Devre kartından altın elde etmek için peynir altı suyu çözümü
Ekran kartları, işlemciler, kısacası elektrik yükü taşıyan tüm devre kartları çok azda olsa altın ihtiva ediyor. Bunun sebebi ise altının dünyanın en iyi iletken maddesi olması. Yine çıkarılan bakır madeni de çok az da olsa altın içeriyor.

İşte devre kartı dönüşümü yapan firmalar için bu altını kolay elde edebilmek önemli. Yine elektronik atıklardan altın elde etme süreci, elektronik çöplerin dönüşümü anlamında da çevreye katkı sağlıyor. Bilim insanları bu dönüşümü hızlandıran çözümü çok da beklenmeyen bir yerde buldu.
Dünya nasıl oluştu? ALMA’dan büyük keşif!
Peynir altı suyu beslenme açısından çok kritik öneme sahip. Özellikle vegan beslenenler için bu suda yer alan proteinler çok hayati. Ancak protein açısından çok zengin olan bu su aynı zamanda elektronik atıklardan altın elde etmek içinde önemli hale geliyor.
Peynir altı suyunda yer alan amiloid nanofibriller üretebilen proteinler açısından zengin bir süt ürünü. Nanofibriller, yüksek yüzey/hacim oranı, modüler yüzeyi ve son derece kararlı halleriyle devreden altın elde etmek için kullanılan aerojeller olarak kullanılabiliyor.
Peynir altı suyu ile devre kartından nasıl altın elde ediliyor?
Bilim insanları peynir altı suyunu 90 derece sıcaklığa kadar ısıttı ve asit banyosuna daldırıp amiloid nanofibriller üretmeyi başardı. Bu amiloid nanofibriller daha sonra sıvı içinde dağıtıldı ve dağılım donduruldu. Araştırmacılar böylece hafif gözenekli aerojel oluşturdular.
Bilim insanları bu araştırma için 20 eski ekran kartını parçalarına ayırdı. Araştırmacılar sadece devre kalana kadar yapılan bu ayrışma sonrası bu devre kartlarını küçük parçalara ayırdı. Bu küçük parçalar soy metalleri bile çözebilen aqua regia içinde çözülmeye uğradı.
Bilim insanları elde edilen çözeltiyi elekten geçirdi ve aerojel ile bir gün boyunca etkileşime girmesini sağladı. Daha sonra araştırmacılar aerojele tutunan bu çözeltiyi 1000 derecede yaktı. Geriye ise içinde altın bulunan bir kül yığını kaldı. Araştırmacılar bu yolla 20 anakarttan 403 gram altın elde etmeyi başardı.
Devre kartından altın elde etmek bu anlamda oldukça kolay bir hale geliyor. Aerojel elde etmenin başka yolları olsa da hiçbiri peynir altı suyu kadar kolay elde edilmiyor. Peynir altı suyu, peynir yapımı sırasında ortaya çıkıyor. Buna göre peynir yapılan sütün yüzde 10 gibi bir kısmı peynir yüzde 90 gibi bir kısmı da peynir altı suyu oluyor. Bu yeni çözüm peynir altı suyunun atık olmasına da çözüm olacak.
Elektronik atıklardan altın elde edilebileceğini biliyor muydunuz? Haber hakkında yorum ve görüşlerinizi bekliyoruz.
]]>Evlerde kullanılan çamaşır makinelerinden her yıkamada 100 bin ila 900 bin nanofiber, 3 ppm (milyonda bir birim) boyar madde, yüzde 0,5 yağlı bileşen, 200 ppm’e yakın yüzey aktif maddesi atık olarak çıkıyor.
Bu bilimsel verilerden hareketle evsel atık suların çevreye ve belediyelere yarattığı yükü hafifletmek amacıyla ÇOMÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Uğur Nigiz yürütücülüğünde “Çok Katmanlı Filtre Malzemesi Üretimi, Tasarımı ve Çamaşır Makinesi Atıksuyunun Giderimine Uygulanması” başlıklı proje hazırlandı.
