İstanbul’da yaşayan Ufuk Öntürk, 2016’da kalp krizi geçirdi. Doktorların müdahalesiyle hayata döndürülen Öntürk, 2018’de dünya turuna çıktı. İlk olarak Tayland’a giden Ufuk Öntürk, daha sonra Güneydoğu Asya ülkesi Kamboçya’ya geçti. Kamboçya’yı seven ve orada yaşamaya başlayan Öntürk ile kaldığı pansiyonun sahibi ve çalışanları arasında 25 Şubat’ta tartışma çıktı. 6 kişinin bulunduğu olayda, Öntürk başına isabet eden çekiç darbesiyle yaşamını yitirdi. Ertesi gün Öntürk’ün Türkiye’deki yakınlarına ölüm haberi ulaştı. Öntürk’ün cenazesinin Kamboçya’da Budist inancına göre yakılması için vekalet istendiğini öğrenen yakınları, AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’a ulaştı. İnan ise durumu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a iletti. Kamboçya’daki yetkililerle temasa geçilip Öntürk’ün cenazenin Türkiye’ye getirileceği bilgisi sağlandı.

“HUNHARCA ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ ÖĞRENDİK”
Öntürk’ün eniştesi, evli, 3 çocuk babası, besteci ve şarkıcı Deniz Keser (54), “26 Şubat’ta gelen bir telefonla şoke olduk. Kayınbiraderimin ölüm haberi iletildi. Başta odasında ölü bulunduğu söylendi. Ancak yaptığımız araştırmada cinayete kurban gittiğini öğrendik. Kaldığı pansiyonda tabak kırılmış. Bu nedenle tartışma başlamış. Pansiyon sahibi ve çalışanlarının bulunduğu 6 kişi, çekiçle başından yaralamış. Hunharca öldürüldüğünü öğrendik. Büyükelçilik ile irtibata geçtik. Beklememiz söylendi. Orası, Budist bir ülke. Onların inançları doğrultusunda cenazemizin yakılacağını öğrendik. Biz Müslüman ülkeyiz. Dinimize ve geleneklerimize uygun defin işlemini yapmak istediğimizi söyledik. Cenazemizi getirmek istedik. 10 bin dolar gibi büyük meblağ istendi. Ailecek bu rakamı ödeyemeyiz. Dışişleri Bakanlığımıza dilekçeyle müracaat ettik. Sağ olsun Bakanımız Hakan Fidan aracılığıyla iletişime geçildi. Devletimiz araya girerek mağduriyetimizi giderdi. Şu an cenazemizi bekliyoruz. Cinayetle ilgili 6 kişi tutuklanmış. Hak ettikleri cezayı almaları aşamasında da devletimizden yardım istiyoruz” dedi.

“TÜRKİYE’YE DÖNMEK İSTEMİYORDU”
Ufuk Öntürk’ün ablası, işçi emeklisi Yıldız Eyiçalış (56) ise “Kardeşim 2018’de yurt dışına gitmeden 2 sene önce kalp krizi geçirdi. Hatta 30 saniyeliğine kalbi durdu. Yani ölüm noktasına geldi. Hastaneye çok yakın bir yerde olay gerçekleştiği için doktorlarımız sağ olsun hayata döndürebildi. Bu kalp krizinden sonra kardeşimin hayat görüşü değişmeye başladı. Dünyaya açılmaya, başka kültürdeki insanlarla arkadaş olmaya karar verdi. Yaşam isteği arttı. Daha sağlıklı yaşamak istediğini söyledi. İlk olarak Tayvan’a gitti. Tayvan’da evlilik yapmayı düşündü ancak olmadı. Oradan da Kamboçya’ya geçti. Kamboçya’yı ise sevdi ve yerleşmeye karar verdi. İnsanlarını, yemek kültürünü, havasını, suyunu sevdiğini söyledi. Türkiye’ye dönmek istemiyordu” dedi.

