Efeler köyünde yaşayan İdris Kaplan (66) rahatsızlanınca, yakınlarının 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine yolu kardan kapalı köye paletli ambulans yönlendirildi.
Yaklaşık üç saatlik uğraşın ardından köye ulaşan ekipler, KOAH ve diyabet hastası Kaplan’a ilk müdahaleyi yaptı.
Paletli ambulansa alınan Kaplan, daha sonra yolun ulaşıma açık kısmında bekleyen ambulansa ulaştırıldı.
Kaplan, sevk edildiği Artvin Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı.
Öte yandan, Karayolları ekipleri, Efeler köyünün de bulunduğu Camili havzasındaki 6 köye ulaşımın sağlandığı Camili Geçidi’nde karla mücadele çalışmalarına devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Milli Eğitim Müdürü Fahri Acar, Artvin Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu Salonunda düzenlenen toplantıda, özel gereksinimli öğrencilere en iyi olanakları sunarak gelişimlerini desteklemek istediklerini belirtti.
Acar, aynı zamanda özel gereksinimli bireylerin ailelerinin de sosyal ve kültürel faaliyetlerini desteklemeyi amaçladıklarını vurguladı.
Özel eğitim öğretmeni, Vali Turan Ergün’ün eşi Hülya Ergün ise özel gereksinimli öğrenciler için kurumlararası koordinasyonu sağlayacak çalışmanın önemine işaret etti.
İlgili şube müdürleri, Ar-Ge öğretmenleri, merkez ilçe okul yöneticileri ve özel eğitim öğretmenlerinin katıldığı toplantıda, Artvin’de yürütülen özel eğitim hizmetlerinde etkinliği, kurumlararası koordinasyonu ve özel gereksinimli öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetlerini artırmak amacıyla fikir alışverişinde bulunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rize- Artvin Havalimanı ile Yusufeli Barajı’nın da aralarında bulunduğu 40 önemli yapının sağlamlığı, hassas sensörlerle anlık takip ediliyor.
KTÜ Deprem ve Yapı Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, AA muhabirine, merkezin Türkiye’nin yapı sağlığı izleme alanında ilk, bölgenin ise deprem alanındaki ilk merkezi olduğunu söyledi.
Yaklaşık 20 yıllık çalışma altyapısını 30 kişilik ekiple birleştirerek merkezi 1 yıl önce kurduklarını belirten Altunışık, “Şu an burada tamamı kendi imkanlarımızla olmak üzere birçok mühendislik yapısını 7 gün 24 saat izlemekteyiz.” dedi.
“Bir nevi yapının kalp grafiğini çekiyoruz”
Altunışık, yapı sağlığı izlemi anlamında yapılara özel sensörler yerleştirdiklerini anlatarak, şu değerlendirmede bulundu:
“Yerleştirdiğimiz sensörler yapıda bizim hissedemeyeceğimiz ama yapıda var olan titreşimleri algılıyor. Bir nevi yapının kalp grafiğini çekiyoruz. Bu kalp grafiklerini daha sonra inşaat mühendisliği alanındaki özel yöntemlerle işleyerek yapının dayanımını, rijitliğini yani bir nevi sağlamlığını ortaya koyan ve dinamik karakteristikler olarak adlandırdığımız frekanslar, mod şekilleri ve sönüm oranlarını elde ediyoruz. Olası bir depremden sonra yapının davranışındaki değişiklikleri izleyerek, yapıda oluşmuş bir hasar var mı yok mu? Oluşmuşsa hangi düzeyde, hangi bölgelerde, nerelere dikkat etmemiz gerektiğinin karar mekanizmasını oluşturuyoruz.”
Türkiye’de bu tür çalışmaların genellikle yurt dışından alınan ölçüm sistemleriyle yapıldığını ifade eden Altunışık, “2015 yılında başvurduk ve TÜBİTAK bizi destekledi. Yapı sağlığı izleme alanında yerli ve milli yazılımları üreterek, anlık olarak izlediğimiz birçok yapıyı ekranda görebiliyorsunuz.” diye konuştu.
Prof. Dr. Altunışık, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Deprem olması her yerde muhtemel. İstanbul’da da kamu binalarına bu yerleşimleri yapmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla bir çalışmayı sonlandırmak üzereyiz. Bu çalışma başarılı şekilde tamamlanırsa İstanbul’un pilot bölge olarak değerlendirdiğimiz bazı ilçelerindeki kamu binalarına sensörleri yerleştirip, deprem olduktan çok kısa bir süre sonra durumlarını ortaya koyabileceğiz.”
