Bakan Ersoy, AK Parti’nin, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Malatya Büyükşehir Belediyesi yanındaki alanda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, deprem sürecinde Malatya halkıyla aralarında kopmaz bir bağın oluştuğunu söyledi.
Depremin ilk gününden itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Malatya’da koordinasyonu sağladıklarını belirten Bakan Ersoy, şöyle konuştu:
“Devlet millet el ele ve güç birliği yaparak zorlukları aştık, aşmaya devam edeceğiz. Depremin hemen ardından Malatya’yı yeniden ayağa kaldırmak için bütün gücümüzle hareket ettik. Asrın felaketinin 2 ay sonrasında Cumhurbaşkanı’mız deprem konutlarının temel atma törenini gerçekleştirdi ve eş zamanlı olarak 1442 konut, 250 köy evi ve 47 dükkanın anahtar teslimi yapıldı. Şubat ayında da 6 bin 181 hak sahibi kurayla evlerine yerleşti. Deprem Malatya’daki tarihi ve kültürel dokuya da çok büyük hasar verdi. Hasarları onarmak ve yeniden ihya etmek için Bakanlığım ve mesai arkadaşlarım çalışmaları aralıksız devam ettiriyor. Malatya Arkeoloji Müzesi, Beşkonaklar Etnografya Müzesi, Geleneksel Malatya Evi’nde de onarım, tadilat işlemleri sürüyor. Atatürk Anı Evi ve Etnografya Müzesi’nde tadilat işleri hızla ilerliyor. İnşallah yaz aylarında bütün işlemleri bitirmiş olacağız.
Depremde acılarımızı paylaştık. Şehrimiz eski günlerine ulaşınca da hep beraber sevinçlerimizi paylaşacağız. Milletimizin derdi bizim derdimiz. Milletimizin ne sorunu, ne problemi varsa biz onu çözmekle görevliyiz. Verdiğimiz sözleri birer birer tutuyoruz. Deprem bölgesinin yeniden ayağa kaldırılması için Cumhurbaşkanı’mız ve bizler 7 gün 24 saat çalışıyoruz.”
“81 ilde iftar programları düzenleyeceğiz”
Deprem bölgesinde çalışmaların süreceğini dile getiren Bakan Ersoy, “Vakıflar Genel Müdürlüğü vasıtasıyla 81 ilde iftar programları düzenleyeceğiz. Malatya’da da 2 noktada iftar programımız olacak. İl Halk Kütüphanesi alanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesinde 1600’er kişilik 2 çadır alanı organize ettik. Her akşam 3 bin 200 kişiyi misafir edeceğiz. Bayramda da geçen sene baba ocağıma gittikten sonra buraya geldim. Bu yıl da bayramda birlikteyiz inşallah.” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz da 6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu dile getiren Yılmaz, şunları söyledi:
“Malatya depremden çok etkilendi. Allah’ın izniyle önümüzdeki süreç içinde hiç durmadan tıpkı 6 Şubat’tan sonra bütün gücümüzle burada yanınızda olduğumuz gibi bundan sonra da olacağız. Malatya’mızı yeni baştan inşa ediyoruz. Belki geçmişte bazı yapı imar hataları var onlar da giderilerek Malatya’mız Türkiye’nin her zaman parmakla gösterilen büyükşehri olduğu gibi bundan sonra da parmakla gösterilen büyükşehri olmaya devam edecek. Bunun için 31 Mart akşamına kadar koşacağız. 1 Nisan sabahı da inşallah elde ettiğimiz başarı öyküsüyle alnımızın teriyle kazandık diyerek hep birlikte sevineceğiz, övüneceğiz.”
]]>Haiti’de yaşananlar, ülkede son yıllarda silahlı çetelerin önlenemez gibi görünen yükselişini izleyenler için bile şoke edici. Bu Karayipler ülkesinin başkentinde ve giderek artan oranda kırsal kesimlerde de hakimi olan çeteleri yakından inceledik.
Silahlı gruplar, Haiti’nin tarihinde usun süre kanlı bir rol oynadı.
Papa Doc diye tanınan François Duvalier ve oğlu Jean Claude “Baby Doc” Duvalier’nin 29 yıl süren dikta yönetiminde Tonton Macoutes diye bilinen bir milis gücü, Duvalier rejimine herhangi bir muhalefeti bastırmak için aşırı şiddet kullanmıştı.
Genç Duvalier 1989’da sürgüne gitmeye zorladı, ancak çeteler değişen miktarlarda güç sahibi olmaya devam ettiler ve bazen ittifak yaptıkları siyasetçiler tarafından korunup, teşvik edildiler.
Çete şiddetindeki son yaygın artış, 7 Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı Jovenel Moise’nin suikastla öldürülmesinin ardından başladı.
Cumhurbaşkanı, Haiti içindeki “karanlık güçleri” kınamaya başladıktan sonra, başkent Port-au-Prince’teki evinin hemen dışında bir grup Kolombiyalı paralı asker tarafından vuruldu.
Kolombiyalılar ve bazı diğer şüpheliler tutuklansa da, suikast emrini kimin verdiğine dair yürütülen soruşturmada hala herhangi bir sonuç alınamadı.
Çete şiddeti Cumhurbaşkanı Moise’nin iktidar döneminde de yaygındı, ancak suikastin yarattığı iktidar boşluğu sayesinde çeteler daha çok alan ele geçirdi ve daha etkin bir hale geldiler.
Ülkede boş kalan tek koltuk sadece cumhurbaşkanlığı da değil.
Genel seçimlerin tekrar tekrar gecikmesi nedeniyle, tüm seçilmiş yetkililerin görev süreleri doldu ve kurumlar lidersiz kaldı.
Jovenel Moïse’s öldürülmesinden bu yaana ülkeyi Ariel Henry yönetiyor.
Henry, ölümünden kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Moise tarafından başbakanlığa atanmıştı, ancak seçilmiş bir isim değil bu yüzden meşruiyeti konusunda soru işaretleri var.
Söz verdiği seçimler gerçekleşmediği için Ariel Henry’nin liderliğine karşı giderek büyüyen bir muhalefet var.
Dahası, güvensizlik de arttı ve yüzbinlerce Haitili evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Henry’nin en büyük rakiplerinden biri, polislikten kovulduktan sonra çete lideri olan Jimmy Cherizier.
“Barbekü” takma adıyla da tanına Cherizier, 2020’de işbirliğine giden dokuz çetenin kurduğu G9 ittifakını yönetiyor. İttifakın öldürülen cumhurbaşkanı Moise’nin Tet Kale Partisi ile bağları olduğu belirtiliyor.
Barbekü, Başbakan Henry’ye en başından beri karşı çıkıyordu.
Çete lideri “kokuşmuş burjuvaziyi” sorumlu tuttuğu Moise suikastını takipçilerini “meşru şiddet” diye tarif ettiği eylemlere teşvik etme için kullandı.
Vahşi saldırılar ve yağma olayları artı. Özellikle de Barbekü’nün hakim olduğu başkent Port-au-Prince’te.
Ekim 2021’de, Jimmy Cherezier çetesinin birden ortaya çıkan ağır silahlı adamları, havaya ateş açarak Ariel Henry’nin bir anıta çelenk bırakmasını engellediler.
Cherezier daha sonra etrafında çete üyeleriyle beyaz bir takım elbise giyerek söz konusu anıta çelenk bıraktı. Sıradışı bir güç gösterisiydi.
Cherezier’in G9 çetesi, öldürülen Cumhurbaşkanı Moise’ye karşı çıkan partilerle bağlantılı olduğu belirtilen G-Pep çetesiyle de kanlı bir savaş veriyor.
İki çete arasında bölge ele geçirmek için yaşanan çatışmalar sık sık görülüyor ve çatışmalar başkent Port-au-Prince’in yoksul mahallelerinden kent merkezine doğru yayıldı.
Okullar ve hastaneler çatışmalar yüzünden kapanmak zorunda kaldı ve Uluslararası Göç Örgütüne göre geçen yıl 100 binden fazla kişi evlerini terk etti.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, BBC’ye yaptığı açıklamada, çalışanlarının yardım dağıtmak için yüzlerce çeteyle müzakere etmek zorunda kaldığnı söyledi.
G9, 2022’de bir başka güç gösterisi yaptı ve Varruex yakıt terminaline girişi abluka altına aldı. Bu nedenle yakıt sıkıntısı başladı ve içme suyu ile ilaç gibi önemli yardımlar darbe aldı.
11 milyon nüfuslu ülkede 2023 rakamlarına göre sadece 9 bin aktif çalışanı olan ülkenin polis gücü, ABD’den kaçırılan gelişmiş silahlara sahip çetelerle başa çıkmakta zorlandı.
BM’nin insani yardım koordinatörü Ulrika Richardson’a göre şu anda başkentin % 80’inin çete kontrolü altında olduğunun tahmin edildiğini söylüyor ve bu bölgelerde yaşayanların “insanlık dışı” şiddete maruz kaldığını belirtiyor.
Richardson, 2022 ve 2023 arasında kadınların ve genç kızların çeteler tarafından hedef alınmasıyla cinsel şiddetin % 50 arttığını vurguluyor.
Başbakan Henry, şiddetle başa çıkabilmek için uluslararası destek çağrısı yaptı, ancak şu ana dek sadece Bahamalar, Bangladeş, Barbados ve Çad BM’ye resmen güvenlik personeli gönderebileceklerini söylediler. Ancak bunların hiç biri henüz ülkeye ulaşmadı.
Şiddet olaylarındaki son artış sırasında Henry, Kenya’ya gidip Haiti’ye 1000 polis konuşlandırmayı vaat eden yetkililerin vaatlerini yerine getirmesi için lobi faaliyetinde bulundu.
Haitili siviller umutsuzca, güvenlik koşullarının düzelmesini beklerken, yabancı güvenlik personelinin konuşlandırılmasından kaygılı olanlar da var.
1791’deki köle isyanıyla Fransa’dan bağımsızlığını alan Haiti, 1915’ten 1934’e dek ABD işgalinde kaldı. 1994 ve 2004’teki Amerikan askeri müdahaleleri de, bir çok kişiyi dış müdahelelere karşı kaygılı hale getirdi.
Karşıtları, Henry’nin istifa çağrıları artarken Kenya polis gücünü iktidarını sağlamlaştırmak için kullanacağından korkuyor.
Jimmy “Barbekü” Cherizier de Ariel Henry’yi yabancı güvenlik gücü çağırarak, konumunu sağlamlaştırmak istemekle suçlayanlardan biri.
2022’de çete lideri kendi “barış” planını sunmuş ve çetesinin affedilmesini ve Haiti’nin 10 bölgesinden temsilcilerin olacağı bir “akiller heyeti” oluşturulmasını istemişti. O dönem ayrıca çetesine kabine üyelikleri verilmesini de talep etmişti.
Cherezier o günden bu yana baskıyı artırıyor ve kendisini “gayrımeşru” bir lideri devirmeye çalışan bir “devrimci” olarak sunuyor.
Cherezier 1 Mart’ta “Ariel Henry ile savaşmaya devam edeceğini” söylemiş ve “savaşın gerektiği kadar süreceğini” belirtmişti.
Henry’nin şu anda nerede olduğu bilinmiyor, ancak binlerce firari mahkum sokaklardayken ve G9’un güçlü lideri açıkça istifa çağrısında bulunurken, başbakanın asayişi çabucak yeniden sağlaması giderek daha uzak bir olasılık haline geliyor.
]]>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Son Kabine toplantısından bu yana yaptıkları çalışmaları anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat’ın 12’sindeki Kabine toplantısının ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’a gittiklerini hatırlattı.
Her iki ülkenin devlet başkanının davetine icabetle yaptıkları bu ziyaretlerin oldukça verimli, samimi ve başarılı geçtiğini belirten Erdoğan, Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildikleri Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldığını kaydetti.
Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanları ile görüşmeler yaptıklarını dile getiren Erdoğan, Dubai ziyaretinin ardından Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Es-Sisi ile ikili ve heyetlerin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.
Erdoğan, Mısır’da da ticaret ve savunma başta olmak üzere ikili konularla özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuklarını aktararak, görüşmelerde, Gazze’deki katliamı durdurma ve yardımların bölgeye sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atılabilecek ortak adımları da ele aldıklarını ifade etti.
Yaralıların Türkiye’ye sevki ve Gazze’ye gönderilen 37 bin tonu aşan insani yardım malzemesinin ulaştırılmasında Mısır’ın ciddi desteklerinin olduğunu ifade eden Erdoğan, bu desteğin sürdüğünü bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere Türkiye’de ağırlayacaklarını dile getirdi.
Mısır ziyaretlerinin ardından Samsun’la başlayıp Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon’la devam eden bir Karadeniz programı yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, “Sağ olsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bu ziyaretlerimizde de bizi kucakladı, muhabbetle bağrına bastı.” dedi.
“Bölgesel hususları gözden geçirdik”
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kazandığı seçimin hemen ardından ilk resmi ziyaretini 19 Şubat’ta Türkiye’ye gerçekleştirdiğini anımsatan Erdoğan, bu ziyarette hem Aliyev’i tarihi seçim başarısından dolayı tebrik ettiklerini hem de ikili ve bölgesel hususları gözden geçirme imkanı bulduklarını aktardı.
Erdoğan, ertesi gün adli yargı hakim ve cumhuriyet savcıları ile idari yargı hakimlerinin kura çekim törenine katıldıklarını belirterek, “Ülkemizi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik üzerinde yükseltme sözümüzü, yargı teşkilatımızı her alanda güçlendirerek tutmayı sürdürüyoruz.” diye konuştu.
Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı Edi Rama ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Seçim mitinglerimize 21 Şubat’ta Afyonkarahisar, 22 Şubat’ta Denizli, 23 Şubat’ta Balıkesir, 24 Şubat’ta Sakarya, 25 Şubat’ta Adana ile devam ettik. Gittiğimiz her şehirde, vatandaşlarımızın sevgisiyle, coşkusuyla, duasıyla karşılaşmış olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyoruz. Meydanları hıncahınç dolduran tüm kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum.
İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini 26 Şubat’ta hizmete açtık. Ardından Ankara’da Seçim İşleri Başkanlığımızın toplantısına katılarak, dava ve yol arkadaşlarımızla 31 Mart hazırlıklarını değerlendirdik. Miting maratonumuzu 27 Şubat’ta Manisa’yla, 28 Şubat’ta Kütahya’yla, 29 Şubat’ta Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin ve NG Kütahya Seramik’in yeni fabrikalarının hizmete açılış törenlerine katıldık.”
“En önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart ayının ilk gününü artık dünyanın önemli uluslararası etkinliklerinden biri haline dönüşen Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdıklarını belirterek, “Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza, 148 ülkeden yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik. Gerek Forum açılışındaki hitabımızda gerekse görüşmelerimizde ikili konularımızın yanı sıra en önemli gündem maddemiz Gazze ve Filistin’di.” dedi.
Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
“Takip eden günlerde Antalya ve Muğla mitinglerimizde yine vatandaşlarımızla buluştuk. Ayrıca Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmeti açtık. Muğla Marmaris’te sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri ile bir araya geldik. Aday tanıtımlarından başlayarak seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehrimizde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bu takvimin yaklaşık yarısını önümüzdeki haftalarda hayata geçireceğiz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart mahalli seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Seçim takviminin en sağlıklı şekilde işletilmesi, yargı ile birlikte yürütme olarak bizim görevimizdir. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
“Hayatın normal ritmine dönmesi için çalışıyoruz”
Gelişmeler ne olursa olsun, zihinlerinde ve kalplerinde en üst sıralarda tuttukları değişmez gündem maddelerinin olduğuna işaret eden Erdoğan, depremde yıkılan şehirlerin ayağa kaldırılmasının bunlardan biri olduğunu vurguladı.
Erdoğan, yerleşim yerlerini yıkıntılardan önemli ölçüde temizleyerek, geçici barınma alanlarının standardını yükselterek, hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Nisan ayının başı itibarıyla bu rakamı 75 bine çıkarıyoruz. Yıl sonuna kadar da 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Kendi evini yapmak isteyenlere, hibesi ve kredisiyle her türlü kolaylığı gösteriyoruz. Amacımız, tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahcup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.”
(Sürecek)
]]>Ülkede ilk büyükelçiliği açan Türkiye’nin Taşkent Büyükelçiliği Nisan 1992’de, Özbekistan’ın Ankara Büyükelçiliği de Ocak 1993’te faaliyetlerine başladı.
Özbekistan’ın bağımsızlık ilanının ardından geçen 24 yıl boyunca Türkiye ile ilişkilerinde farklı nedenlerden dolayı inişli çıkışlı dönemler yaşandı.
Jeostratejik konumu, köklü tarihi, zengin kültürel değerleri, ekonomik potansiyeli, 36 milyonu aşan nüfusu ve Orta Asya’nın tüm ülkeleriyle ortak sınırlarının bulunması nedeniyle bölgenin kilit ülkelerinden Özbekistan ile Türkiye arasında uzun yıllar durağan olan ilişkilerin seyri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kasım 2016’da Semerkant’a yaptığı ziyaretle tümden değişti.
Semerkant ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile yaptığı görüşme, Özbekistan-Türkiye ilişkilerini canlandırarak ikili ilişkilerde yeni dönem başlattı. Bunun ardından Mirziyoyev, Ekim 2017’de “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla 21 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden en üst düzey Özbek yetkili oldu.
İki ülke cumhurbaşkanları arasındaki yakın dostluk ve siyasi irade neticesinde ilişkiler, 2017’de stratejik ortaklık seviyesine çıkartılırken uzun yıllardan beri yapılamayan Türkiye-Özbekistan Karma Ekonomik Komisyon Toplantıları düzenlendi. 2018’de iki liderin başkanlıklarında Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kuruldu, Konseyin ilk toplantısı Şubat 2020’de Ankara’da, ikinci toplantısı da Mart 2022’de Taşkent’te gerçekleştirildi.
Geçen sene Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, farklı vesilelerle iki kez Türkiye’ye ziyarette bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’ne katılmak üzere bir kez Özbekistan’ı ziyaret etti.
Aralık 2023’te Ankara’da Türkiye-Özbekistan Karma Ekonomik Komisyonunun 7. toplantısı gerçekleştirildi. Özbekistan Başbakan Yardımcısı Cemşid Koçkarov başkanlığındaki heyetin katıldığı toplantıda iki ülke arasındaki ticari-ekonomik ilişkilerin 2024 ve 2025 yıllarında geliştirilmesini içeren eylem planı oluşturuldu.
Özbekistan-Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin üçüncü toplantısının 2024’te Ankara’da yapılması planlanıyor, bu vesileyle Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in bu yıl Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor.
İkili ticaret hacmi 3,1 milyar dolar oldu
Türkiye ile Özbekistan arasındaki ticari ilişkilerde de yeni dönem başladı. 2016’da 1 milyar 242 milyon dolar olan ikili ticaret hacmi, 2020’de 2,1 milyar dolar, 2023’te de 3,1 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.
Özbekistan’ın dış ticaretinde 2016 öncesinde ilk 5 ülke arasında yer alan Türkiye, geçen yıl yüzde 5’lik payla ülkenin 4. ticari ortağı oldu.
Türkiye’nin 2023’te Özbekistan’a ihracatı yüzde 6,4 artışla 1 milyar 851 milyon 200 dolara ulaştı, Özbekistan’dan ithalatı da yüzde 24 azalışla 1 milyar 248,5 milyon dolar olarak hesaplandı.
Türkiye, Özbekistan’a ağırlıklı olarak makine, elektronik eşya, mobilya ve aydınlatma cihazları, prefabrik yapılar, motorlu kara taşıtları, tekstil, gıda ve tüketim ürünleri satarken plastik mamuller, bakır, çinko ve pamuk ipliği ithal etti.
İki ülke arasında haftada 60 tarifeli uçak seferi yapılıyor
Mirziyoyev’in göreve gelmesinin ardından Türk iş insanları tarafından uzun yıllar defalarca dile getirilen sorunlardan vize konusunda olumlu adımlar atıldı.
Özbek hükümeti, 2017’de Türk vatandaşlarına 3 gün içinde vize verilmesini öngören kararnameyi imzaladı, Şubat 2018’de Türk vatandaşlarına 30 günlük vize muafiyeti tanıdı.
