Cami – Iğdır Haber https://www.igdirhaber.com.tr Mon, 16 Dec 2024 15:07:25 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Şam’ın Kırsalındaki Savaş Yıkımı https://www.igdirhaber.com.tr/samin-kirsalindaki-savas-yikimi/ https://www.igdirhaber.com.tr/samin-kirsalindaki-savas-yikimi/#respond Mon, 16 Dec 2024 15:07:25 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/samin-kirsalindaki-savas-yikimi/ Şam’ın kırsal mahalleleri havadan görüntülendi. Enkaz yığınlarıyla dolu mahallelerde binalarda savaşın yıkıcı izleri dikkat çekti.

Suriye’de 13 yıl süren iç savaşın ardından Esad rejiminin devrilmesiyle savaşın harabeye çevirdiği Şam’ın kırsal mahalleleri havadan görüntülendi. Enkaz yığınlarıyla dolu mahallelerde, savaşın yıkıcı izleri gözler önüne seriliyor. Tüm binaların enkaza döndüğü dikkat çekerken cami minarelerinin de yıkıldığı görülüyor. Esad’ın devrilmesinin ardından mahallelerine dönen halk, yıllar sonra yakınlarının mezarlarını ziyaret ediyor. Görüntülerde çok sayıda sivil Suriyelinin de temizlik çalışmalarına katıldığı görülüyor. – ŞAM

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/samin-kirsalindaki-savas-yikimi/feed/ 0
Kayseri’deki Ulu Cami Minaresinin Kitabesi Okunamaz Hale Geldi https://www.igdirhaber.com.tr/kayserideki-ulu-cami-minaresinin-kitabesi-okunamaz-hale-geldi/ https://www.igdirhaber.com.tr/kayserideki-ulu-cami-minaresinin-kitabesi-okunamaz-hale-geldi/#respond Tue, 08 Oct 2024 11:26:59 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/kayserideki-ulu-cami-minaresinin-kitabesi-okunamaz-hale-geldi/

KAYSERİ’de, Danişmendliler Beyliği’nin 3’üncü hükümdarı Melik Mehmed Gazi tarafından yaptırılan, yaklaşık 900 yıllık caminin minaresi, 1714 yılındaki depremde yıkıldı. Bir süre sonra restore edilen minareye, yıkılmadan önce şerefesinin altındaki çiniden yapılma kitabe yeniden uygulanmaya çalışıldı. Kitabe, parçalar halinde toplandı ancak okunabilirliğini yitirdi. Tarihçi yazar Mustafa Cingil, “Baktığımızda yazı yazıyormuş gibi görünüyor. Ne yazık ki oradaki yazı bir sır gibi okunamıyor” dedi.

Melikgazi ilçesi Camikebir Mahallesi’ndeki Ulu Cami, türbe ve medrese, Danişmendli hükümdarı Melik Mehmed Gazi tarafından 1100’lü yıllarda inşa edildi. Minaresiz olarak inşa edilen camiye, 1205 yılında deprem sonrası tadilat çalışmalarında minare eklenip, üzerine çinilerle kitabesi yapıldı. 1714’te kentte yaşanan deprem sonrası minarenin bir kısmı yıkıldı. Yaklaşık 10 yıl atıl halde bırakılan minare, bir süre sonra restore edildi. Yıkılmadan önce şerefesinin altında bulunan çiniden yapılma kitabe yeniden uygulanmaya çalışıldı. Kitabe, parçalar halinde toplandı ancak okunabilirliğini yitirdi. Tarihçi yazar Mustafa Cingil, “Ulu Cami, Danişmendli Beyliği’nin çok önemli eserlerindendir. Burası, Danişmendlilerin 3’üncü Sultanı Melik Mehmed Gazi tarafından 1134-1142 dönemleri arasında yapılmış bir camidir. Cami, yapılışından bir müddet sonra 1205 yılında bir deprem geçirdi. Depremden sonra 1206 yılında tadilata alınır. Tadilat sırasında camiye minare eklenir. Minare sonradan yapılmıştır. Ayrıca doğu ve batı kapısına ilaveten kuzeyde o dönem bir kapı daha açılır” ifadelerini kullandı.

‘ORİJİNALİNE GÖRE RESTORASYON ÇALIŞMALARI YAPILAMADI’

Caminin yaklaşık 300 yıl önce çok ağır bir deprem geçirdiğini söyleyen Cingil, “İlk depremden sonra, 1714 yılında çok daha ağır bir deprem geçirir. Mihrap önü kubbesi ve minarenin şerefesinden sonraki kısmı yıkılır. Yaklaşık 10 yıl atıl vaziyette bırakılmıştır. Çünkü 1700’lü yıllar Osmanlı İmparatorluğu’nun epeyce zayıfladığı ve mali yönden de sıkıntılı olduğu dönemlerdir. Buranın tamiri gecikir. 1723 yılında İstanbul’dan Matbah Emini Halil Efendi tarafından tadilata alınır. Ödenek sıkıntısı da vardır. Böyle bir ortamda yapının orijinaline göre restorasyon çalışmaları yapılamadı” diye konuştu.

‘ORADAKİ YAZI BİR SIR GİBİ OKUNAMIYOR’

Depremde minarenin bir kısmının yıkıldığını aktaran Cingil, “Şerefenin üzerindeki kısım yıkılmıştır. Oraya alttaki dokudan farklı olarak Kayseri taşlarından minarenin üst kısmı yapılmış. Buradaki en önemli olay ise şerefenin altındaki kufi yazıyla olan minarenin kitabesidir. Bu çinidir. Depremde bunun hemen hemen hepsi dökülmüştür. Daha sonra tadilat sırasında ustalar tarafından bilinçsizce rastgele yerlerine konulmuştur. Buradan baktığımızda yazı yazıyormuş gibi görünüyor. Ne yazık ki oradaki yazı bir sır gibi okunamıyor. Biz buranın dronlarla çekimini yaptırıp çeşitli yerlere okunsun, öğrenilsin diye gönderdik. Ne yazık ki oralarda da okunamadı. Ulu Cami’nin minaresindeki bu kitabe, Kayseri’de 4 üniversite olmasına rağmen okunamamış durumda. Bu da Kayseri’ye bir ayıp olsa gerek” dedi.

Haber-Kamera: Furkan KAVUKLU/KAYSERİ,

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/kayserideki-ulu-cami-minaresinin-kitabesi-okunamaz-hale-geldi/feed/ 0
Mevlid-i Nebi Haftası Etkinliği https://www.igdirhaber.com.tr/mevlid-i-nebi-haftasi-etkinligi/ https://www.igdirhaber.com.tr/mevlid-i-nebi-haftasi-etkinligi/#respond Wed, 18 Sep 2024 09:51:34 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/mevlid-i-nebi-haftasi-etkinligi/ Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya, Mevlid-i Nebi Haftası ve Camiler Haftası etkinliğine katıldı.

Çaycuma Müftülüğü tarafından düzenlenen “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” konulu konferans, Mevlid-i Nebi Haftası ve Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. Etkinliğe, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya da katıldı. İlçe halkının yoğun ilgi gösterdiği konferansta, İslam’ın temel değerleri ve Peygamber Efendimizin (S.A.V) örnek kişiliği üzerinde duruldu. Konferansın konuşmacısı, Tekirdağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Hızır Yağcı, İslam’ın şahsiyet inşası üzerindeki etkilerini ve camilerin toplum hayatındaki rolünü anlattı. Dr. Yağcı, dinin ve din görevlilerinin toplum üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yaparak, Peygamber Efendimizin örnek kişiliğinden ilham alınması gerektiğini belirtti.

Kaymakam Kaya, etkinliğin sonunda yaptığı konuşmada, din görevlilerine ve cami cemaatine teşekkür ederek, bu tür etkinliklerin toplumun manevi değerlerini güçlendirdiğini söyledi. Konferans, hem katılımcılar hem de eğitimciler açısından verimli geçti.

Konferansa katılan ilçe halkı, programdan duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu tür etkinliklerin devam etmesini temenni etti. Özellikle gençler için büyük bir rehber niteliği taşıyan bu tür organizasyonların, toplumun manevi kalkınmasına katkı sunduğu ifade edildi. – ZONGULDAK

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/mevlid-i-nebi-haftasi-etkinligi/feed/ 0
Karaköy’de Yıkılan Cami Yeniden İnşa Edilecek mi? https://www.igdirhaber.com.tr/karakoyde-yikilan-cami-yeniden-insa-edilecek-mi/ https://www.igdirhaber.com.tr/karakoyde-yikilan-cami-yeniden-insa-edilecek-mi/#respond Wed, 18 Sep 2024 09:51:27 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/karakoyde-yikilan-cami-yeniden-insa-edilecek-mi/ Karaköy’de 66 yıl önce gereksiz yere yıkılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin tekrar inşa edilmesi için İBB arsa takası bekliyor

İSTANBUL – Karaköy’de 66 yıl önce yıkılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin engel olduğu ortaya çıktı. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylanan ihya projesine rağmen cami inşasının bekletildiğini ifade eden Gazeteci Tolga Saçıkara, “Arazi İBB ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait. İBB’ye ait olan ise büyük kısım. Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor, İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Cami, siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil, bir an evvel geri yapılması lazım” dedi. Öte yandan, caminin ihya edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün araziye karşılık İBB’ye birçok noktadan arsa teklif ettiği öğrenildi.

