Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu toplantıları kapsamında yaptığı açıklamada, Gazze’ye Mısır üzerinden giden insani yardımlar için artık İsrail’in izninin beklenmemesi gerektiğini kaydetmiş ve ilgili ülkelerin tek taraflı adım atmaları önerisini gündeme getirmişti.
Son Türkiye ziyaretini Temmuz 2023’te gerçekleştiren Abbas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Ankara’ya gidecek.
Ziyaretin gerçekleşeceğini ilk duyuran kişi Antalya Diplomasi Forumu toplantılarına katılan Filistin Dışişleri Bakanı Riyad Maliki oldu. Maliki, hafta sonu düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Abbas’ın sürekli iletişimde olduklarını, Ankara’da yüz yüze görüşme fırsatı bulacaklarını söyledi. Filistinli bakan, görüşmelerde Türkiye’nin Filistin’e desteğinin ele alınacağını, özellikle Gazze’ye yapılan yardımlar konusunun ele alınacağını kaydetti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 3 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu’nun kapanış basın toplantısında Abbas’ın ziyaretini teyit etti ve görüşmelerde İsrail-Hamas savaşının seyrinin ele alınacağını söyledi.
Fidan, “Ayrıca Filistinliler arası diyalog konusunda da gelişmeleri Cumhurbaşkanı’mız birinci elden kendisinden duymak istiyor. Ayrıca Türkiye’nin tavsiye ve telkinlerini de iletme imkanı bulacaklar bu çerçevede” ifadeleriyle Ankara’da yapılacak görüşmelerin içeriğini de duyurmuş oldu.
Gündemde ateşkes ve insani yardım var
Bakanı Fidan aynı basın toplantısında, ateşkes konusunda genel bir anlayış bulunduğunu ve anlaşmaya yakın olunduğunu kaydetti ve asıl dikkat çekilmesi gereken durumun Gazze’de giderek kötüleşen insani koşullar olduğunu vurguladı.
Gazze’ye yardım konusunda uluslararası toplumun yerleşik uygulamaları bırakıp artık tek taraflı adım atması gerektiğini düşünen ülkeler olduğunu kaydeden Fidan, “Bizler de artık bu görüşleri destekliyoruz çünkü yani birilerinin iznini bekleyerek Gazze’ye yardım ulaştırmak, artık 2 milyondan fazla insanın yavaş ve sessiz ölümüne ortak olmak manasına geliyor” dedi.
Yardımlar İsrail’in onayı olmadan Gazze’ye geçmiyor
İsrail ve Mısır arasında yıllardır geçerli olan uygulamaya göre, Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’nı kullanan insani yardım kamyonları İsrail’e geçiyorlar ve Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda denetlendikten sonra Gazze’ye gönderiliyorlar. Denetleme işleminin vakit alması, İsrail’in onay vermediği insani yardım maddelerinin geri gönderilmesi gibi uygulamaların, gıda ve ilaç gibi temel ihtiyaçların Filistin halkına ulaşmasında kesintilere neden olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.
Filistin’e insani yardımlarını artıran ülkeler arasında olan Türkiye, son aylarda başta Mısır ve diğer önde gelen Arap ülkeleriyle yaptığı temaslarda İsrail’in izninin artık aranmaması gerektiğini, bu konudaki uygulamanın değiştirilmesi çağrısında bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen ay Kahire’ye yaptığı ziyaret sırasında konuyu Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüştüğü biliniyor. Mısır yönetiminin ilk başta öneriye mesafeli olduğu ancak İsrail’in saldırıları sonucunda insani durumun giderek çok daha kötüleşmesi üzerine pozisyonunu esnettiği kaydediliyor.
Bunun en önemli sinyallerinden biri Mısır’ın, İsrail’in Gazze’nin güneyinde sivillerin sığındığı tek kent olan Rafah kentine saldırması durumunda Camp David’de imzalanan barış anlaşmalarından çekileceği tehdidinde bulunmuş olması olarak değerlendiriliyor.
Ancak Mısır’ın henüz insani yardımlar konusunda “tek taraflı” bir süreç başlatma noktasında olmadığı, özellikle ateşkes müzakerelerinin yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir adımı atmayı değerlendirmeyeceği kaydediliyor.
Antalya Diplomasi Forumu’nda neler konuşuldu?
