kültür ve Sanat Kampüsü’nün şehre dinamizm getireceğini söyledi.
Döğücü, kampüsün içerisinde sanat, galerileri, performans alanları, tiyatro salonu, konser salonu, eğitim ve atölye alanları, mimari tasarım atölyeleri, kütüphane ve araştırma merkezi, teknoloji ve inovasyon atölyeleri, çok amaçlı salonlar ve sosyal ve rekreasyon alanları olacağını dile getirirken, geçmişle gelecek arasında köprü kuracak Damatris Kültür Yolu projesini gençlerin çizdiğine de ayrı bir parantez açtı.

“EĞİTİM HER ZAMAN BİRİNCİ ÖNCELİĞİM”
Yeni dönemde eğitim projelerinin ilk sırada olacağını vurgulayan Şeyma Döğücü, eğitime verdiği önemi şu sözlerle sıraladı:
“Sancaktepe’de büyük eğitim atılımını devam ettireceğiz, başlattık, devam ettireceğiz. Bir kere benim her şeyden önce kendime bir sözüm var. Çocuklarımız bize emanet ve Sancaktepe’de çocuklarımızı şehrin en iyi, en iyi okul eğitimini alabilecekleri okullara kavuşturmak zorundayız. Ben bunu kendime bir söz ve bir görev olarak belirledim. Yeni hizmet dönemimizin en önemli başlıklarından birisi eğitim olacak. Çünkü Sancaktepe’de yaşarken evlatlarınızın aldığı eğitimden gözü kapalı emin olabilmeniz için eğitime desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. Ben bir anne olarak evlatlarımın en iyi okullarda okumasını nasıl istiyorsam bütün anneleri de çok iyi anlıyorum ve annelerin bunu yaşayabilmesi de benim en büyük vazifem… Gece yastığa başımı koyduğumda ben bu işi halletmemiş olursam, rahat uyuyamam, gece rahat uyuyabilmem için ‘eğitim, eğitim, eğitim’ diyeceğiz ve Sancaktepe de okullarımızı, kalitesini ve her koşulunu artırmak için çalışacağız.”
7’DEN 70’E HER KESİME YÖNELİK PROJELER
Sancaktepe’de mahalleliler arasında bağları güçlendirecek Mahalle Konakları, şehri engelsiz hale getirecek engellilere özel projeleri olan Sancaktepe Otizm İletişim ve Etkileşim Merkezi, Engelsiz Yaşam Merkezi, evlenecek gençler için evlilik destek paketi, Sancaktepe Bilimbüsü, Tarımpark Hobi Bahçeleri de Döğücü’nün dikkat çeken diğer projeleri arasındaydı.
ENGELLENEN METRO HATTI MURAT KURUM İLE İNŞA EDİLECEK
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un ulaşım projelerine de değinen Döğücü, bu sayede Sancaktepe’nin engellenen metro çalışmasının da tekrar başlayacağını ve birlikte Sancaktepe’yi de depreme hazırlayacaklarını ifade ederek Kurum’a destek istedi.
Programa katılan eski Başbakan Binali Yıldırım da programda yaptığı konuşmasında “Sancaktepe sadece emin ellerde değil, hanım ellerde” ifadesini kullanırken, “Şeyma Başkan çevre duyarlılığı olan bir başkan, tüm canlıların geleceğine yatırım yapan, yeşil alan miktarını arttıracak bir Başkan” sözleriyle de desteğini ifade etti.
Lansman programı hep birlikte sahnede Türk bayrakları ile söylenen şarkı ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
]]>CHP İçişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın laik ve bilimsel eğitime karşı yaptığı ÇEDES gibi protokolleri anımsatarak son olarak bir okulda öğrencilere “maket mezar başında ağıt yakma eğitimi”ne tepki gösterdi. Konuya ilişkin EİB Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi’nin “Milli Eğitim Bakanlığı tarikatlar ve cemaatler ile sözleşme imzalayacağına yapay zeka kuruluşları ile anlaşma imzalamalıdır” açıklamasına destek veren Bakan, bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:
“İzmir’in başarılı ve saygın iş insanı Jak Eskinazi’ye katılmamak mümkün mü? Milli Eğitim Bakanlığı, Anayasal ve yasal sınırlar dışına çıkarak eğitimi tarikat ve cemaatlere teslim eden protokol ve uygulamalara imza atarken, buna sessiz kalınamaz. Jak Eskinazi az bile söylemiş. Milli Eğitim Bakanlığı hem ÇEDES ile hem de tarikat ve cemaatlerle yaptığı protokollerle laik Türkiye Cumhuriyeti’ne, Anayasamıza ve yasalarımıza aykırı hareket ediyor.
“MEB, ANAYASA VE YASALARA UYGUN OLARAK ÇOCUKLARIMIZA BİLİMSEL VE LAİK EĞİTİM VERECEĞİNE, EĞİTİMİ TARİKATLARA VE CEMAATLERE TESLİM EDİYOR”
Milli Eğitim Temel Kanunu açık… Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre Türk milli eğitiminin temel amacı; ‘Atatürk inkılaplarına ve Anayasa’nın başlangıcında ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan milli, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmektir.’ Milli Eğitim Bakanlığı Anayasa ve yasalara uygun olarak çocuklarımıza bilimsel ve laik eğitim vereceğine, eğitimi tarikatlara ve cemaatlere teslim ediyor. Devletin okullarında dini cemaat ve vakıflar cirit atıyor. Laik ve bilimsel eğitim ortadan kaldırılmak isteniyor. Çocuklar okuldan alınıp türbe ziyaretine götürülüyor, küçücük bir çocuğa maket mezar başında ağıt yaktırılıyor. Siz neyin provasını yapıyorsunuz?
“İZMİR, BU SİYASETE DE BU ZİHNİYETE DE TESLİM OLMAYACAK”
AKP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Hamza Dağ’ın, geçtiğimiz günlerde, başkan seçilmesi halinde ‘Ensar, Tügva, Türgev gibi dernek ve vakıflarla protokol yapacak mısınız?’ sorusunu cevapsız bıraktığını görmezden gelecek değiliz. Afişlerinde partisinin logosunu kullanmayı tercih etmiyor, Mustafa Bey sokakta meyhane ziyaret edip popülist siyaset güdüyor. Hepsi göstermelik… Tarikatlarla yapılan protokolleri eleştiren Jak Eskinazi’ye yönelik çirkin ve saldırgan üslupları da bunu ortaya koyuyor. İktidarı ellerine geçirene kadar demokratlar. Bir yandan İzmir halkının vergileri Ensar’a, Tügva’ya, Türgev’e gidecek, diğer yandan kula kulluk edenler ile yapılan protokollerle eğitimin dinselleşmesi sürekli kılınacak… Bu siyasete de bu zihniyete de değil Büyükşehir’i, İzmir’in hiçbir ilçesini bırakamayız. Var gücümüzle çalışıyoruz, daha çok çalışacağız. İzmir, bu siyasete de bu zihniyete de teslim olmayacak.”
]]>
Mine İpek Yeter:
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım”
Emine İlyas:
“Mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti”
ANKARA – Türkiye’de tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümünde mağdur öğrenciler, yaşadıklarını İHA’ya anlattı.
Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”
27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.
“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”
Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.
“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”
Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.
“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”
O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:
“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.”
]]>ANKARA – Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Spora İlk Adım” projesiyle ilkokul öğrencileri sporla buluşturuluyor. 81 ilde uygulanan proje çerçevesinde 479 bin öğrencinin 26 branşta spor yapması sağlandı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğü “Spora İlk Adım” projesiyle 81 ildeki ilkokul öğrencilerinin sporla tanışması sağlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 2022 yılında imzalanan “İlkokullarda Spor Dalı Eğitimi Protokolü” çerçevesinde “Spora İlk Adım” projesi hayata geçirildi.
Proje ile ilkokul öğrencilerine düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması, öğrencilerin spor aktivitelerine erişimlerinin sağlanması, spor branşlarıyla tanışması, spor aracılığıyla sosyal hayata katılımlarının artırılması, sporun tabana yayılması ve spor kültürünün oluşturulması amaçlandı. Spora İlk Adım projesi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, 8 ilde pilot uygulama olarak başlatıldı.
İlk etapta 84 antrenörün katılımıyla ilkokul öğrencilerine atletizm, badminton, basketbol, güreş, hentbol, judo, karate, masa tenisi, okçuluk, tekvando, voleybol, yüzme ve tenis branşlarında eğitimler verildi.
2022 – 2023 eğitim öğretim yılında 81 ilde uygulamaya geçilen projede, spor branş sayısı 26’ya çıkarıldı. 3 bin 303 okulda 3 bin 899 antrenörün katılımıyla, 347 bin 257 öğrenci sporla buluşturuldu.
2023-2024 eğitim öğretim yılında atletizm, badminton, basketbol, boks, bocce, cimnastik, dart, eskrim, futbol, futsal, floor curling, güreş, halk oyunları, hentbol, judo, karate, kick boks, masa tenisi, muay thai, okçuluk, satranç, tekvando, tenis, voleybol, yüzme ve wushu branşlarında 3 bin 834 okulda, 4 bin 344 antrenörün katılımıyla 479 bin 466 öğrenciye ulaşıldı.
“Türkiye Yüzyılı’na yakışan proje, Spora İlk Adım”
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporu tabana yayma hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirterek, “Çocuklarımız günün büyük bölümünü okulda geçiriyor. Dolayısıyla onları sporla tanıştırmanın en iyi yolu okullardaki eğitimlere sporu entegre etmekten geçiyor. Bilimsel, teorik eğitimleri sporla desteklediğinizde akademik hayatı da pozitif olarak desteklemiş oluyorsunuz. Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir şekilde hayata geçirdiğimiz ‘Spora İlk Adım’ projemizi 2022 yılında 8 pilot ilimizde başlattık. 2 yıldır 81 ilde uyguluyoruz. Bu projeyle, hem evlatlarımızın sporla tanışmasını sağlıyoruz hem de onların zararlı alışkanlıklar edinmesinin önüne geçiyoruz” dedi.
“Sporda kazanılan başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor”
Sporda istikrarlı başarının önemine vurgu yapan Bakan Bak, “Farklı branşlarda dönem dönem altın jenerasyona ulaşıyoruz ve uluslararası organizasyonlarda milletimizi gururlandıran zaferler yaşıyoruz. Son yıllarda farklı branşlarda kazanılan tarihi başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor. ‘Spora İlk Adım’ projesi ile çekirdekten yetişen sporcularımız olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem spora hem gençlere olan özel ilgisi de bizler için büyük avantaj. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak daha çok spor yapan, daha hareketli bir Türk gençliği yetiştirmek istiyoruz. Katıldığı her uluslararası organizasyondan madalya ile dönen, İstiklal Marşımızı dünyaya dinleten, ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran sporcularımızın olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.
]]>Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”
27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.
“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”
Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.
“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”
Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.
“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”
O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:
“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.” – ANKARA
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğü “Spora İlk Adım” projesiyle 81 ildeki ilkokul öğrencilerinin sporla tanışması sağlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 2022 yılında imzalanan “İlkokullarda Spor Dalı Eğitimi Protokolü” çerçevesinde “Spora İlk Adım” projesi hayata geçirildi.
Proje ile ilkokul öğrencilerine düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması, öğrencilerin spor aktivitelerine erişimlerinin sağlanması, spor branşlarıyla tanışması, spor aracılığıyla sosyal hayata katılımlarının artırılması, sporun tabana yayılması ve spor kültürünün oluşturulması amaçlandı. Spora İlk Adım projesi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, 8 ilde pilot uygulama olarak başlatıldı.
İlk etapta 84 antrenörün katılımıyla ilkokul öğrencilerine atletizm, badminton, basketbol, güreş, hentbol, judo, karate, masa tenisi, okçuluk, tekvando, voleybol, yüzme ve tenis branşlarında eğitimler verildi.
2022 – 2023 eğitim öğretim yılında 81 ilde uygulamaya geçilen projede, spor branş sayısı 26’ya çıkarıldı. 3 bin 303 okulda 3 bin 899 antrenörün katılımıyla, 347 bin 257 öğrenci sporla buluşturuldu.
2023-2024 eğitim öğretim yılında atletizm, badminton, basketbol, boks, bocce, cimnastik, dart, eskrim, futbol, futsal, floor curling, güreş, halk oyunları, hentbol, judo, karate, kick boks, masa tenisi, muay thai, okçuluk, satranç, tekvando, tenis, voleybol, yüzme ve wushu branşlarında 3 bin 834 okulda, 4 bin 344 antrenörün katılımıyla 479 bin 466 öğrenciye ulaşıldı.
“Türkiye Yüzyılı’na yakışan proje, Spora İlk Adım”
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporu tabana yayma hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirterek, “Çocuklarımız günün büyük bölümünü okulda geçiriyor. Dolayısıyla onları sporla tanıştırmanın en iyi yolu okullardaki eğitimlere sporu entegre etmekten geçiyor. Bilimsel, teorik eğitimleri sporla desteklediğinizde akademik hayatı da pozitif olarak desteklemiş oluyorsunuz. Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir şekilde hayata geçirdiğimiz ‘Spora İlk Adım’ projemizi 2022 yılında 8 pilot ilimizde başlattık. 2 yıldır 81 ilde uyguluyoruz. Bu projeyle, hem evlatlarımızın sporla tanışmasını sağlıyoruz hem de onların zararlı alışkanlıklar edinmesinin önüne geçiyoruz” dedi.
“Sporda kazanılan başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor”
Sporda istikrarlı başarının önemine vurgu yapan Bakan Bak, “Farklı branşlarda dönem dönem altın jenerasyona ulaşıyoruz ve uluslararası organizasyonlarda milletimizi gururlandıran zaferler yaşıyoruz. Son yıllarda farklı branşlarda kazanılan tarihi başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor. ‘Spora İlk Adım’ projesi ile çekirdekten yetişen sporcularımız olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem spora hem gençlere olan özel ilgisi de bizler için büyük avantaj. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak daha çok spor yapan, daha hareketli bir Türk gençliği yetiştirmek istiyoruz. Katıldığı her uluslararası organizasyondan madalya ile dönen, İstiklal Marşımızı dünyaya dinleten, ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran sporcularımızın olmasını hedefliyoruz” diye konuştu. – ANKARA
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel okulların kayıt ücretleriyle ilgili “Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nce belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur” dedi.
CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel eğitim kurumlarında artan kayıt ücretlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Özçağdaş, şunları kaydetti:
“EKONOMİK BUNALIM, AİLELERİN ÖZEL OKULLARDAN ALDIKLARI HİZMETİ KARŞILAYAMAYACAKLARI BİR NOKTAYA GETİRDİ”
“Son günlerde özel öğretim kurumlarında uygulanan okul ücretleri ve öğretmenlerimizin çalışma koşullarına yönelik kamuoyuna yansıyan çok önemli sorunlar gündeme gelmektedir. Özellikle 1, 5, ve 9. sınıflara yönelik kayıtlar esnasında, yüzde 300-400’lere varan ücret artışların talep edilmesi, velilerin çocuklarının okullara devam ettirebilmesini neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Nitelikli eğitim, insanın geleceğini belirleyen en önemli güç ve temel bir insan hakkıdır. Her düzeyde nitelikli eğitime erişim ve öğrenme fırsatlarını genişletme, eğitimde fırsat eşitliğinin temelidir. CHP’nin eğitim alanındaki öncelikleri, her yurttaşın nitelikli eğitime erişimini sağlamak ve Türkiye’nin bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemesine katkıda bulunmak üzerine kuruludur.
22 yıllık AKP iktidarında eğitim, bilimsel, çağdaş ve laik yapısından uzaklaşmıştır. Kamusal eğitimin kalitesi yok edilmiş, özel öğretim nitelikli eğitim almak isteyen aileler için her geçen gün daha fazla mecbur kalınan bir seçenek haline gelmiştir. Devlet okullarında verilen eğitimin niteliğine yönelik sorunlar, çeşitli tarikat ve cemaatler ile yapılan protokoller çerçevesinde eğitimin dinselleştirilmesine yönelik adımlar, iktidarın eğitimi kendi ideolojik saplantıları doğrultusunda bir yazboz tahtasına çevirmesi gibi nedenlerle, nitelikli eğitim aileler tarafından satın alınmak zorunda kalınan bir hizmete dönüşmüştür. Oysa eğitimde aslolan nitelikli, bilimsel, laik ve ücretsiz kamusal eğitimin tüm ülke sathında erişilebilir kılınmasıdır. Son dönemde, AKP iktidarının yanlış ekonomi politikaları ile ülkemizin içine girdiği ekonomik bunalım, ailelerin özel okullardan almak zorunda kaldıkları hizmeti de karşılayamayacakları bir noktaya getirmiştir. Aileler büyük bir kaos ve sorun ile karşı karşıyadır.
“2012’YE KADAR 4 BİN 664 ÖZEL OKUL BULUNMAKTAYKEN, BU SAYI 14 BİN 179’A ULAŞTI”
Bu sürece gelinen yol, AKP iktidarının eğitimi metalaştıran, satın alınan bir hizmet haline dönüştürmesi ile hız kazanmıştır. 2012 yılına kadar 4 bin 664 özel okul bulunmaktayken, bu sayı şimdilerde 14 bin 179’a ulaşmıştır. Özel okullarda eğitim gören öğrenci sayısı ise yaklaşık 2,5 kat artarak 535 bin 788’den 1 milyon 578 bin 233’e yükselmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 verilerine göre Türkiye’deki toplam 70 bin 383 eğitim kurumunun 56 bin 200’ü yani yüzde 80’i kamuya aittir. Özel okullar ise 14 bin 179 sayısı ile mevcut okulların yüzde 20’sini oluşturmaktadır.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde ‘Okulların ara sınıflarının eğitim ücreti belirlenirken bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen ücret, okulda devam eden öğrencilerin eğitim ücreti belirlenirken ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen ücret dikkate alınır ve bu ücretlere [(bir önceki yılın ortalama Yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2] artı 5 oranından fazla artış yapılamaz. (Ek cümle: RG3/7/2016-29761) (Değişik cümle: RG-13/1/2017-29947) Ders yılı içerisinde kayıt yaptıran öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri kayıt yaptırdığı yıl için ilan edilen eğitim ücreti üzerinden; öğrenim gördüğü yıla ilişkin indirim şartları ortadan kalkan öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri ise (Değişik ibare: RG-19/2/2020-31044) öğrencinin okula kayıt olduğu yıldaki indirimsiz ücrete öğrenim gördüğü her yıl için bu fıkrada belirtilen oranda artış yapılarak belirlenir’ denmektedir.
Başka bir ifade ile ara sınıf öğrencilerine bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE artı 5 oranından fazla artış yapılamazken, 1, 5 ve 9 uncu sınıflara fahiş tutarlarda ücret artışı yapılmaktadır. Bu tutarlar 400-500 bin liraya dayanmıştır.
“ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ’NCE BELİRLENEN YÜZDE 56,89’LUK TAVAN ZAMMI BİRÇOK KURUMDA AŞILDI”
Özel okullarda gelecek yıl için öğrenci kayıtları alınmaya başlanmıştır. Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğince belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur. Yönetmeliğe göre, özel okullarda ara sınıfların eğitim ücreti belirlenirken geçmiş yıl ilan edilen ücrete bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE/ 2 artı 5 oranından fazla artış yapılamaz denmektedir. Bakanlık bu sınıflar için belirleme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile inisiyatifi tamamen özel okullara bırakmış durumdadır. Oysa bu konu gerekli tedbirler alınarak süratle çözülebilir.
Özel Öğretim Kurumlarına ilişkin bir başka önemli nokta, bu kurumlarda çalışan öğretmenlerimizin önemli bir kısmının asgari ücrete mahküm edilmiş olmasıdır. Devlet okullarında çalışan öğretmenlerle eş değer ücret alması gereken öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanının Müsteşarlığı döneminde yapılan bir kanun değişikliği ile asgari ücretle çalışır hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet sürdüren özel eğitim kurumlarında çalışan yüzbinlerce öğretmenin düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda çalıştırılmasının önüne geçilebilmesi için 5580 sayılı Kanun’un ilgili maddesi yeniden yürürlüğe girmeli ve ‘Taban Maaş’ uygulaması geri getirilmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi kapsamında CHP olarak bu sorunun düzeltilmesine yönelik vermiş olduğumuz kanun teklifi TBMM gündemine alınarak süratle çözülmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel görevi nitelikli, bilimsel, laik eğitimin tüm çocuklarımız için erişilebilir kılınması ve eğitim emekçilerinin insanca koşullarda çalışması ve yaşaması için gereken tedbirleri almasıdır. Başta ilk kayıt esnasında ortaya çıkan fahiş fiyatlara müdahil olup kalıcı çözüm bulunması, ara sınıflara yönelik velilere çıkarılan ek maliyetlerin denetlenmesi, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin haklarının verilmesi konularına yönelik olarak, Milli Eğitim Bakanını daha önce çok kez yapmak zorunda kaldığımız gibi bir kez daha anayasal görevini yapmaya davet ediyorum.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında 2021’de imzalanan “Eğitim ve Öğretim İş Birliği Protokolü” kapsamında hayata geçirilen Adalet Mesleki Eğitim Merkezlerinin sayısı 46’ya ulaştı.
Şu ana kadar 4 bin 381 hükümlü ve tutukluya çıraklık, ustalık ve kalfalık belgesi verilen merkezlerin sayısının 101’e ulaşması hedefleniyor.
Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumundaki işyurdu atölyelerinde incelemelerde bulunan ve yeni açılacak süt sağım tesisini gezen Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Daire Başkanı Hüsnü Gezginci, AA muhabirine, İşyurtları Kurumunun, ceza infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerin, infaz süresince meslek edinmeleri ve mevcut mesleklerini sürdürmelerini, tahliyelerinden sonra sosyal ve toplumsal hayata hazırlanmalarını ve topluma kazandırılmalarını sağlamak amacıyla kurulduğunu söyledi.
Hükümlü ve tutukluların tamamının çağdaş koşullarda üretime katılmalarını sağlayarak işyurdu faaliyetlerinde dünyaya örnek olmak istediklerini belirten Gezginci, bu amaçla hükümlü ve tutuklular için meslek edinebilecekleri atölyeler tesis ettiklerini dile getirdi.
Gezginci, aynı zamanda işyurtlarında hükümlü ve tutukluların atölyelerde ürettiklerinin ekonomiye kazandırıldığına da dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Son yıllarda ülkemizde yaşanan pandemi sonrasında yeniden atölyelerimiz aktif kurulmaya başlandı. Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç’un büyük destek ve katkılarıyla işyurtlarının atölyelerini büyütüyor ve geliştiriyoruz. Günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hükümlülerin meslek edindirilmesine ve mevcut mesleklerini devam ettirmelerine yönelik modern ve çağdaş atölyelerin kurulumlarına devam ediyoruz. Bu atölyelerde üretilen ürünler, ülkemizin ekonomisine büyük katkı ve destek veriyor. Özellikle kamu kurumlarımızın ihtiyaçları burada üretilen ürünlerle karşılanmaktadır. Yine üretilen ürünler, özel sektörde vatandaşlarımızın beğenisine sunuluyor. Ülke genelinde düzenlediğimiz fuarlarla bu ürünlerimizi halkımızın beğenisine sunuyoruz.”
Hükümlülerin meslek öğrenmelerinin yanında tahliye olduktan sonra kendi işyerlerini açabilmeleri için ustalık, kalfalık ve çıraklık belgesi almalarını sağladıklarını vurgulayan Gezginci, “Bu eğitimleri de kurumsal olarak yapıyoruz. Bu mesleki belgelendirme ve sertifikaları da infaz kurumlarında ve işyurtlarında yer alan meslek eğitim merkezlerinde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de şu an toplam 46 meslek edindirme merkezimiz bulunmaktadır. Amacımız bu sayıyı giderek arttırmak ve böylece hükümlülerin hem uygulama hem de teorik eğitimlerle tam bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.” diye konuştu.
Gezginci, Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ve İşyurdu Müdürlüğünde faaliyetlere 1962’de başlandığını, müdürlüğün 7 bin dekarın üzerinde arazisi bulunduğunu bildirdi.
Yaklaşık 4 bin dekarlık alanda tarım ve hayvancılık faaliyetleri yürütüldüğüne işaret eden Gezginci, sözlerini şöyle tamamladı:
“Burada tarım ve hayvancılık faaliyetleri dışında mobilya üretimi, döşecemecilik ve dekarosyon, metal teknolojileri işletmeciliği, süt ve ürünleri tesisi, et entegre tesisi, kesimhane, fırıncılık atölyesi gibi ustalık gerektiren atölyelerimiz bulunmakta. Bu atölyelerimizde de özellikle hükümlülerimizin meslek edindirilmesine yönelik çok büyük çalışmalar ve faaliyetler yapılmaktadır. Mesleği olan hükümlü ve tutuklularımız da burada mesleklerini icra etme fırsatı bulmakta. Özellikle buradaki ceza infaz kurumumuzun işyurdu müdürlüğünün faaliyet alanları ülke ekonomisine çok büyük katkı ve destek vermektedir. Aynı zamanda burası yerli ve milli üretimimizi destekleyen en büyük işyurtları müdürlüğümüzden biridir.”
]]>Altınokta Körler Derneği’nden seçilen 18 özel eğitim ve rehabilitasyon öğrencisi, doktor kontrollerinin ardından Türkiye’nin en gözde kış turizm merkezlerinin başında gelen Uludağ’da bir otele yerleştirildi. Kayak eğitmenleri ile birlikte eğitim alan görme engelli gençler ısınma egzersizlerinin ardından telesiyejler ile zirveye çıktı. Zirveden aşağıya eğitmenleri ile birlikte kayak yapan gençler unutulmaz anlar yaşadı.
“Kimseye bağlı olmadan yaşayabileceğinin farkına vardım”
Kayak sayesinde özgüven kazandığını ve günlük yaşamına yansıyacağını söyleyen özel eğitim ve rehabilitasyon öğrencisi görme engelli Sibel Sancar, “Kayak yapmak çok güzel bir duygu. Sadece görenlerin değil, görmeyenlerin de yapabileceği bir şeymiş. İlk başta çok korkuyordum ama şimdi o korkularımı yendim. Bunu yapabildiysem sokakta özgür bir şekilde gezebileceğimiz düşünüyorum. Kimseye bağlı olmadan yaşayabileceğimin farkına vardım” şeklinde konuştu.
“Onlara göz olmak çok güzel bir duygu”
Görme engeli bireylere kayak eğitimi vermekten mutluluk duyduğunu belirten Kayak Eğitmeni Aslan Dursun, “Bu güzel gençlere göz olmak çok güzel bir duygu. Gerçekten çok duygulandım ve güzel bir iş çıkardık. Bir şeyler öğretebildiğim için çok mutluyum” dedi.
“Özgür bir şekilde yukarıdan kayarak aşağıya inmelerini görmek çok güzel”
Öğrencilerinin kayak sayesinde daha özgür hissettiğini söyleyen Eğitim Görevlisi Yıldız Gözlemci, “Öğrencilerimiz için çok güzel bir aktivite. Burada çok eğlendik. Daha fazla aktivitelerimiz var, at binmeye de gidiyoruz, tiyatroya da gidiyoruz ama burada bambaşka bir deneyim yaşıyorlar. Özgür bir şekilde yukarıdan kayarak aşağıya inmelerini görmek çok güzel bir duygu. Öğrencilerimiz buradan gittiğimizde bir sonraki yıl tekrar burada tatil yapmak istediklerini söylüyor” diye konuştu.
Gecekonduda büyüdü, Uludağ’da kayak yaptı
Çevresinin Uludağ’a kayak yapmaya gideceğini öğrenince şaşırdıklarını söyleyen görme engelli Ali Bilen, “Biz Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nden geliyoruz. Bize böyle bir imkan sundular. Böyle bir imkan sundukları için çok mutluyuz. Ben doğuştan görme engelliyim. Gecekonduda büyüdüm. Gecekondu görmemişsinizdir belki ama bir yerde okumuşsunuzdur, zor bir yaşamı vardır. Ben o şartlarda bağlama çalmaya çalıştım. Kimi zaman soğuktan titredim ama vazgeçmedim. Bir yerlere gelmeye çalıştım. Sen yapamazsın diyenlere karşı bir cevap vermek istedim. Uludağ’a kayak yapmaya gideceğimi söylediğimde insanlar çok şaşırdılar. Geçmişte kayak yapan arkadaşların görüntülerini gösterdim. Çevrem buraya geldiğim için çok mutlu oldu. Umarım bu tarz etkinlikler daha da artar” dedi.
Kayak sayesinde kazandıkları özgüven günlük yaşantılarına yansıyacak
Uludağ’da kazandıkları özgüven sayesinde günlük yaşantılarında birçok problemin üstesinden gelebileceklerini kaydeden Organizatör Aydın Çetin, “Projenin amacı görme engellileri kar ve kızakla tanışmalarını sağlamak, özgüvenlerini arttırmak ve burada bir sosyal aktivite içerisinde olmalarını sağlamak. Görme engelli gençleri Altınokta Körler Derneği’nden seçiyoruz. İlk etapta temel ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini öğrenmiş oluyorlar. Bazı eğitimlerden geçmiş oluyorlar. Doktor kontrolünden geçirilip buraya geldiler. Her yıl 15 ila 20 öğrenciyi buraya getiriyoruz. Evet çok iyi kaymıyorlar ama en azından başlangıç olarak kızakla nasıl kayılabileceğini öğreniyorlar. Çok mutlu olarak buradan dönüyorlar. Bu yıl 18’incisini yaptık” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Kurulduğu 1991’den bu yana çok sayıda ses getiren etkinliğe imza atan vakıf, klasik Türk müziği meraklılarına verdiği eğitimlerle musiki geleneğini yıllardır koruyor.
Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şef Yardımcısı Hulusi Yücebıyık, konsere ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzikseverleri yeniden Türk müziğinin klasik ve neo-klasik eşsiz eserleriyle buluşturacaklarını belirterek, “Konserin ismini, repertuvarda bulunan ve Ali Rıza Avni Bey’e ait bir acemaşiran şarkıdan esinlenerek verdik. Konserde daha birçok kıymetli eser, Musiki Eğitim Vakfı Korosu’nun, sazendelerin ve solistlerin icralarıyla buluşacak.” dedi.
Vakfın yetiştirdiği genç yetenekler sahnede olacak
Genç müzisyen Ahmet Yağmur Kucur, konserde güftesi Yahya Kemal Beyatlı’ya ait “Aheste Çek Kürekleri Mehtap Uyanmasın” şarkısını Nihavend makamında seslendirecek.
Müziğe 9 yaşında Maltepe Musiki Eğitim Vakfı çatısı altında başladığını dile getiren Kucur, “Vakıf bünyesinde Murat Aydemir’den tambur dersleri alarak başladım. Uzun yıllar derslerimiz devam etti. Yaklaşık 10 yıl kadar hocamdan ders aldım ve kendimi aslında burada yetiştirdim. Buradaki hocalarım sayesinde sözlü musikide de repertuvarımı geliştirmiş oldum. Tambur sazını da buradaki meşklere katılarak geliştirdim. Bu şekilde bana çok fayda sağladı buradaki çalışmalara katılmak.” ifadelerini kullandı.
Kucur, çocukluğundan bu yana vakfa dair birçok hatıra biriktirdiğini vurgulayarak, şunları aktardı:
“Burayla ilgili zihnimdeki şeyler hep çok güzeldir. Birçok arkadaşım oldu. Birlikte çok güzel anılar biriktirdik. 2019’da Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nda ses sanatçısı olarak vazife yapmaya başladım. Geriye dönüp baktığım zaman da şunu rahatlıkla söyleyebiliyorum ki birikimimin ve tecrübemin büyük bir çoğunluğunu buradaki çalışmalarıma, burada istifade ettiğim hocalarıma borçluyum.”