Çamaşır makinesinin atık suyundaki bütün kirliliklerin eş zamanlı giderilmesinin hedeflendiği, geçen yıl ağustos ayından itibaren TÜBİTAK Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı’nca desteklenen proje kapsamında çok katmanlı filtre geliştirildi.
Filtrenin yapımında atık polimerlerden ürettiği polimerler ile zeytin dallarını oksijensiz ortamda yakarak elde ettiği biyokömürden yararlanan Nigiz, Ar-Ge çalışmaları sonucunda çamaşır makinesine entegre edilebilen çok katmanlı filtrelemeyle kirliliği yüzde 99’a kadar arıtmayı başardı.
Patent başvurusunda bulunmaya hazırlandığı projesini AA muhabirine anlatan Doç. Dr. Nigiz, evlerdeki çamaşır makinelerinde yıkanan sularda başta deterjan olmak üzere yağ, boyar madde gibi birçok kirliliğin bulunduğunu söyledi.
Bu kirlilikler doğrudan kanalizasyon hattına deşarj edildiğinde belediyelere çok büyük arıtma yükü bindiğini vurgulayan Nigiz, “Atık su tesislerinin bunları ileri düzeyde arıtması gerekiyor. Bu çok büyük bir maliyet ve çok büyük bir yük. Tasarladığımız çok katmanlı filtrelerle eş zamanlı olarak makinedeki kirlilikleri, boyar maddeleri, yüzey aktif maddelerinin yağlarını büyük oranda arıtmayı planladık. Birçok kirlilikte yüzde 99’un üzerinde ayırım sağladık.” dedi.
Filtre dönüştürülebilir malzemelerden üretildi
Nigiz, bazı beyaz eşya firmalarının, çamaşır makinelerine mikroplastik için entegre filtre geliştirdiklerini duyurduğunu aktardı.
Bunların sadece mikroplastikleri ayırdığını belirten Nigiz, “Bunlar bir makineydi. Peki evlerdeki mevcut makinelerde ne yapacağız? Böyle bir entegrasyonla hem çevreye katkı sağlayıp hem de belediyelerin üzerindeki yükleri bu şekilde alabiliriz.” ifadesini kullandı.
Geliştirdiği çok katmanlı filtreyi tamamen dönüştürülebilir malzemelerden yaptıklarını anlatan Nigiz, filtrenin çalışma sistemine ilişkin şu bilgileri verdi:
“Filtrenin polimerik kısmında atık polimerler kullandık. Filtrenin iç kartuşundaki biyokömür kısmını, Çanakkale’de çok bulunan zeytin dallarını oksijensiz ortamda yakarak yaptık. Filtre 3 katmanlı. En üst katmanında bir sünger var. Sünger kısmı Ar-Ge çalışması kısmına girmiyor. Onun altında polimer kısmı var. Bu polimer kısmı farklı gözeneklerde üretebiliyoruz. Çamaşır makinesinden su geldiğinde öncelikle süngerde saç gibi büyük partikülleri bırakacak. Ardından polimer kısmından geçerek, polimerde yağları ve boyar maddelerin bir kısmını bırakacak.
Biyokömür kısmında nitrat ve fosfatların giderimini sağlamayı planlıyoruz. Birkaç ön çalışmamız var. Deneysel aşamada suya belirli miktarda kırmızı polyester kullandık ve tamamının filtrede tutunduğunu gördük. Onun dışında renkli şekilde sentetik bir çamaşır makinesi atığı hazırladık. Filtrelerimizde, filtre ettik. Tamamının filtreye tutunduğunu ve çıkan suyumuzu yüzde 99,9 saflıkta elde ettiğimizi gördük. Biz amacımıza şimdilik ulaştık, faydalı olacağını düşünüyoruz.”