Karaköy’de Fatih Sultan Mehmed döneminde ahşap tekke olarak inşa edilen yapı yıkılınca, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kendi adını verdiği bir cami yaptırdı. 17. yüzyılda yaptırılan cami zamanla metruk hale dönüşünce de 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından tekrar inşa edildi. Tarihi caminin yeninden inşasının ardından yanındaki binaya 5 yıl sonra Masonların Türkiye’deki ilk locası kuruldu. Binada masonluğun sembollerinden olan Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri yer alıyor. 1958 yılında ise ‘İstanbul Nazım Çalışmaları’ sırasında Yahudi Mimar Aron Angel’ın hazırladığı planlar sonucunda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii bir kez daha yıkıldı. Kınalıada’da yeniden kurulmak üzere bütün taşları numaralandırılarak sökülen caminin iki parçası dışındaki bölümleri geminin yan yatması ile birlikte kayboldu.

Vakıflar, İBB’ye tarihi caminin arazisine karşılık İstanbul’un birçok noktasındaki mülk teklif etti

2020 yılında 66 yıldır ihya edilmeyi bekleyen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin projesi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile onaylandı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yüzde 38, İBB’nin yüzde 61.70 mülk sahibi olduğu arazideki ihya çalışmalarına İBB’nin engel olduğu iddia edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, İBB’ye arazideki payına karşılık İstanbul’un birçok noktasından mülk teklif ettiği öğrenilirken, 4 yıldır yapılan tekliflerin İBB tarafından kabul edilmemesi tarihi caminin ihya çalışmalarına engel oldu. Yıkıldığı günden bu yana ihyası defalarca gündeme gelen eserin, masonik yapılar tarafından engellendiği de iddialar arasında yer aldı. Mehmed Şevket Eygi tarafından yazılan ‘Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı’ adlı kitapta Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin İstanbul’un en tezyinatlı camisi olduğu anlatılırken, kasten yıkıldığı da belirtildi.

Tarihte Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin bulunduğu, bugün ise boş kalan arazi havadan görüntülendi. Görüntülerde, tarihi caminin yanına inşa edilen Masonların Türkiye’deki ilk loca binasındaki Hiram Usta ve Dul Kadın heykelleri görüldü. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii arsa takasının ardından ihya edileceği günü bekliyor.

“Masonların Türkiye’deki ilk locası”

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin yanına Masonların Türkiye’deki ilk locasının inşa edildiğini anlatan Gazeteci Tolga Saçıkara, “Sultan Fatih döneminde bir tekke olarak inşa edildi. Sonraki yıllarda atıl duruma düştü. 17. yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa burada bir cami ihya etti. Bu cami de zamanla metruk hale geldi. 1903 yılında Sultan Abdülhamid Han döneminde İtalyan bir mimar tarafından tekrar geri yapıldı. 5 sene sonra arkasında bulunan taş bina yapılıyor. Burası içinde Masonların Türkiye’deki ilk locası olduğu iddia ediliyor. Bunu nereden anlıyoruz? Hem farklı Mason localarının dergilerindeki kaynaklardan hem de ön tarafında Hiram Usta ve Dul Kadın’ın heykelleri var. Masonluğun büyük sembollerinden olan 2 tane heykel. Hatta Hiram Usta’nın heykeli, hilafet merkezi olan Topkapı Sarayı’nı işaret etmektedir. 1 sene sonra Sultan Abdülhamid tahttan indirildi. Ardından zaten mevcut durumlar yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

“Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer”

Karaköy’deki binaların altlarında binlerce mübarek zatın haziresinin bulunduğunu belirten Saçıkara, “Karaköy aslında çok önemli bir yer. Hemen arka tarafta Yeraltı Camii var. Yeraltı Camii’nde 3 tane sahabe efendimiz var. İlk Hicri 48’de sahabe efendilerimiz buraya geldiler. Yani Peygamber Efendimizin vefatından 38 sene sonra. Farklı kaynaklarda belirtildiği üzere 200 bin civarı buraya İslam ordu geldi. Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nün bir çalışması vardı; Bizans ve Araplar diye. Orada 200 bin gibi bir rakam geçiyordu. Fatih alınamıyor ama o dönemde Karaköy alınıyor. Birinci kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, burada binlerce sahabe efendimiz ve tabiin efendilerimizin bulunduğunu biliyoruz. Burası çok mübarek yerler, belki binaların altlarında onlarca mübarek zatın yeri var. Karaköy meşhur olduğunun aksine aslında çok mübarek bir yer. Binlerce Ashabı-ı Kiram haziresine veyahut tabiin haziresine ev sahipliği yapıyor. Karaköy’ün sembol eseri de aslında burada olması gereken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii” şeklinde konuştu.

“Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar”

Tarihi caminin Yahudi mimar Aron Angel tarafından yıkıldığını dile getiren Tolga Saçıkara, “Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii 1958 yılında yıkıldı. ‘Menderes Yıkımı’ diye bilinen yıkımlarda. Menderes yıkımlarını organize eden isim Aron Angel isimli Yahudi bir mimar. Bugün Bağdat Caddesi’ni yapan mimar. 2000’li yıllarda vefat etti. Onun hocası ise Henry Prost’tur. Prof. Semavi Eyice’nin sömürge mimarı dediği bir isim. İstanbul’u talan eden nazım çalışmalarını başlatan isim. Onun talebesi Aron Angel döneminde de Merzifonlu Kara Mustafa Camii yıkıldı. Buradaki parçalar aslında Kınalıada’ya gönderilecekti. Gemi yan yatmış ve iki parçası kurtarılmış. Kınalıada’da ihya edilmesi gündeme alındı ama olmadı, maalesef birçok parça denize gömülmüş oldu. Aslında burası Menderes Yıkımları diye adlandırılıyor ama o tarihte Adnan Menderes’in arka tarafında iş çeviren farklı isimlerde görüyoruz. Mesela 1958 yılında burası yıkılırken, Menderes’in özel kalemi arkadaki Mason Locası’nın da üstadı olan Ahmet Zeki Korur. Caminin Ahmet Zeki Korur’un emriyle de yıktırıldığını iddia eden tarihçilerimiz var” diye konuştu.

“Kültür Bakanlığı 4 senedir tarihi camiyi ihya etmek istiyor ancak İBB’den bir türlü netice çıkmadı”

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii’nin ihya çalışmalarını İBB’nin engellediğini iddia eden Tolga Saçıkara, “2012 yılında burayı ihya etmek için merhum Kadir Topbaş döneminde bir planlama yapıldı. Birçok aksaklığa uğrayarak bekletildi. 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ihya edilmesi kararlaştırıldı. Burada şöyle bir sorun var; bölgenin üç tane kuruma ait olduğunu görüyoruz. İBB, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Beyoğlu Belediyesi’ne ait. İBB’ye ait olan büyük kısım. Yüzde 61.70 İBB’nin arazisi olarak görünüyor. Yüzde 0.3 ufak bir kısım Beyoğlu Belediyesi’ne ait görünüyor. Geriye kalan yüzde 38’lik kısımda Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait görünüyor. Burayı Kültür ve Turizm Bakanlığı 4 senedir ihya etmek istiyor. Yalnız İBB’den bir türlü netice çıkmadı. Farklı kurumlardan birçok yetkili ile görüştük, bu neticeye vardık. Hatta İBB’deki bazı arkadaşlar şunu iddia ettiler; İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın 2028’de bir seçim yatırımı gibi burayı ihya etmek istediğini söylediler. Bu aslında siyasi kavgaya kurban gidecek bir eser değil. Bir an evvel geri yapılması gerekiyor. Karaköy’e ve İstanbul’a kazandırılması lazım” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/karakoyde-yikilan-cami-yeniden-insa-edilecek-mi/feed/ 0
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Minarelerine Mahya Asıldı https://www.igdirhaber.com.tr/ayasofya-i-kebir-cami-i-serifi-minarelerine-mahya-asildi/ https://www.igdirhaber.com.tr/ayasofya-i-kebir-cami-i-serifi-minarelerine-mahya-asildi/#respond Sun, 21 Jul 2024 09:15:32 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10679 Ramazan ayına sayılı günler kala Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi minarelerinin arasına “La ilahe illallah” mahyası asıldı.

