
BAĞIMLILIK HIZLI GELİŞEBİLİR
Ailelerin, çocukların dijital mecradaki davranışlarını kontrol etmemesi durumunda, bağımlılığın çok hızlı bir şekilde gelişebileceğini, ailenin ve kişinin kontrolünden çıkabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Onur Noyan, “Burada bir davranışın beyinde bağımlılığa yol açması için dopamin dediğimiz bir hormon devreye giriyor. Oyunlarda kazanılan ya da oyunların tetiklediği, salgılanmasına sebep olduğu dopamin, o bireyin tekrar tekrar oyun oynamasına, orada zaman geçirmesine sebep olabiliyor. Artık biz fark ettiğimizde bu davranış bir bağımlılık haline gelmiş olabiliyor” diye konuştu.

EBEVEYNLER NELER YAPABİLİR?
Çocukların ekran sürelerini izlemek ve belirli sınırlar koymak önemli. Ebeveyn bu sınırları koyup devam ettirdiğinde çocuk da uyum sağlayacaktır. Ancak ebeveyn biraz esnek davranıyorsa çocuk da bu sınırların aşıldığını bilip ona göre davranacaktır.
Eğer çocukların ne oynadığını, onlara ne mesaj geldiğini, ne gibi davranışlara maruz kaldığını bilmiyorsak çocuklar gerçekten çok büyük risk altındadır diyebiliriz. Bu konuda mutlaka ve mutlaka ailelerin bildiği oyunları oynamalarına izin vermek gerekir.
Ebeveyn içerik denetim programlarını kullanmak da çok önemli. Çünkü çocuklar, ailelerinin gözetimi dışında riskli alanlara girebilir. Bu ihtimali de göz önünde bulundurarak çocuğun yaş grubuna göre denetim programları seçilmeli ve takip edilmeli.
Çocuklarla sürekli ebeveynlerin oynaması çok mümkün olmayabilir. Çocukların dışarıda oyun oynayacak alanlarının olması, belirli bir spor alanına kanalize edilip bu alanda kendilerini geliştirmelerinin sağlanması önemli.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yerli ve milli dijital oyun uygulamalarını geliştirmek amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalar ve sağladığı destekler bu yıl da devam etti.
Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yeni teknolojilere odaklanılırken oyun sektörü de bu alanda gençlere yönelik projeleriyle öne çıktı. Firmalar, geliştirdikleri oyunlarla bir yandan dünya vitrininde boy gösterdi, diğer yandan akademiler, eğitim ve uygulama merkezleri de gençlere bu alanın kapılarını açtı.
Bu kapsamda atılan adımlardan biri, Bakanlık, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi destekleriyle, Google, T3 Girişim Merkezi ve Türkiye Girişimcilik Vakfı paydaşlığında “Oyun ve Uygulama Akademisi”nin hayata geçirilmesi oldu.
Akademi ile dijital ekonominin büyümesine, 18-29 yaş üniversite öğrencisi veya mezunu gençlerin dijital becerilerinin gelişmesine, teknoloji sektöründe istihdamın artmasına ve teknoloji odaklı girişimlerin çoğalmasına katkı hedeflendi.
Yarısı kızlardan oluştu
Her yıl 2 bin gence teknoloji, uygulama ve oyun geliştirme, girişimcilik alanlarında yetkinlik kazandıran akademiye, 2021-2022 ve 2022-2023 dönemlerinde 81 ilden 65 binden fazla başvuru yapıldı. 4 bin 500 genç ilk 2 yıl verilen eğitimlerden yararlandı. 2 yılda 1969 kişiyi mezun eden akademi, 17 bin 841 sertifika verdi.
Akademinin, 2023-2024 dönemi için başvuruları da alınarak değerlendirme süreçleri tamamlandı. 2 bin kişi eğitimlerine Aralık 2023 itibarıyla başladı.
Oyun ve Uygulama Akademisi 3’üncü yılında da yüzde 50’si kadın olmak üzere üniversite öğrencisi veya mezunu 2 bin gence tamamen ücretsiz, çevrim içi eğitim ve etkinlikler sunuyor.
Yeni oyun geliştiriciler yolda
Ayrıca, nitelikli insan kaynağını geliştirmek, bilişim meslekleri özelinde ulusal meslek standardı ve ulusal yeterliliklerin hazırlanması için de protokol imzalandı.
Protokolle hem Türkiye Yazılım Envanteri Projesi’nin çıktısının alınması hem de 42 Yazılım Okulu’ndan mezun öğrencilerin bir ihtiyacı olarak bilişim mesleklerine ilişkin ulusal meslek standardı ile ulusal yeterliliklerinin hazırlanması amaçlandı. İlk etapta çalışılacak meslekler “mobil yazılım geliştirici”, “oyun geliştiricisi” ve “BT mimarisi uzmanı” olarak belirlendi.
Yeni Nesil Yazılımcı Yetiştirme Programı olarak tasarlanan 42 İstanbul ve 42 Kocaeli okullarına geçen yıl 74 bin 106 kişi başvurdu. 6 bin 650 kişinin havuz eğitimine alındığı okullarda 1716 kişi eğitimi başarıyla tamamladı, 1421 kişinin bu okullara kaydı gerçekleşti. Halen okullarda 691 aktif öğrenci bulunuyor. İstanbul kampüste 35 ve Kocaeli kampüste 12 öğrenci olmak üzere, müfredatın temel modülünü tamamlayan toplam öğrenci sayısı 47 oldu.
