Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te “İnsan hakları, devletlerin sürdürülebilir kalkınmasında önemli bir faktör” konulu uluslararası konferans düzenlendi.
Özbekistan Parlamentosu Ombudsmanlığınca organize edilen konferansa aralarında Kamu Başdenetçisi Malkoç’un da bulunduğu çok sayıda ülkeden insan hakları alanında uzman ve yetkili katıldı.
Malkoç, konferansta yaptığı konuşmada, Avrupa’dan Asya’ya insan haklarına çok önem verilmesine rağmen her yerde ihlallerin yaşandığına dikkati çekti.
İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri insanlığın bugüne kadar ulaştığı teknolojiyle ürettiği silah ve bombalarla 140 günden beri ayrım gözetmeksizin Gazze’ye saldırdığını, okullar ve hastaneler dahil her yeri bombaladığını anlatan Malkoç, son yıllarda eşi benzeri görülmemiş insani felakete yol açtığını söyledi.
Malkoç, “Çoğu kadın ve çocuk 30 bin insan öldürüldü. 2 milyon insan yerinden, yurdundan edildi. Bütün bunlar canlı yayınlarla dünyanın gözü önünde işlenen suçlar. İnsan hakları savunucuları olarak insanlık adına umudumuz, bu suçu işleyenler Adalet Divanında ve Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanıp hak ettikleri cezayı alsınlar.” dedi.
“Türkiye Ombudsmanlığı olarak Uluslararası Ceza Mahkemesine delil teşkil edecek Gazze raporu hazırladık.” diyen Malkoç, şunları kaydetti:
“Bu raporun sunumunu Parlamento Başkanı’nın desteğiyle Türk Parlamentosunun tören salonunda yapacağız. Ombudsman, sivil toplum kuruluşları ve parlamento dayanışmasının güzel bir örneğidir. Hazırlanan bu raporu sizlere ve dünyadaki bütün insan hakları savunucularına göndereceğiz.”
Malkoç, Türkiye Ombudsmanlığı ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği konularında katılımcılara bilgi verdi.
Açılışta konuşan Özbekistan Parlamentosu İnsan Hakları Temsilcisi Feruza Eşmatova da konferansın Özbekistan Ombudsmanlığı’nın 29. yılı dolayısıyla düzenlendiğini, 20’ye yakın ülkeden çok sayıda davetlinin katıldığını belirtti.
Eşmatova, ülkede insan haklarına yönelik çok sayıda yasa ve kararın kabul edildiğini, bu konuya özel önem veren hükümetin girişim ve çabalarının Özbekistan’ın 2030 kalkınma stratejisinde de yer aldığını söyledi.
“İsrail’in Gazze’ye, Filistinlilere yaptığı zulüm artık dayanılmaz noktaya gelmiştir”
Malkoç, konferansa ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada Özbekistan ile Türkiye’nin dost ve kardeş ülkeler olduğunu, hukuk, insan hakları, demokratikleşme alanlarında ombudsmanlıklar ve insan hakları kurumlarının dayanışmasının ve karşılıklı görüş alışverişinde, tecrübe paylaşımında bulunmasının fevkalade önem taşıdığını söyledi.
Özbekistan ile Türkiye’nin yürüteceği ortak çalışmaların tüm Türk dünyasına, bölgeye ve insanlığa faydalı olacağını dile getiren Malkoç, insan haklarının 21. yüzyılda çok daha önemli hale geldiğini, çoğu İslam dünyasında olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde savaş, gerginlik ve göçlerin yaşandığını, tüm bunların kendilerini çok üzdüğünü ve yüreklerini dağladığını ifade etti.
Malkoç, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle 4 aydan beri İsrail’in Gazze’ye, Filistinlilere yaptığı zülüm artık dayanılmaz noktaya gelmiştir. Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 30 bin kişi katledilmiştir. 60 bin ton bomba bir avuç toprağa bırakılmıştır. Amerikalıların Japonya’ya attığı atom bombasının 3 katı tesirinde bomba atılmıştır. Dolayısıyla bu haksızlıklara, bu yanlışlıklara ‘Dur’ demek gerekir. Dünyanın bu konuda daha duyarlı olması gerekir. Bu yanlışlıkları, haksızlıkları yapanların, Uluslararası Ceza Mahkemesinde, Lahey Adalet Divanında yargılanması gerekir.”
]]>Aralarında 7 Fransızın da yer aldığı 21 kişilik sağlık personeli heyeti, ocak ayı sonunda Gazze’ye giderek 3 hastanede görev aldı.
Fransa’ya 6 Şubat’ta geri dönen heyetin Fransız üyelerinden acil servis doktoru Benboutrif, bölgede 2 hafta boyunca tanık olduğu olayları AA muhabirine anlattı.
Benboutrif, bölgeye doktorların kurduğu Palmed Derneği aracılığıyla gittiğini, çok zorlu bir sahada görev aldığını belirterek, heyetin geldiğini gören Gazzelilerin sevindiklerini ifade etti.
Büyük bir yabancı heyet gören halkın umutlanmış ve daha az bombardımana maruz kalacaklarını düşünerek daha güvende hissetmiş olabileceklerini dile getiren Fransız doktor, heyettekilerin çoğunun Arap asıllı ve Müslüman olduğunu kaydetti.
Avrupa Hastanesi’nin, Gazze’deki 13 sağlık kuruluşundan ayakta kalan tek hastane olduğunu söyleyen Khaled Benboutrif, içinde, dışında ve etrafında insanların toplandığını belirtti.
Hastanenin yakın çevresinde yaklaşık 25 bin kişinin yaşadığına dikkati çeken Benboutrif, binanın içinde, koridorlar dahil her yerde birilerinin olmasının mesleklerini icra etmeyi zorlaştırdığını dile getirdi.