“Türk musikisini ve geleneksel sanatları yaşatma misyonu
Vakfın çalışmalarına ilişkin bilgi veren Fikret Erkaya ise öğrencilerin vakıf bünyesinde solfej, usul, nota, nazariyat ve repertuvar dersleri ile alanında uzman hocalardan çeşitli enstrüman dersleri aldığını kaydetti.
Erkaya, koro derslerinde klasik Türk musikisi, tasavvuf musikisi ve Türk halk müziğine ait örnekler üzerinde çalışıldığını belirterek, “Musiki Eğitim Vakfımızda musiki ilminin bütün dallarını icra ediyoruz. Batı müziği bölümünde klasik piyano, klasik gitar, çello, keman ve şan derslerini veren hocalarımız var. Türk müziğindeki bütün enstrümanların eğitimi de vakfımızda verilmekte. Ney, klasik kemençe, keman, ut, kanun, tambur, rebap ve lavta derslerinin hepsi vakfımızda görülmekte.” dedi.
Boğaziçi Musiki Vakfı Türk Müziği Konservatuvarının, 2015’te vakıf bünyesine katıldığını aktaran Erkaya, ” Kadıköy’de bulunan, vakfımızın ikinci merkezinde müziğin yanı sıra, hat, tezhip, minyatür ve dijital tasarım eğitimleri de verilmekte.” ifadelerini kullandı.
Sanatçı Erkaya vakfın, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen müzisyenleri ve müzikseverleri ağırlayıp onlara Türk müziğini tanıtma misyonu üstlendiğini de vurgulayarak, “Vakfımızın en önemli misyonu Türk musikisini ve geçmişten gelen hepsi çok değerli geleneksel sanatlarımızı yaşatmak, müzikseverlere ve gelecek nesillere en doğru şekilde anlatmak, aktarmak, yeni hocalar, sanatçılar yetiştirmek.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) yapılan açıklamaya göre Bakan Tekin, Bakanlık yöneticileri ve 81 ilin milli eğitim müdürüyle Gölbaşı Mogan MTAL Uygulama Oteli’nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında, göreve başladığı tarihten bu yana hayata geçirilen eğitim politikalarının daha sağlıklı yürütülebilmesi için istişarelerde bulunmak amacıyla toplantı düzenlendiğini anlatan Tekin, sahada karşılaşılan bir aksaklık varsa el birliğiyle gerekli tedbirleri alacaklarını ifade etti.
Bakanlık olarak attıkları her adımın en ince detayına kadar planlandığını vurgulayan Tekin, hayata geçirilen tüm projelerin titizlikle takibinin yapılmasını istedi.
Her fırsatta eğitimin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Tekin, hayata geçirilen her projenin, atılan her adımın daha iyi anlaşılır ve uygulanabilir olması için bütün paydaşlarla paylaşılması gerektiğine işaret etti.
Tekin, “Bunun için de öncellikle bunu kendi yaşantımızla da göstermek zorundayız. Nasıl ki bana ulaşmak isteyen herhangi bir yönetici, öğretmen, öğrenci veya velimizle gerek yüz yüze gerekse farklı iletişim kanallarıyla görüşme imkanı sağlayabiliyorsak sizlerden de aynı hassasiyeti göstermenizi ve size ulaşmak isteyen herkesle iletişiminizi açık tutmanızı istiyorum. İsteyen herkesin il müdürümüze ulaşması gerekiyor, ulaşmak isteyip de ulaşmayan kimse kalmasın istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesine yapılan yatırımlara değinen Tekin, depremin oluşturduğu hasarın yaralarını, “asrın felaketi”nde “asrın birlikteliği” anlayışıyla sarmaya devam ettiklerini vurguladı.
Mevzuat değişiklikleriyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Bakan Tekin, “Merkezden aldığımız kararlarla genel bir çerçeve çiziyoruz. Bakanlık politikaları doğrultusunda, inşa etmeye çalıştığımız felsefeye uygun olarak il düzeyinde projeler geliştirebilirsiniz. Böylece alınacak tedbirlerle birlikte çeşitli projelerle eğitim politikalarımızı hayata geçirmiş oluruz.” dedi.
Bakan Tekin, çocukların okul bahçelerinde geleneksel oyunlarla vakit geçirmeleri ve bu sayede hem obeziteyle mücadele hem de dijital bağımlılıktan uzaklaşarak arkadaşlık bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini, bunun için okul bahçelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi.
“İkinci dönem sonunda da etkinlikler organize edeceğiz”
Yusuf Tekin, her dönemin son haftasını “etkinlikler haftası” olarak ilan ettiklerini belirterek, “Bu proje kapsamında birinci dönemin sonunda çeşitli etkinlikler organize ettik. İnşallah, haziran ayında ikinci dönemin son haftasında da aynı etkinlikleri organize ederek bu haftayı daha dolu dolu geçirmek istiyoruz. Bu etkinliklerin çocuklarımız üzerindeki sonuçlarını da özellikle görmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
YKS soru havuzunda, müfredat ve ders kitabı vurgusu
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için ÖSYM soru bankasına soru yazım çalışmalarına ÖSYM uzmanları ve akademisyenlerle birlikte Bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin de dahil edildiğini kaydeden Tekin, YKS için oluşturulacak soru havuzunun Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı doğrultusunda hazırlanan ders kitaplarındaki konu ve kazanımları kapsayacağı bilgisinin illerdeki eğitim paydaşlarıyla paylaşılmasını istedi. Tekin, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.
Tekin, mesleki teknik eğitim alanında yeni model çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, ” Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için ‘bölge’, ‘ihtisas’, ‘sektör içi’ ve ‘sektöre entegre’ olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçirdik. Bu doğrultuda illerde de gerekli çalışmalar yapılması önemli.” dedi.
Bakan Tekin’in ardından tüm genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca il milli eğitim müdürleri de illerinde karşılaştıkları sorunları ileterek çözüm noktalarını istişare etti.
Toplantıya, Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, Ömer Faruk Yelkenci, Nazif Yılmaz, Kemal Şamlıoğlu, genel müdürler ve 81 ilin milli eğitim müdürü katıldı.
]]>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), iş dünyasına dönük eğitim programlarına ara vermeden devam ediyor. Enflasyon düzeltmesine ilişkin mefhuma dair çerçeve ve uygulama prensiplerine yönelik farkındalık oluşturmayı hedefleyen ‘Vergi Usul Kanununa Göre Enflasyon Muhasebesi Uygulaması Eğitimi’, BTSO Hizmet Binası’nda düzenlendi. BTSO Akademi ve Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası iş birliğinde gerçekleştirilen programa BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Bursa Vergi Dairesi Başkanı Hüseyin Erol, Bursa Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı İhsan Akar ile çok sayıda iş dünyası temsilcisi katıldı.
BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, Türkiye ekonomisinin ve üretim şartlarının tüm dünya ile birlikte çetin sınavlardan geçtiği bir dönemde olduklarını kaydetti. Mevcut durumda iş dünyası için en önemli stres kaynağının enflasyon olduğuna dikkati çeken Batmaz, “Ülke olarak enflasyonla mücadeleyi mutlaka kazanmamız gerekiyor. Ekonomi yönetimimiz yüksek enflasyonla mücadeleyi önceleyen bir politika belirlemiş durumda. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneye çekme hedefine ilerlerken, ekonomik aktivitenin de devam etmesi büyük önem taşıyor” dedi.
“BTSO Akademi eğitimleri farkındalığı artırıyor”
Enflasyonun finansal verilerde de bozulmalara yol açtığını kaydeden Batmaz, bunun giderilmesi hedefiyle enflasyon düzeltmesi uygulamasının yeniden gündeme geldiğini ifade etti. İş dünyasının beklentileri doğrultusunda enflasyon muhasebesine geçiş için hazırlıkların sürdüğünü kaydeden Batmaz, “Uygulamaya yönelik gerek iş dünyamızın gerekse de meslek mensuplarımızın merak ettiği birçok husus var. BTSO Akademi projesi kapsamında, TÜRMOB Genel Başkan Danışmanı Yeminli Mali Müşavir Abdullah Kiraz’ın katılımıyla düzenlediğimiz eğitimin bu anlamda bilgilerimizin tazelenmesi açısından faydalı olacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Finansal tablolar faaliyet sonuçlarını gerçeğe uygun yansıtmıyor”
Bursa YMM Odası Başkanı İhsan Akar, yüksek enflasyonlu ekonomilerde tarihi maliyet esasına dayalı muhasebe sistemlerinden elde edilen finansal tablolardaki bilgilerin işletmelerin finansal durumunu ve faaliyet sonuçlarını doğru ve gerçeğe uygun olarak yansıtmadığını ifade etti. Akar, “Enflasyon dönemlerinde, alınan vergiler gerçek kar veya kazanç yerine sermaye üzerinden alınan vergiye dönüşerek işletmelerin öz sermayelerinin azalmasına neden olmaktadır. Bu durumu önlemek için Vergi Usul Kanununun 298. maddesinde finansal tabloların fiyat hareketlerine göre enflasyon düzeltmesine yönelik bir düzenleme yapıldı. Bu seminerde meslek mensupları ve uygulayıcılara enflasyon düzeltmesinin detayları hakkında bilgi vermeyi amaçladık” dedi.
Uygulamaya ilişkin merak edilenler yanıtlandı
TÜRMOB Genel Başkan danışmanı YMM Abdullah Kiraz ise eğitimde Vergi Usul Kanunu uyarınca enflasyon muhasebesine hangi mükelleflerin dahil olduğu, enflasyon muhasebesinin işletmelerin bilançoları üzerine etkileri, enflasyon düzeltmesinin bilanço kalemlerine nasıl uygulanması gerektiği, 2024 yılında kurumlar vergisi matrahına etkisi, uygulamada tereddüt edilen konulara ilişkin bilgilendirmede bulundu. – BURSA
]]>Tunç, TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’ndeki Türk Parlamenterler Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin gerçekleşmesi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini söyledi.
Muhalefette bugünkü yargıdan rahatsız olanların, geçmiş vesayet anlayışını özleyenlerin bulunduğunu ifade eden Tunç, “Bugünkü yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” diye konuştu.
Tunç, adliyelerdeki teknolojik imkanları arttırdıklarını, Ulusal Yargı Ağı Projesi, görüntülü duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ve cezaevlerinde elektronik sistemleri getirip uyguladıklarını kaydederek, sosyal medyayla birlikte hukuki konularda görünürlüğün arttığını vurguladı.
Bakan Tunç, Başakşehir’de yılbaşı gecesi bir kedinin asansörde sıkıştırılıp tekmelenerek öldürüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:
“Bir karar çıktı. ‘Eros’ diye bir kedi basında çok yer aldı. Apartmanın çok sevdiği, sürekli beslediği kedi, bir psikopat tarafından parçalandı ve öldürüldü. Bu şüphelinin yargılaması yapılmış ve yargılamada da cezası verilmiş. Şimdi bu duyulduğu anda infial oldu. Savcımız buna itiraz etti ama itirazı o kadar duyulmadı. Şimdi tekrar o karar kaldırıldı, yeniden yargılanacak. Buna benzer eleştirilerin de faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle yargı mensuplarının kararlarını verirken görünürlüğün artması nedeniyle kendilerine çekidüzen verip daha doğru kararlar alma noktasında da faydalı olacağına inanıyoruz yani kamuoyunun denetimini önemsiyoruz.”
“Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor”
Tunç, özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerinin olduğunu belirterek, “Hakim ve savcıların birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Adalet Akademisinde en az üç kez belli süre eğitim görmeleri şartını kanuni zorunluluk haline getirdik ve o uygulanmaya başladı. Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor. Adalet yüksekokullarından hukuk fakültelerine geçiş vardı, bunu kaldırdık. Hukuka girmek isteyen sınavını kazanacak, puanı tutturacak.” ifadelerini kullandı.
Hukuk fakültesinden mezun olanların avukatlık stajına başlamadan önce ön elemeden geçmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavını koyduklarını dile getiren Tunç, “Hakim ve savcılık sınavına girmek isteyenler de yine bu hukuk mesleklerine giriş sınavını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavına girebilecekler. Hakim, savcı olabilmek için hakimlik, savcılık sınavını kazandıktan sonra mülakat, ardından da iki yıl adaylık söz konusuydu. İki yıl adaylığı kaldırdık, yerine üç yıl süren hakim, savcı yardımcılığını getirdik.” diye konuştu.
Hakim ve savcı adaylarının üç yıllık eğitimin bir yılında Adalet Akademisinde eğitim alacaklarını belirten Tunç, diğer iki yılında ise yargının her kademesinde hakim ve savcı yardımcısı olarak tecrübeli hakim ve savcıların yanında yardımcılık yapacaklarını anlattı.
Bakan Tunç, adayların hakim ve savcı yardımcılığı süresinde alacakları eğitim ve kazanacakları tecrübeyle kürsüye çok daha donanımlı çıkacaklarını vurguladı.
Toplantıya çok sayıda Türk Parlamenterler Birliği üyesi katıldı.
]]>Sivas Halk eğitim merkezinde düzenlenen okuma yazma kurslarında eğitim alan kadınlar hem temel okuma hem de yazma becerilerini kazanmayı hedefliyor. Kadınlar, ilk defa kalem tutmanın heyecanını yaşarken yeni bir beceri edinmenin gururunu yaşıyor. İlerleyen yaşlarında okuma ve yazmayı öğrenen kadınlardan birinin hikayesi ile diğerlerinden çok farklı. 2 yıl önce Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen 61 yaşında ki Aıcha Nacsauı, eşi ve ailesiyle daha sağlıklı iletişim kurabilmek için okuma yazma eğitimi alıyor. İlerleyen yaşına rağmen Türkçeyi öğrenmek için azim eden Nacsauı, yeni bir dil öğrenmenin keyifli olduğunu belirtti.
“14-99 yaş arası kursiyerleri kabul ediyoruz”
İlkokul eğitiminin 5 ayda verildiğini belirten sınıf öğretmeni Köksal Yılmaz, “Halk eğitim merkezimizde birince ve ikinci kademe okuma yazma eğitimleri veriyoruz. Birinci kademe eğitimde bir ve ikinci sınıf düzeyinde ikinci kademe eğitimde ise üç ve dördüncü sınıf düzeyinde eğitim veriyoruz. Buraya gelen vatandaşları da ilkokul belgesiyle mezun ediyoruz. Şuanda sabah saatlerinde gelen kursiyerlerimiz 6 öğleden sonra gelen kursiyerlerimizde 6 kişi geliyor ve eğitimlerine devam ediyorlar. Sabah kursumuz ikinci akdeme eğitim alanlar yaklaşık 3 ay sürüyor, öğleden sonra gelen vatandaşlar birinci kademede eğitim alıyor ve 2 ay kadar eğitim alıyorlar. Burada ikinci kademeyi bitirenler ortaokul eğitimi almak isterlerse devam ediyorlar. Halk eğitimde bulunan açıktan öğretim alanına yönlendiriyoruz orada da eğitimini bitirenler açık lisede okumaya devam ediyorlar. 14 yaşın üstünden 99 yaşına kadar vatandaşları kabul ediyoruz, burada birçok kursiyerimiz eğitim görüyor. Kurslarımıza okuma yazma bilmeyen herkesi davet ediyorum” dedi.
Eş ve ailesi ile konuşabilmek için Türkçe öğreniyor
Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen Aıcha Nacsauı (61) Türkçeyi eşi ve ailesi için öğrendiğini belirterek, “Fas’ın Kasablanka şehrinden 2 yıl önce Türkiye’ye geldim. Bir Türk ile evlendiğim için buradayım. Eşim ve ailesi ile rahat konuşabilmek için bu kursa kaydoldum. Türkçe zor bir dil değil ancak öğrenmek zaman istiyor. Öğretmenimize teşekkür etmek istiyorum, bize okuma yazmayı öğretmek için çok çaba gösteriyor. ” şeklinde konuştu.
“Zor geliyor ama öğrenmek istiyorum”
İleri yaşlarda öğrenmenin zor olduğunu belirten Erdem Taçyıldız, “Her hangi bir yere gittiğimde çok zorluk çekiyordum, bu durumda benim çok zoruma gidiyordu. Bende okuma yazma öğrenmek istedim ve hocamız sağ olsun bize okuma ve yazmayı öğretiyor. Ben 62 yaşındayım zor geliyor ama öğrenmek istiyorum. En çok okumayı ve yazmayı çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“Çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim”
Çocuklarının derslerine daha çok yardımcı olmak için okuma yazma eğitimi aldığını belirten Güzel Vural, “Çok az da olsa okumayı biliyordum, çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim. Buraya başladım ve şuan daha güzel okuyorum. Buraya gelmeden önce biliyordum ancak kendimi ifade edemiyordum. Bende tam olarak öğrenmek için buraya başvurdum. Öğrenirken zorluk yaşamıyorum okuma ve yazmayı seviyorum, her şey şuan güzel gidiyor” dedi. – SİVAS
]]>İzmir Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadele Derneği ile İzmir Katip Çelebi Üniversitesi işbirliğinde, iş sahibi olmak isteyen ve bunun için mesleki eğitime ihtiyacı olan 18-29 yaş aralığındaki gençlere yönelik çalışma başlatıldı.
Çalışmalar sonunda gençlerin baristalık, garsonluk, aşçı yardımcılığı ve kat hizmetleri eğitimi alması için hazırlanan projeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Avrupa Birliği de destek verdi.
Hedef kitleye ulaşmak amacıyla dezavantajlı bölgelerde çalışma yapan proje ortakları, mesleki eğitim almak isteyen 95’i kadın 100 gencin başvurusunu kabul etti.
Geçen yıl kasım ayından itibaren eğitim almaya başlayan gençler, Karabağlar’daki İmam Hatipliler ve Mezunlar Derneği’nde oluşturulan mutfaklarda haftanın 5 günü tercih ettikleri mesleklerin inceliklerini öğreniyor.
Gençlere, 6 ay sürecek eğitim sonrası sertifika verilecek, iş sahibi olmaları için farklı sektörlerin temsilcileriyle görüşmeler sağlanacak.
İzmir Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadele Derneği Kurucu Üyesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolga Şentürk, AA muhabirine, gençlerin hayatına pozitif yönde etki ederek sosyalleşmelerini ve iş hayatına katılmalarını amaçladıklarını söyledi.
Kursiyerlerin eğitimlerden ücretsiz yararlandığını belirten Şentürk, şunları anlattı:
“Gençlerimiz son derece mutlu. İyi planlanmış, hibe destekleriyle altyapısı sağlam bir şekilde kurulmuş mesleki eğitimlerin çok faydalı olduğunu görüyorlar. Sadece uygulamalı eğitimler değil aynı zamanda farklı eğlenceli yöntemleri de içine dahil ederek onlara psikolojik destekler de veriyoruz. Böylece hayata bakışlarının olumlu yönde etkilendiği, zamanlarını mutlu geçirdikleri ve aynı zamanda sosyalleştikleri bir ortam kazanıyorlar.”
Gençlere yapılan yatırımın önemine vurgu yapan Şentürk, şöyle devam etti:
“İzmir’in ekonomik gerçekliğinin üzerine inşa edilmiş bir proje. İzmir, Antalya ile Türkiye’nin en büyük turizm ve gastronomi ekonomisi üreten illerinin başında geliyor. Dolayısıyla muazzam iş açığı var. Bu anlamda turizm ve gastronomi sektöründe uzman personelin yetiştirilmesi çok önemli. Olabildiğince uygulamalı olduğu için gençlerimizin de mesleki hayata hazırlanmaları çok daha profesyonelce oluyor.”
“Belki kendi dükkanımı bu sayede açabilirim”
Baristalık kursuna katılan 28 yaşındaki Çiğdem Deniz Çetin, iş deneyiminin olmadığını, meslek sahibi olmak için kursa katıldığını söyledi.
Kursun kendisi için çok faydalı olduğunu anlatan Çetin, “Baristalık kursunda sıcak ve soğuk kahveler yapıyorum. Aldığım sertifikayla çalışmayı çok istiyorum. Belki kendi dükkanımı bu sayede açabilirim. Bu kurs sayesinde sosyalleştim, yeni ortamlar gördüm. Beni pozitif yönde etkilediğimi düşünüyorum.” diye konuştu.
Aşçı yardımcılığı kursuna katılan 21 yaşındaki Feray Aslan, gençlik merkezinde kursun afişlerini gördüğünü, ardından katılma kararı aldığını aktardı.
Yemek pişirmeyi çok sevdiğini anlatan Aslan, “Bu kurs sayesinde mutfağın önemini anlamış olduk. Kendimi daha da geliştirerek alanımla ilgili bir iş yeri açmayı planlıyorum. Gençler böyle kurslara katılsınlar, çünkü sosyal çevrelerini geliştiriyorlar. Onlara yeni yeni kapılar açılıyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Buluşmaya Başkan Seçer’in yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Anamur Belediye Başkan Adayı Durmuş Deniz, Bozyazı Belediye Başkan Adayı Baykal Arıdeniz ve veliler katıldı. Eğitim Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün çalışmalarının anlatıldığı videonun gösterimiyle başlayan etkinlik, konuşmalarla devam etti.
Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kentteki her vatandaşın her sorunuyla ilgilendiğini söyleyen Seçer, “Sizin çocuklarınızın eğitim konusunda sıkıntıları olduğunu biliyorduk göreve geldiğimizde. Şuanda 27 eğitim merkezimiz var. İmkanı olan aile çocukları daha iyi bir okula girsin diye öğretmen ya da dershane kaydı yapabiliyor, olmayan ne yapacak? O çocuğunda hakkı değil mi iyi bir eğitim almak? Devlet dediğiniz budur; devlet karşısında her yurttaş eşittir. Anayasal hükümlülüktür; ayrımcılık olmaz, her zümreye her kişiye, her bireye eşit davranmak zorundadır. Eşit yurttaşlık hakkı budur. Sosyal devlet anlayışından, sosyal belediyecilik anlayışından uzaklaştığınız noktada insanları yalnızlaştırırsınız, kimsesizleştirirsiniz” diyerek, yöneticilerin bu imkanları sağlamak zorunda olduğunu vurguladı.
Mersin genelinde 27 eğitim merkezi ile 7 bin 200 öğrenciye hizmet sunduklarını kaydeden Seçer, “Biz hem liseye geçiş sınavlarında, hem üniversiteye hazırlık sınavlarında mahallelere dahi eğitim kurumları açtık. Bütün bölgelerde var. İşte eğitimde fırsat eşitliği bu” diye konuştu. Velilerin öğretmenlerden memnuniyetinin kendisini çok mutlu ettiğini belirten Seçer, “Sizlerin huzurunda öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Onların emeğine, yüreğine sağlık” dedi.
“MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YAPTIĞI İŞİ KALİTELİ YAPAR”
Mersin’in 2,5 milyon nüfusu ile kozmopolit bir şehir olduğunu kaydeden Seçer, kentteki huzurun kendisinin en büyük serveti olduğunu belirtti. Seçer, “Mersin Büyükşehir Belediyesi yaptığı işi kaliteli yapar, lafta, mottoda değil önce halkını başının üstüne koyar. Benim 11 binden fazla mesai arkadaşım hiçbir Mersinliye kaba davranamaz, parmak sallayamaz. Bu belediyeye siyaset girmez, ben her yerde övünerek söylerim. Ben Cumhuriyet Halk Partimle, Mustafa Kemal Atatürk’le övünç duyabilirim ama ben herkesin belediye başkanıyım” diyerek, her siyasi görüşten vatandaşını da çok sevdiğini ve başını üstünde gördüğünü kaydetti.
“BİZE VATAN SEVGİSİNİ AŞILAYAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜR”
Vatan sevgisinin hiç kimsenin tekelinde olmadığını sözlerine ekleyen Başkan Seçer, şöyle devam etti:
“Kim ki toplumun milli ve dini duygularını siyaset adına istismar eder, bu ülkeye kötülük yapar. Onları reddediyorum, kınıyorum. Bu ülke hepimiz için, hepimizin. Hiçbirimiz bir diğerimizden daha fazla vatansever olduğumuzu iddia edemeyiz. Vatan sevgisi bizim kalbimizde. Bu vatan sevgisinin mihmandarı, bize aşılayan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Biz onun peşinden gidiyoruz. Onun için eğitim diyoruz.”
Eğitimin bilimle ve akılla ilerlediğini kaydeden Başkan Seçer, “Eğitim her şeyin başı. Eğitim demek; zenginlik demek, temiz toplum demek. Hep beraber çocuklarımıza sahip çıkacağız. Biz devlet olarak siz de ebeveynler olarak topluma sahip çıkacağız” diye konuştu.
“5 YIL BOYUNCA ADALETLİ HİZMET YAPTIK”
Mersin’in her noktasının adil hizmeti hak ettiğini ve 5 yıl boyunca bu inançla çalıştıklarını belirten Başkan Seçer, “İşte adalet burada başlar. Herkese adaletli hizmet götürmek, ihtiyacı olana götürmek. Beş yıl boyunca bunu yaptık. Umarım sizlerin desteğiyle ikinci beş yılda da aynı anlayış ile devam edeceğiz” dedi.
Vatandaşa hizmeti oy vermeleri şartıyla yapmadıklarını vurgulayan Başkan Seçer, şunları söyledi:
“‘Bize oy verirseniz, belediyemizi seçerseniz daha iyi hizmet alırsınız’ demeyiz. Şunu diyebiliriz: Bozyazı’da Baykal bey, Anamur’da Durmuş Bey belediye başkanı adaylarımız. Arkadaşlarımıza destek olunuz. Seçilmeleri halinde daha eşgüdümlü, daha koordineli çalışabiliriz. Çünkü aynı siyasi partiyi temsil ediyoruz. Birbirimizi daha iyi anlayabiliriz. Birbirimizi engellemeyip önümüzü açabiliriz.”
Etkinlik, rehberlik sunumu ve ardından da toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
]]>
MELTEM KARAKAŞ Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) müfredat değişikliği çalışmalarına tepki gösterdi. Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, “MEB, müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır” dedi. Eğitim Sen, Eğitim İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde olan müfredat değişikline ilişkin basın açıklaması yapıldı. Sendikalar adına basın açıklamasını okuyan Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, şunları söyledi: “BÜTÜN ÖĞRETİM PROGRAMLARI DEĞİŞTİRİLMİŞTİR” “Türkiye’de 2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber pek çok alanda olduğu gibi eğitimde de köklü dönüşümler yaşandığı bilinmektedir. 2004 yılından başlayarak okul öncesinden üniversiteye kadar bütün öğretim programları değiştirilmiştir. İlk köklü değişiklik 2006/2007 yıllarında yaşanırken, 2017/2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün öğretim programları bir kez daha değiştirilerek uygulanmaya başlamıştır. Yeni programlarla birlikte eğitim sisteminin dayandığı felsefeden öğretim yöntem ve tekniklerine, ölçme-değerlendirmeden ders kitaplarına kadar kapsamlı değişikliklere gidilmiştir. “TEK TİP İNSAN YARATMA İDEOLOJİSİ TEMEL ALINMIŞTIR” Geçmişte yapılan müfredat değişikliklerinde temel felsefi dayanak, laikliği ve bilimi büyük ölçüde dışlaması, bireyciliğe, bilim dışılığa dayanmasıydı. Bugüne kadar yapılanlar yeterli görülmemiş olacak ki, eğitim müfredatının subjektif ve içi bir türlü doldurulamayan ‘değerler’ adı altında AKP’nin tek tip insan yaratma ideolojisi temel alınarak bir kez daha değiştirilmesi gündemdedir. Bilindiği gibi müfredat ya da öğretim programları, devletin eğitim sistemi üzerinden kendini yeniden üretmesinin ideolojik, kültürel ve bilimsel aracıdır. Müfredat, bazı değer ve bilgileri meşru, doğru ve kabul edilebilir olarak tanımlarken, bazılarını özellikle dışarıda bırakır. Müfredatlarda, öğretim programlarında tarihsel klişelerden bilgilere, bilim anlayışlarından dünya görüşlerine, ulusal politikalardan diğer devletlerle ilişkilere kadar bir dolu bilgi ve değer yer almaktadır. Her ülke, aynı zamanda nasıl bir insan modeli yetiştireceğini müfredat ve ders kitaplarında açıkça tanımlamakta ve söz konusu tanım çerçevesinde yeni nesiller yetiştirilmesini hedeflemektedir. “ÇEDES PROJESİ İLE EĞİTİMCİLER DIŞLANMIŞTIR” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir süredir kapalı kapılar ardında hazırlıkları sürdürülen müfredat değişikliği konusunda basına açıklamalar yapmıştır. Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılacak en somut sonuç yeni eğitim müfredatının AKP’nin ideolojik formatında hazırlandığıdır. MEB’in müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır. Eğitim evrensel, ahlaki ve insani değerler üzerine oturmalıdır. Oysa ki ÇEDES projesinde görüldüğü gibi din kültürü ahlak bilgisi öğretmenleri yok sayılmış asil işi olmayanlar okullara gönderilmiştir. Yeni müfredat açıklandığında da benzer bir durumla karşılaşılması şaşırtıcı olmayacaktır. “ÇOK RENKLİLİK MÜFREDATLARDA KARŞILIK BULMAMIŞTIR” Ülkemizde insanlar ve kültürel açıdan var olan farklılıklar ve çok renklilik; eğitim müfredatlarında karşılığını hiçbir zaman tam anlamıyla bulmamıştır. Onlar ya hiç görünmez kılınmış ya da ‘karşı’, ‘düşman’ tarafta gösterilmektedir. Bilimsel bilginin anlamının yitimine yol açan yaklaşım ve toplumsallıktan uzaklaşmış bireycilik dayatılmıştır. Tarihte birçok kez görülen hakim ideolojiye uygun nesiller yetiştirme hedefi günümüz Türkiye’sinde de görülmektedir. Bugün eğitim ile AKP’nin arka bahçesini yaratmak temel hedef olarak görülmektedir. Bu amacın uygulanmasında da en büyük görev okullara verilmiştir. Yeni hazırlanan müfredatlara MEB’in müdahalesi ne kadar siyasallaşan bir eğitim sistemine sahip olduğumuzu göstermektedir. Başta felsefe, tarih, biyoloji, fizik, kimya gibi derslerin içerikleri de bilim dışı içeriklerle donatılmak istemektedir. “
Bakan Tekin, Eyüpsultan’da Özdemir ailesinin bağışlarıyla yapılan Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu ile depreme dayanıklı hale getirildikten sonra yeniden eğitime başlanan Nişancı Ortaokulu’nun açılış törenlerine katıldı.
Hüsnü Özdemir İmam Hatip Ortaokulu’nda düzenlenen törende konuşan Tekin, göreve başladığı günden beri sadece hayırseverler tarafından yaptırılan okulların açılışına katıldığını, amacının hayır sahiplerine teşekkür edip destekte bulunmak olduğunu söyledi.
Türkiye’de eğitim öğretim imkanları açısından önemli mesafeler katedildiğini dile getiren Tekin, “2002 verileriyle 2024 yılının verilerini karşılaştırdığımızda, bunu dünyanın herhangi bir ülkesindeki veriler diye karşımıza getirsek ‘Adamlar eğitimde devrim yapmışlar.’ deriz. Şu an Türkiye’de derslik başına düşen öğrenci sayısı ile öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibariyle dünyanın en iyi ülkeleri kategorisindeyiz. Bizim çocukluğumuzda 60 kişilik sınıflarda okurduk. Ders kitabımız için şehirdeki tek kitap kırtasiye dükkanına giderdik, parasını verirdik ama kitapların ne zaman geleceğini bilmezdik. Genellikle kitaplarımızın tamamına birinci yarı yılın sonunda ulaşırdık.” ifadelerini kullandı.
Yılda 200 milyon kitap dağıtılıyor
Tekin, öğrencilerin kitapların devlet tarafından temin edildiğini hatırlatarak, eğitim ve öğretim döneminde okullarda yılda yaklaşık 200 milyon kitap dağıtıldığını anlattı.
