BEİJİNG, 8 Mayıs (Xinhua) — Çin’in başkenti Beijing, ağustosta 2025 Dünya Robot Konferansı’nın yanı sıra ilk kez düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’na ev sahipliği yapacak.
Çarşamba günkü basın toplantısında 8-12 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Dünya Robot Konferansı ile 15-17 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Dünya İnsansı Robot Oyunları’nda robotik alanındaki en son gelişmelerin sergileneceği ve küresel sektör işbirliğinin teşvik edileceği belirtildi.
Organizatörlerin verdiği bilgilere göre 2025 Dünya Robot Konferansı’nda forum, sergi, yarışma ve ağ oluşturma etkinlikleri yer alacak ve yaklaşık 200 robotik şirketi en son yeniliklerini sunacak.
Konferansın küresel ölçekte büyüyen etkisine dikkat çeken Çin Elektronik Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri Chen Ying, bu yılki etkinliğe 30’dan fazla uluslararası kuruluş, 30’un üzerinde tanınmış küresel uzman ve 100’ü aşkın uluslararası takımın katılmasının beklendiğini belirtti. Katılımcıların en az yüzde 20’sininse uluslararası firmalardan oluşacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan robotlar arasında birçok spor dalında düzenlenecek ilk yarışma etkinliği olan Dünya İnsansı Robot Oyunları kapsamında robotlar, atletizm, futbol, dans, malzeme taşıma ve tıbbi sınıflandırma gibi alanlarda hem atletik hem de işlevsel becerilerini sergileyecek. Oyunlar sırasında badminton, masa tenisi ve basketbol gibi branşlarda düzenlenecek etkinliklerle de eğlence ve izleyici etkileşimi ön plana çıkarılacak.
Beijing Belediyesi Ekonomi ve Bilişim Teknolojisi Bürosu Direktörü Jiang Guangzhi, “Oyunlar, robotların insan benzeri yeteneklere ulaşmaya ne kadar yakın olduğunu gösterecek” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görev yaptığı hastane bombalanınca Gazze-Avrupa Hastanesi ile Sahra Hastanesi’nde de çalışan, İsrail’in tehditleri sonucu İngiltere’ye gitmek zorunda kalan El Mohallalati, sağlık kongresi için geldiği Antalya’da, AA muhabirine, İsrail’in Filistin’de, Gazze’de soykırım yaptığını, her yere barbarca saldırı düzenlendiğini anlattı.
Çok zor günler yaşadıklarını söyleyen El Mohallalati, “Dünyanın gözü önünde insanlar hastanelere erişemiyor, mağduriyet içindeler. Etrafınızda görebileceğiniz yanık tiplerinden çok farklı. 14 aylık süreçte İsrail tarafından yeni silahlar denendi. Bunların çok büyük patlayıcı etkisi var, o yüzden çok yaygın ve derin, tedavisi zor olan yanıklar. 6 ay da küçük şarapnel parçalarına sahip silahlara geçtiler. Bunların yarattığı yanıklar da çok farklıydı, dirençli, tedavisi çok zor yanıklardı.” diye konuştu.
El Mohallalati, İsrail’in Filistin’de yeni silahlar denemeye devam ettiğini, bu silahlarla yaralananların vücudunda yanma etkisinin sürdüğünü dile getirdi.
İsrail’in saldırılarının başladığı ilk hafta hastanelerine 100’den fazla yanık vakası geldiğini aktaran El Mohallalati, şunları kaydetti:
“Bu kişilerin yoğun bakım ünitesine, cerrahi müdahaleye, antibiyotik kullanımına ihtiyacı oluyor. Bir günde 800 yaralının geldiği oldu. Bu kadar çok hasta nezdinde sınırlı kaynakla tedavi etmek çok zordu. Yanık tedavisi bakım isteyen, bazen ameliyat gerektiren bir durum ve hastanın en az 3 ay hastanede kalması gerekiyor. Bu hastaların çok büyük kısmında hayatta kalacak olanları yani ‘tedavi edilecek olanlar’ ve ‘tedavi edilemeyecek’ olanlar diye önceliklendirmek gerekiyordu. Tüm hastalara tedavi verme imkanımız yoktu, sınırlı kaynaklarımız vardı. Hayatta kalma şansları olanlara tedavi veriyorduk. Bir ‘kara alan’ yaratarak, ‘ölecek kişiler’, ‘hayatta kalabilecek kişiler’ diye ayırt ediyorduk.”
“İlk hastane saldırısında eşim 8,5 aylık hamileydi”
Bazı yaralıların hastaneye dahi ulaşamadan hayatını kaybettiğini dile getiren El Mohallalati, bazı silahların büyük yanıklar oluşturduğunu belirtti.
Savaş suçu sayılacak silahların sivillerde kullanıldığını vurgulayan El Mohallalati, “Şifa Hastanesi, iki hafta kuşatma altında kaldı. Hastaneye girdiler, bizleri sorguladılar, tutukladılar, hastaneyi kapattılar. Ateşkes zamanında da hastane kullanılmasın diye hayati önem taşıyan oksijen ünitesine, iletişim odasına, jeneratöre aklınıza gelebilecek tüm önemli altyapı kaynaklarına, su ve elektrik odalarına zarar verdiler.” bilgisini paylaştı.
El Mohallalati, Gazze’de en fazla hastanın o dönemde Şifa Hastanesi’nde olduğunu, Kasım 2023’te hastanenin kuşatılarak görev yapılamaz hale getirildiğini, Şubat 2024’te tekrar operasyonel hale getirmeye çalıştıklarını vurguladı.
İkinci saldırıda hastanenin kullanılamaz hale geldiğini bildiren El Mohallalati, “Hastane saldırısında ailemi öldürmekle tehdit ettiler. İlk bombadan kurtulduk. Sağlık çalışanlarının ailelerini takip edebiliyorlardı. Eşim 8,5 aylık hamileydi, ailemi İngiltere’ye göndermek zorunda kaldım. Hastane tamamen tahrip olduktan sonra Gazze-Avrupa Hastanesine gittim. Daha sonra da Sahra Hastanesi’nde çalıştım.” dedi.
“Türkiye yanık tedavisinde çok başarılı”
Daha sonra kendisinin de geçici süreliğine İngiltere’ye gitmek zorunda kaldığını anlatan El Mohallalati, “Filistin’den çıktıktan sonra 4 kez girmeye çalıştım, almadılar. Şu an mecburen Londra’dayım. Hayalim, Gazze’de yaşamak. Ülkeme dönmek, hastanemizi yeniden inşa etmek, şifa olmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yanık alanında bilimsel çalışmaları olan doktorlarla farklı ülkelerdeki kongrelerde tanışma fırsatı bulduğuna değinen El Mohallalati, “Türkiye’nin yanık tedavisinde geldiği nokta son derece önemli. Bu coğrafyadaki yanıklar, Avrupa’dan, Amerika’dan, Kanada’dan çok farklı.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, kendilerine bağlı televizyon kanalına yaptığı açıklamada, İsrail’in Yafa kentindeki bir askeri noktayı hedef aldıklarını belirtti. Söz konusu hedefin “Filistin 2” adlı ses hızını aşan süpersonik bir füzeyle vurulduğunu aktaran Seri, operasyonun başarılı olduğunu ifade etti.
İSRAİL SESSİZLİĞİNİ KORUYOR
Filistin direnişine destek amaçlı İsrail’e yönelik saldırılarının durmayacağını tekrarlayan Seri, Gazze’ye saldırılar duruncaya kadar ve abluka kalkana dek, bunu sürdüreceklerini kaydetti. Söz konusu saldırıya ilişkin İsrail tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Balıkesir’in Karesi ilçesi Kavaklı kırsal mahallesindeki mühimmat fabrikasında sabah 08.25 sıralarında patlama meydana geldi. Kapsül üretimi yapılan binadaki patlama sonrası bin dönüm alana kurulu fabrikada 11 çalışan hayatını kaybederken, 7 kişi ise yaralandı. Bölgeye çok sayıda ambulans, itfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Patlamanın etkisiyle fabrikanın kompozit parçaları bahçeye yayıldı.
6 KİŞİ YARALANMIŞTI
enzer patlamanın 3 Haziran 2014 tarihinde de yaşandığı akıllara geldi. O tarihte meydana gelen patlamada 6 kişi yaralanırken, 3 gram av barutunun patlaması sonucu yaşandığı ortaya çıktı. O tarihteki patlamanın güvenlik kameralarına yansıdığı anlarda ise çalışanların patlamaya anında müdahale ettiği görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KÜRT DÜŞMANI ARIYORSANIZ PKK’YA BAKIN”
Partisi adına söz alan AK PartiHatayMilletvekiliHüseyin Yayman ise kürsüden DEM Parti sıralarına dönerek, “Eğer bir Kürt düşmanı arıyorsanız, PKK terör örgütüne bakacaksınız” dedi.
“BU DİLİ ASLA KABUL ETMİYORUZ”
Yayman, şu ifadeleri kullandı: “AK Parti kurulduğundan beri, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir Kürt sorunu varsa bu benim sorunum demiştir. Sizin grubunuz her defasında bu Meclis’i Kürt düşmanı olmakla suçluyor. Bu dili kınıyoruz, asla kabul etmiyoruz.
“EN AZINDAN BAHÇELİ’NİN BAŞLATTIĞI SÜRECE HÜRMETKAR TAVRINIZ OLSUN”
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne asla bunu söyleyemezsiniz. Cumhur İttifakı olarak söylüyoruz, bu ülkede dün olduğu gibi bugün de bu ülkede yaşayan herkes eşittir. Birinci sınıf vatandaştır. Bu konu istismara kapalıdır. En azından Sayın Devlet Bahçeli’nin başlattığı sürece bir hürmetkar tavrınız olsun.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Resmi IRNA haber ajansı, “WhatsApp ve Google Play yasağı, Siber Uzay Yüksek Konseyi üyelerinin oy birliğiyle kaldırıldı” açıklamasını yaptı.
İLK ADIM OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ
IRNA’nın aktardığına göre İran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Bakanı Sattar Hashemi, “Bugün internet sınırlamalarının kaldırılmasına yönelik ilk adım atıldı” dedi.
İRAN’DAKİ ERİŞİM ENGELİ KARARLARI
İran’da 2022 yılında ardından Instagram, WhatsApp ve Google Play’e erişim engellenmişti. Mesajlaşma uygulaması Telegram’a erişim de 2018 yılında ‘ulusal güvenlik gerekçesiyle’ engellenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
VUDU BÜYÜSÜ YAPMAKLA SUÇLANAN KURBANLARIN ÇOĞU YAŞLI BİREYLER
Birleşmiş Milletler Haiti Entegre Ofisi (BINUH) ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), ‘Vudu büyüsü’ yapmakla suçlanan kurbanların çoğunun yaşlı bireyler olduğunu tespit etti. OHCHR hazırladığı raporda idamların detayları şöyle ifade edildi:
“Diğer kurbanlar, bölgeden kaçmaya çalışan yaşlı bireylerin aile üyeleri veya bu suçlarla ilgili bilgileri yerel medyaya sızdırdığından şüphelenilen kişilerdi.
CESETLERİN HEPSİNİ YAKIP PARÇALADI
Kurbanlar önce evlerinde ve ibadethanede takip edildi, ardından çetenin kalesine götürüldü ve burada vuruldular veya pala ile öldürüldüler. Cinayetlerden sonra çete, cesetleri yakarak veya parçalayarak ve ardından onları denize atarak tüm kanıtları ortadan kaldırmaya çalıştı.”
Haiti Ulusal Polisi’nin (HNP) bazı üyelerinin de olaylara karıştığına dair “güvenilir kaynaklardan” bilgi alındığının altı çizilen BM raporunda “Güvenilir kaynaklar ayrıca Haiti Ulusal Polisi’nin (HNP) uzmanlaşmış birimlerinin de dahil olduğunu belirtmektedir. Bu ihlaller ve suistimaller arasında cinayetler, çete tecavüzleri de dahil olmak üzere cinsel şiddet, kaçırma ve çocukların işe alınması ve ticareti yer almaktadır. Kamu binalarının ve özel mülklerin tahrip edilmesi de belgelenmiştir” denildi.
HAİTİ’DE 17 BİN 248 KİŞİ YA ÖLDÜRÜLDÜ YA YARALANDI
Birleşmiş Milletler, Ocak 2024 tarihinden itibaren ülkede 5 bin 358’den fazla kişi öldürüldü ve 2 bin 155 kişi yaralandı. İç karışıklığın ve çete şiddetinin arttığı 2022’den bu yana Haiti’de 17 bin 248 kişi ya öldürüldü ya da yaralandı.
Haiti’de uzun süren görüşmeler sonunda çoğunluğu Kenya’dan polis ve askerler BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2 Ekim 2023’te onayladığı Çokuluslu Güvenlik Destek (MSS) Misyonu ülkede huzuru ve güvenliği sağlamak için görev yapıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BALIKESİR – Balıkesir’in Karesi ilçesinde meydana gelen ve 11 kişinin hayatını kaybettiği mühimmat üretim fabrikası faciası, komşu köyden kaydedildi. Çıkan yangın fabrikaya yakın olan Ziyaretli kırsal mahallesindeki taş işçileri tarafından cep telefonu ile görüntülendi.
Balıkesir’in Karesi ilçesinde Kavaklı kırsal mahallesi kırsalında mühimmat üretim fabrikasındaki patlamada 11 kişi hayatını kaybetmiş, 7 kişi de yaralanmıştı. Faciasının boyutları gün yüzüne çıkarken çıkan yangın, fabrikaya yakın yer olan Ziyaretli kırsal mahallesindeki taş işçileri tarafından cep telefonu ile görüntülendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS’te uzun süredir hastanede tedavi gören ve bugün beyin ölümü gerçekleşen 44 yaşındaki epilepsi hastasının 2 böbreği, yakınlarının da rızasıyla Diyarbakır ve Ankara’da tedavi gören 2 hastaya nakledilecek.
Bitlis- Tatvan Devlet Hastanesinde tedavi gören ve bugün beyin ölümü gerçekleşen epilepsi hastasının 2 böbreği, yakınlarının da rızasıyla Diyarbakır Dicle ÜniversitesiEğitim ve Araştırma Hastanesi ile Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki 2 hastaya umut olacak. Diyarbakır Dicle Üniversitesinden gelen Prof. Dr. Mehmet Yılmaz ve hastanedeki uzman doktorlar, hayatını kaybeden kişinin 2 böbreğini ameliyatla aldı. Alınan böbrekler, yakın zamanda iki hastaya nakledilecek.
Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, böbreklerin birinin Dicle Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki bir hastaya, diğerinin ise Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki hastaya nakledileceğini söyledi. Yılmaz, “Bitlis- Tatvan Devlet Hastanesi’nde 44 yaşında erkek hastamızın beyin ölümü teşhisi konulması sonucu, Sağlık Bakanlığına bilgi verilerek her iki böbreğini çıkarttık. Hastanedeki hekim arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Çünkü beyin ölümü teşhisi koymak, bir sağlık hastanesinde sağlık hizmetlerinin en yüksek seviyede yapıldığının göstergesidir. Organ bağışı hayat kurtarıyor. Bu yüzden organ bağışına katkıda bulunmak, insanlık adına bir borç olarak görüyoruz. Beyin ölümü gerçekleşmiş olan hastamızın her iki böbreğini Dicle Üniversitesi ve Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanelerindeki böbrek bekleyen hastalarımıza nakledilecek. Yakınlarının gösterdiği bu candan bağış, insanlar için umut oluyor” dedi.
Bitlis- Tatvan Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Gökmen Reyhanlı ise hayatını kaybeden hasta yakınlarına bu duyarlı davranışlarından ötürü teşekkür ederek, organ bağışının ne denli önemli olduğuna söyledi. Organ naklinin, sağlık durumları nedeniyle organ yetmezliği yaşayan insanların hayatını kurtarmanın en etkili yollarından biri olduğunu söyleyen Reyhanlı, “Bu işlem yalnızca tıbbi bir başarı değil, aynı zamanda insanlığın dayanışma ve yardımlaşma duygusunun somut bir ifadesidir. Bugün hastanemizde beyin ölümü gerçekleşen bir vatandaşımızın iki böbreğini, böbrek bekleyen iki hastamıza nakledilecek. Gerekli yazışmalardan sonra bakanlığımızdan da onay alarak ve yine bakanlığımızın gönderdiği bir ekip sayesinde başka insanlara umut ve sağlık olmanın gururunun yaşadık. Ülkemizde ve dünyada binlerce insan organ bağışı sayesinde ikinci bir yaşam şansı elde ediyor. Hastanemizde ilk defa bir organ nakline vesile oluyoruz. Bu duyarlı davranışları sebebi ile hayatını kaybeden vatandaşımızın ailesine şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ALIŞVERİŞ SEPETİNE EKLEDİ
Babasının telefon başındaki bir fotoğrafını paylaşan Eric Trump, telefon ekranının görüntüsünü ise değiştirdi. Telefona bakıldığında Trump’ın popüler bir çevrimiçi alışveriş platformundan Kanada, Grönland ve Panama Kanalı’nı satın aldığı görüldü.

TRUMP’IN GENİŞLEME SÖYLEMLERİ
Trump,22 Aralık’ta Panama’yı, Panama Kanalı’nın kullanımı için aşırı yüksek ücret istemekle suçladı ve kanalın düzgün şekilde yönetilmemesi durumunda ABD’ye geri verilmesini talep edeceklerini açıklamıştı.
Panama ile ilgili tartışmalar devam ederken Trump, 23 Aralık’ta bu kez de Grönland’ın ABD kontrolünde olması gerektiğine ilişkin söylemini yineleyerek, Ada’nın mülkiyeti ve kontrolüne sahip olmanın “mutlak zorunluluk” olduğunu savundu.
Trump daha önce Kanada Başbakanı Justin Trudeau’dan “Vali” diye bahsetmiş ve Kanada’nın, ABD’nin “51. eyaleti olmasını” önermişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İYİ PARTİ’DEN AYRILDIM”
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Üçok, “Yaklaşık iki yıldır üyesi olduğum İyi Parti’den ayrıldım” dedi. Üçok ayrıca “Bugüne kadar göstermiş oldukları teveccühten dolayı İyi Parti’nin değerli seçmenlerine çok teşekkür eder saygılar sunarım” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN’ın Nazilli ilçesinde etkili olan sağanak nedeniyle cadde ve sokaklar suyla doldu. Sağanak nedeniyle bazı yollar ulaşıma kapatılırken, Nazilli ilçe Kaymakamı Huriye Küpeli Kan başkanlığındaki heyet, heyelan riskinin olan Pınarbaşı Mahallesi’nde incelemede bulundu.
Nazilli’de sağanak yağış, günlük hayatı olumsuz etkiledi. Otogar bölgesi, Karaçay, Sümer, Dumlupınar, Şirinevler, Yıldıztepe ve Sanayi Mahalleleri yağıştan etkilenen bölgeler oldu. İlçenin en işlek caddelerinden olan Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi’nin Aydın- Denizli karayolu bağlantısında bulunan demiryolu altgeçidi, araç trafiğine kapatıldı. Heyelan riskinin bulunduğu Pınarbaşı Mahallesi’ndeki 118 Sokak Dereağzı yolu ise 25 Aralık akşamına kadar ulaşıma kapatıldı. Tehlikenin oluşmaması için Pınarbaşı Mahallesinde 118 Sokak Dereağzı Yolu ve ana yola çıkan tali yolların, 25 Aralık akşamına kadar araç ve yaya trafiğine tamamen kapatıldığı bölgede ASKİ, NAFAD ve polis ekipleri önlem aldı.
Heyelan riskinin bulunduğu Pınarbaşı Mahallesi’nde Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne ait ASKİ Ekipleri ve Nazilli Belediyesi’ne bağlı ekipler ve İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı trafik ekipleri önlem alarak yolu araç ve yaya trafiğine kapattı. Nazilli ilçe Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, Belediye Başkanı Dr. Ertuğrul Tetik ve İlçe Emniyet Müdürü Şafak Yıldırım ise bölgede incelemelerde bulundu. Belediye Başkanı Tetik, bölgede bulunan evleri gezerek vatandaşların bölgeyi tahliye etmesini ve konuk evlerinde kalabileceklerini belirtti.
İlçe Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, “Bölgemizde aşırı yağışlar zaman zaman etkili oluyor. Belediye ekiplerimiz ve ASKİ Ekipleri çalışmalarını sürdürüyorlar. Heyelan riski taşıyan Pınarbaşı Mahallesinde bulunan Dereağzı yolumuzu tedbir amaçlı olarak araç ve yaya trafiğine kapattık. İlçemizde koordineli bir şekilde ekiplerimiz çalışmalarını sürdürüyor.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SONUNA KADAR UYGULAYACAĞIM”
Paylaşımında, ” Avrupa Birliği’ne ABD ile aralarındaki muazzam açığı petrol ve doğal gazımızı büyük ölçekte satın alarak kapatmaları gerektiğini söyledim.” ifadesine yer veren Trump, aksi takdirde AB’ye sonuna kadar tarife uygulanacağını belirtti.
Trump geçen ay, başkanlık görevini devraldığında Meksika, Kanada ve Çin’den gelen ürünlere yönelik tarife planını duyurmuştu.
Göreve geldiğinde ilk kararnamelerinden biri olarak Meksika ve Kanada’dan ABD’ye gelen tüm ürünlere ve “saçma açık sınırlarına” yüzde 25’lik bir tarife uygulamak için gerekli tüm belgeleri imzalayacağını belirten Trump, “Bu tarife, fentanil başta olmak üzere uyuşturucular ve tüm yasa dışı yabancıların ülkemizi istilasını durdurana kadar yürürlükte kalacaktır.” ifadesini kullanmıştı.
EK YÜZDE 10 GÜMRÜK VERGİSİ
Trump, Çin menşeli uyuşturucuların çoğunlukla Meksika üzerinden yüksek seviyelerde ABD’ye aktığına işaret ederek, bu durdurulana kadar Çin’e, ABD’ye gelen tüm ürünlerinde ek tarifelerin üzerine fazladan yüzde 10 gümrük vergisi uygulayacaklarını bildirmişti.
BRICS ülkelerini de tarifelerle tehdit eden Trump, “Bu ülkelerden yeni bir BRICS para birimi yaratmayacaklarına ya da güçlü ABD dolarının yerini alacak başka bir para birimine destek vermeyeceklerine dair taahhütte bulunmalarını istiyoruz. Aksi takdirde yüzde 100 gümrük tarifeleriyle karşı karşıya kalacaklar.” demişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CENTCOM, Suriye’nin Deyrizor vilayetinde hedefli bir saldırıda IŞİD Lideri Ebu Yusuf’u öldürdüğünü açıkladı. Bugün sosyal medya platformu X üzerinden CENTCOM tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“19 Aralık’ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Suriye’nin Deyrizor Vilayetinde IŞİD lideri Ebu Yusuf aka Mahmud’u hedef alan bir hava saldırısı gerçekleştirerek Ebu Yusuf de dahil olmak üzere iki IŞİD mensubunun öldürülmesini sağladı.
Bu hava saldırısı CENTCOM’un bölgedeki ortaklarıyla birlikte teröristlerin ABD’den, müttefiklerimizden ve ortaklarımızdan sivillere ve askeri personele yönelik saldırı planlama, organize etme ve gerçekleştirme çabalarını bozma ve geriletme yönündeki süregelen kararlılığının bir parçasıdır.
Saldırı daha önce Suriye rejimi ve Ruslar tarafından kontrol edilen bir bölgede gerçekleştirilmiştir.”
CENTCOM Komutanı Michael Erik Kurilla ise operasyona ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bölgedeki müttefik ve ortaklarıyla birlikte çalışan ABD, daha önce de ifade edildiği üzere, IŞİD’in Suriye’deki mevcut durumdan faydalanmasına ve yeniden yapılanmasına izin vermeyecektir. IŞİD’in, şu anda Suriye’deki cezaevlerinde tutulan 8 binden fazla IŞİD mensubunun kaçmasını sağlama niyeti vardır. Suriye dışında operasyonlar yürütmeye çalışanlar da dahil olmak üzere bu liderleri ve ajanları agresif bir şekilde hedef alacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Boğaz açıklarında gece etkisini artıran sisin denizdeki görüş mesafesini iyice azaltmasından dolayı Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Müdürlüğünce tedbir alındı.
Kuzey ve güneyden boğaza girecek gemilerin kaptanlarına telsiz anonsu yapılarak, saat 02.05 itibarıyla boğazın çift yönlü transit gemi geçişlerine kapatıldığı duyuruldu.
Çanakkale Boğazı, sisin etkisini yitirmesiyle kuzeyden güneye transit geçişlere yeniden açıldı.
Güneyden kuzeye transit geçişlerin ise saat 15.45’ten itibaren yapılabileceği bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESAD’IN DEVRİLMESİNDEN BİRKAÇ GÜN SONRA BULUNDU
ABD’li CBS News ekibi, Orta Doğu’da ve ötesinde en popüler sokak uyuşturucularından biri olan Captagon’u yapmak için gereken temel kimyasallar olan endüstriyel ölçekte hidroklorik asit ve asetik asitle kaplı bir depo bularak tesise girdi. Hayat Tahrir el Şam (HTŞ) üyesi Ahmed Ebu Yakın, bu devasa yeraltı Captagon stokunun, muhalif grubun Esad’ı devirmesinden sadece birkaç gün sonra bulduklarını söyledi.
“ESAD REJİMİ BİR NESLİ YOK EDİYORDU”
CBS News ekibinin görüntülediği haplar, sevkiyata hazır büyük ev tipi volt regülatör kitleri yığınlarına doldurulmuş halde duruyor. Genellikle “fakirin kokaini” olarak adlandırılan Captagon, son derece bağımlılık yapan bir amfetamin türü uyarıcı olarak biliniyor. Yakın, haber kanalına “Buna bağımlı olan gençler için üzülüyoruz” dedi ve ekledi: “Esad rejimi bir nesli yok ediyordu ve zerre kadar umurunda değildi. Tek umursadıkları paraydı. Captagon’un Suriye’nin geleceğinde yeri yok. Her şeyi yok edeceğiz. Uyuşturucuyla ilgili her şeyi ortadan kaldıracağız.”
YILDA 5 MİLYAR DOLAR KAZANMIŞ
Ve CBS News’a göre bu para inanılmaz ölçeklerde. TV kanalına konuşan analistler “Esad rejiminin bu ticaretten yılda 5 milyar dolar kazandığını, Suriye’nin resmi bütçesini gölgede bıraktığını ve iflas etmiş devlet için hayati bir can simidi haline getirdiğini tahmin ediyor.”
GANİMET ONLARCA MİLYON DOLAR DEĞERİNDE
Milliyet gazetesinde yer alan habere göre her hapın üretimi sadece birkaç kuruşa mal oluyor ancak tek bir tablet için 20 dolara kadar satılabiliyor. Terk edilmiş fabrikada görülen ganimet potansiyel olarak onlarca milyon dolar değerinde. Mart 2023’te ABD Hazine Bakanlığı, Esad’ın iki kuzeni de dahil olmak üzere, “tehlikeli amfetamin” ile ilgili iddia edilen katılımları nedeniyle birkaç Suriyeliye yaptırım uyguladı.
O zamanlar Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi müdürü olan Andrea Gacki, kanala yaptığı açıklamada “Suriye, büyük kısmı Lübnan üzerinden kaçırılan, son derece bağımlılık yaratan Captagon üretiminde küresel bir lider haline geldi” dedi ve ekledi: “Müttefiklerimizle birlikte, Beşşar Esad rejimini yasadışı uyuşturucu geliriyle ve rejimin Suriye halkına yönelik baskısını sürdürmesini sağlayan diğer finansal araçlarla destekleyenleri sorumlu tutacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konya’dan güzellik eğitimi için Elazığ’a gelen Ukraynalı Olivia Melnikova (35), ülkesinin Rusya ile girdiği savaşın hayatını değiştirdiğini söyledi. 15 yaşındaki oğlunun 3 yıl boyunca savaşmak zorunda kaldığını belirten Melnikova, “Tüm Ukrayna savaştı, ben de Türkiye’ye geldim. Oğlumu ancak şimdi yanıma alabildim. Önce sadece yaz ve kış tatillerinde geliyordu ya da ben Ukrayna’ya gidiyordum ama savaş başlayınca, mecburen Türkiye’ye geldik. Savaş tüm hayatımı değiştirdi. Sevdiklerimi kaybettim. Babam şeker hastası oldu, hastanede kaldı, birçok ameliyat geçirdi ama iki ay sonra kaybettim. Annemi de kalp krizinden kaybettim. Eski hayatımız, memleket, aile bir aradayken, şimdi herkes farklı ülkelere, farklı şehirlere gitmek zorunda kaldı. Bu çok zor bir şey” diye konuştu.
“Tek istediğimiz herkesin barış içerisinde yaşaması”
Savaşın sadece politik bir mesele olduğuna inandığını aktaran Olivia Menlikova, “Ruslar ve Ukraynalılar kardeştir. İnsanlar arasında bir sorun yok. Birbirimizi sevmediğimiz bir sürü haberler gösteriyorlar ama ben kesinlikle Ruslara kötü bir şey olsun istemiyorum. Çünkü uzak akrabam, arkadaşım var. Burada Kapadokya’ya gittiğimde, Ruslar, Ukraynalılar, Kazaklar, herkes vardı. Tanıştık, çok iyi insanlardı. Kesinlikle savaş istemiyorlar. Üzülüyorum, çünkü barış istiyoruz. İnşallah bu savaş bitecek. Tek istediğimiz şey herkesin barış içinde yaşaması” şeklinde konuştu. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KABİL, 19 Aralık (Xinhua) — Kış mevsimi yaklaşırken, kömür, lastik ve diğer düşük kaliteli yakıtlardan çıkan yoğun ve tehlikeli duman, Afganistan’ın başkenti Kabil’deki milyonlarca kişinin sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İç savaş sırasında Türkiye’ye sığınan Suriyeliler, 61 yıllık Baas rejiminin devrilmesi sonrasında ülkelerine dönmek için Hatay’daki üç sınır kapısını kullanıyor.
Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’na gidenler, jandarmanın düzen sağlamak üzere oluşturduğu koridorda gümrük işlemleri için sıra bekliyor.
Ülkelerine dönen Suriyelilerin yanlarında götürdükleri kıyafet ve ev eşyalarının taşınmasına, jandarma ve İl Göç İdaresi Müdürlüğü ekipleri de tekerli sepetlerle yardımcı oluyor.
Gümrük işlemleri tamamlanan Suriyeliler, ülkelerine geçiş yapıyor.
Kapıda güvenliği sağlayan jandarma ekiplerine bomba arama köpekleri de eşlik ediyor.
Türk Kızılay ve diğer yardım kuruluşları, aileler ile bölgedeki görevlilere sıcak çorba dağıtıp ikramda bulunuyor.
Sınır kapılarına konuşlandırılan Göç İdaresi Mobil Hizmet Birimi araçları da çıkış işlemlerinin hızlanmasına katkı sunuyor.
“Mutlu bir şekilde ülkemize gidiyoruz”
Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan geçerek ülkesine gitmek için bekleyen Suriyelilerden Ferhat Ramazan, gazetecilere, 12 yılın ardından memleketi Hama’ya dönmenin mutluluğunu ve heyecanını yaşadığını söyledi.
Türkiye’den çok memnun ayrıldıklarını ifade eden Ramazan, “Burada çalışarak ekmek parası kazandım. Allah razı olsun Türkiye’den ve Türk milletine çok teşekkür ederim. Esed gitti, 12 yıldır babamı, annemi hiç görmedim şu an onları göreceğim için çok mutluyum. Türkiye’ye bekar olarak gelmiştim, şu an evli ve çocuklu olarak ülkeme geri dönüyorum. Komşularımla da güzel ayrıldık, mutlu bir şekilde ülkemize gidiyoruz.” dedi.
Sefa Ebubekir de yaklaşık 8 yıl sonra ülkesine döndüğünü belirterek, “Memleketim Halep’e gidiyorum, annem ve kardeşim beni bekliyor, onları çok özledim. Esed gitti elhamdülillah şimdi Suriye’de hayat rahat.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CUMHURBAŞKANI MESUD PEZEŞKİYAN KOMBİ ÇAĞRISINDA BULUNMUŞTU
Elektrik ve gaz tedariki sıkıntısı çekilen İran’da, başta Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan olmak üzere hükümet yetkilileri vatandaşlara seslenerek kombilerini 2 derece daha düşük modda çalıştırmaları çağrısında bulunmuştu. Hem gaz tüketiminin düşürülmesi hem de yüksek tüketim nedeniyle oluşan gaz basıncı sorununun çözülmesi hedeflenen çağrılar üzerine bugün İran Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirilen haftalık basın toplantısında da kombiler kısıldı.
OKULLAR TATİL EDİLDİ
Enerji sorunu ve soğuk havalar nedeniyle Erdebil, Batı Azerbaycan, Simnan, Gülistan, Kuzey Horasan, Rezevi Horasan, Mazenderan, Zencan, Kürdistan ve Kirmanşah eyaletlerinde tüm eğitim kademeleri için okullar tatil edildi. Kum eyaletinde ilk, orta ve lise düzeyi eğitim kurumları, Fars eyaletinde ise ilkokullar tatil edildi. Bazı eyaletlerde eğitime çevrim içi devam edilecekken bazı eyaletlerde ise okullar tamamen tatil edildi. Birçok eyalette ise ilgili kurumların yaptıkları toplantıların ardından eğitime ara verilip verilmeyeceği konusundaki kararları açıklanacak.
TERMİK SANTRALLERDE DİZEL YAKIT TÜKETİLMESİNİN YASAKLANDI
Daha çok yaz aylarında karşılaşılan elektrik kesintileri bu yıl kış aylarına da yansıdı. Ülkenin birçok kentinde yaşanan hava kirliliği nedeniyle termik santrallerde dizel yakıt tüketilmesinin yasaklanması ile ihtiyaç duyulan elektrik miktarında artış oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de 13 yıl süren iç savaşın ardından Esad rejiminin devrilmesiyle savaşın harabeye çevirdiği Şam’ın kırsal mahalleleri havadan görüntülendi. Enkaz yığınlarıyla dolu mahallelerde, savaşın yıkıcı izleri gözler önüne seriliyor. Tüm binaların enkaza döndüğü dikkat çekerken cami minarelerinin de yıkıldığı görülüyor. Esad’ın devrilmesinin ardından mahallelerine dönen halk, yıllar sonra yakınlarının mezarlarını ziyaret ediyor. Görüntülerde çok sayıda sivil Suriyelinin de temizlik çalışmalarına katıldığı görülüyor. – ŞAM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Savunma Bakanlığı toplantısında Ukrayna’da gelinen son durum ile ülkenin güvenliği, küresel ve bölgesel konuları değerlendirdi. Silahlı kuvvetlerin muharebe hazırlığını ve kapasitesini iyileştirmenin önemine dikkat çeken Putin, 2024 yılını Ukrayna’daki özel askeri operasyonun hedeflerine ulaşmasında dönüm noktası olarak nitelendirdi. Putin, “Bu yıl 189 yerleşim yeri kurtarıldı. Askerlerimizin profesyonelliği ve cesareti, savunma sanayi personelinin kahramanca çalışmaları ve ordumuz ile donanmamıza ülke çapında verilen destek sayesinde birliklerimiz stratejik hedefler üzerinde sıkı bir kontrole sahip” dedi.
Hükümetin ülkenin güvenliğini sağlama ve stratejik hedeflere ulaşma konusundaki kararlılığını yineleyen Putin, ABD’yi Ukrayna’daki çatışmaları silah, fon ve askeri danışmanlar göndererek körüklemekle suçladı. Rusya Devlet Başkanı Putin, küresel askeri-politik iklimin hem zorlu hem de istikrarsız olduğunu belirterek, birçok bölgede devam eden çatışmalara ve artan gerginliklere dikkat çekti. Putin, ” Orta Doğu’da kan dökülmeye devam ediyor ve dünyanın diğer birçok yerinde önemli çatışma riskleri var” ifadesini kullandı.
“ABD bizi kırmızı çizgiye itiyor”
NATO’nun Asya-Pasifik bölgesindeki artan varlığına ve 5 bin 500 kilometreye kadar menzile sahip füzeler konuşlandırma hazırlıkları konusunda endişelerini dile getiren Putin, bu eylemlerin küresel istikrar için önemli riskler oluşturduğunu, uluslararası güvenlik konusunda güven ve iş birliği kaybına yol açtığını söyledi. ABD’nin Rusya politikasına ilişkin konuşan Putin, “Sözde ‘Rus tehdidi’ bahanesiyle birine saldırmayı planladığımızı iddia ederek halkını korkutuyor. Taktik basit, bizi geri adım atmayacağımız kırmızı çizgiye itiyorlar ve karşılık verdiğimizde bir Rus tehdidi korkusunu tırmandırıyorlar” dedi.
Rusya’nın güncellenmiş askeri doktrininde nükleer caydırıcılık politikasının sürdüğünü vurgulayan Putin, nükleer savaş tehdidi suçlamalarını reddetti. Rusya’nın geliştirdiği Oreşnik füzelerinin üretimine ilişkin açıklamalarda bulunan Putin, “Bildiğiniz gibi, orta menzilli füze sistemi Oreşnik Rusya’nın en yeni en güçlü silahı oldu. Kasım ayında ülkemiz topraklarına yapılan saldırılara karşılık başarıyla kullanıldı. Bu tür sistemlerin seri üretiminin, Rusya ve müttefiklerinin güvenliğini sağlamak için yakın zamanda başlaması bekleniyor” şeklinde konuştu. – MOSKOVA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’deki Suriyelilerin Hatay’daki Cilvegözü Gümrük Kapısı’ndan ülkelerine dönüşleri devam ediyor.
Suriye’deki muhalif grupların başkent Şam’da kontrolü ele almasının ardından, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bulunan Cilvegözü Gümrük Kapısı’na, bu sabah da gelen çok sayıda Suriyeli, geri dönüş işlemlerini için sınırda yoğunluk oluşturdu. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, gümrük kapısındaki yoğunluğu hafifletmek amacıyla mobil hizmet araçlarını devreye soktu. Ayrıca Hatay Valiliği, hava sıcaklıklarının düşmesi ve yağış beklentisi nedeniyle bekleyen kişilerin mağdur olmamaları için çadır kurdu. Eşleri, çocukları ve akrabalarıyla gümrük kapısına gelen Suriyeliler, gerekli işlemler tamamlandıktan sonra ülkelerine doğru yola çıkıyor.
Haber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI,(Hatay),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye Devlet Güvenlik birimi karargahının bodrum katında, ülkenin acımasız lider kadrosunu on yıllar boyunca iktidarda tutan gizli istihbarat ağının korkutucu bir kesimini bulduk.
Her birinde kalın çelik kapılar bulunan, gözaltına alınanların konulduğu, sıra sıra küçük hücreler vardı.
Buraya gelen tek ışık, duvarların üst kısımlarındaki ızgaralardan sızabilen güneş ışınlarıydı.
Gözaltındakiler, sorgulanır ve işkenceden geçirilirken bu hücrelerde aylarca tutulabiliyordu.
İstihbarat karargahının bulunduğu Şam’ın merkezindeki yoğun Kafr Sousa mahallesinde, cadde seviyesinin hemen altındalardı.
Her gün, binlerce sıradan Suriyeli, vatandaşlarının gözaltında tutulup, işkence gördüğü yerden sadece birkaç metre uzaklıkta, günlük yaşamlarını sürdürüyordu.
Bir koridorda, devrik başkanın parçalanmış resimleriyle birlikte, ülkenin istihbarat kuruluşlarının milyonlarca kişiyi gözlemlemek için kullandığı dosya yığınları vardı.
Mahkumlar burada geçici olarak tutulduktan sonra, başkentin dışındaki Saydnaya Hapishanesi gibi daha uzun dönemli gözetim merkezlerine götürülüyordu.
Bu, eski Suriye yönetiminin elindeki dev ağın sadece bir parçasıydı.
Bağımsız gözlem grubu Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) 2001’de Esad’a karşı başlayan isyandan geçen Temmuz ayına kadarki sürede ülkenin hapishanelerindeki 15.102 işkence sonucu ölümü kayıtlara geçirdi.
Kuruluşun Ağustos ayındaki tahminine göre 130 binden fazla kişi ya tutuklanmıştı ya da zorla gözaltında tutuluyordu.
Uluslararası Af Örgütü, eski Suriye hükümetinin on yıllar boyunca muhalefeti bastırmak için işkence ve zorla ortadan kaybetmeyi kullandığını söylüyor. Suriye istihbaratını da “hesap sorulamaz” diye tanımlıyor.
Devlet Güvenlik karargahından birkaç yüz metre yürüyerek, ülkenin istihbarat kuruluşlarından bir diğeri olan Genel İstihbarat Direktörlüğüne ulaşıyoruz.
Esad yönetimi karşıtları, bu kurumun insanların günlük yaşamlarının her ayrıntısı konusunda casusluk yapanlardan biri olduğunu söylüyor.
İçeride bir bilgisayar odası buluyoruz. Yerler ve duvarlar beyaz ve sıra sıra dizilmiş veri depolama cihazları sessizce çalışıyor.
Şam’ın büyük bölümünde elektrik kesik, ancak bu tesis o kadar önemli görülüyor ki, kendi elektrik kaynağı var.
Dijital sistemlere karşın, dev sayıda kağıt belge de var. Hepsi sağlam görünüyor.
Dosyalar, bir odanın duvarlarını kaplayan metal dolaplara konulmuş. Bir başka oda da yerden tavana kadar uzanan sıra sıra defterler yığılı.
Burada çalışanların, rejim çökerken kaçmadan önce herhangi bir şeyi yok etme şansları olmamış gibi görünüyor.
Kayıtlar yıllar öncesine gidiyor. Hiç bir şey yok edilmemiş. Hatta atılmış mermilerin kovanlarıyla dolu kutular bile buluyoruz.
Bir başka bölümde, havan topları ve mayınlar da dahil silahlar var.
Şam’ın kontrülünü ele geçiren militan İslamcı örgüt HTŞ’den bir savaşçı var yanımızda. Silahların neden burada olduğunu soruyorum.
Esad rejiminin Rusya’yal işbirliği sırasında “tüm devlet kuruluşlarının bir savaşmat için ve Suriye halkına baskı yapmak için bir karargaha dönüştürüldüğünü” söylüyor.
Genel İstihbarat Direktörlüğü’nde yer alan belge dağları ve bilgisayar kayıtları, gelecekte Suriye vatandaşlarının gözaltına alınıp, işkence yapılmasından sorumlu olanların soruşturulmasında önemli bir rol oynayabilir.
Ebu Muhammed el Colani diye de bilinen HTŞ lideri Ahmed el Şara, Reuters Haber Ajansı’nın yayımladığı yazlı açıklamasında, Esad yönetimi sırasında işkence ve mahkumların öldürülmesinden sorumlu olanların bulunacağını ve affın söz konusu olmadığını söyledi.
Şara Telegram’daki mesajında da “Onları Suriye’de takip edeceğiz ve adaletin yerini bulması için kaçanların da gittiği ülkelerden iadesini isteyeceğiz” dedi.
Ancak Suriye güvenlik ağının çökmesinin sonuçları, ülke sınırlarını da aşabilir.
Ürdün, Lübnan ve Irak ile de bağlantılı sayısız dosya bulduk.
Bu belgeler kamuoyuna açıklanır ve bu ülkelerdeki önemli kişilerle Esad’ın güvenlik kurumları arasındaki ilişkileri ifşa ederse, tüm bir bölge şoke olabilir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılandığı dava kapsamında MHP’li avukat Serdar Öktem ve eski Ankara Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarının şifrelerinin temini için ABD’deki Apple şirketine Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yazı yazılmıştı.
APPLE DETAYLI BİLGİ TALEP ETTİ
Apple söz konusu talebe yanıt verdi. Ensar ve Aykal’ın telefon şifrelerinin neden istendiğine dair daha detaylı bilgi talep eden Apple, “Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız” dedi.
Apple’ın yanıtı şöyle: “Öncelikle, Türk makamlarının söz konusu cep telefonlarının iCloud şifrelerini istediğini anlıyorum. Daha önce de Türk makamlarına bildirdiğim üzere Apple, Apple telefonları veya iCloud hesapları için şifre sağlayamaz. Talep edilen kayıtlardan herhangi birini sağlayabileceğimizi varsayarsak, şifre dahil edilmeyecektir.
İkinci olarak, zaten bildiğiniz üzere, içerik kayıtlarını araştırmak için ABD yasaları bir ABD mahkemesinden arama emri çıkarmamızı gerektirmektedir. Bunu yapabilmek için, bir ABD yargıcının (1) bir suç işlendiğine ve (2) araştırılacak hesabın kanıt içerdiğine inanmak için “geçerli bir neden” olduğuna dair bağımsız bir tespit yapabileceği yeterli olguları ortaya koymalıyız. Başka bir deyişle, geçerli nedeni desteklemek için, talep edilen kanıtın hesap kayıtları arasında bulunacağına ve bu kayıtların suç faaliyetiyle ilgili olduğuna dair inancı destekleyen belirli olgular sunmalıyız. Ayrıca, bir ABD yargıcının, güvenilirliğini değerlendirmek için geçerli nedeni destekleyen kanıtın kaynağını bilmesi gerekecektir.
SORULARA YANIT İSTENDİ
Talebi incelediğimde, Türk yetkililerin Serdar Öktem”in ve Mustafa Ensar Aykal’ın telefonlarında yapılacak aramada cinayetle ilgili kanıt bulunacağına neden inandıklarını anlayamadım. Her bir şüpheli, Serdar Ökten ve Mustafa Ensar Aykal için, lütfen aşağıdaki soruları yanıtlayınız:
1. Bu şüphelinin cinayetteki rolü nedir? Nereden biliyorsunuz? Lütfen verdiğiniz tüm bilgilerin kaynağını kaynaklarını özellikle belirtiniz.
2. Neden şüphelinin telefonunda yapılacak bir araştırmanın cinayetle ilgili kanıt sağlayacağını düşünüyorsunuz?
Ayrıca, lütfen maktulün ölümüne yol açan ve ölümüyle sonuçlanan olayların kronolojik bir anlatımını sununuz ve bu bilgilerin kaynağını açıklayınız. “Anlaşıldığı kadarıyla…” gibi ifadeler. yeterli değildir. Türk makamlarının her bir önemli olguyu nasıl tespit ettiğini açıklamalısınız.
Yetkililer bu bilgileri temin ettikten sonra, uygun olması halinde talebin yerine getirilmesi için her türlü çabayı göstereceğiz. Eğer 14 Ocak 2025 tarihine kadar bir yanıt alamazsak, yetkililerin artık bu bilgiye ihtiyaç duymadığını varsayacağız ve bu konudaki dosyamızı kapatacağız. Daha fazla zaman gerekiyorsa, lütfen yetkililerin ne kadar zamana ihtiyacı olduğunu bize bildiriniz. Bu sorulara e-posta ile yanıt verilmesi yeterlidir ve bu talebin işleme alınmasını hızlandıracaktır.
ŞİFRELERİNİ VERMEMİŞLERDİ
Sanıklar Serdar Öktem, Covid19 nedeniyle hafıza kaybı yaşadığını, telefon şifresini hatırlamadığını iddia etmiş, 9 ay soruşturmada görev yapan eski Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal da telefon şifresini paylaşmak istemediğini belirtmişti. Dava sonucunda Serdar Öktem ve dönemin Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal hakkında “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım”, Aykal hakkında ayrıca; “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek ve yaymak” suçundan açılan dava dosyasının ayrılmasına karar verilmişti. Öktem tahliye edilmiş, Aykal’ın tutukluluk halinin de devamına karar verilmişti.

Sinan AteşTeknolojiPolitikaCinayetMahkemeGüncelHukukDünyaAppleSuç
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NURİ ŞAHİN DAMGA VURACAK
Football Meets Data, Nuri Şahin’in takımı Dortmund’a ilk 8 için %76 ihtimal verdi. Eğer sıralama tahmindeki gibi gerçekleşirse genç teknik adam Nuri Şahin, Alman devindeki ilk sezonunda yakaladığı başarıyla adından söz ettirecek.
İŞTE İLK 8 TAKIMLAR VE OLASILIKLARI
İlk 8’de yer alacağı tahmin edilen takımlar ve olasılıkları şu şekilde;

UEFA Şampiyonlar LigiBorussia DortmundNuri ŞahinDortmundFutbolDünyaSpor
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun İHH önünde, eyleme destek vermek isteyen vatandaşlar ve gönüllüler toplandı.
Samsun İHH Başkanı Mustafa Yeşil, eylem öncesi yaptığı basın açıklamalısında, dünyanın farklı coğrafyalarında devam eden savaş ve çatışmalardan dolayı milyonlarca insanın zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
Halen evlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanların olduğunu dile getiren Yeşil, “Bir yanda bütün zenginliklere sahip olan ülkeler varken diğer tarafta temel gıda ve suya ulaşamayan ülkeler var. Her geçen gün milyonlarca insan yaşam, barınma, sağlık, eğitim gibi en temel insan haklarından mahrum kalmakta. Komşumuz Suriye’de 2011’den bu yana devam eden savaşta 600 binden fazla kişi hayatını kaybetti. 12 milyon kişi mülteci konumuna düştü, ülkelerinde kalan 11 milyondan fazla kişi de yardıma muhtaç durumda.” dedi.
İHH olarak yardımseverlerin katkılarıyla milyonlarca kişiye yardım ulaştırdıklarını belirten Yeşil, “Bu özel günde de 81 ilimizden insani yardım tırı mazlumlar için yola çıkıyor. Yıllardır zor şartlar altında ve imkansızlıklar içinde yaşamak zorunda kalan kadınları, yaşlıları ve kimsesizleri asla yalnız bırakmayacağız.” diye konuştu.
Açıklamanın ardından kalabalık, ellerinde “insan hakları Gazze’yi kapsıyor mu?”, ” Filistin’e sahip çıkmak için Müslüman olmaya gerek yok”, “Gazze’de soykırım var”, “Nehirden denize özgür Filistin” yazılı dövizlerle Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü.
Trafikteki araçlar da selektör yaparak ve dörtlüleri yakarak eyleme destek verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla Bilge Kağan Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Bilge Kağan Anadolu Lisesinde etkinlik düzenlendi.
Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, etkinlikte yaptığı konuşmada insanların bir takım temel haklara sahip olduklarını belirterek, “İnsan hakları her insanın insan olması sebebiyle sahip olduğu hakları ifade eder. Devletlerin bu hakları sağlama konusunda önemli görevleri vardır.” ifadelerini kullandı.
İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar da konuşmasında, dünyada farklı coğrafyalarda görülen zulüm, baskı ve haksızlıkların sona ermesini temenni etti.
Çorum Barosu Başkanı Turan Kalıpcı da, günün anlamını belirten konuşmasında, insan hakları kavramının çıkış noktasının “insan onuru” olduğunu vurguladı.
Etkinlikte, Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla il genelinde düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci olan Bahçelievler Anadolu Lisesi öğrencisi Belinay Türksal, “Haklarımız Umudumuzdur” adlı kompozisyonunu okudu.
Konuşmanın ardından resim ve kompozisyon yarışmasında derece alan öğrencilere ödülleri takdim edildi.
Resim yarışmasında birinci olan Mehmetçik Anadolu Lisesi Öğrencisi Zeynep Beril Karataş ve kompozisyon yarışması birincisi Bahçelievler Anadolu Lisesi öğrencisi Belinay Türksal’ın ödüllerini Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, resim yarışmasında ikinci olan Bilge Kağan Anadolu Lisesi öğrencisi Deren Naz Aydoğdu ve kompozisyon yarışması ikincisi Şehit Osman Arslan Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencisi Dilara Hacıismailoğlu’nun ödülünü Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, resim dalında üçüncü olan Güzel Sanatlar Lisesi Öğrencisi Nefise Akbal ve kompozisyon dalı üçüncüsü İnönü Anadolu Lisesi Öğrencisi Aslıhan Gökşen’in ödüllerini ise Baro Başkanı Turan Kalıpcı verdi.
Vali Yardımcısı Yeliz Mercan, Belediye Başkan Yardımcısı Turhan Candan, Baro Başkanı Turan Kalıpcı, İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar ve davetliler, ödül töreninin ardından Bilge Kağan MTAL Gazetecilik Alan Şefi Hülya Bayrakdar tarafından hazırlanan “İnsan olmak” konulu fotoğraf sergisi ve resim Öğretmeni Sibel Kürtoğlu ile öğrenciler tarafından hazırlanan resim sergisini gezdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİİRT’te, coğrafi işaret alan ‘Şal Şepik’ kumaşının üretilmesi için Tarım ve Ağaç Müzesi’nde dokuma atölyesi açıldı.
Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan 14 Ekim 2022’de coğrafi işaret alan ‘Şal Şepik’ kumaşının üretilmesi için Tarım ve Ağaç Müzesi’nde kurulan dokuma atölyesi, törenle açıldı. Törene Vali Dr. Kamal Kızılkaya, Olgunlaşma Enstitü İl Müdürü Elif Bobuş ve kent protokolü katıldı. Saygı duruşu ve istiklal marşı ile başlayan törende konuşan Vali Kemal Kızılkaya, üretimden birçok kişinin kazanç elde edeceğini hedeflediklerini ifade ederek, “Şal Şepik konusu ülkemizde el yapımı el sanatı olarak bence hak ettiği yeri halen bulmamış ve keşfedilmeyi bekleyen çok değerli bir kültürel ürünümüz. İnşallah bütün Siirt’e, Türkiye’ye ve daha sonra Dünya’ya Şal Şepik kumaşını ihraç edebileceğimiz günleri hayal ettik. Dünya çapında şu kumaşı şu ceketi Avrupa’da, İstanbul’da büyük mağazaların vitrininde göreceğimiz günleri hayal ediyoruz. Bundan çok kişinin kazanç elde edeceği büyük bir rüyanın başındayız” dedi.
“USTALAR TEK BİR KUMAŞIN ÇÖZGÜSÜ İÇİN NEREDEYSE 10 KİLOMETRE YOL KAT EDİYOR’
Kumaşım yapım aşamasında ustaların kilometrelerce yol kat ettiğini belirten Olgunlaşma Enstitüsü İl Müdürü Elif Bobuş, “Siirt’imizin kadım geleneğinden gelen bir miras olup, yöremizin el emeğini, zarafetini ve sanat anlayışını yansıtan önemli biri kültürel değerdir. Ustalar tek bir kumaşın çözgüsü için neredeyse 10 kilometre yol kat etmektedirler. Kumaşa parlaklık veren ve kumaşın mukavemetini kirişleme işlemi için dağlardan topladıkları özel otlarla fırçalarını elleriyle yapmaktadırlar. Ortalama 33 santim ende bin 220 ilmik le sabrın dokuma sürecindeki marifetini sergilemektedir. Şal Şepik kumaşı kadim dokuma sanatının bir yadigarı. Zarafetin ve sadeliğin, dokuma tezgahlarında sabırla, heyecanla, ustalıkla ve emekle somutlaşan halidir. Şal Şepik, geçmiş ile bugünü bir birine bağlayan bir köprü, yitip gitmeye direnen bir hatıradır. Bu atölye kültürel mirasımızı korumasının yanı sıra yeni nesillere bu sanatı öğretmek için bir eğitim merkezi olacaktır” diye konuştu.
Haber-Kamera: Akif ÖZALP/SİİRT,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ATO Başkanı Gürsel Baran, ATO’nun 60 No’lu Restoran, Lokanta ve Kafe Hizmetleri Meslek Komitesi tarafından Dünya Türk Kahvesi Günü dolayısıyla bu yıl ikincisi düzenlenen “Kahve Zirvesi ve Mini Festivali”ne katıldı. Etkinlikte ATO Meclis Başkanı Mustafa Deryal, ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Temel Aktay, ATO 60 No’lu Restoran, Lokanta ve Kafe Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Abdurrahman Işıksever, ATO Komite ve Meclis üyeleri, kahve sektörü temsilcileri ile çok sayıda davetli yer aldı. ATO Meclis Salonu’nda gerçekleşen etkinliğin açılışında konuşan Baran, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nun (UNESCO) 5 Aralık 2013’te Türk kahve kültürü ve geleneğini “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi”ne aldığını ve o tarihten bu yana her yıl 5 Aralık gününün “Dünya Türk Kahvesi Günü” olarak kutlandığını hatırlattı. Türk kültüründe önemli bir yeri olan ve birçok kıymetli duygu ve anlamı barındıran Türk kahvesinin tüm dünyada yaygınlaşmasının önemine değinen Baran, Türk kahvesi ile dünyada farkındalık oluşturarak, bu mirası ekonomik katkıya dönüştürmeyi hedeflediklerini belirtti. Baran, şöyle konuştu:
“Türk kahvesi, kültürel hazinemizin en önemli değerlerinden biri. Bizim için bir fincan kahve, içecekten çok daha büyük anlamlar taşıyor. Gelenek ve göreneklerimizin içinde Türk kahvesi var. Bir çiftin evliliğinden küsleri barıştırmaya kadar kahveyle başlayan hikayelerimiz var. Bu mirası gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuz var. Türk kahvesi kültürünün korunarak yaygınlaşmasını ve kahve sektörünün güçlenerek dünya pazarlarında yerini almasını istiyoruz.”
“Başkentimizde de kahve sektörü hızla gelişiyor”
Türkiye de dahil olmak üzere hemen her ülkede kahve pazarının hızla büyüdüğünü kaydeden Baran, “Dünyanın en yaygın içeceklerinden biri olan kahve, aynı zamanda önemli bir ekonomi durumunda. Dünya genelinde günde 2 milyar fincan kahvenin tüketildiği belirtiliyor. Küresel kahve pazarı büyüklüğünün ise 460 milyar dolar seviyesine ulaştığı ifade ediliyor. Sektör milyonlarca kişiye de istihdam sağlıyor. Dünyada petrolden sonra en çok ticareti yapılan ürünün kahve olduğu söyleniyor” dedi.
Baran, Türkiye’nin bir kahve ülkesi olma yolunda hızla ilerlediğini vurgulayarak, Türkiye’de kahve üretimine yönelik girişimlerden büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. Türkiye’nin kahve ihracatının son 5 yılda 155 milyon dolara ulaştığını ve geçtiğimiz yıl 146 ülkeye kahve sattığını söyleyen Baran, “Başkentimizde de kahve sektörü hızla gelişiyor. Şehrimiz, önde gelen kahve firmalarına ev sahipliği yapıyor” diye konuştu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gönüllülük Hizmetleri Müdürlüğü, 5 Ekim Dünya Gönüllüler Günü çerçevesinde Türkiye Diyanet Vakfı gönüllülerini ağırladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı Marmaracık Kampı’nda gerçekleştirilen etkinliğe, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Recep Şükrü Balkan, Kadın, Aile ve Gönüllülük Hizmetleri Müdürü Hatice Kahyaoğlu katıldı. Etkinlikte ‘İyilik Atölyeleri’ adlı sergi ziyarete açıldı.
“Bir toplumu geliştirmek istiyorsanız, kadınlara ve gençlere emek vermelisiniz”
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, “Türkiye Diyanet Vakfı 50 yaşında. 50 yıldır iyilik üreten bir vakıf burası. 50 yıldır akışkan ve her sene üzerine koyarak devam eden iyilik yolculuğunda kadınlarla ilgili özel bir birim oluşturulması; o özel birimin kadın ve aile faaliyetleri yapması çok özel bir adımdır. Bir toplumu değiştirmek istiyorsanız kadınlara ve gençlere emek vermelisiniz. Bugün Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları’nın çok büyük bir hızla büyüdüğünü ve geliştiğini görüyorum. Sizlere çok teşekkür ediyorum. Türkiye Diyanet Vakfı’nda Kadın, Aile ve Gönüllülük Hizmetleri bir müdürlüktür başka bir müdürlüğün altında yer alan küçük bir birim değildir. Bunu da böyle planlayan Muhterem Ali Erbaş Hocamızdır” diye konuştu.
“Hanımların elinin değdiği her şey güzelleşir”
Diyanet Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Recep Şükrü Balkan ise, “1975 yılında kurulan Türkiye Diyanet Vakfımız her yıl büyüyen hizmet alanıyla ve hizmet kalitesi ile hem ülkemizde hem de diğer 149 ülkede hizmetlerini ve faaliyetlerini artırarak devam ettirmekte. Yıllardan beri bu hizmetlerde en büyük destekçimiz olan hanım kardeşlerimize bir alan açmak istedik. Türkiye Diyanet Vakfı bünyesinde Kadın, Aile ve Gönüllülük Hizmetleri adı altında bir müdürlüğümüz ve buna bağlı bir kadın kolları birimimiz de kuruldu. Hanımların elinin değdiği, her şey güzelleşir anlayışı bizde hakimdir. Biz de hanım kardeşlerimizin hiçbir karşılık beklemeden tamamen gönüllülük esasına dayalı yapmış oldukları hizmetleri tüm Türkiye genelinde sürdürüyorlar, hepsine teşekkür ediyorum. Bugün yapılan bu çalışmaları bir araya toplamak, motivasyon sağlamak, birbirlerine tecrübelerini aktarmak ve etkileşim sağlamak münasebetiyle böyle bir program gerçekleştirdik. Çok da güzel bir etkinlik oldu. İnşallah hayırlara vesile olur. Herkese teşekkür ediyorum” dedi
“Gönüllülük deyince altında derin anlamlar barındıran bir kelimeden bahsediyoruz”
Gönüllü Kadriye Bilici ise,” Türkiye Diyanet Vakfı olarak sadece bir iyilik kuruluşu değiliz, gönüllülük deyince altında derin anlamlar barındıran bir kelimeden bahsediyoruz. Bu yola çıkarken esas aldığımız şeyler yürekten ve Allah rızası için hareket etmekti. Bugün Dünya Gönüllüler Haftası sebebiyle buradayız. Hem birbirimizi motive etmek, hem birbirimizi desteklemek ve yaptığımız çalışmaları istişare etmek için buradayız” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SURİYE SAVUNMA BAKANI: HAMA’DA YAŞANANLAR GEÇİCİ BİR TAKTİK TEDBİR
Suriye Savunma Bakanı’ndan son yaşananlarla ilgili açıklama geldi. Muhaliflerin Hama’da kazandığı zafere ilişkin konuşan Savunma Bakanı, yaşananların geçici bir tedbir olduğunu savundu. Suriyeli bakan şunları söyledi: “Bugün Hama’da yaşananlar taktiksel bir tedbirdi ve güçlerimiz hala şehrin etrafında. Bugün Hama’da yaşananlar geçici bir taktik tedbirdir ve güçlerimiz hala şehrin etrafında bulunmaktadır.

“SAHADA İYİ BİR DURUMDAYIZ”
Bu tekfirci örgütler, kendilerini askeri ve lojistik olarak destekleyen tanınmış bölgesel ve uluslararası ülkeler tarafından destekleniyor. Sahada iyi bir durumdayız ve silahlı kuvvetlerimiz hayatları kurtarmak için yeniden konuşlanmak için çalışıyor. Suriye‘deki halkımıza sabırlı ve kararlı olmalarını tavsiye ediyoruz ve teröristlerin işgal ettiği bölgelerde güvenliği sağlamaktan çekinmeyeceğiz.”

IRAK, SURİYE VE İRANLI BAKANLAR BAĞDAT’TA TOPLANACAK
Öte yandan Esad rejiminin içine krizden kurtulmak için çabaları devam ediyor. Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin, Suriye rejimi Dışişleri Bakanı Sabbagh ve İran Dışişleri Bakanı Arakçi, yarın Irak’ın başkenti Bağdat’ta bir araya gelecek.

SURİYE ORDUSU: HAMA’NIN KONTROLÜNÜ KAYBETTİK
AFP’nin son dakika haberine göre Suriye ordusu Hama’nın kontrolünü kaybettiklerini açıkladı. Hama, 2011’de patlak veren iç savaş boyunca rejimin elinde kalmıştı. Askeri Operasyonlar Dairesi Hama kentindeki Merkezi Cezaevinin kontrol altına alındığını duyurdu.

HAMA’NIN KRİTİK ÖNEMLERİ VAR
Hama’nın hem muhalifler hem de rejim için birçok önemi bulunuyor. Suriye’nin en büyük kentlerinin, nüfus yoğunluğunun, verimli arazilerin, denize ulaşımın ve başkent Şam’ın bulunduğu batı kesimlerinde yer alan Hama, bu hattın ortasında olması nedeniyle Suriye rejimi için hem kuzey-güney hem de ülkenin kalan kesimleriyle bağlantısını sağlayan merkezi bir konumda yer alıyor. Halep’ten gelip Hama’dan geçen M5 karayolu, Humus ve ardından Şam’a ulaşarak ülkenin en büyük illerini birbirine bağlıyor.

ŞAM’IN İDLİB VE HALEP’LE BAĞLANTISI KOPTU
Hama’nın rejim karşıtı grupların kontrolüne girmesiyle başkent Şam’ın İdlib ve Halep’le bağlantısı da koparken, başkentin aynı zamanda rejim karşıtı grupların ilerleme istikametinde yer alması rejim açısından daha büyük bir tehlike anlamına geliyor. İç savaş boyunca Hama’nın Suriye rejimi açısından bir diğer önemi, merkezi konumu nedeniyle askeri gücünün ağırlık noktasını burada kurmuş olmasıydı.
SURİYE’DEKİ GELİŞMELER
Suriye’nin kuzeyindeki Halep ilinin batı kırsalında 27 Kasım’da Esed rejimi güçleriyle rejim karşıtı silahlı gruplar arasında çatışma başlamıştı. 28 Kasım’da Halep’in batı kırsalından merkeze doğru hızla ilerleyen rejim karşıtı silahlı gruplar, 30 Kasım’da merkezin büyük bölümünü ele geçirmişti. 30 Kasım’da Han Şeyhun ilçesini alarak tüm İdlib genelinde hakimiyet sağlayan silahlı gruplar, Hama ilinde de çatışarak ilerleyişini sürdürüyor. Suriye Milli Ordusunun Halep kırsalında 1 Aralık’ta terör örgütü PKK/YPG’ye karşı başlattığı Özgürlük Şafağı Operasyonu’nda ise Tel Rıfat ilçe merkezi terörden kurtarıldı.
Beşşar EsedGüvenlikPolitikaSuriyeDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atakum Belediyesi Düğün Salonunda yapılan programda, Yaşam Park Kültür Merkezi öğrencilerinin dans gösterileri ve seslendirdikleri şarkılar, katılımcılara sanat şöleni yaşattı. Yaşam Park öğrencilerinin resim ve el sanatları sergisi, ziyaretçilerin büyük beğenisini toplarken programda engelli bireylerin yaşadığı sorunlara dikkat çekildi.
“Her birimiz engelli adayıyız”
Programda konuşma yapan Atakum Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yıldız, “Her birimiz bir engelli adayıyız. Atakum Belediyesi olarak, Atakum’u engellerin aşıldığı kent haline getirmek için adım atıyoruz ve çalışmalarımıza yön veriyoruz. Atakum Belediyesi yönetimi ve çalışanları olarak, bir engelli dostu belediye yapma çabası içerisindeyiz. Atakum, engelleri kaldırarak yoluna devam edecek ve Atakum’da hiç bir şeyin engeli olmayacak. Demokrasi, hukuk, insan, sokak ve düşünce engeli olmayacak. Atakum’u, sizlerle beraber ilerleteceğiz. Engelli Yaşam Merkezimiz, her zaman sizin hizmetinizde olacak. Atakum Belediye Başkanımız Serhat Türkel başta olmak üzere, bizler de meclisiyle, encümeniyle, başkan yardımcılarıyla engelli dostlarımıza ve ailelerine hizmetkar olmaya devam edeceğiz” dedi.
“Engelliler kanunu güncellenmelidir”
Atakum Belediyesi Yaşam Park Engelli Kültür ve Sanat Eğitim Koordinatörü Mehmet Yaşar konuşmasında, “TBMM’de 2005 yılında yasalaşan 5378 sayılı Engelliler Kanunu, ülkemizde en kapsamlı Engelliler Kanunu olmuştur. Eksiklikler olsa da hiç yasa olmamasından daha iyi olan yasamızın daha hızlı ve kapsamlı, eksik kalmış yerlere ihtiyaç duyduğumuz yenilikleri de ekleyerek yasanın güncellenmesi konusunda isteklerimizin, arzularımızın ve şikayetlerimizin dikkate alınmasını tüm engelli camiası olarak arzulamaktayız” ifadelerini kullandı.
“Engelli olmak tercih değildir”
Atakum Kent Konseyini temsilen konuşma yapan İhsan İkiz ise şunları söyledi:
“Engelli olmak bir tercih değildir. Günün bizlere neler getireceğini bilmiyoruz. Dolayısıyla hepimiz Suat Bey’in söylediği gibi, birer engelli adayıyız. Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey. ” – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“MARMARA’DA 11 İL DEPREMDEN ETKİLENECEK”
Deprem uzmanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen afet çalıştayı için geldiği Edirne’de gazetecilere yaptığı açıklamada, Marmara coğrafyasının 2 bin yıllık deprem tarihi olduğunu ifade etti. Bölgede bir depremin beklendiğine işaret eden Eyidoğan, “Marmara coğrafyasındaki 11 il büyük bir depremde etkilenecek. Son yaşanan 6 Şubat depremi bölge depremiydi, 7,8 ve 7,5 büyüklüğünde depremler oldu. Marmara içinde 7 ve daha büyük bir deprem beklentisi yıllardır konuşuluyor. Konuyla ilgili bilim insanları çalışmalar yapıyor. Böyle bir beklentimiz var ama tam olarak tarihi ve yeri kesin belli değil ama böyle yüksek bir tehlike var.” dedi. Eyidoğan, Marmara’daki olası depremin İstanbul kadar denize kıyısı olan diğer illeri de etkileyeceğine dikkati çekti.
“BÖLGEDE 7 VE ÜZERİNDE DEPREM OLMA OLASILIĞI YÜKSEK”
Bölgede büyük bir nüfusun yaşadığını hatırlatan Eyidoğan, şunları kaydetti: “Marmara Denizi içerisinde Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bir deprem olması durumunda bundan yalnız İstanbul değil, Marmara’daki 11 il etkilenecek. İstanbul ne kadar etkilenecekse Tekirdağ, Kocaeli, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale de etkilenecek. Marmara Denizi’ne kıyısı olan şehirler etkilenecek. Marmara Bölgesi 30 milyona yakın nüfusu barındırıyor bunun büyük çoğunluğu İstanbul’da. Dolayısıyla 30 milyonun yaşadığı bir coğrafyada bir bölgesel deprem çok ciddi sorunlara yol açabilir.
Çünkü Marmara Bölgesi’nin gayri safi milli hasıladaki payı yüzde 50 civarındadır. Bu aynı zamanda ülke ekonomisi için de büyük sorun teşkil eder, bir beka sorunu haline gelebilir. Bölgede 7 ve üzeri büyüklükte bir depremin gerçekleşme olasılığı yüksek.

Haluk EyidoğanMarmara DeniziYerel YönetimİstanbulKocaeliMarmaraEkonomiDepremedirneGüncelSağlıkDünyaBursa
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRUMP: 20 OCAK’TAN ÖNCE REHİNELER SERBEST KALMAZSA ORTA DOĞU CEHENNEME DÖNER
ABD Başkanlık seçimlerinde Kamala Haris’i mağlup ederek yeniden başkan seçilen Donald Trump, Orta Doğu’ya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Gazze’deki İsrailli esirler hakkında konuşan Trump, “Herkes insanlık dışı bir biçimde rehine tutulan İsraillilerden bahsediyor. Herkes konuşuyor ama harekete geçen yok. Size şu gerçeği bildireyim ki eğer rehineler 20 Ocak 2025’ten önce serbest bırakılmazsa Orta Doğu cehenneme döner. Bu bedeli Orta Doğu’daki herkes öder, özellikle de bu suçu işleyenler. Bu işten sorumlu olanlar Amerikan tarihinde görülmedik şekilde çok sert vurulacak. Rehineleri derhâl serbest bırakın” ifadelerini kullandı.

NETANYAHU’NUN EŞİ İLE GÖRÜŞTÜ
Trump bugün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun eşi Sara Netanyahu ile Gazze Şeridi’ndeki İsrailli esirlerin serbest bırakılmasını görüştü. Trump’ın söz konusu açıklamasının bu görüşmeden sonra gelmesi dikkat çekti.
İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim 2023’te kapsamlı saldırı düzenledi. İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı. İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda yaklaşık 17 bin 492’si çocuk, 11 bin 979’u kadın olmak üzere 44 bin 429 Filistinli öldü, 105 bin 250 kişi yaralandı. Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

2023’TE ESİRLER SERBEST BIRAKILMIŞTI
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 379’u karadan işgal sürecinde olmak üzere 806 askerinin öldüğünü duyurdu. Çatışmalara 24 Kasım 2023’te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani ara”da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.
Donald TrumpOrta DoğuGüncelDünyaGazze
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YEMEĞİN PARASINI ÖDEMEDİ
Ekol TV’de yer alan habere göre restoranda çıktıktan sonra Omar, restoran çalışanı tarafından bir süre takip edildi. Restoran çalışanı, daha sonra Omar’a arkasından saldırdı. Omar’a saldırmak için fırsat kollayan çalışan daha sonra Omar’a arkasından saldırdı.
BAŞINDAN BIÇAKLANDI
İkili arasında yaşanan arbedede Omar başından bıçakla yaralandı. Çalışan olay yerine gelen şemsiyeli bir şahıs tarafından uzaklaştırılırken, Omar şikayetçi oldu. Olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma sürüyor.

İstanbul3-sayfaAsayişDünyaIrak
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basın açıklamasını, Altınordu ilçesi Ceren Özdemir Meydanı’nda Genç İHH gönüllüsü Emir Yusuf Sakarya okudu.
Sakarya, savaşın ve krizlerin oluşturduğu insani trajedilerin, dünya genelinde milyonlarca insanı temel ihtiyaçlardan yoksun bıraktığını söyledi.
Türkiye’nin önde gelen çok sayıda sivil toplum kuruluşunun, “Sizi Bekliyorlar” projesiyle güçlerini birleştirerek bu zor durumdaki insanlara umut olmaya devam ettiğini belirten Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, bugüne kadar savaş ve kriz bölgelerinde yürüttükleri çalışmalarıyla milyonlarca hayatı etkileyen projelere imza attı. Suriye, Filistin, Doğu Türkistan, Lübnan, Yemen, Afganistan, Somali gibi çatışma ve krizlerin sürdüğü bölgelerde ve savaş dolayısıyla göç eden insanların sığındığı topraklarda, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir özveriyle çalışmaktadır.” dedi.
Birçok alanda yapılan yardımları anlatan Sakarya, yardımların insanlığın dayanışma ruhunu güçlendirerek kriz bölgelerine umut taşımaya devam ettiğini dile getirdi.
Sakarya, dünyada savaşların bitmediğini, kriz bölgelerinde durumun her geçen gün kötüleşmeye devam ettiğini belirterek, insanlar savaşın, göçlerin, yoksulluğun ve hastalıkların gölgesinde yaşam mücadelesi verirken bölgelerdeki insani ihtiyaçların da her geçen gün artmaya devam ettiğini vurguladı.
Milyonlarca kişinin, güvenli bir yaşam sürmek için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduğuna işaret eden Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları olarak dünyanın dört bir yanında bizi bekleyen mazlumlara umut olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye ve Libya arasındaki tarihi dostluğun altı çizilmiş, milli birliğini sağlamış; barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan bir Libya’nın oluşumuna katkıda bulunulmasının önemi vurgulanmıştır. Komisyonun güven artırıcı önlemler kapsamında yürüttüğü ve Libya’nın istikrarına katkılar sağlayan memnuniyet verici çalışmaları takdirle karşılanmıştır. Doğu-batı arasında müşterek faaliyetlerin geliştirilmesi konusunda fikir alışverişinde bulunulmuştur. Bu aşamada müşterek faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik her türlü desteği vermeye ve katkı sağlamaya devam edeceğimizi teyit ettik. Nihai amacımız tüm kurumları ile birlikte hareket eden birleşik bir Libya’dır. Bu vesileyle 5+5 Ortak Askeri Komisyonu’nu Türkiye’de ağırlamaktan duyulan memnuniyet Libyalı muhataplarımız nezdinde teyit edilmiştir. Bu kapsamda birleşik Libya anlayışı zemininde desteğimizi ve Libya’daki tüm kesimlerle iş birliğimizi sürdürmekte kararlıyız. Bakanlığımızda gerçekleşen görüşme sonrası 5+5 Ortak Askeri Komisyonu, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler tarafından da kabul edilmiştir. Kabulde Genelkurmay Başkanı OrgeneralMetin Gürak da yer almıştır” denildi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumartesi günü beş minibüsle düğün salonuna gelen silahlı çete üyeleri, davetlilerden Vladimir Zúñiga Calzada’yı kaçırmak istedi. Korkunç görüntülerde, gelin ve damadın sandalyede durduğu sırada, silahlı bir adamın dans pistindeki bir davetliyi kravatından tutup sürüklemeye çalıştığı görülüyor. Kamera arkasından şaşkın bir ses “Ne oluyor?” diye soruyor.
Olay, Meksika City’nin 300 kilometre doğusundaki Jalapa şehrindeki Casino del Pueblo’da meydana geldi. En az beş silahlı saldırgan, Vladimir’i kaçırmak için salona girdi. Vladimir minibüse binmeye direnince vurularak öldürüldü.
Jalapa Belediye Başkanı José Manuel Hernández Pérez, “Beşten fazla silahlı kişi şehir kumarhanesinde şiddet eylemi gerçekleştirdi. Üç kişi yaralandı, biri ağır yaralıydı ve hayatını kaybetti” açıklamasında bulundu.
Başsavcılık Yardımcısı, öldürülen Vladimir’in insan kaçakçılığı dahil yasa dışı faaliyetlerde bulunduğundan şüphelenildiğini belirtti.
Not: Bu olay, geçen hafta Meksika’nın başka bir kentinde bir bara düzenlenen silahlı saldırıda 10 kişinin öldürülmesinden sadece birkaç gün sonra yaşandı.




Güvenlik3-sayfaSonoraHukukDünyaİGA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Trump, kararın gerekçesini sınır güvenliği ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olarak açıkladı. “Meksika ve Kanada üzerinden ülkemize giren yasadışı göçmenler ve uyuşturucu ticareti durdurulana kadar bu vergiler devam edecek” diyen Trump, özellikle fentanil ticaretinin engellenmesini hedefliyor.
Karara ilk tepki Çin’den geldi. Çin Büyükelçiliği Sözcüsü, ticaret savaşlarının kimseye fayda sağlamayacağı uyarısında bulundu.
New York Times gazetesi, bu kararın küresel tedarik zincirlerini altüst edeceğini ve dünya ticaretine ağır darbe vuracağını yazdı. Gazeteye göre, otuz yılı aşkın süredir serbest ticaret anlaşmasıyla birbirine bağlı olan Kuzey Amerika pazarında ticaret felç olabilir.
BBC ise yeni tarifelerin ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması’nın (USMCA) şartlarını ihlal ettiğini belirterek, kararın uluslararası ticaret hukukuna aykırı olduğuna dikkat çekti.
Uzmanlar, Trump’ın bu hamlesinin yeni bir küresel ticaret savaşını başlatabileceği ve dünya ekonomisine ciddi zararlar verebileceği konusunda uyarıyor.

Çin Halk CumhuriyetiDonald TrumpPolitikaEkonomiKanadaFinansDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürekleri dağlayan görüntülerde, bir yerel sakin merdiven uzatarak Jeniffer’ı kurtarmaya çalışıyor, ancak genç kadın azgın sulara kapılıp gidiyor. Pazar günü saat 01:00 sıralarında, yarım saatte yağan şiddetli yağmur sonrası Jeniffer ve eşi Wallison Lima, arabalarının dışında mahsur kaldı.
Bel hizasına kadar yükselen suda çift, sürüklenme korkusuyla arabayı bırakıp merdivene ulaşamadı. Çevreden bir kadının “Tehlikeli, arabaya geri dönün!” diye bağırdığı duyuluyor. Jeniffer yaklaşık 300 metre sürüklendikten sonra saat 01:25’te bulundu. Boğulma ve çoklu travma nedeniyle hayatını kaybetti.
Eşi Wallison da sele kapıldı ancak kurtulmayı başardı. Jeniffer’ı baygın halde bulan Wallison, itfaiyecilerle birlikte eşini kurtarmaya çalıştı. Instagram’dan duygusal bir paylaşım yapan Wallison, “Mesajlarınız için teşekkürler. Hepsine cevap veremiyorum. Çok zor bir dönemdeyiz. Sadece onun geri dönmesini istiyorum!” dedi.
50 binden fazla takipçisi olan Jeniffer’ın ailesi, “Bıraktığın boşluk ölçülemez olacak. Gittiğin her yere yaydığın neşeyi ve sevgiyi sonsuza dek hissedeceğiz” açıklamasında bulundu. Bir akrabası ise “O sadece bir influencer değil, bir ışık huzmesiydi” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.
14 yıldır birlikte olan ve 8 yıllık evli olan çift, sosyal medyada seyahat ve k




Sosyal MedyaBrezilya3-sayfaYaşamDünyaMedya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – 25 Kasım Dünya Kadına Şiddet ile Mücadele gününe Samsun Barosu tiyatro kulübü, Düşevi Oyuncuları tiyatrosundan oyuncu Ferda Kaynar’ın yazdığı “3. Sayfadan Kadın Hikayeleri” tiyatro oyunuyla destek verdi.
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele günü nedeniyle Samsun’daki Düşevi Tiyatrosu’nun oyuncularından Ferda Kaynar’ın yazdığı, “3. Sayfadan Kadın Hikayeleri” oyununu, Samsun Barosu Tiyatro kulübü Samsun Adliyesi İsa Fidan salonunda avukatlara ve adliye personeline sergilendi.
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele gününde 3. Sayfadan kadın hikayeleri oyununu yöneten ve oynayan Avukat Hilal Serdar, şu açıklamalarda bulundu:
“Bugün için özel bir oyun hazırladık. “3. Sayfadan kadın hikayeleri” Bu oyuna tiyatro kulübümüzle birlikte hazırlandık. Kadın hakları komisyonumuz tarafından bu oyunun sergilenmesi konusunda bir karar almıştık. Kadına karşı uygulanan her türlü şiddete karşı burada temsil edeceğiz. Kadınların sesi olmak için, burada bizde kendi sesimizi çıkartacağız. Bugün bu yüzden burada bulunmaktayız. Bu oyun çok zordu bizim için, çok kısa bir sürede çalışmamız gerekti. Ancak çok maalesef tanıdık olduğumuz şeyler olduğundan dolayı, içimizden gelerek çalıştık. Bu yüzden oyunun hazırlanması noktasında duygusal anlamda çok zorlanmışta olsak maalesef zihinsel anlamda bu oyunu oynamaya çok hazırdık.”
Oyunculardan Avukat Kübra Akça, “Öncelikle bu oyunun teksini bizimle paylaşan oyunla ilgili alt yapı çalışması yapmamıza yardımcı olan, Düşevi Sanat Merkezine teşekkür ediyoruz.” dedi.
“Kadınlara yalnız olmadıklarını söylemeye çalışıyoruz”
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele gününde 3. Sayfadan kadın hikayeleri oyununun hazırlanıp sergilenmesiyle ilgili olarak Samsun Barosu Başkanı Avukat Pınar Gürsel Yıldıran’da şunları söyledi.
“Öncelikle dayanışma ve farkındalık yaratmaya ihtiyacımız olan böyle anlamlı bir günde bizlerle birlikte olduğunuz için basınımızın değerli temsilcimize teşekkür ediyoruz. 25 Kasım aslında çok acı bir kaybın hatırasını taşır. Dominik Cumhuriyeti’nin diktatörlükle yönetilmesine karşı mücadele veren 3 kız kardeşin Maribal adıyla bilinen 3 kız kardeşin hedef gösterilerek öldürülmesinin yıl dönümüdür. 1999 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulu kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak bugünü kabul etmiştir. Bizler kadına yönelen şiddetle mücadele den kurumlar olarak öncelikle Samsun Barosu Kadın Hakları komisyonu ve dava takip komisyonu olarak, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Mahallelerde kadınlarımıza haklarıyla ilgili eğitimde veriyoruz. Şiddeti önlemeye çalışıyoruz. Ancak bu şiddet vuku bulduysa adalet yolunda da ellerinden tutuyoruz. Davalarını takip ediyoruz. Ne yazık ki verilere baktığımızda sadece Ekim ayında 48 tane kadın cinayetine kurban gitti. Yaşamdan kopartıldı. Böyle günlerde daha çok katılımlarla farkındalığı arttırmalıyız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Samsun’da yüzlerce kadın İlkadım ilçesinde toplandı. Samsun Kadın Dayanışması’nın düzenlediği yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını Samsun Kadın Dayanışması adına Şafak Aydın, Emel Çakır okudu.
Şafak Aydın “İsyandayız çünkü; kadınlar İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürülüyor” diyerek şu açıklamalarda bulundu:
“Bugün 25 Kasım. Biz kadınlar dünyanın dört bir yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen kapitalizme karşı isyanımızı meydanlara taşımak, kadın dayanışmasının sınırları aşan gücüyle buluşmak ve itirazımızı hep birlikte duyurmak için sokaklarda ve isyandayız. İsyandayız çünkü; dünya genelinde her gün yüzlerce kadın, yakınındaki erkekler tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz bırakılıyor ve öldürülüyor! İsyandayız çünkü; kadınlar İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürülüyor! İsyandayız çünkü; kadınlar yeterli sığınak ve danışma merkezi açmaya bütçe ayrılmadığı için şiddete mahküm ediliyor ve öldürülüyor. İsyandayız, çünkü on binlerce kadın ve yüzlerce çocuk cezaevlerinde yokluğa mahküm ediliyor. 498 çocuğun anne ve babası tutuklu 706 çocuk ise yasaya aykırı olarak anneleri ile cezaevlerinde büyüyor. Türkiye’de de yıllardır devam eden mücadelemiz geçtiğimiz aylarda önce Narin’e, Sıla bebeğe yaşatılanlar, evlatlarını doyurmak için kağıt toplayan kadının evde bırakmak zorunda kaldığı 5 çocuğun yanarak can vermesi, yine Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner’in vahşice katledilmeleri kadınların öfkesini ve mücadele direncini arttırdı. Türkiye’nin tüm kentlerinden okul önlerinden üniversite kampüslerine mahallelerden kent meydanlarına kadar örgütlü bir ses yükseldi Kadın cinayetleri münferit değil politiktir.”
“Devlet şiddeti ise yıllardır hız kesmeden devam ediyor”
SKD adına Emel Çakır’da şöyle konuştu:
“Kadınlar evlerinde, en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor. 2024’ün ekim ayı son 14 yılın en çok kadın cinayeti işlenen ayı oldu. Bilinen verilere göre 23’ü şüpheli 71 kadın cinayeti yaşandı. Bu cinayetlerin de yarıya yakını evde ve evli olduğu erkek tarafından gerçekleştirildi. İktidarın günden güne büyüttüğü gerici dilin, gerici politikaların en ağır sonuçlarını yaşıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden, 6284 ve Medeni Kanun’a saldıran, 9. Yargı Paketi ile saldırılarını yükselten; makbul kadın sınırını aile içine hapseden kadının soyadı tartışmasıyla, toplumdaki varlığını eş ve çocuk üzerinden dizayn etmesiyle, nasıl giyindiği, nasıl yürüdüğü, nasıl kahkaha attığına karışmasıyla bu iktidarın kadınların hayatlarına nasıl bir karabasan gibi çöktüğünü görüyoruz. Şiddeti yaratan toplumsal, ekonomik, politik koşulları unutturmak için gerici açıklamalara sarılıyor ve bahanelerini “laiklik karşıtı ajandaları” için fırsata çeviriyorlar. Devlet şiddeti ise yıllardır hız kesmeden devam ediyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşitme ve konuşma engelli olan Rohitash, yerel bir barınakta kalırken ağır hastalanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Doktorlar durumunun kötüleşmesi üzerine onu ölü ilan etmişti. Ancak doktorlar gerekli ölüm sonrası muayeneyi yapmadan, sadece evrak işlemlerini tamamlayıp cesedi yakılması için göndermişti.
Rohitash, soğuk morgda üç saat kaldıktan sonra, yakılmak üzere odun yığınına konulduğu sırada nefes aldığı fark edildi. Olay yerindeki görüntülerde, battaniyeye sarılı olan adamın etrafında şaşkın bir kalabalık görülüyordu.
Hemen ambulans çağrılarak Rajkiya Bhagwan Das Khetan Hastanesi’ne götürüldü. Ancak üzücü haber iki gün sonra geldi: Rohitash, yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen 22 Kasım sabahı hayatını kaybetti.
Olaydaki ihmal nedeniyle başhekim ve üç doktor görevden uzaklaştırıldı. Polis Müdürü Sharad Chouodhary, “Doktorlar gerekli kontrolleri yapmadan, sadece kağıt üzerindeki işlemleri tamamlamışlar” açıklamasında bulundu.
Benzer bir olay geçen yıl Amerika’nın Iowa eyaletinde de yaşanmıştı. Bir bakım merkezinde ölü ilan edilen 66 yaşındaki bir kadın, cenaze evinde ceset torbasının içinde nefes alırken bulunmuştu.



İnsan HaklarıHindistanSağlıkHukukYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Anchieta Tren İstasyonu’nda çekilen görüntülerde, trenin üstünde yatan çocuğun ilk elektrik çarpmasından sonra hareketsiz kaldığı görülüyor. Platformdaki yolcular panik içinde yardım çağırırken, cesur bir genç çocuğu kurtarmak için harekete geçti.
Kurtarma girişimi sırasında yaşanan ikinci elektrik çarpması, büyük bir patlamaya neden oldu. İsmi açıklanmayan çocuk, sonunda kurtarılarak hastaneye kaldırıldı. Salı sabahı yapılan açıklamada durumunun ciddi olduğu belirtildi.
Brezilyalı tren işletmesi Supervia, son dönemde özellikle gençler arasında yaygınlaşan tren sörfünün son derece tehlikeli olduğunu vurguladı. New York’ta bu yıl aynı nedenden 6 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
Uzmanlar, sosyal medyada popüler olan bu akımın önüne geçilmesi için aileleri uyardı. New York toplu taşıma kurumu MTA, “İçeride Sür, Hayatta Kal” kampanyasıyla gençleri bilinçlendirmeye çalışıyor ve sosyal medya platformlarından bu tür videoların kaldırılmasını talep ediyor.



