Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İOSB Kooperatif Başkanları ve İş Adamları Buluşması’na katıldı. Bakan Bolat programda yaptığı konuşmada dün açıklanan büyüme rakamlarına dikkat çekerken, esnafa ve kadın kooperatiflerine verilen desteklerin artırıldığını ifade etti. Bakan Bolat, “Kooperatiflerimizin ve esnafların gelişmesi için mücadele veriyoruz. Yeni bir kaynakla esnaflarımızın kullanabileceği finansman limitini 750 bin liraya yükselttik. Yüzde 25-26’yı geçmeyen maliyetler ile esnaflarımıza bu destek paketi kullanıma açıldı. Kadın kooperatiflerimize makine ekipman ve demirbaş alımları için verdiğimiz desteği 200 bin liradan 400 bin liraya çıkardık” dedi.
2002 yılından bu yana Organize Sanayi Bölgesi (OSB), ve Ar-Ge merkezi sayılarının artırıldığını hatırlatan Bolat, “2002 yılından bu yana ülkemizde 190’a yakın organize sanayi bölgesi varken bu sayı bugün 350’ye çıktı. 5 kadar teknopark varken şimdi 96’yı aştık. Ar-Ge merkezi hiç yoktu, 1600’e ulaştık. Kooperatiflerimizin ve esnaflarımızın gelişmesi için mücadele veriyoruz” dedi.
“Esnafa finansman desteği 750 bin liraya yükseltildi”
Bakan Bolat, “2002’den önce esnaflara o yıla kadar kullandırılan toplam finansman desteği 152 milyar liraydı. 2002 yılından bugüne kadar esnafımıza 458 milyar lira tutarında faiz indirimli kredi kullandırdık. Yeni bir kaynakla esnaflarımızın kullanabilecekleri finansman limitini 750 bin liraya yükselttik. Yüzde 25-26’yı geçmeyen maliyetler ile esnaflarımıza bu destek paketi kullanıma açıldı” diye konuştu.
“Kadın kooperatiflerine destek: 200 bin liradan 400 bin liraya çıkarıldı”
Kadın Kooperatifler için verilen desteklerden de bahseden Bakan Bolat, “Bu kapsamda; makine-ekipman ve demirbaş alımları için sağladığımız desteği 200 bin liradan 400 bin liraya, sergi ve fuar desteğimizi ise 30 bin liradan 60 bin liraya çıkararak bu desteklerde yüzde 100’lük bir artış sağlamıştık. Kısa süre önce, kooperatiflerin nitelikli personel istihdam desteklerini ise 1 personel için 204 bin liraya, 2 personel içinse 408 bin liraya yükselterek kooperatiflerimiz için önemli bir avantaj sağladık. Bu sayede 2023 yılı Ocak ayına kıyasla, bu sene vereceğimiz desteklerde yüzde 98 ve yüzde 100’lük artışlar kaydetmiş olduk. Bu çalışmamızın kooperatiflerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Büyüme artış oranında 37 ülke arasında 2’inci sıraya ulaştık”
Türkiye’nin büyüme oranındaki yükselişi de hatırlatan Bakan Bolat, “Dün itibariyle büyüme oranımız da açıklandı. İlk defa 1 trilyon 100 milyar doları aşan milli gelire sahip olduk. Milli gelir kişi başına ise 13 bin 110 dolar olarak açıklandı. Ortalama büyüme oranımız yüzde 4,5 olarak gerçekleşti. 37 gelişmiş ülke arasında 2’inci sıraya ulaştık, büyüme oranı anlamında. Bu güzel haberleri özel sektöre borçluyuz. Doğru politikalar uygulamak, istikrarı sağlamak bizim görevimiz ama imalatı sanayicilerimiz yapıyor. İmalatın, üretimin, yatırımın ve ihracatın yüksek olması ile bu rakamlara ulaşıldı” diye konuştu. – İSTANBUL
]]>Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 4,5, 2023’ün son çeyreğinde de yüzde 4 büyüme kaydetti. Türkiye, 2023’ün son çeyreğinde, yıllık bazda, ekonomik büyüme verisi açıklanan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne (OECD) üye ülkeler arasında ikinci, G20 ülkeleri arasında üçüncü ülke oldu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, GSYH sonuçlarına ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İş dünyası olarak, yılın son çeyreğinde büyümenin yüzde 4,0 gerçekleşerek, yılın tamamında Orta Vadeli Program’da öngörülen yüzde 4,4’ün üzerinde, yüzde 4,5 olarak gerçekleşmesini memnuniyetle karşılıyoruz.” dedi.
Olpak, 2023 yılının pek çok açıdan zorlu bir yıl olduğunu ifade ederek, jeopolitik gelişmelerin dünya ekonomisi ve küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri ile düşük küresel büyüme oranlarının gerçekleştiğini belirtti.
Türkiye’nin 2023 yılı büyüme performansı açısından hedef büyüme oranının aşılması ve büyüme istikrarının korunmasının değerli bir kazanım olduğunu vurgulayan Olpak, “Sektörel olarak değerlendirdiğimizde ise tarım sektöründeki ufak daralma dışında her sektörün büyümeye pozitif katkı verdiğini görüyoruz. Sanayideki büyümenin yüzde 0,8 artmasını da dikkatli okumalıyız. Çünkü sanayimizdeki ivme, ihracatımızın artışıyla da doğrudan etkilidir.” değerlendirmelerinde bulundu.
Olpak, şunları kaydetti:
“Sonuçları yıllık olarak değerlendirdiğimizde, ihracatımızın özellikle 2023’ün ilk yarısında küresel ekonomideki gelişmelere bağlı olarak negatif katkı vermesiyle, yılın ikinci yarısındaki toparlanmaya rağmen yılın tamamında büyümeye negatif katkı veren tek kalem olduğunu görüyoruz. 2024 yılına da yine küresel zorluklarla mücadele ederek başladık. Elbette yurt içinde finansal istikrarı sağlayarak, yatırım, üretim ve ihracatı artırma odaklı politikaların uygulanmasına devam etmek önemli. Özellikle küresel büyümenin yavaş seyrettiği bir ortamda ihracatımızın büyümeye daha fazla katkı sağlaması açısından, sanayi sektöründeki büyümenin bu dönemde daha fazla ön plana çıkması gerektiğini düşünüyoruz.”
“Türkiye üretim ve ihracata dönüşecek yatırımlarla büyüdü”
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe de büyümede yaşanan bu istikrarın son derece değerli olduğunu belirtti.
Gültepe, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak gibi büyük bir hedef olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak en büyük hedefimiz, ülkemizin küresel ihracat liginde de ilk 10 ülke arasında yer alması. 2023 yılında büyüme rakamlarının detaylarını iyi okumamız gerekiyor. Büyümenin çok önemli bir bölümü makine ve teçhizat yatırımlarından geldi. Bu yatırımları, yakın gelecekte daha çok üretimin ve daha çok ihracatın müjdecisi olarak değerlendiriyoruz. Diğer yandan ihracatın büyümeye katkısında bir miktar gerileme var. Bu durum da dış talepte daralma ve rekabetçilik kaybına işaret ediyor.
Bu iki rakamı birlikte okuduğumuzda, sanayicinin yatırım iştahının yüksek olduğunu ancak rekabetçilik noktasında yaşanan gerilemenin ihracatı olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bu yatırımların artmasında, önceki yıllarda rekabetçilikte kazandığımız güçlü rüzgarın bir etkisi var. 2024 yılında küresel talep noktasında önemli artışlar bekleniyor. İhracat ailesi olarak ülkemizde üretim, yatırım ve istihdamın dinamosu olmaya devam edeceğiz.”
“Büyüme oranları 2024 yılı için çok büyük bir motivasyon kaynağı olacak”
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı da milli ekonominin pozitif büyüme eğilimini üst üste 14’üncü çeyreğe taşıyarak “Türkiye Yüzyılı” iddiasına yaraşır bir başlangıç yaptığını söyledi.
Asrın felaketi olarak nitelenen 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yanı sıra mayıs ayında yapılan iki büyük seçim sürecinin getirdiği belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin göstermiş olduğu bu performansın takdire şayan bir gelişme olduğunu dile getiren Asmalı, şöyle devam etti:
“MÜSİAD olarak, söz konusu büyüme oranlarının 2024 yılı için de çok büyük bir motivasyon kaynağı olacağına inanıyor, ülke ekonomimizin üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme sürecinin devam edeceğine olan inancımızı yineliyoruz. Makro-finansal dengelenme bağlamında Türkiye ekonomisi için oldukça önemli ve başarılı bir dönem olarak geride kalan 2023’ün ardından Türkiye ekonomisi; enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürme, kurda istikrarı sağlama, kamu mali dengeleri ve dış ticarette sürdürülebilirliğe ulaşma hedeflerine adım adım yaklaşmayı sürdürecektir.”
“OVP hedefinin aşılması pozitif bir gelişme”
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de büyümenin 14 çeyrektir sürmesi ve 2023’te yüzde 4,5 ile OVP hedefinin aşılmasının pozitif bir gelişme olduğunu ifade ederek, “2023’te tüketimin katkısı öne çıkarken, iş dünyası olarak 2024’ün katma değerli dış taleple fark oluşturacak bir yıl olması için çalışacağız. Öte yandan, yatırımların artması ve tarımsal üretime yeni bir soluk getirmek için de daha çok gayret etmeliyiz.” dedi.
“Ülkemiz hak ettiği not artırımlarına kavuşacaktır”
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın da Türkiye’nin kesintisiz bir şekilde 14 çeyrektir ekonomisini büyütmesinin büyük bir başarı olduğunu ifade ederek, kamu maliyesindeki tasarrufun etkilerinin son çeyrekte görülmesinin gayet memnuniyet verici olduğunu kaydetti.
Gelişmiş ülkelerde teknik resesyonun konuşulduğunu aktaran Aydın, “Rotamız, OVP hedeflerinden sapmadan üretimle büyüyen kalıcı sürdürebilir bir ekonomik büyümedir. Özellikle son çeyrekte kamu maliyesinde görülen harcamalarda tasarruf tedbirlerine uyulduğunu görmek OVP hedeflerine de uygun gösterilmektedir. Bu aynı zamanda kredi derecelendirme kuruluşlarının da dikkatlerinden kaçmayacak ve ülkemiz hak ettiği not artırımlarına kavuşacaktır.” diye konuştu.
“Gelecek için umut verici”
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da küresel ekonomilerde yön arayışının sürdüğü ve zayıflama beklentisinin olduğu bir süreçte, Türkiye ekonomisinin 2023 yılının tamamında gösterdiği yüzde 4,5’lik büyüme performansının gelecek için umut verici olduğunu ve önemli bir başarıya imza atıldığını söyledi.
Küresel ticarette yaşanan olumsuzluklardan, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan, ABD, Çin ve AB ekonomilerindeki zayıflıklardan bahseden Kopuz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Tüm olumsuzluklara rağmen 2024 için Türkiye olarak OVP hedefimiz olan yüzde 4 büyüme hedefimizde bir bozulma olmayacağını düşünüyoruz. 2023 yılında elde edilen bu güçlü büyüme oranı, küresel piyasalarda faizlerin düşeceği ve yatırım iştahının artacağını umduğumuz bir sürece daha güçlü girmemizi sağlayacaktır. Bu noktada fiyat istikrarına karşı uygulanan sıkılaştırıcı politika adımlarını ekonomik aktiviteye ve istihdama halel gelmeyecek şekilde sürdürülmesi önem arz ediyor.”
]]>Manisa programı kapsamında Organize Sanayi Bölgesi Toplantı Salonu’nda iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelen Yılmaz, yaptığı konuşmada makroekonomik ölçekte dünya ve Türkiye’de yaşanan son gelişmeler hakkında değerlendirmede bulundu.
Dünyanın zor bir dönemden geçtiğini, büyüme ve küresel ticaretteki yavaşlamanın tarihsel ortalamaların altında kaldığını anlatan Yılmaz, Türkiye’nin geçen yıl meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarını sararken bir yandan da kuzey ve güneyde jeopolitik gerilimler yaşandığını hatırlattı.
Yılmaz, Türkiye’nin böyle bir ortamda bile ekonomik olarak büyümeye ve gelişmeye devam ettiğine dikkati çekerek, Türkiye ekonomisinin dünya ortalamalarının üzerinde büyüme kaydettiğini, 2023’ün ilk 3 çeyreğinde yüzde 4,7 büyümeye ulaşıldığını söyledi.
Son çeyrek verilerinin henüz yayımlanmadığını ancak bu çeyrekteki büyüme oranı yüzde 3,7 olsa dahi Orta Vadeli Program’daki yüzde 4,4 hedefinin yakalanacağını bildiren Yılmaz, kişi başına düşen milli gelirin 13 bin dolara yakın seviyeye çıkmasını beklediklerini aktardı.
Yılmaz, Türkiye’nin reel ekonomide iyi bir performans sergilediğini, resesyona düşmeden enflasyonla mücadelenin temel öncelikleri olduğunu, yılın ilk ayında yükselen enflasyonun sonraki aylarda kademeli, yıl ortasından sonra da belirgin şekilde düşmesini beklediklerini vurguladı.
Para ve maliye politikasındaki yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşüreceklerini dile getiren Yılmaz, “Bunun da özünü şu oluşturuyor; iç tasarruf oranlarımızı arttırmak, tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi, yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin özünü oluşturuyor. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz.” diye konuştu.
“Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz”
Cari dengede de iyileştirme çalışmalarının olumlu sonuçlarını aldıklarını ifade eden Yılmaz, 2024’de 60 milyon turist hedefinin gerçekleşeceğine inandığını belirtti.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Sermaye hareketlerinde 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden, 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda, ihracatımızın çoğunu sizler, sanayicilerimiz gerçekleştiriyor. 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep koşulları olumsuz olduğu halde, birçok sıkıntılar yaşandığı halde, özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece. Orta Vadeli Programımızın çok az altında kaldı ama bu şartlarda çok önemli bir başarı olduğunu ifade etmek isterim. Bunu inşallah daha yüksek seviyelere taşıyacağız.”
