Kurul, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesince görülen ve 25 Nisan 2019’da karara bağlanan davaya ilişkin temyiz incelemesini tamamladı.
Buna göre, kozmik odada arama yaptıran eski savcı Mustafa Bilgili’ye Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verilen 11 yıl 3 ay ve “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek” suçundan verilen 5 yıl 10 ay hapis cezaları onandı.
Bilgili hakkında, devlet sırrına ilişkin bilgileri aynı suçtan başka davada yargılanan eski TÜBİTAK çalışanı Ünal Tatar’a vermek suretiyle “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri casusluk amacıyla açıklamak” suçundan açılan kamu davasının ayrılması kararı da uygun bulundu.
Kozmik odaya ilişkin soruşturma kapsamında bazı kararlar veren eski hakim Halil İbrahim Kütük’e “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verilen 8 yıl 9 ay hapis cezası ile “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek” suçundan verilen 3 yıl 4 ay hapis cezası onandı.
Eski hakim Nihal Uslu’ya “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan verilen 9 yıl ile “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek” suçundan verilen 5 yıl hapis cezası da onandı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kozmik odadaki aramalara katılan eski hakim Kadir Kayan’ın da aralarında olduğu firari sanıklar hakkında verilen dosyaların ayrılması yönündeki kararları uygun buldu.
Kurul tarafından oy birliğiyle verilen kararın gerekçesi daha sonra yazılacak.
“Devlet sırrı” niteliğindeki belgeler ele geçirilmişti
Genelkurmay Başkanlığının tüm itirazlarına rağmen Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığının “kozmik oda” olarak bilinen kısımlarında 20 gün boyunca yapılan aramaların ayrıntıları, çeşitli kurumların raporlarıyla ortaya çıkmıştı.
Yargıtay 16. Ceza Dairesindeki yargılamalar sırasında verilen ara karar gereği Genelkurmay Adli Müşavirliğince gönderilen raporla, aramalarda TSK’nın “devlet sırrı” niteliğindeki belgelerinin ele geçirildiği tescillenmişti.
Raporda, davaya konu belgelerden, incelenen 374 dijital veri ve 7 fiziki belgenin dördünün oluşturulduğu tarihten itibaren devlet sırrı niteliği taşımadığı, bunlar dışında kalan diğer tüm belgelerin başlangıcından itibaren devlet sırrı olduğu ve bu özelliklerini halen koruduğu belirtilmişti.
Raporda, “Devlet sırrı olduğu belirtilen bir kısım belgelerin, düşman ülkeye savaş hazırlıklarımızı, savaş etkinliğimizi ve çalışma prensiplerimizi ortaya koyabilecek nitelikte bilgiler içerdiği anlaşılmıştır.” tespiti yer almıştı.
“Kozmik oda”da ne olmuştu?
Bülent Arınç’a “suikast” düzenleneceği yönündeki telefon ihbarı sonucu konuyla ilgili soruşturma başlatan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı 11 ve 16 numaralı odalarda 25 Aralık 2009’da arama yapmak istedi.
Genelkurmay Seferberlik Tetkik Dairesi Başkanlığı ise 11 ve 16 numaralı çift kilitli çelik kapılarla muhafaza edilen odalardaki bilgi, belge ve arşiv kayıtlarının devlet sırrı niteliğinde, devletin güvenliğiyle ilgili olduğundan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 125. maddesi gereği cumhuriyet savcılığına bu odalara giriş izni verilemeyeceğini yazıyla belirtmişti.
Bunun üzerine, Bilgili yerine dönemin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Kadir Kayan, 26 Aralık 2009’da 11 ve 16 numaralı odalarda arama yapmaya başladı.
Kayan’ın 20 gün süren araması sonucu CD, dosya ve harddisklerden oluşan “gizli belgeler” dışarı çıkarılarak, bugün FETÖ ile bağlantılı oldukları tespit edilen TÜBİTAK uzmanı bilirkişilere çözümletildi.
Genelkurmay Başkanlığının o günlerde tuttuğu tutanaklarda, odalardaki belge ve arşiv kayıtlarının, devlet sırrı niteliğinde olduğunun belirtilmesine rağmen arandığı ifade edilerek, “Hakim Kadir Kayan tarafından bugüne kadar yapılan incelemelerde 1970’li yıllardan günümüze kadar yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğindeki tüm bilgilere nüfuz edilmiştir.” denilmişti.