Öte yandan bilişim, yazılım, dijital oyun, telekomünikasyon, finansal teknolojiler (fintek), akıllı şehircilik alanlarında sektörlerin yurt dışına açılması ve ihracatın artırılmasına yönelik sektöre özel kurgulanan destekler verilmesi de planlanıyor.
Türkiye’nin ilk “unicorn”u oyun şirketi olmuştu
Türkiye’nin ilk “unicorn”u (değerlemesi 1 milyar doları geçen teknoloji girişimi) olan Peak Games’i, ABD’li oyun şirketi Zynga 1,8 milyar dolara satın almıştı.
Unicorn olan bir diğer oyun stüdyosu Dream Games’e bugüne kadar finansal yatırımcılar tarafından yatırım yapıldı. Türkiye’nin ilk unicornlarından Dream Games’in “Royal Match” oyunu geçen yıl 82,62 milyon dolarla dünyada en yüksek gelire sahip oyun olmuştu.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2024, ikinci gününde devam ediyor.
M?oderatörlüğünü DiploFoundation’ın kurucu üyesi ve eski Malta Dışişleri Bakanı Alex Sceberras Trigona’nın üstlendiği “Küreselleşmiş Dünyada Bilim ve Teknoloji Diplomasisin Rolü” paneline Dışişleri Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Diplomasisi Özel Koordinatörü Büyükelçi Murat Yavuz Ateş, DiploFoundation Yöneticisi Jovan Kurbalija, Danimarka Teknoloji Büyükelçisi Anne Marie Engtoft Melgaard ve İstanbul Üniversitesinden Prof. Özgün Erler Bayır katıldı.
Büyükelçi Ateş, her şeyin çok hızlı şekilde ilerlediğini ifade ederek, Türkiye’nin de teknolojik gelişmelerden mümkün olduğunca fazla faydalanmaya çalıştığını kaydetti.
Ateş, işe ilk başladığı zamanlarla gelinen dönemi kıyaslayarak çok uzun sürebilecek işlerin artık yapay zeka sayesinde kısa süre içerisinde tamamlanabileceğini söyledi.
Özel sektör, devlet kurumları ve akademi gibi birçok alanının kendi içerisinde teknoloji alanına ilişkin çalışmalar yürüttüğünü belirten Ateş, “Örneğin Türkiye’de dijital dönüşüm ofisimiz, sanayi ve teknoloji bakanlığımız, rekabet kurulumuz ve telekomünikasyon kurumumuz var.” dedi.
Ateş, teknolojik gelişmelerin zorlukları da beraberinde getirdiğini dile getirerek bu konuda yasal düzenlemelerin kilit noktada ve bunun nasıl şekillendirildiğinin de bir o kadar önemli olduğunu ifade etti.
Yapay zekanın popülerleşmesinin bu zorlukları artırdığı değerlendirmesinde bulunan Ateş, “Dediğim gibi çok güzel işler başarabilir ama bazı şeyleri daha da zora sokabilir ayrımcılık olsun yanlılık olsun yani dijital ayrışmayı da çoğaltabilir.” diye konuştu.
Ateş, yeni teknolojiler dünyanın her bir yanında kullanılacaksa bunun ortak şekilde regüle edilmesi ve insanı merkeze yerleştiren yasal düzenlemelerin getirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Önümüzdeki on yıl içerisinde yapay zeka süper zeka konumuna rahatlıkla gelebilir ve insan kontrolünün ötesine de geçebilir.” dedi.
“Teknoloji ve dijitalleşme talepleri artırıyor”
Danimarka Teknoloji Büyükelçisi Melgaard da teknolojinin ilerlemesinin diplomasinin farklı bir dünyada işlemesi anlamına geldiğini ifade ederek, ilk defa 1992’de e-posta gönderildiğini ancak diplomasinin tamamen kağıdı bırakmasının 20 yılı bulduğunu aktardı.
Şimdi ise ChatGPT’nin ortaya çıktığını dile getiren Melgaard, “Artık herkes yapay zekanın nasıl kullanılabileceğini düşünüyor. Dolayısıyla çok ciddi bir değişimden bahsediyoruz.” dedi.
Melgaard, ancak bu konuda uluslararası bir mevzuat olmadığına dikkati çekerek, “Mesela sahte bir video, seçimlerden hemen önce gösterilirse ne olacak belki sonrasında sahte olduğu tespit edilecek ancak iş işten geçmiş olacak.” diye konuştu.
Bugün 45 ülkenin bu konuda çalışan teknoloji büyükelçileri olduğunu vurgulayan Melgaard, çok taraflı sistemlerin ortak bir paydada buluşabilmesinin önemli olduğunu belirtti.
Melgaard, ancak Birleşmiş Milletler (BM) tarafına bakıldığında bunun çok da kolay olmadığını çünkü herkesin aynı teknolojik seviyede olmadığını söyledi.