Önce cinayeti sonra cenazenin yakılacağını öğrenince şaşırdıklarını söyleyen Eyiçalış, devlet yetkilileriyle temasa geçtiklerini belirterek, “Cenaze masrafları yüklü miktardaydı. Bakanlık kendi imkanlarıyla karşıladıklarını ifade etti. Cenazenin yakılacağı söylendiğinde şok yaşamıştık. Böyle bir şeye izin vermeyeceğimizi söyledik. Bizden vekalet istediler. Vekaleti kasıtlı geciktirdik. Devlet yetkililerimiz sayesinde cenaze getirilecek. Şu an tek beklentimiz, cenazemizin en kısa sürede getirilmesi ve İslami usullere göre defnedilmesi. Ayrıca cinayeti işleyen kişilerin salıverilmesinden de korkuyoruz. Bu kişilerin, mutlaka cezalarını çekmesini istiyoruz. Bunun için de herkesin yanımızda olacağına inanıyorum” diye konuştu.
“AİLE BİZE ULAŞIP HABERİ VERDİĞİNDE ÇOK ÜZÜLDÜK”
AK Parti İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise “Aile bize ulaşıp bu vefat haberini verdiğinde çok üzüldük. Haberi alır almaz Kamboçya’daki Büyükelçiliğimizle, Dışişleri Bakanlığımızla iletişime geçtik. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’a konuyu İzmirli hemşehrilerimiz adına aktardık. Bakanımız hemen Kamboçya’daki bürokratlarla görüşüp, cenazenin bulunması, ardından Türkiye ve İzmir’e getirilmesi için talimat verdi. Bunun için ödenek çıkartılması noktasında büyük bir özveri ortaya koydu” ifadelerini kullandı.
]]>Navalni’nin cenazesine saatler kala, ekibi töreni organize etmede zorluklarla karşılaştıklarını söyledi.
Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, cenazeyi kiliseye götürecek cenaze arabası bulamadıklarını kaydetti.
Yarmysh, “Kim olduklarını bilmediğimiz kişiler morgları arayıp Aleksey’in cesedini almamaları için tehdit ediyor” dedi.
Cenaze töreninin bugün yerel saatle 14:00’te Moskova’nın Maryino bölgesindeki bir kilisede yapılması planlanıyor.
Navalni’nin cenazesi daha sonra yerel saatle 16.00’da yakındaki Borisovskoye Mezarlığı’na gömülecek.
Cenaze töreni Navalni’nin YouTube kanalından da canlı yayınlanacak.
Navalni, 16 Şubat’ta Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki bir hapishanesinde hayatını kaybetti. Navalni’nin hapsedilmesi siyasi bir hamle olarak görülüyordu.
Ekibi, Rusları cenaze törenine katılmaya teşvik ederek, iki konum arasındaki güzergahın haritasını paylaştı.
Ayrıca, Seul’den Roma’ya, Montreal’den Stockholm’e kadar yurt dışında Navalni için anma törenlerinin düzenleneceği yerlerin listesini de paylaştılar.
Bugün Moskova’da düzenlenecek cenaze törenine kaç kişinin katılacağı belirsiz.
BBC’ye konuşan Navalni’nin eski özel kalemi Leonid Volkov, Moskova’daki cenaze töreni sırasında olabileceklerden endişe duyduğunu söyledi.
“Korkarım yarın (Cuma günü) sürprizler olabilir… Açıkçası şu an, insanların Aleksey’e veda etmelerine gerçekten izin verip vermeyeceklerini bilmiyorum” dedi.
Volkov, Navalni’nin ekibinin cenaze töreninin yapıldığı kilisede sorun yaşanabileceğinden endişe duyduğunu da sözlerine ekledi.
Mart 2015’te binlerce kişi suikast sonucu öldürülen muhalif politikacı Boris Nemtsov’a saygılarını sunmak için sokaklara döküldü, ancak Devlet Başkanı Vladimir Putin’in başka bir muhalifi için şu an benzer bir kamusal cenaze törenine izin verilmesi pek olası değil.
Son yıllarda Rus yetkililer, her türlü muhalif eyleme karşı sert önlemler aldı. Navalni’nin ölümünü anma girişimleri sert bir tepkiyle karşılandı, insanların yaptıkları anıtlar kaldırıldı ve yüzlerce kişi gözaltına alındı.
Perşembe öğleden sonra sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarda, hem anma töreninin yapılacağı kilisenin hem de Navalni’nin defnedileceği mezarlığın yakınında çok sayıda polis ve kurulmayı bekleyen bariyerler görülüyordu.
