Olay, merkez Karasenir Mahallesi Gönen Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sokak üzerinde bulunan bir apartmana kanalizasyon çalışması için çukur açan işçi Hasan Y., yaklaşık 3 metre derinlikte çukurun içindeyken bacakları yukarıdan kayan toprak yığınının altında kaldı. Hasan Y.’nin toprak yığınının içinden çıkamadığını görenlerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Olay yerine gelen itfaiyenin çalışmasıyla Hasan Y. kurtarıldı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulans ile Burdur Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Hasan.Y.’nin durumunun iyi olduğu öğrenildi. – BURDUR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zara Sanayici İş İnsanları Derneği (ZASİAD) tarafından Zara Anadolu Lisesi kampüsünde düzenlenen programda medikal destek ürünleri sahiplerine teslim edildi.
Törende konuşan Kaymakam Enes Emircan Buyuran, “ZASİAD, bir çok çalışmamızda, projemizde bizlere destek sunmakta. Zara Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız aracılığı ile dağıtılmakta olan medikal ürünlerin sahiplerine kazandırılmasında da önemli bir misyonu yerine getirmiştir.” dedi.
Belediye Başkanı Fatih Çelik ise “Almanya’daki hayırsever gurbetçilerimiz Cengiz Şimşek ve Yakup Karataş, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da kampanya gerçekleştirerek yurt dışından aldıkları desteği ihtiyaç sahiplerimize ulaştırmıştır. Gurbetçilerimize, ZASİAD Başkanımız Ufuk Rufai Şimşek ve yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından ilçe protokolü tarafından medikal destek ürünleri ihtiyaç sahiplerine teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgilere göre olay, Batman merkeze bağlı İrmi Mahallesi’nde meydana geldi. 2 katlı binanın 2’nci katındaki dairede bulunan M.A.S. isimli bebek, bilinmeyen bir nedenle dengesini kaybederek sert zemine düştü. Düşme sonucunda vücudunun çeşitli yerlerinden ağır yaralanan 1 yaşındaki bebek, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı.
Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ordu’nun Ulubey ilçesinde ikamet eden Muzaffer Şahan, yaşadığı demans rahatsızlığı sebebi ile kayboluyor, ailesinin onu bulması ise saatler alabiliyor. Defalarca tekrarlanan bu olaydan üzüntü duyan Şahan, ailesi babalarının bu durumdan kurtulması için çareyi Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin hizmeti olan Akıllı Saat Projesi’nde buldu.
Muzaffer Şahan’ın aynı durumu bir daha yaşamasını istemeyen ailesi, Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin muhtemel kaybolma ve düşme olaylarına karşı önlem almak için geliştirdiği cihaz olan akıllı saat için talepte bulundu. Talep üzerine harekete geçen ekipler, Muzaffer Şahan ve ailesini evinde ziyaret ederek akıllı saati teslim etti. Muzaffer Şahan’a takılan saatin kullanımı ekipler tarafından ailesi ve kendisine anlatıldı. Verilen saat ile birlikte babalarının artık güvende olduğu bilen ailesi Büyükşehir Belediyesine teşekkürlerini ilettiler.
“Bu hizmet hayatımızı kolaylaştıracak”
Babasının yaşadığı bu üzücü olaylardan akıllı saat ile kurtulacak olmasından dolayı mutlu olduklarını belirten Volkan Şahan, “Bu hizmetten yararlandığım için oldukça duygulandım. Babam sürekli kayboluyor, bazen buluyoruz, bazen ise hemen bulamıyoruz. Bu da bize oldukça sıkıntı yapıyor. Aldığımız bu hizmet artık bizim hayatımızı kolaylaştıracak. Artık bu saat ile babamı takip edebileceğiz. Korkuyla yaşamayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımızdan Allah razı olsun, iyi ki varlar. Bize yardımcı oldular, sesimize kulak verdiler, çok mutluyuz” dedi.
Akıllı saatin özellikleri
Konum görüntüleme, düşme sensoru ile tehlikeyi bildirme, ilaç hatırlatma ve nabız ölçme, fotoğraflı rehber ve hareketsizlik hatırlatıcı gibi özelliklerle donatılmış olan akıllı saat, hasta ile yakını arasında kolay ve sağlıklı iletişim sağlıyor. – ORDU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YUTMA ve konuşma rehabilitasyonu konularında bilgiler ve yeni tedavi yaklaşımlarını paylaşan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hülya Şirzai, “Modern tıbbın olanaklarıyla geliştirilen rehabilitasyon teknikleri, özellikle nörolojik hastalıklar, kazalar, yaşlanma ve çeşitli diğer nedenlerle ortaya çıkan yutma ve konuşma bozuklukları yaşayan bireyler için büyük bir umut kaynağı olmaktadır. Baş ve boyun kanseri tedavisi sonrasında, özellikle cerrahi müdahaleler veya radyoterapi sonrası yutma sorunları görülebilir” dedi.
Yutma rehabilitasyonunun hastaların yaşam kalitesini artırmak için önemli olduğundan bahseden Romatem Move Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Hülya Şirzai, “Yutma bozuklukları, Parkinson hastalığı, inme (felç), multiple skleroz (MS), ALS, kafa travmaları ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklar, baş-boyun kanserleri, yaşa bağlı gelişen zorluklar gibi çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilir. Rehabilitasyon sürecinde uygulanan egzersizler, teknikler ve cihazlar sayesinde hastaların beslenme, sıvı alımı, akciğer enfenksiyonları önleme ve genel yaşam kaliteleri önemli ölçüde iyileştirilebilmektedir” diye konuştu.
‘İNME SONRASI YUTMA BOZUKLUKLARI YAYGIN BİR SORUNDUR’
Yutma terapisinin uygulama alanlarına değinen Doç. Dr. Şirzai, “Parkinson hastaları, yutma güçlükleri ve tükürük birikimi ile karşılaşabilirler. Rehabilitasyon, kasların koordinasyonunu sağlamak ve yutma işlevini güçlendirmek amacıyla uygulanan çeşitli egzersizleri içerir. İnme sonrası yutma bozuklukları yaygın bir sorundur. Yutma rehabilitasyonu, bu hastaların yeniden güvenli bir şekilde beslenmelerine ve sıvı alımını sağlamalarına yardımcı olur. Multiple skleroz ve baş ve boyun kanseri tedavisi sonrasında, özellikle cerrahi müdahaleler veya radyoterapi sonrası yutma sorunları görülebilir. Bu durumda uygulanan terapi yöntemleri, hastaların beslenme alışkanlıklarını güvenli bir şekilde sürdürebilmelerini sağlar” dedi.
‘KONUŞMA BOZUKLUKLARI YAŞA BAĞLI OLARAK GELİŞEBİLİR’
Konuşma rehabilitasyonunun, yalnızca bireylerin kelimeleri doğru telaffuz etmelerini sağlamakla kalmadığını belirten Doç. Dr. Şirzai, aynı zamanda sosyal yaşamlarını yeniden kazanabilmelerine de katkı sağladığını söyledi. Konuşma bozuklukları, çeşitli nörolojik hastalıklar, ses telleri problemleri, kafa travmaları ve yaşa bağlı olarak gelişebileceğini anlatan Doç. Dr. Şirzai, bu bozuklukların tedavisinde kişiye özel terapi yöntemlerinin oldukça etkili olduğunu ifade etti.
KONUŞMA REHABİLİTASYONUNDA KULLANILAN YÖNTEMLER
Konuşma rehabilitasyonunda kullanılan yöntemleri belirten Doç. Dr. Şirzai, sözlerini şöyle tamamladı:
“Afazi (Dil Bozukluğu), inme sonrası ortaya çıkan afazi, konuşma ve dil anlama zorlukları yaratabilir. Bireylerin dil becerilerini yeniden kazanmalarını sağlayan özel konuşma terapileri uygulanır.
Dizartri (Konuşma Kaslarını Kontrol Edememe), nörolojik hastalıklar sonucu gelişen dizartri, kas kontrolü eksikliği nedeniyle konuşma bozukluklarına yol açar. Bu durumdaki bireylerin ses kontrolünü ve doğru artikülasyonu yeniden öğrenebilmeleri için kapsamlı bir tedavi planı öneriyor.
Ses terapisi, ses telleri problemleri, aşırı bağırma, yanlış ses kullanımı veya cerrahi müdahaleler sonrası ortaya çıkabilir. Ses terapisi, ses tellerinin doğru şekilde kullanılmasını sağlayarak sesin kalitesini iyileştirir.”
‘HER BİREYİN TEDAVİ SÜRECİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR’
Tedavi sürecinde bireyin duygusal durumu, psikolojik desteği ve rehabilitasyon sürecine uyumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Şirzai, “Her bireyin tedavi sürecinin özelleştirilmesi gerekiyor, yutma ve konuşma bozuklukları, yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir etkisi de olan rahatsızlıklardır. Bu nedenle tedavi sürecinde bireyin duygusal durumu, psikolojik desteği ve rehabilitasyon sürecine uyumu göz önünde bulundurularak bir tedavi planı oluşturulmaktadır. Sonuç olarak, yutma ve konuşma rehabilitasyonu, sadece tıbbi tedavi değil, aynı zamanda bireylerin özgürce iletişim kurmalarını ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlayan önemli bir alandır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Selimiye Mahallesi Osman Kavuncu Bulvarı üzerinde meydana gelen kazada karşıya geçmek isteyen A.A.’ya; B.Ç.’nin sürücüsü olduğu 38 AHY 747 plakalı motosiklet çarptı. Çarpışmanın etkisiyle yaya ve motor sürücüsü savrulurken çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis yol üzerinde güvenlik önlemi alırken sağlık ekipleri ise yaralılara müdahale etti. Kalbi durduğu belirtilen A.A.’ya dakikalarca kalp masajı yapan ekipler A.A.’yı yeniden hayata döndürdü. Kazada ağır yaralanan A.A. ile B.Ç. ilk müdahalelerin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Motosiklet ise incelemelerin ardından yol üzerinden kaldırıldı.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamada, Ulubey ilçesinde Şahan’ın demans rahatsızlığı sebebiyle daha önce birkaç kez kaybolduğu belirtildi.
Şahan ailesinin Akıllı Saat Projesi’nden yararlanmak amacıyla talepte bulunduğu vurgulanan açıklamada, ekiplerin saati aileye ulaştırdığı ve kullanımı anlattığı kaydedildi.
Muzaffer Şahan’ın oğlu Volkan Şahan ekiplere teşekkür ederek, “Aldığımız hizmet bizim hayatımızı kolaylaştıracak. Artık bu saat ile babamı takip edebileceğiz, korkuyla yaşamayacağız. Büyükşehir Belediye Başkanımızdan Allah razı olsun, iyi ki varlar. Bize yardımcı oldular, sesimize kulak verdiler, çok mutluyuz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görev yaptığı hastane bombalanınca Gazze-Avrupa Hastanesi ile Sahra Hastanesi’nde de çalışan, İsrail’in tehditleri sonucu İngiltere’ye gitmek zorunda kalan El Mohallalati, sağlık kongresi için geldiği Antalya’da, AA muhabirine, İsrail’in Filistin’de, Gazze’de soykırım yaptığını, her yere barbarca saldırı düzenlendiğini anlattı.
Çok zor günler yaşadıklarını söyleyen El Mohallalati, “Dünyanın gözü önünde insanlar hastanelere erişemiyor, mağduriyet içindeler. Etrafınızda görebileceğiniz yanık tiplerinden çok farklı. 14 aylık süreçte İsrail tarafından yeni silahlar denendi. Bunların çok büyük patlayıcı etkisi var, o yüzden çok yaygın ve derin, tedavisi zor olan yanıklar. 6 ay da küçük şarapnel parçalarına sahip silahlara geçtiler. Bunların yarattığı yanıklar da çok farklıydı, dirençli, tedavisi çok zor yanıklardı.” diye konuştu.
El Mohallalati, İsrail’in Filistin’de yeni silahlar denemeye devam ettiğini, bu silahlarla yaralananların vücudunda yanma etkisinin sürdüğünü dile getirdi.
İsrail’in saldırılarının başladığı ilk hafta hastanelerine 100’den fazla yanık vakası geldiğini aktaran El Mohallalati, şunları kaydetti:
“Bu kişilerin yoğun bakım ünitesine, cerrahi müdahaleye, antibiyotik kullanımına ihtiyacı oluyor. Bir günde 800 yaralının geldiği oldu. Bu kadar çok hasta nezdinde sınırlı kaynakla tedavi etmek çok zordu. Yanık tedavisi bakım isteyen, bazen ameliyat gerektiren bir durum ve hastanın en az 3 ay hastanede kalması gerekiyor. Bu hastaların çok büyük kısmında hayatta kalacak olanları yani ‘tedavi edilecek olanlar’ ve ‘tedavi edilemeyecek’ olanlar diye önceliklendirmek gerekiyordu. Tüm hastalara tedavi verme imkanımız yoktu, sınırlı kaynaklarımız vardı. Hayatta kalma şansları olanlara tedavi veriyorduk. Bir ‘kara alan’ yaratarak, ‘ölecek kişiler’, ‘hayatta kalabilecek kişiler’ diye ayırt ediyorduk.”
“İlk hastane saldırısında eşim 8,5 aylık hamileydi”
Bazı yaralıların hastaneye dahi ulaşamadan hayatını kaybettiğini dile getiren El Mohallalati, bazı silahların büyük yanıklar oluşturduğunu belirtti.
Savaş suçu sayılacak silahların sivillerde kullanıldığını vurgulayan El Mohallalati, “Şifa Hastanesi, iki hafta kuşatma altında kaldı. Hastaneye girdiler, bizleri sorguladılar, tutukladılar, hastaneyi kapattılar. Ateşkes zamanında da hastane kullanılmasın diye hayati önem taşıyan oksijen ünitesine, iletişim odasına, jeneratöre aklınıza gelebilecek tüm önemli altyapı kaynaklarına, su ve elektrik odalarına zarar verdiler.” bilgisini paylaştı.
El Mohallalati, Gazze’de en fazla hastanın o dönemde Şifa Hastanesi’nde olduğunu, Kasım 2023’te hastanenin kuşatılarak görev yapılamaz hale getirildiğini, Şubat 2024’te tekrar operasyonel hale getirmeye çalıştıklarını vurguladı.
İkinci saldırıda hastanenin kullanılamaz hale geldiğini bildiren El Mohallalati, “Hastane saldırısında ailemi öldürmekle tehdit ettiler. İlk bombadan kurtulduk. Sağlık çalışanlarının ailelerini takip edebiliyorlardı. Eşim 8,5 aylık hamileydi, ailemi İngiltere’ye göndermek zorunda kaldım. Hastane tamamen tahrip olduktan sonra Gazze-Avrupa Hastanesine gittim. Daha sonra da Sahra Hastanesi’nde çalıştım.” dedi.
“Türkiye yanık tedavisinde çok başarılı”
Daha sonra kendisinin de geçici süreliğine İngiltere’ye gitmek zorunda kaldığını anlatan El Mohallalati, “Filistin’den çıktıktan sonra 4 kez girmeye çalıştım, almadılar. Şu an mecburen Londra’dayım. Hayalim, Gazze’de yaşamak. Ülkeme dönmek, hastanemizi yeniden inşa etmek, şifa olmak istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yanık alanında bilimsel çalışmaları olan doktorlarla farklı ülkelerdeki kongrelerde tanışma fırsatı bulduğuna değinen El Mohallalati, “Türkiye’nin yanık tedavisinde geldiği nokta son derece önemli. Bu coğrafyadaki yanıklar, Avrupa’dan, Amerika’dan, Kanada’dan çok farklı.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler köyünde yaşayan İdris Kaplan (66) rahatsızlanınca, yakınlarının 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine yolu kardan kapalı köye paletli ambulans yönlendirildi.
Yaklaşık üç saatlik uğraşın ardından köye ulaşan ekipler, KOAH ve diyabet hastası Kaplan’a ilk müdahaleyi yaptı.
Paletli ambulansa alınan Kaplan, daha sonra yolun ulaşıma açık kısmında bekleyen ambulansa ulaştırıldı.
Kaplan, sevk edildiği Artvin Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı.
Öte yandan, Karayolları ekipleri, Efeler köyünün de bulunduğu Camili havzasındaki 6 köye ulaşımın sağlandığı Camili Geçidi’nde karla mücadele çalışmalarına devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amasya Valiliği koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, Göynücek ilçesinde annelere yönelik farkındalık semineri gerçekleştirildi.
Annelerin uyuşturucuyla mücadeledeki rolüne dikkat çekilen seminerde, annelere bu konuda bilgi verilerek, farkındalık oluşturuldu.
Göynücek Kaymakamı Mustafa Kartal, uyuşturucuyla mücadelenin her bireyin sorumluluğunda olduğunu vurgulayarak, “Anneler çocukların en yakın rehberleridir. Bu nedenle onların bilinçlendirilmesi, geleceğimiz için çok önemlidir. Bu projeyi hayata geçiren ve destek veren herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON BİR STRATEJİ
Geçtiğimiz yıllarda ABD’deki Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü tarafından yapılan çalışmada, titremenin vücudun şiddetli soğuk bir ortamda hayatta kalmak için iç sıcaklığını korumak için kullandığı son strateji olduğu belirtilmişti. Ayrıca titremenin oldukça fazla enerji gerektirdiği kaydedilmişti. Öte yandan korku veya panik ataklar gibi psikolojik faktörler de titremeye yol açabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DAMAR SAĞLIĞI İÇİN ÖNEMLİ
İyi kolesterolün yükselmesinin kalp damar sağlığı için çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Uçar, “Kalp üzerinde koruyucu bir etkiye sahiptir. Özellikle damar duvarında biriken kolesterolün azalmasına ve karaciğere taşınmasına neden olacaktır. Bu süreç, damarlarda plak oluşumunu ve tıkanıklığı önleyerek, kalp krizi ve kalp damar hastalık riskini azaltır. İyi kolesterolün yüksek olması çok fayda sağlar” dedi.

KALP KRİZİNE NEDEN OLUR
Kolesterol yüksekliğinin zaman içerisinde damar duvarındaki kolesterol içeriklerinin artışına neden olarak, kalp krizine yol açtığını belirten, Prof. Dr. Uçar, “İyi kolesterolün düşük olması damar duvarlarındaki yağlanma artışıyla birlikte; erken dönemde kalp krizi, felç ve şah damarı hastalıklarına neden olabilir. İyi kolesterolün düşüklüğü, muayene ve dışarıdan gözlemle anlaşılan bir durum değildir. Kan değerlerine bakılarak ortaya çıkar. Sağlıksız yaşam tarzı, dengesiz ve düzensiz beslenmek, spor yapmamak, hareketsiz kalmak iyi kolesterolü düşüren en önemli sebeplerdir” dedi.

İYİ KOLESTEROL NASIL YÜKSELTİLİR?
PROF. Dr. Uçar, iyi kolesterolü yükseltmek için şu tavsiyelerde bulundu:
HAFTADA 6 GÜN 45 DAKİKA YÜRÜ- YÜN: En önemli maddelerden bir tanesi kesinlikle egzersiz yapmaktır. Haftada 6 gün 45 dakikalık tempolu yürüyüşler yapılmalıdır. Yaştan bağımsız olarak her yaş için tempolu yürüyüş önerilir.
AKDENİZ TİPİ BESLENİN: Meyve ve sebzeleri taze tüketmeye özen gösterin. Zeytinyağlı ve sebze yemekleri yiyin. Omega 3 bakımından zengin olan balık ve fındık, ceviz gibi kuruyemişlerle beslenin. Kırmızı etin daha az olduğu bir diyet alışkanlığı oluşturun.
SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN: Kalp ve damarlarda yağlanmalara, kalp krizlerine ve damarlarda patlamalara neden olur. Alkolün kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yükselttiğine dair bilinen bir yanlış vardır. Ancak böyle bir şey söz konusu değildir.
EN AZ 6 SAAT UYUYUN: Uyku düzeni ve alışkınlığı kişinin enerjisi ve günün ritmi için de çok önemlidir. Belirli hormonlar sadece uykuda salgılanır ve bu hormonlar, kalp sağlığı için de çok önemlidir.
KİLO ALMAYIN: Kiloyu kontrol ederek obezite ile savaşılmalıdır. Boy ve kiloya göre hesaplanan vücut kitle indeksi 20-25 arasında olmalıdır. İyi kolesterol seviyesini artırmak, obeziteyle mücadelede önemli bir hedeftir.
STRESİ AZALTIN: Stresle mücadele etmek, iyi kolesterol seviyelerini olumlu yönde etkileyebilir. Sürekli stres, iyi kolesterol seviyelerinin düşmesine yol açabilir.
KONTROLLERİNİZİ AKSATMAYIN: Düzenli kontroller, check-up programları, erken tanı algoritmaları ve en ufak şikâyette kardiyoloji muayenesi yaptırmak gerekir. Periyodik testler, erken müdahale şansı sağlar. Düzenli sağlık kontrolleri, iyi kolesterol seviyelerinin izlenmesi ve genel kalp sağlığının korunması açısından kritik öneme sahiptir.
MENOPOZ SONRASI DİKKAT: Menopoza kadar kadınlarda genellikle daha yüksek olan iyi kolesterol, menopoz sonrası düşebilir. Bu dönemde düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi önem kazanır. Ancak kötü kolesterolde cinsiyet ayrımı yoktur. Risk faktörleri cinsiyetten bağımsız olarak daha ön plandadır.
İLAÇLARI İHMAL ETMEYİN: Kolesterol ilaçlarının kalp sağlığına önemi çok büyüktür. Bu ilaçlar doktor değerlendirmesiyle verilir. Damarlarında tıkanmalar olan, stent takılan, bypass ameliyatlı hastalar kesinlikle ilaçlarını kullanmalı ve doktor tavsiyesi olmadan ilaçlarını bırakmamalıdır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ETKİSİ UZUN SÜRÜYOR
Özellikle derin uykunun, hafıza gelişimine katkıda bulunduğunu belirten Dr. Mikaela Bloomberg, “Bulgularımız, egzersizin kısa süreli hafıza üzerindeki etkilerinin, düşündüğümüzden daha uzun süre devam edebileceğini gösteriyor. Bu faydalar egzersiz sonrası birkaç saat değil, ertesi güne kadar sürebilir. Düzenli egzersiz, bilişsel fonksiyonların gelişmesine katkı sağlıyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇOCUKLAR DAHA ÇOK NEZLE OLUYOR
Uzm. Dr. Vural, kış hastalıklarından nezle ve soğuk algınlığı ile ilgili şunları söyledi: “Soğuk algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı ve üst solunum yollarında bazı yakınmalarla seyreden hafif seyirli bir hastalık olarak tanımlanıyor. Hemen herkes yılda 1-2 kez soğuk algınlığına yakalanıyor. Özellikle mevsimlerin değiştiği aylarda ani ısı değişiklikleri nedeniyle soğuk algınlığı görülme sıklığı artıyor. Kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirme, güneş ışınlarından daha az yararlanma ile kötü havalandırma koşulları, enfeksiyonun gelişmesini ve yayılmasını hızlandırıyor. Hastalığa yakalanmanın yaş ve cinsiyetle ilgisi olmasa da çocuklar erişkinlere oranla daha fazla nezle oluyor.”

KOKU VE TAT KAYBI
Soğuk algınlığının hapşırık ve öksürük ile havaya yayılan virüslerin solunması sonucu bulaştığını belirten Uzm. Dr. Vural, “Solunum yoluyla ve el temasıyla da virüs yayılabiliyor. Virüs bulaştıktan birkaç saat sonra soğuk algınlığı belirtileri başlayabiliyor. Halsizlik, hafif baş ağrısı, hafif bir ateş, öksürük, gözlerde kızarma ve yaşarma, üst solunum yollarında yanma hissi ile burun akması, soğuk algınlığının en önemli belirtilerini oluşturuyor. Koku ve tat duyusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ile ses kalitesindeki değişikler gibi yakınmalara da rastlanıyor” dedi.

GRİP SALGINA BİLE NEDEN OLABİLİYOR
Kış hastalıkları deyince gribin (influenza) başı çektiğini belirten Uzm. Dr. Vural, şu uyarılarda bulundu: “Grip, bulaşıcı bir akut virüs hastalığı olarak tanımlanıyor. İnfluenza virüsünün yapısı çok sık değiştiği için toplumda herhangi bir dirençle karşılaşmadan hızla yayılabiliyor. Tüm dünyayı etkileyen salgınlara yol açabiliyor. Grip; küçük çocukları, vücut direnci düşmüş yaşlıları ve hasta kişileri daha çok etkisi altına alıyor. Okul, kışla, fabrika, hapishane ve bakımevi gibi toplu yaşanılan yerlerde virüs daha kolay bulaşıyor ve hastalık hızla yayılıyor. Kış mevsimlerinde toplu ulaşım araçları, sinema ile tiyatro gibi kalabalık grupların bulunduğu yerlerin de hastalığın bulaşmasını kolaylaştırdığı biliniyor.”

YÜKSEK ATEŞE DİKKAT
İnfluenza virüslerinin tükürük damlacıkları yoluyla bulaştığının altını çizen Uzm. Dr. Vural, “Grip virüsü bulaştıktan 1- 3 gün sonra belirtiler gelişmeye başlıyor. Titremenin de eşlik ettiği ateş, 39–40 dereceye çıkıyor. Başta, eklemlerde ve kaslarda, özellikle sırt ile bel bölgesinde ağrı oluşuyor. Bunların yanı sıra halsizlik ve bitkinlik, bazen de mide bulantısı ile kusma da görülebiliyor. Boğaz ağrısı, şiddetli öksürük ve göğüste yanma gibi yakınmalara da sıkça rastlanıyor” dedi.

YATAĞA DÜŞÜREBİLİYOR
Gribin etkin bir şekilde tedavisi için öncelikle yatak istirahati önerildiğini belirten Uzm. Dr. Vural, “Hasta vücudunda oluşan ağrılar ve halsizlik nedeniyle yatağa düşebiliyor. Bu nedenle yatak istirahati öneriliyor. Yüksek ateşin düşürülmesi ve kas ağrılarının dindirilmesi tedavide en önemli hedefi oluşturuyor. Sanılanın aksine gribin tedavisinde antibiyotiğe gerek duyulmuyor. Bol bol sıvı tüketmek ve C vitamininden zengin besinleri sofradan eksik etmemek gerekiyor. İstirahat ve uyku düzenine dikkat etmek de genel halsizlik ile kas ağrılarının giderilmesinde oldukça yarar sağlıyor. Grip aşışınızı yaptırmayı da ihmal etmeyin” dedi.
KOVİD-19 DA ETKİLİ
Son yıllarda Kovid-19’un da etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Vural, “Belirtileri grip enfeksiyonuna benziyor. Yine de farkı ortaya koyabilmek için testlerin mutlaka yapılması gerekiyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekranların fenomen yarışmalarından ‘Kısmetse Olur: Aşkın Gücü’nün sevilen isimlerindenYaren Dağ’dan yeni haber var.
Ünlü gelin adayı şimdi de yeni bir kararla gündeme geldi. Dağ, sosyal medya hesabındaki tüm fotoğraflarını kaldırdı.
Yaren Dağ ilk olarak namaz kıldığı anları paylaştığı bir gönderiyle dikkat çekti. Ardından, başörtülü pozları ile gündem oldu.
“SARSILIN NAMAZ KILIN”
Kısmetse Olur Yaren, “Sarsılın namaz kılın” diyerek şunları ekledi: “Radikal ve çok huzurlu kararlarla döneceğim.”





Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü iş insanı Fatih Kıral, uzun süre böbrek nakli için beklemiş ve geçen yıl bir çalışanın verdiği böbrekle hayata tutunmuştu. Ancak bir süre sonra Kıral’a nakledilen böbrekte de sorun yaşanınca iki hafta önce hastaneye kaldırılmıştı. Fatih Kıral, hastanede hayatını kaybetti.

SABAH yazarı Bülent Cankurt, Kıral’ın sağlık durumuna ilişkin iki hafta önce şunları yazmıştı:
Böbreği iflas eden, geçen yıl bir çalışanının verdiği böbrekle hayata tutunan Fatih Kıral, yeni böbreğiyle de sorun yaşamış ve hastaneye kaldırılmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Ailesi ve sevenleri, üç gün boyunca yoğun bakımda tutulan ve sonrasında normal odaya alınan Fatih Bey’in kısa sürede taburcu olmasını bekliyordu.

Ancak öğrendim ki, 7’den 70’e tanıyan herkesin çok sevdiği Fatih Bey, maalesef halen hastanedeymiş. Nakledilen böbreği de iflas etmiş ve diyalize bağlanmış.

Bu da yetmezmiş gibi bir de kanser illeti musallat olmuş. Kanser tedavisi için geçtiğimiz günlerde bir operasyon geçirmiş.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Her yıl özel sağlık kuruluşlarını olağan ve olağan dışı denetimlerden geçiren Sağlık Bakanlığı, uzman ekiplerle bu çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Bu kapsamda, Ocak 2024’ten bugüne kadar Türkiye genelinde özel sağlık kuruluşlarına yönelik 60 binden fazla denetim yapıldı.
Denetimlerde aykırılık tespitlerine göre, 229 özel sağlık tesisine “faaliyet durdurma”, 1507 özel sağlık tesisine “idari para cezası” verildi, ilgili kuruluşlar hakkında 160 suç duyurusunda bulunuldu.
ÖZEL HASTANELER MEVZUATI TAMAMEN YENİLENECEK
“Yenidoğan çetesi”ne ilişkin soruşturma sürecinde 10 özel hastanenin ruhsatını iptal eden Bakanlık, özel ve kamu hastanelerindeki işleyişin yeniden ele alınması, sistemdeki sıkıntıların tespit edilip sil baştan düzenlenmesine yönelik çalışmalara da hız verdi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla ilk olarak özel hastaneleri de içine alan mevzuatı tamamen yenilemeye hazırlanan Bakanlık, uzmanlar öncülüğünde, özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlandırılması, faaliyet sürecindeki hizmet ve kalite standartları, kuruluşların sağlık hizmeti sunarken uyguladığı fiyatlandırma politikaları, denetimler ve uygulanan yaptırımlara kadar birçok başlığı masaya yatırdı.
Ayrıca kamu, özel ve üniversite hastanelerinde sağlık hizmet sunumları ve kalite standartlarına ilişkin ruhsatlandırma ile faaliyet süreçleri de bütüncül bakış açısıyla yeniden ele alındı.
Bu kapsamda, yakın dönemde Özel Hastaneler Yönetmeliği, Hastanelerin Denetleme Yönetmeliği, Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapılacak. Özel hastanelerin işleyişi, sağlık meslek mensuplarının serbest meslek icrası kuralları, sağlık yapıları ve sağlık araçlarına ilişkin düzenlemeler de gündeme gelecek.
DENETİM SEFERBERLİĞİ BAŞLAYACAK
Bakanlık, gelecek dönem, kamu, özel ve üniversite hastanelerinin hem yoğun bakımlarında hem de genel bölümlerindeki denetimlerinde şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmalarını oluşturmayı da planlıyor.
Türkiye’nin önde gelen 13 yenidoğan yoğun bakım uzmanıyla oluşturulan “Yenidoğan Yoğun Bakım Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu” da tüm yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yönelik habersiz denetimlere başlayacak.
Yenidoğan uzmanlarının da yer alacağı denetimlerde, fiziki incelemelerden ziyade, doğru tedavilerin uygulanıp uygulanmadığına yönelik detaylı, ileri incelemeler yapılacak.
Bakanlık, benzer denetimleri, acil servisler, yetişkin yoğun bakım gibi alanlarda kurulacak komisyonlar öncülüğünde de gerçekleştirecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avanos ilçesindeki sanayi sitesinde eşi Ferhat Yoldaş (36) ile kiraladıkları depoyu atölyeye dönüştüren Fatma Yoldaş (32), eşinin yanında çırak olarak başladığı mesleğinde kendini yetiştirdi.
Tornadan spirale farklı aletleri kullanarak ahşap eşya ve aksesuar üreten Fatma Yoldaş, atölyede yoğun mesai yapıyor.
Fatma Yoldaş, AA muhabirine, 2013 yılında evlendiğini, evde oturmak yerine üretmenin daha verimli olacağına karar verip eşiyle atölye kurduklarını söyledi.
Yoldaş, çırak olarak çalışmaya başladığında aletleri tanıma ve kullanma konusunda zorluk yaşadığını ancak eşinin desteğiyle yeni bilgiler öğrenerek tecrübe kazandığını anlattı.
Nevşehir Ticaret Lisesi muhasebecilik bölümünden mezun olduğunu ancak bu alana yönelmediğini, ahşapla uğraşmaktan keyif aldığını belirten Yoldaş, şöyle konuştu:
“Muhasebe mezunuyum, çevremdekiler ve öğretmenlerimin ısrarıyla o bölümü okudum. Eşim bu işlerle uğraşıyordu, ben de evde oturmak istemedim. Normalde onlar çatı işi yapıyordu. Sonra ikimiz marangozluk yapmaya başladık. Her gün düzenli şekilde geliyorum. Eşimle planlama yapıyoruz. Eşim kesme yapıyorsa ben zımparalama yapıyorum. Birlikte karar veriyoruz ama o gün yapacağımız işe göre elime bütün makineleri alıyorum. Kadınlar, ben sanayide çalıştığım için gelip sipariş veriyorlar. Turistik otellere yatak, komodin, ahşap lavabo tezgahı, yatak başlıkları yapıyoruz. Bunları zenginleştirmek için demir ve taş işçiliği de yapıyoruz. Mesela bir yatak başlığına taş döşüyoruz, ayaklarını demirden yapıyoruz. Mesleğimi seviyorum ama biraz tozlu gezdiğim için sosyal hayatta zorlandığım oluyor. Mesleğimin erkek mesleği olduğu ifade ediliyor, bayanın bu işin altından kalkamayacağını düşünüyorlar ama öyle değil, bayanın yapamayacağı hiçbir iş yok.”
Fatma Yoldaş, mesleki başarılarla hemcinslerine ilham olmak için gayret gösterdiğini de dile getirdi.
“Eşim dükkana ikinci usta oldu”
Ferhat Yoldaş ise “Çocukluktan beri ahşap içindeyim, babam çatı işleri yapıyordu. 2013’te evlendik, 5 yıl sonra dükkanı açtık. Eşimle çalışmanın zaman zaman zorluğu olabiliyor ama avantajı yüzde 90 diyebilirim. Bazı durumlarda çatışsak da bayan müşterilerin rahatlıkla gelebildiği bir dükkan olduk. Bu da bizi daha farklı konuma getiriyor. Eşim geçen süreçte mesleği öğrendi, dükkanda ikinci usta oldu.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversite sınavına hazırlandığı dönemde izlediği filmin seramik sahnesinden etkilenen 43 yaşındaki Eren Dereka, Mersin Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu El Sanatları Endüstriyel Cam ve Seramik Bölümü’nü tercih etti.
Dereka, iki yıl süren eğitiminin ardından füzyon cam atölyesinde çalışmaya başladı ve camı işlemeyi hayatının odağına koydu.
Çeşitli atölye ve firmalarda çalıştıktan sonra iş hayatına 10 yıl ara veren girişimci Dereka, bu süreçte cam eritme fırını alarak evinin garajında hobi olarak atık camlardan dekoratif ürünler yapmaya başladı.
Cama ilgisi zamanla tutku haline gelen ve bunu geliştirmek için girişimcilik eğitimleri alan Dereka, Kadın Girişimci Destek Merkezi’nde kendi atölyesini açarak nazar boncuğu, Türk bayrağı ve ağaç gibi dekoratif ürünler yaparak atık camları ekonomiye kazandırıyor.
“Cam belli aşamalarla yapılan bir ürün”
Kadın girişimci Eren Dereka, AA muhabirine, üretim yaparken atık camları değerlendirdiğini söyledi.
Atık camları yeniden şekillendirirken her aşamasına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dereka, “Cam, belli aşamalarla yapılan bir ürün. Kalıpları hazırladıktan sonra camları istenilen şekle ve dizayna göre ayarlıyorum. Önce camları kesiyorum, sonra belirlenen renklere göre boyamasını yapıyorum.” dedi.
Camın tüm aşamalarını tamamladıktan sonra fırınladığını anlatan Dereka, şöyle konuştu:
“Fırınlamada yaklaşık 850 derecede camın ve boyanın birbirine işlenmesini sağlıyoruz. Bu fırınlama işlemi 24 saat sürüyor. Fırını yaktıktan sonra ertesi gün açabiliyoruz çünkü fırınlamada cama verilen tansiyon çok önemli. Cama tansiyonunu veremezsek camda patlama veya boyada yanma yaşanabiliyor. Fırınlama işleminden sonra ürünün süslemelerini yapıp satışa sunuyoruz.”
“Biz kadınlar, her şeyi yapabiliriz”
Dereka, camla iç içe bir hayatının olduğunu, atık camları ekonomiye kazandırmanın kendisine ayrı mutluluk verdiğini söyledi.
İşini özveriyle yaptığını dile getiren Dereka, “Cam, benim için büyülü bir dünya haline geldi. Sıfırdan bir camdan veya atık şişeden çok farklı dekoratif eşya elde etmek, onu yaparken duyduğum heyecan, fırına koyduktan sonra ertesi gün fırından nasıl çıkacağını beklemek, büyük bir heyecanla onun olup olmadığını görmek, büyük bir sevgi ve mutlulukla dolduruyor içimi, ayrıca bir işe yaradığımı hissediyorum. Sıfırdan, olmayan bir şeyden yeni bir ürün çıkarıyorum.” şeklinde konuştu.
Kadınların isterlerse her şeyi yapabileceklerini anlatan Dereka, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Girişimci bir kadın olarak biz kadınların her şeyi yapabileceğini düşünüyorum. Cam kesiyorum ve cam boyuyorum. Bunu görenler, ‘Kadın cam kesiyor’ diye şaşırıyorlar. Biz kadınlar, her şeyi yapabiliriz ve istersek her şeyin üstesinden gelebiliriz. Her şeyi oluşturabiliriz, güzelleştirebiliriz. Evimizde nasıl her şeyi güzelleştirebiliyorsak iş hayatında da yaptığımız işlerle her şeyi güzelleştireceğimize inanıyorum.
Bu yüzden girişimci kadın olduğum için kendimle gurur duyuyorum. Diğer kadınlara da örnek olmak istiyorum. Onlar da isterlerse istedikleri her şeyi yapabilecek güce sahipler.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA tarafından Saripul Kadın Girişimciler ve Ticaret ve Sanayi Odasına bağlı ayakkabı, sandalet ve çanta yapım kurslarına ihtiyaç duyulan üretim araçları ve hammaddeler teslim edildi. Malzemelerin teslim törenine Saripul Vilayeti Vali Yardımcısı Mevlevi Muhammed Nadir Hakju, Saripul Vilayeti İktisat Müdürü Mevlevi Gulam Hayder Hayderi, Saripul Vilayeti Ticaret ve Sanayi Müdürü Mevlevi Abdul Şakir Şahab, TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Mikail Taşdemir, kursiyerler ve yerel yetkililer katıldı.
Törende konuşan TİKA Mezar-ı Şerif Koordinatörü Mikail Taşdemir, Afganistan’daki işsizliği azaltmak amacıyla özellikle dezavantajlı kesimler, bedensel engelliler ve ihtiyaç sahibi bireyler için çeşitli meslek edindirme kursları düzenlendiğini ifade ederek, bu kursların bireylerin meslek sahibi olmasına imkan sağladığını ve kadınların ekonomik katkılarının toplum için önem taşıdığını kaydetti. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Her ayın birinci ve üçüncü pazarı gerçekleşen organizasyon, 15 Aralık Pazar günü el emeği ürün meraklılarının buluşmasına imkan sağlayacak.
Talas Belediyesi ile Kadın Girişimi Üretimi ve İşletme Kooperatifi iş birliğiyle yürütülen Maharetli Eller Kadın Üretici Pazarı’nın bu pazar günü de yoğun ilgi görmesi bekleniyor.
Ev hanımları tarafından hazırlanan birbirinden değerli el emeği işlerin sergilendiği pazarda el işi tekstil ürünlerinden kışlık yiyeceklere, ev yemeklerinden süs eşyalarına kadar pek çok ürün satışa sunuluyor. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele konusunda kamuoyu farkındalığını artırmak, toplumsal bilinci yükseltmek amacıyla ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Toplantısı ve Çocuk Koordinasyon Kurulu Toplantısı’ Salihli Öğretmenevi Toplantı Salonunda yapıldı. Kaymakam Ali Güldoğan Başkanlığında yapılan toplantıda konuyla ilgili farkındalık faaliyetlerinin artırılması için paydaş kurumlar ile iş birliği içerisinde yapılan çalışmaların devam etmesine, yayımlanan genelge ve talimatlar doğrultusunda yürütülen çalışmalar gözden geçirilerek kurumların iş birliği ve koordinasyon içinde çalışması için atılacak olan adımlar görüşüldü. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Platform Up Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Öğrenci Topluluğu tarafından, Prof.Dr. Ceyhan Aldemir Konferans Salonu’nda düzenlenen programın açılışına katılan Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmanın önemini anlattı.
Cinsiyet eşitliğinin yeni bir dünyaya erişmede hız kazandıracağını belirten Babatunde Ahonsi, şöyle konuştu:
“Böylece bu yeni dünya daha refah, daha sakin, daha fazla adaletli olacaktır. Ancak bunu yapmak sadece bir sektörün işi değil. Şirketler, sivil topluluklar, uluslararası kurumlar, genç bireyler yeni bir Türkiye, yeni bir dünya oluşturmamızda her birinin bir adım atması gerekiyor. BM ve Türkiye’nin bir araya gelip bir kolektif çaba sarf etmesi ve harekete geçmesi takdir ettiğim bir durum. Kararlılıkla birlik olmalıyız. Çünkü şu anki durum çok korkunç. Küresel olarak her on dakikada bir kadın öldürülüyor. O nedenle bu korkunç insan hakları ihlalinin önüne geçmeliyiz.”
DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da hem Türk kültüründe hem de inancında kadına önem verildiğini ifade ederek, üniversitede kadınlara yönelik yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Yılmaz, her zaman “kadına şiddete hayır” dediklerini vurgulayarak, “Toplumun hamurunu yapan kadındır, annelerimizdir. Daha huzurlu, sevgi ve saygı ortamında yaşam sağlanması en büyük önceliğimizdir. Devletimiz de büyük önem veriyor.” ifadelerini kullandı.
Platform Up Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Öğrenci Topluluğu Başkanı Pınar Topçuoğlu ise zirvenin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Turuncu Zirve’nin 25 Kasım-10 Aralık arasında tüm dünyada yürütülen kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi farkındalık kampanyasına katılan liseler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, iş insanların ve BM ajanslarının buluşma noktası olduğunu aktaran Topçuoğlu, “Bu sene özellikle liselerdeki genç katılımcılarımızın ısrarı nedeniyle zirvemizi 12-13 Aralık tarihlerinde yüz yüze gerçekleştiriyoruz. Katılımcı sayımızın fazlalığı program, konuşma süreleri ve içerik yönetimi açısından bizi zorlasa da her geçen yıl daha fazla gence ulaşabiliyor olmak yarınlara olan inancımızı artırıyor.” dedi.
Programda, DEÜ İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaprak Gülcan, platformun kurucusu Meltem Kolday ve Işıkkent Ortaokulu 8. sınıf Öğrencisi Derin Gökmeral de kadına yönelik şiddet hakkında konuşma yaptı.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için konuşmaların yapılacağı zirve, yarın sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Selendi İlçe Kadın Kolları Başkanlığından geçtiğimiz aylarda istifa eden Ayşe Tokkaş’ın yerine atama yapıldı. AK Parti Genel Merkezi tarafından yapılan atamada Selendi İlçe Kadın Kolları Başkanlığı’na evli ve 2 çocuk annesi Anadolu Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu Feyza Kocademir atandı. Ankara’da AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir’den mazbatasını alan Feyza Kocademir, yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanımızın en büyük desteği ve iradesiyle 22 yıldır bir gelenek oluşturdu. Türk siyasetinde siyasetin aynı zamanda bir ‘Kadın Hareketi’ olduğunu da gösteren bir gelenek bu. Kuruluşumuzdan bugüne Sayın Cumhurbaşkanımızın kadınlarla birlikte yol yürüme inancı bize her daim güç verdi. Bizde kendisi ile bu kutlu dava da yer alacağımız için mutluyuz Selendi’de AK Partimizi yükseltmeye devam edeceğiz aldığımız bu görevi en iyi şekilde devam ettireceğiz Sahada basmadık yer bırakmayacağız, herkesin dertlerini dinleyeceğiz, özveriyle çalışacağız, Yeni yönetim kurulu üyelerimizle birlikte partimizin başarısına, ülkemizin 2053 ve 2071 hedefine birlikte yürüyeceğiz” dedi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayacık Mahallesi’nde dükkan kiralayan 62 yaşındaki Nermin Ürgen ile seccade, tespih, tülbent ve oya yapan kadınlar, el işlerini İstanbul ve Kocaeli’deki toptancılara satıyor.
Ürgen, AA muhabirine, 24 ila 75 yaş arasındaki ev hanımlarıyla seccade, başörtüsü, tülbent ve oya yaptıklarını anlattı.
Bu kadar kişiye ulaşmanın kolay olmadığını belirten Ürgen, “Herkes burada sohbet ediyor. Paramızı kazanıyoruz ama asıl amacımız dostluk. Ben herkesin gönlüne dokunmak istiyorum. Kadınlarımıza her geldiğinde iş yok demek istemiyorum, ben yapmayayım, onlar yapıp para kazansın. Torununa, oğluna veya kızına bakıyorlar. Çok büyük paralar kazanmıyoruz ama herkes acil ihtiyacını görüyor.” ifadesini kullandı.
El işi yapan kadınlardan 40 yaşındaki Damla Oruç da 1 yıl önce Nermin Ürgen’le tanışarak el işi yapmaya başladığını, dükkanda ve evde üretim yaparak aile bütçesine katkı sağladığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bayraklı Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, üreten kadın girişimcileri desteklemek amacıyla el emeği ürünlerini yeni yıl pazarları kapsamında ziyaretçilerle buluşturdu. Kadınların üretken becerilerini yansıttığı takı tasarımlar, ev aksesuarları ve hediyelik eşyalar yılbaşına özel stantlarda beğeniye sunuldu. Çeşitliliği ve ekonomik hediye seçenekleriyle Kültürpark Üretici Pazarı’nda saat 11.00-21.00 arasında, AVM’de ise saat 10.00-22.00 arasında 31 Aralık 2024 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Kadınların ürettiklerini değerlendirmelerine imkan tanımak adına onları destekliyoruz. Yılbaşı dolayısıyla kurulan standlarımızda hem kadınlarımızın emeğine değer katmak hem de vatandaşlarımızın sevdiklerine uygun fiyatlarla el emeği, göz nuru hediyeler almasını sağlamak istiyoruz. Tüm vatandaşlarımızı stantlarımıza bekliyoruz” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeşilçam bir çınarını daha kaybetti.
22 Kasım’da evinin merdivenlerinden düşüp başını çarpan ve hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan yönetmen Şerif Gören, pazar günü hayatını kaybetti.
80 yaşında vefat eden yönetmen için Beyoğlu Atlas Sineması’nda tören düzenlendi. Törene, sanat dünyasından çok sayıda kişi, yakınları ve ailesi katıldı.
Birlikte çalıştığı meslektaşları törende Gören’le ilgili anılarını anlattı.
“SİNEMASINA, İNSANA TUTKUN BİR ADAM”
Törende konuşan Oyuncu Halil Ergün, “Yeşilçam dediğimiz sinemamız, çok sonraları çok daha iyi fark ettim; çok derin bir maceradır. Ve Türkiye’nin, Türkiye halkının insanının toplumsallaşmasında çok önemli işleri yerine getirmiş bir süreçtir o. Büyük rüzgardır.
Bu rüzgarın en önemli kahramanlarından biri de Şerif Gören’dir biliyor musunuz arkadaşlar? Tutkun bir adam sinemasına, insana tutkun bir adam. Onu da kaybettik. Işıklar içinde yatsın. Çok etkilendim. Uğurlar olsun. Hep beraber uğurlar edelim.” dedi.
“OLAĞANÜSTÜ BİR YÖNETMENDİ”
Oyuncu Nur Sürer ise, “İnanılmaz harika bir yönetmen Şerif Gören, olağanüstü bir yönetmendi. Sinemanın, yönetmen olarak son temsilcisi Şerif Gören’i kaybettik, çok üzgünüm. Şahane bir adamdı. Güle güle Şerif. Hep içimizde kalbimizde olacaksın. İyi ruhlu adam.” ifadelerini kullandı.
Şerif Gören’in cenazesi Atlas Sineması’nda düzenlenen törenin ardından Beyoğlu Hüseyin Ağa Camii’ne götürüldü. Gören, ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

“BİR ARAYA GELEMEDİK”
Cenazeye katılan Orhan Gencebay son zamanlarda görüşememenin verdiği üzüntüsünü ifade ederek, “İşte buna üzülüyorum. Çok oldu. Çok yıllar oldu. Son görüşmemizde telefonla görüştük. Ben bir çalışma yapmak istiyordum. Bir filmi, bir hikayem var onu yapmak istiyordum. Seyfi Baba’yı, Orhan Baba olarak yapmak istiyordum.
Onun çekmesini istemiştim ve aramıştım. Tamam demişti fakat bir araya sonra nedendir gelemedik, olmadı. Yani göremedim. O da ayrı bir üzüntü. Çok uzun yıllar oldu. Dostlar sağ olsun.” dedi.

“HALK ADAMIYDI”
Hülya Koçyiğit ise, “Türk sinemasının sevenlerinin başı sağ olsun. Türk sineması çok değerli bir sanatçısını daha yolcu ediyor bugün. Şerif Gören bir halk adamıydı ve eserleri ürettiği filmler hep halkın sosyal yaşamını ele alan filmlerdi. Toplumsal hikayelerdi.
Çok iyi bir sinemacıydı. Çok mütevazı bir insan, kişiliğini hep korudu. Çok başarılı filmler yaptı. Benim kariyerimdeki en önemli filmlerimi birlikte yaptık. Uzun zamandır da görüşemiyorduk. Çünkü Antalya’da yaşıyordu. Ne yazık ki bir kaza geçirdi ve aramızdan bugün ayrılıyor.” ifadelerini kullandı.


Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Brad Pitt ile Javier Bardem, Formula 1 filminin çekimlerinde, şampanya patlatarak şampiyonluk kutlaması yaptı.
İkiliye ünlü F1 pilotları Charles Leclerc ve George Russell da katıldı.
Haziran 2025’te vizyona girmesi beklenen ve başrolünde Brad Pitt ile Javier Bardem’in yanı sıra Damson Idris’in de yer aldığı Joseph Kosinki filmi, emekli olduktan sonra sonra genç bir yarış sürücüsüne akıl hocalığı yapmak ve onunla takım kurmak için gelen Formula 1 sürücüsü Sonny Hayes’i konu alıyor.
60 yaşındaki Oscar’lı oyuncu Brad Pitt, son bir buçuk yıldır ‘F1’ filmi için çalışıyor ve gerçek Formula 1 yarışlarında çekim yapıyor. Pitt, filmin çekimlerinde tanınmış F1 pilotlarıyla da etkileşim halindeyken görülüyor.
Bütçesinin 130 ila 140 milyon dolar civarında olduğu tahmin edilen filmin oyuncu kadrosunda Kerry Condon, Tobias Menzies, Sarah Niles, Kim Bodnia ve Samson Kayo da yer alıyor.
Film, Formula 1 ve 10 F1 takımıyla sürücüleri ve yarış organizatörleri de dâhil olmak üzere F1 topluluğuyla işbirliği içinde çekiliyor. Yakın zamanda Ferrari ile sözleşme imzalayan, Formula 1’de 7 dünya şampiyonluğu olan İngiliz pilot Lewis Hamilton da filmin hem yapımcıları hem de oyuncuları arasında yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü şarkıcı, tercih ettiği elbisesiyle geceye damga vurdu. Ersoy’un dikkat çekici kıyafeti sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.
Bülent Ersoy, ‘Shrek’ adlı animasyon filmindeki ‘Prenses Fiona’ya benzetildi.
Bazı sosyal medya kullanıcıları ise, Bülent Ersoy’un kıyafetini, marula, lahanaya ve ıspanağa da benzetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>89 yaşındaki Arık’ın cenazesi öğlen namazının ardından İl Müftüsü Celal Büyük tarafından kılındı. Cenaze, gözyaşları arasında cenaze aracına alınarak Hani ilçesine defnedilmek üzere götürüldü.
Gözyaşı döken Kırmızıgül’ü yakınları ve sevenleri yalnız bırakmadı. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 15. haftasında yarın Sivasspor’a konuk olacak lider Galatasaray, Sivas’a ulaştı. İstanbul’dan uçakla Sivas Nuri Demirağ Havalimanı’na gelen sarı-kırmızılı kafileyi, Galatasaray taraftarları çiçekler ve meşalelerle karşıladı.
Sarı-kırmızılı taraftarlar, Teknik Direktör Okan Buruk ve futbolculara sevgi gösterisinde bulundu. Daha sonra güvenlik önlemleri altında takım otobüsüne binen futbolcular ve teknik ekip, havalimanından tezahüratlarla ayrılarak konaklayacağı otele geçti. – SİVAS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AVŞAR’IN ISRARINA DAYANAMADI
Cezaevinden çıktıktan sonra müzik kariyerine odaklanan ünlü şarkıcı, son olarak Hülya Avşar’ın YouTube programına konuk oldu. Avşar’ın ünlü isme cezaevi günlerini sorması Seki’yi gerdi. “Orayı konuşmak istemiyorum” demesinin ardından Hülya Avşar’ın ısrarlı sorularına devam etmesi sonucu Seki, dayanamayarak cevap verdi.
“Ben şunu öğrenmek istiyorum” diyen Avşar’ın sözünü Deniz Seki “Oraları açmayalım ne olur” diyerek kesti. Avşar “Oraları açmayacağım ama” deyince Deniz Seki kendini tutamadı ve “Deyip deyip…” diyerek tepki gösterdi.

Avşar yine devam etti ve “Cezaevine ilk girdiğin gün ne hissettin? O çok fena bir şey gibi geliyor bana” diyen Avşar’a Seki şu yanıtı verdi: “Öldüm dedim ya. Bitti yani. Ama yeniden dirildim. Ben aslında yaşarken öldüm ama dirildim”
Seki’nin cezaevi ile ilgili konuştuğu programdaki o anlar kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özderici için Hulusi Akar Camisi’nde tören düzenlendi.
Törene, Özderici’nin oğulları Ahmet ve Ali Özderici ile kızı Necmiye Özderici Postaağası, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, milletvekilleri, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.
Özderici’nin cenazesi, öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Asri Mezarlık’ta toprağa verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz günlerde yapılan genel kurulu sonrası yeni yönetimi oluşan ABC üyeleri kahvaltı programında bir araya geldi. Çok sayıda yerel ve ulusal medya mensubunun katıldığı programda üyelerini selamlayan Başkan Çöygün, birlik ve beraberlik mesajları verdi. Derneklerini biri ya da kurumları karşı kurulan bir dernek olmadığını aksine birleştirici bir yapıda hareket etmek üzere yola çıktıklarını dile getiren Çöygün, dernek üyesi olsun ya da olmasın hiçbir medya çalışanını ötekileştirmeden hareket edeceklerini dile getirdi. Başkan Çöygün, “ABC kentte görev yapan bütün medya mensuplarının derneğidir. Biz hiçbir zaman bir arkadaşımızı farklı bir meslek örgütüne üye oldukları için dışlayıp ya da ötekileştirme gayreti içerisinde olmadık, olmayacağız da. Zaten mevcut duruma bakıldığında da bizim bunu yapma gibi bir lüksümüz yok. Çünkü biz isminden de anlaşılacağı üzere meslek örgütüyüz. Dernek başkanı olarak ben de bir medya çalışanıyım yani mesleğimiz dışında farklı bir ideal ya da çıkar amacında değilim. Mesleğimizi deneyimli ve tecrübeli arkadaşlarımızın da yardımıyla hak ettiği yere ulaştırıp, arkadan gelen genç meslektaşlarımıza daha ilkeli ve etik bir sektör oluşması yönünde gayret içerisinde olacağız” dedi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’Yİ ESRA NUR TÜRKER TEMSİL EDECEK
The St Regis New Capital Cairo Hotel’de düzenlenecek yarışmanın bu yılki Türkiye temsilciliğini model ve sunucu Esra Nur Türker üstlenecek. 9 Aralık’ta yapılacak yarışmaya, Azerbaycan, ABD, Kazakistan, İngiltere, Fransa, Moldova, Gürcistan, Filipin ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 50 ülke katılacak.

KAFTAN KIYAFETİYLE PODYUMDA YÜRÜYECEK
10 gündür kampta olan güzeller, yarışmada ülkelerini tanıtan kısa bir konuşmanın yanı sıra yöresel kıyafetleriyle podyumda yürüyecek. Esra Nur Türker ise Türk ve İslam dünyasında kullanılan kaftan kıyafetiyle ülkemizi uluslararası alanda tanıtacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SARIGÜL VE TANRIKULU YALNIZ BIRAKMADI
Mahsun Kırmızıgül’ün dün İstanbul’da hayatını kaybeden annesi Faike Arık’ın cenazesi, sabah saatlerinde Yenişehir ilçesindeki Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Camisi’ne getirildi. Burada öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına CHP milletvekilleri Mustafa Sarıgül ve Sezgin Tanrıkulu, oyuncu Zekeriya Karakaş ile vatandaşlar katıldı.

SELFİE ÇILGINLARI PES DEDİRTTİ
Kırmızıgül, annesini son yolculuğuna uğurlarken gözyaşlarına hakim olamazken daha önce de birçok cenazede şahit olduğumuz selfie çılgınlığı burada da kendini gösterdi. Annesinin cenaze namazı için camiye yürümeye çalışan ünlü şarkıcı, selfie çekilmek isteyenler yüzünden zor anlar yaşadı. Çevredeki duyarlı vatandaşlar tarafından uzaklaştırılan selfie çılgınları, ısrarlı tutumlarıyla bir kez daha pes dedirtti.
Cenaze töreninden kareler;





Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ajda Pekkan şu sıralar hakkında çıkan haberlerle uğraşıyor.
Pekkan hakkında, “Ajda Pekkan, Harbiye Açıkhava’daki protokol krizi ve Efes Antik Tiyatro konserindeki gecikmenin faturasını 1.5 yıldır çalıştığı menajeri Sedef Aygün’e kesti. Aygün’le yollarını ayıran Süperstar, Polat Yağcı’yla el sıkıştı” ifadelerinin yer aldığı bir haber çıktı.
Bu haberin basında yer alması üzerine ünlü şarkıcı, sosyal medya hesabından bir açıklama yayınladı.
Pekkan açıklamasında, Sedef Aygün’ün menajeri değil, yakın arkadaşı ve dostu olduğunu söyledi.
Ajda Pekkan, açıklamasında şunları söyledi:
“NEZAKETSİZ HABERLER”
Dün bazı platformlarda yayınlanan gayri ciddi ve nezaketsiz haber, bizleri oldukça üzdü ve bu açıklamayı yapma gereği duydum. Asılsız haberde yazıldığı üzere, çok yakın aile dostlarım olan Sedef Aygün ve ailesi benim menajerim değildir, hiçbir zaman da bana menajerlik yapmamıştır.
İhtiyacım olduğunda her daim yanımda olmuş, projelerime destek vermiş ve her zaman da destek olmaya devam edeceğini bildiğim, değerli aile dostlarım, kardeşim; değerli iş insanlarıdır her şeyden önce.
“ART NİYETLİ VE ASILSIZ”
Art niyetli, asılsız bir içerikle sunulan, dostluğumuza gölge düşürme çabası içeren bu haberler silsilesi, tamamen gerçek dışıdır. Sedef Aygün ile ebedi dostluğumuz devam etmektedir. Lütfen, bizzat benim ağzımdan çıkmadığı sürece, asıllı asılsız yayınlanan haberlere itibar etmeyiniz.



Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahne şovları ve cesur kostümleri ile adından sıkça söz ettiğimiz ünlü şarkıcı Gülşen, olay yaratan kombinlerinden vazgeçmiyor.
Her adımı adeta olay olan Gülşen, dün akşam İstanbul’daki ünlü bir mekanda sahne aldı.
TERS KOMBİN
Sevenlerinin karşısına yine oldukça iddialı bir kostüm ile çıkan Gülşen, bu defa ışıltılı bikini üstü, mavi pantolonu ve pantolonunun üzerine giydiği bikini altı ile dikkat çekti.
Gülşen’in bu farklı tarzı sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuğunun vesayet davasına bakan hakime yönelik sosyal medya hesabından yaptığı “hakaret” ve “tehdit” içerikli paylaşımları nedeniyle eski manken Deniz Akkaya hakkında gözaltı kararı çıkmıştı.
Deniz Akkaya hakkında iki ayrı suçtan 26 Kasım tarihinde gözaltı kararı verildi ancak ünlü manken henüz gözaltına alınamadı.
9 GÜNDÜR GÖZLATINA ALINMADI
Akkaya 9 gündür firari durumda. Deniz Akkaya’nın nerede olduğu ise bilinmiyor.
Deniz Akkaya yakalanmasıyla birlikte mevcutlu olarak adliyeye getirilerek savcılığa ifade verecek.
Ünlü manken sosyal medyada ise paylaşımlarına devam ediyor.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kendisi gibi fenomen olan Dilan Polat’ların operasyonlarının ardından hakkında dava açılarak mal varlığına el konulan Eylül Öztürk, 2 çocuğunun babası 7 yıllık eşi Barış Kenan Özkan ile boşanma kararı aldıklarını açıkladı.
Instagram hesabından açıklama yapan Eylül Öztürk, şu ifadeleri kullandı:
DETAY YOK
“Bu arada size sözüm vardı bir gün bir şey olursa söylerim diye. Çok detaya girmeyeceğim, dün Kenan ile evleri ve işleri de ayırma kararı aldım. Boşanma sürecini şu anda bulunduğum durumdan ötürü yapamıyorum ama zamanı geldiğinde resmiyette de halledeceğim.
“MERAKLI KÖFTELERSİNİZ”
İki ayağım bir pabuca girdi bu Amerika’da her şey üst üste geldi. Siz meraklı köfte olduğunuz için sormadan ben söyleyeyim dedim. Ben bu şekilde çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Zaten yeni ev alıyorum biliyorsunuz, orada bir düzen kurup biraz kendime de bir fırsat tanımak istiyorum.
“SÜSLÜ KELİMEM YOK”
Çocuklarla düzenli olarak görüşmeleri olacak yanımda görürseniz de şaşırmayın ama durum bundan ibaret. Herkesin hakkında hayırlısı olsun, konu da uzamasın temcit pilavı gibi. Lütfen. Hiç öyle süslü kelimeler de kuramayacağım valla. Neyse o. Siz beni anladınız.”



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Ankaralı Turgut’ olarak tanınan ünlü şarkıcı Turgut Karataş, ağustos ayından beri sağlık problemleri yaşıyor.
Turgut Karataş’ın, akciğer kanseri olduğu ve kanser hücrelerinin karaciğere kadar sıçradığı öğrenilmişti.
ÜZEN HABER GELDİ
Karataş, 5 Kasım’da Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde entübe edildi. Günlerdir hastanede yaşam mücadelesi veren ünlü şarkıcıdan üzen haber geldi.
“UMUTLARIM TÜKENİYOR”
Turgut Karataş’ın kızı Eylem Boran babasının sağlık durumu hakkında açıklama yaptı. Boran; “Bugün babamdan iyi haber beklerken, doktor ‘durumu kötüye gidiyor’ dedi. Umutlarım yavaş yavaş tükeniyor. Babam ne olur beni bırakma” ifadelerini kullandı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Açıklamalarıyla magazinlere manşet olan oyuncu ve şarkıcı Selen Görgüzel, bir alışveriş merkezinde görüntülendi.

Basın mensuplarıyla ayak üstü sohbet eden Görgüzel, son zamanlarda ünlülerin karıştığı nafaka haberleriyle ilgili yorumlarda bulundu.

Özel hayatıyla merak edilen Görgüzel, sosyal medya hesabında da merak konusu oluyor.

Paylaşımlarıyla adından söz ettiren güzel şarkıcı, takipçilerinden sık sık iltifat alıyor.

“OYUNCULUK İÇİN ÇOK TEKLİF GELİYOR”
Güzel şarkıcı, Yılmaz Bektaş ile olan evliliğinden medyana gelen kızı İlknaz Bektaş’ın da oyunculuk teklifi aldığını söyleyerek, “İlknaz’a çok teklif geliyor oyunculuk için ama kendi istemiyor. Kendi işini yapmak istiyor.” konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KİM DER Kİ 61 YAŞINDA!
Hülya Avşar sahne şıklığıyla yine adından söz ettirdi. Derin yırtmaçlı, göğüs dekolteli elbisesi içinde adeta kuğu gibi süzülen Avşar kızı hayranlarından tam not aldı.

Güzelliği, özel hayatı, yaptığı açıklamaları ve paylaşımlarıyla adından her zaman söz ettiren ünlü sanatçı Hülya Avşar, önceki gece Maslak’ta sahne aldı.

Derin yırtmaçlı siyah elbisesi ile sahneye çıkan Hülya Avşar, arabeskten popa geniş repertuvarıyla hayranlarını coşturdu.

Avşar kızı güzelliği ve şıklığıyla göz kamaştırdı.

Avşar’ı dinlemeye gelenler arasında ünlü işadamları ve oyuncular da vardı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapımını NGM’nin yapımcılığını Nazlı Heptürk’ün üstlendiği, başrollerini Burak Deniz ve Su Burcu Yazgı Coşkun’un paylaştığı dizi hem reytinglere hem de sosyal medyaya damgasını vurdu.

Dizi yayınlandığı süre boyunca sosyal medyada trend listesinde kalan dizi, izleyiciyi ekrana kilitledi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

BİR SALI MASALI
Beğeniyle izlenen dizinin geçtiğimiz akşam yayınlanan on üçüncü bölümü Tüm Kişiler’de %6,80 reyting ve %17,72 izlenme payı alarak en çok izlenen 100 program arasında birinci oldu.
Bir Gece Masalı 14. Bölüm 2. Fragmanı yayınlandı izle!

14.BÖLÜM’DE NELER YAŞANDI?
Mahir, Selim’e korkutucu bir ders verdi ama bu genç adamı daha da öfkelendirdi.
Ferman, Canfeza’ya gördüklerini söylememesi için yalvarır. Mahir durumu öğrenir ve Ferman’a babalık testi yaptırıp yaptırmadığını sorar.
Ailenin kayıp torunu Ceylan ise İstanbul’a gelir ve borçları için dedesinin kapısını çalmak üzere iken Selim ona araba çarpar.

Bu kazada tanışan ikili konuştukça ortak yönlerini fark ederler.
Mahir, Canfeza, Sare ve Salih kampa giderler. İkili Canfeza ile Mahir arasında buzları eritmek için onları baş başa bırakır. Ancak ikisi de inatçıdır, yumuşamazlar ve didişip dururlar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Tuvana Türkay güzelliği ile dikkat çekmeye devam ediyor.

Instagram hesabından yaptığı paylaşımlar ile büyük beğeni toplayan Tuvana Türkay son iddialı pozuyla adeta olay yarattı.

Tuvana Türkay’ın iddialı pozuna beğeni ve yorum yağdı.


Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Birçok Yeşilçam filminde rol alan Eva Bender, özellikle başrolünü Kartal Tibet’in oynadığı Tarkan serisindeki Büyücü Gosha rolüyle tanınmıştı.

Rol aldığı başlıca yapımlar arasında; Tarkan Viking Kanı, Tarkan Gümüş Eyer, Tarkan Altın Madalyon, Yaşamak Ne Güzel Şey ve Karakolda Ayna Var gibi filmler sayılabilir.

1968’de yönetmen Halit Refiğ ile evlendi, ama iki yıl sonra boşandı.

Bender, bu boşanmanın ardından bunalıma girdi.

1988 yılında bir veda mektubu bırakıp ortadan kaybolan oyuncuyu herkes öldü sanarken yaşadığı ortaya çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1.Bölüm:
Dünya serbest dalış şampiyonu Aydan Türker, yeni rekor dalışına hazırlanmaktadır. Aydan sadece başarılı bir sporcu değil; kalbini çocuklara adamış, girişimci bir kadındır.

En büyük sevdası olan dalıştan elde ettiği tüm geliri, özel eğitim ihtiyacı olan çocukların da dahil olduğu okullarını ayakta tutmak için kullanmaktadır.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Bu okullardan biri, hayatına Fırat’ı ve komiser Kerem’i getirecektir.

Ülkenin en büyük holdinglerinden Altınordu Holding, Aydan Türker’in sponsorudur.
Holding 1. Bölüm 6. Fragman yayınlandı izle!

Osman Altınordu liderliğinde kızları Ebru, Ceyda ve Sema’nın başarılarıyla günden güne güçlenen holdingin bu parlak imajının ardında; büyük güç savaşları, aile kavgaları ve karanlık bir geçmiş gizlenmektedir.
Atv’nin yeni dizisi Holding’ten yeni tanıtım yayınlandı | Video
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1995 yılında Miss Türkiye güzeli seçilen Demet Şener, Instagram hesabında kendisinin ve ağabeylerinin fotoğrafını paylaştı.

Ünlü mankenin fotoğrafına “Yazıyı görmeden kardeş olabilirler dedim, çok benziyorlar” yorumları geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Demet Şener güzelliği ve fit haliyle sosyal medyada ismini sık sık duyuruyor.

Özel hayatı ile adından söz ettiren Şener, göz dolduran fiziğiyle de sevenlerinin yakından takip ettiği bir isim haline geldi.

“NE KADAR GURUR DUYSAN AZDIR”
Demet Şener, sosyal medya hesabında ağabeyi Ercüment ve Enis’in fotoğrafını paylaşarak, “Hayattaki en güzel şey aile. Ben dünyanın en şanslı kız kardeşiyim çünkü muhteşem iki abiye sahibim.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kış ayları, çoğu insan için keyifli bir mevsim gibi görünse de, özellikle kısa günler ve uzun karanlık geceler, psikolojik sağlığı olumsuz yönde etkileyebilir.
Düşen sıcaklıklar, azalan güneş ışığı ve sosyal etkinliklerin azalması gibi faktörler, kış depresyonu ve diğer ruhsal sağlık sorunlarına yol açabilir.
Peki, bu psikolojik etkiler neler olduğunu ve bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini sizin için derledik.
MEVSİMSEL DUYGU BOZUKLUĞU (SAD)
Kış aylarında, bazı bireylerde Mevsimsel Duygusal Bozukluk (SAD) olarak bilinen bir tür depresyon gelişebilir.
SAD, mevsimsel değişikliklerle ilişkili bir ruhsal bozukluktur ve özellikle sonbahar ve kış aylarında belirginleşir.
Bu durum, genellikle güneş ışığının azalması, hava koşullarının kötüleşmesi ve günlerin kısalması ile tetiklenir.

BELİRTİLERİ
Belirtileri ise, kişi genellikle üzgün, depresif ve umutsuz hisseder. Yorgunluk, halsizlik ve genel bir isteksizlik hali hakimdir. Kışın özellikle karbonhidrat ve tatlılara yönelik bir iştah artışı gözlemlenir.
Nedenleri ise, Kış aylarında günlerin kısalması, vücudun biyolojik saatini etkiler ve melatonin ile serotonin seviyelerini dengesiz hale getirir. Melatonin, uyku düzenimizi kontrol ederken, serotonin ise ruh halimizi düzenleyen bir nörotransmitterdir.
Kışın dışarıda vakit geçirmek daha zor hale gelir, bu da sosyal izolasyona neden olabilir. İnsanların dışarıda aktif olmamaları, yalnızlık duygusunu pekiştirebilir.

DEPRESYON VE KAYGI BOZUKLUKLARI
Kış aylarında psikolojik sağlığı olumsuz etkileyen diğer bir durum ise, depresyon ve kaygı bozukluklarının artmasıdır.
Mevsimsel değişiklikler, insanların ruh halini doğrudan etkileyebilir ve bazı kişilerde kaygı seviyelerinin artmasına yol açabilir.
BELİRTİLERİ
Bu bozukluğa sahip kişilerde duygusal iniş çıkışlar, ilgisizlik, umutsuzluk duygusu ve başlamakta zorlanma gibi durumlar gözlemlenir.
Ayrıca, endişe, stres ve huzursuzluk duygularının artması olağandır. İnsanlar gelecekle ilgili kaygılarını daha fazla hissettiklerinde, genel olarak da ruh halleri olumsuz etkilenebilir.
Nedenleri ise, güneş ışığı, serotonin üretimi için gereklidir ve bu nörotransmitterin eksikliği depresyon belirtilerini tetikleyebilir.
Soğuk hava, fiziksel aktiviteyi kısıtlar. Fiziksel egzersiz, endorfin salgılar, bu da kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar. Yetersiz egzersiz, depresyonun kötüleşmesine yol açabilir.