İstihdam cephesinde ise aralık ayında gelen veriyle birlikte Türkiye’nin 2023 yılını tek haneli işsizlik oranıyla kapattığına işaret eden Yılmaz, Merkez Bankasının rezervlerinin güçlendiğini, bütçe disiplini konusunda kararlı bir şekilde yollarına devam ettiklerini anlattı.
Yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı desteklemeye devam ettiklerini hatırlatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere önemli destekler vermeyi sürdürdüklerini, bu projelerin sonuçlanmasıyla Türkiye’nin üst orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna yükseleceğini kaydetti.
Yılmaz, Manisa’nın ekonomisiyle Türkiye’ye önemli katkılar sunduğunun altını çizerek, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren hattının Manisa’nın pek çok ilçesinden geçeceğini ve şehrin ekonomisini geliştireceğini, üretime ve yatırıma destek olacağını, kente yeni organize sanayi bölgeleri kazandırmayı, ulaştırma, eğitim ve sağlık altyapı yatırımlarını sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
Toplantıya Vali Enver Ünlü, Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, AK Parti Manisa İl Başkanı Salih Hızlı, MHP Manisa İl Başkanı Cüneyt Tosuner ile Manisa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Türek de katıldı.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen toplantıda iş dünyasıyla bir araya geldi. Burada Türkiye ekonomisine yönelik son durum hakkında bilgiler paylaşan Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik büyümede Avrupa’nın da önünde olduğunun altını çizdi. Yılmaz, “Dünyada malum zor bir dönem yaşanıyor. Ticaretteki artış hızı tarihi ortalamaların altında. Diğer taraftan tarihimizin en büyük afetlerinden birini yaşadık. En büyük afetini yaşadık aslında geçen yıl. Tekrar Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz bütün kaybettiğimiz canlarımız için. Depremin yaralarını sardığımız bir dönem. Bir yandan da gerek kuzeyimizde gerek güneyimizde çok farklı jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bütün bunlara rağmen büyümemizi, ekonomik gelişmemizi devam ettiriyoruz. Türkiye ekonomisi 2022’de 5,5 büyümüştü. Son 20 ortalamamıza baktığımızda 5,4. Dünya 3,6 büyürken biz yıllık ortalama 5,4 büyümüşüz. Dünyanın 1,8 puan üstündeyiz. İlk üç çeyrek yani ilk 9 ay yüzde 4,7 büyüme kaydetti Türkiye ekonomisi. Dünya yüzde 3 civarında bir ülke. Yine dünya ortalamasının oldukça üzerinde bir büyüme performansımız var. Son çeyrekte yüzde 3,7 dahi büyüsek orta vadeli programımızdaki hedefimiz olan dört nokta dördü yakalayacağımızı düşünüyoruz” dedi.
“1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz”
Ekonominin 2023 yılında 1 trilyon dolar seviyesini geçtiğini söyleyen Yılmaz, “İlk defa bu geçen 2023’te 1 trilyon dolar seviyesini geçti ekonomimiz. Bunun geçtiğini artık görüyoruz ama tam rakamı yine ay sonunda göreceğiz. 1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz. Kişi başına gelirimizin de 2022 10 bin 600 dolarlar seviyesinden 13 bin dolara yakın bir seviyeye geleceğini düşünüyoruz. Şu anki tahminlerimiz bu yönde. Ay sonunda bunu daha net bir şekilde görmüş olacağız. Reel ekonomide son derece iyi bir performans sergiliyoruz ama enflasyon dünyada da bizde de temel öncelik, temel mesele. Bir taraftan tabii resesyona düşmeden, büyümeyi tamamen etmeden enflasyonu düşürmek. Ana gündemimiz bu. Fiyat istikrarı enflasyonla mücadele. Vatandaşımızın da önceliği bizim de önceliğimiz. Dolayısıyla son dönemdeki programlarımızı buna odaklamış durumdayız. Geçen yıl yüzde 64,27 gerçekleşti. OVP’de 65 diye tahmin etmiştik. Bir miktar altında gerçekleşti. Bu yıl ocak ayında biraz yükseliş var. Bunu geçici olarak görüyoruz. Ocak ayları genelde yıllık fiyat ayarlamalarının yapıldığı diğer bir takım ücret ve fiyat ayarlamalarından dolayı 6,7 gibi geldi. Bundan sonraki aylarda kademeli bir şekilde düşmesini bekliyoruz. Özellikle yıl ortasından itibaren daha belirgin bir düşüşü göreceğimizi düşünüyoruz. enflasyonda bunun için gerekli planlarımızı, programlarımızı yapmış durumdayız. Bir taraftan para politikalarımız, bir taraftan maliye politikalarımız, yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşürme gayreti içindeyiz. Bunun da özünün şu oluşturuyor. İç tasarruf oranlarımızı arttırmak tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Kaynaklarımızı tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin önünü oluşturuyor. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz. Bir taraftan da cari dengemizi iyileştirme gayreti içindeyiz. Geçen yılın ortalarında 60 milyar dolarlara kadar çıkmıştı cari açık. 2023 yılını 45,2 milyar dolarla kapattık. Yani oldukça önemli bir iyileşme var cari açıkta” ifadelerini kullandı.
“Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var”
Hizmet sektöründe Türkiye olarak başarılı bir performans sergilendiğini söyleyen Yılmaz, “Hizmet ticaretinde daha iyiyiz. Hizmetlerde geldiğimiz noktaya baktığımız zaman 100 milyar dolar seviyelerine gelen bir hizmet gelirimiz söz konusu. Bunun için de tabii en ağırlıklı olan turizm gelirleri. Turizm gelirimiz 2023’te 54,3 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var. İnşallah bunu da gerçekleştireceğiz. Bu rakamı az önce bahsettiğim bütün o olumsuzluklara, jeopolitik gelişmelere rağmen başardık. Kişi başı gecelemelerdeki getirinin de arttığını görüyoruz. Bu da olumlu. Yani sadece turist sayısı artmıyor. Turist başına katma değer de yükseliyor” diye konuştu.
“İhracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl”
Dünyadaki talep şartlarının olumsuzluğuna rağmen ihracatta başarıyı yakaladıklarını söyleyen Yılmaz, “Sermaye hareketlerine baktığımız zaman. Sermaye hareketlerinde de 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden. 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep şartları olumsuz olduğu halde birçok sıkıntılar yaşandığı halde özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk, bir hareket olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece” dedi.
“Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim”
Dış ticaret dengesinde iyileşmenin devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, “Ocak ayında da ihracatın yüzde 3,6 arttığını görüyoruz bu yılın ocak ayında. İthalatın ise yüzde 26,2 azaldığını görüyoruz. Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim. Biraz geçen yıl ticaretimizde altın ithalatının fazla olduğunu görüyoruz. Bu cari açıkta da önemli bir paya sahip. Bu yıl burada da bir yavaşlamaya bekliyoruz. İş gücü piyasalarına baktığımızda, istihdama baktığımızda en son aralık verisi açıklandı biliyorsunuz. Yüzde 8,8 aylık bazda. Yıllık veriyi yani hesaplamak biraz zaman alıyor. Henüz belli değil. Ama aralıkta gelen bu rakamla birlikte şunu artık rahatlıkla söyleyebiliyoruz. 2023 yılını tek haneli bir işsizlikle kapatmış olduk. 32 milyonu ilk defa aştı istihdamımız. İyi bir performans sergiliyoruz yine istihdamda. OVP’de 10,1 olacak demiştik. Burada pozitif bir şey var. Tek haneye düşmüş oldu. Ocak ayında da yine istihdam üretmeye devam ediyor ekonomimiz. Katılım oranı da yükseldi, 53,5’e çıktı. Kadın ve genç işsizliğinde azalma var. Özellikle genç işsizliğinde yıllık bazda 4 puanlık düşüş bizim için son derece sevindirici” diye konuştu.
Merkez bankası rezervlerinin güçlendiğini belirten Yılmaz, “Merkez Bankamızın rezervleri güçlendi. Geçen yılın ortalarında 198,5 milyar dolarlardayken bugün 134 milyar doların üzerinde bunun da daha üzerindeydi. Son dön emde bir miktar bir azalma var ama yine artmaya devam edecek inşallah rezervlerimiz. Bu rezervlerle ilgili KKM dediğimiz kur korumalı mevduatın çözülme süreci de etkili oluyor burada. Ocak ayında biraz daha yüksekti bu çözülme. KKM’de de önemli bir azalış olduğunu ifade etmek isterim. En yükseldiği dönem ağustos 2023 3,4 trilyona yükselmişti. 16 şubat itibariyle 2 trilyon 343 milyara düşmüş durumda yani 1 trilyonu aşan bir azalış söz konusu. Yaklaşık 50 milyar dolar burada bir düşüş söz konusu. Bunu da finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan aşamalı bir şekilde, dikkatli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bir taraf bu çözümler süreci devam ediyor” dedi.
Son 20 yılda en önem verdikleri konunun bütçe disiplini olduğunu belirten Yılmaz, “Bütçe disiplini anlamında da kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Son 20 yılın en önemli özelliklerinden biri nedir derseniz bütçe disiplinine verilen önemdir. Gerçekten bu konuda Cumhurbaşkanımız son derece titiz bir yaklaşım sergiledi. Avrupa’dan birçok ülkeden çok daha iyi bir performans sergiledik son 20 yılda. Geldiğimiz noktada bir miktar bütçe açığımızda artış var. Onun da temel sebebi deprem depreme yaptığımız harca Geçen yıl OVP’de bütçe açığının milli gelire oranını 6,4 diye tahmin etmiştik. Gerçekleşme bundan çok daha iyi oldu doğrusu. 5,4 gerçekleşti. Yani düşündüğümüzden daha düşük bir bütçe açığıyla kapattık. Bu 5,4’ün 3,8 puanı sadece deprem harcamalarından kaynaklanıyor. Geriye kalan sadece 1,6’sı normal diyelim bütçe açığı. Bu da master kriteri denen Avrupa Birliği’nin en fazla yüzde 3 olmalı kriterinin oldukça altında. Dolayısıyla bütçede de disiplinli bir şekilde devam ediyoruz. Bu sene yine depreme önemli bir kaynak ayırmış durumdayız. 1 trilyonun üzerinde bütçemizde gerek deprem yaralarının sarılması, gerekse şehirlerimizin afetlere, depreme daha hazırlıklı hale getirilmesi noktasında yatırımlarımız var. Bunlar bütçe açısından yapısal bozulma oluşturmayan açıklardır. Çünkü belli bir süre bu harcamaları yaparsınız. Sonra devam edersiniz yolunuza. Dolayısıyla bunlar yapısal bozulma oluşturmazlar. Bir de şunun altını çizmek lazım. Deprem harcamaları yatırım niteliğinde harcamalar sonuçta ülkemizi geleceğe daha güvenli daha dirençli şehirlerle hazırlayan harcamalar. Bunlar konusunda gerekli adımları atıyoruz. Depremle ilgili hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Konutları teslim etmeye başladık biliyorsunuz ama sadece konutlardan ibaret değil. Bir taraftan kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Diğer yandan altyapıyı tamir ediyoruz. İşte yolu, suyu, doğal gazı, eğitim, sağlık tesisleri. Bunları tamir ediyoruz. Diğer taraftan da ekonomik sosyal hayatı canlandırıcı harcamalar yapıyoruz. Sanayinin, tarımın, istihdamın artması için gayret ediyoruz. Bunu da devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuşmasının ardından iş dünyasıyla basına kapalı toplantısına devam etti.
Toplantıya Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç Arınç, MOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Türek, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti MKYK Üyesi Doç. Dr. Ayşe Nevin Sert, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi katıldı. – MANİSA
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Mersin İş Dünyası Buluşması’ programında iş insanlarıyla bir araya geldi. Öncelikle bir küresel ekonomi, makro politikalarla ilgili kısa bir değerlendirme yapacağını belirterek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Daha sonra Mersin’le ilgili, Mersin ekonomisi, yatırımlarıyla ilgili değerlendirmelerim olacak. Gerek makro politikalarımızın oluşturulmasında ve kurgulanması gerekse her gün görevimize ilişkin yaptığımız çalışmalarda ilgili taraflarla bir araya gelmeye istişare etmeye büyük önem veriyoruz. On ikinci planımızda hazırlarken orta vadeli programımızı hazırlarken neredeyse tüm toplumsal kesimlerle katılımcı toplantılar icra ettik ve oradaki fikirler bize gerçekten çok önemli katkılar sunduk. Ortak akılla istişareyle, politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Hem planlamaya hem uygulamaya devam edeceğiz. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Küresel ekonomiye baktığımızda maalesef çok olumlu bir dönemden geçmiyoruz. Salgın sonrası dönem hala devam ediyor. Bir takım etkileriyle devam ediyor. Diğer taraftan jeopolitik maalesef birtakım gerginlikler, hadiseler, ekonomiyi de, dünya ekonomisini de etkiliyor. Ukrayna savaşından Orta Doğu’daki yaşanan gelişmelere varıncaya kadar. Bunların büyüme üzerinde, ekonomik aktivite üzerinde de etkileri var. Son 20 yıllık tarihsel ortalamalara baktığımızda dünya ekonomisi son 20 yılda ortalama 3,6 yıllık ortalama üç nokta altı bir büyüme kaydetti. Ancak geçen yıl itibariyle 3 civarına düştü. Önümüzdeki yıllarda da işte 3.1, 3.2 gibi beklentiler var. Dolayısıyla dünya ekonomisinin tarihi ortalamalarının altında bir büyüme seyri içinde olduğunu görmemiz lazım. Bu dünya ticaretini de etkiliyor. Geçmişte dünya ticareti genelde büyümeden daha fazla olurdu. Ancak gerek ekonomik büyümedeki bu ivme kaybı gerekse diğer birtakım faktörler, dünyada artan rekabet, özellikle batıyla uzak doğu arasındaki rekabet, bir takım siyasi gelişmelerle, korumacılığın daha bir arttığını, bölgesel ittifakların biraz daha ön plana çıktığını ve ticaretin eskisi kadar büyüme kaydetmediğini de görmemiz gerekiyor. Bu bu şartlar içindeyiz” şekline konuştu.