Rio De JaneiroSosyal MedyaBrezilyaEğitimMedyaÇocukYaşamDünyaRio
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya havacılık tarihinde bir ilk
Bayraktar TB3 kısa pistli bir gemiden iniş kalkış yapmayı başaran ilk İHA oldu
Toplam uçuş süresi: 823 saat İSTANBUL – Bayraktar TB3 SİHA, kısa pistli bir gemiden iniş ve kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. TCG ANADOLU Gemisi’nde gerçekleştirilen gemiden uçuş testi başarıyla tamamlanırken toplam uçuş saatinin 823 saat olduğu açıklandı.
Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen silahlı insansız hava aracı Bayraktar TB3, kısa pistli gemilerden kalkış ve iniş testini başarıyla tamamladı ve havacılık tarihinde bir ilke imza attı. Bayraktar TB3, TCG Anadolu gibi kısa pistli gemilerden iniş ve kalkış yapabilen dünyadaki ilk silahlı insansız hava aracı oldu.
Uçarak intikal etti
Rampa testlerini başarıyla tamamlayan Bayraktar TB3 PT1 ve PT2 geçtiğimiz günlerde Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanarak Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na intikal etti. Burada sürdürülen çalışmalarda Bayraktar TB3 PT1, TCG ANADOLU’ya gece ve gündüz yakın uçuş gerçekleştirerek “Yaklaşma Testlerini” sorunsuz geçti.
Tarihi test
Açık denizden gemi üzerindeki testlerini tamamlayan Bayraktar TB3 PT2 ise 19 Kasım’da TCG Anadolu’nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalandı. Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasında 46 dakikalık test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, ardından aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaptı. Gerçekleştirilen test uçuşuyla hem havacılık hem de denizcilik tarihinde yeni bir dönemin kapıları aralandı.
Yerli motor ile en yükseğe
Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024’te Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36.310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla tamamladı. TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçti. Milli havacılık tarihimizin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.
Rampa testlerini başarıyla tamamladı
Bayraktar TB3 SİHA, TekirdağÇorlu’da başlayan ve Edirne’nin Keşan ilçesinde bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde devam eden testlerde ilk kez 1 Haziran 2024’te rampadan havalandı. Keşan’da Bayraktar TB3’ün konuşlandırılacağı TCG Anadolu’nun güvertesindeki şartlar ile aynı özelliklerde inşa edilen pistte 12 derece eğime sahip bir rampa bulunuyor. Test kampanyası başarıyla ilerleyen Bayraktar TB3, başarılı rampa testleriyle birlikte gemiye çıkmaya hazır hale geldi.
Toplam uçuş 823 saat
Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 823 saat havada kaldı. Milli SİHA, 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5.700 km yol katetti.
Milli SİHA, milli kamera
Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart 2024 tarihinde ilk kez Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu. İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.
Deniz aşırı güç çarpanı
Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı kabiliyetler ile sınıfındaki lider insansız hava aracı olacak. Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyetine de sahip olacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek. Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye’nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.
İhracat şampiyonu
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB3, dünya havacılık tarihinde bir ilki başardı. Silahlı insansız hava aracı (SİHA) sınıfındaki Bayraktar TB3, kısa pistli bir gemiden iniş ve kalkış yapan ilk İHA olarak havacılık tarihine geçti. TCG Anadolu Gemisi’nde gerçekleştirilen gemiden uçuş testi başarıyla tamamlandı. Rampa testlerini başarıyla tamamlayan Bayraktar TB3 PT1 ve PT2 geçtiğimiz günlerde Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanarak Dalaman Hava Meydan Komutanlığı’na intikal etti. Burada sürdürülen çalışmalarda Bayraktar TB3 PT1, TCG Anadolu’ya gece ve gündüz yakın uçuş gerçekleştirerek ‘Yaklaşma Testlerini’ sorunsuz geçti.
TEST UÇUŞU 46 DAKİKA SÜRDÜ
Açık denizden gemi üzerindeki testlerini tamamlayan Bayraktar TB3 PT2 ise 19 Kasım’da TCG Anadolu’nun 12 derece eğimli rampaya sahip kısa pistinden başarıyla havalandı. Ege ve Akdeniz’in buluşma noktasında 46 dakikalık test uçuşu gerçekleştiren Bayraktar TB3, ardından aynı kısa piste hiçbir iniş destek ekipmanı kullanmadan başarıyla iniş yaptı. Gerçekleştirilen test uçuşuyla hem havacılık hem de denizcilik tarihinde yeni bir dönemin kapıları aralandı.
YERLİ MOTOR İLE EN YÜKSEĞE
Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran 2024’te Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36 bin 310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testini başarıyla tamamladı. TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçti. Milli havacılık tarihimizin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.
RAMPA TESTLERİNİ BAŞARIYLA TAMAMLADI
Bayraktar TB3 SİHA, TekirdağÇorlu’da başlayan ve Edirne’nin Keşan ilçesinde bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde devam eden testlerde ilk kez 1 Haziran 2024’te rampadan havalandı. Keşan’da Bayraktar TB3’ün konuşlandırılacağı TCG Anadolu’nun güvertesindeki şartlar ile aynı özelliklerde inşa edilen pistte 12 derece eğime sahip bir rampa bulunuyor. Test kampanyası başarıyla ilerleyen Bayraktar TB3, başarılı rampa testleriyle birlikte gemiye çıkmaya hazır hale geldi.
TOPLAM UÇUŞ 700 SAATİN ÜSTÜNDE
Bayraktar TB3 SİHA bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 700 saatten fazla havada kaldı. Milli SİHA, 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde ise yere inmeden 32 saat havada kaldı ve gökyüzünde 5 bin 700 km yol katetti. Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart 2024 tarihinde ilk kez Aselsan tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu. İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.
BAYKAR, SAVUNMA VE HAVACILIK SEKTÖRÜNDÜ İHRACAT ŞAMPİYONU OLDU
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1.8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, ülkemizdeki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı. İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın 3’te 1’ini tek başına yaptı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97.5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere toplam 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TAHRAN – İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail basınının ortaya attığı “komada” iddialarının aksine, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Müçteba Amani ile bir araya geldi.
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İsrail basını ve sosyal medya tarafından ortaya atılan “komada” iddialarının ardından ilk kez görüntülendi. Hamaney, İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği telsiz saldırısında yaralanan İran’ın Beyrut Büyükelçisi Müçteba Amani ile başkent Tahran’da dün bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin bugün servis edilen görüntülerde, Hamaney’in sağlıklı olduğu görüldü.
Görüşmeye ilişkin açıklama yapan Amani, “Kendileri sağlık durumumla yakından ilgilendi. Sol gözümde sorun olmadığını, sağ gözümde ise hafif bir görme problemi olduğunu belirttim. Yaralanmamdan dolayı gösterdiği ilgi ve alakadan memnuniyet duydum” ifadelerini kullandı.
İsrail ile bağlantılı sosyal medya hesapları, 7 Kasım’dan bu yana kamuoyu önünde görülmeyen Hamaney’in zehirlenerek hastaneye kaldırıldığı ve komada olduğu hatta hayatını kaybettiği iddiaları ortaya atmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 9 Kasım (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ile Çin’in başkenti Beijing’de bir araya geldi.
Mattarella, Xi’nin davetiyle resmi ziyarette bulunmak üzere Çin’de bulunuyor.
Görüşmelerin ardından iki cumhurbaşkanı, kültür, bilim, teknoloji, eğitim ve dünya mirası alanlarının korunması konularında çok sayıda ikili işbirliği belgesinin imzalanmasına nezaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SCHOLZ, KOALİSYON ORTAĞINI GÖREVDEN ALDI
Alman Haber Ajansı DPA’nın hükümet sözcüsü Steffen Hebestreit’a dayandırdığı haberinde, bir süredir hükümet içinde yaşanan anlaşmazlıkların ardından Başbakan Scholz’un FDP liderini bakanlıktan aldığı ifade edildi. Hebestreit, Başbakan Scholz’un koalisyon ortağı FDP’nin lideri Maliye Bakanı Lindner’i görevden aldığını doğruladı.
ERKEN SEÇİM ÖNERİSİNİ REDDETTİ
Ülke medyasında yer alan haberlerde, koalisyon hükümetini oluşturan Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller ve FDP yetkililerinin aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için Başbakanlıkta bir araya geldiği belirtildi. FDP lideri Lindner’in Şansölye Scholz’a bu görüşmede erken seçim önerisinde bulunduğu aktarılan haberlerde, ancak Scholz’un bunu reddettiği bildirildi. Haberlerde, Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in de yaşanan hükümet krizi nedeniyle devreye girdiği ve parti liderleriyle görüşmesinin beklendiği kaydedildi.
NE OLMUŞTU?
Koalisyon hükümeti, 2025 bütçesi, ikinci emeklilik paketi ve “Büyüme Girişimi-Almanya için Yeni Ekonomik Dinamikler” adı verilen bir büyüme paketi konusunda zorluk yaşıyor. Özellikle FDP’nin mali açıdan şahin tutumu 2025 için hazırlanacak bütçe konusunda ortakları anlaşmazlığa düşürdü ve ülkede hükümet krizi havası oluşturdu. Maliye Bakanı Christian Lindner ve Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck ekonominin canlandırılması için farklı ve birbirlerinden bağımsız olarak öneriler sundu. Partiler arasında koordineli bir şekilde yapılmayan bu öneriler koalisyonda derin bir ayrışma olduğunu gösterdi. Koalisyon ortakları, bütçe komisyonu toplanıp bütçeye son şeklini verene kadar kapatılması gereken milyarlarca avroluk açık ile ekonomik krizden çıkış için izlenecek yol konusunda sıkıntılar yaşıyor.
MUHTEMEL 4 SENARYO
Koalisyonda yer alan bir tarafın ayrılması durumunda, Başbakan Scholz, 4 yıllığına seçildiği için mecliste başka çoğunluk oluşturabilir. Bu durumda Scholz, hükümetten ayrılan tarafın bakanlarının görevine son verir ve bunların yerine yeni bakanlar atar. Ancak bu senaryo gerçekçi bulunmuyor. Çünkü kamuoyu yoklamalarında, yüzde 32-34 bandında bulunan ve erken seçime gidilmesini talep eden ana muhalefetteki Hristiyan Birlik partilerinin (CDU-CSU) buna yanaşmayacağı ifade ediliyor. Bir başka senaryoya göre, Başbakan Scholz azınlık hükümeti kurabilir. Bunun gerçekleşmesi durumunda, Scholz hükümetinin her bir yasa için mecliste çoğunluk bulması gerekecek. Bunun için de muhalefetin desteğine ihtiyaç duyacak ve muhtemelen yasaların çıkması zorlaşacak. Bir başka seçenek de milletvekillerinin başbakana karşı bir güven oylamasına gitmesi. Mevcut başbakan güven oylamasını kaybeder ve milletvekillerinin gösterdiği bir başbakan adayı meclisten çoğunluğu alırsa, yeni başbakan olarak görev yapabilir. Ancak bunun için aşırı sağcı parti AFD milletvekillerinin desteğine ihtiyaç duyulacak. Meclisteki diğer tüm partiler AFD ile her türlü işbirliğine karşı çıktığı için bu seçeneğin gerçekleşmesi zor görünüyor. Bir diğer ve en gerçekçi seçenek ise Başbakan Scholz’un meclisten güvenoyu istemesi olarak görülüyor. Başbakan meclis çoğunluğunu arkasında toplaması ve güvenoyu alması durumunda hükümet devam eder, aksi durumda ise Başbakan, Cumhurbaşkanından erken seçime gidilmesini isteyebilir. Cumhurbaşkanı 21 gün içinde bu kararı alır, ardından 60 gün içinde erken seçim yapılması gerekir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kaybeden Harris, Washington’daki Howard Üniversitesi kampüsünde destekçilerine bir konuşma yaptı.
Başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Trump’a kaybettiklerini kabul eden Harris, “Bu seçimlerin sonuçlarını kabul etmemiz gerekiyor. Seçilmiş Başkan Trump ile konuşup zaferi dolayısıyla kendisini tebrik ettim. Ayrıca kendisine ve ekibine, bu yetki devir sürecinin barışçıl bir şekilde gerçekleşmesi konusunda yardımcı olacağımızı da söyledim.” şeklinde konuştu.
Bağlılıklarının Trump’a değil Anayasa’ya olduğunu kaydeden Harris, “Bu seçimleri kaybettiğimi kabul ediyorum ancak bu kampanyayı ateşleyen mücadelemizden vazgeçmiyorum.” vurgusunu yaptı.
Seçim kampanyası boyunca başarılı bir iş çıkardıklarını savunan Harris, kendisine destek olan herkese teşekkür etti ve inandıkları değerler uğrunda çalışmaya devam etmelerini istedi.
ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Trump 270 delegeyi geçerek ülkenin 47. başkanı olmaya hak kazanmıştı.
Trump, 20 Ocak 2025 günü yemin ederek resmen görevine başlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini kaybeden Harris, Washington’daki Howard Üniversitesi kampüsünde destekçilerine bir konuşma yaptı. Başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Trump’a kaybettiklerini kabul eden Harris, “Bu seçimlerin sonuçlarını kabul etmemiz gerekiyor. Seçilmiş Başkan Trump ile konuşup zaferi dolayısıyla kendisini tebrik ettim. Ayrıca kendisine ve ekibine, bu yetki devir sürecinin barışçıl bir şekilde gerçekleşmesi konusunda yardımcı olacağımızı da söyledim.” şeklinde konuştu. Kamala Harris, “Önemli olan şey pes etmemek, denemeyi bırakmamak, savaşmaya devam edeceğiz” dedi.
“PES ETMEK YOK, SAVAŞMAYA DEVAM”
Kamala Harris, seçim mağlubiyetini kabul ettiği konuşmasında açıklamalarına şöyle devam etti:
Amerikalıların bir prensibi olarak, bu sonuçlara saygı duyuyoruz. Bu olmazsa demokrasi sahibi olduğumuzu söyleyemeyiz. Burada sadece oradaki başkana değil kendi ülkemize bu saygıyı göstermemiz gerek. Bu yüzden ben buradaki seçimin sonucunu kabul ederken buradaki savaşı sürdüreceğimizi söylemek istiyorum. Özgürlük için verdiğimiz savaş, tüm Amerikalılar için verdiğimiz bir savaştır. Bu savaşı hiçbir zaman bırakmayacağım. Buradaki Amerikalıların geleceğini korumak için bu savaşı sürdüreceğim. Hiçbir zaman bu savaşı bırakmayacağım. Sokaklarımızı silah şiddetine karşı korumaktan pes etmeyeceğim. Hukukun üstünlüğü savaşımı hiçbir zaman bırakmayacağım. Buradaki temel haklardan herkesin faydalandığından emin olacağız. Önemli olan şey pes etmemek, denemeyi bırakmamak, savaşmaya devam edeceğiz. Lütfen kedere kapılmayın. Şu anda kolları sıvama, organize olma vakti. Buradaki özgürlüğümüzü ve adaleti korumak için. Birlikte olduğumuzu bilin. Kariyerim boyunca acı çeken insanlar gördüm, hikayelerini dinledim. Kalplerindeki güç ve cesaret beni canlı tuttu. Onların adil bir hukuk sürecinden geçmeleri için savaştım. Onların bu cesaretini destekledim. Burada çok ciddi bir adalet tarihine bakıyorum. Burada sadece yeteri kadar karanlıksa ışığı görmek daha kolay olur. Karanlık zamanlara girdiğimizi söyleyebilirsiniz. Ama umuyorum ki böyle değildir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Orta Doğu’daki katliamlarına yenileri eklendi. Lübnan’daki Baalbek-Hermel bölgesinin valisi Beşir Hodr, İsrail’in düzenlediği yaklaşık 40 saldırıda en az 38 kişinin öldüğünü, 54 kişinin yaralandığı açıkladı. Baalbek-Hermel bölgesinin yanı sıra Beyrut’un güney banliyölerine yeni saldırılar düzenlendiğini aktaran Hodr, enkaz altında kalan yaralıları kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
İsrail Beyrut banliyölerini hedef almıştı
Dün, başkent Beyrut’un güney banliyölerindeki birçok bölge için tahliye emirleri yayınlayan İsrail, en az 4 bölgeyi hedef almıştı. Yaşanan can kayıpları ya da saldırıların hedefi konusunda İsrail veya Lübnan’dan resmi açıklama yapılmamıştı. – BEYRUT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Musk seçim gecesini Trump’ın Florida’nun Mar-a-Lago bölgesindeki evinde izledi.
Trump’ın seçim galibiyeti netleşmeye başlarken, sahibi olduğu X’teki hesabından,”Amerikan halkı, bu gece Donald Trump’a değişim için çok açık bir yetki verdi” diye yazdı.
Donald Trump da Palm Beach Kongre Merkezi’ndeki zafer konuşmasının bir bölümünü Musk’ı övmeye ayırdı. Yeni başkan, SpaceX tarafından üretilen inişini anlattı.
Temmuz ayında Pennsylvania’da bir seçim mitingindeki suikast girişimi sonrası açıktan Trump’a destek vermeye başladı.
Donald Trump’a bağış sağlama amacıyla kurulan bir siyasi örgütlenmenin en önemli destekçileri arasındaydı. Toplam 119 milyon dolardan fazla bağışta bulundu.
Ülke seçime geri sayarken, çekişmeli eyaletlerde seçmen kaydı yaptırılmasını teşvik etmek için bizzat çalıştı. Seçmen kaydı yaptıracaklara, çekilişle bir milyon dolar ödül vadetmesi çok tartışıldı.
Bu çekiliş mahkemeye de taşındı ve bir hakim yasal sorun olmadığına hükmetti.
Trump’a, ününü, parasını ve sahibi olduğu X platformunu kullanarak destek veren Musk’ın, bu zaferden kazanacağı çok şey olabilir.
Seçilmiş başkan Donald Trump, ikinci döneminde israfı ortadan kaldırmak için Musk’a yönetiminde görev vereceğini söyledi.
Musk söz konusu girişime, DOGE kısaltması üzerinden ” Hükümet Verimliliği Bakanlığı” adını verdi. DOGE aynı zamanda milyarder iş insanının popülerleştirdiği bir meme ile kripto para biriminin de adı.
Uzay araştırmalarını nasıl etkiler?
Trump’ın başkanlığı, şu anda hükümet uydularını uzaya gönderen SpaceX’e ek faydalar getirebilir.
Musk, uzay araştırmaları alanında yapılan, rakibi Boeing’inki de dahil, kamu sözleşmelerini yapısı nedeniyle eleştiriyordu. Bu sözleşmelerin, bütçeyi korumayı ve teslim zamanına bağlı kalmayı teşvik etmediğini savunuyordu.
SpaceX ayrıca, Pentagon ve ABD’nin istihbarat kurumları, casus uydu yatırımı için milyarlarca dolar bütçe ayırmışken, bu alanda çalışmalar yapmaya başladı.
Trump ayrıca, elektrikli araç piyasasına yönelik düzenlemeleri en aza indirme planını açıklamıştı. Bu da Musk’ın sahibi olduğu Tesla şirketine yarar sağlayabilir.
Geçtiğimiz ay ABD’de yol güvenliğini denetlemek ve düzenlemekle sorumlu kurum, Tesla’nın otonom sürüş yazılım sistemini incelediğini duyurmuştu.
Musk ayrıca, Tesla çalışanlarının sendikalaşmasını engellemeye çalıştığı iddiasıyla da eleştiriliyor.
Birleşik Otomobil İşçileri, Trump ve Musk arasında X’te geçen bir konuşma sonrası haksız işçi çıkarma uygulaması nedeniyle şikayette bulundu. Söz konusu sohbette Musk, Trump’a grevdeki çalışanları işten çıkardığını söylüyordu.
Trump ayrıca, kurumlar vergisini ve zenginlere uygulanan vergileri düşürme sözü verdi.
Bu da Musk’ın muhtemelen yerine getirilmesini umduğu bir diğer sözdü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HARRİS KONUŞMA YAPACAK
Amerikan CNN kanalının Harris’e yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Harris, bugün yerel saatle 16.00’da (TSİ 24.00) kameralar karşısına geçecek. ABD’de resmi olmayan sonuçlara göre başkanlık seçimlerini Cumhuriyetçi rakibi Donald Trump’a karşı kaybeden Harris’in, konuşmasında “mağlubiyeti kabul ettiğini” ifade etmesi bekleniyor.
TEBRİK ETTİ
Öte yandan ABD seçimlerinde kaybeden aday Kamala Harris, Donald Trump’ı arayarak seçim sonucu nedeniyle tebriklerini iletti. Trump, 20 Ocak 2025 günü yemin ederek resmen görevine başlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya’da haftalardır süren siyasi çekişmelerin ardından Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller Partisi ve Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan üçlü koalisyon hükümeti dağılma noktasına geldi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Maliye Bakanı Christian Lindner’i görevden aldı. Alman basınında yer alan haberlerde, Lindner’in bütçe çıkmazına bir çözüm olarak erken seçim önerdiğini ve Scholz’un bu öneriyi reddettiği bildirilmişti.
Lindner’in görevden alınmasının FDP’nin koalisyondan ayrılmasına yol açıp açmayacağı henüz bilinmiyor. FDP olmadan Scholz, Sosyal Demokratlarla tek başına ya da ikinci büyük parti olan Yeşillerle birlikte, geçici parlamento çoğunluklarına dayanarak bir azınlık hükümetine başkanlık etmeye devam edebilir. – BERLİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid, Santiago Bernabeu’da Milan’ı konuk etti. Bu önemli karşılaşmada Sloven hakem Slavko Vincic düdük çaldı. Mücadelenin 12. dakikasında Pulisic’in kullandığı köşe vuruşunda Malick Thiaw ön direkte kafayı vurarak Milan’ı 1-0 öne geçirdi. Golün ardından ataklarını sıklaştıran Real Madrid’de Vinicius Junior, ceza sahası içinde Emerson’un müdahalesiyle yerde kalırken hakem Vincic penaltı noktasını gösterdi. Penaltı atışını gole çeviren Vinicius Junior, 23. dakikada eşitliği sağladı. Borussia Dortmund maçında hat-trick yapan Brezilyalı futbolcu, Devler Ligi’nde gol sayısını 4’e yükseltti. Konuk ekipte 39. dakikada Alvaro Morata sahneye çıktı. Kaleci Lunin’den seken topu iyi takip eden Morata, ikinci kez İtalyan ekibini öne geçirdi. İlk yarı 2-1 kırmızı-siyahlıların lehine tamamlanırken, 73. dakikada Rafael Leao’nun taşıdığı topla Reijnders topu filelere göndererek farkı ikiye yükseltti. Son dakikalara girilirken rakip ceza sahasında baskı kuran eflatun-beyazlılar aradığı golü bulamadı. 81. dakikada Rüdiger’in kaydettiği gol, VAR uyarısı sonrası ofsayt nedeniyle geçerli sayılmadı.
Sahadan 3-1 galip ayrılan Milan, Şampiyonlar Ligi’nde üst üste ikinci galibiyetini elde ederek puanını 6’ya çıkardı. Real Madrid ise ikinci yenilgisini aldı ve 6 puanda kaldı. Milli futbolcu Arda Güler, İtalyan ekibiyle oynanan müsabakada süre almadı.
Real Madrid, Devler Ligi’nde 5. haftada Liverpool’a; Milan ise Slovan Bratislava’ya konuk olacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mili oyuncuları karşılayan Türkiye Briç Federasyonu Başkanı Esat Murat Molva, İstanbul Havalimanı’nda AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin milli takımlar düzeyindeki ilk dünya şampiyonluğu kadın millilerimizden geldi. Diğer kategorilerde de bu başarıya ulaşmak en önemli hedefimiz.” dedi.
“Kadın Briç Milli Takımımız, şampiyona öncesi uluslararası çapta favori gösteriliyordu.” diyen Molva, “Çünkü bundan önceki iki dünya şampiyonasında gümüş madalya kazanmıştık. Federasyon olarak özellikle iddialı olduğumuz kadınlar kategorisinde şampiyonaya titizlikle hazırlandık. Bu konuda bize maddi manevi destek olan Gençlik ve Spor Bakanımıza ve Spor Genel Müdürümüz ve Spor Toto teşkilatımıza teşekkür ederiz.” ifadelerini kullandı.
Takım kaptanı Gökhan Yılmaz, “Uzun bir çalışma dönemi geçirdik. Turnuvada belli bir derece alacağımızı düşünüyorduk ve işlerimiz umduğumuz gibi gitti ve şampiyonluğa ulaştık.” dedi.
Milli sporculardan Dilek Yavaş ise “Dünya şampiyonu olmak için elimizden geleni yaptık ve başardık. Çok mutluyuz ve gururluyuz.” şeklinde konuştu.
Başkent Buenos Aires’te yapılan organizasyonda Kadın Milli Takımı, “dörtlü takımlar” finalinde İsveç’i yenerek dünya şampiyonluğuna ulaştı. Dilek Yavaş, İrem Özbay, Aslı Acar, Berrak Erkan, Pınar Tekir Doğan ve Olgu Şeker’den oluşan ay-yıldızlı ekip, 24 ülkeden milli takımların katılımıyla gerçekleştirilen ve 13 gün süren şampiyonanın eleme grubundan rahat çıktı. Milliler, daha sonra Almanya, İtalya, Çin ve İsveç’i mağlup ederek kürsünün zirvesinde yer aldı.
Kadın Milli Takımı, böylece “dörtlü takımlar” kategorisinde Türkiye’ye ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı. “Karışık çiftler” kategorisinde mücadele eden Hatice Özgür-Süleyman Kolata ikilisi de 45 çiftin katıldığı organizasyonda, 18 seans sonunda birinci olarak altın madalya elde etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki bir numaralı organizasyonunda 4. hafta karşılaşmaları başladı. Günün 20.45 seansında Dinamo Zagreb, Slovan Bratislava’yı 4-1, PSV Eindhoven da Girona’yı 4-0 yendi. Saat 23.00’te başlayan maçlarda ise sürpriz sonuçlara imza atıldı. Real Madrid, sahasında Milan’a 3-1 mağlup olurken, Juventus ise Lille deplasmanında 1 puanla sahadan ayrıldı. Milli futbolcu Kenan Yıldız maça 11’de başladı. Bir başka milli futbolcu Erencan Yardımcı’nın son 15 dakika süre aldığı Sturm Graz, Borussia Dortmund’da 1-0 mağlup olarak 4. yenilgisini yaşadı.
Liverpool’dan 4’te 4
Sahasında Alman ekibi BayerLeverkusen ile karşılaşan Liverpool, Luis Diaz’ın 3, Cody Gakpo’nun da 1 golüyle sahadan 4-0 galip ayrıldı. Şampiyonlar Ligi’nde oynadığı 4. maçı da kazanan Arne Slot’un öğrencileri puanını 12’ye yükseltti. Eski takımına karşı teknik direktör olarak mücadele eden Xabi Alonso, Devler Ligi’nde ilk mağlubiyetini aldı ve 7 puanda kaldı.
Manchester City, 4 golle kaybetti
İngiliz ekibi Manchester City, Portekiz’de Sporting’e karşı farklı kaybetti. Maçta 1-0 öne geçen City, sahadan 4-1 mağlup ayrıldı. Ev sahibinde Viktor Gyökeres mücadeleyi hat-trick ile tamamladı. Bu sezon Portekiz Ligi’nde 16 golü bulunan İsveçli futbolcu Devler Ligi’nde de 5. golünü kaydetti.
Şampiyonlar Ligi’nde bugün alınan sonuçlar şöyle:
PSV Eindhoven – Girona: 4-0
Slovan Bratislava – Dinamo Zagreb: 1-4
Real Madrid – Milan: 1-3
Liverpool – B.Leverkusen: 4-0
B.Dortmund – Sturm Graz: 1-0
Sporting – Manchester City: 4-1
Lille – Juventus: 1-1
Celtic – Leipzig: 3-1
Bologna – Monaco: 0-1 – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gürcistan’da 26 Ekim’de gerçekleştirilen parlamento seçimlerine hile karıştırıldığı iddiası ile Batı yanlısı muhalefet partilerinin başlattığı protestolar devam ediyor. Başkent Tiflis’te akşam saatlerinde parlamento binası önünde toplanan göstericiler, Gürcü Hayali Partisi’nin kazandığı seçimleri tanımadıklarını belirterek, yeniden seçim yapılmasını talep ettiler. Değişim İçin Koalisyon bloğu lideri Nika Melia, yaptığı konuşmada geri adım atmayacaklarını vurgulayarak, her gün gösteri yapmaları gerektiğini belirtti. Melia, “Her gün Tiflis’te olacağız. Bazen çok kalabalık olacağız, bazen de bundan daha fazla. Ama yakın zamanda öyle bir gün gelecek ki burada kimse içeri giremeyecek. Her gün sokakta olacağız. Öyle kalabalık olmalıyız ki, kimse parlamentoya giremesin. Sadece Rustaveli’de toplanmak yetmez, tüm caddelerde bir araya gelmeliyiz. Yarın saat 14.00’te Spor Sarayı’nda buluşacağız ve bunu her gün yapmalıyız. Gururlu Gürcü halkına yakışan bir zafer elde edene kadar geri adım atmayacağız. Her gün gösteri yapmalıyız” dedi.
Muhalefetten 6 maddelik bildiri
Yüzde 5 barajını aşarak parlamentoda temsil hakkı kazanan Batı yanlısı Değişim İçin Koalisyon, Birleşik Ulusal Hareket ve Güçlü Gürcistan partileri, 6 maddelik bildiri yayınladı. Bildiride, “Yeni seçimlerin yapılmasını talep ediyoruz. Seçimleri tanımıyoruz ve parlamentonun meşruiyetini kabul etmiyoruz. Direniş hareketini başlattık ve önce Tiflis’te, ardından tüm Gürcistan’da bir direniş cephesi oluşturuyoruz. Her yeni protesto daha yoğun olacak ve daha somut hedeflere odaklanacak. Kanıt toplamaya ve uluslararası bir soruşturma için tüm belgeleri eksiksiz bir şekilde hazırlamaya devam ediyoruz ki, halkın iradesini çalan herkes cezalandırılsın. Her şeyi birlikte yapıyoruz; bu, hepimizin birlikte yapması gereken bir iştir. Son olarak nihai zafere ulaşana kadar devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı.
Gürcistan’da muhalefet ve cumhurbaşkanı seçimleri tanımadı
Gürcistan’da 26 Ekim’de ilk kez nispi temsil ve elektronik oylama ile yapılan seçimleri, Merkezi Seçim Komisyonunun sonuçlarına göre iktidardaki Gürcü Hayali Partisi yüzde 53,93 ile kazandı. Yüzde 5’lik barajı aşarak parlamentoya 3 muhalefet bloğu ve bir muhalefet partisi daha girdi. Ancak muhalefet partileri seçim sonuçlarını tanımadıklarını, seçimlere hile karıştırıldığını ve parlamentoya girmeyeceklerini açıkladı. Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili de seçim sonuçlarını tanımadığını belirtti.
Seçim Tiflis ile Batı arasındaki gergin ilişkilerin gölgesinde geçti
NATO ve Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyon süreci Gürcistan için öncelikli konular olmaya devam ederken, Tiflis yönetimi ile bazı Batılı ülkeler arasında son dönemde ilişkiler gerildi. Nisan ve mayıs aylarında uzun süreli gösterilere yol açan ve muhalifler tarafından “Rus yasası” olarak nitelendirilen “Yabancı Etkinin Şeffaflığı Hakkında” yasası nedeniyle Gürcistan’ın AB’ye katılım süreci askıya alındı. AB, Gürcistan ordusuna 2024 için planlanan 30 milyon euro tutarındaki yardımı durdurdu. ABD, Gürcistan’a yapacağı 95 milyon dolarlık yardımı ve bu yıl yapılması planlanan ortak askeri tatbikatı askıya aldı ve bazı Gürcistanlı yetkililere de vize yasağı getirdi. Muhalefet seçimi “Avrupa ile Rusya arasında bir tercih”, hükümet ise “barış ya da savaş meselesi” olarak nitelendiriyordu.
“Yabancı Etkinin Şeffaflığı” yasası, yıllık finansmanlarının yüzde 20’sinden fazlasını yurt dışından alan Gürcistan’daki sivil toplum ve medya kuruluşlarının her yılın ocak ayında kendilerini “yabancı ajan” olarak kaydettirmelerini, aksi halde para cezalarıyla karşı karşıya kalmalarını içeriyor. – TİFLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKETLER İKİ ADAYI KAFA KAFAYA GÖSTERİYOR
ABD’de 5 Kasım’da yapılacak 60. başkanlık seçimleri için geri sayım sona ererken, ülke geneli anketler Harris ile Trump’ın kafa kafaya olduğuna işaret ediyor. Ülke genelinde yapılan ulusal anketleri derleyen Real Clear Politics (RCP) adlı haber portalında yer alan son 14 anketin ortalamasına göre, hem Harris hem de Trump yüzde 48,5 desteğe sahip.
TAHMİN EDİLMESİ EN ZOR SEÇİMLERDEN BİRİ
Seçim kampanya süreci boyunca birbirine oldukça yakın seyreden iki adayın seçime başa baş girmesi, birçok uzmana göre 2024 seçimlerinin “tahmin edilmesi en zor seçimlerden biri” olduğunu gösteriyor. Söz konusu anketlerden NBC News, New York Post, Emerson ve New York Times anketlerinde iki rakip eşit puanda çıkarken, Reuters ve Forbes gibi yayın organlarında Harris’in az farkla, Wall Street Journal ve CNBC gibi yayın organlarının anketlerinde ise Trump’ın az farkla önde olduğu gözüküyor.
SALINCAK EYALETLERDE TRUMP AZ FARKLA DAHA AVANTAJLI
Öte yandan adayların 270 delegeye ulaşmaya çalışacağı seçimlerin kaderini belirleyecek 7 salıncak eyaletin 5’inde Trump, 2’sinde ise Harris ufak farklarla yarışı önde götürüyor. Buna göre, Trump Pensilvanya’da 0,3, Georgia’da 1,7, North Carolina’da 1,5, Arizona’da 2,7 ve Nevada’da 1 puan farkla yarışı önde götürüyor. Harris ise Michigan’da 1,2 ve Wisconsin’de 0,4 puanla Trump’ın önünde gözüküyor.
KAZANAN ADAY, ABD’NİN 47. BAŞKANI OLACAK
Son dönemin en kritik ABD başkanlık seçimi olarak nitelendirilen 60. başkanlık seçimlerini kazanan aday, 20 Ocak 2025’te yemin ederek ABD’nin 47. başkanı olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VALENSİYA, 2 Kasım (Xinhua) — İspanya’nın doğu ve güneydoğusundaki Valensiya, Castilla-La Mancha ve Endülüs bölgelerinde yıkıma yol açan ve 205 kişinin ölümüne neden olan sel felaketi ülkeyi derinden sarsmaya devam ediyor. Cuma günü itibariyle pek çok kişiden hala haber alınamıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), güvenlik güçlerine teslim olan çocuk yaştaki PKK/ YPG’li teröristlerin ifadelerini paylaştı.
Bakanlığın sosyal medya hesabında yer alan paylaşımda, “İzleyeceğiniz görüntüler; terör örgütü PKK/YPG tarafından yalan, tehdit, şantaj ve işkence gibi ahlak dışı yollarla kaçırılan ve zorla örgüt faaliyetlerinde kullanılan çocuk yaştaki teröristlerin ifadelerinden oluşuyor. BM İnsan Hakları Komisyonu’nun 2022’de yayımladığı raporlarda binlerce çocuğun terör örgütü tarafından zorla kaçırıldığını, terörist faaliyetler için alıkonulduğunu ve hatta örgütün lider kadrosu tarafından istismar edildiğini ortaya koyuyor. Teslim olan çocuk yaştaki teröristlerin açıklamaları; terör örgütü PKK/YPG’nin dünyanın en aşağılık terör örgütlerinden biri olduğunu, kendileri gibi birçok teröristin de kaçarak Türkiye Cumhuriyeti devletine sığınmak istediğini gözler önüne seriyor. Bölgemizdeki çocukların terör örgütleri tarafından kaçırılmadığı günlere ulaşıncaya kadar PKK/PYD/YPG/SDG başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecek. Bu nedenle; yalanlarla terör örgütlerinin eline düşmüş olanlara ‘Teslim olun’ diyerek tek kurtuluşlarının adalete sığınmak olduğunu hatırlatıyoruz” denildi.
Haber: ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bozcaada açıklarında, içinde düzensiz göçmenlerin olduğu fiber teknenin motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine Sahil Güvenlik Botları “TCSG-908” ve “TCSG-23” bölgeye sevk edildi.
Fiber tekne içindeki 2’si çocuk 19 düzensiz göçmen, Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı.
Afganistan uyruklu düzensiz göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi, bu kişilerin yurt dışına kaçışlarını organize ettiği iddiasıyla 1 zanlı gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belçika, daha önce Telegram’ı organize suç soruşturması kapsamına alan Fransa ile birlikte bir “ortak soruşturma ekibi” (JIT) oluşturdu.
Belçika yargısına göre, Telegram, dünya çapında suçlular tarafından hiçbir kısıtlama olmadan rahatlıkla kullanılıyor.
Fransa yargısı, Ağustos ayında Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov’u, organize suç örgütü soruşturmasında gözaltına almıştı.
Durov’un 5 milyon euro kefalet ve Fransa’dan ayrılmaması koşuluyla serbest bırakılmasının ardından, Telegram’la ilgili bir başka soruşturma da Belçika da başlatıldı.
Belçika makamları, De Standaard gazetesi tarafından duyurulan soruşturma haberini doğruladı.
Federal savcılık, 2020 yılından bu yana yakından izlenen Telegram uygulaması ile ilgili olarak resmi soruşturma yürütüldüğünü açıkladı.
Belçika savcılığı, Telegram ile ilgili iddiaları ele almak amacıyla Fransa yargısı ile birlikte bir “ortak soruşturma ekibi” kurulduğunu da vurguladı.
Bu özel ekip, Belçika ve Fransa’daki araştırmalarda Telegram hakkında elde edilen bilgi ve belgeleri anında birbirleriyle paylaşıyor. Özel ekip, Telegram hakkında sınır ötesi ülkelerde gerçekleştirilen operasyonlarda da işbirliği yapacak.
Belçika makamları, Telegram’ın dünya çapındaki suçlular arasında hiçbir kısıtlama olmadan rahatça kullanıldığına işaret ediyor. Federal savcılık sözcüsü Eric Vandersypt’e göre, örneğin silah kaçakçılığına ilişkin hemen hemen her soruşturmada, zanlıların Telegram üzerinden iletişim sağladığı ortaya çıktı.
Telegram’ın adı, son olarak bu hafta başında Belçika, Hollanda ve ABD’de ortaklaşa gerçekleştirilen, internet üzerinden veri hırsızlığı operasyonunda gündeme geldi.
İnternet kullanıcılarının şifre ve banka bilgileri gibi kişisel verilerini ele geçiren uluslararası siber suç ağının, elde ettikleri verileri Telegram üzerinden satışa sundukları belirlendi.
Suçluların, müşterilerine Telegram üzerinden “kötü amaçlı yazılım” desteği sağladığı da ortaya çıkarıldı. Belçika savcılığı tarafından yürütülen operasyonda 2 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin kullandığı 4 Telegram kanalı kapatıldı.
Telegram CEO’su Durov hakkındaki yasal süreç
Telegram’ın kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, Ağustos ayı sonunda Fransa’nın başkenti Paris yakınlarındaki Le Bourget Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.
Fransa makamları, şu an 40 yaşında olan Rusya doğumlu Fransız vatandaşı Durov’un, organize suç örgütü soruşturması kapsamında gözaltına alındığını açıklamıştı.
Durov, “organize suç örgütlerinin yasa dışı transferlerine olanak tanıma, çocuk pornosu, sahtecilik ve yetkililere bilgi vermeme” gibi suçlamalar nedeniyle sorgulanmıştı.
Pavel Durov, 29 Ağustos’ta, 5 milyon euro kefalet ve Fransa’dan ayrılmaması koşuluyla serbest bırakılmıştı.
Bu olayın ardından Telegram’ın daha uzlaşmacı bir görünüm sergilediği belirtiliyor. Durov, kişisel Telegram hesabı aracılığıyla, gizlilik politikasını güncellediklerini ve kuralları ihlal edenlerin bilgilerinin ilgili makamlarla paylaşılacağı bu bildirmişti.
Durov, “yapay zeka kullanan özel bir moderatör ekibinin Telegram’ın arama işlevini çok daha güvenli hale getirdiğini” belirterek, “Tanımladığımız sorunlu içerikler artık mevcut değil” demişti.
Telegram; Facebook, YouTube, WhatsApp, Instagram, TikTok ve Wechat ile birlikte dünyanın en büyük sosyal medya platformları arasında yer alıyor.
Telegram, 2013 yılında Pavel Durov ve kardeşi Nikolai tarafından Rusya’da kuruldu.
Vladimir Putin yönetiminin muhalif toplulukların engellenmesi yönündeki taleplerine uymayı reddetmesi nedeniyle Durov 2014’te Rusya’dan ayrıldı.
Durov kardeşler, Telegram’ın merkezini Dubai’ye taşıdı. Dubai’de yaşayan Pavel Durov’un Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa vatandaşlığı da bulunuyor .
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Doğu Afrika ülkesi Cibuti’ye geldi. Türkiye-Afrika Ortaklığı Üçüncü Bakanlar Gözden Geçirme Konferansı’na katılmak üzere ülkeyi ziyaret eden Fidan, Cibuti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mahmud Ali Yusuf ile bir araya geldi. – CİBUTİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalabalık bir grup, şehrin merkezinde Atatürk Parkı’nda bir araya gelerek İsrail’in saldırgan politikalarına tepki gösterdi, Filistin halkının yanında olduklarını ifade etti.
Açıklamada, İsrail’in Filistin topraklarında uzun yıllardır sürdürdüğü işgal ve zulme dikkat çekilerek, bu operasyonun bir savunma hakkı olarak değerlendirildiği vurgulandı. Sivil toplum kuruluşları adına konuşan temsilciler, İsrail’in Mescid-i Aksa ve Filistin’deki Müslüman halka yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini belirtti.
Basın açıklamasının sonunda Filistin’e destek sloganları atıldı ve Batman’daki STK’lar olarak Filistin halkının özgürlük mücadelesini her platformda desteklemeye devam edeceklerini belirttiler. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bryson, evlat edindirme için seyahat etmeye hazır olduğunu belirtti. Bebeğin uyuşturucu testinin pozitif çıkacağını söyleyerek, çocuğun koruyucu aileye verilmesi yerine bir aile üyesine verilmesini istedi.
Paylaşımında “Doğum sırasında yanında birine ve bebeği eve götürecek birine ihtiyacı var. Bebeğin koruyucu aileye verilmesini istemiyor” yazıyordu. Ancak daha sonra Bryson para talep etti: “Sadece bir apartman dairesine taşınıp iş bulabilmem ve kızımı geri alabilmem için, ya da ucuz bir peşinat veya DoorDash yapabilmem için bir araba. Çılgınca bir şey değil.”
En az yedi kişiyle iletişime geçen Bryson’ın görüştüğü kişiler arasında eşcinsel çiftler ve hamile kalamayan aileler vardı. Louisiana’dan bir çift 480 kilometre yol geldi, ancak yolun yarısında Bryson onlardan para istedi. Önce yemek için 25 dolar, ardından 150 dolar daha talep etti. Çift reddedince “Bebek onlar için 200 dolar bile etmiyorsa, boş verin” diyerek çifti engelledi.
Houston’da yaşayan Wendy Williams adlı kadın, Bryson’la iletişime geçti ve doğum sırasında ona Uber göndererek hastaneye gitmesini sağladı. Williams, sekiz saatlik doğum sürecinde Bryson’ın yanında kaldı, bebeğin ismini seçti ve üç gün boyunca hastanede bekledi.
Bebek doğumdan sonra uyuşturucu testinde pozitif çıktı. Williams, Bryson’ın hastanede yoksunluk belirtileri gösterdiğine şahit oldu. Ancak Facebook’taki satış paylaşımları ortaya çıkınca durum değişti. İnsanlar Williams’ı da “bebek satın almakla” suçladı.
Williams durumu Çocuk Koruma Servisi’ne bildirdi. Bryson tutuklandı ve bebeğin velayetini geri çekti. Şu anda bebek Bryson’ın bir arkadaşının yanında bulunuyor, ancak Bryson velayeti geri almayı umuyor.
Teksas Aile ve Koruyucu Hizmetler Departmanı sözcüsü, “Devlet korumasına giren her çocuk için öncelikle aile üyeleri veya arkadaşlar değerlendirilir. Sonuçta çocuğun nereye yerleştirileceğine mahkeme karar verir” açıklamasını yaptı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odenplan bölgesinde toplanan göstericiler, İsveç Parlamentosu’na doğru yürüyüşe geçti.
Ellerinde Gazze’de öldürülen çocukları temsilen bebek maketleri taşıyan protestocular, “özgür Filistin”, “özgür Gazze”, “soykırımı durdurun” sloganları attarak, Gazze ve Lübnan’da acil ateşkesin sağlanması çağrısında bulundu.
Eylemciler, İsrail’in saldırılarına destek verdiği için İsveç ve ABD’yi de kınadı.
Gösteriye destek veren İsveçli aktivist Sofia Johansson, AA muhabirine Gazze özgürleşene kadar onlara destek vermeye devam edeceklerini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:
“Protestolara katılmayan herkese de şunu söylemek isterim ki bu sadece Filistin ile ilgili değil, Siyonist rejim topraklarını genişletmek ve örneğin İran’a karşı ABD ve Avrupa Birliği’ni (AB) savaşına dahil etmek istiyor. Arap dünyasındaki ve AB’deki liderlerin neler yaptıklarını biliyoruz, bu yaptıklarını unutmayacağız ve bunları kayıt altına alarak Lahey’de yargılanmalarını sağlayacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSPANYA’da meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 211’e yükseldi.
İspanya’nın doğusunda ve güneyinde etkili olan şiddetli fırtınanın yol açtığı sel felaketinde can kaybı artmaya devam ediyor. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 211 kişinin ölümüne neden olan sel felaketi ile ilgili 5 bin askerin daha etkilenen bölgelerde çalışmalara katılacağını duyurdu. Başbakan Sanchez, bazı bölgelere hala erişim sağlanmadığını, onlarca insanın kayıp durumda olduğunu belirtti. Yerel medyada yer alan haberlere göre, selden en çok etkilenen Valencia bölgesinde 4 bin 500 işletme zarar gördü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, Cibuti’de düzenlenen Türkiye- Afrika Ortaklığı Üçüncü Bakanlar Gözden Geçirme Konferansı kapsamında Cibuti Dışişleri ve Uluslararası İş birliği Bakanı Mahmud Ali Yusuf ile bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eski milli futbolcu Tanju Çolak, bir vakıf girişimiyle, BafraÜçpınar, Bafra Örencik, Neyzen Tevfik İlkokulu ve Alaçam Etyemez Alparslan Gül İlk ve Ortaokullarını ziyaret ederek, toplam 500 çocuğa kıyafet desteği ve çeşitli hediyeler verdi. Çolak, okullarda öğrencilerin ilgisiyle karşılandı.
Çolak, çocukları sevindirdiği için duygulandığını belirterek, “Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Belki de içlerinden doktorlar, hakimler, gol kralı Tanjular çıkacak. Güzel şehrimiz Samsunumuzun kırsal kesimlerinde bulunan okullardaki çocuklarımıza, atkı, mont, bere, eldiven gibi çeşitli hediyeler takdim ettik. Onları sevindirebildiysek ne mutlu bize. Beni de çok duygulandırdılar. Bana sarılmaları öpmeleri beni çok duygulandırdı” dedi.
Programa ayrıca, Samsun Vali Yardımcısı Vekili Kemal Yıldız ve İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Murat Ağar katıldı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

NATALIE PORTMAN KIZ KULESİ’Nİ GEZDİ
43 yaşındaki dünyaca ünlü aktris, İstanbul’a ayak basar basmaz Kız Kulesi’ne gitti. Portman hayranlarıyla da fotoğraf çekildi. Oscar’lı oyuncunun İstanbul’a neden geldiği ise henüz bilinmiyor.
NATALIE PORTMAN KİMDİR?
Luc Besson imzalı “Sevginin Gücü” ( Leon: The Professional) filmiyle, 13 yaşında sinema dünyasına adım atan Natalie Portman, filmde; ailesinin ölümünden sonra bir tetikçinin yanına aldığı bir genç kız olan ‘Mathilda’ya hayat vermişti. “Leon: The Professional” filminden sonra dünya çapında tanınan Portman, Siyah Kuğu filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı.

Kendisini aldattığı iddia edilen eşi Benjamin Millepied ile boşandı. Ünlü çift, 2009 yılında Siyah Kuğu (Black Swan) filminin çekimlerinde tanışmıştı. Millepied ve Portman 2010 yılında nişanlanmış ve 2012’de evlenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
RONALDO PENALTI KAÇIRDI, AL NASSR ELENDİ
Konuk ekibe galibiyeti getiren golü 71. dakikada Al-Ahmad kaydetti. Al-Nassr’da Cristiano Ronaldo, 90+6. dakikada penaltı kaçırdı. Bu sonun ardından Ronaldolu Al-Nassr, kupaya veda eden takım oldu.
12 MAÇTA 9 GOL ATTI
15 milyon euro piyasa değerine sahip olan Ronaldo, bu sezon Al Nassr formasıyla 12 kez sahaya çıktı. Yıldız isim, bu maçlarda 9 gol ve 3 asistle mücadele etmeyi başardı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜRCİSTAN’da Parlamento Seçimi’ni resmi olmayan sonuçlara göre, iktidardaki Gürcü Rüyası Partisi kazandı.
Gürcistan Merkez Seçim Komisyonu’na göre, oyların yüzde 99’u sayılan seçimde iktidardaki Gürcü Rüyası Partisi yüzde 54,2 oy alarak seçimi önde tamamladı. Muhalefetteki Birleşik Ulusal Hareket ve Değişim Koalisyonu partileri, parlamento seçimlerinin sonuçlarını tanımayacaklarını açıkladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bulgaristan’da yaşayan 6,3 milyon kayıtlı seçmen, bugün gerçekleştirilen erken genel seçim ile 240 üyeli 51’inci meclisin yeni milletvekillerini belirliyor. Ülkede 3 yılda 7’nci kez erken seçime gidilirken, Türkiye’de yaşayan çifte vatandaşlar da oy kullanmaya başladı. Seçimler için Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İstanbul, Bursa ve İzmir gibi çifte vatandaşların yoğunluk yaşadığı illerde 168 sandık kuruldu. 168 sandıktan 31’i Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’dan oluşan Trakya bölgesi ile Çanakkale’de yer aldı. Bölgedeki vatandaşlar, sabah 07.00 itibariyle kurulan sandıklarda oy kullanmaya başladı.
EDİRNE’DE İKİ SANDIK KURULDU
Edirne’de yaşayan çifte vatandaşlar, 75’inci Yıl İlkokulu ve Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu’nda kurulan iki sandıkta oylarını kullanmaya başladı. Bulgaristan Edirne Başkonsolosu Radoslava Kafedjiyska da oy kullanmak için 75’inci Yıl İlkokulu’nu tercih etti. Oy kullandıktan sonra konuşan Kafedjiyska, “Bulgaristan’da, son 3 seneden bu yana 7’nci seçime giriyoruz. Bulgaristan Edirne Başkonsolosluğu’na bağlı alanlarda 31 sandığımız açıldı. Bunlardan 17 sandıkta da elektronik sistem dediğimiz sistemle oy kullanma yapılıyor. Bir elektronik makinemiz de Edirne’de vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu ve şu anda oylarını kullanıyorlar. Ben de kendim bu sebeple burayı tercih ettim, hem de oyumu kullandım” dedi.
‘VATANDAŞLARIMIZ YILGINLIĞA KAPILMAYIP, OYLARINI KULLANSIN’
Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş de Bulgaristan’da 3 senedir istikrarlı bir hükümet kurulamadığını belirterek, “Tabii bunun farklı sebepleri var ama nihayetinde vatandaşın ilgisi, beklentisi de azalıyor. Bizim Türkiye’deki soydaşlardan beklentimiz bu ilgi ve alakayı azaltmamaları. Bizim için demokratik hakkımız kıymetli. Hak ve hukukumuza sahip çıkmak kıymetli. İrademizi sandığa yansıtmak çok önemli bizim açımızdan. Dolayısıyla Türkiye’deki soydaşlar, Bulgaristan’daki soydaşlarımız yılgınlığa kapılmadan seçim sandığına gidip özgür iradesiyle oradaki görüşünü sandığa yansıtsın. Yansıtsın ki bunun bir sonucu olarak da Bulgaristan Parlamentosu’nun temsiliyeti olsun. Bir hak hukuk istediğinde onu isteyecek kişi olsun. Bizim için bu çok kıymetli. Bu yüzden de vatandaşlarımızı bu konuda seslenmek istiyorum” diye konuştu.
‘İSTEYEN ELEKTRONİK OY KULLANABİLİYOR’
Edirne’de ve Türkiye’nin belli illerinde ise çifte vatandaşların elektronik olarak oylarını kullanabildiğini anlatan Güneş, “Edirne ilinde ve Türkiye’nin işte belli başlı illerinde Bulgaristan parlamento seçimlerinde, elektronik oylamayla biz oy kullanabiliyoruz. Makine üzerinden oylama yapabiliyor vatandaş. Makine oylamasında şöyle bir rahatlık var. Dijital bir kart, yani bankamatik kartı gibi bir kart takıyoruz cihaza. Cihazın önümüzdeki sayfasında numaralar beliriyor. Dilediğiniz numarayı seçip alttaki onaylama tuşuna bastığınızda direkt seçmiş oluyorsunuz ve size bir kağıt çıktısı, bir pusula veriyor. O pusulaya da sandığa atmak suretiyle oyunuzu kullanmış oluyorsunuz. Çok daha basit bir işlem ama klasik oy kullanıcıları da yine pusulayı tercih edebilir” ifadelerini kullandı.
ÇORLU’DA ÇİFTE VATANDAŞLAR SANDIK BAŞINDA
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde ise Çorlu Bilim ve Sanat Merkezi’nde kurulan sandıklarda çifte vatandaşlar, saat 07.00’den itibaren oylarını kullanmaya başladı. Elektronik oy kullanma sisteminin de kullanıldığı okulda yoğunluk oluştu. Listelerde isimleri olmayanlar ise okullardaki görevli yazıcılar tarafından beyanname doldurup oylarını kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KazAID Başkanı Arken Arıstanov, kurulma amaçlarını, faaliyetlerini ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile işbirliği hakkında AA muhabirine konuştu.
Arıstanov, Kazakistan’ın 1991’de bağımsızlığını kazandığını hatırlatarak “İlk başta ekonomik sıkıntılarımız vardı ve alıcı ülke konumundaydık. Türkiye’den de yardım aldık. Çok sayıda Türk şirketi başkent Astana’yı inşa etmede yardımcı oldu.” dedi.
Dünya Bankası sınıflandırılmasına göre 2006’dan bu yana orta gelirli ve artık donör ülke haline geldiklerini belirten Arıstanov, “Kazakistan, son 10 yılda başta Orta Asya ülkeleri olmak üzere diğer ülkelere 600 milyon dolardan fazla insani yardım sağladı.” ifadesini kullandı.
Arıstanov, 2014’te ülkede resmi kalkınma yardımlarına ilişkin kanunun kabul edildiğini, 2020 yılında ise Kazakistan Dışişleri Bakanlığı nezdinde KazAID’in resmi olarak kurulduğunu belirterek “Kovid-19 salgını nedeniyle ilk iki yıl faaliyetlerimizi aktif bir şekilde yürütemedik ancak şu anda projelerimizi hayata geçirmeye başladık.” diye konuştu.
KazAID olarak dijitalleşme, eğitim ve kamu yönetimi alanlarında faaliyetlerini yoğunlaştırdıklarını dile getiren Arıstanov, “Kazakistan’ın halihazırda ilerleme kaydettiği sektörlerde tecrübe alışverişini amaçlıyoruz. Bu yıl e-devlet yazılım ürünlerimizi Afrika ülkelerine hibe etmeye başladık.” dedi.
Arıstanov, 6 Şubat depremlerinde Türkiye’ye kardeş eli uzatan ilk ülkelerden birinin Kazakistan olduğunu ve Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nde deprem bölgesine bir okul armağan edilmesi konusunda öneride bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
“Bu projenin operatörü olarak şu anda Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 960 öğrenci kapasiteli okulun inşaat projesini başlattık. Gelecek sene sonunda inşaatı tamamlayarak Türkiye Milli Eğitim Bakanlığına devretmeyi planlıyoruz.”
“TİKA’nın tecrübesini önemli buluyoruz”
Arıstanov, KazAID olarak üçlü işbirliklerini önemsediklerini ve bu kapsamda TİKA’nın tecrübesinden yararlanmak istediklerini belirtti.
TİKA’nın Kazakistan Koordinatörü Hüseyin Hikmet Özdenoğlu ile ilk kez bir ortak projeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Arıstanov, “Kazakistan’ın KazAID’i ve Türkiye’nin TİKA’sı olarak Tacikistan ve Kırgızistan’dan tıp öğrencilerine Astana Tıp Üniversitesi’nde Türk hocalar tarafından tıpta entegre eğitim modülü üzerine seminer düzenledik. Bir haftalık eğitimi tamamlayanlara sertifikalarını takdim ettik.” dedi.
Başkan Arıstanov, “Biz daha yolun başındayız dolayısıyla TİKA’nın projeyi geliştirme, hayata geçirme ve sonraki süreci destekleme gibi alanlardaki tecrübesini önemli buluyoruz. Bu gibi ortak faaliyetlerle birbirimizi destekliyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bu yıl TİKA, Afganistan’daki çiftçilerin eğitim programını destekledi. Gelecek sene bu projeyi biz de desteklemek istiyoruz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DERVİŞOĞLU’NUN FIRLATTIĞI İPİ BAHÇELİ İSTEDİ
Dervişoğlu’nun ardından Bahçeli’den de sürpriz bir hamle geldi. Dervişoğlu’nun konuşmasını dinleyen Bahçeli, ipi odasına asmak için İyi Parti‘den istedi.

MHP lideri Bahçeli’nin kendisine fırlatılan idam ipini istemesine de jet bir yanıt veren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu “Odasına urganı değil, konuşmamı assın. Biz milliyetçilikten çok cumhuriyet değerlerini savunuyoruz. Urgan şu an nerede bilinmiyor, arkadaşlardan biri almış olabilir. Bulunduğu takdirde, Devlet Bey isterse veririm” ifadelerini kullandı.
İDAM İPİNİ PARTİ POŞETİ İÇİNDE GÖNDERDİ
Dervişoğlu açıklamasının ardından ise Bahçeli’nin istediği idam ipini MHP Genel Merkezi’ne yolladı. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, parti poşeti içinde gönderdiği ip içinse bir şart koşarak 17-25 Aralık saatinin üzerinde durmasını istedi.
BAHÇELİ İPİ MAKAM ODASINA ASTI
MHP lideri Bahçeli, Dervişoğlu’nun gönderdiği ipi teslim aldı. İpi makam odasına asan Bahçeli poz da verdi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZAN, 24 Ekim (Xinhua) — Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Mısır ile birbirini kollayan samimi bir dost ve ortak kalkınmada yakın bir ortak olmaya istekli olduklarını söyledi.
Xi, söz konusu açıklamayı Çarşamba günü, 16. BRICS Zirvesi sırasında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmede yaptı. Xi, BRICS Zirvesi’ne ilk kez tam üye olarak katılan Mısır’ı kutlayarak durumdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Xi, ulusal egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarını koruma konusunda Mısır’a güçlü destek verdiklerini belirtti.
Sisi ise Çin’in Mısır ve Afrika ülkelerinin en samimi dostu olduğunu kaydederek Mısır’a verdiği değerli destek için Çin’e teşekkür etti.
Mısır’ın tek Çin ilkesine sıkı şekilde riayet ettiğini söyleyen Sisi, Taiwan sorununun Çin için son derece önemli olduğunu tam olarak anladıklarını ifade etti.
İki taraf Ortadoğu’daki mevcut durum hakkında da görüş alışverişinde bulundu. Xi, Çin’in bölgedeki mevcut durumdan derin endişe duyduğunu vurguladı.
Bölgedeki savaş ve kaosun kimsenin çıkarına hizmet etmediğini ve Filistin meselesinin Ortadoğu sorununun özünü oluşturduğunu belirten Xi, an itibarıyla acilen yapılması gereken şeyin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarını tam ve etkili şekilde uygulamak ve Gazze’deki çatışmaları bir an önce sona erdirmek olduğunu söyledi.
Xi, Filistin sorununda en kısa sürede kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşabilmek için iki devletli çözümün uygulanması gerektiğini belirtti.
Mısır’ın ateşkes sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi yönündeki çabalarını takdir ettiklerini söyleyen Xi, Filistin- İsrail çatışmasının en kısa sürede sonlandırılması ve bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için Mısır ile koordinasyon ve işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seçim meydanlarında Türk Milleti’ne verilen sözlerin tutulması gerektiği inancını taşıdıklarını ifade eden Göçmen açıklamasında; “Türk Milleti’nin karşısında duran ve dış güçlerin maşası olan zihniyetlerin içeride de var olduğu açıkça görülmektedir. Seçim meydanlarında sözler verip, seçim sonrası meclis çatısı altında koltuklarını koruma derdine düşen siyasi liderler, aslında millete değil kendi çıkarlarına hizmet etmektedir” dedi. Göçmen açıklamasını şöyle sürdürdü; “Türk milleti; Kürdü, Alevisi, Çerkezi, Lazı ve Türkü ile bir bütündür. 40 yıldır verilen zarar, asla unutulmayacak ve bir gün hatırlatılacaktır. Dış güçlerin, özellikle Amerika ve İsrail’in maşası haline gelen Abdullah Öcalan ve teröristleri, yıllardır ülkemize saldırmakta, kız çocuklarımıza tecavüz etmekte, askerimize ve polisimize kurşun sıkmaktadır. Ancak, bu tasmalı teröristlerin başarılı olamayacağı aşikardır. Türk milliyetçileri ve ülkücüler olarak bu oyunlara hiçbir zaman ortak olmayacak, milletimizin birliğine ve dirliğine kasteden her türlü fitneye karşı duruşumuzu sürdüreceğiz. Türk milleti, bütün kimlikleriyle tek bir millettir ve bu gerçeği kimse değiştiremeyecektir.” – KIRŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi, sürdürülebilir yaşam ve geri dönüşüm konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla örnek bir projeyi hayata geçirdi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde düzenlenen atölyede, İleri Dönüşüm Çalışma Grubu üyeleri, daha önce çeşitli etkinliklerde kullanılan ve atıl durumda olan atık malzemeleri yeniden değerlendirdi.
Kadın Meclisi üyelerinin özverili çalışmaları sonucunda, atık malzemeler göz alıcı ve kullanışlı çantalara dönüştürüldü. Sürdürülebilir yaşama dikkat çekmek amacıyla üretilen bu çantaların özel günlerde dağıtılması planlanıyor.
Etkinlikte ayrıca, önümüzdeki bir yılda gerçekleştirilecek benzer çalışmaların takvimi de belirlendi. Nilüfer’de yaşayan tüm kadınlar, düzenlenecek atölye çalışmalarına davet edildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AA’nın, Anadolu’daki arkeolojik kazılarda, öngörülenden daha eski dönemlere tarihlenen verilere ulaşılmasına ilişkin dosya haberinin ilk bölümünde, Şanlıurfa’nın merkez Haliliye ilçesi sınırlarında kırsal Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan Göbeklitepe’deki bulgular ele alındı.
Kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki Örencik Mahallesi’nde, 1963’te yapılan yüzey çalışmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe’de 1995’ten bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde kazı çalışmaları yürütülüyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2018’de dahil edilen Göbeklitepe’deki kazılarda elde edilen sonuçlar hem dünyanın ilgisini bu alana çekti hem de tarih yazımını değiştirecek veriler ortaya koydu.
Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1995’te başlayan kazılarla Göbeklitepe’nin neolitik çağın anıtsal yapılarını barındırdığının öğrenildiğini belirtti.
Kazılarda, M.Ö. 9600’lü yıllar ile 8200’lü yıllar arasına tarihlenen yaklaşık 1500 yıllık süreci yansıtan yerleşim katmanlarının kısmen açığa çıkarıldığını anlatan Karul, burada kamusal özellik taşıyan anıtsal yapıların olmasının arkeoloji camiasında büyük etki yarattığını kaydetti.
Karul, şöyle konuştu:
“Göbeklitepe’nin içerisinde insanların günlük hayatlarını sürdürdükleri konutların da olduğu kamusal yapıların olması, dolayısıyla buraların insanların bir araya geldikleri inançlarla ilgili bir yer olmasından öte bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı anlaşıldı.
Nitekim 2021’de Taş Tepeler ile bu bölgedeki Neolitik çağ araştırmaları daha geniş bir bölgeye yayıldığında da benzer sonuçlarla karşılaştık. Bugün Harran Ovası’nın etrafında çok sayıdaki çağdaş yerleşmede yine özel kamusal yapılar ile konutları bir arada gördüğümüz yerleşim yerleri açığa çıkardık.
Göbeklitepe’nin bunların içerisindeki en önemli farkı, bu döneme ilişkin sonraki süreçteki araştırmaları tetikleyen bir yönü oldu. Bunun da başında özellikle buradaki anıtsal yapıların, onlar içerisindeki T biçimi dikili taşlar ve daha da önemlisi T biçimdeki taşların üzerindeki sembollerin varlığı… Bütün bunları bir araya getirdiğimiz zaman bize 12 bin yıl önceki insanın mimarlıkta, teknolojide, sanatta ne kadar ileri toplumlar olduğunu gösterdi diyebiliriz.” dedi.
Tarım ve hayvancılık yerleşikliğin nedeni değil sonucu
Karul, Taş Tepeler Projesi kapsamında Göbeklitepe ve çağdaş alanlarda yürütülen çalışmalarda elde edilen bilgilerle, o dönemdeki yaşama ilişkin önceki düşüncelerin aksine sonuçlara ulaştıklarını, avcı-toplayıcı bir yaşam süren toplulukların yerleşik yaşamı benimsediklerini gördüklerini anlattı.
Yerleşik hayata geçilmesine rağmen bu toplulukların henüz tarım ve hayvancılığı bilmediğinin anlaşıldığını vurgulayan Karul, Göbeklitepe’de yerleşiklikle beraber çevredeki kaynakların daha etkin bir şekilde değerlendirildiğinin görüldüğüne işaret etti.
Dönemin ileri aşamalarında bitki yetiştiriciliği ve hayvan evcilleştirme denemeleriyle karşılaştıklarına dikkati çeken Karul, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yerleşikliğin hemen ardından bitkileri tarıma aldıklarını ve hayvanları evcilleştirdiklerini görüyoruz. Dolayısıyla Göbeklitepe ve benzeri yerlerde yerleşiklikle başlayan süreç, bugünkü toplumsal düzenin temelindeki en önemli girdi olan üretici yaşamın da başlangıcını gördüğümüz bir yer olarak arkeoloji tarihçesinde önemli bir yer tuttu.
Göbeklitepe’yi bu kadar önemli yapan, toplumun büyük bir kısmının ilgisini çeken, dünya ölçeğinde ilgisini çeken şey, bizim geçmişe bakış açımızın, algımızın ne kadar yanlış olduğunu adeta gözler önüne sermesi. Başka bir ifadeyle de yüzümüze vurması oldu.
Bunu nasıl biraz daha açıklayabiliriz derseniz, Göbeklitepe gibi yerlerin özellikle geçmişteki toplumların ilkel, az gelişmiş toplumlar olduğu algısını köklü bir şekilde değiştirdiğini anlıyoruz. Modern insan geçmişe ilerlemiş bir şekilde bakar ve geçmişi düşündüğünde de kendisi zamanın sonunda olduğu için kendisini geçmişe göre en gelişmiş bireyler, insanlar ve toplumlar olarak algılar. Göbeklitepe bize 12 bin yıl önce burada yaşayan insanların anıtsal mimariler yapabilen, bir araya gelip bu yapıların içerisinde meclisler kuran ve o dikili taşları, onların üzerindeki ağırlıklı hayvan betimleriyle oluşturdukları sahneleri işleyebilen ve bunlarla birtakım mitolojik hikayeleri yaşamlarının bir parçası haline getiren topluluklar olduğunu gösterdi.
Böyle düşünüldüğünde 12 bin yıl önce Göbeklitepe’deki insanın bugünkü toplumdan hiç de geri kalmayacak yönlerinin, sanatçılarının, hikaye anlatıcılarının olduğunu, o hikayeleri bu dikili taşların üzerine işleyebilecek sanatkarların, bu binaları yapan, tasarlayan o dönemin mimarları ve ustaları olduğunu gösterdi. Bizim bugünkü bakış açımızın geçmişi ne kadar küçümseyici olduğunu da yüzümüze vurmuş oldu diyebiliriz.”
“Becerilerinin ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterdi”
Göbeklitepe ve çağdaşı alanlardaki bulguların tarih yazımını değiştirebildiğini ifade eden Karul, şu bilgileri aktardı:
“Tarih kitapları dünyanın hemen hemen her yerinde son yıllarda kuşkusuz değişiyordur. Özellikle yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık olduğu düşünülürken Göbeklitepe ve çağdaşı yerler, yerleşikliğin nedeninin tarım ve hayvancılık değil, tarım ve hayvancılığın yerleşiminin bir sonucu olduğunu gösteren yerlerin başında geliyor. Bilginin değişmesi bakımından düşündüğümüzde en önemli dizilerden biri.
Yine okul kitaplarında geçmiş dönemdeki, 12 bin yıl önceki insanların yaşam mücadelesi vermekle sınırlı bir hayat sürdürdükleri algısı var. İnsanların mağaralarda yaşadığı ve zorluklar içerisinde yaşadığı gibi bir algı vardı. Göbeklitepe’de bunun ne kadar gerçek dışı olduğunu, 12 bin yıl önceki insanların becerilerinin, başarılarının her anlamda, teknolojide, mimarlıkta ne kadar üst düzeyde olduğunu gösterdiğini de rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Böyle bakıldığında tarih yazımındaki yanlışları büyük bir oranda düzelten arkeolojik keşiflerin başında geliyor diyebiliriz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Cumartesi günü San Gabriel Dağları’nda meydana geldi. Polis, şüphelinin olay yerinden arabayla kaçtığını, ancak kısa bir süre sonra kaza yaptığını bildirdi. Emir Lowe, cinayet şüphesiyle tutuklandı.
Paul Lowe, Londra Sanat Üniversitesi’nde profesördü ve dünyaca ünlü bir foto muhabiriydi. Kariyeri boyunca Berlin Duvarı’nın yıkılışı, Nelson Mandela’nın serbest bırakılması gibi tarihi olayları fotoğraflamıştı. Özellikle Saraybosna kuşatması sırasında çektiği fotoğraflarla tanınıyordu.
Meslektaşları ve arkadaşları, Lowe’u “nazik, coşkulu ve cesur” bir insan olarak anıyor. Bosna Hersek Büyükelçiliği onu “büyük bir sanatçı” olarak nitelendirdi.
Bu trajik olay, fotoğrafçılık ve gazetecilik dünyasında büyük üzüntüye yol açtı. Lowe’un ani kaybı, onun insani değerlerini ve profesyonel başarılarını bir kez daha gündeme getirdi.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor ve Emir Lowe’un önümüzdeki günlerde mahkemeye çıkması bekleniyor.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>14 Ekim’de, Alex Lang adlı paraşütçü, 138 metre yüksekliğindeki piramidin üzerinde uçarken, zirvede hareket eden bir şey fark etti. Yakınlaştığında bunun bir köpek olduğunu gördü. Lang, köpeğin tepede dolaştığını ve yukarıda uçan kuşlara havladığını belirtti.
Bu olağandışı görüntü, sosyal medyada hızla yayıldı ve binlerce beğeni aldı. İzleyenler, köpeğin nasıl bu kadar yükseğe tırmanabildiğini merak etti. Bazıları durumu esprili bir şekilde yorumlarken, diğerleri köpeğin güvenliği için endişelendi.
Büyük Giza Piramidi, yaklaşık 4500 yıl önce Firavun Khufu zamanında inşa edildi ve uzun süre dünyanın en yüksek yapısı olarak kaldı. Bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan piramit, her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor.
Piramitlere tırmanmak yasak olmasına rağmen, bu cesur köpek bir şekilde zirveye ulaşmayı başardı. Köpeğin nasıl tepeyeçıktığı veya ne kadar süre orada kaldığı bilinmiyor. Ayrıca, sonunda nasıl kurtarıldığı da açıklanmadı.
Bu olay, antik yapıların korunması ve güvenliği konusunda yeni tartışmalar başlattı. Yetkililer, benzer olayların tekrarlanmaması için önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak, bir köpeğin dünyanın en ünlü antik yapılarından birinin tepesinde görülmesi, hem şaşkınlık hem de eğlence yarattı. Bu beklenmedik olay, Büyük Giza Piramidi’nin hala sürprizlerle dolu olduğunu gösteriyor.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GÖRMENİN BEDELİ DUDAK UÇUKLATTI
Tema parkına girmenin ve minyatür Galata Kulesi’ni görmenin bedeli ise 109 Suudi Arabistan riyali. Türk lirasına çevrildiğinde bu fiyat yaklaşık 1.000 TL’yi buluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dawn gazetesindeki habere göre, akşam saatlerinde Karaçi’deki Cinnah Uluslararası Havalimanı yakınında büyük bir patlama meydana geldi.
İlk belirlemelere göre patlamada 1 kişi yaşamını yitirdi, 7 kişi yaralandı.
Patlamanın etkisiyle çevredeki çok sayıda araç alev alırken, patlama sesi şehrin birçok noktasından duyuldu.
Yetkililer, Cinnah Uluslararası Havalimanı’na giriş ve çıkışların kapatıldığını açıklarken, uçuş operasyonlarının devam edeceğini kaydetti.
Polis yetkilileri, havalimanı dışında bir tankerin patladığını belirtti.
Sind Eyaletiİçişleri Bakanı Ziyaül Hasan Lanjar ise el yapımı patlayıcıyla yabancıların hedef alındığını açıkladı.
Söz konusu yabancıların kim ya da kimler olduğuna yönelik bilgi paylaşılmadı.
“Çin vatandaşları hedef alındı”
Öte yandan, Sind İçişleri Bakanlığından adının açıklanmasını istemeyen bir yetkili, yaptığı açıklamada, olayın Çin vatandaşlarına yönelik bir saldırı olduğunu söyledi.
Pakistan’da Pekin yönetiminin Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında başlatılan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru projelerinde çalışan binlerce Çinli işçi bulunuyor. Ülkedeki Çin vatandaşlarına yönelik zaman zaman saldırılar düzenleniyor.
Hayber-Pahtunhva eyaletinde 26 Mart’ta Çinli şirketlerce yürütülen Dasu Hidroelektrik Santrali’nin inşaatında çalışan mühendisleri ve işçileri taşıyan araç konvoyuna düzenlenen saldırıda 5’i Çinli, biri Pakistanlı 6 kişi hayatını kaybetmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Dünya çapında kick boks organizasyonu olan Mega Fight Arena serisi Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlendi. Organizasyona dünyaca ünlü kick boks sporcuları katıldı.
Dünyaca ünlü kick boks sporcularının katıldığı MFA organizasyonu Burak Mataracı ve Mert Akdağ tarafından İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlendi. Tanınmış kick boks sporcuları, Türkiye’yi uluslararası alanda temsil eden sporcularla ringde karşı karşıya geldi. Binlerce sporsever ise bu büyük organizasyonu takip etmek için Sinan Erdem Spor Salonu’nu doldurdu. Öte yandan ünlü oyuncu Şafak Sezer ve ünlü isimler de etkinliği izlemek için salona geldi.
Gecenin organizatörlerinden Burak Mataracı yaptığı açıklamada, “Bu sene bildiğiniz üzere MFA yine kendine yakışanı yaptı. Büyük bir hazırlıkla beraber aylarca inanılmaz şekilde bu geceye hazırlandık. İnanıyoruz ki bu sefer gerçekten hak ettiği yeri, dövüş camiası olarak bu sporu daha ileriye taşıyacağız. Mert’in çok büyük destekleri var, bu yolda bana inandı, ortak oldu. Ünlü iş insanlardan çok değerli bir kardeşimiz. Buradan sonrasında iş istediğimiz noktalara doğru gidecek iyi başarılar yakalayacağız. Artık MFA’yı hak ettiği yerlere taşımak istiyoruz. Burada dünyaca ünlü isimler de olacak. Biz MFA olarak artık işin boks dışında şov kısmıyla da ilgileniyoruz. Durum böyle olduğu için şov kısmına yatırımlar yaptık. Ünlü isimlerin de konserleri olacak” diye konuştu.
Organizasyonun ortaklarından olan Mert Akdağ, her sene daha da geliştirerek devam edeceklerini belirterek, “Benim ilk gecem ama daha devamı olacak. Biz bunu sürekli düzenleyeceğiz ve bir sonraki organizasyonu bundan daha ileriye taşıyacağız. İkimiz birlikte çok şey başardık. Daha iyileri hepimizi bekliyor. Gelecekte benim youtuber dövüştürme fikrim var. Bu planları gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız. İnşallah her zamanki gibi bu işin sonunda boks kazanır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlar birçok nedenden dolayı içki içerler.
Kutlamak, sosyalleşmek ve hatta stresi azaltmak yaygın alkol tüketim nedenleri arasında gösterilir.
Bazı araştırmalar, kırmızı şarap gibi bazı alkollü içeceklerin sınırlı tüketiminin sağlığa iyi gelebileceğini de öne sürüyor.
Ancak Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlıklı bir alkol tüketim seviyesi bulunmuyor.
BBC Dünya Servisi’nin The Food Chain isimli programı içki içmenin risklerini ve faydalarını inceledi.
DSÖ’nün araştırması
DSÖ’nün yakın tarihli bir raporuna göre, yılda 2,6 milyon kişi alkol tüketimine bağlı nedenlerle ölüyor.
Alkol, bağırsak ve meme kanseri de dahil olmak üzere en az yedi kanser türünün nedenleri arasında gösteriliyor.
DSÖ tarafından yapılan ayrıntılı bir çalışma; hafif ve orta düzeyde tüketime karşılık gelen 1,5 litreden az şarap, 3,5 litreden az biranın dahi tehlikeli olduğunu açıklıyor.
DSÖ’nün yeni kılavuzunda, güvenli bir tüketim miktarının olmadığı, “herhangi bir alkollü içeceğin ilk damlasıyla sağlık riskinin başladığı” belirtiliyor.
Tüketimde düşüş
DSÖ verileri, dünya genelinde kişi başına toplam alkol tüketiminin 2010’da kaydedilen 5,7 litreden, 2019’da 5,5 litreye hafif bir düşüş gösterdiğini ortaya koyuyor.
Alkol tüketiminde erkekler kadınların önünde geliyor. Ortalama olarak kadınlar yılda 2,2 litre, erkekler 8,2 litre alkol tüketiyor.
İngiltere’nin Berkshire bölgesinde yaşayan Anna Tait (44) alkolü tamamen bıraktı.
Tait, “Genel olarak çok fazla içtiğimi söyleyemem ama cuma olduğunda çok fazla alkol tüketiyordum. İşten sonra birkaç bira, birkaç cin içip sonra kocamla bir şişe şarabı paylaşmayı dört gözle bekliyordum” diye anlatıyor.
Tait Cumartesi günü de alkol tüketiyordu. Sonra Perşembe ve Pazar günleri de içtiğini fark etti.
Ancak bu yılın başlarında katılacağı maraton için antrenman yapmaya başladı ve antrenörü onu alkolü bırakmaya teşvik etti.
Kocası da spor yapıyordu ve ikisi de alkol tüketimini kesti.
Tait, “Çok büyük bir değişim oldu. Kendimi daha güçlü veya daha iyi hissediyorum” diyor.
Ancak sosyal ortamlarda çiftin alkol almayacağını anlayan arkadaşlarının bundan mutlu olmadığını da aktarıyor.
Almanya’nın Bavyera eyaletinden 22 yaşındaki Amelie Hauenstein, içkiyi bırakmak için arkadaş desteğini aldı.
Hauenstein, “İçmediğim zaman eğlenceli bir gece geçirmediğimi fark ettim” diyor ve devam ediyor:
“Bırakmak istedim çünkü pazar günü uyandığımda bir önceki gün ne yaptığını bilmemek çok kötü bir histi”
Hauenstein da Tait gibi yaşadığı gelişimden dolayı çok mutlu hissediyor.
Bilim yanılıyor mu?
Programa konuşan iki kadının deneyimleri, alkolü bırakmanın onlar üzerindeki sağlık faydalarını açıkça gösteriyor.
Kanada’da madde bağımlılığı üzerine çalışan Dr. Tim Stockwell, Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırma sonuçlarına katılıyor.
Stockwell, “Alkol esasen riskli bir maddedir ve risk bunu içmeye başladığınız anda başlar” diyor.
Stockwell, düşük seviyelerde alkol tüketimi ile ölüm oranları arasındaki bağlantıyı anlamak için 107 makaleyi analiz etti.
British Medical Journal isimli tıbbi yayın, yüzde bir ölüm riskini orta, binde bir ölüm riskini düşük seviye olarak tanımlıyor.
Bu seviyeler ülkeden ülkeye farklı konumlandırılıyor.
İngiltere hükümeti haftada on dört üniteden fazla içilmemesini öneriyor, bu da yaklaşık altı orta boy bardak şarap veya biraya karşılık geliyor.
Stockwell, ölçülü alkol kullanımının sağlığa iyi gelebileceği fikrinin araştırma metodolojisinin zayıf olmasından kaynaklandığını savunuyor.
Soruların olması gerektiği seviyede olmadığını, geçmiş alkol tüketimlerinin hesaba katılmadığını, bazı önemli faktörlerin göz ardı edildiğini söylüyor.
Stockwell, “Orta seviye içki tüketenler daha yüksek gelir grubundaydı. Daha iyi besleniyor, egzersiz yapıyor ve sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşıyorlardı. Daha iyi işleri ve daha ince bir bel ölçüleri vardı” diyor.
Fayda-zarar dengesi’Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok’
Ancak herkes alkol ile ilgili risklerin endişe verici seviyede olduğunu düşünmüyor.
Profesör Sir David Spiegelhalter, “Günde bir veya iki bardak alkol tüketiminin risklerini anlamaya çalışma saplantısını gerçekten anlamıyorum” diyor.
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde istatistik profesörü olan Spiegelhalter, riski nasıl anlamlandırabileceğimizi açıklıyor:
“Güvenli bir sürüşün de seviyesi yok. Güvenli bir yaşamın da öyle. Ancak bunları kesmeyi kimse önermiyor. Fayda-zarar dengelerine bakmamız gerekiyor.”
Dr. Spiegelhalte, riskleri doğru bir şekilde belirleme kapasitemiz konusunda şüpheci ve “Bence insanların sadece keyif almak için içtiğini kabul etmeliyiz.” diyor.
Spiegelhalte, ne içki firmaları için çalışan bir lobinin de ne de ölçülülük lobisinin (alkole karşı bir hareket) parçası olduğunu vurguluyor ve BBC’ye neden alkol içmekten hoşlandığını anlatıyor:
“Burada risk, ortalama yaşam süresini yüzde bir oranında azalttığı zaman anlamlı oluyor. Elli yılı aşkın süre, günde bir bardak içki içmek hayatınızdan altı ay götürebilir.
Dr. Spiegelhalte, günde bir saat televizyon izlemenin veya haftada iki kez pastırmalı sandviç yemenin de sağlık riskleri taşıdığını ekliyor.
Doktor, yetişkin bireylerin kendileri için neyin iyi olduğuna kendilerinin karar vermesi tavsiyesini yapıyor.
Dr. Tim Stockwell de içki içmekten hoşlanıyor ve alkolü kesmeyi savunmuyor:
“Eğer alkolü hayatınıza renk katan bir şey olarak görüyorsanız, bunun küçük riskler getireceğini bilerek değerlendiriyorsunuzdur”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVRUPA Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, öneri sistemlerinin tasarımı ve işleyişi hakkında detaylı bilgi istedi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, algoritmalarının kullanıcılara içerik önerirken kullandığı parametreler ve seçim süreci ile ruh sağlığı ve küçüklerin korunmasıyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere bazı sistemik riskleri artırmadaki rolleri hakkında bilgi istedi.
AB, teknoloji firmalarının talep edilen bilgileri 15 Kasım’a kadar sunmaları gerektiğini, yanlış veya eksik yanıt verilmesi halinde şirketlere para cezası kesebileceği belirtildi. AB’nin teknoloji kuralları kapsamında Avrupa’da faaliyet gösteren büyük şirketler ve dijital platformların katı kurallara uyması gerekiyor. AB, kurallarını ihlal eden firmalara yüksek para cezası uygulayabiliyor. Daha önce, Facebook, Instagram, AliExpress ve TikTok gibi platformları etkileyen DSA kapsamında uyumsuzluk soruşturmaları başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Suriye ofisi, Lübnan’da yerinden edilen sivillerin sığındığı barınaklardan görüntüler paylaştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırılarında son 24 saat içerisinde 105 kişinin hayatını kaybettiğini, 359 kişinin ise yaralandığını duyurdu. UNHCR Suriye ofisi, bölgedeki gerilimin giderek artması sebebiyle bu hafta 70 binden fazla Lübnanlının yerinden edildiğine dikkat çekerek, yerinden edilmiş sivillere barınaklar kurduğunu ifade etti. Sınır bölgesinde kurulan barınaklardan paylaşılan görüntülerde, insanların çadırlarda kaldığı, yatak yerine kartonların kullanıldığı kaydedildi. BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM) dün paylaştığı verilerde, Lübnan’da son bir hafta içinde 118 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. Ekim 2023’ten bu yana ise 211 bin kişinin yerinden edildiği ifade edildi. IOM açıklamasında, “Yüzde 42’si Bent Jbeil’den, yüzde 17’si Sour’dan ve yüzde 14’ü Marjaayoun’dan. Geri kalan yüzde 27’lik kesim ise Baalbek, Baabda, El Nabatieh, Saida, Hasbaya, Beyrut, El Hermel, Jezzine, Batı Bekaa, Zahle ve Chouf olmak üzere 11 farklı bölgeden gelmektedir. Bu dönemde en çok yeni yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan ilçeler Beyrut, Chouf, Baabda, Saida ve Aley’dir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>85 FÜZEYLE YAKLAŞIK 80 TON PATLAYICI ATILDI
İsrail, Cuma günü Lübnan’ın başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiyeh semtinde Hizbullah’ın ana karargâhını hedef alan bir dizi saldırıda bulunmuştu. İsrail Savunma Kuvvetleri, Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiyeh’teki sivil binalara, altında Hizbullah’a ait silahlar bulunduğu iddiasıyla saldırıldığını açıklamıştı. İsrail basını, saldırılarda Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve kızı Zeynep’in de öldürüldüğünü yazmış, ancak doğrulama gelmemişti.

Ancak dün sabah İsrail ordusu, Cuma günkü hava saldırısında Nasrallah’ı öldürdüğünü ve Lübnanlı gruba en önemli darbeyi vurduğunu açıkladı. Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen 140 hedefin vurulduğu ifade edilen açıklamada, “Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın bulunduğu yere her biri yaklaşık 1 ton olmak üzere 85 füzeyle yaklaşık 80 ton patlayıcı atıldığı” kaydedildi. İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de, ordunun Nasrallah ve Hizbullah karargâhını vurma planını uzun hazırlıklardan sonra hayata geçirdiğini ifade etti, “Doğru zamanda ve çok hassas bir şekilde yapıldı. Alet çantamızdaki son şey bu değil. İleri gitmek adına daha fazla kabiliyetimiz var” dedi.
“DİRENİŞ KIRILMAYACAK, SAVAŞÇI RUH DAHA GÜÇLENECEK”
Ardından Lübnan Hizbullahı’ndan açıklama geldi ve Nasrallah’ın ölümü doğrulandı. Hizbullah açıklamasında, “Hizbullah düşmanla mücadeleyi, Gazze ve Filistin’e desteği, Lübnan ile kararlı ve onurlu halkını savunmasını sürdürecek” denildi. Irak’ta 3 günlük yas ilan edilirken, Hamas da, Nasrallah’ın öldürülmesinin direnişi daha da güçlendireceğini vurguladı. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı İsrail’de ise 1000 kişiden fazla kalabalığın toplanması yasaklandı. Hizbullah’ın müttefiki olan Yemen’deki İran destekli Husiler de, “Direniş kırılmayacak, Lübnan’daki ve tüm cephelerdeki kardeşlerin savaşçı ruhu daha da güçlenecek ve büyüyecek” açıklamasını yaptı.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise, Müslümanlara yönelik çağrısında, “sahip oldukları her türlü imkânla Lübnan halkının ve onurlu Hizbullah’ın yanında durmalarını, İsrail’in kötü niyetli rejimine karşı onlara yardım etmelerini” istedi. İsrail’in saldırıları, önceki gece ve dün sabah da devam etti. Hizbullah da, bu saldırılara füzelerle karşılık verdi. İsrail’den yapılan açıklamada, “Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın füze birimi komutanı Muhammed Ali İsmail ve yardımcısı Hüseyin Ahmed İsmail, savaş uçaklarıyla düzenlenen saldırıda öldürüldü. Onlarla birlikte Hizbullah’ın diğer mensupları da ortadan kaldırıldı” ifadeleri kullanıldı.
TUĞGENERAL ABBAS NİLFURUŞAN DA ÖLDÜRÜLDÜ
Nasrallah’ın hayatını kaybettiği saldırılarda İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun komutanlarından Tuğgeneral Abbas Nilfuruşan’ın da öldürüldüğü bildirildi. Nilfuruşan, Nisan’da İsrail’in İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına düzenlediği saldırıda öldürülen Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi’nin yerine geçmişti. İsrail, bu yıl içinde Hizbullah’ın diğer bazı üst düzey komutanlarını da öldürmüştü. Bunlar arasında Visam et-Tavil, et-Tavil’in yerine merkezi eğitim birimi denetleme görevine gelen Ahmed Mahmud Vehbi, Nasır Birimi komutanı Talib Sami Abdullah, Aziz Birliği komutanı Muhammet Nimet Nasır, Nasrallah’ın askeri işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Fuad Şükür, Şükür’ün yerine gelen İbrahim Akil bulunuyor.

İsrail merkezli Jerusalem Post, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesine ilişkin operasyonun ayrıntılarını yazdı. Güvenlik kaynaklarına dayandırılan habere göre, Nasrallah’a suikast için gerekli siyasi, istihbarat ve operasyonel koşullar çarşamba günü oluştu. Askeri istihbaratın önerisi üzerine kanlı operasyon için hazırlıklar başlatıldı ve Hizbullah liderliğinin toplanacağı zaman beklendi. Bu arada Netanyahu, ateşkes süreciyle ilgili daha önceki açıklamalarının aksine farklı sinyaller verdi ve ABD’ye Amerikan başkanlık uçağının benzeri olan “Siyon Kanadı” ile gitmeyi kararlaştırdı. Bu kararın, Hizbullah liderlerini aldatma manevrası olduğu belirtiliyor. Tersi olsaydı, belki de Hizbullah liderliği Dahiya’daki yeraltı karargahında toplantı yapmayacaktı.
OPERASYON TALİMATI ABD’DEN GELDİ
Operasyon konusunda istişareleri devam etti. Milliyet’te yer alan habere göre perşembe günü de Netanyahu’nun ve beraberindekilerin telefonla katıldığı bir kabine toplantısı düzenlendi, Başbakan ve Savunma Bakanı Yoav Gallant operasyon için yetki aldı. Netanyahu, Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile cuma sabahı BM konuşması öncesi bir toplantı daha yaptı ve son istihbarat bilgileri paylaşıldı. Bir toplantı daha yapılarak Netanyahu’dan onay alındı.
Operasyonu yürüten heyet, Tel Aviv’deki Israil Savunma Gücü’nün yeraltı üssü olan “çukur”a indi. Bu sırada havalanan uçaklar, Beyrut’taki Hizbullah ana karargahını vurdu. Nasrallah ve Hizbullah’ın güney cephesinin komutanı Ali Karaki, diğer üst düzey isimlerle birlikte olay yerinde öldürüldü.
– İsrail’in saldırıları nedeniyle ülke içerisinde yerinden edilenlerin sayısı 200 bine yaklaştı.
– Hizbullah üyelerinin de bulunduğu binlerce kişi, Suriye’de Esad rejiminin boşalttığı Humus, Halep, Şam ve Hama illerine kaçıyor.
– En az 5 bin aile, Suriye’ye geçti.
– Debbusiye ve Cusiyye kapılarından girenler genellikle Humus’un güney ve doğu bölgelerine gelirken, Masnaa ve Telkelah kapılarından girenler Şam ve Hama’daki köylere yöneldi.

HASAN NASRALLAH KİMDİR?
Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, 30 yılı aşkın süredir Hizbullah’ın liderliğini yürütüyor, örgüte lider olduğundan bu yana da sürekli olarak muhtemel bir İsrail saldırısına karşı gizleniyordu. 31 Ağustos 1960’da başkent Beyrut’ta dünyaya geldi. İç savaşın başladığı 1975’te 15 yaşında olan Nasrallah, ailesiyle Sur kentine bağlı el-Bazuriye köyüne döndü ve Şiî Emel Hareketi’ne katıldı. İsrail’in 1982’de Lübnan’ı işgalinden sonra Hizbullah’a katıldı. Abbas Musevi’nin 1992’de İsrail tarafından bir helikopter saldırısıyla öldürülmesinin ardından 12 Şubat 1992’de Hizbullah’ın genel sekreteri seçildi. Nasrallah’ın gelmesinden sonra da Hizbullah, gevşek siyasi sisteme sahip Lübnan’da “devlet içinde devlet” haline geldi ve silahlı kapasitesini artırmanın yanı sıra ülkedeki sivillere de hizmet veren bir yapı haline geldi. Hizbullah’ın 2000’de Güney Lübnan’ın İsrail işgalinden kurtarılması ve Temmuz 2006 savaşında İsrail’e karşı oynadığı rol, Nasrallah’a prestij kazandırdı. Ancak Hizbullah, 2011’deki Suriye devriminin bastırılmasında Beşar Esad rejiminin yanında yer aldı, ülkedeki katliamlara katıldı. Bununla birlikte Nasrallah, Filistin direnişini desteklemek amacıyla Lübnan’ın güneyinde İsrail’e karşı bir cephe açtı.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVAŞI LÜBNAN’A YAYDILAR
7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’yi kan gölüne çevirip on binlerce sivili katleden İsrail’in savaşı Lübnan’a yayma planı devam ederken, Hizbullah mensuplarına yönelik operasyonlar sırasında Nasrallah da hedef alındı.

KOMUTA MERKEZİ DEV BİR ÇUKURA DÖNÜŞTÜ
72 saatlik kanlı bir planın sonunda her biri yaklaşık 1 ton olmak üzere 85 füzeyle yaklaşık 80 ton patlayıcı atlatılan komuta merkezi dev bir çukura dönüşürken bölgeden servis edilen videolarla saldırının vahameti gözler önüne serildi.

CESETLER BİN BİR GÜÇLÜKLE ÇIKARILIYOR
Görüntülerde Hizbullah lideri Nasrallah’ın öldürüldüğü komuta merkezinde oluşan çukurdan cesetlerin bin bir güçlükle çıkarıldığı ve Nasrallah ile arkadaşlarının öldürüldüğü noktanın tonlarca bombanın etkisiyle korkunç bir hal aldığı görülüyor.
Erdem AksoyHaberler.com – Dünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ Savunma Bakanlığı (MSB), Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde 2 PKK/ YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde 1 PKK’lı teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Gücünü asil milletimizden alan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, terörist temizliğine ara vermeden devam ediyor. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı bölgesinde belirlediği 2 PKK/YPG’li terörist ile Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği 1 PKK’lı teröristi etkisiz hale getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakarca mücadeleye devam edecek” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Yavuz, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İlimizde orta hasarlıyken güçlendirme müracaatı yapılmayan binaların yıkımı hızla devam ediyor. Bugün itibarıyla yıkılması gereken orta hasarlı binaların yüzde 40’ını yıktık. Devletimizin desteğiyle şehrimizin yapı stokunu yeniliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Rezerv alanlardaki çalışmaları da inceleyen Yavuz, “Kaynarca Mahallesi Merkez 1. Etap’ta temel kazısı ve zemin etüdü çalışmaları başladı. Yıkım çalışmaları da devam ediyor. Niyazi Mısrı Mahallesi’nde inşaat çalışmaları başlıyor. Şehrimize hayırlı olsun.” açıklamasında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların araçlarda kullanımını yasaklamayı planlıyor. Yetkililer kararın, özellikle otomotiv sektöründeki güvenlik risklerini azaltmayı hedeflediğini ifade etti.
ABD hükümeti, güvenlik endişeleri nedeniyle Çin menşeli yazılımların otomobillerde kullanılmasını yasaklamayı planladığını duyurdu. Yetkililer, ‘Çin’in teknolojik araçlarını kullanmanın potansiyel risklerini’ vurgulayarak, otomotiv sektöründe bağımsızlık sağlamak amacıyla bu düzenlemeyi hayata geçirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Açıklamada, kararın ABD içindeki otomobil üreticilerini etkileyecek ve ülkenin teknoloji politikalarındaki değişimlerin bir parçası olarak görüldüğü belirtildi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Çin’in ABD’nin ulusal güvenlik kavramını aşırı esnetmesine ve ilgili Çin şirketlerine ve ürünlerine karşı ayrımcı önlemler almasına karşı olduğunu söyleyeyim. ABD’yi piyasa ekonomisi ilkelerine saygı göstermeye ve Çinli şirketler için açık, adil, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlamaya çağırıyoruz. Çin, yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusu, pazartesi günü Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine hava saldırıları düzenlediğini açıkladı. Lübnanlı yetkililer saldırılarda en az 492 kişinin öldüğünü, binin üzerinde vatandaşın yaralandığını ve on binlerce kişinin güvenli bölgelere kaçmak üzere yer değiştirmek zorunda kaldığını bildirdi. Saldırının İsrail’in 2006’dan bu yana Hizbullah’a karşı gerçekleştirdiği en ölümcül saldırı niteliğinde olduğu belirtildi.
İsrail’in Hizbullah’a yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısı geçen hafta Hizbullah üyelerinin telsiz ve çağrı cihazlarının patlatıldığı ve binlerce kişi yaralayıp en az 37 kişiyi öldüren gizli operasyonların ardından gerçekleşti.
İsrail ordusu, hava kuvvetlerinin dün Lübnan’da yaklaşık 1600 Hizbullah hedefini vurduğunu ve saldırılarına Hizbullah, İsrail-Lübnan sınırından çekilene dek devam edeceğini ifade etti. Hizbullah da dün İsrail’e yönelik karşı bir saldırı başlattı, bunların çoğu İsrail’in füze savunma sistemi tarafından engellendi. Hizbullah yetkilileri, İsrail ve Hamas, Gazze’de ateşkes konusunda uzlaşana dek saldırılarına devam edeceklerini belirtiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere gittiği Rusya’nın başkenti Moskova’da Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş yaptığı açıklamada, “Resmi temaslarımız dolayısıyla bulunduğumuz Moskova’da, parlamento heyetimizle birlikte Kremlin Meçhul Asker Anıtına çelenk bıraktık” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kuzeydeki Cibaliya Mülteci Kampı sakinlerinden Muhammed, İsrail’in saldırıları nedeniyle annesi ve kız kardeşiyle birlikte Nusayrat Mülteci Kampı’nda Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı okullardan birine sığındı.
Babası kuzeyde kaldığı için ailesinin su ve yiyecek ihtiyacını temin etme görevini üstlenen Muhammed, Temmuz 2014’te Nusayrat Mülteci Kampı’ndaki Sirac Okulunun hedef alındığı saldırıda şarapnel isabet etmesi sonucu elini kaybetti.
Saldırı öncesinde okulda ud eğitimi alan Muhammed, sağ elini kaybettiği için udu bırakmak zorunda kaldı ancak yılmadı ve zoru başararak keman çalmaya başladı.
Kemanla yeniden hayata tutunan Muhammed, şimdilerde protez ele kavuşmak, Gazze dışına çıkmak ve okumak istiyor.
Muhammed’in elini kaybetmesi son değil başlangıç oldu
Edward Said Enstitüsünde müzik eğitmenliği yapan, keman çalan ve şarkı söyleyen 16 yaşındaki Sema Rami Necm, Muhammed’in keman çalmaya başlamasında en büyük etken oldu.
Kendisi de 2 milyon Gazzeli gibi evini terk ederek güneye göç eden Necm, göç sırasında geri dönecekleri umuduyla kemanını yanına aldı ancak dönemedi.
Kemanın çadırda bir süre hiç kullanılmadan durduğunu söyleyen Sema, “Bir gün neden keman çalmadığımı ve çocuklara bunu öğretmediğimi düşündüm. Sonrasında çadır kentlere ve sığınma merkezlerine gidip çocuklara eğitim vermeye başladım. Bu çocuklardan biri de Muhammed Ebu Iyda’ydı.” dedi.
Muhammed’in başlangıçta ud eğitimi aldığını ancak okulun vurulmasından sonra eğitiminin yarıda kaldığını kaydeden Sema, şöyle devam etti:
“Umudumuzu yitirmemek adına Muhammed’in yeniden bir müzik aleti çalmasını istedim. Muhammed’in elinin ampüte edilmesi her şeyin sonu değil bilakis başlangıcıydı. Kemanın arşesini Muhammed’in ampüte edilmiş eline bağlamayı düşündüm. Ud için iki ele de ihtiyaç var ancak kemanda böyle bir yöntem kullanarak başarabileceğimizi düşündüm.”
Uzuvlarını kaybetmiş nice önemli şahsiyeti örnek aldılar
Muhammed başlangıçta çok zorlandığını ve eli yeni ampüte olduğu için çok acı çektiğini ifade eden Sema, daha sonra aleti sevdiğini ve kemanla arasında bir dil oluştuğunu ve şimdilerde kemancı olmak istediğini aktardı.
Çocuklara ilk defa eğitim verdiği için biraz zorlandığını anlatan Sema, “Muhammed’e elinin ampüte edilmesinin dünyanın sonu olmadığını göstermek ve ona umut aşılamak istedim. Bu şekilde uzuvları ampüte edilmiş ancak önemli yerlere gelmiş bilim adamları ve şahsiyetler olduğunu söyledim.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’da Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu Ayşe Melek Okuyucu (42), geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı hazırlığı tezini, eğitim gördüğü Atatürk ÜniversitesiSpor Bilimleri Fakültesi’ne atı ‘Gardaş’a binerek götürdü.
Nimet ve Mükrim Okuyucu çiftinin 4 kızından en büyükleri olan Ayşe Melek Okuyucu, 10 yılı milli olmak üzere 20 yılını verdiği judoyu sakatlanınca bırakmak zorunda kaldı. Yüzlerce madalya, kupa ve şampiyonluk elde eden Okuyucu, kendini çok sevdiği atlı sporlara adadı. 10 yıldır geleneksel Türk okçuluğu ve atlı okçuluk sporu ile uğraşan Ayşe Melek Okuyucu, kurduğu Kızılelma Geleneksel Sporlar ve Atlı Okçuluk Kulübü’nde yüzlerce sporcu yetiştirdi, kadın ve erkeklere at binmeyi ve at sırtında ok atmayı öğretti. Dörtnala giden atın üzerinden attığı okları 12’den vuran Okuyucu, Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde, geleneksel Türk okçuluğu dersleri vererek, konu ile ilgili yüksek lisans da yaptı. Bir dönem Atatürk Üniversitesi Atlı Okçuluk Kulübü’nde antrenörlük yapan Okuyucu, Türkiye’nin ilk kadın atlı okçuluk takımını kurdu ve yetiştirdiği birçok öğrencisine de yüzlerce kupa ve madalya kazandırdı. Atlı Okçuluk Milli Takımı’na girmeyi de başaran Okuyucu, bu yıl Rusya’da düzenlenen Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı.
Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören Ayşe Melek Okuyucu, geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı tez hazırladı. Okuyucu, çiftliğinde hazırladığı atına binerek vatandaşların ilginç bakışları arasında tezini 7 kilometre mesafedeki fakülteye götürdü. Okuyucu atını fakülte binasın demir parmaklıklarına bağlayıp içeri girdi. Tezini savunan Okuyucu yaklaşık bir saat sonra fakülte binasından çıkarak tekrar atına binip çiftliğine gitti.
Okuyucu, tezinin literatürde ilk atlı okçuluk kavramları geçen bir tez olduğunu vurgulayarak, “Tezimde 202 sporcu arkadaşımızın kişilik envanterlerini inceledim. Bunların stresle başa çıkma tarzları arasındaki bağlantıyı bulmaya çalıştım. Stresle başa çıkma yöntemlerinden bahsettik. Atlı okçuluk iki canlının yaptığı bir spor dalıdır. Stres olayında atın da stresi söz konusu. Kapsamlı bir tez oldu. Umarım camiamıza faydası olur. ‘Gardaş’ ismini verdiğim atım benim hayat arkadaşım, can yoldaşım. Otomobil yerine genelde bir yere gideceksem atımla gidiyorum. Üniversiteye tezimi getirirken atımdan başka bir ulaşım aracı kullanamazdım. Atlı okçulukla ilgili hazırlanan tezimi atsız getiremezdim” dedi.
Haber: Turgay İPEK – Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’da Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu Ayşe Melek Okuyucu (42), geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı hazırlığı tezini, eğitim gördüğü Atatürk ÜniversitesiSpor Bilimleri Fakültesi’ne atı ‘Gardaş’a binerek götürdü.
Nimet ve Mükrim Okuyucu çiftinin 4 kızından en büyükleri olan Ayşe Melek Okuyucu, 10 yılı milli olmak üzere 20 yılını verdiği judoyu sakatlanınca bırakmak zorunda kaldı. Yüzlerce madalya, kupa ve şampiyonluk elde eden Okuyucu, kendini çok sevdiği atlı sporlara adadı. 10 yıldır geleneksel Türk okçuluğu ve atlı okçuluk sporu ile uğraşan Ayşe Melek Okuyucu, kurduğu Kızılelma Geleneksel Sporlar ve Atlı Okçuluk Kulübü’nde yüzlerce sporcu yetiştirdi, kadın ve erkeklere at binmeyi ve at sırtında ok atmayı öğretti. Dörtnala giden atın üzerinden attığı okları 12’den vuran Okuyucu, Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde, geleneksel Türk okçuluğu dersleri vererek, konu ile ilgili yüksek lisans da yaptı. Bir dönem Atatürk Üniversitesi Atlı Okçuluk Kulübü’nde antrenörlük yapan Okuyucu, Türkiye’nin ilk kadın atlı okçuluk takımını kurdu ve yetiştirdiği birçok öğrencisine de yüzlerce kupa ve madalya kazandırdı. Atlı Okçuluk Milli Takımı’na girmeyi de başaran Okuyucu, bu yıl Rusya’da düzenlenen Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı.
Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören Ayşe Melek Okuyucu, geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı tez hazırladı. Okuyucu, çiftliğinde hazırladığı atına binerek vatandaşların ilginç bakışları arasında tezini 7 kilometre mesafedeki fakülteye götürdü. Okuyucu atını fakülte binasın demir parmaklıklarına bağlayıp içeri girdi. Tezini savunan Okuyucu yaklaşık bir saat sonra fakülte binasından çıkarak tekrar atına binip çiftliğine gitti.
Okuyucu, tezinin literatürde ilk atlı okçuluk kavramları geçen bir tez olduğunu vurgulayarak, “Tezimde 202 sporcu arkadaşımızın kişilik envanterlerini inceledim. Bunların stresle başa çıkma tarzları arasındaki bağlantıyı bulmaya çalıştım. Stresle başa çıkma yöntemlerinden bahsettik. Atlı okçuluk iki canlının yaptığı bir spor dalıdır. Stres olayında atın da stresi söz konusu. Kapsamlı bir tez oldu. Umarım camiamıza faydası olur. ‘Gardaş’ ismini verdiğim atım benim hayat arkadaşım, can yoldaşım. Otomobil yerine genelde bir yere gideceksem atımla gidiyorum. Üniversiteye tezimi getirirken atımdan başka bir ulaşım aracı kullanamazdım. Atlı okçulukla ilgili hazırlanan tezimi atsız getiremezdim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL, Gazze’nin güneyinde yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı bir okulu vurdu. Saldırıda 22 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı. Filistin Kızılayı (PRCS) ölü ve yaralıları hastaneye naklettiği görüntüleri paylaştı.
Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in bugün Gazze’nin güneyinde bulunan yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı bir okulu vurduğu ifade edildi. Saldırı sonucunda 22 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı. Bakanlık sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, bakanlık çalışanlarının bulunduğu depolara da saldırı düzenlendiği ve 5 çalışanın hayatını kaybettiğini açıkladı. PRCS, ölü ve yaralıları bölgedeki hastaneye naklettiği görüntüleri paylaşarak, “Filistin Kızılayı ekipleri, Gazze şehrinin El-Zaytun mahallesindeki El-Falah Okulu’nu hedef alan saldırının ardından 5 ölü ve 15 yaralıyı nakletti” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da, Afganistan uyruklu çoban E.S. (23), arkadaşının kazayla ateşlediği iddia edilen tabancadan çıkan kurşunla hayatını kaybetti.
Olay, gece saatlerinde Mamak ilçesi Gökçeyurt Mahallesi’nde meydana geldi. Afganistan uyruklu çoban iki arkadaştan H.H’nin (23) iddiaya göre kazara ateşlediği tabancadan çıkan kurşun E.S.’ye isabet etti. İhbar üzerine jandarma ve sağlık ekipleri olay yerine sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde E.S.’nin hayatını kaybettiği belirlendi. E.S.’nin cesedi yapılan incelemeden sonra Ankara Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. H.H. ise jandarma tarafından gözaltına alındı.
Haber-Kamera Gizem ÇORLU-Muhammet BAYRAM ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail, Beyrut’a yönelik hava saldırılarında ölenlerin arasında Hizbullah’ın üst düzey bir komutanı olduğunu açıklamasından sonra Hizbullah İbrahim Akil’in öldüğünü doğrulamıştı. Hizbullah, ayrıca saldırılar sonucunda örgütün bir diğer üst yetkilisi Ahmed Vehbi’nin de öldüğünü bildirdi.
Beyrut’a saldıran İsrail’e, Hizbullah’tan misilleme geldi. Hizbullah, İsrali’in kuzeyindeki askeri bölgeye son bir saat içerisinde 45 füze attı. Askeri bölgede yangın çıktı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANCAKTEPE Belediyesi, dünya genelinde düzenlenen ’21 Eylül Dünya Temizlik Günü’ dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikle gönüllüler Fatih Mahallesi’nde bulunan ormanlık alanda katı atık topladı.
Katılımın yoğun olduğu etkinlikte belediye ekipleri ve çevre gönüllüleri ormanlık alandaki insandan kaynaklı atıkları temizlendi. 50 ton torba içerisinde
yaklaşık bin 250 kilogram atık toplandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Üniversitenin eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine üst düzey destek vermesi amacıyla kurulan BUÜ Uluslararası Akademik Danışma Kurulu çalışmalarına başladı. Dünyaca tanınmış uzman isimlerden oluşan kurul, ilk toplantısını yaptı. Bursa’da düzenlenen toplantıya BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcıları, dekanlar, enstitü müdürleri, ilgili birim koordinatörleri ve idari personel katıldı.
Üniversite tarihinde ilk
Toplantıda kısa bir açılış konuşması yapan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, kurulun üniversitenin uluslararasılaşma hedeflerine yönelik son derece kıymetli katkılar yapacağına inandıklarını vurguladı. BUÜ’nün uluslararası alanda daha etkin bir rol alması için kurulun sunacağı öneriler doğrultusunda çalışmalar yürüteceklerini aktaran Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Yarım asırlık eğitim-öğretim tarihimizde ilk kez Uluslararasılaşma konusunda bir kurul oluşturduk. Bugün yaptığımız toplantı ile de kurulumuzun çalışmalarını başlatmış olduk. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığımızın belirlediği hedeflere yönelik olarak Uluslararasılaşma konusunda özel bir çaba sarf ediyoruz. Dünyanın önde gelen üniversitelerinde çalışan ve alanında tanınmış isimleri kurulumuza aldık. Bizleri kırmayarak bu kurulda yer aldıkları için kıymetli akademisyenlerimize şükranlarımızı iletiyoruz. İşbirliği içerisinde çalışacak ve üniversitemizi uluslararası arenada çok daha görünür hale getireceğiz. Hocalarımızın üniversiteleri başta olmak üzere, dünya çapındaki yükseköğretim kurumlarıyla özel projelere imza atacağız. Uluslararası Akademik Danışma Kurulumuzun üniversitemiz, akademik camiamız ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Uluslararası Akademik İlişkiler Koordinatörlüğü’nün gerçekleştirdiği sunum ile devam eden toplantı, soru-cevap bölümü ve karşılıklı görüş alışverişinin yapılmasının ardından sona erdi. Üniversite yönetimi daha sonra kurul üyeleri için kapsamlı bir Bursa gezisi düzenledi.
Dünyaca tanınmış bilim insanları
BUÜ yönetimi tarafından üniversite tarihinde ilk kez oluşturulan Uluslararası Akademik Danışma Kurulu’nda dünyanın önde gelen üniversitelerinden farklı alanlarda çalışan üyeler görev aldı. Toplam 10 üyenin bulunduğu kurul üyeleri ve görev yaptığı üniversiteler şu şekilde sıralanıyor: Prof. Dr. Cezmi Akdiş-UniversityZurich- İsviçre (Tıp), Prof. Dr.PetraCagnardi-University of Milan- İtalya (Veterinerlik), Doç. Dr. M.E. Medhat-University of Chinese Academy of Sciences-Çin (Fizik), Doç. Dr. George Lavidas Delft-University of Technology- Hollanda (Mühendislik), Prof. Dr.Mehmet Asutay-DurhamUniversity- Birleşik Krallık (İktisat), Doç.Dr. Fozia Bora-University of Leeds-Birleşik Krallık (İlahiyat), Prof. Dr.Kati Mkitalo-University of Oulu- Finlandiya (Eğitim), Prof. Dr.JosepJoanMoresoMateos-UniversitatPompeuFabra- İspanya (Hukuk), Dr.Talal Al Azem- Cambridge MuslimCollege-Birleşik Krallık (Tarih), Dr.MuthukumarappanKasiviswanathan- South Dakota StateUniversity-ABD (Biyosistem Mühendisliği). – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM İnsan Hakları Konseyi’nin 57. Oturumu dolayısıyla Cenevre’de bulunan Katrougalos, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in yoğun saldırıları altındaki Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki gelişmelere dair AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
“Gazze’de bir trajedi yaşanıyor. On binlerce sivil öldürüldü, bunların çoğu çocuk ve kadın.” diyen Katrougalos, uluslararası toplumun bu suçlar konusunda pasif kalamayacağını söyledi.
Katrougalos, ülkelerin en azından Gazze’deki savaşı durdurmak ve acilen ateşkes sağlamak için İsrail’e baskı yapması gerektiğini söyledi.
Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail’in tüm Filistin topraklarını işgal etmesinin yasa dışı olduğuna dair net bir kararı bulunduğunu hatırlatan Katrougalos, şöyle devam etti:
“Bu durum hem Batı Şeria hem de Gazze için geçerli. İşgal altındaki topraklarda yaşayan halka yönelik her türlü şiddet uluslararası hukuk tarafından yasaklandı. Batı Şeria’da yaşananlar dolayısıyla çok endişeliyim çünkü orada yaşananlarda (İsrail’in saldırıları) açık bir tırmanış görüyorum. Uluslararası baskının orada daha da kötü şeylerin olmasını önleyebilmesini umuyorum.”
Katrougalos, bu süreçte hem UAD hem de Uluslararası Ceza Mahkemesinin elinden geleni yaptığını belirterek UCM Başsavcısı Kerim Han’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında “yakalama kararı” çıkarılmasına yönelik talebinin hala beklediğini söyledi.
“AB hala bölünmüş durumda”
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) Gazze’de yaşananlara yönelik tepkisinin, BMGK’nin güvenirliliğini tehdit ettiğine yönelik söylemler olduğuna da işaret eden Katrougalos, “Birçok ülke çifte standartlarla hareket ediyor. Bu durum böyle devam ederse sadece Filistin’i değil, çok taraflılığın geleceğini, BM’nin kendisini de etkileyecek.” diye konuştu.
Katrougalos, uluslararası mahkemelere taşınan davalara karşı Avrupa devletlerinin müdahalesinin uluslararası hukuka saygı açısından üzücü olduğunu belirterek “(Avrupa) Ülkelerimizin böyle bir durumda İsrail’e silah satmaya devam etmesi talihsiz bir durum. Avrupa Birliği (AB) hala bölünmüş durumda. İspanya ve İrlanda gibi ülkeler savaşın durdurulması ve Filistin devletinin tanınması gerektiğini söylüyor. Diğer devletler hala sessiz. Bunu gerçekten çok üzücü buluyorum ve gelecekte değiştirmemiz gereken bir durum.” ifadelerini kullandı.
Yunanistan’ın geçmişte Filistinlilerin haklarını savunduğunu söyleyen Katrougalos, son yıllarda Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis hükümetinin bu konuda “tersine adımlar attığını” üzülerek belirtmek durumunda olduğunu bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erasmus Programı kapsamında Romanya’nın Köstence kentinde düzenlenen Black Sea Fish Festivali’ne okulun Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümü’nden 6 öğrenci, danışman öğretmenleri eşliğinde katıldı.
Edirneli öğrenciler, Sırbistan, Slovakya, Makedonya, İtalya, Hırvatistan, Romanya ve Türkiye’den ekiplerin katılımıyla gerçekleşen festival kapsamında düzenlenen yarışmada 4 altın, 2 gümüş madalya ve şampiyonluk kupası olmak üzere 7 ödül kazandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“15 EylülDünya Lenfoma Farkındalık Günü” dolayısıyla kanser hastaları ve hekimler, “Lenfoma için pedalla” etkinliği düzenledi.
Etkinlik kapsamında, AOÇ Gazi Park’ta bir araya gelen katılımcılar bisikletleriyle Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kadar bisiklet sürdü.
Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, etkinlik öncesi yaptığı konuşmada, lenfomanın erken teşhisinin mümkün ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirtti.
Altuntaş, lenfoma için obezite, sigara, alkol ve hareketsizliğin risk faktörü olduğuna dikkati çekerek, bunların kontrolüyle hastalığın önlenebileceğini aktardı.
Lenfoma belirtilerini aktaran Başhekim Altuntaş, “38 ve üzeri yüksek ateş, son 6 ayda yüzde 10’un üzerinde kilo kaybı, gece terlemesi, koltuk altı, boyun ve kasıklarda ele gelen bezeler, halsizlik, kaşıntı varsa doktorunuza başvurun, bu şekilde erken teşhis etmek mümkündür. Lenfoma, tamamen yok edilebilir bir kanser türü, erken evrede bazı lenfoma türlerinde yüzde 95’e varan başarı mümkün. Bu nedenle erken teşhisin altını çizmek istiyoruz. Günün sloganı olarak ‘farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomalı hastalara diyoruz ki ‘tam doz ve tam sürede tedavilerinizi alın, tedavilerinizi aksatmayın.'” diye konuştu.
Fevzi Altuntaş, lenfoma hastalığında yeni tedavi yöntemleri için klinik çalışmaların yapılması gerektiğini belirterek, hastalara klinik araştırmalarında gönüllü olmaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da doktorlar ve sağlık çalışanları, lenfoma hastalığına farkındalık oluşturmak için bisiklet turu düzenledi.
Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Kliniği hekimleri tarafından, ‘Dünya Lenfoma Farkındalık Günü’ dolayısıyla Atatürk Orman Çiftliği Gazi Park’ta, ‘Lenfoma İçin Pedalla’ etkinliği düzenlendi. Doktorlar ve sağlık çalışanları, bisiklet turu yaparken, lenfoma tedavisi tamamlanan hastalar ve yakınları da Gazi Park’ta buluştu. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, lenfomanın erken teşhisinin mümkün ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, “Biz bugün ‘Lenfoma için pedalla’ diyoruz. Lenfoma için farkındalık oluşturmak istiyoruz. ‘Farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomanın önlenebilirliği konusunda farkındalığı artırmak lazım. Lenfoma önlenmesi mümkün olan hastalıklardan biri. Lenfoma için bazı risk faktörleri var. Obeziteyle mücadele ederek, sigara içmeyerek, alkol kullanımını önleyerek, her gün de fiziksel aktivite yaparak lenfomayı önlemek mümkün” diye konuştu.
‘ERKEN EVREDE YÜZDE 95’E VARAN BAŞARI MÜMKÜN’
Lenfoma belirtilerini anlatan Prof. Dr. Altuntaş, “38 ve üzeri yüksek ateş, son 6 ayda yüzde 10’un üzerinde kilo kaybı, gece terlemesi, koltuk altı, boyun ve kasıklarda ele gelen bezeler, halsizlik, kaşıntı varsa doktorunuza başvurun. Bu şekilde erken teşhis etmek mümkündür. Lenfoma, tamamen yok edilebilir bir kanser türü. Erken evrede bazı lenfoma türlerinde yüzde 95’e varan başarı mümkün. Bu nedenle erken teşhisin altını çizmek istiyoruz. Günün sloganı olarak ‘Farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomalı hastalara diyoruz ki, tam doz ve tam sürede tedavilerinizi alın, tedavilerinizi aksatmayın” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Altuntaş, lenfoma hastalığında yeni tedavi yöntemleri için klinik çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayarak, hastalara klinik araştırmalarında gönüllü olmaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları Han Yunus’un batısında “güvenli olduğu” iddia edilen El-Mevasi bölgesinde yerinden edilenlerin çadırlarına 3 füze saldırısı düzenledi.
Saldırının şiddetiyle bölgede metrelerce derinlikte 3 çukur oluştuğu ve en az 20 çadırın yandığı ve yok olduğu, çok sayıda kişinin kumların altına gömüldüğü kaydedildi.
Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre ise Han Yunus’taki Nasır Hastanesine şu ana kadar 8, sahra hastanesine ise 6 kişinin naaşı ve çok sayıda yaralı getirildi. Hastanelere getirilen cesetlerin parçalanmış olduğu bilgisi aktarıldı.
Sivil savunma ekiplerinin, bölgede elektrik olmaması, cesetlerin oluşan çukura gömülmesi ve etrafa saçılması nedeniyle ölü ve yaralılara ulaşmakta zorluk çektiği aktarıldı. Bu nedenle sayının artabileceği belirtildi.
Oluşan çukurlara gömülüp yok olan aileler var
İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana gerçekleşen en çirkin katliamlardan biriyle karşı karşıya olduklarını belirten Sivil Savunma Müdürlüğü ise saldırıda 65 kişinin öldüğü ve yaralandığını, arama ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğünün Sözcüsü Mahmud Basal Al Jazeera televizyonuna yaptığı açıklamada, “Her bir çadırda en az 5 kişi olduğu düşünülürse çok büyük bir sayıyla karşı karşıya olduğumuz anlaşılır. Bölgede 3 büyük çukur oluştu. Çadırlar, bu çukurlara gömüldü. Cesetleri çıkarmamız çok uzun sürebilir, bunun için ağır iş makinelerine ihtiyacımız var. Çukurlara gömülüp tamamen yok olan aileler var.” dedi.
İsrail ordusu ise saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, Mevasi bölgesinde Hamas komuta merkezini hedef aldığını iddia etti.
Hamas, İsrail’in iddialarını yalanladı
Hamas’tan yapılan açıklamada, hedef alınan bölgede direnişçilerin olduğu yönündeki iddiaların “düpedüz yalan” olduğu ifade edildi.
İsrail’in bu tür iddialarla, işlediği çirkin katliamları meşrulaştırmaya çalıştığı kaydedilen açıklamada, Hamas’ın daha önce pek çok kez “sivillerin olduğu yerlerde direniş unsularının bulunmadığı ya da bu yerlerin askeri amaçlarla kullanılmadığını” açıkladığı dile getirildi.
İsrail savaş uçaklarının “güvenli” olduğu iddia edilen bir bölgede gerçekleştirdiği “korkunç” katliamın, Nazist İsrail hükümetinin, uluslararası hukuku ve saldırıların durdurulması yönündeki çağrıları hiçe sayarak Filistin halkına karşı iğrenç katliamlar işlemeye ve soykırıma devam ettiğini gösterdiği vurgulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail savaş uçakları Han Yunus’un batısındaki El-Mevasi bölgesinde yerinden edilenlerin çadırlarına 3 füze saldırısı düzenledi.
Saldırının şiddetiyle bölgede 9 metre derinliğinde çukur oluştuğu ve en az 20 çadırın yandığı, çok sayıda kişinin kumların altına gömüldüğü kaydedildi.
Sağlık kaynaklarından alınan bilgiye göre ise saldırıda ilk belirlemelere göre en az 8 Filistinli öldü, onlarca kişi de yaralandı.
Sivil savunma ekiplerinin, bölgede elektrik olmaması, cesetlerin oluşan çukura gömülmesi ve etrafa saçılması nedeniyle ölü ve yaralılara ulaşmakta zorluk çektiği aktarıldı. Bu nedenle sayının artabileceği belirtildi.
İsrail ordusu ise saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, Mevasi bölgesinde Hamas komuta merkezini hedef aldığını iddia etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haberlere göre, iki çocuk zamanında uygun tedavi alamadıkları için ateşe yenik düşmüştü. Çift, çocuklarının cesetlerini Gadçiroli bölgesindeki bir hastaneden 15 km uzaklıktaki köylerine kadar taşıdı.
Olay, Kongre Partisi lideri Vijay Wadettiwar tarafından gündeme getirildi. X adlı mikroblog sitesinde çiftin videosunu paylaşan Maharaştra Meclisi Muhalefet Lideri şunları söyledi: “Çift, Gadçiroli bölgesinin Aheri ilçesinden. Her iki kardeşin ‘cansız bedenlerini’ omuzlarında taşıyarak çamurlu yoldan geçiş arıyorlar. İki kardeş ateşten muzdaripti ancak zamanında tedavi göremediler. Birkaç saat içinde durumları kötüleşti ve bir saat içinde iki çocuk hayatını kaybetti.”
“İki küçük çocuğun cesetlerini köyleri Pattigaon’a taşımak için bile ambulans yoktu ve ebeveynler yağmurdan ıslanmış çamurlu yoldan 15 km yürümek zorunda kaldı. Gadçiroli’nin sağlık sisteminin acı gerçeği bugün yine gün yüzüne çıktı,” diye ekledi.
Wadettiwar, Maharaştra Başbakan Yardımcısı Devendra Fadnavis’in Gadçiroli’nin Koruyucu Bakanı olduğunu, NCP’den Dharmarao Baba Atram’ın ise Aheri koltuğundan milletvekili ve Başbakan Eknath Shinde’nin hükümetinde FDA Bakanı olduğuna dikkat çekti.
“Her ikisi de Maharaştra genelinde etkinlikler düzenleyerek eyaletin nasıl gelişebileceğine dair iddialarda bulunuyor. Gadçiroli’de insanların nasıl yaşadığını ve oradaki ölüm oranlarını görmek için sahaya inmeliler,” diye ekledi Wadettiwar.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TABİ Kİ KISKANIYORUM”
Videoda “İlk eşim tabi ki kıskançlık hissediyorum” ifadeleri kullanan kadının, kumasıyla arkadaş olduğu hatta aynı babadan olan çocuklarına bile “uyumlu” isimler verdikleri görülüyor.
Diğer kadının “Ben kumayım tabi ki kocamı onun ( ilk eşin) sayesinde buldum” ve “Ben kumayım, tabi ki de bazen kendimi fazlalık gibi hissediyorum” sözleri oldukça tepki çekerken kullanıcıların bir kısmı bu durumu “normal” olarak karşıladı.
*Kuma, çok eşli bir erkeğin ilk eşi dışındaki eşlerinden her birisine verilen addır. Çok eşlilik, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede yasa dışı sayılmaktadır.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RANGERS’IN SATIŞI İÇİN RAKAM VERDİ
Wyness, değeri yaklaşık 150 milyon sterlin olarak gösterilen Rangers’ın ABD’li yatırımcılar tarafından 100-120 milyon sterlin ve bonuslarla satın alınabileceğini söyledi.