SOĞUK HAVALARDA SOSYAL İZOLASYON
Kışın etkisiyle insanlar evde daha fazla vakit geçirebilir ve sosyal etkileşimler azalabilir. Bu durum, özellikle yalnız yaşayan bireylerde sosyal izolasyona yol açabilir. İnsanlar dışarıda vakit geçirmeye çekindikçe, yalnızlık duyguları pekişebilir ve bu da genel ruh halini daha da olumsuz etkileyebilir.
BELİRTİLERİ
Kişi sosyal etkinliklere katılmadığında veya arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçiremediğinde yalnızlık duygusu artabilir.
Sosyal izolasyon, ruh halini olumsuz etkileyebilir ve kişinin huzursuz, depresif hissetmesine neden olabilir.
Nedenleri ise, insanlar soğuk ve karlı havalarda dışarıda uzun süre vakit geçirmeyi istemeyebilir ve böylece sosyal etkinliklere katılım azalır.
Özellikle tatil dönemlerinde yalnızlık duygusu daha belirgin hale gelebilir. Ailevi bağların zayıflaması veya sosyal çevredeki değişiklikler, kışın yalnızlık hissini artırabilir.

NASIL BAŞA ÇIKILIR
Kış aylarında yaşanan bu olumsuz psikolojik etkilerle başa çıkmak için bazı yöntemler vardır. İşte bilimsel olarak desteklenen başlıca stratejiler:
DÜZENLİ FİZİKSEL AKTİVİTE
Egzersiz, ruh hali üzerinde doğrudan olumlu etki yapar. Fiziksel aktivite, endorfin salgılar ve kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Kışın dışarıda egzersiz yapmak zor olabilir, ancak kapalı alanlarda yapılabilecek aktiviteler de mevcuttur (yoga, pilates, dans, bisiklet vb.).
Fiziksel etkinlikler, endorfin seviyelerini artırır ve depresyonu hafifletir. Kaygıyı azaltır ve enerji seviyelerini yükseltir.
SAĞLIKLI BESLENME VE YETERLİ UYKU
Kışın insanların metabolizması daha yavaş çalışabilir ve bu da ruh hali üzerinde etkili olabilir.
Düzensiz beslenme, düşük enerjili yiyecekler ve uyku eksikliği, depresif belirtileri artırabilir.
Bu nedenle dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni ile yeterli uyku almak çok önemlidir.
Yapılması gerekenler ise sadece şunlardır; taze sebzeler, meyveler ve omega-3 yağ asitleri gibi besinleri tüketmek, düzenli uyku saatleri belirlemek ve uyumadan önce rahatlamayı teşvik eden bir rutin oluşturmak.

SOSYAL BAĞLARI GÜÇLENDİRMEK
Sosyal izolasyonla başa çıkmanın en etkili yolu, sosyal bağlantıları sürdürmektir.
Kışın dışarıda vakit geçirmek zor olabilir, ancak online iletişim araçları, telefon görüşmeleri veya sanal etkinlikler sosyal bağları canlı tutmaya yardımcı olabilir.
Bu nedenle, aile üyeleriyle düzenli telefon görüşmeleri yapmak, arkadaşlarla sanal aktiviteler düzenlemek veya açık havada kısa yürüyüşler yapmak ruhsal problemler yaşamam adına gayet olumlu seçeneklerdir.
ÖZ BAKIMA AĞIRLIK VERMEK
Stresle başa çıkmak için rahatlama teknikleri oldukça etkilidir. Meditasyon, derin nefes alma egzersizleri ve farkındalık (mindfulness), kaygıyı azaltabilir ve zihinsel sağlığı iyileştirebilir.
Örnek teknikler;
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOŞANAMIYORLAR
Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın boşanmalarının Türk hukuku hükümlerine göre gerçekleşmesi söz konusu değil. Son günlerde sık sık Mauro Icardi’nin boşanma davasını Türkiye’de açması halinde eşinin kendisini aldatması nedeniyle tazminat ve nafaka ödemek zorunda kalmayacağı, iki kızlarının velayetini alabileceği yazılıyor.
Ne var ki Mauro Icardi ile Wanda Nara’nın Türk hukukuna göre boşanmaları söz konusu değil. Milletlerarası Özel Hukuk’a göre, boşanma hükümleri, çiftin evlendiği ülkenin hukukuna göre gerçekleşmek zorunda. Yani çift sadece Arjantin hukukuna göre boşanabilir.
Milletlerarası Özel Hukuk’a göre;
MADDE 14 – (1) Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku bulunmadığı takdirde, Türk hukuku uygulanır.
(2) Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm ayrılık ve evlenmenin butlanı hâlinde de geçerlidir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KISMETİMDE BALIK DA YOK”
Erbil, ev hapsi cezasının kaldırılmasının akabinde soluğu İstanbul Boğazı’nda aldı. Balık tutmaya çıkan Erbil, o ana ait fotoğrafı sosyal medya hesabından “Kısmetimde balık da yok” mesajıyla yayınladı.

“KARAR HASTALIĞIM SEBEBİYLE BENİ TEDİRGİN ETMİŞTİ”
30 Aralık’ta 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak olan Erbil ev hapsi cezasının kaldırılmasının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
“Beni tanıyanlar çok iyi bilirler. Hayatım boyunca başıma gelen kötü olayların sebebi hep iyi niyetimin kullanılmış olmasıdır. Nitekim bu son olayda da benzeri bir durum yaşadım. Ben hiçbir zaman kanunlara aykırı bir davranış içine girmedim; girmem de. Hakkımda verilen elektronik kelepçeyle ev hapsi kararı hastalığım sebebiyle beni çok tedirgin etmişti. Acil durumda hastaneye yetişememenin düşüncesi bile çok üzücü. O yüzden bugün bu kararın kaldırılmasına çok sevindim. Yargılama devam ettiği için fazla yorum yapamam ancak. Yüce Türk adaletine güvenim sonsuz. Sadece bu kadarını söyleyebilirim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basın açıklamasını, Altınordu ilçesi Ceren Özdemir Meydanı’nda Genç İHH gönüllüsü Emir Yusuf Sakarya okudu.
Sakarya, savaşın ve krizlerin oluşturduğu insani trajedilerin, dünya genelinde milyonlarca insanı temel ihtiyaçlardan yoksun bıraktığını söyledi.
Türkiye’nin önde gelen çok sayıda sivil toplum kuruluşunun, “Sizi Bekliyorlar” projesiyle güçlerini birleştirerek bu zor durumdaki insanlara umut olmaya devam ettiğini belirten Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, bugüne kadar savaş ve kriz bölgelerinde yürüttükleri çalışmalarıyla milyonlarca hayatı etkileyen projelere imza attı. Suriye, Filistin, Doğu Türkistan, Lübnan, Yemen, Afganistan, Somali gibi çatışma ve krizlerin sürdüğü bölgelerde ve savaş dolayısıyla göç eden insanların sığındığı topraklarda, insanların en temel ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir özveriyle çalışmaktadır.” dedi.
Birçok alanda yapılan yardımları anlatan Sakarya, yardımların insanlığın dayanışma ruhunu güçlendirerek kriz bölgelerine umut taşımaya devam ettiğini dile getirdi.
Sakarya, dünyada savaşların bitmediğini, kriz bölgelerinde durumun her geçen gün kötüleşmeye devam ettiğini belirterek, insanlar savaşın, göçlerin, yoksulluğun ve hastalıkların gölgesinde yaşam mücadelesi verirken bölgelerdeki insani ihtiyaçların da her geçen gün artmaya devam ettiğini vurguladı.
Milyonlarca kişinin, güvenli bir yaşam sürmek için uluslararası toplumun desteğine ihtiyaç duyduğuna işaret eden Sakarya, “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları olarak dünyanın dört bir yanında bizi bekleyen mazlumlara umut olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ayna karşısında verdiği bir pozu sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaşan Derici’ye bir kişi, “Yine Allah bilir nereni yaptırdın?” diye sordu. Derici ise bu yorum üzerine oldukça sinirlendi.

Verdiği yanıtla herkesi şaşırtan İrem Derici, “Ç.kümü kestirdim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BTK Başkan Yardımcısı Abdulkerim Gün, Florida’da 13 yaş altı çocuklara sosyal medya kullanımının yasak olduğunu, İngiltere ve Rusya’da da 13 yaş altındakilerin çevrim içi platformlarda hesap açmalarının sınırlı olduğunu bildirdi. Avustralya’da 14 yaş altına uygulanan yasağın 16 yaşa çıkarılmasının gündeme geldiğini hatırlatan Gün, Türkiye’de de 13 yaş altı çocukların sosyal medya ve ağlarına girmesini kısıtlayacak bir çalışma yaptıklarını söyledi. Buna ek olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanları da çocuklara yönelik siber zorbalığa dikkat çekti ve Çin ve Güney Kore’de 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesabı açmasının ebeveyn iznine bağlı olduğu belirtildi.
Komisyona bilgi veren Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tuncay Dilci ise, 13 yaş altındaki çocuklara akıllı telefonun yasaklanması gerektiğini vurguladı. Güvenlik ve haberleşme için tuşlu telefon kullanılmasını önerdi.
Sonuç olarak ortada yürürlüğe giren bir karar bulunmamakla birlikte çalışmalar devam ediyor. Yeni düzenlemenin detaylarının önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.
İlginizi çekebilir:
Çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı tehlike: Siber zorbalık
Medyanın çocuğa etkileri nasıl olumlu hale getirilir?


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhtiyaçlarınızı listeleyin
Bu sadece indirim değil tüm alışverişlerinizi için çok önemli bir madde. Özellikle ekonominin sıkıntılı olduğu günlerde paranızı çarçur etmek size zarar verir. O nedenle eğer ihtiyacınız gerçekten yoksa bir şey satın almayın. Büyük indirimler büyük bir oranda çok önceden belli oluyor. Tüm ihtiyaçlarınızı listeleyin ve indirim gününü bekleyin. Eğer liste yapmadan alışveriş yaparsanız kendinizi alışverişte kaybeder ve faturasını ağır ödeyebilirsiniz.
Almak istediğiniz şeylerin provasını yapın
Eğer ana akım markalardan alışveriş yapacaksanız indirim başlamadan önce beğendiğiniz ürünleri üzerinizde denemek için mağazalara gidin. Böylece üzerinizde nasıl durduğunu görmüş olursunuz. Ürünün o anki güncel fiyatını da not ederseniz gerçekten fiyatının inip inmediğinden de emin olmuş olursunuz. Ürünü denediğiniz için de indirim günü o kalabalık mağazalara gidip alışveriş yapmaktansa evinizden sipariş verebilirsiniz.
Mağazaları karşılaştırın
Eğer farklı markalarda bulabileceğiniz ürünler satın alacaksanız diğer mağazaların da indirimini karşılaştırıp sizin için en ucuzunu seçmeniz yararınıza olur. Fiyat kıyaslaması yaparken kozmetik gibi ürünlerde ürün gramajını öğrenmeyi ihmal etmeyin. Yoksa daha ucuza diye seyahat boy ürünlerden satın almış olabilirsiniz.
Ucuza şık olma taktikleri
Online alışverişe öncelik verin
Büyük indirimlerde mağazalarda gerçekleşen izdiham görüntüleri herkesin hafızasında yeniden canlandırabileceği kadar taze. İndirim olduğunda pek çok kişi mağazaya koşuyor. Bu nedenle indirim döneminde ürünü mağazadan almak yerine internetten alışveriş yaparsanız canınızı kurtarabilirsiniz.
Sepetinizi önceden hazırlayın
Online alışverişin bir diğer havalı ve kolaylaştırıcı yanı ise istediğiniz ürünleri indirim öncesi sepetinize taşıyabilmeniz. İndirimden 1 saat kadar önce sepetinizi hazırladığınızda eliniz ayağınıza dolaşmadan alışverişinizi stressiz bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.
B planı yapın
Eğer çok pahalı ve büyük bir ürün alacaksanız ve bu indirim dönemi çok avantajlıysa ürünün tamamen satılmış olması gibi bir riskle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu nedenle beğendiğiniz ürünün muadili bir başka ürünü de değerlendirmenize almanızda yarar var.
Ekonomik alışveriş rehberi
Akıllı alışveriş etmeyi biliyor musunuz?
1. Geçen yılbaşı bütçeniz şaştı ve bunun nasıl olduğunu anlamadınız bile. Evet. Hayır. Hatırlamıyorsunuz.
2. Yeni bir giyim mağazası açılıyor ve ilk gün bütün ürünlerde yüzde 50 indirim var. Şüphesiz mağazaya ilk girenlerden biri siz olacaksınız. Mutlaka uğrayacaksınız. Vaktiniz olursa gideceksiniz.
3. Markete gidiyorsunuz ve her defasında eve alışveriş listenizde olmayan şeylerle dönüyorsunuz. Evet. Hayır. Bazen.
4. Gardırobunuzda bazen varlığını bile unuttuğunuz giyeceklerinizle karşılaşıyorsunuz. Evet. Hayır. Bazen.
5. İkinci el mağazalardan alışveriş etmeye bayılıyorsunuz. Evet, gardırobunuzda belki senede bir kez bile giymeyeceğiniz parçalar var.Bazen bakıyorsunuz. Yolunuz düşerse bakarsınız.
6. Bir düğüne davetlisiniz, gece elbiseniz yok ve siz: Hemen bir tane satın alıyorsunuz.Kiralıyorsunuz. Vaktiniz varsa satın almak istersiniz, istediğiniz gibi bir şey bulamazsanız bir yakınınızdan ödünç elbise alırsınız.
7. Günlük ayakkabıya ihtiyacınız var ve indirimler başladı. Madem indirim var, birden fazla çift ayakkabı alıyorsunuz. Nasıl bir ayakkabı alacağınızı biliyorsunuz ve eve sadece onunla dönüyorsunuz. Belki beğendiğiniz ayakkabıdan iki çift alırsınız.
8. Küçük ev aletlerinde yüzde 50’ye varan indirim yapan bir internet sitesinin ilanını tıkladınız. Mutfağınızda olmayan bir parça sipariş etme ihtimaliniz çok yüksek.İndirimin bir önemi yok, ihtiyacınız yoksa kesinlikle almazsınız. Şöyle bir bakarsınız, belki bir-iki alet alabilirsiniz.
9. Şu an arasanız, evde kullanmadığınız ve birilerine verebileceğiniz eşya veya giyecek bulmakta hiç zorlanmazsınız. Evet.Hayır.Belki.
10. Makyaj çantanızda asla kullanmayacağınız renkte far, ruj veya göz kalemi var. Evet.Hayır.Bakmanız lazım.##title####description## ##totalQuestion## SORUDAN ##correctChoiceCount## TANESİNE DOĞRU CEVAP VERDİNİZ!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğer daha önce terapi aldıysanız ya da kişisel gelişim konusunu incelediyseniz, içsel konuşma kavramıyla muhtemelen karşılaşmışsınızdır. İçsel konuşma, herkesin tahmin ettiği gibi, kişinin kendi kendisiyle konuşma şeklidir. Sağlıkla yakından ilişkili olan içsel konuşmalarımız, bize ya yardımcı olur ya da zarar verir. Olumsuz içsel konuşma olarak adlandırdıklarımız ise genellikle strese, depresyona ve anksiyeteye sebep olur. Buna alternatif olarak, daha pozitif bir konuşma şeklini tercih etmenin de düşünme, hissetme ve davranış şeklimizi güçlü bir şekilde etkilediği ortaya çıkmıştır.
Özellikle kendinize karşı acımasızca konuşma eğilimindeyseniz içsel konuşma şeklinizde belirgin değişiklikler yapmak, kendinize özen göstermenizi sağlayacak en önemli yollardan biridir. İçsel konuşmanızı daha pozitif bir hale getirip öz bakıma dönüştürmenin ilk adımı, düşüncelerinizin farkına varmaya başlamaktır. Kendinizle nasıl konuştuğunuzu düzenli olarak fark etmektir. Çoğu insan, kendisine neler söylediğinin çok da farkında değildir; ya bu konuya dikkat edemeyecek kadar kafası dağınıktır ya da bu şekilde konuşmaya o kadar alışmıştır ki kendi üzerindeki negatif etkilerini fark edemiyordur. İşe içsel konuşmanızda neler söylediğinizi, kendinize nasıl davrandığınızı fark etmekle başlayın. Size yararı olmayan düşüncelerden vazgeçin. İçsel konuşmanızda kulandığınız tonu fark ederek içsel deneyimizi daha olumlu bir hale dönüştürün.
Şiddetsiz iletişimin gücüyle daha barış dolu bir dil
İçsel konuşmanızı daha pozitif bir hale dönüştürmenin ikinci aşaması ise kendinizle kurduğunuz diyalogların kontrolünü ele almaktır. Herkesin içinde bir eleştirmenin yattığı bir gerçektir ve bu eleştirmen, oldukça zalim ve taş kalpli olabilir. Bazı insanlar için bu içsel eleştirmen, günün her dakikasını ızdıraba çeviren bir zorbadır. Bu kadar uç noktada olmasa da içsel konuşmalarınızın belirli bir ritmi olduğunu ve eğer dikkatli olmazsanız bu ritmin size zarar verecek şiddette olabileceğini fark etmelisiniz.
Bu bağlamda öz bakım, kendinizle yaptığınız yıkıcı bir eleştirel konuşmayı fark edip onu daha olumlu içsel bir anlatıya çevirmek demektir. Eğer öz bakıma giden içsel konuşmanın ne demek olduğunu anlamakta zorlanıyorsanız, kendinizle sevgi dolu bir ebeveyn nasıl konuşursa o şekilde konuşun. Kendinize gönderdiğiniz mesajlar nazik, yüreklendirici, hassas ve cömert olsun. Beklentilerinizi gerçekçi tutun, olanları kabul edin ve daha affedici olun. Zamanla, içsel konuşmalarınız daha besleyici bir hale gelerek ruhsal ve duysal sağlığınızı geliştirecek. Böylelikle, genel sağlığınız da desteklenecek.
Öz bakım önemlidir ve buna daha çok dikkat etmenin size yarar sağlayacağı da kesindir. Öz bakımınızı sağlıklı beslenerek ya da dinlenerek yapsanız bile buna değer olduğunuzu anlamalı ve öz bakımızı önceliğini haline getirmek için kendinize izin vermelisiniz. İçsel konuşmalarınız, öz bakımınızı önemsemenizi ve ihtiyaçlarınızı görmezden gelmekten vazgeçmenizi sağlayacak ilk şeydir. Bu nedenle, kendinizle nasıl konuştuğunuzu fark edin ve kendinizi önemseye başlayın.
İngilizce aslından çeviren: Dilara Koru
Referanslar:
Psychology Today. “Fournier, Denise. Why a Shift in Self-Talk Is the Ultimate Self-Cae Strategy.” Şuradan alındı: https://www.psychologytoday.com/us/blog/mindfully-present-fully-alive/201901/why-shift-in-self-talk-is-the-ultimate-self-care-strategy
Kendimizi affetmenin 3 adımı
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(HATAY) – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında kadınlar Türkiye’nin dört bir yanında eylemdeydi. Antakya’da da sokağa çıkan kadınlar, depremin üzerinden 21 ay geçmesine rağmen hala aydınlatılmayan karanlık sokaklarda yürüdü. Kadınlar, “Bu şehri kadınlar aydınlatacak” sloganı attı.
Defne ilçesi Aşağıokçular mahallesinde toplanan kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında “jin jiyan azadi”, “kadınlar birlikte güçlü” “mare haya hürriya” “bu kenti kadınlar aydınlatacak” sloganları, alkış ve zılgıtlarla yürüdü. Kadınlar adına açıklama yapan Yaren Sakar, hem Türkiye hem dünyada hükümetlere başkanlık eden otoriter liderlerin; cinsiyetçi, dinci, milliyetçi ideolojileriyle kadının bedenine, kimliğine ve emeğine dönük saldırılarını sürdürdüğünü belirtti.
Kayıp kadınların, şüpheli ölümlerin, intiharların arttığı bu dönemde Türkiye’nin tüm kentlerinden okul önlerinden üniversite kampüslerine mahallelerden kent meydanlarına kadar örgütlü ses yükseldiğini vurgulayan Sakar, kadın cinayetlerinin münferit değil politik olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:
” İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü etkin uygulamayarak, kadınların güvenli ve güvenceli yaşamasına dönük politikalar geliştiremeyen iktidarın var olanlara saldırdığını kaydeden Sakar, “Bizler kadına yönelik şiddetin münferit olmadığını biliyoruz. Bu düzen erkek yargısıyla tetikçilerini, iyi halden, kanıt yetersizliğinden serbest bırakıyor ve cezasızlık zırhıyla koruyor. Hayatta kalmak için kendini savunmak zorunda kalan kadınlara ise verebileceği en ağır cezaları veriyor.”
Deprem bölgesinde kadınların ve çocukların yaşadıkları sorunları da aktaran Sakar açıklamasında şunlara değindi:
“Toplu ulaşım hala yok. Hayatımızı güvenli olmayan konteyner kentlerde 21 metrekarenin içine sığdırmaya çalışanlardan, bizlerin ve çocuklarımızın yaşadığı şiddeti, tacizi görmeyenlerden hep birlikte hesap soracağız. Verdiğimiz mücadeleyi, kazanımlarımızı değersizleştirmeye, hayatlarımızdan ve haklarımızdan çalmaya çalışan iktidarlara inat evlerimizde, işyerlerimizde, konteynerlerimizde sesimizi yükseltiyor ve artık yeter diyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – 25 Kasım Dünya Kadına Şiddet ile Mücadele gününe Samsun Barosu tiyatro kulübü, Düşevi Oyuncuları tiyatrosundan oyuncu Ferda Kaynar’ın yazdığı “3. Sayfadan Kadın Hikayeleri” tiyatro oyunuyla destek verdi.
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele günü nedeniyle Samsun’daki Düşevi Tiyatrosu’nun oyuncularından Ferda Kaynar’ın yazdığı, “3. Sayfadan Kadın Hikayeleri” oyununu, Samsun Barosu Tiyatro kulübü Samsun Adliyesi İsa Fidan salonunda avukatlara ve adliye personeline sergilendi.
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele gününde 3. Sayfadan kadın hikayeleri oyununu yöneten ve oynayan Avukat Hilal Serdar, şu açıklamalarda bulundu:
“Bugün için özel bir oyun hazırladık. “3. Sayfadan kadın hikayeleri” Bu oyuna tiyatro kulübümüzle birlikte hazırlandık. Kadın hakları komisyonumuz tarafından bu oyunun sergilenmesi konusunda bir karar almıştık. Kadına karşı uygulanan her türlü şiddete karşı burada temsil edeceğiz. Kadınların sesi olmak için, burada bizde kendi sesimizi çıkartacağız. Bugün bu yüzden burada bulunmaktayız. Bu oyun çok zordu bizim için, çok kısa bir sürede çalışmamız gerekti. Ancak çok maalesef tanıdık olduğumuz şeyler olduğundan dolayı, içimizden gelerek çalıştık. Bu yüzden oyunun hazırlanması noktasında duygusal anlamda çok zorlanmışta olsak maalesef zihinsel anlamda bu oyunu oynamaya çok hazırdık.”
Oyunculardan Avukat Kübra Akça, “Öncelikle bu oyunun teksini bizimle paylaşan oyunla ilgili alt yapı çalışması yapmamıza yardımcı olan, Düşevi Sanat Merkezine teşekkür ediyoruz.” dedi.
“Kadınlara yalnız olmadıklarını söylemeye çalışıyoruz”
25 Kasım dünya kadına şiddet ile mücadele gününde 3. Sayfadan kadın hikayeleri oyununun hazırlanıp sergilenmesiyle ilgili olarak Samsun Barosu Başkanı Avukat Pınar Gürsel Yıldıran’da şunları söyledi.
“Öncelikle dayanışma ve farkındalık yaratmaya ihtiyacımız olan böyle anlamlı bir günde bizlerle birlikte olduğunuz için basınımızın değerli temsilcimize teşekkür ediyoruz. 25 Kasım aslında çok acı bir kaybın hatırasını taşır. Dominik Cumhuriyeti’nin diktatörlükle yönetilmesine karşı mücadele veren 3 kız kardeşin Maribal adıyla bilinen 3 kız kardeşin hedef gösterilerek öldürülmesinin yıl dönümüdür. 1999 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulu kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü olarak bugünü kabul etmiştir. Bizler kadına yönelen şiddetle mücadele den kurumlar olarak öncelikle Samsun Barosu Kadın Hakları komisyonu ve dava takip komisyonu olarak, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Mahallelerde kadınlarımıza haklarıyla ilgili eğitimde veriyoruz. Şiddeti önlemeye çalışıyoruz. Ancak bu şiddet vuku bulduysa adalet yolunda da ellerinden tutuyoruz. Davalarını takip ediyoruz. Ne yazık ki verilere baktığımızda sadece Ekim ayında 48 tane kadın cinayetine kurban gitti. Yaşamdan kopartıldı. Böyle günlerde daha çok katılımlarla farkındalığı arttırmalıyız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – Kayseri’de Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği üyesi kadınlar, şiddete karşı farkındalık oluşturmak amacıyla tiyatro oyunu sahneledi.
Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği tarafından oluşturulan ve kadına yönelik şiddeti içeren ‘Bana Ellerini Ver’ tiyatro oyunu Melikgazi Belediyesi Tiyatro Salonu’nda sergilendi. Tiyatro gösterisine Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Oyun hakkında bilgi veren dernek Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, tiyatro alanında ilk deneyimleri olmasından dolayı dernek olarak çok heyecanlı olduklarını söyleyerek, “Bugün 25 Kasım kadına şiddete karşı mücadelede uluslararası bir gün. Bizde bugün bu farkındalık gününde bir farkındalık yapmak istedik. Bu benim ilk yönetmenlik deneyimim olacak. Biz bir eser yapalım ama bu tamamen Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği’nden çıksın istedik. Yazanı da, yöneteni de, oyuncuları da oradan olsun istedik. Canlandıracağımız karakterlerin hepsi gerçek hayattan esinlenilmiş karakterler. Bugün burada bir drama izleyeceğiz. Ancak bir umutla bitirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Ankara Kadın Kolları İl Başkanlığı, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde yürüyüş düzenledi. Kadınların slogan atarak ve meşale taşıyarak yaptığı yürüyüşe CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya da katıldı. İktidarı, İstanbul Sözleşmesi üzerinden sert ifadelerle eleştiren Kaya “CHP iktidarında İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülecek. 6284 etkin uygulanacak” ifadelerini kullandı.
Hacı Bektaş-ı Veli Parkı’nda konuşan Kaya şunları söyledi:
“Kadın yol arkadaşlarımızla eşitlikçi erkek yol arkadaşlarımızla “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganlarıyla hep birlikte Mamak’tan ses yükseltiyoruz. Yasımızı isyanımızla Türkiye’ye duyuruyoruz. Biz öyle Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi marjinal gruplar da değiliz. Türkiye’nin son yerel seçimlerdeki birinci partisindeyiz. ve o yerel seçimlerden bu yana da birinci partisi olma konumunu halkın nezdinde korumuş bir partiyiz. ve tekrar diyoruz buradan ses yükseltiyoruz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Biz buraya gelirken Anıtsayaç 411 diyordu. Ki bu sayı sayılardan ötedir. İnsan söylerken içini acıtıyor. Evet bu yılın bugüne kadarki gelen kısmında 411 kadın hayatan ayrıldı, erkek şiddetiyle katiller tarafından hayattan koparıldı. Dönüp bakıyoruz, ‘İstanbul Sözleşmesi sanal bir tartışmadır.’ diyenlere ‘İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı yıl 102’ kadın katledildi diyor. O günden bugüne bakıyoruz. Rakam katlanarak artmış, dört katına. Şüpheli ölümlerle beş katına. Çünkü hiçbir zaman şeffaf veriyi paylaşmayan bu iktidar kadın cinayetlerini de gizlemeye devam ediyor. Kadın örgütleri mecbur kalıyor, kendi verilerini kendileri toplamaya.
“İktidarınızı korumak için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiniz”
Kadın cinayetleriyle ilgili kafa yormayan AKP iktidarı kafayı İstanbul Sözleşmesi’ne takmış. Buradan tekrar söylüyoruz, İstanbul Sözleşmesi sizin 22 yıllık iktidarınızda yaptığınız en iyi şeydi. Ama ne yaptınız siz iktidarınızı korumak adına, bir seçim uğruna, yüzde birlik bir oyu olmayan ismini dahi buradan anmayacağımız mecliste koltuk işgal eden kadın düşmanlarının, medeni kanun düşmanlarının oyları için o yüzde birlik oy için iktidarınızı korumak için İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiniz. Bir gecede hukuksuzca bir kalemde çıktınız ve o günden bu yana da durduramıyorsunuz kadın cinayetlerini. Ne kadın cinayetlerini durdurabiliyorsunuz ne de çocuk katliamını durdurabiliyorsunuz.
“İsminden kadını sildiğiniz bakanlığınız sadece bir tweet atmakla yetiniyor”
İsminden kadını sildiğiniz bakanlığınız sadece bir tweet atmakla yetiniyor. ‘Şiddete sıfır tolerans kadın cinayetleriyle hiç durmadan mücadeleye devam edeceğiz’ peki nasıl mücadele ediyorsunuz? Bir belediye meclis üyesi çıkıyor ve diyebiliyor ki ‘öldüren kadar ölen de suçludur’ diyor. İçişleri Bakanı çıkıyor diyor ki ‘hanımefendiler bizim ikazlarımıza uymayarak kapıyı açtılar ve öldüler’. Yani yine ölenler suçlu. O kadınlar neden o kapıyı açtılar? Kendilerine şiddet uygulayanlara, ölümle tehdit edenlere, acaba neden kapıyı açmak zorunda kaldılar? 3 ay sığınma evinde kaldıktan sonra hayata tutunamayıp tekrar şişddet gördüğü belki de katledileceği eve neden dönmek zorunda kaldılar? Çünkü siz o kadını ekonomik hayata istihdama dahil etmiyorsunuz. O kadını eşitsizlik hayattan koparıyor. O kadını eşitsizlik tekrar katledileceği eve mahkum ediyor. Sizin eşitsizlik politikalarınız kadını bugün katledendir. Bugün kadını özgürleştiren, eşitleştiren politikaları uygulamadığınız için olan yasaları etkin uygulamadığınız için hani diyorsunuz ya ‘Sözleşme değil, yasalar korur’ olan yasayı da 6284’ü de etkin bir şekilde uygulamıyorsun. Eğer etkin bir şekilde uygulasaydınız birçok kadın bugün aramızda olacaktı belki de. Biz bunu biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında İstanbul Sözleşmesi’ne ilk olarak geri dönülecek. 6284 etkin uygulanacak.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şubesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş düzenledi.
Tez-Koop-İş Sendikası Samsun Şubesi üyeleri, İlkadım ilçesinde bir avm önünde bir araya gelerek 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yürüyüş düzenledi.
Tez-Koop-İş Sendikası Kadın Meclisi Sözcüsü Fidan Mocik, basın açıklamasında şunları söyledi:
” Türkiye’de kadınlara ve çocuklara karşı şiddet tırmanıyor. Gün geçmiyor ki kadınlar ve çocuklar şiddet görmesin, hatta öldürülmesin! Bu konuda toplumsal duyarlığı, farkındalığı geliştirmek, şiddete karşı mücadele etmek zorundayız. Başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere şiddetin nedenlerini, türlerini ve şiddeti önleme konusunda devletlere, kamu yöneticilerine, topluma, eğitim sistemine ve tek tek bireylere düşen görevleri öğrenmek ve şiddeti önlemek konusunda ciddi bir uğraşı içinde olmak zorundayız. Niçin 25 Kasım? İşte, şiddete karşı mücadeleyi daha yoğun biçimde tartıştığımız Kasım ayı geldi. 25 Kasım 1960’ta, ‘Mirabal Kardeşler’ olarak andığımız üç kız kardeş, ABD destekli Dominik Cumhuriyeti diktatörü Trujillo’ya karşı çıktıkları için öldürüldüler. Mirabal Kardeşlerin direnişi, bir yandan otoriter rejimlerine karşı mücadelenin, diğer yandan kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin sembolü halini aldı. 25 Kasım günü, 1981 yılında Latin Amerikalı ve Karayipli Kadınlar Kongresi; 1999 yılında ise Birleşmiş Milletler tarafın dan Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan edildi. Mirabal Kardeşleri ve yaşam hakkı ellerinden alınan tüm kadınları ve çocukları sevgi ve saygı ile anıyoruz.
“Şiddetten uzak bir dünya için…”
Bugün, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar, şiddetten arınmış evler, okullar ve işyerleri, şiddet ten arınmış sokaklar, köyler ve kentler, şiddetten uzak ulusal, yerel yönetimler ve şiddetten uzak bir dünya için seslerini yükseltiyorlar. Kadınlar, her 25 Kasım günü, kadın mücadelesinin bir günle sınırlı olmadığını, her yeni günde var olma mücadelesi verdiklerini eşanlı olarak haykırıyorlar. Türkiye’deki bir kadının sesi, Suriye’deki bir kadınınkine karışıyor. Latin Amerikalı bir kadın, Avrupa’daki kız kardeşleriyle aynı sloganı farklı dillerde hay kırmanın umudunu taşıyor. Şiddetin kaynağı nedir? Bu konu üzerine düşünmek zorundayız! Neden büyük bir çoğunlukla erkekler, gündelik yaşam içinde iletişimin başka bir yolunu bulamazlar da çeşitli tür ve düzeyler de şiddet uygularlar? Bu konuda ortaya çıkarılmış devasa bir bilgi birikimi var. Üniversitelerin kadın çalışmaları ve erkeklik konularına ilişkin çok ciddi araştırmaları bulunuyor.”
Ayrıca KESK Samsun Şubesi’nin binasında yapılan açıklamada ise şunlar kaydedildi:
“İktidarın politikaları sadece kadınları değil çocuklarımızın da hayatlarını ellerinden alıyor”
“Bu ülkenin evleri işyerleri, sokakları, caddeleri, kampüsleri yani yaşamın her alanı biz kadınlar ve çocuklar için suç mahalline dönüştü. Sadece 2024 Ocak ayından bu yana erkekler, 327 kadını, en az 39 çocuğu öldürdü, 240 kadının ölümüyse “şüpheli” olarak kaydedildi. Sadece Ekim ayında ölen 48 kadının yaklaşık yüzde 90’ı iktidarın kutsadığı ailenin üyesi olan erkekler tarafından katledildi. İktidar ne kadar kadın cinayetlerinin sebebini ‘münferit’ olarak göstermeye çalışsa da biz biliyoruz ki Kadın cinayetleri münferit değil politiktir. İktidarın şiddeti meşrulaştırılan ve erkek şiddetini besleyen politikalarıdır. İktidar, İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü etkin uygulamayarak, kadınların güvenli ve güvenceli yaşamasına dönük politikalar geliştirmediği gibi var olanlara saldırıyor. Gerçek adalet değil erkek adaleti işleterek, kadına yönelik şiddet faillerini iyi halden, kanıt yetersizliğinden serbest bırakarak bir cezasızlık zırhıyla koruyor, hayatta kalmak için kendini savunmak zorunda kalan kadınlara ise verebileceği en ağır cezaları veriyor. İktidarın bu politikaları sadece kadınları değil çocuklarımızın da hayatlarını ellerinden alıyor. Sıla, Narin ve daha nice çocuğumuzun mezarı da yine en güvendikleri ‘kutsal aileleri’ oluyor. Sesini asla duyuramayan engelli çocuklar, devletin korumasında olması gereken kimsesiz çocuklar, yurtlarda, tarikat kıskacında cinsel istismarın, şiddetin hedefi oluyor ve kapitalizmin doymayan iştahı yeni doğan bebeklerin kanından besleniyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziantep İl Kadın Kolları Başkanı Av. Müge Düşün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yaptığı açıklamada, CHP’nin iktidara gelmesi halinde Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’nı hayata geçireceklerini belirtti. Düşün, açıklamasında kadına yönelik şiddetle mücadelenin temelinin toplumsal cinsiyet eşitliği olduğunu vurgularken, kadın haklarını güçlendirecek politikalarla toplumda adaleti sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.
Kadın cinayetlerinin Türkiye’de sistematik bir sorun haline getirildiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Şiddetten öte artık bir kadın katliamı yaşanıyor. Her gün yasta, her gün isyandayız. CHP, Türkiye’nin 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir geri adım oldu. Sözleşmeden çekilmenin, kadınları korumak için geliştirilen kurumsal ve siyasi mekanizmaları zayıflattı. İstanbul Sözleşmesi’ne derhal dönülmesi gerekiyor. Mevcut politikaların kadın haklarını aile politikalarına indirgeyen bir anlayışla yürütülüyor. CHP olarka iktidara geldiğimizde Kadın ve Eşitlik Bakanlığı’nı kuracağız ve kadınların toplumsal yaşamda eşit şekilde yer almasını sağlayacak düzenlemeler yapacağız. Şiddeti durdurmaya yönelik somut adımların ivedilikle atılması gerekiyor. Kadına yönelik şiddetin sadece bireysel bir sorun değildir, toplumsal ve yapısal boyutlarıyla ele alınması gereken bir insan hakları ihlalidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Samsun’da yüzlerce kadın İlkadım ilçesinde toplandı. Samsun Kadın Dayanışması’nın düzenlediği yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını Samsun Kadın Dayanışması adına Şafak Aydın, Emel Çakır okudu.
Şafak Aydın “İsyandayız çünkü; kadınlar İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürülüyor” diyerek şu açıklamalarda bulundu:
“Bugün 25 Kasım. Biz kadınlar dünyanın dört bir yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen kapitalizme karşı isyanımızı meydanlara taşımak, kadın dayanışmasının sınırları aşan gücüyle buluşmak ve itirazımızı hep birlikte duyurmak için sokaklarda ve isyandayız. İsyandayız çünkü; dünya genelinde her gün yüzlerce kadın, yakınındaki erkekler tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz bırakılıyor ve öldürülüyor! İsyandayız çünkü; kadınlar İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için öldürülüyor! İsyandayız çünkü; kadınlar yeterli sığınak ve danışma merkezi açmaya bütçe ayrılmadığı için şiddete mahküm ediliyor ve öldürülüyor. İsyandayız, çünkü on binlerce kadın ve yüzlerce çocuk cezaevlerinde yokluğa mahküm ediliyor. 498 çocuğun anne ve babası tutuklu 706 çocuk ise yasaya aykırı olarak anneleri ile cezaevlerinde büyüyor. Türkiye’de de yıllardır devam eden mücadelemiz geçtiğimiz aylarda önce Narin’e, Sıla bebeğe yaşatılanlar, evlatlarını doyurmak için kağıt toplayan kadının evde bırakmak zorunda kaldığı 5 çocuğun yanarak can vermesi, yine Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner’in vahşice katledilmeleri kadınların öfkesini ve mücadele direncini arttırdı. Türkiye’nin tüm kentlerinden okul önlerinden üniversite kampüslerine mahallelerden kent meydanlarına kadar örgütlü bir ses yükseldi Kadın cinayetleri münferit değil politiktir.”
“Devlet şiddeti ise yıllardır hız kesmeden devam ediyor”
SKD adına Emel Çakır’da şöyle konuştu:
“Kadınlar evlerinde, en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor. 2024’ün ekim ayı son 14 yılın en çok kadın cinayeti işlenen ayı oldu. Bilinen verilere göre 23’ü şüpheli 71 kadın cinayeti yaşandı. Bu cinayetlerin de yarıya yakını evde ve evli olduğu erkek tarafından gerçekleştirildi. İktidarın günden güne büyüttüğü gerici dilin, gerici politikaların en ağır sonuçlarını yaşıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden, 6284 ve Medeni Kanun’a saldıran, 9. Yargı Paketi ile saldırılarını yükselten; makbul kadın sınırını aile içine hapseden kadının soyadı tartışmasıyla, toplumdaki varlığını eş ve çocuk üzerinden dizayn etmesiyle, nasıl giyindiği, nasıl yürüdüğü, nasıl kahkaha attığına karışmasıyla bu iktidarın kadınların hayatlarına nasıl bir karabasan gibi çöktüğünü görüyoruz. Şiddeti yaratan toplumsal, ekonomik, politik koşulları unutturmak için gerici açıklamalara sarılıyor ve bahanelerini “laiklik karşıtı ajandaları” için fırsata çeviriyorlar. Devlet şiddeti ise yıllardır hız kesmeden devam ediyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği tarafından oluşturulan ve kadına yönelik şiddeti içeren ‘Bana Ellerini Ver’ tiyatro oyunu Melikgazi Belediyesi Tiyatro Salonu’nda sergilendi. Tiyatro gösterisine Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Oyun hakkında bilgi veren dernek Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, tiyatro alanında ilk deneyimleri olmasından dolayı dernek olarak çok heyecanlı olduklarını söyleyerek, “Bugün 25 Kasım kadına şiddete karşı mücadelede uluslararası bir gün. Bizde bugün bu farkındalık gününde bir farkındalık yapmak istedik. Bu benim ilk yönetmenlik deneyimim olacak. Biz bir eser yapalım ama bu tamamen Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği’nden çıksın istedik. Yazanı da, yöneteni de, oyuncuları da oradan olsun istedik. Canlandıracağımız karakterlerin hepsi gerçek hayattan esinlenilmiş karakterler. Bugün burada bir drama izleyeceğiz. Ancak bir umutla bitirmek istiyoruz” şeklinde konuştu. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” kapsamında düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan CHP Hopa Kadın Kolları Başkanı Şeniz Aytaş şunları söyledi:
“Siyaset yapmaktan da emeğimizin hakkını savunmaktan da vazgeçmeyeceğiz. Eşit, özgür ve demokratik bir gelecek; biz kadınların ellerinde yükselecek. Yaşamın her köşesini sevgiyle, barışla, kardeşlikle ve güvenli bir gelecekle donatmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. El birliğiyle dünyayı değiştireceğiz. Cesaret biziz, azim biziz, emek biziz. Biz kadınız. Biz her iki kişiden biriyiz. Bugün burada ortaya konulan görüşler ve işbirliği ruhu, hepimizin bu hayatta ne kadar önemli bir role sahip olduğumuzu bir kez daha gösterecektir.
“Kadın Cinayetleri Politiktir”
Zeliha Yıldırım, Hopalı kadınlar adına yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bundan 64 yıl önce, 25 Kasım 1960 tarihinde Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler, faşist diktatörlükle yönetilen ülkelerinde özgürlük mücadelesi verdikleri için rejim güçleri tarafından tecavüze uğradılar ve katledildiler. Kadınların bu mücadelesi bize ilham olmaya devam ediyor. Bu hikaye, kadınlara yönelen tüm şiddet biçimlerine karşı direnmenin, mücadele etmenin ve aynı zamanda demokrasi ve eşitlik mücadelesinin sembolüdür. Hem Türkiye’de hem de dünyada hükümetlere başkanlık eden otoriter liderler, cinsiyetçi, dinci, milliyetçi ideolojileriyle kadının bedenine, kimliğine ve emeğine dönük saldırılarını sürdürüyor. Sağ muhafazakar iktidarların kadın bedeni üzerinden yürüttükleri kadın kazanımlarına dönük saldırılar arttıkça kadınların mücadeleleri de büyüyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gaziantep’te gerçekleştirilen basın açıklamasında, İran’dan Hindistan’a uzanan örneklerle otoriter rejimlerin kadın bedenine yönelik baskılarına dikkat çekildi. İran’da Masha Amini’nin ölümünün ardından büyüyen protestolar ve Hindistan’da bir kadın doktorun tecavüz edilerek öldürülmesi sonrası yapılan kitlesel eylemler, kadınların mücadelesine örnek gösterildi.
Açıklamada, kadına yönelik şiddetin münferit olaylar değil, politik bir mesele olduğu vurgulandı.
İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması nedeniyle kadınların korunmasız bırakıldığı belirtilen açıklamada, “Kadın cinayetleri münferit değil politiktir” sloganıyla, hükümetin erkek egemen politikalarının şiddeti beslediğine işaret edildi. Kadın emeğinin giderek daha fazla sömürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’de kadın işsizliğinin en yüksek seviyelerde olduğu, kadınların güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mahküm edildiği belirtildi. Ekonomik kriz ve artan vergilerin kadınları daha da yoksullaştırdığı ifade edildi.
“Haklarımız İçin Mücadeleye Devam”
Eylem sonrası konuşan Gaziantep MilletvekiliSevda Karaca, iktidarın kadına yönelik şiddetle mücadelede yetersiz kaldığını belirterek, kadınların eşit ve özgür bir yaşam mücadelesini sürdüreceğini vurguladı. İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar uygulanması gerektiğini ifade eden Karaca, kadınların yaşadığı can korkusunun asıl sorumlusunun iktidar olduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN – Mersin’de kadına yönelik her türlü şiddete son vermek ve bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla bando eşliğinde farkındalık yürüyüşü gerçekleştirildi. Vali Ali Hamza Pehlivan’ın da katıldığı yürüyüş sonunda katılımcılar, bir panoya boyalı ellerinin izini çıkardı, turuncu balonlar uçurdu.
Mersin Valiliği öncülüğünde, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından ‘Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ çerçevesinde gerçekleştirilen yürüyüş, Ulu Camii önünden başladı. Vali Ali Hamza Pehlivan, eşi Yıldız Pehlivan, AK Parti Mersin MilletvekiliAli Kıratlı, İl Emniyet Müdürü Kamil Karabörk, İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Naci Yılmaz ile kadınların da katıldığı yürüyüş, Cumhuriyet Meydanında sona erdi. Katılımcılar, Atatürk Caddesi boyunca bando eşliğinde gerçekleştirilen yürüyüşte, ‘Kadına Şiddete Hayır’ yazılı pankart da taşıdı.
Katılımcılar, Cumhuriyet Meydanında, bir panoya boyalı ellerinin izini çıkardı ve turuncu balonlar uçurdu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – Sancaktepe Belediyesi tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı (CEMR)” imza töreni düzenlendi. Törenin ardından basına açıklamada bulunan Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, “Sancaktepe’yi birçok alanda dünyanın gelişmiş yerel yönetim sözleşmeleriyle entegre şekilde yöneteceğiz” dedi.
Sancaktepe Belediyesi tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Programda ilk olarak “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı (CEMR)” imza töreni yapıldı.
İmzaların atılmasının ardından Dr. Ayşe Kaşıkırık moderatörlüğünde “Şiddetsiz Bir Hayat Dayanışma ile Mümkün” konulu panel düzenlendi. Panele Medya İletişim Uzmanı Derya Kap, Klinik Psikolog Deniz Karakaya, Mor Çatı Gönüllüsü Ceren Karaca ve Kadın İnsan Hakları Derneği Koordinatörü Dr. Ezel Buse Sönmezocak konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, kadın hakları, kadının sosyal ve siyasal hayattaki rolü, kadına yönelik şiddet gibi konularda konuşmalar gerçekleştirdi.
Törende konuşma yapan Sancaktepe Belediye Başkan Yardımcısı Zeynep Karaman, “Yan yana durmanın ve dayanışmanın önemini bir kez daha vurgulamak üzere bu haftayı çeşitli etkinliklerle geçireceğiz. Bugün ilk olarak Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği Şartı’nı imzalayarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması noktasında önemli bir adım atıyoruz” şeklinde konuştu.
Programın ardından açıklamada bulunan Başkan Alper Yeğin, “Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü. Biz de Sancaktepe Belediyesi olarak Mayıs ayında Belediye Meclisimizde Avrupa Yerel Yaşamda Kadın Erkek Eşitliği ile ilgili meclis kararımızı almıştık. Bugün de protokolümüzü imzaladık. Sancaktepe’yi birçok alanda dünyanın gelişmiş yerel yönetim sözleşmeleriyle entegre şekilde yöneteceğiz. Bunu da zamanla hep birlikte göreceğiz” dedi.
Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitlik Şartı
Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR), Avrupa’da yerel ve bölgesel düzeyde toplumun tüm kesimlerinin hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanmaları amacıyla, 2006 yılında, hem siyasi bir belge hem de pratik bir araç niteliğinde olan “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı”nı geliştirdi. Söz konusu Şart, belediye hizmetlerinin planlanması, uygulanması ve izlenmesi süreçlerinde vatandaşların katılımını desteklemekte. Farklı kesimlerin farklı ihtiyaçları olabileceğini ve belediyenin buna göre hizmetlerini şekillendirmesi gerektiğine vurgu yaparak bunu insan hakları temelinde değerlendiren bu şart üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde imzacı tarafların çalışmalarında benimseyeceği temel ilkeler yer alıyor. İkinci bölümde imzacı taraflardan Şart’ın hükümlerinin uygulanması amacıyla gerçekleştirmesi beklenen adımlar bulunuyor. Üçüncü bölüm, yerelde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda somut taahhütleri içeriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yürüyüşe, DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti Van MilletvekiliPervin Buldan, Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kentteki ilçe belediye eşbaşkanları ve meclis üyelerinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı.
Bir avm önünde bir araya gelen kadınlar, Kent Meydanı’na yürüdü. “Öldürdüğün Kadın Öldürdüğün Yaşamdır” dövizi taşıyan kadınlar, sık sık “Jin, jiyan, azadi” sloganları attı.
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün 25 Kasım kadına yönelik şiddete mücadele gününde Van’da direnen kadınlarla birlikte bir aradayız. 64 yıldır kadınlar meydanlarda sokaklarda alanlarda, erkek devlet şiddetini teşir etmeye devam ediyor. bugün 25 kasımda Amed’den Van’a, Hakkari’den İstanbul’a Ülkenin dört bir yanında kadınlarlar isyan ediyor. Bu hükümetin kadın düşman politikalarına karşı isyan ediyor. bu toplumda yükselen cinsiyetçiliğe karşı isyan ediyor. bu ülkede kendisine oluşturmaya çalışılan sermayenin sömürü düzenine karşı isyan ediyor. ve Dünya’da şuan herkes bir anda bu ülkelerin bu şekilde yönetilme krizine karşı erkek eğemenliğine karşı kadınlar sokaklarda, meydanlarda şiddetin her halini teşhir ediyor.
“Kayyum atamaları ve kadın…”
Sadece 22 yıllık AKP iktidarının kadın politikaları, ne yazık ki kadınları inkar etmek üzerine kurulmuştur. ve diyoruz ki bizim bir kimliğimiz var ve kadın kimliğimiz özgür kadın kimliği üzerine kuruludur. Bizler irade sahibiyiz, nasıl seçme hakkımız varsa, seçilme hakkımız da var. Eğer bugün kayyum atamalarıyla kadınların seçme hakkı var deyip seçilme hakkı yok diyorsanız siz o zaman kadınlara ‘siz kendinizi yönetemezsiniz’ diyorsunuz. Eğer bugün kürtlere seçme hakkınız var ama seçilme hakkınız yok diyorsanız bugün siz kürtlere kendi kendinizi yönetemezsiniz diyorsunuz. işte tamda budur erkek egemen sistem dediğimiz. İşte egemen ulus devlet aklının halklara ve kadınlara nasıl bir gelecek ve yaşam vadettiği budur. Savaşın hedefinde kadınlar vardır. sadece geçen yıl BM raporuna göre her 10 dakikada bir kadın katledildi. bu katliamlar bir kırım politikası haline geliyor. işte bu yüzden savaş politikalarından vazgeçin derken aslında kadınların çocukların şiddetin hedefi haline gelmesinden vazgeçin diye uğraşıyoruz. şavaşın olduğu yerde özgürlük ve eşitlik olmaz. savaşın olduğu yerde şiddetten kurtuluşta olmaz. O yönüyle daha çok barış diyeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda Beyoğlu’nda yapılacak yürüyüşlerin yasaklanmasının ardından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Taksim’e izinsiz yürümek isteyen gruba, polis ekipleri barikat kurarak önlem aldı. Tüm uyarılara rağmen dağılmayan bir grup kadın, polise biber gazı ve sprey boya sıktı. Bunun üzerine gruba müdahale eden polis, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAZADA YARALANANLAR HASTANEYE SEVK EDİLDİ
İhbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık personelince Geyve İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Ülkiye K. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Öte yandan kazada ağır yaralanan İ.K’nin Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği öğrenildi.
Yerel Haberlersakarya3-sayfaSağlıkGüncelUlaşımTarımGeyve
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>



GENÇ TEKNİSYENİN CANSIZ BEDENİNİ BULUNDUĞU YERDEN İNDİRMEK İÇİN YOĞUN UĞRAŞ VERİLDİ
İhbar üzerine olay yerine itfaiye arama kurtarma ve sağlık ekipleri ile jandarma sevk edildi. Sağlık ekipleri şahsın hayatını kaybettiğini belirlerken, itfaiye ekipleri genç teknikerin cansız bedenini yoğun uğraş sonucu kurtardı. Teknikerin cansız bedeni İnegöl Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ulu’nun cenazesi savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli tıp kurumuna gönderildi. Jandarma komutanlığı ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı.
Yerel HaberlerGüvenlikJandarma3-sayfaSağlıkEnerjiİnegölbursaKaza
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hava sıcaklığı: Yurt genelinde mevsim normallerinin altında seyredeceği tahmin ediliyor.
Rüzgar: Genellikle kuzeyli yönlerden, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu, Doğu Anadolu’nun güneydoğusu ile zamanla Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında güneyli yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Akdeniz ve Orta Karadeniz’de kuzeyli yönlerden, zamanla Samsun ve Ordu çevrelerinde güneyli yönlerden yer yer kuvvetli olarak 40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı hafif kar yağışlı 1
İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 9
İzmir: Az bulutlu 13
Adana: Çok bulutlu 12
Antalya: Parçalı bulutlu 14
Samsun: Çok bulutlu, kıyı kesimleri aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, iç ve yüksek kesimleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı 7
Trabzon: Çok bulutlu, kıyı kesimleri aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, iç ve yüksek kesimleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı 9
Erzurum: Çok bulutlu, kuvvetli ve yer yer yoğun olmak üzere aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı -2
Diyarbakır: Çok bulutlu, ilk saatlerde yağmurlu, yüksek kesimleri karla karışık yağmurlu 7 – İSTANBUL

Meteoroloji Genel MüdürlüğüYerel HaberlerHava DurumuistanbulSağlıkYerelYaşamkar
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TÜM İŞARETLERİ İYİYE GİDERKEN HAYATINI KAYBETTİ”
Ailesi, lenfoma hastası Yeter Altıntaş’ın bir ay yoğun bakımda tedavi gördüğü, tüm işaretlerin iyiye gitmesine karşın yaşamını yitirdiğini söyledi.
“BİR GÜN HABERİMİZ OLMADAN BİR BAKTIK ENTÜBE YAPILMIŞ”
NTV’den Osman Terkan’ın haberine göre,Turgut Altıntaş, hastanenin haksız kazanç sağladığını söyledi. Altıntaş şu ifadeleri kullandı; “Her gün başka bir şey. İyileşecek, çıkacak. Bir gün haberimiz olmadan bir baktık entübe yapılmış. Bizden yoğun bakımda yattığı için fizik tedavi yapılacak o yüzden para istendi.
“DOKTOR OLMADIĞINI ÖĞRENDİK AMA PARA ALINDI”
Fizik tedavi doktoru olmadığını öğrendik ama para alındı. O kadar yoğundu ki yoğun bakım o kadar doldurulmuştu ki, her gün biri cenazesini alıyordu.”

Yenidoğan ÇetesiYenidoğanTürkiyeHastane3-sayfaSağlıkYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YARALANAN 30 KİŞİ ÇEŞİTLİ HASTANELERE KALDIRILDI
Kazada yaralananlar olduğu ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. Sağlık görevlileri yolcu otobüsünde yaralanan 30 kişiyi Afyonkarahisar’daki çeşitli hastanelere kaldırdı. Yaralıların durumunun iyi olduğu öğrenildi. Kazaya karışan araçlar ise çekiciyle yoldan kaldırıldı.


Güvenlik3-sayfaEmirdağtrafikSağlıkGüncelAfyon
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karapınar Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde yaşayan Aydın Eren, Zeynal, Elif, Ali ve Neval Fırat, evlerinde yarı baygın bulundu.
İhbar üzerine eve gelen 112 Acil Servis ekipleri, Fırat ailesinin karbonmonoksitten zehirlendiğini tespit etti.
Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan 5 kişi tedavi altına alındı.
Acil ServisGüvenlik3-sayfaSağlıkGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşitme ve konuşma engelli olan Rohitash, yerel bir barınakta kalırken ağır hastalanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Doktorlar durumunun kötüleşmesi üzerine onu ölü ilan etmişti. Ancak doktorlar gerekli ölüm sonrası muayeneyi yapmadan, sadece evrak işlemlerini tamamlayıp cesedi yakılması için göndermişti.
Rohitash, soğuk morgda üç saat kaldıktan sonra, yakılmak üzere odun yığınına konulduğu sırada nefes aldığı fark edildi. Olay yerindeki görüntülerde, battaniyeye sarılı olan adamın etrafında şaşkın bir kalabalık görülüyordu.
Hemen ambulans çağrılarak Rajkiya Bhagwan Das Khetan Hastanesi’ne götürüldü. Ancak üzücü haber iki gün sonra geldi: Rohitash, yoğun bakımda yapılan tüm müdahalelere rağmen 22 Kasım sabahı hayatını kaybetti.
Olaydaki ihmal nedeniyle başhekim ve üç doktor görevden uzaklaştırıldı. Polis Müdürü Sharad Chouodhary, “Doktorlar gerekli kontrolleri yapmadan, sadece kağıt üzerindeki işlemleri tamamlamışlar” açıklamasında bulundu.
Benzer bir olay geçen yıl Amerika’nın Iowa eyaletinde de yaşanmıştı. Bir bakım merkezinde ölü ilan edilen 66 yaşındaki bir kadın, cenaze evinde ceset torbasının içinde nefes alırken bulunmuştu.



İnsan HaklarıHindistanSağlıkHukukYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yanlış: Her gün nemlendirici uygularsanız cildiniz tembelleşir ve nemlendiriciye alışarak kendi kendine nemli kalma yeteneğini kaybeder.
Doğru: Cilt nemlenmeye “alışmaz” ve kendi başına nasıl nemli kalacağını unutmaz. Vücudunuzun nasıl yiyecek ve suya ihtiyacı varsa ve cildinizin de nemli kalmak yardıma ihtiyacı var, sadece farklı bir şekilde.
Zamanla cilt, doğal olarak nemli kalma yeteneğini kaybeder. Bu durumun iklim gibi farklı sebepleri de olabileceği gibi genellikle yaş ve güneş hasarı ile ilgilidir. Özellikle hava değişikliklerinde veya kış mevsiminde cildinizin daha fazla neme ihtiyacı olabilir. Cilt ayrıca aşındırıcı sert temizleme fırçaları ve kokulu ürünler gibi kötü cilt bakım ürünleri kullanmaktan da kuruyabilir. Çoğu zaman, cildi normale döndürmek için gereken tek şey, iyileşmesi için daha iyi ürünler kullanmaktır. Cildinize zarar vermeyi bıraktığınızda kuruluk sorunu ortadan kalkabilir.
Yanlış: Cilt nemlendiriciye bağımlı hale gelebilir.
Doğru: Bu biraz kafa karıştırıcı çünkü cildiniz genetik sebeplerle doğal olarak kuruysa veya güneş hasarı ve yaş nedeniyle bozulmuş yüzey bariyeri nedeniyle kurursa, bu durum bir nemlendiricinin rutin uygulanmasıyla hafifleyecektir ancak, kuruluğa neden olan asıl sebebi onaramazsınız sorunu hiçbir zaman çözmüş olmayacaksınız. Cilt, bir kişinin sigara bağımlısı olabileceği şekilde nemlendiriciye fiziksel veya psikolojik olarak bağımlı hale gelemez. Yüz veya vücut nemlendiricisinin rutin kullanımıyla, cildimizin hissine ve belirli bir şekilde görünmesine alışmamız ve cildimizin nemlendirilmemiş durumundaki hissinden hoşlanmamamız olabilir. Bu yüzden sevdiğimiz hissi korumak için nemlendirici sürmeye devam ederiz. Bu bağımlılık değildir; bunu yapıyoruz çünkü cildimizin böyle hissetmesini seviyoruz.
Yanlış: Cildinizi her gün yıkıyorsanız sadece nemlendirmeniz yeterlidir.
Doğru: Bazıları cildinizi aşırı temizler ve bu da cildi sağlam ve nemli tutan doğal maddeleri (seramidler, nasinamidleri, yağ asitleri veya hyaluronik asit gibi) sürekli olarak tüketir. Ancak nazik, kokusuz bir yüz yıkama ürünü, yumuşak, sabunsuz bir vücut temizleyici kullanarak ve cildin nem koruma bariyerine zarar veren uzun banyolardan veya duşlardan kaçınarak, cildi kurutma endişesi duymadan günlük olarak temizleyebilirsiniz.
Yanlış: Nemlendiriciye yalnızca gözle görülür şekilde kuru, pul pul dökülen bir cildiniz varsa ihtiyacınız vardır.
Doğru: Öyle değil ve buna inanmak korkunç bir hata olur! Cilt tipiniz ne olursa olsun, faydalı içerikli ve cilt tipine uygun bir dokuya sahip bir nemlendirici (kuru ciltler için krem, yağlı ciltler için jel veya sıvı, normal ve karma ciltler için losyon) seçtiğiniz sürece kesinlikle harika sonuçlar elde edebilirsiniz. Ancak, sahip olunması gereken bu bileşenleri diğer cilt bakım ürünlerinden de (yüz serumları, bakımlar, güçlendiriciler ve tonerler gibi) alabilirsiniz; Cildinizin sağlıklı olması için ihtiyaç duyduğu şeyi elde etmesi için bir ürünün “nemlendirici” olarak etiketlenmesi veya kremsi bir dokuya sahip olması gerekmez.
Yanlış: Vücudun farklı bölgeleri için farklı nemlendiricilere ihtiyacınız var.
Doğru: Bu tamamen cilt tipinize ve koşullarınıza bağlıdır. Örneğin, yağlı bir cildiniz varsa ancak bacaklarınızda kuru bir cilde sahipseniz, evet, iki farklı nemlendirici kullanmaktan faydalanırsınız. Kişisel tercih de bir rol oynar: hafif losyonları veya jel yüz nemlendiricilerini tercih edebilir veya besleyici bir vücut kreminin bıraktığı koruyucu hissi sevebilirsiniz. Ayrıca doğru olan şu ki, herhangi bir yüz nemlendiricisi boyundan aşağı da uygulanabilir ve yüz cilt tipinize uygun olduğu varsayılarak, iyi formüle edilmiş herhangi bir vücut nemlendiricisi yüzünüzde de kullanılabilir.
Vücudun herhangi bir yerindeki cilt, antioksidanların, cilt yenileyici bileşenlerin ve cilt yenileyici bileşenlerin rutin uygulamasından faydalanacaktır. Bunların tümü cildi sağlıklı, esnek ve esnek tutar ve bunları yüzünüze, boynunuza ve vücudunuzun geri kalanına krem, losyon, jel veya sıvı halinde uygulayabilirsiniz.
Kaynak: Bryan Barron. “Moisturizer Myths You Should Stop Believing Now”. Şuradan alındı: https://www.paulaschoice.com/expert-advice/skincare-advice/moisturizers/5-moisturizer-myths-you-should-stop-believing-now.html


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çıkış noktası rahatlık olan bu moda akımı birçok maskülen parçayı bünyesinde barındırıyor. Erkek reyonlarındaki parçaların ve “erkek çocuk” hissiyatının hakim olduğu trendi yansıtmak için nelerden yararlanabileceğinizi biliyor musunuz?

Cap şapkalar
Tomboy trendi için “cap” şapkalar vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Bunu birçok ünlünün maç stilinde de görmüşsünüzdür. Maskülen parçalarla çok rahat kombinlenebilir ve özellikle saçlarınızla uğraşmak istemediğiniz günlerde kurtarıcınız olabilir. Spor kombinlerin aranılan parçası olduğundan biz özellikle gümüş renkli takıların daha iyi uyum sağlayacağını düşünüyoruz.

Baskılı üstler
Birçok ünlü markanın erkek reyonlarında önü veya arkası baskılı tişört, sweatshirt ve hoodielere rastlayabilirsiniz. Erkek arkadaşınızın, babanızın veya kardeşinizin kıyafetlerini giymek her zaman eğlenceli olmuştur. Bol panrolonlar, baskılı üstler ve cap şapkalarla yapılan tomboy kombinlerini şimdiden hayal edebiliyoruz.

Oversize blazer ceketler
Daha şık olmak istediğiniz günlerde feminen görünümden biraz uzaklaşmak için oversize kesimdeki blazer ceketlerden yararlanabilirsiniz. Üstelik birçok tarzla uyum sağlayabildiğinden eşofman takımlarından hoodie ve kumaş pantolonlara kadar birden fazla parçaya eşlik edebilirler.

Kargo pantolonlar
Özellikle genç erkeklerde son zamanlarda görmeye alışık olduğumuz kargo pantolonlar hem rahatlıkları hem de havalı görünümleriyle birçok kadının da beğenisini kazanmış durumda. Rahatlığınızdan ödün vermeyip havalı olmak istediğiniz günlerde özellikle soğuk havalarda sweatshirt-kargo pantolon ikilisi kurtarıcınız olabilir.

Bol+Bol
Bu tarzda bol veya oversize diyebileceğimiz birçok parçayı bir araya getirebilirsiniz. Bedeniniz olduğunuzdan daha geniş dursa bile bol kumaş pantolonlar, bol eşofmanlar ve bol kesim kot pantolon ve kot şortlarla başladığınız kombini havanın sıcaklığına göre oversize tişört, gömlek ve hoodielerle bitirebilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Magazin dünyasının iki ünlü ismi Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yasa dışı bahse teşvik iddiasına ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alındı. Serdar Ortaç ve Mehmet Ali Erbil ev hapsine çarptırıldı.
Vermesi planlanan 18 konseri iptal edilen şarkıcı, yine sosyal medyaya sardı.
Operasyon sonrası sosyal medya hesaplarını kapatan Serdar Ortaç kısa süre içinde geri döndü.
ESKİLERE GİTTİ
Nostaljik paylaşımlar yapmaya başlayan şarkıcı, ilk otomobilinin fotoğrafını paylaştı. Arabasının önünde poz veren sanatçı paylaşımına “İlk arabam Çekmece 1989” notunu düştü. Ortaç’ın paylaşımına yorum ve beğeni yağdı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“ÇOK YORULDUM”
Takvim’in haberine göre, Mehmet Yılmaz Ak ve Buğra Gülsoy ile başrolü paylaştığı Bahar dizisinin setinde sık sık duygusal anlar yaşayan Evgar, “Çok yoruldum. İşler çok yoğun ve çocuğuma vakit ayıramıyorum.” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.
Yoğun iş temposu ve set programı nedeniyle özel hayatına ve ailesine vakit ayıramadığı, bu yüzden tükenmişlik sendromunun pençesine yakalandığı iddialarına Demet Evgar cephesinden henüz bir açıklama gelmedi.
Öte yandan geçtiğimiz aylarda Demet Evgar’ın sete sıklıkla geç geldiği ve kaprisleriyle set çalışanlarını canından bezdirdiği öne sürülmüştü. Orel Deniz isimli kullanıcının Demet Evgar hakkında ortaya attığı iddialar sosyal medyada çok ses getirmiş, dizi ekibi iddiaları yalanlamıştı.

Demet EvgarTelevizyonMagazinSanatBaharYaşamDizi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Işıkhan, 18 yaş altı tip 1 diyabet çocukların sensörlü şeker ölçüm cihazlarının Sosyal Güvenlik Kurumu’nun geri ödeme listesine alınması için çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Işıkhan, gerekli iş ve işlemlerin kısa sürede tamamlanacağını, Hazine ve Maliye Bakanlığının da olumlu görüş bildirdiğini, en kısa zamanda sonucu kamuoyuna duyuracaklarını ifade etti.
*Haberin görseli İHA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sunuculuğunu halk müziği sanatçısı Turgay Başyayla’nın yaptığı, amatör ve profesyonel herkesin katılımına açık olan “Sen Türkülerini Söyle” yarışmasının jürisinde halk müziği sanatçıları Aysun Gültekin, Özhan Eren, Emre Yücelen, Öykü Gürman ve İsmail Altunsaray yer alacak.
Jüri karşısında türkülerini seslendirecek yarışmacılar, gecenin birincisi olmak ve 750 bin lira ödüllü “Süper Final”de yarışmaya hak kazanabilmek için performans sergileyecek.
Katılımcılar 10 tam puan alabilmek için yarışacak
Yeni sezonun her bölümünde katılımcılar, jüriden 10 tam puan alabilmek ve gecenin ödülü olan 100 bin lirayı kazanıp birinci olmak için yarışacak.
Yarışmacılar ayrıca Türkiye’nin çeşitli yörelerinden sevilen eserleri de türküseverlerin beğenisine sunacak.
Aşık Veysel’den Neşet Ertaş’a birçok ustanın eserlerinin seslendirileceği yarışma programının yeni sezonu 10 bölümden oluşacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı, yasadışı bahis soruşturması kapsamında Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’a verilen ‘Ev hapsi’ kararına itiraz etti. Savcılık, Ortaç ve Erbil’in tutuklanmalarını talep etti.
TUTUKLANMALARI TALEP EDİLDİ
Pazartesi günü yasadışı bahis soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve emniyette işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından, tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç, ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bırakıldı. Diğer yandan, Sefa Caner Sarıcam, Esma Sözen, Muzaffer Zorbey Erkoçlar ve sosyal medya fenomeni İbrahim Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın ‘Ev hapsi’ kararıyla serbest bıraılmasına itiraz etti. Başsavcılık Mehmet Ali Erbil ve Serdar Ortaç’ın tutuklanmalarını talep etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KANAL D’nin merakla beklenen dönem dizisi Annem Ankara’dan yeni bir tanıtım filmi geldi. Yeni fragman, baba-oğul hesaplaşmasını gözler önüne serdi. Annem Ankara’da Hasan’ı oynayan Mehmet Günsür’ün babasına söylediği ‘Oğullarıma babalık yapmak için gerçek bir babaya ihtiyacım vardı’ sözlerine babanın verdiği ‘Bir babanın oğulluğu baba olunca biter Hasan’ yanıtı çarpıcı bir etki yarattı.
MEHMET GÜNSÜR SEYİRCİ KARŞISINDA
1990’lı yılların Ankara’sında geçen Annem Ankara’da Mehmet Günsür’lü ilk tanıtım filmi yayınlandı. Yakında Kanal D’de ekrana gelecek dizinin fragmanında Hasan ile duyma sorunları yaşayan yaşlı babası arasında etkileyici bir diyalog yaşandı.
9 YAŞINDA YATILIYA VERDİNİZ
Hasan, babasına “Sen bize ne zaman babalık yaptın da şimdi bana hatırlatıyorsun. Sen ne vakit baba olduğunu hatırladın. Bizim bir aile olduğumuzu ne zaman hatırladın baba. Beni 9 yaşında yatılıya verdiniz. Mühendis çıkana kadar da arayıp sormadınız” sözleriyle sitem etti.
AİLE NE DEMEK?
Babası az duyduğu için sık sık sesini yükselten Hasan, “Ne biliyim aile ne demek. Bilmiyorum aile nasıl çalışır. Bizimkisi aile değil miydi? Sen o zaman neredeydin? Oğullarıma babalık yapmak için gerçek bir babaya ihtiyacım vardı demek ve baba maalesef sen orada yoktun” diyerek babasına yüklendi.
EVLATLIKTAN DEĞİL BABALIKTAN MESULSÜN
Babası da Hasan’a ders niteliğindeki şu cümlelerle yanıt verdi: Benim senden esirgediğimi sen çocuklarından esirgeme o zaman. Doğru bir baba nasıl oluyorsa göster biz de bilelim. Bir babanın oğulluğu baba olunca biter Hasan. Sen evlatlıktan değil babalıktan mesulsün.
BENİM ANNEM DİRENİŞTİ, MÜCADELEYDİ
Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ü yıllar sonra aynı projede buluşturan Annem Ankara, Babalık nedir görmemiş Hasan ile 3 erkek çocuğuna bakabilmek için erken yaşta emekli olan bir annenin hikayesini anlatıyor. Senaryosunu Başak Angigün’ün kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğunda usta isim Faruk Teber oturuyor.
GENİŞ VE GÜÇLÜ OYUNCU KADROSU
Dizinin oyuncu kadrosunda Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ün yanı sıra Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak, Yıldıray Şahinler ve Güler Ökten, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın, Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Ediz Gülsuyu, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal, Mehmet Can Akça ve Yasin Pehlivan yer alıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanal D’nin yeni dizisi Uzak Şehir, ilk bölümü ile ekrana geldi. Alya Albora’nın (Sinem Ünsal) oğlu ve kendisi için verdiği mücadeleyi anlatan dizinin birinci bölümü reyting listelerinin üst sıralarında yer aldı. Seyirci Alya ve oğlu Deniz Cihan’a ağladı.
YAPAYALNIZ KALACAK
Dizinin ilk bölümünde Alya, oğlu Deniz Cihan ile birlikte eşi Boran’ın vasiyetini yerine getirmek üzere Mardin’e geldi. Cenaze arabasını gören Deniz Cihan annesine, “Babamı niye buraya getirdik ki, biz gidince yapayalnız kalacak” sözleri seyircinin kalbine dokundu.
BİLİYOR MUSUN BENİM BABAM ÖLDÜ
Cenaze konvoyunun jandarma tarafından durdurulmasıyla çıkan kargaşada Alya (Sinem Ünsal) ile Cihan Albora (Ozan Akbaba) arasında gerilim dolu anlar yaşandı. Cihan, Alya’nın hırçınlığını bastırmaya çalışsa da başarılı olamadı. Amca ve yeğenin ilk karşılaşması duygusal anlara sahne olurken; Cihan Deniz’in ağzından dökülen “Biliyor musun benim babam öldü” sözleri içleri parçaladı.
KAVUŞABİLMEK BU KADAR MI AĞIR OLMALIYDI?
İzleyicilere derinlemesine bir drama sunan dizinin, öne çıkan sahnelerinden bir tanesi de babaanne ve torunun ilk kez karşılaştığı anlardı. Yıllardır görmediği oğlunun ölümüyle sarsılan Sadakat’in torununa sarılarak “Kavuşabilmek bu kadar mı ağır olmalıydı?” dediği o sahne herkesi gözyaşlarına boğdu.
TORUNUM BURADA KALACAK
Bölüm boyunca Sadakat’in Alya’ya olan sert tavrı, ikili arasında yaşanacakların sinyalini verdi. Oğlu Boran’ın ölümünden gelini Alya’yı sorumlu tutan Sadakat, “İstediğin yere gidebilirsin ama torunum burada kalacak” diyerek Alya’ya gözdağı verdi.
ALYA CİHAN’I VURDU
Geçmişin karanlığı, saklanan sırlar ve bölgenin gerçeği ile yüzleşen Alya, cenaze gecesi kılık değiştirerek çocuğunu da alıp Albora Konağı’ndan kaçmaya çalıştı. Cihan ve Alya arasında yaşanan arbede patlayan bir silahla son buldu. Cihan’ı vurarak talihsiz bir olaya karışan Alya’nın bundan sonra ne yapacağı ise dizinin yeni bölümünde belli olacak.
UZAK ŞEHİR SOSYAL MEDYAYI DA YIKTI GEÇTİ
Uzak Şehir’in birinci bölümü sosyal medyada da gündem oldu. TT listelerinin üst sıralarında yer alan dizi, kullanıcılardan binlerce yorum aldı. Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ın oyunculuk performanslarının çok konuşulduğu diziye yapılan yorumların bazıları şöyle;
“Ben bunları sahiplendim gitti valla #AlCih #UzakŞehir”
“‘Oğlumu size bırakmam, ölümü çiğnersiniz!’ #SinemÜnsal döktürüyor ???? #uzakşehir”
“O kadar harika ilerliyor ki ekrana kilitledi beni. Gerek oyuncular gerek dizi müzikleri, gerek uyarlamaya olan benzerlik heyecanı kat kat arttırıyor. Reytingi bol olsun #UzakŞehir”
HER PAZARTESİ KANAL D’DE
Senaryosunu Gülizar Irmak’ın kaleme aldığı dizinin yönetmen koltuğunda Ahmet Katıksız oturuyor. Yapımını AyNa Yapım imzalı Uzak Şehir, her pazartesi akşamı Kanal D’de ekrana gelmeye devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fiziksel ve zihinsel yorgunlukla karşı karşıyaysanız sürmenaj olmuş olabilirsiniz.
Genellikle aşırı çalışma, yoğun stres, uykusuzluk, düzensiz beslenme ve sürekli baskı altında kalma gibi faktörlerden kaynaklanır.
Eğer sürmenaj belirtileri yaşamaya başlarsanız, erken dönemde önlem almak tükenmişlik seviyesine gelmeden durumu kontrol altına almanıza yardımcı olabilir.
Sürmenajın anlaşılması, genellikle zihinsel ve fiziksel belirtilerin gözlemlenmesiyle mümkün olabiliyor.
Sürmenajın ana belirtileri şunlar:
Zihinsel yorgunluk ve odaklanma güçlüğü
Fiziksel yorgunluk ve halsizlik
Uyku bozuklukları ve dinlenmiş hissedememe
Baş ağrısı, kas ağrıları, mide sorunları gibi fiziksel rahatsızlıklar
Sinirlilik, depresyon, anksiyete gibi duygusal sorunlar

BELİRTİLER
Bu belirtiler sürmenaj durumunu işaret edebilir:
Yoğun zihinsel yorgunluk:
Kişi sürekli olarak odaklanmakta zorlanır, düşüncelerini toparlayamaz ve zihni dolu hisseder. Bu, karar vermede güçlük ve hata yapma eğiliminde artış olarak kendini gösterebilir.
Fiziksel tükenmişlik:
Dinlenmeye rağmen devam eden halsizlik, güçsüzlük, kas ağrıları, baş ağrısı gibi belirtiler sürmenajın göstergesi olabilir.
Duygusal dengesizlik:
Sürmenaj yaşayan kişiler, genellikle sinirlilik, huzursuzluk, depresyon, kaygı ve motivasyon eksikliği gibi duygusal zorluklar yaşarlar. Duygusal tepkilerde ani dalgalanmalar gözlemlenebilir.
Uyku bozuklukları:
Aşırı yorgunluk ve zihinsel yorgunluk uyku kalitesini olumsuz etkiler. Kişi uykuya dalmakta güçlük çekebilir veya gece boyunca sık sık uyanabilir, sabahları dinlenmiş hissetmez.
Bedensel belirtiler:
Baş ağrısı, mide sorunları, sindirim problemleri ve kalp çarpıntısı gibi bedensel belirtiler de görülebilir.
Eğer bu belirtiler bir süre boyunca devam ediyorsa ve günlük yaşamı, iş veya sosyal ilişkileri etkilemeye başlamışsa, sürmenaj yaşanıyor olabilir.
Bu durumda dinlenmeye zaman ayırmak, yaşam tarzında değişiklikler yapmak ve gerekirse profesyonel yardım almak faydalı olur.