“Orta vadeli programdaki hedefimizi rahatlıkla yakalayabileceğimizi düşünüyoruz”
Konuşmasında devam eden Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim açımızdan en önemli hususlardan özellikle ihracatçı illerimiz açısından ihraç pazarlarımızdaki gelişmeler, büyümeler. Bu açıdan da baktığımızda geçen yıl Avrupa bizim tabii en önemli ihraç pazarımız. Avrupa’daki büyüme, dünya büyümesinin de oldukça altında. İşte yüzde 1’ler civarında, bazı ülkelerde sıfır büyüme, eksi büyüme gibi rakamlarla karşılaştık. Önümüzdeki dönemde de ihraç pazarlarımızdaki büyümenin yüzde iki, iki buçuk civarında olmasını bekliyoruz. Geçmişe göre bir miktar daha iyi ama tarihsel ortalamaların yine maalesef altında. Dolayısıyla dünyada zorlu koşulların olduğu, rekabetin arttığı bir dönemdeyiz bunu hep birlikte görmemiz, analiz etmemiz ve buna göre politikalar geliştirmemiz gerekiyor. Türkiye’deki makro ekonomik politikalara baktığımızda ise kısaca özetlerken büyüme tarafında oldukça iyi bir performansımızdır. Pandeminin etkilerinin yoğun olarak yaşandığı 2020, 2022 döneminde dünya ekonomisi bu 3 yıllık dönemde sadece yüzde 7 büyürken Türkiye ekonomisi yüzde 20 büyümeyi gerçekleştirdi. Tüm milletin olarak önemli bir performans sergiledi. İhracatımıza istihdamız arttı. Geçen yılın büyümesi henüz tam çıkmış değil. 3 çeyreklik büyümeyi biliyoruz ancak 4’üncü çeyrek biliyorsunuz bu ayın sonunda istatistik kurulumuz tarafından ilan edilecek. 2023 yılının büyümesini hep birlikte görmüş olacağız. İlk 3 çeyreklik dönemde Türkiye ekonomisi yüzde 4.7 bir büyüme kaydetti. Son 20 yıllık yine performansımıza baktığımızda yıllık ortalama yüzde 5.4 büyüme kaydetmişiz. Geçen yılki geçen yıl büyümemizin orta vadeli programa göre 4.4 olmasını öngörüyoruz. Son çeyrekte yüzde 3.7 bir büyüme kaybetmemiz bu hedefi gerçekleştirmemize yetecek. Onu hep birlikte göreceğiz. Ama biz orta vadeli programdaki hedefimizi rahatlıkla yakalayabileceğimizi düşünüyoruz. Önce birtakım göstergelerde. Büyümemiz iyi gidiyor. Dünya şartlarını da dikkate aldığımızda yine dünya büyümesinin üzerinde bir büyüme performansı sergiliyoruz. Bu olumlu bir durum.”
“17’nci büyük ekonomi olduk”
Türkiye’nin ekonomik durumu ile ilgili bilgi veren Yılmaz, “IMF’nin tahminlerine göre 17’nci büyük ekonomi olduk. Satın alma gücü paritesine göre ise 11’inci büyük ekonomi konumundayız. Daha da iyi noktaları inşallah kamuyla özel sektörde hep birlikte yürüyeceğiz. Bir taraftan büyümemizi, istihdamımızı sürdürmeye çalışırken diğer taraftan enflasyonla mücadele ediyoruz. Enflasyonu düşürmek için kararlı bir şekilde ilan ettiğimiz politikaları hayata geçiriyoruz. Para politikamızı güncelledik. Maliye politikamızla kara politikalarımızı bir bütünlük içinde hayata geçiriyoruz. Diğer taraftan önümüzdeki dönem yapısal reformlara yoğunlaşacağız. Verimliliği arttırıcı rekabet gücünü arttırıcı, yapısal reformlarla programımızı çok boyutlu değişik unsurlardan oluşan programımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da bu programa verdiği güçlü siyasi destek son derece önemli. Dünyanın en iyi planlı programını da hazırlasanız arkasında güçlü bir siyasi irade yoksa bir anlam ifade etmez, raflarda bir doküman olarak kalır. Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle orta vadeli programı bizzat ilan ederek toplumla paylaşarak çeşitli vesilelerle bunun arkasındaki siyasi desteğini ortaya koyarak bizlere büyük bir güç veriyor. Plan altında enflasyonumuz gerçekleşti. Bu yılın Ocak ayında bir miktar yüksek geldi enflasyon. Bunu da geçici bir durum olarak görüyoruz. Genelde Ocak ayında yıllık fiyat ayarlamaları yapılır malum. Bir takım ücret fiyat ayarlamaları da yapıldığı için bunun bir etkisi var. Önümüzdeki aylarda giderek bunun ivme kaybettiğini aylık fazla göreceğiz. Yıllık etkisini ise 2024’ün ortalarından itibaren daha net bir şekilde görmüş olacağız. Program etkisini, yıldız etkisini yıllık bazda yansımasını net bir şekilde görmüş olacağız. Kararlı bir şekilde mücadelemiz sürüyor. Tabii ki bunu yaparken restorasyona da düşmek istemiyoruz. Dünyanın da problemi bu. 2025’te bunun etkileri çok daha net ortaya çıkacak. Yüzde 15’ler civarında orta vade programımızda öngördüğümüz enflasyon 2026’da ise yeniden tek haneli rakamları yakalayacağız . Bunun planını, programına yol haritasını ortaya koymuş durumdayız. Adım adım hedefimize gideceğiz. Bu bir süreç. Bir günde hemen çok kısa vadede beklememek gerekir. Adım adım bu sonuçları elde edeceğiz ve hep birlikte bunları göreceğiz” ifadelerini kullandı.
“2024 yılına iyi başladık”
Cari işlemlerin temel sorun olduğuna da dikkat çeken Yılmaz, “Aslında cumhuriyet tarihi boyunca baktığımızda kalkınmamız yönündeki en büyük tarzlardan bir cari açıkla çalışır. Malum enerjiye bağımlı bir ülkeye ithal ediyoruz. Ama başka bir takım tedbirlerle hem enerji sektöründeki politikalarımızda hem de genel olarak döviz kazandırdığı faaliyetleri teşvik ederek bu yapısal sorunumuzun da üstesinden gelme gayreti içindeyiz. Orta vadeli programımızı yaparken bunu en temel meselelerden biri olarak ortaya koyduk. Yılın geçen yılın ikinci yarışında bu yönde olumlu sonuçlar almaya başladık. Yıl ortasında 60 milyar dolarlar seviyesinde çıkan cari açığımız yıl sonu itibariyle 45.2 milyar gibi bir rakama geriledi. Bu gerilemenin devam edeceğini düşünüyoruz. Burada tabii ihracatçılarımıza ben tebriklerimi iletmek istiyorum. Şükranlarımı sunmak istiyorum. Bu sonucun elde edilmesinde ihracatçılarımız ve turizmcilerimizin çok ciddi katkısı var. Turizm gelirlerimizde 54. 3 milyarı yakaladık. Bu yıl hedefimiz 60 milyon turist, 60 milyar dolar turizm geliri. Bu da cari açığımıza ciddi katkılar sunacak. Portföy yatırımlarında yine olumlu bir gelişme görüyoruz. 2022’yılında 13,7 milyar dolar çıkış varken 2023’te nette 8,34 milyar dolar değerinde bir giriş gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyadaki konjonktüre de baktığımızda özellikle yılın ikinci yarışında gelişmiş ülkelerin para politika değişimle de birlikte gelişmekte olan ülkelere dönük sermaye hareketlerinin artması bekleniyor. Uluslararası kurumlar da bunu bekliyorlar. İnşallah izlediğimiz politikalarla Türkiye bu artan sermaye hareketinden hak ettiği payı alacaktır. Dış ticaretimizden, ihracatımızda baktığımız zaman yine tarihi bir seviyeyi yakaladık. Bu orta vadeli programdaki tahminimizin bir miktar üstünde.2024 yılına da ocak ayında iyi başladık. İhracatımız 3.6 bir artış gösterdi. İthalatımız ise yüzde 22 oranında bir azalış gösterdi. Buda cari işlemler dengemize ticaret kanalıyla önemli bir katkı oluştuğunu gösteriyor. Merkez Bankamızın rezervleri güçleniyor. Yine geçtiğimiz Mayıs ayında 98 milyar dolarlara kadar düşmüştü. 145 milyar dolarlara kadar yükseldi. Son dönemde bir düşüş var. Yine de 135 milyar dolar seviyelerini koruyor. Burada bu konuları mevzuattaki çözülmenin özellikle ocakta yoğun olmasının bir miktar etkisi var. Ama rezervlerimizi biz güçlendirmeye önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz. Kur korumalı mevzuatta ciddi bir çözülme var gerçekten. Rakamlarda da bunu görüyoruz. O günün ihtiyaçlarına göre yapıldı. 9 Şubat’tan itibaren rakamları söyleyebilirim. 2 trilyon 368 milyar TL’ye kadar geriledi” diye kaydetti.
“Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz”
Mersin’in ihracat açısından tebrik ve teşekkür ettikleri bir il olduğuna değinen Yılmaz, “Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz. Bendeki rakamlara göre 2018 yılında 2.8 milyar dolarken 2023 yılında 7.7 milyar dolara yükselmiş durumda. Çok ciddi bir yükseliş. Hele hele az önce saydım şartların yaşandığı bir ortamda. İhracatımızın öncü illerinden biri sürükleyici illerinden biri olduğunu Mersin rakamlarla ortaya koymuş durumda. Tebrik ediyoruz gerçekten. Önümüzdeki dönemde de inşallah yeni politikalarımızın öncü illerinden biri olmaya merhum devam edecek. Bu bölgemiz Mersin, Adana ekseninde baktığımızda lojistik anlamda da çok ciddi avantajlara sahip bir bölge. Rekabet potansiyeli çok yüksek. Bu bölgeyi bu anlamda önümüzdeki dönemde daha fazla değerlendireceğiz lojistik imkanlarını daha da ileriye taşımak için bir gayret içinde olacağız. Bu da ülkemizin ihracat performansını daha üst noktalara taşınacak diye inanıyoruz. Bu kapsamda yıllardır heyecanla yapımı beklenen Çeşmeli, Erdemli, Lifke, Taşucu, Ortayolu Projesi’ni hayata üzere çalışmalara başladık. Bu otoyol önemli bir farklılık oluşturacak bölgemiz için. Yine en öne çıkan projelerden biri. Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren projesi. Bunun hayata geçmesiyle 6 saat 23 dakika olan seyahat süresini 2 saat 15 dakikaya düşürecek. İşte bu projeler bölgemizin kendisini değiştirecek. Yine Doğu Akdeniz bölgesi en stratejik bölgelerden biri. Buranın orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine çıkış kapısı olmasının ve ihracat imkanlarının gelişmesi için yeni liman inşası konusu üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan kalkınma yolu dediğimiz Basra körfezine kadar inen Irak’ı boydan boya geçen çok stratejik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun da tabii limanlarımıza entegrasyonu bu bölgemiz için de yeni açılımlar ve yeni fırsatlar oluşturacaktır diye inanıyoruz. Hava yolu alanında da nihayet Çukurova Bölgesel Uluslararası Havalimanı’mız tamamlandı diyebiliriz. Artık gün sayıyoruz açılışı için. Bu havalimanımızın devreye girmesinde, havayolu anlamında da bölgemiz farklı bir üstünlük kazanmış olacak. Merkezi idare olarak toplam 98 milyar liralık son 20 yılda yatırım gerçekleştirmişiz. Türkiye yüzyılını hep birlikte inşa edeceğiz inşallah” diye konuştu.
“Kurla ilgili hükümet olarak ne bir tahminimiz var ne de bir hedefimiz var”
Döviz kurlarıyla ilgili bir soruyu da yanıtlayan Yılmaz, “Kurla ilgili şunu ifade etmek isterim. Biz serbest kur rejimi uyguluyoruz. Dolayısıyla kurla ilgili hükümet olarak ne bir tahminimiz var ne de bir hedefimiz var. Serbest piyasa da oluşur diyoruz kur. Sadece Merkez Bankamız kanundan da gelen yetki ve sorumlukla spekülatif hareketliliklere müdahale ediyor. Piyasa bozucu bir takım faaliyetler olduğu zaman bunun önüne geçmek için çaba sarf ediyor elindeki araçlarla. Bunun ötesinde kur piyasa da belirlenir diyoruz. Arz ve taleple belirlenir diyoruz. Ama son dönemlerde hepiniz yaşayarak görüyorsunuz ciddi bir istikrar oluşmuş durumda. Kurdaki hareketliliği değerlendirirken nominal ve reel kuru ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Enflasyonun olduğu bir ortam da nominal kurun belli bir oranda artışı normal karşılanmalı. Real anlamda baktığımız da son dönemde TL’nin bir miktar değer kazandığını görüyoruz. Bunu da tespit etmemiz lazım. Biz şunu düşünüyoruz. İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Talep geliştikçe, yeni pazarlara girildikçe ihracatçılarımızı farklı desteklerle destekledikçe kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı arttıracağımıza inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. – MERSİN
]]>Yılmaz, Nezihe Yalvaç Uygulama Oteli’nde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması’nda, iş dünyasıyla her fırsatta bir araya geldiklerini söyledi.
Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçmediğini, belirten Yılmaz, geçen yıl henüz rakamlar tam çıkmamakla birlikte dünya ekonomisinin yüzde 3 civarında büyüdüğünü dile getirdi.
Son 20 yılda dünya ekonomisinin ortalama yüzde 3,6 büyüdüğünü aktaran Yılmaz, tarihsel ortalamalarının altında giden bir dünya büyümesiyle karşı karşıya olunduğunu, bunun da ticarete de başka alanlara da yansıdığını ifade etti.
Türkiye’nin ihraç pazarı olan ülkelerin büyümesinin daha önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “Orada da geçen yıl yüzde 1,5 civarında bir büyüme gerçekleşti. Bu yıl ve önümüzdeki iki yılda yüzde 2-2,5 gibi bir büyüme bekleniyor. Dolayısıyla dünyada ekonomik büyümenin, ekonomik şartların çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Malum pandemi yaşandı. Ardından birçok jeopolitik gelişmeler oldu. Dünya ekonomisi hala arzu edilen düzeyde değil. Bir taraftan da dünyada sıkı para politikaları, talebi kontrol eden politikalar izleniyor. Enflasyonla mücadele ediliyor. Bunun da büyümeye yansımaları var. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.” ifadesini kullandı.
“Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada”
Yılmaz, şubat sonunda Türkiye ekonomisine ilişkin rakamların ortaya çıkmasını beklediklerini aktararak, şöyle devam etti:
“İlk 9 aylık veriler itibarıyla Türkiye ekonomisi, geçen yıl itibarıyla dünya yüzde 3 civarında büyürken 4,7 gibi bir büyüme performansı gösterdi. Yıllık bazda da Orta Vadeli Programımızda yüzde 4,4 olarak tahmin etmiştik. Son çeyrek yüzde 3,7 civarında dahi gelse bu hedefimizi yakalayacağız gibi görünüyor. Büyüme açısından Türkiye iyi bir noktada. Son 20 yıllık dönemde de bunu başardı Türkiye. Dünya yüzde 3,6 hızla büyürken, yıllık ortalama büyümeden bahsediyorum 20 yıllık bir dönemde Türkiye yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüme kaydetti, dünyadan aşağı yukarı yılda 1,8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. Bu da Türkiye’yi başka bir noktaya getirdi. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz, 10 bin 659 dolar kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl rakamlar yakın bir gelecekte çıkacak ama bizim şu anki tahminlerimize göre, ekonomik büyüklük olarak 1,1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz 1 trilyon dolar seviyesini nominal dolar bazında geçmiş oluyor. Bu artık kesinleşmiş gibi ama seviyesini göreceğiz. Bu rakamla birlikte kişi başına gelirimizin de 13 bin dolara yakın bir seviyelere gelmesini yine nominal dolar bazında bekliyoruz. Bu rakamlarla IMF’nin tahminlerine göre, Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumunda. Önümüzdeki dönemde inşallah çok daha iyi noktalara kamusuyla özel sektör birlikte yürüyeceğiz.”
Yılmaz, enflasyonla mücadeleye önem verdiklerini, güncellenmiş para politikaları ve yapısal reformlarla bir mücadele yürüttüklerini dile getirdi.
Aşamalı şekilde enflasyonu düşüreceklerini ifade eden Yılmaz, “Aylık bazda politikamızın etkisini görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu düşündüğümüz bir yükseliş var. Ocak aylarında hep yükseliş olur doğrusu. Yıllık ayarlamalar yapılır. Dolayısıyla ocak ayları biraz istisnai aylardır. Bundan sonraki dönemde kademeli bir şekilde yine bir düşüş göreceğiz. Yaptığımız tahminlere göre, yılın ortalarından sonra ikinci yarısında enflasyonun düştüğünü daha belirgin şekilde görmüş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Cari işlemler dengesinin “Türkiye ekonomisinin klasik problemi” olduğunu belirten Yılmaz, “Hükümetimiz, Cumhur İttifakı’mız, Meclis’imiz hep birlikte uyguladığımız politikalarla Türkiye’de yerli, milli üretimi, ihracatımızı, hizmet gelirlerimizi turizm başta olmak üzere artırarak, cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde bir engel olmaktan çıkarmak istiyoruz.” diye konuştu.
2024’te 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefi
Geçen yıl ilk yarısında 60 milyar dolara kadar yükselen cari açığın alınan tedbirlerle seneyi 45 milyar dolar civarında bitirdiğine dikkati çeken Yılmaz, şunları söyledi:
“Orta Vadeli Programda öngördüğümüz oranın biraz üstünde ama çok fazla değil. Yaşadığımız birtakım jeopolitik gelişmelerin de etkisi oldu ama 4,2 civarında bir milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda tabi altının payı da yüksek. Geçen yıl 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Onu düştüğünüz zaman çok daha düşük düzeylerde cari açığımız. Bunu kalıcı şekilde aşağılara düşürmek istiyoruz. Burada turizm gelirlerimizin önemli, olumlu bir katkısı var. Geçen yıl 50 milyonu aşan turist sayımız var. 54,3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. 2024’te de 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimizle yolumuza devam ediyoruz.”
“Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz”
Yılmaz, ülke ihracatının dünyadaki sıkıntılara, talep daralmalarına, jeopolitik olumsuz gelişmelere rağmen 256 milyar dolarla tarihi seviyesine ulaştığını, bunun her türlü takdiri hak ettiğini belirtti.
İhracat rakamlarını çok daha yüksek seviyelere çıkaracaklarını vurgulayan Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın dörtlü bir formülü var. ‘Yatırım, istihdam, üretim, ihracat’. Sıralama da rastgele değil. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç. İşte bizim bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Büyümemizi yatırımla, üretimle, ihracatla sürdürmek istiyoruz. Tüketim tabi ki kıymetli ama aşırı tüketim çok da olumlu değil. İthalatı tetikleyen, cari açığı arttıran bir mesele. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp asıl büyümemizi yatırımlar, ihracat üzerinden sürdüren bir anlayışla hareket ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Aralık ayı istihdam rakamlarına da değinen Yılmaz, Türkiye ekonomisinin ilk defa 32 milyonun üzerinde bir istihdam ortaya koyduğunu ve bunun rekor seviye olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, iş gücü piyasalarına girişimci kadınlar ve gençlerin dahil olmasını önemsediklerini vurguladı.
Türkiye’nin kredi risk primi hızlı şekilde düştü
Türkiye’nin kredi risk primine (CDS) değinen Yılmaz, “CDS’ler, ülkemizin risk primi mali piyasalarda aşağıya gelmiş durumda. Bütçe açığını disiplinli şekilde yürüttüğümüz, cari işlemler açığını düşürdüğümüz, riskleri azalttığımız, öngörülebilirliği artırdığımız, siyasi güven ve istikrar iklimini pekiştirdiğimiz için Türkiye’nin ülke risk primi de hızlı şekilde düştü. Geçen yılın mayıs aylarında 700’lere kadar çıkmıştı. Son dönemlerde 300 civarına gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. Türkiye bu politikaları ısrarla güçlü şekilde devam ettirdikçe ‘CDS’ dediğimiz ülke risk primimizi düşürmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“İstikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kur Korumalı Mevduat’ın geçici bir düzenleme olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“O dönemin şartları içerisinde bir ihtiyacı karşıladı. Şimdi aşama aşama yine finans piyasalarında bir istikrarsızlığa yol açmadan Kur Korumalı Mevduat’tan çıkıyoruz. En son geçen yıl ağustosta en yüksek rakamına ulaşmıştı, 3 trilyon 408 milyar lira seviyesine gelmişti. 126,4 milyar ediyor dolar bazında. 9 Şubat itibarıyla 2 trilyon 368 milyar liraya düşmüş durumda yani Kur Korumalı Mevduat’ta 1 trilyondan lira fazla gerileme söz konusu. Toplam seviyesi 77,7 milyar dolara inmiş durumda. Aşağı yukarı 49 milyar dolar burada bir çözülme oldu ve bunun da çok büyük kısmı, hemen hemen tamamına yakını, Türk lirasını destekleyici politikalarımızın da etkisiyle Türk lirası mevduatına geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan aşama aşama farkı bir çerçeveye doğru gidiyoruz.”
Bütçe ve mali disiplinine çok önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, bunun AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın en başarılı alanlarından biri olduğunu anlattı.
Yılmaz, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, “Bir taraftan da yerel yönetim, merkezi yönetim hep birlikte afete dönük çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız, riskleri azaltmamız, kriz yönetmek istemiyorsak risk yönetmemiz lazım. Riskleri iyi tespit edip özellikle kentsel dönüşüm başta olmak üzere yoğun bir çalışmayla bu riskleri azaltmamız lazım. Geleceğimiz için çok daha dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bu konuda Adana’da da yapılması gereken çok şey olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Depremler nedeniyle bütçeden yapılan harcamalara değinen Yılmaz, Türkiye’nin, siyasi istikrarla ve güvenle yönetildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde sağlam zemin oluşturduğu için büyük afeti “omuzladığını” dile getirdi.
“Deprem harcamaları yapısal bozulmaya yol açmaz”
Yılmaz, deprem harcamalarının kalıcı olmadığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Orta Vadeli Program’da bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 6,4 olarak tahmin etmiştik. Çok şükür bu konuda olumlu yönde bir sürpriz yaşadık. Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 5,4 ile kapatmış olduk. Bunun 3,8 puanı deprem harcamasından kaynaklanıyor. Bunu düştüğünüz zaman bütçe açığımızın milli gelire oranı 1,6 civarında aslında. Bütçe süreçlerinde yapısal harcama vardır, bir de tek seferlik harcamalar vardır. Bazı harcamalara bir başlarsanız her yıl devam eder onlar yapısal açık oluştururlar. Deprem harcaması öyle değil. Birkaç yıl süren, daha çok geçici diyebileceğimiz nitelikte harcamalardır, yapısal bozulmaya yol açmazlar. İnşallah bu deprem harcamalarını yaptıktan sonra bütçe açığımız, yine Maastricht Kriterleri dediğimiz Avrupa Birliğinin o kriterinin altında olmaya devam edecek. Orta Vadeli Program’ımızda da bunun çerçevesini çizmiş durumdayız. Bu yıl yüksek bir harcamamız var, 2025-2026 dönemlerinde de kısmen devam edecek ama Türkiye, bu yaraları kamusuyla, özeliyle saracak inşallah.”
Son dönemde yatırım ve istihdam gibi kritik alanlarda destekleyici çalışmalar yaptıklarını belirten Yılmaz, Merkez Bankasının ihracatçıları destekleyecek politikalar takip ettiğini söyledi.
Toplumsal yatırım notu üzerine çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda bu konuyla ilgili gelinen noktayı ele alacaklarını belirtti.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı başlattıklarını anımsatan Yılmaz, teknolojik içeriği yüksek, cari açığı aşağıya çekecek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere düşük faizli ve daha uzun vadeli kredi sağlanacağını ifade etti.
Yılmaz, Adana ve Mersin ile Çukurova Bölgesi’nin stratejik önemine vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçlerde hem merkezi hem de yerel idare olarak bu perspektifle bölgemize farklı bir ivme katacağımıza yürekten inanıyorum. İş dünyamızın da burada büyük rolünün olacağına inanıyorum. Diğer taraftan Orta Anadolu-Akdeniz aksı dediğimiz vizyonumuz, perspektifimiz var. Ulaşım hatlarını iyileştirerek Orta Anadolu ile Akdeniz’i daha entegre şekilde planlamamız gerekiyor. Afet risklerine karşı bu bölgelerimizde belli, stratejik sanayilerin gelişmesi önemli. Turizm, hizmet, sanayide Orta Anadolu-Akdeniz entegrasyonunun, Türkiye’ye büyük rekabet gücü katacağına inanıyorum. Bütün bu konularda Adana’mızın, Adana iş dünyamızın çok ciddi katkıları olacaktır.”
Toplantıya Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, milletvekilleri ile iş insanları katıldı.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kentte bir otelde düzenlenen Adana İş Dünyası Buluşması programına katıldı.
“Türkiye, dünya ekonomisine göre daha fazla büyüdü”
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, kamu ve özel sektörün bir arada planlama yaptığını söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dünyadaki ekonomik büyümelere göre daha pozitif yönde büyüdüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Kamu ve özel sektör bir arada hem planlama yapıyoruz hem de istişareyi birlikte sürdürüyoruz. Bu çerçevede hareket ediyoruz. Dünyanın ekonomik olarak çok parlak bir dönemden geçtiğini söyleyemeyiz. Dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyüdü. Bu şekilde büyümeye devam edeceği gözüküyor. Son 20 yılda ortalama dünya ekonomisi yüzde 3.6 büyümüş. Bu ticarete de başka alanlara da yansıyor. Özellikle bizim ihraç pazarımız olan ülkelerin büyümesi bizim açımızdan daha önemli. Bu yıl ve önümüzdeki 2 yılda yüzde 2 büyüme bekleniyor. Dünyada ekonomik büyümenin çok parlak olmadığı bir dönemdeyiz. Dünya ekonomisi halen arzu edilen düzende değil. Halen dünyada sıkı para politikaları izleniyor, enflasyonla mücadele ediliyor. Türkiye ekonomisine gelecek olursak ilk 9 aylık verilerde dünya yüzde 3 büyürken ülkemiz 4.7 büyüdü. Orta vadeli programda da büyümemiz yüzde 4.4 hedeflenmişti. Son çeyrek yüzde 3.7 civarında büyüme gelirse bu hedefi yakalayacağız. Dünya, son 20 yılda ortalama yüzde 3.6 hızlı büyürken Türkiye ortalama yıllık 5.4 büyüme kaydetti. Dünyadan 1.8 puan pozitif yönde ayrışmış oldu. 2022’de 906 milyar dolar ekonomik hacmimiz vardı. Bu yıl rakamlar ay sonu çıkacak ama bizim tahminlerimize göre 1.1 trilyon dolar seviyelerine yaklaşmış durumdayız. İlk defa ekonomimiz trilyon dolar seviyesini geçmiş oluyor. Bu rakamla birlikte kişi başı gelirimizin de 13 bin dolar seviyesine gelmesini bekliyoruz. Türkiye ekonomisi dünyanın 17., satın alma gücüne göre ise 11. ekonomisi konumunda. Önümüzdeki döneme de çok daha iyi yürüyeceğiz.”
“Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek”
Türkiye’nin enflasyonla mücadele ettiğini ve kısa sürede bu etkilerin enflasyon rakamlarına yansıyacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “En önemli uğraştığımız alan enflasyonla mücadele. Enflasyon konusunda son dönemlerde güncellenmiş para politikalarıyla mücadele yürütüyoruz. Ülkeyi durgunluğa düşürmeden enflasyonu düşürmeniz lazım. Bütün bunlar çerçevesinde aşamalı bir şekilde enflasyonu aşağılara indiriyoruz. Aylık bazda etkileri görmeye başlamıştık. Ocak ayında geçici olduğunu beklediğimiz bir yükseliş var. Bundan sonraki dönemde kademeli düşüş göreceğiz. Yılın ortalarından sonra enflasyonun düştüğünü hep birlikte görmüş olacağız. Yıllık bazda enflasyon bir süre daha yüksek seyredecek ama aylık etkilerini düşüşlerini göreceğiz” dedi.