Bölgede çok sayıda yapıyı izlediklerine dikkati çeken Altunışık, “Bölgemizin en önemli yapıları arasında bulunan Yusufeli Barajı, Deriner Barajı, yine aynı Artvin bölgesinde bulunan çok yüksek ayaklı tek kale viyadüğü, Rize-Artvin Havalimanı ki bunlar dolgu üzerine oturan ve devamlı izlenmesi gerek yapılar. Yine Trabzon’da çok yüksek katlı Yomra’daki binalarımız, aynı şekilde Moloz’da bulunan ve dolgu üzerine oturan camimiz. Bunun haricinde birçok tarihi eseri, birçok fabrikayı, yaklaşık 40’a yakın yapıyı kendi imkanlarımızla izliyoruz.” diye konuştu.
Altunışık, hangi yapının hangi bölgesine sensörlerin yerleştirileceğinin teknik ekibin detaylı çalışmalarıyla belirlendiğini vurgulayarak, “Amacımız çalışmalarımızı biraz daha ilerletmek, farkındalığı oluşturmak ve burayı Türkiye’nin en önemli izleme merkezlerinden biri haline getirmektir.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UYUŞTURUCU İLE MÜCADELEDE KARARLILIK MESAJI
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya; “Ülkemizi zehir tacirlerinden temizlemeye kararlıyız.

Ülkemizin dört bir yanında zehir tacirlerine karşı operasyonlarımız kararlılıkla devam edecek” şeklinde açıklamada bulundu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UĞUR İSTANBULLU
(ARTVİN) – Artvin’in Kemalpaşa ilçesinde yapımı devam eden okul inşaatının yanına Kemalpaşa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü binası yapılması tepki çekti. CHP’li eski Artvin İl Genel Meclisi üyesi Şenol Çelik, “3 katlı bina yapıldığında şu binanın pencereleri kapanıyor ve çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler. Dışarı çıkıp alanda dolaşamayacaklar ve arkadaşlarıyla beraber oynayamayacaklar, hafta başında sıra olup İstiklal Marşı’nı okuyamayacaklar” dedi.
Eski Artvin İl Genel Meclisi üyesi CHP’li Şenol Çelik, yıkılıp yeniden yapılan ilköğretim okulunun bahçesine Kemalpaşa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü binası yapılmasına tepki gösterdi.
“Çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler”
Şenol Çelik şunları söyledi:
“Şu karşıdaki okulu görüyorsunuz ve bu okulun yapımı bile şaibeliydi. Şurası bir ilköğretim okulu, 500- 600 öğrencisi olan bir okul burası. Burada bulunan eski okul yıkıldı ve yeniden yapımına başlandı. İhale süreci çok farklı geçti almak istemeyen müteahhide zorla verilmeye çalışıldı ve hatta verdiler. Müteahhit elindeki parayı da temeli attıktan sonrada kalp krizi geçirerek vefat etti. Okul daha henüz tamamlanmadı ve bu dönemde de yetişmeyecek. Şimdi bizim meselemiz okulun bitip bitmemesi değil ve ben isyan ediyorum bu konuda, okulun bahçesinde başka bina ve şurayı görüyorsunuz. Şu okulun bahçesinde çocukların dolaşabilecekleri eğlenecekleri ve hatta hafta başında sıralanıp İstiklal Marşı’nı okuyabilecekleri alan burası. Şimdi bu alana da Spor İl Müdürlüğü binası yapılıyor. Burada üç katlı bina yapıldığında şu binanın pencereleri kapanıyor ve çocuklar dışarıyı bile göremeyecekler. Dışarı çıkıp alanda dolaşamayacaklar ve arkadaşlarıyla beraber oynayamayacaklar hafta başında sıra olup İstiklal Marşı’nı okuyamayacaklar.