Teknoloji ve dijitalleşmenin talepleri artırdığını ifade eden Melgaard, “Git gide BM gibi kurumların sorumlulukları da ağırlaşacak çünkü çözüm bulmak durumunda kaldığımız meseleler artışa geçecek.” diye konuştu.
Melgaard, “Herkes internete erişmek istiyor herkes bilgisayar sahibi olmak istiyor neden çünkü bunlar beraberinde çok büyük imkanları getiriyor ama kuantum bilgisayarlara geçiş yapıldığında nasıl olacak onlara kaç kişi erişebilecek ve bu gelişmeleri kaç ulus takip edebilecek?” dedi.
“Küresel internet altyapısı kırılgan”
DiploFoundation Yöneticisi Kurbalija, dijital teknoloji alanında en önemli konunun “süreklilik” olduğuna işaret ederek, küresel internet altyapısının kırılgan olduğunu vurguladı.
Okyanusun ortasından geçen kablolar olduğunu ve bunun “potansiyel risk taşıdığını” ifade eden Kurbalija, böylesi kritik altyapının yedeğinin olması gerektiğini söyledi.
Üniversitelerin yapay zekayı yasaklayarak hata yaptığını belirten Kurbalija, “Yapay zeka gelecekte bugünün interneti gibi olacak ve hayatlarımızın tam merkezinde yer alacak.” diye konuştu.
“Diplomasi krizlerle şekilleniyor”
İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Özgün Erler Bayır, artık teknolojik gelişmelerin takip edilmesinin zorlaştığına dikkati çekerek, bu gelişmelerin diplomasiye adapte edilmesinin de bir soru işareti olduğunu belirtti.
Gelişimler hızla yaşanırken her şeyin dijitalleşmesi olmalı mı sorusunu sorduğunu ve bir zamanlar telefon diplomasinin de gündemde olduğunu ancak bu misyonun da tamamlandığını aktaran Bayır, bazı diplomatların dijitalleşmeye yönelik şüpheci olduğunu ifade etti.
Bayır, diplomasinin dijitalleşmesi ve bunun geleceğine karşı akıllarda soru işaretleri olduğunu vurgulayarak, tam olarak nelerin değişeceğinin merak konusu olduğunu ve Kovid-19 salgını sırasında olduğu gibi diplomasinin uygulanma şeklinin değişebildiğine işaret etti.
Özellikle kavramsallaşmada “tutarlılığa” ihtiyacın olduğunu vurgulayan Bayır, “Akademiye baktığımız zaman da konseptlerin farklılaştığını görüyoruz.
Sanal diplomasi, Twitter diplomasisi gibi pek çok farklı kavram ortaya çıktı ve bunlar diplomasinin yeni türleri.” dedi.
Bayır, nesiller boyunca diplomasinin krizlerle şekillendiğini ifade ederek, ABD’nin İran’da sanal elçilik açmış olmasının bunun bir örneği olduğunu söyledi.
Bunun gayet pratik bir uygulama olduğunu belirten Bayır, yeni politikalar geliştirirken vizyoner de olunması gerektiğini kaydetti.
]]>Uluslararası e-ticaret ve e-ihracat platformu WORLDEF ile AKBANK ana iş ortaklığı ve Kayseri Ticaret Odası’nın organizasyon partnerliği ile düzenlenen Sınır Ötesi E-Ticaret Konferansı, kamu ve özel kuruluşların temsilcilerini e-ticaret ve e-ihracat farkındalığı için buluşturdu. Konferansta; e-ticaret ve e-ihracat sektörüne önemli bir katkılar sağlayan profesyoneller, girişimciler ve firmalar bir araya geldi. Kayseri Ticaret Odası Rifat Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen ücretsiz konferansa; Kayseri Ticaret Odası Başkan Ömer Gülsoy, WORLDEF Genel Sekreteri Sedat Ateş, AKBANK Kobi Bankacılığı Satış Yönetimi Bölüm Başkanı Alper Bektaş’da katıldı. Konferansa, Kayseri iş çevrelerinden ve girişimcilerden de çok sayıda katılım oldu.