“Birçok olumsuz gelişmeye rağmen bu performans takdiri hak ediyor”
Türkiye’de yerli üretimi arttırıp cari açığı kapatmak için çalışmaların yapıldığını vurgulayan Yılmaz, “Cari işlemler dengemiz bizim tartıştığımız bir konudur ve. Ekonomi tarihinde bu hep böyle olmuştur. Biz hükümetimiz, cumhur ittifakımız ve meclisimiz Türkiye’de yerli üretimi arttırarak cari işlemleri artık Türkiye’nin kalkınması önünde engel olmaktan çıkarmak istiyoruz. Geçen yılın ilk yarısında 60 milyar dolarlara kadar yükselen cari açığın yılı 45 milyar dolarla bitirdiğini görüyoruz. Yaşadığımız gelişmelerin etkisi oldu. 4.2 civarında milli gelire oranla cari açık bekliyoruz. Bunda altının payı da yüksek. 30 milyar dolara yakın altın ithalatı oldu. Bunu kalıcı bir şekilde azaltmak istiyoruz. Turizm gelirlimizin önemli katkısı var. 54.3 milyar dolar turizm gelirine ulaştık. Hizmet gelirlerinde Türkiye iyi bir noktada. İhracatımız önemli bir performans gösteriyor. 256 milyar dolar seviyesiyle geçen yıl tarihin en yüksek rakamı oldu. Birçok olumsuz gelişmelere rağmen bu performans takdiri hak ediyor. İnşallah bu rakamları çok daha yüksek seviyelere çıkartacağız” dedi.
“İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz”
Türkiye’de istihdam sayısının her geçen gün arttığını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın hep söylediği 4’lü sistem var. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat. Yatırımla başlayıp ihracatla biten bir süreç bu. Bütün ekonomik politikalarımızda bu perspektifle hareket ediyoruz. Aşırı tüketim çokta olumlu değil. Tüketim hızımızı biraz daha normal seviyelere taşıyıp, asıl büyümemizi ihracat üzerinde yapmaya çalışıyoruz. Bu politikalarımızın yardımıyla istihdam da ciddi bir gelişme var. Türkiye ekonomisi ilk defa 32 milyonun üzerinde istihdam ortaya koydu. Aylık bazda baktığınızda 8.8’e düştü işsizlik oranımız. Yıllık olarak da tek haneli kapattığımız kesinleşti diyebiliriz. Yakın bir tarihte tam çıkmış olur bunun sonucu. 10.1 diye tahmin etmiştik ama bunun altında kapattık. İstihdam dostu politikalar izlemeye devam edeceğiz. İş gücü piyasalarına kadınların, gençlerin girmesi çok önemli. Kadınsız kalkınma da olmaz, demokrasi de olmaz. Bu konuda desteklerimiz devam edecek” ifadelerini kullandı.
“Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz”
Kur korumalı mevduat sisteminin yavaş yavaş azaldığını aktaran Yılmaz, “Bankacılık sektörümüzün sermaye yapısı güçlü. Takipteki alacaklar oldukça düşük. Ülkemizin risk durumu oldukça aşağılara gelmiş durumda. Riskleri azalttığımız, siyasi güven ve istikrarı yükselttiğimiz için bu seviye de düştü. 700’den 300’e kadar gelmiş durumda. Daha da düşecek inşallah. CDS’i azaltmaya devam edeceğiz. Kur korumalı mevduat ülkenin önemli bir meselesi. Geçici bir düzenlemeydi. O dönemin şartları içinde bir ihtiyacı karşıladı. Kur korumalı mevduattan çıkıyoruz. Ağustos ayında 124 milyar dolar seviyesine gelmişti. 9 Şubat itibariyle rakamlar elimde. 2 trilyon 360 milyon TL’ye gelmiş durumda. 77,7 milyar dolar seviyesinde. Bununda çok büyük bir kısmı TL mevduata geçiş yapmış oldu. Burada da herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan farklı bir çerçeveye gidiyoruz. Mali disiplin çok önemli” şeklinde konuştu.
“Bütçe disiplinine önem veriyoruz”
6 Şubat merkezli depremlerin ülke ekonomisini etkilediğini aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Deprem yaşadık maalesef. Riskleri azaltmamız lazım. Riskleri çok iyi tespit edip yoğun bir çalışmayla geleceğimizde çok dirençli şehirler oluşturmamız lazım. Bütçe disiplinine önem veriyoruz. Geçen yıl sırf merkezi idareden 900 milyarın üzerinde harcamamız oldu. Bu yıl deprem ödeneklerin payı 1 trilyon liranın üzerinde. 20 yılda bütçemiz iyi yönetilmemiş olsaydı, mali yapımız kötü olsaydı çok zor duruma düşürdük. Ancak Türkiye siyasi olarak iyi yönetildiği için bu büyük afeti omuzlamış durumdayız. Depremin yaralarını sarmış olacağız. En güçlü ekonomileri bile etkileyen deprem bizleri de etkiledi ancak bunun da üstünden geleceğiz. Bütçe açığının milli gelire oranı 5.8 olarak kapattık. İnşallah deprem harcamalarımızı yapınca bütçe açığımız daha da azalacak. Burada sadece konutlardan bahsetmiyoruz, altyapının iyileştirilmesi çok önemli” dedi.
“İhracatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz”
İhracatı ve ihracatçıları destekleyen politikaların sürdüğünden bahseden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son dönemde kritik bazı alanlarda yatırım yapıyoruz. Özellikle ihracatçılarımızı destekleyecek şekilde merkez bankamız politikalar uyguluyor. Bu politikalara devam edeceğiz. Şuanda toplumsal yatırım notu dediğimiz çalışma var. Yatırıma, ihracata toplumun daha fazlasına katkı sunan bankalara yüksek not vereceğiz. Buna göre de merkez bankası o bankalara belli avantajlar sağlayacak. YİTAK dediğimiz bir program başlattık. Teknolojik içeriği yüksek, Türkiye’nin ihracatına kalite katacak projelere daha düşük faizle kredi sağlıyoruz. Burada bir komite ulaştırdık. Kriterler çok net, ağırlıkları belli. Uygun projeler YİTAK’tan kredi alacaklar. Bütçemizde alan oluştukça burayı desteklemeyi düşünüyoruz. Sanayi bakanlığımız proje tekliflerini almış durumda” diye konuştu.
“Adana ve Mersin çok önemli bir bölge”
Adana ve Mersin’in İstanbul, Ankara ve İzmir’den sonra çok önemli bir konuma sahip olduğunu aktaran Yılmaz, “Çok önemli bir bölgedeyiz. Çukurova bölgesi çok önemli. Doğu Akdeniz’de son derece önemli bir konuma sahip. Diğer taraftan geçmişte biz planlama teşkilatında yapılan çalışmalarda bu bölgenin potansiyelini vurgulardık. İstanbul, Ankara ve İzmir dışında metropol olma potansiyeli olan bölge burası. Ancak şimdiye kadar çok değerlendirdik mi bunu kendimize sormalıyız. Bu bölgemize farklı bir ivme katacağımıza ben yürekten inanıyorum. Orta Anadolu Akdeniz aksı dediğimiz bir ulaşım hattı planlamamız gerekiyor. Afet riskine karşı belli sanayilerin gelişmesi gerekiyor. Deprem döneminde burayı gördük. Buna uygun projeler yapmalıyız” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından program basına kapalı soru-cevap ile devam etti. Programa Adana Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra oda ve borsaların başkanları ve iş insanları katıldı. – ADANA
]]>“2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz”
“2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak”
“Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak”
“Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz”
ANTALYA – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz” dedi.
Bakan Bolat, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Bolat, Antalya’nın çok gelişmiş bir kent olduğunun altını çizerek, son 20 yılda ise şehrin bir büyük gelişme gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin milli gelirinin son 20 yılda 4.5 kart arttığını hatırlatan Bolat, Antalya’nın ise bunun iki katından fazla gelişme gösterdiğini bildirdi. Antalya’nın dünyanın turizm başkentlerinden biri olduğunun altını çizen Bakan Bolat, “Avrupa’da, Asya’da Amerika’da bilinen turizm için çok görülmek istenen ir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine ciddi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine bakıldığında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 134. Gelişme açısından önü çok açık. En önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta cağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler ticaret gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 6 milyonu yerlidir. 51 milyonun üçte biride Antalya’ya geldi. 30 milyon yolcuyu Antalya Havalimanı her yıl, geçen yıl itibariyle ağırladı. Buda gösteriyor ki Antalya Türkiye ölçeğinde, büyüdü gelişti. Türkiye’nin beşinci büyük ili haline geldi. 2000’de ilk 15’deydi şimdi ise ilk beşe yükseldi, buda başarıdır” ifadelerine yer verdi.
“Çift kanatlı model”
Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde milli gelirin 4.5 katı arttığını kaydeden Bolat, “230 milyar dolardan, 1 trilyon 75 milyar dolara çıktı. 2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. Çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başı milli gelirde 12 bin 500-12 bin 650 dolar, oradaki son rakamı da 1 Mart’ta alacağız. Büyüme gösteriyoruz. Ali Bahar, ‘İç talep birden bire bastırılmasın, ekonomide daha dengeli bir model uygulansın’ dedi. Doğrudur. Hükümet olarak uyguladığımız model, hem dışa açık büyüme modeli hem de iç talebinde dengeli şekilde büyümeyi destekleyici bir büyüme modeli çift kanatlı, buna devam edeceğiz. 2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak” dedi.
“Dış ticaret açığımız bugün 97 milyar dolar”
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini aktaran Bakan Bolat, “Batı ülkeleri son 40 yılın çok yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 katı faizi oranlarını artırarak yüzde 00.25’den, yüzde 5 ve 5.5’lere çıkararak frene çok sert bastılar. ABD, AB’de olsun Almanya, İngiltere, Fransa hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördüm. Bizim için niye önemli, bize en çok turist gönderen, en çok ticaret yaptığımız ülkeler. AB bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusudur. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümememizi destekleyeceğiz. Bugün itibariyle günde 1 milyar dolar ihracat yapabilen ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı, 7.5 katı artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık, bugün itibariyle bunun üstüne 1.5 milyar dolar daha ekledik. Yıllıklandırılmış olarak 257.5 milyar dolara ulaştık. Haziran ayından itibaren her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana her ay dış ticaret açığımızda azalış rakamları açıklıyoruz. 110 milyar dolara çıkan 2022 dış ticaret açığını 2023’de 106’ya düşürdük bugün itibariyle 97 milyar dolardayız, yıllık bazda söylüyorum. Bu azalmaya devam edecek. Bunu ihracatımızı biraz daha artırarak zor şartlara rağmen. Dünyada bana malını gönder, bekliyorum diyen talep yok. Küresel ticarette 2023’te gerileme var, küresel büyümede durgunluk söz konusu. Biz dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışın ile yılı kapadık. 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İhracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek, hizmet ihracatına geldiğimizde ise 2000’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı Antalya’nın turizmden aldığı payı 2023’de 100 milyar dolardı. 2024 hedefimizi 110 milyar dolar. Ali Bahar’ın da söylediği gibi olağanüstü jeopolitik, yada bölgede ciddi bir siyasi askeri bir gerilim olmazsa, salgın nüksetmezse 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamalar ulaşacağız. Bunu ihracatı arttırıp, ithalatı azaltarak başaracağız” ifadelerini kullandı.
“Cari açık düşecek”
“Cari işlemler dengesi bizim için her zaman başımızı ağrıtan bir konudur” diyen Bakan Bolat, “Döviz sıkıntısına sebebiyet verir. Döviz kurları açısından sıkıntı oluşturur. O açıdan baktığımızda, mayıs ayını geçen sene şöyleydi. Dış ticaret açığımız yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı, bu ay itibariyle 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibariyle cari açığımız 60.1 milyar dolardı tavandı, 45.2 milyar dolarla 2023 cari açığı kapadık. Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz. Hizmetler sektöründe cari fazla veren bir ülkeyiz. 100 milyar dolar ihracat, 49 milyar dolar ithalat, 51 milyar dolar fazlamız var. Bu neye yaradı, dış ticaret açığı 106 milyar dolardı, onu aşağı çekmeye yaradı. Oradan 51’i çıkardık 45 milyar dolarla cari açıkta nispeten ferahladık, ama bu 30 milyar dolarak kadar nisan da geri çekilecek. Turizmin canlandığı diğer aylarda o zaman bir kere dış ödemeler dengesinde sağlam istikrarlı bir yapı kurulmuş olacak. Kredi kuruluşları Türkiye açısından olumlu raporları açıklamaya başlayacaklar. Ekonomimiz yatırım çekme noktasında daha cazip imkanlar sunmaya başlayacak” diye konuştu.
Serbest bölgelere her zaman destek verdiklerini kaydeden Bakan Bolat, bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılara verdiklerini belirtti.
“20 milyon turist hedefi uzak değil”
Antalya’nın 20 milyon turist hedefinin çok uzakta olmadığını dile getiren Ticaret Bakanı Bolat, “Antalya Serbest Bölgesi’nin genişletilmesi için çalışmaya devam edeceğiz. 11 bin metrekarelik alan çıkarıldı, ihtiyaç sahipleri veya talep gösterenler arasında bir rahatlama sağlayacak. Bu çalışmalarla Antalya’nın üretimi, katma değeri daha da artacak. 2023 yılında dünyada doğrudan yatırımlarda yüzde 30 daralma oldu, bizim toplam çektiğimiz yabancı yatırım miktarı 10,6 milyar dolar oldu. Şirket sayısı da 80 bin 500’dü. Sanayide de Antalya gelişme kaydetti. Antalya ölçeğini, ülkemizin yarısını getirebilmiş olursak bugün kişi başı milli gelirimizi 25 bin dolara çıkarmak içten bile değil. Doğru yoldayız” dedi.