On bir ayın sultanı ramazanın yüzyıllardır süregelen geleneği mahyalar, İstanbul’daki camilere asılmaya başlandı.

Her ramazanda camileri süsleyen mahyalara ilişkin Eyüpsultan Camisi’nin ardından Ayasoyfa Camii ile devam eden çalışmalar dron ile görüntülendi.

“Ramazanın en önemli işaretlerinden biri de mahyalar”

İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdür Yardımcısı Levent Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğü olarak bu sene 7 selatin camisinde, kadim bir Osmanlı ve cami süsleme geleneği olarak mahya asma işlerine başladıklarını söyledi.

Ramazan ayı boyunca 7 farklı selatin camisine beşer farklı mahya asılacağını dile getiren Çetin, “Bu gelenek, Osmanlı padişahları tarafından da önemsenmiş bir cami süsleme sanatı. Dönemin padişahları da camilerin mahyalar ile süslenmesini istemişler.” dedi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak ramazan ayı boyunca bu geleneği sürdürmeye devam ettiklerini vurgulayan Çetin, “Ramazanın geldiğinin en önemli işaretlerinden birisi de bu mahyalar. İnsanlarımız bu mahyaları camilerimizin üzerinde gördüğünde ramazan hissiyatını çok daha iyi hissediyorlar.” şeklinde konuştu.

“Mahya sanatımızı yüzyıllardır devam ettirmeye çalışıyoruz”

Osmanlı’nın son mahyacısı Hacı Ali Ceyhan’ın çırağı mahya ustası Kahraman Yıldız ise mahya yazılarının Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği tema çerçevesinde belirlendiğini belirterek, “Bu senenin teması ramazan ve ahiret bilinci. Bu tema doğrultusunda İstanbul Müftülüğünün vermiş olduğu veciz sözler var. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğüne bu sözler geldi. Vakıflar Genel Müdürlüğü sayesinde mahya sanatımızı yüzyıllardan beri devam ettirmeye çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.

Mahya asmaya her sene olduğu gibi Eyüp Sultan Camisi’yle başladıklarına işaret eden Yıldız, ilk olarak “Ramazan Kur’an ayıdır” yazısının asıldığını, ramazan boyunca 5 farklı yazının camide yer alacağını kaydetti.

Yıldız, “Eyüp Sultan’da 5 tane yazımız var, diğer camilerde de beşer tane yazımız var. Yalnız Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde ‘La ilahe illallah’, Sultanahmet Camisi’ne ise ‘Muhammedün Resulullah’ yazıları bir ay boyunca kalacak. Diğer 5 caminin yazısı değişecek.” bilgisini verdi.

“En büyük harfler Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde”

Mahya sanatının Osmanlı Devleti zamanına dayanan çok eski bir sanat olduğunu vurgulayan Yıldız, “Ramazan önemli bir olay. Sinemanın, televizyonun, gazetenin olmadığı dönemlerde tek görsel yayın mahyalar vardı. Hala o sıcaklık devam ediyor. Biz de burada belirli mesajları yazarak halkımızı aydınlatıyoruz ve akşamları güzel bir şenlik oluyor, ramazan şenliği oluyor.” şeklinde konuştu.

Mahya ustalığının zevkli fakat zor bir iş olduğunu belirten Yıldız, “Her işin bir zorluğu vardır. Bu işi de Allah’a şükür yıllardan beri yapmaya devam ediyoruz.” dedi.

Meslek hayatı boyunca pek çok hatırası bulunduğunun altını çizen Yıldız, “Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde hiç mahya yoktu, evvelki sene buraya mahya kurduk. Osmanlı döneminde de buraya mahya kurulması girişiminde bulunmuş ama minarelerin arasındaki mesafe çok açık olduğu ve tek şerefesi olduğu için muvaffak olunamamış, birbirine vurarak hepsi kırılmış. Allah’a şükür ampuller arasındaki mesafeyi uzattım, o yüzden çarpışma olmuyor. En büyük harfler de Ayasofya’da. Zorluğu var, üç camiye bedel burası. Aslında işçiliği zor, ağır bir iş ama görüntü olarak çok güzel oldu. Hayırlı uğurlu olsun diyelim.” değerlendirmesini yaptı.

Mahya ustası Yıldız, gençlerin bu ata yadigarı sanatı sürdürmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ben de şu anda 69 yaşına geldim, 50 senedir bu işi yapıyorum. Artık birisi gelsin bayrağı alsın devam etsin. Aslında güzel meslek, biraz zorluğu var ama güzel meslek. Sevda işi biraz da yani illaki isteyerek olacak, seveceksiniz mesleği. Biraz da ahlak gerekiyor, camilere güzel güzel sözler yazıyorsunuz.” diye konuştu.

Osmanlı Devleti’nde ilk olarak Sultan 1. Ahmet döneminde Sultanahmet Camisi’ne asılmasıyla başlayan mahya geleneği günümüzde de devam ediyor.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/ayasofya-i-kebir-cami-i-serifi-minarelerine-mahya-asildi/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Kurum’a: Bu Millete, ‘Kanal İstanbul Gündemimde Yok’ Demeyene Kadar, Sana Bu Soruyu Soracağım https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglundan-kuruma-bu-millete-kanal-istanbul-gundemimde-yok-demeyene-kadar-sana-bu-soruyu-soracagim/ https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglundan-kuruma-bu-millete-kanal-istanbul-gundemimde-yok-demeyene-kadar-sana-bu-soruyu-soracagim/#respond Wed, 17 Jul 2024 21:24:17 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=10424 OKTAY YILDIRIM

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte halk buluşması gerçekleştirdi. Hançerli’ye tavrı nedeniyle teşekkür eden İmamoğlu, “Onun bu kadirşinaslığını, partili duruşunu, yoldaşlığını alkışlıyorum. Yakışanı yapıyor. Yakışanı yapmaya, herkesi davet ediyorum” dedi. İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’a da “Ne diyor acemi aday? İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Ona buradan sesleniyorum: Bu millete, ‘Kanal İstanbul gündemimde yok’ demeyene kadar, sana bu soruyu soracağım; bir. İki; senin gündeminde yok da sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız, hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nın da gündeminde var mı yok mu; onu açıkla” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ve CHP Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara ile birlikte ilçe turu yaptı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Çaykara’nın içinde olduğu seçim otobüsünü yol boyunca sık sık durdurarak, sevgi gösterilerinde bulundu. Firuzköy Trakya ve Rumeli Kültürünü Yaşatma Vakfı üyesi vatandaşlarla, CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP İstanbul milletvekili Engin Altay, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel ve Cem Aydın eşliğinde bir araya gelen İmamoğlu, Hançerli ve Çaykara, mülkiyet sorunu yaşayan yurttaşlara hitap etti. İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’nin Avcılar’daki son adresi, Merkez Mahallesi’nde düzenlenen halk buluşması oldu. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de halk buluşmasında İmamoğlu, Çaykara ve Hançerli’ye eşlik etti.

“Bizim meydanlarımız aile meydanı” diyen İmamoğlu, buluşmada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

BİZİM MEYDANLARIMIZDA O PARTİ BU PARTİ YOK. BİZİM MEYDANLARIMIZDA HERKES VAR: Bu meydanlarda çocuklar var. Bu meydanlarda pırlanta gibi evlatlarımız var. Gençlerimiz var.  Kısacası ailece buradayız, bizim meydanlarımız aile meydanı. Bizim meydanlarımızda o parti bu parti yok. Bizim meydanlarımızda sevgi var, bizim meydanlarımızda saygı var, bizim meydanlarımızda kalbi güzel insanlar var. Bizim meydanlarımızda oy veren vermeyen yok herkes. Bizi meydanlarımız gözünde, gönlünde kötülük olanın bile kalbine iyilik getir. Eğer kalbini buz bağlamışsa bizim kalbimizdeki güzellikler o buzları eritecek göreceksiniz. Biz bunu hep birlikte daha önce başardık öyle değil mi. Dualarınız sayesinde dimdik ayaktayız. Bugün burada olduğunuz için her birinize minnet duyuyorum. Ben Avcılar’daki hikayem tam 35 yıl.  Ben burada üniversitede okudum. İstanbul Üniversitesi’ne geldim üniversiteyi bitirdim. Bu şehirde hep birlikte İstanbullu olduk komşu olduk, biz burada iş hayatımızı sürdürdük. Yuvamızı kurduk çocuklarımız oldu. Sonra dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum. Beni bu şehre belediye başkanı yapan Atatürk Cumhuriyetine minnet duygularımı iletiyorum. Beni bir köyden alıp buraya getiren bu makama yükselten Atatürk’ün kurduğu Türkiye değerleridir. Hepimizin borcu var. Biz o borcu ödeyeceğiz çocuklarımıza layık olacağız, gençlerimize layık olacağız. Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi güçlendirerek hep birlikte yolumuza devam edeceğiz.