Bunun neticesinde iki ülke vatandaşları arasında karşılıklı ziyaretler artarken 2016’da 150 bin civarında olan Türkiye’ye giden Özbek sayısı, 2023’te 500 bine yaklaştı.
İki ülke arasında 2016’ya kadar haftada 5 kez yapılan tarifeli uçak seferleri de son yıllarda önemli ölçüde artış gösterdi. Karşılıklı ilişkilerin gelişmesiyle iki ülke hava yolu şirketlerinin uçtuğu güzergahların sayısı da çoğaldı ve İstanbul-Taşkent seferlerinin yanı sıra Türkiye’nin Ankara ve İzmir şehirleri ile Özbekistan’ın tarihi Semerkant, Buhara, Ürgenç ve Fergana şehirlerini bağlayan uçak seferleri düzenlenmeye başlandı.
Özbekistan ile Türkiye arasında haftada 60 tarifeli uçak seferi düzenleniyor, bu sayının yaz mevsiminde artması bekleniyor.
]]>Muğla’ya yapılan her yatırımda AK Parti iktidarının mührü bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim gönlümüz Muğla’dan hiç ayrılmadı. Bunun için de hamd olsun Muğla’ya yapılan her hizmette mührümüz var, damgamız var. Marmaris’teki devlet konuk evinde zaman zaman kalan bir kardeşiniz olarak kendimi fahri Muğlalı olarak da görüyorum. Bu vesile ile geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği genel seçimlerinde aldığımız yüzde 34,5 ve Milletvekilliğinde yüzde 32,5 oy için Muğlalılara teşekkür ediyorum. Bu oy oranları Muğlalı ile aramızdaki sevginin derinliğini göstermekten çok uzak. Biz bu güne kadar sadece eser hizmeti yaptık. Altyapı eksiklerini gidermek için çalıştık. Demokrasi ve kalkınma atılımlarımızın meyvesini ve ülkemizi 21 yılda 3 kat büyüttük. Benim Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım sırasında ne şahsen, ne hükümet politikaları ile kimseyi ötekileştirmedik. Her kesimden vatandaşımızın tamamını kucakladık ve hizmete verdik. Muğlalı Yörüklerin ve Türkmenlerin mağduriyetlerini de biz ortadan kaldırdık. Karadeniz’in, Akdeniz’in geçit vermez dağlarına hangi yatırımları yaptık isek Ege’nin ve Güneydoğu Anadolu’muzun yatırımlarını biz götürdük. Biz bu ülkeyi 81 vilayetinin tamamını kucakladık. Hiçbir insanımızı dışlamayan anlayışımız ile önce 2023 hedefleri ile şimdi de Türkiye Yüzyılı ile biz buluşturduk. Sanayi, ticaret, turizm her alanda üreten ve istihdam eden, ülkesine katkı sağlayan insanlarımızı destekledik ve teşvik ettik. Altyapısı gelişen Türkiye’nin en yakın şahidi Muğla’dır. Çeyrek asır öncesinin Muğla’sının yanına bugünkü Muğla’yı koyun. Arada asırlık fark göreceksiniz” dedi.
“Muğla’yı köy görüntüsünde tutanlar yatırımları engellemek için ellerinden geleni yaptı”
Muğla’nın dünyanın çekim merkezi haline dönüştüğünü açıklayan Erdoğan, “Aradaki en büyük engel ise Muğla Büyükşehir Belediyesini 25 yıldır yöneten zihniyettir. Muğla’yı köy görüntüsünde tutanlar, Bakanlıklar ve girişimcilerimizin projelerini engellemek için de ellerinden geleni yaptılar. Muğla Büyükşehir Belediyesinin idari tasarruf ile yargı yolu ile engellediği projeleri üst üste koysanız bir Muğla daha ortaya çıkar” diye konuştu.
“Muğla’ya 122 milyar lira kamu yatırımı yaptık”
Alandaki vatandaş sayısını 50 bin kişi olarak açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ramazan ayına yaklaşıyoruz. Sayılı günler kaldı. İnşallah 31 Mart’ta milli irade bayramı ilan edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına yakışır yeni bir kalkınma hamlesini inşallah sizlerle birlikte sandıkta vereceğiz. Ülkemize ve Muğla’mıza en büyük müjdemiz bu olacak. Türkiye’yi 21 yıldır eser ve hizmet siyaseti ile yönetirken, her şehrimiz gibi Muğla’mıza verdiğimiz sözleri tutmak için de gece gündüz çalıştık. Bu anlayış ile iktidara geldiğimiz günden bu güne kadar 122 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğitim’de 33 bin 375 derslik, Gençlik ve Spor’da 11 bin 157 kişilik üniversite öğrencileri için yurt binası, 71 spor tesisi yaptık. Şimdi de Muğla Bodrum ve Fethiye’ye yeni spor tesisleri, Marmaris’e Gençlik Merkezi kazandırmak için çalışıyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 4 milyar tutarında kaynak ile destek olduk” ifadelerini kullandı.
İki havalimanının kapasitesi arttırıldı
Muğla’daki iki uluslararası havalimanının kapasitelerinin arttırıldığını belirten Erdoğan, “Muğla’da 3 bin 375 konutun yapımını tamamlayarak hak sahiplerine teslim ettik. Muğla’da 2021 yaz ayında yaşadığımız orman yangınlarını ardından 312 köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Kentsel dönüşümde 45 bin 455 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Ulaştırmada 90 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 460 kilometreye çıkardık. Geçen yıl 5,5 milyon yolcu kapasitesine ulaşan Dalaman ve 4,5 milyon yolcu kapasitesine ulaşan Milas-Bodrum havalimanlarını yeniledik. Ören ve Turgutreis Yat Limanlarını ve Güllük iskelelerini şehrimize kazandırdık. Fethiye ve Marmaris Körfezini balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet gemi bölgeye ulaştı. Gemilerimiz tarama çalışmalarına inşallah bu hafta başlıyor. Turizm ve tarım potansiyelini artırmak için pek çok projemiz var” dedi.
“Muğla’nın tüm ilçeleri doğal gaza kavuşacak”
Muğla’ya yapılan enerji yatırımlarında doğal gaza kavuşan Menteşe, Ula, Yatağan ve Kavaklıdere dışındaki Marmaris, Bodrum ve Fethiye dahil tüm ilçelere doğal gaz arzı için çalıştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Muğla’da 145 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 13 sulama tesisi tamamlandığında 165 bin dekar araziyi su ile buluşturacağız. Toplam 60 bin dekar alanın sulanmasına hizmet edecek 5 yeni baraj daha inşa ediyoruz. Arıcılığı geliştirmek için 18 bal ormanı kurduk. Tesis ettiğimiz 91 şehir ormanı ile vatandaşlarımıza rahat nefes alacakları alanlar oluşturduk. Muğlalı çiftçilerimizi 34 milyar liralık tarımsal destek verdik. İstihdamı desteklemek için Muğlalı iş insanlarımıza 6,5 milyar destek verdik. Enerjide Menteşe, Ula’ya, Yatağan’a doğal gaz arzı sağladık. Önümüzdeki dönemde Bodrum, Dalaman, Datça Fethiye, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Ortaca ve Seydikemer’e doğal gaz arzını sağlamayı planlıyoruz” dedi.
“Milletimizin huzuruna kimse kastedemez”
Türkiye’nin 40 yıldır terör ile mücadele ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyin başı huzur. Huzurun ilk şartı güvenlik. Muğla bir asır önce işgal yaşamış, ardından Milli Mücadele ile istiklalini kazanmış bir il olarak bunun anlamını çok iyi biliyor. Türkiye’nin 1970’li yıllarda maruz kaldığı ideolojik kavgalardan Muğla’mız da etkilendi. Ardından PKK terör örgütüne karşı yürüttüğümüz mücadelede Muğla’mız yüzlerce vatan evladını şehit olarak toprağa verdi. Tarih boyunca vatan savunmasında en başta yer alan Muğlalı kahramanlarımız bugün de ülke içinde, sınırlarımızda ve sınırlarımız dışında görev yapıyor. 85 milyon vatandaşımızın her akşam yastığa başını huzur içinde koyması için bu adımları atıyoruz. Dikkat ederseniz Türkiye’nin istikrarını bozmak isteyen emperyalistlerin ilk harekete geçirdikleri araçlar terör örgütleridir. Yaklaşık 40 yıldır terör ile mücadele eden ülkemizin bu alandaki en önemli strateji değişikliğini biz yaptık. Cumhuriyet tarihimizin en alçak ihanet girişimi olarak 15 Temmuz’un ardından terör ile mücadelemizi artık kendi topraklarımızda değil, terörün kaynağı olan yerlerde yürüteceğimizi ilan ettik. Bunu Gabar’da yaptık mı, Tendürek’te yaptık mı, bunu Cudi’de yaptık mı? Bütün bu teröristleri oralarda mağaralara gömdük mü? Yaparsa AK Parti yapar, yine yapacağız. Çünkü milletimizin huzuruna kimse kastedemez. Irak ve Suriye’de bunları yaptık. Yola aynı kararlılıkla inşallah devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti Muğla Büyükşehir ve 13 ilçe belediye başkan adayını tanıttı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Muğla aday tanıtım mitinginin ardından Marmaris’e hareket etti ve seçim koordinasyon kurulu toplantısına katıldı. – MUĞLA
]]>Fidan, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumunun (ADF) kapanışında konuştu.
Muhataplarının forumun hem katılımcı profili hem de içerik bakımından zenginliği ve kapsayıcılığından etkilendiklerini defaatle kendilerine ilettiğini belirten Fidan, “Farklı coğrafyalardan gelen misafirlerimiz bu forumun kendilerine etkili bir network imkanı oluşturduğunu da gündeme getirdiler.” dedi.
Fidan, katılımcıların panellerde konuşmacı olarak görüşlerini rahatlıkla paylaşmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiklerini ve çok sayıda ikili görüşme yapma imkanı bulmalarından dolayı da müteşekkir olduklarını defaatle işittiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasındaki yoğun mesaisine rağmen foruma katıldığını ve burada 11 devlet ve hükümet başkanıyla bir araya geldiğini dile getiren Fidan, bu görüşmelerde çok kritik konu ve gündemlerin ele alındığını söyledi.
Fidan, ADF’de 32 mevkidaşıyla ikili görüşme yapma imkanı bulduğunu ve Afrikalı mevkidaşlarıyla da bir araya geleceğini belirtti.
3 gün boyunca çok farklı düzeyde katılımcı ile ADF’de yoğun bir etkileşim içerisinde olduklarını vurgulayan Fidan, konuştuğu gençlerin, ADF’de akademisyen ve diplomatlarla buluşmalarının kendileri için ufuk açıcı olduğunu kaydetti.
Fidan, şöyle devam etti:
“Forum kapsamında düzenlenen 47 oturumda güvenlik, enerji, bölgesel konular, yabancı düşmanlığı, uluslararası ticaret, bağlantısallık, arabuluculuk konusu, yapay zeka, dijital diplomasi, uluslararası gündemin ilk sıralarında yer alan diğer çeşitli konular masaya yatırıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin ev sahipliğinde ‘kadın barış ve güvenlik’ temalı yüksek seviyeli oturum gerçekleştirildi.”
Gazze Temas Grubu üyesi olarak grup üyesi Filistin ve Mısır Dışişleri Bakanlarıyla Gazze konusunda bir panele ev sahipliği yaptığını aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı’nın oturumlara katılarak forumun başarısına katkıda bulunduklarını belirtti.
“Karşı karşıya olduğumuz tablo küresel adaletsizliklerin yansıması”
Fidan, forum kapsamında geleceğin liderlerinin görüşlerine de kulak verdiklerini ve kendilerine notlar çıkardıklarını söyledi.
Latin Amerika’dan Asya Pasifik’e farklı coğrafyaların karşı karşıya oldukları riskleri ve fırsatları daha ayrıntılı bir biçimde buradaki panellerde ele alma imkanı bulduklarını aktaran Fidan, Filistinli ve Mısırlı mevkidaşlarıyla düzenledikleri etkinliğe ilişkin şunları kaydetti:
“Gazze’de devam eden zulmün sona erdirilmesi için atmamız gereken adımları konuştuk. Karşı karşıya olduğumuz tablonun aynı zamanda küresel adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin bir yansıması olduğunu ifade ettik.”
Fidan, ADF’ye katılan konukların diyaloğun ne kadar kritik olduğu hususunda mutabık kaldığını vurgulayarak, burada dile getirilen değerli fikirleri hayata geçirme ve geleceği ortak menfaatler çerçevesinde şekillendirmek üzere birlikte eyleme geçme zamanının geldiğine inandığını söyledi.
Yeni görüş, fikir ve ev ödevleriyle Antalya’dan ayrılacaklarını belirten Fidan, ADF’ye verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.
Sorular
Fidan, ADF’nin kapanış konuşmasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bakan Fidan, Gazze’de barış süreci ve kalıcı ateşkese yönelik görüşmelerine ilişkin sorulan soruya, “Gazze’deki süren zulmün durdurulması ADF’nin neredeyse merkezine oturdu. Gerek Sayın Cumhurbaşkanı’mız yaptığı görüşmelerde gerek biz yaptığımız ikili görüşmelerde, çok taraflı görüşmelerde ve panellerde bu konunun altını kuvvetle çizerek vurguladık. Diplomasinin kullanılabilecek bütün imkanlarını kullandık.” yanıtını verdi.
Bakan Fidan, moderatörlüğünü yaptığı “Gazze Temas Grubu” başlıklı panelde Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin etkileyici bir konuşma yaptığını söyleyerek, “Biz de özellikle değerli kardeşimize bu imkanı vermek istedik. Çünkü meselenin asıl sahibi arkadaşlarımız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Türkiye’ye davet ettiğini söyleyen Fidan, “Filistin konusundaki gelişmeleri ele almak, savaşın gidişatının ve aldığı şeklin seyrini görüşmek istiyorlar. Ayrıca Filistinliler arası diyalog konusunda da gelişmeleri Cumhurbaşkanı’mız birinci elden kendisinden duymak istiyor. Ayrıca Türkiye’nin tavsiye ve telkinlerini de iletme imkanı bulacaklar bu çerçevede.” diye konuştu.
Fidan, kendi ziyaretinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye ziyarette bulunup bulunmayacağına ilişkin soru üzerine, “Cumhurbaşkanı’mızın ziyareti konusu ABD’de üstünde çalışacağımız bir konu olacak. Ama şu anda biliyorsunuz her iki ülkede de bir seçim atmosferi var. Cumhurbaşkanı’mız son 2 aydır özellikle seçim gündemiyle oldukça meşgul. Daha sonrasında da ABD’de bir seçim gündemi var. Ama aradaki zaman diliminde ne yapılabilir, gittiğimizde de belki onu bir konuşacağız.” diye konuştu.
Japonya Dışişleri Bakanı Kamikawa Yoko’nun Türkiye’yi ziyaretine cevaben, ilişkilerin 100. yılı kapsamında bir iadeiziyaret düzenlenip düzenlenmeyeceğinin sorulması üzerine Fidan, mevkidaşı Kamikawa ile değerli bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve aynı zamanda Brezilya’da G20 marjında bir araya gelme fırsatı bulduklarını belirtti.
Fidan, “Japonya’yla ilişkilerimizi geliştirmeye fevkalade önem veriyoruz. Özellikle ekonomi, teknoloji, ticaret alanında çok büyük potansiyel var aramızda. İlişkilerimiz de devam ediyor. Bölgesel konuları da ciddi bir çerçevede ele alıyoruz hep beraber. Önümüzdeki aylarda bir iadeiziyaret yapmak konusunda da planlamamız var.” dedi.
“21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil”
Bakan Fidan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la görüşmesinde özellikle bölgesel gelişmelerle ilgili Kafkaslar’daki barış sürecinin, Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin ve Suriye konusunun masaya yatırıldığını belirtti.
Suriye konusuna ilişkin daha yakın bir tartışma ortamı oluşturulması ve zamana ihtiyaç olduğu konusunda Rus mevkidaşıyla mutabık kaldıklarını söyleyen Fidan, “Çünkü gerek mültecilerin geri dönüşü, gerek yeni anayasanın yazılması meselesi, gerek terörizmle mücadele konuları yani şu anda hep askıda olan konular Suriye’de. Bunun bir şekilde ilerletilmesi gerekiyor. Türkiye’nin milli güvenliğini ve menfaatini de yakından ilgilendiren bir konu. Rusya’nın da arasında bulunduğu birkaç ülkeyle bu konuyu yakından tartışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin Türkiye’nin görüşlerine değinen Fidan, “21. yüzyılda Avrupa’nın ortasında 500 bine yakın insanın hayatını kaybetmesi ve yaralanması koca bir ülkenin altyapısının ve üstyapısının tamamıyla imha olması bizim artık dayanabileceğimiz bir gerçeklik değil.” diyerek, söz konusu durumun bir an önce durdurulması ve bu fikre alışılması gerektiğini kaydetti.
(Bitti)
]]>Erdoğan, partisinin Turgut Özal Spor Salonu önünde düzenlenen Antalya mitinginde vatandaşlara hitap etti.
“Akdeniz’i saran zümrüt yayılsın, her şeyinle güzellikte daimsin Antalya. Sevdasın, tutkusun, aşksın, gönlümde kurulu köşksün Antalya. Anlatmaya yetmez diller, sana çıkar bütün yollar Antalya.” ifadeleriyle vatandaşları selamlayan Erdoğan, Antalya’da olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Erdoğan, bugünkü mitinge 80 bin kişinin katıldığı bilgisinin kendisine iletildiğini belirterek “10 binler Antalya’da bugün bizlerle beraber. Ne kadar kaldı şurada artık, 30 günümüz var. Ana kademe, kadın kolları, gençler, Cumhur İttifakı 31 Mart’a hazır mıyız? 31 Mart’ta yeniden Antalya diyor muyuz?” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlardan “evet” yanıtını alan ve Antalya’nın ilçelerinin isimlerini tek tek sayarak yerel seçimde destek sözü alan Erdoğan, Antalya’nın yerel seçimlerde destan yazmaya hazırlandığını vurguladı.
“Antalya diplomasinin de küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “buğulu gözlerle Akdeniz ufuklarını süzen” Antalya’nın, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle ve hepsinden önemlisi insanıyla Türkiye’ye değer kattığına, huzur verdiğine işaret ederek “Antalya artık sadece turizmin ve tarımın değil, diplomasinin de küresel yıldızlarından biri haline dönüşüyor. İşte dün başlayan ve üçüncüsü yapılan Antalya Diplomasi Forumu, bu yükselişin işaretlerinden biridir.” değerlendirmesinde bulundu.
Foruma binlerce kişinin katıldığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Antalya artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın bütünleştiği bir yer. Bu tür organizasyonlar, şehrimizin marka değerinin artmasına da katkı sağlıyor. Bu vesileyle başta evladınız, yol arkadaşım Mevlüt Çavuşoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Çünkü bu konuda önemli gayretleri oldu ve Diplomasi Forumu’nu buralara kadar getirdik. Biz de Antalya Diplomasi Forumu’nda dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılara ülkemizi ve küresel meselelere yaklaşımımızı anlatma imkanı bulduk.”
“Seçimler, siyasetçiler için hesap verme dönemleridir”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü mitingde hem vatandaşlarla hasret gidermeyi hem de 31 Mart seçimlerinde destek talep etmek istediklerinin altını çizerek “Biliyorsunuz seçimler, siyasetçiler için hesap verme dönemleridir. Biz zaten yıllardır hesap verdik, hesap veriyoruz ama hesaptan kaçanlara da 31 Mart’ta hesap sormaya hazır mıyız? Gümbür gümbür 31Mart’a hazırlanıyor muyuz?” diye konuştu.
Alandakilerden “evet” yanıtını alan Erdoğan, “Hükümeti veya belediyeleri yönetmek için sandıkta yetki alan siyasetçiler, seçim meydanlarında yaptıklarının muhasebesini yapar, yapacaklarının sözünü verirler. Milletimiz bu süreçte gördüklerini, duyduklarını kendi iç dünyasında değerlendirir, verdiği kararı da sandıkta ilan eder. Antalya, şimdi geçtiğimiz 5 yılda büyükşehir ve ilçeleriyle, belediyelerini yönetenlere notlarını veriyor, önümüzdeki 5 yıl için aday olanları da ölçüp tartıyor.” dedi.