Telegram kanalı RusNews ayrıca mezarlığın çevresindeki “her sokak lambasına” güvenlik kameralarının yerleştirildiğini söyledi.
Avukat ve insan hakları savunucularından oluşan bir grup, Navalni’nin cenazesine gitmeyi planlayanlar için sosyal medyada tavsiyelerde bulundu.
“ Hükümet yanlısı aktivistlerin” provokatif eylemlerde bulunabilecekleri konusunda uyarıda bulundu ve insanları dikkatli olmaya çağırdı:
“Tören sonrasında gözaltıların olabileceği akılda tutulmalı… Güvenlik güçlerinin gözüne batmayın, toplu taşıma araçlarını kullanmayın veya cenazeyi izleyen günlerde bürokratik işler için başvuruda bulunmayın.”
Tavsiyeler arasında, Navalni’nin fotoğrafının veya Rus yetkililer tarafından aşırılıkçı bir örgüt olarak ilan edilen, Navalni’nin kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın sembolünü taşıyan herhangi bir nesnenin taşınmamasını da var.
Bir hafta öncesine kadar yetkilileri oğlunun cesedini alıkoymakla suçlayan annesi Lyudmila dışında, Navalni’nin cenaze törenine hangi aile üyelerinin katılabileceği bilinmiyor.
Navalni’nin çocukları Daria (23) ve Zakhar (15) yurt dışında yaşıyor.
Eşi Yulia’nın şu anda Rusya’da yaşamadığı tahmin ediliyor, ancak Navalni’nin ekibiyle yaptığı çalışmalar ve eşinin ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i suçlayan açıklamaları nedeniyle geri dönmesi halinde tutuklanma riskiyle karşı karşıya.
Yetkililerin günlerdir Navalni’nin ekibinin muhalefet lideri için halka açık bir veda töreni düzenleme girişimlerini engellemeye çalıştığı bildiriliyor.
Salı günü Yarmysh, Navalni’nin ekibinin cenaze törenini düzenleyecek bir yer bulmakta zorlandığını söyledi. Yarmysh’in açıklamalarına göre, bazı cenaze evleri tamamen dolu olduklarını iddia ederken, diğerleri kendileriyle çalışmalarının “yasak” olduğunu kaydetti.
Navalny’nin eşi Yulia, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, cenazenin barışçıl mı geçeceğini yoksa polisin veda etmeye gelenleri gözaltına mı alacağını bilmediğini söyledi.
]]>Cenaze töreni, Moskova’daki bir kilisede düzenlenen veda töreninin ardından Borisovskoye Mezarlığı’nda yapılacak.
Navalni’nin eşi Yulia Navalnaya, cenazenin barışçıl bir şekilde yapılıp yapılamayacağını ve polisin katılımcıları gözaltına alıp almayacağını bilmediğini söyledi.
Navalni’nin 16 Şubat’ta cezaevinde rahatsızlanarak aniden hayatını kaybettiği bildirilmişti.
Yıllarca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önemli muhalifleri arasında sayılan Navalni’nin ölümünden, eşi Yulia Navalnaya ve birçok dünya lideri Rus devletini sorumlu tutuyor.
Ölüm nedenine ilişkin şimdiye kadar çok az ayrıntı açıklandı.
Rus yetkililer ölümünden sonra 8 gün boyunca Navalni’nin cenazesini annesi Lyudmila’ya teslim etmeyi reddetti.
Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sözcülerinden bir tanesi, annesine üç saat içinde “gizli” bir cenaze töreni yapılmasını kabul etmesinin söylendiğini belirtti.
Aksi takdirde Navalni’nin öldüğü IK-3 ‘Kutup Kurdu’ adlı cezaevi tesisinde defnedileceği söylendi.
Navalni’nin annesi, oğlunun doğal nedenlerle öldüğüne dair bir ölüm belgesi imzalamaya zorlandığını söyledi.
Navalni’nin sözcüsü Kira Yarmysh, Salı günü yaptığı açıklamada cenaze törenini yapmak için bir yer bulmakta zorlandıklarını söyledi.