Yeni okulların yapımında yerel yönetimlerle işbirliğinin kendileri için hayati önem taşıdığını vurgulayan Tekin, “Ben daha önce Bakanlıkta müsteşar olarak görev yaptım. Yatırım bütçesi yapıyoruz, paramız var, okul yapacağız. Belediye başkanı bize okul yapacak arazi üretemiyor, üretmiyor. Belediye başkanı arazinin mülkiyetiyle ilgili bakanlığa dava açıyor, inşaatı durduruyor, yürütmeyi durdurma kararı aldırıyor. Okul yarım kalıyor.” şeklinde konuştu.
Okul yapımına katkı veren belediyelere teşekkür eden Tekin, “Yerel seçimler yaklaşıyor, okul ihtiyaçlarımızda yerel yöneticilerin bizimle beraber çalışması arasında böyle bir ilişki var. Bunu da sizlerle paylaşmış olayım.” dedi.
“Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi”
İstanbul Valisi Davut Gül de son 30 yılda İstanbul’da hayırseverler tarafından yılda ortalama 12 okul yapıldığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığı koordinesinde kentteki okulların tamamının elden geçirildiğini kaydeden Gül, “Okullarımız depreme dayanıklı hale geldi. Dolayısıyla evlatlarımızı okula gönderirken hiç kimse ‘Acaba okul sağlam mı? Değil mi?’ endişesine kapılmadan yavrularını gönderiyor.” dedi.
Gül, son 8 ayda 34 hayırseverle protokol yaptıklarını belirterek, amaçlarının 30 yılda yapılan kadar okulu İstanbul’a kazandırmak olduğunu dile getirdi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde deprem ve kentsel dönüşüm konusunda okullarda yapılan çalışmaların önemine değinerek, bunun bir devlet yönetimi için en önemli adımlardan biri olduğunu kaydetti.
Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken ise ilçede yapılacak yeni okullarla hedeflerinin tamamen tekli eğitime geçerek çocukların sabahın erken saatinde okulda olması gerekliliğini ortadan kaldırmak olduğunu anlattı.
Evinden uzak noktalardaki okullara gitmek zorunda olan lise öğrencileri için de ilçedeki okul sayısının artırılması gerektiğini vurgulayan Köken, liseye geçişte ilk 5 bine giren öğrencilere de burs vereceklerini açıkladı.
Nişanca Ortaokulu yeniden hizmete alındı
Bakan Yusuf Tekin daha sonra, yaklaşık 7 yıldır kapalı bulunan ve güçlendirme çalışmalarının ardından yeniden hizmet vermeye başlayan Nişanca Ortaokulu’ndaki açılış törenine katıldı.
Müsteşarlık yaptığı dönemde İstanbul’daki okullar için depreme dayanıklılık testlerinin yapıldığını ve güçlendirme çalışmalarının başlatıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi:
“Ekim 2002’de dönemin hükümeti, Cumhuriyetin 100. yılına mektup diye güzel bir uygulama başlatmış. Değişik kamu kurumlarından, bakanlıklardan mektuplar yazılmış. Bu 100. yıl vesilesiyle 2023 yılı ekim ayında da Milli Eğitim Bakanı olmam hasebiyle öğrencilerimizin, öğretmen adaylarımızın yazdığı mektuplar PTT tarafından bana geldi. Mektuplar bizim aslında 20 yılda geldiğimiz çizgiyi gösteriyor. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım bana da içinde su olan, elektriği olan bir okul nasip edecek misin bir gün?’ Bir öğretmenimiz diyor ki ‘Allah’ım içinde farelerin cirit atmadığı bir okulda öğretmenlik yapabilecek miyim?’ Bunu ne zaman diyor? Yaklaşık 20 yıl önce. Şu an Türkiye genelinde bizim yaptığımız okullarımızın tamamı depreme dayanıklı ve konfor açısından hemen hemen bu okul konforunda okullar yapıyoruz.”
]]>Züleyha Akgül, uzun yıllardır yaptığı terzilik mesleğine, 2 yıl tasarım 2 yıl da modellik eğitimi aldıktan sonra başladı.
Bir taraftan okula gidip bir taraftan çalışan Akgül, bir süre Nişantaşı’nda çalıştıktan sonra sonunda hayallerini kurduğu butiğini Kadıköy’de açtı.
Burada eskiyle yeniyi birleştirerek kendine has bir stil oluşturan Akgül, diktiği kıyafetlerle semt sakinlerinin de dikkatini çekti. Akgül, terzilik mesleğini sürdürürken bir yandan da kadınlara dikiş eğitimi vermeye başladı.
Akgül’ün öğrencileri arasında ev hanımlarının yanında, diş hekimi, doktor, avukat gibi çeşitli mesleklerden kadınlar da yer aldı.
Verdiği bu eğitimler sayesinde bir şey dikmenin, ortaya koymanın kadınlar üzerindeki olumlu etkisini gören Akgül, bu etkiyi depremzede kadınlar üzerinde de oluşturmak için harekete geçti.
Züleyha Akgül, 6 şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgedeki kadınlara destek olmak amacıyla Hatay’a gitti.
Burada, çadırda kurduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş eğitimi vermeye başlayan Akgül, onların hem meslek sahibi olmalarını hem de aile bütçelerine katkıda bulunmalarını sağlıyor.
“Depremzedelere nasıl dokunurum düşüncesiyle yola çıktım”
Züleyha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendiren depremlerin ardından, bir terzi olarak, “Depremzedelere nasıl dokunurum.” düşüncesiyle yola çıktığını söyledi.
İlk önce aklına çocuklara oyuncak yapmak geldiğini aktaran Akgül, şöyle konuştu:
“Defne’de ilk kez Ramazan Bayramı’nda çocuklarla buluştuk. Bezlere pamuk doldurup, kaş, göz çizerek birlikte oyuncaklar yaptık. Oyuncak yapmanın çocuklar üzerinde ne kadar olumlu etki yaptığını görmek bizi de çok mutlu etti. Daha planlı ve programlı ne yapılabilir düşüncesiyle Kırkyama Kadın Dayanışması ve Çağdaş Yaşam Atölyesi ile irtibata geçtim. Onlar sayesinde çadırda, konteynırda, bahçede çocuklarla bir araya gelip oyuncaklar yaptık.”
Akgül, çocuklarla oyuncak yapma etkinliğine annelerin de katılım gösterdiğini fark etmesi üzerine “Neden annelere de dikiş öğretmiyoruz?” sorusunun aklına geldiğini ve bunun için kollarını sıvadığını anlattı.
“Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik”
Züleyha Akgül, daha sonra hayırseverlerin yardımıyla Hatay’a makine, kumaş ve dikişle ilgili malzemeler götürüp, kadınlar için bir terzilik kursu başlattıklarını aktardı.
Depremzede kadınlarla ilk terzilik kursunu Kurban Bayramında başlattıklarını dile getiren Akgül, “Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik. Bu eğitimin ardından hayırseverler ve yerel yönetimlerin katkısıyla makina sayımızı artırdık bir anlamda sanayileşmiş olduk. Eğitime devam edip, projeye yeni kadınlar ekledik. Depremzede kadınlar meslek edinsin, ev bütçesine katkı sağlasın ve fason atölyelerine iş yapabilsin istedik. Şu an atölyemizdeki kadınlar dikiyor ve ürettiğini satıyor.” şeklinde konuştu.
Akgül, hala çadırda atölye çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, “Başta bir konteynır ya da prefabrik bir yapıya ihtiyacımız var. Kumaş ve makinanın yanı sıra kadınların yaptıkları ürünleri satacakları yeni pazarlara da ihtiyacımız var.” dedi.
“Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik”
Bir meslek öğrenip, dikiş dikmeye başlayan kadınların psikolojilerinde olumlu yönde bir farklılık gözlemlediğini vurgulayan Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınlar, dikiş diktikleri sürece yaşadıkları acıdan uzak kalmış oldular. Bir depremzede kadının aldığı eğitimden sonra ‘İlk kez kendi paramı kazandım ve cebime koydum, bunu beni çok mutlu etti.’ demesi bizi ondan çok daha mutlu etti. Kadınlar ne yapabildiklerini gördükçe daha çok motive oldular. Bir şey üretmenin hissiyatı onları bir anlamda hayata bağladı. Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik. Şimdi bu kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durup, ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Gerek yeni şeyler dikerek, gerekse paça tadilatı gibi basit işlemler yaparak ekmeklerini kazanıyorlar.”
Akgül, yaklaşık 10 aydır devam eden projenin daha çok kadına ulaşmasını istediklerinin altını çizdi.
Hatay’daki bu projeyi tam anlamıyla oturtabildiklerinde diğer deprem bölgelerine giderek başka kadınlara da dikiş eğitimi vermek istediklerini aktaran Akgül, “11 ilde tüm kadınlara ulaşmak istiyoruz. Bir kadına dokunmak, onun çocuğuna ailesine dokunmak demek. Anne mutlu olunca çocuk da ailede mutlu oluyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Eğitim Bakanı Tekin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye’de bulunan Libya Milli Birlik Hükümeti Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanı El Sifav ile bir araya geldi.
Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede, El Sifav’ı Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Tekin, Türkiye’nin Libya ile köklü, tarihi ve kültürel bağları bulunduğunu belirtti. İki ülke halkının zor zamanlarda her daim birbirlerinin yanında durduğuna işaret eden Tekin, Libya’nın egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin Türkiye için son derece önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye olarak Libya’nın ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak için her zaman hazır olduklarını dile getiren Tekin, özellikle eğitim ve kültür alanlarında işbirliğini geliştirmek istediklerini söyledi. Tekin, “Ulusal düzeyde ekonomik büyüme ve sürdürülebilir bir kalkınma için en güçlü enstrüman eğitimdir.” dedi.
Türkiye’de son yıllarda mesleki ve teknik eğitim alanında büyük atılımlar gerçekleştiğini ve gerçekleşmeye devam ettiğini belirten Tekin, “Birçok ülke tarafından başarımızın takip edilmesi bizi memnun ediyor. Güçlü bir mesleki eğitim, nitelikli iş gücünün yetiştirilebilmesi, mesleki becerilerin geliştirilmesi ve ekonomik iş piyasası ihtiyaçlarına cevap verebilmek için çok önemlidir.” diye konuştu.
Birlikte gayret edip somut projeler geliştirmek istediklerini dile getiren Tekin, şunları söyledi:
“Bugün burada imzalayacağımız mutabakat zaptı, güçlü işbirliğimizin, dostane ilişkilerimizin bir nişanesi olacaktır. Bu metin sadece diplomatik bir metin olmayacak aynı zamanda geleceğimizin inşasında yer alacak çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine önemli katkılar sunacaktır. Kardeşlik ve karşılıklı güven üzerine dayanan ilişkilerimizin daha da derinleşeceğine inanıyorum.”
Bakan Tekin, başta mesleki ve teknik eğitim olmak üzere öğretmen yetiştirme süreci, program geliştirme ve eğitimde teknolojinin kullanılması gibi konularda Türkiye’nin güçlü bir müktesebatı bulunduğunu vurguladı. Tekin, Libya ile işbirliğini geliştirerek Türkiye’nin bu alandaki tecrübelerini paylaşmaya hazır olduklarını da kaydetti.
“Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istiyoruz”
Konuk Bakan El Sifav ise Türkiye’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, yüzyıllardır Türkiye ile dostluk ve kardeşlik ilişkisi içinde olduklarını söyledi.
Müfredatı güncelleyerek daha modernleştirmek istediklerini kaydeden El Sifav, mesleki eğitim alanında eğitimde teknolojinin kullanılması ve Libya’nın ihtiyaçlarını karşılayacak kursların açılması konusunda Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istediklerini belirtti.
Konuşmaların ardından Tekin ile El Sifav, iki ülke arasında eğitim alanında işbirliğinin geliştirilmesi kapsamında “Mesleki ve Teknik Eğitim İşbirliği Mutabakat Zaptı”nı imzaladı.
İmzalanan mutabakat zaptı ile mesleki ve teknik eğitime ilişkin okul yönetimi, önceki öğrenmelerin tanınması, öğrenme kazanımlarının ölçülmesi, belgelendirme gibi konularda bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılması hedefleniyor.
Mutabakat zaptı ile ayrıca uzman, eğitmen ve araştırmacı değişimi, mesleki eğitim alanında uygulanan yeni öğretim teknikleri ve teknolojileri konusunda bilgi ve tecrübe paylaşımı, mesleki eğitim alanında öğretim programı ve eğitim öğretim materyallerinin hazırlanması ve güncellenmesi süreçleri ile ilgili bilgi paylaşımı, mesleki eğitim veren kurumlar arasında kardeş okul ilişkilerinin kurulması ve geliştirilmesi, karşılıklı diploma denklik işlemleri için kolaylıklar sağlanması amaçlanıyor.
]]>MÜSİAD Bursa Şubesi’nde gerçekleştirilen törende konuşan Vali Yardımcısı Mustafa Kılıç, Bursa’nın nüfus bakımından Türkiye’nin dördüncü kalabalık ili olduğunu ve sanayi bakımından da oldukça önemli olduğunu hatırlattı.
Bursa’nın özellikle yurt dışına yapılan sanayi ürünleri ihracatında da Türkiye’nin en önde gelen illerinden olduğunu belirten Kılıç, “Bunun altyapısı ilimizde bulunan 17 organize sanayi bölgesi ve burada üretilen ürünlerin ihracatıyla bu önemli gelirler ülkemize sağlanmış oluyor. Mesleki eğitim bu anlamda ilimiz için çok önemli çünkü sanayi destekleyen, bu okullarımızdan mezun öğrencilerimiz eliyle istihdam sağlanıyor.” dedi.
İşbirliği protokolünün hayırlara vesile olmasını dileyen Kılıç, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçte hem mesleki eğitim anlamında eğitim veren kurumlarımızın altyapısının güçlendirilmesi hem burada eğitim gören öğrencilerimizin eğitim kalitelerinin arttırılması ve istihdama hazırlanması anlamında bu gerçekten önemli bir adım teşkil ediyor. Bu süreçte eksiklerimizi karşılıklı olarak tamamlayarak bize emanet edilen bu gençlerimizi en iyi şekilde hayata hazırlama ve onları istihdama hazırlama anlamında çalışmaların yapılacağına inanıyorum. Mesleki eğitimde öğrencilerimizin yönlendirilmesi de önemli. Lise çağından itibaren öğrencilerin istihdama yönelmesi ve üretime katılması çok daha önemli.”
“Bursa’da meslek liselerine kayıt oranı yüzde 55”
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu da bu işbirliğinin bereketli olmasını ve sürekliliğini temenni etti.
Mesleki ve teknik liselerden mezun olan öğrencilerin yüzde 20’sinin kendi alanında iş bulduğunu, yüzde 15’inin ise üniversiteye gittiğini anlatan Alireisoğlu, “Türkiye’de meslek liselerine kayıt oranı yüzde 40’a yakın. Bursa’da bu oran yüzde 55, bu oran çok yüksek. Bu anlamda biz daha fazla çalışıp, daha güzel örnekleri Türkiye için model olarak üretmek durumundayız.” ifadesini kullandı.
MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak ise beşeri sermayenin, bir ülkenin ekonomik ve sosyal kültürel gelişiminde kritik bir rol oynadığını ve insan kaynağının niteliğini arttırmanın en önemli unsurunun, mesleki eğitim olduğunu belirtti.
Mesleki eğitimi geliştirmek amacıyla atılan her adımın aslında gelecek için umut, başarı ve toplumsal refahın yükselmesi anlamına geldiğini kaydeden Şenocak şöyle konuştu:
“Türkiye Yüzyılı’nı hedeflere taşıyacak en önemli gücümüzün, nitelikli insan kaynağımız olduğunu hepimiz biliyoruz. Hızla yaşanan teknolojik gelişmeler, küreselleşme, mesleki eğitimi daha da değerli hale getirmektedir çünkü üretimin niteliğinin artması sadece teknik becerilere değil, aynı zamanda iş gücünün problemine çözümüne çözüm kabiliyeti, iletişim becerileri ve takım çalışması gibi yeteneklerle de yakından ilişkilidir. Tüm bu nedenlerle mesleği olan iş gücünü oluşturan ve ürettikleriyle yaşam kalitemizi yükselten nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesi aslında hepimizin ortak sorumluluğunda ve görevinde. Bursa’da meslek okullarımız güncel müfredatı ve eğitim içerikleriyle iş dünyasının taleplerine ve sektör ihtiyaçlarına uygun hale getirmek en önemli görevlerimiz ve hedeflerimizin arasında.”
Protokol imza törenine, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları, mesleki teknik lisesi müdürleri ve MÜSİAD Bursa sektör başkanları katıldı.
]]>Başkan Seçer, Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikte, iyi bir gelecek, güçlü Mersin ve güçlü Türkiye için eğitime son derece önem verdiklerini belirtti. İl genelinde 27 noktada eğitim ve öğretimi destekleme kurs merkezi açtıklarını belirten Seçer, “Hızımızı alamadık Mersin merkezde birkaç mahallede, Tarsus’un mahallelerinde de kurduk. Çünkü bu eğitim kurumlarını kurduğumuz mahalleler, gelir düzeyi düşük insanların yaşadığı mahalleler. Biz çocukların, insanlığın refahı, mutluluğu ve huzuru için çalışacak bilim insanları olmalarını istiyoruz. İnsanlığa yarar sağlayacak buluşlar yapsın, insanlığı daha mutlu, daha huzurlu edecek, daha güçlü kılacak buluşlar yapsın diye çocuklarımızın eğitimine önem veriyoruz” dedi.
Seçer, Aydıncık Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezi’nden bugüne kadar 753 öğrencinin faydalandığını belirterek, “Şu an 9 öğretmenin görev yaptığı merkezde 126’sı YKS, 84’ü LGS’ye hazırlık olmak üzere 210 öğrencimiz var. Bu zamana kadar da 753 çocuğa ışık tutmuş, yolunu aydınlatmışız” ifadelerini kullandı.
“Aydıncık’ın arıtma sorununa çözüm bulduk”
Aydıncık’ta 15 mahalle bulunduğunu ve en büyük sorunlarından birinin içme suyu alt yapısında sık sık yaşanan arızalar olduğunu dile getiren Seçer, “İller Bankası marifetiyle yapmışlar, Büyükşehir Belediyesine de ödetmişler. İller Bankası’yla da anlaşamıyoruz. Bir taraftan yapıyorsun diğer taraftan patlıyor. Bazen müdahale etmek istiyorsun ama yasa buna izin vermiyor” diye konuştu.
Aydıncık’ın arıtma sorununa çözüm bulduklarını açıklayan Seçer, ikinci 5 yılında yaklaşık 100 milyon TL harcayarak bu projeyi bitireceklerini kaydetti.
Aydıncık’ta sorumluluk alanlarındaki imar çalışmalarını da tamamladıklarını belirten Seçer, ilçede çarpık kentleşmenin önüne geçilmesi için gereken katkıları sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Aydıncık’ın büyük bir hinterlandının olmadığına işaret eden Seçer, 2024 yılı programı içerisinde ilçede 20 bin ton asfalt çalışması yapacaklarını sözlerine ekledi.
“Mersinlilere en iyi hizmet yaraşır”
Gerçekleştirdiği tüm hizmetleri Mersinlilerin vergileriyle yaptığını vurgulayan Seçer, şöyle devam etti: “Sizin paranızı size harcıyoruz. Bizim işimiz bu. Biz aracıyız. Belediyelere çok iyi para geliyor. İsraf edilmediğinde ve akılcı kullanıldığında birçok hizmet rahatlıkla yapılır. İşte 5 yıldır Vahap Seçer bunu yaptı. Borçlarını da ödedi, mali disiplini de sağladı. Çok itibarlı bir belediyemiz var. Hizmet ediyoruz, çalışıyoruz. Yol da yapıyoruz, sosyal politikalar da uyguluyoruz, tarıma da destek veriyoruz. Kültürel etkinlikler de yapıyoruz. Mersin gelişiyor, büyüyor.”
Ellerindeki imkanlarla tüm hizmetlerin en iyisini yaptıklarını vurgulayan Seçer, “Bizde her türlü eğitim merkezi var, toplumun ihtiyacı olan her alanda meslek edindirme kurslarımız var. Yabancı dil, marangozluk, şoförlük kursumuz da var. Gençlerimiz gelsinler, meslek öğrensin gitsinler, çalışsınlar. Dershanemiz de var üniversiteye, liseye hazırlansınlar, en iyi okullara gitsinler. Mersinlilere en iyi hizmet yaraşır” dedi.
‘Teksin-Alo 185’ projesinden de bahseden Seçer, tüm ilçelerde yaşayan her vatandaşa bir telefon kadar yakın olduklarını kaydetti. İlçelerden merkeze hasta getiren ve kalacak yer bulamayan vatandaşlar için misafirhane hizmeti, yeni doğum yapan anneler ve bebekler için mamasından hijyenine kadar birçok malzemenin olduğu bir çanta verildiğini ifade eden Seçer, “Sağlıkla ilgili sorunun varsa insanın gözü hiçbir şey görmez. Canın acıyorsa, ıztırap çekiyorsan her şey bitmiştir. Onun için önce vatandaşlarımızın acısını dindirmek, acılarına ortak olmak ana prensiplerimizin başında geliyor” dedi.
Kurs merkezinden faydalandı, üniversiteyi kazandı
İki çocuğunu Büyükşehir Belediyesinin kurs merkezine gönderen anne Songül Cengiz, kızının YKS’ye, oğlunun da LGS’ye hazırlandığını belirterek, bu sayede süreci kolay geçirdiklerini dile getirdi. Kurs merkezindeki öğretmenlerin oldukça ilgili olduğunu ifade eden Cengiz, “Biz bu süreçte gerçekten maddi sıkıntılar çekiyorduk, sayenizde bu süreci daha kolay atlatacağız” diye konuştu.
Kurs merkezinden faydalanarak üniversiteyi kazanan öğrencilerden görme engelli Arife Ece, “Kurs merkezindeki öğretmenlerim her konuda yardımcı oldular ve kolaylık sağladılar. Öğretmenlerim sınavlarımda bana hem okudular, hem anlattılar. Sınavlarım iyi geçti ve Atatürk Üniversitesi’ni kazandım” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”
“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”
SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.
“Bu bizim için velinimet”
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.
“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”
‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.
“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”
Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
]]>Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak.
Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, AA muhabirine, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in talimatıyla hazırlanan, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı olarak mesleki ve teknik eğitim sürecinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünü yetiştirmek için yoğun bir çalışma içinde olduklarını dile getiren Karagöz, bu kapsamda 30’un üzerinde şehirde, işletme ve sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini, toplantılara atölye, laboratuvar öğretmenleri ve yöneticilerin de katıldığını aktardı.
Bu toplantılarda, mesleki teknik eğitim sürecinin nasıl yürüdüğünü, iyileştirilmesi gereken alanları görüştüklerini dile getiren Karagöz, bu kapsamda yeni bir yönergenin hazırlanarak illere gönderildiğini bildirdi.
Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:
“Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz. Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.”
Sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliği başlayacak
Genel Müdür Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:
“Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.”
İhtisas okullarında mesleki kümelenmeler oluşturulacak
Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.
Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.
Öğrenciler sektör içi okullarda hem eğitim alacaklar, hem üretim yapacaklar
Ali Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.”
“Sektöre entegre okullarla mesleki yeterlilikleri artacak
Genel Müdür Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak.” değerlendirmesini yaptı.
Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:
“Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak. Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”
Karagöz, “sektör içi” ve “sektöre entegre” okullarla öğrencilerin, mesleğin gerektirdiği iklim içerisinde yetişmesini ve mezuniyetleri sonrası istihdama daha hızlı geçmesinin sağlanacağını belirtti.
Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.
Genel Müdür Ali Karagöz, “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak.” dedi.
]]>Diyarbakır’da çocukların işledikleri altın, birçok ülkeye ihraç ediliyor
Diyarbakır’dan Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya uzanan ticaret yolu
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor.
Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
]]>Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyum sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi. – DİYARBAKIR
]]>Düzce’deki programları kapsamında Valiliği ziyaret eden Bakan Tekin, şeref defterini imzaladı, Vali Selçuk Aslan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Tekin, daha sonra katıldığı İl Değerlendirme Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Haziran 2023’ten itibaren illeri dolaştıklarını, kentlerde aldıkları kararlarla ilgili paydaş, öğretmen ve velilerle sohbet ederek çözüm üretmeye çalıştıklarını söyledi.
Şehirlerde eğitim öğretim sürecine ilişkin hem fiziki altyapı hem de nitelikle ilgili ihtiyaçları yöneticilerle değerlendirdiklerini ve paylaştıklarını aktaran Tekin, ardından kararları alıp hayata geçirdiklerini kaydetti.
Tekin, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında Cumhuriyet’in yaklaşık 80 yıllık periyodunun tamamlandığını anımsatarak, “80 yıllık periyotta eğitim öğretim süreci açısından yapılanların neredeyse ikiye katlandığı bir dönem yaşadık son 20 yılda. Bu çok önemli bir durum. Eğitim öğretim altyapısının bu şekilde revize edilmesi, dünya ortalamalarıyla yarışacak hale getirilmesinde başta Sayın Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Türkiye’de derslik sayısı minimum her ilimizde ikiye, öğretmen sayımız her ilimizde en az ikiye katlanmış durumda. Dolayısıyla derslik başına düşen öğrenci sayımız, öğretmen başına düşen öğrenci sayımız, bu çabalar sebebiyle dünya ortalamalarına hatta OECD ortalamalarına gelmiş durumda.” ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin, Düzce’de 2002’de 2 bin 676 olan öğretmen sayısının bugün 3 bin 857 olduğunu dile getirerek, öğrenci sayısının da 63 binden 87 bine geldiğini bildirdi.
Kentte derslik sayısının 4 binlere yaklaştığını, 403 okulun bulunduğunu, derslik başına düşen öğrenci sayısının ilköğretimde 28’den 18’e, ortaöğretimde de 31’den 21’e düştüğünü aktaran Tekin, “Bu rakamlar güzel, hoş rakamlar. Yeterli mi? Daha iyisini yapmak, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bizlere talimatı.” dedi.
Tekin, hep daha iyiyi aramak durumunda olduklarını vurgulayarak, “Düzce’de şu anda 212 derslik, bir atölye ve pansiyon inşaatımız devam etmekte. Bu önemli bir rakam. Toplamda bitmiş inşaatlar, yatırımlar için Düzce genelinde 2002 yılından itibaren yapılan yatırımların total bedeli 4,5 milyar (lira) civarında bugünkü rakamlarla. Bunlar önemli rakamlar.” diye konuştu.
Bakan Tekin, yerel yöneticilere, siyasetçilere ve hayırseverlere eğitim öğretim sürecine desteklerinden dolayı teşekkür etti.
Kentte acil yapılması gereken 4 proje için karar aldıklarını anlatan Tekin, spor salonu ve pansiyonuyla beraber 24 derslikli Turgut Özal Anadolu Lisesi, 24 derslikli Hamidiye Şehit Özgür Işık İlkokulu, 8 derslikli Çilimli Dikmeli İlkokulu ve 16 derslikli Gölyaka Atatürk Ortaokulu için en kısa sürede ihale ilanlarına çıkıp inşaatlarını başlatacaklarını sözlerine ekledi.
Ziyarette, Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, İl Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu da yer aldı.
“Eğitim insan olma ve ulus olma mücadelesinin en önemli enstrümanı”
Toplantının ardından kentte hayırseverlerin katkılarıyla eski yerinde yeniden inşa edilen 24 derslikli Azmi Milli İlkokulunun açılışına katılan Tekin, milletin azmini ve kararlılığını arkasına alarak Kurtuluş Savaşı mücadelesi verenlerin ilk temelini attığı okullardan birinin yeniden yapılmasının, Cumhuriyet’in 100. yılına ve kendilerine nasip olmasından mutluluk duyduğunu söyledi.
Okulun yapımına katkı veren hayırseverlere teşekkür eden Tekin, hazirandan itibaren hayırseverlerin katkılarıyla Türk eğitim sistemine yaklaşık 2 bin 200 derslik kazandırdıklarını belirterek, bu katkıların ve desteğin devam etmesini istedi.
Tekin, eğitim öğretimde daha iyi noktalara gelmek için hep beraber çaba sarf edeceklerini vurgulayarak, “Eğitim, insan olma ve ulus olma mücadelesinin en önemli enstrümanı. Bu gerçekten çok önemli. Bugün burada insan olma ve ulus olma anlamında milletimize hizmet edebilecek çok güzel bir girişimin, hep beraber buna vesile olanlara teşekkür ederek açılışını yapmış olacağız.” dedi.
Binaları yapıncaya kadar sorumluluğun kendilerinde olduğunu anlatan Tekin, şöyle devam etti:
“Ama yaptıktan sonra asıl buradaki iş bir; mahallemize ve velilerimize düşüyor. Çocuklarımızı okula gönderdiğimiz zaman bütün sorumluluklarımızı yerine getirmiş olmuyoruz. Çocuklarımız evde de bizim çocuklarımız, evde de eğitimlerin devam etmesini düşünmemiz lazım. Şuradan, okuldan çıkıp evine giderken yürüdüğü sokaklarda da bizim çocuklarımız. Orada da hep beraber mahalle olarak sahip çıkmalıyız. Bu anlamda biz de toplumsal olarak sorumluluklarımızı yerine getirmek zorundayız. İki; çocuklarımızı artık şu bahçenin içine soktuktan sonra da onları kendi çocukları, kendi kardeşleri gibi gören öğretmenlerimize emanet. Bu vesileyle öğretmenlerimize de bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Hepimiz kendi üstümüze düşenleri yapalım; öğretmenlerimiz öğretmenliğini yapsın, toplum olarak biz üstümüze düşeni yapalım. Hep beraber eğitim öğretim sürecini daha sağlıklı noktaya taşıyalım.”
Törende Vali Selçuk Aslan, Belediye Başkanı Faruk Özlü ve AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir de birer konuşma yaptı.
Daha sonra hayırseverlere plaket takdim eden Bakan Tekin, duaların ardından protokol üyeleriyle kurdele keserek okulun açılışını gerçekleştirdi.
Beraberindekilerle okulu gezen Tekin, öğretmen ve öğrencilerle sohbet etti.
]]>???????Vakıftan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 23’üncüsü düzenlenen organizasyonda ödülü, kadın hekimlerin “tek reçetemiz eğitim” anlayışıyla kurduğu, çocuk ve gençlere burs sağlamanın yanı sıra okulların güncel eğitim olanaklarına kavuşmasına destek olan KAHEV kazandı.
KAHEV, bu ödüle, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu’nun yanı sıra 20. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Hüseyin Vural’ın başkanlığını yaptığı ve Prof. Dr. Ebru Aktan Acar, Prof. Dr. Soner Yıldırım, Prof. Dr. Emine Erktin ile Prof. Dr. Yüksel Kavak’tan oluşan seçici kurulun önerdiği üç aday arasından seçilerek layık görüldü.
“On binlerce yetenekli gence eğitim bursları verdik”
Açıklamada törendeki konuşmasına yer verilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, kurucuları Vehbi Koç’u vefatının 28’inci yılında rahmet ve minnetle yad ettiklerini ve uğruna büyük emek sarf ettiği idealleri hep birlikte hatırladıklarını kaydederek, “Köklü vakıf geleneğini yeniden canlandırmak amacıyla Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak 55 yıl önce kurulan Vehbi Koç Vakfı, ‘üstümüze vazife’ diyerek toplumsal kalkınmayı desteklemiş, on binlerce yetenekli gence eğitim bursları vermenin yanı sıra, inşa ettiği ve bağışladığı okul, yurt, hastane ve tıp merkezleriyle milyonlarca insanın hayatında iz bırakmıştır.” ifadelerini kullandı.