“Her meselesinde Antalya’nın yanında yer almaya devam edeceğiz”
Cumhur İttifakı olarak büyükşehir ve ilçe adaylarıyla Antalya’ya hizmete talip olduklarını söyleyen Erdoğan, genel seçimlerde kendilerine cumhurbaşkanlığında yüzde 43, milletvekilliğinde ise yüzde 41 oy veren Antalyalılara teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Tabii bu oy oranları, Antalya ile aramızdaki muhabbeti yansıtmaktan uzaktır. İnşallah hep birlikte 31 Mart’ta sandıkları Cumhur İttifakı oylarıyla patlatarak bunu telafi edeceğimize inanıyorum. Bugün buradaki şu muhteşem mitingimizin 31 Mart’taki zaferimizin müjdecisi olduğuna inanıyorum. Şimdi burada, sizlerden bunun sözünü almak istiyorum; Antalya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı belediyeciliği, gerçek belediyecilik için söz veriyor mu? Antalya, tercihini milli iradeden, gelişmeden, kalkınmadan yana kullanmak için söz veriyor mu? Sırtını Toroslar’a verip ayağını Akdeniz’e uzatan Antalya’nın sözünde duracağına ben yürekten inanıyorum. Biz de Cumhurbaşkanıyla, bakanlıklarıyla, kurumlarıyla her meselesinde Antalya’nın yanında yer almaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak, hükümet olarak, Cumhur İttifakı ve kabinenin ülke için iş başında, ülkenin yönetiminde olduğunu vurgulayarak “Şimdi Cumhur İttifakı ve şu anda da hükümet olarak iş başında olduğumuza göre, yerel yönetimi de 31 Mart’ta bize teslim ettiğinizde evelallah ülkeyi biz uçurmaya devam edecek miyiz? Öyleyse bu ülkeyi maalesef çöpten çukurdan, çamurdan çıkarmayanlara bir daha teslim edemeyiz.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 22 yılda eğitimden sağlığa, kültürden ulaşıma, turizmden tarıma Antalya’nın adeta yeniden inşa edildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Antalya’ya ayrı bir ilgi gösterdiğini söyleyen Ersoy, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan Antalya’nın uzun yıllar yok sayılan, görmezden gelinen sorunlarının çözümü için hükümetin her türlü imkanı sağladığını kaydetti.
Ersoy, hükümetin sorunların çözümü için sağladığı destekler sayesinde Antalya’nın sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayarak, 2023 yılında Antalya’nın transfer yolcular dahil 16 milyonu aşkın ziyaretçiyle rekor kırarak, tüm zamanların en yüksek ziyaretçi sayısına ulaştığı bilgisini verdi.
Türkiye’yi turizmde dünyanın süper ligine yükseltmek ve oradaki yerini kalıcı hale getirmek istediklerini aktaran Ersoy, “Hedefimiz Antalya’yı geleceğe hazırlamaktır. Bunun için kaybedecek bir dakikamız dahi bulunmuyor. Antalya’nın ideolojik takıntılarla zaman kaybetmeye vakti yok. Antalya’nın hizmet anlamında kaybedecek zamanı yok. Biz Antalya’yı birilerinin siyaset malzemesi haline getirmesine rıza gösteremeyiz.” dedi.
Ersoy, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle 2019 yılında kurulan Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla dünyanın dört bir yanında Antalya’nın tanıtımını gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, “200’den fazla ülkede Antalya’yı, Alanya’yı, Kemer’i tanıtıyor, Amerika’da, Rusya’da, Almanya’da Manavgat’ın, Kaş’ın güzelliklerini gösteriyoruz. Her yıl dünyanın en tanınan isimlerini şehrimizin reklamını yapması için Antalya’ya getiriyoruz. Yeni yatırımları şehrimize çekiyoruz. Turizmi sadece 4-5 ayla sınırlandırmıyor, 12 aya yaymak için çalışmalar yapıyoruz.” diye konuştu.
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz”
Bakan Ersoy, Antalya’nın kültürel mirasını gün yüzüne çıkaracak tarihin en önemli projelerini hayata geçirdiklerini, arkeolojik hazineleri kazıp çıkartmakla kalmadıklarını, restorasyon yaparak yeniden ihya ettiklerinin altını çizdi.
Tüm desteklere rağmen Antalya’yı yönetenler son yıllarda temel altyapı problemlerini çözme konusunda dahi yeterli başarıyı gösteremediklerine işaret eden Ersoy, şöyle konuştu:
“Bu başarısızlık Antalya’nın kaderi olamaz. Bunu değiştirmek, Antalya’nın dünya turizm merkezleriyle olan rekabetinde öne geçmesini sağlayacak güce kavuşması bizim elimizde. Antalya’mızın biriken birçok sorunu var, ancak çözemeyeceğimiz hiçbir sorunu yok. Yeter ki şehrimizin yönetimi ehil ellere verelim. Bunu birlikte başaracağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Antalya’da üniversitemizle, belediye başkanlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımız, muhtarlarımız, sektör temsilcilerimiz ve siz değerli Antalyalı hemşerilerimizle el ele vererek bu hedeflerimize ulaşacağız.”
Mehmet Nuri Ersoy, Antalya olarak bu hedeflere bir adım daha yaklaşmak adına 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü’nün seçileceğine inandığını kaydetti.
Ersoy, Antalyalıların “Türkiye Yüzyılı” mücadelesinde her zaman olduğu gibi yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Tütüncü: “31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak”
Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de kentin AK Parti’nin iktidarda olduğu dönemlerde daima hizmet aldığını, en güzel yıllarını yaşadığını söyledi.
Son 5 yılın Antalya için kayıp olduğunu belirten Tütüncü, “Antalya’nın kaybedilen geçmiş yıllarını, zamanını hep birlikte iade edeceğiz. 31 Mart’tan itibaren Antalya’da yeni bir dönem başlayacak. İmar, ulaşım, altyapı gibi sorunların hepsini çözeceğiz. Eserlerimizle, projelerimizle Antalya’nın ve bütün ilçelerinin altın çağını başlatmaya hazırız.” diye konuştu.
Antalya’nın AK Partili bir belediye tarafından yönetilmeyi hakkettiğini ifade eden Tütüncü, büyükşehrin yanı sıra tüm ilçelerinde Cumhur İttifakı adaylarının seçimi kazanacağına inandığını vurguladı.
AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin de mitingdeki coşkunun Antalya’nın seçime hazır ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Cumhur İttifakı ile Antalya’nın yeniden şahlanacağını ve tüm ilçelerde altın çağı başlatacaklarını belirten Çetin, AK Parti’nin eserleriyle, hizmetleriyle vatandaşın gönlünde taht kurduğunu kaydetti.
]]>KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine ülkesi ve bölgesel konularla ilgili açıklamalarda bulundu.
Tatar, 147 ülkeden 19 devlet başkanı ve başbakan, 73 bakan ve 57 uluslararası temsilcinin katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’na ikinci kez katıldığını hatırlatarak toplantının kendileri için önemli ve anlamlı olduğunu dile getirdi.
Kendilerine yönelik ambargo ve engellemelere karşı Türkiye’nin her zaman KKTC’nin yanında durarak destek verdiğini dile getiren Tatar sözlerine şöyle devam etti:
“Antalya Diplomasi Forumu KKTC’nin görünürlüğünün artırılması açısından büyük bir imkan ve bundan dolayı Türkiye Cumhuriyeti’nin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a teşekkür ediyorum.”
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Kanıt” kitabını inceledi
AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı, AA muhabiri tarafından KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’a takdim edildi.
Kitaptaki fotoğrafları ve yer alan bilgileri inceleyen Tatar, “Kanıt”ın değerinin ilerde daha iyi anlaşılacağını belirterek kitabı gördükten sonra İsrail’in Gazze’de yaptığı katliam ve vahşet karşısında bir kez daha hayretler içerisinde kaldığını söyledi.
Tatar, dijital bir devirde yaşanmasına rağmen bazı fotoğraf ve belgelerin kaybolma ihtimali olduğunu belirterek “Kanıt kitabı hem mahkemede delil olacak hem de vahşetin boyutunu geniş kitlelere ulaştırma işlevi üstlenebilir.” diye konuştu.
Gazze’deki İsrail saldırılarında 100’den fazla gazetecinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tatar, bölgede görev yapan gazetecilere kolaylıklar diledi.
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım için bekleyen sivillere yönelik saldırısını kınadı
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım almak isteyen sivillere yönelik saldırısını kınayarak Gazze’de 30 binden fazla insanın katledilmesinin “kabul edilemez” olduğunu kaydetti.
Gazze konusunda “çifte standarda” tanık olduklarını belirten Tatar, “Gazze’deki katliamı düşünecek olursak dünyadaki bazı büyük devletlerin nasıl iki yüzlülüğü ve çifte standartları olduğunu, kendi öngördükleri çıkarları için hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan bir nesli soykırımla yok etmek için her şeyi yapabileceklerini gördük. Bu durumdan dolayı açıkçası dünyanın geleceğinden endişe duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
“Yama olmayacağız”
İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların benzerini Kıbrıs’ta Rumların 1960’lardan itibaren Türklere yaptığını ve dolayısıyla benzer şeyleri Kıbrıs Türk halkının geçmişte yaşadığını anlatan Tatar, bundan sonra Ada’da bir anlaşma olacaksa bunun mutlaka iki devletli çözüme dayanması gerektiğini vurguladı.
“Çağdaş dünyada katliamlar olmaz” şeklindeki yaklaşımın, 2. Dünya Savaşı’nın üzerinden daha 100 yıl geçmeden Gazze’de on binlerce insanın katledilmesiyle gerçekliğini yitirdiğine işaret eden Tatar, şunları kaydetti:
“Kıbrıs’ta gelecekte herhangi bir anlaşma pozisyonunda Kıbrıs Türk halkının ayrı bir varlık olarak mutlak surette eşitlik temelinde o pozisyonda yerini alması gerekmektedir. Eşit uluslararası statüde bir anlaşma iki devletin işbirliği şeklinde olabilir. Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti’nin ortadan kalkması ve bizleri Rum milletinin devamı olacak Kıbrıs’taki federal bir cumhuriyete yama etmelerini asla kabul etmeyeceğiz. Onlara yama olmayacağız.”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Kıbrıs’ın iki tarafında da temasları olduğunu hatırlatan KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, egemen, eşit uluslararası statülü iki devletli çözüm konusunda niyetlerini Genel Sekreter’e aktarması için Cuellar’a ilettiklerini dile getirdi.
Tatar, Kıbrıs’ta BM’nin 60 yıldan beri üzerinde uğraştığı “Federasyon” temelli bir anlaşmanın mümkün olmadığına işaret ederek “Federasyon temelinde bir anlaşma olmayacağını Cuellar’a bildirdik. Eğer bizim egemen eşitlik ve eşit uluslararası statümüz kabul edilebilirse o zaman masaya oturabiliriz. Siyasetimizden ödün vermeyeceğiz ve bu duruşumuzu devam ettireceğiz.” dedi.
“BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor”
Kıbrıs’ın iki tarafında da görev yapan BM Barış Gücü’nün görev süresinin 4 Mart’ta 60. yılını dolduracağını dile getiren Tatar, BM Barış Gücü askerlerinin hep taraflı davrandığını ve Rumların tesirinde kaldığını belirtti.
Tatar, KKTC’nin ara bölgedeki Pile köyünde yaşayan Türklere kolaylık sağlamak üzere yapmak istediği, Yiğitler-Pile yolu konusunda iki tarafın anlaşmaya varmasına rağmen BM Barış Gücü’nün Yunanistan’ın etkisiyle yol yapımını durduğunu hatırlatarak “BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Barış Gücü askerlerinin KKTC’de görev yapabilmeleri için Kuzey Kıbrıs Türk makamları ile mutlak bir anlaşma yapmaları gerektiğine dikkati çeken Tatar, bu konuda değerlendirmelerinin sürdüğünü ifade etti.
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te moderatörlüğünü TRT World Sunucusu Andre Sanke’nin yaptığı liderler paneline Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani ve Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud katıldı.
Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığına düzenledikleri forum için teşekkür etti.
Bölgedeki liderlerle çalışmak için çaba sarf ettiğini ve birçok liderle görüştüğünü dile getiren Radev, “Bağlantılığın bütün krizlerin aşılmasında çok önemli olduğunu söylemeye çalıştım ve yeni potansiyel krizlerin önüne ancak böyle geçebiliriz diye düşünüyorum.” dedi.
Radev, kültürel bağlantılığın da çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Bizim özellikle başka kültürleri anlamamız gerekiyor. Bu, çatışmaların önüne geçilmesi için gerçekten çok önemli ve açıkçası çoğu zaman birbirimizi tanımadığımız için bu derin çatışmalar çıkıyor.” diye konuştu.
Avrupa Konseyinde birçok ülkenin yer aldığına dikkati çeken Radev, her ülkenin farklı amaç, kültür ve önceliğinin bulunduğunu, kendisi için en önemli şeylerden birinin Bulgaristan’ın çıkarlarını korumak olduğunu söyledi.
“Diplomasi, bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var”
Diyaloğun çok önemli olduğunu, düzgün şekilde kullanıldığında sorunları aşma aracına dönüştüğünü vurgulayan Radev, “Diplomasi, dış politika enstrümanlarından bir tanesidir ve onu kullanmayı asla unutmamalıyız. Diplomasi, bombalardan önce gelir ve o bombaların düşmesini engellerse o zaman bir anlamı var. Bomba düşüp insanlar öldükten sonra diplomasinin bir anlamı yok.” dedi.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na değinen Radev, şunları kaydetti:
“Bu savaşı daha fazla mühimmatla desteklemeye devam edersek ve daha fazla insanla da desteklemeye devam edersek risklerin daha büyüdüğünü, ekonomik ve demografik olarak çok büyük bir yıkımın olacağını görebiliyoruz. Diplomasiden bahsedersek böyle forumlar sayesinde diyaloğu geniş kitlelere ulaştırmalıyız. Bu savaşın gerçekten saçıntılarını biz birçok yerde görmeye başlayacağız. Moldova’da biz bir şey yapmazsak gerçekten Moldova’nın da bunun içine çekildiğini görüyoruz.”
“Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir”
Kosova Cumhurbaşkanı Osmani de savaş zamanında barışı tercih etmenin çok zor olduğuna işaret ederek, ülkesinin Kosova Savaşı’nın bir an önce bitmesi için barış görüşmelerini savunduğunu hatırlattı.
Çalkantılı zamanlarda dost ülkelerin desteğinin ehemmiyetini vurgulayan Osmani, Avrupa Birliği (AB), Türkiye, ABD ve Bulgaristan gibi ülkelerle buna yönelik ortaklıklar kurmaya önem verdiklerini belirtti.
Osmani, Kosova’nın çok genç bir ülke olduğuna dikkati çekerek, “Diplomaside küçük kazanımlar bile kazanımdır ve zaferdir. Her şeyi birden kazanamazsınız. Açıkçası, kimi zaman geleceğe doğru çok küçük adımlar atıyoruz.” dedi.
Zor dönemden geçen ülkelere desteğin bir seferlik halinde olmaması gerektiğini dile getiren Osmani, uluslararası güçlerin bir ülkedeki iç çatışmayı durdurduktan sonra da desteklerini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
Osmani, “Uluslararası kamuoyunun ve uluslararası toplumun özellikle gelip bizim yanımızda olmaları ve daha sonra barışı tesis etmeleri, bizim için gerçekten çok büyük bir kazanımdı.” diye konuştu.
Savaş ve çatışmalarda masum insanların, kadınların ve çocukların acı çektiğini anlatan Osmani, Birleşmiş Milletlerin (BM) bunlara duyarsız kalmaması gerektiğini, ülkesinin böyle anlarda gerekli desteği vermeye hazır olduğunu kaydetti.
“Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda”
Osmani, Kosova’nın paydaşlarıyla beraber, ülkede barışı ve istikrarı korumaya çalıştığını dile getirerek, “Rusya, Balkanlar’a gözünü dikmiş durumda ve Batı’ya karşı yeni bir cephe açmak istiyor.” ifadesini kullandı.
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonucunun dünya için örnek teşkil edeceğini kaydeden Osmani, “Ukrayna’nın istediği barışı” ve hukukun üstünlüğüne dayanan dünya düzenini desteklediklerini belirtti.
Osmani, bölgede çatışmanın yaygınlaşmasının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i cesaretlendireceğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini dile getirerek, “Bence diktatörler kendi halklarını düşünmezler. (Eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Milosevic de yüz binlerce askerini kaybetti fakat kendisini düşünüyordu. Putin de yüz binlerce askerini değil sadece kendisini düşünüyor.” dedi.
Rusya’ya yaptırım uygulanmasını destekleyen Osmani, Ukrayna’da oldukça hukuksuz bir savaş yaşandığını dile getirdi.
Osmani, uzak bir ülkede çıkan savaşın bile ekonomik olarak tüm dünyayı etkilediğini kaydederek, Rusya-Ukrayna Savaşı’nı örnek gösterdi.
Karadeniz Tahıl Girişimi’nin önemine dikkati çeken Osmani, bunun, diplomasinin sadece güvenliğe değil aynı zamanda ekonomiye de odaklanabileceğini gösterdiğini söyledi.
“Mevcut küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz”
Somali Cumhurbaşkanı Mahmud da diplomasinin kolay bir şey olmadığını, tarihin diplomasiye büyük katkısının bulunduğunu dile getirdi.
Kızıldeniz bölgesinin değişken ve kırılgan yapıya sahip olduğuna işaret eden Mahmud, Somali’de yaşananlardan dolayı, Somalililerin dünyanın yardımına muhtaç hale geldiğini söyledi.
Mahmud, şöyle devam etti:
“Somali’yi destekleyen ortaklarımıza baktığımız zaman bazılarının belli prensipleri, ilkeleri var, bazılarının bu bölgede belli belli çıkarları var. Ortaklarınızın, size destek verenlerin bazılarının oldukça farklı prensipleri olabiliyor ve onları bir arada bir bütün haline getirebilmek, sizin kendi çıkarınız, onların çıkarları, bunların arasında bir denge oluşturabilmek çok zor olabiliyor.”
Küresel diplomasinin yeniden yapılandırması gerektiğini vurgulayan Mahmud, “Bizler, küresel diplomasi yapısını yeniden gözden geçirmeliyiz, kurallarını, ilkelerini yeniden gözden geçirmeliyiz ve bunu da yaparken uluslararası hukuk temeli üzerinde yapmalıyız. Tüm bu farklılıkların yasal bir temel üzerinde ve birbirleriyle 21. yüzyılın gerçekleriyle uyumlu bir şekilde olmasını sağlamalıyız.” diye konuştu.
“Gazze, Yemen problemi, hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar”
İklim değişikliğinin ülkesindeki etkisine de değinen Mahmud, global ve yerel gündeme sahip terör örgütüyle mücadele ettiklerini belirterek, “Somali’yi ele geçirirlerse küresel anlamda daha ileri giderler. Somali’yi kullanmak istiyorlar.” dedi.
Bölgeleri ve Kızıldeniz’deki gerilimin küresel bir problem olduğunu vurgulayan Mahmud, “Gazze, Yemen problemi, bunların hepsi diplomasinin çözmesi gereken sorunlar aksi halde herkesi etkileyecek. Biz, olan bitenin tarafı veya parçası değiliz ama ekonomik olarak kurbanıyız. Bizi çok kötü etkiliyor.” görüşünü paylaştı.
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla partisinin Kütahya Pazar Yanı Meydanı’nda gerçekleştirilen mitinginde konuşan Elitaş, 28 Şubat “postmodern darbesi”nin 27’nci yılı olduğunu anımsattı.
Bu süreçte millet iradesinin yok sayıldığını anlatan Elitaş, “28 Şubat süreci elhamdülillah milletin kendi adamlarının içinden çıkan insanları sahiplenerek onları 3 Kasım 2002 tarihinde iktidar yapmıştı. ‘Bin yıl’ diye söyledikleri sürecin 5 yıl dahi sürmemesi için bu millet elinden gelen gayreti göstermiştir.” diye konuştu.