“İnanın burada doğru bir mantık yok”
Burada en azından 100 tane personel çalışacak ve personelin araçlarının girişi çıkışı ve ama orası öğrencilerin girişi ve çıkışıdır. Şu gördüğünüz yerde de 3 katlı bina yapıyorlar ve bir bina içerisinde bina yapıldığını ilk kez gördüm ve isyan ediyorum. Bu durumu kamuoyuna duyurmak istedim ve insanlarımız bilmeyebilir ve Kemalpaşa halkı ve öğrenci velileri bilse buna tepki göstermezler mi ve ben gördüğümde inanamadım. Buranın müteahhidiyle de görüştüm. Bir haftadır kimle görüştüysem doğru olmadığını söylüyorlar ama ne yazık ki doğru olmayan şeyi de buraya yapmaktalar. Benim derdim öğrencilerdir ve Kemalpaşa halkıdır. Ben Kemalpaşa halkının gelecekte daha rahat bir şekilde okula gönderebilecekleri ve arkalarına bakmadan çocuklarının okul içerisinde dolaşabilmelerinin yaratılmasına çalışıyorum. Buranın doğru olmadığını Kemalpaşa halkına ve bütün Türkiye’ye sesleniyorum burayı yaptıran Çevre Şehircilik Bakanlığının Milli Eğitim Bakanlığı’yla nasıl anlaştıklarını bilemiyorum ama eğer yaptıkları doğruysa bize gelip bir anlatsınlar. Beni ikna etsinler ve inanın burada doğru bir mantık yok ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın binasının içerisinde bir spor il müdürlüğünün binası olamaz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>UĞUR İSTANBULLU
Artvin merkeze bağlı Yukarı Maden köyünde faaliyet gösteren ve Erzincan’ın İliç ilçesinde maden faciasına yol açan Anagold’un da hisse sahibi olduğu şirketin Artvin’de altın-bakır madeni işletmesine tepki gösterildi. Maden faaliyetinin yürütüldüğü Yukarı Maden köyü Muhtarı Rıdvan Peker, “Köyümün var olmasını isteyen birisiyim ve ne diyelim artık köyümüzde yaşanacak bir durum kalmadı. Artık buralarda kimse kalmıyor, vadi boyunca birkaç mahallemizde var ve oralar kalıyor. Madencinin sınırı yok ki yarın der ki bu caminin altında çok büyük rezerv var ve biz burayı da kaldıracağız derlerse ki biz şehit mezarlarının buradan kaldırılmasını istemiyoruz” dedi.
Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasına yol açan Anagold firmasının da hissesinin bulunduğu Artmin Madencilik’in Artvin’de bulunan altın- bakır maden işletmesine tepkiler sürüyor.
Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, “Ülkedeki bu maden facialarını durdurmamız gerekir. Herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor” dedi. Karahan, şunları söyledi:
“Erzincan İliç’te daha önce de felaket yaşanmıştı ama İliç’teki büyük felaket yaşanınca insanlar ne oluyor diye ancak şimdi endişeleniyorlar. İliç yıllardır paramparça ediliyor ve aynı endişeleri biz Cerratepede şimdi yaşamaya başladık. Tabi burası Yukarı Maden köyünde de daha büyük bir felaket çanları çalıyor. Burası sadece HOD vadisini yok edecek değil, Artvin’e, Çoruh vadisine ve barajlara da etkisi olacak. Bakın şu andaki çalışmaları görüyorsunuz ve şu an ön hazırlık var ve burada kuru dere diyorlar ama şu an kuru olabilir ama sonrasında yağışlarla beraber etkisini gördük. Bir anda inanılmaz yağışlar yağıyor ve burada doldurdukları toprak sele dönüşüp köyü basabilir. Hemen karşıda gördüğünüz caminin olduğu yereler yem yeşil yerlerdi şimdi ise hallaç pamuğu gibi akmaya başlamış ve henüz başlangıç olmasına rağmen. Bir an önce ülkemin insanın ne olduğunun farkına varmasını istiyoruz. Nasıl bir felaketin içerisinde olduğunu anlatmaya çalışıyoruz, doğamız ve buradaki vadimiz çok kıymetli ve bütün bu dağların altı altın olsa da tümü ülkemize kalsa bile doğanın geriye dönüşü yok. Şu anda en önemli olan temiz hava, temiz su ve burada yaşayan canlılar. Sadece insanlar olarak bakmamak gerekir ve burası yabani hayat açısından da önemli bir yer ve hocalarımızdan bunları öğrenmiş bulunmaktayız. Sadece biz insanlar için değil doğadaki her şey için bu vahşeti durdurmamız gerekir. Ülkedeki bu maden facialarını durdurmamız gerekir. Herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor.