EKREM İMAMOĞLU ORAYA CAMİİ YAPARSA MÜTEDEYYİN İNSANLAR EKREM İMAMOĞLU’NA TEŞEKKÜR EDER, ETMESİN DİYE: Biliyorsunuz girişte 475  araçlık bir otoparkı olan çok değerli bir meydan inşaatına bu kardeşiniz başladı. İnşallah bak göreceksiniz tam gaz devam edeceğiz. Orada hem o meydanı hem de sanat dolu çok güzel meydanı fonksiyonlarıyla birlikte hepinizin hizmetine biz sunacağız. Yine hemen orada 2019 yılında Silivri’de bir deprem oldu hatırlıyorsunuz değil mi? O depremde Hacı Ahmet Tükenmez Camimiz biraz hasar gördü. O cami bize söylendi ve yıktık. Oradaki o alanın yetkisi bizde olduğu için hızlıca oranın projesini yaptık. Biliyorsunuz oranın bir tarafı vatandaşların yürüyeceği iş yolu, bir tarafı buradan karşı tarafa geçiş yolu, önü de D100 karayolu. Yani ortada bir yer. Oraya çok güzel bir cami tasarladık. 800 kişilik kapalı alanı 800 kişilik açık alanıyla beraber iki bin kişilik bir cami tasarladık. Bakın etrafına da insanlar kitap alabilecekleri caminin fonksiyonlarına destek sunacak mükemmel bir alan tasarladık. Beş yıldır kaç kez Turan Hançerli başkanımız gitti konuştu. Biz ekip yolladık, anlattık. Bir müftü sırf Ekrem İmamoğlu oraya cami yapmasın diye bizim projemizi dava etti. Buna ben bu aklı biliyorum neymiş efendim, oraya daha büyük cami lazımmış. Burası kavşak kaldı ki caminin büyüğü değil. Bizim Yaradan’ımız, bizim inancımız bize tevazuyu, emretmiş. Tevazuyu oraya yakışanı yapmak bize yakışır, öyle güzel bir proje yaptık. Kaldı ki hemen karşı tarafında Cerrahpaşa Üniversitesi’nin sınırlarının içinde daha büyük bir cami tasarlanmış. Beni niye engelliyor biliyor musunuz? Aklı sıra Ekrem İmamoğlu oraya cami yaparsa hani mütedeyyin insanlar Ekrem İmamoğlu’na teşekkür eder, etmesin diye. Yahu Allah seni ıslah etsin. Allah seni ıslah etsin. Şimdi benim ne cami cemaatiyle ne mütedeyyin insanlarla ne inançlı insanlarla aramıza girebileceğini mi zannediyorsun hadi oradan, hadi oradan. Hadi oradan.

SİZİN SİYASETİNİZ BATSIN: Bakın ben size bir şey daha anlatayım. Hemen şurada, Yakuplu’da, hemen D 100 orada hasırcılar var. Onun arkasında bir cami yaptım. Adını da ne koydu biliyor musunuz? Kuvay-i Milliye Cami koydum. Ben bunları tanıyorum. Onun için anlatıyorum camii yaptık, diyanete teslim edeceğiz. Bir Kurban Bayramı arefesi. Dedim ki, camiiye gidin bakın bakalım eksiği var mı? Bir an önce bir an önce açılsın. Bayram namazı sabahı, ben orada kılacağım dedim. Arkadaşlarım geldi ne deseler iyi. Yahu başkanım gittik her şey tamam da müftü görevlendirmek istemiyormuş imamı. Dedim vallahi ben gider kıldırırım. Ben yaparım o işi. Aradım o zamanki yetkilileri. Dedim ki size yarım gün müsaade, yarım gün. O camiye imam görevlendiriyor musunuz? Görevlendirmiyor musunuz? Sen dedim bunu yapıyorsan bekliyorum cevabını o gün oraya imam görevlendirildi ve bayram namazını orada kıldık. Ben buradan o müftüye veya onun gibilere sesleniyorum. Sizin siyasetiniz batsın. Sizin siyasetiniz batsın. Allah sizi ıslah etsin. Yaradan bize demiş ki inançla yaşamla insan sevgisiyle büyü. Gerisini unut siyaset nedir bugün var yarın yok. Makam nedir? Mevki nedir? Ama bunların hepsi düzelecek.

BEN YILMAM KARDEŞİM BEN ADAMI YILDIRIRIM KARDEŞİM: Bakın biz burada beş yıldır cami yaptırmak için, yaptırmamak için uğraşıyor ama gene o camiyi biz yapacağız. Pırlanta gibi bir meydan olacak. Bakın biz burada çok güzel işler yaptık. Başkanım da biliyor, şu Marmara Caddesi’ni pırlanta gibi yaptık. Namık Kemal Caddesi, Reşit Paşa Caddesi ve buradaki bir kısım sokakları bu kapsamda yeniledik. İstanbul’un her ilçesine kent lokantası açacağız. Yine Enstitü İstanbul İsmek, kreş açtık üç tane 300 yakın çocuğumuz eğitim görüyor. Bizden önce kreş var mıydı bu şehirde? Yok. Sayısı kaçtı sıfır sıfır. Yurt var mıydı? Hayır. Sayısı kaçtı? Bunların notu da sıfır onu söyleyeyim size. Bunların notu da sıfır.İcraatçıyız kardeşim biz kalkınmacıyız. Bunlar tembelleşmişti. 2019 yılında seçimi biz kazanınca ne yaptılar? Seçimi elimizden almaya kalktılar öyle değil mi? 6  Mayıs’ta, seçimi iptal ettikten sonra hep birlikte bunlara demokrasi dersini verdik mi. Biz bunlara demokrasi dersi verdikten sonra ne yaptılar? Hakkımızda dava açtılar. Hapis cezası vermeye kalktılar. Siyasi yasak koymaya çalışıyorlar soruşturma koydular, onu yaptılar, bunu yaptılar. Beni, hem de beni yıldıracaklar. Ben yılmam kardeşim ben adamı yıldırırım, diyorlar ki senin arkanda kim var? Benim arkamda bak kızım (halk buluşması katılımcılarından) dedi ki ben varım. Benim arkamda 16 milyon var. Bakın en çok neye tahammül edemiyorlar biliyor musunuz? Ne dediler? Bunlar gelirse sosyal yardımlar kalkar dediler. Bu kardeşiniz bütçedeki payını tam altı katına çıkarttı. Onlar, torpilli bir kişiye,  120 bin dolar burs verdiler. Ben ise 100 bin milletin evladına yedi bin beş yüzer lira burs verdik.

BU KARDEŞİNİZLE EKİBİ İSTANBUL’U TALAN EDECEKLERİ KANAL İSTANBUL’U YAPTIRMADI YAPTIRMAYACAK KARDEŞİM: Biz 0- 4 yaş arası çocuğu olan anneler bu şehri özgürce gezecekler. Bebelerini mutlu yetiştirecekler dedim. Annelere o güzel anneyi evladıyla dolaşsın diye anne kart verdik. Ne dedi? Kimin parasını kime veriyorsun. Milletin parasını millete veriyorum, sizin gibi bir avuç insana vererek o bir avuç insanı mutlu etmiyoruz. Biz sosyal yardımları hem de partisi kimmiş, neymiş hiç önemli değil. Milletin ihtiyacına koşmak bizim sorumluluğumuz. Eğer bir memlekette yoksulluk varsa eğer bir memlekette, açta, açıkta birisi varsa ona yardım etmek, ona katkı sunmak lütuf değil bizim sorumluluğumuz Biz yardım yapmıyoruz. Onun hakkı olan ona veriyoruz. Bu sosyal demokrat anlayışı onlara öğreteceğiz. Bakın önümüzdeki yıl ne yapacağız biliyor musunuz? 100 bin gencimize bu sefer yıllık tam 15 bin lira burs vereceğiz. Niye çünkü bu ekonomiyi yönetemeyen bu akıl bizi enflasyona boğdu paramızı pul etti.  Emeklimizi,  kuyruklara mahkum etti.  Bir de emekliye verilen ya da verilecek bir farkı bütçeye yük olduğunu söylüyor. Siz İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’yla uğraşacağınıza gidin ekonomiyi düzeltin. Gidin milletin hakkı olanı millete verin kardeşim. Emeklinin hakkı olanı emekliye verin. Ahlaklı bir dönem, bu süreçte İstanbul’da bir torpilli bir kişiye bile imar rantı verdirtmedi, vermedi. Bu kardeşinizle ekibi yol arkadaşları,  İstanbul’u talan edecekleri Kanal İstanbul’u yaptırmadı, yaptırmayacak kardeşim.