NASIL KORUNULUR
Sürmenajdan korunmak için düzenli uyumak, dengeli beslenmek, fiziksel aktivitelere zaman ayırmak ve stres yönetimi becerileri geliştirmek önemlidir.
Bu tür belirtilerle karşılaşıldığında dinlenmek, gerekirse profesyonel destek almak da süreci yönetmeye yardımcı olur.

NASIL ÖNLENİR
Sürmenajı önlemek için hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı destekleyen bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve önlemler almak önemlidir. İşte sürmenajı önlemeye yardımcı olabilecek bazı öneriler:
Düzenli ve kaliteli uyku
Yeterince ve düzenli uyku almak, zihinsel ve fiziksel yorgunluğu önlemeye yardımcı olur. Günde en az 7-8 saat uyumak, bedenin ve zihnin yenilenmesini sağlar.
Uyku hijyenine dikkat edin; yatmadan önce elektronik cihazlardan uzak durmak ve uyumadan önce rahatlatıcı aktiviteler yapmak faydalı olabilir.
Zaman yönetimi ve planlama
Günlük görevlerinizi önceliklendirin ve aşırı yüklenmekten kaçının. Yapılacakları küçük parçalara bölerek daha rahat tamamlayabilirsiniz.
Kendinize yeterince dinlenme molası ayırın ve iş dışında dinlenmeye ve eğlenmeye de zaman ayırın.
Stres yönetimi
Stresi yönetmek için nefes egzersizleri, meditasyon, yoga gibi rahatlatıcı aktiviteler yapmak faydalı olabilir.
Olumsuz düşüncelerden uzaklaşmak ve pozitif bir bakış açısı geliştirmek stresi azaltmaya katkıda bulunur.
Dengeli beslenme
Yeterli ve dengeli beslenme, vücut enerjisini korumak ve zihinsel dayanıklılığı artırmak için önemlidir. Özellikle vitamin ve mineraller açısından zengin, dengeli bir diyet uygulamak faydalıdır.
Kafein ve şeker tüketimini sınırlandırmak da ani enerji düşüşlerinin önüne geçebilir.
Fiziksel aktivite
Düzenli olarak egzersiz yapmak, vücutta endorfin salgılayarak ruh halini iyileştirir ve stresi azaltır. Hafif tempolu yürüyüşler, yüzme veya yoga gibi aktiviteler enerji seviyenizi artırabilir.
Sosyal destek
Aile ve arkadaşlarla zaman geçirmek, yaşanan stresi hafifletir ve zor zamanlarda destek sağlar. Duygularınızı paylaşmak, duygusal yükünüzü azaltmaya yardımcı olur.
Sınırları belirlemek
Kendi sınırlarınızı bilmek ve gerektiğinde “hayır” demeyi öğrenmek önemlidir. Aşırı sorumluluk yüklenmek sürmenaja yol açabilir.
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Balgam, hırıltı ve öksürük gibi belirtiler genellikle soğuk algınlığı, grip, bronşit, alerji ya da akciğer enfeksiyonları gibi durumlarla ilişkilidir.
Bu belirtileri hafifletmek ve iyileşmeyi hızlandırmak için bazı etkili yöntemler şunlardır:
1. BOL SIVI TÜKETİMİ
Su, bitki çayları ve çorba gibi sıvılar balgamın incelmesine yardımcı olur, böylece daha kolay atılır. Gün boyunca yeterli miktarda su içmeye özen gösterin.
2. BUHAR VE NEMLİ HAVA SOLUMAK
Sıcak bir duş almak veya buhar banyosu yapmak solunum yollarını rahatlatır ve balgamın çözülmesine yardımcı olur. Nemlendirici cihazlar da ortam havasını nemlendirerek öksürüğü azaltabilir.

3. BAL VE LİMON
Balın öksürük kesici özelliği vardır. Ilık bir bardak suya bal ve limon ekleyerek içmek boğazı rahatlatır ve balgamı hafifletir. Balın doğal antibakteriyel özelliği de öksürüğün azalmasına katkı sağlayabilir.
4. ZENCEFİL VE KEKİK ÇAYI
Zencefil ve kekik doğal balgam söktürücülerdir. Birkaç dilim taze zencefil veya bir çay kaşığı kekik ile demlenmiş çay, öksürüğünüzü hafifletmeye yardımcı olabilir.
5. TUZLU SU İLE GARGARA
Tuzlu suyla gargara yapmak boğazdaki tahrişi azaltır ve enfeksiyona neden olan mikropları temizlemeye yardımcı olur. Yarım çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suya karıştırarak gargara yapabilirsiniz.
6. EVİ TEMİZ TUTMAK
Polen, toz, hayvan tüyü gibi alerjenlerin solunması öksürük ve hırıltıya neden olabilir. Evinizi düzenli olarak havalandırarak bu etkenleri azaltabilirsiniz.

7. ÖKSÜRÜK VE BALGAM SÖKTÜRÜCÜ İLAÇLAR
Eğer öksürüğünüz çok şiddetliyse veya uzun süre geçmiyorsa, doktorunuzun önerisiyle öksürük veya balgam söktürücü ilaçlar kullanabilirsiniz. Ancak ilaç kullanımında doktor tavsiyesi önemlidir.
NE ZAMAN DOKTORA GİDİLMELİ?
Balgam sarı, yeşil ya da kanlıysa,
Öksürük 2 haftadan uzun sürüyorsa,
Yüksek ateş, nefes darlığı veya göğüs ağrısı eşlik ediyorsa,
Yorgunluk, kilo kaybı veya gece terlemeleri gibi belirtiler varsa doktora başvurmalısınız.
Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’deki New York Üniversitesinden uzmanların yaptığı araştırmada anıların yalnızca beyinde değil vücudun farklı bölgelerinde de saklandığı belirlendi.
HÜCRE TEPKİLERİNİ İNCELEDİLER
Araştırmada bilim insanları, beyin hücreleri arasında iletileri taşıyan “nörotransmitter” adı verilen kimyasallar gibi, sinir dokusu ve böbrekten alınan hücrelerin farklı kimyasal maddelere nasıl tepki verdiğini inceledi.
Bilim insanları, bu hücreleri belli bir süre farklı kimyasal sinyallere maruz bırakarak “anı depolayan genin” ne zaman aktif hale geleceğini takip etti.
Bunu belirlemek için ise uzmanlar, örnek alınan böbrek ve sinir doku hücrelerini tepki vermesi halinde parlayan bir protein üretecek şekilde tasarladı.

“HAFIZA SORUNLARINI TEDAVİ ETMEK İÇİN YENİ FIRSATLAR SUNUYOR”
Buna göre, belirli süre çeşitli kimyasal sinyaller alan bu hücreler, beyin hücrelerinin anıları depolamak için yaptığı davranışı göstererek “anı depolayan geni” aktifleştirdi.
Araştırmanın başyazarı Nikolay Kukushkin, yaptığı açıklamada, “öğrenme ve anı depolama kabiliyetinin genellikle beyin ve beyin hücreleriyle ilişkilendirildiğini ancak bu çalışmanın vücuttaki diğer hücrelerin de aynısını yapabileceğini gösterdiğini” ifade etti.
Kukushkin, araştırmanın hafızanın nasıl çalıştığını anlamak ve hafıza sorunlarını tedavi etmek için yeni fırsatlar sunduğunu kaydetti.
Araştırmanın sonuçları, “Nature Communications” dergisinde yayımlandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara’nın Mamak ilçesinde yaşayan evli ve 2 çocuk babası Çağlar Güneş, alkole bağlı olarak karaciğer yetmezliğine yakalandı.
3 yıl tedavi gören fakat durumu ağırlaşmaya devam eden genç adam, Etlik Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı.
Durumunun ciddi olmasıyla Güneş’e nakil olması gerektiği belirtildi.
KARACİĞERİNİ EŞİNE BAĞIŞLADI
Ardından eşi Aycan Güneş (33), nakil için donör olabileceğini söyledi.
Yapılan tetkikler sonucunda Aycan Güneş’in eşine organ bağışında bulunabileceğine karar verildi.
Çağlar Güneş, eşinden nakledilen karaciğerle yeniden hayata tutundu.

“UYGUN ÇIKARSA SEVE SEVE VERİRİM DEDİ”
Çağlar Güneş, nakil öncesinde farklı hastanelerde tedavi gördüğünü ancak bir sonuç alamadığını ve son olarak Etlik Şehir Hastanesi’ne başvurduğunu belirterek, “Buradaki doktorlar, artık karaciğerin tamamen yetersiz olduğunu ve nakil olmam gerektiğini söyledi. Bu süreçte eşim, ‘Tetkiklerimiz uygun çıkarsa tabii ki seve seve veririm’ dedi. Yapılan tetkikler sonucunda eşimin donör olmasında herhangi bir sıkıntı görülmedi ve ameliyatımız başarılı bir şekilde gerçekleşti, Eşime teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
‘TEREDDÜT YAŞAMADIM’
Aycan Güneş ise organ nakil listesine girip beklemek istemediklerini söyleyerek, “Çünkü ne kadar bekleyeceğimizi bilmiyoruz. Ve eşim orada sürekli rahatsızlıklar yaşıyordu. O yüzden açıkçası beklemek istemedik. Donörlüğüm de uygun bulununca ameliyat sürecimiz başladı. Çok şükür her şey çok güzel ilerledi.
Hayat kurtarma kısmında asla bir tereddüt yaşamadım ama; işte ameliyat korkusu, nasıl olacak, nasıl yapılacak, uyacak mı, uymayacak mı, daha sonrasında onu iyileştirebilecek miyim? Yoksa hani hayat kurtarma açısından gerçekten asla bir tereddüt yaşanmıyor. Yani en azından ben yaşamadım, kimsenin de yaşamadığını düşünüyorum.” diye konuştu.

“SÜREÇ GÜZEL GEÇTİ”
Organ naklini gerçekleştiren Doç. Dr. Birkan Birben ise “Çağlar Bey’in eşi nakil için gönüllü oldu. Biz de bunları tetkik ettik, değerlendirdik ve verici olarak uygun bulduk ve eşinden canlı karaciğer nakli gerçekleştirdik. Hastamızın süreci boyunca her şeyimiz güzel geçti. Ortalama 23 gün süre zarfında hastamızı taburcu ettik. Hastamız da bu süre zarfından sonra belirli aralıklarla ilaç düzeyleri için bize kontrole geliyor.” dedi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bilim insanları, insanların sağlıklı yaşlanmak için günlük kaç saat uykuya ihtiyaç duyduklarını tespit etti.
Araştırma için 45 yaş ve üzeri yaklaşık 3 bin 500 kişinin 2011, 2013 ve 2015 yıllarında uyku alışkanlıkları kaydedildi.
Bu araştırmaya katılan kişiler, beş yıl sonra sağlık kontrolünden geçirilerek veriler, Çin’deki Wenzhou Tıp Üniversitesi’ndeki ekip tarafından analiz edildi.
DAHA ÇOK UYUYAN DAHA SAĞLIKLI
Çalışma, gece en az yedi saat uyuyanların ileriki yaşlarda daha sağlıklı olduğunu gösterdi.
Katılımcılar, dört yıl boyunca uyku alışkanlıklarına göre, uzun (8-9 saat düzenli uyku), normal (7-8 saat düzenli), az (ortalama 8’in üzerindeyken, 8’in altına doğru) 6), artan (ortalama 6’nın altından 8’in üzerine) ve kısa süreli (düzenli olarak 5-6 saat) olmak üzere beş gruba ayrıldı.
GÜNDE EN AZ 7 SAAT UYUNMALI
Sonuçlar incelediğinde, günde en az 7 saat uyuyanların daha sağlıklı olduğu tespit edildi.
Araştırmacıların makalelerinde sağlıklı yaşlanmak; kronik hastalıklardan uzak olmak, herhangi bir fiziksel bozukluğun olmaması, zihinsel sağlığın iyi olması ve hayata aktif katılım olarak tanımlandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’li bilim insanları şaşırtıcı bir araştırma gerçekleştirdi.
Araştırmacılar, beyin dışında başka hangi organların anılarını saklayabildiğini tespit etmek amacıyla bir çalışma gerçekleştirdi.
Uzmanlar, anıların yalnızca beyinde değil, vücudun farklı bölgelerinde de saklandığını belirledi.
BİRÇOK ORGAN ANILARI SAKLIYOR
Bilim insanları, beyin hücreleri arasında iletileri taşıyan ‘nörotransmitter’ kimyasallar gibi, sinir dokusu ve böbrekten alınan hücrelerin farklı kimyasal maddelere nasıl tepki verdiğini inceledi.
Bu hücreler, belli bir süre farklı kimyasal sinyallere maruz bırakılarak ‘anı depolayan genin’ ne zaman aktif hale geleceği izlendi. Uzmanlar, bunu belirlemek için örnek alınan böbrek ve sinir doku hücrelerini tepki vermesi halinde parlayan bir protein üretecek şekilde tasarladı.
TEDAVİLER İÇİN YENİ BİR FIRSAT NİTELİĞİNDE
Belirli süre çeşitli kimyasal sinyaller alan bu hücreler, beyin hücrelerinin anıları depolamak için yaptığı davranışı göstererek ‘anı depolayan geni’ aktif hale getirdi.
Araştırmanın başyazarı Nikolay Kukushkin, öğrenme ile anı depolama kabiliyetinin genellikle beyin ve beyin hücreleriyle ilişkilendirildiğini fakat bu çalışmanın vücuttaki diğer hücrelerin de aynısını yapabileceğini gösterdiğini söyledi.
Kukushkin, araştırmanın hafızanın nasıl çalıştığını anlamak ve hafıza sorunlarını tedavi etmek için yeni fırsatlar sunduğunu da ifade etti.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kastamonu ve Ankara’daki çeşitli hastanelerde 3 defa bypass ameliyatı olan ve 5 stent takılan Sözcü, beş yıl önce Antalya’ya taşınarak, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid ile görüştü.
Burada yapay kalp takılan Sözcü, nakil olabilmesi için ulusal ve uluslararası acil nakil listesine alındı. Gece saatlerinde çalan telefonla en büyük sevinci yaşayan Sözcü’ye, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde Prof. Dr. Bayezid başkanlığındaki ekip tarafından, beyin ölümü gerçekleşen 24 yaşındaki gencin bağışlanan kalbi nakledildi.
REKLAM
Hastanede tedavisi süren Sözcü, ilk kalp krizinde zamanında hastaneye yetiştirildiği için hayatta kalabildiğini söyledi.
Kalp rahatsızlığı yüzünden zorlu bir hayat yaşadığını anlatan Sözcü, “Kalp krizlerinde başlarda bağırış seslerini duyuyordum ancak idrak edemiyordum. Şok cihazıyla hayata döndürülmüşüm. Yapay kalp takıldıktan sonra biraz rahatladım ama merdiven çıkmakta, yürümekte güçlük çekiyordum. Sürekli elektriğe muhtaç yaşıyorsun. Uzun yola şarj kablolu araç olmadan gidemiyorsun. Vücudum için pil lazım, pillerin ömürleri var arada değiştirilmesi gerekiyor. Zor bir hayat.” dedi.
“SİGARA İÇENLER HEMEN BIRAKSIN”
Gece saatlerinde çalan telefonla bağış çıktığının söylediğini ifade eden Sözcü, Antalya’nın Korkuteli ilçesinin dağ köyünden sevinçle en hızlı şekilde hastaneye geldiğini anlattı.
Nakille yeni kalbine kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını aktaran Sözcü, şunları kaydetti: “Organ bağışı yapanlardan Allah razı olsun. İnsana hayat vermekten daha kıymetli ne olabilir ki. Kalp nakliyle ‘pilim bitecek mi’ endişemden kurtuldum. Eli öpülesi hocalarımız sayesinde sağlığıma kavuştum. Çocukluğumdan beri sigara kullanıyordum, ilk kalp krizinde bıraktım. 8 sefer kalp krizi geçirdim. Sigara içenler hemen bıraksın, onun yerine sevgiyi koysun, kimsesiz çocukların eğitimine katkı sunsun. Evcil hayvan alsın, benim kedim var huzur veriyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, DSÖ ve ortaklarının oluşturduğu Mpox Erişim ve Tahsis Mekanizmasının (AAM), mevcut Mpox virüsü artışından en çok etkilenen Afrika bölgesindeki 9 ülkeye ilk etapta 899 bin doz aşı tahsis ettiği belirtildi.
Kararın, ülkelerin hazırlığı ve epidemiyolojik verilerden yola çıkılarak alındığı kaydedilen açıklamada, “Etkilenen ülkeler ve bağışçılarla işbirliği içinde alınan bu karar, salgınları kontrol altına almak için sınırlı doz aşıların etkili ve adil bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlıyor” ifadeleri yer aldı.
Açıklamada, aşıların, Orta Afrika Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kenya, Liberya, Nijerya, Ruanda, Güney Afrika ve Uganda’ya ulaştırılacağı aktarılarak, “En fazla doz, bu yıl Afrika’da laboratuvar tarafından doğrulanan her 5 vakadan 4’ünü (yaklaşık yüzde 85) bildiren, en çok etkilenen ülke olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gidecek” ifadeleri kullanıldı.
DSÖ, “maymun çiçeği virüsü (Monkeypox)” ifadesini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla M çiçeği virüsü (Mpox) olarak değiştirmişti.
M çiçeği virüsü, 14 Ağustos’ta DSÖ tarafından “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan edilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BAĞIŞ SAYISI NE KADAR ÇOK OLURSA KORNEA NAKLİ İÇİN O KADAR ÇOK UMUT OLUYOR”
Bağış sayısı ne kadar fazla olursa kornea nakli için o kadar çok umut olacağını belirten Doç Dr. Karadağ, “Yıllardır korneasında veya görmesinde sorun olduğunu gördüğümüz hastalarda, nakil ile tamamen sağlıklı bir görme elde edebiliyoruz. Hem tam kat nakil hem de kısmi nakiller var. Artık kornea naklinde doku uyumu da gerekmiyor. Herhangi bir ırktan, cinsiyetten bir kan veya doku uyumu olmaksızın, organ nakli her hastaya görme umudu oluyor. Görmek insan için en önemli şartlardan birisi. Görerek okuyoruz, görerek hareket ediyoruz, görerek çalışıyoruz. Bu nedenlerle çok önemli bir organ. Türkiye’de kornea kornea hastalıkları yoğun şekilde görülüyor. En çok nakil yaptığımız hastalar genç grubu. Korneada incelme ve dikleşme olan bir grup var. Tamamen sağlıklı bireyler fakat tek problemleri iyi görememeleri. Bu hastalar kimseye bağımlı olmadan hayatlarını sürdürebilecek duruma geliyorlar. Türkiye’de kornea bağışı bekleyen çok sayıda insan var. Kadavradan bağış bu yüzden bizler için çok gerekli. Bu nedenlerle organ ve doku nakli bizim için vazgeçilmez” diye konuştu.
“HER ORGAN VE DOKU NAKLİ BİR HASTA İÇİN YAŞAM VE UMUT OLUYOR”
Her organ ve doku naklinin diğer bir hasta için yaşam ve umut olduğunu vurgulayan Doç Dr. Karadağ, “Organ nakli hastaların hayatlarını iyi bir şekilde sürdürebilmesi için çok büyük bir imkan sağlıyor. Organ bağışları, hayati öneme sahip. Göz ve kornea nakli hayati bir öneme sahip olmasa da hastanın bağımsız bir hayat yaşayabilmesi için büyük bir önem taşıyan nakillerden. Bu nedenle 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nı iyi değerlendirmeliyiz. Tüm vatandaşlarımızın organ naklinin ne kadar önemli olduğunu düşünmelerini, o insanlar için umut olabileceklerini bilmelerini istiyorum. Kornea bağışlarında gözün bütünlüğünü asla bozmuyoruz. Öldükten sonra hastaların gözünün bütünlüğüne, yapısına dokunmadan gözün önündeki cam tabakayı yani korneayı alıyoruz. Bazı kişiler tüm gözün alındığını düşünerek, bağış yapmaktan korkuyor. Fakat yapısını hiç bozmuyoruz. Korkacaklar hiçbir şey yok. Bağış yapabilirler. Özellikle kornea naklinin önemini belirtmek istiyorum. Birçok kornea bekleyen hastamız var bu nedenle bağış çok önemli” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE’DE ORGAN NAKLİ KONUSUNDA ÇOK GERİDEYİZ”
Türkiye’de organ naklinin yeterli seviyede olmadığını bildiren Doç Dr. Karadağ, “Türkiye’de organ nakli konusunda çok gerideyiz. Organ Bağışı Haftası’nda hekimlere ve habercilere organ bağışını duyurma konusunda büyük bir iş düşüyor. Organ bağışını ne kadar iyi anlatırsak o kadar çok bağış kazanabiliriz. Bu sayede birçok hayata dokunabiliriz. Farkındalık yaratmak büyük önem taşıyor. Bize düşen bu haftayı iyi değerlendirip, hem doku hem organ bağışına hastaları teşvik etmek. Türkiye’de canlı bağış çok fazla. İnsanlar ailelerine ve yakınlarına organ bağışlıyor ama kadavra bağışları olabildiğince düşük. Kadavra bağışını artırmak bizim için çok önemli. Her organ bağışı yapan hastanın organları ne yazık ki kullanılamıyor. Bağış için belli kriterler var. Hastanın beyin ölümünün gerçekleşmesi, yoğun bakımda ölmesi gibi kriterler gerekiyor. Sizler bağış yapın, belki de kullanılabilir. Organ bağışı yapıldığında vazgeçilme gibi bir opsiyonda mevcut. Bağışlayan kişilerin vazgeçmesini tabii ki istemeyiz ama bunun bilinmesi de teşvik için önem taşıyor. Özellikle kornea, kalp, karaciğer, böbrek bizim için çok kıymetli. Birçok hasta nakil bekliyor. Bir insan 8 hastaya yetecek kadar doku ve organ bağışlayabiliyor. Bu da bizim için büyük bir önem taşıyor” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlık, Türkiye’de 3 bin 648 kişinin kornea, 270 kişinin pankreas, 1485 kişinin kalp, 214 kişinin akciğer, 2 bin 659 kişinin karaciğer ve 25 bin kişinin böbrek nakli beklediği bilgisini paylaştı.
“ORGAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIR”
Organ bağışı çağrısında bulunan Şenol Güneş, “Gerçek miras ardında bıraktığınız hayatlardır. Organlarınızı bağışlayarak birden fazla hayata dokunun” derken, Volkan Demirel, Okan Buruk, Abdülkerim Bardakcı, Giray Altınok, Uğurcan Çakır ve Mert Günok hazırladıkları video mesajda, “Organ bağışı hayat kurtarır. Yaşamak güzel, yaşatmak daha güzel” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Her adet döngüsünde, östrojen ve progesteron başta olmak üzere üreme hormonları birlikte çalışarak yumurtalıkları uyarırlar. Bu uyarıya karşılık, yumurtalıklarda foliküller oluşmaya başlar ve her folikülde, bir olgunlaşmamış yumurta (oosit) büyümeye başlar.
Döngünün başlangıcında birkaç oosit gelişmeye başlayabilir ama genellikle sadece bir dominant yumurta harekete geçer. Eğer iki yumurta tüplere ulaşırsa ve bu sırada döllenirlerse, çift yumurta ikiz gebeliği meydana gelebilir.
Yumurtlama dönemi ne zaman olur?
Yumurtlama, genellikle adet döngüsünün 11 ila 21. günleri arasında gerçekleşir. Ancak her kadının döngü uzunluğu ve hormonal döngüsü farklı olduğundan, sadece gününe bakarak tam olarak hangi günde yumurtlamanın gerçekleşeceğini söylemek mümkün olmayacaktır. Yumurtlamanın adet kanaması başladıktan sonraki 14. günde gerçekleştiğini duymuş olabilirsiniz, ancak 28 günde bir adet gören kadınların bile yalnızca %10’unun 14. günde yumurtladığı bilinmektedir.
Yumurtlamanın tam olarak hangi günde gerçekleştiği ve hamile kalmak için en uygun günün hangisi olduğu, ancak jinekolojik muayene ile kesinleştirilebilir. Bunun dışında, hangi günlerin yumurtlama günleri olabileceğini ve hamile kalmak için en uygun günleri hesaplamak için de bazı yöntemler kullanılabilir.
Hamile kalmak isteyenler nelere dikkat etmeli?
Adet döngüsünün hangi evresinde hamile kalınabilir?
Sperm hücreleri, kadın üreme sistemine ulaştıktan sonra burada 4-5 gün boyunca canlı kalabilirler. Ancak yumurta, yalnızca 24 saat boyunca döllenebilir haldedir. Gebeliğin oluşması için, yumurtanın yumurtlamadan sonraki 12 saat içerisinde döllenmesi gerekir. Bu da demek oluyor ki, yumurtlamadan önce korunmasız cinsel ilişkiye girmek, yumurtanın döllenme şansını artıracaktır. 6 gün kadar süren ve “doğurganlık penceresi” adı verilen bu süreç, hamile kalmak için en uygun zamanlardır.
Yumurtlama dönemi belirtileri nelerdir?
Yumurtlama döneminde olup olmadığınızı anlamak için bazı işaretleri takip edebilirsiniz:
1- Servikal mukus: Vajinal akıntı şeklinde kendini gösteren servikal mukus, doğurganlık döneminde belirgin şekilde yoğunlaşır. Normalde duru ve zayıf bir yapıda olan bu akıntı, yumurtlama dönemine girildiğinde spermin vajinadan yumurtaya kadar rahatlıkla ulaşabilmesini kolaylaştırmak için, daha kaygan ve yoğun bir kıvam alır.
2- Pelvik ağrı: Bazı kadınlar yumurtlama döneminde alt karın bölgesinde hafif bir sızı şeklinde yumurtlama ağrısı deneyimleyebilirler.
3- Vücut ısısı: Yumurtlama döneminde bazal vücut sıcaklığı 0,5 derece kadar artabilir. Yumurtanın döllenmeye hazır olduğunu ve 24 saat boyunca vücutta canlı kalacağını gösteren bu belirtiyi takip etmek için, her gün sabah uyanır uyanmaz vücut ısınızı ölçüp not etmelisiniz. Vücut ısınızın bir miktar yükseldiği günler, yumurtlama günlerinizdir.
4- Genel hassasiyet: Her zaman olmasa da bazı kadınlar, yumurtlama döneminde daha hassas hissedebilirler. koku ve tatlara karşı daha duyarlı olunabilir, memelerde hassasiyet ve karın bölgesinde şişlik görülebilir.
5- Libidoda artış: Hamile kalmaya hazır olduğunuz günlerde genellikle hormonların da etkisiyle cinsel isteğinizde artış görülebilir.
Hamilelik öncesi doktor kontrolü hakkında bilmeniz gerekenler
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göz alıcı küpelerden oversized şallara, kalın kemerlerden ilginç düğmelere kadar her parça, kıyafetlerinizi tamamlayarak şıklığınızı artırma potansiyeline sahip. Bu sezon, kişisel tarzınızı vurgularken, aynı zamanda rahatlık ve sıcaklık sağlayabilirsiniz.

Kalın kemerler
Bel vurgusu yaparak görünümünüzü daha da şekillendiren bu aksesuarlar, her türlü kıyafeti dönüştürme gücüne sahip. Hem klasik elbiseleri hem de oversized üstleri tamamlayarak stilinize güçlü bir dokunuş katabilirler. Farklı materyal ve renk seçenekleriyle karşımıza çıkan kalın kemerler, hem şıklığı hem de konforu bir arada sunarak kış gardırobunuzun vazgeçilmez parçalarından biri haline geliyor.

Oversized şallar
Oversized şallar, 2024 sonbahar/kış sezonunun en göz alıcı aksesuarlarından biri olarak öne çıkıyor. Hem sıcak tutma özelliği hem de çok yönlülüğü sayesinde, bu büyük şallar farklı stillerle kolayca kombinlenebiliyor. Renkli ve desenli seçenekler, klasik bir görünümü canlandırırken, sade renkler ise minimalist bir şıklık sunuyor.

İlginç ve büyük düğmeler
Büyük ve dikkat çekici düğme tasarımları, ceketlerden elbiselere kadar her parçayı anında şık hale getirirken, kemer görünümlü düğmeler bel vurgusu yaparak silüeti zenginleştiriyor. Bu detaylar, hem vintage bir hava yaratıyor hem de modern kombinlere enerji katıyor.

Dikkat çekici küpeler
Asimetrik tasarımlar, büyük hacimler ve özgün formlar, her kombinasyonu anında canlandırma gücüne sahip. Renkli taşlar, metal detaylar ve farklı materyallerle zenginleştirilen bu küpeler, hem günlük hem de özel davetlerde şıklığınızı ön plana çıkarıyor. Kıyafetlerinizi tamamlayan bu özgün parçalar, kişisel tarzınızı yansıtırken, aynı zamanda modanın eğlenceli yönünü de keşfetmenizi sağlayabilir.

Beyaz çizmeler
arklı stillerle kombinlenebilen bu çizmeler, hem şıklığı hem de modernliği bir araya getiriyor. Özellikle minimalist tasarımları ve keskin hatlarıyla, kıyafetlerinizi anında güncelleyerek çarpıcı bir görünüm sağlıyor. Kot pantolonlardan elbiselere kadar her tarzla uyum sağlayan beyaz çizmeler, kış gardırobunuzda olmazsa olmaz bir parça haline geliyor. Hem rahat hem de stil sahibi olmak isteyenler için ideal bir seçim.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sındırgı Belediyesi, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde 29 gönüllü korist ve bir orkestra şefi ile iki ay boyunca konser için hazırlandı. Akpınar Yaşam Merkezi’nde düzenlenen konserde Balıkesir Büyükşehir Belediye Orkestrası eşliğinde koro tarafından farklı yörelerden on beş Türk Halk Müziği eseri seslendirildi.
Konserde SamsunÇarşamba yöresine ait “Çarşambayı Sel Aldı” türküsünü Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak, koro şefi Adem Soyak ile birlikte seslendirdi. Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözünü vurgulayan Başkan Sak, konuşmasında “Sındırgı’yı sanatla, kültürle buluşturacağız. Sosyal ve kültürel etkinliklerle gençlerimizin ufkunu açacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bu şiarla ilerliyoruz. Halkımızın ruhunu sanatla ve kültürel etkinliklerle besleyeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle başta ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Kuva – yı Milliye kahramanlarımızı, Makbule Efe’leri, İbrahim Ethem Akıncıları Halil Efe’leri ve sayamadığım nicelerini, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi, hayatta olan gazilerimizi saygı, rahmetle ve şükranla anıyorum. Cumhuriyetimizin 101. Yılı kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk” dedi.
İlçe Kaymakamı Didem Dinç Özay “Cumhuriyetimizin 101. Yıl dönümünü iki gün boyunca coşkuyla, sevinçle, birlik ve beraberlik içerisinde birbirinden güzel programlar ile kutladık. Nice 101. Yıllara. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun” dedi.
Programa İlçe Kaymakamı Didem Dinç Özay, Belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve yüzlerce dinleyici katıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

NATALIE PORTMAN KIZ KULESİ’Nİ GEZDİ
43 yaşındaki dünyaca ünlü aktris, İstanbul’a ayak basar basmaz Kız Kulesi’ne gitti. Portman hayranlarıyla da fotoğraf çekildi. Oscar’lı oyuncunun İstanbul’a neden geldiği ise henüz bilinmiyor.
NATALIE PORTMAN KİMDİR?
Luc Besson imzalı “Sevginin Gücü” ( Leon: The Professional) filmiyle, 13 yaşında sinema dünyasına adım atan Natalie Portman, filmde; ailesinin ölümünden sonra bir tetikçinin yanına aldığı bir genç kız olan ‘Mathilda’ya hayat vermişti. “Leon: The Professional” filminden sonra dünya çapında tanınan Portman, Siyah Kuğu filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı.

Kendisini aldattığı iddia edilen eşi Benjamin Millepied ile boşandı. Ünlü çift, 2009 yılında Siyah Kuğu (Black Swan) filminin çekimlerinde tanışmıştı. Millepied ve Portman 2010 yılında nişanlanmış ve 2012’de evlenmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koyuncu, “Bu ani nörolojik durumlarda, genellikle bilinç kaybı, konuşma bozukluğu, yutma bozukluğu, ağızda kayma, vücudun sağ veya sol tarafında güçsüzlük gibi ani gelişen sorunlar ortaya çıkabilir. Maalesef dünyada ve ülkemizdeki inme sıklığı, alınan çeşitli önlemlere karşı halen azaltılamamış olmakla birlikte dünyada her yıl yaklaşık 15 milyon kişinin inme geçirdiğini, ülkemizde ise bu sayının 125 bin civarında olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla her gün ülkemizde yaklaşık 350 civarında vatandaşımızın inme geçirdiğini burada belirtmek isterim” diye konuştu.
“RİSK FAKTÖRÜ TÜTÜN KULLANIMI VE YÜKSEK TANSİYON”
İnmenin önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koyuncu, “İnmedeki en önemli risk faktörleri tütün kullanımı ve yüksek tansiyon yani hipertansiyondur. Dolayısıyla tütün kullanımının azaltılması ve hipertansiyonla mücadele inme riskini azaltacak en önemli önlemler arasındadır. Bunun yanında sağlıklı bir yaşam tarzı, sağlıklı bir beslenme, kan şekeri yüksekliğiniz varsa diyabetin tedavisi, kan şekerinin regüle edilmesi, fiziksel olarak aktif kalma ve düzenli uyku gibi önlemlerle, yaşam tarzı modifikasyonlarıyla inme sıklığının önemli bir kısmının azaltılabileceğini vatandaşlarımızın bilmesinde fayda var diye düşünüyorum. İnmede erken tanı ve tedavinin özellikle damar tıkanıklığına bağlı inmede hem sağ kalımı artırdığını biliyoruz hem de engelliliğin derecesinin azaltıldığını biliyoruz. Bunun için belirtileri olan hastaların veya hasta yakınlarının bu durumlarda hemen 112’yi aramaları ve hastaların mümkünse inme ünitesi veya inme servisi olan hastanelere hızlıca nakledilmeleri gerekmekte. Çünkü biliniyor ki ilk 4-5 saatte yapılan müdahaleler inmede sağ kalımı artırıyor ve daha az bağımlı hale gelmelerini sağlıyor. Bu anlamda erken tanı ve erken müdahale inmede çok önemli” dedi.
“ROBOTİK REHABİLİTASYON SİSTEMLERİ KULLANIYORUZ”
Prof. Dr. Koyuncu, inme hastalığının tedavisinin bir rehabilitasyon ve ekip işi olduğunu kaydederek, “Rehabilitasyon ekibiyle birlikte çeşitli teknolojilerden ve güncel teknolojilerden faydalanabiliyoruz. Ülkemizde de bu teknolojik imkanlara ulaşma şansımız yüksek. Bu anlamda biz de hastanemizde de bu robotik rehabilitasyon sistemlerini kullanıyoruz. Robotik rehabilitasyon sistemi kişinin vücut ağırlığını kısmen destekleyen bir yürüme bandı ve sanal gerçeklikten oluşan bir cihaz sistemi. Bu sistemle birlikte kişiye hem yürüme eğitimini verip hem denge koordinasyonunu sağlayıp hem de bilgisayar fonksiyonlarını geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bu ve buna benzer nitelikte olan cihazların yardımıyla da biz inmeli hastalarımızın hem rehabilitasyon tedavisine uyumlarını artırmaya hem de tedavide daha başarılı olmaya çalışıyoruz. Sistemler farklı olabilir; kimi cihaz kişinin vücut ağırlığını daha fazla destekler, kimi kısmen destekler. Dolayısıyla hastaya göre bu rehabilitasyon teknolojilerini hem yürüme amacıyla hem de el ve kol rehabilitasyonu amacıyla kullanabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlaçların usulü ve tekniğine uygun olarak kullanılmazsa beklenen etkiyi göstermeyeceğini vurgulayan Özlü, “Astım ve KOAH hastalarının tedavisinde inhaler ilaç dediğimiz nefes yoluyla alınan ilaçları biz çok sıklıkla kullanıyoruz. Bu ilaçlar ağızdan alınan hap gibi ilaçlara göre çok daha güvenli, çok daha etkili ve daha düşük miktarlarda dozla tedavi imkanı veriyor. Dolayısıyla bu ilaçlar gerçekten astım ve KOAH tedavisinde vazgeçilmez, yeri doldurulmaz ilaçlar. Ama ne var ki bu ilaçların kullanımı özel bir beceri ve koordinasyon gerektiriyor. Maalesef hastalarımızın birçoğu bu koordinasyonu sağlamakta güçlük çekiyorlar. İşin garip tarafı eğer bu ilaçlar usulüne ve tekniğine uygun olarak kullanılmazsa da beklenen etkiyi göstermeyebiliyor. Hastalar bazen ‘İlaçları kullanıyorum bana bir faydası olmuyor’ diyor. Aslında teknik olarak yeterli, efektif kullanamadığı için fayda görmüyor olabilir. O açıdan hastalarımıza bu ilaçların doğru kullanımını gösteriyoruz. Hasta kontrole geldiğinde de onun bu ilaçları nasıl kullandığını kendisine yaptırarak gözlüyoruz. Bu şekilde hatalar varsa ona geri bildirimde bulunup bu doğru kullanma tekniğini geliştirmeye çalışıyoruz” dedi.
“HASTA EĞİTİMİ ÇOK ÖNEMLİ”
İlaçların doğru kullanımına dikkati çeken Prof. Dr. Özlü, “Doğru ilaçları yazmak önemli, doğru tanı koymak ve doğru tedaviyi reçete etmek çok önemli. Ama reçete ettiğimiz ilaçların doğru kullanılması, etkin şekilde kullanılması da tedavi sonucunu son derece etkileyen bir şey. Maalesef burada büyük sorunlar yaşanabiliyor. Bu ilaçlar çok farklı formlarda olabiliyor; bunların hepsinin kullanımı birbirinden farklı. Bazen bu hastalar birkaç farklı ilacı da beraber kullanabiliyorlar. Yani aynı hastaya farklı türden bir iki ilaç reçete edilmiş olabiliyor. Dolayısıyla birinde yavaş, uzun süreli nefes alması gerekiyor. Birinde hızlı, ani nefes alması gerekiyor. Bunları hastanın bilmesi, ayırt etmesi lazım. Burada zorluklar yaşanabiliyor. O açıdan bu inhaler ilaçların çok önemli olduğunu, ama doğru kullanılması gerektiğini, doğru kullanıldığı takdirde etkin olduğunu tekrar vurgulamak isterim. Burada hasta eğitiminin gerçekten çok önemli bir rolü var” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Laçin, gargaraların doğru kullanıldığında ciddi ve etkili sonuçlar verdiğine dikkati çekerek, 2023 yılında yayınlanan bir çalışmanın bazı gargaraların uzun süreli kullanımının olumsuz etkilerini ortaya koyduğunu, aslında bundan önce de benzer sonuçlar gösteren çalışmaların olduğunu belirtti.
“AĞIZ GARGARALARI DOKTOR KONTROLÜ DIŞINDA DÜZENLİ KULLANILMAMALI”
Dr. Laçin, bazı gargaraların uzun yıllar düzenli kullanılması durumunda hipertansiyon üzerinde olumsuz etkileri olabildiğini, özellikle 40-60 yaş arasındaki bireylerde bu etkilerin daha belirgin hale geldiğini vurgulayarak, “Basit ya da başlangıç seviyesinde bir tansiyon durumu varsa buna ‘non-dipper tansiyon’ diyorlar. Yani düşük seviyeli bir hipertansiyon. Bu gargaraların düzenli kullanımıyla bu düşük seviyeli hipertansiyonun yükseldiği görülüyor” diye konuştu.
REKLAM
Gargaraların düzenli kullanımının ağızdaki bazı bakterilerin azalmasına neden olduğunu, bunların nitrik oksit adı verilen bir bileşiği salgıladığını anlatan Laçin, bunun tansiyonu düzenlediğini söyledi.
Dr. Laçin, “Bu bakteriler nitrik oksit salgılar ve bu bileşik kana karışarak damarların genişlemesini sağlar, tansiyonu düzenler. Ancak bu bakteriler ciddi oranda azaldığında, nitrik oksit miktarı da düşer ve bu durum hipertansiyonun yükselmesine yol açar” bilgisini verdi.
Bu yüzden ağız gargaralarının doktor kontrolü dışında düzenli kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Laçin, ağız bakımının kalp sağlığı üzerinde de önemli etkilerinin olduğunu bildirdi.
AĞIZ BAKIMININ YAPILMAMASI KALBİ ETKİLİYOR
Kalp hastalarında ağız bakımının aksatılmasının bakterilerin kan yoluyla kalpte birikmesine yol açabileceğine işaret eden Laçin, “Özellikle diş eti kanaması olan bireylerde ya da kalp hastalığı olanlarda ağız bakımı aksadığında bakterilerin kan yoluyla kalpte birikinti yaptığı, ‘aterom plağı’ dediğimiz kalbe giden damarlarda bazı plak birikintilerine neden olduğu ve bu plakların içinde ağız bakterilerinin de yer aldığı biliniyor” dedi.
Dr. Laçin, ağız bakımının sadece diş fırçalamayla sınırlı kalmaması gerektiğini, bununla birlikte arayüz bakımı için diş ipi, arayüz fırçası ile ağız duşu gibi yardımcı ürünlerin kullanılması gerektiğini bildirdi.
Bu konuda önerilerini sıralayan Laçin, “Doğru teknik ve doğru fırça seçimiyle diş fırçalama, arayüz temizliği ve yüzeylerin mekanik olarak temizlenmesi ağız sağlığını koruma açısından yüksek oranda etkili” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu semptomların görülmesi halinde zaman kaybedilmemesi gerektiğine dikkat çeken Asil, “İnme, ülkemizde ve dünyada önemli bir ölüm ve sakatlık nedeni.” açıklamasını yaptı.
İnmenin yaş, cinsiyet, genetik ve ırk gibi faktörlere bağlı olarak gelişebileceğini ifade eden Asil, özellikle 55 yaş üzeri kişilerde inme riskinin daha yüksek olduğunu, ancak erkeklerde genç yaşlarda da görülebileceğini kaydetti.
Diyabet, hipertansiyon, obezite, yüksek kolesterol ve kalp hastalarının inme açısından riskli grupta olduğunu vurgulayan Asil, “Erken müdahale, felcin kalıcı hasar bırakmasını önleyebilir.” değerlendirmesini yaptı.
Son 20 yılda inme tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Asil, şunları kaydetti:
“Damar tıkanıklığına bağlı iskemik inme, erken dönemde tedavi edilebilen bir hastalık haline geldi. Beyinde tıkanan damarlar ilaçlar ve anjiyografik yöntemlerle açılabiliyor, böylece hastanın şikayetleri kısmen ya da tamamen düzelebiliyor. Tedavide en kritik unsur zamanında müdahale.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu belirtileri gözden kaçırmayın!
Erken tanı diyabetin gözlerde, böbreklerde, sinirlerde ve kalpte yol açabileceği hasarlara karşı önlem alınmasını sağlar. Eğer aşırı susama, sık idrara çıkma, sürekli yorgunluk, bulanık görme ve kilo kaybı varsa mutlaka doktora görünmelisiniz. Ağız kuruluğu, ciltte kaşıntı ve kuruluk, ellerde ve ayaklarda karıncalanma da diyabete işaret edebilir.
Ansızın uyku bastırması, canınızın sık sık tatlı çekmesi de henüz diyabet hastası olmasanız bile sizde büyük ihtimalle insülin direnci sorunu olduğunu gösterir. Bu nedenle mutlaka doktora danışmak gerekir.
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanın!
Karbonhidrat, yağ ve protein dengesini sağlayan sağlıklı bir beslenme planı, öğün saatlerinin düzenli olması kan şekerinin ani yükselip düşmesini engeller. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapmak (örneğin; gün aşırı 35-40 dk tempolu yürümek), stresi yönetmek, düzenli uyku kan şekerini kontrol altında tutmak için son derece önemlidir. Alkol ve sigaradan kaçınmak gerekir. Alkol yüksek kalori içerir ve tedavinizi aksatmasanız bile kan şekerinizin kontrolünü bozarak komplikasyonları hızlandırabilir. Kalp krizi, bacak atardamarlarında tıkanıklık ve beyin damar tıkanıklığı sonucu ortaya çıkan felç durumu sigara içen diyabet hastalarında daha sık ve daha şiddetli şekilde görülür.
Çok sık yapılan bu hatalardan kaçının!
Diyabet hastalarının bazı hatalara çok sık düştüğünü, bunun da hastalığın kontrolsüz şekilde ilerlemesine yol açtığını belirten Prof. Dr. İsmet Tamer “Örneğin; öğün atlayarak kilo vermeye çalışmak kan şekeri dengesini bozup diyabet yönetimini zorlaştırır. Hastaların kendilerini iyi hissettiklerinde, tatlı yemediklerinde ya da kan şekeri normal çıktığında ilaçları almayı ihmal etmesi de tedavide ciddi zorluklara yol açabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına uymamak, fazla karbonhidrat tüketimi, sigara ve alkol kullanımı ile yeterli fiziksel aktivitenin yapılmaması da sık görülen yanlışlar arasındadır” diyor.
Tedavinizi aksatmayın!
Düzenli bir tedavi süreci, hastalığın ilerlemesini ve diyabete bağlı komplikasyonların ortaya çıkmasını önler. Tedavi aksatılırsa kan şekeri seviyeleri kontrolsüz şekilde yükselebilir. Bu da kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği, görme kaybı, sinir hasarı ve şeker koması gibi yaşamsal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle tedavinin sürekliliği ve disiplinli olunması hayati önem taşır.
Sadece ilaca güvenmeyin!
Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Prof. Dr. İsmet Tamer, diyabet tedavisinde sadece ilaç kullanımının yeterli olmadığını, bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirterek “Bütüncül yaklaşım; sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini, beslenme düzenini, fiziksel aktiviteyi ve düzenli doktor kontrollerini kapsar. Psikolojik desteğin de diyabet tedavisinde önemi büyüktür. Diyabet hastaları genellikle uzun süreli bir tedavi süreci ile karşı karşıya oldukları için stres ve depresyon riskleri yüksektir. Hastaların tedavi sürecine katılımı ve motivasyonu, bu sürecin başarısında kilit rol oynar. Gerekli hallerde psikolojik destek alınması da bütüncül tedavinin önemli bir parçasıdır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YAŞLI BAKIMI AİLE İÇİ ÇATIŞMAYI ARTIRIYOR”
Bakım probleminin aile içi çatışmaları artırabileceğini söyleyen Prof. Dr. Tufan, “Bakım problemi ülkemizde aile içerisinde büyük sorunları da beraberinde getiriyor. Bizim güçlü aile yapımız şu an buna dirayetli. Ama uzun vadede zedelenebileceğini de göze almak gerekiyor. Gerontologların ortaya koydukları çözüm önerilerine iyi bakmak lazım. Geriatri ve diğer disiplinlerle birlikte bu sorunu ülkemiz için en uygun koşullarda çözebilecek sistemi yaratabiliriz. Ülkemizde bir bakım problemi olduğunu, demans, onun bir türü olan Alzheimer hastalarının sorunlarının ailenin üzerinde bir yük olduğunu, devletimizin, özel sektörün ve yerel yönetimlerin kurumsal kapasitelerinin yeterli olmadığını, kalifiye personel açığımızın çok yüksek olduğunu tartışmaya açmalıyız” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aşağıda okuyacağınız cümleler hastalığa yakalanan kadınlara ait. Bu kadınların bazıları kanser olduğunu tesadüfen fark etmiş bazıları konuyla ilgili hiçbir bilgiye sahip değil bazıları çok genç bazıları ise belirtileri ihmal ettiği için tehlikeye kendi eliyle davetiye çıkartmış. Amaç bu ihmalkârlığı ortadan kaldırmak ve hastalıkla ilgili farkındalık yaratıp bu cümleleri duymamak.
İşte onlardan bazıları:
REKLAM
“Kızımı emzirirken nohut büyüklüğünde bir kitle fark ettim.”
“Bir terslik olduğunu kedim göğsüme atlayıp mememdeki şişlik iltihaplanınca anladım.”
“Teşhis konduğunda 26 yaşındaydım. Ne yapacağımı nereye gideceğimi bilemedim. Aile geçmişimizde olmadığı için konuyla ilgili hiçbir bilgim yoktu.”
“Ağrıdan duramıyordum. Anneannemde fibrokist varmış ve emzirince geçmiş. Annem abarttığımı düşünerek ‘Bir doğum yap, emzirince geçecek!’ diyordu ama geçmediği gibi mememin üstünde su kabarcığına benzeyen ufak yaralar açılmaya başladı.”
“ilk fark ettiğimde nohut tanesi kadardı. Bir buçuk yıl ihmal edince ceviz büyüklüğüne ulaştı.”