Bu aramanın ardından Yargıtay üyesi yapılan Kadir Kayan, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana firari durumda bulunuyor.
]]>Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, havadan ve karadan alan tarama ile denizden arama kurtarma faaliyetlerinin 660 personelle devam ettiğini söyledi.
Makine dairesi ile kaptan kamarasının altında malzemelerin yığıldığını, ekiplerin bugün o bölümlerde aramalarına ağırlık vereceğini belirten Demirtaş, “Gemi enkazına 22. dalış yapılıyor.” dedi.
Bugünkü arama faaliyetlerinde 46 farklı unsur yer alıyor
Bölgede, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Sualtı Savunma (SAS) komandoları ve AFAD ekipleri, havadan, deniz yüzeyinden ve karadan arama çalışması yürütüyor.
Arama kurtarma faaliyetlerinin 8. gününde denizden 36, havadan 3 ve karadan 7 olmak üzere 46 farklı unsur görev alıyor.
Sahil Güvenlik uçağı Kapıdağ yarımadası kuzeyinde sahil hattı ile Bandırma Körfezi ve tüm arama kurtarma sahasının yüzey aramasını yapıyor. Emniyet Genel Müdürlüğüne ait insansız hava aracı “UÇBEY VTOL” ile arama kurtarma bölgesinin üzeri taranıyor.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı “Nene Hatun”, “Kıyem 5”, “Kıyem 4” ve “Tahlisiye 11” botları tarafından arama kurtarma sahasının güney ve güneybatı istikametinde sahil hattında arama gerçekleştiriliyor.
Emniyet Genel Müdürlüğüne ait “KB1001”, “YKB1601”, “KB7701” ve “KB1601” ile Balıkesir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına ait lastik bot Kurşunlu önlerinde, Jandarma Genel Komutanlığına ve AFAD Bursa İl Müdürlüğüne ait lastik botlar da Marmara Adası doğusunda sahile yakın mesafelerde yüzey araması yapıyor.
Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı TCSG 25 ile TCSG 85 botları da bölgedeki arama faaliyetlerine katılan balıkçı teknelerinin koordinasyonunu sağlıyor.
Toplamda 66 farklı unsur görev aldı
Deniz Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (DZAKKM) tarafından “Batuhan A” gemisinin batmasının ardından 15 Şubat saat 07.30 ile 21 Şubat saat 23.59’a kadar yapılan arama faaliyetlerinin detayları paylaşıldı.
Bu kapsamda Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 4, Sahil Güvenlik Komutanlığının 10, Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğünün 5, Emniyet Genel Müdürlüğünün 4, Bandırma 911 Arama Kurtarma Ekibinin 3, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı, AFAD, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin birer unsurunun yanı sıra balıkçı tekneleri, acente botları ve Bağfaş römorkörü ile denizde aramalar yapıldı.
Su altı dalış faaliyetleri kapsamında TCG AKIN tarafından batık üzerinde satıhtan ikmalli 21 baş dalış, Sahil Güvenlik DEGAK 11 timi tarafından Kurşunlu Limanı doğusunda bulunan midye çiftliğine toplam 2 saat 3 dakika olmak üzere 2 baş dalış ve batığın 1000 yarda güneybatısında 50 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından batığın 1000 yarda güneyinde toplamda 1 saat 10 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı gerçekleştirildi. Ayrıca, Nene Hatun (KIYEM) tarafından ROV cihazı ile batık ve sahil arasında deniz dibi araması yapıldı.
Havadaki çalışmalar kapsamında 1 Sahil Güvenlik Komutanlığı helikopteri, 2 Sahil Güvenlik Komutanlığı uçağı ve 4 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı uçağı 50 saat 5 dakika uçuş gerçekleştirdi.
Denizden ve havadan su üstü, karadan sahil şeridini tarama ile su altı dalış faaliyetlerini kapsayacak şekilde olmak üzere 15-21 Şubat’taki çalışmalarda toplam 66 farklı unsur görev aldı.