“Ticaretin kuralları değişiyor”
Konferansın açılış konuşmalarında ilk olarak Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy söz aldı. Çok hızlı değişen ve dönüşen dünyada yaşandığını belirten Gülsoy, “Bugün baktığımızda iklim krizi, ekonomik krizler, savaşlar, salgınlar, gelir eşitsizliğinin hat safhada yaşandığı acımasız bir rekabet dünyasında yaşıyoruz. Bu zaman içerisinde de ticaretin kuralları değişiyor. Radikal kararlar almak durumunda bırakıyor. Eski ticaretler yok. Müşteri beklediğimiz, kapı kapı gezerek mal sattığımız zamanda değişti. Şimdi dijital bir dünya da yaşıyoruz. Pay alabilmemiz için dijitalin nimetlerinden de faydalanmamız lazım. Bizler göreve geldiğimiz 2018’den bu yana 4’üncü eğitim konferansını veriyoruz. Biz salgın başlamadan önce mutlaka kurumsallaşma, markalaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık diye odak noktamıza bir kural koymuştuk. Ne alıp satıyorsanız, ne üretiyorsanız, ne imal ediyorsanız mutlaka dijital platformlarda olmanız lazım. ya kendi markanızı oluşturarak ya da bir markanın altında bundan faydalanmalısınız. Artık sınırların olmadığı elinizdeki cep telefonu ile bütün dünyaya açılabiliyorsunuz. Yeni pazarlar, yeni müşteriler artık elinizdeki cep telefonunun ekranında. Bizim amacımız e-ticaret, e-ihracat yapmayan hiçbir üyemiz kalmasın” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de elektronik ticaret yapan işletme sayısının milyon seviyesine ulaştı”
Daha sonra kürsüye gelen WORLDEF Genel Sekreteri Sedat Ateş ise şunları söyledi:
“Ticaretin yapılış şekli değişti. Ticaretin bir metodu itibariyle E şekli hayatımızda artık tabana kadar indi. Artık bir üniversite öğrencisinin bile kendi imkanlarıyla bir e-ticaret ya da sınır ötesi ticaret faaliyetinde bulunduğunu gözlemliyoruz. Yeni nesil bir ticaret yapma şekline evrimleşirken, biz de kendi metotlarımızı değiştirdik. Türkiye’de elektronik ticaret yapan işletme sayısının milyon seviyesine ulaştığını söylemekten çekinmiyorum. Ana kaynak bilgi Ticaret Bakanlığımızın Elektronik Daire Başkanlığı. Bu sayıyı Sayın Bakanımızın bir lasman ile açıklamasını bekliyoruz. Covid’ten sonra neler oldu. Türkiye’deki elektronik ticaretin perakende ticaret içerisindeki payının arttığını söyleyebilirim. Biz G20 ülkesiyiz. Gelişmekte olan ülkeler sınıfında hala sürecimiz devam ederken dünya elektronik ticaret Pazarı 2026-2028 yılları arasında 8 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin aldığı pay 0,45, 0,49 bu yıl itibariyle. G20 ülkeleri arasında en düşük paya sahip ülke konumundayız. Şu an 5,5 trilyonda G20 ülkelerinde yüzde 1,5’a getirmemiz demek Türkiye’nin kasasına 100 milyar dolardan fazla para girmesi demek. Bunu raporlayarak Merkez Bankası Başkanımıza ilettim.”
“Dijitalleşme, e-ticaret uzun bir yolculuk”
AKBANK Kobi Bankacılığı Satış Yönetimi Bölüm Başkanı Alper Bektaş da, “Doğru bir ildeyiz. Tarihi misyonuna baktığımızda Ticaret deyince Türkiye’de akla gelen ilk şehirdeyiz. Yüzyıllardır uluslararası ticaretin merkezi olmuş bir şehirdeyiz. Dünya çok hızlı değişiyor. Dijitalleşme, e-ticaret artık mesafeleri kısaltıyor. Dijitalleşme deyince farklı bir dünyadan bahsediyor gibiyiz aslında çok da birlikte yaşıyoruz. İlk AKBANK Şubesi 1998 yılında kurulmuş. Baktığınızda 26 yılı aşan bir geçmişi var dijitalleşmenin bankacılık sektöründe. Bugün herkesin ceplerinde kullandığı mobil bankacılık 2007 yılında çıktı ama o bile sanki yeni gibi duruyor. 17 yıllık bir geçmişi var. Bankacılık sektörü olarak dijitalleşme bizim çok uzun zamandır üstünde çalıştığımız, kafa yorduğumuz bir alan. Aslında hiç bitmeyecek. Müşterilerimiz yaptığımız gelişmelerde hiç bitmeyecek. Pandemiden sonra çok hızlanan bir dijitalleşme süreci yaşadık. Son 4 yıla baktığımızda e ticaret hacmi 6 kat arttı. Türkiye’deki e-ticaret hacmi yaklaşık 800 milyar TL. Müşteri sayısı ise 8 kat arttı. Çok hızlı geometrik bir artış var. Siz de şubelere gelmektense elinizdeki cep telefonundan işlerinizi çözmeyi tercih ediyorsunuz. Tabletinden, cep telefonundan, laptobundan dijitali kullanan müşteri sayımız yüzde 83. Yüzde 17’si dijitali kullanmaz halde. Dijitalleşmede çok önemli bir dünya var. Biz de çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Bu yolda hep birlikte yürüyoruz. Teknoloji çok çabuk değişiyor. Yapay zekalar gündeme girdi. Yapay zeka ile bazı iç görüler sunuyoruz. Sürdürülebilirlik anlamında verimliliğiniz artması, nakit akışlarınızın artması için belli krediler sunuyoruz. Süreç hızlı gelişiyor. E-ticaret platformları hızlı büyüyor. Pazar yerleri çok hızlı büyüyor. Artık mesafeler kalmadı. E-Pazar yerlerinde de olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Dijitalleşme, e-ticaret uzun bir yolculuk” ifadelerini kullandı.