Gazze konusu, bu yıl 3. sü yapılan Antalya Diplomasi Forumu’nun öncelikli konuları arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan, açılış konuşmalarında İsrail’in saldırılarını sert dille eleştirirken, Batı dünyasının büyük çoğunluğunu da çifte standart uyguladıkları için kınadılar. Erdoğan, Gazze’de yaşananların mevcut uluslararası sistemin tamamen çöktüğünün bir göstergesi olduğunu belirtti ve daha adil bir sistemin mutlaka kurulması gerektiği mesajını yineledi.
Dışişleri Bakanı Fidan ise Gazze’deki durumu özel olarak işleyen ve Filistin Dışişleri Bakanı Maliki ile Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri’nin konuşmacı olarak yer aldığı bir panele de katıldı. Temas Grubu ülkelerinden Suudi Arabistan ve Katar ise Antalya Diplomasi Forumu’na dışişleri bakanı düzeyinde katılmadı.
Fidan, forumun kapanış basın toplantısında, Antalya’da küresel sistemin adaletsizliğine ve dengesizliğine karşı oluşmakta olan uzlaşının ele alındığını belirtirken, “Bazı uluslararası aktörlerin farklı meselelerdeki çifte standartlı ve uluslararası hukuku hiçe sayan yaklaşımları, forum esnasında panelistlerce adeta ifşa edildi” dedi.
Antalya Diplomasi Forumu toplantılarına Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinden üst düzey katılım olmaması dikkat çekti. Buna karşın bu yıl da Afrika ülkelerinden yoğun bir katılım gözlendi. Toplantıya cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı düzeyinde katılım gösteren 19 ülke çoğunlukla Afrika ve Balkan ülkeleri oldu.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Antalya’nın Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2024, üçüncü gün etkinlikleriyle sona erdi.
“Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” ana temasıyla düzenlenen forumda, küresel meselelerin ve krizlerin yanı sıra iklim değişikliği, göç, İslam karşıtlığı, ticaret savaşları ve yapay zeka başta olmak üzere, birçok konu uzmanlar tarafından tartışıldı.
2021 yılında yaklaşık 2 bin kişinin katılım sağladığı ADF’ye, bu yıl 148 ülkeden 4 bin 700 kişi katıldı.
Diplomatların ve siyasilerin yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve iş dünyasının temsilcilerinin katıldığı panelde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca, Gazzeli çocukların yaptığı resimlerin de yer aldığı “Kurşun Geçirmez Düşler: Gazzeli Çocuk Ressamlar Sergisi” düzenlendi.
Refik Anadol’un sergisi ile Türkiye’nin diplomasi tarihinin ne kadar zengin olduğunu ortaya koyan, “Türkiye Yüzyılı” ile beraber bu diplomasinin hangi noktaya geldiğini, nasıl Türkiye’yi bölgesel ve küresel güç haline dönüştürdüğünü gösteren “Diplomasi Tüneli” de dikkati çekti.
Medya partneri AA’nın standı forumda ilgi gördü
Forumda AA standı çok sayıda ziyaretçiyi ağırladı. Ziyaretçilere, AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı hediye edildi.
Burada “Kanıt” kitabını inceleyenler arasında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Esvatini Kralı 3. Mswati, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki, Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammad Hasan Mahmud, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Sırp üyesi Zeljka Cvijanovic, Somali Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakan Vekili Ali Omar Balad, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Romanya Dışişleri Bakanı Luminita Odobescu, Sudan Dışişleri Bakan Vekili Ali es-Sadık, Lüksemburg Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Xavier Bettel, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Bahreyn Dışişleri Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Şeyh Abdulla Ahmed Bin Hamad Al Khalifa, Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Genel Sekreteri Büyükelçi Lazar Comanescu, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Diplomasi Başdanışmanı Dr. Enver Gargaş, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve Venezuela Dışişleri Bakan Yardımcısı Coromoto Godoy Calderon??????? yer aldı.
Bunların yanı sıra, Srı· Lanka Dışı·şlerı· Devlet Bakanı Tharaka Balasurıya, Moldova Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Mihai Popşoi, Güney Afrika İlişkiler ve İşbirliği Bakan Yardımcısı Naledi Pandor, Batı Trakya’daki DEB Partisi Başkanı Çiğdem Asafoğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ziyaretçi, AA standını gezerek, “Kanıt” kitabını inceledi.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü EPC Başkanı Fabier Zuleeg’in yaptığı, “AB’nin Küresel Dönüşümleri Şekillendirme Kabiliyeti” başlıklı panelde Lüksemburg Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Xavier Bettel, Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı İgli Hasani, AB Dış İlişkiler Dairesi (EEAS) Direktörü Angelina Eichhorst, eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitarovic, eski İspanya Dışişleri Bakanı Ana Palacio konuşmacı olarak yer aldı.