BAZI HİSSEDARLAR SICAK BAKIYOR
Haberde Rangers’ın mevcut hissedarlarının bir kısmının satışa sıcak baktığının altı çizildi. Keith Wyness, Rangers’ın tamamen yeni inşa edilecek profesyonel bir ekibe ihtiyaç duyduğunu aktardı.
RIDVAN’IN RANGERS KARİYERİ
2022 yazından 4 milyon euro karşılığında Rangers’a transfer olan Rıdvan Yılmaz, İskoç kulübünde şu ana kadar 52 maça çıktı. Rıdvan, bu karşılaşmalarda 2 gol, 4 asistlik performans sergiledi. Milli yıldız, bu sezon ise 4 karşılaşmada forma giydi. Güncel piyasa değeri 5 milyon euro olan 23 yaşındaki sol bekin takımıyla 2027 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Priştine’de Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ile bir araya geldi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’de tarihi eser bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı yapan 5 kişi suçüstü yakalanarak gözaltına alındı.
Mersin İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kentte kaçak kazı yapıldığı bilgini aldı. Bunun üzerine harekete geçen ekipler, izinsiz olarak kazı yapanların kimlik ve adresini belirledi. Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde Akdeniz ilçesindeki adrese operasyon düzenlendi. Operasyonda tarihi eser bulmak amacıyla kaçak kazı yapan 5 kişiye suçüstü yakalanarak gözaltına alındı. Kaçak kazı olaylarında kullanılan çok sayıda malzemeye Jandarma tarafından el kondu.
Yakalanan define avcıları B.G., Ş.G., M.E., B.G. ve D.G. işlemleri tamamlanmak üzere Jandarma Komutanlığına götürülürken soruşturma sürüyor.
Haber-Kamera: Mustafa ERCAN/MERSİN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir’in dünyaya açılan kapısı 93. İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), alanında uzman isimleri de yurttaşlarla buluşturuyor. Seri ve inovatif girişimci, fütürist ve Türkiye Fütüristler Derneği Onursal Başkanı Alphan Manas, “Teknoloji” temasıyla ve “Zamanın Ötesine Geçiyoruz” sloganıyla devam eden fuar kapsamında “TechTalks” etkinliğine konuk oldu.
İZFAŞ ile İzmir İnovasyon ve Teknoloji AŞ iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, “Gelecek” başlığıyla katılımcılarla tecrübelerini paylaşan Alphan Manas, teknolojinin gelişimine değindi. Manas, “2030’a gelindiğinde insanların hafızalarını internete yüklemeye başlayacakları, 2045’te ise insanın yapay zeka temelli makinelerle birleşeceği belirtiliyor. 2023’te 30 yaşında olanların, ölümsüz olma şansı yüzde 50. Ölümsüzlük yavaş yavaş gelmeye başladı. Ölen yakınlarımızla çok yakında konuşuyor olabileceğiz. Sanal gerçeklik gözlüklerimizi taktığımızda, onlarla iletişim kurmaya başlayacağız. Dünya bu noktaya doğru gidiyor. Biraz korkutucu ama yaşam da böyle” diye konuştu.
“Yapay zeka ile rekabet edecek altyapı gerekiyor”
Gelecekte mavi yaka diye bir şeyin kalmayacağını, hepsinin metal yakaya dönüşeceğini ifade eden Manas, şunları söyledi: “Her şeyi robotların yaptığı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Duvar ustası artık robot. Süper akıllı toplum olmak zorundayız. Yapay zeka ile rekabet edecek altyapı gerekiyor. Oysa dijital dönüşümü bile bu ülke tamamlayamadı. Tarımda otomasyon yapacaklarını söylüyorlar. Tarımda yaş ortalaması 55. Bu insanlar nasıl bilgisayar kullanacak? Yetkinliklerimiz gelecek için yeterli mi? 2025 yılı itibariyle yetkinlikler değişecek. Analitik düşünme ve inovatif olma, eleştirel düşünme, karmaşık problem çözme, stres altında karar verme, stresi yönetme önemli.”
“Çok yakında açlık çekeceğiz”
2030’dan sonra yazılımcı ihtiyacı kalmayacağını da vurgulayan Alphan Manas, dikey tarıma değinerek, “Bu ülkenin en büyük sorunu tarım. Çok yakında açlık çekeceğiz. Çiftçiliği öğrenmeliyiz. Türkiye, Gıda Sürdürülebilirlik Endeksinde 67 ülke arasında 58’inci. Dikey tarımda işletme maliyetinin yüzde 50’si işçilik. Yüzde 10’u ürün, yüzde 40 civarı da enerjiden oluşuyor. Dikey tarım lojistik istemiyor. Bu ülke çok derin bir uykuda. Artık uyanmak zorundayız” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>44 yaşındaki isim, Kremlin’in en önemli propagandacısı ve ideoloğu olarak tanımlanıyor ve Vladimir Putin’den daha Putinci olduğu belirtiliyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet, Dışişleri ve Hazine bakanlıkları Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, iddia edilen müdahalelerle “agresif bir şekilde mücadele etmek” için koordineli olarak harekete geçileceğini duyurdular.
Simonyan, yaptırımlar listesinde adının yer almasına X hesabından, “Ah, uyandılar” diyerek tepki gösterdi.
Listedeki diğer RT çalışanlarına hitaben, “Aferin, ekip” mesajını iletti.
RT neyle suçlanıyor?
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby, suçlamayı detaylandırarak şunları söyledi: “RT artık Kremlin’in sadece bir propaganda kolu değil. Rusya’nın gizli nüfuz eylemlerini ilerletmek için kullanılıyor.”
RT, BBC’ye yaptığı açıklamada “2016 yılı aradı ve klişelerini geri istiyor” diyerek suçlamaları reddetti.
Devlet yayıncısı, “Hayatta üç şey kesindir: Vergiler, ölüm ve RT’nin ABD seçimlerine müdahalesi” diye ekledi.
Simonyan kimdir, nasıl yükseldi?
Simonyan, Rusya’nın Krasnodar bölgesinde Ermeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Akademik başarıları, ABD’deki prestijli bir değişim programında yer almasına yardımcı oldu ve 1995 yılında New Hampshire’a gitti.
Daha sonra Rusya’ya döndü ve televizyon muhabiri oldu.
2004 yılında Çeçen militanların Beslan’daki okul kuşatmasını haber yapmasıyla öne çıktı. Olay üç gün sonra 186’sı çocuk yüzlerce kişinin ölümüne yol açan kanlı devlet müdahalesiyle sona erdi.
Simonyan için bu, kariyerinde hızlı bir yükselişle sonuçlandı.
Kısa bir süre sonra, 25 yaşındayken uluslararası televizyon ağı Russia Today’i kurmak ve yönetmek üzere seçildi, daha sonra kanalın adı RT olarak değiştirildi.
Baş ideolog
Bundan itibaren yirmi yılı aşkın bir süre boyunca Batı’nın açıkça eleştirmeni, Putin’in de sadık destekçisi haline geldi. İlk günlerinden itibaren ABD’nin “Kremlin’in uluslararası propagandasının başlıca kanalı” olarak tanımladığı ağa başkanlık etti.
Ağın başkanlık seçimini bozmaya yönelik girişimlerde bulunduğu iddia edildi.
Yıllar geçtikçe hem Simonyan’ın hem de kanalın söylemleri sertleşti.
Rusya ve Batı arasında bozulan ilişkiler
2000’lerin sonlarında ve 2010’ların başlarında Rusya’nın Batı ile ilişkilerinin bozulmaya başladığı dönemlerde ağa, Kremlin yanlısı propaganda ve taraflı habercilik yapmak suçlamaları yöneltilmeye başlandı.
2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Ukrayna’nın doğusunun bazı bölgeleri işgal etmesinden sonra RT’nin söylemi hem Ukrayna’ya hem de Batı’ya karşı açıkça düşmanca bir hal aldı.
Batılı ülkeleri Ukrayna’nın Avrupa Birliği (AB) yanlısı Onur Devrimi’ni kışkırtmakla ve Rusya’yı zayıflatmaya, hatta yok etmeye çalışmakla suçladı.
Ancak Simonyan Rusya’nın sadece ülke dışına yönelik propagandasını yönetmiyor; aynı zamanda dahili iletişimiyle de yoğun bir şekilde ilgileniyor. Devletin propaganda makinesinin ayrılmaz bir parçası olarak, düzenli bir şekilde TV’de siyasi söyleşi programlarında yer alıyor.
Ukrayna’daki savaş ve sertleşen söylem
Tüm bunlardan sonra 2022’de Ukrayna’nın topyekûn işgali gerçekleşti.
İngiltere RT’yi yıllarca süren tehditlerden sonra nihayet yasakladı. Rusya’da birçok üst düzey gazeteci ve editör istifa etti. Savaşla ilgili fikir ayrılıkları nedeniyle kitlesel bir göç yaşanıyor gibi görünüyordu.
Simonyan eski meslektaşlarını ve savaşa karşı çıkan herkesi “gerçekte Rus olmamakla” suçladı.
Ukrayna savaşının en önemli casusluk hikayelerinin birinin yayınlanmasına kilit rol oynadı. Haberde Alman hava kuvvetleri subaylarının Ukrayna’ya verilebilecek uzun menzilli silahları ve bunların nasıl kullanılabileceğini tartıştığı bir kayıt sızdırılmıştı.
Kremlin’in, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna bölgelerinde referandum yapılması ve “insanların kiminle kalmak istiyorlarsa onunla kalmalarına izin verilmesi ve bunun adil olduğu” yönündeki söylemini pekiştirdi.
Rus muhalefet üyelerinin “asılarak” icabına bakılması çağrısında bulundu ve “birliklerin Avrupa’nın içlerine gönderilmesini” önerdi.
Batı’ya karşı tutumu: ‘Sizi sevmiyoruz’
Margarita Simonyan’ın Batı’ya yönelik görüşlerini, Vladimir Putin’in büyük oranda rakipsiz girdiği bir seçimle beşinci dönemine hazırlandığı Mart ayında BBC’ye verdiği son röportajdaki yorumları oldukça iyi özetliyordu.
Putin’in ciddi bir rakibinin olup olmadığı sorulduğunda, “Ciddi bir rakibe ihtiyaç var mı? Neden? Çünkü biz sizin gibi değiliz” yanıtını verdi ve ekledi:
“Ve sizi gerçekten pek sevmiyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Kuzey Makedonya’da Üsküp Camii inşaatını ziyaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te Tefeyyüz İlköğretim Okulu’nu ziyaret etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Özdemir, maymun çiçeği virüsünün direkt temasla bulaşan bir hastalık olduğunu söyleyerek, çocuklar için de risk taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Özdemir, “Kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilirler” dedi.
Prof. Dr. Halil Özdemir, dünya genelinde maymun çiçeği hastalığında son 2,5 yılda 100 binin üzerinde vaka tespit edildiğini ve 200’ün üzerinde de ölüm görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Özdemir, Türkiye’de şu ana kadar bilinen bir maymun çiçeği hastalığına denk gelinmediğini ifade ederek, “Aslında 2 ila 4 hafta arasında kendi kendini sınırlayan ve iyileşen bir hastalık. Bağışıklık sistemi bozulmuş, bağışıklık sistemini bozan ilaç alan kişilerde ve çocuklarda bir miktar ağır seyretmekte. 2022 Kasım’ından itibaren görülen salgında ülkemizde de çeşitli vakalar görüldü. Ancak 2024 yılında ülkemizde doğrulanmış henüz bir vaka bildirimine sahip değiliz. Bizim de kliniğimizde şu ana kadar şüphelendiğimiz 3 vaka oldu. Ancak yapılan tetkiklerinde virüs saptanmadı. 3 hastamız da çocuktu ve 3 yaş ila 6 yaş arasındalardı. Ancak saptanmadı. Henüz biz de vaka yok. Şu ana kadar da Türkiye’de bilinen bir vaka tespiti yok” diye konuştu.
Prof. Dr. Özdemir, hastalığın Covid-19’daki gibi solunum yoluyla bulaşmadığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Maymun çiçeği hastalığı direkt temasla bulaşan bir hastalık. Bu açıdan şanslıyız. Hatta çok enfekte bireylerle yakın temas halinde, cinsel temas durumlarında, ortaya çıkan bir tablo, bulaş şekli var. Çocuklarda şöyle bir risk söz konusu; kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilir. Çünkü oyuncaklarla oynuyorlar, birtakım şeyler de yapıyorlar, bu durumdan dolayı temasları fazla olduğu için de bir miktar artış olabilir. Ama esas olarak cinsel yolla bulaştığı için çok da artmış bir risk söz konusu değil çocuklar açısından. Hastalık esas insandan insana bulaş şeklinde oluşmaktadır. Başka bir bulaş şekli yok. Hastalık şüphesi olan kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Temas kurallarına uymamız gerekiyor. Ellerimizi sürekli sabunlu suyla yıkamak gerekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransa’nın başkenti Paris’teki oyunlarda J2 57 kiloda mücadele edecek Döndü Yeşilyurt, organizasyona Kastamonu Olimpiyat Hazırlık ve Kamp Eğitim Merkezi’nde hazırlandı.
Döndü Yeşilyurt, AA muhabirine, spor kariyerine halter ve atletizmle başladığını söyledi.
Daha sonra judoyla ilgilenmeye başladığını anlatan Döndü, “Halterde dünya şampiyonluğum var. Arkadaşların tavsiyesiyle 2017 yılında üniversite son sınıfta judoya başladım. 2022’de judoda dünya şampiyonu oldum. 2023 Avrupa şampiyonuyum.” dedi.
Hedefinin Paris 2024’te şampiyonluk olduğunu dile getiren milli sporcu, “Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonluğum var. Tek olimpiyat şampiyonluğum eksik. Bu şampiyonluklarımı olimpiyat şampiyonluğuyla taçlandırmak istiyorum.” diye konuştu.
Şampiyonluk için sözler verdiğini anlatan Döndü Yeşilyurt, “2017 yılından beri bireysel antrenörüm Murat Gemalmaz’a, BOTAŞ Spor Kulübü başkanımıza ve federasyon başkanımıza sözüm var. AnkaraGençlik ve Spor İl Müdürlüğü personeliyim. Önce Türkiye’ye sonra Ankara’ya olimpiyat madalyasını getirmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>23 Ağustos – 1 Eylül tarihleri arasında Macaristan’da düzenlenen Gençler Dünya Kick Boks Şampiyonası 65 ülkeden 3 bin 12 sporcunun katılımıyla, Macaristan/ Budapeşte’de yapıldı. Gençler Dünya Kick Boks Şampiyonasında Elazığ’ı temsilen antrenörler Zülfü Topuz ve Eyüphan Yıldırım sporcular Yusuf Eren Yıldırım ve Alpaslan Hamza Kıvık katıldıkları müsabakada dünya 3.’lüğü elde etti. Gençler Dünya Kick Boks Şampiyonasında Elazığ’ı temsilen Yusuf Eren Yıldırım 63.5 kilogram Full Contact branşında, Alpaslan Hamza Kıvık ise Low Kick branşında dünya 3.’sü oldu. Düzenlenen müsabaka 1 Eylül Pazar günü ödül töreniyle son buldu.
Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Hem ilimizi hem de ülkemizi temsil etmek üzere Macaristan’da Gençler Dünya Kick Boks Şampiyonalarına katılan sporcularımız ve antrenörlerimiz önemli başarılar elde ederek bizleri çok mutlu ettiler. Sporcularımız Yusuf Eren Yıldırım, Alpaslan Hamza Kıvık’ı antrenörleri Zülfü Topuz ve Eyüphan Yıldırım’ı yürekten tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadelerine yer verildi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sakarya Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü güreş sporcuları, U20 Dünya Güreş Şampiyonası’na katılmak üzere İspanya’ya gitti. Pontevedra şehrine inen sporcular 2-4 Eylül tarihleri arasında Türk Bayrağı’nı Dünya sahnesinde dalgalandıracak. Zorlu rakiplerine karşı mücadele edecek olan Sakarya’nın yıldızları Sakarya’ya da gurur verici bir başarıyla dönmek istiyor. Milli takım bünyesinde mücadele edecek olan sporcularımızdan Enes Ülkü 63 kilogramda, Ramazan Can Aktaş 67 kilogramda ve Muhammet Ali Göçmen ise 72 kilogramda mindere çıkacak. – SAKARYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bugünse benzer bir ses, Ukrayna ordusunun eğitim amaçlı havalandırılan insansız hava aracından geliyor.
Chernihiv’de, Moskova’nın ilerleyişini durdurmak için üniforma altına yeni alınan Ukraynalıların eğitildiği gizli bir eğitim alanındayız.
Komutanların emirlerinin ve makineli tüfek ateşinin yankılandığı eğitim sahasındaki en çarpıcı görüntü, askere alınanların yaşı.
Çoğu 40’lı ve 50’li yaşlarında görünüyor.
Saçları ağarmış Rostyslav’un, Odesa’daki evinde yolunu gözleyen iki çocuğu ve eşi var.
Bir ay öncesine kadar burada şoförlük yapıyordu.
Önümüzdeki ay ise kendini, Ukrayna’nın başlattığı Kursk operasyonunda cephe hattında bulabilir.
Rostyslav, Kursk saldırısı için “Bence bu doğru bir şeydi” diyor:
“Ne kadar zamandır topraklarımızda olduklarına bakın. Uzun zamandır acı çekiyoruz, bir şeyler yapmalıyız. Topraklarınız ele geçirilirken öylece bakıp oturamazsınız. Ne yapalım? Onların kölesi mi olalım?”
Şahit olduğumuz hızlandırılmış eğitim programı, Ukrayna’nın karşı karşıya kaldığı asker takviyesi baskını gösteriyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı, yalnızca Mayıs ve Haziran aylarında gerçekleşen Rus asker kaybını 70 bin olarak tahmin ediyor.
Eğitim alanını kavuran güneşin altında, üniforma altına alınan Ukraynalılar, Amerikan yapımı zırhlı savaş araçlarına girip çıkıyor ve belirlenen hedefleri ateş altına alıyor.
Bu eğitim alanının yerinin gizliliğinden endişe eden ordu yetkilileri, BBC’de yayınlanmadan önce görüntüleri incelemek istedi. Ancak haber kayıtları üzerinde editoryal bir kontrole sahip değillerdi.
Savaşta iki buçuk yılı geride kaldı ve Ukrayna daha fazla askere ihtiyaç duyuyor.
Erkeklerin askere alınma yaşını 27’den 25’e düşüren yeni bir yasa yürürlüğe girdi. Kadınlar için askerlik hizmeti zorunlu değil.
Eğitim alanındaki askerlerin tamamı buraya gelmeden 30 günlük temel eğitim almıştı.
Burada, savaş alanında karşılacakları yaralanmalara karşı ilk yardım gibi eğitimlerden geçiyorlar.
Ladin ağaçlarının gölgesinde canlandırılan ilk yardım senaryolarının, önümüzdeki haftalarda ve aylarda savaş alanının acımasız gerçekliğinde karşılarına çıkması olası.
Alanda bize eşlik eden bir asker, acemi erlerin, yeterli savaş eğitimi almadan cepheye gönderilmeyeceklerini söylüyor.
Sert bir şekilde “Onları ölüme göndermeyeceğiz” diyor.
Buna karşın, özellikle profesyonel askerlerden, acemi askerlerin yeterli eğitim almadan cephe hattına gönderildikleri yönünde şikayetler duyduk.
Ukrayna, özellikle Donbas’ta stratejik açıdan önemli Pokrovsk şehrini çevreleyen cephe hattında sorunlar yaşıyor.
Ancak geçen ay Rusya topraklarına başlatılan karşı saldırı moralleri yükseltti ve savaşa yeni bir boyut kattı.
Bu morale karşı Kursk, Kiev için bir cephe daha demek ve bu aynı zamanda Zelenskiy için de büyük bir kişisel kumar anlamına geliyor.
Ordu yönetiminin, yeni askerleri nereye gönderecekleri konusunda zor stratejik kararlar almaları gerekiyor.
Mesleği inşaatçılık olan 30 yaşındaki Maxim, grubun en genci gibi görünüyor.
“Eğitim, eğitim ve tekrar eğitim almamız gerekiyor. Burada ne kadar çok eğitim alırsak o kadar çok şey öğreneceğiz. Bu bize cephede yardımcı olacak.” diyor.
Ona “Nerede yardımcı olacak?” diye soruyorum.
“Toprağımızı Donetsk’te veya Kursk’ta savunmaya hazırız,” diyor gururla karışık gergin bir kahkahayla.
Ukrayna, Kursk harekatı için Rusya içine 10 bin kişilik elit askerlerin gönderildiğini kaydediyor.
Rusya Savunma Bakanlığı, Kiev’in bu saldırıda binlerce kayıp verdiğini iddia ediyor.
Ukrayna ordusunun başı General Oleksandr Syrskyi ise Rusların Kursk’u savunmak için 30 bin asker gönderdiğini duyurdu.
Tüm bu rakamları bağımsız kaynaklardan doğrulamak zor.
Ukrayna asker kayıplarını açıklamıyor.
Eğitim alanında tanıştığımız “Yapımcı” lakaplı bir askerin Rusya harekatına katılan hasarlı ve tahrip olmuş araçlarla ilgilendiği açık.
Yorgun bir şekilde, “Bu savaşın sona ermesini istiyorum” diyor:
“Çünkü bu savaşın hiçbir nedeni yok. Vladimir Putin adında bir adam ülkemize saldırdı. Peki ne yapacaktık? Evimizi savunmalıyız. Savunmalıyız, savunmalıyız, savunmalıyız. Ancak Ukrayna küçük bir ülke.”
Moskova ile Kiev arasındaki güç farkı, Zelenskiy’nin Batı’ya yönelik askeri yardım çağrılarının temelini oluşturuyor.
Zelenskiy, savaşı Rusya’ya taşıyarak halkını motive etti.
Ancak Vladimir Putin’in tepkisinden ve daha geniş bir çatışma ihtimalinden korkan bazı müttefiklerini de endişelendirdi.
Putin şu ana kadar, en azından kamuoyu önünde, savaşın ülkesine verdiği zararı görmezden geldi.
Rusya’nın aksine, Ukrayna cepheye göndermek için sınırsız sayıda asker rezervine sahip olmadığını kabul ediyor.
Zelenskiy, hava savunması için daha fazla Amerika ve Avrupa yardımının hayati olduğunu tekrarlıyor. Uzun menzilli füzelerin Rusya’ya saldırı için kullanılmasına daha fazla izin verilmesi gerektiğini savunuyor.
Eğitim alanında konuştuğumuz Rostyslav, Zelenskiy’nin kesinlikle haklı olduğuna inanıyor.
“Ruslar uzun menzilli silahlarla topraklarımızı hedef alabiliyor. Ancak bizim onların topraklarını vuracak böyle silahımız yok. Buna daha fazla dayanamayız” diyor.
Rostyslav devam ediyor:
“Bu kirli savaşı bitirmek için Moskova’yı vurmak istiyoruz. Çocuklar ve siviller acı çekiyor, herkes acı çekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) işbirliğiyle 12 Eylül’e kadar devam edecek çocuk felci aşı kampanyası başlatıldı.
İsrail ise Gazze’deki hükümetin, sağlık ekiplerinin çalışmalarını yürütebilmesi ve çocuklar ile ailelerinin aşıya giderken tehlikeye maruz kalmaması için aşı kampanyası süresince ateşkes yapılması çağrısına kulak asmayıp saldırılarını sürdürdü.
Gazze’deki Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal yaptığı yazılı açıklamada, dün kampanyanın başlamasından kısa süre sonra El-Ehli Baptist Hastanesi laboratuvar bölümünün bitişiğindeki araziyi hedef alan saldırıda 3 Filistinlinin öldüğünü, onlarcasının yaralandığını ifade etti.
Hamas’tan yapılan yazılı açıklamada ise İsrail’in El-Ehli Baptist Hastanesi çevresine düzenlediği saldırının, faşistliğinin ve uluslararası toplumun mutlak sessizliğini fırsat bilerek hastaneler ile sivil kurumları hedef alma konusundaki ısrarının teyidi olduğu belirtildi.
Açıklamada, uluslararası topluma bu suçlara engel olma ve aşırılık yanlısı hükümetin (İsrail) uluslararası kanunları ihlal etmesine izin vermeme çağrısı yapıldı.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde dün 10 yaş altı çocuklar için çocuk felci aşısı kampanyası başlatılmıştı.
Aşı Kampanyası Teknik Komite Başkanı Mecdi Zuheyr, düzenlediği basın toplantısında, “Çocuk felcine karşı aşı kampanyasına başladık. Kampanyayla kuzeyden güneye Gazze Şeridi’nin tüm kentlerindeki çocukların yüzde 90’ından fazlasına ulaşmayı hedefliyoruz.” diye konuşmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hindistan‘dan gelen görüntüler infiale yol açtı. Ülkedeki kast sisteminde “alt kast” olarak görülen Dalitlere yönelik yapılan şiddet kameraya yansıdı.