E-ticaret konferansı kapsamında protokol konuşmalarının ardından 2 gün boyunca alanında uzman eğitmenlerle oturumlar, Sınır Ötesi E-Ticaret Niş Konuları, Trendleri ve Stratejileri Üzerine Odaklanma, Yapay Zeka ve E-Ticaret, E-Ticarette Dijital Pazarlamanın Önemi, E-Ticaretten Marka Oluşturma, E-İhracat Entegrasyon Sistemleri, E-Ticaret Lojistiği, E-Ticaret İşveren Sendikası interaktif atölye çalışmaları ve uygulamalı eğitimler verildi. Katılımcılar profesyonellerle ağ kurma fırsatları buldu. Kayseri iş çevrelerine, ekosistemdeki önemli markaların temsilcileri ve e-ticaret profesyonelleri ile networking imkanı sağladı. – KAYSERİ
]]>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği himayesinde ve Gaziantep Ticaret Odası ev sahipliğinde “Akıllı KOBİ Gaziantep Dijital Dönüşüm Konferansı” gerçekleştirildi. Bu yılın ilki ve serinin dördüncü etkinliğine katılımın yoğun olduğu konferansta KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğu, dijital iş servisleri, e-ticaret ve e-ihracatta başarının sırrı, iş süreçlerinde dijitalleşme ve ikiz dönüşüm konuları masaya yatırıldı.
Turkcell’in ana, PayTR ve Digital Exchange’in platin, Logo Yazılım ve BIS Çözüm’ün altın sponsorluğunda gerçekleştirilen Akıllı KOBİ Dijital Dönüşüm Konferansının Gaziantep’teki paydaşları arasında Gaziantep Sanayi Odası, Gaziantep Ticaret Borsası, Nizip Ticaret Odası, Nizip Ticaret Borsası ve İslahiye Ticaret Odası yer aldı.
İş dünyasının önemli isimlerinin yer aldığı panellerde KOBİ’lerin dijital dönüşümü ve sektörler özelinde faydalı bilgiler paylaşıldı. Turkcell Kurumsal Satış Direktörü Mehmet İlker Oruç ise ‘Teknolojinin Rotasında Dönüşümün Anahtarı: Dijital İş Servisleri’ başlıklı bir sunum yaptı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Gaziantep Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Tuncay Yıldırım ise KOBİ’lerin yenilikçi bir vizyon benimseyerek dijital dönüşüm yolculuğuna çıkmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayarak, “Dijital dönüşümün global çapta bir kalkınma hareketi haline geldiği çağımızda, işletmesini geleceğe taşımak isteyen KOBİ’ler de artık bu dönüşüme katılmak zorunda. Bu yolculuğun kolay olmadığının farkındayım. Üstelik varış noktası olan bir yolculuk da değil, sürekli güncellenen bir süreç bu. İşte Akıllı KOBİ de bu yolculukta KOBİ’lerimize yol arkadaşlığı yapıyor. Bu platform, dijitalleşme yolculuğuna çıkan KOBİ’lerin karşılaştıkları zorlukları aşmalarına yardımcı olacak bir kılavuz ve destek mekanizmasıdır. Türkiye’nin dijital dönüşümünde önemli bir rol oynayacağına inandığım Akıllı KOBİ’nin hayata geçirilmesinde ve bu konferansın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Etkinliğin bir diğer açılış konuşmacısı Akıllı KOBİ İcra Kurulu Üyesi Başar Ceylan, “Geçtiğimiz yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Akıllı KOBİ Dijital Dönüşüm Konferansları serisinin 2024 yılındaki ilk durağı Gaziantep oldu. 2023 yılında sırasıyla Kocaeli, Konya ve İzmir’de üç etkinlik gerçekleştirdik. 2 bine yakın KOBİ ile birbirinden değerli konuşmacıları buluşturduk. Çevrimiçi ise 100 binin üzerinde KOBİ’ye ulaştık. Toplamda 30 KOBİ’ye 300 bin TL üzerinde dijitalleşme çözüm paketi sağladık. Bu rakamı bu yıl daha da artırma hedefindeyiz. Dijital dönüşüm konusunda KOBİ’lere destek olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“Dijital dönüşüm ekseninde farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz”
Akıllı KOBİ Dijital Dönüşüm Konferanslarıyla dijital dönüşüm ekseninde farklı konu alanlarında farkındalık ve bilgi seviyelerini artırmayı amaçladıklarını dile getiren Akıllı KOBİ İcra Kurulu Üyesi Ümit Öncel, “Türkiye’nin önde gelen markaları ve dijital liderleri ile Anadolu’daki KOBİ’leri buluşturmayı hedefliyoruz. Bunları yaparken de sponsorların destekleri ölçüsünde olabildiğince sahada ücretsiz dijitalleşme paketleri sunmak ve somut fayda sağlamak amacındayız. Her bölgeye özel eklenen içerikler ve yerel tecrübe panelleriyle yerele özgü çalışmalar yapıyoruz. Etkinliğimize olan ilgiden ve desteklerden ötürü çok mutluyuz” dedi.