İki denizcinin cenazesine ulaşılmıştı
Balıkesir’in Marmara Adası’ndan 14 Şubat saat 20.30’da Bursa’nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı’na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki “Batuhan A” adlı kargo gemisi, kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat’ta saat 06.20’de Karacabey ilçesi açıklarında kıyıdan 4 mil açıkta batmıştı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı dalgıçların 17 Şubat’ta gerçekleştirdiği 2 dalışta, gemide aşçı olarak çalışan 33 yaşındaki Zeynep Kılınç’ın cansız bedenine ulaşılmıştı. SAS komandosu dalgıçların 20 Şubat’ta yaptığı dalışta da gemi batmadan önce çektiği videoyu eşine gönderen Hüseyin Tutuk’un cesedi bulunmuştu.
]]>Balıkesir’in Marmara Adası’ndan 14 Şubat akşamı hareket ettikten sonra kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat saat 06.20’de Bursa’nın Karacabey ilçesi açıklarında, İmralı Adası’nın güneybatısında batan geminin mürettebatından 2 kişinin cansız bedenine ulaşan ekipler, diğer 4 kişiyi bulmak için yoğun çaba sarf ediyor.
Denizin 51 metre derinliğinde tabana oturan gemiye yapılan dalışların koordinasyonu “TCG Akın Gemisi”nden sağlanıyor. Batan gemi üzerinde konuşlu Nene Hatun Gemisi de İnsansız Su Altı Robotu (ROV) ile görüntüleme ve tarama yaparak kayıp mürettebattan iz arıyor.
Bölgede, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Sualtı Savunma (SAS) komandoları ve AFAD ekipleri, havadan, deniz yüzeyinden ve karadan arama çalışması yürütüyor.
Bugünkü arama faaliyetlerinde 55 farklı unsur yer alıyor
Arama kurtarma faaliyetlerinin 7. gününde denizden 48, havadan 2 ve karadan 7 olmak üzere 55 farklı unsur görev alıyor.
Sahil Güvenlik uçağı Kapıdağ yarımadası kuzeyinde sahil hattı ile Bandırma Körfezi ve tüm arama kurtarma sahasının yüzey aramasını yapıyor. Emniyet Genel Müdürlüğüne ait insansız hava aracı UÇBEY VTOL ile arama kurtarma bölgesinin üzeri taranıyor.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı “Nene Hatun”, “Kıyem 5”, “Kıyem 4” ve “Tahlisiye 11” botları tarafından arama kurtarma sahası güney ve güneybatı istikametinde sahil hattında arama gerçekleştiriyor.
Emniyet Genel Müdürlüğüne ait “KB1001”, “YKB1601”, “KB7701” ve “KB1601” ile Balıkesir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına ait lastik bot Kurşunlu önlerinde, Jandarma Genel Komutanlığına ve AFAD Bursa İl Müdürlüğüne ait lastik botlarla da Marmara Adası doğusunda sahile yakın mesafelerde yüzey araması yapıyor.
Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı TCSG 85 botu da bölgedeki arama faaliyetlerine katılan yaklaşık 30 balıkçı teknesinin koordinasyonunu sağlıyor.
SAS komandoları makine dairesine dalışı sürdürecek
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AA muhabirine, arama faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğini söyledi.
Geminin batığına SAS komandolarının bugün de dalış gerçekleştireceğini vurgulayan Demirtaş, şunları kaydetti:
“Bursa’da 620 personelle arama çalışmaları devam ediyor. Ayrıca 355 personel de Balıkesir Bandırma tarafında arama yapıyor. Yine deniz yüzeyindeki arama çalışmalarına 30 balıkçı teknesi destek veriyor. Gemiye yapılan dalışlarda 30 dalgıç görev alıyor. Arama çalışmaları SAS komandolarının dalışıyla makine dairesinde yoğunlaştırılacak. Ayrıca Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve deniz polisinin dalgıçları da farklı bölgelerde dalışlar gerçekleştiriyor.”
Geminin enkazına 20. dalış başladı
Aramaların devam ettiği bölgeye gelerek ekiplerden son duruma ilişkin bilgi alan Demirtaş, kayıp mürettebatın yakınlarıyla görüştü.