“Kanser Savaşçıları” tam da bu cümleleri duymayalım diye kurulmuş. Onlar kanser hastalığının tanı ve tedavi sürecinde ihtiyaç duyulabilecek her türlü bilgiyi doğru ve bilimsel kaynaklardan araştıran, öğrenen ve paylaşan bir sivil inisiyatif. 2011 yılından beri hedefleri, tanı alan kişilerin ve onların yakınlarının hastalıkla karşılaşma anlarından, tedavi ve sonrasındaki sürece kadar olan tüm ihtiyaçlarına çözüm üretmek. Kurumsal kimliklerini 2015 yılında bir dernek haline gelerek kazanmışlar. Gönüllülük esası güden dernekte, konusunda uzman bilim insanları, bilgi ve deneyimlerini hasta ve hasta yakınlarına aktarıyor. Tanı ve tedavi sürecini yaşamış veya yaşıyor olan savaşçılar bu inisiyatif sayesinde birbirleriyle deneyimlerini paylaşıyor. Derneğin en önemli misyonlarından biri de bu zorlu yolu tamamlayanların yeni başlayanlara rehberlik etmesi. Kanser savaşçıları eğitim, farkındalık ve psikolojik destek konusundaki projeleriyle hastalıkla ilgili farkındalığı artırmayı hedefliyor.
REKLAM
Haberimizin konusu derneğin üçlü negatif meme kanseri tanısı alan bireylerin tanı ve tedavi sürecinde yaşadığı sorunları ve ihtiyaçları belirleyerek çözüm üretebilmek adına gerçekleştikleri bilimsel bir araştırma.
Prof. Dr. Gürkan Sert
Araştırmanın yürütücüsü Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Sert. Kanser Savaşçıları Derneği Başkanı Belma Kurdoğlu Akgün, bu araştırmayla “Üçlü negatif meme kanseri” tanısı alan kişi ve yakınlarının kanserle tanışma anından itibaren tedavi ve sonrasındaki süreçlerinde karşılaşabilecekleri ihtiyaçlarına çözüm üretme amacında olduklarını söylüyor.
Akgün açıklamasında “Kanser Savaşçıları Derneği olarak, eğitim, farkındalık ve psikolojik destek konusunda çeşitli projelere imza atıyoruz. ‘Üçlü Negatif Meme Kanserinde Hasta Yolculuğu’ araştırması da bunun bir parçası. Bu kanser tipi tanısı almış kanser hastalarıyla yapılan görüşmelerle gerçekleştirilen araştırmanın, hasta olsun ya da olmasın toplumda farkındalık yaratacağına inanıyoruz” diyor.
PSİKOLOJİK EKONOMİK VE SOSYAL DESTEĞİN ÖNEMİ
Üçlü negatif meme kanseri tanısı alan hastalarla yapılan görüşmelerde, hastalar sağlık durumları hakkında bilgilendiriliyor, tanı alma ve tedaviye erişim süreçleri ile sosyal yaşamları, iş ve aile hayatları ile üreme fonksiyonlarının hastalıktan nasıl etkilendiğine dair veriler elde ediliyor.
Araştırma sürecinde “Üçlü negatif meme kanseri” teşhisi konusunda toplumda yeterli bilinç bulunmadığı, hastaların tanı alma ve tedavi konularında önemli bilgi eksikliklerinin olduğu belirtiliyor. Araştırmada ayrıca hastalık döneminde yaşanacakların öngörülemediği, tanı ve tedavi süreçlerinin hastanın ve ailesinin yaşamında zorluklara neden olduğuna dair bulgular da paylaşılıyor. Uygulanan tedavi ve yenilikçi yaklaşımların kanserle mücadelede önemli bir yer tuttuğunu belirten Prof. Dr. Gürkan Sert, tanıya başvuru, tanı, tedavi ve tedavi sonrası süreçte hasta ve yakınlarının psikolojik, ekonomik ve sosyal yönden desteklenmesinin sunulan tıbbi tedaviler kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.
REKLAM
ARAŞTIRMANIN ÖNEMLİ BULGULARI
*Hastalar tanı almak için başvurularını ellerine kitle gelmesi nedeniyle tesadüfen gerçekleştiriyor.
*Hastaların tanı alma süreleri başvurdukları sağlık kurumuna göre değişkenlik gösteriyor.
*Genç yaş ve ailede kanser öyküsü olmaması tanı alma süresinin uzamasına neden oluyor.
*Hastaların tanı alma sürelerinin uzaması tedavi süreçlerini güçleştiriyor.
*Tedavinin başlamasıyla birlikte hastalar kemoterapi sürecinde güçlük/ağrı, halsizlik, beslenme sorunları ve psikolojik sorunlar yaşayabiliyor.
*Tedavi sürecinde özel hastane ve kamu hastanelerinden hizmet alanların yaşadıkları süreçler de farklılık olabiliyor.
*Maddi zorluklar hasta ve hasta yakınlarını tedavinin her evresinde doğrudan etkiliyor.
*Kanser tedavisinde kullanılan yenilikçi tedavi seçeneklerine erişimde sorunlar yaşanıyor.
*Tanı ve tedavi hakkındaki bilgi ve bilgilendirilme eksiklikleri hastalarda kaygı ve endişeleri artırıyor.
*Hastalığı konusunda doğru bilgiye ulaşamayan veya eksik bilgilendirilen hastalar internetten bilgi edinme yoluna gidiyor.
*Genç yaştaki hastalarda “fertilitenin (doğurganlık) korunması için tanının ardından tedaviye mi başlamalı yoksa doğurganlığı koruyucu yöntemlere mi öncelik verilmeli” sorusuyla ilgili hızlı karar verme zorunluluğu bulunuyor.
Prof. Dr. Özlem SönmezDAHA ÇOK GENÇ KADINLARDA GÖRÜLÜYOR
Üçlü negatif meme kanseri farkındalığının önemine dikkat çeken İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, “Üçlü negatif meme kanseri (TNBC) alt tipi, küresel ölçekte tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturur. Türkiye’de farklı yıllarda yayınlanan veriler meme kanseri alt tipleri içerisinde TNBC görülme oranının benzer olduğunu gösteriyor. TNBC, hastalık seyri ve tedavi yanıtı açısından diğer meme kanseri tiplerinden farklılıklar gösteriyor. Genellikle genç olan hastaların önemli kısmını ailede kanser öyküsü olan kadınlar oluşturuyor. Hastalığın genç yaştaki kadınlarda geç evrede teşhis edilmesi ve agresif seyirle ilerlemesi nedeniyle, hastaların yenilikçi tedavi seçeneklerine hızlı erişimi çok önemli görülüyor. Bu noktada Sağlık Bakanlığı’nın olumlu adımları bulunuyor. Klinik çalışmalar, uygun hastaların yenilikçi tedavi seçeneklerine erişimini mümkün kılarken, bu süreçte hastaların hekimleri tarafından detaylı ve doğru şekilde bilgilendirilmeleri çok önemli” diyor.
TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLARDAN UZAK OLMANIN YOLU
Hastaların, konunun uzmanı olmayan kişilerce sunulan tedavi yöntemlerine yönelmelerinin tanı ve tedavi süreçlerinde telafisi mümkün olmayan olumsuz sonuçlara yol açabildiğini vurgulayan Sönmez “Bu hastalığın tedavisi ve takibi için hastaların tıbbi onkoloji uzmanına başvurmaları gerekmektedir. Ülkemizde bu alanda çalışan tıbbi onkoloji uzmanlarının güncel bilgi seviyeleri en üst düzeydedir”diyerek devam ediyor; “Hastanın tedavisi süresince hekimini bilgilendirmesi çok önemlidir. Kanserle mücadele eden hastaların doğru bilgi kaynaklarına erişimlerinin sağlanmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“İNSAN SAĞLIĞINI CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLEYEBİLİR”
Gıda katkı maddelerinin, özellikle renklendiriciler, koruyucular, antioksidanlar, tatlandırıcılar ve jelleştiriciler gibi birçok farklı türü olduğunu belirten Diyetisyen Özölmez, bunların yaygın olarak gofret, kek, et ve süt ürünleri gibi paketli gıdalarda bulunduğunu söyledi.
Özölmez, “Bu maddeler, gıdaların raf ömrünü uzatırken, bilinçsiz kullanımda insan sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir. Özellikle alerjik reaksiyonlar, metabolik problemler, sindirim sorunları ve bağışıklık sistemi zayıflaması gibi sağlık sorunlarına yol açabilir” diye konuştu.
“RİSK GRUPLARI DAHA DİKKATLİ OLMALI”
Gıda katkı maddelerinin etkileri konusunda risk gruplarını uyaran Özölmez, “Hamileler, emziren anneler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler, katkı maddelerine karşı daha dikkatli olmalıdır. Bu grupların beslenme alışkanlıklarını düzenleyerek, hazır gıdalardan kaçınmaları ve dengeli bir beslenme programı takip etmeleri büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.
DENGELİ VE BİLİNÇLİ BESLENMENİN ÖNEMİ
Beslenme düzeninde, sağlıksız gıdalardan uzak durulması gerektiğini söyleyen Özölmez, “Tek tip beslenme yerine sağlıklı ve dengeli bir beslenme modeli tercih edilmelidir. Bu sayede sağlığımızı koruyabilir ve gıda katkı maddelerinin olumsuz etkilerinden kaçınabiliriz. Katkı maddelerinin beslenme düzeninden tamamen çıkarılması zor. Bu nedenle bilinçli tüketim ve üreticilerin koyduğu miktarların denetlenmesi sağlıklı bir yaşam için kritiktir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açıklamada, “Yemen, devam eden insani kriz ve düşük aşılama oranları nedeniyle son 3 yılda bildirilen 273 vakayla, çocuk felci virüsü salgınıyla mücadeleye devam ediyor” ifadelerine yer verildi.
Verilere göre çocuk felcinin Yemen’deki birçok çocuğun hayatını tehdit etmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, hastalığın “kalıcı, tedavisi mümkün olmayan felce veya ölüme neden olabileceği bunun da ancak aşılamayla önlenebileceği” uyarısında bulunuldu.
Açıklamada ayrıca “2020 yılına kadar çocuk felcinden arınmış olan Yemen’de, sağlık sisteminin kırılganlığı ve sosyal, siyasi ve güvenlik krizi nedeniyle 2022’de yüzde 58 olan aşılama oranları, 2023’te yüzde 46’ya düştü” ifadesi kullanıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SAĞLIKLI AÇLIK KAVRAMI ÖN PLANA ÇIKMAYA BAŞLADI”
Prof. Dr. Murat Baş, “Aslında ‘aç kalma’ üzerine kurulu beslenme, özellikle son yıllarda artan obezite ve beraberinde artan diyabet ve şeker hastalığı gibi hastalıkların sonucunda çok fazla gündeme gelmeye başladı. Uzun yaşam beklentisinden dolayı hayatımıza bir şekilde girmeye başladı. Aslında açlık, hiçbir şekilde yiyecek ve içecek almadığınızda sağlıklı bir yaklaşım değil. O zaman kas kaybedebilirsiniz ki biz onu asla ve asla istemiyoruz. Bunun karşısında biz ‘sağlıklı açlık’ı öne çıkarıyoruz” dedi.
“AÇLIĞI TAKLİT EDECEK KADAR ENERJİ VE VİTAMİN VERİYORUZ”
Prof. Dr. Baş, “Açlığı taklit eden beslenme programında, aslında ‘sağlıklı açlık’ uygulaması yapılıyor. Sağlıklı açlıkta vücutta fizyolojik faaliyetlerin devam ettiği kadar bir enerji ve mineral takviyesi veriyoruz” diyerek, bu beslenme biçimiyle ilgili merak edilenleri şöyle aktardı:
“‘Açlığı taklit eden beslenme’ 5 gün uygulanan ve tercihen birbirini takip eden 3 ay boyunca 3 periyot şeklinde uygulanması gereken beslenme biçimi. İlk gün bin 100 kalori civarında bir enerji alımı ve fizyolojik ihtiyaçları karşılayacak vitamin, mineral alımı söz konusu. 2,3,4 ve 5’inci günlerde de 800 kalori civarında bir enerji ile beraber o ihtiyacı karşılayacak vitamin minerallerin alınması söz konusu.”
“AÇLIĞI TAKLİT EDEN BESLENME DİYABETİ ÖTELİYOR”
Bu beslenme biçiminin kimler için uygun olduğunu da anlatan Prof. Dr. Murat Baş, “Açlığı taklit eden beslenme tabii ki herkes için uygun değil. Sağlıklı bir metabolizmaya sahip olmak birincil şart. Özellikle, diyabet tanısı almamış ama şeker hastalığına çok yakın olan kişilerde uygulanması çok yararlı etkiler gösterebiliyor ve hastalığı öteleyebiliyor” dedi. Diğer yandan, insülin direnci olanlar ile obeziteyi tedavi etmek için cerrahi bir müdahaleye girmeden önce ve girdikten sonra küre takılma dönemlerinde bu beslenme modelinin uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Murat Baş, şunları vurguladı: “Ama özellikle, tip1 diyabet hastaları yani insüline bağımlı hayatlarını devam ettiren kişiler için uygun değil bu beslenme modeli. 70 yaşın üzerindeki kişiler için de uygun değil. Yeme bozukluğu geçmişi olan ve 18 yaşın altındaki kişilere de önermiyoruz.”
Tıp Fakültesi, Biyoistatistik ve Tıp Bilişimi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Sezerman da yine son dönemin en yaygın araçlarından biri olan yapay zekayı kullanarak kişiselleştirilmiş tıp alanında geliştirdikleri yeni sistemi anlattı. Prof. Dr. Sezerman’ın ‘Geleceğin Tıbbı: Yapay Zekaya Dayalı Omik Veri Analizi ile Kişiye Özel Sağlık Çözümleri’ başlıklı konuşması ilgiyle takip edildi.
Prof. Dr. Uğur Sezerman geleceğin tıbbı olarak adlandırdıkları ve üzerinde çalıştıkları sistemi şöyle anlattı: “Kişiye özel sağlık çözümleri derken, kişinin vücutta ölçülebilen bütün metriklerini kastediyoruz. Bu, DNA’dan başlayarak sizin genetik yatkınlarınız, RNA’dan başlayarak hangi gen ne kadar ifade ediliyor, bunlar nasıl değişmiş ya da epigenetik değişiklikler dediğimiz değişikler bunlar nasıl değişiyor, tüm bunlar inceleniyor ve analiz ediliyor. Metabolitler, protein seviyeleri, bunların fonksiyonel durumları. Bütün bunları dizileme teknolojileri sayesinde bulabiliyoruz. Bu, hastanın sağlık durumunu tüm detaylarıyla belirlememizi sağlıyor. Ve sonrasında sizin karşılaşabileceğiniz hastalıkları belirterek, bu hastalıklara yakalanmamak adına almanız gereken önlemleri belirliyor ve yaşam şekli ve beslenbme alışkanlıklarınıza dair önerilerde bulunuluyor. Aslında koruyucu sağlığı öne çıkarak, hastalanmamak adına yapılması gerekenler hakkında kişiyi yönlendiren bir sistem bu.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Artan şiddet olayları, toplumsal huzursuzluk ve güvensizlik ortamını derinleştirirken; Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli, konunun çözümünün eğitim ve sosyal politikalardaki reformlardan geçtiğini belirtti.
Prof. Dr. Verimli, “Her gün karşılaştığımız kötü haberlerle güven duygusu kaybolur. Herkes gerginleşir. Eski cesaretini ve huzurunu bulamaz. Rahatlıkla dışarı çıkamaz, rahatlıkla gezemez, rahatlıkla çocuklarını topluma sosyalleşmesi için gönderemez” ifadelerini kullandı.
ŞİDDETE KARŞI SIFIR TOLERANS
Yıldırım, “Şiddete herhangi bir kurumda, ailede, toplulukta veya bir devlet kurumunda meşruiyet kazandırdığınız anda önünü alamazsınız. Bugün şiddeti engellemek için önerdiğimiz ceza; idam cezası. Yani bir şiddetle şiddeti cezalandırma talebi. Şiddeti engellemek için önce doğru ve gerçekçi tespitler yapmamız gerekiyor. Tüm dünyada da ülkemizde de şiddeti uygulayanların önemli bir kısmı hasta değil. Bu insanlar suç işliyorlar ve kötüler” diye konuştu.
2024 Eylül ayında erkekler tarafından 34 kadın öldürüldü. 20 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.PLANLI CİNAYETE İYİ HAL, BAŞKALARINI SUÇA YÜREKLENDİRİYOR
Sokak hayvanlarıyla ilgili yasayı tartışırken bile “ölümden” bahsedilmesini eleştiren Yıldırım, “‘Yaşam alanınımızı rahatsız eden birine bunu yapmak doğrudur’ diyorsak, ayrımcı bir dil kullanıyorsak, işte bu, şiddeti meşrulaştıran alanlar açar. Gerekçe bulmayı, cezasızlık kavramında da değiştirmemiz gerekiyor. İyi hal indirimi planlı cinayet işlemiş bir insan için kullanıldığında, başka insana suç işleme özgürlüğü verdiğinizi bilmelisiniz” ifadelerini kullandı.
Toplumdaki şiddeti engellemek için atılması gereken adımlara işaret eden Prof. Dr. Yıldırım, şiddete karşı her yerde sıfır tolerans gösterilmesi gerektiğini söyledi.
ŞİDDET UYGULAYANLARIN ÖNEMLİ BİR KISMI HASTA DEĞİL; KÖTÜ
Prof. Dr. Yıldırım, toplumun, şiddet eylemlerinin nedenlerini hastalıkla ilişkilendirme eğiliminde olduğunu kaydederek, şunları söyledi: “Tüm dünyada ve ülkemizde de şiddet uygulayanların önemli bir kısmı hasta değil. Bu insanlar suç işliyorlar ve kötüler.”
Bu yanlış bakış açısının nelere sebep olduğunu anlatan Yıldırım, “Böylece ruhsal acı yaşayan insanların tedavi olmalarını engelliyorsunuz çünkü insanlar korkuyor. Tedaviye gittiklerinde başkaları tarafından kötü insanmış, zarar verecekmiş, şiddet uygulayacakmış gibi damgalanmalarına yol açıyor” şeklinde konuştu.
Şiddetin azalması için çok önemli bileşenlerin gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Verimli, “Bu insanların çoğunluğu eğitimi yarım bırakmış, meslek edinememiş birtakım suç gruplarıyla temas kurmuş kişilerdir. Burada suçu cezalandırmak söz konusu değil; kişiyi alıp içeri attığınızda ömür boyu gün ışığı görmediğinde neyi çözüyorsunuz? Cezaevinin bir amacı vardır; kişinin hayata tedavi edilmiş olarak geri kazandırılmasıdır. Peki yapabiliyor muyuz? Cevap ortada” dedi.
“TÜRKİYE 20 SENE ÖNCE UYUŞTURUCU TRAFİĞİNİN GEÇİŞ YOLUYDU”
Şiddetin “suç niye oluyor”dan başlayarak önlebileceğini savunan Verimli, “Eğitimsizlikten oluyor, kırsaldan hızlı kentleşmenin getirdiği uyum probleminden, ekonomik güçlükten kaynaklanıyor. Bu gelir gider farkını, işsizlikleri, eğitimsizlikleri çözmeden bu sorunu engelleyemezsiniz” diye konuştu.
Uyuşturucunun şiddet üzerindeki etkilerine değinen Verimli, “Türkiye uyuşturucu trafiğinin geçiş yoluydu. ‘İleride biz pazar olacağız’ diye 20 sene önce söyledim. 20 sene önceden insanlığın uyuşturucuya karşı tutumu belliydi. Araştırıldı, istatistiklerle ortaya konuldu. Ne olduğu da belli. Bu konuda bir şey yapılması gerekirdi. Bugün yeni keşfediliyormuş gibi hareket etmemek lazım. Bunlar yıllarca önce keşfedildi ama herkes kulağını kapattı” ifadelerini kullandı.
HER YIL BİNLERCE KİŞİ AV TÜFEĞİ RUHSATI ALIYOR
Şiddetin yayılmasında bireysel silahlanmanın artışı önemli bir rol oynuyor. Türkiye’de her yıl binlerce yivsiz av tüfeği ruhsatının verilmesini eleştiren Prof. Dr. Yıldırım, “Neden bu kadar çok insanın silaha ihtiyaç duyduğunu sorgulamalıyız. Şiddeti önlemek istiyorsak, şiddetin araçlarını yaygınlaştırmayı durdurmalıyız” ifadelerini kullandı.
ŞİDDETE KARŞI DUYARSIZLAŞIYOR MUYUZ?
Medyanın da şiddetle mücadelede büyük sorumluluk taşıdığını vurgulayan Yıldırım, günümüzde sosyal medya ve haber kanallarının şiddeti sürekli göz önünde tutmasının toplumda şiddete karşı duyarsızlığa yol açtığını dile getirdi.
Yıldırım, “Her gün karşılaştığımız şiddet haberleri, şiddeti neredeyse kabul edilebilir bir olgu hâline getiriyor” dedi.
Toplumsal cinsiyet rolleri gibi kültürel kodların, kadına ve çocuğa yönelik şiddeti normalleştirdiğine dikkat çeken Yıldırım, “Baskıcı dilin ve ayrımcı ifadelerin toplumdaki şiddet eğilimini artırdığı bir gerçek” ifadelerini kullandı. Yıldırım, şiddeti önlemek için toplumun temel değer yargılarını gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.
GÜVENSİZ ORTAMDA YETİŞEN ÇOCUKLARIN BEYİNLERİNDE DEĞİŞİKLİK MEYDANA GELİYOR
Güvensiz bir ortamda yetişen çocukların beyinlerinde değişikliklerin meydana geldiğini ifade eden Yıldırım, “Çocukların DNA’ları etkileniyor. Güvensiz bir ortamdaysa çocuklar bu güvensizliğe karşı farklı bir profile doğru gidiyor. O yüzden kötü bir ortam yaratırsanız bunun nerede karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. O yüzden hepimiz için güvenli, barışın olduğu bir ortamda şiddeti çok daha kolay engelleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
ŞİDDETİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALI?
Şiddete karşı yapılacaklar hususunda değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, “Rasyonel tanımlar yaparsak bu konuda bir adım atılabilir. Öncelikle ceza sistemimizin baştan sona değişmesi ve hakimlerimizin eğitilmesi gerekiyor. İnfaz sistemimizin ve cezasızlık kavramının değişmesi gerekiyor. Şiddet dilinin her yerde azaltılması gerekiyor. Kültürel kodlarımızda şiddeti kabul eden her tür ifadeyi bulup çıkarmamız gerekiyor. Sağlıkta ve eğitimde şiddeti ortadan kaldıralım. ‘Hak etti yaptım’ diyen insanları toplumdan dışlamamaız gerekiyor. Kadının maruz kaldığı şu cinayetleri engelleyelim, sırf boşanmak istediği için şiddete ve toplumdan gördüğü baskıya maruz kalan insanlara karşı bir şey yapalım. Kişilerin cinsel kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kaldığı bir ortamda şiddeti engelleyemeyeceğimizi bilelim, o yüzden çuvaldızı öncelikle bu ifadelere batıralım” dedi.
Şiddete karşı yapılacaklar noktasında kararların önyargıyla alındığını aktaran Prof. Dr. Verimli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kararlar ön yargıyla alınırsa sonu hüsranla biter. Bilimsel yolla alınırsa başarı sağlanır. Herkesin siyasi ideolojisine göre suçladığı bir grup var. Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim açısından yatırımlar yapsa, sosyal çalışmacılıkla ilgili bir meslek istihdam edilse ve bunlar sahada çalışsalar. Her kapıyı çalıp içerideki riskli kişileri önceden tespit etseler ve alınması gereken tedbirleri alsalar. Bu konuya bilimsel yaklaşmadan ön kanaatlerle karar vermek ve nutuk atmak sorunları asla çözmez.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmacılar, 15 yıl boyunca yaklaşık 600 kişiyi değerlendirdi. 15 sene önce yaş ortalaması 40 olan katılımcılara uyku alışkanlıkları hakkında, “Genellikle uykuya dalmakta güçlük çekiyor musunuz? Geceleri birkaç kez uyanır mısınız? Çok erken mi uyanırsınız?” gibi sorular soruldu.
Katılımcılar, 5 yıl sonra, sağlıksız uykunun 6 özelliğini belirlemek için tasarlanmış olan ikinci bir anketi doldurdu. “Kötü uyku kalitesi, gündüz uykulu olma hali, uykuya dalmada zorluk, uykuda kalma zorluğu, sabah erken uyanma ve kısa uyku süresi” sağlıksız uykunun özellikleri arasında yer aldı.
REKLAM
Her katılımcı, kaç kötü uyku alışkanlığına sahip olduklarına göre 3 gruptan birine yerleştirildi. Bu alışkanlıklardan hiç birisine sahip olmayan veya sadece birine sahip olanlar düşük grup, iki veya üçüne sahip olanlar orta grup ile dört ve üzerine sahip olanlar yüksek grup olarak nitelendirildi.
İkinci anketten 10 yıl sonra araştırmacılar, katılımcıların beyin yaşlarını belirlemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve çeşitli cihazları kullandı.
Söz konusu sağlıksız uyku alışkanlıklarının çoğuna sahip olan yüksek gruptaki kişilerin ortalama beyin yaşının, düşük gruptakilerden 2,6 yaş daha ileri olduğu tespit edildi.
Orta grubun ortalama beyin yaşının da düşük gruptaki katılımcılardan 1,6 yaş daha ileri olduğu belirlendi.
Çalışmanın yazarlarından olan California Üniversitesinden Prof. Dr. Kristine Yaffe, yaptığı yazılı açıklamada, “Bulgularımız, tutarlı bir uyku programı sürdürmek, egzersiz yapmak, yatmadan önce kafein ve alkolden kaçınmak ve gevşeme teknikleri kullanmak da dahil olmak üzere, beyin sağlığını korumak için uyku sorunlarını yaşamın erken dönemlerinde ele almanın önemini vurgulamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Araştırmacılar, Ulusal Yaşlanma Enstitüsü tarafından finanse edilen çalışmalarının, yetersiz uykunun beyin yaşlanmasını hızlandırdığını kanıtlamadığını, sadece ikisi arasında bir ilişki olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Araştırmalara göre, çok fazla veya çok az uyuyanların tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalık, koroner kalp hastalığı ve felç gibi çeşitli hastalıklara yakalanma riski yüksek bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bağırsak mikrobiyomunun kolon yani kalın bağırsakta yaşayan bakteriler, virüsler, mantarlar ve diğer mikroorganizmalardan oluştuğunu belirten Diyetisyen Gündüz, “Ne yediğiniz, soluduğunuz hava, nerede yaşadığınız ve diğer birçok faktör bağırsak mikrobiyomunun yapısını etkiler. Bazı uzmanlar onu gizli bir organ olarak düşünür çünkü vücudun birçok önemli işlevinde rol oynar. Örneğin bağışıklık sisteminin en iyi şekilde çalışmasına yardımcı olmak, kronik iltihabı azaltmak, bağırsak hücrelerini sağlıklı tutmak ve düzenli bir diyete dahil olmayabilecek bazı temel mikro besinleri sağlamak bu işlevlerin başında gelir” dedi.
REKLAM
Bağırsağın, bağırsak-beyin eksenindeki yollar aracılığıyla beyinle iletişim kurduğuna dikkat çeken Gündüz, bağırsak mikrobiyomundaki değişikliklerin, depresyon ve anksiyete gibi ruh hali ve ruh sağlığı bozukluklarıyla ilişkilendirildiğini ancak, bu değişikliklerin doğrudan bu tür sorunlara neden olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadığını ifade etti.
“YETERLİ LİF TÜKETİMİ, KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR”
İşlenmiş gıdaların en az seviyeye indirildiği, sağlıklı bir diyetin sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomu için anahtar olduğunu belirten Gündüz, lif ve fermente gıdaların burada önemli roller oynayabileceğini dile getirdi.
Lifin ana görevinin, dışkıyı yumuşatarak ve hacim ekleyerek sindirimi daha pürüzsüz hale getirmek ve bağırsaklardan hızla geçmesini sağlamak olduğunu anlatan Diyetisyen Gündüz, “Ancak lifin mikrobiyomunuz ve genel sağlığınız için başka faydaları da vardır. Yüksek lifli bir diyet, vücut ağırlığını kontrol altında tutmaya yardımcı olur ve LDL (kötü) kolesterol seviyelerini düşürür. Araştırmalar, yeterli lif tüketmenin kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bazı kanser riskini azalttığını bulmuştur” diye konuştu.
“LİFİN TÜRÜNDEN ZİYADE MİKTARI ÖNEMLİ”
İki tür lif olduğunu söyleyen Diyetisyen Gündüz, çözünmeyen lifin tok hissetmenize yardımcı olup düzenli bağırsak hareketlerini teşvik ettiğini ve çözünür lifin ise kolesterolü ve kan şekerini düşürmeye yardımcı olduğunu belirtti. Ancak son araştırmalara göre lif türünden ziyade diyetteki toplam lif miktarına odaklanmak gerektiğini sözlerine ekledi.
Lif formülünün çok basit olduğunu, tüketilen her bin kalori için 14 gram lif almak gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Gündüz, yiyeceklerdeki lif miktarları hakkında şu bilgiyi verdi: “Her besinin farklı lif miktarı vardır. Örneğin bir orta boy muz yaklaşık 3 gr lif içerirken, bir kase yulaf 16.5 gr lif içerir. 1 tabak ıspanak yemeğinde 2.5 gr iken, bir orta boy domateste 15 gr vardır. Orta boy bir enginar 7, bir kase brokoli 2.5, bir kase havuçta 3.5 gr lif bulunur.”
“BOL SU İÇTİĞİNİZDEN EMİN OLUN”
Diyetisyen Gündüz, günlük kalori alımının, yapılan fiziksel aktivite seviyelerine bağlı olarak değişebileceğini hatırlatarak diyetine lif içeren daha fazla yiyecek eklemeye çalışan kişilere ise şunları anlattı: “Lif açısından zengin yeni alışkanlıklara yavaş yavaş alıştığınızdan ve bol su içtiğinizden emin olun. Sindirim sisteminiz, çok fazla ve çok erken yemek yemenin neden olduğu gaz, şişkinlik, ishal ve mide kramplarını önlemek için yavaşça adapte olmalıdır. Vücudunuz bir hafta veya daha sonra kademeli olarak artan liflere uyum sağlayacaktır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmacılar, bu kişilerin yaklaşık yüzde 1,2’sine inme, bunama ve depresyon tanısı koyulduğunu aktararak “ideal, orta ve zayıf” gruplardan hangilerinde bu hastalıkların görülme riskinin yüksek olduğunu tespit etti.
Sigara kullanmama, yeterince uyuma, kolesterol ve tansiyon seviyelerinin kontrol edilmesi gibi 8 sağlıklı yaşam alışkanlığını belirleyen araştırmacılar, bunlara uyma konusunda “zayıf” grubundaki kişilerde “ideal” grubundaki kişilere göre inme, bunama ve depresyon riskinin iki kattan daha fazla olduğunu belirledi.
Araştırmacılar, “orta” grubundaki kişilerde de bu hastalıklardan birinin ortaya çıkma riskinin, “ideal” grubundaki kişilere göre yüzde 37 fazla olduğunu aktarırken bu sonuçların sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip olmamanın, söz konusu hastalıkların riskini artırıp artırmadığını kanıtlamadığını vurguladı.
Araştırmanın yazarlarından Yale Üniversitesi Nöroloji Bölümünde Doktor Santiago Clocchiatti Tuozzo, beyin sağlığının her yaştan insan için önemli olduğunu vurgulayarak “Araştırmamız, sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinin orta yaşlarda yapılmasının, yaşamın ilerleyen dönemlerinde beyin sağlığı üzerinde anlamlı etkileri olabileceğini ortaya koymuştur” değerlendirmesini yaptı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özdarendeli, son yıllarda hem iklim değişiklikleri hem de hastalığa sebep olan kenelerin farklı coğrafyalarda görülmesiyle hastalığın geniş bir alana yayılmaya başladığına dikkati çekti.
Keneleri taşıyarak yayılmalarına yol açan konakçı tabir edilen hayvanların iklim değişikliğiyle başka bölgelerde görülmeye başladığına işaret eden Özdarendeli, bu şekilde kenelerin farklı coğrafyalara yayıldığını söyledi.
REKLAM
Özdarendeli, “Sadece ülkemizde değil, Rusya, İran, Yunanistan, Bulgaristan ve İspanya’da ölüm vakalarının olduğunu biliyoruz. İklim değişiklikleri nedeniyle Avrupa’ya doğru yayılıyor, Afrika’da zaten var. Dünya Sağlık Örgütünün önemli 9 patojeninden (Hastalık yapıcı her türlü organizma) birisi çünkü ne aşısı ne tedavisi var. Bu anlamda sadece ülkemizin değil, aslında dünyanın problemi. Böyle bir aşı geliştirildiği zaman insanlığa büyük bir hizmet olacaktır” diye konuştu.
YENİ KKKA AŞISI ÇALIŞMALARI
Uzun yıllardır KKKA hastalığı aşısı üzerine çalıştıklarını anımsatan Özdarendeli, bu çalışmaların Covid-19 salgını döneminde kesintiye uğradığını dile getirdi.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) da desteğiyle KKKA hastalığına yönelik aşı çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Özdarendeli, şunları kaydetti: “Klinik öncesi çalışmalarda son aşamasına geldik. Pandemi döneminden sonra kesintiye uğramıştı, yaklaşık 1,5 yıl önce tekrar dönüş yaptık ve şu anda devam eden bir projemiz var. TÜSEB’in desteklediği bizim ve özel bir şirketin içinde olduğu proje. Bir yıl içinde projenin klinik aşamaya geçmesini umuyorum. Birçok veriyi aldık, toksikoloji deneylerinin yapılması gerekiyor ve birkaç deneyi daha bitirmemiz gerekiyor. Çok uzun yıllar verdik bu projeye. Faz-1 çalışmalarına başlayacağız diye düşünüyorum.”
KKKA hastalığıyla mücadelede inaktif aşı üretilmesine yönelik çalışmada yaklaşık 6 yıl önce Faz-1 noktasına gelinmiş ancak hastalığa karşı daha iyi sonuç veren ve üretimi cansız virüs veya bakteri aşılarına (inaktif) kıyasla daha kolay olan rekombinant aşı için yeni çalışma başlatılmıştı. Çalışması devam eden yeni aşının klinik öncesi verilerinde inaktif aşıdan daha yüksek, daha iyi sonuçlar elde edildiği açıklanmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kekemeliğin konuşma sırasında kelimelerin ya da seslerin tekrarlaması, uzatılması ya da kesintiye uğraması şeklinde ortaya çıkabileceğini anlatan Doç. Dr. Durak, “Kekemelik ile ilgili birçok faktör var. Her semptomu patolojik olarak kabul etmiyoruz. Çünkü çocuk gelişiminde, normal konuşmanın öğrenildiği dönemde fizyolojik olarak da çocuklarda kekemelik görülebilir. Özellikle küçük yaş grubundaki kekemelik birtakım aile bilgilendirmeleri ile geçici olarak görebildiğimiz bir semptomdur. Öncelikle kekemelik neye bağlı olarak ortaya çıkıyor; muayenede bunu belirlememiz gerekiyor. Genetik faktörlere bağlı olarak, ailede varsa bu çocuklarda daha sık görebiliyoruz. Nörolojik bozukluklar eşlik edebilir. Kulak burun boğaz ile ilgili hastalıklarda da kekemelik görebiliriz. Stres ve çevresel faktörlere bağlı da görülebilir” dedi.
“SABIRLA KONUŞMASINI BEKLEYİN”
Kekemelik ya da konuşma güçlüğü yaşayan çocuklara yaklaşımın çok önemli olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, “Ailenin nasıl bir tutum sergilediği ve davranışları çok önemli. Aile görüşmesi yaparak onları yönlendiriyoruz. Böyle çocuklarda sabırlı olmak, çocuğun yerine konuşmamak ve sabırla konuşmasını beklemek çok önemli. Tedavi sırasında semptomlar ne kadar işlevselliği bozuyor? Bu bizim için önemli. Aileler önerileri uygulasa da bu sorun işlevselliği bozuyor ya da çocukta başka psikiyatrik semptomlara yol açıyorsa; farklı müdahale yöntemleri kullanmamız gerekiyor. Uygun vakaları konuşma terapistine yönlendiriyoruz” diye konuştu.
“HER SEMPTOM, BİR HASTALIK DEĞİLDİR”
Kekemeliğin daha çok konuşmanın ilk başladığı 2 ile 7 yaş aralığında daha sık ortaya çıkabildiğini anlatan Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, beyin gelişiminin de her çocukta farklı ilerlediğini belirterek, “Çocuklar biraz daha acımasız olduğu için kekemelik ile ilgili sıkıntı yaşayanlar, akran zorbalığına uğrayabilir, alay konusu olabilir. Bu konuda erişkinlere büyük görev düşüyor. Çocuklara bir şeyleri anlatmaktan öte bizim nasıl davrandığımız ve onlara nasıl örnek olduğumuz çok önemli. Aileleri bilinçlendirip, rehber öğretmenler aracılığıyla okuldaki arkadaşların nasıl davranması gerektiği anlatılmalı. Kekemelik nedir, nasıl bir bozukluktur konusunda bilgilendirmek önemli. Hepimizin farklılıkları var. Kimseyi eleştirmeden, yargılamadan, empati yaparak hayatımıza devam etmemiz ve çocuklarımıza örnek olarak yaşamamız çok önemli. Bunun dışında her semptom, bir hastalık değildir. Gerektiğinde uzmandan yardım alma konusunda çekinmemek gerekir. Çünkü gerekli yöntemlerle ileriki yaşlarda çoğu vakalar azalarak semptomlar devam edebilir ya da tamamen düzelebilir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burada röntgeni çekilen hastanın yemek borusunda 18 santimlik çatal olduğu tespit edildi.
Uzmanlar endoskopi yaparak çatalı ağızdan çıkarmayı denedi. Fakat yemek ve soluk borusuna zarar verme ihtimalinden dolayı midenin kesilerek çatalın çıkarılmasına karar verildi.
ADÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Salih Çokpınar ve Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Akay Edizsoy koordinasyonundaki operasyonla midede kesi açılarak çatal çıkarıldı.
Bir süre yoğun bakımda kalan hasta, durumunun iyiye gitmesinin ardından servise alındı.
Dr. Edizsoy, bozuk para, toplu iğne ve çivi gibi küçük cisimlerin yutulduğuna dair vakaların sık görüldüğünü ancak çatal gibi büyük bir cismin yutulması vakasıyla çok nadir karşılaştıklarını söyledi.
Vakayı ilk duyduğunda şaşırdığını anlatan Edizsoy, “Büyük bir çatalın tamamen yutulması şeklinde ortaya çıkan bu vakayı ilk duyduğumda doğru olmadığını düşündüm. Hasta 18 yaşında ve yabancı uyrukluydu. Türkçesi biraz zayıf olduğu için belki de yanlış anlaşılmalar olabileceğini düşündük. Ama hastanın filmini çektiğimizde gerçekten bir çatalın yemek borusunda olduğunu gördük” dedi.
“ÇİVİ GİBİ İĞNE GİBİ TUTULUP ÇEKİLEMİYOR”
Yemek borusu yaralanmasının ölümle sonuçlanabileceğini vurgulayan Edizsoy, şöyle devam etti: “Biz en çok bu yüzden tedirgin olduk. Ama ciddi bir yaralanma olmadığını da yapılan endoskopiyle gördük. Endoskopi ile çıkarılamadı çünkü oldukça büyüktü ve endoskopik aletler için uygun değildi. Bu büyük bir yemek çatalı olduğu için kendi ağırlığı da var. Bir çivi gibi, iğne gibi tutulup çekilemiyor. Bundan dolayı karında yapılan kesi ile mideye ulaşıp midenin içinden bunu çıkarmak şeklinde bir strateji izledik. Yaptığımız bu ameliyatla da bu çatalı oradan çıkarabildik.”
“BU KADAR BÜYÜK BİR CİSMİN YUTULMASI SIRA DIŞI”
Bu vakayı bilim dünyasına da sunacaklarına dikkati çeken Edizsoy, “Yabancı cisim yutulmasıyla ilgili birçok vaka var literatürde ama bunun gibi sıra dışı cisimler çok fazla yok. O yüzden biz bilimsel olarak da bunu diğer meslektaşlarımızla paylaşmayı düşünüyoruz. Bu konuda bir makale yazacağız. Bu kadar büyük bir cismin yutulması sıra dışı, böyle bir cisim yutulması ile karşılaşmamıştım” ifadesini kullandı.
Edizsoy, hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu aktararak, hayati riskin yüksek olmasına rağmen kötü bir sonuç gelişmeden hastanın iyileşmesinin kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekledi.
REKLAM
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Mobius’ ile okurlarını zaman yolculuğu, bilim, felsefe, para ve aşk gibi temalar etrafında örülmüş sürükleyici bir yolculuğa çıkaran Fawer, geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen iki farklı imza gününde okuyucuların yoğun ilgisiyle karşılaştı. İlk imzası 4 saat süren ünlü yazar, önceki kitaplarını da imzalarken, her yaştan hayranının fotoğraf isteğini de geri çevirmedi. Gördüğü yoğun ilgiden memnun olan Fawer, yarın ve Perşembe günü de Ankara’da hayranlarıyla buluştuktan sonra 29 Ekim Salı günü Bağdat Caddesi’ndeki D&R’da imza dağıtacak.
ÜÇLEMENİN SON ESERİ GELİYOR
Cumhuriyetimizin 100. Yılında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen, izleyenler tarafından büyük beğeni toplayıp kapalı gişe oynayan Yüzyıllık Destan üçlemesinin son eseri, Yüzyıllık Destan Bayrak’ın hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor.

Haluk Özenç’in yazdığı, Sibel Erdenk’in yönettiği, süpervizörlüğünü Barış Erdenk’in yaptığı oyunun provalarını Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tamer Karadağlı da yakından takip ediyor. Mustafa Kemal Paşa’yı Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Emre Başer’in canlandırdığı oyun 29 Ekim Salı günü, Akün Sahnesi’nde perde açacak.
ODABAŞ’TAN YENİ SERGİ
Çalışmalarını yakından takip ettiğim Çağatay Odabaş, nihayet 7 yıl aradan sonra yeni eserleriyle sanatseverlerin karşısına çıktı. Her eseri bir film sahnesi olan kişisel sergisi ‘Işık.

Gölge. Sahneler’de mumu bir metafor olarak kullanarak yaşam ve zaman kavramını ele alıyor. Usta yapımcı, tenor ve besteci Rahman Altın ise ‘Işık. Gölge. Sahneler’ için multidisipliner bir çalışmaya imza atarak özel olarak hazırladığı bestesiyle sergiye eşlik ediyor. Geçtiğimiz günlerde geniş bir davetli grubunun katılımıyla açılışı yapılan sergi, 10 Aralık’a kadar Ruzy Gallery’de ziyaret edilebilecek.
ATA’NIN HAYATI ANİMASYON OLDU
Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını anlatan filmlere bir yenisi daha eklendi. Filmin hedefinde ise bu kez çocuklar var. Çünkü ‘Mustafa’ adlı film animasyon olarak seyirciyle buluşuyor. Dört filmlik animasyon serisinin ilk ayağı olan film 25 Ekim Cuma günü vizyona giriyor.

Yapımcılığını Kamuran Ayna ve Emir Cömert’in üstlendiği filmin, seslendirmesini ise usta oyuncu Altan Erkekli yaptı. Atatürk’ün çocukluğuna, eğitim hayatına, çocukluk hayallerine, büyüyüp yetiştiği çevreye odaklanan filmle birlikte çocuklar, Atatürk’ü ilk kez animasyonla izleme fırsatı bulacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘DELİ MEHMET’ FAKTÖRÜ
Gökova Körfezi’nde yerel halk ve balıkçılar arasında sık kullanılan ‘Deli Mehmet’ rüzgarı yangının kontrol altına alınmasını güçleştiriyor. ‘Deli Mehmet’ rüzgarı, rüzgarın aniden yönünü ve şiddetini arttırması nedeniyle yöre halkı ve balıkçılar tarafından takılan bir isim. Yöre halkının ve balıkçıların anlattıklarına göre, 1970’li yıllarda bölgede yaşayan Mehmet isimli bir balıkçı rüzgarlı bir günde eşiyle tartışır ve denize açılır ama bir daha da geri dönemez. Teknesi günler sonra sahilde bulunsa da Mehmet’in cesedine ulaşılamaz. O günden beri bölgede esen bu rüzgara halk arasında ‘Deli Mehmet rüzgarı’ deniliyor.
GECE ÇALIŞMALARI DRON İLE GÖRÜNTÜLENDİ
Kıran Mahallesi’nin körfeze bakan sırtlarında zaman zaman parlayan alevlere gece boyunca karadan müdahale eden ekiplerin mücadelesi dron kamerasıyla görüntülendi. Bölgede orman, Muğla Büyükşehir ve Menteşe Belediyesi ekiplerinin yanında kurumlar, gönüllüler ve köylüler tarafından alevlerin önünün kesilmesi için mücadele veriliyor. Gökova Körfezi Turnalı mevkiinde başlayan orman yangınında 17’si yazlık 29 yapı zarar görmüştü. Söndürme çalışmalarına 45 arazöz 14 su tankeri 7 dozer ve 313 orman personeli karadan, gündüz saatlerinde ise 16 helikopter ve 8 uçak havadan katılıyor. Jandarma ve emniyet ekipleri de helikopter ve TOMA’larla destek veriyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İddianamede yer alan ve ruhsatı iptal edilen Reyap Hastanesi’ndeki hastalar ve bebekler kamu hastanelerine sevk edilmişti. 2021 yılında bebeği doğan ve solunum yetmezliği teşhisiyle Esenyurt’taki Reyap Hastanesi’ne sevk edilen baba Cemil Imrak tedavi sürecinde kalp muayenesi için kendisinden elden 5 bin lira alındığını ifade etti. Baba Cemil Imrak, yoğun bakıma alınan bebeğini başka bir hastaneye sevk etmek istediğinde kendisine, ‘bebeğiniz yolda ölebilir’ diyerek engel olunduğunu iddia etti.
“BİZİ REYAP HASTANESİNE YÖNLENDİRDİLER”
Basın mensuplarına konuşan acılı baba, “Bizi başka bir hastane Reyap Hastanesine yönlendirdi. Buraya geldi bebeğimiz 2-3 gün kaldı. 3’üncü günde Fırat Sarı ‘bebeğin durumu iyi’ dedi. 4’üncü günde kötüye doğru gidiyor dediler. Bizi çağırdılar ve ‘kaybedebiliriz ama hayata da tutunabilir’ dediler” açıklamasında bulundu.
“BURADAN GÖTÜRÜRSENİZ YOLDA KAYBEDEBİLİRİZ”
Kendisinden 5 bin lira para talep edildiğini ifade eden baba Cemil Imrak, “Kalp doktoru gelip kontrol edecek dediler. Parayı elden verdik. Kalp doktoru demiş ki kalpte sorun yok ama damarlarda gezmiyor kan demiş. Damarların tıkalı olduğunu kanın gezmediğini söylediler. Gerekiyorsa başka hastaneye götürelim elimizden geleni yapalım dedim. Bana, ‘biz burada elimizden geleni yapıyoruz. Buradan götürürseniz yolda da kaybedebiliriz’ dediler. Bebeğimiz ölür korkusunu verdiler bize” dedi.
“BEBEĞİM BURADA VEFAT ETTİ”
Bebeğini kaybeden baba sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bebek burada kaldı aradan 4-5 gün geçti. Bizi aradılar ve bebeğiniz vefat etti başınız sağ olsun dediler. Bebek solunum zorluğu çektiği için burada kuvözde kalacaktı. Bebeğim burada vefat etti. Hakkımı helal etmiyorum. Ben sonuna kadar hakkımı savunacağım.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAKAN TUNÇ: TÜRKİYE BEBEK ÖLÜMLERİNE MÜSAADE ETMEZ
Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan çeteyle ilgili soruşturmada adı geçen hastanelerin ruhsatları bir bir iptal edildi. ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturması ile ilgili konuşan Bakan Tunç, “Türkiye Cumhuriyeti gerek kamu gerek özel hastanelerde bebek ölümlerine müsaade etmez.” ifadelerini kullandı. Tunç, “Dün Sayın Cumhurbaşkanımız Sağlık Bakanımızla bizi kabul etti. Bebeklerin ölümüne neden olan bir durum varsa ne gerekiyorsa yapılması kararlılığını iletti” diye de ekledi.
TAPE KAYITLARI KAN DONDURDU
22’si tutuklu 47 şüpheli hakkında hazırlanan iddianamede, 197 suç eylemine ilişkin tape kayıtları yer aldı. Görüşmelerdeki ifadeler kan dondurdu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, suça konu 197 eylem sıralandı. Bu eylemlere ilişkin, şüphelilerin telefon konuşmalarını içeren tape kayıtları ve bunlarla ilgili değerlendirmeler de iddianameye girdi.
ÖRGÜTSEL ŞEMA ORTAYA ÇIKTI
İstanbul’daki “yenidoğan çetesi” soruşturması kapsamında kolluk kuvvetlerince hazırlanan fezlekede, suç örgütünün şeması ve yaptıkları usulsüzlükler yer aldı.


KAHREDEN LİSTE
Soruşturma dosyasındaki uzmanların raporuna göre, çete üyeleri bebekleri, doktorsuz yenidoğan ünitelerine yatırarak, doktor olarak tanıtılan hemşirelerin yanlış tedavileri, besleme eksiklikleri ve pasif ötenazi; yani tedavi etmeyerek ölüme terk etmiş. Bebeklerin ölüm nedenleri, Sağlık Bakanlığı uzmanlarınce şöyle anlatıldı:
1 – Bebek Melek Süleymanoğlu: Beslenme Eksikliği ve Geç Müdahale
2 – Kerem Muhammet Tokluoğlu: Pasif Ötenazi İddiası… Müdahale etmeyip ölümünü beklediler
3 – Miray Sena Bahadıroğlu: Ani Akciğer Kanaması ve Yetersiz Ventilasyon
4 – Mustafa Sezer: Yetersiz besleme ve yetersiz takip
5 – Bebek Kadan: Hatalı Tanı ve Müdahale Eksikliği
6 – Ayaz Karaduman Vakası: Tedavi Gecikmesi ve Yetersiz Müdahale
7 – Michelle Nwando Opara Vakası: Tedavi Hataları ve Sevk Yanlışları
8 – Bebek Kaya Vakası: Yoğun Bakım Yetersizliği ve Müdahale Eksikliği
9 – Havvanur Karakoç Vakası: Yetersiz Beslenme ve Malnutrisyon
10 – Öykü Helvacı Vakası: Yanlış Resusitasyon ve Tedavi Gecikmesi
11 – Mive Serdarova Vakası: Eksik Cerrahi Müdahale ve Yetersiz Beslenme
12 – Bebek Asilhan Dağlı: Beslenme yetersizliği ve eksik takip
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza sonrası Vinales sağlık kontrolünden geçti ve iyi durumda olduğu açıklandı. Bezzecchi ise durumunun daha ciddi olması nedeniyle hava ambulansıyla Melbourne’daki bir hastaneye kaldırıldı. İlk belirtilere göre Bezzecchi’de ciddi bir yaralanma olmadığı, ancak detaylı tetkiklerin devam ettiği bildirildi.
Kazaya tanık olan diğer bir sürücü, Fabio Di Giannantonio, yaşanan anı “gerçekten korkutucu” olarak nitelendirdi. Di Giannantonio, iki motosikletin adeta patladığını gördüğünü ve kaza parçalarının kendisine kadar ulaştığını, hatta kıyafetinin ve kaskının hasar gördüğünü anlattı.
Olay hala yetkililerce detaylı bir şekilde inceleniyor. Bu kaza, MotoGP’deki güvenlik önlemlerini yeniden gündeme getirdi ve spor dünyasında büyük yankı uyandırdı. Sürücülerin sağlık durumları hakkında güncellemeler bekleniyor.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki “Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı” çerçevesinde çeşitli ikili görüşmeler de gerçekleştirdi. İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile görüştü. Görüşmelerde, aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Toplantılarda Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı. – CENEVRE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İLK İHBAR NE ZAMAN GELDİ?
Bakan Memişoğlu, ‘Yenidoğan çetesi’ ile ilgili ilk ihbarın ne zaman geldiğine ilişkin “Bebeklerimizi malesef bakamamış veya ölümüne sebep vermiş insanlık dışı cani bir çeteden bahsediyoruz” dedi. Sadece İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün özel hastanelere son bir senede 4 bin denetim gerçekleştirdiğine vurgu yapan Memişoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bu canice çeteyi biz çökerttik. Gizli operasyonlar yönettik. Bu çete bebeklerin canlarını hedef alan cani bir çete. İnsanlıktan nimetini almamış bir çete. İlk ihbar Bakanlık üzerinden Mart 2023’te geldi. Denetleme elemanları ilgili hastanelere giderek denetlediler. Ancak delil anlamında bir şey bulamıyorlar. Denetim ekibi delil bulamadık ama bir sıkıntı var diyerek bana geldiler. Şüphelerimiz vardı ama altını dolduramadık. 26 Nisan 2024’te emniyet tarafından bu çeteye operasyon yapıldı. 24 Kasım 2023 itibarıyla da bakanlık teftiş kurulumuza soruşturma olduğu bildirildi” ifadelerini kullandı.
CİMER BAŞVURUSU İLE ÇETEYİ ÇÖKERTTİK
Biz 2023 Eylül‘ünde, Ekim’de, Kasım’da devamlı denetlemeye devam ettik. Mayıs 2023’te gizli takibe aldık. Denetlemelere devam ettik. Aralık 2023’te müfettiş görevlendirmesi yaptık. 5 Aralık 2023 sonrası süreç kontrol altına alındı. O zamana kadar deliller bizim elimizde değildi. İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlığı ilk ihbar geldiği andan itibaren büyük bir gizlilik içinde çalıştı. Deliller gelince ruhsatlar iptal edilmeye başlandı. Mali şube delilleri 3 Eylül 2024’te gönderdi. CİMER başvurusu ile çeteyi çökerttik. Bizim insanımızın bebeğimizin canı her şeyden değerlidir. Bu tür çürük elmaları yakalamak bizim boynumuzun borcu. 22 kişi tutuklandı. Bunlar bizim sağlık çalışanlarımız değil. Bunlar bizim çürük elmalarımız. Biz süreci gizli başlattık. Çeteyi çökerttik. 1,5 senedir bizim gündemimizde bu olay. Biz kötülerle mücadelenin iyileriyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bana ve Adalet Bakanı’na ne gerekiyorsa yapın talimatını verdi.
“10 HASTANENİN KİMLİĞİ ELİNDEN ALINDI”
Hastane yönetimleri ve iddianameler, bu hastanelerin ruhsatlarının iptal edilmesi gerektiğini gösteriyor. Bu hastanelerin kimlikleri ellerinden alınmış durumda. 10 tane hastanenin kimlikleri elinden alındı. Hasta kabul yapamayacaklar. Ama içerdeki hastalar başka hastanelere sevk edilecek. Her ihbar değerlendirilir. 2023’ten beri takip edilen bir konu. Vatandaşın her türlü talebi ilgili birimlere iletiliyor. Biz denetim mekanizmalarımız olduğu için bu çeteyi çökertebildik.
“TÜM YENİDOĞAN ÜNİTELERİNİ DENETLEDİK”
İlk ihbar Mart 2023’te geldi. İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlığı düzeyinde gizli bir operasyon yürüdü. Mali Şubenin teknik takibi var. 28 Eylül’de komisyon oluşturduk, tüm yenidoğan ünitelerini denetledik, teftiş yaptık. Tutuklanmış olan 22 kişinin, tutukluluk halinin kalkması için savcıyı tehdit ettiler. O kişi de tutuklandı. Bu operasyon 5 buçuk ay önce gerçekleşti. 5 Mayıs 2023’te bizim talebimizle bu kişilerin teknik takibi yapıldı. Bu büyük bir çeteyi çökertme operasyonuydu.
SİSTEMDE BİR REVİZE OLACAK MI?
Sağlık Bakanlığımız devamlı gelişen bir bakanlık. Sistemimizi geliştireceğiz. Sağlık sisteminde denetlememizde bir zafiyet yok. Biz bu adamların delilleri yok etmemesi için operasyonu gizli yürüttük. Çürük elmalar sistemin içinde duramaz.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Yenidoğan Çetesi’ soruşturmasında adı geçen mezarlıktaki bazı bebek mezarlarında isimlerin ve taşların olmadığı görüldü. Vatandaşlar ise onlarca bebek mezarının görüntüsünden endişe duyduklarını ifade etti.
“PARA İÇİN BU KADAR CANİLİK YAPILMAZ”
Yenidoğan Çetesi haberlerinin ardından mezarlığa gelen Hatip Çevik, “Buradaki bebek mezarlarını görünce evet insanın aklına bir şüphe geliyor. Acaba bunlar da bilerek mi öldürüldü. Acaba o katliamın içindeki çocuklardan mı? Çok çirkin ve acı verici bir durum. Hastanelerin kapatılması iyi oldu. Vatandaşların çocuklarını katletmişler. Para için bu kadar canilik yapılmaz. Bunu yapanlar insan yerine konmazlar. Hastaneye güvenip gidiyorsun ama bence denetlemede problem var. Artık tereddüt ediyoruz hem özel hem devlet hastanelerine acaba diye aklımızda soru işareti kalıyor” dedi.

“HASTANEYE BURAYA YAKIN”
Medyada bebeklerin ölümü ile ilgili haberlerin üzerine Halit Gür, “Hastane buraya yakın olduğu için ölen bebeklerin buraya defnedilmesi aklımıza geldi. Bebek mezarlarını gördüğümde kendime dedim ki bunla rda onlardan olmasın. Doğum ve ölüm tarihlerine baktığın zaman yakın aralıklarla ölenlerin olduğunu görüyorsunuz” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi, sürdürülebilir yaşam ve geri dönüşüm konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla örnek bir projeyi hayata geçirdi. Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde düzenlenen atölyede, İleri Dönüşüm Çalışma Grubu üyeleri, daha önce çeşitli etkinliklerde kullanılan ve atıl durumda olan atık malzemeleri yeniden değerlendirdi.
Kadın Meclisi üyelerinin özverili çalışmaları sonucunda, atık malzemeler göz alıcı ve kullanışlı çantalara dönüştürüldü. Sürdürülebilir yaşama dikkat çekmek amacıyla üretilen bu çantaların özel günlerde dağıtılması planlanıyor.
Etkinlikte ayrıca, önümüzdeki bir yılda gerçekleştirilecek benzer çalışmaların takvimi de belirlendi. Nilüfer’de yaşayan tüm kadınlar, düzenlenecek atölye çalışmalarına davet edildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Susanne Raab ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Fatmir Limani ile ayrı ayrı görüştü.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi temsilen katıldığı, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’ndeki ‘Pekin+30 Bölgesel Gözden Geçirme Toplantısı’ kapsamında ikili görüşmeler de gerçekleştirdi.
İlk olarak Avusturya Federal Kadın, Aile, Entegrasyon ve Medya Bakanı Raab ile bir araya gelen Göktaş, daha sonra Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Sosyal Politika, Demografi ve Gençlik Bakanı Limani ile görüştü.
Görüşmelerde aile ve kadınların güçlendirilmesi konuları başta olmak üzere ikili iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi.
Bakan Göktaş’ın görüşmelerinde, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Burak Akçapar da yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RUHSATLARI İPTAL EDİLDİ
İstanbul‘da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan çete hakkında hazırlanan iddianamede yer alan hastaneler, ruhsatlarının iptal edilmesinin ardından kapatılıyor. İstanbul‘da 9, Tekirdağ Çorlu’da bulunan 1 hastanede tedavi gören hastalar Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından kamu hastanelerine sevk edildi.

BEBEKLER KÜVÖZ İÇİNDE SEVK EDİLDİ
Özel Avcılar Hospital Hastanesi ve Esenyurt’ta bulunan Özel Reyap Hastanesi’nde tedavi gören bebekler kamu hastanesine sevk edildi. Bebeklerin kuvöz içerisinde sevk edilme anı cep telefonu kamerası ile görüntülendi. Yaşlı bir hastanın sedye ile çıkarılma anı da cep telefonu kamerasına yansıdı.

BEYLİKDÜZÜ’NDEKİ MEDILIFE HASTANESİNDE PROTESTO
Öte yandan Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi’nin çalışanları, alınan kararı alkışlarla protesto etti. Çalışanların buradaki bekleyişi sürüyor.

Ruhsatı iptal edilen hastaneler:
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Özel Birinci Hastanesi
Özel Güney Hastanesi
Özel Bağcılar Medilife Hastanesi
Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel Bağcılar Şafak Hastanesi
Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi
Yenidoğan soruşturmasında adı geçen hastaneler:
Akabe Sağlık Tesisleri
Doğamed Sağlık Hizmetleri
Ekip Sağlık Hizmetleri
Güney Hastanesi Sağlık Hizmetleri
Medilife Sağlık Hizmetleri
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel Avrupa Şafak Hastanesi
Özel Bağcılar Medlife Hastanesi
Özel Doğa Hospital
Özel İstanbul Şafak Hastanesi
Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri
Refik Arslan Sağlik Hizmetleri
Reyap Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi
Silivri Kolan Hastanesi
Yonca Sağlık Hizmetleri
Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi
GMZ Sağlık Hizmetleri
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Burada beraberindekiler ile protesto gerçekleştiren yenidoğan yakınları, feryat ederek hastaneyi protesto etti. Mağdur bir kadın ise evladının 2 ay boyunca bu hastanede yattığını söyleyerek, “2 kilo 400 gram ile yattı, 2 kilo 100 gramla çıktı. Süt sağdık getirdik, vermediler. Çöpe attılar. 3 sefer entübe yaptılar bebeğime” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstog Belediyesine bağlı Dobrusha köyünde düzenlenen törene TİKA Başkan Yardımcısı Mahmut Çevik, Kosova Azınlık İşleri ve İnsan Haklarından Sorumlu Başbakan Yardımcısı Emilija Redzepi, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, TİKA Priştine Koordinatörü Fulya Aslan, Vas Kutak Kadın Derneği Başkan Yardımcısı Anesa Abazovic ile çiftçiler katıldı.
TİKA Başkan Yardımcısı Çevik, yaptığı konuşmada, Balkanlar’da yaşayan tüm etnik unsurların kalkınmasına yönelik birçok projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.
Kosova’da 50’den fazla tarımsal üretime destek projesini hayata geçirdiklerini belirten Çevik, “Biz, kadınlarımızın, kızlarımızın Kosova’nın ekonomisine katkı sağlayacak tarımsal üretimi her zaman projelerimizle ve programlarımızla desteklemek için söz veriyoruz.” dedi.
“Bu, Boşnaklar ve Türklerin yüzyıllardır ne kadar kardeş bir halk olduğunun kanıtıdır”
Başbakan Yardımcısı Redzepi de TİKA’nın desteği sayesinde kadın çiftçilerin yüzlerinin güldüğünü dile getirerek, “Bu, Boşnaklar ve Türklerin yüzyıllardır ne kadar kardeş bir halk olduğunun kanıtıdır.” ifadesini kullandı.
Büyükelçi Angılı da kadın çiftçilerin üretiminin Kosova ekonomisine katkılarda bulunacağını vurgulayarak, “Kosova’nın gelecekte daha güçlü ve müreffeh bir ülke olması için çok büyük önem taşıdığını düşündüğüm kadınları ve tarımsal üretimi bir araya getiren bu proje için huzurlarınızda TİKA’ya şükranlarımı sunmak istiyorum.” dedi.
Vas Kutak Kadın Derneği Başkan Yardımcısı Abazovic de TİKA’nın desteğiyle kurulan seraların, toplumun yaşam standartlarını iyileştirme ve tarımsal üretimi güçlendirme çabalarına destek olacağını vurguladı.
“İstog Belediyesinde Kadın Çiftçilere Sera Desteği Sağlanması Projesi” kapsamında TİKA tarafından çoğunluğu Boşnak olan Vas Kutak Kadın Derneği üyesi kadın çiftçiler için her biri yüzer metrekarelik 23 sera kuruldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söz konusu suçlamaları kabul etmeyen İstanbul Şafak Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bektaş Yıldırım, konuya ilişkin sorulara şöyle yanıt verdi:
Hastanelerimize bebek ölümleri ile ilgili hiçbir soruşturma ve inceleme belgesi gelmemiştir.
112 tarafından bu süreçte kurumumuza getirilen hiçbir bebek olmamıştır. Biz hastanemizde doğan prematüre bebeklere bakarız. Dışardan gelen herhangi bir bebek almıyoruz.
Önce hasta hastaneye yatar, sonra SGK’ dan onay alınır. Eğer hasta acil bir hastaysa ilk önce gerekli tıbbi girişimler yapılır, yapılacakların tümü tam ve eksiksiz olarak yapıldıktan sonra diğer bürokratik işlemler yapılır
Doğrusu tüylerim ürperdi. Biz doktorlar hastayı yaşatmaya uğraşırız. Hiçbir ayrım yapmadan (din, dil, ırk) son ana kadar emek veririz. Bu olay hiçbir vicdana sığmayacak kadar kötü bir olay, bir doktorun bunları nasıl yapabileceğini 40 senelik bir hoca olarak anlamıyorum.
Herkese sakin olmalarını sükunet içerisinde soruşturmanın nihayetlenmesini beklemelerini tavsiye ederim. Her meslek grubunun içinde iyileri de vardır, böyleleri de maalesef var. Bir iki sağlık çalışanımızın böyle olmasını tüm sağlık çalışanlarına teşmil etmemek gerekir. Hipokrat yemini etmiş biz doktorlar yine hastalarımıza özenle bakmaya onları tedavi etmeye çalışacağız.
Kamu oyunun sağ duyulu olması, olayı serin kanlılıkla takip etmesi ve biz doktorlara güvenmesi lazım. Biz hekimler devletimizin de yardımlarıyla içimizdeki çürük elmaları ayıklarız.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HASTANELERİN RUHSATLARI İPTAL EDİLİYOR
Bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan çeteyle ilgili soruşturmada adı geçen hastanelerin ruhsatları bir bir iptal ediliyor. Sağlık Bakanlığı’nın soruşturmada adı geçen hastanelerle ilgili incelemesi devam ederken, Bağcılar Özel Şafak Hastanesi ve Medilife Sağlık Hizmetleri’nin ardından 7 hastanenin daha ruhsatı iptal edildi.
YOĞUNBAKIM’DAKİ YENİDOĞAN BEBEKLER İÇİN AMBULANS VERMİYORLAR
Ruhsatı iptal edilen bir hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki görüntüler bir kez daha dehşete düşürdü. Bugün o hastanelerden birinde çekilen görüntüler sosyal medyada yayıldı. Hastanenin yenidoğan yoğunbakım ünitesine giden aileler bebeklerini götürmek istedi. Hastane tarafından yapılan açıklamada bebeklerin aileleri tarafından kendilerinin götürülebileceği söylendi. Skandal açıklamaya tepki gösteren aileler tepkilerini X hesaplarından dile getirdi.
Ruhsatı iptal edilen hastaneler:
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi
Özel Birinci Hastanesi
Özel Güney Hastanesi
Özel Bağcılar Medilife Hastanesi
Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel Bağcılar Şafak Hastanesi
Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi
Yenidoğan soruşturmasında adı geçen hastaneler:
Akabe Sağlık Tesisleri
Doğamed Sağlık Hizmetleri
Ekip Sağlık Hizmetleri
Güney Hastanesi Sağlık Hizmetleri
Medilife Sağlık Hizmetleri
Özel Avcılar Hospital Hastanesi
Özel Avrupa Şafak Hastanesi
Özel Bağcılar Medlife Hastanesi
Özel Doğa Hospital
Özel İstanbul Şafak Hastanesi
Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri
Refik Arslan Sağlik Hizmetleri
Reyap Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi
Silivri Kolan Hastanesi
Yonca Sağlık Hizmetleri
Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi
GMZ Sağlık Hizmetleri
Özel Reyap İstanbul Hastanesi
Özel TRG Hospitalist Hastanesi

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İŞTE İSTENEN CEZALAR
Sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen’in 10 kez “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve 11 kez uygulanmak üzere “resmi belgede sahtecilik” suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9’ar aya kadar hapisle cezalandırılmaları, Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapsi isteniyor.
“ŞİKAYET ETME SEBEBİM…”
”Çete faaliyetleri çerçevesinde doktor yerine epikriz raporu yazdığı, usulsüz ilaç satışı yaptığı” ileri sürülen ifadesi iddianameye giren hemşire Hakan Doğukan Taşçı ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir’i, CİMER’e kendisinin şikayet ettiğini anlattı. “Şikayet etme sebebim bebek tüccarlığı yapmasından dolayı” dedi.
“İŞLER ÇIĞIRINDAN ÇIKTIKTAN SONRA TARTIŞTIM”
27 yaşında lise mezunu olan Hakan Doğukan Taşçı, sağlık üzerine faaliyet gösteren bir şirketin sahiplerinden görünüyor.Taşçı’nın iddianameye giren ifadelerinden bir bölümü şöyle: “Beni usulsüz işlerin içine sokan kişi doktor Fırat Sarı’dır. Kendisi hastanede doktor bulundurması gerekirken doktor yerine beni bırakıyordu. Ben de çocukların sağlığı için elimden geleni yapıyordum. İşler iyice çığırından çıktıktan sonra, çocukların sağlığı tehlikeye girdikten sonra bu kişi ile sürekli tartıştım.
“BEBEKLERİN CANINI HİÇE SAYIYORLAR”
Gıyasettin Mert Özdemir 112’de ambulans şoförü olarak çalışır. Ben bu kişiyi CİMER’e şikayet ettim. Şikayet etme sebebim bebek tüccarlığı yapmasından dolayı. Birçok özel hastane ile iş yapar. Genelde hastanelerde başhekimlerle, hastane müdürleri ile anlaşarak, hastanelere dışarıdan yeni doğan bebeklerin yatışını yaptırıyor ve bu işten kar elde ediyor. Bu işlemlerde hastanenin yeni doğan bebekler için uygun olup olmadığına bakmadan, sadece para kazanmak için bebeklerin canını tehlikeye atarak hastanelere sevkini yapıyor. İstanbul dışı sevk organizasyonu için de Serdar Yüksel isimli şahsı kullanıyor.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan çete hakkında hazırlanan iddianamede yer alan hastaneler, ruhsatlarının iptal edilmesinin ardından kapatıldı. Öte yandan, kapatılan hastanelerde yatan hastaların sevk süreçleri başlatıldı ancak hasta yakınları süreçle ilgili olarak hastane yönetimleri tarafından bilgilendirilmediklerini söyledi.
“KOCAMA İLAÇ VERİP HASTANEDEN MEMNUNUM DEDİRTİP VİDEOSUNU ÇEKTİLER”
Hülya Çelikel isimli hasta yakını, böbrek hastası eşini Esenyurt’ta bulunan REYAP hastanesine getirdiklerini anlatarak, “Eşim burada kötü muamele gördüğünü söyledi ve ‘Beni buradan kurtarın’ diye feryat etti. Oradaki bir hemşire bizim gözümüzü açtı. ‘Sizin ağlamanıza feryadınıza dayanamıyorum evet burada yani REYAP Hastanesinde amcaya çok eziyet yapıyorlar’ dedi. Biz de eşimi çıkarmaya karar verdik ve Medilife hastanesine getirdik” ifadelerini kullandı.
“BANA ORADA İLAÇ VERDİLER KAFAM BULANIKTI”
Hastanede bir doktorun eşine ilaç vererek video çektiğini iddia eden Çelikel, “Biz kocamı ambulansa aldık, Medilife hastanesine getirdik. Sonra kendine gelmeye başlayınca bana ‘bana orada ilaç verdiler benim kafam bulanıktı’ dedi. Kocamı videoya çekmişler. Şikayet etmemizi engellemek için videoya çekmişler. Kimsenin benim kocamı videoya çekmeye hakkı yok. Aldım buraya getirdim” şeklinde konuştu.
“HASTALARIN NEREYE GİTTİĞİ BELLİ DEĞİL”
Medilife hastanesi önünde bekleyişini sürdüren kadın, “Şu anda kocamın durumu ile alakalı hiçbir bilgi alamıyoruz. Nereye sevk edilecek hiçbir şey belli değil. Böbrek için diyalize girmesi lazım. Şimdi buradan alıp diyalize sokmaları lazım. Karar da verilmiyor. Ben hastamı ne yapacağım? Eve mi götüreceğim, diyalize mi sokacağım. Şu anda hiçbir yetkili ile görüşemiyoruz. Ambulansın biri geliyor biri gidiyor. Hastaların nereye gittiği belli değil. Yakınlarına bilgi vermiyorlar” diye konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) –Kadın cinayetleri, tacizler ve tecavüzlere karşı tüm ülkede olduğu gibi Samsun’da da kadınlar eylemdeydi… Samsun Kadın Dayanışması üyeleri ve yüzlerce kadın Şehir Kulübü önünde bir araya geldi, sloganlar eşliğinde yürüyüp tepkilerini dile getirdi.
İstanbul’da İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in öldürmesinden sonra ülke geneline yayılan protesto eylemlerinden biri de Samsun’da yapıldı. Samsun Kadın Dayanışması üyeleri ve yüzlerce kadın kent merkezinde bir araya geldi. Kadınlar katliamlara dikkat çekerek “AKP, MHP ve artıkları cinayetin suç ortağıdır” açıklaması yaptı.
Samsun Kadın Dayanışması adına ilk açıklamayı yapan Ayten Kutlu, şunları söyledi:
“Kadınlar bu topraklarda her gün ya öldürülüyor ya da tacize tecavüze uğruyoruz. Katledilen, şiddete uğrayan her kadının sorumlusu iktidara geldiği günden beri kadın düşmanı politikalarıyla hayatımızı kuşatmaya çalışan AKP’dir. Failleri cezasızlık politikalarıyla ödüllendirip cesaretlendiren erkek adaletin ellerinde kadınların kanı var. Her yer suç mahalli.
Öfkeliyiz, artık yeter. Yaşamak istiyoruz. İstanbul’da yarım saat arayla bir erkek iki kadını katlederken devlet önleyici ve caydırıcı hiçbir adım atmamaktadır. Şiddetten korunmak isteyen, kadınların isyanını görmeyen kolluk güçleri, kadınların şiddet karşıtı her eyleminde engelleyebilmek için kadınlardan da önce alanlarda olmaktadırlar. Devlet yargısıyla, kolluğuyla, şiddet ve mağdurlarının beyanlarına göre değil, sosyal medya tepkilerine göre adaleti sağlamaktadır. Şiddet gören kadınlar sesini duyurmak için karakollara değil, sosyal medyaya başvurmaktadır. Karakollardan faillerin elini kolunu sallayarak çıktığını, çıktığı gibi kadınları katletmeye devam ettiklerini biliyoruz, görüyoruz. Cezasızlık politikalarının kadınları yaşamdan kopardığını her gün görmekteyiz, yaşamaktayız. İktidarın cezasızlık politikaları failleri cesaretlendirmektedir.”
“Devlet kadınların öldürüldüğü bir ülkede erkek şiddetini önlemelidir”
Samsun Kadın Dayanışması adına Betül Aksu ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Sokakları kadınlar için güvencesiz ve tedirgin hale getirmeye çalıştığınızı biliyoruz. O saatte dışarıda ne yapıyordu? Sözlerini güçlendirmek için, ‘Aile Birliği’, politikalarınızı güçlendirmek için bizleri dört duvara mahküm etmek istediğinizi biliyoruz. Kadınların kahkahasına, kaç çocuk yapacağına, hangi saatte, hangi sokakta olacağına karar vermeye çalışan cinsiyetçi diliniz erkek şiddetini cesaretlendiriyor. Kadınları makul ailenin makul ferdi haline getirmek istiyorsunuz. Kadın düşmanı politikalarınıza itirazımız var. Kadınların nasıl doğuracağı, doğurup doğurmayacağını denetlemek bu devletin görevi değildir. Sağlık Bakanlığı’nın yapmış olduğu ‘doğal olan normal doğum” temalı toplantı ise kadınların bedeni üzerindeki tahakkümü yeniden üretmektedir. Devlet kadın bedeni üzerinden ellerini çekmeli, kadınların öldürüldüğü bir ülkede erkek şiddetini önlemelidir. Hukuken Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin ayrıldığına ilişkin beyanı bir anlam ifade etmese de toplum nezdinde bu çıkış erkek şiddeti önündeki barajı yıkan ve o günden bu yana hızla ve katlanarak artan kadın cinayetlerinin politik olduğunun en önemli kanıtıdır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Malatya Demokratik Kadın Platformu İstanbul’da İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in katledilmesiyle ilgili basın açıklaması yaptı. Platform adına konuşan Sağlık Emekçileri Sendikası Malatya Şube Temsilcisi Elif Bali, kadın cinayetlerinin önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Bali şu ifadelere yer verdi:
“4 Ekim’de bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı: İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Semih Çelik, İstanbul’da yaklaşık 1 saat içinde iki kadını vahşice katletti. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner, sosyal medyasından açıkça katliam çağrısı yapan, suç kayıtlarına rağmen herhangi bir kovuşturma yapılmayan, yargılanmayan Semih Çelik tarafından katledildiler.
Başka bir kadın sokakta yürürken, iki erkek tarafından taciz edildi. Dakikalarca süren tacizde saldırganlar önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldı. Daha sonra sosyal medya baskısı ile tekrar gözaltına alınan saldırganlar, ses çıkarılmamış olsaydı bugün sokakta dolaşmaya devam edecekti. Daha bu haberlerle yeni karşılaşmışken, dün bir kadının Mezitli’de katledildiğini öğrendik. Sonay Öztürk Aslan, Uğur Araç isimli bir erkek tarafından katledildi. Yine DiyarbakırSur’da Uzman Çavuş Muhammed Recai Işık, boşanma aşamasında olduğu Bedriye İşık’ı katletti.
“Açık açık soralım kanınız donmuyor mu?”
Oysa bu ülkede yurttaşlar en temel eleştiri hakkını kullanan bir paylaşım yapmış olsaydı, sabah kapısına dayanılırdı. Halkı kin ve öfkeye sevk etmekten! Artık açık açık soralım. Bir annenin önüne çocuğunun cesedinin parçalarını atmak kimsede infial, öfke yaratmıyor mu, kanınız donmuyor mu? Kadın cinayetlerini önleyecek tedbirler almayan, adil yargılamayan, cezasızlık politikalarıyla cinayetlere yol veren iktidar güdümlü yargı ve her seferinde suçu mağdura yıkan siyasal iktidar sahipleri ve iktidarın taliplileri siz nasıl uyuyorsunuz? Kadınları hedefe koyan ataerkil kapitalist sisteminiz, kadınlara dar etmeye çalıştığı sokakları, vahşetle mi teslim almaya çalışıyor!
Bizler, katledilen kadınların adını bir an bile dilimizden düşürmeden bu öfke ve isyanla karşınızda durmaya devam edeceğiz. Cinayet mahalli haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz. Uygulamadığınız yasalar yüzünden, istismarı aklayan, katilleri öven düzeniniz yüzünden, kana bulanmış ellerinizle tutunduğunuz koltuklarınız yüzünden hayatta olmayan her bir kadın, her bir çocuk için ses olmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284 sayılı yasanın etkin bir şekilde uygulanması ve kadın cinayetlerinin son bulması için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz! Şiddete, karanlığa, hukuksuzluğa geçit yok, kadınlar var! Laiklik için, eşitlik için, özgürlük için, adalet için her yerdeyiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KESK Samsun Şubeler Platformu Kadın Meclisi İstanbul’da öldürülen İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil ile birlikte kadınların son süreçte karşı karşıya kaldığı tacizlere ilişkin basın toplantısı düzenledi. KESK Samsun Şubeler Platformu Kadın Meclisi basın açıklamasını yapan SES Samsun Şubesi Kadın Sekreteri Yasemin İğci “Cinayet mahalli olan bu ülkede güvende değiliz” dedi.
İğci açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“4 Ekim’de bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı. İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Daha 19 yaşındaki Ayşegül Halil ve İkbal Uzuner sosyal medyasından açıkça katliam çağrısı yapan suç kayıtlarına rağmen herhangi bir kovuşturma yapılmayan, yargılanmayan katil Semih Çelik tarafından katledildi. Başka bir kadın sokakta yürürken iki erkek tarafından taciz edildi. Dakikalarca süren tarihinde saldırganlar önce gözaltına alınıp sonra serbest bırakıldı. Daha sonra sosyal medya baskısı ile tekrar gözaltına alınan saldırganlar ses çıkarılmamış olsaydı bugün sokakta aramızda dolaşmaya devam edecekti. Nedense adalet tecelli etmek için tepkilere göre hareket ediliyor. Bu yıl boyunca neredeyse her gün bir kadın arkadaşımız erkekler tarafından katledildi.
“AKP ve MHP iktidarına karşı sokakları terk etmeyeceğiz”
“Biz biliyoruz ki bu cinayetlerin sorumluları 6284 sayılı kadına karşı şiddetle mücadele yasasına saldıranlar, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çıkanlar, kadınlara karşı şiddeti kadınların çözmesi gereken bir sorun olarak gören, iktidardan muhalefete kadınların eşitlik mücadelesini gözlerini kapatanlardır. Ama bizler yaşadığımız tüm acılara ve size rağmen bizi hayattan koparmaya çalıştığınız politikalarınıza karşı direnmeye, kadın cinayetlerinin politik olduğunu haykırmaya devam edeceğiz. Katilleri, tecavüzcüleri, tacizcileri koruyan, aklayan ve cezasızlık politikalarıyla öldüren AKP, MHP iktidarına karşı sokakları asla terk etmeyeceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ATV’nin reyting rekortmeni programı Esra Erol’da, her hafta olduğu gibi bu hafta da izleyicilerin büyük beğenisini kazandı.

Esra Erol’da programına geçtiğimiz yıl katılan Betül Yorulmaz, eşinin kendisini aldattığını belirterek boşanmak istediğini dile getirmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İKİZ BEBEK BEKLİYORLARDI
Geçtiğimiz yıl Betül Yorulmaz, eşinin Özge isimli bir kadınla birlikte olduğunu ve eşinin dini nikahlı sevgilisinin ikiz bebek beklediğini açıkladı.

MİLYONDA BİR GÖRÜLEN İHTİMAL GÜNDEME OTURMUŞTU
DNA testinin sonuçlarına göre Veysel Yorulmaz’ın bebeklerden sadece birinin babası olduğu ortaya çıkmıştı.
Esra Erol şüpheli ölümü aydınlattı! Esra Erol’da şüpheli ölümde korkunç detay!

BİR SENE SONRA PROGRAMA BAŞVURDU
Betül ve Veysel Yorulmaz’ın boşanmasından bir sene sonra Betül tekrar programa başvurdu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyada lüks harcamalarıyla ünlenen ardından da vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamasıyla cezaevine giren Polat çifti, geçtiğimiz günlerde tahliye olmuştu.
İFADE VERDİLER
Dilan ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 sanığın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından yargılaması, Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.
Dava kapsamında yargılanan Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında ayrıca “vergi kanununa muhalefet” suçundan ayrı bir soruşturma yürütülüyor.
Bu soruşturma kapsamında Dilan ve Engin Polat çifti ifade vermek için Anadolu Adalet Sarayı’na geldi.
Soruşturmanın yürütüldüğü Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Vergi Suçları Soruşturma Bürosu’na çıkan Polat çiftinin “şüpheli” sıfatıyla ifadeleri alındı.
4 ŞÜPHELİNİN DAHA İFADESİ ALINACAK
Dilan Polat’ın ifadesinde “vergi kanununa muhalefet” konusuyla ilgili bir bilgisinin olmadığını iddia ettiği, eşi Engin Polat’ın ise şirketlerindeki eyleme ilişkin, “gerçek ticaret yaptık” şeklinde beyanda bulundukları öğrenildi.
Soruşturmada, baba Sezgin Polat’ın da aralarında bulunduğu diğer 4 şüphelinin de ifadesinin alınacağı belirtildi.
Öte yandan, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda, incelenen 7 şirketin kamuyu 295 milyon lira zarara uğrattıklarının tespit edildiği yer aldı.
İLGİLİ HABERDilan Polat: Tahliye olduğu gün paylaşım yaptığım için Engin duvara kafa attıSeçil Selen Balık
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kollarınızda yeni doğmuş bir bebek sahibi olmak, özellikle ilk kez ebeveynler için oldukça ezici bir duygu olabilir. Yeni doğmuş bir bebek sahibi olmanın getirdiği kafa karışıklığı ve bitkinlik ilk başta korkutucu gelebilir. Yeni doğan bebeğinize herhangi bir hata yapmadan iyi bakma konusunda sürekli endişe duymak, ilk birkaç hafta içinde zihninizi yoğun bir şekilde bulandırabilir. Endişelenme, çünkü işleri berbat etme korkusu, ilk kez anne-baba olacaklar için yeni bir şey değil ve çoğunlukla oldukça anlaşılabilir.
Yeni doğmuş bir çocuk, şimdiye kadar elinize aldığınız her şeyden daha kırılgandır ve bu nedenle ekstra özen ve önlem gerektirir. Bununla birlikte, bunaltıcı olmak zorunda değildir, çünkü sonuçta yeni doğmuş bir bebeğe bakmak, hayattaki diğer her şey gibi bir beceridir ve zamanla öğrenilebilir. İşte, yeni doğmuş bir bebeği ilk hafta idare etmek için ipuçları;

1. TEMİZLİK VE HİJYENE ÖNEM VERİN
Yenidoğanın bağışıklık sistemi çok zayıftır ve bu nedenle birçok enfeksiyonu savuşturamaz. Bebeğin yanındayken kendinizi her zaman dezenfekte etmeniz çok önemlidir. Her seferinde bebeğe dokunmadan önce ellerinizi yıkayın veya dezenfektan kullanın. Ayrıca bebeğin çevresinin de hijyenik olduğundan emin olmalısınız. Bebekle temas edebilecek herhangi bir oyuncak veya eşyanın herhangi bir enfeksiyon veya hastalığa yakalanma olasılığını önlemek için belirli bir hijyen seviyesine sahip olması gerekir.
Temizlikten bahsetmişken, kaçınılmaz olarak ortaya çıkan bir şey banyo yapmaktır. Yeni doğmuş bir bebeği yıkamak, küçük ve kırılgan vücudu nedeniyle zor olabilir. Yeni doğmuş bir bebeğin haftada iki veya üç defadan fazla yıkanması gerekir. Ayrıca, banyo yaparken aşırı sıcak veya soğuk havalarda bebeğin cildini tahriş etmemek için suyun daima hafif ılık olduğundan emin olun. Her zaman akılda tutulması gereken en önemli şey, banyo yaparken bebeği asla gözetimsiz bırakmamaktır. Bunun nedeni banyoların çok su içermesi ve bu nedenle bebeklerin orada boğulma veya başka kazalara meyilli olmalarıdır.
2. GAZINI ÇIKARMAYI İHMAL ETMEYİN
Yenidoğanın genellikle her iki ila üç saatte bir beslenmesi gerekir. Bebeğinizin ne zaman ve ne kadar beslenmeye ihtiyacı olduğunu değerlendirebilmeniz önemlidir. Tipik olarak bir bebek, açlığını bastırmak için yumruklarını emmek veya dudaklarını şapırdatmak gibi bazı ipuçları verir. Bu olduğunda onları beslemeyi deneyebilirsiniz. Onları beslemek için ağlamaya başlayana kadar beklemeyin, çünkü bu bebeği gereksiz yere huzursuz eder ve işleri olması gerekenden daha zor hale getirebilir. Bebeği emmeyi bıraktıktan sonra beslemeyi bırakabilir ve nazikçe gazını çıkartabilirsiniz. Herhangi bir boğulma tehlikesini önlemek için bebeğinizi her beslenmeden sonra gazını çıkarmanız çok önemlidir.
3. DOĞRU ŞEKİLDE DESTEKLEYİN
Yeni doğmuş bir bebeğin vücudu çok kırılgandır. Sağlıklı bir duruşta kalabilmek için uygun ve doğru desteğe ihtiyacı vardır. Ebeveynler, çocukta talihsiz kazalara veya uzun süreli sağlık sorunlarına neden olabilecek bükülmeleri önlemek için her zaman bebeğin başını ve boynunu özellikle desteklemelidir. Ayrıca, yenidoğanın vücuduna aşırı baskı veya baskı uygulamaktan kaçınmak için, çocukları üzerinde tuttukları tutuşun güvenli ancak nazik olmasını sağlamaları da önemlidir.
4. HAREKETLERİNİZDE NAZİK OLUN
Yenidoğanın en ufak bir baskıya veya sarsıntıya bile tahammül etme kapasitesinin olmadığı unutulmamalıdır. Ağlarken onu sakinleştirmek için bebeğinizin etrafında biraz hareket etmek cazip gelebilir, ancak bebeği nasıl hareket ettirdiğinize dikkat etmelisiniz. Bebeği asla hızlı veya sert bir şekilde sallamamalı veya hareket ettirmemelisiniz. İç kanamaya neden olabilir ve hatta bebeklerde ölümcül olduğu kanıtlanabilir. Bir bebeği taşıyabilir ve gerekirse onu yatıştırmak için kollarınızda çok nazikçe hareket ettirebilirsiniz.
Bebeği uyandırmak için fiziksel olarak hareket ettirmeniz gerekmez. Bunu, parmağınızı tabanlarının etrafında hafifçe hareket ettirerek ve onları orada gıdıklayarak yapabilirsiniz. Ayrıca onları uyandırmak için hafifçe üfleyebilirsiniz.
5. PAMUKLU GİYSİLER TERCİH EDİN
Belirtildiği gibi, yeni doğmuş bir bebeğin cildi hala yapım aşamasındadır ve bu nedenle çok pürüzlü ve sert değildir. Bebeği giydirirken buna dikkat edilmelidir. Bebek, bol kesimli yumuşak, rahat kumaşlar giydirilmelidir. Bebeğinize rahatsız edici veya dar giysiler ve kumaşlar giydirmek cildini tahriş edebilir veya kızarıklık ve enfeksiyona neden olabilir. Bunun yerine, nefes alabilen ve pamuk gibi hafif kumaşlar yenidoğan için harika bir seçim olabilir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi gerçek aşkı bulmanın önemini bilir ve hayatında doğru kişiyi arar. Ancak bazen yanlış kişiyi doğru insan sanma ihtimalimiz oldukça yüksek. İşte karşınızdaki kişinin doğru insan olduğunu gösteren 7 önemli işaret…
Doğru kişiyi bulduğunuzu gösteren 7 önemli işaret!
Hemen herkes hayatı boyunca gerçek aşkın peşinde koşar. Ancak bir ilişkide uyum sağladığınız biriyle olmak her şeyden daha önemlidir. Hayatınızdaki kişinin sizin için doğru insan olup olmadığını anlamanın oldukça pratik birkaç yolu vardır. Bunlardan bazılarını sizin için derledik.
1. Her zaman ilgilenir ve sıkılmaz

Eğer sizin için doğru olan bir erkekle birlikte olursanız, size olan ilgisine dikkat etmelisiniz. Çünkü doğru insanda asla ilgi eksikliği hissetmezsiniz. Eğer size olan ilgisinin az olduğunu ve yalnızca bazı zamanlar sizinle ilgilendiğini düşüyorsanız doğru kişi ile karşı karşıya değilsiniz. Sizi gerçekten seven kişi mecbur olduğu için değil, gerçekten sizi sevdiği için ilgisini eksik etmez.
2. Sizi kaybetmekten çok korkarlar

Doğru kişi olarak ifade edebileceğimiz bu insanlar, sizi kaybetmekten çokça korkarlar. Diğer insanlar sizin kırıp dökerken, sizden ayrı olma fikri bu insanları çok korkutur ve bu sebeple size daha çok değer verirler. Hayatın anlamının siz olduğunu ve hayatın sizinle daha anlamlı olduğunu düşünürler.
3. Hem duygusal hem zihinsel ihtiyaçlarınıza kayıtsız kalmaz

Hem evlilik hem de sevgililik için eğer doğru kişiyle birlikteyseniz, duygusal, fiziksel ve zihinsel tüm ihtiyaçlarınızı karşılar. Karşıdaki kişi tarafından her zaman korunduğunuzu hissedersiniz ve güvende olma hissi doğurur. Kendinizi yalnız ya da hayâl kırıklığına uğramış şekilde hissetmezsiniz. Ayrıca sizi çok fazla önemsedikleri için o kişiyle beraberken hiçbir duygunun eksikliğini hissetmezsiniz.
4. Söz verdiğinde arkasında durur

Pek çok insan verdiği sözü tutma konusunda oldukça sıkıntılıdır. Fakat gerçekten sizi seven kişiler verdiği sözü her daim tutar ve buna hep özen gösterir. Verdiği sözleri tutmamanın sizi üzeceğini bilerek buna göre hareket eder ve sizi asla hayâl kırıklığına uğratmaz. Bu özellikleri onlara daha da fazla güvenmenizi sağlar. Böylece karşılıklı bir güven duygusu sağlanır. Ve bir evliliğin sürmesi için neredeyse en önemli özellik güven duygusudur.
5. Ailesiyle ve çevresiyle tanıştırır

Eğer ilişkinizdeki erkek sizi ailesi ile tanıştırmayı çokça istiyorsa bu kişinin sizin için doğru insan olabileceğini söyleyebiliriz. Ancak sizi ciddiye almayan ve ciddi bir ilişki ya da evlilik düşünmeyen bir insanla karşı karşıyaysanız aile ve çevresiyle sizi uzun süre tanıştırmayacaktır.
Doğru ve ciddi düşünen kişiler için ailesi ile tanışmanız oldukça önemli olacaktır.
6. Tuhaf alışkanlıklarınızı dahi yargılamaz, her halinizle sever

Doğru kişi sizi hiçbir durumda, asla yargılamaz. Sizi bütün tuhaf alışkanlıklarınıza ve çılgınlığınıza rağmen sever. Bu sebeple onunla birlikteyken kendinizi gizlemek zorunda kalmazsınız. Öyle ki diğer insanlar sizi eleştirdiğinde kırılmamanız ve üzülmemeniz için çaba gösterirler ve size destek olurlar.
7. Hayallerinize destek olup sizi cesaretlendirirler

Doğru kişide bulunacak en önemli özelliklerden biri hayatınıza giren kişinin hayâllerinizi ve tutkularınızı gerçekleştirmeniz için size destek olup cesaretlendirmesidir. Ayrıca duygusal ve zihinsel desteğe ihtiyacınız olduğunda yine sizin yanınızda olurlar. Desteğini esirgemeyen bu insanlar ile beraber siz de hayâllerinizi gerçekleştirmek için daha cesur davranabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadınlar için oldukça önemli olan kirpikler, yüz güzelliğinin önemli bir parçasıdır. Pek çok kişi kirpiklerin hem daha uzun hem de kıvrık görünmesi için farklı ürünler kullanmaktadır. Ancak bu durum kişinin kendi doğal kirpiklerine kimi zaman zarar da verebilmektedir. Özellikle içinde kimyasal maddeler barındıran rimeller bazı kişilerde alerjiye neden olurken, takma kirpik de doğal kirpiklerde tahribata neden olabilmektedir.
Ok gibi kirpikler için sihirli ve doğal formül!
Çok eski zamanlardan beri kullanılan maskaralar, bu sebeple kirpiklerin uzun süre etkileyici bir şekilde durmasını sağlasa da, kimi zaman kirpiklerde dökülmeye neden olabilmektedir.
Kirpiklerin dökülmemesi ve doğal yoluyla uzaması için düzenli olarak bakım yapmak da oldukça önemli. Bunun yanı sıra maskarayı tam olarak temizlemek de oldukça önemli koşullardan biri.