“BÖYLE BİR VAHŞETİ HANGİ ÜLKEDE YAPABİLİRLER?”
Nasıl anlatalım içimiz acıyor ve bu vahşeti nasıl duyuralım bilmiyorum ancak bir felaket yaşanınca herkes ne oluyor demesin ve felaket yaşanana kadar durduralım. Şu anda mezarlara dokunmayacaklarını söylemişler ama adımlarını attıkça oraları maalesef hallaç pamuğuna çevirirler. Biliyorsunuz şirket yavaş yavaş girer memlekete her yerde olduğu gibi. Mühendisler söz veriyor ve mühendisler şirketin sahibi ve yasa değiller. Mühendisin söz verme gibi bir durumu olamaz örneklerinden biliyoruz ve her sene mühendisler değişiyor. Bu durumda çocuk kandırırlar gibi milletimizi de kandırıyorlar. Buradan yukarısına dokunmayacağız gibi söz vermişler ama bunların başlangıcı 1.93 hektar, kapasite artırımıyla köyün tam ortasına bomba gibi düştüler ve 3 bin 500 hektar ve ruhsatları 8.600 hektar ve devamı gelmeyecek mi elbette gelecek. Böyle bir soygunu hangi ülkede yapabilirler ve böyle bir vahşeti hangi ülkede uygulayabilirler? Rahat rahat her şeyimizi tarım alanlarımızı, suyumuzu bakın köyün ortasından akan pırıl, pırıl suyumuzu da alacaklar. Şirket diyor ki Akiferlerden suyu kullanacaklarmış ya burası Konya ovası mı Allah aşkına mümkün mü bu argümanı Cerratepe’de de söylemişlerdi ama ilk önce içme suyuna el koymaya çalıştılar. Bizler mahkemelerde direnerek karşı koymaya çalışıyoruz. Buraları istimlak edip köyü boşaltmışlar ama burası da sahipsiz değil, Artvin halkıda ve ülkemin aklı başında olan insanları da sahip çıkacak topraklarına ve bu felaketleri de durduracaklarına inanıyorum ve başka da şansımız yok.”
“MADENCİLİK GİRDİĞİ YERİ BOZAN, DEĞİŞTİREN BİR FAALİYETTİR.”
Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ise şöyle konuştu:
“Ne iyi ki Artvinliyim ve Artvin’in güzelliklerinden faydalanmak yaşamın bütün iyi taraflarını çocukluğumdan beri nasıl hissetmişsem ve burada yapılacak olan faaliyetlerden oluşan kötülükleri de elbette ki iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu durumdan da elbette ki çok rahatsızız ve bu nedenle de söyleyecek sözümüz var. Biliyorsunuz Doğu Karadeniz bütünüyle bakır provensi olarak geçer. Artvin de tıpkı Gümüşhane gibi Trabzon gibi zengin yer altı kaynakları var ama hep gözden kaçırılan bir şey var; Artvin’in yer üstü kaynakları yer altı kaynaklarından çok daha zengin, çok daha görünür ve ekolojik olarak bütün yaşam formlarına, hiçbir ayrımcılık yapmadan zengin fakir ayrımı yapmadan, hayvan insan ayrımı yapmadan ve düşünmeden fayda sağlıyor. Buna ekosistem hizmeti diyoruz. Madencilik ise yapıldığı ortamı tamamen değiştiren ve bir daha geri döndürülmez şekle getiren bir faaliyettir. Bütün dünyada olduğu gibi madencilik girdiği yeri bozan, değiştiren ve yüzyıllar boyu olumsuz etkileri süren bir faaliyettir.