]]>Yıllardır İsrail ablukası altında olan ve 4 ayı aşkın süredir de hava, kara ve denizden saldırılara sahne olan Gazze’de, açlık krizi derinleşirken, belediye hizmetlerinin sağlanamaması sonucu çevrede çöp ve çeşitli atıkların neden olduğu kirlilik de artıyor.
Gazze Şehri’nin batısında Filistinli mültecilerin kaldığı Sahil Kampı’nda yaşayan gençlerden Bilal Abdullatif, AA muhabirine yaptığı açıklamada karşılaştıkları sorunları anlattı.
“Acımasız saldırıların devam etmesi belediyenin çalışmalarını sekteye uğrattı ve sokaklarda ve mahallelerde dayanılmaz atık birikmesine neden oldu.” diyen Abdullatif, Gazze şehrinin merkezindeki el-Vahde Caddesi’ndeki geçici Yermuk çöplüğünün yanından olabildiğince çabuk geçmek için aceleyle yürüdüğünü dile getirdi.
Çöp depolama alanının yanından geçerken, büyük miktarlarda katı atığın birikmesi sonucu çevreye yayılan kötü kokular sebebiyle baş ağrısı ve dönmesi hissettiğini aktaran Abdullatif, “Atık her yere yayıldı ve kokusu havaya yayılıyor. Sadece bu da değil, böceklerin, kemirgenlerin ve bulaşıcı hastalıkların da yayılmasına neden oldu.” dedi.
Abdullatif, Gazze Şehri’ndeki çevre ve sağlık felaketinin genişlemesiyle birlikte insani koşulların ve yaşam koşullarının daha da kötüleşmesinden endişe ettiğini vurguladı.
Atıklar Filistinlilerin sağlığını tehdit ediyor
Gazze’nin doğusundaki eş- Şucaiyye Mahallesinde yerinden edilen 45 yaşındaki Siham el-Kıta, yaşananların büyük bir sağlık ve çevre felaketinin habercisi olduğunu ifade ederek, “Saldırılardan önce toplanan, taşınan ve ayrıştırılan atıklar, şimdi Filistinliler arasında birikerek çeşitli hastalıklarla sağlıklarını tehdit ediyor. Atıklar, fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarına ve birçok hastalığa neden oluyor.” diye konuştu.
Gazze’de ilaç yokluğu ve okulların çevresinde atıkların birikmesi nedeniyle küçük çocukların birçok bağırsak ve cilt hastalığına yakalandığına dikkati çeken Kıta, yaşanan atık krizine acil bir çözüm bulunması çağrısında bulundu.
“80 bin ton çöp ve atık birikti”
Gazze Belediyesi Sözcüsü Hüsni Muhenna, belediye ekiplerinin katı atıkları, Cuhr ed-Dik depolama sahasına aktaramaması nedeniyle Yermuk depolama sahası ve çevresinin artık herhangi bir ilave katı atık miktarını alamayacağını belirtti.
Gazze kentindeki koşulları “felaket” olarak niteleyen Muhenna, İsrail saldırılarının başlangıcından bu yana şehrin doğu sınırında bulunan ana atık depolama alanına taşıma işleminin durdurulması nedeniyle yaklaşık 80 bin ton çöp ve atık biriktiğini kaydetti.
Bölgedeki atık krizinin, İsrail’in yoğun saldırıları sebebiyle güvenlik koşulları, atıkları toplamak için kullanılan araç ve kamyonlar için gereken yakıtın tükenmesi ve bu araçların saldırılarda yok edilmesinden kaynaklandığı vurgulayan Muhenna, yıkıcı İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana İsrail ordusunun, Gazze belediyesine ait çeşitli sektörlerde hizmet veren 90 aracı imha ettiğini aktararak, bu durumun temel hizmetlerin neredeyse tamamen aksamasına neden olduğunu vurguladı.
Belediye yetkilisi Muhenna, İsrail’in yıkıcı saldırılarını durdurarak, vatandaşlara temel hizmetleri sunmaya devam etmek için makine, teçhizat ve yakıt sağlanması için uluslararası kurum ve kuruluşlara, acil müdahale çağrısında bulundu.