Lüksemburg Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bettel, dünyada küresel çapta büyük bir karışıklığın olduğunu belirterek “Ortak sorunlarımız var. İlk intiba bu ortak sorunlara ulusal çözümler bulmamız yönünde ancak bu bir hata. Kovid-19’da, iklim krizinde, barış konusunda bunu görüyoruz. Ortak sorunlar için ortak çözümlere ihtiyaç duyuyoruz.” diye konuştu.
Ukrayna’da devam eden savaşı örnek gösteren Bettel, bunun yerel gözükmesine rağmen aslında küresel bir sorun olduğunu ifade etti.
Bettel, Gazze’deki duruma ilişkin değerlendirmesinde de “Bana İsrail’den mi, Gazze’den mi yanayım diye sorulacak olursa ben barıştan yanayım.” dedi.
Mevcut durumun, İsrail ve Filistin arasında gibi gözükmesine rağmen etkilerinin küresel boyutta olduğunu vurgulayan Bettel, bazılarının ise söz konusu durumu Müslümanlar ve Yahudiler arasında bir savaş olarak gördüğünü belirtti.
“Beklentileri karşılayamayan uluslararası örgütler”
Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Hasani ise ülkesinin AB üyeliği için beklediğini vurgulayarak “İşlevsiz bir Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyimiz var. Kendisinden beklenenleri karşılayamıyor. Kendilerinden beklentileri karşılayamayan birçok uluslararası örgütümüz var.” ifadelerini kullandı.
Gazze’deki duruma da değinen Hasani, iki devletli bir çözümün gerekli olduğunun altını çizdi.
Hasani, dünyanın, sadece sert güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olmadığını belirterek iklim krizi ve Kovid-19 salgını gibi sorunların varlığına da dikkati çekti.
Eichhorst’tan birlikte hareket etme mesajı
Dünyanın karşılaştığı çok sayıda sorun olduğunu vurgulayan EEAS Direktörü Eichhorst ise “Hiçbir millet, hiçbir ülke, hiçbir toplum dünyada yaşananlara karşı bağışıklığa sahip değil. Bu, çok önemli. Kendinizi tek başınıza koruma altına alamazsınız. Bunu birlikte yapmalısınız. Bu, ilk ders olmalı. Çalışmalı, birbirinize bağlı olmalısınız.” diye konuştu.
Eichhorst, sorunların üstesinden gelmek için birlikte hareket etmenin tek çözüm olduğunu kaydetti.
Birçok ülkenin AB’ye üye olmak istediğini ifade eden Eichhorst, bunun nedeni olarak, ülkelerin birlikteyken daha güçlü olmasını gösterdi.
Eichhorst, AB’nin sorunlara karşı müdahale hızının yavaş olduğu yönündeki eleştirileri de yanıtlarken ekonomik kriz, Orta Doğu’daki sorunlar, Kovid-19 salgını, Ukrayna’daki savaş ve Gazze’de devam eden İsrail saldırıları gibi konularda Brüksel’in hızlı hareket ettiğini savundu.
Küresel açıdan, kaynaklar ve değerler rekabeti, Kovid-19 salgını, Ukrayna savaşı ve İsrail’in Gazze saldırılarına dikkati çeken Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Kitarovic de mevcut durumun AB’nin küresel bir oyuncu olması için fırsat olduğunu belirtti.
Kitarovic, “Karşılaştığımız tüm bu sorunlar, ulusal değil, uluslararası yanıt gerektirir. Koordine bir eylem, çok yönlülük, değerlere güven ve dayanışma gerektirir. AB de bunlarla ilgili. Her zaman hemfikir değiliz; farklı coğrafyalara, farklı tarihlere, farklı perspektiflere sahip 27 ülkeyiz. Bazen harekete geçmemiz gereken bir konuda fikir ayrılıklarımız oluyor ancak ortak değerlerde büyük bir başarı sağlıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Eski İspanya Dışişleri Bakanı Palacio ise AB’nin işlevsel olmayan, yavaş bir yapıya sahip olduğuna yönelik eleştirileri “AB, 20’nci yüzyılın büyük bir başarısıdır. 21’inci yüzyılın da büyük başarısı olmayı umuyoruz. Bu nedenle kapımızı çalan ülkeler var.” dedi.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü gazeteci Nafisa Latic’in yaptığı, “Balkanlar’da Sınamalar ve Fırsatlar” başlıklı panelde Sırbistan Dışişleri Bakanı Ivica Dacic, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakovic, Karadağ Dışişleri Bakanı Filip Ivanovic, Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı Bujar Osmani ile İngiltere’nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi Stuart Peach konuşmacı olarak yer aldı.