“Esnafa destek”
Bakanlık olarak Antalya’da esnaf ve ihracat desteği anlamında destek verdiklerini aktaran Bolat, “Hükümetimiz 20 yılda Antalya’ya ulaşım alanında 93 milyarlık yatırım yaptı. Bugün Antalyalı esnaflarımızla toplantı yaptık. Onlara hükümetimizin Halk Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredisi 100 milyon ilave finansman müjdesi verdik. Yüzde 25.5’luk bir maliyetle alacaklar, pazartesi günü bu rakam gönderilmiş olacak. Birkaç hafta önce 50 milyon daha gönderilmişti böylelikle 150 milyona çıkacak. Sel felaketinde yara alan iş yerleri açısından bu çok önemli. Banka kartlarındaki komisyon oranları 5 Ocak’ta Bankalar Birliği ile toplantı yaptık. 3 kamu bankası, Ziraat Bankası bir karar aldı, banka kartındaki komisyonun oranını yüzde 2.39’a düşürdüler. Akaryakıt istasyonlarında da yüzde 2.25’e düşürdüler. Banka kartlarındaki post makinelerindeki aylık ücretlendirmeyi de yüzde 50 indirim yaptılar. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınların kurduğu kooperatiflere de ciddi oranda destek veriyoruz” açıklamasında bulundu.
“Yer sorunu çekiyoruz”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın katma değerli üretimler yaptığının altını çizerek, “Türkiye’nin büyük hedefine Antalya ciddi katkı sağlamak için çalışıyor. Önün de bir kaç engel var. Kastlar arası bağlantı çok önemlidir. Bu ağları oluşturmak için bize yol, demir yolu, kara yolu ve elbette liman yada limanlar lazım. Bunlar olursa Antalya hızlı şekilde katlayacak potansiyeli var. Müteşebbis, girişimci ve sermaye var. Ekonomik bir güç var, bu güzel iklimi elimizdeki turizm, tarım, sanayiden gelen sermayeyi başka yere kaçırmadan ülkemizin istifadesine sunmak için yapabileceğimiz çok şey var. Yer konusunda sıkıntısı olan şehiriz. Şehrin yarıdan fazlası orman, önemli bir kısmı tarım arazisi kıpırdayacak yerimiz çok azalıyor. Orman vasfını kaybetmiş arazilerimiz var. Mera vasfını kaybetmiş mera yerlerimiz var. Bu alanları değerlendirerek çok ciddi hamle yapabileceğimiz potansiyellerimiz olabilir. Bu noktada desteklerinizi bekliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin 4. büyük odasıyız”
ATSO Başkanı Ali Bahar ise Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadarki en yüksek turist sayısına ulaştığını hatırlattı. Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te de yeni bir rekor kıracaklarının altını çizen Bahar, “Antalya ekonomisinin güçlü kaslarından bir diğeri de, tarımdır. Pek çok üründe ülkemizin ilk tedarikçisiyiz. Yine, pek çok üründe ciddi ihracatımız var. Ne mutlu bize ki, üretimimiz de yıldan yıla artıyor. Odamız, 141 yıldır var olan, yaklaşık 62 bin üyeye sahip, günde 40 yeni kayıt yapan, 49 meslek komitesi ile Türkiye’nin en büyük 4. oda olma özelliğine sahiptir. Türkiye’de kurulan her 20 şirketten biri Antalya’mız da kurulmaktadır. Yine İstanbul’dan sonra, en fazla yabancı şirket kuruluşunun gerçekleştiği, 2. oda konumundayız. İlimizin artan cazibesi, doğal olarak gerek yurtiçinden, gerek yurtdışından göç almamıza neden olmuştur. Son 23 yılda, Antalya nüfusu, yüzde 88 artış ile 1,4 milyondan 2,7 milyona ulaşmış, Yalova ve Tekirdağ’dan sonra nüfusu en çok artan il konumundadır. Hızlı nüfus artışı şehrimizde, çevreden imara, eğitimden sağlığa, lojistikten şehir içi trafiğine ve ticaretin gerek işleyiş, gerek denetimine kadar pek çok alanda istemediğimiz sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.
“KDV oranları”
ATSO üyelerimizden gelen en önemli başlığın KDV oranları olduğunu vurgulayan Bahar, “Sektörel farklılık gösteren bu oranların, bir işletmeye girişiyle çıkışı arasında da fark olması, reel sektörü zorlamakta, ticaretimizde büyük bir zarar oluşturmaktadır. Tek oranlı KDV’nin uygulamadaki zorlukları ortadan kaldıracağını düşünüyor, desteklerinizi bekliyoruz. Finansa erişim konusunda geçmişe göre rahatlama görünmekle birlikte, finansmanın, yüksek mali yükünü taşıma noktasında beklenen seviye de değiliz. Kredi kartında kesinlikle taksit sayısında sınırlama olmaması gerektiğini, bunun hem tüketiciyi hem satıcıları çok zor durumda bırakacağını buradan ifade etmek istiyoruz. Bu sınırlama beyaz eşya, hazır giyim, mobilya gibi yerli üretimin yoğun olduğu sektörlerde, üreticiye büyük darbe vurabilir” diye konuştu.
“Toplu iş yeri projesi”
Antalya’da liman sorununun artarak devam etiğine değinen Bahar, bu noktada destek beklediklerini belirtti. İkinci el araç satışı yapan işletmelerin, konut altı dükkanlara mahkum olmuş durumda olduğuna değinen Ali Bahar, “İşletmelerimiz, ilgili yönetmeliğin fiziki gereklerini karşılamadığı için yetki belgesi alamamakta, dolayısıyla kadük duruma düşmektedir. Toplu iş yerleri projemize desteğini bekliyoruz. Antalya’da hiç olmayan, olduğunda da birçok sektörün yarasına merhem, ihtiyacına cevap olacak bir konudur. Antalya’nın kuzey çevre yolu üzerinde bulunan birçok arazi, toplulaştırma için kullanılırsa, apartman altına sıkışmış, şehir içine sıkışmış ticaretin rahatlaması sağlanacağı inancındayız. Yine şehrimiz için son zamanda sık sık dile getirilen başka önemli bir konu Sağlık Turizmidir. Bu konu bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Bu farkındalıkla, sağlık turizmi için “marka olma” yolunda adımlar attık. Geçtiğimiz günlerde yurtdışından aracılar getirerek, ilgili üyelerimizle buluşturduk. Çok büyük ses getirdik” dedi.
“Ulaşım projeleri”
“Şehrimiz tarımda Türkiye’yi doyuran bir üretim üssü konumundadır” diyen Bahar, “Karayolu ve demiryolu ile şehrimizin lojistik ağlara bağlantısı, havayolu kabiliyetimiz ile kıyaslandığında çok geri sıralardadır. 2028 yılı için planlanan hızlı tren projesi, müstesna bir şehir olan Antalya’mızın en doğal hakkıdır. Çok yakında bu projenin öne alınması için bir imza kampanyası başlatıyoruz. Desteğinizi de bekliyoruz. Belediye kreşleri ile özel kreşler arasında haksız rekabet bulunmaktadır. Fiyat, fiziksel koşullar, denetimler noktasında bu rekabet daha çok hissedilmektedir. Özel kreşlerin ticaretinin korunması anlamında haksız rekabet, ortadan kaldırılmalıdır. Nasıl ki fabrikalar, oteller GES projesi yapabiliyorsa, küçük işletmelerin, bir kuyumcunun, bir sıhhi tesisatçının da, enerji kooperatifi aracılığıyla maliyetlerini düşürebileceğine inanıyoruz. Bu konuda sizlerden teşvik ve mevzuat çalışmaları bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bahar, 31 Mart seçimlerinden sonra, bir şehir meselesi haline gelen EXPO 2016 alanının değerlendirilmesini ve kent ticaretine kazandırılmasını gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>Bakan Bolat, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ATSO) Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Bolat, Antalya’nın çok gelişmiş bir kent olduğunun altını çizerek, son 20 yılda ise şehrin bir büyük gelişme gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin milli gelirinin son 20 yılda 4.5 kart arttığını hatırlatan Bolat, Antalya’nın ise bunun iki katından fazla gelişme gösterdiğini bildirdi. Antalya’nın dünyanın turizm başkentlerinden biri olduğunun altını çizen Bakan Bolat, “Avrupa’da, Asya’da Amerika’da bilinen turizm için çok görülmek istenen ir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine ciddi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine bakıldığında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 134. Gelişme açısından önü çok açık. En önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta cağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler ticaret gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 6 milyonu yerlidir. 51 milyonun üçte biride Antalya’ya geldi. 30 milyon yolcuyu Antalya Havalimanı her yıl, geçen yıl itibariyle ağırladı. Buda gösteriyor ki Antalya Türkiye ölçeğinde, büyüdü gelişti. Türkiye’nin beşinci büyük ili haline geldi. 2000’de ilk 15’deydi şimdi ise ilk beşe yükseldi, buda başarıdır” ifadelerine yer verdi.
“Çift kanatlı model”
Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde milli gelirin 4.5 katı arttığını kaydeden Bolat, “230 milyar dolardan, 1 trilyon 75 milyar dolara çıktı. 2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. Çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başı milli gelirde 12 bin 500-12 bin 650 dolar, oradaki son rakamı da 1 Mart’ta alacağız. Büyüme gösteriyoruz. Ali Bahar, ‘İç talep birden bire bastırılmasın, ekonomide daha dengeli bir model uygulansın’ dedi. Doğrudur. Hükümet olarak uyguladığımız model, hem dışa açık büyüme modeli hem de iç talebinde dengeli şekilde büyümeyi destekleyici bir büyüme modeli çift kanatlı, buna devam edeceğiz. 2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak” dedi.
“Dış ticaret açığımız bugün 97 milyar dolar”
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini aktaran Bakan Bolat, “Batı ülkeleri son 40 yılın çok yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 katı faizi oranlarını artırarak yüzde 00.25’den, yüzde 5 ve 5.5’lere çıkararak frene çok sert bastılar. ABD, AB’de olsun Almanya, İngiltere, Fransa hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördüm. Bizim için niye önemli, bize en çok turist gönderen, en çok ticaret yaptığımız ülkeler. AB bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusudur. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümememizi destekleyeceğiz. Bugün itibariyle günde 1 milyar dolar ihracat yapabilen ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı, 7.5 katı artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık, bugün itibariyle bunun üstüne 1.5 milyar dolar daha ekledik. Yıllıklandırılmış olarak 257.5 milyar dolara ulaştık. Haziran ayından itibaren her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana her ay dış ticaret açığımızda azalış rakamları açıklıyoruz. 110 milyar dolara çıkan 2022 dış ticaret açığını 2023’de 106’ya düşürdük bugün itibariyle 97 milyar dolardayız, yıllık bazda söylüyorum. Bu azalmaya devam edecek. Bunu ihracatımızı biraz daha artırarak zor şartlara rağmen. Dünyada bana malını gönder, bekliyorum diyen talep yok. Küresel ticarette 2023’te gerileme var, küresel büyümede durgunluk söz konusu. Biz dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışın ile yılı kapadık. 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İhracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek, hizmet ihracatına geldiğimizde ise 2000’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı Antalya’nın turizmden aldığı payı 2023’de 100 milyar dolardı. 2024 hedefimizi 110 milyar dolar. Ali Bahar’ın da söylediği gibi olağanüstü jeopolitik, yada bölgede ciddi bir siyasi askeri bir gerilim olmazsa, salgın nüksetmezse 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamalar ulaşacağız. Bunu ihracatı arttırıp, ithalatı azaltarak başaracağız” ifadelerini kullandı.
“Cari açık düşecek”
“Cari işlemler dengesi bizim için her zaman başımızı ağrıtan bir konudur” diyen Bakan Bolat, “Döviz sıkıntısına sebebiyet verir. Döviz kurları açısından sıkıntı oluşturur. O açıdan baktığımızda, mayıs ayını geçen sene şöyleydi. Dış ticaret açığımız yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı, bu ay itibariyle 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibariyle cari açığımız 60.1 milyar dolardı tavandı, 45.2 milyar dolarla 2023 cari açığı kapadık. Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz. Hizmetler sektöründe cari fazla veren bir ülkeyiz. 100 milyar dolar ihracat, 49 milyar dolar ithalat, 51 milyar dolar fazlamız var. Bu neye yaradı, dış ticaret açığı 106 milyar dolardı, onu aşağı çekmeye yaradı. Oradan 51’i çıkardık 45 milyar dolarla cari açıkta nispeten ferahladık, ama bu 30 milyar dolarak kadar nisan da geri çekilecek. Turizmin canlandığı diğer aylarda o zaman bir kere dış ödemeler dengesinde sağlam istikrarlı bir yapı kurulmuş olacak. Kredi kuruluşları Türkiye açısından olumlu raporları açıklamaya başlayacaklar. Ekonomimiz yatırım çekme noktasında daha cazip imkanlar sunmaya başlayacak” diye konuştu.
Serbest bölgelere her zaman destek verdiklerini kaydeden Bakan Bolat, bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılara verdiklerini belirtti.
“20 milyon turist hedefi uzak değil”
Antalya’nın 20 milyon turist hedefinin çok uzakta olmadığını dile getiren Ticaret Bakanı Bolat, “Antalya Serbest Bölgesi’nin genişletilmesi için çalışmaya devam edeceğiz. 11 bin metrekarelik alan çıkarıldı, ihtiyaç sahipleri veya talep gösterenler arasında bir rahatlama sağlayacak. Bu çalışmalarla Antalya’nın üretimi, katma değeri daha da artacak. 2023 yılında dünyada doğrudan yatırımlarda yüzde 30 daralma oldu, bizim toplam çektiğimiz yabancı yatırım miktarı 10,6 milyar dolar oldu. Şirket sayısı da 80 bin 500’dü. Sanayide de Antalya gelişme kaydetti. Antalya ölçeğini, ülkemizin yarısını getirebilmiş olursak bugün kişi başı milli gelirimizi 25 bin dolara çıkarmak içten bile değil. Doğru yoldayız” dedi.