ANNE VE OĞLUNA ÖLDÜRESİYE DAYAK
Dalit anne ve oğlu, bir polis merkezinde gözaltında iken öldüresiye şiddete maruz kaldı. Karakoldaki güvenlik kamerası görüntülerinin ortaya çıkması ülkede tartışma konusu oldu.
DALİTLER KİMDİR?
Dalitler, sistemin tümüyle dışında ve altında kabul edilen 200 milyon kadar Hint insan grubudur. “Dalit” kelimesi, Hindistan’da “dokunulmaz” anlamına gelmektedir. Dalitlere, “dokunulmazlar” denilmesinin nedeni, tuvaletlerin (elle) temizlenmesi, ölenlerin gömülme işlemi, hayvanların bakımı gibi diğer kastlarda bulunan Hinduların iğrendiği ve aşağılayıcı bulduğu işlerin yaptırılmasıdır. Bu sebepten dokunulmayacak kadar pis olarak görülürler ve sıradan bir insanmış gibi karşılanmazlar. Küçük dalit çocukları okulda eğitim alamaz ve dalitler diğer kastlardan biriyle evlenemezler.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın Keles ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki orman yangınlarının ardından Büyükorhan Piribeyler Mahallesi’nde de orman yangını çıktı. 1 helikopter 9 araç 25 personel ile müdahale edilen yangın kontrol altına alınarak soğutma çalışmalarına başlandı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Lübnan’a düzenlenen hava saldırılarında, Hizbullah’a ait 40’tan fazla fırlatma alanının hedef alındığı, binlerce roketatar namlusunun vurulduğunu duyurdu.
IDF’ten yapılan açıklamada, saldırıda yaklaşık 100 savaş uçağının görev yaptığı ifade edilerek, “Yaklaşık 100 IAF savaş uçağı Hizbullah’ın kuzey ve orta İsrail’i hedef alan binlerce roketatar namlusunu vurarak imha etti. Hizbullah’ın 40’tan fazla fırlatma alanı vurulmuştur. Sivillerimizi ve İsrail Devletini savunmak için ne gerekiyorsa yapacağız” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İsrail, sabaha karşı Lübnan’ın güneyine hava saldırıları düzenledi. İsrailli yetkililer, savaş uçaklarının sınır köyleri üzerinde alçaktan uçuş yaptığını ve bölgeye en az üç hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. İsrail’in güney Lübnan’da gerçekleştirdiği geniş çaplı saldırılarda bir kişinin yaralandığı açıklandı.
Hizbullah: “Tüm insansız hava araçlarının planlandığı gibi ‘istenen hedeflere doğru’ fırlatıldı”
Hizbullah da sabah erken saatlerde İsrail’in iç bölgelerine insansız hava araçları ve füze saldırıları düzenlediğini duyurdu.
İsrail’e yönelik Hizbullah’ın saldırıları, Hizbullah’ın insansız hava aracı ve roket saldırıları başlatmaya hazırlandığı sırada İsrail’in “engelleyici” olarak nitelendirdiği bombardıman zincirinin ardından geldi. Hizbullah, “operasyonunun tam bir başarı” olduğunu, 11 İsrail askeri noktasını vurduğunu ve çoğu yukarı Celile bölgesinde yoğunlaşan 320’den fazla roket fırlattığını” bildirdi. Hizbullah, gerçekleştirdiği saldırının, üst düzey askeri komutanı Fuad Şükür’ün yaklaşık bir ay önce Beyrut’ta öldürülmesine bir yanıt olduğunu belirtti.
Hizbullah, sosyal medyadan “sabahın erken saatlerinde İsrail’in kuzeyindeki askeri hedeflere yönelik insansız hava aracı ve roket saldırıları gerçekleştirdikten sonra askeri operasyonun tamamlandığını” açıkladı. Açıklamada, “Düşmanın gerçekleştirdiği önleyici eylem, vurduğu hedefler ve direnişin saldırısını bozduğu yönündeki iddiaları boştur” ifadeleri kullanılarak, tüm insansız hava araçlarının planlandığı gibi “istenen hedeflere doğru” fırlatıldığı belirtildi.
Ayrıca tarih belirtilmeden, Hizbullah’ın Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın yakında bir konuşma yapacağı da duyuruldu.
İsrail’den 48 saatlik OHAL
Öte yandan, İsrail Lübnan’ın güneyine saldırılarını sürdürürken, İsrail Devlet Başkanı Benyamin Netanyahu sabah erken saatte güvenlik kabinesini topladı.
İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, İsrail’in sahadaki gelişmelere karşılık vereceğini ancak geniş çaplı bir savaş istemediğini söylerken, Savunma Bakanı Yoav Gallant İsrail’in kendisini savunmak için ne gerekiyorsa yapacağını söyledi. Bunun üzerine Gallant, 48 saatlik olağanüstü hal ilan edildiğini ve Tel Aviv’deki Ben Gurion havaalanındaki tüm uçuşların yaklaşık 90 dakika askıya alındığını ancak havaalanları otoritesi normal operasyonların sabah 7’ye kadar devam etmesinin beklendiğini söyledi. İsrail’in Magen David Adom ambulans servisi tüm ülkede yüksek alarmda olduğunu bildirdi.
İsrail Savunma Kuvvetleri sözcüsü Daniel Hagari, sosyal medya üzerinden İsrail hava kuvvetlerine ait yaklaşık 100 savaş uçağının Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah’a ait “binlerce” fırlatma rampasına saldırarak imha ettiğini açıkladı. Ayrıca İsrail ordusunun, Hizbullah’ın 40’tan fazla fırlatma alanını vurduğunu kaydetti.
Ateşkes görüşmelerinde ilerleme kaydedilemedi
Fuad Şükür, Hizbullah’ın kurucu üyelerinden biri ve Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından İsrail ile Hizbullah arasında çatışmaların başlamasından bu yana Hizbullah’ın en yüksek rütbeli üyesiydi. Şükür’e yönelik suikast, Suriye’nin Golan Tepeleri’ndeki Majdal Shams kasabasında 12 çocuğun bir füze saldırısı sonucu öldürülmesinin ardından düzenlenmişti.
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Şükür’ün Beyrut’ta öldürülmesine “ciddi ve etkili” bir misilleme yapılacağını söyledi, ancak bu saldırının nerede ve nasıl yapılacağına dair bir ipucu vermedi. Şükür’ün öldürülmesinden bir gün sonra Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da öldürülmesi İran’ın da İsrail’e karşı intikam sözü vermesine yol açtı.
ABD’li ve İsrailli yetkililer ağustos ayının başından beri Hizbullah ve İran’ın koordineli bir karşı saldırı gerçekleştirmelerinin yakın olacağı konusunda uyardı. Bunun üzerine, İran ve Hizbullah’ın beklenen saldırısını geciktirmek amacıyla 15 Ağustos’ta Kahire ve Doha’da Gazze’de acil ateşkes görüşmeleri başlatıldı ancak görüşmelerde şu ana kadar bir ilerleme kaydedilemedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hizbullah, Hizbullah’ın kurucu üyelerinden Fuad Şükür’ün öldürülmesine yanıt olarak gece saatlerinde İsrail’e saldırı başlattığını duyurdu. İsrail ise buna karşılık olarak Lübnan’ın güneyini vuruyor. İsrail, Lübnan’ın güneyine yeni saldırılar düzenledi. İsrail Savunma Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, “Gerçek zamanlı tehditleri engellemek için operasyonlarımız devam ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri savaş uçakları Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelerde Hizbullah’a ait yeni rampaları ve Lübnan’ın güneyindeki Hiyam bölgesinde bir terör hücresini vurdu” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açılarında kaçak göçmenler olduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Bölgeye ekipler sevk edildi. Sahil Güvenlik Gemisi ‘TCSG-84’ ve ‘KB-4304’ tarafından hareket halinde durdurulan lastik bot içinde 22 kaçak göçmen yakalandı.
Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Lübnan’da düzenlediği saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, “Kim bize zarar verirse, biz de onlara zarar veririz” dedi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Lübnan’a yaklaşık 100 savaş uçağıyla düzenlenen hava saldırılarına yönelik açıklamasında, “Bu sabah Hizbullah’ın İsrail’e saldırmak üzere hazırlık yaptığını tespit ettik. Savunma Bakanı ve IDF Genelkurmay Başkanı ile mutabık kalarak IDF’nin tehdidi bertaraf etmek üzere harekete geçmesi talimatını verdik. O günden bu yana IDF tehditleri bertaraf etmek için güçlü adımlar atmaktadır. Kuzey İsrail’i hedef alan binlerce roketi imha etti. Diğer pek çok tehdidi de bertaraf ediyor ve hem savunma hem de saldırı anlamında çok güçlü adımlar atıyor. Ülkemizi savunmak, kuzeyde yaşayanları güvenli bir şekilde evlerine döndürmek ve basit bir kuralı uygulamaya devam etmek için her şeyi yapmaya kararlıyız. Kim bize zarar verirse biz de onlara zarar veririz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yangın, saat 14.23’te Bergama ilçesi Ayvatlar Mahallesi’nde meydana geldi. Ormanlık alanda henüz belirlenemeyen sebepten dolayı çıkan yangına, İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait 4 uçak, 3 helikopter, 4 arazöz, 2 su ikmal, 1 dozer ve 1 yer ekibi sevk edildi. Ekiplerin alevlerle mücadelesi havadan ve karadan devam ediyor. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birleşmiş Milletler’in Filistin Ajansı (UNRWA), İsrail’in Ağustos ayı boyunca 12 ayrı tahliye emri verdiğini, bu nedenle de 250 binden fazla sivilin yerinden edildiğini duyurdu.
UNRWA’dan paylaşılan raporda, “İşgal altındaki Filistin toprakları için İnsani Yardım Koordinatörü (HC), Ağustos ayında şu ana kadar İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) ortalama iki günde bir olmak üzere 12 tahliye emri yayınladığını ve 250 bin kadar insanı bir kez daha taşınmaya zorladığını vurgulayan bir açıklama yaptı” denildi.
UNRWA, nüfusu 2 milyonu aşan Gazze’deki sivillerin 7 Ekim sonrası 1.9 milyonunun yerinden edildiğini belirtti. Raporda, “BM’ye göre, Gazze Şeridi’nde 1,9 milyona yakın insan (ya da her 10 kişiden 9’u) ülke içinde yerinden edilmiş durumda; bunların arasında defalarca yerinden edilenler de var (bazıları 10 defaya kadar)” ifadeleri kullanıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Bergama ilçesi Ayvatlar Mahallesi’nde sahipli fıstık çamlıklarında yangın çıktı. Saat 14.23’te çıkan yangına, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait ekipler saat 14.38’de ilk müdahaleyi yaptı.
Yangına, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait; 4 uçak, 3 helikopter, 4 arazöz, 2 su ikmal, 1 dozer ve 1 yer ekibi ile havadan ve karadan müdahale devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağanak yağış dün Kırşehir, Kayseri, Samsun, Sivas, Kahramanmaraş, Konya ve Nevşehir’de etkili oldu.
Kırşehir merkeze bağlı Uzunali köyünde, akşam saatlerinde aniden bastıran şiddetli yağışın neden olduğu sele kapılan Mustafa Akar, çevredekilerin yardımıyla Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Akar, müdahalelere rağmen hastanede yaşamını yitirdi. Akar’ın köyde çobanlık yaptığı öğrenildi.
Samsun’da aşırı yağışlardan etkilenen 150 tarım işçisi tedbir amacıyla güvenli alanlara alındı. Nevşehir’de sel ve su baskınlarından etkilenen 15 kişi tahliye edildi.
Kayseri’de selde kaybolan kişinin cansız bedenine ulaşıldı
Kayseri’nin Bünyan ilçesine bağlı Güllüce Mahallesi’nde etkili olan yağışta, birçok evi su bastı. Yapılan çalışmalar sonucunda, mahsur kalan 8 araç ve 32 kişi riskli bölgelerden tahliye edildi. İlçede araçlar sele kapılırken, bir kişi de kayboldu. Bölgeye AFAD, UMKE, JAK, itfaiye ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Kaybolan kişinin cansız bedenine bugün ulaşıldı.
AFAD’dan sarı ve turuncu kod uyarısı yapılan 9 ilde yaşayanlara SMS atıldı
Öte yandan AFAD, kuvvetli yerel yağış beklenen 9 ildeki vatandaşları SMS atarak ve camiler ile belediyelerden anons yaptırarak, uyardı. AFAD’dan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
” Meteoroloji Genel Müdürlüğü’den alınan son bilgilere ve yapılan değerlendirmelere göre; 1 ilimize turuncu, 8 ilimize ise sarı kod ile yağış uyarısı yapılmıştır. Turuncu Samsun; sarı Sivas, Yozgat, Kayseri, Malatya, Tokat, Amasya, Sinop, Ordu.
Turuncu yağış uyarısı verilen Samsun ilimizde; vatandaşlarımıza AFAD tarafından SMS ile bilgilendirme yapılmıştır. Cami ve Belediye anons sistemleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma araçlarından gerekli uyarılar yapılmaktadır. An itibarıyla 72 ihbar alınmış olup, tüm ihbarlara müdahale edilmiştir. AFAD, Jandarma, Emniyet, Sağlık, İtfaiye ekipleri ve sivil toplum kuruluşları ile ortak yürütülen çalışmalar sonucunda mahsur kalan 1065 vatandaşımız kurtarılarak güvenli alanlara tahliye edilmiştir. Tüm kurumlarımız teyakkuz halinde olup, gelişmeleri takip etmektedir. Vatandaşlarımızın ani sel, su baskını, yıldırım, heyelan, yerel dolu yağışı, ani kuvvetli rüzgar, kısa süreli fırtına ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli olmasını önemle hatırlatıyoruz.”
Ankara için yağış uyarısı
Öte yandan, Ankara için 13.00-16.00 saatleri arasında gök gürültülü kuvvetli yağış beklendiği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOKYO – Japonya’da Haziran ve Temmuz aylarında yabancı turist rekoru kırılırken, başkent Tokyo’nun turistik bölgelerinden Harajuku ve Shibuya’daki caddelerde yabancı ziyaretçilerin yoğunluğu Ağustos ayında da devam ediyor.
Uzak Doğu ülkesi Japonya turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Haziran ve Temmuz aylarında ardı ardına rekor sayıda turistin ziyaret ettiği Japonya’ya yabancıların ilgisi bu ay da sürdü. Tokyo’nun en gözde turistik bölgelerinden olan Harajuku ve Shibuya’da hafta sonu yabancı ziyaretçi yoğunluğu yaşandı. Caddeler turistlerle dolarken, kimi ziyaretçiler fotoğraf çekerek anılarını ölümsüzleştirdi, kimileri ise alışverişin tadını çıkardı.
Shibuya’nın en işlek caddelerinden birinde bulunan dönercide çalışan Burhan Keleş, son aylarda değer kaybeden Japon Yeni’nin de etkisiyle yabancı turist artışı yaşandığını söyledi. “Bu tabii ki bizim işlerimize de olumlu şekilde yansıdı” diyen Keleş, “Şu an ölü sezonda olmamıza rağmen, işlerimiz normal sezondan bile iyi. Normalde Japon müşteriler ağırlıktayken, aşırı derecede yabancı ziyaretçi gelmesi nedeniyle bu sene yabancı müşteriler daha çok” şeklinde konuştu.
“Yabancı ziyaretçi akınının nedeni sosyal medya”
Avustralya’nın Melbourne kentinden geldiğini söyleyen Leo Brown ise, ülkesinde kış olması nedeniyle yaz mevsimini yaşayan bir ülkeyi tercih ettiğini söyledi. Japonya’da yaşanan turist yoğunluğunu sosyal medyanın etkisine bağlayan Brown, “Sosyal medya, özellikle de TikTok Japonya ile ilgili içeriklerle ve turistik atraksiyonlarla dolu. Bunun en önemli faktör olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Japonya’da yaşayan ABD vatandaşı Michael Sean da ülkedeki turist patlamasının farklı nedenleri olduğunu söyledi. Covid-19 pandemisinin sona ermesinin önemli bir faktör olduğuna dikkat çeken Sean, “İnsanlar yeniden seyahat etme fırsatı elde edince, özellikle Avrupa ve ABD gibi bölgelerden birçok kişi Japonya’ya gelmeye başladı. Geçtiğimiz yıllarda uçak biletleri de çok pahalıydı” dedi. Sosyal medya kullanımı ve Japon kültürüne yönelik ilginin de yabancı ziyaretçi sayısını artırdığını kaydeden Sean, “Hal böyle olunca her zamankinden fazla sayıda ziyaretçi ülkeye geldi ve turist patlaması yaşandı” diye konuştu.
Japon vatandaşı Nana Ozawa ise, yabancıların ülkesine olan ilgisini “Öncelikle Japonya çok güvenli. Japon yemekleri çok lezzetli ve görülecek harika yerler var” sözleriyle değerlendirdi.
Ziyaretçi rekoru kırıldı
Japonya Ulusal Turizm Örgütü’nün verilerine göre, ülkeye gelen yabancı ziyaretçi sayısı Haziran’da 3,14 milyonla rekor kırarken, Temmuz ayında 3,29 milyon ziyaretçi ile rekor tazelendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze’de ateşkesin sağlanması için yürütülen siyasi ve diplotik çabaların bir parçası olan Orta Doğu turunu tamamladı. Blinken, Doha’dan ayrılırken yaptığı açıklamada gelecek günlerde ateşkes üzerinde uzlaşı sağlanmasının bir “gereklilik” olduğunu söyledi. Müzakereler bu hafta Kahire’de devam edecek.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Gazze’de savaşın başladığı 7 Ekim’den bu yana bölgeye gerçekleştirdiği dokuzuncu ziyaretini tamamladı. Blinken, Katar’ın başkenti Doha’dan ayrılırken yaptığı açıklamada, “Katar ve Mısır’daki partnerlerimizle mesajımız basit, net ve acil: Ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını son aşamaya getirmeliyiz ve bunu şu an yapmalıyız” dedi.
Blinken şunları kaydetti:
“Katar ve Mısır’la amaç ve aksiyonlarımızda birleşerek kendi farklı yöntemlerimizle çalışıyoruz. İran ve Hizbullah dahil olmak üzere bütün potansiyel aktörlere gerilimi tırmandıracak adımlar atmaktan kaçınma konusunda gerekli mesajları gönderiyoruz. ABD Gazze’de uzun vadeli herhangi bir İsrail işgalini kabul etmiyor. Anlaşma (ateşkes), takvim ve İsrail Savunma Güçleri’nin Gazze’den çekildiği lokasyonlar konusunda çok net ve İsrail buna onay verdi.”
Blinken ve ABD yetkilileri güncel ateşkes önerisinin detayları hakkında bilgi vermeyi reddetti.
Hamas, dün yaptığı açıklamada ateşkes konusunda uzlaşmak için istekli olduklarını ancak ABD’nin son teklifinin, temmuz ayının başında kabul ettikleri anlaşmadan farklı olduğunu söyledi. ABD’nin “geri adım” attığını ifade eden Hamas, ABD’yi İsrail’in koşullarına boyun eğmekle suçladı. Önerinin temel çerçevesini, ABD Başkanı Joe Biden’ın mayıs ayında açıkladığı üç aşamalı ateşkes planının oluşturduğu daha önce açıklanmıştı. ABD medyasına açıklamalarda bulunan diplomatik kaynaklara göre, ABD’nin son önerisine göre İsrail askerleri Gazze’nin Mısır sınırında denetim amacıyla devriye gezmeye devam edebilecek.
Ateşkes müzakereleri perşembe günü Kahire’de devam edecek.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdülati, Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılması için yapılan arabuluculu müzakarelerin ikinci aşamasının, bu hafta perşembe ve cuma günü Kahire’de yapılacağını belirtti.
İsrail’in 7 Ekim’den sonra başlayan saldırılarında Gazze’de 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. ABD, Mısır ve Katar arabuluculuğunda 15 Ağustos’ta Doha’da ateşkes müzakereleri yeniden başlatılmış, iki gün süren görüşmeler sonrası arabulucular “ciddi ve yapıcı” görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve müzakerelerin gelecek hafta Kahire’de devam edeceğini duyurmuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ORMAN Genel Müdürlüğü (OGM), İzmir’in Menderes ilçesindeki orman yangınının kontrol altına alındığını duyurdu.
OGM’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “İzmir Menderes’te meydana gelen orman yangını kontrol altına alındı. Yeşil vatan için mücadele eden kahramanlarımıza, bizlere destek veren tüm kurumlarımıza, STK’larımıza, gönüllülerimize ve vatandaşlarımıza teşekkür ederiz” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Biden, partisinin büyük toplantısında duygusal bir veda konuşması yaptı. Sahneye çıkarken gözyaşlarını tutamadı. Kızı Ashley’nin onu tanıtmasının ardından, kalabalığa teşekkür etti.
Konuşmasında, “50 yıllık siyasi kariyerimde hatalar yaptım, ama ülkeme hep en iyi şekilde hizmet etmeye çalıştım,” dedi. Biden, Amerika’nın geleceği hakkında umutlu olduğunu belirtti.
Biden, Donald Trump’ı sert bir dille eleştirdi. Özellikle göçmen sorunu ve sınır güvenliği konusunda Trump’ın politikalarını yanlış bulduğunu söyledi. Ayrıca, Trump’ın demokrasiyi tehlikeye attığını iddia etti.
Dış politika konularında kendi başarılarından bahsetti. Ukrayna krizinde Rusya’ya karşı durduğunu, Gazze’deki çatışmada ise barış için çaba gösterdiğini anlattı.
Biden, yerine aday gösterilen Kamala Harris’i övdü. Harris’in seçilmesi durumunda, Amerika’nın ilk kadın ve ilk siyahi başkanı olacağını hatırlattı. Harris’in dünya liderleri tarafından saygı gören bir başkan olacağına inandığını söyledi.
Yapılan anketler, Harris’in adaylığı devraldıktan sonra Trump’a karşı bazı kritik eyaletlerde öne geçtiğini gösteriyor. Harris, yeni ekonomik planları ve farklı gruplardan aldığı destekle dikkat çekiyor.
Bu büyük parti toplantısında, eski Başkan Barack Obama, eski First Lady Michelle Obama ve eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton gibi önemli isimler de konuşma yapacak. Clinton, konuşmasında Trump’ı eleştirdi ve Harris’in adaylığını tarihi bir adım olarak nitelendirdi.
Bu toplantı, Demokrat Parti’nin 2024 seçimleri için stratejisini belirleyeceği çok önemli bir etkinlik. Amerikan siyasetindeki bu büyük değişim, dünya siyasetini de etkileyebilecek nitelikte. Türkiye dahil birçok ülke, bu gelişmeleri yakından takip ediyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇEŞEHİR Koleji Diyarbakır Hevsel Ortaokulu öğrencisi Rober Enes Tan, Londra’da düzenlenen United Kingdom Teen Eagle Global yarışmasında sözcüklerin harf harf söylendiği ‘Spelling Bee’ kategorisinde dünya birincisi, bilgi yarışması ‘Knowledge Quiz’ kategorisinde ise dünya ikincisi oldu.
Her yıl Londra’da gerçekleştirilen Teen Eagle İngilizce yarışmasına bu yıl 52 ülkeden 4 bin 600 öğrenci katıldı. 4 Haziran-23 Ağustos tarihleri arasında yapılan yarışmada, Bahçeşehir Koleji Diyarbakır Hevsel Ortaokulu öğrencisi Rober Enes Tan, Teen Eagle 1 English Competitions grubunda yarıştı. Her çocuğun hayali olan Disneyland’e gitme hevesiyle İngilizce öğrenmeye başladığını belirten Tan, “Annem bana İngilizce kitaplar alarak ve filmler izleterek bu hayalimi destekledi. Kelime dağarcığımı geliştirmek için her gün düzenli olarak hikaye okudum. Üçüncü sınıfta, uluslararası geçerliliği olan Cambridge PET sınavından B2 seviyesinde sertifika aldım” dedi.
Bu yıl düzenlenen Teen Eagle yarışmasına katılmayı çok istediğini ve bunu gerçekleştirdiğini belirten Tan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yarışma, Receptive Skills (Algılayıcı Beceriler) ve Productive Skills (Üretici Beceriler) olmak üzere iki aşamadan oluşuyor. Receptive Skills kısmında Knowledge Quiz ve Spelling Bee, Productive Skills kısmında ise Writing Challenge (Kompozisyon yarışması ve Persuasive Speaking (İkna edici konuşma) kategorisi yer alıyor. Ben Spelling Bee’de dünya birincisi, Knowledge Quiz’de ise dünya ikincisi oldum. Receptive Skills genel sıralamasında da dünya ikinciliğinde yer aldım. Bir altın madalya, bir gümüş madalya ve diğer kategorilerden de üç kupa kazandım. Çok zorlayıcı olmasına rağmen düzenli çalışmam ve geniş kelime dağarcığım sayesinde bu başarıyı elde ettim. Hem çok mutluyum hem de çok gururluyum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, akşam saatlerinde Siverek Demirciler Çarşısı’nda meydana geldi. Alınan bilgilere göre saat 22.30 sıralarında gelen henüz nedeni belirlenemeyen şiddetli bir patlama meydana geldi. Patlamanın etkisiyle çarşıda büyük bir panik meydana gelirken, olay yerine yakın olan bir kişi yaralandı, iki motosiklet de maddi hasar meydana geldi. Şiddetli patlamanın etkisiyle, çarşının tavanında delik açıldı. Yaralanan kişi, çevredeki vatandaşlar ihbarı üzerine olay yerine gelen ambulansla Siverek Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Olay yerine gelen polis ekipleri, patlamanın nedenini belirlemek için geniş çaplı araştırma başlattı. – ŞANLIURFA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YOĞUN MÜCADELE DEVAM EDİYOR
Milas’ta çıkan orman yangınına ekiplerin müdahalesi sürerken, yangın 6’ncı saatini geride bıraktı. Kara unsurları yangının büyümesini engellemek için yoğun mücadele veriyor. Ekiplerin çalışmalarına gönüllüler de destek verirken, iş makineleri ve dozerler yardımıyla yangının önünün kesilmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Bölgedeki çiftçiler ve vatandaşlar da hortum taşıyarak ekiplere yardım destek oluyor.
‘ORAYA KOŞUYORUZ OLMUYOR, BURAYA KOŞUYORUZ OLMUYOR’
Yangına müdahale eden gönüllü Arda Gülenay, “Karşılaştığımız en zor durumlardan birisi. Farklı farklı yerlerden parlıyor. Oraya koşuyoruz olmuyor, buraya koşuyoruz olmuyor. Rüzgar müsaade ederse kontrol altına alacağız ama sabah ancak hava desteği ile hallolacak gibi” dedi.
‘YANDIK, YANDIK BİTTİ ABİ, ÇOK KÖTÜ OLDUK’
Yangın bölgesine yakın alanda zeytin ağaçları olduğunu söyleyen çiftçi Yüksel Karaca da “Vallahi ciğerimiz yandı. Yandık, yandık bitti abi, çok kötü olduk. Hele şu canlılar, dağlar yok oldu. Ben 55 yaşındayım, bildim bileli bu çamlar burada. Bir daha ne zaman gelecek bu ağaç? Burada zeytinliklerimiz var, yangın geldi yanaştı zaten” diye konuştu.
Fırat AKAY/ MİLAS (Muğla),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bekirfakılar köyü mevkisindeki ormanlık alanda 2 gün önce öğle saatlerinde çıkan yangınla ilgili incelemelerde bulunmak üzere Umurlar köyüne gelen Polat, yetkililerden bilgi aldı.
Gece saatlerinde yangın alanını yüksek bir noktadan inceleyen Polat, daha sonra yangının söndürülmesinde görev alan personel ve vatandaşlarla sohbet etti.
Polat, gazetecilere, “Yeşil Vatan’ın” birçok yerinde başlayan ve bir kısmı da devam eden çok ciddi yangınlarla gün boyunca mücadele edildiğini söyledi.
Gecenin bu saatinde de yangınların söndürülmesi için çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Polat, “Burada dün itibarıyla başlayan yangının ikinci günündeyiz. Yangınla mücadelemiz kara ve hava unsurlarımızla gün boyunca devam etti. Takdir edersiniz ki, hava araçlarımız gün batımıyla birlikte çalışma prensipleri itibarıyla inmek zorunda kaldılar. Bunlar yarın sabah gün doğumuyla birlikte tekrar mücadeleye katkı vermeye devam edecekler.” ifadesini kullandı.
“Yangın yer yer örtü, yer yer tepe şeklinde kısmi olarak devam ediyor”
Polat, yangının etrafını çeviren kara unsurlarının çalışmalarına devam ettiğini aktararak, “Şu anda gecenin bu saatinde cansiperane bir şekilde yangının etrafını çeviren kara unsurlarımız Türkiye’nin dört bir yanından, Trabzon’dan, Antalya’dan, batısından, doğusundan gelen ateş kahramanlarımız yangının etrafını çevirmiş durumdadır. Burada temel amacımız şu anda yangının yayılımını durdurmak, yerleşim yerlerine sirayet etmesini önlemek, insanların can ve mal güvenliğini sağlamak. Yangın yer yer örtü, yer yer tepe şeklinde kısmi olarak devam ediyor. İnşallah yarın daha umutlu bir şekilde sabaha uyanacağız ve hava koşulları, meteoroloji koşulları uygun olduğu takdirde yarın çok daha olumlu sonuç alacağımıza inanıyorum.” diye konuştu.
Yangınla mücadele için Türkiye’nin dört bir yanından çok sayıda insanın Göynük’e geldiğini dile getiren Polat, bölgeye gelen görevlilerin, 10-15 saat yangınla mücadele eden yeşil vatan bekçilerinden görevi devralarak çalışmalara devam ettiğini belirtti.
Polat’a incelemelerinde Bolu Valisi Erkan Kılıç, Bolu Orman Bölge Müdürü Mahmut Şentürk ve Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri de eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenler, depremin 25’inci yılında merkez üssü olan Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde düzenlenen törenle anıldı. Anma töreninde konuşan AFAD Başkanı Okay Memiş, “Bu ülke, Anadolu coğrafyası her 10 yılda bir 7 büyüklüğünün üzerinde bir depremle sarsılıyor. Her 5 yılda bir 6.5 büyüklüğünde bir depremle sarsılıyoruz. Her 3 yılda bir de 6 büyüklüğünde bir depremle sarsılıyoruz. Bu depremlerin hepsi çok yıkıcı depremler. Aslında bu sarsıntılar bile tek başına farkındalığın çok üst düzeyde olması gerektiğini bize zaten hatırlatıyor” dedi.
Kocaeli’de 17 Ağustos 1999’da meydana gelen Gölcük merkezli 7.4 büyüklüğündeki Marmara Depremi’nin üzerinden çeyrek asır geçti. 45 saniye içerisinde Marmara Bölgesi’nin tamamında yıkıma ve 17 bin 480 kişinin ölümü ile 43 bin 953 kişinin yaralanmasına neden olan depremin kurbanları, depremin 25’inci yıldönümünde anıldı. Deprem anıtının da bulunduğu Gölcük ilçesi Kavaklı sahilinde düzenlenen törene İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, AFAD Başkanı Okay Memiş, Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Japonya, Pakistan ve Almanya konsolosları ile protokol üyeleri ve çok sayıda depremzede katıldı.
‘COĞRAFYAMIZ BİZE DEPREMİN NE KADAR GERÇEK OLDUĞUNU HATIRLATIYOR’
Anma töreninde konuşan AFAD Başkanı Okay Memiş, “Bundan tam 25 yıl önce gece yarısı saat 03.02’de 7.4 büyüklüğünde, gerçekten çok yıkıcı ve çok büyük bir depremle sarsıldık. Merkez üssü Kocaeli Gölcük’tü ama etkisi itibariyle tabii en az 10 vilayetimizi ve yaklaşık 16 milyon insanımızı etkiledi. Aslında bütün Türkiye’yi etkiledi. Çünkü bu bölge aslında Anadolu’nun tamamından göç alan bir bölge. Ben kendim Giresunluyum, Karadenizliyim. Benim de akrabalarımdan hayatını kaybedenler oldu. Ben bu vesileyle hayatını kaybeden 17 bin 480 vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yaklaşık 45 bin vatandaşımız da yaralandı o büyük depremde. Bu ülke, Anadolu coğrafyası her 10 yılda bir 7 büyüklüğünün üzerinde bir depremle sarsılıyor. Her 5 yılda bir 6.5 büyüklüğünde bir depremle sarsılıyoruz. Her 10 yılda bir 7 büyüklüğünde, her 5 yılda bir 6.5 büyüklüğün üzerinde ve her 3 yılda bir de 6 büyüklüğünde bir depremle sarsılıyoruz. Bu depremlerin hepsi çok yıkıcı depremler. Bizim farkındalıkla ilgili birimimiz var. Aslında bu sarsıntılar bile tek başına farkındalığın çok üst düzeyde olması gerektiğini bize zaten hatırlatıyor. Coğrafyamız bize depremin ne kadar önemli olduğunu ne kadar gerçek olduğunu ve ne kadar etkili olduğunu da hatırlatıyor” dedi.
‘ÇOK YAKINDA DÜNYANIN NÜFUSA ORANLA EN FAZLA ARAMA- KURTARMA EKİBİNE SAHİP ÜLKESİ OLACAĞIZ’
Konuşmasında 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden de bahseden Memiş, “6 Şubat’ta asrın felaketini yaşadık. 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde ve devamında 6.5 büyüklüğünde depremlerle asrın felaketini yaşadık. Müdahale kapasitesinde size bir bilgi vereceğim. Arama- kurtarmada müdahale ederken bir ekip 25 kişiden oluşur. Bu ekipler sürekli çalışmaz, günde 8 saat çalıştığını düşünün. Bir binada 24 saat çalışmak için 75 kişilik arama- kurtarmacıya ihtiyacınız var. 6 Şubat depreminde, 39 bin bina yıkıldı. Bu 39 bin binadan 26 bininde insan yaşıyordu. Yani 26 bin binaya müdahale edeceksiniz devlet olarak, AFAD olarak. 26 bin çarpı 75 eşittir 1 milyon 950 bin arama- kurtarmacı lazım. Peki dünyada ne kadar arama- kurtarmacı var? Dünyada yapılan çalışmaya göre 750 bin arama- kurtarmacı var. Dünyadaki kapasitenin 2 katı olsa 6 Şubat’taki depremde müdahaleye yeterli olmuyordu. Biz kendi ülkemizin kapasitesi, yurt dışından gelen arama- kurtarma ekipleri ile beraber 35 bin kişiyle müdahale ettik. Ancak alanda 650 bin kamu görevlisi çalıştı. STK’larımız ayrıca çalıştı. Elimizdeki arama- kurtarma sayımız buydu. Yani dünyanın kapasitesi bile olsa yeterli olmayan bir durum var. Biz tabii ki buradan ders çıkardık ve şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerimizi, kahraman ordumuzu, kahraman jandarmamızı ve kahraman polisimizi kahraman itfaiyecilerimizi, kahraman madencilerimizi ve sivil toplum kuruluşlarımızı eğitmeye başladık. Nüfusumuzla orantılandığında dünyada en fazla arama- kurtarma ekibine sahip ülkesi olacağız çok yakın bir sürede. Ama asıl yapmamız gereken, risk azaltma ile yani sağlam zemine sağlam binaları yapmak zorundayız. İyileştirme çalışması olarak da şu anda dünyanın en büyük afet sonrası iyileştirme çalışmasını yapan bir Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti var” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun Çiçeği virüsü Afrika'nın dışına çıktı. İsveç'te ilk maymun çiçeği vakası görüldü. Avrupa sınırlarına da sıçrayan hastalık için gözler şimdi resmi makamlarda.
DSÖ, Çarşamba günü aldığı kararla Afrika'yı etkisi altına alan M çiçeği (Mpox) virüsü salgını nedeniyle "küresel acil durum" ilan etti. DSÖ, kasım ayında yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) virüsün cinsel yolla bulaştığını ilk kez doğrulamış, Afrikalı bilim insanları ise bu durumun hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Kuzey Amerika ve Avrupa'daki M çiçeği salgınları, aşılar ve antiviral tedavilerin yanı sıra yüksek risk gruplarına yönelik halk sağlığı mesajlarının yardımıyla kontrol altına alındı. Ancak geçtiğimiz aylarda çok sayıda ülkede salgınların görüldüğü Afrika escort eryaman kıtasının bazı bölgelerinde neredeyse hiç aşı bulunmuyor.
Afrika kıtasında bu gelişmeler yaşanırken virüs Avrupa'da da ilk kez İsveç'te görüldü. İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed düzenlediği basın toplantısında, "Öğleden sonra İsveç'te daha ciddi bir tür olan ve Clade I olarak adlandırılan bir maymun çiçeği vakası olduğunu teyit ettik" dedi.
İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu vakanın maymun çiçeği virüsünün tehlikeli bir varyantı olan Clade I'in Afrika dışında ilk kez tespit edildiği aktarılarak, hastanın başkent Stockholm'de olduğu ifade edildi.
Afrika'da en kötü etkilenen ülke, bu yıl en büyük salgında 12 binden fazla vaka ve en az 470 ölüm kaydeden Demokratik Kongo Cumhuriyeti oldu.
Ülke, teşhis için yapılan testlerde belli olmadığı anlaşılan tehlikeli yeni bir türün yanı sıra düzensiz hastalık gözetimi ve aşı ve tedavi eksikliğiyle mücadele ediyor.
En son 2022 yılında bir M çiçeği vakası kaydeden Güney Afrika da eryaman escort bayan bu yıl yeni bir salgın bildirdi. Enfeksiyonun en çok uzak bölgelerde görüldüğü Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yetkililer, hastalığın yayılmasını yavaşlatmak için hükümet tarafından yürütülen çabalara yardımcı olmak üzere halka destek çağrısında bulundu.
Doğu Afrika Topluluğu bölgesel bloğu da, bölgedeki beş ülkeye sınırı olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki hastalık konusunda üye ülkeleri uyaran bir bildiri yayınladı. Bu ülkelerden biri olan Burundi şimdiden üç vakayı doğruladı.
]]>İran'ın Nur şehrinde 31 yaşındaki Kolej Escort Arezoo Badri isimli kadın, bir arkadaşıyla birlikte evine giderken başörtüsü takmadıkları gerekçesiyle polis memurları tarafından durdurulmak istendi. Polisin hoparlör aracılığıyla durmalarını istediği kadınlar, korkuya kapılarak yollarına devam etti.
Bu esnada silahına davranan polis, önce aracın Kuzey Ankara Escort tekerleğine sonra da kapısına ateş etti. Bu esnada seken kurşunlardan biri Badri'nin sırtına isabet etti. Yaralanan kadın, çevredekiler tarafından apar topar hastaneye kaldırıldı.
Tahran'daki Vali-i Asr Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören kadının akciğer ve omuriliğinde ciddi hasarlar oluştu. Talihsiz kadının durumu ciddiyetini Maltepe Escort korurken, İran polisi hastane çevresinde ciddi önlemler aldı.
İran'da 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin ailesiyle birlikte ziyaret ettiği başkent Tahran'da "örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle" gözaltına Yenimahalle Escort alındıktan sonra şüpheli bir biçimde yaşamını yitirmesi o dönem büyük yankı uyandırmıştı.
]]>Herkesin etrafında, ruh eşini arayan Elvankent Escort birileri vardır. Sosyal medyada sürekli kullanılan "Ruh eşi" teriminin sözlük anlamını merak ediliyor. Peki, Ruh eşinin anlamı nedir? "Ruh eşi" ne demektir? Ruh eşinizi Eryaman Escort bulduğunuzu nasıl anlarsınız? sorularının cevaplarını haberin devamında bulabilirsiniz.
"Ruh eşi" terimi genellikle bir kişinin başka Esat Escort bir kişiyle derin bir duygusal ve zihinsel bağ kurduğunu ifade etmek için kullanılır. Bu bağ, karşılıklı anlayış, benzer değerler, ilgi alanları ve duygusal uyum gibi faktörlere dayanabilir. Ruh eşi kavramı, kişinin kendini tamamladığını, birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduğu ve birlikte zaman geçirmekten keyif aldığı birini ifade etmek için kullanılır. Ancak bu terim, farklı kültürel ve kişisel inançlara göre farklı anlamlar taşıyabilir ve bazıları için daha derin ve spiritüel bağlantıları da ifade edebilir.
Ruh eşini bulduğunu anlamak, genellikle derin duygusal ve zihinsel bir bağa dayanır. Ruh eşinizi bulduğunuzu düşündüren bazı işaretler vardır. Bunlar;Ruh eşinle zaman geçirirken kendini derin bir bağlantı içinde hissedersin. Onunla konuşurken, hislerini ve düşüncelerini paylaşırken anlamlı ve özgün bir ilişki hissedersin. Ruh eşinle ilişkin doğal bir şekilde gelişir ve birbirinize uyum sağlarsınız. Birlikte olduğunuzda kendini rahat, huzurlu ve kabul görmüş hissedersin. Ruh eşinle Etimesgut Escort benzer değerlere sahip olduğunu ve aynı ya da benzer ilgi alanlarını paylaştığını fark edersin. Ortak noktalarınız ve ortak değerleriniz varsa, ilişkinizin derinleştiğini hissedersin. Ruh eşin seni anlar ve duygusal olarak destekler. Birbirinizin duygularını anlama yeteneğiniz yüksektir ve birlikte zor zamanlarda bile birbirinize destek olursunuz. Ruh eşinle aranızda karşılıklı saygı ve sevgi dolu bir ilişki vardır. İlişkinizde güven duygusu ön plandadır ve birbirinize saygı gösterirsiniz. Ruh eşinle birlikte olmak, hem kişisel hem de ilişkisel olarak büyümenizi sağlar. Birbirinizi destekleyerek ve cesaretlendirerek daha iyi insanlar olmanıza yardımcı olursunuz.
Ruh eşini bulduğunu anlamak, genellikle zamanla olgunlaşan bir farkındalık ve içsel bir his olarak ortaya çıkar. Bu hislerin doğru ve sağlam temeller üzerine oturduğundan emin olmak için zaman vermek ve ilişkinizi dikkatle gözlemlemek önemlidir. Herkesin ruh eşi tanımı farklı olabilir, bu nedenle kişisel deneyimlerinize ve hislerinize güvenmek en doğrusudur.
]]>Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenlenen “Girişimci Buluşmaları” toplantısında konuşan Sırakaya, 2002 yılında AK Parti’nin seçimleri kazanmasıyla milletin iradesinin iktidara geldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milletin iradesinin üzerinde güç tanımadım” diyerek darbe girişimleri ve engellemelere karşı dik bir duruş sergilediğini ifade eden Sırakaya, AK Parti ve Erdoğan’ın millete rağmen değil milletle birlikte siyaset yaptığını belirtti.
AK Parti döneminde, devletin yüceltilerek her şeyin üzerinde görülen bir anlayıştan milletin yüceltilip öncelendiği bir anlayışın hakim olduğunu dile getiren Sırakaya, bu dönemde bir diğer önemli hususun ise milletin öz güven kazanması olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin yatırım ve ticaretine ilişkin rakamlar paylaşan Sırakaya, “Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşmiş olan doğrudan yatırım 15 milyar dolarken, bu miktar 100 milyar dolarların üzerine çıkarıldı. Türkiye’nin ticaret hacmi 87 milyar dolarken bu 617 milyar dolara çıkarıldı. Türkiye’deki ihracat rakamları 35 milyar dolar seviyesindeyken bugün artık 255 milyar dolar seviyelerinde.” ifadelerini kullandı.
Üretim ve ihracatın önemine dikkati çeken Sırakaya, bugün 57 İslam ülkesinin toplam ihracatının 1 trilyon 700 milyar dolarken, Almanya’nın ise tek başına ihracatının 1 trilyon 600 milyar dolar olduğunu belirtti.
Petrol ve doğal gaz ihracatı düşüldüğünde İslam ülkelerinin toplam ihracatının 550 milyar dolar civarında olduğunu aktaran Sırakaya, bunun 255 milyar dolarının ise Türkiye’ye ait olduğunu kaydetti.
Bugün dünyada adaletsizliğin çok net görüldüğünü vurgulayan Sırakaya, Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısını eleştirerek, şöyle konuştu:
“Dünyada zulüm ortamını sonlandıracak uluslararası bir yapıdan bahsedemiyoruz. BM’nin kendisi adaletsizlik içerisinde boğuşurken dünyaya adalet dağıtabilme imkanı asla söz konusu değildir. BM’nin 5 tane daimi üyesi var. 198 ülkenin bir araya geldiği BM Genel Kurulu var ama hiçbir hükmü yok. Uluslararası Adalet Divanı’nın aldığı kararı uygulayabilmek 5 daimi üyenin iki dudağı arasında. Dünya 5 ülkeye mahkum. Bu 5 ülkenin içerisinde 1,2 milyarlık Afrika yokken 500 milyonluk Avrupa’dan iki temsilci var. Kültürler arası ilişkiye baktığımız zaman 4 Hristiyan ülkesi var ama 1,5 milyarlık İslam aleminden bir ülke yok. Ne demografik, ne kültürel, ne dini, ne coğrafi olarak bir adalet yok. Yanlıştan doğru üretme imkanı yoktur.”
Girişimci ruhun önemine dikkati çeken Sırakaya, adaletin sağlanması için bunun önemli olduğunu ifade etti.
Yurt dışında Türkiye’nin uzun yıllarca “Turkish delight”, “Turkish kebap”, “Turkish hamam” ile bilindiğini belirten Sırakaya, bugün 130 ülkeye ve 346 noktaya uçan THY’nin bulunduğunu dile getirdi.
Bunun sadece uçuş ağı olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Sırakaya, “THY dışında 161 olan dış temsilcilik sayımızın 261’e ulaştığını görüyoruz. Dünyada en fazla temsilciliği olan üçüncü ülkeyiz. 2002 yılında Afrika’daki büyükelçilik sayımız toplam 12 idi. Bugün bu rakam 42. Bu temsilcilik sayıları aynı zamanda sizin gibi girişimci insanların oraya gittikleri zaman muhataplarının olması ve ticaretimizi şekillendirebilecek bir altyapının, ağın oluşmasını sağlamaktadır.” diye konuştu.
GİV Genel Başkanı Mehmet Koç, vakıf olarak girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için çalıştıklarını ifade ederek, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu her alanda ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi.
Türkiye’de girişimciler için sağlanan imkanların ABD dahil dünyanın hiçbir yerinde olmadığını belirten Koç, Türkiye’nin üretim ve pazar olarak değerli bir ülke olduğunu söyledi.
Program sonunda Koç, Sırakaya’ya İstanbul’un fethine ilişkin tablo hediye etti.
]]>AA Genel Müdürlüğü AAtölye ve AA’nın İstanbul’un Ümraniye ilçesindeki binasında düzenlenen “AA+ Oryantasyon Programı”nın ilk gününde konuşan AA Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Enis Peru, ikincisini gerçekleştirdikleri program kapsamında genç ve dinamik 30 kişiyi kadrolarına katmaktan dolayı gururlu olduklarını söyledi.
Ajansın TBMM’den önce kurulduğunu anımsatan Peru, “Bu kurum her alanda ülke tarihine şahit olmuş, onları kayda geçirmiş, arşivlemiş, ülke ve dünya hedefine sunan bir kurum. Bu açıdan bakıldığında çok kıymetli. Editöryal alandan bakıldığında haberin kaynağı, toptancısı bakış açısıyla dünyada ve Türkiye’de ne olduğuna ilk ulaşan, haberleştiren ve dünyaya duyuran bir kurum.” dedi.
Peru, Türkiye’de haberlerin yüzde 60-70’inin AA menşeili olduğuna işaret ederek, Rusya ile Ukrayna Savaşı, Gazze’de yaşanan trajedi, Azerbaycan’da yaşanan savaş ile Suriye’deki olaylar başta olmak üzere dünyadaki gelişmelerde ajansın birinci kaynak olduğunu, yaşanan gelişmeleri tüm dünyaya aktardığını dile getirdi.
Ajansın çektiği fotoğrafların da dünya basınında manşetlere taşındığına dikkati çeken Peru, dünya haber ajansları arasında en üst sıralarda olma mücadelelerine devam ettiklerini kaydetti.
AA Genel Müdür Yardımcısı Peru, ajansın işleyişi ve yürütülen çalışmalara ilişkin detaylı bilgilendirmede bulundu, eğitimde yer alanlara başarılar diledi.
“Yıllık 104 bini aşkın habere imza atıyoruz”
AA Ankara Haberleri Müdürü Hasan Ay, ajansın Türkiye Haberleri Direktörlüğünün yürüttüğü çalışmaları anlattı.
Bu direktörlüğün Ankara, İstanbul ve 79 ili kapsayan Yurt Haberleri, Parlamento Haberleri ve Kültür Sanat Haberleri şeklinde 5 müdürlükten oluştuğunu anlatan Ay, ajansın yılda yaklaşık 200 bin Türkçe haber ürettiğini kaydetti.
Üretilen haberlerin yarısından fazlasının Türkiye Haberleri tarafından yapıldığını anlatan Ay, “Yıllık 104 bini aşkın habere imza atıyoruz. Arkadaşlarımız, binlerce fotoğraf çekiyor. Bir o kadar video görüntü çekiyor ve bunları bütün dünyaya servis ediyor. Yılda 4 bini aşkın flaş haber veriyoruz.” diye konuştu.
“Dünyada ne oluyorsa AA kameramanları, foto muhabirleri üretim halinde”
Programın ikinci gününde konuşan AA Görsel Haberler Direktörü Fırat Yurdakul, katılımcıların Türkiye’nin en büyük medya kuruluşunda, dünyanın ise en büyük medya şirketlerinden birinde işe başladıklarını söyledi.
Zorlu aşamalardan geçerek gelen ve karşısındaki herkesin birer haberci olduğunun altını çizen Yurdakul, haber ajanslarının çalışma prensibi hakkında bilgi vererek, “Yaptığınız işin yansıması olmazsa siz birer haberci olamazsınız. Ne iş yaparsanız yapın, yaptığınız işin çok güçlü şekilde yansıdığından, insanları etkilendiğinden, insanlara dokunduğundan, AA’da bu yaptığınız işle gelir ve görünürlük sağladığınızdan emin olun. Habercilik şiarından lütfen uzaklaşmayın.” diye konuştu.
Yurdakul, Görsel Haberler Direktörlüğünün AA’nın en büyük direktörlüklerinden biri olduğunu belirterek, her gün Time dergisinde, Guardian’da, Bild’de ve News Week’te AA’nın bir fotoğrafının ve videosunun yer aldığını, AA’nın uluslararasılaşmış ekibinin Görsel Haberler Direktörlüğü olduğunu ve bütün dünyaya, dünyadan içerik üretip dağıttığını ifade etti.
Gazze’de 52, Ukrayna’da 17 foto muhabiri ve kameramanın AA için görev yaptığını anımsatan Yurdakul, “Dünyada ne oluyorsa AA kameramanları, foto muhabirleri şu anda üretim halinde ve bunları üretiyor, merkezde işliyor. Sadece Türkiye medyasına değil bütün dünya medyasına çok güçlü şekilde aktarıyor. Bunun zaten çok kısa sürede farkına varacaksınız. Sizler de kendi çalıştığınız birimler içerisinde bu döngüye, bu işletme tekniğine katkı vermeye, onu büyütmeye konsantre olun.” tavsiyesinde bulundu.
“AA’nın arşivinde 13 milyon görsel içerik var”
Yurdakul, Görsel Haberler Direktörlüğünün altında 4 müdürlüğün bulunduğunu, Fotoğraf Haberleri Müdürlüğünün 1000 çalışanıyla AA’nın en büyük müdürlüklerinden biri olduğunu aktararak, Görüntülü Haberler Müdürlüğü’nde 750 ise çalışan olduğunu, sokaktaki foto muhabirleri ve kameramanların bu ekibin parçası ve ajansın da sahadaki büyük güçleri olduklarını kaydetti.
Grafik Haberleri Müdürlüğü ve Arşiv Haberleri Müdürlüğü adında 2 yeni müdürlüğün daha kurulduğunu belirten Yurdakul, “Arşiv konusu bizim için çok önemli. Çünkü AA’nın arşivinde 13 milyon görsel içerik var. Türkiye’nin zaten en büyüğü, dünyanın da en büyük görsel arşivlerinden biri AA’da. Bunu dünyaya daha çok göstermek, tanıtmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Grafik Haberleri Müdürlüğünün çalışmaları hakkında da bilgilendirme yapan Yurdakul, AA+’dan gelenlere çok güvendiğini, önceki dönemde gelenlerin güzel işler yaptığını ve bu dönem gelenlerden de dünyayı etkileyecek insanların çıkacağına inandıklarını ifade etti.
2 gün süren eğitimde AA’nın kurumsal yapısı tanıtıldı
Eğitim programının ilk gününde İnsan Kaynakları ve Değişim Yönetimi Direktörlüğü, İdari İşler Direktörlüğü, Satın Alma ve Envanter Yönetimi Direktörlüğü, Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörlüğü, Stratejik İletişim ve Marka Yönetimi Direktörlüğü, Finans Direktörlüğü, Global Haberler Direktörlüğü, Dijital Haberler Direktörlüğü ve Haber Merkezi direktörlüklerince sunum yapıldı.
Programın ikinci gününde ise HAS kullanımı, EBYS ve e-imza süreçleri hakkında bilgi verildi, Akademi ve Yayın Koordinatörlüğü, Hukuk ve Uyum Müşavirliği, Teknoloji ve İnovasyon Direktörlüğü, Sistem ve Siber Güvenlik Direktörlüğü, Ekonomi-Finans Haberleri Direktörlüğü, Spor Haberleri Direktörlükleri ile Yayınlar ve Prodüksiyonlar Koordinatörlüğü ve Strateji ve Yönetim Geliştirme Müdürlüğünce sunum gerçekleştirildi.
]]>Parti binasında basın toplantısı düzenleyen Çağlayan, “Bizler teşkilat olarak, geçmişten günümüze, çalışmalarımızda bir farkındalık oluşturmak, sizlere daha fazla ulaşabilmek adına birtakım programlar uygulayarak sizlerle bir araya gelmiştik. Kentimize karşı sorumluluklarımızı anlatmak ve halkımız ile hemhal olmak amacıyla yaptığımız programlara yenilerini ekliyoruz. Yılın 67’nci gününde 372 tam saha programı ile her beldemizde her ilçemizde ve İlimizde; 372 esnaf 67 dezavantajlı birey 372 hane STK, meslek örgütleri ziyaretleri yaparak, halkımızın tüm kesimleri ile bir araya geleceğiz” dedi.
Yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak Günü olarak belirlenmesini istediklerini ve tavsiye ettiklerini kaydeden Çağlayan, “Bundan sonra yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak Günü olarak etkinliklerle kutlanmasını öneriyoruz. Zonguldak genç Cumhuriyetin ilk vilayeti olarak enerji yükünü çekerken, geçen yıllar içinde bu önemi unutulmuştu. Sadece emekli kenti olarak anılan Zonguldak, Türkiye Yüz Yılının başlangıcında Karadeniz Doğalgazı ile tekrar enerji üssü olarak anılmaya başladı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın ilgileri ile Zonguldak sadece Karadeniz’in değil Türkiye’nin gözbebeği haline geldi. Ülkemiz için stratejik önemi olan enerji için Zonguldak’tan daha çok şehit vermiş bir vilayet daha yoktur. Bu nedenle Zonguldak’ımız gönüllerimizde çok müstesna bir yerdedir. Öte yandan taşkömürü ile Birinci Dünya Savaşında bile stratejik hedef olan, işgale uğrayan Zonguldak, bu özelliği ile dünya tarihinde yer edinmiştir. ‘Yüz karası değil, kömür karası, böyle kazanılır ekmek parası’ dizeleri ile şairlerin bile methiyeler düzdüğü kentimizin yılın 67. gününde onurlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Yılın 67’nci gününün Dünya Zonguldak günü olarak kutlanmasını istiyoruz. Yurt içi ve yurt dışındaki Zonguldak Derneklerinin, sivil toplum kuruluşlarının her yılın 67’nci gününde kutlayacağımız Dünya Zonguldak Gününe katkı vermeye davet ediyoruz. Dünya Zonguldak Günü şimdiden kutlu olsun” şeklinde konuştu.
“Yaptığımız işlerin anlatılmasını engelleyemeyeceksiniz”
Bir siyasi partinin İlçe Seçim Kurulu’na bazı pankartların kaldırılması yönündeki itirazına ilişkin yönelik soruyu cevaplayan Çağlayan, “İlçe Seçim Kuruluna başvuru yapmışlar. Yapılan hizmetlerin pankartların kaldırılmasını talep etmişler. Yasal çerçevede yapılması gerekeni yaparız. Nereye başvurursunuz vurun biz propaganda sürecini yapacağız. Yaptığımız işlerin anlatılmasını engellemeyeceksiniz. Fakat milletimizin gönlünden bunları silemeyeceksiniz” dedi.
Muhalefet yöneticilerinin eleştirilerine de cevap veren Çağlayan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“3 Mart’la ilgili aynı tarihte 500 kişilik katılımla program icra ettik. Program yaptık. 3 Mart’ta kendileri düğünde boy boy oynadılar. Bir başkasının başına geldiğinde yaygara koparanlar Kozlu’da sözlü şiddete maruz kalan hanımefendi için sus pus oldular. Fakat şu anda 3 maymunu oynuyorlar. Orada bir insanlık var. Sadece giyiminden kuşamından hakarete uğrayan bir kişinin yanında olmalarını beklerdik” dedi. – ZONGULDAK
]]>Panama Dışişleri Bakanı Mencomo, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
ADF hakkındaki izlenimlerinin çok iyi olduğunu ifade eden Mencomo, forumun, ülkelerin uluslararası toplumla iletişim kurması için mükemmel bir ortam yarattığını kaydetti.
Türkiye’nin, bulunduğu konum itibarıyla kıtalar arasında çok önemli bir görevi üstlendiğini vurgulayan Mencomo, Panama’nın da konumunun, Türkiye’ye benzer önemli bir sorumluluk yüklediğini belirtti.
Mencomo, son 4 yıldır Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Panama arasındaki işbirliğinin oldukça geliştiğini aktararak Türkiye’nin, ADF ile kıtalar arası bir köprü oluşturduğunu vurguladı.
Türkiye ve Panama’nın, bölgelerinde üstlendikleri birleştirici rolleri sebebiyle dünyaya bakış açısının daha geniş kapsamlı olduğunu ve cazibe merkezleri haline geldiğini ifade etti.
“Türkiye, kesinlikle farklı kıtaları birbirine bağlayan bir köprü rolü oynuyor.” diyen Mencomo, Panama’nın da Amerika ve Karayipler’i birbirine bağlayan köprü rolünü üstlendiğini söyledi.
Panama Kanalı’nın trafiği artıyor
Mencomo, Panama Kanalı’nın muhtemel bir kuraklık nedeniyle işlevselliğini yitireceği iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Dışişleri Bakanı olarak özellikle bu forumda, Panama Kanalı’nın çok iyi çalıştığını söyleyebilirim.” dedi.
Dünya ticaretinin yüzde 6’sının Panama Kanalı’ndan geçtiğini kaydeden Mencomo, “Dünyanın farklı bölgelerindeki, örneğin Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’deki sorunlar doğrudan bizi etkiliyor. Çünkü bazı firmalar rotasını değiştiriyor ve Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı yerine Panama Kanalı’nı kullanıyor. Bu nedenle trafiğimiz artıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Mencomo, tüm ülkelerin birbirinden etkilendiğini vurgulayarak, “Dünya’nın bir köşesinde olan her şey başka bir köşeyi de etkiliyor, hepimizi birbirimize bağlıyız. Büyük veya küçük her ülkelerin birbirine bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
2023’te 500 bin düzensiz göçmen Panama’yı geçiş rotası olarak kullandı
Panama’nın da bölgesindeki ülkeler arasındaki konumu nedeniyle düzensiz göçmenler için bağlantı noktası olduğuna işaret eden Mencomo, geçen yıl ABD’ye gitmek üzere yola çıkan 500 bin düzensiz göçmenin Panama’yı geçiş rotası olarak kullandığını kaydetti.
Mencomo, “Daha geçen yıl kuzeye, ABD’ye gitmeyi planlayan 500 bin (düzensiz) göçmen (Panama’dan) transit geçti.” dedi.
Düzensiz göçmenlerin Panama’ya 7 ila 12 gün süren çok zorlu bir yolculuğun ardından geldiğini anlatan Mencomo, “Onlara yiyecek, barınak, sağlık hizmeti sağlamamız gerekiyor. Bu çok fazla çaba gerektirir. Dolayısıyla kuşkusuz buna yatırım yapıyoruz. Kaynaklarımızı sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Mencomo, düzensiz göç sorunuyla ilgili Türkiye’nin tecrübelerine başvurduklarını belirterek, “Türkiye’nin bize bu konuda yardımcı olabileceğini ve bu sorunla nasıl baş ettiğini paylaşabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Panama’daki artan göç ve ticaret olanakları sebebiyle uluslararası camiayla iletişimlerinin artması gerektiğini ifade eden Mencomo, bu forumun gerekli bağlantıların kurulması için önemli bir araç olduğunu kaydetti.
Mencomo, Türk Hava Yollarının Panama’ya Türkiye’den haftada 11 sefer yaptığını belirterek, bunun artacağından emin olduğunu söyledi.
Öte yandan Panama’nın her yıl ticaret fuarı düzenlediğini kaydeden Mencomo, Türkiye’den bu fuara büyük katılım olduğunu dile getirdi.
]]>Bekir Yunus Uçar, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 8-10 Mart tarihlerinde Erciyes Kayak Merkezi’nde Türkiye’nin ilk kez organize edeceği şampiyonayı AA muhabirine değerlendirdi.
Motor sporlarının gözde organizasyonlarından ve dünya çapında popülaritesi olan Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı Kayseri’de gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Uçar, “Erciyes de dünyanın sayılı kayak merkezlerinden bir tanesi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleştirilecek organizasyon, ülkemizin, Kayseri’nin ve Erciyes Kayak Merkezi’nin tanıtımı anlamında çok büyük bir katkı sağlayacak. Özellikle beklentimiz, sporcularımızın kar motosikletinde performansının gelişmesini sağlamak.” diye konuştu.
Türkiye’nin uluslar arası organizasyonları başarılı bir şekilde düzenlemeye devam ettiğini belirten Uçar, şöyle konuştu:
“Kayseri’de ev sahipliği yapacağımız organizasyonda sporcularımızdan Galip Alp Baysan ve Şakir Şenkalaycı mücadele edecek. Türkiye’de kar motosikleti kullanan ve Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nda yarışacak sporcularımızın yetişmesi açısından önemli bir kriter olacak. Çünkü Şakir Şenkalaycı, motokros branşında 500’ün üzerinde öğrencisi olan, yıllardır ülkemizi başarıyla temsil eden bir sporcumuz. Şenkalaycı’nın bizim açımızdan yeni bir branş olan kar motosikletinde yeni sporcular yetiştirmesine de inşallah vesile olacak.”
“150’nin üzerinde ülkeye canlı yayınlanacak”
Türkiye için yüksek dağları, kar kalitesi ve kayak merkezlerinin profesyonelliği göz önüne alındığında, böyle bir organizasyonun geç kalmış bir faaliyet olduğunu belirten Uçar, “Bu güne kadar kayak merkezlerini sadece turistik tesis anlamında kullanıyorduk ama Türkiye’de şu anda Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası’nı yapabileceğimiz, kar üzerinde motor sporları organizasyonları düzenleyebileceğimiz çok popüler ve dünya standartlarının üzerinde 7 ayrı merkezimiz var.” ifadelerini kullandı.
Erciyes’te bu organizasyonu düzenledikten sonra Türkiye’nin diğer kayak merkezlerinin de sırayla ev sahipliği yapması yönünde çalışacaklarını dile getiren Uçar, şöyle devam etti:
“Çünkü 170 milyonun üzerinde canlı televizyon izleyicisi olan bir organizasyondan bahsediyoruz. Erciyes’teki organizasyonumuz, 150’nin üzerinde ülkeye canlı yayınlanacak. Toplamda da 2.8 milyar insana sosyal medya kanalları ve farklı iletişim kanallarıyla ulaşacak. Dolayısıyla dünyanın herhangi bir ülkesinde ‘Kayseri Erciyes’ diye internette bir arama yapıldığı zaman, Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası yarışları, Erciyes veya Uludağ, Sivas Yıldızdağ, Kartepe, Kartaltepe ismiyle görünüyor olacak. Bu organizasyon aynı zamanda hem kayak merkezlerimizin turistik manada tanıtımına hem de ülkemizin sportif organizasyon gücünün tanıtımına büyük katkı sağlamış olacak.”
“Kişiyi geliştiren rakibidir”
Türkiye’nin kar motosikletinde de şampiyon sporcu çıkarması için çalışmalarını sürdüreceklerini aktaran Uçar, “Şimdi hem Şakir Şenkalaycı’nın hem de Galip Alp Baysan’ın bu şampiyonadaki performanslarını göreceğiz. Devamında da Dünya Şampiyonası’nın diğer etaplarında yarışmalarını sağlayacağız. Böylece Dünya Şampiyonası’nda bir yerimiz olacak. Mesela 6 senedir Dünya Motokros Şampiyonası’nı Afyonkarahisar’da gerçekleştiriyoruz. Baktığımızda motokros yarışçılarımızın yüzde 51’inin çocuk dediğimiz sürücülerden oluşmaya başladığını görüyoruz. Bu da şu anlama geliyor; uluslararası bir organizasyonu ülkenizde gerçekleştirdiğiniz zaman, o noktada altyapı hızlıca gelişiyor, emsal sağlıyor. Zaten kişiyi geliştiren rakibidir. Rakiplerin Türkiye’ye gelip yarışmasıyla, buradaki Türk sporcularımızı da geliştirmiş olacağız inşallah” şeklinde konuştu.
Kayseri’de dünyanın önde gelen kar motosikleti sporcularının yarışacağını dile getiren Uçar, “Şu anda kayıtlarımız devam ediyor. Şampiyonaya 30’un üzerinde ülkeden sporcu bekliyoruz. Zaten parkur itibarıyla sınırlı sayıda sporcuyu kabul edebileceğiz. Yani kalifikasyonları geçebilen sporcular arasında kayıtlar devam ediyor.” açıklamasını yaptı.
Uluslararası bu organizasyonu kış festivaliyle taçlandıracaklarını belirten Uçar, “Çünkü sadece bir spor organizasyonu yetmiyor. Mutlaka yanına sosyal, sanatsal, kültürel bir etkinlik de koymak gerekiyor. Kayseri ve civar illerden gelecek binlerce izleyiciyi, sanatsal bir organizasyonla da karşılamış olacağız. Ülkemizin saygın sanatçılarından Ferhat Göçer ve İrem Derici de sahne performanslarıyla sportif performanstan sonra çok güzel hatıralar yaşatacak.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>ETÜ Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAUM) öncülüğünde akademideki kadınların sorunlarını konuşmak ve toplumsal değişimde üstlendiği rolü değerlendirmek amacıyla düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak ve Eşi Behtiye Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu, EKAUM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Bahtinur Möngü ve ETÜ’de çalışan kadın personeller katıldı.
Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Behtiye Çakmak, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün anlam ve önemine değinerek: “Bugün, sivil farkındalık günü, anti cinsiyetçilik günü, ayrımcılıkla mücadele günü ve kadınlar günü başlıkları altında değerlendiriliyor. İçeriği bu kadar güzel ve kapsayıcı olan bir günün bütün dünya coğrafyasını içine almasını beklerdim. Maalesef ki başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın mazlum coğrafyalarında insan hakları ve özgürlükleri kısıtlanmış durumda. İnsanlar öldürülüyor veya ölüme terkediliyor. Allah’ın bize bir süreliğine bahşettiği hayat yolculuğunda bizler istek ve arzularımıza yetenek ve gayretlerimize binayen tercih ettiğimiz yollar üzerinde yürüyoruz. Bu yolda karşılaşacağımız her insan ve her durum ister iyi olsun isterse kötü bizler için bir kazanımdır. Bu yolu imar edip güzelleştirmek bizlerin elindedir. Bugün burada akademide çeşitli görevler üstlenen kıymetli konuşmacılar var. Bizlerle deneyimlerini sorunlarını ve önerilerini sunacaklar. Onları zevkle dinleyecek ve söylediklerinden kazanım elde edeceğiz. Hepinize bir ömür boyu başarılar diliyorum” diye konuştu.
Programda konuşan Rektör Çakmak ise dünyada yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek: “Konuşmama dikkatimi çeken bir Kadın Dayanışma ve Demokrasi Derneği (KADEM) çalışanının ifadeleriyle başlamak istiyorum. “Bizler kadın ve erkeğin bir bütünün 2 eşit yarısı olduğuna inanan ilk gelenekten geliyoruz cinsiyetler arası adaleti şiar edinen bir dinin mensupları olarak kadın ve erkeğin karşılıklı adalet ve hakkaniyet içinde yeryüzünü birlikte imar edeceğine inanıyor ve bunun için çabalıyoruz” Bu sözler günün özeti olabilecek niteliktedir. Bizler nihayetinde bu dünyayı kadın ve erkek olarak birlikte imar etmekle mükellefiz. Çünkü kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadının dikkate alınmadığı bir toplum aklın yarısından mahrum kalacaktır. Bu durum toplumsal gelişmenin ve ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Kadın ve erkeğin birlikte bu toplumu inşa etmesi, inşa sürecinde her birinin kendi sorumluluk ve yetenekleri ölçüsünde katkı sunması oldukça kıymetli değerlidir. Bu vesileyle 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmaların ardından devam eden programda toplumsal cinsiyet, karar alma mekanizmalarında kadının yeri, kadın akademisyen olmak, idari hayatta kadın olmak ve hizmet sektöründe kadın olmak konuları ele alındı.
Programın sonunda ise günün anısına ETÜ Kampüsünde kurulacak olan Kadınlar Korusu için hazırlanan fidan sertifikaları personellere takdim edildi. – ERZURUM
]]>Kurtulmuş, Fildişi Sahili’nin Abidjan şehrinde düzenlenen İslam İşbirliği Parlamenter Asamblesi (İSİPAB) 18’inci Konferansı’nda yaptığı konuşmada, sözlerine, Fildişi Sahili Meclis Başkanlığına, İSİPAB dönem başkanlığı için başarılar dileyerek başladı.
Konferansın, iklim değişikliğiyle mücadele temasıyla düzenlendiğini anımsatan Kurtulmuş, yıllardır iklim değişikliyle ilgili uluslararası alanda çok sayıda toplantının yapıldığını ve bu toplantılarda iklim değişikliğinin sadece bir sonuç olarak ele alındığını belirtti. İklim değişikliğinin arkasındaki nedenlerin fazla konuşulmadığını ifade eden Kurtulmuş, iklim değişikliğinin temel nedeninin, dünyaya uzun bir süredir hakim olan modern düşüncenin, dünyadaki bütün imkanları sömürmesi ve onun üzerinden kar elde etme hırsı olduğunu söyledi.
Vahşi kapitalizmin dünyanın bütün imkanlarını sömürmesinin, kainatı bu noktaya getirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, sadece yerkürenin değil, uzayda da büyük bir çevre kirliliğinin olduğunu, bunun da dünyanın başına büyük belalar açacağının herkesçe bilindiğini ifade etti.
İklim değişikliğini ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak, bunun için de özellikle İslam medeniyetinin insan, çevre ve kainat dengesi üzerine oturan görüşlerini üretmek ve insanlığa sunmak zorunda olduklarına dikkati çeken Kurtulmuş, “Bugünkü iklim değişikliklerinin sebebi insanoğlunun yaratılışın doğasına aykırı hareket etmesidir. Onun için bizlerin kendi değer sistematiğimiz içerisinde, yeryüzünde iklim değişikliği de başta olmak üzere yeni bir küresel çevre anlayışını ortaya koymamız lazım.” diye konuştu.
Kainatı kendi mülkü gibi gören ve bu mülkü dilediği şekilde kullanarak, sömürme iştahıyla hareket eden vahşi kapitalizmin dünyayı getirdiği noktanın bu durum olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Kainatı kendi mülkü olarak değil, kendisine tevarüs etmiş bir emanet olarak gören yeni bir anlayışa ihtiyacımız var. Bunun için hep beraber Müslüman ülkeler olarak bunun üzerine odaklanmamızın şart olduğu kanaatindeyim.” değerlendirmesinde bulundu.
“Safları sıklaştırmamız lazım”
Kurtulmuş, İslam dünyasının, geniş bir coğrafyada, dünyanın en bereketli topraklarında, bu kadar büyük bir güce, yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olmasına, genç bir nüfusu bulunmasına rağmen, bu imkanlarını iyi bir şekilde kullandığını söylemenin mümkün olmadığını söyledi.
İslam dünyasının eğitimde, bilimde, sanatta, kültürde, siyasette ve uluslararası sistemde sahip olduğu potansiyelin aksine büyük bir zafiyet içinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunun üzerinde odaklanmak ve bunu aşmak için herkesin mücadele etmesi gerektiğini kaydetti.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları
“Hepimiz ne konuşursak konuşalım, uzun yıllardır hep Filistin meselesini gönlümüzde ve zihnimizde tutuyoruz.” diyen Kurtulmuş, Filistin meselesinin hem İslam dünyasının bir numaralı meselesi olması gerektiğini hem de insanlığın en temel sorunları arasında bulunduğunu belirtti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Özelikle 7 Ekim’den sonra İsrail’in insanlık tarihinin görmediği büyük bir katliamı gerçekleştirmeye devam etmesi, ne yazık ki biz burada konuşurken Gazze’de onlarca kardeşimizin şehit olduğu bir saldırının devam etmesi, sadece sözle durdurulabilecek bir durum değildir. Onun için İslam dünyasının önümüzdeki dönemde çok yoğun ve güçlendirilmiş bir Filistin mücadelesine hazır olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Bu anlamda Güney Afrika’nın Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusu ve bu başvuruda İsrail’in aleyhine bir ara karar çıkması fevkalade önemlidir. Ben de Güney Afrika hükümetini ve halkını tebrik ediyorum. Ancak şimdi kollarımızı sıvama vaktidir. On yıllar sürecek büyük bir mücadeleye hazır olmamız lazım.”
“Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız lazım”
İslam dünyasının Filistin davası konusunda üç alanda mücadeleyi yoğunlaştırması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bunlardan birincisi, özellikle İsrail hükümetini, Netanyahu ve çetesi başta olmak üzere siyonist rejimi, uluslararası sistemde yalnızlaştırmak için bütün gücümüzü kullanacağız. İkincisi, Müslüman ülkeler ve topluluklar olarak saflarımızı sıklaştıracağız. Eğer saflarınızı sıklaştırmazsanız araya şeytan girer. Sadece namazda değil, siyasi duruşumuz bakımından da saflarımızı sıklaştırmak durumundayız. Siyaseten farklılıklarımız olabilir, bazı konularda ihtilaf etmemiz mümkün olabilir ama genel duruşumuz itibarıyla Müslüman toplulukları ilgilendiren temel konularda ittifak halinde olmamız ve saflarımızı sıklaştırmamız lazım.”
İsrail’in en büyük gücünün topu, tüfeği, askeri varlığı, uluslararası finans çevrelerindeki ve medyadaki hakimiyeti ile arkasındaki bazı Batılı ülkelerin gücü olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Üzülerek ifade ediyorum, İsrail’in en büyük gücü İslam dünyasının bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı, iradesizliği ve kararsızlığıdır. Bu durumdan süratle kurtulmak ve önümüzdeki yıllarda devam edecek Filistin davasına güç ve kuvvet verebilmek için safları sıklaştırmak zorundayız.” şeklinde konuştu.
Filistin davasına destek vermek bakımından gelecek dönemdeki bir diğer önemli meselenin ise “insanlık cephesini tahkim etmek” olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şunları söyledi:
“Bugün dünyanın birçok yerinde kalbinde vicdan olan, insanlık sevgisi olan, hak ve hukuktan yana olan, dini, mezhebi, meşrebi, ırkı ve teninin rengi ne olursa olsun yüz binlerce hatta milyonlarca insanın sokağa çıkarak ‘Yeter artık, İsrail’i durdurun’ dediğini hep beraber görüyoruz. Bu uzun yıllar boyunca insanlık cephesinin en büyük başarısıdır. Londra’nın sokaklarını dolduran, New York’ta ya da Beyaz Saray’ın karşısında gösteri yapan masum ve mazlum halklardan yana duran insanların çığlığı fevkalade önemlidir ve insanlık tarihi bakımından yeni bir dönemi başlatmıştır. Şimdi bizlere, İslam dünyasının siyasi karar alıcılarına, İslam dünyasının sivil toplum kuruluşlarına ve topyekun hepimize düşen sorumluluk, bu üç alandaki mücadeleyi artan bir ivmeyle sürdürmektir. Yani İsrail’i yalnızlaştırmak, İslam ülkeleri olarak birliğimizi, beraberliğimizi, tevhidi ve bu anlamda da insanlık cephesinin gücünü artırmaktır.”
Kurtulmuş, bu üç alanda yapılan mücadeleler sonucunda, gelecek dönemde yeni, barışçıl, hakkaniyetli ve insan toplulukları ile devletlerin egemen eşitliği prensibi üzerine oturan yeni bir dünya sisteminin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Böylesine bir imkanın şimdi herkesin önünde olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Bu imkandan istifade edebilecek olan bizleriz. Bundan istifade edebilmek için gayretle çalışacağız, saflarımızı sıklaştıracağız, bildiklerimizle amel edeceğiz, Allah bize bilmediklerimizi öğretecek ve hem Filistinli kardeşlerimizin içinde bulunduğu şartları değiştireceğiz hem de yeryüzünde hakkı, adaleti ve vicdanı önceleyecek bir sistemi kuracağız.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konferans kapsamında, katılımcı ülkelerden mevkidaşları ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle çekilen aile fotoğrafında da yer aldı.
Kurtulmuş, daha sonra, Fildişi Sahili Ulusal Meclisi Başkanı Adama Bictogo’nun meclis başkanları onuruna verdiği davete katıldı.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası millete sesleniş konuşması gerçekleştirdi. Bir önceki Kabine Toplantısı sonrası gerçekleştirdiği programları hatırlatan Erdoğan, BAE ve Mısır ziyaretlerinin verimli geçtiğini aktardı. Gerek yaralıların ülkemize sevkinde gerekse Gazze’ye gönderilen insani yardımların ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi destekleri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını aktardı.
“31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız”
Seçim sürecinde 50 ilde vatandaşlarla buluşmayı planladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakanlıklarımız ve kurumlarımız, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin güven içinde geçmesi için gerekli hazırlıkları yaptılar. Yargı ile birlikte seçimin güven içinde sonuçlanması bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden milletimize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.
Deprem bölgesinde 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceklerini söyleyen Erdoğan, kendi evini yapmak isteyenlere de her türlü kolaylığı sağlayacaklarını dile getirdi.
“Bu yaz Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturacağız”
Terörle mücadele konusunda da önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Irak sınırlarımızı güven altına alacak çemberi tamamlamak üzereyiz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Bölgedeki herkesi kendilerine de açıkça söylediğimiz güvenlik stratejimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Aksi takdirde ortaya çıkacak gerilimlerin sebebi kendileri olacaktır” diye konuştu.
“Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele hususundaki kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul ettirene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.
“Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır”
Türkiye’nin Filistin için elinden geleni yapmaya devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak diplomatik girişimlerimizle, insani yardımlarımızla Gazzeli kardeşlerimize yardım etmeye çalışıyoruz. Türkiye, Filistin için elinden geleni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Ancak sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı bir anlayış birliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam aleminin tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi yekvücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Bu vahşete engel olması gerekenlerin nasıl felç edildiğini anlatmaya gerek bile yok. Filistin topraklarında 2. Dünya Savaşı’ndan beri süren sistematik gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkın geleceği güvende olmayacaktır. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası, tek başına bu vahşetin sebebinin başka hiçbir şey değil, sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Bugün Filistinliler için reva gördükleri cinayet ve hırsızlık eylemleri yarın kendilerine uygulandığında bu ülkelerin ve halklarının kimseden yardım isteyecek yüzleri kalmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Savunma sanayii ihracat rakamları
“Geçtiğimiz 21 yılda her alanda çok mesafe kat ettik ama henüz gerçekten kendimizi rahat ve güvende hissedeceğimiz yerde değiliz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başlattığımız projelerin sonuçlanması ve onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var. O günleri de hep birlikte göreceğiz. Önceki hafta ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren beşinci nesil savaş uçağımız KAAN vesilesiyle savunma sanayiinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. KAAN başta olmak üzere savunma sanayii hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın gündemindeydi. Bugün bu başarı hikayesinin ihracatımıza olan etkisi üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi savunma sanayiinde son 21 yılda büyük aşamalar kaydeden Türkiye, bu sayede sektörde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’ler üzerine taşımıştır. Öyle ki, 850’yi aşkın yerli savunma sanayi projesi ve 90 milyar dolarlık proje büyüklüğüyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık dört buçuk kat arttırdık. Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit savunma sanayii ürünü satarak 5 buçuk milyar dolarlık ihracat yaptık. Sahip olduğumuz kara, deniz, hava savunma platformlarıyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına cevap vererek Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi üretimimizi deprem bölgesine de yayarak hem bu alandaki gücümüzün artmasını sağlamayı hem de şehirlerimizin hızla ayağa kalkmasına destek olmayı amaçlıyoruz. Savunma sanayii ihracatında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf şu şekilde; TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur silahlı insansız hava araçlarımız ile SİHA teknolojisinde dünyada ilk üç ülkesi arasında SİHA ihracat liginin de zirvesinde yer alıyoruz. Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet insansız hava aracı için sözleşme imzaladık. Sadece geçtiğimiz yılın İHA ihracat tutarı 1,8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe 633 milyon dolarlık ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında bir dünya markasına dönüşen savunma sanayiimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet 4×4, 6×6 ve 8×8 taktik tekerlekli araç ihracatı yapıldı. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinin her çeşidinde, tasarımda, geliştirilmesinde ve üretiminde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi kuvvetini, kendi Anadolu gemisini üreten Türkiye, bu gemileri kendi radarlarıyla, sensörleriyle, muhabere sistemleriyle, füzeleriyle ve torpidolarıyla donatıyor. Şirketlerimiz iki ülkeyle 6 adet korvet inşası için sözleşme imzalayarak ihracat yolunda hızlı bir giriş yaptı. Ayrıca ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol botları, hızlı müdahale botları ve lojistik destek gemisi gibi platformlarında 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik. Yerli tasarım ve üretimimiz, Atak taarruz helikopterlerimizden Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterindekilerin yanında Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine 8 adet de ihraç edildi” dedi.
“Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir”
Geçen yıl asrın felaketi 6 Şubat depremleri ve seçime rağmen ekonominin yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır bir oranla büyümeyi sürdürdüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Gelirimizin 1,1 trilyon doların ve kişi başına milli gelirimizin 13 bin doların üzerine çıkması fevkalade sevindirici bir gelişmedir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. İktidarları döneminde her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimdir. İstihdamdaki başarı hikayemizi geçtiğimiz yıl 855 bin yeni istihdam artışıyla sürdürdük. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son on yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük. Hatta bu oran 2023 yılının Aralık ayında yüzde 8,8 olarak gerçekleşti. Enflasyonla mücadelemizde ise henüz istediğimiz yere gelmedi. Ama daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu defa da aynı başarıyı sergileyeceğiz. Enflasyon beklentilerinin giderek düşmesi, mücadelemize olan inancın işaretidir. Aynı şekilde cari açıktaki düşüş sürüyor. Bu yılın ilk iki ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Geçtiğimiz yılı 54 buçuk milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yılki hedefimiz 60 milyar dolar. Tabii tüm bu programları uygularken hep olduğu gibi mali disiplinden asla taviz vermiyoruz. Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak yapısal dönüşümü hızlandıracak afetlere karşı güvenli şehirler oluşturma çabalarımıza kaynak oluşturacak bir anlayışla maliye politikalarımız yönetmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Ülkenin risk priminin düşmesinin, borçlanma maliyetlerinin azalmasının yatırımcıların ilgisinin artmasının, derecelendirme kuruluşlarının notlarının olumluya dönmesinin, yaklaşık 132 milyar dolarlık döviz rezervine sahip olunmasının, ekonomi programlarının doğru yolda ilerlediğini gösterdiğini kaydeden Erdoğan, “Bu vesileyle şu hususun altını bir kez daha çizmek istiyorum. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri, çalışanlarımızın, emeklilerimizin dezavantajlı kesimlerin hayatlarıyla evet gerçekleştirdik. Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamamız mümkün mü? Elbette yaşanan sıkıntıların farkındayız. Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam Yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örnekleriyle anlattık. Sözü edilen artışları ülkenin tüm yatırımlarını durdursak, eğitim veya sağlık harcamalarının tamamını buraya aktarsak kamu görevlilerine maaş vermese bile karşılayamıyoruz. Bu demek değil ki çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığının pençesine terk edeceğiz. Tam tersine enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak milletimizi güçlendirerek her meselemizi çözdüğümüz gibi çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Türkiye Yüzyılı’nın emektarları başta olmak üzere hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden bize güvenmeyi, inanmayı sürdürmesini, destek ve dualarını bizden esirgememesini, özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı. – ANKARA
]]>Kiçiköy Mahallesi’nde yapılan açılışa, Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, siyasi parti ilçe başkanları, protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “Espor Arena ve İnovasyon Merkezi’ni açarken, biraz daha farklı bir teknolojik olaya şahit olmanın ve onun kıvılcımını çakmanın heyecanı ile buradayız. Bizim çocukluğumuzda ve talebeliğimizde hocalarımız bize vasiyet ederken, ‘büyük balık, küçük balığı yutar’ derlerdi. Şimdi o değişti. ‘Hızlı balık yavaş balığı yutuyor.’ Bilgiye kim daha çabuk gidiyor, bilgiye ne kadar çabuk ulaşılıyor ve o bilgi hayatımızı kolaylaştırmakta ne kadar çabuk kullanılıyorsa o kadar güçlü oluyoruz. Küresel güçlerin üzerimize gelmesiyle savaşlardan ve bazı zorluklardan gözümüzü açamadık. Ancak son yıllarda biliyoruz ki birçok bilim insanımızla ortaya çıktık. Bizim insanımızın dehası ve zekası diğer dünya milletlerinin insanlarının zekasında aşağı değil. Hatta çok fazla. Ancak teknolojiyle birlikte bu gençlerimizi, çocuklarımızı bu sahalarda ya da başka sahalarda değerlendirmek üzere mekanlara ihtiyaç vardı. Elektronik spor, online oyunlar üzerine kurulu bir spor dalı. Ancak sadece spor değil, aynı zamanda bir zekayı geliştirme uğraşısı” şeklinde konuştu.
Çocukların yenilikçi fikirlerini ortaya koyabileceği yerler oluşturacaklarını dile getiren Yalçın, “Dünyanın dört bir yanında insanlar bilgisayarlarının başında oturuyorlar. İnternet aracılığıyla online sistemle birbirleriyle maç yapıyorlar. Şu anda bizim buradaki kurmuş olduğumuz bu mekan içerisinde bizimde Kayseri’de ilk, Türkiye’de de tek kadınlardan ve erkeklerden kurmuş olduğumuz espor takımımız lisanslıdır. Lisanlı 150 tane takım burada oturup, karşılıklı oyunlar oynayıp, dünya çapında müsabakalara katılıyorlar. Biz burada ev sahipliği yapıyoruz. Espor turnuvaları milyonlarca dolarlara varan gelirler elde eden bir spor. Gençlerimiz bunu yaptığı zaman bizde bunu gördükçe daha büyük bir etkinlik olarak Türkiye’de ve dünyadaki etkinlik büyüklüğünü görmüş olacağız. Bizim burada organize edilen resmi ve özel turnuvaların sayısını da her geçen gün artıracağız. Bir sonraki aşamada da kısmet olursa inovasyonumuzu yani yenilikçi fikirleri çocukların ortaya koyabilecekleri ortamlar oluşturacağız. Madde bağımlılığı gibi dijital bağımlılıkta günümüzün bir çıkmazı. Bunun karşısında durmak, çocukların elinden bilgisayar veya tableti almak çözüm değil. Onları o zekasını ve yeteneğini doğru yöne yönlendirmek icap ediyor” ifadelerini kullandı.
Kaymakam Yaşar Dönmez de, “Zaman geçtikçe çağ değişiyor. Teknoloji gelişiyor. Toplum değişiyor ve spor gelişiyor. Bizim de gelişmemiz gerekiyor. Tabi ki gençlerimizin bu gelişime hızlı bir şekilde adapte olmaları ve kendilerini de aynı ölçüde geliştirmeleri gerekiyor ki dünyanın diğer ülkeleriyle diğer toplumlarıyla entegre olalım. Onların gerisinde kalmayalım. Onları geçelim” diye konuştu.
Espor ve İnovasyon Merkezi edilen duanın ardından kurdelenin kesilmesiyle açıldı. – KAYSERİ
]]>Balasurıya, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Sağlanan imkanlar dolayısıyla ADF’yi organize eden ekibi takdir ettiğini belirten Belasurıya, “Diplomasi forumlarını her zaman ilgi çekici bulmuşumdur. Özellikle de gerilimin yüksek olduğu bu gibi zamanlarda, dünya liderlerinin bir araya gelmesi, mevcut meseleleri tartışması ve ileriye dönük bir yol araması kesinlikle zorunludur.” ifadelerini kullandı.
Belasurıya, “Diplomasi başarısız olduğunda savaş başlar ve dünyanın mevcut durumu göz önüne alındığında, bu tür forumların düzenlenmesi ve dünya liderlerinin siyasi meseleler, ekonomik meseleler ve teknoloji gibi konulara bağlı olarak bir dizi konuyu geniş şekilde tartışabilmesi gerekir. Bence tüm bu alanlar ele alındı, bu nedenle ADF’yi kesinlikle ilgi çekici buldum.” dedi.
“Türkiye’den yatırımcıları, Sri Lanka’ya yatırım yapmaya teşvik ediyoruz”
Türkiye-Sri Lanka ilişkilerine de değinen Belasurıya, iki ülkenin çok iyi siyasi ilişkilere sahip olduğunu söyledi.
Belasurıya, iki millet arasındaki ilişkilerin çok köklü bir tarihe sahip olduğunu ve 11. yüzyıla kadar dayandığını kaydetti.
Türkiye’nin bağımsızlığını ilan eden Sri Lanka’yı tanıyan ilk ülkelerden olduğuna dikkati çeken Belasurıya, buna karşın mevcut ekonomik ilişkilerin köklü siyasi geçmişe uygun olmadığını ve geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Belasurıya, hem Türkiye hem de Sri Lanka’nın çok stratejik konumlarda yer aldığını, Sri Lanka’nın 2022’deki ekonomik krizin ardından mevcut yönetimin yaptığı reformlarla önemli bir virajı döndüklerini aktardı.
Ülkesi Sri Lanka’nın lojistik, yenilenebilir enerji, teknoloji, imalat ve tarım gibi alanlarda gelişme kaydettiğini vurgulayan Belasurıya, şunları söyledi:
“Ekonomi diplomasisi söz konusu olduğunda Sri Lanka ve Türkiye’nin görüşüp müzakere edebileceği pek çok potansiyel alan olduğunu düşünüyorum. Tabii ki Türkiye’nin turizm açısından Avrupa’da önemli bir nokta olduğunu biliyoruz. Sri Lanka’nın da turizm endüstrisi bu yıl hızla büyüyor ve yılın ilk iki ayı harika geçti. Türkiye’den yatırımcıları, Sri Lanka’ya yatırım yapmaya teşvik ediyoruz. Örneğin Sri Lankalı yatırımcılar Maldivler’e yatırım yaptı ve bu şirketler oldukça iyi durumda, Türkiye’deki otelciler de engin deneyimiyle Sri Lanka’ya yatırım yapabilirler ve zamanla yatırımlarından harika geri dönüşler alabilirler.”
Belasurıya, 2022’de döviz krizi yaşanan Sri Lanka’da ilaç ve yakıt gibi bazı ürünlerin alımı için uzun kuyruklar oluştuğunu, gıda güvenliğiyle ilgili sorunlar yaşandığını hatırlatarak artık her şeyin normale döndüğünü dile getirdi.
1948’de bağımsızlığını kazanmasından bu yana bazı Sri Lanka hükümetlerinin sosyalizme yaklaştığını ve sübvansiyonları teşvik ettiğini kaydeden Belasurıya, mevcut hükümetin yakıt, elektrik ve su gibi ihtiyaçlarda maliyete dayalı fiyatlandırmaya gittiğini, vergileri artırdığını ve 2022’de yaklaşık 750 milyar rupi zarar eden Kamu İktisadi Teşebbüslerinin 2023’te 313 milyar rupi kar ettiğini aktardı.
“Ne yazık ki ekonomik krize girdiğimizde almamız gereken ilaç acıdır.” diyen Belasurıya, söz konusu tedbirleri almasalar Sri Lanka’nın ekonomik istikrara kavuşamayacağını, bu süreçte başta Hindistan olmak üzere uluslararası toplumun da kendilerine yardımcı olduğunu belirtti.
“Bunu adil bir dünya olarak görmüyoruz”
Belasurıya, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak “Sri Lanka’da birbirini izleyen tüm hükümetler Filistin davasını destekledi. Hatta Filistin halkının davasına verdiği güçlü destek nedeniyle Filistin’de eski devlet başkanlarımızdan birinin adını taşıyan bir cadde bulunmaktadır.” dedi.
Bölgede kalıcı barışın sağlanması için 1967 sınırlarına dayalı iki devletli bir çözüme ihtiyaç olduğunu savunan Belasurıya sözlerini şöyle tamamladı:
“Uluslararası mimarinin değişmesinin zamanının geldiğini düşünüyoruz. İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından tasarlanan uluslararası mimariye sahip olmanın adil olmadığını düşünüyoruz. Bunu adil bir dünya olarak görmüyoruz. Hindistan, Türkiye, Endonezya, Nijerya gibi bazı ülkeler muazzam bir ekonomik ilerleme kaydediyor. Birleşmiş Milletlerde veto yetkisi açısından Afrika ülkelerinin temsil edilmediği, Hindistan gibi ülkelerin temsil edilmediği, Latin Amerika ülkelerinin temsil edilmediği bir sistem var. Uluslararası mimaride hem siyasi mimaride hem de dünyanın finansal mimarisinde bir değişiklik olması gerektiğini düşünüyoruz.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) Başkanı Taha Ayhan’ın üstlendiği panelde akademisyen Talha Köse, Filipinler Hükümeti Barış Müzakerecisi Miriam Coronel-Ferrer, Bangsamoro Gençlik Komisyonu Başkanı M. S. Mimbantas Macasalong, Bosna Hersek Demokratik Eylem Partisi (SDA) Milletvekili ve Gençlik Kolları Başkanı Haris Sabanovic, Burj al Luqluq Toplum Derneği Yöneticisi Muntaser Edkaidek, Somali Ulusal İstatistik Bürosu Danışmanı Amal Abubakar, Genç Atlantik Antlaşması Derneği Başkanı Selin Yılmaz, “Talk For Education” Kurucu Ortağı ve Başkanı Yaya Dama ve ICYF Proje Koordinatörü Yunus Çolak konuştu.
Akademisyen Köse, dünyadaki krizlerle başa çıkma konusunda uluslararası sisteme yönelik güvenin sarsıldığını belirterek, gençlerin çatışmalardaki en kırılgan ve savunmasız grup olduğuna dikkati çekti.
Çözüm süreçlerinde dikkate alınması gereken en önemli ilkenin kapsayıcılık olduğunu ifade eden Köse, genç nüfusun ve kadınların barış süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmaları gerektiğini vurguladı.
Köse, gençlerin siyasete daha fazla dahil edilmeleri gerektiğine dikkati çekerek, “Gazze’de ve başka birçok yerde çatışmalara denk geliyoruz. Çatışmaların gençleri daha fazla etkilediğini biliyoruz. Çatışmaların sonuçları, onların geleceğini şekillendirecek. Bu nedenle gençlerin daha fazla harekete geçmesi, gelecekleri için siyasi alanları kullanarak fikirlerini belirtmeleri oldukça önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
“Barış istiyorsan barışa hazırlan”
Dünya genelinde genç nüfusun giderek daha büyük sorumluluklar üstlendiğini söyleyen Filipinler Hükümeti Barış Müzakerecisi Coronel-Ferrer, insanların öldürülmesini ve şiddeti durdurmak için gençlerin harekete geçmeleri gerektiğini dile getirdi.
Coronel-Ferrer, Romalıların “Barış istiyorsan savaşa hazırlan” sözüne atıfta bulunarak, “Pek çoğumuz bunun tersini yani ‘Barış istiyorsan barışa hazırlan’ sözünü duymuştur. Hep birlikte çalışalım ve bunu başaralım.” dedi.
“Genç nüfus, barışın inşasında oldukça etkili olabilir”
Bangsamoro Gençlik Komisyonu Başkanı Macasalong da gençlerin diplomasi ve diyaloğa katılımının çatışmaların önlenmesi ve barışın teşviki için önemli olduğunu vurgulayarak, genç nüfusun barışın inşasında oldukça etkili olabileceğini belirtti.
Genç nüfusun hoşgörü, işbirliği, insan hakları gibi ilkelere önem ve öncelik verdiğini ifade eden Macasalong, “Gençleri sorun çözmeye ve çözüm bulma sürecine dahil etmiyoruz. Gençleri, sadece hükümetin sunabileceği hizmetlerin alıcısı olarak değil aynı zamanda ulus inşasında ortak olarak düşünmeye başlamalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.
“Barış olmadan başka hiçbir şeyin önemi yok”
Bosna Hersek Demokratik Eylem Partisi Milletvekili ve Gençlik Kolları Başkanı Sabanovic, ilk anılarının savaşla ilgili ve bunun bir çocuk için oldukça zor olduğunu söyledi.
Genç aktivistlerin dünyadaki adaletsizliklere karşı harekete geçmeleri gerektiğini ifade eden Sabanovic, “Barış, nihai hedef. Barış olmadan başka hiçbir şeyin önemi yok. Son 4 aydır uyuyamıyorum çünkü birileri masum çocukları katlediyor.” diye konuştu.
“Gazze’deki durum her geçen gün kötüleşiyor”
Gazze’deki durumun giderek vahim bir hal aldığına dikkati çeken Burj al Luqluq Toplum Derneği Yöneticisi Edkaidek, “Gazze’de evi, yiyecek yemeği, giyecek kıyafeti, eğitim hakkı ve geleceği olmayan bir milyon çocuk, genç kız ve erkek var.” ifadesini kullandı.
Edkaidek, “Dünya, Gazze’de olanları izliyor. Birçok ülkenin diplomasi ya da farklı yollarla Gazze’ye yardım etmeye ve destek olmaya çalıştığını biliyoruz. Bunu takdir ediyoruz ancak barış, güç olmadan gerçekleşmez. İsrail’in Birleşmiş Milletlerden ve dünyanın dört bir yanından gelen kararları dinlemesini sağlamanın bir yolunu bulmalıyız.” dedi.
“Gazzelilerin, Ukraynalı ve Afrikalı çocukların sesi olmalıyız”
Sürdürülebilir barış ve kalkınma konusunda genç nüfusa diyalog yaratma sorumluluğunun düştüğünü belirten Genç Atlantik Antlaşması Derneği Başkanı Selin Yılmaz, “Eğer birbirimizi dinlemezsek ve fikirlerimizi birbirimize dikte edersek nasıl diyalog kurabiliriz?” diye sordu.
Yılmaz, gelecekte karşı karşıya kalınabilecek tehlikeler konusunda farkındalık yaratmanın önemine dikkati çekerek, “Aynı değerleri paylaşmak zorunda değiliz ama aynı dünyayı paylaşıyoruz.” dedi.
Gençlerin dünyadaki sorunlar konusunda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunan Yılmaz, “Genç neslin insani yardımlara ulaşamayan Gazzelilerin, savaşta ailesini kaybeden Ukraynalı çocuğun ve temiz suya erişimi olmayan Afrikalı çocukların sesi olması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
“Gençler, barışın sağlanması sürecinde ciddi rol oynuyor”
Talk For Education Kurucu Ortağı ve Başkanı Dama da genç nesle karar alma sürecinde yer verilmediğini ve fikirlerinin yeterince dikkate alınmadığını ifade ederek, gençlerin barışın sağlanması sürecinde ciddi katkı sağlayabileceğinin altını çizdi.
Barışçıl bir dünya için işe okul ve aileden başlanması gerektiğini vurgulayan Dama, aileler ve okulların da barışın inşası sürecine dahil olmalarının önemini vurguladı.
Dama, “Hükümete ve karar alıcılara gençleri desteklemelerini öneriyorum. Böylece gençler olarak enerjimizi ve yaratıcılığımızı kullanarak dünyada barışı teşvik edecek bir çözüm bulabiliriz.” dedi.
Gençlerin sürdürülebilir barışa katkıda bulunabileceğini ifade eden Somali Ulusal İstatistik Bürosu Danışmanı Abubakar da onları desteklemenin dünyanın daha kapsayıcı ve barışçıl hale gelmesine yardımcı olacağını söyledi.
Abubakar, hükümetleri, özel sektörü ve diğer tüm kuruluşları, gençlerin görüşlerini paylaşabileceği alanlar yaratmaya çağırdı.
ICYF, barışın sağlanması için sürdürülebilir projeler yürütüyor
Panelin kapanışında söz alan ICYF Proje Koordinatörü Çolak, barışın tesisinde gençlerin söz sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, “Sürdürülebilir barışın sağlanması için hayata geçirdiğimiz projeler, gençlere fikirlerini ve düşüncelerini paylaşma şansı veriyor.” dedi.
Çolak, gençlerin ICYF’nin projeleriyle birbirlerini daha iyi anlama olanağı bulduklarını belirtti.
]]>Göktaş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının sosyal tesislerinde düzenlenen, “STK ve İş Dünyası Buluşması”nda, Palandöken’in eteklerinde kurulmuş kutlu bir medeniyet olarak nitelendirdiği Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam, sevgi ve muhabbetlerini ileten Göktaş, heyetine gösterilen misafirperverlikten dolayı da teşekkür etti.
Erzurum’un Milli Mücadele dönemindeki önemine vurgu yapan Göktaş, “Bu şehir, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde 105 yıl önce başlatılan Milli Mücadele’mizin kalesidir. Bu şehir, Erzurum Kongresi ile kurtuluş meşalesinin yanan ilk ateşidir. Bu şehir, ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez’ kararının filizlendiği yerdir.” diye konuştu.
Milletle el ele Türkiye’nin ikinci asrının temellerini attıklarını vurgulayan Göktaş, şunları söyledi:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde milletimizle gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’nı tuğla tuğla inşa ediyoruz. Ecdadımızın emaneti olan bu vatanı eğitimden ulaşıma, sanayiden ticarete, turizmden sosyal hizmetlere kadar her alanda güçlü kılarak geleceğe taşıyoruz. Çocuklarımıza refah ve huzur içinde yaşayacakları bir ülke, tarihi, kültürel, doğal zenginlikleri korunan şehirler bırakmak için çalışıyoruz. Bunu siz kıymetli sivil toplum kuruluşlarımızla iş insanlarımızla, teşkilatlarımızla güç birliği yaparak gerçekleştiriyoruz. Bugün, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi, istihdamın ve üretimin artması iş dünyamızın gösterdiği azim ve kararlılığın bir neticesidir. Artan refahın, toplumda adil ve etkili bir şekilde dağıtılması sivil toplum kuruluşlarımızın ortaya koyduğu özverinin bir neticesidir.”
Türkiye ekonomisinin dünyada yükselen bir değer olmasının daha fazla kadının iş dünyasına katılmasıyla mümkün olduğunu dile getiren Göktaş, “Sevginin ve merhametin bütün insanlığı kuşatması ancak ve ancak daha fazla kadının sivil toplum kuruluşlarının her kademesinde yer almasıyla mümkündür. Bakanlık olarak, kadınların istihdamının artırılması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi için elimizden gelen tüm çabayı ve gayreti gösteriyoruz.” ifadesini kullandı.
Türkiye’de ilk defa yapıldı
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaşlı nüfusunun arttığına işaret eden Göktaş, “Bugün yüzde 10 olan 65 yaş ve üzeri nüfus oranımızın 2030’da yüzde 12,9, 2040’ta ise yüzde 16,3 olması bekleniyor.” diye konuştu.
Bakanlık olarak “Yaşlı Profili Araştırması” yaptıklarını bildiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Yine dünyada ve Türkiye’de yalnızlaşma oranları giderek artıyor. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılarımızın sayısının gün geçtikçe daha da arttığına şahit oluyoruz. Türkiye’de ilk kez yapılan Yaşlı Profili Araştırması’nda çok çarpıcı sonuçlar elde ettik. Bu ay içerisinde sonuçları milletimizle paylaşacağız. Araştırma kapsamında 22 bin 640 hanede çalışma hayatından sosyal yardımlara, yaşlı haklarından toplumsal hayata katılıma 9 başlıkta yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdik. Elde ettiğimiz sonuçlar, yaşlılarımıza sunduğumuz hizmetlerimize yön verecek. 4 yılda bir güncelleyeceğimiz veriler doğrultusunda hizmetlerimizi günün koşullarına göre ele alacağız. Yaşlı vatandaşlarımıza sunacağımız hizmetlere ilişkin göstergeleri bütüncül olarak değerlendirebileceğimiz bir sistemin alt yapısını oluşturacağız.”
Araştırmayla yaşlıların her türlü riskten korunması ve yaşlılar için iyileştirici tedbirler alınmasını sağlayacak politikalara temel teşkil edecek somut veriler elde edeceklerini bildiren Mahinur Özdemir Göktaş, “Mağduriyete sebep olabilecek riskleri tespit edebileceğiz. Vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları destek hizmetlerine ulaşmalarını sağlayan, koruyucu ve önleyici müdahaleleri içeren bir yapının oluşturulmasına yönelik ihtiyaç analizi yapacağız.” değerlendirmesini yaptı.
Bakan Göktaş, konuşmanın ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.
]]>Amerika Birleşik Devletleri’nde kadın işçiler, daha iyi çalışma koşulları istemiyle tekstil fabrikasında 8 Mart 1857’de grev başlattı. Grev sırasında fabrikada çıkan yangında çoğu kadın 100’den fazla işçi hayatını kaybetti.
Kopenhag’da 1910 yılında toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde 8 Mart, New York’taki tekstil fabrikasında ölen kadın işçiler anısına “Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.
Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda 8 Mart 2012’de oybirliğiyle kabul edildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Meclis’in 3 Mart 1924’te kabul ettiği yasayla hilafet kaldırıldı.
Saltanatın 1 Kasım 1922’de kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanının ardından halifeliğin kaldırılması gündeme geldi. 3 Mart 1924’te kabul edilen yasayla halifeliğin kaldırılmasına ve Osmanlı hanedanının sınır dışı edilmesine karar verildi. Halife Abdülmecit 4 Mart sabahı ülkeden ayrıldı.
Meclisin aynı gün kabul ettiği “Tevhidi Tedrisat” yasasıyla bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Ardından medreseler ve mahalle mektepleri kapatıldı.
Bir başka yasayla da “Şer’iye ve Evkaf ve Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletleri (bakanlıkları)” kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu, Genelkurmay Başkanlığı oluşturularak hükümetten ayrıldı.
Belli başlı öteki olaylar:
3 Mart
1878- Osmanlı ile Rusya arasında Ayastefanos Antlaşması imzalandı.
1883- Mektebi Sanayii Nefise (Güzel Sanatlar Akademisi) öğretime açıldı.
1924- Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi. Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Şer’iye ve Evkaf ve Genelkurmay Bakanlıkları kaldırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu ve hükümetten ayrıldı.
1925- Şeyh Sait isyanının büyümesini önlemek için Takriri Sükun Kanunu kabul edildi, İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
1942- Türk Ressamlar Cemiyeti, İstanbul’da faaliyetlerine başladı.
1980- Eski Hatay Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, 88 yaşında İstanbul’da vefat etti.
1983- Çizgi roman Tenten’in çizeri Georges Remi (Herge) öldü.
1992- Zonguldak Kozlu’daki grizu faciasında 263 kişi yaşamını yitirdi.
1994- TBMM Genel Kurulunca, DEP’li Selim Sadak ve RP’den istifa eden İstanbul Bağımsız Milletvekili Hasan Mezarcı’nın dokunulmazlığı kaldırıldı.
2008- Rusya’da devlet başkanı seçimini Başbakan Birinci Yardımcısı Dimitriy Medvedev yüzde 70,28 oy alarak kazandı.
2013- Gerçek adı Müslüm Akbaş olan ve arabesk müzik hayranlarınca “Müslüm Baba” diye anılan sanatçı Müslüm Gürses, baypas ameliyatının ardından 4 ay yoğun bakımda tedavi gördüğü hastanede 60 yaşında hayatını kaybetti.
2013 – Voleybolda, Erkekler CEV Kupası Finali rövanş maçında Halkbank, İtalya’nın Andreoli takımını 3-2 yenerek şampiyon oldu ve erkeklerde CEV Kupası’nı alan ilk Türk takımı olarak tarihe geçti.
2016- Başbakanlık, MİT tırlarının durdurulması davasına müdahil oldu.
2017 – Avusturyalı ressam Gustav Klimt’in 1907’de tamamladığı “Bauerngarten” (Çiçek Bahçesi ) adlı tablosu, Londra’da düzenlenen açık artırmada 59,3 milyon dolara satıldı.
2018 – Nobel ödüllü bilim adamı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın yeğeni Hakan Sancar, bitkileri ölümsüzleştirmek için keşfettiği solüsyon ile su, hava ve güneşe ihtiyaç duymadan süs bitkilerinden ağaçlara ve yosunlara kadar her türlü bitkinin yıllarca canlı kalmasını sağladı. Sancar, dünyada sadece birkaç şirketin başarabildiği stabilizasyonu Türkiye’de gerçekleştirdi.
2018 – Antalya’nın fethinin ardından Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un yaptırdığı iki fetih kitabesi, metruk bir binanın bahçesinde bulundu.
2020 – Estonya’nın Tartu kentinde düzenlenen Ritmik Cimnastik Miss Valentine Grand Prix Turnuvası’nda millilerin genel tasnif ve top aletinde kazandığı iki madalya, Grup Milli Takımı’nın grand prix turnuvalarında aldığı ilk madalyalar oldu.
2021- FETÖ’nün, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı açıktan giriştiği ilk operasyon” olarak tanımlanan 7 Şubat 2012’deki “MİT kumpası”na ilişkin 18 sanığın yargılandığı davada eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de arasında bulunduğu 10 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
2021- İsrail’deki Ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), Batı Kudüs’te haber çekimi yapan Anadolu Ajansı (AA) ekibinin aracına saldırdı. Haredilerin, daha sonra taş ve sopalarla saldırmaya çalıştığı AA ekibi, olaydan zarar görmeden kurtulurken, saldırganlar hakkında şikayette bulundu. Olayla ilgili soruşturma açıldı.
2022- Formula 1 yönetimi, Rusya Grand Prix’sinin sözleşmesini feshederek yarışı takvimden çıkardı.
4 Mart
1193- Eyyubi Devleti’nin kurucusu ve Kudüs’te 88 yıllık Hristiyan hakimiyetini sona erdiren Selahaddin Eyyubi hayatını kaybetti.
1656- Düşük ayarlı para ve alınamayan maaşlar için ayaklanan askerler, IV. Mehmed’in onayıyla bazı saray ağalarını idam ettirdi.
1923- Mustafa Kemal Paşa’nın 17 Şubat’taki konuşmasıyla başlayan İzmir İktisat Kongresi sona erdi. Kongrede Misakı İktisadi kabul edildi.
1929- Takriri Sükun Kanunu yürürlükten kalktı.
1934- İstanbul Üniversitesinde açılan İnkılap Tarihi Enstitüsünde ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur verdi.
1934- Ankara Radyosu yayına başladı.
1940- İstanbul’da yapılan Altıncı Balkan Güreş Şampiyonası’nda Türk takımı beş birincilik alarak altıncı kez şampiyon oldu.
1964- BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’a uluslararası güç gönderme kararı aldı.
1992- İspanya’dan engizisyon baskısından kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Museviler, Türkiye’ye gelişlerinin 500. yılını kutladı.
1994- Dokunulmazlıkları kaldırılan eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Selim Sadak ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak gözaltına alındı. Hasan Mezarcı ve Selim Sadak serbest bırakıldı.
2002- Ilımlı Arnavut Lider İbrahim Rugova, Kosova’nın ilk devlet başkanı seçildi.
2015- Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’te bir maden ocağında meydana gelen patlamada 32 kişi hayatını kaybetti.
2016- AA’nın Gazze’de görev yapan foto muhabiri Mustafa Hassona, önemli basın fotoğrafı yarışmalarından Pictures of the Year International’da (POYI) “Genel Haber Dalı Mükemmeliyet Ödülü”ne layık görüldü.
2016- İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Zaman gazetesine kayyum atanmasına karar verdi.
2016- Muğla’nın Bodrum ilçesinde sahile vuran minik cesediyle gündeme gelen Aylan Kürdi ve teknedeki dört kişinin ölümüne ilişkin davada yargılanan Suriye uyruklu Muwafaka Alabash ve Asem Alfrhad, “göçmen kaçakçılığı” suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2017- Somali Başbakanı Hasan Ali Hayri, kuraklık sebebiyle son 2 günde ülkenin güneybatısındaki Bay bölgesinde 110 kişinin öldüğünü açıkladı.
2021- Tatvan’a gitmek üzere Bingöl’den kalkan askeri helikopterin düşmesi sonucu 11 personel şehit oldu, 2 personel yaralandı.
2021 – Amerikalı Müslüman lider Malcolm X’in çocukluğunun geçtiği Boston’daki 2 katlı ev, ABD Ulusal Tarihi Yapılar Listesi’ne alındı.
2022- Uzun yıllar İtalya’nın Milan takımında forma giyen Hollandalı eski futbolcu Clarence Seedorf, Müslüman olduğunu açıkladı.
5 Mart
1920- Türkiye Yeşilay Cemiyeti kuruldu.
1934- Eski Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip öldü.
1941- Türkiye’nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi hayatını kaybetti.
1946- İkinci Dünya Savaşı’nda ortaya çıkan ve Sovyetler Birliği ile Doğu Avrupa ülkelerini simgeleyen “Demirperde” kavramı, ilk kez İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in bir konuşmasında kullanıldı.
1953- Eski Sovyetler Birliği’ni yaklaşık 30 yıl yöneten ve geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitiren Jozef Stalin öldü.
1971- Amerikalı dört asker, Ankara’da terör örgütü THKO mensuplarınca kaçırıldı. Bir duyum üzerine polisin 5 Mart’ta üniversiteye düzenlediği baskında çatışma çıktı, Erdal Şener adlı öğrenci öldü, yaralananlar oldu. ABD’li askerler 8 Mart’ta serbest bırakıldı.
1994- Birleşmiş Milletler, Bosna’ya Türk askeri gönderilmesini kabul etti.
1999- Çankırı Valisi Ayhan Çevik, bombalı saldırıda ağır yaralandı, koruma polisi ve iki lise öğrencisinin öldüğü saldırıyı yasa dışı TİKKO örgütü üstlendi.
2009- Ergenekon soruşturması kapsamında Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alındı ve 6 Mart’ta tutuklandı.
2015- Konya’nın merkez Karatay ilçesi Ortakonak Mahallesi yakınlarında askeri bir uçak düştü. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, planlı eğitim uçuşu için kalkan F-4E 2020 uçağının, Konya Atış Sahası’nda kaza kırıma uğradığı, Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Tanış ile Kurmay Yüzbaşı Pilot Mustafa Delikanlı’nın şehit olduğu bildirildi.
2016- Dünyaca ünlü İslam alimi ve Kuzey Amerika Fıkıh Konseyi kurucusu Prof. Dr. Taha Cabir Al-Awani hayatını kaybetti.
2017- Suriyeli muhalifler, ülkenin kuzeybatısında Türkiye sınırında yer alan İdlib’in kırsalını bombalayan bir savaş uçağını düşürdü. Uçaktan paraşütle atlayan pilot, Hatay’ın merkez Antakya ilçesinde bulunarak hastaneye kaldırıldı.
2017- Antalya’da 12’ncisi düzenlenen Uluslararası Runatolia Maratonu’na katılan 36 yaşındaki sporcu Zeynel Murat Batur, bitiş çizgisine 500 metre kala kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
2021 – Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Irak’ın başkenti Bağdat’a geldi. Uluslararası kamuoyunda gözler, tarihte ilk kez bir papanın ziyaret ettiği Irak’a çevrilirken Franciscus’un ülkedeki temasları nedeniyle 6 Mart Ulusal Hoşgörü ve Birlikte Yaşama Günü ilan edildi.
2022- Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Ukrayna’dan Polonya’ya bir gün içinde 106 bin kişi geçti.
2023- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 1 milyon 728 bin binanın incelendiği, 227 bin 27 binanın yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu bildirildi.
6 Mart
1920- “Kaşağı”nın yazarı, ünlü öykücü Ömer Seyfettin, Haydarpaşa Hastanesi’nde öldü. Ömer Seyfettin, 12 Mart 1884’te Gönen’de doğmuştu.
1925- Takriri Sükun Kanunu’na dayanılarak İstanbul’da altı gazete ve dergi, Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı. Kapatılan yayın organları şunlardı: Tevhidi Efkar, İstiklal, Son Telgraf, Aydınlık, Sebilürreşad ve Orak Çekiç.
1927- İstanbul Radyosu yayına başladı.
1948- Anadolu Ajansında 1925’te şirket kurucuları arasında yer alan ve “Başyazar” olan ünlü şair, yazar ve gazeteci Kemalettin Kamu 47 yaşında Ankara’da öldü.
1961- İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Türkiye üzerinden geçerken Ankara’ya geldi. Esenboğa Havalimanı’nda Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel tarafından karşılanan II. Elizabeth, Gürsel ile 40 dakika görüştükten sonra Türkiye’den ayrıldı.
1989- Şarkı sözü yazarı ve şovmen Fecri Ebcioğlu öldü.
1995- Avrupa Birliği üyesi on beş ülkeyle Türkiye arasında Gümrük Birliği Antlaşması imzalandı.
2002- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, gazeteci yazar Çetin Emeç ve Turan Dursun ile İran rejim muhalifi Ali Akbar Gorbani’nin öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu birçok saldırıdan sorumlu tutulan İslami Hareket Örgütünün “İcra Şurası” üyesi İrfan Çağırıcı hakkındaki idam cezasını onadı.
2013- Venezuela’nın uzun süredir kanserle mücadele eden Devlet Başkanı Hugo Chavez, 58 yaşında hayatını kaybetti.
2016- Irak’ın Babil kentinde kontrol noktasına yönelik intihar saldırısında 52 kişi öldü, 100 kişi yaralandı. Saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.
2016- İran’da yolsuzluktan yargılanan iş adamı Babek Zencani, idama mahkum edildi.
2016- Ankara’da düzenlenen Dünya Salon Okçuluk Şampiyonası’nda Makaralı Yay Genç Kız Milli Takımı altın madalya kazandı.
2017- ABD Başkanı Donald Trump, nüfusunun çoğunluğu Müslüman 6 ülkenin vatandaşlarına 3 ay yeni vize sınırlaması getiren düzenlemeyi imzaladı.
2018- “Ayla” filmi, ABD’de düzenlenen 24. Sedona Uluslararası Film Festivali’nde, “En İyi Yabancı Film” ve izleyici oylarıyla belirlenen “En İyi Film” ödüllerini kazandı.
2018- FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 73 sanığın yargılandığı davada hükmü açıklayan mahkeme, eski Harekat Başkan Vekili tuğamiral İrfan Arabacı ile eski İstihbarat Daire Başkanı tuğamiral Murat Şirzai’nin de aralarında bulunduğu 47 sanığa ağırlaştırılmış müebbet, 18 sanığa müebbet hapis cezası verdi.
2021 – Müzik dünyasında çığır açan kasetlerin mucidi, Hollandalı mühendis Lou Ottens, 94 yaşında öldü.
2023- Danimarka Savunma Bakanlığı, siber güvenlik tedbirleri kapsamında çalışanlarına resmi hizmette kullanılan cihazlarda TikTok’u kullanmasına yasak getirdi.
7 Mart
1917- Nick Larocca’nın “Original Dixiland Jazz Band” adlı orkestrası, ilk caz plağını New Jersey’deki Victor Co. plakçılık şirketi için doldurdu.
1927- İstiklal Mahkemelerinin görevi sona erdi.
1954- Petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan Petrol Yasası kabul edildi. Petrol İşleri Genel Müdürlüğü kuruldu.
1969- Golda Meir, İsrail’in ilk kadın başbakanı oldu.
1977- Pakistan’da seçimleri Zülfikar Ali Butto kazandı.
1979- ABD uzay aracı Voyager I, Jüpiter ve Uranüs’ün Satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. Voyager I, Jüpiter’in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
1983- Zonguldak Ereğli Kömür İşletmelerinin Kandilli üretim havzasındaki Armutçuk Ocağı’nda meydana gelen patlamada 102 kişi öldü, 86 kişi yaralandı.
1989- Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde “dini inanç sebebiyle boyun ve saçların örtü veya türbanla kapatılmasını” serbest bırakan yasayı iptal etti.
1990- Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci yazar Çetin Emeç ve şoförü Ali Sinan Ercan, uğradıkları silahlı saldırıda yaşamlarını yitirdi.
2016- Rus tenisçi Maria Sharapova, Avustralya Açık’taki doping testinin pozitif çıktığını açıkladı.
2017- Fransa’da 7-12 Mart’ta düzenlenen Avrupa Salon Okçuluk Şampiyonası’nda ilk kez 8 kategorinin tamamında 24 sporcuyla mücadele veren Milli Takım’da klasik yay genç erkeklerde Erdal Meriç Dal Avrupa şampiyonu oldu.
2018- Türkiye’yi temsil etmek üzere UNESCO’dan davet alan Sivaslı halk ozanı ve şair Ayten Gülçınar, evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
2019- İstanbul’un en yüksek tepesine yapılan ve inşaatı 6 yıl süren Çamlıca Camisi’nde ilk ezan sabah namazında okundu.
2021- Ekvator Ginesi’nin Bata kentinde, askeri kışladaki cephanelikte meydana gelen 4 büyük patlamada, 105 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.
2022- Bilim insanları, ilk defa Güneş’ten 10 kat daha büyük kırmızı üstdev bir yıldızın patlayarak supernovaya dönüşmesini gözlemledi.
2023- AFAD’ın Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin yayımladığı raporda, yıkılan binalarda kolon, kiriş ve perdelerde düz donatının kullanıldığı, hassas bölgelerde iri çakıl ve tahta gibi yabancı unsurlara rastlandığı tespitleri yer aldı, yönetmelik kurallarına ve esaslara uyulmadan inşa edilmiş yapıların ciddi hasar gördüğü vurgulandı.
2023- Hindistan ile Fransa orduları ilk kez “FRINJEX-23” adlı ortak askeri tatbikat yaptı.
8 Mart
1403- Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid, Akşehir’de yaşamını yitirdi.
1857- New York’ta tekstil işçisi kadınlar, “16 saatlik çalışma süresi, düşük ücret ve insanlık dışı çalışma koşulları” sebebiyle greve çıktı. Polisin müdahalesi ve ardından çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti. Kopenhag’da 1910’da toplanan Dünya Kadınlar Kongresi’nde, kadın işçilerin grevine atıfla bu gün “Emekçi Kadınlar Günü”, 8 Mart 1977’de ise BM tarafından “Dünya Kadınlar Günü” ilan edildi.
1948- Tanımladığı deri hastalığı “Behçet Hastalığı” adıyla dünya tıp literatürüne geçen, deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Ordinaryüs Prof. Dr. Hulusi Behçet, kalp krizi sonucu öldü.
1952- ABD’nin Philadelphia eyaletinde ilk suni kalp ameliyatı yapıldı.
1954- Devletin siyasal prestijine ve mali gücüne zarar getirdiğine karar verilen ya da kişilerin özel hayatına tecavüz eden yazılar yazan gazetecilere ağır cezalar öngören Basın Kanunu, TBMM’den geçti.
1963- Suriye’de, darbe sonucu Baasçılar ve Nasırcılar iktidarı ele geçirdi. Baasçı subaylar, şubat ayında, Irak’ta da yönetimi ele geçirmiş ve Başbakan Kasım öldürülmüştü.
1972- Eski Başbakan Adnan Menderes’in oğlu Demokratik Parti Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Menderes, Ankara’da intihar etti.
1984- 8 ilde olağanüstü hal uygulanmasıyla ilgili “Olağanüstü Hal Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.
1996- Lefkoşa-İstanbul seferini yapan KKTC’ye ait bir yolcu uçağı kaçırılarak önce Sofya’ya, ardından da Münih’e indirildi.
2005- Çeçen lider Aslan Maşadov, bir çatışmada Rus güvenlik güçlerince öldürüldü.
2008- Hollanda’nın Lahey kentindeki Artistik Buz Pateni Uluslararası Aegon Kupası’nda, kadınlarda Tuğba Karademir 2. oldu ve Türkiye’ye bu spor dalında tarihte uluslararası bir yarışmada büyükler kategorisindeki ilk madalyayı kazandırdı.
2010- Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde 41 kişi öldü.
2012- Kadına şiddet uygulayan kişilere elektronik kelepçe veya bileklik takılmasına imkan sağlayan Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda oybirliğiyle kabul edildi.
2017- İsrail’de ezanın 23.00-07.00 saatlerinde hoparlörle okunmasının yasaklanmasına ilişkin kanun tasarısı mecliste (Knesset) yapılan ilk oylamada kabul edildi.
2017- Guatemala’da bir yetiştirme yurdunda çıkan yangında 13-17 yaşlarındaki 40 kız çocuğu hayatını kaybetti.
2018- Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı burçların 94 yıldır yeri bilinmeyen kitabesi, Antalya Kaleiçi’nde bir evin duvarında bulundu.
2019- Şanlıurfa’da bulunan dünyanın en eski anıtsal tapınağı olarak kabul edilen, UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Göbeklitepe’nin resmi açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı.
2021 – Tiyatro ve sinema sanatçısı Rasim Öztekin, İstanbul’da kalp rahatsızlığı sonrası kaldırıldığı hastanede 62 yaşında hayatını kaybetti.
2021 – Sırp tenisçi Novak Djokovic, tek erkekler dünya sıralamasında toplam 311 hafta zirvede yer almayı garantileyerek, İsviçreli Roger Federer’in rekorunu kırdı.
9 Mart
1764- Padişah III. Mustafa tarafından yaptırılan Laleli Camisi ibadete açıldı.
1796- Napolyon Bonapart ile Josephine evlendi.
1923- Sovyet lideri Lenin, geçirdiği felç sonucunda konuşma yeteneğini kaybetti.
1929- İstanbul’da Matbaacılık Mektebi açıldı.
1956- Kıbrıs Rum toplumunun lideri Başpiskopos Makarios, İngiltere tarafından Seyşel Adaları’na sürgüne gönderildi. Adanın İngiliz Genel Valisi John Harding, Makarios’un, terörizmi aktif olarak desteklediği için sürgün edildiğini açıkladı.
1957- Türkiye’nin ilk kadın doktor subayı Sema Aran, teğmen rütbesiyle göreve başladı.
1967- Gazeteci, yazar Vala Nureddin (Va-Nü), 66 yaşında İstanbul’da öldü.
1967- Gölcük Tersanesi’nde “Berk” adlı refakat firkateyninin yapımına başlandı.
1996- 1990 yılında öldürülen gazeteci Çetin Emeç’i vurduğu belirlenen İslami Hareket Örgütü’nün tim sorumlusu İrfan Çağırıcı, İstanbul’da yakalandı.
2001- Türk balesinin kurucusu Edris Stannus (Dame Ninette de Valois), İngiltere’de 104 yaşında öldü.
2003- Siirt’te yapılan milletvekili yenileme seçimlerinde üç milletvekilliğini alan AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da parlamentoya girdi.
2007- İsviçre’de, Ermeni çevrelerinin “soykırım” iddiasının inkarını suç sayan yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, Lozan Mahkemesince 9 bin İsviçre frangı para cezasına çarptırıldı. Bu ceza, mahkemece iki yıl tecil edildi.
2018- Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Ercan Yazgan, tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybetti.
2019- Japonya’da yaşayan 116 yaşındaki Kane Tanaka, Guinness Dünya Rekorları tarafından dünyanın en yaşlı kişisi seçildi.
2020- Eski bakanlardan Şevket Kazan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında hayatını kaybetti
2021 – Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 19 Aralık 2016’da suikast sonucu öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanığın yargılandığı davada 3 sanık ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, 2 sanık birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. 8 sanık 3 yıl 9 ay ile 10 yıl 6 ay arasında hapse mahkum edildi, 6 sanığın beraatine hükmedildi. Gülen’in arasında bulunduğu 9 firari sanığın dosyaları ayrıldı.
2021 – ABD merkezli düşünce kuruluşu Newlines Strateji ve Politika Enstitüsünün raporunda, Çin’in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine karşı eylemlerinde, Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin tüm maddelerini ihlal ettiği ve bu halkı “yok etmeyi” amaçladığı ortaya konuldu.
2022 – Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, T129 Atak Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri’nin yurt dışındaki ilk teslimatını Filipinler’e yaptı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü ABD Barış Enstitüsü Başkanı Lise Grande’nin üstlendiği panele Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo, Slovenya Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Marko Stucin, BM Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Wronecka, Kapsamlı Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması Örgütü (CTBTO) Genel Sekreteri Dr. Robert Floyd ile BM Genel Sekreteri’nin Uluslararası Cenevre Görüşmeleri (UCG) Özel Temsilcisi Ayşe Cihan Sultanoğlu katıldı.
Panelde konuşan Uganda Dışişleri Bakanı Odongo, BM Genel Sekreteri’nin temmuzda tüm dünyada küresel bir barışın oluşturulabilmesi için ne yapılması gerektiğiyle alakalı kendi şahsi görüşlerini paylaştığını belirtti.
“1,4 milyarlık Afrika, BM Güvenlik Konseyinde temsil edilmiyor”
Barış İçin Yeni Gündem belgesindeki temel prensiplerin, özellikle barış ve güvenliği sağlamak açısından BM’nin görev tanımı içinde geçtiğine dikkati çeken Odongo, BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) özellikle de karar alma noktasında bazı zorluklarla karşılaştığını anımsattı.
Bakan Odongo, “Kısmen bunun sebebi, buradaki rakipler ve bazı tarihi adaletsizliklerin gerçekleşmiş olması, örnek olarak BMGK’de 240 milyon insan, 2 kişi tarafından temsil ediliyor. 1,4 milyar nüfuslu Afrika ise hiç kimse tarafından temsil edilmiyor. Bu, zaten kendi içerisinde karar alınması gereken bir nokta.” ifadelerini kullandı.
Güvenlik sorunlarının devam ettiğini ve süreceğini kaydeden Uganda Dışişleri Bakanı, Afrika kıtasındaki tecrübelerine dayanarak bu tür krizlerle başa çıkmak için öncelikle ulusal yetkililere, bölgesel ve alt bölgesel kurumlara yetki vermek ve uzmanları devreye sokmak gerektiğini söyledi.
Odongo, ihtilaf ve savaşların nihai olarak diyalog ve sebeplerin ortadan kaldırılmasıyla çözüleceğini belirterek, bu tür krizlerle karşı karşıya kalan Afrika kıtası olarak tüm dünyayla deneyimlerini paylaşmaya hazır bulunduklarını ifade etti.
Küresel barışın mümkün bir “ütopya” olduğunu söyleyen Odongo, bunun için insanların bir olmaları, bağ kurarak “ütopya” dedikleri noktaya hareket etmeleri gerektiği görüşünü paylaştı.
“Dünya değişiyor, BM değişmiyor”
Slovenya Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Stucin, ADF’nin kendi içinde barışa büyük katkıda bulunan bir süreç olduğunun altını çizdi.
“Birbirimizle, birçok paydaşla bir araya gelmek, birçok farklı konuda konuşmak, dünyanın farklı yerlerinde olup bitenlerden haberdar olmak çok önemli ve aslında tüm dünyada kalıcı barışı sağlamak bundan geçiyor.” diyen Stucin, Uganda Dışişleri Bakanı ile BMGK konusunda hemfikir olduğunu dile getirdi.
Stucin, şunları söyledi:
“BM Güvenlik Konseyinde bir reforma ihtiyaç var. Daha önce de söylenmişti bu. Dünya değişiyor ama BM değişmiyor ve son geçen yılda 56 tane ihtilaf sivillerin ölümüne sebep oldu. Bu, aslında son yüzyıldır en yüksek rakam.
Biz, şuna şahit oluyoruz, burada bir paradigma değişimi var ve barışa doğru değil ihtilafa, savaşa doğru bir paradigma değişimi var. Bunu tamamıyla tersine çevirmemiz gerekiyor. BM reformu da aslında yapılması gereken en kilit reformlardan biri.”
Bu paradigmanın herkesin kazançlı çıkacağı duruma çevrilmesi gerektiğini belirten Stucin, barış için gerçekten çalışılması, barışı oluşturacak farklı faktörler üzerinde çalışılarak uluslararası toplumun birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Stucin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin yıllık bütçesinin 180 milyon avro olduğuna, bunun Slovenya Tarım Bakanlığının bütçesinin üçte birine tekabül ettiğine dikkati çekerek, “Uluslararası hukuk, insan hakları hukuku, suç hukukunu savunmak istiyorsanız bunun için bir şeyler yapmanız gerekiyor. Şu anki kurumlar yeterli değil kurumlar mevcut ama yeterince kaynağa sahip değiller etkili şekilde harekete geçebilmeleri için.” değerlendirmesinde bulundu.
Moderatör Grande’nin, Ukrayna savaşını ve Gazze’deki insanlık trajedisini hatırlatarak, “BM Güvenlik Konseyi, neden işini daha iyi yapamıyor, burada neler oluyor?” sorusuna Stucin, çok taraflılıkla ilgili bir kriz yaşandığı cevabını verdi.
Stucin, BMGK içinde iş yapılmaya çalışıldığını ancak başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek, “Şu an karşı karşıya olduğumuz şey, Ukrayna’da olsun, Gazze’de olsun, medeni dünyanın hareket etmemesi, inanılır gibi değil ama hareket etmiyoruz.” dedi.
Ana sorunun BM sisteminin reforme edilmemesi olduğuna dikkati çeken Stucin, “Bu sistem yaklaşık 70 yıl öncesinde o dönemki şartlara göre yapıldı. Şimdi farklı durumlar var ve eski bir sistemle, bununla başa çıkmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Diplomaside yeni fikirlere ihtiyaç var”
BM Lübnan Özel Koordinatörü Wronecka da her gün BM’nin somut katma değerini sorguladığını ifade etti.
Lübnan özelinde kurumsal reformlar sonrası somut olarak uluslararası toplulukların özellikle parlamento seçimleri esnasında bu ülkeyi nasıl desteklediğini gördüklerini anlatan Wronecka, bölgesel kurum ve kuruluşlarla işbirliğinin çok önemli olduğunun altını çizdi.
Wronecka, Lübnan’ın bu seçimlerde ortaya çıkan parlamentoyla son iki yıldır yoluna devam ettiğine dikkati çekerek, güneyindeki İsrail ile deniz sınırları konusunun ekonomik teşvikle ve kazan-kazan senaryosuyla çözümünün mümkün olduğunu anlattı.
“Diplomaside yeni fikirlere ihtiyacımız var.” diyen Wronecka, Lübnan’da inovatif yaklaşımın söz konusu olduğunu dile getirdi.
Wronecka, çatışmaların, savaşların önlenmesi ve güven teşkil edilmesinin küresel barışın mümkün olduğuna inanmakla başlayacağına dikkati çekti.
“Nükleer bombaların kapasitesi aşırı arttı”
Kapsamlı Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması Örgütü (CTBTO) Genel Sekreteri Dr. Floyd da Barış için Yeni Gündem belgesinin ilk maddesinin nükleer silahların eliminasyonundan söz ettiğini belirterek, ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye bıraktığı iki bombanın yüz binlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olduğunun altını çizdi.
“Tek başına bu örnek bile nükleer silahların neden yok edilmesi gerektiğini gerekçelendiriyor.” diyen Floyd, o bombaların bugün üretilebilecek nükleer silahlara göre gerçekten “minicik” olduğunu söyledi.
Floyd, Hiroşima’daki bombanın 15 bin ton TNT’lik patlamaya eş değer olduğunu, o zamandan beri gerçekleştirilen nükleer testlerin 15 milyon ton TNT’ye eş değer bombaların yapılabileceğini gösterdiğine dikkati çekerek, şu yorumu yaptı:
“Neden kullanılması gerektiğine dair bir gerekçe yok ama neden kullanılmaması gerektiğini bu şekilde görebiliriz. Her ne mantık kullanılırsa kullanılsın, sayılar ortada.”
Dinleyicilerin “Gündemde ne eksik?” sorusu üzerine Floyd, “bazı şeyleri eyleme dökmek ve tüm dünyanın buna katılımının sağlanması gerektiği” cevabını verdi.
Floyd, bazı uluslar için barışın kökten gelen, elzem, asli bir gereklilik olduğunu vurgulayarak, barış çabalarının iki katına çıkarılması, her halka uyabilecek bir yapının kurulması gerektiğini ifade etti.
“BM, İkinci Dünya Savaşı’nın külleri üzerine inşa edildi”
BM Genel Sekreteri’nin Uluslararası Cenevre Görüşmeleri (UCG) Özel Temsilcisi Ayşe Cihan Sultanoğlu da 40 yıldır BM’de görev almasına rağmen şu andakinden daha fazla “güçlü bir cepheye” ihtiyaç bulunduğunu düşünmediğini söyledi.
Sultanoğlu, BM’nin İkinci Dünya Savaşı’nın külleri üzerine inşa edildiğini anımsatarak, “Şu anda gözlemlediğimiz şey şu ki maalesef inşa ettiğimiz ve üzerinde çalıştığımız her şeyin çöküşü demek istemiyorum ama bence çok yakındayız. Ben kalkıp da felaket tellallığı yapmak istemem ama Guterres’in de söylediği gibi, ‘Bu, gerçekten mükemmel bir fırtınanın başlangıcı.'” ifadelerini kullandı.
Geçen 10 yılda insani yardıma büyük paralar harcandığını ancak 2020’de sadece global askeri harcamaların 2 trilyon dolara eriştiğine dikkati çeken Sultanoğlu, barıştan ziyade savaş kaynaklarının beslendiğini vurguladı.
Sultanoğlu, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan zamanında, 32 yıl önce 1992’de de bir kalkınma gündeminin olduğunu dile getirerek, Berlin Duvarı yıkıldıktan, Sovyetler dağıldıktan sonra Soğuk Savaş’ın bitimiyle çok büyük bir ümit olduğunu ancak şu an tamamen farklı bir dünyadan söz edildiğini söyledi.
Küresel barıştan başka alternatifin olmadığının altını çizen Sultanoğlu, daha fazla güven inşa edecek mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu, sadece BM’nin değil tüm uluslararası sistemin reforme edilmesi gerektiğini savundu.
Ayşe Cihan Sultanoğlu, en azından veto haklarını kullandıkları zaman BMGK üyelerinden daha fazla hesap verilebilirlik istenebileceğini sözlerine ekledi.
]]>Erzurum’da düzenlenen olimpiyatlara, Türkiye ile birlikte 36 ülkeden 596 sporcu ve 408 teknik adam olmak üzere 1004 kişi katılım sağlıyor.
Satranç, alp disiplini, curling, snowboard, futsal ve kayaklı koşu olmak üzere 6 branşta madalya mücadelesinin verildiği olimpiyatlar, 12 Mart’ta sona erecek.
Organizasyonun Yenişehir 2000’lik Buz Pateni Salonu’nda düzenlenen resmi açılış töreni, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı’nın gösterisi eşliğinde sporcu ve teknik heyetlerin seremonisiyle başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden programda, olimpiyat meşalesinin kentte yakılma videosu gösterildi.
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, törende yaptığı konuşmada, dünyanın önemli spor organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmanın gururu içerisinde olduklarını söyledi.
Katılımcıları kentin kültürüne ortak olmaya davet eden Çiftçi, şunları kaydetti:
“Erzurum, sporun dilini en iyi kavrayan şehirlerden bir tanesidir. Bugüne kadar 2011 Universiade ve 2017 EYOF Kış Sporları Oyunları başta olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok spor organizasyonunu başarıyla tamamlamış olan Erzurum, sporun ortak dilini ve kültürünü kavramış ender şehirlerdendir. Bu dil, sosyal ve kültürel ayrım yapmadan tüm insanları ilgilendiren, insanları bir araya getiren, farklı toplumlar arasında iletişimi sağlayabilen evrensel bir dildir. Spor alanındaki rekabet gücün değil, estetiğin, zarafetin, inceliğin rekabetidir. Sporcularımız bu organizasyonlar sayesinde arkadaşlıklarla pekiştirecek ve toplumdaki diğer engelli vatandaşlarımızın cesaretlendirilmesi için aydınlatıcı bir ışık olacaktır.”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu ise Erzurum’un kış sporları ve turizminde sadece Türkiye’nin değil dünyanın önce gelen şehirlerinden birisi olduğunu söyledi.
“Türkiye, tekrar dünya işitme engelli sporunun odak noktasındadır”
Dünya İşitme Engelliler Federasyonu (ICSD) Başkanı Adam Kosa ise işaret diliyle yaptığı konuşmada, 2024’ün birçok açıdan özel bir yıl olduğunu belirterek, “Bu kış işitme engelliler olimpiyatları, katılan ülkelerin ve sporcuların sayısı açısından bir rekor. 36 ülke ve neredeyse 600 sporcu.” dedi.
Kosa, Samsun’da 2017 yılında gerçekleştirilen Yaz İşitme Engelliler Olimpiyatları’nın ardından yedi yıl sonra Türkiye’nin tekrar dünya işitme engelli sporunun odak noktası olduğunu söyledi.
Olimpiyatlara katılanlara seslenen Kosa, “Sayın antrenörler, spor liderleri ve en önemlisi sporcular. Dünyanın gözleri sizin üzerinizde. İşitme engelli olabiliriz, belirli engellerle mücadele ediyoruz ancak aynı zamanda toplumun eksiksiz bir parçasıyız. Bunun gösterilmesinin en iyi yollarından biri de spordur. Alp disiplini, kayaklı koşu, curling, snowboard, satranç ve futsal gibi branşlarda saf spor ve adil oyun anlayışı içinde bunu kanıtlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
“Erzurum, aynı zamanda bir cazibe merkezidir”
Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise sporun kardeşlik, dostluk ve sevgi ruhunun, dünya barışına katkı sunacağına inandığını belirterek, “Erzurum, günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır. İnanç, doğa, kış ve yaz turizm başta olmak üzere dünyanın görünmeye değer en önemli şehirlerinden biri olarak sporun başkenti Erzurum, aynı zamanda bir cazibe merkezidir. 2011 Kış Üniversite Oyunları ile 2017 Avrupa Gençlik Olimpik Kış Festivali’ne ev sahipliği yapan şehrimiz şimdi de bu olimpiyata ev sahipliği yapmaktadır. Emeği olanlara teşekkür ediyor ve sporculara başarılar diliyorum.” diye konuştu.
Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Kerim Vural da Türkiye’nin ikinci kez İşitme Engeliler Olimpiyatları’na ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “2017’de Samsun’da 86 ülkenin katılımıyla 21 branşta yaklaşık 6 bin kişilik sporcu, teknik heyet ve yabancı misafirin katılımıyla başarıyla gerçekleştirdiğimiz 23. Yaz Olimpiyatları’nın ardından bugün burada uluslararası arenada birçok önemli faaliyete ev sahipliği yapmış, gerek tesisleri gerek alt yapı ve konaklama imkanlarıyla bir marka haline gelmiş Erzurum’da 20. Kış Olimpiyatları’nı gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların ardından ICSD bayrağı 4 sporcu tarafından alana getirilerek, ICSD marşı eşliğinde göndere çekildi.
Acılış töreni, ışık şov, meşalesinin yakılması ve havai fişek gösterisiyle sona erdi.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü gazeteci Melinda Nucifora’nın üstlendiği “ADF Round”a Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Ruanda Dışişleri Bakanı Vincent Biruta, Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Marton Nagy, Türk Yatırım Fonu Başkanı Baghdad Amreyev, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Daren Tang, Avrupa Birliği Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı Michael Schumann ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner katıldı.
Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Hüseyin, Irak’ın da diğer ülkelerde olduğu gibi dünyanın geri kalanına bağlantılı olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Irak, aynı zamanda pek çok savaş nedeniyle izole kalmış bir ülke. 2005’ten itibaren Irak’ı çeşitli düzeylerde, özellikle diplomatik ve ekonomik bağlar açısından dünyanın geri kalanıyla daha irtibatlı hale getirmeye çalışmaya başladık. Hala ekonomimizi düzlüğe çıkarmaya çalışıyoruz çünkü ekonomimiz bu savaşlar nedeniyle mahvolmuş durumdaydı. Yaptırımların da etkisi vardı. O yüzden de yeniden yapılanma sürecinde ekonomimiz teknolojiden ve inovasyondan yararlanmak durumundaydı.”
Kovid-19 döneminde ve Rusya-Ukrayna Savaşı’yla petrol fiyatlarında yaşanan düşüşten de oldukça etkilendiklerini anlatan Hüseyin, “Diğer ülkelerle irtibatımız da bundan büyük darbe aldı ve ülkenin ekonomisinin güvence altına alınması konusunda sorunlar yaşadık çünkü büyük oranda petrole bağlı bir ülkeyiz. Ekonomisi petrole bağlı olan bir ülkeyiz.” diye konuştu.
Hüseyin, şu anda bunu çeşitlendirmeye çalıştıklarını belirterek, “Yakında sadece petrol değil doğal gaz ülkesi haline de geleceğimizi düşünüyoruz. Bunu yapabilmemiz için de tabii ki diğer ülkelerle bağlantımızın olması gerekiyor. Sonuç olarak her ülkenin dış dünyayla bağlantılı olması gerekiyor fakat bizler komşu ülkelerimize büyük oranda bağımlı durumdayız.” ifadelerini kullandı.
“Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke”
Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, uluslararası ticaret için insanların birbirleriyle irtibatının artması gerektiğini, kültür olarak birbirine yakınlaşılması gerektiğini vurgulayarak, “Ermenistan, denize kıyısı olmayan bir ülke, o yüzden de Ermeniler olarak uluslararası ticaretin tabii ki bir parçası olmamız gerektiğinin elzem olduğunu biliyoruz. Sadece denize kıyısı olmayan bir ülke değiliz, aynı zamanda sadece iki sınırımız açık yani diğer iki komşumuzla sınırlarımız 30 yılı aşkın süredir kapalı durumda.” şeklinde konuştu.
Sınır kapılarının açılmasının sadece ekonomik açıdan değil siyasi açıdan da faydalı olacağının altını çizen Mirzoyan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Diğer ülkelerle bağlantı kurduğunuzda sadece ekonominize katkı sağlamıyorsunuz, birbirinize bağımlı hale gelme imkanı da sağlıyor ve bunun barışın tesis edilmesi anlamında da olumlu etkileri oluyor. Biz, bunu bölgemizde yaşayarak gördük, o yüzden de geçiş noktalarının açılması, ticaretin kolaylaştırılması anlamında çeşitli inisiyatifler aldık ve bunun da barışa katkısının olduğunu gördük.”
“Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var”
Cibuti Dışişleri Bakanı Yusuf, Afrika’nın bu konularda bazen eğilimin farklı ilerlediği bir kıta olabildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Şu anda Kızıldeniz’de olanlarla ilgili şunu söyleyebilirim, buradaki deniz trafiği oldukça fazla ve Avrupa’nın dış ticaretinin yüzde 40’ı buradan geçiyor. Kasımda buna yönelik sorunlar ortaya çıktığında ve trafik aksamaya başladığında ilk haftanın etkileri inanılmaz oldu. Buradan geçen gemilerin yüzde 50’si artık geçemez oldu o dönemde ve ticaret hacminin yüzde 40’ı bu işten etkilendi.”
Farklı yöntemlerden yararlanılarak bu tür sorunlara karşı dayanıklı hale gelmenin önemini vurgulayan Yusuf, şunları kaydetti:
“Jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomiye etkilerinin olduğunu görüyoruz. Sahra Altı ülkelerde çok kırılgan ekonomisi olanlar var. O yüzden de ulaşım maliyetlerinin bu şekilde artmasının çok önemli sonuçları beraberinde getirebileceği ülkeler var. Aden Körfezi’nde, Kızıldeniz’de ve Süveyş Kanalı’ndaki bu tür aksaklıklar, küresel büyüme oranlarına da yansıyacaktır. Bu tür konulara yönelik yenilikçi çözümler bulunması lazım. Yemen’i bombalamak, bu anlamda bir çözüm değil kesinlikle.”
“Artık ülkeler izole bir şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor”
Ruanda Dışişleri Bakanı Biruta, küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve ekonomik entegrasyonun kolektif geleceği şekillendiren faktörler olduğunu belirterek, “Uluslararası ticaret, aslında dünya ekonomisine can veren bir şey. Mal, hizmet ve fikirlerin sınırları aşarak ticareti hem yenilikçiliği hem de küresel anlamda refahı teşvik ediyor. Uluslararası ticaretin kalbinde de tabii ki bağlılık var.” değerlendirmesinde bulundu.
Dijitalleşen dünyanın dijital olarak da anında iletişim kurabilme ve kıtalar arasında doğrudan hızlı şekilde bilgi alışverişi anlamına geldiğini anlatan Biruta, “Tabii bağlılık, birbirine bağımlılığı da yanında getiriyor. Artık ülkeler, izole şekilde mevcudiyetlerini sürdüremiyor.” dedi.
“Devletlerin teşvik etmesi gerekiyor”
Macaristan Ulusal Ekonomi Bakanı Nagy, Batı dünyası ve Avrupa Birliği’nin (AB) daha önce ticaret ve rekabet anlamında üstünlüğe sahip olduğunu kaydederek, “Fakat şu anda özellikle Avrupa, bunu kaybetmiş durumda. Artık bu yeni sektörlerde bayağı geride kaldık. Mesela 5G, robotik, yapay zeka, elektrikli araçlar vesaire gibi birçok sektörde gerideyiz.” ifadelerini kullandı.
Gelecek 5 yılda ABD ve Çin’in, Avrupa’ya kıyasla gayrisafi milli hasılalarının yüzde 20 daha fazlasını bu teknolojilere ayıracağını belirten Nagy, bunun “Avrupa için intihar” demek olduğunu söyledi.
Nagy, teknolojik yatırımların çok pahalı olduğunu dile getirerek, “Devletlerin bunu teşvik etmesi gerekiyor çünkü hem tüketici hem de üretici için bunlar çok pahalı. Bir süre sonra bunun faydalarını görmeye başlayacağız.” dedi.
“İnsanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor”
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü Genel Direktörü Tang, fikri mülkiyetin inovasyon, teknoloji, dijitalleşme ve girişimciliği hızlandırdığını belirterek, “Şirketler ve ülkeler yenilikler yaptıkça ve dijitalleştikçe değer yaratmada patentler, ticari markalar, markalar, tasarımlar, teknik bilgi ve veriler gibi maddi olmayan varlıklara doğru dramatik bir geçiş görüyoruz. Bugün küresel şirketlerin elinde yaklaşık 70 trilyon dolar değerinde soyut varlıkları var.” dedi.
Fikri mülkiyet başvurularında ciddi bir coğrafi değişimin söz konusu olduğunu vurgulayan Tang, “Türkiye fikri mülkiyet başvuruları, şu anda dünyanın 3. en büyük tasarım başvuru sahibi ve 4. en büyük ticari marka başvuru sahibi konumunda. Yani fikri mülkiyet, sadece Avrupa ve Kuzey Amerika gibi geleneksel güç odaklarından değil Latin Amerika gibi, Asya gibi ülkelerden geliyor.” ifadelerini kullandı.
Tang, yeni kurulan şirketlerin, KOBİlerin ve gençlerin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bu çelişkili ve çatışmalı dünyada insanların daha önce olduğundan çok daha fazla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdi bir şeyler icat ettiğiniz zaman bunu belki bireysel olarak yapıyorsunuz ama bundan para kazanmak istediğinizde başka insanlara ihtiyacınız oluyor. Bu anlamda bizlerin de insanlara destek olmamız ve yaratıcılığı desteklememiz gerekiyor.”
“Çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor”
AB Körfez Bölgesi Özel Temsilcisi Di Maio, artık dünyada iki tip dinamiğin olduğunu belirterek, “Bunlardan biri beklenmedik olaylar. Ukrayna’da olanlar gibi, Kovid-19 gibi. Şimdi de Gazze çatışması var. İkinci dinamik ise ikili bir dönüşüm, dijital ve teknolojik dönüşüm. Şimdi bu iki şey Avrupa’da ham madde ihtiyacını artırıyor, artık 2030’da ham madde ihtiyacımız 4 katına çıkmış olacak.” diye konuştu.
Karar verme mekanizmalarının artık değişmesi gerektiğini söyleyen Di Maio, “İki kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geldiğimiz bu dönemde çok taraflı ilişkilere odaklanmamız gerekiyor.” dedi.
“Ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir”
Türk Yatırım Fonu Başkanı Amreyev, bağlantısallık ve birbirine bağımlılığın, küresel hale gelmiş dünyanın elzem bir unsuru olduğunun altını çizdi.
Belirsizliğin oluştuğu ortamda ülkelerin birbiriyle işbirliği yapmaları gerektiğini belirten Amreyev, şöyle devam etti:
“Çünkü bunlar ortak sorunlar fakat buna kim öncü olacak? Dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlarda kimler öncülük edecek? Çünkü çok taraflı mekanizmalar söz konusu. Küresel kurumlar, bu sorunlarla yeterli şekilde baş edemiyor. O yüzden de ülkeler arasındaki gerginliklerin artması sonucunda bunun örneklerini görüyoruz.”
Amreyev, dünyada bu yıl 64 ülkede seçim olacağını anlatarak, “Bunlar da çeşitli belirsizliklere yol açabilir. Bunlar, küresel piyasalara etki edebilir ve burada değişiklikler olması, ekonomi ve ticari anlaşmalar da ittifaklarda değişikliklere neden olabilir, küresel olarak yapılan işbirliklerine olumsuz etki de edebilir.” ifadelerini kullandı.
“Ticaret, en büyük barış kaynağıdır”
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 1996’da Gümrük Birliği’ne geçişin, Türkiye’yi pozitif etkilediğini söyleyerek, “Bu, esasında şunu göstermektedir: Ticaret zenginleştirir, korumacılık fakirleştirir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin istikrarlı ve refah için ticaretin daha serbest olması şart. Dünyaya entegre olmuş, iş yapma ortamını iyileştirmiş ülkeler, hem daha zengin hem daha huzurlu olacaktır.” diye konuştu.