]]>Yeşil dönüşüm konusunda birçok öncü ve Türkiye genelinde ilk olma özelliği taşıyan çalışmaların hayata geçirildiği AOSB’nin Bölge Müdürü Ersin Akpınar’ın yönetimindeki oturumda, sektörün önde gelen isimleri döngüsel ekonomi, yeşil mutabakat çalışmaları ve plastik geri dönüşümü gibi kritik konuları hakkında katılımcılarla değerli bilgiler paylaştı.
Oturumun moderatörü AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, kuruluşu 50 yıl öncesine dayanan bölge hakkında genel bilgiler paylaştıktan sonra Yeşil Dönüşüm konusundaki çalışmalarından söz etti.
Akpınar, verimlilik ve sürdürülebilirlik kavramının günümüzün en önemli konuları arasında yer aldığını belirterek, “Değişimi ve sürekli yenilenmeyi destekleyen, yaşanabilir bir çevre, sürdürülebilir ekonomik gelişme ve Türkiye’nin rekabetçi gücüne katkı için AR-GE ve inovasyona önem veriyor, yenilikçi hizmetler ve yeşil dönüşüm konusunda hayata geçirdiğimiz projelerle katılımcılarımıza öncülük ediyoruz” dedi.
Yeşil mutabakat
Akpınar, Türkiye’deki OSB’ler içinde Yeşil Mutabakatın ilk adımlarının Adana Organize Sanayi Bölgesi Bölge Müdürlüğü’nce atıldığını bildirdi. Akpınar, bu çerçevede, iki çalıştay düzenlendiğini, temiz, döngüsel bir ekonomiye geçerek kaynakların verimli kullanımını artırmayı, biyolojik çeşitliliği eski haline getirmeyi ve kirliliği azaltmayı öngören Yeşil Mutabakata uyum konusunda katılımcılarına öncülük ettiklerini vurguladı.
Arıtma tesisi
Sanayi kuruluşları için arıtmanın en önemli konuların başında geldiğini belirten Akpınar, AOSB’nin dünya standartlarında artıma tesisine sahip olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
“AOSB Evsel ve Endüstriyel Atıksu Arıtma Tesisine bölgemizdeki katılımcıların faaliyetleri sonucu gelen evsel ve endüstriyel tüm atık sular Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Sektör Tablomuz olan Tablo 19 (Karışık Endüstriyel Atıksuların Alıcı Ortama Deşarj Standartları) limit değerlerine uygun olarak arıtılmaktadır. Merkezi Atıksu Arıtma Tesisi’nde arıtma faaliyeti kaynaklı oluşan 190813 atık kodlu tüm arıtma çamurları (ayda ortalama 3000 ton) Atık Yönetimi Yönetmeliği gereği lisanslı taşıyıcılar ile lisanslı bertaraf firmalarına gönderilmektedir. Arıtma çamurunun kurumumuz içerisinde nihai bertarafının yapılabilmesi için yurtiçi ve yurtdışı kurutma, yakma, piroliz vb. tesisleri ziyaret edilerek ilgili teknolojiler yerinde görülmüştür. Mevcut arıtma tesisi ve projelendirmesi süren yeni atıksu arıtma tesisinin kapasitesi gözetilerek 180 ton/gün kapasiteli çamur bertaraf tesisi yapılması planlanmaktadır.”
Akpınar, sunumunda, bölgedeki GES yatırımları, AOSB tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk kurum bazlı “Sera Gazı Hesaplama Yazılımı”, “Avrupa Yeşil Mutabakatı Çerçevesinde AOSB’nin Eko-Endüstriyel Parka Dönüştürülmesi Amacıyla Döngüsel Ekonomi ve Endüstriyel Simbiyoz’un Geliştirilmesi” isimli TUBİTAK-1005 Projesi, üniversite ve sanayi işbirliği çalışmaları, Dünya Bankası destekli projeleri, sürdürülebilirlik ödülleri ile Sanayi Odaklı Ar-Ge ve İnovasyon Proje Yarışması konusunda da bilgiler verdi.