Ayrıca kirpiklere sürülen kimi kimyasal yağlar, kirpik ve göz yapısına zarar verebilmekte. Ancak kirpiklerinize süreceğiniz doğru, doğal ve besleyici olan yağlar çok daha uzun ve dolgun kirpiklere sahip olmanıza yardım edebilir. İşte kirpiklerinizi doğal yollarla uzatmak için sihirli formül…
Kirpikleri uzatmak için hazırlayacağınız doğal formülün malzemeleri:
Birkaç damla badem yağı
2 yemek kaşığı kadar Hindistan cevizi yağı
1 ila 2 çay kaşığı kadar Hint yağı
Hazırlanışı:
Öncelikle bütün elinizdeki yağları bir kabın içerisine alarak hepsini iyice karıştırın. Sonrasında temiz bir maskara fırçası ya da kulak çöpü vasıtasıyla karışımı tüm kirpiklerinize sürün. Bu işlemi farklı günlerde de yapabilir ve bir ay boyu tekrarlayabilirsiniz. Böylece sonuç almanız hızlanacaktır.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi farkında olmadan doğru temizleyici ya da doğru metaryal kullanmıyor ve makyaj temizleme işlemini yaparken cildine büyük zararlar veriyor. Makyaj temizleyici seçimi yapılırken ise mutlaka cilt tipine uygun şekilde yapılması gerekmekte. Hem makyaj temizleyicinin, hem de kullanılan bütün cilt bakım ürünlerinin cilt tipine uygun olması gerekmekte. Peki en çok yapılan makyaj temizleme hataları neler?
Makyaj temizlerken sakın bunları yapmayın!
Makyaj temizleyiciler genellikle yüz için özel şekilde yapılmıştır. Örneğin yüzümüzde bulunan bazı kısımlar, yani gözler ve dudaklar diğer bölgelere göre daha farklı yapıda ve hassas olduğu için bu kısımların temizliğinde özel geliştirilmiş bazı ürünler yer almalıdır.
Eğer makyajı tek bir ürünle çıkarmak istiyorsanız, kullanacağınız ürünün gözlerinize ve dudaklarınıza uygun olmasına mutlaka dikkat etmelisiniz. Bunun yanında kullandığımız makyaj malzemeleri son derece kaliteli de olsa cildimizde istenmeyen problemlere sebep olabilmektedir.
Makyajı temizlemenin ihmal edilmesi halinde ciltte çeşitli kalıntılar ve izler kalabilmektedir.
Temizlerken oldukça narin olmalısınız!

Makyajlı cildinizi temizlerken sert hareketlerden kaçınmalısınız. Nazik masaj hareketleriyle temizlemeye dikkat etmelisiniz. Makyaj temizleyiciler içerisinde pek çok farklı madde içermektedir.
Cildinizin pH değerine mutlaka dikkat edin
Bunun yanı sıra kullanacağınız makyaj temizleyicinin içeriğine dikkat etmeli ve cildinizin pH değerini önemsemelisiniz. Kullandığınız ürünler aon derece kaliteli olmalı, çünkü kalitesiz makyaj temizleyicilerin makyajınızı tamamen çıkarmadığı bilinmekte.
Yalnızca su ile temizliyorsanız dikkat!
En fazla yapılan yanlışlardan biri yüzü yalnızca su ile temizlemek olarak biliniyor. Makyajı tamamen çıkarmadan su ile temas temizlik hissi yaratabilir ancak bu olay derinlemesine temizlik sağlamamakta. Yani makyaj hala yüzünüzde kalmaya devam eder.
Bu sebeple ilk aşamada ‘misel su’ denilen bir makyaj temizleyici kullanılmalı. İkinci aşamada ise temizleme jelleri, köpükler gibi ürünler kullanılabilmektedir.
Cilt temizliği yapılırken sıklıkla yapılan hatalardan biri de sıcak su ile yıkamaktır. Sıcak su cildimizin yağ dengesini bozduğu için tavsiye edilmez. Cildi aşırı ovmadan hafif bir masaj gibi ılık suyla temizlemek en iyisidir. Cilt soyucu, maske gibi ürünleri kullanırken dikkatli olunması gerekir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sabahları karışık ve kıvırcık saçlarla mı uyanıyorsunuz? Bu hemen hemen hepimizin başına gelmiş olabilir. Karışık, düğümlü ve dağınık buklelerinizi fırçalamanız gerektiğini anladığınız an, çok fazla saçınızın döküleceğini de fark ediyorsunuz. Ama burada umutsuzluğa kapılmayın!
Karışık saçlarla uğraşmak gerçekten dağınık, zaman alan ve acı verici olabilir, bu saç durumundan kurtulmak için bir çözüme ihtiyacınız var. işte, dolaşmayan saçlarla uyanmak için ipuçları;

1. İPEK YASTIK KILIFI KULLANIN
Geceleri dolaşan saçların önüne geçmek için atabileceğiniz en sağlıklı adım, pamuklu yastık kılıfını ipek bir yastık kılıfına geçirmektir. Pamuk ve diğer malzemeler sürtünmeye neden olur ve ayrıca saçı esansiyel doğal yağlardan yoksun bırakır, bu da saçların kurumasına ve karışmaya meyilli olmasına neden olur. Saç derisinin etrafındaki ipek bir yastık kılıfı veya ipek bir eşarp, kısa sürede pürüzsüz görünen buklelere sahip olmanızı sağlayacaktır.
2. GEVŞEK BİR ÖRGÜ YAPIN
Yatmadan önce saçınızı bölümlere ayırın ve ipek bir toka ile gevşek bir örgü yapın. Bu, yağların saç boyunca dağılmasına ve dolaşıklığın önlenmesine yardımcı olacaktır.
3. SAÇ UÇLARINI YAĞLAYIN
Saçınız karışmaya meyilliyse yağ sürmelisiniz, bunu yapmak elektriklenmeyi ve kırılmayı azaltmaya yardımcı olabilir. Ayrıca, yağlama saçı nemli tutabilir, saç büyümesini iyileştirebilir, kepeği önleyebilir ve parlaklık ve parlaklık sağlar. Saç yağlama, yağ gece boyunca saçta bırakıldığında en faydalıdır.
4. ODA SICAKLIĞINI NORMALDE TUTUN
Saçın kurumasını önleyeceği için oda sıcaklığını normal seviyede tutun. Bu önemlidir çünkü yaz sıcağı saçınızı kuru ve sert yapabilir ve kış da saçlarınız için sert olabilir. Ancak normal sıcaklıkta kalmak saçın kurumasını ve kırılmasını önler.
5. SAÇINIZI TARAYIN
Her gece saçınızı nazikçe aşağı doğru tarayın. Ancak saçınızı önce parmaklarınızla nazikçe açın ve ardından tarayın. Sabahları bile, budakları nazikçe aşağı doğru fırçalayın. Dolaşmaları ayırmak için dolaşık açıcı ürünler de kullanabilirsiniz.
6. SAÇ KREMİ KULLANIN
Şampuanlamadan sonra daima saçınızı şekillendirin. Koşullanmamak için hiçbir mazeret yoktur. Saç tipinize göre uygun bir saç kremi kullanın. Klimalar nemi hapseder ve siz dönerken ve dönerken dolaşmayı önler.
7. ISIL İŞLEMLERDEN KAÇININ
Bukle maşası, düzleştirici veya fön makinesi gibi ısıyla şekillendirme aletleri hassas saçlarınızı etkileyebilir. Bu nedenle ısıl işlemlerden kaçının ve bu tür tedavileri almanız gerekiyorsa, bukleleri pürüzsüz ve düğümsüz tutmak için haftada iki kez nemlendirici saç maskesi kullandığınızdan emin olun.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Koronavirüs pandemisinde vücut ağırlığı eğitimi ve ev egzersizleri büyük bir popülerlik kazanmıştır. Her gün spor salonunda egzersiz yapmak zorunda değilsiniz. Zinde ve sağlıklı kalmak için ihtiyacınız olan tek şey biraz disiplin, tutarlılık ve vücut ağırlığınız.
Vücut ağırlığı eğitimi, birçok faydası olduğu için her yerde sağlık uzmanları tarafından tavsiye edilir. Gücünüzü, dayanıklılığınızı, esnekliğinizi geliştirmenize yardımcı olur ve her yerde yapılabilir. Bu spor salonu üyeliğine harcadığınız paradan tasarruf edebileceğiniz için bu egzersiz formu uygun maliyetlidir.
Vücut ağırlığı egzersizi söz konusu olduğunda, ilk akla gelen şınavdır. Bununla birlikte, günlük antrenman rejiminize dahil edebileceğiniz başka egzersiz türleri de vardır. İşte, vücut ağırlığı antrenmanından elde edebileceğiniz bazı faydalar;

1. VÜCUDUZUN GÜCÜNÜ ARTIRIR
Vücut ağırlığı antrenmanına yeni başlayan biri için ilk başta zor olabilir. Ancak düzenli uygulamada olduğu gibi endişelenmeyin, vücut tüm rejime uyum sağlar. Antrenmanınıza başlamadan önce hareketlilik egzersizleri yaparak başlayabilirsiniz. Vücudunuzun ısınmasına ve yaralanma riskinin önlenmesine yardımcı olacaktır.
Squat, bacak kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olduğu için bacaklar için de harika bir egzersizdir. Bacaklar vücudumuzun temeli olduğu için onlara odaklanmamız ve çalışmamız önemlidir. Lunges ve şınav ile karıştırın ve aynı anda güzel bir üst ve alt vücut egzersizi yapabilirsiniz. Şınav, göğüs, triseps ve karın kaslarını çalıştırır ve harika bir üst vücut egzersizidir.
2. KARDİYO İLE BİRLİKTE YAPILABİLİR
Kardiyo antrenmanı vücut için eşit derecede önemlidir ve öncelik verilmelidir. Kuvvet antrenmanı ile aynı anda yapılabilir. Sadece biraz burpe ile karıştırın ve şınav ve ağız kavgası arasında ip atlama egzersizi yapın. Bu şekilde bir yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman seansınız olur. 20 dakikalık bir seans eğitimi vücudunuz için harikalar yaratabilir ve meşgul insanlar için daha az zaman alır. Bu eğitim devreleri sadece kardiyo sistemini hedef almakla kalmaz, aynı zamanda bir bireyin gücünü ve dayanıklılığını arttırmaya da yardımcı olur.
3. VÜCUDUNUZU TAM ÇALIŞTIRIR
Vücut ağırlığı antrenmanıyla ilgili bir başka iyi şey de, tam vücut antrenmanı olduğu için çok fazla kalori yakmaya yardımcı olmasıdır. İyi bir vücut ağırlığı antrenmanı seansı vücudunuzun tüm kaslarında çalışabilir. Squat, lunges ve baldır yükseltmeleri bacak kaslarınız için harika egzersizlerdir. Oysa şınav göğüs, triseps ve omuzlarınızda çalışır. Pull-up’lar sırt kaslarınız ve pazılarınız üzerinde iyi çalışır. Tüm bu egzersizlerin bir kombinasyonu, genel güç oluşturmaya yardımcı olur ve bir kişiyi günlük görevlerine hazırlar.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamilelik süreci birçok kadın için farklı bir şekilde geçer. Kimi kolayca sürecini tamamlarken kimi de zorluklar ve sıkıntılar içinde bunalarak tamamlayabilir.
Hamilelikte ruh sağlığı, hormonlar ve çevre anne adayının doğum süreci boyunca etkili olur.
Anne adaylarının en büyük problemlerinden biri de bilimsel olmayan söylentilere inanarak hareket etmeleridir. Herkesin anne adayının iyiliğini düşünerek söylediği şeyler bilimsel değilse geri dönüşü olmayan yollara itebilir.
Bunları engellemek için anne adaylarının doktorlar ve bilimsel bilgiler haricinde her söyleneni ciddiye alması çok sağlıklı bir durum değildir.
Bu yazımızda tam da bu problemle ilgili hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışları ele aldık. İşte hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışlar…

1. ”Anne adayı 2 kişilik yemek yemelidir”
Uzmanlar bu düşüncenin hatalı bir beslenme şekli olduğunu nitelendiriyor.
Anne adayının doyacak kadar sağlıklı beslenmesi yeterlidir.
2. ”Bebeğin çok saçı varsa hamilelik dönemi bulantılarla geçer”
Bu düşünce doğru değildir. Bulantı durumu hamileliğin ilerleyen haftalarında bebeğin diyafram ve mideye baskı yapmasından kaynaklı yaşanır.
3. ”Hamile kadın aşerdiği gıdayı tüketmezse bebeğin bir uzvu eksik olur”
Bu düşünce de doğru bilinen yanlışlardandır. Aşermek psikolojik bir durumdur.
Anne adayının aşerdiği gıdayı tüketme imkanı yoksa da çocuğun herhangi bir uzvunun eksik olacağına inanmak doğru değildir.
5. ”Anne güzelleşirse erkek, çirkinleşirse kız olur”
Yaygın olan bu inanış doğru değildir. Anne karnının aldığı şekil bebeğin cinsiyeti hakkında bir şey ifade etmez çünkü hamilelik sürecinde karın şekli değişkenlik gösterebilir.
6. ”Gebeyken hiç hareket etme yoksa bebek zarar görür”
Bu düşünce yanlıştır. Riskli bir gebelik süreci yoksa anne adayı aşırı hareketler yapmadan gerekli hareketlerle vücudunun esnekliğini artırarak hamilelik sürecine hazırlıklı olmalıdır.
7. ”Bebekler hiçbir şey hissedemezler”
Bu yaklaşım da doğru değildir. Bazı bebekler döllenme sürecinden itibaren bazen de 20. haftadan itibaren dışarıyı hissetmeye başlarlar.
8. ”Anne bebeğin doğumdan sonra hemen karşılaşması önemli değildir”
Bu inanç da doğru değildir. Doğum şekli ne olursa olsun bebeğin hayatının güven ve kalitesi için anne ve bebeğin en kısa sürede kavuşması son derece önemlidir.
Aşağıya bıraktığımız videodan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz…
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanat tarihçisi ve yazar Zerrin İren Boynudelik, seriye başlamadan önce içindeki öğrenme ve merak hevesini başkalarına da bulaştırabileceğini düşünmüştü. Kitapların hazırlanma sürecinde, bir resmi bazen saatlerce, hatta günlerce inceledi.
Resimde yer alan çeşitli nesnelerin, duruşların ve ifadelerin farklı katmanlardaki anlamlarını çalıştı ve görünenin ardında gizli olanı açığa çıkaran rehber nitelikli kitaplar hazırladı.
Bugüne dek seriden üç kitap çıktı: İkonografi, Mitoloji ve Emine Önel Kurt’la beraber kaleme alınan Günlük Hayat. Serinin dördüncü kitabı olan Alegori de Nisan ayında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nca yayınlandı.

Okur için okuma tavsiyesi
Kitap, şair ve yazar Hilmi Yavuz’un Alegori’den ‘Ulusal Alegori’ye Bir Kültürel Okuma Denemesi başlıklı sunuşuyla açılıyor. Zerrin İren Boynudelik, kitapta geç Orta Çağ, Rönesans ve Barok dönemlerde yapılan ve alegorik anlatımlar içeren 183 Avrupa resmini inceliyor.
Alegorinin en yaygın kullanıldığı alanlarda; erdemler ve günahlar, özgür sanatlar, esin perileri (müzler), duyular, elementler ve mevsimlerin dünyasında dolaşıyor. Kitabın sonunda yer alan simgeler tablosu, bu konuda çalışmış sanatçıların referans aldıkları yazılı kaynakların bilgileri ve sözlük de alegorik anlatımların anlaşılmasını okur için kolaylaştırıyor.
İletişim için:
Kitap@ensonhaber.com.tr
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hayat stresi, gelecek kaygısı, aile hayatı gibi durumlar ilişkinizde çeşitli sorunlar yaşamanıza sebep olabilir. Yaşadığınız bu durumları aşarak sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz. Ancak yaşanan sorunlar normalden çok daha büyük ve hayatınızı fazlaca etkiliyorsa toksik bir ilişki yaşama olasılığınız oldukça yüksek. Peki toksik ilişki nedir?
Toksik ilişkin nedir?
Pek çok kişi toksik ilişkinin ne anlama geldiğini merak ediyor. Toksik ilişki, en basit tabiriyle enerjinizi tüketen ilişki tiplerine verilen isimdir. Toksik ilişki türlerinde karşı taraf enerjinizi adeta emer ve size zehrini akıtır. Siz ise o negatif enerjiyi ve zehri günden güne taşımakta zorlanırsınız. Yaşanan bu toksik durum size kısa ve uzun vadeli duygusal zararlar vermiş olur.
Bu ilişki türünün en bilinen belirtilerinden biri de bağımlılık yapmasıdır. Her ne kadar olumsuz ve negatif enerjili bir ilişki olduğunu bilseniz de partnerinizden asla vazgeçemezsiniz. Siz “Düzelir mi?” diye düşünseniz de durum genellikle aynı şekilde devam eder. Ancak artık ilişkiniz tahammül edemediğiniz bir noktaya geldiyse bu kez yardım almanız gerekebilir.
Toksik ilişki belirtileri neler?
1. Sizi herkesten izole etmeye çalışıp yalnızlaştırıyorsa
Eğer partneriniz sizi yakınlarınızdan, aile ve arkadaşlarınızdan uzak tutmaya çalışıyorsa toksik bir ilişki yaşama ihtimaliniz çok yüksektir. Yalnızca onun odağında bir hayatınız olması için çabalaması bunun en büyük belirtilerinden olabilir. Çünkü toksik ilişkilerde baskın olan taraf, bağımlılık duygusunu daha da artırmak için partnerini sevdiği diğer yakınlarından izole edip uzaklaştırmaya çalışır.
2. İletişim kurmak çok zordur
İlişkinizde yanlış bir şeyler olduğunu fark ettiğinizde ve bunu partnerinize söylediğinizde düzgün bir yanıt alamazsınız. Öfke krizleri veya ani patlamalar yaşanabilir. Sorunlarınızı bir türlü konuşamıyor ve iletişim kurmakta zorlanıyorsanız ilişkiniz toksik olabilir.
3. Veren taraf hep siz oluyorsanız
Eğer toksik bir ilişki yaşıyorsanız alttan alan, fedakarlık yapan taraf hep siz olursunuz. Ayrrıca verdiğiniz desteğin karşılığını göremezsiniz. Bunun yanı sıra yalnızlık hissiyle baş başa olursunuz.
4. Şaka görünümü altında sizi aşağılar
Eğer partneriniz sizi küçük düşüren davranışlarda veya sözlerde bulunup sonrasında şaka yaptığını söylüyorsa toksik ilişki yaşama ihtimaliniz bulunuyor. Partnerinizin sergilediği bu tavır, kendinizden şüphe etmenize yol açmakta ve özgüveninizi düşürmektedir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yenişehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki marketlerde düzenli olarak yaptığı denetimlerde bir zincir markette son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulduğunu belirledi. Belediye tarafından Akkent Mahallesi’ndeki bir markette yapılan kontrollerde, son kullanma tarihi geçen bebek maması ve bebek bisküvilerinin satılmak üzere reyonlarda olduğu tespit edildi. Bebek mamalarıyla birlikte 65 adet gıda ürününün son kullanma tarihi geçtiği halde satışa sunulmasını belirleyen zabıta ekipleri, market hakkında yasal işlem başlatarak, ürünleri imha etti.
“Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır”
Vatandaşların sağlığını tehdit edenlere yönelik denetimlerinin aralıksız bir şekilde devam edeceğini belirten Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, “Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulması halk sağlığına yönelik ciddi bir tehdittir ve bu konuda hiçbir taviz vermeyeceğiz. Özellikle çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimini sağlamak adına yaptığımız bu çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Vatandaşlarımız da bu tür durumları ‘153 Alo Zabıta’ hattımıza ya da ‘444 33 54’ numaralı Yenişehir Halk Masa’mızı arayarak bildirebilirler” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurumdan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gönüllü gençler, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, Yeşilay Danışmanlık Merkezi ve Yeşilay Rehabilitasyon Merkezi ile savunuculuk eğitimi ve temel bağımlılık eğitimleri üzerine yuvarlak masa toplantılarında bir araya geldi.
Forumda gençler 4 gün boyunca atölyelere katılarak, bağımlılıkla mücadele konusunu farklı yönleriyle ele aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kurum olarak önceliklerinin gençleri zararlı alışkanlıklardan korumak ve onların önce kendilerine ve ailelerine, sonra topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak olduğunu, bunu yaparken de en önemli desteği üniversiteli gönüllülerden aldıklarını belirtti.
Dinç, “Gençleri bağımsız, çalışkan ve sağlıklı bir toplum, müreffeh bir toplumdur. Gönüllülük gençlere hem manevi tatmin sağlıyor hem de onların kişisel gelişimine katkıda bulunuyor. Bu süreçte öz güvenlerini artırıyor, ekip çalışması becerilerini geliştiriyor, yeni arkadaşlıklar kuruyor ve farklı ilgi alanları keşfetme fırsatı buluyorlar.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükçekmece Belediyesi tarafından 12 Eylül 2024 tarihinde başlatılan projeye ilgi büyüyor. Proje kapsamında 176 sokak köpeği sahiplendirildi.
Büyükçekmece Belediyesi, Sahipsiz Hayvanlar Bakım Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde binlerce can dosta bakım ve tedavi hizmeti veriyor. Başlatılan yeni proje kapsamında sahipleri tarafından sokaklara terk edilen cins köpeklerin bakım ve tedavileri tamamlandıktan sonra, ilçede faaliyet gösteren fabrika, şantiye, lojistik firması ve atölyelere gönüllük esasıyla sahiplendiriliyor. Büyükçekmece’deki işletmeler belediye web sitesi üzerinden seçtikleri köpekleri talep edebiliyor. Gelen talepler üzerine randevu usulüyle işletmeleri ziyaret eden belediye yetkilileri, koşulları uygun işletmelere köpekleri protokolle teslim ediyor.
“Sokaktaki köpeklerin sayısının azaltılması tabii ki hedefimizdir”
Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, sokakta yaşayan canların en iyi şekilde ağırlanmasının görevleri olduğunu belirterek, “Sokaktaki köpeklerin sayısının azaltılması, kedi ve köpek sayısının azaltılması tabii ki hedefimizdir. Bunların en iyi şekilde bakılması, sokak arkadaşlarımızın en iyi şekilde ağırlanması da insani görevimizdir. Büyükçekmece’deki sokak hayvanlarımız kedilerimiz, köpeklerimiz bundan sonra yeni ailelerine daha yoğun şekilde kavuşacaklar. Hepsinde cip var. Takipleri yapılacak. Ne kadar atölye, fabrika varsa, çok miktarda var. Büyük çapta fabrikalar var. Her birini bu işe özendirerek, sürekli görüşüyorum arkadaşlarımızla. Karşılıklı protokol yapıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, İnegöl’ün kırsal Gülbahçe Mahallesi’nde meydana geldi. Bilal A. (28), motorlu testereyle ağaç kesimi yaparken bir anlık dikkatsizlik sonucu sol elinden yaralandı. 2 parmağı kopan genç özel araçla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yapılan tetkiklerin ardından yaralı genç ambulansla Bursa Şehir Hastanesine sevk edildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da kalp nakli olduktan kısa süre sonra hayatını kaybeden Esila Tüfekçi’nin (16) nakil beklediği dönemde çizdiği resimler, Dünya Kalp Günü etkinliklerinde sergilendi.
Rize’de, ‘Dünya Kalp Günü’ dolasıyla kentte farkındalık organizasyonları düzenlendi. Alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, Ankara’da 5,5 yıldır aralıklarla tedavi gören ve bu süre içerisinde uyumlu kalp naklini bekleyen Esila Tüfekçi anıldı. Nakil beklediği dönemlerde çizdiği resimlerle organ bağışına dikkat çeken Tüfekçi’nin eserleri, AVM’de sergilendi. Sergiye katılan Tüfekçi’nin ailesi, ziyaretçilere eşlik etti. Sergi alanında İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan stantta, vatandaşlar organ bağışı hakkında bilgilendirildi.
‘HASTANEDE YATTIĞI SÜRECE HEP SESİNİ DUYURMAK İSTEDİ’
Kızının sesini duyurmak için resimler yaptığını söyleyen Esila’nın annesi Zeynep Tüfekçi, “Benim kızım 5,5 yıl boyunca kalp bekledi. Sonunda geldi ama geç kalındı. Şunu söylemek istiyorum, organ bağışının önemini birbirimize anlatalım. Hepimizin başına gelebilir. Esila sağlıklı bir çocuktu. Sonradan geçirdiği enfeksiyon kalbe tutundu. Bu yüzden sürekli hastanede yattı. Cihaz takıldı, yoğun bakımda kaldı, çok zorlu bir mücadele verildi. Hastanede yattığı sürece hep sesini duyurmak istedi. Bunun için resimler yaptı. Sadece kendisi için değil, kendisi gibi bekleyenlerin de sesi oldu. Bize yetişmedi, umarım başkalarına yetişir. Onun için mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
‘ORANIMIZ ÇOK DÜŞÜK’
Bu etkinliklerle kadavradan nakil oranını artırmak istediklerini dile getiren Rize Devlet Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Oğuz Polat da “Organ bağışı tabii ki halk arasında bilinen ama daha çok yanlış bilinen bir durum. Kişinin beyin ölümü gerçekleştikten sonra organlarını bağışlama işlemine biz organ bağışı diyoruz. Yaşarken herhangi bir organ bağışında insanlar bulunmuyor. İki türlü organ bağışımız var. Bir canlıdan canlıya nakil, iki kadavradan yani ölmüş kişiden nakil. Biz ülkemizde şu anda daha fazla canlıdan canlıya nakil gerçekleştiriyoruz. İstemediğimiz bir durum. Kadavradan oranımız çok düşük. Bu tarz etkinliklerimizi, bu tarz seminerlerimizi kadavradan donörü arttırmak için yapıyoruz. Halkımızda en azından bir farkındalık, bir bilinçlendirme oluşturmak için yapıyoruz. Hep beraber bu etkinlikte buluştuk ve inşallah birisine faydamız dokunur, birisinde bir farkındalık oluşturmuş oluruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN – Samsun’da polis tarafından düzenlenen operasyonunda 92 bin 400 adet sentetik ecza ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Canik ve İlkadım ilçelerinde operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında gözaltına alınan 2 kişinin ikamet adreslerinde yapılan aramalarda 92 bin 400 adet sentetik ecza, 1 adet ruhsatsız tabanca, 71 adet tabanca fişeği ve uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 25 bin TL nakit para ele geçirildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİRLEŞMİŞ Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Suriye ofisi, Lübnan’da yerinden edilen sivillerin sığındığı barınaklardan görüntüler paylaştı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırılarında son 24 saat içerisinde 105 kişinin hayatını kaybettiğini, 359 kişinin ise yaralandığını duyurdu. UNHCR Suriye ofisi, bölgedeki gerilimin giderek artması sebebiyle bu hafta 70 binden fazla Lübnanlının yerinden edildiğine dikkat çekerek, yerinden edilmiş sivillere barınaklar kurduğunu ifade etti. Sınır bölgesinde kurulan barınaklardan paylaşılan görüntülerde, insanların çadırlarda kaldığı, yatak yerine kartonların kullanıldığı kaydedildi. BM’ye bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM) dün paylaştığı verilerde, Lübnan’da son bir hafta içinde 118 bin kişinin yerinden edildiğini açıkladı. Ekim 2023’ten bu yana ise 211 bin kişinin yerinden edildiği ifade edildi. IOM açıklamasında, “Yüzde 42’si Bent Jbeil’den, yüzde 17’si Sour’dan ve yüzde 14’ü Marjaayoun’dan. Geri kalan yüzde 27’lik kesim ise Baalbek, Baabda, El Nabatieh, Saida, Hasbaya, Beyrut, El Hermel, Jezzine, Batı Bekaa, Zahle ve Chouf olmak üzere 11 farklı bölgeden gelmektedir. Bu dönemde en çok yeni yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan ilçeler Beyrut, Chouf, Baabda, Saida ve Aley’dir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yenişehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelindeki marketlerde düzenli olarak yaptığı denetimlerini sürdürüyor. Ekipler, Akkent Mahallesi’ndeki bir markette yapılan kontrollerde son kullanma tarihi geçmiş bebek maması ve bebek bisküvilerinin satılmak üzere reyonlarda olduğunu tespit etti. Bebek mamalarıyla birlikte 65 adet gıda ürününün son kullanma tarihi geçtiği halde satışa sunulduğunu belirleyen ekipler, market hakkında yasal işlem başlatarak, ürünleri imha etti.
“Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır”
Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, vatandaşların sağlığını tehdit edenlere yönelik denetimlerinin aralıksız bir şekilde devam edeceğini ifade etti. Özyiğit, “Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulması halk sağlığına yönelik ciddi bir tehdittir ve bu konuda hiçbir taviz vermeyeceğiz. Özellikle çocuklarımızın sağlığı söz konusu olduğunda, sorumluluğumuz katbekat artmaktadır. Tüm vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimini sağlamak adına yaptığımız bu çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Vatandaşlarımız da bu tür durumları zabıta hattımızı ya da Yenişehir Halk Masa’mızı arayarak bildirebilirler” dedi. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EDİRNE’nin Keşan ilçesinde çeltik hasadının ardından yasak olmasına rağmen yakılan anızlar nedeniyle kent duman altında kaldı.
Keşan’da tarlaların ikinci ürüne daha hızlı hazırlanmasını sağlamak amacıyla yasak olmasına rağmen yakılan anızlar, kenti dumana boğdu. Anız dumanı nedeniyle bazı bölgelerde görüş mesafesi düştü. Açık alanda nefes almak dahi zorlaşırken bazı apartmanların çatı ve balkonlarına kül yağdı. İlçede hava kalitesi düşerken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sürekli İzleme Merkezi bünyesindeki Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı verilerine göre, atmosferin hava kalitesini etkileyen partikül madde oranlarında artış görüldü. Dünya Sağlık Örgütü’nün metreküp başına 50 mikrogram olarak belirlediği partikül madde sınır değeri, ilçede 56 mikrograma yükselerek ‘orta’ değerlere çıktı. Vatandaşlar yasak olmasına rağmen anız yakılmasına devam edildiğini ve yakılan anızların duman ve külleri nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını belirterek, cezaların ağırlaştırılmasını istedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yozgat Valiliği’ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, çıkışta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Bakan Memişoğlu, yaptığı konuşmada ülkedeki sağlıkla ilgili hizmetlere de değindi.
“ÜRETİMİNİ, TEKNOLOJİSİNİ ÜRETMEK İÇİN ÇABA HARCIYORUZ”
Kemal Memişoğlu, sağlık hizmetlerini değerlendirmek ve daha iyi hizmet sunmak için Yozgat’a geldiğini söyleyerek şöyle dedi:
Cumhurbaşkanımızın ‘Hayalim’ dediği, şehir hastanelerimizin ilkini Yozgat’ta hizmete açmıştık. Sağlık hizmetleri anlamında Yozgat iyi yerlerde ve daha da iyi olması için çabalıyoruz.
Özellikle üniversite hastanemiz ve sağlık hizmetleri sunan şehir hastanemiz ile beraber burada sağlığı değerlendiriyoruz.
Türkiye sağlıkla ilgili hizmeti iyi sunan, dünyanın sayılı ülkelerinden bir tanesi. Bunun yanında üretimini, teknolojisini ve bilgisini de üretmek için çaba harcıyoruz.

“KENDİLERİNİ İZOLE ETMELERİNİ ÖNEMSİYORUZ”
Özellikle toplumumuza sağlığın kıymetini bilmesini, hastalanmadan sağlığını ve bedenini korumasını öneriyoruz. Özellikle bağımlılıklardan, kilodan, yanlış beslenmeden, hareketsizlikten uzak durmalarını tavsiye ediyoruz.
Malum ekim ve kasım ayları üst solunum yolları enfeksiyonunun arttığı dönemler.
Onun için hijyen kurallarına, kapalı alanlarda, eğer hastalıklar varsa oradan uzak durmalarını veya hastalanmışlarsa kendilerini izole etmelerini öneriyoruz.

TÜRKİYE’NİN SAĞLIK HİZMETLERİNE VURGU
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık hizmetinde iyi yerlere gittiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
Türkiye sağlıkla ilgili iyi yerlere gidiyor. Ben özellikle, Yozgat’ın altyapısıyla, hizmetleriyle çok iyi yere geldiğini gördüm, bundan da memnuniyet duydum.
Özellikle son 15-20 senedir Yozgat’ın gerçekten devlet yatırımı anlamında çok iyi işlere imza attığını ve bu konuda büyük bir gelişim içinde olduğunu görmekten de memnuniyet duydum. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.
İnşallah bu birliktelikle Türkiye çok daha iyi yerlere gelecektir. Yozgat bunun bir örneği. Bu konuda, bu başarıyı gösteren herkese de teşekkür ediyorum.


Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Silivri Zabıtası, halk sağlığını korumak amacıyla denetimlerine devam ediyor. Zabıta ekipleri tarafından yapılan denetimlerde son kullanma tarihi geçen ve halk sağlığını tehdit eden ürünler raflardan toplanarak imha ediliyor. Son denetimlerde, son kullanma tarihi geçmiş 400 kiloya yakın ürün toplandı.
Ekipler, sağlıklı çevre ve güvenli gıda temini için denetimleri sıklaştırıp imha etme çalışmalarını güvenli bir şekilde sürdüreceklerini bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dilan ve Engin Polat çiftinin avukatı Enes Çetinkaya’nın sevgilisi olan sosyal medya fenomeni Kübra Aykut, evinin 5. katından düşerek hayatını kaybetti.
Aykut’un cenaze töreninde teyzesi, “Sanırım olaydan bir gün önce çocukla ayrılmışlar. Ertesi gün de bu olay yaşanıyor” diyerek Çetinkaya’yı işaret etti. Tam bunun üzerine de Çetinkaya’dan dikkat çeken sosyal medya paylaşımı geldi.
“BIRAKIP GİTTİN”
Kübra Aykut defnedildikten sonra yaptığı paylaşımda fotoğraflarını paylaşarak “Bırakıp gittin…” notunu yazdı.
Hemen sonra bir paylaşım daha yapan Çetinkaya, bu paylaşımında ise eski bir videolarını paylaştı ve “Üzmeyeceğim seni gitmeyecğim demiştin” diye yazdı.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAMPİYASADAKİ ÜRÜNLERİN İÇERİĞİ BİLİNMİYOR
Özellikle koronavirüs pandemisiyle üst solunum yolları rahatsızlıklarını tedavi etmek amacıyla kozalak şuruplarına talebin arttığını ifade eden Nadide Seyhun, piyasada bulunan ürünlerin ağırlıklı olarak çevrimiçi alışveriş sitelerinde satışa sunulduğunu, bu ürünlerin içeriği, üretim şekli gibi kriterler hakkında yanlış ya da yetersiz bilgi olduğunu dile getirdi. Piyasadaki ürünlerin herhangi bir standardizasyonunun olmadığına vurgu yapan Seyhun, “Ürünlerin üretim şekilleri, kaynağı ve fizikokimyasal özellikleri hakkında bilgiye ulaşılamaması, ürünlerin gıda güvenliği açısından bir risk içerip içermediği hakkında soru işaretleri oluşturuyor” diye konuştu.
KOZALAK ŞURUPLARININ ANALİZİ YAPILDI
Proje için yapılan ön denemelerde piyasadan alınan bazı kozalak şuruplarının analizlerinin yapıldığını dile getiren Nadide Seyhun, “Bu ürünlerde HMF (hidroksimetil furfural) adı verilen ve kanserojenik potansiyeli olan bir bileşiğin yasal sınırların üzerinde olduğu görülmüştür. Projemizin ana hedeflerinden birisi, fonksiyonel özellikleri güçlü ve gıda güvenliği açısından risk oluşturmayan kozalak şurubu elde etme şartlarının araştırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
AKCİĞER KANSERİNE ETKİSİNE DE BAKILACAK
Kozalak şurubunun halk arasında başta öksürük olmak üzere mide rahatsızlıkları, astım, bronşit gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Seyhun, “Ancak kozalak şuruplarının sağlık üzerindeki etkileri ve uygun kullanım dozları hakkında yeterli çalışma bulunmamaktadır. Proje kapsamında 4 farklı türden elde edilen kozalak şuruplarının güvenli kullanım dozlarının belirlenmesi amacıyla toksik etkileri karşılaştırmalı olarak çalışılacaktır. Proje kapsamında bu testler hem sağlıklı hem de kanserli akciğer hücre kültürlerinde yapılacak, böylece kozalak şuruplarının akciğer kanserinde kullanım potansiyeli olup olmadığına dair ön veri elde edilmesi de sağlanacaktır” dedi.
GELENEKSEL ÜRETİMLE KARŞILAŞTIRMA
Proje kapsamında kozalak şurubu üretiminde yaygın olarak kullanılan kızılçam ve karaçam kozalaklarının yanı sıra Anadolu’ya özgü türler olan Toros göknarı ve Toros sediri kozalakları da kullanılacağını aktaran Seyhun, şunları sözlerine ekledi: “Göknar ve sedir kozalaklarından elde edilecek olan kozalak şuruplarının fizikokimyasal ve duyusal özellikleri ile toksikolojik profilleri incelenecek ve geleneksel üretimde kullanılan kızılçam ve karaçam kozalakları ile üretilen kozalak şurubunun özellikleri ile karşılaştırılarak aralarında fark olup olmadığı araştırılacaktır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri, Ordu’ya otobüsle 300 kilo et gönderildiği ihbarı üzerine harekete geçti.
Altınordu Otobüs Terminaline gelen ekipler, otobüste soğuk zincir kurallarına uygun olmayan koşullarda paketlenmiş 11 poşetteki ete el koydu.
Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ekiplerince etler imha edildi, sipariş veren işletmeye de ceza uygulandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Fevziçakmak Aile Sağlığı Merkezi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; merkezdeki 4 aile hekiminden biri olan A.D. isimli kadın personel, başka bir aile hekimine kayıtlı Y.C. adlı kadının çocuğunu muayene etti. Aile hekimi, yaptığı kontroller neticesinde çocuğun bir sağlık sorunu olmadığını belirledi. Anne Y.C. oğluna rapor verilmesi talebinde bulunurken, aile hekiminin olumsuz yanıt vermesi üzerine taraflar arasında tartışma çıktı.
Kafasını dolaba vurarak yere düşen aile hekiminin kafasını defalarca yere vurdu
Hakaretler savuran öfkeli anne, kadın aile hekimine saldırıda bulundu. Y.C.’nin şiddet uyguladığı sırada aile hekimi A.D, kafasını evrak dolabına çarpıp yere düştü. Ardından saldırgan kadın aile hekimi A.D’nin üzerine çıkarak kafasını defalarca yere vurdu. Odadan gelen sesleri duyup gelen hemşireler ve bu sırada muayene için bekleyen hastalar ise içeri girerek yaralı aile hekimini saldırgan annenin elinden güçlükle kurtardı.
Yaraladığı aile hekimini sedyeyle taşındığı esnada da tehdit etti
İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Servis ekipleri ve polis sevk edildi. Yaralı kadın aile hekimi A.D. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. ‘Beyaz kod’ verilmesi üzerine kısa sürede olay yerine gelen polisler tarafından saldırgan Y.C. gözaltına alındı. Saldırgan Y.C’nin kafasından aldığı darbelerle yaralanan aile hekimi A.D’ye sedye ile taşındığı esnada da, “Rapor vermedin dayağı yedin. Senin parmaklarını da kıracağım” dediği bilgisi edinildi.
Saldırıyı öğrenen Eskişehir Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yaralı aile hekimi A.D’yi tedavi altına alındığı Şehir Hastanesi’nde ziyaret etti. Bildirici, yaralı aile hekimine geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Tomografisi çekilen yaralı aile hekimi A.D’nin müşahede altında tutulduğu ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Genel temizlik ve sağlıklı gıda maddesi satışı konusunda çalışmalarını aralıksız sürdüren Odunpazarı Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ilçe sınırları içerisindeki okul kantinlerini denetledi. Zabıt ekipleri, okul kantinlerinde bulunan gıda maddelerini inceledi. Ekiplerce sağlığa uygunluk, işyeri açma çalışma ruhsatı, gıda maddesi ürünlerinin hazırlanması, çalışma ortamı, çöp kovaları, yangına karşı alınan tedbirler, haşere ve kemirgenler için alınan önlemler gibi birçok konuda denetim gerçekleştirdi.
“Kantinlerde ürünlerin üzerinde etiket bulunması zorunludur”
Okul kantinlerinde hazırlanarak satılan tost, sandviç gibi bozulabilecek gıda maddelerinin insan sağlığı açısından yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Zabıta Müdürlüğü ekipleri, “Kantin işletmecilerinin, kantinde satılan ürünlerin hazırlık aşamasında kullanılan malzemelere, kullanım şekline ve depolanmasına kadar her aşamada hijyen kurallarına uyması gerekir. Kantinlerde ürünlerin üzerinde etiket bulunması zorunludur. Kurallara uymayan ve ruhsatı olmayan işletmelere cezai işlemler uygulanmaktadır” dedi.
Zabıta Müdürlüğü ekipleri, okul kantinlerine yönelik denetimlerin devam edeceğini söyledi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Havza Kaymakamlığı tarafından Türk Kızılay Havza Temsilciliği ve resmi kurumların desteğiyle düzenlenen kan bağışı kampanyası, 3 gün sürecek.
Kaymakam Mustafa Ayvat, Mehmetçik Meydanı’na konuşlandırılan kan bağış tırı ve çadırında devam eden bağış kabul çalışma alanını ziyaret etti.
Kana her an ihtiyaç duyulabileceğini vurgulayan Ayvat, “Unutmayın ki kan bağışı acil değil, sürekli bir ihtiyaçtır ve tek kaynağı insandır. Zorda olan hastalarımıza yardımda bulunmak, can kurtarmak bir insanlık görevi ve kutsal bir vazifedir. Bu bilinçle tüm halkımızı kan vermeye davet ediyorum.” dedi.
Bir program dahilinde tüm kurumların kan bağışında bulunacağını anlatan Ayvat, “Bugün jandarmamız, polisimiz, sağlıkçılarımız, orman işletme şefliklerimiz ile bazı resmi kurumlarımız kan bağışında bulundu. Yarın ise milli eğitim müdürlüğümüz ve diğer resmi kurumlarımız kampanyaya destek verecek. Kan bağışında bulunan herkese teşekkür ederim.” diye konuştu.
Ayvat, daha sonra Kızılaya kan bağışında bulunarak gümüş madalya almaya hak kazan öğretmen Erdem Ünal ve gazeteci Özgür Uyaroğlu’na madalyalarını verdi.
Kızılay Samsun Kan Bağışı Merkezi Müdürü Ergin Erdoğan ise Kaymakam Ayvat’a, desteklerinden ötürü Kızılay logolu fincan takımı hediye etti.
Erdoğan, Havza’da 2’si gümüş, 18’i de bronz olmak üzere 20 kişinin madalya almaya hak kazandığını ifade etti.
Kan bağışı kabul çalışmalarına İlçe Jandarma Komutanı Astsubay Başçavuş Özkan Parlak, İlçe Emniyet Müdür Vekili Başkomiser Metin Tekinasa, İlçe Sağlık Müdürü Hakan Kursal, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Oğuz Ertuğ, Havza Muhtarları Derneği Başkanı Adem Şahin ile resmi kurum çalışanları katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜNİVERSİTENİN AKADEMİK DERSİ AÇILIŞINA KATILDI
Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, hastane ziyaretinin ardından Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Fakültesi FTR Yüksekokulu Sağlık Hizmetleri MYO Akademik Açılış Dersi programına katıldı. Burada konuşan Bakan Memişoğlu, “Biz aynı zamanda sağlığın bilgisini de teknolojisini de üretmek zorundayız. Bizler bununla ilgili inanılmaz çabalıyoruz. Emin olun bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bir ekosistem oluşturmaya çalışacağız sizin için. Ama özellikle sizler, dünyanın sağlık bilgisi konusunda aynı sağlık hizmetini sunan birkaç ülkesinden biri olduysak, bunu da başarmak zorundasınız. Onun için ben üniversitelerin, akademik insanların bu konuda büyük çaba harcamasını, bizim de idari olarak akademik camiaya destek verip yol açması gerektiğini düşünüyorum. Bizim ülke olarak, Türk toplumu olarak kadim medeniyetin varisleri olarak daha çok çalışmamız, daha çok üretmemiz gerekiyor” dedi.
Bakan Memişoğlu, “Biz iyilik, merhamet medeniyetimizi yeniden ayağa kaldıracaksak, yüzyıllar önce burada Ahilik sistemini kuran insanların cesareti ve bilgisini yeniden sizlerin taşıması gerekiyor. Hacı Bektaş’ların, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını, insaniyetlerini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin zamanınızın, sizin kuşaklarınızın, sizin çocuklarınızın kuşaklarının yapabileceği bir şey. Biz sadece buna öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı, vahşi bir medeniyet herkesin gözü önünde yok edebiliyorsa bu, bizim çalışmamamız veya üretmememizin sebebidir. Birlikte olmamızı, daha çok bilgi üretip daha çok çalışmamızı gerektirir” ifadelerini kullandı.
‘ÖZEL SEKTÖRDEKİ HEMŞİRELERİN ÖZLÜK HAKLARIYLA İLGİLİ BAZI DEĞİŞİKLİKLERE GİDECEĞİZ’
Bir öğrencinin sağlıktaki atamalarla ilgili sorusunu yanıtlayan Bakan Memişoğlu, “Çalışma şartları diyorsanız, şimdi herkes bakıyor. Bir genel cerrah olarak söyleyeyim bunu. Mesela nöbet tutmamam gerekiyor diyebilir miyim? Diyemem. Eğer nöbet tutmayacaksam genel cerrah olmamam lazımdı zaten. Sağlıkçının böyle bir durumu var. Özlük hakkı dediğiniz, çalışmayla ilgili ortamsa biz değiştiremeyiz onu. Ben genel olarak ameliyata da girmek zorundayım, nöbet de tutmak zorundayım. Mesleğin cilvesi bu. Özlük haklarıyla ilgili elimizden geleni yapıyoruz. Ama şu var; özellikle hemşire ve ebeler için söylüyorum. Türkiye’nin halen daha ebe açığı çok fazla. Sağlık yönetimindekiler için söylemiyorum. Ama hemşire ebe açığımız var. Bunu bilin diye söylüyorum. Hekim açığımız da var. Bu yapılanmalarla bizim bunlara ihtiyacımız var. Bugün özel sektör bize, ‘hemşire yok’ diye çok şikayette bulunuyor. Bunu bilin diye söylüyorum. Ama özel sektördeki hemşirelerin özlük hakları ve kurallarıyla ilgili bazı değişikliklere gideceğiz. Çünkü kamuda özlük hakları çok iyi, kötü değil. Ama özel sektörün bu konudaki çalışma prensiplerini biraz daha revize edeceğiz. Bunu size söz veriyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-“İyi hemşirelere Türkiye’nin her yerinde ihtiyaç var”
KIRŞEHİR – Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Tıp Merkezi’nde Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine konuk olan Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, “Kadro ilanından sonra KPSS puanı ile dağıtım yapacağız” dedi.
Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi inşaat alanında yaptığı inceleme sonrasında Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesi açılış dersine geçen Bakan Memişoğlu’na Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Öğrencisi sağlık alanında yapılacak atamaları sordu. Bakan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, “Kadro ilan edilecek ve KPSS puanına göre de dağıtım yapacağız. Hemşireliğe inanılmaz ihtiyaçlarımız var. Türkiye, Avrupa ortalamasının yaklaşık 3’te birine kadar hemşire ihtiyacı var. Sen iyi hemşireysen Türkiye’de her yerde sana iş var ve ihtiyaç var” yanıtını verdi.
“Etik değerler ve çalışkanlık korunmalı”
Kırşehir’de, öğrencilere hitap eden ve ilk dersi veren Bakan Memişoğlu, etik değerler ve çalışkanlığın korunması gerektiğini belirtti. Öğrencilere anlatımda bulunan Bakan Memişoğlu, açıklamasında, “Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Yunus Emre bilgisi kadar etik değerlerini, çalışkanlığını insaniyetliğini dünyaya hüküm sürecek hale getirmek sizin ve sizin çocuklarının kuşaklarının yapabileceği bir şey. Bizler; bu duruma sadece öncülük etmeye çalışıyoruz. Bugün 40 bin insanı herkesin gözü önünde vahşi bir medeniyet yok ediyorsa bu bizim çalışmamamız ve üretmememizin sebebidir” dedi.
Öte yandan programda konuşan Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Mustafa Kasım Karahocagil’de, üniversitede yaşanan kalite süreçleri hakkında bilgiler aktardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, 21 Eylül Alzheimer Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Tepebaşı Belediyesi Melih Savaş Yaşam Köyü’nde hizmet veren Alzheimer Konukevi ile hastalara ve yakınlarına destek olmaktan büyük gurur duyduklarını ifade eden Başkan Ataç, “Amacımız, Alzheimer hastalarına ve yakınlarına destek olabilmek. Çünkü Alzheimer hastalarımızın bakımı gerçekten kolay değildir. Burada kalan hastalarımız, işinde uzman personel gözetiminde yaşamlarına devam ediyor. Hastalarımız, burada yaptıkları çeşitli aktivitelerle sosyalleşiyor. Sosyalleştiklerinde ise hastalıklarının daha kötüye gitmesinin engellendiğine şahit oluyoruz. Böyle bir yer Türkiye’de ilk ve tek noktalardan bir tanesidir. Bugüne kadar misafir ettiğimiz hasta sayımız 334 oldu ve böyle bir merkezimiz olduğu için büyük gurur duyuyoruz. Burada bizim için en güzel şey de hasta yakınlarının memnuniyetlerini ifade etmeleri. Bunun mutluluğu ve huzuru, paha biçilemez bir duygu. Tepebaşı Belediyesi’nin 5 olan Alzheimer Konukevi’nin sayısını 6’ya yükseltiyoruz. 23 Eylül Pazartesi günü açılışını gerçekleştireceğimiz 6’ncı konukevimizle daha çok hastaya hizmet vereceğiz” diye konuştu. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baygınlık geçiren genç hastaneye götürüldü
O anlar kameraya yansırken, gencin yardımına çevredeki vatandaşlar koştu
ANTALYA – Antalya’da kaldırımda arkadaşıyla birlikte yürüdüğü sırada rahatsızlanan 15 yaşındaki genç, bir anda yere yığıldı. Güvenlik kamerasına yansıyan ve yardımına çevredeki vatandaşların koştuğu genç adam, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye götürüldü.
Antalya’nın Manavgat ilçesi Aşağı Hisar Mahallesi’nde meydana gelen olayda 15 yaşındaki Erhan K. Y., bir anda yere yığılarak bayıldı. Gencin yardımına arkadaşı ve çevredeki vatandaşlar koşarken, baygın vaziyetteki genç, 112 sağlık ekibinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla Manavgat Devlet Hastanesine kaldırıldı. Genç adamın hastanede yapılan müdahalenin ardından kendine geldiği öğrenilirken, o anlar ise bir işyerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, gencin arkadaşının yere yığıldığını görmeden yoluna devam ettiği, olayı fark edince hemen yanına geldiği, ilk olarak yoldan geçen bir araç sürücüsünün durduğu, ardından da çevredeki esnaflar ve vatandaşların yardıma koştuğu görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bayburt Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamaya göre, “Zamana Yenilmiyoruz, Yenileniyoruz” sloganıyla hayata geçirilen projenin özellikle 55 yaş üstü bireylerin bilgi ve becerilerini geliştirmesi amaçlanıyor.
Proje kapsamında Rektör Prof. Dr. Mutlu Türkmen, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Salih Köse ve Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdür Vekili Nihat Kaya arasında protokol imzalandı.
Proje koordinatörlerinden Dr. Öğr. Üyesi Özge Esgin, katılımcılara bilgi sundu.
Başvuruların, 4 Ekim’e kadar Bayburt Üniversitesi Dede Korkut Külliyesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı’na yapılması gerekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Can Sinan Tekgündüz’ün ölüm haberini, Hamdi Alkan, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla duyurdu.
Hamdi Alkan, yaptığı paylaşımda; “Can dostumuz, birlikte gülüp birlikte ağladığımız, sinema ve televizyon dünyamızın başarılı senaristlerinden Can Sinan Tekgündüz’ü geçirdiği rahatsızlığın ardından tedavi gördüğü hastanede kaybettik. Ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileriz. Cenaze detaylarını netleştikçe duyuracağız” ifadelerini kullandı.
Fotoğraflar: Instagram, AA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1980’li – 1990’lı yıllardan günümüze kadar uzanan başarılı kariyer yolculuğu ile geçtiğimiz hafta müzik ve eğlence sektörüne olan olağanüstü katkıları nedeniyle London Fashion Week’te (Londra Moda Haftası) ikon ödülü alan ve canlı performansıyla gecenin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Kym Mazelle, Türk müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

House müziğin öncülerinden biri olarak kabul edilen ve müziğinde house, disco, soul ve pop müziğini ustaca birleştiren ABD’li şarkıcı Kym Mazelle, BKM Organizasyonu ile 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da düzenlenecek “Beynelminel Bir Buluşma” etkinliğinde Selda Bağcan’dan hemen önce sahnede olacak.

Sanatçı Hakkında: İlk kez 1990’lı yıllarda Türkiye’de konser veren Mazelle, 1980’li yılların sonu ve 90’ların başında Avrupa ve Birleşik Krallık’ta House müziğinin yayılmasında öncü bir rol oynadı. Dünya müziğine kazandırdığı eşsiz tarzıyla “House Müziğinin First Lady’si” olarak tanınan Mazelle, kariyeri boyunca Mick Jagger, Chaka Khan, David Guetta ve Grace Jones gibi efsanevi isimlerle çalışarak müzik dünyasında önemli bir iz bıraktı. Sanatçı, 1996 yapımı Baz Luhrmann filmi William Shakespeare’in Romeo + Juliet’inde ve ayrıca yönetmenin Something for Everybody adlı remiks albümünde yer alan “Young Hearts Run Free” adlı şarkının cover versiyonunu yayınladı. Film müziği, Amerika Birleşik Devletleri’nde üçlü platin aldı.

Türk müzik kültürünün dünyadaki en önemli seslerinden Selda Bağcan, sınırları aşmış sesi ve yorumuyla 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da sahnede olacak. Sahneyi tarzının en güçlü yorumcularıyla paylaşacak. Müziğin birleştirici gücü ile sahnede olacak olan isimler; soul müziğin efsane ismi Kmy Mazelle, genç müzik janrının yükselen ismi Kum ve Dj Artemis unutulmaz bir konser verecek.
28 Eylül Maximum Uniq Açıkhava Akış
18:00: Kapı Açılış
18:00 – 19:00: DJ Artemis
19:45: Kum
20:45: Kym Mazelle
21:30: Selda Bağcan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki Galler Prensesi, dün eşi Prens William ile birlikte kurdukları Kraliyet Vakfı’nın bir parçası olan ve yardım programları geliştiren Erken Çocukluk Merkezi’nin ekip üyeleriyle bir araya geldi. Merkez, erken çocukluk gelişimi üzerine araştırmalar yürütüyor.
Kraliyet ailesinin günlük faaliyetlerinin resmi kaydı olan Mahkeme Genelgesi’ne göre toplantı, Windsor Kalesi’nde gerçekleşti.
Toplantı, Prenses Kate’in 9 Eylül’de sosyal medyada yayınlanan bir video aracılığıyla kemoterapiyi tamamladığını açıklamasının ardından geldi. 42 yaşındaki Prens William’ın yanı sıra çiftin 3 çocuğu Prens George (10), Prenses Charlotte (9) ve Prens Louis’nin (6)de yer aldığı video, Prenses Kate’in yakın gelecekte kraliyet görevlerine dönüş yapacağının sinyalini vermişti.
Prenses Kate Middleton’a ocak ayında geçirdiği karın ameliyatı sonrası teşhis konulmuştu. Kemoterapi sürecini tamamladığını samimi görüntülerin olduğu bir aile videosuyla duyuran Middleton, kanserin teşhisi sonrasını fırtınalı sular olarak tarif etmiş ve yaşadığı tecrübeyi “karmaşık, korkulu ve öngörülemez” olarak tanımlamıştı.
Prenses’in bu yılın devamında birkaç resmi etkinlikte yer alabileceği ifade edilirken, saray kaynakları Middleton’ın tam anlamıyla eski hayatına dönüşü için daha çok yolu olduğunu belirtmişti.
Prenses de videoda bundan sonraki tedavi süreci için, “Tam iyileşme için yolum uzun, günbegün yaşamaya devam ediyorum” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başrollerinde Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun ve Erkan Petekkaya’nın yer aldığı, güçlü oyuncu kadrosu ve duygusal hikayesi ile merakla beklenen ‘Dedemin Gözyaşları’ sinema filmi 20 Eylül’de vizyona giriyor.
Yıldıray Gürgen’in müziklerine hayat verdiği; sevgi, umut ve fedakarlığın iç içe geçtiği bu dokunaklı hikâye, izleyicileri hem hüzünlendirecek hem de gerçek dostluğun ve dürüstlüğün gücünü hatırlatarak, hayatın anlamını ve sevdiklerimize sahip çıkmanın önemini en derinden hissettirecek ve kalplere dokunacak.
FİLMİN KONUSU:
Lösemiyle mücadele eden torunu Mustafa’yı büyük bir sevgiyle büyüten Kemal’in hayatı, hiç beklemediği bir anda, bambaşka bir yöne savrulur. Küçük bir sahil kasabasında, dedesinin yanında mutlu bir çocukluk geçiren Mustafa’nın 10 yaşında yakalandığı amansız hastalık hem Kemal’i hem de tüm mahalleyi derinden etkiler. Bu zorlu süreçte, dede Kemal ile tanışan bir muhabirin gerçek kimliğini saklayarak haber peşinde koşması, beklenmedik olayların fitilini ateşler.
OYUNCULAR:
Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun, Erkan Petekkaya, Cem Kılıç, Seda Tosun, Turgay Tanülkü, Ali İpin, Aliye Uzunatağan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Geçen pazar, acil servise gittikten sonra alt karın ağrımın evre 3C yumurtalık kanseri nedeniyle olduğunu öğrendim” diyen ünlü model; “Korku, acı ve gözyaşlarıyla ama çoğunlukla sevgi, umut, kahkaha ve güçle dolu bir haftaydı” ifadesini kullandı.
“Önümde uzun bir yol var ama bunun üstesinden geleceğimi biliyorum” diyen Bianca Balti; “Şimdiye kadar, kanser bana hayattaki engellere rağmen güzel şeylere tutunma şansı verdi” mesajını paylaştı.
3 kız çocuk annesi Bianca Balti; “Çok daha iyiyim ve bunu öğrendiğim için çok mutluyum” derken, ameliyattan yeni çıktığını ve kemoterapiye hazırlandığını belirtti.
Ünlü model, ameliyat sonrası durumunu şu sözlerle özetledi: Çok iyiyim, yemin ederim. Her şey için çok, çok, çok büyük umutlarım var. Benim için endişelenmeyin ve beni yakında çok sağlıklı göreceksiniz.
Bianca Balti daha önce de sağlık sorunları hakkında açıklama yapmıştı. Ünlü model, 2022’de verdiği röportajda, taşıdığı BRCA1 geni nedeniyle hayatı boyunca meme kanseri olma ihtimalinin yüzde 50 ve yumurtalık kanseri olma ihtimalinin yüzde 30 olduğunu söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sabah uyandığınızda ilk işiniz bir fincan kahve içmek oluyorsa siz de bu sorunu yaşıyor olabilirsiniz.
Kahve içmek bazı kişilerde hemen tuvalete gitme ihtiyacı yaratabiliyor.
Bilim insanları yaptıkları araştırmalarda bunun ardında yatan gerçeği açıkladı.
BAĞIRSAK HAREKETLERİNİ TEŞVİK EDİYOR
Kahve, sindirim sistemini uyararak bağırsak hareketlerini teşvik edebilir.
Bunun nedeni, kahvenin kafein ve diğer bileşenlerinin bağırsaklardaki hareketliliği artırmasıdır.

KAHVE İÇİNCE NEDEN TUVALETE GİTME İHTİYACI HİSSEDERSİNİZ
Doktor Hussain Ahmad, kahve içmenin vücutta nasıl değişikliklere yol açtığını anlattı.Dr. Ahmad, “Kahve içmek, kafeinin kolonunuzu hareketlendirmesi ve atıkların sisteminizde hareket hızını artırması nedeniyle daha sık tuvalete gitme ihtiyacınızı artırabilir.” dedi.
Kafeinsiz olanlar bile bu etkiye sahip olabilir, çünkü sindirim sisteminizi tetikleyebilecek asitler ve yağlar içerir.Bu yüzden birçok insan kahve içtikten sonra tuvalete çıkma isteği duyuyor.
Gastroenterolog Kenneth Brown da bu sorunun sizi nasıl etkilediği hakkında konuştu.
Dr. Brown, kafeinin kabızlık çekenler için doğal bir çözüm olabileceğini söylüyor. “Ancak bazı kişilerde ishale de neden olabiliyor” diyor.
Ayrıca kafein mide asidi üretimini artırabilir, bu da mide ekşimesi veya asit reflüsüne neden olabilir, bu da rahatsız edici ve hatta ağrılı olabilir.

KAHVENİN BAĞIRSAKLARINIZ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ SINIRLAMAK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ
Kahvenin sindirim sisteminiz üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle kahve içmekte zorluk çekiyorsanız, Dr. Ahmad ilk olarak tüketiminizi azaltmanızı öneriyor. “Aç karnına içmekten kaçının veya farklı kahve çeşitlerini deneyin” diye ekliyor. Dr. Brown, eğer bu sorunla mücadele etmek gerekirse, bu sorunun çözümünde büyük yardımı olacağını söylediği dört noktayı dile getirdi.
– Bir seferde daha az miktarda kahve içmeyi deneyin. Bu, sindirim rahatsızlığına neden olabilecek kahvedeki kafein ve diğer bileşenlerin miktarını azaltmaya yardımcı olabilir.
– Günün çeşitli saatlerinde kahve içmeyi deneyin. Sabahları kahve, midedeki hormonların rektumun kasılmasını söylediği gastro-kolik refleksi uyaracaktır.
– Farklı demleme yöntemlerini deneyin. Bazı insanlar soğuk demleme veya French press kahvenin normal filtre kahveden daha az mide rahatsızlığına neden olduğunu görüyor.
– Kahvenize çok fazla krema veya şeker eklemekten kaçının. Bunlar bazı kişilerde tetikleyici olabilir ve özellikle IBS (irritabl bağırsak sendromu) gibi sorunlarınız varsa mide rahatsızlığına katkıda bulunabilir.

BİR BARDAK KAHVENİN VÜCUDA ETKİLERİ
– Kahvenin vücutta birçok etkisi olabilir, çünkü içerdiği kafein ve diğer bileşenler üzerinde çeşitli fiziksel ve zihinsel süreçlere etki eder.
– Kahve, kafein içeriği sayesinde merkezi sinir sistemini uyarır ve bu da uyanıklık, dikkat ve enerjiyi artırabilir. Kafein, adrenalin salgısını artırarak enerji seviyelerini yükseltebilir.
– Metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ yakımını teşvik edebilir. Kafein, termojenezi artırarak kalori yakımını destekleyebilir.
– Bağırsak hareketlerini teşvik edebilir ve bazı insanlar için sindirim sistemini hızlandırabilir. Aynı zamanda gastrin hormonunun salgılanmasını artırabilir, bu da mide asidini artırabilir.
– Kafein, kalp atış hızını artırabilir ve kan basıncını geçici olarak yükseltebilir. Ancak, bu etkiler genellikle kısa süreli olup, düzenli tüketimde tolerans gelişebilir.
– Kahve, zihinsel performansı geçici olarak artırabilir, konsantrasyonu ve hafızayı güçlendirebilir. Ancak, aşırı tüketim kaygı ve huzursuzluğa yol açabilir.
– Kahve, önemli miktarda antioksidan içerir. Bu, hücrelerin serbest radikallerden korunmasına yardımcı olabilir ve bazı sağlık yararları sağlayabilir. Kafein, uyku düzenini etkileyebilir ve uykusuzluğa yol açabilir. Özellikle yatmadan birkaç saat önce kahve içilmesi tavsiye edilmez.

Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye sağlık alanında ilerlemeye ve güçlenmeye devam ediyor.
Özellikle Türkiye’nin birçok bölgesinde yükselen şehir hastaneleri, sağlık alanında dikkati çekiyor.
Bunlardan birisi de Samsun’da yapıldı.
Samsun Şehir Hastanesi inşaatının son durumu, hastanenin bölgeye ve şehre katacağı sağlık hizmetleri hakkında bilgi veren Sağlık İl Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras açıklamalarda bulundu.
“15 BİN HASTAYA HİZMET VERECEK”
Müdür Mustafa Uras, “Sağlık Bakanlığımızın Karadeniz bölgesindeki en büyük sağlık yatırımlarından biri olan Samsun Şehir Hastanemiz hizmete girdiğinde, sağlık hizmetinin kalitesine hem nicelik hem de nitelik bakımından büyük katkı sağlayacak, bizde sağlık çalışanları olarak artan yatak sayıları ve ameliyat odalarıyla daha fazla sayıda vatandaşımıza kaliteli sağlık hizmet sunma rahatlığına kavuşacağız
. 21 sağlık tesisine sahip ilimizde, Samsun Şehir Hastanemiz bin 500 yatağa ulaşan kapasitesiyle, tek başına, Gazi, Bafra, Vezirköprü, Çarşamba Devlet Hastanelerinin de aralarında bulunduğu 12 Devlet Hastanemizden daha büyük bir sağlık gücü haline gelecek, adeta ilimizde tek bir hastane değil, 12 yeni hastane hizmete girmiş olacak.
Günlük yaklaşık 15 bin hastaya hizmet vereceğini ön gördüğümüz Samsun Şehir Hastanemizin sağlık alanında ilimize ve bölgemize katacağı gücü, onu şehrimizin en büyük hastanesi olan Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemizle kıyaslarsak daha iyi anlayabiliriz” dedi.

SERVİS VE AMELİYATHANE SAYILARI
Müdür Uras şunları söyledi:
Eğitim Araştırma Hastanemiz ana binada hali hazırda 15 yataklı servisle hizmet verirken, Samsun Şehir Hastanemiz 36 servisle hizmet verecek. Yine şu an Eğitim ve Araştırma Hastanemizde 18 ameliyathaneyle verilen cerrahi hizmetler Samsun Şehir Hastanemizde 40 ameliyathaneyle; 89 poliklinikle verilen ayaktan hasta muayene hizmeti ise 275 poliklinikle verilmeye başlanacak.
Yani Samsun Şehir Hastanemiz hizmete girdiğinde, tüm temel sağlık hizmetlerinde bölgemizin sağlıktaki en büyük gücü Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemize kıyasla yüzde 100’ün üzerinde kapasite artışıyla Samsun’a ve çevre illere hizmet verecek ve bölgemiz ve şehrimizin sağlığının geleceğini teminat altına alarak adeta Karadeniz Bölgesi’nin sağlıktaki amiral gemisi olacak.
Böylece geçtiğimiz yıllarda yaşanan ve tüm dünya sağlık sistemlerini derinden etkileyip sarsan pandemi felaketinde bile güçlü yapısıyla tüm dünyaya örnek olan sağlık sistemimiz, sağlığın yeni amiral gemileri olan şehir hastaneleriyle gelecekte de bizim en büyük güvencemiz olmaya devam edecek.



Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerde, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi ağır hasar almıştı. 2017 yılında hizmete açılan Hatay Eğitim Araştırma Hastanenin yıkımına geçtiğimiz günlerde başlandı. Antakya ilçesi Uydukent Mahallesi’nde bulunan 6 katlı hastanenin bir bloğu, iş makinesiyle kontrollü olarak yıkıldı. Binanın yıkılma anıysa kameralara yansıdı. Hastanenin bir bloğunun yıkımı esnasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı. – HATAY
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivrisineklerin yayılmasını önlemek amacıyla başlatılan mücadele, haşerelerin üreme alanlarına yönelik çalışmalarda gerçekleştiriliyor.
Çevre ve insan sağlığını koruyan yöntemlerle yürütülen ilaçlamalarla, şehirdeki sivrisinek gibi haşereler ve larvaların etkisini minimize edilmesi hedefleniyor.
Kentteki ilaçlama çalışmalarının düzenli olarak devam edeceği de ifade edildi. – BARTIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“15 EylülDünya Lenfoma Farkındalık Günü” dolayısıyla kanser hastaları ve hekimler, “Lenfoma için pedalla” etkinliği düzenledi.
Etkinlik kapsamında, AOÇ Gazi Park’ta bir araya gelen katılımcılar bisikletleriyle Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kadar bisiklet sürdü.
Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, etkinlik öncesi yaptığı konuşmada, lenfomanın erken teşhisinin mümkün ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirtti.
Altuntaş, lenfoma için obezite, sigara, alkol ve hareketsizliğin risk faktörü olduğuna dikkati çekerek, bunların kontrolüyle hastalığın önlenebileceğini aktardı.
Lenfoma belirtilerini aktaran Başhekim Altuntaş, “38 ve üzeri yüksek ateş, son 6 ayda yüzde 10’un üzerinde kilo kaybı, gece terlemesi, koltuk altı, boyun ve kasıklarda ele gelen bezeler, halsizlik, kaşıntı varsa doktorunuza başvurun, bu şekilde erken teşhis etmek mümkündür. Lenfoma, tamamen yok edilebilir bir kanser türü, erken evrede bazı lenfoma türlerinde yüzde 95’e varan başarı mümkün. Bu nedenle erken teşhisin altını çizmek istiyoruz. Günün sloganı olarak ‘farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomalı hastalara diyoruz ki ‘tam doz ve tam sürede tedavilerinizi alın, tedavilerinizi aksatmayın.'” diye konuştu.
Fevzi Altuntaş, lenfoma hastalığında yeni tedavi yöntemleri için klinik çalışmaların yapılması gerektiğini belirterek, hastalara klinik araştırmalarında gönüllü olmaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor Can Cevher Gürler’i dün aralarında çıkan tartışma sırasında darbeden Seracettin D’nin (48), Seyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlandı.
Adana Adli Tıp Birimi’nde sağlık kontrolünden geçirilen Seracettin D, adliyeye sevk edildi.
Şüpheli, savcılıktaki işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Öte yandan, Seyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan doktorun tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Seracettin D, dün Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezinde görevli doktor Can Cevher Gürler’i aralarında çıkan tartışma sırasında darbettiği gerekçesiyle gözaltına alınmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tüm dünyada etkisi gösteren ve Türkiye’de de hissedilen iklim değişiklikleri sebebiyle son yıllarda Karadeniz Bölgesi ile Kastamonu’da sel, su baskını ve taşkın gibi olaylarda artış görülmeye başlandı. Bunun yanı sıra Kastamonu’nun Karadeniz’e bulunan 120 kilometrelik sahil şeridi ile baraj, göl, gölet, akarsu gibi iç sularda boğulma vakaları da sıklıkla görülmeye başlandı. Bu kapsamda İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne bağlı Arama Kurtarma Ekibi, Kastamonu’daki diğer müdahale ekipleri Jandarma Arama Kurtarma Ekibi (JAK) ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibine (UMKE) etkin bir çalışma gerçekleştirmesi için ortak tatbikat düzenlendi. Kastamonu’da bulunan arama kurtarma ekiplerinin beceri ve etkinliğinin arttırılması, bilgi ve tecrübe paylaşımının sağlanması amacıyla Devrekani’de Beyler Barajında “Suda Arama Kurtarma ve Bot Eğitimi” düzenlendi. Eğitimlerde, arama kurtarma ekiplerine başta boğulma vakaları olmak üzere suda arama kurtarma çalışmaları anlatıldı. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İNTERPLAST Türkiye Derneği Başkanı Prof. Dr. Osman Metin Yavuz ve beraberindeki gönüllü 12 hekim, tedavileri yapılamadığı için yıllardır deri ve kemik kanseri, doğuştan dudak ve damak yarığı ve dev yumuşak doku tümörü gibi çeşitli hastalıklarla mücadele eden 22 Kosovalı hastayı toplamda 53 ayrı ameliyatla sağlığına kavuşturdu.
Adana merkezli İnterplast Türkiye Derneği, Kosova Cumhuriyeti’nin daveti üzerine 20-28 Temmuz tarihleri arasında başkent Priştine’de gönüllü cerrahi yardım aktivitesi düzenledi. Başkan Prof. Dr. Osman Metin Yavuz ile birlikte İstanbul, Adana, Konya ve Aksaray’dan plastik cerrahi ve anestezi uzmanlarından oluşan ekip, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Priştine’ye götürüldü. Ekipteki 3 profesör, 1 doçent, 1 doktor öğretim üyesi, 1 uzman, 3 doktor araştırma görevlisi ile yardımcı sağlık personeli yer aldı. Kosova Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın üstlendiği aktiviteye Kosova’dan da 4 plastik cerrahi uzmanı ile bir maksillofasiyal cerrahi uzmanı katıldı. Aktivitede, Priştine Üniversitesi Hastanesi çalışanlarına Prof. Dr. Şule Akın tarafından, ‘Dudak-Damak Yarıklı Hastalarda Anestezi Prensipleri’ konulu konferans verildi. Türk hekimleri, tedavileri yapılamadığı için yıllardır deri ve kemik kanseri, doğuştan dudak ve damak yarığı ve dev yumuşak doku tümörü gibi çeşitli hastalıklarla mücadele eden hastaları muayene ettikten sonra 22 kişiyi ameliyat programına aldı. Hastalar, 9 günde 49’u genel, 4’ü lokal anestezi altında yapılan 53 ameliyatla sağlığına kavuştu.
COĞRAFYADA İLK KEZ YAPILAN AMELİYAT
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Osman Metin Yavuz, operasyonlar hakkında bilgi verdi. Yavuz, “Vakalar arasında, kanser olup yıllardır ameliyat edilemeyen, Kosova Cumhuriyeti Devleti tarafından bütçe ayrılarak, yurt dışında operasyon sırasını bekleyen hastalar da bulunuyordu. Çene kemiğini eriten büyüklükte ağız tabanı kanseri olan bir hasta, operasyon programına alındı. Tümör çıkarıldıktan sonra, bacaktan damarları ile hazırlanan, kemik ve deri dokusu, mikrocerrahi teknikle çene bölgesine taşındı ve damarlar mikroskop altında anastomoz edildi. Serbest flep cerrahisi olarak adlandırılan bu işlem, 15 saat sürdü. Ameliyata dahil olan Kosovalı cerrahlar, böyle bir ameliyatın bu coğrafyada ilk defa yapıldığını söylediler. Kosova’daki cerrahi ekip tarafından düzenli takipleri yapılan hastalarda herhangi bir sorun ve komplikasyon yaşanmadı. Gönüllü olarak katıldığımız bu aktivitede, Kosova’da başta çocuklar olmak üzere yıllardır hastalıkla mücadele eden kişileri eski sağlıklarına kavuşturduğumuz için hem mutlu hem de gururluyuz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da doktorlar ve sağlık çalışanları, lenfoma hastalığına farkındalık oluşturmak için bisiklet turu düzenledi.
Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Kliniği hekimleri tarafından, ‘Dünya Lenfoma Farkındalık Günü’ dolayısıyla Atatürk Orman Çiftliği Gazi Park’ta, ‘Lenfoma İçin Pedalla’ etkinliği düzenlendi. Doktorlar ve sağlık çalışanları, bisiklet turu yaparken, lenfoma tedavisi tamamlanan hastalar ve yakınları da Gazi Park’ta buluştu. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, lenfomanın erken teşhisinin mümkün ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, “Biz bugün ‘Lenfoma için pedalla’ diyoruz. Lenfoma için farkındalık oluşturmak istiyoruz. ‘Farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomanın önlenebilirliği konusunda farkındalığı artırmak lazım. Lenfoma önlenmesi mümkün olan hastalıklardan biri. Lenfoma için bazı risk faktörleri var. Obeziteyle mücadele ederek, sigara içmeyerek, alkol kullanımını önleyerek, her gün de fiziksel aktivite yaparak lenfomayı önlemek mümkün” diye konuştu.
‘ERKEN EVREDE YÜZDE 95’E VARAN BAŞARI MÜMKÜN’
Lenfoma belirtilerini anlatan Prof. Dr. Altuntaş, “38 ve üzeri yüksek ateş, son 6 ayda yüzde 10’un üzerinde kilo kaybı, gece terlemesi, koltuk altı, boyun ve kasıklarda ele gelen bezeler, halsizlik, kaşıntı varsa doktorunuza başvurun. Bu şekilde erken teşhis etmek mümkündür. Lenfoma, tamamen yok edilebilir bir kanser türü. Erken evrede bazı lenfoma türlerinde yüzde 95’e varan başarı mümkün. Bu nedenle erken teşhisin altını çizmek istiyoruz. Günün sloganı olarak ‘Farkında ol, risk alma’ diyoruz. Lenfomalı hastalara diyoruz ki, tam doz ve tam sürede tedavilerinizi alın, tedavilerinizi aksatmayın” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Altuntaş, lenfoma hastalığında yeni tedavi yöntemleri için klinik çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulayarak, hastalara klinik araştırmalarında gönüllü olmaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Melikgazi ilçesindeki Hava Ambulans Merkezi’nde görevli 3 doktor, 2 sağlık teknikeri, 5 pilot ve 1 yer personeli, tam donanımlı helikopterle hastaların hayatını kurtarmak için zamanla yarışıyor.
Sorumluluk sahasındaki il ve ilçelerdeki sağlık kuruluşlarından gelen ihbar üzerine önce meteorolojik şartlara bakan ekipler, gerekli izinleri alarak uçuş rotasını belirliyor.
Bilgi alarak göreve çıkan hava ambulansı ekibi, hasta ya da yaralıyı zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına götürüyor.
Zorlu arazi ve doğa şartlarına rağmen acil tedaviye ihtiyaç duyan ya da çeşitli nedenlerle yaralananların imdadına yetişen ekip, bu yılın ilk 8 ayında helikopterle 126 kişinin hastaneye ulaştırılmasını sağladı.
Hava ambulans ekibi, hasta taşımanın yanı sıra organ nakli gibi zamanla yarışılan olaylarda da hızla hareket ediyor.
İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan AA muhabirine, 13 bin sağlık çalışanının görev yaptığı Kayseri’de 59 istasyonda 87 ambulans ve 726 personelle vatandaşlara acil sağlık hizmeti sunduklarını dile getirdi.
2024 yılının ilk 8 ayında Acil Çağrı Merkezi’ne 257 bin çağrı geldiğini ifade eden Erşan, günlük ortalama 486 vakaya ambulansla müdahale ettiklerini söyledi.
İhbar edilen vakaya en hızlı şekilde müdahale etmek adına tüm ekiplerin gayret gösterdiğini ifade eden Erşan, kentsel vaka ulaşım süresinin ortalama 7,5 dakika, kırsal vakalarda 16 dakika olduğunu belirtti.
Sağlık Bakanlığı tarafından coğrafi şartlar, stratejik alanlar ve nüfus yoğunluğu gibi hususlar dikkate alınarak Türkiye’nin 7 bölgesinde 14 şehre ambulans helikopter konuşlandırıldığını ifade eden Erşan, bu iller arasında Kayseri’nin de bulunduğunu söyledi.
“İhtiyaç duyulan her an vatandaşlarımızın yanındayız”
Vatandaşların sağlık hizmetlerine en hızlı şekilde ulaşması için ellerinden gelen bütün gayreti gösterdiklerini ifade eden Erşan, şunları kaydetti:
“Şu anda 7 bölgede 14 ambulans helikopter hizmet vermekte. İlimizin bulunduğu bölge itibariyle Kayseri’nin dışında ambulans helikopterimizle Nevşehir, Kırşehir, Yozgat’ın tamamına, Niğde ve Adana’nın ilimize yakın ilçelerine hizmet vermekteyiz. 2024 yılının ilk 8 aylık periyodunda ambulans helikopterimizle 13’ü yeni doğan olmak üzere 126 vatandaşımıza hizmet vermiş olduk. Ambulans helikopterimiz toplam 255 saatlik uçuş süresine ulaşmış durumda. Ambulans helikopterimiz gün doğumu ve gün batımı arasında hizmet verdiğinden il dışına gidecek nakiller için Sağlık Bakanlığımız koordinasyonunda çalışan uçak ambulanslarla bu vakalar gidecekleri hastanelere nakledilmekte. Bu yıl içinde 5 hastamızın da uçak ambulansla hastanelere nakli gerçekleştirildi. İlimizde acil sağlık hizmetleri ile ilgili araç gereç, tıbbi donanım ve personel noktasında herhangi bir eksiğimiz olmayıp, tüm unsurlarımızla ihtiyaç duyulan her an vatandaşlarımızın yanındayız.”
Erşan, hastaların acil sağlık hizmetine en kısa sürede ulaşmalarını sağlayan, hastaların iyileşmesi için gayret gösteren tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kentte 20 Ağustos’ta Bayraklı ilçesi Turan Sahili’ne ölü balıkların vurması ve kötü koku sorununun ortaya çıkması sonrası kirlilik kaynağının tespiti ve önüne geçilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Bu kapsamda EÜ Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Alper Doğan koordinatörlüğündeki uzmanlar, “İzmir Körfezindeki Balık Ölümleri ve Kötü Kokunun Nedenlerinin İncelenmesi” başlıklı rapor hazırladı.
Prof. Dr. Alper Doğan, AA muhabirine, körfezde daha önce bu boyutta bir tür ve birey kaybı görmediklerini, daha çok balık ölümleri konuşulmasına rağmen deniz dibindeki canlılığın da önemli ölçüde yok olduğunu saptadıklarını aktardı.
Deniz dibinde neler olduğunu anlamak için çalışma yaptıklarını anlatan Doğan, şunları kaydetti:
“Çünkü denizel ortam sadece balıklardan ibaret değil diğer canlılar bundan nasıl etkilendi diye örnekleme yaptık. Kıyıda yaptığımız örneklemelerde ki bunlar çok dayanıklı canlılar; midyelerin tamamen öldüğünü, bir tane bile canlı birey kalmadığını tespit ettik. İç körfezde yıllardır izleme yaptığımız nokta var, tekrar örnekleme yaptık ve hızlı biçimde bunu değerlendirdik. Geçen yıl 19 türe ait 1486 birey tespit ettiğimiz örnekleme sahasında bu yıl 4 türe ait 7 birey var. Maalesef çok çarpıcı bir sonuç.”
Tek beklenti havaların soğuması
Alper Doğan, ölümlerin önüne geçmek için kısa vadede tek beklentinin havaların bir önce soğuması olduğuna dikkati çekerek, “Havalar soğudukça canlıların metabolik faaliyetleri ve dolayısıyla oksijen ihtiyaçları kısmen azalırken suyun oksijen tutma kapasitesi de artıyor. Bunun dışında iç körfezde sıkıntının yoğun olduğu bir kesimde belirlenecek en azından bir bölgenin güçlü biçimde havalandırılması ile o bölgedeki balıkların ve diğer canlıların hayatta kalmalarına katkı sağlanabilir.” diye konuştu.
Orta körfezin de çok kirli olmasının canlıların iç körfezden dış körfeze kaçmalarını önlediğini aktaran Doğan, bunun balık ölümlerinin bu kadar yüksek olmasında etkili olduğunu düşündüklerini dile getirdi.
Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önceki dönemlerde sıkıntı sadece iç körfezdeydi. Orada sıkıntıyı gören canlı, dış körfeze doğru gittikçe orta körfezden sonra rahatlıyordu. Şimdi orta körfez de kirletildiği için körfezi terk etmek isteyen balıklar muhtemelen daha da sıkıntılı bir ortamla karşılaşıyorlar ve maalesef ölümler yaşanıyor.”
Su Ürünleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Tolga Dinçer, balık ölümlerinin iç körfezdeki kirlenme kaynaklı olduğunu, alınan numunelerde mikrobiyolojik veya paraziter bir bulguya rastlamadıklarını, bunun da oksijen eksikliğini gösterdiğini aktardı.
Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ise İzmir Körfezi’ndeki soruna karşı duyarlı olduklarını, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü çalışmalara bilimsel katkı sunmaya devam edeceklerini bildirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün Seyhan ilçesine bağlı Dumlupınar Mahallesi’ndeki aile sağlı merkezinde meydana geldi. İddiaya göre, Seracettin D., eşine rapor almak için aile sağlığı merkezindeki Doktor Can Cevher Gürler’e geldi. Seracettin D., raporda sıkıntı çıkması üzerine doktor Gürler ile tartışmaya başladı. Seracettin D., tartıştığı doktoru öldüresiyle darp edip olay yerinden kaçtı. Gürler, hastaneye kaldırılırken şüpheli Seracettin D. ise polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
“Bu insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyoruz”
Yaşanan darp olayının ardından Adana İl Sağlık Müdürlüğü önünde hekimler ve sağlık çalışanları basın açıklaması düzenledi. Grup adına konuşan Adana Tabip Odası Başkanı Özden Polatöz, “Meslektaşımız Dr. Can Cevher Gürler in Dumlupınar Aile Sağlığı Merkezi’ndeki muayene odasında uğradığı saldırıyı büyük bir üzüntüyle kamuoyuna duyuruyoruz. Meslektaşımız halen yoğun bakımda tedavi altındadır. Kendisine acil şifalar diliyor, bu insanlık dışı saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Türkiye’de sağlık çalışanlarına yönelik maalesef her geçen gün artan ve kaygı verici boyutlara ulaşan bir sorundur. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son 5 yılda 30 binden fazla sağlık çalışanı şiddete maruz kalmıştır. Şiddet olaylarının önemli bir kısmı hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde ve acil servislerde yaşanmaktadır. Her gün 100’den fazla sağlık çalışanı sözlü ya da fiziksel saldırıya uğramaktadır. Bu durum, sağlık hizmeti sunan çalışanların güvenli bir çalışma ortamına sahip olmasını imkansız hale getirmektedir” dedi.
“Meslektaşımızın yanındayız ve bu olayın takipçisi olacağız”
Sağlıkta şiddetin yalnızca bireysel sorun olmadığını tüm toplumu etkileyen yapısal bir kriz olduğunu ifade eden Polatöz, “Sağlık çalışanlarının güvenli ve onurlu bir şekilde mesleklerini yapabilmeleri için ciddi adımlar atılmalıdır. Yetkililerin bu konuda acilen etkili önlemler alamsını, sağlık çalışanlarının korunması adına yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Dr. Can Cevher Gürler’in yaşadığı bu elim olay, sağlıkta şiddet sorununun ne denli ciddi olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Adana Tabip Odası olarak, meslektaşımızın yanındayız ve bu olayın takipçisi olacağız. Sağlıkta şiddete karşı mücadelemizi sürdürecek, meslektaşlarımızın güvenliği ve onuru için tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz” şeklinde konuştu. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KESİN ÖLÜM NEDENİ OTOPSİ SONUCUNDA BELİRLENECEK
Çocuğun cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi için Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞİKAYETE GÖRE ETKEN MADDE
Her ürünün cilde etkisinin farklı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Yıldırım, “Örneğin cilt kuruluğu ya da egzama şikâyetiyle başvuran hastada, seramidler, gliserin, mineal yağlar, pantenol, shea yağı gibi nemlendirici özellikli dermozkozmetikler tercih edilirken, akne ve yağlı bir ciltten yakınan hastada salisilik asit, laktik asit gibi aktif içeriklerin olduğu ürünler kullanılır” dedi.

ÜRÜNLERİN İÇERİĞİNİ KONTROL EDİN
“Doğal terimi, kozmetik endüstrisinde bir ürünün doğadan türetilmiş bileşenler içerdiğini veya kimyasal olarak daha az işlem gördüğünü ifade eder” diyen Uzm. Dr. Yıldırım, şunlara dikkat çekti: “Ancak, doğal ifadesi standartlaştırılmamış bir terimdir. Bu nedenle ürünlerin içeriklerini kontrol etmek önemli. Organik ve doğal ürünleri belgeleyen, belirli standartları karşılayan ürünlere verilen sertifikalar vardır, bunlar ürünün doğal olduğunu doğrulayabilir. Bazı doğal ürünler, üretim sürecinde belirli kimyasal işlemlerden geçebilir. Ayrıca yatkınlığı olan bireylerde doğal bileşenler de alerjik reaksiyona neden olabilir. Bir ürünün doğal olması, onun cilt tarafından iyi tolere edilebileceği anlamına gelmez. Doğada bulunan ve belirli cilt problemlerine iyi geldiği düşünülen bitkilerin doğrudan cilde uygulanması doğru değil. Bu şekilde uygulandığında kızarıklık, tahriş, egzama gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir.”

PARFÜMÜNÜZÜ 20 CM MESAFEDEN SIKIN
PARFÜM ve deodorant uygularken 15-20 cm mesafeden vücuda püskürtmek gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Yıldırım, “Deodorantı temiz ve kuru cilde uygulamak daha etkili olacaktır. Parfümün doğrudan cilde temas etmesinde sakınca yoktur ama hassasiyeti bulunan kişiler giysilere uygulamayı tercih edebilir” dedi.
MAKYAJ MALZEMESİ SEÇERKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
MAKYAJmalzemeleri seçerken yağlı, kuru, karma cilt tiplerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Yıldırım, şu uyarılarda bulundu:
Karma, yağlı veya sivilceye eğilimli bir cildiniz varsa gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmelisiniz.
Hassas cilde sahipseniz, alerjen ve parfüm içeren makyaj ürünlerinden kaçınmanız gerekir. İçeriği alerjen maddelerden mümkün olduğunca arındırılmış olan hipoalerjenik ürünleri tercih edebilirsiniz.
Marka seçimi de tabii ki önemlidir. Güvenilir markaların ürünlerini, ürün etiketlerini okuyarak almalısınız.
Yeni bir makyaj ürünü almadan önce mümkünse örnekleri deneyerek ve test ederek, nasıl bir etki yarattığını gözlemlemek mantıklı olacaktır. Ancak bu noktada dikkatli olunmalıdır. Tek kullanımlık testerlar kullanılmalıdır.
Mağazalarda bulunan ve insanların birbiri ardına deneme yaptığı tester ürünler enfeksiyon riski taşır. Örneğin aynı ruj farklı kişiler tarafından denendiğinde uçuk virüsü veya çeşitli bakteriyel enfeksiyonlar bulaşabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnceleme sonucunda, Alzheimer vakalarının geceleri yapay ışığın daha fazla bulunduğu bölgelerde daha yaygın olduğu sonucuna ulaşan araştırmacılar, yapay ışığın vücudun biyolojik saatini ve uyku düzenini bozarak bilişsel gerilemeye yol açabileceğini tespit etti.
Araştırmacılar, dış mekanlarda maruz kalınan yapay ışığın 65 yaş altındakiler için Alzheimer’a yakalanma riskini alkol kullanımı, kronik böbrek hastalığı ve obezite gibi diğer etkenlere oranla daha fazla artırdığını belirledi.
Araştırmacılardan Robin Voigt-Zuwala, “Değiştirilebilir bir çevresel faktör olan gece ışık kirliliği, (Alzheimer’a yakalanmada) önemli risk oluşturabilir.” ifadesini kullandı.
Geceleri maruz kalınan yapay ışığın olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla karartma perdesi ya da göz bandı kullanılması önerildi.
Araştırma, “Frontiers in Neuroscience” dergisinde yayımlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KOCAELİ Valisi İlhami Aktaş’ın Antalya‘da yoğun bakım hemşiresi olarak çalışan kardeşi Sinan Aktaş (49), evinde ölü bulundu.
Antalya‘da, Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapan, aynı zamanda Yeni Sendika Antalya İl Temsilcisi olan Sinan Aktaş’tan haber alamayan yakınları jandarmaya ihbarda bulundu. Öğle saatlerinde Aktaş’ın Alanya ilçesine bağlı Mahmutlar Mahallesi’ndeki evine giden jandarma ekipleri, kapıyı açtıklarında Aktaş’ı yatak odasında hareketsiz halde buldu. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde Sinan Aktaş’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Aktaş’ın cenazesi otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Aktaş’ın ölüm nedeni yapılan otopsinin ardından belirlenecek. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Marmara Üniversitesi’nde Eczacılık bölümü öğrencisi olan 19 yaşındaki Heval Pekgöz, iddiaya göre burnunda bulunan etten dolayı nefes alma zorluğu yaşamaya başlayınca ameliyat olmak istedi. Evine yakın olduğu gerekçesiyle Maltepe ilçesinde bulunan Ersoy Hastanesi’nde muayene olan ve ameliyat olma kararı veren Pekgöz, önce aynı hastanenin Kurtköy ilçesinde bulunan merkezine daha sonra bir devlet hastanesine sevk edildi ve o hastanede yaşamını yitirdi. Pekgöz’ün ailesi hastanenin ihmalkarlığı olduğunu belirterek suç duyurusunda bulundu. Hastane ile aile arasındaki hukuk mücadelesi devam ediyor.
Başsavcılık kamera kayıtlarını istedi
Şikayet üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu soruşturma başlattı. Savcılık hastaneden kamera kayıtlarını temin etti. Doktorlar için ise soruşturma izni istedi.
“Yalan, yanlış bilgi vererek hastane hastane dolaştırdılar”
Süreci anlatan baba Ferhat Pekgöz, “Kızımın burun etinde bir sorun vardı horlama ve nefes zorluğu yaşıyordu. Temmuz ayında bir devlet Hastanesi’nde randevu alarak gösterdik ameliyat olması gerektiği kanısına varıldı daha sonra evimize yakın olması nedeniyle Maltepe’de bulunan bu hastanede 10 Ağustos Cumartesi günü için ameliyat tarihi aldık. Ameliyat öncesinde gerekli tahliller yapıldı ve bir problem olmadığı söylendi. Ameliyat günü geldiğinde 08.50 gibi ameliyata aldılar bize de beklememiz gerektiğini söylediler, biz öncesinde hastanede yoğun bakım ünitesi var mı diye sormuştuk her şeyin tam olduğunu endişelenmemiz gerektiğini söylemişlerdi. Yaklaşık 1 saat sonra bizi başhekimin odasına çağırdılar ve kalbinin 1 dakika durduğunu ve kalp masajı ile çalıştığını ama bir problem olmadığını sadece tedbir amaçlı Kurtköy’de bulunan hastanelerine sevk etmek istediler. O hastaneye gittiğimizde hastayı yoğun bakıma alarak bizi temkin ettiler. Bize kızımızın kalbinde problemler olduğunu söyledi ve anjiyo yapılması gerektiğini söylediler biz gerekiyorsa yapılsın dedik ama yapamayacaklarını ve devlet hastanesine için kayıt açtıklarını sevk edileceğini söylediler. Sevkten sonra doktor dedi ki, kızınızın kalbinde bir problem yok beyninde hasar oluşmuş başka yoğun bakımı olan bir hastaneye sevk edilmesi gerektiğini söylediler. İlk hastane bize kalbin bir kere durduğunu söylemişti ama yalan ve yanlış bilgi vermişler bir kaç defa kalbi durmuş. Beyni uzun süre oksijensiz kaldığı için bütün yetilerini kaybetmiş. Bu özel hastanede ya geç muayene ettiler, ya kalp durduğunu fark etmediler. ya ekipmanları yoktu. Bunların geç ve ihmalkar tavırları yüzünden kızım 30 Ağustos günü yaşamını yitirdi” dedi.
“Benim çocuğumun mezarıyla okul yan yana”
Anne Özlem Pekgöz, “Kızımı ihmalden dolayı kaybettim. Bize geç haber verildi ve istediğimiz hastanelere sevk edilmedi. Yoğun bakım var denildi ancak yoğun bakım olmadığı ortaya çıktı. Bana panik yapmamam gerektiği söylendi ve sürekli hiç bir şey yok taburcu edeceğiz dediler. Kızımın kalbinde problem olduğunu söylediler genetik kalp rahatsızlığı var mı diye üstelediler sürekli böyle bir şey yok ama. Anjiyo yapıldığında kalbine hiç bir problem olmadığı ortaya çıktı. 2 saat içerisinde çocuğumuz 3 hastane değiştirdi. Ben doktorla muhatap oldum ve her şey var denildi. Biz evimize yakın olduğu için bu hastaneyi tercih ettik. Güle oynaya girdiğimiz hastaneden çocuğumuzun ölüsünü çıkarttık. Yetkililerin ceza almasını istiyorum ben hepsinden şikayetçiyim. Benim çocuğumun mezarıyla okul yan yana, okullar açılınca herkes çocuğunu okula gönderirken ben çocuğumun mezarına gideceğim” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşte FSA uzmanlarının dondurulmuş gıdalarla ilgili ipucu ve uyarıları:
1. Gıda yalnızca alındığı gün mü dondurulur?
Bir FSA araştırmasına katılanların %43’ü öyle olduğuna inanıyor ama kuruma göre bu bilgi yanlış.
FSA uzmanlarına göre gıdalar son kullanım tarihine kadar her an dondurulabilir.
Gıda bekledikçe tazeliğinden kaybettiği için zamanla besin değeri düşebilir ama tehlikeli değil.
2. Gıda derin dondurucuda uzun süre beklerse bozulur mu?
FSA araştırmasına göre halkın %38’i gıdaların derin dondurucuda da bozulabileceğine inanıyor.
Ancak kurumun genel müdürü Steve Wearne’e göre bu doğru değil.
Wearne’e göre zamanla buz kristallerinin artması yüzünden gıdanın tadı ve dokusu değişse de besin zehirlenmesi riski yok:
“Gıda derin dondurucuda güvendedir ama zamanla kalitesi düşer. Dolayısıyla da dondurulduktan sonra 3-6 ay içinde tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Tabii paketlenmiş hazır gıdaların üzerindeki etiketlere de bakılmasında fayda var.”
3. Gıdayı çözdürdükten sonra ne kadar zamanda türketmeliyiz?
Bakteri türlerinin çoğu, derin dondurucuda ölmüyor. Ancak düşük ısı ve susuzluk yüzünden pasif hale geçiyor.
Bu nedenle gıdanın buzu çözüldüğünde bozulma süreci de yeniden başlıyor.
Steve Wearne “Derin dondurucu, gıdalar için kumandadaki ‘bekle’ düğmesi gibidir. Zamanı durdurur” diyor.
“Ama buzu çözülünce, duran zaman yeniden akmaya başlar. Bu nedenle gıdaları ancak yiyeceğiniz zaman çözdürün, buzu tamamen çözüldükten sonra da 24 saat içinde yiyin.”
4. Dondurulmuş gıdayı çözdürmek için en iyi yöntem hangisi?
Bakteriler genel olarak sıcakta ürediği için gıdayı yavaş yavaş çözdürmek en iyisi.
Aksi halde bakterilerin hızla artması riski var.
FSA’ya göre en güvenli yöntem, kullanmadan bir gece önce buzdolabına aktararak orada çözdürmek.
5. Bir gıdayı ikinci kez dondurmak tehlikeli mi?
Dondurulup çözülmüş gıda bozulma sürecine kaldığı yerden devam ediyor.
Ancak çözüldükten sonra yeniden dondurulursa, ikinci kez çözüldüğünde bakteriler çok hızla çoğaldığı için zehirlenme riski artıyor.
Dondurulup çözülen gıda pişirilmişse, örneğin çiğ tavuktan tavuklu bir yemek yapılmışsa, o zaman zararlı bakteriler ölüyor ve gıdanın yeniden dondurulması riskli olmuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KİLİS – Kilis İl Sağlık Müdürü Kadir Söylemez, uyum haftasıyla birlikte okula yeni başlayan çocuklarda enerji kaybı, isteksizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, baş ağrısı gibi şikayetlerin okul fobisinin belirtileri olduğunu açıkladı.
2024-2025 eğitim öğretim yılının uyum haftasıyla başlamasıyla birlikte aileler ve öğrencilerde okul telaşı başladı. Kilis İl Sağlık Müdürü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Söylemez, okul telaşı yaşayan öğrenciler ile velilere hem uyarılarda bulundu hem de karşılaşılabilecek durumlar karşısında nelere dikkat edilip nelerin yapılması konusunda önerilerde bulundu.
Her yıl milyonlarca çocuğun okula başlamasıyla birlikte gerçekleşen okul fobisinin, her yüz çocuktan 4-5 tanesinde görüldüğünü belirten İl Sağlık Müdürü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Söylemez, okulun, çocuk için daha önce hiç tanımadığı kadar çok sayıda insan, arkadaşla, çocukla tanışma ve karşılaşma süreci olduğunu belirtti. Söylemez, bununla birlikte uyulması gereken kurallar ve başarılması gereken öğrenim süreçleriyle birlikte yepyeni çevre olduğunu deneyimi yaşandığını da kaydetti.
Okulların başlamasıyla birlikte okula gitmek istemeyen çocuklarda ‘okul fobisi’ olduğunu söyleyen İl Sağlık Müdürü Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Söylemez, “Okul fobisi, çocuğun annesinden ayrılmak istememesi, evden uzaklaşmak ve tek kalmak istememesi, okula gittiği zamanlarda ise kendini gergin, huzursuz ve kaygılı hissetmesi şeklinde ifade edilebilir” dedi.
“Okula başlayan çocuklardaki karın ağrısının en büyük sebeplerinden birisi de okul kaygısı”
Genellikle evden ve aileden ilk defa uzaklaşan çocuklarda karın ağrısı, baş dönmesi, iştah kesikliği ve okula başlayan çocuklarda ilk zamanlarında ani sinirlenmelerin olduğunu söyleyen Söylemez, ” Okula başlama dönemi çocukların anne ve babalar için önemli bir geçiş sürecidir. Çocuklarımızın bir çoğu okula başlamak için istekli olmalarına rağmen okula gitme zamanı geldiğinde uyumsuzluk gösterebilir. Bu sekte, çocuk ilk güven duyduğu kişi olan annesinden veya diğer ebevynden ayrılmak zorunda kaldığı için bir takım kaygılar yaşayabilir. Ailesini bulunmadığı bu yeni ortam ve yeni çevre okula alışma konusunda biraz zamana ihtiyaç vardır. Okul uyum süreci bireysel farklar göstermektedir. Kimi çocuk baştan itibaren tepkiliyken, kimi çocuklar ise kısa bir süre sonra tepki gösterebilirler. Bu tepkiler evden ayrılırken ağlayarak, kendini yerlere atma ve fizyolojik rahatsızlığı yokken baş ağrısı, mide, bulantısı gibi şikayetlerde bulunuyor. Anne ve babalar bu süreçte öğrencilerin öğretmenleriyle iletişim halinde olmalı ve süreci beraber yürütmelidirler. Çocuğun okula başlayacağı fikrini aile ilk olarak kendine alıştırmalıdır. Çocuğun okula başlaması ile ilgili hissettiklerini anlatmasına izin verilmeli ve onu dinleyip duygularına çocuğa gösterilmelidir. Bu dinleme süreci ise çocuğa verilen duygusal destek uyum sürecini kolaylaştıracaktır” şeklinde konuştu.
İlkokul 1’inci sınıfa giden Umay Alkan, “Okula gitmek için çok heyecanlıyım. Okulda yeni arkadaşlarım olacak. Okulda öğretmenimle tanışıp güzel zamanlar geçirmek işitiyorum. Teneffüs zamanında arkadaşlarımla eğleneceğim. Diğer zamanlarda ise okuma ve yazma öğrenerek derslerime çalışmak istiyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde verilen ücretsiz diyetisyen hizmetinden ilçede ikamet eden yaşlılar, yararlanıyor. Belediyenin bu hizmeti sayesinde vatandaşlar, hem kilo kontrolü yaptırarak doğru beslenme yöntemlerini öğreniyor hem de sağlıklı bir yaşamın kapısını açıyor. Merkeze gelen hastaların metabolizma yaşı, yağ, kas, kemik durumu ölçümleri yapılarak sağlıklı yaşam hakkında bilgiler veriliyor. Kan tahlilleri doğrultusunda uzman diyetisyen tarafından diyet programı yapılarak takibi de sağlanıyor. Diyetisyenler, her bireyin beslenme problemlerini ortadan kaldırmak amacıyla ellerinden gelen bütün çalışmaları sergiliyor.
“Anne sütü bile almadım”
vegan olduğunu ve hayatını bu şekilde sürdürdüğünü söyleyen 59 yaşındaki Hatice Alsaç, Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti. Hiç anne sütü almadığını belirten Alsaç, “Doğduğum günden beri sütten ete kadar hayvansal hiçbir şey yiyemiyordum. 7 yaşında doktor bana vegan olduğumu söyledi. O günden sonra hayatıma vegan olarak devam ettim ve bu yaşıma kadar yeşillikle, baklagillerle beslendim. Balık, et, tavuk, yumurta, peynir hiçbirini yemedim” dedi.
Eşim et yemeyi çok seviyor
Çevresini vegan olduğu yönünde ikna etmekte zorlandığını da belirten Alsaç, “Bir arkadaşım gerçek vegan olduğumu test etmek için yaptığı keşkek yemeğinin içine benden gizli et suyu kattı. Bir kaşık yedikten sonra midem bulandı, karın ağrısı başladı. Böyle olunca o da yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Eşim de et yemeyi çok seven bir insan. Ben etin kokusuna bile katlanamıyorum ama o çok sevdiği için mecburen pişiriyorum. Yemek pişirirken eldiven kullanıyorum sonra da kokusu gitsin diye çamaşır suyuyla temizlik yapıyorum. İlk başlarda zor geliyordu ama sonra alıştım” diye konuştu.
“Vefahane’de bana çözüm ürettiler”
Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğine vurgu yapan Alsaç, şöyle devam etti: “Burada diyetisyenimiz benimle çok ilgilendi. Vegan olduğumu söyleyince de çözümler üretti. Bana yiyebileceğim peynir, bademden süt ve pirinçten yoğurt yapmayı öğretti. Sebze ve baklagiller dışında yiyecekler de yiyorum.”
“Büyüklerimiz bizim için çok değerli”
Yaşlıların sağlığına önem verdiklerini kaydeden Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “2023 yılında açtığımız Vefahane Yaşam Merkezi’miz’de 60 yaş üstü hemşehrilerimize 17 branşta hizmet veriyoruz. Büyüklerimiz bizim için çok değerli. Onların burada her türlü bakımını yapıyoruz. Diyetisyenlik hizmeti de bunlardan birisi. Kurumumuzda çok mutlu ve sağlıklı olmaları için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Ayrıca tesise gelenleri servis araçlarımızla sabah evlerinden alıyor, akşam tekrar geri götürüyoruz” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’nın Emet ilçesinde bir dönem halk sağlığı için büyük tehlike oluşturan şebeke suyundaki arsenik miktarı, yeni kaynaklarla yıllar içerisinde büyük oranda azaltılırken, ilçenin düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünde, ‘sağlıklı şebeke içme suyu’ açılışı yapıldı. İlçe halkı, 12 yıllık çalışmanın ardından ‘arseniksiz’ içme suyuna kavuştu.
Sağlık Bakanlığı tarafından tehlike sınırı litrede 10 mikrogram kabul edilen arsenik miktarı, yaklaşık 22 bin kişinin yaşadığı Emet ilçesindeki şebeke suyunda geçmiş yıllarda 600 mikrograma kadar ulaştı. Emet Belediyesi, arsenikli su sorununa çözüm bulmak için 2005 yılında yaptığı çalışmalarda, ilçeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Köprücek mevkisindeki arsenikli su çıkan kuyuları kapatarak, yine aynı bölgede yeni kaynaklardan getirilen suyun ilçede kullanılmasını sağladı. İlçe Halk Sağlığı ekiplerince her ay yapılan biyolojik ve kimyasal ölçümlere göre, içme suyundaki arsenik miktarı mevsim şartlarına bağlı olarak 20 ila 25 mikrogram arasında değişirken, 2012 yılında Yeniceköy’deki Sorgun mevkisinde yapımına başlanan göletin yanına kurulan arıtma tesisi ile ilçe halkı, 12 yıl sonra sağlıklı içme suyuna kavuştu.
‘3 EYLÜL 2024, ARSENİKLİ SUDAN KURTULUŞ GÜNÜ OLACAK’
Emet’in düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümü kutlamaları ve ‘arsenikli su’ sorununun çözülmesi dolayısıyla, Hükümet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törende konuşan Emet Belediye Başkanı Mustafa Koca, ilçe için büyük öneme sahip ‘arsenikli su’ sorununu çözmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Koca, ilçedeki arsenik oranı yüksek olan içme suyu sorununu çözmek için 12 yıl önce çalışma başlattıklarını dile getirerek, “12 yıl önce Emet’imize sağlıklı içme suyu kazandırmak için dağ tepe gezdik. Yüksek rakımlarda su aradık. Şu an göletimizin olduğu yerde, 957 metre rakımda ölçümler yapıldı. Gölet yapımı başlarken; ilçede içme suyu, kanalizasyon, yağmur kanalları yenilenmesi ve su depoları, isale hatları yapımı için proje ihalelerini gerçekleştirdik. Gölet yanına yapılan arıtma tesisimizde, 15 gündür test uygulamaları gerçekleştirildi. Bugün de ilçemize göletten ilk suyu akıtıyoruz. 3 Eylül 1922 Emet’imizin düşman işgalinden kurtuluşu, 3 Eylül 2024 ise Emet’imizin arsenikli sudan kurtuluş günü olacak. Belediye olarak 3 vardiya ekip kurarak, 2-3 ay içerisinde yeni hattan tüm Emet halkına, sağlıklı içme suyunu vermek için çalışacağız. Daha sağlıklı nesiller için hayırlı olsun Gazi Emet” diye konuştu. Konuşmaların ardından, gölet suyu vanası açılarak ilçeye ilk su verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, eğitim aldığı okulda darp edilen otizmli gence şiddet uygulayan kişininin gözaltına alındığını duyurdu. Bakanlığın resmi X hesabından yapılan açıklamada otizmli genç ve ailesine yönelik uzman ekipler tarafından psikososyal destek sürecinin başlatıldığı ve şiddet uygulayan kişinin en ağır cezayı almasının yakın takipçisi olacağı belirtildi.
Bakanlık’tan yapılan açıklama şöyle:
” İstanbul’da bir Otizm Spor Kulübünde gerçekleştiği tespit edilen görüntülerin ardından İstanbul İl Müdürlüğü ekiplerimiz emniyet birimleri ile koordineli bir şekilde harekete geçmiştir. Şiddet uygulayan şahıs ifadesinin alınmasının ardından gözaltına alınmıştır. Otizmli gencimiz ve ailesine yönelik uzman ekiplerimiz tarafından psikososyal destek süreci başlatılmıştır. Bakanlık olarak yargı sürecine müdahil olarak şiddet uygulayan şahsın en ağır cezayı almasının yakın takipçisi olacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Deprem sonrasında hizmet verecek UMKE lojistik merkezi hazır: Afet durumunda 600 kişi tedavi edilebilecek
BİNGÖL – Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerinin ardından uzmanların sık sık uyarıda bulunduğu Bingöl’de, UMKE Lojistik Merkezi kurulumu tamamlandı. Deprem sonrasında 600 kişinin tedavi edilebileceği sahra hastaneleri de hazırlandı.
Geçtiğimiz yıl 6 Şubatta Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından uzmanların en çok uyarılarda bulunduğu ve geçmişte büyük depremlerin yaşandığı Bingöl’de hazırlıklar sürüyor. Muhtemel bir depreme hazırlanmaya devam eden kentte, 105 bin metrekare alanda UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi kuruldu. İçerisinde 3 tip sahra hastanesinin yer aldığı lojistik merkezinde 6 ameliyathane, helikopter pisti, 2 mobil mutfak, 30 yaşam konteynırı, toplantı odaları, koordinasyon merkezi, haberleşme konteynırı, kurtarma araçları, mobil banyo ve tuvalet gibi alanlar muhtemel depremde kullanılabilecek. 200 veya daha fazla yatak kapasitesini de içerisinde barından alanda yine muhtemel bir deprem durumunda 175’e yakın personel görev alacak. Her gün 18 personelin hazır bulunduğu lojistik alanı inceleyen Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta, ilgili kurum amirinden çalışmalar hakkında bilgi aldı. 6 Şubat depremlerinin ardından lojistik merkez için çalışmalara başladıklarını belirten Vali Usta, örnek bir alan kurduklarını belirtti. Vali Usta, “29 Ağustos’ta bölgesel anlamda 7 ilimizi etkileyen ve depremden etkilenen iller dışındaki illerden destek aldığımız bölgesel bir tatbikat gerçekleştirdik. Bu kapsamda da UMKE sahra çadırlarıyla beraber aktif bir şekilde rol aldı. Tatbikatımız çok başarılı geçtikten sonra bugün tekrar yapılan çalışmaları yerinde görmek için UMKE lojistik merkezine geldik. Bu merkezin şuan da Türkiye’de iki örneği var. Biri Edirne’de biri de Bingöl’ümüzde. Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra basın, yayın, akademisyenler muhtemel bir depremin Bingöl’de olacağını belirtti. Biz de bunun ardından hazırlıklarımızın önemini kavradık ve Bingöl’ü tüm Türkiye’ye örnek olacak şekilde lojistik merkez haline getirdik” dedi.
“600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz”
Alanın 105 dönüm üzerine kurulduğunu aktaran Vali Usta, “Burada 2 mobil mutfağımız, 105 konteynırımızda yaşam alanları, makineler, teçhizatlarımız, sağlıkla ilgili ekipmanlarımız, yaşam alanlarımız, haberleşme merkezlerimizle beraber burası 105 dönüm üzerine kurulu Lojistik Merkez. İçinde 3 sahra hastanemiz var. Sahra hastanemizi kurduğumuz zaman 500 metrekarelik bir alanda 600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz. Her türlü acil, poliklinik, ameliyathane gibi alanlarımız var burada. İnşallah ihtiyacımız olmaz ama ihtiyaç olduğu zaman da bunun altından kalkabilecek bir altyapıya sahibiz” şeklinde konuştu.
UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi hakkında bilgiler veren UMKE sorumlusu Hasan Akkuş ise “İlimizde yapılan bölgesel saha tatbikatı sonrasında bu alanda neler yapabildiğimizi valimize aktardık. Kendisi alanı ziyaret etti. Biz her an deprem olacakmış gibi hazırlık içerisindeyiz. Alanımız zaten Türkiye’de örnek bir alan. Altyapısı, sahra hastanesi alanıyla, helikopter pistiyle, lojistik depolarıyla, koordinasyon merkezleriyle sürekli aktif. Burada 18 arkadaşımız sürekli olarak çalışmakta. 175 ayrıca da gönüllümüz var. Olası bir afet durumunda beraber çalışacağımız arkadaşlarımız var. İnşallah böyle bir afet yaşamayız” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ – Elazığ Fethi SekinŞehir Hastanesi’nde ileri evre parkinson hastalarına endoskopi eşliğinde Jejunal tüp ile perkütan endoskopik gastrojejunostomi işlemi yapılmaya başlandı.
İleri evre parkinson hastalarında hastaya verilen ilacın mide asiti tarafından etkilenmesini engellemek amacıyla uygulanan PEG-J yöntemi Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlandı. Bu yöntem sayesinde ileri evre parkinson hastalarının daha etkili bir şekilde tedavi edilebileceği bildirildi.
Yöntem ile hastaya verilecek olan ilacın mide asidi ile parçalanmasını engellemiş olduklarını belirten Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Sadık Keşmer, “Bu gün burada parkinson hastası olan bir hastamıza jejunal tüp takıldı. Bu işlem endoskopik olarak yapılıyor. Hastamızda daha öncesinden Endoskopik olarak Perkütan Endoskopik Gastrostomi takmıştık. PEG hastalarında veya PEG’i olmayan hastalarda Perkütan Endoskopik Gastrostomi yöntemiyle midesinin içinden geçirdiğimiz tüpü ince bağırsağın üst kısmı dediğimiz jejunuma kadar ilerletiyoruz. Jejunal tüpü mideden en az 35 – 40 santim uzaklaştırmış oluyoruz. Bu sayede ilacın mide asidi ile parçalanmasını engelleniyor. Endoskopik olarak tüp yerleştirildikten sonra nöroloji uzmanlarımızın kontrolünde ilaç infüzyonu ve ilaç tedavisi yapılıyor” dedi.
Op. Dr. Keşmer, “İleri evre parkinson hastalarında kullanılan en iyi tekniklerden biri olan bu yöntemde özel bir pompa vasıtası ile takılan kataterden doğrudan ince barsağın jejunum kısmına sürekli infüzyon şeklinde ilaç uygulanabiliyor. Böylece kullanılan ilaç en iyi emilim yeri olan jejunuma doğrudan uygulanarak, hızla beyne ulaşmasına olanak sağlanıyor. Endoskopi eşliğinde PEG-J (perkütan endoskopik gastrojejunostomi) adı verilen bir yöntem ile mideden ince barsağın jejunum parçasına bir tüp yerleştirilir. Karın duvarında kalan yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda veya daha uzun olarak 0,5 santim çapında tüp bırakılır. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanemizde bu işlemi ilk kez gerçekleştirmiş olduk. Hastamız Nöroloji kliniğimizde bu açılan tüpten ilaçlarını almaya başlayacak inşallah. Bu işlemden daha fazla fayda görmesini bekliyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vegan kadın, 59 yaşına kadar yeşillikle beslendi
İSTANBUL – Bağcılar’da yaşayan vegan Hatice Alsaç (59), bu yaşına kadar yeşilliklerle beslendiğini söyledi. Ancak Alsaç’ın hayatı 6 ay önce başladığı Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde değişti. Alsaç, burada öğrendiği tariflerle artık veganlara özgü yoğurt, peynir ve kefir gibi gıdalar yaparak besleniyor.
Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde verilen ücretsiz diyetisyen hizmetinden ilçede ikamet eden yaşlılar, yararlanıyor. Belediyenin bu hizmeti sayesinde vatandaşlar, hem kilo kontrolü yaptırarak doğru beslenme yöntemlerini öğreniyor hem de sağlıklı bir yaşamın kapısını açıyor. Merkeze gelen hastaların metabolizma yaşı, yağ, kas, kemik durumu ölçümleri yapılarak sağlıklı yaşam hakkında bilgiler veriliyor. Kan tahlilleri doğrultusunda uzman diyetisyen tarafından diyet programı yapılarak takibi de sağlanıyor. Diyetisyenler, her bireyin beslenme problemlerini ortadan kaldırmak amacıyla ellerinden gelen bütün çalışmaları sergiliyor.
“Anne sütü bile almadım”
vegan olduğunu ve hayatını bu şekilde sürdürdüğünü söyleyen 59 yaşındaki Hatice Alsaç, Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti. Hiç anne sütü almadığını belirten Alsaç, “Doğduğum günden beri sütten ete kadar hayvansal hiçbir şey yiyemiyordum. 7 yaşında doktor bana vegan olduğumu söyledi. O günden sonra hayatıma vegan olarak devam ettim ve bu yaşıma kadar yeşillikle, baklagillerle beslendim. Balık, et, tavuk, yumurta, peynir hiçbirini yemedim” dedi.
Eşim et yemeyi çok seviyor
Çevresini vegan olduğu yönünde ikna etmekte zorlandığını da belirten Alsaç, “Bir arkadaşım gerçek vegan olduğumu test etmek için yaptığı keşkek yemeğinin içine benden gizli et suyu kattı. Bir kaşık yedikten sonra midem bulandı, karın ağrısı başladı. Böyle olunca o da yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Eşim de et yemeyi çok seven bir insan. Ben etin kokusuna bile katlanamıyorum ama o çok sevdiği için mecburen pişiriyorum. Yemek pişirirken eldiven kullanıyorum sonra da kokusu gitsin diye çamaşır suyuyla temizlik yapıyorum. İlk başlarda zor geliyordu ama sonra alıştım” diye konuştu.
“Vefahane’de bana çözüm ürettiler”
Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğine vurgu yapan Alsaç, şöyle devam etti: “Burada diyetisyenimiz benimle çok ilgilendi. Vegan olduğumu söyleyince de çözümler üretti. Bana yiyebileceğim peynir, bademden süt ve pirinçten yoğurt yapmayı öğretti. Sebze ve baklagiller dışında yiyecekler de yiyorum.”
“Büyüklerimiz bizim için çok değerli”
Yaşlıların sağlığına önem verdiklerini kaydeden Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, “2023 yılında açtığımız Vefahane Yaşam Merkezi’miz’de 60 yaş üstü hemşehrilerimize 17 branşta hizmet veriyoruz. Büyüklerimiz bizim için çok değerli. Onların burada her türlü bakımını yapıyoruz. Diyetisyenlik hizmeti de bunlardan birisi. Kurumumuzda çok mutlu ve sağlıklı olmaları için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Ayrıca tesise gelenleri servis araçlarımızla sabah evlerinden alıyor, akşam tekrar geri götürüyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz yıl 6 Şubatta Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından uzmanların en çok uyarılarda bulunduğu ve geçmişte büyük depremlerin yaşandığı Bingöl’de hazırlıklar sürüyor. Muhtemel bir depreme hazırlanmaya devam eden kentte, 105 bin metrekare alanda UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi kuruldu. İçerisinde 3 tip sahra hastanesinin yer aldığı lojistik merkezinde 6 ameliyathane, helikopter pisti, 2 mobil mutfak, 30 yaşam konteynırı, toplantı odaları, koordinasyon merkezi, haberleşme konteynırı, kurtarma araçları, mobil banyo ve tuvalet gibi alanlar muhtemel depremde kullanılabilecek. 200 veya daha fazla yatak kapasitesini de içerisinde barından alanda yine muhtemel bir deprem durumunda 175’e yakın personel görev alacak. Her gün 18 personelin hazır bulunduğu lojistik alanı inceleyen Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta, ilgili kurum amirinden çalışmalar hakkında bilgi aldı. 6 Şubat depremlerinin ardından lojistik merkez için çalışmalara başladıklarını belirten Vali Usta, örnek bir alan kurduklarını belirtti. Vali Usta, “29 Ağustos’ta bölgesel anlamda 7 ilimizi etkileyen ve depremden etkilenen iller dışındaki illerden destek aldığımız bölgesel bir tatbikat gerçekleştirdik. Bu kapsamda da UMKE sahra çadırlarıyla beraber aktif bir şekilde rol aldı. Tatbikatımız çok başarılı geçtikten sonra bugün tekrar yapılan çalışmaları yerinde görmek için UMKE lojistik merkezine geldik. Bu merkezin şuan da Türkiye’de iki örneği var. Biri Edirne’de biri de Bingöl’ümüzde. Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra basın, yayın, akademisyenler muhtemel bir depremin Bingöl’de olacağını belirtti. Biz de bunun ardından hazırlıklarımızın önemini kavradık ve Bingöl’ü tüm Türkiye’ye örnek olacak şekilde lojistik merkez haline getirdik” dedi.
“600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz”
Alanın 105 dönüm üzerine kurulduğunu aktaran Vali Usta, “Burada 2 mobil mutfağımız, 105 konteynırımızda yaşam alanları, makineler, teçhizatlarımız, sağlıkla ilgili ekipmanlarımız, yaşam alanlarımız, haberleşme merkezlerimizle beraber burası 105 dönüm üzerine kurulu Lojistik Merkez. İçinde 3 sahra hastanemiz var. Sahra hastanemizi kurduğumuz zaman 500 metrekarelik bir alanda 600 kişiye hizmet verebilecek bir hastane haline getirebiliyoruz. Her türlü acil, poliklinik, ameliyathane gibi alanlarımız var burada. İnşallah ihtiyacımız olmaz ama ihtiyaç olduğu zaman da bunun altından kalkabilecek bir altyapıya sahibiz” şeklinde konuştu.
UMKE Lojistik ve Operasyon Merkezi hakkında bilgiler veren UMKE sorumlusu Hasan Akkuş ise “İlimizde yapılan bölgesel saha tatbikatı sonrasında bu alanda neler yapabildiğimizi valimize aktardık. Kendisi alanı ziyaret etti. Biz her an deprem olacakmış gibi hazırlık içerisindeyiz. Alanımız zaten Türkiye’de örnek bir alan. Altyapısı, sahra hastanesi alanıyla, helikopter pistiyle, lojistik depolarıyla, koordinasyon merkezleriyle sürekli aktif. Burada 18 arkadaşımız sürekli olarak çalışmakta. 175 ayrıca da gönüllümüz var. Muhtemel bir afet durumunda beraber çalışacağımız arkadaşlarımız var. İnşallah böyle bir afet yaşamayız” dedi. – BİNGÖL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Özdemir, maymun çiçeği virüsünün direkt temasla bulaşan bir hastalık olduğunu söyleyerek, çocuklar için de risk taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Özdemir, “Kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilirler” dedi.
Prof. Dr. Halil Özdemir, dünya genelinde maymun çiçeği hastalığında son 2,5 yılda 100 binin üzerinde vaka tespit edildiğini ve 200’ün üzerinde de ölüm görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Özdemir, Türkiye’de şu ana kadar bilinen bir maymun çiçeği hastalığına denk gelinmediğini ifade ederek, “Aslında 2 ila 4 hafta arasında kendi kendini sınırlayan ve iyileşen bir hastalık. Bağışıklık sistemi bozulmuş, bağışıklık sistemini bozan ilaç alan kişilerde ve çocuklarda bir miktar ağır seyretmekte. 2022 Kasım’ından itibaren görülen salgında ülkemizde de çeşitli vakalar görüldü. Ancak 2024 yılında ülkemizde doğrulanmış henüz bir vaka bildirimine sahip değiliz. Bizim de kliniğimizde şu ana kadar şüphelendiğimiz 3 vaka oldu. Ancak yapılan tetkiklerinde virüs saptanmadı. 3 hastamız da çocuktu ve 3 yaş ila 6 yaş arasındalardı. Ancak saptanmadı. Henüz biz de vaka yok. Şu ana kadar da Türkiye’de bilinen bir vaka tespiti yok” diye konuştu.
Prof. Dr. Özdemir, hastalığın Covid-19’daki gibi solunum yoluyla bulaşmadığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Maymun çiçeği hastalığı direkt temasla bulaşan bir hastalık. Bu açıdan şanslıyız. Hatta çok enfekte bireylerle yakın temas halinde, cinsel temas durumlarında, ortaya çıkan bir tablo, bulaş şekli var. Çocuklarda şöyle bir risk söz konusu; kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilir. Çünkü oyuncaklarla oynuyorlar, birtakım şeyler de yapıyorlar, bu durumdan dolayı temasları fazla olduğu için de bir miktar artış olabilir. Ama esas olarak cinsel yolla bulaştığı için çok da artmış bir risk söz konusu değil çocuklar açısından. Hastalık esas insandan insana bulaş şeklinde oluşmaktadır. Başka bir bulaş şekli yok. Hastalık şüphesi olan kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Temas kurallarına uymamız gerekiyor. Ellerimizi sürekli sabunlu suyla yıkamak gerekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saç bandı
Bu yöntem saçlarınız uzun ise kolayca uygulayabileceğiniz bir yöntem. Öncelikle lastikli bir saç bandını tam tepeden alnınıza kadar getirin. Daha sonra önceki saçlardan bir tutam alıp saç bandının altından sarın. Her aşamada bir tutam saç ekleyerek saç bandının etrafını dolayın. Daha sonra bir sprey ile saçlarınızı hafifçe ıslatın ve kurumaya bırakın. İsterseniz bir gece boyunca saçınızda bekletebilirsiniz. Saç bandı lastikli olduğu için saçları tutacaktır ve uyurken saçlarınızın bozulmasına izin vermeyecektir. Saçlarınızı açtıktan sonra sprey ile sabitleyin. Dalgalı saçlarınız hazır! Daha volümlü bir model ve daha iri dalgalar yaratmak isterseniz aynı yöntemi eski bir tişörtü kıvırıp simit haline geitrerek de uygulayabilirsiniz.

Saç örgüsü
Daha sık ve yoğun bukleler isteyenler için aslında çocukluktan beri aşina olduğunuz bir püf noktasından faydalanacağız. Bu yöntemi ister düz saçlılar ister kıvırcık ve dalgalı saçlılar rahatlıkla kullanabilir. Düz saçlara istedikleri bukleleri sağlayan bu yöntem kıvırcık ve dalgalı saçlara sahip olanların ise buklelerini şekillendirir. Saçlarınızı ortadan ayırın. İki yandan balıksırtı ya da Hollanda örgüsü olacak şekilde örmeye başlayın ekleyecek saç kalmadığında iki kuyruğu birleştirerek örmeye devam edin. Ertesi gün açtığınızda arzu ettiğiniz görünüme kavuşmuş olacaksınız. Bu uygulamayı özellikle banyodan çıktıktan sonra saçlarınız nemliyken yaparsanız daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz.

Pipet
Saçlarınızda Afrika dalgası görüntüsü yaratmak istiyorsanız kullanabileceğiniz en güzel yöntem pipet yöntemi. Biraz meşakkatli ve zaman alan bir yöntem olsa da sonuçlarına değdiğini göreceksiniz. Bu yöntem aslında bigudi yöntemine benziyor. Elinizde bulunan bir paket pipeti tek tek ince tutamlar ile sarıp bir gece boyunca bekletiyorsunuz. Pipetleri tuturmak için tel tokalardan yararlanmayı unutmayın. Sabah açtığınızda sık buklelere sahip olduğunuzu göreceksiniz. Daha kalın dalgalar elde etmek için daha kalın tutamları birkaç pipete birden sarabilirsiniz.

Minik topuzlar
Bu özellikle dalgalı ve kıvırcık saçlı kadınların buklelerini korumak için kullandıkları bir yöntemdir. Düz saçlı kadınlarınsa dalgalı saçlar elde etmek için bu yöntemi kullanmasında hiçbir sakınca yoktur. Saçlarınızı önce ortadan ikiye ayırın daha sonra ise ayrıdığınız tutamlardan daha küçük tutamlar ayırarak kıvırıp topuz yapın bütün saçlarınızda ayrı ayrı minik topuzlar oluşturun. Saçlarınızı nemlendirip sabah açmak üzere kurumaya bırakın.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alyansların izini 13.yy Roma’sına dek sürebiliyoruz; Papa Innocent III’ün nişan ve evlilik arasında zorunlu bir bekleme süresini uygulamaya sokmasından sonra Hristiyanların bu geleneği benimsemelerine dek. Yüzükleri, önce demirden sonra ise altından yapılan basit halkalardı. Alyansı sol ele takma geleneği ise iddialara göre Yunanların ve Romalıların yüzük parmağından doğrudan kalbe giden ‘Vena Amoris’ adındaki özel damar inançlarından geliyor.
Pırlantalar ise sonradan eklendi. Avusturyalı Arşidük Maximillian, müstakbel eşine parlak mücevher hediye ettiği – 1477 yılında – bilinen ilk erkektir; fakat parlak taşlar, 1930lardaki De Beer’in büyük pazarlama atılımına dek aristokrat olmayan kesimde popüler olmamıştır.
Aatlantic’e göre, 19.yy’ın sonlarında, Güney Afrika’daki büyük elmas madenlerinin keşfinden sonra, De Beers, hem arzı hem de talebi manipüle etti. Firma, yatırımlarını koruyabilmek ve elmas fiyatlarını yükseltebilmek adına elmasların nadir ve tabiatları gereği değerli olduğu yanılgısını sürdürme stratejisini uyguladı. Sonrasında elmas endüstrisini kontrol altında tutabilmek için bir kartel oluşturdu ve elmasları statü sembolü olarak pazarlayabilmek için New Yorklu bir reklam ajansı ile çalışmaya başladı. Ve yapılan reklam kampanyaları sonucunda tüketicilerin pırlanta yüzükleri aile yadigârları olarak görmeleri sağlandı.
Yani buradan şöyle bir sonuca varabiliriz belki de büyükbabalarımız ya da büyükannelerimiz reklamlara duyarlı olmasalardı eğer, parmaklarımızda dikiş yüksükleri ile dolaşıyor olabilirdik.


Bu yüzükleri görmeden evlenmeyin!
Yeni evlenecek çiftler için en güzel yüzük modelleri!
96
























En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
En güzel evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Pinterest’in evlilik yüzükleri
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karpuz
Sıvı tüketiminizin az olduğu günlerde su ihtiyacınızı biraz da olsa karşılayabilecek meyvelerden olan karpuz kalp ve damar sağlığı açısından oldukça faydalı. Eylül ayında serinlemek ve mevsiminde sağlıklı tüketmek için karpuz yemenizde fayda var.

İncir
Klasiyum açısından oldukça zengin bir meyve olan incir bağırsaklarınıza da iyi gelebilir. Antioksidan özelliği ile de bilinen inciri bu ayda tüketmeniz sağlıklı olacak.

Kızılcık
Reçeliyle öne çıkan kızılcık, kalp hastalığı riskini azaltması ile biliniyor. Özellikle C vitamini açısından oldukça zengin bu meyve, ayın en sağlıklı meyveleri arasında.

Üzüm
Kolestrol dengesini sağlaması, antioksidan özelliği ve daha birçok faydasıyla bilinen üzüm, peynirin eşlik etmesiyl birlikte oldukça lezzetli olmasının yanında ayın meyveleri içerisinde yer alıyor.

Mürdüm eriği
Yüksek C vitamini kaynağı olan mürdüm eriği, kan yapma özelliği ile biliniyor. Yazın son zamanlarına doğru yemesi oldukça keyifli hale gelen eriğin cilde faydalı olmasının yanında mevsimlik tüketilmesi de daha birçok faydayı beraberinde getiriyor.

Börülce
Eylül ayında tüketilmesi gereken en önemli sebzelerden biri börülce. Salatasından yemeğine kadar birçok şekilde değerlendirebilirsiniz börülceyi. Protein kaynağı olarak bilinen börülceyi ay boyunca tüketebilirsiniz.

Domates
En önemli faydalarından biri kanseri önlemeye yardımcı olması olan domates, yaz son bulmadan o harika tadıyla sofralarınızda her türlü yemeğin içinde yer almaya hazır.

Mantar
Kızartmasından haşlamasına kadar birçok yemekte kullanabileceğiniz mantar harika bir protein kaynağı. Öyle ki kırmızı etten daha fazla protein sağladığı biliniyor. Siz de bu ay yemeklerinizde mantara bolca yer vermeyi unutmayın.

Barbunya
Pilakisinin herkesi mest ettiği barbunyanın kilo vermeye yardımcı olduğunu biliyor muydunuz? Diğer besinlerle birlikte dengeli bir şekilde tüketildiğinde faydalarını kendinizde görürken eylül ayı boyunca da harika bir lezzeti yakalamış olacaksınız.

Patlıcan
Vazgeçilmez yemeklerin ana maddesi patlıcan, C ve K vitaminleri bakımından oldukça değerli. Kalp sağlığına katkısı ve anemiye karşı savaşması en önemli özelliklerinden birkaçıyken eylül ayında tüketmek açısından da oldukça mantıklı.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Denizli Büyükşehir Belediyesi 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında usta sanatçı Edip Akbayram’ı ağırladı. Büyük usta son olarak 30 yıl önce Denizli Belediyesinin misafiri olarak halk konseri vermesinin ardından, Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun davetlisi olarak yeniden Denizlililerle bir araya geldi. Konser öncesi düşünceleri paylaşan efsane sanatçı Edip Akbayram, “Bütün samimiyetimle söylüyorum, iki günden beri heyecandan yatamıyorum. Öncelikle 30 sene sonra tekrar Denizlili dostlarla, müzikseverlerle beraber olmak, kavuşmak beni çok mutlu ediyor. İkincisi de çok onurlu bir bayramda o bayramı bir konserle kutlamanın heyecanını yaşıyoruz. Üçüncüsü de tabii buradaki yerel yönetimlerin çok daha ciddi çalışacak bir partiye geçmiş olması bizi çok mutlu etti. Seçimlerde bizi çok mutlu etti. Sanıyorum Denizli bundan sonra yerel yönetimlerde çok daha güzel bir kent haline gelecektir” dedi.
Denizli denilince aklına ilk olarak Pamukkale ve unutulmaz halk ozanı Özay Gönlüm’ün geldiğini belirten usta sanatçı Akbayram, “Denizli deyince bir defa ilk akla gelen Pamukkale. İkincisi de ünlü ozanımız. Bunlardan başka aklımıza ne gelecek? Yani tabii ki dokuma, sanayi buna benzer bir takım güzellikler ama ilk akla gelen bu iki isim. Ben çok teşekkür ediyorum buradan Denizli halkına. Tekrar 30 Ağustos’ta beraber olmanın mutluluğunu yaşadığımı ifade etmek istiyorum. Sevgiler, saygılar sunuyorum” diye konuştu. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalı Çapkını dizisinde canlandırdığı Seyran karakteriyle dikkatleri üzerine çeken Afra Saraçoğlu, yeni sezona hazır.
Şu sıralar Mert Ramazan Demir ile yaşadığı inişli-çıkışlı aşkıyla gündeme gelen Saraçoğlu, yeni imajıyla konuşuldu.
SAÇLARINI KESTİRDİ
Dizinin üçüncü sezon çekimlerinden saçlarının son halini paylaşan Saraçoğlu’nun fotoğrafı kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturdu. Saraçoğlu’nun kısa saçları takipçilerinin dikkatinden kaçmadı.