6 yıl gibi kısa bir sürede binlerce öğrenciye umut olmuş bir kurumu ödüllendirdiklerini aktaran Koç, “Cumhuriyet kadınlarının dayanışmasının çok özel örneklerinden biri olan KAHEV, çağdaş ve müreffeh bir topluma ancak eğitim yoluyla erişebileceğimiz anlayışıyla da takdire şayandır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitimin insani bir hak olduğunu düşünüyoruz”
KAHEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Demet Orhan Başer ise Vehbi Koç Ödülü’ne layık görülmelerinin, gurur verici bir başarı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Biz, Cumhuriyetimiz sayesinde eğitim olanaklarıyla buluşabildik, Cumhuriyet kadınları olarak önce kendi mesleklerimizi kazandık. Ardından topluma yararlı işler yapma aşamasına geldiğimizi fark ettiğimiz zamanlarımızda sosyal medya üzerinden bir öğrencinin eğitimini yarıda bırakmaması amacıyla buluştuk ve bu kıvılcım sağlık camiası içinde adeta bir eğitim seferberliğine dönüştü. Sonra da verdiğimiz her burs, yenilerini yaptığımız her okul yardımı, diğerini doğurdu. Mütevelli heyetimiz ve yönetim kurulumuzla bu enerjiyi doğru şekilde yönlendirmek için çalıştık. Eğitimin insani bir hak olduğunu düşünüyoruz ve her bireyin eğitim olanaklarına eşit şekilde ulaşabilmesini istiyoruz.”
KAHEV’in özellikle kırsal bölgelerdeki çocukları nitelikli eğitime ve okulları da eğitim materyallerine eriştirmeyi amaçladığını aktaran Başer, “Öğrencilere burs vererek başlattığı faaliyetlerini yıllar içinde genişleten vakıf, kırsaldaki okullara bakım onarım hizmetleri sunmasının yanı sıra bu okullarda yeni sınıflar, laboratuvarlar ve kütüphaneler açıyor. 5 binden fazla öğrenciye düzenli burs sağlayan ve Kovid-19 salgını döneminde hayatlarını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarına düzenli burs ve destek veren KAHEV’in, 5 bin 500’den fazla resmi üyesi ve 26 binden fazla gönüllüsü bulunuyor.” açıklamasında bulundu.
]]>MUŞ – Muş Valisi Avni Çakır, “Kariyer Günleri” etkinliğinde, “Şu bir gerçek ki, kim daha çok çalıştıysa ideallerine ulaştı. Geçtiğimiz aylarda Muş eğitimde çok konuşuldu, uzayda bile konuşuldu” dedi.
Muş Valisi Avni Çakır, “Kariyer Günleri” etkinliğinde öğrencilerle bir araya geldi. Merkeze bağlı Yaygın Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından düzenlenen “Vali Olmak” konulu program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından bir konuşma yapan Vali Çakır, öğrencilere kendi kariyer deneyimlerinden ve yaşam tecrübelerinden yola çıkarak tavsiyelerde bulundu. Eğitim hayatının insan hayatındaki en keyifli ve önemli aşamalardan biri olduğunu ifade eden Vali Çakır, bundan 20-30 yıl önce kendisinin de o sıralarda oturduğunu kaydederek, “Bugün, bu ön sıralarda oturanlar, bundan 20-30 yıl önce sizin gibi arka sıralarda oturuyorlardı. Biz de aynen sizin yerinizdeydik. Eğitim hayatımız bitti ve mesleki hayatımız başladı. Şimdi biz ön sıralardayız ama bundan sonra sizler ön sıralara geleceksiniz ve bizim yerimize sizler geçeceksiniz. Burada konuşma yapan ben, yani ilin valisi de sizin gibi o sıralardaydım, vali yardımcısı, milli eğitim müdürümüz, belediye başkanımız, yani şu anda bu salonda gördüklerinizin hepsi bir zamanlar öğrenciydi. Hepimizin idealleri vardı ve bu ideallerimizin peşinde koştuk” dedi.
Çalışarak çaba sarf edenlerin hedeflerine ulaşacağını ifade eden Vali Çakır, “Şu bir gerçek ki, kim daha çok çalıştıysa ideallerine ulaştı. Çalışan, okuyan, azmeden, arkadaşlarına göre dersi daha dikkatli dinleyen, ideal kuran, kendisine hedefler koyan ve bu uğurda da istikrarlı bir şekilde çalışanlar, mutlaka Allah’ın yardımıyla hedeflerine ulaşıyorlar. Kendinize hedef belirleyip ve bu hedef doğrultusunda yürümeniz gerekiyor. Yaygın Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 500’e yakın öğrenci ve bunların hepsi farklı bir şekilde kendisine bir hedef belirlemiş ama Türkiye’nin 81 ili, 922 ilçesi ve beldelerinde aynı şekilde sizler gibi yüz binlerce, milyonlarca öğrenci de aynı hedefler doğrultusunda hayaller kuruyor. Bu hedeflere ulaşmak için de çalışıyor. Dolayısıyla rakipleriniz çok fazla. O yüzden rakiplerinizi geçmek için mutlaka çalışmanız gerekiyor” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda denenen 13 deneyden birinin Muşlu öğrenciler tarafından hazırlandığını hatırlatan Çakır, “Muş, özellikle bilim merkezi vasıtasıyla adından söz ettirmeye başladı. Geçtiğimiz aylarda Muş eğitimde çok konuşuldu, uzayda bile konuşuldu. 81 ilde, buna birçoğunuzun gitmek istediği İstanbul Galatasaray Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi, Kartal İmam Hatip Lisesi, Türkiye’nin en meşhur okulları da dahil hepsinin arasından Muş’taki öğrencilerimizin hazırladığı proje Türkiye birincisi oldu ve uzayda tüm dünya tarafından duyuldu. Muş gençleri olarak sizin geleceğe yönelik böyle daha cesaretli, daha moralli olmanız için önünüzde çok güzel bir örnek olarak duruyor” ifadelerini kullandı.
Çakır’ın konuşmasının ardından okulun çok amaçlı salonunun açılışı yapıldı. Vali Çakır ve beraberindekiler daha sonra öğrencilerle birlikte yemek yedi. Programa Vali Çakır’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, Yaygın Belediye Başkanı Baki Elpe, Memur-Sen İl Başkanı Mahir Barışan, muhtarlar ile öğretmen ve öğrenciler katıldı.
]]>Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi’nde bulunan bir otelde, konaklama, yiyecek-içecek ve ulaşım sektöründeki işletmelere yönelik hijyen eğitimlerini kapsayan “İşimiz Temiz Projesi”ne ilişkin Türkiye geneli yaygınlaştırma ve proje bilgilendirme toplantısı yapıldı.
Toplantıda konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 2021 yılında 3 pilot ilde başlayan projenin çok kısa sürede büyük bir ivme kazandığını söyledi.
Projenin ülke geneline yayılması için gerekli adımların atıldığını belirten Hisarcıklıoğlu, “İşimiz Temiz Projesi ile hizmet sektöründeki yeme içme, konaklama ve ulaşım alanında faaliyet gösteren mikro işletmelerin, gelişmiş hijyen anlayışı ile öne çıkmalarına, tüketicilerin ve özellikle turistlerin buraları tercih etmesine destek veriliyor. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığımız, eğitimlerin tasarlanması ve kadın girişimcilerimize bu eğitimlerin verilmesinde çok başarılı işler çıkardı. Bir diğer proje ortağımız olan OPET de gerek yerelde gerek ulusalda projenin ölçeklenmesi ve sahada uygulanması için büyük katkı sağladı.” diye konuştu.
Hisarcıklıoğlu, projenin ortaklarına ve bu sürece gelmesine katkıda bulunan tüm paydaşlara teşekkür etti.
Öte yandan Türkiye’deki kadın girişimcilik potansiyelinin geliştirilmesi ve donanımlı hale getirilmesinin önemine değinen Hisarcıklıoğlu, girişimcilik kültürünün kadınlar arasında gelişmesine öncülük edilmesinin ana hedefleri olduğunu dile getirdi.
Bu kapsamda kadın girişimcilere yol gösteren birçok çalışmaya imza attıklarını aktaran Hisarcıklıoğlu, “Hedefimiz kadın girişimci oranını yüzde 10’un üzerine çıkarmak olmalıdır. Buna destek vermek üzere, kamu ihalelerinde kadın imalatçının ürünlerinin yüzde 15 kota ile alınarak, kadın girişimcilerin teşvik edilmesini her fırsatta dile getiriyoruz. Hep vurguluyorum. Aklın, başarının cinsiyeti olmaz. Kadın güçlü olursa, aile, toplum ve ülke de güçlü olur.” ifadelerini kullandı.
“Eğitimlerimiz diğer sektörler tarafından da talep edildi”
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk ise projeyi 81 ile yaygınlaştırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Projenin 2021’de pilot uygulamalarla başladığını anımsatan Öztürk, “Başlangıçta 3 ilde başlamıştık. Sonra 20 ile çıkardık ve 150 bin kişiye ulaştık. Projenin 81 ile yaygınlaşması artık ölçeğinin çok daha büyümesi demek. Amacımız özellikle mikro işletmelerde hizmet ve hijyen standartlarını artırarak daha iyi hizmet vermelerini sağlamak. Sağlıklı, bilinçli bir toplum yaratılmasına katkı sağlamak. Başlangıçta ulaşım, konaklama ve yeme içme sektöründe başladığımız eğitimlerimiz diğer sektörler tarafından da talep edildi. Bugün 81 il başkanımız ve milli eğitim camiamızın temsilcileri bir araya gelecekler. Bütün şirketlerde, kurumlarda bu projeyi nasıl yaygınlaştırabiliriz. Kısacası seferberliğe çıkacaklar.” şeklinde konuştu.
MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete de toplum sağlığının korunması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi, temizlik ve hijyen konusunda eğitim almış nesillerin yetişmesinden hareketle yola çıkılarak oluşturulan projede 150 bin kişinin eğitimlerden faydalandığını belirtti.
Antalya Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz ise pilot iller arasında yer alan Antalya’da projenin en üst seviyede yürütüldüğünü dile getirdi.
Konuşmaların ardından toplantı, işletmelerin tecrübelerini paylaştığı “Hijyen ve Mikro İşletmelerde Sürdürülebilir Yönetim Paneli” ile devam etti.
Toplantı programı, “Proje Dönemi Yarışması”nda ödüllerin verilmesinin ardından sona erecek.
]]>Vali Şıldak, Birecik Atatürk Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen eğitim değerlendirme toplantısı sonrası gazetecilere, kentin eğitim alanında istenilen seviyeye gelmesi için BİGEP’i hayata geçirdiklerini kaydetti.
Birecik ilçesinde eğitim değerlendirme toplantısını gerçekleştirdiklerini belirterek, Başarı İzleme ve Geliştirme Projesi’ni (BİGEP) hayata geçirdiklerini ifade etti.
Bu projeyle Şanlıurfa’da eğitimi birinci öncelik olarak ilan ettiklerini aktaran Vali Şıldak, “İIlimizin bütün okullarında resmi ve özel tüm kurumlarımızda hayata geçirdiğimiz bu çalışmamız aslında Şanlıurfa’da eğitimi birinci öncelik olarak ilan ederek, bütün kesimlerin ilgisini çekmeyi ve bu alandaki çalışma temposunu yükseltmeyi, motivasyonu güçlendirmeyi hedefleyen bir sinerji oluşturma projesidir. Projemiz aylık yaptığımız bu değerlendirme toplantılarıyla sürekli takip altında tutuyoruz ve ilerleme hızını gözetliyoruz. Bu yaptığımız çalışmaların sürekliliğini sağlamaya çalışıyoruz.” dedi.
Şıldak, Birecik ilçesinde yaptıkları eğitim değerlendirme toplantısında son bir aylık gelişmelerin değerlendirildiğine işaret ederek, BİGEP kapsamında yapılan deneme sınavlarının, ihtiyaçların ve devamsızlık sorunu gibi konuların görüşüldüğünü belirtti.
Eğitim alanının tüm konularını değerlendirip inceleme fırsatı bulduklarını ifade eden Şıldak, “Eğitimin aktörleri olan gerçek belirleyici unsuru olan öğretmenlerimizi, okul idarelerimizi harekete geçirmeyi, velilerimizle bütünleşerek topyekun bir eğitim seferberliğini Şanlıurfa topraklarında hakim kılmayı, okullarımızı hareketlendirmeyi, canlandırmayı, okullarımızın durgun alanlar değil, statik mekanlar değil, tamamen dinamik ve canlı ortamlar olmasını sağlamaya yönelik hedefler içeren, aktiviteler içeren ve gerçekten okullarımıza hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin adeta koşarak gideceği bir ortam olarak onların gözünde cazip noktalara dönüştürmek istiyoruz. Bunu başaracağız ve eminim yıl sonu geldiğinde biz dört toplantı daha yapmış olacağız. Her toplantıda bu gelişmeleri görmekteyiz. Daha da görür hale geleceğiz. Toplum da bunu fark edecek.” ifadelerini kullandı.
Şıldak, kentte çok güzel bir uyum ortamının olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İlimizde Allah’a şükür çok güzel bir uyum ortamı içerisinde, bürokrasi ve siyaset kurumu olarak, milletvekillerimizin desteğiyle özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz ve Milletvekilimiz Bekir Bozdağ’ın desteğiyle, Bakanlıklarımızla çok güzel bir ilişki çerçevesinde yatırımların güçlendirilmesi, eğitim alanında da buna benzer şekilde eğitimdeki açıklarımızın kapatılması konusunda güzel hamleler yapıyoruz. Şanlıurfa’nın eğitim kriterleri noktasında eğitim göstergelerinin yükseltilmesi, iyileştirilmesi ve içinde bulunduğu olumsuzlukların her gün azaltılarak geliştirilmesi konusunda kararlıyız. Şu anda ilimizde 154 okulumuzun yapımı devam ediyor. Bu çok mutluluk verici bir tablo. Bu tablonun önümüzdeki yıllarda da sürmesi için, devamının gelmesi için gayret içerisindeyiz. Hem okullardaki derslik ihtiyacımızın, okul ihtiyacımızın hem öğretmen ihtiyacımızın kapatılmasıyla ve bizim de eğitimin insan unsuruna yönelik, bu motive edici çalışmayla destekleyerek oradaki kazandıracağımız hareket ve canlılıkla, inanıyoruz ki eğitim Şanlıurfa’nın yükselen yıldızları arasında yer alacak. Nasıl ki kültür ve turizm alanında, nasıl ki sanayi alanında, nasıl ki tarım alanında Şanlıurfa örnek gösteriliyorsa eğitim konusunda da Şanlıurfa önümüzdeki yıllarda süreçte inşallah çok iyi noktalara yükselmiş olacak, gelmiş olacak. Buna inanıyoruz.”
]]>Mesleki Eğitim Seferberliği kapsamında, Konya Valiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Konya Sanayi Odası (KSO) ve Konya Organize Sanayi Bölgesi arasında “Konya Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü” imzalandı. Protokol ile Konya’daki ortaokul son sınıf öğrencilerine mesleki eğitim tanıtılacak. Bu öğrencilere, lise tercihlerini yaparken Konya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalar gezdirilecek. Böylece gençler üretimi yerinde tanımış olacak. Konya Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen protokol imza törenine, Konya Valisi Vahdettin Özkan, Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, Konya İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit, Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen ve Konya Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Memiş Kütükcü katıldı.
Vali Özkan’dan hayat boyu öğrenme vurgusu
İmza töreninde konuşan Konya Valisi Vahdettin Özkan, Konya Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü’nün Konya için önemine değindi. Sanayicilerin ve Konya Sanayi Odası’nın bu protokole destek vermesinin çok önemli olduğunu ifade eden Vali Özkan, “Bu faaliyet aynı zamanda bütün insanlarımızın katkısını ve katılımını gerektiriyor. İlgili tarafların burada olması önemli. Piyasada arzu edilen nitelikli iş gücü ihtiyaçlarına duyarlı bir eğitim sisteminin inşa edilmesi ve icra edilmesi, kalkınmamız açısından çok ehemmiyet arz ediyor. Sanayicilerimiz bu konuda duyarlı. Konya Sanayi Odamız, Konya Organize Sanayi Bölgemiz, Büyükşehir Belediyemiz ve Milli Eğitim Müdürlüğümüz iş birliği yaparak çok güzel bir protokol hazırladı” diye konuştu.
Konuşmasında hayat boyu öğrenmenin de önemine değinen Vali Özkan, “Hayat boyu eğitim dediğiniz zaman tüm zamanları, mekanları kapsayan bir özele vurgu yapmak gerekiyor. Hayat boyu eğitimde her sektörde olduğu gibi, hayatın her alanına dokunan eğitim faaliyetini inşa etmek, hayatın içinde her sektörün temsilcilerinin de, her sektörün iş birliğini de gerektiriyor. Başka türlü gelişmemizi tam olarak tahakkuk ettiremeyiz. Dünyadaki rekabet gücümüzü artırmamız hem insanlarımızın ihtiyacı hem sektörlerimizin ihtiyacını giderecek eğitimin mahiyet arz etmesi önemli” dedi.
“Mesleki eğitime eski itibarını kazandırmak zorundayız”
İmza töreninde konuşan KSO Başkanı Mustafa Büyükeğen ise, Konya’nın Türkiye’nin güçlü sanayi şehirlerinden biri olduğunu makine, otomotiv, gıda, savunma sanayi, ayakkabı gibi pek çok sektörde öncü firmaların bulunduğunu söyledi. Konya’nın sanayileşme sürecinde mesleki eğitimin hayati öneme sahip olduğunu aktaran Büyükeğen, “Şehrimizin sanayileşme sürecinde, mesleki eğitim hayati öneme sahip, olmazsa olmazımız. Tüm zorluklara rağmen yatırım iştahını koruyan, üretimde, istihdamda ve ihracatta rekorlar kıran Konya sanayisinin bugün en büyük sorunu insan kaynağı sorunu. Bu sadece Konya’nın değil, tüm Türkiye’nin sorunu. Birçok sanayicimizin vasıflı ya da vasıfsız çalışan bulamadığı için yeni yatırımlar yapmaktan vazgeçtiğini, hatta mevcut fabrikasında bile tam kapasite ile çalışamadığını biliyoruz. Dolayısıyla devlet-millet el ele vererek, memleket meselesi haline gelen insan kaynağı problemini, mesleki eğitimin problemlerini en öncelikli gündem yapmak ve çözümler üretmek zorundayız” şeklinde konuştu.
İmzaları atılan proje ile Konya’da mesleki eğitim seferberliği ilan ettiklerini vurgulayan Başkan Büyükeğen, “Ülkenin geleceğini inşa eden gençler yetiştirmeliyiz. Bunun yolu da mesleki eğitime eski itibarını yeniden kazandırmaktan ve gençlerimizi meslek liselerine yönlendirmekten geçiyor. Bu proje ile Konya’da mesleki eğitim seferberliği ilan etmiş oluyoruz. Gençlerimizi, ailelerimizi, sanayicilerimizi, öğretmenlerimizi ve konunun tüm taraflarını bu seferberliğe destek olmaya, Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Konya OSB, mesleki eğitim kampüsü haline geldi”
Konya Organize Sanayi Bölgesi ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü de, ülke genelindeki tüm sanayicilerin en öncelikli sorunlarının insan kaynağı problemi olduğunu dile getirdi. Konya Organize Sanayi Bölgesi olarak mesleki eğitime çok ciddi yatırımlar yaptıklarını, bölgeyi bir mesleki eğitim kampüsü haline getirdiklerini söyleyen Kütükcü, “Konya OSB olarak, mesleki eğitim alt yapısına son 10 yılda yaklaşık 380 milyon liralık yatırım yaptık. Bölgemizi adeta bir mesleki eğitim kampüsü haline getirdik. Bölgemizdeki Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz, eğitim kalitesi ile ülkemizin gözde meslek liseleri arasında yer alıyor. Okulumuz gerek atölye binaları ve teknik ekipmanları ile, gerekse spor kompleksleri, sosyal alanları, ücretsiz yurt ve öğle yemeği gibi imkanları ile en çok tercih edilen meslek liseleri arasında. Ayrıca mesleki eğitim merkezimiz, kreşimiz, bu yıl bina inşaatına başladığımız ve önümüzdeki yıl tamamlamayı planladığımız meslek yüksek okulumuzla sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmek için azami gayret gösteriyoruz. Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü de, mesleki eğitim açısından şehrimizde yeni bir başlangıç olacak. Bu projenin mesleki eğitim ile üretim hayatımız arasında sağlam bir köprü olacağına yürekten inanıyorum” diye konuştu.
Kütükcü, Konya OSB olarak kapılarının gençlere sonuna kadar açık olduğu mesajını da vererek, “Gençlerimizi mesleki eğitime özendirmek, üretime eli değen gençler yetiştirmek amacıyla başlattığımız bu proje kapsamında, ortaokul son sınıf öğrencilerimiz Konya Organize Sanayi Bölgemizdeki fabrikaları yerinde görecekler. Biz bu konuya ara elaman olarak bakmıyoruz, aranan eleman olarak bakıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Konya sanayisini daha ileriye, bugünün öğrencileri taşıyacak”
Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş ise, Büyükşehir Belediyesi’nin eğitime ve mesleki eğitime verdiği destekler hakkında bilgiler verdi. İmzalanan protokol ile Konya sanayisinin daha ileriye gideceğini aktaran Uzbaş, “Konyamız, sanayi, tarım ve turizm şehri. Sanayimizin bugünlerini biz destekliyoruz ama ilerlemesini bugünün öğrencileri, geleceğin sanayicileri olan gençlerimiz sağlayacak. Vizyoner bir eğitim ile bunu sağlamaya çalışacağız. Büyükşehir Belediyesi olarak, Bilgehaneler, Bilim Merkezi, Kapsül Platformu gibi birçok birim ile destek olmaktayız. Mesleki eğitim alanında da belediye olarak mesleki eğitim programına kayıtlı 21 bin 400 civarında öğrencimize, 6 milyon 500 bin TL eğitim desteği sağladık. İnşallah bunu da devam ettireceğiz. Bundaki amacımız, sanayimizin ileride bundan daha iyi yerlere gelmesini sağlamak, öğrencilerimizi en doğru şekilde yönlendirmek. Bu protokolde de üzerimize düşeni yapacağız” diye konuştu.
Öğrenciler, sanayinin geldiği seviyeyi yakından görecekler
Son olarak konuşan Konya İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit de, öğrencilerin protokol ile Konya sanayisindeki teknolojik gelişmeleri daha yakından göreceklerini ifade etti. Yiğit, “Yenilikçi, girişimci, üretken ve yetişmiş insan gücü ancak bugünün teknolojik imkanları ile desteklenen mesleki eğitim ile mümkündür. Konya Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü ile orta okul son sınıf öğrencilerimizin lise tercihi yaparken, ilgi ve yeteneklerini göz önünde bulundurmaları, meslek liselerine bu noktada yaklaşmalarına katkı sunacaktır. Konya gibi büyük bir sanayi şehrindeki üretim tesislerine yapılacak ziyaretler ile öğrencilerimiz, ülkemizin ve ilimizin sanayi üretim tesislerinde geldikleri seviyeyi görecek, alanı daha yakından tanıyacaklardır. Konya eğitimin her aşamasında olduğu gibi, mesleki eğitim noktasında da ülkemizin örnek bir şehri olarak, bu iş birliğini hayata geçirmektedir” şeklinde konuştu. – KONYA
]]>Tekin, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve İstanbul Hazır Giyim İhracatçıları Birliğinin (İHKİB) işbirliğiyle YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Eğitimde Yapay Zeka Zirvesi”ndeki konuşmasında, ülkenin eğitim öğretim sürecindeki yükünü Bakanlığın tek başına kaldıramayacağını, bu süreci yürütmek için toplumun tüm kesimlerinin desteğine ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Bu yükü Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişiler, aileler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle beraber omuzlamak istediklerini dile getiren Tekin, bu tür işbirliklerini ve protokolleri hep savunduğunu kaydetti. Bu anlamda kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle işbirliği yapmaya devam edeceklerini anlatan Tekin, destek olanlara teşekkür etti.
Tekin, zirvenin konusunun eğitimde yapay zeka uygulamalarının kullanılması olduğuna dikkati çekerek, dünyanın çok hızlı geliştiğini, bilgilerin ve kullanılan enstrümanların da çok hızlı biçimde değiştiğini aktardı.
Modernleşme, çağdaşlaşma ve teknolojinin kullanımı bugün tartışılırken, 19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinde de benzeri argümanlarla tartışıldığına işaret eden Tekin, “Teknolojiyi kullanacağız, teknolojiden faydalanacağız ama kullandığımız teknolojinin, yeni araçların, toplumsal yaşamımızda, ahlakımızda, yapımızda ne tür değişiklikler yapabileceğini de öngörmemiz gerekiyor. Bütün bu yenilikler, insanlığımıza, temel hak ve hürriyetlerimize, mahremiyetimize, ürettiklerimize ne tür katkılar veriyor, bizden neyi alabilir, korumak istediğimiz hangi değerleri tahrip edebilir ya da ortadan kaldırabilir, bunu tartışmak gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Tekin, yapay zeka robotu ChatGPT’ye değinerek, üniversitelerde öğretim üyeleri ve okullarda öğretmenlerin, öğrencilerin tez ya da benzeri ödevlerini kendi emeğiyle hazırlayıp hazırlamadığı konusunu tartışmaya başladığını, bunun ahlaki bir durum olduğunu kaydetti.
Sınıflarda yaklaşık 620 bin etkileşimli tahta kullanılıyor
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında Bakanlığın teknolojik altyapısıyla ilgili bazı rakamları da paylaştı.
“Eğitimde FATİH Projesi”ni anımsatan Tekin, bu projenin ana temasının, eğitim öğretim süreçlerinde teknolojik yenilikleri kullanabilmek üzerine kurgulandığını ve 4 farklı enstrümanı bulunduğunu dile getirdi.
Projenin enstrümanlarından birinin, Bakanlık bünyesindeki okulların, kamuoyunda “akıllı tahta” olarak bilinen “etkileşimli tahta”larla donatmak olduğunu aktaran Tekin, halen sınıflarda yaklaşık 620 bin etkileşimli tahtanın kullanıldığını ifade etti.
Etkileşimli tahtaların kullanıldığı sınıflarda internet altyapısının da oluşturulduğunun altını çizen Tekin, “Şu an okullarımızın tamamında farklı niteliklerde internet altyapısı mevcut durumda. 60 bine yakın, Milli Eğitim Bakanlığının kendi bünyesindeki resmi kurumun tamamında internet erişim hizmeti veriyoruz.” bilgisini paylaştı.
EBA platformu öğretmenlerin içerikleriyle zenginleştirilecek
Bakan Tekin, FATİH Projesi’nin diğer enstrümanının da “Eğitim Bilişim Ağı (EBA)” platformu olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu anda EBA platformumuzda, 2011’den itibaren sürekli kendini revize eden, kendi içinde kurduğu mini bir talim terbiye kurulu benzeri işlev gören bir komisyonla beraber içerikleri tamamen denetlenmiş biçimde, eğitim öğretim süreçlerini destekleyecek yaklaşık 2 bine ait dersle ilgili olarak 100 bine yakın içerik mevcut. Ders konu anlatım videoları, zenginleştirilmiş kitaplar, yardımcı kaynak, öğretmen ve öğrencilerimizin kullanabileceği her türlü materyal EBA platformunda mevcuttur. EBA platformunu sadece görevli ve yetkili kişiler tarafından değil, 1 milyonun üzerindeki öğretmen arkadaşlarımızın tamamının katkısını alabileceğimiz şekilde zenginleştirilecek bir ortama kavuşturacağız. Ne demek istiyorum? 1 milyon öğretmenimizin her birinin, her bir konuyu, her bir kazanımı anlattığı, kendisini geliştirdiği, kendince metodoloji ürettiği, kendince değişik yöntemlerle ders anlattığı yöntemler var. Bunların her birinin talim terbiye kurulu benzeri bir yapı üzerinden denetlenerek EBA platformuna yeniden konulmasıyla ilgili süreci başlatacağız. Daha önce bunu yürütmüştük, yine aynı şeyi yapacağız.”
Tekin, FATİH Projesi kapsamında 500 bine yakın öğretmene, eğitimde teknoloji kullanımına ilişkin kurslar verdiklerini kaydetti.
Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) sisteminden de bahseden Tekin, ÖBA üzerinden yaklaşık 85 bin öğretmene eğitim teknolojilerinin kullanılmasına ilişkin eğitimler verdiklerini, bu ve benzeri eğitimlerin çok fazla miktarda bulunduğunu, devamının da geleceğini sözlerine ekledi.
]]>Bakanlığın 257 sağlıklı hayat merkezinden biri olan Yalova’daki SHM, 2020 yılının ekim ayından itibaren 39 personelle sorumlu hekim kontrolünde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, çocuk gelişimi uzmanı ve sosyal çalışmacılarla danışmanlık, halk sağlığı eğitimleri, kanser ve diğer sağlık taramaları konularında görev yapıyor.
SHM personeli eğitim, ağız ve diş sağlığı, kanser erken teşhis, tarama ve eğitim merkezi (KETEM), aile planlaması eğitim merkezi (APEM), üreme sağlığı eğitim merkezi (ÜSEM), sigarayı bırakma, bulaşıcı hastalıklar, psikolog, çocuk gelişimi, sosyal çalışma, fizyoterapist ile diyetisyen poliklinikleriyle her gün insanlara daha sağlıklı bir yaşam için destek oluyor.
Yalova’daki SHM’de 2023 yılında 4 bin 680 kişiye danışmanlık hizmeti verildi. Görevliler, kurum dışında eğitim, stant gibi faaliyetlerle 109 bin 117 kişiye ulaştı.
Merkezde görevli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. İdil İlke Aslan, AA muhabirine, aile hekimlerinin tavsiyesi veya çevrelerinden duyarak gelenlerin yoğun olduğunu söyledi.
Toplum sağlığının geliştirilmesi ve sağlıklı hayatın sürdürülmesi için daha fazla kişinin danışmanlık hizmeti almasını istediklerini belirten Aslan, “En çok rağbet gören alanımız psikoterapi ve beslenme danışmanlığı oluyor. Bunun dışında yoğunluğu artmakta olan fizyoterapi danışmanlığımız da mevcut. Halkımız gelip bunları ücretsiz şekilde talep ederek danışmanlık da alabiliyor.” dedi.
Çocuk Gelişim Uzmanı Şeyma Yıldız da 0-18 yaşlarında olup normal ve anormal gelişim gösteren çocuklar için danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.
“Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var”
Fizyoterapi Danışmanı Seda Şahin, aile hekimlerinin kendilerine yönlendirdiği hastaların fiziksel olarak aktivitelerini düzenlediklerini, bu konuda danışmanlık hizmeti verdiklerini anlattı.
Yoğun talep aldıklarına dikkati çeken Şahin, “Onlara bireysel olarak egzersizlerini öğretiyoruz. Gerekirse burada haftada iki gün şeklinde grup tedavileri yapıyoruz. Bize daha çok egzersiz öğrenmek isteyen, tansiyon, kolesterol, obezite, duruş bozukluğu ya da şekeri olan danışanlarımız başvuruyor. Böyle bir hizmeti aldıkları için mutlu oluyorlar. Daha çok kadınlarımız bize başvuruyor, onlar geliyor.” diye konuştu.
Diyetisyen Gül Hanım ise merkezin asıl amacının eğitim olduğunu, bu nedenle zayıflama merkezi mantığına karşı sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirmeyi hedeflediklerini aktardı.
Hastanelere göre SHM’de danışanlara daha fazla zaman ayırabildiklerini, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili ayrıntılı bilgiler verdiklerini kaydeden Hanım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hedefimiz kişiyi belli bir sürede zayıflatmaktan ziyade buna ek olarak doğru beslenme alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek. Görüşme sıklığımız da hastaya göre değişiyor. Hastanın duruma göre 15 günde veya haftada bir çağırdığımız hastalar olabiliyor. Poliklinik hizmetinin yanında okullarda eğitimler veriyoruz, kantinlerdeki yiyeceklerle ilgili bilgi alıyoruz. Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var.”
