Çay – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Mon, 15 Jul 2024 21:24:17 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İngilizlerin çay tutkusunun arkasında ne var? https://www.igdirhaber.com.tr/ingilizlerin-cay-tutkusunun-arkasinda-ne-var/ https://www.igdirhaber.com.tr/ingilizlerin-cay-tutkusunun-arkasinda-ne-var/#respond Mon, 15 Jul 2024 21:24:17 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10295 Güzel bir fincan çay İngiltere’de pek çok insanın günlük hayatının vazgeçilmezi. Mükemmel demlenmiş çayın ideal tarifi ise kiminle konuştuğunuza göre değişiklik gösterebilir. Özellikle de çaya süt eklenmesi meselesi… Fincana önce çayı mı yoksa sütü mü koymalı, meşhur ve hassas bir soru.

ABD’likimya profesörü Michelle Francl’in yazdığı kitapta, biraz tuz eklemenin çayı daha iyi hale getirebileceği yönündeki önerisi

Hatta İngiltere’deki ABD Büyükelçiliği, sosyal medya hesabından bir açıklama bile yayımladı. Açıklamada, “İngiltere’nin güzel halkının yüreği ferah olsun; çaya tuz atmak gibi akla hayale sığmayacak bir düşünce resmi ABD politikası değildir. Hiçbir zaman da olmayacaktır” ifadelerine yer verildi.

Bu tartışmayla ilgili birçok esprili haber yayımlandı.

Serious Eats yazarları ve editörleri tat testi bile yaptı ve en nihayetinde de “Steeped: The Chemistry of Tea” kitabının yazarı kimyager Francl’ın haklı olduğu sonucuna vardılar.

Onlara göre de demliğe az miktarda tuz eklemek gerçekten de çayın acılığının bir kısmını gideriyordu.

Peki çay ve onu doğru şekilde demlemek İngiltere’de neden bu kadar çok insan için önemli?

Çayın İngiltere’deki tarihi incelendiğinde, çay yapma yöntemlerinin pek de tekdüze olmadığını görmek mümkün.

Çay 17. yüzyılda İngiltere’ye ilk getirildiğinde sütsüz içiliyordu; örneğin İngiliz yazar Samuel Pepys Eylül 1660’ta bir Salı günü ilk kez içtiği çayı sütsüz betimliyor.

Şekerse daha yaygın bir şekilde çaya katılıyordu.

İngiliz çay kültüründe alışkanlık haline gelen süt ilavesi çok daha sonra geldi.

Vergiler düşürüldü

“Scoff: Britanya’da Yemek ve Sınıfın Tarihi” isimli kitabın yazarı tarihçi Pen Vogler’e göre insanlar çay demlemenin çeşitli yollarını aradı.

Vogler, hükümet politikalarının da çayın birçok İngiliz için günlük bir ihtiyaç olarak yerleşmesine yardımcı olduğunu söylüyor.

18. yüzyılda çayın vergilendirilme biçiminde önemli değişikliklere gidildi ve çay bir lüks olmaktan çıkıp herkesin alabileceği bir şey haline geldi.

Vogler, “The East India Company (EIC) [İngiltere’nin Hindistan’daki sömürge aracı olan “Doğu Hindistan Şirketi”] hükümete o kadar bağlıydı ki, 2008 krizindeki bankalar gibi, batmak için çok büyüktü. Temelde çay ticareti yapıyordu” diyor.

EIC’nin o zamanki direktörü ve ünlü İngiliz çay markası Twining’s’in kurucusu Richard Twining, Çin çayına daha fazla talep yaratılması için dönemin başbakanı William Pitt’e başvurdu ve hükümet çay üzerindeki vergileri yüzde 119’dan yüzde 12,5’e düşürdü.

Böylece her sınıftan ve gelir düzeyinden insanlar arasında çay içmek mümkün hale geldi.

Bu durum, sonunda Britanya adalarının çok ötesinde etkilere neden oldu.

Ekonomist Francisca Antman’a göre, 18. yüzyılın sonlarında İngiltere’de o kadar çok çay içiliyordu ki, bu durum ortalama yaşam süresini kayda değer ölçüde uzatmış olabilir; çünkü suyun kaynatılması bakterileri öldürür.