Yarmysh, bazı yerlerin tamamen dolu olduklarını iddia ettiklerini, diğerlerinin ise etkinliğin kimin için olduğunu öğrendiklerinde reddettiklerini söyledi.
Sosyal medyada yaptığı paylaşımda Yarmysh, “Konuştuğumuz bir yer, cenaze hizmetleri sağlayan şirketlerin bizimle çalışmasının yasak olduğunu söyledi” dedi.
Navalnaya, AP’de konuştu: ‘Batı’nın stratejisi işe yaramıyor’
Cenaze törenine ilişkin ayrıntılar, Yulia Navalnaya’nın bugün Strazburg’da Avrupa Parlamentosu’nda konuşma yaptığı sırada geldi.
Navalnaya konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’daki “acımasız ve sinsi” savaşını kınadı ve Batı’nın Rusya ile mücadele stratejisinin işe yaramadığını söyledi.
Navalnaya, “Daha öncekilerden hiçbir farkı olmayan yeni bir karar ya da yeni bir dizi yaptırımla Putin’e zarar veremezsiniz” diye konuştu.
Bunun yerine milletvekillerini eşinden ilham almaya çağırdı ve onu “her şey için ama özellikle de siyaset için her zaman yeni fikirleri olan” bir “mucit” olarak nitelendirdi.
Navalnaya, “Sıkıcı olmayı bırakmalısınız” dedi.
Aleksey Navalni’nin kurucusu olduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın Direktörü Ivan Zhdanov, X’te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda, cenazeyi 29 Şubat’ta yapmak istediklerini, ancak “o gün etrafta mezar kazabilecek tek bir kişinin bile olmadığının kısa sürede anlaşıldığını” söyledi.
Zhdanov, bunun nedeninin de Putin’in aynı gün önemli bir konuşma yapacak olması olduğunu ima etti:
“Kremlin, Aleksey’e veda edeceğimiz günde kimsenin Putin’i ve konuşmasını umursamayacağının farkında.”
Zhdanov, insanları “Aleksey’e veda etme şansına sahip olmak için” erken gelmeye teşvik etti.
Sabah yapılacak veda töreninin ardından yerel saatle 14:00’te cenaze töreni ve 16:00’da defin işlemi gerçekleştirilecek.
İnsan hakları grubu OVO-Info’ya göre, Navalni’nin ölümünden bu yana, Rusya genelinde yaklaşık 400 kişi onun için çiçek bıraktıktan sonra gözaltına alındı.
Cenaze törenine de polisin yoğun katılım göstermesi bekleniyor.
Geçtiğimiz günlerde Navalni’nin sağ kolu olarak tanınan araştırmacı gazeteci Maria Pevchikh, ölümünün bir mahkum takasıyla serbest bırakılmak üzere olduğu sırada gerçekleştiğini açıkladı.
]]>ANTALYA’da eniştesi Zeynel Boyacı (33) tarafından öldürüldükten sonra boş araziye gömülen Zeynep Ece Aksay’ın (26) cenazesi, yakınları tarafından gözyaşlarıyla alındı. Aksay’ın babası Mustafa Aksay, şüphelinin eşi olan diğer kızı İlknur Boyacı’ya ev hapsi verilmesine tepki göstererek, “İlknur’a ‘Kardeşinden haberin yok mu?’ dediğimde ‘Baba sana söylemedim mi Ece iyiymiş. Beni gizli numaradan arıyor’ dedi. Kızım İlknur yanlış yönlendirdiği için bulunması bu kadar gecikti” diye konuştu. Aksay, kızı Zeynep’in cesedi daha önce bulunsaydı belki de Ali Diken cinayetinin işlenmemiş olabileceğini de söyledi.
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den (32) 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunduktan sonra bir televizyon programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, kurye Ali Diken’i (32) öldürdüğünü itiraf etti. Ağır küfür ve hakaretler etmesi nedeniyle Diken’i öldürdüğünü dile getiren Boyacı, polis ekiplerince gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği ‘Obert’ ve kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı.
Boyacı, aynı noktaya yaklaşık 30 metre mesafede battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin ise bir süredir haber alınamayan baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu söyledi. Cenazeler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, Zeynel Boyacı ifade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından çıkarıldığı mahkemece ‘kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Boyacı’nın eşi İlknur Boyacı hakkında ise ‘konutu terk etmeme’ şartıyla denetimli serbestlik kararı verildi.