Benboutrif, hastanelerin uluslararası sözleşmelerle korunan alanlar olduğuna işaret ederek, Gazzelilerin kendilerine İsrail ordusunun hastaneleri ve doktorları hedef aldığını anlattığını aktardı.
Gazze’ye girerken Mısır’dan satın aldıkları tıbbi malzemeleri sınırdan geçirebildiklerini ifade eden Benboutrif, “Refah Sınır Kapısı’na gelince kilometrelerce uzunlukta konvoylar var ve (Gazze’ye) geçmesine izin verilmiyor.” dedi ve bunların yarısının gıda malzemelerinden oluştuğunu söyledi.
Fransız doktor, hastanede boş alan eksikliği ve temizlik sorunu yaşandığını belirterek “O kadar çok insan var ki temizleyemeyiz. Toz var. Hastanede yemek yeniliyor, yemek pişiriliyor, oyun oynanıyor. Hastane değil artık.” değerlendirmesinde bulundu.
Benboutrif, sağlık personelinin yorgun düşmesinin, hastanenin karşı karşıya kaldığı bir diğer zorluk olduğunu söyleyerek “(Hastanenin) Bir diğer eksiği ise ilaçlar. Ağrı kesiciler, morfinde çok eksikler var. Günübirlik idare ediyorduk.” ifadelerini kullandı.
Fransız doktor, Gazzelilerin çektikleri onca şeye rağmen çok onurlu davrandıklarını vurguladı.
Hastanenin 24 saat aralıksız İsrail dronlarıyla gözetlendiğini kaydeden Benboutrif, bölgede İsrail ordusunun silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile savaş uçaklarının da kullanıldığını belirtti.
Benboutrif, “Yakınlarda ateş sesi duyduk yani bombalama ve çatışma mahallinden çok uzakta değildik.” dedi.
Görevde kaldıkları son 3 gün bomba parçalarının hastaneye de isabet ettiğini anlatan Benboutrif, “Bomba parçası 16 yaşındaki gencin kafasına denk geldi.” diye konuştu.
Benboutrif, çok sayıda yaralının hastaneye varamadan yolda yaşamını yitirdiğini dile getirerek yaralıları, ambulanslardan önce halkın hastaneye taşıdığını, Gazzelilerin ölüleri de buraya getirdiklerini söyledi.
İsrail’in Gazze’deki bombardımanlarını planlı şekilde yaptığı, bunların hata olmadığı değerlendirmesinde bulunan Benboutrif, şunları ifade etti:
“En dikkat çekici olan keskin nişancı atışları. Pek çok insan keskin nişancılar tarafından kafasından vuruldu. Her gün keskin nişancılar ortalığı kasıp kavuruyor. Bazı apartman, ev, iş merkezleri füzelerce hedef alınıyor. Genel olarak hareket eden her şeyi hedef alan bombardımanlar var. Ne yaptıkları ne oldukları fark etmeksizin Gazzeli olduğu için kadın, yaşlı, çocuklar hedef alınıyor.”
İnsanların öldürüldüğüne, dövüldüğüne, aşağılandığına, mallarından edildiğine şahit olduklarını aktaran Benboutrif, “Gazze’de soykırım sürüyor.” dedi ve bölgede İsrail’in Filistinlilere yönelik “soykırımının” 7 Ekim 2023’te başladığını söyledi.
Benboutrif, Gazze’nin felaketin eşiğinde olduğuna dikkati çekerek “Salgın hastalıklar var, kıtlık var. Hijyen eksik. Hepatit A salgın halinde.” ifadelerini kullandı.
Khaled Benboutrif, Gazze’de çadırlarda buzdolabı olmadığı için insülin iğnesine ihtiyaç duyan çoğu kişinin ve kentteki tek kanser merkezinin de bombalanıp yıkılması nedeniyle kanserli hastaların tedavi göremediklerini anlattı.
Gazze’de veba ve kolera salgını riski
Tedavi göremedikleri için yaşamını yitirenlerin olduğunu ve İsrail’in Gazze’ye saldırıları sırasında hastalık yüzünden ölenlerin kayda geçmediğini belirten Benboutrif, bölgedeki insanların yaşadıkları koşullar sebebiyle veba ve kolera salgını riski olduğunun altını çizdi.
Benboutrif, “İnsanlar yıkanamıyor, yeterli su yok.” diyerek, içme suyunun da eksik olduğunu söyledi.
Khaled Benboutrif, “Tüm halk iltica etmeye, güneye gitmeye zorlandı. Barış ve hayatta kalacakları vadedildi ancak şimdi Refah’ın bombalanacağı açıklanıyor. Buradaki herhangi bir bomba, füze, obüs, felakete neden olur.” dedi.
Bölgede ateşkes sağlanmadığı takdirde hiçbir yardımın işe yaramayacağını kaydeden Benboutrif, “Sivilleri bombalayan bir orduyla karşı karşıyayız, eğer bunu yapmasına izin verirsek suç ortağı oluruz. İsrail’i silahlandırmaya son vermeliyiz. Bombardımanlar acilen sona erdirilmeli.” çağrısında bulundu.
Gazzelilerin sadece resim ve görselden ibaret olmadığını söyleyen Fransız doktor, “Onlar, sadece resim değil sizin ve benim gibi insanlar. Acı çeken insanlar. Çocukları, duyguları, tarihleri, hayatları olan insanlar. İzleyici gibi seyrediyoruz onları. Bazı zamanlarda izlemek bile bir suç bence.” diye konuştu.
Benboutrif, bölge halkıyla bağ kurdukları için gitmenin zor olduğunu, Gazzelileri terk ettikleri hissine kapıldığını sözlerine ekledi.
]]>