İki büyük dünya savaşını çıkaran Avrupa ülkelerinin birbirlerine artık düşman olarak değil ticaret partneri gözüyle baktığını dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Kurdukları bu ekonomik birlik sayesinde tarihte ilk defa Batı Avrupa, 80 senedir kendi bölgesinde savaş görmüyor çünkü ticaret, en büyük barış kaynağıdır. Ticaret yapan savaşı konuşmaz, birbirine kötü bakmaz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli”
Almanya Dış Ticaret ve Ekonomik Kalkınma Birliği (BWA) Yönetim Kurulu Başkanı ???????Schumann da böyle bir dönemde barışın en büyük öncelik olması gerektiğine dikkati çekerek, “Çünkü yalnızca çatışmaların önlenmesi, bizi ticaretin artırılması gibi bir yola götürecektir. O yüzden de bu tür sorunlardan kurtulup düzlüğe kavuştuğumuzda da ticaretin kolay hale gelebileceğinden bahsedebileceğiz.” diye konuştu.
Sınır geçişlerinin ve vize işlemlerinin kolaylaştırılmasının ticaretteki yavaşlamanın önüne geçme imkanı sağlayacağını belirten Schumann, şu ifadeleri kullandı:
“Vizelerin kaldırılması konusunda özellikle de iş insanları, yatırımcılar ve akademisyenlerin Almanya’ya gelmesi, daha da kolay hale getirilmeli çünkü Almanya’nın ekonomik olarak büyümesi, milyonlarca Türk’ün katkısı olmadan mümkün olamazdı. Bugün hala Türk girişimciler ve Türk iş insanları, Almanya’da değer yaratılmasına büyük katkı sağlıyor. Vize işlemlerinin kolaylaştırılması, bu anlamda önemli gündem maddelerinden biri haline getirilmeli.”
“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor”
Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Boyner de yeni dünyada ticaretten bahsederken geleneksel mal ve hizmet ticaretinden daha ziyade yazılım, veri ve teknolojik hizmetler ticaretinden söz etmek gerektiğini vurguladı.
Teknolojinin birçok sorunu çözebileceğini dile getiren Doğan Boyner, şunları kaydetti:
“Jeopolitik, teknolojik yeniliklerin bazen önüne geçebiliyor. Sonuçta teknolojinin ilerlettiği bir küresel büyüme çerçevesinde sürdürülebilir olması ve bütün uluslara fayda sağlayabilmesi için Amerika-Çin blokunun ötesinde bir şey gerekiyor ve ulusların kendi teknolojik stratejilerinin olması gerekiyor, kendi yeniliklerini yapmaları gerekiyor ve işbirliği yapması gerekiyor.”
]]>Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 22 yılda eğitimden sağlığa, kültürden ulaşıma, turizmden tarıma Antalya’nın adeta yeniden inşa edildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya’ya ayrı bir ilgi gösterdiğini söyleyen Ersoy, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan Antalya’nın uzun yıllar yok sayılan, görmezden gelinen sorunlarının çözümü için hükümetin her türlü imkanı sağladığını kaydetti.
Ersoy, hükümetin sorunların çözümü için sağladığı destekler sayesinde Antalya’nın sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayarak, 2023 yılında Antalya’nın transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığı bilgisini verdi.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükseltmek ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek istediklerini aktaran Ersoy, “Hedefimiz Antalya’yı geleceğe hazırlamaktır. Bunun için kaybedecek bir dakikamız dahi bulunmuyor. Antalya’nın ideolojik takıntılarla zaman kaybetmeye vakti yok. Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı yok. Biz Antalya’yı birilerinin siyaset malzemesi haline getirmesine rıza gösteremeyiz.” dedi.
Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle 2019 yılında kurulan Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla dünyanın dört bir yanında Antalya’nın tanıtımını gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, “200’den fazla ülkede Antalya’yı, Alanya’yı, Kemer’i tanıtıyor, Amerika’da, Rusya’da, Almanya’da Manavgat’ın, Kaş’ın güzelliklerini gösteriyoruz. Her yıl dünyanın en tanınan isimlerini şehrimizin reklamını yapması için Antalya’ya getiriyoruz. Yeni yatırımları şehrimize çekiyoruz. Turizmi sadece 4-5 ayla sınırlandırmıyor, 12 aya yaymak için çalışmalar yapıyoruz.” diye konuştu.
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın kültürel mirasını gün yüzüne çıkaracak tarihin en önemli projelerini hayata geçirdiklerini, arkeolojik hazineleri kazıp çıkartmakla kalmadıklarını, restorasyon yaparak yeniden ihya ettiklerinin altını çizdi.
Tüm desteklere rağmen Antalya’yı yönetenler son yıllarda temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli başarıyı gösteremediklerine işaret eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz. Bunu değiştirmek, Antalya’nın dünya turizm merkezleriyle olan rekabetinde öne geçmesini sağlayacak güce kavuşması bizim elimizde. Antalya’mızın biriken birçok sorunu var, ancak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunu yok. Yeter ki şehrimizin yönetimi ehil ellere verelim. Bunu birlikte başaracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Antalya’da üniversitemizle, belediye başkanlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız, sektör temsilcilerimiz ve siz değerli Antalyalı hemşerilerimizle el ele vererek bu hedeflerimize ulaşacağız.”
Mehmet Nuri Ersoy, Antalya olarak bu hedeflere bir adım daha yaklaşmak adına 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü’nün seçileceğine inandığını kaydetti.
Ersoy, Antalyalıların “Türkiye Yüzyılı” mücadelesinde her zaman olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Tütüncü: “31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak”
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de kentin AK Parti’nin iktidarda olduğu dönemlerde daima hizmet aldığını, en güzel yıllarını yaşadığını söyledi.
Son 5 yılın Antalya için kayıp olduğunu belirten Tütüncü, “Antalya’nın kaybedilen geçmiş yıllarını, zamanını hep birlikte iade edeceğiz. 31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak. İmar, ulaşım, altyapı gibi sorunların hepsini çözeceğiz. Eserlerimizle, projelerimizle Antalya’nın ve bütün ilçelerinin altın çağını başlatmaya hazırız.” diye konuştu.
Antalya’nın AK Partili bir belediye tarafından yönetilmeyi hakkettiğini ifade eden Tütüncü, büyükşehrin yanı sıra tüm ilçelerinde Cumhur İttifakı adaylarının seçimi kazanacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de mitingdeki coşkunun Antalya’nın seçime hazır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Cumhur İttifakı ile Antalya’nın yeniden şahlanacağını ve tüm ilçelerde altın çağı başlatacaklarını belirten Çetin, AK Parti’nin eserleriyle, hizmetleriyle vatandaşın gönlünde taht kurduğunu kaydetti.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışına katıldığı 3. Antalya Diplomasi Forumu; 19 devlet başkanı, 73 bakan, 57 uluslararası temsilci ve 147 ülkeden temsilciyi ağırlıyor. UCLG Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da forum kapsamında düzenlenen “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” paneline katıldı. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen forumun Türkiye’nin marka değerlerinden birisi haline geldiğini belirten Başkan Altay, Konya Büyükşehir ve UCLG olarak bu yıl ilk kez yerel yönetimlerle ilgili bir panelle programa dahil olduklarını dile getirerek, diplomasinin yerelleşmesinin çok önemli ve kıymetli olduğunu forumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Başkan Altay’dan dirençli şehirler vurgusu
Forumda yaptığı konuşmada şehirlerin dirençli hale getirilmesi vurgusu yapan Başkan Altay, “Yerel yöneticilerin bir dezavantajı var. Biz dünyada oluşan krizlerin aslında karar vericileri değiliz. Savaşlara biz karar vermiyoruz, iklim değişikliğinin oluşma nedenlerine biz karar vermiyoruz ama buradan çıkan sonuçlar şehrimizde yaşayan insanları doğrudan etkiliyor. Global dünyada aslında şehir yöneticileri olarak zorluğumuz bu yaşanan olayların karar vericileri olmadığımız halde şehrimizde yaşanan krizlere karşı şehrimizi dirençli hale getirmek. Onun için yerel yönetimlerin diplomaside yer almasının çok kıymetli ve önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.
Dirençli şehirler oluşturabilmenin şehirlerin en önemli gündemlerinden birisi olması gerektiğine vurgu yapan Başkan Altay, “Çünkü ülkemiz ve dünya birçok sıkıntıyla karşı karşıya. Depremler, iklim değişikliğinin şehirlerimiz üzerindeki etkileri, yaşanan savaşlar ve bunların bütün etkilerini şehirler olarak bizler yaşıyoruz. Özellikle 11 ilimizi etkileyen depremde fark ettik ki yerel yöneticilerin en önemli gündemi şehirleri dirençli hale getirmek. Çünkü bu şehirde yaşayan insanların bütün sorumluluğunu biz taşıyoruz. Onun için her tülü afete karşı öncelikle şehirlerimizi dirençli hale getirmemiz gerekiyor” dedi.
“Şehirlerimizin finansa ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler bulmalıyız”
Başkan Altay konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Ben bu dirençli şehirler meselesini iki bağlamda incelememiz gerektiğini düşünüyorum. Bir, afet öncesinde yapmamız gerekenler, iki, afet sırasında yardımlaşma ve dayanışma. Afet öncesi yapılması gerekenler her şehrin kendine göre risk haritalarını oluşturarak en sorunlu alandan başlayarak çözümler üretmemiz gerekiyor. Bazı şehirlerin depremle ilgili öncelikleri olurken bazı şehirlerin tsunamiyle ilgili, bazı şehirlerin kuraklıkla, bazı şehirlerin aşırı yağışlarla ilgili sorunları var. Dolayısıyla bunun için hızlıca çözümler üretmemiz gerekiyor. Şehirlerin buna hazır olması için aslında ulaşmamız gereken şey, finans kaynağı. Bence hepimizin yapması gereken şey, şehirlerimizin bu finansa ulaşmasını kolaylaştıracak çözümler ve yollar bulmak. Çok güzel fikirleriniz olabilir, çok güzel projeleriniz olabilir ama bunu eğer gerçekleştirmek istiyorsanız finansa ihtiyacınız var. Dolayısıyla özellikle şehirlerin afetlere hazırlanması konusunda global sistemin ekonomik olarak şehirleri desteklemesi konusunda çok daha fazla inisiyatif ve rol alması gerekiyor.”
“Tüm afetlere karşı birlikte hareket etmek zorundayız”
Tüm afetlere karşı birlikte hareket etmeyi, sorunları birlikte çözmeyi de başarmak zorunda olduklarını kaydeden Başkan Altay, “Afet öncesi yapmamız gerekenlerin listesi her şehir için belki farklı farklı ama afet sırasında büyük bir dayanışmayı dünyanın gösterdiğini de mutlulukla izliyoruz. Özellikle Türkiye’de yaşanan depremde dünyanın birçok ülkesinden ve birçok şehirden arama-kurtarma başta olmak üzere çok sayıda yardım aldık, bunun da büyük bir mutluluğunu yaşıyoruz. Çünkü bir problem yaşadığınızda dostlarınızı yanınızda hissetmek çok önemli. Onların sadece varlığı bile önemli. Onun için şehirlerin bu konuda da birbiriyle iletişim halinde olması ve bu tür durumlara hazırlıklı olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Umuyorum ki birlikteliğimiz artarak devam edecek”
Dünyanın savaşların yaşandığı bir dönemde olduğuna dikkati çeken Başkan Altay, “Rusya-Ukrayna arasında yaşananlar Ukrayna’nın birçok şehrini neredeyse haritadan sildi. Yine Gazze’de yaşananlar. Hem Filistinlilere duyduğumuz saygıyı, onların mücadelesine desteğimizi, yaşanan katliamın insanlık tarihi için kara bir leke olduğunu ifade etmek hem de diğer konularda şehirlerin gündemini taşımak zorundayız. Bu anlamda bu tür platformların çok önemli ve kıymetli olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki bu birlikteliğimiz artarak devam edecektir” açıklamalarını yaptı.
Moderatörlüğünü UCLG Genel Sekreteri Emilia Saiz’ın yaptığı panelde; Filistin Ramallah Belediye Başkanı İssa Kassis, Güney Afrika Cumhuriyeti Johannesburg Belediye Başkanı Kabelo Gwamanda, Güney Afrika Yerel Yönetim Birliği (SALGA) ve UCLG Eş Başkanı Bekhe Stofile ile Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Genel Sekreteri Fabrizio Rossi de panelde konuşmalar yaptı.
Dışişleri Bakan Yardımcısı Yasin Ekrem Serim ve AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka da Başkan Altay’ın konuşma yaptığı “Küresel Meseleler İçin Yerel Yaklaşımlar” panelini takip etti.
“Yerel meselelerin tüm dünyada konuşulması konusunda UCLG Başkanı olarak rol almaya devam edeceğiz”
Panel sonrası toplantıyı değerlendiren Başkan Altay, Konya Büyükşehir Belediyesi ve UCLG olarak forumda ilk kez bu yıl yerel yönetimlerle ilgili bir gündem oluşturduklarının altını çizerek, “Burada belediye başkanlarımızla yerel gündemin küresele gündeme aktarılmasıyla ilgili ciddi bir panel gerçekleştirilmiş oldu. Yerel meselelerin tüm dünyada konuşulması konusunda UCLG Başkanı olarak rol almaya devam edeceğiz. Ayrıca Antalya Diplomasi Forumu’nu, Konya Büyükşehir Belediyesi olarak partnerliğini bu yıl gerçekleştirerek, Rumi Dreams’i tüm dünyadan gelen misafirlerimize Hazreti Mevlana’nın öğretilerini tanıtılması konusunda bir tanıtım aracına dönüştürdük. Herhalde en çok ziyaret edilen alanlardan birisi oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak her alanda şehrimizi temsil etmeye devam edeceğiz” açıklamalarını yaptı.
Başkan Altay, Emine Erdoğan hanımefendi ile görüştü
Başkan Altay, Antalya Diploması Forumu’na konuşmacı olarak katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan hanımefendi ile de bir görüşme gerçekleştirdi. Başkan Altay, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi”ni de gezerek sergiyi inceledi.
“Rumi Dreams” sergisi en çok ilgi gören alanlardan oldu
Öte yandan, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Sanatçı Refik Anadol’un Mevlana’nın hayatından esinlenerek hazırladığı “Rumi Rüyaları” (Rumi Dreams) sergisi de Antalya Diplomasi Forumu’na renk katıyor. Yapay zeka kullanılarak oluşturulan “Rumi Dreams” sergisi foruma katılan yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği alanlardan birisi oluyor. – KONYA
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Jaffar Hasnain’in üstlendiği “Göç Sınamalarına Karşı Sürdürülebilir Politikalar” paneli düzenlendi.
Panele, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi Genel Direktörü Michael Spindelegger, Akdeniz için Birlik (AiB) Genel Sekreteri Nasser Kamel, Kolombiya Dışişleri Bakan Yardımcısı Francisco Jose Coy Granados, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Mültecilerden Sorumlu Yüksek Komiser Yardımcısı Raouf Mazou ve Uluslararası Göç Teşkilatı (ICPMD) Yönetim ve Reformdan Sorumlu Geçici Genel Direktör Yardımcısı Irena Vojackova-Sollorano katıldı.
Spindelegger, dünya nüfusunun yüzde 3,6’sının göç halinde olduğunu ve bunun artmakta olduğunu, yerinden edilenlerin ve mültecilerin sayısının yükseldiğini vurguladı.
Filistin, Suriye, Sudan ve Ukrayna gibi yerlerdeki çatışmalara işaret eden Spindelegger, bunların daima mülteci krizlerini tetiklediğini söyledi.
Spindelegger, siyasi partilerin göçle ilgili farklı yaklaşımlarının ortaya çıktığını belirterek, Avrupa’da göçle ilgili katı kurallar içinde ilerleyen tartışmalar olduğunu dile getirdi.
Çalışan göçmenlerin daha kolay entegre olduğunu vurgulayan Spindelegger, göçmenlerin gittikleri ülkeye ekonomik olarak katkıda bulunduğunun altını çizdi.
“Göç sorunu artacak”
Kamel, Akdeniz’in göç konusunda en sıcak noktalardan biri olduğuna vurgu yaparak, Suriye, Yemen ve Filistin’deki çatışmaların, göçün sebepleri arasında yer aldığına işaret etti.
İklim değişikliğinin de Akdeniz’deki göç trafiğini tetiklediğine dikkati çeken Kamel, “Akdeniz çevresinde yaşayan 250 milyon kişi, BM’nin belirlemiş olduğu su ihtiyacı standartlarının altında suya erişime sahip.” dedi.
Kamel, göç sorununun 20 yıl boyunca artacağını belirterek, bunu önlemenin tek yolunun yeni politikalar belirlemek olduğunu vurguladı.
Özellikle Avrupa’da siyasi kampanyalarda göçmen karşıtı söylemlerle karşılaşıldığına dikkati çeken Kamel, “Bu bağlamda göçmenlerin getirebileceği faydaları göz ardı etmiş oluyorlar.” ifadesini kullandı.
Kamel, rüzgar ve güneş enerjisi gibi fırsatların istihdam sağlayabileceğine işaret ederek, bunun güneyden göçmen akışını azaltabileceğini belirtti.
Dünyada artan yabancı düşmanlığıyla ilgili konuşan Kamel, “Göç, artık bir enstrümana dönüştürülmüş ve çeşitli siyasi organların siyasetinin bir parçası haline gelmiştir. Bununla beraber, İslam karşıtlığı ve diğer tür ayrımcılık örnekleri artmaktadır.” diye konuştu.
“Göç sorunun çözümünde beraber hareket edilmeli”
Granados, Latin Amerika’da, güneyden kuzeye doğru çok büyük göç yaşandığına işaret ederek, 2018’den beri komşu ülkelerden milyonlarca kişinin siyasi ve iktisadi sorunlardan ötürü Kolombiya’ya göç ettiğini anımsattı.
Ülkesine gelen göçmenlerin ABD’ye gitmeye çalıştığını gözlemlediklerini belirten Granados, bunun çok tehlikeli bir geçiş bölgesi olduğunu söyledi.
Granados, göç sorununun çözümüyle ilgili çalışmalar yürüttüklerini aktararak, krizin çözümünde beraber hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
Göçün daha düzenli şekilde ele alınabileceği değerlendirmesinde bulunan Granados, ülkesinde pek çok entegrasyon merkezi olduğunu kaydetti.
Savaşlar ve iklim değişikliği, göçü tetikliyor
Mazou, 117 milyon kişinin yerinden olduğunu aktararak, “Ülkelerinden ayrılma sebepleri sadece çatışmalardan kaynaklanmıyor, aynı zamanda doğrudan ve dolaylı olarak iklim değişikliği ve hoşgörüsüzlükten kaynaklanıyor.” diye konuştu.
Göçmenlerin, gittikleri ülkelerde, topluma entegre olmasını sağlamanın gerekliliğine dikkati çeken Mazou, onların, gittikleri ülkede ekonomiye katkıda bulunmasının önemine vurgu yaptı.
Mazou, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Sudan’daki çatışmalara işaret ederek, savaştan kaçanların komşu ülkeler tarafından cömertçe kabul edildiğini belirtti.
Herkesin bir gün evini mecburen terk etme ihtimali bulunduğunu kaydeden Mazou, bu yüzden göç konusunda dayanışmanın gerekli olduğunun altını çizdi.
Göç konusunda yasal çerçeve vurgusu
Vojackova-Sollorano, insanoğlu yürümeye başladığından bu yana göç meselesinin var olduğunu ifade ederek, “Göç, son derece doğal bir süreç. İnsanlar, fırsatlar arıyorlar ve bu fırsatlarla beraber yeni alanlar keşfediyorlar. Günümüz dünyasında, oldukça global ve birbiriyle bağlantılı bu dünyada, bütün bunların bir karmasını görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Göçü durdurmanın bir illüzyon olduğu değerlendirmesinde bulunan Vojackova-Sollorano, göç meselesinin gerçekçi şekilde yönetilmesi gerektiğine işaret etti.
Vojackova-Sollorano, her ülkenin göçmenler için daha şeffaf ve yasal çerçeveler çizmesinin önemli olduğunu söyleyerek, toplumun, göçmenlerin entegrasyonu konusunda açık görüşlü olması gerektiğini kaydetti.
]]>Cevdet Yılmaz, Antalya Diplomasi Forumu’nda “Uluslararası Ticaret, Bağlantısallık ve Karşılıklı Bağımlılık” başlıklı yuvarlak masa toplantısına katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, küresel ticaretin yavaşladığını belirterek, pandemi ve jeopolitik gerilimlerin bunda rol aldığını, dünya genelinde ise refahın olumsuz etkilendiğini söyledi.
İkinci dünya savaşından sonra dünyada yeni gelişmelerin ortaya çıktığını, küresel yapıların değiştiğini, üretimin batıdan doğuya kaymaya başladığını ifade eden Yılmaz, uluslararası kurumların yeni gerçeklere göre kendini güncelleyemediğini, dünyanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi beş üyesinden, ekonomik olarak da ise yediden büyük olduğunu kaydetti.
Yılmaz, bu sorunların ikili ve bölgesel işbirlikleriyle ele alınabileceğini dile getirerek, “İnsanlık olarak her zaman elimize fırsatlar geçiyor, bu sorunları çözme anlamında. O yüzden de olumsuz bakmamak, kötümser olmamak gerekiyor. Geleceğe bakmamız ve bu sorunları ele almaya yönelik yenilikçi yöntemlerin peşinden koşmamız gerekiyor. Bu yüzden de ikili ve bölgesel ilişkilerin bu anlamda önemli bir gündem maddesi olacağını düşünüyorum. Türkiye olarak da bizler komşuluk ilişkilerimizi geliştirmeyi bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu bağlantısallığı artırmak adına fiziksel altyapının güçlendirilmesinin yanı sıra aynı zamanda düzenlemelerin de basitleştirilmesi, kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Yasamaya yönelik düzenlemelerin de daha basit hale getirilmesi gerekiyor ki böylelikle ikili ve bölgesel işbirliği potansiyelini değerlendirebiliriz. Bu ikili ve bölgesel işbirliklerinin, yeni bir küresel ortamın peşinde koşmamızı da engellememesi gerekiyor. Dünyanın bağlantısallığının arttığı bir dönemdeyiz. O yüzden de bu ikili ve bölgesel işbirlikleri devam ederken yeni bir küresel ortamın, yeni bir küresel çerçevenin oluşturulması için de çalışmaya devam etmek durumundayız. Burada daha dengeli, daha adil bir ortam yaratılması için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Çünkü küresel sorunların içerisinde iklim değişikliğinin de bulunduğu pek çok sorunla karşı karşıyayız.”
“Diplomasi ekonomi için de çok önemli”
Yılmaz, ülke içinde politik istikrar ve inanılırlık olmadan ulusal, bölgesel ve küresel anlamda başarılı olunamayacağını vurgulayarak, Türkiye son 20 yılda ortalama yüzde 5,4 büyürken, dünya ekonomisinin yüzde 3,6 büyüdüğünü, bunun siyasi istikrar, öngörülebilir politikalar, yurt içindeki güvenlik ve emniyet sayesinde başarıldığını kaydetti.
Enflasyonla mücadele politikalarının, sadece ekonomik öngörülebilirlik anlamında değil kalıcı ve sürdürülebilir bir sosyal refah için de önemli olduğuna işaret eden Yılmaz, uygun politikalarla hem enflasyonla mücadele edilip hem de kalıcı büyümenin sağlanabileceğini ifade etti.
Yılmaz, bunun için politik ekonomi görüşünün olmasını gerektiğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çünkü politika ekonomi ve ticareti etkiliyor. Ticaret ve ekonomi de siyaseti etkiliyor. Dolayısıyla bu ikisi arasında sürekli bir etkileşim var. Ukrayna ve Rusya çatışması için barışçıl bir çözüm bulunabilirse Gazze’deki felakete bir çözüm bulunabilirse Afrika’da istikrar sağlanabilirse bu tarz çeşitli bölgelerdeki bu jeopolitik sorunlar çözülebilirse bunun ticarete ve ekonomiye yansımalarının da olacağı aşikar. Tabii bu arada diplomasiye ihtiyacımız var, savaşa değil. Çünkü savaş hiç kimseye bir şey kazandırmaz ama barış herkese kazandırır. O yüzden biz bunu Kafkasya’da da görmek istiyoruz. Afrika’da da Orta Doğu’da da dünyanın her yerinde görmek istiyoruz. Hem insani nedenlerden ötürü hem de ekonomik büyüme ve bütün dünyanın refahı için. Dolayısıyla diplomasi sadece siyaset için değil aynı zamanda ekonomi için de çok önemli. Bu çünkü ikili bir etkileşim.”
Türkiye ile ABD ve Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde fırsatlar bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, Türkiye’nin Gümrük Birliği üyesi olduğunu, ama çok ciddi vize problemleri yaşadığını vurgulayarak, “Eğer ticareti ve ekonomiyi desteklemek istiyorsak insanların hayatını kolaylaştırmamız gerekiyor. Özellikle iş insanlarının, öğrencilerin, kültür sanat sektörlerindeki kişilerin.” şeklinde konuştu.
Yılmaz, Gümrük Birliği anlaşmasının da yenilenmesi gerektiğine dikkati çekerek, bunun yenilenmesi durumda AB’nin geleceğine ve Türkiye-AB ilişkilerine fayda sağlayacağını dile getirdi.
Dünyadaki teknolojik gelişmelerin çok hızlı yaşandığını aktaran Yılmaz, artık sadece ürünlerin değil, hizmetlerin ve soyut varlıkların ticaretinin de söz konusu olduğunu, birbirlerinden çok uzakta olan ülkelerin, dijital altyapılarla aralarındaki ticareti geliştirebildiğini, bunu destekleyecek bir takım akıllı kanunların yapılması gerektiğini kaydetti.
]]>Emine Erdoğan, Nest Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun Kadın, Barış ve Güvenlik Oturumu’nda lider eşleri ve katılımcılara hitap etti.
Lider eşlerini ve uluslararası kuruluş temsilcilerini, kadim tarihi, doğası ve kültürüyle, gözde bir şehir olan Antalya’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden Emine Erdoğan, forumun bu seneki ana temasının “krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak” olduğunu anımsattı.
“Yanan bizim evimiz, ailemiz, ortak değerlerimiz”
Bugün dünya olarak, hiçbir ülkenin tek başına bertaraf edemeyeceği boyutta krizlerle karşı karşıya olduklarını vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizi insanlık olarak bir arada tutan değerlerin ve kurumların temelleri, yakın tarihte hiç bu kadar sarsılmamıştı. Bu buluşmayı, huzurlu bir barış ortamında değil; ne yazık ki, savaşın karanlık gölgesi altında gerçekleştiriyoruz. Savaşlar ve çatışmalar, adeta adım adım ilerleyen bir yangın gibi dünyamızı kuşatmaya devam ediyor. Yanan bizim evimiz, yanan bizim ailemiz, yanan bizim ortak değerlerimiz. Kutuplaşma ve ırkçılığın arttığı, tahammülsüzlük ve tamahkarlığın nefreti körüklediği bir çağda, barışı ve düzeni korumak git gide daha da zorlaşıyor. Adil ve güçlü bir iradenin, diplomasiyle çözebileceği ihtilaflar, hızla sıcak çatışmaya evriliyor.”
Erdoğan, Suriye, Irak, Yemen, Sudan Filistin ve daha birçok çatışma bölgesinden, aynı acı feryatların yükseldiğini söyledi.
Yaşayabilmek için evini ardında bırakan masum canların sığındıkları yerde zalimce katledildiğine dikkati çeken Erdoğan, şiddetin her türlüsü ile örselenen çocukların minik yüreklerinde tamiri mümkün olmayan yaralar açıldığını ifade etti.
“Dünyanın adil, cesur ve hakkaniyetli liderlere hiç olmadığı kadar ihtiyacı var”
Dünyanın tüm vicdanlı insanlarının yekpare bir sesle, “hemen ateşkes, hemen barış” diye haykırdığına işaret eden Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
“Artık öyle bir noktadayız ki, söylenebilecek tüm sözleri tükettik. Söylenebilecek son sözü, 6 yaşındaki Filistinli kız çocuğu Hind Recep, çapraz ateş altındayken yaptığı yardım çağrısında söyledi. ‘Lütfen beni kurtarın’ demişti. Ne onu ne ailesini ne canı pahasına ona yardıma giden sağlık ekiplerini kurtarabildik. Soykırımın bir parçası olma ihtimali, insanca var olma onuruna fazla gelen Erın Bruşnel, söylenebilecek son sözleri haykırarak hayata veda etti. ‘Bu soykırıma ortak olmayacağım’ dedi, yapılan zulüm vicdanına ağır geldiği için. İsrail’in yıkım araçlarının altında can veren Raşel Kori ile aynı yaşta, ömrünün baharındaydı. Sözün tükendiği bu noktada, barış umudunu canlı tutmak ve barışa yönelik gayretimizi artırmak zorundayız. Dünyanın adil, cesur ve hakkaniyetli liderlere, hiç olmadığı kadar bugün ihtiyacı var. Barışa inanan cesur insanlar güçlerini birleştirdiğinde, girilen şiddet sarmalını kıracağımıza, barış ve huzurlu bir düzeni, bu güç birliği ile elde edeceğimize inanıyorum.”
“Kadınların karar verici noktalarda olduğuna emin olmalıyız”
Emine Erdoğan, savaşta her kesim zarar görse de bilhassa kadınların orantısız biçimde etkilendiğini dile getirdi.
Savaşın derinden etkilediği kadınların, barış için söyleyecek çok sözünün olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Büyük bir incelikle inşa ettiği yuvası yanıp küle dönen, canından parça evladının acısını gören, kök saldığı toprakları terk etmek zorunda kalan kadınlar, barışın kıymetini herkesten çok daha iyi bilir. Bu konuda, 24 yıl önce, küresel bir irade ortaya konmuş; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararı ile kadınların, barış süreçlerine katılımı güvence altına alınmıştı. Ancak ne yazık ki çatışmanın birincil mağduru, toplumların inşasının ana aktörü olan kadınların, arabuluculuk ve barış süreçlerine etkin bir şekilde dahil edilmediğini görüyoruz. Oysa araştırmalar, kadınlar sürece dahil olduğunda uzlaşma olasılığının yükseldiğini ve barışın daha uzun soluklu hale geldiğini gösteriyor. Kadınların, farklı gruplarla işbirliği yapma ve birlikte çalışmaya yatkın tabiatı ve sosyal meselelere olan duyarlılıkları, barış süreçlerindeki başarı şansını artırıyor. Unutmamalıyız ki kalıcı ve sürdürülebilir bir barış, kimsenin geride bırakılmadığı bir süreçten doğar. Bilhassa, toplumun temel ve dönüştürücü bir parçası olan kadınların dahil edilmediği bir barış sürecinin başarı ile sonuçlanması beklenemez. Bu nedenle, diplomasiyi öne çıkarırken, kadınların karar verici noktalarda olduğuna emin olmalıyız.”
Erdoğan, savaş yorgunu bir çağda, kadın bakış açısıyla tesis edilecek barışın, daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve hakkaniyetli olacağına, bütün kalbiyle inandığını vurguladı.
Filistin, Ukrayna, Suriye ve Yemen’de barış hedefiyle öne çıkan hareketlerin kadınlardan güç aldığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Lider eşleri olarak bizlere ve karar alıcı düzeyde bulunan tüm kadınlara, bu anlamda sorumluluklar düşüyor. Bu çerçevede, Ukrayna Devlet Başkanının eşi Olena Zelenska hanımefendi ile işbirliği halinde Ukraynalı 1500’e yakın savaş mağduru çocuğu ve refakatçilerini ülkemizde misafir ediyoruz. Bu grup arasından bugün aramızda bulunan Kırım Tatarı çocuklarımız, söyleyeceği şarkılarla sevginin ve umudun tek dil olduğunu bize yeniden hatırlatacak. Benzer şekilde, yakın zamanda Gazze’den tedavileri için getirdiğimiz savaş mağduru çocukları ülkemizde misafir ediyoruz. İnanıyoruz ki insanlığın zulümle bükülen belini, mazlumlar arasında ayrım gözetmeyerek doğrultabiliriz.”
“İsrail’in sözde mağduriyetinin giderilmesi için daha kaç can feda edilecek”
“Büyük bedeller ödenerek kazanılan uluslararası hukuk ve adalet sistemini, ruhundan kopararak, yazılı birkaç ifadeye indirgemeye çalışanlara asla boyun eğmeyeceğiz.” diyen Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“Birlikte insanca yaşamamızın teminatı olan bu kaidelerin, suçu işleyen ülkeye ve mazlumun milliyetine göre eğip bükülmesine nasıl sessiz kalabiliriz? Buradan sormak istiyorum, 25 kişi öldürüldüğünde, Paris’te kol kola yürüyüş düzenleyen dünya liderleri, bugün ekseriyeti kadın ve çocuk olan 30 bin insan vahşice katledilirken, hangi gerekçeyle sessiz kalabiliyor? Çocukları, kadınları, masum insanları kurtarması beklenen medeni ülkeler, ateşkes çağrısı dahi yapamayacak kadar bu korkunç karanlığa teslim olmuş durumda. İsrail’in sözde mağduriyetinin giderilmesi için daha kaç can feda edilecek? 25 Avrupalının hayatını kaybetmesinin vicdanlarda oluşturduğu öfke ve acıyı uyandırmak için, kaç bin Filistinlinin ölmesi gerekecek? Tarih sayfaları, bu utanç verici soykırım yaşanırken, karşısında cesaretle duran barış neferlerini de yazacak.”
“Çocukların ölüme terk edilmediği, adil bir dünya diliyorum”
Emine Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti başta olmak üzere, hak ve adaletin tecellisi için adım atan tüm ülkelere minnettarlığını ifade etti.
Geçen kasım ayında, 20 lider eşi ve ülke temsilcisiyle “Filistin için Tek Yürek Zirvesi” kapsamında aynı amaçla bir araya geldiklerini anımsatan Erdoğan, “Davetime icabet ederek gelen, mazlumların haklı davası için güçlü bir duruş sergileyen kız kardeşlerime, buradan bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son vermeden, başta Dışişleri Bakanlığımız olmak üzere, bu kıymetli organizasyonda emeği geçen herkesi kutluyor, oturumumuza katılımlarınız için hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum. Savaşların, yerini kapsayıcı bir barış düzenine bıraktığı, her şeyden önemlisi, çocukların ölüme terk edilmediği, adil bir dünya diliyorum.” dedi.
Oturumda, aktivist Tevekkül Karman, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkan Yardımcısı ve Türkiye’den Sorumlu Bölge Müdürü Ivana Zivkovic, Afrika Birliği Komisyonu Başkanı’nın Kadın, Barış ve Güvenlik Özel Temsilcisi Bineta Diop, Bulgaristan Cumhurbaşkanı eşi Desislava Radeva ve Sırbistan Cumhurbaşkanı eşi Tamara Vucic de katılımcılara hitap etti.
Emine Erdoğan’ın konuşmasının ardından, Türkiye’nin misafir ettiği savaş mağduru Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklardan oluşan folklor topluluğunun dans gösterisi izlendi. Emine Erdoğan ve lider eşleri daha sonra, Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi ve Afrika standını da ziyaret etti.
Emine Erdoğan ve lider eşleri, folklor gösterisi sunan Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>Yılmaz, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
ADF’nin önemine dikkati çeken Yılmaz, “Antalya Diplomasi Forumu, dünyadaki diğer benzerlerinden, kendisini ‘konuşulamayan konuları konuşan, mazlumların, mağdurların sesi olan ve şu anda özellikle kuzey ülkelerinin kendi içinde oluşturduğu bir yankı odasında konuşulmasına izin verilmeyen konukların ve konuların ağırlandığı bir yer olarak’ öne çıkaran bir platform.” dedi.
Yılmaz, ADF’de, Münih, Halifax, Berlin, Londra ya da Washington’da görülmeyecek tartışma konularının ve katılımcıların bulunduğunu dile getirdi.
ADF’de Afrika, Latin Amerika, Asya ve Avrupa’dan gelen çok değerli isimlerin bulunduğunu aktaran Yılmaz, ADF’nin, Türkiye’nin sorunlarına ülkenin bulunduğu yerden bakan bir misyonla yeniden yapılandırıldığını ve konumlandırıldığını ifade etti.
Forumun “bölgesel sahiplenmeyi öne çıkaran bir platform” olmaya devam edeceğini belirten Yılmaz, dünyanın farklı yönlerinden gösterilen teveccühün memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Dünya düzeninin gittiği yönün ve dünyada yaşanan diğer sorunların yeterince gündeme gelmediğini anlatan Yılmaz, ADF’nin bu sorunların gündeme getirileceği bir platform olarak formüle edildiğini bildirdi.
Garantörlük mekanizması
Yılmaz, üç farklı panelde üç konuya odaklandıklarını, bunlardan birincisinin “garantörlük mekanizması” olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü Gazze konusundaki en temel sorun, İsrail’in üzerine herhangi bir yaptırım ya da herhangi bir ağırlık konulamaması, İsrail’in belli hareket tarzlarına yönlendirilememesidir. O yüzden de garantörlük meselesini, biz Türkiye olarak, Türk Dışişleri olarak, bu soruna çözüm olabilecek, İsrail’in verdiği sözleri tutmak için üzerinde etki oluşturabilecek, bir şekilde İsrail’i verdiği sözleri tutmaya yönlendirecek bir mekanizma olarak düşünüyoruz.”
Garantörlük mekanizmasını tartışmak üzere dünyadan 8 ayrı uzmanı bir araya getirdiklerini söyleyen Yılmaz, ortaya çıkacak görüşlerin gelecek süreçte nasıl daha detaylı işlenebileceğini değerlendireceklerini belirtti.
Yılmaz, ikinci panelde, Gazze’de devam eden katliamlardan sonra dünyada nasıl bir Filistin vizyonu olması gerektiğini ve bu sorunun alışılmış çerçevenin dışında nasıl tartışılabileceğini konuştuklarını bildirdi.
Güney Afrika’dan katılan panelistin “apartheid rejim” tecrübesini anlattığını kaydeden Yılmaz, panelistin Güney Afrikalı lider Desmond Tutu’ya referans vererek Gazze’deki durumun Güney Afrika’dakinden çok daha kötü olduğunu dile getirdiğini aktardı.
“Filistin sorunu, özellikle İsrail’in 1948’de kurulmasından beri yeni dünya düzeninin tam olarak üzerine kurulduğu sistemdir.” diyen Yılmaz, bu sebeple söz konusu soruna çözüm üretilemediğini söyledi.
Yılmaz, “Bir başka panelimiz de yine dünyanın önde gelen akademisyenlerinden oluşan bir panel olacak. Bu da şu andaki dünya düzeninin neden adalet üretemediğini, neden mazlumların, mağdurların hakkını koruyamadığını, daha adil bir dünyanın nasıl mümkün olabileceğini, dünya düzeninin nasıl dönüşebileceğini anlatan farklı bir panel olacak.” ifadelerini kullandı.
“(Kanıt) Görsel teori içerisinde de etki yaratabilecek bir özelliğe sahip”
AA’nın, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı “Kanıt” kitabına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, “Öncelikle bu konunun son derece önemli olduğuna elbette inanıyorum.” dedi.
Yılmaz, görsel teoride bir fotoğrafın “sanat”, “belge” ve “delil” işlevine sahip olduğunu kaydetti.
Fotoğrafın, hukuki anlamda bir dava yürürken delil olma durumunun teorik olarak tartışıldığını ve bunun çok az örneği bulunduğunu belirten Yılmaz, “Anadolu Ajansı şu yaptığı çalışmayla aslında diğer iki işlevin yanında, belki de en önemlisi olan, hem bizim için hem hayatımız için hem dünya için, insanlık için en önemli fonksiyonlarından biri olan fotoğrafın delil olma işlevini, hukuki bir delil olma işlevini burada inanılmaz iyi bir şekilde kanıtladı.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bence Anadolu Ajansının bu yaptığı iş, Kanıt kitabı ve bunun işlevi sadece hukuk alanında, sadece uluslararası ilişkiler anlamında değil, aynı zamanda görsel teori içerisinde de etki yaratabilecek bir özelliğe sahip. Onun için de Anadolu Ajansını tebrik ediyorum, teşekkürlerimi, şükranlarımı iletiyorum.”
]]>Alaçamspor Bocce Takımı sporcuları, Türkiye Şampiyonası’nda elde ettikleri başarılar ile adından söz ettiriyor. Genç Milli Takımı’nın 4 sporcusundan 3’ünün Alaçamspor Bocce Takımı’nın oluşturduğu Genç Kız Milli Takımı, Avrupa şampiyonu olarak isimlerini tarihe yazdırdı. Alaçam Şadiye Muzaffer Turhan Anadolu Lisesi’nde öğrenim gören milli sporcuların hedefi dünya şampiyonluğu. Okul bahçesinde Beden Eğitimi Öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir nezaretinde hazırlıklarını sürdüren sporcular, çim topu ve boccenin dalları raffa, volo ve petank dallarında katıldıkları Türkiye şampiyonalarında birçok başarı elde ederek, gözlerini dünya şampiyonluğuna dikti.
Türk Milli Takımı’nı, Dünya Şampiyonası’nda temsil ettiğini ifade eden milli sporcu Pınar Kapusuz, “Gökhan Bozdemir’in başarıları ve öğrencilere verdiği değerleri gördükçe bu spora daha çok ilgimiz arttı. 2023 Mayıs ayında Avusturalya’da dünya şampiyonasına katıldım. Çin topu dünya şampiyonasında tek bayanlarda ülkemizi temsil ettim” dedi.
Demet Şahin: “Avrupa şampiyonu olduk, hedef dünya şampiyonluğu”
Avrupa şampiyonu olarak yurda döndüklerini dile getiren Genç Kız Milli Takım sporcusu Demet Şahin de, “2023 yılında ülkemizi temsil ettiğimiz İspanya’da Avrupa şampiyonluğunu getirdik. Tarihte bir ilk olarak. 4 yılda bir olan dünya şampiyonluğuna hazırlanıyoruz ve dünya şampiyonluğunu da ülkemize getirmek istiyoruz. Buna inanıyor ve kendimize güveniyoruz. 2018 yılında Cumhurbaşkanımızın huzuruna çıktığımızda bizden Avrupa ve dünya dereceleri istemişti. Biz sözümüzü tutuk Avrupa şampiyonu olduk. Hedefimiz dünya şampiyonluğu. Şu anki arzumuzda Cumhurbaşkanımızla tekrar bir araya gelmek” diye konuştu.
Bowling Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’nda yarışan Melek Ünlü ise, “Bu sene bowling yarışmasında Türkiye birinciliği aldık. Haftada bir gün Samsun’a antrenman yapmaya gittik, çok emek verdik” şeklinde konuşurken, Bowling Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’nda yarışan Eda Nur Kır de, “Bowling salonumuz olmadığı için haftada bir gün Samsun’a gidip geldik. Şampiyona için Ankara’ya gittiğimiz de bize ‘bowling salonunuz var mı’ diye sormuşlardı ama bizim Alaçam’da bowling salonumuz yoktu. Biz bocce ile uğraştığımız için bowlingi daha rahat yapabiliyoruz. Biz her branşta başarılı olabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Gökhan Bozdemir: “Boccede ülkemize sayısız ulusal ve uluslararası dereceler getirdik”
Beden Eğitimi Öğretmeni ve Bocce Milli Takım Antrenörü Gökhan Bozdemir, “Bizim asıl branşımız bocce. Boccede de ülkemize sayısız ulusal ve uluslararası dereceler getirdik. Bizim çocuklarımızın hepsi köy çocuğu. Alaçam’ın köylerinde yetişen çocuklar. Birçoğu da yurtlarda kalıyor. Sırf bu sporla uğraşabilsin, antrenmanı rahat yapabilsin diye. Çünkü çocuklarımız Şadiye Turhal Anadolu Lisesi’nde öğrenim görüyorlar. Saat 16.00’da bizim okul kapanır, taşımalı olduğu için çocukların hepsi köylerine gider. Çocuklar burada çalışabilmek için kendi ailelerinden, kendi zamanlarından feragat edip bizimle beraber antrenman yapıyorlar. Hepsiyle gurur duyuyoruz, bize çok dereceler getirdiler, getirmeye de devam edecekler. En son bowling şampiyonluğu aldık. Bowling Türkiye şampiyonu olduğumuzda rakiplerimiz bize ‘Topunuz var mı?’ ya da ‘Alaçam’da bowling sahanız var mı?’ diye sorduklarında ‘Yok’ dedik ama bizim çocuklarımız haftada bir sefer Samsun’a kadar gidip, antrenman yapıp o antrenmanlar sonucunda çok uzun uğraşlarla bir şampiyonluk elde etti. Hepsiyle de gurur duyuyoruz. Amacımız yeni milli sporcular çıkartmak, Alaçam’ın gençlerine faydalı olmak, daha fazla gence dokunmak, onları meslek sahibi yapılmasını sağlamak. Milli olan ve bizden mezun olan çocukların hepsi üniversiteli. En büyük kazancımız o. Tek bir ricamız var, özellikle Cumhurbaşkanımızdan bizim Alaçam’da kapalı bir Bocce sahamız yok. Buraya kapalı bir bocce sahası yapılırsa daha fazla çocuğa, gence ulaşmak ve onları da bir meslek sahibi yapmak, topluma kazandırma en büyük arzumuz. Nice şampiyonluklar alarak ülkemizi en iyi şekilde temsil ederiz” açıklamasında bulundu.
Okul Müdürü Namık Kocabaş ise şunları söyledi:
“2019’dan beri Şadiye Turhal Anadolu Lisesi’nde müdür olarak görev yapmaktayım. Geldiğimiz günden beri sporcularımızı destekliyoruz. Okulumuzun sportif başarıları birçok alanda, birçok branşta var. Hem Türkiye şampiyonlukları hem Balkan şampiyonlukları hem de uluslararası şampiyonluklar yaşadık. Öğrencilerimizin bu bocce, bowling ve voloya ilgileri oldukça fazla. Başarılarının artarak devam etmesi için onlara elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz.” – SAMSUN
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te m?oderatörlüğünü Avrupa Barış Enstitüsü Direktörü Michael Keating’in üstlendiği panele Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık, Vatikan Devletlerle İlişkiler Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Başpiskopos Paul Richard Gallagher, eski Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor, Avrupa Birliği (AB) Belgrad-Priştine Diyaloğu Özel Temsilcisi Miroslav Lajcak ve ABD Barış Enstitüsü Başkanı Lise Grande katıldı.
Eski Slovenya Cumhurbaşkanı Pahor, ciddi sorunlar yaşanan arabuluculuğun zayıflık olarak görülmeye başlandığını anlattı.
Çatışan taraflar arasında güven ve diyalog oluşmadığından arabuluculuk faaliyetlerinin sekteye uğradığını dile getiren Pahor, “Eskiden arabuluculuk bir güç göstergesi olarak görülüyordu fakat şu anda uluslararası siyaset tamamen değişti. Ülkeler arasında diyaloğun ortadan kalkması, güvensizliğe neden olurken ortak bir gelecek inşa etme olasılığını da yok ediyor.” şeklinde konuştu.
Pahor, diyalog, uzlaşı ve güven sorunları yaşanmasının başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere birçok uluslararası kurum ve kuruluşun varlığının sorgulanmasına yol açacağına dikkati çekti.
Dünyanın birçok bölgesinde çatışma ve felaketlerin yaşandığını dile getiren Pahor, “BM ve diğer uluslararası kuruluşların kendilerini yeniden inşa etmeleri, yeniden etkin hale gelmeleri için yeni bir felakete ihtiyaç yok. Halihazırda yeterince felaket var.” dedi.
Pahor, kriz bölgelerinde çözümün sağlanması amacıyla arabuluculuk dahil her türlü uzlaşma yolunun açılması için klasik diyalog yöntemlerine dönülmesi gerektiğini belirtti.
Dünyadaki savaşların, çatışmaların ve krizlerin çözüme kavuşturulması amacıyla herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade eden Pahor, arabuluculuk ve barışçıl uzlaşma çabalarına sivil toplum kuruluşlarının da mutlaka dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
“Barış için çabalarımız sonuçsuz kaldı”
Sudan Dışişleri Bakan Vekili Sadık, iç savaşın devam ettiği Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin sonuca ulaşmadığını söyledi.
Sudan hükümetinin tüm müzakere çağrılarına rağmen milislerin anlaşmaya yanaşmadığını belirten Sadık, “Hiçbir devlet, topraklarında iki ordunun varlığına izin vermez. Milisler, orduya ve hükümete yönelik ayaklanma başlattı. İç çatışmalardan bir ay sonra müzakere kanallarını açtık ve milislerin orduya entegre olması çağrısında bulunduk. Barış için gösterdiğimiz çaba ve müzakere çağırılarımız da maalesef sonuçsuz kalıyor.” diye konuştu.
Her türlü askeri çatışmanın müzakere masasında ve diplomasi yoluyla çözülebileceğine inandıklarını ifade eden Sadık, ülkede barışın bir an önce tesisi için uluslararası arabuluculuk kanallarını açık tuttuklarını söyledi.
Sadık, “Biz ülkenin normale dönmesi, iç savaşın bitmesi için Suudi Arabistan, ABD ve birçok Afrika ülkesiyle arabuluculuk yöntemi ile müzakereler yürüttük. Barış görüşmeleri defalarca sekteye uğradı ve sonuç alınamadı. Alınan bazı kararları ise milisler reddetti. Eğer müzakerelerde alınan kararlara uyulsaydı belki bugün farklı şeyler konuşuyor olacaktık.” ifadelerini kullandı.
Uluslararası aktörlerin Sudan’daki iç çatışmayı bitirmek için yeterince çaba sarf etmediğini vurgulayan Sadık, hükümetin ve ordunun barış müzakereleri için açık bir yol bıraktığını dile getirdi.
“Gazze’de acil bir müdahale gerekiyor”
Vatikan Devletlerle İlişkiler Sekreteri (Dışişleri Bakanı) Başpiskopos Gallagher, kriz bölgelerinde arabuluculuğun müzakerelerin kolaylaştırılmasında önemli bir etken olduğunu söyledi.
Gallagher, çatışan tarafların müzakere istediklerini ancak gereken ödünleri vermekten kaçınmaları sonucu birçok görüşmenin sonuçsuz kaldığını anlattı.
Arabuluculukta tarafların bunu içtenlikle gerçekleştirmediğini ifade eden Gallagher, “Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar, daha çok karşıdakinin pozisyonunu aşındırmaya çalışıyor çünkü taraflar devletleri, hükümetleri ya da grupları adına bir noktaya odaklanıyor ve kendi taleplerinden vazgeçmiyor ya da fedakarlıkta bulunmuyor. Dolayısıyla bir konuda müzakere sağlanması isteniyorsa taraflar karşılıklı olarak tutarlı olmalı ve ödün vermeye hazır olmalıdır.” diye konuştu.
Gallagher, çatışma bölgelerinde krizlerin çözülmesi için müzakere masasına çok sayıda uluslararası düzeyde arabulucunun katılması gerektiğine dikkati çekti.
İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılardaki görüntülerin korkunç gerçekliği gözler önüne serdiğini belirten Gallagher, “Gazze’de tüm bu yaşananlar bizi ciddi bir kayıtsızlığa sürüklüyor. Bu savaş aylardır devam ediyor. Mutlak ve acil bir şekilde müdahale edilmesi gerekiyor.” dedi.
“Dünya genelinde kabul edilebilir kuralları müzakere etmeliyiz”
AB Belgrad-Priştine Diyaloğu Özel Temsilcisi Lajcak, dünyanın tek kutupluluktan çok kutupluluğa doğru gittiğini, bunun da birtakım riskler barındırdığını söyledi.
Evrensel değerler doğrultusunda bir model inşa edilmediği takdirde dünyanın felakete doğru gideceği uyarısında bulunan Lajcak, şunları dile getirdi:
“Bir felaket beklememeliyiz. Masa başına dönmek ve muhtemel felaketten sağ kurtulmak için dünya genelinde kabul edilebilir kuralları müzakere etmeliyiz. Bu konuda siyasi liderlere baskı uygulamalıyız. Uluslararası kurumları yeniden güçlendirmemiz lazım.”
Lajcak, kriz ve savaş bölgelerinde arabuluculuğun kesin sonuç vermesi için diyalog ve uzlaşının zorunlu olduğunu ifade etti.
“Türkiye, çatışma bölgelerinde arabuluculuk için liderlik yapıyor”
ABD Barış Enstitüsü Başkanı Grande, savaş ve kriz bölgelerinde sorunların çözümü için bölge ülkelerinin önemli bir rolünün olduğunu söyledi.
Türkiye’nin çatışma bölgelerinde arabuluculuk ve uzlaşı için ciddi temaslar yürüterek liderlik yaptığını ifade eden Grande, bu bölgelerde çözüm konusunda tüm dünyanın ısrarcı olması gerektiğini dile getirdi.
Grande, dünyada savaş türlerinin değiştiğini, farklı silahların kullanılmaya başlandığı bir süreçte barışın sağlanması için çok daha inovatif çözümler üretilmesi gerektiğini belirterek, şunları ifade etti:
“Son 60 yıldır ilk defa nükleer güçlerin karşı karşıya gelme ihtimali bu kadar yükseldi. Bunu göz ardı edemeyiz. Sanırım en büyük önceliğimiz bu olmalı. Çatışmaların seviyesini indirmeye yönelik mekanizmaları hayata geçirmek zorundayız.”
Çok kutuplu bir dünyaya giderken sorumluluk üstelenecek mekanizmalara ciddi ihtiyaç olduğunu söyleyen Grande, mevcut mekanizmaların dünyadaki sorunları çözmeye yönelik yaptırım gücünün yetersiz olduğunu anlattı.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Maria Ramos’un üstlendiği panele Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric, Birleşmiş Milletler (BM) Medeniyetler İttifakı (UNAOC) Yüksek Temsilcisi Miguel Angel Moratinos, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Büyükelçi Evren Dağdelen Akgün, AGİT bünyesinde yer alan Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) Direktörü Matteo Mecacci ve eski Ürdün Başbakanı Avn Şevket el-Hasavne katıldı.
Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Buric, Avrupa başta yer almak üzere dünya genelinde yükselen İslam karşıtlığıyla mücadelenin ilk adımının “bir sorun olduğunu kabul etmek”ten geçtiğine dikkati çekerek, ayrımcılığı önlemek için mağdur merkezli yaklaşım benimsenmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.
İslam karşıtlığıyla mücadele için çabaların artması gerektiğini vurgulayan Buric, “Mağdurlar cezalandırılmayacaklarını hissetmeli, bu yüzden kovuşturma da önemlidir.” dedi.
Buric, İslam karşıtlığının küresel sorun olduğuna, hiçbir ülke veya kuruluşun bu sorunla yalnız başa çıkamayacağına dikkati çekerek, bu nedenle kolektif sorumluluk almanın ve işbirliğinin önemine değindi.
“Kesinlikle çok zor zamanlar geçiriyoruz. Genel olarak hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarında bir gerileme söz konusu.” diyen Buric, İslam karşıtlığı başta gelmek üzere ayrımcılığı önlemek için çeşitli araçların olduğunu ancak bunların uygulanmadığını savunarak, bu noktada siyasi iradeye yönelik ihtiyaca işaret etti.
Birlik halinde yaşamak için insanların birbirinden korkmaması gerektiğini söyleyen Buric, “Nefretin ortaya çıkmasına izin verirsek toplumlarımız yok olur ve bir gelecek olmaz.” dedi.
“Siyasi liderler de nefret söylemlerinde bulunuyor”
UNAOC Yüksek Temsilcisi Moratinos, İslam karşıtlığının temelinde nefretin olduğunu ve nefretin de tarih boyunca çatışma ve savaşlara yol açtığını anlattı.
Moratinos, şunları kaydetti:
“Nefretin geri dönmüş olmasından dolayı çok üzgün olduğumu söylemeliyim. Düşmanlarımız olabilir, muhaliflerimiz olabilir, rakiplerimiz olabilir ama nefretin derecesi bugünün dünyasında son derece tehlikeli bir ivmeye ulaştı.”
Moratinos, İslam karşıtlığıyla mücadele için kınamanın yeterli olmadığını söyleyerek, asıl yapılması gereken şeyin insanların bilinçlerini değiştirmek olduğunu dile getirdi.
Bugün nefretin 11 Eylül saldırılarından sonra ulaştığı seviyeden daha kötü olduğuna dikkati çeken Moratinos, “Kişisel, siyasi ve profesyonel hayatımda ayrımcılığın, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, İslam karşıtlığının, antisemitizmin, Hıristiyan fobisinin bu derece artığını hiç görmemiştim. Çılgın bir dünyanın içindeyiz.” dedi.
Avrupa’da artan İslam karşıtlığına işaret eden Moratinos, kıtada İslam’a yönelik saldırılar söz konusu olduğunda ifade özgürlüğü ile din ve inanç özgürlüğü arasında hangisinin önemli olduğuna yönelik tartışmanın gündeme geldiğini söyledi.
Moratinos, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesi ifade özgürlüğü, 18. maddesi din ve vicdan özgürlüğüdür. 19. madde mi, 18. madde mi ağır basmalı? İkisini etkileşimli hale getirmeliyiz. İfade özgürlüğü, diğer özgürlüklerin üzerinde ya da altında diyemeyiz.”
Moratinos, siyasi liderlerin de nefret söylemlerinde bulunduğuna işaret ederek, “Beni asıl endişelendiren siyasi liderlerin de nefret söyleminde bulunuyor olması. Bu, çok tehlikeli. İslam karşıtlığını, antisemitizmi, ayrımcılığı ve ırkçılığı teşvik edenler de onlar.” eleştirisinde bulundu.
İslam karşıtlığı ve ırkçılık gibi sorunların yayılmasına engel olmak için ülkelerin gerekli yasal düzenlemeleri yapması gerektiğini anlatan Moratinos, şunları kaydetti:
“Yakın zamanda İsveç ve Danimarka’da buna şahit olduk. Her cuma bir adamın caminin önüne gidip Kur’an’ı Kerim’i yakması konusunda hiçbir şey yapamayacaklarını söylediler. Nasıl bir şey yapamazsınız? Kamuoyunu, uluslararası ilişkilerinizi etkileyeceğini, kendi toplumuzda ve uluslararası toplumda kutuplaşma yaratacağını bilirken bir şeyler yapılmalı.”
“Her tarafta kutuplaşmalar görüyorsunuz”
AGİT Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Büyükelçi Dağdelen Akgün de dünyanın bir çok zorlukla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu sorunlarla baş edilmesi için ortak çabanın gerektiğini dile getirdi.
Birlikte yaşamanın temelinin karşılıklı saygıya dayandığını vurgulayan Dağdelen Akgün, İsrail’in Gazze’ye saldırılarından itibaren İslam karşıtlığının artığını kaydetti.
Dağdelen Akgün, ırkçılığın temelinde saldırganlığın olduğunu söyleyerek, “Her tarafta kutuplaşmalar görüyorsunuz ve her şey bir nevi sarmal oluşturup kartopu gibi büyüyor.” dedi.
Ülkelerde yaşanan ekonomik sorunların nedeni olarak göçmenlerin “günah keçisi” ilan edildiğini belirten Dağdelen Akgün, toplumdaki ayrımcılığın aşırı sağcı politikacılar tarafından körüklendiğini savundu.
Dağdelen Akgün, İslam karşıtlığıyla mücadelede çabaların sürekli ve tutarlı olması gerektiğini vurguladı.
“Nefret içeren her türlü şiddetin tanınması ve cezalandırılması gerekir”
ODIHR Direktörü Mecacci, nefret suçlarıyla mücadele için bu suçların tespit edilip raporlanmasının önemine değinerek, devletlerin “nefret suçunu” bir şiddet olarak kabulünün gerektiğini söyledi.
“Nefret içeren her türlü şiddetin tanınması ve cezalandırılması gerekir.” diyen Mecacci, emniyet güçlerinin ön yargıya sahip olduğu ülkelerde vatandaşların karşılaştıkları nefret suçunu bildirmekten çekindiklerini anlattı.
Mecacci, Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarında eksik raporlama yapıldığının tespit edildiğini dile getirerek, nefret suçlarıyla ilgili sahip olunan verilerin gerçek durumun çok altında olduğunu belirtti.
Medyada İslam karşıtlığının sıklıkla yapıldığını kaydeden Mecacci, bu nedenle Avrupa’daki Müslümanların tehlike altında olduğunu ifade etti.
Mecacci, dünya genelinde yapılacak seçimlerdeki kampanyaların kutuplaştırıcı olduğuna ve bunların en çok azınlıkları etkilediğine dikkati çekerek, “Irkçı hakaretler ve klişeler daha fazla kullanılmaya başlıyor çünkü gittikçe daha çok işe yarıyor. Peki bunu nasıl bitireceğiz? ‘Yeter, bunun demokratik bir toplumda yeri yok.’ diyecek siyasi liderlere ihtiyacımız var.” dedi.
“İfade özgürlüğü, İslam’a düşmanca hakarete izin vermez”
Eski Ürdün Başbakanı Hasavne, İslam karşıtlığının dünyada yükselişte olmasının nedeninin Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından “yeni düşman arayışı” olduğunu kaydetti.
Uluslararası hukukta yaşanan gerilemenin ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi fenomenleri artırdığını savunan Hasavne, “Gazze’deki mevcut çatışmaya ve BM Güvenlik Konseyinin ve büyük ölçüde de Genel Kurulun etkisizliğine bakın.” eleştirisinde bulundu.
Hasavne, demokrasilerde de düşüş olduğunu dile getirerek, “Demokrasi, çoğunlukçuluğa dönüşüyor.” dedi.
Tarih boyunca yabancıya yönelik korkunun her zaman var olduğunu anlatan Hasavne, Avrupa’daki İslam karşıtlığını da bu nedene bağladı.
Hasavne, “Sözleşmelerle güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkının, insanların İslam’a ve Müslümanların duygularına düşmanca hakaret etmelerine izin veren bir hak olduğuna inanamıyorum. Bu özgürlük, her istediğinizi söyleyebileceğiniz bir açık çek değildir. Hiçbir zaman böyle olmamıştır.” dedi.
]]>Üstel, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Antalya Diplomasi Forumu’nda, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve uzman bir heyetle bulunduklarını kaydeden Üstel, forumun “her geçen gün dünyada adından daha fazla söz ettirmeyi” başardığını vurguladı.
Üstel, ADF’nin dünya genelinde barış, güvenlik ve işbirliğini güçlendirmek amacıyla liderlerin ve uzmanların önemli bir buluşma noktası haline dönüştüğünü ve bunun kendilerini mutlu ettiğini belirterek, “Bu forum, aynı zamanda Türkiye’nin dünya siyaseti üzerinde her gün artan gücünün ve etkisinin de açık göstergesi olarak karşımızda duruyor.” diye konuştu.
Dünyanın “giderek daha karmaşık” hale geldiğini ve zorlukların tek boyutlu olarak kalmadığını söyleyen Başbakan Üstel, “Bu nedenle, küresel barış ve istikrarı sağlama konusunda artık ortak hareket etmeli, çabalarımızı bir araya getirerek koordine etmeliyiz. ADF’nin bu yılki konusu ‘Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak.’ işte tam da bu öneme atıfta bulunuyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Üstel, ADF’de farklı ülke ve disiplinlerden gelen uzmanların bir araya getirildiğini aktararak, forumun, ana başlığına uygun bir anlayışın geliştirilmesi ve ortak çözümler bulması için dünyaya önemli fırsat sunduğunun altını çizdi.
ADF’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliği ve vizyonuyla şekillendiğine dikkati çeken Üstel, “Bu foruma davet almak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin görünürlüğünün artırılması, sürekli şekilde engellemelere maruz bırakılan uluslararası temas eksikliklerinin giderilmesi ve haklı davamızın dünyaya duyurulması adına da son derece önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Üstel, kendilerinin de “bu misyonla” burada olduğuna işaret ederek, “Sesimizi duyurabileceğimiz, gerek siyasi, gerek medya, hangi seviyeden olursa olsun herkese derdimizi, sıkıntılarımızı ve halkımızın uluslararası camiadan beklentilerini aktarmak için buradayız.” dedi.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyadan gördüğü ambargoları anlatma fırsatı bulacağız”
Böyle bir forumda bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını kaydeden Üstel, KKTC olarak uluslararası temas konusunda büyük zorluklar yaşadıklarını belirtti.
Öte yandan Üstel, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyadan yaşadığı izolasyonları, dünyadan gördüğü ambargoları anlatma fırsatı bulacağız. Onun için, bizim için önemi büyüktür.” şeklinde konuştu.
Üstel, bu fırsat nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.
KKTC’nin bağımsızlığından bu yana bu ülkenin dünyadaki hak ettiği yere gelmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile canla başla çalıştıklarını vurgulayan Üstel, “Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti ile bizim ilişkilerimiz kardeşten öteye bir ilişkiye dayanır ve bu ilişkiler neticesinde de dünyada ne kadar sıkıntılar olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti ile biz bu sıkıntıların önünü açıyoruz.” dedi.
Üstel, “Bizim ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimiz en üst seviyededir ve en üst seviyede de devam edecektir.” diye konuştu.
“Doğu Akdeniz’in güvenli hale gelmesi küresel bir meseledir”
Yaşadıkları coğrafyanın “barışa hasret duyan, ateşler içinde yanmaya devam eden” bir coğrafya olduğunu aktaran Üstel, “Doğu Akdeniz’in güvenli hale gelmesi, sadece Doğu Akdeniz’e kıyısı olanları ilgilendiren bir mesele değil, küresel bir meseledir.” diye konuştu.
Başbakan Üstel, Doğu Akdeniz’in güvenliği konusuna ilişkin, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye önemli bir jeopolitik güce sahiptir. Bu gücü küresel barışa hizmet için kullanmaya da hazırız.” değerlendirmesinde bulundu.
“İki devlete dayalı çözümün Doğu Akdeniz jeopolitiğine yapacağı katkıları ortaya koyacağız”
Yapacakları tüm görüşmelerde muhatapları ile bölgesel işbirliği fırsatları ve küresel barışın ele alınacağını vurgulayan Üstel, şöyle devam etti:
“60 yıldır devam eden Kıbrıs sorununa ilişkin, adil, kalıcı ve iki devlete dayalı çözümün Doğu Akdeniz jeopolitiğine yapacağı katkıları ortaya koyacağız. Halkımıza uygulanan haksız ambargoların ve insan hakları ile bağdaşmayan uygulamaların kaldırılmasına yönelik girişimlerimizi sürdüreceğiz.”
Üstel ayrıca forumda sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği ve diğer küresel sorunlarla mücadele konularında uluslararası uzmanların ortaya koyacağı görüş ve önerileri dinleme şanslarının olacağını kaydetti.
Bu hedeflere ulaşmak için tek bir ülkenin veya kuruluşun çabasının yeterli olmadığını bildiren Başbakan Üstel, ADF’nin dünya barışına ve istikrarına katkıda bulunmasını diledi.
]]>İstanbul’da sanatseverlerle buluşan Ukrayna asıllı ABD’li piyanist, AA muhabirine yaptığı açıklamada, en son 2021’de Türkiye’de konser vermeyi planladığını fakat Kovid-19’den ötürü organizasyonun iptal edildiğini belirterek, uzun bir aranın ardından burada hayranlarıyla buluşmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.
Lisitsa, Türklerin çok sıcakkanlı ve coşkulu olduğunu, sadece konser salonunda değil, sokakta dolaşırken bile bazı öğrencilerin yanına gelerek konserden habersiz olmalarına karşın kendisini tanıdığını ve fotoğrafını çektiğini anlatarak, “Burada insanlar beni tanıyor ve takip ediyor. Böylesine coşkulu bir kalabalığın önünde performans yapmak harika.” dedi.
Lisitsa, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani dramların müziğini etkilediğini söyleyerek, “Savaş bölgelerinde çok konser verdim. Oraya geldiğimde izleyici çok farklı duygular yaşıyor. Müzik o insanlar için bir eğlence değil, bir oksijen gibi. Sadece savaş halinde değil, her zaman içimizde bir gerginlik yaşıyoruz. Bu zorlu zamanlarda müzik, insanları bir araya getirme görevi görmeli. ‘Dünyanın bittiği yerde müzik başlar’ diye bir söz var. Bu çok doğru. Çünkü müzik, ruhtan ruha bir iletişimdir. İnsanlık olarak iletişim sağlamamız çok önemli, çünkü sıradan iletişim yolları tahrip olmuş durumda.” diye konuştu.
Konser verdiği savaş bölgeleri arasında Ukrayna’nın da yer aldığını kaydeden sanatçı, Ukrayna’nın Donetsk bölgesinde Rusya ile çatışmaların başladığı 2015’te sığınaklarda ustalık dersi verdiğini aktardı.
“İyi müzisyen olmak, seyirciyi daha iyi dünyaya taşımaktır”
Lisitsa, yakın zamanda gerçekleştirdiği müzik projelerine de değinerek, şunları kaydetti:
“Geçen yıl Sergei Rachmaninoff’un 150. doğum yılı dolayısıyla Rachmaninoff Terapisi adı altında bir program başlattım. Bu kapsamda ünlü bestekarın 24 prelütünü aralıksız çaldım. Rachmaninoff bu çalışmaları 100 küsur yıl önce, tüm dünyada medeniyetlerin yıkılma aşamasında olduğu bir dönemde, Birinci Dünya Savaşı yıllarında yazmış. Ben yıllar sonra bu müziği yeniden seslendirdim ve 100’ün üzerinde yardım amaçlı konser düzenledim. Beni çağıran her yere gittim.”
İnsanların Rachmaninoff’un müziğini dinlediğinde ağladığını söyleyen Lisitsa, “Hep beraber ağladık. Müziğin böyle bir sihri var. Mesela geçen sene Lübnan Beyrut’ta bir festivale davet edildim. Festivalin ardından bir hastanede kanser hastası çocuklar için çalmamı rica ettiler. ‘Küçük bir piyano var. 10 dakika da olsa piyano çalar mısın? Daha önce hiç piyano dinlemediler.’ dediler. Etrafta çok fazla acı vardı. Aileler ve çocuklar stresliydi. Yüzlerinde yaşam ve ölüm vardı. ‘Tabii.’ dedim. Orada da Rachmaninoff’un prelütlerini çaldım. Piyano duvara dönük olduğu için seyircilere arkam dönük çalmak durumundaydım. Doktorlar çok şaşırdı çünkü bütün ağlamalar, koşturmalar bitti. Her şey durdu. O anın videosunu çekmişler. Eğer onu görmesem, müziğin bunu yaptığına inanmazdım. Bu benim için yıllar boyunca verdiğim emeklerin en büyük ödülü gibiydi. Benim için iyi bir müzisyen olmak, insanlara piyanoyu çok hızlı çalıyorsun dedirtmek değildir. Seyirciyi daha iyi bir dünyaya taşımaktır.” dedi.
“İlk fırsatta Filistin’de konser vermek isterim”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına da tepki gösteren Lisitsa, “Daha önce İsrail’de konser verdim ve çok eğlenceli geçti. Aynı zamanda Ramallah’ta bir konservatuvardan çağrıldım ustalık dersi vermek için. Bu yılın ilkbaharında düzenleyecektik, fakat geçen yıl başlayan savaştan ötürü sınırı geçemeyeceğimi söylediler. İlk fırsatta orada konser vermek isterim. Bölgedeki çocuklarla ailelerinin zarar görmesi çok feci bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.
Lisitsa, Ukrayna’da Rusya ile devam eden savaştan ötürü de üzüntüsünü dile getirerek, “Ben Ukrayna’da doğdum. Maalesef orada kardeş kardeşle anlamsızca savaşıyor ve bu şiddet sarmalı sürüyor. Umuyorum müzik ve sanatla orada yaşananları durdurabiliriz.” diye konuştu.
Kiyev’de 1973’te dünyaya gelen Valentina Lisitsa, 2012’de YouTube kanalındaki bir performansının 50 milyonun üzerinde izlenmesinin ardından dünyaca tanındı.
Konserlerinde Sergei Rachmaninoff ve Charles Ives gibi bestecilerin eserlerini seslendiren Lisitsa, çok sayıda ülkede büyük övgü alan performanslara imza attı.
]]>Sakarya’da bir dizi ziyaretler gerçekleştiren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Sakarya Valiliği, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ‘Darbeler ve Dersler’ programının ardından Serdivan ilçesindeki bir restoranda sivil toplu kuruluşları (STK) ve iş insanlarıyla bir araya geldi. Programda konuşma yapan Sakaya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, 28 Şubat darbesinin tarihe postmodern darbe olarak geçtiğini ve sürecin en büyük ayrımcılığı ile psikolojik şiddetin kadınlara yönelik yapıldığını söyledi. Sakarya Valisi yaşar Karadeniz ise Türkiye’de olan darbeleri hatırlatarak Türk milletinin Cumhuriyet ve demokrasiyle özleştiğini söyledi.
“28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik”
Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bizim derdimiz, gayemiz geçmişte takılıp kalmak değil. Geçmişte yaşanan olayların şahıslar üzerinden müzakere etmekti. Geçmişi bir masal okuyup anlatmak değil, tam tersine geçmişte yaşanan yanlışlıklardan kurtulma, ders almak ve ileriye bakmak için bir daha böylesine dönemler yaşamamak ve tecrübe etmek gayesiyle 28 Şubat’ta yaşananları bugün müzakere ettik. Bunları sadece bir hatıra olarak sadece geçmişi yad etmek geçmişteki şahıslar üzerinden olayları tartışmak ve hatta o olayların bizzat kendisini tartışmak için değil oralardan ders çıkartarak, çok ağır bedellerle bu demokratik kazanımları daha iyi ileriye götürebilmek için müzakere etmemiz lazım. Bu anlamda Türkiye’nin 74 yıllık çok partili siyasi hayatındaki yaşadığı bu antidemokratik müdahaleleri de hiç unutmadan esas gayemiz olan yeniden güçlü bir Türkiye istikametinde yürüyeceksek böyle bir Türkiye’nin en temel direklerinden birisi olan demokraside güçlü hale getirilmesini de hep birlikte tesis edeceğiz. Bu çerçevede şunu çok rahat söyleyebiliriz. Dünyada bedeli en ağır ödenmiş demokrasi Türkiye’deki demokrasidir Bu demokrasiye gözümüzün içi gibi bakmak bunu kendi en ön varlığımız olarak telakki etmek daha da ileriye taşımak mecburiyetindeyiz” dedi.
“Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir”
Türkiye Yüzyılı’ndan bahseden Kurtulmuş, “Türkiye Yüzyılı dediğimiz konu Türkiye’de bir gelecek idealidir. Hele bizim gibi bir ülkenin hele bizim gibi bir milletin gününü gün eden ve vakit geçiren sağdan soldan esen rüzgarlara göre istikametine tayin eden bir şekilde özgür değildir. Eğer öyle yürüseydi ecdadımız, bugün bize miras olarak bırakılan bir Anadolu’dan bir vatandan bahsedemedik. Türkiye’nin bu coğrafyada kendi eksenini tahkim etmekten başka bir şansı yoktur. Türkiye ona, buna bakarak hizaya giremez. Türkiye şu tarafta ya da bu tarafta durarak ayakta durması mümkün olamaz. Onun için Türkiye kendi milli menfaatleri istikametinde her alanda daha ileri noktalara gitmek zorundadır. Mavi vatan, siber vatan, uzay vatan, yeşil vatan diyoruz ya bütün bunların resminde güçlü bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Eğer gücümüzü artırırsak gücümüzü dış politikada da hissettirebilmeniz mümkündür. Uluslararası camiada gücü olmayan bir devletin sözünün tesirli olması mümkün değil. Ama Türkiye’nin şöyle bir avantajı var. Hem bölgesel büyük bir gücümüz var Hem de çok şükür artık Türkiye her alanda daha ileri noktalara doğru gidiyor” diye konuştu.
“Türkiye ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor”
Dünya ülkelerinin Türkiye’yi yakından takip ettiğini aktaran Kurtulmuş, “Dolayısıyla yeni dönemde Türkiye her alandaki gücünü kullanarak sözünü çok daha etkili bir hale getirecektir. Bu istikamette yürüyoruz. Allah nasip etti bir çok ülkenin meclis başkanlarıyla uluslararası platformlarda görüşmek, ikili görüşmeler yapma imkanımız oldu. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki ister Batı Ülkeleri, ister Doğu ülkeleri olsun dünyanın her tarafındaki ülkeler ve halklar Türkiye’yi çok dikkatle izliyor. Türkiye’de bizim için sıradan bir haber maliyeti oluşturan herhangi bir sorun dünyadaki farklı ülkeler ve halklar tarafından yakinen takip ediliyor. Örneğin Türkiye’nin milli savunma sanayinde gerçekleştirdiği hamleler arka arkaya atmış olduğu hamleler, yüksek teknolojilerle kazanımları bu alanda ortaya koyduğu çabaları Türkiye’nin içten İHA’larıyla SİHA’larıyla milli muhalif gemileriyle milli muhalif uçaklarıyla inanın ki dünyanın dört bir tarafında bütün ülkeler ve halka lehine geliyor. ANKA’nın uçması ya da TCG gelişiminin denize indirilerek faaliyetlerine başlaması sadece Türkiye’de Türk kamuoyu tarafından takip edilmiyor. Dünyanın birçok yerinde ben bütün bu görüşmelerde de görüyoruz. Dostlarım Türkiye’nin güçlenmesi dolayısıyla büyük memnuniyet duyuyor, sizin öne geçmenizi ve dünya masum milletlerine öncülük yapmanızı bekliyoruz diyerek güzel temennilerini ifade ediyor, Türkiye’nin gelişmesinden hoşlanmayanlar da Türkiye’ye nasıl çelme takarız çalışmaları içerisinde oluyor. Bunu önlemenin yolu millet olarak bir, beraber bütünleşik bir şekilde hareket etmemizdir. Bütün bu alanları güçlü bir ekonomi, sağlam bir demokrasi, güçlü bir toplumsal yapı Türkiye’nin ekonomik hedeflerine ulaşabilmek için iyi bir altyapının hazırlanmasıyla önümüzdeki dönem Allah’ın izniyle Türkiye’nin yüzyılı olacaktır. Buna gayretle bu dönemi hep birlikte aşacağız” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>İkizdere ilçesinde bağlı Cimil Yaylası’nda bu yıl 3. kez düzenlenen şampiyonada Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen 65 sporcu 6 farklı kategoride yarıştı. Start noktasından başladıktan sonra belli bir mesafe tırmanan sporcular, tırmandıkları yerden kayarak en kısa sürede yarışı bitirmeye çalıştı. Kıran kırana görüntülere sahne olan yarışların sonucunda dereceye giren sporcular, madalyalarını aldı. Aynı zamanda bugün düzenlenen yarışma ile Cimil Yaylası’nın Dünya Dağ Kayağı Şampiyonası’na ev sahipliği yapıp yapamayacağı belirlenecek.
“Dünya Dağ Kayağı Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya aday olacağız”
İlerleyen yıllarda Cimil yaylasında dünya dağ kayağı şampiyonasına ev sahipliği yapmak için aday olacağına vurgu yapan Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, “Bu yarışmanın bugün yapılabiliyor oluşu bizim için bir akreditasyon çalışmasının da neticesi olacak. İnşallah önümüzdeki yıllarda burada Dünya Dağ Kayağı Şampiyonasına ev sahipliği yapmaya aday olacağız. Olimpiyatlarda da puan müsabakalarını yapıldığı yer haline gelecek. Kış şenliklerini yavaş yavaş spor organizasyonlarına çevireceğiz. Kış sezonunu turizm sezonuyla ayrılmaz bir parça haline getirmeye gayret edeceğiz. İnşallah bu organizasyonlar uluslararası olarak düzenlenmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.
“2025 Dünya Kayak Şampiyonası heyecanını inşallah burada yaşayacağız”
Dünya şampiyonasının Rize’de gerçekleştirilmesiyle beraber bölge turizmine destek verileceğini ifade eden Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, “2025 Dünya Kayak Şampiyonası heyecanını inşallah burada yaşayacağız. Çalışmalar gerçekleştiriliyor. Bulunduğumuz arazi çok kıymetli. Bu çalışmalar yapıldıktan sonra dünya şampiyonasının burada yapılması hem Rize’mizi hem de bölgemizi turizm açısında da uluslararası kamuoyunda yer alacak. Ülkemize çok ciddi değer katacaktır” şeklinde konuştu.
“Burası en uygun yerlerden bir tanesi”
Şampiyonaların yapılacağı en iyi alanlardan birinin Cimil yaylası olduğunu belirten dağ kayağı sporcusu Emirhan Kabarto, “Bugün burada hız yarışması için geldik. Eleme etabını geçtim bir sorun olmadı. İnşallah iyi bir sonuçla buradan döneceğim. 2019 yılından beri yarışmalara katılıyorum. Son 3 yıldır birincilikle bitiriyorum. 2 yıldır da burada gerçekleştiriliyor. Bu yıl da birinci olarak seriyi devam ettirmek istiyorum. Buranın karı daha iyi. Bizim sporumuzda pist dışında bol karda yapıldığı için burası en uygun yerlerden bir tanesi. Bu yıl üçüncüsü yapıldı ama bunun devamı gelecektir” ifadelerini kullandı.
“Bu sene tekrardan şampiyonluk alacağım”
Önceki senelerde şampiyonluk yaşayan Burhan Karadayı, tekrardan birinci olmak için yarıştığını söyleyerek, “Yarışmalar çok güzel. Pisti de çok güzel yapmışlar. Kar kalitesinde hiçbir sıkıntı yok. Üçüncüsü düzenlenen dağ kayağı şampiyonasında geçen sene birinci oldum. Ondan önceki sene üçüncü olmuştum. Bu sene tekrardan şampiyonluk alacağım” derken, sporculardan Berfin Karakaya ise “Bugün Türkiye şampiyonası var. Elimizden gelen her şeyin en iyisini yapacağız. Parkur yeri gayet iyi. İnşallah birinciliği alacağım” dedi. – RİZE
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanlığının koordinasyonunda “Yetenek her yerde” temasıyla Eskişehir’de düzenlenen İç Anadolu Bölgesel Kariyer Fuarı’nın (İKAF’24) ikinci gününde “Eğitimde Küresel Ufuklar: Yetenek, Deneyim ve Hedefler” konulu söyleşi gerçekleştirildi.
Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay’ın moderatörlüğünde Atatürk Kültür ve Sanat Merkezindeki programda gençlerle bir araya gelen İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, iş dünyasında bir çalışanı diğer çalışanın ya da bir başvuruyu diğerinin önüne geçiren faktörlerden birinin dil yetkinliği olduğunu söyledi.
Erdoğan, doktorayı ve akademisyenliği memuriyet kapısı olarak değil, gerçekten ilme talip olan, meraklı, araştırmak isteyen, dünyayı, işleyişi, birçok şeyi anlamak isteyen, insan yetiştirmek isteyenler için tavsiye etti.
İlim Yayma Vakfının üniversite kurmuş bir vakıf özelliği taşıdığını anımsatan Erdoğan, “İki üniversiteyle yönetici olarak doğrudan ilişkimiz var. İlim Yayma Vakfı olsun, TÜGVA olsun birçok öğrenciye burs verme, öğrencilerin konaklama, barınma ihtiyaçlarını giderme çalışmaları yapıyoruz. Onun dışında İlim Yayma Cemiyeti de çok büyük yurt faaliyeti yapan bir derneğimiz, bizim kardeş kuruluşumuz. Öğrencilere yönelik hizmet veren birçok sivil toplum kuruluşuyla vakıf, derneklerle de yakın çalışıyoruz. Sosyal hizmeti gönüllü eliyle yapmak, memur eliyle yapmaktan daha iyidir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye’de bu düzeyde herhangi bir akademik ödül yok”
Erdoğan, “İlim Yayma Ödülleri”nin, vakıflarının şu anda en önemli projelerinden olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin en büyük akademik ödülünü verdiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
“2019 yılında ilkini yaptık. 2021 ve 2023 yıllarında da iki yılda bir verdiğimiz bir ödül. 150 Cumhuriyet altınını büyük ödül olarak veriyoruz. Türkiye’de herhangi bir akademik ödül bu düzeyde yok. Bunu neden yapıyoruz? Birincisi, Türkiye’deki akademik çalışmanın kalitesini artırmamız lazım. Biz Türkiye’deki uluslararası yayın sayısı itibarıyla 20 yılda dünyada 22’nci sıradan 16’ncı sıraya gelmişiz ama sayı artarken niteliğin de artmasını gözetmek zorundayız. Onun için iyi olanların ödüllendirilmesi önemli. Türkiye’deki 180 bin civarı akademik personel içinde ‘Daha iyi akademik çalışmaya böylesi büyük ödül veriliyor’ fikrinin yerleşmesi lazım ki insanlar daha iyi akademik çalışma yapmaya özensinler.”
Erdoğan, liselere yönelik de özendirici bazı çalışmalar yapmayı hedeflediklerini aktardı.
İlim Yayma Vakfının 50’nci yılı dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle 40’ı deprem bölgesinde, 10’u İstanbul’da olmak üzere 50 okulda “İlim Yayma Vakfı 50. Yıl Kütüphaneleri” kuracaklarını duyuran Erdoğan, “Bu şekilde de okullara giriyoruz ki İlim Yayma Vakfımızı tanısınlar. İlim Yayma Vakfının, ‘İlim Yayma Ödülleri’ni neden yaptığını görmüş olsunlar. Onları daha fazla yüksek lisans, doktora eğitimine yönelmeye teşvik etmiş olduk.” ifadesini kullandı.
“Kültürü koruyacağız ki biz, biz olarak yaşayabilelim”
Katılımcıların sorularını yanıtlayan Erdoğan, her türlü iş kolunda çalışkanlığın çok önemli olduğuna dikkati çekti.
En iyi üniversitenin en iyi bölümünün diplomasının bireyi bir noktaya kadar götürebileceğini ifade eden Erdoğan, “Esas olan iş yerinde çalışkan olmak, yetkinlik sahibi olmak. Geleceğin mesleği, yetkinlik setinizin zenginliği. Ne kadar zengin bir yetkinlik setine sahipsiniz o kadar seçenekleriniz artar, çalıştığınız iş yerinde o kadar öne çıkarsınız, yükselme şansı kazanırsınız.” diye konuştu.
Kültürü korumanın, kimliği korumak anlamı taşıdığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Kültürü koruyacağız ki biz, biz olarak yaşayabilelim. Bu kültürel kodlarımızı koruyabilirsek biz Türkiye Cumhuriyeti olarak kalabiliriz. ‘Binlerce yıllık tarihimiz var’ diyebiliriz. Büyük tarihimizdeki isimleri sayabiliriz. Batı’nın istediği, kimsenin tarihi kalmasın. Bugün inanılmaz bir kültürel zenginliğimiz var, inanılmaz bir tarihimiz var. Bizim Osmanlı dediğimiz, Selçuklu dediğimiz yüzlerce yıl hükmettikleri topraklarda insanları birbiriyle kırdırmadan yönetebilen… Hala bakın ne Balkanlar’a ne Güneydoğu Avrupa’ya ne Orta Doğu’ya bu Batı düzeni barış getirebilmiş değil. Soykırımı önleyebilmiş değil Afrika’da. Şu anda Filistin’de soykırımı önleyemiyor zaten, gözümüzün önünde hatta destek oluyorlar.
Her kültürün devamlılığını dünyanın zenginliği için önemli görüyorum ama bizim sanki fazla sorumluluğumuz var. Çünkü dünyada ecdadımız belli zulümleri sonlandırmış, belli yerlere huzur getirmiş. Şu anda da dünyanın buna ihtiyacı var. Dünyada yeniden devam eden adaletsizliklerin, zulümlerin giderilmesini kendine gündem edecek bir kültürel devamlılığa ihtiyaç var. Bu bizim tarihimizde varsa bunu yaşatmak dünya için de çok kıymetli. Onun için bizim kültürümüzü canlı tutup, yaşatıp yeni nesillere aktarma meselesini hayat meselesi olarak görmemiz lazım.”
Erdoğan ve Atay’a Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal tarafından hediye takdim edilmesiyle sona eren söyleşiye, Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ile öğrenciler katıldı.
]]>Uluslararası e-ticaret ve e-ihracat platformu WORLDEF ile AKBANK ana iş ortaklığı ve Kayseri Ticaret Odası’nın organizasyon partnerliği ile düzenlenen Sınır Ötesi E-Ticaret Konferansı, kamu ve özel kuruluşların temsilcilerini e-ticaret ve e-ihracat farkındalığı için buluşturdu. Konferansta; e-ticaret ve e-ihracat sektörüne önemli bir katkılar sağlayan profesyoneller, girişimciler ve firmalar bir araya geldi. Kayseri Ticaret Odası Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen ücretsiz konferansa; Kayseri Ticaret Odası Başkan Ömer Gülsoy, WORLDEF Genel Sekreteri Sedat Ateş, AKBANK Kobi Bankacılığı Satış Yönetimi Bölüm Başkanı Alper Bektaş’da katıldı. Konferansa, Kayseri iş çevrelerinden ve girişimcilerden de çok sayıda katılım oldu.
“Ticaretin kuralları değişiyor”
Konferansın açılış konuşmalarında ilk olarak Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy söz aldı. Çok hızlı değişen ve dönüşen dünyada yaşandığını belirten Gülsoy, “Bugün baktığımızda iklim krizi, ekonomik krizler, savaşlar, salgınlar, gelir eşitsizliğinin hat safhada yaşandığı acımasız bir rekabet dünyasında yaşıyoruz. Bu zaman içerisinde de ticaretin kuralları değişiyor. Radikal kararlar almak durumunda bırakıyor. Eski ticaretler yok. Müşteri beklediğimiz, kapı kapı gezerek mal sattığımız zamanda değişti. Şimdi dijital bir dünya da yaşıyoruz. Pay alabilmemiz için dijitalin nimetlerinden de faydalanmamız lazım. Bizler göreve geldiğimiz 2018’den bu yana 4’üncü eğitim konferansını veriyoruz. Biz salgın başlamadan önce mutlaka kurumsallaşma, markalaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık diye odak noktamıza bir kural koymuştuk. Ne alıp satıyorsanız, ne üretiyorsanız, ne imal ediyorsanız mutlaka dijital platformlarda olmanız lazım. ya kendi markanızı oluşturarak ya da bir markanın altında bundan faydalanmalısınız. Artık sınırların olmadığı elinizdeki cep telefonu ile bütün dünyaya açılabiliyorsunuz. Yeni pazarlar, yeni müşteriler artık elinizdeki cep telefonunun ekranında. Bizim amacımız e-ticaret, e-ihracat yapmayan hiçbir üyemiz kalmasın” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de elektronik ticaret yapan işletme sayısının milyon seviyesine ulaştı”
Daha sonra kürsüye gelen WORLDEF Genel Sekreteri Sedat Ateş ise şunları söyledi:
“Ticaretin yapılış şekli değişti. Ticaretin bir metodu itibariyle E şekli hayatımızda artık tabana kadar indi. Artık bir üniversite öğrencisinin bile kendi imkanlarıyla bir e-ticaret ya da sınır ötesi ticaret faaliyetinde bulunduğunu gözlemliyoruz. Yeni nesil bir ticaret yapma şekline evrimleşirken, biz de kendi metotlarımızı değiştirdik. Türkiye’de elektronik ticaret yapan işletme sayısının milyon seviyesine ulaştığını söylemekten çekinmiyorum. Ana kaynak bilgi Ticaret Bakanlığımızın Elektronik Daire Başkanlığı. Bu sayıyı Sayın Bakanımızın bir lasman ile açıklamasını bekliyoruz. Covid’ten sonra neler oldu. Türkiye’deki elektronik ticaretin perakende ticaret içerisindeki payının arttığını söyleyebilirim. Biz G20 ülkesiyiz. Gelişmekte olan ülkeler sınıfında hala sürecimiz devam ederken dünya elektronik ticaret Pazarı 2026-2028 yılları arasında 8 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin aldığı pay 0,45, 0,49 bu yıl itibariyle. G20 ülkeleri arasında en düşük paya sahip ülke konumundayız. Şu an 5,5 trilyonda G20 ülkelerinde yüzde 1,5’a getirmemiz demek Türkiye’nin kasasına 100 milyar dolardan fazla para girmesi demek. Bunu raporlayarak Merkez Bankası Başkanımıza ilettim.”
“Dijitalleşme, e-ticaret uzun bir yolculuk”
AKBANK Kobi Bankacılığı Satış Yönetimi Bölüm Başkanı Alper Bektaş da, “Doğru bir ildeyiz. Tarihi misyonuna baktığımızda Ticaret deyince Türkiye’de akla gelen ilk şehirdeyiz. Yüzyıllardır uluslararası ticaretin merkezi olmuş bir şehirdeyiz. Dünya çok hızlı değişiyor. Dijitalleşme, e-ticaret artık mesafeleri kısaltıyor. Dijitalleşme deyince farklı bir dünyadan bahsediyor gibiyiz aslında çok da birlikte yaşıyoruz. İlk AKBANK Şubesi 1998 yılında kurulmuş. Baktığınızda 26 yılı aşan bir geçmişi var dijitalleşmenin bankacılık sektöründe. Bugün herkesin ceplerinde kullandığı mobil bankacılık 2007 yılında çıktı ama o bile sanki yeni gibi duruyor. 17 yıllık bir geçmişi var. Bankacılık sektörü olarak dijitalleşme bizim çok uzun zamandır üstünde çalıştığımız, kafa yorduğumuz bir alan. Aslında hiç bitmeyecek. Müşterilerimiz yaptığımız gelişmelerde hiç bitmeyecek. Pandemiden sonra çok hızlanan bir dijitalleşme süreci yaşadık. Son 4 yıla baktığımızda e ticaret hacmi 6 kat arttı. Türkiye’deki e-ticaret hacmi yaklaşık 800 milyar TL. Müşteri sayısı ise 8 kat arttı. Çok hızlı geometrik bir artış var. Siz de şubelere gelmektense elinizdeki cep telefonundan işlerinizi çözmeyi tercih ediyorsunuz. Tabletinden, cep telefonundan, laptobundan dijitali kullanan müşteri sayımız yüzde 83. Yüzde 17’si dijitali kullanmaz halde. Dijitalleşmede çok önemli bir dünya var. Biz de çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Bu yolda hep birlikte yürüyoruz. Teknoloji çok çabuk değişiyor. Yapay zekalar gündeme girdi. Yapay zeka ile bazı iç görüler sunuyoruz. Sürdürülebilirlik anlamında verimliliğiniz artması, nakit akışlarınızın artması için belli krediler sunuyoruz. Süreç hızlı gelişiyor. E-ticaret platformları hızlı büyüyor. Pazar yerleri çok hızlı büyüyor. Artık mesafeler kalmadı. E-Pazar yerlerinde de olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Dijitalleşme, e-ticaret uzun bir yolculuk” ifadelerini kullandı.
E-ticaret konferansı kapsamında protokol konuşmalarının ardından 2 gün boyunca alanında uzman eğitmenlerle oturumlar, Sınır Ötesi E-Ticaret Niş Konuları, Trendleri ve Stratejileri Üzerine Odaklanma, Yapay Zeka ve E-Ticaret, E-Ticarette Dijital Pazarlamanın Önemi, E-Ticaretten Marka Oluşturma, E-İhracat Entegrasyon Sistemleri, E-Ticaret Lojistiği, E-Ticaret İşveren Sendikası interaktif atölye çalışmaları ve uygulamalı eğitimler verildi. Katılımcılar profesyonellerle ağ kurma fırsatları buldu. Kayseri iş çevrelerine, ekosistemdeki önemli markaların temsilcileri ve e-ticaret profesyonelleri ile networking imkanı sağladı. – KAYSERİ
]]>Bursa Sanayi ve Ticaret Odası (BTSO) Müşterek Komiteler ve Şubat Ayı Meclis Toplantısı, BTSO Ana Hizmet Binası’nda, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu öncülüğünde, çeşitli illerin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanları eşliğinde gerçekleştirildi.
Hisarcıklıoğlu, burada yaptığı konuşmada, yerel seçimler bittikten sonra TOBB ve iş dünyasının gündeminde, ekonomi odaklı bir süreç olduğunu aktardı.
Türk iş dünyasının önünde 4 sene seçimsiz bir dönem olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “Yapısal reformların yapıldığı dönemler de seçimlerin olmadığı dönemler. Çünkü yapısal reformlar yapıldığı zaman ilk başta kimi ilgilendiriyorsa biraz canımızı acıtır ama daha sonrasında aydınlık.” diye konuştu.
TOBB olarak el ele verip Türkiye’yi hak ettiği yerlere getirmeyi hedeflediklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Hedefimiz ne? Birinci hedefimiz, Türk özel sektörü olarak müthiş başarı hikayesi yazdık ve yazmaya da devam ediyoruz. Dünyada en çok ülkeye ihracat yapan ülke biziz. Küçümsemeyin. Amerika var, Çin var, şu var, bu var aklınıza kim gelirse gelsin. Demek ki kaliteli üretiyoruz, fiyat rekabetinde dünyayla rekabet edebilir hale gelmişiz. Burada inşallah hedefimiz, ülkemizi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında görmek.”
Hisarcıklıoğlu, TOBB’un en büyük görevinin Türkiye’deki illerin ticaret ve sanayi odalarının sıkıntılarını siyasi iradeye aktarmak ve çözüm yollarını göstermek olduğunu vurgulayarak, çözüp çözmemek ve nasıl icraat yapılacağını da belirlemenin ise siyasi iktidarın işi olduğunu kaydetti.
Bursa’nın, otomotivde Türkiye’nin lider şehri haline geldiğinin altını çizen Hisarcıklıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Bütün kümelenme kendiliğinden burada olur. Neredeyse yan sanayiniz, ana üreticinin üstüne çıktı ihracatta rakam itibariyle. Dünya otomobillerine bütün parçalar Bursa’dan gidiyor neredeyse. Gurur duyacağız. Eskiden bunları hayal bile edemezdik ama bugün dünyada dolaşan arabalarda bizim Bursa’nın izi var. Makinede, tekstilde, Türkiye’nin üretim merkezi olan Bursa’mız, yüksek teknoloji sektörlerinin üretim merkezi olması yolunda da hızla ilerlemektedir. Bu vizyoner anlayışlarından dolayı başkanımıza, yönetimine, meclisine, genel sekreterimiz ve tüm kadrosuna huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum.”
BTSO Başkanı İbrahim Burkay ise Türkiye’nin yakın coğrafyasında yaşanan savaşlar, küresel ticaretin önündeki engeller ve test edilen yüksek enflasyon ortamının, reel sektörün omuzlarındaki yükü her geçen gün arttırdığını dile getirdi.
Üretimde yüksek maliyetler, ihracat pazarlarında ise yaşanan durgunluk ve değişen rekabet koşullarının, firmaların hareket kabiliyetini her geçen gün gittikçe zorlaştırdığını anlatan Burkay, “Buna karşın ekonomi politikaları, geçen yılın ikinci yarısından itibaren rasyonel bir zemine taşınmıştır. Devletimiz, iş dünyamızla birlikte çok daha güçlü ve sağlıklı bir iletişim kurmaya başlamıştır. Bulunmuş olduğumuz noktada, enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, fiyat istikrarının ve finansal istikrarın tesisi, makro ekonomik öngörülebilirliğin sağlanması bu dönemde öncelikli beklentilerimiz arasında bulunmaktadır.” ifadesini kullandı.
]]>Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile Kanada Diyanet Teşkilatı ve Kanadalı Müslüman kanaat önderlerini Meclis’te kabul etti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, kabulde yaptığı konuşmada, Kanada’da 2,5 milyona yakın bir Müslüman toplumu olmasının fevkalade önemli olduğunu dile getirerek, dünyadaki Müslüman toplulukların her bakımdan daha ileriye gitmesi için mücadele edeceklerini belirtti.
Kurtulmuş, Türkiye olarak Kanadalı Müslümanlara her türlü desteği vereceklerini ifade etti.
6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bir seferberlik halinde Türkiye’ye yardımlarını ulaştıran Kanadalı Müslümanlara teşekkür eden Kurtulmuş, zor bir süreçte dünyanın diğer ucunda dost ve kardeş bir toplumun olduğunu bilmenin çok değerli olduğunu söyledi.
Dünyanın siyasi, ekonomik, toplumsal olarak zor bir süreçten geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, bu çerçevede İslam dünyasının ve Müslüman topluluklarının varlığını küresel bir değere dönüştürmenin vaktinin geldiğini söyledi.
İslam’ın dünyanın her yerinde en hızlı büyüyen, gelişen ve çoğalan bir din olmasının sevindirici olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Müslümanların sayısal olarak bu kadar çoğalmalarına rağmen etkilerinin yeterli düzeyde olmadığını söyledi.
Kurtulmuş, “Filistin meselesinde, İsrail’in Gazze’ye bu saldırıları sırasında bir kere daha görüyoruz ki İsrail’in en büyük gücü topu, tüfeği, silahları, teknolojisi, finansal gücü değildir. Uluslararası Siyonizm’in onlara sağlamış olduğu medya desteği değildir. Amerika başta olmak üzere bazı büyük devletlerin onların yanında, arkasında olması değildir. Üzülerek ifade ediyorum ki İsrail’in en büyük gücü; İslam dünyasının dağınık, parçalanmış, iradesiz ve inisiyatifsiz olmasıdır. Dolayısıyla insanların İslam’a ilgisi artarken Müslüman toplulukları olarak bizim üzerimize düşen; aramızdaki bu dağınıklığı ortadan kaldırmaktır.” diye konuştu.
Müslümanların saflarını birleştirerek, aralarındaki boşluğu doldurmak zorunda olduğuna işaret eden Kurtulmuş, “İslam toplulukları arasında işbirliği, karşılıklı kardeşlik ruhu içerisinde geliştirilmelidir. Eğitimde, kültürde, teknolojide, sanatta, uluslararası ilişkilerde, toplumsal yardımlaşmada her alanda biz bu işbirliğimizi en üst seviyeye çıkarmak mecburiyetindeyiz. Bu çerçevede Kanada’daki Müslümanların varlığı, özellikle Batı dünyasının önemli bir gücü olan Kanada’nın üzerinde büyük etkiler oluşturacağı kanaatindeyim.” ifadesine yer verdi.
“İslamofobiyi üreten merkezler, İslam düşmanlığını bir araç olarak kullanıyorlar”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu dönemde İslam dünyasının karşılaştığı en temel sorunlardan birisinin İslamofobi olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“İslam’a karşı önemli bir ilgi var ama aynı zamanda İslam düşmanlarının, bilinçli bir şekilde oluşturdukları kategorik bir İslam düşmanlığı da var. Bunu da böyle ‘İslamofobi’ diye bir tabirle daraltmanın doğru olmadığını düşünürüm. Bu çerçevede Müslüman toplulukların üzerine düşen sorumluluklarından birisi de uluslararası İslam karşıtı çevrelerin ürettiği bu İslam düşmanlığının, İslamofobinin ürküttüğü geniş kitlelere İslam’ı sevdirecek çalışmaları yapmamız lazım. Bunun yolu; doğru İslam’ın en iyi şekilde anlatılabilmesidir. Kanada’da bulunan İslam topluluklarının en temel vazifelerinden birisi de budur. Ne yazık ki İslamofobiyi üreten merkezler, İslam düşmanlığını bir araç olarak kullanıyorlar ama ne yazık ki bir taraftan da İslam’ın kötü temsilcisi olan ya da İslam’a zarar veren bazı akımlar da onların ekmeğine yağ sürüyor. Boko Haram’dan İŞİD’e, DAEŞ’e kadar birtakım aşırı örgütlerin ve onların arkasındaki bazı aşırı fikirlerin aslında İslam dünyasına da Müslüman topluluklara da ciddi şekilde zarar verdiğini biliyoruz. Bu anlamda istikamet sahibi ve İslam’ın ana akım fikriyatını oluşturan toplulukların işbirliğini arttırması gerektiğini düşünüyorum.”
Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanlığının Kanada’daki İslam topluluklarıyla ve dünyanın birçok yerindeki Müslüman topluluklarla yakın ilişkiler geliştirmesini önemsediklerini belirtti.
FETÖ ile mücadele
FETÖ’nün, Kanada İslam toplumunun içerisinde yer alması ya da Kanada İslam toplumuna nüfuz etmesini önlemek gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Bunlar kendilerini bir kamufle içerisinde; sanki sosyal faaliyetler yapıyorlar, sanki eğitim faaliyetleri yapıyorlar gibi lanse edebilirler. Bunlara karşı tedbirli olduğunuzu biliyorum ama uyanık olmayı sürdürmenizi de sizlerden temenni ediyoruz.” dedi.
Filistin meselesinin bütün Müslümanların bir numaralı meselesi olduğunu belirten Kurtulmuş, Filistin davasının hiçbir şekilde unutturulmayacağını anlattı.
İsrail’in Gazze’ye saldırıları sonucu 30 bini aşkın insanın öldüğünü, yıkıntıların altında kalanların olduğunu aktaran Kurtulmuş, son 4-5 gündür ise Gazze’de açlıktan ölümlerin kaydedilmeye başladığını aktardı.
Kurtulmuş, “Bu açık bir insanlık suçudur. Soykırıma varan büyük bir katliamdır. Ne yazık ki bunun önlenmesi için uluslararası camia bir şey yapamamıştır.” şeklinde konuştu.
Filistin davası açısından insanlık cephesini tahkim etmek gerektiğini belirten Kurtulmuş, “Batıda yaşayan Müslüman kardeşlerimizden beklentimiz, bu insanlık cephesini çoğaltmanız, bunu tahkim etmeniz. Dini diyaneti, rengi, dili ne olursa olsun İsrail’de işlenen bu suçlara karşı olan, insanlığın vicdanının harekete geçirilmesini isteyen bu kitlelerle ilişkimizi artıracağız ve bunların sesinin daha fazla çıkması için bizler de elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız.” şeklinde konuştu.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Kanada’nın çeşitli bölgelerinden gelen imam ve kanaat önderini Türkiye’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, 21 Şubat-1 Mart tarihlerini kapsayan bu ziyaretlerin verimli geçtiğini söyledi.
Kanada İmamlar Konseyi Başkanı Refaat Mohamed Abdelhak Mohamed ise TBMM’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Mohamed, dünya çapında Müslüman alemi için çok büyük işler yapan ve yapmaya da devam eden Türkiye’nin, özellikle Gazze ve Filistinliler için büyük bir mücadele yürüttüğünü kaydetti.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kanada hükümeti arasında işbirliği olduğunu ve Kanada Diyanet Teşkilatının Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak için çalıştığını ifade eden Mohamed, Türkiye’yi kardeş ülke olarak gördüklerini, Türkiye’nin yol göstericiliğiyle Kanadalı Müslümanların selameti için pek çok işe imza atılabileceğini ifade etti.
Görüşmenin sonunda, TBMM Başkanı Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ve Kanadalı Müslüman kanaat önderleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Euromonitor araştırmasına göre 2023’te dünyanın en fazla yabancı ziyaretçi çeken şehirleri arasında İstanbul’un ilk sırada yer aldığını, Londra ve Dubai’den sonra Antalya’nın 4’üncü sırada geldiğini belirtti. 2023 yılında Antalya turizminin 16 milyon kişiye ulaşarak rekor kırdığını hatırlatan Başkan Bahar, “Tesislerimiz, doğal güzelliklerimiz, ören yerlerimiz ile küresel standartların üzerinde bir destinasyon olmamızın yanında, sürekli gelişim gösteren insan kaynağımız ile bu gücümüzü destekliyoruz” dedi.
“Nitelik önemli”
Euromonitor International Araştırma Şirketi’nin dünyada, sektörler, ülkeler ve tüketiciler ile ilgili global stratejik istihbarat sağlayan, önde gelen bağımsız kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, “Euromonitor’ün son olarak yaptığı araştırmada Antalya’nın, İstanbul, Londra ve Dubai’den sonra yabancılar tarafından ilgi gören şehir olduğu ortaya çıktı. Antalya sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gözbebeği. Turizm, Antalya ekonomisinin omurgasını oluşturuyor. Son yıllarda resort turizmi yanında spor ve sağlık turizmi alanında atılım içindeyiz. 2023 yılı turizm verilerine baktığımızda, nicelik kadar niteliğin de önemli olduğunu görüyoruz. 2024 hedeflerimizi belirlerken, sadece turist sayısı değil, gelen turistlerin kişi başı gecelik harcamasını artırmamız gerekiyor. Spor turizmi ve sağlık turizmi de bu hedefe ulaşmada bize katkı sağlayacak alanlardır” diye konuştu.
Spor ve sanatın önemi
Antalya’da gerçekleştirilen spor organizasyonları başta olmak üzere kültür ve sanat etkinliklerinin kentin dışa açılan penceresi olduğunu hatırlatan ATSO Başkanı Ali Bahar, “Son bir ay içinde üç büyük uluslararası spor organizasyonuna ev sahipliği yaptık. Odamız tarafından desteklenen, Tour of Antalya uluslararası bisiklet yarışı, bu ayın başında 16 ülkeden 25 takım ve 175 sporcunun katılımıyla beşinci kez Antalya’da gerçekleştirildi. Aynı şekilde Dünyanın en büyük bisiklet yarış serisi Cycling Races In Türkiye 2024 Winter Series Antalya’da düzenlendi ve başarıyla tamamlandı. Mart başında bu defa Türkiye’nin en büyük özel girişimli spor organizasyonu olan Uluslararası Runtalya Maratonu koşulacak. Antalya’mızın kültürel ve sportif alanda güçlenmesi iş dünyası olarak bizleri oldukça memnun ediyor” dedi.
Sağlık turizmi
Antalya’ya olan yabancı ilgisinin önemli nedenlerinden birinin de sağlık turizmi olduğunu belirten Başkan Ali Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sağlık turizmi için ‘marka olma’ yolunda adımlar attık. Antalya’nın dünya ölçeğinde tanınan prestijli sağlık turizmi destinasyonlarından biri olmasına yönelik olarak yürüttüğümüz ‘Vizyon-Strateji-Eylem’ projesi çalışmaları kapsamında geçtiğimi günlerde yurt dışından aracılar getirerek üyelerimizle buluşturduk. Bu alanda gidecek daha çok fazla yolumuz olduğuna inanıyorum. Sağlık turizmi bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Antalya iş dünyası olarak katma değeri yüksek alanlarda genişlemeyi sürdürüyoruz ve şu ana kadar bu alanda iyi bir yol kat ettik.”
“Türkiye’nin en hızlı büyüyen ili”
Antalya’nın 2021 ve 2022’de Türkiye’nin en hızlı büyüme gösteren ili olduğunu sözlerine ekleyen Bahar, “2024 turizm açısından daha iyi bir yıl olacak. Yabancı ziyaretçi sayısının 2 milyona yakın artışla 18 milyon kişiye ulaşmasını bekliyoruz. 2023’te dünyada en çok ziyaret edilen dördüncü şehir olduk ama mevcut büyümemizi sürdürebilirsek önümüzdeki yıllarda daha üst sıralarda yer alacağız” diye konuştu.
“Katma değere dönüştürülmeli”
“Turizmdeki gelişimimizi ülkemiz adına daha fazla katma değere dönüştürmek için Antalya’nın birtakım alanlarda desteklenmesi gerekiyor” diyerek sözlerini sürdüren Başkan Bahar, “Ancak giderek artan yerleşik nüfus, çevre kirliliği, artan trafik sıkıntısı, yolların ve toplu taşımanın yetersizliği gibi sorunları beraberinde getiriyor. Antalyalılar olarak kendi çalışmalarımızı yapıyoruz. Merkezi yönetime yönelik öneri ve beklentilerimizi ilgili Bakanlarımıza iletiyoruz. Antalya’nın gelişimi ve sorunları sadece Antalya’yı değil, bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor” şeklinde konuştu. – ANTALYA
]]>Şanlıurfa’da yılda 20 bin ton balık üretiliyor
Şanlıurfa’dan dünyaya balık ihracatı
ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Birecik, Bozova, Hilvan ve Siverek ilçesinde bulunan tesislerde üretilen 20 bin ton balık, dünyanın birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.
“20 yılda 80 kat büyüdük”
Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.
Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su ürünleri mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı.
]]>Atatürk Barajının Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi kıyısı ile Bozova, Hilvan ve Siverek ilçelerinde yaklaşık 40 tesiste üretilen 20 bin ton sazan, şabut ve somon balığı, başta Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor ayrıca dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak adlandırılan Şanlıurfa’da, balık üretimi de gün geçtikçe artıyor. Atatürk Baraj Gölünün Şanlıurfa’nın Bozova ve Hilvan ilçeleri ile Fırat Nehri kenarındaki Birecik ilçesinde yaklaşık 40 tesiste alabalık üretiliyor. Havzada üretilen yaklaşık 20 bin ton balık, başta Karadeniz bölgesi olmak üzere Türkiye’nin birçok iline gönderiliyor. Üretilen balıklar, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da birçok ülkesine ihraç ediliyor. Üretilen balıklarla, ülke ekonomisine yılda 100 milyon dolar destek sağlanıyor.
Birecik Balık Üretme Tesisinde incelemelerde bulunan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, tatlı su balık üretiminde, Şanlıurfa’nın Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sırada olduğunu söyledi. Aksoy, açıklamasının devamında, “Birecik havzamızda, Bozova ve Siverek’te dahil toplam yaklaşık 20 bin ton balık üretiyoruz. Ürettiğimiz bu balıkların yaklaşık olarak bize ihracatta katkısı 100 milyon dolar civarındadır. Türkiye’nin bu yıl ihracat rakamı 1 milyon 800 bin dolar civarındadır. Özellikle Cumhurbaşkanımızın tarımı stratejik alan ilan etmesinden bu tarafa, tarımın bütün sektörleri balıkçılık da buna dahil üretim noktasında çok müthiş bir ivme kazandı. Biz üretimin her kademesine destek veriyoruz. Özellikle balıkçılık ve su ürünleri genel müdürlüğümüz ve tarım bakanımızın büyük gayretiyle inşallah gelecek yıl bu rakamı biz 3 milyon doların üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. İç sulardaki Türk somunu dünya ile rekabet edebilecek şekilde burada üretiliyor. Sağlıklı ve doğru bir şekilde de soğuk zincirle ihraç ediliyor. Bunun için devletimizin teşvikleri devrede bütün üretim tesislerine bizim hem kısal kalkınma hem TKDK hem de Ziraat Bankası üzerinden yüzde 75’e yakın hibe destekleri var. Özellikle yavru üretimine büyük destek veriyoruz. Sadece Şanlıurfa’da biz geçen sene 33 milyon adet yavru balık ürettik ve bunları iç sulardaki GAP bölgesindeki 9 tane ilimize verdik. Bunda 33 milyon balığın yaklaşık 22 milyonu sazan balığı geriye kalan da şabut balığıydı. Şabut balığı da biliyorsunuz Fırat’ın korunan ve özel türlerinden bir tanesidir. Üretim merkezi Bozova ilçemizdedir. Türkiye’nin en büyük üretim istasyonu dünyada da ikinci sıradadır. İnşallah biz bunu da ari yumurta üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunacağız çünkü biz balık yumurtasını yurt dışından ithal ediyoruz. Büyük bir ithal kalemi, tarım bakanımızın bize bu konuda desteği var, sözü var. İnşallah bu işletmemizi de balık üretim merkezi olarak balıkçılarımızın hizmetine sunarsak üretim noktasında da Türkiye herhalde Norveç’ten sonra dünyadaki en önemli ülke olacaktır. Türk somonu noktasında bir yere gelmiş olacağız” dedi.
“20 yılda 80 kat büyüdük”
Aksoy, “Balıkçılık sektörü olarak son 20 yılda 80 kat büyüdük. Tabii devletimizin verdiği büyük teşviklerle oldu. Sadece iç sularda düşünmeyelim. Bunu kıyı balıkçılığı yapan denizlerde de balıkçılık yapan bütün balıkçılarımıza, teknelerin boylarını büyütme, ekipmanlarını yenileme, ağlarını yenileme ile ilgili devletimiz kredi verdi ve o balıkçılarımız da bu kredidedn çok faydalandılar. Türkiye balıkçılığı şu anda dünya ile rekabet edebilecek bir noktadadır. Şanlıurfa özeline gelecek olursak işte siz de işletmeleri görüyorsunuz. Şu anda çok yüksek bir noktadayız buradaki işletmelerimizin tamamı devlet desteğini bir şekilde almış ve devlet desteği ile devam eden işletmelerimizdir. Devlet sadece para vermiyor, bilgi veriyor, yer veriyor, alan veriyor. Son 20 yılda yaklaşık bin 38 tane büyük baraj yaptık. Hem sulamada bunları kullanıyoruz, hem içme suyunda kullanıyoruz hem de kullandığımız bu yeni barajları balık üretim istasyonları ve balık üretim merkezleri olarak kullanıyoruz. Özellikle gıdanın stratejik olarak bu kadar kıymetli olduğu bir zamanda yani şu stratejik dönemde balığı da biz milletimizin beslenmesi için bir stok olarak görüyoruz. İhracat noktasında da şu anda 33 ülkeye ihracat yapıyoruz ama şu anda Türk somununu, Rusya birinci alıcısı diğer ülkelere de satıyoruz” şeklinde konuştu.
Birecik-Fırat Balık üretme tesisi yöneticisi Su Ürünleri Mühendisi Hayri Aksoy, “Son 10 yılda sektörün gelişmesi ile havzamızın devlet desteği ve projeleri ile yetiştirici sayısı arttı ve kapasitemiz de artırıldı. Havzada Türk somunu üretimi yapılmakta bu da yaklaşık olarak 20 bin ton civarına çıktı. Türk somunu iç piyasaya çok düşük miktarda gidiyor. Dünya üzerinde balık tüketiminde çok geride bir ülkeyiz onun için ürettiğimiz balığı daha çok yurt dışına ihraç ediyoruz. Türk somunun birinci kalem Rusya ve Avrupa ülkeleri var” ifadelerini kullandı. – ŞANLIURFA
]]>Fransa’nın başkenti Paris’ten kalkan uçakla İstanbul Havalimanı’na gelen ay-yıldızlı kafile, federasyon yetkilileri ve aileleri tarafından çiçeklerle karşılandı.
Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Başkanı Birol Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli sporcuların bir tarih daha yazdığını belirterek “Dünya rekoru kırarak altın madalya aldılar. İlk kez milli takımımıza katılan Aysel sporcumuz, 400 metrede rekor kırarak altın madalyanın sahibi oldu. Bütün dünya ayakta alkışladı. 18 madalyayla Türkiye’ye döndük. Tarihi bir başarı kazandık.” ifadelerini kullandı.
Elde edilen başarıdan dolayı çok mutlu olduğunu aktaran Birol Aydın, “Yıllar önce evlere kapatılan, bir şey yapamaz denen çocukların antrenörler, aile ve devletin kucaklaşmasıyla neler başarabildiğini, Aysel, Fatma Damla, Esra gibi sporcular Fransa’dan göstermiş oldu. Şırnak’taki anneye de Elazığ’daki babaya da Ankara’daki anneye de şunu söylüyoruz; ‘biz sporla engelleri aşıyoruz.” diye konuştu.
Devletin sporculara bütün imkanları sağlamasıyla bu başarının geldiğini vurgulayan Birol Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En büyük destekçimiz olarak bütün madalyaları, bütün sporcularım adına Sayın Cumhurbaşkanıma hediye ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanı bütün kafiledeki sporcuları tek tek tanıyor. Aysel’in dünya rekoru kırarak aldığı madalya, ülkemizde engelli sporlarına ne kadar önem verildiğini gösteriyor. Biz çok güçlü bir ekibiz. Engelleri sporla aşıyoruz. Bizde ümitsizlik asla yok. Buradan Şırnak’taki anneye sesleniyorum; ‘sen de çocuğunu spora gönder.’ Onlar da bir gün rekorlar kıracak. Bu başarıya inanmıştık ama rekorlarla altın madalyanın geleceğini biz de bilmiyorduk. Gençlik ve Spor Bakanımıza teşekkür ederiz. Altın madalyamızı Sayın Cumhurbaşkanımıza götüreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın desteklerine bütün aileler ve camiam adına teşekkür ediyorum.”
Hedefleri hakkında da konuşan Birol Aydın, “Bundan sonra 2024 Paris Paralimpik Oyunları’nda masa tenisi ve atletizmde Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kardeşlerim o madalyayı kazanacak. O madalyayı Türk milletine armağan edeceğiz. Bütün ekibime teşekkür ediyorum. Bundan sonra özel sporcular, Türk milletinin gururu olmaya devam edecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
Dünya rekoru kırarak 400 metrede birinci olan Aysel Önder de “Çok mutluyum. Avrupa’da, dünyada nerede olursa olsun ülkemizi temsil etmeye devam edeceğim. Söz konusu bizim ülkemiz. Antrenörüm Damla hocaya bana verdiği emekler için teşekkür ederim. Cumhurbaşkanımıza, başkanlarıma, emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” şeklinde konuştu.
Üç madalya kazanan milli sporcu Fatma Damla Altın ise “Takım halinde dünya şampiyonu olduk. Ülkemize bunun mutluluğuyla döndüm. Başkanımıza ve antrenörüme çok teşekkür ederim.” yorumunu yaptı.
Gülle atmada bronz madalya kazanan Muhammet Atıcı, “Başkanıma çok teşekkür ederim. Dünya üçüncüsü oldum. 2024 olimpiyatlarında da madalya alacağıma inanıyorum.” diye konuştu.
Şampiyonada 4 madalya kazanma başarısı gösteren Mustafa Yıldırım ise “Başkanıma ve hocalarıma teşekkür ediyorum. Çok emekleri var bende. Azimle çalıştık ve sırıkla atlamada dünya birincisi olduk. Bunu Türkiye’de ilk kez yapan ben oldum. Olimpiyatları da inşallah garantileyeceğim. Cumhurbaşkanımıza ve federasyon başkanı Birol Aydın’a destekleri için teşekkür ederim.” değerlendirmesinde bulundu.
İki dünya rekoru ve 18 madalya
Milli takım, iki dünya rekoru kırdığı şampiyonada 4 altın, 9 gümüş ve 5 bronz olmak üzere 18 madalya kazandı.
Aysel Önder, Esra Bayrak, Fatma Damla Altın ve Reyhan Taşdelen’den oluşan kadınlar 4×200 metre bayrak takımı, dünya rekoru kırarak altın madalyaya ulaştı.
Kadınlar 4×400 metre bayrak yarışında da Fatma Damla Altın, Aysel Önder, Reyhan Taşdelen ve Eda Yıldırım’ın yer aldığı milli takım, gümüş madalya elde etti.
Aysel Önder, 400 metrede dünya rekoru kırarak altın ve 200 metrede gümüş, Reyhan Taşdelen de 800 metre ve 60 metre engellide gümüş, 200 metrede ise bronz madalya aldı.
Fatma Damla Altın, pentatlonda altın, uzun atlamada gümüş ve yüksek atlamada bronz, Esra Bayrak ise 60 metre ve üç adım atlamada gümüş, uzun atlamada bronz madalyanın sahibi oldu.
Mustafa Yıldırım, sırıkla atlamada altın, 60 metre engelli ve 5 bin metre yürüyüşte gümüş, pentatlonda bronz, Muhammet Atıcı ise gülle atmada bronz madalyayı boynuna taktı.
]]>Bakan Kacır, konuşmasında katılımcılara hitaben dünyanın hızla değişen dinamiklerine ve bu değişimin uluslararası düzen üzerindeki etkilerine dikkat çekerek başladı. Teknoloji, inovasyon ve girişimcilikte atılan adımların, küresel rekabette öncü rol oynamak için elzem olduğunu vurguladı.
Dünya genelinde yaşanan değişim ve dönüşüm sürecine vurgu yaparak konuşmasına devam eden Bakan, teknoloji ve inovasyon odaklı ülkelerin küresel düzeni yeniden şekillendirdiğini belirtti. Ülkenin teknoloji geliştirme, inovasyon ve girişimcilik altyapısını güçlendirmeye yönelik kararlı adımlar atıldığını vurguladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır şunları söyledi:
” Dünya büyük bir değişim yaşıyor. Uluslararası düzen; dönüşümün neden olduğu sınamalara bilgi ve yenilikçilik odağında cevap üretebilen ülkeler tarafından yeniden şekillendiriliyor. Teknoloji geliştirme, inovasyon ve girişimcilik altyapısını güçlendiren ülkeler küresel rekabetin öncüleri haline geliyor.
İşte bu nedenle, teknoloji ve inovasyon ekosistemimize güç katacak adımları kararlılıkla atıyoruz. Ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine çıkarma çabamızda bizlere güç çarpanı olacak dev bir Ar-Ge, inovasyon ve yenilikçilik ekosistemi inşa ediyoruz.
Girişimcilik kültürümüzü yediden yetmişe yayıyor, destek mekanizmalarımızla, kurduğumuz altyapılarla girişimcilerimizin ürüne, üründen pazara yolculuğunu hızlandırıyoruz. Sadece 4 yılda ülkemizden çıkan 7 Turcorn ve robotikten sağlığa, finansal teknolojiden yapay zekaya sayısız başarı hikayesi, ülkemizin teknoparklarıyla, kuluçka merkezleriyle, TEKMER’leriyle, girişim sermayeleriyle, hızlandırıcı programlarıyla teknoloji girişimciliğinde bir marka olduğunun ispatı niteliğindedir.
Bizler için bu başarılar, yalnızca buzdağının görünen yüzünü temsil ediyor. Biliyor ve inanıyoruz ki ülkemizin en kıymetli hazinesi insan kaynağımıza yatırım yapmaya devam edersek, girişimlerimizi finansman kaynaklarıyla, nitelikli altyapı ve programlarla buluşturursak 2030 yılında 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimciliği hedefini gerçeğe dönüştüreceğiz.
İşte bu anlayışla, TEKNOFEST’le gençlerimizin hayallerinin peşinden koşmasına fırsat sunuyor ve fikirlerini girişimlere dönüştürmelerini teşvik ediyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında; İstanbul, Ankara ve İzmir’de dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’i gerçekleştirdik.
Takeoff Uluslararası Girişimcilik Zirvesi ve TEKNOFEST bünyesinde ilk kez geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz Girişim Yarışmalarıyla gençlerimizin yanlarında yer aldık. Tech-InvesTR programı, Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu başta olmak üzere farklı fonların fonu ve eş finansman mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişimcilerimiz için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz.
Turcorn 100 programımızla da unicorn adayı başarılı teknoloji girişimlerimizin küresel pazarlara açılarak daha hızlı ölçeklenmesi için destekler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde ülkemiz girişimcilik ekosisteminin ve bu ekosistemin kalbi konumundaki İstanbul’un marka değerini artıran çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz.
İstanbul’u teknoloji girişimlerinin global buluşma noktasına dönüştürerek girişimcilikte dünyanın ilk 20 merkezinden biri haline getireceğiz. Yakın zamanda yürürlüğe alacağımız Tech Visa da bu amaç için tasarladığımız bir program. Program ile teknoloji alanında kritik uzmanlıklara sahip yetenekler ile yenilikçi iş modelleri ve teknolojiye dayalı çalışmaları olan uluslararası teknoloji girişimlerini ülkemize davet edeceğiz.
Özellikle dost ve kardeş ülkelerden, gönül coğrafyamızdan girişimcileri, Türkiye teknoloji ekosisteminin sunduğu fırsatlar ve avantajlarla buluşturacağız. Yine İslam coğrafyasıyla birlikte tüm gönül coğrafyamızın gençlerine girişimcilik dünyasının kapılarını aralayacağız. Coğrafyamız sahip olduğu düşünce zenginliği ve bilimsel kapasite ve öncü şahsiyetlerimizle insanlık tarihinde silinmez izler bıraktı.”
]]>Yılmaz, İzmir programı kapsamında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Dimes Fabrikası ve Beymetal Alüminyum-Linea Rossa üretim tesislerini ziyaret etti.
Daha sonra Alsancak Gençlik Merkezi’nde “Gençlerle Buluşma” programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda gençlere yönelik her alanda çok önemli adımlar atıldığını söyledi.
Eğitime büyük yatırım yaptıklarını ifade eden Yılmaz, eğitimde fırsat eşitliği sağlandığını anlattı.
Yılmaz, yüz binlerce derslik yaptıklarını ve çok sayıda öğretmeni istihdam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bugün eğitimde farklı bir yerdeyiz. 81 ilde üniversite açtık, şu anda 200’ün üzerinde üniversitemiz var. Artık erişim problemi büyük oranda çözülmüş durumda. Yurtlar yaptık. Şu anda 1 milyona yakın yurt kapasitemiz var. Bu sene duydunuz mu bir şikayet? Dünyada öğrenci sayısına oranla en fazla yurt inşa eden ülkelerden biri Türkiye. Yine Cumhurbaşkanımız çok tarihi bir adım attı. Üniversiteler paralıydı biliyorsunuz. Belli bir ücret ödeniyordu. Dünyada da birçok ülke bu durumda. Bunu kaldırdı Cumhurbaşkanımız, artık paralı eğitimden parasız eğitime geçirmiş oldu. Burslar, krediler, hem sayı olarak hem de miktar olarak çok çok arttırıldı. İşte bütün bu adımlarla eğitimde özellikle gençlerimizin yetişmesinde çok farklı bir yere gelmiş bulunuyoruz.”
-“Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin istihdam edilmesiyle ilgili de önemli işler gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, istihdamın ekonomideki büyümeyle sağlandığının altını çizdi.
Ekonominin gelişmesi için de siyasi istikrar gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, “Son 20 yılda biz dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdük, istikrarlı, güçlü bir yönetim sayesinde. Bazen eleştiriyorlar bizi, olabilir ama başarıyı neye göre ölçeceğiz? Dünyayla mukayese edeceğiz değil mi? Son 20 yılda dünya ortalama yüzde 3,6 büyüdü, bütün dünyanın ortalamasını söylüyorum. Biz ne kadar büyümüşüz? 5,4. Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz. Bir zamanlar toplam istihdamımız 19 milyonmuş, şimdi 32 milyonu geçtik. Bakın 13 milyonu aşan bir istihdam oluşturmuşuz bu dönemde. Buna da devam ediyoruz. Sadece bu makro politikalarla değil, daha özel teşviklerle de genç istihdamını destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, istihdamda gençler ve kadınlar için pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurgulayarak, gençlerin siyasette etkin olması noktasında gerçekleştirdikleri reformları anlattı.
Katılım anlamında sadece siyasette değil, kültürel, sanatsal, sportif faaliyetleri de desteklediklerini belirten Cevdet Yılmaz, “Gençlerimiz kötü alışkanlıklardan, bağımlılıklardan uzak dursun diye elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Ama bir taraftan da özgür düşünen, eleştiren, kendini iyi ifade eden, öz güveni olan, dünyayla rekabet edebilecek bir gençliğimiz olsun istiyoruz ve bunun için gayret sarf ediyoruz.” dedi.
Yılmaz, AK Parti’nin gençlerin partisi olduğunu, bunu da icraatlarıyla ortaya koyduklarını ifade etti.
Her zaman değişimci olduklarını dile getiren Yılmaz, statükocuların gençlerin partisi olamayacağını söyledi.
Yılmaz, Cumhuriyet’in yüzyılının geride bırakıldığını, önemli bir birikim bulunduğunu kaydederek, bu mirası temel alarak geleceğe baktıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın gençlerin yüzyılı olacağını belirtti.
Cevdet Yılmaz, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz programın ardından İzmir Valiliğini ziyaret etti. Yılmaz’ı Valilik önünde, programları dolayısıyla kentte bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ karşıladı.
]]>TRT World Araştırma Merkezi’nde Tarek Cherkaoui’nin moderatörlüğünü yaptığı oturumda Filistin’in İngiltere’deki Misyonunun Başkanı Büyükelçi Hüsam Zomlot, yazar ve insan hakları aktivisti Miko Peled ve İsrail Konut Yıkımları Karşıtı Kurul Direktörü Jeff Halper konuşmacı olarak yer aldı.
“Tanık olduğumuz şey küresel dünya için bir dönüm noktasıdır”
Panele çevrim içi olarak katılan Filistin’in İngiltere’deki Misyonunun Başkanı Büyükelçi Zomlot, “Filistin’deki vaziyet korkunç, her anlamda korkunç. Halkımıza yönelik bir soykırımla karşı karşıyayız. Benden öncelikli olarak meselenin uluslararası boyutu hakkında konuşmam istendi. Sembolik olarak ne kadar önemli olurlarsa olsunlar, yapısal olarak anlamlı ve doğrudan bir müdahalede bulunmaktan aciz bir dünya ve küresel kurumlar gerçeğiyle karşı karşıyayız. Filistin, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın başarısızlıklarına ve eksikliklerine ışık tutmaktadır. Benim inancım odur ki tanık olduğumuz şey küresel dünya için bir dönüm noktasıdır.” ifadelerini kullandı.
Filistin’de yaşananların küresel sistemin ahlaki temellerinin sınanması olduğunu söyleyen Zomlot, bu sınamanın başarısız bir şekilde devam etmesi durumunda kimsenin uluslararası araçlara inanmadığı bir dünyada, daha derin bölünmelere tanık olunacağını işaret etti.
Zomlot, İsrail’in 76 yıl önce yaptığının aynısını yaparak Gazze’yi boşaltma planı çerçevesinde hareket ettiğini, bunun için on binlerce insanı öldürdüğünü, 1,7 milyon insanı yerinden ettiğini, Gazze Şeridi’nin alt yapısını tamamıyla tahrip ettiğini, açlığın ve bulaşıcı hastalıkların her geçen gün daha fazla yayıldığını anlattı.
Uluslararası hukuktaki tüm savaş suçlarının işlendiğinin ve tüm dünyanın telefonlarından, ekranlarından, bilgisayarlarından canlı olarak izlediğinin, Uluslararası Adalet Divanı (UAD) kararına rağmen devam eden bir soykırım olduğunun altını çizen Zomlot, ABD’nin istese bunu anında durdurabileceğini, diğerlerinin ise ABD öne geçmeden bunu yapmaya cesaret edemediği bir uluslararası sistemin hakim olduğunu dile getirdi.
Zomlot, şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası sistem çalışmıyor, işe yaramıyor. Artık uluslararası bir sistemden söz edemiyoruz. Bu sadece dünyanın en güçlü ülkeleri ve onların emirleri çerçevesinde kullanılabilen ve istismar edilebilen bir yapıdır. Bu nedenle sadece ülkeler tarafından değil, özel çıkar grupları tarafından da suiistimal edilmeye açıktır. ABD gibi ülkelerin içinde de çok özel çıkar grupları var. Eğer bu özel çıkar grupları, bir avuç güçlü insan, ülkedeki güç mekanizmalarını ele geçirebiliyorsa uluslararası bir sistemimiz yok demektir. Eğer durum buysa ne anlamı var? Uluslararası kuralların anlamı nedir?”
Aslında Filistin meselesinin hiç de karışık olmadığını ve üzerine konsensüsün oluştuğu bir konu olduğunu belirten Zomlot, herkesin bağımsız bir Filistin devletine ihtiyaç olduğunun farkında olduğunu ama çözüm üretilemediğine dikkati çekti.
“Kınamaları kınanması gereken yerlere saklayın”
Yazar ve insan hakları aktivisti Miko Peled, ayrımcılığa, diktatörlüğe ve işgale karşı savaşanların kahramanlıklarını duyarak büyüdüğünü, fakat söz konusu Filistinliler olana kadar hiçbir zaman direnişçilerin kınandığını görmediğini kaydetti.
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Filistinlileri kınayanlara seslenen Peled, “Kınama ihtiyacına saplanıp kalmak yerine, insanları öncelikle başlarını öne eğmeye davet ediyorum. Filistin halkının ilk kez değil, belki de çok uzun zamandır görmediğimiz kadar büyük bir cesaret ve fedakarlık göstermesi karşısında başlarını öne eğmeye davet ediyorum. Kınamaları kınanması gereken yerlere saklayın, 75 yıldır devam eden bir soykırımı kınayın, 75 yıldır devam eden bir apartheid rejimi kınayın, bir etnik temizlik kampanyasını kınayın.” diye konuştu.
Peled, “Kınama şiddetin kaynağına, ırkçılığın kaynağına yönelmelidir. Bu da İsrail devleti, siyonist hareket, siyonistler ve dünyanın dört bir yanındaki İsrail destekçileridir.” şeklinde konuştu.
Öldürdükleri Filistinlilerin, işledikleri insan hakları ihlallerinin, sebep oldukları yıkımın listesinin İsrailliler tarafından bir başarı listesi olarak görüldüğünü aktaran Peled, sebep oldukları durumdan sadece İsrailli devlet yetkililerinin ve askerlerin değil, İsrail halkının da memnuniyet duyduğuna işaret etti.
Peled, “Dünyanın en fakir ve en mazlum bölgelerinden birinden gelen küçük bir grup adanmış savaşçı, İsrail devletinde işlevsizlik ve kaos oluşturmayı başardı.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in bu sebeple savunmasız insanları hedef aldığını belirten Peled, bunu “meşru müdafaa” ile açıklamaya çalışmanın tamamen “saçmalık” olduğunu vurguladı.
Peled, Filistin’de barış için tek seçeneğin “nehirden denize özgür Filistin” devletinin kurulmasından geçtiğini kaydetti.
“Bütün çatışma Filistinlileri yok etme durumuna kilitleniyor”
İsrail Konut Yıkımları Karşıtı Kurul Direktörü Halper, “Soykırımla yüzleştiğimizde hepimiz içimizde bir şeyler hissediyoruz ama aynı zamanda bu konferans, en başta da vurgulandığı gibi, gelecekle ilgili. Başka bir deyişle, olanları görmezden gelemeyiz, yanından geçip gidemeyiz ama aynı zamanda gözlerimizi gelecekten de ayırmamalıyız.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesinin nihai olarak siyasi çözüme kavuşturulması gereken bir mesele olduğuna vurgu yapan Halper, İsrail Konut Yıkımları Karşıtı Kurul olarak sorunun çözümüne ilişkin bir siyasi program oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.
Halper, Filistin’in özgür Filistin devleti kurulduğunda da 1948’deki ya da 1918’deki haline geri dönmeyeceğini, neticede miras olarak kalacak bir yerleşimci-sömürgeci gerçekliği olduğunu ve eğer tek bir Filistin devleti kurulsa dahi yüzde 40’ını İsrailli Yahudilerin oluşturacağını aktardı.
Yerleşimci sömürgeciliğin önemli bir kavram olduğunu ifade eden Halper, “Bu bir sömürge sistemidir. Siyonist hareketin niyeti, geri dönmek ve miraslarını almak. Bunun için kaç mülteci geri gelebilir; diğerlerinin özgürlüğüne ve kültürel yaşamlarına ne tür sınırlamalar getirebilirler? Başka bir deyişle, bütün çatışma Filistinlileri yok etme durumuna kilitleniyor.” dedi.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen toplantıda iş dünyasıyla bir araya geldi. Burada Türkiye ekonomisine yönelik son durum hakkında bilgiler paylaşan Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik büyümede Avrupa’nın da önünde olduğunun altını çizdi. Yılmaz, “Dünyada malum zor bir dönem yaşanıyor. Ticaretteki artış hızı tarihi ortalamaların altında. Diğer taraftan tarihimizin en büyük afetlerinden birini yaşadık. En büyük afetini yaşadık aslında geçen yıl. Tekrar Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz bütün kaybettiğimiz canlarımız için. Depremin yaralarını sardığımız bir dönem. Bir yandan da gerek kuzeyimizde gerek güneyimizde çok farklı jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bütün bunlara rağmen büyümemizi, ekonomik gelişmemizi devam ettiriyoruz. Türkiye ekonomisi 2022’de 5,5 büyümüştü. Son 20 ortalamamıza baktığımızda 5,4. Dünya 3,6 büyürken biz yıllık ortalama 5,4 büyümüşüz. Dünyanın 1,8 puan üstündeyiz. İlk üç çeyrek yani ilk 9 ay yüzde 4,7 büyüme kaydetti Türkiye ekonomisi. Dünya yüzde 3 civarında bir ülke. Yine dünya ortalamasının oldukça üzerinde bir büyüme performansımız var. Son çeyrekte yüzde 3,7 dahi büyüsek orta vadeli programımızdaki hedefimiz olan dört nokta dördü yakalayacağımızı düşünüyoruz” dedi.
“1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz”
Ekonominin 2023 yılında 1 trilyon dolar seviyesini geçtiğini söyleyen Yılmaz, “İlk defa bu geçen 2023’te 1 trilyon dolar seviyesini geçti ekonomimiz. Bunun geçtiğini artık görüyoruz ama tam rakamı yine ay sonunda göreceğiz. 1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz. Kişi başına gelirimizin de 2022 10 bin 600 dolarlar seviyesinden 13 bin dolara yakın bir seviyeye geleceğini düşünüyoruz. Şu anki tahminlerimiz bu yönde. Ay sonunda bunu daha net bir şekilde görmüş olacağız. Reel ekonomide son derece iyi bir performans sergiliyoruz ama enflasyon dünyada da bizde de temel öncelik, temel mesele. Bir taraftan tabii resesyona düşmeden, büyümeyi tamamen etmeden enflasyonu düşürmek. Ana gündemimiz bu. Fiyat istikrarı enflasyonla mücadele. Vatandaşımızın da önceliği bizim de önceliğimiz. Dolayısıyla son dönemdeki programlarımızı buna odaklamış durumdayız. Geçen yıl yüzde 64,27 gerçekleşti. OVP’de 65 diye tahmin etmiştik. Bir miktar altında gerçekleşti. Bu yıl ocak ayında biraz yükseliş var. Bunu geçici olarak görüyoruz. Ocak ayları genelde yıllık fiyat ayarlamalarının yapıldığı diğer bir takım ücret ve fiyat ayarlamalarından dolayı 6,7 gibi geldi. Bundan sonraki aylarda kademeli bir şekilde düşmesini bekliyoruz. Özellikle yıl ortasından itibaren daha belirgin bir düşüşü göreceğimizi düşünüyoruz. enflasyonda bunun için gerekli planlarımızı, programlarımızı yapmış durumdayız. Bir taraftan para politikalarımız, bir taraftan maliye politikalarımız, yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşürme gayreti içindeyiz. Bunun da özünün şu oluşturuyor. İç tasarruf oranlarımızı arttırmak tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Kaynaklarımızı tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin önünü oluşturuyor. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz. Bir taraftan da cari dengemizi iyileştirme gayreti içindeyiz. Geçen yılın ortalarında 60 milyar dolarlara kadar çıkmıştı cari açık. 2023 yılını 45,2 milyar dolarla kapattık. Yani oldukça önemli bir iyileşme var cari açıkta” ifadelerini kullandı.
“Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var”
Hizmet sektöründe Türkiye olarak başarılı bir performans sergilendiğini söyleyen Yılmaz, “Hizmet ticaretinde daha iyiyiz. Hizmetlerde geldiğimiz noktaya baktığımız zaman 100 milyar dolar seviyelerine gelen bir hizmet gelirimiz söz konusu. Bunun için de tabii en ağırlıklı olan turizm gelirleri. Turizm gelirimiz 2023’te 54,3 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var. İnşallah bunu da gerçekleştireceğiz. Bu rakamı az önce bahsettiğim bütün o olumsuzluklara, jeopolitik gelişmelere rağmen başardık. Kişi başı gecelemelerdeki getirinin de arttığını görüyoruz. Bu da olumlu. Yani sadece turist sayısı artmıyor. Turist başına katma değer de yükseliyor” diye konuştu.
“İhracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl”
Dünyadaki talep şartlarının olumsuzluğuna rağmen ihracatta başarıyı yakaladıklarını söyleyen Yılmaz, “Sermaye hareketlerine baktığımız zaman. Sermaye hareketlerinde de 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden. 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep şartları olumsuz olduğu halde birçok sıkıntılar yaşandığı halde özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk, bir hareket olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece” dedi.
“Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim”
Dış ticaret dengesinde iyileşmenin devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, “Ocak ayında da ihracatın yüzde 3,6 arttığını görüyoruz bu yılın ocak ayında. İthalatın ise yüzde 26,2 azaldığını görüyoruz. Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim. Biraz geçen yıl ticaretimizde altın ithalatının fazla olduğunu görüyoruz. Bu cari açıkta da önemli bir paya sahip. Bu yıl burada da bir yavaşlamaya bekliyoruz. İş gücü piyasalarına baktığımızda, istihdama baktığımızda en son aralık verisi açıklandı biliyorsunuz. Yüzde 8,8 aylık bazda. Yıllık veriyi yani hesaplamak biraz zaman alıyor. Henüz belli değil. Ama aralıkta gelen bu rakamla birlikte şunu artık rahatlıkla söyleyebiliyoruz. 2023 yılını tek haneli bir işsizlikle kapatmış olduk. 32 milyonu ilk defa aştı istihdamımız. İyi bir performans sergiliyoruz yine istihdamda. OVP’de 10,1 olacak demiştik. Burada pozitif bir şey var. Tek haneye düşmüş oldu. Ocak ayında da yine istihdam üretmeye devam ediyor ekonomimiz. Katılım oranı da yükseldi, 53,5’e çıktı. Kadın ve genç işsizliğinde azalma var. Özellikle genç işsizliğinde yıllık bazda 4 puanlık düşüş bizim için son derece sevindirici” diye konuştu.
Merkez bankası rezervlerinin güçlendiğini belirten Yılmaz, “Merkez Bankamızın rezervleri güçlendi. Geçen yılın ortalarında 198,5 milyar dolarlardayken bugün 134 milyar doların üzerinde bunun da daha üzerindeydi. Son dön emde bir miktar bir azalma var ama yine artmaya devam edecek inşallah rezervlerimiz. Bu rezervlerle ilgili KKM dediğimiz kur korumalı mevduatın çözülme süreci de etkili oluyor burada. Ocak ayında biraz daha yüksekti bu çözülme. KKM’de de önemli bir azalış olduğunu ifade etmek isterim. En yükseldiği dönem ağustos 2023 3,4 trilyona yükselmişti. 16 şubat itibariyle 2 trilyon 343 milyara düşmüş durumda yani 1 trilyonu aşan bir azalış söz konusu. Yaklaşık 50 milyar dolar burada bir düşüş söz konusu. Bunu da finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan aşamalı bir şekilde, dikkatli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bir taraf bu çözümler süreci devam ediyor” dedi.
Son 20 yılda en önem verdikleri konunun bütçe disiplini olduğunu belirten Yılmaz, “Bütçe disiplini anlamında da kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Son 20 yılın en önemli özelliklerinden biri nedir derseniz bütçe disiplinine verilen önemdir. Gerçekten bu konuda Cumhurbaşkanımız son derece titiz bir yaklaşım sergiledi. Avrupa’dan birçok ülkeden çok daha iyi bir performans sergiledik son 20 yılda. Geldiğimiz noktada bir miktar bütçe açığımızda artış var. Onun da temel sebebi deprem depreme yaptığımız harca Geçen yıl OVP’de bütçe açığının milli gelire oranını 6,4 diye tahmin etmiştik. Gerçekleşme bundan çok daha iyi oldu doğrusu. 5,4 gerçekleşti. Yani düşündüğümüzden daha düşük bir bütçe açığıyla kapattık. Bu 5,4’ün 3,8 puanı sadece deprem harcamalarından kaynaklanıyor. Geriye kalan sadece 1,6’sı normal diyelim bütçe açığı. Bu da master kriteri denen Avrupa Birliği’nin en fazla yüzde 3 olmalı kriterinin oldukça altında. Dolayısıyla bütçede de disiplinli bir şekilde devam ediyoruz. Bu sene yine depreme önemli bir kaynak ayırmış durumdayız. 1 trilyonun üzerinde bütçemizde gerek deprem yaralarının sarılması, gerekse şehirlerimizin afetlere, depreme daha hazırlıklı hale getirilmesi noktasında yatırımlarımız var. Bunlar bütçe açısından yapısal bozulma oluşturmayan açıklardır. Çünkü belli bir süre bu harcamaları yaparsınız. Sonra devam edersiniz yolunuza. Dolayısıyla bunlar yapısal bozulma oluşturmazlar. Bir de şunun altını çizmek lazım. Deprem harcamaları yatırım niteliğinde harcamalar sonuçta ülkemizi geleceğe daha güvenli daha dirençli şehirlerle hazırlayan harcamalar. Bunlar konusunda gerekli adımları atıyoruz. Depremle ilgili hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Konutları teslim etmeye başladık biliyorsunuz ama sadece konutlardan ibaret değil. Bir taraftan kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Diğer yandan altyapıyı tamir ediyoruz. İşte yolu, suyu, doğal gazı, eğitim, sağlık tesisleri. Bunları tamir ediyoruz. Diğer taraftan da ekonomik sosyal hayatı canlandırıcı harcamalar yapıyoruz. Sanayinin, tarımın, istihdamın artması için gayret ediyoruz. Bunu da devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuşmasının ardından iş dünyasıyla basına kapalı toplantısına devam etti.
Toplantıya Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç Arınç, MOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Türek, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti MKYK Üyesi Doç. Dr. Ayşe Nevin Sert, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi katıldı. – MANİSA
]]>Gezeravcı, Selçuk Üniversitesi Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, öğrencilerle birlikte olmaktan büyük heyecan duyduğunu ifade etti.
Uzay yolculuğunun başladığı günlere ilişkin anısını paylaşan Gezeravcı, “Çok şükür devletimizin güçlü iradesiyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yıllardır mahrum kaldığımız ama fazlasıyla hak ettiğimiz uzaydaki yerimizi adım adım almaya başladık. Yüz yıllık tarihimizde bu alanda herhangi bir tecrübe imkanı bulamamış olmamıza rağmen insanlı uzay görevlerinde ilk defa gittiğimiz ve vatanımızda insanımızın tecrübelerinden faydalanma imkanımızın olmadığı bir alanda alnımızın akıyla hedef koyduğumuz bütün deneyleri, bütün hedefleri gerçekleştirerek, çok şükür hakkını vererek bu görevi tamamlayıp ülkemize döndük.” diye konuştu.
Ayağının tozuyla sonrasındaki çalışmalara hazırlık talimatı almış
Gezeravcı, bilim misyonları sonuç aşamalarının tahlil ve analiz sürecinin devam ettiğini vurgulayarak, “Yıllardır fazlasıyla hak ettiğimiz, bünyemizde bulunan potansiyel gücümüzü tetikleyecek, özgüvenimizin ayağa kaldırmasına vesile olması açısından artık tereddütsüz, kuşkusuz istediğiniz şekilde yürüme şansınız var. 19 Ocak’ta başlattığımız görevi 9 Şubat tarihinde tamamladık. 3 gün sonrasında Türkiye’ye ulaştık. Daha bir haftası geçmeden ayağımız tozuyla girdiğimiz ilk toplantıda verilen talimat, bir an önce bundan sonra yapılacak görevlerin de planlaması yönünde işlem adımlarına başlamamız yönünde oldu.” ifadelerini kullandı.
“Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor”
Gezeravcı, bir öğrencinin, uzay yolculuğu sürecinde yaşadıklarını sorması üzerine, “Atmosfere geliş aşaması, dönüş kısmındaki en riskli bölüm. Gidişte de fırlatma gerçekleştikten sonra maksimum dinamik basıncın yakalandığı bir nokta var. En kritik bölümü teşkil ediyor. Roketin üzerinde yanma ve hızlı katediş ve farklı reaksiyonların gerçekleşmesi neticesinde, üzerine gelen fiziksel şartların maksimum seviyeye ulaştığı an. Yaklaşık 3 ila 55 kilometre arasında bir kısım var. ‘Kara delik var mı, gördünüz mü’ diye soruluyor. Eğer tabire karşılık edecek bir şey varsa orası bir kara delik. Bu bölüm kontrolsüz bir bölüm. Hiç kimsenin oraya müdahale etmeye gücü yetmiyor. Kontrollü bir şekilde giriyorsunuz. Kontrolsüz bir bölgenin içinden geçiyorsunuz. O alan içerisine girdiğiniz andan itibaren her türlü dışarıdan iletişim kesiliyor. Hiçbir komut alamıyor, iletişim kurulamıyor.” diye cevap verdi.
Kapsülden kendi çıkmak istemiş
Dünyaya ayak bastığında yaşadıklarına ilişkin Gezeravcı, “Kapsülün dışına çıkmak için normalde iki kişi eşlik ediyor. Diğer iki arkadaşımız onların eşliğinde alındıktan sonra sıra bana geldiğinde, ‘Müdahale etmeyin. kendim çıkmak istiyorum’ dedim. Önce biraz tereddüt ettiler. Rahat bir şekilde çıktığımı gördüler. Dışarıda iki doktorumuz karşıladı.” dedi.
Gezeravcı, astronotluğun zorlu taraflarının sorulmasına ise her mesleğin kolay veya zorlu yanları olduğunu söyledi.
Her meslek dalının biraz daha emek sarf edilmesi gereken yerleri olduğuna işaret eden Gezeravcı, “Niyet ettikten ve bir yola başvurduktan sonra herkes bu işi yapabilir. Hayallerimi bugüne kadar hep engellemiş olmam sebebiyle olmaması gereken en son kişi belki bendim. Yani hayallerime bile almamış bir insan olarak, devletimiz buna imkan verdi, bize yürüyecek bir yolu açtıktan sonra ben olduysam, şu anda bu yaşta sizin hayallerinizi engellemenize gerek yok. Dolayısıyla astronot olmak birçok zor meslek dalını icra eden başka insanlarımızın meslekleriyle eş değer zorluklara sahip. Fiziksel şartları farklı ama nihayetinde uzaydan gelen insanlar değil. Uzaya geçici, gidip dönen insanlar. İçinizden çıkmış insanlar.” diye konuştu.
En keyifli zamanı dünyayı izlemek olmuş
Gezeravcı, görevin en keyifli anlarının ne olduğu sorusuna, “Bize de verilen ödevler, oraya götürdüğünüz 13 tane deneyin tamamlanmasıydı. Çok şükür planlı takvim dahilinde ödevlerimizi, deneylerimizi tamamladık. Kalan zamanda Türkçe’de ‘kubbe’ anlamına gelen, içi de camlarla bezenmiş bütün dünyayı gözleyebildiğim, geceyle gündüzü her 90 dakikada rüya aleminde gibi izleyebildiğimiz bir ortam vardı. Orada geçirdiğimiz zaman dilimi de en keyifli zamandı.” karşılığını verdi.
ISS, 2-3 günde bir Türkiye’nin üzerinden geçmiş
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) dünyayı gözlemlediğindeki duygularının sorulmasına da Gezeravcı, “Yeryüzündeki gördüğünüzde büyülendiğiniz mekanlar oluyor. Bu mekanların tamamını bir arada olduğunu, hepsini aynı anda gördüğünüz anı düşünün. O anın cazibesi, mükemmel bir şey. ISS’nin üzerinden geçtiği bir noktada ülkemizin dünya haritasında bile yerini gördüğümde her zaman heyecanlanmışımdır. Arkadaşlardan ülkesinin üzerinden geçmediği için üzülenler vardı. Ülkemizin üzerinden her 2-3 gün içinde geçiş yaptık. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Kendi ülkesini, güzelliklerini aynı anda tek bir karede görebilmek müthiş bir tecrübeydi.” diye konuştu.
]]>BAKÜ – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Azerbaycan’da düzenlenen Asya Parlamenter Asamblesi 14. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Yeni bir Birleşmiş Milletler’e, yeni bir küresel barış mekanizmasına ve dünyayı yeniden insanların eşitliği prensibi içerisinde barış çerçevesinde bir araya getirebilecek uluslararası bir anlayışa ihtiyacımız var” dedi.
APA 14. Genel Kurulu Azerbaycan Milli Meclisi ve Asya Parlamenter Asamblesi yeni Dönem Başkanı Sahibe Gafarova’nın ev sahipliğinde Bakü’de başladı. “Asya’da sürdürülebilir kalkınma için bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi” temasıyla düzenlenen genel kurula başta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, APA Genel Sekreteri Mohammad Reza Majidi, Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova ve APA üyesi 40 ülkeden parlamento heyetleri katıldı.
“Asya yeniden yükselişe geçtiği bir dönemi yaşamaktadır”
APA 14. Genel Kurulu’nda yapılacak müzakerelerin Asya ülkeleri arasında dayanışma ve iş birliğini sağlayacak önemli sonuçlar ortaya çıkarmasını umduğunu belirten TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bildiğiniz gibi dünyanın fevkalade zor bir dönemden geçtiğine hep beraber şahit oluyoruz. Bu çerçevede tarihsel olarak Asya ülkelerinin arasında da Asya’da da önemli bir tarihi fırsat penceresi açılmıştır” ifadelerini kullandı.
Asya’nın yeniden yükselişe geçtiği bir dönemi yaşadığını kaydeden Kurtulmuş, “Bu çerçevede, Asya Parlamenter Asamblesi’nin yükselişe geçen Asya’da yeni fırsatların yakalanması, güven ve istikrar içerisinde iş birliklerinin ve ortak çalışma zemininin temin edilmesi bakımından fevkalade değerli bir platform olduğunun altını çizmek isterim. Bu çerçevede Türkiye olarak 2019 yılından itibaren gerçekleştirmeye devam ettiğimiz yeniden Asya yaklaşımımız dolayısıyla gelişmekte olan ve fevkalade büyük fırsatları ve riskleri aynı zamanda bünyesinde taşıyan yeni uluslararası ilişkiler zemininde Türkiye’nin Asya ile irtibatını, Asya ile ilişkisine fevkalade büyük önem atfetmekteyiz” dedi.
“Asya ülkelerinin dayanışmasını en yüksek noktalara kadar çıkaracağız”
Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’nın başkanlığı döneminde APA’nın daha da yükseleceğine, ülkeler ve parlamenterler arasında iş birliğinin artacağına emin olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Hep birlikte kendisine destek olarak bu faaliyetlerin daha ileriye götürülmesi için yardımcı olacağız ve önümüzdeki dönemde Asya ülkelerinin iş birliği ve dayanışmasını en yüksek noktalara kadar çıkaracağız. Özellikle yaşadığımız dönemde bölgemiz başta olmak üzere Asya’nın da önemli birçok yerlerinde maalesef çatışma alanlarının var olduğu bu çatışma alanları üzerinden hem bölgesel çatışmaların hem de bunların üzerinden küresel rekabetleri ve düşmanlıkların fitilini ateşlenmesi müsait olduğu bir dönemdeyiz” şeklinde konuştu.
Bölgedeki ve dünyanın birçok yerindeki çatışmalara değinen Kurtulmuş, “Çatışma alanları eğer sorunlar çözülemez, karşılıklı rıza ve müzakereye bağlı olarak bu sorunların çözümü için adımlar atılamazsa, korkarım ki önümüzdeki dönem dünyada çok daha büyük türbülansların var olacağı yeni bir dönemi de işaret etmektedir” diye konuştu.
“Karadeniz’de tahıl koridoru ile Türkiye hayati bir rol oynamıştır”
Yakın coğrafyada yaşanan iki önemli çatışmanın altını çizen Kurtulmuş, “Bunlardan birisi Rusya ile Ukrayna arasındaki devam etmekte olan savaş. Şimdiye kadar on binlerce insanın öldüğü, şehirlerin yıkıldığı, köylerin, kasabaların yerle bir edildiği, büyük bir insani felaketin yaşandığı Rusya-Ukrayna krizi. Öyle görünüyor ki sadece Rusya ile Ukrayna arasında bir savaş değil, Rusya ile topyekun Batı arasında bir savaş olma niteliği taşımaktadır. Bu özellikleri ile eğer Rusya ve Ukrayna krizi çözüme kavuşturulamazsa bunun bir küresel çatışmanın da fitilini ateşleyecek aşikardır” ifadelerini kullandı.
Türkiye olarak başından itibaren Rusya-Ukrayna krizinde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunduklarını vurgulayan Kurtulmuş, “Hem de bir an evvel her iki tarafın kabul edebileceği adil ve kalıcı bir barışın temin edilmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirdik. Bu sorumlulukları yerine getirmeye de devam ediyoruz. Esir takasının gerçekleştirilmesi ve Karadeniz’de tahıl koridoru ile dünya gıda piyasalarında olağanüstü fiyat artışlarının önlenmesinde Türkiye hayati bir rol oynamıştır. Bu çerçevede Rusya Ukrayna savaşının ümit ederiz ki, temenni ederiz ki en kısa sürede kalıcı ve adil bir barış yoluyla çözülmesi insanlığın hayrınadır” dedi.
“Gazze’de devam eden insanlık suçu insanlık tarihinin en ağır imtihanlarından birisidir”
Beş aya yakın bir süredir Gazze’de büyük bir insanlık dramı yaşandığını ifade eden TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Esasında söylenildiği gibi mesele 7 Ekim’de başlamış değildir. 1948’den itibaren ve hatta 1967’den itibaren maalesef bu meselenin içten içe yandığı, içten içe büyütüldüğü bir süreç yaşanmıştır. Filistinliler köylerinden, kentlerinden uzaklaştırılmış, birçok yere işgalci Yahudiler yerleşimci olarak yerleştirilmiş, köyleri, kentleri yok edilen insanların bir kısmının da hayat ile irtibatı koparılmıştır” diye konuştu.
Gazze’de devam eden saldırıların insanlık tarihinin en ağır imtihanlarından birisi olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “30 bini aşkın insan, bunların yüzde 75’inin kadın ve çocuk olduğunu bildiğimiz 30 bini aşkın insan, göz göre göre dünyanın gözü önünde katledilmiştir. Dahası Gazze Şeridi’ni tamamı ile kuşatan Netanyahu ve çetesi orayı kuşatmak ve kalmamış, canlı hareket eden ne varsa hepsini ateş edip yok ederek büyük bir insanlık suçunu işlemeye devam etmiş ve etmektedir” ifadelerini kullandı.
“Gazze’de yaşanan bu büyük insanlık suçunu önlemek mecburiyetindeyiz”
APA başta olmak üzere bütün uluslararası kuruluşların Gazze’deki insanlık dramına sessiz kalmamasını temenni ettiğini söyleyen Kurtulmuş, “Hükümetlerin bir kısmı Gazze’de işlenen soykırıma varan büyük katliama sessiz kalsa da dünya halkları sessiz kalmamış. Washington’dan Londra’ya, Paris’ten Brüksel’e kadar birçok başkentte milyonlarca insan sokağa dökülmüştür. Artık insanlar bu canavarın durdurulmasını, insanlık suçlarını bilerek, isteyerek işleyen bu mekanizmanın durdurulmasını talep etmektedir. Bunun için her türlü fırsatı ortaya koymak ve Gazze’de yaşanan bu büyük insanlık suçunu önlemek mecburiyetindeyiz. Ne yazık ki bunu önlemek için mücadele eden başta Birleşmiş Milletler’in mültecilere yardım kuruluşları başta olmak üzere birçok kuruluş da yine Netanyahu ve çetesini destekleyen ülkeler tarafından güçler tarafından engellenmiştir” şeklinde konuştu.
“Çok daha güçlü mücadele etmemiz lazım”
İsrail’in Başbakanı Netanyahu’nun Refah kapısına sıkıştırılan 1,5 milyona yakın Filistinlinin üzerlerine bombalar yağdırdığını belirten Kurtulmuş, “Dünyaya meydan okuyarak diyor ki, bunları oradan da silip atacağız. Böylece yeni bir insanlık suçunu işlemeye devam edeceğini dünyanın gözünün içine baka baka ifade ediyor. Buna karşı insanlığın ortak vicdanı harekete geçmiştir ama sonuç almak için çok daha güçlü mücadele etmemiz lazım. Bu Uluslararası Adalet Divanı’nda ki ara kararla birlikte ortaya çıkan durum yeni bir fırsattır ve ümit ederiz ki arkasından Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ndeki yargılamanın başlamasıyla insanlık bu ayıptan hiç olmazsa bir miktar kurtulabilecektir” dedi.
“Bütün insanlığı eşit gören yeni bir anlayışı inşa etmek zorundayız”
Dünyadaki küresel sistemin hiçbir sorunu çözebilme yeteneğine sahip olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, “Dünyadaki uluslararası sistem sadece güçlünün sözünün geçtiği, zayıfın ise ezilmeye devam ettiği bir uluslararası yapıyı oluşturmaktadır. İşte önümüzdeki dönemde hep beraber çalışarak inşa etmemiz gereken yeni bir alan ise yeryüzünde barışı, adaleti, insanlığı, ülkelerin eşit egemenliğini ve halkların arasında hiçbir ayrımcılık gözetmeksizin hiçbir insani hiyerarşiyi göz önünde bulundurmaksızın bütün insanlığı eşit gören yeni bir anlayışı inşa etmek zorundayız. Açıkçası yeni bir Birleşmiş Milletler’e, yeni bir küresel barış mekanizmasına ve dünyayı yeniden insanların eşitliği prensibi içerisinde barış çerçevesinde bir araya getirebilecek uluslararası bir anlayışa ihtiyacımız vardır” diye konuştu.
Kurtulmuş konuşmasının ardından APA Dönem Başkanlığını Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahibe Gafarova’ya devretti.
Kurtulmuş, yarın Aliyev ile görüşecek
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan temasları kapsamında yarın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından da kabul edilecek. Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov’la bir araya gelecek olan Kurtulmuş, TÜRKPA Genel Sekreterliğini ve Bakü’deki şehitlikleri de ziyaret ettikten sonra Azerbaycan’dan ayrılacak.
]]>Portekiz’in Albufeira kentinde geçen kasım ayında düzenlenen Kick Boks Dünya Şampiyonası’nda +91 kiloda altın madalya kazanan milli sporcu Kadir Yıldırım, AA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.
Dünya Şampiyonası’na çok iyi hazırlandığını belirten Yıldırım, “Çok önemli 3 kamp yaptım. Dünya Şampiyonası’nda seri başı olduğum için ilk turu bay geçtim. İkinci ve üçüncü turlarda da rakiplerimi mağlup ettim. Finalde Hırvat rakibimi yenerek şampiyonluğa ulaşabildim.” ifadelerini kullandı.
Bulgaristan’ın Varna kentinde 22-25 Şubat tarihlerinde düzenlenecek dövüş sanatları kamp organizasyonuna katılacağını aktaran ay-yıldızlı sporcu, “SENSHI, Glory’den önceki en prestijli kick boks organizasyonu. Burada çok büyük sporcular var. Katılacağım bu organizasyon, dünyadaki Glory ve One Championship gibi büyük organizasyonların da basamağı. Yunan bir rakibim vardı. Onunla müsabakaya çıkacaktım ama sakatlığından dolayı maçtan çekildi. Yeni rakibim de Belçikalı Asdren Gashi oldu. 24 Şubat’ta karşılaşacağız. O da Glory için bir basamak. Bence Gashi’yi yendikten sonra diğer büyük spor organizasyonlarından teklif alacağım.” diye konuştu.
“Profesyonel anlamda gerideyiz”
Kick boksun Türkiye’deki durumunu değerlendiren Yıldırım, “Milli takımlar düzeyinde dünya şampiyonluğu yaşadık. 10 dünya şampiyonu çıkardık. Kick boks tarihinde bir ilki gerçekleştirdik. Milli takımlar düzeyinde zirvede olsak da profesyonel anlamda gerideyiz. Yine de gelecekte Türk sporcular adından söz ettirecektir.” ifadelerini kullandı.
Kick boksa profesyonel bir şekilde baktığını belirten Kadir Yıldırım, “Bu branşın çok önemli püf noktaları var. Benim de hiç değişmeyen 4 kuralım var. Antrenman, dinlenme, beslenme ve uyku. Beslenme ve antrenman için maddi desteğe ihtiyaç var. Bu yüzden sponsorluklar, bu işin başka bir püf noktası. Şampiyonluklarım, maddi destekler sayesinde gerçekleşti. Dünyanın en iyi isimleriyle Sırbistan’da antrenman yaptım. Kapçak Emlak bu konuda bana çok destek oldu. Bu tarz maddi destekler, bizim gibi sporcular için çok önemli.” şeklinde konuştu.
“Kızım ve eşim, en önemli motivasyon kaynağım”
Kick boks gibi zor bir sporu yaparken motivasyonun önemli olduğu dile getiren milli kick boksçu, şunları kaydetti:
“Kızım maça çıkarken beni arıyor ve ‘Senin için namazımı kıldım, duamı ettim.’ diyor. Benim bu sözleri duyduktan sonra kaybetme lüksüm yok. Maça hazırlanırken ve ısınırken aklıma hep kızım geliyor. Bir maçımda da kızımla beraber ringe çıkmıştım. Kızım ve eşim, en önemli motivasyon kaynağım. Bu röportajı, kızımın üniversite yıllarında izlemesini istiyorum. Kendisi iki buçuk yaşından beri yüzüyor. Eminim ki gelecekte bayrağımızı göndere çekecek başarılar gösterecek.”
Başarının maddi güçle geldiğini dile getiren Yıldırım, “Kapçak Emlak’a desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Onların desteğini boşa çıkarmak istemiyorum. Şu anda hayalini kurduğum şeyleri gerçekleştirmek istiyorum. Dünya şampiyonluğu yaşadım. Milli takımlar düzeyinde de bu başarıya ulaştım. Eminim ki Glory’de veya One Championship’te bu başarılar gelecektir.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Kadir Yıldırım’ın antrenman partnerliğini de yapan altın kemerli kick boksçu Muhammed Dursun ise Yıldırım’ın tecrübelerinden faydalandığını belirterek, “Kadir, 2023 yılında dünya şampiyonu olarak kendisini dünyaya kanıtladı. Çok büyük bir organizasyonda dövüşecek. İnşallah şampiyon olacak ve Glory’de de mücadele edecek. Kadir, diğer ağır sıklet sporcularından ayrılıyor. Güçlü ve vücudunu çok iyi kullanıyor. Başarılarının devamını diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Zirveye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) Genel Sekreter Yardımcısı ve Büyükelçi Merve Safa Kavakcı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Genel Sekreteri Asaf Hajiyev, eski bakanlardan Ali Talip Özdemir ile çok sayıda yerli ve yabancı davetli katıldı.
Etkinlikte konuşan MGV Genel Başkanı Akkan Suver, dünyada küresel krizlerden geçildiğini, itilaflar ve savaşlar yaşandığını söyledi.
İklim krizi, su kıtlığı, atık yönetimi ile boğuşulduğunu belirten Suver, şunları kaydetti:
“Gezegenimizde çatışmanın nedenini oluşturan itilaflar, savaşlar ve küresel iklim değişikliği ile ekonomide durgunluktan dolayı korkunç bir fırtına yaşıyoruz. Daha insancıl bir dünya için uluslararası işbirliğini geliştirmeyi hedefleyen diplomatik dil ve diplomasi kayboldu. Devletlerarası farklı ilişkilerin geliştiği yeni bir dönemin başlangıcındayız. Arkalarında popülizm ve demagojinin bulunduğu bu ilişkiyi son derece tehlikeli bulduğumuzu belirtmek isterim.
Gene bu düzende tabandan yukarıya doğru işleyen toplumlar oluşturuyoruz. Tepeden aşağıya değil. Karşı karşıya olduğumuz yeni dünya düzeninde geleneksel kuruluşlar, siyasi partiler, gücü paylaşan kurumlar önemini günden güne kaybediyor. Sosyal ağlarla, sosyal medya ile bireysel fikir ve güçlü mesajlarla yönetilen sanal bir düzene gidiyoruz. Savaşlar sürse de krizler devam etse de ben inanıyorum ki yarın bir şekilde bir araya geleceğiz. Gelmemiz de gerekir, yarınları barış, karşılıklı saygı içinde yaşayabilmemiz için sürdürülebilir, eşitlikçi, geleceği inşa etmek zorundayız. Bunun içinde güveni tekrar inşa etmeliyiz.”
“Marmara ana yol ticari hatlarının kesiştiği bir nokta”
KEİPA Genel Sekreteri Asaf Hajiyev de Marmara’nın Asya ve Avrasya arasında köprü olduğunun altını çizdi.
Bölgenin aynı zamanda ana yol ticari hatlarının kesiştiği bir nokta olduğunu dile getiren Hajiyev, “Marmara doğudan batıya ve kuzeyden güneye bir kesişme noktasıdır. Aynı anda bölge enerji kaynakları açısından da zengindir. Avrupa ve dünya piyasalarına bir çok enerji hattı buradan geçmektedir ama bölgenin en büyük zenginliği coğrafik konumu değildir. Enerji kaynaklarından zenginliği de değildir. Bölgenin asıl zenginliği, temel zenginliği halkıdır.” diye konuştu.
Hajiyev, Marmara Bölgesi’nde değişik ülkelerden insanların, geleneklerin, kültürlerin ve dinlerin bulunduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
“Yaradan bütün yaşayan şeyleri yaratmıştır. Aynı anda yaradan insanı da yaratmıştır. İnsanın temel görevi doğayı, hayvanları, ağaçları ve çiçekleri korumaktır ama günümüz dünyasında yok edenleri daha çok görüyoruz. Sadece doğayı değil, halkları da o yüzden bunu ciddi olarak ele almalıyız.”
KEİ Genel Sekreter Yardımcısı ve Büyükelçi Merve Safa Kavakcı da “Burada amaç üye devletlerimizle işbirliği ve birlikteliği sağlamak, bu sayede barışı sağlamak ve bölgemize refah sunmak.” dedi.
Kavakcı, devletlerarası bir organizasyon olarak bölgenin ihtiyaçlarına uyum sağlayarak bölgesel bağlamda çözüm sunmaya çalıştıklarını belirtti.
Zirvede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de mesajları okundu.
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay, Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki fuarın açılışında, insanı kaynak olarak görmekten ziyade her bir insanı yetenek olarak gören bir zihniyeti temsil ettiklerini söyledi.
Düzenledikleri etkinliğin dünyada örnek gösterildiğini belirten Atay, şöyle konuştu:
“Bir şeyi ciddiyetle, samimiyetle, hiçbir ön yargıya fırsat vermeden bu ülkenin her bir bireyini, -en doğusundan en batısına- fırsat eşitliği çerçevesinde görüp o kapsayıcılıkta bir hizmet ürettiğiniz zaman sadece ülkemizde değil, dünyaya da örnek olabilecek başarılı çalışmaları yapmış oluyoruz. Bu ülkenin her bir bireyi yetenektir. Dünyanın her yerinde her türlü işi yapma hakkına, yetkisine, becerisine, yetkinliğine sahip bir nesil üretiyoruz, Allah’ın izniyle.”
İzmir’de, dünyanın pek çok ülkesinden katılım olabilecek bir fuar yapmayı planladıklarını dile getiren Atay, şöyle dedi:
“Bölgesel kariyer fuarlarımız devam edecek. Pek çok alanda nasıl ülkemizin gençleri temayüz ettiler, ön plana çıktılar, dünyada rekabete katıldılarsa sağlık alanında da çok büyük bir rekabetin içindeyiz. Sağlıkçılarımızın ne kadar nitelikli, mesleklerinde ne kadar başarılı ve idealist insanlar olduğunu bütün dünya artık görüyor. Bu bakımdan sağlığın da doğduğu bölge, belde olarak İzmir bölgesini, Uluslararası Sağlık ve Estetik Kariyer Fuarı yapmak üzere konumlandırdığımızı huzurlarınızda belirtmek istiyorum.”
“Büyük bir heyecan var”
Açılışın ardından TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, “Millet olma bilinci ve terörle mücadele” başlıklı bir konferans verdi.
Akar, konferans sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, etkinliğin önemli ve anlamlı olduğunu söyledi.
Birçok ilde yapılan ve başarılı sonuçlar alınan etkinliğin mutlaka devam etmesi gerektiğini belirten Akar, şunları kaydetti:
“Bu panellerde arkadaşlarımız fikirlerini ortaya koyuyorlar, sorularını soruyorlar. Gördüğünüz gibi büyük bir heyecan var, yüksek bir moral, yüksek bir motivasyon, istek var. İnsanımızın ne kadar dinamik olduğunu, ne kadar güçlü olduğunu, insan potansiyelimizin ne kadar zengin olduğunu burada görmüş bulunuyoruz. Biz büyük ve güçlü Türkiye’nin, 2500 yıllık büyük Türk Hakanlığı’nın mensuplarıyız. Dolayısıyla kişilikli ve kimlikli politikalarla Sayın Cumhurbaşkanı’mızın yaptığı çalışmalar, büyük ve Türkiye için büyük bir azimle devam ediyor. Gençlerimizin de kişilik ve kimlikleriyle bu konuda yer almalarını ve hiçbir şekilde eğilmeden, bükülmeden, güçlü bir şekilde çalışmalarını sürdürmeleri ve ülkemize, milletimize ve kendilerine, ailelerine katkı sağlamaya devam etmelerini istiyoruz.”
Açılışa, Vali Ömer Faruk Coşkun, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, AK Parti Denizli Milletvekili Nilgün Ök, CHP Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti İl Başkanı Yücel Güngör, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan ile öğrenciler katıldı.
200 firmanın katılım gösterdiği fuarda, Anadolu Ajansı (AA) da stant açan kurumlar arasında yer aldı. AA yayınlarının tanıtıldığı stantta, ziyaretçilere staj ve kariyer programlarına ilişkin bilgi veriliyor.
Fuar, yarın sona erecek.
]]>Manisa’da HAK-İŞ öncülüğünde sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de desteğiyle 23 Şubat Cuma günü düzenlenecek “Filistin’e özgürlük için Manisa’da buluşuyoruz” etkinliği ile ilgili basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda sivil toplum kuruluşlarından Cuma günü gerçekleştirilecek etkinliğe destek verilmesi ve vatandaşları etkinlik hakkında bilgilendirilmesi talep edildi.
Toplantıda konuşan HAK-İŞ Filistin ve Kudüs’e Destek Sendikal Dayanışma Komitesi Başkanı Hüseyin Tanrıverdi, Filistin’de soykırım yapıldığına dikkat çekerek “Ben insanım diyen herkes insanlık duyarlılığı olan bütün herkes Filistin davasını sıcak bakmak sorunlu bakmak hassasiyetle yaklaşmak zorundadır. Çünkü çağımızda bir soykırımla karşı karşıyayız. Çoluk çocuk demeden, kadın, erkek demeden, kilit insanlar katledilmekte. Sağlık binaları, eğitim bin Konutlar, işletmeler, iş yerleri bombalanmaktadır. Şu an benim kendi bilgilerim kendilerinden aldığımız bilgilerdir. Bu bilgiler doğrultusunda hala yer altında 20 bine yakın direnişçi hazır bulunmaktadır. Onun içindir ki İsrail tankıyla, topuyla, fosfor bombasıyla, bilmem şu bombasıyla, bu silahıyla bütün son model silahlarıyla aradan dört buçuk ay geçiyor çok şükür sonuca gidemiyor. Karşımızdakinin tankı yok, tüfeği yok. Sadece direniş yapabileceği birkaç parça malzeme” dedi.
“Bir kıvılcım, üçüncü dünya savaşını patlatır”
Bölgede barışın bir an önce tesis edilmesinin dünya gündemi açısından da önemli olduğunu belirten Tanrıverdi, “Global bir dünyada yaşıyoruz. Uluslararası ilişkiler var, kurallar var, kavramlar var, bağlantılar var. Dolayısıyla hiçbir ülke kendi bağımsız bir ülke değil. Bu anlamda bu anlamda Türkiye gerçekten devlet olarak üzerine düşen bütün görevi getirmekti. ‘İnsani boyutuyla, maddi boyutuyla, diplomatik boyutuyla her boyutuyla dünyada görevini ifa eden tek devlet Türkiye’ dediğimiz zaman bir doğruyu ifade etmiş oluruz. Cumhurbaşkanımızın hassasiyetini biliyoruz. Gece gündüz uykusunu sırf bu nedenle kaçırdığını biliyoruz. ve bir an önce oranın barışa hem bölge için barışı hem dünya için barışa huzura ve olması için gayretlerini biliyoruz. Ülkeler arası görüşmelerini biliyoruz. En son Mısır’daki zirveyi biliyoruz. Sadece Filistin’de Gazze meselesi çözülsün diye orada bu görüşmelerini yaptı. Hala görüşmeler devam ediyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı dün ilk ziyaretini Ankara’ya yaptı. ve Ankara’da ikili ilişkilerden ziyade konu gene Gazze, Filistin konusu. Oradaki barış dünyanın barışıdır. Yoksa gerginlik devam etti, çatışma uzun sürdü işte o zaman dünya sürekli diken üstündedir. ve bir kıvılcım, üçüncü dünya savaşını patlatır. O açıdan bu konuda Cumhurbaşkanımız, devlet kademelerimiz, diplomasimiz üzerine düşen görevi yapıyor” dedi.
Filistin’e destek amacıyla düzenlenen toplantı ve gösterilerin bölge halkına umut ve moral olduğunun altını çizen Tanrıverdi, “Türkiye; AFAD aracılığıyla, Kızılay aracılığıyla gerekli belki tam ihtiyaçlarını karşılayabilen değil ama zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilecek sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak imkanlarını göndermektedir. ve bu anlamda özellikle Filistin Gazze’den gelen önceki Sağlık Bakanı olan kardeşimizi geçen hafta Ankara’da dinlediğinde bu soruyu ben kendisine yönelttim. ‘Bizim yürüyüşlerimizin, bizim salon toplantılarımızın size bir katkısı, size bir faydası oluyor mu?’ Adamcağızın söylediği söz şu. Dedi ki ‘Hüseyin Bey siz burada ve dünyanın değişik yerlerinde net verdiğiniz zaman, bir eylem ortaya koyduğunuz zaman bize büyük bir moral oluyor. Büyük bir heyecan oluyorsunuz. Aman ne olur Bunları eksik etmeyin’ diyor. ve bu nedenle de işte Filistin’le ilgili bir sivil toplum platformu oluşturuldu. Bu platform işte sizlerin genel merkezler seviyesindeki kurumlarımız aracılığıyla aşağıdaki şubeleri marifetiyle tüm Türkiye’de hala bu eylemlerimizi sürdürme kararını aldı ve bu karar çerçevesinde 81 vilayetin her bir şehrinde sürekli dinamik bir şekilde hareket devam ediyor. İşte 23 Şubat 2024, saat 17.00’de Manisa Yunus Emre Belediyesi salonunda Manisa’nın buluşması da bu ama. Onun içindir ki buradan sesimiz çok yüksek çıkmalı. Onun içindir ki burada her bir hemşehrimize vatandaşımıza, davetiyemize ulaştırmalıyız. ve o salon evet dolsun. Dışarı meydan da doğsun. Çarşının içinde insanlar bir sel olsun. Sokaklara nasıl olsa dolar maksadıyla değil, ben görevimi nasıl ifa ederim? İfa etmek zorundayım anlayışıyla arkadaşlarımız oraya geldiğinde safını belli etmiş olacak. ve desteğini ortaya olacak. Filistinli kardeşlerimize moral vermiş olacak. Bu noktada hakkın hakim olması için mücadele edecek. İnsanlık ölmediğini ortaya koyacak. ve orada şu kış kıyamet günü ilaçsız, aşsız, susuz, imkansız yaşayan insanların ölümüne göz yummayacak soykırıma göz yummayacak” diye konuştu.
Toplantıya HAK-İŞ Kudüs Komitesi Başkanı Hüseyin Tanrıverdi, HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcısı Hamdi Abdullah Koçoğlu, HAK-İŞ/Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Halil Özdemir, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Remzi Karataş ve HAK-İŞ Manisa İl Başkanı Okan Polat başta olmak üzere Filistin’e Destek Platformu ve Manisa Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri katıldı. – MANİSA
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığı ortak açıklamada, “Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölgemiz ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir. Bu süreçte Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektif ile bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz” dedi. Aliyev de “Bu siyasi ve manevi destek bize yeterli oldu. Azerbaycan halkı bu kardeşlik desteğini hiç unutmayacak” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile bugün Cumhurbaşkanlığı’nda bir araya geldi. Aliyev, 7 Şubat’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yaptı. Görüşmenin ardından iki lider ortak basın toplantısı yaptı.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“İlham kardeşimin cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bildiğiniz üzere 7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi bir öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
“AZERBAYCAN’A DESTEĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.
“15 MİLYAR DOLARLIK HEDEFİMİZE ULAŞMAK İÇİN GAYRETLERİMİZİ ARTIRACAĞIZ”
Aziz kardeşim ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde ikili ilişkilerimizin tüm yönlerini gözden geçirdik, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdik. Azerbaycan ile işbirliğimizin Umum Milli Lider merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği ‘tek millet, iki devlet’ temelinde ilerlediğini görüyoruz. Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi artırma kararlılığındayız.
“TANAP’IN KAPASİTESİNİN ARTIRILMASI VE HAZAR DOĞAL GAZININ TÜRKİYE’YE VE AVRUPA’YA AKTARILMASI BU KULVARDAKİ ÖNCELİKLERİMİZ ARASINDADIR”
Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmek gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis- Kars demir yolu hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Sayın Aliyev ile birlikte Kars-Nahçıvan demir yolu projesine ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin artırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan doğal gaz boru hattı projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.
“AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA KALICI BARIŞ ANLAŞMASININ İMZALANMASININ BÖLGEMİZ VE DÜNYADA BARIŞ, HUZUR VE İSTİKRAR İÇİN YENİ BİR UMUT KAYNAĞI OLACAĞI ŞÜPHESİZDİR”
Görüşmelerimiz sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldık. Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölgemiz ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir. Bu süreçte Azerbaycan ile birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle birlikte bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açıldı. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektif ile bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.
“İSRAİL’İN GAZZE’DE BÜTÜN İNSANLIK DEĞERLERİNİ VE ULUSLARARASI HUKUKU AYAKLAR ALTINA ALAN KATLİAMLARINI VE BÖLGEMİZİ İLGİLENDİREN DİĞER İHTİLAFLARI DA DEĞERLENDİRDİK”
Görüşmelerimizde İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgemizi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdik. Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz.
Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimiz ile sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan, Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Maraş’a yaptığımız ziyarette Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.”
İlham Aliyev ise şöyle konuştu:
“Türkiye ve Azerbaycan birliği sadece bölge için değil Avrasya için önemli etkendir. Türkiye bugün dünya çapında söz sahibidir. Türkiye, bölgemizde barışın, istikrarın ve işbirliğinin garantörüdür. Türkiye’nin güçlü sanayi potansiyeli, iktisadı her bir Türk dünyasına mensup olan insanı sevindirir.
“AZERBAYCAN YALNIZ DEĞİL, TÜRKİYE AZERBAYCAN’IN YANINDADIR”
Azerbaycan yalnız değil, Türkiye Azerbaycan’ın yanındadır. Bu siyasi ve manevi destek bize yeterli oldu. Azerbaycan halkı bu kardeşlik desteğini hiç unutmayacak. 2. Karabağ Savaşı’ndan sonra bize gösterilen destek, bu ilişkileri yeni, yüksek zirveye taşıdı. Türk dünyasının birleşmesi, ortak kültürlere sahip halkların bir arada olması, her bir Türk Devletleri Teşkilatı üyesinin gücüne güç katacak. Şuşa’da yapılacak zirvede KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır.”
]]>
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 2000-2008 yılları arasında BM’ye bağlı en önemli barışı koruma operasyonunu yöneten Columbia Üniversitesi SIPA Kent Global Liderlik Programı Profesörü Jean-Marie Guehenno, Sabancı Üniversitesi Tuzla kampüsünde özel bir konuşma gerçekleştirdi.
“Çatışmaların Dönüşümü ve Barış İnşasının Geleceği” başlıklı etkinlikte Guehenno, uluslararası ilişkiler alanında 21. yüzyılda yaşanan dönüşüme ve bu dönüşümde gelişen yeni teknolojilerin etkisine ışık tuttu.
Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Prof. Guehenno, dünyada yaşanan çatışma sayısının soğuk savaştan bu yana en yüksek seviyeye ulaştığına dikkati çekerek, “Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, 2022 yılında, ortalama 8 ila 11 yıldır devam eden 55 aktif çatışma yaşandı. Bunun 10 yıl öncesinde ise ortalama süresi 7 yıl olan 33 aktif çatışma söz konusuydu. Dünyada durumun kötüleştiği ve soğuk savaşın sona ermesiyle beliren iyileşmenin ardından çatışmaların arttığı açık bir şekilde görülebilir.” ifadelerini kullandı.
Savaş ile barış arasındaki ayrımın giderek görünmez hale geldiğini ve dünyadaki denge politikasından çıkarı bulunan birçok aktör bulunduğunu kaydeden Guehenno, “Çatışmaların önlenmesi, bugünün dünyasında mutlak öncelik olmalı. Devletler ve uluslararası örgütler tek başlarına bunu başaramaz. Çatışmayı önlemenin başarılı olabilmesi için, iş dünyası ve sivil toplumun da çözümün bir parçası olması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kendine güvenin olduğu bir çağda değiliz”
Guehenno, bugünün baskın klişesinin, dünyanın yeni bir soğuk savaş döneminin başlangıcında olduğu ve dünya ekonomisinin, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana hiç olmadığı kadar çok kutuplu ama aynı zamanda bütünleşik hale geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Soğuk savaş büyük ölçüde ideolojik bir karşılaşmaydı. Her kamp, ideolojisinin meşruiyetine ikna olmuştu. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra, Batı ülkeleri, dünya çapında algıları şekillendirmeyi amaçlayan ‘batı evrenselciliği’ anlatısını dayatmak için büyük çaba harcadı. Bu, demokratikleşmenin, barış ve refaha öncülük eden bir anlatısıydı. Üçü de el ele gitmeliydi ve bu, geri kalan dünya için çekici bir modeldi. Bu anlatı, demokratik görünen ülkelerin demokratik olmayan bir şekilde saldırgan davranması ve demokratik olmayan Çin’in istikrarlı ekonomik ilerleme sağlamasıyla, anlamını yitirmeye başladı. Batı’nın zafer kazanan anlatısının sona ermesi, yerini alternatif bir anlatıya bırakmadı. Artık kendine güvenin olduğu bir çağda değiliz. Akışkan, çok katmanlı, kararlaştırılmış bir yapısı ve tanımlayıcı bir prensibi olmayan bir çağdayız.”
Guehenno, teknolojinin gelişimiyle yaşanan veri devriminin, önceki yüzyıllarda matbaanın keşfi ve sanayi devriminin yarattığı toplumsal dönüşümden çok daha büyük ve hızlı bir etkiye sahip olabileceğini, bireyler, bilimsel kurumlar, işletmeler, devletler gibi veri devriminden potansiyel olarak fayda sağlayan birçok farklı çıkar grubu olması nedeniyle taraflar arasında yaşanabilecek güçlenmenin risk teşkil ettiğini belirtti.
Sabancı Üniversitesi Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi Muhtar Kent ise Columbia Üniversitesi SIPA Kent Global Liderlik Programı Uluslararası Çatışma Çözümü Merkezinin “Altın Üçgen” anlayışıyla hareket ettiğine işaret ederek, “Devletlerin, iş dünyasının ve sivil toplumun bir araya gelerek son 20-30 yılda yaşadığımız toplumsal sorunları çözmeye çalışmasını yansıtan ‘Altın Üçgen’ anlayışına gerçekten inanıyorum. Çünkü biliyoruz ki, bu sorunları devletler, iş dünyası ya da sivil toplum tek başına çözemez.” açıklamasında bulundu.
]]>Antalya’da Belek Turizm Merkezi’ndeki Calista Luxury Resort Hotel’de yapılan 6. Etnospor Forumu son gün oturumlarının ardından sona erdi.
Erdoğan, kapanış programının ardından foruma ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Geçen yıl Kahramanmaraş merkezli depremler dolayısıyla forumun iptal edildiğini hatırlatan Erdoğan, “6 Şubat’ta çok büyük bir deprem yaşadık. Hem forum için hem de her baharda yaptığımız festival için ayırdığımız bütçeleri deprem bölgesinde yapacağımız faaliyetlere sarf ettik. Hatay’da ve Kahramanmaraş’ta Kazak, Kırgız, Özbek ve Azerbaycan’dan birçok kardeşlerimizin de katkılarıyla dayanışma obaları kurduk. Buralarda aileleri konaklattık. Hala kısmen Kahramanmaraş’ta yaklaşık 200 ailenin konakladığı bir obamız var. Buralarda hem bir gelenekle bağlantı yaşatmış, ama aynı zamanda bu kıl çadırlarda bugünün şartlarında dahi yaşamanın mümkün olduğunu göstermiş olduk. Konteynerlerden daha konforlu olduğunu söyleyen birçok aile ile karşılaştık” diye konuştu.
Erdoğan, barındırma desteğinin yanında özellikle çocuklara yönelik geleneksel spor ve oyun faaliyetleri yürüttüklerini, forumun yerine yaptıkları çalışmaların oldukça kıymetli olduğunu söyledi.
“Geleneksel sporlarda renkliliğin kaybolmasını istemiyoruz”
Bu yıl forumun yaklaşık 60 ülkeden katılımcılarla gerçekleştirildiğini anlatan Erdoğan, forumda uluslararası geleneksel Etnospor organizasyonları için de önemli adımlar atıldığını dile getirdi.
Erdoğan, 60 federasyonla bir mutabakat imzaladıklarını belirterek, “Uluslararası geleneksel Etnospor organizasyonlarında kullanılacak ortak kural setlerinin belirlenmesinde Dünya Etnospor Konfederasyonunun bir otorite konumuna gelmesiyle ilgili bir niyet belgesi imzaladık. Geleneksel sporlarda renkliliğin kaybolmasını istemiyoruz. Sporların birbirine benzeştirilmesini tercih etmiyoruz. Oradaki zenginliğin korunmasını istiyoruz. Bunu yaparken federasyonları bir araya getirip kural anlaşmazlıkları gideren bir mekanizmayı ortaya çıkarmak istiyoruz. Bugüne kadar bazı spor dallarında çalışmalarımız olmuştu. Bundan sonra hem Dünya Göçebe Oyunları gibi büyük organizasyonlar, hem de bölgesel organizasyonlar için artık konfederasyonun onayladığı kural setinin kullanılabileceğini göreceğiz. Önümüzdeki dönemde hakem, antrenör eğitimleri, bunların lisanslanması ve akreditasyonla ilgili de çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“10 binlerce çocuğumuza at bindirdik”
Forumda katılımcı bakanlarla eğitimde geleneksel sporların yer almasıyla ilgili görüş alışverişleri yapıldığını aktaran Erdoğan, geleneksel sporun kültürün önemli bir taşıyıcısı ve unsuru olduğunu ve genç yaşlarda çocukların hayatına girmesi gerektiğini savunduklarını dile getirdi.
Erdoğan, okullarda yürütülecek çalışmaları oldukça önemsediklerinin altını çizerek, “Bu nedenle bir şekilde okullarda geleneksel spor ve oyunlara bir pencere açılması, beden eğitimi derslerinde ya da diğer derslerde bunlarla ilgili gündemlerin olmasını savunuyoruz. Katılımcılarla da bunun yollarını ve bugüne kadar yapılanları da konuştuk, paylaştık. Dünya Etnospor Konfederasyonu olarak Türkiye’deki çalışmalarımızda okul etkinliklerini bugüne kadar önemsedik. Her yıl 100’ün üzerinde ortaokul düzeyinde okulu ziyaret ederek 10 binlerce çocuğumuza at bindirdik, ok attırdık, mangala oynattık. Bunlarla ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, gelecek yıl forumun Türkiye dışında bir üye ülkede gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.
]]>Almanya’nın başkenti Berlin’de devam eden 74. Uluslararası Berlin Film Festivali (Berlinale) kapsamında temaslarda bulunan ve Türkiye standının da bulunduğu Avrupa Film Pazarı’nı (EFM) ziyaret eden Mumcu, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Mumcu, Berlinale’nin ve Avrupa Film Pazarı’nın dünyanın en önemli sinema etkinliklerinden biri olduğunu belirtti.
“Bakanlığımız destekli sinema filmleri ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyor”
Tüm dünyanın takip ettiği ve binlerce sektör temsilcisinin bir araya geldiği bu organizasyonda yer almanın ve Türk sinemasını ve Türkiye’yi burada başarıyla temsil etmenin önemini vurgulayan Mumcu, şöyle konuştu:
“Daha önce Berlinale’de büyük ödül olan Altın Ayı dahil birçok ödül kazanmıştık. Bakanlığımız destekli sinema filmleri Berlin, Cannes, Venedik, Toronto, Tokyo gibi dünyanın en önemli uluslararası film festivallerinde yer alarak Türk sinemasının ve ülkemizin tanıtımına katkı sağlıyor. Biz de bunu çok önemsiyoruz ve hem film üretiminin hem de uluslararası temsiliyetin artırılması için desteklerimizi sürdürüyoruz.”
Mumcu, festival kapsamında açılan Türkiye standında Türk filmlerini yabancı sektör temsilcilerinin beğenisine sunduklarını aktararak, “Sinemacılarımızın ortak yapım ve diğer işbirliği görüşmelerine ev sahipliği yapıyoruz. Bu görüşmeler yeni ortak yapımların ve işbirliği olanaklarının geliştirilmesi için çok önemli. Ayrıca burada filmlerimizin yurt dışı satışı geçekleşiyor ve bu da bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.
Türk dizilerinin dünyanın dört tarafında izlendiğine işaret eden Mumcu, “Dizilerimiz bugün Amerika’dan Rusya’ya, Uzak Doğu’dan Latin Amerika’ya kadar dünya genelinde 170’ten fazla ülkede yayımlanıyor ve yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşıyor. Türk dizi-film sektörü ihracatta dünyada ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Türk dizileri satıldığı bölgelerde Türkiye’nin, Türk kültürünün tanıtılması anlamında büyük bir etkiye sahip.” değerlendirmesinde bulundu.
“2025 yılında İstanbul’da bir “Dizi ve TV içerik Fuarı” düzenleyeceğiz”
Dizilerin Türkiye’nin dünya nezdindeki bilinirliğine de önemli katkı sağladığını belirten Mumcu, “Dolayısıyla biz de etkisi böylesine büyük olan dizi sektörümüz ile işbirliğinde önemli çalışmaları hayata geçiriyoruz. Dünyanın en önemli dizi ve içerik fuarları arasında yer alan MIPCOM, MIPTV, ATF Singapur, Content Amerika ve Dubai Dizi ve İçerik Fuarı gibi etkinliklerde ülke standı açılmasına destek veriyoruz ve dizilerimizi tüm dünyaya sunuyoruz.” dedi.
Mumcu, bunun yanında dizi içeriği alanında dünyanın en önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’de bu konuda bir fuar yapılması gerektiği düşüncesiyle çalışmalara başladıkları bilgisini paylaşarak, “İnşallah 2025 yılında İstanbul’da bir Dizi ve TV içerik Fuarı düzenleyeceğiz. Bu organizasyonun alanındaki en önemli etkinliklerden birisi olacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
“Geçen yıla göre yüzde 30 artışla 40 milyon izleyiciyi aşacağımızı öngörüyoruz”
Sinema salonlarının salgın sürecinde uzun süre kapılarını kapatmak zorunda kaldığını ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de izleyici sayısında büyük düşüş yaşandığını anımsatan Mumcu, “Bu süreçte salonlarımızın faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla sinema salonlarına 32 milyon TL destek sağladık. Bunun yanında yüzde 10 oranındaki ‘Eğlence Vergisini’ Hazine ve Maliye Bakanlığımız işbirliğinde yüzde 0’a indirdik ve bu sayede 2023 yılında sektöre 278 milyon TL destek sağlamış olduk.” dedi.
Mumcu, bunun yanında sinema izleyici sayısının artırılması amacıyla bir mevzuat değişikliğine gittiklerine ve iki yeni indirimli bilet türü ihdas ettiklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bu sayede özel kurumların indirimli bilet almasının önünü açtık. Bu düzenlemenin 2024 yılı izleyici sayısına önemli katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Sinema sektörümüz bu yıla çok iyi başladı. İzleyici sayısı, Şubat 2024 tarihi itibarıyla geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 34 artış gösterdi. 2024 yılında önceki yıla göre yüzde 30 artışla 40 milyon izleyiciyi aşacağımızı öngörüyoruz. İnşallah sektörümüzle birlikte güzel bir yıl geçireceğiz.”
“Önümüzdeki dönemde çok sayıda yapımı Türkiye’de ağırlayacağız”
Bakan Yardımcısı Mumcu, Berlinale kapsamında yabancı film yapımlarının Türkiye’de çekilmesi ile ilgili çalışmalara da değinerek, Türkiye’nin zengin tarihi ve doğal güzellikleriyle baştan başa doğal plato özelliğine sahip olduğunu vurguladı.
Mumcu, şunları kaydetti:
“300’e varan güneşli gün sayısı, çeşitli çekim mekanları, rekabetçi fiyat avantajı, gelişmiş teknik altyapısı, tecrübeli ve nitelikli işgücü ve teşvik sistemiyle film yapımcılarına çok önemli avantajlar sunuyor. Biz de bu avantajların yanında ülkemizin rekabet gücünü artırmak amacıyla ülkemizde film çekecek olan yabancı film yapımcılarının Türkiye’de harcadıkları tutarın yüzde 30’una kadarını iade alabileceği ‘Yabancı Film Yapım Desteği’ni hayata geçirdik.”
Guy Ritchie, Jason Statham, Hugh Grant, Josh Hartnett, Henry Cavill, Salman Khan gibi dünya starlarının yer aldığı çok önemli yapımların Türkiye’de çekildiğine dikkati çeken Mumcu, “Çok sayıda Hollywood filmi çekimlerini ülkemizde geçekleştirmek istiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde çok sayıda yapımı Türkiye’de ağırlayacağız.” diye konuştu.
Öte yandan, Mumcu, festival kapsamında düzenlenen ve uluslararası film ve medya endüstrilerinden yaklaşık 10 bin temsilcinin bir araya geldiği EFM direktörü Dennis Ruh ile uluslararası alandaki işbirliği olanakları ve gelecek dönemde gerçekleştirecekleri çalışmalar hakkında istişarelerde bulundu.
Bu arada, Mumcu, temasları sırasında ceketine taktığı Filistin bayrağı renklerinden oluşan mendille bu konudaki duyarlılığını da ortaya koydu.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Mersin İş Dünyası Buluşması’ programında iş insanlarıyla bir araya geldi. Öncelikle bir küresel ekonomi, makro politikalarla ilgili kısa bir değerlendirme yapacağını belirterek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Daha sonra Mersin’le ilgili, Mersin ekonomisi, yatırımlarıyla ilgili değerlendirmelerim olacak. Gerek makro politikalarımızın oluşturulmasında ve kurgulanması gerekse her gün görevimize ilişkin yaptığımız çalışmalarda ilgili taraflarla bir araya gelmeye istişare etmeye büyük önem veriyoruz. On ikinci planımızda hazırlarken orta vadeli programımızı hazırlarken neredeyse tüm toplumsal kesimlerle katılımcı toplantılar icra ettik ve oradaki fikirler bize gerçekten çok önemli katkılar sunduk. Ortak akılla istişareyle, politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Hem planlamaya hem uygulamaya devam edeceğiz. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Küresel ekonomiye baktığımızda maalesef çok olumlu bir dönemden geçmiyoruz. Salgın sonrası dönem hala devam ediyor. Bir takım etkileriyle devam ediyor. Diğer taraftan jeopolitik maalesef birtakım gerginlikler, hadiseler, ekonomiyi de, dünya ekonomisini de etkiliyor. Ukrayna savaşından Orta Doğu’daki yaşanan gelişmelere varıncaya kadar. Bunların büyüme üzerinde, ekonomik aktivite üzerinde de etkileri var. Son 20 yıllık tarihsel ortalamalara baktığımızda dünya ekonomisi son 20 yılda ortalama 3,6 yıllık ortalama üç nokta altı bir büyüme kaydetti. Ancak geçen yıl itibariyle 3 civarına düştü. Önümüzdeki yıllarda da işte 3.1, 3.2 gibi beklentiler var. Dolayısıyla dünya ekonomisinin tarihi ortalamalarının altında bir büyüme seyri içinde olduğunu görmemiz lazım. Bu dünya ticaretini de etkiliyor. Geçmişte dünya ticareti genelde büyümeden daha fazla olurdu. Ancak gerek ekonomik büyümedeki bu ivme kaybı gerekse diğer birtakım faktörler, dünyada artan rekabet, özellikle batıyla uzak doğu arasındaki rekabet, bir takım siyasi gelişmelerle, korumacılığın daha bir arttığını, bölgesel ittifakların biraz daha ön plana çıktığını ve ticaretin eskisi kadar büyüme kaydetmediğini de görmemiz gerekiyor. Bu bu şartlar içindeyiz” şekline konuştu.
“Orta vadeli programdaki hedefimizi rahatlıkla yakalayabileceğimizi düşünüyoruz”
Konuşmasında devam eden Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim açımızdan en önemli hususlardan özellikle ihracatçı illerimiz açısından ihraç pazarlarımızdaki gelişmeler, büyümeler. Bu açıdan da baktığımızda geçen yıl Avrupa bizim tabii en önemli ihraç pazarımız. Avrupa’daki büyüme, dünya büyümesinin de oldukça altında. İşte yüzde 1’ler civarında, bazı ülkelerde sıfır büyüme, eksi büyüme gibi rakamlarla karşılaştık. Önümüzdeki dönemde de ihraç pazarlarımızdaki büyümenin yüzde iki, iki buçuk civarında olmasını bekliyoruz. Geçmişe göre bir miktar daha iyi ama tarihsel ortalamaların yine maalesef altında. Dolayısıyla dünyada zorlu koşulların olduğu, rekabetin arttığı bir dönemdeyiz bunu hep birlikte görmemiz, analiz etmemiz ve buna göre politikalar geliştirmemiz gerekiyor. Türkiye’deki makro ekonomik politikalara baktığımızda ise kısaca özetlerken büyüme tarafında oldukça iyi bir performansımızdır. Pandeminin etkilerinin yoğun olarak yaşandığı 2020, 2022 döneminde dünya ekonomisi bu 3 yıllık dönemde sadece yüzde 7 büyürken Türkiye ekonomisi yüzde 20 büyümeyi gerçekleştirdi. Tüm milletin olarak önemli bir performans sergiledi. İhracatımıza istihdamız arttı. Geçen yılın büyümesi henüz tam çıkmış değil. 3 çeyreklik büyümeyi biliyoruz ancak 4’üncü çeyrek biliyorsunuz bu ayın sonunda istatistik kurulumuz tarafından ilan edilecek. 2023 yılının büyümesini hep birlikte görmüş olacağız. İlk 3 çeyreklik dönemde Türkiye ekonomisi yüzde 4.7 bir büyüme kaydetti. Son 20 yıllık yine performansımıza baktığımızda yıllık ortalama yüzde 5.4 büyüme kaydetmişiz. Geçen yılki geçen yıl büyümemizin orta vadeli programa göre 4.4 olmasını öngörüyoruz. Son çeyrekte yüzde 3.7 bir büyüme kaybetmemiz bu hedefi gerçekleştirmemize yetecek. Onu hep birlikte göreceğiz. Ama biz orta vadeli programdaki hedefimizi rahatlıkla yakalayabileceğimizi düşünüyoruz. Önce birtakım göstergelerde. Büyümemiz iyi gidiyor. Dünya şartlarını da dikkate aldığımızda yine dünya büyümesinin üzerinde bir büyüme performansı sergiliyoruz. Bu olumlu bir durum.”
“17’nci büyük ekonomi olduk”
Türkiye’nin ekonomik durumu ile ilgili bilgi veren Yılmaz, “IMF’nin tahminlerine göre 17’nci büyük ekonomi olduk. Satın alma gücü paritesine göre ise 11’inci büyük ekonomi konumundayız. Daha da iyi noktaları inşallah kamuyla özel sektörde hep birlikte yürüyeceğiz. Bir taraftan büyümemizi, istihdamımızı sürdürmeye çalışırken diğer taraftan enflasyonla mücadele ediyoruz. Enflasyonu düşürmek için kararlı bir şekilde ilan ettiğimiz politikaları hayata geçiriyoruz. Para politikamızı güncelledik. Maliye politikamızla kara politikalarımızı bir bütünlük içinde hayata geçiriyoruz. Diğer taraftan önümüzdeki dönem yapısal reformlara yoğunlaşacağız. Verimliliği arttırıcı rekabet gücünü arttırıcı, yapısal reformlarla programımızı çok boyutlu değişik unsurlardan oluşan programımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da bu programa verdiği güçlü siyasi destek son derece önemli. Dünyanın en iyi planlı programını da hazırlasanız arkasında güçlü bir siyasi irade yoksa bir anlam ifade etmez, raflarda bir doküman olarak kalır. Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle orta vadeli programı bizzat ilan ederek toplumla paylaşarak çeşitli vesilelerle bunun arkasındaki siyasi desteğini ortaya koyarak bizlere büyük bir güç veriyor. Plan altında enflasyonumuz gerçekleşti. Bu yılın Ocak ayında bir miktar yüksek geldi enflasyon. Bunu da geçici bir durum olarak görüyoruz. Genelde Ocak ayında yıllık fiyat ayarlamaları yapılır malum. Bir takım ücret fiyat ayarlamaları da yapıldığı için bunun bir etkisi var. Önümüzdeki aylarda giderek bunun ivme kaybettiğini aylık fazla göreceğiz. Yıllık etkisini ise 2024’ün ortalarından itibaren daha net bir şekilde görmüş olacağız. Program etkisini, yıldız etkisini yıllık bazda yansımasını net bir şekilde görmüş olacağız. Kararlı bir şekilde mücadelemiz sürüyor. Tabii ki bunu yaparken restorasyona da düşmek istemiyoruz. Dünyanın da problemi bu. 2025’te bunun etkileri çok daha net ortaya çıkacak. Yüzde 15’ler civarında orta vade programımızda öngördüğümüz enflasyon 2026’da ise yeniden tek haneli rakamları yakalayacağız . Bunun planını, programına yol haritasını ortaya koymuş durumdayız. Adım adım hedefimize gideceğiz. Bu bir süreç. Bir günde hemen çok kısa vadede beklememek gerekir. Adım adım bu sonuçları elde edeceğiz ve hep birlikte bunları göreceğiz” ifadelerini kullandı.
“2024 yılına iyi başladık”
Cari işlemlerin temel sorun olduğuna da dikkat çeken Yılmaz, “Aslında cumhuriyet tarihi boyunca baktığımızda kalkınmamız yönündeki en büyük tarzlardan bir cari açıkla çalışır. Malum enerjiye bağımlı bir ülkeye ithal ediyoruz. Ama başka bir takım tedbirlerle hem enerji sektöründeki politikalarımızda hem de genel olarak döviz kazandırdığı faaliyetleri teşvik ederek bu yapısal sorunumuzun da üstesinden gelme gayreti içindeyiz. Orta vadeli programımızı yaparken bunu en temel meselelerden biri olarak ortaya koyduk. Yılın geçen yılın ikinci yarışında bu yönde olumlu sonuçlar almaya başladık. Yıl ortasında 60 milyar dolarlar seviyesinde çıkan cari açığımız yıl sonu itibariyle 45.2 milyar gibi bir rakama geriledi. Bu gerilemenin devam edeceğini düşünüyoruz. Burada tabii ihracatçılarımıza ben tebriklerimi iletmek istiyorum. Şükranlarımı sunmak istiyorum. Bu sonucun elde edilmesinde ihracatçılarımız ve turizmcilerimizin çok ciddi katkısı var. Turizm gelirlerimizde 54. 3 milyarı yakaladık. Bu yıl hedefimiz 60 milyon turist, 60 milyar dolar turizm geliri. Bu da cari açığımıza ciddi katkılar sunacak. Portföy yatırımlarında yine olumlu bir gelişme görüyoruz. 2022’yılında 13,7 milyar dolar çıkış varken 2023’te nette 8,34 milyar dolar değerinde bir giriş gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyadaki konjonktüre de baktığımızda özellikle yılın ikinci yarışında gelişmiş ülkelerin para politika değişimle de birlikte gelişmekte olan ülkelere dönük sermaye hareketlerinin artması bekleniyor. Uluslararası kurumlar da bunu bekliyorlar. İnşallah izlediğimiz politikalarla Türkiye bu artan sermaye hareketinden hak ettiği payı alacaktır. Dış ticaretimizden, ihracatımızda baktığımız zaman yine tarihi bir seviyeyi yakaladık. Bu orta vadeli programdaki tahminimizin bir miktar üstünde.2024 yılına da ocak ayında iyi başladık. İhracatımız 3.6 bir artış gösterdi. İthalatımız ise yüzde 22 oranında bir azalış gösterdi. Buda cari işlemler dengemize ticaret kanalıyla önemli bir katkı oluştuğunu gösteriyor. Merkez Bankamızın rezervleri güçleniyor. Yine geçtiğimiz Mayıs ayında 98 milyar dolarlara kadar düşmüştü. 145 milyar dolarlara kadar yükseldi. Son dönemde bir düşüş var. Yine de 135 milyar dolar seviyelerini koruyor. Burada bu konuları mevzuattaki çözülmenin özellikle ocakta yoğun olmasının bir miktar etkisi var. Ama rezervlerimizi biz güçlendirmeye önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz. Kur korumalı mevzuatta ciddi bir çözülme var gerçekten. Rakamlarda da bunu görüyoruz. O günün ihtiyaçlarına göre yapıldı. 9 Şubat’tan itibaren rakamları söyleyebilirim. 2 trilyon 368 milyar TL’ye kadar geriledi” diye kaydetti.
“Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz”
Mersin’in ihracat açısından tebrik ve teşekkür ettikleri bir il olduğuna değinen Yılmaz, “Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz. Bendeki rakamlara göre 2018 yılında 2.8 milyar dolarken 2023 yılında 7.7 milyar dolara yükselmiş durumda. Çok ciddi bir yükseliş. Hele hele az önce saydım şartların yaşandığı bir ortamda. İhracatımızın öncü illerinden biri sürükleyici illerinden biri olduğunu Mersin rakamlarla ortaya koymuş durumda. Tebrik ediyoruz gerçekten. Önümüzdeki dönemde de inşallah yeni politikalarımızın öncü illerinden biri olmaya merhum devam edecek. Bu bölgemiz Mersin, Adana ekseninde baktığımızda lojistik anlamda da çok ciddi avantajlara sahip bir bölge. Rekabet potansiyeli çok yüksek. Bu bölgeyi bu anlamda önümüzdeki dönemde daha fazla değerlendireceğiz lojistik imkanlarını daha da ileriye taşımak için bir gayret içinde olacağız. Bu da ülkemizin ihracat performansını daha üst noktalara taşınacak diye inanıyoruz. Bu kapsamda yıllardır heyecanla yapımı beklenen Çeşmeli, Erdemli, Lifke, Taşucu, Ortayolu Projesi’ni hayata üzere çalışmalara başladık. Bu otoyol önemli bir farklılık oluşturacak bölgemiz için. Yine en öne çıkan projelerden biri. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren projesi. Bunun hayata geçmesiyle 6 saat 23 dakika olan seyahat süresini 2 saat 15 dakikaya düşürecek. İşte bu projeler bölgemizin kendisini değiştirecek. Yine Doğu Akdeniz bölgesi en stratejik bölgelerden biri. Buranın orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine çıkış kapısı olmasının ve ihracat imkanlarının gelişmesi için yeni liman inşası konusu üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan kalkınma yolu dediğimiz Basra körfezine kadar inen Irak’ı boydan boya geçen çok stratejik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun da tabii limanlarımıza entegrasyonu bu bölgemiz için de yeni açılımlar ve yeni fırsatlar oluşturacaktır diye inanıyoruz. Hava yolu alanında da nihayet Çukurova Bölgesel Uluslararası Havalimanı’mız tamamlandı diyebiliriz. Artık gün sayıyoruz açılışı için. Bu havalimanımızın devreye girmesinde, havayolu anlamında da bölgemiz farklı bir üstünlük kazanmış olacak. Merkezi idare olarak toplam 98 milyar liralık son 20 yılda yatırım gerçekleştirmişiz. Türkiye yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz inşallah” diye konuştu.
“Kurla ilgili hükümet olarak ne bir tahminimiz var ne de bir hedefimiz var”
Döviz kurlarıyla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Yılmaz, “Kurla ilgili şunu ifade etmek isterim. Biz serbest kur rejimi uyguluyoruz. Dolayısıyla kurla ilgili hükümet olarak ne bir tahminimiz var ne de bir hedefimiz var. Serbest piyasa da oluşur diyoruz kur. Sadece Merkez Bankamız kanundan da gelen yetki ve sorumlukla spekülatif hareketliliklere müdahale ediyor. Piyasa bozucu bir takım faaliyetler olduğu zaman bunun önüne geçmek için çaba sarf ediyor elindeki araçlarla. Bunun ötesinde kur piyasa da belirlenir diyoruz. Arz ve taleple belirlenir diyoruz. Ama son dönemlerde hepiniz yaşayarak görüyorsunuz ciddi bir istikrar oluşmuş durumda. Kurdaki hareketliliği değerlendirirken nominal ve reel kuru ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Enflasyonun olduğu bir ortam da nominal kurun belli bir oranda artışı normal karşılanmalı. Real anlamda baktığımız da son dönemde TL’nin bir miktar değer kazandığını görüyoruz. Bunu da tespit etmemiz lazım. Biz şunu düşünüyoruz. İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Talep geliştikçe, yeni pazarlara girildikçe ihracatçılarımızı farklı desteklerle destekledikçe kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı arttıracağımıza inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. – MERSİN
]]>Erdoğan, “Geleneksel sporların ihyası” parolasıyla Antalya’da gerçekleştirdikleri 6. Etnospor Forumu kapsamında, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Sporun birleştirici gücüne inanmak istediklerini belirten Erdoğan, bir yandan Ukrayna’daki savaş bir yandan Filistin’deki İsrail soykırımının olduğunu dile getirdi.
Çifte standardın ortasında kaldıklarını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:
“Rus sporcular uluslararası etkinliklere kabul edilmiyorlar. Batı otoriteleri Rusya’yı cezalandıracağım diye genç sporcuları cezalandırıyor. İsrail apaçık soykırıma imza atarken İsrailli sporcularla ilgili benzer bir tavrı Batı ve uluslararası spor otoritelerinden göremiyoruz. Bu etkinliğimiz davetler itibarıyla maalesef bu tür gelmeler, gelmemeler noktasında bizi de etkiledi. Sporu bu tür tartışmaların dışında tutacağız herkesin birbiriyle konuşabildiği bir araya gelebildiği gençlerin fiziksel etkinlikleri için kötü alışkanlıklardan uzak durmak için korunduğu, korunaklı bir alan olduğunu düşüneceğiz. Eğer sporu siyasi bir araç haline getirecekse Batı, o zaman bunda uyguladığı çifte standartları biz dünyaya haykırmak zorundayız. Bugün eğer bir soykırımdan dolayı sporcular cezalandırılacaksa İsrailli sporcuların ülkelerinde çıkamaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu da Batı’nın çifte standartlarının bir göstergesi. Biz yine de davet edebildiğimiz kadar çok ülkeden bakan davet ediyoruz. İrtibata geçebildiğimiz kadar çok üniversiteyle geleneksel spor federasyonuyla irtibat kurmaya çalışıyoruz.”
Erdoğan, dünyanın kültürel zenginliğini korumak için mücadele verdiklerini vurgulayarak, toplumların kendi kültürlerini öz güvenle yaşayıp, yaşatabilmelerini, toplumlararası karşılıklı saygının oluşması için olmazsa olmaz bir koşul olduğunu düşünerek bunu yaptıklarını aktardı.
Mücadeleye devam edeceklerini bildiren Erdoğan, “Umuyorum bu kültürel bilinçlenme öz güvene katkı sağlayacaktır. Dünyanın küçük ülkelerinin bile kendilerine has kültürleri, özellikleri var. Bunları yaşatabilirlerse saygı görebileceklerini düşünüyorum. Yani illa dünyadaki saygı görmek bir yere gelmek için Batı’ya yaranmak, Batı gibi olmak, Batı’ya benzemek gerekmediğini artık tüm dünyanın öğrenmesi gerektiğinin zamanın geldiğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
Katılımcı bakanlarla iyi niyet belgesi imzalanması
Her forumda katılan bakanlar iyi niyet belgesi imzaladıklarına değinen Erdoğan, imza atan bakan sayısının her geçen yıl arttığına dikkati çekti.
Erdoğan, diğer yandan forumda 60 federasyonla Dünya Etnospor Konfederasyonunun branşlarındaki uluslararası müsabaka kurallarının belirleyicisi olacağına dair belge imzalayacaklarını kaydetti.
Dolayısıyla uluslararası etkinlik yapıldığında Dünya Etnospor Konfederasyonundaki kural setinin kullanılacağına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bu konfederasyonumuzun dünya geleneksel sporlarına başka bir katkısı olacaktır. Bunu yaparken de branşın bütün federasyonlarını bir araya getiriyoruz. Kural setinde olması gereken konularda hepsinin söyleyeceklerini alıyoruz. Üzerinde anlaştıklarını kayda geçiriyoruz. Üzerinde anlaşamadıklarını da anlaştırma konusunda elimizden geleni yapıyoruz. Hatta bunun da ötesinde belki bugüne kadar düşünülmemiş yönlerini de yani hakem eğitiminden antrenör eğitimine varıncaya kadar standardizasyonda neler eksikse bunları da kapatmaya, boşlukları doldurmaya çalışacağız. Bu da geleneksel sporların dünyada kurumsallaşması, seyir zevkinin artması, kişi ve canlı sağlığına daha saygı içerisinde gerçekleşmesini teminat altına alacaktır.”
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları
İsrail’in Filistin’de yaptığı katliamlara spor üzerinden çağrı yaparak, buradaki değerlerin, saygı, barış, dayanışma ve gelenek olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz geleneği yaşatarak karşılıklı saygının ve dayanışmanın oluşabileceğini ve bunun da dünya barışına katkı sağlayacağının mesajını vermeye çalışıyoruz. Ama bugün Gazze’de, Filistin’de, Batı Şeria’daki katliamları es geçmemek gerekiyor. Tüm dünya sisteminin barışa yönelik teminatların ayaklar altına alındığını görüyoruz. Hatta sporun barışa hizmet etmesine yönelik hayallerin suya düştüğünü görüyoruz. Bir taraftan Ukrayna Savaşı’nda Rus sporculara yapılanlar bir tarafta İsrailli sporculara yapılmayanlar. Eğer yapılacaksa İsrailli sporculara da yapılması gerektiğini, bu çifte standartların Batı’nın tüm saygınlığını değer verdiklerini söyledikleri tüm değerlerin aslında onlar için kullanışlı birer araç olduğunu göstermiş oluyor. Biz mücadelemizi sürdüreceğiz.”
]]>İsrail ordusunun 25 Ekim’de Gazze’nin kuzeyine düzenlediği saldırıda eşi, oğlu ve kızı dahil ailesinden çok sayıda kişiyi, 7 Ocak’ta Han Yunus’ta bir araca düzenlediği saldırıda da kendisi gibi gazeteci oğlu Hamza’yı kaybeden Al Jazeera muhabiri Dahduh, her şeye rağmen görevini yapmaya devam eden Filistinli gazetecilerden biri olarak Gazze’deki direnişin sembol isimlerinden biri haline geldi.
Dahduh, tedavi için getirildiği Katar’ın başkenti Doha’da, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
“Bir gün bile mesleğimi bırakmayı asla düşünmedim”
Ailesinin ölümünden hemen sonra sahada haber yapmaya geri dönen Dahduh, mesleği bırakmayı düşünmediğini belirtti.
Dahduh, “Biz burada (Gazze’de) kalmaya devam edeceğiz ve bu bölgeden asla çıkmayacağız. Bu, üyesi olduğumuz tüm Arap ve Müslüman halklara haykırdığımız asil bir çağrıdır. Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın ve Filistin halkının özgürlük davasını omuzlarımızda hissediyoruz. Biz bu sorumluluğu yerine getiriyoruz ve getirmeye devam edeceğiz. Bir gün bile mesleğimi bırakmayı asla düşünmedim. Bu Müslümanların davasıdır, bu insanlığın davasıdır.”
“İsrail, basının sesini kısmak için gazetecileri öldürüyor”
Dahduh, İsrail’in, Gazze’de gerçekleştirmiş olduğu soykırımın duyulmaması için gazetecileri de öldürdüğünü söyledi.
İsrail’in Gazze’de tüm dünyanın gözleri önünde işlediği katliama dikkati çeken Dahduh, şöyle konuştu:
“İsrail, gözünü kırpmadan sivilleri hedef alıp çocukları, kadınları ve yaşlıları öldürüyor. Hedef ayırt etmeksizin yaptığı saldırılarda gazeteciler de hedef haline geliyor. İsrail, basının sesini kısmak için gazetecileri öldürüyor. Savaşın başından bu yana 123 gazeteci öldürüldü. Bu, gerçekten çok büyük bir sayı. Bu, tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bir hakikat.”
” Türkiye, savaşın başından bu yana Gazze halkının yanında yer aldı”
Dahduh, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durdurulması konusunda Türkiye’nin oynadığı rolü de değerlendirdi.
Türkiye’nin Gazze’deki savaşın bir an önce sona ermesi için elinden gelen tüm diplomatik ve insani çabayı ortaya koyduğunu vurgulayan Dahduh, “Türkiye, savaşın başından bu yana Gazze halkının yanında yer aldı.” dedi.
“AA’nın hazırladığı ‘Kanıt’ kitabı İsrail’in savaş suçlarını gözler önüne seriyor”
Anadolu Ajansının (AA) İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabını inceleyen Dahduh, şu ifadeleri kullandı:
“Anadolu Ajansının büyük bir gayretle ortaya koyduğu bu eser, Gazze’de kurban edilen çocukları, kadınları, tüm sivilleri ve özellikle İsrail’in Gazze’de işlemiş olduğu savaş suçlarını gözler önüne seriyor. Ümit ediyorum ki uluslararası mahkemelere sunulacak olan bu fotoğraflar ve kanıtlar Filistin’in özgürlüğü yolunda atılan adımlar olacak.”
Küresel boykot ve protestolar çok önemli
Gazze Şeridi’nde 29 bine yakın Filistinliyi öldüren ve bölgede derin bir insani felaketin yaşanmasına neden olan İsrail’e karşı dünya genelinde yapılan boykot ve protestoların oldukça etkili olduğunu belirten Dahduh, şunları kaydetti:
“Dünyada İsrail’e destek veren firmaların ürünlerine yapılacak boykot hiç şüphesiz İsrail’e karşı atılacak en önemli adımlardandır. Bazıları bunu yapmaya çalışmanın gereksiz olduğunu düşünebilir oysa bu İsrail’e karşı atılacak en etkili adımlardan biridir. Aynı şekilde dünyada İsrail zulmüne karşı küresel protestoların devam etmesi, Gazze halkının sesinin duyurulması açısından çok önemli.”
Dahduh, Gazze’de sembol isimlerden biri oldu
İsrail’in saldırılarında her şeye rağmen görevini yapmaya devam eden Gazzeli gazetecilerden biri olan ve sembol haline gelen Al Jazeera muhabiri Dahduh, ilk olarak 25 Ekim’de Gazze’nin kuzeyindeki saldırıda eşi, oğlu ve kızı dahil ailesinden çok sayıda kişiyi kaybetti.
Eşi ve çocuklarının öldürüldüğü saldırının üzerinden saatler geçmesine rağmen Dahduh, görevine devam ederek bölgedeki saldırıları aktarmayı sürdürdü.
Dahduh, 15 Aralık’ta Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen saldırıda elinden ve karnından yaralandı, kameramanı Samir Ebu Dakka ise yaşamını yitirdi.
Yaralı olmasına rağmen görevine devam eden Dahduh, 7 Ocak’ta Han Yunus’ta bir araca düzenlenen saldırıda kendisi gibi gazeteci olan oğlu Hamza ed-Dahduh’u kaybetti.
]]>Yılmaz, Nezihe Yalvaç Uygulama Oteli’nde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması’nda, iş dünyasıyla her fırsatta bir araya geldiklerini söyledi.
Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçmediğini, belirten Yılmaz, geçen yıl henüz rakamlar tam çıkmamakla birlikte dünya ekonomisinin yüzde 3 civarında büyüdüğünü dile getirdi.
Son 20 yılda dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü aktaran Yılmaz, tarihsel ortalamalarının altında giden bir dünya büyümesiyle karşı karşıya olunduğunu, bunun da ticarete de başka alanlara da yansıdığını ifade etti.
Türkiye’nin ihraç pazarı olan ülkelerin büyümesinin daha önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Orada da geçen yıl yüzde 1,5 civarında bir büyüme gerçekleşti. Bu yıl ve önümüzdeki iki yılda yüzde 2-2,5 gibi bir büyüme bekleniyor. Dolayısıyla dünyada ekonomik büyümenin, ekonomik şartların çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Malum pandemi yaşandı. Ardından birçok jeopolitik gelişmeler oldu. Dünya ekonomisi hala arzu edilen düzeyde değil. Bir taraftan da dünyada sıkı para politikaları, talebi kontrol eden politikalar izleniyor. Enflasyonla mücadele ediliyor. Bunun da büyümeye yansımaları var. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.” ifadesini kullandı.
“Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada”
Yılmaz, şubat sonunda Türkiye ekonomisine ilişkin rakamların ortaya çıkmasını beklediklerini aktararak, şöyle devam etti:
“İlk 9 aylık veriler itibarıyla Türkiye ekonomisi, geçen yıl itibarıyla dünya yüzde 3 civarında büyürken 4,7 gibi bir büyüme performansı gösterdi. Yıllık bazda da Orta Vadeli Programımızda yüzde 4,4 olarak tahmin etmiştik. Son çeyrek yüzde 3,7 civarında dahi gelse bu hedefimizi yakalayacağız gibi görünüyor. Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada. Son 20 yıllık dönemde de bunu başardı Türkiye. Dünya yüzde 3,6 hızla büyürken, yıllık ortalama büyümeden bahsediyorum 20 yıllık bir dönemde Türkiye yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüme kaydetti, dünyadan aşağı yukarı yılda 1,8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya getirdi. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz, 10 bin 659 dolar kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor. Bu artık kesinleşmiş gibi ama seviyesini göreceğiz. Bu rakamla birlikte kişi başına gelirimizin de 13 bin dolara yakın bir seviyelere gelmesini yine nominal dolar bazında bekliyoruz. Bu rakamlarla IMF’nin tahminlerine göre, Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumunda. Önümüzdeki dönemde inşallah çok daha iyi noktalara kamusuyla özel sektör birlikte yürüyeceğiz.”
Yılmaz, enflasyonla mücadeleye önem verdiklerini, güncellenmiş para politikaları ve yapısal reformlarla bir mücadele yürüttüklerini dile getirdi.
Aşamalı şekilde enflasyonu düşüreceklerini ifade eden Yılmaz, “Aylık bazda politikamızın etkisini görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu düşündüğümüz bir yükseliş var. Ocak aylarında hep yükseliş olur doğrusu. Yıllık ayarlamalar yapılır. Dolayısıyla ocak ayları biraz istisnai aylardır. Bundan sonraki dönemde kademeli bir şekilde yine bir düşüş göreceğiz. Yaptığımız tahminlere göre, yılın ortalarından sonra ikinci yarısında enflasyonun düştüğünü daha belirgin şekilde görmüş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cari işlemler dengesinin “Türkiye ekonomisinin klasik problemi” olduğunu belirten Yılmaz, “Hükümetimiz, Cumhur İttifakı’mız, Meclis’imiz hep birlikte uyguladığımız politikalarla Türkiye’de yerli, milli üretimi, ihracatımızı, hizmet gelirlerimizi turizm başta olmak üzere artırarak, cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde bir engel olmaktan çıkarmak istiyoruz.” diye konuştu.
2024’te 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi
Geçen yıl ilk yarısında 60 milyar dolara kadar yükselen cari açığın alınan tedbirlerle seneyi 45 milyar dolar civarında bitirdiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
“Orta Vadeli Programda öngördüğümüz oranın biraz üstünde ama çok fazla değil. Yaşadığımız birtakım jeopolitik gelişmelerin de etkisi oldu ama 4,2 civarında bir milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda tabi altının payı da yüksek. Geçen yıl 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Onu düştüğünüz zaman çok daha düşük düzeylerde cari açığımız. Bunu kalıcı şekilde aşağılara düşürmek istiyoruz. Burada turizm gelirlerimizin önemli, olumlu bir katkısı var. Geçen yıl 50 milyonu aşan turist sayımız var. 54,3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. 2024’te de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimizle yolumuza devam ediyoruz.”
“Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz”
Yılmaz, ülke ihracatının dünyadaki sıkıntılara, talep daralmalarına, jeopolitik olumsuz gelişmelere rağmen 256 milyar dolarla tarihi seviyesine ulaştığını, bunun her türlü takdiri hak ettiğini belirtti.
İhracat rakamlarını çok daha yüksek seviyelere çıkaracaklarını vurgulayan Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın dörtlü bir formülü var. ‘Yatırım, istihdam, üretim, ihracat’. Sıralama da rastgele değil. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç. İşte bizim bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz. Tüketim tabi ki kıymetli ama aşırı tüketim çok da olumlu değil. İthalatı tetikleyen, cari açığı arttıran bir mesele. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp asıl büyümemizi yatırımlar, ihracat üzerinden sürdüren bir anlayışla hareket ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Aralık ayı istihdam rakamlarına da değinen Yılmaz, Türkiye ekonomisinin ilk defa 32 milyonun üzerinde bir istihdam ortaya koyduğunu ve bunun rekor seviye olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, iş gücü piyasalarına girişimci kadınlar ve gençlerin dahil olmasını önemsediklerini vurguladı.
Türkiye’nin kredi risk primi hızlı şekilde düştü
Türkiye’nin kredi risk primine (CDS) değinen Yılmaz, “CDS’ler, ülkemizin risk primi mali piyasalarda aşağıya gelmiş durumda. Bütçe açığını disiplinli şekilde yürüttüğümüz, cari işlemler açığını düşürdüğümüz, riskleri azalttığımız, öngörülebilirliği artırdığımız, siyasi güven ve istikrar iklimini pekiştirdiğimiz için Türkiye’nin ülke risk primi de hızlı şekilde düştü. Geçen yılın mayıs aylarında 700’lere kadar çıkmıştı. Son dönemlerde 300 civarına gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. Türkiye bu politikaları ısrarla güçlü şekilde devam ettirdikçe ‘CDS’ dediğimiz ülke risk primimizi düşürmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“İstikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kur Korumalı Mevduat’ın geçici bir düzenleme olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O dönemin şartları içerisinde bir ihtiyacı karşıladı. Şimdi aşama aşama yine finans piyasalarında bir istikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz. En son geçen yıl ağustosta en yüksek rakamına ulaşmıştı, 3 trilyon 408 milyar lira seviyesine gelmişti. 126,4 milyar ediyor dolar bazında. 9 Şubat itibarıyla 2 trilyon 368 milyar liraya düşmüş durumda yani Kur Korumalı Mevduat’ta 1 trilyondan lira fazla gerileme söz konusu. Toplam seviyesi 77,7 milyar dolara inmiş durumda. Aşağı yukarı 49 milyar dolar burada bir çözülme oldu ve bunun da çok büyük kısmı, hemen hemen tamamına yakını, Türk lirasını destekleyici politikalarımızın da etkisiyle Türk lirası mevduatına geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan aşama aşama farkı bir çerçeveye doğru gidiyoruz.”
Bütçe ve mali disiplinine çok önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, bunun AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın en başarılı alanlarından biri olduğunu anlattı.
Yılmaz, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, “Bir taraftan da yerel yönetim, merkezi yönetim hep birlikte afete dönük çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız, riskleri azaltmamız, kriz yönetmek istemiyorsak risk yönetmemiz lazım. Riskleri iyi tespit edip özellikle kentsel dönüşüm başta olmak üzere yoğun bir çalışmayla bu riskleri azaltmamız lazım. Geleceğimiz için çok daha dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bu konuda Adana’da da yapılması gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Depremler nedeniyle bütçeden yapılan harcamalara değinen Yılmaz, Türkiye’nin, siyasi istikrarla ve güvenle yönetildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde sağlam zemin oluşturduğu için büyük afeti “omuzladığını” dile getirdi.
“Deprem harcamaları yapısal bozulmaya yol açmaz”
Yılmaz, deprem harcamalarının kalıcı olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Orta Vadeli Program’da bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 6,4 olarak tahmin etmiştik. Çok şükür bu konuda olumlu yönde bir sürpriz yaşadık. Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 5,4 ile kapatmış olduk. Bunun 3,8 puanı deprem harcamasından kaynaklanıyor. Bunu düştüğünüz zaman bütçe açığımızın milli gelire oranı 1,6 civarında aslında. Bütçe süreçlerinde yapısal harcama vardır, bir de tek seferlik harcamalar vardır. Bazı harcamalara bir başlarsanız her yıl devam eder onlar yapısal açık oluştururlar. Deprem harcaması öyle değil. Birkaç yıl süren, daha çok geçici diyebileceğimiz nitelikte harcamalardır, yapısal bozulmaya yol açmazlar. İnşallah bu deprem harcamalarını yaptıktan sonra bütçe açığımız, yine Maastricht Kriterleri dediğimiz Avrupa Birliğinin o kriterinin altında olmaya devam edecek. Orta Vadeli Program’ımızda da bunun çerçevesini çizmiş durumdayız. Bu yıl yüksek bir harcamamız var, 2025-2026 dönemlerinde de kısmen devam edecek ama Türkiye, bu yaraları kamusuyla, özeliyle saracak inşallah.”
Son dönemde yatırım ve istihdam gibi kritik alanlarda destekleyici çalışmalar yaptıklarını belirten Yılmaz, Merkez Bankasının ihracatçıları destekleyecek politikalar takip ettiğini söyledi.
Toplumsal yatırım notu üzerine çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda bu konuyla ilgili gelinen noktayı ele alacaklarını belirtti.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı başlattıklarını anımsatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı aşağıya çekecek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere düşük faizli ve daha uzun vadeli kredi sağlanacağını ifade etti.
Yılmaz, Adana ve Mersin ile Çukurova Bölgesi’nin stratejik önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçlerde hem merkezi hem de yerel idare olarak bu perspektifle bölgemize farklı bir ivme katacağımıza yürekten inanıyorum. İş dünyamızın da burada büyük rolünün olacağına inanıyorum. Diğer taraftan Orta Anadolu-Akdeniz aksı dediğimiz vizyonumuz, perspektifimiz var. Ulaşım hatlarını iyileştirerek Orta Anadolu ile Akdeniz’i daha entegre şekilde planlamamız gerekiyor. Afet risklerine karşı bu bölgelerimizde belli, stratejik sanayilerin gelişmesi önemli. Turizm, hizmet, sanayide Orta Anadolu-Akdeniz entegrasyonunun, Türkiye’ye büyük rekabet gücü katacağına inanıyorum. Bütün bu konularda Adana’mızın, Adana iş dünyamızın çok ciddi katkıları olacaktır.”
Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, milletvekilleri ile iş insanları katıldı.
]]>BTSO 5. ve 30. Meslek Komitesi Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı Bursa Business School ev sahipliğinde düzenlendi. Toplantıda komitelerin yaptığı çalışmaların yanı sıra KFA Fuarcılık şirketinin sektörlere dönük organizasyonları hakkında brif verildi. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, BTSO olarak her meslek grubuna yönelik genişletilmiş sektörel analiz toplantıları yaptıklarını ve bu programlarda birçok önemli projenin temellerinin atıldığını söyledi.
“Dünya örneklerinden iham alındı”
Kirazlıyayla Sanatoryumu’nu iş dünyasının aktörleri için güçlü bir dönüşüm merkezi olarak yeniden planladıklarını belirten Başkan Burkay, Harvard Business School, INSEAD, Wilton Park gibi yaşam boyu eğitim alanında dünya örneklerinden ilham aldıklarını söyledi. Merkezde gerçekleştirilen üst düzey organizasyonlar çerçevesinde Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen üniversiteleri ile eğitimde stratejik ortaklık anlaşmaları yaptıklarını ifade eden Burkay, “Şirketlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve üniversitelerimiz, Bursa Business School’un altyapısını kullanacaklar. Burada gerçekleşecek üst düzey toplantılarla iş dünyası temsilcilerimiz yeni ekonominin şifrelerine hakim olacak, güncel bilgilerle rekabete daha hazır hale gelecek. Kazandıkları vizyon ve sahip olacakları iş ağıyla yeni ticaret fırsatlarına odaklanacak” dedi.
“HOMETEX fuarı sektörü dünyaya açıyor”
Fuarların pazarlama faaliyetlerinin olmazsa olmazı olduğunu söyleyen Başkan Burkay, üretilen ürünlerin mutlaka doğru alıcılarla buluşması gerektiğini ifade etti. İbrahim Burkay konuşmasında TETSİAD ve KFA Fuarcılık işbirliğiyle 21-25 Mayıs 2024 tarihlerinde düzenlenecek HOMETEX Fuarı’nın sektörün ihracatına önemli bir katkı sunduğunu söyledi. HOMETEX Fuarı’nın Türk ev tekstili sektörünün dünyada söz sahibi olması adına ciddi bir katkı sunduğunu belirten Başkan Burkay, “Bu fuarın kalitesini artırarak devam etmek zorundayız. Bir fuarın en önemli zenginliği ziyaretçi profilidir. Bu profilin zenginleştirilmesi, fuarın başarısı adına en önemli çıktıdır. Bu noktada ihracatçı birliklerimizle birlikte herkes bu fuara odaklandı. Fuar çerçevesinde alım heyetleri düzenliyoruz, yurt dışındaki networkümüzü fuarın gelişimi için seferber ettik. Mayıs ayındaki fuar sektörümüz adına ciddi mesajlar verecek ve yol gösterecek” dedi.
“Dış ticarete odaklanmalıyız”
“İç piyasaya çalışan sektör temsilcilerinin bu dönemde dış ticarete yoğunluk vermesi lazım” mesajı veren Başkan Burkay, firmaların BTSO’nun dış ticaret hacmini artıran çalışmalarından faydalanmasını istedi. Küresel Fuar Acentesi Projesi çerçevesinde geçtiğimiz sene dünyanın farklı coğrafyalarına yurt dışı programları düzenlediklerini ifade eden Burkay, şöyle konuştu: “Her sektöre yönelik yurt dışı programları düzenliyoruz. Fakat bu iş gezileri yapıldıktan sonra istikrarlı bir şekilde o pazarlarda var olunması gerekiyor. Dış ticarete odaklanmalıyız. Bugün Türkiye ekonomisinin yüzde 24’ü dış ticaretten geliyor. En büyük önceliğimiz KOBİ’lerin dünyaya açılmasını sağlamak.”
TETSİAD olarak Bursa’ya büyük değer verdiklerini söyleyen TETSİAD Başkanı Hasan Hüseyin Bayram, TETSİAD’ın İstanbul, Bursa ve Denizli başta olmak üzere 30 ilde bin 300’den fazla üyesi bulunan büyük bir sivil toplum kuruluşu. Bir otel salonunda başlayan HOMETEX’in sektöre yön veren dünya markası bir yapıya kavuştuğunu vurgulayan Bayram, “Fuarımızı, bugün 11 holde gerçekleştiriyoruz. Fuar alanının büyümesi için gerekli çalışmaları da yapıyoruz. HOMETEX, sektörümüzün dış ticaret hacmine katkı sağlamaya devam edecek” dedi. TETSİAD olarak dijital bir platform oluşturduklarını anlatan Bayram, “Bizler TETSİAD olarak dijital bir uygulama geliştirdik. Bu uygulama ev tekstil sektörü için oldukça önemli. Ev tekstili firmalarımız mutlaka bu platformun avantajlarından faydalanmalı” dedi.
“Ev tekstili sektörü ülke ekonomisinin vazgeçilmezi”
BTSO 5. Meslek Komitesi Başkanı Davut Gürkan, Türkiye’ye ve Bursa’ya BBS gibi önemli bir merkezi kazandırdığı için BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a teşekkür etti. Ev tekstili sektörünün ülke ekonomisinin vazgeçilmez bir değeri olduğunu belirten Gürkan, “Türk ev tekstili sektörümüz 200’e yakın ülkeye yıllık 3 milyar doların üzerinde ihracat yapan, kilogram başı ortalama ihracat değerini 8 doların üzerine çıkarmayı başararak, milli gelire en fazla katma değer sağlayan güçlü bir sektör kimliği kazandı. Devletimizin iş dünyamız ile istişare içinde gerçekleştirdiği proaktif politikalarla firmalarımızın ülkemizin ihracat odaklı kalkınma hedeflerine en yüksek düzeyde katkı sağlamayı sürdüreceğine inanıyorum” dedi.
“Tüm talepler ilgili kurumlara iletiliyor”
30. Meslek Komitesi Başkanı Burak Anıl, toplantıya katılan tüm komite üyelerine teşekkür etti. Türkiye’nin zorlu bir dönemden geçtiğini dile getiren Anıl, tekstil sektörünün de bu süreçten etkilendiğini ifade etti. BTSO çatısı altında sektörün sorunlarının çözülmesi adına önemli adımlar atıldığını kaydeden Anıl, “Komite üyelerimizin fikirleri bizim için önemli. BTSO bu noktada çok proaktif çalışmalar yürütüyor. Tüm talepler ilgili makamlara ulaştırılıyor” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kentte bir otelde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması programına katıldı.
“Türkiye, dünya ekonomisine göre daha fazla büyüdü”
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, kamu ve özel sektörün bir arada planlama yaptığını söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dünyadaki ekonomik büyümelere göre daha pozitif yönde büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Kamu ve özel sektör bir arada hem planlama yapıyoruz hem de istişareyi birlikte sürdürüyoruz. Bu çerçevede hareket ediyoruz. Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçtiğini söyleyemeyiz. Dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyüdü. Bu şekilde büyümeye devam edeceği gözüküyor. Son 20 yılda ortalama dünya ekonomisi yüzde 3.6 büyümüş. Bu ticarete de başka alanlara da yansıyor. Özellikle bizim ihraç pazarımız olan ülkelerin büyümesi bizim açımızdan daha önemli. Bu yıl ve önümüzdeki 2 yılda yüzde 2 büyüme bekleniyor. Dünyada ekonomik büyümenin çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Dünya ekonomisi halen arzu edilen düzende değil. Halen dünyada sıkı para politikaları izleniyor, enflasyonla mücadele ediliyor. Türkiye ekonomisine gelecek olursak ilk 9 aylık verilerde dünya yüzde 3 büyürken ülkemiz 4.7 büyüdü. Orta vadeli programda da büyümemiz yüzde 4.4 hedeflenmişti. Son çeyrek yüzde 3.7 civarında büyüme gelirse bu hedefi yakalayacağız. Dünya, son 20 yılda ortalama yüzde 3.6 hızlı büyürken Türkiye ortalama yıllık 5.4 büyüme kaydetti. Dünyadan 1.8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz vardı. Bu yıl rakamlar ay sonu çıkacak ama bizim tahminlerimize göre 1.1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz trilyon dolar seviyesini geçmiş oluyor. Bu rakamla birlikte kişi başı gelirimizin de 13 bin dolar seviyesine gelmesini bekliyoruz. Türkiye ekonomisi dünyanın 17., satın alma gücüne göre ise 11. ekonomisi konumunda. Önümüzdeki döneme de çok daha iyi yürüyeceğiz.”
“Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek”
Türkiye’nin enflasyonla mücadele ettiğini ve kısa sürede bu etkilerin enflasyon rakamlarına yansıyacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “En önemli uğraştığımız alan enflasyonla mücadele. Enflasyon konusunda son dönemlerde güncellenmiş para politikalarıyla mücadele yürütüyoruz. Ülkeyi durgunluğa düşürmeden enflasyonu düşürmeniz lazım. Bütün bunlar çerçevesinde aşamalı bir şekilde enflasyonu aşağılara indiriyoruz. Aylık bazda etkileri görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu beklediğimiz bir yükseliş var. Bundan sonraki dönemde kademeli düşüş göreceğiz. Yılın ortalarından sonra enflasyonun düştüğünü hep birlikte görmüş olacağız. Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek ama aylık etkilerini düşüşlerini göreceğiz” dedi.
“Birçok olumsuz gelişmeye rağmen bu performans takdiri hak ediyor”
Türkiye’de yerli üretimi arttırıp cari açığı kapatmak için çalışmaların yapıldığını vurgulayan Yılmaz, “Cari işlemler dengemiz bizim tartıştığımız bir konudur ve. Ekonomi tarihinde bu hep böyle olmuştur. Biz hükümetimiz, cumhur ittifakımız ve meclisimiz Türkiye’de yerli üretimi arttırarak cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde engel olmaktan çıkarmak istiyoruz. Geçen yılın ilk yarısında 60 milyar dolarlara kadar yükselen cari açığın yılı 45 milyar dolarla bitirdiğini görüyoruz. Yaşadığımız gelişmelerin etkisi oldu. 4.2 civarında milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda altının payı da yüksek. 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Bunu kalıcı bir şekilde azaltmak istiyoruz. Turizm gelirlimizin önemli katkısı var. 54.3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. Hizmet gelirlerinde Türkiye iyi bir noktada. İhracatımız önemli bir performans gösteriyor. 256 milyar dolar seviyesiyle geçen yıl tarihin en yüksek rakamı oldu. Birçok olumsuz gelişmelere rağmen bu performans takdiri hak ediyor. İnşallah bu rakamları çok daha yüksek seviyelere çıkartacağız” dedi.
“İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz”
Türkiye’de istihdam sayısının her geçen gün arttığını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın hep söylediği 4’lü sistem var. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç bu. Bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Aşırı tüketim çokta olumlu değil. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp, asıl büyümemizi ihracat üzerinde yapmaya çalışıyoruz. Bu politikalarımızın yardımıyla istihdam da ciddi bir gelişme var. Türkiye ekonomisi ilk defa 32 milyonun üzerinde istihdam ortaya koydu. Aylık bazda baktığınızda 8.8’e düştü işsizlik oranımız. Yıllık olarak da tek haneli kapattığımız kesinleşti diyebiliriz. Yakın bir tarihte tam çıkmış olur bunun sonucu. 10.1 diye tahmin etmiştik ama bunun altında kapattık. İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz. İş gücü piyasalarına kadınların, gençlerin girmesi çok önemli. Kadınsız kalkınma da olmaz, demokrasi de olmaz. Bu konuda desteklerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.
“Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz”
Kur korumalı mevduat sisteminin yavaş yavaş azaldığını aktaran Yılmaz, “Bankacılık sektörümüzün sermaye yapısı güçlü. Takipteki alacaklar oldukça düşük. Ülkemizin risk durumu oldukça aşağılara gelmiş durumda. Riskleri azalttığımız, siyasi güven ve istikrarı yükselttiğimiz için bu seviye de düştü. 700’den 300’e kadar gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. CDS’i azaltmaya devam edeceğiz. Kur korumalı mevduat ülkenin önemli bir meselesi. Geçici bir düzenlemeydi. O dönemin şartları içinde bir ihtiyacı karşıladı. Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz. Ağustos ayında 124 milyar dolar seviyesine gelmişti. 9 Şubat itibariyle rakamlar elimde. 2 trilyon 360 milyon TL’ye gelmiş durumda. 77,7 milyar dolar seviyesinde. Bununda çok büyük bir kısmı TL mevduata geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan farklı bir çerçeveye gidiyoruz. Mali disiplin çok önemli” şeklinde konuştu.
“Bütçe disiplinine önem veriyoruz”
6 Şubat merkezli depremlerin ülke ekonomisini etkilediğini aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Deprem yaşadık maalesef. Riskleri azaltmamız lazım. Riskleri çok iyi tespit edip yoğun bir çalışmayla geleceğimizde çok dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bütçe disiplinine önem veriyoruz. Geçen yıl sırf merkezi idareden 900 milyarın üzerinde harcamamız oldu. Bu yıl deprem ödeneklerin payı 1 trilyon liranın üzerinde. 20 yılda bütçemiz iyi yönetilmemiş olsaydı, mali yapımız kötü olsaydı çok zor duruma düşürdük. Ancak Türkiye siyasi olarak iyi yönetildiği için bu büyük afeti omuzlamış durumdayız. Depremin yaralarını sarmış olacağız. En güçlü ekonomileri bile etkileyen deprem bizleri de etkiledi ancak bunun da üstünden geleceğiz. Bütçe açığının milli gelire oranı 5.8 olarak kapattık. İnşallah deprem harcamalarımızı yapınca bütçe açığımız daha da azalacak. Burada sadece konutlardan bahsetmiyoruz, altyapının iyileştirilmesi çok önemli” dedi.
“İhracatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz”
İhracatı ve ihracatçıları destekleyen politikaların sürdüğünden bahseden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son dönemde kritik bazı alanlarda yatırım yapıyoruz. Özellikle ihracatçılarımızı destekleyecek şekilde merkez bankamız politikalar uyguluyor. Bu politikalara devam edeceğiz. Şuanda toplumsal yatırım notu dediğimiz çalışma var. Yatırıma, ihracata toplumun daha fazlasına katkı sunan bankalara yüksek not vereceğiz. Buna göre de merkez bankası o bankalara belli avantajlar sağlayacak. YİTAK dediğimiz bir program başlattık. Teknolojik içeriği yüksek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere daha düşük faizle kredi sağlıyoruz. Burada bir komite ulaştırdık. Kriterler çok net, ağırlıkları belli. Uygun projeler YİTAK’tan kredi alacaklar. Bütçemizde alan oluştukça burayı desteklemeyi düşünüyoruz. Sanayi bakanlığımız proje tekliflerini almış durumda” diye konuştu.
“Adana ve Mersin çok önemli bir bölge”
Adana ve Mersin’in İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra çok önemli bir konuma sahip olduğunu aktaran Yılmaz, “Çok önemli bir bölgedeyiz. Çukurova bölgesi çok önemli. Doğu Akdeniz’de son derece önemli bir konuma sahip. Diğer taraftan geçmişte biz planlama teşkilatında yapılan çalışmalarda bu bölgenin potansiyelini vurgulardık. İstanbul, Ankara ve İzmir dışında metropol olma potansiyeli olan bölge burası. Ancak şimdiye kadar çok değerlendirdik mi bunu kendimize sormalıyız. Bu bölgemize farklı bir ivme katacağımıza ben yürekten inanıyorum. Orta Anadolu Akdeniz aksı dediğimiz bir ulaşım hattı planlamamız gerekiyor. Afet riskine karşı belli sanayilerin gelişmesi gerekiyor. Deprem döneminde burayı gördük. Buna uygun projeler yapmalıyız” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından program basına kapalı soru-cevap ile devam etti. Programa Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra oda ve borsaların başkanları ve iş insanları katıldı. – ADANA
]]>TUNCAY TÜRKGÜLÜ
Adana’da Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuarı ve Konferansı yapıldı. Adana Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, “Sürdürülebilir bir dünya için ve bizden sonraki nesillere daha sağlıklı ve daha güzel bir dünya bırakmak için iklim değişikliği yeşil dönüşüm altında pek çok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de gündem en üst seviyede” dedi.
Adana’da bugün Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuarı başladı. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi destekleriyle gerçekleştirilen etkinlik TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Geri dönüşüm sektöründe önemli bir yere sahip olan Adana’nın atık yönetimi konusundaki çalışmalarını sergilemeyi amaçlayan etkinlikte, açılış konuşmasını Fuarda Adana Valisi Yavuz Selim Köşger gerçekleştirdi.
Fuar alanında gerçekleştirilen konferansta iş adamlarının katılımıyla geri dönüşümde yaşanan zorluklar ve Avrupa’nın istediği şartlar ele alındı. Adana Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç şöyle konuştu:
“Fuarımızın açılışının ardından Tekrar Sürdürülebilir Bir Ekonomi Sıfır Karbon Ayak İzi ve Geri Dönüşüm Konulu Başlıklı Panelde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Dünya artık eskiden olduğu gibi geri dönüşüm işine çok önem veriyor, bizim artık atıklarımız yok, hepsinin bir hammadde olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Sürdürülebilir bir dünya için ve bizden sonraki nesillere daha sağlıklı ve daha güzel bir dünya bırakmak için iklim değişikliği yeşil dönüşüm altında pek çok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de gündem en üst seviyede. Tekstil sektöründe geri dönüştürülmüş hammadde kullanmaz iseniz ürettiğiniz ürünü kesinlikle ve kesinlikle markalar artık almıyor. Avrupa’nın 2030 yılına kadar kararları var, ya geri dönüştürülmüş ürünü, ya da organik hammaddeden yapmanız gerekiyor. Bu bizim için olmazsa olmaz kuralı oldu. Avrupa’da karbon salımını ile ilgili gelişmeler var, önümüzde sanayiciyi çok sıkıntıya düşürecek işler var. Onun için biz bugünden sanayi devrimini atladık. Ama en azından yeşil dönüşü de atlamayalım avantajlı bir duruma geçelim istiyoruz.
“SU TASARRUFUNDA BULUNMAMIZ, SUYUMUZU İYİ KULLANMAMIZ GEREKİYOR”
İklim değişikliğinde aşırı sıcaklıklar kuraklıklar, seller, orman yangınları, gibi çok tabiat olayları gerçekleşiyor, bunların gerçekleşmemesi için bizim iklim değişiminde karbon salınımında biz mümkün olduğunca doğayı ısıtmadan, enerjiyi sarfetmeden, mamul yapmamız gerekiyor. Bunları yapmak içinde bizim öyle veya böyle enerji tasarrufunda bulunmamız, su tasarrufunda bulunmamız, suyumuzu, enerjimizi iyi kullanmamız gerekiyor, hammadde kaynaklarını iyi tüketmemiz gerekiyor, geri dönüştürülmüş hammaddeyi kullanmamız gerekiyor. Bununla ilgili tekstil sektörü 5-6 yıldır çok meidillerle karşılaşarak, tekstil sektöründeki firmalar en hazırlıklı firmalar oluyor, karbon ayak izini ölçtürmüş, karbon salınımını ölçtürmüş, su kullanımını düşürmüş, enerji tüketimini düşürmüş, bir çok yaptırımlara maruz kalmamak için elinden geldiğince bizim sanayicimiz çaba gösteriyor. Bunun aslında tüm sektörlerde olması gerekiyor. Biz diyoriz ki bu bir olmazsa olmaz. Karbon salınımını düşürecez ama aynı zamanda bu müeyyideler ticari alanda Avrupalılar ticari yaptırımlar uyguluyor. Bunların neticesinde siz yapmazsanız Avrupalılar iyi bir vergi koyuyorlar. Bu nedenle başarılı olmak için Avrupa standartlarında imalat yapmak zorundayız.”
Adana’da plastik alanında geri dönüşüm firma yöneticisi Bilal Nadir Gök ise yaptığı açıklamada, ambalaj atıklarını geri dönüştürüp dünya’da 18 ülkeye ihraç ettiklerini belirterek, “Bugün niye buradayız. Türkiye’nin geri dönüşümünün kayıt altına alınan -yüzde 70’i ama kayıt dışı- yüzde 80 olan Adana’da, bu fuarı düzenliyoruz. Biz bu işi üretiyoruz ve burada bu fuarın da Adana’da olmasını istedi. Ana katılımcılardan biriyiz, Adanamızın kalkınması ve Adana’nın dünyaya açılan gelecekte atık savaşlarının olacağı bir dönemde yani endüstrinin ana maddesi olan atıkları ülkeler birbirine vermek istemiyor, bununla ilgili çalışmanın alt yapısını yapıyoruz” diye konuştu.
]]>Türkiye Yüzyılı İş Birliği ve Dayanışma Platformu’nun Azerbaycan İktisat Üniversitesi’nde (UNEC) düzenlediği panelin açılışına Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, UNEC yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Şehitlerin saygı duruşu ile anıldığı programın açılışında milli marşlar okunduktan sonra konuşan Büyükelçi Bağcı, küresel düzeyde bozulmanın olduğunu, kural temelli sistemin çöktüğünü ve uluslararası düzeyde güven aşınmasının olduğunu söyledi.
Bağcı, Birleşmiş Milletler’in (BM) acil reforma ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Küresel mekanizmaların bölgesel ihtilafların çözümünde gerekli kapasite ve araçlara sahip olmadığı pek çok kez görülmüştür. Bu durumun en çarpıcı örneklerini Filistin ve Karabağ’ın işgalinde, Kıbrıs davasında, Minsk ve Annan planlarında gördük.” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır ifade ettiği, “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil bir dünya mümkündür” sözlerinin günümüzde daha iyi anlaşıldığını belirten Bağcı, “Bölgemizde Filistin ve Kıbrıs ile başlayan işgal, zulüm ve adaletsizlikler, Karabağ, Kırım ve Ukrayna ile devam etmiştir. Yaklaşık 50 yıldır, 4 ayrı krizin etkilerini, yansımalarını, sancılarını, diplomatik ve jeopolitik yorgunluğunu ve yükünü hissediyoruz. Türkiye başta Güney Kafkasya, Filistin ve Ukrayna olmak üzere bölgesinde kalıcı barışın tesis edilmesi için büyük çaba sarf etmektedir. Türkiye ve Azerbaycan doğunun en batısında ve batının en doğusunda kardeş ve müttefik iki ülke olarak, kilit konumdadır.” ifadelerini kullandı.
Bağcı, Zengezur Koridoru’nun bölgesel bağlantıları arttıracağını, sağlanacak barış, huzur ve istikrara yararlı olacağına inandıklarını vurgulayarak, “Türkiye olarak Türk devletleri arasındaki kardeşliğin kurumsallaşmasına imkan tanıyan Türk Devletleri Teşkilatı’nın siyasi, kültürel, ekonomik ve stratejik hedefleri olan bir birlik olduğuna, keza gücümüzün kaynağının da birliğimiz olduğuna yürekten inanıyoruz. Bu uğurda her seviyede çalışmalarımızı siyasi, diplomatik, akademik, kültürel ve ticari düzeyde sürdürerek Türk birliğini, birlikte el ele, omuz omuza, sırt sırta vererek tesis edeceğiz.” diye konuştu.
UNEC Rektörü Prof. Dr. Adalet Muradov, Türk dünyasının geleceğini ilgilendiren bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Tarih bize gösterdi ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de yemin töreninde yaptığı konuşmada ‘Azerbaycan’ın ailesi Türk dünyasıdır’ mesajını verdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Muradov, Türk dünyasının geleceğinin eğitim ve bilime bağlı olduğunu belirterek bu alanlardaki potansiyelini daha hızlı geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Panel, açılış konuşmalarının ardından Hazar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Telman Nusretoğlunun moderatörlüğünde, Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Abdullah Ağar ve gazeteci Sevil Nuriyeva’nın görüşlerini paylaştığı müzakerelerle devam etti.
“Ermenistan, yasalarını değiştirmelidir”
Uluslararası İlişkilerin Analizi Merkezi Başkanı Ferit Şefiyev, Azerbaycan’ın 1. Karabağ Savaşı’nın ülkedeki istikrarsızlık, ekonomik açıdan kötü durumda olması ve Rusya’nın Ermenistan’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiğini söyledi.
Şefiyev, o zamanlar Türkiye’nin Güney Kafkasya politikasının henüz tam şekillenmediğini fakat son 15 yılda Türkiye’nin bölgedeki rolünün arttığını hatırlatarak, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’ın elde ettiği başarıda Türkiye’nin payının büyük olduğuna dikkat çekti.
Ermenistan’la yürütülen barış müzakerelerine de değinen Şefiyev, “Ermenistan yasalarında Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı toprak iddiaları bulunuyor. Barış elde etmek için Ermenistan her şeyden önce kendi yasalarını değiştirmelidir. Çünkü bugün imzalanacak bir barışı yarın Ermenistan’da bu yasaları gerekçe göstererek iptal edebilirler.” görüşünü paylaştı.
“Dünya güvenlik bunalımıyla savruluyor ve çareye ihtiyaç var. Çare bizdedir”???????
Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ağar, 2. Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan ordusunun kahramanlıklarına değindi.
Ağar, “2. Karabağ Savaşı sadece Azerbaycan, Türkiye için, Güney Kafkasya için değil insanlık ve gelecek için değerli bir savaştı. Hakkın nasıl alınacağının insanlığa öğretilmesi açısından örnek olması için önemli bir savaştır. 2. Karabağ Savaşı Türkmençay Antlaşması’ndan beri bölünen Azerbaycan’ın bölünme ve geri çekilmeyi durdurduğu savaştır.” diye aktardı.
Dünyadaki savaşlara ve risklere de dikkati çeken Ağar, “Dünya, güvenlik bunalımıyla savruluyor ve bir çareye ihtiyaç var. İnsanlığa ve geleceğe bu çareyi kim sunabilir. Türkiye ve Azerbaycan’ın birlikteliği ve rolü bu anlamda çok değerlidir. Çare bizdedir. Hamaset yapmıyorum.” görüşünü paylaştı.
“Türkiye’nin açılımları gelecek için yatırımdır”
Gazeteci Nuriyeva ise konuşmasında Türkiye ile Azerbaycan’ın ittifakının Türk dünyasında ve daha geniş bölgede oluşturduğu etkinin öneminden bahsetti.
Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki rolü ve potansiyeli, Orta Asya’daki etkileşimi, Ortadoğu’ki varlığı, Afrika’daki atılımlarının önemine değinen Nuriyeva, “Türkiye’nin açılımları ve uzun vadeli düşünce sistemi gelecek için yatırımdır.” ifadelerini kullandı.
]]>Sel felaketinin vurduğu müze 11 ay sonra yeniden kapılarını açtı
ŞANLIURFA – Geçtiğimiz yıl sel felaketinde büyük hasar alan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Haleplibahçe Mozaik müzesi kapılarını yeniden ziyaretçilere açtı. Göbeklitepe ve Karahantepe kazılarında ortaya çıkarılan 81 yeni eser, ilk kez sergilendi.
Geçtiğimiz yıl 15 Mart’ta yaşanan sel felaketinde sular altında kalan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile Haleplibahçe Mozaik Müzesinde bakım ve onarım çalışmaları tamamlandı. Türkiye’de en çok eserin bulunduğu Şanlıurfa Arkeoloji Müze Kompleksinde, neolitik döneme ait 81 yeni eser ilk kez teşhir edildi. Dünyanın ilk gerçek boyutlu “insan heykeli” gerçek boyutlu “yaban domuzu” ve “kızıl akbaba” heykelleri ve boncuklardan yapılmış süs eşyalarından oluşan eserler, Arkeoloji Müzesi’nde görücüye çıktı.
2015’te açılan ve 30 bini kapalı olmak üzere 60 bin metrekarelik alana sahip müzede, “tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe ile Karahantepe gibi kazılarda çıkarılan eserler de sergileniyor.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür yardımcısı Bülent Gönültaş, sel felaketi sonra yedinden ziyaret açılan müzelerin misafirlerini ağırlamaya başladığını söyledi. Gönültaş, “2023 yılı Mart ayında Şanlıurfa’da çok büyük bir sel felaketi meydana geldi. Bu sel felaketinde hem Şanlıurfa Arkeoloji Müzemiz hem de Haleplibahçe Mozaik Müzemiz etkilendi. 11 ay içerisinde müzelerimizin bodrum katlarında yer alan elektrik sistemlerimiz, soğutma sistemlerimiz tamamen yenilendi süreç içerisinde bakanlık çok hızlı hareket etti. Tüm personellerimizle birlikte gerekli çalışmalar hızlıca tamamlandı ve bir yıl dolmadan 11 ay içerisinde her iki müzemizi de ziyarete açtık. Bu süreç içerisinde teşhirimizde yenileme yaptık. 2023 yılında özellikle Karahantepe’de ortaya çıkarılan ve dünya neolitik tarihi açısından çok önemli sonuçlar ortaya çıkaran bu arkamda gördüğünüz heykelde dahil olmak üzere birçok eserimizi de bu müzemizde teşhire çıkardık. Yılsonunda Kasım ayı itibarı ile Harran Üniversitesi ve Bakanlığımız işbirliği ile Dünya neolitik kongresini de Urfa’da toplayacağız. Bu vesile ile dünyanın birçok yerinde bu alanda çalışma yapan Anadolu neolitiki ve Mezopotamya neolitiki üzerine çalışma yapan birçok bilim adamı ülkemize gelecek, Urfa’ya gelecek. Ziyaretçilerimizi bekliyoruz hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Müzeyi ziyaret eden Turizm rehberi Erhan Yıldırım ise, “Bir yıldan kısa bir sürede müzelerin tekar açılması bizleri mutlu etti. Gerçekten çok büyük bir iş yapmışlar ve yeni eserler gelmiş. Dünyanın sayılı müzeleri arasında ve Türkiye’nin en büyük arkeoloji müzesinin içindeyiz. Hemen önünde durduğum dünyanın bilinen domuz ebatındaki figürünün önünde duruyoruz, inanılmaz bir şey gerçekten çok mutluyum. 11 ay aradan sonra müzenin açılması bizleri çok mutlu etti. Tüm tarih severleri ve arkeoloji dostlarını müzelere bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Müzeyi ziyaret eden ziyaretçiler de, yeni eserlerle müzenin çok daha güzel olduğunu belirterek, açılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
]]>Kentteki başarılı sporcuların tespit edilmesine yönelik çalışmalar sayesinde atletizm takımına kazandırılan 6 kız sporcu, antrenörleri nezaretinde çalışarak birçok madalya kazandı. Son olarak 11 Şubat’ta Isparta’da düzenlenen Okullar Arası Türkiye Kros Şampiyonası Genç Kadınlar 3000 metrede takım halinde Türkiye şampiyonu olan milli atletler, 10-14 Mayıs’ta Kenya’nın başkenti Nairobi’de düzenlenecek Dünya Liseler Arası Kros Şampiyonası’nda katılmaya hak kazandı.
Özel Van Bilim Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eğitimlerini sürdüren Van’ın yarışçı kızları, Kenya’dan da takım olarak madalyayla dönmeyi hedefliyor.
“İkinci olan takıma 46 puan fark attık”
Tuşba Gençlik ve Spor Müdürü Hüseyin Esen, AA muhabirine, daha önce atletizm milli takım antrenörü olduğunu, şu anda da takıma öncülük ettiğini söyledi. Kazanılan başarıların ekip işi olduğunu ifade eden Esen, şunları kaydetti:
“Sporcularımızın bir çoğunu öğretmenleri ve antrenörleri keşfetti. Hepsi aynı okulda eğitim alıyor ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün atletleri. Ekip olarak planlı çalışıldığında başarı kaçınılmaz oluyor. Kenya’da düzenlenecek şampiyonaya sıkı çalışıyoruz. Türkiye şampiyonasında ikinci olan takıma 46 puan fark atarak şampiyon olduk. Ülkemizi ve ilimizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz.”
Milli takım antrenörü Münir Akkoyun ise başarıları geleneksel hale getirerek uluslararası alanda Türkiye’yi temsil etmek istediklerini belirterek, “Diğer takımlardan farkımız sporcularımızın hepsi ilimizden olması ve altyapıdan yetişmeleri. Uzun süredir büyük emekler vererek bugünlere geldik. Dünya Liseler Arası Kros Şampiyonası için antrenmanlarımız devam ediyor. Hedefimiz milli takıma başarılı sporcular yetiştirmek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bayrağımızı dalgalandırmak istiyoruz”
Milli atlet Edibe Yağız da antrenörlerinden ve ailesinden büyük destek gördüğünü söyledi.
Şampiyonluk için sıkı çalıştıklarını aktaran Yağız, “Bu yıl ki hedeflerimden biri de Okullar Arası Türkiye Kros Şampiyonası’nda birinci olmaktı. İlk hedefimi gerçekleştirdim ve sırada dünya şampiyonası var. Kenya’da ülkemizi en iyi şekilde temsil edip, bayrağımızı dalgalandırmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Atlet Havva Efe ise hedeflerinden birinin de olimpiyat kadrosunda yer almak olduğunu bildirerek, “Isparta’da düzenlenen yarışmaya katıldığımız için ailelerimiz çok mutlu olmuştu. Şimdi ise Kenya’daki dünya şampiyonasına katılım sağlamaya hak kazandık. Ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğimize inanıyoruz. Kendimizi tüm dünyaya kanıtlamayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Atletizme, dünya şampiyonu olan ablası Nevin İnce sayesinde başladığını anlatan İran İnce, “Ablamın izinde gidip başarılar elde etmek istiyorum. Ablamda Okullar Arası Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazanmıştı. biz de Kenya’dan dereceyle dönmek istiyoruz.” dedi.
Ülkesini yurt dışında temsil edeceği için heyecanlı olduğunu belirten Şilan Yağız da her zaman yanında olan antrenörlerine ve ailesine teşekkür etti.
Takımın en küçük sporcusu olan 14 yaşındaki Ayten Yobaş ise takım arkadaşlarıyla sıkı bir bağları olduğunu, sürekli birbirlerine yardım ettiklerini dile getirdi.
Sporculardan Viyan Adar da takımda yer almaktan mutluluk duyduğunu ve ülkesini en iyi şekilde temsil etmek için elinden geleni yaptığını vurguladı.
]]>Uzmanlar maden ocağıyla ilgili yıllardır pek çok uyarı yapıldığını, böyle bir kazanın meydana gelebileceğinin bilindiğini ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirtiyor.
Altın madenciliği dünyada oldukça yaygın bir madencilik türü.
İstatistik sitesi Statista’ya göre 2022 yılında dünyada yaklaşık 3 bin ton altın üretildi.
Dünya Altın Konseyi verileri, 2022 yılında dünyanın en büyük altın üreticisinin, küresel üretimde yaklaşık yüzde 10’luk bir pay ile Çin olduğunu gösteriyor.
Çin’i Rusya, Avustralya, Kanada ve ABD izliyor.
En çok altın üreten madencilik şirketleri ise ABD ve Kanada ortaklığındaki Newmont ile merkezi Toronto’da bulunan Barrick Gold.
Peki altın madenciliği dünyada nasıl yapılıyor? Siyanür her yerde kullanılıyor mu? Kazalar ne kadar yaygın?
Altın madenciliği yöntemleri
Altın madenciliği, 10 yıla kadar sürebilen bir araştırma süreciyle başlayan, daha sonra geliştirme ve sondaj aşamalarıyla devam eden çok aşamalı bir süreç.
Üretimin yapıldığı madenler 30 yıla kadar aktif kalabiliyor.
Altın madenciliğinin farklı yöntemleri var:
Altını ayrıştırma
Altın, çıkarılan kayaçların arasında gözle görülür büyüklükte ise siyanür kullanmadan ayrıştırılabiliyor.
Düşük maden potansiyeline sahip yataklarda ise siyanür kullanılıyor.
Bu işlemde kayaçtan elde edilen cevher siyanür ile işleniyor ve siyanür altını çekiyor.
Geriye kalan siyanürlü atık, su ile arındırılıyor ve bir havuzda tekrar kullanılmak üzere tutuluyor.
Birçok uzman siyanürün en etkili ve ekonomik yöntem olduğunu söylerken bazıları bu sürecin tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.
Cıva da altını ayrıştırmak için kullanılan bir kimyasal.
Cıvanın beyin hasarına, ağır hastalıklara ve doğumda komplikasyonlara yol açtığı gerekçesiyle 2013 yılında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 140’tan fazla ülke, cıva kullanımını küresel çapta ortadan kaldırmayı taahhüt etmişti.
Büyük ölçekli madenlerde cıva kullanımı sona erse de dünyanın birçok yerinde küçük ölçekli madencilikte kullanımının devam ettiği bildiriliyor.
Siyanür her yerde kullanılıyor mu?
Maden Mühendisleri Odası’na göre dünyada altın üretiminin yaklaşık yüzde 85’inde siyanür kullanılıyor.
Dünyanın en büyük şirketlerine bakıldığında siyanürün yaygın bir şekilde kullanıldığı görülüyor.
Ancak bazı ülkelerde siyanür kullanımına yönelik çeşitli kısıtlamalar var.
Avrupa Parlamentosu, 2010 yılında Avrupa Komisyonu’nu siyanür madenciliğinin tamamen yasaklanması için harekete geçmeye çağıran bir karar tasarısını oyladı.
Ancak Komisyon böyle bir yasağı uygulamak için mevzuat önermeyi reddetti.
Güney Afrika Madencilik ve Metalurji Enstitüsü’ne (SAIMM) göre ABD’de altın işlemede siyanür kullanımı Montana ve Wisconsin eyaletlerinde yasak.
Arjantin’de de bazı eyaletler siyanür madenciliğini yasakladı, ancak federal düzeyde bir yasak bulunmuyor.
2002 yılında Çekya Parlamentosu, altın madenciliğinde siyanürü yasaklama kararı aldı.
Macaristan’da da 2009 yılında siyanür ile madenciliğin tamamen yasaklanmasına karar verildi.
Geçmişte yaşanan kazalar
Maalesef altın madenciliğinde de insanları ve çevreyi olumsuz etkileyen kazalar oldukça yaygın.
Romanya’da 2000 yılında yaşanan maden kazası, Çernobil’den sonra Doğu Avrupa’daki en yıkıcı endüstriyel kazalardan biri olarak kayıtlara geçti.
Baia Mare siyanür sızıntısı olarak anılan olayda nehre karışan zehirli madde büyük bir çevre felaketi yarattı.
Macaristan ve Sırbistan’a da ulaşan sızıntı nedeniyle Tuna Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşandı.
Yakın geçmişte altın madenlerinde yaşanan diğer büyük kazalarsa şöyle:
1971: Romanya’daki Certej adlı altın madeninde yaşanan bir kazada atık suyun depolandığı barajın patlaması sonucu 300 bin metreküp zehirli su Certeju de Sus adlı kasabayı bastı. Olayda 89 kişi hayatını kaybetti.
1984: Papua Yeni Gine’deki Ok Tedi madeninde 2 milyar tondan fazla işlenmemiş atık su maden çevresine boşaltıldı. Zehirli atıkların bölgede yaşayan en az 50 bin kişiyi etkilediği düşünülüyor.
Aynı yıl Kanadalı şirket Galactic Resources’un ABD’de işlettiği Summitville adlı altın madeninde siyanür kullanılması üzerine 610 bin metreküp zehirli atık suyun biriktiği anlaşıldı. Şirketin iflas etmesi üzerine ABD hükümeti, atık suyun temizlenmesi için yüzlerce milyon dolar harcamak zorunda kaldı.
1995: Kanadalı Omai Gold Mines şirketinin Guyana’da işlettiği madende büyük bir sızıntı yaşandı. Yaklaşık 3 milyon metreküp siyanürlü atık suyun bölgedeki Omai ve Essequibo nehirlerine karıştığı ortaya çıktı.
1996: Filipinler’deki Marcopper Mining adlı Kanadalı şirketin işlettiği Mt. Tapian altın madeninin tünellerinde oluşan çatlak zehirli atıkların Makulapnit-Boac nehrine taşmasına neden oldu. Sızıntı, kısa sürede bölgeye yayılırken, çok sayıda köy tahliye edildi. Tarım alanları kullanılamaz hale geldi.
1998: Kanadalı Centerra Gold şirketinin Kırgızistan’da işlettiği Kumtor altın madenine sodyum siyanür taşıyan bir kamyon Barşkaun nehrine düştü.
2000: Avustralyalı Dome Resources adlı şirketin Papua Yeni Gine’deki Tolukuma altın madenine malzeme taşıyan helikopterden siyanür içeren bir tonluk kargo ormana düştü.
2006: Avustralya’da Beaconsfield Madeni çöktü. Bir madenci hayatını kaybetti ve iki madenci iki hafta boyunca yer altında mahsur kaldı.
2009: ABD’li Newmont Mining şirketinin Gana’daki Ahafo madeninden bölgedeki akar sulara siyanür sodyum karıştığı tespit edildi. Olayın ardından çok sayıda balık ölümü kayıtlara geçti.
2014: Güney Afrika’da 2009’dan bu yana meydana gelen en kötü maden kazalarından birinde Johannesburg’da Harmony Gold’un Doornkop adlı madeninde yer altında çıkan yangında mahsur kalan sekiz maden işçisi ölü bulundu.
2015: Kanadalı Barrick Gold adlı şirketin Arjantin’de işlettiği Veladero altın madeninde siyanür sızıntısı yaşandı. Bin metreküpten fazla siyanürlü atık su Potrerillos nehrine karıştı. Yetkililer olayın bir vana sorunundan kaynaklandığını söyledi. İlerleyen günlerde siyanürlü suyun beş nehre ulaştığı tespit edildi.
]]>İller Bankası’nca (İLBANK) Ankara’daki bir otelde ‘Çevresel ve Sosyal Yönetim Sistemi (ÇSYS) Toplantısı’ düzenlendi. Dünya Bankası iş birliğinde düzenlenen toplantıya, Bakan Özhaseki ile İLBANK Genel Müdürü Recep Türk, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Sürdürülebilir Kalkınma Bölge Direktörü Sameh Wahba ve çok sayıda davetli katıldı.
‘DEPREM TEHDİDİNDEN DOLAYI GECE GÜNDÜZ ÇALIŞIYORUZ’
Özhaseki, bugün İLBANK’ın yeni bir dönem başlattığını belirterek, bu konuda İLBANK ile beraber hareket eden Dünya Bankası’na teşekkürlerini iletti. Özhaseki, bakanlığın isminden de anlaşılacağı üzere epeyce yoğun bir iş yüküne sahip olduklarını işaret ederek, “Çevre konusunda mücadelemiz hızla sürüyor. Bir taraftan şehircilik var, dünyanın en eski şehirlerine sahibiz; onların altyapısı, üstyapısı gerek finansal gerek altyapı konusunda destekte bulunan İLBANK ile birlikte yürüttüğümüz müthiş bir faaliyet zinciri var. Bir de elbetteki iklim değişikliği konusu var. İklim değişikliğinin getirdiği her türlü sıkıntıdan, beladan, musibetten kurtulmak için mücadele veriyoruz. Ancak son dönemde bakanlığımızı biraz daha meşgul eden, tüm dikkatimizi o bölgeye toplamamıza sebebiyet veren 2 gelişme var. Birincisi 6 Şubat depremleri, ikincisi de yaklaşan ve bütün bilim adamlarının gelmekte olduğunu söylediği, umarım, dua edelim ki gelmez, gelirse de düşük bir şiddette olur ama; Marmara’da olabilecek olan büyük bir kırılma, deprem tehdidi. Bundan dolayı da işlerimizi bu konuda yoğunlaştırıyoruz, bu konuda daha sorumlu hissediyoruz ve gece gündüz çalışıyoruz” dedi.
‘DEPREM ZARARININ EN AZA DÜŞÜRÜLEBİLMESİ AMACIYLA ÇALIŞIYORUZ’
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde 680 bin konut ve 170 bin civarında iş yerinin yıkıldığını ve bunları gidermek için 1 senedir gece gündüz demeden bakanlık ve tüm koordineli birimlerle çalıştıklarını aktaran Özhaseki, hak sahiplerine verilecek 390 bin konut bulunduğunu ve 307 binin ihalesinin yapıldığını söyledi. Ayrıca köylerde 50 bin çelik ev yapıldığını bildiren Özhaseki, “46 bin konutu teslim ettik. 1,2 aya 30 bin konut daha teslim edeceğiz. Marmara Denizi ve çevresi bizim için önemli; tam 7 şehir, 20 milyon insan yaşıyor, Türkiye’nin gayrisafi milli hasılasının yüzde 47’sini o bölge oluşturuyor. Böyle bir bölgede depremin oluşturabileceği zararın en aza düşürülebilmesi amacıyla çalışma yürütüyoruz. Depreme karşı dirençli şehirler oluşturmanın bir yolu var; o da kentsel dönüşüm. 2012’de yasa çıkardık; bugüne kadar 2 milyon 250 bin konutu değiştirdik, dönüştürdük. Şu an 425 bin civarında konutun da inşaatları devam ediyor; değişecek, dönüşecek. İnşallah bütün hızımızla buna devam ettiğimizde İstanbul’umuzu da Marmara bölgesindeki şehirlerimizi de depreme karşı dirençli hale getiririz diye düşünüyoruz” diye konuştu.
‘İKLİM KRİZİ YÜZÜNDEN 216 MİLYON İNSAN GÖÇEBİLİR’
İklim değişikliğinin Türkiye üzerinde oluşturabileceği negatif etkiler için de her sektörde yeşil dönüşümü desteklediklerine vurgulayan Özhaseki, bilim insanlarına göre dünyanın son 100 yıl içinde 1.1 derece ısındığını ve eğer bu derece 2 olursa gıda krizlerinin başlayacağını, 3 derece olursa dünyanın yaşanmayacak bir yer olacağını söyledi. Özhaseki, Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre 2050 yılına kadar bu şekilde giderse iklim değişikliğinden kaynaklı olarak 216 milyon insanın yer değiştirebileceğini belirtti. Özhaseki, korunan alanları, çevreye duyarlı iklim dostlu konutları, katı atık depolama tesislerini, kirli su artıma tesislerini, yeşil alanları çoğalttıklarını ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda Sıfır Atık kampanyasının dünyada artık öncü bir hareket olduğunu söyledi.
]]>Bakan Yumaklı, Mersin’de düzenlenen ‘topraktan geleceğe’ ana temalı, ‘Türkiye Yüzyılında Üretim Zirvesi’ne katıldı. Bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Yumaklı, tarımın avantajlı ya da dezavantajlı durumu olduğunu belirterek, “Şöyle bir gözlerimizi kapatalım ve tarımsal üretimin olmadığını düşünelim bir an. 3 gün olsun, 5 gün olsun, 1 hafta olsun, 1 ay olsun. Yok, yani tahayyül bile edemiyorsunuz. ya da suyu düşünelim. Suyla alakalı konularda şu anda problemiyle ilgili bizlerin de özellikle su verimliliğiyle alakalı çalışmalarımızı da dikkate alarak, suyun olmadığını düşünelim. Her ikisinde de belli bir süre sonra adeta hayatın yok olduğunu görmek mümkün. Peki bereketli hilalin merkezindeki Anadolu coğrafyasında, bizlere önemli zenginlikler sağlayan tarım arazilerimizi biz nasıl değerlendiriyoruz ya da nasıl değerlendirmeliyiz. İşte çok farklı toplantılarda, çok farklı konuşmacılar bunlara değinirken, biraz önce dedim ya tarımsal üretimin avantajları veya dezavantajları var zaman zaman. Maalesef çok zorlukla karşılaşma potansiyeli olmadan bunları konuşmuyoruz. Halbuki hayatın kaynağı olan bu hususları çok daha öncesinde konuşmalıyız. Geleceğe matuf bütün unsurları dikkate almalıyız ve hem kendi ülkemizin, hem de bizim ihracatını yaptığımız ülkelerin ihtiyacını karşılamak üzere planlamamızı tamamlamalıyız” diye konuştu.
“Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır”
2023 yılında planlı tarımla ilgili bütün yasal düzenlemeleri bitirdiklerini kaydeden Bakan Yumaklı, “O dönemden itibaren bunun alt çalışmalarını da yaptık. Şu anda bütün arkadaşlarımız nisan ayı itibariyle kendi iç süreçlerini de bitirecekler ve sahada konuşmaya, anlatmaya başlayacağız. Tarımsal üretim planlaması, sadece toplantılarda konuşulan, tartışılan ondan sonra da bakalım nasıl olacak diyeceğimiz bir husus değil. Katılımcılığı gerektirir. Biz ne kadar iyi yasal düzenlemeler yaparsak yapalım, siz paydaşların mutlak surette desteğine ve omuz omuza olunmasına ihtiyacımız var. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır, bir disiplin manzumesidir. Eğer biz bunu yapar isek, bundan sonraki dönemde tarımsal üretimimizle alakalı hem kendi nüfusumuzu, hem gelecek olan misafirlerimizi hem de bu yıl 31 milyar dolar civarında tamamlanmış olan ihtiyacımızı çok daha yukarı rakamlara taşımız olacağız” ifadelerini kullandı.
“9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, daha fazla gayret göstermeliyiz”
Bu topraklarda yaşıyor olmanın çok önemli avantajları olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, “Bu topraklarda aynı anda 4 mevsim ve 7 iklim yaşanıyor. Anadolu’nun, Avrupa’dan kat kat daha fazla bitki ve hayvan türleri barındırmasına sebep oluyor. ve hepsinden önemlisi sadece 4 saatlik bir uçuşla dünyanın 67 ülkesine ulaşacak Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın kesişim noktasında olan bir coğrafi pozisyonumuz var. Bizim bu bahsetmiş olduğumuz enerji kaynaklarına da yakın olmamızı gösteren veya bize önemli bir avantaj sağlayan bu coğrafi üstünlük, 9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, bizim çok daha fazla gayret göstermemizi de bize ortak akılla hareket etmeyi de getiriyor” şeklinde konuştu.
“Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak”
Dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti; “Bunu zaten hem burada hem de buna benzer toplantılarda konunun tarafları dile getiriyor. Örneğin çeyrek yüzyıl önce gelecekte savaşların gıda ve su nedeniyle olacağı söyleniyordu, yazılıyordu. Ancak şöyle bir husus var. Bunun biz bu kadar da yakın olacağını tahmin etmiyorduk. Ama geldiğimiz noktada bu gerçeğe bizzat şahit oluyoruz. Artık enerji için olan dünya ülkelerinin arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. Bunun da altını çizmek gerekir. 2050 yılındaki dünya nüfusundan bahsedelim; 10 milyar olacak. Türkiye’nin 2050 nüfusu ise 105 milyon olacak. Gelecek bir o kadar misafirimizi de düşünürsek, 2050 yılında 210 milyonluk en azından, en temel itibariyle bir nüfusun gıda ve su ihtiyacını karşılamamız gerektiği ortaya çıkıyor. Demek ki nüfus artışı ile birlikte iklim değişikliği gibi, göç gibi birtakım daha önce hiç adını duymadığımız hastalıklar gibi hususların bizi kısıtlayacağını da düşünürsek buradaki risk faktörünü görmüş oluruz. Biz bunların hepsini yeni normal olarak niteledik ve bakanlığımız bütün çalışmalarını buna göre dizayn etmeye başladı ve devam ediyor. Şöyle bir veri var. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak.”
Tarım politikalarını, hem bugüne hem de gelecek kuşaklara bırakacak bir vizyonla oluşturduklarını ve 2024-2028 stratejik planını yayınladıklarını aktaran Bakan Yumaklı, “Elbette son 21 yılda güçlü bir tarım ve orman altyapısı kurulmak için birçok çalışmalar yapıldı. Daha önce herhangi bir kurala bağlı olmayan konular, yasal mevzuata kavuştu. Ülke tarımının rekabeti için, dünya rekabeti için gerekli referansları oluşturuldu. Tarımsal desteklerle alakalı geçtiğimiz yıl bu rakam 64 milyar lira civarındaydı ki, bu yıl yaklaşık 91,5 milyar olacak bu. Aynı zamanda çiftçilerimizin finansman ihtiyaçları, kırsal kalkınma programları ile birlikte ülke tarımına getirilen modern boyut. Tarsim uygulaması ile yani sigorta kavramının ortaya konulması ile artık bundan sonra da bizleri çok daha fazla etkileyeceğini gördüğümüz dış etkenlerden üretimimizin, alın terimizin, emeğimizin yok olmasının bir şekilde tazminini sağlayacak sigorta konusu yine gündeme getirildi ve uygulanmaya başlandı” dedi.
“Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi”
Dünyada uygulanan bir endeks olduğunu, bu endekse göre suyun eğer kişi başına miktarı 1700 metreküp ve üzeri ise ülke olarak zengin bir ülke olunduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı; “Ancak 1000 metreküpün altında ise siz fakir bir ülkesiniz. Peki Türkiye nerede? Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi. Eğer bizler hiçbir şeye dokunmayıp, bu şekilde devam edersek, suyun yüzde 77’sini kullanan tarımı, geri kalan yüzde 11’ni kullanan sanayisini, kentsel ve diğer oranlarda hiçbir şey yapmayıp bu şekilde bırakırsak, 2030 yılında bin metreküpün altına düşüyoruz. O yüzden böyle geniş bir perspektifi anlattım. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bütün şehirlerde o şehrin dinamiklerinin, üreticilerinin, üretici birliklerinin, ticaret odalarının, sivil toplum kuruluşlarının bu üretim planlamasının ilk safhasında çalışması üzerine bir model kuruldu. Daha sonra bütün bunlar Türkiye bazında konsolide edilerek, Türkiye’nin üretim planlaması tamamlanacak.”
Arazi toplulaştırma konusunun da son derece önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Bütün hızıyla devam ediyor. ve ormanla alakalı da yeşil vatanımızı koruma adına 7 milyar fidanı da toprakla buluşturarak tarihi ve doğal güzelliklerin bir arada olmasını sağladık. Bütün bunların hepsi, bu genel değerlendirmelerde, bizler ülkemizin tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada da 10. sırada yer almasını sağlamış olduk” ifadelerini kullandı.
“Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz”
Kendilerine verilen sorumluluk kapsamında millete en iyi hizmeti yapma gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Bakan İbrahim Yumaklı, şöyle devam etti; “Sektörümüz altyapısı itibariyle, üst yapısı itibariyle, kurumları itibariyle güçlü bir yapıya sahip. Bizlerin gerekli altyapı çalışmaları ve teşvikleriyle, sizlerin, sizler gibi ülkesini seven üreticilerimiz ve girişimcilerimiz sayesinde üstesinden gelemeyeceğimiz herhangi bir sorun olmadığını düşünüyorum. Ama tekraren altını çizmek istiyorum. Tarımsal üretim konusuna yaklaşım, çok önemli, her şeyden daha önemli, milli güvenlik sorunu diyerek konunun önemini anlatıp, ona mütenasip değeri vermemekle sonuçlanmamalıdır. Altını çizerek tekrar ediyorum. Teorik olarak değil pratik olarak. Devletiyle milleti, yani üreticisi ile girişimcisi omuz omuza vererek, bizim etki edebileceğimiz ya da edemeyeceğimiz birçok gelişmenin, bizi neden hangi yöne götüreceğine hep birlikte karar vermemiz gerekiyor ki, öyle yapacağız inşallah. Bizler Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi, güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz.”
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD Mersin Başkanı Mehmet Sait Kayan, AHBİB Başkanı Veysel Memiş ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ve MÜSİAD Gıda Tarım Hayvancılık Sektör Kurulu Başkanı Cemal Özen’in konuşma yaptığı toplantıya, Akdeniz Belediyesi Başkanı Mustafa Gültak ile Cumhur İttifakı Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serdar Soydan ve sektör temsilcileri katıldı.
Konuşmaların ardından ihracatçılara ödül verilirken, MÜSİAD Başkanı Asmalı, Bakan Yumak’a Filistin müzayedesinden aldıkları çalışmayı hediye etti. – MERSİN
]]>DİYARBAKIR’da, 2020’de başladığı kick boksta, milli takıma seçilen lise öğrencisi Sudenaz Karabulut (16), bu yıl Antalya’daki Spor Toto Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda ‘Türkiye Şampiyonu’ oldu. Karabulut, yıl sonunda Macaristan’da düzenlenecek olan ‘Dünya Şampiyonası’nda ‘Gençler’ kategorisinde birinciliği hedefliyor.
Diyarbakır’da 2020 yılında annesi Havva Karabulut’un teşvikiyle kardeşi Süleyman Karabulut ile kick boks sporuna başlayan Spor Lisesi 2’nci sınıf öğrencisi ve Yenişehir Belediyespor Kulübü sporcusu Sudenaz Karabulut, 2022’de Ordu’da düzenlenen Türkiye Kick Boks Turnuvası’nda ‘Yıldız kızlar’ kategorisinde birinci oldu. Ardından milli takıma seçilen Sudenaz, bu yıl da 22-29 Ocak tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen ‘Spor Toto Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda ‘Light Contact’ branşında ‘Gençler’ kategorisinde altın madalya alıp Türkiye şampiyonu oldu, ‘Kick Light’ branşında da gümüş madalya kazandı.
‘ANTRENÖRÜMÜ ÖRNEK ALDIM’
Macaristan’da yıl sonunda dünya şampiyonasına katılacak olan Sudenaz Karabulut, “5 kardeşiz. Kardeşim Süleyman ile yaz spor kursuyla bu spora başladık. Türkiye şampiyonlukları getirdik. 2020’de katıldığım ilk Türkiye şampiyonasında birinci oldum. 2023’te milli takıma girdim ve Avrupa şampiyonalarına katıldım ama çeyrek finalde elendim. En son 23-29 Ocak tarihleri arasında Antalya’da Spor Toto Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda 2 branşta toplam 10 maç yaptım. Birinde birinci, diğerinde de 2’nci oldum. Antrenörüm Bilgin Erol’u örnek alarak milli sporcu oldum. Avrupa şampiyonalarına birlikte katıldık. 2024’ün sonunda Macaristan’da dünya şampiyonası var. Gençler kategorisinde birinci olmayı hedefliyorum” dedi.
‘HEDEFİMİZ DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU’
Milli sporcu ve antrenörü Bilgin Erol da Sudenaz’ın azmiyle birçok başarı elde ettiğini belirterek, “Henüz 16 yaşında ve 5 çocuklu bir ailenin 2’nci çocuğu. Bir yaz okulunda erkek kardeşiyle benimle tanıştılar ve yetenekli olduklarını gördüm. 2020 Türkiye Şampiyonası’na götürdüm ve Sudenaz, erkek kardeşi ile birlikte Türkiye Şampiyonu oldu. Sonra Sudenaz, erkek kardeşini geçti ve bayağı ilerledi. Düzenli, disiplinli çalışarak daha da ilerledi ve yenilgi görmedi. En son 2023 yılında ‘Yıldızlar’ kategorisinde Avrupa şampiyonasına katıldık. Sudenaz çeyrek finale kadar yükseldi. Çeyrek finalde İngiliz rakibimize elendik. Sonuna kadar mücadele etti. Şimdi ‘Gençler’ kategorisindeyiz. Katıldığımız ilk gençler kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu. Sene sonunda Macaristan’da yapılacak Dünya Gençler Şampiyonası var. Şimdiki hedefimiz, o dünya şampiyonaya katılmak ve dünya şampiyonu olmak” diye konuştu.
‘ÖĞRENCİLERİMİZİN BAŞARILARIYLA GURUR DUYUYORUZ’
Diyarbakır Spor Lisesi Müdürü Çerkez Selimoğlu ise öğrencileriyle gurur duyduklarını söyleyerek, “Öğrencimiz Sudenaz, büyük bir başarı elde etmiştir. Kendisini tebrik ediyoruz. Bizi gururlandırdı. Ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyoruz. Okulumuzun 18 kategoride, çeşitli branşlarda başarıları mevcut. Bütün öğrencilerimize her konuda destek oluyoruz. Aynı zamanda İl Milli Eğitim Müdürümüzün bize katkıları da çok fazla. Kendilerine de teşekkür ediyoruz. Kızımızın Macaristan’da katılacağı dünya şampiyonasında kendisine başarışlar diliyorum. Diyarbakır’daki bu tarz öğrencilerimizin başarıları bizi ayrıca gururlandırıyor” ifadelerini kullandı.
]]>MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; Azerbaycan’da yapılan seçimle alakalı açıklamalarda bulundu. Azerbaycan’ın İlham Aliyev’in şahsında kenetlenmesinin önem arz ettiğini ifade ederek; “Azerbaycan’da alınan seçim kararının hemen akabinde de seçimlerle alakalı çalışmalarımızı bizler gerçekleştiriyoruz. Gerek öncesindeki çalışmalarımız gerekse Azerbaycan’a geldiğimiz günden bu yana Azerbaycan halkının son derece demokratik şekilde iradelerini sandığa yansıttığını da hepimiz müşade etmiş oluyoruz. Bu demokratik iradenin büyük bir coşkuyla beraber İlham Aliyev lehine ortaya koyduğu güçlü, kararlı iradenin de ne anlama geldiğini sadece Azerbaycan camiasının değil dünya kamuoyunun da iyi anlaması lazım. Bu kadar güçlü bir iradeyle seçilmiş bulunan devlet başkanının arkasında güçlü bir halk desteğinin bulunması Azerbaycan’ın birbirine ne derecede kenetmiş durumda olduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşıyor. Tabi başta Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı olmak üzere bununla beraber bazı ülkelerin Azerbaycan ve Azerbaycan’da gerçekleşen seçimlerle alakalı yaklaşımlarını da doğru bulmadığımızı ve aynı zamanda yanlış ve yanlı bulduğumuzu da ifade etmek istiyoruz. Çünkü seçimlerin burada demokratik nizam çerçevesinde gerçekleşmiş olduğunu Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri olarak bizler gözlemlemiş bulunuyoruz. Azerbaycan kamuoyunu bu anlamda tebrik ediyorum böylesine büyük bir demokratik olgunluk gösterdikleri için. Aynı zamanda İlham Aliyev son derece büyük bir başarı örneği göstererek böylesi seçimlerde kendi milletinin desteğini arkasına almak suretiyle ne kadar doğru işler yaptığını da göstermiş oluyor. Tabi bu Azerbaycan’daki seçimlerle alakalı eleştirilerde bulunan bazı Avrupa ülkelerine baktığımızda hala Monarşi ile idare edilen ülkeler olduğunu da bizler gözlemliyoruz. O yüzden Avrupa Birliği dahil olmak üzere kendi demokrasisiyle alakalı Azerbaycan’a bir söz söyleyeceklerse önce dönüp kendilerine bakmaları lazım. Hakikaten burada komik bazı ifadelerin olduğunu da yine gözlemledik. Örneği adaylar arasında bir hanımefendi isminin olmadığı. Şimdi İngiltere’de iki tane öne çıkan siyasi parti var. Biri işçi partisi, diğeri muhafazakar parti. Mesela şuanda Amerika birleşik Devletleri kendi bünyesinde seçim haline girdi. Demokratlar ve cumhuriyetçiler. Kuvvetle muhtemel burada da iki erkek aday yarışacak. O zaman dönüp hem İngiltere’ye hem Amerika Birleşik Devletleri’ne veya bundan sonra Avrupa’da yaşanacak diğer seçimlerde de ne olacaksa bununla alakalı benzer tespitleri yapmaları lazım. Ama biz ne yazık ki Batı’nın bu anlamda hassasiyetten ve hakkaniyetten uzak bir yaklaşımla hareket ettiğini gözlemlemiş bulunuyoruz. Şunu iyi anlamaları gerekiyor; bilhassa son yıllarda vuku bulan Doğu Avrupa ekseninde yaşanan Ukrayna merkezli savaş ve Avrupa Birliği’nin yaşadığı diğer krizler dahil olmak üzere küresel barış ve istikrarın Türkiye ve Azerbaycan’ın işbirliği ve dostluk örneğiyle beraber aynı zamanda Türk Dünyasıyla şekillenen bir iklimle ilerlediği gerçeğini göze aldığımızda küresel barış ve istikrarın ana anahtarının bu coğrafyanın elinde olduğunu iyi anlamaları lazım. Yani bu şu demektir; hem Avrupa’nın hem de dünyanın barış ve istikrarı Azerbaycan’ın barış ve istikrarından geçer. O yüzden dün gerçekleştirilen seçimler neticesinde Azerbaycan halkının vermiş olduğu iradenin bilhassa Batı camiası saygı duymak mecburiyetinde. Kardeşimiz bildiğimiz Azerbaycan’ın her zaman yanındayız. Böylesi bir günde de Azerbaycanlı kardeşlerimizin güçlü bir iradeyle ‘Karabağ Fatihi’ olarak artık tüm Türk Dünyası’na nam salmış İlham Aliyev’in şahsında kenetlenmesi ve dünyaya mesaj vermesi de çok büyük önem arz etmiştir. Umarız bu anlamlı mesaj dünyada her çevre nazarında doğru algılanır diyorum” dedi. – KAYSERİ
]]>Ticaret Bakanı Prof.Dr. Ömer Bolat, “2022 yılında yüzde 11.4, 2023 yılında yüzde 5 buçuk, inşallah bu yıl da ilk 9 ayda yüzde 4.7 büyümeyi başarmış bir ülke olarak milli gelirimizi yılın ilk 9 ayı sonunda 1 trilyon 75 milyar dolara çıkarmayı ve kişi başı milli gelirimizi de 12 bin 500 dolara çıkarmayı başardık. İhracatımız 2023 yılında dünya ihracatında ve ithalatındaki gerilemeye rağmen Türkiye olarak yüzde 0, 64’lük bir artışla 256 milyar dolara ulaştırdık. Bu da cumhuriyet tarihinin rekoru olarak kayda geçti” dedi.
7-10 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek olan “İstanbul Fashion Connection Fuarı” açılış töreni gerçekleşti. Açılış törenine Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, İstanbul Valisi Davut Gül, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, TİM ve İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe de katıldı. Ticaret Bakanı Prof.Dr. Ömer Bolat fuarın açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
“REKOR KIRDIK”
Konuşmasına 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet dileyerek başlayan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Bu fuarın ortaya koyduğu bu muhteşem tablo, Türkiye ekonomisinin 21 yıldan bu yana nasıl güçlü temeller üzerinde ilerlediğinin ve geliştiğinin açık bir göstergesi. Türkiye olarak bunun en açık delili üretimdeki büyüme rakamlarımız. 2022 yılında yüzde 11.4, 2023 yılında yüzde 5 buçuk, inşallah bu yıl da ilk 9 ayda yüzde 4.7 büyümeyi başarmış bir ülke olarak milli gelirimizi yılın ilk 9 ayı sonunda 1 trilyon 75 milyar dolara çıkarmayı ve kişi başı milli gelirimizi de 12 bin 500 dolara çıkarmayı başardık. Bunun en önemli faktörlerinden birisi ihracattaki başarıdır. İhracatımız 2023 yılında dünya ihracatında ve ithalatındaki gerilemeye rağmen Türkiye olarak yüzde 0, 64’lük bir artışla 256 milyar dolara ulaştırdık. Bu da cumhuriyet tarihinin rekoru olarak kayda geçti” dedi.
“DÜNYANIN YEDİNCİ BÜYÜK İHRACATÇISI KONUMUNDAYIZ”
Türkiye’nin ithalat ve ihracattaki başarı oranlarını paylaşan Bakan Bolat, “Tekstil ve giyim sektörü bizim için çok önemli bir yer oluşturuyor. Türkiye sanayisini ilk ateşleyen sektör tekstil sektörü olmuştur. Daha sonra hazır giyim sektörü, metal sektörü, otomotiv sektörü, makine sektörü, inşaat malzemeleri, bilişim gibi diğer sektörlere yansımalar olmuştur. Pamuk üreticisi bir ülke olmamızın verdiği avantajla tekstilde bundan yüz yıl önce başladığımız yolculukta bugün dünyada Avrupa’nın üçüncü büyük ihracatçısı, dünyanın ise yedinci büyük ihracatçısı konumuna ulaşmayı sizlerin sayesinde başardık. Hazır giyimde geçen yıl 20.6 milyar dolar ihracat, tekstilde de 12.3 milyar dolar ihracat ile toplamda yaklaşık 33 milyar dolar ihracatı bu sektörlerden elde ettik. Pamuk üreticisi olmamız, hızlı pazarlara, hedef pazarlara olan yakınlığımız, iki günde mal teslim edebilmemiz, geniş ürün yelpazemiz, hızlı teslimat, özgün tasarım ve müşterilerin beğenilerini dikkate alan ürün yelpazesi bu başarıda çok önemli bir rol oynamıştır. Biz Ticaret Bakanlığı olarak yıllık bütçemizin yüzde 60’ını ihracat desteklerine tahsis ediyoruz. Bundan sonra da devam edeceğiz. 2024 yılı bütçemizde ihracata verdiğimiz destekleri yüzde 110 arttırdık. Bu yıl inşallah Orta Vadeli Program’da yer alan 267 milyar dolar mal, 110 milyar dolar hizmet ihracat hedeflerini başaracağız. Avrupa’nın, Avrupa Birliği’nin ana ülkelerinin ithalatı yüzde 15 civarında azaldı. Biz Türkiye olarak Avrupa Birliği’ne ihracatımızı arttırabildik. Bizim dünya mal ihracatından aldığımız pay yüzde 1,02’den yüzde 1,06’ya çıktı. Hedef 2028’de yüzde 1,30. Hizmet ihracatındaki payımızı da arttırmaya devam ediyoruz. Yüzde 1,30’luk payımız var. 2028 yılında bunu yüzde 2’ye çıkaracağız” şeklinde konuştu.
“SİZLERLE BİRLİKTE GERÇEKTEN MODANIN BAŞKENTİ OLABİLİRİZ”
Programda İstanbul Valisi Davut Gül ise, “Biz sizlerle birlikte gerçekten modanın başkenti olabiliriz. Tekstilin, hazır giyimin şu üç konudan uzaklaşması lazım; kur rekabeti, enerji ve ucuz işçilik. Bunlardan kurtularak, marka değeri yüksek ürünler üreterek, dünyanın her tarafında özellikle yeşil dönüşümün avantajlarından faydalanarak, farklı farklı ürünler geliştirerek kurum ve işçilik fiyatı ne olursa olsun rekabet edebilir bir duruma gelmemiz gerekiyor. Bunu da yapabileceğinizi biliyorum” diye konuştu.
]]>Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, “Olağanüstü mücadele verdiğimiz bu yarışta TFF ve hakemlere çağrıda bulunmak istiyorum; adaletli olun ve maçları hakkaniyetli yönetin. Adaletin sağlanması, futbolun marka değeri için kritik öneme sahiptir” dedi.
Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) Olağan Şubat ayı toplantısı başladı. Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleştirilen toplantıya Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, yönetim kurulu üyeleri, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Uğur Dündar ve üyeler katıldı. Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Burak Kızılhan, yönetim kurulu faaliyet raporunu okudu. Burak Kızılhan, rekabetçi kimliğin ortaya konulduğu 3 aylık dönemi geride bıraktıklarını dile getirerek, “3 Temmuz 2011’de başlayan direnişimiz 27 Aralık 2021’de onurlu bir zafere dönüştü. ‘Futbolda Sözde Şike’ davası olarak bilinen kumpasla alakalı beraat kararının onaylanması Fenerbahçemizin hem vicdanlarda hem de hukuk önünde bir kez daha temiz olduğu kanıtlandı. Kararlı mücadelemizde geri adım atmadık. 3 Temmuz sürecini kurgulayanlar ise şimdi ortada yoklar. Fenerbahçe haklı temiz duruşunu sürdürüyor. 10 yıllık süreçteki maddi ve manevi zararlar giderilene kadar dik duracağız” diye konuştu.
“EN ÖNEMLİ UNSUR, BAŞARIMIZIN ARKASINDAKİ EN BÜYÜK GÜÇ, BİRLİK VE BERABERLİKTİR”
Futbol takımının başarılarını ifade eden Burak Kızılhan, “Süper Lig, kupa ve Avrupa Konferans Ligi’ndeki başarıları hepimizi gururlandırıyor. İsmail hocamıza teknik ekibe ve futbolcuları tebrik ediyor başarılarını diliyorum. Aslında buradaki en önemli unsur, başarımızın arkasındaki en büyük güç, birlik ve beraberliktir. Ara transferde kadroya kattığımız oyuncular, dünya çapındaki oyuncular takımımıza olan güvenimizi daha da arttırdı. Doğru planlama, ihtiyaç duyulan bölgelere zamanında takviyelerle transfer dönemine çok verimli geçiş yaptık. Bonucci, Krunic gibi yıldız oyuncuları takviye etmek şampiyonluk hedefimiz adına önemli adımlar oldu. Bu süreç içinde emekleri geçenlere teşekkür ediyorum. Kontenjan sebebiyle takıma dahil olan oyuncuların yanı sıra ayrılan oyuncular da oldu. Takımımız da taraftarımız da şampiyonluk yolunda yüreğini ortaya koyuyor. Hedeflerimiz yolunda sonuna kadar mücadele edeceğiz. İstediğimiz sonuç olan şampiyonluğa ulaşabilmek için sizlerin destekleri çok önemlidir. Takım ve camia olarak olağanüstü mücadele verdiğimiz bu yarışta TFF ve hakemlere çağrıda bulunmak istiyorum; adaletli olun ve maçları hakkaniyetli yönetin. Adaletin sağlanması, futbolun marka değeri için kritik öneme sahiptir. Bu şartlar sağlandığında şampiyonluk kupasını müzemize getireceğiz inşallah” şeklinde konuştu.
“GÖZLERİMİZİ PARİS OLİMPİYATLARI’NA ÇEVİRDİK”
Fenerbahçe olarak her zaman en tepeye oynadıklarını kaydeden Burak Kızılhan olimpik branşlar için ellerinden geleni yapacaklarını dile getirdi. Kızılhan, “Gururla sahiplendiğimiz bir kimliğimiz var. Fenerbahçe en büyük spor kulübü diyoruz. Bu başarıların daha da pekiştiği bir dönemden geçiyoruz. Ülkesinin emrinde Atatürk’ün izinde misyon belirledik. Birçok branşta elde ettiğimiz madalyalar ile kulübümüzü dünyada temsil ettik. Gözlerimizi Paris Olimpiyatları’na çevirdik. Sporcularımız ülkemiz ve bayrağımız için mücadele edecekler. Bugün 4 yılda 3 dünya şampiyonluğu, 1 dünya 2’nciliği ve toplamda 4 rekor elde eden Derin Atakan bizimle. Dünya U15 ekibimiz buradalar. Geçtiğimiz günlerde su üzerinde rekor kıran ekibimiz buradalar. Kahramanmaraş merkezli depremden sonra takımımıza dahil ettiğimiz ve milli takıma kadar yükselen Mert Durkal da bizimle. Başarılarınızdan dolayı tebrik ediyorum, iyi ki varsınız” ifadelerini kullandı.
“FENERBAHÇE, TÜRK SPORUNDA VE ÜLKESİNİN GELECEĞİNDE BAMBAŞKA BİR YERDE”
Galatasaray Divan Kurulu Üyesi Sami Çölgeçen’in, “Neredeyiz biz, hiçbir yerde yokuz. Sadece futbolda Fenerbahçe’yle yarışıyorsunuz, amatör şubelerde yoksunuz, Fenerbahçe’yi kıskanıyorum” sözlerini hatırlatan Burak Kızılhan, “Fenerbahçe, Türk sporunda ve ülkesinin geleceğinde bambaşka bir yerde” dedi.
Burak Kızılhan’ın ardından kulüp şube sorumluları ilgilendikleri branşlar ile ilgili gelişmeler hakkında bilgiler aktardı.
]]>Erdoğan Bayraktar’ın konuşmalarından satır başları;
“Çok Değerli Misafirler, Saygıdeğer Hanım Kardeşlerim, Kıymetli Beyefendiler, Basın camiasından kıymetli arkadaşlar, kıymetli dostlar. Sevgili Gençler. Her birinizi en içten duygularımla, samimiyetimle, sevgi ve saygı ile selamlıyorum. “Depremde Dünya, Türkiye, İstanbul ve Biz Neredeyiz” sempozyumuna Hoş geldiniz. Biliyoruz ki; Türkiye topraklarının yüzde 98’i aktif deprem kuşakları üzerinde yer alıyor, bunu biliyoruz.