Elitaş, 28 Şubat 1997’de, millet iradesinden çıkmış, milleti analarının ak sütü gibi tertemiz oylarıyla temsil eden iktidarın, “postmodern darbe” bahanesiyle ortadan kaldırıldığını kaydetti.
O dönem yaşananları anımsatan Elitaş, şöyle devam etti:
“Başörtülü hanımefendiden korkuyorlardı. Neden korkuyorlardı? Dinini diyanetini öğrenen insanlardan rahatsız oluyorlardı fakat bilemediler ki bir lideri, Sayın Cumhurbaşkanı’mızı Siirt’teki yaptığı konuşmadan, orada okuduğu bir şiirden dolayı mahkum etmeleri, belediye başkanlığını haksız yere elinden almalarından rahatsız olan, karşı duran vatandaş 14 Ağustos 2001’de kurduğumuz partiyi, 28 Şubat postmodern darbesine karşı millet sandıkta iradesini koydu ve devrim yaptı. Darbecileri sahadan sildi attı. 28 Şubat’a gelinirken hiçbirimiz sesimizi çıkaramadık, ‘dur’ diyemedik, yanlışların önüne engel olamadık, göğsümüzü siper edemedik. Bir kişi vardı, ‘6 kere gittim, 7 kere geldim’ diye övünen ve bu kişiyi biz her seferinde ya başbakan yaptık ya cumhurbaşkanı yaptık. Darbelerle mücadele etmeyen, milletin kendisine verdiği oyları sahiplenmeyen, onlara saygı duymayan, milletin iradesinden aldığı güçte değil müesses nizam veya başkalarının korkusundan dolayı iktidarı terk eden kişiyi 7 kere iktidara getirdik, her seferinde de oy verdik.”
“Başörtülü eşimi Çankaya Köşkü’nde ağırlamaktan utanmış Cumhurbaşkanı vardı”
Mustafa Elitaş, Çankaya Köşkü’nde düzenlenen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına ilk kez, 22. Dönem’de milletvekili seçildikten sonra katıldığını dile getirdi.
Kutlamalar öncesi yaşadıklarına değinen Elitaş, şunları kaydetti:
“Dönemin Cumhurbaşkanı bize davetiye göndermiş. Yanımdaki komşu milletvekiline de davetiye göndermiş. ‘Akşam hanımefendiyle beraber geliyor musunuz?’ dedi, Çankaya Köşkü’ne. Ben dedim bana yalnız geldi davetiye. Hanımefendiyle beraber gelmedi. Sonradan öğrendik ki benim eşim başörtülü, başörtülü eşimi Çankaya Köşkü’nde ağırlamaktan utanmış bir Cumhurbaşkanı vardı. Başı açık AK Parti’li milletvekilini Çankaya Köşkü’ne davet eden Cumhurbaşkanı, başörtülü eşi olduğundan dolayı Çankaya Köşkü’nde misafir etmekten ağırlamaktan, Cumhuriyet’in temeli olan, Cumhuriyet’in temsilcisi olan bu kadınlarımızın yetiştirdiği evlatların vatanımızı koruyan anasından utanan bir Cumhurbaşkanı vardı ki o ananın aslan gibi 3 yavrusu vardı. 3 erkek evladı bu memlekete asker olarak hizmet edecek, vatan sınırlarını koruyacaktı ama o anayı Çankaya Köşkü’nde ağırlamaktan imtina ettiler, utandılar. Parlamentodan bir milletvekilinin herhangi bir şekilde mübarek günlerden bir gecelerini, Kadir Gecesi’ni veya ramazan ayını kutlamak için yaptıkları bir söylem, ‘irticai faaliyet’ diye şu andaki Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri tarafından kürsüler yumruklanarak protesto edilirdi. Cenabıhakk’ın lütfuna, adaletine bakın. Geçenlerde Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grup konuşmasında Nisa Suresi’nin 58. ayetinin mealini okumaya başladı.”
“Kimlerin Türkiye’nin lider bir ülke konumuna gelmesinden rahatsız olduğunu iyi inceleyin”
Elitaş, mücadelelerine destek veren, demokrasiye inanmış, millet iradesini sahiplenmiş, iradesini temsil eden iktidarına kuvvet vermiş herkese teşekkür etti.
Sadece millet iradesini, milletin temsil ettiği kişileri beğenmediklerinden dolayı yaptıkları 28 Şubat “postmodern darbesi”nin, Türkiye ekonomisine, insanların yaşantısına, gençlerin geleceklerine vurulmuş damganın en büyük kötülüğünün o gün yaşandığını vurgulayan Elitaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sosyal medyada takip edin, 28 Şubat belgesellerine bakın, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini, kimlerin Türkiye’nin gelişmesinden rahatsız olduğu, kimlerin bulunduğu bölgede Türkiye’nin lider bir ülke konumuna gelmesinden rahatsız olduğunu iyi inceleyin, iyi irdeleyin. Onun için bu 31 Mart seçimlerinden bizim karşımızda duran, Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında duran, kutuplaştırarak AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapanlara, buna sadece bir yerel seçim olarak bakmayıp, yine 28 Şubat’ta önümüzü kesmeye çalışan kötü niyetlilerin içten içe bir hareket içinde olduğunu düşünüp 31 Mart seçimlerinden hep birlikte hareket edip geçmişe dönme özlemi içinde İslami meselelere inanmadığı halde varmış gibi milleti kandırarak, takiye yaparak insanların gözüne girmeye çalışan, ‘Helalleşmek istiyorum’ diye sahte bir helalleşme çerçevesi içinde bulunanların önünü açmamak için onların yürüyüşünü engelleyebilmek için AK Parti iktidarında Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde götürdüğümüz hareketi daha da güçlendirebilmek için 31 Mart yerel seçimlerinde her birimiz Kadın Kollarının, Gençlik Kollarının birer temsilcisi gibi ilçe başkanı, il başkanları gibi hareket ederek, kapı kapı dolaşıp insanların gönlüne girmemiz gerekir.”
AK Parti Kütahya Belediye Başkan adayı Kamil Saraçoğlu da kurulduğu günden bu yana partisinin bünyesinde çeşitli kademelerde görev aldığını belirtti.
Kütahya’da 2014-2019’daki belediye başkanlığı döneminde verdikleri sözleri yerine getirdiklerini anlatan Saraçoğlu, “AK Parti’miz, Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yerel yönetimlerin küresel vizyonunu açıkladı. Bu vizyon şehirlerin artık daha dirençli, akıllı, yatay ve yerel mimari anlayışının şekillendirdiği, sürekli gelişen ama çevreyi koruyan çocuklarımızdan kadınlarımıza, gençlerimizden yaşlılarımıza, her ortamda en yaşanabilir imkanları sunan bir anlayıştır. Elbette biz Kütahya olarak tüm projelerimizde bu anlayışı hakim kılacağız.” ifadesini kullandı.
Mitingde, AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay da katılımcılara hitap etti.
]]>Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde, üniversiteyi başörtüsü çıkarttırılarak okumak zorunda bırakılan Bedia Koçakoğlu, yıllar sonra doçent doktor olarak başörtüsüyle girdiği üniversitede akademisyenliğini sürdürüyor.
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı olan 44 yaşındaki Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu, Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde başörtüsü sorununu yaşadı. İlköğretim ve lise hayatını Alanya ilçesinde tamamlayan Koçakoğlu, ardından Konya Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazandı. Üniversite birinci sınıftayken 28 Şubat sürecine denk gelen Koçakoğlu’na, derslere başörtülü giremeyeceği belirtildi. Koçakoğlu, okuma hevesini yarıda bırakmak istemeyip derslere başını açarak girmeye devam etti. Üniversiteyi tamamladıktan sonra araştırma görevliliği sınavını başarıyla geçen Koçakoğlu, yüksek lisans ve doktora eğitimini de Konya’da tamamlayıp tekrar memleketi Antalya’ya döndü. Şu anda Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doçent doktor olarak akademisyenliğini sürdüren Koçakoğlu, bu süreç içerisinde 120’ye yakın yazdı, bu konular üzerine çeşitli konferans ve sunumlar yaptı. Koçakoğlu, o dönemlerde yaşadıkları ve bugün içinde bulunduğu süreç hakkında değerlendirmelerde bulundu.
“Gayemiz 28 Şubat’ı unutturmamaktır”
Koçakoğlu, bugünden 27 yıl öncesine dönüp baktığında, “Bugün Filistin’e dönüp baktığında gördüğünün insanoğlunun, insanoğlunun cehennemi olduğudur. Bütün insanlık aslında koskocaman bir mezarlık gibi, bu mezarlığın mezar taşı da galiba biz Müslümanlarız. Doğu Türkistan, Filistin, Bosna Hersek, Arakan, Keşmir’e dönüp bakın, 28 Şubat’a dönüp bakın. Biz Müslümanlar bir şekilde eziyet görmeye devam ediyoruz. 28 Şubat için söylüyorum, gencecik bir kız çocuğuydum. Bin bir hayalle üniversiteye gitmişim. Bir ışık görebilme adına başörtüsü açıp kapattığımız o kırık aynalara defalarca bakmışızdır. Bazen ses yükselttiklerini duyuyoruz, ‘Bitmedi ajitasyonunuz, duygu sömürüsü yapmaktan da yılmadınız, 27 sene geçmiş aradan daha neyi anlatıyorsunuz’. Bizim 28 Şubat’ı hatırlatmak gibi bir gayemiz yok. Bizim gayemiz 28 Şubat’ı unutturmamaktır” diye konuştu.
“Sokağın ortasına açtırdılar”
Unutulan hadiselerin tekrar edebileceğinin altını çizen Koçakoğlu, “Modernizm ve postmodernizm üzerine çalışıyorum. Bakıldığı zaman tek tip insan var etme gayesi var. Tüketime endeksli, hazcı, soysuz, kimliksiz, mahrem sınırının olmadığı bir insan tipi hedefliyorlar. Bu tipin karşısında durabilen tek sistem İslam dini bugün. Bu nedenle İslam dini tüm sistemler tarafından hedef olarak gösteriliyor. Müslümanlarda hem fikir hem psikolojik olarak yıpratılıyor. Üniversiteye yazar olacağım hayaliyle başladım. 28 Şubat süreci başladı başımızı açmamızı istediler. Açmanın da bir adabı olur. Konya Selçuk mezunuyum. İnsanı bir şekli olur başörtü açmanın. Bizler; bir sirk hayvanı gibi sokağın orta yerinde insanlar bizi seyrederken, gelip geçenler şöyle bir bakarken sokağın orta yerinde başımız açıp ondan sonra kampüsün duvarlarından içeriye alındık. Bazen otobüse binerdik, otobüs kampüsün içine direkt girerdi çünkü polisler otobüse binerler, bakarlar. Bizler kaçalım diye bazen böyle kafamızı yere falan eğerdik başörtümüz görünmesin diye. ya da otobüsün ortasında açmak zorunda kalırdık. Başörtülü girdiğimiz zaman sınıfta o dönem erkek arkadaşlarımız son derece anlayışlılardı. Bütün ön sıralara hep erkekler otururdu. Biz başörtülü kızlar en arka sıralara otururduk ki kendi çapımızda bir mahremiyet oluşturmuş oluyorduk” ifadelerine yer verdi.
Koçakoğlu, o dönem başörtülü genç kızların hep bir travma içinde kaldığını kaydetti.
“Cumhurbaşkanımıza inancımız tamdı”
Sahada sadece başörtüsü özgürlüğünün sorun olmadığını, pek çok problemin olduğunu dile getiren Koçakoğlu, “Bunların hepsiyle mücadele edebilmeliyiz. Topyekün insanlık adına bir savaş verebilmeliyiz. Öyle düşünüyorum. Cumhurbaşkanı bir şiir okuduğundan dolayı edebiyatçı olduğumuz için bizim sahamıza da girdiğinden dolayı bir şiir okuduğundan dolayı hapse atılmıştı. O dönemde bizler başörtüsü adına mücadele verirken bir taraftan da Cumhurbaşkanının şiirde geçen birkaç dini kelimeden dolayı ki müfredatta yer alan bir şiirdir. O kelimeden dolayı hapse atılması bize birbirimizi tanımasak da, görmesek de günümüzdeki gibi elbette o dönem başbakanlık, Cumhurbaşkanlık gibi bir vazifesi olmadığından dolayı da tanımasak da, bilmesek de bir ruhsal mücadele bağı oluşturdu bize Cumhurbaşkanıyla, o dönemki başörtülü genç kızların verdiği mücadele. Biz o dönemden itibaren bir gün Cumhurbaşkanı’nın bu problemi çözeceğine dair hep inancımız var oldu. Bu inanç olmasa hiçbirimiz yolumuza devam edemezdik emin olun. Kimimiz akademisyen oldu, kimimiz doktor oldu, kimimiz farklı meslekleri seçti. Ama bir gün bu problem bitecek ve biz özgürce, başörtülü bir şekilde vazifelerimizi yapabileceğiz diye devam ettik” diye konuştu.
“Sen neredeydin sorusu”
Akdeniz Üniversitesinde yardımcı doçent olarak göreve başladığında henüz başörtü probleminin çözülmemiş olduğunu hatırlatan Koçakoğlu, “Biz yine başımızı açarak akademisyenlik yapıyorduk. O dönem de çözülmemişti. Dördüncü sınıfta derse girdim. Öğrencilerle biz son sene bir helalleşme konuşması yaparız. İşte çocuk hakkımızı helal edin gibi. Bir öğrencim, ‘Hocam ben size hakkımı helal etmiyorum’ dedi. Neden yavrum dedim, kaldın mı benim dersten? Neden helal etmiyorsun? ‘Hocam’ dedi, ‘Biz dört yıldır burada zulüm görürken siz neredeydiniz’. Öğrenciler de başörtülü alınmıyordu o dönem Akdeniz Üniversitesi’ne. ve çocuk benim inançlı bir bildiği için benden kısmen de olsa bir motivasyon edindiği için o sitemini bana bu şekilde ifade etti. Ben ömrümü bu cümle üzerine kurdum. Biz eziyet görürken siz neredeydiniz? Şunu çok iyi biliyorum. Cumhurbaşkanı da ömrünü bu cümle üzerine kurmuş birisi, bir lider. Bu yüzden Filistin için mücadele ediyor. Bu yüzden dünyadaki bütün eziyet gören Müslüman olsun olmasın fark etmez, insanlar için mücadele ediyor. Biliyor ki Cenabı Allah orada o insanlar eziyet görürken, sen neredeydin sorusunu soracak. Bu yüzden bizim vicdanlı insanlara ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
“Bir daha o karanlık çukurlara bu ülke düşmesin”
“Bizim merhametli liderlere, yöneticilere ihtiyacımız” var diyen Koçakoğlu, “Cumhurbaşkanı başörtü noktasında büyük bir adım attığında yavaş yavaş peyderpey kurumlarda bu problem aşılabildi. 2015 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde ilk doçent olduğumda bir gün kararımı verdim ve başörtülü olarak sınıfa gittim. Sınıfta yaklaşık 110 öğrencim vardı. Sınıftan içeriye girdim. Başta tanımadığı öğrenciler. Şaşkın şaşkın baktılar bu kim diye. Ses tonundan tanıyınca hepsi birden ayağa kalktı ve alkışlamaya başladı. Hiç unutmuyorum. Hayatımda bir o kırık aynadaki başörtüsüz görüntüm, ruhuma yerleşmiştir. Bir de öğrencilerimin beni ayakta alkışladığı o görüntü. Çocuklar, ‘ Niye alkışladınız’ dedim. Hocam özgürlüğü alkışladık dediler. Bakın bu refleksi kolay kolay yüz öğrenci aynı anda bilinçsiz bir şekilde veremez. Neden? Çünkü bu çocuklar bizim ızdırabımızı görüyorlar. İnandığımız bir şey var. Bir değer var. bunun için ömrünüz boyu savaş veriyorsunuz, yaşıyorsunuz. Ama bu inancınızın gereği olan başörtüsünü takamıyorsunuz. Bu zulmü, bu duyguyu ancak yaşayan hisseder, yaşayabilir. O yüzden bugün birilerinin çıkıp birilerinin, ‘vay efendim duygu sömürü yapıyorsunuz, ajitasyon yapıyorsunuz’ demesi bana son derece anlamsız, duygusuz ve merhametsizce geliyor. Bizim bu ülkede yaşanan bazı şeyleri unutturmamaya ihtiyacımız var. Bu son derece kıymetli. Aynı karanlık çukurlara, bu ülke bir daha düşmesin diye bizim tarihteki bazı hadiseleri unutmamamız gerekiyor” dedi.
“Kırık ayna”
“28 Şubat süreci de unutmamamız, unutturulmaması gereken süreçlerden birisidir” diyen Koçakoğlu, “Neden derseniz kırık aynalara aynı görüntüler bir daha düşmesin diye. Kırık ayna ise şöyle, başımızı yapabilmemiz için bir ayna lazım. Bir tane kırık küçük bir aynası vardı ve duvara koymuştu, onun karşısında sıraya geçer orada başörtüsünü kapatır ve açardık. Kırık aynaya yansıyan görüntü bizim inanç dünyamızın yansıması gibiydi” ifadelerine yer verdi. – ANTALYA
]]>Meloni, İtalya’nın dönem başkanlığını yaptığı G7’nin ilk liderler zirvesine Ukrayna’dan katıldı. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 2. yıldönümünde Meloni ile birlikte Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya geldi.
Meloni, işgalin 2. yıldönümü ve bu ziyaret vesilesiyle İtalya’da yayımlanan Il Giornale gazetesine bir söyleşi verdi. Burada, “Rus işgalinin, Putin’in uzun yıllardan beri çeşitli cephelerde kendini gösteren neo-emperyalist vizyonunun doğal ve öngörülebilir bir sonucu” olduğunu söyledi.
Gazetenin “ Papa Francesco, parçalar halinde bir Üçüncü Dünya Savaşı yaşandığını söylüyor.
Ukrayna ve Orta Doğu’dan sonra üçüncü “parça” Uzak Doğu’da patlayabilir. Böyle bir senaryodan korkuyor musunuz?” sorusuna Meloni şöyle yanıt verdi:
“Bence Rusya Ukrayna’yı işgal etmeseydi, Hamas büyük olasılıkla (7 Ekim’de) İsrail’e böyle bir saldırı düzenlemezdi. Hukuka dayalı uluslararası sistemin, üstelik BM Güvenlik Konseyi’nin daimi bir üyesi tarafından bu kadar ciddi bir şekilde çiğnenmesinin, Orta Doğu’dan Balkanlar’a ve Afrika’ya kadar dünyanın diğer bölge ve coğrafyalarında da peş peşe sonuçlar doğurması kaçınılmazdı… Eğer Ukrayna’da uluslararası hukuk yeniden tesis edilmezse, çatışmalar artarak patlak vermeye devam edecek.”
İtalya Başbakanı, “Hamas’ın vahşi saldırısının İsrail’i çok sert bir tepki vermeye ittiğini”, ancak bu tepkinin boyutları nedeniyle bugün İsrail’in hem Ortadoğu’da hem de Batı’da kamuoyu nezdinde “izole edildiğini” söyledi.
Meloni, “iki halk-iki devlet” hedefinin gerçekleştirilebilmesi için uzun süreli bir ateşkes ve rehineler için çözüm bulunması gerektiğini belirtti.
Polis göstericileri copladı
Başbakan Meloni’nin sözünü ettiği kamuoyu görüşü İtalya’da son günlerde düzenlenen çok sayıda gösteriyle yansıtılıyor. Kamu yayıncısı Rai’nin İsrail tezlerine yakın yayın yaptığı iddiasıyla çok sayıda protesto eylemi düzenleniyor.
Geçen Cuma günü de Floransa ve Pisa kentlerinde Filistin’e destek amacıyla gösteriler düzenlendi. Öğrencilerin, sendika temsilcilerinin ve Filistin toplumu üyelerinin de aralarında yer aldığı göstericilere sert müdahalede bulunulması ise ülkede infial yarattı.
Polisin aralarında reşit olmayan öğrencilerin de yer aldığı ve barışçıl şekilde protesto eylemi yaptıkları görülen göstericilere coplarla saldırması hükümete yönelik tepkilere yol açtı.