İngilizler Hindistan’a hükmettiğinde, Çin çay bitkileri İskoç bir botanikçi tarafından çalındı, daha sonra da bitkilerin orada da yetişebildiği görüldü. Böylece mahsulü denetleyenler İngiliz sömürgecileri oldu.

Vogler, “Çay, İngilizlere özgü bir şey olarak görülmeye başlandı” diyor.

Dahası, Londra Queen Mary Üniversitesi’nde 18. yüzyıl çalışmaları profesörü ve “Çay İmparatorluğu: Dünyayı Fetheden Asya Yaprağı” kitabının ortak yazarı Markman Ellis, uluslararası alanda satılan çayın neredeyse tamamının dünyanın geri kalanına giderken Londra’dan geçtiğini söylüyor.

Çin ve Hindistan’da pek çok insan yakınlarda yetişen çayı içiyordu. Geri kalanlar içinse çay Londra üzerinden gidiyordu.

Bu gerçeklerden hareketle, çayın özünde “İngiliz” olduğuna dair yaygın bir inanış doğdu.

Adı ne olursa olsun İngiliz çayının (English Breakfast Tea) İngiltere’den binlerce kilometre uzakta yetiştirildiğini öğrenmek bugün basit birkaç Google aramasıyla çok kolay olsa da, bu inanış bugün bile değişmedi.

Ulusal efsane yaratma süreci

Tüm bölgesel ve sınıfsal farklılıklarıyla birlikte, İngiliz çay yapma yöntemleri, dünyanın geri kalanının çayı nasıl demlediğini düşündüğümüzde, oldukça küçük bir örnek olarak kalıyor.

Örneğin Çin’in kendine özgü epiküryen ve proleter çay demleme yöntemleri var. Hint alt kıtasındaki insanlar masala çayını bambaşka bir şekilde demliyor.

Gıda tarihçisi Helen Saberi’nin “Çay: Küresel Bir Tarih” kitabının açılış cümlelerinde, “Çinliler onu küçük fincanlardan yudumlar, Japonlar çırpar. Amerika’da buzlu servis ederler. Tibetliler tereyağı koyar. Ruslar limonla servis eder. Kuzey Afrika’da nane eklenir. Afganlar kakule ile tatlandırır” diyor.

Dünyanın dört bir yanında geçerli çay demleme tariflerinin listesi uzayıp gidiyor.

Ancak İngiltere’deki pek çok kişi için çay bir şekilde hala “ülkeye has” bir şey olarak duruyor.

Londra Queen Mary Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve “Ellis’s Empire of Tea” kitabının yazarlarından biri olan Richard Coulton, “İngilizler çay içerek ulusal bir efsane yaratma sürecine girdiler” diyor:

“Bence bugün İngilizler ideal bir fincan çay konusunda heyecanlanıyorlarsa, bunun bir nedeni, küresel hakimiyet deneyimlerine yönelik gizli bir kültürel özlem olabilir. Ya da bunun en azından bu şanlı geçmişin hikayelerine duyulan nostalji olduğuna inanıyorum.”

İngiltere’de insanlar çay hakkında konuşmayı seviyor çünkü çay her yerde.

Vogler bunu, “Çay günlük rutinimizi işaret ediyor. Nasıl her gün işe gidip geliyorsak, çay da günlük ritminizin gerçekten önemli bir parçası” sözleriyle açıklıyor ve şöyle devam ediyor:

“Tüm tarihi nedenlerden dolayı çayla aşırı özdeşleşiyoruz. Bunu tam bir çay fanatiği olarak söylüyorum. Çayı seviyorum.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ingilizlerin-cay-tutkusunun-arkasinda-ne-var/feed/ 0
Çaykur’da Çalışan Geçici Mevsimlik İşçiler Kadro Talebiyle Eylem Yaptı https://www.igdirhaber.com.tr/caykurda-calisan-gecici-mevsimlik-isciler-kadro-talebiyle-eylem-yapti/ https://www.igdirhaber.com.tr/caykurda-calisan-gecici-mevsimlik-isciler-kadro-talebiyle-eylem-yapti/#respond Mon, 06 May 2024 21:37:09 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7036