“KOBİ’lerin dijital dönüşüme atacakları adımlara ışık tutabilmek çok kıymetli”
Akıllı KOBİ Dijital Dönüşüm Konferansları’nın bu yıl da ana sponsorluğunu üstelenen Turkcell’in Dijital İş Servisleri Genel Müdürü Gürkan Arpacı, “Akıllı KOBİ platformunun bir parçası olmak, bölgenin sanayide lokomotif şehri Gaziantep’te KOBİ’lerimizle bir araya gelerek onların dijital dönüşüme atacakları adımlara ışık tutabilmek bizler için çok kıymetliydi. Bölgedeki KOBİ’ler istihdam oluşturmalarının yanı sıra yerel ekonomilere sağladıkları katkıyla önemli bir güç oluşturuyor. Sektörel uzmanlığımız ve güçlü altyapımız sayesinde KOBİ’lerimizin iş sürekliliğinin sağlanması, verimliliklerinin artması ve rekabet edebilmeleri için dijitalleşme süreçlerinde yanlarındayız. Bu ekosistemde birleştirici rol üstlenen Akıllı KOBİ Platformu ile gelecek etkinlerde de nice KOBİ ile bir araya gelerek, birlikte başarılı projelere imza atılacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“E-ticaret ve E-ihracatta Başarının Sırrı” başlıklı panel oturumuyla devam eden etkinlikte panelist PayTR Ceo’su Merve Tezel, “Sektör ne olursa olsun, tüm işletmelerin iş modelini dijital ile büyütebilmesi için birçok fırsat bulunuyor. Biz PayTR olarak dijitalleşen işletmelere hızlı entegre olabilecekleri çok kanallı bir ödeme yaklaşımı sunarken, bilinen Sanal POS ve Fiziki POS ürünlerimiz dışında, NeoPOS, Linkle Ödeme gibi kullanıcı ihtiyaçlarına göre tasarlanan yeni nesil ödeme çözümlerimizle üye işyerlerimizin rekabette güçlenmelerine ve erişim alanlarını genişletmelerine destek oluyoruz. Başvurduktan iki saat sonra sanal POS’larını kullanmaya başlayan, tek POS’la tüm bankalardan ödeme alabilen, cep telefonlarını ihtiyaç duyduklarında POS olarak kullanabilen ve en önemlisi bize güvenen 110 binden fazla üye işyerimizle bu yıl da birlikte büyümeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Aynı panelde konuşmacı olarak yer alan Digital Exchange Kurucu Ortağı ve CEO’su Emrah Pamuk, “Akıllı KOBİ’nin her seferinde daha fazla kitleye ulaşan etkinliklerinde bulunmak bizim için çok keyifli ve faydalı. KOBİ’lere e-ticareti anlatma ve dijital dönüşüm yolculuğunda yanlarında olduğumuzu hatırlatma fırsatını bize sunan önemli bir oluşum. Digital Exchange olarak böyle bir etkinlikte sponsor olarak yer almak bizim için büyük bir ayrıcalık” dedi.
“İş Süreçlerinde Dijitalleşme Trendleri” panelinde KOBİ’lerin ülke ekonomisi için önemini vurgulayan Logo Yazılım Türkiye Genel Müdürü Akın Sertcan, “Rekabet avantajı kazanarak büyümeyi temel hedef alan KOBİ’lerin dijital dönüşümü, değişimlere adaptasyon yeteneği kazanmak ve verimlilik açısından önem taşıyor. Türkiye’nin en büyük yerli iş yazılımı şirketi olarak, dijital dönüşümü bir vizyon olarak değerlendiriyoruz. Bu kapsamda KOBİ’lere uçtan uca geniş bir çözüm kümesi sunarken, danışmanlık hizmetlerimizle de süreç boyunca yol gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.
Dijitalleşmenin KOBİ’ler için önemine değinen BIS Çözüm Kurumsal ve Ticari Ürünler Genel Müdür Yardımcısı Gizem Güneşdoğdu, “Her sene artan bir ivme ile gerçekleşen teknolojik gelişmeler ve bir yandan da zorlayıcı rekabet ve piyasa şartların dolayısıyla dijitalleşme, KOBİ’lerin gelecekleri için yapabilecekleri en güçlü yatırımlardan birisi haline geldi. Akıllı KOBİ Gaziantep Dijital Dönüşüm Konferansı, KOBİ’lere dijital dönüşüm yolculuklarında yol haritalarını hazırlamaları ve dijital dönüşüm senaryolarını uygulamaları konusunda çok büyük destek sağlayan, etkili bir organizasyon oldu.Bu konferansta yer alarak, KOBİ’lerin dijital dönüşümü nasıl avantaja çevirebileceklerini paylaşıyor olmaktan ve büyümelerine destek olmaktan mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Networking ve bilgi yarışmaları ile çeşitli dijital dönüşüm paketlerinin ücretsiz olarak dağıtıldığı konferansta konuşulan diğer panel başlıkları arasında Bosch Türkiye ve Orta Doğu Dijital Dönüşüm Yöneticisi Elif Funda Çalışkan, EBRD Türkiye KOBİ Finansman ve Kalkınma Dijital Projeler Uzmanı Suat Eroğlu ve UNDP Türkiye Gaziantep Bölge Koordinatörü Hamit Doğan’ın katılımında “İkiz Dönüşüm ve KOBİ’ler” paneli gerçekleşti.
Son olarak Gaziantep Genç Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkan Yardımcısı ve RAD Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Özmen ve Rotatelab Kurucu Ortağı ve CEO’su Abdurrahman Koçak’ın katılımıyla “Yerel Tecrübe Paylaşımı” paneli ile etkinlik sona erdi.
