Kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da yer aldığı 128 kurumun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, Atatürk Üniversitesi de J-12 numaralı peronda ziyaretçilerini ağırlıyor. Atatürk Üniversitesi standına gelen ziyaretçiler, üniversitenin inovatif projelerini yakından inceleme fırsatı bulurken, gençler de üniversitenin sunduğu eğitim ve araştırma olanakları hakkında bilgi ediniyor.
Atatürk Üniversitesinin standında; Ata-Teknokent bünyesinde yürütülen projeler ve Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından gerçekleştirilen uygulamalı gösteriler, katılımcılar tarafından büyük ilgi görüyor. Özellikle çocukların merakla gözlemlediği mini teleskop ile gökyüzü incelemeleri, festivalin öne çıkan etkinlikleri arasında yer alıyor. Stantta görevli uzmanlar, Atatürk Üniversitesinin bilimsel çalışmaları ve teknolojik projeleri hakkında detaylı bilgi paylaşımında bulunarak, üniversitenin teknolojiye ve inovasyona olan katkılarını anlatıyor.
Rektör Hacımüftüoğlu: “Geleceği İnşa Eden Gençler Yetiştiriyoruz”
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Teknofest’in teknoloji ve bilim alanında Türkiye’nin en önemli etkinliklerinden biri olduğuna vurgu yaparak, üniversite olarak bu organizasyonda yer almaktan büyük gurur duyduklarını ifade etti. Rektör Hacımüftüoğlu: “Üniversitemiz, yalnızca teorik eğitimle değil, uygulamalı ve yenilikçi projelerle öğrencilerimizi geleceğe hazırlamaktadır. Ata-Teknokent bünyesindeki çalışmalarımız ve Astrofizik Araştırma Merkezimizin gösterileri de bu vizyonumuzun bir yansımasıdır. Geleceğin mühendisleri, bilim insanları ve teknoloji liderlerini yetiştirmek için burada bulunuyoruz” dedi.
Hacımüftüoğlu, Teknofest’in gençlere teknolojiyle buluşma ve yeni projeler geliştirme konusunda büyük fırsatlar sunduğunu belirterek: “Teknoloji üretiminde öncü rol oynayan gençlerimiz sayesinde ülkemiz, dünya çapında adından söz ettiren projelere imza atmaktadır. Biz de, Atatürk Üniversitesi olarak bu sürece katkıda bulunmaktan onur duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Teknofest’te Teknoloji Rüzgarı Esmeye Devam Ediyor
Teknofest boyunca Türk Yıldızları, SOLOTÜRK, Bayraktar Akıncı ve TB3 gibi yerli üretim hava araçlarıyla gösteriler düzenlenecek. Ayrıca, 50 farklı yarışmaya katılan 790 bin takım ve 1 milyon 650 binden fazla yarışmacı, projelerini sergileyerek dereceye girmeye çalışacak. Bu yarışmalar sonucunda başarılı olan takımlar, toplamda 31 milyon lirayı bulan ödüllerini Teknofest ana sahnesinde alacak. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’da Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu Ayşe Melek Okuyucu (42), geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı hazırlığı tezini, eğitim gördüğü Atatürk ÜniversitesiSpor Bilimleri Fakültesi’ne atı ‘Gardaş’a binerek götürdü.
Nimet ve Mükrim Okuyucu çiftinin 4 kızından en büyükleri olan Ayşe Melek Okuyucu, 10 yılı milli olmak üzere 20 yılını verdiği judoyu sakatlanınca bırakmak zorunda kaldı. Yüzlerce madalya, kupa ve şampiyonluk elde eden Okuyucu, kendini çok sevdiği atlı sporlara adadı. 10 yıldır geleneksel Türk okçuluğu ve atlı okçuluk sporu ile uğraşan Ayşe Melek Okuyucu, kurduğu Kızılelma Geleneksel Sporlar ve Atlı Okçuluk Kulübü’nde yüzlerce sporcu yetiştirdi, kadın ve erkeklere at binmeyi ve at sırtında ok atmayı öğretti. Dörtnala giden atın üzerinden attığı okları 12’den vuran Okuyucu, Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde, geleneksel Türk okçuluğu dersleri vererek, konu ile ilgili yüksek lisans da yaptı. Bir dönem Atatürk Üniversitesi Atlı Okçuluk Kulübü’nde antrenörlük yapan Okuyucu, Türkiye’nin ilk kadın atlı okçuluk takımını kurdu ve yetiştirdiği birçok öğrencisine de yüzlerce kupa ve madalya kazandırdı. Atlı Okçuluk Milli Takımı’na girmeyi de başaran Okuyucu, bu yıl Rusya’da düzenlenen Uluslararası Kadın Atlı Okçuluk Dünya Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı.
Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören Ayşe Melek Okuyucu, geleneksel atlı okçuluk sporcularının stresle başa çıkma tarzları ile kişilikleri arasındaki bağlantıyı bulma amaçlı tez hazırladı. Okuyucu, çiftliğinde hazırladığı atına binerek vatandaşların ilginç bakışları arasında tezini 7 kilometre mesafedeki fakülteye götürdü. Okuyucu atını fakülte binasın demir parmaklıklarına bağlayıp içeri girdi. Tezini savunan Okuyucu yaklaşık bir saat sonra fakülte binasından çıkarak tekrar atına binip çiftliğine gitti.
Okuyucu, tezinin literatürde ilk atlı okçuluk kavramları geçen bir tez olduğunu vurgulayarak, “Tezimde 202 sporcu arkadaşımızın kişilik envanterlerini inceledim. Bunların stresle başa çıkma tarzları arasındaki bağlantıyı bulmaya çalıştım. Stresle başa çıkma yöntemlerinden bahsettik. Atlı okçuluk iki canlının yaptığı bir spor dalıdır. Stres olayında atın da stresi söz konusu. Kapsamlı bir tez oldu. Umarım camiamıza faydası olur. ‘Gardaş’ ismini verdiğim atım benim hayat arkadaşım, can yoldaşım. Otomobil yerine genelde bir yere gideceksem atımla gidiyorum. Üniversiteye tezimi getirirken atımdan başka bir ulaşım aracı kullanamazdım. Atlı okçulukla ilgili hazırlanan tezimi atsız getiremezdim” dedi.
Haber: Turgay İPEK – Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM, Atatürk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk devletlerinde kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların cezalarının çok ağır ve oldukça caydırıcı olduğunu söyledi. Özellikle çocuklara karşı işlenen suçlara karşı verilen ölüm cezalarının kalabalık halk kitleleri önünde uygulandığını belirten Doç. Dr. Eğilmez, “Günümüzde de ne yazık ki bu tür suçlar işleniyor. Son olarak Narin kızımızın başına gelenler bütün ülkeyi üzmüş, vicdanları rahatsız etmiş durumda. Hukuk sistemimiz yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı. Özellikle çocuklara ve kadınlara karşı işlenen bu ağır suçlar idamla cezalandırılmalıdır diye düşünüyoruz” dedi.
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk devletlerinde çocuk ve kadınlara yönelik suçlarda verilen cezalara yönelik değerlendirmelerde bulundu. Türk tarihi boyunca kurulan bütün devletlerde hukuk sistemine ‘töre’ denildiğini ifade eden Doç. Dr. Eğilmez, şunları söyledi:
“Türk devlet geleneğinin temel unsurlarından biri hukuktur. Türk tarihi boyunca kurulan bütün devletlerde, töre diye isimlendirilen hukuk sistemine sıkı bir bağlılık görülür. Halk, ülke, istiklal ile birlikte hukuk, Türk Devletinin dört temel unsurundan biridir. Türklere göre devleti kuran ve işleten mekanizma hukuk idi. Türk töresi, en eski Türk topluluklarından itibaren sosyal kontrolü ve toplumsal bütünleşmeyi sağlayan en önemli unsurlardan biri olmuştur. Türklerde cezayı gerektiren fiiller ve bunlara karşı uygulanacak cezalar töre ile belirlenmişti. Vatana ihanet, savaştan kaçmak, kutsala küfür, kasıtlı ve planlı bir şekilde (özellikle kadın ve çocuklara karşı) ölüme sebebiyet verme ve tecavüz suçları; ölüm, işkenceli ölüm, organ kesimi gibi ağır cezalarla karşılık bulurdu. Türk devletlerinde kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların cezaları, çok ağır ve oldukça caydırıcı olmuştur. Bu eylem Türk toplumu tarafından her dönemde kınanmış ve bu suçları işleyenlere diğer suçlara göre çok daha büyük tepki gösterilmiştir. Türklerde özellikle çocuklara karşı işlenen suçlara karşı verilen ölüm cezaları, kılıçla boynunu vurma, yakılma, taşlayarak öldürme, iki hayvan arasına bağlanıp parçalanma ve iple boynundan asma şekillerinde infaz edilirdi. Eğer çocuk öldürülmemiş ama ağır şekilde darbedilmişse ölüm cezasından başka cezalar da uygulanmıştır. Örneğin suçu sabit görülen kişi; kızgın küplere konulma, alnın ya da yüzün kızgın demirle dağlanması, saçından asma, dar sandıklara kilitleme, el kesme, gözünü çıkarma, cinsel organını ve kulağını kesme gibi uygulamalarla cezalandırılmıştır. Hatta bu tür suçların idamla cezalandırılması yetersiz olarak görülmüş, suçlular genelde acı çektirilerek öldürülmüştür. Cezalandırma işlemi ölümden sorunda devam etmiştir. Bu tip cezalandırmalarda amaç ölünün bedenine zarar vermekten ziyade, topluma verilmeye çalışılan ibret mesajının pekiştirilmeye çalışılmasıdır.”