Vali Demirtaş, gazetecilere, dalgıçların geminin enkazına 20. dalışı gerçekleştirdiğini anlattı.
Makine dairesinde aramaların sürdüğünü bildiren Demirtaş, şunları kaydetti:
“Arkadaşlarımızı bulana kadar buradayız. Ekiplerin koydukları bir gün veya sayı yok. Tarama bitene kadar buradayız. 20. dalış şu an devam ediyor. Hareket kabiliyeti pek bulunmuyor. Arkadaşlarımız büyük fedakarlık yapıyorlar. Ciddi risk de var. Aramalar devam ediyor, umudumuz bitene kadar aramalara devam edeceğiz. Bugün gemiler, botlar, helikopterlerle aramalar devam etti. Bizim yaptığımız aramanın bir benzeri Balıkesir’de de yapılıyor. Bizim amacımız kayıp mürettebatı bulmak.”
Toplamda 64 farklı unsur görev aldı
Deniz Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (DZAKKM) tarafından “Batuhan A” gemisinin batmasının ardından15 Şubat saat 07.30 ile 20 Şubat saat 23.59’a kadar yapılan arama faaliyetlerinin detayları paylaşıldı.
Bu kapsamda Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 4, Sahil Güvenlik Komutanlığı 10, Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğünün 5, Emniyet Genel Müdürlüğü 4, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı, AFAD, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, Bandırma 911 Arama Kurtarma Ekibinin birer unsurunun yanı sıra balıkçı tekneleri, acente botları ve Bağfaş römorkörü ile denizde aramalar yapıldı.
Su altı dalış faaliyetleri kapsamında TCG AKIN tarafından batık üzerinde satıhtan ikmalli 16 baş dalış, Sahil Güvenlik DEGAK 11 timi tarafından Kurşunlu Limanı doğusunda bulunan midye çiftliğine toplam 2 saat 3 dakika olmak üzere 2 baş dalış ve batığın 1000 yarda güneybatısında 50 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından batığın 1000 yarda güneyinde toplamda 1 saat 10 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı gerçekleştirildi.
Havadaki çalışmalar kapsamında 1 Sahil Güvenlik Komutanlığı helikopteri, bir Sahil Güvenlik Komutanlığı uçağı ve 4 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı uçağı 45 saat 10 dakika uçuş gerçekleştirdi.
Denizden ve havadan su üstü, karadan sahil şeridini tarama ile su altı dalış faaliyetlerini kapsayacak şekilde olmak üzere 15-20 Şubat’taki çalışmalarda toplam 64 farklı unsur görev aldı.
Denizcilerden Zeynep Kılınç ve Hüseyin Tutuk’un cenazesine ulaşılmıştı
Balıkesir’in Marmara Adası’ndan 14 Şubat saat 20.30’da Bursa’nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı’na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki “Batuhan A” adlı kargo gemisi, kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat’ta saat 06.20’de Karacabey ilçesi açıklarında kıyıdan 4 mil açıkta batmıştı. Görüntüleme cihazlarıyla yapılan çalışmalarda geminin enkazının 51 metre derinlikte denizin tabanına oturduğu belirlenmişti.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı dalgıçların 17 Şubat’ta gerçekleştirdiği 2 dalışta, gemide aşçı olarak çalışan 33 yaşındaki Zeynep Kılınç’ın cansız bedenine ulaşılmıştı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Sualtı Savunma (SAS) komandosu dalgıçlarının 20 Şubat’ta yaptığı dalışta da gemi batmadan önce çektiği videoyu eşine gönderen Hüseyin Tutuk’un cesedi bulunmuştu.
]]>Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat Salı günü saat Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde toprak kayması sonucu 9 işçinin siyanürlü liç yığını altında kaldığı alanda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan açıklama yaptı. Bakan Bayraktar, şöyle konuştu:
“ŞU ANDA TESİSTE HERHANGİ BİR FAALİYET YAPILMIYOR”
“Adli süreç devam ediyor. Şu anda 6’sı tutuklu 3’ü adli kontrol şartıyla serbest olmak üzere 9 kişi hakkında adli işlemler devam ediyor. Bu sayı artabilir. Daha çok çalışana, buradaki sorumlu kişilere adli organlar gerekli soruşturmaları yapacaklardır. Dolayısıyla bu süreç büyük bir titizlikle, gayretle devam ediyor.