2024 yılında 6 şehirde düzenlenecek
2023 yılında fizikselde bin 262, online’da ise 100 binin üzerinde KOBİ’ye erişen, toplamda 30 KOBİ’ye 300 bin TL üzeri değerde ücretsiz dijitalleşme çözüm paketlerinin sağlandığı Akıllı KOBİ Dijital Dönüşüm Konferansları 2024 yılında da Gaziantep’in ardından Türkiye’nin 6 ilinde KOBİ’lerin dijital dönüşümünü desteklemeye ve hızlandırmaya devam edecek. – GAZİANTEP
]]>Çalışmalarında özgün unsurlar barındıran ve deneysel bakış açılarını koruyarak üretimlerinde yenilikler sergileyen sanatçıları bir araya getiren sergi, sürece tanıklık eden sanatçıların bakış açılarıyla dijital dönüşümü yansıtıyor.
Sergide, araştırma sürecinde olağan bir unsur olarak dijital kültürü benimseyen ve yeni teknolojileri denemeyi öncelik olarak gören sanatçılar ile sanatçı kolektiflerinin çalışmaları yer alıyor.
“Dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmalar inceleniyor”
Serginin ön izlemesinde basın mensuplarına açıklama yapan küratör Ümit Mesci, özellikle genç sanatçıların üretimlerine katkı sağlayan sergideki yapıtların tarih boyunca sanat üretiminde öne çıkan doğa, tarih, mimarlık, kent, kimlik ve toplum gibi konuları merkezine aldığını söyledi.
Mesci, sergide dijital kültürün etkilerini yansıtan çalışmaların sanat tarihinin ilk döneminden bugüne bir bütün olarak incelendiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Sergi, dijitalleşmenin olanak tanıdığı ifade tekniklerinin, sanatçıların farklı temalara ilişkin bakış açılarını nasıl dönüştürdüğünü kayıt altına almayı amaçlıyor. Mutlak sonuçlara ulaşmaya değil, sorgulamaya ve soru sormaya odaklanan sergi, sanatçıların araştırma ve anlatımlarındaki özgün unsurları görünür kılıyor.”
“Ödüllü projeler ilk kez bu sergide izleyiciyle buluşuyor”
Küratör Nilay Dursun ise İstanbul Modernin, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirdiği “Dijital Sanat Alanında Genç Üretimler” programının, serginin araştırma ve geliştirme sürecinde etkili olduğunu dile getirdi.
Müzenin proje kapsamında, farklı disiplinlerde üretim yapan genç sanatçıları “dijital üretim” odağında buluşturduğunu vurgulayan Dursun, şöyle devam etti:
“Yeni müze binamızın açılış hazırlıkları sürerken hayata geçirdiğimiz program, İstanbul Modern’in genç sanatçılarla hayata geçireceği çok yönlü çalışmaların başlangıcı niteliğindeydi. Program süresince katılımcılar tarafından hazırlanan ve müzenin bulunduğu bölge başta olmak üzere, İstanbul’a odaklanan projeler de sergi kapsamında değerlendirildi. Ödül kazanarak üretim desteği alan projeler arasından Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat’a ait ‘Rastlantı’ ile Beste İleri’nin ‘Sentimap Istanbul’ adlı çalışmalarını ilk defa bu sergide izleyiciye sunuyoruz.”
Sergi hakkında
Sergide, çoğunlukla çevrim içi kanallarda ve dijital uygulamalarda görülmeye alışılan üretim biçimleriyle çeşitli imge ve ifadeler, onları farklı yöntemlerle ele alan sanatçıların yapıtlarıyla müze içinde fiziksel olarak sunuluyor.
Küratörlüğünü Ümit Mesci ve Nilay Dursun’un üstlendiği sergide, Cem A., Atıf Akın, Ozan Atalan, Kerem Ozan Bayraktar, Mehmet Berk Bostancı, Cihad Caner, Yasin Arıbuğa-Toprak Fırat, Beste İleri, Alican İnal, Yelta Köm, Ebru Kurbak, Oddviz, Özcan Saraç, Ahmet Rüstem Ekici-Hakan Sorar, Meltem Şahin ve Berkay Tuncay’ın çalışmaları yer alıyor.
Müze koleksiyonundaki ana başlıklarla ilişki kuran sergideki yapıtlar, aralarında kesin sınırlar olmayan üç çerçevede bir araya getiriliyor.
Dijitalleşmenin olanak sağladığı yeni anlatım olasılıklarından yola çıkılan ilk bölüm, dil ve ifade üzerine yoğunlaşarak, dijital araçların getirdiği yeni eleştirel düşünme alışkanlıklarına eğiliyor.
Dijitalleşmenin ve sürekli dönüşen teknolojik araçların doğa ve tarih eksenindeki tartışma alanlarını inceleyen ikinci başlıkta bu yönelimle bir araya gelen yapıtları üreten sanatçılar, bilim ve sanat arasındaki kesişimde arkeoloji ve felsefe gibi alanları incelerken yapay zeka ve benzer teknolojilerin de yönlendiriciliğine başvuruyor.