“Hastalanırsanız doğru yerdesiniz”
Yalova SHM’ye gelen Mete Gencer, boynundaki rahatsızlık nedeniyle aile hekiminin fizyoterapi birimine yönlendirdiğini belirtti.
Merkezin kolay erişilebilir ve ücretsiz olmasının büyük avantaj sağladığını vurgulayan Gencer, “Burada gösterilen ilgi, güler yüz beni tatmin etti. Allah hastalık vermesin ama hastalanırsanız doğru yerdesiniz. Ücretsiz olduğunu duyunca şaşırdım. Çünkü fizik tedavi hizmetleri genelde uzun süreli işler ve profesyonellik gerektiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Şentürk Kul da beslenmeyle ilgili sorun yaşadıkları 11 yaşındaki kızı Zeynep için merkeze geldiklerini aktardı.
Kul, ilk basamak sağlık hizmetlerinde SHM’nin önemli bir işlevi yerine getirdiğine işaret ederek, “Kızımla üçüncü seansımız ve gayet iyi gidiyor. Tabii burayı öğrendikten sonra lisede okuyan oğlumuz için de geldik. O şekilde de destek alıyoruz. Hem ücretsiz hem erişilebilir olması hem de buradaki arkadaşlarımızın hoş davranması, iyi yönlendirme yapmaları süreçte bizleri daha da motive ediyor.” ifadesini kullandı.
Zeynep Kul ise yemek yerken genellikle mide bulantısı olduğunu, bu nedenle kilo alamadığını anlatarak, “Gelişimde yaşıtlarımdan gerideyim. Burada gerçekten çok yardımcı oluyorlar. Teşekkür ediyorum.” dedi.
]]>Kahire YEE Koordinatörü Emin Boyraz, enstitü binasında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Enstitünün 2010’da kurulduğunu anımsatan Boyraz, o günden bu yana Kahire’de Türkçe eğitimi ve kültür-sanat alanlarına yönelik faaliyetlerin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi.
Mısır’da Türkçeye ilginin fazla olduğuna işaret eden Boyraz, “Bugüne kadar 25 bin kişi internet üzerinden, 25 bin kişi de sınıflarımızda olmak üzere 50 bin kişi kurslarımıza kaydoldu.” bilgisini verdi.
Ülkede genç nüfusun çok yüksek olması nedeniyle, Kahire YEE’de eğitim alanların çoğunluğunu 18-25 yaş aralığındaki öğrencilerin oluşturduğunu belirten Boyraz, burada Türkçenin yanı sıra Türk kültürü ve gelenek göreneklerinin de öğretildiğini vurguladı.
Boyraz, “Öğrencilerimiz sadece dili değil kültürümüzü de gerçekten seviyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
” Türkiye’ye açılan bir kapıyız”
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kültürel olarak, “irtibat noktası” olduğunu vurgulayan Boyraz, şöyle konuştu:
“Türkiye’ye açılan bir kapıyız. Türkiye’de eğitim görmek isteyen, çalışmak isteyen birçok Mısırlı genç kardeşimiz gelip burada Türkçe öğreniyor. Çalışmalarımızda son dönemde kariyer üzerine de yoğunlaşmaya başladık. Çünkü biz artık Mısır’da Türkçenin bir kariyer dili olduğunu düşünüyoruz ve kurslarımıza katılan 50 bin öğrencimizin iyi bir kariyere sahip olması için de işbirliklerimizi geliştiriyoruz.”
Boyraz, “Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kapasitesi yıllık 3 bin öğrenci ve bu fazlasıyla doluyor, bunu genişletmek için çabalarımız var. İnşallah önümüzdeki dönemde bu sayıların daha da artacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var”
İnternet üzerinden verilen eğitimlere ilişkin de Boyraz, şunları kaydetti:
“Mısır’ın her tarafından sadece Kahire’den değil, İskenderiye’den, Güney Mısır’dan, Mısır’ın her bölgesinden öğrencilerimiz kayıtlı olabiliyor. Çünkü Mısır’da Türkçeye ilgi o kadar geniş ki üniversitelerde 20’ye yakın Türkçe bölümü var. Orada okuyup, geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var ve biz hepsine ulaşmaya çalışıyoruz.”
Enstitüye gelen öğrencilerin 7 dönem A’dan C seviyesine kadar eğitim aldıkları bilgisini veren Boyraz, “Kahire’deki Türkçe sevgisini şöyle ifade edebilirim. Burada çok üst düzey Türkçe öğrenmiş öğrencilerimiz dahi sonrasında yine en üst kurlara büyük talep gösteriyorlar. Onun için C1 ve C2 seviyesinde çok yoğun bir öğrenci potansiyeli var.” diye konuştu.
“İki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum”
Boyraz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire ziyaretinden ve buradaki konuşmasında enstitü ve öğrencilerden övgüyle söz etmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaretle birlikte kültürel ilişkilerimizin ivme kazanacağını düşünüyorum.” dedi.
Yunus Emre Enstitüsünün sadece kültürel ilişkilere değil, ekonomi, turizm, eğitim ve birçok alana katkı sunmaya devam edeceğini dile getiren Boyraz, “Öğrencilerimiz aynı zamanda dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar vasıflı Türkçe konuşan bir iş gücü. Bu nedenle iki ülkenin yararına olacağına ve iki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Boyraz, enstitü olarak Mısırlı ve Türk gençlerin buluştuğu faaliyetlerle iki ülke arasındaki kültürel ilişkilere katkıda bulunmayı istediklerini söyledi.
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün eğitim kültür alanında, Mısır’daki tek Türk kurumu olduğuna dikkati çeken Boyraz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de burslu okumak, eğitim almak isteyenler için de Kahire Yunus Emre Enstitüsü ev sahipliği yapıyor. 2024 kayıtlarımız tamamlandı, öğrencilerimiz başladı. Önümüzdeki dönemde kültür, sanat ve diğer alanlarda faaliyetlerimizi artırmayı düşünüyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizi, Mısırlı gençleri, Mısırlı dostlarımızı tüm faaliyetlerimize davet ediyoruz.”
“Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi çok seviyorum”
Kahire YEE’de 5. dönem Türkçe eğitimi alan Suzan Hossam Abomosa de enstitüde kendisini ” İstanbul’da gibi” hissettiğini dile getirdi.
Amira Mekkawy de Yunus Emre Enstitüsünde eğitim almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Burada İstanbul’dayım gibi, her şey, faaliyetler çok güzel.” dedi.
Daha önce Türkiye’ye hiç gitmediğini belirten Mekkawy, “Türkiye’de bir arkadaşım var. 6 yıldır konuşuyorum, onunla daha iyi konuşmak için kursa geliyorum. Ayrıca Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi ve Türkleri çok seviyorum.” ifadelerini kullandı.
Aynı sınıfta eğitim alan Yusuf Hamada da tercüman ya da öğretmen olmak için Türkçe öğrendiğini söyledi.
]]>ABB İşletme ve İştirakler Daire Başkanlığı’na bağlı Kariyer Merkezi ve Ankara Eczacılar Odası iş birliği ile düzenlenen Eczane Destek Personeli eğitimini tamamlayan kursiyerlere istihdam olanağı sağlandı.
Büyükşehir Genç Akademi Kafe Sıhhiye’de düzenlenen 8 haftalık eğitimleri başarı ile tamamlayan kursiyerler yeni işlerine başladı. Eğitimler sonunda 100 kursiyerden 64’ü yeterlilik sınavını geçerek kent genelinde faaliyetlerini sürdüren eczanelerde destek personeli olma hakkını elde etti.
Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak istihdama katkı sağlayacak projelere destek vermeye devam edeceklerini belirten ABB Kariyer Merkezi İdari Koordinatörü Orhan Koçak, şunları söyledi:
“Kariyer Merkezi’ne başvuran adaylarımızın firmalarla eşleştirme sürecinden sonra istihdam süreçleri devreye giriyor burada destekli istihdam modeli ile hizmet sunuyoruz. İş başı yapan bireylerimize de işe uyum süreçlerinde de destek oluyoruz ve böylelikle kişinin daha verimli çalışmasını sağlıyoruz.”
ABB ile iş birliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getiren Ankara Eczacılar Odası Genel Sekreteri Ahmet Çakan ise şöyle konuştu:
“İlkini geçen sene Ankara Büyükşehir Belediyesi ile beraber gerçekleştirdiğimiz eğitim ve meslek edindirme programı kapsamında en az lise mezunu olan arkadaşlarımız yaklaşık 8 haftalık bir eğitim sürecinden geçti. Sonrasında da Ankara Eczacılar Odası’nın desteğiyle eczanelerde ve çeşitli mecralarda istihdam edilmeye başladı. Burada bizim esas amacımız, genç arkadaşlarımızı istihdam süreçleri içerisine dahil etmek ve birinci basamak sağlık kuruluşu olan eczanelerimizde ilaç ve hasta danışmanlığı noktasında hem yetiştirebileceğimiz hem de bu süreçlerin içerisine dahil edebileceğimiz Eczane Yardımcı Personeli yetiştirmekti. Bu noktada başarılı bir iş yürüttüğümüzü düşünüyorum, bu kapsamda da Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyorum.”
Eczane Destek Personeli eğitimlerini başarı ile tamamladıktan sonra yeni işlerine başlayan kursiyerler desteklerinden dolayı Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne şu sözlerle teşekkür etti:
-Sevilay Eylen: “İş arama süreci devam ederken Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Eczacı Odası iş birliği ile düzenlenen Eczane Destek Personeli eğitimine başvurdum mülakat sürecini geçtikten sonra 8 hafta süren bir eğitimimiz oldu, eğitim sonucunda da düzenlenen yeterlilik sınavında da birinci oldum, bir süredir Eczacılar Odası’nda çalışmaktayım. Bize bu imkanı sağlayan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ve Ankara Eczacılar Odası’na teşekkür ederim.”
-Yasemin Sude Aktaş: “Benim için çok heyecan verici bir süreçti. Bir gün evde otururken annem sayesinde öğrendim böyle bir eğitim olduğunu. Liseyi yeni bitirmiştim başvurmuştum, aslında çok ümitsizdim kabul edileceğimi düşünmemiştim. Ön elemeden geçtik sonrasında eğitimlerimiz başladı. Eğitimleri de başarı ile tamamladıktan sonra Ankara Büyükşehir Belediyesinin ve Ankara Eczacılar Odası’nın imzasının olduğu bir sertifika aldık sertifika ile beraber iş bulma imkanı buldum.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Valiliği, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi, Ankara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle gerçekleştirilen “Sertifikalı Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitimi” Sertifika Töreni ve Konferansı, Ankara Ticaret Odası ev sahipliğinde yapıldı.
ATO Meclis Salonu’nda gerçekleşen törenin açılış konuşmalarını Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek yaptı.
ATO Başkanı Gürsel Baran, dijitalleşmenin bugün artık her alanda büyük bir değişimi peşinden sürüklediğini ve ekonominin ve toplumun geleceğini şekillendiren önemli bir faktör olduğunu belirterek, “Yenilikçiliği, gelişmeyi, ilerlemeyi teşvik ederek, verimlilik ve rekabetçiliği artırarak hayatı kolaylaştıran dijitalleşme, sağladığı bu kolaylıkların yanı sıra bazı tehditleri de içeriyor. Dijital ortama taşınan her sistem, yeni ve ciddi güvenlik risklerini beraberinde getiriyor. Siber tehditler, kritik hizmet sunan sistemler için siber savaş riski barındırıyor. Bu risk, ülkelerin, sınırlarını koruduğu gibi dijital altyapılarını ve verilerini de korumasını zorunlu kılıyor. Eskiden vatan savunması dendiğinde akla sadece fiziki sınırları koruma ve savunma geliyordu. Çağın değişimiyle birlikte savunma sathına siber güvenlik de eklendi. Ağları, cihazları, uygulamaları, sistemleri ve verileri siber tehditlerden koruma uygulaması olan ve ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelen siber güvenlik, dijital hattımızın yani kritik verilerimizin güvenliği açısından önemli. Yani özetle, ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızın devamı için siber güvenlik hattımızı sağlam tutmamız şart” dedi.
“Siber neferler”
Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitim programının, Türkiye’nin siber güvenlik alanında gelişim için ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda yürütülen önemli çalışmalardan biri olduğunu belirten Baran, eğitim sayesinde gençlerin donanımını artırırken, ülkenin de siber güvenlik alanında yeni ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlandığını ifade etti. Baran, “Altın niteliğindeki bu eğitimlerle siber neferlere yenilerini kazandırdık. Eğitim programına katılan herkesi tebrik ediyorum. Burada öğrendiğiniz bilgilerle, istikbalimizin güvenliğini sağlayan duvara bir taş daha koymuş oldunuz. Bu taş çok kıymetli. Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle hep göz önünde ve siber saldırı riski yüksek bir ülke. Bu savunma cephesinde gerekli bilgiye vakıf olmak ve kullanmak da ayrıca kıymetli. Yani, burada aldığınız eğitim, bilgi ve donanımla ülkemize büyük hizmetler vereceksiniz” diye konuştu.
Siber dünyanın zararlarına karşı tedbir alacağız
Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker de yaptığı konuşmada, internetin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirterek, ilk zamanlarda kötü niyetli saldırıları engellemek için interneti yasaklama yönteminin tercih edildiğini dile getirdi. Saldırıları engellemek için yasaklamaların etkili bir çözüm olmadığını kaydeden Şeker, “Çünkü burada en zayıf halka insan. Yani insanın olduğu bir yerde siz ne kadar yasaklarsanız yasaklayın bunu önleyemiyorsunuz. İnsanın olduğu yerde tedbir almamız gerekiyor. Dolayısıyla burada dijital dünyanın, siber mühendisliğin, siber dünyanın getirdiği faydaları kullanacağız ama zararlarına karşı da tedbirler alacağız. Bu sadece bizim için değil. Bütün dünyada artık bir savaş alanı olarak belirlenmiş durumda” dedi.
Ülkemiz geleceğine önemli bir yatırım yaptık
Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek de konuşmasında, eğitim almaya hak kazanan 64 öğrencinin hayatına önemli bir dokunuş yaptıklarına inandıklarını ifade ederek, “Ülkemiz geleceğine önemli bir yatırım yapmış olduğumuzu düşünüyorum. En büyük sermayemiz ve geleceğimiz, hiç şüphesiz insanımız ve gençlerimiz. Ülkemiz siber saldırılardan en çok etkilenen ülkeler arasında beşinci sırada yer alıyor. 2024 yılında siber güvenlik harcamalarının 150 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Son 5 yılda dünya genelinde siber güvenlik uzman ihtiyacının yüzde 700 artış gösterdiği tespit edilirken, siber güvenlik uzmanlığı sadece geleceğin değil bugünün de en parlak meslekleri arasında yer alıyor. Gelecek 5 yılda dünyada 3 milyon Türkiye’de ise 20 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyaç duyacak” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin “Sertifikalı Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitimi”ni başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi.
Programa, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İhsan Kaya, Savunma Sanayii Daire Başkanı Ahmet Bahadır Bülbül, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi Genel Koordinatörü Alpaslan Kesici, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreter V. Emine Doğrukök ile savunma sanayii ve siber güvenlik alanında faaliyet gösteren firmaların temsilcileri katıldı. – ANKARA
]]>KÜTAHYA – Kütahya’da öğretmenlere müze eğitimi verildi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Ressam Ahmet Yakupoğlu Müzesi’nde 2 gün süren eğitime 30 öğretmen katıldı.
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Levent Mercin, yaptığı açıklamada, ilk kez düzenlenen müze eğitiminin önemli bir faaliyet olduğunu dile getirdi.
Eğitimde ağırlıklı olarak Kütahya’nın zenginliklerini anlattıklarını dile getiren Mercin, “Güzel Sanatlar Fakültemiz tarafından düzenlenen Müze Eğitimi Çalıştayı, Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi’ndeki açılış oturumu ile başladı. Müze Eğitimi Çalıştayı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müze Müdürlüğü ve aynı zamanda da Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile gerçekleştirilen bir faaliyet. Müze Eğitimi Çalıştayı’nın kapsamı ve amacı yaklaşık 2 ay önce bir fikir olarak ortaya çıktı ve bu kapsamda Kütahya’da görev yapan öğretmenlerimize bir yazı gönderildi. Gönüllü öğretmenlerimizden yaklaşık 54 tanesi, biz bu eğitimi almak istiyoruz diyerek müracaat etti. Milli Eğitim Müdürlüğümüz bu 54 kişiden 30 kişiyi belirleyerek bu çalıştaya dahil etti. 2 günlük bir program ve öğretmenlerimize bu program kapsamında öncelikle Kütahya’nın değerlerini anlatmaya çalıştık. Kütahya’nın ilçelerinde şehrimize yakın olan yerde neler var, tarihi olarak, Paleolitik dönemden, Tunç Çağı’ndan neler çıkartılmış ve bu çıkan tarihi eserler hangi müzede sergilenmekte, bunları aktarmaya çalıştık ve Kütahya’daki müze türlerine değinmeye çalıştık. Şehri tanıtmaya çalıştıktan sonraki safhada ise müze eğitimi nedir, müze türleri nelerdir, Kütahya’daki müze türleri fikrinde ele aldığımızda nasıl yararlanılabilir bunların üzerinde durduk.
Bir başka sunumumuzda ise müze eğitimi nasıl, nerede, ne zaman ve kimlerle verilebilir, bunu örnekleriyle anlatmaya çalıştık. Daha sonraki safhada müzelerde teknolojinin kullanımı ve bu teknolojinin öğrencilerimizle çocuklarımızla ilişkisinin ne olduğu ve onların daha çok dikkatini çekebilecek şeylerin ne olduğu, biz onlara hangi uygulamaları yaparsak çok faydalı olabileceği ya da motivasyonlarını nasıl artırabileceğimizin üzerinde durduk ve bunları örnekleriyle gösterdik. Tabii ki tamamen sunum yapmadık. Öğretmenlerimizin bu anlattıklarımızın bir kısmını da uygulamasını sağlamaya çalıştık ve bu kapsamda da oyun tekniğini kullandık. Demonstrasyon tekniğini kullandık. Tarihi yönlerini geliştirecek kavram haritaları kullandık. Görsel tamamlama testi ve eser tamamlama testi dediğimiz daha çok sanatsal becerilerini nasıl kullanabilecekleri ya da dikkat yeteneklerini nasıl geliştirebileceklerini ölçecek testler uygulamaya çalıştık. En sonunda da öğretmenlerimizin hem müzelerle ilgili hem yapılan eğitimle ilgili görüşlerini alabilecek, hem bir tutum ölçeği hem de görüşme formu hazırlayarak bu eğitimin gerçekten amacına ulaşıp ulaşmadığı eğer ulaştıysa bunun nasıl, ne yönde gerçekleştiği konusunu test edecek uygulamalarla tamamlamaya çalıştık. Faydalı olduğunu düşünüyoruz. Bizim gözümüzden, bizim bakış açımızdan bu eğitim sürecinin özellikle gönüllü olarak öğretmenlerimiz geldiği için odak noktalarının çok yüksek olduğu, ilgilerinin çok yüksek olduğu, katılımcı oldukları, soru sordukları, merak ettikleri ya da biz anlatırken akıllarına takılan şeylerin neler olduğunu sorduklarını fark ettik ve onları anlatmaya, aktarmaya çalıştık. Tabii ki burada önemli olan bir nokta daha var. Müze eğitimin kapsamlı bir faaliyet olduğunu söylemek gerekiyor. Çünkü öğretmenlerin sadece niyetli olması değil aynı zamanda okul idaresinin yeni Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de müze eğitimi kapsamında istekli olması, gerekli izinlerin zamanında verilmesi ve destek olması gerekiyor. Ben bunlarda olduğu takdirde Kütahya’nın zengin bir tarihi olduğu, zengin bir kültürel yapıya sahip olduğu, gerçekten dünya çapında eserlerin yer aldığı müzelerin burada da olduğu, özgün müzelerin olduğu dikkate alındığında müze eğitiminin bir ihtiyaç olduğu noktasında bir karar verebiliriz. Bunun geliştirilmesi için de bu faaliyetin ve bundan sonra yapılacak faaliyetlerin çok yararlı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Görsel Sanatlar Öğretmeni Arif Çelik, müze eğitiminin çok yararlı bir faaliyet olduğunu dile getirdi.
]]>Doğuştan engelli Atar, 4 yıl önce Ünye ilçesindeki Fehmi Cerrahoğlu Özel Eğitim Uygulama Okuluna başladı.
Okulun ilk yılında resme ilgisi fark edilen 17 yaşındaki Atar, öğretmenlerinin de desteğiyle çok sayıda eser tamamladı.
Öğretmenlerinin seçtiği ünlü ressamlara ait tabloları kendi yorumuyla resmeden Atar, üç kişisel sergi açtı.
Liseler arası yarışmalarda geçen yıl birincilik, bu sene de ikincilik elde eden Atar, dördüncü sergisini açmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
12. sınıf öğrencisi Zehra Atar, AA muhabirine, resim yapmayı çok sevdiğini belirterek, “Kendimi iyi hissediyorum. Resim yapmaya devam etmek istiyorum.” dedi.
Özel eğitim öğretmeni Semra Gülay, Zehra’nın içine dönük ve az konuşan bir öğrenci olduğunu, 9’uncu sınıfta serbest resim yaparken insan ve manzarayı çok güzel çizdiğini gördüklerini söyledi.
Gülay, öğrencinin resim yaparak kendisini ifade etmeyi öğrendiğini, öz güveninin geliştiğini dile getirerek, “Sergiler açtıkça da toplumda var olduğunu ve değerli olduğunu hissetti. Zehra 27 resim yaptı, 5’i satıldı ve resimleri sergiye gelenler tarafından beğenildi.” diye konuştu.
“Birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip”
Dördüncü sergiyi mayıs ayında Engelliler Haftası’nda açmayı planladıklarını aktaran Gülay, “Zehra aslında özel gereksinimi olan öğrenciler için bir kardelen, bir öncü olacak. Çünkü birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip. Ama Zehra gibi fark edilen de oluyor. Bazen fark edilmeden mezun olan da oluyor. Zehra onlar için bir öncü olacak.” ifadelerini kullandı.
Gülay, özel gereksinimi olan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesi veya üniversitelerin Güzel Sanatlar Bölümünde akademik anlamda olmasa da sanatsal eğitimler olması gerektiğini belirterek, bu öğrenciler için de kontenjan açılmasını istedi.
“Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim”
Görsel sanatlar öğretmeni Kıymet Bayer de Zehra’nın, kendini resimle ifade eden bir öğrenci olduğunu vurguladı.
Resim yaparken öğrencisinin kendini çok iyi hissettiğine işaret eden Bayer, “Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim. Her halükarda her yerde resim yapabilir. Yaptığı eserler de çok güzel. Hepsini de severek ilgiyle yaptı.” dedi.
Bayer, Zehra’nın kendi deneyimleri olan resimleri yapmayı tercih ettiğini kaydederek, şunları söyledi:
“Zehra köyde hayvanlarıyla meşgul olan, tavuklara yem atan, doğayla iç içe bir öğrenci. Dikkat edilirse de bütün resimlerimiz doğayla ilgili ve bizim Anadolu’dan çıkan tarihimizi, kültürümüzü aktaran resimler bunlar. Ünlü ressamların resimleri bunlar. Hikmet Onat’tan İbrahim Çallı’ya, Giresunlu ressamımız Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Nuri İyem’e kadar. Bu isimler Anadolu ressamları olarak da geçer. Anadolu’yu bize anlatan, kültürümüzü bize aktaran ressamlar. Biz de Zehra ile öyle bir bağlantı kurduk. Zehra da Anadolu’dan çıkan bir öğrenci. Dolayısıyla öyle bir bağlantıyla hem Anadolu’yu hem Zehra’nın kendi deneyimlerini hem yaşadığı ortamı yansıtalım dedik ve bu eserleri çıkardık.”
Okul müdürü Hüseyin Bayır da eğitimcilerin dokunuşlarıyla bazı özel yeteneklerin keşfedilebildiğini, öğretmenlerin talebi doğrultusunda öğrencinin yeteneğine yönelik gerekli desteği verdiklerini anlattı.
Zehra gibi başka öğrencilerin de eğitime katılarak özel yeteneklerinin fark edilip geliştirilebileceğini belirten Bayır, ailelerden çocuklarını eğitime kazandırmalarını istedi.
]]>Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) 12. Bölge 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı’na katılan Kurum, dün AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay’ın seçim çalışması sırasında gerçekleştirilen silahlı saldırıyı şiddetle kınadı.
Kurum, “Bu menfur saldırıda yaralanan kardeşimize Rabb’imden acil şifalar diliyorum. Kendisinin güzel haberlerini teşkilatımızla birlikte bekliyoruz, Cenab-ı Allah’a dua ediyoruz. Biz, ne suretle olursa olsun seçim çalışmalarımıza kasteden bu saldırı karşısında birliğimizi, beraberliğimizi, kararlılığımızı koruyacağız. Hiç kimsenin bu süreci baltalama çalışmalarına, gölgelemesine asla ve asla müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu.
Trafik kazasında dün hayatını kaybeden AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’ya da Allah’tan rahmet dileyen Kurum, şöyle devam etti:
“Hakikaten tarifsiz bir acı yaşıyoruz. Kardeşimiz şehit oldu. Çünkü kendisi, bu davaya, büyük Türkiye davasına yüreğiyle, kalbiyle, çalışmalarıyla sonuna kadar hizmet etti. Her şehidin bir mesajı vardır, bize emanetleri vardır. Emanetleri, yakınlarıdır, sevdikleridir. Onun yakınları bizim ailemizdir, kardeşimizdir. Şehidimizin mesajı ise hepimizin üzerimize yüklediği sorumluluktur. Bu sorumluluk ülkemizin, milletimizin yarınları için her zamankinden çok daha fazla çalışmaktır. Ben merhume kardeşimizin değerli eşi, yol arkadaşımız Muharrem Baltacı kardeşimize başsağlığı diliyorum. Tüm dava arkadaşlarımızın ve teşkilatımızın başı sağ olsun.”
Murat Kurum, konuşması sırasında salondaki katılımcılardan Baltacı için Fatiha suresini okumalarını istedi.
Kurum, bugün Eğitim-Bir-Sen’in Türkiye’de en etkin sivil toplum kuruluşlarından birisi olduğunu belirterek, “Hamdolsun ki bugün Türkiye’nin yüzünü ağartan başarılara imza atan bir Eğitim-Bir-Sen var. Kurulduğunuz günden bu yana kararlılıkla, sabırla ve samimiyetle sürdürdüğünüz mücadeleler için sizlere canıgönülden teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“Verdiğiniz sözleri tutamadınız”
Kendilerinin daima memurun hak arama mücadelesine destek verdiklerine dikkati çeken Kurum, ilerledikleri tüm sarp yollarda yerli, milli ve onurlu bir duruşu öğretmenlerle birlikte gösterdiklerini, onların 15 Temmuz’da alanlara en ön safta koşmasını asla ve asla unutamadığını kaydetti.
Murat Kurum, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şu an bir telaş içerisinde olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
“Ne yapacağını, nasıl davranacağını, ne söyleyeceğini açıkçası tam bilmiyor. Bu kaos ve karmaşa içerisinde biz belediye çalışanlarımızın ücretlerini, çalışma şartlarını iyileştireceğimizi ifade ettiğimizde onlar da alelacele bir promosyon verdiler. Kardeşlerimize, ‘Bu sizin 31 Mart’taki görüşünüzü, fikrinizi değiştirir mi?’ diye sorduğumuzda arkadaşlarımız şu cevabı verdiler, ‘Biz kurumumuzu seviyoruz ve kurumsal düşünüyoruz.’ dediler. O yüzden Büyükşehir Belediyesi promosyon da verse, tutamayacağı vaatleri de verse Eğitim-Bir-Sen’li kardeşlerim, bizim çalışan yol arkadaşlarımız öyle davasını bir promosyona değişmez. Olaya bir bütün bakar, olaya büyük bir Türkiye davası yolunda bakar. O yüzden siz ne yaparsanız yapın nafile, verdiğiniz sözleri tutamadınız.”
Göreve geldiklerinde İstanbul’da düzenlenecek özel eğitim programlarına tam destek vereceklerine dikkati çeken Kurum, “Sizler eğitim faaliyetlerinizi sürdürürken türlü sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz. Aranızda okul müdürlerimiz var. Bugün okullarımızda, yaşanan en büyük sorunlardan birisi olan hijyen, güvenlik ve temizlik problemiyle uğraşan müdürlerimiz var. Size söz veriyorum, biz göreve geldiğimizde artık böyle bir sorununuz kalmayacak. Okullarımızın temizlik, güvenlik ve bakımında sizlerin yanında olacağız. Biz, bu yükü omuzlarınızdan alacağız ki siz geleceğimizin teminatı çocuklarımıza çok daha nitelikli faaliyetler yapabilesiniz.” dedi.
Murat Kurum, Turgut Cansever’in “Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder.” sözünü hatırlatarak, Bu bakımdan hem şehri hem de nesli ihya edeceklerini vurguladı. Kurum, “Neslimizin imarı konusunda sizlerle el ele çalışacağız. İstanbul’umuzun memurları için burada yaşamayı külfet olmaktan çıkaracağız ve yaşanabilir bir şehir olması için de özel bir gayreti ortaya koyacağımızı bilmenizi isterim.” diye konuştu.
Kurum, memurların, işçilerin ve emekçilerin kuracağı kooperatiflere KİPTAŞ eliyle proje ve yapım gibi teknik destekler vereceklerinin altını çizerek, İBB’den haksız yere çıkartılanları tekrar işe alacaklarını, kendi yönetimlerinde hiç kimsenin haksızlığa uğramayacağını kaydetti.
Kendilerinin bir kardeşler topluluğu olduğuna işaret eden Kurum, “Sadece Türkiye’de değil en son Gazze’mizde olmak üzere, dünyanın neresinde bir mazlum sesini duysak hemen yanı başında sizin ellerinizi gördük. Gündemimiz ne olursa olsun Gazze’yi, Gazze’nin masum çocuklarını, zulme uğrayan annelerini, babalarını unutmayacağız, unutturmayacağız.” şeklinde konuştu.
“Bahar değil kara kış yaşadık”
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise 31 Mart 2019 seçimlerinin hafızalarında olumlu tablolar bırakmadığını dile getirdi.
Yalçın, “Geçen dönem yerel yönetim seçimlerinden sonra ‘Emek mücadelesini kucaklayacağız.’ diyenler, üzülerek ifade edeyim ki emek mücadelesini kundakladılar.” dedi.
Emekçilerin hukukunun korunmasının ve iş güvencesinin sağlanmasının gerekliliğinden bahseden Yalçın, şunları ifade etti:
“Yerel yönetim seçimlerinden sonra HDP’li, CHP’li, İYİ Partili birçok belediyede yaşadığımız bu travmatik durumları bir daha yaşamak istemiyoruz. Bize ‘Martın sonu bahar.’ demişlerdi ama bahar değil kara kış yaşadık. Biz belediyelerde sürgünler yaşadık, 1500 kilometre öteye sürgünler yaşandı. Bunların hepsinin mücadelesini örgütlü gücümüzle verdik ve bu anlamda önemli bir aşamayla, Cumhurbaşkanı’mızın sözleşmelileri kadroya almasıyla birlikte kaydetmiş olduk ve geçmişteki o kaygıları, kuşkuları geride bıraktık.”
Yalçın, Murat Kurum’un geçmiş dönem çalışmalarını hatırlatarak, çıktığı yolculukta ona başarı diledi.
Programa AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.
]]>3YÜ öğrencilerinin karne heyecanı
Veli Recep Bayrak: “Öğretmenlere annem ve babamın derslerini sordum”
İZMİR – İzmir Karabağlar Fevzi Özakat Anadolu Lisesi bünyesinde sadece 60 yaş üzeri bireylerin kabul edildiği 3. Yaş Üniversitesinde eğitim gören 36 öğrenci, güz dönemini bitirerek karnelerini aldı.