Sırbistan Dışişleri Bakanı Dacic, katıldıkları panellerin bölge ülkeleri arasındaki ortak anlayışın ortaya çıkarılması için kullanılması gerektiğini söyledi.
Batı Balkanlar’ın tarihi ve jeopolitik öneme sahip olduğunu dile getiren Dacic, şöyle konuştu:
“Bazı AB ülkelerinin geçtiği aşamalardan geçtik. Bölgemizdeki karma nüfus yapısını da düşünmek gerekiyor ve bu konularda uluslararası aktörlerle bir araya geliyoruz, bilgilerimizi güncelliyoruz. Balkanlar’ın dünya üzerindeki pozisyonuyla ilgili herkes net bir resim istiyor. Balkan, Türkçe kelimeler ‘bal’ ve ‘kan’ın birleşimi gibi. Bizler yeterince kan gördük ve artık bala ihtiyacımız var. AB fikri, ideası aslında Batı Balkan ülkeleri için destekleyici bir faktör, belli bir yolda yürümeleri ve birlik, beraberlik içerisinde hareket etmeleri açısından.”
Ivica Dacic, Balkan ülkeleri arasında ortak konularla ilgili adımlar atılacağını, hedeflerinin Balkanlar’ın daha da iyi duruma gelmesi olduğunu da kaydetti.
Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Konakovic ise ülkesinin acılı bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, “Soykırımı reddeden, savaş suçlarını destekleyen insanlarla bir arada yaşamaktan dolayı güçlük çekiyoruz, biz yaralarımızı bilgeliğe dönüştürdük. Şu anda yapmamız gereken şey de tüm Batı Balkanlar’ın geleceği için budur.” dedi.
Konakovic, AB üyeliği konusunda yeni yasalar yaptıklarını, ülkesinin ürettiği ürünlerin yüzde 70’inin AB ülkelerine ihraç edildiğini aktardı.
Bosna Hersek’in Avrupa piyasasına entegre olabildiğini dile getiren Bakan Konakovic, “Gençleri ülkemizde tutabilmek için AB yolunda ilerlemek ve onlara güzel bir gelecek, iyi iş olanakları sağlamamız lazım. Benim ülkem için ‘eğer AB’ye girmezsek ne olur?’ sorusu da sorulmalı. Çok büyük ülkeler siyasi etki oluşturmak istiyorlar bu bölgede.” değerlendirmesinde bulundu.
“Kuzey Makedonya, dış politikasını yüzde yüz AB dış politikasıyla hizalamış durumda”
Kuzey Makedonya Dışişleri Bakanı Osmani, Rusya’nın Ukrayna’dan sonra hedefini Batı’ya doğru çevireceğine inandığını anlattı.
Bölgenin karakteristik yapısından dolayı Rusya’nın Batı Balkanlar’a yönünü çevireceğini aktaran Osmani, şu ifadeleri kullandı:
“Çözüm, bölgedeki dirençliliği arttırmak, bunu sağlamak için de Avrupa-Atlantik entegrasyonunun arttırılması önemli. Kuzey Makedonya, AB için 22 yıldır bekliyor. Aday ülkeleri zor bir yol bekliyor ve bu yolda hiçbir fayda görmüyorlar, halklar bir yarar görmüyor ve bıkkınlık oluşuyor. Rusya, bu bıkkınlığı alıyor ve başka kanallardan daha da büyütmeye çalışıyor. Kuzey Makedonya, dış politikasını yüzde yüz AB dış politikasıyla hizalamış durumda.”
Karadağ Dışişleri Bakanı Ivanovic ise AB’nin Balkan ülkelerini bir araya getirebilmek için en iyi yöntem olduğunu vurguladı.