BU MİLLET KENDİNİ ALDATANI SEVMEZ BİRDE ALDANANI: Ne diyor acemi aday, İstanbul’un gündeminde olmayan, onun gündeminde yokmuş. Vallahi dün bir şey dedi karıştırdı, önce aynaya bak dedi. Sonra ayran dedi, ayranı yok dedi. Ben de anlamadım ne dediğinden ama  ona buradan sesleniyorum bu millete Kanal İstanbul gündemimde yok demeyene kadar sana bu soruyu soracağım bir. İki, senin gündeminde yok da, sizin tensipleriyle atandığınız, emirleriyle koştuğunuz, buyruklarıyla yaptığınız hükümetin veya Sayın Cumhurbaşkanı’nda gündeminde var mı yok mu onu açıkla. Bu millet neyi sevmez biliyor musunuz? Kendini aldatanı sevmez, bir de aldananı sevmez. Bu millet aldanana da oy vermez aldatana da oy vermez.  Birlikte olduğumuz sürece bu milletin birlik ve beraberliği için hep birlikte çalıştığımız süre bu milletin sırtı yere gelmez. İstanbul’un yokta yoklukta açta açıkta kimsesi kalmayacak güne kadar çok çalışmaya devam. Ben hepinizi çok seviyorum. Allah hepinizi korusun. Hep birlikte koşacağız. Milletçe, çok güzel işleri Avcılar’a, İstanbul’a hep birlikte üreteceğiz.

YAKIŞANI YAPMAYA HERKESİ DAVET EDİYORUM: Utku Caner Çaykara benim genç pırlanta, mühendis arkadaşım, kardeşim. Utku Caner Çaykara’yla çok güzel bir dönemi hep birlikte var edeceğiz.  Biz Turan Hançerli dostumla çok güzel bir çalışma yaptık ve çok güzel başarılara imza attık. Şimdi Turan Hançerli Başkanımızla yine yan yana omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Göreceksiniz onu bu dönem ya sağımda ya solumda hep bir arada olacağız İstanbul için gayret içinde olacağız. Onun bu kadirşinaslığı partili oluşu, yoldaşlığını alkışlıyorum yakışanı yapıyor. Yakışanı yakışanı yapmaya herkesi davet ediyorum herkesi. Buyurun Utku Caner Çaykara kardeşimin çok başarılı olacağını yürekten inanıyorum. Sevgili kardeşim, il başkanım değerli dostum Özgür Çelik’e de hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. İlçe başkanım burada yarattığı iş birliği ortamı için ona da teşekkür ediyorum. Her şey çok güzel olacak. Tam yol ileri”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglundan-kuruma-bu-millete-kanal-istanbul-gundemimde-yok-demeyene-kadar-sana-bu-soruyu-soracagim/feed/ 0
İmamoğlu, Murat Kurum’un ‘Ayasofya’ İddialarına Arnavutköy’den Yanıt Verdi: Seçim Geldi Yine Başladı Din, İman, Kitap, Memleket https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglu-murat-kurumun-ayasofya-iddialarina-arnavutkoyden-yanit-verdi-secim-geldi-yine-basladi-din-iman-kitap-memleket/ https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglu-murat-kurumun-ayasofya-iddialarina-arnavutkoyden-yanit-verdi-secim-geldi-yine-basladi-din-iman-kitap-memleket/#respond Fri, 24 May 2024 21:06:40 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=7686 HABER: ÇAĞATAN AKYOL

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin Ayasofya Camii’ni temizlemediği iddialarına sert tepki gösterdi. “Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde, Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır” diyen İmamoğlu, “Bu iki kurum, İBB’ye temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik” dedi. “Seçim geldi ya, yine ortalığı karıştıracaklar” diyen İmamoğlu, “Seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Bizim inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras ile birlikte ilçe turu yaptı. CHP milletvekili Engin Altay da ilçe turunda ikiliye eşlik etti. Merkez Mahallesi’nde kısa bir esnaf ziyareti yapan İmamoğlu ve Aras, Arnavutköy’ün cadde ve sokaklarında yol alan seçim otobüsüyle vatandaşları selamladı. Vatandaşlar, İmamoğlu ve Aras’a yol boyu sevgi gösterilerinde bulundu. İmamoğlu ve Aras, selamlamanın ardından İBB Arnavutköy Yaşam Merkezi’nde, aralarında STK üyeleri, spor kulüpleri temsilcileri, anneler, çocukları ve kanaat önderlerinin bulunduğu bir toplulukla bir araya geldi. İmamoğlu, salondaki kalabalıktan yer bulamayan yaş almış kadın vatandaşların ve çocuklu annelerin, kendi koltuğu da dahil olmak üzere, uygun yerlere oturtulmalarını sağladı.

“TEKİN ARAS’IN ENERJİSİ, GENÇLİĞİ BURAYA YANSIMIŞ”

Arnavutköy’deki gençlik enerjisini çok yüksek bulduğunu belirten İmamoğlu, “Muhtemeldir ki sevgili Tekin Aras’ın enerjisi, gençliği buraya yansımış” dedi. Görev süreleri boyunca İstanbul’un 39 ilçesine eşit hizmet sunduklarına vurgu yapan İmamoğlu, “Hiç kimseye ‘O bana oy verdi, bu bana oy vermedi’ diye düşünmedik. ‘Burada bir başka partili belediye başkanı var, şu ilçede bir başka belediye başkanı var’ asla demedik. Birileri gibi de seçmeni cezalandırmayı, aklımızın ucundan bile geçirmedik” diye konuştu. Kendi dönemlerinde “kesilecek” denilen sosyal yardımların 5-6 katına çıkarıldığını belirten İmamoğlu; Halk Süt’ten Anne Kart’a, daha önce sayıları sıfır olan keşlerden öğrenci yurtlarına, Kent Lokantalarından Bölgesel İstihdam Ofislerine kadar, farklı alanlardaki uygulamalarından örnekler verdi. Arnavutköy özelindeki hizmetleri de detaylandıran İmamoğlu, yalnızca İSKİ’nin ilçede yaptığı altyapı yatırımları toplamının 3,8 milyar lirayı bulduğu bilgisini paylaştı.

“BİZİM MASAMIZDAN BİRLİK VAR”

“Her şeyin en iyisini ben bilirim” diyen anlayıştan olmadıklarının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Benim dediğim olacak diyenlerden değiliz biz. Biz, sizinle düşüneniz. Biz, ortak aklı, aynı masada buluşmayı sevenleriz. Bizim masamızda ne var biliyor musunuz saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler? Bizim masamızdan birlik var. Bizim masamızda birbirimizi dinlemek ve anlamak var. Bizim masamızda kedere de ortak olmak var. Birbirimizi her anımızda, anlayışla karşılamak var. Bizim masamızda kimsenin inancını, kimsenin vatanseverliğini sorgulamak, asla yok. Hizmet yaparken oy vermiş mi, vermemiş mi diye bakmak asla yok. İBB, sosyal yardımlarla yüz binlerce ailenin evine girip, çıkıyor. Bakın; beş seneye yakındır çocuklarımıza süt ulaştırırken; annesine, babasına, ‘Sen nerelisin? Hangi partiye oy verdin’ diye asla sormayız, sormuyoruz, sordurmayacağız. Annelere İstanbul’da ücretsiz ulaşım kartını biz başlattık. ‘Bana oy verdin mi’ diye sormuyoruz. Tam kaç annenin cebinde o karttan var biliyor musunuz? 650 binin üzerinde annenin cebinde o karttan var. İhtiyacı olana, hak edene, hakkını veriyoruz.”