“Esnafa destek”
Bakanlık olarak Antalya’da esnaf ve ihracat desteği anlamında destek verdiklerini aktaran Bolat, “Hükümetimiz 20 yılda Antalya’ya ulaşım alanında 93 milyarlık yatırım yaptı. Bugün Antalyalı esnaflarımızla toplantı yaptık. Onlara hükümetimizin Halk Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredisi 100 milyon ilave finansman müjdesi verdik. Yüzde 25.5’luk bir maliyetle alacaklar, pazartesi günü bu rakam gönderilmiş olacak. Birkaç hafta önce 50 milyon daha gönderilmişti böylelikle 150 milyona çıkacak. Sel felaketinde yara alan iş yerleri açısından bu çok önemli. Banka kartlarındaki komisyon oranları 5 Ocak’ta Bankalar Birliği ile toplantı yaptık. 3 kamu bankası, Ziraat Bankası bir karar aldı, banka kartındaki komisyonun oranını yüzde 2.39’a düşürdüler. Akaryakıt istasyonlarında da yüzde 2.25’e düşürdüler. Banka kartlarındaki post makinelerindeki aylık ücretlendirmeyi de yüzde 50 indirim yaptılar. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınların kurduğu kooperatiflere de ciddi oranda destek veriyoruz” açıklamasında bulundu.
“Yer sorunu çekiyoruz”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın katma değerli üretimler yaptığının altını çizerek, “Türkiye’nin büyük hedefine Antalya ciddi katkı sağlamak için çalışıyor. Önün de bir kaç engel var. Kastlar arası bağlantı çok önemlidir. Bu ağları oluşturmak için bize yol, demir yolu, kara yolu ve elbette liman yada limanlar lazım. Bunlar olursa Antalya hızlı şekilde katlayacak potansiyeli var. Müteşebbis, girişimci ve sermaye var. Ekonomik bir güç var, bu güzel iklimi elimizdeki turizm, tarım, sanayiden gelen sermayeyi başka yere kaçırmadan ülkemizin istifadesine sunmak için yapabileceğimiz çok şey var. Yer konusunda sıkıntısı olan şehiriz. Şehrin yarıdan fazlası orman, önemli bir kısmı tarım arazisi kıpırdayacak yerimiz çok azalıyor. Orman vasfını kaybetmiş arazilerimiz var. Mera vasfını kaybetmiş mera yerlerimiz var. Bu alanları değerlendirerek çok ciddi hamle yapabileceğimiz potansiyellerimiz olabilir. Bu noktada desteklerinizi bekliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin 4. büyük odasıyız”
ATSO Başkanı Ali Bahar ise Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadarki en yüksek turist sayısına ulaştığını hatırlattı. Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te de yeni bir rekor kıracaklarının altını çizen Bahar, “Antalya ekonomisinin güçlü kaslarından bir diğeri de, tarımdır. Pek çok üründe ülkemizin ilk tedarikçisiyiz. Yine, pek çok üründe ciddi ihracatımız var. Ne mutlu bize ki, üretimimiz de yıldan yıla artıyor. Odamız, 141 yıldır var olan, yaklaşık 62 bin üyeye sahip, günde 40 yeni kayıt yapan, 49 meslek komitesi ile Türkiye’nin en büyük 4. oda olma özelliğine sahiptir. Türkiye’de kurulan her 20 şirketten biri Antalya’mız da kurulmaktadır. Yine İstanbul’dan sonra, en fazla yabancı şirket kuruluşunun gerçekleştiği, 2. oda konumundayız. İlimizin artan cazibesi, doğal olarak gerek yurtiçinden, gerek yurtdışından göç almamıza neden olmuştur. Son 23 yılda, Antalya nüfusu, yüzde 88 artış ile 1,4 milyondan 2,7 milyona ulaşmış, Yalova ve Tekirdağ’dan sonra nüfusu en çok artan il konumundadır. Hızlı nüfus artışı şehrimizde, çevreden imara, eğitimden sağlığa, lojistikten şehir içi trafiğine ve ticaretin gerek işleyiş, gerek denetimine kadar pek çok alanda istemediğimiz sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.
“KDV oranları”
ATSO üyelerimizden gelen en önemli başlığın KDV oranları olduğunu vurgulayan Bahar, “Sektörel farklılık gösteren bu oranların, bir işletmeye girişiyle çıkışı arasında da fark olması, reel sektörü zorlamakta, ticaretimizde büyük bir zarar oluşturmaktadır. Tek oranlı KDV’nin uygulamadaki zorlukları ortadan kaldıracağını düşünüyor, desteklerinizi bekliyoruz. Finansa erişim konusunda geçmişe göre rahatlama görünmekle birlikte, finansmanın, yüksek mali yükünü taşıma noktasında beklenen seviye de değiliz. Kredi kartında kesinlikle taksit sayısında sınırlama olmaması gerektiğini, bunun hem tüketiciyi hem satıcıları çok zor durumda bırakacağını buradan ifade etmek istiyoruz. Bu sınırlama beyaz eşya, hazır giyim, mobilya gibi yerli üretimin yoğun olduğu sektörlerde, üreticiye büyük darbe vurabilir” diye konuştu.
“Toplu iş yeri projesi”
Antalya’da liman sorununun artarak devam etiğine değinen Bahar, bu noktada destek beklediklerini belirtti. İkinci el araç satışı yapan işletmelerin, konut altı dükkanlara mahkum olmuş durumda olduğuna değinen Ali Bahar, “İşletmelerimiz, ilgili yönetmeliğin fiziki gereklerini karşılamadığı için yetki belgesi alamamakta, dolayısıyla kadük duruma düşmektedir. Toplu iş yerleri projemize desteğini bekliyoruz. Antalya’da hiç olmayan, olduğunda da birçok sektörün yarasına merhem, ihtiyacına cevap olacak bir konudur. Antalya’nın kuzey çevre yolu üzerinde bulunan birçok arazi, toplulaştırma için kullanılırsa, apartman altına sıkışmış, şehir içine sıkışmış ticaretin rahatlaması sağlanacağı inancındayız. Yine şehrimiz için son zamanda sık sık dile getirilen başka önemli bir konu Sağlık Turizmidir. Bu konu bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Bu farkındalıkla, sağlık turizmi için “marka olma” yolunda adımlar attık. Geçtiğimiz günlerde yurtdışından aracılar getirerek, ilgili üyelerimizle buluşturduk. Çok büyük ses getirdik” dedi.
“Ulaşım projeleri”
“Şehrimiz tarımda Türkiye’yi doyuran bir üretim üssü konumundadır” diyen Bahar, “Karayolu ve demiryolu ile şehrimizin lojistik ağlara bağlantısı, havayolu kabiliyetimiz ile kıyaslandığında çok geri sıralardadır. 2028 yılı için planlanan hızlı tren projesi, müstesna bir şehir olan Antalya’mızın en doğal hakkıdır. Çok yakında bu projenin öne alınması için bir imza kampanyası başlatıyoruz. Desteğinizi de bekliyoruz. Belediye kreşleri ile özel kreşler arasında haksız rekabet bulunmaktadır. Fiyat, fiziksel koşullar, denetimler noktasında bu rekabet daha çok hissedilmektedir. Özel kreşlerin ticaretinin korunması anlamında haksız rekabet, ortadan kaldırılmalıdır. Nasıl ki fabrikalar, oteller GES projesi yapabiliyorsa, küçük işletmelerin, bir kuyumcunun, bir sıhhi tesisatçının da, enerji kooperatifi aracılığıyla maliyetlerini düşürebileceğine inanıyoruz. Bu konuda sizlerden teşvik ve mevzuat çalışmaları bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bahar, 31 Mart seçimlerinden sonra, bir şehir meselesi haline gelen EXPO 2016 alanının değerlendirilmesini ve kent ticaretine kazandırılmasını gerektiğini sözlerine ekledi. – ANTALYA
]]>Bankadan 2023 yılı finansal verilere ilişkin yapılan açıklamada, Ziraat Katılım’ın sağlıklı bir mali performansla hızlı büyümesini sürdürerek 2023’ü başarıyla tamamladığı bildirildi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini en doğru kanaldan ve en uygun çözüm önerilerini sunarak karşıladıklarını belirterek, bölgede ve uluslararası piyasalarda da etkin bir katılım finans kurumu olma vizyonu doğrultusunda çalışmalarına devam ettiklerini vurguladı.
Ziraat Katılım’ın 2023 yıl sonu itibarıyla toplam aktiflerini önceki seneye göre yüzde 80 artırarak 384,2 milyar liralık bilanço büyüklüğüne ulaştığını kaydeden Özdemir, bankanın kullandırdığı nakdi fonların da yüzde 80 yükselişle 261,7 milyar liraya ulaştığını bildirdi.
Özdemir, “Gayri nakdi fonlar ise yüzde 73 büyümeyle 78,3 milyar liraya ulaşmış olup ülkemiz ekonomisine sağlanan destek 340 milyar lira seviyesinde gerçekleşti. Bu süreçte, ekonomimizin can damarı konumundaki KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmanına yönelik desteğimiz artarak devam etmiştir. 2023 yıl sonu itibarıyla toplanan fonlar ise önceki yıla göre yüzde 76 artarak 304,3 milyar lira büyüklüğe ulaştı.” bilgisini paylaştı.
“2023 yılında kullandırılan fonlar hızlı büyümesini sürdürdü”
Metin Özdemir, Ziraat Katılım olarak, aktif kaliteyi korumayı ve geliştirmeyi öngören bir büyüme stratejisini benimsediklerini bildirdi.
“Bankanın tahsis ve fon kullandırım süreçleri ile erken uyarı ve risk izleme alt yapısı bu doğrultuda sürekli olarak geliştirilmektedir.” ifadesini kullanan Özdemir, sürdürülebilir büyüme ve müşteri odaklı stratejileri doğrultusunda, 2023 yılında kullandırılan fonların hızlı büyümesini sürdürdüğünü anlattı.
Özdemir, “Risk yönetimi politikalarının ödünsüz icra edildiği bu dönemde, takipteki alacaklar rasyosu sektör ortalamasının oldukça altında kalarak yüzde 0,8 seviyesinde, sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 15,10 olarak gerçekleşmiştir.” ifadesini kullandı.
Ziraat Katılım’ın geçen yıl toplamda 17,1 milyar liraya ulaşan 33 adet kira sertifikası ihracını başarıyla tamamladığını kaydeden Özdemir, Bankanın kurulduğu tarihten 2023 yıl sonuna kadar değişik tutarlı tertipler halinde 70,3 milyar liralık ihraç gerçekleştirdiği bilgisini verdi.
“Finansal kiralamada sektör lideriyiz”
Ziraat Katılım Genel Müdürü Özdemir, finansal kiralama işlemlerinde katılım finans sektöründeki liderliklerini sürdürdüklerini ve finansal kiralama ürünlerinde de sektör liderliklerini korumaya devam edeceklerini bildirdi.
Afrika’da 2020 yılında faaliyete başlayan Sudan Şubesi ile Türk bankacılık tarihinde bir ilke imza atan Ziraat Katılım’ın Somali’nin başkenti Mogadişu’da yurt dışındaki ikinci şubesini açtığını anımsatan Özdemir, Cumhuriyetin 100. yıl dönümü olan 29 Ekim 2023’te tarihinde açılışını yaptıkları Someli şubesi ile iki ülke arasındaki dış ticareti gelişimine ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sunacaklarını anlattı.
Özdemir, 2023 yılı içerisinde toplamda 191 şubeye ulaştıklarını ve insan kaynaklarını yeni katılımlarla geliştirdiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Köklü kurumsal kültürümüzün yansıması olan değerlerimiz ve etik ilkelerimiz doğrultusunda, reel ekonomiye katkımızı artırmak üzere özveriyle çalışmaya devam ediyoruz. Katılım bankacılığını yaygınlaştırma misyonumuza sıkıca bağlı kalarak, projelerimize kararlılıkla devam ederken, nihai hedefimiz Türkiye ekonomisine artan oranda değer üretmek ve sürdürülebilir kalkınmayı çok yönlü desteklemektir.”
]]>Önder, “Dünyadaki dönüşümü her yerde görüyoruz, e-ticarette pandemi sonrası oran yüzde 20’leri aştı. 3-4 yıl için çok büyük bir büyüme. Bu dönüşümü üretimde de görüyoruz. Daha az elektrik tüketen makineler görmeye başladık” dedi.
Enflasyonun zirveden düşüşe geçtiğini ifade eden Önder, ” Uzak Doğu’nun özellikle Asya Kıtası’nın dünya büyümesinde 2024’te de belirleyici rol oynayacağını küresel raporlardan görüyoruz. Asya çok önemli. Çin şu anda dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki ediyor. Çin, daha önceleri batı için ideolojik rakipti. Sonra ekonomik rakip oldu, sonra teknolojik rakip oldu şimdi de politik rakip oluyor. Çin, ABD’nin daha güçlü olduğu bölgelerde son 2-3 yıldır çok önemli çalışmalar yaptı. Çin’in etkin olmaya başladığı bölgeler ana pazarlarımız olduğu için bizim için de çok önemli. Orta Doğu, Avrupa, Afrika’nın kuzeyi bizim ana pazarlar. ABD’nin çok etkili olduğu Orta Doğu coğrafyasında Çin’in her geçen gün hegemonyasını arttırdığını görüyoruz. Çin, Batı’nın “İnsan hakları, demokrasi” gibi yöntemlerinden farklı olarak ticareti ön plana çıkarıyor. Çin’in bu yöntemi daha olumlu bir etki oluşturduğu için özellikle Orta Doğu’da güçleniyor. Çin, bu yıl Orta Asya’daki 5 devlet başkanıyla beraber bir zirve yaptı ve buradaki boşluğu değerlendirmeye çalışıyor. Yuan’ın son zamanlarda güçlenmesiyle Çin, kendi yerel parasıyla ticaret yaparak dünya ekonomisinde her geçen gün ağırlığını arttırıyor. Batı Hindistan ve Vietnam’ı Çin’e karşı koz olarak kullanıyor. Batı Asya’da denge politikası yapmaya çalışıyor. Hindistan’a destek vermeye çalışıyor. Batı bu süreçte Çin’le uğraştı, Hindistan’ı destekledi, diğer taraftan Ukrayna- Rusya savaşı oldu. Burada Hindistan çok güzel bir denge politikası izledi. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşından çok etkilendi. Bu işte en zararlı çıkan Almanya bizim için önemli ve iyi takip edilmesi gereken bir ülke. Çünkü bizim her türlü en iyi ticaret ilişkimizin olduğu, en çok vatandaşımızın yaşadığı ülke. Ama Almanya, 2024 içinde gelişmiş ülkelerden negatif büyüyecek tek ülke. Avrupa’nın diğer ülkelerinde az da olsa bir büyüme sağlanacak. Türkiye için ise bu zamanlarda yakın coğrafyayla olan ticari münasebetler uzak pazarlara göre daha önemli bir hal alacak. Yani yakın pazarlar ihracat stratejimizde daha önemli bir hale geliyor. 2024’te de bunu göreceğiz. Bu yıl içinde 70 ülkede seçim olacağının bilgisini paylaşan Önder, “Bizim açımızdan, dünya ihracat açısından önemli bir yıl olacak. Dünyada paradoksal bir durum söz konusu. Bir yandan serbest ticaret anlaşmaları ve bölgesel birlikler, uluslararası koridorlar; diğer yandan korumacılık ve tarife dışı engeller var. Korumacılık artıyor, korumacılık arttıkça zamanla çevre ülkelerle ticaret daha önemli bir hal alıyor. Türkiye’de seçimlerden sonra her ne kadar faizler artsa da ekonomik bir güven ortamı ve pozitif ibareler var. Türkiye’nin önünde bir seçim var onu göreceğiz. Ama sonuç olarak PMI endekslerimiz, ihracat iklim endeksimiz 6 aydır düşüyor. İhracat pazarlarında enflasyon geriledi. Artık batıda enflasyonun tezahürü de farklı oluyor” dedi. değerlendirmesinde bulundu.