AOSB’nin vizyonu
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İstemi İstemi Berk, Adana OSB’nin sürdürülebilirlik alanında attığı adımlarla vizyoner olduğunu gösterdiğini belirterek, sözlerine başladı.
Berk, Paris Anlaşması, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi düzenlemelere karşı ülke genelinde farkındalık oluştuğunu belirterek, “Farkındalığın ardından davranış değişikliği noktasına geldik. Bu regülasyonlara uyum sağlamalıyız, aksi takdirde ihracatımız sekteye uğrayacak. Çünkü, ülke olarak ihracatımızın yüzde 40’ını AB ülkelerine yapıyoruz. AB cephesinden baktığımızda ise Türkiye olarak AB pazarının yüzde 3.4’ünü ifade ediyoruz. Bu AB nezdinde önemli değil ve bizi başka ülkelerle ikame edebilir. Ama biz AB pazarında bulunmak zorundayız” dedi.
Berk, ihracat yapan firmalar için bir takım yükümlükler getiren düzenlemelerin şimdilik 6 sektörü kapsadığını ancak, 2026’dan itibaren plastik mamul ve ham maddelerini de kapsayacağını kaydetti.
Oturumda, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Küçüker, “Plastik Sektöründe Döngüsel Ekonomi ve Endüstriyel Simbiyoz Uygulamaları” konulu sunumunda, döngüsel ekonominin önemine vurgu yaptı.
Küçüker, bakanlığın yakın zamanda döngüsel ekonomi eylem planı açıklayacağını belirterek, “Döngüsel ekonomi ve simbiyoz sadece atık ve hammadde değişimini değil bilgi değişimini, ekipmanların birlikte kullanımı gibi konuları da kapsadığını vurguladı. Küçüker, gelecekte yaşanması beklenen su krizlerinden de söz ederek, “2050 yılında Dicle ve Fırat Nehirleri dışındaki nehirler debilerinin yüzde 10’unu kullanabilecek” dedi. – ADANA
]]>TUNCAY TÜRKGÜLÜ
Adana’da Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuarı ve Konferansı yapıldı. Adana Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, “Sürdürülebilir bir dünya için ve bizden sonraki nesillere daha sağlıklı ve daha güzel bir dünya bırakmak için iklim değişikliği yeşil dönüşüm altında pek çok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de gündem en üst seviyede” dedi.
Adana’da bugün Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Fuarı başladı. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi destekleriyle gerçekleştirilen etkinlik TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Geri dönüşüm sektöründe önemli bir yere sahip olan Adana’nın atık yönetimi konusundaki çalışmalarını sergilemeyi amaçlayan etkinlikte, açılış konuşmasını Fuarda Adana Valisi Yavuz Selim Köşger gerçekleştirdi.
Fuar alanında gerçekleştirilen konferansta iş adamlarının katılımıyla geri dönüşümde yaşanan zorluklar ve Avrupa’nın istediği şartlar ele alındı. Adana Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç şöyle konuştu:
“Fuarımızın açılışının ardından Tekrar Sürdürülebilir Bir Ekonomi Sıfır Karbon Ayak İzi ve Geri Dönüşüm Konulu Başlıklı Panelde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Dünya artık eskiden olduğu gibi geri dönüşüm işine çok önem veriyor, bizim artık atıklarımız yok, hepsinin bir hammadde olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Sürdürülebilir bir dünya için ve bizden sonraki nesillere daha sağlıklı ve daha güzel bir dünya bırakmak için iklim değişikliği yeşil dönüşüm altında pek çok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de gündem en üst seviyede. Tekstil sektöründe geri dönüştürülmüş hammadde kullanmaz iseniz ürettiğiniz ürünü kesinlikle ve kesinlikle markalar artık almıyor. Avrupa’nın 2030 yılına kadar kararları var, ya geri dönüştürülmüş ürünü, ya da organik hammaddeden yapmanız gerekiyor. Bu bizim için olmazsa olmaz kuralı oldu. Avrupa’da karbon salımını ile ilgili gelişmeler var, önümüzde sanayiciyi çok sıkıntıya düşürecek işler var. Onun için biz bugünden sanayi devrimini atladık. Ama en azından yeşil dönüşü de atlamayalım avantajlı bir duruma geçelim istiyoruz.