Toplum tarafından büyük tepki gösterilen böyle insanların cezaları ve sonuçlarının ibretlik ve caydırıcı olması için kalabalık halk kitleleri önünde sergilenmesine özellikle dikkat edildiğini belirten Doç. Dr. Eğilmez, “Mesela 1150’li yılların Malatya’sında bir Ermeni papaz kiliseye çeşitli oyunlarla çektiği bir kız çocuğuna tecavüz ediyor. Daha sonra bu olayın duyurulabileceğini düşünerek o çocuğu öldürüyor. Yapılan tahkikat sonucunda papazın suçlu olduğu ortaya çıkınca oradaki siyasi otorite, derisi yüzülerek öldürülme cezası veriyor. Artı öldükten sonra da cesedinin toplum önünde yakılma cezası veriliyor. Bunun temel amacı ibret olmasıdır. Türkler, tarih boyunca adaletin tecellisi, yaptırımın caydırıcılığı ve zarar görenin tesellisi denklemine büyük önem veriyor” diye konuştu.
İDAMLA CEZALANDIRILMALI
Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin’in başına gelenlerin bütün ülkeyi üzdüğünü, vicdanları rahatsız ettiğini kaydeden Eğilmez, “Bu olay Büyük Selçuklu Devletinde ya da ondan önce Göktürkler ya da Hunlarda yaşanmış olsaydı nasıl bir çözüm ortaya konmuştu? Bir kere şimdiye kadar o töre sistemi içerisinde katiller bulunmuştu ve bir şekilde idam edilmişti. Katillere yardımcı olanlar büyük cezalara çarptırılmıştı. Bunlarının ne tür insanlar olduğu bilinsin, diye alınları kızgın demirle dağlanmıştı. Bahsettiğimiz köydeki herkesin malına el konulmuş ve o köyde yaşayan herkes sürülmüştü. Bu cezayla bütün vicdanlar huzur bulduğu ve ibretlik bir durum ortaya çıktığı için kimse huzursuz olmuyordu. O nedenle bugün bizim hukuk sistemimiz yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı. Özellikle çocuklara ve kadınlara karşı işlenen bu ağır suçlar bir şekilde idamla cezalandırılmalıdır diye düşünüyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Çiftçi, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’nu makamında kabul ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Ziyaret sırasında Erzurum’un geleceğine yönelik projeler, üniversite-şehir iş birliği ve bölgesel kalkınma konularında önemli değerlendirmelerde bulunuldu.
Ziyaretin ana gündem maddelerinden biri, üniversite ile şehir arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi oldu. Rektör Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin Erzurum’un sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projeler üzerinde yoğunlaştığını belirtti. Üniversitenin bilimsel araştırmalar, toplumsal hizmetler ve yenilikçi projelerle Erzurum halkına daha fazla katkıda bulunmayı hedeflediğini ifade eden Hacımüftüoğlu, bu süreçte Valilik ile yakın ilişkiler içinde olacaklarını söyledi.
Vali Mustafa Çiftçi ise Atatürk Üniversitesinin Erzurum ve bölge için taşıdığı önemi vurguladı. Vali Çiftçi, üniversitenin kentin kalkınmasındaki rolünün büyük olduğunu belirterek, Atatürk Üniversitesinin projelerine tam destek vereceklerini ve bu projelerin hayata geçirilmesi için Valilik olarak gereken her türlü desteği sağlayacaklarını dile getirdi. Ayrıca, üniversite ile şehir arasındaki iş birliğinin sadece akademik alanda değil, kültürel ve sosyal projelerle de güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Rektör Hacımüftüoğlu: “Teknolojik Altyapımızı Erzurum’un Hizmetine Sunmaya Hazırız”
Görüşmede, Erzurum’un ve Doğu Anadolu Bölgesinin kalkınmasına yönelik projeler ele alındı. Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin sahip olduğu bilimsel ve teknolojik altyapıyı Erzurum’un hizmetine sunmaya hazır olduklarını belirterek bölgenin kalkınmasına yönelik projelerde Valilikle ortak hareket edeceklerini söyledi.
Vali Çiftçi, üniversitenin bu yöndeki girişimlerini memnuniyetle karşıladığını ifade erek, Erzurum’un kalkınmasına katkı sağlayacak her türlü projeyi destekleyeceklerini s. Ayrıca, üniversite ve yerel yönetimlerin ortak çalışmaları sayesinde Erzurum’un bölgesel misyonunun daha da güçleneceğini dile getirdi.
Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileriyle sona erdi. Rektör Hacımüftüoğlu, Vali Çiftçi’ye nazik kabullerinden dolayı teşekkür ederek, üniversite ve Valilik arasındaki iş birliğinin daha da güçleneceğini ifade etti. Vali Çiftçi ise Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’na yeni görevinde başarılar dileyerek, Erzurum’un ve bölgenin geleceği için birlikte çalışmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>