DİZİ SETE ÇIKTI
Star’da izleyicilerle buluşan Yalı Çapkını dizisi, üçüncü sezonu ile ekrana dönmeye hazırlanıyor. Dizi ekibi dün sete çıktı. Dizinin 13 Eylül’de üçüncü sezonu açması planlanıyor.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Demet Özdemir, geçtiğimiz günlerde bir mekan çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Meslektaşı Birand Tunca ile yemek yiyen ve akabinde de gazetecilerle ayaküstü sohbet eden Özdemir, tenis kıyafetine benzer bir elbise seçiminde bulundu.
“HÜLYA AVŞAR İLE KARŞILIKLI OYNARIM”
Bunun üzerine Demet Özdemir, “Sizi kortlarda görecek miyiz?” sorusuna; “Hülya Avşar ile karşılıklı oynarım ama yenilmeyi göze alırım” yanıtını verdi.
HÜLYA’DAN CEVAP GELDİ
Sosyal medya hesabından Demet Özdemir’e seslenen Hülya Avşar; “O zaman 2 Ekim’de Bodrum’da yapılacak olan Hülya Avşar Cup Tenis Turnuvası’na bekliyorum seni Demetcim. Çok mutlu olurum” dedi.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatilde, James Allen’in ‘Düşüncenin Gücü’ kitabını okuyan milli voleybolcu, kitaptan bir kesiti paylaştığı fotoğrafların not kısmına ekledi.
Zehra Güneş şu ifadeleri kullandı: Her kitabın bir hikâyesi olduğuna inananlardanım. Her yolculuğumda yanımda bir arkadaş gibidirler. Ve her okuduğum kitap bana ‘o an’a dair bir mesaj verir.
Bunu bir kez daha anladığım, kendime bir şeyler öğrettiğim, doğayı daha çok hissedip kendime döndüğüm, başka topraklardan enerji alıp kendimi yenilediğim, daha yapmak istediğim bir çok şey olduğunu farkedip yeni hayaller kurduğum kısa bir araydı.
Yakında kaldığımız yerden yeni hayallerle, yeni hedeflere devam etmek için çok heyecanlıyım.
“Aklınızda yücelttiğiniz hayal, yüreğinizde taçlandırdığınız ideal her ne ise, hayatınızı bunlarla inşa edersiniz; bunlar olursunuz” – James Allen
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çift, Yıldız Çağrı Atiksoy’un zorlu hamilelik sürecinin ardından kızları Mira Milena’yı kucaklarına almıştı.
Berk Oktay ile Yıldız Çağrı Atiksoy, kızlarıyla birlikte Maldivler’e gitti.
Yıldız Çağrı Atiksoy’un doğum kilolarından kurtulduğu görüldü.
Berk Oktay, eşine iskelede böyle poz verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konakladıkları otelin plajında görüntülenen ikilinin birlikteliği böylelikle tatilde belgelenmiş oldu.
Danla Bilic, güneşin keyfini çıkarırken Doğan Alemdar, sıcaktan bunalınca bir ara tek başına denize girdi.
Doğan Alemdar, bir süre yüzdükten sonra sevgilisi Danla Bilic’in yanına güneşlenmeye gitti.
Şezlongda güneşlenirken bir yandan da sohbet eden ikilinin o anları objektiflere böyle yansıdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Usta oyuncunun vefatını Film-San Vakfı duyurdu. Yapılan açıklamada; “Oyuncu Sevil Üstekin’e Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz” denildi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yayımladığı taziye mesajında; “Sanat dünyamızın sevilen oyuncularından kıymetli sanatçı Sevil Üstekin’e Allah’tan rahmet, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyoruz” ifadelerine yer verildi.
Acı haber Üstekin’in dostları yasa boğuldu. Nilgün Belgün, “Bu fotoğraf 90’lardan albümünden çıktı karşıma. Dormen Tiyatrosu’nda “Papaz Kaçtı” adlı oyunla İzmir turnesindeydik. Üçümüz aynı evi paylaşıyorduk. Arkadaşım Sevil Üstekin’i bugün kaybettik. O da Ayşen Gruda’nın yanına gitti. Mekânı cennet olsun” ifadelerine dedi.
Sevil Üstekin, Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nden mezun oldu. Muhsin Ertuğrul’un başkanlığında özel bir tiyatro okulunda LCC Language and Culture Center 3 yıl eğitim gördü.
Bizim Tiyatro, Gazete Tiyatrosu, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli – Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu’nda çalıştı.
Sevil Üstekin, 1992 yılında ‘Mahallenin Muhtarları’ dizisinde 10 yıl süreyle “Müzevir Müzeyyen” karakterini canlandırdı.
Üstekin, Tarık Akan ve Zihni Göktay ile ‘Koçum Benim’ dizisinde rol aldı. Oyuncu, 2010 yılında ‘Yerden Yüksek’ dizisinde “Ülfet Nine” rolünü canlandırmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rolüne titizlikle hazırlanan Tolga Çevik’in makyajını Suzan Kardeş yaptı. 25 Film imzalı 40 dakikalık filmi Ali Taner Baltacı yönetti.
‘100 Yıllık Armağan’da Celal Bayar’ı; Engin Alkan, bankanın ilk kadın müdürü ‘Hatice Hanım’ı; Burcu Kara, ‘Kumbaracı’yı ise Onur Buldu canlandırdı.
DAHA ÖNCE ATATÜRK’Ü HANGİ OYUNCULAR CANLANDIRDI?
Patrick Magee… Paralı Askerler (1970)
Rutkay Aziz… Kurtuluş (1994)
Rutkay Aziz… Cumhuriyet (1998)
Serdar Orçin… Abdülhamit Düşerken (2002)
Ali Ülvi Hünkar… Kırık Kanatlar (2006)
Alican Yücesoy… Son Osmanlı Yandım Ali (2007)
Yetkin Dikinciler… Mustafa (2008)
Arda Kural… Dur Yolcu (2008)
Halit Ergenç… Dersimiz Atatürk (2010)
Bartunç Akbaba… Veda (2010)
Burhan Güven… Veda (2010)
Sinan Tuzcu… Veda (2010)
Fikret Kağan Olcay… Veda (2010)
Ertan Saban… Balkan Ölmemiştir (2011)
Fikret Kuşkan… Âkif (2021)
Aras Bulut İynemli… Atatürk 1881 – 1919 (2023)
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>81 yaşındaki oyuncunun oğlu Atilla Tamer, uzun süredir kanser tedavisi görüyordu.
“OĞLUMU KAYBETTİK”
Durumu ağırlaşan Atilla Tamer, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Cihat Tamer, acı haberi sosyal medya hesabından “Sevgili oğlum Atilla Tamer’i kaybettik” sözleriyle duyurdu.
Atilla Tamer’in cenazesi, bugün Ataköy Ömer Doruk Camii’nde ikindi namazından sonra Bakırköy’deki aile mezarlığına defnedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teoman, verdiği o röportajda; “Taksim’de Norveçli sarışın çocuk görseler ‘Harika’ diyecekler, ama Suriyeli kara çocukları görünce rahatsız oluyorlar. Hepsini tanıyorum. Tam olarak böyle demeseler bile içlerinden geçenleri biliyorum. Benim için “Her yer Arap oldu” demek ırkçılıktır. Türkiye’deki aşırı göçten rahatsızım, bu işler yanlış ve plansız bir şekilde yapıldı, hâlâ da devam ediyor.
Ancak artık bunun çaresi yok; o çocuklar burada büyüdüler. Onları geri göndermek vicdansızlık olur. Ayrıca, Suriyelilerden rahatsız olanların çoğu İngiltere’ye gitmek istiyor, İngiltere’nin Suriyelisi olmak için. Kendine hak gördüğünü başkasına layık görmüyorlar” ifadelerini kullanmıştı.
Bu açıklamanın ardından Yeşim Salkım, sosyal medya hesabından Teoman’a tepki gösterdi. Salkım; “Yaş ilerleyince kafada fosfor kalmıyor tabii, normal. Teoman, bol bol balık ye ve balık yağı iç, belki iyi gelir,” şeklinde yorum yaptı.
Fotoğraflar: DHA, İHA, DepoPhoto, X
Teoman, 2016’da yayınladığı ‘Eski Bir Rüya Uğruna’ albümündeki ‘Limanında’ adlı şarkısı için çektiği klipte mülteci sorununu işlemişti. Klipte; Suriyeli Beriwan ve Wassim’in ikilisinin Türkiye’den Almanya’ya göç etme hikâyesi anlatılmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>8/24 Erzincan Tanıtım Günleri etkinlikleri kapsamında Ordu Caddesi Saat Kulesi arkasında Hünerli Eller Kadın Kooperatifi tarafından açılan stantta yöresel ürünler ile birlikte kooperatifi üyesi kadınlar tarafından yapılan el işleme ürünlerde sergileniyor. Aynı zamanda satışı yapılan ürünlerden elde edilen kazanç kadınların ekonomisine katkı sağladığı gibi ihtiyaç sahibi ailelere, öğrencilere yardım olarak ta değerlendiriliyor.
Açılan stant ile ilgili bilgi veren Hünerli Eller Kadın Kooperatifi üyesi Meryem Akar, “8/24 Erzincan Tanıtım Günleri kapsamında yöresel yemeklerimizi tanıtıyoruz. Yapmış olduğumuz yemekleri halkımıza sunuyoruz. Kooperatifimizin 25 üyesi bulunuyor.” dedi.
Hünerli Eller Kadın Kooperatifi Başkan Yardımcısı Hülya Bakansız ise, “Kooperatif olarak öncelikli olarak Erzincan’ımızın yöresel ürünleri olan el kesme kadayıfının üretimini yaparak lokantalara verilmesini sağlıyoruz, halkımıza sunuyoruz. Ayrıca sipariş üzerine su böreği, zeytinyağlı sarma, etli sarma gibi istenilen her türlü yemek çeşitlerini üreterek, doğum günleri, özel günler, nişan gibi etkinliklerde çeşitlerimizi halkımızın hizmetine sunuyoruz. Dikim evimiz de var. Terzi arkadaşlarımız burada özel dikim alıyorlar. Tamir, tadilat da yaparak hizmet sunuyoruz. Kooperatif olarak elde edilen kazanç girişimci kadınlarımızın evlerine ekonomik katkı sunuyor. Kendi emeklerimiz ile kazandıklarımızı kendimize harcıyoruz. Bunun dışında İhtiyaçlı ailelere yardımlarda bulunuyoruz. Geçen yılki depremde depremzedeler için çalışmamız oldu. Öğrencilere yardımlarda bulunuyoruz.” diye konuştu.
Kooperatif olarak kadınları bir araya getirdiklerini ve kadınların ürettiği ürünlere pazar olduklarını belirten Hünerli Eller Kadın Kooperatifi Başkanı Safure Atasoy’da, “Kooperatifimizde el işlemesinden gıda ürünlerine kadar tüm ürünleri pazarımızda satışını yapıyoruz. Burada el işinin yanında evde yapılan salça, turşu, el açma börek, tatlılar, sarma, mantı gibi çok çeşitli ürünlerimiz bulunmakta. İlimizde her kesime hitap ediyoruz. Bazı ürünlerde bir gün öncesinde sipariş verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre olay, Batman’ın Gercüş lçesine bağlı Kesiksu köyünde meydana geldi. 5 yaşındaki Z.T. isimli kız çocuğu, 2. katta bulunan evin damında oyun oynarken dengesini kaybederek yere düştü. Z.T. kaldırıldığı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alındı. – BATMAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEL AVİV – İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne 25 bin 100 şişe çocuk felci aşısının giriş yaptığını açıkladı.
İsrail saldırılarının devam ettiği Gazze Şeridi’nde 25 yıl sonra ilk çocuk felci vakasının tespit edilmesinin ardından İsrail ordusuna bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT), Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne 25 bin 100 şişe çocuk felci aşısının giriş yaptığını açıkladı.
COGAT, söz konusu miktarın Gazze Şeridi’ndeki nüfusun yarısından biraz fazlasını aşılamak için yeterli olacağını belirtti. Aşıların Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu ile koordinasyon halinde Gazze Şeridi’ne giriş yaptığı ifade eden COGAT, aşıların önümüzdeki günlerde Gazze Şeridi’nin çeşitli yerlerinde henüz aşı olmamış çocuklara vurulacağını belirtti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çankırı Karatekin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüdayi Ercoşkun, tuz tüketimi ile ilgili bilinen yanlışlarla ilgili bilgiler verdi. Tuz tercih edilirken dikkat edilmesi gereken kalite kriterleri ile ilgili tavsiyelerde bulunan Ercoşlun, vücudun demir, kalsiyum ve selenyum ihtiyaçlarının tuz ile karşılanabileceği söylemlerini de yalanladı. Ercoşkun, tuzda seçerken dikkat edilmesi gereken kriterin ise saflık ve temizlik olduğunu belirtti.
“Bir tuzun bu kadar mineral içermesi çokta mümkün değil”
Tuzda fonksiyonları kabul edilmiş ve araştırmaları devam eden 25 mineralin bulunduğunu belirten Doç. Dr. Ercoşkun, “Kaya tuzun içerisinde 80’den fazla mineral olduğu iddia ediliyor. Ancak bu iddia edilen minerallerin çoğu insanlar için oldukça ciddi risklere sahip olan minerallerdir. Kalsiyum, magnezyum, fosfor, demir, iyot, bakır, krom gibi 16 adet mineral var. Henüz kabul edilmemiş ama insan vücudunda fonksiyonları araştırılanlar ile birlikte toplamda 25 mineral söz konusu. Dolayısıyla bir tuzun bu kadar mineral içermesi çokta mümkün değil. Tuzun içerisinde mineral olduğu iddia edilen elementler, insan ihtiyacıyla mukayese edildiği zaman oldukça düşük miktardalardır veya da yok hükmündedirler” dedi.
“Tuzun en önemli kalite kriteri, saflığı ve temizliğidir”
Hiçbir tuzun kalsiyum, demir, selenyum kaynağı olmadığını söyleyen Ercoşkun, “Türkiye’deki tüm kaya tuzlarında yaklaşık 50 miligram bölü kilogram, yani 50 PPM civarında bir magnezyum söz konusudur. Günlük 5 gram tuz tüketimi ile binde 0,1-0,2 gibi magnezyum ihtiyacını tuzdan karşılayabiliriz. Bu ise yok hükmündedir. Binde 0,1’lik magnezyum, magnezyum değildir. Diğer elementler de böyledir. Hiçbir tuz kalsiyum, demir, selenyum kaynağı değildir. Tuzun en önemli kalite kriteri, saflığı ve temizliğidir” diye konuştu. – ÇANKIRI
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalp sağlığını koruyabilmek için dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Başar, “Kalp sağlığını korumak için günde 7-8 saat kaliteli uyku almak hedeflenmelidir. Her gün çeşitli meyve ve sebzeler tüketmek, kalp sağlığına faydalıdır. Ancak taze meyve yerine meyve suyu tüketmek, kan şekeri seviyelerinin hızla yükselmesine ve kilo alımına neden olabilir. Meyve suları doğal olarak sağlıklı gibi görünse de genellikle yüksek miktarda şeker içerirler ve fazla tüketimleri kalp sağlığının tehdit edebilirler” dedi.
VM Medical Park Maltepe Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Başar, sağlıklı bir kalbe sahip olabilmek için nelere dikkat etmemiz gerektiği hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzının ve beslenmenin önemine değinen Uzm. Dr. Başar, “Sağlıklı bir kalbe sahip olmak için kişisel motivasyon yüksek olmalı ve yaşam tarzı sağlıklı bir çerçevede kalmak üzere değiştirilmelidir. Bu değişiklikler hayatın tüm alanlarına sirayet etmeli ki sağlık ve beraberinde mutluluk gelebilsin. Günlük olarak çeşitli meyve ve sebzeler tüketmek, kalp sağlığına faydalıdır. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, kahverengi pirinç gibi tam tahıllar tercih edilmelidir. Haftada en az iki kez Omega-3 yağ asitleri açısından zengin balıklar (somon gibi) tüketmek faydalıdır. Trans yağlardan ve doymuş yağlardan kaçılmalı, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘AŞIRI ALKOL TÜKETİMİNDEN UZAK DURULMALI’
Sigara ve alkol tüketimini bırakmanın kalp sağlığı için en iyi adımlardan biri olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Başar, “Stres yönetimi; meditasyon, derin nefes alma egzersizleri, yoga gibi yöntemlerle öğrenilmelidir. Sevilen aktivitelerle meşgul olmak da stresin azalmasına yardımcı olabilir” diye konuştu.
‘SAĞLIKLI BİR KALP İÇİN GÜNDE 7-8 SAAT KALİTELİ UYKU ŞART’
Tıbbi tetkik ve kontrollerinde sağlığımız açısından aksatılmaması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Başar, “Kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri seviyelerini düzenli kontrol ederek, önerilen sağlık taramalarını ve testleri ihmal etmemek gerekir. Kalp sağlığını korumak için günde 7-8 saat kaliteli uyku almayı hedeflenmelidir. Aşırı kilolu veya obez olmak kalp hastalığı riskini artırabilir. Vücut kitle indeksini (BMI) sağlıklı bir aralıkta tutmaya çalışılmalıdır. Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kilo kontrolü sağlanmalıdır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta (yürüyüş, bisiklet sürme gibi) veya 75 dakika yüksek yoğunlukta (koşu, yüzme gibi) egzersiz önerilir” dedi.
‘SARIMSAK VE ZENCEFİL KALP SAĞLIĞINI KORUYABİLİR’
Bazı diyet alışkanlıklarının ve yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle halk arasında pek bilinmediğini, fakat bu faktörlerin ve alışkanlıkların kalp sağlığı açısından faydalı olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Başar, şu bilgileri paylaştı:
“Örneğin; bağışıklığı güçlendirici gıdalar (sarımsak, zencefil ve zerdeçal gibi) aynı zamanda anti-enflamatuar özelliklere sahiptir ve bu da kalp sağlığını koruyabilir. Kakule, kalp sağlığını destekleyen antioksidan özelliklere sahip bir baharattır. Kakule çayı tüketmek, kan basıncını düşürmeye ve kalp sağlığını korumaya yardımcı olabilir. Yüksek tansiyon problemi olmayan kişilerde fermente gıdalar, kırmızı pancar suyu ve turşu suyu, probiyotikler açısından zengindir ve bu da bağırsak sağlığını iyileştirir.”
‘SOĞUK SUYLA DUŞ, KAN DOLAŞIMINI ARTIRABİLİR’
Sağlıklı bir bağırsak mikroflorasının, kalp sağlığını olumlu etkilediğini belirten Uzm. Dr. Başar, “Kırmızı pancar suyu, nitrik oksit üretimini artırarak kan damarlarını genişletir ve kan basıncını düşürür. Aşırı tüketiminden kaçınmak şartıyla yüksek kakao içeriğine sahip bitter çikolata, flavonoidler açısından zengindir. Bu bileşikler kan basıncını düşürebilir, inflamasyonu azaltabilir. Çarkıfelek çiçeği (pasiflora), doğal bir sakinleştiricidir ve stres yönetiminde faydalı olabilir. Stres, kalp hastalıklarının önemli bir tetikleyicisidir. Bu yüzden çarkıfelek çayı tüketmek stresi azaltarak kalp sağlığını destekleyebilir. Bunun yanında soğuk suyla duş almak, kan dolaşımını artırabilir ve kan damarlarının sağlığını iyileştirebilir. Bu, kalp sağlığına dolaylı yoldan fayda sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
‘KALBE ZARARLI OLDUĞU BİLİNMEYEN DURUMLAR’
Kalbe faydalı olduğu düşünülen ancak aslında zararlı olabilecek bazı alışkanlıkların veya yiyeceklerin de olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Başar, şunları söyledi:
“Taze meyve yerine meyve suyu tüketmek, kan şekeri seviyelerinin hızla yükselmesine ve kilo alımına neden olabilir. Meyve suları doğal olarak sağlıklı gibi görünse de, genellikle yüksek miktarda şeker içerirler ve fazla tüketimleri kalp sağlığını tehdit edebilirler. Enerji içecekleri, genellikle kalp sağlığına zararlı olan yüksek miktarda kafein ve şeker içerir. Bu içecekler, kalp ritim bozukluklarına, yüksek tansiyona ve kalp krizine yol açabilir.”
‘GLÜTENSİZ ÜRÜN, İŞLENMİŞ ŞEKER VE YAĞ İÇERİR’
Glütene karşı bir hassasiyet veya çölyak hastalığının olmadığı durumlarda glütensiz ürünler tüketmek, bazı insanlar tarafından kalp sağlığı için daha iyi bir seçenek olarak görüldüğünü söyleyen Uzm. Dr. Başar, “Ancak birçok glütensiz ürün, işlenmiş şeker ve yağ içerir, bu da kalp sağlığı için zararlı olabilir. Yüksek protein diyetleri, kalp sağlığına iyi gelebilecek şekilde kas yapımını destekleyebilir. Ancak fazla miktarda kırmızı et ve işlenmiş et ürünleri tüketmek, doymuş yağ alımını artırabilir ve bu da kalp hastalığı riskini artırır. Bazı kilo verme takviyeleri, kalp sağlığına zarar verebilecek uyarıcılar içerir. Kırmızı şarabın, içeriğindeki resveratrol gibi antioksidanlar nedeniyle kalp sağlığına faydalı olduğu düşünülse de aşırı alkol tüketimi, yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları ve diğer kardiyovasküler sorunlara yol açabilir” ifadelerini kullandı.
‘EGZERSİZ YAPARKEN SIVI ALIMINA DİKKAT EDİLMELİ’
Kullanılan ilaçların ya da yemek seçeneklerinin kalp atış hızını ve tansiyonunu artırabileceğine de dikkat çeken Uzm. Dr. Başar, “Bu alışkanlıkların veya yiyeceklerin kalp sağlığı üzerindeki etkileri, bireyin genel sağlık durumu ve tüketim miktarına bağlı olarak değişebilir. Örneğin; yazın spor yapmak ve soğuk duşlar dikkatli bir şekilde uygulandığında kalp sağlığına olumlu katkılarda bulunabilir. Ancak bu aktiviteler, kalp hastalığı riski taşıyan bireyler için bazı tehlikeler içerebilir. Özellikle yazın egzersiz yaparken sıvı alımına dikkat etmek, güneşten korunmak ve soğuk duş sonrası vücuda ani yük bindirmemek önemlidir. Herhangi bir sağlık sorunu veya risk faktörü olan kişilerin, bu tür aktiviteleri denemeden önce doktorlarına danışmaları önerilir. Özetle dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve doktor önerilerine uygun yaşam tarzı değişiklikleri, kalp sağlığını korumak için en iyi yollardandır” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlk adım: Nemlendirici
Clean girl makyajı, kuşkusuz nemli bir cilt görünümü olmadan düşünülemezdi değil mi? Cildinizi makyaja hazırlamak için onun neme doyduğunu ve ışıltılı durduğunu görmek oldukça tatmin edici. Kuru olmayan ve yağlı da durmayan bir cilt için cildinize en uygun nemlendiriciyi tercih etmenizde fayda var.
Nemlendiriciler ile ilgili doğru bilinen 5 yanlış
Sadece kusurlu bölgelere kapatıcı
Yorgun görünüyorsa göz altlarınıza ve sivilceli bölgelerinize kapatıcı sürmeniz ve cildinizi sakin bırakmanız oldukça önemli bu adımda. Az ürün kullanılmış bir cilt sayesinde daha rahat da hissettiğinizi fark edeceksiniz.
Gösterişli kirpikler
Bu makyajda en dikkat çeken şeylerden biri ıslak bitişli bir rimel sayesinde dikkat çekici bakışlar elde edeceğiniz kirpikleriniz olmalı. Sade tutmuş olduğunuz teninizin aksine kirpikleriniz ne kadar kıvrık, uzun ve hacimli görünürse o kadar iyi. Fakat bu görünümü elde etmek için takma kirpik takarsanız makyajın sadeliğini bozabilirsiniz.
Likit veya krem allık
Doğal makyajların vazgeçilmez ürünü likit veya krem allıklardır. Keskin bir geçişe sebep olmayıp doğal bir bitiş sağladıkları ve ciltle bütünleştikleri için özellikle pek kusurlu cildi olmayanlar için en iyi tercih likit veya krem allıklar. Artık yaz veya kış mevsimi fark etmeksizin pembe allıklar kullanıldığı için biz olsak seçimimizi pembe ve tonlarından kullanırdık.
Kendin yap: Krem allık
Dudak parlatıcısı
Clean girl makyajında kolay kolay mat bitişli rujlara rastlamazsınız. Çünkü cilt bakım temelli bu makyajın en belirgin özelliklerinden biri mümkün olduğunda yüzü doğal göstermek. Bu sebeple renksiz veya renkli dudak parlatıcıları dudağınızı olduğundan canlı gösterecek ve tıpkı cildiniz gibi dudaklarınızın da parlak durmasını sağlayıp makyajınızla bütünlük sağlayacak.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elektrolitler, yalnızca sıvı dengesi ve kas fonksiyonları için değil, aynı zamanda sinir sistemi ve kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Bu mineraller, vücudun elektriksel sinyalleri iletmesine yardımcı olarak, sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlar ve kalp ritmini düzenler. Ayrıca, elektrolitler besin maddelerinin hücrelere taşınmasına ve atık maddelerin hücrelerden atılmasına yardımcı olur. Bu nedenle, vücudun elektrolit seviyelerinin dengede tutulması, genel sağlık ve enerji düzeylerinin korunması açısından hayati önem taşır.
Düşük elektrolit seviyeleri, halsizlik, kas krampları, baş dönmesi ve düzensiz kalp atışları gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu yüzden, özellikle yoğun fiziksel aktiviteler veya sıcak havalarda terle kaybedilen elektrolitlerin yerine konması önemlidir.
Peki, vücudumuzun daha fazla elektrolite ihtiyaç duyduğunu nasıl anlarız? İşte dikkat etmeniz gereken beş belirti ve elektrolit dengesini nasıl sağlayabileceğinize dair ipuçları.
Sıcak havalarda evde serinleme rehberi
Elektrolit eksikliğinin belirtileri nelerdir?
1. Kas zayıflığı ve kramplar: Kas fonksiyonu için elektrolitler gereklidir. Kaslarınız zayıf veya kramplı hissediyorsa, vücudunuzun bu önemli besin maddelerine ihtiyacı olabilir. Özellikle yoğun egzersiz sonrası bu belirtiler daha sık görülür.
2. Ruh halinde değişiklikler: Elektrolit dengesizliği beyin fonksiyonlarını etkileyebilir ve bu durum ruh hali dalgalanmalarına, sinirlilik veya zihinsel bulanıklığa yol açabilir. Kendinizi normalden daha hassas veya sinirli hissediyorsanız, elektrolit seviyeleriniz düşük olabilir.
3. Mide sorunları: Mide bulantısı veya gastrointestinal sorunlar yaşıyorsanız, bu da elektrolit eksikliğinin bir belirtisi olabilir. Özellikle koşucular arasında bu tür belirtiler sıkça görülür ve sodyum alımının artırılması bu belirtileri hafifletebilir.
4. Düşük sodyum seviyeleri: Elektrolit eksikliği ciddi durumlarda hiponatremiye neden olabilir. Bu durum, yorgunluk, zihinsel bulanıklık, mide bulantısı ve kas zayıflığına yol açabilir. Şiddetli vakalarda, hiponatremi ölümcül bile olabilir.
5. Düzensiz kalp atışı: Potasyum ve kalsiyum gibi elektrolitler, kalp ritminin düzenlenmesinde büyük rol oynar. Elektrolit dengesizliği, düzensiz kalp ritimleri, çarpıntı veya hızlı kalp atışı gibi belirtilere yol açabilir.
Elektrolit ihtiyacını karşılamanın yolları
Elektrolit ihtiyacınızı karşılamak için birkaç basit adım atabilirsiniz. İşte vücudunuzun bu hayati mineralleri yeterince almasını sağlamak için üç öneri:
1. Suyunuzu zenginleştirin: Elektrolit açısından zenginleştirilmiş su bulamıyorsanız, suyunuzu limon sıkıp biraz tuz ekleyerek zenginleştirebilirsiniz. Hindistan cevizi suyu da doğal olarak elektrolit açısından zengindir ve iyi bir alternatiftir.
2. Tam gıdalar tüketin: Meyve ve sebzeler açısından zengin, dengeli bir diyet, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu elektrolitleri sağlamanın en iyi yoludur. Avokado, muz ve ıspanak gibi yiyecekler potasyum açısından zengindir; badem ve tofu gibi yiyecekler ise magnezyum eksikliğinizi gidermenizi sağlar.
3. Takviye kullanın: Bazı günler yeterince meyve ve sebze tüketemiyorsanız veya elektrolit açısından zengin içecekler bulmak zor oluyorsa, takviyeler kullanabilirsiniz. Tablet, toz veya kapsül formundaki elektrolit takviyeleri su veya diğer içeceklerle kolayca alınabilir.
Elektrolitler, vücudumuzun optimal sağlık ve zindelik seviyelerini koruması için hayati öneme sahip. Vücudunuzun elektrolit ihtiyacını karşılamak, kas fonksiyonlarını desteklemekten ruh halinizi düzenlemeye kadar birçok açıdan sağlığınızı iyileştirebilir. Dengeli bir diyet, düzenli hidrasyon ve gerektiğinde takviye kullanımı, bu hayati mineralleri yeterince almanızı sağlar.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maddi kriz tehdit değil!
Klinik düzeyde, evlilik terapisine başvuran 300 çiftin katılımı ile gerçekleşen ankette, katılımcılara maddi ve manevi iki farklı kriz senaryosu sunuldu. Bu senaryolar üzerinden sorulan sorulara verilen yanıtlara göre, çiftlerin yüzde 35’i maddi sorunlar nedeniyle boşanmanın eşiğine gelebileceklerini ifade ederken, yüzde 65’i, partneriyle arasında doğabilecek iletişim sorunlarının daha önemli olduğunu gösterdi. Çiftler bunlar arasında “sürekli eleştirme”, “sürekli suçlama ve savunma döngüsüne girme”, “sürekli araya görünmez duvarlar örme”, “sürekli küçümseme ve hor görme”, başta olmak üzere, ilgisizliğin, davranış değişikliklerinin, eleştirel dilin ve agresifliğin veya olumsuz kişilik yapılanmalarının, yaşadıkları evliliği daha fazla tehdit edeceği öngörüsünde bulundular.
Sorunları araya almak…
PSİKODER Başkan Yardımcısı Psikoterapist Cem Keçe de, çiftlerle aynı görüşe sahip. Maddi problemlerin günümüzde toplumun her kesiminden insanların hayatında dalgalı bir seyir içinde olduğunu belirten Psikoterapist Cem Keçe, palyatif tedbirlerle bireylerin veya çiftlerin bir şekilde bu durumun üstesinden gelebildiğini söyledi. Özellikle partnerler arasında zamanla meydana gelebilecek iletişim sorunlarının çözümünün, maddi sorunlara göre daha zor belki de imkansız bir hal alabileceğine dikkat çeken Keçe, “Artık günümüzde çiftlerden birinin işsiz kalmasından kaynaklı maddi kriz, evliliklerin karşısına bir sorun olarak çıkabiliyor. Ancak evlilik kurumunun getirdiği sorumluluklardan hareketle, çiftler birbirine anlayış gösterip destek olarak maddi sorunlara genellikle çözüm getirebiliyor, göğüs gerebiliyorlar. Bu tabloyu bir de evde sürekli partneriyle tartışan, onu küçümseyen, eskisi kadar sevgi ve ilgi göstermeyen, agresif, sorumluluklarını yerine getirmeyen bir kişinin getireceği mutsuzlukla karşılaştırmak farklı bir sonucu doğuruyor. Genelde çiftler bu tip bir kriz karşısında bocalıyorlar ve çıkış yolunu bulmakta zorlanıyorlar. Çünkü maddi bir durumda çift birbirine kenetlenip sorunu karşılarına alabiliyor ama sorun partner olunca, taraflar karşılıklı bir çatışma içine girebiliyor ve sorunu aralarına alıyorlar. Çözümden ziyade birbirlerini daha fazla yıpratacak bir mücadele içine giriyorlar” ifadelerini kullandı.
Hayatın tadı kaçmışsa…
Kendisine evlilik terapisi görmek için gelen danışanlarının büyük bir kısmında, partnerler arasında cinsel, davranışsal, iletişimsel sorunlardan kaynaklı problemlerin görüldüğüne dikkat çeken Psikoterapist Cem Keçe, “Birbirlerine eskisi gibi sevgi ve şehvet duymayan, evliliklerinin ilk yıllarında yaşadıkları heyecanı kaybetmiş, sözleriyle ve davranışlarıyla birbirlerini suçlayan, artık tamamen çatışma içine girmiş bir çift için kazanılmış yüksek standartlı bir hayatın anlamı yoktur. Çünkü bu çift için artık hayatın tadı kaçmıştır” yorumunda bulundu.


Boşanmaya götüren kıyamet alametleri…
Çiftleri boşanma kararı almaya kadar götürecek nedenler nelerdir? Hangi davranış kalıpları çifti karşı karşıya getirir? Psikoterapist Cem Keçe, uzun yıllar boyunca edindiği tecrübeler ışığında evliliği istenmeyen sona götürecek 5 tutum saptadığını söyledi. Bunları “küçümsemek, acımasızca eleştirmek, agresif ve savunmacı tavır takınma, sürekli sorunları görmezden gelmek ve sorumlulukları paylaşmamak” olarak nitelendiren Keçe, çözüme kavuşmaması halinde bu davranış şekillerinin evlilik için adeta boşanmaya götüren kıyamet alameti olduğunun altını çizdi. Keçe şu ayrıntıları paylaştı:
Küçümsemek: Partnerlerden biri özel ya da sosyal ortam ayrımı gözetmeksiniz eşiyle dalga geçer, onur kırıcı bir şekilde onunla eğlenir, başarılarını önemsemez, başkalarıyla kıyaslar, başkalarının yanında hakarete varan takma adlar kullanır. Kısacası eşini takdir etmediğini ve kendisi için bir önemi olmadığını gösterircesine tavır takınır. Ayrıca partneri konuşurken dinlememek, sözünü dinlememek, partner için değerli olan aile, iş, kariyer gibi konuları küçümsemek de karşılaşılan bu olumsuz tutumlar içinde yer alabilir.
Acımasızca eleştirmek: Partnerlerden biri diğerin yaptığı en ufak bir hataya bile tolerans göstermez, rahatsız olur ve geçmişte yapmış olduğu hataları da gündeme getirerek durumu daha da ağır bir hale sokar. Genelde bu durum ‘Her zaman her şeyi yanlış yapıyorsun’ ya da ‘Sen bugüne kadar neyi doğru yaptın ki’ şeklindeki genelleyici ve kırıcı sözlerle sonuçlanır.
Agresif savunmacı tavır: Söz gelimi, ortada yanlış alınmış bir karar vardır ve olumsuz bir sonuç verir. Buna neden olan partner kendisini agresif bir şekilde savunmaya çalışır. Böyle bir durumda genelde başvurulan ilk söz ‘Senin yüzünden oldu!’ şeklindedir. Suçlama ile birlikte çift arasında bir haklılık haksızlık mücadelesi başlar ve her ikisi için de acı veren karşılıklı şikayetlerin ve sözlerin sarf edilmesi ile son bulur. Her iki taraf da anlaşılmamış ve haksızlığa uğramışlık duygularıyla diğerinden uzaklaşarak içine kapanır.
Kadınlar evlenmemeli
Sorunları görmezden gelmek: Bazı insanlar ufukta bir fırtınanın geldiğini fark ederler ve mağduriyetleri hızlı bir şekilde ve herhangi bir duygu olmadan yanıtlamayı tercih ederler. Sorunlar hasır altı edilir, hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih ederler ve belki de hemen çözüme kavuşacak bir sorunun ilerleyen süreçte çığ gibi büyümesine neden olurlar. Ancak sorun çözme kabiliyeti gösterememek, uzlaşamamak, görmezden gelmek gibi kaçınma tavırları, karşı tarafta büyük bir güvensizlik duygusunu hakim kılacaktır.
Sorumlulukları paylaşmamak: Evlilik, sorumlulukların paylaşımı ve yerine getirilmesine dair iki bireyin birbirine verdiği sözler bütünüdür. Bu olgu evlilik kararının en önemli motivasyonlarından biridir. Zaman içinde bir nedenle taraflardan birinin, önemi ne olursa olsun kendisinden beklenen bir sorumluluğu yerine getirmemesi, ileride bu çift için büyük bir güven bunalımı ve huzursuzluk kaynağı olacaktır. Bazı sorumlulukların yerine getirilmemesi ise şüphe götürmez bir boşanma nedenidir.”
Peki ne yapmalı?
Psikoterapist Cem Keçe çiftleri boşanmaya götüren tutumlar için çiftlere önemli tavsiyelerde bulundu. “Çift ilişkisi bir kere bozulmaya başladığında hemen gerekli önlemler alınmazsa ilişkinin bozulma seyri hızlanır. Yokuş aşağı freni patlamış bir kamyon gibi gittikçe daha hızlı ve güç durdurulabilir bir hale gelir” ifadelerini kullanan Keçe, yolun sonuna gelindiğinde de felaketin kaçınılmaz olacağının altını çizdi. Çiftlerin ilişkilerinde bazı şeylerin yolunda gitmediğini görmesi ve çözümsüz kalmaları halinde mutlaka bir evlilik terapistinden evlilik terapisi veya evlilik danışmanlığı gibi profesyonel destek almasının vaktinin geldiğini belirten Keçe, “Burada her sorun yaşayan, kavga eden çiftin hemen bir evlilik terapistine gitmesi gerekir anlamı da çıkarılmamalıdır. Profesyonel destek alması gerekenler, yaşadığı sorunları bir şekilde çözemeyen bunun yerine yukarıda sözü edilen sağlıklı olmayan savunma mekanizmalarını geliştiren, gittikçe ilişkisi kötüleşen çiftlerdir. İlişkiniz, yapıcı ve sevgi dolu bir iletişim yerine, bireyselliğin hakim olduğu bir çatışmaya dönüşmüş, adeta bir savaş ve işkence haline gelmiş ise işte o zaman profesyonel destek almak gerekir. Unutmayın mutlu olmak herkesin hakkıdır ve mutluluk isteyen herkesin biraz çabayla öğrenilebileceği bir beceridir” şeklinde konuştu.
Eşimi aldatmak istiyorum!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pirinç ve bakır dekor
Metalik vurgular ve metal dekoratif parçalar, eve ışıltılı ve şık bir izlenim katar. Pirinç ve bakır da özünde modern tasarıma bağlıdır; çoğu tasarımcı, doğru miktarda ışıltı ve etnik vurgu vermek için metal süslemeler kullanır. Her iki metal de her alana zarafet ve lüks katarken hoş ve dingin bir ortam sağlar.

Işıltılı minderler ve yemyeşil kumaşlar
En zarif dekor ilavesi, bir dizi parıldayan minderdir. Bu dekoratif öğeler olmadan her ev eksiktir. Baştan çıkarıcı ve mütevazı dekor parçaları için oturma odasında payetli ve canlı renkli minder kılıfları seçin.

Enerjik duvar dekorasyonu
Duvar dekorasyonu her mekanda pozitif bir etki yaratır. Bu nedenle metal duvar dekoru veya bir sanat tablosu evinize lüks bir şıklık katmak için harika alternatiflerdir.

Taze bitkilerle mekana hayat katın
Ev dekorasyonunda kullanacağınız taze çiçekler ve bitkiler, evinize doğa kokusu eklemenin en basit yoludur! Farklı saklama kaplarını saksı olarak kullanarak benzersiz bir etki yaratabilirsiniz. Eski pirinç kaplar veya ahşap kasalar, dekora ince bir dokunuş katabilir.

Aydınlatma
Doğru aydınlatma bir alana hayat getirmenin en iyi yoludur. Evin dış cephesine şerit ışıklar monte edilebilir. Avize, bazı zarif masa veya zemin lambaları gibi bazı abartılı aydınlatmalar da kullanabilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Boynunuza dolayın
Şalın en bilinen ve yaygın kullanım şekli boyuna dolamaktır. Şalınızı boynunuza sararak basit ama şık bir görünüm elde edebilirsiniz. Soğuk günlerde daha kalın ve yünlü şallar tercih edilirken, yaz aylarında hafif ve ince kumaşlardan yapılmış şallar ideal olacaktır.

Omuzlarınıza atın
Omuzlarınıza şal atarak hem rahat hem de sofistike bir görünüm yakalayabilirsiniz. Bu stil özellikle soğuk havalarda veya akşam davetlerinde şık bir elbisenin üzerine tercih edilebilir. Şalı omuzlarınızın üzerine gevşek bir şekilde bırakabilir veya bir broşla sabitleyerek daha düzenli bir görünüm elde edebilirsiniz.

Çantanıza bağlayın
Şalınızı çantanıza bağlayarak hem renk katabilir hem de aksesuar olarak kullanabilirsiniz. Bu yöntem, sade bir çantayı canlandırmak için mükemmeldir. Şalın boyutuna ve desene bağlı olarak, küçük bir fiyonk yapabilir veya çantanın sapına dolayarak farklı bir hava katabilirsiniz.

Saçınıza bağlayın
Özellikle yaz aylarında şalınızı saçınıza bağlayarak hem güneşten korunabilir hem de retro bir stil yaratabilirsiniz. Şalınızı saç bandı gibi kullanarak açık saçlarınızın arasında, ya da topuz yaparak bağlayabilirsiniz. Bu stil, plajda veya şehirde günlük kombinlerinizi tamamlamak için idealdir.

Belinize kuşak olarak kullanın
Şalı kemer olarak kullanmak, belinizi vurgulamak için harika bir yoldur. Elbise, tunik veya uzun gömlekler üzerine şalınızı kuşak gibi bağlayarak hem şık hem de özgün bir görünüm elde edebilirsiniz. Bu stil, özellikle ince yapılı ve uzun şallarda etkili olacaktır.

Kombininize hareket katın
Düz renklerden oluşan bir kombini canlandırmak için desenli veya canlı renklerde bir şal tercih edebilirsiniz. Şal, kıyafetinizi dengelemek veya tamamlamak için harika bir araçtır. Özellikle sade tonlardaki giysilerle zıt renkte bir şal, kombininizi bir adım öne çıkarabilir.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamilelikte göğüslerde yaşanan değişiklikler nelerdir?
Normal: İlk 3 aydan itibaren östrojen ve progesteron hormonlarından dolayı göğüslerin sertleşmesi ve genişlemesi çok normal. Süt bezleri o dönem oluşmaya başlar. 18. haftadan itibaren eğer her şey normal seyrediyorsa, göğüs uçlarınızın rengi koyulaşabilir. Bu da son derece normal.
Kontrol ettirin: Eğer memeleriniz kırmızı ve kızarıksa ya da yumrular hissediyorsanız doktorunuza başvurmalısınız. Sütünüz bu bölgeyi tıkamış ve mastit geçiriyor olabilirsiniz. Meme uçlarınız kırmızı ve iltihaplı ise bundan doktorunuza bahsetmeyi unutmayın.
Hamileyken memelere ne olur?
Hamilelikte sırt bölgesinde yaşanan sorunlar nelerdir?
Normal: Sırt ağrısı çekmeniz çok normal. Dört hamilenin üçünde bu görülür. Bu, vücuttaki değişimlerle ilgili. Belirtiler, karnınız şişmeden ve doğum sonrasında da devam edebilir.
Kontrol ettirin: Eğer ağrı şiddetli ve sık ise o zaman doktorunuza başvurun. Tedaviye ihtiyacınız olabilir.
Hamileliğinizde bel ağrısı yaşıyorsanız…
Hamilelikte ellerde görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Ellerinize iğneler batıyormuş gibi hissetmeniz doğal. Avuç içlerinizde özellikle de ortalarına doğru… Bu daha çok geceleri hissedilir.
Kontrol ettirin: Eğer bu sizi çok rahatsız ediyorsa, doktorunuza görünün. Büyük ihtimalle ciddi bir şey değildir. Ellerinize giden damarlardan biri kilo alımınıza bağlı olarak tıkanmıştır. Genelde bileklikle tedavi edilir ve doğumdan sonra geçer.
Hamilelikte baş bölgesinde yaşanan sorunlar nelerdir?
Normal: Özellikle hamileliğinizin başında normale göre daha fazla baş ağrısı çekmeniz muhtemel. Kendini iyi hissetmeme ve hastalık belirtileri genelde kandaki düşük şekerle bağlantılı. Bu da hormonlara bağlıdır. Sonuç olarak bu da sizde baş ağrısı yapar.
Kontrol ettirin: Eğer ağrılar şiddetli ve 2-3 gün sürüyorsa, görme bozukluğunuz ya da kusma şikayetleriniz varsa, yüz, el ve ayaklarınızda ani şişmeler oluyorsa doktorunuza başvurun.
Hamilelikte baş ağrıları
Hamilelikte ağızda görülen değişiklikler nelerdir?
Ağız içinizin çok hassas olması normal. Östrojen ve progesteron oranlarının artmasıyla dişetlerinde şişkinlik gözlenir. Fırçalama sırasında kolayca kanayabilirler.
Kontrol ettirin: Çok acıyorlarsa doktora gidin. Bu, bilmediğiniz bir diş problemine işaret ediyor olabilir.
Hamilelikte vajinada görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Vajinal boşaltımınızın artması normal. Bazı kadınlarda kanama bile olabilir. Her 10 anneden 1’i ilk 12 hafta boyunca kanamayla karşılaşır. 16. haftadan sonra kanama devam ediyorsa doktora başvurmalısınız. Belki vajinanızın tipi yüzünden bu tarz kanamalar oluyordur. Bazılarıysa sebepsiz yere kanar. Araştırmak en iyisi.
Kontrol ettirin: Eğer akıntılarınız kötü kokulu ve değişik renkli gelmeye başlarsa, o zaman doktora gitmelisiniz. Çünkü bu bir enfeksiyon olabilir. Bunun oluşma sebebi hamilelik sırasında vajinadaki asit oranlarının değişmesi. Doğum sonrasında kolayca tedavi edilir.
Hamilelikte makatta görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Bu dönemde kabızlık çekmeniz normaldir, hormonal değişimler tüm vücudunuzu etkilediği gibi sindirim ve boşaltım sistemlerinizi de etkiler. Bu durum elbette kilo alımını destekler ve kanın pompalanmasını da hızlandırır. Bu gibi durumlar ve bu durumlara bağlı olarak tuvalette çok uzun süre kalmak hemoroit oluşumunu da tetikleyebilir. Daha önce herhangi bir hemeroit sorununuz olmadıysa bile hamilelikte hemeroitler karşılaşabilirsiniz.
Kontrol ettirin: Eğer canınız çok yanıyorsa ve kanamanız varsa doktora gitmelisiniz. Sürekli su içerek vücudunuzu nemlendirin ve iyi bir diyet yaparak kabızlığı önleyin.
Hamilelikte en sık yaşanan 10 problem
Hamilelikte ciltte görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Cildinizde koyu renkli lekelerin olması normal. Buna hiperpigmentasyon denir. Yüksek seviyede östrojen, progesteron ve melanositten kaynaklanır. Bunlar MSH hormonlarını harekete geçirir ve bu da daha fazla melatonin üretilmesine neden olur. Bazı bölgeler zaten daha koyudur. Mesela göğüs uçları, genital bölge, koltuk altları ve bazen bacak araları. Bu bölgelerin rengi daha da koyulaşır. Bazı kadınlarda göbek deliklerinin altında siyah bir çizgi belirir. Linea nigra denilen bu çizgi çok normaldir. Cildinizde çatlaklarınız da olabilir; göğüslerinizde, karnınızda ve kalçalarınızda… Bunlar oluşur çünkü vücudunuz birden genişlemeye başlar ve cilt elastikiyeti yetmez. Kolajen yetersiz kalır, incelir ve yırtılır. İlk başlarda kırmızımsı mor bir renkte olan çatlaklar daha sonra soluklaşır ve beyaza dönüşür. Ciltteki döküntüler hamilelikte olağan değildir. En yaygını polimorfik döküntülerdir. Bu sadece kırmızı, kaşınan bir döküntüdür ve steroid kremleriyle kolayca tedavi edilir. Karnınız büyüdükçe cildiniz kuruyacak ve kaşınacaktır. Bu son derece normaldir. Bunun için kaliteli bir nemlendiriciyle cildinizi nemlendirin.
Kontrol ettirin: Avuç içleriniz ve ayak tabanlarınız özellikle geceleri çok kaşınıyorsa, döküntü yoksa doktorunuza görünmelisiniz. Çok önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Kimyasal maddeler safra kesesine gideceğine kanınıza karışmıştır. Hayati bir durum olup olmadığını öğrenmek için hemen kan testi yaptırmalısınız.
Hamileler için güzellik önerileri
Hamilelikte pelviste görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Sanki pelvik kemiklerinizin bebeğinizle beraber büyüyormuş gibi garip bir his hissetmeniz normal.
Kontrol ettirin: Eğer hareket edemeyeceğiniz kadar ağrınız varsa, özellikle de geç yaştaki hamileliklerde, doktorunuza başvurmalısınız. Bu semfisis pubis bozukluğu olabilir. Yani bu durumda pelvis kemiği olması gereken yerden kaymıştır ve uterusunuz büyüdükçe daha da açılır. Ayrıca bu, hamilelik süresince tedavi edilemez. Genelde korse verilir ya da koltuk değneği kullanması tavsiye edilir.
Hamilelikte ayaklarda görülen değişiklikler nelerdir?
Normal: Ayak ve ayak bileklerinde şişliklerin olması son derece normal. Bu yaygındır ve doğumdan sonra geçer. Büyüyen uterusunuz, bacak damarlarına baskı yapar ve şişme gözlemlenir.
Kontrol ettirin: Eğer son 3 ay şişkinlik çok yoğunsa doktorunuza gitmelisiniz. Bu sadece yorgunluktan olabileceği gibi başka hastalıkların semptomu da olabilir. Mesela preeklampsi… Doktorunuzla konuşun. O gerekli testler için sizi yönlendirecektir.
Hamilelikte oluşan ödem korkutmasın
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediye Meclis Salonu’nda gerçekleşen programda personeller iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilgilendirildi.
Programa, Belediye Başkan yardımcıları Abdurrahim Çelik ve Masum Cengiz, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü Rıdvan Akyol, birim müdürleri ve personel katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyayı alarma geçiren maymun çiçeği virüsü hakkında bilgiler veren Uzman Doktor Oğuzhan Onultan,hastalığın bulaşma yollarının yakın temas, solunum yolları ve cinsel temas olduğunu belirtti.
“BAĞIŞIKLIK SİSTEMLERİ TAM OTURMADIĞI İÇİN 15 YAŞ ALTI GRUPLAR DAHA RİSKLİ”
Maymun çiçeği virüsünden hangi yaş grupları daha çok etkileniyor sorusuna cevap veren Onultan, “Özellikle şunu söyleyebilirim bağışıklık sistemleri tam oturmadığı için 15 yaş altı gruplar, çocuklar daha riskli. Onun dışında göbek kordonu üzerinden bebeğe geçme ihtimali olduğu için gebeler de bu anlamda risk taşıyorlar. Bağışıklık sistemi düşük olan insanlar, yani bazı hastalıklara bağlı kortizon kullananlar veya kemoterapi alan kanser hastaları da özellikle maymun çiçeği virüsünde riskli grup olarak adlandırılıyor.” ifadelerini kullandı.

“MAYMUN ÇİÇEĞİ COVİD KADAR ÖLÜMCÜL BİR HASTALIK DEĞİL”
Virüsten korunmanın yollarına da değinen uzman doktor, tıpkı Covid-19 salgınındaki gibi maske ve hijyen kurallarına uyulması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca Onultan,”Maymun çiçeği Covid kadar ölümcül bir hastalık değil fakat dikkat etmemiz gereken bir bulaşa sahip.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞIRNAK – Şırnak Devlet Hastanesine nefes darlığı şikayetiyle başvuran diyaliz hastası 44 yaşındaki Saadet Pünek, kalınlaşan kalp duvarının alkol ile yakma işleminden sonra sağlığında düzelmeler başladı.
Kardiyoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Emin Gökçe ve Op. Dr. Çiğdem Bahar Çakmak, üst basamak hastaneler ve üniversite araştırma hastanelerinde yapılabilen ameliyatı Şırnak Devlet Hastanesinde yaparak, 12 yıldır diyaliz hastası olan ve nefes darlığı çeken 44 yaşındaki kadın hastayı sağlığına kavuşturdu.
Ameliyat ve yoğun bakım tedavilerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Emin Gökçe, hastanın aynı zamanda böbrek yetersizliği nedeni ile takipte olup diyaliz almakta olduğunu söyledi.
Polikliniğe nefes darlığı başvurusu sonrası yaptıkları incelemede kalp duvarında kalınlaşma tespit ettiklerini belirten Dr. Gökçe, “Kalp duvarındaki kalınlaşma sonrası ilaç tedavisi başladık. Ancak etkili bir sonuç alamayınca hastamıza kalınlaşan kalp duvarını inceltmek için alkol ile yakma işlemi yaptık. Hastamızın özellikle damarlarında zorlu bir işlemi vardı. Daha önce üst merkezlerde, üniversite hastanelerinde yapılan bir işlemi burada zorlu da olsa başarılı bir şekilde işlemimizi gerçekleştirdik. Hastamıza öncelikle anjiyoya alarak normal anjiyografik yöntemler ile kalp damarına ulaştıktan sonra, kalınlaşma yapan damara ulaştıktan sonra, o damara saf alkol vererek inceltip daha sonra nefes darlıklarını özellikle iki haftadan sonrada hastamızın belirgin düzelmesini bekliyoruz. Takibinde de hastamıza iki gün yoğun bakım takibi ve bir günde serviste takibinden sonra da yarın rahat bir şekilde ve şikayetsiz bir şekilde hastamızı taburcu etmeyi planlıyoruz” dedi.
Saadet Pünek ise, nefesinin kapandığını dile getirerek, “Şırnak Devlet Hastanesi doktorlarına başvurdum. Allah’a şükürler olsun onlarda beni iyileştirdi. Nefes darlığım düzeldi ve şimdi iyi durumdayım. Doktorum sayesinde şimdi iyiyim, kendisine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Et fiyatlarını değerlendiren Kasaplar Odası Başkanı Ömür Şen, “Ben bu yaşıma kadar Samsun’da at ve eşek eti diye bir şey duymadım. İnşallah öyle bir şey de olmaz. Samsun’daki vatandaşlarımız bu konuda içleri rahat olabilir. 14 senedir oda başkanlığı yapıyorum. Mesleğin içindeyim, ben Samsun’da böyle bir şeye rastlamadım. Çünkü içindeyiz, görüyoruz, kimin ne yaptığını biliyoruz. Alışveriş yaparken piyasanın altında bir et fiyatı gördüğümüz zaman şüphelenmeliyiz. Şimdi Samsun’da 360 liraya kıyma satan yerler var. Sen bunu nasıl 360 liraya satabiliyorsun? KDV var, kesim maliyeti var. Bunlar da eşek ve at eti olmayabilir ama her şey olabilir. Ucuz etten insanların uzak durması lazım. Samsun’da at ve eşek etinin olmadığına kesinlikle eminim. Tabii, büyük firmalara ben bir şey diyemem, kefil olamam. Benim dışımdaki firmaları bilmiyorum. Bugün ben 500 liraya kıyma satarken sen 360 liraya nasıl kıyma satabiliyorsun? 355 lira karkasın kilosu iken bunun kemiği var, kesim ücretleri var, KDV’si var, masrafları var. Nasıl satabiliyorsunuz? Sakatat eti mi olur, kelle eti mi olur, ona bir şey diyemem” ifadelerini kullandı.
“At ve eşek eti Samsun’a giremez”
Ucuz etten uzak durulması gerektiğinin altını bir kez daha çizen Şen, “Gerçek anlamda bizim kestiğimiz bugünkü dana etinin fiyatı 500 liradır, 480 falan olur ama 360 lira olmaz. Bunu alan vatandaşlarımız duyarlı olsunlar, ne aldıklarına baksınlar, ne kıyması var baksınlar. Samsun’da at ve eşek eti olmaz, olmadı, olamaz da. Şüpheli eti diğer etlerden vatandaş rengine bakarak ayırt edebilir; kıpkırmızıdır, yağsızdır, zaten onu satıcı tezgaha koyamaz. Ete renk enjekte edeni duyuyoruz, su enjekte edeni duyuyoruz. Biz bunları yaşamadık ama duyduk. Elhamdülillah, kendi esnafımızın her şeyine kefiliz. Zaten devamlı denetim içerisindeyiz. At ve eşek eti Samsun’a giremez” diye konuştu. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sorgun Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ümit Öztürk, AA muhabirine, Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İş Yeri Programı” çerçevesinde bu ödüle layık görüldüklerini söyledi.
Çalışanların sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite yapmalarını, iş yerinde verimliliği artırmayı hedeflediklerini ifade eden Öztürk, “Hastanemiz, Sağlığı Başkanlığımızca sağlıklı yaşam koşullarına uygun bulunmasından dolayı bu unvanı almaya hak kazandı. Bu ödülü almamızda emeği geçen tüm personelimize teşekkür ediyorum.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye değer görülen “Palatal Yaralarda Uygulanacak Mezenkimal Kök Hücre Yüklü Liyofilize Hidrojel Geliştirilmesi” başlıklı proje ile dişeti yarası tedavilerinde klinik ortamda kullanımı kolay ürün geliştirilecek.
Multidisipliner bir ekip tarafından yürütülecek projede Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Ali Batuhan Bayırlı yürütücü; Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Deniz Genç, Muğla Meslek Yüksekokulu Kimya ve Kimyasal İşletme Teknolojileri Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ezgi Eren Belgin, Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Patoloji Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Leyla Tekin ve Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Dr. Serhat Sezgin ise araştırmacı olarak yer alıyor.
Damak yaraları için geliştirilen yapışkan hidrojel, rafta saklanabilecek ve kullanıma hazır kök hücre içerikli ağız mukozasına yapışma özelliğinde olacak.
Biyouyumluluk ve düşük toksisitesi dikkate alındığında hidrojeller, içine yerleştirilebilen ilaç veya hücresel içerikleri dağıtım sistemi olarak umut verici malzemelerden biri olarak görülüyor.
Benzer tedavilerde kullanılan ürünlerin hem saklama şartlarının güç olması hem de yara iyileşme hızında belirgin bir artış bulunmaması nedeniyle, ürünün sağlık sektöründe tercih edileceği öngörülüyor.
Ürün aynı zamanda patentlenerek ticarileştirilecek ve üretim aşamasına da geçtikten sonra milli bir ürün olarak ülkemize katma değer sağlayacak.
Proje yürütücüsü Öğr. Üyesi Dr. Ali Batuhan Bayırlı, “Dişeti çekilmesinin tedavisi için damak bölgesinden alınan yumuşak doku sonrası o bölgede yara bölgesi oluşmaktadır. Ağız içi mukozada yer alan yara bölgeleri, hastanın operasyon sonrası ağrı, kanama, enfeksiyon, duyusal işlev bozukluğu gibi semptomlara sebep olmaktadır. Güncel tedavilerde ozon tedavisi, fotobiyomodulasyon tedavisi, düşük seviyeli mikroakım elektroterapisi uygulanmaktadır, ancak yara iyileşme hızında belirgin bir artış bulunmamaktadır. Geliştirdiğimiz bir teknik ile klinikte kök hücre kullanımındaki sınırlamaları ortadan kaldırarak rafta saklanabilen kullanıma hazır kök hücre içerikli ağız mukozasına yapışma özelliğinde bir hidrojel elde ettik. Projemiz desteklenmeye değer görüldü. Mutluyuz, gururluyuz. Umarım hastalarımıza faydalı olur” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Sağlık BakanıKemal Memişoğlu: Maymun çiçeği şu anda ülkemizde yok
Maymun çiçeği şu anda ülkemizde yok, görülmedi. Bu konuda hastanelere başvuran insanlarımız oluyor. Ama şu ana kadar tanı koyulmadı. Eğer böyle bir tanı koyarsak bildireceğiz ve gereğini yapacağız izolasyonlar dahil.
Aşısından testine kadar neler yapılacağı konusunda bakanlık olarak alarmdayız. Korkuya ve paniğe gerek yok. Tedbir ve planlamalarla, yakın takiple şu andaki pozisyonumuzda devam edeceğiz.
Covid gibi salgına sebebiyet vermeyeceği, olsa dahi pandemi oluşmayacağı yönünde kanaat var. Tek tük görülebilir; ama bu salgın olmaz. Şu ada ekstra bir tedbire ihtiyacımız yok.
İnsanlar paniklemesinler, sağlıkçılar olarak her türlü tedbiri almış durumdayız. İnşallah ülkemize gelmez, gelirse de gereğini yaparız. Bu konuda insanların rahat olmasını istiyorum.
Covid aşısını kısa sürede üretebilen bir ülke her türlü aşıyı üretebilir. Gerektiği zaman bu aşıyı hem tedarik edebilecek, hem de üretebilecek gücümüz var. İnsanlar bu konuda tedirgin olmasın.
Sınır kapılarında ciltteki lezyonları tespit edebilecek, bu tür girişleri kontrol edebilecek insanlara daha hassas olmaları konusunda ifadede bulunduk. Bu konuda hassasiyet söz konusu gümrüklerde. Ama özel bir önlem ya da kısıtlama almayacağız.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent genelinde huzur ve güveni sağlamak amacıyla çalışmalarını kesintisiz sürdüren Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, izinsiz seyyar satıcılık yapanlara göz açtırmıyor. Ekipler, bir yandan vatandaşların duygularını istismar ederek dilencilik yapan kişilerle diğer yandan da sahte ürünler satmaya çalışanlarla mücadele ediyor. Bu kapsamda Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü tarafından Nisan ayından bu yana kentin turistik çarşılarında ve farklı noktalarda yapılan denetimlerde 398 şişe sahte parfüm ele geçirildi. Parfümlere el koyarak imha eden ekipler, ürünleri satan 120 kişiye de 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun 37’nci maddesi uyarınca 117 bin 240 lira para cezası uyguladı.
Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, ünlü parfüm markalarının isimleri kullanılarak satışı yapılan sahte parfümlerin deri hastalıkları ve alerjik reaksiyonlara sebep olabileceğini belirterek, Kuşadası’nda halk sağlığı için denetimlerin sıklıkla süreceğini bildirdi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir koordinesinde, kentteki sağlık hizmetlerinin son durumuna yönelik Kamu Hastaneleri, Halk Sağlığı, Acil Sağlık Hizmetleri, Destek Hizmetleri ve Personel Hizmetleri başkanlarıyla İl Sağlık Müdürlüğünde toplantı yapıldı.
Toplantıya yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Bedir, kentte sağlık alanındaki tüm hizmetler ve hasta memnuniyeti gibi konuların ele alındığını söyledi.
Bedir, “İyinin sonu yoktur. Daha iyiye ulaşmak için her zaman bir yol vardır, yeter ki azimle çalışalım” felsefesiyle vatandaşlara daha iyi hizmet için neler yapabileceklerini değerlendirdiklerini anlattı.
“Erzurum Şehir Hastanesi 6 ayda 1 milyon 357 bin 86 hastaya hizmet verdi”
Kentte üniversite hastanesi ile özel sağlık tesisleri haricinde Sağlık Bakanlığına ait sağlık hizmetlerinin verilerini paylaşan Bedir, şunları kaydetti:
“Bu yılın ilk 6 ayında Şehir Hastanesine 1 milyon 357 bin 86 başvuru yapıldı. Aynı süreçte acil servise 338 bin 768 başvuru, ameliyat sayısı 35 bin 299, robotik cerrahi ile yapılan ameliyat 102, doğum sayısı 2 bin 975, yatan hasta sayısı 32 bin 607, yoğun bakım yatan hasta 4 bin 667, 1. Basamak Sağlık Hizmetleri Aile Hekimliği ve diğer hizmetlerde muayene sayısı 2 milyon 567 bin 18, 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde ambulanslarla taşınan vaka sayısı 38 bin 518, helikopter ambulansla taşınan vaka sayısı 217, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ndeki başvuru sayısı 188 bin 862 oldu.”
Bedir, il geneli başvuru sayısının 4 milyon 569 bin 72 olduğunu belirterek, “Sağlıkta kaliteyi önemsiyoruz, en iyi hizmeti sunmak için yoğun gayret içindeyiz. Sağlık Bakanlığının e-Nabız verilerine göre bu yılın ilk 6 ayında yüzde 88,30 hasta memnuniyet oranı bizleri mutlu etse de daha çok çalışma konusunda şevklendiriyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, müdürlükte devir teslim töreni gerçekleştirildi.
Çiçek takdiminin ardından Öğütlü, Özdemir’e “hayırlı olsun” temennisinde bulundu.
Özdemir de bugüne kadar yaptığı hizmetlerinden dolayı Öğütlü’ye teşekkür ederek, devraldıkları hizmet bayrağını en üst seviyeye taşımak için var güçleriyle çalışacaklarını ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski milli kaleci, teknik direktör Volkan Demirel, üçüncü kez aynı heyecanı yaşıyor! Ünlü teknik adam üçüncü kez baba oluyor!

Ünlü çift Volkan Demirel ve Zeynep Demirel’in geçtiğimiz haftalarda boşanacağı iddia edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İDDİALARI YALANLADILAR
Konuyla ilgili birlikte açıklama yapan Volkan Demirel ve Zeynep Demirel boşanmayacaklarını söyleyerek iddiaları yalanladı.

İDDİALARI YALANLADILAR
Konuyla ilgili birlikte açıklama yapan Volkan Demirel ve Zeynep Demirel boşanmayacaklarını söyleyerek iddiaları yalanladı.

BÜYÜYEN KARNIYLA POZ VERDİ: FIRINDA…
Zeynep Demirel büyüyen karnıyla poz verdi. Paylaşımının altına ise, “Fırında bir şey pişiyor” notunu ekledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk 2007 yılında hayatını birleştirdiği Nihan Akkuş’tan geçen şubat ayında boşandı. Galatasaray’ın teknik direktörü Okan Buruk, bu kez Hadise ile gündem oldu.

İkilinin geçtiğimiz günlerde katıldığı bir partide baş başa sohbet etmesinin, aşk haberlerinin çıkmasına sebep olduğu iddia edilmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

AKILLARI KARIŞTIRAN HAMLE!
Ancak bu iddialardan sonra bugün akılları karıştıran bir hamle geldi.

ESKİ EŞİN DOĞUM GÜNÜNE KATILDI
Okan Buruk, 6 ay önce boşandığı Nihan Akkuş’un doğum gününe katıldı. Çiftin oldukça samimi olduğu da gözlerden kaçmadı.

YENİDEN Mİ EVLENİYORLAR?
Ortaya atılan iddialara göre çiftin barıştığı, yakında yeniden nikah masasına oturacağı öne sürüldü.
Okan Buruk eski eşi Nihan Akkuş’la yeniden mi evleniyor? Okan Buruk eski eşinin doğum gününde…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenoemen dizilerden ‘Sen Anlat Karadeniz’de geniş bir hayran kitlesi yakalayan ünlü oyuncu İrem Helvacıoğlu ve iş insanı Ural Kaspar, geçtiğimiz ocak ayında ayrılmıştı.
YATAKTAN PAYLAŞIM
İrem Helvacıoğlu ve Ural Kaspar ilişkilerine yeni bir şans verdi. Oyuncu, sevgilisiyle yatakta sarmaş dolaş pozunu paylaştı.
İrem Helvacıoğlu bu karesine “Ben aşırı seviyorum.” diye yazdı.
Ünlü oyuncu daha önce verdiği bir röportajda ilişkisiyle ilgili böyle konuşmuştu:
“Karşılıklı oldu duygularımız. Anadolu Yakası’nda Ural’ın restoranı var, orada tanıştık. Şimdi iyiyiz, muyluyuz. Güzel, her şey yolunda.”

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sonunda aradığı aşkı bulan güzel oyuncu Hande Erçel, şimdilerde Hakan Sabancı ile yaşadığı aşkla konuşuluyor.
Sevgilisi ile her fırsatta tatile çıkan güzel oyuncu şimdi de Atina’ya gitti.
YENİ TATİL KARELERİ
Siyah beyaz bikinisi, mor mayosu ve leopar desenli pareosu ile pozlar veren Hande Erçel, bu karelerini sosyal medya hesabından peş peşe paylaştı.
Ünlü ismin tatil pozları kısa sürede beğeni ve yorum yağmuruna tutuldu.





Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birçok fenomen yapımda gördüğümüz ekranların ünlü ve güzel isimlerinden oyuncu Nesrin Cavadzade, son dönemde tatil pozlarıyla çok konuşulmuştu.
Tatilden dönen ünlü oyuncu, aaşağının tozuyla İstanbul’da gerçekleşen bir konser etkinliğine katıldı.
YENİ MODAYA UYULDU
Modaya uyup başını örten ünlü isim, tarzıyla adeta dillere düştü. Nesrin Cavadzade beyaz pantolon ve beyaz bir crop giyip, başına eşarp taktı.
HER YER AÇIK BAŞ KAPALI
Kombinini retro güneş gözlükleri ile tamamlayan Cavadzade’nin bu hali hiç beğenilmedi.
Cavadzade’ye sosyal medyada; ‘bu eşarp modası çok alakasız’, ‘her yer açık baş örtülü’, gibi yorumlar yapıldı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Teknik direktör ve eski futbolcu Volkan Demirel ve Zeynep Sever Demirel son dönemde özel hayatlarıyla gündemden düşmüyordu.
Uzun bir süre boşanma aşamasında oldukları konuşulan Volkan Demirel ile Zeynep Demirel çifti, haklarında çıkan iddiaları kesin bir dille yalanlamıştı.
Boşanma iddialarıyla ilgili de Volkan Demirel “Bundan sonra bir 14-15 yıl daha gider diye düşünüyoruz.” demişti.
Evliliklerinden 2 kız çocuğu olan çiftten yeni haber var.
“FIRINDA BİR ŞEYLER PİŞİYOR”
Zeynep Sever büyüyen karnını paylaşarak “Fırında bir şeyler pişiyor.” dedi. Volkan Demirel paylaşımına dua emojisi koyarken tebrik mesajları gecikmedi.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nehir Gibi Konuşurum
“Ben bir nehir gibi konuşuyorum.”
“Nehir bile kekeliyor. Benim gibi.”
Nehir Gibi Konuşurum, anlatımı ve görselliği ile büyüleyici bir kitap. Okuma sürecinize, gözyaşlarınız da eşlik edebilir. Bana göre, Nehir Gibi Konuşurum’u kalbe bu kadar yakın kılan şey; yazarı Jordan Scott’un, kendi kekemelik deneyimini, iyileştirici bir öyküye dönüştürmüş olması.
Çocuk, okulda konuşmak zorunda kalmamak için sınıfın en arkasına saklanır. Öğretmen bir soru sorduğunda; tüm sınıf arkadaşları dönüp; ona bakar. Çünkü tek duydukları onlar gibi konuşamadığı, tek gördükleri yüzünün nasıl da tuhaf göründüğü ve saklayamadığı korkusudur. En sevdikleri yer hakkında konuşmaları gereken bir günde, o konuşamaz. Babası okul çıkışında onu alır ve nehre götürür. Önce istediği o sessiz alanı sunar ona ve sonra: ”Suyun, nasıl hareket ettiğini görüyor musun? Sen de öyle konuşuyorsun işte” der. Ve çocuk köpüren, girdaplanan, çalkalanan ve çarpışan nehir ile bağ kurar ve bu imge yepyeni bir dil yaratır.
Nehir Gibi Konuşurum, bir çocuğun iletişim kurmakta çektiği güçlüğü ve yalnızlığını, hem içinde hem dışında verdiği savaşı, anlaşılmaya duyduğu özlemi ve bu konuda ona en büyük desteği sunan babasının sözleriyle keşfettiği nehrin büyüsü ile değişen bakış açısını anlatan, iyileştirici bir öykü.
Kanadalı şair Jordan Scott’un yazdığı, Sydney Smith’in ustalıklı desenleriyle güçlendirdiği kitabın çevirisi Gonca Özmen tarafından yapılmış. Kırmızıkediçocuk’un bizlerle buluşturduğu Nehir Gibi Konuşurum, sınıfın arkasına saklanmak zorunda kalanların dokunaklı hikâyesi.

Kirpi Kız
“Ama insanlar…Onlarla baş etmek zordu. Ne aşırı tezahüratlarını anlayabiliyordu ne de iğneleyici cümlelerini. Siyahları çok siyahtı, beyazları çok beyaz…”
“Dostluk böyle bir şey olmalı diye düşündü Kirpi Kız. Hayatında ilk defa anlaşıldığını hissetti. Hem de hiçbir söze gerek duymadan…”
“Bir çift göz, cümle âlemi kapsar da içinde bir minik canlıya nasıl yer bulamazdı?”
Yolda çok tanıdık gelen bir kirpi gören Kil, “ninane”sinin masallarıyla çocukluğuna doğru bir yolculuğa koyuluyor ve yaşıtları sivilce çıkarırken diken çıkaran bir kızın öyküsüne götürüyor bizi. Yaşadığı ilk hayal kırıklığının ardından kalbinin üstünde çıkan ilk diken ve sonrasında canı her yandığında çıkardığı yeni dikenler, küçük dostunun yardımlarıyla onu terk ediyor ve büyütüyor.
İthaki Yayınlarının bizlerle buluşturduğu Kirpi Kız’ın yazarı Merve Yıldıran. Kitapta yer alan görsellerin tamamı yazarın kendi çektiği fotoğraflardan oluşuyor. Fotoğraflarda yer alan figürlerin her biri Merve Yıldıran’ın yetenekli ellerinde hayat bulmuş.
Güçlü ve sevgi dolu bir kız çocuğunun hayata bakış açısından ilham alacağınız, kalpleri pır pır ettirecek, sıra dışı bir hikâye Kirpi Kız. Özgürce yolunda ilerleyebilenlerin hikâyesi.

Hiçbir Şey Yapmama Günü
“Peki, şimdi tabletim olmadan ne yapacaktım? Yağmur damlaları üzerime sanki taş olmuş yağıyorlardı. Kendimi fırtınaya yakalanmış küçük bir ağaç gibi hissediyordum.”
Hiçbir Şey Yapmama Günü, ekranların hipnotize edici etkisine yetişkinlerden daha duyarlı olan çocuklarımızın ellerinden, kendilerini ve doğanın eşsiz güzelliklerini keşfetme hakkını nasıl aldığımızın hikâyesidir.
Çocuğun sıkı sıkıya sarıldığı tabletini suya düşürmesiyle birlikte hikâye; umut, sevgi ve heyecan dolu bir yolculuğa dönüşür. Çocuk; bir ağaca tırmanır, tertemiz havayı içine çeker, ağaçların dallarından süzülen yağmur damlacıklarını içer, daha önce hiç görmediği böceklerle tanışır, bir kuşla sohbet eder, en muhteşem çamur sıçrayışını yapar ve topladığı şeffaf taşların içinden dünyaya bakar. Ve ardından şu soruyu sorar kendisine: “Neden tüm bunları daha önce yapmamıştım?”
Canı oldukça sıkılmış bir halde çıktığı kapıdan içeri girdiğinde; bambaşka biridir artık. Hala bilgisayar başında olan annesi bile gözüne farklı görünür.
Beatrice Alemagna tarafından yazılan kitabın çevirisi, Rüzgâr Rumi tarafından yapılmış. Kitabın duygusunu okuyucuya en iyi şekilde aktarmayı başaran çizimler de, yine yazar Alemagna’ya ait.
Aylak Kitap Yayınlarının bizlerle buluşturduğu bu güzel hikâye vasıtasıyla, çocukların her gününün “Hiçbir Şey Yapmama Günü” tadında olmasını diliyorum.

Hadi Uç:
“Kafanızda bir soru varsa acıkmış gibi hissedersiniz.”
“Öncelikle, artık ona ”kanaryam” demeyeceğim. Kimseye ait olmadığını söyleyeceğim. Bir de çok güzel öttüğünü ve diğer kuşların da onu duymak isteyeceklerini…”
“Uçmak doğalarında varsa neden kafestedir kuşlar?”
Bu sorunun peşinden giden bir çocuğun, hepimizi adım adım kanatlandıracak hikâyesi, Hadi Uç.
Kuzucuk bir gün, Kanarya Biblo’nun neden kafeste olduğunu öğrenmek ister. ”Kanatları varsa uçması gerekmez mi?” diye sorar annesine, ancak beklediği yanıtı alamaz. Böylelikle Biblo’yu tatlı bir yolculuğa çıkarmaya karar verir. Birlikte yağmuru, rüzgârı, bir çatının altındayken hissedemeyecekleri her şeyi hissederler. Her adımda Biblo’nun kanatları özgürlüğe biraz daha açılır.
Paula Carballeira tarafından yazılmış olan Hadi Uç’un, sade çizimleri Laura von Husen’e ait.
Elma Çocuk Yayınlarının bizlerle buluşturduğu bu naif hikâyenin çevirisi Demet Uyar tarafından yapılmış.
Kanatlarımızı keşfedenlere, özene ve özgürlüğe uzatılmış incelikli bir hediye Hadi Uç.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mutlu çiftler kavga etmezler
Öyle de bir ederler ki! Çünkü etmezlerse hangi konularda anlaşabileceklerini asla bulamazlar. Hem herkes için dik durulacak, herkesin asla vazgeçmeyeceği ve sınırlarını zorlamayacağı durumlar vardır, karşı taraf tartışma olmazsa bunları nereden bilecek. Tartışmak iyi bir iletişim yöntemidir, üstelik de karşı tarafın size saygı duymasını sağlar. Biriyle sürekli aynı fikirde olamazsınız çünkü, kavga da sizin de fikirleriniz olduğunu ve onları savunmaya niyetiniz olduğunu gösterir.

Doğru insanla evlenebilirsem, hep aşık oluruz.
Biraz örnekle bunun doğru olamayacağını açıklamaya çalışalım. Hani şu bayılarak aldığınız ve gözünüz gibi baktığınız ayakkabılar var ya. Aylar geçtikçe, mevsimler rengini soldurdu, yağmur çamur yağdı, yıprandı. Artık ilk günkü gibi görünmüyor. Hala güzel evet, sadece ilk günkü gibi değil. Bu kullanılmışlık, bu eski görüntü ona bir karakter bile veriyor üstelik. Biraz kullanılmış olması onu daha konforlu ve biraz daha yıpranmaya alışkın hale getiriyor. İşte evlilik de bu. Botları asla ilk günkü gibi sevmeyeceksiniz belki ama onu kusurları arttıkça, daha fazla sevmenin yollarını bulacaksınız, kusurları da ona çok yakışacak. Kimse, o ilk bakışma anında hissettiği o duygu yoğunluğunu uzun yılların sonunda eşine yeniden hissedemez belki, ama o yıllar size yeri asla başka bir şeyle doldurulamayacak bir duygu yoğunluğu katacak. Daha köklü ve daha sade bir duygu.

Çocuklar eşten önce gelmeli çünkü onların bize ihtiyacı var
Peki yıllar geçtiğinde ve çocuklar gittiğine ne olacak? Sizi bile güç bela arayabilecek kadar meşgul bir iş yaşantıları olursa mesela? Evet, çocukların size hep çok ihtiyacı var. Evet, harika bir anne baba olmalı ve ne zaman ihtiyaçları olsa yanlarında olmalısınız. Ama bu çocuklarınızın ihtiyaçlarıyla sizin evliliğinizden beklentilerinizi yer değiştirmeniz ve evliliği komple görmezden gelebileceğiniz anlamına gelmiyor. Unutmayın ki siz birbirinize çocuklardan bile çok önce evet dediniz. Çocuklar evliliği beslemiyorsa, aranızdaki ilişkiyi güçlendiremiyorsa, çocuklar ortadan kaybolduğunda geriye pek evlilik de kalmayacaktır. Evet belki çocuklardan ayrılıp da karı-koca zaman geçirmek çok zor bir yerden sonra ama belki de evliliğiniz için yapabileceğiniz en önemli şey.