Konunun uzmanları Saygıdeğer Prof. Dr. Sn. Şerif Barış ve Prof. Dr. Sn. Mustafa Erdik bu konu ile ilgili değerli bilgilerini bizlerle paylaştılar. Kendilerine huzurunuzda çok teşekkür ediyorum. Bende fikirlerimi ve düşüncelerimi ifade etmeye çalışacağım. Öncelikle Dünya’ya ve Türkiye’ye bakacağız. Bildiklerimizi tekrarlayarak hafızamızı canlandıracağız. Dünyamız bugün itibari ile alabildiğine bütünleşti. Ulaşım gelişti, iletişim arttı, diğer yandan şehirlerde yaşayan nüfus çoğaldı.
GELİŞMİŞ ÜLKELERDE CAN KAYBI DAHA AZ
Bu durum, genelde Küreselleşme diye tarif ediliyor. Biliyoruz ki; gelişmiş ülkeler, afetleri ve depremleri daha az can kaybı ile ve daha az hasarla atlatırken, geri kalmış ülkelerde felaketin boyutları daha büyük oluyor. Bu bakımdan gerek Dünya’ya gerekse Türkiye’ye şöyle bir bakalım: Dünyamızda yaklaşık 8 milyar insan yaşıyor. Bu nüfusun yaklaşık ¼’ü yani 2 Milyar’ı Müslüman. Yine Dünya’da yaklaşık 200 devlet var. Şehirleşme oranı % 57’lerde. Yani 8 milyarlık Dünya nüfusunun yaklaşık 5 Milyar’ı şehirlerde yaşıyor. Bu doğrultuda Dünya’ya kısaca bakalım; Nüfus bakımından Dünyadaki en büyük on ülke sırasıyla: Çin, Hindistan, ABD, Endonezya, Pakistan, Brezilya, Nijerya,Bangladeş, Rusya ve Meksika.