14 Şubat itibarıyla buranın maden faaliyetleri durduruldu. Şu anda tesiste herhangi bir faaliyet yapılmıyor. Sadece temel odaklandığımız konu buradaki heyelana uğramış toprağın doğru bir alanda sağlıklı bir şekilde tekrar depolanmasıyla alakalı faaliyetlerdir.”
“SABIRLI DERESİ VE MANGAN’DAKİ ARAMA FAALİYETLERİNE ARAMA VERİYORUZ”
Alandaki arama çalışmalarına ilişkin bilgi veren İçişleri Bakanı Yerlikaya da şunları kaydetti:
“Jeo radar sismik ölçümlerden bahsetmiştik. Her anını takip ediyoruz, kayıt altına alıyoruz. Bunları bilim insanlarından oluşan bir kurulumuz var, bunlar teknik personel, sahada burayı tanıyanlar velhasıl istişaresi ve bilimi bize katkı sunacak herkesle bunu değerlendiriyoruz. Gelinen nokta şu: üç gün öncesinde Mangan sahasındaki alandaki arama çalışmalarına ara verilmişti, güvenlik gerekçesiyle. İki günden beri de Sabırlı Deresi’nin oradaki arama faaliyetlerine de yine ara verilmişti. Sebebi şu: biz her zaman olduğu gibi AFAD olarak, AFAD koordinasyonundaki tüm arama-kurtarma veya arama faaliyetlerinde önce arama işini yapan arkadaşlarımızın güvenliğini önceliyoruz. Yukarıdaki kaymaya vesile olan stabilite hiçbir şekilde durmadı, devamlı surette aktif.
Her iki tarafta, yani Sabırlı ve Mangan açık ocağındaki arama faaliyetlerine ara veriyoruz. Ne zamana kadar? Yukarıdaki yığın liç alanındaki aktivasyon durup stabil, aşağıda, güvenli çalışmaya vesile oluncaya kadar biz arama çalışmalarına ara veriyoruz.”
MEHMET ÖZHASEKİ: ŞU ANA KADAR NUMUNELERDE ZEHİRLİ ATIĞA RASTLANMADI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Özhaseki de son durumu şöyle değerlendirdi:
“Bizim bakanlığımızı ilgilendiren tarafıyla bu bölgede arkadaşlarımız geldikten sonra ilk yaptıkları iş bu heyelan alanında biriken toprağın nehirle bulaşmasını kesmek gerekiyordu. O anlamda kapakları kapattılar. Bu toprağın güvenli bir yere nakli için gerekli aramaları yaptılar, çalışmaları yaptılar.
Toprağın herhangi bir şekilde insan sağlığına, çevreye zararı var mı, havada, suda, toprakta tehlikeli atıklar oluştu mu gibi bir soruya cevap olabilmek amacıyla da arkadaşlarımız her gün 9 noktadan burada numune alıyorlar. Sonra bunu gerek kendi mobil cihazımızda gerekse üç ayrı dışarıdaki yetkin laboratuvarlarda inceletiyorlar. Şu ana kadar çok şükür tehlike oluşturacak bir zehirli atığa rastlanmadı. Bundan sonra da bu titizliği devam ettireceğiz. Herhangi bir tehlikenin oluşmaması için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız.”
YUMAKLI: YÜZEY SULARINDAN BARAJA YA DA HERHANGİ BİR YERE AKAN BİR SU SÖZ KONUSU DEĞİL
Devlet Su İşleri yöneticilerinin acil eylem planı oluşturduğunu ve yüzey sularının baraja akmaması için sedde yapılmaya başladığını ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı da “Şu anda 8 metreye ulaştı. 11 metreye kadar ulaştıracağız. Bunun önünde ve arkasında birikme ihtimali olan suları da atık havuzuna aktarmak üzere pompa sistemi de kurulmuş vaziyette” dedi. Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelecek olan yağışları da depolama amacıyla, şu an için planlamalar 30 metre yüksekliğinde adeta küçük bir baraj inşa edilecek. Bunun dışında da bu maden sahasının bir üst tarafında gelecek olan temiz suların alana girmemesi için bir bypass sistemi planlanıyor.