“İBB İNANÇ MASASI”NIN KURULUŞ SÜRECİNİ ANLATTI

Siyaseti de bu anlayışla yaptıklarına dikkat çeken İmamoğlu, “Biz, siyasetimizdeki odağı halka dönük yapıyoruz. Onun için bizim siyasetimizin adı; halkçılık. Şimdi bu salonda, Arnavutköy’de, özellikle demografik olarak çok sayıda Kürt hemşehrim var. Bununla ilgili benim ruhuma iyi gelen, benim ruhumu ısıtan bir şey olduğu için anlatacağım. İlçe belediye başkanıyken, tabii vefat eden hemşehrilerimin cenazelerine gidiyordum. Özellikle Kürt vatandaşlarımızın, yoğun bir biçimde taziye alanı talepleri vardı. Bu kardeşiniz bunu hissettiği için, -hatta bazen ne yazık ki engellemelere rağmen- ısrarla, inatla 9 tane taziye evini, Beylikdüzü’nde vatandaşımızın hizmetine açmaya vesile olan, benim oradaki Kürt hemşehrilerimdi, Kürt vatandaşlarımdı. ve o kadar değerli bir gelenek ki; insanlar orada bir arada, acılarını paylaşıyorlar. Çok güzel bir gelenek. O bakımdan evet; cenazelere gidiyorduk. Alevi vatandaşımız var. Caferi vatandaşımız var. Şafi vatandaşımız var. Fark etmez. Her vatandaşımız, elbette istiyorlar ki ibadetlerinde, cenazelerinde, kendilerinden, kendi geleneklerinden, kendi usullerinden bir din adamı olsun. Ama göreve geldiğimizde; biliyorduk ki, gördük ki, İstanbul Belediyesi’nde böyle bir hizmet yok. Göreve gelir gelmez, arkadaşlarıma dedim ki, ‘Bir inanç masası kuralım. İstanbul’un bütün inançlarını oraya davet edelim ve birlikte konuşalım. Kurduğumuz masayla birlikte, orada; Alevi dedelere, Şafi melelere, Caferi din adamlarına, hatta başka inançlardan papazlara, hahamlara bile görev verdik. Din görevlilerini istihdam ettik. Bakın; en gurur duyduğum şeylerden birisi budur” ifadelerini kullandı.

“BİR DAVA UYDURDULAR. ADINA DA ‘DİAYDER DAVASI’

DEDİLER. GÜNÜN SONUNDA HERKES BERAAT ETTİ”

Konuyla ilgili hazırlanan 2 dakikalık filmi katılımcılara izleten İmamoğlu, özetle şunları söyledi:

“Bizim inancımız bile, bize bunu emreder; yani her inanca saygı duymayı. Bu din arkadaşlarımız, din adamı arkadaşlarımız, zaten İstanbul’un çeşitli yerlerinde görev yapıyorlardı. Ne yaptık? Onları kamusal bir çatıya ve güvenceye aldık. Bakın biz bunu yaptık ya, başımıza gelmeyen kalmadı. Evet. Sen misin bunu yapan? Neler oldu, neler? Bakın; bir dava uydurdular. Adına da ‘DİAYDER davası’ dediler. Belki basından duymuş olabilirsiniz. Neymiş efendim? Kürt din adamları üzerinden, o insanlara vermiş olduğumuz bu görevden ötürü, birtakım desteklerden ötürü inanın hem onlara hem de bize yönelik ‘terör’ davası açtılar. Aylarca televizyonlarda bizleri ‘terörist’ ilan ettiler. Birkaç din adamını hatta tutukladılar. Benim o kadar güzel duam var ki sevgili hemşehrilerim, sevgili dostlarım. Bu tür lafları ve bu tür kötülükleri yapanlara diyorum ki; ‘Allah onlara akıl versin.’ Günün sonunda ne oldu biliyor musunuz? Günün sonunda herkes beraat etti. Cezaevinde de kimse kalmadı. Geriye ne kaldı biliyor musunuz? Boş iftiralar, yalanlar ve insanlar hakkında çirkin bir karalama kaldı. Bir de boşu boşuna hapis yatan o güzelim insanlar oldu.”

“YİNE ORTALIĞI KARIŞTIRACAKLAR”

“Yine ortalığı karıştıracaklar ya, seçim geldi ya; seçim geldi yine başladı din, iman, kitap, memleket… Yani memleketini onlar seviyor. Bayrağını onlar seviyor. Bu toprakları onlar seviyor. Ben size bir şey söyleyeyim mi? Onların bu sevgileri seçimden seçime aklına geliyor. Bizim ise memleket sevgimiz, millet sevgimiz, bayrak sevgimiz her zaman var. Çıkmış bir meczup dün akşam televizyonun birinde, ‘Efendim İmamoğlu bir tek Ayasofya Camii’ne temizlik ve güvenlik hizmeti vermiyor’ diyor. Çünkü neymiş efendim? Ben, cami olmasından ötürü acı çekiyormuşum. Yahu benim aklımı benim vicdanımı, benim kalbimi bile okuyor! Cahilliğinden değil, kötü bir insan olduğu için, meczup olduğu için Ayasofya yalanını ortaya atıyor. Bugüne kadar hiç demedim. Ayasofya Camii, sadece ibadethane değilken bile, orası müzeyken bile, caminin bir bölümünde orada imam ezan okur, bir bölümünde de namaz kılınırdı. Ben şimdi oraya kaç defa gittiğimi mi anlatayım millete? ya bunlar kötü insanlar. Bunlar nasıl biliyor musunuz? Ben mesela, Allah rahmet eylesin, rahmetli dedemden, babamdan… Hepsi de hacıdır yani. Nerede namaz kılınır, nerede abdest alınır; kimse görmez. Namazını kılar, abdestini alır, duasını eder. Biz öyle öğrendik. Çünkü inancımız, Yaradan’la kul arasındadır. Bunlarda ise, gösteriş işi oldu. Milletin canını yakmak için, milleti birbirine düşürmek ve ayırmak için, bütün kötü duygularını kullanıyorlar.”

SELATİN CAMİLER, VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MÜLKİYETİNDE, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI SORUMLULUĞUNDADIR”

“O meczubun bu lafı, olur ya bir yere gider. Doğrusunu söyleyeyim: Selatin camiler, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindedir. Diyanet İşleri Başkanlığı sorumluluğundadır. Bu iki kurum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne temizlik, güvenlik konularında talepte bulununca, hemen belediyemiz Meclisi’ne protokol getiririz ve hizmete başlarız. Biz göreve geldiğimizde 39 selatin camiine bu hizmet veriliyordu. Şimdi ise, 42 oldu. Bizim dönemde talep geldi, artırdık 3 tane. Biri de hatta sıklıkla Sayın Cumhurbaşkanı’nın cuma namazı kıldığı Yıldız Hamidiye Camii’dir. Talep ettiler. Biz de verdik. Gayet doğal bir süreç. Bak; kimse suçlu değil. Ayasofya için ise böyle bir talep gelmedi. Hatta arkadaşların duyarlı davranmışlar, şifahen Vakıflar’a telefon açıp sormuşlar ve demişler ki, ‘İhtiyaç varsa, burayı da biz gündemimize alalım.’ Onlar ‘Gerek yok. Biz çözüyoruz’ demişler. Konu bu kadar basit. Ayasofya’nın sorumluluğu üzerinde olan iki kurumdan talep gelmezse, benim o hizmetleri verme hakkım yok. O kapıdan içeri giremiyoruz. Düşünsenize; ‘Ekrem İmamoğlu bir açılışa davet edildi mi edilmedi mi’yi bile tartışan bu insanların… Yani bir insanın, bir belediye başkanının, bir açılışa davet edilmesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Ortada bir davetiye var. Davetiye dönmüş ateş mektubuna. Herkes de kaçıyor ondan. Herkes kaçıyor. Tamam, orası elini yakar yani; cısss! Allah muhafaza bunlardan. Allah korusun. Onun için bu tür insanlar, ne yazık ki meczup insanlar, ahlaksızlığı huy edilmiş insanlar. Bunları hep Allah’ıma havale ediyorum. Yaradan’ıma havale ediyorum.”