Muhalefet, sağcı hükümeti karşıt görüşleri susturmaya çalışmakla suçladı. Merkez soldaki Demokratik Parti’nin lideri Elly Schlein, ara sokaklarda mahsur kalan öğrencilerin polis tarafından dövülmesinin kabul edilemeyeceğini, hükümetin bir “baskı ortamı” yarattığını söyledi.
Hükümet kanadından ise polisi savunan ve göstericilerin hassas bölgelere girişinin önlenmesi amacıyla müdahale edildiğini belirten açıklamalar geldi. İktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri, sol muhalefeti ‘şiddete destek vermekle’ suçladı. Muhalefete yönelik bu sözler de demokratik diyaloğa aykırı olduğu gerekçesiyle eleştiri aldı.
Cumhurbaşkanı ‘polisi azarladı’
Tartışmalara, genel olarak ihtiyatlı duruşu ve sert çıkışlardan uzak durmasıyla bilinen Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella da müdahil oldu.
Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella dün yayımladığı mesajında, İçişleri Bakanı’yla görüştüğünü, “güvenlik güçlerinin otoritesinin coplarla sağlanamayacağını” bildirdiğini açıkladı. Mattarella, insanların görüşlerini açıklama özgürlüğünün korunması gerektiğini vurguladı ve “Gençlerin coplanması iflasın göstergesidir” dedi.
Cumhurbaşkanının açıklaması sıra dışı biçimde sert bulundu ve bugünkü ulusal gazetelerin hemen hepsinin baş sayfalarında yer aldı.
Corriere della Sera Cumhurbaşkanı Mattarella’nın “Gençlerin coplanması iflastır” sözlerini manşetine taşıdı. La Repubblica, “Mattarella’nın öfkesi” manşetiyle çıktı. Il Giornale “Mattarella polisi azarladı” derken, Il Manifesto ise Cumhurbaşkanının fotoğrafı üzerine “Ellerinizi indirin” manşetini attı.
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Milli Mücadele’de olduğu gibi 15 Temmuz’da da dimdik ayakta durarak hainlere geçit vermeyen bu şehrin Türkiye Yüzyılı’nın da yükselen yıldızı olduğunu belirtti.
Türkiye’nin demokrasi, adalet ve kalkınma mücadelesinin her safhasında Sakaryalıların yanlarında olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bir dönem bizimle birlikte olup da sonra yolunu ayıranların veya yolunu kaybedenlerin aksine Sakarya istikametini hiç bozmadı. Aynı şekilde Sakarya, ülkeye eser kazandırmak, millete hizmet etmek için çalışması gereken muhalefetin oyunlarına da hiç gelmedi.” diye konuştu.
Erdoğan, ülkenin ikinci büyük partisinin işi gücü bıraktığını ve kendi içinde saç saça, baş başa kavga ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
“Dün, Türkiye’yi yönetecek cumhurbaşkanı adayı diye karşımıza çıkardıkları genel başkanlarını çiğneyip geçtiler. Onun yanında cumhurbaşkanı yardımcısı diye şehir şehir dolaştırdıkları isimlerin ise yarın ne olacakları belli değil. Yaptıkları kongrenin üzerindeki şaibeleri, aday belirleme sürecindeki kirli pazarlıklar ve vahim iddiaları izledik. Öyle bir haldeler ki, dünya yansa, ülke batsa, kıyamet kopsa, millet feveran etse umurlarında değil. Kendi çıkarlarından, kendi şahsi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi gözleri görmüyor. Aslında bunlar tek parti devrinden beri hep böyleydiler. Bunun için milletimiz rahmetli Menderes’ten merhum Özal’a, kendi hayallerini paylaşan, kendi derdiyle dertlenen herkese sahip çıkmıştır.”
Kendilerinin 21 yıldır, ülkenin kalkınması ve gelişmesi için verdikleri mücadeleyle farklarını gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, şimdi de ülkeyi Türkiye Yüzyılı belediyeciliğiyle mahalli idarelerde de dünyanın en üst ligine çıkarmak istediklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sakarya buna hazır mıyız?” sorusuna mitingdekilerin “Evet” diyerek cevap vermesi üzerine, “Milletimizden 31 Mart’ta sandıkta desteği, muhalefetin yaptığı gibi siyasi rant paylaşımı değil, işte bu vizyonu hayata geçirme iradesiyle talip ediyoruz. Bugün sizlerin karşısına da aynı hissiyatla çıktık.” ifadelerini kullandı.
Katılımcılara, “Sakarya’dan öyle bir ses verin ki Marmara’dan Karadeniz’e kadar duymayan kalmasın” diyen Erdoğan’ın, “Ayağa kalkmaya hazır mıyız Sakarya? Sakarya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar ana kademe, kadın kolları, gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Seçim akşamı Sakarya’yla birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” sözlerine alandakiler “Evet” diye karşılık verdi.
Erdoğan da “Rabb’im hepinizden razı olsun, maşallah.” dedi.
“Ezanlarımız susmasın, mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya’nın Türkiye’nin, Türkiye’nin de bulunduğu coğrafyanın kalbi olduğunu belirterek, “Tarih boyunca tüm hükümdarların, tüm imparatorlukların gözü hep bu coğrafyada oldu. Boğazları, İstanbul’u, Anadolu’yu almak için çok kanlı savaşlar yapıldı. Bu bakımdan Anadolu sadece medeniyetler beşiği değildir. Aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığıdır. Bu topraklarda nice devlet kuruldu, hüküm sürdü ve yıkılıp gitti. Nice kral, nice kumandan en son nefesini bu topraklarda verdi.” diye konuştu.
Türk milleti olarak, Malazgirt’ten beri vatan olan bu toprakları müdafaa için mücadele ettiklerini, can verdiklerini kaydeden Erdoğan, “Bir asır önce Çanakkale’de ve Milli Mücadele’de yüz binlerce vatan evladını feda ederek, Anadolu’yu milletimizin mezarı haline getirmek isteyenlerin elinden kurtardık. Bayrağımız inmesin, ezanlarımız susmasın, mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değmesin diye can verdik, ter döktük.” şeklinde konuştu.
“Son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz”
Erdoğan, son 40 yıldır da birliğe, beraberliğe, kardeşliğe kasteden bölücü terör örgütüne karşı mücadele yürüttüklerine işaret ederek, “Terör örgütü, askeriyle polisiyle kamu görevlisiyle korucusuyla kadını, yaşlısı, genci ve hatta bebeğiyle on binlerce insanımızı katlederek bizden kopardı. Çektiğimiz acıların, maruz kaldığımız ihanetlerin, ödediğimiz bedellerin haddi hesabı yok. Ama hamdolsun her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanı işgalcilere, hainlere, emperyalistlerin tetikçiliğini yapan teröristlere teslim etmedik.” diye konuştu.
Katılımcılara, “Bunları Cudi’de, Tendürek’te, Gabar’da gömdük mü?” diye seslenen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bildiğiniz gibi artık içeride terör örgütleri kalmadı. Hepsi de terk ettiler. Son olarak güney sınırımız boyunca bir teröristan kurmaya teşebbüs ettiler. Gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi harekatlarla bu senaryoyu da yırtıp attık. İnsansız hava araçlarımızla İHA’larımızla SİHA’larımızla Akıncı’larımızla değerleri evlatlarım, değerli kardeşlerim, gençler, bunları yok ettik ve bunları o mağaralarda yok ettik. Şimdi en son olarak ortaya hangi uçağımızı çıkardık? Şimdi de KAAN’ımızı çıkardık. KAAN’la beraber yine gökyüzüyle buluştuk.”
Erdoğan’ın, “Yaparsa” sözlerine katılımcılar “Erdoğan yapar” karşılığını verdi. Erdoğan da “Yaptık mı? Gene yapacağız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nerede bir terörist varsa buluyoruz, başını eziyoruz. Arkalarında kimlerin olduğuna bakmadan, son teröristi etkisiz hale getirene kadar bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Tüm bu sürecin bize öğrettiği en önemli hakikat nedir biliyor musunuz; Hazır ol cenge, eğer ister isen sulh-ü salah. Yani barış ve huzur istiyorsan savaşa hazır olmalısın.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Yılmaz, İzmir programı kapsamında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Dimes Fabrikası ve Beymetal Alüminyum-Linea Rossa üretim tesislerini ziyaret etti.
Daha sonra Alsancak Gençlik Merkezi’nde “Gençlerle Buluşma” programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 20 yılda gençlere yönelik her alanda çok önemli adımlar atıldığını söyledi.
Eğitime büyük yatırım yaptıklarını ifade eden Yılmaz, eğitimde fırsat eşitliği sağlandığını anlattı.
Yılmaz, yüz binlerce derslik yaptıklarını ve çok sayıda öğretmeni istihdam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“Bugün eğitimde farklı bir yerdeyiz. 81 ilde üniversite açtık, şu anda 200’ün üzerinde üniversitemiz var. Artık erişim problemi büyük oranda çözülmüş durumda. Yurtlar yaptık. Şu anda 1 milyona yakın yurt kapasitemiz var. Bu sene duydunuz mu bir şikayet? Dünyada öğrenci sayısına oranla en fazla yurt inşa eden ülkelerden biri Türkiye. Yine Cumhurbaşkanımız çok tarihi bir adım attı. Üniversiteler paralıydı biliyorsunuz. Belli bir ücret ödeniyordu. Dünyada da birçok ülke bu durumda. Bunu kaldırdı Cumhurbaşkanımız, artık paralı eğitimden parasız eğitime geçirmiş oldu. Burslar, krediler, hem sayı olarak hem de miktar olarak çok çok arttırıldı. İşte bütün bu adımlarla eğitimde özellikle gençlerimizin yetişmesinde çok farklı bir yere gelmiş bulunuyoruz.”
-“Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin istihdam edilmesiyle ilgili de önemli işler gerçekleştirdiklerini vurgulayarak, istihdamın ekonomideki büyümeyle sağlandığının altını çizdi.
Ekonominin gelişmesi için de siyasi istikrar gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, “Son 20 yılda biz dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdük, istikrarlı, güçlü bir yönetim sayesinde. Bazen eleştiriyorlar bizi, olabilir ama başarıyı neye göre ölçeceğiz? Dünyayla mukayese edeceğiz değil mi? Son 20 yılda dünya ortalama yüzde 3,6 büyüdü, bütün dünyanın ortalamasını söylüyorum. Biz ne kadar büyümüşüz? 5,4. Dünyanın daha üstünde bir büyüme performansı sergilemişiz. Bir zamanlar toplam istihdamımız 19 milyonmuş, şimdi 32 milyonu geçtik. Bakın 13 milyonu aşan bir istihdam oluşturmuşuz bu dönemde. Buna da devam ediyoruz. Sadece bu makro politikalarla değil, daha özel teşviklerle de genç istihdamını destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, istihdamda gençler ve kadınlar için pozitif ayrımcılık yaptıklarını vurgulayarak, gençlerin siyasette etkin olması noktasında gerçekleştirdikleri reformları anlattı.
Katılım anlamında sadece siyasette değil, kültürel, sanatsal, sportif faaliyetleri de desteklediklerini belirten Cevdet Yılmaz, “Gençlerimiz kötü alışkanlıklardan, bağımlılıklardan uzak dursun diye elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Ama bir taraftan da özgür düşünen, eleştiren, kendini iyi ifade eden, öz güveni olan, dünyayla rekabet edebilecek bir gençliğimiz olsun istiyoruz ve bunun için gayret sarf ediyoruz.” dedi.
Yılmaz, AK Parti’nin gençlerin partisi olduğunu, bunu da icraatlarıyla ortaya koyduklarını ifade etti.
Her zaman değişimci olduklarını dile getiren Yılmaz, statükocuların gençlerin partisi olamayacağını söyledi.
Yılmaz, Cumhuriyet’in yüzyılının geride bırakıldığını, önemli bir birikim bulunduğunu kaydederek, bu mirası temel alarak geleceğe baktıklarını, Türkiye Yüzyılı’nın gençlerin yüzyılı olacağını belirtti.
Cevdet Yılmaz, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz programın ardından İzmir Valiliğini ziyaret etti. Yılmaz’ı Valilik önünde, programları dolayısıyla kentte bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İzmir Valisi Süleyman Elban ve AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ karşıladı.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa’da hemşeri dernekleri ile buluştu
Cevdet Yılmaz:
“Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum”
“Siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız”
MANİSA – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, geçtiğimiz gün ilk uçuşunu yapan Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’a yönelik daha önce yapılan eleştirilere atıfta bulunarak, “‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler” dedi.
Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Manisa’ya gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi’nin ev sahipliğinde hemşeri dernekleri temsilcileriyle İrfan Meclisi’nde bir araya geldi. Burada açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Ekonomide istikrar yönünde çalışmalarımızın yanı sıra yerli milli teknolojide büyük bir dönüm nokta noktasını bu hafta içinde yine birlikte yaşadık. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi TUSAŞ tarafından geliştirilen Milli Muharip Uçak Kaan ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Hepimize gerçekten gurur veren bir anı daha yaşamış olduk. Tüm Türkiye duasıyla ilk kez gök vatan ile buluşan 5. nesil savaş uçağımız KAAN ile yılların emeği meyvelerini vermeye başladı. Önümüzdeki süreçlerde daha bir gelişerek inşallah hava kuvvetlerimizin envanterine girdiğini de hep birlikte göreceğiz. Buna başlangıçta neler dendiğini hepiniz hatırlıyorsunuz. ‘Kalorifer peteği’ diyen oldu, ‘demir yığını’ diyen oldu, küçümsemeye çalışanlar oldu. Çok şükür 3 binden fazla mühendisimiz Türk halkının hayalleri için projeye yüreklerini koydular ve o sözleri söyleyenleri mahcup ettiler. Mahcup etmeye de devam edecekler inşallah yeni projelerle. Savunma sanayimizin geldiği noktayla ve mühendislerimizin başarısıyla gurur duyuyoruz. Tabii bunlar kendiliğinden gerçekleşmiyor. Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi, siyasi istikrar zemininde bunları gerçekleştiriyoruz. Kararlı olunca işte bunlar başarılıyor, gerçekleştiriliyor. Daha da ileriye inşallah gideceğiz. Şimdi önümüzde Türkiye’nin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A’nın uzaya fırlatılması var. Dünya üzerinde haberleşme uydusu üretebilen ilk 11 ülkeden birisi olarak Türksat 6A ile uzayda inşallah iş sahibi olacağız. Yine geçtiğimiz günlerde astronotumuz biliyorsunuz gitti, geldi. Bu da uzayı artık yeni nesillerin gündemine tam anlamıyla yerleştirdi. İnanıyorum ki gelecekte uzayda da Türkiye çok farklı bir konumda olacaktır. Bu işler bir anda olmuyor. İşte bir süreçle adım adım kararlı bir şekilde bu yönde hareket etmeye devam edeceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı yönetiminde Manisa’yı Türkiye yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehirlerinden biri olarak gördüğünü anlatan Yılmaz, “Mart seçimlerine hazırız. Az önce büyükşehir belediye başkanımızı dinledik. Gerçekten örnek bir belediyecilik. Bütçesinin yüzde 40’nı yatırıma harcayan bir belediye. Şimdi gerçek belediyecilik nedir derseniz ben şöyle tarif ediyorum; amacı doğrultusunda belediye imkanlarını, kaynaklarını kullanmak ve bunu da verimli bir şekilde kullanmak. Eğer siz belediyenin kaynaklarını şan şöhret için kullanırsanız,ideolojik amaçlarla, başka amaçlarla kullanırsanız gerçek belediyecilik yapamazsınız ve halka hizmet edemezsiniz Ama bu kaynakları halkın ihtiyaçları için kullanırsanız, verimli bir şekilde kullanırsanız o zaman işte algı belediyeciliği değil, gerçek belediyecilik yapmış olursunuz” diye konuştu.
Muhalefeti de eleştiren Yılmaz, “Mayıs ayında bu yapısıyla muhalefet Türkiye’de iktidar olsa Türkiye şu anda ne halde olurdu onu milletimizin takdirine bırakıyorum. Bu kadar didişme, çekişme, partiler arası, partiler için böyle bir yapı sadece karşıtlık üzerinden bir araya gelmiş yapının ülkemize ne tür bedeller ödetebilir olduğunu ifade etmek istiyorum. Vatandaşımızın bu anlamda basiretine, ferasetine ve bize verdiği desteğe şükranlarımı sunmak istiyorum. Cumhurbaşkanımız da her zaman söylüyor. ‘Biz bu halka efendilik yapmak için gelmedik, hizmetkar olmaya geldik’ diyor. Dolayısıyla yerelde merkezde aynı anlayışla insanı odağına alan, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ zihniyeti içinde bir belediyeciliği de devam ettireceğiz. Mehmet başkanımız yılların tecrübesiyle sizlerin desteğiyle, duasıyla inşallah bu hizmetleri daha üst noktalara taşıyacağız” dedi.
]]>Erdoğan, partisinin 29 Ekim Bulvarı Özay Gönlüm Meydanı’nda halka hitap etti.
Sözlerine, “Bugün Denizli yine bir başka güzel. Esen yeller seni söyler Denizli, açan güller seni söyler Denizli, bütün yollar seni söyler Denizli, yarenimsin, cananımsın, canımsın Denizli. Rabb’im seni kem gözlerden korusun.” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havası ayrı güzel, insanı ayrı güzel, coğrafyası bir başka güzel Denizli’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.
Halk müziğe sanatçısı Özay Gönlüm’ün derlediği Denizli türküsünde? “Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı. Bugün goca gızı görmedim canım sıkıldı.” dediğini aktaran Erdoğan, “Bizim de Denizli’ye gelip sizlerle kucaklaşmayınca canımız sıkılıyor.” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık on aylık hasretin ardından yine Denizlililerle beraber olduklarını dile getiren Erdoğan, geçen yıl mayıstaki seçimlerde Cumhur İttifakı’na, Cumhurbaşkanlığında yüzde 44, milletvekilliğinde yüzde 45 oranında verdiği destek için Denizlililere teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ama bu oy oranlarının aramızdaki muhabbetin seviyesini yansıtmadığına inanıyorum. Denizli’den en az yüzde 50’nin üzerinde oy bekliyoruz. Buna hazır mıyız? Buna var mıyız? İnşallah 31 Mart’ta bu hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum. Eksiklerimizi tamamlayacağız. Mesajlarımızı ulaştıramadığımız insanlarımız varsa bir yolunu bulup mutlaka onlara ulaşacağız. Ülkemize dair hayallerimizi ve hedeflerimizi çok daha etkili bir şekilde anlatmaya gayret edeceğiz. Cumhur İttifakı’na gönül veren kardeşlerimizle birlikte CHP başta olmak üzere muhalefetten umudunu kesen insanlarımızı da muhabbetle bağrımıza basacağız. Daha fazla çalışarak, daha fazla koşturarak Denizli’de hak ettiğimiz ve olmayı arzuladığımız yere mutlaka geleceğiz. Denizli’nin de Türkiye Yüzyılı mücadelemizde bizi yalnız bırakmayacağı kanaatindeyim.”
“Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı”
Türkiye’yi 21 yılda asırlık demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla buluşturdukları gibi Türkiye Yüzyılı’nın inşasının da kendilerine nasip olacağını ifade eden Erdoğan, alandakilere buna hazır olup olmadıklarını sordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Muhalefetin trajikomik hallerini görüyorsunuz değil mi? Kendi içlerinde horoz dövüşünden beter bir kavga halindeler. Horoz dövüşünün bile bir adabı var ama muhalefetin kavgasında onu bile göremiyorsunuz. Dün iltifat yağmuruna tuttuklarına, bugün en ağır hakaretleri savurmaktan çekinmiyorlar. Bundan 8-9 ay önce beraber ülkeyi yönetmekten bahsediyorlardı. Bugün birbirlerinin kuyusunu kazıyor, iç işlerine müdahale ediyorlar. Hem cumhurbaşkanı adayları hem de cumhurbaşkanı yardımcıları için bizim yaptığımız eleştirilerin daha fazlasını şimdi kendileri söylüyorlar.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ülkeye eser kazandırmak ve millete hizmet etmek gibi en küçük bir derdi olmadığını, siyasetteki varlık amaçlarının sadece çıkarlarını korumak, iktidar alanlarını genişletmek, yoldaşlarını hançerleme pahasına da olsa siyasi kariyer basamaklarını tırmanmaktan ibaret olduğunu söyledi.