“SU TASARRUFUNDA BULUNMAMIZ, SUYUMUZU İYİ KULLANMAMIZ GEREKİYOR”
İklim değişikliğinde aşırı sıcaklıklar kuraklıklar, seller, orman yangınları, gibi çok tabiat olayları gerçekleşiyor, bunların gerçekleşmemesi için bizim iklim değişiminde karbon salınımında biz mümkün olduğunca doğayı ısıtmadan, enerjiyi sarfetmeden, mamul yapmamız gerekiyor. Bunları yapmak içinde bizim öyle veya böyle enerji tasarrufunda bulunmamız, su tasarrufunda bulunmamız, suyumuzu, enerjimizi iyi kullanmamız gerekiyor, hammadde kaynaklarını iyi tüketmemiz gerekiyor, geri dönüştürülmüş hammaddeyi kullanmamız gerekiyor. Bununla ilgili tekstil sektörü 5-6 yıldır çok meidillerle karşılaşarak, tekstil sektöründeki firmalar en hazırlıklı firmalar oluyor, karbon ayak izini ölçtürmüş, karbon salınımını ölçtürmüş, su kullanımını düşürmüş, enerji tüketimini düşürmüş, bir çok yaptırımlara maruz kalmamak için elinden geldiğince bizim sanayicimiz çaba gösteriyor. Bunun aslında tüm sektörlerde olması gerekiyor. Biz diyoriz ki bu bir olmazsa olmaz. Karbon salınımını düşürecez ama aynı zamanda bu müeyyideler ticari alanda Avrupalılar ticari yaptırımlar uyguluyor. Bunların neticesinde siz yapmazsanız Avrupalılar iyi bir vergi koyuyorlar. Bu nedenle başarılı olmak için Avrupa standartlarında imalat yapmak zorundayız.”
Adana’da plastik alanında geri dönüşüm firma yöneticisi Bilal Nadir Gök ise yaptığı açıklamada, ambalaj atıklarını geri dönüştürüp dünya’da 18 ülkeye ihraç ettiklerini belirterek, “Bugün niye buradayız. Türkiye’nin geri dönüşümünün kayıt altına alınan -yüzde 70’i ama kayıt dışı- yüzde 80 olan Adana’da, bu fuarı düzenliyoruz. Biz bu işi üretiyoruz ve burada bu fuarın da Adana’da olmasını istedi. Ana katılımcılardan biriyiz, Adanamızın kalkınması ve Adana’nın dünyaya açılan gelecekte atık savaşlarının olacağı bir dönemde yani endüstrinin ana maddesi olan atıkları ülkeler birbirine vermek istemiyor, bununla ilgili çalışmanın alt yapısını yapıyoruz” diye konuştu.
]]>Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Adana Ticaret Odası, Adana Sanayi Odası ve Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi destekleriyle gerçekleştirilen etkinlik TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, açılış töreninde, Adana’da önemli bir fuarın ilkini gerçekleştirdiklerini söyledi.
Sanayi devrimiyle insanların doğayı kirletmeye başladığını belirten Köşger, “Her zaman söylüyorum, bunu da en çok Batılı dostlarımız yaptılar. En gelişmiş ülkeler, en çok doğayı tahrip ederler. En çok doğayı kirletenler, zarar verenler onlar. Şimdi de ceremesini tüm dünyaya, hepimize çektirmeye çalışıyorlar. Batılılar böyle yaptı diye bizler öyle yapacak değiliz. Dünya hepimizin müşterek gezegeni ve başka gideceğimiz bir yerde yok. Dolayısıyla biz burayı korumak, kollamak bu hususta da onlara örnek olmak durumundayız.” diye konuştu.
