AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yerli ve milli dijital oyun uygulamalarını geliştirmek amacıyla gerçekleştirdiği çalışmalar ve sağladığı destekler bu yıl da devam etti.
Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yeni teknolojilere odaklanılırken oyun sektörü de bu alanda gençlere yönelik projeleriyle öne çıktı. Firmalar, geliştirdikleri oyunlarla bir yandan dünya vitrininde boy gösterdi, diğer yandan akademiler, eğitim ve uygulama merkezleri de gençlere bu alanın kapılarını açtı.
Bu kapsamda atılan adımlardan biri, Bakanlık, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi destekleriyle, Google, T3 Girişim Merkezi ve Türkiye Girişimcilik Vakfı paydaşlığında “Oyun ve Uygulama Akademisi”nin hayata geçirilmesi oldu.
Akademi ile dijital ekonominin büyümesine, 18-29 yaş üniversite öğrencisi veya mezunu gençlerin dijital becerilerinin gelişmesine, teknoloji sektöründe istihdamın artmasına ve teknoloji odaklı girişimlerin çoğalmasına katkı hedeflendi.
Yarısı kızlardan oluştu
Her yıl 2 bin gence teknoloji, uygulama ve oyun geliştirme, girişimcilik alanlarında yetkinlik kazandıran akademiye, 2021-2022 ve 2022-2023 dönemlerinde 81 ilden 65 binden fazla başvuru yapıldı. 4 bin 500 genç ilk 2 yıl verilen eğitimlerden yararlandı. 2 yılda 1969 kişiyi mezun eden akademi, 17 bin 841 sertifika verdi.
Akademinin, 2023-2024 dönemi için başvuruları da alınarak değerlendirme süreçleri tamamlandı. 2 bin kişi eğitimlerine Aralık 2023 itibarıyla başladı.
Oyun ve Uygulama Akademisi 3’üncü yılında da yüzde 50’si kadın olmak üzere üniversite öğrencisi veya mezunu 2 bin gence tamamen ücretsiz, çevrim içi eğitim ve etkinlikler sunuyor.
Yeni oyun geliştiriciler yolda
Ayrıca, nitelikli insan kaynağını geliştirmek, bilişim meslekleri özelinde ulusal meslek standardı ve ulusal yeterliliklerin hazırlanması için de protokol imzalandı.
Protokolle hem Türkiye Yazılım Envanteri Projesi’nin çıktısının alınması hem de 42 Yazılım Okulu’ndan mezun öğrencilerin bir ihtiyacı olarak bilişim mesleklerine ilişkin ulusal meslek standardı ile ulusal yeterliliklerinin hazırlanması amaçlandı. İlk etapta çalışılacak meslekler “mobil yazılım geliştirici”, “oyun geliştiricisi” ve “BT mimarisi uzmanı” olarak belirlendi.
Yeni Nesil Yazılımcı Yetiştirme Programı olarak tasarlanan 42 İstanbul ve 42 Kocaeli okullarına geçen yıl 74 bin 106 kişi başvurdu. 6 bin 650 kişinin havuz eğitimine alındığı okullarda 1716 kişi eğitimi başarıyla tamamladı, 1421 kişinin bu okullara kaydı gerçekleşti. Halen okullarda 691 aktif öğrenci bulunuyor. İstanbul kampüste 35 ve Kocaeli kampüste 12 öğrenci olmak üzere, müfredatın temel modülünü tamamlayan toplam öğrenci sayısı 47 oldu.
Öte yandan bilişim, yazılım, dijital oyun, telekomünikasyon, finansal teknolojiler (fintek), akıllı şehircilik alanlarında sektörlerin yurt dışına açılması ve ihracatın artırılmasına yönelik sektöre özel kurgulanan destekler verilmesi de planlanıyor.
Türkiye’nin ilk “unicorn”u oyun şirketi olmuştu
Türkiye’nin ilk “unicorn”u (değerlemesi 1 milyar doları geçen teknoloji girişimi) olan Peak Games’i, ABD’li oyun şirketi Zynga 1,8 milyar dolara satın almıştı.
Unicorn olan bir diğer oyun stüdyosu Dream Games’e bugüne kadar finansal yatırımcılar tarafından yatırım yapıldı. Türkiye’nin ilk unicornlarından Dream Games’in “Royal Match” oyunu geçen yıl 82,62 milyon dolarla dünyada en yüksek gelire sahip oyun olmuştu.