Yüzey sularından baraja ya da herhangi bir yere akan bir su söz konusu değildir. Herhangi bir tehlike arz edecek bir durum yok.”
VEDAT IŞIKHAN: İHMALİ OLAN KİM VARSA HUKUK ÖNÜNDE GEREKLİ HESABI VERECEK
Müfettişlerin yürüttüğü inceleme ve araştırmaların devam ettiğini belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise şu bilgileri verdi:
“Olayın gerçekleşmesinde ortaya çıkan kök nedenlerin bulunması noktasında müfettişlerimiz çalışmalarını sürdürüyor. Olayla ilgili idari ve hukuki süreç devam ediyor. Ancak müfettişlerimizin hazırlayacağı raporlar belli bir zamanı alacaktır. Ama en son noktada, ihmali ve kusuru olan kim varsa hukuk önünde gerekli hesabı vereceğini ifade etmek isterim.”
ÖZHASEKİ: İLK GÜN GELEMEMEMİN NEDENİ ÖZEL SAĞLIK NEDENLERİ. ÖZÜR DİLEMEM GEREKİYORSA KAMUOYUNDAN ÖZÜR DİLERİM
Bakanlar açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladılar. Özhaseki, kendisine yönelik ilk gün gelmediği yönündeki eleştirileri şu yanıtı verdi:
“Kendi özelimle ilgili bir şey söylemek istemezdim. Ancak 1 ay kadar önce 8 saat süren bir operasyon geçirdim. Buradaki hadisenin vuku bulduğu gün de 2 saatlik bir operasyon daha geçirdim. Hastanede kalıp doktorların nezaretinde uzunca bir süre tedavi oldum. Mecburen bu tür hadiseler olduğu için de dışarı çıkarak şu gördüğünüz kara gözlüklerle gezmeye devam ediyorum. Kusura bakmayın ondan dolayı. Olayın olduğu ilk andan itibaren narkozun tesirinden kurtulmamla birlikte çevreden sorumlu Bakan Yardımcısı arkadaşımızı, ÇED Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü, bilim adamları ekibimiz burada olduğu için anbean olayları takip ettik. Buradaki olayların hepsinden sonuna kadar haberim var. Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri. O yüzden eğer özür dilemem gerekiyorsa bütün kamuoyundan özür dilerim.”
]]>Balıkesir’in Marmara Adası’ndan 14 Şubat akşamı hareket ettikten sonra kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat saat 06.20’de Bursa’nın Karacabey ilçesi açıklarında, İmralı Adası’nın güneybatısında batan geminin mürettebatından 2 kişinin cansız bedenine ulaşan ekipler, diğer 4 kişiyi bulmak için yoğun çaba sarf ediyor.
Denizin 51 metre derinliğinde tabana oturan gemiye yapılan dalışların koordinasyonu “TCG Akın Gemisi”nden sağlanıyor. Batan gemi üzerinde konuşlu Nene Hatun Gemisi de İnsansız Su Altı Robotu (ROV) ile görüntüleme ve tarama yaparak kayıp mürettebattan iz arıyor.
Bölgede, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Sualtı Savunma (SAS) komandoları ve AFAD ekipleri, havadan, deniz yüzeyinden ve karadan arama çalışması yürütüyor.
Bugünkü arama faaliyetlerinde 55 farklı unsur yer alıyor
Arama kurtarma faaliyetlerinin 7. gününde denizden 48, havadan 2 ve karadan 7 olmak üzere 55 farklı unsur görev alıyor.
Sahil Güvenlik uçağı Kapıdağ yarımadası kuzeyinde sahil hattı ile Bandırma Körfezi ve tüm arama kurtarma sahasının yüzey aramasını yapıyor. Emniyet Genel Müdürlüğüne ait insansız hava aracı UÇBEY VTOL ile arama kurtarma bölgesinin üzeri taranıyor.
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı “Nene Hatun”, “Kıyem 5”, “Kıyem 4” ve “Tahlisiye 11” botları tarafından arama kurtarma sahası güney ve güneybatı istikametinde sahil hattında arama gerçekleştiriyor.