GENÇAĞA KARAFAZLI

Çaykur’da çalışan mevsimlik tarım işçileri Rize Meydanında bir araya gelerek kadro taleplerini tekrarladılar. Bir kadın işçi, “Hakkımızı versinler öbürlerine verdikleri gibi bize de versinler, bizim istediğimiz çok bir şey değil. 10 bin işçiyi bu ülke kaldıramayacaksa biz daha ne yapalım? Bu kadar diyorum hakkımızı versinler vermeyeceklerse bir şey üretsinler başka yerlerde çözüm oluyor bize niye olmuyor? Niye biz hep böyle kilitleniyoruz nokta koyuluyor bize” dedi.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) bünyesinde 6 ay çalışıp 6 ay ise işsiz kalan işçiler Rize Meydanında toplanarak eylem yaptı. Eyleme CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, CHP Rize İl Başkanı Saltuk Deniz, CHP Rize Belediye Başkan adayı Necati Topaloğlu, İYİ Parti Rize Belediye Başkan adayı Köksal Toptan, Saadet Partisi Rize Belediye Başkan adayı Muhammet Yıldız, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Rize Belediye Başkan adayı Cemil Çolak da katılarak destek verdi.

“ÇAYKUR İŞÇİSİNE AYRIMCILIK YAPILDI BU VİCDANİ MİDİR?”

İşçiler adına basın açıklamasını okuyan Çaykur’da mevsimlik işçi Emre Yazar, şunları söyledi:

“Çaykur işçileri olarak uzun yıllardan beri biriken sorunlarımızı ve taleplerimizi kamuoyu ve yetkililerle defalarca paylaştık. Verilen sözlere rağmen çalışma şartlarımızda hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Geçen yıl devletimizin en yetkili makamlarından ‘geçici işçiliğin tarih olacağı’ söylenmişti. Şimdi soruyoruz sizlere, tarih oldu mu? Bundan sonra olacak inşallah. Belediyeler, Şeker Fabrikaları, Orman İşletmeleri ve diğer devlet kurumlarında norm kadrolara atamalar yapıldı. Binlerce geçici işçi arkadaşımız kadro hakkı kazandı. Kadro alamayanlarda 11 ay 29 gün çalışma imkanından faydalandılar. Bu uygulamadan bir tek Çaykur işçisi faydalanamadı. Soruyoruz arkadaşlar bizler bu memleketin kamuda çalışan geçici işçileri değil miyiz? Bu ayrımcılık değili midir, vicdani midir? Babamızın evinde yeni gelin olduk.

“ALTI AY ÇALIŞAN BİR İŞÇİ 50 YILDA EMEKLİ OLACAK”

Aynı yıl işe başlayan bir kadrolu işçi 25 yılda emekli olabiliyorsa bu süre 6 ay çalışanlar için 50 yıl olacaktır. Elli yıl sonra emekli olsak ne olur olmasak ne olur.  Geçici işçilere kadro verilmesi halinde Çaykur’un batacağı, artan maliyetler sebebiyle rekabet etme gücünün azalacağı iddiaları kesinlikle doğru değildir. Geçmiş yıllardan biliyoruz ki Çaykur işçilerinin önemli bir bölümü kadrolu olarak çalışabilmiş ve kurumumuz bu dönemlerde çoğunlukla kar açıklamıştır. Birkaç yıldır toplumun başka kesimleri gibi bizler de ağır ekonomik şartlar altında ezilmekteyiz. Çaykur’un binlerce eşi olan çocuğu olan çalışanı var. Bu adamlar kışın çoluğunu çocuğuna eşini neyle bakacaklar? Neyle geçindirecekler? Altı ay iş vermiyorlar. Bugün burada talep etmiş olduğumuz bu hak insanca yaşamak için. Bu kadar insan yıllardır bunun mücadelesini veriyor. Çaykur’da bunca hak kayıpları ve mağduriyetler yaşanırken, mevcut haklarımızı korumak ve yeni haklar kazanmak için yetkili olan Öz Gıda iş sendikasının menfaatlerimizi yeterince koruyamadığı kararlı duramadığı işçi arkadaşlar arasında yaygın bir görüştür sendika temsilcilerinden burada kimse var mı? İşçilerinin mücadelesini omuzlamayan hiçbir sendika daha fazla Çaykur’da yetkili kalamayacaktır.”

