Dede – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Fri, 12 Jan 2024 21:36:31 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Dede, Anne ve Torun Aynı Eczanede Mesai Yapıyor https://www.igdirhaber.com.tr/dede-anne-ve-torun-ayni-eczanede-mesai-yapiyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/dede-anne-ve-torun-ayni-eczanede-mesai-yapiyor/#respond Fri, 12 Jan 2024 21:36:31 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1985 Bursa’nın Mudanya ilçesinde yıllardır eczacılık yapan dedesi ve annesinin izinden giden genç, üniversiteyi bitirerek büyüklerinin açtığı yolda mesleğe başlamanın gururunu yaşıyor.

Eczacılığa 44 yıl önce Yozgat’ta başlayan 74 yaşındaki Adem Solak, 1990’da Mudanya’da iş yerini açtı. Solak, kendisine küçük yaşlardan itibaren yardım eden ve baba mesleğini seçerek kendi iş yerini açan kızı Derya Solak Cansever’in oğlu Necip Furkan Cansever’le dede torun aynı eczanede mesai yapıyor.

Adem Solak, AA muhabirine, Yozgat’ta çalıştığı 10 senenin ardından Mudanya’da 34 yıldır mesleğini sürdürdüğünü söyledi.

Kızının 1995 yılında Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun olduktan sonra yanında bir sene çalıştığını, daha sonra kendi eczanesini açtığını belirten Solak, “Torunum da geçen sene İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdi. Kızım ve torunumun meslek seçiminde katkım mutlaka olmuştur. Onlar çalışmamı görünce hoşlarına gitti ve bu mesleğe başladılar, hevesle yapıyorlar.” dedi.

Torununu beyaz önlükle görmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Solak, emekliye ayrılınca iş yerini ona devredeceğini ifade etti.

24 yaşındaki Necip Furkan Cansever de 6 ay önce başladığı eczacılıkta dedesinin kendisine çok yardımcı olduğunu bir arada olmanın çok farklı bir his olduğunu vurguladı.

Dedesinden çok şey öğrendiğini kaydeden Cansever, “Dedemle beraber çalışmak çok farklı bir his gerçekten. Herkes çok şaşırıyor. Kimseye herhalde nasip olmaz böyle bir şey. Dedem aşırı derecede deneyimli, bana çok yardımcı oluyor.” diye konuştu.

???????Dede torun çalıştıklarını ilk kez görenlerin şaşırdığını kaydeden Cansever, şöyle devam etti:

“Küçükken annemin bazen ihtiyacı oluyordu. Küçük yaşta geliyordum gidiyordum, destek oluyordum. Yani çok bir şeyler yapamıyordum ama ilaç dizmede yardımcı oluyordum. Okulda öğrenmekle dedemden öğrenmek çok çok farklı yani. Üniversitede akademik bilgiler öğrendim ama eczanede ise dedemden kimin neye ihtiyacı olduğunu öğreniyorum. Ben de onu örnek alıyorum. Çok güzel bir meslek, benden sonraki kuşakların da bu mesleğe devam etmesini isterim.”

“Ne zaman ihtiyacımız olsa birbirimize destek veriyoruz”

Mesleğini 29 yıldır sürdüren 50 yaşındaki Derya Solak Cansever ise meslek seçimindeki en büyük faktörün babası olduğunu anlattı.

Gençlik yıllarında eczacı olmayı düşünmediğini ancak babasının eczacılığın mizacına uygun olduğunu söylemesi üzerine üniversite tercihlerini buna göre yaptığını aktaran Cansever, şöyle konuştu:

“Sonradan fark ettim ki gerçekten bana uygun bir meslekmiş. İyi ki öyle yapmış. Nasip oldu, benden sonra da oğlum üniversite tercihlerinde eczacılık fakültesini yazdı ve o da kazandı. Şu anda 3 nesil eczacılık mesleğine devam ediyoruz. Babam ve oğlum Güzelyalı’da, benim eczanem de Kurşunlu’da. Mezun olduktan sonra ilk yıl birlikte çalıştık, sağ olsun yetişmeme, işi öğrenmeme yardımcı oldu. Sonrasında da elini hiç üstümden çekmedi. Ne zaman ihtiyacımız olsa birbirimize destek veriyoruz. Aynı meslek grubunda olmak güzel oluyor. Ben de bildiklerimi elimden geldiğince oğluma aktarmaya çalışıyorum.”

Cansever, eczacılığa 3 nesil aktif devam etmeleri dolayısıyla çevrelerinden olumlu tepkiler aldıklarını belirtti.