Emniyet Genel Müdürlüğüne ait “KB1001”, “YKB1601”, “KB7701” ve “KB1601” ile Balıkesir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığına ait lastik bot Kurşunlu önlerinde, Jandarma Genel Komutanlığına ve AFAD Bursa İl Müdürlüğüne ait lastik botlarla da Marmara Adası doğusunda sahile yakın mesafelerde yüzey araması yapıyor.
Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı TCSG 85 botu da bölgedeki arama faaliyetlerine katılan yaklaşık 30 balıkçı teknesinin koordinasyonunu sağlıyor.
SAS komandoları makine dairesine dalışı sürdürecek
Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AA muhabirine, arama faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğini söyledi.
Geminin batığına SAS komandolarının bugün de dalış gerçekleştireceğini vurgulayan Demirtaş, şunları kaydetti:
“Bursa’da 620 personelle arama çalışmaları devam ediyor. Ayrıca 355 personel de Balıkesir Bandırma tarafında arama yapıyor. Yine deniz yüzeyindeki arama çalışmalarına 30 balıkçı teknesi destek veriyor. Gemiye yapılan dalışlarda 30 dalgıç görev alıyor. Arama çalışmaları SAS komandolarının dalışıyla makine dairesinde yoğunlaştırılacak. Ayrıca Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve deniz polisinin dalgıçları da farklı bölgelerde dalışlar gerçekleştiriyor.”
Toplamda 64 farklı unsur görev aldı
Deniz Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (DZAKKM) tarafından “Batuhan A” gemisinin batmasının ardından15 Şubat saat 07.30 ile 20 Şubat saat 23.59’a kadar yapılan arama faaliyetlerinin detayları paylaşıldı.
Bu kapsamda Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 4, Sahil Güvenlik Komutanlığı 10, Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğünün 5, Emniyet Genel Müdürlüğü 4, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı, AFAD, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, Bandırma 911 Arama Kurtarma Ekibinin birer unsurunun yanı sıra balıkçı tekneleri, acente botları ve Bağfaş römorkörü ile denizde aramalar yapıldı.
Su altı dalış faaliyetleri kapsamında TCG AKIN tarafından batık üzerinde satıhtan ikmalli 16 baş dalış, Sahil Güvenlik DEGAK 11 timi tarafından Kurşunlu Limanı doğusunda bulunan midye çiftliğine toplam 2 saat 3 dakika olmak üzere 2 baş dalış ve batığın 1000 yarda güneybatısında 50 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından batığın 1000 yarda güneyinde toplamda 1 saat 10 dakika olmak üzere 2 ROV dalışı gerçekleştirildi.
Havadaki çalışmalar kapsamında 1 Sahil Güvenlik Komutanlığı helikopteri, bir Sahil Güvenlik Komutanlığı uçağı ve 4 Deniz Kuvvetleri Komutanlığı uçağı 45 saat 10 dakika uçuş gerçekleştirdi.
Denizden ve havadan su üstü, karadan sahil şeridini tarama ile su altı dalış faaliyetlerini kapsayacak şekilde olmak üzere 15-20 Şubat’taki çalışmalarda toplam 64 farklı unsur görev aldı.
Denizcilerden Zeynep Kılınç ve Hüseyin Tutuk’un cenazesine ulaşılmıştı
Balıkesir’in Marmara Adası’ndan 14 Şubat saat 20.30’da Bursa’nın Gemlik ilçesindeki Roda Limanı’na gitmek üzere 6 kişilik mürettebat ve 1250 ton mermer tozu yüküyle hareket eden 69 metre uzunluktaki “Batuhan A” adlı kargo gemisi, kötü hava ve deniz şartları nedeniyle 15 Şubat’ta saat 06.20’de Karacabey ilçesi açıklarında kıyıdan 4 mil açıkta batmıştı. Görüntüleme cihazlarıyla yapılan çalışmalarda geminin enkazının 51 metre derinlikte denizin tabanına oturduğu belirlenmişti.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı dalgıçların 17 Şubat’ta gerçekleştirdiği 2 dalışta, gemide aşçı olarak çalışan 33 yaşındaki Zeynep Kılınç’ın cansız bedenine ulaşılmıştı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Sualtı Savunma (SAS) komandosu dalgıçlarının 20 Şubat’ta yaptığı dalışta da gemi batmadan önce çektiği videoyu eşine gönderen Hüseyin Tutuk’un cesedi bulunmuştu.