“Muhalefeti ise yapılan her işe takoz koymak olarak anlıyorlar. Halbuki doğru olan hayırlı işlere destek vermek, yanlış işlere karşı çıkmaktır.” diyen Erdoğan, doğru yanlış bakmadan her işe karşı çıkanın halinin yalancı çobanın işine benzeyeceğini, bir süre sonra kimsenin ne dediğine bakmayacağını, CHP başta olmak üzere Türkiye’deki muhalefetin durumunun tam da böyle olduğunu vurguladı.
“Seçimleri şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz”
Kendilerinin kimin ne yaptığına, ne dediğine, ne söylediğine aldırmadan sadece işlerine baktıklarını ifade eden Erdoğan, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ülkemizi cumhuriyetimizin ilk asrının en iddialı kalkınma projesi 2023 hedefleriyle biz buluşturduk. Aynı şekilde ülkemizi cumhuriyetimizin ikinci asrının vizyonu Türkiye Yüzyılı’na da biz kavuşturacağız. Bunun için yapmamız gereken önemli şey birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktır. Önümüzdeki seçimleri işte bu anlayışla şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak adımların ilki olarak görüyoruz.” diye konuştu.
Alandakilere, “Şimdi Denizli’den öyle bir ses verin ki dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızın yüreklerini ferahlık, düşmanlarımızın yüreklerini korku kaplasın. 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Denizli ile birlikte Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” diye seslenen Erdoğan, alandakilerden “Evet” yanıtı aldı.
(Sürecek)
]]>Mahalli İdareler Seçimi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Balıkesir’de ağırlayacak olmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, seçim sürecinde iyi çalışarak ‘AK Belediye’ sayısını artırmak istediklerini dile getirdi. Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Balıkesir’e gelmesinin fırsata çevrilmesi için herkesin elinden geleni yapması gerektiğine vurgu yaptı.
Aydemir: “Seçime hazırız, Cumhurbaşkanımızı bekliyoruz”
AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, Balıkesir’de seçim çalışmalarının hızlandığını belirterek, “31 Mart seçimlerine dün itibarıyla resmi olarak belediye başkan adaylarımız ve meclis üyelerimiz olarak startını verdik. Bizler güzel bir ekip kurarak 20 ilçemizde teşkilatlarımızla bu seçime hazırız. Biz büyük bir aileyiz; Cumhur İttifakı ile birlikte gerçekten çok uyumlu bir çalışmayla güzel bir liste ve adaylık sürecini yönettik. İnşallah seçimlerde biz tarih yazmaya hazırız. Bununla ilgili AK Belediyecilik tüm Türkiye’de tarih yazmıştır. Balıkesir’de de Büyükşehir Belediye Başkanımız ve tüm AK Belediyeler olarak gerçekten çok güzel çalışmalar yaptık. Biz bu yaptığımız çalışmalar sayesinde teşkilat olarak gittiğimiz her yerde alnımız ak olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bununla ilgili gittiğimiz yerlerde hatalarımız varsa görüyoruz, hemen hızlı bir şekilde bunun dönüşünü yapabilecek kapasiteye sahip belediyelerimiz var. Biz inşallah 31 Mart seçimlerinde AK Belediyelerin sayısını daha da artıracağız. İnşallah belediyesi bizde olmayan ilçelerimizi bu zulümden kurtaracağız inşallah” diye konuştu.
Tüm Balıkesirlileri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitingine davet eden Aydemir, “Bununla ilgili bizim Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan nasip olursa 23 Şubat Cuma günü saat 14.00’te Kuvayi Milliye Meydanı’nda olacak. İnşallah orada hep birlikte tüm Balıkesir olarak Cumhurbaşkanımızı Balıkesir’e, Kuvayi Milliye şehrine yakışır bir şekilde karşılayacağımızdan hiç şüphemiz yoktur” dedi.
Yılmaz: “Cumhurbaşkanımızı coşkuyla karşılayacağız”
Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ise toplantıda AK Parti teşkilatları olarak seçime hazır olduklarını vurguladı. Yılmaz, “31 Mart 2024 yerel seçim tarihi. Ben 5 yıl kurucu Karesi Belediye Başkanlığı yaptım. 5 yıl da bu güzel necip millete, doğduğum büyüdüğüm Balıkesir’imize, iş yaptığım, çocuklarımın okuduğu şehre, annemin, ailemin mezarlığı olduğu şehre hizmet ettim. Nasip olursa Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle bir 5 yıllığına daha Balıkesir’e hizmet etmeye hazırız. Bu işler ekip, tecrübe işidir. Biz şehrimize güzel hizmet yapacak projelerimizle, ekiplerimizle bugün tanıdığınız herkesle şehre hizmet etmeye hazırız. Şunun altını çizerek söylemek istiyorum; Cumhurbaşkanımız bazen 2, bazen 3 senede bir Türkiye’yi gezerken Balıkesir’e de uğruyor. En son 2022’de gelmişti. O gelişi de o kadar görkemli ve güzel olmuştu ki Türkiye basınında ‘Balıkesir’de coşkulu karşılama’ dediler. Bu işte ‘AK Parti hala devam edecek, Cumhurbaşkanımızın halkla ilgili sevgisi asla bitmiyor’ denmişti. Biz de Balıkesir’den yine coşkulu bir karşılama bekliyoruz. Ben bir yerel yönetici olarak söyleyeyim Cumhurbaşkanımız kendi seçimi için Balıkesir’e gelmiyor. Burada 20 ilçedeki adaylarımız için, büyükşehir için geliyor. Gerçek belediyecilik dediğimiz belediyeciliği anlatmak için buraya geliyor. Bunu farklı platformlarda söylüyoruz; algıya ne zaman ihtiyaç duyulur? Algıya ihtiyaç yapmadığınızı yapmış gibi göstermek istediğinizde, olmadığınız gibi göstermekte ihtiyaç duyulur. Gerçekte ise gerçeği anlatmak, aslında her şeyi anlatmaktır. Gerçek her şeyin üstündedir. Biz AK Belediyeler olarak gerçekten hizmet ediyoruz ve gece gündüz ekiplerimizle motive bir şekilde şehrin kaynaklarını en doğru yerlerde, iktisat kurallarına uyarak, yapılması gerekeni en iyi şekilde yaparak yapıyoruz. İnsanların kulağına hoş gelecek, ama seçildikten sonra yapılması imkansız, bütçenin ne olduğunu bilmeyenler gibi atan tutan değil konuştuğumuzu yapan belediyeleriz. Vaat ettiklerimizi hayata bir bir geçiren belediyeleriz. O nedenden dolayı biz Cumhurbaşkanımızın gelişini coşkuyla karşılamak ve kendisinin Balıkesir’le ilgili kaygı duymayacağı, 20 ilçede de iddiamızın olduğu ve belediyecilik konusunda geride kalmış özellikle bugün AK Belediyelerde olmayan yerlerde halkımızın desteğini bekliyoruz. Bu siyasetten öte iş bilenlerin işidir. Şehrini seven herkesten oy istiyoruz. Cumhurbaşkanımızın karşılama organizasyonuna da herkesten destek isteyip Balıkesir’in daha çok kaynak almasını, daha çok hizmet almasını arzu ettiğimizi hissettirmek istiyoruz. İyi bir çalışmayla güzel bir miting yapmak istiyoruz. Cumhurbaşkanımız mutlaka Balıkesir ile ilgili planları, vaatleri olacak. O vaatler konusunda da kamuoyunun hükümetten beklediği hizmetleri alma yönünde çalışma sergileyeceğiz. Bununla ilgili toplantılarımızı yaptık. Ben Cumhurbaşkanımızın mitingine tüm Balıkesirlileri ilçelerimizle dahil davet ediyoruz ve onları bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Balıkesir’e gelişiyle ilgili düzenlenen toplantıya İl Başkanı Mehmet Aydemir ve Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın yanı sıra, Kadın Kolları Başkanı Meral Cengiz, İl Gençlik Kolları Başkanı Tunahan Palaz, Karesi İlçe Başkanı Hakan Aka, Altıeylül İlçe Başkanı Erdinç Alcan, AK Parti İl Başkanlığı Tanıtım Medya Başkanı Hüseyin İnan, Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan, Altıeylül Belediye Başkan Adayı Mesut Eray katıldı. – BALIKESİR
]]>Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve KKTC Ankara Büyükelçiliği tarafından, TÜRKSOY Genel Sekreterliği’nde “Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ı Anma Toplantısı” düzenlendi.
Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ve Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, hayatını Kıbrıs Türk halkının onurlu varoluş mücadelesine adayan Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla andığını söyledi.
Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü’nün, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direndiğini, can ve kan verdiğini ama hürriyetinden vazgeçmediği vurgulayan Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmadığını ve egemenliğinden asla taviz vermediğini ifade etti.
Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin efsanevi direniş destanının, adanın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplandığını, Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden dünyaya azmin zaferini gösterdiğini kaydetti.
Rauf Denktaş’ın, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik ettiğine, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk dünyasında yakın tarihin sembol isimlerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Denktaş’ın KKTC başta olmak üzere eserlerinin nefes almaya devam ettiğini ve en önemli eserinin KKTC olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, Denktaş’ın hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırdığına işaret ederek, bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer aldığını söyledi.
“Sayın Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğraflarla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlatıyor.” diyen Yılmaz, fotoğraf dışında mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlamasının, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliğini gösterdiğini ifade etti.
“Kuzey Kıbrıs’ı her alanda destekliyoruz”
Yılmaz, Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgi, muhabbetle hatırladıklarını ve mirasını kalplerinde taşıdıklarını anlatarak, “Bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan hep birlikte gayret ediyoruz.” diye konuştu.
KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarına anlattıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, çözüme giden yolu açacak anahtardır. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Bu şekilde olacak bir çözüm tüm taraflara, tüm paydaşlara fayda sağlayacaktır. Daha huzurlu, daha müreffeh, geleceği daha güçlü bir Doğu Akdeniz’in oluşumunu da ortaya koyacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor. Bir kapı kapalıysa diğer kapıyı açarız diyoruz. Hiçbir zaman yılmadan, yorulmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyayla olan ilişkilerini, bağlarını üst seviyelere çıkarmaya gayret ediyoruz. Bu kapsamda, İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşmamız çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda destekliyoruz. Desteklemeye de devam edeceğiz.”
Yılmaz, KKTC yetkilileriyle yeni İktisadi ve Mali İşbirliği Programı üzerinde çalıştıklarını aktararak, bunu da şekillendirirken Kıbrıs Türkü’nün önceliklerini esas alıp hep birlikte bunu geliştirdiklerini ve yeni işbirliği programı tamamlandığında paylaşacaklarını söyledi.
Denktaş’ın ileri taşıdığı milli dava yolunda, Kıbrıs Türklerine hak ettikleri güzel yarınları sunmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmaya, her türlü gayreti ortaya koymaya devam edeceklerini dile getiren Yılmaz, merhum Denktaş’ın tüm dünyada takdir edilen liderlik ve devlet adamlığı vasıflarıyla tarihteki müstesna yerini her zaman muhafaza edeceğini ifade etti.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın katılımıyla TÜRKSOY’da düzenlenen ‘Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı’ ve fotoğraf sergisi açılışına katıldı. Yılmaz, Rauf Raif Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla yad etti. Yılmaz, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatının (TÜRKSOY) ev sahipliğinde merhum Denktaş’ı bugün yalnızca lider kişiliğiyle değil, aynı zamanda sanatçı yanıyla anacaklarını belirtti.
Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direnmiş; can vermiş, kan vermiş ama hürriyetinden vazgeçmediğinin altını çizen Yılmaz, “EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmamış; egemenliğinden asla taviz vermemiştir. Kıbrıs Türkleri’nin efsanevi direniş destanı, Ada’nın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplanmış; Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden Dünya’ya azmin zaferini göstermiştir” diye konuştu.
Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik etmiş, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk Dünyası’nda yakın tarihin sembol isimlerinden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Sayın Denktaş’ın ahirete irtihalinin 12. yılını geçtiğimiz ay geride bırakmış olsak da, KKTC başta olmak üzere eserleri nefes almaya devam etmektedir. Hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer etmiştir” diye konuştu.
Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğrafla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlattığına dikkat çeken Yılmaz, “Kendi ifadeleriyle adada ‘güne yeni başlamışken ışığı yakalamak ve günü bitirirken, doğanın güzelliklerini görmemiz ve tadını çıkarmamız için bize göz veren o kusursuz ressamın renklerini izlemek eşsiz bir deneyimdir’. Fotoğraf dışında; mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlaması, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı merhum Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgiyle hatırlıyor ve mirasını kalbimizde taşıdıklarını belirterek bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan çalıştıklarını vurguladı.
“Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır”
KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarımıza anlattıklarının altını çizen Yılmaz, “Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi çözüme giden yolu açacağına inanıyoruz. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor” dedi.
Yılmaz, iktisadi ve mali iş birliği anlaşması çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda desteklediklerini ifade etti. – ANKARA
]]>Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile baş başa ve heyetler arası görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev’i halkının yüksek teveccühü ile 5. defa Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.
Aliyev’in cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen ardından ilk resmi yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye yapmasından büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“7 Şubat’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, ilk defa Azerbaycan’ın egemen topraklarının tümünde düzenlenmiş olması nedeniyle tarihi öneme sahiptir. Seçim sonuçlarının, Türkiye-Azerbaycan münasebetleri ve kardeş Azerbaycan halkı için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Azerbaycan seçim sürecinde maalesef bazı haksız uygulamalara maruz kaldı. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Azerbaycan heyetinin bu sene düzenlenecek toplantılara katılımının engellenmesi yönünde alınan karar karşısında tepkimizi güçlü şekilde gösterdik. Bu meclisin çatışma değil, parlamenter demokrasiyi güçlendirecek bir diyalog platformu olması gerektiğini vurgulamaya devam edeceğiz. Alınan karar geçersiz kılınana kadar Azerbaycan’a desteğimizi ve bu doğrultudaki girişimlerimizi sürdüreceğiz.”
Ulaştırma ve enerji projeleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aliyev ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ikili ilişkilerin tüm yönlerini gözden geçirdiklerini, bölgesel ve uluslararası konuları değerlendirdiklerini dile getirdi.
Azerbaycan ile işbirliğinin “Umummilli Lider” merhum Haydar Aliyev’in işaret ettiği “tek millet, iki devlet” temelinden ilerlediğini gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“Toplam ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene ilk defa 7,5 milyar dolar seviyesini yakaladı. 15 milyar dolarlık hedefimize ulaşmak için gayretlerimizi arttırma kararlılığındayız. Kritik meydan okumaların yaşandığı bir dönemde ülkelerimizin ulaştırma ve enerji alanlarındaki potansiyelini geliştirmemiz gerektiği aşikardır. Bakü-Tiflis- Kars Demiryolu Hattı esasen bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Bu hattan en yüksek verimi alabilmemiz için yenileme çalışmalarının ivedilikle tamamlanması lazım. Eylül ayında Türk Kapısı Nahçıvan’ı ziyaretim sırasında Kars-Nahçıvan Demiryolu Projesi’ne ilişkin niyet protokolünü bu anlayışla imzaladık. TANAP’ın kapasitesinin arttırılması ve Hazar doğal gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya aktarılması bu kulvardaki önceliklerimiz arasındadır. Nahçıvan ziyaretim sırasında temelini attığımız Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile enerji işbirliğimize yeni bir boyut kazandırdığımızı da hatırlatmak isterim.”
“Bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeler sırasında Güney Kafkasya’nın barış ve istikrarına dair atılan adımları da ele aldıklarını dile getirdi.
“Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasının bölge ve dünyada barış, huzur ve istikrar için yeni bir umut kaynağı olacağı şüphesizdir.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bu süreçte Azerbaycan’la birlikte omuz omuza hareket ediyoruz. Karabağ’da işgalin sona ermesiyle bölgemizde kalıcı barış için tarihi bir fırsat penceresi açılıyor. Bu fırsat penceresinin kapanmaması çok önemlidir. Ermenistan’ın uzun vadeli düşünerek stratejik bir perspektifle bu süreci değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Üçüncü tarafları da süreci zehirlemek yerine yapıcı katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz günlerde iki ülke sınırında meydana gelen eylemlerin tekrar yaşanmamasını ümit ettiğimizi de belirtmek istiyorum. Yaralanan Azerbaycan ordusu mensubu kardeşimize acil şifalar diliyorum.”
Erdoğan, görüşmelerde, İsrail’in Gazze’de bütün insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan katliamlarını ve bölgeyi ilgilendiren diğer ihtilafları da değerlendirdiklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Aile meclisimiz Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki birliğimizin daha da kurumsallaşması ve güçlenmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatımızın olağanüstü zirvesinin Türk dünyasının kültür başkentlerinden Şuşa’da temmuz ayında düzenlenecek olmasından özellikle memnuniyet duyduğumu belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte can Azerbaycan ile kardeşlik hukukumuz ve Şuşa Beyannamesi’nde ortaya koyduğumuz ruhla yol yürümeyi sürdüreceğiz. Aziz kardeşimin şahsında tüm Azerbaycan halkına 6 Şubat depremlerinde milletimizle sergiledikleri dayanışma için teşekkür ediyorum. Diğer yardımlarının yanı sıra Azerbaycan Kahramanmaraş’ta 320 dönümlük arazide 1000 konut ve 799 iş yeri inşa etmektedir. Önceki hafta Kahramanmaraş’a yaptığımız ziyarete Azerbaycan Bulvarı’nda yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldık.”
Aliyev’e ziyareti için teşekkür eden Erdoğan, “Rabbim muhabbetimizi, kardeşliğimizi daim eylesin.” ifadesini kullandı.
]]>31 Mart yerel seçimleri öncesinde dün Ordu ve Giresun’da partililere seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün de Rize’nin ardından Trabzon’a geldi. Meydan Parkı’nda Trabzonlulara seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi hayatı boyunca Trabzon’un daima kendisine yoldaş olduğunu belirterek Trabzon’u ve Trabzonluları “Ahiretliğim, gönüldaşım” diye tanımladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ata toprağı Karadeniz’in lokomotif şehri Trabzon siyasi hayatımız boyunca bizim daima yoldaşımız oldu. Bizde buradan aldığımız güçle ülkemiz ve milletimiz için ter döktük, çabaladık. Nice eserlere, nice hizmetlere imza attık. Siyaset yapma tarzımızı da Karadeniz’in mertliğinden, ataklığından, çalışkanlığından, özgünlüğünden ilhamla şekillendirdik. Bize göre siyaset gölgede yürüme sadece belirli değerlerin istismarlığıyla mevzi kapma, hak ettiğinden fazlasını almak için her türlü pazarlığa müsait olma yarışı değildir. Karadeniz’den ilhamla yüreğimize nakış ettiğimiz siyaset davamız için hayal kurma ülkemiz ve milletimiz için vizyon geliştirme bu uğurda gerektiğinde canı pahasına mücadele etme işidir. Biz 40 yılı aşkın süredir işte böyle bir siyasi mücadelenin içerisindeyiz. Heyecanımızı, azmimizi, kararlığımızı hatta yeri geldiğinde öfkemizi daima diri tuttuk. Birileri karamsarlığa sürüklese de biz daima umudun tarafında yer aldık. Birileri başını yere eğse de, biz diklenmeden dik duruşumuzdan taviz vermedik. Hayalleri gerçeğe, programlara icraata dönüştürmek için çalışırken ülkemiz adına elde ettiğimiz her kazanımda sevindik” şeklinde konuştu.