Karabağlar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Ege Geriatri Derneği iş birliği ile yürütülen, 2023 yılı Mart ayında Yaşlılar Haftası’nda başlayan ve 12 haftalık eğitimin ardından şubat ayında güz dönemi eğitimlerini tamamlayan 3. Yaş Üniversitesi öğrencilerine karneleri dağıtıldı. Karabağlar 3YÜ Koordinatörü ve Fevzi Özakat Anadolu Lisesi Müdürü Gülşen Salgar, Kahkaha Yogası eğitmeni Sümeyye İnanç ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri 60 yaş üstü öğrencilere karnelerini verdi. Güz dönemini başarıyla bitiren ve karne almaya hak kazanan 36 öğrenci burada; sanat tarihi, sağlıklı yaşlanma, kahkaha yogası, İngilizce gibi dersler görerek dönemi tamamladı. Üniversite’deki eğitimler; gönüllü akademisyen ve eğitmenler tarafından verilirken, 60 yaş üstü öğrenciler bazı derslere lise öğrencileri öncülüğünde giriyor.
Projeye dair bilgiler aktaran Karabağlar 3YÜ Koordinatörü ve Fevzi Özakat Anadolu Lisesi Müdürü Gülşen Salgar, “3. Yaş Üniversitesi, Türkiye’de ilk olarak gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesidir. 3. Yaş Üniversiteleri aslında Türkiye’de tek değil. Fakat 60 yaş üstü öğrencilerle 14-18 yaş arası öğrencileri buluşturan öğretim programıyla yürütülmesi bakımından Türkiye’de bir ilk. Bu projenin gururunu yaşıyoruz. İkinci dönemimiz sonra erdi. İnşallah 3’üncü dönemin sonunda da karneler değil mezuniyet belgeleri dağıtılacak. Öğrenciler hem teorik hem uygulamalı dersler görüyor. Sosyal ve kamusal alanda gündelik hayat dersleri gördüler. Onun dışında sanat tarihi, sağlıklı yaşlanma, kahkaha yogası, İngilizce dersleri gördüler. Etkileşimli kitap okuma, zeka oyunları derslerinde de lise öğrencilerimiz eğitmenlik yaptı” cümlelerini kullandı.
“Öğretmenlere annem ve babamın derslerini sordum”
Karne törenine veli olarak katılan Yüksel ve Abdurrahman Bayrak çiftinin oğulları Recep Bilgehan Bayrak ise “Burada olmaktan çok mutluyuz. Annem ve babam çok sosyalleştiler. Kendileriyle gurur duyuyoruz. Bu sefer tam tersi oldu. Ben geldim ve öğretmenlerine annem ve babamın derslerini sordum. Onlar da bana ‘çok çalıştıklarını’ söyledi” şeklinde konuştu.
“Biz yıllarca oğlumuza velilik yaptık, şimdi o bize velilik yapıyor”
60 yaş üstü öğrencilerden Abdurrahman Bayrak, “Biz yıllarca oğlumuza velilik yaptık. ‘Karnelerin nasıl?’ diye hep biz ona sorduk. Şimdi o bizden acısını çıkartıyor. Bize güvenmedi ve karnelerimizin durumuna bakmak için yanımızda geldi” ifadelerini kullandı.
Derslerin kendilerine yönelik oluşturulduğunu aktaran 63 yaşındaki öğrenci Yüksel Bayrak, “Daha rahat ve daha kaliteli bir yaş almada ne tür bilgiler varsa onları verdiler. Gerçekten bilgi birikimimizi geliştirdik. Eşimle katılmam da ayrıca bir gurur meselesi” dedi.
“Öğrenmenin yaşı olmadığını öğrendik”
Yeni bilgiler öğrendiğini söyleyen bir diğer öğrenci Kıymet Özçakar, “Öğrenmenin yaşı olmadığını öğrendik. Öğrendiğimiz yeni bilgi unuttuğumuz bilgilere değdi. Harika bir dönem geçirdik. Çok verimliydi. Çeşitli dersler gördük. Müdürümüz çok güzel bir program dizayn etmiş” sözlerine yer verdi.
“60 yaşından sonra yaşımıza değer verildi”
3. Yaş Üniversitesinde güz dönemini başarıyla tamamlayarak eğitime devam eden Cemile Kocabaş, “Sivil toplum örgütleri içerisinde olmama rağmen eğitimin tamamen farklı bir şey olduğunu öğrendim. 60 yaşından sonra yaşımıza değer verildiğini öğrendim. Bir aile tablosu gibi birlikte mutluluğu yaşadık” diye konuştu.
60 yaş üstü öğrenciler için 2024-2025 eğitim-öğretim yılının bahar dönemi eğitimi ise mart ayında ‘yaşlılar haftasında’ başlayacak.
]]>Yelkenci, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünce Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ulusal Politikalardan Yerel Stratejilere Ortaöğretim Çalıştayı”nda, etkinliğin milli eğitim politikalarına yön verecek güçlü önerilerle sonuçlanmasını diledi.
Bursa’daki sanayinin mesleki ve teknik eğitimle desteklendiğini belirten Yelkenci, “Elbette mesleki ve teknik eğitim anlamında Bakanlığımızın öteden beri yaptığı çok güzel çalışmalar var. Sayın Bakanımızın liderliğinde mesleki teknik eğitimde, günün ihtiyaçlarına cevap verecek ve yine günümüzün imkanlarını ve şartlarını dikkate alarak yapılandıran yeni bir modelle, yakın zamanda Bakanlığımız kamuoyunun karşısına çıkmanın hazırlığını yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yelkenci, Bursa’nın eğitim tecrübesini ortaya koyacağı bu çalıştayların çok önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Öğrencileri eğitimin merkezine alıyoruz. İnsanı bütün boyutlarıyla ele almak istiyoruz. Bu anlamda 360 derecelik bakış açısıyla onun bilişsel, sosyal, fiziksel ve manevi gelişimlerini, bütün gelişim boyutlarını önemsiyoruz. Birinin ihmal edildiği noktada çocuklarımızın kalacağı gerçeğini ortaya koyarak çalışmalarımıza başlamış olduk. Eğitim öğretim yılının başlangıcıyla beraber bazı projelerimizi paylaştık. İllerimize gönderdik, okullarımızda uygulamalarının başlamasını istedik. Bunlardan biri ‘Dilimizin Zenginlikleri Projesi.’ Bu proje, Türkçemizi merkeze almakla ilgili bir adımdı. Çünkü biz biliyoruz ki çocuklarımızın bütün alanları başarabilmesi için Türkçeye ihtiyaç var. Dilimizi iyi bilmeye ve iyi kullanmaya ihtiyaç var. Bu anlamda ‘Dilimizin Zenginlikleri Projesi’ni, sözlük okuma eylemini merkeze alarak klasik metinlerimizi öğretmek maksadıyla da onların ezberlenmesi ve en nihayetinde sözlük üretme çalışmasıyla devam eden bir proje olarak kamuoyuyla paylaştık.”
Yelkenci, Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü “Öğretmen Akademileri” ve “Harezmi Eğitim Modeli”ne de değindi.
“Türkiye Yüzyılı vizyonu eğitim, ekonomi, bilim, sanat ve kültürde sıçrama tahtasıdır”
Vali Mahmut Demirtaş da çalıştayla Milli Eğitim Bakanlığının ulusal, politika ve stratejileri ışığında Bursa’nın eğitim alanında yerel gücünü, fırsatlarını ve potansiyelini ortaya çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Çalıştayda Bursa eğitiminin tüm bileşenlerini bir araya getirerek eğitimde “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna kent olarak sağlayacakları katkının konuşulacağını belirten Demirtaş, şöyle devam etti:
“Türkiye Yüzyılı vizyonu, ülkemizin eğitim, ekonomi, sanayi, tarım, bilim, sanat ve kültürde sıçrama tahtasıdır. Bu sıçrama tahtasına, ülkemizin en büyük sermayesi genç nesli şekil ve ideal kazandırarak çıkarmalıyız ki Türkiye Yüzyılı vizyon hedeflerinin gerçekleşmesini sağlayalım. Unutmayalım ki Türkiye Yüzyılı’nda öğrencilerimizi, bilimde, sanatta ve sporda kürsünün bir numarasına talip olacak şekilde hazırlamalıyız. Onları çağı okuyan ve yaşayan nesiller olarak yetiştirirken, milli ve manevi değerlerle de donatmasını bilmeliyiz. Tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi, gelenek ve göreneklerimizi bilen, yaşayan ve aktaran kuşaklar olarak yetiştirmeliyiz.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, belediye olarak eğitime her zaman destek verdiklerini vurguladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu ise etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, katılımcı öğretmenlerle fotoğraf çektirdi.
Çalıştay, gün boyu oturumlarla devam edecek.
]]>Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, ‘Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ dedi.
KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ
Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, ‘Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek’ dedi.
ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ
Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de ‘AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ diye konuştu.
Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, ‘İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım’ ifadelerini kullandı.
SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK
YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:
‘Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.’
HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR
Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:
‘Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.’
]]>Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu girişimiyle, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Türkiye’deki tüm üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması için bir çalışma başlatıldı. Mart ayında yürürlüğe girmesi planlanan projenin idari koordinatörlüğünü Yeditepe Üniversitesi Spor Müdürü Taner Karabulut üstlenirken; AKUT Kurucu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Ferudun Çelikmen eğitim koordinatörü olarak görev alacak.
Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, “Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” dedi.
KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ
Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, “Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek” dedi.
ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ
Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de “AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” diye konuştu.
Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, “İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım” ifadelerini kullandı.
SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK
YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:
“Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.”
HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR
Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:
“Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.”
]]>Depreme ailesiyle yakalanan Yalçın, depremin hemen sonrasında sahaya inerek arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Yalçın, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.
Adıyaman’ın merkez ilçesindeki Karacaoğlan Ortaokulu’nda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan ve depremden önce MEB AKUB ekibinde yer alan Yalçın, burada aldığı eğitimler doğrultusunda evinde aldığı önlemlerin de etkisiyle depremden yara almadan kurtuldu.
Meslekte 12’nci yılında olan Yalçın, 15 yaşında kızı, 9 yaşında oğlunu güvenli bir alana taşıdıktan sonra direkt sahaya inerek arama kurtarma faaliyetlerine katıldı ve 1 hafta boyunca gece gündüz enkaz altından canlı çıkarılması için birimlere destek oldu.
Yalçın, 2019’dan beri AFAD gönüllüsü olduğunu, MEB AKUB’un kurulmasının akabinde 2021’de buraya dahil olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
“Orada zaten eğitimlerimizi sıkı bir şekilde almıştık. Hazırlıklıydık aslında, biliyorduk bir deprem beklendiğini. Maalesef o gün yaşadık. İlk gün zaten yıkıcı bir deprem olduğunu fark etmiştik. Fakat bu kadar çok yıkım olabileceğini hiç tahmin edememiştik. Binadan kendimiz çıktık, merdivenlerimiz çökmüştü. Çocuklarımızı güvenli bir alana alınca, eğitimlerden de tecrübeli olduğumuz için eşimle binadaki komşuların tahliyesini yaptık.”
“Adıyaman MEB AKUB’la iletişim halindeydik”
Deprem öncesinde, MEB AKUB üyesi olmasının faydasını gördüğünü dile getiren Yalçın, “Bütün eğitimleri aldığımız için evimdeki tüm eşyaları sabitlemiştim. Düşecek, devrilecek, kapıyı kapatacak herhangi bir şey yoktu. Ulaşamadığımız arkadaşlar vardı, WhatsApp grubumuzdan Adıyaman MEB AKUB’la iletişim halindeydik. Liderlerimiz tarafından yıkımın olduğu yerlere görevlendirme yapıldı. Yıkımın olduğu bölgelere grup grup dağıldık. Yapabildiğimiz kadar enkaz çalışmalarında sonrasında yiyecek, içecek gıda desteğinde bulunduk.” dedi.
Depremin 6’ncı gününden sonra Adıyaman’dan ayrılmak zorunda kaldıklarını ve Ankara’ya geldiklerini anlatan Yalçın, “Buraya gelince tabii bir boşluğa düşüyorsun. ‘Yarım bıraktığım bir şeyler var’ diyorsun. Ne yapabilirdim? MEB AKUB’un burada da olduğunu bildiğim için buradan ulaştım. Gruba dahil oldum. Burada da birçok eğitim aldık yine. Okullarımıza gidip afet farkındalık eğitimlerine katıldık. Yangın eğitimi, KBRN eğitimi aldık. Yani şu an inşallah öyle bir şey yaşanmaz ama hazır durumdayız diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Yalçın, deprem sonrasındaki saha çalışmalarında her enkazın başında uzun süre bekleyemediklerini, yıkımın şehrin geneline yayıldığını, cadde ve sokakların tanınamayacak duruma geldiğini söyledi.
“Kendimiz de afetzedeydik”
Daha çok psikolojik olarak enkaz altındakilerin yakınlarına yardımda bulunduklarını belirten Yalçın, “Zaten kendimiz de afetzedeydik. Ama onları bir tarafa bırakıyorsun. Kendi çocuklarımı bile o psikolojide hiç tanımadığım birinin evine bıraktım. Ekibin çok büyük faydasını gördüm. O yüzden burada olmaktan da gurur duyuyorum.” diye konuştu.
Yalçın, unutamayacağı birçok anı biriktiğini ifade ederek, “Vücudunun yarısı dışarıda, yarısı içeride olan bir amcamız vardı. Çok konuştuk ama üzerinde beton yığınları vardı. Bir şey yapamıyorduk ama en azından konuşup elini tutuyorsun, destek olmaya çalışıyorsun.” dedi.
Ulaşım sıkıntısı oluşan noktalarda da devreye girdiklerini ve araçları sıkıntılı bölgelere gitmemeleri hususunda bilgilendirdiklerini anlatan Yalçın, “Adıyaman merkeze doğru gittiğimizde trafik çok sıkışıktı. Trafiği yönlendirecek insanlar hiç yoktu. Çünkü her yer yıkımdı. Durup arabadan indik, trafiği yönlendirdik. Yıkım olan taraflara arabaları göndermedik.” diye konuştu.
“MEB AKUB üyesi olmanın büyük avantajı vardı”
MEB AKUB olarak okullarda “afet farkındalık” eğitimi verdiklerini, bu kapsamda çok destek gördüklerini belirten Yalçın, “MEB AKUB üyesi olmanın büyük avantajı vardı. Önce çocuklarımızı çıkarıp sonra binaya geri dönüp komşularımızı tahliye ettik. Sonra ulaşamadığımız insanlar olduğu için, gruba gelen mesajlara göre destek olmaya çalıştık enkazlarda.” diye konuştu.
Altı gün boyunca depremzedelere yardım için sahada olduğunu, eşiyle birlikte enkaz altında kalanlara ve yakınlarına destek olmaya çalıştıklarını anlatan Yalçın, sonrasında oradan ayrılmanın kendileri için çok zor olduğunu dile getirdi.
O süreçte yakınları enkaz altında kalanlarla diyalog halinde olduklarını aktaran Yalçın, sonrasında da iletişim halinde olduğu depremzedelerin bulunduğunu söyledi.
Yalçın, MEB AKUB bünyesinde aldıkları eğitimlerin sahada yansımasını gördüğünü, artık Türkiye’nin herhangi bir bölgesi ayırt edilmeksizin her yerinde deprem ve afet farkındalık eğitimleri kapsamında insanların bilinçlenmesi gerektiğini anlattı.
]]>TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) eğitimli köpekleri, Bursa’daki Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı’nda yetiştiriliyor. Farklı branşlarda eğitilen köpekler, yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarda etkin rol oynuyor. Eğitimleri tamamlanan köpekler, timleriyle birlikte başta komando birlikleri olmak üzere TSK’nın çeşitli birliklerine sevk edilmeden önce, eğiticileriyle arazide gerçeğe yakın eğitim faaliyeti de icra ediyor. Askeri köpekler sadece operasyonlarda değil, doğal afetlerde de etkin rol alıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı’nda görev yapan Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı’nda, 1963 yılından bu yana köpek üretim ve eğitimi yapılıyor. Gemlik’teki merkezde üretilen ve yetiştirilen zerdava, akbaş, Kangal, Kars çobanı, Aksaray malaklısı ve Türk tazısının aralarında olduğu 6’sı yerli, 12 farklı ırktan köpek, 8 branşta zorlu eğitim alıyor. Köpeklerin 3 aylıkken başlayan eğitim süreci ortalama 14-17 ay sürüyor. ‘Bomba arama’, ‘mayın arama’, ‘narkotik madde arama’, ‘devriye’, ‘iz takip’, ‘keşif’, ‘arama’ ve ‘ceset arama’ branşlarında eğitilen köpeklerin hangi eğitimi alacağına ise bir heyet tarafından karar veriliyor.
MİZAÇLARI VE İLGİ ALANLARI BRANŞ SEÇİMİNDE ETKİLİ OLUYOR
Irk, cinsiyet, mizaç, cesaret, ilgi alanı gibi genel hususlarda pek çok kritere göre değerlendirilen köpeklerin, hangi branşta eğitileceğinde karakteristik özellikleri etkili oluyor. ‘Bomba’ ve ‘narkotik madde arama’ için meraklı, araştırmacı ve oyuncaklarla oynamayı seven, ‘devriye’ ve ‘keşif’ için saldırganlık ve koruma içgüdüsüne sahip, ‘iz takip’ ve ‘mayın arama’ köpekleri için araştırma ve odaklanma duyusu yüksek, sakin mizaçlı köpekler tercih edilirken, ‘arama’ için yükseklik korkusu ve diğer hayvanlar ile insanlara agresyonu bulunmayan, hedefe odaklanma içgüdüsü yüksek, atletik yapıdaki köpekler seçiliyor. Köpeklerin bu özelliklerinin tespiti için yavru köpekler, değişik ortamlarda gözlemlenip, birçok farklı teste tabi tutuluyor. Bu şekilde eğitileceği alan belirlenen köpekler, zorlu eğitim sürecinin ardından eğiticisiyle birlikte görevlendirildiği askeri birliklere gidip, hem yurt içinde hem de sınır ötesinde etkin rol alıyor.
Henüz yavruyken, karakter özelliklerine göre seçilen köpeklere, 3 aylıkken sosyal hayata alıştırma parkurlarında ortalama 6 ay süreyle eğitim veriliyor. Bu eğitim döneminde yavru köpekler, insana, emir almaya, çevre ve arazi koşullarına alıştırılıyor. Cesaret ve kondisyon parkurlarında ise öz güven oluşturulması, av dürtülerinin ve koku alma duyularının geliştirilmesi, yaradılışında var olan araştırma güdüsünün güçlendirilerek branş eğitimine hazır hale gelmeleri sağlanıyor. ‘Sosyalizasyon’ ve ‘branş’ eğitimleri alan köpeklere, detaylı bir ‘itaat’ eğitimi de veriliyor. Askeri disiplinin temelini oluşturan, 2 ay süren temel ve ileri itaat eğitiminde, komut almayı ve davranışlarını eğiticisinin emirleri doğrultusunda kontrol etmeyi öğrenen askeri köpeklerin kullanımı böylece tamamen eğiticisinin kontrolü altına giriyor.
ARAZİDE GERÇEĞE YAKIN EĞİTİM ALIYORLAR
Eğitimleri tamamlanan köpekler, açılan kurslarda kullanıcı personeliyle eşleştirilip, askeri köpek timi olarak başta komando birlikleri olmak üzere, TSK’nın çeşitli birliklerindeki ilk görev yerlerine sevk edilmeden önce, eğiticileriyle, arazide gerçeğe yakın eğitim faaliyeti de gerçekleştiriyor. Her türlü hava, arazi ve muharebe koşullarında görev yapabilecek üstün nitelikli eğitilmiş askeri köpekler, bu faaliyetlerde, ‘arama’, ‘mayın arama’, ‘bomba arama’ ve ‘keşif’ görevlerini birebir icra edip, eğitimlerini pekiştiriyor. Güç, cesaret ve çeviklikleriyle ön plana çıkan, genelde Belçika Malinois ve Alman çoban köpeklerinden seçilen, yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarda etkin rol oynayan keşif köpekleri, ‘Duruma Dayalı Eğitim’de, senaryo gereği, bir mağarada saklanan terörist ya da düşman unsurlarını etkisiz hale getiriyor. Eğiticisiyle birlikte sarp kayalıklardan ipe bağlı şekilde araziye inen köpek, eğiticisinin komuta ve kontrolünde girdiği mağarada, saklanan teröristi de yakalıyor.
‘Bomba arama’ köpeği, Duruma Dayalı Eğitim’de, araziye yerleştirilen patlayıcıyı tespit edip oturarak işaret verirken, ‘mayın arama’ köpeği de operasyon faaliyeti senaryosuna dayalı olarak, birliğin intikali sırasında önden giderek patlayıcıları tespit edip, yine oturarak işaret veriyor.
‘SESSİZ KAHRAMANLAR’ ENKAZDAN 78 KİŞİNİN KURTARILMASINI SAĞLADI
Gemlik’teki Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı’nda üretilip eğitilen köpekler, sadece yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarda değil doğal afetlerde de etkin rol oynuyor. İlk olarak 17 Ağustos Marmara Depremi’nde enkazda aktif olarak görev alan askeri köpekler, son olarak 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgedeydi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı birliklerle Gemlik’teki Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’ndan deprem bölgesine sevk edilen 28 arama köpeği ile 1 ceset arama köpeği, 78 kişinin enkazdan kurtarılmasını sağladı. Canlı tespiti yaparak arama-kurtarma ekiplerini yönlendiren 29 askeri köpekli timin, enkazda işaretledikleri noktalardan açılan yaşam koridorlarıyla yüzlerce kişi de yeniden hayata tutundu.
]]>Kadın istihdamının artırılması ve kadın emeğinin değerlenmesine yönelik çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, Tömük Kadın ve Çocuk Atölyesinde 5 hafta sürecek olan ‘Kırsal Bölge Kadın Eğitim Bilgilendirme ve Güçlendirme Sunumları’ ve ‘Alzheimer Nedir? Belirtileri Nelerdir?’ konulu eğitim de düzenledi. Eğitimde; Alzheimer belirtileri ve teşhisi, risk faktörleri, evreleri, hasta ve hasta yakınlarının davranış biçimleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verildi.
Etkinliğe; Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu ve çok sayıda Tömüklü kadın katıldı.
“Kadınların hem sosyalleşmesi hem de yeni beceriler kazanması için kıymetli bir alan”
Tömük Kadın ve Çocuk Atölyesi’nin daha önce atıl bir vaziyette olduğunu ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri bünyesinde binanın restore edildiğini aktaran Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, “Gerçekten Mersin Büyükşehir Belediyesi harika atölyeler kurmuş. En güzel yanı ise binanın alt kısmında bir kreş yapılmış. Yine kursa gelen kadınların çocuklarını rahatlıkla bırakabilecekleri ve annelerinin rahat kurs alabilmelerini sağlayacak ortam oluşturulmuş. Kadınların hem sosyalleşmesi ve kendini ifade edebilmesi hem de daha sonra yeni beceriler kazanması açısından kıymetli bir çalışma alanı” ifadelerine yer verdi.
“Atıklarımızı çöpe atmayıp değerlendiriyoruz”
Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığında Çevre Mühendisi olarak görev yapan Gürcan Kuş, mutfaktan çıkan atıkların değerlendirilmesi ve toprağın güçlendirilmesi için kompost yaptıklarını dile getirerek, kompost yaparken kahverengi ve yeşil malzemeleri kullandıklarını söyledi. Kahverengi malzemelerin karbon, yeşil malzemelerin ise azot içerdiğini aktaran Kuş, “Bunları dengeleyip bir kapta biriktirip toprak hazırlıyoruz. Güçlendirilmiş bir toprak oluşturuyoruz. Mutfaktan çıkan patates, salatalık, soğan, biber aklımıza ne gelirse evde kullandığımız yeşil malzemelerden kompost yapabiliyoruz. Bunun haricinde de karton, kurumuş yaprak, yumurta kabuğu gibi maddeleri komposta ekleyebiliyoruz. Süt ve süt ürünlerini, et, tavuk, balık ürünlerini kullanmıyoruz. Çünkü belli bir süreden sonra bunlar patojen içeriyor. Sistemimizi bozuyor” diye konuştu.
Kompost yapımında sıcaklığın oldukça önemli olduğuna da dikkat çeken Kuş, “Yazın en az bir buçuk ay beklemek lazım ama bu süre kışın daha da uzayabiliyor. Kompost yaparken yaptığımız kabın büyüklüğüne veya küçüklüğüne göre bu süre değişebiliyor. Renk dönüşümünden de hazır olup olmadığını anlıyoruz. Rengi siyaha döndü mü kompost hazır demektir. Bunu çiçek dikiminde ve balkon bitkilerinde kullanabiliyoruz” dedi.
Etkinlik kadınlardan tam not aldı
Etkinliği çok faydalı bulduğunu aktaran katılımcılardan Nuray Karaaslan, “Yeni bilgiler öğrendik. Bilmediklerimizi duyduk. İçimiz açıldı. Etkinlik benim için çok güzel oldu” şeklinde konuştu.
Bir diğer katılımcı Didem Büyükpolat da etkinliği çok beğendiğini ve memnun kaldığını dile getirerek, “İçeriğini çok güzel buldum. Benim dedem de Alzheimer hastasıyken vefat etmişti. Alzheimer çağımızın hastalığı olduğu için kendi adıma ben çok faydalandım. Kadınların boş zamanlarını doldurabileceği güzel bir atölye olmuş” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, etkinliğin ardından İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler tarafından katılımcılara temel yangın eğitimi, yangın türleri ve çeşitleri, yangın kaynakları hakkında da bilgi verildi. – MERSİN
]]>Doğduğu Ağrı’da 14 yaşında Türk Halk Müziği’ne merak salan 63 yaşındaki Ünsal’ın bu ilgisi ilerleyen yıllarda tutkuya dönüştü.
Gençlik yıllarında Ağrı Halk Eğitim Merkezinde müzik eğitimi alan Ünsal, daha sonra memur olarak görev yaptığı bu kurumda müzik eğitimi vermeye başladı.
Ünsal, 1994 yılında tayin olduğu Kocaeli Üniversitesinde bir yıl sonra akademik kadro, idari personel ve öğrencilerden oluşan Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu’nu kurdu.
Şefliğini yaptığı koroyla 29 yıldır şehir içinde ve dışında konserler veren Ünsal, Türk Halk Müziği’nin yakından tanınması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunmanın yanı sıra öğrenci de yetiştiriyor.
“Akademik kadro, idari personel ve öğrenci birlikteliği bize ayrı motivasyon sağlıyor”
Kocaeli Üniversitesi Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu Şefi İsmet Ünsal, AA muhabirine, küçük yaşlarda müziğe ilgi duyduğunu, o dönemde kendi imkanlarıyla küçük sazlar yaptığını söyledi.
Radyodan dinlediği eserlerle Türk Halk Müziği’ne ilgisinin arttığını dile getiren Ünsal, ortaokul son sınıfta tanıştığı bağlamayla lise yıllarında Ağrı Halk Merkezinde eğitim aldığını anlattı.
Ünsal, 1984 yılında memur olduğu Ağrı Halk Eğitim Merkezinde Türk Halk Müziği eğitimleri vermeye başladığını dile getirerek, “O yıllarda Ağrı’da bağlama çalan yok. Yani bugünkü gibi konservatuarlar, TRT yok. Doğu ve güneydoğu illerinin çoğunda yoktu. Telgraf tellerinin içinde güzel çelik teller vardı. Biz onları çivilerle bağlardık, bağlama yapardık.” diye konuştu.
Ülkenin farklı yerlerindeki yarışmalarda Ağrı Halk Eğitim Merkezini temsil ettiklerini aktaran Ünsal, bunun kendilerini müzik alanında geliştirmeye katkı sağladığını kaydetti.
Ünsal, 1994 yılında memur olarak geldiği Kocaeli Üniversitesinde Türk Halk Müziği korosunun bulunmadığına değinerek, şöyle devam etti:
“Akademik kadro, öğrenci ve idarecilerimizden oluşan Kocaeli Üniversitesi Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu’nu kurmayı düşündüm. Üniversitemizin imkanlarıyla 70-80 kişilik çok büyük bir koro oluşturduk. Her yıl kendi üniversitemizi tanıtmak, üniversitemizde sosyal ve kültürel faaliyetlerin ne kadar geliştiğini göstermek amacıyla başta Marmara Bölgesi’ndeki çevre illerimize konserler vermeye gittik. Her yıl gidiyoruz. Zamanla koro büyüdü. Bu sefer yerel televizyonlar, ulusal televizyonlarda yer almaya başladık. Yetiştirdiğim öğrenci sayısı binin çok üzerinde. TRT’de çok arkadaşımız, öğrencilerim var. Orada görev yapıyorlar. Piyasada çalışan öğrenci, memur, akademisyen arkadaşlarımız var. Ayrılıp da sanatçı olan, albüm yapan arkadaşlarımız var. Çok öğrenci yetiştirdik.”
Koronun akademik kadro, idari personel ve öğrencilerden oluştuğuna işaret eden Ünsal, bu birlikteliğin kendilerine ayrı bir motivasyon sağladığını söyledi.
Ünsal, yetiştirdiği öğrencilerin sanatla geçimini sağlamasından memnuniyet duyduğunu belirterek, “Kocaeli Üniversitemizin akademik kadro, idari ve öğrencilerden oluşan korosu var. Diğer üniversitelerde ya konservatuvar korosu vardır ya da öğrencilerden oluşan koro vardır fakat böyle 3 simayı bir araya getirmek, akademik kadro, idari personel ve öğrencileri bulup buluşturmak hiçbir üniversitede yoktur. Üniversitemizin gerçekten ne kadar iyi olduğunu, ne kadar kaliteli ve insana, sanata ne kadar değer verdiğini oradan anlıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Koroyla şehir içinde ve dışında yılda 7-8 konser verdiklerini belirten Ünsal, Türk Halk Müziğini dinleyicilerle buluşturmaktan memnuniyet duyduklarını sözlerine ekledi.
]]>İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile Ortahisar Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde hazırlanan “Sporla Gülümse Geleceğine Projesi” kapsamında 10 pilot okuldan 2 bin 943 öğrenci, spor branşlarını öğrenmek için ders saatlerinde spor tesislerine geliyor.
Hafta içi 10.00-14.00 saatleri arasında servisle okullarından spor kompleksine gelen öğrenciler, yüzmeden tekvandoya, bokstan atıcılığa kadar 12 branşta eğitim alıyor.
Ortahisar Gençlik ve Spor Müdürü Ecvet Kurt, AA muhabirine, proje ile öğrencilerin sporla tanışmasını amaçladıklarını söyledi.
Kurt, Ortahisar Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önderliğinde güzel bir birliktelik yaptıklarını belirtti.
Proje kapsamında 10 okuldan 2 bin 943 öğrencinin haftanın 5 günü spor kompleksine geldiğini ifade eden Kurt, “Bu ciddi bir sayı. Bizim için de çok sevindirici, iki ayda bir de branşlarda dönüşüm yaptırıyoruz çocuklara. Bir dönemde 4 branşın altyapısını tanımış oluyorlar.” dedi.
Kurt, antrenörlerin çocuklara sadece egzersiz ya da oyun değil, branşın altyapısını, temel tekniklerini öğrettiklerine dikkati çekerek, “Çok da güzel dönüşler alıyoruz. Şu anda 10 okulumuzla projeyi yürütüyoruz.” diye konuştu.