“3 KEZ CUMHURBAŞKANI SEÇTİK, BURADA BİZE SÖZ VERDİ”

Çaykur’a ait Fındıklı Çay Fabrikasında 26 yıldır mevsimlik geçici işçi olarak çalışan Bülent Maraş, şöyle konuştu:

“Emeğimin 15 senesini, imalatın en zor yeri olan tasnif bölümünde çalışarak verdim. Şu an ki genel müdürümüz kendisi göreve geldikten sonra kurumu kendi şahsi malıymış gibi yönetiyor bizleri düşünmüyor. Genel müdürün yazmış olduğu yazılı tebligatı fabrika müdürü siyasi partilerden korkarak  değiştirip işçinin, emekçinin hakkını sömürüyor. Ayşe işçisinin hakkını ‘o partili değil olur mu, AK Parti’den falanca gelecek ona ver’ diyor.  Bu gibi düzenlemelere izin vermektedir. Rize Milletvekili Muhammet Avcı akşam 5’te beni cep telefonumdan aradı. Dedim ‘sen bizim vekilimiz değil misin’? Biz sana ne diye para veriyoruz? Biz sayın cumhurbaşkanımızı 3 dönem başbakan, 3 dönem Cumhurbaşkanı aralıksız söz verdik seçtik. Kendisi en son seçimde burada söz verdi ne dedi; ‘gerekli olan çalışma yapılacaktır milletvekillerine söyledim’ dedi. Bizim Rize milletvekillerimi nerede, sözlerini niye tutmuyorlar? Meclis’te namusunuz, şerefiniz üzerinde yemin ettiniz. Sizin namusunuz, şerefiniz bu mudur? Haysiyetiniz bu mudur? Ben işçi arkadaşlarımın hakkını istiyorum eğer namusunuz şerefiniz bu kadarsa bize daimi kadro vermeyin, sizin ne kadar namuslu olduğunuzu biliyorum en geç seçime kadar Çaykur işçisinin hakkını vereceksiniz.”

“VERDİKLERİ KADRO SÖZÜNÜ TUTSUNLAR”

Gıda İş Sendikası Karadeniz Bölge Başkanı Ramazan Sarıoğlu, “Çaykur zarar ediyor diyorlar. Asla ve asla Çaykur zarar etmiyor. Ben 1992’de Çaykur’da çalıştığım zaman 40 bin işçi çalışırdı maaşlarımız da 18 asgari ücrete tekabül ederdi. Bunlara siz kulak asmayın. Çaykur’un şu anda ambarlarına taşeron kuru çayı çekiyor benim norm kadroda olan Çaykur işçileri dışarıda boş geziyor” dedi.

Emine Bayram adlı işçi kadın eylem alanında bulunan belediyeye ait kafeyi göstererek, “Şurada sendika temsilcileri şurada oturuyor bakın, aidat alanlar orada oturuyor işçiler burada” diye konuştu. Bir başka mevsimlik kadın işçi, “Kadro istiyoruz, verdikleri sözü tutsunlar. Ben kendim tek başıma yaşıyorum bu zamanda maaşımız yetmiyor maalesef geçim sıkıntısı…. O yüzden kadro istiyoruz verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Bir başka kadın işçi, “Hakkımızı versinler öbürlerine verdikleri gibi bize de versinler, bizim istediğimiz çok bir şey değil on bin işçiyi bu ülke kaldıramayacaksa biz daha ne yapalım? Bu kadar diyorum hakkımızı versinler vermeyeceklerse bir şey üretsinler başka yerlerde çözüm oluyor bize niye olmuyor? Niye biz hep böyle kilitleniyoruz nokta koyuluyor bize” dedi.

“İNSANCA BİR YAŞAM İSTİYORUM”

Sezin Altunkaya adlı işçi şunları söyledi:

“Biz hiçbir sendikanın ya da hiçbir partinin arka bahçesi değiliz. Biz insanca yaşamak için emeğimizle geçinen vergi veren vatandaşlarız, ben 30 gün çalışacağım, 1 günüm Hak- İş’e gidecek, neden o sendika yok şu anda burada ya da gelecek yüzleri mi yok? Arkadaşlar lütfen şu sendikadan kurtulalım, bunlar mevcut hükümetin arka bahçesi oldukları için nasılsa bunlar oy veriyorlar bize çünkü biz çantada kekliğiz onlar için. İki çocuğum üniversite okuyor, insanlardan burs dileniyorum, çocuğum aradığı zaman eziliyorum çünkü kiralar olmuş 110- 15 bin, marketlere zaten gidemiyoruz. İşte şeker veriyoruz, polar veriyoruz diyorlar, şeker, polar istemiyoruz. Ben emeğimin karşılığında çocuklarımla, ailemle geçinebileceğim insanca bir yaşam istiyorum.”