Adana’nın geri dönüşüm sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Köşger, kentte bu konuda çok sayıda firma bulunduğunu ifade etti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre Türkiye’de geçen yıl 29,4 milyon tonu tehlikeli olmak üzere 109 milyon ton atık üretildiğini belirten Köşger, şöyle devam etti:
“109 milyon ton atık ürettik ama bir taraftan da Adana başta olmak üzere Batı ülkelerinden tırnak içinde söylüyorum ‘çöp’ ithal ediyoruz. Ayrıştırılmış atık ithal ediyoruz. Bu, aslında bizim için bir soru işareti, üzerinde durmamız gereken bir husus. Özellikle yerel yönetimlerimizin üzerinde durması gereken bir husus. Atık aynı zamanda ham madde, aynı zamanda doğal kaynak. Dönüştürmeyi bilirseniz atık dediğimiz şeylerin hepsi plastiği de metali de organik maddesi de faydalı bir şey, dönüştürülmesi lazım. Belediyelerimizin, yerel yönetimlerimizin bu konuda bir an önce aksiyon alması ve bu atıkları ayrıştırarak vahşi depolamadan vazgeçerek bunları ayrıştırıp doğal kaynak haline dönüştürmesi lazım. Bizim de bu ithalatı kesmemiz lazım. Yani 109 milyon ton atık üretiyoruz ülke olarak. Bunları ayrıştırmayı ve ham madde haline getirmeyi becerebilmemiz lazım.”
Kosova Bölgesel Kalkınma Bakanı ve Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı Fikrim Damka da Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından tüm dünyanın Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu, bu dayanışma duygusunun doğayı korumaya yönelik devam etmesi gerektiğini söyledi.
Buna da gelişmiş ülkelerin öncülük edeceğini aktaran Damka, “Bizim coğrafyamız açısından bize öncülük edecek olan en yakın ülke Türkiye Cumhuriyeti’dir. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin, hem Türk Cumhuriyetleriyle hem Balkanlarla bu geri dönüşüm konusunda bizlere de öncülük etmesi lazım. İnşallah bugün burada hem özel sektörün hem devletin hem de belediyelerin yapmış olduğu çalışmaları yakından inceleyeceğiz. Kendi ülkelerimize bunun transferinin sağlanması için çaba sarf edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Cafer Poyraz da yaptıkları çalışmaları anlatarak, sürdürülebilir enerji ve iklim değişikliği eylem planı raporu çıkardıklarını söyledi.
ÇOİM yararına atıl metal parça sergisi
Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel, fuarda yer alan Sema Akbel’in atık metal parçalardan yaptığı “Yarım Kalmasın Koleksiyonu’nun” satışından elde edilecek gelirin Kahramanmaraş merkezli depremlerde uzuvlarını kaybeden çocukların rehabilitasyonu için hayata geçirdikleri Çocuk İyilik Merkezi’nin çalışmalarında kullanılacağını söyledi.
Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç da iş dünyasındaki yeşil dönüşüm adımlarını hızlandırmaları gerektiğine dikkati çekti.
REWA Anatolia İcra Komitesi Başkanı Ebru Can da üç gün sürecek fuarda sektörün önde gelen firmalarının yanı sıra Kırgızistan, Kosova, Macaristan, Orta Doğu ve Avrupa’dan ziyaretçilerin bulunacağını bildirdi.
Kırgızistan heyeti başkanı Elvira Borombaeva da fuara iş adamlarının yanı sıra Kırgızistan Cumhurbaşkanlığına bağlı yatırım ajansı direktör yardımcısı ve ekibinin de yer aldığı bir heyetle katıldıklarını söyledi.
Konuşmaların ardından tasarımcı Zeliha Sunal’ın kağıt, metal, plastik ve tekstil atıkları gibi ham maddeye dönüşen malzemelerden oluşturduğu kıyafetler “Bir İleri Dönüşüm Defilesi”nde sergilendi.