Projenin çok önemli olduğunu vurgulayan Kurt, şu değerlendirmede bulundu:
“Aynı anda tesiste bazı günler 750 ila bin çocuk oluyor. Antrenörler karşılıyor, ders bittiği zaman yine servislerle okullarına dönüyorlar, diğer gruplar başlıyor. Çocuklarımıza branşlarımızı tanıtıyoruz. Spor yapma imkanı olmayan çocuklarımız oluyor, ulaşamayanlar var. Böyle bir imkan olduğu zaman günde yaklaşık 3 bin çocuk, bu tesislerden faydalanıyor. Judo, karate, tekvando, güreş, masa tenisi, satranç, eskrim, badminton, okçuluk, yüzme, atıcılık ve tenis branşlarımız var. Çok talep var, önümüzdeki yıl projeyi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.”
Cemil Karakaş: “Çocuklar alanında uzman antrenörlerle etkinlik yapıyor”
Ortahisar Milli Eğitim Müdürü Cemil Karakaş, amaçlarının çocukların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimlerine katkı sağlamak olduğunu söyledi.
Karakaş, Milli Eğitim Bakanlığının da bu tür faaliyetlere önem verdiğine işaret ederek, “Sayın Bakanımız özellikle okullarda sabah etkinliklerinde fiziksel hareketlerle öğrencilerin okula başlamaları noktasında bizleri yönlendiriyorlar. Bu anlamda yapılan çalışma ilkokul düzeyinde olduğu için çok önemli.” dedi.
Çocukların, alanında uzman antrenörlerle etkinlik yaptığını belirten Karakaş, “Çocuklarımıza dokunuyorlar, bu anlamda günümüzün en büyük sıkıntısı dijital bağımlılıktan spor etkinlikleri sayesinde uzaklaşıyorlar. Gerçekten faydalı bir etkinlik olacak.” ifadesini kullandı.
Velilerden Selda Akat ise projenin çocuklar için faydalı olduğunu belirterek, “Belki çocukların saklı kalmış bir yeteneği varsa, o yeteneği değerlendirilir. Mutlu ve keyifli bir şekilde gidip geliyor. Proje bizim için de çocuklar için de çok güzel oldu.” diye konuştu.
Öğrencilerden Kerem Asaf Kapucu da tenisi çok sevdiğini dile getirerek, “El ve kol kaslarım gelişiyor. Burada spor yapmayı daha çok seviyorum çünkü burası daha güvenilir ve uygun bir alan. Hocalar da iyi eğitiyor bizi. Gelecekte bir sporcu olmayı planlıyorum. Yetenekli bir sporcu olacağıma inanıyorum.” diye konuştu.
]]>İzmir’de yaşayan ve özel sektörde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan Arif Uçar, çocukluk hayali olan ahşap oymacılığı kursuna gitti. Çiğli Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici Tahsin Güler’den yaklaşık 2 yıl kadar eğitim aldı. Usta öğretici Güler’in vefatından sonra Uçar’ın eğitim hayatı, merhum Tahsin Güler’in kardeşi ahşap ustası Aşır Güler ile devam etti. Aşır Güler’in evinin altında bulunan ve hobi olarak eğitim aldığı 35 metrekarelik atölyede bir süre sonra küçük işler üretmeye başlayan Uçar, zamanla kendini geliştirerek harika eserler ortaya çıkarmaya başladı. Yaklaşık 5 yıldır ahşap oyma işiyle ilgilendiğini belirten Uçar, “Ahşap oymacılıkta rölyef, heykel, yarı heykel gibi birçok alanlar var. Ben daha çok üç boyutlu heykel ya da yarı heykel alanını tercih ediyorum. Bunun dışında bir Egeli olarak, bir deniz aşığı olarak, Ege’nin balıklarını, bir taraftan da mitolojiye olan ilgimden dolayı Helenistik ve Roma Dönemi miğferlerini oymaya çalışıyorum” dedi.
“Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi”
Hobi olarak başladığı ahşap oymacılık işinin zamanla ticari zemin kazandığını belirten Uçar, “Yaptığım eserlerin ilgi çekmesi üzerine ben de bunları ticari faaliyete dönüştürdüm. Hatta bu ilgi yurt dışına da taştı. Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi. Ahşap oymada miğfer yapıldığını hiç görmedim. Hatta sadece Helenistik miğferler değil, Viking miğferleri, Selçuklu miğferleri gibi taleplere kadar döndü” ifadelerini kullandı.
“En az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli”
Özellikle Avrupa ülkelerinden yoğun ilgi gören miğferlerin yapılış hikayesini anlatan Uçar, “İlk önce burada kullandığım ağaçtan bahsetmek istiyorum. Heykel çalışması yapacaksanız ilk önce ağacınızın kurumuş olması gerekiyor. Çünkü eseriniz bittikten sonra çatlamalar veyahut da yamulmalar olabilir. O yüzden en az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli. Yine oyma açısından daha rahat olan ıhlamur ağacını tercih ediyorum. Ihlamur ağacımızı aldıktan sonra elle yapmak istediğimiz objeyi kerestenin üzerine çiziyoruz. Kestikten sonra bütün aşamaları oymacılıkta kullandığımız iskarpelalarla, tokmakla, elle oyarak başlıyoruz. İçini oyduktan sonra dışını da şekillendirip en son aşamalarda da ince motiflere geçiliyor. Motiflerini de tamamladıktan sonra iyi bir zımpara yapıyor ve akabinde kök boyaları ya da kumaş boyaları kullanarak, hatta burada bazen kurumuş kan efektlerini de vererek boyama işlemini yapıyoruz. Tekrar bir zımparalamadan sonra gomalak (Lac böceğinin salgıladığı doğal bir reçine) dediğimiz organik cilayı yaklaşık 15-20 kat, bazen hatta 30 kata kadar sabırla inceltilerek üstüne sürüyoruz. En son da keten tohumu yağıyla yavaş yavaş parmakla masaj yapar gibi yaklaşık bir gün kadar da bu işlem yapılıyor. Sonra keçeyle güzelce silindikten sonra yaklaşık bir ay sonunda böyle bir eser ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz”
Günümüzde ahşap oyma sanatına ilginin azaldığının altını çizen Uçar, “Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Ahşap oyma bu toprakların çok geleneksel bir sanatı, zanaatı. Maalesef gelişen teknolojilerle birlikte bu tür sanatlar kaybolmaya başlıyor. Bu bizim için çok büyük bir üzüntü. Ama bizler bunu tekrar canlandırarak yeni nesillere örnek olması amacıyla sergiler de açıyoruz, ilgi çekmeye çalışıyoruz bu alana. Gençlerin de buna ilgi duymasını istiyoruz. Çok güzel eserlerin çıktığı bir ülkedeyiz. Mutlaka buradaki gençlerimizin de buna ilgi duymasını istiyorum. Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
]]>Kadınlara yönelik projeleriyle dikkatleri üzerine çeken İzmir’in Karabağlar ilçesi Refet Bele Mahallesi Muhtarı Hatice Akar’ın, halk eğitime yapmış olduğu başvuru sonucunda mahallesinde yaşayan ev hanımı kadınlar, yaklaşık 2 aydır atık kağıtlardan sepet örüyor. Çocuklarını okula, eşlerini işe gönderen kadınlar, hem zamanlarını boşa harcamıyor hem de üretip sattıkları sepetler sayesinde ev ekonomisine katkıda bulunuyorlar.
“Yılbaşında bir satışımız oldu ve bütün hanımlarımız bayağı satış yaptılar”
20 Kasım 2023 tarihinde Karabağlar ilçesi Refet Bele Mahallesi Muhtarlık alanında başlayan ve bugün sonlanacak sepet örücülüğü kursuyla 15 kursiyere eğitim veren Karabağlar Halk Eğitim Merkezi Usta Öğreticisi Zübeyde Kuyuldar, “Kursumuz haftada 40 saat, günlük ise 8 saatten 332 saat sürecek. Atık kağıtları örüp kumaş boyasıyla rengarenk boyadıktan sonra farklı farklı sepetler örüyoruz. Muhtarımızın desteğiyle yılbaşında bir satışımız oldu ve bütün hanımlarımız bayağı satış yaptılar. Satışlardan elde edilen gelir ise hanımlarımız arasında paylaşıldı” dedi.
“Kazandıkları parayla moralleri yükseldi ve daha iyi örmeye başladılar”
Kadınlara yönelik projeleriyle dikkatleri üzerine çeken Karabağlar Refet Bele Mahallesi Muhtarı Hatice Akar, “Ev hanımı kadınlarımız sürekli bana gelerek ‘Muhtarım evde yapabileceğimiz bir iş var mı?’ diyorlar. Bende bu kursu halk eğitim merkezinde gördüm, internette araştırdım ve kadınlarımızın evde en uygun, en ucuz yoldan nasıl para kazanabilirler konusunda çalışmalar yürüttüm. Daha sonra ise bazı okullarla iletişime geçerek öğrencilerin eski kitaplarını aldım. O kitapları matbaada kestirdikten sonra halk eğitime muhtarlığın içinde bütün ihtiyaçları bana ait olmak üzere bir sepet örücülüğü öğretmeni göndermeleri yönünde dilekçe yazdım. Kursiyer kadınların listesini teslim ettik ve bize bir öğretmen gönderdiler. Kursumuz başladı ve ham madde olarak gazete, fiş aklınıza gelebilecek her türlü kağıdı geri dönüşüm olarak kullanıyoruz. Kursiyerlerimiz şu an ürettikleri sepetlerde çocuklarının eski ders kitaplarını kullanıyorlar. Şişe sardıkları kağıtlar ile çeşitli yöntemlerle renklendirmeler yaparak ve yapıştırıcılar kullanarak sepetlerini örüyorlar. Acemiliklerini bayağı attılar ve artık para kazanmaya başladılar. Kadınlarımızın kazandıkları parayla moralleri yükseldi ve daha iyi örmeye başladılar” ifadelerini kullandı.
“Kadınlarımız üretmeye devam edecek”
“Kurs bitse dahi kadınlarımız burada üretmeye devam edecek” diyen Akar, “Kaymakamlığımızın desteğiyle Karabağlar’da Çalıkuşu Kadın Kooperatifini kurduk. Şu anda kadınlarımız evde oturdukları yerde mobilya aksesuarı olarak sepet örecekler. Çocuklara sırt çantası, kalemlik yapıp onları da paraya çevirecekler. Böyle bir düşünce oluştu ve bunu da sonuçlandırdık hemen hemen” diye konuştu.
Yaklaşık 2 aydır sepet örücülüğü kursuna gelen Gül Özer ise “Eve katkı olsun diyerekten sepet örüyoruz. Burada evin sıkıntısını stresini masrafsız bir şekilde atıyoruz. Yaptığımız etkinliği seviyoruz” diye konuştu. – İZMİR
]]>MİLLİ Eğitim Bakanlığı ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi arasında, üniversite bünyesinde güzel sanatlar ilköğretim okulu ve güzel sanatlar lisesi kurulması için iş birliği protokolü imzalandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor” dedi.
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde düzenlenen imza törenine Bakan Tekin ile Rektör Prof. Dr. Erhan Özden katıldı. Bakan Tekin, Türkiye’de özellikle sanat eğitimi konusunda, genelde de eğitimle ilgili çok farklı bir yolun açıldığını, 2014 yılından itibaren proje okulu formatıyla eğitim öğretim sistemine dahil ettikleri okul türlerinden birini daha hayata geçirdiklerini belirtti. Bakan Tekin, şöyle konuştu:
“Proje okulu formatının esprisi şuydu; Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesindeki genel eğitim öğretim kurumlarının dışına çıkabileceğimiz, gerek alan itibarıyla gerekse öğretmen arkadaşlarımızın eğitimleri itibarıyla farklı uygulamaları hayata geçirebileceğimiz bir model üretmeye çaba sarf etmiştik. O tarihten itibaren de özellikle mesleki ve teknik Anadolu liselerinde, hemen ardından da spor liselerinde bu yeni ürettiğimiz modelden hareketle daha rahat hareket edilebilecek, işin doğasına daha uygun nitelikte sürecin içerisinde paydaşlarımızı da katabileceğimiz yeni okullar ortaya çıkmaya başladı. Meslek liseleri ile ilgili kısımda sektörle irtibat halinde, sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı profiline uygun, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitimi almış elemanlar yetiştirmek üzere tematik proje meslek liseleri ortaya çıkmaya başladı. Bu meslek liselerinin mesleki alanla ilgili programlarını ilgili paydaşlarımızla beraber yaptık. Öğretmen kadrosunun seçiminde ve niteliklerinde yine sektörle birlikte iş birliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli bir adım artık.”
‘FEDERASYONLARIN DESTEĞİNİ ALDIK’
Spor liseleri ile ilgili de adımlar attıklarını kaydeden Bakan Tekin, “Spor liselerimizi ilgili federasyonlarla entegre bir biçimde tematik hale getirerek, Türkiye’de sporcu yetişmesi sürecine katkıda bulunmaya çalıştık. Voleybol lisesi, futbol lisesi, basketbol lisesi başta olmak üzere birçok spor alanında ilgili federasyonlardan yine bahsettiğim çerçevede proje okul formatında okullar kurmaya başladık. Bu okullarda, okulların sporla ilgili alanlarındaki programların oluşumunda ilgili federasyonların desteğini aldık. Aynı şekilde eğitici kadrolarının belirlenmesinde, ilgili federasyonlarda bu konunun uzmanı kişilerin desteğini aldık. O tarihte eksik bıraktığımız, yeterince aynı formatta okul açmakta zorlandığımız konulardan bir tanesi güzel sanatlar liselerimizdi” dedi.
‘BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZABİLİRİZ’
Bakan Tekin, şimdi bu hayali gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Genelde sanat ve spor, özelde de müzik eğitiminin çok küçük yaşlardan itibaren eğitim sürecine başlamasının, sürece çok katkısı olacağını herkes biliyor. Bizler de bu realitelerin hareketle burada tematik bir üniversite, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde ilkokul, ortaokul ve lisenin bulunduğu bir eğitim öğretim sürecini inşallah başlatmış olacağız. Ben gerçekten çok heyecanlıyım. Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor. İnşallah bu heyecanımızı devam ettirebilecek, sürdürebilecek bir başarı hikayesi buradan yazabiliriz” ifadelerini kullandı.
]]>Lise müdürü Harun Avcu, iddiaya göre; geçen yıl kasım ayında son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal da G.A.’ya günlerce cinsel istismarda bulundu. G.A.’nın durumu anlatmasıyla ailesi, şikayetçi oldu. Kendisini ‘MİT mensubu’ olarak tanıtan elektrik ustası Ahmet Mandal, gözaltına alınıp, 25 Kasım 2022’de ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Aynı okulda eğitim alan K.K. adlı kız öğrenci de Mandal tarafından tacize uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu. Soruşturmada ayrıca okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın dini nikahının kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri tutuklandı. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında 2 okul müdürü de memurluktan ihraç edildi.
37’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis ile olayla bağlantısı olduğu öne sürülen tutuksuz sanıklar Mandal’ın iş ortağı Ali Akkaş, Koleri’nin eşi M.K., dini nikahın kıyıldığı okuldaki kadın hizmetli H.K., asker B.K.’ye ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından hapis cezası istendi.
4 SANIĞA HAPİS, 3 SANIĞA BERAAT
9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Mandal’a G.A.’ya ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 20 yıl, K.K.’ye yönelik ise ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 2 yıl hapis cezası verip, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri ile Mandal’ın ortağı Ali Akkaş, G.A.’ya yönelik ‘Çocuğun cinsel istismarına yardım etme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası aldı. İki okul müdürü ayrıca diğer öğrenci K.K. yönünden ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 10’ar ay hapis cezası verip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip tahliye edildi. Diğer sanıklardan Asuman Sahar Koleri’nin eşi M.K., B.K. ve H.K. ise beraat etti.
KARARA İTİRAZ
G.A.’nın ailesinin avukatı Mehmet Onur Güleç, karara itiraz edeceklerini belirterek, İlk derece mahkemesi bir karara vardı. Verilen kararda bazı sanıklar yönünden verilen cezaları biz yeterli bulduk. Bazı sanıklar yönünden verilen cezaları ise düşük bulduk. Biz verilen karara itirazımızı yapacağız. Belli başlı yerlerde mütalaaya karşı olarak cezalar verildi. Kamuoyu verilen cezalarla yetinmez. Bu cezaların infaz olduğunu da görmek ister. Bu kapsamda en hakkaniyetli kararın ortaya çıkması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Üst mahkemenin daha doğru bir karar vereceğini umuyoruz dedi.
‘G.A., UZMAN DESTEĞİ ALIYOR’
G.A.’nın yaşadıklarının ardından şehri terk ettiğini, örgün eğitimi bıraktığını ifade eden Güleç, Müvekkilim başarılı bir öğrenciydi ve okulda birinciliği vardı. Bu olay sonrasında hem eğitim hayatı hem de sosyal hayatı ciddi sıkıntıya uğradı. Örgün eğitime ara verdi ve maalesef ailesiyle şehir değiştirmek zorunda kaldı. G.A. derin bir yara aldı ve çok iyi bir durumda değil. Hala uzman desteği alıyor diye konuştu. (DHA)
]]>Ata Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen görev dağılımında, puan sıralamasına göre en yüksekten en düşüğe olmak üzere adaylar, merkez, Tarsus, Anamur ve Mut ilçeleri arasından seçim yaptı. 2 yıllık meslek yüksekokulu mezunu 40 kişi ve lise mezunu 10 kişinin görevlendirilmesi yapılırken, görevlendirilen adaylar 15 Ocak’ta çalışmaya başlayacağı ifade edildi. İşe alınmalarıyla bir yıllık aday memurluk süreci de başlayacak olan adayların ayrıca bir dizi eğitimden geçeceği bildirildi.
Dağılımın, İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından personel eksiğinin olduğu noktalara göre ve puan sıralaması en yüksekten düşüğe olmak üzere gerçekleştirildiği belirtildi. En yüksek puan alan personelden başlanarak, nerede görev yapmak istediği soruldu ve yerleştirme bu esasa göre belirlendi. Belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yapılan yerleştirmeye göre merkezde 32, Tarsus’ta 8, Anamur’da 6 ve Mut’ta da 4 kişi görevlendirildi.
“İtfaiye, çok kutsal bir meslek”
Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, kazananları tebrik ederek, “İtfaiye bana göre çok kutsal bir meslek. Can ve mal kurtaracaksınız. İşinizi çok çok iyi bilirseniz, önce kendi güvenliğinizi sağlarsınız. Çünkü çok tehlikeli bir görev yapacaksınız. O yüzden burada eğitimlere çok hassasiyetle bakmanız gerekiyor” dedi.
Mülakat olmadan tüm aşamaları şeffaf bir sınav gerçekleştirdiklerine değinen Tok, “Bizim sınavın zor olduğunu söylüyorlar. Biz en iyilerini almak istedik. Sizler en iyilerisiniz ve şu anda buradasınız, karşımızdasınız. İnşallah göreve başladığınız zaman da aynı başarıyı devam ettireceksiniz” diye konuştu.
Kazanan adaylara eğitimler vereceklerini de belirten Tok,”Siz iyi eğitim alırsanız başarırsınız. Biz sizlere güveniyoruz. Yaptığımız sınav o yüzden zorluydu. Size de güveniyoruz ve sizlerin göreve geldikten sonra aynı başarıyı göstereceğinizden eminiz. Geçen sene 100 kişiyi aldık. Biz hepsinden memnunuz. Şu anda onlar bizim yüz akımız. Sizler de geldiniz. Bize çok ciddi güç katacaksınız. Bu gücün ardından ben inanıyorum ki 1 sene sonra Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Türkiye’nin en iyi daire başkanlığı olacak. Bu sizlerin sayesinde olacak”ifadelerini kullandı.
“Çok iyi bir dereceyle tek kadın olarak girmeye hak kazandım”
Kadın adaylar arasından tek kazanan olan Eda Avşar, “Çok mutluyum. Çok emek sarf ettim. Buranın kondisyonu çok zordu. ‘Kazanamaz’ demişlerdi ama ben pes etmedim. Sporlarıma her gün devam ettim. Kas kütlemi arttırdım. Her gün 68’liler Ormanı’nda koştum. Hiç pes etmedim ve çok iyi bir dereceyle tek kadın olarak 50 kişinin içinde girmeye hak kazandım. Hayalimdi. Burada 100 kişilik ilk alımda elenmiştim. 5 saniyeyle kaçırdım. Çok üzüldüm. Hayalimden vazgeçmedim, başardım”şeklinde konuştu.
Sınavın mülakatsız olmasının kendisini çok sevindirdiğini belirten Aşar, “Mülakatsız alım olduğu için ve şeffaflığından dolayı çok teşekkür ederim. 5 yıl boyunca ben hep mülakatlarda elenmiştim. Hep mücadelemi devam ettirdim. Emeğimin hakkıyla buraya geldiğim için Belediye Başkanımız Vahap beye çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
Sınavı kazananlardan Kamil Yıldırım Can da, “Öncelikle çok heyecanlıyım. Ambulansta da çalıştım. İtfaiye olarak, memur olarak atanmam benim için gerçekten çok iyi oldu. Hem ailem hem benim için Mersin’de olmak benim için çok ayrıcalıklı” şeklinde konuştu.
Daha önce yapılan 100 kişilik alımda da sınava girdiğini ancak parkurda çok zorlandığı için kazanamadığını söyleyen Can, “Her gün Mersin sahilde koştum, özel antrenmanlar yaptım. Parkurda da 3 dakika 10 saniye yaptım. Mülakat olmaması özellikle benim açımdan çok önemliydi. Kendi bölümümden de atanamamıştım. Bu yüzden belediye başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyorum” diyerek düşüncelerini aktardı. – MERSİN
]]>Japonya 2024’ün ilk gününde yaşadığı şiddetli depremi, benzerlerine göre yine çok az kayıp ve hasarla atlattı. Japonya’nın başarısının sırrının bilim, eğitim ve sıkı denetim olduğunu belirten Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Dündar, Türkiye’de ise hızlı kazanç arzusunun yıkım getirdiğini söyledi.
Yeni yıla 7.6 büyüklüğünde şiddetli bir depremle uyanan Japonya’da 128 kişi hayatını kaybetti, az sayıda bina hasar gördü. Doktora eğitimini Japonya’da yapan Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Dündar, bilimsellik, eğitim ve denetimin kayıpları en aza indirdiğini söyledi.
Prof. Dr. Murat Dündar’a göre; önemli fay kırıkları ve volkanik alanlar üzerinde kurulu olan Japonya, 1923’te yaşanan 100 binden fazla insanın öldüğü Kanto depreminden büyük dersler çıkardı. Japonya’da yapılaşmanın yönetmelik kapsamında ele alındığını belirten Dündar, Japon halkının, depremi hayatın bir parçası olarak görmeyi başardığını ve buna göre hareket ettiğini de ifade etti. Dündar, 1995 yılında yaşanan 6 bin 200 kişinin öldüğü Kobe depreminden sonra da binaların deprem sırasındaki reaksiyonlarını test eden merkezler kurulduğunu vurgulayarak, “Bu merkezlerde, belirli oranda ölçeklendirilen binalara yapay depremler uygulanıyor. Özel kameralarla donatılan yapıların saniye saniye depreme reaksiyonu test ediliyor. Önce nerede yıkım oluyor, en zayıf noktalar neresi, yıkım nasıl gerçekleşiyor, bunlar tespit ediliyor. Buna göre önlemler alınıyor” dedi.
84 YAŞINDAKİ UZMANA SINAV
Depremden korunmak için bilim ve eğitimin çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Murat Dündar, mimar ve mühendislerin sıkı bir eğitimden geçirildiğini ve bu sınavların ömür boyu devam ettiğini söyledi:
“Japonya’da mimarlar ve mühendisler için yapılan sınavlarda başarıya göre iki tip belge alınıyor. Alt kategoride belge alanlar, küçük yapılarla ilgili projeleri gerçekleştirebiliyor. Üst kategorideki belge alma başarısı gösterenlerse daha büyük yapılar için de proje üretebiliyor. Sınavda başarılı olamayanlar ise bu bölümlerden mezun olsalar dahi görev yapamıyor. Belge sahibi olmak bir mimar için ömür boyu yetki sağlamıyor. Mesleğe devam etmek isteyenler periyodik olarak yapılan bu sınavlardan başarıyla geçmek zorunda. Mesela, 85 yaşındaki doktora tez hocam Shigeyuki Okazaki, mesleki tecrübesi ve yaşına rağmen, mimarlık görevine devam edebilmek için geçtiğimiz yıl yetkinlik sınavına girdi.”
YAŞAM BOYU EĞİTİM
Prof. Dr. Murat Dündar, Japonya’da bilimsel çalışmaların yanında, toplumda da deprem bilincinin çok önde olduğunu ifade etti. Depremle yaşama eğitiminin anaokulunda başladığını söyleyen Dündar, bu eğitimin de sürekli devam ettiğini belirtti. Depremde kimin ne yapacağının önceden planlı olduğunu vurgulayan ünlü mimar, Japonya’da kaldığı süreçte yaşadığı şu örneği verdi:
“Benim bulunduğum sitede herkesin bir sorumluluğu vardı. Ben iletişimden sorumluydum. Kimi insanları yönlendirmekten sorumluydu kimi de lojistikten sorumluydu. Bu planlama en küçük yönetim olarak hane ile başlıyordu. Bina, site, mahalle olarak devam ediyordu. Sürekli zorunlu deprem tatbikatları yapılır, bu tatbikatlara katılmayanlara para cezası uygulanır. Toplanan bu paralarla ise tatbikatlara katılanlar ödüllendirilir.”
HATA YAPANI TOPLUM CEZALANDIRIYOR
Japonların işlerini çok ciddiye aldıklarını belirten Prof. Dr. Dündar, denetim yapacak olan kurumların belli yetkileri bulunduğunu, inşaatların her aşamasında sıkı bir denetleme gerçekleştiğine dikkat çekti. Dündar, deprem konusunda en ufak hata yapan firmaların affedilmediğini belirterek, toplumun bu firmalardan uzak durduğunu ve iş yapmayarak cezalandırdığını da söyledi.
Murat Dündar’a göre, ülkemizde deprem yönetmeliklerinde bir eksiklik bulunmuyor ancak uygulamalarda bazı aksaklıklar yer alıyor. İnşaatın her aşamasında denetim firmalarının daha aktif görev alması gerektiğini belirten Dündar, “Denetim firmalarının bakanlık tarafından atanması doğru ancak bu firmalara ceza yetkisi de verilmesi gerekiyor. Sahada ortaya çıkan dolaylı para ilişkisinin tamamen kesilmesi gerekiyor. Üniversiteden mezun olan mühendis ve mimarların denetim imza yetkisi bir sınava tabi tutulmalı. Tecrübesiz denetmenler hata yapabilirler” dedi.
HIZLI KAZANÇ ARZUSU YIKIM GETİRDİ
6 Şubat depremi sonrası Japonya’dan gelen bir heyetle depremde yerle bir olan Hatay’da incelemelerde bulunan Prof. Dr. Murat Dündar, yıkılan binaların bazılarının yeni olduğunu gözlemlediklerini belirtti. Yapım aşamasında ciddi işçilik hataları yapıldığına dikkat çeken Dündar, özellikle binaların hızlı imal edilme çabasının, betonda sorunlar yaşattığını, demir bağlamalarında hatalara sebep olduğunu söyledi. Dündar, bunun da bazı müteahhit firmalarının yatırımlarını hızlı kazanca çevirme isteğinden kaynaklandığını ifade etti.
GÜÇLENDİRME YAPILMALI
Beklenen İstanbul depremiyle ilgili de görüşlerini dile getiren Prof. Dr. Murat Dündar, bir binanın kullanım ömrünün yaklaşık 60 yıl olduğunu belirterek, “Depremde yıkılması beklenen bazı binalar 20-30 yıllık. Aralarında daha yeni binalar da var. Ülkemizin ekonomik gerçekliğini düşününce bütün binaların yıkılarak yeniden yapılması mümkün değil. Bu binalar uzmanlarca incelenerek güçlendirilebilir. Bu şekilde binalar daha az maliyetlerle daha güçlü hale getirilebilir” dedi.
]]>AĞRI’da 2 yıl önce okulu bırakan Leyla İlhan (13) 1 yıldır sınıfından uzak kalan kardeşi Bilal İlhan (11), ‘Okulum Beni Bekler’ projesi kapsamında aile ikna edilerek yeniden okula kazandırdı.
Ağrı’da eğitimlerine devam etmeyen çocukları yeniden okula kazandırmak için geçen yıl ‘Okulum Beni Bekler Projesi’ hayata geçirildi. Proje kapsamında Ağrı Valisi Mustafa Koç’un Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde proje koordinatörü olarak görev alan eşi Neslihan Gül Koç, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Ağrı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Aslan Kaya ve öğretmenler, okula devam etmeyen öğrencilerin ailelerini ziyaret etmeye başladı. Neslihan Gül Koç’un başkanlığındaki ekip, son olarak Cemil Meriç Ortaokulu’nda okurken yaklaşık 2 yıldır okula gitmeyen Leyla İlhan ve 1 yıldır sınıfından uzak kalan Bilal İlhan kardeşlerin ailesini ziyaret etti. Neslihan Gül Koç’un ikna çalışmaları sonucunda aile, çocuklarını okula göndermeyi kabul etti. Çocukları yanına alarak okula götüren Koç, araç içerisinde İlhan kardeşlere eğitimlerine devam etmeleri ve bırakmamaları yönünde telkinlerde bulundu.
Cemil Meriç Ortaokulu’ndaki sınıfına geri dönen Leyla İlhan, “Okula her gün gelmek ve ders çalışmak istiyorum. Müdür olmak istiyorum” derken, Bilal İlhan ise “Okulumu çok seviyorum. Beni getirdikleri için onlara çok teşekkür ediyorum” dedi.
DEVAMSIZLIK BÜYÜK SIKINTI
Projeyle ilgili bilgi veren Neslihan Gül Koç, “Okulum Beni Bekler projesi, Valiliğimiz himayelerinde, Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinasyonunda İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumlar sayesinde hayata geçirildi. Eğitim sadece bireyin kendi başarısını sağlamaktan ziyade, toplumun gelişmesi ve refaha ulaşması açısından da çok önemli olduğu için bizler eğitimi çok fazla önemsiyoruz. Ağrı’ya geldiğimizde de öğretmen olduğumdan dolayı da ilk olarak önceliklerimiz arasına eğitimi aldık ve sınıflarımıza baktığımızda, okullarımıza baktığımızda Ağrı’nın büyük sıkıntılarından birinin devamsızlık sorunu olduğunu gördük ve bu noktada harekete geçtik. Bu yavrularımızın okula gelmeme sebeplerini araştırarak bir yol haritası çizdik. Şube, okul, ilçe ve il komisyonları kurduk. Bu noktada saha çalışmaları yaptık. Velilerimizi ziyaret ettik” dedi.
Ağrı’da 2023 Ekim ayı itibarıyla yaptıkları çalışmalar sonucunda 853 öğrenciyi tekrar okula kazandırdıklarını anlatan Neslihan Gül Koç, “Biz bu projeyle çeşitli sebeplerle eğitim haklarından mahrum kalan yavrularımıza ulaşıp köprü vazifesi kurmak istedik. Velilerimizden, hemşehrilerimizden bu köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz. Onlardan katkılar bekliyoruz. Çünkü bir katkı, aydınlık yarınlarımızın mimari olan güzel gençlerimizi çok daha iyi yerlere getirecektir. Bugün bu noktada 2 kardeş yavrumuzu daha okula kazandırdık. Daha önce şube ve okul komisyonlarımız ikna çalışmalarını yapmışlar ama başarılı olamadıklarını il komisyonuna bildirdiklerinde bizlerde geldik ve ailemizle yaptığımız görüşmelerde şükürler olsun yavrularımızı tekrar ait oldukları yere sınıflarına, okullarına kavuşturduk” diye konuştu.