Babasıyla alakalı en büyük öğretisinin işinin başında durmak olduğunu söyleyen Cansever, “Bu yaz oğlumun mezuniyetine gittik. Mezuniyeti çok gurur verici bir şeydi. Yani hiç öyle hissedeceğimi düşünmedim ama orada en çok babam aklıma geldi. ‘Demek ki ben de mezun olduğumda babamın yanına geldiğimde, önlüğümü giydiğimde babam bunları hissetmiş’ dedim. Çok gurur vericiydi.” ifadesini kullandı.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/dede-anne-ve-torun-ayni-eczanede-mesai-yapiyor/feed/ 0
Edirne Mevlevihanesi’nin Restorasyonu İçin Hazırlıklar Devam Ediyor https://www.igdirhaber.com.tr/edirne-mevlevihanesinin-restorasyonu-icin-hazirliklar-devam-ediyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/edirne-mevlevihanesinin-restorasyonu-icin-hazirliklar-devam-ediyor/#respond Wed, 03 Jan 2024 09:24:39 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=1598 Edirne’de, 15. yüzyılda 2. Murat döneminde yaptırılan Edirne Mevlevihanesi’nin rölöve, restitüsyon ve restorasyonu için Valilik tarafından talimatı verilen projenin hazırlıkları devam ediyor.

Osmanlı döneminde Konya ve İstanbul mevlevihanelerinden sonra en büyük üçüncü mevlevihane olan yapı, Edirne Valiliği öncülüğünde ihya edilecek.

Trakya Üniversitesi Roman Dili ve Kültürü Araştırmaları Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ali Cengiz, AA muhabirine, Edirne Mevlevihanesi’nin kent için önemli bir değer olduğunu söyledi.

Kentteki Osmanlı yapıları üzerine araştırmalar yapan Cengiz, Muradiye Camisi’nin kuzey tarafında yer alan mevlevihanenin bugüne ulaşamadığını ifade etti.

Osmanlı döneminde uzun yıllar kullanılan yapının zaman için harap hale geldiğini anlatan Cengiz, “Tarihi kaynaklara göre 1938 yılında Trakya Umumi Müfettişi General Kazım Dirik tarafından harap hale gelen yapı tamamen yıktırılıyor. Ön tarafında yer alan türbede bulunan mezarlar güney tarafa naklediliyor.” dedi.

Cengiz, eser hakkında detaylı bilgiye, 1752 Edirne Depremi’nden sonraki onarım defteri kayıtları, yapılan çizimler ve tarihi kaynaklardan ulaşıldığını dile getirdi.

Mevlevihanenin en büyük yapısının 21 odadan oluşan 2 katlı Şeyh Konağı olduğunu anlatan Cengiz, şunları kaydetti:

“Bu konağın kapısında ‘Medet ya Hz. Mevlana’ yazıyor. Ön tarafında büyük bir semahane var. Batı tarafında derviş odaları, çilehane ve zengin bir kütüphane bulunuyor. Yapının doğu tarafında ise aşevi ve fırının bulunduğu imarethane var. Özellikle buradaki dervişlerin yemek ihtiyacını karşılamasının yanında caminin minaresinin gölgesinin eriştiği yerdeki kişilerin ekmek ihtiyacı buradan karşılanıyor. Bugünkü pide tarzında bir ekmek çeşidi olan fodula ekmeği dağıtılıyor. Perşembe günleri de ikram yapıldığını tarihi kaynaklardan görüyoruz.”

Cengiz, mevlevihanenin, ihyası tamamlandığında önemli bir çekim merkezi olacağını belirtti.

Mevlevihaneye çok sayıda ziyaretçi gelmesini beklediklerini aktaran Cengiz, “Mevlevihane Konya ve İstanbul’dan sonra üçüncü en büyük mevlevihane. Osmanlıya 92 yıl başkentlik yapan Edirne’de, böyle büyük bir yapının ayağa kaldırılması, payitaht Edirne’ye yakışır. Burasının turizm açısından çekim merkezi olacağını düşünüyorum. Burası ayağa kaldırıldığında önemli bir yer haline gelecek. Yıl içerisinde belirli günlerde semah törenlerinin yapılmasıyla geçmişi yad edebiliriz.” diye konuştu.

Edirne Mevlevihanesi

Tarihi kaynaklara göre, 15. yüzyılda 2. Murat Cami Külliyesi’nde caminin kuzeyine yaptırılan ahşap mevlevihane, tekke binaları, harem dairesi, semahane, dede odaları ve kütüphaneden oluşuyordu.

Mevlevi dervişlerinin, öğrencilerin ve misafirlerin yemek ihtiyacının karşılandığı imarethanede ise cami minaresinin gölgesinin düştüğü yere kadar olan evlere her gün ekmek, perşembe günleri de pilav ve zerde ikram edilirdi.

Edirne Mevlevihanesi, 1925 yılında bir süre ilkokul olarak hizmet verdi, ardından Trakya Umumi Müfettişi General Kazım Dirik tarafından yıktırıldı.

Caminin haziresinde mevlevihanenin ilk şeyhi Celalettin Çelebi, ikinci şeyhi Cemaleddin Çelebi, tekke şeyhlerinden Mehmet Arif Dede, Osman Dede, Şair Neşati Dede, Seyyid Mahmut Dede, Mehmet Emin Dede, Ali Eşref Dede ve son şeyh Süleyman Dede’nin mezarları yer alıyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/edirne-mevlevihanesinin-restorasyonu-icin-hazirliklar-devam-ediyor/feed/ 0