]]>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar eşliğinde maden ocağı girişinde gazetecilere açıklamada bulunan Bakan Yerlikaya, kayıp 9 kişiyi aramayla ilgili ilk günden bu ana kadar çalıştıklarını söyledi.
İnsan kaynakları ve araç yönünden her şeylerinin tam olduğunu ifade eden Yerlikaya, şöyle konuştu:
“Hem Sabırlar Vadisi’ne gelen bugünkü ölçümle 8 milyon metreküplük kaymayla oluşan toprak kütlesi hem de hemen onun arka tarafındaki manganez ocağına gelen bugünkü ölçümle 2 milyon metreküplük kaymayla gelen toprak kütlesinde canlarımızı arıyoruz. Planımız var, buradaki kayan kütleden dron radarlarla beraber aramış olduğumuz araç konteyner ile ilgili olan lokasyonlarda çalışmalarımız belli ama tüm arama kurtarma veya tüm arama faaliyetlerinde bizim olmazsa olmaz bir önceliğimiz var. O arama kurtarma veya arama faaliyetlerinde bulunan AFAD ile onların koordinasyonundaki tüm insan gücünün güvenliği, yani önce güvenlik.”
Bakan Yerlikaya, arama faaliyetlerini yaparken bir çalışanın dahi canını tehlikeye atmamak için mücadele verdiklerini belirterek, bunun için bilim insanları, mühendisler ve son teknolojik cihazlarla çalıma yaptıklarını anlattı.
“Hızlı çalışan bir uyarı mekanizmamız var”
Arama kurtarma çalışmalarının yapıldığı ve toprak kütlesinin bulunduğu Sabırlar Vadisi ile manganez ocağı bölgesindeki hakim tepelere yerleştirilen radarla sismik ölçümler yaptıklarından bahseden Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Bir alarm sistemi de var. eğer toprak kütlesinin Sabırlar Vadisi ve manganez tarafına kayma ihtimali olursa aşağıdaki arama faaliyetindeki arkadaşlarımızın, çalışan kamyon, iş makineleri vesaire onların tamamıyla ilgili birçok hızlı çalışan uyarı mekanizmamız var. Şimdi açık konuştuğumuzu biliyorsunuz. Manganez ocağıyla ilgili az önce Sayın Bakanımız da söyledi, dün akşam ilk anından itibaren 6 gün önceki olayın olduğu günden bu yana oradaki duran kütlenin stabil değil maalesef aktif ama gittikçe de daha aktif hale gelme riskini görünce oradaki arama faaliyetini durdurduk.”
Sabırlar bölgesindeki aramayla ilgili durumdan bahseden Yerlikaya, “Oranın da tamamıyla ilgili yine onun üstünde duran liç alandaki kütlenin, bir bölümünün maalesef stabil değil orada da aktif olduğunu, bunun dışında kalan yerle ilgili de arama çalışmalarını yine baştan söylediğim gibi önce güvenlik duruşuyla, ilkesiyle devam ettiriyoruz.” dedi.
Yerlikaya, şunları kaydetti:
“İlk günden itibaren hep olumlu haber vermek, iyi haber vermek gayretindeyiz ama böyle bir gerçek var. Eğer bu her iki kaymanın olduğu lokasyonun sırtlarındaki liç alanı da stabil olsa, biz her gün size kaç araç naklini geçici toplama alanlarına naklettiğimizle ilgili her gün kendimizi nasıl geliştirdiğimiz haberlerini verecektik ve bununla beraber buradaki toplam kütleyi ne kadarlık bir sürede aktaracağımızı söyleyecektik. Ama şu anda içinde bulunduğumuz durum her zaman ama her zaman anlık. Maalesef bu olumsuzluğu göz önünde bulundurmamız ve dolayısıyla manganez ocağının olduğu yerdeki kısmı dün akşam itibarıyla durdurduk.”
Yerlikaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın da bölgeye geleceğini ifade ederek, ulaştıkları noktayı gün boyu değerlendireceklerini aktardı.
]]>