Fuar 17 Şubat’a kadar açık kalacak.
]]>KÜRESEL ısınma kaynaklı yağış rejimindeki ani değişkenlikle son dönemlerde doğal afetlerin arttığı Doğu Karadeniz’de, özellikle yüksek rakımlı alanlara bırakılan atıklar, derelerle sürüklenip, ulaştığı Karadeniz’de kirliliğe neden oluyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, ani ve kararsız yağış artışının, Karadeniz için tehlike olduğunu belirterek, “Karadeniz’e taşınan atık miktarı fazlalaşınca, Karadeniz’deki kirlilik yükü artıyor, daha da artacak” dedi.
Doğu Karadeniz’de, küresel iklim değişikliğinin etkileriyle görülen ani, lokal ve şiddetli yağışlar, sel, taşkın ve heyelanlara neden oluyor. Yağış rejiminin değişmesiyle ani sel ve heyelan riski artan bölgede, son dönemde doğal afetler yaşanıyor. Alt ve üst yapıda hasara yol açan, can ve mal kayıplarına neden olan sellerde, özellikle deniz seviyesinden yüksek kesimlere atılan çöp ve atıklar, debisi artan derelere sürüklenip, ulaştığı Karadeniz kıyılarında birikiyor. Evsel, plastik, metal ve hafriyat gibi atıklar, oluşturduğu kirliliğin yanı sıra deniz ekosistemini de tehdit ediyor.
‘KARARSIZ YAĞIŞLAR KARADENİZ İÇİN TEHLİKE’
KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, küresel ısınmanın neden olduğu ani, aşırı ve şiddetli yağışların, katı atık kirliliğini Karadeniz’e taşıdığını belirterek, “Küresel ısınma tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de bir gerçek. Artık her yerde doğal ya da antropojenik değişim söz konusu. Karadeniz’e baktığımız zaman küresel ısınmanın son 20-30 yıl dahil, yaklaşık yarım ile 1 bir derece arasında bir sıcaklık değişimine sebep olduğuna dair veriler var. Bu neye neden oluyor? Örneğin küresel ısınmayla ısınan Karadeniz’de daha çok buharlaşma ve yağışlarda da artış şekline kendini gösterme ihtimali var. Bununla birlikte küresel ısınmanın özellikle ani ve kararsız yağışları artırma özelliği de var. Bu da Karadeniz için çok ciddi bir tehlike. Bu da ‘ani ve şiddetli yağışlara bağlı olarak sel olayların daha sık, daha kararsız şekilde görünmesi’ demek” diye konuştu.
‘KİRLENEN DENİZDE CANLILARIN ZARAR GÖRMESİ KAÇINILMAZ’
Karadeniz’e taşınan atık miktarının artmasının deniz ekosistem üzerinde olumsuz etkiler yarattığını kaydeden Prof. Dr. Erüz “Hemen hemen kıyıdan başlayıp, dağların tepesine kadar her yerde yoğun bir katı atık kirliliği görüyoruz. Şiddetli yağışlar sonrasında bu karalarda birikmiş olan katı atıklar; daha yoğun bir şekilde, daha şiddetli ve fazla miktarda denize taşımaya başlıyor. Bu da Karadeniz’in özellikle deniz turizmi yapılan plajlarında, yılın tamamında atık kirliliğinin oluşmasına, artı denizin içerisinde de balık avcılığı yapılan sahalarda daha çok miktarda plastik atık ve diğer atıkların görülmesine sebep oluyor. Karadeniz’e taşınan atık miktarı fazlalaşınca, Karadeniz’deki kirlilik yükü artıyor, daha da artacak. Kıyılarda en çok plastik ağırlıklı atıklar yer alıyor. Küresel ısınmanın artışıyla daha çok kirlenen denizde, balık ve diğer organizmaların etkilenerek zarar görmesi kaçınılmaz hale geliyor” dedi.
]]>