Önümüzdeki süreçte dünya ile ilgili bir tahmin yapmanın zor olduğunu belirten Önder, “Büyük belirsizlikler var. Rusya-Ukrayna savaşı ne olacak, İsrail-Hamas gerginliği ne olacak, Uzak Doğu’da Çin-Vietnam gerginliği nasıl bir hal alacak. Özellikle gelişmiş ülkelerin enflasyonunda bir gerileme var. Bu bir şekilde faizi etkileyecektir. Çünkü onlar için de ekonomik büyüme önemli. Bu ülkelerin özellikle Asya’da, Avrupa’da savunma harcamalarını arttırmaya çalıştıkları bir yıl oluyor. Çünkü bu siyasi belirsizliklerden, savaşlardan dolayı Avrupa gayrisafi milli hasılasının (GSMH) yüzde 3’ünü artık savunma sanayisine veriyor. Korumacılık dünyada arttı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum. İhracat 2024 için çok önemli ve bu yıl ihracatta bir büyümenin olacağını düşünüyorum. İhracatın geçen yıldan daha iyi olacağını ve en kötünün geride kaldığını ama birçok belirsizliğin olduğunu söyleyebilirim” dedi. – İSTANBUL
]]>Gökçetekin, AA muhabirine, e-ticaretin Türkiye’deki ve dünyadaki gelişimi, 2023’teki çalışmaları ve 2024 hedeflerine ilişkin bilgi verdi.
E-ticaret sektörünün Kovid-19’un da etkisiyle dünya genelinde 2020 yılından bu yana hızlı bir büyüme trendi yakaladığını, bu yıl da trendin devam ettiğini belirten Gökçetekin, Euromonitor verilerine göre küresel e-ticaret hacminin 2023’te 4 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi.
Gökçetekin, bu büyümenin 2024 yılında da sürmesi ve küresel e-ticaret hacminin her yıl yüzde 10 civarında büyümesinin beklendiğini dile getirerek şöyle devam etti:
“Aynı zamanda e-ticaretin toplam ticaret içindeki hacminin de önümüzdeki 5 sene içinde yüzde 25’lere ulaşması bekleniyor. Küresel e-ticaret büyümesinin temelinde, teknolojinin gelişmesi, tüketicilerin online alışverişe olan güveninin artması ve pandeminin etkisiyle bu konuya yatkınlığın artmış olması yer alıyor. Online alışveriş yapmak daha kolay ve güvenli hale geldi. Tüketiciler, online alışverişin kendilerine zaman ve para tasarrufu sağladığını gördükçe, bu kanala olan ilgilerini artırıyor. E-ticaret şirketleri de sundukları ek hizmet ve servislerle bu deneyimi müşteriler açısından zenginleştirmeye devam etti. Türkiye e-ticaret sektörü de küresel trendlere paralel olarak hızlı bir büyüme kaydetti. Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2023 yılı ilk 6 ayında ülkemizde e-ticaret hacmi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 109,7’lik artışla 652,7 milyar lira olarak gerçekleşti. Türkiye’nin e-ticaret ve pazar büyüklüğünün 2023 sonuna kadar yüzde 60 büyümeyle 1,2 trilyona kadar büyümesi bekleniyor.”
“Toplam ticaretin içinde e-ticaretin payının da artmaya devam ettiğini gözlemliyoruz”
Nilhan Onal Gökçetekin, toplam ticaret içinde e-ticaretin payının da artmaya devam ettiğini belirterek, “2022 yılı ilk 6 ayında e-ticaretin genel ticarete oranı yüzde 18,5 iken bu oran 2023 yılı ilk 6 ayında yüzde 19,1 olarak gerçekleşti.” dedi.
Türkiye’nin genç ve mobil penetrasyonu yüksek nüfusuyla e-ticaretin büyümesi için elverişli bir ülke olduğunu dile getiren Gökçetekin, bu nedenle e-ticaretin büyümesi için hala geniş bir alan bulunduğunu, son yıllarda e-ticaretin izlediği büyüme trendinin güçlü şekilde devam edeceğini söyledi.
“Bu sene yürürlüğe giren e-ticaret yasasının etkisiyle küçük ve yerli oyuncuların büyüdüğünü gözlemledik”
Özellikle bu sene yürürlüğe giren e-ticaret yasasının etkisiyle küçük ve yerli oyuncuların büyüdüğünü ifade eden Gökçetekin, “Geçen yılın 8 ayında bu piyasa yüzde 100-102 kadar büyürken bu sene aynı dönemde yüzde 140 büyüdü. Piyasada adil ve sağlıklı rekabet koşulları oldukça sektörün dengeli şekilde ve küçük oyuncular lehine büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz.” diye konuştu.
Gökçetekin, 2024 yılında makro koşulların etkisiyle tüketicilerin fiyat hassasiyetlerinin devam edeceğini ve bunun e-ticarete olan ilgiyi sürdüreceğini, bununla birlikte e-ticaret alanında ödeme çözümleri, müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik teslimat çözümlerinde farklı alternatiflerin önem kazanmaya devam edeceğini, teknolojiyi müşteri deneyimini daha da kusursuz ve ileriye götürmek için çalışmaları sürdüreceklerini, yapay zeka ve büyük veri gibi alanlarda araştırma ve geliştirme yapmaya devam edeceklerini anlattı.
“2023’te güçlü performansımızı ve büyümemizi sürdürerek başarılı rakamlara imza attık”
Hepsiburada’nın yıl genelindeki çalışmalarına değinen Gökçetekin, “Güçlü performansımızı ve büyümemizi sürdürerek e-ticaret için stratejik öneme sahip tüm göstergelerde başarılı rakamlara imza attık. Yılın üçüncü çeyreğine yönelik verileri yeni açıkladık. Buna göre Hepsiburada’nın toplam satış hacmi 2023’ün üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 126 artarak 24,3 milyar liraya ulaştı.” ifadesini kullandı.
Gökçetekin, müşterilerin verdiği sipariş adedinin 2022’nin üçüncü çeyreğine göre yüzde 55 artarak 27 milyona yükseldiğini, aktif müşteri sayısının 12 milyon, müşteri başına düşen sipariş sıklığının ise yıllık yüzde 59 artarak 8,6’ya çıktığını belirterek şu bilgileri verdi:
“Hepsiburada’nın platformdaki aktif satıcı sayısı 101,1 bin. Toplam satışlarımız içinde pazaryerinin payı üçüncü çeyrekte yüzde 66 olarak gerçekleşti. Platformumuzda yaklaşık 211 milyon ürünü müşterilerimize sunuyoruz. 2023 yılı ve sonrası için karlı ve sürdürülebilir büyüme hedefimizle uyumlu sonuçlar getiren bu stratejimize 2024 yılında da bağlı kalmayı sürdüreceğiz. E-ticaretin büyümeye devam edeceği 2024 yılında hem müşteri sadakatimizi artıracak hem de işini e-ticaretle büyütmek isteyen iş ortaklarımıza Hepsipay, HepsiAd ve HepsiJET ile çözümler sunacağız.Teknolojik kargo çözümleri sunan HepsiJET ile hizmet ağımızı genişletirken iş ortaklarımızın sayısını artırmaya odaklanacağız.
Hepsipay ile müşterilerimize en iyi ödeme çözümlerini sunmaya devam ederken ödeme geçidi çözümlerimizi sunduğumuz iş ortaklarımızın sayısını artırmaya devam ederek ülkemizin en büyük finteki olma yolunda ilerleyeceğiz. Kabiliyetlerimizle ticareti dijitalleştirmek, sahip olduğumuz bu deneyimi ve teknolojileri perakendecilerle paylaşarak onları büyütmek konusunda iddialıyız. Ayrıca Türkiye’de sahip olduğumuz teknoloji ve altyapı, lojistik ve tedarik zinciri, müşteri deneyimini Hepsiburada Global ile yeni pazarlara taşımak için de çalışacağız.”
“İlk 6 ayda hızlı tüketim malzemeleri alışverişinde de talebin güçlü olduğunu gözlemledik”
Gökçetekin, 2023’te sektörü destekleyen kategorilere değinirken de Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2023 yılının ilk 6 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre e-ticaret hacminin giyim, ayakkabı ve aksesuarda yüzde 145,1, elektronikte yüzde 136, beyaz eşya ve küçük ev aletlerinde yüzde 129,6, konaklamada yüzde 100,9, gıdada yüzde 69,4, yemekte yüzde 82,1 ve seyahat, taşımacılık ve depolamada yüzde 66,4 artış gösterdiğini, Hepsiburada verilerinin de benzer yönde gerçekleştiğini söyledi.
İlk 6 ayda hızlı tüketim malzemeleri alışverişinde de talebin güçlü olduğunu gözlemlediklerini dile getiren Gökçetekin, şunları kaydetti:
“Bunun dışında moda ve giyim kategorilerinde siparişlerimiz yüksek seyretti. Ayrıca Hepsiburada’nın en güçlü kası olan mobil ve elektronik kategorilerinde de siparişlerimiz yüksek seyretti. En çok satılan ürünler cep telefonu, laptop, LCD televizyon, fritöz ya da robot süpürgeler oldu. Örneğin eylül ayında satışa sunduğumuz iPhone 15’ler rekor taleple karşılandı. 22 Eylül ön sipariş döneminde iPhone15 Pro serinin en çok satın alınan ürünü oldu. iPhone 15 serisi ürün siparişleri, Hepsiburada üzerinden ön siparişe açıldığı 22 Eylül’ün ilk dakikalarından sonra bir hafta içinde geçen yıl gerçekleşen siparişlere göre 10 kat artış gösterdi. Yakın bir veri olarak Efsane Kasım döneminde Hepsiburada kullanıcılarının en fazla talep gösterdiği kategoriler de temel tüketim, giyim, ayakkabı ve çanta, ev-yaşam, kozmetik, aksesuar kategorileri oldu.”
“Son döneme teknoloji alanında damgasını vuran konu yapay zeka oldu”
2023 yılında geçmişe nazaran değişen teknolojiler ve tüketici alışkanlıklarında yaşanan değişime ilişkin Gökçetekin, son döneme teknoloji alanında damgasını vuran konunun yapay zeka olduğunu söyledi.
Gökçetekin, “Yapay zeka, e-ticaretin uzun yıllardır merkezinde olan bir teknoloji. Özellikle pazarlama, ürün ve kampanya önerileri bağlamında kendi yapay zeka teknolojilerimizi geliştiriyoruz. Müşteri verisi, iletişim kanalı, kampanya motoru ve içeriği, organizasyon fonksiyonu ve sonuç analiz veri tabanının tam entegre bir şekilde çalışması için yapay zekadan yararlanıyoruz. Müşteri memnuniyetini artırarak sürdürme hedefimizde yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi son teknolojileri daha da etkin kullanarak Türkiye’de e-ticaret deneyiminin standartlarını yükseltmeye devam etmeyi hedefliyoruz.” dedi.
“Türkiye’de online ödeme sistemlerinin kullanımı hızla artıyor”
Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin, e-ticarette en büyük kırılmayı 2024 yılında çevrim içi ödeme sistemlerinde beklediklerini belirterek, dünya genelinde çevrim içi ödeme sistemlerinin, e-ticaret hacminin artmasıyla birlikte giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti.
Türkiye’de de çevrim içi ödeme sistemlerinin kullanımının hızla arttığını dile getiren Gökçetekin, sözlerini şöyle tamamladı:
“2024 yılında Türkiye’de online ödeme sistemlerinin kullanımının artmasını ve online alışverişlerde nakit kullanımını geride bırakmasını bekliyoruz. Bu kırılma, e-ticaret sektörünün büyümesini ve gelişmesini hızlandıracak. Biz de 2023 yılında Türkiye’de perakende sektörü oyuncularına e-ticaret için çözümler sunma stratejimizin önemli bir parçası olan Hepsipay ödeme geçidi çözümlerimizi iş ortaklarımıza sunmaya başladık. Hepsipay 2023’ün üçüncü çeyreğinin sonu itibarıyla 13,2 milyon kullanıcıya ulaştı. Mayıs 2023’te hizmete giren Hepsipay’in ön ödemeli kart kullanıcı sayısı ise kasım sonu itibarıyla 708 bine ulaştı. Hepsipay ‘en kolay cüzdan’ uygulamasıyla banka işbirlikleri sayesinde müşterilerine kendilerine uygun taksitlendirme çözümleriyle cüzdanlarını doldurup bakiyelerini kullanmaya başlama olanağı sundu. Hepsiburada olarak ticaretin dijitalleşmesine yön veren inovatif teknolojilere yatırım yapmayı da hedefliyoruz. Bu tür fırsatlar çıktığında değerlendireceğiz.”
]]>