AB’ye entegrasyon sürecinin uzun sürdüğünü dile getiren Ivanovic, “Karadağ, 12 yıldır AB ile müzakere ediyor, çok uzun bir süre. Batı Balkanlar için ortak Avrupa geleceği, halkların ve ülkelerin çıkarına olacaktır. AB yolundaki reformlar sadece Karadağ için değil, pozitif adımlar tüm Avrupa ülkelerinde hissediliyor. AB bizim için fırsat olduğu gibi bizler de AB için bir fırsatız.” diye konuştu.
İngiltere’nin Batı Balkanlar Özel Temsilcisi Stuart Peach de tüm uluslararası partnerlerin bölgenin AB’ye kabulü için birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.
Etnik ayrılıklar konusunda tüm ülkelerle beraber çalışarak buna karşı gelmek istediklerini aktaran Peach, bölgede güvenliğin çok önemli olduğunu, Balkanlar’da 50’den fazla ziyaret gerçekleştirdiğini, gençlerin, kadınların gelecek için daha çok umuda ihtiyaç duyduklarını belirtti.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev’in üstlendiği “Türk Dünyasında Kurumsallaşma: 21. Yüzyılda TDT” paneline, TBMM NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Nurtleu, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyar Saidov ve Kırgızistan Dışişleri Bakanı Ceenbek Kulubayev katıldı.
Panelde konuşan Kazakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Nurtleu, ülkesinin, Türkiye’nin Türk dünyasındaki entegrasyon girişimlerini desteklediğini söyledi.
Nurtleu, Kazakistan’ın tüm TDT üyesi ülkeler için kardeş ve dost ülke olduğunu belirterek, “Kardeşlerimizle birlikte olduğumuzu her zaman gösteriyoruz. Dünya ve bölgede barış için çalışırken Türk ülkeleri arasındaki entegrasyonu da sürdüreceğiz. Ekonomik kalkınmamızı da geliştireceğimizden eminim.” dedi.
Türk devletlerinin büyük gelecek ve potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Nurtleu, “170 milyonluk nüfusa sahibiz. Büyüyen ticaretimiz var. Bağlantılarımız da gittikçe genişliyor. Ortak kültürümüz, dinimiz var. Dil ve geleneklerimiz benzer. Ortak değerlerimiz var. Kültürel ve felsefi olarak yakınız. Fakat daha da önemlisi ortak amaç ve hedeflerimiz var. Çok daha kuvvetli bağlar oluşturmalıyız. Daha dirençli ekonomiler oluşturmalıyız. İstikrar ve bölgemizin refahı için birlikteliğimiz önemlidir. Dayanışma ve birliktelik içerisinde olduğumuz sürece önümüz açık olacaktır.” şeklinde konuştu.
“Birlik ve beraberlik bizim amacımız ve hedefimizdir”
Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov, Antalya Diplomasi Forumu’na dünyadan büyük ilgi olduğunu, bunun da Türk diplomasisinin başarısının ve nüfusunun göstergesi olduğunu belirtti.
Bayramov, Türkiye’nin başarısının tüm Türk dünyası için gurur kaynağı olduğunu vurgulayarak, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yeniden cumhurbaşkanı seçildikten sonraki yemin töreninde söylediği “Bizim ailemiz Türk dünyasıdır” sözlerini hatırlattı.
Türk dünyası için büyük vizyon ve planlara sahip olduklarını bildiren Bayramov, “TDT benzersiz bir kurumdur. TDT’nin tüm dünyanın ilgisini çekeceği açık bir gerçektir. Büyük gurur duyuyoruz. Azerbaycan TDT ülkelerine 20 milyar doları aşkın yatırım yapmıştır ve bu rakam giderek artmaktadır. Birlik ve beraberlik bizim amacımız ve hedefimizdir.” ifadelerini kullandı.
Bayramov, dünyadaki kriz ve istikrarsızlıklardan bahsederek, “Bu yüzden, bölgesel kurumsallaşma ve işbirlikleri giderek önem kazanmıştır. TDT kendi doğası itibariyle eşiz kurumdur ve bu kurumun derin kökleri vardır.” diye konuştu.
“Türk Yatırım Fonu ekonomik ilişkilerin gelişmesine ön ayak olacaktır”
Kırgızistan Dışişleri Bakanı Kulubayev de konuşmasında Türk devletlerinin artık aynı yönde hareket ettiğini söyledi.