DNA TESTİNDE BELİRLENDİ
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumu’nda yapılan testte cesedin Aksay’a ait olduğu kesinleşti.
‘KIZIM İLKNUR’UN DAHA ÇOK CEZA ALMASINI İSTİYORUM’
Zeynep Ece Aksay’ın babası Mustafa ve annesi Fatma Aksay ile yakınları cenazeyi almaya geldi. Burada gazetecilere konuşan Mustafa Aksay, cinayetin aydınlatılmayan noktaları olduğunu belirterek, “Zeynep Ece Aksay cinayetinde biz emniyet mensuplarından rica ediyoruz. Bunun aydınlatılmayan tarafları var. Çünkü Zeynep Ece’nin ablası yanında mıydı? Yanındaysa niye kardeşini kurtarmadı? Zeynep Ece Aksay’ın cinayet gecesi eve geldiğinde battaniyesini Zeynel ‘çöpe attım’ demiş. Çöpe attı da madem kızımın bilgisi var mıymış? Biz kızımız İlknur’un bilgisi olduğunu düşünüyoruz. Kardeşine sahip çıkmamış. Niye kardeşini korumamış? İlknur’un ev hapsi nedir? Daha çok ceza almasını istiyoruz” dedi.
‘HEM KIZIMDAN HEM DAMADIMDAN ŞİKAYETÇİYİM’
Olaya inanamadıklarını belirten Mustafa Aksay, “İnanamadık. Yani konduramadık. Şimdi şu anda cenazeyi almaya geldik ama DNA testiyle yüzde yüz olduğunu anladık. Yaşanan olaylardan dolayı hem kızım İlknur’dan hem damadım Zeynel Boyacı’dan şikayetçiyim. Bu olayın açık olmayan yerleri var, bu konuyu emniyet mensuplarının araştırmasını istiyorum” diye konuştu.
‘BABA SANA SÖYLEMEDİM Mİ ECE İYİYMİŞ’
Kızı Zeynep Ece Aksay’dan haber alınamamasının ardından diğer kızı İlknur’un kardeşinin kendisini gizli numaradan aradığını söylediğini ifade eden Mustafa Aksay, “Kızım Zeynep kaybolduktan 5- 10 gün geçtikten sonra biz köyden İlknur’un evine gittik. Gelirken telefon ettik kızıma ve dedik ki ‘Kızım biz eve geliyoruz’ deyince ‘Tamam baba ben de geliyorum’ dedi. Biz eve geldikten sonra İlknur’a ‘Kardeşinden haberin yok mu?’ dediğimde ‘Baba sana söylemedim mi Ece iyiymiş. Beni gizli numaradan arıyor’ dedi. Kızım İlknur yanlış yönlendirdiği için bulunması bu kadar gecikti” dedi.
‘BELKİ DE ALİ DİKEN CİNAYETİ İŞLENMEYECEKTİ’
Yaşanan olaylar sırasında damatları Zeynel Boyacı’dan hiç şüphelenmediklerini belirten Mustafa Aksay, “Zeynep Ece’yi öldürdükten sonra bu şahıs bizimle geldi, oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi. Gitti, geldi bize yardım etti. Kızım İlknur bizi yanlış yönlendirmeseydi, kızım Zeynep’in cesedi bulunsaydı belki de Ali Diken cinayeti işlenmemiş olabilirdi. Ölmeyecekti” diye konuştu.
ANNE AKSAY: YÜREĞİM PARÇALANIYOR, ÖMÜR BOYU HAPİS GÖRSÜN
Fatma Aksay ise “Kızım ile damadımın sadece cezalandırılmasını istiyorum. Yüreğim parçalanıyor. Ömür boyu hapis görsün. Kızım bizi oyaladı. ‘Gelecek anne, telefon açtı’ diyerek bizi oyaladı. İlknur’u da evlatlıktan reddediyorum. Öyle benim evladım yok. Kardeşine nasıl böyle bir şey yapar? Bir anneye, bu babaya yapılır mı? En ağır cezayı almasını istiyorum” dedi.
ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
İşlemlerin ardından Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi ailesine teslim edildi. Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan cenaze alındığı sırada Aksay çifti gözyaşlarını tutamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken Fatma Aksay, büyük kızına yaslanarak ağladı.
Zeynep Ece Aksay’ın cenazesi, defnedilmek üzere Aksu ilçesinin Karaöz Mahallesi’ne götürüldü.
]]>Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir, TBMM’de Saadet Partisi’nin grup toplantısında konuştu. Davutoğlu, 12 Aralık’ta TBMM Genel Kurulunda geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’i anarak, “Bugün yüreğimizde derin bir sızı, boğazımıza düğümlenen cümleler var. Hasan Bitmez kardeşimiz ahlakıyla, vakarıyla ve herkese örnek olan o asil duruşuyla bizim sadece Meclis’teki bir milletvekilimiz değil, aynı zamanda her an ve her seferde yüzüne baktığımızda muhabbeti gördüğümüz bir kardeşimizdi” dedi.
‘CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI, HALKI TAHRİK ETTİ’
Ardından Pençe-Kilit Harekat bölgesinde şehit olan 12 askeri hatırlatan Davutoğlu, “Milli birlik ve beraberliğin unutulmaması gereken günlerdeyiz’ diye bir tekerleme vardır, herkes bunu söyler ama 12 şehidimiz toprağa verilirken; ortak kader bilincimiz, ortak acı bilincimiz, ortak demokratik bilincimiz aynı anda darbe yedi. Gönül isterdi ki 5 değil 6 partinin de imza attığı bir metinle, ‘Bu ülkenin çocukları kardeştir ve bu ülkenin birliği için toprağa düşen herkes, aziz şehitlerimiz mukaddestir ve onların davasına sahip çıkarız’ denilseydi. Maalesef ortak bir bildiride dahi buluşulamamış olması, milletimizi derinden yaralamıştır. O acının yaşandığı gün buluşamazsak ne zaman buluşacağız. Maalesef olmadı. Önce o ortak bildiride uzlaşacaktık. Sonra demokratik bilincimiz devreye girecekti ve neden bu şehitlerimiz karda kışta zor şartlarda oralarda terk edildiler diye soracaktık” ifadelerini kullandı.Davutoğlu, Manisa’da şehit cenazesine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik tepkilere ilişkin de, “Eğer cenaze varsa her şey unutulur. Kan davası unutulur, küskünlükler unutulur, her şey unutulur. Cenaze makamında sadece tekbir getirilir, o da genellikle içten getirilir. Bir cenaze kılında Manisa’da, sanki siyasi partiler arasındaki kavga mekanı gibi. Böyle günlerde milleti birleştirmesi gereken Cumhurbaşkanlığı makamı, neredeyse bundan sonraki cenazeleri de ipotek altına alırcasına ‘Daha ne günler göreceksiniz’ tarzında halkı ana muhalefet partisi genel başkanına karşı tahrik etti. Düşmanınız gelse cenazede unutursunuz. Taziye kültürünün bir ahlakı vardır, bu ahlakı ne zaman kaybettik biz” diye konuştu.
TEKİR’DEN BÜTÇE ELEŞTİRİSİ
Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Sabri Tekir de pazartesi günü Meclis’te kabul edilen 2024 yılı bütçesini eleştirerek, “Her seçimde, ‘düzelecekler’ diye AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımız olana bitene eğer anlam veremiyorlarsa, bu bütçeye baksınlar. Bu anlamı daha iyi anlamak için noktasına virgülüne dokunmadan Meclis’ten geçirdikleri bütçenin mahiyetine baktıkları zaman; Türkiye’de ne olup bittiğini izan sahibi, irfan sahibi biraz da gerçekten de ekonomiden siyasetten anlayan insanların anlayabileceği şekilde bütçeden takip edeceklerdir” dedi.Öte yandan grup toplantısına Hasan Bitmez’in eşi Safiye Bitmez de katıldı. Davutoğlu, Hasan Bitmez’in rozetini eşi Safiye Bitmez’e taktı. Ayrıca Bitmez’in oturduğu sıraya fotoğrafı konuldu. (DHA)
]]>