Yüzölçümü bakımından en büyük 10 ülke sırasıyla: Rusya, Kanada, Çin, ABD, Brezilya, Avustralya, Hindistan, Arjantin, Kazakistan ve Cezayir. Ekonomik büyüklük bakımından en büyük on ülke sırasıyla: ABD, Çin, Japonya, Almanya, Hindistan, Birleşik Krallık, Fransa, Rusya, İtalya ve Kanada.

Kişi Başı Gelirin en yüksek olduğu on ülke sırasıyla:
Lüksemburg 132.370 Dolar
İrlanda 114.580 Dolar
Norveç 101.100 Dolar
İsviçre 98.770 Dolar
Singapur 91.100 Dolar
Katar 83.890 Dolar
Amerika Birleşik Devletleri 80.030 Dolar
İzlanda 75.180 Dolar
Danimarka 68.830 Dolar
Avustralya 64.960 Dolar

Refah düzeyi bakımından en gelişmiş ülkeler:
Danimarka
Norveç,
İsveç,
Finlandiya,
İsviçre,
Hollanda,
Lüksemburg,
Yeni Zelanda,
Almanya
İzlanda.

Yine Dünyadaki birçok parametreyi dikkate alarak hazırlanmış marka şehirleri sıralayabiliriz;
Los Angeles
New York
Londra
Paris
Milano
Barselona
Rio De Janerio
San Francisco
Las Vegas
Dubai
İstanbul
Singapur
Chicago
Sidney
Berlin
Bu şehirlerin yanında; Parkları, bahçeleri, ulaşımı ve akıllı binaları ile yeni kurulan modern ve çevre dostu Şehirleri’de söylemek istiyorum. Bu şehirlerden bazıları;
Doha/ Katar
Navi Mumbai/ Hindistan
Iqaluit/ Kanada
Sidney/ Avustralya
Kuala Lumpur/ Malezya
Hong Kong/ Hong Kong
Seul/ Güney Kore
Sandopin/ Çin
Cancun/ Meksika
Bu tip örnek şehirleri arttırabileceğimiz gibi bu şehirlerden birçok dersler alabiliriz. Planlamalarından istifade edebiliriz.
Kıymetli Misafirler; nüfus büyüklüğü bakımından 4 ülkenin, yüz ölçümü büyüklüğü bakımından 2 ülkenin halkı Müslümanlardan oluşuyor. Gelişmiş ülke sıralamalarında Müslüman ülke yok. Diğer taraftan Birleşmiş Milletler’in Siyasal anlamdaki Yürütme organı olan Güvenlik Konseyinde 5 daimi üye var. Bunlar; ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Rusya; Bu ülkelerden her birinin Birleşmiş Milletler Konseyi tarafından alınan kararları Veto etme yetkisi var. Göstermelik olarak birde 10 geçici üye var; 2 yıllık süre için seçilirler. Bildiğiniz gibi 5 Daimi üye arasında Japonya ve Almanya yok. Müslüman hiçbir ülke yok. Böylesine oluşmuş ve bütünleşmiş bir Dünyada yaşıyoruz. Bu yaşadığımız Dünyada ekonomik varlığının %85’i %1 nüfusun elinde,
Yine biliyoruz ki 8 milyarlık dünya nüfusunun; %46’sı yoksulluk sınırının altında, %23’ü de yani 1,840 milyar insanda açlık sınırının altında yaşıyor. Çok Değerli misafirler; Yine bugün görüyoruz ibretle ve acı ile takip ediyoruz ki; Ne hak yere, İsrail Gazze’de katliam yapıyor, soykırım uyguluyor ve Dünya fiili olarak bir şey yapamıyor.
Değerli Misafirler;
Gelişmiş ülkeleri sıraladım. Bu ülkelerde; Kişi başı gelir 60.000 USD ve üzerinde Bizde ise TÜİK verilerine göre kişi başı gelir 9.661 USD düzeyinde. Cari açık 1 Trilyon civarında.
Bu güzel vatan, 1000 yılı aşkın süredir hafızası olan bu devlet, 1920 ruhuyla ve 1923 manifestosu ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti bu fotoğrafı hak etmiyor.
Politika Faizi: %45
İHRACAT: 255 Milyar USD
İTHALAT:363 Milyar USD
Bu Vatan’ın yeri burası değil. Çok daha iyi durumda olmalıyız.
Kıymetli Misafirler;
Bunun için Depreme karşı dönüşümde başarılı olamıyoruz. Depremlerdeki can kayıplarını buralardan aramaya başlamak gerekir. Depremlerdeki ağır hasarları, eğitim sistemimizin zayıflığında aramaya başlamalıyız. Açık Öğretim Sistemi doğru mudur? Doğru mu yürüyor? Bilmiyorum. Mesleki ve Teknik Eğitim yeterli midir? Bilmiyorum. İmar Afları doğru muydu? Sorgulamak gerekir. Kıymetli misafirler, geldiniz şeref verdiniz; Şimdi Değerli Hocalarımız Şerif Bey ve Mustafa Bey ile bu sempozyumu niye yapıyoruz. Bilinç oluşturalım, diye, sorumluluğumuzu arttıralım, diye,
Denetimler çok daha ciddi ve titiz bir biçimde yapılabilsin diye, Bina yapma, Konut yapma ve yapılaşma konusunda bilincimiz artsın, diye, Kentsel Dönüşüm için duyarlılığımız artsın, diye, Bu toplantıyı Of- Hayrat Derneğinin organizasyonunda tertip ediyoruz. Çünkü; Bizler, Trabzonlular, Oflular ve Hayratlılar olarak ayrıca ve daha çok sorumluluğumuz var. Bizler ağırlıklı olarak inşaatçıyız. Bizim büyüklerimiz 1960’dan itibaren İstanbul’da çok inşaat yaptı, bizlerde yaptık, halen yapıyoruz.
Geçmişte; Deniz kumu ile midye kabukları ile yeterli mühendislik hizmeti almadan yaptık. Bu bakımdan Deprem ve Kentsel Dönüşüm; Türkiye’yi ve İstanbul’u ilgilendirdiği kadar Trabzonluları, Rizelileri ve Ofluları daha da yakından ilgilendiriyor.
DEPREM ÜLKEMİZİN GERÇEĞİ
Çok Değerli Misafirler;
Biliyoruz ki Deprem ülkemizin gerçeği; Özellikle 1999 Düzce ve Gölcük depremlerinden sonra epeyce müspet düzenlemeler yapıldı, adımlar atıldı. Aynı şekilde İlgililer, konunun uzmanları, Hocalar çokça anlattılar, anlatıyorlar, aydınlatmaya çalışıyorlar. Epeyce Kentsel Dönüşümde yapıldı.
Fakat bugün baktığımızda, yapılanların yeterli olmadığını görüyoruz. Diyorum ki artık Kentsel dönüşümü, anlatma zamanı geçti. Yani Konuşmak zamanı geçti. Risk alıp iş yapma zamanıdır. Kentsel dönüşüm acilen yapılması ve bitirilmesi gereken bir iştir. Aslında Türkiye’nin önünde duran; Kentsel Dönüşümden öteye, olası Depremlere karşı insanımızın canını kurtarmak vardır.
Kıymetli Misafirler,
Birazda meslek hayatımda neler yaptık, onları paylaşmak istiyorum. 1994 yılı sonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki KİPTAŞ’ı kurduğumuz günden 25 Aralık 2013 tarihine kadar kamuda görev yaptığım sırada; Çalışma arkadaşlarımla birlikte Vatan dedik, Bayrak dedik, Üretim dedik; Devlet terbiyesi içinde ve özel sektör dinamizmi ile bir çalışma gayreti gösterdik.
Bilimin ve yasaların dediklerini, Amirlerin söylediklerinden daha önde tutmaya çalıştık. Gerek KİPTAŞ’ta gerek TOKİ’de ve Emlak Konut’ta ve gerekse Bakanlıkta yaptığımız Konutlar ve Kamu binaları hem 1999 depremlerinde ve hem de 6 Şubat 2023 Elbistan ve Pazarcık depremlerinde iyi bir sınav verdi.
Öncelikle, Cenabı Allah’a binlerce şükürler olsun. Aynı şekilde şunu da söylemeliyim; Geri kalmış bir ülkede, Siyası ve politik mengenelere, engellemelere rağmen Bilimsel düzen oluşturmak çok zordur. İnşaat mühendisliği sistemini işletmek kolay değildir. Sıkı denetim yapmak kolay değildir.
Evet; 1999 depremlerinde ve daha sonraki depremlerde KİPTAŞ, TOKİ ve Bakanlık sürecinde yaptığımız Konutlar yıkılmadı. Çok Değerli Misafirler, Sevgili ve Saygılı Hemşehrilerim, Kardeşlerim. Çalışmalarımızdan çok kısa bahsetmek istiyorum.
Henüz mühendislik okulunu bitirmeden 1973 yılında; Vatan Caddesi Ordu evi arkası Arpaemini yokuşunda inşaatçılığa başladım. 22 yıl özel sektörde Müteahhitlik ve Mühendislik yaptım. Sonra 1995 yılı başında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki KİPTAŞ’ı kurduk.
“KİPTAŞ, -Ankara Büyükşehir Belediyesi Kuruluşu Metropol A.Ş.- TOKİ – Emlak Konut ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” olmak üzere 2013 yılı sonuna kadar 5 değişik Devlet Kuruluşunda 18 yıl görev yaptım. Şimdi ise 10 yıldır işime bakıyorum.
Değerli misafirler önemli olduğunu düşündüğüm bazı noktaları da sizlerle paylaşmak istiyorum.
TOKİ’de çalışırken Türkiye’nin ve Dünyanın Konut ve Yerleşmeler yapısını incelemeye çalıştık.Ülkemizde gördük ki; özellikle Büyükşehirlere doğru bir göç dalgası var, ve gördük ki; Barınmaya ihtiyacı olan insanlarımızın ev alacak parası yok. Aynı şekilde Devlette de yeterli kaynak yok. Bu bakımdan; Alt gelir grubu ve yoksullara yönelik konut yapabilmek için Kaynak Geliştirme projeleri planlayarak kendi kaynağımızı ürettik.
Çalışmalarımızla şehirlerimizi; Çarpık yapılardan, Plan dışı kaçak yapılardan Depreme dayanıksız yapılardan, arındırmaya çalıştık.
Böylece; Alt gelir grubu ve yoksul vatandaşlarımızın ev sahibi olmalarına, Gecekondu ve kaçak yapılaşmaya yönelme imajının kırılmasına, sektörün disipline edilmesine ve fiyatların düşmesine, ekonomik gelişmeye ve istihdamın artmasına, hastaneler, okullar, sevgi evleri, karakollar gibi kamu binalarının hızlı bir şekilde yapılmasına,
Vatandaşlarımızın devlete güveninin artmasına odaklandık. Bu şekilde, planlı, fiziki altyapılı, konut projelerimizle yaşam standardının yükselmesine, aidiyet duygusunun artmasına ve sosyal gelişmeye, azami dikkat gösterdik. 81 ilimizin tamamında ve 800’ün üzerindeki ilçemizde ve hatta köylerimizde oluşturduğumuz projelerle sektöre öncü ve örnek olduk.
Modern hayatın gerektirdiği sosyal donatılar, okullar, sağlık ocakları, dini tesisler, yeşil alanlar, ulaşım sistemleri ve fiziksel alt yapılarla bezenmiş yerleşim alanları oluşturduk.
2003 yılı başından itibaren yaptığımız çalışmaların getirdiği tecrübe ve sorumlulukla 2011 yılında, İstanbul’da Uluslararası Konut Kurultayı yaptık. Bu kurultayda;
Dünyadaki ve Ülkemizdeki gecekondulaşmayı, kaçak yapılaşmayı ve deprem risklerini vurgulamaya çalıştık ve de kentsel dönüşümü masaya yatırdık. Dünyanın çeşitli ülkelerinden Konunun uzmanları Kurultayımıza iştirak ettiler, yapılan konuşmalar ve yapılan panellerle Kentsel Dönüşüm masaya yatırıldı. TOKİ’nin yaptığı çalışmaların birçok ülke tarafından örnek alındığı vurgulandı.
Yapmış olduğumuz Büyük Konut Kurultayından sonraki çalışma ve gayretlerle 2011 yılı Haziran ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı kurduk. Bende Kurucu Bakan oldum.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurulmasıyla; siyasi irade netleşti, şehirlerde ve şehircilikte motivasyon arttı, büyük bir beklenti oluştu.
780.000 km2 ülke coğrafyasının tamamının kadastrosunu tamamlamaya çalıştık. Coğrafi bilgi sistemlerini geliştirerek; ülke çapında daha sağlıklı Mekansal Bölge Planlarını bitirmeye çalıştık. Ülke nüfusunun ülke coğrafyasına dengeli bir biçimde yayılması için planlama yaptık.
Özellikle Büyükşehirlerimizi, çevresindeki il ve ilçelerle birlikte planlayarak desantralize etmek istedik. 2011 yılındaki VAN depreminde büyük gayret gösterdik. Depremden sonra 6306 Sayılı “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunu” çıkardık.
Bu kanunun en temel gayesi ve hedefi; insanımızın canını korumaktır. Aynı şekilde bu kanunla; Afet Riski alanların dönüşümü, Mevcut yapı stoğunun iyileştirilmesi, yenileme alanlarında yapılan kentsel tasarımlarla altyapı ile ulaşım sistemlerinin ve sosyal donatıların geliştirilmesi,
Yeni yapıların yalıtımı tam, enerji tasarrufu sağlayan, yenilenebilir enerjileri kullanan ve çevre dostu yapılar olmasının sağlanması, yerel malzemelerin kullanımının yaygınlaştırılması sonucu üretim sektörünün geliştirerek, yeni iş olanaklarının oluşturulması ve afete duyarlı yerleşmeler elde edilmesi, hedeflenmiştir.
Programlamış olduğumuz kentsel dönüşüm projesinin ana ekseni, riskli binaların dönüştürülmesidir.
İnsanımızın canını korumaya yönelik bir projedir. İnsanımızın hayat hakkını, yaşama hakkını öne alan bir projedir. Aynı zamanda enerji tasarrufuna yönelik bir projedir. Çevreye duyarlı, yerleşimler oluşturmaya yönelik bir projedir.
Kentsel Dönüşüm; sadece eskiyen evleri, kaçak evleri, salaş evleri, afet riski taşıyan evleri yenilemek değildir. Aynı zamanda; gelişen, değişen dünyanın gerektirdiği konfora sahip evleri de üretmektir.
İnsanımızın hayat kalitesini arttırmaya yönelik bir projedir. Böylece Kentsel Dönüşümle; salaş yapılardan, kaçak yapılardan, afet riski taşıyan binalardan kurtulmak, amaçlanmıştır.
Çok Değerli Misafirler;
Deprem olacağını biliyoruz.
Esas itibariyle bizim yapmakta olduğumuz depremlerden sonra yara sarmak olmamalı.
İstiyoruz ki; Deprem olduğu zaman yıkacak bina bulamasın.
Deprem olduğu zaman yıkacağı bina bulursa, içinde insan olmasın. Derdimiz bu esas gayemiz bu, Can kaybı olmasın.
Biz buraya odaklanmalıyız, zannediyorum hala daha hedefi şaşırıyoruz. Gereğini, gerektiği kadar yapamıyoruz.
Depremi çokça anlatıyoruz, Kıymetli Hocalarımız Deprem Fay Hatlarını, Depremlerin olası şiddetlerini anlatıyorlar. Bana göre esas işimiz Ülkemizi; Depremlerde yıkılma riski taşıyan binalardan kurtarmak olmalıdır.
Bu doğrultudaki bilincimizi sorumluluğumuzu arttırmalıyız.
Kıymetli Arkadaşlar;
Tabi ki Kentsel Dönüşümü; Halka rağmen başarmak çok zordur. Ama Devlete rağmen de başarılamaz. Kentsel Dönüşümde ancak devlet-millet kaynaşması ve bütünleşmesi ile başarı yakalanır. Konu, devlet ve yerel yönetimlerin el birliğinin yanı sıra; halkın katılımı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tüm aktörlerin desteği ile olur.
Sektördeki tüm paydaşların, şehir plancılarından, mimarlardan, inşaat mühendislerine, harita, Jeoloji, Jeofizik mühendisleri, siyaset bilimci ve sosyologlarına kadar tüm disiplinlerin bu işe gönül vermesi, destek olması gerekmektedir.
Bugün görüyoruz; Kentsel Dönüşüm Kanunu’ndan istifade ile lüks konut yapılıyor.
Bizler ne yaparsak yapalım olası depremleri engelleyemeyiz.
Bu durumda bizim meselemiz;
Depreme dayanıklı binalar yapmak,
Depremlerde yıkılma riski olan binaları önceden planlı bir şekilde yıkmak, yenilemek olmalıdır.
Kentsel Dönüşüme engel olmak isteyenlere söylüyorum ki;
Evet;
Yerinde Dönüşüm esastır.
Anlaşma sağlanarak, rıza-i dönüşüm esastır.
Vatandaşımıza Devletimizin gerekli desteği vermesi ile hak sahiplerinin kendi dönüşümlerini yapması esastır.
Bunlar Doğru…
Fakat en temel olan husus daha önemli olan mesele, deprem olduğunda yıkılma riski olan binalarda insan olmamasıdır.
Esas olan canlar yok olmasın. Esas olan depremlerde insanlarımız ölmesin.
Çok yakın geçmişte, 1999 da olan Gölcük ve Düzce Depremleri, 2011 de olan Van Depremi,
6 Şubat 2023’te olan Pazarcık ve Elbistan Depremleri
Bu depremlere karşın; Japonya’da 1 Ocak 2024’te oldu ve bu depremde 161 kişi öldü. 7,6 şiddetindeki olan bu deprem bize gerekli dersi, yeterli mesajı vermelidir.
Kıymetli Arkadaşlar;
Görüyoruz ki; Refah seviyesi yüksek ve vatandaşlarına iyi eğitim vermiş Ülkeler Afete karşı daha duyarlı ve daha tedbirli.
Geçtiğimiz günlerde;
– 20.01.2024 – Gürün/Sivas – 4.4 Şiddeti
– 23.01.2024 -Kumluca/Antalya – 4.1 Şiddeti
– 25.01.2024 – Yeşilyurt/ Malatya – 5.3 Şiddeti
– 26.01.2024– Değirmenciuşağı/Adana- 4.3 Şiddeti
– 27.01.2024-KuşadasıKörfezi/EgeDenizi-5.1 Şiddeti
4 Şiddeti ve üzeri 5 tane deprem oldu. Yani Ülkemiz beşik gibi sallanıyor.
Acilen işe koyulma zamanı; hemen şimdi hem de Yapı Denetim Sistemini müşavirlik bazında ve bilimsel kaide üzerine oturtarak, dikkatle ve ciddiyetle çalışmaya başlamalıyız.
Kentsel Dönüşüm; çağdaş şehirlerin oluşturulmasını, çevre dostu, enerji verimliliği olan, yeşil binaların üretilmesini, doğal kaynakların korunmasını, yoksulluğun azaltılmasını, iş potansiyellerinin artırılarak ekonominin canlandırılmasını ve işsizliğin azaltılmasını, hepsinden daha önemlisi de can ve mal emniyetinin temin edilmesinin hedeflendiği bir Projedir.
Ezcümle;
Depremler vardır.
Kentsel Dönüşüm Ülkemizin gerçeğidir.
Kentsel Dönüşüm Ülkemizin geleceğidir.
Kentsel Dönüşüm Ülkemiz için kaçınılmazdır.
Kentsel Dönüşüm Ülkemizi kalkındıracak Projedir.
Sözlerimi bitirdim. Son söz olarak buradaki genç inşaatçılara ve gençlere; Bildikleri birkaç hususu tekrar hatırlatmak istiyorum.
Kıymetli misafirler, bugün Dünya’yı taşıyan, geliştiren, ekonomi ve refah oluşturan süreçlere baktığımızda en öne çıkan sektörler;
ENERJİ (yenilebilir Enerji)
EĞİTİM; Mesleki ve Teknik Eğitim (Çalışmayı seven, eli iş tutan, matematik ve yabancı dil bilen gençler yetiştirmek)
İLERİ TEKNOLOJİ; Bilişim, yazılım, AR-GE, İnovasyon, Robotik Zeka, Uzay Bilimleri, Uçak Sanayisi ve Silah Sanayisi
TARIM VE HAYVANCILIK (Gıda Üretimi)
İLAÇ SANAYİ VE VİTAMİN SANAYİ
Haberleşme, İletişim ve Ulaşım olarak söyleyebiliriz.
Yine belirtmek istiyorum;
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonucu Ukrayna’da çok büyük bir Kentsel Dönüşüm ve inşaat faaliyet alanı ve ihtiyacı doğacak;
Bize yakın ve çalışma ortamları iyi olacak gibi gözüküyor. Duyarsız kalmayalım.
Yine ifade ediyorum;
Bilgili, Ahlaklı, Eğitimli, Çalışkan, Dürüst, Sabırlı ve Cesur insandan istifade edilir. Bu tip insanlarla arkadaş olalım, ekip olalım.
Değerli Kardeşlerim,
Tecrübelerim bana öğretti ki;
Başkalarını haklarına saygılı olan,
İkna Kabiliyeti Yüksek,
Güzel Konuşma yapabilenler, ve
İyi sunum yapabilenler daha çok başarıyorlar.
Hepinize tekrar sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.
Allah’a Emanet Olunuz.
]]>Genel yayın yönetmenleri, AA foto muhabirleri ile muhabirlerinin 2023 yılı boyunca yurt içi ve dışında çektiği, “Haber”, “Çevre ve Yaşam” ve “Spor” ile bu yıla özel eklenen “Deprem: Umut” ve “Gazze: Kanıt” kategorilerindeki toplam 147 fotoğrafı inceledi.
Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk, “Deprem: Umut” kategorisinde Aytuğ Can Sencar’ın “Hayata Tutunan” fotoğrafına, “Gazze: Kanıt” kategorisinde Ashraf Amra imzalı “Yanımda Ol Anne” isimli kareye oy verdi.
Öztürk, “Haber” kategorisinde Osmancan Gürdoğan’ın “Dolunay ve Akıncı”, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde Alper Tüydeş imzalı “Kimler Gelmiş?” ve “Spor” kategorisinde Ömer Sercan Karkuş’un çektiği “Mete’nin Nişanı” fotoğraflarını seçti.
Öztürk, bu yılki fotoğraflarda, fotoğraf sanatçısının ve muhabirinin ana odaklanması üzerinden tercihlerini yaptığını, mümkün olduğu kadar insan hikayelerinin öne çıktığı fotoğrafları tercih ettiğini söyledi.
Hayatın odağında insanın olduğunu belirten Öztürk, “İnsanın her hali, mutluluğu, spordaki başarısında örneğin Mete Gazoz, hüznü ve acısında; Gazze’deki o annenin ve kız çocuğunun hali, korku ve ümitte, depremde kurtarılan bebeğimizin fotoğrafını seçmeyi tercih ettim.” dedi.
Öztürk, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde “Yaren” isimli leyleğe yarenlik eden balıkçının fotoğrafını tercih ettiğini kaydederek, “Haber kategorisinde Türkiye’nin insansız hava araçlarındaki geldiği noktayı gösteren bir tane fotoğrafımız var. Bizim için ay sadece dünyanın bir uydusu değil. Ay, aynı zamanda bizim felsefi dünyamızda başka anlamlar da içerir. Aya yansıyan suretiyle Bayraktar’ın çekilen fotoğrafını tercih etmeyi uygun gördüm.” ifadelerini kullandı.
AA’nın “Yılın Kareleri” oylamasının artık yerleşik bir gelenek haline geldiğini, her kategoride çok geniş bir yelpazede insanların tercihte bulunduğunu aktaran Öztürk, şunları kaydetti:
“Anadolu Ajansı kurulduğu günden bu yana bizim medarıiftiharımız. Mustafa Kemal, o meşhur sözüyle ‘Türk’ün, Anadolu insanının haberini dünyaya yaysın’ diye kurulan bir Anadolu Ajansından bahsediyor. AA, sürekli kendini yenileyerek sadece Türkiye’de abonelerine haber geçmek değil dünyada da saygın bir haber kuruluşu olarak yer alıyor. Anadolu Ajansını Türkiye’nin marka değerlerinden biri olarak tanımlıyorum. Haberciliği önceleyen, haber dilini klasikleştiren bir kurum olarak hayatına devam etmesini umuyorum.”
Albayrak, “Haber” kategorisinde “Eksi’de Operasyon” karesini seçti
Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, “Haber” kategorisinde Özkan Bilgin’in “Eksi’de Operasyon” karesini seçtiğini belirterek, fotoğrafın bütünsel bir kompozisyon içerisinde Mehmetçiklerin fedakarlıklarını gözler önüne serdiğini, foto muhabirinin de bu zorlu şartlarda işini özveriyle yaptığını söyledi.
Albayrak, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde bulunan Sergen Sezgin imzalı “Kaçış” fotoğrafının çevre felaketlerinin tüm vahametini net şekilde ortaya koyduğunu kaydetti.
“Spor” kategorisinde AA foto muhabiri Emin Sansar imzalı, MKE Ankaragücü Kulübü Başkanı Faruk Koca’nın Trendyol Süper Ligi’nin 15. haftasında 1-1 berabere kaldıkları Çaykur Rizespor maçından sonra hakem Halil Umut Meler’e yumruk attığı anı gösteren “Yumruk” başlıklı fotoğrafına oy veren Albayrak, şöyle devam etti:
“Engelli sporcunun karesi anlam olarak beni etkilemişti. Çünkü engel tanımayan bir kare, tek koluyla halter kaldırıyor. Fakat devam ederken yumruk karesini görünce işin haber kısmı daha ağır bastı. Çünkü bize gazeteciliği öğretirken hep ‘Fotoğraf haberdir.’ demişlerdi. O anda aklıma başlangıçta -fail diyelim- yumruk atmadığını sadece tokat attığını söylemişti. Sonra bu kare ortaya çıkınca bir daha öyle bir şey söyleyemedi çünkü çok net ortada. Hakikaten fotoğrafın haber olduğunu yakinen gördük. Dolayısıyla bu kardeşimizin bu emeğinin gereğini yerine getirmek bakımından bu tercihimi değiştirdim.”
Albayrak, bu yılın özel seçkilerden “Deprem: Umut” kategorisinde Murat Şengül’ün “Hoş Geldin” isimli fotoğrafına oy verdi.
Karenin umudu tam olarak yansıttığına dikkati çeken Albayrak, “Hem kurtulan hem de kurtaranlar gülüyorlar. Çok güzel bir kare. Dolayısıyla tam umudu yansıtmış. Daha sonra ileride aslında devam eden karelerden birinde yanlış hatırlamıyorsam 177 saat sonra kurtarılan bir kardeşimiz daha var. Çok daha önemli belki bana göre ama bu karede o umut meselesi daha çok yansıyor. Depremlerde hep hemen sonrasında insanlar umut arıyor, enkaz altındakilerin sağ çıkarılması konusunda hep umut ihtiyacı oluyor. ” diye konuştu.
“Gazze: Kanıt” kategorisinde Mustafa Hassona’nın “Tarifsiz” fotoğrafını seçen Albayrak, Gazze’yle ilgili konularda her karenin anlamlı olduğunu söyledi.
Yaşanan trajedide meydana gelen çocuk ölümlerini vurgulayan Albayrak, “Daha hayatının, ömrünün baharında ve yanlışlıkla veya işte terör mücadelesi ederken değil, bile bile özellikle çocuklar hedef alınarak tıpkı firavunun Hazreti Musa’nın doğmasını veya büyümesini önlemek için yaptığı gibi özellikle çocuklar hedef seçilerek dünyadaki savaşlarda pek rastlamadığımız bir vahamet var. Onu tam ve bütün acılığıyla tabiri caizse vurgulayan bir kare. Onun için bunu seçtim.” diye konuştu.
Albayrak, fotoğraf çekimine olan ilgisini anlatarak, şunları belirtti:
“Görüntünün yeri ayrı ama fotoğraf başka bir şey. Onu da burada görüyoruz hakikaten. Bu, çok klasik bir değerlendirme. Hep yapılmıştır, yapılıyor ama ben de aynı şeyi söyleyeceğim. Önemli çünkü. Bazen bir kare fotoğraf sizin sayfalarca yazacağınız haberi veya anlatacağınız şeyi anlatmaya yetebiliyor. Fotoğrafın böyle bir kabiliyeti var. Anadolu Ajansı da her yıl daha çıta yukarıya taşıyarak bu şeyi devam ettiriyorlar.”
“Hiçbir fotoğrafı diğeriyle mukayese etmek mümkün değil”
Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, “Haber” kategorisinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in yer aldığı Mustafa Kamacı’nın”Yalnızlığın Resmi” karesini seçti.
Likoğlu, “Batılılar aslında içlerine dönüp kendi dünyalarında mutlu bir fotoğraf tablosu verirken Zelenskiy orada yapayalnız kaldı. Hem Batı’nın ikiyüzlülüğünü hem de Zelenskiy’nin Batı’ya güvenerek yaptığı karşı duruşun ne anlama geldiğini çok iyi anlatan bir kare.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çevre ve Yaşam” kategorisinde Gerald Anderson imzalı “Çöpler Arasında” fotoğrafının dünya kaynaklarının israfı açısından bütün kompozisyonu anlatan bir kare olduğunu söyledi.
Likoğlu, “Spor” kategorisinde ise Emin Sansar’ın “Yumruk” başlıklı fotoğrafını seçmesine ilişkin, “Böyle bir anda bu kareyi yakalamak büyük bir başarı, büyük bir sezgi. Dolayısıyla herhalde 2023’ün spor açısından en önemli karesi diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Bu yıla özel eklenen “Deprem: Umut” kategorisinde ise Arif Hüdaverdi Yaman’ın “Geriye Bakmadan” isimli fotoğrafını seçtiğini aktaran Likoğlu, şöyle devam etti:
“Şüphesiz fotoğrafların tamamı çok kıymetli ve olayı anlatan fotoğraflardı. Hepimiz o fotoğraflardan etkilendik. Bu açıdan baktığımız zaman her bir fotoğraf kendi başına çok ciddi anlamlar ifade ediyor. Hiçbir fotoğrafı diğeriyle mukayese etmek mümkün değil. Burada aslında biraz gazeteci gözüyle olaylara baktım. Fotoğraf 20-30 yıl sonra önüme geldiği zaman bu bir olay yeri fotoğrafı, bu bir olay. Dolayısıyla olayı bütün boyutlarıyla anlatan bir kare. Birincisi depremden etkilenen evler, ikincisi ayakta kalan ilginç bir bina ve bunun da nedeni muhtemelen daha sonra yapılmış biraz daha betonu, demiri farklı, kaliteli olan ilginç bir yapı. Depremi anlatıyor, yıkımın nedenini anlatıyor.”
Hüseyin Likoğlu, “Gazze: Kanıt” kategorisinde Mohammad Fayq’ın “Toplu Mezar” fotoğrafına oy verdiğini ancak bu kategoride çok zorlandığını belirterek, AA’nın orada yaşananları kayda almasının ve kanıt olarak bütün dünyada kullanılacak olmasının önemli olduğunun altını çizdi.
Anadolu Ajansı foto muhabirlerini tebrik eden Likoğlu, “Bakış açısı, göz, herkesin göremediği açıdan bakabilmek ve farklı bakış açıları ortaya koyabilmek… Bir sanattır fotoğraf.” ifadelerini kullandı.
“Anadolu Ajansından fotoğraf ya da görüntü gelmiş mi?”
TVNET Genel Müdür Yardımcısı Serhat İbrahimoğlu, “Haber” kategorisinde Mustafa Kamacı’nın “Yalnızlığın resmi” karesinden birkaç ciltlik kitap çıkabileceğini dile getirdi.
Avrupa’dan Ukrayna’ya sürekli destek mesajları geldiğini anımsatan İbrahimoğlu, “Ama o mesajların ne denli samimi olduğu, Zelenskiy’nin arkasında ne kadar durulduğu, durulabildiği Anadolu Ajansının foto muhabirinin kadrajına bu şekilde yansımış ve aslında o dönemde dünya çapında bir favori fotoğraf haline gelmişti. Ben de bu fotoğrafı seçtim.” dedi.
İbrahimoğlu, “Çevre ve Yaşam” kategorisinde Hamit Yalçın imzalı “Masal Ülkesi” fotoğrafını dünyanın masallara hasret kaldığını gösterdiği için seçtiğini söyledi.
“Spor” kategorisinde ise Annika Hammerschlag’ın çektiği “Çöplük Topçuları” başlıklı karesinin ibretlik bir fotoğraf olduğunu kaydeden İbrahimoğlu, bunun zulme uğrayan, işkence altında büyüyen ve bunlara tanıklık eden çocukları gösterdiğini belirtti.
İbrahimoğlu, bu yıla özel eklenen “Deprem: Umut” kategorisinde seçtiği Halil Fidan’ın “Bekleyiş” fotoğrafına deklanşöre basıldığında bir yandan hüznün bir yandan umudun yansıdığını kaydetti.
“Gazze: Kanıt” kategorisinde Ali Jadallah’ın “Çaba” fotoğrafına oy veren İbrahimoğlu, “İsrail’in zulmünün biz bu süreçte ortaya çıktığına dair birçok haber gördük. Sanki ekim ayında başlamış da daha önce o topraklarda hiçbir şey yaşanmamış gibi. Aslında vatanlarından edilmek istenen, toprakları çalınan, sürekli zulme maruz bırakılan bir halktan bahsediyoruz, bir devletten bahsediyoruz.” diye konuştu.
İbrahimoğlu, AA’nın geçtiği haberlerle ilgili olarak şunları kaydetti:
“Ben çocuklara, arkadaşlara şunu söylerim. ‘Anadolu Ajansından fotoğraf ya da görüntü gelmiş mi?’ Yani öncesinde birçok fotoğraf çekilmiş olabilir, birçok görüntü gelmiş olabilir ama bu bize AA’nın öncelikle güvenilir bir kurum olduğunu, köklü bir kuruluş olduğunu hatırlatır. Yeni neslin de bunu iyi bilmesi gerekir. Bu sadece fotoğraf ya da görüntü anlamında değil, bilgi olarak da böyledir. Biz, Anadolu Ajansının geçtiği haberin resmileştiğini, teyit edildiğini, herhangi bir dezenformasyona yol açmayacağını iyi biliriz. Dolayısıyla bu anlamda bence AA’nın misyonu çok önemli.”
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın ev sahipliğinde düzenlenen galaya Edirne Valisi Yunus Sezer, Kırklareli Valisi Birol Ekici, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, Dr. Sadık Ahmet’in eşi Işık Sadıkahmet ve Sadık Ahmet’in oğlu Levent Sadıkahmet, kızı Funda Sadıkahmet, film ekibi ve kültür sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
“Sadık Ahmet, Türk milletinin yok sayılamayacağını dünyaya haykırdı”
Gala öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerinin lideri konumunda olduğunu belirterek, “Yayıncılık faaliyetinin yanı sıra TRT’nin özellikle önem atfettiği alanların başında sinema geliyor. TRT ortak yapımları hem Türk hem dünya sinemasına çok katkı sunuyor ve verdiği desteklerle TRT, birçok projenin beyaz perdeye aktarılmasına öncülük ediyor.” dedi.
Sobacı, TRT’nin ulusal ve uluslararası alanda birçok başarı elde ettiğini vurgulayarak, “Bunun en önemli göstergelerinden birisi TRT’nin dünyaca ünlü festivallerden ödüllerle dönüyor olmasıdır.” değerlendirmesini yaptı.
TRT’nin ortak yapımlarda bir derdi ve misyonu olan işler yapmaya gayret ettiğinin altını çizen Sobacı, şu bilgileri verdi:
“O misyon yüklü işlerden sonuncusu Sadık Ahmet filmimizdir. Çünkü Sadık Ahmet, Batı Trakya davasını dünyaya duyurmak için hayatını vakfetmiş bir mücadele insanı. Sadık Ahmet özellikle Batı Trakya Türklerinin asimile edilmeye çalışıldığı bir dönemde, onların insanca yaşama hakkını savunma sorumluluğunu üstlenmiş bir karakter. Bu amaç doğrultusunda yargılanmış, hapis cezasına çarptırılmış bir kişi. Ama son nefesine kadar milletine, davasına, inancına sadık kalmış bir karakter. Mücadelesiyle örnek teşkil etmiş ve Türk milletinin asla yok sayılmayacağını dünyaya haykırmış bir karakter.”
Zahid Sobacı, Sadık Ahmet’in hayatının beyaz perdeye aktarılmasının gurur verici olduğunu söyleyerek, “Sadık Ahmet filmi aynı zamanda kimliğimizin gölgelenmesine, bağımsızlığımızın kısıtlanmasına asla izin verilmeyeceğinin TRT açısından bir ilanıdır.” diye konuştu.
“Yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını beyaz perdeye aktardık”
AA muhabirine açıklamada bulunan yönetmen Hakan Yonat, filmde yer almaktan gurur duyduğunu belirterek, “Muhteşem bir oyuncu kadrosuyla çalıştık. O bize ayrı bir konfor verdi. Yapımcılarımızın bize sağladığı destekler de muhteşemdi.” ifadelerini kullandı.
Yonat, filmi Edirne’de çektiklerini aktararak, “Edirne halkının hassasiyeti ve yardımları çok güzeldi. Zor bir projeydi çünkü yakın tarihimizin çok değerli bir kahramanını ve kişiliğini beyaz perdeye aktarmaya çalıştık. Onun cümlelerini elimizden geldiğince doğru kurmaya çalışarak bir film çıkardık ortaya.” dedi.
Filmde Ali Müminoğlu’nu canlandıran Ozan Akbaba ise çok güzel bir proje yaptıklarını kaydederek, “Değeri, kıymeti, zamanında yanında bulunduğu insanlar tarafından bilinen fakat Türkiye ve Türk coğrafyasında maalesef çok bilinmeyen bir insanın hayatına ışık tuttuk. Umuyorum ki bu filmle hak ettiği değerin bilinmesini sağlayacağız.” açıklamasını yaptı.
“Sadık Ahmet bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman”
Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif’i oynayan Taner Rumeli de “Çok önemli bir hikayenin parçasıyız. Sadık Ahmet davasıyla, mücadelesiyle, hayat hikayesi ve hayata bakış açısıyla bütün dünyanın tanıması gereken bir kahraman.” diye konuştu.
Rumeli, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türkleri için verdiği mücadeleyi ise “Çok önemli ve bütün dünya halklarına örnek olabilecek türden bir mücadele gerçekten. Yaşamı, davası, davasını ele alış biçimi ve davası uğruna yaptığı şeyler çok önemli. O açıdan ilham verici bir film olacağını düşünüyorum.” sözleriyle aktardı.
Başrollerinde Turgay Aydın, Nur Fettahoğlu, Erkan Can, Erdal Beşikçioğlu, Uğur Yücel ve İlker Aksum gibi isimlerin rol aldığı film, 2 Şubat’ta vizyona girecek.
]]>Gezeravcı, Samsun Üniversitesi öğrenci ve akademisyenleriyle canlı yayın bağlantısı gerçekleştirerek, merak edilen soruları yanıtladı.
“Uzayda olmak nasıl bir duygu?” sorusuna Gezeravcı, şu cevabı verdi:
“Ay yıldızlı bayrağımızı uzayda taşımak şerefine nail olmak, tarif ötesi bir duygu. Sizlerin de benim his ve düşüncelerime paydaş olduğunuzu bilmek, mutlulukların aileyle paylaşıldığında çoğalması gibi deneyimlerimi daha da değerli hale getiriyor. Beni buraya taşıyan şanlı bayrağımızın, istasyonda asılı olduğu yerden her geçişimde, iradesi ve kararlılığıyla bu büyük adımı atan devletimizin, milletimize yaşattığı mutluluk, gurur ve heyecanı hissediyor ve ürperiyorum. Hatta yer çekimsiz ortamda olmasam, ayaklarımın yerden kesildiğini söylerdim ancak bu deyimin mevcut ortamda fiziki bir karşılığı yok.”
Gezeravcı, “Türkiye’nin ilk astronotu olmak sana neler hissettiriyor?” sorusu üzerine, “Çok değerli ve önemli görevin bir parçası olmaktan ve gelecek nesillerimizin hayallerini, gözleriyle görebildikleri gökyüzünün ötesine, uzayın derinliklerine taşıyabilmiş olmaktan son derece mutluyum. Benim buradaki varlığımdan ziyade, ülkemizin buradaki varlığını temsil etmenin sorumluluğu ağır basıyor. Kendimi milletimizin uzaya erişen eli olarak görüyorum. Ben, aslında geri kalanı yerde olan çok büyük bir ekibin parçasıyım. Biz ekip olarak, siz değerli gençlerin ve gelecek nesillerin göklere baktığında, Türkiye’nin orada da var olduğunu bilmesi için çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
ISS ile ilgili merak edilenleri ise Gezeravcı, şöyle anlattı:
“Dünya yüzeyinden ortalama 400 kilometre yükseklikte, saniyede yaklaşık 8 kilometre hızla hareket eden bu uzay üssü, düşük yer çekimi ortamında bilimsel deneyler yapılmasına imkan veren bir laboratuvar görevi görüyor. Eş zamanlı dünyayı gözleyebildiğimiz insanlı yapay bir uydu niteliği de taşıyor. İstasyon yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde. 74 metreye 110 metrelik ölçüleriyle bu istasyon, insanoğlu tarafından bugüne kadar uzayda inşa edilmiş en büyük yapı. Ağırlığı yaklaşık 420 ton. Burada devletler bilimsel alanda çalışmalar gerçekleştiriliyor. İnsanlığın barışçıl ve iş birliği içinde geleceğini şekillendirdiği bir anıt niteliğinde diyebiliriz.”
Uzaya uyum eğitimleri
ISS’e uyum sağlayabilmek için hangi aşamalardan geçtiği sorusu üzerine Gezeravcı, “Öncelikle, görevin fizyolojik gerekliliklerini karşılamaya yönelik alçak basınç odası ve santrifüj eğitimleri aldık. Ardından, fırlatmanın gerçekleştirileceği Falcon-9 roketi ve üzerindeki Dragon uzay aracının normal operasyonuna ve olası acil durum senaryolarına yönelik eğitimleri tamamladık. Bu kısım çok önemliydi. Nitekim, olası acil durum senaryolarının çeşitlendirilebileceği yüzlerce farklı senaryo kombinasyonu mevcuttu. Uzay istasyonunun normal operasyonu ve acil durum prosedürlerini öğrendik. Kendi görevimize özgü ve gerçekleştireceğimiz bilimsel deneylerin teorik ve sonrasında uygulamalı eğitimlerini, Türk bilim insanlarının da katılımlarıyla kendi ülkemizde tamamladık. Son olarak, görevin sonunda dünyaya dönüş sürecinde karşılaşabileceğimiz, suya iniş sonrası acil durum senaryolarını çalıştık. Bu tür durumlarda hayatta kalma eğitimleri aldık.” ifadelerini kullandı.
Yer çekimsiz ortamda “bir konumda sabit şekilde durabilme”nin zor olduğunu ancak “havada uçarcasına hareket ederken kendisini çok rahat hissettiğini” vurgulayan Gezeravcı, “Çelik kanatlarım olmaksızın, bir kuş gibi gerçekten serbest ve özgür hissediyorum.” dedi.
Dünyaya dönüş rotası
Gezeravcı, görev sonrası nereye iniş yapacaklarına ilişkin de şu bilgiyi verdi:
“Dragon kapsülü, görev dönüşü suya iniş yapmak üzere tasarlanmış bir uzay aracı. Planlı inişimiz, Florida eyaletinin doğusundaki Atlas Okyanusu ve batısındaki Meksika Körfezi’nde yer alan toplam 7 potansiyel iniş noktasından birisine olacak. İnişe karar verilen gün ve saate ilişkin fırlatma öncesinde yapılan istatistiki değerlendirmeler güncel bilgiler ışığında gözden geçirilerek karar veriliyor. Meteorolojik bilgiler, dalga yükseklikleri ve bunun gibi iniş planlamasında etkili olan birçok faktörün, planlanan iniş zamanındaki durumuna göre iniş noktasına karar vermek gerekiyor. Tüm bu bahsettiğim detaylar, planlı iniş için geçerli. Bir de plansız inişler var ki bu beklenmeyen durumlarda, acil durum senaryoları devreye giriyor. Bu tür bir durumda, dünya üzerinde meteoroloji ve arama-kurtarma şartları açısından değerlendirmesi yapılmış, risk faktörleri minimize edilmeye çalışılmış herhangi bir noktaya iniş gerçekleşebilir.”
Yer çekimsiz ortamın deneylere faydası
ISS’de yaptığı deneyleri değerlendiren Gezeravcı, deney konularının malzeme bilimi, biyoloji, fizik, tıp ve genetik alanlarında farklı disiplinlerde araştırma konularını içerdiğini bildirdi.
Gezeravcı, “gMetal” deneyinde kimyasal tepkimesiz koşullarda katı parçacıklarla akışkan ortamı arasında homojen bir karışımın oluşturulmasına yer çekiminin etkisini, radyasyona maruz kalmanın kansere neden olan baskılayıcı hücrelere etkisini, yer çekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genler ve bunların bağışıklık sistemiyle ilişkilerini araştırdıklarını anlattı.
MİYOKA deneyinde ilk defa uzayda uygulanacak bir elektronik kart üretimi teknolojisini test edeceklerini aktaran Gezeravcı, PRANET deneyinde ise propolis maddesinin etkilerini inceleyeceklerini söyledi.
Gezeravcı, tüm bu deneylerden elde edilen verileri dünyaya geri getirerek, bilim insanlarına teslim edeceğini, değerlendirme sonrası Türkiye’nin uzaydaki ilk bilimsel araştırmalarının sonuçlarının elde edileceğini dile getirdi.
Dünyadaki yer çekiminin biyolojik, fiziksel ve kimyasal süreçlere etkisine değinen Gezeravcı, şunları kaydetti:
“Bu etkiyi ortadan kaldırdığımızda, hücrelerin iletişim şekilleri ve maddeleri oluşturan kristal yapıların oluşumu gibi hassas süreçler de farklılaşıyor. Bilim insanlarının kanser, virüsler, genetik bozukluklar ve kalp hastalığıyla bağlantılı anahtar proteinlerin kristal yapılarını incelemelerini zorlaştırıyor. Oysa bu istasyondaki mikro yer çekimi ortamında bu kristalleri incelemek, bir tümörün nasıl geliştiğini analiz etmek ve bununla mücadele edecek yeni bir ilaç yapmak için araştırma yapmak mümkün. Dolayısıyla, mikro yer çekimi ortamı, bilimsel araştırmalar için dünyada sahip olmadığımız çok farklı fırsatlar yaratıyor.”
Yeni fotoğraflar paylaşacak
Gezeravcı, “Uzaydan dünyayı izlemek nasıl bir duygu?” sorusuna yönelik de şu değerlendirmede bulundu:
“Tek kelimeyle harika. Bu görüntü, uzay boşluğundaki yaşam alanımızın eşsiz değerini derinden hissetmeme ve bu güzelliği muhafaza etmek için elimden geleni yapmam gerektiğini bir kere daha idrak etmeme vesile oluyor. Gezegenimizi korumak için biz de ülke olarak yeşil ve temiz enerji üretimi projelerine odaklanmalıyız. Buradan uzaya baktığımda Güneş’in sınırsız kaynağını görüyorum. Bu kaynağı dünya üzerinde çok sınırlı bir şekilde kullanabiliyoruz. Yeterince uzaklaştığınızda, tüm dünya sizin yuvanız oluyor. Şehirleri, ülkeleri, dağları, okyanusları ve üzerindeyken sanki birbirinden ayrı ve farklıymış gibi görünen tüm ayrıntılarıyla onun aslında tüm insanlığın yuvası olduğunu fark ediyorsunuz.”
Karanlık evrene baktığında uçsuz bucaksız bir boşluğa bakıyormuş gibi hissettiğini belirten Gezeravcı, “Galaksiler ve yıldızlarla süslenmiş bir boşluk bu. Galaksilerin ve yıldızların büyüleyici görüntülerini gördükten sonra, evrenin sırlarının keşfinin ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Gezeravcı, uzaydan fotoğraf paylaşmanın da görevinin bir parçası olduğunu belirterek, öncelikle bilim insanlarının ihtiyaç duyduğu, deneylerle ilgili fotoğraf ve videoları çektiğini ifade etti.
Uzay istasyonu içinde çekimler yapmaya çalıştığını vurgulayan Gezeravcı, “Sizler için dünyanın fotoğraflarını çekiyorum. Dünya’mız okyanuslarının maviliğiyle, bulutlarının beyazıyla ve daha birçok rengiyle çok fotojenik bir gezegen, bunların fotoğrafları sizinle yakın bir süreçte buluşacak.” diye konuştu.
]]>Mumcu, 1942 yılında Kırşehir’de dünyaya geldi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” makalesiyle “Yunus Nadi Ödülü”nü aldı.
Aynı fakültede 1968’de idare hukuku asistanı olan Mumcu’nun inceleme yazıları, Milliyet gazetesinde yayımlanmaya başladı.
Mumcu, 12 Mart 1971 dönemindeki bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı, tutuklandı ve 7 ay hapisle cezalandırıldı. Yargıtay, bu cezayı bozdu.
Mumcu, askerliğini tamamladıktan sonra 1974’te üniversiteden ayrılarak Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığına başladı. 1975’te Cumhuriyet gazetesine geçen Mumcu, yaşamı boyunca çok sayıda araştırmaya dayalı yapıt verdi.
Güldal Mumcu ile 1976’da evlenen Uğur Mumcu’nun Özgür ve Özge adını verdikleri iki çocuğu oldu.
Köşe yazılarında hem sorunları dile getiren hem de hukuka aykırı ve yasa dışı uygulamaların üstüne giden Mumcu, yazdığı kitaplarla da ses getirdi.
Mumcu, 24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla 51 yaşında hayatını kaybetti. Mumcu’nun ölümünden sonra kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı, bütün eserlerini yayımladı.
Polis teşkilatının unutulmayan kahramanı
Sakarya’nın Hendek ilçesinde 1952’de dünyaya gelen Ali Gaffar Okkan, 1970’te Polis Kolejini, 1973’te Polis Akademisini bitirdi.
Okkan, İzmir Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atandıktan sonra emniyet amirliği rütbesi alana kadar çeşitli birimlerde görev yaptı. Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğüne 1993’te terfi eden Okkan, Kars Emniyet Müdürü olarak atandı.
Ali Gaffar Okkan’ın adı, 18 Kasım 1997’de Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak göreve başladıktan sonra kentte ilklere ve önemli başarılara imza atmasıyla gündeme geldi.
Okkan, görev yaptığı süre içinde kentteki huzuru en üst seviyeye çıkardı, şehirde küçükten büyüğe herkesle kurduğu iyi diyalogla Diyarbakırlıların sevgi ve saygısını kazandı.
Gaffar Okkan, 24 Ocak 2001’de makam aracıyla seyir halindeyken kimliği belirsiz kişilerce açılan ateş sonucu olay yerinde şoförü ve 4 korumasıyla şehit oldu.
Belli başlı öteki olaylar
22 Ocak
1517- Osmanlı ordusu, Ridaniye Savaşı’nda Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından halifelik Osmanlılara geçti.
1561- İngiliz devlet adamı, filozof Francis Bacon dünyaya geldi.
1842- Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1901- Britanya Kraliçesi Victoria, 82 yaşında öldü.
1905- Birinci Rus Devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray’a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmalarıyla “Kanlı Pazar” diye anılan günde, 500 işçinin öldürülmesi üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1949- Çin’de Mao Zedung, Kızıl Ordu ile Pekin’e girdi.
1972- Brüksel Antlaşması imzalandı. Antlaşma İngiltere, İrlanda, Danimarka ve Norveç’in, 1 Ocak 1973’ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) üye olmalarını öngörüyordu.
1987- Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye’de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1989- Sovyetler Birliği’nde ilk kez “Uluslararası Güzellik Yarışması” düzenlendi. Yarışmada Türkiye’yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1996- Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu.
2000- Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu’nun ölümüyle ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu’nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı beraat etti.
2006- Eski SHP Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 65 yaşında vefat etti.
2008- “Ergenekon” soruşturması kapsamında emekli Tuğgeneral Veli Küçük, avukat Kemal Kerinçsiz, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol ve Susurluk davası hükümlüsü Sami Hoştan’ın da aralarında bulunduğu 33 kişi gözaltına alındı.
2013- Galatasaray Üniversitesinin Ortaköy’deki 142 yıllık binasında çıkan yangın, itfaiyenin 4,5 saat süren müdahalesiyle söndürüldü. Binanın büyük bölümü kullanılamaz hale geldi. Elektrik kontağından çıktığı belirlenen yangında çok sayıda tarihi öneme sahip eser ve kitap kül oldu.
2014- Suriye’deki iç savaşa çözüm bulmayı amaçlayan Cenevre-2 Konferansı, İsviçre’nin Montrö kentinde başladı.
2014- Dünya Ekonomik Forumu’nun 44. Davos yıllık toplantısı başladı. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e barışa, ekonomiye, teknolojiye yaptığı katkılar dolayısıyla “Davos’un Ruhu” ödülü verildi.
2015- Somali’nin başkenti Mogadişu’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yakınlarında bulunan ve Türk heyetinin kaldığı Atfeya Oteli’ne bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi.
2015- TÜSİAD’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes oldu.
2016- Bir süre pankreas kanseri tedavisi gören eski CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, 76 yaşında Ankara’da hayatını kaybetti.
2016- Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden 16 Ekim’de gönderilen Türksat 4B uydusu Türksat AŞ’ye yörüngede teslim edildi.
2017- Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, tedavi gördüğü hastanede 82 yaşında hayatını kaybetti.
2018- Eski Devlet Bakanı ve Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti.
2018- NATO, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör örgütü YPG/PKK’nın işgal ettiği Suriye’nin Afrin bölgesine yönelik Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin “Tüm ülkelerin kendini savunma hakkı bulunmaktadır.” değerlendirmesini yaptı.
2018- Yönetmen Tolga Karaçelik’in yazıp yönettiği “Kelebekler”, dünya prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nde uzun metraj drama kategorisinde “Dünya Sineması Büyük Jüri Ödülü”ne layık görüldü.
2021 – Birleşmiş Milletler, Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nın yürürlüğe girdiğini duyurdu.
2022- Çinli bilim insanları, 833 kilometrelik fiber optik kablo üzerinde kuantum anahtar dağılımını gerçekleştirerek bu alanda rekor kırdı.
23 Ocak
1896- Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, adının verildiği cihazı icat etti.
1913- Kamil Paşa Hükümeti, İttihat ve Terakki yanlılarınca devrildi, yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1941- I. Türk Karikatür Sergisi, İstanbul’da açıldı.
1961- Dolandırıcılık olaylarıyla ünlenen Sülün Osman, Zeytinburnu’nda kumar oynarken yakalandı.
1973- 1968’de başlayan Vietnam İç Savaşı’nda ateşkes ilan edildi.
1978- Türkiye 1. Kömür Kongresi, Zonguldak’ta yapıldı.
1989- Ressam Salvador Dali, 84 yaşında İspanya’da öldü.
1990- Kızıl Ordu, 41 yıl sonra Macaristan’dan ayrıldı.
1995- Posta ile Yeni Şafak gazeteleri yayına başladı.
2005- Edebiyat tarihçisi, yazar Atilla Özkırımlı 63 yaşında İstanbul’da vefat etti.
2007- Yapımına 16 yıl önce başlanan Bolu Dağı Tüneli’nin İstanbul’a gidiş yönü ulaşıma açıldı.
2008- Kostas Karamanlis, 49 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk Yunanistan Başbakanı oldu.
2012- Fransa Senatosu, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa teklifini kabul etti.
2015 – Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz, Riyad’da tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti.
2017- Olağanüstü hal kapsamında hazırlanan 682, 683, 684 ve 685 sayılı 4 yeni kanun hükmünde kararname, Resmi Gazete’de yayımlandı. 685 sayılı KHK ile “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu” kuruldu.
2017- Türkiye, Rusya ve İran öncülüğünde Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlayan görüşmelerin ilk toplantısında, Suriye’deki ateşkes ihlallerinin üçlü ortak mekanizmayla izlenmesi ve uygulanmasının sağlanması konusunda uzlaşmaya varıldı.
2018- Kanada’nın British Columbia eyaletinde bilim insanları tarafından 508 milyon yıllık solucan fosilleri bulundu.
2019 – Tiyatro ve sinema oyuncusu, Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerinden Ayşen Gruda, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında hayatını kaybetti.
2020- Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar’ın Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın engellenmesi için gerekli tedbirleri almasına hükmetti.
24 Ocak
1921- Ankara-Sivas demir yolunun inşasına ilişkin yasa TBMM’de kabul edildi. Hattın inşaatı 1930’da tamamlandı.
1921- Çerkez Ethem’in güçleri dağıtıldı.
1946- CHP Sanat Ödülü’nü “35 Yaş” şiiriyle Cahit Sıtkı Tarancı kazandı.
1946- BM, Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu kurdu.
1955- Zonguldak’ta, Ereğli Kömür İşletmelerine ait Gelik ocağındaki grizu patlamasında 52 işçi öldü, 19 işçi yaralandı.
1958- Türkiye’de modern cerrahinin kurucusu, eski İstanbul Belediye Başkanı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemil Topuzlu, 90 yaşında vefat etti.
1959- İstanbul Küçükyalı’da Neşe Sineması çöktü, 37 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
1962- Yazar, şair Ahmet Hamdi Tanpınar, 61 yaşında hayata gözlerini yumdu.
1965- İngiliz siyasetçi Winston Churchill öldü.
1980- Başbakan Süleyman Demirel başkanlığındaki hükümetçe alınan ve “24 Ocak Kararları” olarak bilinen ekonomik istikrar programı kamuoyuna açıklandı.
1993- Gazeteci yazar Uğur Mumcu, evinin önünde, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 51 yaşında hayatını kaybetti.
1994- Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT-1, fırlatıldıktan 12 dakika 12 saniye sonra okyanusa düştü.
2001- Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, silahlı saldırıda şehit edildi.
2006- Tiyatro ve sinema sanatçısı Mümtaz Sevinç 54 yaşında, Üsküdar’daki evinde bıçaklanarak öldürüldü.
2007- Eski Dışişleri ve Kültür Bakanlarından İsmail Cem, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 67 yaşında yaşamını yitirdi.
2010- İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı vefat etti.
2011- Türkiye, İsrail’in Mavi Marmara gemisine saldırısıyla ilgili Birleşmiş Milletlere sunduğu ara raporda, zararların tazminini istedi.
2011- Rusya’nın başkenti Moskova’daki Domodedovo Havaalanı’nda terörist saldırı düzenlendi. Saldırıda 35 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı.
2013- Danıştay 8. Dairesi, Türkiye Barolar Birliğinin meslek kurallarında yer alan, avukatların “başları açık” görev yapacaklarına ilişkin düzenlemesinin yürütmesini durdurdu. Kararın ardından avukatlar başörtülü olarak duruşmalara katılmaya başladı.
2013- Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ) tarafından geliştirilen “ANKA” İnsansız Hava Aracı Sistemi, kabul test sürecini tamamladı.
2015- DEAŞ’lı teröristler, Suriye’de kaçırdıkları iki Japon rehineden Haruna Yukava’yı öldürdü.
2017- ABD Başkanı Donald Trump, Meksika sınırına duvar örülmesini öngören kararnameyi imzaladı.
2020- Elazığ’da merkez üssü Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde, Elazığ ve Malatya’da 41 kişi hayatını kaybetti.
2022- Pakistan’da ilk kez bir kadın yargıç, Pakistan Yüksek Mahkemesine atandı.
2022- ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) 25 Aralık 2021’de fırlattığı James Webb Uzay Teleskobu yörüngesine yerleşti.
2022- Yerli Kovid-19 aşısı TURKOVAC’ın iki doz BioNTech aşısının ardından hatırlatma dozu olarak uygulanacağı çalışma, 5 merkezde başlatıldı.
2022- Yeşilçam’ın usta oyuncusu Fatma Girik, Kovid-19’a bağlı çoklu organ yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü İstanbul’daki hastanede, 79 yaşında hayatını kaybetti.
2023- Kırgızistan’da çocuklara cinsel istismara “hadım edilme” cezası öngören yasa teklifi kabul edildi.
25 Ocak
1363- Sırpsındığı Zaferi kazanıldı.
1919 – Paris Barış Konferansı’nda Milletler Cemiyeti’nin kurulmasına karar verildi.
1926- Şeker, petrol ve benzin inhisarı (tekeli) hakkında kanunlar kabul edildi.
1936- İstanbul’da vapurculuk şirketi ile bütün kabotajın Denizyolları İdaresine geçmesini sağlayan sözleşme imzalandı.
1938- İzmir Telefon İşletmesinin hükümetçe satın alınmasına dair sözleşme, Ankara’da imzalandı.
1939- Celal Bayar hükümeti istifa etti. Yeni hükümet Refik Saydam başkanlığında kuruldu.
1952- Liseler 4 yıla çıkarıldı.
1970- Necmettin Erbakan, 17 arkadaşıyla Milli Nizam Partisini kurduğunu açıkladı.
1987- 30 milyon dolara sigortalanan “Muhteşem Süleyman Sergisi”, ABD’nin başkenti Washington’da Ulusal Sanat Müzesi’nde açıldı.
1988- Türkiye, Birleşmiş Milletler İşkenceyle Mücadele Sözleşmesi’ni imzaladı.
1990- ABD’li aktris Ava Gardner, 67 yaşında öldü.
2006- İlk kez seçimlere katılan Hamas, Filistin’de düzenlenen genel seçimlerin galibi oldu ve 10 yıllık El Fetih hakimiyetine son verdi. İsmail Heniyye, 19 Şubat’ta başbakan oldu ancak İsrail, Hamas hükümetiyle bütün müzakereleri durdurdu ve ekonomik yaptırım başlattı.
2017- Türkiye’nin ilk şehir hastanesi Yozgat’ta açıldı.
2018- Türkiye’nin terörle mücadelesine destek için aralarında yazar, akademisyen, bürokrat, gazeteci ve sendikacıların bulunduğu 126 kişinin öncülüğünde yayınlanan bildiri, internet üzerinden imzaya açıldı. 5 dilde yayınlanan bildiriye imza verenlerin sayısı ilk gün 3 bini aştı.
2018- Çinli bilim adamları dünyada ilk defa bir maymunu klonladı.
2022- Avustralya hükümeti, Aborjin bayrağının özgürce kullanılabilmesi için 14 milyon dolar karşılığında bayrağın telif haklarını satın aldı.
26 Ocak
1905- Güney Afrika Pretoria’da 3,106 kırat değerindeki dünyanın en büyük elması bulundu. Elmasa “Cullinan” adı verildi. 9 parçaya bölünen elmastan elde edilen “Afrika’nın Büyük Yıldızı” adındaki 530,2 kıratlık 74 yüzlü dünyanın en büyük pırlantası, Britanya tacına yerleştirildi.
1948- Milli Mücadele kahramanı ve siyaset adamı Kazım Karabekir, Ankara’da 66 yaşında yaşamını yitirdi.
1950- Hindistan’da cumhuriyet ilan edildi.
1974- Bülent Ecevit başkanlığında CHP-Milli Selamet Partisi koalisyon hükümeti göreve başladı.
1992- 12 Eylül’den sonraki ilk memur eylemi İstanbul’da yapıldı.
2000- İstanbul Devlet Konservatuvarının kurucusu Fuat Türkay, İstanbul’da 93 yaşında vefat etti.
2008- Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ, Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan, avukat Kemal Kerinçsiz ile Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sözcüsü Sevgi Erenerol’un da aralarında bulunduğu kişiler tutuklandı.
2013- Adana’da konuşlandırılan Patriot Hava Savunma Sistemleri, harekat yeteneğini kazanarak operasyonel hale geldi.
2013- Mısır’ın Port Said Stadyumu’ndaki futbol karşılaşmasında önceki sene 74 kişinin ölmesinin ardından açılan davada, 21 sanık hakkında idam kararı verildi.
2014- Filipinler hükümetiyle isyancı Moro İslami Kurtuluş Cephesinin, ülkenin güneyinde yıllardır süren ve 10 binlerce kişinin yaşamını yitirdiği çatışmalara son vermeyi hedefleyen belge üzerinde anlaştığı bildirildi.
2015- Filipinler’in güneyinde güvenlik güçleriyle silahlı örgütler arasında çıkan çatışmada 50 polis öldü.
2016- İran Cumhurbaşkanı, 17 yıl aradan sonra ilk defa Katolik dünyasının merkezi Vatikan’ı ziyaret etti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Katolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus ile bir araya geldi.
2016- “Tahşiyecilere Kumpas” davası kapsamında tutuklu bulunan Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ/PDY’ye ilişkin ana soruşturması kapsamında da tutuklandı.
2017- Yunanistan Yüksek Mahkemesi, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Yunanistan’a kaçan 8 darbeci askerin Türkiye’ye iade edilmemeleri yönünde karar verdi.
2018- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, Türkiye’nin Afrin operasyonuyla ilgili açıklama yaparken, bölgedeki PYD/PKK unsurları için “YPG” yerine doğrudan “PKK” ifadesini kullandı.
2020- Amerikalı ünlü basketbolcu Kobe Bryant ve 13 yaşındaki kızı Gianna, California’da geçirdikleri helikopter kazasında hayatını kaybetti. Kazada 7 kişi daha yaşamını yitirdi.
2020- Türkiye’nin ilk profesyonel milli boksörü “Demir Yumruk” lakaplı Garbis Zakaryan, 90 yaşında İstanbul’da vefat etti.
2022- Avustralya’da bilim insanları, gökyüzünde 20 dakika aralıkla yanıp sönen yeni bir ışın türü keşfetti.
2022- Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın, Cezayir’in başkenti Cezayir’deki Isly Caddesi’nde Fransız askerlerinin 26 Mart 1962’de yaptığı katliamı kabul ettiğini belirterek, “Açık ve net söylüyorum, bu katliam Cumhuriyet (Fransa) için affedilemez.” açıklamasında bulundu.
27 Ocak
1880- Thomas Edison elektrik ampulünün patentini aldı.
1918- ABD’li romancı Edgar Rice Burroghs’un yarattığı “Tarzan”ı konu alan ilk film, “Tarzan of the Apes (Gorillerin Tarzanı)” adıyla ABD’de gösterime girdi. Aktör Elmo Lincoln, beyaz perdenin ilk “Tarzan”ı oldu.
1937- Cenevre’de Milletler Cemiyeti toplantısında Hatay’ın bağımsızlığı kabul edildi.
1945- Sovyetler Birliği’nin Kızıl Ordu birlikleri, Polonya’da Almanya’nın kurduğu Auschwitz ve Birkenau kamplarını ele geçirdi.
1947- Öğretim kurumları dışında din eğitimine izin verildi.
1948- İlk teyp satışa çıktı.
1954- Köy Enstitüleri kapatıldı.
1967- ABD’nin Ay programı kapsamındaki Apollo 1 uzay aracı, deneme aşamasında yandı; astronotlar Grissom, White ve Chaffee öldü.
1973- ABD ve Vietnam ateşkes anlaşması imzaladı.
1973- Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile yardımcısı Bahadır Demir, bir Ermeni teröristin saldırısında şehit edildi.
2010- Apple’ın patronu Steve Jobs, aylardır beklenen taşınabilir bilgisayar ve akıllı telefon arası çok fonksiyonlu tablet bilgisayarı “iPad”i tanıttı.
2013 – Brezilya’nın Santa Maria kentindeki bir gece kulübünde çıkan yangında 245 kişi yaşamını yitirdi, 120 kişi yaralandı.
2014- Google ile Samsung, 10 yıl geçerli olacak uluslararası patent lisans anlaşması imzaladı.
2016- Gökbilimciler, bugüne kadarki en büyük güneş sistemini keşfetti. Avustralya Ulusal Üniversitesinden bir grup bilim adamının yürüttüğü araştırmada, uzun süredir yalnız olarak tanımlanan dev gaz gezegenin, kendisine 1 trilyon kilometre uzakta bir yıldıza sahip olduğu görüldü.
2018- Afganistan’ın başkenti Kabil’de bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda 95 kişi hayatını kaybetti, 158 kişi yaralandı.
2019- Filipinler’in güneyindeki bir Katolik kilisesini hedef alan iki ayrı bombalı saldırıda 20 kişi öldü, 81 kişi yaralandı.
2022- ABD’de ilk kez bir robot, insan yardımı olmadan ameliyat gerçekleştirdi.
2022- Necip Hablemitoğlu suikastinin katil zanlılarından, kırmızı bültenle aranan Nuri Gökhan Bozkır, MİT tarafından yurt dışından Türkiye’ye getirildi.
28 Ocak
1517- Yavuz Sultan Selim’in başında bulunduğu Osmanlı ordusu, Kahire’ye girdi.
1854- Mülkiye Mektebi açıldı.
1920- Osmanlı Mebusan Meclisinin gizli oturumunda Misakı Milli kabul edildi.
1953- Ney üstadı ve ünlü hiciv şairi Neyzen Tevfik Kolaylı 74 yaşında öldü.
1958- Kıbrıs’ta Türklerin düzenlediği miting sırasında İngiliz askerlerinin ateş açması ve bir kamyonun kasten halkın üzerine sürülmesi sonucu 8 kişi öldü. TBMM, 31 Ocak’ta İngiltere’yi kınama kararı aldı.
1982- Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan şehit edildi. Saldırıyı “Ermeni Katliamı Adalet Komandoları” adlı terör örgütü üstlendi.
1983- 8 kişinin öldüğü, 72 kişinin yaralandığı, 7 Ağustos 1982’deki Esenboğa Havalimanı terör saldırısına katılanlardan Levon Ekmekçiyan, Ankara Kapalı Cezaevi’nde idam edildi.
1986- Amerikan uzay mekiği Challenger kalktıktan 72 saniye sonra patladı, 7 kişi öldü.
1997- Süreli yayın kuruluşlarının kültürel amaçlar dışında promosyon yapmasını engelleyen Promosyon Yasası yürürlüğe girdi.
2012- Türkiye’nin ilk “Dünya Güzeli” Keriman Halis Ece Tamer, kalp yetmezliği nedeniyle İstanbul’da 99 yaşında hayatını kaybetti.
2013- Sanatçı Ferdi Özbeğen, tedavi gördüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 72 yaşında vefat etti.
2013- İran, içinde maymun bulunan “Öncü” adlı araştırma uydusunu başarıyla uzaya gönderdi.
2015- Öğretmenliğe ilk kez atanacaklar için 40 yaş sınırı kaldırıldı.
2017- Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden oyuncu Engin Cezzar, 82 yaşında yaşamını kaybetti.
2020- ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da düzenlediği ortak basın toplantısında, tek taraflı Orta Doğu barış planını kamuoyuna açıkladı.
2021- MİT, İçişleri Bakanlığı, KOM Daire Başkanlığı ve KKTC polisinin koordinasyonuyla KKTC’de yakalanan FETÖ’nün “mahrem imamı” Ahmet Yiğit, Türkiye’ye getirildi.
2022- Türkiye’de günlük Kovid-19 vaka sayısı, salgının başından beri ilk kez 90 binin üstüne çıktı.
]]>Espressolab Roastery’de düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan proje danışmanı Güray Süngü, genç edebiyat ve gençlik dizisinin neler olduğundan bahsederek, “Gençlik edebiyatı altında kategorileştirebileceğimiz eserlerin, son yıllarda yayıncılık sektöründe çok daha net çizgilerle ayrıldığını, kendisini hem çocuk hem de yetişkin edebiyatından başka bir dille, görünüşle, biçimle konumlandırdığını biliyoruz. Muhakkak böyle de olmalı, bambaşka ihtisas gerektiren bir alan bu. Gençlerin duyguları, düşünceleri ve beklentileri çocuklardan da, yetişkinlerden de farklı.” dedi.
Genç okurlar için iyi edebiyatın yazılması ve sunulmasının önemli bir mesele olduğunu altını çizen Süngü, şöyle devam etti:
“Gençlerin duygu dünyalarını dikkate alan, onların düş gücünü ve merak duygusunu tetikleyecek ama her şeyden de önemlisi estetik ve yazınsal bir değer taşıyan, kendi kültürel ve tarihsel kodlarımızı içeren eserler yayımlamayı planlıyoruz. Esası ortaya koymak en kolayı, zaten yayıncıyız, yayıncılığı bir bütün olarak hangi saikle yapıyorsak, genç edebiyatı da aynı saikle yapacağız. Yazarlarımıza gençlik edebiyatı için romanlar, hikayeler yazdırıyoruz. Çağdaş dünya edebiyatının önemli ve gençlerimizin ilgisine değer olanlarını dilimize kazandırmak istiyoruz. Klasiklerin gençler için hazırlanmış halleri, Batı klasikleri için çokça yapıldı. İslam ve Türk klasiklerini bu türden edisyonlarla yayımlamak için çalışmalarımız var.”
Süngü, gençlerin önünde kitap dışında filmler, diziler, sosyal medya platformları, bilgisayar oyunları, süper kahramanlar ve vatpad romanlar gibi çok fazla oyuncak tarzı şeyler olduğuna işaret ederek, “Zengin bir kültürümüz, tarihimiz var. Orada anlatılacak çok hikaye, peşine düşülecek çok imge var. Dünya bir bahçedir diyelim, ne ekersen elbet onu biçersin, öte yandan ektiğin tohum bahçenin değişmesine dönüşmesine de bir vesiledir, bu sadece senin biçmen ve biçtiğinle doymandan daha büyük bir şeydir.” değerlendirmesini yaptı.
“Bu yolculuğun gençlerin düşüncelerini, hayallerini ve yaratıcılıklarını besleyecek bir serüven olduğuna inanıyoruz”
Ketebe Genç Editörü Zeynep Tuğçe Noyan ise “Ketebe Genç, gençlerin sesine kulak veren, onların hayallerini, heyecanlarını ve hatta endişelerini sayfalarına taşıyan bir proje. Genç yetişkinlerin dünyasına adım atarken, onların gözünden dünyayı görmeyi, onlarla birlikte büyümeyi ve öğrenmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.
Noyan, proje ile genç okurların kendilerini keşfetmelerine, düşünce ufuklarını genişletmelerine ve toplumda aktif birer birey olarak yer almalarına imkan tanımaya çalıştıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Bu yolculuğun, sadece bir okuma deneyimi değil, aynı zamanda gençlerin düşüncelerini, hayallerini ve yaratıcılıklarını besleyecek bir serüven olduğuna inanıyoruz. Çıkış yaptığımız ilk kitaplardan biri olan ‘Minik Kızıl Gezgin’, Newbery Onur Ödüllü yazar Margi Preus tarafından yazıldı ve gezgin olmak isteyen minik bir sincabın büyük macerasını konu ediyor. Furkan Çalışkan’dan ‘Cabi’nin Kulesi- Uzun Yürüyüşlerin Kısa Kitabı’ ise korkuya karşı cesareti, çirkinliğe karşı güzelliği, rüzgara karşı yürümeyi tercih eden cesur ve genç okurları, Aliya İzetbegoviç’in hikayesine davet eden kurgu bir eser. ‘Ahmed Aziz’in Destansı Yılı’, ailesiyle birlikte Amerika’da yeni bir eyalete taşınan 12 yaşındaki Ahmed Aziz’in okula ve çevresine uyum sağlama sürecini konu ediniyor. Arkadaşlık, akran zorbalığı, hastalık, aile bağları, kitap okuma sevgisi ve empati, kitapta işlenen temalar arasında.”
]]>1992’de kurulan TİKA, bugüne kadar 30 binin üzerinde proje ve faaliyet yürütürken projelerinin yüzde 93’ünü, 2002’den sonra hayata geçirdi.
TİKA, bu faaliyetler ile Türkiye’nin dost elini Filistin’den Arakan’a, Bosna-Hersek’ten Güney Afrika’ya, Moğolistan’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyaya uzattı ve Türkiye’nin uluslararası işbirliği alanındaki çalışmalarına da katkı sağladı.
Dünya genelinde 2002’de 12 Program Koordinasyon Ofisi bulunan TİKA, 2023 itibarıyla bu sayıyı 63’e yükseltti, faaliyet gösterdiği ülke sayısını 28’den 170’in üzerine çıkardı.
2023’te 3 binden fazla yabancı uzman TİKA’nın eğitimlerinden faydalandı
İnsan kaynağı kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapan TİKA; sağlık, tarım, hayvancılık, yargı, medya ve bilişim gibi birçok alanda mesleki eğitimler düzenliyor. Bu programlardan, 2023’te 3 bin 200’e yakın yabancı uzman faydalandı, 2002’den bu yana mesleki eğitimlerden yararlanan yabancı uzman sayısı ise 50 bine yaklaştı.
TİKA, dünyanın farklı bölgelerindeki insani krizlerin hafifletilmesine yönelik acil ve insani yardım projeleri gerçekleştirirken 2023’te Afganistan ve Pakistan’daki deprem, Bosna-Hersek ve Libya’daki sel felaketlerinin ardından ihtiyaç sahibi insanlara Türkiye’nin yardım elini ulaştırdı.
TİKA, 2023’te 1326 proje ve faaliyet gerçekleştirerek Türkiye’nin dostluk elini dünyanın dört bir yanına uzattı.
” ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla uyumlu olarak projelerimizi artıracağız”
Kurumunun çalışmalarıyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulunan TİKA Başkanı Serkan Kayalar, 2023’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı olması sebebiyle bu sevinci yurt dışına taşıyan proje ve faaliyetler yürüttüklerini, bu kapsamda 18 ülkede toplam 35 proje ve faaliyet gerçekleştirdiklerini söyledi.
“TİKA, Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin de küresel anlamda uygulanması noktasında ülkemizin samimi işbirliği çabalarına önümüzdeki dönemde de destek vermeye devam edecektir. 2024’ün çok daha verimli ve bereketli geçeceğini düşünüyoruz. Bizler de ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonuyla uyumlu olarak projelerimizi artıracağız.” diyen Kayalar, kültürel hayata katkı alanında 2023’te 200’e yakın projeyi tamamladıklarını kaydetti.
Kayalar, son 20 yılda TİKA’nın restorasyonunu tamamladığı eser sayısının 40 ülkede 140’a ulaştığını dile getirerek 2023 yılında da ortak kültürel mirasımızın korunmasına yönelik projelere devam edildiğini ve önemli eserlerin restorasyonunu tamamladıklarını, aynı zamanda 6 restorasyon projesinin devam ettiğini belirtti.
TİKA’nın desteğiyle Bilge Tonyukuk Müzesi, 2024’te ziyarete açılacak
“Türk dünyasının bağlarının kalkınma işbirliği alanında güçlenmesine katkı vermeye devam ediyoruz.” diyen Kayalar, Türk Devletleri Teşkilatı ile çeşitli alanlarda işbirliği yapılmasını içeren “İş Birliği Mutabakat Zaptı”nı Aralık 2023’te imzaladıklarını, Türk dünyası için çok önemli ve Türk tarihine ışık tutan Orhun Yazıtları projesi kapsamında arkeolojik kazı çalışmalarına destek vermeye devam ettiklerini ve 2022’de temelini attıkları Bilge Tonyukuk Müzesi’nin çalışmalarına devam edildiğini, müzeyi bu yıl ziyarete açacaklarını söyledi.
Kayalar, Kuzey Afrika’da yaptıkları çalışmalara değinerek “Trablus Fatihi” olarak bilinen ünlü Türk denizci Turgut Reis’in kabrinin bulunduğu; Libya’nın başkenti Trablus’ta yer alan Külliye’nin restorasyon çalışmalarına da bu yıl başlayacaklarını aktardı.
Meksika Ulusal Dünya Kültürleri Müzesi’nde bir Türkiye Salonu kurduklarını belirten Kayalar, bu salonun Orta ve Latin Amerika’da bu anlamda ilk olması bakımından önem taşıdığını belirterek şunları kaydetti:
“TİKA, Bosna-Hersek’te yaşanan soykırımın merkezlerinden biri olan Potoçari Eski Akü Fabrikası’nın Srebrenitsa Potoçari Soykırım Kurbanlarını Anma Müzesi olarak kapsamlı tadilat çalışmalarına 2023 başında başlamıştır. Bu müzenin, yaşanan acıların unutulmaması adına son derece kıymetli olduğuna inanıyoruz.
Filistin’de yaşanan acılar hepimizi derinden etkilemektedir. TİKA aracılığıyla da bugüne kadar Filistin’de 1100’e yakın proje gerçekleştirilmiştir. Malumunuz 7 Ekim tarihinden bu yana İsrail tarafından Gazze’ye yönelik saldırı ve katliamlar karşısında ülkemiz, tüm imkanlarıyla kardeş Filistin halkının yanında yer almaktadır. TİKA olarak biz de bu süreçte çeşitli insani yardım projeleriyle; gıda paketi, battaniye, uyku seti, kışlık giysi ve tıbbi malzeme seti gibi ihtiyaç duyulan malzemeleri ulaştırmaya gayret ediyoruz.”
]]>Önder, “Dünyadaki dönüşümü her yerde görüyoruz, e-ticarette pandemi sonrası oran yüzde 20’leri aştı. 3-4 yıl için çok büyük bir büyüme. Bu dönüşümü üretimde de görüyoruz. Daha az elektrik tüketen makineler görmeye başladık” dedi.
Enflasyonun zirveden düşüşe geçtiğini ifade eden Önder, ” Uzak Doğu’nun özellikle Asya Kıtası’nın dünya büyümesinde 2024’te de belirleyici rol oynayacağını küresel raporlardan görüyoruz. Asya çok önemli. Çin şu anda dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki ediyor. Çin, daha önceleri batı için ideolojik rakipti. Sonra ekonomik rakip oldu, sonra teknolojik rakip oldu şimdi de politik rakip oluyor. Çin, ABD’nin daha güçlü olduğu bölgelerde son 2-3 yıldır çok önemli çalışmalar yaptı. Çin’in etkin olmaya başladığı bölgeler ana pazarlarımız olduğu için bizim için de çok önemli. Orta Doğu, Avrupa, Afrika’nın kuzeyi bizim ana pazarlar. ABD’nin çok etkili olduğu Orta Doğu coğrafyasında Çin’in her geçen gün hegemonyasını arttırdığını görüyoruz. Çin, Batı’nın “İnsan hakları, demokrasi” gibi yöntemlerinden farklı olarak ticareti ön plana çıkarıyor. Çin’in bu yöntemi daha olumlu bir etki oluşturduğu için özellikle Orta Doğu’da güçleniyor. Çin, bu yıl Orta Asya’daki 5 devlet başkanıyla beraber bir zirve yaptı ve buradaki boşluğu değerlendirmeye çalışıyor. Yuan’ın son zamanlarda güçlenmesiyle Çin, kendi yerel parasıyla ticaret yaparak dünya ekonomisinde her geçen gün ağırlığını arttırıyor. Batı Hindistan ve Vietnam’ı Çin’e karşı koz olarak kullanıyor. Batı Asya’da denge politikası yapmaya çalışıyor. Hindistan’a destek vermeye çalışıyor. Batı bu süreçte Çin’le uğraştı, Hindistan’ı destekledi, diğer taraftan Ukrayna- Rusya savaşı oldu. Burada Hindistan çok güzel bir denge politikası izledi. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşından çok etkilendi. Bu işte en zararlı çıkan Almanya bizim için önemli ve iyi takip edilmesi gereken bir ülke. Çünkü bizim her türlü en iyi ticaret ilişkimizin olduğu, en çok vatandaşımızın yaşadığı ülke. Ama Almanya, 2024 içinde gelişmiş ülkelerden negatif büyüyecek tek ülke. Avrupa’nın diğer ülkelerinde az da olsa bir büyüme sağlanacak. Türkiye için ise bu zamanlarda yakın coğrafyayla olan ticari münasebetler uzak pazarlara göre daha önemli bir hal alacak. Yani yakın pazarlar ihracat stratejimizde daha önemli bir hale geliyor. 2024’te de bunu göreceğiz. Bu yıl içinde 70 ülkede seçim olacağının bilgisini paylaşan Önder, “Bizim açımızdan, dünya ihracat açısından önemli bir yıl olacak. Dünyada paradoksal bir durum söz konusu. Bir yandan serbest ticaret anlaşmaları ve bölgesel birlikler, uluslararası koridorlar; diğer yandan korumacılık ve tarife dışı engeller var. Korumacılık artıyor, korumacılık arttıkça zamanla çevre ülkelerle ticaret daha önemli bir hal alıyor. Türkiye’de seçimlerden sonra her ne kadar faizler artsa da ekonomik bir güven ortamı ve pozitif ibareler var. Türkiye’nin önünde bir seçim var onu göreceğiz. Ama sonuç olarak PMI endekslerimiz, ihracat iklim endeksimiz 6 aydır düşüyor. İhracat pazarlarında enflasyon geriledi. Artık batıda enflasyonun tezahürü de farklı oluyor” dedi. değerlendirmesinde bulundu.
Önümüzdeki süreçte dünya ile ilgili bir tahmin yapmanın zor olduğunu belirten Önder, “Büyük belirsizlikler var. Rusya-Ukrayna savaşı ne olacak, İsrail-Hamas gerginliği ne olacak, Uzak Doğu’da Çin-Vietnam gerginliği nasıl bir hal alacak. Özellikle gelişmiş ülkelerin enflasyonunda bir gerileme var. Bu bir şekilde faizi etkileyecektir. Çünkü onlar için de ekonomik büyüme önemli. Bu ülkelerin özellikle Asya’da, Avrupa’da savunma harcamalarını arttırmaya çalıştıkları bir yıl oluyor. Çünkü bu siyasi belirsizliklerden, savaşlardan dolayı Avrupa gayrisafi milli hasılasının (GSMH) yüzde 3’ünü artık savunma sanayisine veriyor. Korumacılık dünyada arttı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum. İhracat 2024 için çok önemli ve bu yıl ihracatta bir büyümenin olacağını düşünüyorum. İhracatın geçen yıldan daha iyi olacağını ve en kötünün geride kaldığını ama birçok belirsizliğin olduğunu söyleyebilirim” dedi. – İSTANBUL
]]>Şehrin girişlerinde bulunan Karskapı ve Aşkale Emniyet uygulama noktaları ile Dumlu Jandarma Karakolu ve Jandarma uygulama noktalarındaki ekipleri ziyaret eden Vali Mustafa Çiftçi, görevi başındaki personelin yeni yılını kutladı. Yılbaşı akşamı çalışan personele baklava ikramında bulunan Vali Çiftçi’ye, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Metin Düz ve İl Emniyet Müdürü Kadir Yırtar eşlik etti.
Vali Mustafa Çiftçi, yayınladığı yeni yıl mesajında ise şunları söyledi, “Tüm Erzurumlu hemşerilerimi en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Asrın felaketinin ve Filistin topraklarında yaşanan zulmün üzüntüsüyle 2023 senesini uğurlarken, 2024 yılını barışa, kardeşliğe, refaha ve muhtelif coğrafyalarda yaşanan katliamların son bulmasına vesile olması; taze başlangıçlar eşliğinde dünya üzerinde yaşayan tüm mazlumların gözyaşlarının dinmesi umuduyla karşılıyoruz. Herkesin hayat hakkının kutsal olduğu ilkesinden yola çıkarak, 2023 yılında derin krizler içinde insanlık dışı olaylara maruz kalan mazlumların hunharca katledildiğini, en güvenli yer bildikleri annelerinin kucağına kıvrılan çocukların acımasızca yok edildiğini görmek, milletimizin vicdan sahibi her ferdinin sabır ve tahammül sınırlarını tahrip etmiştir. Çocukların öldüğü ve öldürüldüğü bir dünyada hiç kimsenin sürdürülebilir barış ve refah içinde olamayacağına olan inancımızla tüm dünya ülkelerinin meselelere adil ve eşit yaklaşması beklentileriyle 2024 yılına giriyoruz. Maalesef 2023 yılında yaşanan ve “asrın felaketi” olarak nitelendirdiğimiz Kahramanmaraş merkezli deprem, çok büyük kayıplara sebep olmuştur. On ilimizi etkilemiş gibi görülse de 85 milyon vatandaşımızın hepsini derinden yaralayan bu imtihandan devletimizin iradesi ve milletimizin dayanışma irfanıyla bihakkın çıkmayı başardık. Bu zorlu günlerde milletimizin hakiki karakterini ortaya çıkaran tarihi dayanışma, geleceğe daha güvenle bakmamızı sağlamış ve asrın dayanışması tüm dünyaya örnek olmuştur. Aynı dayanışmayı teröre karşı duruşuyla da veren aziz milletimiz, yakın zamanda on iki vatan evladını ülkemizin bekası için vatan toprağına emanet bırakmıştır. Asırlardır bu toprakları vatan kılmak için gösterilen kutlu mücadele, devletimizin ikinci asrına adım attığı Türkiye Yüzyılı’nda da terörün karşısında dimdik durmak suretiyle bertaraf edilecektir. 2024 yılının aydınlık bir geleceğe adım atılması yolunda milletçe bağlarımızı güçlendirmesi, umutlarımızın gerçekleşmesi için azim ve gayretlerimizi daha da artırması; ülkemize, aynı coğrafyada yaşadığımız komşularımıza ve bütün dünyaya huzur ve istikrar getirmesi en büyük temennimdir. Başta tüm kamu kurum ve kuruluşlarımız olmak üzere, yerel yönetimlerimizle, sivil toplum kuruluşlarımızla ve toplumun tüm kesimleri ile birlikte; ilimizin gelişip kalkınması, vatandaşlarımızın refahı ve müreffeh yarınlara ulaşılması yönünde çalışmalarımız 2024 yılında da aynı kararlılıkla devam edecektir. Miladi yıl değişiminin, ilimizdeki, ülkemizdeki ve dünyadaki tüm insanlar için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.” – ERZURUM
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl nedeniyle yayınladığı video mesajında ” 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni yıl dolayısıyla video mesaj yayınladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında “Bu gece 2023 yılını tamamlıyor, 2024 yılına adım atıyoruz. Yeni takvim yılının ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aslında her yeni yılın sevinçle, umutla ve heyecanla karşılanması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu yeni yıla hem bölgemizdeki, hem dünyadaki olumsuzluklar hem de geçtiğimiz günlerde verdiğimiz şehitlerimiz sebebiyle buruk bir şekilde giriyoruz. İnsanlığın tamamı için daha güzel, daha huzurlu, daha müreffeh bir gelecek umudumuzu elbette muhafaza ediyoruz. Bunun için önce sözde demokrat ve özgürlükçü ülkelerin eli kanlı terör örgütlerine verdikleri destekleri kestiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Gazze’de masum çocukların, kadınların katledilmesine karşı tüm ülkelerin ve kurumların ortak tavır aldığını görmemiz gerekiyor. Bunun için önce Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere bireyleri acıya boğan, ülkelerin kaynaklarını heba eden çatışmaların durdurulması için adil ve samimi çaba gösterildiğini görmemiz gerekiyor. Bunun için önce asırlardır sömürülen ve onurları çiğnenen toplumların zenginliklerinin kendi gelecekleri, refahları, güvenlikleri için kullanıldığını görmemiz gerekiyor. Velhasıl umutları fiiliyata dönüştürmek için dünyadaki tüm ülkelerin, kurumların, fertlerin ortak değerler ve ilkeler etrafında bütünleşmesini temin etmemiz gerekiyor” dedi.
HERKES İÇİN AYNI STANDARTLARI DİLİYORUZ
Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajının devamında “Türkiye olarak biz bu dünya fotoğrafında farklı bir yeri, farklı bir misyonu, farklı bir anlayışı temsil ediyoruz. Devlet ve millet olarak biz sadece kendi güvenlik ve refah çabamızı neticeye ulaştırma mücadelesi vermekle kalmıyoruz, Dünyaya ve bölgemize huzur iklimi hakim olmadan bizim de huzur bulamayacağımız anlayışıyla herkes için aynı standartları diliyoruz.
Bu anlayışla bölgemizdeki barış çabalarını neticeye ulaştırmaya çalışıyoruz. Dostlarımızla ilişkilerimizi her alanda geliştiriyoruz, kardeşlerimizin dertleriyle dertleniyoruz. Dünyayı daha iyi, daha adil, daha müreffeh bir geleceğe hazırlamaya dönük her çabaya destek veriyoruz. Cumhuriyetimizin ilk asrını bitirip Türkiye yüzyılı dediğimiz yeni asrına ayak bastığı bir dönemde daha büyük hedeflere yönelirken azmimizi ve gayretimizi sürekli perçinliyoruz. Zalimin zulmünün ilanihaye sürüp gitmeyeceğine inanıyoruz. Adaletsiz ve dengesiz küresel yönetim sisteminin son çırpınışlarını yaşadığına inanıyoruz.
Mazlumların sesinin derinden derine tüm dünyayı sardığına, bu çığlıkların büyüyerek insanlığın ortak vicdanı haline dönüşeceğine inanıyoruz. Nitekim Türkiye’nin kendi vatandaşları, dostları ve kardeşleriyle birlikte insanlığın tamamına hitap eden beyan ve tutumlarının gönüllerde giderek daha fazla makes bulduğunu görüyoruz” diye konuştu.
TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUNU HAYATA GEÇİRDİKÇE ALLAH’IN İZNİYLE AY YILDIZLI BAYRAĞIMIZIN YÜKSELİŞİ HEP SÜRECEKTİR.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Aziz milletim elbette bu meşakkatli yolda sürekli yeni sınamalarla, yeni sıkıntılarla, yeni engellerle karşılaşıyoruz. Terörle mücadeleden ekonomik tuzaklara kadar pek çok alanda yaşadığımız sorunların temelinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme amacı vardır. Ülke olarak biz kendi potansiyelimizi ve imkanlarımızı etkin şekilde kullanmayı sürdürdükçe bu mücadele daha da sertleşecektir. Çünkü Türkiye’nin büyümesi demek asırlardır bizim tökezlememiz sayesinde dört bir yanımızda rahatça at koşturanların hesaplarının bozulması demektir. Bizim güçlenmemiz demek kendi refah ve güvenlikleri için diğer herkesi araç olarak kullananların, sömürenlerin, ezenlerin düzenlerinin sonuna gelinmesi demektir. Bizim sesimize daha çok kulak verilmesi demek dünyanın her yerindeki hak, adalet, özgürlük ve vicdan arayışlarının güçlenmesi demektir. Milletimiz tarihinin hiçbir döneminde kendi hedeflerine ulaşmak için bedel ödemekten fedakarlık yapmaktan elini taşın altına koymaktan çekinmedi.
Son 21 yılda yaşadığımız nice kritik hadise karşısında milletimizin sergilediği güçlü duruş ve kararlılığın bugün de devam ettiğini gösteriyor. Evet, buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum; milletimiz birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıktıkça Allah’ın izniyle bizi kimse bölemeyecektir. Devletimiz 2023 hedeflerinin bir sonraki safhası olan Türkiye yüzyılı vizyonunu hayata geçirdikçe Allah’ın izniyle ay yıldızlı bayrağımızın yükselişi hep sürecektir.
Siyasi, ekonomik, askeri, diplomatik başarılarımızla dostlarımıza güven düşmanlarımıza korku vermeye devam ettikçe önümüzdeki sisler giderek dağılacaktır. Velhasıl biz istiklalimizden ve istikbalimizden taviz vermedikçe kimse kutlu yürüyüşümüzün önüne geçemeyecektir. Geçmişte emperyalistlerin birer aracı olarak başımıza musallat edilen vesayet güçleriyle, darbecilerle, terör örgütleriyle siyasi ve sosyal mühendislik projeleriyle çok vakit, çok enerji, çok insan kaybettik. Artık bu numaralara karnımız tok olduğu gibi böyle ağır faturalar ödemeye niyetimiz de yok.
BÜYÜYEN GELİŞEN TÜRKİYE’NİN YILDIZINI YÜKSELTECEĞİZ
Ülkemizi kendi iç mücadeleleriyle meşgul ederek tarihi mirasından ve sahip olması gereken imkanlardan mahrum edenlerle yollarımızı ayıralı çok oldu. Her fırsatta tekrarladığımız, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet düsturumuzun anlamı budur. İnşallah, 2024 darbe girişimiyle başlayıp kovid-19 salgınıyla büyüyen, bölgemizdeki çatışmalarla derinleşen sıkıntılı dönemden kurtulup hedeflerimize kilitlendiğimiz bir yıl olacaktır. Küresel krizlerin artarak sürdüğü bir dönemde biz farkımızı bir kez daha göstererek üreten, istihdam eden büyüyen gelişen Türkiye’nin yıldızını yükselteceğiz. Evet, 2023 hedefleri başlangıçtı, asıl çıkışımızı Türkiye yüzyılıyla 2024 ile birlikte başlatıyoruz. Bu mücadeleyi de sizlerin desteğiyle zafere ulaştıracağımıza yürekten inanıyoruz. Bu duygularla bir kez daha yeni takvim yılının milletimizin tüm fertlerine ve insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla” ifadelerini kullandı .
]]>Sporda 2023 yılı işte böyle geçti:
Galatasaray 23. şampiyonluğuna ulaştı
2022-2023 sezonunda Teknik Direktör Okan Buruk yönetiminde başlayan ve yaptığı transferlerle dikkat çeken bir kadro oluşturan Galatasaray, sezon başında inişli çıkışlı grafik sergiledi. Ligde 12. haftada Fatih Karagümrük maçıyla birlikte galibiyet serisi yakalayan Galatasaray, bu süreçte ezeli rakipleri Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi de mağlup ederek 14 maç üst üste kazandı. Sarı-kırmızılılar, bu performansla ligde üst üste en fazla maç kazanma rekorunun yeni sahibi oldu. 30 Mayıs’ta MKE Ankaragücü’nü deplasmanda 4-1 mağlup ederek ligin bitimine 2 hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray, 4 yıl sonra sezonu zirvede tamamladı. Aslan 88 puan toplarken, ikinci Fenerbahçe 80, Beşiktaş da 78 puanla sezonu üçüncü sırada bitirdi.
Fenerbahçe, 10 yıl sonra Türkiye Kupası’nı kazandı
Ziraat Türkiye Kupası finali, yarı finallerde Sivasspor’u eleyen Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü’nü eleyen Başakşehir arasında oynandı. İzmir Gürsel Aksel Stadyumu’nda yapılan finalde sarı-lacivertliler, Michy Batshuayi’nin ilk yarıda attığı 2 golle rakibini 2-0 mağlup etti. Bu sonuçla Fenerbahçe, 2012-2013 sezonunun ardından 10 yıl sonra bu organizasyonda şampiyonluk sevinci yaşadı.
Süper Kupa oynanmadı
2022-2023 sezonu Süper Lig şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası’nın sahibi Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa Finali’nde Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da karşılaşacaktı. Ancak Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Atatürk tişörtleri ve pankartlarla ısınmaya çıkmasına Suudili yetkililerin izin vermemesinden dolayı iki kulüp mücadeleyi oynamama kararı aldı. Galatasaray ve Fenerbahçe kafilesi daha sonra Türkiye’ye döndü.
A Milli Futbol Takımı, 2024 Avrupa Şampiyonası bileti aldı
Almanya’da düzenlenecek 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası öncesi A Milli Futbol Takımı, elemelerde D Grubu’nda; Ermenistan, Hırvatistan, Letonya ve Galler ile mücadele etti. Grupta tek yenilgisini Hırvatistan karşısında alan ay-yıldızlılar, grubu 5 galibiyet ve 2 beraberlikle 17 puanla lider olarak tamamladı. Dünya üçüncüsü Hırvatistan ile 12 Ekim’de oynanan maçta sahadan galibiyetle ayrılan milliler, 3 gün sonra da evinde Letonya’yı mağlup etti ve finallere gitmeye hak kazandı. Son karşılaşmada Galler deplasmanında alınan beraberlik, tarihte ilk kez eleme grubunu lider bitirmeyi sağladı.
EURO 2024’e ev sahipliği yapacak Almanya’nın Hamburg kentindeki Elbphilharmonie Konser Salonu’nda 2 Aralık’ta grup kuraları için tören düzenlendi. Kura çekimine 2. torbadan katılan A Milli Futbol Takımı, F Grubu’nda Portekiz, Çekya ve play-off’tan gelecek takımla eşleşti.
A Milli Futbol Takımı’nda Montella dönemi
A Milliler, Avrupa Şampiyonası Elemeleri’ne Alman Teknik Direktör Stefan Kuntz ile başlarken, grubun 5. maçında Ermenistan ile alınan beraberlik ve 4 gün sonra Japonya ile oynanan hazırlık maçındaki mağlubiyet, teknik adam değişikliğine neden oldu. Kuntz ile 20 Eylül’de yolların ayrıldığı açıklandı. Federasyon, kısa süre sonra takımın başına İtalyan Teknik Direktör Vincenzo Montella’nın getirildiğini duyurdu. Ay-yıldızlılar, Montella döneminde 3 maçta 7 puan toplarken, özel maçta Almanya’yı deplasmanda 3-2 mağlup etmeyi başardı.
Deprem sonrası spor organizasyonları ertelendi
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremler, ülke genelinde birçok sektörü etkilerken, spor organizasyonları da askıya alındı. Süper Lig’in 2022-2023 sezonu 23. haftası da deprem haftasına denk gelince, ertelenen 3 maç 20 gün sonra oynandı. Depremin yaşandığı gün dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, tüm ulusal spor organizasyonlarının ikinci bir açıklamaya kadar durdurulduğunu açıkladı. 3 büyük kulüp başta olmak üzere spor kulüpleri depremden etkilenen şehirlere yardım seferberliği düzenledi. Taraftarlarına çağrıda bulunan kulüpler, stadyumlarda toplanan yardım malzemelerini bölgeye gönderdi. Bakanlık ve federasyonun aldığı kararla tekrar başlatılan spor organizasyonlarında müsabakalar öncesi seremonide depremde hayatını kaybedenler anılırken, tribünlerde de pankartlarla birlik – beraberlik mesajları verildi. Başta Türkiye’de olmak üzere yurt dışında da geliri deprem bölgesine bağışlanan özel karşılaşmalar düzenlendi.
Hatayspor ve Gaziantep FK ligden çekildi
Depremden etkilenen şehirlerin takımları Hatayspor, Gaziantep FK, Adanaspor ve Yeni Malatyaspor ligden çekildi. Süper Lig’de Hatayspor, Gaziantep FK ile 1. Lig’de Adanaspor ve Yeni Malatyaspor’un hakları saklı kalarak oynanan müsabakalar 3-0 aleyhine sonuçlandı. TFF’nin aldığı karar sonrası bir sonraki sezon ise takımlar bulundukları ligde mücadele etmeye devam etti. Hatayspor ve Gaziantep FK’da birçok futbolcu, devre arasında diğer takımlara kiralık olarak transfer oldu. Bu takımlardan transfer edilen futbolcular için de TFF kararıyla yerli statüsünde oynama izni verildi.
Faruk Koca, Halil Umut Meler’e saldırdı
2023 yılının son günlerinde Türk futbolunda sahalarda istenmeyen bir olay yaşandı. Süper Lig’in 15. haftasında oynanan MKE Ankaragücü – Çaykur Rizespor maçının ardından söz konusu dönemin Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, müsabakanın hakemi Halil Umut Meler’e yumruk attı. Yaşanan bu olayın ardından dünyanın her yerinden Meler’e destek mesajları gelirken, Faruk Koca da tutuklandı. Koca, ayrıca başkanlıktan da istifa etti. Yaşanan olayın ardından hakemler maça çıkmazken, liglere 1 hafta ara verildi. Faruk Koca ise 27 Aralık’ta tahliye edildi.
İstanbulspor sahadan çekildi
Süper Lig’in 17. haftasında İstanbulspor, sahasında Trabzonspor ile karşılaşırken, müsabaka tamamlanamadı. Bordo-mavililerin 2. golü öncesinde faul olduğu gerekçesiyle itirazlarını sürdüren ev sahibinde Başkan Ecmel Faik Sarıalioğlu, saha kenarına gelerek oyuncuların soyunma odasına gitmesini söyledi. Yapılan görüşmeler sonrası takımlar soyunma odasına giderken, hakem Ali Şansalan da müsabakayı tatil etti. TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, sahadan çekilen İstanbulspor’a 3-0 hükmen mağlubiyet ve 3 puan silme cezası verdi.
Futbolda ülke puanı yükselişte
Türk takımları, UEFA organizasyonlarında aldıkları başarılı sonuçlarla ülke puanına da önemli katkı verdi. Ülke puanı klasmanında uzun süre 10 ile 12. basamaklarda yer alan Türkiye, 2021-2022 sezonunda 20. sıraya kadar gerilemişti. 2023 yılında Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Adana Demirspor ve Başakşehir’in elde ettiği başarılı sonuçlar, Türkiye’yi yeniden üst sıralara taşıdı. Türkiye, sıralamada 9. sırada bulunuyor.
Mehmet Büyükekşi, 4 yıl daha TFF Başkanı
Mevcut Başkan Mehmet Büyükekşi, 191 delegenin oy kullandığı, tek aday olarak girdiği seçimde 169 oy alarak yeniden TFF Başkanı seçildi. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi ve yönetim kurulu üyeleri, tüm faaliyetlerinden dolayı da oy çokluğuyla ibra edildi.
Beşiktaş’ın yeni başkanı Hasan Arat
Beşiktaş Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu sonunda siyah-beyazlıların 35. başkanı Hasan Arat oldu. 21 sandığın tümünde rakibi Serdal Adalı’dan daha fazla oy alan Arat, toplam 7 bin 271 oy ile Beşiktaş’ın 35. başkanı oldu. Serdal Adalı ise 4 bin 557 oyda kaldı.
Arda Güler, Real Madrid’e transfer oldu
Fenerbahçe forması altında performansıyla dikkatleri üzerine çeken genç futbolcu Arda Güler’i transfer etmek için dünya devleri sıraya girdi. 18 yaşındaki futbolcu, 7 Temmuz’da 20 milyon Euro + 10 milyon Euro bonus ve bir sonraki satıştan yüzde 20 pay karşılığında İspanyol ekibi Real Madrid’e transfer oldu.
Fatih Terim, Panathinaikos’un teknik direktörü oldu
Yılın son günlerinde Teknik Direktör Fatih Terim’in yeni takımı da belli oldu. Terim, Yunan ekibi Panathinaikos’un başına geçti. Panathinaikos, deneyimli teknik adamla 1.5 yıllık sözleşme imzaladı.
Kadın futbolunda şampiyon FOMGET
2022-2023 sezonu Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi play-off finalinde normal süresi 1-1 eşitlikle biten karşılaşmanın uzatma bölümünde Fenerbahçe Petrol Ofisi’ni 4-2 yenen Ankara Büyükşehir Belediyesi FOMGET, ligde ilk şampiyonluğuna ulaştı.
Erkeklerde şampiyon Efes oldu
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi play-off final serisinde, P. Karşıyaka’yı 82-78, 85-68 ve 83-74’lük skorlarla mağlup eden A. Efes, 3-0’lık üstün tamamladığı serinin ardından şampiyon oldu. Lacivert-beyazlılar, 16. kez kupayı müzesine götürdü.
Fenerbahçe, kadın basketbolunda kupaları topladı
Fenerbahçe, kadın basketbolunda başarılı bir sezon geçirdi. Sarı-lacivertliler, Kadınlar Basketbol Süper Ligi, Kadınlar Euroleague ve Kadınlar Süper Kupa’da şampiyonluğa ulaştı. Fenerbahçe, ligde final serisinde ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni 3-0’la geçerken, 17. kez şampiyonluğunu ilan etti. Kanarya, Euroleague finalinde yine ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi’ni yenerek ilk kez kupa kaldırdı.. Sarı-lacivertliler, Kadınlar FIBA Süper Kupa’da da ASVEL’i yenerek şampiyonluk kazandı.
Filenin Sultanları 3 kupa kazandı, voleybolun zirvesine çıktı
Türk voleybolu, bu yıl tarihi günlerini yaşadı. Milli takım düzeyinde hem kadınlar hem de erkeklerde birçok başarı kazanıldı.
A Milli Kadın Voleybol Takımı, ilk olarak FIVB Milletler Ligi’nde finalde Çin’i 3-1 yenerek şampiyon oldu ve ilk kez bu kupayı kazandı. Milliler, daha sonra 2023 CEV Avrupa Şampiyonası’nın finalinde de Sırbistan’ı 3-2 mağlup etti ve tarihinde yine ilk kez bu kupaya uzandı. 2024 Paris Olimpiyatları Elemeleri’nde oynadığı 7 maçı da kazanan A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2023 Dünya Kupası’nın da sahibi oldu. Filenin Sultanları bu başarılarıyla dünya sıralamasında ilk kez birinci sıraya yükseldi.
Filenin Efeleri, Avrupa Altın Ligi ve Challenger Kupası’nı kazandı
A Milli Erkek Voleybol Takımı da FIVB Challenger Kupası’nda final maçında Katar’ı 3-2 mağlup etti ve şampiyon oldu. Filenin Efeleri, bu sonuçla tarihinde ilk kez Voleybol Milletler Ligi’ne katılma hakkı kazandı. Ay-yıldızlılar, Hırvatistan’da yapılan 2023 CEV Avrupa Altın Ligi Dörtlü Final organizasyonunun finalinde Ukrayna’yı 3-2 yenerek şampiyonluk kazandı.
Dünyanın en büyüğü Eczacıbaşı Dynavit
Çin’in ev sahipliğinde düzenlenen 2023 FIVB Kadınlar Kulüpler Dünya Şampiyonası finalinde Eczacıbaşı Dynavit ile V. Bank ile mücadele etti. Son sete giden müsabakayı Eczacıbaşı 3-2 kazandı. Turuncu-beyazlılar, tarihinde 3. kez kupanın sahibi oldu.
CEV Şampiyonlar Ligi finalinde ise V. Bank, Eczacıbaşı’nı 3-1 mağlup etti.
Ligde kadınlar voleybolda şampiyon Fenerbahçe
Sultanlar Ligi final etabında Fenerbahçe ile Eczacıbaşı Dynavit karşı karşıya geldi. Sarı-lacivertliler seriyi 3-0 ile geçerek sezonu şampiyon tamamladı. Fenerbahçe bu sonuçla, ligde 6. kez şampiyonluk kazandı.
Erkeklerde kazanan Ziraat Bankkart
Efeler Ligi final serisinde ise Ziraat Bankkart ile Halkbank karşılaştı. Ziraat Bankkart rakibini 3-0 yenerek şampiyonluk ipini göğüslerken, tarihindeki 2. şampiyonluğu elde etti.
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda zafer Alexey Lutsenko’nun
58. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 11 ili etkileyen asrın felaketi depremler nedeniyle 18 Mart’ta ertelendi. 8-15 Ekim tarihleri arasında düzenlenen bisiklet turunu, Kazak sporcu Alexey Lutsenko kazandı.
Kırkpınar’da şampiyon Yusuf Can Zeybek
Edirne’de düzenlenen 662. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Sarayiçi Er Meydanı’nda yoğun katılımla gerçekleşti. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne bu yıl 14 boyda 53’ü başpehlivan olmak üzere 2 bin 141 pehlivan kayıt yaptırdı. Başpehlivanlık müsabakaları finalinde İsmail Balaban ile Yusuf Can Zeybek karşılaştı. 40 dakikalık normal sürede yenişemeyen pehlivanlar için ‘altın puan’ bölümüne geçilirken, İsmail Balaban’ı yenen Yusuf Can Zeybek ilk kez başpehlivan oldu.
97. Gazi Koşusu’nu Urfa Aslanı kazandı
Türk yarışçılık tarihinin en büyüğü olan ve Mustafa Kemal Atatürk adına koşulan 97. Gazi Koşusu, İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda yapıldı. Yaklaşık 40 bin yarışseverin izlediği, 2 bin 400 metre çim pistte koşulan yarışta 22 safkan mücadele etti. Gazi Koşusu’nu Mehmet Kaya’nın jokeyliğini yaptığı Urfa Aslanı isimli safkan, 2.30.35’lik derecesiyle ilk sırada bitirdi. Mehmet Kaya, kariyerinde ilk kez Gazi Koşusu’nu kazandı.
45. İstanbul Maratonu’nda 45 bin kişi koştu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen ve World Athletics (Dünya Atletizm Birliği) tarafından Elite Label kategoride gösterilen İş Bankası İstanbul Maratonu’nda heyecan 45. kez yaşandı. Erkekler kategorisinde 2: 10.35 derecesiyle Kenyalı atlet Panuel Mkungo kazanırken, kadınlarda ise Kenyalı atlet Beatrice Cheptoo, 2.27.09’luk derecesiyle birinci oldu.
Milli güreşçilerden Dünya Şampiyonası’nda 7 madalya
Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası’nda Türk güreşçiler 2’si altın toplam 7 madalya elde ederken, 6 milli güreşçi, Paris 2024 Olimpiyat kotası aldı. 68 kiloda Buse Tosun Çavuşoğlu, 87 kiloda Ali Cengiz altın madalya; 92 kiloda Feyzullah Aktürk, 125 kiloda Taha Akgül, 72 kiloda Selçuk Can ve 63 kiloda Enes Başar bronz madalya kazandı.
Rıza Kayaalp, grekoromen stil 130 kiloda dünya ikincisi olarak gümüş madalya elde etti.
Milli güreşçilerden Taha Akgül, İbrahim Çiftçi, Buse Tosun Çavuşoğlu, Evin Demirhan Yavuz, Ali Cengiz ve Rıza Kayaalp, olimpiyat kotası almaya hak kazandı.
Grekoromen Milli Takımı, Avrupa şampiyonu oldu
Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de organize edilen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda Grekoromen Mili Takımı, takım halinde şampiyon, kadınlarda ikinci, serbest stilde ise üçüncü oldu. Grekoromen Güreş Milli Takımı, 3 altın, 1 gümüş ve 2 bronz madalya kazanarak topladığı 155 puanla takım halinde Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Büyükler Avrupa Güreş Şampiyonası’nda ay-yıldızlılar, grekoromen stil, serbest stil ve kadınlarda topladığı 6 altın, 3 gümüş ve 8 bronz olmak üzere 17 madalya ile turnuvaya damgasını vurdu. Hırvatistan’da 9 milli güreşçi finalde mücadele ederken; Taha Akgül, Feyzullah Aktürk, Yasemin Adar Yiğit, Rıza Kayaalp, Adem Burak Uzun ve Burhan Akbudak, altın madalya kazandı. Rıza Kayaalp 12, Taha Akgül 10, Yasemin Yiğit Adar 6. kez Avrupa şampiyonluğuna imza attı.
Milli cimnastikçilerden, Avrupa Şampiyonası’nda 2 altın, 2 gümüş madalya
Antalya’da düzenlenen Artistik Cimnastik Avrupa Şampiyonası’nda milli sporcular 2 altın, 2 gümüş madalya kazandı. Ferhat Arıcan, Adem Asil, Ahmet Önder, Mehmet Ayberk Koşak, Kerem Sener ve Hasan Bulut’tan oluşan Erkek Milli Takımı bireysel alet elemeleri sonucunda takım sıralamasında ikinci olarak gümüş madalya kazandı. Halka aleti finalinde Adem Asil 14.933 puanla altın madalya ve genel tasnif finalinde 84.965 puanla altın madalya, paralel bar aleti finalinde Ferhat Arıcan 14.933 puan alarak gümüş madalya elde etti.
3. Avrupa Oyunları’nda 38 madalya ile rekor
Polonya’nın ev sahipliğinde yapılan 3. Avrupa Oyunları’nda milli sporcular, 9’u altın toplamda 38 madalya kazandı. Oyunlarda 103’ü kadın, 90’ı erkek olmak üzere 193 sporcuyla rekor sayıda katılım sağlayan ay-yıldızlılar, 19 branşta mücadele ederken, 9’u altın, 9’u gümüş, 20’si bronz olmak üzere 38 madalya elde etti. Boksta 6, atıcılıkta 1 sporcu olmak üzere toplamda 7 sporcu 2024 Paris Olimpiyatları’na kota aldı.
Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu’ndan altın madalya
3. Avrupa Oyunları’nda milli boksörler Busenaz Sürmeneli ve Buse Naz Çakıroğlu başarıları burada da sürdürdü. 66 kiloda ringe çıkan Busenaz Sürmeneli, finalde Belçikalı rakibini yenerek altın madalya kazandı. 50 kiloda mücadele eden Buse Naz Çakıroğlu da finalde Fransız rakibini mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.
Mete Gazoz dünya şampiyonu
Dünya Okçuluk Şampiyonası, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlendi. Turnuvada Türkiye’yi temsil eden Mete Gazoz, erkekler klasik yay kategorisi finalinde Kanadalı Eric Peters ile karşı karşıya geldi. Rakibini 6-4 mağlup eden Gazoz, altın madalyayı boynuna taktı. Dünya 1 numarası olan 24 yaşındaki milli okçu, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları kotası da elde etti. Gazoz bu başarılarıyla Dünya Okçuluk Federasyonu tarafından klasik yay kategorisinde 2023 yılının en iyi okçusu seçildi.
Merve Dinçel dünya şampiyonu
26. Dünya Tekvando Şampiyonası, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yapıldı. Milli tekvandocu Merve Dinçel, altın madalya kazanarak dünya şampiyonu oldu.
Kadınlar 49 kiloda mücadele eden Dinçel, finalde Tayland’dan Panipak Wongpattanakit’i 2-1 yenerek şampiyon oldu.
Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Crystall Holl’de düzenlenen 26. Dünya Tekvando Şampiyonası’nda, milli tekvandocu Hakan Reçber ve Nafia Kuş, altın madalya kazandı. Turnuvada erkekler 63 kiloda mücadele eden Hakan Reçber, finalde Tayland’dan Banlung Tubtimdang’i 2-1 yenerek altın madalyanın sahibi oldu. Kadınlar 63 kiloda mücadele eden Nafia Kuş da finalde Özbekistan’dan Svetlana Osipova’yı da 2-1’le geçerek altın madalya aldı.
Şahika Ercümen’den rekor
Milli sporcu Şahika Ercümen Hatay Yayladağı ilçesinde paletsiz değişken ağırlık kategorisinde dünya rekoru kırdı. Ercümen, paletsiz değişken ağırlık kategorisinde Lena Balta’nın elinde bulundurduğu 105 metre dünya rekorunu 106 metrelik performansıyla geliştirdi.
Şampiyonlar Ligi’ni İstanbul’da Manchester City kazandı
İstanbul’da düzenlenen UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’nde Inter ile Manchester City karşı karşıya geldi. Manchester, müsabakadan 1-0 galip ayrıldı ve kupayı kazandı. Tarihinde ikinci kez final oynama başarısı gösteren İngiliz ekibi, bu organizasyonda ilk şampiyonluğunu elde etti. 2005 yılında Liverpool’un, Milan’ı eleyerek ulaştığı şampiyonluğun ardından Atatürk Olimpiyat Stadyumu da ikinci kez bu organizasyona ev sahipliği yaptı.
Manchester City, 2023’ü 5 kupayla kapattı
Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen FIFA Kulüpler Dünya Kupası finalinde UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonu Manchester City ile Copa Libertadores şampiyonu Fluminense karşı karşıya geldi. Rakibini 4-0 mağlup eden İngilizler, 2023 yılında 5. kupasını kazandı. Maviler, yıl içerisinde İngiltere Premier Lig, FA Cup, UEFA Şampiyonlar Ligi kupası ve UEFA Süper Kupa’yı müzesine götürmeyi başardı.
Sevilla, 7. kez Avrupa Ligi’nde şampiyon
UEFA Avrupa Ligi finalinde İspanyol ekibi Sevilla ile İtalyan temsilcisi Roma, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Puskas Arena’da karşı karşıya geldi. Normal süresi 1-1 eşitlikle biten müsabakada Sevilla, seri penaltı atışları sonunda rakibine üstünlük sağlayarak kupayı 7. kez müzesine götürdü. UEFA Avrupa Ligi’nde 7 kez final oynayan İspanyol ekibi, hepsinde de kupa sevinci yaşamayı başardı.
UEFA Avrupa Konferans Ligi şampiyonu West Ham
UEFA Avrupa Konferans Ligi Finali’nde İtalya ekibi Fiorentina ile İngiliz temsilcisi West Ham United, Çekya’nın Başkent’ti Prag’daki Eden Arena’da mücadele etti. İlk yarısında gol sesinin çıkmadığı müsabakayı West Ham United, 90. dakikada Jarrod Bowen’ın kaydettiği golle 2-1 kazandı ve bu yıl ikincisi düzenlenen kupayı müzesine götüren takım oldu.
Ballon d’or ödülü Messi’nin
2023 Ballon d’Or (Altın Top) ödülünün sahibi Arjantinli yıldız Lionel Messi oldu. 36 yaşındaki futbolcu, 2022 Dünya Kupası’nda elde ettiği şampiyonluğun ardından, bu ödüle kariyerinde 8. kez ulaştı. Arjantinli futbolcu, daha önce 2009, 2010, 2011, 2012, 2015, 2019 ve 2021 yıllarında da bu ödülü kazanmayı başarmıştı.
Kadınlar Dünya Kupası’nda şampiyon İspanya
Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ev sahipliğinde 20 Temmuz-20 Ağustos tarihleri arasında yapılan 2023 FIFA Kadınlar Dünya Kupası’nın finali İspanya ile İngiltere arasında oynandı. Avustralya Stadyumu’ndaki finali 1-0’lık sonuçla kazanan İspanya şampiyon oldu. Dünya Kupası’nı kazanan İspanyollar, tarihinde ilk kez bu sevinci yaşadı.
Real Madrid Euroleague’i kazandı
THY Euroleague Final-Four finalinde Yunanistan ekibi Olympiakos ile İspanya temsilcisi Real Madrid karşı karşıya geldi. Maçın bitimine 3.1 saniye kala Sergio Llull’un basketi ile öne geçen Madrid, maçı 79-78 kazanarak şampiyonluğa ulaştı. Real Madrid, bu galibiyetle Euroleague’deki 11. şampiyonluğunu kazandı.
NBA’de Denver Nuggets şampiyon oldu
NBA finalinde Denver Nuggets ile Miami Heat karşı karşıya geldi. Final serisini 4-1 yapan Denver, 2022-2023 sezonunu şampiyon olarak tamamladı. NBA’de 47. sezonunu geçiren Denver, ilk kez şampiyonluğa ulaştı. Denver’in yıldız oyuncusu Nikola Jokic de finallerin en değerli oyuncusu ödülünün (MVP) sahibi oldu.
Basketbolda dünya şampiyonu Almanya
Filipinler, Japonya ve Endonezya’nın ortaklaşa düzenlediği 2023 FIBA Dünya Kupası’nda final karşılaşması Almanya ile Sırbistan arasında Mall of Asia Arena’da oynandı. Almanya, parkeden 83-77’lik skorla galip ayrıldı ve bu sonuçla tarihinde ilk kez Dünya Kupası’nı kazandı.
Kadınlarda kazanan Belçika
Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daki Arena Stozice’de yapılan 2023 Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası finalinde Belçika ile İspanya karşılaştı. Belçika müsabakayı 64-58 kazanarak tarihindeki ilk Avrupa şampiyonluğuna ulaştı. Belçika’da Emma Meesseman, turnuvanın En Değerli Oyuncusu (MVP) seçildi.
Formula 1’de şampiyon Max Verstappen
Formula 1’de Red Bull’un Hollandalı pilotu Max Verstappen üst üste 3. kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. Şampiyonayı açık ara önde götüren Hollandalı sürücü, 2021 ve 2022 yıllarından sonra üst üste 3. kez şampiyon oldu.
Fransa Açık’ta şampiyon Novak Djokovic
Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen sezonun ikinci grand slam tenis turnuvası Roland Garros’da (Fransa Açık) şampiyon Sırp raket Novak Djokovic oldu. Djokovic, finalde Norveçli Casper Ruud’u 3-0 ile geçti. Sırp raket, 23. şampiyonluğuna ulaşarak grand slam turnuvasını en fazla kazanan tenisçi rekorunu kırdı.
Wimbledon erkeklerde Carlos Alcaraz, Kadınlarda Marketa Vondrousova
sezonun 3. grand slam tenis turnuvası Wimbledon’ın tek erkekler finalinde Sırp Novak Djokovic ile İspanyol Carlos Alcaraz karşı karşıya geldi. Alcaraz, Sırp tenisçiyi 3-2 yendi ve ilk şampiyonluğunu ilan etti. Turnuvanın tek kadınlar finalinde ise Tunuslu raket Ons Jabeur’ü 2-0 ile geçen Çek raket Marketa Vondrousova şampiyon oldu. 24 yaşındaki sporcu, rakibini 6-4, 6-4’lük setler sonunda 2-0’la yenerek kariyerinin ilk Grand Slam şampiyonluğunu elde etti.
2023 yılında spor camiasının acı kayıpları
2023 yılı, spor camiasından birçok önemli ismi hayatını kaybetti. Futboldan, basketbola, güreşten boksa kadar birçok alanda adını tarihe kazıyan ünlü sporcular hayata gözlerini yumdu.
Depremde birçok sporcu hayatını kaybetti
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da enkaz altında kalan Hatayspor’un Ganalı futbolcusu Christian Atsu vefat etti. Atsu’nun cenazesi 12 gün sonra enkazdan çıkartıldı.
Hatayspor Sportif Direktörü Taner Savut, Yeni Malatyaspor kalecisi Ahmet Eyüp Türkaslan’ın da enkazda cansız bedenlerine ulaşıldı.
Turnuvaya katılmak için Adıyaman’da bulunan Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nin kız ve erkek voleybol takımından 12-14 yaşlarında 25 öğrenci, 9’u veli, 2’si antrenör, 3 öğretmenden oluşan 39 kişilik kafilenin tamamı hayatını kaybetti.
Depremde hayatını kaybeden diğer sporcular şöyle:
Cemal Kütahya (Hentbol A Milli Takımı kaptanı), Nilay Aydoğan (Çankaya Üniversitesi), Uğur Kurt, Taner Kahriman, Hakan Doğan, Saruhan Bolat ve Burhanettin Sever (Kahramanmaraş İstiklalspor), Mehmet Can Ağırbaş (Malatya Büyükşehir Belediyesi) Milli voleybolcular Emincan Kocabaş ve Murat Çiloğulları, Gizem Harmankaya (Turgutlu Belediyesi Espor), Halil İbrahim Ölmez (İskenderunspor atletik performans antrenörü), Gözde Öztürk, Dilek Mucuk, Ahsen Baş (Hatay Voleybol Takımı), Merinos voleybolcusu Betül Çoban Çakır ve eşi Bedrettin Çakır, Onur Akdeniz (Hatayspor malzemecisi), Mustafa Abak (Şanlıurfa Gençlikspor’un antrenörü, TÜFAD Şanlıurfa 2. Başkanı), Yağız Uçurum ve Yağmur Uçurum (Adana Tenis Dağ ve Su Sporları Kulübü), Burak Duraltı (İskenderunspor U18), Bedir Terlik, Hasan Ekşi (Üzumdalı Gençlik ve Spor Kulübü) Semanur Baysal (Türkiye Binicilik Federasyonu lisanslı sporcusu), Eray Şimşek, Mehmet Emin Eskisarılı, Ali Gürsoy, Ahmet Taş ve Aslan Ekiz (Kahramanmaraş BB Güreş Takımı), Verda Demetgül (Hatayspor Kadın Futbol Takımı), Elif Berra Uzun (5 Ocak Demirspor), Buse Coşkun (Beykentspor), Eda Püsküllü, Nurgül Özdemir (Hatayspor altyapı futbolcusu), İranlı Mehdi Saedavi, Hamed Matroudi, Muhammed Rıza Mir Ahmadi ile Kamerunlu Elvis Nkam Teneng (Malatya Büyükşehir Belediyesi Ampute Futbol Takımı), Mehmet Akan (Adıyaman Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Arif Özdemir (Hatay Belediyesi İşitme Engelliler Spor Kulübü), Adem Şahan (B Klasman Yardımcı Hakemi, TFFHGD Kahramanmaraş Şube Başkanı) Furkan Kürşad Demir (Kahramanmaraş il hakemi), Cevdet Karakurt (İl gözlemcisi), Cevher Çakmak ve Ceren Çakmak (Hatay aday hakemi), Hasan Bihan (Hatay il hakemi) Eyyub Saydam (Bölgesel yardımcı hakem), Nuri Gülen (Hatay il gözlemcisi), Yakup Yel (Kahramanmaraş eski il hakemi), Cemil Can (Hatay eski il hakemi), Kemal Torun ve Soner Koyuncuoğlu (Hatay ili eski gözlemcileri), Uğur Fırat Karaca (Hatay eski il temsilcisi), Mehmet Öztürk (Hatay ASKF Başkanı ve TFF Amatör Kurul Üyesi)
Julia Ituma otelde ölü bulundu
CEV Şampiyonlar Ligi yarı final rövanş maçında Eczacıbaşı Dynavit ile Burhan Felek Spor Salonu’nda karşılaşan İtalyan ekibi Igor Gorgonzola Novara’yı, Julia Ituma’nın ölümü sarstı. Takımın 18 yaşındaki oyuncusu Julia Ituma, maçın ardından konakladıkları otelin penceresinden düşerek hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski milli futbolcularından Ziya Şengül, 79 yaşında hayatını kaybetti.
Fenerbahçe’nin eski futbolcularından ve sarı-lacivertlilerin Süper Lig’de ilk golünü kaydeden ‘Puşkaş Ergun’ lakaplı Ergun Öztuna, 85 yaşında hayatını kaybetti.
Türk futbolunun efsanevi isimlerinden olan ve ‘Dünya Kupası’nda hat-trick yapan ilk Türk futbolcu’ unvanını elinde bulunduran Burhan Sargın, 94 yaşında hayatını kaybetti.
Eski futbolcu ve teknik direktör Sakıp Özberk, 78 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Atletizm Milli Takım Antrenörü Çağrı Oflaz, geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etti.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu Başkanı Mustafa Artuç hayatını kaybetti.
A Milli Futbol Takımı’nın eski futbolcularından Galip Haktanır, 102 yaşında hayatını kaybetti.
Trabzonspor’un eski teknik direktörlerinden Ahmet Suat Özyazıcı 87 yaşında hayatını kaybetti.
Beşiktaş Futbol Özkaynak Düzeni İdari Menajeri ve eski futbolcu Suat Taştan hayatını kaybetti.
Bir dönem MHK ve TFF Yönetim Kurulu üyesi olan efsane hakem Özcan Gürkaynak hayatını kaybetti.
Fenerbahçe ve Samsunspor formaları giyen eski futbolcu Ümit Birol, geçirdiği kalp krizi sonucu 60 yaşında yaşamını yitirdi.
Eski olimpik atlet ve milli voleybolcu Yıldırım Pağda, 85 yaşında hayatını kaybetti.
2023 yılında spor dünyasında hayatını kaybeden isimler şu şekilde:
İngiliz futbolu ve Manchester United’ın efsane isimlerinden Sir Bobby Charlton, 86 yaşında yaşama gözlerini yumdu.
İtalyan efsane futbolcu ve Teknik Direktör Gianluca Vialli, 5 yıldır mücadele ettiği pankreas kanseri nedeniyle 58 yaşında hayatını kaybetti.
İsveç’teki 1958 FIFA Dünya Kupası’nda 13 gol atan Fransız efsane futbolcu Just Fontaine, 89 yaşında hayatını kaybetti.
Barcelona ve İngiltere Milli Takımı eski teknik direktörü Terry Venables, 80 yaşında hayata gözlerini yumdu.
İngiliz ekibi Tottenham’ın altyapısından yetişen ve son olarak ABD’de Charlotte FC forması giyen 25 yaşındaki İngiliz futbolcu Anton Walkes, geçirdiği tekne kazasında hayatını kaybetti.
Fransız futbolunun ve Nantes kulübünün efsanesi Robert Budzynski 83 yaşında hayatını kaybetti.
Bir dönem Barcelona forması giyen ve Brezilya lig tarihinin en çok gol atan oyuncusu unvanına sahip olan efsane futbolcu Roberto Dinamite, 68 yaşında vefat etti.
İskoçya’nın köklü ekiplerinden Glasgow Rangers’ın efsanevi isimlerinden olan Jim Forrest 79 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Formula 1’de iki zaferi bulunan Fransız sporcu Jean-Pierre Jabouille hayatını kaybetti.
İhlas Haber Ajansı (İHA) Spor Servisi’nin belirlediği yılın enleri şöyle:
Türkiye’de yılın sporcuları ve yılın takımı
Yılın Erkek Futbolcusu: Mauro Icardi
Yılın Çıkış Yapan Futbolcusu: Arda Güler
Yılın Erkek Takım: Galatasaray
Yılın Kadın Takımları: A Milli Kadın Voleybol Takımı ve Fenerbahçe Kadın Basketbol Takım
Yılın Kadın Sporcuları: Buse Tosun Çavuşoğlu ve Nafia Kuş
Yılın Federasyon Başkanı: Mehmet Akif Üstündağ
Yılın Antrenörü: Daniele Santarelli
Yılın Engelli Sporcusu: Kübra Korkut
Yılın Özel Takımı: Down Sendromlu Futsal Milli Takımı ve Golbol Kadın Milli Takımı
————————————————————————————-
Dünyada yılın sporcuları ve yılın takımı:
Yılın Erkek Sporcusu: Erling Haaland
Yılın Kadın Sporcusu: Aitana Bonmatí Conca
Yılın Takımı: Manchester City
Yılın Antrenörü: Pep Guardiola
Yılın Çıkış Yapan Sporcusu: Alperen Şengün – İSTANBUL
]]>