Evlilik, düpedüz iş!
Evliliği yürütmek isteyen insanlar için çaba önemli bir şey evet ama evlilik kendisi iş gibi değil. Evlilik bir bağlılık yemini, eğer bağlılığın iş olduğunu düşünüyorsanız o zaman belki öyledir. Yine de, bağlılık denilen şeyi en az evlilik kadar talep eden çok fazla şey var, hobiler, spor, meslek, bilgisayar oyunları… Hemen hemen her yetenek grubu biraz da olsa bağlılık istiyor mesela. Salsa yapmayı öğrenmeye çalıştığınız zamanlarda da her şey güllük gülistanlık değildi. Yani, en çok istenilen, en çok arzu edilen şey gibi, ne kadar koyarsanız o kadar alırsınız. Bunları yaparken de çabalamış gibi hissetmemişsinizdir, sadece yaparsınız, o kadar.

Sorunlu bir evliliği çocuklar kurtarabilir
Şimdi bu konuda dürüst olalım. Çocuklar evin neşesi, hele bebekler şahane yaratıklar, doğru. Ama bir o kadar da stresli değil mi çocuk sahibi olmak. Anne babalık dediğiniz, fiziksel, duygusal, mental, her açıdan yorucu. Böyle yorucu bir şeyin hali hazırda sorunlu olan bir şeyi kurtarmasını beklemek de çok üzücü olur. Yani bir evlilik kurtarıcısı arıyorsanız, danışmanlık desteği almak daha yerinde, bebek yapmak kurtarmayabilir.

Evliliğin en güzel yılları ilk yıllarıdır
Bunun aslında doğru olduğunu düşünebilirsiniz, ama zaman ilerledikçe bunun da pek öyle olmadığını anlıyor insan. Evliliğin ilk yıllarında insanlar birbirleriyle nasıl iletişim kuracaklarını öğrenirler, hatalı hareketlerini törpülemeyi, birbirini olduğu gibi kabul etmeyi öğrenirler. İlk yıllar olmasa insanlar birbirlerini bu kadar iyi anlamayabilirler. Bir de bu kadar yılın sonunda dönün bakın arkaya, sanki hala liseli gibi, flört gibi, ay!

Evlilik sayesinde insanlar hatalı taraflarını düzeltirler
Doğruya doğru, evlilik insanı değiştirir. Eşiniz için kendinizi tamamen farklı biri yapmak dışında kendinizde değiştirebileceğiniz çok fazla şey var. Ama bir insan ancak istediği kadar değişebilir. Kendi istediği kadar… O zaman bile yalnızca bazı şeyleri değiştirebilir. İşin özü aslında o hatalarla birlikte o insanla evlenmektir. O kısımları da sevebilmek ve kabullenebilmektir. Ne derler, iyi günde, kötü günde…

Evlenince insan artık yalnız kalamaz.
Sanırım bir yerden sonra bu bazı sebeplerden dolayı doğru olabilir. Ama eğer ki kendinize ayırdığınız o özel zamandan memnun değilseniz, evlilik de bu konuda pek işe yaramaz. Evli olduğunuz süre içerisinde, kişiler de bazen kendi yalnızlıklarını yaşamalıdır. Evliliğin içinde boğulmuş olmak yalnız kalmaktan daha kötü bir durum bile olabilir.

Evlilik yarı yarıya kendinden vazgeçmektir.
Yanlış. Evlilik tamamen kendinden vazgeçmektir. Bu yüzden genelde adil olmayan bir şeyler varmış gibi hissederiz. Eşit olmak zorunda değildir çünkü; bazen siz daha çok verirsiniz, bazen de o. Bazen bu durum dengelenir ama çok uzun sürmeyebilir bu denge. Biriyle bir arada olmak ve hayatı paylaşmak demek, tamamen fedakarlık ister. Bu böyle olmasa, zaten bağlılık denilen şey de anlamını yitirir.

Evlilik sıkıcıdır.
Bunu da yaratırsak bizler yaratırız. Hayatta sıkıcı dediğimiz her şeyde olduğu gibi. Evlilikte belki ilk “bal ayı” denilen ilk zamanlar geçtikten sonrası hafiften bir rutinleşme durumu söz konusu olabilir. Olacaktır da zaten. Ama en iyi zaman da belki bir 10 seneyi devirdikten sonrasıdır. O insanla nasıl eğleneceğinizi, nasıl güleceğinizi ve nasıl zaman geçirebileceğinizi öğrenirsiniz. Hala tartışır ama kavga etmezsiniz. Sorunlar büyümez, tam tersine küçülebilsinler diye iki taraf da olanca çabayı gösterir.

İki insanın birlikte upuzun bir hayat geçirmesi demek, çok sağlam bir bağ demek. Birlikte zaman, gözyaşı, emek harcamak demek. Bir şeyleri vermenin karşılığında bunları da almak demek. Her zaman istediğiniz ölçülerde olmayabilir bu ama olur yine de. Hayatta her şey bakış açınız üzerine ne de olsa. Eğer siz o şeyin sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız, o şey sıkıcıdır. Ve evet, eğer sizin için çöpü kimin atması gerektiği çok önemliyse, bunun kavgası da büyük bir kavga olur. Ama küçültmek isterseniz, ancak eğlenceli bir anı olur.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Cottagecore mutfak” denince ilk akla gelen tabii ki bitkiler oluyor.

Bu mutfaklarda en çok karşılaşacağınız malzeme ise ahşap olacaktır.

Açık tonların kullanılması, mutfağınızı geniş göstermek için oldukça mantıklı bir yöntem olacaktır.

Açık raflar bu mutfakların vazgeçilmezleri. Kapalı dolap kapaklarının yanında mutlaka açık raflar bulunur.

Geniş beyaz pencereler çiftlik evi havasını yakalamanız için kazanılmaz.

Kuşkusuz bu mutfakların en sevilen ve tercih edilen rengi soft yeşiller. Dilediğiniz kadar kullanın, bitkilerinizle uyumu harika olacak.

İşte diğer ilham alabileceğiniz mutfak önerileri…














Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Üniversitesi Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne ait olan arazide kurulmuş olan 19 dönümlük bahçe, aynı zamanda Türkiye’nin ilk botanik bahçesi olma özelliğini de taşıyor. 1932 yılında kurulan botanik bahçesinde bugün Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğrencileri ile Fen Fakültesi biyoloji öğrencilerine dersler veriliyor.
9 adet serasında yüzyıllık nadir bitkiler, herbaryumunda da yaklaşık 40 bin kadar bitki bulunuyor. Botanik bahçesinde canlı olarak görebileceğiniz 6000’e yakın bitki türü bulunuyor. Seralarda da farklı tropikal bölgelerden getirtilmiş, Türkiye’nin hiçbir yerinde göremeyeceğiniz 2500 kadar egzotik bitki türü var.

Bahçeyi dolaşmak ücretsiz. Detaylı bir rehberde hangi bitkiyi nerede bulabileceğinizi görüyorsunuz. Grup olarak (okul gezileri vs.) dolaşmak için belli bir ücret alınıyor, dilerseniz yine ücret karşılığında profesyonel bir rehber de size eşlik edebiliyor.
Süleymaniye Camii’ne çok yakın, İstanbul Müftülüğü binasının hemen yanında olan Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, bitki sevenler için İstanbul’un göbeğinde bir cennet!
1933 yılında üniversite reformu gerçekleştiğinde bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün daveti üzerine Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Alfred Heilbronn ve Prof. Dr. Leo Brauner tarafından 1935’te kurulan İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi, Osmanlı döneminde bu alanda Şeyhülislamlık bulunduğu gerekçesiyle Müftülüğe devredildi.
Ziyaret etmek ve detaylı bilgi almak için (0212) 455 57 00’dan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’ne ulaşabilirsiniz.

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi
Ataşehir’de TEM Otoyolu Kavşağı’nda kurulmuş olan Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi, 2002 yılından beri faaliyette. Botanik alanında bilimsel çalışmalar ve araştırmalar, bitki koleksiyonları ve çeşitli eğitimlerin de yapıldığı bahçeyi dolaşmak ücretsiz.
Otobanın ortasındaki bahçe, 1995’te Ali Gökyiğit tarafından, merhum eşi Nezahat Gökyiğit’in adına yapılmış bir hatıra parkı iken 2002 yılında bir botanik bahçesine dönüştürüldü. Şu anda halkın ziyaretine açık olan ve birbirinden farklı bitki türlerinin bir arada görülebileceği farklı bölümlerde canlı bitkiler yetiştirilip sergilenirken aynı zamanda bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak amacıyla da çeşitli faaliyetler yapılıyor.

Bitki ressamlığı ve bahçıvanlık gibi kursların yanı sıra “Şifalı Orman Bitkileri”, “Yaz Bitkileri Yetiştiriciliği” gibi tek günlük atölyeler de düzenleniyor. Ayrıca çocuklar için de doğayla yakınlaşmalarına fırsat verecek, eğitici ve eğlenceli atölyeler yapılıyor.
Ayrıntılı bilgi için: (0216) 456 44 37

Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi
Zeytinburnu Belediyesi ve Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneği’nin ortak olarak açıp idare ettiği bahçe, 2005 yılında açıldı. 700’den fazla tıbbi bitkinin yanı sıra seralarda egzotik çiçekleri ve bahçedeki çeşit çeşit ağaçları görmek de mümkün.

Bitki meraklıları için Zeytinburnu Tıbbi Bitkiler Bahçesi’ndeçeşitli etkinlikler ve kurslar da düzenleniyor. Ev tıbbı seminerleri ve kursların yanı sıra çocuklar için de çeşitli etkinlikler her yıl planlanarak duyuruluyor.
Detaylı bilgi almak için (0212) 664 41 55’i arayabilirsiniz.

Bakırköy Botanik Parkı
Mayıs 2013’te Bakırköy Belediyesi tarafından açılan Bakırköy Botanik Parkı, 96 bin metrekarelik bir alanda ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor. Bakırköy e5 üzerinde, İncirli Metrobüs durağına çok yakın. Araçla da, yaya olarak da gitmek kolay…
Park çok geniş bir alana yayıldığından içinde göletler, çocuk oyun alanları, sosyal tesis, otopark da mevcut. Özellikle hafta sonu ailece vakit geçirmek için keyifli bir bahçe.

Bitki meraklıları 11 farklı tematik bahçede yenebilir bitkilerden şifalı otlara, yüzlerce farklı çeşit bitkiyi görebilir…

Atatürk Arboretumu
Belgrad Ormanı’nın tertemiz atmosferinde bir gizli bahçe… Özellikle fotoğrafseverler için bahar aylarında bir fotoğraf cennetine dönüşen arboretum, 345 hektarlık bir alana kuruldu. Tesis, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’ne ait.
Burayı ziyaret etmek de ücretsiz, ancak 20’den fazla kişilik gruplarla gezi düzenlemek isteyenlerin kişi başı belirli bir miktarı ödemesi gerekiyor.

1982 yılına kadar çeşitli projelerle ağaçların ekildiği, yollarının düzenlendiği alan o yıl, Atatürk’ün 100. doğum günü kutlamaları nedeniyle Atatürk Arboretumu adını aldı ve o tarihten beri ağaç meraklılarına hizmet veriyor.
Detaylı bilgi için: 0212 226 19 29

Ziya Soner Çiftliği
Burası bir botanik parkı değil ama İstanbul’da bitki meraklılarının kaçırmak istemeyecekleri bir yer! Ziya Soner, orkide hevesini işe dönüştüren, yetiştirdiği orkidelerle iki kez dünya rekoru kıran bir bahçıvan.
Ziya Soner Çiftliği’nde ayrıca saksı içinde hediye satın alabileceğiniz çeşit çeşit meyve ağacı da bulunuyor. Anneler Günü gibi özel günlerde taleplerin daha çok arttığını belirten Soner, uzun yıllar yaşayacak ağaçlar hediye etme fikriyle de fark yaratıyor.

Birbirinden güzel orkide çeşitleri ve dalından tazecik meyve yiyebileceğiniz ağaçları görmek ve satın almak için, Ziya Soner Çiftliği, Ömerli-Ümraniye’de. Detaylı bilgi için 0532 484 48 44’ü arayabilirsiniz.

Baltalimanı Japon Bahçesi
Japonya’nın Yamaguchi şehri ile İstanbul, 1972’de kardeş şehir ilan edilmiş. Buna istinaden 2003 yılında inşa edilen Japon Bahçesi’nde meşhur Japon kiraz ağaçları ‘sakura’lar, göletler, heykeller ve Japonya’ya özgü çeşit çeşit bitkileri görmek mümkün.

Özellikle bahar aylarında rengarenk çiçek açan ağaçların arasında, mis gibi boğaz havası eşliğinde keyifli bir gün geçirmek için ideal.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayatımız boyunca, aile ve arkadaşlarımızla o kadar fazla zaman geçiririz ki bazen kendimizi unutabiliriz. Halbuki yalnız zaman geçirmek de oldukça önemlidir. İşte arada bir de olsa dış dünyaya kapıyı kapatıp kendi kendinize vakit geçirmenizi için 9 önemli sebep…

1- Yalnız kalmak zihninizi boşaltır
Her gün medya, arkadaşlar, iş arkadaşları ve ailemiz tarafından aşırı bilgi yükleniyoruz. Üstelik bu bitmek bilmeyen bilgi akışının hayatımızı negatif yönde nasıl etkilediğinin farkına bile varmıyoruz. Bu yüzden, arada sırada kimsenin bizi rahatsız etmeyeceği bir yer ve zamanda zihnimizdekileri gözden geçirmek ve elemek rahatlatıcı bir etkiye sahiptir.

2- Yaratıcı olmak huzur ve sessizlik gerektirir
Yalnız kaldığımızda ve özellikle bir şey üzerinde yoğunlaşmadığımızda, hayal gücü özgürlüğüne kavuşur. Bu da başka türlü yakalanması zor olan muhteşem fikirler geliştirmemizi sağlayabilir.

3- Yalnız olmak, özgüveni geliştirmeye yardımcı olur
İçgüdülerinizi dinlemek ve kendi deneyimlerinize dayanarak durumların eksi ve artı yönlerini gözden geçirmek, bir başkasının fikrine öncelik vererek davranmaktan çok daha önemlidir. Ve bunu gerçekleştirmenin tek yolu da zaman zaman diğer insanları görmezden gelmek ve kendi düşüncelerinizi dinlemekten geçer.

4- Daha bağımsız olunur
Yalnız olduğumuzda, hayal kurmak ve bu hayallere dayanan hedeflere ulaşmak için çabalamak kolaylaşır. Bu, başkalarından bağımsız kişisel gelişim için oldukça önemlidir.

5- Dünyaya bakış açısını netleştirir
Dış dünyanın sebep olduğu duygu ve endişelerden kendini izole etmek, problemlere farklı bir bakış açısı sağlamak ya da doğru kararlar vermek için uygun ortamı sağlar.

6- Yalnız geçirilen tek bir gece stres ve kaygıları azaltmaya yardımcı olacaktır
Uzun ve yoğun bir günün ardından, kendi kendinize kalmak düşüncelerinizi toparlamanız için en doğru imkandır.

7- Öncelikleri belirlemenin en iyi yolu, başkalarıyla olan sürekli iletişim içinde ufak molalar vermektir
Bizim için gerçekten neyin önemli olduğunu anlamanın en iyi yolu yalnız vakit geçirmektir. Kulaklarınızda başkalarının rekabet öncelikleri olmadan, gerçek tutkularınızı idrak edersiniz.

8- Yalnız olmak üretkenliğinizi artırmak için en iyi yoldur
Yalnız kaldığımızda, hayallerimiz ve tutkularımız üzerine yoğunlaşmamız kolaylaşır. Bu heyecan, hedef ve öncelikleri desteklemek üzere belirli eylemler içine bizi iten motivasyonu sağlar. Bizi istekli hale getirir ve bize büyük planı destekleyen şeyler yapmak için enerji verir.

9- Yalnız vakit geçirmek, ikili ilişkileri güçlendirir
İster inanın ister inanmayın, size en yakın insanlar bile sürekli ilginize ihtiyaç duymazlar. Kendimizi anlamak ve takdir etmek için zaman ayırdığımızda, başkalarını anlamak ve takdir etmek kapasitemiz de gelişir.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu hafta; Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Masal, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (6-10 Mart 2024)
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.
Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş) (Sözsüz Oyun)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Tasarımcılar, tanıtım afişleri gibi görsel ürünleri istedikleri gibi hazırlamak için yapay zeka destekli uygulamalardan faydalanabiliyorlar. Bir sanatçı, kısa sürede bir şarkı üretebilirken, avukatlık uygulamaları dava dosyalarını anında çözebiliyor. Bu uygulamalar sadece belirli alanlarla sınırlı kalmıyor; sağlık, eğitim, finans, ticaret, ulaşım ve lojistik gibi çeşitli sektörlerde de yaygın olarak kullanılıyorlar.
Akıllı telefonlardaki sesli asistanlar, otonom sürüş sistemleri, akıllı yollar ve araç içi uygulamalar, çevrim içi alışveriş sitelerindeki algoritmalar ve tıbbi görüntüleme alanında kullanılan manyetik rezonans (MR) veya röntgen gibi görüntü analizleri de yapay zeka ile gerçekleştiriliyor.

“Artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu”
Yapay zekanın geleceği hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, makine öğrenmesi, derin öğrenme ve dil işleme modellerinin bileşkesinden oluşan yapay zeka sisteminin, Türkiye’de ve dünyada giderek yaygın bir hal almaya başladığını söyledi.
Yapay zekanın Türkiye açısından son derece önemli bir noktaya doğru evrilmeye başladığını belirten Prof. Kırık,Birçok iş koluna, alana yayılmaya başladığını ifade edebiliriz. Başta medya ve eğitimde yapay zekanın çok ciddi manada kullanıldığını görüyoruz. Gerek uygulamalar aracılığıyla gerekse de yapay zeka sohbet robotları aracılığıyla artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu.dedi.
Kullanıcıların son dönemde çok daha kolay şekilde yapay zeka destekli uygulamalara ulaşma imkanına eriştiğine işaret eden Kırık, bu uygulamaların eğitim alanında başvurulan temel kaynak haline geldiğine değindi.
Prof. Dr. Kırık, bu sistemlerden alınan bilgilerin teyit ve mukayeseye muhtaç olduğuna, bu tarz bilgilerin kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine sebebiyet verebileceğine dikkati çekerek, öğrencilerin ödevlerini ve tezlerini yapay zeka uygulamaları üzerinden hazırlayabildiklerini dile getirdi.
Buradan alınan bilgilerin kıyas yapılmadan ve mukayese edilmeden bilimsel kaynaklara eklenmesi, referans gösterilmeksizin çalışmalarda kullanılmasının ciddi problemlere mahal verebildiğinin altını çizen Kırık,
Çünkü yapay zeka her zaman doğru cevabı verecek diye bir kaide yok. Unutmamamız gereken en temel nokta, var olan parametrelerin, verilerin, girdilerin sisteme eklemlenmesi ve daha sonra sorulan sorular üzerine bunların analizi esasına dayanarak cevapların sunulması söz konusu oluyor. İşte burada yanıltıcı bilginin sunulması, ciddi problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyor.diye konuştu.

Yapay zeka işsizlik ve istihdam sorununa yol açar mı
Prof. Dr. Kırık, İngiltere’de yapılan bir araştırmada, doktorların teşhis koyamadığı bir hastaya yapay zeka aracılığıyla teşhis koyulduğunu aktararak, Rusya’da yapılan bir çalışmada ise bu ülke menşeili bir yapay zeka sohbet robotunun tıpta yeterlilik sınavından yüzde 83’lük dereceyle geçtiğini, bu nedenle tıp dünyasında yapay zekanın faydalı olup olmayacağı konusunda farkı görüşlerin olduğunu söyledi.
Medya ve eğlence sektöründe de yapay zekanın kullanıldığını, uygulamalar aracılığıyla müzik bestelendiğini ve senaryo hazırlandığını aktaran Kırık, şöyle devam etti:
Bu durum bir işsizlik ve istihdam sorununu beraberinde getirebilir. Çünkü belki birçok insanın yapacağı işi sadece tek bir yapay zeka uygulaması üzerinden gerçekleştirmesinin söz konusu olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Telif davalarının artık medya aracılığıyla açılmaya başladığını da görüyoruz. Özellikle dünyanın en büyük yayın kuruluşları, yapay zeka sohbet robotlarına ciddi telif davaları açmaya başladılar. İzinsiz kullanmaları sebebiyle bu makalelerin tespiti söz konusu oldu.
Bundan sonraki süreçte, burada medya aracılığıyla var olan bilgilerin, içeriklerin yayılması söz konusu olduğu için ilgili yapay zeka sohbet robotlarına telif davaları açılmaya başlandı. Bu da gelecekte hukuki sorunlarla karşı karşıya kalmamızı sebebiyet verebilir. Avrupa Birliği (AB) Parlamentosu bu alanda çalışmalarını sıklaştırmıştı. 2025 yılından itibaren yürürlüğe girecek yapay zeka yasasını çıkarttı. Belki önümüzdeki günlerde Türkiye açısından da bu tarz yasaların çıkması kuvvetle muhtemel olabilir.
Prof. Ali Murat Kırık, yapay zekayı bir bebeğe benzeterek, gelecek yıllarda yapay zekanın büyüyeceğini, gelişeceğini ve yetişkin bir insanın sahip olduğu bütün özellikleri kendi bünyesine dahil edebileceğini anlattı.

Türkiye’de yapay zekaya yatırımlar hızla artıyor
Türkiye’nin yapay zeka konusunda geri kalır bir ülke olmadığına işaret eden Kırık, gerek devlet kurumları aracılığıyla gerekse de özel sektör girişimleriyle yapay zekaya olan yatırımların giderek artmaya başladığını, bu konuda Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) başı çektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kırık, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) gelecekte somut adımlar atabileceğini, yeni yapay zeka programlarının, lisans ve lisans üstü programların açılacağını, bütün eğitim programlarına yapay zekanın entegre edilip buna uygun bir eğitim sisteminin yer alacağını dile getirdi.
Türkiye’deki yapay zeka sohbet robotlarına dair çalışmaların da tüm hızıyla devam ettiğini belirten Kırık, şunları kaydetti:
ASELSAN ile HAVELSAN’ın bu alanda çalışmalarına şahit oluyoruz. Bununla birlikte özel sektörde Baykar’ın yerli ve milli sohbet robotunu geliştirmesi, bunu yaygınlaştıracak olmasının da ciddi bir avantaj olarak karşımıza çıkacağını ifade edebiliriz. Bunun sebebi şudur: Yerli ve milli teknolojilerin olması, doğru bilgiye ulaşabilme konusunda ciddi bir avantaj sağlayabilir.
Çünkü bildiğiniz üzere dezenformasyon, çağımızın en büyük sorunlarından bir tanesi. Bazen bu tarz sohbet robotlarının yanlı ve taraflı cevaplar verebildiğini görüyoruz, bilgi saklayabildiğine de şahit oluyoruz. Geçmişte nasıl arama motorlarını kullanıyorsak, bugün de yapay zeka sohbet robotlarını kullanmaya başlayacağız.
Orada en azından kıyas ve mukayese yapabilme şansımız söz konusuyken artık sadece soruları oraya sorarak cevapları oradan almaya başlayacağız.
O yüzden yerli ve milli yapay zeka sohbet robotlarının, uygulamalarının gelişim göstermesi oldukça önemlidir. Türkiye’de tabii ki TÜBİTAK’ın başını çektiği ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin de bu alanda yapacağı çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın aynı şekilde geliştirdiği yapay zeka zirvelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
]]>Hatipoğlu takım arkadaşlarına zehir zemberek sözlerde bulunurken, ikinci dokunulmazlık oyunu öncesi oyun alanını terk etti. Heyecan dolu yarışmadan önce çıkanlar şu şekilde:

‘TATSIZ İKİ MAĞLUBİYET ALDIK’
Poyraz, “Üç dört gündür tatsız bir hastalığa yakalandım üst solunum yolları enfeksiyonu tadında, ciğerimi ve solunumumu engelleyen, Seda da aynı hastalıktan muzdarip şu an.
Hem Seda hem ben olmayınca, ikimizde istatistikte ilk 5’te yer alan iki yarışmacı olarak takıma katkımız ortadan kalkınca tabi tatsız iki mağlubiyet aldık ama Seda ve benim olmamama rağmen son iki oyundur çok uç uca geçiyor.
O yüzden bu bir yerde takımımızın kalitesini gösteriyor.” dedi.

HAKAN HATİPOĞLU’NDAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER
Hakan Hatipoğlu, “Derler ya dünyada en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Benim şu an kaybedecek hiçbir şeyim yok. Zaten adayım, beni aday yapmışlar, şimdi onlar düşünsün.
Esas mesele şimdi başlıyor. Bugün Survivor’da bence yapmam gereken en keskin hareketlerden birini yapacağım. Kafaya taktım bunu yapacağım. Bugün ikinci dokunulmazlık oyunu günü şimdi kaybedersek bizden biri yazılacak.
Ben burada kibir abidesi Ogeday için mi mücadele edeceğim, yalan söyleyen bir Poyraz için mi ya da ayrı ayrı oynayan bir Yasin için mi?” ifadelerini kullandı.

‘İYİ BİR ENERJİYLE GİDİYORUZ’
Bozok, “Ben Hakan’ın çıkacağını biliyordum. Hakan kendi de biliyordu. Bence Hakan takımıyla iyi anlaşamıyor, bireysel olmuş, iki üç tane de kız var yanında, onlarla beraber takılıyor.
İlk dokunulmazlığı aldık. Tabi ki de iyi bir enerjiyle gidiyoruz. Fazla konuşmuyoruz bu konu hakkında, bugünü kesin alacağız gibi bir totem yapmadık.” dedi.

‘DÜNE GÖRE DAHA MOTİVEYİZ’
Hilmi Cem, “İkinci erkek dokunulmazlığına gideceğiz. Düne göre daha motiveyiz, daha neşeliyiz çünkü almış olduğumuz galibiyet var. Kazandığın zaman kazanma ruhu denir ama bu oyunda devam edecek mi, göreceğiz.” ifadelerine yer verdi.

HAKAN HATİPOĞLU OYUN ALANINI TERK ETTİ
Murat Ceylan ilk eleme adayı olması sonrasında oyuna başlamadan Hakan Hatipoğlu’na duygu ve düşüncelerini sordu. Hakan Hatipoğlu şu ifadeleri kullandı:
Bizde ne olursa olsun bir liste var koşulsuz, değişmeyen. Bence burada ağzınızda kuş tutsanız bu listenin dışına çıkamazsınız. Sevdiğim bir parkur. Burada oynamayı çok istiyorum açık söyleyeyim ama bugün ne için oynayacağım onu bilmiyorum.
Kadın haftası olsa çok istekli olurdum. Şu an önümde düello var yani burada bazı insanlar için oynamak istemiyorum açıkçası.

Hakan Hatipoğlu sözlerinden sonra Murat Ceylan’dan izin alarak oyun alanını terk etti.
DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyunu nefes kesti. Son oyunda Mavi takımdan Yağmur ve Yasin ile Kırmızı takımdan Yunus Emre ile Gizem Meriç yarıştı. Yasin ve Yağmur’un kazanmasıyla Mavi takım 12-7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi oldu.

ELEME ADAYI
Kırmızı takımda konseyde en fazla Mustafa Kemal’in ismi çıktı. Mustafa Kemal, ikinci eleme adayı oldu.
]]>Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>PINAR’IN KARDEŞİ: KADINA ATILAN TEKME VE YUMRUKLARA GÜLÜNÜYOR
Pınar Saka’nın erkek kardeşi yaşanan şiddetten dolayı insanların gülerek alay etmesi tepki gösterdi. Instagram hesabından sitem eden Hakan Saka şu ifadeleri kullandı: “Belli bir kesim hariç bütün ülke bir olmuş. Sosyal medyada etkileşim uğruna televizyonda bir kadına atılan tekmelere, yumruklara gülüyor. Sesimizi çıkarmayalım dedik ama sustukça yemediğimiz hakaret, küfür kalmadı ve sabrımız taştı. Bu konuyla eğlenen, ‘oh iyi olmuş’ diyen istisnasız herkes Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan ‘Kadına şiddeti’ şu anda alenen destekliyor.”

“Empati yapamayacak kadar insanlıktan çıktığınız bildiğim için umarım bir gün çekirdek ailenizden birisi bunu yaşar da Pınar Saka’nın ailesinin ve sevenlerinin neler hissettiğini anlarsınız. Son olarak bu durumu meşrulaştırmaya çalışan herkesin attığı twit ve yorum inceleme altına alınıyor. Yazık bu millete.”

PINAR’IN EŞİ: KÜFÜRLERİNİZİN KONUĞU BİZİZ
Pınar’ın eşi Erhan Seçkin ise “Söz her zaman sahibine aittir. Küfürlerinizin şimdilik konuğu biziz. İleride ismimizi bile düşünerek hatırlayacağınız zamanda kim bilir hangi isimler konuk olacak. Ben devlet sanatçılığına, eşim de üst düzey yöneticilik hayatına devam edecek. Ama siz çekirdek çıtlarken yine birilerine küfürler yağdıracaksınız. Sizin yapınız bu, maalesef ki bundan besleniyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SEMA, PINAR’I DÖVDÜ
Survivor’ın önceki akşam yayınlanan bölümünde Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

DİSKALİFİYE EDİLDİ
Sema için acil durum konseyi düzenleyen Acun Ilıcalı ise yarışmacının diskalifiye edildiğini duyurarak “Olayı defalarca seyredip diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk. Sonrasında da bir kanaate ulaştık. Değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan bize de çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin çok yüksek. Sen bana göre örnek bir annesin. Fevri bir olaydan bir yere varmak bence insanı yanlışa götürür. Ancak yaşanan bu olay yarışmanın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’ten ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun.
Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı.
Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap.
Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar.
İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım.
Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu.
Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler.
Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık.
Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada.
Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu ay; Masal (Yeni Oyun), Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu)(Konuk Oyun), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, İfigenya, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Rüya, Fındıkkıran, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Behçet Necatigil, Gülten Akın ve Edip Cansever Şiirleri İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğine Konuk Oluyor
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10, 24 Mart 2024 tarihlerinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Mart 2024 Programı
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)
Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar. Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
AY, CARMELA
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde,
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Ayşecan Tatari, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde,
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.
Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>İSTANBUL – Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.
Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu.
]]>Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)
MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)
Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bir önceki bölümden süre yetersiz olduğu için cezalar açıklanamamış sadece ikinci eleme adayı belli olmuştu konseyde. İkinci eleme adayı Mustafa Kemal olduktan sonra bu bölümde Acun Ilıcalı Acun Ilıcalı yarışmacıları dinledikten sonra verilecek cezaları açıkladı.
Heyecan dolu yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

PINAR YAŞADIĞI TARTIŞMAYI ANLATTI
Pınar Saka, “Bugün seçmeleri yaparken birbirimizle konuşmadan iletişim eksikliği yaşadığımız bir durum söz konusu oldu ve Mavi takımın geri almak için ölüp bittiği Nefise maalesef oyun dışı kaldı.
Kendi aramızda konuşurlarken de ben hafif olduğum için seçtim bana mı yükleniyorsunuz diye Sema söze girdi. Ben ona buradaki konumuz hafiflik ağırlık değil, burada Nefise’nin oyun dışı kalmaması gerekiyordu.
Konuşmadan çıkmayalım diyoruz bunu söylüyoruz sadece ama hafiflik konusuna giriyorsan da çokta hafif değilsin dedim. Sinirlendi, sen böyle birisinin işte, senin hakkında ben biliyorum neler konuşacağımı, neler yapacağımı gibi şeyler söyleyince konuyu orada kapattık.
Sonrasında tabi çadırımıza gittiğimiz zamanda tekrar bu konu konuşuluyordu. Kızlar da tekrar biz kendi aramızda belirleyip ona göre çıkıyoruz konusu konuşuluyordu. Ona kimse bir şey söylemediği halde bana sen kes sesini, sen işine bak, sana mı soracağım?
Tarzında yaklaşımı olunca otomatikman beni tahrik etmiş oldu. Bende ona bir şeyler söylemiş bulundum.” dedi.

SEMA KENDİNİ İFADE ETTİ
Sema Aydemir, ” Kötü bir niyetim yoktu. Nefise de biliyor zaten ben Nefise’yi dışarıda bırakmak için zaten bir hamle yapmam. Zaten Gizem’le o seçseydi olay buralara gelmiyordu. Ben bunu açıklamaya çalıştım dedim ki, kiloyu konuşmuştuk ya önce üstekinin zayıf olmasını o yüzden bende
Damla’yla yakınız diye seçtim. Sende Gizem’den az değilsin dedi. Gizem’i hem boy olarak hem de kilomuz farklı bizimle. Sonra kavga başladı, işte Hürrem Sultan dönemi bitti. Artık hiçbir şey istediğin gibi olmayacak. Lohusa kadın gibi gelmişsin, bir kurdelen eksik, zorla geldin.
Birincisi ben iki ağır ameliyat geçirdim. Zaten normalde beyaz bir insanım, beyazım diye de birsürü şey söylendi. Hiç kimseye alınmadım. Him kimseye kırılmadım. Çok iyi olduğum dönemde de hiç kimseye böyle davranmadım. Kimsenin kilosuyla nesiyle böyle kırıcı konuşmadım” ifadelerine yer verdi.

‘SENDE NE DEĞİŞİM OLDU?’
Kardeşine söylenen sözlerden sonra dayanamayıp Pınar’ın üstüne koşan Seda şu ifadeleri kullandı:
Kardeşlik bağı bu hayattaki en önemli bağdır. Ayrıca biz tek yumurta ikiziyiz. Hiç kimse benim kardeşimin fiziksel görüntüsüyle dalga geçemez, laf sokamaz. O zaman bende sorarım 3 günlük gelmiş Sema, iki ameliyat geçirdi.
Antreman yaptığı süreçte yemeğini bile yapamayan kardeşime ben baktım ama sorarım ki iki aydır sen buradasın sende ne değişim oldu? O her zaman Sema Aydemir’dir. Senin kardeşliğin nasıldır bilmem, benim kardeşliğim böyle.

HAKAN HATİPOĞLU YAŞADIKLARINI ANLATTI
Hakan Hatipoğlu, “Kötü söz için her zaman üzülüyorum söylediğim zaman ama bende çok yüksekken kendimi tutamıyorum. Bugün onu düşündüm söylediğim kavga ya da tartışma anında söylediğim laflar evet kötü söz ama içeriğinde söylediğim şeyler değil.
Belki burada ağzımdan otomatikman çıkıyor. Belki karşı tarafı kırıyor. Hasar veriyor ya bi aksiyona geçmesini sağlıyor. O kelimeyi anlamıyla söylemediğimi düşünüyorum.
Belki kendimi böyle teselli ediyorum ama o lafı içeriğiyle söylemek gibi bir amacım yok. Hiç kimseye karşı, çünkü üzülüyorum.” dedi.

‘HERKESE VİTESİM BU OLABİLİR’
Ogeday, “Önce bizi izleyenlerden kendi ailemden ve onun ailesinden özür diliyorum. Çünkü bu görüntüleri vermemiz gerekiyordu. 3.sezonumdayım bu zamana kadar hiç bu noktaya gelmedim ama eğer ki benim şahsım üzerinden benim canım kanım dediğim birisine kötü söz kullanıyorlar kimse kusura bakmasın.
Herkes için söylüyorum ve kimseye yapmayacağım için söylüyorum herkese vitesim bu olabilir” ifadeleri kullandı.

YASİN VE ATAKAN ARASINDA GERİLİM
Avatar Atakan, ‘El kol sallayarak gelirsen geri dönemeyebilirsin’ dedi. Yasin’in davranışlarına cevap verdiği için de Yasin kayıtsız kalamadı. Yasin, ‘Hayırdır nereye geri dönemiyorsun’ cevabını verdi. İkili arasında küçük çaplı bir gerilim yaşansa da tatlıya bağlandı.

ACUN ILICALI CEZALARI AÇIKLADI
Hakan’a 2 ödül, Bozok’a 2 ödül, Ogeday ve Seda’ya da fiziksel çabalarından ötürü 2 ödül ceza verildi
ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyununu Mavi takım kazandı. Kırmızı takımdan konseyde en fazla Bozok’un ismi çıktı. Hakan ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü eleme adayı Bozok oldu.
]]>Bu müjdeyi duyan yarışmacılar sevinç çığlıkları attı. Konsey’de Hakan’ın yaptığı kural ihlalini açıklayan Ilıcalı herkesi şoke etti. Hakan yaptığı bu hata ile 3 ödülden men edildi.

DOKUNULMAZLIK KIRMIZI TAKIM’IN
Survivor’da dokunulmazlık oyununda Kırmızı takım 12-6 gibi farklı bir skorla Mavi Takım’ı yendi ve ortam bir anda gerildi. Mavi Takım’daki Ogeday ile Begüm arasında oyunu kaybedince sözlü atışma yaşandı.
Ogeday, atışlarda Begüm’ün durduğu noktaya kızdı. Begüm de “Ne alakası var sen hiç hata yapmıyor musun? 2 ay oldu diyerek beni ne yerine koyuyorsun” dedi ve kısa süreli gerginlik yaşandı.
ANKETİN SONUCU BELLİ OLDU
Acun Ilıcalı sosyal sayfasından yapılan anketi açıkladı. Ankette hangi takımın güçlü olduğu sorulmuştu. Kullanılan oy sayısı 2.5 milyon. Oylamada Kırmızı Takım daha güçlü diyen seyircilerin yüzdesi 69, Mavi Takım da 31 yüzde.
Biz yine seyirciler tarafından maalesef “eşitler” belgesini alamadık. Biz yine son bir deneme yapacağız, takımları yine seyircimize sunacağız. Sonra yine başka şeyler olacak. Bu sene seyircimizi daha fazla oyunun içerisine sokacağız. Sonra sürprizler olacak.

HAKAN 3 ÖDÜLDEN MEN CEZASI ALDI
Acun Ilıcalı “iletişim ödülü daha başlamadı ama sürprizlerimiz olacak” dedi. Ilıcalı, Hakan iletişim ödülü güzel dimi diyerek imalarda bulundu. Çok oldu mu görüşmeyeli? dedi.
Hakan’ı iyice köşeye sıkıştıran Ilıcalı ” Rio’da görüştün mü?” dedi. Hakan da “denedim” dedi. Ilıcalı “Survivor’da bu bir kural bozmaktır. Kural bozmanın çeşitleri var. Yiyecek temin etmeye çalışmak, temin etmek, iletişim vb gibi.
Yarışmacı kuralları bozmaya çalışmakla ilgili girişimlerde bulunur. Başarılı olabilir veya başarısız olabilir. Bu hırsızlık değil. Bu tamamen yarışmacının aldığı risktir. Ama biz öğrenirsek de Hakan yakın olduğum yarışmacılardan biri ama bizim için burada her yarışmacı eşit.
Dolayısıyla Rio’da eşi ile iletişim kuran Hakan’a yaptırım yapmak zorundayız. Hakan’a 2 ödülden men ve ilk iletişimden men olmak üzere toplam 3 ödülden men cezası verildi.

Hakan “Zaten çocuğa iletişim kurduruyorsunuz teşekkür ediyoruz. Yanında Gizem vardı ve kısa süreli konuşma yapabildim. Zaten konuşmamın da yüzde 80’i Survivor dışıydı. Sadece Nagihan sana ne yaptı diye sordu. Hata idi benim için ama kusura bakmayın” dedi.
YARIŞMACILAR İÇİN BÜYÜK MÜJDE GELDİ
Acun Ilıcalı “Sizlere doktorlarımız ile aldığımız bir kararı duyuracağım. Bu sezon şartlarınız açlık ile ilgili çok ağır olmayacak. Bu sene oyunlarımız ve eleme sistemimiz performansa göre. Halk oylaması da yok biliyorsunuz.
Sakatlıklarla ilgili problem yaşamamak adına size doktorlar eşliğinde proteinsel takviyeler olacak. Yarışmacılar 6 saat güneşin altında bekleyerek performans sergiliyor.
Herkesin fiziksel problem yaşamaması adına zaman zaman takviyeler olacak” dedi. Bu açıklama yarışmacılar arasında sevinçle karşılandı.

SAHRA’NIN ADA’DAN AYRILMASI
Ilıcalı “Sahra kendi isteği ile ayrıldı. Survivor, 2 kere geldim rahat geçer 3 kere geldim rahat geçer yeri değil. Burada bazı problemlerin büyümesi, iletişimsizlik, bazı arkadaşlar için yıpratıcı olabiliyor. Sahra da devam edemeyeceğini söyledi ve kendi isteği ile ayrıldı” dedi.

İLK GİTME ADAYI HAKAN OLDU
Konsey’de yapılan oylamada 7 oy çıkan Hakan 1. gitme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Hakan “Takdiri ilahi, buraya performans için geldik düelloya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Kendi performansımı görüp elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi.
]]>HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>Hesabını ele geçirenlerden şikayetçi olan Sürmeli, sessizliğini bozdu. Yaşananlardan 2 yıllık sevgilisini sorumlu tutan Sürmeli, ortak banka hesaplarındaki paralarının da gittiğini söyledi.
“HESABIMDAKİ TÜM PARAYI BOŞALTINCA KÜSTÜM, GERİ ALMAK İÇİN DE BARIŞMIŞ GİBİ YAPTIM”
Gazeteci Birsen Altuntaş’a konuşan Ali Sürmeli, “Hesabımdaki paylaşımları 2 yıl boyunca sevgili olduğum bir kadın tarafından yapılmış olduğundan şüpheleniyorum. Bunu da zaten savcılığa söyledim.
Bizim ortak bir hesabımız vardı. Kasa almıştık. Oraya bütün çalışmışlığımdan elde ettiğim mal varlığımı koyduk, anahtarları ondaydı… Bütün mali mali işlerimden kendisi sorumluydu.
Kasayı boşaltınca ben de ona küstüm. Geldi sonra barıştık… Bugüne kadar elimde olan tüm mal varlığımı tekrar geri almak için barışmış gibi yaptım.
Oyuncu olduğum için, hayat bazen oyunculara çok yardım ediyor. Kasanın anahtarlarını ondan aldım. Sonra sosyal medya hesabının hesabımdan o paylaşımlar yapıldı” dedi.

“OĞLUM, YEĞENİM, MENAJERİM VE ARKADAŞLARIMLA İLGİLİ İDDİALAR ASILSIZ”
16 yıl önce tanıştığı Emine adındaki sevgilisinin gerçek adının Kader olduğunu öğrenen 64 yaşındaki usta oyuncu, “Benim üzüldüğüm bir şey var…
Etrafımda oğlum, yeğenim, menajerim arkadaşlarım kim varsa onları da suçlamış asılsız iddialarla… Psikolojimle ne oynamaya kalktı ama ben oynatmadım. Geçirdiğim beyin ameliyatından dolayı kontrollerim vardı.
Travma geçirdiğimi belirtip beni doktora götürdü. Doktor sakinleştirici verdi. O sakinleştirici beni çok sakinleştirdi. Bu da benim sınavım, bu iftiralar, hakaretler ama iyilik iyidir. Ben iyi tarafımdan vazgeçmeyeceğim.
Bir kadın kızınca neler yapabiliyor onu gördüm. Allah düşmanımın başına vermesin” şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?
Ali Sürmeli’nin dün Instagram hesabından peş peşe yapılan paylaşımlarda ortalığı karıştıracak iddialar gündeme geldi. Sürmeli’nin Instagram hesabından yapılan ilk paylaşımda “Önemli günahlarımı itiraf etmeye karar verdim, çünkü bu suçluluk duygularımla yaşamak beni kirletiyor” denildi.
Kısa bir süre sonra yeni bir paylaşım yapılarak bu sefer de Sürmeli’nin oyuncu Didem Karataş’ı kürtaj yaptırmaya zorladığı ileri sürülerek “Torunum yaşındaydı diye çocuk istemedim. Zorla hastane ebesi kız kardeşim Gülben Sürmeli tarafından kürtaj yaptırdım” ifadelerine yer verildi.
“ALINAN PARALARIN YARISI ELDEN YARISI HESABA YATIYORDU”
Yapılan bir diğer paylaşımda ise Sürmeli’nin vergi kaçırdığı iddia edilerek “Menajerim Cem Tatlıtuğ’un kız arkadaşının adına şirket üzerinden diziler ve sinema filmleri için anlaştığım ücretin yüzde 50’si resmi olarak bana geliyordu.
Kalan yüzde 50 miktar oğlum Eren Sürmeli hesabına ve elden veriliyordu” denildi.
MENAJERLİK ŞİRKETİ: HESABI HACKLENDİ
Paylaşımların kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturmasının ardından oyuncunun menajerlik şirketinden açıklama geldi. Açıklamada Ali Sürmeli’nin telefonunu kaybettiği ve Instagram hesabı hacklenerek paylaşımlar yapıldığı söylendi.
ALİ SÜRMELİ: PAYLAŞIMLAR GERÇEKLİKTEN UZAK
Paylaşımların ardından yeni bir sosyal medya hesabı açan Ali Sürmeli, ise “Dün öğlen saatlerinde sosyal medya hesabım bazı kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildi ve hesabından yanlış, gerçeklikten uzak paylaşımlar yapıldı.
Konu ile ilgili gerekli yerlere şikayetlerimizi yapmış bulunmaktayım. Ben göründüğü gibi işimdeyim, çalışıyorum. Sizden ricam bu paylaşım ve iftiralara itibar etmemeniz” demişti.
]]>Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.
Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”
Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.
– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?
“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”
Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.
– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.
-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?
“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”
Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.
-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?
“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”
Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.
– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?
“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”
Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.
– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM
Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.
– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?
“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”
Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,
Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”
Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.
“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”
Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.
– Ece ile ortak noktanız var mı?
“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”
Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.
– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?
“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”
Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.
– Yeni projeleriniz var mı?
“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”
İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.
]]>
Serhat Tekin’in “Emre Altuğ hiç değişmiyor. Nedir bunun sırrı? Bir estetiğiniz var mı?” sorusuna, Emre Altuğ ” Anne ve babamın genetiği diyebiliriz. Estetiğim yok.
İlerleyen zamanlarda belki düşünürüm ama benim bir diğer işim olan oyunculuk maalesef estetik operasyon kaldıran bir meslek değil. Doktor arkadaşım dolgu, botoks yapmak istediği zaman ‘Hayır’ diyorum. Vitamin iğneleri yapıyor bazı zamanlar. Hepsi o kadar.” cevabını verdi.
Estetik bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz
“Erkek şarkıcıların estetiklerine yapılan eleştirilere yorumunuz nedir?” sorusuna,” Kim kendini nasıl iyi hissedecekse yaptırabilir. Bu bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz.
Yargılamaya karşı bir insanım. İnsan neyi istiyorsa yaptırmakta özgürdür.” cevabını veren Emre Altuğ, estetiğe karşı olmadığını söyledi.
Çapkın değilim
Programda ‘Yalı Çapkını’ dizisinde çapkın bir karakteri canlandırıyorsunuz. Normal hayatta da çapkın mısınız? sorusuna Emre Altuğ,” Çapkın değilim. Çapkınlık yapmaya ihtiyaç duymadım çok şükür.
Yapı olarak böyle bir şeyin peşinde koşan bir adam değilim. Çapkınlık bir mesai ister. Ben böyle bir şeye dediğim gibi hiç ihtiyaç duymadım. Hayatımdan memnunum.” cevabını verdi.
Aşık olmayı zaman zaman özlüyorum
Programda Serhat Tekin’in ” Yalnız mısınız? Bir ilişkiniz yok mu?” sorusuna Emre Altuğ, ” Evet yalnızım. Bu durumu seviyorum da. Yalnız olmayı, evde yalnız vakit geçirmeyi, yalnız yemek yemeyi seviyorum. Kendimle ilgili düşünmeyi seviyorum.
Arkadaşlarımı görmek istediğimde onlarla görüşüyorum. Benim bu konuda çok bir şikayetim yok. Ama zaman zaman aşık olmayı özlediğimi söyleyebilirim. Güzel bir duygudur o. Aşkın senin yükselttiği, ayaklarını yerden kestiği, biraz gerçeklikten uzaklaştırdığı o ilk dönemi özlüyorum zaman zaman.” cevabını verdi.
Serhat Tekin’in ” Emre Altuğ aşkın hakkını verebildi mi?” sorusuna Altuğ, ” Aşık oldum mu veririm tabi ki. İyi bir aşığımdır.” cevabını verdi.
Mert Ramazan Demir kardeşim gibi
Serhat Tekin’in ” “Yalı Çapkını” dizisinde oğlunuzu oynayan Mert Ramazan Demir ile normal hayatta görüşüyor musunuz?” sorusuna ” Evet görüşüyoruz. Biz çok güleriz.
Mert benim çok küçüğüm, kardeşim gibi oldu. Hayata bakış açıları yakın insanlarız. Sette de çok eğleniyoruz.” cevabını veren Emre Altuğ, ekibin kendisini sahnede sık sık izlemeye geldiğini söyledi.
Dışarıda olmayı artık sevmiyorum
Serhat Tekin’in “Biraz asosyallik var mı sizde?” sorusuna Emre Altuğ, ” Son yıllarda var. Sıkıldım. Çok dışarı çıktık, gezdik, eğlendik. Son yıllarda sahnede olmadığım zamanlar dışarıda olmayı sevmiyorum.
Kalabalıklar içerisinde olmayı çok sevmiyorum. Yakın arkadaşlarımla yemek yemeyi, sohbet etmeyi tabii ki çok seviyorum ama eskisi gibi çıkalım eğlenelim coşalım gibi bir duygu yok içimde.
Herhalde yaşımın ve doymuşluğun getirdiği bir durum var. Dışarısı çok değişmiyor. Hatta bizim zamanımızda daha keyifliydi.” cevabını verdi.
Şevket Altuğ babam değil
Programda ” Hakkınızda dolaşan şehir efsanesi var mı?” sorusuna Emre Altuğ, ” Bence en büyük şehir efsanelerinden biri Şevket Altuğ’un oğlu olduğumdur.
Hatta bir seferinde radyocu bir arkadaş o kadar emindi ki oğlu olduğumdan, değilim dememe rağmen benden nüfus cüzdanımı görmek istemişti. Kendisine ” Ben bir diş hekiminin oğluyum. Babamın adı Tuncer Altuğ.
Şevket Altuğ’un oğlu olmak da eminim çok güzel bir duygu olurdu ama babamdan memnunum.” demiştim.” cevabını verdi.
Çıplaklıktan çekinen bir adam değilim
Serhat Tekin’in son çıkardığınız ” “Ne Ala” şarkısının video klibinde üstsüz olmanız bazı kişilerce eleştirildi. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Emre Altuğ,” Ben çıplaklığı seven bir adamım. Çıplaklıktan çekinen biri değilim. Kaldı ki o klipteki bir çıplaklık da değil. Bir saflık ifadesi anlatmak için yapılan imajinasyondu. Ben bugüne kadar sağdan soldan gelen bu tip eleştirileri çok takmadım biliyorsun. ” cevabını verdi.
]]>Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Oyuncu kadrosuna da değinen Oğuz, “Onlar beni seçti. İnandılar bana. Beraber yürüdük.” ifadelerini kullandı.
Yapımda Fenerbahçe’nin kurucu üyesi ve efsane kaptanı Galip Bey’i oynayan Kubilay Aka, gurur duydukları bir iş yaptıklarını söyleyerek, “Fenerbahçe takımı 100 yılı aşkındır kötü hiçbir şeye bulaşmamış ve Atatürk’ün izinden gitmiş bir takım. Gururla setteydim, oradaydım. İyi ki de oradaydım. Ağabeylerimle bütün arkadaşlarımla çok eğlendik. Hem çekerken bizim eğlendiğimiz hem de gerçekten saygı duyduğumuz bir iş oldu. O yüzden güzel, unuttuğumuz duygularla baş başa kalacağımızı düşünüyorum, izlerken.” diye konuştu.
– “Kariyerimde manevi değeri en yüksek iş”
Fenerbahçe başkanı rolünü üstlenen Nejat İşler, filmin renginin sarı lacivert olduğunu vurgularken, tek bir sahnede yer aldığını kaydeden Birce Akalay ise “Tek bir sahne ama umarım hakkını verebilmişimdir.” dedi.
Oyuncu Yiğit Özşener de kariyerinde manevi değeri en yüksek iş olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bir memlekette çok özel şeyler yapacak, çok büyük başarılara imza atacak, çok farklı insanlar bulunabilir ama önemli olan onunla beraber yürüyebilecek, aynı yöne bakabilecek, onunla koşabilecek insanları bulabilmek. Bu bir Mustafa Kemal filmi değil, Mustafa Kemallerin filmi. Dolayısıyla filmi seyrettikçe Mustafa Kemalleri, kurtarıcı beklemeyenleri, kendisini kurtarıcı kabul eden, kendisinde o gücü bulan insanları göreceksiniz.”
Oyuncu Timuçin Esen de güzel bir ekiple çalıştıklarını aktararak, “Güzeldi bu filmin içinde yer almak, bir Fenerbahçeli olarak özellikle, başka bir değeri var. Güzel bir film çıktığını düşünüyor, ümit ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vera” karakterini canlandıran oyuncu Gonca Vuslateri, çok kıymetli bir hikayede çok kıymetli bir rolü kendisine verdiği için yönetmen Abdullah Oğuz’a teşekkür etti.
– “Biz sahada yapalım işimizi”
Fenerbahçeli futbolcu İrfan Can Kahveci, hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerini anlatan filmin galasında olduklarını belirterek, “Biz de çok heyecanlıyız. Çok özel oyuncular var kadroda, bazıları da arkadaşlarımız. Onlar olunca ayrı bir heyecanlıyız. Bütün detayları izlemek için sabırsızlanıyoruz. Kubilay Aka’yla sürekli konuşuyoruz. Nejat abimiz de sürekli maçlara geliyor. Kulübümüzün ve ülkemizin en önemli olaylarından birisini izlemek için geldik.” diye konuştu.
Kendisi için futbol oynamanın önemine değinen Kahveci, Çaykur Rizespor maçına işaret ederek, “Biz sahada yapalım işimizi. Önümüzdeki her maçı kazanmak istiyoruz. Sahaya çıkıp elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da hayırlı olsun temennisinde bulunarak, “Filmi heyecanla ve merakla bekliyorum. Güzel bir film olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’te oynadıkları müsabakalardan başarıyla çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yaz mevsiminde yapılacak olimpiyatlarda altın madalya kazanması durumunda filminin çekilip çekilmeyeceği yönündeki soru üzerine Üstündağ, şunları aktardı:
“Bizim belgeselimiz çekiliyor. Her yıl çıtanın nereye çıktığını görüyoruz. Bu belgeseli yaptık. Olimpiyatlarda altın madalya gelirse, hiçbir ülkeye nasip olmayan, Avrupa Şampiyonluğu, Milletler Ligi şampiyonluğu, namağlup olimpiyat elemeleri şampiyonluğu kazanılmış olacak. Böyle bir durumda film neden çekilmesin, tabii ki çekilir. (Filmde) Ben oynamam. Ben sahada dahi oynamadığıma göre, filmde de oynamam. Sizin gibi merakla bekler ve seyrederim.”
– “Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor”
Fenerbahçe Kulübü Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe Kulübü Eski Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de filmi heyecanla beklediğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe’nin kuruluşu, ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu zor şartlar, Çanakkale savaşları, ardından Kurtuluş Savaşı… O dönemde futbolcular askere alınarak savaşa katıldı. Anadolu’ya silah kaçırdılar. Sonra da Harington Kupası’nı kazanarak ülkemize sevinç kattılar. Lozan müzakereleri sırasında, bu galibiyet oradaki heyete büyük moral verdi. Bu film Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor.”
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışına da değinen Küçük, “Lig yarışında Fenerbahçe inşallah ipi göğüsleyecek. Temennimiz o.” dedi.
Fenerbahçe Eski Yöneticisi ve Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran ise “Burada olmak da böyle bir filmin yapılmış olması da gurur verici. Hep beraber keyifle izleyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarıyla ilgili Saran Holding’in ihaleyi alıp almayacağına dair yöneltilen, “Yayın haklarını almak istiyor musunuz?” sorusuna ise Saran, “İnşallah. Onu sonra konuşalım. Bu gece Fenerbahçe gecesi.” cevabını verdi.
Saran, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un haziran ayında gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda aday olmayacağını açıklaması üzerine kendisinin Fenerbahçe başkanlığına adaylığıyla ilgili olarak “Ali Bey, Divan Kurulu’nda gerekeni söyledi. Bu gece film için buradayız.” diye konuştu.
Galaya katılanlar arasında Ali Koç’un yanı sıra Fenerbahçeli yöneticiler, sporcular ve ünlü oyuncular da yer aldı.
– Film hakkında
“Zaferin Rengi”, 1919’da işgal altındaki İstanbul’da düşman kuvvetlerine karşı örgütlenerek Anadolu’da başlatılan direnişin hikayesini, General Harington Kupası etrafında kurgulayarak beyazperdeye taşıyor.
Yarın vizyona girecek filmde Kubilay Aka, Gülper Özdemir, Nejat İşler, Timuçin Esen, Yiğit Özşener, Gonca Vuslateri, Yılmaz Adam Bayraktar ve Birce Akalay rol aldı.
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bu hafta; Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi? (Yeni Oyun), Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Geçit, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Çingene Boksör, Zehir, Rüya, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bir Gün Ayakkabımın Teki adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 11 Şubat 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (7-11 Şubat 2024)
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ?(Yeni Oyun)
Polonya’nın başkenti Varşova 1 Eylül 1939 yılında işgal edildiğinde, Varşova Tiyatrosu’ndaki oyuncular; Hitler’in önderliğinde işgalci Nazi’lere, savaşa karşı tiyatro mesleği ile destansı bir direnişe başlarlar. Hayatlarını yok sayarak, bağımsızlıklarını yeniden kazanmak için mücadele ederler. Başarısız oldukları anda Polonya’nın başkenti Varşova’da direnişin beli kırılacak, savaş kaybedilecek, ülke bağımsızlığı son bulacak, Nazi’lere teslim olacaklardır.
Kara komedi tarzındaki oyunda; 1974’te Kıbrıs’ta savaşı yaşamak zorunda kalan Hüseyin Köroğlu rejisi ile savaşlara uzaktan nasıl tanıklık ettiğimizin ve barışın ne kadar kıymetli olduğunun aynasını tutuyor bize. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Necdet Berk Bacdar, Baran Yusuf Polat rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 10 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde,
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Yaşanan gerilimin ardından gözler Acun Ilıcalı’nın alacağı karara çevrildi. Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması merak uyandırdı. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışması 2024 Survivor All Star’da tansiyon düşmüyor. Mavi ve kırmızı takım arasında kıran kırana mücadele devam ederken, zaman zaman yarışmacılar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Son olarak 6 Şubat Salı akşamı yayınlanan Survivor 27. Bölümde gerilim tavan yaptı. Konseyde yaşanan Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası gündeme bomba gibi düştü. Bazı sosyal medya kullanıcıları Nagihan’ın diskalifiye olacağını iddia ederken gözler ise Acun Ilıcalı açıklamasına çevrildi.
Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması dikkat çekti. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE İDDİASI GÜNDEMDE!
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışma programı Survivor 2024 All Star, 6 Şubat 2024 Salı akşamı 27. bölümüyle izleyici karşısına çıktı.
Yeni bölümde haftanın son dokunulmazlık oyunu oynandı. Oyun alanında yarışmacılar arasında tansiyon bir an olsun düşmedi. Aleyna ve Nefise tartışması ortamın gerilmesine neden oldu.
Bu tartışmaya Nagihan’ın da dahil olmasıyla sosyal medyada şoke eden bir iddia ortaya atıldı. Bazı sosyal medya hesapları tarafından Survivor Nagihan’ın diskalifiye olduğu öne sürüldü.
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE Mİ OLDU, ELENDİ Mİ?
Tansiyonun bir an olsun düşmediği dokunulmazlık oyunu sonrası kırmızı takım yarışmacıları ada konseyinde bir araya geldi.
Nefise, Aleyna ve Nagihan arasındaki gerilim konseyde de devam etti. Nagihan, Aleyna’yı itince Acun Ilıcalı, adeta çileden çıktı.
Nagihan’ın bu tavrına aşırı öfkelenen Ilıcalı, sert sözler sarf etti:
“Sizin hakkınızda kimse konuşamaz mı? Her gün olay çıkarıyorsunuz kız ağlayarak gitti şimdi. Siz ne istiyorsunuz? Sizinle program çekemeyecek miyiz?
Aleyna’ya yaptığını doğru mu? Kaos mu istiyorsunuz, kendinizden başka bir şeyi düşünemiyor musunuz? Hakaret etmeden hayat yok mu? Herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın.”
Survivor All Star’da nefes kesen mücadeleyi Mavi Takım kazandı. Belinden sakatlık geçiren Ogeday, son oyunda da acılar içinde kalarak takımına dokunulmazlığı getiren galibiyeti aldı. Mavi Takım, 12-9 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığı kazandı.

Mavi Takım’ın dokunulmazlık sembolü Ogeday’a verildi. Kısa bir konuşma yapan Ogeday “Birinci oyunda Özgür abi ile havuza girme sahnesinde belim terse döndü. Biraz sıcağı sıcağına fark etmedim ama her ara verilişlerde daha da kötü oldum ama belli etmek istemedim.
Son eşleşmelerde de takımın yanında olmak istedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama sonuç olarak bugün kazandık. Belimin ağrısı umarım geçer. Ben kazanmadım, biz kazandık. Mavi Takım çok yaşa” dedi.

Konsey’de konuşma yapan Acun Ilıcalı “Survivor’da çizginin aşıldığı durumlar artmaya başladı. Ciddi uyarılar yapıyoruz. Bazı durumlarda bizim de ummadığımız yerlere gidiyor olaylar. Bugünkü oyun alanında Mustafa Kemal ben oynamıyorum, gereği neyse yapın, ben böyle şeyin içinde olmak istemiyorum.
Olayın Nagihan ve Nefise bölümü de var. Seyircilerin de rahatsız olacağı, tehdit içeren bölümleri, görmelerini istemediğimiz bir çok olayı yayınlamadık. Devamında Nefise ve Nagihan gerilimi oldu. İkisi de yaptıkları şeyin olmaması gerektiğini düşünerek oyuna döndüler.
Mustafa Kemal, Survivor’un konsepti olan bir konuya, ben böyle şeye gelmem, yaptırmam, bırakıyorum yarışmıyorum, hadi bakalım… Biz bunu görmedik hiç. Biz burada en az 20 yarışmacıya başka zaman alırız diyerek sizi davet ettik. ‘Adayım ben oynamıyorum’ diyerek olayı başka yere taşıyorsun.
Özgür de aday oldu aslan gibi savaştı. Öbür tarafta Yaman aday o da hayal kırıklığı yaşadı. Şimdi kaybeden bir Kırmızı Takım, tam anlamıyla çok büyük problemler içerisinde. Tam toparlanır derken, takım yeni krizlerle buluştu” dedi.
NAGİHAN İLE ALEYNA ARASINDA BÜYÜK GERİLİM
Nagihan “Bütün erkekleri dolduruyorsun” dediği Aleyna “Neyi dolduruyorum, takımı ilk satan sensin” dedi. Nagihan Yunus Emre’ye de yükseldi ve Aleyna’yı göstererek “Sen bunun gazıyla her şeyi yapıyorsun” dedi
. Aleyna da tepki gösterince Nagihan “Ya sus be sus, sarı yılan” diyerek Aleyna’yı sert bir şekilde itti.
Kırmızı Takım’da Nagihan’ın Aleyna hakkında söyledikleri ortalığı karıştırdı. Nagihan “O kadın zehirledi sizi. Önce Sercan’ı sonra Yunus Emre’yi.
Sercan akıllandı, kenara çekti arabasını. Adam akıllı, zeki bir adam” diyerek Kırmızı Takım’da gülüşmeler yaşandı.

ACUN ILICALI RESMEN ÇILDIRDI SANDALYEYİ DEVİRDİ
Acun Ilıcalı “Bu kıza yaptıklarınız oldu mu şimdi? Kahkahalar atıyorsunuz, yarışmacı bir kızı ağlattınız. Durun diyorum duramıyorsunuz. Hepimize yazıklar olsun. Böyle bir şey olur mu ya. Oy kullanırken kızı itiyorsun.
Bu programda sizin hakkınızda kimse konuşmayacak mı? Siz ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz. Her gün olay çıkartıyorsunuz. Kız ağlayarak gitti şimdi. Ne istiyorsunuz, kavga mı kaos mu ne istiyorsunuz” diyerek sandalyeyi devirdi.
Ilıcalı “Rahat durulamıyor mu bu programda ne battı size. Kendinizden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bana onu dediler bana bunu dediler… Normal duramıyor musunuz? Hakaret etmeden bir hayat yok mu?
Tamam abi herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın” dedi ve programı yarıda kesti. Böylelikle dördüncü eleme adayı da belirlenemedi.

Büyük olayların yaşandığı gecede Nagihan’ın elenip elenmeyeceği merak konusu oldu.
]]>
Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.
Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.
Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.
Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>Bugün ise bu yan dizilerden biri olan ve yakın zamanda seyirciye sunulacak “The Walking Dead: The Ones Who Live” için dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Görünen o ki yapımcı şirket AMC, kesenin ağzını açmış…
Not: Haberin devamında spoiler bulunmaktadır.
The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesi dikkat çekti!
The Walking Dead izleyicilerinin bileceği üzere ana karakterler Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira), dizinin son sezonlarına doğru kadrodan ayrıldı. Serinin yaratıcıları ise Grimes efsanesinin böyle bitmesini istemediler. Bu doğrultuda önce bir sinema filmi planlandı, ancak proje iptal edildi.
Hayranların umutları tam sönmüşken The Walking Dead: The Ones Who Live dizisi üzerinde çalışılmaya başlandı. Aradan bir süre geçtikten sonra Grimes hikayesini devam ettirecek bu yapım için bir tarih açıklandı.
Uzun bir süre boyunca birbirinden ayrı kalan Rick Grimes ve Michonne’un birbirlerini bulma çabalarını anlatacak The Walking Dead: The Ones Who Live için geri sayım başlamışken, diziye ayrılan bütçe ortaya çıktı. Miktar, sosyal medyada çok konuşuldu.
Mr and Mrs Smith dizi olarak ekrana dönüyor!
New Jersey Ekonomik Kalkınma Kurumu tarafından paylaşılan bilgilere göre AMC, The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinin ilk sezonu için 82 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu da bölüm başına 13.7 milyon dolara denk geliyor. Burada çok dikkat çeken bir nokta var.
Ana dizi The Walking Dead’in bölüm başı ortalama bütçesi 3 milyon dolardı. Yani yan dizinin bütçesi, ana dizinin dört katından daha fazla. Sosyal medyada tartışma konusu olan nokta da tam olarak burası. Öte yandan The Walking Dead evreninde geçen diğer yan dizi olan The Walking Dead: Dead City’nin toplam bütçesi ise 72 milyon dolardı.
Buna göre The Walking Dead: The Ones Who Live, sadece ana ve diğer yan yapımları değil, bütün dizileri de geride bırakarak şimdiye kadarki en yüksek bütçeli zombi dizisi olma unvanını eline aldı.
Bütçe neden bu kadar yüksek?
Aslına bakacak olursak The Walking Dead: The Ones Who Live’ın bütçesini dünyanın en popüler dizileri ile karşılaştırdığımızda pek de yüksek olmadığını görebiliriz. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin her bölümü için 58 milyon dolar, Stranger Things 4. sezonundaki bölümler içinse 30 milyon dolar bütçe ayrılmıştı.
Tabii bu The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesinin az olduğu anlamına gelmiyor. Karşılaştırma yapıldığında yanlarında küçük kalsa da yine de yüksek bir miktardan söz ediyoruz.
Bütçenin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi, oyuncu maaşları. Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira) karakterlerine ciddi miktarda maaş ödemesi yapılıyor. Öte yandan enflasyon, prodüksiyon masrafları ve reklamlar da bütçeyi artıran etmenler arasında yer alıyor.
The Walking Dead: The Ones Who Live, 25 Şubat’ta seyirciye sunulacak. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Diziden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>Ersoy, “”Çalışanlarına eski televizyonunu vermiş sonra da ‘Siz bunu benden çaldınız’ diye insanlardan şikayetçi olmuş. Benim de mücevherlerim çalınmıştı. O yüzden de karakolda karşılaştık.
İçerideki bir odadan inleme sesleri geldiğini duyunca ne olduğunu sordum. Bütün çalışanları falakaya çekmişler. Zeki Müren acımasız bir insandı. Bunu kimse bilmez ama beni kıskançlığından öldü.
36 tane hap kullanıyordu normalde ama öldüğü hiç ilaçlarını almamış.” dedi.
ZEKİ MÜREN’İN KUZENİ ONEDİO.COM’A KONUŞTU
Onedio.com ise Ersoy’un iddialarının ardından Zeki Müren’in kuzeni Özlem Güner’e ulaştı. Bülent Ersoy’un ismini geçirmek istemediğini söyleyen Özlem Güner kendisinden “o kişi” diyerek bahsetmeyi tercih etti.
Bugüne değin Zeki Müren’le ilgili övgü dolu açıklamaları olan Bülent Ersoy’un aniden bu açıklamaları yapmasının sebebi olarak ise yapay zeka projesi “Parla”yı gösterdi.
“PARLA KISKANÇLIĞI BU”
“Ancak Zeki Müren’in ismini kullanarak gündeme gelebiliyor” diyen Özlem Güner, “‘Parla’ kıskançlığı bu. Dayım yattığı yerden ortalığı yıktığı için kıskançlığından deliren o kişidir.
Zeki Müren kendisini daima perdelediği için karalamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Zeki Müren ve Bülent Ersoy’un beraber fotoğrafları öne sürülerek aralarında iyi bir ilişki varmış gibi lanse edilmesine karşı çıkan Özlem Güner, yalnızca üç kez ve mecburen bir araya geldiklerini söyledi.
“İki kez Altın Kelebek’te bir araya geldiler. Basının isteğiyle mecburen yan yana getirildiler Altın Kelebek’te ikisi de ödül aldığı için” dedi.
Üçüncü olarak da Bülent Ersoy ve Zeki Müren’in tarihe geçen dudak dudağa fotoğrafının çekildiği günden bahsederek o günün detaylarını paylaştı.
Zeki Müren’in yakın arkadaşı Nigar Uluerer’in doğum gününde kendisine bir emrivaki yaptığını ve o öpüşme fotoğrafının da o gün ortaya çıktığını açıklayan Özlem Güner, “Kendisi iyi niyetle yapmaya çalıştı belki ama iyi dosta yapılabilecek çok nezaketsiz bir hareketti.
Zeki dayıma söylemeden kendi doğum gününde, Zeki dayımı onur konuğu olarak kendi çalıştığı gazinoya davet etti. ve aynı gece o kişiyi de (Bülent Ersoy) getirip öpüşme fotoğrafının tuzağını kurdular.
O fotoğraf, ona çok büyük bir avantaj kazandırdı. Araları çok iyiymiş gibi gözüktü. Bırakın arkadaşlığı bir araya geldikleri görülmüş bir şey değildi. Zeki dayım onu hiçbir zaman hayatına almadı, o iyi kalpli insanları severdi” açıklamasında bulundu.
Bülent Ersoy’un Zeki Müren’in çalışanlarını falakaya çektiği iddiasını sorduğumuzda ise o dönem Zeki Müren’in avukatı olan emekli cumhuriyet savcısı 96 yaşındaki babası Turhan Olgaç ile arasında geçen konuşmadan bahsetti.
Zeki Müren’in çalışanlarıyla anlaşmazlık yaşadığı gün avukatı olarak orada olan Turhan Olgaç, şiddet bir yana azarlama gibi bir durum bile yaşanmadığını, Zeki Müren’le beraber masada oturup konuştuklarını dile getiriyor ses kaydında.
Ayrıca Bülent Ersoy’un sahnede kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden saz üstadı Şükrü Tunar hakkındaki “Zeki Müren bilerek yaptı” iddiasına da değinen Özlem Güner, “Burada resmen katil ithamı var. Şükrü Tunar çok büyük bir saz üstadıdır ki Zeki dayım çok değer verirdi saz üstadlarına.
Onları çok ayrı tutardı, bizi de öyle yetiştirdi” diyerek Bülent Ersoy’un olayı farklı yerlere getirerek çarpıttığını dile getirdi.
Safiye Soyman hakkında da konuşan Özlem Güner, ” Bursa’daki evimize gelip Zeki Müren’i göklere çıkaran bir kadındır. Neyin ne olduğunu biliyor ama o cesareti gösteremedi.” diyerek Safiye Soyman’ın sessiz kalmasına şaşırdığını söyledi.
Bunların yanı sıra; DurakMedya’da yer alan habere göre ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un Zeki Müren hakkında sözleri mahkemelik oluyor. Sanat güneşinin yeğeni Sevtuğ Olgaç’ın Ersoy’un yaptığı açıklamaları yargıya taşıyacağı öğrenildi.
Sanatçının aziz hatırasına saygısızlık yapıldığı gerekçesiyle Bülent Ersoy’a maddi manevi tazminat davası açılacak.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>