“ONLAR BİR AVUÇ İNSANIN ZENGİNLİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR; BEN, 16 MİLYON İNSANIN MUTLULUĞUNU VE REFAHINI DÜŞÜNÜYORUM”

“Ben Trabzonlunun, Kastamonulunun sorununa nasıl yaklaşıyorsam; Bingöllünün, Diyarbakırlının, Erzurumlunun sorununa da öyle yaklaşıyorum kardeşim. Birçok şey konuşuyorlar, konuşacaklar. Birçok şey icat ediyorlar, edecekler. Çünkü zorları büyük. Onlar bir avuç insanın zenginliğini düşünüyor; ben, 16 milyon insanın mutluluğunu ve refahını düşünüyorum. ve ne konuşurlarsa konuşsunlar, buradan söylüyorum, ben, Kürt vatandaşlarımla arama bir kurumu ya da bir siyasi partiyi koymam. Ben, onlarla direkt konuşurum, direkt. Direkt içinde olurum. Direkt onunla sohbet edelim. Hem benim bir ayrım gayrım yok ki. Ben, bu şehrin insanları ile İstanbul’u ve ihtiyaçlarını her yerde konuşuyorum. Tabii ki İstanbul’un Arnavutköy’ün ihtiyaçlarını Kürtlerle konuşacağım, Kürt vatandaşlarımla konuşacağım. Bu şehirde herkes yaşıyor. Benim dünyaya, şehre, insanımıza, 16 milyon hemşerimize, 86 milyon vatandaşımıza bakışım bu kardeşim. Bunlar bunu anlayamadı, anlayamayacak. Ama milletimiz anladı kardeşim. Bana yeter.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/imamoglu-murat-kurumun-ayasofya-iddialarina-arnavutkoyden-yanit-verdi-secim-geldi-yine-basladi-din-iman-kitap-memleket/feed/ 0
İzmir’de İmam, Cumhurbaşkanı Mitingi İçin Cemaat Toplamayı Reddetti https://www.igdirhaber.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/ https://www.igdirhaber.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/#respond Sat, 23 Mar 2024 21:33:13 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=5426 İzmir’de, AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl yapılan İzmir mitingine cemaat toplaması talebiyle arandığını ve bu talebi yerine getirmeyince hakkında soruşturma açıldığını açıklayan imam Yusuf Kılıç, İzmir dışına sürgün edildiğini ve kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini söyledi. Kılıç, “Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım. Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi” dedi. Kılıç, “İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem” diye konuştu.

İzmir Buca’da görevli imam hatip Yusuf Kılıç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genel seçim döneminde 29 Nisan 2023 tarihinde İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapacağı miting öncesinde AKP Buca İlçe Başkanlığı’ndan arandığını, kendisinden cemaatini miting için toplamasının istendiğini açıklamıştı. Kılıç, “Ben, bir cami imamıyım. Evet, bu ülkede demokrasi şöleni olabilir. Ama burada ben taraf değilim… Cemaatimden bir kısmını mitinglere götürürsem ben, bu caminin ilkesine, amacına karşı düşmüş olurum. Bu da benim için ve toplum için çok büyük bir sıkıntı” demişti.

Kılıç, bu olayın ardından kendisi hakkında soruşturma açıldığını ve ciddi tehditler aldığını duyurmuştu. Kılıç, kendisini tehdit edenler hakkında 3 Mayıs 2023 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.

Kılıç, olayın üzerinden 10 ay geçmesinin ardından İzmir dışına sürgün edildiğini, kendisine ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildiğini ve bir imam tarafından işinden atılmakla tehdit edildiğini açıkladı. Sendikası Diyanet-Sen’in arkasında durmadığını belirten Kılıç, AKP Buca İlçe Başkanlığı’nın kendisini aramasının ardından yaşadıklarını şöyle özetledi:

“BAŞKA BİR İMAM TARAFINDAN GÖREVDEN ATILMAKLA TEHDİT EDİLDİM”

“Merhaba, ben Yusuf Kılıç. Cami, insanların Allah’a, kitaba ve peygamberlere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı toplu bir yerdir. Ben de cami imamı olarak halka karşı sorumluluğumun bilinciyle çalışmaya başladığım günden bu yana hiçbir şekilde aksatmadan görevimi yürütmekteydim. 26 Nisan 2023 tarihinde kendisini AKP Buca İlçe Başkan Yardımcısı olarak tanıtan bir şahıs beni arayarak mitingleri için cami cemaati ayarlamamı ve mitinge götürmemi istedi. Ben de bunu reddettim. Deyim yerindeyse o günden sonra başıma gelmeyen kalmadı. Sürgün ile tehdit edildim. Hemen akabinde 29 Mayıs 2023 tarihinde Buca’da başka bir camiye gönderildim. Bu camide 4 ay boyunca görev yaptım. İmkanlar çok kısıtlı olduğu için cami tuvaletinde 4 ay boyunca banyomu yaptım. Aynı şekilde camide yatmak zorunda kaldım. Bir işim için Buca Müftülüğü’ne gittiğimde başka bir imam tarafından görevden atılmakla tehdit edildim. Miting için kendisini de aradıklarını ve benim, kendisi gibi davranmadığım için bana ‘PKK’lı ve FETÖ’cü’ diyerek üzerime geldi. Polis çağırarak, şahıs hakkında karakola giderek şikayetçi olmak zorunda kaldım.

“İZMİR’İN DIŞINA SÜRGÜN EDİLDİM. EN SON TARAFIMA ‘KADEMENİN İLERLEMESİNİN DURDURULMASI’ CEZASI VERİLDİ”

Bu olaydan sonra İzmir’in dışına sürgün edildim. En son tarafıma ‘kademenin ilerlemesinin durdurulması’ cezası verildi. Bu olaylar yaşanırken sendikam hiçbir şekilde arkamda durmadı. Ben buradan Türkiye Barolar Birliği’ne seslenmek istiyorum. Başıma gelen bu olayların araştırılmasını ve avukat yardımı istiyorum. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu en güzel şekilde adalet, hukuk ortaya çıkartabilir. Sizi adaletin ilk basamağı olan vicdanlarınızın sesini dinlemeye davet ediyorum. Ben, insanların siyasi görüşlerini sorgulayamam. İbadethanelere yakışmayan bu çirkin teklifi reddetmemin sebebi, camiyi, imamlık kimliğimi ve kurumumu siyasete bulaştırmak istemememdir. İnsanların camiye ve dine olan güvenlerine zarar vermek istemedim. Hangi siyasi görüş olursa olsun, kurumun itibarını zedeleyecek hiçbir teklifi kabul etmek mümkün değildir. Ben insanlara hizmet etmek için buradayım. Bir siyasi gruba ya da kutsallarımız üzerinden çıkar sağlamaya çalışanlara asla biat edemem.”

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/izmirde-imam-cumhurbaskani-mitingi-icin-cemaat-toplamayi-reddetti/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: İslam dünyasının çaresizliği İsrail’in en büyük gücüdür https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-islam-dunyasinin-caresizligi-israilin-en-buyuk-gucudur/ https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-islam-dunyasinin-caresizligi-israilin-en-buyuk-gucudur/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:01:11 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=4654 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ” İsrail’in en büyük gücü ne elindeki askeri gücüdür, ne elindeki teknolojik gücüdür. Ne arkasını dayadığı dayılardır, ne onların desteklediği ülkelerdir, ne de dünyadaki üstün medya güçleridir. İslam dünyasının bu kadar çaresiz olması, dağınık olması, inisiyatifsiz olması, İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür” dedi.

Zeytinburnu Yeşiltepe Mahallesi’nde bulunan Konyalı Camii, 2019 yılındaki Silivri depreminden sonra yıkılma riski nedeniyle mühürlenmiş, 2020 yılında ise yıkım işlemi yapılmıştı. Nisan ayında inşaatı başlayan caminin açılışı bugün yapıldı. Açılış törenine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, parti yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.

Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bugün İslam dünyasının her tarafında yaklaşık 2 milyara yaklaşan büyük bir nüfusa sahip Müslüman dünyasının her yerinde camilerde Allahu Ekber sesleriyle insanlar aynı istikamete dönüyor. İnsanlar ortak dil ve kültür üzerinden müşterek bir noktaya doğru ilerliyor. Bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmak bu kadar ciddi bir kalabalığa sahip olmakla birlikte ne yazık ki İslam dünyası caminin bize vermesi gereken birleştirici, bütünleştirici özellikleri yeterince taşıyamadığı için bu hasrete yeterince sahip olmadığı için Müslüman topluluklar çoğu zaman oradan buraya Peygamber Efendimizin ifadesiyle suyun üstündeki saman çöpü gibi savrulup duruyor” şeklinde konuştu.

“İnanın ki İsrail’in en büyük gücü ne elindeki askeri gücüdür, ne elindeki teknolojik gücüdür”

Filistin’de katliam yapan İsrail’i eleştiren Kurtulmuş, “Bunun en son örneğini İsrail’in Gazze’de ortaya koymuş olduğu ağır insanlık suçlarına karşı dünyanın sessiz kalması ve ne yazık ki Müslüman dünyasının bir sonuç geliştirememiş olmasını gösterebiliriz. Üzülerek takip ediyoruz. Büyük bir vahşet sadece Netanyahu ve ekibinin ortaya koyduğu politikalarla değil onların destekledikleri, onların sırtını sıvazladıkları bir takım güç merkezlerinden aldıkları destekle de bunu yapıyorlar. Biz burada konuşurken şu anda Müslümanların en büyük kutsallarından biri olan Mescid-i Aksa’nın sokakları kapatılıyor, oraya çıkan yollarda Müslümanların camiye girmesine engel olunuyor. Bebekler küvözlerde çırpınarak öldürülüyor. 80, 90 yaşındaki nineler keskin nişancılar tarafından keyifle, zevkle vurularak şehit ediliyor. Bütün dünya bunu izliyor. ve bu seyrin ötesinde bazıları da destek veriyor. İnanın ki İsrail’in en büyük gücü ne elindeki askeri gücüdür, ne elindeki teknolojik gücüdür. Ne arkasını dayadığı dayılardır, ne onların desteklediği ülkelerdir. Ne de dünyadaki üstün medya güçleridir. Ne dünya finansına sahip olan egemen olan o büyük güçleridir” ifadelerini kullandı.