]]>Maltepe Üniversitesinde Bestecilik ve Orkestra Şefliği bölümü son sınıf öğrencisi Yanık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, orkestra şefliği eğitimi süreci, şimdiye kadarki tecrübeleri ve geleceğe yönelik hedeflerini açıkladı.
22 yaşındaki Yanık, yurt içinde ve dışında birçok orkestra ve koroyla çalıştığını söyleyerek. “Hocam Serdar Yalçın’dan çok şey öğrendim. Kendisinin opera şefi olması aslında biraz operaya da yoğunlaşmama, opera ile ilgili çalışmalar yapmama da sebep oldu.” şeklinde konuştu.
“Leipzig, Navigli ve Metz-Grand Est Senfoni Orkestrasını yönettim”
Genç yaşta çok sayıda orkestra ve koroyla çalışma fırsatı bulduğunu belirten Yanık, “Leipzig Senfoni Orkestrası ile çalıştım. Gittiğim yarışmalarda Navigli Senfoni Orkestrasını yönettim. Cemal Reşit Rey konser salonunda Metz-Grand Est Senfoni Orkestrası’nı yönettim. O da Fransız bir orkestraydı ve çok iyiydi. Devlet Çoksesli Korosu ile çalıştık geçen sene ve çok güzel bir tecrübeydi çünkü ben koroyla çok haşır neşir olmadım hiçbir zaman. Koro şefliği kesinlikle çok farklı bir alan.” ifadelerini kullandı.
Öykü Yanık, orkestra şefliğinin diğer müzisyenlik alanlarından farklı olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:
“Bizim bir enstrümanımız yok. Ben aslında keman ve piyano çalabiliyorum ama sahnede bu enstrümanı çalan kişi ben değilim. Bizim yaptığımız iş sahnenin üstünde olmak değil, sahnenin üstüne çıkma yolundaki hazırlığı yapmak diyebilirim. Yani biz aslında orkestra şefliğinin ne olduğunu, nasıl yapıldığını orkestra provalarında görüyoruz. Yani provayı kesip, burası olmadı bir daha yapalım, bunlar birlikte olmadı, oralar birlikte olsun gibi ayrıntılarla uğraşıyoruz.”
Saluzzo Opera Akademisi için maddi destek gerekiyor
Geçen ay İtalya’daki Saluzzo Opera Akademisi’ne şef asistanlığı için yaptığı başvurunun kabul edildiğini, ancak akademiye gidebilmek için maddi destek arayışında olduğunu aktaran Yanık, “Giulio Cesare isimli bir operanın asistan şefi olarak görev alacağım eğer gidebilirsem. Biz bu tarz çalışmalara, akademilere ve kurslara gittiğimiz zaman aslında bütün orkestra için bir ödeme yapıyoruz ve bu bizi zorlayabiliyor.” diye konuştu.
Yanık, orkestra şefliği eğitimine yurt dışında yüksek lisans ile devam etmek istediğini vurgulayarak, Avrupa’da iyi bir eğitim alarak Türk operasına daha fazla katkı sağlamayı amaçladığını dile getirdi.
Yurt dışında çok sayıda yetenekli Türk müzisyenin bulunduğuna dikkati çeken genç isim, “Yüksek lisans başvurusu için gittiğim okullarda çok sayıda Türk öğrencinin buralarda eğitim gördüğüne şahitlik ettim. Oradaki konservatörler de buna alışmış anladığım kadarıyla. Çünkü sürekli oradaki okullara geliyor Türk öğrenciler. Hatta keşke fırsatımız olsa da bu öğrencileri bir araya toplayabilsek yurt dışında. Eminim ki birkaç orkestra kurabilecek kadar müzisyenimiz var Avrupa’da.” değerlendirmesinde bulundu.
Geleceğe yönelik hedeflerini de anlatan Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemi en iyi şekilde temsil etmek için yurt dışındaki orkestralarda çalışmak istiyorum. Bunun için çalışmalarıma da bir şekilde başlamış oldum. Eğer bu bahsettiğim opera akademisine de gidebilirsem, benim için çok önemli bir adım olacak. Çünkü Saluzzo, festival tarzında bir etkinlik aslında ve bu akademi sürekli devam etmiyor. Belirli zamanlarda kuruluyor ve bu klasik müzikte çok fazla olan bir şey. Böyle belirli festivaller ve akademiler Avrupa’da çok var ve bu festivallerin bazılarının içinde genç müzisyenlerin eğitimiyle ilgili bazı çalışmalar, girişimler de oluyor. Ben de kabul aldığım sürece bu tür etkinliklere katılım sağlamak istiyorum.”
]]>