“31 MART’A KADAR İKTİDAR, SİYASET, SAYIN CUMHURBAŞKANI DA DUYSUN”

CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı da şunları söyledi:

“Değerli Çaykur işçileri sizin bu alanı doldurmanızı çok anlaşılır buluyorum. Ben parlamentoda defalarca seslendirdim, burada Rizelilerin istediği şey size daha önce 20 yıl boyunca söz verilen kadro hakkının talebidir. Buradan sevgili Rizelilere bir çağrım var; daha vakit var 31 Mart’a kadar iktidar, siyaset sayın cumhurbaşkanı da duysun, bu işçilerin kadrosunu versin, ekmek için buluşan herkes de özgür iradesiyle siyasetteki istediği yere oyunu versin bu siyasete çağrım ama eğer Rizelilere 20 yıllık bu hakkı vermezler ise 31 Mart’ta siz tepkinizi göstereceksiniz. Şu partiye bu partiye oy verinde demiyorum ama iktidara oy vermeyerek bu gücünüzü gösterin. Bu mücadeleyi siz kazanacaksınız ben bugün bu kadar kalabalık olduğunu görünce inanındım, kadro gelecek. Başarılarınızı ve örgütlü halinizi birlikte sürdürmenizi diliyorum. Sizi, bizi herkes duydu bu barışçıl dirensiniz için Rizelileri kutluyorum.”

“BİZLER BURAYA HAK ARAMAK İÇİN GELDİK”

Yeniden Refah Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Rize Belediye Başkan adayı Cemil Çolak da şu görüşleri dile getirdi:

“Çaykur’un 5 kişi ile yönetilemeyeceğini, çaya 5 kişinin karar veremeyeceğini, çayla ilgili birilerinin hükümdarlığına bırakamayacağımızı, bugün o bakan, başbakan olmuş ise Allah’ın bize vermiş olduğu o nimetten dolayıdır. ya 6 ay gözünüze mi durdu yahu. 30 tane holdingin vergisini sildiniz siz. Bir tanesinin vergisi değil mevsimlik işçinin bütün Türkiye’nin mevsimlik işçilerin 6 ayını karşılar. Bu bizim kaderimiz değildir bakın herkesi,  inançlarımıza dahil oyun ediyorlar. Bizler çaba için buraya geldik, hak aramak için buraya geldik. Ekmek, ekmek, ekmek başka bir şey yok. Bizi soktular namazın, orucun, hacın arasına Müslümanlık öyle değil bu din, insanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır. Nerede bu söz? Öyle değil bu, komşusu açken tok yatan bizden değildir, nerede bu söz?”

Saadet Parti Rize Belediye Başkan adayı Muhammet Yıldız, “Bu devletin ayakta kalmasının temel ayağını siz oluşturuyorsunuz. Burada bulunmanızdaki sebeplerden birisi ise, eş konumunuzda bulunan insanlara kadro verilmişken sizlere kadro verilmemesi bir adaletsizliktir” dedi.

]]> https://www.igdirhaber.com.tr/caykurda-calisan-gecici-mevsimlik-isciler-kadro-talebiyle-eylem-yapti/feed/ 0 Meyve parçaları kışın su içme farkındalığını arttırıyor https://www.igdirhaber.com.tr/meyve-parcalari-kisin-su-icme-farkindaligini-arttiriyor/ https://www.igdirhaber.com.tr/meyve-parcalari-kisin-su-icme-farkindaligini-arttiriyor/#respond Fri, 02 Feb 2024 21:09:33 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=2780 Meyve parçaları kışın su içme farkındalığını arttırıyor

Uzman Diyetisyen Burcu Akbeyaz: “Sade su içemiyorsanız içerisine elma ve armut dilimleri ekleyin”

“Günde en az 2 litre su içmek yazın olduğu kadar kışın da önemli”

“Siyah çay yerine bitki çayı tercih edin”

KAYSERİ – Acıbadem Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Burcu Akbeyaz, günde en az 2 litre su içmenin yazın olduğu kadar kışın da önemli olduğunu belirterek, “Kışın su içme isteği azalıyor ama sularımıza küçük elma, limon, armut dilimlerini ekleyerek renklendirmek ve tatlandırmak su içme isteğimizi artırır” dedi. Akbeyaz, ayrıca geleneksel siyah çay yerine de antioksidan bakımından zengin bitki çaylarının tüketilmesini tavsiye etti.