Sergideki mimarlık ve kent zemininde odaklanan son alanda ise İstanbul’a ait duyusal manzaralarla kent topografyasını oluşturan bileşenler, dijital araçlar yardımıyla çözümleniyor.
Sergi, 11 Ağustos’a kadar görülebilecek.
]]>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Valiliği, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi, Ankara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle gerçekleştirilen “Sertifikalı Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitimi” Sertifika Töreni ve Konferansı, Ankara Ticaret Odası ev sahipliğinde yapıldı.
ATO Meclis Salonu’nda gerçekleşen törenin açılış konuşmalarını Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek yaptı.
ATO Başkanı Gürsel Baran, dijitalleşmenin bugün artık her alanda büyük bir değişimi peşinden sürüklediğini ve ekonominin ve toplumun geleceğini şekillendiren önemli bir faktör olduğunu belirterek, “Yenilikçiliği, gelişmeyi, ilerlemeyi teşvik ederek, verimlilik ve rekabetçiliği artırarak hayatı kolaylaştıran dijitalleşme, sağladığı bu kolaylıkların yanı sıra bazı tehditleri de içeriyor. Dijital ortama taşınan her sistem, yeni ve ciddi güvenlik risklerini beraberinde getiriyor. Siber tehditler, kritik hizmet sunan sistemler için siber savaş riski barındırıyor. Bu risk, ülkelerin, sınırlarını koruduğu gibi dijital altyapılarını ve verilerini de korumasını zorunlu kılıyor. Eskiden vatan savunması dendiğinde akla sadece fiziki sınırları koruma ve savunma geliyordu. Çağın değişimiyle birlikte savunma sathına siber güvenlik de eklendi. Ağları, cihazları, uygulamaları, sistemleri ve verileri siber tehditlerden koruma uygulaması olan ve ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelen siber güvenlik, dijital hattımızın yani kritik verilerimizin güvenliği açısından önemli. Yani özetle, ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızın devamı için siber güvenlik hattımızı sağlam tutmamız şart” dedi.
“Siber neferler”
Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitim programının, Türkiye’nin siber güvenlik alanında gelişim için ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda yürütülen önemli çalışmalardan biri olduğunu belirten Baran, eğitim sayesinde gençlerin donanımını artırırken, ülkenin de siber güvenlik alanında yeni ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlandığını ifade etti. Baran, “Altın niteliğindeki bu eğitimlerle siber neferlere yenilerini kazandırdık. Eğitim programına katılan herkesi tebrik ediyorum. Burada öğrendiğiniz bilgilerle, istikbalimizin güvenliğini sağlayan duvara bir taş daha koymuş oldunuz. Bu taş çok kıymetli. Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle hep göz önünde ve siber saldırı riski yüksek bir ülke. Bu savunma cephesinde gerekli bilgiye vakıf olmak ve kullanmak da ayrıca kıymetli. Yani, burada aldığınız eğitim, bilgi ve donanımla ülkemize büyük hizmetler vereceksiniz” diye konuştu.
Siber dünyanın zararlarına karşı tedbir alacağız
Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker de yaptığı konuşmada, internetin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirterek, ilk zamanlarda kötü niyetli saldırıları engellemek için interneti yasaklama yönteminin tercih edildiğini dile getirdi. Saldırıları engellemek için yasaklamaların etkili bir çözüm olmadığını kaydeden Şeker, “Çünkü burada en zayıf halka insan. Yani insanın olduğu bir yerde siz ne kadar yasaklarsanız yasaklayın bunu önleyemiyorsunuz. İnsanın olduğu yerde tedbir almamız gerekiyor. Dolayısıyla burada dijital dünyanın, siber mühendisliğin, siber dünyanın getirdiği faydaları kullanacağız ama zararlarına karşı da tedbirler alacağız. Bu sadece bizim için değil. Bütün dünyada artık bir savaş alanı olarak belirlenmiş durumda” dedi.
Ülkemiz geleceğine önemli bir yatırım yaptık
Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek de konuşmasında, eğitim almaya hak kazanan 64 öğrencinin hayatına önemli bir dokunuş yaptıklarına inandıklarını ifade ederek, “Ülkemiz geleceğine önemli bir yatırım yapmış olduğumuzu düşünüyorum. En büyük sermayemiz ve geleceğimiz, hiç şüphesiz insanımız ve gençlerimiz. Ülkemiz siber saldırılardan en çok etkilenen ülkeler arasında beşinci sırada yer alıyor. 2024 yılında siber güvenlik harcamalarının 150 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Son 5 yılda dünya genelinde siber güvenlik uzman ihtiyacının yüzde 700 artış gösterdiği tespit edilirken, siber güvenlik uzmanlığı sadece geleceğin değil bugünün de en parlak meslekleri arasında yer alıyor. Gelecek 5 yılda dünyada 3 milyon Türkiye’de ise 20 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyaç duyacak” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin “Sertifikalı Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitimi”ni başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi.
Programa, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İhsan Kaya, Savunma Sanayii Daire Başkanı Ahmet Bahadır Bülbül, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi Genel Koordinatörü Alpaslan Kesici, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreter V. Emine Doğrukök ile savunma sanayii ve siber güvenlik alanında faaliyet gösteren firmaların temsilcileri katıldı. – ANKARA
]]>