“Hep yeni bir yol bulmaya yeni bir yol açmaya gayret ettik”
“Hiç şüphesiz bu uzun yolda sıkıntılarla da karşılaştık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vesayetin oyunlarıyla terör örgütlerinin saldırıyla darbe girişimleri ile siyasi ve sosyal kaos çıkarma denemeleriyle ekonomik tuzaklarla boğuşurken yüreğimizin kanadığı anlar oldu. Ama asla şartlara teslim olmadık. Yılgınlığa kapılmadık, geri adım atmayı düşünmedik hep daha çok çalıştık. Hep daha ileriye doğru gittik. Hep yeni bir yol bulmaya yeni bir yol açmaya gayret ettik. Hamd olsun bugün geriye dönüp baktığımızda yüzümüzü kızartacak, başımıza yere eğdirecek hiçbir işimizin ve sözümüzün olmadığını görüyoruz. Şayet bir eksiğimiz hatta bir yanlışımız varsa bunu kimsenin yüzümüze vurmasını beklemedik. Kendi özeleştirimizi kendimiz yaptık. Gerektiğinde eksiklerimizi tamamlama ve hatalarımızı düzeltme erdemiyle milletimizin nezdindeki hasbi ve harbi yerimize helal getirmedik” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trabzon’a 21 yılda güncel rakamlarla 191 milyar lira kamu yatırım yaptıklarını hatırlatırken, yük ve yolcu taşımacılığının birlikte yapılabileceği 235 km uzunluğundaki Erzincan-Trabzon hızlı demiryolu hattı ile ilgili etüt ve proje çalışmalarının sürdüğünü, Trabzon Havalimanı’nın kapasitesini arttıracak 20 milyarlık bir yatırımı yaparak hizmete sunacaklarını söyledi.
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon’da Cumhur İttifakı’nın belediye başkan adaylarını tek tek tanıttı. – TRABZON
]]>Bak, Valilik yanındaki alanda düzenlenen mitingde, çayın başkenti Rize’den, fındığın başkenti Giresun’a selam getirdiğini ifade etti.
Giresun’a yüzme havuzu, spor tesisleri yapmayı sürdürdüklerini belirten Bak, dünyanın en büyük yurt yapısını yaklaşık 950 bin kapasite ile yönettiklerini vurguladı.
Bak, 22 yıldır Türkiye’nin dört bir yanına modern spor tesisleri yaptıklarını anlatarak, şöyle konuştu:
“Çotanak stadını kim yaptı? Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Ben aslen Rizeliyim ama hanım tarafında da Giresunluyum, hanım Göreleli dolayısıyla sizin damadınız olarak Giresun’a da hizmet etmeye devam ediyoruz. Bulancak için yüzme havuzu ve spor tesisi hazır, ihalesine de başlıyoruz. Son 22 yılda yapılan spor tesisleri yatırımlarıyla dünyanın spor merkezi olan bir Türkiye var. Sonuçlarını görüyoruz, 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası İtalya ile beraber Türkiye’de yapılacak. Bunlar Türkiye’nin geldiği spor altyapısı, spor devriminin sonuçları.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her zaman spora destek verdiğini dile getiren Bak, “Cumhurbaşkanımızla Türkiye, spor yatırımlarında çağ atladı. A Milli Futbol takımımız 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılacak. Grubu lider olarak tamamladı. Almanya’da gurbetçi vatandaşlarımızla beraber tribünlerde olacağız. Oraya Türk’ün gücünü, vatandaşların sevgisini ve heyecanını götüreceğiz.” dedi.
Bak, yeni yatırımların devam ettiğinin altını çizerek, şunları söyledi:
“Türkiye’nin dört bir yanında 470 gençlik merkezinde gençlerimize hizmet ediyoruz. Bu gençlik merkezlerinde müzikten sanata, yabancı dilden eğitime, spora, tiyatroya etkinlikler var. Milli kütüphaneler var. Kütüphanelerde gençlerimiz ders çalışıyor. Türkiye’nin yaklaşık 620 ilçesinde yüzme havuzlarımız var. Yarı olimpik ve olimpik olarak. Yüzme Bilmeyen Kalmasın Projesi ile yaklaşık 10 milyon çocuğumuza yüzme öğrettik.”
Giresun’dan seçimlerde güçlü bir destek beklediklerini anlatan Bak, “Hep beraber Karadeniz’de Recep Tayyip Erdoğan’a, AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na büyük bir destek vermemiz lazım. Giresun’un meydanı inletmesi lazım. Giresun’un, Karadeniz’in dalgaları gibi Cumhurbaşkanımıza coşkusunu, heyecanının göstermesi lazım. Yolun sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan.” diye konuştu.
“Astronotumuz Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna 85 milyon gururla, iftiharla bu dönemde tanıklık ettik”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Giresun’da bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.
Giresunluların son seçimde AK Parti’ye verdiği desteğe işaret eden Kacır, “Ahde vefa gösterdi, rekor bir oyla büyük ve güçlü Türkiye yolunda hayatını milleti için vakfeden milletin evladı Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ı yalnız bırakmadı. Bu meydanın haykırışı, bu atmosfer bize gösteriyor ki 31 Mart’ta da Giresun’un desteği Cumhurbaşkanı’mızla, Cumhur İttifakı’yla, AK Parti’yle olacak. Cumhuriyetimizin ikinci asrında hemşehrilerim bir demokrasi destanına daha imza atacak, tercihini gönül ve hizmet belediyeciliğinin adresi AK Parti’den yana kullanacak.” dedi.
Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için Cumhurbaşkanımızın liderliği bizleri yüzyıla bedel demokrasi ve kalkınma atılımlarına taşıdı. Bütün dünya krizlerin pençesinde kıvranırken, dünyanın siyasi ve ekonomik dengeleri yerinden oynarken Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz yatırım, istihdam, üretim ve ihracatla rotasında büyümesini kesintisiz sürdürdü.”
Türkiye’nin askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada bir numara, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento ve demir çelik üretiminde ise Avrupa’da lider olduğunun altını çizen Kacır, şunları söyledi:
“Bütün bu başarı AK Parti iktidarlarının sayesindedir. 21 yılda organize sanayi bölgelerinin (OSB) sayısını 192’den 361’e, OSB’lerde çalışan sayısını 415 binden 2 milyon 600 bine, Türkiye’nin ihracatını 36 milyar dolardan 255 milyar dolara, araştırma geliştirmeye yaptığımız harcamayı 1 milyar dolardan 12 milyar dolara, Ar-Ge yapan insan kaynağımızı 29 binden 272 bine AK Parti iktidarları çıkarmıştır. 60 yıllık hayalimiz yerli ve milli otomobilimiz Togg’u AK Parti iktidarı sayesinde ürettik. Astronotumuz Alper Gezeravcı’nın uzay yolculuğuna 85 milyon gururla, iftiharla bu dönemde tanıklık ettik. Milli özgüvenimizi tekrar kazandık. Nitelikli insan kaynağımızı harekete geçiren asırlık projeleri, AK Parti iktidarlarıyla hayata geçirdik.”
Kacır, Türkiye Yüzyılı’nda milli teknoloji hedeflerini gerçekleştirmek için durmaksızın çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini belirterek, “81 şehrimizi yeni eserlerle, hizmetlerle buluşturacak, milletimizi Cumhuriyet’imizin ikinci asrında Türkiye Yüzyılı’nda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hak ettiği yere hep birlikte kavuşturacağız. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğunu bilerek yatırım teşvikleriyle, sanayi alanlarıyla, KOBİ’lerimize sağladığımız imkanlarla, bölgesel kalkınma projelerimizle Giresun’umuz, Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı olacak.” diye konuştu.
Giresun’da son 21 yılda 23 milyar 300 milyon lira yatırım tutarında 443 özel sektör yatırımı için teşvik belgesi düzenlediklerini anlatan Kacır, şunları kaydetti:
“14 bin 396 nitelikli istihdamın önünü açtık. 22 yıl önce AK Parti iktidara geldiğinde KOSGEB desteklerinden yararlanan KOBİ sayısı 100’ü dahi bulmazken, Giresun’umuzda 7 bin 200’e yakın KOBİ’ye 762 milyon liranın üzerinde destek verdik. Giresun’umuza 3 yeni OSB, bir teknopark, bir Ar-Ge merkezi kazandırdık. Bakanlık olarak sağladığımız 1 milyar 700 milyon lira finansmanla bugüne kadar OSB’lerde 5 binin üzerinde yeni istihdam oluşturduk. Önümüzdeki dönemde hem üçüncü, dördünü OSB’lerde bacaları tüttüreceğiz ve beşinci OSB’yi de inşallah Giresun’umuza kazandırmak için gayret edeceğiz.”
“Giresun’a birçok hizmetler yaptık”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Eğribel Tüneli, Ordu-Giresun Havalimanı ve diğer yatırımlara ilişkin vatandaşlara bilgi verdi.
Giresun Belediye Başkan adayı mevcut başkan Aytekin Şenlikoğlu ve ilçe belediye başkan adaylarına destek isteyen Uraloğlu, “Aytekin Şenlikoğlu kardeşimiz Giresun’a hizmet etti. Sizin en büyük talebiniz biliyorum merkezdeki kavşaktı. En çok orada bekliyorsunuz trafikte. İhalesini, yer teslimini yaptık, inşallah önümüzdeki günlerde temel atmasını da yapacağız ve başlayacağız. Hızlı bir şekilde merkezdeki kavşağı da bitireceğiz.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, Giresun’a birçok hizmetler yaptıklarına işaret ederek, “Sahil Yolunu bile Sayın Cumhurbaşkanı’mızın Başbakanlığı döneminde, 2007 yılında hizmete açtık. Karayolları olarak biz de bunları bitirdik. Tren yolunun projelerine başlıyoruz.” dedi.
]]>Sabah saatlerinde Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Vali Ali İhsan Su, yardımcıları ve kaymakamlar tarafından karşılandı. Valilikte şeref defterini imzalayan Yılmaz, daha sonra basına kapalı toplantı gerçekleştirdi. Toplantının ardından Dicle Üniversitesi’nde düzenlenen “Diyarbakır’ın Gelecek Tasavvuru Uluslararası Kongresi”ne katılan Yılmaz, yaptığı konuşmada 33 medeniyetin mirasını geleceğe taşımak, Türkiye Yüzyılı’na Diyarbakır mührünü vurmak için fikirlerin ortaya konduğu konferansın hayırlara vesile olmasını diledi. Ülkede bölgesel milliyetçilik olmaması gerektiğini ifade eden Yılmaz, belli standartları tüm coğrafyaya yaymak, fırsat eşitliği oluşturmak, temel hizmetleri herkese hakkaniyetli şekilde sunmak anlayışı ile hareket ettiklerini aktardı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son 20 yılda sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmadık. Geçmişteki ihmalleri de kapatma gayreti içinde olduk. Dünyadaki ve bölgemizdeki sıkıntılara rağmen siyasi güven ve istikrar ikliminde yatırıma, istihdama, üretime devam ediyoruz. En önem verdiğimiz hususlardan biri güven ve huzur iklimi. Huzur ve güvenin olmadığı yerde ne demokrasi olur, ne kalkınma olur, ne kültür, sanat olur ne de yaşam kalitesi olur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’ın teröre ve terörü besleyen odaklara karşı kararlı duruşu sayesinde Diyarbakır bugün, son 40 yılda hiç olmadığı kadar huzur ve emniyet içinde” dedi.
“Terörün, kavganın, çatışmanın en büyük zararını bu bölgedeki insanlarımız gördü”
Yıllarca Diyarbakır’ın potansiyelini, zenginliğini çatışmalarla, kavgalarla, kısır çekişmelerle heba edenlerin yol açtığı kayıpların artık durduğunu ifade eden Yılmaz, “Hendekler, çukurlar kazarak gencecik çocukları ölüme gönderenlere geçit vermedik, vermeyeceğiz. Diyarbakır annelerinin gözlerindeki yaşı silmeye, terörü sokaklardan söküp atmaya kararlıyız ve hiçbir şekilde buradan bu geri dönüş söz konusu değildir. Bu çabamızdaki en büyük cesareti Diyarbakır annelerinden, bölgemizde yaşayan insanlarımızdan alıyoruz. Terörün, kavganın, çatışmanın en büyük zararını bu bölgedeki insanlarımız gördü. Terörün ortadan kalkmasının en fazla bu bölgedeki insanlarımıza faydası olacak. Diyarbakır’ın gelişmemesi için, kalkınmaması için hiçbir mazeret yok. Tarım, ticaret, kültür, genç nüfus, geçmişten gelen büyük bir miras; Diyarbakır’ın bu halde olmaması lazım” diye konuştu.
“Diyarbakır-Erbil uçuşlarını başlatıyoruz”
Diyarbakır’ın ideolojik çatışmaya, kavgaya değil gerçek anlamda fikirlere, projelere, planlara, gelecek tasavvurlarına ve hizmete ihtiyacı olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Son dönemlerde bunun farkını zaten insanımız adeta tadarak görmüş oldu. Önümüzdeki dönemde inşallah daha da farkına hep birlikte varacağız. Son 20 yılda Diyarbakır’a toplam 126 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Ama önümüzdeki dönem daha da fazlasını inşallah özel sektör başta olmak üzere göreceğiz. Çok daha hızlı bir şekilde Diyarbakır gelişmeye devam edecek. Bu arada bir müjdeyi de vermiş olalım. Ulaştırma Bakanımızla görüştüm sabah. İnşallah Diyarbakır-Erbil uçuşlarını başlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
Depremi hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu vesileyle tekrar depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Diyarbakır’da hızlı bir şekilde onarım faaliyeti var. Yakın bir zamanda İçişleri Bakanımız gelecek ve bin 374 konutumuz tamamlandı, onların kuraları çekilecek. 16 bin 708 hak sahibi var. Peyderpey bunların da konutları tamamlandıkça inşallah teslim edilecek. Bunun yanında Silvan gibi devasa projelerle sulamalar arttıkça tarıma dayalı sanayinin, gıda sanayisinin çok farklı bir yere gelmesi lazım. Yine madencilikte, başka alanlarda katma değeri yüksek üretimlerin gelişmesi lazım. Barajlara yatırımlar yaptık ve devam ediyoruz. Özellikle Silvan Barajı’nı çok önemsiyorum. Silvan Barajı’nın belli kısımlarını bitirdik. Atatürk Barajı’ndan sonra GAP’ın en büyük sulama projesidir. Çok engellemeye çalıştılar, çok saldırılar yaptılar. Çok şükür devam ediyoruz. Maalesef teknik bazı sıkıntılar da yaşandı. Bu proje gerçekleştiğinde çok büyük bir tarımsal üretim artışı olacak. Buna kendimizi hazırlamamız lazım.”
Bugün insanlığın geldiği noktanın üzüntü verici olduğunu belirten Yılmaz, “Bunun en çarpıcı örneği de Gazze’de yaşanan olay. Bundan hepimizin ders alması lazım. Bize medeniyet dersi verenler, modellik dersi verenler, bir takım standartları olduğunu söyleyenler Gazze’de insanlığın önünde bir imtihandan geçtiler. Maalesef hiçbir değer tanımadıklarını, hukuk tanımadıklarını, ahlak tanımadıklarını, merhametten tamamen uzak olduklarını, hikmetten uzak olduklarını Gazze’de yaşananlarla ortaya koydular” dedi.
Kongreye Yılmaz’ın yanı sıra Vali Ali İhsan Su’nun yanı sıra AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Suna Kepolu Ataman, Galip Ensarioğlu, Mehmet Emin Yaz, kurum müdürleri, amirleri, STK temsilcileri ve öğrenciler katıldı. – DİYARBAKIR
]]>31 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamında Samsun’a gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zonguldak ve Tekirdağ’ın ardından 3. mitingini Samsun Cumhuriyet Meydanı’ndan yaptı. Samsunlular Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı meydanda asılı bulunan “Türkiye Yüzyılı’nın gerçek lideri”, “Sen düşünme bizi Samsunlu bilir işini”, “Vatan, millet, mazlumlar sana, Senin emeklerin sandıkta bize emanet Reis”, “Türkiye Yüzyılı şehirleri için gerçek belediyecilik”, “Hazırız, kararlıyız” yazılı pankartlarla karşıladı. Buradan vatandaşlara seslenen Erdoğan, müjdeler verirken, 21 yılda Samsun’da yapılan yatırımları ve devam eden yatırımları hatırlattı.
“Samsun’a son 21 yılda 181 milyar TL kamu yatırımı yaptık”
Son 21 yılda yapılan yatırımlardan bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Samsun’a son 21 yılda 181 milyar TL tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğimde 5 bin 164 yeni derslik inşa ettik. İkinci üniversite olarak Samsun Üniversitesini kazandırdık. Sağlıkta toplamda 2 bin 943 yataklı 24 hastanenin de aralarında olduğu 25 sağlık tesis yaptık. İlave olarak 900 yataklı Samsun Şehir Hastanemizle birlikte 5 sağlık tesisimizin inşaatı sürüyor. Şehir Hastanemizi bu yaz tamamlayıp hizmete sunacağız” diye konuştu.
Samsun-Ankara hızlı tren projesi
Hızlı tren projesindeki aşama hakkında bilgi veren Recep Tayyip Erdoğan, “Samsun’da demiryolu hatlarının tamamını yeniledik. Samsun-Sivas arasında 431 km’lik demiryolu hattını tüm altyapı ve üstyapısıyla birlikte yeniledik. Samsun, Amasya, Çorum, Kırıkkale hızlı tren hattının ilk etabını oluşturan Kırıkkale-Çorum projesini hazırladık, ihale çalışmaları devam ediyor. Toplamda 19 bin dekar araziyi sulayacak barajların yapımına devam ediyoruz. Samsunlu çiftçilerimize yaklaşık 4 milyar TL tutarında destek verdik. Enerjide 306 bin abonesi olan Samsun ve 16 ilçesini doğalgaza kavuşturduk. Ayvacık ilçemizi de en kısa sürede doğalgazla buluşturacağız” şeklinde konuştu.
“Proje bedeli 8,5 milyar TL olan Samsun Batı Çevre Yolu’nu 2024 yılı yatırım programına aldık”
Devam eden ve yatırım programına alınan diğer yatırımları da aktaran Erdoğan, “Samsun’da toplam 102 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda, Samsunlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yaklaşık 9 milyar TL kaynakla destek olduk. Çevre ve şehircilikte TOKİ eliyle Samsun’da 11 bin 265 konutu tamamlayıp, hak sahiplerine teslim ettik. Kentsel dönüşümde şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 5 bin 308 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. İktidara geldiğimizde şehrimizde 3 adet atık su arıtma tesisi varken, bugün 26 adet atık su tesisi ile belediye nüfusunu tamamına hizmet veriyoruz. Samsun’daki 6 millet bahçesi projesinden 3’ünü hizmete aldık. Diğerleri ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Ulaştırmada 120 km’den devraldığımız bölünmüş yok uzunluğunu 313 km’ye çıkarttık. Proje bedeli 8,5 milyar TL olan Samsun Batı Çevre Yolu’nu 2024 yılı yatırım programına aldık. Gelemen Lojistik Merkezi’ni tamamlayıp işletmeye başladık” ifadelerini kullandı.
Programda Erdoğan’ın konuşmasının ardından Cumhur İttifakı’nın Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Halit Doğan’ın yanı sıra 19 Mayıs Belediye Başkan Adayı Osman Topaloğlu, Alaçam Belediye Başkan Adayı Ramazan Özdemir (MHP), Asarcık Belediye Başkan Adayı Şerif Kılağuz (MHP), Atakum Belediye Başkan Adayı Özlem Maraş, Ayvacık Belediye Başkan Adayı Hüseyin Keskin, Bafra Belediye Başkan Adayı Hamit Kılıç, Canik Belediye Başkan Adayı İbrahim Sandıkçı, Çarşamba Belediye Başkan Adayı Ender Gür, Havza Belediye Başkan Adayı Murat İkiz, İlkadım Belediye Başkan Adayı İhsan Kurnaz, Kavak Belediye Başkan Adayı İbrahim Sarıcaoğlu, Ladik Belediye Başkan Adayı Gürkan Özel, Salıpazarı Belediye Başkan Adayı Osman Yüksel (MHP), Tekkeköy Belediye Başkan Adayı Mustafa Candal, Terme Belediye Başkan Adayı Şenol Kul, Vezirköprü Belediye Başkan Adayı Murat Gül ve Yakakent Belediye Başkan Adayı Hüseyin Kıyma sahneye çağrılarak tanıtıldı.
Mitinge, ayrıca Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş, Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir de katılarak destek verdi.