Kışın hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü tutulması ve mevsim gıdalarının tüketilmesi gerektiğini söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Akbeyaz mevsime uygun beslenme önerileri verdi. Kış döneminde soğuk algınlığı ve gripten korunmak için meyve sebze tüketimini artırmak gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Akbeyaz kış meyvelerinden elma, armut, nar, portakal, kivi, mandalina ve greyfurt; kış sebzelerinden ise brokoli, balkabağı, maydanoz, kereviz, lahana, pırasa gibi besinlerin yeterli ve dengeli tüketilmesi gerektiğini belirtti. Elmanın, içeriğindeki E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminler ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı vücut direncini artırdığını ve içindeki lifler ve kabuğu sayesinde de bağırsak hareketi için çok fayda sağladığını dile getirdi.

“Somon, sardalya ve hamsi yiyin”

Ispanağın bağışıklık sisteminin en iyilerinden A, B, C ve E vitamini içerdiğinin, demir bakımından zengin olduğunun ve enfeksiyonları önleyerek bağışıklığı güçlendirdiğinin altını çizen Diyetisyen Akbeyaz “Havuç bildiğimiz üzere A vitamininin öncü maddesi olan beta karoten içerir. Güçlü bir antioksidan kaynağıdır. Suyunu ya da normal rendelenmiş halini tüketebiliriz. Maydanoz C vitamini açısından çok zengindir ve güçlü ödem söktürücüdür. Tabi kış aylarında en önemli ve unutmamamız gereken, antioksidan içeriği yüksek olan, Omega 3 yağ asitlerinden zengin somon, sardalye ve hamsi gibi balıkların da tüketimini artırmamız gerekiyor” dedi.

Akbeyaz, yazın olduğu gibi kışın da su içmenin önemine değinerek, “Kuru ve soğuk hava su içme isteğini azaltabilir fakat günde en az 2-2,5 litre su içmemiz gerekir. Sularımızı meyvelerle renklendirmek ve tatlandırmak su içme farkındalığımızı artırmamızı sağlar. Bunu küçük elma, limon, armut dilimlerini suyun içerisine ekleyerek de yapabiliriz” diye konuştu.

“Şerbetli tatlı yerine kabak tatlısı tercih edin”

Gecelerin uzaması, hareketin azalması, evde geçirilen zamanın da süresinin artmasıyla birlikte abur cubur tüketiminin arttığına ve kış aylarında belirgin şekilde kilo artışı yaşandığına işaret eden Diyetisyen Akbeyaz “Sürekli yeme isteği, özellikle de basit karbonhidrat, tatlı, hamur işi gibi besinlere karşı yönelimimiz artar. Tatlı ihtiyacımızı şerbetli tatlı yerine mevsim meyvelerinden ayva, elma, armut, kabak tatlısı şeklinde giderebiliriz.

Akşam yemekten sonra alacağımız sıcak tarçınlı veya zencefilli süt de tatlı ihtiyacımızı baskılayacaktır, hem de çok besleyici olur” dedi.

Diyetisyen Akbeyaz geleneksel siyah çay yerine bitki çayı tüketilmesini önerdi; özellikle ıhlamur, kuşburnu, limonlu yeşil çay, ahududu gibi bitki çaylarının antioksidan içeriğinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Narın özellikle kanser hastalıklarına ve birçok solunum yolu hastalığına karşı koruyucu niteliği bulunduğunu belirten Diyetisyen Akbeyaz “Kış aynın en güzel meyvelerinden biri olan narın da antioksidan içeriği çok yüksektir. Yediğimiz narın kabuklarını kuruttuktan sonra bitki çayı gibi demleyerek tüketmemiz de çok güzel bir antioksidan kaynağı sağlar” dedi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/meyve-parcalari-kisin-su-icme-farkindaligini-arttiriyor/feed/ 0