4 YIL ÖĞRETMENLİK YAPTIM
Ağrı’da daha önce 4 yıl süreyle öğretmenlik yaptığını belirten Neslihan Gül Koç, şunları söyledi:
“Bundan sonra da desteklerimiz devam edecek. Gerek rehber öğretmenler gerekse okul müdürlerimizle sürekli iletişim halindeyiz. Öğrencilerimizin sıkıntıları olduğunda ya da içlerindeki potansiyeli nasıl ortaya çıkarabileceğimiz ile alakalı desteklerimiz sonuna kadar devam edecektir. Ben Ağrı’da 4 sene öğretmenlikte yaptım. Öğrencilerin ne yapabileceğinin farkındayım. Çok zekiler, her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Sadece bazı noktalarda bizim onları birazcık desteklememiz gerekiyordu. Bizlerde Valilik olarak, Milli Eğitim olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız, her şey yavrularımız için, her şey gençlerimiz için.”
]]>Kentin ve bölgenin ihtiyaçlarına cevap veren Kayseri Şehir Hastanesi bünyesindeki gebe okulunda, yüz yüze ve çevrim içi eğitim imkanı sunuluyor.
Anne ve baba adaylarının birlikte katıldığı gebe okulunda, nefes egzersizi, plates eğitimi, bebeğin bakımı, gazının çıkarılması, annenin lohusalık dönemindeki ruhsal hali gibi pek çok konuda uzman ebeler eşliğinde eğitimler veriliyor.
Gebe okulunda çocuk bakımı ve hamilelik süreci hakkında detaylı bilgiler edinen baba adayları, oyuncak bebekler üzerinde pratik yapma fırsatı da buluyor.
Gebe Okulu Sorumlusu Uzm. Dr. Arzu Karakaş Aydın, AA muhabirine, dünya standartlarındaki eğitim ortamında 2 ebe eşliğinde anne adaylarına eğitimler verildiğini söyledi.
Aydın, gebe okulunda gebeliğin başlangıcı, fizyolojisi, annenin yaşayacağı sorunlar, geçireceği evreler, hangi ayda hangi sorunlarla karşılaşılacağı, doğum sonrası lohusalık bakımı, aile desteği, bunun önemi, bebek bakımı, bebek banyosu, doğum çantası hazırlanması gibi birçok konuda bilgiler verdiklerini anlattı.
Korkularını yenenler normal doğuma yöneliyor
Anne ve baba adaylarını beraber de eğitime aldıklarını belirten Aydın, şöyle konuştu:
“En temel amaçlarımızdan biri gebelerimizin doğum korkusunu yenmelerine yardımcı olmak. Gebelerimiz gerek basında gerek haberlerde gerek filmlerde doğumla ilgili korkunç sahnelere şahit oluyor. Kötü doktor, bebeği kaçıran ebe gibi sahneler, bağırış çağırış olan doğum sahneleri gebeleri olumsuz etkiliyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin doğum olmakta. Bunların hepsi bu kadar olumsuz bir hikayeyle mi sonuçlanıyor, biz hep olumsuz şeyleri duyuyoruz basından. Aslında birçok mutlu doğum haberlerimiz de var. Bunları da ön plana çıkarmak gerekiyor. Gebelerimizin korkuları büyüklerinden, komşu teyzeden, görümcesinden, teyzesinden, başkalarının yaşadığı doğum öykülerinden de kaynaklanıyor.”
Korkularını yenen gebelerin normal doğuma yöneldiğine dikkati çeken Aydın, “Gebe okulu, normal doğumu teşvik ediyor, normal doğum şansını da artırıyor. Bazı gebelerimiz direkt sezaryen diye bize geliyor ama gebe okulundaki derslerimizi dinlediğinde bunun fizyolojik bir şey olduğunu, rahatlatıcı tekniklerle ağrı korkusunun aslında çok da gerçeği yansıtmadığını, atlatabileceğini anlıyor.” dedi.
Aydın, eğitimlerden çok güzel dönüşler aldıklarını, bazı gebe adaylarının yurt dışından çevrim içi eğitimlere katıldığını kaydetti.
“Doğum süreci ve sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğimi düşünüyorum”
Eşiyle eğitime gelen, bir erkek bebek bekleyen Atasoy Asker de böyle bir eğitim ortamıyla karşılaşacağını tahmin etmediğini söyledi.
Güzel bilgiler edindiğini belirten Asker, “Özel hastanede bulamayacağınız bir ortam şu an burada var.” diye konuştu.
Anne adaylarından Bengüsu Sapancı da erkek bebek beklediğini, gebe olduğunu öğrenince hemen eğitimlere başladığını ve doğum süreci ile sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğini düşündüğünü dile getirdi.
Eşi Gökhan Sapancı ise “Eğitime çok gönüllü gelmedim, eşimin tavsiyesiyle geldim, mutluyuz, öğrendikçe kendimize güvenimiz artıyor.” ifadelerini kullandı.
“Normal doğum oranlarımız yüksek”
Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç. Dr. Hüseyin Aksoy da 2018’de kentteki doğumevinden hastaneye taşındıklarını, yaklaşık 5 yıldır burada hizmet verdiklerini belirtti.
Bugüne kadar normal ve sezaryen dahil hastanede 50 bini aşkın doğum gerçekleştiğini anlatan Aksoy, “25 uzman hekimimiz var, içlerinde öğretim üyesi, doçentlerimiz, riskli gebelik uzmanlarımız var. 20 kadın doğum asistanımız var, onlara uzmanlık eğitimi veriyoruz. Yılda ortalama 11-12 bin civarında doğum oluyor. Doğumlarımızın büyük kısmı normal doğum olarak gerçekleşiyor. Normal doğum oranlarımız Türkiye geneline göre çok yüksek.” dedi.
]]>AĞRI – Ağrı Valisi Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç öncülüğünde Ağrı Valiliği himayelerinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen “Okulum Beni Bekler Projesi” kapsamında, il genelinde 390’ı kız olmak üzere 853 çocuk tekrar okula kazandırıldı.
Ağrı Valiliği öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumların katkılarıyla hayata geçirilen “Okulum Beni Bekler” projesi ile okula devam etmeyen veya edemeyen başta kız öğrenciler olmak üzere tüm devamsız öğrencilerin yeniden okula kazandırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda harekete geçen Ağrı Valisi Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç, Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Ağrı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Aslan Kaya ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü personeliyle devamsız öğrencileri bulunan İlhan ailesini ziyaret etti. Cemil Meriç Ortaokuluna giderken çeşitli sebeplerle uzun süredir devamsız olan 5 çocuklu İlhan ailesinin fertlerinden Leyla ve Bilal İlhan’ın okula tekrar kazandırılması için aile fertleri ile görüşen Neslihan Gül Koç’un ikna çalışmaları sonucunda aile, çocuklarını okula gönderemeye ikna oldu. Çocukları yanına alarak okula götüren Neslihan Gül Koç, araç içerisinde İlhan kardeşlere eğitimlerine devam etmeleri ve bırakmamaları yönünde telkinlerde bulundu.
İlhan kardeşleri Cemil Meriç Ortaokuluna getiren Koç, kardeşleri kendi eliyle eğitim hayatlarına tekrar devam edecekleri sınıfa yerleştirdi.
Burada proje hakkında bilgiler veren Neslihan Gül Koç, “Okulum Beni Bekler projesi Valiliğimiz himayelerinde, Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinasyonunda İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumlar sayesinde hayata geçirildi. Eğitim sadece bireyin kendi başarısını sağlamaktan ziyade toplumun gelişmesi ve refaha ulaşması açısından da çok önemli olduğu için bizler eğitimi çok fazla önemsiyoruz. Ağrı’ya geldiğimizde de öğretmen olduğumdan dolayı da ilk olaraktan önceliklerimiz arasına eğitimi aldık ve sınıflarımıza baktığımızda, okullarımıza baktığımızda Ağrı’nın büyük sıkıntılarından birinin devamsızlık sorunu olduğunu gördük ve bu noktada harekete geçtik” dedi.
Devamsız öğrencilerin okula kazandırılması için yol haritası çizdiklerini söyleyen Koç, “Bu yavrularımızın okula gelmeme sebeplerini araştırarak bir yol haritası çizdik. Şube, okul, ilçe ve il komisyonları kurduk. Bu noktada saha çalışmaları yaptık. Velilerimizi ziyaret ettik. Bu çocukların okula hangi sebeplerden dolayı gitmediğini tespit ettik.” şeklinde konuştu.
“853 yavrumuzu ait oldukları okullara geri döndürmenin mutluluğunu yaşıyoruz”
2023 Ekim ayı itibariyle yaptıkları çalışmalar sonucunda 853 öğrenciyi tekrar okula kazandırdıklarını ifade eden Koç, “İl genelinde komisyonlarımızın, öğretmenlerimizin, bizlerin yapmış oldukları çabalarımızın karşılığında 853 yavrumuzu ait oldukları yere okullarına geri kazandırmanın gururunu, mutluluğunu yaşıyoruz. Tabii ki bu emek de kaymakamlarımızın, kaymakam eşlerimizin, il ve ilçe milli eğitim müdürlerimizin, ARGE birimimizin ve öğretmenlerimizin çok büyük özverili çalışmaları var. Ben buradan onlara çok teşekkür ediyorum. Bir tane çocuğun hayatına dokunmak bizler için çok önemli. Eğitim kutsaldır, eğitim hakkı kutsaldır ve her çocuğun en temel haklarından bir tanesidir” ifadelerine yer verdi.
“Velilerimizden kurduğumuz köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz”
Geleceğin mimari olacak olan gençlerin eğitim hayatlarını kesintisiz yaşamaları için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Koç, ” Biz bu projeyle neyi hedefledik. Biz bu projeyle çeşitli sebeplerle eğitim haklarından mahrum kalan yavrularımıza ulaşıp köprü vazifesi kurmak istedik. Velilerimizden, hemşehrilerimizden ne bekliyoruz. Bu köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz. Onlardan katkılar bekliyoruz. Çünkü bir katkı, aydınlık yarınlarımızın mimari olan güzel gençlerimizi çok daha iyi yerlere getirecektir. Biz buna inanıyoruz çünkü umudumuz gençlerimiz. Bugün bu noktada 2 kardeş yavrumuzu daha okula kazandırdık. Daha önce şube ve okul komisyonlarımız ikna çalışmalarını yapmışlar ama başarılı olamadıklarını il komisyonuna bildirdiklerinde bizlerde geldik ve ailemizle yaptığımız görüşmelerde şükürler olsun yavrularımızı tekrar ait oldukları yere sınıflarına, okullarına kavuşturduk. Onun mutluluğunu yaşıyoruz. Sadece okula kazandırmakla kalmayıp onların yaşayabileceği sıkıntılarında farkındayız. Bundan sonrada desteklerimiz devam edecek. Gerek rehber öğretmenler gerekse okul müdürlerimizle sürekli iletişim halindeyiz. Öğrencilerimizin sıkıntıları olduğunda ya da içlerindeki potansiyeli nasıl ortaya çıkarabileceğimiz ile alakalı desteklerimiz sonuna kadar devam edecektir. Ben Ağrı’da 4 sene öğretmenlikte yaptım. Öğrencilerin ne yapabileceğinin farkındayım çok zekiler, her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Sadece bazı noktalarda bizim onları birazcık desteklememiz gerekiyordu. Bizlerde Valilik olarak, Milli Eğitim olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız, her şey yavrularımız için, her şey gençlerimiz için.” dedi.
Okula tekrar başlayan Leyla İlhan, “Okula her gün gelmek ve ders çalışmak istiyorum. Müdür olmak istiyorum.” şeklinde konuştu.
Yeniden okuluna kavuşan Bilal İlhan ise, “Ben okulumu çok seviyorum. Beni getirdikleri için onlara çok teşekkür ediyorum” dedi.
]]>Toplumun dijitalleşmesine katkıda bulunmak, kadınların gelişimini desteklemek ve iş gücüne katılımını artırmak amacıyla hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” Projesi üçüncü yılını tamamladı. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen projede bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadın kursiyere dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verildi. Projenin sosyal etkisini ölçmek üzere hazırlanan raporun ikincisine göre, bu eğitimlerle 21 milyon TL’yi aşkın sosyal değer elde edilirken, proje için yapılan her 1 TL’lik yatırım bir önceki döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde sosyal getiri sağladı. Bu değerin yüzde 33’ü dijital okuryazarlık, yüzde 67’si dijital pazarlama kursiyerlerinde oluşturulan değişimden kaynaklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete, şöyle konuştu: “Genel Müdürlüğümüz, hayat boyu öğrenme kapsamında “hayata mutlu bireyler hazırlamak için her zaman, her yerde, herkese eğitim” anlayışıyla, çağımızın gereklilikleri doğrultusunda bireylerin eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik vb. alanlarda kişisel ve mesleki bilgi, davranış, tutum, yeterlilik ve becerilerinin gelişimlerine katkı sağlayarak ulusal ve kişisel ölçekli değişim ve gelişim sürecine uyum sağlamalarını amaçlamaktadır. Bünyemizde Türkiye genelinde faaliyet gösteren 1000 halk eğitimi merkezi ve 31 olgunlaşma enstitüsünde 3 bin 771 adet yaygın eğitim kurs programıyla örgün eğitimin içinde veya dışında kalan bireylere yönelik açılan genel, mesleki ve teknik alanlardaki kurslar ve diğer faaliyetlerle hayat boyu öğrenme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca sosyal ortaklarımızla, kursiyerlerimizin mesleki, sosyal, kültürel olarak geliştirilmesi amacıyla çeşitli projeler yürütüyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Benim İşim Projesi de dijital dünyanın gücünü, kadınların potansiyeliyle buluşturmak üzere kamu ve özel sektör birlikteliğinin başarılı örneklerinden biridir. Proje kapsamında on binlerce kadının teknoloji alanında farkındalığının, bilgi ve becerilerinin artırmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Bu faydanın kadınların özgüvenine, motivasyonuna da yansıdığını görmek hepimiz için çok kıymetli.”
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel ise şunları söyledi: “Amaç odaklı bir şirket olarak, dijital geleceğin toplumdaki her kesimi kapsaması için çalışıyoruz. ‘Dijital Benim İşim’ de bu vizyonla hayata geçirdiğimiz bir proje. Temel amacımız, kadınları dijital dünyayla tanıştırarak onlara dijital okuryazarlık becerileri kazandırmak, kadınların sosyal hayatta güçlenmelerini sağlamak ve onları potansiyel dijital iş olanaklarıyla buluşturmak. Bu projeyle bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadına dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verdik. Projemizin etkisini de düzenli olarak ölçümlüyoruz. İkinci sosyal etki raporumuza göre, projemiz kadınların yalnızca dijital bilgi ve becerilerini artırmıyor, aynı zamanda özgüven ve motivasyonlarının artmasında, dijital dünyanın önemine dair farkındalık kazanmalarında ve destekleyici ilişkiler geliştirmelerinde önemli rol oynuyor. Diğer yandan, projeye yaptığımız her 1 TL’lik yatırımın geçen döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde değer oluşturduğunu gördük. ‘Dijital Benim İşim’ Projesi’ni deprem bölgesine de taşıdık. Bu doğrultuda Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da toplam 15 eğitim konteyneri kurduk. Eğitim konteynerlerimizde, kadın kursiyerlerimiz geleneksel el sanatları kurslarına katılıyor ve el emeği ürünler üretiyor. Aynı zamanda, bölge özelinde geliştirdiğimiz ‘Dijital Dünyaya Giriş’ eğitimleriyle kadınların dijital becerilerini geliştirmelerine ve ürettikleri geleneksel ürünleri dijital kanallarda satmalarına destek oluyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı olarak, kadınların yanında durmaya devam edeceğiz.”
Dijital okuryazarlık bilgi ve becerisinde yüzde 50 artış
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi”nde 2022 Nisan – 2023 Mart arasında gerçekleştirilen dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri ile eğitimler sonunda düzenlenen Sosyal Medya Kampanya Yarışması kapsamında oluşturulan sosyal etki değerlendirildi. Buna göre, “Dijital Benim İşim” Projesi kapsamında dijital okuryazarlık katılımcılarındaki en büyük değişim yaklaşık yüzde 50 ile bilgi ve becerilerindeki artış olurken, en yüksek ikinci değişim alanı ise yüzde 28,5 ile özgüven ve motivasyondaki artış oldu. Eğitmenler de dijital okuryazarlık kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 65 ile özgüven ve motivasyon başlığı altında yaşandığını belirtti. Bu kursiyerlerin yüzde 70’e yakını bilgisayar ve internet konusunda yeni şeyler öğrenme isteğinin arttığını, yüzde 50’sinden fazlası ise güvenli internet kullanımı konusunda daha fazla bilgi sahibi olduğunu söyledi. Diğer yandan, eğitimlerden sonra dijital okuryazarlık katılımcılarının yüzde 60’ının özgeçmişini güncellediği ve yüzde 35’inin yeni bir iş baktığı görüldü.
Dijital pazarlama bilgi ve becerilerinde yüzde 43 artış
“Dijital Benim İşim” Projesi’nde dijital pazarlama kursiyerlerinin gözünden kendilerindeki en büyük değişim yüzde 43 oranında dijital pazarlama konusundaki bilgi ve becerilerindeki artış olurken, ikinci en yüksek değişim yüzde 31 ile motivasyon alanında oldu. Eğitmenler de dijital pazarlama kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 83 ile motivasyon ve yüzde 82 ile özgüven alanlarında yaşandığını belirtti. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 62’sinin eğitimlerden sonra özgeçmişini güncellediği, yüzde 47’sinin yeni bir iş baktığı, iş baktığını belirten katılımcıların yüzde 10’unun yeni bir işte çalışmaya başladığı görüldü. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 20’si eğitimlerden sonra girişimde bulunduğunu da belirtti. Bu katılımcıların yüzde 41’i satış yapmak üzere profesyonel hesap oluşturduğunu ve satış yapmaya başladığını, yüzde 33’ü sosyal medya hesabı açtığını, yüzde 11’i YouTube kanalı açtığını, yüzde 4’ü ise web sitesi kurduğunu paylaştı. Katılımcıların yüzde 11’i ise çalıştıkları işte daha verimli hale geldiğini ve dijital pazarlamayla ilgili iş alanlarına girdiğini aktardı.
Dijital pazarlama kursiyerlerinin yarısından fazlası kendi iş alanını oluşturmak için kursa katıldığını belirtirken, çalıştığı iş sebebiyle dijital pazarlama yetkinliğini geliştirmek için katılanlar geçen döneme oranla neredeyse 2 katına çıktı. Bu kursiyerlerin yüzde 54,75’i dijital pazarlamaya dair sahip olduğu bilginin arttığını, yüzde 52,82’si kendine yeni bir iş alanı oluşturma ya da sahip olduğu işi büyütme motivasyonunun güçlendiğini, yüzde 51,29’u dijital platformlarda farklı kitlelere ulaşma ve etkileşime geçme becerisinin geliştiğini belirtti.
Eğitmenler için önemli deneyim
Projenin eğitmenler üzerinde de etkisi oldu. Buna göre, dijital pazarlama eğitmenlerinde en yüksek değişim yüzde 32 ile bilgi, beceri ve yetkinlik gelişimi başlığında gerçekleşti. Dijital okuryazarlık eğitmenlerinde ise en yüksek değişim yüzde 6,6 ile iletişim becerileri ve sosyalleşme alanında oldu.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkı
Proje, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağladığı katkıyla da öne çıkıyor. “Dijital Benim İşim”, doğrudan kadın kursiyerleri hedef grup olarak belirleyen, kadınların güçlenmesini ve ekonomik hayata katılımlarını artırmayı amaçlayan bir proje olduğundan, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (Amaç 5) ve Eşitsizliklerin Azaltılması (Amaç 10) hedeflerini doğrudan destekliyor. Proje ayrıca, kadınlara eğitim ve istihdam fırsatları oluşturarak uzun vadede yoksulluğun sonlandırılmasına (Amaç 1), kadınlara nitelikli beceriler kazandırma ve kapsayıcı öğrenme fırsatları sunması ile birlikte nitelikli eğitmen yetiştirilmesini de desteklemesiyle Nitelikli Eğitim’e (Amaç 4), istihdam, gelir artışı ve girişimcilik becerileri kazandırmasıyla İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’ye (Amaç 8) ve son olarak Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı işbirliğinden güç alması nedeniyle Amaçlar İçin Ortaklıklar (Amaç 17) hedeflerine katkıda bulunuyor.
Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi kullanıldı
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi” kapsamında uygulanan Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi, sosyal temelli projelerin oluşturduğu sosyal değerin hesaplanması için kullanılıyor. SROI yolu ile değişim, bu değişimi yaşayan ya da ona etki eden paydaşları kapsayacak şekilde hesaplanıyor. SROI analizinde, saha çalışmaları yolu ile paydaşlar üzerinde oluşturulan sosyal değişimi anlamak hedefleniyor ve bu değişimin, finansal değerler kullanılarak yansıtılması yolu ile değişimin hikayesi anlatılmaya çalışılıyor. Bu sayede, sosyal kazanım ve maliyetleri yansıtacak bir oranın hesaplanması mümkün oluyor. Buna göre, 2: 1 oranında bir etki, 1 birimlik yatırımın 2 birimlik sosyal değer oluşturabildiğini dile getiriyor. – İSTANBUL
]]>Avrupa Birliği tarafından hibe ile desteklenmeye hak kazanan ‘XReation of Future’ projesi, Geleceğin Meslekleri Konferansı ile tanıtıldı. Coşkunöz Eğitim Vakfı liderliğinde Bursa Teknik Üniversitesi ortaklığında hayata geçen, İş dünyasının geleceğin işleri hakkında farkındalığının artırılmasının ve ihtiyaç duyduğu insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi için sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve karma gerçeklik (XR) tasarımcılarının cinsiyet eşitliği odağında yetiştirilmesinin hedeflendiği proje, paydaşlar ve sektörün temsilcileri ile paylaşıldı. XReation of Future Projesi, ‘Geleceğin insana yakışır işleri çerçevesinde ve toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı mevcut ve potansiyel işgücü istihdamının ve istihdam edilebilirliğinin desteklenmesi’ ana hedefi doğrultusunda VR/AR/XR tasarımcı eğitim müfredatı hazırlanmasını ve eğitim altyapısının güçlendirilmesini, eğitmen yetiştirilmesini, gençlerin kapasitesinin güçlendirilmesini, çalışanların yetkinliklerinin geliştirilmesini, lise, üniversite öğrencileri veya işsizlerin cinsiyet eşitliği odağında bilgi teknolojileri, üretim ve eğitim sektörlerinde istihdama katkıda bulunmasını ve paydaşların geleceğin meslekleri konusunda farkındalıklarının artırılmasını hedefliyor.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali iş birliği çerçevesinde geliştirilen Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın (IPA-Instrument for Pre Accession) “İstihdam, Eğitim, Sosyal Politikalar” bileşeni altında Cinsiyet Eşitliği Odağında Geleceğin İnsana Yakışır İşleri Yaklaşımının Desteklenmesi Hibe Programı uygulanmaktadır. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen söz konusu hibe programı, Sözleşme Makamı olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülmekte ve izlenmektedir. Programın Operasyon Faydalanıcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Çalışma Genel Müdürlüğü (ÇGM) İstihdam Politikaları Daire Başkanlığı’dır. Projenin toplam bütçesi 217 bin 327,49 Avro olup, bu tutarın 23 bin 797,36 Avro’luk kısmı Coşkunöz Eğitim Vakfı ve Bursa Teknik Üniversitesi’nin eş finansman katkısıdır.
Proje çerçevesinde eğitmenler ve işsizler, profesyoneller, üniversite ve meslek lisesi öğrencileri gibi 5 ayrı grupta toplam 140 kişiye toplam bin 160 saat uygulamalı eğitim verilerek iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip AR/VR/ XR tasarımcıları yetiştirilecek. Eğitim müfredatı, iş dünyasının talep ettiği yetkinlikler ve eğitim ihtiyaçları göz önünde bulundurularak proje çerçevesinde hazırlanacak. Kadın istihdamının desteklenmesi önceliğine katkı sağlamak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmek hedefiyle, verilecek eğitimlerden yararlananların en az yüzde 50’sini kadınların oluşturması hedeflenecek. Projenin ilerleyen aşamalarında, projenin amacına yönelik farkındalığı artırmak için ‘Bilişim Sektöründe Kadın’ konferansı ile proje yarışması ve kapanış konferansı gerçekleştirilecek. Proje bitiminde kısa videolar, eğitim dokümanları ve uygulama örnekleri online platform üzerinden herkesin erişimine açık şekilde yayınlanacak.
Bursa iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen ve açılış konuşmaları Coşkunöz Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Oya Coşkunöz Aktaş, ve Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar tarafından yapılan etkinlikte katılımcılar projeye dair detaylı bilgi alma fırsatı yakaladı.
Oya Çoşkunöz Aktaş, “Yeni teknolojiler, işler ve geleceğin meslekleri alanlarında çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye’yi ulusal ve uluslararası alanda eğitim ve istihdam sağlayıcı olarak temsil ediyoruz. Son olarak yaşadığımız acı deprem sebebiyle, Hatay’da 4 ayda 47 sınıflı bir okulu hayata geçirdik. Bu gururla acımızı bir nebze olsun unutmaya çalışırken, daha da fazlasını hayata geçirmek için ekip arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Değişen dünya ve dijital beceriler, yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin hepimizin işlerini etkileyecek. Bu konuda Türkiye’nin rekabette geri kalmaması için bu değişimleri yakından incelememiz çok önemli. Değişimin bazen zor ve sancılı olduğunu çok iyi biliyoruz. Fakat, değişmemenin de büyük ve çok ağır bedelleri olduğunu hatta yok olacağımızı biliyorum” dedi.
F2K Yönetim Danışmanlığı Kurucu Ortağı Feride Kılıç’ın “Geleceğin Meslekleri”, NaraXR CEO’su Dr. Zafer Karadayı’nın “Deneyim Çağında İnsan”, Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney’in “Teknolojide İstihdam ve Kadın” oturumlarıyla devam eden Geleceğin Meslekleri Konferansı’nda, alanında uzman konuşmacılar VR/AR/XR teknolojileri alanındaki gelişmeleri, dijitalleşme ve iş dünyasının ihtiyaç duyduğu beceri ve yetkinliklere dair görüşlerini dinleyenlere aktardı. – BURSA
]]>Toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Türkiye Vodafone Vakfı, 2023’te de teknolojinin gücünü kullanarak toplumsal ihtiyaçlara yanıt veren çalışmalar yapmaya devam etti. Vakfın hayata geçirdiği projelerin reel değeri 16 yılda 270 milyon TL olurken, ortaya çıkardığı sosyal katkı ise 1,5 milyar TL’ye ulaştı. Vakfın ‘Yarını Kodlayanlar’ projesi 300 bini aşkın çocuğa, ‘Dijital Benim İşim’ projesi ise 15 binin üzerinde kadına ulaştı. Vakıf, bu projelerini deprem bölgesine de taşıyarak yaraların sarılmasına destek oldu. Depremden en çok etkilenen 11 ilde hayata geçirilen ‘Yarını Kodlayanlar Sosyal Hayata Destek’ projesiyle 81 bini aşkın çocuğa ulaşan Vakıf, ‘Dijital Benim İşim’ projesi kapsamında 3 ilde kurduğu 15 eğitim konteyneriyle de 2 binden fazla kadına el sanatları eğitimi verdi. Vakıf ayrıca, AÇEV iş birliğiyle 3 ilde açtığı Çocuk ve Aile Merkezleri ile 2 binin üzerinde kişinin hayatına dokundu.
Konu hakkında değerlendirmede bulunan Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, “Vakıf olarak, kurulduğumuz günden bu yana, ‘İyilik için teknoloji’ vizyonuyla faaliyetlerimize yön veriyoruz. Tüm projelerimizi, ülkemizin toplumsal gereksinimleri doğrultusunda, araştırmalar sonucu belirlediğimiz sosyal ihtiyaç haritasına göre şekillendiriyoruz. Sosyal hayatın olanaklarından yeterince faydalanamayan veya ekonomik hayatta varlık gösteremeyen bireylerin önündeki engelleri kaldırmak için çalışıyoruz. Kadınlar ve çocuklar, öncelikli odak alanlarımızı oluşturuyor. Vakfımızın çatısı altında sürdürdüğümüz projelerin reel değeri 16 yılda 270 milyon TL olurken, ortaya çıkardığı sosyal katkı ise 1,5 milyar TL’ye ulaştı. Deprem felaketiyle birlikte yaralara nasıl merhem olabiliriz diye düşündük ve mevcut projelerimizi deprem bölgesinin ihtiyaçlarına uyarladık. Bölgedeki çocuk ve kadınların desteklenmesi için hayata geçirdiğimiz ‘Yarını Kodlayanlar Sosyal Hayata Destek’ projesi, ‘Dijital Benim İşim’ eğitim konteynerleri ve Çocuk ve Aile Merkezleri ile bugüne kadar binlerce kişiye ulaştık. Konteyner kentler var olduğu sürece biz de bölgede olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Depremzede çocuklara kodlama eğitimi
Türkiye Vodafone Vakfı, Habitat Derneği iş birliğiyle deprem bölgesinde ‘Yarını Kodlayanlar Sosyal Hayata Destek’ adı altında yeni bir proje hayata geçirdi. Proje kapsamında Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’da açılan konteyner teknoloji sınıflarında ve afetten etkilenen 11 ildeki köy, çadır kent ve konteyner kentleri ziyaret eden gezici eğitim çadırında 7-14 yaş arası çocuklar için müzik ve masal atölyeleri, kodlama eğitimleri ve çeşitli sosyal etkinlikler düzenleniyor; oyun terapisiyle psikososyal destek sağlanıyor. Bugüne kadar 81 bini aşkın çocuğa ulaşılan projede nihai hedef ilk yılda 100 bin çocuğa ulaşmak olarak belirlendi. Proje kapsamında liseli gençlere yönelik olarak ‘Afete Teknolojik Çözümler Hackathonu’ da düzenlendi.
Depremzede kadınlara el sanatları eğitimi
Vakıf, “Dijital Benim İşim” projesini de bölgeye uyarlayarak Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da toplam 15 eğitim konteyneri kurdu. Bu konteynerlerde kadın kursiyerlere geleneksel el sanatları kurslarına katılma ve el emeği ürünler üretme imkanı sunan Vakıf, bölge özelinde geliştirdiği ‘Dijital Dünyaya Giriş’ eğitimleri ile de kadınların dijital becerilerini geliştirmelerine ve ürettikleri geleneksel ürünleri dijital kanallarda satmalarına destek oluyor. Projeyle bugüne kadar 2 bini aşkın kadına ulaşıldı.
Afet bölgesine Çocuk ve Aile Merkezleri
Vakıf, afet bölgesinde yaşayanların desteklenmesi amacıyla Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) iş birliğiyle de bir proje gerçekleştirdi. Proje kapsamında Adıyaman, Gaziantep ve Hatay’da kurulan Çocuk ve Aile Merkezleri’nde, depremden etkilenenlerin psikososyal yönden desteklenmesi, çocukların öğrenme kayıplarının telafi edilebilmesi, anne babaların ebeveynlik rollerinde güçlendirilmesi ve bu süreçte çocuklarının gelişimini destekleme becerilerinin artırılması, aynı zamanda genç kadınların güçlenmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Projeyle bugüne kadar 2 bini aşkın kişiye ulaşıldı. Merkezlerde ilk yıl 4 bin 500 çocuk ve ebeveyn ile birlikte 2 bin 500 genç kadına da erişilmesi hedefleniyor.
‘Kırmızı Işık’ 378 bin kez indirildi
Vakıf, 2023’te teknolojinin gücünü kullanarak kadınların şiddetten korunmasına destek olmayı da sürdürdü. Vakfın 9 yıl önce hayata geçirdiği ‘Kırmızı Işık’ uygulaması, kadınların şiddete maruz kaldığı anlarda kolluk kuvvetleri ya da yakınlarına kolaylıkla haber verebilmesini sağlıyor. Uygulama bugüne kadar 378 bin kez indirildi. – İSTANBUL
]]>