“Sadece ortak hedefler, ortak anlayışlar istikametinde birleşmeli, bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “İnanın ki İslam dünyasının bu kadar çaresiz olması, dağınık olması, inisiyatifsiz olması, İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür. Onun için diyoruz ki camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi zenginleştirmelidir. Bunun için bir araya gelmemizin kalplerimizin ve gönüllerimizin birleşmesi için bir araya gelmemize gerek yok. Sadece ortak hedefler, ortak anlayışlar istikametinde birleşmeli, bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz. Allah camiler etrafında ruhunu ve kalbini birleştirenlerden eylesin. Müslüman coğrafyasının ve yeryüzünün en her yerindeki büyük Müslüman toplulukları şuurla, inançla ve ortak bir kararlılıkla meselelerine sahip çıkmayı Cenab- ı Allah nasip etsin” ifadelerini kullandı.

Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy açıklama yaptı

Programda konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, “Bizim medeniyetimizde, şehirlerimizde şehrin mimarisi, şehrin oluşması bütün büyük İslam medeniyetlerinde cami eksenli olmuştur. Şehrin yerleşmesi, şehrin ana meydanında mutlaka bir cami var. Yanında toplumsal faaliyetlerin görülebildiği örneğin mektebi, medresesi, aşevleri, arastası, bedesteni, ticaretin olduğu mekanlarıyla birlikte şehre kimlik kazandıran, şehrin aklını bir araya getiren en önemli yapıtlardan birisi camiler olmuştur” dedi.

Konuşmalardan sonra caminin açılışı dualarla gerçekleştirildi. – İSTANBUL

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-islam-dunyasinin-caresizligi-israilin-en-buyuk-gucudur/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi de birleştirmelidir https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-camiler-bizi-fiziki-olarak-birlestirdigi-gibi-kalplerimizi-ve-zihinlerimizi-de-birlestirmelidir/ https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-camiler-bizi-fiziki-olarak-birlestirdigi-gibi-kalplerimizi-ve-zihinlerimizi-de-birlestirmelidir/#respond Sun, 03 Mar 2024 21:48:15 +0000 https://www.igdirhaber.com.tr/?p=4578 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “İslam dünyasının bu kadar çaresiz, dağınık, inisiyatifsiz olması İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür. Camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi de birleştirmelidir.” dedi.

Kurtulmuş, Zeytinburnu Belediyesi tarafından inşa edilen Konyalı Camii’nin açılışı dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.

Güzel bir caminin açılışı vesilesiyle Zeytinburnu halkıyla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, caminin inşasında emeği geçenlere ve Belediye Başkanı Ömer Arısoy’a teşekkür etti.

Kurtulmuş, İslam medeniyetlerinde, şehrin mimarisinin cami eksenli olduğunu, camilerin halkı bir araya getiren önemli yapıtlar olarak öne çıktığını dile getirdi.

Camilerin şehrin sakinlerinin bir araya geldiği toplumsal mekanlar olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “Sadece ibadetlerin yapıldığı, sadece namazların kılındığı bir alan olmanın çok daha ötesinde, hatta insanların fiziki olarak bir araya gelmelerinin çok ötesinde, şehrin nabzının attığı, şehrin ruhunun gezindiği yer camilerdir.” diye konuştu.

Kurtulmuş, bu nedenle bütün büyük İslam medeniyetlerinde camiye, cami mimarisine ve caminin etrafında oluşan sosyal yapıya fevkalade önem verildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Burada nihayetinde küçük bir mahalle mescidi gibi olan Konyalı Camii’nin böylesine önemli bir mimari özelliğe sahip yapı haline gelmesinin arkasında da bu anlayışın büyük katkısı vardır. Burada, 4-6 yaş Kur’an kursuyla insanların oturup misafirlerini ağırlayacağı mekanlarıyla taziye imkanlarıyla kütüphaneleriyle aslında bir kültür merkezi de inşa edilmiş demektir.

Konyalı Camii hayırlı, uğurlu olsun. Allah, toplumumuzun nabzını camiler etrafında atmaktan asla alıkoymasın. İnşallah bu cami nice hayırlı hizmetlere, nice kabul olunmuş dualara, nice kutlu buluşmalara vesile olur diyerek de temenni ve dua ediyorum.”

“Bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz”

Bugün 2 milyara yaklaşan büyük bir nüfusa sahip İslam dünyasının her tarafında, camilerde insanların “Allahuekber” sesleriyle aynı istikamete, müşterek bir noktaya doğru yöneldiğini kaydeden Kurtulmuş, bu kadar büyük bir nüfusa sahip olmakla birlikte ne yazık ki İslam dünyasının, caminin vermesi gereken birleştirici, bütünleştirici özelliklerini yeterince taşıyamadığı için Hazreti Peygamberin ifadesiyle suyun üstündeki saman çöpü gibi savrulup durduğunu ifade etti.

Bunun en son örneği olarak, İsrail’in Gazze’de ortaya koyduğu ağır insanlık suçlarına karşı dünyanın sessiz kalmasının ve Müslüman dünyasının da bir sonuç geliştirememesinin gösterilebileceğini aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Üzülerek takip ediyoruz. Büyük bir vahşet. Sadece Netanyahu ve ekibinin ortaya koyduğu politikalarla değil, onların destekledikleri, onların sırtını sıvazladıkları birtakım güç merkezlerinden aldıkları destekle de bunları yapıyorlar. Biz burada konuşurken şu anda Müslümanların en büyük kutsallarından birisi olan Mescid-i Aksa’nın sokakları kapatılıyor. Oraya çıkan yollarda Müslümanların camiye, mescide erişmesinin önüne geçiliyor. Bebekler kuvözlerde çırpınarak öldürülüyor.”

Kurtulmuş, 80-90 yaşındaki ninelerin keskin nişancılar tarafından keyifle, zevkle vurularak şehit edildiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün dünya bunu izliyor ve bu seyrin ötesinde bazıları da destek veriyor. Ama inanın ki İsrail’in en büyük gücü, ne elindeki askeri gücüdür ne elindeki teknolojik üstünlüğüdür ne onları destekleyen ülkelerdir ne dünyadaki üstün medya güçleridir ne dünya finansına sahip olan ekonomik güçleridir… İnanın ki İslam dünyasının bu kadar çaresiz, dağınık, inisiyatifsiz olması İsrail yönetiminin arkasındaki en büyük güçtür. Onun için diyoruz ki camiler, bizi fiziki olarak birleştirdiği gibi kalplerimizi ve zihinlerimizi de birleştirmelidir. Kalplerimizin ve gönüllerimizin birleşmesi için bir araya gelmemize gerek yok. Sadece ortak hedefler, ortak anlayışlar istikametinde birleşmeli, bütünleşmeli ve yolumuza devam etmeliyiz.”

“Yeryüzünde Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a hakkıyla inanan, namazını kılan, zekatını veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar inşa edebilirler.” ayetini aktaran Kurtulmuş, “Bu ayette söylenenler aslında şifredir. Sadece camileri imar edebilmek değil, Müslüman toplumunun imar edilebilmesi, Müslümanların imar hareketlerinin gerçekleştirilebilmesi için bu özelliklerin yanında Allah’tan başkasından korkmamak da bize önemli bir tavsiye olarak hatırlatılmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Aynı anda 1000 kişi ibadet edebilecek”

Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, bugün Zeytinburnu’na, Fatih’in emaneti İstanbul’a muhteşem bir cami kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadıklarını söyledi.

Konyalı Camii’nin 1,5 dönüm üzerine inşa edildiğini ve camide 1000 kişinin aynı anda ibadet edebileceğini belirten Arısoy, yerleşkede taziye evi, 4-6 yaş anaokulu ve Kur’an kursu, bebek odası, dernek odası ve bir otoparkın bulunduğunu kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmaların ve edilen duanın ardından kurdele keserek Konyalı Camii’nin açılışını gerçekleştirdi.

]]>
https://www.igdirhaber.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-camiler-bizi-fiziki-olarak-birlestirdigi-gibi-kalplerimizi-ve-zihinlerimizi-de-birlestirmelidir/feed/ 0