“MADENCİLİK, ÇEVRE KAYGISINDAN UZAK YAPILIYOR”
Özellikle yabancı şirketlerin bizim gibi ülkelerde yaptığı madencilik faaliyetleri çevre kaygısından da uzak yapıldığı için çok ciddi zararlar söz konusu olabiliyor. Aslında baktığınızda ‘merak etmeyin her şey kontrol altında ve projelerini yapıyoruz’ diyorlar ama arkamızda gördüğünüz HOD madeninde de sorunları görebiliyoruz ki. Bir kere dere vadisinin üstü kapandı düzleştiriliyor ve bu çok tehlikeli ve iklim değişikliğinde getireceği meteorolojik olarak afetlerde çok ciddi artışlar var ve kuru dere deseler bile kuru zamanı çok azdır ve yağış olduğunda yığılan pasalar çık ciddi riskler barındırır. Yaklaşık 80 futbol sahası büyüklüğündeki atık barajı ise bir başka risk. Burada 8 bin 600 hektarlık alan, Cerratepe’de 8bin 530 hektarlık alan, Ardanuç’ta 2 bin 500 hektara yakın. Özetle söylersek Artvin’in yüzde 71’i maden ruhsatlı feriye kalanlarda sahildeki kısa bantlar. Öyleyse Artvin’deki madencilik için insanlarımız şapkayı önlerine alıp bir kez daha düşünmeleri lazım ve özellikle İliç’i gördüklerinde, Kütahya’da, Romanya’da, Kanada’daki atıkları atıldığı barajın yıkıldığını gördüğünde ve dünyada atıkların yüzyıllar etkisi süren ve dereleri nasıl mahvettiklerini insanlarımız görünce tekrardan düşünmek bir zarurettir. Dolayısıyla biz Artvin’de iş olsun diye endişelenmiyoruz ve buradaki madenciliğin ne ülke ekonomisine ne il ekonomisine hiçbir yararı yok. Deminde konuştuk o köpük gidecek geriye pasası kalacak ve bu çevresel felaket insanlara arkadaşlık edecek ve tabii insanlarda burada kalırsa.”
“ARTIK KÖYÜMÜZDE YAŞANACAK BİR DURUM KALMADI”
Yukarı Maden köyü Muhtarı Rıdvan Peker ise şunları söyledi:
“Köyümüzde muhtar olduğumda maden şirketi burada çalışıyordu ve şu anda da faaliyetlerini yürütüyorlar. Gerekli izinleri var ama ne kadar yeterli izinleri var bu konuda bilgim yok. Gördüğünüz gibi köyümüzdeki mezarlık mevkisindeyiz ve mezarlarda gözüküyor zaten. Karşıda Meydan mahallesi var ve bu mahalle kalkıyor zaten. Sağ taraftaki evler sökülmüş vaziyette ve karşıdaki kısmında gezdik zaten ve derelere gelişigüzel hafriyatları doldurmuşlar ve bundan rahatsız olduğumuz için Valiliğe başvurduk gerekli kurumlar gelip gördüler bizler gerekli izahatları gelenlere anlattık. Köyümün var olmasını isteyen birisiyim ve ne diyelim artık köyümüzde yaşanacak bir durum kalmadı. Artık buralarda kimse kalmıyor vadi boyunca birkaç mahallemizde var ve oralar kalıyor. Köyümüzün dışarda nüfusu 50 bin civarında ama kışları köyde 22 hane yazları ise 80 hane kalıyor.”
“MADENCİNİN SINIRI YOK”
Bu topraklarda artık bitki yetişmiyor. Yukarıda görüntülediğiniz yerlerdeki derelere biriken toprakların ve hafriyatın buraları tıkadığında sel oluşacaktır ve aşağıdaki mahalleler zarar görecektir. Birkaç gün yağmur yağınca Hopa’yı gördük ve Karadeniz zaten gidiyor ve o kuru dereler nasıl patladı onun için kuru dere diye bir şey yok çamur sulanır ve oda olur sel. Biz de köyümüzde bunların yaşanmasını istemiyoruz. Burada Halit Paşanın konuştuğu kişilerin mezarı var. Madencinin sınırı yok ki yarın der ki bu caminin altında çok büyük rezerv var ve biz burayı da kaldıracağız derlerse ki biz şehit mezarlarının buradan kaldırılmasını istemiyoruz.”
]]>
CHP’nin Artvin’in Arhavi ilçesinde bulunan Hidroelektrik Santralleri (HES) projesinin bölgeye verdiği zararların tespiti ve genel olarak bölgedeki doğa katliamının önüne geçilmesi amacıyla verdikleri Meclis araştırma önergesinin öne alınmasına ilişkin bugün TBMM Genel Kurulu’na öneri verdi.
Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, şunları söyledi:
“TÜRKİYE’DEKİ VAHŞİ MADENCİLİK VE HES PROJELERİNE KARŞI DUR DİYEBİLİYORSAK, ÖNCE YARGI MEVZUATINI DEĞİŞTİRECEĞİZ”
“Eğer Karadeniz’de çevreyi katletmek istiyorsanız HES yapacaksınız, bunla ilgili böyle sabıkalı durumlar var. Bizim orada araziler çok eğimli yüzde 70-80’e varan eğimli araziler var. Eskilerin yasak diye tabir etmiş olduğu ağaç kesimini yapıldığı yerde heyelan gelecektir, aynı bugün Erzincan İliç’te yaşanan felaketin yeniden meydana gelmesine ilişkin itirazlı kayıtlar koydular ama buna ilişkin herhangi bir işlem yapılmadı. Maden, HES projelerini yapanlar arkalarına yargıyı almışlar. Eğer siz yargıda bu karaları iptal ettirirseniz bile arkasında, Orman Bakanlığı’nın 2009/7 sayılı bir genelgesi var, bu kararı iptal etseniz bile karar kesinleştikten sonra bile bir genelge yayınlıyor Orman Bakanlığı, ilk mahkeme kararındaki eksiklikleri gider, eski süreci de tamamlama, 3 gün içerisinde bakanlığa gönder bakanlık tamam diyor. Bu konuda bakanlıktan gelmiş bir tane olumsuz karar yok. Devlet ihaleye fesat karıştırdı, ahlaksız iş adamıyla, kirli siyasetçi iş birliği yapmazsa bunlar olmaz. İliç’te bu işi yapan firmanın bir ayağı var Artvin’de Hod madeninde, aynı işi orada yapmaya çalışıyorlar. Siyasetten destek almayan bir iş adamı bu canların kaybına rağmen ertesi gün ben madencilik faaliyetlerine devam edeceğim nasıl diyebilir? Türkiye’deki vahşi madencilik ve HES projelerine karşı dur diyebiliyorsak önce yargı mevzuatını değiştireceğiz. Orman Bakanlığı’nın 2009/7 genelgesini yırtıp atacağız, vatanseverlik budur.”
Önerge üzerine Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun da şöyle konuştu:
“HES DIŞINDAKİ TEMİZ ENERJİ KAYNAKLARI DEĞERLENDİRİLEBİLİR”
“Belediye Meclis’inde AK Partili üyelerinin bile itiraz ettiği bu santral kararlarının gözden geçirilmesi, vatandaşların şikayet ve taleplerinin dinlenmesi, bu konuda Meclisimizin bir araştırma komisyonu kurarak zenginliklerimizin korunmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. HES dışında rüzgar ve güneş enerjisi gibi temiz enerji kaynakları vardır ve bu bölgede bunlar da değerlendirilebilir.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, şunları kaydetti:
“DOĞANIN AYARLARIYLA OYNARSANIZ BİLİNİZ Kİ İNTİKAMINI KÖTÜ ALIR”
“AK Parti’nin rantiyeci zihniyeti, bölge halkının geleceğini tehlikeye atmakta, Artvin’in, Artvinlilerin doğasını kirletmektedir. HES’ler kurulurken de doğaya büyük zararlar vermekte, kurulduğu bölgeyi talan etmektedir. Diğer yenilenebilir enerjiler üzerinde araştırmalar yapılıp teknolojik gelişmeler takip edilmeli ve bu alanlara yatırım yapılmalıdır. HES’lerin uygulandığı bölgelerde erozyon ve sel oluşumunda artış olduğu yapılan araştırmalarla sabittir. Santralin çevresinde hastalıkların arttığı bilinmektedir. Doğanın ayarlarıyla oynarsanız biliniz ki intikamını kötü alır.”
DEM Parti Grubu adına konuşan İstanbul Milletvekili Özgül Saki de şunları söyledi:
“HES PROJELERİNİN HER BİRİNİN İPTAL EDİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
“HES’ler doğayı katlediyor, ekolojik dengeyi bozuyor, biyoçeşitliliği tehdit ediyor, su akış rejiminin değişimi nedeniyle sel ve benzeri felaketlere yol açıyor. Zaten hemen hemen her gün bu felaketlerin tanığıyız. Bu HES’lerle su metalaştırılıyor. Suyun kullanım hakkının yanı sıra arazilerin kullanım hakları da şirketlere devrediliyor. Acele kamulaştırma kararıyla bölge halklarının geçimlik tarımı, hayvancılığı katlediliyor ve onlar bir kez daha yoksullaştırılıyor. Tüm uygulamalar için ekolojik grupların, bölge halkının, meslek örgütlerinin kara mercilerine dahil olmasıyla bu HES projelerinin her birinin iptal edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
CHP’nin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.
]]>