Recep Tayyip Erdoğan, Samsun’daki mitingin ardından İstanbul’a gitmek üzere alandan ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti
Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen miting programına katılmak üzere kente gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Samsunlularla selamlaşmasının ardından makama geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir karşıladı. Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti ve MHP Samsun milletvekillerinin yanı sıra protokol üyelerinin de hazır bulunduğu belediye ziyaretinde Başkan Demir, kentte yapılan çalışmalar ile ilgili bilgi verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarılı çalışmalarından dolayı Başkan Demir’i tebrik etti. Ardından burada şeref defterine ziyaret anısına duygu ve düşüncelerini yazdı. – SAMSUN
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Mısır’ın başkenti Kahire’de, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına ilişkin Ortak Bildiriyi imzaladı. İki Cumhurbaşkanı daha sonra ortak basın toplantısına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında Türkiye-Mısır ilişkilerine ilişkilerini hak ettiği seviyeye çıkarma gayretinde olduklarını belirterek “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyimizi, Cumhurbaşkanları seviyesine taşıdık. Değerli kardeşimi, konsey toplantımızı gerçekleştirmek üzere ilk fırsatta Ankara’ya beklediğimi söyledim. Bu ziyaret inanıyorum ki ilişkilerimizde yeni bir dönüm noktası olacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
“Sayın Cumhurbaşkanının nazik davetine icabetle uzun bir sürenin ardından – ki 12 yıl – yeniden Kahire’de olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Şahsıma ve heyetime gösterilen hüsnükabulden ötürü Cumhurbaşkanı Sayın Sisi başta olmak üzere tüm Mısırlı kardeşlerimize yine şahsım ve heyetim adına teşekkür ediyorum.
“İŞÇİLERİMİZE ULAŞINCAYA KADAR ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”
Görüşmelerimizin detaylarına geçmeden evvel, dünkü kazadan dolayı Erzincanlı kardeşlerime buradan geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Özel bir maden ocağında dün yaşanan toprak kaymasında maalesef 9 işçimiz toprak altında kaldı. Bu 9 kardeşimizi arama kurtarma çalışmaları çok yoğun bir şekilde devam ediyor. Çalışmaları koordine etmek üzere İçişleri Bakanımız ile Enerji Bakanımızı Erzincan’a gönderdik. Bizde kendilerinden düzenli olarak bilgi alıyoruz. Bölgede 339’u arama kurtarma personeli olmak üzere 827 uzman personel bulunuyor. Ayrıca 626 araç, 32 iş makinası, 97 aydınlatma kulesi, 6 dron, 44 jeneratör ile özel donanıma sahip diğer araçlar kaza sahasındaki çalışmalara destek veriyor. İşçilerimize ulaşıncaya kadar çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Rabbim ülkemizi her türlü kazadan, beladan ve afetten korusun diyorum.
İLİŞKİLERDE YENİ BİR DÖNÜM NOKTASI
Değerli basın mensupları, Mısır ile bin yılı aşan iç içe geçmiş ortak bir tarih ve kültüre sahipsiz. Bu köklü mirastan aldığımız güçle Türkiye-Mısır ilişkilerini hak ettiği seviyeye çıkarma gayretindeyiz. Aynı güçlü iradenin Mısır tarafında da olduğunu görüyoruz. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyimizi, Cumhurbaşkanları seviyesine taşıdık. Değerli kardeşimi, konsey toplantımızı gerçekleştirmek üzere ilk fırsatta Ankara’ya beklediğimi söyledim. Bu ziyaret inanıyorum ki ilişkilerimizde yeni bir dönüm noktası olacaktır.
TİCARET HACMİ HEDEFİ 15 MİLYAR DOLAR
Ticaret ve ekonomi, işbirliğimizin lokomotifini oluşturuyor. Bugünkü istişarelerimizde ticaret hacmini, kısa süre içinde 15 milyar dolara çıkarmak için mutabık kaldık. Ayrıca 3 milyar dolara yaklaşan yatırımlarımızı da artırma kararlılığındayız. Görüşmelerimizde bu yönde atabileceğimiz ilave adımlar hakkında fikir alışverişinde bulunduk. Savunma sanayi, çok ciddi potansiyele sahip olduğumuz bir diğer alandır. Mısır savunma sektörüne önemli yatırımlar yapıyor. Mısır ile güç birliğine giderek ortak projeler geliştireceğimize inanıyorum.
LNG, nükleer ve yenilenebilir enerji alanında işbirliğimizi geliştirme imkanlarına da değerlendiriyoruz. Turizm, eğitim ve kültür alanlarında mevcut bağları daha da kuvvetlendirmek adına gayret sarf edeceğiz. Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsü, dünyada Türkçe kurslarına en fazla ilgi gösterilen şube konumundadır. Geçtiğimiz yıl 22 bin Mısırlı öğrencinin kurslara kayıt yaptırması memnuniyet vericidir.
ATEŞKES VE YARDIMIN GAZZE’YE ULAŞMASI ÖNCELİKTİR
Değerli basın mensupları, Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında yaşanan insanlık dramı gündemimizin ilk sırasında yer aldı. İsrail saldırılarında çoğunluğu çocuk ve kadın 28 binden fazla Filistinli kardeşimiz şehit edildi, 70 bine yakın Filistinli masum yaralandı. Savaşta dahi dokunulmaması gereken camiler, kiliseler, hastaneler, okullar, Birleşmiş Milletler binaları bombalandı. Netanyahu yönetimi, işgal, yıkım ve katliam politikasını tüm tepkilere rağmen pervasızca sürdürüyor. Ateşkesin bir an evvel tesisi ve insani yardımların engelsiz bir şekilde Gazze’ye sevki önceliğimizdir. Ülkemizden bugüne kadar uçak ve gemilerle 34 bin tonun üzerinde yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Yardımların ulaştırılmasında Mısır makamlarının desteğini burada özellikle ifade etmek istiyorum. Mısır Kızılayı’na, Mısır Sağlık ve Nüfus Bakanlığı’na ve ilgili tüm Mısır kurumlarına teşekkür ediyorum.
GAZZE’DE SAHRA HASTANESİ TESİSİ
İnsani yardımlarımızın yanı sıra refakatçileri dahil 700’den fazla Filistinli kardeşimizi tedavileri için Mısır üzerinden ülkemize getirdik. Gazze içinde bir sahra hastanemizin tesisi için uzmanlarımız çalışıyor. Hastanenin en kısa zamanda faaliyete geçme noktasında Mısırlı kardeşlerimizin desteğine güveniyoruz. Gazze halkının topraklarından sürgün ettirilmesi yönündeki girişimler, bizler için yok hükmündedir. Gazze’nin insansızlaştırılması hiçbir şekilde kabul edilmez. Mısır’ın bu konudaki dirayetli ve kararlı tutumunu takdirle karşılıyor ve destekliyoruz. Netanyahu yönetimi katliamlarını Gazzeli sivillerin sığındığı son nokta olan Refah’a da taşımaktan uzak durmalıdır. İslam dünyası, BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası toplum, sonu soykırıma varacak böyle bir çılgınlığa izin vermemelidir. Gazze’de akan kanın durması için Mısırlı kardeşlerimizle işbirliği ve dayanışma halinde olmaya devam edeceğiz. Orta vadede Gazze’nin yeniden toparlanması ve imarı için de Mısır’la birlikte çalışma hazırız.
Kıymetli kardeşlerim, Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşmelerimizde Libya, Sudan ve Somali’deki meseleleri değerlendirme fırsatı bulduk. Bu üç kardeş ülkenin birliğine, beraberliğine, toprak bütünlüğüne ve huzuruna desteğimiz tamdır. Biz ne Afrika’da ne Ortadoğu’da ne de gönül coğrafyamızın diğer yerlerinde çatışma, gerilim, kriz görmek asla istemiyoruz. Bu amaçla bölgemizde barış ve istikrarın tesisi için Mısır ile temaslarımızı her seviyede artırma kararlılığındayız. Sözlerime son verirken Sayın Cumhurbaşkanına nazik ev sahipliği için bir kez daha teşekkür ediyorum.”
]]>Azerbaycan’da halk bugün erken genel seçim için sandık başına gitti. Yerel saatle 08.00’de başlayan oy kullanma işlemi, 19.00’da sona erecek. Ülke genelinde kurulan 6 bin 537 sandıkta 6 milyon 478 bin 623 seçmen oy kullanıyor. Seçimleri izlemek üzere 790’ı uluslararası olmak üzere 90 bin 372 kayıtlı gözlemci bulunuyor. Ayrıca 109 uluslararası medya kuruluşundan da 216 gazeteci seçimleri takip ediyor.
Karabağ’da 30 yıl sonra ilk seçim
Karabağ’ın sembol şehri Şuşa, Hankendi, Hocalı, Hocavend, Ağdere, Ağdam, Cebrayıl, Zengilan, Gubadlı, Laçın ve Kelbecer’de 23 binden fazla seçmen, bugün 30 yıl sonra ilk kez sandık başına gidiyor. İşgalden kurtarılan bölgelerde halk, 26 sandıkta oy kullanıyor. Toplam 3 sandığın kurulduğu Fuzuli’de halk, sabahın erken saatlerinde oy kullanma merkezlerine akın etti. Oy kullanma merkezleri önünde uzun kuyruklar oluşturan Fuzuli halkı, yıllar sonra işgalden kurtarılan topraklarda oy kullanmanın heyecanını ve gururunu yaşadı.
“Buradan gittiğimde 2 yaşındaydım”
İşgalden kurtarılan topraklarda oy kullandığı için sevinç duyduğunu söyleyen Şehriyar Memmedov, “Buradan gittiğimde 2 yaşındaydım. Şimdi ise kendi topraklarıma gelerek oyumu kullanıyorum. Bundan sevinç duyuyorum. Devletimize, milletimize hayırlı olsun” dedi.
“Bu bizim için gurur verici ve tarihi bir gün”
İşgalden kurtarılan Füzuli kentinde oy kullandıkları için gurur duyduklarını belirten Azad Dadaşov, “30 yıl sonra ilk defa Füzuli şehrinde oyumuzu kullandık. Bu bizim için gurur verici ve tarihi bir gün” şeklinde konuştu.
“Şuşa’mıza, Füzuli’mize, Ağdam’ımıza, Hocavent’imize Türk halkının desteği sayesinde kavuştuk”
Zafer kazanmış bir ülkenin bir vatandaşı olarak oyunu kullandığını ifade eden Arzu Eyyubova, “Bu anları bizlere yaşatan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, karşılarında eğiliyorum. Her yıl cumhurbaşkanı seçimlerine coşkuyla gidiyoruz. Ancak bu yıl yapılan seçimler bizi daha gururlandırdı. Çünkü işgalden kurtarılan topraklarda oyumuzu kullandık. Bunun için Başkomutan İlham Aliyev’e teşekkür ediyoruz. Şehitlerimize, gazilerimize teşekkür ediyoruz. Galip ülkenin galip vatandaşlarıyız. Türk halkına minnettarız. Onların desteği bizi daha da güçlendirdi. Şuşa’mıza, Füzuli’mize, Ağdam’ımıza, Hocavent’imize Türk halkının desteği sayesinde kavuştuk. Bizim haklı sesimizi dünyaya duyuran Türk milletinin sayesinde buna kavuştuk. Çok sevinçliyim. Bugün burada, Füzuli’de oyumu kullandığım için çok mutluyum. Bunun için cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, şehitlerimize minnettarım. Onların hakları ödenemez” dedi.
“Azerbaycan halkı gördüğünüz gibi canla başla oyunu kullanıyor”
Azerbaycan tarihinde ilk kez bütün topraklarında oy kullanıldığını vurgulayan Saddam Hüseyinov, “İşgalden kurtarılan topraklarımızda oy kullanmamız Azerbaycan halkı için gurur vericidir. Topraklarımızın işgalden kurtarılmasını şehitlerimiz ve gazilerimize borçluyuz. Azerbaycan halkı gördüğünüz gibi canla başla oyunu kullanıyor. İnşallah en doğru aday seçilir ve Azerbaycan halkının geleceği için daha iyi olur” diye konuştu.
7 aday yarışıyor
Seçimlerde Milli Meclisten 4 milletvekili ve meclis dışından 3 aday olmak üzere toplam 7 aday yarışıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Yeni Azerbaycan Partisi’nin adayı mevcut Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yanı sıra Bütün Azerbaycan Halk Cephesi Partisi’nin adayı Kudret Hasanguliyev, Milli Cephe Partisi’nin adayı Razi Nurullayev, Büyük Azerbaycan Partisi’nin adayı Elşad Musayev, Büyük Kurtuluş Partisi’nin adayı Fazil Mustafayev, bağımsız adaylar Zahid Oruç ve Fuad Aliyev yarışıyor. Azerbaycan’da seçimlerin 2025 yılında yapılması planlanıyordu ancak Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kararıyla 1 yıl erkene alındı. Cumhurbaşkanı seçiminin 7 yılda bir yapıldığı Azerbaycan’da son seçim, 11 Nisan 2018’de düzenlenmişti. – BAKÜ
]]>MUHALEFETTEN SEÇİMİN ERTELENMESİNE SERT TEPKİ
Cumhurbaşkanı Macky Sall’in meclis ile Anayasa Konseyi arasında yaşanan krizi gerekçe göstererek cumhurbaşkanı seçimini ertelemesine muhalefetten ağır eleştiri geldi. Bazı muhalif cumhurbaşkanı adayları, normal şartlarda dün resmen başlayacak seçim kampanyası takvimine sadık kalacaklarını belirterek, Dakar’da toplanma çağrısı yaptı.

KALABALIĞA BİBER GAZIYLA MÜDAHALE ETTİLER
Güvenlik güçleri, başta Saint-Lazare kavşağı olmak üzere kentin çeşitli noktalarında toplanan kalabalığa biber gazıyla müdahale etti. Eski başbakan ve muhalif siyasetçi Aminata Toure, cumhurbaşkanı adayı Daouda Ndiaye ve Anta Babacar gözaltına alındı. Kentin bazı ana geçiş noktalarında lastik yakarak trafiği durduran göstericiler, polis müdahalesine taşlarla karşılık verdi. Bazı sokaklarda Fransız bayraklarının yakıldığı görüldü.

ECOWAS BİLDİRİ YAYIMLADI: OLUŞACAK ATMOSFERDEN ENDİŞELİYİZ
Cumhurbaşkanı Sall’in dünkü açıklamasından sonra Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) tarafından yayımlanan bildiride, erteleme kararı sonrasında oluşacak atmosferden endişe duyulduğu kaydedildi. Bildiride, söz konusu siyasi krizi çözmek için Senegalli siyasetçiler, “şeffaf, kapsayıcı ve güvenilir seçimler için diyalog ve işbirliğine” davet edildi. Avrupa Birliği (AB) tarafından yayımlanan bildiride de seçimin ertelenmesinin ülkede belirsizlik başlattığının altı çizilerek, Senegal’de uzun yıllara dayanan istikrar ve demokrasi geleneğini korumak adına seçimlerin en kısa sürede hukukun üstünlüğüne uygun şekilde düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

YENİ SEÇİM EN ERKEN NİSANDA YAPILABİLİR
Normal şartlarda 25 Şubat’ta seçim yapılması beklenen Senegal’de bir daha aday olmayacak mevcut Cumhurbaşkanı Macky Sall, 2 Nisan’a kadar görevde kalacaktı. Seçim kanununa göre, bir seçimin düzenlenmesi için en az 80 gün önceden bildirilmesi gerektiğinden yeni cumhurbaşkanı seçiminin en erken nisanın son haftası düzenlenmesi mümkün görünüyor. Bir diğer olası senaryoda da seçim 6 ay ertelenerek, ağustos sonunda yapılabilir. Öte yandan Cumhurbaşkanı Sall da dünkü açıklamasının ardından eleştirilerin hedefi oldu. Sall, “Kurumsal darbe yapmakla” ve seçimi erteleyerek Anayasa’yı ihlal etmekle suçlanıyor.

CUMHURBAŞKANI ADAYININ FRANSIZ VATANDAŞLIĞI ORTALIĞI KARIŞTIRDI
Senegal’de son birkaç gündür Ulusal Meclis ile cumhurbaşkanı seçimi için aday listesini belirleyen Anayasa Konseyi arasında ciddi bir kriz yaşanıyordu. Eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’nin oğlu Karim Wade’nin adaylığı, Fransız vatandaşlığından geç ayrılması nedeniyle Anayasa Konseyi tarafından kabul edilmemişti. Wade’ın Fransız vatandaşlığından ayrılması 17 Ocak’ta Fransız resmi gazetesinde yayımlanmış, Anayasa Konseyi ise nihai aday listesini 21 Ocak’ta kamuoyuyla paylaşmıştı. Seçimin en güçlü adaylarından gösterilen Wade’nin yarış dışı kalması başta partisi olmak üzere birçok çevre tarafından tepki ile karşılanmıştı. Kamuoyunda Wade’nin “haksız yere” saf dışı kaldığı yorumları yapılırken, Anayasa Konseyi’nin onay verdiği Rose Wardini isimli adayın Fransız vatandaşı olduğunun ortaya çıkması eleştirileri güçlendirdi. Bunun üzerine başta Wade’nin partisi Senegal Demokrat Parti (PDS) olmak üzere birçok çevrede Anayasa Konseyinin yetkinliği sorgulanmaya başlandı ve bazı hakimler için rüşvet iddiaları gündeme geldi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gazze’de meydana gelen katliamların durdurulması ve bir ateşkese varılması ile ilgili diplomasi trafiğinin yoğun bir şekilde devam ettiğini söyledi. Türkiye açısından da yerel seçimlerin yaklaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:
“Cumhurbaşkanımız bu yoğunluğunun içerisinde partimizde mesai harcayarak yerel seçime dönük olarak hazırlıklara başkanlık ediyor. Evvelki haftalarda yoğun bir mesaiyi genel merkezimizde geçirerek devam ettirmişti. Hem devlet işlerinin yanı sıra aynı zamanda da seçimlere hazırlıklarla ilgili mesaisi bu yoğunlukta devam ediyor. Şimdiye kadar birkaç aşamalı adayların değerlendirilmesi ve belirlenmesiyle ilgili birkaç aşamalı yöntem takip ettik. Cumhurbaşkanımız büyükşehirleri ve şehirleri toplayarak bu değerlendirmeleri yaptı ve bu şekilde çalışmalar devam etti. Şu anki geldiğimiz noktada artık adayların ismi belirlenmeye başlandı. Adaylarımızın ilk açıklamasını, belirli bir bölümünü bu pazar günü İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştireceğiz. Ayın 15’inde hem seçim beyannamemizi hem de kalan adaylarımızı Ankara’da açıklayacağız. Bunlar şehirler ve büyükşehirlerin bir kısmını kapsayacak. Böylece 2 parçalı bir takvim halinde adaylarımızın açıklanması çalışmasını gerçekleştirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımız başkanlığında çalışmalar devam ediyor.”
‘PAZAR GÜNÜ ANKARA VE İSTANBUL ADAYLARI AÇIKLANACAK MI?’
‘Pazar günü Ankara ve İstanbul adayları açıklanacak mı?’ sorusuna Çelik, o konunun Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirinde olduğunun yanıtını verdi.
Seçim beyannamesine ilişkin çalışmaların devam ettiğini ifade eden Çelik, “Biz yerel yönetimi yüksek olan bir bakıma da bizim siyasi hareketimizin öncesinde Recep Tayyip Erdoğan belediyeciliği dediğimiz bir belediyecilik geleneği içerisinde siyasi hareketimize de evrilmiş bir yapıyız. Bu sebeple de yerel yönetimler konusunda hem söyleyeceğimiz çok şey var, bir yandan da 20 yıldır bu konuda yaptığımız birçok şey var. Toplumsal değişim, şehirlerdeki değişim, şimdiye kadar sürdürdüğümüz iyi uygulamaları sürdürmeyi ama aynı zamanda da yeni siyasetler geliştirmeyi de gerektiriyor” dedi.
‘ADAYLAR AÇIKLANMADAN ÖNCE ERDOĞAN İLE BAHÇELİ’NİN BİR GÖRÜŞMESİ OLUR MU?’
‘Adaylar açıklanmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir görüşmesi olur mu?’ sorusa üzerine Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Bahçeli’nin hem dünya gündemiyle ilgili hem Türkiye gündemiyle ilgili ihtiyaç olduğunda her zaman görüşmeleri olabiliyor. Şu anda takvimle ilgili diyeceğimiz bir şey değil. İhtiyaç duyulduğunda hemen yapılabilen son derece iyi bir istişarenin olduğu görüşme trafiğidir” cevabını verdi.
]]>