Kulubayev, “TDT ülkeleri arasındaki işbirliği devam edecektir. Türk Yatırım Fonu da ekonomik ilişkilerin gelişmesine ön ayak olacaktır.” dedi.
Ulaşım altyapısının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Kulubayev, Avrasya ulaşım koridorlarının bir araya getirilerek iş birliklerinin artırılmasının önemine vurgu yaptı.
Kulubayev, TDT ülkelerinin iklim değişikliğindeki yaklaşımlarda ortak tavır belirlemesi gerektiğini ifade etti.
“Özbekistan, TDT’nin daha etkin bir organizasyon olması için her şeyi yapacaktır”
Özbekistan Dışişleri Bakanı Saidov, Antalya Diplomasi Forumu’na dünyanın ilgisinden memnuniyet duyduklarını anlattı.
Saidov, TDT’nin kurumsallaşmasının dünyadaki temel değişimler açısından önemli olduğunu vurguladı.
Dünyadaki gelişmelerin Türk dünyasını da etkilediğini belirten Saidov, “Türk devletleri arasındaki ilişkiler daha derin ve daha dinamik hale geliyor. İlişkilerimiz yeni işbirliği ufukları da açıyor. Yeni döneme giriyoruz. TDT pratik işbirliklerinin olduğu bir döneme geçiyor. Uzun vadeli girişimlerimizin henüz kapısı açılmadı. Özbekistan da gelecek amaçlarımız doğrultusunda tüm katkılarını sunacaktır. Özbekistan, TDT’nin daha etkin bir organizasyon olması için her şeyi yapacaktır.” ifadelerini kullandı.
Saidov, TDT ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin genişletilmesinin ve yatırım projelerinin geliştirilmesinin önemine vurgu yaptı.
“Bölgemizde güçlü Türk jeopolitiğine ihtiyaç var”
TBMM NATO PA Türk Delegasyonu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türk dünyasının entegrasyonundaki kazanımlarından gurur duyduklarını aktardı.
Çavuşoğlu, TDT ülkeleri arasındaki entegrasyon için önemli adımların atıldığını, Türkmenistan’ı da TDT’ye tam üye olarak görmek istediklerini vurguladı.
“Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda Türk dünyasının yüzyılı olarak görüyoruz.” diyen Çavuşoğlu, “Gerçekten de bu mümkün. 21. yüzyılda Türk dünyası gerek örgütü gerek somut adımlarıyla damgasını vura bilir. Buna inanmak lazım. Bu doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Çavuşoğlu, “Bölgemizde güçlü Türk jeopolitiğine ihtiyaç var. Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin istikrarlı, kesintisiz şekilde devam etmesi için buna ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki farklı tehdit ve sorunların kökünde kurutulması için de güçlü Türk jeopolitiğine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Asya’nın dünyanın kalbi olduğu dönemlere baktığımız zaman hepsinin altında istikrarlı, güçlü Türk devletlerinin olduğunu görüyoruz İşte İpek Yolu da aslında geçmişteki Türk devletlerinin güçlü ve istikrarlı olduğu dönemlerde başarılı olmuştur.” şeklinde konuştu.
Çavuşoğlu, TDT’nin güçlü olmasının sadece bu coğrafyanın değil ötesinin de güçlü istikrarlı olması anlamına geldiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Sorumluluklarımız daha da büyüktür. Bunun farkındayız. TDT, dayanışma ve somut adımlarla kendi haklarımızın refahını düşünürken bölgemizin de istikrarı ve güvenliğini de amaçlamıştır. TDT, hiçbir ülkeyi rakip olarak görmüyor. TDT’nin gizli ajandası yoktur. Alınan kararların tümü şeffaftır. Dünya ve diğer uluslararası örgütlerle rekabet içerisinde değil. Biz bu inandığımız yolda entegrasyonumuzu daha da güçlendirmek ve bölgenin işbirliği ve istikrarı için, somut adımlarımızı devam ettirmek için daha çok çalışmalıyız. Bir nefer olarak her zaman teşkilatımızın emrindeyim.”
TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev de konuşmasında TDT’nin kuruluş aşamasından ve bugüne kadar hayata geçirilen işbirliklerinden bahsetti.
Ömüraliyev, TDT’nin çok yönlü faaliyetlerinin katbekat artarak geliştiğini vurguladı.
TDT üyesi ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilere de değinen Ömüraliyev, Türk devletleri arasında ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için büyük potansiyel olduğunu sözlerine ekledi.
]]>